<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>önem | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/onem/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/onem</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Apr 2026 17:53:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>önem | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/onem</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kardeşlerin ayrılması duygusal güvenliği riske atıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kardeslerin-ayrilmasi-duygusal-guvenligi-riske-atiyor-625778</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Apr 2026 17:53:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[atıyor]]></category>
		<category><![CDATA[ayrı]]></category>
		<category><![CDATA[ayrılması]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[güvenliği]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[kardeşler]]></category>
		<category><![CDATA[kardeşlerin]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[riske]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625778</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, 10 Nisan Uluslararası Kardeşler Günü kapsamında boşanma veya ayrılık durumunda kardeşlerin ayrı büyümesinin çocukların duygusal güvenliği, psikolojik dayanıklılığı ve sosyal gelişimi üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kardeslerin-ayrilmasi-duygusal-guvenligi-riske-atiyor-625778">Kardeşlerin ayrılması duygusal güvenliği riske atıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, 10 Nisan Uluslararası Kardeşler Günü kapsamında boşanma veya ayrılık durumunda kardeşlerin ayrı büyümesinin çocukların duygusal güvenliği, psikolojik dayanıklılığı ve sosyal gelişimi üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Kardeşlerin ayrılması, duygusal güvenliklerini zedeliyor!</strong></p>
<p>Boşanma sürecinin çocuk için önemli bir kayıp ve yeniden uyum gerektiren bir durum olduğunu ifade eden Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Bu süreçte kardeşlerin de birbirinden ayrılması, çocuğun ‘güvenli alanlarından’ birinin daha kaybı anlamına gelir.” dedi.</p>
<p>Kardeşlerin çoğu zaman çocuk için yalnızca bir aile üyesi değil, aynı zamanda bir duygusal destek kaynağı olduğunu aktaran Tunçel, “Bu bağın kopması; yalnızlık, terk edilme hissi, kaygı ve öfke gibi duyguların yoğunlaşmasına neden olabilir. Uzun vadede bu durum, çocuğun ilişkilerde süreklilik ve güven algısını zedeleyebilir. Özellikle erken yaşlarda yaşanan bu tür ayrılıklar, bağlanma örüntülerini etkileyerek daha kaygılı veya kaçıngan bağlanma stillerinin gelişmesine zemin hazırlayabilir. Çocuk, ‘yakın olduğum insanlar bir gün gider’ şeklinde bir inanç geliştirebilir. Bu da ileriki yaşlarda arkadaşlık ve romantik ilişkilerde mesafe koyma ya da aşırı bağımlı olma gibi uç davranışlara yol açabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kardeşlerin birlikte kalabilmesi, çocuğun psikolojik dayanıklılığı açısından koruyucu bir faktör!</strong></p>
<p>Kardeş ilişkisinin, çocuğun sosyal ve duygusal gelişimi için benzersiz bir alan olduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Çocuklar kardeşleriyle birlikteyken paylaşmayı, çatışma çözmeyi, empati kurmayı ve duygularını düzenlemeyi öğrenirler. Aynı zamanda kardeşler, özellikle zor zamanlarda birbirleri için ‘tanıdık ve güvenli bir liman’ işlevi görür.” dedi.</p>
<p>Birlikte büyüyen kardeşler arasında oluşan ortak anıların, kimlik gelişimini desteklediğini ve aidiyet duygusunu güçlendirdiğini kaydeden Tunçel, “Bu bağ, çocukların stresle başa çıkma becerilerini artırır ve yalnızlık hissini azaltır. Dolayısıyla kardeşlerin birlikte kalabilmesi, çocuğun psikolojik dayanıklılığı açısından koruyucu bir faktör olarak değerlendirilebilir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Temas eksikliği, kardeşler arasında duygusal mesafeyi artırır! </strong></p>
<p>Ayrı büyüyen kardeşler arasında zamanla duygusal uzaklaşma veya yabancılaşma görülebildiğine değinen Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Düzenli temas ve ortak yaşantı eksikliği, kardeşler arasında zamanla duygusal mesafenin artmasına neden olabilir. Özellikle küçük yaşlarda ayrılan kardeşler, birbirlerini yeterince tanıyamayabilir ve ilişki yüzeysel kalabilir.” dedi.</p>
<p>Bunu önlemek için ebeveynlerin bilinçli bir çaba göstermesinin çok önemli olduğunu vurgulayan Tunçel, “Düzenli görüşmeler, ortak etkinlikler, tatiller ve mümkünse rutin bir iletişim planı oluşturulmalı. Günümüzde dijital iletişim araçları da bu bağı desteklemek için kullanılabilir. Ancak burada önemli olan sadece temas sıklığı değil, temasın niteliğidir yani çocukların birlikte kaliteli zaman geçirebilmesi gerekir. Ayrıca ebeveynlerin kardeş ilişkisini destekleyici bir dil kullanması ve taraf tutmaktan kaçınması da kritik rol oynar.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Kardeşler birlikte kalmalı veya bağlarının desteklenmesine önem verilmeli!</strong></p>
<p>Ayrılığın etkisinin çocuğun bireysel özelliklerine göre değişkenlik gösterdiğini de sözlerine ekleyen Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, şunları söyledi:</p>
<p>“Küçük çocuklar ayrılığı daha somut bir kayıp olarak yaşarken, ergenler bunu daha karmaşık duygularla (öfke, suçluluk, sadakat çatışması) deneyimleyebilir. Erken çocukluk döneminde yaşanan ayrılıklar, bağlanma üzerinde daha derin etkiler bırakabilir.</p>
<p>Cinsiyet tek başına belirleyici değildir; ancak toplumsal roller nedeniyle bazı çocuklar duygularını ifade etmekte daha zorlanabilir veya daha fazla içselleştirebilir.</p>
<p>Daha hassas, içe dönük veya kaygıya yatkın çocuklar ayrılıktan daha fazla etkilenebilir. Daha esnek ve sosyal çocuklar ise destekleyici çevre varsa daha kolay uyum sağlayabilir.</p>
<p>Sonuç olarak, kardeşlerin ayrılması her çocuk için aynı etkiyi yaratmaz; ancak genel olarak bu durum, çocuğun duygusal güvenliği üzerinde risk oluşturur. Bu nedenle mümkün olan durumlarda kardeşlerin birlikte kalması, mümkün değilse de bağlarının aktif şekilde desteklenmesi büyük önem taşır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kardeslerin-ayrilmasi-duygusal-guvenligi-riske-atiyor-625778">Kardeşlerin ayrılması duygusal güvenliği riske atıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu hastalıkta gülmek, hapşırmak hatta yürümek bile işkence!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bu-hastalikta-gulmek-hapsirmak-hatta-yurumek-bile-iskence-625345</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Apr 2026 08:49:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[doğum]]></category>
		<category><![CDATA[gülmek]]></category>
		<category><![CDATA[hapşırmak]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkta]]></category>
		<category><![CDATA[hatta]]></category>
		<category><![CDATA[İdrar Kaçırma]]></category>
		<category><![CDATA[işkence]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[mesane]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<category><![CDATA[yürümek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625345</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadın hastalıklarında en sık görülen ama çoğunlukla ‘utanıldığı’ için en az konuşulan sorunların başında idrar kaçırma geliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-hastalikta-gulmek-hapsirmak-hatta-yurumek-bile-iskence-625345">Bu hastalıkta gülmek, hapşırmak hatta yürümek bile işkence!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadın hastalıklarında en sık görülen ama çoğunlukla ‘utanıldığı’ için en az konuşulan sorunların başında idrar kaçırma geliyor. <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Ecem Eren</strong> “Ülkemizde her 3 kadından biri idrar kaçırma sorunu yaşıyor ancak doktora söylemekten çekiniyor. Bir çoğu da ‘doğum yaptım, normaldir’, ‘yaş aldım artık olur’ diye düşünerek sorunu baştan kabulleniyor. Oysa idrar kaçırma yaygın olsa da normal değildir ve tedavisi mümkündür” diyor. </p>
<p>İdrar kaçırmanın sadece fiziksel bir problem olmadığını, günlük yaşamı kabusa çevirebildiğini vurgulayan Dr. Eren; bu sorunu yaşayan kadınların özgüveninin hızla azaldığını, spor yapmaktan, uzun yolculuklara çıkmaktan, sosyal ortamlara girmekten hatta hapşırmaktan ve gülmekten bile çekindiklerini belirtiyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Ecem Eren utandıran hastalığın 6 temel nedenini ve en en yeni tedavi yöntemlerini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p><strong>Menopoz ve yaş</strong></p>
<p>Menopozla birlikte vücutta östrojen hormonunun azalması, mesane ve idrar yolunu destekleyen dokuların zayıflamasına yol açabiliyor. Yaş ilerledikçe kas gücünde ve doku elastikiyetinde görülen azalma da bu durumu kolaylaştırabiliyor. Bu nedenle menopoz dönemindeki kadınlarda mesane kontrolünü sağlamak zorlaşabiliyor. </p>
<p><strong>Fazla kilo</strong></p>
<p>Aşırı kilo, karın içi basıncını artırarak mesane üzerinde sürekli bir baskı oluşturabiliyor. Bu baskı özellikle gülme, hapşırma, öksürme veya egzersiz sırasında mesane kontrolünü zorlaştırabiliyor. Dr. Ecem Eren, kilo kontrolünün, bu sorunun önlenmesi ve hafifletilmesinde önemli bir rol oynadığını belirtiyor. </p>
<p><strong>Doğum yapmış olmak </strong></p>
<p>Sadece normal doğum yapmak değil, gebelik de tek başına riski artırabiliyor. Pelvik taban kasları ve bağ dokular önemli ölçüde gerileyebiliyor. Bu bölgede oluşan gevşeme mesane ve idrar kanalını destekleyen yapıları zayıflatabiliyor. Zor doğumlar geçirmek de ilerleyen yıllarda bu sorunun ortaya çıkma riskini artırabiliyor. Doğum sırasında pelvik taban kasları ve destek dokular zarar görebilir. Sadece vajinal doğum yapmak değil, gebe kalmış olmak tek başına dahi riski artırıyor.</p>
<p><strong>Kronik öksürük veya kabızlık</strong></p>
<p>Uzun süre devam eden öksürük atakları ya da sürekli ıkınmaya neden olan kabızlık, pelvik taban kasları üzerinde tekrar eden bir basınç oluşturabiliyor. Bu durum zamanla kasların dayanıklılığını azaltarak mesane kontrolünün zayıflamasına neden olabiliyor. </p>
<p><strong>Pelvik taban kaslarının zayıflaması</strong></p>
<p>Mesaneyi ve idrar yolunu destekleyen pelvik taban kasları zamanla zayıfladığında mesane kontrolü de olumsuz etkilenebiliyor. Dr. Ecem Eren “Hareketsiz yaşam, gebelikler, hormonal değişiklikler, yaşlanma veya bazı cerrahiler bu kasların gücünü azaltabilir. Düzenli pelvik taban egzersizleri kasları güçlendirerek şikayetlerin azalmasına yardımcı olabilir” diyor. </p>
<p><strong>Diyabet (şeker hastalığı) ve enfeksiyonlar </strong></p>
<p>Diyabet (şeker hastalığı) sinir sistemini etkileyerek mesanenin çalışma düzenini bozabiliyor. Ayrıca sık görülen idrar yolu enfeksiyonları da mesane hassasiyetini artırarak kontrol sorunlarına yol açabiliyor. Bu nedenle diyabetin iyi kontrol edilmesi ve enfeksiyonların zamanında tedavi edilmesi büyük önem taşıyor. </p>
<p><strong>xxxxx Kutu Bilgisi xxxxxx</strong></p>
<p><strong>Farklı tedavi seçenekleri var!</strong></p>
<p><strong>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Ecem Eren</strong>, idrar kaçırma sorununa karşı günümüzde farklı tedavi seçenekleri olduğunu, yani idrar kaçırmanın kader olmadığını belirterek şöyle konuşuyor: “Pelvik taban egzersizleri ve bazı ilaç tedavileri birçok hastada fayda sağlayabiliyor. Uygun hastalarda lazer uygulamaları veya destekleyici dolgu yöntemleri de tercih edilebiliyor. Daha ileri durumlarda ise küçük cerrahi girişimler ile mesaneyi destekleyen yapılar güçlendirilebiliyor ve oldukça başarılı sonuçlar alınabiliyor. İdrar kaçırma kadınların sessizce katlanması gereken bir durum değil. Yaygın olabilir ama normal değildir ve çoğu zaman tedavi edilebilir. Bu yüzden kadınların utanmadan bu konuyu dile getirmesi ve bir uzmana başvurması çok önemli. Bazen doğru soruyu sormak bile çözümün ilk adımı olabilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-hastalikta-gulmek-hapsirmak-hatta-yurumek-bile-iskence-625345">Bu hastalıkta gülmek, hapşırmak hatta yürümek bile işkence!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fazla tuz, mide kanseri riskini artırabiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/fazla-tuz-mide-kanseri-riskini-artirabiliyor-624990</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Apr 2026 12:08:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artırabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[fazla]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[mide]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[tuz]]></category>
		<category><![CDATA[Tuz Tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624990</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Gastroenteroloji ve Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, aşırı tuz tüketiminin mideye verdiği zararlar ile özellikle diğer risk faktörleriyle birlikte kanser riskinin artmasına etkisi hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fazla-tuz-mide-kanseri-riskini-artirabiliyor-624990">Fazla tuz, mide kanseri riskini artırabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Gastroenteroloji ve<strong> </strong>Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, aşırı tuz tüketiminin mideye verdiği zararlar ile özellikle diğer risk faktörleriyle birlikte kanser riskinin artmasına etkisi hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Fazla tuz tüketimi kanser gelişimi için uygun bir zemin hazırlayabilir! </strong></p>
<p>Aşırı tuz tüketiminin doğrudan kansere neden olmasa da, mide sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yaratarak mide kanseri riskini artırabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Yüksek tuz alımı, mideyi koruyan mukozal tabakayı tahriş eder ve zamanla zayıflatır. Bu durum, mideyi zararlı maddelere ve enfeksiyonlara karşı daha savunmasız hale getirir.” dedi.</p>
<p>Sürekli tahriş olan mide yüzeyinin, adeta zımpara kağıdıyla aşındırılmış gibi hassaslaşacağını ve bunun da iltihaplanma süreçlerini tetikleyebileceğini ifade eden Prof. Dr. Atamer, “Bilimsel çalışmalar, aşırı tuz tüketiminin mide kanseri ile ilişkili olduğunu gösteriyor. Özellikle turşu, konserve ve yüksek tuz içeren fermente gıdaların sık tüketildiği toplumlarda mide kanseri oranlarının daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Bu durumun önemli nedenlerinden biri, mide kanseriyle ilişkili bir bakteri olan Helikobakter pylori’nin yüksek tuzlu ortamda daha kolay çoğalabilmesidir. Tuz, bu bakterinin mide duvarına verdiği zararı artırarak kanser gelişimi için uygun bir zemin hazırlayabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Sigara ve alkol kullanımıyla birlikte yüksek tuz tüketimi kanser riskini artırabilir! </strong></p>
<p>Tuz tüketiminin diğer risk faktörleriyle birleşmesinin de tehlikeyi büyüttüğüne vurgu yapan Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Sigara ve alkol kullanımı, mide zarını zayıflatarak tuzun olumsuz etkilerini artırır ve birlikte değerlendirildiğinde kanser riskini daha da yükseltebilir.” dedi.</p>
<p>Günlük tuz tüketimi konusunda dikkatli olunması büyük önem taşıdığı uyarısını yapan Prof. Dr. Atamer, “Genel olarak günlük sodyum alımının 2.300 miligramı aşmaması önerilir. Ancak çocuklar, hipertansiyon hastaları ve böbrek hastalığı bulunan bireyler için bu miktarın daha da düşük olması gerekir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Dengeli tuz tüketimi sağlığı korur! </strong></p>
<p>Modern beslenme alışkanlıklarında ‘gizli tuz’un önemli bir sorun olduğunun altını çizen Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Cipsler, hazır çorbalar, şarküteri ürünleri, dondurulmuş yemekler ve hatta bazı ekmek çeşitleri beklenenden çok daha fazla sodyum içerebilir. Örneğin, bir porsiyon konserve çorba 800 miligramdan fazla sodyum içerebilir; bu da günlük önerilen miktarın önemli bir kısmını tek başına karşılayabilir.” dedi.</p>
<p>Tuz tüketimini azaltmanın, lezzetten ödün vermek anlamına gelmediği değerlendirmesini yapan Prof. Dr. Atamer, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Yemeklerde sarımsak, kırmızı biber, kekik gibi baharatlar ve limon gibi turunçgiller kullanılarak daha zengin ve dengeli tatlar elde edilebilir. Ayrıca alışveriş yaparken ürün etiketlerindeki sodyum oranını kontrol etmek ve ‘az tuzlu’ ibaresi bulunan ürünleri tercih etmek sağlıklı bir yaklaşım olacaktır.</p>
<p>Özellikle kalp hastalığı, hipertansiyon ve kronik böbrek hastalığı olan bireyler için tuz tüketimi daha kritik bir konudur. Fazla tuz alımı, bu hastalıkların seyrini olumsuz etkileyebilir ve komplikasyon riskini artırabilir. Bu nedenle dengeli ve kontrollü bir tuz tüketimi, hem mide sağlığını korumak hem de genel sağlığı desteklemek açısından büyük önem taşır.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fazla-tuz-mide-kanseri-riskini-artirabiliyor-624990">Fazla tuz, mide kanseri riskini artırabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gece sütüyle uyutma alışkanlığı çocukların diş sağlığını riske atabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gece-sutuyle-uyutma-aliskanligi-cocuklarin-dis-sagligini-riske-atabilir-624622</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2026 11:43:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağız]]></category>
		<category><![CDATA[alışkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[çürük]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[koruyucu]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[süt]]></category>
		<category><![CDATA[sütüyle]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[uyutma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624622</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimi Doç. Dr. Barış Karabulut, çocukların ağız ve diş sağlığını korumak için pedodonti uygulamalarının önemi, erken muayene, koruyucu tedbirler ve doğru alışkanlıkların kazanılmasının gerekliliği hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gece-sutuyle-uyutma-aliskanligi-cocuklarin-dis-sagligini-riske-atabilir-624622">Gece sütüyle uyutma alışkanlığı çocukların diş sağlığını riske atabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimi Doç. Dr. Barış Karabulut, çocukların ağız ve diş sağlığını korumak için pedodonti uygulamalarının önemi, erken muayene, koruyucu tedbirler ve doğru alışkanlıkların kazanılmasının gerekliliği hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Koruyucu diş hekimliği ile çürükler ve anomaliler önlenir!</strong></p>
<p>Pedodonti, yani çocuk diş hekimliğinin, bebeklikten ergenlik dönemine kadar çocukların ağız ve diş sağlığıyla ilgilenen bir uzmanlık alanı olduğunu aktaran Doç. Dr. Barış Karabulut, “Bu süreç, aslında anne karnında başlar. Hamilelik döneminde anneye verilen eğitimlerle temeller atılır ve bebeğin ilk dişinin çıkmasıyla birlikte düzenli muayene süreci başlar.” dedi.</p>
<p>Pedodonti uzmanlarının temel hedeflerinden birinin, çocuklarda diş hekimi korkusu oluşmadan, güvenli ve olumlu bir deneyim sağlamak olduğuna vurgu yapan Doç. Dr. Karabulut, “Bu sayede çocukların diş hekimi ziyaretlerini bir alışkanlık haline getirmeleri ve ağız-diş sağlığını yaşam boyu korumaları amaçlanır. Aynı zamanda koruyucu diş hekimliği uygulamalarıyla, çürükler ve olası anomaliler oluşmadan önce önlem alınır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Süt dişleri, geçici olmalarına rağmen son derece önemli bir role sahip! </strong></p>
<p>Koruyucu diş hekimliği uygulamaları kapsamda fissür örtücü ve flor uygulamaları gibi işlemler yapıldığı bilgisini veren Doç. Dr. Barış Karabulut, “Erken çocukluk çağı çürükleri tespit edilerek gerekli durumlarda dolgu veya kanal tedavisiyle dişler restore edilir. Ayrıca dişlerde oluşabilecek çapraşıklıklar erken dönemde belirlenerek ileride oluşabilecek ortodontik sorunların önüne geçilir.” dedi.</p>
<p>Çocukların ilk diş muayenesinin, ilk diş çıkar çıkmaz ya da en geç bir yaş civarında yapılmasının önerildiğine değinen Doç. Dr. Karabulut, şunları söyledi:</p>
<p>“Bu erken tanışma, çocuğun diş hekimine alışmasını kolaylaştırırken, ailelerin de doğru beslenme ve ağız bakımı konusunda bilinçlenmesini sağlar.</p>
<p>Süt dişleri, sanıldığının aksine geçici olmalarına rağmen son derece önemli bir role sahiptir. Çocukların sağlıklı beslenmesi, düzgün konuşabilmesi ve estetik açıdan kendine güven geliştirebilmesi için süt dişlerinin korunması gerekir. Ayrıca süt dişleri, kalıcı dişler için rehber görevi görür. Erken kayıplar, hem fiziksel hem de psikolojik sorunlara yol açabilir.”</p>
<p><strong>Beslenme sonrası ağız temizliği ihmal edilmemeli! </strong></p>
<p>Erken yaşta yapılan düzenli kontrollerin, diş çürüklerinin başlangıç aşamasında tespit edilmesini sağladığını yineleyen Doç. Dr. Barış Karabulut, “Böylece daha basit ve ağrısız yöntemlerle tedavi mümkün olur, ileri aşamalarda gerekebilecek kanal tedavisi veya genel anestezi gibi uygulamaların önüne geçilebilir.” dedi.</p>
<p>Bebeklik döneminde ağız temizliğinin de büyük önem taşıdığına dikkat çeken Doç. Dr. Karabulut, “Dişler çıkmaya başladıktan sonra, her beslenme sonrası diş yüzeyinde kalan süt mutlaka temizlenmelidir. Bu temizlik başlangıçta nemli bir bez veya tülbentle yapılabilir, ilerleyen dönemde ise parmak fırçaları kullanılabilir. Ayrıca bebeklerin memede ya da biberonla uyutulmaması ve beslenme sonrası ağız temizliğinin ihmal edilmemesi önerilir. Parmak emme ve uzun süreli emzik kullanımı gibi alışkanlıklar, 2-3 yaşından sonra devam ettiğinde diş ve çene yapısında bozulmalara yol açabilir. Bu nedenle bu alışkanlıkların kademeli olarak ve çocuğu zorlamadan bırakılması önemlidir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Pedodonti, tedaviden çok koruyucu bir yaklaşım! </strong></p>
<p>Çocuklarda diş gıcırdatmanın, özellikle diş sürme dönemlerinde geçici olarak normal kabul edilebileceğini aktaran Doç. Dr. Barış Karabulut, “Ancak bu durum uzun süreli ve yoğun şekilde devam ediyorsa, dişlere ve çene eklemine zarar verebileceğinden mutlaka değerlendirilmelidir. Gerekli durumlarda koruyucu plaklar, psikolojik destek veya medikal tedavi seçenekleri gündeme gelebilir.” dedi.</p>
<p>Gece sütüyle uyutma alışkanlığının da diş sağlığı açısından riskli olduğunu ifade eden Doç. Dr. Karabulut, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Anne sütü ya da biberonla verilen süt, diş yüzeyinde uzun süre kaldığında çürük oluşumuna zemin hazırlar. Özellikle uyku sırasında tükürük akışının azalması bu riski artırır. Bu nedenle beslenme sonrası dişlerin temizlenmesi ve biberon kullanımının mümkün olan en erken dönemde bırakılması önerilir.</p>
<p>Sonuç olarak pedodonti, sadece mevcut sorunların tedavi edildiği bir alan değil; aynı zamanda çocukların ağız ve diş sağlığını korumaya yönelik önleyici yaklaşımların merkezinde yer alan önemli bir bilim dalıdır. Erken yaşta kazanılan doğru alışkanlıklar, sağlıklı bir ağız yapısının temelini oluşturur.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gece-sutuyle-uyutma-aliskanligi-cocuklarin-dis-sagligini-riske-atabilir-624622">Gece sütüyle uyutma alışkanlığı çocukların diş sağlığını riske atabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir, yapay zekâ ile yatırım ve kalkınma atağında</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmir-yapay-zeka-ile-yatirim-ve-kalkinma-ataginda-624526</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2026 07:13:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[atağında]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[dayanışma]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kalkınma]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624526</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kentin rekabet gücünü artırmak ve yeni iş alanları yaratmak için kurulan Yapay Zekâ Konseyi, kamu, özel sektör ve akademiyi aynı masada buluşturdu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-yapay-zeka-ile-yatirim-ve-kalkinma-ataginda-624526">İzmir, yapay zekâ ile yatırım ve kalkınma atağında</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kentin rekabet gücünü artırmak ve yeni iş alanları yaratmak için kurulan Yapay Zekâ Konseyi, kamu, özel sektör ve akademiyi aynı masada buluşturdu. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Yapay Zeka Konseyi’nin ilk toplantısında kurumlar arası iş birliğinin önemine dikkat çekerek “Yatırım için çaba gösteren, yeni iş alanları oluşturmak ve şehrin refahını artırmak için uğraşan herkes bizim için çok değerli. Çok daha iyi işler yapabiliriz. Bundan sonra iş birliği ve dayanışma içinde çalışalım” dedi. </p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın öncülüğünde kurulan Yapay Zeka Konseyi’nin ilk toplantısı İzQ Girişimcilik Merkezi’nde yapıldı. Kent yönetiminde veri temelli karar alma süreçlerini güçlendirmek, teknolojik dönüşümü kamusal fayda doğrultusunda yönlendirmek ve yerel yönetim kapasitesini artırmak amacıyla kurulan konseyin ilk buluşmasına İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay başkanlık yaptı. Toplantı kamu, özel sektör ve akademiyi bir araya getirdi.</p>
<p><strong>“Bir artı bir normalde ikidir, bir araya geldiğimizde üç ediyor”</strong></p>
<p>Farklı alanlarda iş birliklerini güçlendirmek amacıyla önemli adımlar attıklarını belirten Başkan Dr. Cemil Tugay, kentte ortak aklı büyütecek konseyler oluşturduklarını ifade etti. Bu konseylerin, insanların birbirine katkı sunduğu, üretimin ve dayanışmanın güçlendiği yapılar olmasının büyük önem taşıdığını vurgulayan Tugay, “Kentte bireysel çaba ve birikim yüksek ama bu potansiyel parçalı kaldığında kentin kalkınmasına yeterince yansımıyor. Farklı alanlarda bir araya gelmeli, birlikte düşünmeli ve ‘daha iyisini nasıl yapabiliriz’ sorusuna yanıt aramalıyız. Çünkü birlikte hareket ettiğimizde ortaya çıkan güç, tekil çabaların toplamından çok daha fazlası oluyor” dedi.</p>
<p>Zeytin Konseyi’nin bu anlayışın somut bir örneği olduğunu dile getiren Tugay, İzmir’in zeytin üretiminde güçlü bir potansiyele sahip olmasına rağmen, markalaşma ve pazarlama konusunda istenilen seviyeye ulaşılamadığını söyledi. Bunun en önemli nedeninin üreticilerin birbirinden kopuk hareket etmesi olduğunu belirten Tugay, stratejik bir yol haritası ile üretimden kaliteye, markalaşmadan pazarlamaya kadar tüm süreçlerin birlikte ele alınması gerektiğini ifade etti.</p>
<p><strong>“Samimi bir iş birliği ve dayanışma içinde olalım”</strong></p>
<p>Toplantının gündemine ilişkin konuşan Başkan Tugay, “Bugün sadece yapay zekayı değil dijital uygulamaların hepsini konuşabiliriz. Yapay zeka bugün dijital uygulamaların en üst noktası gibi görünüyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde yapay zeka birimi oluşturduk. Kendi uygulamalarımızda yapay zekayı nasıl daha fazla kullanabiliriz diye çalışıyoruz. Bir Dijital Deneyim Merkezi oluşturduk. Burasını eğitim merkezi olarak düzenledik” dedi. Konseyden ilk beklentinin bir durum tespiti olduğunu söyleyen Tugay, “Yapay zekayı İzmir’de kimler kullanıyor, yapay zekayı geliştirmek için neler yapılıyor? Önce bunları konuşalım. İzmir’in bir bütün olarak bu alanda kendini ileriye taşımasını istiyoruz. Mümkünse yapay zeka alanında var olmuş bir şehir haline dönüşmesi için çalışmamız gerekiyor. İzmir’in en çok kalkınmaya ihtiyacı var. Yatırımlar istenen seviyede değil. Oysa İzmir, kent kimliği güçlü bir şehir. Biraz daha dayanışma içinde olursak bunu başarabiliriz” diye konuştu.</p>
<p>Düzenli olarak bir araya gelmenin önemine değinen Başkan Tugay, şöyle konuştu: “Belediye, bu şehrin tüm insanlarının ve kurumlarının belediyesidir. Buradaki her başarı, hepimizin gururu olur. Yatırım için çaba gösteren, şehri geliştiren, yeni iş alanları oluşturan ve kentin refahını artırmak için çalışan herkes bizim için çok değerlidir. Çok daha iyi işler yapabiliriz. Bundan sonra da birlikte olalım; samimi bir iş birliği ve dayanışma içinde hareket edelim. Hep birlikte nereye gittiğimizi, neyi ne kadar değiştirebildiğimizi görelim.”</p>
<p><strong>“Yapay zeka bu dönüşüme katkı sağlar”</strong></p>
<p>İzmir’e ilişkin bir hayalini de paylaşan Tugay, “Eğer İzmir, bu alanda aktif ve güçlü bir ekosisteme dönüşürse, yapay zekâ dünyasının önemli partner şehirlerinden biri olabilir. Burada bir altyapı oluşturma ve kenti bir çekim merkezine dönüştürme çabası olduğunu biliyorum. İzmir zaten çok cazip bir şehir; pek çok insanın yatırım yapmak ve yaşamak isteyeceği bir yer. Bu süreci doğru yönetebilirsek çok daha fazla insanı buraya çekebiliriz. Yapay zekâ da bu dönüşüme en büyük katkıyı sağlayacak alanlardan biri” diye konuştu.</p>
<p><strong>Eylem üreten yapılar</strong></p>
<p>İzmir Planlama Ajansı Başkanı Prof. Dr. Koray Velibeyoğlu, İzmir’de yapay zeka ve inovasyon alanında önemli girişimler olmasına rağmen parçalı hareket edildiğini ve bu nedenle yeterli etki üretilemediğini vurguladı. İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu (İEKKK) büyesinde İZPA desteği ile kurulan Misyon Laboratuvarı (M-Lab) ve İzmir Kentsel Çözümler Laboratuvarı (İZKÇL) gibi arayüz mekanizmalarıyla kamu, özel sektör ve üniversitelerin birlikte çalıştığı, konseylerin ise yalnızca danışma değil, eylem üreten yapılara dönüştüğü bir sistem kurulması gerektiğini ifade etti</p>
<p><strong>Konseyin işlevi ve önemi</strong></p>
<p>Konsey, yapay zeka ve veri teknolojilerinin kentsel politika üretimi, hizmet sunumu ve planlama süreçlerine entegrasyonunu ele alarak bu alanda ortaya çıkan fırsatları değerlendirmeyi ve riskleri yönetmeyi hedefliyor. Konsey, farklı disiplinlerden uzmanları bir araya getirerek yapay zekanın kent ölçeğinde nasıl kullanılabileceğine dair stratejik öneriler üretmeyi amaçlıyor. Üretilen önerilerin politika belgelerine, eylem planlarına ve uygulama süreçlerine aktarılması hedefleniyor. Yapay Zeka Konseyi, yalnızca teknolojik çözümler geliştiren bir yapı değil teknolojinin toplumsal etkilerini gözeten, kapsayıcı ve etik bir dijital dönüşüm perspektifi geliştiren bir danışma ve üretim platformu olarak konumlanıyor.</p>
<p><strong>Masada kimler var?</strong></p>
<p>Buluşmada şu kurumlar temsil edildi: EBSO, İZTO, İZSİAD, ESİAD, EGİFED, İTB, EİB, Ekonomi Üniversitesi, Yaşar Üniversitesi, İzmir İnovasyon ve Teknoloji AŞ, İzmir Büyükşehir Belediyesi Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı, İZPA, HubX, Vestel, YABİSAK, EFSORA/İYTE.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-yapay-zeka-ile-yatirim-ve-kalkinma-ataginda-624526">İzmir, yapay zekâ ile yatırım ve kalkınma atağında</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Acar&#8217;ın kaleme aldığı &#8220;Kocaeli Kandıra Halk Kültürü Kitabı&#8221; tanıtıldı; &#8220;Manavların&#8221; kültür hafızası bu kitapta toplandı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/acarin-kaleme-aldigi-kocaeli-kandira-halk-kulturu-kitabi-tanitildi-manavlarin-kultur-hafizasi-bu-kitapta-toplandi-624453</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Apr 2026 12:28:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[acar]]></category>
		<category><![CDATA[aldığı]]></category>
		<category><![CDATA[eser]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hafız]]></category>
		<category><![CDATA[halk]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[kaleme]]></category>
		<category><![CDATA[kandıra]]></category>
		<category><![CDATA[kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[yüz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624453</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve Kocaeli Yerel Kültür Platformu iş birliğinde hayata geçen Kocaeli Yerel Kültür Müzesi, Kocaeli Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kenan Acar’ın kaleme aldığı “Kocaeli Kandıra Halk Kültürü” adlı eserin tanıtımına ev sahipliği yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/acarin-kaleme-aldigi-kocaeli-kandira-halk-kulturu-kitabi-tanitildi-manavlarin-kultur-hafizasi-bu-kitapta-toplandi-624453">Acar&#8217;ın kaleme aldığı &#8220;Kocaeli Kandıra Halk Kültürü Kitabı&#8221; tanıtıldı; &#8220;Manavların&#8221; kültür hafızası bu kitapta toplandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve Kocaeli Yerel Kültür Platformu iş birliğinde hayata geçen Kocaeli Yerel Kültür Müzesi, Kocaeli Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kenan Acar’ın kaleme aldığı “Kocaeli Kandıra Halk Kültürü” adlı eserin tanıtımına ev sahipliği yaptı. Eser, “Manav” olarak adlandırılan yerleşik Türk toplumunun kültürel birikimini çeşitli yönleriyle ele alıyor.</p>
<p><b>YEREL KÜLTÜR GELECEĞE AKTARILIYOR</b><br />Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı ile Kocaeli Yerel Kültür Platformu iş birliğinde düzenlenen program, şehrin önemli kültürel mekânlarından biri olan Portakal Hafız Konağı’ndaki Kocaeli Yerel Kültür Müzesi’nde gerçekleştirildi. Tanıtım programına protokol üyeleri, akademisyenler ve çok sayıda davetli katıldı. “Kocaeli Kandıra Halk Kültürü” adlı kitap, Kandıra başta olmak üzere İzmit, Derince, Körfez ve Gebze gibi ilçelerde yaşayan ve “Manav” olarak adlandırılan yerleşik Türk toplumunun kültürel birikimini çeşitli yönleriyle ele alıyor. Sohbet üslubuyla kaleme alınan ve akademik verilerle desteklenen eser, hem sözlü kültür hem de günlük yaşam pratiklerini okuyucuya aktarıyor.<b> </b></p>
<p><b>BU ESERDE YOK YOK</b><br />İki bölümden oluşan kitabın “Kandıra’da Eski Hayat” başlıklı ilk bölümünde, geçmişteki yaşam tarzı, gelenekler ve gündelik hayat detayları anlatılıyor. “Kandıra Halk Kültürü Sözlüğü” başlıklı ikinci bölümde ise günümüzde unutulmaya yüz tutmuş yüzlerce yerel kelime, örnekleriyle birlikte açıklanıyor. Kitapta köy yaşamı, evlerin mimari özellikleri, yöresel yiyecek ve içecekler, düğün, bayram, sünnet ve cenaze gibi özel günlere ilişkin gelenekler, tarımsal faaliyetler, çocuk ve yetişkin oyunları, halk hekimliği uygulamaları, lakaplar, hitap şekilleri, atasözleri, deyimler, beddualar ve türküler gibi pek çok unsur ayrıntılı şekilde ele alınıyor. Ayrıca Kurtuluş Savaşı öncesinde işgal yıllarını yaşamış kişilerin hatıralarına da yer veriliyor.</p>
<p><b>“ŞEHİR HAFIZASINI KORUMAK ÖNCELİĞİMİZ”</b><br />Programda konuşan Doç. Dr. Kenan Acar, eserin temel amacının yerel kültürü kayıt altına almak ve gelecek nesillere aktarmak olduğunu belirtti. Kitabı kaleme alma süreçlerini ve kitapta yer alan konular hakkında kısa bilgilendirmeler yapan Acar, kitabın hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkürlerini iletti.</p>
<p><b>“BU ESER KOCAELİ İÇİN ÖNEMLİ BİR KAYNAK”</b><br />Kocaeli Yerel Kültür Platformu Başkanı Dr. Metin Şentürk ise sözlü ve yazılı kültür çalışmalarının önemine dikkat çekerek, “Kocaeli Kandıra Halk Kültürü” adlı eserin bu alanda önemli bir kaynak olduğunu ifade etti.  Platform Başkanı Dr. Metin Şentürk, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Kocaeli Üniversitesi, Kocaeli Yerel Kültür Platformu birlikteliğinde Dr. Kenan Acar danışmanlığında yürütülen akademik ve saha çalışmaları devam eden “Kocaeli Manav Ağzı” sözlük kitabının şehir kültürü, hafızası adına önem arz eden çalışmalar arasında yer alacağını, yerel kelimeler ile katkı sunmak isteyenlerin Kocaeli Yerel Kültür Müzesi ile iletişime geçebileceği bilgisini verdi. Kocaeli İl Kültür ve Turizm Müdürü Fatih Taşdelen, kitabın Kandıra’da eski hayat ve dil kullanımı ile ilgili bilgilerin aktarılması adına önem arz ettiğine dikkat çekerek, Doç. Dr. Kenan Acar’a teşekkürlerini iletti.<b> </b></p>
<p><b>“ŞEHRİN KÜLTÜREL ZENGİNLİKLERİNİ YAŞATACAĞIZ”</b><br />Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Berna Abiş, şehir hafızasının korunmasına yönelik çalışmaların kaleme alınarak şehir hafızasına kazandırılmasının önemine vurgu yaptı. Kocaeli Yerel Kültür Müzesi’nde unutulmaya yüz tutmuş değerlerin gelecek kuşaklara aktarılması adına yürütülen proje ve çalışmaların devam edeceğini belirten Abiş, “Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve Kocaeli Yerel Kültür Platformu iş birliğinde şehrin kültürel zenginliklerini yaşatacağız” dedi.</p>
<p><b>MÜZE ZENGİN BİR İÇERİK SUNUYOR</b></p>
<p>Kocaeli Yerel Kültür Müzesi, şehrin unutulmaya yüz tutmuş değerlerini yeniden gün yüzüne çıkarıyor. Manavların Kocaeli’ye yerleşimi, ketenin yolculuğu ve motiflerin dili gibi bölümleriyle zengin bir içerik sunan müze, Portakal Hafız Konağı’nda hizmet veriyor. Müze, pazartesi hariç haftanın 6 günü 09.00-17.30 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor. Ayrıntılı bilgi almak ve projelere katkı sunmak isteyenler, 0262 331 23 73 numaralı telefonu arayabilir.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/acarin-kaleme-aldigi-kocaeli-kandira-halk-kulturu-kitabi-tanitildi-manavlarin-kultur-hafizasi-bu-kitapta-toplandi-624453">Acar&#8217;ın kaleme aldığı &#8220;Kocaeli Kandıra Halk Kültürü Kitabı&#8221; tanıtıldı; &#8220;Manavların&#8221; kültür hafızası bu kitapta toplandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Güner Çankaya&#8217;daki &#8216;730 Günü&#8217;nü Anlattı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-guner-cankayadaki-730-gununu-anlatti-623933</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Mar 2026 14:52:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[730]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[çankaya]]></category>
		<category><![CDATA[daki]]></category>
		<category><![CDATA[emekli]]></category>
		<category><![CDATA[güner]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[kreş]]></category>
		<category><![CDATA[merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[nü]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[projeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623933</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner, “İkinci Yılımızda Hesap Veriyoruz” sloganıyla düzenlediği toplantıda basın mensuplarıyla bir araya geldi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-guner-cankayadaki-730-gununu-anlatti-623933">Başkan Güner Çankaya&#8217;daki &#8216;730 Günü&#8217;nü Anlattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner, “İkinci Yılımızda Hesap Veriyoruz” sloganıyla düzenlediği toplantıda basın mensuplarıyla bir araya geldi. “Gücümüzü halktan alıyoruz, hesabı halkımıza veriyoruz” diyen Başkan Güner, göreve başladığı günden bu yana geçen iki yıldaki faaliyetlerini ve yeni dönemdeki önemli projelerini aktardı. Yeni kültür merkezi, emekli lokali, kent lokantası ve kreşlerin müjdesini veren Başkan Güner, &#8220;Çankaya&#8217;yı her alanda en iyi noktaya çıkaracağız&#8221; diye konuştu.</p>
<p><b>GENÇLER İÇİN ÇANKAYA</b></p>
<p>Toplantıda gençlerden kadınlara, çocuklardan dijitalleşmeye kadar birçok başlıkta yapılan çalışmalar öne çıktı. Çankaya Gençlik Merkezi’nin kısa sürede aktif ve üretken bir yapıya kavuştuğunu belirten Güner, burada gençlerin bilimsel ve teknolojik projeler geliştirdiğini ifade etti. Başkan Güner ayrıca 100 yatak kapasiteli kız öğrenci yurdunun hizmete açtıklarını, Çankaya Akademi ve Dijital Akademi ile özellikle ekonomik zorluk yaşayan gençlere eğitim desteği sağladıklarını belirtti. İstihdam odaklı projelere de değinen Güner, Ankara Eczacılar Odası iş birliğiyle düzenlenen programlarla gençlerin meslek edinmesine katkı sunduklarını, barista ve eczacı kalfalığı gibi alanlarda iş imkanları oluşturduklarını aktardı.</p>
<p><b> EMEKLİ LOKALLERİNE İLGİ BÜYÜK</b></p>
<p>Sosyal belediyecilik uygulamaları kapsamında hayata geçirilen Çankafelerin, uygun fiyatlı ve kaliteli hizmet anlayışıyla büyük ilgi gördüğünü belirten Güner, bu alanların sayısının artırılacağını kaydetti.</p>
<p>Çankaya Belediyesi olarak en çok önem verdikleri çalışmaların başında Emekli Lokalleri’nin geldiğini ifade eden Başkan Güner, “Geçtiğimiz günlerde üçüncü emekli lokalimizi İlker’de açtık. Böylece bu tesislerimizin sayısı 8’e çıktı. Emekli lokallerimizde yaş almış büyüklerimize, eğitim programları ve seminerler gibi hizmetler sunuyoruz. Halkımızın vergileriyle oluşan bütçemizi, yine halkımız için harcamaya, kullanmaya devam edeceğiz. Eşit adil, şeffaf, dürüst bir yönetim anlayışıyla Çankaya&#8217;yı dayanışmanın kalbi yapmaya devam edeceğiz&#8221; dedi.<b> </b></p>
<p><b>ÖRNEK PROJELERİN ADRESİ</b></p>
<p>Çankaya’nın kreş hizmetleriyle örnek bir belediye olduğunu vurgulayan Güner, 16’ncı kreşin ekolojik modelle açıldığını, 17’nci kreşin yapımının sürdüğünü söyledi. Gece kreşi uygulamasının da aileler için önemli bir destek olduğunu ifade etti. Çocuklara yönelik oyuncak ve bebek kütüphaneleri ile süt desteği projelerinin de devam ettiğini dile getirdi.</p>
<p>Kadınlara yönelik hizmetlere de değinen Güner, Kızılay’da açtıkları Kadın Danışma Merkezi ile 7/24 destek sağlandığını, psikolojik danışmanlık ve eğitim programlarıyla kadınların yanında olduklarını belirtti.</p>
<p><b> DİJİTALDE ÖNCÜ PROJELER</b></p>
<p>Dijitalleşme alanında önemli adımlar attıklarını aktaran Güner, e-Devlet entegrasyonunun genişletildiğini, mobil uygulamanın hayata geçirildiğini ve e-ruhsat ile e-imar hizmetleri sayesinde vatandaşların birçok işlemi belediyeye gelmeden gerçekleştirebildiğini ifade etti. Güner, bu sistemlerin şeffaf ve denetlenebilir belediyecilik açısından da önemli olduğunu vurguladı.</p>
<p><b>TEMİZLİK HİZMETLERİNDE MEMNUNİYET ORANI %78’İ AŞTI</b></p>
<p>Göreve geldiğinden bu yana 434 km yeni yol açtıklarını belirten Güner şöyle devam etti: “5 bin 226’sında kısmi, 330 sokak ve caddede tam kaplama olmak üzere 142 bin ton asfalt serimi gerçekleştirdik.”</p>
<p>14 okulda tadilat yaptıklarını belirten Güner, 551 kaçak yapının yıkıldığını, geri dönüşüm çalışmalarının yaygınlaştırıldığını ve 4 bin 500 yeni çöp konteyneri ile temizlik hizmetlerinin güçlendirildiğini açıkladı. Temizlik hizmetlerinde memnuniyet oranının yüzde 78’i aştığını ifade etti. Kent genelinde 440 bin hektarlık alanda ilaçlama yapıldığını, 110 bin zabıta denetimi gerçekleştirildiğini, 22 pazar yerinin yenilendiğini ve yeni pazar alanlarının kazandırıldığını aktaran Güner, park ve yeşil alan çalışmalarına da değindi. Bu kapsamda 5 yeni park açıldığını, mevcut parkların önemli ölçüde yenilendiğini söyledi. Sokak hayvanlarına yönelik çalışmalarda barınak kapasitesinin 500’den 1500’e çıkardıklarını belirten Güner, hem hayvanların yaşam koşullarını iyileştirdiklerini hem de kent güvenliğini gözeten bir denge kurduklarını ifade etti.</p>
<p><b>“SANATIN KALBİ OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”</b></p>
<p>Kültür ve sanat alanında da önemli projelere imza attıklarını söyleyen Güner, Atatürk Sanat Merkezi’nin tamamlanarak hizmete açıldığını, festivaller, ödül törenleri ve sergilerle kentin kültürel yaşamını canlandırdıklarını belirtti. Çağdaş Sanatlar Merkezi’nin seçkin ve büyük sergilere ev sahipliği yapacak şekilde yenilendiğini ve yoğun ilgi gördüğünü de sözlerine ekledi.</p>
<p>Spor alanındaki hizmetlere de değinen Güner, mevcut tesislerin aktif şekilde kullanıldığını ve yeni spor alanlarının kazandırılması için çalışmaların sürdüğünü söyledi.</p>
<p><b>EKONOMİK KISITLAMALARA RAĞMEN ODAK NOKTAMIZ HİZMET OLDU</b></p>
<p>Ekonomik zorluklara rağmen önemli mali yükümlülüklerin yerine getirildiğini vurgulayan Güner, iki yılda 4,5 milyar liralık vergi ve prim ödemesi yaptıklarını ifade etti. Tüm bu süreçte hizmetlerin aksamadan sürdürüldüğünü belirten Güner, Çankaya’da dolu dolu iki yılı geride bıraktıklarını sözlerine ekledi.</p>
<p><b>GES İLE KENDİ ELEKTRİĞİMİZİ ÜRETECEĞİZ</b></p>
<p>Çankaya Belediyesi’nin yeni bir yatırıma daha imza attığının müjdesini veren Başkan Güner, Güneş Enerji Santralini (GES) Çankaya’da pek çok yapıya entegre ettiklerini ve belediyenin hizmet alanında kendi elektriğini kendi üreteceği bilgisini paylaşarak şunları söyledi:</p>
<p>“Çankaya Belediyesi olarak tüm elektrik ihtiyacımızın tamamını ve hatta yasa iki katına kadar da izin veriyor iki katına kadarını üretmek için bizim hazırlıklarımız tamam şu an izin aşamasındayız. Bunun yasal bir sınırı ve kotası var. Biz şu anda belediyemizin mülkiyetinin de olduğu, aynı zamanda Hazine’nin de mülkiyetinin olduğu bir bölge tespit ettik, o konularda tahsis işlemlerini gerçekleştirdik. Şimdi yatırım aşamasındayız. Şu an tükettiğimiz elektrik enerjisinin iki katı kadar kota bize açılırsa onun yatırımını da yapabilecek durumdayız.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-guner-cankayadaki-730-gununu-anlatti-623933">Başkan Güner Çankaya&#8217;daki &#8216;730 Günü&#8217;nü Anlattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İSU&#8217;dan KOÜ&#8217;de Atık Su ve Geri Kazanım Semineri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/isudan-koude-atik-su-ve-geri-kazanim-semineri-623790</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Mar 2026 07:43:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atık]]></category>
		<category><![CDATA[Atık Su]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[geri]]></category>
		<category><![CDATA[Geri Kazanım]]></category>
		<category><![CDATA[isu]]></category>
		<category><![CDATA[kazanım]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[koü]]></category>
		<category><![CDATA[metreküp]]></category>
		<category><![CDATA[milyon]]></category>
		<category><![CDATA[mühendis]]></category>
		<category><![CDATA[nazik]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[semineri]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<category><![CDATA[Su Yönetimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623790</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli’de sürdürülebilir su yönetimi, geri kazanım projeleri ve ileri biyolojik arıtma uygulamaları, üniversite öğrencileriyle paylaşıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/isudan-koude-atik-su-ve-geri-kazanim-semineri-623790">İSU&#8217;dan KOÜ&#8217;de Atık Su ve Geri Kazanım Semineri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli’de sürdürülebilir su yönetimi, geri kazanım projeleri ve ileri biyolojik arıtma uygulamaları, üniversite öğrencileriyle paylaşıldı.</p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İSU Genel Müdürlüğü, su kaynaklarının korunması ve sürdürülebilir yönetimi kapsamında yürüttüğü çalışmaları akademi ile buluşturmaya devam ediyor. Bu kapsamda, Kocaeli Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Savaş Ayberk Konferans Salonu’nda düzenlenen programda, İSU’nun altyapı yatırımları, atık su yönetimi ve geri kazanım uygulamaları öğrencilere aktarıldı. Programa; İSU Atık Su Arıtma Dairesi Başkanı Faruk Nazik, Atık Su Arıtma Dairesi Başkanlığı müdürleri Taner Alkay ve Selçuk Varol, Kocaeli Üniversitesi akademisyenlerinden Prof. Dr. İsmail Özbay, Prof. Dr. Mücahit Opan, Prof. Dr. Bilge Özbay ve Prof. Dr. Esra Can Doğan ile Mühendislik Fakültesi’nin harita, çevre ve inşaat mühendisliği bölümleri ile Meslek Yüksekokulu Çevre Koruma ve Kontrol Programı öğrencileri katıldı. Programda konuşmacı olarak yer alan İSU Atık Su Arıtma Dairesi Başkanı Faruk Nazik, su yönetimi ve atık su arıtma çalışmaları hakkında kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi.</p>
<p>“SU YÖNETİMİ GELECEĞİN EN KRİTİK KONULARINDAN BİRİ”<br />Konuşmasında suyun stratejik önemine dikkat çeken Faruk Nazik, Kocaeli’de suyun korunması, verimli kullanılması ve yeniden değerlendirilmesine yönelik önemli çalışmalar yürütüldüğünü belirtti. Nazik, dünya genelinde su kaynaklarının sınırlı olduğunu vurgulayarak sürdürülebilir su yönetiminin her geçen gün daha kritik hale geldiğini ifade etti.</p>
<p>177,5 MİLYON METREKÜP ATIK SU ARITILDI<br />Kocaeli’de atık su yönetimi kapsamında önemli bir kapasiteye ulaşıldığını belirten Nazik, 2025 yılı sonunda 177 milyon 500 bin metreküp atık suyun arıtılarak alıcı ortamlara deşarj edildiğini söyledi. Bu hizmetin 23 adet atık su arıtma tesisi ile sağlandığını ifade eden Nazik, atık suların %100’ünün biyolojik arıtmadan geçirildiğini, bunun %73’ünün ise ileri biyolojik arıtma seviyesinde olduğunu aktardı.</p>
<p>İLERİ BİYOLOJİK ARITMADA HEDEF %100<br />2021 yılında Marmara Denizi’nde yaşanan müsilaj olayının ardından ileri biyolojik arıtmanın öneminin daha da arttığını belirten Nazik, Kocaeli’nin bu alanda Türkiye’de öncü şehirlerden biri olduğunu söyledi. Devam eden yatırımlarla birlikte 2027 yılı sonunda %100 ileri biyolojik arıtma hedefine ulaşılmasının planlandığını ifade etti.</p>
<p>GERİ KAZANIMLA SUYA İKİNCİ HAYAT<br />Su kaynaklarının korunması amacıyla geri kazanım projelerine büyük önem verdiklerini belirten Nazik, 2015 yılında hayata geçirilen Körfez geri kazanım tesisinde günlük 40-45 bin metreküp suyun sanayiye kazandırıldığını söyledi. Toplam geri kazanım kapasitesinin 49 milyon metreküp/yıl seviyesine ulaştığını belirten Nazik, 2015–2026 yılları arasında 148 milyon metreküp suyun geri kazanıldığını ifade etti. Bu miktarın yaklaşık 3 adet Yuvacık Barajı kapasitesine eşdeğer olduğuna dikkat çekti. Nazik, ayrıca sadece 2025 yılında 18 milyon 200 bin metreküp suyun geri kazanılarak sanayicilerin kullanımına sunulduğu böylece içme suyu kaynakları üzerindeki baskının ciddi oranda azaltıldığını vurguladı.</p>
<p>ALTYAPIYA 21 YILDA DEV YATIRIM<br />İSU’nun altyapı yatırımlarına da değinen Nazik, son 21 yılda yaklaşık 5 bin km atık su hattı ve 860 km yağmur suyu hattı inşa edildiğini ifade etti. Günümüzde 6 bin km kanalizasyon ve 1.300 km yağmur suyu hattının işletildiğini belirtti.</p>
<p>TANKER UYGULAMASIYLA SU TASARRUFU<br />Yaz döneminde hayata geçirilen tanker uygulaması ile 6 bin 400 tanker suyun kamu kurumlarının kullanımına sunulduğunu belirten Nazik, bunun toplam 93 bin 700 metreküp suya karşılık geldiğini söyledi. Bu miktarın yaklaşık 8 bin hanenin bir aylık su ihtiyacına denk geldiğini ifade etti.</p>
<p>GENÇ MÜHENDİSLERE SAHA TECRÜBESİ AKTARILIYOR<br />Program kapsamında öğrenciler, İSU’nun ileri teknolojiye sahip tesisleri, geri kazanım uygulamaları ve sürdürülebilir su yönetimi stratejileri hakkında detaylı bilgi edinme fırsatı buldu. Akademi ile iş birliğini önemseyen İSU, bu tür etkinliklerle hem genç mühendis adaylarının mesleki gelişimine katkı sağlamayı hem de su kaynaklarının korunmasına yönelik farkındalığı artırmayı hedefliyor.</p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/isudan-koude-atik-su-ve-geri-kazanim-semineri-623790">İSU&#8217;dan KOÜ&#8217;de Atık Su ve Geri Kazanım Semineri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Görme sağlığının geleceği İzmir&#8217;de konuşuldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gorme-sagliginin-gelecegi-izmirde-konusuldu-623759</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Mar 2026 07:22:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[geleceği]]></category>
		<category><![CDATA[görme]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[konuşuldu]]></category>
		<category><![CDATA[miyopi]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[optik]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığının]]></category>
		<category><![CDATA[sektör]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623759</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir’de düzenlenen Optic World Fuarı’nda uzmanlar, özellikle çocuklarda hızla artan miyopi vakalarına dikkat çekerek erken teşhis, düzenli muayene ve yeni nesil optik çözümlerin önemini vurguladı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gorme-sagliginin-gelecegi-izmirde-konusuldu-623759">Görme sağlığının geleceği İzmir&#8217;de konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir’de düzenlenen Optic World Fuarı’nda uzmanlar, özellikle çocuklarda hızla artan miyopi vakalarına dikkat çekerek erken teşhis, düzenli muayene ve yeni nesil optik çözümlerin önemini vurguladı. Ayrıca miyopinin küresel ölçekte büyüyen bir halk sağlığı sorunu olduğunun altı çizildi.<br /> <br /> İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde 27-29 Mart tarihlerinde İZFAŞ tarafından gerçekleştirilen Optic World İzmir &#8211; 3. Optik, Gözlük, Oftalmoloji ve Teknolojileri Fuarı, ticari kimliğinin yanı sına sektör profesyonellerini ve akademisyenleri bir araya getiren söyleşilerle de ilgi gördü.<br /> Alanında uzman isimlerin katılımıyla düzenlenen oturumlarda, özellikle çocuklarda ve gençlerde giderek artan miyopi vakalarına dikkat çekildi. Miyopinin yalnızca bireysel bir görme kusuru değil, küresel ölçekte büyüyen bir halk sağlığı sorunu olduğu vurgulanırken, günümüzde dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 30&#8217;unu etkileyen ve 2050 yılına kadar yüzde 50’sini etkilemesi öngörülen bu sorunda erken teşhisin ve düzenli göz muayenesinin önemi vurgulandı.<br /> <br /><strong>“İçinde bulunduğumuz çağı kökten değiştiriyor”<br /> </strong>Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren İzmir Ekonomi Üniversitesi Optisyenlik Programı Öğretim Üyesi ve İzmir Optisyen ve Gözlükçüler Odası (İZOGO) Eğitim Komisyonu Başkanı Dr. Hasan Durmuş, “Optic Fuarı ilk düzenlendiğinde temel hedefimiz sektör paydaşlarını bir araya getirmekti. Bugün ise bu yapıyı daha da genişleterek eğitimcileri, üreticileri ve üniversiteleri aynı çatı altında buluşturuyoruz” dedi.<br /> İzmir Gözlükçüler Odası Eğitim Komisyonu ile birlikte dünyadaki gelişmelere ve yeniliklere uyum sağlayabilecek başlıkları programa dahil ettiklerini belirten Durmuş, yapay zekanın çağın dönüşümünde belirleyici bir rol oynadığını vurguladı. Durmuş, “Tıpkı matbaanın icadı gibi, yapay zeka da içinde bulunduğumuz çağı kökten değiştiren bir kırılma noktası. Optik sektörü de bu dönüşümden etkileniyor. Bu nedenle dijital ölçümleme teknolojilerinden miyopinin küresel ölçekteki durumuna ve ekonomik etkilerine, optisyenlik sektöründe  ön muhasebe süreçlerinden ülkemizde görme sağlığı alanında yapılan iyileştirmelere kadar pek çok başlığı akademik programımız kapsamına aldık” diye konuştu.<br /> <br /><strong>Erken teşhisin önemi anlatıldı<br /> </strong>Miyopi ve bir çocuğun henüz miyop olmadığı ancak göz yapısının miyopiye dönüşme riskinin yüksek olduğu erken dönem olan premiyopi konusunun ele alındığı ilk oturum, İzmir Tınaztepe Üniversitesi Özel Galen Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Oya Dönmez tarafından gerçekleştirildi. Dönmez, “Miyopi, günümüzde yalnızca bireysel bir görme kusuru değil, küresel ölçekte hızla artan ve toplum sağlığını doğrudan etkileyen önemli bir halk sağlığı sorunu. Özellikle çocukluk çağında başlayan miyopinin görülme sıklığı, her geçen yıl artıyor. Uzun süreli yakın mesafe çalışmaları, dijital ekran kullanımının artışı ve açık havada geçirilen sürenin azalması, miyopinin en önemli nedenleri arasında yer alıyor” ifadelerini kullandı.<br /> Erken teşhisin kritik önem taşıdığını vurgulayan Dönmez, “Miyopi ne kadar erken yaşta başlarsa ilerleme riski o kadar artar. Bu nedenle düzenli göz muayeneleri ile hastalığın erken dönemde tespit edilmesi büyük önem taşıyor. Özel tasarımlı gözlük camları, miyopi kontrolüne yönelik kontakt lensler ve yaşam tarzı değişiklikleri ile miyopinin ilerlemesini yavaşlatmak mümkün. Özellikle çocukların açık havada daha fazla zaman geçirmesi koruyucu bir etki sağlıyor” diye konuştu.<br /> Miyopinin tedavi edilmemesi durumunda ortaya çıkabilecek sonuçlara da dikkat çeken Dönmez, “İlerleyen miyopi, retina hastalıkları ve ciddi görme kayıpları gibi komplikasyonlara yol açabilir. Bu durum sağlık sistemleri üzerinde de ciddi bir ekonomik yük oluşturur” sözleriyle konunun küresel boyutuna dikkat çekti.<br /> <br /><strong>Miyopi yönetiminde optik çözümler her geçen gün daha da gelişiyor<br /> </strong>Miyopi yönetiminde optik çözümlerin hızla geliştiğini belirten Hoya Vision Care Satış Geliştirme Müdürü Begüm Çankırlı, özellikle çocuklarda miyopi ilerlemesini yavaşlatmak için geliştirilen DIMS teknolojisinin bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmış yenilikçi bir yaklaşım sunduğunu ifade etti. Çankırlı, merkezi net görüşü korurken çevresel defokus oluşturarak göz uzamasını kontrol etmeyi hedefleyen bu tasarımın, miyosmart camlarla yapılan klinik çalışmalarda miyopi ilerlemesini anlamlı ölçüde yavaşlattığını vurguladı. Çankırlı, günümüzde yalnızca görme kusurunu düzeltmenin değil, miyopiyi yönetmenin de optik sektörünün temel sorumluluklarından biri olduğunu belirtti.</p>
<p><strong> “2050 yılında dünya nüfusunun yarısından fazlasının miyop olacağı öngörülüyor”<br /> </strong>“Miyopi Yönetiminde Kullanılan Kontak Lensler” konulu oturumda konuşan Johnson &#038; Johnson Vision Care Acuvue’den Fatih İbiş, “Miyopi yönetiminde kontakt lens teknolojileri son yıllarda önemli bir gelişim gösterdi. Özellikle miyopi kontrolüne yönelik tasarlanan özel lensler, yalnızca görme düzeltmesi sağlamakla kalmayıp miyopinin ilerlemesini yavaşlatmaya da katkı sunuyor” dedi. Miyopinin küresel ölçekte artışına dikkat çeken İbiş, “Bugün geldiğimiz noktada, 2050 yılında dünya nüfusunun yarısından fazlasının miyop olacağı öngörülüyor. Bu tablo, miyopi yönetimini bireysel bir ihtiyaç olmaktan çıkarıp küresel bir sağlık önceliği haline getiriyor. Bu nedenle erken müdahale, doğru ürün seçimi ve düzenli takip süreçleri her zamankinden daha kritik bir rol oynuyor” ifadelerini kullandı.<br /> Program kapsamında ayrıca, optisyenler ile göz hekimleri arasındaki iş birliğinin önemi vurgulandı. Görme sağlığında sürdürülebilir başarı için multidisipliner yaklaşımın gerekliliği dile getirilirken, yeni nesil ölçüm teknolojileri ve kişiselleştirilmiş çözümler de sektörün geleceğine ışık tutan başlıklar arasında yer aldı.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gorme-sagliginin-gelecegi-izmirde-konusuldu-623759">Görme sağlığının geleceği İzmir&#8217;de konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Tugay&#8217;dan sağlık turizminde ortak akıl çağrısı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-tugaydan-saglik-turizminde-ortak-akil-cagrisi-623357</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Mar 2026 13:49:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[akıl]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[Belirten]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[ortak]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Turizmi]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[turizm]]></category>
		<category><![CDATA[turizminde]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623357</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlık Turizmi Ege Bölge Toplantısı, İzmir ve Ege Bölgesi’nin sağlık sektörü temsilcilerini bir araya getirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugaydan-saglik-turizminde-ortak-akil-cagrisi-623357">Başkan Tugay&#8217;dan sağlık turizminde ortak akıl çağrısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Turizmi Ege Bölge Toplantısı, İzmir ve Ege Bölgesi’nin sağlık sektörü temsilcilerini bir araya getirdi. İzmir’in sağlık turizminde küresel bir cazibe merkezi olabilmesi için güven, kalite ve koordinasyonun şart olduğunu vurgulayan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ve Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Kentimizi dünyayı en iyi şekilde ağırlayacak hale getirmek için tüm paydaşlarla birlikte hareket etmeliyiz Görev sürem boyunca İzmir’in tarım, turizm ve ticarette gelişmesi için elimden gelen her şeyi yapmaya hazırım” dedi.</p>
<p>Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Türkiye Uluslararası Sağlık Turizmi Meclisi ile İzmir Ticaret Odası iş birliğinde düzenlenen Sağlık Turizmi Ege Bölge Toplantısı, İzmir Ticaret Odası’nda sağlık sektörü temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantıda İzmir’in sağlık alanındaki mevcut durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ve Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Başkanı Dr. Cemil Tugay, Türkiye’de hem genel turizmin hem de sağlık turizminin gelişimi açısından güvenlik ve denetimin büyük önem taşıdığını vurguladı. Bu alandaki çalışmaların bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini belirten Tugay, özellikle yaşlı nüfusa yönelik üçüncü yaş turizmi açısından İzmir ve Ege Bölgesi’nin önemli bir potansiyele sahip olduğuna dikkat çekti. Tugay, İzmir’in dünyanın dört bir yanından gelecek ziyaretçileri ağırlayacak şekilde hazırlanması gerektiğini ifade ederek, bu hedef doğrultusunda tüm paydaşların ortak hareket etmesinin zorunlu olduğunu dile getirdi.</p>
<p><strong>“Sektör kan kaybediyor”</strong></p>
<p>30 yıl hekimlik yaptıktan sonra belediye başkanlığı görevini üstlendiğini belirten Başkan Dr. Cemil Tugay, 2000’li yılların başından itibaren sağlık turizminin gelişimine önemli katkılar sunduğunu ifade etti. Türkiye’nin hekim kalitesinin yüksek olduğunu ancak bu niteliğin giderek zayıfladığını vurgulayan Tugay, tıp fakültelerindeki eğitim kalitesinin düşmesinin ciddi bir risk oluşturduğunu söyledi. Türkiye’nin güvenli bir ülke olarak algılanmamasının turizmi olumsuz etkilediğini belirten Başkan Tugay, 2025’te sağlık turizmindeki düşüşün genel turizmle paralel ilerlediğini kaydetti. Tugay, artan maliyetler nedeniyle Türkiye’nin rekabette pahalı bir ülke konumuna geldiğini ve sektörün kan kaybettiğini ifade etti.</p>
<p><strong>“Güveni sağlamak zorundayız”</strong><br />Turizm tesisleri ve yatırımcılarına daha fazla destek verilmesi gerektiğini vurgulayan Başkan Tugay, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Gerçekten güvenli miyiz sorusunu kendimize objektif biçimde sormamız gerekiyor. Açıkça ifade etmek gerekirse, olması gerektiği kadar güvenli bir ülke değiliz. Artan şiddet olayları, mafyalaşma ve başta yeme-içme sektörü olmak üzere hizmet alanlarında denetimlerin yetersizliği, Türkiye’nin güven algısını zedeliyor. Yaşanan olumsuzluklar da yurt dışında abartılarak aktarılıyor. Sağlık turizminden söz ediyorsak, merdiven altı faaliyetlere kesinlikle izin vermemeliyiz. Özellikle kozmetik işlemler ve cerrahi alanında şarlatanlığa izin vermemek ve güveni sağlamak zorundayız. İnsanların en çok önemsediği unsur güvenlik. Güven duymadıkları yerlere gitmiyorlar. Rekabet ortamında makul fiyatların sunulması, denetimlerin sağlanması ve doğru teşviklerin verilmesi gerekiyor. Ayrıca İzmir’in tanıtımı konusunda önemli eksiklerimiz var. Bu nedenle herkesin kentin tanıtımına daha fazla özen göstermesi gerekiyor.”</p>
<p><strong>3. yaş turizmi vurgusu</strong></p>
<p>İzmir’de uzun yıllar sağlık turizminin termal turizmle öne çıktığını, sonraki süreçte ise estetik ve kozmetik işlemlerin ağırlık kazandığını belirten Başkan Tugay, Türkiye’nin bu alanda bir dönem güçlü bir konumda olduğunu ifade etti. Sağlık turizminin bugün büyük ölçüde termal ve kozmetik işlemlerle sınırlı algılandığını söyleyen Tugay, asıl önemli potansiyelin üçüncü yaş turizminde olduğunu vurguladı. Avrupa’daki yaşlı nüfusun doğru tesisler ve iyi planlanmış hizmet modelleriyle ağırlanması halinde büyük bir fırsat doğacağını belirten Tugay, Türkiye’nin iklimi, doğası ve kültürel zenginliğiyle bu alanda avantajlı olduğunu dile getirdi. Ancak güven eksikliği ve yeterli altyapının bulunmaması nedeniyle bu potansiyelin değerlendirilemediğini ifade eden Tugay, özellikle İzmir ve Ege Bölgesi için üçüncü yaş turizminin büyük bir fırsat sunduğunu, bu alanda tesis yatırımları ve güçlü bir organizasyon modeline ihtiyaç olduğunu söyledi.</p>
<p><strong>“Mutlaka ortaklaşarak çalışmalıyız”</strong><br />Brezilya ile 5,5 milyar dolarlık ticaret hacmine dikkat çeken Başkan Cemil Tugay, “Biz onlara 1 milyarlık dolarlık ürün ve hizmet satarken, onlardan 4,5 milyar dolar ürün ve hizmet alıyoruz. Güney Amerika için önemli bir inanç merkezi olan Meryem Ana’yı tanıtamıyoruz. Kentin tanıtımı için kolektif bir çaba gerekiyor. İzmir’in dünyayı en iyi şekilde ağırlayacak biçimde hazırlanmamız gerekiyor. Tüm paydaşların bir arada olduğu ortak çalışma ortamlarına ihtiyaç  var. Görev sürem boyunca kentin tarım, turizm ve ticarette gelişmesi için elimden gelen her şeyi yapmaya hazırım” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Önemli bir fırsat penceresi”</strong></p>
<p>İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener de artan sağlık maliyetleri, yaşlanan dünya nüfusu ve kaliteli hizmete erişim ihtiyacının, hastaları sınır ötesi çözümlere yönlendirdiğini belirterek “Bu küresel eğilimler, doğru konumlanan şehirler için önemli bir fırsat penceresi oluşturuyor. Ülkemiz sağlık turizmi pazarında son yıllarda önemli bir yükseliş yakalarken, kentimiz de bu pazardaki payını artırabilecek tüm dinamiklere sahip. Özellikle üç alanda çok güçlü potansiyele sahibiz; medikal turizm, termal turizm, sağlıklı yaşam ve üçüncü yaş turizmi” dedi.</p>
<p><strong>“Bütüncül bir değer zinciri olarak ele almalıyız”</strong><br />İzmir’in yalnızca bir tedavi noktası değil; sağlık, kültür, inanç ve gastronomiyi bir arada sunan yüksek katma değerli bir destinasyon olduğunu vurgulayan Mahmut Özgener, sağlık turizminin bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini belirtti. Ulaşım altyapısından konaklamaya, dijital tanıtımdan insan kaynağına kadar uzanan çok boyutlu bir ekosisteme ihtiyaç olduğunu ifade eden Özgener, İzmir’in güçlü kurumları ve iş birliği kültürüyle bu potansiyele sahip olduğunu söyledi.</p>
<p><strong>“İnciraltı sağlık turizminin lokomotifi olabilir”</strong><br />İnciraltı’nın stratejik bir dönüşümle sağlık turizmi açısından önemli bir merkez haline gelebileceğini belirten Özgener, bu alanda bir “Sağlık Turizmi Vadisi” kurulabileceğini ifade etti. Doğru planlama ile bölgenin uluslararası hastaların ağırlandığı, Ar-Ge’nin geliştirildiği ve yaşam kalitesi yüksek bir destinasyona dönüşebileceğini vurgulayan Özgener, İnciraltı’nın İzmir’i sağlık turizminde üst lige taşıyacak önemli bir fırsat olduğunu söyledi. Özgener, “Bugün burada hep birlikte atacağımız adımlar, İzmir’in bu alanda geleceğin öncü şehirlerinden biri olma hedefinin önünü açacaktır” dedi.</p>
<p><strong>Sağlık turizminde İzmir farkı</strong></p>
<p>TOBB Türkiye Uluslararası Sağlık Turizmi Meclis Başkanı Doç. Dr. Özgür Öztan, amaçlarının sektör paydaşlarıyla buluşarak bölgelerin ihtiyaçlarını belirlemek ve kamuyla iş birliği içinde çözümler üretmek olduğunu söyledi. Sağlık turizminin küresel bir sektör haline geldiğini ve kalite odaklı yaklaşımın önem kazandığını vurgulayan Öztan, İzmir’in bu alanda payını yüzde 1’den yüzde 5’e çıkararak dikkat çekici bir büyüme yakaladığını ifade etti. Türkiye genelinde düşüş yaşanmasına rağmen İzmir’in yükselişini sürdürdüğünü belirten Öztan, kentin sağlık hizmetleri ile yaşam deneyimini bir arada sunan önemli bir destinasyon olduğunu dile getirdi. İzmir’in güçlü sağlık altyapısı, ileri tanı olanakları ve yüksek kapasiteli tedavi merkezleriyle öne çıktığını kaydeden Öztan, Ege Bölgesi’ndeki sağlık kuruluşlarının yüzde 63’ünün İzmir’de bulunduğunu belirtti.</p>
<p><strong>Oturumlar yapılacak</strong></p>
<p>Toplantı, Türkiye’de Sağlık Turizmi ve Kamu Stratejileri ile Ege’den Dünyaya: İzmir’in Sağlık Turizmindeki Potansiyeli ve Gelişim Stratejileri oturumlarıyla devam edecek. Ardından çalıştay oturumları gerçekleştirilecek. Bu kapsamda Medikal Turizm, Sağlık Turizmi Altyapısı ve Kümelenme: Medikalkampüs Yaklaşımı, Sağlık Turizmi Yatırım Stratejileri, İyi Yaşam, Üçüncü Yaş Turizmi ve Termal Turizm, Sağlık Turizminde Dijitalleşme, Sağlık Turizminde Ulusal ve Uluslararası Tanıtım, Sağlık Turizmi Mevzuatı ve Sigorta Uygulamaları konuşulacak. Toplantı, çalıştay sonuçlarının değerlendirilmesi ile sona erecek.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugaydan-saglik-turizminde-ortak-akil-cagrisi-623357">Başkan Tugay&#8217;dan sağlık turizminde ortak akıl çağrısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir&#8217;den Gündoğmuşlu üreticilere tırnak bakım desteği</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-gundogmuslu-ureticilere-tirnak-bakim-destegi-623106</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2026 10:39:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Antalya Büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[bakım]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[Büyükşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[desteği]]></category>
		<category><![CDATA[gündoğmuşlu]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[tırnak]]></category>
		<category><![CDATA[ücretsiz]]></category>
		<category><![CDATA[üreticiler]]></category>
		<category><![CDATA[üreticilere]]></category>
		<category><![CDATA[verimi]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623106</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi, hayvancılıkla uğraşan üreticilere yönelik desteklerini sürdürüyor. Büyükşehir Belediyesi, büyükbaş hayvanların sağlığı ve verimi açısından büyük önem taşıyan tırnak bakım hizmetini çiftçilere ücretsiz olarak sunuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-gundogmuslu-ureticilere-tirnak-bakim-destegi-623106">Büyükşehir&#8217;den Gündoğmuşlu üreticilere tırnak bakım desteği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p><span><span><span><span>Antalya Büyükşehir Belediyesi, hayvancılıkla uğraşan üreticilere yönelik desteklerini sürdürüyor. Büyükşehir Belediyesi, büyükbaş hayvanların sağlığı ve verimi açısından büyük önem taşıyan tırnak bakım hizmetini çiftçilere ücretsiz olarak sunuyor.</span></span></span></span><br /><span><span><span><span>Antalya Büyükşehir Belediyesi, kırsal kalkınmayı desteklemek ve üreticilerin yükünü hafifletmek amacıyla tarım ve hayvancılık alanındaki çalışmalarına devam ediyor. Bu kapsamda Gündoğmuş ilçesinde hayvancılıkla uğraşan çiftçilere ücretsiz tırnak bakım hizmeti verildi. Büyükbaş hayvanlarda yürüyüş bozukluklarının önlenmesi, süt ve et veriminin korunması ve genel hayvan sağlığının desteklenmesi açısından önem taşıyan uygulama, özellikle kırsal mahallelerde yaşayan üreticiler için önemli bir kolaylık sağlıyor. Üreticiler, özel olarak yaptırıldığında yüksek maliyet oluşturan bu hizmetin ücretsiz sunulmasından dolayı Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>BÜYÜKŞEHİR’DEN ÜCRETSİZ HİZMET</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Gündoğmuş’ta hayvancılıkla uğraşan Ahmet Uyar, Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin verdiği hizmetin üreticiler için çok değerli olduğunu ifade ederek, tırnak bakım desteğini duyduktan sonra belediyeye başvurduğunu söyledi. Uyar, “Antalya Büyükşehir’in tırnak bakım hizmeti verdiğini duydum, aradım. Ekipler kısa sürede geldi. İneklerin sağlığı için tırnaklarının düzenli olarak törpülenmesi gerekiyor. Normalde bu bakım 5 bin liradan başlıyor. Büyükşehir Belediyesi bunu ücretsiz şekilde gerçekleştirdi. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>BU HİZMETLERE ULAŞMAK KOLAY OLMUYOR</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Gündoğmuş’ta kısa süre önce hayvancılığa başlayan Mustafa Demirel de Büyükşehir Belediyesi’nin desteğinin kendileri için büyük kolaylık sağladığını belirtti. Kırsal bölgelerde yaşadıkları için bu tür hizmetlere ulaşmanın zor olduğunu vurgulayan Mustafa Demirel, “Hayvancılığa yeni başladım, 3 ay oldu. Kırsal bölgede yaşadığımız için bu hizmetlere erişim zor oluyor. Paramız olsa bile her zaman yaptıramıyoruz. Özelde bir hayvanın tırnak kesimi için 4-5 bin lira civarında ücret isteniyor. Büyükşehir Belediyesi’nden Allah razı olsun, böyle bir hizmet sundukları için teşekkür ederim” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>VERİMİ ETKİLEYEN ÖNEMLİ BİR SORUN ÇÖZÜLMÜŞ OLDU</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>2 yıldır büyükbaş hayvancılıkla uğraşan Şaban Keskin ise hayvancılığa başladıktan sonra birçok zorlukla karşılaştığını, bunların başında da tırnak problemlerinin geldiğini söyledi. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin zamanında müdahalesi sayesinde önemli bir sorunun çözüldüğünü belirten Keskin, “Hayvancılığa başlarken bu işin zorlukları olacağını söyleyenler olmuştu ama içine girince daha iyi anladım. Bu zorlukların başında da tırnak problemleri geliyor. Hayvanlarımızın et verimini, süt verimini, hatta yerine göre döl tutma verimini bile etkiliyor. Bu sorunu ilk fark ettiğimde özel veteriner desteği almaya çalıştım. Ancak Gündoğmuş’un uzak bir bölge olması ve ulaşımın zorluğu nedeniyle gelmek istemediler. Büyükşehir Belediyesi’ne başvurduğumda ekipler çok güzel ilgilendi, kısa sürede dönüş yaparak gereken desteği sağladı. Bizi bu dertten kurtardılar” ifadelerini kullandı.</span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-gundogmuslu-ureticilere-tirnak-bakim-destegi-623106">Büyükşehir&#8217;den Gündoğmuşlu üreticilere tırnak bakım desteği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nilüfer&#8217;de sağlıklı yaş almanın ipuçları paylaşıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/niluferde-saglikli-yas-almanin-ipuclari-paylasildi-623046</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2026 09:43:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[almanın]]></category>
		<category><![CDATA[Geriatri]]></category>
		<category><![CDATA[ipuçları]]></category>
		<category><![CDATA[nilüfer]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[paylaşıldı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623046</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi, Yaşlılara Saygı Haftası kapsamında anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/niluferde-saglikli-yas-almanin-ipuclari-paylasildi-623046">Nilüfer&#8217;de sağlıklı yaş almanın ipuçları paylaşıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Nilüfer Belediyesi, Yaşlılara Saygı Haftası kapsamında anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. ‘Sağlıklı Yaş Alma’ temasıyla düzenlenen seminerde, aktif yaşlanmanın ve yaşam kalitesini korumanın yolları, Nilüfer’in olgun gençleriyle paylaşıldı.</b></p>
<p>“Sağlıklı Yaş Almanın Yolları” başlığı altında<b> </b>Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde gerçekleştirilen etkinliğin ilk konuşmacısı olan Geriatri Uzmanı Doç. Dr. Olgun Deniz, yaşlanmanın biyolojik bir süreç olduğunu, ancak kronolojik yaştan ziyade biyolojik yaşın daha önemli olduğunu söyledi. Türkiye’nin dünyanın en hızlı yaşlanan 10 ülkesinden biri olduğuna dikkati çeken Deniz, “Sağlıklı yaş almada genetik yüzde 30, yaşam tarzı ise yüzde 70 etkilidir. Dolayısıyla nasıl yaşadığınız, nasıl yaşlanacağınızı belirler. Bunun için yeterli ve dengeli beslenmeye önem verin. Düzenli yürüyüş ve egzersiz yapın, durmayın ama düşmeyin de. Sosyal hayattan kopmayın ve sevdiklerinizle bol bol vakit geçirin. Hobiler edinerek zinde kalın. Huzurlu olun ve yeterli uyuyun” dedi.</p>
<p>Gereksiz ilaç ve takviye kullanımından kaçınmanın da ileride yaşlarda kritik önemde olduğunu anlatan Deniz, “Hedefimiz, yaşlı bireyin kimseye bağımlı olmadan fonksiyonelliğini korumasıdır ve sağlıkla geçirebileceği süreyi uzatmaktır. Yaşlanmak bir dağa tırmanmak gibidir; çıktıkça yorgunluk artar ama görüş alanımız genişler” diye konuştu.</p>
<p>GERİATRİSTLER YAŞAM KALİTESİNİ ARTIRMAYI HEDEFLİYOR</p>
<p>Geriatri Uzmanı Doç. Dr. Merve Hafızoğlu ise sunumunda geriatrinin rolüne değindi. 65 yaş ve üzeri bireylerde bütüncül yaklaşımın önemini vurgulayan Hafızoğlu, ‘Yaşlılıkta bu kadar olur’ diyerek geçiştirilen unutkanlık, depresyon ve kas erimesi gibi durumların aslında tedavi edilmesi gereken birer sendrom olduğunu ifade etti. Hafızoğlu şunları söyledi: “Yaşlandım artık duymasam da olur, hayattan zevk almasam da olur’ düşüncesine karşıyız. Yaşlanmak hayat kalitesinin düşmesi demek değildir. Polikliniklerimizde ‘geriatrik sendromlar’ dediğimiz; unutkanlık (demans), depresyon, beslenme bozukluğu, kas erimesi, uyku bozuklukları ve çoklu ilaç kullanımı gibi durumları tarıyoruz. Ve bu durumlara göre reçeteler belirliyoruz. Önemli olan kişinin kendini bilmesi ve yaşadığı probleme karşı koyma isteğidir. Bizim için kronolojik yaştan ziyade ‘kırılganlık’ seviyesi önemlidir. Hedefimiz, bireyin yaşam kalitesini yükseltecek tedavi hedefleri belirlemek, onların kimseye bağımlı olmadan, kaliteli bir yaşam sürmesini sağlamaktır.”</p>
<p>İlgiyle takip edilen seminerin ardından uzmanlar, katılımcıların sorularını yanıtladı. Programın sonunda Doç. Dr. Olgun Deniz ve Doç. Dr. Merve Hafızoğlu’na günün anısına hediye takdim edildi.</p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/niluferde-saglikli-yas-almanin-ipuclari-paylasildi-623046">Nilüfer&#8217;de sağlıklı yaş almanın ipuçları paylaşıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kolon Kanserinin 6 Belirtisi İle Karşılaşmadan Önlem Alın</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kolon-kanserinin-6-belirtisi-ile-karsilasmadan-onlem-alin-622962</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2026 08:23:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alın]]></category>
		<category><![CDATA[belirti]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisi]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinin]]></category>
		<category><![CDATA[karşılaşmadan]]></category>
		<category><![CDATA[kolon]]></category>
		<category><![CDATA[Kolon Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[le]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[tarama]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622962</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde en sık görülen kanser türlerinden biri olan kolon kanseri, kansere bağlı ölümler arasında da üst sıralarda yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kolon-kanserinin-6-belirtisi-ile-karsilasmadan-onlem-alin-622962">Kolon Kanserinin 6 Belirtisi İle Karşılaşmadan Önlem Alın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde en sık görülen kanser türlerinden biri olan kolon kanseri, kansere bağlı ölümler arasında da üst sıralarda yer alıyor. En sık 50 yaş ve üzerindeki kişilerde görülse de son yıllarda gençlerde de artış gösteriyor. Kalın bağırsağın iç yüzeyinde başlayan bu hastalık, genellikle “polip” adı verilen küçük oluşumlarla başlıyor ve yıllar içinde kansere dönüşebiliyor. Her iki cinsiyette de görülen ve çoğu zaman hiçbir belirti vermeden ilerleyen kolon kanseri erken teşhis edildiğinde büyük oranda tedavi edilebiliyor. Memorial Dicle Hastanesi Gastroenteroloji Bölümünden Doç. Dr. Remzi Beştaş, kolon kanserinde düzenli tarama testleri ve erken tanın önemi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Kolon kanseri dünyada en sık görülen kanserlerden biri</strong></p>
<p>Kolorektal kanserler dünya genelinde en sık görülen üçüncü kanser türü olup, kansere bağlı ölümler arasında ikinci sırada yer almaktadır. En sık görülme yaşı 50 yaş ve üzeri olsa da son yıllarda genç yaş gruplarında da görülmeye başlanmıştır. Ancak bu hastalığın önemli bir özelliği bulunmaktadır. Kolon kanseri erken teşhis edildiğinde tedavi başarısı oldukça yüksek olan kanser türlerinden biridir. Bu nedenle düzenli tarama programlarına katılım ve toplumda farkındalığın artırılması büyük önem taşımaktadır.</p>
<p><strong>Kolon kanseri erken dönemde belirti vermeyebilir</strong></p>
<p>Kolorektal kanserler sinsi seyirli hastalıklar arasında yer alır ve erken evrelerde herhangi bir belirti vermeyebilir. Hastalık ilerledikçe bazı belirtiler ortaya çıkabilir.</p>
<ol>
<li>Dışkıda kan görülmesi, </li>
<li>Uzun süre devam eden kabızlık veya ishal, </li>
<li>Tuvalet alışkanlıklarında değişiklik, </li>
<li>Karın ağrısı ve şişkinlik, açıklanamayan kilo kaybı,</li>
<li>Sürekli yorgunluk ve halsizlik, </li>
<li>Dışkı şeklinde değişiklik ve demir eksikliğine bağlı </li>
</ol>
<p>Bu belirtilerden biri veya birkaçının görülmesi durumunda vakit kaybetmeden bir gastroenteroloji uzmanına başvurmak erken tanı açısından büyük önem taşımaktadır.</p>
<p><strong>Bazı risk faktörleri kolon kanseri riskini artırıyor</strong></p>
<p>50 yaş ve üzeri olmak, ailede kolon kanseri öyküsü bulunması, fazla kırmızı et tüketimi ve liften fakir beslenme gibi sağlıksız beslenme alışkanlıkları, hareketsiz yaşam tarzı, obezite, sigara ve alkol kullanımı ile inflamatuvar bağırsak hastalıkları kolon kanseri riskini artırabilmektedir. Bu risk faktörlerine sahip kişilerin kolon kanseri tarama programlarına daha dikkatli şekilde katılması ve düzenli kontrollerini yaptırması önerilmektedir.</p>
<p><strong>Tarama testleri kanseri ortaya çıkmadan önleyebilir</strong></p>
<p>Kolon kanserinde en önemli basamak erken tanıdır. Kolonoskopi ile bağırsakta oluşabilecek poliplerin tespit edilmesi ve çıkarılması sayesinde kanser gelişimi daha ortaya çıkmadan önlenebilir. Kolon kanseri için önerilen tarama yaşı genellikle 45 olarak kabul edilmektedir. Tarama yöntemleri arasında 10 yılda bir kolonoskopi, yılda bir gaitada gizli kan testi, üç yılda bir gaita DNA testi ve beş yılda bir BT kolonoskopi yer almaktadır. Aile öyküsü bulunan veya yüksek risk grubunda yer alan kişilerde tarama daha erken yaşlarda ve daha sık aralıklarla yapılabilmektedir.</p>
<p><strong>Sağlıklı yaşam alışkanlıkları kolon kanseri riskini azaltabilir</strong></p>
<p>Kolon kanseri riskini azaltmak için yaşam tarzında yapılacak bazı değişiklikler oldukça etkili olabilir.</p>
<ul>
<li>Lif açısından zengin sebze ve meyve tüketmek, </li>
<li>Kırmızı ve işlenmiş et tüketimini azaltmak, </li>
<li>Düzenli egzersiz yapmak, sağlıklı kiloyu korumak, </li>
<li>Sigara ve alkolden uzak durmak </li>
<li>Düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemek kolon kanseri riskini azaltmaya yardımcı olur.</li>
</ul>
<p>Dünya genelinde Mart ayı Kolon Kanseri Farkındalık Ayı olarak kabul edilmektedir ve mavi kurdele ile simgelenmektedir. Bu ay boyunca hastalık hakkında farkındalık oluşturulması ve bireylerin tarama testlerine yönlendirilmesi hedeflenmektedir. Çünkü kolon kanseri erken teşhis edildiğinde büyük oranda tedavi edilebilen bir hastalık olarak öne çıkmaktadır.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kolon-kanserinin-6-belirtisi-ile-karsilasmadan-onlem-alin-622962">Kolon Kanserinin 6 Belirtisi İle Karşılaşmadan Önlem Alın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Epilepside rutinin bozulduğu durumlar nöbetleri tetikleyebiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/epilepside-rutinin-bozuldugu-durumlar-nobetleri-tetikleyebiliyor-622905</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Mar 2026 18:18:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bozulduğu]]></category>
		<category><![CDATA[durumlar]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[epilepsi]]></category>
		<category><![CDATA[epilepside]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>
		<category><![CDATA[nöbet]]></category>
		<category><![CDATA[nöbetleri]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[rutinin]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tetikleyebiliyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622905</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde epilepsinin doğru tedavi ve düzenli takip ile kontrol altına alınabilen bir hastalık olduğunu belirten Atlas Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Seda Bostan, epilepside ilaçların düzenli kullanılmasının ve doktor kontrollerinin aksatılmamasının önemli olduğunu söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/epilepside-rutinin-bozuldugu-durumlar-nobetleri-tetikleyebiliyor-622905">Epilepside rutinin bozulduğu durumlar nöbetleri tetikleyebiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Günümüzde epilepsinin doğru tedavi ve düzenli takip ile kontrol altına alınabilen bir hastalık olduğunu belirten Atlas Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Seda Bostan, epilepside ilaçların düzenli kullanılmasının ve doktor kontrollerinin aksatılmamasının önemli olduğunu söyledi. Nöbeti tetikleyebilecek durumların mümkün olduğunca azaltılması gerektiğini kaydeden Dr. Seda Bostan, uyku düzeni değişikliği, açlık-susuzluk, yoğun stres gibi rutinin bozulduğu durumlar ile yüksek ses ve yanıp sönen parlak ışıklar gibi yoğun uyaranların nöbetleri tetikleyebileceğini ve bunlardan kaçınılması gerektiği uyarısında bulundu.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Atlas Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Seda Bostan, 26 Mart Epilepsi Farkındalık Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada epilepsi farkındalığının önemine işaret ederek epilepsi hastalarının dikkat etmesi gerekenlere ilişkin değerlendirmede bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Korku ve yaftalama hastaneye başvuruları geciktiriyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Epilepsi hastalığında etiketlemenin hastalığın özellikle teşhisi geciktirebildiğini belirten Dr. Seda Bostan, “Epilepsi, oldukça sık görülen bir hastalık olmasına rağmen, bu hastalıkla ilgili gereksiz korku ve yaftalama hastaneye başvuruları geciktirmektedir. Ayrıca toplumda epilepsinin çoğunlukla sadece ‘jeneralize tonik klonik nöbet’ olarak adlandırdığımız yani tüm vücudun kasıldığı ‘sara nöbeti’ olarak bilinmesi, farklı tipte nöbetleri olan hastaların tanı ve tedavisinde gecikmelere yol açmaktadır. Bu nedenle epilepsinin korkulacak bir durum değil, tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu bilmek ve epilepsi hastalarına yönelik önyargıları azaltmak açısından epilepsi farkındalığı oldukça önemlidir” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Etiketlenme ile mücadele için doğru bilgi paylaşımı önemli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Geçmişte epilepsi nöbetlerinden korkulduğunu ve bu nedenle hastaların etiketlendiğini kaydeden Dr. Seda Bostan, “Ancak günümüzde epilepsi, doğru tedavi ve düzenli takip ile kontrol altına alınabilen bir hastalıktır; korkulacak ya da utanılacak bir durum değildir. Etiketlenme ile mücadele için hasta ve hasta yakınları, doğru bilgiyi yakın çevreleriyle paylaşarak bu konudaki yanlış inanışları azaltabilir. Okulda, işte, aile içinde, sosyal çevrelerinde nöbet sırasında ne yapılacağını anlatmaları da nöbet anında yaşanacak korkuyu azaltacaktır. Hasta açısından ise gerekli olduğunda destek grupları ve psikolojik destek almak bu açıdan faydalı olacaktır” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Düzenli ilaç kullanımı ve hekim takibine dikkat</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Epilepsi hastalarının en çok dikkat etmesi gereken noktalara değinen Dr. Seda Bostan, “Epilepsi hastalarının en çok dikkat etmesi gereken konu; ilaçlarını düzenli kullanmak, takiplerini aksatmamak ve nöbeti tetikleyebilecek durumları mümkün olduğunca azaltmaktır. Rutin düzenin bozulduğu durumların (uyku düzeni değişikliği, açlık-susuzluk, yoğun stres); yoğun uyaranların olduğu durumların (yüksek ses, yanıp sönen parlak ışıklar gibi) veya enfeksiyon, ameliyat gibi durumların nöbetleri tetikleyebileceği bilinmeli ve bunlardan kaçınılmalıdır” uyarısında bulundu. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>İlaç dozlarının ayarlanması gerekebilir</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Epilepsi hastaları için belirli aralıklarla kontrolün önemini vurgulayan Dr. Seda Bostan, “Epilepsi hastalarının tedavi altında nöbetsiz olsalar bile belirli aralıklarla kontrole gitmeleri gerekir. Çünkü fark edilmeden farklı tipte ya da ‘küçük’ nöbetler olabilir, ilaç dozlarının ayarlanması gerekebilir ve tedavi sürecinde ilaç düzeyi ile böbrek ve karaciğer fonksiyonlarının takibi gerekli olabilir. Ayrıca yüzme, araç kullanma ve yüksekte çalışma gibi durumlarda mutlaka doktor önerilerine uyulmalıdır. Bu kararların sağlıklı verilebilmesi için düzenli takipler büyük önem taşır” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/epilepside-rutinin-bozuldugu-durumlar-nobetleri-tetikleyebiliyor-622905">Epilepside rutinin bozulduğu durumlar nöbetleri tetikleyebiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;de kronik hastalıklarda alarm: Tedaviye uyum hayati önemde</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyede-kronik-hastaliklarda-alarm-tedaviye-uyum-hayati-onemde-622851</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Mar 2026 12:53:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alarm]]></category>
		<category><![CDATA[Araz]]></category>
		<category><![CDATA[derneği]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[ergene]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklarda]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[hipertansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[kronik]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[tedaviye]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyede]]></category>
		<category><![CDATA[uyum]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622851</guid>

					<description><![CDATA[<p>27 Mart ‘Dünya Tedaviye Uyum Günü’ kapsamında Kahramanmaraş’ta düzenlenen etkinlikte uzmanlar, kronik hastalıklarda tedaviye uyumun artırılmasının hayati önem taşıdığına dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-kronik-hastaliklarda-alarm-tedaviye-uyum-hayati-onemde-622851">Türkiye&#8217;de kronik hastalıklarda alarm: Tedaviye uyum hayati önemde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>27 Mart ‘Dünya Tedaviye Uyum Günü’ kapsamında Kahramanmaraş’ta düzenlenen etkinlikte uzmanlar, kronik hastalıklarda tedaviye uyumun artırılmasının hayati önem taşıdığına dikkat çekti. Prof. Dr. Mustafa Araz ve Prof. Dr. Oktay Ergene, hipertansiyon, diyabet ve obezite gibi hastalıkların kontrol altına alınmaması halinde ciddi komplikasyonlara ve erken ölümlere yol açtığını vurguladı.</p>
<p>27 Mart ‘Dünya Tedaviye Uyum Günü’ kapsamında Kahramanmaraş KİGEM Kadın İşgücünü Geliştirme Merkezi’nde Prof. Dr. Mustafa Araz ve Prof. Dr. Oktay Ergene, Servier Türkiye’nin koşulsuz katkılarıyla Türkiye’de ilk defa 14 derneğin iş birliği ile hayata geçen “Türkiye 2030’da yüzde 50” projesi kapsamında vatandaşlarla bir araya geldi. Hasta, hasta yakını, sağlık profesyonelinin katıldığı ve katılımcıların tansiyon değerlerinin ölçülmesiyle başlayan etkinliğin moderatörlüğünü tiyatro sanatçısı-yönetmen Mert Öner yaptı.</p>
<p><strong>Klinik Endokrinoloji ve Diyabet Derneği Başkanı Prof. Dr. Mustafa Araz, </strong>Dünya Tedaviye Uyum Günü kapsamında yaptığı açıklamada, kronik hastalıklarda tedaviye uyumun kritik öneme sahip olduğunu belirtti. Kronik hastalıkların uzun vadede organ ve dokularda ciddi hasarlara yol açtığını ifade eden Araz, “En sık görülen hastalıklar arasında hipertansiyon ve diyabet yer alıyor. Bu hastalıklar; kalp, damar, böbrek ve sinir sistemi gibi birçok organda hasara neden olarak uzun vadeli komplikasyonlara ve ölüm riskinde artışa yol açıyor” dedi.</p>
<p>&#8220;Türkiye’de kronik hastalık oranları yüksek&#8221;</p>
<p>Türkiye’de hipertansiyonun erişkin nüfusun yaklaşık yüzde 31’inde, diyabetin ise yüzde 16’sında görüldüğünü aktaran Araz, bu oranların yüksekliğine dikkat çekti. Kontrol oranlarının ise istenilen seviyede olmadığını vurgulayan Araz, kronik hastalıklarda hedef değerlere ulaşma oranının yüzde 30-40 civarında olduğunu kaydetti.</p>
<p>&#8220;Türkiye’de tedaviye uyum oranı yüzde 36&#8221;</p>
<p>Tedaviye uyumun hem dünyada hem de Türkiye’de yeterli düzeyde olmadığını dile getiren Araz, “Hastaların tedaviye uyum oranı dünya genelinde yüzde 30 ila 50 arasında. Türkiye’de ise bu oran yaklaşık yüzde 36 seviyesinde” diye konuştu.</p>
<p>&#8220;Uyum artarsa ölüm ve komplikasyonlar azalıyor&#8221;</p>
<p>Tedaviye uyumun artırılmasının önemli kazanımlar sağlayacağını vurgulayan Araz, “Tedaviye uyum sayesinde ölüm oranlarında yaklaşık yüzde 21 azalma, organ hasarı ve komplikasyonlarda ise yüzde 30 ila 50 oranında düşüş sağlamak mümkün” dedi.</p>
<p>&#8220;2030’da tedavi başarı hedefi yüzde 50&#8221;</p>
<p>2030 yılına yönelik hedeflere de değinen Araz, tedaviye uyumu artırarak tedavi başarısında artışa yönelik çalışmalar yürüttüklerini belirtti ve “Amacımız Türkiye’de tedavi başarı oranını diyabette yüzde 36,7’den, hipertansiyonda ise yüzde 22,2’den %50’ye çıkarmak. Bu sayede hastalıkların uzun vadede oluşturduğu zararları azaltmayı hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p> &#8220;Metabolik hastalıklar erken ölümlerin başlıca nedeni&#8221;</p>
<p><strong>Kalp Damar Hastalıklarından Korunma ve Farkındalık Derneği Başkanı Prof. Dr. Oktay Ergene</strong> ise diyabet, obezite ve hipertansiyonun birbiriyle bağlantılı olduğunu belirterek, bu hastalıkların kontrol altına alınmaması halinde erken ölüm riskinin ciddi şekilde arttığını söyledi.</p>
<p>Metabolik hastalıkların temelinde obezite ve glikoz kontrol bozukluğunun yer aldığını belirten Ergene, “Diyabet, kalp ve böbrek hastalıkları birbiriyle ilişkili. Bu hastalıklar orta ve uzun vadede ciddi organ hasarlarına yol açarak dünyada erken ölümlerin en önemli nedenlerinden biri haline geliyor” dedi.</p>
<p>&#8220;50 yaş sonrası risk hızla artıyor&#8221;</p>
<p>ABD’de yapılan bir araştırmaya değinen Oktay Ergene, belirli yaşın üzerindeki bireylerde bu hastalıklardan en az birinin görülme oranının yüzde 90’ların üzerine çıktığını belirterek, “50 yaş sonrası 10 kişiden 9’unda bu hastalıklardan en az biri görülüyor” diye konuştu.</p>
<p>&#8220;Türkiye’de obezite ve diyabet oranı yüksek&#8221;</p>
<p>Türkiye’de obezite oranının erişkin nüfusta yüzde 36-40 seviyelerinde olduğunu, diyabetin ise yaklaşık yüzde 17 oranında görüldüğünü aktaran Ergene, bu oranların Avrupa ülkelerine kıyasla oldukça yüksek olduğuna dikkat çekti.</p>
<p>&#8220;Türkiye’de yaşam süresi daha kısa&#8221;</p>
<p>Türkiye’de yaşam süresinin gelişmiş ülkelere göre daha kısa olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Oktay Ergene, “Gelişmiş ülkelerde ortalama yaşam süresi 80’li yaşların üzerine çıkarken, Türkiye’de bu rakam 77 civarında. Arada 10 yıla varan farklar bulunuyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p>&#8220;Sağlıklı yaşam alışkanlıkları erken yaşta kazanılmalı&#8221;</p>
<p>Hastalıkların önlenmesinde sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemine işaret eden Ergene, yaşam tarzının genç yaşlarda düzenlenmesi gerektiğini belirtti. Hastalık geliştikten sonra ise ilaç tedavisinin kaçınılmaz olduğunu söyledi.</p>
<p>&#8220;Hipertansiyon çoğu zaman ciddiye alınmıyor&#8221;</p>
<p>Hipertansiyonun çoğu zaman hafife alındığını dile getiren Prof. Dr. Oktay Ergene, “Hipertansiyon, dünyadaki ölümlerin ve kalp hastalıklarının önemli bir kısmından sorumlu. Ancak toplumda yeterince ciddiye alınmıyor ve ilaç kullanımı ihmal ediliyor. Türkiye’de sağlık sisteminde ilaca erişim çok iyi durumda iken kronik hastalıklar için düzenli ilaç kullanım oranlarımız çok düşük.” dedi.</p>
<p>&#8220;Tuz tüketiminin azaltılması önemli&#8221;</p>
<p>Toplumsal önlemlerin önemine de değinen Ergene, tuz tüketiminin azaltılmasının hipertansiyonla mücadelede önemli bir adım olduğunu belirtti.</p>
<p>&#8220;70 yaşında hipertansiyon oranı yüzde 70&#8221;</p>
<p>İleri yaşlarda hipertansiyon görülme sıklığının arttığını ifade eden Ergene, “30 yaşındaki bireylerde hipertansiyon görülme oranı %30 iken, 40 yaşındaki bireylerde %40, 70 yaşındaki bireylerde ise bu oranı %70’i buluyor. Yani 10 kişiden 7’sinde hipertansiyon var” dedi. </p>
<p> &#8220;Tansiyon kontrolü hayati önem taşıyor&#8221;</p>
<p>Kan basıncının kontrol altına alınmasının hayati önem taşıdığını vurgulayan Ergene, “Günümüzde artık biliyoruz ki tansiyonun 130/80 mmHg’nin altına indirilmesi gerekiyor. Aksi halde kalp krizi ve inme riski ciddi şekilde artıyor. Basit bir ilaç tedavisiyle bu riskleri büyük ölçüde azaltmak mümkün” diye konuştu.</p>
<p>“Tiyatro hatırlatır. Uyum yaşatır.”</p>
<p><strong>Tiyatro sanatçısı Mert Öner</strong> ise aynı takvimde buluşan Dünya Tedaviye Uyum Günü ve Dünya Tiyatro Günü’nün adeta hayatın dengesine vurgu yaptığını söyledi: “27 Mart’ın iki anlamı var: Dünya Tiyatro Günü ve Tedaviye Uyum Günü. Aynı günde buluşmaları, hayatın hem sahnede hem bedenimizde aynı incelikli dengeyle aktığını hatırlatıyor; bu rastlantının içinde tuhaf bir sevinç, derin bir anlam var.   Sahne, insanın doğayla yeniden aynı ritmi aradığı yerdir. Bir nefes, bir söz, bir beden…  Hepsi görünmeyen bir uyumun parçası. Tiyatro hatırlatır. Uyum yaşatır. Hikâyeler ise unuttuklarımızı iyileştirir. Bizi birbirimize, toprağa, hayata yeniden bağlar. Çünkü dünya, ancak hikayelerimizi paylaştığımız sürece dengede kalır.” diye konuştu.</p>
<p>“Türkiye 2030’da yüzde 50 projesi”</p>
<p>Dünyada veriler her iki hastadan birinin tedaviye uyumsuz olduğunu gösteriyor. Dünya Sağlık Örgütü rakamlarına göre dünyada 1.3 milyar kişi hipertansiyon, 800 milyondan fazla kişi de diyabet hastası. Her 9 kişiden biri diyabetle yaşadığının farkında değil. OECD verileri, tedaviye uyumun artmasıyla uzun dönemde ölüm oranlarının yüzde 21 azaltılabileceğini gösteriyor. Aynı araştırma, yüksek hasta uyumunun sağlık harcamaları üzerinde yıllık 125 milyar Euro katkı sağlayabileceğini ortaya koymaktadır.  </p>
<p>Türkiye’de ise tüm erişkinlerin yüzde 31’i hipertansiyon, yüzde 16,6’si diyabet hastası. Hipertansiyon tedavisine başlayan hastaların yarısı ilk iki yılda tedavilerini yarım bırakıyor. Tedaviye uyum sağlamayan hastaların hastaneye yatışlar üzerindeki artış oranı yüzde 20’ye varıyor. Alarm veren bu tablonun değişmesine katkı sağlamak için hayata geçen Türkiye 2030’da %50 projesi 13 uzmanlık 1 hasta derneğinin katılımıyla ortaya çıkan ve hipertansiyon ve diyabet gibi kronik hastalıklarda hastanın tedaviye uyumu ve tedavi başarısının yükselmesini hedefleyen bir sosyal sorumluluk projesidir.  Servier Türkiye’nin koşulsuz desteklediği bu projenin amacı 2030 yılına kadar hipertansiyonda %22,2, diyabette yüzde 36,7 olan tedavi başarı oranını %50’ye çıkartmaktır.</p>
<p>“14 dernek ortak amaç için birleşti”</p>
<p>Hipertansiyon ve diyabet gibi kronik hastalıklarda tedaviye uyum oranlarını yükselterek hastalık kontrol başarısını 2030&#8217;a kadar en az yüzde 50&#8217;ye ulaştırmayı hedefleyen bu projede, Ateroskleroz Derneği, Avrasya Kalp Yetersizliği Derneği, Dahiliye Uzmanları Derneği, İç Hastalıkları Uzmanlık Eğitim Araştırma Derneği, Kalp Damar Hastalıklarıyla Mücadele ve Farkındalık Derneği, Kardiyovasküler Akademi Derneği, Klinik Endokrinoloji ve Diyabet Derneği, Metabolik Sendrom Derneği, Türk Diyabet Cemiyeti, Türk Girişimsel Kardiyoloji Vakfı, Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği, Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği, Türkiye Diyabet Vakfı, Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği yer alıyor.  </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-kronik-hastaliklarda-alarm-tedaviye-uyum-hayati-onemde-622851">Türkiye&#8217;de kronik hastalıklarda alarm: Tedaviye uyum hayati önemde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sessiz tehlike ağızda başlıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sessiz-tehlike-agizda-basliyor-622779</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Mar 2026 08:39:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağız]]></category>
		<category><![CDATA[ağızda]]></category>
		<category><![CDATA[Bakteriler]]></category>
		<category><![CDATA[başlıyor]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[Diş Eti]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kanama]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622779</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ağız ve diş sağlığının yalnızca diş çürüğü ya da diş kaybı ile sınırlı olmadığını, tüm vücut sağlığınızı doğrudan etkileyen kritik bir öneme sahip olduğunu biliyor muydunuz? </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-tehlike-agizda-basliyor-622779">Sessiz tehlike ağızda başlıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ağız ve diş sağlığının yalnızca diş çürüğü ya da diş kaybı ile sınırlı olmadığını, tüm vücut sağlığınızı doğrudan etkileyen kritik bir öneme sahip olduğunu biliyor muydunuz? “Basit bir diş eti kanaması” denilerek yeterince önemsenmeyen sorunun hayati riske dahi yol açabildiğini? Hatta kalp krizi riskinin diş etinden başlayabildiğini? <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi Diş Eti Hastalıkları Uzmanı (Periodontolog) Prof. Dr. Ülkü Noyan</strong>,<strong> </strong>özellikle diş eti hastalıklarının kalp ve damar hastalıklarıyla güçlü bir bağlantısı olduğunu belirterek, Alzheimer ve kanser sürecini de olumsuz etkilediğini, buna karşın toplumdaki farkındalığın hala son derece yetersiz olduğunu vurguluyor. Prof. Dr. Noyan, ağız ve diş sağlığının önemine yönelik çarpıcı bilgiler verdi; alınacak basit ama etkili 7 yöntemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu…</p>
<p>Diş eti hastalığının en erken ve en önemli belirtisi diş fırçalarken oluşan kanamayla ortaya çıkıyor. <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi </strong><strong>Diş Eti Hastalıkları Uzmanı (Periodontolog) Prof. Dr. Ülkü Noyan</strong> “Nasıl ki ellerimizi yıkarken kanama olmuyorsa, diş etlerimizin de fırçalarken kanamaması gerekir. Ancak birçok kişi yanlış fırçalama teknikleri nedeniyle diş etine temas etmeden temizlik yapıyor. Bu da hastalığın fark edilmeden ilerlemesine yol açıyor” diyor. Sorunun ilerlemesiyle kendiliğinden veya yemek sırasında kanamalar ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. Noyan bu aşamada çoğu hastanın cerrahi işlemler, implant ve protez gibi çok daha kapsamlı tedaviye ihtiyaç duyar hale geldiğini söylüyor. </p>
<p><strong>Diş eti hastalıkları Alzheimer ve kanserle de ilişkili!</strong></p>
<p>Diş eti hastalıkları, diş çürükleri ve diş kaybıyla sınırlı kalmayıp, vücutta kronik iltihaplanmaya yol açarak birçok hastalığı tetikliyor. Prof. Dr. Noyan şu bilgileri veriyor: “Diş eti hastalıkları sistemik hastalıkların ortaya çıkması, var olan hastalığın da şiddetlenmesinde rol oynuyor. Kötü ağız hijyeninin, kanser sonrası sağ kalım süresini olumsuz etkilediği de bilimsel olarak gösterilmiştir. Tedavi edildiğinde; iltihap belirteci olan CRP (c-reaktif protein) azalır, kolesterol seviyesi düşer, kan şekeri olumlu etkilenir. Kalp ve damar hastalıklarının tekrarlama riski azalır. Alzheimer ve kanserin önemli nedenlerinden olan vücuttaki kronik enflamasyon ortadan kalkar. Yapılan çalışmalar; ameliyatlardan önce diş taşı temizliği, kök yüzeyi düzleştirme işlemlerinin yapılması ve ağız hijyeninin sağlanmasının da enfeksiyon riskini azalttığını ve hastanede kalış süresini kısalttığını ortaya koyuyor.” </p>
<p><strong>Kalp hastalıkları ve kalp krizi riskini artırabiliyor!</strong></p>
<p>Uluslararası Kardiyoloji Dergisi&#8217;nde geçtiğimiz ay yayınlanan çalışmada; çocukluk dönemindeki ağız sağlığının, yetişkinlikte damar sertliği ve kalp hastalıkları riskinin artmasına yol açtığının bildirildiğini vurgulayan Prof. Dr. Noyan “Bu bize, süt dişlerinin sürmesini takiben, hemen diş fırçalama işleminin başlaması gerektiğini gösteriyor. Dolayısıyla bu halk sağlığı konusunda herkese büyük görev düşmektedir” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Diş eti kanamasında erken müdahale şart</strong></p>
<p>Ağız ve diş sağlığını korumanın en etkili yolu, zararlı bakterilerin çoğalmasını engellemekten geçiyor. Bunun için ağız ve diş bakımı alışkanlığı kazanmak şart. Diş Eti Hastalıkları Uzmanı (Periodontolog) Prof. Dr. Ülkü Noyan, diş eti kanaması fark edildiğinde zaman kaybetmeden diş hekimine başvurulması gerektiğini, erken dönemde yapılan diş taşı temizliği ve kök yüzeyi düzleştirme işlemleriyle iltihabın kolaylıkla tedavi edilebildiğini söylüyor. </p>
<p><strong>Ağız ve diş bakımında basit ama etkili 7 yöntem!</strong></p>
<p>“Küçük gibi görünen bazı alışkanlıklar, hayat kurtaracak kadar büyük bir etkiye sahiptir” diyen Prof. Dr. Noyan, doğru ve sağlıklı ağız ve diş bakımının kurallarını şöyle sıralıyor: </p>
<ul>
<li>Günde en az iki kez, özellikle gece yatmadan önce dişlerinizi fırçalayın. </li>
<li>Doğru teknik ve size uygun diş fırçası için mutlaka diş hekiminin önerisini alın. </li>
<li>Günde en az bir kez diş ipi ya da arayüz fırçası kullanın. Bakteriler en çok, diş fırçasının ulaşamadığı alanlarda birikir. </li>
<li>Ağız kokusunun ve bakterilerin önemli kaynaklarından biri dil yüzeyidir. Bu nedenle mutlaka dilinizi de temizleyin. </li>
<li>Ağız gargarasını hekim önerisi olmadan kullamayın. Çünkü gargaralar yararlı bakterileri de yok ederek damar sağlığı için gerekli olan nitrit oksit üretimini azaltabilir. Ayrıca alkollü gargaralar, özellikle sigara kullanan bireylerde kanser riskini artırabilir.</li>
<li>Her gün yeterli su için. Tükürük ağız içini koruyan doğal bir savunmadır. Ağız kuruluğu yaşayan bireylerin gün boyunca suyu yudum yudum tüketmesi büyük önem taşır.</li>
<li>En az 6 ayda bir mutlaka diş hekimine gidin. Yapılan kontroller, yalnızca diş taşı temizliği değil, zararlı bakterilerin hastalık oluşturacak seviyeye ulaşmasını önlemek için gereklidir. Çünkü temizlik yapılmasından 9-11 hafta sonra zararlı bakteriler çoğalmaya başlar.</li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-tehlike-agizda-basliyor-622779">Sessiz tehlike ağızda başlıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Sevil Atasoy: &#8220;Uyuşturucu politikaları insan hakları ve halk sağlığı temelinde şekillenmeli&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-sevil-atasoy-uyusturucu-politikalari-insan-haklari-ve-halk-sagligi-temelinde-sekillenmeli-622625</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Mar 2026 19:00:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[atasoy]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[incb]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[İş Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[sevil]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<category><![CDATA[uyuşturucu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622625</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin Birleşmiş Milletler (BM) New York Daimî Temsilciliği tarafından, New York Türkevi’nde, Uluslararası Narkotik Kontrol Kurulu (INCB) Başkanı, Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy’un INCB üyeliğine yeniden adaylığı dolayısıyla bir resepsiyon düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-sevil-atasoy-uyusturucu-politikalari-insan-haklari-ve-halk-sagligi-temelinde-sekillenmeli-622625">Prof. Dr. Sevil Atasoy: &#8220;Uyuşturucu politikaları insan hakları ve halk sağlığı temelinde şekillenmeli&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin Birleşmiş Milletler (BM) New York Daimî Temsilciliği tarafından, New York Türkevi’nde, Uluslararası Narkotik Kontrol Kurulu (INCB) Başkanı, Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy’un INCB üyeliğine yeniden adaylığı dolayısıyla bir resepsiyon düzenlendi. Etkinliğe, Ekonomik ve Sosyal Konsey’e üye çok sayıda ülkenin diplomatları katıldı.</p>
<p><strong>“Küresel uyuşturucu sorunu giderek karmaşıklaştı”</strong></p>
<p>New York’taki Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Büyükelçi Ahmet Yıldız’ın takdim konuşmasından sonra söz alan INCB Başkanı Prof. Dr. Sevil Atasoy, küresel uyuşturucu sorununun giderek karmaşıklaştığını belirterek, çözümün dengeli, kanıta dayalı ve insan odaklı politikalardan geçtiğini vurguladı.</p>
<p>Prof. Dr. Atasoy, özellikle tıbbi olmayan sentetik opioidlerin yaygınlaşması, yasa dışı üretim yöntemlerinin gelişmesi ve uluslararası kaçakçılık ağlarının genişlemesinin acil ve ciddi tehditler oluşturduğunu ifade ederek, aynı zamanda dünya genelinde milyonlarca insanın ağrı tedavisi, ruh sağlığı ve palyatif bakım için gerekli temel ilaçlara erişimde zorluk yaşadığına dikkat çekti.</p>
<p><strong>Uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesi önemli</strong></p>
<p>Uluslararası uyuşturucu kontrol sisteminin üç temel ilkesine dikkat çeken Prof. Dr. Atasoy, kontrollü maddelerin tıbbi ve bilimsel amaçlarla erişilebilirliğinin sağlanması, kötüye kullanımın önlenmesi ve uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesinin önemini yineledi.</p>
<p>Prof. Dr. Atasoy, “Uyuşturucu kontrolü yalnızca bir yaptırım meselesi değil; aynı zamanda bir halk sağlığı, insan onuru ve sosyal adalet meselesidir.” dedi.</p>
<p>Konuşmasında insan hakları, orantılılık ve hukukun üstünlüğü ilkelerine vurgu yapan Prof. Dr. Atasoy, politika yapım süreçlerinde bu değerlerin merkezde yer alması gerektiğini belirtti.</p>
<p><strong>Kurumsal dayanıklılık ve deneyimin önemi</strong></p>
<p>Görev süresi boyunca INCB’nin etkinliğini ve şeffaflığını artırmaya yönelik çalışmalara öncelik verdiğini belirten Prof. Dr. Atasoy, üye devletlerle iş birliğini güçlendirmek, pratik araçlar geliştirmek ve tavsiyelerin uygulanabilirliğini artırmak için önemli adımlar attıklarını ifade etti.</p>
<p>Birleşmiş Milletler sistemi genelinde yaşanan mali kısıtlamalara da değinen Prof. Dr. Atasoy, bu süreçte kurumsal süreklilik ve kurumsal hafızanın korunmasının kritik önem taşıdığını vurguladı.</p>
<p> “Deneyim, yalnızca teknik bilgi değil; aynı zamanda karmaşık siyasi ve operasyonel süreçlerin yönetilmesinde de belirleyicidir.” diyen Prof. Dr. Atasoy, sınırlı kaynaklara rağmen Kurul’un etkinliğini koruyabilmesi için mali disiplin, önceliklendirme ve verimlilik esaslarına dayalı bir yönetim anlayışı benimsediklerini belirtti.</p>
<p><strong>Uluslararası iş birliği ve ortak sorumluluk</strong></p>
<p>Prof. Dr. Atasoy, INCB’nin çalışmalarının üye devletlerin güveni ve iş birliğine dayandığını belirterek, açık diyalog ve karşılıklı saygının uluslararası uyuşturucu kontrol sisteminin temelini oluşturduğunu ifade etti.</p>
<p>Türkiye tarafından yeniden aday gösterildiğini hatırlatan Prof. Dr. Atasoy, görevine devam etme isteğini dile getirdi ve “Deneyimli liderliğin sürekliliği, karşı karşıya olduğumuz mevcut ve yeni zorluklar karşısında büyük önem taşımaktadır.” İfadesinde bulundu.</p>
<p><strong>İnsan odaklı küresel vizyon</strong></p>
<p>“Uyuşturucu politikaları insan hakları ve halk sağlığı temelinde şekillenmeli.” diye konuşan Prof. Dr. Sevil Atasoy, konuşmasını insan sağlığını koruyan, insan haklarına saygılı ve toplumların refahını önceleyen dengeli ve etkili bir uluslararası uyuşturucu kontrol sistemi vizyonunu yineleyerek tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-sevil-atasoy-uyusturucu-politikalari-insan-haklari-ve-halk-sagligi-temelinde-sekillenmeli-622625">Prof. Dr. Sevil Atasoy: &#8220;Uyuşturucu politikaları insan hakları ve halk sağlığı temelinde şekillenmeli&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>22 Mart Dünya Su Günü</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/22-mart-dunya-su-gunu-622101</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Mar 2026 13:02:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[22]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[korunması]]></category>
		<category><![CDATA[mart]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir]]></category>
		<category><![CDATA[yönetimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622101</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Su Günü, tatlı su kaynaklarının önemine dikkat çekmek ve bu kaynakların sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla her yıl 22 Mart tarihinde kutlanmaktadır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/22-mart-dunya-su-gunu-622101">22 Mart Dünya Su Günü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Su Günü, tatlı su kaynaklarının önemine dikkat çekmek ve bu kaynakların sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla her yıl <strong>22 Mart tarihinde</strong> kutlanmaktadır. 1993 yılından bu yana kutlanan Dünya Su Günü’nde her yıl farklı bir tema aracılığıyla suyun küresel ölçekte taşıdığı önem vurgulanmaktadır. Bu yılın teması ise <strong>“Su ve Cinsiyet”</strong><b> </b>olarak belirlenmiştir.</p>
<p>Su; yaşamın devamı, sağlıklı bir çevre ve sürdürülebilir kalkınma için vazgeçilmez bir kaynaktır. Bununla birlikte suya erişim, yalnızca çevresel değil aynı zamanda sosyal bir mesele olarak da karşımıza çıkmaktadır. Birleşmiş Milletler tarafından belirlenen bu yılki tema; suya erişimde eşitliğin sağlanması, su hizmetlerinin herkes için güvenli ve sürdürülebilir biçimde sunulması ve su yönetiminde kapsayıcı yaklaşımların önemine dikkat çekmektedir.</p>
<p>Sürdürülebilir su yönetimi; toplumların refahı, çevrenin korunması ve gelecek nesillerin ihtiyaçlarının karşılanması açısından büyük önem taşımaktadır. Bu doğrultuda su kaynaklarının korunması, verimli kullanılması ve altyapı sistemlerinin güçlendirilmesi hem iklim değişikliğiyle mücadelede hem de sürdürülebilir şehirlerin oluşturulmasında önemli bir rol oynamaktadır.</p>
<p>Küresel ısınma ve iklim değişikliğiyle birlikte yağış rejimlerinde yaşanan değişimler; içme suyu kaynaklarının azalması, su kalitesinin bozulması, kuraklık, su kıtlığı ve taşkın riskleri gibi birçok sorunu da beraberinde getirmektedir. Bu nedenle su kaynaklarının korunması, doğru planlanması ve sürdürülebilir şekilde yönetilmesi her zamankinden daha büyük önem taşımaktadır.</p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İSU Genel Müdürlüğü olarak bizler de bu bilinçle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Şehrimizin su yönetimini; su kaynaklarını koruma, ileri teknolojileri etkin biçimde kullanma ve altyapı sistemlerini sürekli geliştirme hedefleri doğrultusunda yürütüyoruz. Gelecek nesilleri de düşünerek kalıcı yatırımlar gerçekleştiriyor, sürdürülebilir bir su yönetimi anlayışıyla projelerimizi hayata geçiriyoruz.</p>
<p>Gerçekleştirdiğimiz yatırımlarla İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik’te belirtilen standartlara uygun temiz, sağlıklı ve kesintisiz içme suyunu vatandaşlarımıza ulaştırırken su kayıp ve kaçakları ile de etkin bir şekilde mücadele ediyoruz. Ayrıca atık suların arıtılarak yeniden kullanılması konusunda önemli çalışmalar yürütüyor, geri kazanım sularını sanayi tesisleri ile yeşil alanların sulanmasında değerlendirerek su kaynaklarımız üzerindeki baskıyı azaltıyoruz.</p>
<p>İSU Genel Müdürlüğü olarak suyun sürdürülebilir yönetimi ve su kaynaklarının korunması konusunda toplumsal farkındalığın artırılmasına büyük önem veriyoruz. Suyun yaşam için taşıdığı değeri her zamankinden daha güçlü bir şekilde hatırladığımız bu özel günde, tüm vatandaşlarımızı suyu tasarruflu kullanmaya ve su kaynaklarımızı korumaya davet ediyoruz.</p>
<p>Bu vesileyle <strong>22 Mart Dünya Su Günü’nü kutluyor</strong><b>,</b> su kaynaklarının korunması ve sürdürülebilir şekilde yönetilmesi konusundaki kararlılığımızı bir kez daha vurguluyoruz.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/22-mart-dunya-su-gunu-622101">22 Mart Dünya Su Günü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üniversitelerde Geleceğin Yetkinliklerine Uygun Eğitim Modeli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/universitelerde-gelecegin-yetkinliklerine-uygun-egitim-modeli-621318</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Mar 2026 08:22:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[farklı]]></category>
		<category><![CDATA[geleceğin]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[Kimi]]></category>
		<category><![CDATA[modeli]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencinin]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenme]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitelerde]]></category>
		<category><![CDATA[uygun]]></category>
		<category><![CDATA[yetkinliklerine]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621318</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyada eğitim anlayışı hızla değişiyor. Artık konu yalnızca öğrenciye destek vermek değil; eğitimi öğrencilerin farklı ihtiyaçlarını, öğrenme biçimlerini ve gelecek hedeflerini dikkate alarak yeniden ele almak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/universitelerde-gelecegin-yetkinliklerine-uygun-egitim-modeli-621318">Üniversitelerde Geleceğin Yetkinliklerine Uygun Eğitim Modeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada eğitim anlayışı hızla değişiyor. Artık konu yalnızca öğrenciye destek vermek değil; eğitimi öğrencilerin farklı ihtiyaçlarını, öğrenme biçimlerini ve gelecek hedeflerini dikkate alarak yeniden ele almak. Uluslararası çalışmalar, üniversitelerde öğrenciden tek bir kalıba uymasının beklendiği yaklaşımların yanında, öğrencilerin farklılıklarını merkeze alan daha esnek ve kapsayıcı bir anlayışın güç kazandığını gösteriyor.</p>
<p>World Economic Forum’un yayımladığı rapora göre önümüzdeki dönemde analitik düşünme, problem çözme, yaratıcılık, teknolojiyi doğru kullanabilme ve yaşam boyu öğrenme becerileri daha da önem kazanacak. Bu tablo, öğrencinin ilgi alanlarını keşfedebileceği, farklı alanlarda kendini geliştirebileceği daha zengin eğitim ortamlarının önemini ortaya koyuyor.</p>
<p>Bu yaklaşımın Türkiye’deki savunucularından biri olan Yeditepe Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ece Ceylan Baba’ya göre yükseköğretimde bakış açısı da bu yönde değişiyor. Artık asıl soru, öğrenciyi mevcut yapıya nasıl uyduracağımız değil; öğrencinin kendi geleceğini planlayabileceği bir eğitim ortamını nasıl güçlendireceğimiz.</p>
<p>Yeni dönemde üniversiteler, bilgi aktarmanın ötesinde, öğrencinin yeteneklerini ortaya çıkaran ve onu hayata ve iş dünyasına hazırlayan yapılar olarak öne çıkıyor.</p>
<p><strong>HER ÖĞRENCİ AYNI DEĞİL</strong></p>
<p>Üniversite hayatının en temel gerçeği, öğrencilerin birbirinden farklı olmasıdır. Kimisi dinleyerek daha iyi öğrenir, kimisi yazarak; kimisi yalnızca derslerine odaklanır, kimisi eğitimini çalışarak sürdürür. Öğrencilerin sosyal koşulları, ilgi alanları ve beklentileri de bu farklılığı belirleyen önemli unsurlar arasındadır.</p>
<p>Prof. Dr. Ece Ceylan Baba bu durumu şöyle ifade ediyor: “Bazı öğrenciler düşüncelerini konuşarak daha iyi aktarır, bazıları yazılı anlatımda daha başarılıdır. Kimi yalnızca akademik çalışmaya odaklanır, kimi eğitimini çalışarak sürdürür. Bu farklılıklar istisna değil, üniversite hayatının doğal bir parçasıdır. Eğitim sistemi de bu gerçeği dikkate almalıdır.”</p>
<p>Bu yaklaşım, öğrencinin yalnızca bilgiyi alan değil, öğrenme sürecine aktif olarak katılan bir özne olduğu üniversite anlayışını güçlendiriyor. Öğrencinin kendini sürecin parçası olarak gördüğü ortamlarda motivasyonun ve akademik katılımın daha güçlü olduğu görülüyor.</p>
<p><strong>YÜKSEKÖĞRETİMDE YETKİNLİKLERİN ARTAN ÖNEMİ</strong></p>
<p>OECD ve World Economic Forum verileri, iş dünyasının beklentilerinin hızla değiştiğini ortaya koyuyor. Günümüzde yalnızca meslek bilgisine sahip olmak yeterli görülmüyor; farklı alanlarda düşünebilen, değişen koşullara uyum sağlayabilen, teknolojiyi etkin kullanan ve öğrenmeye açık bireyler öne çıkıyor. Bu tablo, üniversitelerin öğrencileri bu becerilerle desteklemesinin önemini daha da görünür hale getiriyor.</p>
<p>Bu becerilerin gelişmesi, öğrencinin eğitimle gerçek hayat arasında anlamlı bir bağ kurmasını da kolaylaştırıyor. Böylece öğrenme sürecine katılım ve motivasyon daha güçlü hale geliyor.</p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ece Ceylan Baba’ya göre bu durum, yükseköğretimde eğitimin gelişen ihtiyaçlar doğrultusunda ele alınmasını gerekli kılıyor. Baba, “Asıl rekabet avantajı, bireyin değişime uyum sağlayabilme ve yeni değerler üretebilme gücüdür. Öğrenci, hangi seçeneklerin önünde olduğunu bildiğinde öğrenme daha güçlü hale gelir. Esneklik eğitimin kalitesini düşürmez; aksine eğitimi daha sağlam kılar” diyor.</p>
<p><strong>KİŞİSELLEŞTİRİLEBİLİR AKADEMİK YAPILAR</strong></p>
<p>Geleceğini planlayabilen bir öğrenci için üniversitenin yol gösterici ve esnek bir yapıya sahip olması giderek daha fazla önem kazanıyor. Bu anlayış, öğrencinin sorumluluk almasını ve kendi akademik yolunu bilinçli biçimde şekillendirmesini destekliyor.</p>
<p>Prof. Dr. Ece Ceylan Baba, “Beklentiler açık olduğunda ve kurallar net biçimde belirlendiğinde esneklik kaliteyi zayıflatmaz. Aksine öğrencinin sorumluluk almasını ve bilinçli tercihler yapmasını sağlar” değerlendirmesinde bulunuyor.</p>
<p><strong>ANAHTAR KELİME: AİT HİSSETMEK</strong></p>
<p>Veriler, üniversiteyi bırakma nedenleri arasında bireysel ve sosyal etkenlerin yanı sıra, öğrencinin kendini üniversiteye ait hissedememesinin de önemli bir rol oynadığını gösteriyor. Üniversiteyle güçlü bir bağ kuramayan öğrencilerin eğitim sürecinden kopma riskinin daha yüksek olduğu görülüyor. Buna karşılık, öğrencinin kendini üniversiteye ait hissettiği ortamlarda hem akademik başarının hem de motivasyonun arttığı dikkat çekiyor.</p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ece Ceylan Baba’ya göre aidiyet, başarının sonucu değil, temelidir: “Aidiyet, başarıdan sonra ortaya çıkan bir duygu değildir. Öğrenci kendini sistemin dışında değil, onun doğal bir parçası olarak gördüğünde öğrenme kalıcı hale gelir.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/universitelerde-gelecegin-yetkinliklerine-uygun-egitim-modeli-621318">Üniversitelerde Geleceğin Yetkinliklerine Uygun Eğitim Modeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MAN Truck &#038; Bus&#8217;tan Avrupa servis ağına 300 milyon Euro&#8217;luk yatırım</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/man-truck-bustan-avrupa-servis-agina-300-milyon-euroluk-yatirim-621248</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Mar 2026 07:32:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[ağına]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[bus]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[man]]></category>
		<category><![CDATA[Milyon Euro]]></category>
		<category><![CDATA[mobilite]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[satış]]></category>
		<category><![CDATA[servis]]></category>
		<category><![CDATA[tan]]></category>
		<category><![CDATA[truck]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşık]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621248</guid>

					<description><![CDATA[<p>MAN Truck &#038; Bus, Avrupa genelinde servis ağını büyütmek ve modernize etmek için 300 milyon Euro’luk yatırım programını hayata geçiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/man-truck-bustan-avrupa-servis-agina-300-milyon-euroluk-yatirim-621248">MAN Truck &#038; Bus&#8217;tan Avrupa servis ağına 300 milyon Euro&#8217;luk yatırım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>MAN Truck &#038; Bus, Avrupa genelinde servis ağını büyütmek ve modernize etmek için 300 milyon Euro’luk yatırım programını hayata geçiriyor. MAN tarihinin Avrupa servis ağına yönelik en büyük yatırım programında bütçenin üçte biri e-mobilite, dijitalleşme ve hizmet kalitesinin geliştirilmesine ayrıldı. Bu yatırımla birlikte müşterilerin servis noktalarına erişim sürelerinin kısaltılması ve hizmet standartlarının Avrupa genelinde en üst seviyeye taşınması hedefleniyor.</strong></p>
<p><strong> MAN, bu yatırım programı kapsamında stratejik bir pazar olarak gördüğü Türkiye’de ise servis altyapısını güçlendirmek amacıyla yaklaşık 8 milyon Euro tutarında bir yatırım yapacak. </strong></p>
<p>MAN Truck &#038; Bus SE, Avrupa genelindeki satış ve servis ekosistemini güçlendirmek amacıyla kapsamlı bir yatırım çalışması açıkladı. 2030 yılına kadar tamamlanacak 300 milyon Euro’luk bu program; yeni merkezlerin inşasından mevcut lokasyonların teknolojik modernizasyonuna, bölgesel erişilebilirliğin optimize edilmesinden servis kalitesinin daha da yükseltilmesi ve ağın elektrikli mobiliteye tam uyumuna kadar geniş bir alanı kapsıyor.</p>
<p>Yıl başında duyurulan “MAN2030+” programıyla maliyet verimliliğini artıran MAN, elde edilen kaynakla da büyüme ve inovasyon alanlarında daha güçlü yatırımlar gerçekleştiriyor. Avrupa genelinde yaklaşık 1.200 lokasyonda 7.000 kişilik dev bir ekiple hizmet veren MAN, müşterilerine 7 günü 24 saat kesintisiz destek sunuyor. Ayrıca 2.000’den fazla servis merkezi ve iş ortağı, MAN Mobile24 arıza ve mobilite hizmeti aracılığıyla da müşterileri için operasyonel devamlılık sağlıyor.</p>
<p><strong>MAN’dan, Türkiye’deki servis ağına 8 milyon Euro’luk yatırım</strong></p>
<p>MAN’ın Türkiye’deki servis ve satış ağı ise bu stratejik yatırım programının önemli bir parçasını oluşturuyor. MAN’ın halihazırda Türkiye genelindeki 33 adet servis ve satış noktasında yaklaşık 1000 çalışan görev yapıyor. </p>
<p>MAN, Avrupa’daki yatırım atağı kapsamında Türkiye’de yaklaşık 8 milyon Euro tutarında servis yatırımı yapmayı planlıyor. Bu yatırımla Marmara, Ege ve Güneydoğu Anadolu gibi Türkiye’nin farklı bölgelerinde yeni servis noktalarının devreye alınması hedefleniyor.</p>
<p><strong>Friedrich Baumann: “Güçlü marka, güçlü servis ağı gerektirir”</strong></p>
<p>MAN Satış ve Müşteri Çözümleri Yönetim Kurulu Üyesi Friedrich Baumann, şirketin yeni servis yatırımlarıyla ilgili şunları söyledi:</p>
<p>“Güçlü bir marka, güçlü bir hizmet ağına ihtiyaç duyar. Biz buna sahibiz ve şimdi bunu daha da ileri taşıyoruz. Satış ekiplerimizin yanı sıra servislerimiz de müşterilerimiz için markamızın en önemli temsilcileridir. Bu ağı daha da genişletmek için önümüzdeki yıllarda bu alana yoğun yatırım yapacağız. Ürün, hizmet ve kaliteyi bir araya getiren yaklaşımımız, yeni rakiplerin ortaya çıktığı bir dönemde bizi daha da farklılaştıracak. Amacımız, sürdürülebilir bir oyuncu olarak konumumuzu daha da güçlendirmek.” </p>
<p><strong>“Hedefimiz Avrupa’da 30 dakikada servise erişim”</strong></p>
<p><strong> </strong>Baumann sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Ticari araç sektörü, binek otomobil pazarına kıyasla çok daha karmaşık ve hizmet yoğun bir yapıya sahiptir. Araçların günlük kullanılabilirliği müşterilerimizin iş sürekliliği açısından kritik önemde olduğundan müşterilerimize yakın olmak ve birinci sınıf hizmet sunmak büyük önem taşıyor.</p>
<p>Önümüzdeki dönemde müşterilerin servis noktalarına ulaşmak için katetmesi gereken mesafeleri daha da kısaltacağız. Hedefimiz Avrupa’da, müşterilerimizin yaklaşık yüzde 80’inin en yakın MAN servis noktasına 30 dakikadan daha kısa sürede ulaşabilmesini sağlamak. 2030 yılına kadar da Almanya, Avusturya ve İsviçre’nin yanı sıra Fransa, İngiltere, İtalya, İspanya, Polonya ve Türkiye gibi pazarlarda bu erişim seviyesine ulaşmayı öngörüyoruz. Lojistik gereksinimlerinin yüksek olduğu bölgelerde yeni servis üsleri oluşturmak da bu stratejinin önemli bir parçasını oluşturuyor. Bu ülkelerde yılda ortalama yedi yeni şube devreye alıyoruz.” </p>
<p><strong>Yatırımın üçte biri e-mobilite ve dijitalleşmeye</strong></p>
<p>Geleceğin taşımacılık teknolojilerine hazırlanan MAN, satış ve servis noktalarını sürdürülebilir mobiliteye uyumlu hale getirmek için kapsamlı bir dönüşüm yürütüyor. 2026 yılına kadar mevcut satış ve servis noktalarının üçte ikisinin e-mobiliteye hazır hale getirilmesi amaçlanıyor. Toplam yatırımın yaklaşık 100 milyon Euro’luk bölümü, doğrudan e-mobilite ve dijital dönüşüm çalışmalarına ayrılıyor.</p>
<p>Bu kapsamda Avrupa genelinde satış temsilcilerinden yüksek gerilim teknisyenlerine kadar yaklaşık 8.000 çalışan, e-mobilite alanında kapsamlı eğitim programlarından geçiriliyor.</p>
<p>Bu çerçevede Almanya, İspanya, Belçika, Avusturya ve İtalya’da faaliyet gösteren batarya onarım merkezlerinin 2030 yılına kadar tüm Avrupa pazarlarını kapsayacak şekilde genişletilmesi hedefleniyor.</p>
<p>Ayrıca enerji şirketi E.ON ile gerçekleştirilen iş birliği sayesinde Avrupa genelinde 125’i Almanya’da olmak üzere toplam 170 lokasyonda 400’e kadar halka açık şarj noktasının kurulması da bu sürecin önemli bir ayağını oluşturuyor.</p>
<p>Bununla birlikte sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda servis noktalarının altyapısını dönüştürmeyi sürdüren MAN, özellikle fotovoltaik enerji sistemleri, LED aydınlatma çözümleri ve modern ısıtma sistemleriyle enerji verimliliğinin artırıyor.</p>
<p>Aynı zamanda servis süreçlerinin dijitalleşmesini de hızlandıran MAN, iPad tabanlı sistemler ve yapay zekâ destekli uygulamalarla daha yüksek verimlilik ve şeffaflık sunuyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/man-truck-bustan-avrupa-servis-agina-300-milyon-euroluk-yatirim-621248">MAN Truck &#038; Bus&#8217;tan Avrupa servis ağına 300 milyon Euro&#8217;luk yatırım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Efes Selçuk&#8217;ta Babalara &#8220;Babalık&#8221; Semineri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/efes-selcukta-babalara-babalik-semineri-621239</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Mar 2026 07:28:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[baba]]></category>
		<category><![CDATA[babalara]]></category>
		<category><![CDATA[babalık]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[efes]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[selçuk]]></category>
		<category><![CDATA[semineri]]></category>
		<category><![CDATA[ta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621239</guid>

					<description><![CDATA[<p>Efesli Babalar Topluluğu’nun öncülüğünde, Selçuk Efes Kent Belleği’nde “Çocuğun Gelişiminde Babanın Rolü ve Önemi” başlıklı seminer düzenlendi. Ebeveynlerin yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte, AÇEV Aile Eğitimleri Direktörü Hasan Deniz konuşmacı olarak yer aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/efes-selcukta-babalara-babalik-semineri-621239">Efes Selçuk&#8217;ta Babalara &#8220;Babalık&#8221; Semineri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span>Efesli Babalar Topluluğu’nun öncülüğünde, Selçuk Efes Kent Belleği’nde “Çocuğun Gelişiminde Babanın Rolü ve Önemi” başlıklı seminer düzenlendi. Ebeveynlerin yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte, AÇEV Aile Eğitimleri Direktörü Hasan Deniz konuşmacı olarak yer aldı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Seminerde, babaların çocukların duygusal, sosyal ve özgüven gelişimindeki rolü ele alındı. Değişen babalık anlayışına dikkat çeken Hasan Deniz, otoriter ve geleneksel baba modelinin yerini; anneye destek olan, çocuk bakımında daha aktif ve sorumluluk alan bir babalık yaklaşımına bıraktığını ifade etti.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Babalığın yalnızca ekonomik sorumluluklarla sınırlı olmadığını vurgulayan Deniz, çocukların sağlıklı bireyler olarak yetişmesinde babaların aktif katılımının büyük önem taşıdığını belirtti. Çocukla kurulan nitelikli iletişimin güven duygusunun temelini oluşturduğunu söyleyen Deniz, özellikle erken yaşlarda babayla geçirilen zamanın karakter gelişimine doğrudan etki ettiğini dile getirdi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Çocuk gelişiminde anne ve baba arasındaki ilişkinin belirleyici olduğuna da değinen Deniz, “Her birey belirli bir kapasiteyle dünyaya gelir. Bu kapasitenin ortaya çıkarılmasında anne ve babanın rolü çok büyüktür. Ebeveynlerin birbirleriyle ve çevreleriyle kurduğu ilişkiler; sorun çözme becerileri, sevgi ve şefkat anlayışı, çocuğun fiziksel, zihinsel, duygusal ve sosyal gelişiminin temelini oluşturur. Bu temel ne kadar sağlamsa, çocuğun karşılaştığı olumsuzlukların etkisi de o kadar azalır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>“BABANIN FİZİKSEL BAKIMA KATILMASI ÇOK ÖNEMLİ”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Çocuğu yalnızca anne büyütür” anlayışının artık geride kaldığını belirten Hasan Deniz, ilgili babalığın önemine dikkat çekti. Çocuğun gelişim sürecinde yetişkinlere bağımlı olduğunu hatırlatan Deniz, babanın rolünün fiziksel, zihinsel, duygusal ve sosyal gelişimde geri planda düşünülemeyeceğini vurguladı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Özellikle 0-3 yaş döneminin kritik olduğuna işaret eden Deniz, bu süreçte nöronlar arası bağların hızla geliştiğini ve çocuğun çevresiyle kurduğu etkileşimin büyük önem taşıdığını ifade etti. Dil gelişimindeki farklılıkların 18. aydan itibaren belirginleştiğini belirten Deniz, erken yaşlarda olumsuz koşullara maruz kalan çocukların bilişsel, dil ve duygusal gelişim açısından risk altında olabileceğini söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Gelişimde bazı dönemlerin telafisinin zor olduğuna da dikkat çeken Deniz, “Bu nedenle babaların çocuk bakımına aktif olarak katılması çok önemlidir. Fiziksel bakıma katılım, baba ile çocuk arasındaki bağı güçlendirir ve çocuğun zihinsel, duygusal ve sosyal gelişimi için sağlam bir temel oluşturur” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/efes-selcukta-babalara-babalik-semineri-621239">Efes Selçuk&#8217;ta Babalara &#8220;Babalık&#8221; Semineri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Deprem Uzmanı Moriwaki Ayvalık&#8217;ta Uyardı: &#8220;Yapı ve Zemin Güvenliği Hayat Kurtarır&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/deprem-uzmani-moriwaki-ayvalikta-uyardi-yapi-ve-zemin-guvenligi-hayat-kurtarir-621074</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Mar 2026 10:29:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ayvalık]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[moriwaki]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[ta]]></category>
		<category><![CDATA[uyardı]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanı]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621074</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ayvalık Belediyesi ile Ayvalık Kent Konseyi iş birliğinde düzenlenen “Balıkesir’in Depremselliği ve Yapı-Zemin İlişkisi” konulu konferans, yoğun katılımla gerçekleştirildi. Vural Sineması Nejat Uygur Sahnesi’nde düzenlenen etkinlikte Japon deprem uzmanı Yoshinori Moriwaki önemli değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deprem-uzmani-moriwaki-ayvalikta-uyardi-yapi-ve-zemin-guvenligi-hayat-kurtarir-621074">Deprem Uzmanı Moriwaki Ayvalık&#8217;ta Uyardı: &#8220;Yapı ve Zemin Güvenliği Hayat Kurtarır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span>Ayvalık Belediyesi ile Ayvalık Kent Konseyi iş birliğinde düzenlenen “Balıkesir’in Depremselliği ve Yapı-Zemin İlişkisi” konulu konferans, yoğun katılımla gerçekleştirildi. Vural Sineması Nejat Uygur Sahnesi’nde düzenlenen etkinlikte Japon deprem uzmanı Yoshinori Moriwaki önemli değerlendirmelerde bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Türkiye ve Japonya’nın aktif deprem kuşağında yer aldığını vurgulayan Moriwaki, deprem öncesinde alınacak önlemlerin can ve mal kaybını büyük ölçüde azaltacağını belirtti. Özellikle yapı güvenliği ve zemin etüdünün hayati önem taşıdığına dikkat çeken Moriwaki, Japonya’daki uygulamaların Türkiye’de de yaygınlaştırılması gerektiğini ifade etti.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Türkiye’de yapı denetim sisteminin 1999 depremi sonrası önemli ölçüde geliştiğini belirten Moriwaki, yeni yapılan binaların geçmişe göre daha dayanıklı olduğunu ancak sistemin eksikliklerinin giderilmesi gerektiğini söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Türkiye’deki yapı stokunun önemli bir bölümünün kaçak yapılardan oluştuğunu da dile getiren Moriwaki, mevcut deprem yönetmeliğinin Japonya’ya kıyasla daha katı kurallar içerdiğini ancak bu kuralların etkin uygulanmasının büyük önem taşıdığını vurguladı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Konferans, deprem bilincinin artırılması ve güvenli yapılaşmanın önemine dikkat çekilmesi açısından katılımcılardan büyük ilgi gördü.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deprem-uzmani-moriwaki-ayvalikta-uyardi-yapi-ve-zemin-guvenligi-hayat-kurtarir-621074">Deprem Uzmanı Moriwaki Ayvalık&#8217;ta Uyardı: &#8220;Yapı ve Zemin Güvenliği Hayat Kurtarır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tek ameliyatla üç mesafede net görüş!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tek-ameliyatla-uc-mesafede-net-gorus-620684</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Mar 2026 09:23:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Ameliyat Sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyatla]]></category>
		<category><![CDATA[Görüş]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[lens]]></category>
		<category><![CDATA[mesafede]]></category>
		<category><![CDATA[net]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[üç]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620684</guid>

					<description><![CDATA[<p>Göz sağlığı alanında yaşanan teknolojik gelişmeler görme kusurlarının tedavisinde önemli kolaylıklar sağlıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tek-ameliyatla-uc-mesafede-net-gorus-620684">Tek ameliyatla üç mesafede net görüş!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Göz sağlığı alanında yaşanan teknolojik gelişmeler görme kusurlarının tedavisinde önemli kolaylıklar sağlıyor. Bunların başında ise halk arasında “akıllı mercek” olarak bilinen “premium göz içi lensleri” geliyor.  Tek odaklı lensler sadece bir mesafeye netlik sağlarken, akıllı mercekler; yakın, orta ve uzak mesafelerin tamamında net görüş imkanı sunabiliyor. <strong>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özge Begüm Comba, </strong> bu sayede gözlük ihtiyacının büyük ölçüde azaldığını belirterek, “Premium göz içi lensi teknolojisi son yıllarda optik tasarım ve materyal teknolojisi gibi önemli gelişmeler kaydetmiş ve bu sayede hastaların yaşam kalitesini belirgin şekilde artırmıştır” diyor. <strong>Doç.</strong> <strong>Dr. Özge Begüm Comba, </strong>ancak bu teknolojinin başarısının,  doğru hasta seçimi, detaylı preoperatif değerlendirme ve gerçekçi beklenti yönetimiyle doğrudan ilişkili olduğunu vurgulayarak, “Her hastanın oküler yapısı, görsel ihtiyaçları ve adaptasyon kapasitesi farklıdır. Bu nedenle, ameliyat öncesi oftalmoloğunuzla detaylı görüşmeniz, tüm olası sonuçları değerlendirmeniz ve size en uygun tedavi planını birlikte belirlemeniz önem taşımaktadır” diyor. <strong>Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özge Begüm Comba,</strong> akıllı mercek hakkında en sık yöneltilen 10 soruyu anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu. </p>
<p><strong>Akıllı merceklere hangi durumlarda başvuruluyor?</strong></p>
<p>Gözümüzün doğal lensinin yerine yerleştirilen ve birden fazla odak noktasına sahip olan göz içi lensi “akıllı mercek” olarak adlandırılıyor. Akıllı mercekler, ağırlıklı olarak  40 yaş üzerindeki hastalarda gözlük bağımlılığını azaltmak amacıyla tercih ediliyor. Katarakt, refraksiyon (kırma) kusuru ve presbiyopi (yaşa bağlı yakın görme kusuru) şikayeti olan kişiler bu uygulamadan en fazla fayda gören grubu oluşturuyor. Doç. Dr. Özge Begüm Comba, akıllı lenslerin özellikle hem uzak hem yakın görüş problemini birlikte çözmek isteyen kişiler için ideal bir tedavi seçeneği olduğunu ifade ediyor. </p>
<p><strong>Her hasta için uygun mudur? </strong></p>
<p>Doç. Dr. Özge Begüm Comba, akıllı merceklerin her hasta için uygun olmadığını belirterek, “Öncelikle gözün anatomik olarak bu lenslere uygun olması gerekir; ön kamara derinliğinin yeterli olması, göz bebeği çapının ideal aralıkta bulunması ve kornea endotel hücre sayısının normal sınırlarda olması şarttır. Ayrıca, retina hastalıkları gibi progresif oküler bir hastalığa sahip olan kişiler de bu lenslerden tam verim alamayabilir, çünkü göz sağlıklı olmalı ki lens performansını gösterebilsin” diyor. Doç. Dr. Özge Begüm Comba, özellikle profesyonel sürücüler, hassas el işi gerektiren mesleklerde çalışanlar veya yüksek kontrast gerektiren işlerde aktif olarak görev yapan kişiler için özel değerlendirme yapıldığını vurgulayarak, “Detaylı oftalmolojik muayene, biyometrik ölçümler ve hasta beklentilerinin gerçekçi bir şekilde değerlendirilmesi başarılı sonuç için son derece önemlidir” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Akıllı mercek ameliyatı nasıl gerçekleştiriliyor? </strong></p>
<p>Operasyon topikal anestezi altında gerçekleştiriliyor. Göze 2-3 mm&#8217;lik minimal bir giriş yapılıyor ve ultrasonik titreşimler yardımıyla doğal lens küçük parçalara ayrılıp, dışarı alınıyor. Ardından yerine katlanabilir akıllı mercek yerleştiriliyor. Operasyonun ortalama 15-20 dakika sürdüğünü söyleyen Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özge Begüm Comba, “Hastalarımız ertesi gün hafif aktivitelerine başlayabilirler. Ancak ilk bir hafta ağır fiziksel aktivitelerden ve kontakt sporlardan kaçınmalarını öneriyoruz” diyor. </p>
<p><strong>Ameliyat sonrasında net görüş ne zaman sağlanabiliyor?</strong></p>
<p>Ameliyat sonrasındaki ilk günlerde hafif bulanıklık normaldir. Net görüş genellikle 1-2 hafta içinde başlıyor, ancak tam nöroadaptasyon, yani beynin farklı odak noktalarından gelen görüntülere uyum sağlama süreci 2-3 ay sürebiliyor. Bu süreçte beyin farklı odak noktalarından gelen görüntüleri işlemeyi öğrenir.</p>
<p><strong>Ameliyatın ardından gece ışık saçılması görülür mü?</strong></p>
<p>Özellikle erken postoperatif, yani ameliyat sonrasındaki ilk haftalarda<strong> </strong> haleler görülmesi, gece araç farlarında ışık saçılması ve kontrast hassasiyetinde azalma yaşanabiliyor. Bu sorunlar zamanla azalıyor ve çoğu hasta birkaç hafta ile birkaç ay arasında geçen nöroadaptasyon sürecinde (Multifokal optik sistemlerden kaynaklanan çoklu retinal görüntülerin santral siniri sistemi tarafından işlenerek fonksiyonel görmeye adapte edilmesi süreci)  bu duruma alışıyor. Doç. Dr. Özge Begüm Comba,<strong> </strong>“Mesleği gereği yoğun gece sürüşü yapan hastalarımızı ameliyat öncesi bu konuda mutlaka bilgilendiriyoruz” diyor. </p>
<p><strong>Ameliyatın riskleri var mıdır?</strong></p>
<p>Her göz içi cerrahisinde olduğu gibi bu prosedürün de riskleri bulunuyor. Endoftalmi (göz içi enfeksiyon) kanama ve retina dekolmanı gibi ciddi komplikasyonlar nadiren görülüyor. Doç. Dr. Özge Begüm Comba, “Lensin yerinden hafifçe kayması, lens kapsülünün zamanla bulanıklaşması veya ameliyat sonrası geçici göz tansiyonu yükselmesi daha sık karşılaşılan durumlardır. Deneyimli bir cerrah ve uygun hasta seçimi bu riskleri minimize eder” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Akıllı mercekler gözlükten tamamen kurtulmayı sağlar mı?  </strong></p>
<p>Akıllı mercek sonrasında hastaların yaklaşık yüzde 80-90&#8217;ı günlük aktivitelerini gözlüksüz sürdürebiliyor. Ancak bazı durumlarda, özellikle çok küçük punto okumalarında veya uzun süreli bilgisayar kullanımında düşük numaralı gözlük ihtiyacı olabiliyor. </p>
<p><strong> Ameliyat sonrası elde edilen net görüş kalıcı mıdır?</strong></p>
<p>Doç. Dr. Özge Begüm Comba, implante edilen merceğin ömür boyu kalıcı olduğunu ve materyalinin bozulmadığını ifade ederek, sözlerine şöyle devam ediyor: “Ancak bazı hastalarda ameliyattan aylar veya yıllar sonra arka kapsül opasifikasyonu, yani halk arasında ‘ikincil katarakt’   olarak  bilinen durum gelişebilir. Bu tablo Nd:YAG lazer yöntemiyle basit ve etkili şekilde tedavi edilebilir.” </p>
<p><strong>Ameliyat sonrasında nelere dikkat edilmeli?</strong></p>
<p>Ameliyat sonrasında ilk hafta hafif aktiviteler ve ev içi işleri sorun oluşturmuyor.  Ancak, aşağıda yer alan kurallara dikkat etmeniz önem taşıyor. </p>
<ul>
<li>Gözlerinize travmadan kaçının </li>
<li>Havuz ve deniz gibi enfeksiyon riski taşıyan ortamlardan uzak durun</li>
<li>Reçete edilen topikal ilaçları düzenli kullanın</li>
<li>Makyaj ve kozmetik ürünleri 2 hafta, kontakt sporları en az bir ay erteleyin</li>
<li>UV koruyucu gözlük kullanın </li>
</ul>
<p><strong>Ne zaman lazer, ne zaman akıllı mercek?</strong></p>
<p>Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özge Begüm Comba, 40 yaş altı ve düşük-orta dereceli kırma kusurları için lazer cerrahilerin (LASIK, PRK) ilk tercih edilen yöntemler olduğunu vurguluyor. 40 yaş üzeri presbiyopik (yaşa bağlı yakın görme kusuru) tablosunda, yüksek hipermetropide veya katarakt varlığında ise premium göz içi lensleri (akıllı mercek) öncelikli olarak değerlendiriliyor. Her hastanın korneal topografisi, ön segment anatomisi ve yaşam tarzı karar sürecinde belirleyici oluyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tek-ameliyatla-uc-mesafede-net-gorus-620684">Tek ameliyatla üç mesafede net görüş!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bayram yolculuğuna çıkacaklar dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bayram-yolculuguna-cikacaklar-dikkat-620367</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Mar 2026 11:39:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[araç]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[çıkacaklar]]></category>
		<category><![CDATA[çıkış]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[gişe]]></category>
		<category><![CDATA[hız]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[otoyol]]></category>
		<category><![CDATA[şeridi]]></category>
		<category><![CDATA[şerit]]></category>
		<category><![CDATA[sürücülerin]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<category><![CDATA[yolculuğuna]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620367</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Öğretim Görevlisi, Yol ve Trafik Güvenliği Danışmanı Özgür Şener, Ramazan Bayramı öncesinde yola çıkacaklara otoyollarda güvenli sürüş ve gişe alanlarında doğru davranışlar konusunda önemli uyarılarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayram-yolculuguna-cikacaklar-dikkat-620367">Bayram yolculuğuna çıkacaklar dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Öğretim Görevlisi, Yol ve Trafik Güvenliği Danışmanı Özgür Şener, Ramazan Bayramı öncesinde yola çıkacaklara otoyollarda güvenli sürüş ve gişe alanlarında doğru davranışlar konusunda önemli uyarılarda bulundu.</p>
<p><strong>Otoyollarda giriş ve çıkışların sınırlı olması güvenlik için önemli</strong></p>
<p>Otoyolların temel özelliğinin transit trafiğe ayrılmış olması olduğunu belirten Şener, şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p>“Otoyol; özellikle transit trafiğe tahsis edilen, belirli yerler ve şartlar dışında giriş ve çıkışın yasaklandığı, yaya, hayvan ve motorsuz araçların giremediği, yalnızca izinli motorlu araçların kullanabildiği ve trafiğin özel kontrole tabi tutulduğu karayoludur. Bu nedenle otoyollarda giriş ve çıkış noktalarının minimum sayıda olması güvenli sürüş açısından büyük önem taşır.”</p>
<p>Otoyollarda araçların kendi sınıflarına göre yüksek hızlarda ilerlediğini hatırlatan Şener, “Otoyolda taşıtların kendi sınıflarına göre olabilecek en yüksek hızlarda kullanımına izin verilmiştir ve otoyola giriş-çıkış noktaları bu hızların azaldığı noktalardır. Bu sebeple giriş ve çıkış yapacak sürücülerin güvenli bir şekilde hız planlaması yapabilmesi için otoyollarda hızlanma ve yavaşlama şeritlerini bilmeleri ve fonksiyonlarına uygun bir şekilde kullanmaları büyük bir öneme sahiptir.” dedi.</p>
<p><strong>Hızlanma şeridinin sonuna kadar ilerlemek gerekir</strong></p>
<p>Otoyola girişlerde kullanılan hızlanma şeritlerinin doğru kullanımının hayati önem taşıdığını ifade eden Özgür Şener, sürücülerin bu şeritleri çoğu zaman yanlış kullandığını söyledi ve “Hızlanma şeridi, otoyola veya ana yola katılan araçların güvenli bir şekilde hızlanarak trafiğin akış hızına uyum sağlaması için ayrılmış şerittir. Bu şeritler sürücülerin ana yoldaki araçların hızına ulaşmasını kolaylaştırır. Bu hıza ulaşmak için hızlanma şeridinin mümkün olduğunca sonuna kadar ilerlenmesi ve ardından otoyola katılınması gerekir.” diye konuştu.</p>
<p>Özgür Şener, sürücülerin otoyola katılmadan önce aynalarını kontrol etmeleri, sinyal vermeleri ve ani manevralardan kaçınmaları gerektiğini de sözlerine ekledi.</p>
<p> <strong>Yavaşlama şeridine erken girmek kazaları önler</strong></p>
<p>Otoyoldan çıkışlarda kullanılan yavaşlama şeritlerinin de güvenli sürüş açısından büyük önem taşıdığını belirten Özgür Şener, Türkiye’de sürücülerin sık yaptığı bir hataya dikkat çekti ve “Yavaşlama şeridi, otoyoldan çıkış yapacak araçların güvenli bir şekilde hızlarını azaltmaları için ayrılmış özel bir şerittir. Ancak ülkemizde birçok sürücü çıkışa kadar otoyolda ilerleyip son anda sapaktan ayrılmaya çalışıyor. Bu davranış, arkadan gelen araçlarla çarpışma riskini ciddi şekilde artırıyor. Doğru bir şekilde yavaşlamak şeridinde bulunan taşıtların da akışını engelliyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p> <strong>140 kilometre hızla giden araç saniyede 38 metre yol alıyor</strong></p>
<p>Yüksek hızın sürüş hatalarının etkisini büyüttüğünü belirten Özgür Şener, otoyollarda mesafe ve hız planlamasının hayati önem taşıdığını söyledi.</p>
<p> “Saatte 140 kilometre hızla giden bir araç saniyede yaklaşık 38,8 metre yol alır. Bu da 5 saniyede yaklaşık 194 metre, yani bir buçuk futbol sahası kadar mesafe demektir. Bu nedenle sürücüler yalnızca önlerini değil, aynalar aracılığıyla arkadan gelen trafiği de sürekli kontrol etmelidir.” İfadelerini kullanan Şener, otoyollarda güvenli sürüş için araçlar arasında en az 6 saniyelik takip mesafesi bırakılması gerektiğini vurguladı.</p>
<p><strong>En sağ şerit sürekli sürüş şerididir</strong></p>
<p>Otoyollarda şerit kullanımının da güvenli sürüş açısından önemli olduğunu ifade eden Şener, “Sürücüler otoyolda mümkün olduğunca en sağ şeridi kullanarak ilerlemelidir. Diğer şeritler sollama amaçlıdır. Sağ şerit dışında herhangi bir şeritte sürekli sürüş yapmak güvenli değildir.” dedi.</p>
<p>Özgür Şener ayrıca sürücülerin otoyolda karşılaşabilecekleri risklere karşı dikkatli olması gerektiğini belirterek, emniyet şeridinde duran araçlar, yola düşen yükler, tünellerde arızalanan araçlar ve gece görüşünü zorlaştıran silinmiş yol çizgileri gibi tehlikelere karşı da uyardı.</p>
<p><strong>Otoyol sürüşü monotonluk nedeniyle dikkat kaybına yol açabilir</strong></p>
<p>Uzun süreli otoyol sürüşlerinin sürücülerde dikkat kaybına yol açabileceğini ifade eden Özgür Şener, bu durumun kazalara zemin hazırlayabildiğini söyledi.</p>
<p>Şener, “Otoyol sürüşleri monoton sürüş olarak tanımlanabilir. Bu durum sürücülerde dikkat dağınıklığı, tek elle araç kullanma, sinyal vermeden şerit değiştirme veya uykululuk gibi riskli davranışlara yol açabilir. Sürücülerin bu konuda farkındalık geliştirmesi gerekir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Gişelerde en sık yaşanan kazalar</strong></p>
<p>Son dönemde paralı otoyol ve köprü gişelerinde de ciddi kazalar yaşandığını hatırlatan Özgür Şener, bu kazaların çoğunun sürücü hatasından kaynaklandığını ifade etti ve “İki aracın aynı gişeye girmeye çalışması, son anda gişe değiştirme, yavaşlayan araca arkadan çarpma veya yanlış gişeye girip geri manevra yapma gibi davranışlar gişe bölgelerinde en sık görülen kaza nedenleridir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Gişelerde hız genellikle 30 kilometre olmalı</strong></p>
<p>Sürücülerin gişe alanlarına yaklaşırken hızlarını mutlaka düşürmeleri gerektiğini vurgulayan Özgür Şener, “Gişe alanlarına yaklaşırken verilen hız limitlerine eksiksiz uyulmalıdır. Ani fren yerine kademeli yavaşlama yapılmalıdır. Gişe alanlarında hız limiti genellikle 30 kilometre/saat civarındadır. Bayram dönemleri, tatil dönemleri, mesai başlangıç ve bitiş saati gibi zamanlarda gişelerde uzun beklemeler olmaktadır. Bu durumlarda sabırlı ve sakin kalmak önemlidir.” dedi.</p>
<p>Şener, gişelerde sürücülerin en sık yaptığı hatanın son anda şerit değiştirmek olduğunu da kaydederek, “Sürücülerin en çok yaptığı hatalardan biri, son anda gişe değiştirmeye çalışmaktır. Gişeye girmeden önce hangi şeridi kullanacağınızı belirlemeli ve o şeritte ilerlemelisiniz. Son anda yapılan şerit değişiklikleri arkadan gelen araçlarla çarpışma riskini artırır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Gişe çıkışlarında ani hızlanmayın</strong></p>
<p>Gişelerden çıktıktan sonra sürücülerin ani hızlanma eğiliminde olduğunu belirten Şener, bunun da risk oluşturduğunu söyledi ve “Gişe çıkışlarında sürücüler genellikle ani hızlanmaya çalışır. Ancak çevredeki araçların da aynı anda hızlanabileceği unutulmamalı ve çevre sürekli gözlemlenerek sürüşe devam edilmelidir. Tüm işaret ve yönlendirmeler sürücüler tarafından takip edilmeli ve eksiksiz uyulmalıdır.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayram-yolculuguna-cikacaklar-dikkat-620367">Bayram yolculuğuna çıkacaklar dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Nefroloji Derneği&#8217;nden Dünya Böbrek Günü&#8217;nde Uyarı: &#8220;Hayatta Uzatmalar Yok, Şimdi Önlemini Al&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turk-nefroloji-derneginden-dunya-bobrek-gununde-uyari-hayatta-uzatmalar-yok-simdi-onlemini-al-620298</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Mar 2026 07:33:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[derneği]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Kronik Böbrek Hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[nefroloji]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşık]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620298</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kronik böbrek hastalığı son yıllarda tüm dünyada artış gösteren ciddi hastalıklar arasında yer alıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turk-nefroloji-derneginden-dunya-bobrek-gununde-uyari-hayatta-uzatmalar-yok-simdi-onlemini-al-620298">Türk Nefroloji Derneği&#8217;nden Dünya Böbrek Günü&#8217;nde Uyarı: &#8220;Hayatta Uzatmalar Yok, Şimdi Önlemini Al&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kronik böbrek hastalığı son yıllarda tüm dünyada artış gösteren ciddi hastalıklar arasında yer alıyor. Dünya genelinde yaklaşık 850 milyon kişinin kronik böbrek hastalığıyla yaşadığı tahmin ediliyor. [1] Türkiye’de ise kronik böbrek hastalığı prevalansı yaklaşık %15,7 olarak hesaplanıyor. Bu oran, Türkiye’de yaklaşık her 6–7 yetişkinden birinin kronik böbrek hastası olduğunu ortaya koyuyor.[2] </p>
<p>Kronik böbrek hastalığı yalnızca önemli bir sağlık sorunu oluşturmakla kalmıyor, aynı zamanda kalp-damar hastalıkları başta olmak üzere birçok ciddi hastalığın gelişimine de zemin hazırlayabiliyor[3]. Hastalığın ortaya çıkmasında hipertansiyon, diyabet, ileri yaş, ailede böbrek hastalığı öyküsü, sık idrar yolu enfeksiyonları ve böbrek taşı gibi faktörler önemli rol oynarken; hipertansiyon hastalarında kan basıncının ve diyabet hastalarında kan şekerinin kontrol altında tutulmaması da hastalığın ilerlemesine neden olabiliyor.[4]</p>
<p>Türk Nefroloji Derneği, Dünya Böbrek Günü kapsamında düzenlediği basın toplantısında, dünyada ve Türkiye’de görülme sıklığı giderek artan kronik böbrek hastalığında erken teşhisin önemine ve kardiyovasküler, renal (böbrek) ve metabolik hastalıklar arasındaki güçlü ilişkiye dikkat çekti.</p>
<p>“Hayatta Uzatmalar Yok, Şimdi Önlemini Al” temasıyla gerçekleştirilen basın toplantısı; Türk Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Aydın Türkmen ve derneğin yönetim kurulu üyelerinin katılımıyla, Boehringer Ingelheim Türkiye’nin koşulsuz katkılarıyla düzenlendi. Toplantıda kronik böbrek hastalığına ilişkin toplumsal farkındalığın artırılması, hastalığa yol açan risk faktörleri ve erken tanının böbrek fonksiyonlarını korumadaki kritik rolü hakkında bilgiler paylaşıldı.</p>
<p>Toplantıda ayrıca Türk Nefroloji Derneği’nin destekleyici olduğu Boehringer Ingelheim Türkiye tarafından gerçekleştirilen <strong>KRM United</strong> projesine de start verildi. Futbolun takım ruhundan ilham alan KRM United kardiyovasküler, renal (böbrek) ve metabolik hastalıklar arasındaki güçlü ilişkiye vurgu yaparak bu sistemlerden birinde ortaya çıkan sorunun diğerlerini de etkileyebileceğine dikkat çekiyor. Proje kapsamında sağlık profesyonelleri, kurumlar ve toplum arasında farkındalık yaratmaya yönelik iletişim ve bilgilendirme çalışmaları yürütülmesi planlanıyor. </p>
<p><strong>Kronik Böbrek Hastalığı Önemli Bir Halk Sağlığı Sorunudur</strong></p>
<p><strong> </strong>Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren <strong>Türk Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Aydın Türkmen</strong>, böbrek yetmezliğinin ileri evrelerinde en etkili tedavi yönteminin böbrek nakli olduğunu belirterek şunları söyledi:</p>
<p>“İleri evre böbrek yetersizliğinde en ideal tedavi yöntemi böbrek naklidir. Böbrek transplantasyonu diyalize kıyasla hem daha uzun yaşam süresi hem de daha iyi bir yaşam kalitesi sunar. Ancak ülkemizde her yıl 10 binden fazla hasta diyalize başlarken yılda yaklaşık 3.500–4.000 civarında böbrek nakli yapılabiliyor. Organ bağışı bilincinin artırılması hem hastalarımız hem de sağlık sisteminin sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıyor.” </p>
<p>Türkmen ayrıca Türkiye’de gerçekleştirilen böbrek nakillerinin %80’den fazlasının canlı donörlerden yapıldığını, kadavradan organ bağışının artırılmasının büyük önem taşıdığını ifade etti. </p>
<p><strong>Obezite, Diyabet ve Kalp Hastalıkları Böbrek Sağlığını Etkiliyor</strong></p>
<p><strong>Türk Nefroloji Derneği Saymanı Prof. Dr. Elif Arı Bakır</strong>, kronik böbrek hastalığının küresel ölçekte artışına dikkat çekerek; “Dünya genelinde yaklaşık 850 milyon kronik böbrek hastası bulunuyor ve bu hastaların önemli bir kısmında diyabet kaynaklı kronik böbrek hastalığı görülüyor. Diyabetin giderek yaygınlaşması kronik böbrek hastalığını daha görünür bir sağlık sorunu haline getiriyor. Son yıllarda geliştirilen yeni tedavi seçenekleri sayesinde böbrek fonksiyon kaybının ilerlemesini yavaşlatmak mümkün. Bu tedavilerin yaygınlaştırılması ve erken tanı ile kronik böbrek hastalığının hem bireyler hem de sağlık sistemi üzerindeki yükünü azaltabileceğimize inanıyoruz” değerlendirmesinde bulundu</p>
<p>Kardiyovasküler, böbrek ve metabolik hastalıkların birbirini tetikleyen bir yapıya sahip olduğunu vurgulayan <strong>Türk Nefroloji Derneği İstanbul Şube Başkanı Prof. Dr. Savaş Öztürk</strong> ise; “Kronik böbrek hastalığı tüm dünyada ve ülkemizde giderek artan önemli bir halk sağlığı sorunu. Obezite, diyabet ve kalp-damar hastalıkları böbrek hastalığının en önemli risk faktörleri arasında yer alıyor. Özellikle obezitenin artışı diyabet ve hipertansiyon sıklığını artırarak böbrek hastalıklarının görülme oranını da yükseltiyor. Böbrek hastalığı ile kalp-damar hastalıkları arasında çift yönlü bir ilişki bulunuyor. Bu nedenle sağlıklı yaşam alışkanlıklarının yaygınlaştırılması, düzenli sağlık kontrolleri ve erken tanı böbrek fonksiyonlarının korunmasında kritik rol oynuyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Nefroloji Alanında Uzman İhtiyacı Artıyor</strong></p>
<p><strong>Türk Nefroloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Özkan Güngör</strong> ise nefroloji alanının sağlık sistemi açısından kritik önem taşıdığına dikkat çekti:</p>
<p>“Diyabet, hipertansiyon ve obezitenin giderek artması böbrek hastalıklarının görülme sıklığını da artırıyor ve bu durum nefrolojiyi sağlık sistemi açısından kritik bir branş haline getiriyor. Ancak nefroloji uzmanı sayımız mevcut ihtiyacın oldukça altında. Ülkemizde yaklaşık 500 erişkin nefroloji uzmanı bulunuyor ve bu oran Avrupa ülkelerine kıyasla oldukça düşük. Artan hasta yükü ve azalan uzman sayısı önümüzdeki yıllarda ciddi bir sağlık hizmeti sorunu yaratabilir. Bu nedenle nefroloji branşının güçlendirilmesi ve uzmanların çalışma koşullarının iyileştirilmesi büyük önem taşıyor.”</p>
<p><strong>Türk Nefroloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Şükrü Ulusoy </strong>ise; “ Kronik böbrek hastalığı sinsi bir hastalıktır ve birçok kişi yıllarca herhangi bir belirti hissetmeden yaşamına devam edebilir. Oysa böbrekler yalnızca vücuttan zararlı maddelerin atılmasını sağlamaz; sıvı ve elektrolit dengesinin korunmasından kan basıncının düzenlenmesine, kemik sağlığından kan yapımına kadar yaşam için hayati pek çok görevi üstlenir. Bu nedenle kronik böbrek hastalığı yalnızca böbrekleri değil, kalp-damar sağlığını, kemik yapısını, yaşam kalitesini ve hatta yaşam süresini etkileyen önemli bir halk sağlığı sorunudur. Ancak sevindirici olan şu ki hastalık erken dönemde basit kan ve idrar testleriyle saptanabilir. Erken tanı sayesinde tansiyon ve diyabet kontrolü, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve uygun tedavi yaklaşımlarıyla hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilir, komplikasyonlar azaltılabilir ve hastaların yaşam kalitesi korunabilir. Biz nefrologlar sadece böbrek yetmezliğini tedavi etmek istemiyoruz; böbrek hastalığını erken fark etmek, ilerlemesini önlemek ve toplumda böbrek sağlığı bilincini güçlendirmek istiyoruz. Dünya Böbrek Günü’nün bu açıdan çok önemli bir farkındalık fırsatı olduğuna inanıyoruz. Çünkü böbrek hastalığı sessiz ilerleyebilir; ama toplumun, hekimlerin ve sağlık sisteminin bu konuda sessiz kalmaması gerekir.”  </p>
<p><strong>Kalp, Böbrek ve Metabolizma Bir Takım Gibi Çalışıyor</strong></p>
<p><strong>Boehringer Ingelheim Türkiye Genel Müdürü ve İnsan Sağlığı Direktörü Okan Güner </strong>ise,<strong> </strong>dünya çapında yaklaşık 850 milyon kronik böbrek hastası, 589 milyon diyabet hastası[5] ve 64 milyon kalp yetersizliği[6] hastasının bulunduğunu ancak FIFA verilerine göre, dünyanın en yaygın takip edilen sporu olan futbolun, yaklaşık 5 milyar kişi tarafından ilgiyle takip edildiğini söyledi. Bu içgörüden hareketle <strong>KRM United projesini başlattıklarını vurgulayan Güner şunları söyledi: </strong></p>
<p>“Kardiyovasküler, renal ve metabolik sistemler arasındaki ilişki, aslında bir takım oyunu gibidir. Tıpkı sahadaki bir futbol takımında olduğu gibi, diyabet, kalp yetersizliği ya da kronik böbrek hastalığı gibi sorunlar yalnızca tek bir organı değil, tüm sistemi ve dolayısıyla tüm vücudu etkileyebilir. KRM United projesiyle bu bağlantıyı odağımıza alıyor, Türk Nefroloji Derneği gibi değerli paydaşlarımızla iş birliği yaparak, bu hastalıklarda erken teşhisin önemine dair farkındalık oluşturmak istiyoruz. Bugün yeni tedavi seçenekleri sayesinde bazı hastalarda diyalize gidişin 10–15 yıla kadar geciktirilebildiğini görüyoruz. Bu gelişme, hastaların yaşam kalitesini önemli ölçüde artırırken aynı zamanda sağlık sisteminin üzerindeki yükün de ciddi oranda azalmasına katkı sağlıyor. Çünkü Boehringer Ingelheim olarak sadece ilaç geliştirmekle kalmıyor, aynı zamanda sağlığa katkı sunmayı da faaliyetlerimizin önemli bir parçası olarak görüyoruz.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turk-nefroloji-derneginden-dunya-bobrek-gununde-uyari-hayatta-uzatmalar-yok-simdi-onlemini-al-620298">Türk Nefroloji Derneği&#8217;nden Dünya Böbrek Günü&#8217;nde Uyarı: &#8220;Hayatta Uzatmalar Yok, Şimdi Önlemini Al&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DSİ&#8217;den Ege&#8217;nin İncisine 80.2 Milyarlık Yatırım</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dsiden-egenin-incisine-80-2-milyarlik-yatirim-620274</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Mar 2026 07:19:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[80]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[depolama]]></category>
		<category><![CDATA[dsi]]></category>
		<category><![CDATA[ege]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[milyarlık]]></category>
		<category><![CDATA[milyon]]></category>
		<category><![CDATA[ncisine]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sulama]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>
		<category><![CDATA[taşkın]]></category>
		<category><![CDATA[tesisi]]></category>
		<category><![CDATA[tesisleri]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620274</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege’nin incisi İzmir’in yarınlarına sahip çıkmak adına başlattıkları su seferberliği kapsamında son 23 yılda il genelinde 80.2 milyar liralık yatırım yaptıklarını açıklayan DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta, tam 223 su tesisini vatandaşlarımızın hizmetine sunduklarını söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dsiden-egenin-incisine-80-2-milyarlik-yatirim-620274">DSİ&#8217;den Ege&#8217;nin İncisine 80.2 Milyarlık Yatırım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><i><span><span><span><span>Ege’nin incisi İzmir’in yarınlarına sahip çıkmak adına başlattıkları su seferberliği kapsamında son 23 yılda il genelinde 80.2 milyar liralık yatırım yaptıklarını açıklayan DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta, tam 223 su tesisini vatandaşlarımızın hizmetine sunduklarını söyledi.</span></span></span></span></i></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Tarım ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü, tarımda modern sulamayı yaygınlaştırmak, toplulaştırma çalışmalarıyla tarım arazilerinden en yüksek faydayı sağlamak, musluklara sağlıklı ve içilebilir su ulaştırmak ve yerleşim yerleri ile tarım arazilerini taşkın risklerine karşı korumak için tüm gücüyle çalışırken, sürdürülebilir su yönetimi anlayışıyla da suyun her damlasına sahip çıkıyor.</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Son yıllarda etkileri güçlü şekilde hissedilen küresel ısınma ve iklim değişikliği suyun ve su yapılarının önemini her geçen gün daha da artığının altını çizen DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif BALTA, ’İklim değişikliğinin etkisiyle suyun zamansal ve mekânsal dağılımında yaşanan belirsizlikler ve aşırılıklar suya bağlı afetlerin hem sayısında hem etkinlik alanında hem de şiddetinde artışlara sebep olmaktadır. Bu çerçevede başta depolama tesislerimiz olmak üzere inşa ederek ekonomik ve sosyal yaşama kazandırdığımız tüm su yapıları kritik bir öneme sahiptir.</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Özellikle kurak periyotlarda vatandaşlarımızın ve tüm sektörlerin en büyük güvencesi olan depolama tesislerimiz büyük önem taşımaktadır. Havza özelliklerine göre planladığımız su depolama tesisleri, tüm sistemin sigortası olarak su çevriminin en önemli halkasını teşkil etmekte hem kuraklık hem de taşkın gibi ekstrem hidrolojik olaylar karşısında toplumsal ve ekonomik direnci artıran hayati altyapı tesisleri olarak öne çıkmaktadır. ‘’dedi.</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Suyu depolamak kadar önemli olan bir diğer husus, suyu asgari kayıpla son kullanıcısına iletmek olduğunu ifade eden DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif BALTA, ’Bu çerçevede, suyun ülkemizde ve dünyada en çok tüketildiği sektör olan tarım sektöründe hayata geçirdiğimiz modern uygulamalarla bu alanda önemli ilerleme kaydedilmiştir. Özellikle basınçlı borulu sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması, yapay zeka destekli sulama otomasyonu uygulamaları ve elektronik ölçüm sistemi (sayaç) takılan sulama tesisi sayısının artırılmasıyla suyun verimli kullanımı adına çok önemli adımlar atıldığını belirtti.</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif BALTA,’ Günümüzde suyla alakalı meselelerde madalyonun bir yüzünde kuraklık varken diğer yüzünde taşkınların yer aldığını belirterek. Suyun verimli kullanımı ne kadar önemli ise taşan suların kontrolü de o denli önemlidir. Bu çerçevede sayılarını hızla artırdığımız yenilikçi taşkın kontrol tesislerimiz ve taşkın erken uyarı sistemlerimizle taşkın zararlarının asgariye düşürülmesi hususunda önemli başarılar elde ediyor, rekor denilebilecek nitelikteki yağışlarda can ve mal kayıplarının önüne geçiyoruz. ‘’dedi.</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>“İzmir ekonomisine yılda 7,9 milyar liralık katkı”</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>23 yıl önce “Su vatandır” sloganıyla başlattıkları yatırım seferberliği ile İzmir’in her damla suyuna sahip çıktıklarını kaydeden </span></span></span></span><b><span><span><span><span>DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif BALTA,</span></span></span></span></b><span><span><span><span> hayata geçirilen rantbl ve etkin projelerle bölge ve ülke ekonomisine büyük katkı sağladıklarını söyledi. </span></span></span></span><b><span><span><span><span>DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif BALTA, “</span></span></span></span></b><span><span><span><span>Son 23 yılda İzmir’e 80.22 milyar liralık yatırım yaptık. 223 su tesisini vatandaşlarımızın hizmetine sunduk. Bu tesisler sayesinde bölge ve ülke ekonomisine yılda ortalama 7,98 milyar lira ilave katkı sağlıyoruz. Hem ülkemiz hem çiftçimiz kazanıyor.” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>“İzmir’e yılda 74 milyon m³ içme suyu sağlıyoruz”</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>İzmir’in içme suyu problemini çözmek amacıyla son 23 yılda kente 4 içmesuyu tesisi inşa edildiğini vurgulayan <b>DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta,</b> bu tesisler sayesinde İzmir’e yılda 74 milyon m³ içme ve kullanma suyu temin edildiğinin altını çizdi. </span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>İzmir 1,1 milyar m³ su depolama hacmine ulaştı</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Küresel ısınma ve iklim değişikliğinin sonuçlarından İzmir’in daha az etkilenmesi için özellikle depolama ve sulama tesislerinin inşasına ağırlık verdiklerini kaydeden </span></span></span></span><b><span><span><span><span>DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta</span></span></span></span></b><span><span><span><span>, “2003 yılından bu yana İzmir’e 36 baraj, 10 gölet ve 9 da yeraltı depolama tesisi kazandırdık. Bu 55 tesis toplam 556 milyon m³ su depolama hacmine sahip. İzmir’de toplam depolama hacmimiz ise 1 milyar 104 milyon m³’e ulaştı” dedi.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>İzmir’in özellikle Küçük Menderes ve Bakırçay gibi ülkenin en verimli havzalarına sahip olduğunu vurgulayan </span></span></span></span><b><span><span><span><span>DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta,</span></span></span></span></b><span><span><span><span>” Türk tarımını dünya ile rekabet edebilir bir hale getirmek ve üreticiyi kalkındırmak amacıyla başlattığımız çalışmalar sonucunda   İzmir kent genelinde 53 sulama tesisi inşaatını tamamladık. 470.188 dekar araziyi sulamaya açtık. Bu tesisler sayesinde üreticimize her yıl 7,88 milyar lira daha fazla kazandırıyoruz.” şeklinde konuştu.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>110 taşkın koruma tesisi inşa ettik</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Taşkın ve su baskınlarına karşı vatandaşın can ve mal güvenliğini sağlamak amacıyla İzmir’in dört yanındaki dere ve nehir yataklarında sürekli temizlik ve ıslah çalışması yürüttüklerini ifade eden </span></span></span></span><b><span><span><span><span>DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta</span></span></span></span></b><span><span><span><span>, </span></span></span></span><span><span><span><span>110 taşkın kontrol tesisinin işletmeye alındığını söyledi.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Ayrıca İzmir kent genelinde 1 Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Projesi projesi yürütüldüğünün de altını çizen </span></span></span></span><b><span><span><span><span>DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta</span></span></span></span></b><span><span><span><span>, </span></span></span></span><span><span><span><span>100.950 dekar arazideki tescil işlemlerinin tamamlandığını söyledi. Bölge ekonomisine yılda 107 milyon liralık zirai gelir artışı sağlandığını anlattı.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Genel</span></span></span></span></b><span><span><span><span> <b>Müdür Mehmet Akif BALTA</b>; “<b>Biz DSİ olarak suyla alakalı tüm alanlarda su vatandır anlayışıyla çalışmalarımıza devam ediyor, suyumuzu korumakla vatanımızı korumak arasında hiçbir fark görmüyoruz. Kullandığımız her damla suyu son damlasıymış gibi kullanmamız’ tavsiyesiyle sözlerimi noktalıyorum.” dedi.</b></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dsiden-egenin-incisine-80-2-milyarlik-yatirim-620274">DSİ&#8217;den Ege&#8217;nin İncisine 80.2 Milyarlık Yatırım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Topaloğlu, MITT Moskova Turizm Fuarı&#8217;nda</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-topaloglu-mitt-moskova-turizm-fuarinda-620170</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Mar 2026 13:09:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[fuar]]></category>
		<category><![CDATA[fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[Görüşmeler]]></category>
		<category><![CDATA[kemer]]></category>
		<category><![CDATA[mitt]]></category>
		<category><![CDATA[moskova]]></category>
		<category><![CDATA[nda]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[topaloğlu]]></category>
		<category><![CDATA[turizm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620170</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu, dünyanın önemli turizm organizasyonlarından biri olan MITT Moskova Uluslararası Turizm Fuarı’nda tur operatörleriyle gerçekleştirdiği ikili görüşmelerle Kemer’in tanıtımını yapıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-topaloglu-mitt-moskova-turizm-fuarinda-620170">Başkan Topaloğlu, MITT Moskova Turizm Fuarı&#8217;nda</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu, dünyanın önemli turizm organizasyonlarından biri olan MITT Moskova Uluslararası Turizm Fuarı’nda tur operatörleriyle gerçekleştirdiği ikili görüşmelerle Kemer’in tanıtımını yapıyor.</p>
<p>Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu, 11-13 Mart tarihleri arasında düzenlenen MITT Moskova 2026 Uluslararası Turizm Fuarında tur operatörleri ve seyahat acenteleriyle bir araya gelerek Kemer’in turizm potansiyelini anlatıyor.</p>
<p>Turizm sektörünün en önemli buluşmalarından biri olarak kabul edilen MITT Moskova Turizm Fuarı, bu yıl 1000’den fazla katılımcı firma ve 40 farklı ülkeden temsilcileri ağırlıyor. Fuarda gerçekleştirilen görüşmeler, özellikle Rusya ve çevre ülkelerden Türkiye’ye yönelik turizm hareketliliği açısından büyük önem taşıyor.</p>
<p>Acentelerle ikili görüşmeler</p>
<p>Başkan Topaloğlu, fuar kapsamında özellikle Özbekistan ve Beyaz Rusya’dan gelen turizm acenteleri ile de bir araya gelerek Kemer’e yönelik turizm hareketliliğini artırmak için görüşmeler gerçekleştirdi. Topaloğlu, fuar temaslarında Türkiye’nin Moskova Turizm Ataşesi İlker Özkan, Kemer Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı Okay Çelik’le de bir araya geldi.</p>
<p>Savaş turizmi etkiliyor</p>
<p>Fuarda yapılan görüşmelerde bölgedeki savaşın turizm rezervasyonlarına etkisi de gündeme geldi. Tur operatörlerinden alınan bilgilere göre savaşın turizm sektöründe belirsizlik yarattığı ifade edildi.</p>
<p>Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu yaptığı açıklamada, “Savaş öncesi Rus pazarında yüzde 25-30 seviyelerinde seyreden rezervasyon oranları şu an için yüzde 5-10 seviyelerine kadar düşmüş. Özellikle Dubai, Birleşik Arap Emirlikleri ve Lübnan’dan iptal edilen rezervasyonların Türkiye’ye yönlendirilmesi için acenteler çalışmalar yapıyor. Sektör temsilcileri, savaşın kısa sürede sona ermesi halinde Türkiye’nin rezervasyon anlamında önemli bir sorun yaşamayacağı görüşünde” dedi.</p>
<p>MITT Moskova Turizm Fuarı’nın Kemer’in uluslararası turizm pazarındaki görünürlüğü açısından büyük önem taşıdığını belirten Başkan Topaloğlu, tur operatörleriyle yapılan görüşmelerin Kemer’e yönelik ilgiyi artıracağını ifade etti.</p>
<p>Fuarda gerçekleştirilen temasların, Kemer’in özellikle Rusya ve çevre ülkelerdeki turizm pazarındaki konumunu güçlendirmesi hedefleniyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-topaloglu-mitt-moskova-turizm-fuarinda-620170">Başkan Topaloğlu, MITT Moskova Turizm Fuarı&#8217;nda</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kemer, Dünya SUP Şampiyonası takvimine girdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kemer-dunya-sup-sampiyonasi-takvimine-girdi-620084</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Mar 2026 09:32:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[girdi]]></category>
		<category><![CDATA[kemer]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[organizasyon]]></category>
		<category><![CDATA[şampiyonası]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[sup]]></category>
		<category><![CDATA[takvimine]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<category><![CDATA[Yarışlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620084</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kemer’de daha önce uluslararası düzeyde düzenlenen SUP yarışları, bu yıl önemli bir başarıya imza atarak Dünya Kano Federasyonu’nun resmi dünya şampiyonası takvimine girdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kemer-dunya-sup-sampiyonasi-takvimine-girdi-620084">Kemer, Dünya SUP Şampiyonası takvimine girdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kemer’de daha önce uluslararası düzeyde düzenlenen SUP yarışları, bu yıl önemli bir başarıya imza atarak Dünya Kano Federasyonu’nun resmi dünya şampiyonası takvimine girdi. 28-31 Ekim tarihleri arasında düzenlenecek organizasyon, dünyanın en iyi sporcularını Kemer’de buluşturacak.</p>
<p>Kemer Belediyesi ve Corendon ana sponsorluğunda, Kemer Kaymakamlığı koordinesinde düzenlenen Uluslararası SUP Cup Yarışları, önemli bir uluslararası başarıya imza attı. Daha önce Kemer’de uluslararası katılımla gerçekleştirilen organizasyon, bu yıl ICF Stand Up Paddling World Championships 2026 takvimine resmi olarak dahil edildi.</p>
<p>28-31 Ekim tarihleri arasında düzenlenecek yarışlar kapsamında, dünya sıralaması serisinde yer alan birçok elit sporcu Kemer’de kürek çekecek. Organizasyon, hem spor turizmi hem de Kemer’in uluslararası tanıtımı açısından büyük önem taşıyor.</p>
<p>Kemer Belediyesi Meclis Üyesi ve KEMİAD Başkan Yardımcısı Cansın Efir, yarışların dünya şampiyonası takvimine alınmasının Kemer adına önemli bir gelişme olduğunu belirtti.</p>
<p>Efir yaptığı açıklamada, Kemer’in daha önce ev sahipliği yaptığı SUP yarışlarının uluslararası alanda gördüğü ilginin bu başarıda büyük rol oynadığını ifade ederek şunları söyledi:</p>
<p>“Kemer’de daha önce başarıyla düzenlenen Uluslararası SUP Cup yarışlarının, Dünya Kano Federasyonu tarafından düzenlenen dünya şampiyonası takvimine dahil edilmesi bizim için büyük bir gurur. Bu organizasyonun kalitesi ve Kemer’in doğal parkurları uluslararası spor camiasının dikkatini çekti. Bu yıl 28-31 Ekim tarihleri arasında dünyanın en iyi sporcularını Kemer’de ağırlayacağız.”</p>
<p>“Kemer’in tanıtımına büyük katkı sağlayacak”</p>
<p>Efir, organizasyonun Kemer’in spor turizmi açısından değerini daha da artıracağını belirterek şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p>“Kemer Kaymakamlığı, Kemer Belediyesi ve ana sponsorumuz Corendon’un katkılarıyla gerçekleşecek bu organizasyon sadece bir spor etkinliği değil, aynı zamanda Kemer’in dünya çapında tanıtımına büyük katkı sağlayacak önemli bir adım. Spor turizmi açısından Kemer’i uluslararası arenada daha güçlü bir konuma taşıyacağımıza inanıyoruz.”</p>
<p>Dünyanın farklı ülkelerinden sporcuların katılacağı yarışların, Kemer’de spor turizmine yeni bir ivme kazandırması bekleniyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kemer-dunya-sup-sampiyonasi-takvimine-girdi-620084">Kemer, Dünya SUP Şampiyonası takvimine girdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>UCİM&#8217;den İlk Eğitim Belediye Emekçilerine</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ucimden-ilk-egitim-belediye-emekcilerine-619972</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Mar 2026 08:00:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[emekçilerine]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[ihmal]]></category>
		<category><![CDATA[istismar]]></category>
		<category><![CDATA[lk]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[uci]]></category>
		<category><![CDATA[ucim]]></category>
		<category><![CDATA[yönelik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619972</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de çocuk hakları alanında faaliyet gösteren en aktif sivil toplum kuruluşlarından biri olan UCİM Saadet Öğretmen Çocuk İstismarı ile Mücadele Derneği ile Efes Selçuk Belediyesi arasında imzalanan protokol kapsamında belediye emekçilerine yönelik “Çocuk İhmal ve İstismarının Psikolojik ve Hukuki Boyutları” konulu bir eğitim düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ucimden-ilk-egitim-belediye-emekcilerine-619972">UCİM&#8217;den İlk Eğitim Belediye Emekçilerine</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de çocuk hakları alanında faaliyet gösteren en aktif sivil toplum kuruluşlarından biri olan UCİM Saadet Öğretmen Çocuk İstismarı ile Mücadele Derneği ile Efes Selçuk Belediyesi arasında imzalanan protokol kapsamında belediye emekçilerine yönelik “Çocuk İhmal ve İstismarının Psikolojik ve Hukuki Boyutları” konulu bir eğitim düzenlendi.</p>
<p>UCİM İzmir Şubesi Rehabilitasyon ve Yönlendirme Koordinatörü Klinik Psikolog Pırıl Bilger Özkaranfil, eğitim programında ilk olarak UCİM’in kuruluş süreci ve çalışmalarına değindi. Özkaranfil, derneğin çocuk istismarıyla mücadele etmek ve mağdur çocukların yanında olmak amacıyla kurulduğunu belirtti.</p>
<p>İhmal ve istismar kavramlarını ayrıntılı şekilde ele alan Özkaranfil; çocuklara yönelik ihmal ve istismarın farklı biçimlerde ortaya çıkabildiğine dikkat çekti. Özkaranfil, ihmali fiziksel ve duygusal ihmal olarak ikiye ayırdıklarını belirterek; duygusal ihmali çocuğun duygularının bastırılması ve önemsenmemesi, fiziksel ihmali ise çocuğun bakım ve beslenme gibi temel ihtiyaçlarının karşılanmaması olarak tanımladı.</p>
<p>Özkaranfil, İstismarın ise duygusal, fiziksel ve cinsel istismar olmak üzere üç başlık altında değerlendirildiğini ifade etti.</p>
<p><b>“CANİLER ÖNCE HAYVANLARA ZARAR VERİYOR”</b></p>
<p>Sunumunda özellikle çocuklara yönelik cinsel istismar konusuna dikkat çeken Özkaranfil, istismarcıların çoğu zaman çocukların tanıdığı kişiler olabildiğini belirtti. Empati kurmakta güçlük çeken istismarcıların şiddet eğilimlerinin çoğu zaman hayvanlara zarar verme davranışıyla başlayabildiğini ifade eden Özkaranfil, hayvanlara yönelik şiddetin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı.</p>
<p><b>“ÇOCUĞA ‘BEN BURADAYIM’ MESAJI VERİLMELİ”</b></p>
<p>Çocuklarda istismar sonrasında görülebilecek belirtilere de değinen Özkaranfil; içe kapanma, okul başarısında düşüş, depresif belirtiler, tekrar eden oyun davranışları, yemek yemeyi reddetme ve kabus görme gibi değişimlerin dikkatle takip edilmesi gerektiğini belirtti.</p>
<p>Bir çocuğun yaşadığı istismarı bir yetişkine anlatması durumunda bunun gizlenmesinin suça ortak olmak anlamına geldiğini ifade eden Özkaranfil, böyle bir durumda çocuğa güçlü bir şekilde “Ben buradayım ve senin yanındayım” mesajının verilmesinin önemine dikkat çekti.</p>
<p> UCİM İzmir Şubesi Rehabilitasyon ve Yönlendirme Koordinatörü Klinik Psikolog Pırıl Bilger Özkaranfil, ayrıca çocuklara beden bütünlüğü ve kişisel sınırlar konusunda erken yaşta bilinç kazandırılması gerektiğini belirterek iyi dokunma ve kötü dokunma arasındaki farkın anlatılmasının önemini vurguladı.</p>
<p><b>İHBAR HER BİREYİN YÜKÜMLÜLÜĞÜ</b></p>
<p>UCİM Türkiye Hukuk Koordinatörü Avukat Ceren Evcil ise çocuk ihmali ve istismarı vakalarında ihbar mekanizmaları hakkında bilgi verdi. Çocuk ihmali ve istismarının bildirilmesinin her bireyin sorumluluğu olduğunu belirten Evcil; vatandaşların www.ucim.org.tr adresi üzerinden UCİM’e ulaşabileceğini, ayrıca Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın Alo 183 hattına, savcılıklara veya en yakın emniyet birimlerine başvurarak ihbarda bulunabileceğini söyledi.</p>
<p>Evcil, UCİM gönüllü avukatlarının soruşturma süreçlerini yakından takip ettiğini ve dava açılması halinde gerekli değerlendirmeleri yaparak dosyalara katılma talebinde bulunduklarını ifade etti.</p>
<p><b>İLK 72 SAAT HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR</b></p>
<p>UCİM İzmir Hukuk Koordinatörü Öykü Uz da çocuklara yönelik cinsel istismar suçlarında yasal süreç hakkında bilgi verdi. Suçu bildirme yükümlülüğünün her yurttaş için geçerli olduğunu vurgulayan Uz, kamu çalışanlarının bu konuda daha sıkı yasal sorumluluklara tabi olduğunu belirtti.</p>
<p>Uz, istismar vakalarında delillerin kaybolmaması açısından ilk 72 saatin büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, çocuğun üzerindeki eşyaların yıkanmadan poşetlenerek yetkili makamlara teslim edilmesi gerektiğini, çocuğun banyo yaptırılmamasının da delillerin korunması açısından önemli olduğunu ifade etti.</p>
<p>Öykü Uz ayrıca, soruşturma sürecinde Çocuk İzlem Merkezlerinin (ÇİM) çocukların üstün yararı gözetilerek yapılandırıldığını belirtti. Bu merkezlerde cinsel istismara maruz kalan çocukların ifade, muayene ve delil toplama gibi adli ve tıbbi işlemlerinin tek çatı altında, uzman eşliğinde ve çocuk dostu bir ortamda gerçekleştirildiğini ifade eden Uz, böylece çocukların ikinci kez travma yaşamalarının önüne geçilmesinin amaçlandığını söyledi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ucimden-ilk-egitim-belediye-emekcilerine-619972">UCİM&#8217;den İlk Eğitim Belediye Emekçilerine</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Manisa&#8217;ya DSİ&#8217;den 23 Yılda 221 Tesis</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/manisaya-dsiden-23-yilda-221-tesis-619960</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Mar 2026 07:43:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[221]]></category>
		<category><![CDATA[23]]></category>
		<category><![CDATA[arazi]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[depolama]]></category>
		<category><![CDATA[dsi]]></category>
		<category><![CDATA[manisa]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sulama]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>
		<category><![CDATA[taşkın]]></category>
		<category><![CDATA[tesis]]></category>
		<category><![CDATA[tesisi]]></category>
		<category><![CDATA[tesisleri]]></category>
		<category><![CDATA[toplu]]></category>
		<category><![CDATA[yılda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619960</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son 23 yılda şehzadeler kenti Manisa’ya 38.6 milyar liralık yatırım yapan DSİ Genel Müdürlüğü, 221 su tesisini vatandaşların hizmetine sunarak, bölge ekonomisine yılda 4,2 milyar liralık katkı sağladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/manisaya-dsiden-23-yilda-221-tesis-619960">Manisa&#8217;ya DSİ&#8217;den 23 Yılda 221 Tesis</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><i><span><span><span><span>Son 23 yılda şehzadeler kenti Manisa’ya 38.6 milyar liralık yatırım yapan DSİ Genel Müdürlüğü, 221 su tesisini vatandaşların hizmetine sunarak, bölge ekonomisine yılda 4,2 milyar liralık katkı sağladı.</span></span></span></span></i></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Tarım ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü, tarımda modern sulamayı yaygınlaştırmak, toplulaştırma çalışmalarıyla tarım arazilerinden en yüksek faydayı sağlamak, musluklara sağlıklı ve içilebilir su ulaştırmak ve yerleşim yerleri ile tarım arazilerini taşkın risklerine karşı korumak için tüm gücüyle çalışırken, sürdürülebilir su yönetimi anlayışıyla da suyun her damlasına sahip çıkıyor.</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Son yıllarda etkileri güçlü şekilde hissedilen küresel ısınma ve iklim değişikliği suyun ve su yapılarının önemini her geçen gün daha da artığının altını çizen DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif BALTA, ’İklim değişikliğinin etkisiyle suyun zamansal ve mekânsal dağılımında yaşanan belirsizlikler ve aşırılıklar suya bağlı afetlerin hem sayısında hem etkinlik alanında hem de şiddetinde artışlara sebep olmaktadır. Bu çerçevede başta depolama tesislerimiz olmak üzere inşa ederek ekonomik ve sosyal yaşama kazandırdığımız tüm su yapıları kritik bir öneme sahiptir.</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Özellikle kurak periyotlarda vatandaşlarımızın ve tüm sektörlerin en büyük güvencesi olan depolama tesislerimiz büyük önem taşımaktadır. Havza özelliklerine göre planladığımız su depolama tesisleri, tüm sistemin sigortası olarak su çevriminin en önemli halkasını teşkil etmekte hem kuraklık hem de taşkın gibi ekstrem hidrolojik olaylar karşısında toplumsal ve ekonomik direnci artıran hayati altyapı tesisleri olarak öne çıkmaktadır. ‘’dedi.</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Suyu depolamak kadar önemli olan bir diğer husus, suyu asgari kayıpla son kullanıcısına iletmek olduğunu ifade eden DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif BALTA, ’Bu çerçevede, suyun ülkemizde ve dünyada en çok tüketildiği sektör olan tarım sektöründe hayata geçirdiğimiz modern uygulamalarla bu alanda önemli ilerleme kaydedilmiştir. Özellikle basınçlı borulu sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması, yapay zeka destekli sulama otomasyonu uygulamaları ve elektronik ölçüm sistemi (sayaç) takılan sulama tesisi sayısının artırılmasıyla suyun verimli kullanımı adına çok önemli adımlar atıldığını belirtti.</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif BALTA,’ Günümüzde suyla alakalı meselelerde madalyonun bir yüzünde kuraklık varken diğer yüzünde taşkınların yer aldığını belirterek. Suyun verimli kullanımı ne kadar önemli ise taşan suların kontrolü de o denli önemlidir. Bu çerçevede sayılarını hızla artırdığımız yenilikçi taşkın kontrol tesislerimiz ve taşkın erken uyarı sistemlerimizle taşkın zararlarının asgariye düşürülmesi hususunda önemli başarılar elde ediyor, rekor denilebilecek nitelikteki yağışlarda can ve mal kayıplarının önüne geçiyoruz. ‘’dedi.</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Manisa’ya 34 Baraj, 14 Gölet, 16 yeraltı depolaması inşa ettik</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Manisa’nın üzüm ve zeytin başta olmak üzere pek çok tarım ürününde sektörün lokomotif kentlerinden biri olduğunu vurgulayan </span></span></span></span><b><span><span><span><span>DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif BALTA, </span></span></span></span></b><span><span><span><span>şehzadeler kentine son 23 yılda 38 milyar 671 milyon liralık yatırım yaptıklarını söyledi. 221 su tesisini vatandaşlarımızın hizmetine sunduklarını açıkladı.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta</span></span></span></span></b><span><span><span><span>, “Manisa hem iklimi hem de toprak yapısı ile yılda 3 hatta 4 ürünün ekilebildiği ülkemizin en verimli topraklarını barındırıyor. Bu verimli toprakları kalkındırmak amacıyla 23 yıl önce başlattığımız yatırım seferberliğimiz sayesinde Manisa’nın kalkınmasına önemli katkı sağladık. Şehzadeler kentine 2003 yılından bu yana 34 baraj, 14 gölet ve 16 yeraltı depolaması inşa ettik. Bu 64 tesisimizle Manisa’nın su depolama hacmine 596 milyon m³ daha ekleyerek toplam rakamı 1,82 milyar m³’e çıkardık” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>245 bin dekar araziyi sulamaya açtık</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Küresel ısınma ve iklim değişikliği birlikte ortaya çıkan kuraklık yüzünden tatlı suların daha da değerli olduğunu kaydeden</span></span></span></span><b><span><span><span><span> DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif BALTA; </span></span></span></span></b><span><span><span><span>Manisa’da 23 yılda 73 adet sulama tesisini tamamladıklarını belirtti. 244 bin 805 dekar araziyi daha borulu basınçlı modern sistem ile sulamaya açtıklarını söyledi. <b>DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta,</b> bu tesisler sayesinde bölge ve ülke ekonomisine her yıl ortalama 4.09 milyar lira ek katkı sağladıklarını vurguladı.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>78 taşkın koruma tesisi yaptık</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Deprem, Orman yangını ve taşkınlar gibi her türlü doğal afette etkin rol üstlendiklerini de hatırlatan <b>DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta</b> “DSİ olarak vatandaşımızın en zor zamanlarında her zaman onların emrinde oluyoruz. Çünkü vatandaşımızın can ve mal güvenliği bizim için her şeyden önemlidir. Özellikle taşkınlara karşı etkin önlemler alıyoruz. Bu kapsamda Manisa’da sadece son 23 yılda 78 taşkın koruma tesisi tamamladık. Binlerce dekar araziyi ve onlarca yerleşim yerinde taşkın riskini minimize ettik. Çalışmalarımız aralıksız devam ediyor” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Toplu arazi, güçlü çiftçi</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Manisa’da 3 Arazi Toplulaştırma ve TİGH Projesi’nin tamamladıklarını söyleyen <b>DSİ </b><b>Genel Müdürü Mehmet Akif BALTA, </b>“Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri projelerimizi insan odaklı, üreticilerimizle koordineli bir şekilde yürütüyoruz. Manisa’da 3 projeyi tamamladık. 119.450 dekar arazide tescil çalışmalarını bitirdik. Projelerimiz sayesinde bölgede yıllık 116 milyon 822 bin liralık zirai gelir artışı sağladık. Çiftçilerimize hayırlı olsun” dedi.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Suyumuzdan Aldığımız Güç Enerjiye Dönüşüyor</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Suyun gücünün geleceğimiz şekillendirdiğini kaydeden <b>DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta,</b> Manisa ‘da kurulu 2 HES tesisinin 10 MW kurulu güç, 23 milyon kwH ise yıllık enerji üretim potansiyeline sahip olduğunu ifade etti.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Genel Müdür Mehmet Akif BALTA; “Biz DSİ olarak suyla alakalı tüm alanlarda su vatandır anlayışıyla çalışmalarımıza devam ediyor, suyumuzu korumakla vatanımızı korumak arasında hiçbir fark görmüyoruz. Kullandığımız her damla suyu son damlasıymış gibi kullanmamız’ tavsiyesiyle sözlerimi noktalıyorum.” dedi.</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/manisaya-dsiden-23-yilda-221-tesis-619960">Manisa&#8217;ya DSİ&#8217;den 23 Yılda 221 Tesis</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üsküdar&#8217;da Dünya Kadınlar Günü&#8217;ne Uluslararası Buluşma</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uskudarda-dunya-kadinlar-gunune-uluslararasi-bulusma-619900</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Mar 2026 14:22:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[buluşma]]></category>
		<category><![CDATA[Dedetaş]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<category><![CDATA[üsküdar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619900</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Belediyesi ile Almanya Federal Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu iş birliğinde, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında özel bir etkinlik düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uskudarda-dunya-kadinlar-gunune-uluslararasi-bulusma-619900">Üsküdar&#8217;da Dünya Kadınlar Günü&#8217;ne Uluslararası Buluşma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Üsküdar Belediyesi ile Almanya Federal Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu iş birliğinde, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında özel bir etkinlik düzenlendi. Bağlarbaşı Kültür Merkezi Çamlıca Salonu’nda gerçekleştirilen program; iş dünyası, diplomasi ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getirdi.</strong></p>
<p>Kadınların liderlik rollerindeki stratejik önemine dikkat çekilen etkinlikte, karar alma mekanizmalarında kadın temsiliyeti küresel ve yerel perspektiflerle ele alındı.</p>
<p>Program, Sinem Dedetaş ile Dr. Regine Grienberger’in açılış konuşmalarıyla başladı. Ardından Bige Yücel keynote konuşmasını gerçekleştirdi.</p>
<p>Etkinliğin ana bölümünde ise moderatörlüğünü Av. Dr. Çiğdem Çımrın’ın üstlendiği panel düzenlendi. Panelde Sinem Dedetaş, Heike Fölster ve Elvan Tuğsuz Güven konuşmacı olarak yer aldı.</p>
<p>Panelde konuşan Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, kadınların iş dünyasındaki konumunun ekonomik gelişmelerden bağımsız düşünülemeyeceğini belirterek şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“Kadının iş dünyasındaki yerini ekonomiden farklı düşünemeyiz. Ne zaman ekonomiler krize girse kadınların birden ‘kutsal görevleri’ hatırlanıyor; ‘sen annesin, evine dön’ deniyor. Ama ne zaman bir bolluk olsa bu kez ‘haydi gel, sana ihtiyacımız var’ deniyor. Bu nedenle kadın meselesi dünya ekonomisinden bağımsız değildir.”</p>
<p>8 Mart’ın yalnızca bir kutlama günü değil, aynı zamanda değerlendirme ve mücadeleyi hatırlama günü olduğunu vurgulayan Dedetaş, kadınların toplumda var olabilmesi için bakım yükünün yalnızca kadınların omuzlarında bırakılmaması gerektiğini ifade etti. Yerel yönetimlerin bu konuda önemli sorumluluklar üstlendiğini belirten Dedetaş, kadınların iş ve sosyal yaşamda daha güçlü şekilde yer alabilmesi için destekleyici politikaların hayata geçirilmesinin önemine dikkat çekti.</p>
<p>Üsküdar Belediyesi olarak göreve geldikleri günden bu yana yönetimde kadın-erkek eşitliğini güçlendirmeye yönelik adımlar attıklarını ifade eden Dedetaş, “Liyakatli yönetim anlayışıyla üst düzey yöneticilerimiz arasında kadın-erkek eşitliğini sağlamaya özen gösteriyoruz. Değerlendirmelerde eşitliği gözetmek ve gerektiğinde pozitif ayrımcılığı desteklemek yöneticilerin sorumluluğudur” dedi.</p>
<p>Almanya İstanbul Başkonsolosu Dr. Regine Grienberger ise konuşmasında kadın haklarının korunmasının önemine dikkat çekti. Grienberger, bugün gelinen noktada kazanılmış hakların korunmasının büyük önem taşıdığını belirterek, “Şu anda üzerimize düşen görev, geçmişte kazanılan hakları korumaktır. Deneyimler, çeşitliliğin, kapsayıcılığın ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin toplumlarımızı güçlendirdiğini; yenilikçiliği, dayanıklılığı ve sosyal uyumu teşvik ettiğini göstermiştir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>İngilizce moderasyon ve Türkçe-İngilizce simültane çeviri desteğiyle gerçekleştirilen etkinlik, Ramazan temalı ikramların sunulduğu resepsiyon ile sona erdi.</p>
<p>Dünya Kadınlar Günü kapsamında düzenlenen programın, yerel yönetimler, diplomatik temsilcilikler ve sivil toplum kuruluşları arasındaki iş birliğini güçlendirmesi ve kadınların karar alma mekanizmalarındaki rolüne dikkat çekmesi hedefleniyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uskudarda-dunya-kadinlar-gunune-uluslararasi-bulusma-619900">Üsküdar&#8217;da Dünya Kadınlar Günü&#8217;ne Uluslararası Buluşma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DSİ&#8217;den Ege&#8217;nin Kalbine Yatırım Sağanağı: 23 Yılda 135 Tesis</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dsiden-egenin-kalbine-yatirim-saganagi-23-yilda-135-tesis-619622</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Mar 2026 07:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[arazi]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[depolama]]></category>
		<category><![CDATA[dsi]]></category>
		<category><![CDATA[ege]]></category>
		<category><![CDATA[kalbine]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[lira]]></category>
		<category><![CDATA[milyon]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sağanağı]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>
		<category><![CDATA[taşkın]]></category>
		<category><![CDATA[tesisi]]></category>
		<category><![CDATA[uşak]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619622</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son 23 yılda “Ege’nin kalbi Uşak” için adeta yatırım seferberliği başlatan DSİ Genel Müdürlüğü, kente 13 milyar liralık yatırım yaparak 135 su tesisini vatandaşlarımızın hizmetine sundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dsiden-egenin-kalbine-yatirim-saganagi-23-yilda-135-tesis-619622">DSİ&#8217;den Ege&#8217;nin Kalbine Yatırım Sağanağı: 23 Yılda 135 Tesis</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><i><span><span><span><span>Son 23 yılda “Ege’nin kalbi Uşak” için adeta yatırım seferberliği başlatan DSİ Genel Müdürlüğü, kente 13 milyar liralık yatırım yaparak 135 su tesisini vatandaşlarımızın hizmetine sundu. </span></span></span></span></i></span></span></span></p>
<p><span><span><span><i><span><span><span><span>Bu tesisler sayesinde 117.080 dekar araziye can suyu sağladıklarını belirten <b>DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta</b>, bölge ekonomisine her yıl ortalama 2 milyar lira katkı sağladıklarını duyurdu. <b>DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta</b> “Uşak için çalışmaya devam edeceğiz” dedi.</span></span></span></span></i></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Tarım ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü, tarımda modern sulamayı yaygınlaştırmak, toplulaştırma çalışmalarıyla tarım arazilerinden en yüksek faydayı sağlamak, musluklara sağlıklı ve içilebilir su ulaştırmak ve yerleşim yerleri ile tarım arazilerini taşkın risklerine karşı korumak için tüm gücüyle çalışırken, sürdürülebilir su yönetimi anlayışıyla da suyun her damlasına sahip çıkıyor.</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Son yıllarda etkileri güçlü şekilde hissedilen küresel ısınma ve iklim değişikliği suyun ve su yapılarının önemini her geçen gün daha da artığının altını çizen DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif BALTA, ’İklim değişikliğinin etkisiyle suyun zamansal ve mekânsal dağılımında yaşanan belirsizlikler ve aşırılıklar suya bağlı afetlerin hem sayısında hem etkinlik alanında hem de şiddetinde artışlara sebep olmaktadır. Bu çerçevede başta depolama tesislerimiz olmak üzere inşa ederek ekonomik ve sosyal yaşama kazandırdığımız tüm su yapıları kritik bir öneme sahiptir.</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Özellikle kurak periyotlarda vatandaşlarımızın ve tüm sektörlerin en büyük güvencesi olan depolama tesislerimiz büyük önem taşımaktadır. Havza özelliklerine göre planladığımız su depolama tesisleri, tüm sistemin sigortası olarak su çevriminin en önemli halkasını teşkil etmekte hem kuraklık hem de taşkın gibi ekstrem hidrolojik olaylar karşısında toplumsal ve ekonomik direnci artıran hayati altyapı tesisleri olarak öne çıkmaktadır. ‘’dedi.</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Suyu depolamak kadar önemli olan bir diğer husus, suyu asgari kayıpla son kullanıcısına iletmek olduğunu ifade eden DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif BALTA, ’Bu çerçevede, suyun ülkemizde ve dünyada en çok tüketildiği sektör olan tarım sektöründe hayata geçirdiğimiz modern uygulamalarla bu alanda önemli ilerleme kaydedilmiştir. Özellikle basınçlı borulu sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması, yapay zeka destekli sulama otomasyonu uygulamaları ve elektronik ölçüm sistemi (sayaç) takılan sulama tesisi sayısının artırılmasıyla suyun verimli kullanımı adına çok önemli adımlar atıldığını belirtti.</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif BALTA,’ Günümüzde suyla alakalı meselelerde madalyonun bir yüzünde kuraklık varken diğer yüzünde taşkınların yer aldığını belirterek. Suyun verimli kullanımı ne kadar önemli ise taşan suların kontrolü de o denli önemlidir. Bu çerçevede sayılarını hızla artırdığımız yenilikçi taşkın kontrol tesislerimiz ve taşkın erken uyarı sistemlerimizle taşkın zararlarının asgariye düşürülmesi hususunda önemli başarılar elde ediyor, rekor denilebilecek nitelikteki yağışlarda can ve mal kayıplarının önüne geçiyoruz. ‘’dedi.</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>“Uşak, DSİ ile kalkınıyor”</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Uşak ekonomisini Türk tarım sektöründe hak ettiği yere taşımayı hedeflediklerini kaydeden <b>DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta,</b> “DSİ olarak Uşak için adeta yatırım seferberliği” başlattıklarını söyledi. Son 23 yılda kente 12 milyar 988 milyon liralık yatırım yaptıklarını ifade etti. </span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta</span></span></span></span></b><span><span><span><span>, “23 yıl önce Uşak’ta sadece bir barajımız vardı. Kentin ekonomik ve kültürel potansiyelini ortaya çıkarmak için başlattığımız çalışmalar kapsamında kente 135 su tesisi inşa ettik. Bunlardan 18’i baraj, 15’i gölet. 1’i de depolama tesisi.  Bu tesislerde toplam 47 milyon m³ su depolayabiliyoruz. Uşak’taki toplam depolama hacmimiz ise 61 milyon m³’e ulaştı” dedi.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>2003 yılından bu yana Uşak’a 2 içme suyu tesisi kazandırdıklarını ifade eden <b>DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta,</b> bu tesisler sayesinde kente yılda 6 milyon m³ içme ve kullanma suyu temin ettiklerini hatırlattı.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>“Uşaklı çiftçilerimize yılda 2 milyar lira kazandırıyoruz”</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Uşak’ın toprak ve iklim şartları olarak özellikle endemik bitkiler konusunda çok geniş bir ürün çeşitliliğine sahip olduğuna dikkat çeken <b>DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta,</b> Uşak çiftçisini kalkındırmak için rantabl ve etkin projeler ürettiklerini söyledi. <b>DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta,</b> “2023 yılından bu yana Uşak’ta 49 sulama tesisini inşa ederek, vatandaşlarımızın hizmetine sunduk. Toplam 117.080 dekar araziyi modern sistem ile suluyoruz. Ülke ve Bölge ekonomisine bu tesislerimiz sayesinde yılda 1 milyar 998 milyon lira ek katkı sağlıyoruz.” Diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>“Uşak’ın çehresini değiştirdik”</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Uşaklı vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini sağlamak amacıyla kent genelinde 49 Taşkın Koruma Tesisi inşa ettiklerini kaydeden <b>DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta,</b> bu tesisler sayesinde kentin çehresinin de değiştiğini söyledi. <b>DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta,</b> “Özellikle Uşak kent merkezinde tamamladığımız “Uşak Dokuzsele Projesi” ve Banaz ilçe merkezindeki “Banaz Çayı Islah Projesi” ile hem Uşaklı vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini sağladık. Hem de kentimize modern şehircilik anlamında önemli eserler kazandık. Dokuzsele Projemiz adeta Uşak’ın gerdanlığı oldu.” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>“64 bin 130 dekar arazide tescil işlemlerini tamamladık”</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta,</span></span></span></span></b><span><span><span><span> Uşak’ta tamamlanan 1 Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri (TİGH) Projesi ile 64.130 dekar alanda tescil işlemlerinin tamamlandığını da açıkladı. Yıllık 62 milyon 719 bin liralık zirai gelir artışı sağlandığını duyurdu.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Genel</span></span></span></span></b><span><span><span><span> <b>Müdür Mehmet Akif BALTA</b>;<b> “Biz DSİ olarak suyla alakalı tüm alanlarda su vatandır anlayışıyla çalışmalarımıza devam ediyor, suyumuzu korumakla vatanımızı korumak arasında hiçbir fark görmüyoruz. Kullandığımız her damla suyu son damlasıymış gibi kullanmamız’ tavsiyesiyle sözlerimi noktalıyorum.” dedi.</b></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dsiden-egenin-kalbine-yatirim-saganagi-23-yilda-135-tesis-619622">DSİ&#8217;den Ege&#8217;nin Kalbine Yatırım Sağanağı: 23 Yılda 135 Tesis</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Düzenli ve yeterli diyaliz tedavisi, yaşam kalitesini iyileştiriyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/duzenli-ve-yeterli-diyaliz-tedavisi-yasam-kalitesini-iyilestiriyor-619550</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Mar 2026 11:48:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[Diyaliz]]></category>
		<category><![CDATA[Diyaliz Hastaları]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[iyileştiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[kalitesini]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yeterli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619550</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyalizin hastanın yaşamını sürdürebilmesi için hayati öneme sahip olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Diyaliz Program Başkanı Öğr. Gör. Zeynep Karasoy, düzenli ve yeterli diyaliz tedavisinin; halsizlik, ödem, nefes darlığı gibi belirtilerin azalmasını sağladığını ve yaşam süresini uzattığını söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/duzenli-ve-yeterli-diyaliz-tedavisi-yasam-kalitesini-iyilestiriyor-619550">Düzenli ve yeterli diyaliz tedavisi, yaşam kalitesini iyileştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Diyalizin hastanın yaşamını sürdürebilmesi için hayati öneme sahip olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Diyaliz Program Başkanı Öğr. Gör. Zeynep Karasoy, düzenli ve yeterli diyaliz tedavisinin; halsizlik, ödem, nefes darlığı gibi belirtilerin azalmasını sağladığını ve yaşam süresini uzattığını söyledi. Diyaliz hastalarının dikkat etmesi gereken noktalara değinen Karasoy, “Diyaliz hastaları sıvı tüketimini doktor ve diyetisyen önerilerine göre düzenlemelidir. Tuz, potasyum ve fosfor içeriği yüksek gıdalardan kaçınmalıdır. Diyabet ve hipertansiyon kontrolü sağlanması önemlidir. Seanslara düzenli katılım göstermelidir” dedi.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Diyaliz Program Başkanı Öğr. Gör. Zeynep Karasoy, 12 Mart Dünya Böbrek Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, diyaliz tedavisine ilişkin bilgi verdi ve diyaliz hastalarının dikkat etmesi gerekenlerle ilgili tavsiyelerde bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kronik böbrek hastalığı sessiz ilerliyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Öğr. Gör. Zeynep Karasoy, kronik böbrek hastalığının, dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen, erken dönemde belirti vermediği için “sessiz ilerleyen” önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Diyaliz kronik böbrek yetmezliği olan hastalarda uygulanıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Diyalizin en sık olarak son dönem kronik böbrek yetmezliği olan hastalara uygulandığını belirten Öğr. Gör. Zeynep Karasoy, “Bunun yanında bazı akut böbrek yetmezliği durumlarında da geçici olarak diyaliz gerekebilir. Diyabet, hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları ve genetik böbrek hastalıkları, kronik böbrek yetmezliğinin en önemli nedenleri arasında yer almaktadır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Böbrek fonksiyonları azaldığında diyaliz tedavisi uygulanıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Diyalizin “böbreklerin süzme görevini yeterli düzeyde yerine getiremediği durumlarda, kandaki zararlı atık maddelerin ve fazla sıvının vücuttan uzaklaştırılmasını sağlayan bir tedavi yöntemi” olduğunu belirten Öğr. Gör. Zeynep Karasoy, “Böbrekler normalde kandaki toksinleri temizler, sıvı-elektrolit dengesini sağlar ve asit-baz dengesini düzenler. Böbrek fonksiyonları ciddi düzeyde azaldığında ise diyaliz tedavisi devreye girer” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Diyaliz yaşam kalitesini artırıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Diyalizin hastanın yaşamını sürdürebilmesi için hayati öneme sahip olduğunu belirten Öğr. Gör. Zeynep Karasoy, “Düzenli ve yeterli diyaliz tedavisi; halsizlik, ödem, nefes darlığı gibi belirtilerin azalmasını sağlar ve yaşam süresini uzatır. Ancak tedavi haftada birkaç gün düzenli seans gerektirdiği için hastanın sosyal yaşamını, çalışma hayatını ve psikolojik durumunu etkileyebilir. Bu nedenle multidisipliner bir yaklaşım, hasta eğitimi ve aile desteği büyük önem taşır” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Diyaliz hastaları bu noktalara dikkat etmeli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Diyaliz hastalarının dikkat etmesi gereken noktalara da işaret eden Öğr. Gör. Zeynep Karasoy,bunları şöyle sıraladı:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>•          Sıvı tüketimini doktor ve diyetisyen önerilerine göre düzenlemelidir.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>•          Tuz, potasyum ve fosfor içeriği yüksek gıdalardan kaçınmalıdır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>•          Diyabet ve hipertansiyon kontrolünü sağlamalıdır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>•          Seanslara düzenli katılım göstermelidir.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>•          Fistül veya kateter bakımına özen göstermelidir.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>•          Düzenli hekim kontrollerini aksatmamalıdır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Gereksiz ilaç kullanımından kaçınılmalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Böbrek sağlığını korumanın önemine işaret eden Öğr. Gör. Zeynep Karasoy, böbrek sağlığını korumak için sağlıklı beslenme, yeterli su tüketimi, kan basıncının kontrolü, düzenli egzersiz tavsiyesinde bulundu ve gereksiz ilaç kullanımından kaçınılması gerektiğini söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Toplumsal farkındalık çağrısında bulundu</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Öğr. Gör. Zeynep Karasoy, her yıl mart ayının ikinci perşembe günü kutlanan Dünya Böbrek Günü’nde böbrek sağlığı konusunda bilinçli olma çağrısında bulunarak şunları söyledi:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Erken tanı hayat kurtarır. Basit kan ve idrar testleri ile böbrek hastalıkları erken dönemde tespit edilebilir. Diyabet, hipertansiyon hastaları, ailesinde böbrek hastalığı olanlar gibi risk grubundaki bireylerin düzenli kontrol yaptırmaları önerilmektedir. 12 Mart Dünya Böbrek Günü vesilesiyle toplumumuzu böbrek sağlığı konusunda bilinçli olmaya ve düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemeye davet ediyoruz.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/duzenli-ve-yeterli-diyaliz-tedavisi-yasam-kalitesini-iyilestiriyor-619550">Düzenli ve yeterli diyaliz tedavisi, yaşam kalitesini iyileştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gülüş tasarımında amaç estetik ve fonksiyon!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gulus-tasariminda-amac-estetik-ve-fonksiyon-619547</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Mar 2026 11:48:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[amaç]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[estetik]]></category>
		<category><![CDATA[Fonksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[gülüş]]></category>
		<category><![CDATA[Gülüş Tasarımı]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[Hastanın]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[Tasarımında]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yüz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619547</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Protetik Diş Tedavisi Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Turhan Didinen, gülüş tasarımı ve süreçleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gulus-tasariminda-amac-estetik-ve-fonksiyon-619547">Gülüş tasarımında amaç estetik ve fonksiyon!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Protetik Diş Tedavisi Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Turhan Didinen, gülüş tasarımı ve süreçleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Gülüş tasarımı, yüz, karakter ve fonksiyonla uyumlu kapsamlı bir tedavi!</strong></p>
<p>Gülüş tasarımının, yalnızca dişlerin görünümünü değiştiren bir uygulama olmadığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Turhan Didinen, “Hastanın yüz yapısı, karakteri ve fonksiyonel ihtiyaçlarıyla uyumlu olacak şekilde planlanan kapsamlı bir estetik ve fonksiyonel tedavi sürecidir. Bu süreçte doğru analiz, planlama ve uygulama adımları büyük önem taşır.” dedi.</p>
<p>Gülüş tasarımında ilk adımın, hastanın detaylı kayıtlarının alınması olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Didinen, şunları söyledi:</p>
<p>“Bu aşamada ölçüler, dijital taramalar, fotoğraflar ve gerekirse videolar kaydedilir. Bu kayıtlar sayesinde hastanın mevcut ağız yapısı ve gülüş dinamikleri ayrıntılı biçimde analiz edilir. İkinci adımda hastanın yüz yapısı değerlendirilir. Yüzün şekli, uzunluğu, genişliği ve genel simetrisi incelenerek hastaya en uygun diş formu planlanır. Gülüş tasarımının başarılı olabilmesi için dişlerin yüzle uyumlu olması büyük önem taşır. Üçüncü adım, ‘pembe estetik’ olarak adlandırılan diş eti değerlendirmesidir. Diş etlerinin formu, rengi ve dişlerle olan uyumu estetik sonuç açısından belirleyici rol oynar. Eğer diş etlerinde estetik ya da sağlık açısından sorunlar varsa, tasarım aşamasından önce gerekli tedaviler uygulanır.</p>
<p>Dördüncü adımda hastanın karakterine ve yüz tipine uygun diş formu belirlenir. Bu aşamada seçilen diş formları uygun materyallerle birleştirilerek tasarım oluşturulur. Son adım ise uygulama aşamasıdır. Bu süreçte yapılan tasarımın hastanın çiğneme fonksiyonlarına ve günlük kullanımına uygun olup olmadığı kontrol edilir. Böylece hem estetik hem de fonksiyonel açıdan dengeli bir sonuç elde edilir.”</p>
<p><strong>Amaç, dişlerdeki şekil ve form bozukluklarını düzeltmek!</strong></p>
<p>Gülüş tasarımının çoğu zaman dişlerin renginin değiştirilmesiyle ilişkilendirildiğini ancak uygulamanın kapsamının bununla sınırlı olmadığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Turhan Didinen, “Renk değişimi tedavinin önemli hedeflerinden biri olabilir ancak asıl amaç, dişlerdeki şekil ve form bozukluklarını da düzeltmektir.” dedi.</p>
<p>Bu sayede dişleri çok kısa, çok uzun, kırık ya da çapraşık olan hastalarda estetik açıdan daha dengeli bir görünüm elde edilebildiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Didinen, gülüş tasarımıyla hastanın yüz yapısına uygun yeni diş formları oluşturulabileceği ve kişinin memnun olmadığı estetik problemlerin giderilebileceğini söyledi.</p>
<p><strong>Kişinin genel karakteri diş formunun belirlenmesinde etkili olabilir!</strong></p>
<p>Gülüş tasarımının uygulanma yönteminin genel olarak benzer olsa da elde edilen sonuçların her hastada farklı olduğuna işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Turhan Didinen, “Çünkü yüzün şekli, uzunluğu, yuvarlaklığı veya köşeli yapısı tasarım sürecini doğrudan etkiler.” dedi.</p>
<p>Bu nedenle hastanın yüz tipi doğru şekilde analiz edilmesi gerektiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Didinen, “Tasarım buna göre planlanmalıdır. Ayrıca kişinin genel karakteri de diş formunun belirlenmesinde etkili olabilir. Amaç, hem yüz yapısıyla hem de kişinin genel görünümüyle uyumlu doğal bir gülüş elde etmektir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Estetik gülüşte diş eti sağlığı da dişler kadar önemli!</strong></p>
<p>Estetik bir gülüşün yalnızca dişlerin görünümüyle sınırlı olmadığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Turhan Didinen, “Diş etlerinin sağlığı ve estetik durumu da en az dişler kadar önemli.” dedi.</p>
<p>Diş etleri ve çevresindeki kemik dokusunun dişlerin sağlamlığını destekleyen önemli yapılar olduğunu hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Didinen, “Bunun yanı sıra diş etlerinin rengi, formu, seviyesinin dengesi ve şişkinliği gibi faktörler de gülüş estetiğini doğrudan etkiler. Bu nedenle gülüş tasarımında diş eti sağlığı mutlaka değerlendirilir ve gerekirse tedavi edilir. Gülüş tasarımından sonra elde edilen estetik ve fonksiyonel sonuçların uzun süre korunabilmesi için düzenli bakım gerekir. Bu bakım iki şekilde gerçekleştirilir: bireysel bakım ve profesyonel bakım. Bireysel bakım, hastanın hekimin önerdiği ağız bakım rutinlerini düzenli şekilde uygulamasını kapsar. Profesyonel bakım ise hastanın belirli aralıklarla diş hekimi kontrolüne gelmesi ve yapılan restorasyonların durumunun değerlendirilmesiyle sağlanır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Başarılı gülüş tasarımı, yüzle uyumlu diş planlaması gerektirir!</strong></p>
<p>Gülüş tasarımının önemli avantajlarından birinin, tedavi başlamadan önce hastaya olası sonucun gösterebilmesi olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Turhan Didinen, “Bu amaçla ‘mock-up’ olarak adlandırılan geçici uygulamalar yapılabilir. Bu yöntem sayesinde hastaya herhangi bir kalıcı işlem yapılmadan önce tasarlanan gülüş geçici protezlerle gösterilir. Hasta bu görünümü belirli bir süre deneyimleyebilir ve tedaviye devam edip etmeye bu aşamada karar verebilir. Böylece ‘tedavi sonunda dişlerim nasıl görünecek?’ kaygısı büyük ölçüde ortadan kalkar.” dedi.</p>
<p>Gülüş tasarımında yalnızca dişlerin değil, yüzün tamamının değerlendirildiğini yineleyen Dr. Öğr. Üyesi Turhan Didinen, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Dudak yapısı, yüz hatları ve mimikler gülüşün estetik algısını doğrudan etkiler. Bu nedenle yüz yapısıyla uyumlu olmayan bir diş formu, tek başına ne kadar estetik olursa olsun doğal bir görünüm oluşturmayabilir. Başarılı bir gülüş tasarımında yüzün tüm ölçümleri dikkatle analiz edilmeli ve hastaya en uygun diş karakterizasyonu planlanmalıdır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gulus-tasariminda-amac-estetik-ve-fonksiyon-619547">Gülüş tasarımında amaç estetik ve fonksiyon!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Havva Kök Arslan: &#8220;Türkiye&#8217;nin KKTC&#8217;ye F-16 gönderme hamlesi güçlü ve zamanında bir yanıt!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-havva-kok-arslan-turkiyenin-kktcye-f-16-gonderme-hamlesi-guclu-ve-zamaninda-bir-yanit-619210</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Mar 2026 09:22:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[arslan]]></category>
		<category><![CDATA[askeri]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[F-16]]></category>
		<category><![CDATA[hamle]]></category>
		<category><![CDATA[havva]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[kktc]]></category>
		<category><![CDATA[kök]]></category>
		<category><![CDATA[küresel]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619210</guid>

					<description><![CDATA[<p>Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) güvenliğini artırmaya yönelik planlamalar kapsamında 6 F-16 savaş uçağı ile hava savunma sistemlerinin adaya konuşlandırıldığını açıkladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-havva-kok-arslan-turkiyenin-kktcye-f-16-gonderme-hamlesi-guclu-ve-zamaninda-bir-yanit-619210">Prof. Dr. Havva Kök Arslan: &#8220;Türkiye&#8217;nin KKTC&#8217;ye F-16 gönderme hamlesi güçlü ve zamanında bir yanıt!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) güvenliğini artırmaya yönelik planlamalar kapsamında 6 F-16 savaş uçağı ile hava savunma sistemlerinin adaya konuşlandırıldığını açıkladı.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Havva Kök Arslan, Doğu Akdeniz’de artan askeri hareketlilik ve bunun Kıbrıs meselesine yansımalarına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><strong>İran meselesi küresel düzenin kritik düğüm noktalarından biri</strong></p>
<p>Prof. Dr. Havva Kök Arslan, İran merkezli gerilimin Doğu Akdeniz’de yeni bir güvenlik mimarisinin oluşmasına neden olduğunu belirterek, “İran meselesi, yalnızca bir güvenlik veya nükleer program tartışması olmanın ötesinde, küresel düzenin enerji, finans ve jeopolitik yapısında kritik bir düğüm noktası haline gelmiştir. Bu düğümün çözülmeye çalışıldığı sahalardan biri de Doğu Akdeniz’dir. ABD ve İsrail ile İran arasındaki gerilimin genişlemesi, Kıbrıs adasında askeri yığınağın artmasına neden olmuştur. Avrupa Birliği ülkelerinin bölgeye savaş gemileri ve uçaklar göndermesi ile Yunanistan’ın GKRY’ye askeri takviye yapması, tansiyonu yükselten başlıca etkenlerdir.” dedi.</p>
<p><strong>Türkiye’nin KKTC’ye F-16 göndermesi çok katmanlı bir stratejik hamle</strong></p>
<p>Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne (KKTC) 6 adet F-16 savaş uçağı ve hava savunma sistemleri konuşlandırmasının bölgesel dengeler açısından kritik olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Arslan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bu kritik dönemde, Türkiye’nin KKTC’ye 6 F-16 savaş uçağı ve hava savunma sistemi göndermesi, bölgesel ve küresel dengeler açısından önemli bir hamle olarak değerlendirilmektedir. Peki, bu adımın arkasındaki stratejik mantık nedir? Bölgesel ve küresel güçler (ABD, AB ülkeleri, Yunanistan, İran) bu süreçte hangi pozisyonları almış, ne tür hamleler yapmıştır? Türkiye’nin 6 F-16 ve hava savunma sistemlerini KKTC’ye konuşlandırması, çok katmanlı ve zamanında bir stratejik hamledir. Türkiye, 1959 Londra ve Zürih Antlaşmaları ile 1960 Kıbrıs Anayasası çerçevesinde, yalnızca KKTC değil, tüm Kıbrıs adasının garantörüdür. Uzmanlar, bu hamlenin olası bir çatışma ortamında adanın bütünlüğünü ve Kıbrıs Türklerinin güvenliğini koruma yükümlülüğünün bir gereği olduğunu vurgulamaktadır. Özellikle belirsizlik ortamında, mevcut anayasal düzeni bozma veya toprak kazanma amaçlı girişimlere karşı caydırıcı bir güç oluşturmak hedeflenmiştir.”</p>
<p><strong>Doğu Akdeniz’deki güç dengesi hızla değişiyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Arslan, Doğu Akdeniz’de birçok küresel ve bölgesel aktörün aynı anda askeri varlık gösterdiğini belirterek, şunları kaydetti:</p>
<p>“Bölgede halihazırda önemli bir askeri varlık bulunmaktadır. ABD, İngiltere, Fransa, İtalya, İspanya, Hollanda ve Yunanistan, İran tehdidine karşı olduklarını belirterek bölgeye savaş gemileri ve uçaklar göndermiştir. Türkiye de bu ortamda ‘sahada olmak’ ve bölgesel bir güç olarak pozisyon almak durumundadır. Bu hamle, aynı zamanda Türkiye’nin KKTC’nin yanında durduğunu göstermesi açısından da önem taşımaktadır.”</p>
<p><strong>Enerji güvenliği Türkiye için stratejik önemde</strong></p>
<p>Doğu Akdeniz’in enerji kaynakları açısından taşıdığı öneme de dikkat çeken Prof. Dr. Arslan, “Doğu Akdeniz’in enerji kaynakları ve ticaret yolları Türkiye için stratejik öneme sahiptir. Bu adım, enerji arz güvenliği ile ilgili potansiyel sorunlarda Türkiye’nin sahada bulunduğunu açıkça ortaya koymaktadır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>GKRY’nin NATO üyeliği girişimi Türkiye açısından kritik bir risk</strong></p>
<p>Prof. Dr. Arslan, Batı dünyasının İran tehdidini gerekçe göstererek GKRY’yi NATO’ya dahil etme girişimlerinin gündeme gelebileceğini de ifade ederek, “Bazı yorumcular, Batı dünyasının İran tehdidini bahane ederek GKRY’yi NATO’ya dahil etme girişiminde bulunabileceğini belirtmektedir. Türkiye’nin onayı olmadan GKRY’nin NATO’ya üyeliği, Türkiye’yi çevreleme ve KKTC’nin varlığını göz ardı etme riski taşıyacaktır. Bu hamle, söz konusu planları önden engellemeyi hedeflemektedir.” dedi.</p>
<p><strong>Yunanistan bölgedeki en aktif askeri aktörlerden biri</strong></p>
<p>Bölgede Yunanistan’ın askeri hareketliliğinin dikkat çektiğini belirten Prof. Dr. Arslan, “Yunanistan’ın F-16 ve savaş gemisi göndermesi, Avrupa ülkelerinin askeri yığınağı ve GKRY’ye Patriot füzeleri konuşlandırması, Türkiye’de bir tehdit algısı oluşturmuştur. Türkiye, bu algıya yanıt vererek hem caydırıcılığını artırmış hem de olası sürpriz gelişmelere hazırlık göstermiştir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Doğu Akdeniz uzun süre kriz potansiyeli taşıyacak</strong></p>
<p>Prof. Dr. Havva Kök Arslan, Doğu Akdeniz’in, farklı aktörlerin karmaşık bir satranç tahtası haline geldiğini ifade ederek, “ABD, İran’a yönelik operasyonları başlatan taraf olarak görülmekte ve bölgede stratejik bir çıkış planının eksikliği nedeniyle önemli yıkımlar yaşanmaktadır. Uzun vadede ise ABD, doların rezerv para statüsünü koruma çabasıyla jeopolitik sertliğini artırmaktadır. İsrail ise doğrudan bir çatışmadan kaçınmakta, ancak Kıbrıs ile askeri iş birliği yaparak dolaylı bir güvenlik şemsiyesi oluşturmayı sürdürmektedir.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Fransa, İngiltere, İtalya, Hollanda ve İspanya’nın İran tehdidini gerekçe göstererek Doğu Akdeniz’deki askeri varlıklarını artırdığını da kaydeden Prof. Dr. Arslan, “Bu hamlelerin temel stratejileri şunlardır: Enerji ve ticaret güvenliğini sağlamak, AB üyesi GKRY’yi olası saldırılara karşı korumak, İsrail’in dolaylı güvenliğini desteklemek, NATO içinde bağımsız bir güvenlik rolü üstlenmek, Fransa ve İngiltere’nin Kıbrıs merkezli operasyon alanları oluşturduğu dikkat çekmektedir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Yunanistan GKRY’ye 4 F-16 ve savaş gemisi gönderdi</strong></p>
<p>Yunanistan’ın bölgedeki en aktif aktörlerden biri olarak, GKRY’ye 4 F-16 ve savaş gemisi gönderdiğini söyleyen Prof. Dr. Arslan, “Bazı generaller, Ege Adaları’nın silahlandırılması ve olası bir çatışmada AB ve ABD desteği olacağını varsayarak hareket etmektedir.” dedi.</p>
<p>ABD-İsrail saldırılarının hedefi olan İran’ın, karşılık vererek bölgesel yayılma riskini artırdığını da kaydeden Prof. Dr. Arslan, “İngiliz üslerine düzenlenen dron saldırısı Doğu Akdeniz’i de etkilemiştir. Uzun vadede İran meselesi, dolar merkezli küresel finans sistemine meydan okuma niteliği taşımakta ve yalnızca bölgesel değil, küresel düzenin geleceğini de ilgilendirmektedir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kıbrıs artık Avrupa’nın ileri savunma platformlarından biri</strong></p>
<p>Kıbrıs Adasının artık yalnızca diplomatik veya enerji temelli bir rekabet alanı olmadığını dile getiren Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Ada, artık yalnızca enerji veya diplomasi sahası olmaktan çıkmış, jeostratejik bir düğüm noktası ve Avrupa’nın ileri savunma platformu haline gelmiştir. Bölgede üç ana askeri eksen oluşmaktadır. Kuzey Eksen: Türkiye kıyıları, KKTC ve Türk donanması, Orta Eksen: Kıbrıs Adası, İngiliz üsleri (Akrotiri ve Dikelya) ve Avrupa unsurları, Güney Eksen: İsrail kıyıları, Levant havzası ve ABD müttefik unsurları.”</p>
<p><strong>Beklenmedik hamleler doğrudan çatışma riskini artırabilir</strong></p>
<p>Bölgedeki askeri yığılmanın çeşitli riskleri de beraberinde getirdiğini ifade eden Prof. Dr. Arslan, geleceğe dair riskleri şöyle sıraladı:</p>
<p><strong>“</strong>Doğrudan Çatışma: Yunanistan’ın Ege Adaları veya Kıbrıs’ta beklenmedik hamleleri doğrudan bir çatışmayı tetikleyebilir. GKRY’nin NATO Üyeliği: Batı’nın bu girişimi, Türkiye için kırmızı çizgiyi oluşturabilir ve ittifak içinde kriz yaratabilir. Uzun Vadeli Askeri Yığınak: Bölgeye konuşlandırılan silah ve gemiler, tehdit ortadan kalktıktan sonra da kalabilir; bu durum Türkiye için risk yaratabilir. Bölgesel Rekabetin Derinleşmesi: Avrupa ülkelerinin kalıcı askeri varlığı, Doğu Akdeniz’deki güç rekabetini artırabilir. Küresel Düzenin Test Edilmesi: İran merkezli kriz, sadece bölgesel değil, aynı zamanda küresel ekonomik ve güvenlik düzeninin sınandığı bir durumdur.”</p>
<p><strong>F-16 gönderilmesi zamanında ve güçlü bir yanıt</strong></p>
<p>Türkiye’nin KKTC’ye F-16 gönderme hamlesinin, artan askeri yığınağa karşı verilen güçlü ve zamanında bir yanıt olarak değerlendirilebileceğini kaydeden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Bu hamle, garantörlük hakkının kullanılması, enerji güvenliğinin sağlanması ve Kıbrıs Türklerinin güvenliğinin temini açısından kritik öneme sahiptir. Önümüzdeki dönemde Doğu Akdeniz, enerji rekabeti ve büyük güçlerin güvenlik stratejilerinin kesiştiği bir kriz alanı olmaya devam edecektir. Türkiye’nin hem kendi güvenliğini hem de KKTC’nin varlığını korumak için sahada olmayı sürdüreceği açıktır.” şeklinde sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-havva-kok-arslan-turkiyenin-kktcye-f-16-gonderme-hamlesi-guclu-ve-zamaninda-bir-yanit-619210">Prof. Dr. Havva Kök Arslan: &#8220;Türkiye&#8217;nin KKTC&#8217;ye F-16 gönderme hamlesi güçlü ve zamanında bir yanıt!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmangazi Belediyesi&#8217;nden Kadınlara Sağlık ve Farkındalık Eğitimi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyesinden-kadinlara-saglik-ve-farkindalik-egitimi-619183</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Mar 2026 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[çağlayan]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlara]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619183</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi’nin kadın sağlığına ilişkin düzenlediği panele katılan uzman isimler, kadınların fiziksel ve ruh sağlığına ilişkin önemli bilgiler paylaştı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyesinden-kadinlara-saglik-ve-farkindalik-egitimi-619183">Osmangazi Belediyesi&#8217;nden Kadınlara Sağlık ve Farkındalık Eğitimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span>Osmangazi Belediyesi’nin kadın sağlığına ilişkin düzenlediği panele katılan uzman isimler, kadınların fiziksel ve ruh sağlığına ilişkin önemli bilgiler paylaştı. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında gerçekleştirilen etkinlikte erken teşhisin önemi ve psikolojik destek alma konusunda farkındalık vurgulandı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Kadınların yaşam kalitesini yükseltmek ve farkındalıklarını artırmak amacıyla çeşitli eğitim programları hayata geçiren Osmangazi Belediyesi, kadınlara yönelik bilinçlendirme çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda Osmangazi Belediyesi, Osmangazi Kent Konseyi Kadın Meclisi ile birlikte Şadırvanlı Han’da “Kadın Sağlığı ve Doğum Sonrası Psikoloji” başlıklı bir panele ev sahipliği yaptı. Kadınların sağlıklı yaşam, sosyal katılım ve bireysel farkındalıklarını artırmayı hedefleyen panelde, alanında uzman Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Tuğçe Hüseyinoğlu ve Klinik Psikolog Büşra Bilge Çağlayan, kadın sağlığı ve ruh sağlığına dair önemli bilgiler paylaştı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>Erken Teşhisin Önemi Vurgulandı</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Herhangi bir şikayet hissedildiğinde doktora başvurulduğunu belirten Op. Dr. Hüseyinoğlu, oysa şikayet olmadan yapılan düzenli kontrollerin erken teşhis açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Meme kanseri ve rahim ağzı kanserine dikkat çeken Op. Dr. Hüseyinoğlu, “Sağlık Bakanlığı’mızın bu konuda çok güzel yürüttüğü bir kanser tarama programı var. Kadınlarda hem meme kanserini, hem rahim ağzı kanserini düzenli aralıklarla bu programda tarıyoruz. Rahim ağzı tarama programında 30-65 yaş arası kadınlara HPV ve DNA testiyle, rutin bir jinekolojik muayeneden farkı olmayan bir test ile 5 yılda bir HPV, DNA taramasını öneriyoruz. Burada bizim için asıl önemli olan şey erken teşhis ve önleyebilmek” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla düzenlenen etkinlikte kadın sağlığı konusunda bilgilendirme yapma fırsatı bulduklarını belirten Hüseyinoğlu, kadın sağlığını önemseyen ve kadına önem veren Osmangazi Belediyesi ve Osmangazi Kent Konseyi’ne teşekkür etti.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>Bireysel Ruh Sağlığı Toplum İçin Büyük Önem Taşıyor</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Panelde konuşan Klinik Psikolog Büşra Bilge Çağlayan ise kadınlarda görülen psikolojik sorunlara dikkat çekti. Depresyon, kaygı bozuklukları ve yeme bozukluklarının kadınlarda erkeklere oranla daha sık görüldüğünü belirten Çağlayan, bu tür durumlarda profesyonel destek alınmasının önemine değindi. Bireysel ruh sağlığının toplum sağlığı için de büyük önem taşıdığını ifade eden Çağlayan, kişilerin kendilerinde fark ettikleri sorunlar karşısında terapi desteği almaktan çekinmemeleri gerektiğini söyledi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Konuşmaların ardından Osmangazi Kent Konseyi Başkanı Sevim Sakallı, Op. Dr. Tuğçe Hüseyinoğlu ve Klinik Psikolog Büşra Bilge Çağlayan’a katkılarından dolayı teşekkür plaketi takdim etti.</span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyesinden-kadinlara-saglik-ve-farkindalik-egitimi-619183">Osmangazi Belediyesi&#8217;nden Kadınlara Sağlık ve Farkındalık Eğitimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuzda bu sorunlar varsa &#8216;dikkatsizliğinden&#8221; demeyin!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocugunuzda-bu-sorunlar-varsa-dikkatsizliginden-demeyin-619081</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Mar 2026 07:39:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuzda]]></category>
		<category><![CDATA[demeyin]]></category>
		<category><![CDATA[dikkatsizliğinden]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[görme]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığın]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[kahraman]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sorunlar]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[varsa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619081</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halk arasında “tavuk karası” olarak bilinen Retinitis Pigmentosa hastalığında, gece görme zorluğu ve karanlığa uyum süresinin uzaması en erken belirtileri oluşturuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzda-bu-sorunlar-varsa-dikkatsizliginden-demeyin-619081">Çocuğunuzda bu sorunlar varsa &#8216;dikkatsizliğinden&#8221; demeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Halk arasında “tavuk karası” olarak bilinen Retinitis Pigmentosa hastalığında, gece görme zorluğu ve karanlığa uyum süresinin uzaması en erken belirtileri oluşturuyor. Sinsice ilerleyen hastalığın doğuştan başlayabildiği gibi, çoğunlukla çocukluk ve ergenlik döneminde ortaya çıktığını belirten <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Neslihan Sinim Kahraman</strong>, ebeveynlere mutlaka çocuklarının görme yetisini karanlık bir ortamda test etmeleri gerektiğini vurguluyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Kahraman, erken tanının kritik önem taşıdığı, henüz kesin bir tedavisi olmamakla birlikte, günümüzde bazı önlemlerle ilerleme seyrini yavaşlatmanın mümkün olabildiği Retinitis Pigmentosa (tavuk karası, gece körlüğü) hastalığını anlattı, anne-babalara önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. <strong> </strong></p>
<p>Tavukların gece iyi görememesinden dolayı, benzer bulgular ile seyreden Retinitis Pigmentosa hastalığı halk arasında ‘tavuk karası’ ve ‘gece körlüğü’ olarak biliniyor. Zamanla kişide görme alanında yanlardan daralma başlayıp, ilerleyen evrelerde ise gündüz ve merkezi görmeleri de etkileniyor. <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Neslihan Sinim Kahraman</strong>, bugüne dek 80’den fazla genin tavuk karası hastalığı ile ilişkilendirilmiş durumda olduğunu belirterek şöyle konuşuyor: “Retinitis pigmentosa, ışığı algılayan hücrelerimizin yer aldığı gözün iç kısmını bir duvar kağıdı gibi kaplayan retina tabakasının genetik bir hastalığıdır. Hastalıkta ilk olarak loş ışıkta görmeyi sağlayan hücreler bozulur. Bu nedenle hastalarda önce gece görme zorluğu ve karanlık adaptasyonunda güçlük gözlenir. Retina hastalıklarında 300, retinitis pigmentosadaysa 80’i aşkın gen tanımlanmıştır. Genetik bir hastalık olmasına rağmen; stres, düzensiz beslenme, sigara-alkol kullanımı, yetersiz uyku gibi faktörler hastalığın ilerleme hızını etkileyebilir. Bu nedenle sağlıkl ıyaşam alışkanlıkları büyük önem taşımaktadır.” </p>
<p><strong>Genetik test çok önemli! </strong></p>
<p>Yapılan çalışmalara göre; tavuk karasının dünya genelinde yaklaşık 4 bin kişide bir görüldüğünü belirten Doç. Dr. Kahraman “Ancak ülkemizde akraba evliliklerinin görece yüksek olması nedeniyle çekinik geçişli formların (anne ve babadan gizli olarak taşınması) daha sık görülebileceği belirtiliyor” diyor. Hastalığın doğuştan başlayabildiği gibi, çoğunlukla çocukluk döneminde ortaya çıktığını, ergenlik döneminde ilerlemesinin hızlandığını belirten Doç. Dr. Neslihan Sinim Kahraman, erken tanı ve genetik testin hastalığın yönetiminde kritik rol oynadığını vurgulayarak sözlerine şöyle devam ediyor: “Genetik test yalnızca tanıyı doğrulamakla kalmıyor; hastalığın kalıtım türünü, diğer aile bireylerinin risk durumunu ve gelecek nesillere aktarım ihtimalini ortaya koyuyor. Ayrıca gebelik planlamasında yol gösterici oluyor. Bazı genetik tiplerde göz dışı sistemler de etkilenebildiğinen dolayı, genetik test bu açıdan da kritik rol oynuyor.”</p>
<p><strong>Anne-babalar dikkat! Çocuğunuzu karanlıkta test edin!</strong></p>
<p>Gece görüşündeki bozulma hastanın kendisi tarafından fark edilmeyebiliyor ve hastalık sinsice ilerliyor. Sokak aydınlatmalarının yeterli olması ya da kişinin -herkesin gece kendisi gibi gördüğünü düşünmesi- tanıyı geciktirebiliyor. Görme alanı kaybı yanlardan başladığı için hastanın uzun süre bunu fark edemediğini belirten Doç. Dr. Kahraman anne-babalara şu tavsiyelerde bulunuyor: ”Görme alanı kaybı yanlardan başladığı için hasta tarafından algılanması zordur. Gece görme sorunu yaşayan, sık sık eşyalara çarpma ve takılma şikayeti olması durumunda bunu sakarlık ya da dikkatsizlik olarak görmeyip, hele de ailesinde benzer öykü varsa gecikmeden bir göz hastalıkları uzmanına başvurmak kritik önem taşıyor.  Çünkü hastalık ilerledikçe çevre görüşü daralır ve ‘hasta tünel’ görüşü dediğimiz sadece merkezden görmeye başlar. Bu nedenle ailelerin bu sinsi hastalığa karşı tetikte olmaları, çocuklarına ara sıra karanlıkta görme denemeleri yapmaları çok faydalıdır. Örneğin; elin bazı parmaklarını gösterip kaç parmak olduğunu söyletmek, odanın içerisinde bir eşyayı işaret edip adını sormak vb sorunun erken fark edilmesini sağlayabilir.”</p>
<p><strong> xxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxx</strong></p>
<p><strong> Tanıda İleri Teknoloji Kullanılıyor</strong></p>
<p>Tanı sürecinde damlalı göz muayenesi ile retina değerlendirmesi yapılırken; retina fotoğrafları ve optik koherens tomografi (OCT) ile retina katmanları ayrıntılı olarak inceleniyor. Erken dönemde bulgular belirgin değilse elektroretinografi (ERG) testi ile retina hücre yanıtları ölçülerek tanı konulabiliyor.</p>
<p><strong>xxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Kök Hücre ve Gen Tedavileri umut vaadediyor </strong></p>
<p>Retinitis Pigmentosa için hastalığı tamamen tedavi eden, onaylanmış bir yöntem yok ancak kök hücre tedavisi bir umut olarak öne çıkıyor. Doç. Dr. Neslihan Sinim Kahraman “Kök hücreye yönelik mevcut araştırmalar daha çok kalan hücrelerin korunmasına ve hastalığın ilerleme hızının yavaşlatılmasına odaklanıyor” diyor.  Dünyada gen tedavilerinde de son yıllarda önemli adımlar atıldığını belirten Doç. Dr. Kahraman şöyle konuşuyor: “2017 yılında FDA onayı alan ilk gen tedavisi ürünü olan Luxturna bu alandaki en önemli adımlardan biri olarak kabul ediliyor. Farklı genlere yönelik klinik çalışmalar ise devam ediyor. Bu nedenle doğru tanı ve genetik test, hastaların kendi genlerine yönelik gelişmeleri takip edebilmesi açısından büyük önem taşıyor.” </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzda-bu-sorunlar-varsa-dikkatsizliginden-demeyin-619081">Çocuğunuzda bu sorunlar varsa &#8216;dikkatsizliğinden&#8221; demeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>8 Mart, Gebze&#8217;de de iz bıraktı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/8-mart-gebzede-de-iz-birakti-618928</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Mar 2026 14:38:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atölye]]></category>
		<category><![CDATA[bıraktı]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Gebze]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[İz]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[mart]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[program]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618928</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü Gebze’de de coşkuyla kutladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/8-mart-gebzede-de-iz-birakti-618928">8 Mart, Gebze&#8217;de de iz bıraktı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü Gebze’de de coşkuyla kutladı. Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’nın koordinasyonunda “Kadınla Değişir Dünya” temasıyla düzenlenen program, Gebzeli kadınların yoğun katılımıyla renkli görüntülere sahne oldu. Sağlık, sanat ve atölye çalışmalarında bir araya gelen Gebzeli kadınlar bu anlamlı günlerini kutladı.</p>
<p><b>“İÇİMDEKİ KADIN KONUŞUYOR” AYAKTA ALKIŞLANDI</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin Gebze Kent Meydanı’nda kurduğu Ramazan Çadırı, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne özel olarak gerçekleştirilen programlara ev sahipliği yaptı. Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’nın düzenlediği program, “İçimdeki Kadın Konuşuyor” adlı tiyatro oyunu ile başladı. Kadınların yaşamına ve toplumdaki rolüne dikkat çeken tiyatro gösterisi izleyicilerden büyük beğeni ve alkış topladı.</p>
<p><b>KUNAK’TAN KADINLARA SAĞLIKLI TAVSİYELER</b></p>
<p>Sağlıklı yaşama dair pratik bilgi ve tedavi yöntemleri sunan Dr. Feridun Kunak, katılımcılara sağlıklı yaşam üzerine önemli tavsiyelerde bulundu. Ramazan ayında mide sağlığını korumak için kuru incir, kara üzüm ve kayısı tüketilmesini öneren Kunak, günlük yaşamda D vitamini alımının önemine dikkat çekti. Özellikle çocuklar için propolis kullanımının faydalarından söz eden Kunak, bağışıklık sistemini güçlendirmek için doğal desteklerin ihmal edilmemesi gerektiğini ifade etti.</p>
<p><b>AĞIZ VE BURUN ÇEVRESİNİN TEMİZLİĞİ ÖNEMLİ</b></p>
<p>Ağız ve burun çevresinin temizliğine dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Kunak, Türkiye’de ağız sağlığına yeterince önem verilmediğini belirterek, birçok hastalığın bu bölgelerde oluşan sorunlardan kaynaklanabildiğini söyledi. Doğal bitki çaylarının metabolizmayı güçlendirdiğini ve vücudu zinde tuttuğunu ifade eden Kunak, katılımcılara her gün sabah ve akşam spor yapılmasını tavsiye etti. Program sırasında kadınlara bazı basit egzersiz hareketleri de gösteren Kunak, “Eklemlerimizin canlı kalması ve sağlığımız için hareket çok önemli” dedi.</p>
<p><b>ATÖLYELERE İLGİ YOĞUN OLDU</b></p>
<p>Sağlık seminerinin ardından Ramazan çadırı içerisinde kurulan atölyelerde katılımcılar keyifli vakit geçirdi. “Ahşap Baskı Atölyesi”, “Sukulent Yapım Atölyesi”, “Hint Kınası Atölyesi”, “Doğal Tütsü Yapım Atölyesi” ve “Çocuk Atölyeleri” ile 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne özel etkinlikler yapıldı. Ayrıca alana kurulan “Kadınla Değişir Dünya” temalı fotoğraf çekim köşesi de Gebzeli kadınlardan yoğun ilgi gördü.</p>
<p><b>FİGEN BÜYÜKAKIN GEBZELİ KADINLARI YALNIZ BIRAKMADI</b></p>
<p>Gebze’deki programa Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ın eşi Prof. Dr. Figen Büyükakın, Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanı Nagehan Malkoç ve daireye bağlı birim müdürleri de katıldı. Kadınların toplumdaki önemine dikkat çekilen etkinlikte Ramazan’ın birlik ve paylaşma ruhu ile 8 Mart Dünya Kadınlar Günü coşkusu bir arada yaşandı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/8-mart-gebzede-de-iz-birakti-618928">8 Mart, Gebze&#8217;de de iz bıraktı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Altay: &#8220;Yüzde 50 Hibeli Aspir Tohumu Desteğimiz Çiftçimiz İçin Bereketli Olsun&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-yuzde-50-hibeli-aspir-tohumu-destegimiz-ciftcimiz-icin-bereketli-olsun-618811</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Mar 2026 08:29:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[50]]></category>
		<category><![CDATA[altay]]></category>
		<category><![CDATA[aspir]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[hibeli]]></category>
		<category><![CDATA[Konya Büyükşehir Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[tohum]]></category>
		<category><![CDATA[tohumu]]></category>
		<category><![CDATA[yüzde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618811</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konya Büyükşehir Belediyesi, kuraklığa karşı dayanıklı alternatif ürünleri yaygınlaştırmak amacıyla başvuruda bulunan çiftçilere yüzde 50 hibeli 17 bin 450 kilogram aspir tohumu desteğinde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-yuzde-50-hibeli-aspir-tohumu-destegimiz-ciftcimiz-icin-bereketli-olsun-618811">Başkan Altay: &#8220;Yüzde 50 Hibeli Aspir Tohumu Desteğimiz Çiftçimiz İçin Bereketli Olsun&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Konya Büyükşehir Belediyesi, kuraklığa karşı dayanıklı alternatif ürünleri yaygınlaştırmak amacıyla başvuruda bulunan çiftçilere yüzde 50 hibeli 17 bin 450 kilogram aspir tohumu desteğinde bulundu. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, aspir bitkisinin düşük su ihtiyacı olan ve kıraç arazilerde yetişebilme özelliğiyle Konya için önemli bir alternatif ürün olduğuna dikkati çekerek, “Başvurularını aldığımız üreticilerimize yüzde 50 hibe destekli 17 bin 450 kilogram aspir tohumunun dağıtımını yaptık. Bu destekle 3 bin 490 dekar alanda aspir ekimi gerçekleştirilecek. Çiftçimiz için bereketli olmasını diliyorum” dedi.</strong></p>
<hr/>
<p>Konya Büyükşehir Belediyesi’nin kırsal bölgelerde kalkınmayı sağlamak ve tarımsal çeşitliliği artırmak amacıyla kuraklığa dayanıklı tohum desteği artarak sürüyor.</p>
<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, iklim değişikliğinin etkilerinin özellikle Konya havzasında yoğun şekilde hissedildiğini belirterek, tarımsal üretimde kuraklığa dayanıklı, daha az su tüketen alternatif ürünlerin yaygınlaşmasına büyük önem verdiklerini söyledi.</p>
<p><strong>3 BİN 490 DEKAR ALANDA ASPİR EKİMİ YAPILACAK</strong></p>
<p>Konya genelinde aspir üretimini artırmak amacıyla çiftçiye ve üreticiye önemli destek sağladıklarını kaydeden Başkan Altay, “2025 yılı içerisinde başvurularını aldığımız üreticilerimize yüzde 50 hibe destekli 17 bin 450 kilogram aspir tohumunun dağıtımını yaptık. Bu destekle 3 bin 490 dekar alanda aspir ekimi gerçekleştirilecek. Çiftçimiz için bereketli olmasını diliyorum” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>YAĞI DA ÇOK DEĞERLİ</strong></p>
<p>Aspir bitkisinin düşük su ihtiyacı olan ve kıraç arazilerde yetişebilme özelliğiyle Konya için önemli bir alternatif ürün olduğuna dikkati çeken Başkan Altay, “Bu destekle hem su kaynaklarımızın daha verimli kullanılmasını hem de çiftçimizin gelir çeşitliliğinin artmasını hedefliyoruz. Yağı da çok değerli olan aspir bitkisi, yerli yağlık bitki üretiminin artırılması açısından da ülkemiz için büyük önem taşıyor. Konya Büyükşehir Belediyesi olarak su tasarruflu tarım için üreticimizin yanında olmaya ve sürdürülebilir tarımı desteklemeye devam edeceğiz” diye konuştu.</p>
<p>Aspir tohumu desteğinden faydalanan üreticiler de uygulamadan çok memnun olduklarını ve devamını beklediklerini belirterek, çiftçiye verdiği destek için Başkan Altay’a teşekkür etti.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-yuzde-50-hibeli-aspir-tohumu-destegimiz-ciftcimiz-icin-bereketli-olsun-618811">Başkan Altay: &#8220;Yüzde 50 Hibeli Aspir Tohumu Desteğimiz Çiftçimiz İçin Bereketli Olsun&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Erkan Aydın&#8217;dan Varna&#8217;da Birlik ve Kardeşlik Mesajı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-erkan-aydindan-varnada-birlik-ve-kardeslik-mesaji-618443</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Mar 2026 12:22:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aydın]]></category>
		<category><![CDATA[bağları]]></category>
		<category><![CDATA[balkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[birlik]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[erkan]]></category>
		<category><![CDATA[iftar]]></category>
		<category><![CDATA[kardeşlik]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<category><![CDATA[programın]]></category>
		<category><![CDATA[varna]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618443</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan’ın bereketini Bulgaristan’ın Varna kentinde soydaşlarla paylaşan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, aynı kökten beslenen kültürün insanlarıyla bir araya gelmenin kendilerini çok mutlu ettiğini söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-erkan-aydindan-varnada-birlik-ve-kardeslik-mesaji-618443">Başkan Erkan Aydın&#8217;dan Varna&#8217;da Birlik ve Kardeşlik Mesajı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan’ın bereketini Bulgaristan’ın Varna kentinde soydaşlarla paylaşan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, aynı kökten beslenen kültürün insanlarıyla bir araya gelmenin kendilerini çok mutlu ettiğini söyledi. Başkan Aydın, “Burada soydaşlarımızın kendilerini asla yalnız hissetmelerini istemiyoruz. Bizim güçlü, kuvvetli bağlarımız var. Bu bağları biz, daha derine taşımak istiyoruz.” sözleriyle birlik mesajı verdi.</p>
<p>Balkan coğrafyasıyla kültürel, tarihi ve insani bağların güçlenmesine büyük önem veren Osmangazi Belediyesi, Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma ruhunu bu kez Bulgaristan’ın Varna kentinde kurulan iftar sofrasında yaşattı. Varna’da ilk kez bu ölçekte düzenlenen iftar programında Balkanlar’daki soydaşlar aynı sofrada buluşarak Ramazan’ın bereketini ve huzurunu paylaştı. Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın ile Osmangazi Belediyespor Kulübü Başkanı Fatih Karayılan’ın da katıldığı iftar programında 700 soydaş bir araya gelerek, sıcak ve samimi görüntüler oluşturdu. Varna’da kurulan gönül sofrası, Türkiye ile Balkanlar arasındaki tarihi bağların ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha ortaya koydu.</p>
<p>“Bizim Güçlü, Kuvvetli Bağlarımız Var”</p>
<p>İftar programında konuşan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Balkanlar’ın Türkiye için çok önemli bir coğrafya olduğuna dikkat çekti. Bursa ile Balkanlar arasında güçlü bir bağ bulunduğunu ifade eden Aydın, şu sözleri dile getirdi:</p>
<p>“Bu güzel ortamı, kalabalığı görmek bizleri de son derece mutlu ediyor. Balkanlar’ın Türkiye için çok önemi var, özellikle Bursa için önemi çok fazla çünkü birçoğunuzun akrabası, eşi, dostu, komşusu Bursa’da yaşıyor ve biz bu köprüyü kurabilmek, o bağı yaratabilmek açısından da Balkanlar’daki hem iftarlar, hem de diğer kültür etkinliklerine son derece önem veriyoruz. Bu bağı, bu köprüyü daha da ileri götürmek istiyoruz. Burada soydaşlarımızın kendilerini asla yalnız hissetmelerini istemiyoruz. Bizim güçlü, kuvvetli bağlarımız var. Bu bağları biz daha derine taşımak istiyoruz.”</p>
<p>Ramazan’ın Manevi Atmosferine Yakışan Buluşma</p>
<p>Osmangazi’de Ramazan ayı boyunca yaklaşık 120 bin vatandaşla iftar sofralarında bir araya gelindiğine işaret eden Başkan Aydın, Varna’da düzenlenen iftar programının da Ramazan ayının ruhuna yakışır bir dayanışma ve birlik tablosu ortaya koyduğunu belirterek, aynı kökten beslenen kültürün insanlarıyla bir araya gelmenin kendilerini çok mutlu ettiğini söyledi.</p>
<p>Başkan Aydın, iftar programına katılan herkese teşekkür ederek şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“Bizlerle birlikte olan Varna Belediye Başkanı Blagomir Kotsev’e, Çorlu Belediye Başkanımız Ahmet Sarıkurt’a, Varna Bölge Müftüsü İsmail Ahmedov’a, Turkuaz Halk Kültür Evi Yönetim Kurulu ve Başkanı Salih Sunay’a, Şumnu, Dobriç, Razgrad, Burgaz ve Varna kültür evi başkanlarına, Varna’daki özel eğitim ve rehabilitasyon okulunun kıymetli öğrencilerine ve değerli velilerine, ayrıca Varna merkez ve ilçelerinden gelen yüzlerce dostumuza çok teşekkür ediyorum. Kurduğumuz bu büyük sofra, dostluğumuzu ve gönül coğrafyamızdaki birliğimizi daim etsin.”</p>
<p>Konuşmaların ardından programın düzenlenmesine katkı sunan kurum ve temsilciler tarafından Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a teşekkür plaketi takdim edildi. Başkan Aydın, kendisine sunulan plaket için teşekkür ederek, Balkanlar’daki soydaşlarla kurulan gönül bağının güçlenmesi adına bu tür buluşmaların büyük önem taşıdığını ifade etti. Başkan Aydın, Varna’daki çocuklara ise Bursaspor atkısı hediye etti.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-erkan-aydindan-varnada-birlik-ve-kardeslik-mesaji-618443">Başkan Erkan Aydın&#8217;dan Varna&#8217;da Birlik ve Kardeşlik Mesajı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kolon kanseri artık genç erişkinlerde de görülüyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kolon-kanseri-artik-genc-eriskinlerde-de-goruluyor-2-618343</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Mar 2026 07:49:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artık]]></category>
		<category><![CDATA[belirti]]></category>
		<category><![CDATA[erişkinlerde]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[görülüyor]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[kolon]]></category>
		<category><![CDATA[Kolon Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Özlem Sönmez]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[tarama]]></category>
		<category><![CDATA[Tarama Programı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618343</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kolon kanseri, görülme sıklığı ve ölüm oranlarıyla küresel bir sağlık sorunu olmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kolon-kanseri-artik-genc-eriskinlerde-de-goruluyor-2-618343">Kolon kanseri artık genç erişkinlerde de görülüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kolon kanseri, görülme sıklığı ve ölüm oranlarıyla küresel bir sağlık sorunu olmaya devam ediyor. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 1.9 milyon, ülkemizde ise 20 bini aşkın kişinin bu hastalığa yakalandığı belirtiliyor. Üstelik eskiden ileri yaş hastalığı olarak bilinen kolon kanserine, günümüzde 40’lı yaşlarda, hatta genç erişkinlerde daha sık rastlanıyor. Son yıllarda obezitenin artması, hareketsiz bir yaşam sürülmesi ve fast food tipi beslenmenin bu artışta etkili olduğu belirtiliyor. Kolon kanseri en yaygın görülen kanserler arasında 3’üncü sırada yer alırken, kansere bağlı ölüm nedenleri arasında da 2’inci sıraya yükseliyor. En ölümcül kanserlerde üst sıralarda yer almasının sebebi ise genellikle ileri aşamaya kadar belirti vermeden sinsice ilerlemesi!<strong> </strong>Bu nedenle tarama programı kritik önem taşıyor. <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Sönmez,</strong> kolon kanserinin önemli bir bölümünün aslında tarama programı ve yaşam tarzı düzenlemeleriyle önlenebildiğine dikkat çekerek,  “Kolon kanseri tedavi edilmediğinde veya ileri evrede tanı aldığında yaşamı tehdit edebilen bir hastalıktır.  Bununla birlikte, bu kanserin en önemli özelliği tarama programıyla erken yakalanabilmesi, hatta kolonoskopi yönteminde saptanan poliplerin kansere dönüşmeden çıkarılması sayesinde önlenebilmesidir” diyor. </p>
<p><strong>Her iki yılda bir tarama testi şart! </strong></p>
<p>Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Sönmez, bu nedenle düzenli yapılan tarama programının kolon kanserinde yaşamsal önem taşıdığını belirterek, şu bilgileri veriyor: “Türkiye’de Sağlık Bakanlığı’nın ulusal tarama programı; 50–70 yaş aralığında iki yılda bir gaitada gizli kan testi ve ayrıca 10 yılda bir kolonoskopi şeklindedir. Hiçbir şikayet olmasa bile tarama yaptırmak; dışkıda kan, dışkılama alışkanlığında değişiklik ve demir eksikliği anemisi gibi bulguları önemsemek,  hayat kurtarır.”  Prof. Dr. Özlem Sönmez, sağlıklı beslenmenin, düzenli hareket etmenin, ideal kiloyu korumanın ve sigara ile alkolden uzak durmanın ise kolon kanseri riskini azaltmanın temel taşlarını oluşturduğunu vurguluyor.</p>
<p><strong>En yaygın nedeni polipler! </strong></p>
<p>Kalın bağırsağın (kolon) iç yüzeyini döşeyen hücrelerde gelişen kötü huylu tümörler olan kolon kanseri, “kolorektal kanser” başlığı altında rektum kanseriyle birlikte değerlendiriliyor. İlerleyen yaş, aile öyküsü, erkek olmak, kalıtsal sendromlar (Lynch sendromu, ailesel adenomatöz polipozis) veya inflamatuvar bağırsak hastalıkları gibi kronik inflamasyon ve  radyasyona maruz kalmak, kolon kanseri için değiştirilemez risk faktörlerini oluşturuyor.   En yaygın görülen ve önlenebilir riskler arasında ise “Obezite, hareketsiz yaşam, kırmızı ile işlenmiş etten zengin ve liften fakir beslenme, sigara ile alkol kullanımı” yer alıyor. Ancak, kolon kanserinin yaklaşık yüzde 90 gibi önemli bir oranından polipler sorumlu oluyor. Polip olarak başlayan iyi huylu lezyonların bir bölümü yıllar içinde genetik ve epigenetik değişiklikler sonucu kansere dönüşüyor. Bu nedenle, poliplerin tarama kolonoskopisiyle saptanıp çıkarılması, kanser gelişimini önleyebilen temel yaklaşımı oluşturuyor.</p>
<p><strong>Ailede öyküsünde risk yaklaşık 4 kat artıyor! </strong></p>
<p>Yapılan çalışmalara göre; birinci derece akrabasında (anne, baba, kardeş) kolorektal kanser öyküsü olan kişilerde risk genel nüfusa göre yaklaşık 2–4 kat artıyor. Akrabanın genç yaşta tanı alması ve ailede bir kişiden fazla görülmesi riski daha da yükseltiyor. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Sönmez,<strong> </strong>risk grubunda olan kişilerin taramalara daha erken yaşta başlamaları gerektiğini belirterek, “Kolonoskopi taramasına 40 yaşında veya ailedeki en erken tanı yaşından 10 yıl önce (hangisi daha erkense) başlamaları gerekmektedir.   Bulgulara göre hastalar genellikle 5 yılda bir izlenmektedir. Şüpheli semptom varlığında ise yaş beklenmeden değerlendirme yapılmaktadır” diyor. </p>
<p><strong>Bu sorunlarda zaman kaybetmeyin! </strong></p>
<p>Kolon kanseri ve kanser öncülü polipler uzun süre belirti vermeden sinsice ilerleyebiliyor. Prof. Dr. Özlem Sönmez, kolon kanserinde en sık görülen belirtileri “Dışkılama alışkanlığında değişiklik (ishal-kabızlıkta yeni başlayan veya kalıcı değişim), dışkıda kan/ makattan kanama, nedensiz demir eksikliği anemisi, karın ağrısı–şişkinlik, açıklanamayan kilo kaybı ve halsizlik” olarak sıralıyor. Prof. Dr. Özlem Sönmez,<strong> </strong>bu belirtilerin özellikle 40 yaş üstünde veya aile öyküsü olanlarda “basit bir sorun” gibi görülmeden hızlıca hekime başvurmayı gerektirdiğini vurguluyor</p>
<p><strong>Erken evrede tam şifa mümkün!</strong></p>
<p>Doğru zamanda yapılan tarama ve zamanında cerrahi, hastalığın doğal seyrini kökten değiştirebiliyor, gecikme ise tedaviyi daha karmaşık hale getiriyor. <strong> </strong>Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Sönmez, erken evrede yakalanan kolon kanserinde tam şifanın mümkün olduğunu vurguluyor. Tedavinin omurgasını genellikle cerrahi yöntemin oluşturduğunu anlatan Prof. Dr. Özlem Sönmez, sözlerine şöyle devam ediyor: “Patolojiye<strong> </strong>ve evresine göre bazı hastalarda ek tedaviler, özellikle lenf nodu tutulumu gibi risk faktörleri varsa, kemoterapi planlanmaktadır. Ayrıca, bağışıklık sistemini güçlendirerek kanserle savaşmasını sağlayan immünoterapi ilaçları, özellikle bazı özel genetik özelliklere sahip hastalarda 2017 yılından itibaren kullanılmaktadır ve tedavi seçeneklerini genişletmektedir. Kanser hücrelerinin büyümesini hedef alan akıllı ilaçlar da yaklaşık 2000’li yıllardan bu yana uygun hastalarda kullanılarak tedavinin kişiye özel planlanmasına yardımcı olmaktadır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kolon-kanseri-artik-genc-eriskinlerde-de-goruluyor-2-618343">Kolon kanseri artık genç erişkinlerde de görülüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kolon kanseri artık genç erişkinlerde de görülüyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kolon-kanseri-artik-genc-eriskinlerde-de-goruluyor-618101</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:09:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artık]]></category>
		<category><![CDATA[belirti]]></category>
		<category><![CDATA[erişkinlerde]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[görülüyor]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[kolon]]></category>
		<category><![CDATA[Kolon Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Özlem Sönmez]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[tarama]]></category>
		<category><![CDATA[Tarama Programı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618101</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kolon kanseri, görülme sıklığı ve ölüm oranlarıyla küresel bir sağlık sorunu olmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kolon-kanseri-artik-genc-eriskinlerde-de-goruluyor-618101">Kolon kanseri artık genç erişkinlerde de görülüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kolon kanseri, görülme sıklığı ve ölüm oranlarıyla küresel bir sağlık sorunu olmaya devam ediyor. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 1.9 milyon, ülkemizde ise 20 bini aşkın kişinin bu hastalığa yakalandığı belirtiliyor. Üstelik eskiden ileri yaş hastalığı olarak bilinen kolon kanserine, günümüzde 40’lı yaşlarda, hatta genç erişkinlerde daha sık rastlanıyor. Son yıllarda obezitenin artması, hareketsiz bir yaşam sürülmesi ve fast food tipi beslenmenin bu artışta etkili olduğu belirtiliyor. Kolon kanseri en yaygın görülen kanserler arasında 3’üncü sırada yer alırken, kansere bağlı ölüm nedenleri arasında da 2’inci sıraya yükseliyor. En ölümcül kanserlerde üst sıralarda yer almasının sebebi ise genellikle ileri aşamaya kadar belirti vermeden sinsice ilerlemesi!<strong> </strong>Bu nedenle tarama programı kritik önem taşıyor. <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Sönmez,</strong> kolon kanserinin önemli bir bölümünün aslında tarama programı ve yaşam tarzı düzenlemeleriyle önlenebildiğine dikkat çekerek,  “Kolon kanseri tedavi edilmediğinde veya ileri evrede tanı aldığında yaşamı tehdit edebilen bir hastalıktır.  Bununla birlikte, bu kanserin en önemli özelliği tarama programıyla erken yakalanabilmesi, hatta kolonoskopi yönteminde saptanan poliplerin kansere dönüşmeden çıkarılması sayesinde önlenebilmesidir” diyor. </p>
<p><strong>Her iki yılda bir tarama testi şart! </strong></p>
<p>Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Sönmez, bu nedenle düzenli yapılan tarama programının kolon kanserinde yaşamsal önem taşıdığını belirterek, şu bilgileri veriyor: “Türkiye’de Sağlık Bakanlığı’nın ulusal tarama programı; 50–70 yaş aralığında iki yılda bir gaitada gizli kan testi ve ayrıca 10 yılda bir kolonoskopi şeklindedir. Hiçbir şikayet olmasa bile tarama yaptırmak; dışkıda kan, dışkılama alışkanlığında değişiklik ve demir eksikliği anemisi gibi bulguları önemsemek,  hayat kurtarır.”  Prof. Dr. Özlem Sönmez, sağlıklı beslenmenin, düzenli hareket etmenin, ideal kiloyu korumanın ve sigara ile alkolden uzak durmanın ise kolon kanseri riskini azaltmanın temel taşlarını oluşturduğunu vurguluyor.</p>
<p><strong>En yaygın nedeni polipler! </strong></p>
<p>Kalın bağırsağın (kolon) iç yüzeyini döşeyen hücrelerde gelişen kötü huylu tümörler olan kolon kanseri, “kolorektal kanser” başlığı altında rektum kanseriyle birlikte değerlendiriliyor. İlerleyen yaş, aile öyküsü, erkek olmak, kalıtsal sendromlar (Lynch sendromu, ailesel adenomatöz polipozis) veya inflamatuvar bağırsak hastalıkları gibi kronik inflamasyon ve  radyasyona maruz kalmak, kolon kanseri için değiştirilemez risk faktörlerini oluşturuyor.   En yaygın görülen ve önlenebilir riskler arasında ise “Obezite, hareketsiz yaşam, kırmızı ile işlenmiş etten zengin ve liften fakir beslenme, sigara ile alkol kullanımı” yer alıyor. Ancak, kolon kanserinin yaklaşık yüzde 90 gibi önemli bir oranından polipler sorumlu oluyor. Polip olarak başlayan iyi huylu lezyonların bir bölümü yıllar içinde genetik ve epigenetik değişiklikler sonucu kansere dönüşüyor. Bu nedenle, poliplerin tarama kolonoskopisiyle saptanıp çıkarılması, kanser gelişimini önleyebilen temel yaklaşımı oluşturuyor.</p>
<p><strong>Ailede öyküsünde risk yaklaşık 4 kat artıyor! </strong></p>
<p>Yapılan çalışmalara göre; birinci derece akrabasında (anne, baba, kardeş) kolorektal kanser öyküsü olan kişilerde risk genel nüfusa göre yaklaşık 2–4 kat artıyor. Akrabanın genç yaşta tanı alması ve ailede bir kişiden fazla görülmesi riski daha da yükseltiyor. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Sönmez,<strong> </strong>risk grubunda olan kişilerin taramalara daha erken yaşta başlamaları gerektiğini belirterek, “Kolonoskopi taramasına 40 yaşında veya ailedeki en erken tanı yaşından 10 yıl önce (hangisi daha erkense) başlamaları gerekmektedir.   Bulgulara göre hastalar genellikle 5 yılda bir izlenmektedir. Şüpheli semptom varlığında ise yaş beklenmeden değerlendirme yapılmaktadır” diyor. </p>
<p><strong>Bu sorunlarda zaman kaybetmeyin! </strong></p>
<p>Kolon kanseri ve kanser öncülü polipler uzun süre belirti vermeden sinsice ilerleyebiliyor. Prof. Dr. Özlem Sönmez, kolon kanserinde en sık görülen belirtileri “Dışkılama alışkanlığında değişiklik (ishal-kabızlıkta yeni başlayan veya kalıcı değişim), dışkıda kan/ makattan kanama, nedensiz demir eksikliği anemisi, karın ağrısı–şişkinlik, açıklanamayan kilo kaybı ve halsizlik” olarak sıralıyor. Prof. Dr. Özlem Sönmez,<strong> </strong>bu belirtilerin özellikle 40 yaş üstünde veya aile öyküsü olanlarda “basit bir sorun” gibi görülmeden hızlıca hekime başvurmayı gerektirdiğini vurguluyor.</p>
<p><strong>Erken evrede tam şifa mümkün!</strong></p>
<p>Doğru zamanda yapılan tarama ve zamanında cerrahi, hastalığın doğal seyrini kökten değiştirebiliyor, gecikme ise tedaviyi daha karmaşık hale getiriyor. <strong> </strong>Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Sönmez, erken evrede yakalanan kolon kanserinde tam şifanın mümkün olduğunu vurguluyor. Tedavinin omurgasını genellikle cerrahi yöntemin oluşturduğunu anlatan Prof. Dr. Özlem Sönmez, sözlerine şöyle devam ediyor: “Patolojiye<strong> </strong>ve evresine göre bazı hastalarda ek tedaviler, özellikle lenf nodu tutulumu gibi risk faktörleri varsa, kemoterapi planlanmaktadır. Ayrıca, bağışıklık sistemini güçlendirerek kanserle savaşmasını sağlayan immünoterapi ilaçları, özellikle bazı özel genetik özelliklere sahip hastalarda 2017 yılından itibaren kullanılmaktadır ve tedavi seçeneklerini genişletmektedir. Kanser hücrelerinin büyümesini hedef alan akıllı ilaçlar da yaklaşık 2000’li yıllardan bu yana uygun hastalarda kullanılarak tedavinin kişiye özel planlanmasına yardımcı olmaktadır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kolon-kanseri-artik-genc-eriskinlerde-de-goruluyor-618101">Kolon kanseri artık genç erişkinlerde de görülüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YÖK&#8217;ten Bilişim Alanlarında Akademisyen Yetiştirmek için Yeni Model</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yokten-bilisim-alanlarinda-akademisyen-yetistirmek-icin-yeni-model-617999</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Mar 2026 08:02:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[akademik]]></category>
		<category><![CDATA[akademisyen]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[alanlarda]]></category>
		<category><![CDATA[alanlarında]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bilişim]]></category>
		<category><![CDATA[farklı]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[ten]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitelerin]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[yetiştirmek]]></category>
		<category><![CDATA[yok]]></category>
		<category><![CDATA[yükseköğretim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617999</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yükseköğretim Kurulu (YÖK), bilişim temelli alanlarda artan öğretim üyesi ihtiyacını karşılamak amacıyla yeni bir model üzerinde çalışıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yokten-bilisim-alanlarinda-akademisyen-yetistirmek-icin-yeni-model-617999">YÖK&#8217;ten Bilişim Alanlarında Akademisyen Yetiştirmek için Yeni Model</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yükseköğretim Kurulu (YÖK), bilişim temelli alanlarda artan öğretim üyesi ihtiyacını karşılamak amacıyla yeni bir model üzerinde çalışıyor. Buna göre farklı disiplinlerden lisans mezunları merkezi bir sınavla seçilecek, bilişim alanlarında lisansüstü eğitim alacak ve ardından üniversitelerde öğretim elemanı olarak görev yapabilecek.</p>
<p>YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar yaptığı açıklamada, yükseköğretim sisteminin değişen ihtiyaçlarına dikkat çekerek üniversitelerin başarısının artık yalnızca akademik yayınlarla ölçülmediğini belirtti. Özvar, mezunların istihdama katılımı, ekonomiye katkı ve toplumsal faydanın da üniversitelerin performansını değerlendirmede önemli göstergeler arasında yer aldığını vurguladı. Özellikle bilişim temelli alanlarda öğretim üyesi ihtiyacının arttığını ifade eden Özvar, farklı disiplinlerden mezunların lisansüstü eğitim yoluyla bu alanlara kazandırılmasını amaçlayan yeni bir model üzerinde çalışıldığını söyledi.</p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman, yükseköğretim sisteminin hızla değişen bilim ve teknoloji alanlarına uyum sağlamasının büyük önem taşıdığını belirterek, özellikle bilişim alanlarında nitelikli akademik kadrolar oluşturmanın Türkiye açısından stratejik bir konu olduğunu ifade etti.</p>
<p>Prof. Dr. Durman, üniversitelerin bilgi üreten, araştırma yapan ve toplumsal gelişime katkı sağlayan kurumlar olduğunu vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p>“Dijital dönüşümün hızlandığı bir dönemde üniversitelerin yapay zeka, veri bilimi, siber güvenlik ve yazılım teknolojileri gibi alanlarda güçlü akademik kadrolara sahip olması büyük önem taşıyor. Yükseköğretim Kurulumuzun bu alandaki ihtiyaçları gözeterek insan kaynağının geliştirilmesine yönelik attığı adımların, güçlü lisansüstü eğitim programları ve sağlam akademik altyapılarla desteklenmesi halinde yükseköğretim sistemimize önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum.”</p>
<p>Modern üniversitelerin en önemli özelliklerinden birinin disiplinlerarası araştırma kültürü olduğunu belirten Prof. Dr. Durman, farklı alanlardan gelen yetenekli gençlerin bilişim alanlarında akademik çalışmalara yönelmesinin bilimsel çeşitliliği ve yenilikçi araştırmaları güçlendirebileceğini söyledi.</p>
<p>Prof. Dr. Mehmet Durman, “Bugün dünyanın önde gelen üniversitelerinde farklı disiplinlerden gelen araştırmacıların veri bilimi ve yapay zeka gibi alanlarda birlikte çalıştıklarını görüyoruz. Bu yaklaşım yalnızca yeni teknolojilerin gelişmesine değil, aynı zamanda farklı düşünme biçimlerinin bir araya gelerek yeni bilimsel ufuklar açmasına da katkı sağlıyor” dedi.</p>
<p>Akademisyen yetiştirmenin uzun soluklu bir süreç olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Durman, kalite güvencesinin bu süreçte belirleyici olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Durman, “Akademisyen yetiştirmek zaman, sabır ve güçlü bir araştırma kültürü gerektirir. Lisansüstü eğitim süreçlerinin sağlam akademik altyapılarla desteklenmesi ve uluslararası bilimsel standartların gözetilmesi büyük önem taşır. Üniversiteler olarak bilimsel kaliteyi önceleyen bir anlayışla ülkemizin ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağının yetişmesine katkı sunmayı görev kabul ediyoruz” diye konuştu. </p>
<p>“Yükseköğretimde atılan bu tür adımların, güçlü kalite güvencesi mekanizmaları ve araştırma odaklı lisansüstü eğitim süreçleriyle desteklenmesi halinde Türkiye’nin bilimsel üretim kapasitesini ve küresel rekabet gücünü önemli ölçüde artıracağına inanıyorum” diyen Prof. Dr. Durman, üniversitelerin eğitim, araştırma ve toplumsal katkı alanlarında daha güçlü bir rol üstlenmesinin Türkiye’nin geleceği açısından stratejik önem taşıdığını belirtti. Durman, üniversitelerde akademik kaliteyi ve araştırma kültürünü merkeze alan bir yaklaşımın belirleyici olacağını ifade etti.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yokten-bilisim-alanlarinda-akademisyen-yetistirmek-icin-yeni-model-617999">YÖK&#8217;ten Bilişim Alanlarında Akademisyen Yetiştirmek için Yeni Model</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ateşi 39 dereceye çıktığında hemen panik yapmayın!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/atesi-39-dereceye-ciktiginda-hemen-panik-yapmayin-617748</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Mar 2026 09:53:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[39]]></category>
		<category><![CDATA[ateş]]></category>
		<category><![CDATA[Ateş Düşürücü]]></category>
		<category><![CDATA[ateşi]]></category>
		<category><![CDATA[çıktığında]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[derece]]></category>
		<category><![CDATA[dereceye]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[hemen]]></category>
		<category><![CDATA[nöbet]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[panik]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[yapmayın]]></category>
		<category><![CDATA[Yüksek Ateş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617748</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yüksek ateş, özellikle kreş başlangıcıyla birlikte çocuklarda sık görülen sorunlardan biri olarak karşımıza çıkıyor. Genellikle okulun ilk yıllarında, 2-3 haftada bir geçirilen viral enfeksiyonlar ateşle birlikte seyrettiğinde, ebeveynler için kaygılı bir sürece dönüşüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/atesi-39-dereceye-ciktiginda-hemen-panik-yapmayin-617748">Ateşi 39 dereceye çıktığında hemen panik yapmayın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yüksek ateş, özellikle kreş başlangıcıyla birlikte çocuklarda sık görülen sorunlardan biri olarak karşımıza çıkıyor. Genellikle okulun ilk yıllarında, 2-3 haftada bir geçirilen viral enfeksiyonlar ateşle birlikte seyrettiğinde, ebeveynler için kaygılı bir sürece dönüşüyor. Normal vücut ısısı 36-37,8 derece arasında seyrederken, 38 derece üzerindeki değerler “ateş” olarak kabul ediliyor. Yüksek ateşte aileleri en çok endişelendiren durum ise ateş ölçerde gördükleri değerin 39-39,5 dereceye yükselmesi oluyor. <strong>Acıbadem Kartal Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İrem Bulut,</strong> ancak yüksek ateşin çocukların sağlığını belirleyen başlıca kriter olmadığına dikkat çekerek, “Ateşin yüksekliği değil, çocuğun genel hali önemlidir.  Ateşi yükselen çocuk keyifsiz olabilir; ancak ateşi düştüğünde keyfi yerine geliyor mu?, Sıvı alabiliyor mu?, Çevresiyle iletişimi devam ediyor mu? Ateşin yanı sıra kusma, ishal, solunum zorluğu ve kulak ağrısı gibi ek sorunlar var mı? Bizler için belirleyici olan aslında bunlardır” diyor.  </p>
<p><strong>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İrem Bulut,</strong> ateşin vücudun bağışıklık sistemini harekete geçiren mekanizmalardan biri olduğunu hatırlatarak, “Dolayısıyla, çocuklarda tamamen ateşsiz bir süreci hedeflemek yerine; ateşli dönemde konforu sağlayacak uygulamaları doğru şekilde yapmayı amaçlamalıyız. Çocukların ateşli enfeksiyon geçirmesini önleyemeyiz;   ancak ateşi nasıl yöneteceğimizi öğrenebiliriz” diye konuşuyor. Çocukta genel halini bozan bir bulgu olmadığı sürece ateşin korkulması gereken bir durum olmadığını ve ateş düşürücüyle takip edilebildiğini belirten <strong>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İrem Bulut,</strong> “Bunun tersine, özellikle üç günden uzun süren ateşli enfeksiyonlarda ve üç ayın altındaki bebeklerde, diğer kriterlere bakılmaksızın hastaneye başvurulması önem taşıyor” uyarısında bulunuyor.  </p>
<p><strong>Havale riskini doğrudan belirlemiyor!</strong></p>
<p>Ebeveynlerin yüksek ateş karşısında  kaygı duymalarının en önemli nedeni ise ateşli nöbetler, toplumda bilinen adıyla “havale” oluyor.  <strong>Dr. İrem Bulut,</strong> 6 ay ile 5 yaş arasındaki her çocukta ateşli nöbet riski bulunduğunu vurgulayarak, sözlerine şöyle devam ediyor: “Ancak çocukluk çağındaki ateşli nöbetler çoğunlukla kısa sürer ve kalıcı hasar bırakmaz. Üstelik, ateş düşürücü vermek dahil hiçbir uygulama nöbet riskini tamamen ortadan kaldırmaz. Çünkü, ateşli nöbet genellikle ateşin henüz yükselme evresinde, çoğu zaman fark edilmeden ortaya çıkar. Ateşin ne kadar yüksek olduğu da nöbet riskini doğrudan belirlemez. Önemli olan nöbeti engellemeye çalışmak değil, nöbet anında ne yapılacağını bilmek ve sakin kalmaktır.” </p>
<p><strong>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İrem Bulut,</strong> çocuklarda gelişen yüksek ateşte ebeveynlerin en sık yaptıkları 7 hatayı anlattı; önemli önerilerde bulundu.</p>
<p><strong>Hata: Uygun olmayan yöntemlerle ölçüm yapmak</strong></p>
<p><strong>Doğrusu:</strong> Çocuklarda yaş grubuna göre tercih edilen ateş ölçerler değişiklik gösterebiliyor. Dr. İrem Bulut, en güvenilir yöntemin dijital dereceyle koltuk altından ölçüm yapmak olduğunu söyleyerek, “Ancak, bu yöntemde ölçüm uzun sürdüğü için bebeklik çağında öncelikle alından veya kulaktan ölçüm yapan cihazlarla bakılabilir. Ateş yüksek çıkarsa koltuk altından kontrol edilmelidir. Uzaktan alın bölgesinden ölçüm yapan cihazları vücudun farklı yerlerinde kullanmak ise doğru değildir. Çünkü bu cihazlar karın, boyun, ense ve koltuk altı gibi bölgelerde kullanıldığında ateşi gerçek değerinden daha yüksek yansıtır” diyor.</p>
<p><strong>Hata: Ateş yükselmesin diye ateş düşürücü vermek</strong></p>
<p><strong>Doğrusu:</strong> Aslında vücut hastalıkta kendi ısısını yükselterek virüs ve bakterileri öldürmeye çalışıyor. Dr. İrem Bulut,<strong> </strong>ateşin vücudun savunma sisteminin en önemli unsurlarından biri olduğuna işaret ederek, “Bu nedenle, ateşi engellemeye çalışmak çocuklara bir fayda sağlamadığı gibi hem takip sürecini zorlaştırır hem de ilaca bağlı toksik etkilere yol açabilir” diye konuşuyor.</p>
<p><strong>Hata: Ateşini hızla düşürmeye çalışmak</strong></p>
<p><strong>Doğrusu:</strong> Vücut kendi ısısını yükseltme çabasındayken soğuk duş aldırarak çocuğun ateşini hızlı bir şekilde düşürmeye çalışmak ısının daha dirençli yükselmesine neden olabiliyor. Ancak, ateş düşürücü verdikten sonra etki etmesini beklerken ılık duş veya ılık uygulama yapılabilir.</p>
<p><strong>Hata: Etki süresini beklemeden tekrar ilaç vermek</strong></p>
<p><strong>Doğrusu:</strong> Ağızdan verilen ateş düşürücü ilacın  mideden emilimi ve kana geçişi de dahil olmak üzere, etkisinin başlaması için 45 dakika &#8211; 1 saat arası beklenmesi gerekiyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İrem Bulut,<strong> </strong>“Tabloyu daha erken değerlendirip, ilacın etki etmediğini düşünmemeliyiz” diyor.</p>
<p><strong>Hata: Gereksiz sıklıkta ateş düşürücü kullanmak</strong></p>
<p><strong>Doğrusu:</strong> Çocuklarda yüksek ateşte en sık yapılan hatalardan biri, gereksiz sıklıkta ateş düşürücü vermek oluyor. Dr. İrem Bulut, “Ateş düşürücü kullanımında amacımız ateş değerini normal aralığa getirmek değil; ateşli çocuğun konforunu arttırmak, huzursuzluğunu azaltmak ve ağızdan sıvı alımını sağlayabilecek iyilik halini sağlamaktır” diyor.  Dr. İrem Bulut, gereksiz sıklıkta başvurulan ilaçların çocukları ajite ettiğini, sürece uyumu zorlaştırdığını ve karaciğer ile böbreklerde yan etki riskini artırdığını vurguluyor.</p>
<p><strong>Hata: Vücut ısısını 36 dereceye düşürmeye çalışmak</strong></p>
<p><strong>Doğrusu:</strong> Dr. İrem Bulut, “Ateş düşürücülerden beklentimiz, ateşin en yüksek değere göre 0,5-1 derece düşmesi ve çocuğun huzursuzluğunun azalmasıdır. Mutlaka 36 derece olması için tekrar ilaç vermek doz aşımına ve yan etkilere neden olabilir” uyarısında bulunuyor. </p>
<p><strong>Hata: Dönüşümlü ateş düşürücü kullanmak</strong></p>
<p><strong>Doğrusu:</strong> Çocuklarda yüksek ateşin tedavisinde  parasetamol ve ibuprofen olmak üzere iki temel etken madde kullanılıyor. Bu iki ilacın dönüşümlü kullanılmasını önermediklerini vurgulayan Dr. İrem Bulut, “Dönüşümlü kullanım ilaçlara bağlı yan etkileri arttırır ve ateş kontrolünde ek bir fayda sağlamaz” bilgisini veriyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/atesi-39-dereceye-ciktiginda-hemen-panik-yapmayin-617748">Ateşi 39 dereceye çıktığında hemen panik yapmayın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kolon Kanserinde 7 Risk Faktörüne Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kolon-kanserinde-7-risk-faktorune-dikkat-616897</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2026 09:33:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[faktörüne]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinde]]></category>
		<category><![CDATA[kanserler]]></category>
		<category><![CDATA[kolon]]></category>
		<category><![CDATA[Kolon Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[Kolorektal Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[tarama]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616897</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kolorektal kanserler dünyada ve ülkemizde de sık görülen kanser türleri arasında üçüncü sırada yer alıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kolon-kanserinde-7-risk-faktorune-dikkat-616897">Kolon Kanserinde 7 Risk Faktörüne Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kolorektal kanserler dünyada ve ülkemizde de sık görülen kanser türleri arasında üçüncü sırada yer alıyor. Genetik faktörler, obezite, düzensiz beslenme alışkanlıkları, sigara kullanımı gibi faktörler kolorektal kanserlere zemin hazırlayabiliyor. 45 yaş üzerinde, her iki cinsiyette de daha sık görülmeye başlayan bu kanserler, kalın bağırsağın iç yüzeyinde gelişen poliplerin zamanla kanserleşmesi ile ortaya çıkıyor. Kolonoskopisi ile erken teşhis edilebilen kolon kanseri ilk 5 yıllık süreçte sağ kalımı % 90 oranında artırabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Erdem Akbal, 1-31 Mart Kolon Kanseri Farkındalık Ayı” kapsamında kolon kanserinin nedenleri, erken teşhisin önemi ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Kolon (kalın bağırsak) kanseri, tüm dünya ile birlikte ülkemizde de hem erkeklerde hem kadınlarda en sık görülen kanserler arasında üçüncü sırada, kansere bağlı ölümler açısından ise ikinci sarıda gelmektedir. Kolon kanserinin dünyada görülme sıklığı incelendiğinde tüm dünyada  artış eğiliminde olduğu belirlenmiştir. Ancak bununla birlikte erken tanı ve tarama programlarının yaygınlaştırılması da hastalığın tedavisinde önemli oranda artış olduğu ortaya çıkmıştır. Kolorektal kanserlerin büyük çoğunluğu adenomatöz poliplerden gelişmektedir. Adenom–karsinom sekansı olarak tanımlanan bu süreç genellikle 5–10 yıllık bir zaman dilimini kapsar. Bu biyolojik süreç, hastalığın tarama programları ile erken evrede saptanmasına ve hatta premalign lezyon aşamasında önlenmesine olanak tanımaktadır.</p>
<p><strong>Tarama 45 yaş sonrası olarak güncellendi</strong></p>
<p>Kalın bağırsak ve rektum kanserleri ailesel, genetik geçişli ve rastlantısal olarak üç sebeple ortaya çıkmaktadır. Kromozom bozukluğu, genetik yapıdaki yapısal ve kimyasal değişimler de kanser sürecinin sebepleri arasında yer almaktadır. Son yıllarda yapılan çalışmalarda kolon kanserinin görülme yaşının giderek daha erken yaş gruplarına kaydığını ortaya koymuştur. Bu nedenle birçok uluslararası kılavuz, ortalama riskli bireylerde tarama başlangıç yaşını 45 olarak güncellemiştir. Bu yaklaşım, erken başlangıçlı kolorektal kanser vakalarındaki artışa karşı koruyucu bir strateji olarak değerlendirilmektedir.</p>
<p><strong>Ailenizde kalın bağırsak kanseri varsa…</strong></p>
<p>Kolon kanseri gelişiminde genetik ve çevresel faktörler birlikte rol oynamaktadır. Ailesinde birden fazla kalın bağırsak kanseri olan, kolonoskopide 1 cm’den büyük, yüksek derecede farklılaşma gösteren polip bulunanların diğer aile bireylerinde de kanser riskinin arttığı göstermektedir. Kolorektal kanserini artıran başlıca sebepler şunlardır;</p>
<ol>
<li>45 yaş ve üzeri olmak</li>
<li>Ailede kolorektal kanser öyküsü</li>
<li>Obezite ve metabolik sendrom</li>
<li>Sedanter yaşam tarzı</li>
<li>Liften fakir, kırmızı ve işlenmiş etten zengin beslenme</li>
<li>Sigara ve aşırı alkol tüketimi</li>
<li>İnflamatuvar bağırsak hastalıkları</li>
</ol>
<p><strong>Kolorektal kanserler belirti vermeden ilerliyor</strong></p>
<p>Kolorektal kanserler çoğu zaman erken evrede hiçbir belirti vermeden seyretmektedir. Semptomlar genellikle hastalık ilerlediğinde ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle tarama programlarının semptomdan bağımsız olarak yürütülmesi büyük önem taşımaktadır. İleri evredeki kolorektal kanserin belirtileri şunlardır;</p>
<ul>
<li>Dışkılama alışkanlığında değişiklik</li>
<li>Rektal kanama</li>
<li>Demir eksikliği anemisi</li>
<li>Karın ağrısı</li>
<li>Açıklanamayan kilo kaybı</li>
</ul>
<p><strong>Kolonoskopi teşhis ve tedavide önemli kolaylık sağlıyor</strong></p>
<p>Kolonoskopi, kolorektal kanser taramasında altın standart yöntem olarak kabul edilmektedir. Kononoskopi, tanının yanı sıra tedavi ve iyileşmede de hasta için önemli bir avantaj sağlamaktadır. Çünkü aynı işlem sırasında poliplerin çıkarılabilmesi, kolon kanserini önleyici etkisinin temelini oluşturmaktadır. Normal bir kolonoskopi sonrası ortalama riskli bireylerde genellikle 10 yıl arayla tekrar önerilmektedir. Ancak bu süre, bireysel risk faktörlerine ve saptanan lezyonların özelliklerine göre değişiklik de gösterebilmektedir.</p>
<p><strong>Belirti yoksa da taramalarınızı yaptırın</strong></p>
<p>Erken evrede saptanan kolorektal kanserlerinde 5 yıllık sağ kalım oranları %90’ın üzerindeyken, ileri evrede saptanan ve tedavisine başlanan hastalıkta bu oran %15’lere kadar düşebilmektedir. Bu nedenle tarama programları ve toplum farkındalığı hayati önem taşımaktadır. Çünkü bilinirlik ile kolon kanserini önlenebilir ve erken tanı ile yüksek oranda tedavi edilebilir bir hastalık olduğu bilinmesi gerekir. Ailesinde kanser öyküsü olan bireylerin hiçbir belirti beklemeden, hekim önerisi doğrultusunda kolonoskopi yaptırması, 45 yaşını dolduran her bireyin ise tarama programına katılması yaşam kurtarıcıdır.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kolon-kanserinde-7-risk-faktorune-dikkat-616897">Kolon Kanserinde 7 Risk Faktörüne Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zirai Don İçin Riskli Dönem Yaklaşıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zirai-don-icin-riskli-donem-yaklasiyor-616143</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Feb 2026 08:43:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[don]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[riskli]]></category>
		<category><![CDATA[sıcaklık]]></category>
		<category><![CDATA[sulama]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[zirai]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616143</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bahar aylarında yaşanan ani sıcaklık düşüşleri, meyve ağaçları ve sebze üretimi için önemli tehdit oluşturmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zirai-don-icin-riskli-donem-yaklasiyor-616143">Zirai Don İçin Riskli Dönem Yaklaşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bahar aylarında yaşanan ani sıcaklık düşüşleri, meyve ağaçları ve sebze üretimi için önemli tehdit oluşturmaya devam ediyor. Özellikle çiçeklenme döneminde gerçekleşen don olayları, bitkilerin gelişim döngüsünü kesintiye uğratarak ciddi verim kayıplarına yol açabiliyor. Bu nedenle çiftçilerin, tarımsal üretimde don riskini etkin şekilde yönetmeleri büyük önem taşıyor.</p>
<p>2025 yılının Mart ve Nisan aylarında yaşanan zirai don felaketi, son 30 yılın en ağır tarımsal bilançosunu oluşturmuş; fındıkta <strong>%60</strong>, çayda <strong>%30–35</strong>, üzüm bağlarında ise bazı bölgelerde <strong>%80</strong>’lere varan rekolte kayıplarına sebep olmuştu. Donun ardından kayısı fiyatları ton başına <strong>5.000 dolardan 11.000 doların üzerine</strong> çıkarak piyasalarda sert dalgalanmalara yol açmıştı. </p>
<p>Bu olumsuz tablo, çiftçilerin 2026 sezonuna girerken daha hazırlıklı olmasını zorunlu hale getiriyor. İklim değişikliğinin etkisiyle mevsimsel sıcaklık dalgalanmalarının artması, don riskinin hem sıklığını hem de şiddetini yükseltiyor. Özellikle 0°C’nin altındaki sıcaklıklar, bitkilerin donma riskini artırırken,  -2°C ve altındaki sıcaklıklar, çoğu bahçe bitkisi için tehlikeli kabul ediliyor. Uzmanlar, çiftçilerin modern sulama ve iklim kontrol sistemleri kullanarak bu riske karşı daha etkili çözümler geliştirmesi gerektiğini vurguluyor. Bahçelerde rüzgâr koruma duvarlarının inşa edilmesi, ağaçların soğuk hava akımlarına karşı dayanıklılığını artıran yöntemlerden biri olarak öne çıkıyor.</p>
<p>Don oluşumunu önlemeye yönelik aktif mücadele teknikleri de her geçen yıl daha fazla önem kazanıyor. Sulama, sisleme ve sıcak hava akımı uygulamaları arasında özellikle <strong>mikro-sprinkler sistemleri</strong>, bitkilerin etrafındaki sıcaklık dengesini koruyarak don riskini önemli ölçüde azaltan çözümler arasında yer alıyor. Suyun kontrollü bir şekilde atomize edilmesi, bitkiler üzerinde buharlaşma ve ısı transferi süreçlerini optimize ederek koruyucu bir mikro iklim oluşturuyor.</p>
<p>Tarımsal sulama teknolojilerinde dünya liderlerinden biri olan <strong>NETAFIM</strong>, PulsarTM, SuperNetTM ve GyroNetTM gibi mikro-sprinkler çözümleriyle çiftçilere don riskine karşı yüksek verimlilik sunuyor. Bu sistemler, <u>%50’lere varan su tasarrufu</u> sağlarken <u>basınç ayarlı</u> olmaları nedeniyle, özellikle engebeli arazilerde yer alan bağ, fidelik ve bahçelerde <u>gereken su miktarında artma ya da azalmanın</u> önüne geçiyor. Böylece suyun bitkiler üzerinde dengeli dağılımını sağlayarak sıcaklık değişimlerinin etkisini azaltıyor ve meyve ağaçlarının don kaynaklı stresini minimuma indiriyor. Aynı zamanda suyun belirli bir sıcaklıkta tutulması, bitkilerin su ihtiyacının karşılanarak gelişim süreçlerinin desteklenmesine katkı sağlıyor.</p>
<p><strong>NETAFIM TÜRKİYE’DEN ÇİFTÇİLERE TEKNOLOJİK DESTEK</strong></p>
<p>Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi’nde 2010 yılından bu yana faaliyet gösteren <strong>NETAFIM Türkiye</strong>, tarımsal sulama, dijital tarım ve donla mücadele alanında yenilikçi teknolojilerini üreticilerle buluşturuyor. NETAFIM’in gelişmiş sulama çözümleri, geleneksel yöntemlere kıyasla <strong>%70’e varan su tasarrufu</strong> sağlarken; işçilik, enerji ve girdi maliyetlerini önemli ölçüde azaltıyor.</p>
<p>Şirket, iklim krizi ve kuraklık riskine karşı daha sürdürülebilir bir tarım geleceği oluşturmak adına hassas sulama sistemleri, veri odaklı tarım uygulamaları ve donla mücadele teknolojileri geliştirerek üreticilere güçlü bir teknik avantaj sunuyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zirai-don-icin-riskli-donem-yaklasiyor-616143">Zirai Don İçin Riskli Dönem Yaklaşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocukların diş sağlığına yatırım, gelecekteki sorunları önler!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarin-dis-sagligina-yatirim-gelecekteki-sorunlari-onler-615932</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Feb 2026 10:29:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bruksizm]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[Diş Hekimi]]></category>
		<category><![CDATA[Diş Sıkma]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[gelecekteki]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[önler]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığına]]></category>
		<category><![CDATA[sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[süt]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615932</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimliği Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, çocuklarda bruksizm, diş hekimi korkusu ve erken süt dişi çekimi konularında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarin-dis-sagligina-yatirim-gelecekteki-sorunlari-onler-615932">Çocukların diş sağlığına yatırım, gelecekteki sorunları önler!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimliği Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, çocuklarda bruksizm, diş hekimi korkusu ve erken süt dişi çekimi konularında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Çocuklarda bruksizmin nedeni çok faktörlü!</strong></p>
<p>Günümüzde çocuklarda diş sıkma, yani bruksizm vakalarının giderek arttığına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Bu artışın tek bir nedeni yoktur; biyolojik, çevresel ve psikolojik pek çok faktör bir arada rol oynayabilir.” dedi.</p>
<p>Özellikle küçük yaş grubunda bağırsak parazitleri gibi bazı fizyolojik durumların diş sıkmaya zemin hazırlayabileceğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Şen, “Bu tür olasılıklar, çocuk hekimi ile iş birliği içinde değerlendirilmelidir. Bununla birlikte çocuğun yaşamındaki stres faktörleri de bruksizmi tetikleyebilir. Okul değişikliği, kardeş doğumu, aile içi değişimler ya da sosyal uyum sürecinde yaşanan zorlanmalar çocuklarda diş sıkmaya yol açabilir. Günümüzde artış gösteren alerjik hastalıklar da önemli bir diğer etkendir. Özellikle alerjik bünyeye sahip çocuklarda görülen solunum problemleri ve kronik rahatsızlık hissi, gece diş sıkma davranışıyla ilişkili olabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Amaç, çocuğun iyilik halini güçlendirerek bruksizmi azaltmak! </strong></p>
<p>Çocuklarda bruksizm tedavisinde yetişkinlerde uygulanan gece plağı veya botoks gibi yöntemlere başvurulmadığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Bunun yerine daha bütüncül bir yaklaşım benimsenir. Psikolojik destek, stres faktörlerinin belirlenmesi ve mümkün olduğunca ortadan kaldırılması önceliklidir. Ayrıca alerjik yatkınlığı olan çocuklarda yaşam ortamının düzenlenmesi önem taşır. İyi havalandırılan alanlar, temiz hava koşulları ve gerekirse hava temizleyici cihazların kullanımı gibi önlemlerle destek sağlanabilir. Amaç, doğrudan bir müdahale yerine çocuğun genel iyilik halini güçlendirerek diş sıkmanın etkilerini azaltmaktır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Doğru yaklaşım ile diş hekimi korkusu önlenebilir!</strong></p>
<p>Diş hekimi korkusunun yalnızca yetişkinlerde değil, çocuklarda da sık görülen bir durum olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Ancak doğru yaklaşım ile bu korkunun oluşması büyük ölçüde önlenebilir.” dedi.</p>
<p>Çocuğu randevu öncesinde hazırlamanın oldukça önemli olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Şen, şunları söyledi:</p>
<p>“Evde basit rol oyunları oynayarak diş hekimi-hasta canlandırmaları yapmak, çocuğun zihninde sürece dair olumlu bir çerçeve oluşturur. Böylece klinik ortamına daha hazırlıklı ve daha sakin bir şekilde gelir. Ayrıca diş hekimi temalı animasyonlar ve çizgi filmler izletmek de süreci destekleyebilir. En önemli noktalardan biri ise ilk diş hekimi ziyaretinin ağrı veya acil bir sorun nedeniyle değil, rutin kontrol amacıyla yapılmasıdır. Erken yaşta olumlu bir tanışma deneyimi yaşayan çocuklarda fobi gelişme riski oldukça düşüktür.</p>
<p>Toplumda yaygın olarak karşılaşılan bir diğer hata ise yetişkinlerin kendi olumsuz diş hekimi deneyimlerini çocuklara aktarmasıdır. ‘Çok acıdı’, ‘çok zor geçti’ gibi ifadeler, çocukta henüz yaşanmamış bir korkunun temellerini atabilir. Oysa çocukların diş hekimine ‘beyaz bir sayfa’ ile gelmesi, ilk muayene ve tanışma seanslarının olumlu geçmesini sağlar ve güven ilişkisini güçlendirir.”</p>
<p><strong>Süt dişleri daimi dişler için yer tutucu görevi görür!</strong></p>
<p>Çocuk diş sağlığında bir diğer önemli konunun ise erken süt dişi çekimleri olduğunun ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Erken çekim, süt dişinin doğal düşme zamanından önce kaybedilmesi anlamına gelir. Oysa süt dişleri yalnızca geçici dişler değildir; alttan gelecek daimi dişler için yer koruyucu görev üstlenirler.” dedi.</p>
<p>Bir süt dişi zamanından önce çekildiğinde, komşu dişlerin boşluğa doğru kayabileceğinin altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Bu durum ilerleyen dönemde çapraşıklık ve ortodontik problemlere yol açabilir. İşte bu noktada yer tutucular devreye girer. Sabit ya da takıp çıkarılabilen hareketli apareyler sayesinde, daimi diş sürünceye kadar boşluğun korunması sağlanır. Travma, çürük ya da apse nedeniyle erken diş kaybı yaşandığında, mutlaka diş hekimi ile birlikte değerlendirme yapılmalı ve yer tutucu gerekliliği konusunda ortak karar verilmelidir. Doğru zamanda yapılan bu müdahale, ileride oluşabilecek daha büyük ortodontik sorunların önüne geçilmesinde kritik rol oynar.” diyerek sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarin-dis-sagligina-yatirim-gelecekteki-sorunlari-onler-615932">Çocukların diş sağlığına yatırım, gelecekteki sorunları önler!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hemoroid Sandığınız Şikayetler Ciddi Bir Soruna İşaret Edebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hemoroid-sandiginiz-sikayetler-ciddi-bir-soruna-isaret-edebilir-615902</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Feb 2026 10:09:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirti]]></category>
		<category><![CDATA[ciddi]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[edebilir]]></category>
		<category><![CDATA[hemoroid]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kolon]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Rektum]]></category>
		<category><![CDATA[sandığınız]]></category>
		<category><![CDATA[şaret]]></category>
		<category><![CDATA[şikayetler]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[soruna]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615902</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadınların ve erkeklerin büyük bir bölümünde yaygın bir sorun olan ve halk arasında basur olarak bilinen hemoroid, farklı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hemoroid-sandiginiz-sikayetler-ciddi-bir-soruna-isaret-edebilir-615902">Hemoroid Sandığınız Şikayetler Ciddi Bir Soruna İşaret Edebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadınların ve erkeklerin büyük bir bölümünde yaygın bir sorun olan ve halk arasında basur olarak bilinen hemoroid, farklı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkıyor. Hemoroid belirtileri, kolon ve rektum kanseri gibi ciddi sorunların belirtilerine benzediği için uzman hekimler tarafından fiziki muayene ve bazı tetkiklerin yapılması hayatı önem taşıyor. Vakaların % 80’inde hastaların kanser ile hemoroidi karıştırdığı biliniyor. Hafif dereceli hemoroidler için ameliyat seçeneğinden önce yaşam tarzı değişiklikleri şikayetlerin hafiflemesini sağlayabiliyor. Memorial Kayseri Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Op. Dr. Ali Can Yalı, hemoroid ile ilgili önemli bilgiler verdi.</p>
<p><strong>Hemoroid toplumda bir tabu gibi görülüyor</strong></p>
<p>Hemoroidler, anal kanalda doğal bulunan damarlı yapılardır. Vücutta dışkı kontrolüne yardımcı olan yastıkçıklardır. Bu damarlı yapılar şiştiğinde veya iltihaplandığında, ortaya çıkan duruma hemoroid ya da basur denilmektedir. Basur toplumda bir tabudur. Utanma duygusu nedeniyle vakaların büyük bir bölümünde erken teşhis mümkün olmamaktadır. Kaşıntı ve rektal kanama belirtileriyle başlayan hemoroidi hastalar çoğu zaman tuvalette fark etmektedir. Rahatsızlığa neden olan şişmiş damarlar ağrıya de neden olmaktadır.</p>
<p>Hemoroidin iki çeşidi bulanmaktadır; </p>
<ul>
<li>Dış hemoroidler. Anüs çevresindeki derinin altında oluşan dış kistler, dışarı doğru çıkıntı yapmaktadır. Dış hemoroidler genellikle şişmiş kan damarları veya sert yumrular şeklinde görüldüğü için daha belirgindir.</li>
<li>İç hemoroidler. Adından da anlaşılacağı gibi rektumun içindedir. Rektumun içinde oluşan iç hücrelerdir. Hastalar genellikle dışkıda kan gördüklerinde veya hemoroidler anüsün dışına doğru şişecek kadar büyüdüğünde iç hemoroidleri olduğunu fark eder.</li>
</ul>
<p><strong>7 yaygın belirtisi</strong></p>
<p>Hemoroidin birçok farklı nedeni vardır, en yaygın olanları şunlardır:</p>
<ol>
<li>Kronik kabızlık veya ishal.</li>
<li>Dışkılama sırasında zorlanma.</li>
<li>Aşırı derecede kilolu olmak.</li>
<li>Tuvalette uzun süre oturma.</li>
<li>Gebelik hali.</li>
<li>Lif oranı düşük beslenme alışkanlığı.</li>
<li>Düzenli olarak ağır kaldırmak.</li>
</ol>
<p>Bu nedenler anüs çevresindeki damarların basınç altında gerilmesine neden olmakta hatta damarların şişmesine ve kabarmasına yol açmaktadır. Alt rektumdaki bu artan basınç, hemoroid oluşumundan sorumlu tutulmaktadır.</p>
<p><strong>Hemoroidle karıştırılan 4 sorun </strong></p>
<p>Hemoroid ile benzer semptomlara sahip diğer sorunları ayırt etmek önemlidir. </p>
<ul>
<li>Anüs, rektum ve kolon kanserleri: Bu kanserler rektum yakınlarında ortaya çıkabilmekte ve belirtileri hemoroide benzemektedir. 40 yaş sonrasında çok yaygın olarak görülen rektum ve kolon kanseri erken evrede tespit edilmesi hayati önem taşımaktadır. Düzenli olarak yapılan taramalarla kolorektal kanserlerle mücadelede edilebilmektedir. Bazen bu tümörler iyi huylu olurken, bazen de kötü huylu olabilirler. Bu nedenle, doğru teşhis çok önemlidir.</li>
<li>Anal fissürler: Anal kanalın iç yüzeyinde oluşan yırtıklar, dışkılama sırasındaki travma nedeniyle oluşur. Ağrının eşlik ettiği yırtıklarda hemoroid belirtisi olan kanama görülebilir. Anal fissürdeki doku yırtılmasıyken, hemoroidlerin ise alt rektumdaki doku yastıklarının zayıflamasından kaynaklandığını söylemek gerekir. Fissürler için yeterli su alımı ve lif açısından zengin besinlerin tüketilmesi gerekir.</li>
<li>Kolon polipleri: Bu polipler kanserli olmayan, çoğunlukla yaş ilerledikçe kolon veya rektumun iç yüzeyinde oluşan büyümelerdir. Bunlar ailesel ya da kalıtsal faktörlere bağlı olabilmektedir. Kolon polipleri olan hastalar, hemoroid semptomlarına benzer ağrı veya rektal kanamayla yüzleşebilirler.  </li>
<li>Divertiküloz ve divertikülit: Gastrointestinal sistemin iç yüzeyinin küçük bölgelerinin zayıflaması ve bağırsakta dışa doğru bir kese oluşmasına neden olan bir durumdur. Bu dışa doğru küçük bir kese gibi görünür. Divertiküller en sık kolonda görülmektedir. Gastrointestinal sistemin herhangi bir yerinde de ortaya çıkabilmektedir. Bağırsak perforasyonu, kanama, apse veya darlık gibi bir komplikasyon olmadığı sürece herhangi bir belirti vermez. Bu nedenle hemoroidle karıştırılmaktadır.  </li>
</ul>
<p>Makat bölgesinde herhangi bir problem yaşandığında öncelikle bir cerraha muayene olmak önemlidir. Muayene olmak daha sonrasında çıkabilecek sorunların ve gecikmiş teşhisin önüne geçecektir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hemoroid-sandiginiz-sikayetler-ciddi-bir-soruna-isaret-edebilir-615902">Hemoroid Sandığınız Şikayetler Ciddi Bir Soruna İşaret Edebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KOBİ&#8217;lerin Avrupa sınavına yapay zekâ desteği: KarbonBot tanıtıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kobilerin-avrupa-sinavina-yapay-zeka-destegi-karbonbot-tanitildi-615373</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Feb 2026 11:52:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[desteği]]></category>
		<category><![CDATA[Firmaların]]></category>
		<category><![CDATA[karbon]]></category>
		<category><![CDATA[kobi]]></category>
		<category><![CDATA[kobilerin]]></category>
		<category><![CDATA[lerin]]></category>
		<category><![CDATA[mevzuat]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[rekabet]]></category>
		<category><![CDATA[sektör]]></category>
		<category><![CDATA[sınavına]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşil Dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615373</guid>

					<description><![CDATA[<p>KOBİ’lerin yeşil dönüşüm sürecini hızlandırarak Avrupa pazarındaki rekabet gücünü korumak amacıyla hayata geçirilen “Kurumsal İkiz Dönüşüm Projesi” kapsamında geliştirilen “KarbonBot” uygulaması tanıtıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kobilerin-avrupa-sinavina-yapay-zeka-destegi-karbonbot-tanitildi-615373">KOBİ&#8217;lerin Avrupa sınavına yapay zekâ desteği: KarbonBot tanıtıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>KOBİ’lerin yeşil dönüşüm sürecini hızlandırarak Avrupa pazarındaki rekabet gücünü korumak amacıyla hayata geçirilen “Kurumsal İkiz Dönüşüm Projesi” kapsamında geliştirilen “KarbonBot” uygulaması tanıtıldı. Şirketler, KarbonBot sayesinde karbonsuzlaşma ile alakalı karmaşık mevzuatlara ilişkin sorularına anında yanıt alabilecek ve ikiz dönüşüm süreçlerinde ihtiyaç duydukları bilgiye tek bir uygulama üzerinden ulaşabilecek.</p>
<p>İstanbul Kalkınma Ajansı (İSTKA) desteğiyle, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), Türkiye Alüminyum Sanayicileri Derneği (TALSAD) ve Türkiye Döküm Sanayicileri Derneği (TÜDÖKSAD) iş birliğiyle, Yeditepe Üniversitesi yürütücülüğünde hayata geçirilen “Kurumsal İkiz Dönüşüm Projesi”nin tanıtım toplantısı gerçekleştirildi. Teknopark İstanbul’da düzenlenen toplantıya Yeditepe Üniversitesi akademisyenleri ve öğrencilerinin yanı sıra sektör temsilcileri katıldı.</p>
<p>Proje kapsamında, Avrupa Birliği’nin yeşil dönüşüm politikaları ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) doğrultusunda artan yükümlülükler karşısında ihracatçı sektörlerin rekabet gücünün korunması hedefleniyor. KOBİ’lere yönelik eğitim modülleri ve yapay zekâ destekli KarbonBot uygulamasını içeren projenin, özellikle KOBİ’lerin mevzuata uyum süreçlerini kolaylaştırması ve Ar-Ge kapasitelerini artırması bekleniyor.</p>
<p><strong>Turan: İkiz Dönüşüm Çağımızın İhtiyacı</strong></p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi Müdürü, Malzeme Bilimi ve Nanoteknoloji Mühendisliği Bölüm Başkanı ve proje yürütücüsü Doç. Dr. Ahmet Turan, projenin ortaya çıkış sürecini ve hedeflerini anlattı.</p>
<p>Doç. Dr. Turan, “İnsanlığın küresel ısınmayla mücadele ihtiyacından hareketle uzun yıllardır yürüttüğümüz akademik çalışmaların artık Türkiye’deki ilgili ekosistemlere aktarılması gerektiğini gördük. Bu nedenle proje bir ihtiyaç olarak ortaya çıktı. İkiz dönüşüm yaklaşımı, çağımızın, insanlığın ve sanayinin temel gerçeğini ortaya koyuyor. Bunlardan biri dijital dönüşüm; etkilerini hayatımızın her alanında görüyoruz. Diğeri ise yeşil dönüşüm. Hem günlük yaşamda hem sanayide hem de uluslararası ilişkilerde bu dönüşümün yansımalarını net biçimde görmekteyiz. Bu iki unsur birbirini güçlü biçimde destekliyor. Özellikle yeşil dönüşümün dijital dönüşümle birlikte yürütülmesi çarpan etkisi yaratarak süreçleri hızlandırıyor ve kolaylaştırıyor. Aynı zamanda küresel ısınmayla mücadeleyi daha etkin ve verimli hale getiriyor” dedi.</p>
<p><strong>‘Firmaların Ar-Ge Altyapılarını Güçlendirmeyi Amaçlıyoruz’</strong></p>
<p>Turan, projenin KOBİ’lerin rekabet gücünü artırmayı hedeflediğini belirterek şöyle konuştu:</p>
<p>“Gelişmiş ülkelerde sanayinin ana yükü KOBİ’lerin üzerindedir. Bu nedenle KOBİ’lerin hem bilimsel hem teknolojik altyapı bakımından gelişmesi ve Ar-Ge kapasitelerinin artırılması büyük önem taşıyor. Bu projeyle öncelikle İstanbul’daki, ardından ulusal ölçekteki KOBİ’lerin hem iç pazarda hem de ihracatta rekabet güçlerini artırmayı hedefliyoruz. Aynı zamanda firmaların Ar-Ge altyapılarını güçlendirmeyi amaçlıyoruz. İstanbul Kalkınma Ajansı’nın desteği olmasaydı bu proje mümkün olmazdı. Proje ortaklarımızla kurduğumuz güçlü iş birliği sayesinde ulusal ölçekte sanayiye somut çıktılar sunacağız. Bu çalışma karbon çözümleri alanında önemli çıktılar üretirken, Yeditepe Üniversitesi Karbon Çözümleri Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin kurulmasına da zemin hazırlayacak. Proje sonuçları küresel ısınmayla mücadeleye dünya ölçeğinde katkı sağlayacak, ekonomik açıdan da firmaların uluslararası rekabette elini güçlendirecek.”</p>
<p><strong>Güvenilir ve Etkin Danışman: KarbonBot</strong></p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Malzeme Bilimi ve Nanoteknoloji Mühendisliği Bölüm Başkan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Hatice Kübra Akben de proje kapsamında geliştirilen KarbonBot uygulamasını anlattı.</p>
<p>Akben, “Projeye başlarken ‘Yeşil dönüşüm yolculuğunda firmalara nasıl katkı sağlayabiliriz?’ sorusuyla yola çıktık. Bu düşünceden hareketle KarbonBot geliştirme fikri doğdu. Günümüzde yapay zekâ araçları özel asistanlara dönüştü. Karbon yakalama ve karbon uyum süreçlerinde ise mevzuatlar oldukça kapsamlı. Sektör henüz bu düzenlemelerin tamamına hâkim değil. Bu nedenle ulusal ve uluslararası mevzuatı kapsayan güvenilir bir veri bankası oluşturduk. KarbonBot yalnızca bu veri bankasından beslenen bir geniş dil modeli olarak tasarlandı. Açık internetle ya da arama motorlarıyla doğrudan bağlantısı bulunmuyor. Bu nedenle firmalar için daha güvenilir bir yapay zekâ asistanı niteliği taşıyor” dedi.</p>
<p>“KarbonBot kendisini geliştirmeye devam edecek” diyen Akben şöyle devam etti:</p>
<p>“Şu anda pilot dönemdeyiz ve sisteme eklenen verilerle kapasitesi artıyor. Özellikle sürdürülebilirlik raporlama standartları kapsamında firmaların raporlama süreçlerine önemli katkı sağlayacak. Sadece büyük firmalar değil, KOBİ’ler ve orta ölçekli işletmeler de bu sürecin parçası. Çünkü sürdürülebilirlik raporlaması tüm tedarik zincirini kapsıyor. Tedarikçi firmaların da bu konuda güçlenmesi gerekiyor. Mevzuat metinlerini okumak ve anlamlandırmak firmalar için kolay değil. KarbonBot bu noktada bir danışman gibi çalışarak mevzuatın anlaşılmasını sağlayacak. Proje kapsamında yalnızca KarbonBot’u sunmuyoruz; aynı zamanda 15 farklı başlıkta eğitim içeriği oluşturduk. Amacımız tüm KOBİ’leri bu dönüşüm sürecinde bilgilendirmek ve güçlendirmek.”</p>
<p><strong>Saymen: Avrupa Pazarında Kalmak için Kritik</strong></p>
<p>Türkiye Alüminyum Sanayicileri Derneği Genel Sekreteri Duygu Saymen, projenin özellikle alüminyum sektörü açısından hayati önem taşıdığını belirterek şunları söyledi:</p>
<p>“Türkiye alüminyum sanayisi için bu proje çok önemli. Sektörümüzün toplam ihracatı 2025 itibarıyla 5,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti ve bunun yüzde 60-62’si doğrudan Avrupa’ya yapılıyor. Avrupa en önemli pazarlarımızdan biri. Dolayısıyla Avrupa’nın yeşil dönüşüm süreci ve SKDM gibi karbon uyum hedeflerine uyum sağlamak sektörümüz açısından kritik bir gereklilik. Projemiz yeşil dönüşümü dijitalleştirerek süreci hızlandırıyor.”</p>
<p>Saymen ayrıca platformun yaygın kullanımının önemine dikkat çekerek, üyelerinin projeyi büyük bir heyecanla karşıladığını ifade etti. Saymen, “Çünkü sanayimizin rekabetçiliği açısından son derece önemli bir dönemdeyiz ve karmaşık mevzuatlarla karşı karşıyayız. İş süreçlerini kolaylaştıracak, ticari faaliyetleri aksatmayacak ve rekabetçiliği destekleyecek bu tür projelere sektörümüzün çok ihtiyacı vardı” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>Kaplan: Karbon ve Su Ayak İzi Ölçümü Platformdan Yapılacak</strong></p>
<p>Türkiye İhracatçılar Meclisi Proje Koordinasyon Müdürü Melike Emiroğlu Kaplan ise projedeki rollerinin karbon ve su ayak izi ölçümü yapan bir platform geliştirmek olduğunu belirtti.</p>
<p>Kaplan, “Firmaların karbon ayak izi ölçümleri geliştirdiğimiz GreenTİM platformu üzerinden gerçekleştirilecek. Bunun yanı sıra çeşitli eğitim modüllerini de yine platform üzerinden firmaların kullanımına sunmayı planlıyoruz. Projede karbon çözümleri alanında somut çıktılar üretilecek” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kobilerin-avrupa-sinavina-yapay-zeka-destegi-karbonbot-tanitildi-615373">KOBİ&#8217;lerin Avrupa sınavına yapay zekâ desteği: KarbonBot tanıtıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir Diyetisyeni İpek Öztaş&#8217;tan sağlıklı beslenme önerileri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-diyetisyeni-ipek-oztastan-saglikli-beslenme-onerileri-615358</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Feb 2026 11:19:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[diyetisyeni]]></category>
		<category><![CDATA[iftar]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[öztaş]]></category>
		<category><![CDATA[pek]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[tan]]></category>
		<category><![CDATA[yeme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615358</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi diyetisyeni İpek Öztaş, Ramazan ayında değişen beslenme düzenine sağlıklı uyum sağlamanın yollarını anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-diyetisyeni-ipek-oztastan-saglikli-beslenme-onerileri-615358">Büyükşehir Diyetisyeni İpek Öztaş&#8217;tan sağlıklı beslenme önerileri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p><span><span><strong>Antalya Büyükşehir Belediyesi diyetisyeni İpek Öztaş, Ramazan ayında değişen beslenme düzenine sağlıklı uyum sağlamanın yollarını anlattı. Sahur ve iftarda dengeli beslenmenin önemine dikkat çeken Öztaş, yavaş ve kontrollü yemenin sindirim sistemi için kritik olduğunu vurguladı. </strong></span></span></p>
<p><span><span>Ramazan ayının başlamasıyla birlikte günlük beslenme düzeni değişiyor, oruç sürecine sağlıklı bir geçiş yapmak ve vücut dengesini korumak ise büyük önem taşıyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi Haşim İşcan Aile Eğitim ve Sosyal Hizmetler Merkezi’nde görev yapan diyetisyen İpek Öztaş, Ramazan boyunca doğru beslenme alışkanlıklarının nasıl olması gerektiğine ilişkin önemli bilgiler verdi.</span></span></p>
<p><span><span>SAHURDA YEDİKLERİMİZ ÖNEMLİ</span></span></p>
<p><span><span>Beslenme düzeninin değiştiği bu dönemde vatandaşların bazı hususlara dikkat etmesi gerektiğini belirten Öztaş, sahurun gün boyu enerjiyi korumak açısından kritik olduğunu söyledi. Öztaş, “Sahur, gün boyunca enerjinizi yüksek tutmanızı sağlar. Bu nedenle lif açısından zengin tam buğday ekmeği ve sebzeler ile protein değeri yüksek peynir, yumurta, yoğurt gibi besinler tercih edilmeli. Ceviz ve badem gibi sağlıklı yağ kaynakları da tokluk süresini uzatır ve sindirim sisteminin düzenli çalışmasına katkı sağlar” dedi.</span></span></p>
<p><span><span>İFTAR İÇİN DENGELİ BİR TABAK OLUŞTURULMALI</span></span></p>
<p><span><span>İftara hurmayla başlamanın doğru bir tercih olduğunu ifade eden Öztaş, suyun yavaş tüketilmesi gerektiğini vurguladı. “Mideyi aniden doldurmak yerine küçük bir kase çorbayla başlanmalı ve ardından 10-15 dakika beklenmeli. Ana öğünde tavuk, balık, kırmızı et ya da baklagiller gibi protein kaynaklarının yanında tam buğday ekmeği, bulgur pilavı ve sebze tüketilerek dengeli bir tabak oluşturulmalı. Aşırı yağlı ve kızartılmış yiyeceklerden kaçınılmalı; ızgara, fırın veya tencere yemekleri tercih edilmeli” diye konuştu.</span></span></p>
<p><span><span>YAVAŞ VE KONTROLLÜ YEMEYE ÖZEN GÖSTERİN</span></span></p>
<p><span><span>Yeme alışkanlıklarının da en az içerik kadar önemli olduğunu belirten Öztaş, hızlı yemenin şişkinlik ve hazımsızlığa yol açabileceğini söyleyerek, “Lokmalar iyice çiğnenmeli, yavaş ve kontrollü yenmeli. Günlük en az 2 litre su tüketilmeli. İftardan sonra meyve, süt, yoğurt ya da ayran gibi ara öğünler kan şekerinin dengelenmesine yardımcı olur. Ayrıca iftar sonrasında yapılacak hafif tempolu yürüyüşler sindirim sistemini destekler, ancak ağır egzersizlerden kaçınılmalıdır” ifadelerini kullandı.  </span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-diyetisyeni-ipek-oztastan-saglikli-beslenme-onerileri-615358">Büyükşehir Diyetisyeni İpek Öztaş&#8217;tan sağlıklı beslenme önerileri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sessiz İlerleyen Genetik Hastalığa Karşı Erken Tanı ve Doğru Yönetim Hayat Kurtarıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sessiz-ilerleyen-genetik-hastaliga-karsi-erken-tani-ve-dogru-yonetim-hayat-kurtariyor-614286</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Feb 2026 08:13:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığa]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[lerleyen]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[türkmen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614286</guid>

					<description><![CDATA[<p>Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Nefrolog Prof. Dr. Kültigin Türkmen, Otozomal Dominant Polikistik Böbrek Hastalığı’nın (ODPKD) toplumda sanılandan daha yaygın görülen, ancak farkındalığı hâlâ yeterli olmayan ciddi bir genetik hastalık olduğuna dikkat çekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-ilerleyen-genetik-hastaliga-karsi-erken-tani-ve-dogru-yonetim-hayat-kurtariyor-614286">Sessiz İlerleyen Genetik Hastalığa Karşı Erken Tanı ve Doğru Yönetim Hayat Kurtarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Nefrolog Prof. Dr. Kültigin Türkmen</strong>, Otozomal Dominant Polikistik Böbrek Hastalığı’nın (ODPKD) toplumda sanılandan daha yaygın görülen, ancak farkındalığı hâlâ yeterli olmayan ciddi bir genetik hastalık olduğuna dikkat çekiyor.</p>
<p>“<strong>ODPKD, böbreklerde çok sayıda sıvı dolu kistin oluşmasıyla seyreden, kalıtsal ve ilerleyici bir hastalıktır. Dünya genelinde her 400–1000 doğumdan birinde görülür ve diyaliz ya da böbrek nakli gerektiren son dönem böbrek yetmezliğinin en önemli dört nedeninden biridir</strong>” diyen Prof. Dr. Türkmen, hastalığın erken dönemde tanınmasının kritik önem taşıdığını vurguluyor.</p>
<p><strong>Genetik Bir Miras</strong></p>
<p>Prof. Dr. Kültigin Türkmen, hastalığın tamamen genetik geçişli olduğunu belirterek şu bilgileri paylaşıyor:<br />“<strong>Vakaların yaklaşık %85’i PKD1, %15’i ise PKD2 genindeki mutasyonlardan kaynaklanır. PKD1 mutasyonu olan hastalarda hastalık daha erken yaşta ve daha ağır seyrederken, PKD2 mutasyonu olanlarda genellikle daha yavaş ilerler</strong>.”</p>
<p>Türkmen’e göre, kişi bu genetik yatkınlıkla doğsa da kistlerin oluşumu için yaşam boyunca hücrelerde ikinci bir tetikleyici mekanizmanın devreye girmesi gerekiyor.</p>
<p><strong>Sadece Böbrekleri Değil, Tüm Vücudu Etkiliyor</strong></p>
<p>“<strong>ODPKD yalnızca bir böbrek hastalığı değildir; tüm vücudu etkileyen sistemik bir hastalıktır</strong>” diyen Prof. Dr. Türkmen, böbrek yetmezliği gelişmeden çok önce hastaların önemli bir kısmında <strong>yüksek tansiyon</strong> görüldüğünü belirtiyor.</p>
<p>Hastalığın böbreklerle ilişkili en sık belirtileri arasında:</p>
<ul>
<li>Kronik bel ve yan ağrısı,</li>
<li>İdrarda kanama ve enfeksiyon atakları,</li>
<li>Böbrek taşı oluşumu bulunuyor.</li>
</ul>
<p>Böbrek dışı bulgulara da dikkat çeken Türkmen, “<strong>Karaciğer kistleri en sık görülen böbrek dışı bulgudur. Ayrıca bazı hastalarda beyin damarlarında anevrizma riski ve kalp kapakçığı sorunları görülebilir. Bu nedenle hastalar çok yönlü değerlendirilmelidir</strong>” ifadelerini kullanıyor.</p>
<p><strong>Tanı Basit, Takip Hayati</strong></p>
<p>Prof. Dr. Kültigin Türkmen’e göre ODPKD tanısı çoğu zaman ultrason ile konulabiliyor.<br />“<strong>Manyetik rezonans (MR) görüntüleme, böbrek hacmini ölçerek hastalığın ne kadar hızlı ilerleyeceğini öngörmemizi sağlar. Aile öyküsü olmayan ya da tanısı netleşmeyen hastalarda genetik testler önemli bir destek sağlar</strong>” diyor.</p>
<p><strong>Hastalığın Seyri Değiştirilebiliyor</strong></p>
<p>ODPKD’yi tamamen ortadan kaldıran bir tedavi henüz bulunmasa da, hastalığın ilerlemesini yavaşlatmanın mümkün olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Türkmen, şu noktalara dikkat çekiyor:</p>
<p>“<strong>Bol su tüketimi, tuz kısıtlaması ve tansiyonun sıkı kontrolü tedavinin temelini oluşturur. Bunun yanı sıra, uygun hastalarda kullanılan Tolvaptan tedavisi, böbrek hacmindeki artışı yavaşlatır ve böbrek fonksiyon kaybını geciktirebilir</strong>.”</p>
<p>Türkmen, Tolvaptan tedavisi sırasında hastaların düzenli olarak izlenmesi gerektiğini belirterek, “<strong>Sık idrara çıkma ve susuzluk hissi görülebilir; nadiren karaciğerle ilgili yan etkiler ortaya çıkabileceği için düzenli kan testleri büyük önem taşır</strong>” uyarısında bulunuyor.</p>
<p><strong>Geleceğe Umutla Bakılıyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Kültigin Türkmen, tıp dünyasında ODPKD’ye yönelik yaklaşımın hızla değiştiğini vurguluyor: “<strong>Gelecekte her hastanın genetik yapısına uygun kişiselleştirilmiş tedavilerle, bu hastalıkla yaşayan bireylerin yaşam kalitesini çok daha ileriye taşımayı hedefliyoruz</strong>.”</p>
<p>Son olarak toplumsal farkındalığın önemine dikkat çeken Türkmen, şu mesajla sözlerini tamamlıyor: <strong>“Erken tanı, doğru tedavi ve düzenli takip ile ODPKD ile yaşamak mümkündür.”</strong></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-ilerleyen-genetik-hastaliga-karsi-erken-tani-ve-dogru-yonetim-hayat-kurtariyor-614286">Sessiz İlerleyen Genetik Hastalığa Karşı Erken Tanı ve Doğru Yönetim Hayat Kurtarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zabıtada &#8216;yaka kamerası&#8217; dönemi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zabitada-yaka-kamerasi-donemi-614147</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Feb 2026 12:33:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[denetimler]]></category>
		<category><![CDATA[dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[kamerası]]></category>
		<category><![CDATA[lüleburgaz]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[şeffaf]]></category>
		<category><![CDATA[uygulama]]></category>
		<category><![CDATA[yaka]]></category>
		<category><![CDATA[Yaka Kamerası]]></category>
		<category><![CDATA[zabıta]]></category>
		<category><![CDATA[zabıtada]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614147</guid>

					<description><![CDATA[<p>Lüleburgaz Belediyesi, zabıta denetimlerinde yaka kamerası uygulamasına geçti. 20 adet yaka kamerası sahada görev yapan zabıta personelinin kullanımına sunuldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zabitada-yaka-kamerasi-donemi-614147">Zabıtada &#8216;yaka kamerası&#8217; dönemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span>Lüleburgaz Belediyesi, zabıta denetimlerinde yaka kamerası uygulamasına geçti. 20 adet yaka kamerası sahada görev yapan zabıta personelinin kullanımına sunuldu. Denetimler sırasında KVKK çerçevesinde sesli ve görüntülü kayıt alabilecek yaka kameralarıyla denetimlerin daha şeffaf yürütülmesi amaçlanıyor. <span><span>Yeni uygulamaya geçilmesi dolayısıyla Zabıta Müdürlüğü’nü ziyaret eden Belediye Başkanı Dr. Murat Gerenli, uygulamanın şeffaflık ve denetlenebilirlik açısından önemine vurgu yaptı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Lüleburgaz Belediyesi Zabıta Müdürlüğü, denetimlerde yaka kamerası uygulamasına geçti. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Yaka kameraları sayesinde sahada görev yapan zabıta personelinin d<span>enetim ve uygulamaları sesli ve görüntülü olarak kayıt altına alınacak.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span><span>20 YAKA KAMERASI KULLANILACAK</span></span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Yeni uygulama ile 20 adet yaka kamerası, sahada görev yapan zabıta personelinin kullanımına sunuldu.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Ekiplerin gerçekleştirdikleri denetimler ve yaptıkları işlemlerin kayıt altına alınmasıyla bu süreçlerin </span></span></span><span><span>daha şeffaf ve denetlenebilir olması sağlanacak.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Yaka kamerası kullanımı, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’na (<span><span>KVKK) uygun şekilde yürütülecek.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span><span><span>BAŞKAN GERENLİ’DEN ‘ŞEFFAFLIK VE DENETLENEBİLİRLİK’ VURGUSU</span></span></span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yeni uygulamaya geçilmesi dolayısıyla Lüleburgaz Belediyesi Zabıta Müdürlüğü’nü ziyaret eden Belediye Başkanı Dr. Murat Gerenli, burada personelle bir araya geldi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Gerenli; “Bu yaka kameraları sizlerin hukuki haklarını korumak açısından önem taşıyacak, vatandaşa hesap vermek açısından çok büyük önem taşıyacak. Belediyecilik anlayışımızı biraz daha ileriye taşıyacak bir uygulama olacak. Bu uygulamanın faydalı olacağına inanıyorum. Bu uygulamaların güvenli şehirler inşa etmenin en önemli noktalarından birisi olduğuna inanıyorum. Güvenli şehirler inşa etmek sadece fiziki yapılarla olmaz, özellikle insanların adil, şeffaf ve denetlenebilir bir ortamda yaşadıklarını görmeleri, güvenli şehirler yaratmanın en önemli noktasıdır. Öncelikle sizlere ve Lüleburgaz halkına hayırlı olmasını diliyorum” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span><span><span>“YAŞANABİLECEK SORUNLARIN ÇÖZÜMÜNE KATKI SAĞLAYACAK”</span></span></span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Lüleburgaz Belediyesi Zabıta Müdürü Raif Bıyıktaş da; “Dijitalleşme artık günümüzde kaçınılmaz bir gerçek. Artık vatandaş da bunu benimsedi, sahada görev yapan arkadaşların işi daha da kolaylaşacak. Kamera sistemimiz denetimlerde yaşanabilecek sorunların çözümüne objektif olarak katkı sağlayacak. İnşaat çalışması, çöp, atık denetimi, toplu taşıma, kaldırım işgali gibi konularda denetim sonuçlarını net bir şekilde ortaya koyabileceğiz” ifadelerini kullandı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zabitada-yaka-kamerasi-donemi-614147">Zabıtada &#8216;yaka kamerası&#8217; dönemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bornova&#8217;da zeytinyağı kültürü geleceğe taşınıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bornovada-zeytinyagi-kulturu-gelecege-tasiniyor-613984</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Feb 2026 08:32:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[bornova]]></category>
		<category><![CDATA[geleceğe]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>
		<category><![CDATA[taşınıyor]]></category>
		<category><![CDATA[zeytinyağı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613984</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bornova Belediyesi, tarımsal üretimi destekleyen, sağlıklı gıda bilincini artıran ve yerel değerleri korumayı amaçlayan çalışmaları kapsamında Zeytinyağı Tadım Etkinliği düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bornovada-zeytinyagi-kulturu-gelecege-tasiniyor-613984">Bornova&#8217;da zeytinyağı kültürü geleceğe taşınıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bornova Belediyesi, tarımsal üretimi destekleyen, sağlıklı gıda bilincini artıran ve yerel değerleri korumayı amaçlayan çalışmaları kapsamında Zeytinyağı Tadım Etkinliği düzenledi. Etkinlik, Bornova Belediyesi Uğur Mumcu Kültür ve Sanat Merkezi Çok Amaçlı Salonu’nda yoğun katılımla gerçekleşti.</p>
<p><b> </b>Etkinliğe Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Edebiyat Fakültesi ve Gıda Mühendisliği Bölümü öğrencileri ile Bornova Anadolu Lisesi öğrencileri katıldı. Farklı disiplinlerden ve yaş gruplarından öğrencilerin bir araya gelmesi, zeytinyağının yalnızca bir gıda ürünü değil; aynı zamanda kültürel, tarihsel ve ekonomik bir değer olarak ele alınmasını sağladı.</p>
<p><b> Zeytinyağında kalite ve bilinçli tüketim vurgusu</b></p>
<p><b> </b>Eğitim bölümünde, TMMOB Gıda Mühendisleri Odası İzmir Şubesi’nden Gıda Mühendisi İnci Özer, zeytinyağında kalite kriterleri, doğru tadım teknikleri ve duyusal analiz yöntemleri hakkında kapsamlı bilgiler verdi. Katılımcılar, nitelikli zeytinyağını ayırt etmenin inceliklerini uygulamalı olarak deneyimledi.</p>
<p><b> Mitolojiden Günümüze Zeytin</b></p>
<p><b> </b>Yazar Gülşah Elikbank, Uluslararası Mitoloji Film Festivali kapsamında yaptığı sunumda festival hakkında bilgi verirken, zeytinin mitolojideki yeri ve kültürel önemi üzerine çarpıcı bir anlatım sundu. Elikbank, zeytinin tarih boyunca barışın, bereketin ve bilgeliğin simgesi olarak farklı uygarlıklarda önemli bir yere sahip olduğunu vurguladı.</p>
<p><b> Doğaya ve sürdürülebilir tarıma güçlü destek</b></p>
<p><b> </b>Etkinliğe katılan TEMA Vakfı İzmir İl Temsilcisi Özcan Gökoğlu da zeytinliklerin korunmasının, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından hayati önem taşıdığına dikkat çekerek, Bornova Belediyesi’nin bu yöndeki çalışmalarının, çevre bilincinin yaygınlaşmasına katkı sunduğu ifade etti.</p>
<p><b>Başkan Eşki: “Zeytin Bu Toprakların Hafızasıdır”</b></p>
<p>Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, etkinliğin tarım ve kültür açısından taşıdığı öneme dikkat çekerek, “Zeytin ve zeytinyağı bu toprakların yalnızca ekonomik değeri değil, aynı zamanda kültürel hafızasıdır. Bornova Belediyesi olarak tarımı destekleyen, üreticiyi koruyan ve özellikle gençlerimize sağlıklı gıdayı tanıtan çalışmaları çok önemsiyoruz. Bu tür etkinliklerle hem bilinçli tüketimi teşvik ediyor hem de yerel tarımsal değerlerimizi geleceğe taşıyoruz.” diye konuştu.</p>
<p>Bornova Belediyesi, tarım, çevre ve sağlıklı yaşam ekseninde hayata geçirdiği etkinliklerle, özellikle genç kuşaklarda farkındalık oluşturmayı ve yerel değerleri güçlendirmeyi sürdürüyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bornovada-zeytinyagi-kulturu-gelecege-tasiniyor-613984">Bornova&#8217;da zeytinyağı kültürü geleceğe taşınıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kış aylarında böbrek taşı riski artıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-bobrek-tasi-riski-artiyor-613680</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Feb 2026 08:32:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artıyor]]></category>
		<category><![CDATA[aylarında]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[Böbrek Taşı]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[idrar]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[kullanım]]></category>
		<category><![CDATA[mineral]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[protein]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[takviye]]></category>
		<category><![CDATA[taş]]></category>
		<category><![CDATA[taşı]]></category>
		<category><![CDATA[tuz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613680</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde son yıllarda giderek yaygınlaşan böbrek taşı, ani başlayan ve şiddetli sancılarla yaşamı kabusa çevirebilen ağrılara yol açabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-bobrek-tasi-riski-artiyor-613680">Kış aylarında böbrek taşı riski artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde son yıllarda giderek yaygınlaşan böbrek taşı, ani başlayan ve şiddetli sancılarla yaşamı kabusa çevirebilen ağrılara yol açabiliyor. Böbrek taşı hastalığının artık genç erişkinlerde hatta 20’li yaş grubunda da sık görüldüğünü belirten <strong>Acıbadem Kartal Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Emre Tokuç</strong> “Hastaların sıklıkla ‘hayatımda yaşadığım en şiddetli ağrı’ diye tanımladığı böbrek taşını, özellikle kış aylarında sık yapılan bazı hatalar ciddi şekilde artırabiliyor” diyor. Buna karşın alınacak basit ama etkili önlemlerle böbrek taşı riskini azaltmanın mümkün olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Tokuç “Böbrek taşı hastalığı, doğru yaşam tarzı değişiklikleri ve bilinçli yaklaşımlarla büyük ölçüde önlenebilir. Özellikle vitamin, mineral ve besin takviyeleri konusunda “ne kadar çok, o kadar iyi” anlayışı yerine, kişiye özel ve hekim kontrolünde kullanım esas alınmalıdır. Böbrek sağlığını korumanın yolu, doğru bilgiye dayanarak atılan küçük ama etkili adımlardan geçer” diyor. Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Tokuç kışın böbrek taşına yol açabilen 3 kritik hatayı ve böbrek taşına karşı basit ama etkili önlemleri anlattı,  önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>
<ul>
<li><strong>Kışın yeterli su içilmemesi: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p>Soğuk havada susama hissi azalır. Ancak az su içmek idrarın yoğunlaşmasına neden olur. Yoğunlaşan idrarda kalsiyum, oksalat ve ürik asit gibi taş oluşturan maddeler daha kolay kristalleşir. Yapılan bilimsel çalışmalar; günlük idrar hacmi azaldıkça taş riskinin belirgin şekilde arttığını göstermektedir. </p>
<p><strong>DOĞRUSU: Günde en az 2 litre su için</strong></p>
<p>Böbrek taşı oluşumunu önlemenin en temel yolu yeterli sıvı alımıdır. Bu nedenle özellikle kış mevsiminde gün içinde susamayı beklemeden ortalama en az 2 litre su tüketmek kritik önem taşımaktadır.  </p>
<ul>
<li><strong>Bilinçsiz vitamin ve mineral takviyesi kullanımı: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p>Son yıllarda bağışıklık sistemini güçlendirmek, yorgunluğu azaltmak ya da “daha sağlıklı olmak” amacıyla vitamin ve mineral takviyelerinin kullanımı belirgin şekilde artmıştır. Ancak bu ürünler tamamen masum değildir. Özellikle kontrolsüz, yüksek dozda ve uzun süreli kullanım böbrek taşı oluşum riskini artırabilir. Ayrıca ‘bitkisel’ olması böbreklere zarar vermeyeceği anlamına gelmez, aksine yüksek yük oluşturabilir. </p>
<p><strong>DOĞRUSU: Önce vitamin ve mineral değerlerinizi ölçtürün</strong></p>
<p>Vitamin ve mineral takviyeleri, mutlaka <strong>kişinin yaşına, eşlik eden hastalıklarına, kullandığı ilaçlara ve böbrek taşı öyküsüne göre</strong> planlanmalıdır. Takviye kullanımı öncesinde hekim görüşü almak, gerekiyorsa kan ve idrar tetkikleriyle ihtiyaç ve dozun belirlenmesi, böbrek taşı riskini azaltmak açısından son derece önemlidir.</p>
<ul>
<li><strong>Aşırı tuz ve hayvansal protein tüketimi: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p>Aşırı tuz tüketimi, idrarla kalsiyum atılımını artırarak taş oluşumunu kolaylaştırır. Kırmızı et ağırlıklı beslenme de, idrarda taş yapıcı maddelerin artmasına yol açabilir. Bunların yanında, son dönemde spor yapan bireylerin kas gelişimini hızlandırmak açısından kullandıkları protein tozlarının uzun dönem, yanlış ve bilinçsiz kullanımı da böbrek taşlarının gelişiminde rol oynayabilmektedir. </p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> <strong>Aşırı tuz ve protein tüketiminden kaçının</strong></p>
<p>Dengeli, tuzdan fakir ve sebze-meyve ağırlıklı bir beslenme düzeni böbrek taşı riskini azaltmada önemli rol oynar. Günlük tuz tüketiminin 5 gramı geçmemesi, hayvansal proteini abartmadan tüketmek, bitkisel protein kaynaklarına (baklagiller vb) yer vermek ve protein takviyelerini mutlaka bireysel ihtiyaçlar doğrultusunda uzman önerisiyle kullanmak gerekir. </p>
<p><strong>xxxxx Kutu Bilgisi xxxxxx</strong></p>
<p><strong>Tedavide kişiye özel yaklaşım çok önemli!</strong></p>
<p>Böbrek taşlarının içeriklerine göre farklılık gösterdiğini ve her taş tipi için önerilerin aynı olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Emre Tokuç şöyle konuşuyor: “Bu nedenle “herkese uyan tek bir diyet” yaklaşımı doğru değildir. Taş analizi yapılan hastalarda, taşın tipine göre kişiye özel beslenme ve korunma önerileri planlanmalıdır. Kulaktan dolma bilgiler yerine bireysel risk faktörlerine göre hareket edilmelidir. Daha önce böbrek taşı düşürmüş veya taş tedavisi görmüş kişilerde tekrar taş oluşma riski yüksektir. Bu hastaların düzenli aralıklarla üroloji kontrolüne gitmesi, gerekli tetkiklerin yapılması ve koruyucu önlemlerin gözden geçirilmesi önemlidir. Erken dönemde fark edilen taşlar, çoğu zaman daha basit yöntemlerle tedavi edilebilir.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-bobrek-tasi-riski-artiyor-613680">Kış aylarında böbrek taşı riski artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üreticiye, balıkçıya ve deniz sporlarına tam destek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ureticiye-balikciya-ve-deniz-sporlarina-tam-destek-613134</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Feb 2026 13:43:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[balıkçı]]></category>
		<category><![CDATA[balıkçıya]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[emek]]></category>
		<category><![CDATA[kooperatif]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[seferihisar]]></category>
		<category><![CDATA[sorunlar]]></category>
		<category><![CDATA[sporlarına]]></category>
		<category><![CDATA[tam]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[üreticiye]]></category>
		<category><![CDATA[yanında]]></category>
		<category><![CDATA[ziyaret]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613134</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Seferihisar’da gerçekleştirdiği kapsamlı ziyaretlerle üreticilerle, balıkçılarla ve deniz emekçileriyle bir araya geldi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ureticiye-balikciya-ve-deniz-sporlarina-tam-destek-613134">Üreticiye, balıkçıya ve deniz sporlarına tam destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Seferihisar’da gerçekleştirdiği kapsamlı ziyaretlerle üreticilerle, balıkçılarla ve deniz emekçileriyle bir araya geldi. </p>
<p>Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin’in ev sahipliğinde gerçekleşen ziyaretlerde; <br />Sığacık Su Ürünleri Kooperatifi, Akarca Balıkçı Barınağı, Ulamış Tarımsal Kalkınma Kooperatifi ve Teos Yat ve Yelken Kulübü ziyaret edilerek sorunlar yerinde dinlendi, talepler not alındı.</p>
<p>“Üretenin ve Emeğin Yanındayız”</p>
<p>Sığacık Su Ürünleri Kooperatifi ve Akarca Balıkçı Barınağı’nda kıyı balıkçılığıyla geçimini sağlayan balıkçılarla buluşan Başkan Tugay, balıkçıların yaşadığı sorunları dinledi. Kıyı balıkçılığının hem yerel ekonomi hem de sürdürülebilir gıda açısından büyük önem taşıdığına dikkat çeken Tugay, İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak küçük ölçekli balıkçıların her zaman yanında olduklarını vurguladı.</p>
<p>Başkan Tugay, “Kıyı balıkçılığı bu kentin kültürüdür, emeğidir. Alın teriyle denizden geçimini sağlayan balıkçılarımızın sorunlarını görmezden gelmemiz mümkün değil. Üreten, emek veren herkesin yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.</p>
<p>Tarımda Dayanışma Vurgusu: <br />Ulamış’ta üreticiyle buluşma</p>
<p>Ziyaretlerin bir diğer durağı Ulamış Tarımsal Kalkınma Kooperatifi oldu. Kooperatif üyeleriyle bir araya gelen heyet, üreticilerin yaşadığı sorunları, maliyet baskılarını ve beklentileri dinledi. </p>
<p>Tarımın Seferihisar için stratejik bir öneme sahip olduğunu ifade eden Başkan Tugay, kooperatiflerin yerel kalkınmadaki rolüne dikkat çekti.</p>
<p>Tugay, “Kooperatifler üreticinin gücüdür. Tarımda sürdürülebilirliği sağlamak, üreticiyi ayakta tutmak için dayanışmayı büyütmek zorundayız. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak bu anlayışla çalışıyoruz” diye konuştu.</p>
<p>Teos Yat ve Yelken Kulübü’nde Deniz Sporları Masaya Yatırıldı</p>
<p>Program kapsamında Teos Yat ve Yelken Kulübü de ziyaret edildi. Kulüp yöneticileri ve üyeleriyle yapılan görüşmede deniz sporlarının geliştirilmesi, altyapı ihtiyaçları ve kulübün talepleri ele alındı. Denizle iç içe bir kent olan Seferihisar’da sporun ve deniz kültürünün desteklenmesinin önemine vurgu yapıldı.</p>
<p>Yetişkin: “Seferihisar’da emeğin yanında güçlü bir dayanışma var”</p>
<p>Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin ise yapılan ziyaretlerin büyük önem taşıdığını belirterek, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’a teşekkür etti. </p>
<p>Yetişkin, “Balıkçımızdan çiftçimize, kooperatiflerimizden deniz sporlarıyla uğraşan emekçilerimize kadar herkesin sesi duyuluyor. Sayın Büyükşehir Belediye Başkanımızın Seferihisar’da üreticinin ve emeğin yanında durması bizlere güç veriyor” dedi.</p>
<p>Yetişkin sözlerini şöyle sürdürdü:<br />“Seferihisar’ın en önemli geçim kaynakları olan kıyı balıkçılığı ve tarımsal üretimi birlikte güçlendireceğiz. Sorunları yerinde dinleyen, çözüm için birlikte hareket eden bu anlayışı büyüterek sürdüreceğiz.”</p>
<p>Ortak Mesaj: Üretim, Emek ve Dayanışma</p>
<p>Gerçekleştirilen ziyaretler, İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Seferihisar Belediyesi’nin üretimden yana, emekten yana ve yerel kalkınmayı önceleyen ortak vizyonunu bir kez daha ortaya koydu. </p>
<p>Balıkçıların, üreticilerin ve deniz emekçilerinin taleplerinin not alındığı ziyaretlerin, önümüzdeki süreçte hayata geçirilecek projelere ışık tutması bekleniyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ureticiye-balikciya-ve-deniz-sporlarina-tam-destek-613134">Üreticiye, balıkçıya ve deniz sporlarına tam destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dr. Tunçez; &#8220;İklim Değişikliği ile Mücadelede, Geleceğimiz İçin Bugünden Harekete Geçmeliyiz&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dr-tuncez-iklim-degisikligi-ile-mucadelede-gelecegimiz-icin-bugunden-harekete-gecmeliyiz-612665</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Feb 2026 11:49:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[değişimler]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[geleceğimiz]]></category>
		<category><![CDATA[İklim Değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[kar]]></category>
		<category><![CDATA[klim]]></category>
		<category><![CDATA[kurak]]></category>
		<category><![CDATA[mücadelede]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sıcak]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>
		<category><![CDATA[tunçez]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=612665</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde gözlenen sıcaklık artışları ve yağış rejimlerindeki değişimler, iklimde yaşanan dönüşümün etkilerini daha belirgin hale getiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-tuncez-iklim-degisikligi-ile-mucadelede-gelecegimiz-icin-bugunden-harekete-gecmeliyiz-612665">Dr. Tunçez; &#8220;İklim Değişikliği ile Mücadelede, Geleceğimiz İçin Bugünden Harekete Geçmeliyiz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span>Dünya genelinde gözlenen sıcaklık artışları ve yağış rejimlerindeki değişimler, iklimde yaşanan dönüşümün etkilerini daha belirgin hale getiriyor. Bu süreç, bilimsel çalışmaların odağında yer almasının yanı sıra günlük yaşamda da giderek daha fazla fark ediliyor. Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Enerji Yönetimi Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Fatma Didem Tunçez, iklim değişikliğine ilişkin güncel gelişmeler ve alınabilecek önlemler hakkında değerlendirmelerde bulundu. </span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>“Buzullar Eriyor, Kuraklık Daha Sık Yaşanıyor”</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>KTO Karatay Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Enerji Yönetimi Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Fatma Didem Tunçez, küresel iklimde yaşanan değişimlerin özellikle yarı kurak kuşakta yer alan Türkiye açısından dikkatle takip edilmesi gerektiğini belirterek; “Bilimsel veriler, son yüzyılda dünya yüzey sıcaklığının yaklaşık 0,6°C arttığını, atmosferin alt katmanlarında ise her on yılda ortalama 0,15°C’lik bir yükseliş kaydedildiğini gösteriyor. Kar ve deniz buzullarındaki azalma, iklim sistemindeki dönüşümün önemli göstergeleri arasında yer alıyor. Buzul alanlarında ve kar örtüsünde gözlenen değişimler ile birlikte sıcak hava dalgaları ve kurak dönemlerin daha belirgin hale geldiği görülüyor. Bu sürecin etkileri Akdeniz Havzası’nda da yakından izlenmektedir. Kuzey Kutbu’nda buz kalınlığının yaz aylarında yaklaşık %40 oranında inceldiği tespit edilirken; orta ve yüksek enlemlerde şiddetli yağışların arttığı, subtropikal bölgelerde ise kurak koşulların daha yaygın hale geldiği ifade ediliyor. Ayrıca sıcak günlerin sayısında artış gözlenirken, soğuk hava dalgalarının daha sınırlı yaşandığı değerlendirilmektedir” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>“İklim Değişikliği, Tarımsal Üretimi de Etkiliyor”</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Tunçez, küresel ısınmanın Türkiye ve tarımsal üretim üzerindeki etkilerine dikkat çekerek şu değerlendirmelerde bulundu: “Türkiye’nin büyük bir bölümünün yarı kurak iklim kuşağında yer alması, iklim değişikliğinin etkilerinin daha yakından izlenmesini gerekli kılıyor. Çölleşme eğilimleri, tarım topraklarında nem dengesinin korunması, su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi ve kıyı alanlarının korunması gibi başlıklar önem kazanıyor. Bununla birlikte sel, taşkın ve orman yangınlarına karşı önleyici tedbirlerin güçlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor. İklim değişikliği tarımsal üretim süreçlerini de yeniden şekillendiriyor. Sıcaklık artışları ve yağış rejimindeki değişimler, ürün verimliliğinin korunmasına yönelik yeni uygulamaları gündeme getirirken; hasat takvimlerinin planlanması, sulama imkânlarının etkin kullanımı ve hayvancılıkta verimliliği artıracak stratejiler üzerinde duruluyor.”</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>İklim Değişikliğinin Turizm ve Enerjiye Yansımaları</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>İklim değişikliğinin tarımın yanı sıra turizm ve enerji sektörüne de etki ettiğine değinen Tunçez; “İklimde yaşanan değişimler, farklı sektörlerde planlama ve uyum çalışmalarının önemini artırıyor. Kış turizmi bölgelerinde sezon sürelerinin yeniden şekillenebileceği, yaz aylarında ise artan sıcaklıkların destinasyon tercihlerinde değişimlere yol açabileceği öngörülüyor. Enerji tarafında, hidroelektrik üretiminin su seviyelerindeki dalgalanmalardan etkilenmesi ve artan soğutma ihtiyacının elektrik talebini desteklemesi söz konusu olabilir. Bu süreç, enerji arz ve talep dengesinin dikkatle yönetilmesini gerekli kılıyor. Ayrıca güneş enerjisi santrallerinin sıcak ve kurak dönemlerde oluşabilecek çevresel etkilere karşı hazırlıklı olması, su kaynaklarının sürdürülebilir kullanımının ise tüm enerji tesisleri açısından önemini koruduğu değerlendirilmektedir” şeklinde konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>“Geleceğimiz İçin Bilinçli Adımlar Atmalıyız”</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Türkiye’nin iklim değişikliğine karşı uyum kapasitesini güçlendirecek politikalarla önemli bir dönüşüm fırsatına sahip olduğuna dikkat çeken Tunçez; “Geleceğimiz için doğru planlama ve zamanında atılacak bilinçli adımlar ile olası riskleri yönetilebilir düzeye indirebiliriz. Türkiye’nin sahip olduğu doğal kaynaklar, genç nüfus ve teknik altyapı, bu sürecin başarıyla yönetilmesinde önemli avantajlar sağlıyor. İklim değişikliğini doğru strateji ile ele alındığımızda çevresel sürdürülebilirlik, enerji verimliliği ve ekonomik dayanıklılık açısından yeni fırsatlar da sunabilir. Etkin su yönetimi ve tasarruf uygulamalarının yaygınlaştırılması, kuraklığa dayanıklı ve verimliliği artıran tarım tekniklerinin geliştirilmesi gibi adımlar hem çevresel dengeyi korumaya hem de ekonomik istikrarı güçlendirmeye katkı sağlayacaktır” diyerek bilinçli ve duyarlı adımlar atılmasının, sürdürülebilir bir gelecek inşasında belirleyici olacağını ifade etti.</span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-tuncez-iklim-degisikligi-ile-mucadelede-gelecegimiz-icin-bugunden-harekete-gecmeliyiz-612665">Dr. Tunçez; &#8220;İklim Değişikliği ile Mücadelede, Geleceğimiz İçin Bugünden Harekete Geçmeliyiz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Memorial Bodrum&#8217;da SGK Dönemi Başladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/memorial-bodrumda-sgk-donemi-basladi-612264</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Feb 2026 07:48:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[anlaşma]]></category>
		<category><![CDATA[başladı]]></category>
		<category><![CDATA[bodrum]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[memorial]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sgk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=612264</guid>

					<description><![CDATA[<p>Memorial Sağlık Grubu’nun bölgedeki önemli sağlık yatırımlarından biri olan Memorial Bodrum Hastanesi, bu anlaşma ile cerrahi ve dahili branşlardan kadın, çocuk ve kalp sağlığına; girişimsel işlemlerden ileri tanı ve tedavi yöntemlerine kadar uzanan geniş bir hizmet yelpazesini SGK’lı hastalar için erişilebilir hale getiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/memorial-bodrumda-sgk-donemi-basladi-612264">Memorial Bodrum&#8217;da SGK Dönemi Başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Memorial Sağlık Grubu’nun bölgedeki önemli sağlık yatırımlarından biri olan Memorial Bodrum Hastanesi, bu anlaşma ile cerrahi ve dahili branşlardan kadın, çocuk ve kalp sağlığına; girişimsel işlemlerden ileri tanı ve tedavi yöntemlerine kadar uzanan geniş bir hizmet yelpazesini SGK’lı hastalar için erişilebilir hale getiriyor.</p>
<p>Ortakent’te hizmet veren Memorial Bodrum Hastanesi, bölgede uzun süredir hissedilen önemli bir ihtiyaca da yanıt veriyor. Özellikle çocuk hastaların sağlığı için büyük önem taşıyan <strong>gece polikliniği hizmeti saat 00.00’a kadar</strong> devam ediyor. Kalp ve damar cerrahisi, kardiyoloji, beyin, sinir ve omurilik cerrahisi, genel cerrahi, ortopedi ve travmatoloji, üroloji, dahiliye, endokrinoloji, dermatoloji, plastik cerrahi, çocuk sağlığı ve hastalıkları, kadın hastalıkları ve doğum, perinatoloji (yüksek riskli gebelik takibi) ile ağız ve diş sağlığı alanlarında güçlü bir yapılanmaya sahip olan hastane; mikrocerrahi, el cerrahisi, çocuk nörolojisi ve pediatrik cerrahi gibi ileri uzmanlık gerektiren branşlarda da hizmet sunuyor.</p>
<p>SGK anlaşması sayesinde Bodrum ve çevresinde yaşayan vatandaşlar, sağlık hizmetleri için başka illere gitmek zorunda kalmadan, kendi bölgelerinde tam donanımlı bir hastanede ileri teknoloji olanaklarıyla tedavi olma imkânına kavuşuyor.</p>
<p><strong>“Öncelikli hedefimiz, kaliteli ve güvenilir sağlık hizmetlerini daha fazla insana ulaştırmak.”</strong></p>
<p><strong>Memorial Sağlık Grubu CEO’su</strong> <strong>Bora Uludüz</strong>, SGK anlaşmasına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi. “Memorial Bodrum Hastanesi’ni hayata geçirirken hedefimiz, Bodrum ve çevresinde yaşayan herkes için nitelikli, güvenilir ve sürdürülebilir sağlık hizmetini erişilebilir kılmaktı. 2026 yılının ilk ayında SGK anlaşmamızın devreye girmesi, bu hedefimizin en somut adımlarından biri oldu. Bugün Memorial Bodrum Hastanemiz, güçlü hekim kadrosu, ileri tanı ve tedavi altyapısı ve geniş branş yelpazesiyle bölgenin önemli sağlık merkezlerinden biri konumunda. SGK anlaşmasıyla birlikte bu hizmetleri çok daha geniş bir kesimle buluşturuyoruz. Bodrumluların sağlık ihtiyaçları için başka şehirlere gitmek zorunda kalmadığı, kendi yaşadıkları yerde Memorial kalitesine ulaşabildiği bir yapı kurmayı önemsiyoruz. Memorial Sağlık Grubu olarak her yatırımımızda olduğu gibi Bodrum’da da sağlıkta kaliteyi, güveni ve erişilebilirliği birlikte sunmaya ve bulunduğumuz bölgeye uzun vadeli değer katmaya devam edeceğiz.”</p>
<p><strong>Bölgeye Değer Katan Sağlık Yatırımı</strong></p>
<p>17 bin metrekarelik alanda hizmet veren Memorial Bodrum Hastanesi; 50 poliklinik, 7 tam donanımlı ameliyathane ve 148 yatak kapasitesiyle bölgenin en kapsamlı sağlık yatırımlarından biri olarak öne çıkıyor. Modern mimarisi, ileri tıp teknolojileri ve uzman kadrosu sayesinde kısa sürede Bodrum’un saygın sağlık merkezleri arasında yerini alan hastane, SGK anlaşmasıyla birlikte etki alanını daha da genişletti. Memorial Bodrum Hastanesi, yalnızca Bodrum’a değil; Muğla Merkez, Milas, Datça, Fethiye, Marmaris ve Göcek başta olmak üzere çevre ilçelerden gelen hastalara da nitelikli sağlık hizmeti sunarak bölgenin referans sağlık merkezi olma konumunu pekiştiriyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/memorial-bodrumda-sgk-donemi-basladi-612264">Memorial Bodrum&#8217;da SGK Dönemi Başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Geleceğin sınıfları dijital inovasyon ve basılı materyallerin gücünü birleştiriyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gelecegin-siniflari-dijital-inovasyon-ve-basili-materyallerin-gucunu-birlestiriyor-612240</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Feb 2026 07:29:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[basılı]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[geleceğin]]></category>
		<category><![CDATA[gücünü]]></category>
		<category><![CDATA[inovasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Katılımcıların]]></category>
		<category><![CDATA[materyallerin]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenme]]></category>
		<category><![CDATA[öğretim]]></category>
		<category><![CDATA[Öğretme]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[orta]]></category>
		<category><![CDATA[sınıfları]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[yenilikçi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=612240</guid>

					<description><![CDATA[<p>Epson’un gerçekleştirdiği araştırmaya göre ebeveynlerin ve öğretmenlerin %73’ü projektörleri eğitimde temel araçlar arasında görürken, %61’i ise bu teknolojilerin öğrencilerin derse katılımını artırdığını söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gelecegin-siniflari-dijital-inovasyon-ve-basili-materyallerin-gucunu-birlestiriyor-612240">Geleceğin sınıfları dijital inovasyon ve basılı materyallerin gücünü birleştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Epson’un gerçekleştirdiği araştırmaya göre ebeveynlerin ve öğretmenlerin %73’ü projektörleri eğitimde temel araçlar arasında görürken, %61’i ise bu teknolojilerin öğrencilerin derse katılımını artırdığını söylüyor. Katılımcıların %65’i yazıcıların etkili öğretme ve öğrenme için vazgeçilmez olduğunu belirtirken, yarıdan fazlası da basılı materyallerin daha derin okuma ve anlama sağladığını ifade ediyor. Bu bulgular, dijital ve basılı eğitimin birlikte kullanıldığı, hibrit bir yaklaşımın gerekliliğine işaret ediyor. Katılımcıların çoğunluğu (%59), öğrenmenin daha yenilikçi ve ilgi çekici hale gelmesi gerektiğini düşünürken, yarıdan fazlası okulların en yeni teknolojilere erişiminin artırması gerektiğini vurguluyor.</strong></p>
<p>Epson’un gerçekleştirdiği araştırma yeni teknolojilere erişimin, geleceğin sınıflarını inşa etmek ve güçlü öğrenme çıktıları elde etmek için temel bir unsur olduğunu ortaya koyuyor. Araştırmaya katılanlar; daha yenilikçi, ilgi çekici, sürükleyici ve etkileşimli öğrenme ortamlarına duyulan ihtiyacın altını çiziyor. </p>
<p><strong>Hibrit eğitim yapısı etkili sonuçlar veriyor</strong></p>
<p>Projektörler gibi dijital araçlar öğretimi ve iş birliğini güçlendiren çözümler olarak görülürken, basılı materyaller de önemini koruyor. Hem ebeveynler hem de öğretmenler basılı materyallerin daha derin okuma ve anlama sağladığını belirterek, geleceğin sınıflarının geleneksel öğrenme yöntemleri ile yenilikçi dijital platformların bir araya geldiği hibrit bir yapıda en etkili sonuçları vereceği görüşünü destekliyor.</p>
<p><strong>Dijital platformlar sınıfların ayrılmaz parçası</strong></p>
<p>Epson’un eğitim kurumlarındaki öğrenme yaklaşımlarının etkinliğine ilişkin öğretmen ve ebeveyn algısını ölçmek amacıyla gerçekleştirdiği araştırma sonuçlarına göre; katılımcıların %76’sı dijital platformların sınıfların ayrılmaz bir parçası olduğunu düşünüyor. Bununla birlikte, öğretmen ve ebeveynlerin önemli bir bölümü de basılı kaynakların daha derin okuma ve anlama becerilerini desteklemeye devam ettiğini vurguluyor. Katılımcıların yarıdan fazlası, basılı öğrenme materyallerinin daha güvenilir ve odaklanmayı kolaylaştıran bir öğrenme deneyimi sunduğunu ifade ederken, Orta Doğu’da bu görüşün en güçlü olduğu ülkeler %64 ile Suudi Arabistan ve %62 ile Birleşik Arap Emirlikleri oldu.</p>
<p><strong>Dijital araçlar ile basılı materyallerin birlikte kullanılmasının önemi artıyor</strong></p>
<p>Katılımcıların çoğunluğu (%59), okulların daha yenilikçi ve ilgi çekici öğretim yöntemleri kullanması gerektiğini belirtirken, büyük bir kesim de en yeni teknolojilere erişimin kritik önem taşıdığını belirtiyor. Veriler, dijital araçlar ile basılı materyallerin birlikte kullanılmasının günümüz eğitim ihtiyaçlarını daha iyi karşılayacağını gösteriyor.</p>
<p><strong>Projektörler eğitimde verimliliği artırıyor</strong></p>
<p>Tüm katılımcılar genelinde, %73’lük bir kesim projektörleri sınıflar için vazgeçilmez bir teknoloji olarak değerlendiriyor. Katılımcıların %67’si projektör kullanımının öğrenme sürecini zenginleştirdiğini, %63’ü öğrenilen içeriği daha akılda kalıcı hale getirdiğini ve %61’i öğrenci katılımını artırdığını belirtiyor. Ankete katılanların %60’ı ise projektörlerin yaratıcılık ve hayal gücünü tetikleme potansiyelini en önemli fayda olarak görüyor. </p>
<p>Türkiye’de ise katılımcıların %60’ı projektör kullanımının; öğrenme sürecini zenginleştirdiğini, %58’i öğrenilen içeriğini daha akılda kalıcı hale getirdiğini, %58’i öğrenci katılımını artırdığını, %70’i yaratıcılık ve hayal gücünü tetikleme potansiyelini artırdığını, %63’ü ise projektörlerin eğitimi daha verimli bir hale getirdiğini belirtiyor.</p>
<p>Fiziksel araçlara bakıldığında ise katılımcıların yaklaşık yarısı basılı materyallerin bilgiyi daha iyi hatırlamayı desteklediğini ve not alma ile işaretleme açısından önemli avantajlar sunduğunu ifade ediyor. Türkiye’deki katılımcıların %53’ü basılı materyallerin okunmasının daha kolay olduğunu, %55’i derin okuma ve anlama becerisini teşvik ettiğini, %46’sı bu tip materyallere daha kolay erişildiğini, %51’i basılı materyallere daha kolay not alma ve açıklama eklenebildiğini belirtiyor. </p>
<p><strong>Yenilikçi ve ilgi çekici öğretim yöntemlerinin benimsenmesi gerekiyor</strong></p>
<p>Katılımcıların üçte ikisinden fazlası (%69), öğrencilerin dizüstü bilgisayar ve tablet kullanımına bağlı olarak zaman zaman ekran yorgunluğu yaşadığını belirtirken, %59’u basılı materyallerin gözler için daha rahat bir çalışma ortamı sağladığını ifade ediyor.</p>
<p>Geleceğe yönelik iyileştirme yapılması gereken alanlara bakıldığında ise; katılımcılar öğretme ve öğrenme etkinliğini artırabilecek çeşitli öncelikleri belirliyor. En sık dile getirilen öneriler arasında; %59 ile daha yenilikçi ve ilgi çekici öğretim yöntemlerinin benimsenmesi yer alıyor. Bunun yanı sıra öğretmen eğitimlerinin ve mesleki gelişim olanaklarının iyileştirilmesi ile yeni teknolojilere erişimin artırılması da öne çıkan başlıklar arasında bulunuyor.</p>
<p>Tüm pazarlarda öğretmen ve ebeveynlerin neredeyse yarısı, yapay zekânın öğretim ve öğrenme süreçlerine entegre edilmesini destekliyor. Bu destek, çoğunluğun olumlu görüş bildirdiği Suudi Arabistan’da en yüksek seviyeye ulaşıyor. Ayrıca, tüm pazarlarda sürdürülebilirliğin önemi konusunda güçlü bir uzlaşı bulunuyor; katılımcıların %92’si eğitim ortamları için teknoloji çözümleri seçilirken çevre dostu özelliklerin önemli bir kriter olduğunu belirtiyor.</p>
<p><strong>Hibrit öğretim yaklaşımına talep artıyor</strong></p>
<p>Epson META-CWA (Orta Doğu, Türkiye, Afrika, Orta ve Batı Asya) Ticari Operasyonlar Başkan Yardımcısı Suat Özsoy: “Epson olarak öğrencileri ve eğitimcileri yenilikçi araçlarla destekleyerek sınıfların geleceğini şekillendiriyoruz. Son araştırmamız, dijital çözümler ile basılı materyallerin kanıtlanmış faydalarını bir araya getiren hibrit öğretim yaklaşımına olan talebin giderek arttığını gösteriyor. Projektörlerimiz, sınıfları etkileşimli ve ilgi çekici öğrenme alanlarına dönüştürürken, gelişmiş yazıcılarımız da basılı materyallerin somut avantajlarını sunuyor. Tüm bunları sürdürülebilirlik odağıyla hayata geçiriyoruz. Bu teknolojiler birlikte kullanıldığında dinamik ve zenginleştirici bir eğitim deneyimi sağlıyor.” diyor.</p>
<p>Epson’un teknoloji portföyünde modern özelliklerle donatılmış yazıcı ve projektör çözümleri yer alıyor. Yazıcılar; düşük enerji tüketimi, minimum atık, kompakt tasarım ve yüksek güvenilirlik sunacak şekilde tasarlanıyor. Epson projektörleri ise büyük ve ölçeklenebilir görüntüleme alanlarıyla eğitimcilerin daha etkileşimli ve iş birliğine dayalı öğrenme ortamları oluşturmasına destek oluyor. Çoklu dokunmatik kalem ve parmak desteği, kablosuz BYOD bağlantısı ve Miracast üzerinden ekran yansıtma gibi esnek etkileşim seçenekleri sayesinde Epson projektörleri, sınıf içinde bilgi paylaşımını ve etkileşimi artırarak sürükleyici ve uygulamalı öğrenme deneyimleri sunuyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gelecegin-siniflari-dijital-inovasyon-ve-basili-materyallerin-gucunu-birlestiriyor-612240">Geleceğin sınıfları dijital inovasyon ve basılı materyallerin gücünü birleştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dursun Aydın Özbek: &#8220;Sponsorluk iş birliklerimiz sayesinde hem kulübümüz hem de markalar kazanıyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dursun-aydin-ozbek-sponsorluk-is-birliklerimiz-sayesinde-hem-kulubumuz-hem-de-markalar-kazaniyor-611418</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Feb 2026 10:59:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[aydın]]></category>
		<category><![CDATA[başa]]></category>
		<category><![CDATA[birliklerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[corendon]]></category>
		<category><![CDATA[dursun]]></category>
		<category><![CDATA[futbol]]></category>
		<category><![CDATA[galatasaray]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[milli]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[özbek]]></category>
		<category><![CDATA[sayesinde]]></category>
		<category><![CDATA[sponsorluk]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[sport]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611418</guid>

					<description><![CDATA[<p>Brand &#038; Sports Summit 2026, “Oyunu Değiştirenler” temasıyla Kadıköy Paribu Art’ta gerçekleşti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dursun-aydin-ozbek-sponsorluk-is-birliklerimiz-sayesinde-hem-kulubumuz-hem-de-markalar-kazaniyor-611418">Dursun Aydın Özbek: &#8220;Sponsorluk iş birliklerimiz sayesinde hem kulübümüz hem de markalar kazanıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Brand &#038; Sports Summit 2026, “Oyunu Değiştirenler” temasıyla Kadıköy Paribu Art’ta gerçekleşti. Zirve kapsamında düzenlenen Corendon Sport Talks’un konuğu olan Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Dursun Aydın Özbek, sporda sponsorluğun stratejik rolünü anlatarak, finansal sürdürülebilirlik ve tesisleşmenin önemine değindi.</strong></p>
<p>Spor ve iletişim dünyasının önde gelen profesyonellerini bir araya getiren Brand &#038; Sports Summit, 5–6 Şubat 2026 tarihlerinde Kadıköy Paribu Art’ta “Oyunu Değiştirenler” temasıyla gerçekleştirildi. Spor ve iletişim endüstrileri arasında güçlü bir köprü kuran zirve; sporda değişen yaklaşımların, yeni iş modellerinin ve ilham veren uygulamaların ele alındığı özgün bir paylaşım platformu olma özelliğini bu yıl da sürdürdü.</p>
<p>Zirvenin ana destekçileri arasında yer alan yenilikçi hava yolu markası Corendon Airlines’ın spora yaptığı katkıların önemli bir yansıması olan Corendon Sport Talks, Brand &#038; Sports Summit kapsamında gerçekleştirildi. 6 Şubat’ta Hürriyet Gazetesi Spor Müdürü Mehmet Arslan’ın moderatörlüğünde düzenlenen oturumun konuğu, Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Dursun Aydın Özbek oldu. “Sporda Sponsorluğun Stratejik Önemi” başlığıyla gerçekleşen oturumda, sponsorluk çalışmalarının kulüpler için taşıdığı kritik rol, sürdürülebilir başarıya katkısı ve Galatasaray’ın bu alandaki uzun vadeli vizyonu ele alındı.</p>
<p><strong>Hedeflere ulaşma yolunda desteğin önemi</strong></p>
<p>Galatasaray Spor Kulübü’nün misyonunun; sporun ve olimpik branşların sevilmesine ve yaygınlaşmasına katkı sağlamak olduğunu vurgulayan Özbek, “Türkiye’de ve Avrupa’da başarılı olmayı hedefliyoruz. Bu hedeflere ulaşmak için güçlü desteklere ihtiyaç var. Sponsorluklar bu noktada devreye giriyor. Sponsorlarımız, Galatasaray gibi bir dünya markasıyla iş birliği yapmaktan büyük memnuniyet duyuyor. Sponsorluk iş birliklerimiz sayesinde hem kulübümüz hem de markalar kazanıyor” dedi.</p>
<p><strong>Hedef sponsorluk gelirini 100 milyon avronun üzerine taşımak</strong></p>
<p>Kulübün sponsorluk gelirlerine ilişkin de önemli bilgiler paylaşan Özbek, bu sezon 85–90 milyon avro bandında sponsorluk desteği sağlandığını, hedeflerinin bu rakamı 100 milyon avronun üzerine taşımak olduğunu belirtti. Sponsorluk anlayışlarının yalnızca logo görünürlüğüyle sınırlı olmadığını vurgulayan Özbek, “Markalarla projeler geliştirerek, iş ortaklıkları kurarak birlikte değer yaratmayı önemsiyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Stadyum deneyimini geliştiren yenilikler</strong></p>
<p>Stadyum deneyimini geliştirmeye yönelik yatırımlara da değinen Özbek, ailelerin statlara daha fazla gelmeye başladığını, bu doğrultuda etkinliklerin yeniden kurgulandığını söyledi. Özbek, LED alanlarının artırılmasıyla sponsor görünürlüğünün güçlendirildiğini belirtti.</p>
<p>Özbek, yayın gelirlerindeki düşüşe dikkat çekerek, “400 milyon avroluk bütçemizin yalnızca 11–12 milyon avrosu naklen yayın gelirlerinden geliyor. Bu nedenle faaliyet dışı gelirleri artırmaya odaklanıyoruz” dedi.</p>
<p><strong>Tüm branşlar Aslantepe’de toplanıyor</strong></p>
<p>Riva ve Florya projelerinin kulüp için stratejik öneme sahip olduğunu ifade eden Özbek, bu projelerin meyvelerini vermeye başladığını belirtti. Finansal sürdürülebilirliği sağladıklarını söyleyen Özbek, tesisleşme vizyonuna da dikkat çekti. Futbol dışında 17 branşta faaliyet gösteren Galatasaray’ın tüm branşlarını Aslantepe’de toplayacak, 365 gün yaşayan büyük bir tesis projesinin temelinin mart–nisan aylarında atılacağını açıkladı. Özbek ayrıca, Mecidiyeköy ve Kemerburgaz futbol tesisleri gibi projelerin de başarıyla ilerlediğini sözlerine ekledi.</p>
<p><strong>Temel misyon: Avrupa’da başarı</strong></p>
<p>Genç taraftar kitlesiyle iletişimi güçlendirmeye büyük önem verdiklerini belirten Özbek, Z kuşağına yönelik dijital projeler ve sosyal medya çalışmalarıyla Avrupa’daki birçok kulübü geride bırakan erişim rakamlarına ulaştıklarını ifade etti. Avrupa’da başarılı olmanın Galatasaray’ın temel misyonlarından biri olduğunu vurgulayan Özbek, finansal disiplinle birlikte sportif başarıyı da aynı anda hedeflediklerini dile getirdi.  Özbek, “UEFA&#8217;da karşılaştığımız takımları yenen, yarışmacı bir takım kurmak zorundayız” diye konuştu.</p>
<p><strong>Taraftarlara mesaj</strong></p>
<p>Konuşmasının sonunda taraftarlara özel bir mesaj ileten Özbek, Galatasaray’ın gücünün arkasında taraftar tutkusunun yer aldığını belirterek, “Biz taraftarlarımızla birlikte büyüyoruz. Onlar yanımızda olduğu sürece başaramayacağımız hiçbir şey yok” dedi.</p>
<p><strong>Spora değer katan yayın serisi: Corendon Sport Talks</strong></p>
<p>Havacılık ve turizm sektörlerinde hayata geçirdiği yeniliklerle milyonlarca yolcuyu hayallerindeki destinasyonlara ulaştıran Corendon Airlines, 20. kuruluş yılı kapsamında hayata geçirdiği Corendon Sport Talks video serisiyle spora verdiği desteği sürdürmeye devam ediyor. Sporun birleştirici gücünü merkeze alan bu özel projede, Türk spor tarihine iz bırakan isimlerin ilham veren hikâyeleri geniş kitlelerle buluşuyor.</p>
<p>Spor dünyasına farklı bir bakış sunmayı hedefleyen Corendon Sport Talks’un 2025-2026 yıllarında yayınlanan bölümlerinde konuk olan isimler şöyle:</p>
<ul>
<li>Onvo Antalyaspor Teknik Direktörü Emre Belözoğlu ve Corendon Turizm Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Yıldıray Karaer</li>
<li>Beşiktaş JK eski başkanı, iş insanı ve spor yöneticisi Hüseyin Yücel, FIFA eski hakemi ve futbol yorumcusu Fırat Aydınus</li>
<li>Muratpaşa Belediyesi Spor Kulübü Genç Kızlar Voleybol Takımı&#8217;ndan Dora Badem, Yaren Çalışkan ve Selvi Alpaslan</li>
<li>Gazeteci, sunucu ve futbol yorumcusu Ersin Düzen, eski milli futbolcu ve futbol yorumcusu Nihat Kahveci ile eşi sunucu Fulya Sever Kahveci</li>
<li>Eski milli basketbolcu ve TBF Sportif Direktörü Alper Yılmaz ile eski milli basketbolcu ve Türkiye Basketbol Federasyonu Başkan Vekili Harun Erdenay</li>
<li>Corendon Alanyaspor&#8217;un teknik direktörü João Pereira</li>
<li>Profesyonel Tur Rehberi, Turizm Pazarlama Uzmanı ve Sürdürülebilir Turizm Gönüllüsü Ceylan Şensoy ile biricik annesi Milli Atlet ve Antrenör Çiçek Solon Şensoy</li>
<li>Corendon Alanyaspor kaptanı, Türk millî futbolcu Efecan Karaca</li>
<li>Corendon Airlines Tahtalı Run to Sky yarışının organizatörlerinden ve Merrell Skyrunner® World Series direktörü Andres Olivera ve Amerikalı profesyonel koşucu Morgan Eliiot</li>
<li>Triatlet ve içerik üreticisi Fatih Topçu</li>
<li>Fenerbahçe Kadın Futbol Takımı Kaptanı, Türk Millî Futbolcu Yağmur Uraz</li>
<li>Spor Spikeri ve Sunucu Ertem Şener</li>
<li>Spor spikeri, sunucu ve gazeteci Fuat Akdağ</li>
<li>Ünlü oyuncu ve sunucu Selçuk Yöntem</li>
<li>Eski milli futbolcu ve teknik direktör Arda Turan</li>
<li>Hull City AFC futbol takımı sahibi Acun Ilıcalı</li>
<li>Polonya asıllı Alman futbolcu Lukas Podolski</li>
<li>Türk teknik direktör ve eski millî futbolcu Mustafa Denizli</li>
<li>2024 Avrupa Güreş Şampiyonası altın madalya sahibi milli güreşci Nesrin Baş</li>
<li>A Milli Kadın Voleybol Takımı Liberosu ve Eczacıbaşı Dynavit kaptanı Simge Aköz</li>
<li>Argeus Travel &#038; Events Yönetici Ortağı ve Salomon Cappadocia Ultra-Trail Organizatörü Aydın Ayhan Güney ile; belgesel yapımcısı, Sport Point Extreme CEO’su ve Kurucu Ortağı, ayrıca Skechers Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi ve Kurucu Ortağı Orkun Olgar</li>
<li>Wellness &#038; Yoga Eğitmeni, Sunucu ve Yazar Ece Vahapoğlu, Joy of Athletics &#038; Gurme Run Kurucusu, Eski Milli Triatlet Bahar Saygılı ve Team Corendon ekibinde yer alan Corendon Airlines çalışanlarından Uçuş Operasyon Uzmanı Ali Özkan ile Uçuş Ağı Planlama ve Zamanlama Müdür Yardımcısı Ceren Küçükçetin</li>
<li>Dünya ve Avrupa Karate Şampiyonu, Milli sporcu Serap Özçelik Arapoğlu</li>
<li>Eski Futbolcu ve Teknik Direktör Yılmaz Vural</li>
</ul>
<p>Corendon’un, Corendon Sport Talks video serisinin yanı sıra spor dünyasına değer katmak hedefiyle yaptığı çalışmalar Corendon Sports Instagram sayfasından takip edilebiliyor: https://www.instagram.com/corendonsports/   </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dursun-aydin-ozbek-sponsorluk-is-birliklerimiz-sayesinde-hem-kulubumuz-hem-de-markalar-kazaniyor-611418">Dursun Aydın Özbek: &#8220;Sponsorluk iş birliklerimiz sayesinde hem kulübümüz hem de markalar kazanıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çiğli&#8217;de Deprem Gerçeği Bilimle Konuşuldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ciglide-deprem-gercegi-bilimle-konusuldu-611338</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Feb 2026 07:29:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[6 Şubat]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[bilimle]]></category>
		<category><![CDATA[çiğli]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[forum]]></category>
		<category><![CDATA[gerçeği]]></category>
		<category><![CDATA[hasan]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[konuşuldu]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[Sözbilir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611338</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çiğli Belediyesi, 6 Şubat 2023’te yaşanan ve ülkemizi derinden sarsan depremlerin yıl dönümünde, deprem gerçeğine dikkat çekmek ve toplumda farkındalık oluşturmak amacıyla Dokuz Eylül Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü DAUM Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir’in katılımı ile  “Deprem Forumu” düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ciglide-deprem-gercegi-bilimle-konusuldu-611338">Çiğli&#8217;de Deprem Gerçeği Bilimle Konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çiğli Belediyesi, 6 Şubat 2023’te yaşanan ve ülkemizi derinden sarsan depremlerin yıl dönümünde, deprem gerçeğine dikkat çekmek ve toplumda farkındalık oluşturmak amacıyla Dokuz Eylül Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü DAUM Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir’in katılımı ile  “Deprem Forumu” düzenledi.</p>
<p>Çiğli Belediyesi, 6 Şubat depremlerinin ardından afetlere karşı daha dirençli bir kent oluşturma hedefi doğrultusunda çalışmalarını sürdürmeye devam ediyor. Alanında uzman isimlerden Prof. Dr. Hasan Sözbilir’in katılımıyla gerçekleştirilen forumda; deprem riski, afetlere hazırlık süreci ve alınması gereken önlemler ele alındı.  Forum öncesinde 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybedenlerin anısına 1 dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Forum sonunda ise Başkan Yıldız, Sözbilir’e bir plaket takdim etti.</p>
<p><b>Başkan Yıldız: “Depreme Dayanıklı Kentler İnşa Etmek Asli Görevimizdir”</b></p>
<p>Forumun açılış konuşmasını yapan Çiğli Belediye Başkanı Onur Emrah Yıldız, depreme karşı dirençli kentlerin hayati önem taşıdığını vurguladı. Yıldız,  “Göreve geldikten sonra her yerde söyledim; bir belediye başkanının asli hizmetleri arasında çöp, yol, asfalt ne kadar göreviyse, depreme dayanıklı bir kent inşa etmek de o denli önemli bir unsurdur. Bu kadar kıymetli bir hocamızı burada ağırlamaktan dolayı çok mutluyum. Depremin ne zaman ve nerede olacağını bilmiyoruz ama şunu iftiharla söyleyebilirim ki 18 ay gibi bir sürede 14 milyon metrekarelik bir alanda plan çalışması yaptık. Deprem öldürmez, depreme karşı çare bilimdir. Ne yazık ki ihmal öldürür. Umarım depremle yüzleşmeyiz ancak bizler dirençli kentler yapmalıyız. 6 Şubat’ta 11 ilimizde hayatını kaybedenlere bir kez daha rahmet diliyorum. Umarım hem yerel hem de merkezi idareler üzerine düşen her şeyi yapar” dedi.</p>
<p><b>Prof. Dr. Sözbilir: “6 Şubat, Dünyadaki En Büyük Depremlerden Biri”</b></p>
<p>Forumda kapsamlı bir sunum gerçekleştiren Prof. Dr. Hasan Sözbilir, 6 Şubat depremlerinin bilimsel açıdan taşıdığı öneme dikkat çekti. Sözbilir, “Bu deprem, dünyada ‘süper döngü depremi’ olarak tanımlanan çok büyük depremlerden biridir. Yaklaşık 550 kilometrelik fay hattı kırıldı. Bu büyüklük, demiri ve çeliği bile bükebilecek bir enerjiyi ortaya çıkardı” dedi.</p>
<p><b>Sözbilir’den Çiğli Değerlendirmesi</b></p>
<p>Son 25 yılda depremlerin ülke ekonomisine yaklaşık 236 milyar ABD doları zarar verdiğini kaydeden Sözbilir, deprem yönetmeliğinin bu yıl bir kez daha değişeceğini ve İzmir için 200 eylem planı bulunduğunu aktardı. İzmir’de yapı stokunun yüzde 50’sinin eski yönetmeliğe ait olduğunu, yüzde 30’unun ise ruhsatsız ve kaçak olduğunu belirten Sözbilir, kentsel dönüşümün zorunlu olduğunu söyledi. Çiğli ilçesi özelinde değerlendirmelerde bulunan Sözbilir, ilçede doğrudan diri fay hattı bulunmadığını, en yakın aktif fayın Menemen Fayı olduğunu ifade etti. Çiğli’nin zemin yapısının İzmir’in birçok bölgesine göre daha iyi durumda olduğunu, 1999 öncesi yapı oranının yüzde 20’lerde olmasının önemli bir avantaj sağladığını belirtti.</p>
<p><b>“Asıl Hedefimiz Zarar Azaltma Olmalı</b>”</p>
<p>Türkiye’de özellikle 1975–1999 yılları arasında, jeolojik etüt yapılmadan inşa edilen yapıların büyük risk taşıdığını belirten Sözbilir, afet yönetiminde en önemli unsurun deprem öncesi alınacak önlemler olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Sözbilir,  “Enkazdan kurtarma konusunda belirli bir deneyime sahibiz. Ancak asıl iyi olmamız gereken konu, zarar azaltma ve afet gelmeden önce önlem almaktır.</p>
<p><b>Ayda Bebek Afet Enstitüsü kuruluyor</b></p>
<p>Prof. Dr. Hasan Sözbilir, İzmir Deprem Master Planı kapsamında yürütülen çalışmalara değinerek, afetlere karşı daha bilinçli bir toplum oluşturmak amacıyla bir Afet Enstitüsü kurulmasına karar verildiğini açıkladı. Sözbilir, enstitüye 30 Ekim 2020 İzmir depreminde 92 saat sonra enkazdan kurtarılan Ayda Bebeğin adının verileceğini ifade et</p>
<p><b> “Deprem Konutları Hayati Önemde”</b></p>
<p>Deprem konutlarının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Hasan Sözbilir, kentsel dönüşümün tek başına yeterli olmadığını belirtti. Deprem beklenen bölgelerde sağlam ve güvenli konutlar inşa edilmesi gerektiğini vurgulayan Sözbilir, çürük binalarda yaşayan vatandaşların bu konutlara taşınmasının can kayıplarını önleyeceğini ifade etti.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ciglide-deprem-gercegi-bilimle-konusuldu-611338">Çiğli&#8217;de Deprem Gerçeği Bilimle Konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmangazi&#8217;de Afet Bölgesinde Medya Enformasyonu Konuşuldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/osmangazide-afet-bolgesinde-medya-enformasyonu-konusuldu-611071</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Feb 2026 08:09:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[6 Şubat]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bölge]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesinde]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[enformasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[görev]]></category>
		<category><![CDATA[Haberci]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[konuşuldu]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611071</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi, asrın felaketi olarak nitelendirilen 6 Şubat depreminin 3’üncü yıl dönümünde düzenlediği “Medya Buluşmaları” programıyla, afet dönemlerinde doğru haberciliğin ve vatandaşların doğru bilgilerle aydınlatılmasının önemine dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazide-afet-bolgesinde-medya-enformasyonu-konusuldu-611071">Osmangazi&#8217;de Afet Bölgesinde Medya Enformasyonu Konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span>Osmangazi Belediyesi, asrın felaketi olarak nitelendirilen 6 Şubat depreminin 3’üncü yıl dönümünde düzenlediği “Medya Buluşmaları” programıyla, afet dönemlerinde doğru haberciliğin ve vatandaşların doğru bilgilerle aydınlatılmasının önemine dikkat çekti. Deprem bölgesinde 3 ay boyunca görev yapan Anadolu Ajansı Bursa Bölge Müdürü Erdinç Aksoy ile Anadolu Ajansı Bursa Bölge Muhabiri Sergen Sezgin, sahadaki izlenimlerini öğrencilerle paylaştı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Gençlik ve Girişimcilik Merkezi’nde “Afet Bölgesinde Medya Enformasyonu” başlığıyla düzenlenen programın konukları, Anadolu Ajansı Bursa Bölge Müdürü Erdinç Aksoy ve Anadolu Ajansı Bursa Bölge Muhabiri Sergen Sezgin oldu. Depremin ilk anından itibaren 3 ay boyunca sahada görev yapan Aksoy ve Sezgin, söyleşide afet dönemlerinde doğru haberciliğin ne kadar hayati bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Yıldırım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Gazetecilik Bölümü öğrencilerinin katıldığı programda, geleceğin gazeteci adayları usta muhabirlerden mesleki bilgi ve tecrübe edinme fırsatı buldu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“Afet Haberciliği Önem Verilmesi Gereken Konu”</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Moderatörlüğünü Sevda Kurul’un yaptığı programda konuşan Anadolu Ajansı Bursa Bölge Müdürü Erdinç Aksoy, “Gazetecilerin normalde görevi toplumsal olaylarda insanları bilgilendirmek. Ama büyük afetler yaşandığında bu iş biraz daha kamusal bir sorumluluğa dönüşüyor. Afet dönemlerinde bilgiye çok daha fazla ihtiyaç duyuluyor ve doğru bilginin önemi kat kat artıyor. Depremler bunun en çarpıcı örneği. 6 Şubat’ta olduğu gibi bazen aynı anda birçok kent ve milyonlarca insan bu durumdan doğrudan etkileniyor. Böyle zamanlarda ortalıkta çok fazla bilgi dolaşıyor. İnsanlar bölgeden gelen bilginin hangisinin doğru olduğunu bilmek istiyor. İşte tam da bu noktada gazetecilere çok büyük görev düşüyor. Afet ve savaş bölgelerinde çalışmak bir gazeteci için gerçekten çok zor. Asıl zorluk ise bu afetleri ve savaşları bizzat yaşamış insanların hikayelerini anlatmak. Hem doğru bilgiyi vermek hem de bu insanların yaşadıklarını hassas bir şekilde aktarmak gibi iki büyük sorumluluk var. Bu yüzden afet haberciliği üzerine daha fazla konuşulması, tartışılması ve bunun ayrı bir habercilik alanı olarak görülmesi gerektiğini düşünüyorum” şeklinde konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“Doğru Habercilik Afet Dönemlerinde Çok Önemli”</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>6 Şubat depreminin birçok insanın meslek hayatında karşılaşabileceği en büyük felaketlerden biri olduğunu belirten Aksoy, “Eskiden haberde etkileşim tek taraflıydı. Siz haberi veriyordunuz, karşı taraftan herhangi bir etkileşim ancak telefon açarlarsa olabiliyordu. Dijital dünyada artık böyle değil. Verdiğiniz bir bilginin etkileşimini anında alıyorsunuz. Bilgi çok hızlı yayılıyor, enformasyonun bu kadar hızlı yayıldığı dijital çağda doğal olarak dezenformasyonda çok hızlı yayılıyor. Bu durum afet dönemlerinde 100 katına çıktığı oluyor. Çünkü herkes paylaşım yapıyor ve bir bilgiyi yayıyor. İnsanlar ilk gördüğü ve okuduğuna genellikle inanıyor. 6 Şubat çok büyük bir felaketti. Bütün bir kentin tüm yapıları ve nüfusuyla etkilendiği bir depremdi. O kadar geniş bir alana yayılmıştı ki sizin koordine olabileceğiniz bina ve ekibinizin konaklayabileceği bir alan yoktu. Savaş bölgesinde görev yapanlar bile deprem bölgesinden iyi şartlarda çalışıyorlar. O kadar kötü ve olumsuz şartların egemen olduğu bir görev bölgesiydi. Siz yanlış bilgilerle kamuoyunu yanlış yönlendirirseniz yardım çalışmalarının doğru insanlara ulaşmasına engel olursunuz. Bu gerçekten ciddi bir sorumluluk. Afet dönemlerinde hızlı habercilik önemli ama en önemlisi doğru olabilmek, doğru bilgiyi aktarabilmek” ifadelerini kullandı. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“Deprem Bölgesinde Oturup Gözyaşı Döktüğümüz Zamanlar Oldu”</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Programda deprem bölgesindeki izlenimlerini paylaşan Anadolu Ajansı Bursa Bölge Muhabiri Sergen Sezgin ise, “12 yıldır muhabirlik mesleğini yapıyorum. Çeşitli afetler gördüm ama 6 Şubat depremi bunların en büyüğüydü. &#8216;İnsan olmak mı, haberci olmak mı bunu en çok sorguladığımız dönemdi. Çok fazla şeyle karşı karşıya kaldık ve yaşadık. Yeri geldi duygularımızı bir kenara koymak zorunda kaldık. Bir an oldu duygularımızla çalışmak durumunda kaldık. Deprem bölgesinde oturup gözyaşı döktüğümüz zamanlarımız oldu. Bunların geneline baktığımızda her zaman profesyonelliğimizi korumamız gerekiyor. Evet, insanız bir yandan da kamuoyunu bilgilendirmek için doğru bilgiler paylaşmamız gerekiyor. Bunu ön plana alarak çalışmak zorunda kaldık. Bölgede 48 saat boyunca insan üstü çalıştığımız ve kaldırımlarda uyuduğumuz durumlar oldu. Çok fazla şey yaşadık ama orada insanlar depremden etkilenen 11 ildeki felaketi görsün diye çok çaba sarf ettik” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Söyleşinin sonunda Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir, konuklara günün anısına teşekkür hediyesi takdiminde bulundu. </span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazide-afet-bolgesinde-medya-enformasyonu-konusuldu-611071">Osmangazi&#8217;de Afet Bölgesinde Medya Enformasyonu Konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Tugay: Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği&#8217;ni Hatay&#8217;da toplayalım</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-turkiye-saglikli-kentler-birligini-hatayda-toplayalim-610861</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Feb 2026 10:05:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[birliği]]></category>
		<category><![CDATA[bölge]]></category>
		<category><![CDATA[depremin]]></category>
		<category><![CDATA[hatay]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[kentler]]></category>
		<category><![CDATA[ni]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[sorunlar]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610861</guid>

					<description><![CDATA[<p>6 Şubat depremlerinin üçüncü yıl dönümü öncesinde Hatay’da bulunan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, özellikle sağlık alanında ciddi sıkıntılar yaşandığını vurguladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-turkiye-saglikli-kentler-birligini-hatayda-toplayalim-610861">Başkan Tugay: Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği&#8217;ni Hatay&#8217;da toplayalım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>6 Şubat depremlerinin üçüncü yıl dönümü öncesinde Hatay’da bulunan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, özellikle sağlık alanında ciddi sıkıntılar yaşandığını vurguladı. Kamuoyunun dikkatini bölgeye çekmek amacıyla başkanlığını yürüttüğü Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği’nin Hatay’da toplanabileceğini söyleyen Başkan Tugay, “Yapılan destekleri küçümsememek gerekir. İnsanların en büyük ihtiyacı, sorunları tamamen çözülmese bile kendileri için çaba gösterildiğini görmektir. Bu umut verir, insanları güçlendirir. Herkesin elinden geleni yapması gerekiyor” dedi. </p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, 6 Şubat depreminin yıl dönümü öncesinde geldiği Hatay’daki ikinci gün programına, Hatay Tabip Odası Başkanı Sevdar Yılmaz ve yönetim kurulu üyelerini ziyaret ederek başladı. Ziyarete; İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Başak Bayram, Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanı Ela Hızlı, Afet İşleri Dairesi Başkanı Eylem Ulutaş Ayatar, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin CHP’li genç meclis üyeleri ile CHP İzmir İl Gençlik Kolları Başkanı Ruhsar Selis Çelik Kınacı da katıldı. Programda, İzmir ile Hatay arasındaki dayanışma köprüsünün güçlendirilmesi vurgulandı. İzmir Büyükşehir Belediyesi ayrıca Hatay Tabip Odası ve bölgedeki sağlık kuruluşlarına tıbbi ve medikal malzeme desteğinde bulundu.</p>
<p><strong>“Bölgede geleceğe taşınması muhtemel sorunlar var”</strong><br />İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Hatay’a depremin yaralarını sarmak amacıyla geldiklerini söyledi. Yurttaşların birçok sıkıntının yanı sıra ciddi sağlık sorunları yaşadığına tanık olduklarını belirten Tugay, depremin ardından kentin yeniden planlanmasının büyük önem taşıdığına dikkat çekti. Planlamanın sağlıklı yapılmadığını ifade eden Tugay, “Ulaşım, altyapı, sosyal donatı alanları ve sağlık hizmetlerinde ciddi bir plansızlık söz konusu. Yalnızca konut yapımına odaklanılmış durumda. Oysa tüm bunların ötesinde geleceğe taşınması muhtemel sorunlar görüyoruz. Bazı konular doğru planlanmazsa, sorunlar ertelenmiş olur ve bu durum zamanla çözümsüzlüğe dönüşebilir” dedi.</p>
<p><strong>“Kayıp nesil” endişesini paylaştı</strong><br />Depremin birçok felakete yol açtığını anımsatan Başkan Tugay, yüz binlerce insanın bu korkuyu yaşadığını, yaşanan sorunlara ek olarak bölgedeki yurttaşların giderek yalnızlaştığını gözlemlediklerini söyledi. Tugay, ağır travmaların birikerek ciddi psikolojik sorunlara yol açabileceğini ve bunun gelecek nesillere aktarılma riskini taşıdığını vurguladı. Hatay’da kayıp bir neslin ortaya çıkabileceğine dikkat çeken Başkan Tugay, “Sanırım bu dönemde Hatay’da kayıp bir nesil doğacak. Bundan sonra nasıl bir Hatay olur bilmiyorum ancak depremi yaşayan insanlar, muhtemelen hayatları boyunca bu olayın yarattığı acı ve sıkıntıyla yaşayacak. Tam anlamıyla normal bir hayata dönüş mümkün olmayabilir” diye konuştu. Hatay’da insanlara dokunmanın büyük önem taşıdığını ifade eden Tugay, ortak akla, dayanışmaya ve birlikte hareket etmeye ihtiyaç olduğunu belirterek, “Ne kadar çok insana destek olunursa, ne kadar fazla katkı sağlanır ve ne kadar çok doğru iş yapılırsa hepimiz için o kadar iyi olur. Dünden bu yana bölgede nerede, nasıl katkı sunabileceğimizi değerlendirmeye çalışıyoruz” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>“Bizi her zaman dost olarak görün”</strong><br />Başkan Tugay, Hatay Tabip Odası ve diğer sivil toplum kuruluşlarıyla iletişimin kopmamasının, önümüzdeki süreçte dayanışma ve iş birliğinin güçlendirilmesi açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Sorunların katmanlaşarak devam etmesinin önlenmesi için herkesin sorumluluk alması gerektiğini vurgulayan Tugay, özellikle sağlık alanında yaşanan sıkıntıların giderek arttığına dikkat çekti. Her türlü insani ihtiyaçta destek vermeye hazır olduklarını ifade eden Tugay, “Gerek uzaktan gerekse sahaya gelerek yardımcı olmaya hazırız. Yaşananlar beni derinden etkiliyor. Üzüntüyle birlikte güçlü bir dayanışma duygusuyla yanınızda olduğumuzu bilmenizi isterim. Hatay’ın durumuna kayıtsız kalmayan, yardımcı olmaya hazır insanlarız. Bizi her zaman dost olarak görün. Bugün sorun var ve bugün bir şeyler yapmamız gerekiyor” dedi.</p>
<p><strong>Sağlıklı Kentler Birliği toplantısı önerisi</strong><br />Başkan Tugay, 6 Şubat depremlerinden en çok etkilenen kentlerin başında gelen Hatay’da hâlâ çok sayıda sorunun yaşandığını belirterek, kamuoyunun dikkatini bölgeye çekmek amacıyla başkanlığını yürüttüğü Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği’nin Hatay’da toplanabileceğini söyledi. Sağlıklı Kentler Birliği kapsamında Hatay’da toplantılar, çalıştaylar ve bölge buluşmaları düzenlenebileceğini ifade eden Tugay, “Yapılacak destek çalışmalarını küçümsememek gerekir. İnsanların en büyük ihtiyacı, sorunları tamamen çözülmese bile kendileri için çaba gösterildiğini görmektir. Bu durum umut yaratıyor, insanları güçlendiriyor ve geleceğe daha pozitif bakmalarını sağlıyor. Bunun için herkesin elinden geleni yapması gerekiyor. Yaşanan her şey için gerçekten üzgünüm” diye konuştu.</p>
<p><strong>Yılmaz: İzmir’den gördüğümüz desteği unutmamız mümkün değil</strong><br />Hatay Tabip Odası Başkanı Sevdar Yılmaz, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kente sunduğu katkının büyük önem taşıdığını söyledi. Depremin ardından binalarının yıkılması nedeniyle konteynerlerde hizmet vermek zorunda kaldıklarını belirten Yılmaz, “Burada ayakta kalmamızda ve güçlenmemizde İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin çok büyük katkısı oldu. İzmir’den gördüğümüz desteği unutmamız mümkün değil. Birçok kentten önemli destekler geldi. Hepsi için sonuna kadar minnettarız” dedi. Deprem sonrası 56 Aile Sağlığı Merkezi’nin (ASM) yıkıldığını da hatırlatan Yılmaz, hâlâ kayıp olan 5 hekime ulaşılamadığını ifade ederek, “Sabrımız tükendi. Umudumuz sürüyor diyorduk ama yaşadıklarımızdan sonra umut da kalmadı” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-turkiye-saglikli-kentler-birligini-hatayda-toplayalim-610861">Başkan Tugay: Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği&#8217;ni Hatay&#8217;da toplayalım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karşıyaka&#8217;da afetlere karşı ortak akıl zirvesi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/karsiyakada-afetlere-karsi-ortak-akil-zirvesi-610849</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Feb 2026 09:52:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[afetlere]]></category>
		<category><![CDATA[akıl]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[hazır]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[karşıyaka]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[ortak]]></category>
		<category><![CDATA[zirvesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610849</guid>

					<description><![CDATA[<p>Karşıyaka Belediyesi’nin de katılımcısı olduğu İlçe Afet Müdahale Planı Toplantısı, Mavişehir İlkokulu’nda gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karsiyakada-afetlere-karsi-ortak-akil-zirvesi-610849">Karşıyaka&#8217;da afetlere karşı ortak akıl zirvesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Karşıyaka Belediyesi’nin de katılımcısı olduğu İlçe Afet Müdahale Planı Toplantısı, Mavişehir İlkokulu’nda gerçekleştirildi. AFAD’dan sorumlu Vali Yardımcısı İsmail Çorumluoğlu başkanlığında düzenlenen toplantıda kurumlar arası iş birliğinin önemine dikkat çekilirken, Karşıyaka Belediye Başkanı Yıldız Ünsal “Afetlerle mücadele hem kurumsal hem de toplumsal dayanışma gerektirir. Bu bilinci güçlendirip birlikte çalışarak bu işin üstesinden gelebileceğimize inanıyoruz” dedi.</b></p>
<p>Karşıyaka İlçesi Afet Müdahale Planı’nın hazırlanması ve uygulanmasına ilişkin değerlendirme toplantısı, Mavişehir İlkokulu’nda geniş katılımla gerçekleştirildi. İzmir Vali Yardımcısı İsmail Çorumluoğlu, Karşıyaka Kaymakamı Özkan Demir, Karşıyaka Belediye Başkanı Yıldız Ünsal, AFAD Müdürü Nazif Ekinci, Afet Çalışma Grupları ve ana çözüm ortakları temsilcilerinin bir araya geldiği toplantıda; ilçedeki riskler, afetlere hazırlık ve müdahale aşamaları ele alındı. Karşıyaka Belediyesi’nin afet hazırlıkları kapsamında ana çözüm ortağı olduğu 6 afet grubu planlaması, ilgili müdürler tarafından detaylı şekilde aktarıldı. Karşıyaka Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetimi Müdürlüğü bünyesinde hayata geçirilen ‘Karşıyaka Afet Gönüllüleri’, ‘Arama Kurtarma Ekibi’ gibi projeler ve eğitim çalışmaları anlatıldı.</p>
<p><b>“İYİ BİR YOLDAYIZ”</b></p>
<p>Toplantının başkanlığını üstlenen İzmir Vali Yardımcısı İsmail Çorumluoğlu “Kaymakamımızı ve Belediye Başkanımızı ziyaret ettik, afet konusundaki duyarlılıklarını bizimle paylaştılar. Gerçekten çok memnun kaldık çünkü kurumların çalışmalarının başarılı olup olmamasında üst yöneticilerin bu konuya bakış açısı son derece önemli. İyi yoldayız, bu çerçevede bu işe önem vermeye devam edelim. Karşıyaka farkındalığı ve yaklaşımıyla zaten farklı bir ilçe, daha fazla dikkat göstererek başaracağımıza inanıyorum. Hazırlıkları için arkadaşlarımıza ve tüm katılımcılarımıza teşekkür ederim” dedi.</p>
<p><b>“DERSİMİZE İYİ ÇALIŞMALIYIZ”</b></p>
<p>Karşıyaka Kaymakamı Özkan Demir de “Afetler konusunda çok hassas bir ülkeyiz. İzmir özelinde son 5 yıla baktığımızda büyük bir deprem yaşadık. Karşıyaka’da büyük bir orman yangını yaşadık. Taşkın meselesiyle karşılaştık. Küresel iklim değişikliğinin de getirdiği afetlerle karşı karşıya kalmak durumundayız. Bundan dolayı dersimize iyi çalışmak, hazırlıklarımızı iyi yapmak, yol haritamızı iyi bilmek ve takip etmek durumundayız. Bu noktada bu toplantıyı çok önemsiyorum ve amacına ulaşmasını diliyorum” diye konuştu.</p>
<p><b>İŞ BİRLİĞİ VURGUSU</b></p>
<p>Karşıyaka Belediye Başkanı Yıldız Ünsal da “Coğrafyamızla her zaman çok övünürüz; denizimiz, dağımız, ormanımız var deriz. Ama maalesef doğal afetlerle bunları koruyamama çaresizliğini yaşayabiliyoruz. Ancak beraber, organize şekilde çalışarak bu işin üstesinden gelebiliriz. Karşıyaka Belediyesi olarak biz elimizden gelen katkıyı koymaya çalışıyoruz. Bu anlayışla belediyemiz bünyesinde yeni bir Arama Kurtarma Ekibi oluşturduk. Karşıyaka Afet Gönüllüleri projemizi hayata geçirdik. Afet Eğitim Merkezimiz var. Burada en önemli konunun birlik içinde, organize şekilde çalışmak olduğuna inanıyoruz. Biz buna her zaman hazırız ve elimizden geleni yapacağız” dedi.</p>
<p><b>“ÖNLEM KÜLTÜRÜNÜ GELİŞTİRMELİYİZ”</b></p>
<p>AFAD Müdürü Nazif Ekinci ise “Afetlere müdahale gücümüzün olması çok kıymetli, bu gücümüzü sürekli arttırmamız da çok önemli. Ama asıl yapmamız gereken afet öncesinde risk odaklı düşünerek, tehlikenin farkına vararak önlem kültürünü geliştirmektir. Sadece kurumların hazır olması yetmiyor. Toplum olarak da bireysel tedbirlerimizi almalı, afetlerle iç içe yaşama kültürünü güçlendirmeliyiz. Umarım hep birlikte başarırız ve toplumumuzu daha duyarlı ve bilinçli bir noktaya getirebiliriz” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karsiyakada-afetlere-karsi-ortak-akil-zirvesi-610849">Karşıyaka&#8217;da afetlere karşı ortak akıl zirvesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vitamin, protein ve kreatin takviyeleri böbrekleri yorabiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/vitamin-protein-ve-kreatin-takviyeleri-bobrekleri-yorabiliyor-610807</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Feb 2026 09:03:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[Böbrek Hasarı]]></category>
		<category><![CDATA[böbrekleri]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[hipertansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[kreatin]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[protein]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[takviyeleri]]></category>
		<category><![CDATA[tuz]]></category>
		<category><![CDATA[uçar]]></category>
		<category><![CDATA[vitamin]]></category>
		<category><![CDATA[yorabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610807</guid>

					<description><![CDATA[<p>Böbrek hastalıkları dünya genelinde giderek büyüyen ciddi bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vitamin-protein-ve-kreatin-takviyeleri-bobrekleri-yorabiliyor-610807">Vitamin, protein ve kreatin takviyeleri böbrekleri yorabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Böbrek hastalıkları dünya genelinde giderek büyüyen ciddi bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor. Güncel verilere göre, dünya genelinde <strong>yaklaşık 850 milyon kişi</strong> böbrek hastalığıyla mücadele ediyor. Uzmanlar, bu artışın hatalı alışkanlıklar ve çevresel etkenler sebebiyle önümüzdeki yıllarda daha da hızlanacağı uyarısında bulunuyor. Türkiye’de de tablo endişe verici boyutlara ulaşmış durumda.<strong> </strong>Ülkemizde yaklaşık 7,5 milyon kişi kronik böbrek hastası; bu rakam, her 6-7 erişkinden 1’inde görüldüğü anlamına geliyor. Genellikle belirti vermeden sinsice ilerlemesi nedeniyle çoğu zaman geç tanı konulan kronik böbrek hastalığı geri dönüşü olmayan sorunlara yol açabiliyor; böbrek yetmezliğiyle sonuçlanabiliyor!  Bu özelliğiyle, dünyada <strong>ölüme neden olan hastalıklar arasında her geçen yıl üst sıralara yükseliyor</strong>. <strong>Acıbadem Altunizade Hastanesi</strong> <strong>Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, </strong>bu nedenle böbrek sağlığında düzenli hekim kontrollerinin ve koruyucu önlemlerin yaşamsal önem taşıdığına dikkat  çekerek,  “Sağlıklı beslenmek, yeterli sıvı almak, tuz tüketimini azaltmak, ilaç ve takviye ürünlerini doktor kontrolünde kullanmak, tansiyon ve kan şekeri için hekim takibinde olmak, böbreklerimizin uzun yıllar sağlıklı çalışmasını sağlayabilmektedir. Ayrıca,  erken teşhis için yılda bir kez rutin ultrason taraması yapılması da son derece önemlidir” diyor. <strong>Doç.</strong> <strong>Dr. Zuhal Atan Uçar,</strong> böbreklerimizde hasar oluşturan etkenleri anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! </p>
<p><strong>Diyabet: Böbrek hasarının en yaygın nedeni</strong></p>
<p>Diyabet, dünya genelinde ve ülkemizde böbrek hastalıklarının en sık görülen nedeni olarak karşımıza çıkıyor. Araştırmalara göre, tip 2 diyabet hastalarının yaklaşık yüzde 30-40’ında böbrek hasarı gelişiyor. Çünkü, uzun süre yüksek seyreden kan şekeri, böbreklerin süzme birimi olan damarlarında yapısal hasara yol açarak, diyabetik nefropati gelişmesine sebep oluyor. Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar,<strong>  </strong>böbreklerdeki hasar tedavi edilmediğinde ilerleyerek diyaliz tedavisi ve böbrek nakli ihtiyacına kadar ilerleyebildiğini belirtiyor. </p>
<p><strong>Önlemek için:</strong> Diyabete bağlı böbrek hasarını önlemenin en etkili yolu; kan şekerinin hedef değerlerde tutulması, düzenli idrar ve kan tahlilleri ile hasarın erken dönemde saptanması. <strong> </strong>Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, erken tanı ve doğru tedaviyle böbrek yetmezliği gelişiminin yıllarca geciktirilebildiğine, hatta tamamen önlenebildiğine dikkat çekiyor.</p>
<p><b> <strong>Hipertansiyon: Böbrekleri sessizce yıpratan tehlike</strong>Kontrolsüz hipertansiyonu olan hastalarda <strong>kronik böbrek hastalığı gelişme riski 3–4 kat artıyor. </strong> Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, ancak hipertansiyonun çok yaygın  görülmesine rağmen toplum tarafından genellikle ciddiye alınmadığı uyarısında bulunarak,   “Günümüzde her 3 erişkinden 1’i tansiyon hastasıdır. Hastaların önemli bir kısmı ya tanı almamıştır ya da tedavisini düzenli olarak sürdürmemektedir. Bu durum, hipertansiyonu böbrekler için <strong>en tehlikeli risk faktörlerinden biri</strong> haline getirmektedir. Çünkü, uzun süre yüksek seyreden tansiyon, tüm damarlarda olduğu gibi böbrek damarlarında da hasara yol açmaktadır” diye konuşuyor. Önlemek için: Düzenli kan basıncı takibi, tuz tüketiminin azaltılması ve tedavinin aksatılmaması, hipertansiyonun böbrekler üzerindeki yıkıcı etkilerini büyük ölçüde önleyebiliyor. A<strong>şırı tuz tüketimi: Böbrek hasarını tetikleyen önemli bir etken</strong>Aşırı tuz tüketimi, böbrek sağlığını olumsuz etkileyen <strong>önlenebilir risk faktörlerinin başında geliyor. Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, </strong>Türkiye’de günlük tuz tüketiminin önerilen miktardan 3 kat daha fazla olduğunu hatırlatarak, “Tuz alımının artması, vücutta sıvı dengesinin bozulmasına ve tansiyonun yükselmesine neden olmaktadır. Bu durum, özellikle tansiyon ve böbrek hastalarında ciddi bir risk oluşturmaktadır” uyarısında bulunuyor. Deniz tuzu, kaya tuzu, Himalaya tuzu ya da rafine tuzun tamamının böbrekler üzerinde aynı zararlı etkilere sahip olduğuna işaret eden Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, “Böbrek sağlığı açısından belirleyici olan tuzun çeşidi değil, tüketilen miktarıdır. Bilimsel çalışmalar, tuz tüketiminin azaltılmasının kan basıncını düşürdüğünü ve böbrek fonksiyon kaybının ilerlemesini yavaşlattığını göstermektedir” diyor. Önlemek için: Sağlıklı kişiler, özellikle de risk grubunda olanlar için tuz kısıtlaması, böbrek sağlığının korunmasında kilit bir rol üstleniyor.  Takviye ürünler: Böbrek sağlığı için gizli tehlikeÇok sayıda bilimsel çalışmalar; vitamin, mineral, protein tozları ile kreatin gibi takviye olarak alınan ürünlerin <strong>gereksiz ve kontrolsüz kullanımının</strong> böbrek fonksiyonları üzerinde olumsuz etkiler oluşturabildiğini gösteriyor. Öyle ki takviye ürünleri kullanan kişilerin yaklaşık <strong>yüzde 10-20’sinin</strong> böbrek fonksiyon testlerinde klinik olarak anlamlı değişiklikler saptanmış. Bu ürünlerin, uzun  süreli kullanımında, sağlıklı kişilerde böbrek hasarı oluşturabildiği belirtiliyor. Bilimsel veriler, diyabet, hipertansiyon veya böbrek hastalığı olanlarda ürünlerin böbrek hasarını hızlandırdığını ortaya koyuyor. Önlemek için: Takviye ürünlerin ancak gerçek bir gereksinim varsa ve hekim önerisiyle kullanılmaları önem taşıyor. </b></p>
<p><strong>Obezite: Böbreklere de yük oluyor</strong></p>
<p><b>Dünyada ve ülkemizde adeta salgın boyutuna ulaşan obezitede, böbrek hastalığı 1.5-2 kat daha sık görülüyor. Her 5 kiloluk artış kronik böbrek yetmezliği riskini yüzde  20-30 oranında yükseltiyor.  Bunun nedeni ise obezitenin böbreklere <strong>hem doğrudan aşırı filtre yükü ve yağ birikimi</strong> yoluyla hem de <strong>dolaylı olarak hipertansiyon, insülin direnci ve inflamasyon</strong> üzerinden zarar vermesi. Önlemek için: Sağlıklı beslenmek ve ideal kilo aralığında olmak böbrek sağlığını korumanın temel adımlarını oluşturuyor. Ağrı kesici ilaçlar: Kontrolsüz kullanımı çok riskliÇok yaygın kullanılan ve kolayca ulaşılan ilaçlar olan ağrı kesiciler böbrek dolaşımını sağlayan mekanizmalar üzerine etki ederek hem akut hem de kronik böbrek yetmezliğine neden olabiliyor. Çok kısa süre kullanımı bile son dönem böbrek yetmezliğiyle sonuçlanabiliyor. Kontrolsüz alınması sağlıklı kişiler için bile sakıncalıyken, özellikle böbrek yetmezliği riski yüksek olan hipertansiyon ve diyabet hastalarında  daha büyük tehdit oluşturuyor. Önlemek için: Gerekli olduğu durumlarda, hekim kontrolünde, uygun doz ve sürede kullanılması böbrek hasarını önlüyor.  Sigara: Böbrek damarlarında hasar oluşturuyor</b></p>
<p>Sigara dumanında bulunan nikotin, karbon monoksit ve ağır metaller, tüm damarlarda olduğu gibi, böbrek damarlarında da işlev bozukluğuna yol açabiliyor. Bu maddeler doğrudan böbrek dokusuna ulaşarak hücresel düzeyde de hasara neden olabiliyor. Bunların yanı sıra vücutta iltihabi yanıtı artıran ve oksidatif stresi tetikleyen bir etki oluşturabiliyor. Bilimsel çalışmalar, bu faktörlerin etkisiyle sigara içen kişilerde kronik böbrek hastalığı gelişme riskinin içmeyenlere göre daha yüksek olduğunu gösteriyor. Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, “Özellikle diyabet ve hipertansiyon gibi ek risk faktörleri olan hastalarda sigaranın böbrekler üzerindeki olumsuz etkisi daha belirgin hale gelmektedir ve son dönem böbrek yetmezliği gelişimi hızlanmaktadır” diyor. </p>
<p><strong>Önlemek için:</strong><strong> </strong>Sigaraya hiç başlanmaması, kullanılıyorsa hemen bırakılması böbrek sağlığında büyük önem taşıyor. </p>
<p><b> </b></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vitamin-protein-ve-kreatin-takviyeleri-bobrekleri-yorabiliyor-610807">Vitamin, protein ve kreatin takviyeleri böbrekleri yorabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Kağıt Atıklar Kitap Olsun&#8221; Projesiyle Çevre Bilinci Aşılanıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kagit-atiklar-kitap-olsun-projesiyle-cevre-bilinci-asilaniyor-610732</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Feb 2026 07:23:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Bergama Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[bilinci]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[kağıt]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenciler]]></category>
		<category><![CDATA[olsun]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[projesiyle]]></category>
		<category><![CDATA[süreci]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610732</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bergama Belediyesi, Şehit Üst. Cemil Canan Çiçek İmam Hatip Ortaokulu işbirliğiyle “Kağıt Atıklar Kitap Olsun” projesini hayata geçirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kagit-atiklar-kitap-olsun-projesiyle-cevre-bilinci-asilaniyor-610732">&#8220;Kağıt Atıklar Kitap Olsun&#8221; Projesiyle Çevre Bilinci Aşılanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span>Bergama Belediyesi, Şehit Üst. Cemil Canan Çiçek İmam Hatip Ortaokulu işbirliğiyle “Kağıt Atıklar Kitap Olsun” projesini hayata geçirdi. Çocuklara doğayı koruma ve geri dönüşüm alışkanlığını kazandırmayı hedefleyen projeyle ilgili konuşan Bergama Belediye Başkanı Prof. Dr. Tanju ÇELİK; “Gelecek nesiller için çalışıyor, projelerimizi uyguluyoruz. Öğrencilerle ilgili projelerimiz devam edecek.”dedi.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>ÖĞRENCİLER 1.SINIF ATIK GETİRME MERKEZİ’Nİ YERİNDE GÖZLEMLEDİ</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Proje kapsamında öğrencilerin çevreye karşı daha duyarlı bireyler olarak yetişmelerini sağlamak amacıyla kapsamlı bir çevre eğitimi programı düzenlendi. Eğitimlerde geri dönüşümün doğal kaynakların korunmasındaki rolü, kağıt atıkların doğru şekilde ayrıştırılmasının önemi öğrencilere anlatıldı. Öğrenciler günlük yaşamlarında ürettikleri kağıt atıkların geri dönüşüm sürecine nasıl dahil edilebileceğini uygulamalı olarak öğrenme fırsatı buldu. Eğitimlerin ardından kağıt atıkların ayrı toplanması sağlanarak, bu atıkların yeniden değerlendirilme süreci hakkında öğrenciler bilgilendirildi. Ayrıca Bergama Belediyesi 1. Sınıf Atık Getirme Merkezi’ne gerçekleştirilen ziyaretle, geri dönüşüm süreci yerinde gözlemlendi ve öğrencilerin süreci birebir deneyimlemeleri sağlandı. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>ÖĞRENCİLERLE MAMA MAKİNASI İNCELENDİ, ÜRETİM SÜRECİ ANLATILDI</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Bergama Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü’nün geliştirdiği projeyle Bergama genelinde tüm restoranlardan toplanan atıklar, pazarlardan kalan sebze ve meyve atıkları ve kasap atıkları toplanarak mama üretim makinasında mama haline geliyor. Ziyaret sırasında öğrencilerle gerçekleştirilen bu süreç yiyecek artıkları konusunda farkındalık oluşturdu. Artan yiyeceklerin israf edilmeden değerlendirilmesinin hem çevre hem de sokak hayvanları açısından taşıdığı önem anlatıldı. Öğrenciler, paylaşma ve sorumluluk duygusunu pekiştiren bu ziyaretle sosyal farkındalık kazandı. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>BARINAKTAKİ HAYVANLAR ÖĞRENCİLER TARAFINDAN BESLENDİ</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Bütüncül bir yaklaşımla ele alınan projede, üretilen mamalarla Bergama Belediyesi Hayvan Barınağı’na götürülen çocuklar sokak hayvanları ile bir araya geldi. Bu ziyaret sırasında, artan yiyeceklerin israf edilmeden değerlendirilmesinin hem çevre hem de sokak hayvanları açısından taşıdığı önem anlatıldı. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>“ÇEVREYE DUYARLI BİREYLER YETİŞTİRMEK İÇİN ÇALIŞIYORUZ”</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Konuya ilişkin açıklama yapan Bergama Belediye Başkanı Prof. Dr. Tanju ÇELİK, çocukların çevreye duyarlı bireyler olarak yetişmesinin önemine dikkat çekerek şunları söyledi; “Çevreyi koruma bilincinin küçük yaşlarda kazanılması, sürdürülebilir bir gelecek açısından çok büyük önem taşıyor. Şehrimizin temizliği, maddi imkânlarımızın verimli kullanımı ve israf etmeden birikimimizi artırmayı hedeflediğimiz bu projeyi yarının büyükleri çocuklarımızın devam etmesi için farkındalık oluşturmaya çalışıyoruz. Doğaya sahip çıkan, çevreye duyarlı nesiller yetiştirmek adına bu tür projeleri hayata geçirmeye devam edeceğiz.”</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Bergama Belediyesi, eğitim ve farkındalık projelerini önümüzdeki süreçte de sürdürmeyi hedefliyor. </span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kagit-atiklar-kitap-olsun-projesiyle-cevre-bilinci-asilaniyor-610732">&#8220;Kağıt Atıklar Kitap Olsun&#8221; Projesiyle Çevre Bilinci Aşılanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmangazi&#8217;den Rahim Ağzı Kanserine Karşı Farkındalık Etkinliği</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/osmangaziden-rahim-agzi-kanserine-karsi-farkindalik-etkinligi-610534</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Feb 2026 08:08:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağzı]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kanserine]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<category><![CDATA[rahim]]></category>
		<category><![CDATA[Rahim Ağzı Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[tarama]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610534</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadınların yaşam kalitesini yükseltmek ve farkındalıklarını artırmak amacıyla çeşitli eğitim programları hayata geçiren Osmangazi Belediyesi, düzenlediği ‘Sağlıklı Kadınlar Sağlıklı Toplum’ söyleşisi ile rahim ağzı kanserine dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangaziden-rahim-agzi-kanserine-karsi-farkindalik-etkinligi-610534">Osmangazi&#8217;den Rahim Ağzı Kanserine Karşı Farkındalık Etkinliği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span>Kadınların yaşam kalitesini yükseltmek ve farkındalıklarını artırmak amacıyla çeşitli eğitim programları hayata geçiren Osmangazi Belediyesi, düzenlediği ‘Sağlıklı Kadınlar Sağlıklı Toplum’ söyleşisi ile rahim ağzı kanserine dikkat çekti. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Osmangazi Belediyesi, kadın sağlığını önceleyen çalışmaları kapsamında Ördekli Kültür Merkezi’nde anlamlı bir söyleşi gerçekleştirdi. ‘Sağlıklı Kadınlar, Sağlıklı Toplum’ başlıklı program kapsamında Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Hakan Sağer, rahim ağzı kanserine ilişkin bilgiler verdi. Kadınların yoğun ilgi gösterdiği farkındalık etkinliğinde Op. Dr. Sağer, sunumu eşliğinde rahim ağzı kanserinde erken teşhisin hayati önemi, düzenli taramaların gerekliliği, HPV aşısı ve koruyucu sağlık yöntemlerine ilişkin detaylara değindi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“Rahim Ağzı Kanseri Aşılarını Yaptırmak Gerekiyor”</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Rahim ağzı kanseri taramalarını daha geniş kitlelere ulaştırmak ve toplum tabanlı taramalara farkındalık oluşturabilmek için bu önemli söyleşinin gerçekleştirildiğini aktaran Op. Dr. Sağer, rahim ağzı kanserinin hiç belirti vermediğinde dahi tarama testleriyle yakalanabileceğini vurguladı. Erken evrelerde ya da erken risk faktörlerinde yakalandığında rahim ağzı kanserinin önlenebileceğine işaret eden Op. Dr. Sağer, sözlerinde şu ifadelere yer verdi:</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>“Maalesef belirti vermediği için bu kanser türleri ileri evrelerde yakalandığında, hastalarımızın çoğunluğunu kaybediyoruz. Bu yüzden tarama testlerinin önemini vurgulamak ve bunu önleyecek aşıların da üzerinde durmak bizim için ehemmiyetli. Rahim ağzı kanserinin sebebini çok iyi bilmek lazım. Araştırmalarda kanserin aslında yüzde 100 sebebi HPV virüsleri. HPV virüsleri çoğunlukla cinsel yolla bulaşan virüsler. Bu yüzden tabii ki birçok risk faktörü var.</span></span> <span><span>Sigara kullanımı ve bazı yaşam tarzı faktörleri rahim ağzı kanseri riskini artırabilmektedir. Bu nedenle korunmada sağlıklı alışkanlıkların benimsenmesi, bilinçli davranılması ve gerekli önlemlerin alınması büyük önem taşımaktadır. Sigaradan uzak durulması da riskin azaltılmasına katkı sağlamaktadır. Avrupa’da birçok ülkede rahim ağzı kanseri aşıları, toplum taramaları bakanlık tarafından karşılanarak yapılmakta. Önemli yaş aralığı ise 9-16 yaş. Bu yaş aralığında aşıları yapmış olduğumuz zaman gelecekteki kanser riskini yüzde 90-95 oranında önlemiş oluyoruz.”</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Söyleşinin ardından Osmangazi Belediyesi Meclis Üyesi Cemile Yılgör tarafından Op. Dr. Sağer’e teşekkür plaketi takdim edildi. Op. Dr. Sağer, kanser tarama programlarının halka ulaştırılmasındaki etkin çalışmaları ve verdikleri destek nedeniyle Osmangazi Belediyesi’ne teşekkürlerini iletti.</span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangaziden-rahim-agzi-kanserine-karsi-farkindalik-etkinligi-610534">Osmangazi&#8217;den Rahim Ağzı Kanserine Karşı Farkındalık Etkinliği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Griple mücadelede &#8220;Anne yemekleri&#8221; çok önemli, çünkü…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/griple-mucadelede-anne-yemekleri-cok-onemli-cunku-610300</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Feb 2026 08:43:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[bal]]></category>
		<category><![CDATA[C Vitamini]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[griple]]></category>
		<category><![CDATA[mücadelede]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yemekleri]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610300</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış aylarında çocuklarda grip (influenza virüsü) oldukça sık görülürken, özellikle okul ve kreş ortamlarında hızla yayılıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/griple-mucadelede-anne-yemekleri-cok-onemli-cunku-610300">Griple mücadelede &#8220;Anne yemekleri&#8221; çok önemli, çünkü…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kış aylarında çocuklarda grip (influenza virüsü) oldukça sık görülürken, özellikle okul ve kreş ortamlarında hızla yayılıyor. Dünya genelinde veriler, 10 yaş altındaki çocuklarda influenza virüsünün, solunum hastalıklarına bağlı hastaneye yatışların yaklaşık yüzde <strong>15’ini </strong>oluşturduğunu gösteriyor.  İnfluenza gribinin temel semptomları olan yüksek ateş, halsizlik, kuru öksürük, boğaz ve kas ağrıları özellikle küçük yaştaki çocuklarda daha şiddetli seyrederken, ebeveynlerde ciddi kaygıya yol açabiliyor. <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Çocuk Gastroenterolojisi Uzmanı Prof. Dr. Coşkun Çeltik,  </strong>  griple mücadelede sadece tıbbi tedavinin değil, doğru ve dengeli beslenmenin de kritik bir önem taşıdığına dikkat çekerek,  “Yeterli sıvı alımı ve doğru beslenme,  bağışıklık sisteminin daha iyi çalışmasına, şikayetlerin hafiflemesine ve komplikasyonların azalmasına yardımcı olur. Hastalık döneminde vücudu dinlendirmek için iyi bir uyku,  bol sıvı ve yeterli protein ile bağırsak mikrobiyotasını destekleyen gıdaların alınması  son derece değerlidir” diyor. </p>
<p>Influenza virüsünde en önemli kurallardan birinin çocuğu zorlamadan az ve sık aralıklarla sıvı ağırlıklı beslemek olduğunu belirten <strong>Prof. Dr. Coşkun Çeltik,</strong>  “C vitamini, çinko ve probiyotikler mucizevi sonuçlar yaratmazlar ama vücudun doğru çalışmasına destek olurlar.  C vitamininden zengin gıdaların yanı sıra mikrop öldürücü ve bağışıklığı destekleyici etkileri nedeniyle sarımsak ile soğan içeren yemeklerin tüketilmesi, üzerlerine antiviral özelliği olan karabiber serpilmesi önemlidir. C vitamininden zengin limon da çorbaların ve salataların üzerine sıkılıp kolayca tüketilebildiği için avantaj sağlar” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>C vitamini bağışıklığı destekliyor</strong></p>
<p>Vücuttaki kolajen üretimini artıran ve bağışıklık hücrelerinin işlevlerini destekleyen C vitamini grip tedavisinde önemli bir destek sağlıyor. Çocuk Gastroenterolojisi Uzmanı Prof. Dr. Coşkun Çeltik, “C vitamini grip virüsünü azaltmaz ve bağışıklığı güçlendirmez. Ancak, akut hastalık döneminde şikayetlerin daha hızlı hafiflemelerine yardımcı olabilir” diyor.  Yüksek doz C vitamininin ekstra bir faydası olmadığını; bu nedenle gıdalarla doğal yoldan alınması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Coşkun Çeltik, “Portakal, mandalina, limon, biber, avokado, kivi ile kuşburnu C vitamini açısından zengindir.  Çocuğun mümkünse meyvelerin kendisini tüketmesi önemlidir. Meyve suyu olarak verilecekse günlük iki bardağın geçmemesi daha iyi olur; çünkü aşırı şeker yükü metabolizmayı olumsuz etkiler” bilgisini veriyor.</p>
<p><strong>Çinko enzimlerin çalışması için çok önemli</strong></p>
<p>Çinko, vücudumuzda çok sayıda enzimin yardımcısı olduğu için influenza virüsünün sınırlanmasını sağlıyor, hatta dokuya tutunmasını engelliyor. Bu nedenle, çinko içeren gıdaların tüketilmesi de faydalı oluyor. Hindi, tavuk, kıyma, yoğurt, badem, ceviz, fıstık, kaju, kabak çekirdeği ve nohut çinkodan zengin gıdaları oluşturuyor.  </p>
<p><strong>Omega – 3 yağ asitleri vücuttaki yangıyı azaltıyor</strong></p>
<p>Omega-3 yağ asitleri vücuttaki enflamasyonu, yani aşırı yangıyı azaltırken,  bağışıklık hücrelerini de destekliyor. Dolayısıyla, yüksek omega-3 (EPA/DHA) içeren balıkların hastalık döneminde haftada 1-2 kez tüketilmesinde fayda var. <strong>Somon, sardalye, uskumru ve hamsi</strong> özellikle kış mevsiminde omega-3 oranı yüksek deniz balıkları arasında yer alıyor.  “Balıkların kızartma olarak değil fırında pişirilmesi en ideal seçimdir. Bu sayede kızartmayla ortaya çıkan kötü trans yağlardan da uzak durulmuş olur” bilgisini veren Prof. Dr. Coşkun Çeltik, çok yağlı gıdaların hastalık dönemlerinde bulantıyı tetikleyebileceği için dikkatli olunması gerektiğini anlatıyor. Bitkisel omega-3 kaynaklarından olan ceviz de tercih edilebiliyor. </p>
<p><strong>Probiyotikler bağırsak mikrobiyotası için önemli</strong></p>
<p>Kefir gibi fermente süt ürünleri bağırsak mikrobiyotasını destekleyerek bağışıklık yanıtına dolaylı katkı sağlayabiliyor; ancak inek sütü alerjisi, laktoz intoleransı, irritabl bağırsak hastalığı olan çocuklarda sorun oluşturabiliyor. Ayrıca, fazla probiyotik tüketimi de bazen gaz sorununu artırarak olumsuz etkilere neden olabiliyor. Günde 1-2 öğün, en fazla 200 ml (bir su bardağı) kadar probiyotik kaynağı tüketmek genellikle yeterli geliyor. Laktozu tolere edemeyen çocuklarda doğal yoğurt alternatif olabiliyor. Hastalık döneminde probiyotik etkisi nedeniyle en güzel olanı ise doğal kefir tüketmek. </p>
<p><strong>Protein kaynakları dokuları onarıyor</strong></p>
<p>Protein; bağışıklık hücrelerinin çalışmalarında, antikor üretiminde ve dokuların onarımında son derece önemli bir rol üstleniyor. Tüm enfeksiyon durumlarında fazla enerji tüketimine bağlı olarak bir tür metabolik yıkım süreci gerçekleştiğini belirten Prof. Dr. Coşkun Çeltik<strong>,</strong>  “Bu süreci geri döndürmek için karbonhidratla birlikte protein almak şarttır. Hastalık döneminde yağlı et ve kızartma yemekleri yerine daha hafif ve sulu yiyecekler tercih edilmelidir.  Örneğin, yoğurtlu pirinç pilavı, yumurta, lor peyniri, tavuk ve hindi beyaz eti, tavuk çorbası, kıymalı çorbalar veya deniz balıkları verilebilir. Alınan protein, pirinç, yulaf, patates, muz ve elma gibi besinlerle desteklenmelidir” diyor.  Prof. Dr. Coşkun Çeltik, gaz ve karın ağrısını tetikleyebilecekleri için baklagilleri çok tercih etmediklerine, bu dönemde bal ile pekmezin de iyi enerji verdikleri için avantaj sağladıklarına vurgu yapıyor.    </p>
<p><strong>Sağlıklı yağlar iltihabı hafifletiyor</strong></p>
<p>Sağlıklı yağlar vücuttaki iltihabı azaltarak bağışıklık hücrelerinin çalışmalarına destek oluyor. Sağlıklı yağlar denildiğinde ise aklımıza ilk olarak zeytinyağı geliyor. Çocuk Gastroenterolojisi Uzmanı Prof. Dr. Coşkun Çeltik,<strong> </strong>ancak zeytinyağının kesinlikle gıdaları kızartma amaçlı kullanılmaması gerektiği uyarısında bulunarak, “Çünkü, zeytinyağı çabuk yanar ve bunun sonucunda birçok toksik madde açığa çıkararak hücrelere zarar verebilir. Dolayısıyla, zeytinyağının yemeği ocaktan indirmeye yakın ilave edilmesi önemlidir” diyor. Ayrıca, avokado, ceviz, fındık ve badem yağları da iyi yağlar grubunda yer alıyorlar. Ek olarak, bu gıdaların kendilerinin tüketilmesi lif açısından da katkı sağlıyor ve enerji veriyor.<strong> </strong></p>
<p><strong>Bol bol sıvı alması şart! </strong></p>
<p>Çocuk Gastroenterolojisi Uzmanı Prof. Dr. Coşkun Çeltik, enfeksiyon döneminde çocuğun mutlaka bol sıvı alması gerektiğine de vurgu yaparak, sözlerine şöyle devam ediyor:  “Ateş, hızlı solunum ve terleme nedeniyle sıvı kaybı artar. Bu da halsizlik, baş ağrısı, bulantı ve kusma yapabilir. Ağırlıklı olarak su olmak üzere, belli ölçülerde ayran, elma suyu ve limonata gibi içecekler ile çorbalar sıvı eksikliğini tamamlayabilir. Bulantıyı tetiklememek için sıvıların yavaş, az az ve sık alınması gerekir. Bazen ılık, ballı ve limonlu ıhlamur çayı da solunum sorunlarının azaltılması için iyi bir alternatif olabilir. Ancak sıvı alımı çok azsa ve kusma başladıysa bir sağlık kurumuna başvurulması elzemdir.” </p>
<p><strong>Anne yemekleri çok önemli, çünkü… </strong></p>
<p>İşlenmiş gıdalar, içeriğinde yağ oranı çok yüksek olduğu için hekimler tarafından hurda gıdalar olarak tanımlanıyor. Paketli atıştırmalıklar, <strong>şekerlemeler, gazlı içecekler, meyve oranı düşük olan şekerli içecekler, salam, sosis ve sucuk</strong> gibi ürünler yağ oranı çok yüksek olmalarının yanı sıra birçok katkı ve koruyucu kimyasal maddeleri de içerebiliyor, <strong>gereksiz şeker ile tuz </strong>yükü getiriyorlar. “Tüm bunlar çocuğun midesini rahatsız edebilir ve iştahını daha da bozabilir” uyarısında bulunan Prof. Dr. Coşkun Çeltik,<strong> </strong>“Özellikle yüksek şekerli içecekler ve yiyecekler kısa süreli enerji verseler de ani insülin yükselmesine sebep olup,  kan şekeri dengesizliğine ve beslenmenin bozulmasına yol açabilir. Ayrıca reflü ve kusmaya da neden olabilir. Dolayısıyla, anne yemekleri dediğimiz sulu, temiz ve sevgi yüklü yemekler çocuklar için son derece önemlidir” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/griple-mucadelede-anne-yemekleri-cok-onemli-cunku-610300">Griple mücadelede &#8220;Anne yemekleri&#8221; çok önemli, çünkü…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Afetlere Hazırlık ve Risk Yönetimi Odaklı Kurumsal İş Birliği&#8217; Protokolü İmzalandı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/afetlere-hazirlik-ve-risk-yonetimi-odakli-kurumsal-is-birligi-protokolu-imzalandi-609229</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Jan 2026 09:05:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[afetlere]]></category>
		<category><![CDATA[aydın]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[birliği]]></category>
		<category><![CDATA[hazırlık]]></category>
		<category><![CDATA[imza]]></category>
		<category><![CDATA[İş Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Küçükçekmece Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[kurumsal]]></category>
		<category><![CDATA[odaklı]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[yönetimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609229</guid>

					<description><![CDATA[<p>Küçükçekmece Belediyesi'nin ev sahipliğinde Afetlere Hazırlık ve Risk Yönetimi Odaklı Kurumsal İş Birliği programı düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/afetlere-hazirlik-ve-risk-yonetimi-odakli-kurumsal-is-birligi-protokolu-imzalandi-609229">&#8216;Afetlere Hazırlık ve Risk Yönetimi Odaklı Kurumsal İş Birliği&#8217; Protokolü İmzalandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Küçükçekmece Belediyesi&#8217;nin ev sahipliğinde Afetlere Hazırlık ve Risk Yönetimi Odaklı Kurumsal İş Birliği programı düzenlendi. Belediye Binasında düzenlenen programın sonunda Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi ve İstanbul Aydın Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbrahim Hakkı Aydın, ‘Afetlere Hazırlık ve Risk Yönetimi Odaklı Kurumsal İş Birliği’ Protokolünü imzaladı.</p>
<p>Küçükçekmece Belediyesi’ni afetlere karşı sadece müdahale eden değil; hazırlayan, yönlendiren ve toplumu dönüştüren bir yapıya taşıyacak olan protokolün imzalandığı programa; Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi’nin yanı sıra, başkan yardımcıları, meclis üyeleri, birim müdürleri, İstanbul Aydın Üniversitesi rektörü ve akademisyenleri, sivil toplum kuruluşları üyeleri ve muhtarlar katıldı. Programda Küçükçekmece Belediye Başkan Yardımcısı Gökhan Aygün, Afetlere Hazırlık ve Risk Yönetimi Odaklı Kurumsal İş Birliği Protokolü’nün sunumunu gerçekleştirdi.</p>
<p><b>Kemal Çebi: İş birliğimiz daha hazırlıklı ve daha dayanıklı bir Küçükçekmece hedefimize önemli katkılar sağlayacak</b></p>
<p>Afetlere karşı bilimle hareket etmenin önemini vurgulayan Başkan Çebi, ‘Kentimizin geleceği açısından büyük önem taşıyan bir iş birliğini başlatmak üzere bir aradayız. Afetler artık yalnızca ihtimal değil, hazırlıklı olmamız gereken bir gerçekliktir.  Afet risklerinin giderek arttığı günümüzde, yalnızca müdahale değil hazırlık, eğitim, iletişim, toplumsal farkındalık konularında da kapasitemizi güçlendirmek zorundayız. Üniversitemizin akademik birikimi ile belediyemizin saha deneyimini bir araya getiren bu iş birliği, daha bilinçli, daha hazırlıklı ve daha dayanıklı bir Küçükçekmece hedefimize önemli katkılar sağlayacaktır. Bu yolda bilimin ışığıyla ilerlemenin büyük bir güç olduğuna inanıyor, süreçte emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Protokolümüzün ilçemize ve üniversitemize hayırlı olmasını diliyorum’’ diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p><b>Prof. Dr. İbrahim Hakkı Aydın:</b> <b>Protokolün halkımıza ve insanlığa katkı sağlayacağına inanıyorum</b></p>
<p>İstanbul Aydın Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbrahim Hakkı Aydın ise yaptığı konuşmada,‘’Küçükçekmece Belediyesi ile çok önemli bir protokole imza atıyoruz. Her şeyden önce bir bilim insanı olarak üretilen teorik bilgileri uygulama alanı bulduğumuz için de Küçükçekmece Belediyesi’ne ayrıca teşekkür ediyorum. Çünkü teoride kalan, uygulanmayan bilgi hiçbir zaman yarar sağlamaz. İmzalayacağımız protokolle özellikle asrın en önemli problemlerinin başında gelen deprem esnasındaki iletişim konusunda ciddi çalışmalar yapacağız. Dolayısıyla bu protokolün halkımıza ve insanlığa katkı sağlayacağına inanıyorum’’ dedi.</p>
<p><b>Bilimsel desteği sahaya indirecek stratejik iş birliği hedefleniyor</b></p>
<p>Küçükçekmece Belediyesi ve İstanbul Aydın Üniversitesi arasında imzalanan<b> </b>Afetlere Hazırlık ve Risk Yönetimi Odaklı Kurumsal İş Birliği protokolü; afet yönetimi alanında belediyenin kurumsal kapasitesini artırmayı, toplumsal farkındalığı güçlendirmeyi, bilimsel ve akademik desteği sahaya indirmeyi amaçlayan stratejik bir iş birliği modeli olma özelliği taşıyor. Ayrıca bu iş birliği ile ilçede Afet İletişim Laboratuvarı kurulacak, senaryolar, tatbikatlar, saha uygulamaları ve gönüllü çalışmalar desteklenecek.  Podcast, mini belgesel ve farkındalık içerikleri üretilecek. Ortak araştırma projeleri, yarışmalar ve fon başvuruları gerçekleştirilecek.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/afetlere-hazirlik-ve-risk-yonetimi-odakli-kurumsal-is-birligi-protokolu-imzalandi-609229">&#8216;Afetlere Hazırlık ve Risk Yönetimi Odaklı Kurumsal İş Birliği&#8217; Protokolü İmzalandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ayaktaki Küçük Yaralar Büyük Tehlikelerin Habercisi Olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ayaktaki-kucuk-yaralar-buyuk-tehlikelerin-habercisi-olabilir-609158</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Jan 2026 07:49:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ayak]]></category>
		<category><![CDATA[ayaktaki]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[habercisi]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[küçük]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tehlikelerin]]></category>
		<category><![CDATA[Yara]]></category>
		<category><![CDATA[Yara Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[yaralar]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609158</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günlük yaşamın koşuşturması içinde vücudumuzu ayakta tutan ayaklarımızın sağlığını ihmal ederek çoğu zaman gerekli özeni göstermiyoruz.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ayaktaki-kucuk-yaralar-buyuk-tehlikelerin-habercisi-olabilir-609158">Ayaktaki Küçük Yaralar Büyük Tehlikelerin Habercisi Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günlük yaşamın koşuşturması içinde vücudumuzu ayakta tutan ayaklarımızın sağlığını ihmal ederek çoğu zaman gerekli özeni göstermiyoruz. Oysa ayaklarımız bizi hayata bağlayan, tüm vücut ağırlığımızı taşıyan, bizi istediğimiz yere götüren en önemli organlarımızın başında geliyor. Belirli bir yaştan sonra ya da diyabet, damar hastalıkları, nöropati gibi rahatsızlıkları olanlar için ayak sağlığı, sadece bir konfor meselesi olmaktan çıkıyor. Ayak yaralarının erken teşhisi ve uygun yönetimi, amputasyon (uzuv kaybı) riskini azaltmak ve hastaların yaşam kalitesini iyileştirmek için kritik önem taşıyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Tahir Öztürk, ayak yaraları ve bakımı hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Ayaklarınızda oluşan yaralar bir hastalık belirtisi olabilir</strong></p>
<p>Ayaklarda oluşan yaralar çoğu zaman basit bir sürtünme ya da küçük bir kesik gibi başlayabilmektedir. Ancak özellikle geç iyileşen, tekrarlayan ya da ağrısız seyreden yaralar, altta yatan ciddi bir sağlık sorununun ilk işareti olabilmektedir. Diyabet, dolaşım bozuklukları ve enfeksiyonlar ayak yaralarının en sık nedenleri arasında yer almaktadır. Zamanında fark edilip uygun şekilde tedavi edilmeyen yaralar ilerleyerek kronikleşebilir ve ciddi sonuçlara yol açabilmektedir. Bu nedenle ayaklarda oluşan her yara dikkatle izlenmeli ve önemsenmelidir. Kronik ayak yaraları, yalnızca ciltte oluşan bir sorun değil; çoğu zaman sistemik hastalıklar, dolaşım bozuklukları ve enfeksiyonlarla iç içe geçmiş karmaşık bir tablodur. Bu nedenle tek bir branşın yaklaşımı çoğu zaman yeterli olmayabilir. Farklı uzmanlık alanlarının birlikte çalıştığı multidisipliner yaklaşım, bu sürecin en etkili ve güvenli şekilde yönetilmesini sağlamaktadır. Bu yaklaşımda, hastanın genel sağlık durumu titizlikle değerlendirilmelidir. Diyabet, hipertansiyon ve kolesterol gibi yara iyileşmesini doğrudan etkileyen hastalıkların kontrol altına alınması, tedavinin temel taşlarından biridir. Aynı zamanda ayağın yapısal sorunları ele alınmalı; basınç noktaları azaltılmalı, yara bakımı en uygun şekilde sürdürülmelidir. Yara bölgesinin enfekte olup olmadığı dikkatle değerlendirilmeli ve varsa enfeksiyonlar hedefe yönelik tedavilerle kontrol altına alınmalıdır. Bununla birlikte dolaşım problemleri olan hastalarda ise kan akışını artırmaya yönelik modern ve minimal invaziv yöntemler devreye girmelidir. </p>
<p><strong>Yara bakımında multidisipliner yaklaşım önemli</strong></p>
<p>Ayak yaralarının tedavisi ve bakımı ile ilgili tüm süreçlerin bir ekip anlayışıyla yürütülmesi hem yara iyileşmesini hızlandırmakta hem de uzuv kaybı gibi ciddi sonuçların önüne geçilmesine yardımcı olmaktadır. Ayak yara bakımında uygulanan bu yöntemlerle olumlu sonuçlar alınabilmektedir;</p>
<ul>
<li><strong>Kapsamlı Değerlendirme:</strong> Hasta, multidisipliner ekip tarafından ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmelidir. Bu değerlendirme, yaranın nedenini, büyüklüğünü, derinliğini, enfeksiyon durumunu ve hastanın genel sağlık durumunu kapsamalıdır.</li>
<li><strong>Bireyselleştirilmiş tedavi planı:</strong> Değerlendirme sonuçlarına göre, her hasta için özel bir tedavi planı oluşturulmalıdır. Bu plan, yaranın nedenine yönelik tedavileri, yara bakımını, basıncı azaltma yöntemlerini ve sistemik hastalıkların kontrolünü içermelidir.</li>
<li><strong>Düzenli takip ve iletişim:</strong> Multidisipliner ekip, hastayı düzenli olarak takip etmeli ve tedavi sürecindeki gelişmeleri değerlendirmelidir. Ekip üyeleri arasında sürekli iletişim halinde olunmalı ve tedavi planı gerektiğinde güncellenmelidir.</li>
<li><strong>Hasta eğitimi:</strong> Hasta ve yakınları; yara bakımı, risk faktörleri, önleme stratejileri ve tedavi süreci hakkında bilgilendirilmelidir.</li>
<li><strong>Psikolojik destek:</strong> Kronik ayak yaraları, hastaların psikolojik durumunu olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle, hastalara psikolojik destek sağlanmalıdır.</li>
</ul>
<p><strong>Düzenli ayak kontrolleri ve ayakkabı seçimi kronik ayak yaralarının önüne geçebilir</strong></p>
<p>Ayak yaraları, özellikle diyabet ve vasküler yani damar hastalıkları olan bireylerde ciddi sakatlık ve hayati riske yol açabilen önemli bir sağlık sorunudur. Ayak yaralarını önlemek için hasta eğitimi, düzenli ayak muayeneleri, uygun ayakkabı seçimi, hijyen ve risk faktörlerinin kontrol altına alınması büyük önem taşımaktadır.  Ayaklarımızla yüzleşmek, aslında kendimizle yüzleşmek demektir. Onlara gösterdiğimiz özen, kendimize verdiğimiz değerin bir yansımasıdır. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ayaktaki-kucuk-yaralar-buyuk-tehlikelerin-habercisi-olabilir-609158">Ayaktaki Küçük Yaralar Büyük Tehlikelerin Habercisi Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her 5 kadından 1&#8217;i bu sorunu yaşıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/her-5-kadindan-1i-bu-sorunu-yasiyor-608817</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Jan 2026 07:53:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akne]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[kadından]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[ürünleri]]></category>
		<category><![CDATA[vitamin]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608817</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde en sık görülen cilt hastalıklarından biri olan akne, genelde ergenlik dönemi sorunu gibi algılansa da, son yıllarda yetişkinlerde, özellikle kadınlarda belirgin bir artış gösteriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-5-kadindan-1i-bu-sorunu-yasiyor-608817">Her 5 kadından 1&#8217;i bu sorunu yaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde en sık görülen cilt hastalıklarından biri olan akne, genelde ergenlik dönemi sorunu gibi algılansa da, son yıllarda yetişkinlerde, özellikle kadınlarda belirgin bir artış gösteriyor. Öyle ki 25 yaş ve üzerindeki her 5 kadından 1’i akne problemiyle mücadele ediyor. Akne çoğu zaman ‘nasılsa geçer’ düşüncesiyle ihmal edildiği için ağrılı kistlere, ciltte kalıcı iz ve leke oluşumuna yol açabiliyor! <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi </strong><em> </em><strong>Dermatoloji Uzmanı Dr. Vildan Şengöz,</strong> bu nedenle aknelerin mutlaka erken dönemde tedavi edilmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Tedaviye erken başlanması aknenin şiddetlenmesini ve ciltte kalıcı iz ile leke bırakmasını engelleyebiliyor. Ancak, tedaviden başarılı sonuç alınabilmesi için hekimin önerdiği tedavinin aksatılmaması büyük bir önem taşıyor. Geçmiş yıllarda aknenin cilt ile sınırlı olduğu ve sadece bakım ürünleri   veya  cilt üzerine sürülen ilaçlarla iyileşeceği düşünülüyordu. Günümüzde ise aknenin sistemik bir metabolizma sorununun parçası olduğu biliniyor. Bu nedenle, akne tedavisinde bütüncül bir yaklaşımın benimsenmesi gerekiyor” diyor.   Aknenin oluşumunda genetik yatkınlıktan çok hormonal değişimler, inflamasyon ve hatalı yaşam alışkanlıklarının sorumlu olduğunu belirten <strong>Dermatoloji Uzmanı Dr. Vildan Şengöz,</strong> akneye neden olabilen yaşam alışkanlıklarını anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! </p>
<p><strong>Gece bu saatler arasında uyanık kalmak</strong></p>
<p>Gece geç saatlere kadar uyanık kalınması akneye sebep olan etkenler arasında ilk sıralarda yer alıyor. Melatonin hormonu gece 23:00 &#8211; 02:00 saatleri süresince salgılanıyor. Bu zaman diliminde, melatonin hormonu, beyin başta olmak üzere, bağ dokusunun ve cildin yenilenmesini sağlıyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Vildan Şengöz, sağlıklı gece uykusunun cildi içten temizlediğini ve parlaklık sağladığını, hatta en etkili cilt bakım ürünlerinden bile daha faydalı olduğunu belirtiyor. Bu saat aralığında uyanık kalmak ise cildin doğal onarım sürecini önlüyor ve akne oluşumuna zemin hazırlıyor. </p>
<p><strong>Kozmetik ürünlerini bilinçsizce uygulamak</strong></p>
<p>Bilinçsizce satın alınan yıkama ve peeling ürünleri çoğu zaman cilt bariyerine zarar veriyor. Hekim olmayan kişilerin önerisiyle ürün alan, peeling gibi işlemleri sık sık ve hatalı şekilde uygulayan kişilerde en sık görülen sorun cilt pH’ının bozulması oluyor. Peeling işlemi cildin üst tabakasını aldığı için parlak görünüm sağlasa da  cildin koruyucu tabakasını zayıflatıyor. Bariyerini kaybeden cilt ise bakteriyel enfeksiyonlara açık hale geliyor ve bunun sonucunda akne gelişebiliyor. Hekim önerisi olmadan kullanılan doğal ürünler de akne oluşumunun diğer nedenlerinden. Koruyucu bariyerini kaybeden cilt bakteriyel enfeksiyonlara daha açık hale gelince, akne gelişimi kaçınılmaz oluyor. </p>
<p><strong>Siyah noktaları sıkmak</strong></p>
<p>Aknenin ilk evresi genelde komedon, halk arasındaki bilinen adıyla siyah nokta oluyor. Bu lezyonların sıkılması veya koparılması, bakterilerin eklenmesiyle süreci daha da şiddetlendiriyor ve derin izlerle sonuçlanabiliyor. Bu nedenle, sadece komedon sorunu olsa bile dermatoloji uzmanına başvurulması ve hekim önerisiyle uygun cilt bakım ürünlerinin kullanılması büyük önem taşıyor. </p>
<p><strong>Vitamin ve mineral takviyelerini hatalı kullanmak</strong></p>
<p>D vitamini, ferritin, folik asit, çinko ile magnezyum gibi vitamin ve mineraller cilt sağlığı açısından büyük önem taşıyorlar. D vitamini seviyesi 50’nin altına düştüğünde aknenin daha da şiddetlendiği biliniyor. Gerekli zamanlarda A vitamini ve türevleri de tedaviye eklenebiliyor. Dr. Vildan Şengöz, akne tedavisinde bu takviyelerin doğru zamanda ve doğru dozda alındığında iyileşmeyi desteklediklerini ve iz kalma riskini azalttıklarını anlatarak, “Ancak, vitamin ve mineral takviyeleri mutlaka kişiye özel değerlendirilmeli. Çünkü, yanlış veya yüksek dozda alındıklarında akne oluşumuna zemin hazırlayabiliyor” uyarısında bulunuyor.</p>
<p><strong>Fazla kahve içmek</strong></p>
<p>Yetişkinlerde aşırı kahve tüketimi kafeinin diüretik etkisi nedeniyle hücrelerdeki su ve minerallerin vücuttaki atılımını hızlandırıyor. Zaten yağ oranı yüksek olan cildin iyice nemini kaybetmesine ve bunun sonucunda akne oluşumuna sebep olabiliyor.  </p>
<p><strong>İşlenmiş gıdalar ve şekerli besinler tüketmek</strong></p>
<p>Aşırı işlenmiş ve besin değerini yitirmiş paketli gıdalar, şekerli besinler ile trans yağları içeren gıdaların yanı sıra proteinden fakir ve karbonhidrattan zengin beslenme şekli insülin direncini arttırıyor. Ciltte yağ üretimini hızlandıran insülin direnci de akne oluşumuna yol açan ve şiddetini tetikleyen önemli faktörler arasında yer alıyor.</p>
<p><strong>Kızartmalar ve trans yağlara dikkat! </strong></p>
<p>Cilt sağlıklı yağlara ihtiyaç duyuyor. Zeytinyağı, ceviz, keten tohumu ve balık gibi omega-3 içeren gıdaların düzenli tüketilmeleri cilt sağlığını destekliyor. Kızartmalar ve trans yağlar ise inflamasyonu artıran ve hormon dengesini bozan etkileri nedeniyle akne oluşumuna sebep olabiliyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-5-kadindan-1i-bu-sorunu-yasiyor-608817">Her 5 kadından 1&#8217;i bu sorunu yaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ünlü oyuncu Meltem Cumbul sordu Uzmanlar anlattı: &#8220;RAHİM AĞZI KANSERİ ÖNLENEBİLİR&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/unlu-oyuncu-meltem-cumbul-sordu-uzmanlar-anlatti-rahim-agzi-kanseri-onlenebilir-608042</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Jan 2026 08:33:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anlattı]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[cumbul]]></category>
		<category><![CDATA[farkında]]></category>
		<category><![CDATA[hpv]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Kanserleri]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[meltem]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[oyuncu]]></category>
		<category><![CDATA[Rahim Ağzı Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[sordu]]></category>
		<category><![CDATA[ünlü]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608042</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde giderek yaygınlaşan kadın kanserleri, erken teşhis edildiğinde büyük ölçüde tedavi edilebiliyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/unlu-oyuncu-meltem-cumbul-sordu-uzmanlar-anlatti-rahim-agzi-kanseri-onlenebilir-608042">Ünlü oyuncu Meltem Cumbul sordu Uzmanlar anlattı: &#8220;RAHİM AĞZI KANSERİ ÖNLENEBİLİR&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde giderek yaygınlaşan kadın kanserleri, erken teşhis edildiğinde büyük ölçüde tedavi edilebiliyor. Hatta bir kanser türü var ki; ondan aşı ile korunmak mümkün. Ancak milyonlarca kadın bu gerçeğin farkında değil! İşte, Ocak ayı Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında,<strong> Acıbadem Ankara Hastanesi, Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği</strong> ve <strong>Sağlık Gönüllüleri Derneği </strong>güçlerini birleştirerek, bilgiyi güçle buluşturmak ve önlenebilir bu kanserin farkındalığını artırmak için <strong>‘Güç Sende’ söyleşisi</strong> gerçekleştirdi.  </p>
<p><strong>Moderatörlüğünü ünlü oyuncu ve yönetmen Meltem Cumbul’un</strong> üstlendiği toplumsal farkındalık etkinliğinde, hekimler ve sivil toplum dernekleri bilim, deneyim ve dayanışma için buluştu. <strong>Acıbadem Ankara Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanları Doç. Dr. Emre Özgü ve Dr. Elif Demir ile Pİ Kadın Kanserleri Derneği Başkanı Seral Çelik</strong> rahim ağzı kanserine dair çarpıcı gerçekleri, korunma yollarını ve toplumsal gücün önemini anlattı.</p>
<p><strong>Doç. Dr. Emre Özgü: “Aşılama mutlaka yaygınlaştırılmalı”</strong></p>
<p>Etkinlikte konuşan <strong>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Emre Özgü</strong>, rahim ağzı kanserinin, aşı ile önlenebilen tek kanser türü olduğunu vurgulayarak, 66 ülkenin ulusal aşılama programı içinde yer aldığını belirtti. Doç. Dr. Özgü şöyle konuştu: “Her dört kadından üçü hayatlarının bir döneminde HPV virüsü ile karşılaşıyor. Yaklaşık yüzde 95 oranında cinsel ilişki ile bulaşan HPV vücuda girdikten sonra yüzde 80’i birinci senede, yüzde 90’ı da ikinci senede bağışıklık sistemi tarafından temizlenir. Temizlenmeyen yüzde 10 rahim ağzında değişiklikler yaparak rahim ağzı kanserine dönüşebiliyor. Rahim ağzı kanserini önlemede en etkili yöntemlerden biri HPV aşısıdır. HPV aşısı bağışıklık sistemini güçlendirerek virüsü vücuttan daha hızlı atmayı sağlar. Çocuklarımızı aşılayabilirsek rahim ağzı kanseri, aşı ile engelleyebildiğimiz tek kanser türü olarak tıp literatüründe yerini alacaktır. Bu kapsamda 9 ila 15 yaş arasındaki tüm çocukların aşılanmasında büyük fayda bulunmaktadır. 11-13 yaş grubunda yüksek bir bağışıklık yanıtı alınabiliyor. Tüm anne babalar çocuklarına bu aşıyı yaptırmalı; bir baba olarak ben de kendi çocuğumun aşılanmasını planlıyorum.”</p>
<p><strong>Dr. Elif Demir : “Düzenli tarama testleri ve aşı kritik önem taşıyor”</strong></p>
<p><strong>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Elif Demir</strong> de konuşmasında, rahim ağzı kanserinin aşı ile önlenebilen tek kanser türü olduğu konusunda toplumsal farkındalığı artırmanın çok önemli olduğunu vurguladı. Dr. Demir şöyle konuştu: “Yaygın bir aşılama programının sağlanması özellikle genç kızların aşılanmasının sağlanması gerekiyor. Ancak sadece kız çocukları değil, erkek çocukların da kendilerini ve partnerlerini korumaları için aşılanması çok büyük önem taşıyor.  Kadınlarda HPV aşısı üst yaş sınırı olmadan tüm kadınlara yapılabiliyor. Çocukluk çağında iki doz aşı yeterli iken erişkin dönemde üç doz aşı uygulanmaktadır. “</p>
<p>Kanser oluşmadan problemlerin çözülmesinin çok önemli olduğunu vurgulayan Dr. Demir sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>“Korunmada HPV aşısı, düzenli jinekolojik muayenelerin yapılması, Smear ve HPV DNA testi çok önemli. Jinekolojik muayeneye insanlar çekinerek geliyorlar ama bu muayeneler ve tarama testleri hayat kurtarıcı rol oynuyor. HPV kaçınabileceğimiz bir virüs değil ama korunma yolları mevcut. Rahim ağzı kanseri hem önlenebilir hem de erken teşhis edilebilir bir hastalıktır. HPV pozitifliği aslında utanılacak bir durum değildir. İnsanların yüzde 80’i, hayatlarında bir kere HPV ile karşılaşmaktadır önemli olan bunu zamanında saptayabilmek ve aşı ile önüne geçebilmektedir.”</p>
<p><strong>Pİ Kadın Kanserleri Derneği Başkanı Seral Çelik: “HPV olsan bilir miydin?”</strong></p>
<p><strong>Pİ Kadın Kanserleri Derneği Başkanı Seral Çelik</strong> etkinlikte, rahim ağzı kanserine yönelik toplumsal farkındalığın yeterli olmadığını belirterek şöyle konuştu: “Kadınlarımızın büyük çoğunluğunun kendi üreme organlarının sağlığı ile ilgili temel kavramları dahi bilmekten uzak olduklarını gözlemliyoruz. Tabii hal böyle olunca hastalıkların fark etmeleri de zor oluyor. Öyle ki birbirlerinden tamamen farklı hastalıklar olan rahim ağzı kanseri ile rahim kanserini karıştırabiliyorlar ya da rahim ağzı kanserini başlı başına bir organın kanseri olarak görmeyip, sadece ‘rahim kanserinin başlangıcı’ sanabiliyorlar. Ayrıca doğru bilinen pek çok yanlış da var”</p>
<p>Bu nedenle ülke çapında HPV ve Rahim ağzı kanseri hakkında farkındalık kampanyası başlattıklarını anlatan Çelik sözlerine şöyle devam etti: “Kampanyamızın sloganı; ‘HPV olsan, bilir miydin?’. Bir soruyla başladık bu kampanyaya. Rahim ağzı kanserinin baş sorumlusunun Human Papilloma Virüs yani kısa adıyla HPV olduğunu vurgulamak istiyoruz.  Bu virüsün ne olduğu ve yol açtığı hastalıkları konuşuyoruz. Maalesef ki yeterince bilinmediğini görüyoruz. Çok kişi HPV’yi ilk kez duymuş oluyor ya da başka bir virüs sanıyor. İşte bu yüzden öncelikle HPV hakkında bilgi vermek istiyoruz. Özellikle kadında yol açtığı rahim ağzı kanseri hastalığının toplumsal farkındalığını artırmak istiyoruz. Nedenlerini, korunma yollarını ve tedavisini anlatıyoruz. Uzmanlarımızla birlikte çeşitli söyleşiler düzenliyoruz,  sosyal medya adreslerimizden bu bilgiyi tüm toplumla buluşturmaya çalışıyoruz.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/unlu-oyuncu-meltem-cumbul-sordu-uzmanlar-anlatti-rahim-agzi-kanseri-onlenebilir-608042">Ünlü oyuncu Meltem Cumbul sordu Uzmanlar anlattı: &#8220;RAHİM AĞZI KANSERİ ÖNLENEBİLİR&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Sınırlar gerçek değil, bizim pratiklerimizle inşa ediliyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sinirlar-gercek-degil-bizim-pratiklerimizle-insa-ediliyor-607504</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Jan 2026 08:28:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[akademik]]></category>
		<category><![CDATA[bizim]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[ediliyor]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[inşa]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[pratiklerimizle]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[seminer]]></category>
		<category><![CDATA[serisi]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[sınırlar]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607504</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve İletişim Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Maria Pia Ester Cristaldi ile İtalya Insubria Üniversitesi’nden Dr. Elisa Ramazzina tarafından organize edilen “Entangled Histories: Borders and Cultural Encounters from the Medieval to the Contemporary Era” başlıklı uluslararası seminer serisi, “sınır” kavramını disiplinlerarası bir perspektifle ele alarak yoğun ilgi görüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinirlar-gercek-degil-bizim-pratiklerimizle-insa-ediliyor-607504">&#8220;Sınırlar gerçek değil, bizim pratiklerimizle inşa ediliyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve İletişim Bölümü Dr. Öğr. Üyesi <strong>Maria Pia Ester Cristaldi</strong> ile İtalya <strong>Insubria Üniversitesi</strong>’nden <strong>Dr. Elisa Ramazzina</strong> tarafından organize edilen <strong>“Entangled Histories: Borders and Cultural Encounters from the Medieval to the Contemporary Era”</strong> başlıklı uluslararası seminer serisi, “sınır” kavramını disiplinlerarası bir perspektifle ele alarak yoğun ilgi görüyor.</p>
<p>Dil, iletişim, edebiyat, siyaset ve kültür ekseninde şekillenen seminerler; akademik üretimde sınırların nasıl inşa edildiğini ve bu sınırların nasıl aşılabileceğini tartışmaya açtı. Farklı kıtalardan akademisyenleri bir araya getiren seminer serisi hem akademik hem de toplumsal düzeyde sınır kavramına yönelik farkındalık oluşturmayı hedefledi.</p>
<p>Bu kapsamda Dr. Öğr. Üyesi Maria Pia Ester Cristaldi, seminer serisinin çıkış noktası, amacı ve akademik yaklaşımına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><strong>“Sınırlar sadece siyasetle ilgili değil</strong></p>
<p>Seminer serisinin uzun yıllara dayanan akademik çalışmaların bir sonucu olarak ortaya çıktığını vurgulayan Cristaldi, “Elisa ve ben yaklaşık 13 yıldır yakın arkadaşız ve ikimiz de akademisyeniz. Hem benim hem de Elisa’nın çalışmalarında genelde farklı toplumlar arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları araştırıyoruz. Bunları karşılaştırarak ilerliyoruz. ‘Borders’ yani sınır konusunu seçmemizin nedeni de bu. Çünkü sınırlar sadece siyasetle ilgili değil; dil, iletişim, edebiyat ve kültürle de çok yakından ilişkili. Aslında sınırların gerçek bir şey olmadığını, bizim toplumsal pratiklerimizle, bizim iletişimsel pratiklerimizle inşa ettiğimiz bir şey olduğunu vurgulamaya çalışıyorum. Sınırlar gerçek değil, bizim pratiklerimizle inşa ediliyor.” dedi.</p>
<p><strong>“Sınırların nasıl ortaya çıktığını araştırmamız gerekiyor”</strong></p>
<p>Güncel küresel gelişmelerin de sınır tartışmalarını yeniden gündeme taşıdığını belirten Cristaldi, bu konuların tarihsel arka planla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Cristaldi; “Filistin ve İsrail arasındaki savaş ya da Rusya ve Ukrayna arasındaki çatışmalar bir günlük olaylar değil. Bunların kökenleri yüzyıllar öncesine dayanıyor. Mesela neden birileri Ukraynalı olarak tanımlanıyor, diğerleri Rusyalı olarak değerlendiriliyor? Bunları anlayabilmek için sınırların nasıl ortaya çıktığını araştırmamız gerekiyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Temel hedef farkındalık!</strong></p>
<p>Seminerlerin temel hedefinin sınırlar konusunda bir farkındalık olduğunu belirten Cristaldi; “Aslında aramızda gerçek bir sınır yok. Kültürel, siyasal ya da dini açıdan sınırların yüzyıllar içinde inşa edildiğini göstermeye çalışıyoruz. Bu sınırların nasıl aşılabileceğini de birlikte düşünmek istiyoruz.” dedi.</p>
<p><strong>Farklı kıtalardan akademisyenler Üsküdar’da buluştu</strong></p>
<p>Seminer serisinin uluslararası yapısına özel önem verdiklerini vurgulayan Cristaldi, tek merkezli akademik bakış açılarına mesafeli durduklarını ifade etti. Cristaldi; “Bu tarz seminerlerde genelde ya sadece Batı’nın bakış açısı yansıtılıyor ya da sadece Doğu’nun. Biz herkesi bir araya getirmeye çalıştık. Çin’den akademisyenler var, Japonya’dan araştırmacılar var, İngiltere’den ve Kanada’dan da katılımcılar oldu.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Tüm kategorileri altüst ediyoruz”</strong></p>
<p>Ele alınan konuların sınırları zihinsel olarak da sorgulattığını belirten Cristaldi; “Çin’deki Hristiyan metinlerinin çevirisinden, Kanada’da Japonya çalışan bir araştırmacıya, İtalyan Şamanizmine kadar uzanan konular var. Aslında tüm kategorileri altüst ediyoruz.” dedi.</p>
<p><strong>Dil, iletişim ve basın tarihi çalışmaların merkezinde yer aldı</strong></p>
<p>Çalışmalarında dil ve iletişim ilişkisine özel bir önem verdiğini belirten Cristaldi, dilin toplumsal hafızayla kurduğu bağa dikkat çekti. Cristaldi; “İletişimin en önemli noktası ortak bir dilin olmasıdır. Dil sadece sözlü değil, sözsüz de olabilir. Beni en çok ilgilendiren kısım, dilin sosyal ve siyasal tarafıdır. Bir dilin bir toplum içinde nasıl kullanıldığı, nasıl değiştiği, kelimelere yüklenen anlamlar ve duygular benim için çok önemli.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Dil bir alışkanlık, bir pratiktir…</strong></p>
<p>Dil ve basın tarihi üzerine yaptığı çalışmalara da değinen Cristaldi, dillerin birbirinden bağımsız düşünülemeyeceğinden bahsetti. Cristaldi; “Bir dil otorite tarafından değiştirilebilir ama bu hemen olan bir şey değildir. Zaman alıyor çünkü dili kullanan halktır. Dil bir alışkanlıktır, bir pratiktir. Bir dilden o dilde kullandığımız ifadeleri, kelimeleri kültürel bir birikimden ayrı olarak düşünmek çok zordur. Mesela ‘İnşallah’ kelimesini kaç kişi dini anlamda kullanıyor? Ama yine de kullanmaya devam ediyoruz. Çünkü artık kültürün bir parçası.” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>“Dilde milliyetçilik yoktur”</strong></p>
<p>Bu bağlamda dil üzerinden kurulan sınırların da yapay olduğunu vurgulayan Cristaldi; “Dilde milliyetçilik yoktur. Çünkü insanlar arasında sınırlar yapaydır. Aynı coğrafyayı paylaşıyorsanız kelimeler de ortaklaşır.” dedi.</p>
<p><strong>Dijital beşerî bilimler ve metin madenciliği vurgusu</strong></p>
<p>Çalışmalarında ele aldığı dijital beşerî bilimler ve metin madenciliği çalışmalarının klasik basın ve iletişim araştırmalarına yeni imkânlar sunduğunu belirten Cristaldi; “18. ve 19. yüzyılda çıkan gazeteler modernleşmenin en önemli araçlarıydı. Osmanlı, Rus ve Japon basınını karşılaştırmalı olarak inceleyebiliyoruz. Metin madenciliği sayesinde bu gazetelerdeki ortak kavramları kategori bazlı araştırmak mümkün.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“İnsan ve makine arasındaki etkileşim burada çok önemli”</strong></p>
<p>Bu sürecin disiplinlerarası çalışmayı da zorunlu kıldığını ifade eden Cristaldi; “Ben tek başıma metin madenciliği yapamam. Mühendislerle birlikte çalışıyordum. İnsan ve makine arasındaki etkileşim burada çok önemli.” sözleriyle iş birliğinin önemine dikkat çekti.</p>
<p><strong>“Akademi toplumdan kopuk olmamalı”</strong></p>
<p>Önümüzdeki döneme ilişkin hedeflerini de paylaşan Cristaldi, seminerlerin yalnızca akademik çevreye değil, topluma da hitap etmesini önemsediklerini vurguladı. Cristaldi; “Ben sadece akademisyenleri düşünmüyorum. Öğrencileri ve toplumu da düşünüyorum. Akademinin gerçek faydası toplumla kurduğu bağda ortaya çıkıyor. Bu seminerler herkese açık ve bu bilinçli bir tercih. Akademi toplumdan kopuk olmamalı.” dedi.</p>
<p><strong>Seriler 1 Temmuz’a kadar devam edecek!</strong></p>
<p>Farklı kıtalardan akademisyenleri bir araya getiren seminer serisi 1 Temmuz&#8217;a kadar her Çarşamba 19.00’da düzenlenmeye devam edecek.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinirlar-gercek-degil-bizim-pratiklerimizle-insa-ediliyor-607504">&#8220;Sınırlar gerçek değil, bizim pratiklerimizle inşa ediliyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Tugay: İzmir kendi enerjisini üreten bir kent olmalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-izmir-kendi-enerjisini-ureten-bir-kent-olmali-607160</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Jan 2026 08:29:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[enerjisini]]></category>
		<category><![CDATA[gerektiğini]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kendi]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[kentin]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sistemleri]]></category>
		<category><![CDATA[toplantı]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[üreten]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607160</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Batı Anadolu Sanayici ve İş İnsanları Dernekleri Federasyonu (BASİFED) bünyesinde çalışmalarını sürdüren Yeşil Dönüşüm Komisyonu tarafından düzenlenen toplantıya katıldı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-izmir-kendi-enerjisini-ureten-bir-kent-olmali-607160">Başkan Tugay: İzmir kendi enerjisini üreten bir kent olmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Batı Anadolu Sanayici ve İş İnsanları Dernekleri Federasyonu (BASİFED) bünyesinde çalışmalarını sürdüren Yeşil Dönüşüm Komisyonu tarafından düzenlenen toplantıya katıldı.  Kentin enerji politikasının oluşturulması gerektiğini vurgulayan Başkan Tugay, İzmir’in tükettiğinden fazlasını üreten “pozitif enerji bölgesi” hedefiyle ilerlemesi gerektiğini söyledi.</p>
<p>Batı Anadolu Sanayici ve İş İnsanları Dernekleri Federasyonu (BASİFED) bünyesinde faaliyet gösteren Yeşil Dönüşüm Komisyonu, iş dünyası, yerel yönetimler ve kamu kurumları arasındaki iş birliğini güçlendirme hedefi doğrultusunda bir toplantı düzenledi. Toplantıda, İzmir Planlama Ajansı (İZPA) tarafından hazırlanan “Enerji ve Malzeme Güvenliği Raporu” komisyon üyeleriyle paylaşıldı. Toplantıya katılan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, kentin enerji politikasının oluşturulmasının önemine dikkat çekerek, İzmir’in kendi enerjisini üreten bir pozitif enerji bölgesine dönüşmesi gerektiğini ifade etti. Başkan Tugay, yalnızca tüketimi karşılayan değil, tüketilenin üzerinde enerji üretebilen sistemlere sahip olunmasının hedeflenmesi gerektiğini vurguladı.</p>
<p><strong>“Yapay zekâ sistemleri, ciddi enerji istiyor”</strong></p>
<p>Enerji güvenliği konusunda değerlendirmelerde bulunan Başkan Tugay, 12 Şubat’ta Münih’te düzenlenecek önemli bir toplantıya davet edildiğini belirterek, dünyada enerji güvenliğinin artık ülkelerden çok şehirler ölçeğinde ele alındığını söyledi. Enerjinin güvence altına alınmasının yaşamsal bir konu hâline geldiğini vurgulayan Başkan Tugay, şehrin enerji sistemlerinde yaşanabilecek bir çöküşün günlük yaşamın sürdürülebilirliği açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. Enerji kullanım alanlarının giderek çeşitlendiğini ifade eden Başkan Tugay, sürece yapay zekânın da dâhil olduğunu belirterek şunları söyledi:<br />“Yapay zekâ sistemleri ciddi enerji istiyor. Bir veri merkezi, bir şehrin tükettiği kadar enerji harcayabiliyor. Zaman içinde yapay zekâ ekosistemi hayatın her alanına hâkim olacak ve buna bağlı olarak çok büyük bir enerji ihtiyacı ortaya çıkacak. Bu ihtiyacı nasıl karşılayacağımız kadar, bu süreçte yaşam alanlarımızdan nelerin eksileceğini, enerji kaynaklarının kimlerin kontrolüne geçeceğini de düşünmemiz gerekiyor.”</p>
<p><strong>“Kendi enerjimizi kendimiz üretmeliyiz”</strong></p>
<p>Dünyanın farklı kentlerinde enerji sistemlerinin aniden çökebildiğine dikkat çeken Başkan Tugay, Berlin’de bu yıl yaşanan geniş çaplı elektrik kesintisini hatırlattı. Daha önce İspanya’da ve Türkiye’de Isparta’da benzer örneklerin yaşandığını ifade eden Başkan Tugay, İzmir dâhil pek çok şehirde benzer bir riskin her zaman bulunduğunu söyledi. Olası bir enerji kesintisinin ardından “Biz nerede hata yaptık, bunu neden daha önce öngöremedik” sorularının sorulacağına işaret eden Başkan Tugay, raporda da yer verilen mikro şebeke sistemlerinin üniter ya da bölgesel ölçekte kurulmasının önemine vurgu yaptı. Başkan Tugay, şunları kaydetti:</p>
<p>“Bu değerlendirmelerden çıkardığım en önemli sonuç şudur: Kendi enerjimizi kendimiz üretmeliyiz. Pozitif enerji bölgesine dönüşmeliyiz. Tükettiğimizi karşılayan, mümkünse tükettiğimizin üzerinde enerji üretebilen sistemlere sahip olmalıyız.”</p>
<p><strong>“Yeter ki bunu yapmaya niyetlenelim”</strong></p>
<p>Enerji güvenliğinin sağlanması için birbirini gerektiğinde yedekleyebilen sistemlerin kurulmasının önemine dikkat çeken Başkan Tugay, bu tür uygulamaların hayata geçirilmesinin zor olmadığını ifade etti. Kültürpark alanında bu nitelikte bir enerji sisteminin kurulabileceğini belirten Başkan Tugay, İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi&#8217;nde benzer sistemler için çalışma yapılması gerektiğini söyledi. Belediyenin bir enerji dağıtım şirketine sahip olduğunu hatırlatan Başkan Tugay, bu tür projeleri hayata geçirebilecek teknik ve yasal altyapının bulunduğunu vurguladı. Kentte benzer şekilde çalışabilecek başka şirketlerin de olabileceğini dile getiren Başkan Tugay, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Yeter ki bunu yapmaya niyetlenelim. Bunun ne anlama geldiğini gerçekten kavramamız gerekiyor. Hem günlük yaşamın kesintisiz sürmesi hem de kentte faaliyet gösteren işletmelerin çalışmalarına devam edebilmesi için bu sistemleri nasıl kurabileceğimizi düşünmek zorundayız.”</p>
<p><strong>“Şehrin enerji politikasını oluşturmalıyız”</strong></p>
<p>Enerji sistemleri konusunun son derece kritik olduğuna dikkat çeken Başkan Tugay, önümüzdeki dönemde bu alanın tüm paydaşların odağında olması gerektiğini vurguladı. Başkan Tugay, farklı zamanlarda ve platformlarda edinilen bilgi, deneyim ve birikimlerin bir araya getirilerek kentin enerji politikasının oluşturulması gerektiğini ifade etti.</p>
<p>Dünyada sınırların giderek anlamını yitirdiği, ülkeler arası sınırların sanallaştığı bir sürece girildiğini belirten Başkan Tugay, yönetimlerin ise daha odaklı, yerel ve kendi kendine yetebilen yapılar hâline dönüştüğünü söyledi. Bu yeni düzende, kendi kaynaklarıyla ayakta durabilen yerleşim alanlarının kalkınacağını, dışa bağımlı yapıların ise zamanla yoksullaşacağını öngördüğünü dile getirdi. İzmir’in geleceğini bu bakış açısıyla değerlendirmek gerektiğini vurgulayan Başkan Tugay, kentin suyu, enerjisi, gıdası ve refahı için gerçekleştireceği üretimle kendi yolunu çizmesi ve bu yeterlilikleri sağlaması gerektiğini belirterek, “Bu yalnızca belediyenin tek başına yapabileceği bir iş değil” dedi.</p>
<p><strong>“Elimden geleni yapacağım”</strong></p>
<p>Geleceğe yönelik ortak bir akıl oluşturulması gerektiğini vurgulayan Başkan Tugay, bugünün yöneticilerinin güçlerini birleştirerek değişimi doğru okumaları ve buna uygun önlemleri zaman kaybetmeden almaları gerektiğini ifade etti. Çocukların ve gençlerin bilinçlendirilmesinin büyük önem taşıdığını belirten Başkan Tugay, gelecek nesillerin karşı karşıya kalacağı sorumlulukların ancak bu şekilde yönetilebileceğini söyledi. 2035 yılında dünyanın bugünkünden çok daha farklı bir noktada olacağını dile getiren Başkan Tugay, bu dönüşümün boyutlarının şimdiden tam olarak öngörülemeyeceğine dikkat çekti. Değişimin son derece hızlı ilerlediğini vurgulayan Başkan Tugay, bu sürece yavaş adımlarla değil, kararlı ve planlı bir şekilde uyum sağlanması gerektiğini ifade etti. Kamusal dönüşümün zorunluluğuna işaret eden Başkan Tugay, özel sektör, sivil toplum ve akademinin birlikte çalıştığı bütüncül bir yapının oluşturulmasının önemine dikkat çekerek, “Belediye başkanı olduğum sürece bunun hayata geçmesi için elimden geleni yapacağım” dedi. İzmir’in tarih boyunca öncü ve umut veren bir kent olduğunu hatırlatan Başkan Tugay, kentin bu kimliğini doğru şekilde sahiplenmesi hâlinde önemli başarılara imza atılacağına olan inancını dile getirdi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-izmir-kendi-enerjisini-ureten-bir-kent-olmali-607160">Başkan Tugay: İzmir kendi enerjisini üreten bir kent olmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uluslararası Ayder Forumu&#8217;nda Akkuyu NGS&#8217;nin Ülke Ekonomisine ve Enerji Güvenliğine Katkıları Ele Alındı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uluslararasi-ayder-forumunda-akkuyu-ngsnin-ulke-ekonomisine-ve-enerji-guvenligine-katkilari-ele-alindi-606189</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 Jan 2026 11:20:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[akkuyu]]></category>
		<category><![CDATA[ayder]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[forumu]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[nda]]></category>
		<category><![CDATA[ngs]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[nükleer]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606189</guid>

					<description><![CDATA[<p>Katılımcılar, nükleer enerjinin Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınması ve karbon sıfır hedeflerine ulaşması için stratejik önemini vurguladı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uluslararasi-ayder-forumunda-akkuyu-ngsnin-ulke-ekonomisine-ve-enerji-guvenligine-katkilari-ele-alindi-606189">Uluslararası Ayder Forumu&#8217;nda Akkuyu NGS&#8217;nin Ülke Ekonomisine ve Enerji Güvenliğine Katkıları Ele Alındı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Katılımcılar, nükleer enerjinin Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınması ve karbon sıfır hedeflerine ulaşması için stratejik önemini vurguladı</em></p>
<p><em> </em>Uluslararası Ayder Forumu’nun ikincisi, Rize&#8217;de düzenlendi. Karadeniz bölgesinin kalkınmasına yönelik temel meselelerin tartışılması ve bölge ülkeleri arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi açısından önemli bir platform olan forumun açılış törenine, Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ve Rize Valisi İhsan Selim Baydaş’ın da aralarında bulunduğu ulusal ve uluslararası düzeyde pek çok isim katıldı. Etkinlikte kamu kurumları, uluslararası kuruluşlar, bilim ve iş dünyasından 500’den fazla temsilci yer aldı. Forumun bu yılki ana teması &#8220;Enerji, Küresel Güvenlik ve Diplomasi&#8221; oldu.</p>
<p>AKKUYU NÜKLEER A.Ş. Genel Müdürü Sergei Butckikh, konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada şunları kaydetti: <em>“Profesyonel diyaloğun bir parçası olmak, Türkiye’nin ilk nükleer güç santralinin inşaat süreci hakkında kamu kurumlarını, kamuoyunu ve iş dünyasını düzenli olarak bilgilendirmek AKKUYU NÜKLEER için büyük bir önem taşıyor. Projemiz, Türk ortaklarımızla yakın iş birliği içinde ve Türk şirketlerinin geniş katılımıyla hayata geçiriliyor. Akkuyu NGS gibi stratejik öneme sahip bir altyapı projesi, Türkiye ekonomisi için uzun vadeli etkiler yaratıyor, iklim hedeflerine ulaşılmasına katkı sunuyor ve Türkiye&#8217;nin yeni nükleer enerji projelerinin hayata geçirilmesi için yol açıyor.”</em></p>
<p>AKKUYU NÜKLEER A.Ş. Sürdürülebilir Kalkınma ve Enerji Şirketleri ve Ticari Birlikler ile İletişim Direktörü Esra Songur da forumun tematik oturumlarından birinde sunum yaptı. Konuşmacı, Akkuyu NGS inşaatındaki güncel durum hakkında bilgi vererek projenin Türkiye’nin ekonomik ve sosyal istikrarının güçlendirilmesi, sanayinin büyümesi ve beşeri sermayenin geliştirilmesi açısından önemine vurgu yaptı.</p>
<p>Konuşmacı ayrıca, Rosatom&#8217;un küçük modüler reaktörler (SMR) alanındaki deneyimlerini de paylaşarak bu alanda hayata geçirilen ve devam eden projeler ile Rus teknolojilerinin avantajları, güvenliği ve teknik özellikleri hakkında bilgi verdi. Bu kapsamda, dünyanın ilk yüzer nükleer güç santrali olan &#8220;Akademik Lomonosov&#8221;un 5 yılı aşkın süredir faaliyette olduğu ve bu süre zarfında 1 milyar kilovatsaatten fazla elektrik ürettiği, Rusya&#8217;nın Yakutistan bölgesindeki kara tabanlı küçük modüler nükleer güç santrali projesinin ise aktif uygulama aşamasında olduğu belirtildi.</p>
<p>Akkuyu NGS projesi, Türkiye ekonomisine yapılan en büyük yabancı yatırımlardan biri olma özelliğini taşıyor. İnşaat için ekipman ve malzeme tedarikine Türk şirketleri aktif olarak katılıyor. Projenin çeşitli aşamalarında 2.000&#8217;den fazla işletme tedarikçi ve alt yüklenici olarak görev alıyor. İşletme personelinin yetiştirilmesine yönelik kapsamlı bir eğitim programı uygulanıyor. 600&#8217;den fazla Türk uzman Rusya&#8217;nın önde gelen teknik üniversitelerinde mühendislik eğitimi alırken, bunlardan 319&#8217;u nükleer enerji sektöründe talep gören mesleklerde eğitimlerini tamamlayarak Akkuyu NGS&#8217;de çalışmaya başladı.</p>
<p>Akkuyu NGS&#8217;nin işletmeye alınması, kömür ve gaz kaynaklı elektrik üretiminin yerini alarak atmosferdeki sera gazı emisyonlarını yılda yaklaşık 18 milyon ton CO2 eşdeğeri miktarında azaltacak. Böylelikle Akkuyu NGS, Türkiye&#8217;nin Paris Anlaşması hedeflerine ulaşmasına önemli ölçüde katkı sağlayacak.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uluslararasi-ayder-forumunda-akkuyu-ngsnin-ulke-ekonomisine-ve-enerji-guvenligine-katkilari-ele-alindi-606189">Uluslararası Ayder Forumu&#8217;nda Akkuyu NGS&#8217;nin Ülke Ekonomisine ve Enerji Güvenliğine Katkıları Ele Alındı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>8. Karaburun Nergis Festivali başladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/8-karaburun-nergis-festivali-basladi-605800</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Jan 2026 17:05:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[başladı]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[festivali]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[karaburun]]></category>
		<category><![CDATA[nergis]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[üreticiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605800</guid>

					<description><![CDATA[<p>Karaburun’la özdeşleşen ve eşsiz kokusuyla her yıl heyecanla beklenen nergis çiçeği, 8. Karaburun Nergis Festivali ile tezgâhlardaki yerini aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/8-karaburun-nergis-festivali-basladi-605800">8. Karaburun Nergis Festivali başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Karaburun’la özdeşleşen ve eşsiz kokusuyla her yıl heyecanla beklenen nergis çiçeği, 8. Karaburun Nergis Festivali ile tezgâhlardaki yerini aldı. Festivalin açılışını yapan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, bu yıl üreticiye sağlanan nergis soğanı desteğinin katlanacağını müjdeledi. Üreticinin emeğini korumaya devam edeceklerini vurgulayan Başkan Tugay, “Bizler üreticiye ve doğaya sahip çıkan bir anlayışla çalışıyoruz. Güler yüzünüze, manevi desteğinize ve yanımızda olduğunuzu hissetmeye ihtiyacımız var” dedi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Karaburun Belediyesi tarafından bu yıl 8’inci kez düzenlenen Karaburun Nergis Festivali’nin açılışını yaptı. Türkiye nergis üretiminde lider konumda bulunan İzmir’de, Karaburun’la özdeşleşen nergis çiçeği, bu yıl da eşsiz kokusuyla kenti buluşturdu. 18 Ocak’a kadar Karaburun ilçe merkezinde sürecek festivalin açılış törenine; Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın yanı sıra ev sahibi Karaburun Belediye Başkanı İlkay Girgin Erdoğan, CHP İzmir Milletvekili Seda Kaya Ösen, Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa Günay, Foça Belediye Başkanı Saniye Bora Fıçı, KKTC İzmir Başkonsolosu Mustafa Davulcu, Karaburun Garnizon Komutanı Ali Eker, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda yurttaş katıldı. Festival bando eşliğindeki kortejle başladı. Nergis üreticilerinin arasında yürüyen Başkan Tugay, üreticilerle sohbet etti.</p>
<p><strong>“Karaburun’un nergisi başka hiçbir yerde yok”</strong></p>
<p>Festivalin açılış konuşmasını yapan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, serin havaya rağmen festivalin yoğun ilgi gördüğünü belirterek, “Nergis muhteşem bir çiçek. Böyle bir nergis Türkiye’de başka hiçbir yerde yok. Çünkü Karaburun’un nergisi, Karaburun’dan başka bir yerde olmuyor. Bu eşsiz kokunun kaynağı da bu topraklar” dedi. Festivale katkı sunan herkese teşekkür eden Başkan Tugay, bu tür etkinliklerin yerel değerleri koruma ve sahiplenme açısından büyük önem taşıdığını vurgulayarak, “Yerel ürünlerle özdeşleşmiş bu organizasyonlar, hem kültürümüze hem de üreticimize sahip çıktığımızı gösteriyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Bizler üreticiye, doğaya sahip çıkan başkanlarız”</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, ilçe belediyeleriyle birlikte kentin doğasını ve toprağını korumak için ortak bir mücadele yürüttüklerini belirterek, üreticiye ve doğal mirasa sahip çıkmanın temel sorumlulukları olduğunu söyledi. Yaptıkları görevin, şehrin kendilerine emanet edilen değerlerini korumak olduğunu vurgulayan Başkan Tugay, bu sorumluluğun merkezinde insan, toprak ve doğal zenginliklerin yer aldığını ifade etti. Yüzyıllar içinde oluşan kültürel mirasın; müzikten mutfağa, yaşam biçiminden geleneklere kadar büyük bir değer taşıdığını dile getiren Tugay, bu mirası gözleri gibi koruduklarını söyledi. Bu toprakların bir parçası gibi çalıştıklarını belirten Başkan Tugay, toprağın emeğini ve hafızasını taşıyan herkese selam gönderdi.</p>
<p><strong>“Nergis soğanı desteği bu yıl katlanacak”</strong></p>
<p>Karaburun’da nergis üretimine verilen desteğin bu yıl katlanarak artacağını açıklayan Başkan Tugay, üreticinin emeğini korumayı öncelikli görevleri arasında gördüklerini söyledi. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak üreticiye verilen desteğe özel bir önem verdiklerini belirten Başkan Tugay, mevcut koşullarda çiftçilerin yeterince desteklenmediğini, bu açığı kapatmak için Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı aracılığıyla İzmir’in tüm ilçelerinde çok yönlü destekler sağladıklarını ifade etti. Karaburun’da bugüne kadar pek çok tarımsal destek verdiklerini hatırlatan Tugay, bu sezon nergis soğanı konusunda çok daha aktif ve güçlü bir destek süreci yürütüleceğini aktardı.</p>
<p><strong>“Paradan çok yanımızda olmanıza ihtiyacımız var”</strong></p>
<p>Başkan Tugay, konuşmasının son bölümünde üreticilere kooperatifleşme çağrısı yaptı. Küçük üreticilerin tek başına haksız rekabet koşullarıyla mücadele etmekte zorlandığını belirten Tugay, çözümün birlik olmak ve kooperatifler çatısı altında güçlenmekten geçtiğini söyledi. Kooperatife üye olmayan üreticilere seslenen Başkan Tugay, kooperatifleşmenin emeğin daha hızlı ve etkin biçimde korunmasını sağladığını vurguladı. Büyükşehir Belediyesi olarak kooperatiflerle kurumsal iş birliklerini önemsediklerini ifade eden Tugay, bu kapsamda hayata geçirilen İZMAR marketlerinin hem tüketiciye uygun fiyatlı ürün sunmayı hem de üreticinin emeğinin karşılığını almasını hedeflediğini dile getirdi. İzmir’in tarımsal ve hayvansal üretimde Türkiye’nin önde gelen kentlerinden biri olduğunu hatırlatan Başkan Tugay, bu güçlü yapının korunması gerektiğini belirterek, “İzmir&#8217;e hepimizin gözümüz gibi bakması gerekiyor. Hepimizin gecesine gündüzüne katarak çok çalışması gereken bir dönemdeyiz. Paradan daha çok sizlerin güler yüzüne, manevi desteğine, yanımızda olduğunuzu hissetmeye ihtiyacımız var” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Başkan Erdoğan: Nergis umuttur, evin ocağıdır</strong></p>
<p>Karaburun Belediye Başkanı İlkay Girgin Erdoğan, festivalin açılışında yaptığı konuşmada İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne nergis üretimine sağlanan destekler için teşekkür etti. Nergisin Karaburun için yalnızca bir çiçek olmadığını vurgulayan Erdoğan, nergisin ilçenin kültürünü, toprağını ve yaşam biçimini yansıtan eşsiz bir simge olduğunu ifade etti Agro ve eko turizmi bölgede geliştirmeyi hedeflediklerini kaydeden Erdoğan, ekim alanları azalmış olsa da nergisin Karaburun için hâlâ en önemli geçim kaynaklarından biri olduğunu vurguladı. “Nergis umuttur, evin ocağıdır” diyen Erdoğan, bölgeye özgü değerlerin ulusal ve uluslararası alanda tanıtılması, markalaşması ve farkındalık oluşturulmasının önemine dikkat çekti. Festivalle üreticiye destek olmayı amaçladıklarını belirten Başkan Erdoğan, “Tarım sadece üreticinin değil hepimizin ortak sorumluluğudur. Devletimizin üreticiyi koruyan planlı ve sürdürülebilir tarım politikalarını üçlü güçlü güçlendirmesi hayati önem taşımaktadır. Desteklerin doğru ve zamanında ulaştığı, ürünün dalda kalmadığı alın terinin karşılığını bulduğu bir dünya hepimizin ortak dileğidir” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Karaburun sokaklarında nergis coşkusu</strong></p>
<p>Açılış konuşmalarının ardından Karaburunlu çocuklar halk oyunları gösterisi sundu. Gösterilerin ardından İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay ve protokol üyeleri, Karaburun sokaklarında stant açan üreticileri ziyaret ederek sohbet etti. Alanı dolduran binlerce yurttaşla hatıra fotoğrafı çektiren Başkan Tugay, vatandaşlara nergis dağıttı. Program kapsamında Başkan Tugay, Karaburun Belediye Başkanı İlkay Girgin Erdoğan’ı da makamında ziyaret etti.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/8-karaburun-nergis-festivali-basladi-605800">8. Karaburun Nergis Festivali başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DEÜ&#8217;lü Uzmandan Dünya Hijyen Günü Uyarısı: Hijyen İhmal Edilirse Enfeksiyon Kaçınılmaz</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/deulu-uzmandan-dunya-hijyen-gunu-uyarisi-hijyen-ihmal-edilirse-enfeksiyon-kacinilmaz-605759</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Jan 2026 12:05:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[deü]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[gerektiğini]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[hijyen]]></category>
		<category><![CDATA[köşe]]></category>
		<category><![CDATA[lü]]></category>
		<category><![CDATA[maske]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[orta]]></category>
		<category><![CDATA[uyarısı]]></category>
		<category><![CDATA[uzmandan]]></category>
		<category><![CDATA[yıkama]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605759</guid>

					<description><![CDATA[<p>Solunum yolu enfeksiyonlarının dünya genelinde en sık görülen sağlık sorunları arasında yer aldığını belirten Prof. Dr. Şükran Köse, basit ancak etkili hijyen önlemleriyle bu hastalıkların önemli ölçüde engellenebileceğini vurguladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deulu-uzmandan-dunya-hijyen-gunu-uyarisi-hijyen-ihmal-edilirse-enfeksiyon-kacinilmaz-605759">DEÜ&#8217;lü Uzmandan Dünya Hijyen Günü Uyarısı: Hijyen İhmal Edilirse Enfeksiyon Kaçınılmaz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Solunum yolu enfeksiyonlarının dünya genelinde en sık görülen sağlık sorunları arasında yer aldığını belirten Prof. Dr. Şükran Köse, basit ancak etkili hijyen önlemleriyle bu hastalıkların önemli ölçüde engellenebileceğini vurguladı.</p>
<p><b>“BASİT HİJYEN ÖNLEMLERİ SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARINI ÖNLÜYOR”</b></p>
<p>Hijyen kurallarının ihmal edilmesinin; nezle, soğuk algınlığı, grip, farenjit, larenjit, sinüzit, bademcik iltihabı, orta kulak iltihabı, bronşit ve zatürre gibi birçok solunum yolu enfeksiyonuna zemin hazırladığını belirten Köse, günlük yaşamda temizlik alışkanlıklarının büyük önem taşıdığına dikkat çekti.</p>
<p>Solunum sağlığının korunması için kişisel hijyen kurallarının düzenli olarak uygulanması gerektiğini vurgulayan Köse; haftada en az iki-üç kez banyo yapılmasının, giysi ve çamaşırların sık değiştirilmesinin, el ve ayak tırnaklarının düzenli olarak kesilmesinin önemine işaret etti. Yemeklerden önce ve sonra, tuvalet kullanımının ardından ellerin mutlaka su ve sabunla yıkanıp kurulanması gerektiğini belirten Köse; ağız ve diş sağlığına özen gösterilmesinin, koltuk altı ve ayak hijyeninin sağlanmasının ve yaşanılan ortamın temiz tutulmasının enfeksiyon riskini azalttığını ifade etti.</p>
<p><b>RİSK GRUPLARI DAHA DİKKATLİ OLMALI</b></p>
<p>Bağışıklık sistemi zayıf olan bireyler, çocuklar, yaşlılar ve kronik solunum yolu hastalığı bulunan kişilerin enfeksiyonları daha ağır geçirebildiğine dikkat çeken Köse, bu grupların ve birlikte yaşadıkları kişilerin hijyen kurallarına çok daha fazla özen göstermesi gerektiğini vurguladı.</p>
<p><b>MASKE, EL YIKAMA VE HAVALANDIRMADA YAPILAN HATALAR</b></p>
<p>Maske kullanımı konusunda toplumda sık yapılan yanlışlara da değinen Köse, maskelerin genellikle tek kullanımlık olduğunu, nemlenen ya da ıslanan maskelerin yeniden kullanılmaması gerektiğini belirtti.</p>
<p>Maskelerin ön yüzeyine dokunulmaması gerektiğini vurgulayan Köse, “Maskeler genelde tek kullanımlık olduğu için bunlardan belirli bir süre faydalanmak gerekir. Mesela yaz mevsiminde bir kişi maskeyi kısa süre kullanmış ama o dönem terlemiş olabilir. Maske ıslanmıştır ve artık onu bir daha kullanmamak gerekir. Maskeleri kullanırken yüzeyine kesinlikle dokunmamak lazım. Çünkü yüzey kısmında çeşitli mikroorganizmalar olabilir, ön yüzünde göz iltihabına neden olabilecek farklı virüsler bulunabilir. Maskenin yüzeyine dokunduğumuzda aynı anda gözümüzü kaşırsak mikroorganizmayı kendi elimizle gözümüze ekmiş oluruz. Klasik cerrahi maskeler, yıkanıp kullanılabilir değildir. Bu nedenle uygun şekilde imha etmek gerekir. Diğer bez maskeler ise böyle bir durumda yıkanıp kurutulduktan sonra tekrar kullanılabilir. Aynı maskenin birden fazla kullanılması gözyaşı yolu iltihabı dışında, ciltte tahriş ve kaşıntıların ortaya çıkmasına da neden olabilir. Yine sık yapılan hatalardan biri maskeyi kullandıktan sonra katlanarak ceplere konmasıdır. Maskenin ön kısmına dokunmamız halinde elimizi su, sabun ya da dezenfektanla temizlemeliyiz” şeklinde konuştu.</p>
<p>El yıkama sırasında yapılan hataların da enfeksiyon riskini artırdığını ifade eden Köse, “El yıkama süresinin kısa tutulması, yalnızca parmak uçlarının yıkanması, tırnak araları ve başparmakların ihmal edilmesi en sık karşılaşılan yanlışlar arasında yer alıyor,” dedi.</p>
<p><b>KAPALI ALANLAR DÜZENLİ HAVALANDIRILMALI</b></p>
<p>Ortam havalandırmasının solunum sağlığı açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Köse, “Kapalı alanların günde üç-dört kez, 20–30 dakika süreyle havalandırılması gerekiyor. Ev içinde sigara içilmesinin hava kalitesini ciddi şekilde düşürdüğünü unutmamak gerekiyor. Evdeki hava kalitesini arttırmak için ev içinde bitki bakılması uygundur,” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>HİJYEN KÜLTÜRÜ KÜÇÜK YAŞTA KAZANDIRILMALI</b></p>
<p>16 Ocak Dünya Hijyen Günü’nün, hijyenin sağlık üzerindeki etkilerini hatırlatmak açısından önemli bir farkındalık günü olduğuna dikkat çeken Köse, kirli ve hijyenik olmayan ortamların mikroorganizmalar için uygun bir üreme alanı oluşturduğunu belirtti. El yıkamamanın, gıda hijyenine dikkat etmemenin ve sağlıksız ortamlarda yaşamanın hastalık riskini artırdığını vurgulayan Köse, el yıkama alışkanlığının çocuk yaşlardan itibaren kazandırılması gerektiğinin altını çizdi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deulu-uzmandan-dunya-hijyen-gunu-uyarisi-hijyen-ihmal-edilirse-enfeksiyon-kacinilmaz-605759">DEÜ&#8217;lü Uzmandan Dünya Hijyen Günü Uyarısı: Hijyen İhmal Edilirse Enfeksiyon Kaçınılmaz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mamografi öncesi deodorant kullanımına dikkat</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mamografi-oncesi-deodorant-kullanimina-dikkat-605298</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Jan 2026 11:35:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[deodorant]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[dokusu]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[görüntü]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımına]]></category>
		<category><![CDATA[mamografi]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[öncesi]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605298</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kanser söz konusu olduğunda erken tanı, tedavinin seyrini ve başarısını doğrudan etkileyen en kritik adımların başında geliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mamografi-oncesi-deodorant-kullanimina-dikkat-605298">Mamografi öncesi deodorant kullanımına dikkat</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kanser söz konusu olduğunda erken tanı, tedavinin seyrini ve başarısını doğrudan etkileyen en kritik adımların başında geliyor. Bu nedenle düzenli sağlık kontrolleri, çoğu zaman herhangi bir şikayet olmasa bile büyük önem taşıyor. Meme sağlığı açısından mamografinin de bu kontroller arasında önemli bir yeri olmasına rağmen, hakkında dolaşan yanlış bilgiler nedeniyle sıkça ertelenebildiğini açıklayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Radyoloji Uzmanı Doç. Dr. Özgür Sarıca, “Örneğin çekim öncesinde kullanılan bazı kişisel bakım ürünlerinin görüntülerde yanıltıcı izler oluşturabildiği ya da mamografinin sanıldığı gibi uzun ve zararlı bir işlem olmadığı pek bilinmiyor. Mamografiyle ilgili doğru bilinen yanlışların netleşmesi hem erken tanıdan vazgeçilmemesini sağlıyor hem de tarama sürecinin doğru ve sağlıklı şekilde ilerlemesine katkı sunuyor” dedi.</strong></p>
<p>Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Radyoloji Uzmanı Doç. Dr. Özgür Sarıca, mamografi hakkında bilinmesi gereken 8 önemli detayı paylaştı:</p>
<ol>
<li>Mamografi, düşük dozda X ışını kullanılarak yapılan bir görüntüleme yöntemidir. Ultrasonografide ise X ışını kullanılmaz, ses dalgalarıyla anlık görüntü elde edilir ve meme üzerine jel sürülerek inceleme yapılır.</li>
<li>Mamografi sırasında meme dokusu iki plaka arasında kısa süreli olarak sıkıştırılır. Bu sayede meme sabitlenir, dokuların üst üste gelmesi önlenir ve farklı yapılar daha net görüntülenir. Uygulanan sıkıştırma hafif bir hassasiyet ya da ağrıya neden olabilir ancak yalnızca birkaç saniye sürer, meme dokusuna zarar vermez ve rahatsızlık kısa sürede geçer.</li>
<li>Mamografi çekimi, hastanın hazırlanması ve görüntülerin alınmasıyla birlikte yaklaşık 10–15 dakika sürer. Memenin sıkıştırıldığı süre ise yalnızca 3–4 saniyedir.</li>
<li>Alüminyum hidroklorür içeren bazı deodorant, pudra ve kremler, mamografi sırasında memede küçük kalsiyum (kireç) birikintileri varmış gibi bir görüntü oluşturabilir. Bu durum yanlış tanıya yol açabilir.</li>
<li>Günlük yaşamda dijital cihazlar, uçak yolculukları ve bazı tıbbi işlemler nedeniyle zaten radyasyona maruz kalınır. Mamografi sırasında alınan X ışını dozu ise oldukça düşüktür. Mamografiye bağlı bir meme kanseri bildirilmemiştir ve sağladığı erken tanı faydası düşünüldüğünde alınan radyasyon dozu oldukça düşüktür.</li>
<li>Meme dokusunun yoğun olması, memeye özgü parankim dokusunun yağ dokusuna göre daha fazla olduğu anlamına gelir. Yoğun meme dokusu mamografinin duyarlılığını azaltabildiği için bu tip memelerde değerlendirmeye ultrasonografi ve kontrastlı görüntüleme yöntemleri de eklenebilir.</li>
<li>Tarama amaçlı mamografi, 40 yaş üstü kadınlarda yılda bir kez önerilir ve erken tanı açısından büyük önem taşır. Bir yıl içinde gelişip erken dönemde fark edilen kitlelerin tedavisi genellikle daha kolay ve başarılı olur. Bu yaş grubunda yılda bir kez mamografi çekilmesi ve gerektiğinde ultrasonografi ile değerlendirilmesi önerilir. Rutin tarama dışında, bazı riskli durumlarda doktorun gerekli görmesi halinde mamografi daha erken yaşta ya da daha sık yapılabilir.</li>
<li>Mamografi ve ultrasonografi incelemelerinin eski sonuçlarının da değerlendirmeye getirilmesi, önceki ve yeni bulguların karşılaştırılması açısından büyük önem taşır. Var olan lezyonların zaman içinde aynı şekilde ve büyüklükte kalması genellikle iyi huylu olduklarını düşündürür. Eski ve yeni görüntülerin birlikte değerlendirilmesi, yeni bir oluşumun olup olmadığını anlamada ve takip sürecini planlamada yol gösterici olur.</li>
</ol>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mamografi-oncesi-deodorant-kullanimina-dikkat-605298">Mamografi öncesi deodorant kullanımına dikkat</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rektör Prof. Dr. Alcı, &#8220;Engelsiz ve erişilebilir altyapımızı güçlendirmeye devam edeceğiz&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/rektor-prof-dr-alci-engelsiz-ve-erisilebilir-altyapimizi-guclendirmeye-devam-edecegiz-603937</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Jan 2026 08:05:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[alcı]]></category>
		<category><![CDATA[altyapımızı]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[engelsiz]]></category>
		<category><![CDATA[erişilebilir]]></category>
		<category><![CDATA[erişim]]></category>
		<category><![CDATA[eşit]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[rektör]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[web]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=603937</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ), göz sağlığının önemine dikkat çekmek ve görme engelli bireylerin toplumsal yaşamda karşılaştıkları zorluklara farkındalık oluşturmak amacıyla her yıl ocak ayının ikinci haftası “Beyaz Baston Görme Engelliler Farkındalık Haftası” kapsamında engelli bireylerin yanında olmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/rektor-prof-dr-alci-engelsiz-ve-erisilebilir-altyapimizi-guclendirmeye-devam-edecegiz-603937">Rektör Prof. Dr. Alcı, &#8220;Engelsiz ve erişilebilir altyapımızı güçlendirmeye devam edeceğiz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ), göz sağlığının önemine dikkat çekmek ve görme engelli bireylerin toplumsal yaşamda karşılaştıkları zorluklara farkındalık oluşturmak amacıyla her yıl ocak ayının ikinci haftası “Beyaz Baston Görme Engelliler Farkındalık Haftası” kapsamında engelli bireylerin yanında olmaya devam ediyor. “Öğrenci Odaklılık” ve “Erişilebilirlik” ilkeleri doğrultusunda faaliyetlerini sürdüren Ege Üniversitesi, Engelsiz Ege Koordinatörlüğü aracılığıyla görme engelli öğrencilerin eğitim süreçlerini destekleyen dijital ve fiziksel altyapı projeleri ile engelleri kaldırıyor.</p>
<p>Eğitim-öğretimde eşit erişilebilirliğin önemine değinen Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, “Ege Üniversitesi olarak, tüm öğrencilerimizin eğitim-öğretimden ve sosyal imkânlardan eşit şekilde yararlanmasını temel önceliğimiz olarak görüyoruz. Bu anlayışla, köklü bir yükseköğretim kurumu olmanın sorumluluğuyla engelsiz ve erişilebilir bir kampüs ekosistemi oluşturmak adına önemli çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Engelli öğrencilerimizin ihtiyaçlarına yönelik önlemler alırken, onların eğitim, sosyal ve kültürel hayata aktif katılımını da destekliyoruz. EÜ Merkez Kütüphanemiz bünyesinde yer alan üç adet sesli kitap kayıt stüdyosu sayesinde, akademik kitaplar ve ders materyalleri betimlenerek seslendiriliyor; görme engelli öğrencilerimiz bu içeriklere kendi cihazları üzerinden erişerek dinleyebiliyor ve ders notlarını kayıt altına alabiliyor. Engelli bireylerin web sayfalarına erişimi için Web Erişilebilirlik Aracı,  kampüs içinde bağımsız yön bulmaları için EYBİS, üniversite hizmetlerine erişimi kolaylaştıran EBA ve EGEDERS sistemleri ile bilgiye erişimde fırsat eşitliğini tam anlamıyla sağlıyoruz” dedi.</p>
<p>Ege Üniversitesinin erişilebilirlik çalışmalarının ödüllerle taçlandırıldığını belirten Rektör Prof. Dr. Alcı, “Bu çalışmalarımızın bir sonucu olarak Üniversitemiz, YÖK Engelsiz Üniversite Ödüllerinde her yıl olduğu gibi bu yıl da üst sıralarda yer aldı. 2020 yılından bu yana 51 bayrak ve program nişanı alan üniversitemiz, 2025 yılında ‘Sosyokültürel Faaliyetlerde Erişim’ kategorisinde 4 Mavi Bayrak, ‘Eğitimde Erişim’ kategorisinde ise 3 Yeşil Bayrak almaya hak kazandı. Kampüsümüzü fiziki, akademik ve kültürel açıdan tamamen erişilebilir kılmak için çalışmalarımıza aynı kararlılıkla devam edeceğiz” diye konuştu.</p>
<p><b>Erişilebilir Dijital Uygulamalar</b></p>
<p>EÜ Engelsiz Ege Koordinatörü Prof. Dr. Pelin Piştav Akmeşe, koordinatörlük bünyesinde görme engelli bireyler için geliştirilen dijital aplikasyonların önemine dikkat çekti.  Prof. Dr. Akmeşe, “Görme engelli bireylerin toplumsal yaşama bağımsız ve eşit katılımına dikkat çekmek amacıyla her yıl 7–14 Ocak tarihleri arasında Beyaz Baston Görme Engelliler Haftası kapsamında farkındalık çalışmaları yürütülmektedir. Günümüz teknoloji çağında erişilebilir dijital ortamlar tüm bireyler için büyük önem taşımaktadır. Rektörümüz Prof. Dr. Musa Alcı’nın dijital erişilebilirliğe verdiği önem doğrultusunda, Ege Üniversitesi web sayfaları Web Erişilebilirlik Aracı ile az gören ve görme engelli bireylerin dünya standartlarında eşit erişimine sunulmaktadır. Engelsiz Ege Birimi olarak, görme engelli öğrencilerimizin üniversite yaşamına akranlarıyla eşit katılımı için çalışmalar yürütmekteyiz. Bu kapsamda kılavuz yolların yanı sıra kampüs içinde bağımsız yön bulmayı sağlayan EYBİS, üniversite hizmetlerine erişimi kolaylaştıran EBA ve EGEDERS sistemleri aktif olarak kullanılmaktadır” dedi.</p>
<p><b> “Web erişilebilirliği, eşit eğitim hakkının önemli bir parçasıdır”</b></p>
<p>Prof. Dr. Akmeşe, “Eğitime eşit erişim amacıyla merkez kütüphanede sesli kitap uygulamaları sunulmakta; ders materyalleri, öğrenci bilgi sistemleri ve resmi duyurular çevrimiçi ve erişilebilir formatlarda paylaşılmaktadır. Üniversitemiz web sitelerinde kullanılan erişilebilirlik aracı; çok dilli kullanım, kişiselleştirilebilir erişim profilleri ve körlük, görme bozuklukları, motor beceri bozukluğu, disleksi, bilişsel güçlükler, renk körlüğü, DEHB ve epileptik hassasiyetlere yönelik özel ayarlar sunmaktadır. Metin boyutu, kontrast, imleç, ekran okuma, animasyon durdurma ve resim betimleme gibi özellikler sayesinde kullanıcılar dijital içeriklere kendi ihtiyaçlarına uygun şekilde erişebilmektedir. Web erişilebilirliği, eşit eğitim hakkının önemli bir parçasıdır. Erişilebilir dijital içerikler yalnızca engelli bireyler için değil; yaşlılar, mobil kullanıcılar ve geçici engeli olan bireyler için de önem taşımaktadır. Engelsiz Ege Birimi olarak tüm akademik ve idari birimlerimizle iş birliği içinde, engelsiz, kapsayıcı ve erişilebilir bir üniversite ortamı oluşturmak için çalışmalarımızı sürdürmekteyiz” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/rektor-prof-dr-alci-engelsiz-ve-erisilebilir-altyapimizi-guclendirmeye-devam-edecegiz-603937">Rektör Prof. Dr. Alcı, &#8220;Engelsiz ve erişilebilir altyapımızı güçlendirmeye devam edeceğiz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kuraklık, toprak ve üretim masada</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kuraklik-toprak-ve-uretim-masada-603352</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Jan 2026 08:21:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[kooperatif]]></category>
		<category><![CDATA[Kuraklık]]></category>
		<category><![CDATA[masada]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sulama]]></category>
		<category><![CDATA[tarımsal]]></category>
		<category><![CDATA[toprak]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=603352</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir’de giderek derinleşen kuraklık, azalan su kaynakları ve tarımsal üretimin geleceği, Tarihi Havagazı Fabrikası’nda düzenlenen Sulama Kooperatifleri Toplantısı’nda ele alındı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kuraklik-toprak-ve-uretim-masada-603352">Kuraklık, toprak ve üretim masada</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir’de giderek derinleşen kuraklık, azalan su kaynakları ve tarımsal üretimin geleceği, Tarihi Havagazı Fabrikası’nda düzenlenen Sulama Kooperatifleri Toplantısı’nda ele alındı. Toplantıda konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, kuraklıkla mücadelenin ancak yerel yönetimler, kooperatifler ve üreticiler arasında kurulacak güçlü bir iş birliğiyle mümkün olabileceğini vurguladı. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin sorunlardan kaçan değil, çözüm odaklı bir anlayışla hareket ettiğini belirten Başkan Tugay, “Biz hiçbir soruna sırtımızı dönmüyoruz. Bu mesele ne bir kurumun ne de tek bir kesimin meselesidir; hepimizin ortak sorumluluğudur” dedi.</p>
<p>İklim değişikliğinin etkilerinin her geçen yıl daha sert hissedildiği bir dönemde, İzmir’in su, tarım ve üretim geleceği, Tarihi Havagazı Fabrikası’nda düzenlenen Sulama Kooperatifleri Toplantısı’nda kapsamlı biçimde değerlendirildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen toplantıya İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın yanı sıra İzmir Bölgesi Sulama Kooperatifleri Birliği Başkanı Hüseyin İlhan Yavuz, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Halit Çelik, Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür, İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, İZPA Başkanı Prof. Dr. Koray Velibeyoğlu, İzmir Büyükşehir Belediyesi Kırsal Kalkınma Danışmanı Prof. Dr. Yusuf Kurucu, Büyükşehir Belediyesi bürokratları, meclis üyeleri, tarım komisyonu temsilcileri, ilçe belediyelerinin temsilcileri, muhtarlar, sulama kooperatiflerinin başkan ve yöneticileri, üreticiler ile ziraat odalarının temsilcileri katıldı. İki saati aşkın süren ve yaklaşık 100 üreticinin yer aldığı toplantıda; su yönetimi, tarımsal sulama, yer altı su kaynaklarının durumu, toprak sağlığı ve kalkınma arasındaki ilişki bütüncül bir yaklaşımla ele alındı.</p>
<p><strong>Cemil Tugay: Tüketimin yüzde 70’i tarımsal sulamadan kaynaklanıyor</strong></p>
<p>Toplantıda su krizinin yalnızca teknik bir başlık değil, aynı zamanda toplumsal ve ekonomik bir mesele olduğuna dikkat çeken İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, 2025 yılının beklenenden çok daha kurak geçtiğini vurguladı. Tugay, “2025 yılı hiçbirimizin öngöremediği kadar kurak bir yıl oldu. En kurak yıllardan birini yaşadık. Biz hiçbir soruna sırtımızı dönmüyoruz. Konu Devlet Su İşleri’nin sorumluluk alanında olsa da ‘bu başkasının sorunu’ demiyoruz. İzmir’in bugün bir numaralı sorunu sudur” dedi. Yer altı sularının kontrolsüz kullanımının ciddi riskler taşıdığına işaret eden Tugay, kaçak ve ruhsatsız kuyuların her geçen gün arttığını belirtti. Su tüketimindeki dağılıma da değinen Tugay, “Toplam su tüketiminin yaklaşık yüzde 10’u kentlerde içme ve kullanma suyu, yüzde 20’si sanayi, yüzde 70’i ise tarımsal sulama amacıyla kullanılıyor. Bu nedenle yalnızca bireysel tasarruf çağrılarıyla bu sorunu çözemeyiz. Tarımsal sulamada verimliliği artıracak ortak adımlara ve sizlerin desteğine ihtiyacımız var” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Kayıp-kaçak oranını düşürmek için yoğun çalışıyoruz”</strong></p>
<p>Kayıp-kaçak konusundaki yanlış algılara da değinen Başkan Tugay, şebeke sistemlerinde belirli oranda kaybın kaçınılmaz olduğunu belirterek, İzmir’de yüzde 24,8 seviyesinde olan kayıp-kaçak oranını daha da düşürmek için sahada yoğun bir çalışma yürüttüklerini söyledi. Yanlış sulama yöntemleri, bilinçsiz gübreleme ve hatalı ilaçlama nedeniyle toprakların organik yapısının zayıfladığını ifade eden Tugay, tuzlanma ve asitlenme sorunlarının giderek arttığına dikkat çekti.</p>
<p><strong>“Kalkınma olmadan ne okul kalır ne hastane”</strong></p>
<p>Su ve tarım meselesinin aynı zamanda bir kalkınma meselesi olduğunun altını çizen Başkan Tugay, üretimin sürekliliğinin toplumsal yaşamın tüm alanları için hayati önemde olduğunu vurguladı. Tugay, “Sanayi, tarım ve hayvancılık için söylüyorum; üretmeye devam etmek zorundayız. Çocuklarımızın eğitim alabilmesi, insanların sağlık hizmetlerine erişebilmesi, altyapının ayakta kalması ancak kalkınmış bir ülkenin sağlayabileceği imkânlarla mümkündür. Aksi halde ne okul kalır ne hastane, ne de bu kenti ayakta tutacak başka bir yapı” dedi. Meseleye parçalı değil bütüncül bir bakış açısıyla yaklaşılması gerektiğini belirten Tugay, tarım ve hayvancılığın İzmir için vazgeçilmez olduğunu ifade ederek, “Çiftçimiz, hayvancılıkla uğraşan üreticimiz göz bebeğimizdir. Emeklerinin karşılığını almaları gerekir. Ancak bunu yaparken suyu ve toprağı da korumak zorundayız” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Bu süreci birlikte yöneteceğiz”</strong></p>
<p>Başkan Dr. Cemil Tugay, su krizine kalıcı çözümün ancak ortak akıl ve bilimsel yaklaşımla mümkün olabileceğini vurgulayarak, üniversitelerden akademisyenlerin de yer aldığı bilimsel bir Su Kurulu oluşturduklarını açıkladı. Tugay, arıtılmış suların yeniden kullanımı, modern sulama tekniklerinin yaygınlaştırılması, sanayide su verimliliğinin artırılması ve yeni su kaynaklarının oluşturulmasına yönelik seçeneklerin birlikte değerlendirileceğini ifade etti. Sürecin çok paydaşlı bir anlayışla yürütülmesi gerektiğine dikkat çeken Tugay, “Bu işi ne belediye tek başına yapabilir ne de devlet. Bu süreç, kentte yaşayan herkesin; üreticinin, sanayicinin ve kooperatiflerin birlikte yöneteceği bir süreçtir” dedi.</p>
<p><strong>“Yalnız değilsiniz”</strong></p>
<p>Sulama kooperatifleri ile tarımsal kalkınma kooperatiflerinin sürecin en önemli paydaşları olduğuna dikkat çeken Başkan Tugay, yanlış yönetim anlayışlarının yarattığı sorunlara işaret etti. Tugay, “Kötü yönetimlerden, yanlış işlerden yorulduk. Bir kardeşiniz, bir evladınız olarak ricamdır: Bu ülkeye artık kimse kıymasın. Herkes elindekinin kıymetini bilsin. Bu zor değil” dedi. Görevini layıkıyla yerine getirmek için çalıştığını vurgulayan Tugay, sürecin birlikte yürütülmesi gerektiğini belirterek, “Bundan sonra birlikte yol yürüyelim. Suyun mutlaka verimli kullanılması için akıllı sayaçlar gibi uygulamalardan yararlanalım. Hobi bahçelerinin daha sık denetlenmesi gerekiyor. Bu buluşma ortak bir çalışma zemini olarak devam etmeli. Ulaşabildiğimiz herkese doğru sulama tekniklerini anlatalım” diye konuştu. Su krizinin geçici bir sorun olmadığına da dikkat çeken Başkan Tugay, “Bu yıl su krizi var; önümüzdeki yıl da, sonraki yıllarda da olacak. Kimse mağdur olmamalı. Hepimiz üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeliyiz. Eksikler, yanlışlar olabilir ama doğruyu birlikte bulacağız. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak sizi hiçbir zaman yalnız bırakmayacağız” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Bu para belediyenin değil, İzmirlinin parası”</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, toplantıda belediye kaynaklarının kullanımına ilişkin net ve açık mesajlar verdi. Kaynakların kişisel değil, tamamen halka ait olduğunu vurgulayan Tugay, desteklerin de bu anlayış doğrultusunda planlandığını ifade etti. Tugay, “Bu para benim cebimden çıkmıyor, bir başkasının cebinden de çıkmıyor. Bu para belediyenin parası ama aslında İzmirlinin, halkın parasıdır. Bizim görevimiz de bu kaynağı doğru, adil ve verimli biçimde kullanmaktır” dedi. Desteklerin rastgele değil, sürdürülebilir üretimi esas alan bir yaklaşımla planlandığını belirten Başkan Tugay, samimiyet ve devamlılık vurgusu yaparak üreticilere şu çağrıda bulundu:</p>
<p>“Gerçekten üretim yapmak isteyen, bahçesine sahip çıkan, hayvancılığı ciddiyetle yürüten üreticinin yanında oluruz. Ancak verdiğimiz desteğin karşılığını görmek isteriz. Bugün başlayıp yarın bırakılan işler değil, örnek olacak, sürdürülebilir çalışmalar istiyoruz. Kimin neye ihtiyacı varsa gelsin söylesin. Kendini sıkıntıda hisseden, derdi olan herkes bize ulaşsın. Biz bunun için buradayız ve bunu yapmayı gerçekten istiyoruz. İzmir’in en büyük kurumudur, en büyük gücüdür. Mali yapısı her geçen gün daha sağlam bir noktaya geliyor. Kaynaklarımız var. Önemli olan bu kaynakların heba edilmemesi ve doğru işler için kullanılmasıdır. Belediye sizin, kurum sizin; bu kurumun parası sizin. Gelin, ‘Bu işi samimi biçimde yapacağım’ deyin. Ne gücümüz varsa sizindir. Fidanıyla, desteğiyle, imkânıyla yanınızda oluruz.”</p>
<p><strong>Erdoğan: </strong>Saniyede yaklaşık 2 bin litre ilave suyu sisteme kazandırdık</p>
<p>Kent merkezinde günlük içme suyu tüketiminin yaklaşık 648 bin metreküp olduğunu belirten İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, bunun saniyede ortalama 7 bin 500 litre suya karşılık geldiğini söyledi. Erdoğan, bugün bu ihtiyacı karşılayan yüzeysel su kaynaklarının büyük bölümünün ya tamamen tükendiğini ya da kritik seviyelere gerilediğini vurguladı. Barajlardan gelen su miktarının tarihsel olarak en düşük seviyelere indiğine dikkat çeken Erdoğan, “Tahtalı ve Gördes barajlarında ortaya çıkan tablo yalnızca İzmir için değil, ülkemizin birçok büyük kenti için ciddi bir uyarıdır. Bu nedenle suyu artık yalnızca mevcut kaynaklar üzerinden değil, çok yönlü ve bütüncül bir kriz yönetimi anlayışıyla ele almak zorundayız” dedi. İzmir’in içme suyunun yaklaşık yüzde 74’ünün yer altı suyu kaynaklarından karşılandığını ifade eden Erdoğan, bu oranın olağanüstü dönemler için geçici bir çözüm olduğunu belirterek, “Yer altı sularının korunması ve sürdürülebilirliği bizim için hayati önemdedir” diye konuştu. Bu kapsamda Göksu, Sarıkız, Menemen ve Halkapınar başta olmak üzere birçok bölgede kuyu yenileme ve yeni kuyu devreye alma çalışmalarını hızlandırdıklarını aktaran Erdoğan, “Yalnızca bu çalışmalar sayesinde saniyede yaklaşık 2 bin litre ilave suyu sisteme kazandırmış durumdayız” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Orta ve uzun vadede alternatif kaynakları konuşmak zorundayız”</strong></p>
<p>Suyu artırmanın, yeni kaynak bulmak kadar önemli olduğuna dikkat çeken İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, tasarrufun en önemli ayaklarından birinin kayıp-kaçakla mücadele olduğunu vurguladı. Erdoğan, “Kent merkezinde kayıp-kaçak oranını yüzde 24,8 seviyesine düşürdük. Bu sayede yaklaşık 5,6 milyon metreküp suyu sistemde tutmayı başardık. Bizim için kayıp-kaçakta sağlanan her yüzde 1’lik düşüş, yeni bir baraj kadar değerlidir” dedi. Kısa vadede su arzını artırmaya yönelik bir diğer başlığın Tahtalı Barajı’nın ölü hacminde bulunan suyun değerlendirilmesi olduğunu belirten Erdoğan, bu konuda teknik hazırlıkların sürdüğünü ifade etti. Erdoğan, “Temmuz 2026’da bu suyun sisteme kazandırılmasına yönelik ihale sürecini başlatmayı planlıyoruz. Bu adım, İzmir’in su güvenliği açısından kritik önemdedir” diye konuştu. Orta ve uzun vadede ise alternatif kaynakların mutlaka gündeme alınması gerektiğini vurgulayan Erdoğan, deniz suyu arıtma tesislerinin yüksek enerji maliyetlerine rağmen iklim değişikliği gerçeği karşısında kaçınılmaz seçenekler arasında yer aldığını söyledi. Erdoğan, “Bu yatırımları bilimsel veriler ışığında, çevresel etkileri gözeterek ve doğru finansman modelleriyle değerlendirmek zorundayız” dedi. Bulut tohumlama uygulamalarına da değinen Erdoğan, bu konuda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile iletişime geçtiklerini belirterek, “Bu yöntem tek başına bir çözüm değildir; ancak uygun koşullarda destekleyici bir araç olabilir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Erdoğan dayanışmanın önemine dikkat çekti</strong></p>
<p>İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, su krizinin yönetiminde dayanışmanın hayati önemde olduğunu vurguladı. Devlet Su İşleri (DSİ) ile yürütülen baraj ve altyapı yatırımlarının hızlandırılmasının büyük önem taşıdığını belirten Erdoğan, özellikle Başlamış ve Düvertepe barajları başta olmak üzere İzmir’in uzun vadeli su güvenliği için gerekli yatırımların ivedilikle hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Bu sürecin yalnızca İZSU’nun ya da yerel yönetimlerin tek başına yürütebileceği bir süreç olmadığını dile getiren Erdoğan, “Su krizini yönetmek için tüm kurum ve kuruluşların ortak hareket etmesi gerekiyor. Vatandaşlarımızın su tasarrufu konusundaki duyarlılığının artarak devam etmesi de elimizi güçlendiriyor. Tasarruf, bilinçli kullanım ve dayanışma, bugün İzmir’in su geleceği için en güçlü araçlarımızdır” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Büyükşehir&#8217;in destekleri</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür, İzmir genelindeki kooperatif yapısı ve belediyenin yürüttüğü desteklere ilişkin ayrıntılı bilgiler paylaştı. Üngür, İzmir’de 81 sulama kooperatifi, 45 su ürünleri kooperatifi ve 163 tarımsal kalkınma kooperatifi olmak üzere toplam 289 kooperatifin faaliyet gösterdiğini belirtti. Sulama kooperatiflerine bağlı 13 bin 500 ortağın bulunduğunu ifade eden Üngür, kooperatiflerin özellikle Kemalpaşa, Ödemiş, Menderes, Bergama ve Tire ilçelerinde yoğunlaştığını aktardı. Belediyenin yetki ve sorumluluğunda 18 sulama göleti bulunduğunu kaydeden Üngür, Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı olarak sulama tesisleri, hayvan içme suyu göletleri, sondaj kuyuları, yeni gölet yapımı, bakım-onarım çalışmaları ve eğitim desteklerinin aralıksız sürdürüldüğünü söyledi. Üngür, 2024–2025 döneminde çok sayıda yeni tesisin hayata geçirildiğini, mevcut tesislerde bakım-onarım çalışmalarının yapıldığını, kuyu yapımı ve ekipman desteklerinin üreticilerle buluşturulduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>Bilimsel veriler paylaşıldı</strong></p>
<p>Toplantıda konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Kırsal Kalkınma Danışmanı Prof. Dr. Yusuf Kurucu, iklim değişikliğinin Ege Bölgesi ve İzmir havzaları üzerindeki etkilerine ilişkin güncel bilimsel verileri paylaştı. Kurucu, yağış miktarı ve sürekliliğinde yaşanan azalmanın geçici bir durum olmadığını, yapısal bir değişime işaret ettiğini vurguladı. Sıcaklık artışlarının İzmir ve çevresinde daha şiddetli biçimde hissedildiğine dikkat çeken Kurucu, önümüzdeki 15–20 yıllık süreçte su kaynakları üzerindeki baskının daha da artacağını ifade etti. Bu nedenle havza bazlı planlama, bilimsel izleme ve uzun vadeli su yönetimi politikalarının artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldiğini söyledi.</p>
<p>İki saati aşkın süren toplantı, kooperatif temsilcilerinin görüş ve önerilerinin alınmasının ardından sona erdi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kuraklik-toprak-ve-uretim-masada-603352">Kuraklık, toprak ve üretim masada</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni Yılda Kanserden Korunmak İçin Neler Yapılmalı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yeni-yilda-kanserden-korunmak-icin-neler-yapilmali-603089</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Jan 2026 07:51:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserden]]></category>
		<category><![CDATA[korunmak]]></category>
		<category><![CDATA[neler]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tarama]]></category>
		<category><![CDATA[testleri]]></category>
		<category><![CDATA[yapılmalı]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[yılda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=603089</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni bir yıla girildiğinde sağlık başlığı her zamankinden daha fazla önem kazanıyor. Özellikle kanser hem görülme sıklığının artması hem de toplumda yarattığı endişe nedeniyle gündemdeki yerini koruyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-yilda-kanserden-korunmak-icin-neler-yapilmali-603089">Yeni Yılda Kanserden Korunmak İçin Neler Yapılmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni bir yıla girildiğinde sağlık başlığı her zamankinden daha fazla önem kazanıyor. Özellikle kanser hem görülme sıklığının artması hem de toplumda yarattığı endişe nedeniyle gündemdeki yerini koruyor. Kanserle mücadelede en kritik unsur, hastalığı beklemek yerine riskleri erken dönemde yönetmekten geçiyor. Araştırmalar 2026’nın ilk günlerinden itibaren kanserle mücadelede en etkili yaklaşımın erken tanı, düzenli tarama ve yaşam tarzı değişiklikleri olduğunu gösteriyor. Memorial Göztepe Hastanesi Kanser Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, yeni yılda kanser hastalığına karşı alınması gereken önlemler hakkında önemli bilgiler paylaştı.</p>
<p><strong>Uzun yaşam, sağlıklı yıllar anlamına gelmiyor</strong></p>
<p>Kanser, modern çağda ortaya çıkmış bir hastalık değildir. Tarihsel ve arkeolojik bulgular, kanserin binlerce yıldır insanlıkla birlikte var olduğunu göstermektedir. Günümüzde kanser sıklığındaki artışın temel nedeninin, tıptaki ilerlemeler sayesinde insan ömrünün uzaması olduğu bilinmektedir. İnsanlar artık daha uzun yaşamakta; bu durum, kanser riskinin daha geniş bir zaman dilimine yayılmasına neden olmaktadır. Son iki yüzyılda ortalama yaşam süresi belirgin biçimde artmıştır. Ancak asıl belirleyici olan, bu sürenin ne kadarının sağlıklı geçirildiğidir. Daha uzun yaşayan toplumlarda kanserin daha sık görülmesi, korunma ve erken tanı stratejilerinin her zamankinden daha önemli hale gelmesine yol açmıştır.</p>
<p><strong>Erken tanı mümkün ama katılım düşük</strong></p>
<p>Günümüzde meme, rahim ağzı, kalın bağırsak ve prostat kanserleri başta olmak üzere birçok kanser türünde erken tanı sayesinde tedavi başarısı önemli ölçüde arttı. Buna rağmen tarama programlarına katılım oranları hala düşük seviyelerde seyrediyor. Birçok kişi, kanser olasılığıyla yüzleşmekten kaçınmakta ve tarama testlerini ertelemektedir. Oysa erken tanı sayesinde hastalık kontrol altına alınabilmekte ve tedavi süreci çok daha etkili şekilde yönetilebilmektedir.</p>
<p><strong>2026’da kanser tarama testlerinizi yaptırın!</strong></p>
<p>Kanser çoğu zaman belirti vermeden ilerler ve erken evrede saptandığında ise tedavi şansı belirgin şekilde artar. Ailede kanser öyküsü bulunuyorsa, son dönemde nedeni açıklanamayan bazı şikayetler ortaya çıktıysa ya da yaş itibarıyla risk grubuna girildiyse “bir şeyim yok” denilmemeli ve vakit kaybetmeden tarama testleri için hekime başvurulmalıdır. Kanser tarama testlerinin, hastalık ortaya çıkmadan önce riskin belirlenmesinde hayati bir rol üstlendiği unutulmamalıdır.</p>
<p><em><strong>Kadınlar için önemli testler:</strong></em></p>
<ul>
<li>40 yaş sonrası düzenli mamografi</li>
<li>21–65 yaş arası smear ve HPV taramaları</li>
<li>50 yaş sonrası kolonoskopi veya dışkıda gizli kan testleri</li>
</ul>
<p><em><strong>Erkekler için önemli testler:</strong></em></p>
<ul>
<li>50 yaş sonrası PSA testi ve prostat muayenesi</li>
<li>50 yaş sonrası kolonoskopi</li>
<li>Uzun süre sigara kullanmış bireylerde düşük doz akciğer tomografisi</li>
</ul>
<p>Bunların dışında, kadın erkek fark etmeksizin yaşı kaç olursa olsun her bireyin yılda bir kez temel kan ve biyokimya testlerini yaptırması, genel sağlık durumunun izlenmesi açısından faydalı olabilir. Aile öyküsü ve bireysel risk durumuna göre karaciğer ve tiroit ultrasonu gibi kişiye özel taramalar planlanmalıdır. Özellikle ailesinde kanser öyküsü bulunan kişilerde taramaların daha erken yaşta ve daha sık aralıklarla yapılması büyük önem taşımaktadır.</p>
<p><strong>“Ben sağlıklıyım” yetmez “Biz sağlıklı mıyız?” demeliyiz!</strong></p>
<p>Bilimsel çalışmalarda, kanser riskinin yalnızca genetik yatkınlıkla değil; günlük yaşamda benimsenen alışkanlıklarla da yakından ilişkili olduğu ortaya konulmaktadır. Hareketsizlik, düzensiz ve dengesiz beslenme, aşırı kilo alımı ve kronik stres gibi faktörlerin etkisinin yalnızca bireyle sınırlı kalmadığı, aynı yaşam alanını paylaşan tüm aile bireylerini etkilediği vurgulanmaktadır. Bu nedenle sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve stres yönetimi gibi alışkanlıkların aile içinde birlikte uygulanmasının, uzun vadede koruyucu bir etki sağladığı kabul edilmektedir.</p>
<p><strong>Akdeniz diyetini ve aktif yaşamı benimseyin</strong></p>
<p>Beslenme alışkanlıkları açısından Akdeniz diyetinin, kanser riskini azaltıcı etkileri bilimsel çalışmalarla da desteklenmektedir. Sebze ve meyve tüketiminin artırılması, zeytinyağı ve balık ağırlıklı beslenmenin tercih edilmesi; bunun yanında düzenli fiziksel hareketin sağlanması, yeterli ve kaliteli uykunun desteklenmesi ile stresin yönetilmesi, korunmada önemli bir rol oynamaktadır. Bu yaklaşımın geçici bir diyet programı olarak değil, sürdürülebilir bir yaşam biçimi olarak benimsendiğinde daha etkili sonuçlar elde edildiği görülmektedir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-yilda-kanserden-korunmak-icin-neler-yapilmali-603089">Yeni Yılda Kanserden Korunmak İçin Neler Yapılmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dondurucu kış günlerinde sağlıklı yaşam için…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dondurucu-kis-gunlerinde-saglikli-yasam-icin-602632</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Jan 2026 11:50:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[dondurucu]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[günlerinde]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[kolesterol]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[testleri]]></category>
		<category><![CDATA[vitamin]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=602632</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dondurucu soğukların hakim olduğu kış günlerinde, kapalı ve kalabalık ortamlarda geçirilen sürenin artması ve virüslerin çok kolay bulaşması nedeniyle, solunum yolu enfeksiyonları hızla artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dondurucu-kis-gunlerinde-saglikli-yasam-icin-602632">Dondurucu kış günlerinde sağlıklı yaşam için…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dondurucu soğukların hakim olduğu kış günlerinde, kapalı ve kalabalık ortamlarda geçirilen sürenin artması ve virüslerin çok kolay bulaşması nedeniyle, solunum yolu enfeksiyonları hızla artıyor. <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Edvin Murrja</strong> “Kış ayları yalnızca soğuklarla değil; solunum yolu enfeksiyonlarının artması, kronik hastalıkların alevlenmesi, bağışıklığın zayıflaması ve kalp-damar hastalıklarının sıklaşmasıyla da bilinir. Bu nedenle kış aylarında yapılacak kapsamlı bir check-up, pek çok sağlık riskini erkenden fark etmeye ve mevsimsel hastalıklardan korunmaya fayda sağlar. Kış öncesi bazı testlerin yapılması; özellikle 50 yaş üzeri kişiler, kronik hastalığı olanlar, sigara içenler, fazla kilolu bireyler ve sık enfeksiyon geçirenler için kritik önem taşır” diyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Edvin Murrja sağlıklı bir kış için yaptırılması gereken tetkikleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>
<ul>
<li><strong>Temel kan testleri</strong></li>
</ul>
<p>Özellikle kışın sık görülen halsizlik, sık hastalanma vb şikayetlerin nedeninin basit bir kan testiyle ortaya çıktığını belirten Dr. Murrja şöyle konuşuyor: “Tam Kan Sayımı (Hemogram): Anemi, enfeksiyon veya bağışıklık sorunları açısından önemlidir. CRP / Sedimantasyon: Vücutta gizli enfeksiyon ya da inflamasyonu gösterir. Kan Şekeri, insülin direnci, HbA1c: Diyabet eğilimi veya kontrolsüz diyabeti tespit eder. Elektrolitler (Sodyum, Potasyum, Kalsiyum, Magnezyum): Su dengesi ve kalp ritim bozukluğu açısından önemlidir.”</p>
<ul>
<li><strong>Karaciğer ve Böbrek Fonksiyon Testleri</strong></li>
</ul>
<p>Karaciğer ve böbrekler, vücudun filtre sistemi olarak görev yapar. Ancak bu organlardaki sorunlar çoğunlukla sinsice ilerler. Kışın ilaç kullanımının artması, yetersiz su tüketimi ve  beslenme alışkanlıklarındaki değişiklikler bu iki organı zorlayabilir. Yapılacak testlerle, olası sorunların erken dönemde fark edilerek önlem alınabileceğini belirten Dr. Murrja bu testleri şöyle sıralıyor: “ALT, AST: Karaciğer yağlanması veya hasarını gösterir. Üre – Kreatinin: Böbrek fonksiyon bozukluklarını erken yakalamada kritik önem taşır.”</p>
<ul>
<li><strong>Kolesterol Testleri</strong></li>
</ul>
<p>Kış aylarında hareket azalırken, yüksek kalorili ve yağlı besinlere yönelim artabildiğinden,  kolesterol seviyeleri olumsuz etkilenebilir. Kolesterol testleri, kalp ve damar hastalıkları açısından risk taşıyan kişilerin erken dönemde belirlenmesini sağlar. Özellikle fark edilmeyen yüksek kolesterol, ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Dr. Murrja; “LDL (kötü kolesterol), HDL (iyi kolesterol) ve Trigliserid değerleri kalp-damar sağlığının en temel belirteçleridir” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Tiroit Fonksiyonları</strong></li>
</ul>
<p>Üşüme, kilo alma, halsizlik, unutkanlık ve ruh hali değişimleri kışın sık görülür. Bu şikayetlerin nedeninin bazen tiroit bezinin düzensiz çalışması olabildiğini belirten Dr. Murrja şöyle konuşuyor: “Tiroit fonksiyon testleri, metabolizmanın dengede olup olmadığını gösterdiğini ve şikayetlerin kaynağını netleştirmeye yardımcı olur. Kış aylarında özellikle Hashimoto tiroiditi ve hipotroidi belirtileri daha kolay alevlenebilir. TSH ve fT4 düzeylerinin tespiti çok önemlidir.” </p>
<ul>
<li><strong>Vitamin ve Mineral Değerlendirmesi</strong></li>
</ul>
<p>Kışın güneş ışığı azaldığından D vitamini eksikliği sık görülür. D vitamininin yanı sıra B12, demir ve magnezyum gibi değerlerin de eksikliği enfeksiyonlara daha açık hale gelinmesine neden olabilir. Dr. Edvin Murrja vitamin ve mineral değerlerine yönelik testler yaptırılmadan gelişigüzel vitamin ve mineral kullanımının fayda yerine çok ciddi zararlara yol açabileceğini vurgulayarak şöyle diyor: “Vitamin D, B12-Folat, Demir ve Ferritin değerlerine mutlaka bakılmalı, eksiklik varsa doktor önerisiyle takviye kullanılmalıdır.”</p>
<ul>
<li><strong>Akciğer Değerlendirmesi</strong></li>
</ul>
<p>Soğuk hava, grip ve benzeri solunum yolu enfeksiyonları akciğerleri doğrudan etkiler. Sigara içenler veya sık öksüren, nefes darlığı yaşayan, sık enfeksiyon geçirenler için akciğer değerlendirmesi büyük önem taşır. Erken yapılan kontrollerin, olası risklerin büyümeden kontrol altına alınmasında kritik önem taşıdığını belirten Dr. Edvin Murrja “Akciğer Grafisi ve Fiziksel muayene mutlaka yaptırılmalıdır” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Kardiyovasküler Tarama</strong></li>
</ul>
<p>Soğuk hava damarların büzülmesine neden olarak kalbin daha fazla efor sarf etmesine yol açar. Bu durum özellikle kalp-damar hastalığı riski taşıyanlar için önemlidir. Kardiyovasküler taramalar, kalbin yükünü ve damar sağlığını ortaya koyarak olası riskleri önceden gösterir. Dr. Murrja “Kışın hipertansiyon ve kalp krizi riski arttığından, tansiyon takibinin düzenli yapılması, EKG ve gerekli kişilerde EKO hayati önem taşır. Özellikle de göğüs ağrısı, nefes darlığı, çabuk yorulma gibi şikayetler varsa geciktirilmeden yapılmalıdır” diye konuşuyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dondurucu-kis-gunlerinde-saglikli-yasam-icin-602632">Dondurucu kış günlerinde sağlıklı yaşam için…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyabetin yol açtığı hayati sorun: Diyabetik Ayak Yaraları!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/diyabetin-yol-actigi-hayati-sorun-diyabetik-ayak-yaralari-601596</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Dec 2025 07:51:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[açtığı]]></category>
		<category><![CDATA[ayak]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[diyabetik]]></category>
		<category><![CDATA[Diyabetik Ayak]]></category>
		<category><![CDATA[diyabetin]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Yara]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601596</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de hızla artan diyabet, yaşamı tehdit edebilen çok ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak karşımıza çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabetin-yol-actigi-hayati-sorun-diyabetik-ayak-yaralari-601596">Diyabetin yol açtığı hayati sorun: Diyabetik Ayak Yaraları!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de hızla artan diyabet, yaşamı tehdit edebilen çok ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak karşımıza çıkıyor. Yalnızca kan şekerini değil, zamanla sinirleri, damarları ve yara iyileşmesini de etkileyen; kalpten böbreklere dek birçok organa zarar verebilen diyabetin yol açtığı en ciddi sorunlardan biri de ayak yaraları! <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi (KVC) Uzmanı Doç. Dr. Selim Aydın </strong>“Diyabetik ayak yaraları konusunda ülkemizde farkındalık ne yazık ki son derece az hatta yok denecek seviyededir. Toplumda en sık yapılan yanlışlardan biri; ayakta meydana gelen bir yaranın ‘önemsemeyerek’ geçer diye beklenilmesi ya da bilinçsizce kişisel müdahalede bulunulmasıdır. Oysa diyabetli bireylerde ayakta gelişen küçük bir çatlak, basit bir su toplaması ya da fark edilmeyen minik bir kesik kısa sürede kronik yaraya dönüşebilmekte, bu yaralar zamanında ve doğru tedavi edilmediğinde enfeksiyonlara, uzuv kaybına ve hatta yaşam kaybına neden olabilmektedir” diyor. Diyabetik ayak yaralarının önlenebilir bir sorun olduğunu vurgulayan KVC Uzmanı Doç. Dr. Selim Aydın, 7 kritik önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Kan şekerinizi mutlaka düzenli ölçtürün</strong></li>
</ul>
<p>Diyabet hastalarının diyabetik ayak gelişimini önlemek için alacağı en önemli önlemlerin başında; kan şekeri düzeylerinin düzenli kontrol altında tutulması ve düzenli hekim kontrollerinin aksatılmaması gelmektedir. Bu farkındalığın oluşması ve düzenli kontrollerin yaptırılması diyabetik ayak gelişme riskini büyük ölçüde azaltır. Kan şekeri kontrolü iyi olmayan bireylerde yaralar daha geç iyileşir ve enfeksiyon riski artar. </p>
<ul>
<li><strong>Ayak bakımınıza önem verin</strong></li>
</ul>
<p>Günlük ayak bakımını sadece estetik ya da fuzuli olarak görmeyip, özellikle diyabet hastalarında zaruri bir ihtiyaç olduğunu bilmek gerekir. Diyabetik ayak yaralarına karşı günlük ayak bakımı büyük önem taşır. Ayaklar ne çok sıcak ne de çok soğuk suyla yıkanmalı, iyice kurulanmalı ve özellikle parmak araları nemli bırakılmamalıdır. Tırnaklar düz şekilde kesilmeli, nasır ve sertleşmeler bilinçsizce kesilmemelidir. Gerekirse ayak bakımı için diyabet konusunda bilgili sağlık profesyonelinden destek alınmalıdır.  </p>
<ul>
<li><strong>Ayağınızı bakarak kontrol edin</strong></li>
</ul>
<p>Diyabetli bireylerde sinir hasarı nedeniyle his kaybı yaygın olduğundan ayaktaki yaralar geç fark edilebilir. Bu nedenle ayaklar mutlaka her gün bakılarak incelenmeli, kızarıklık, çatlak, su toplaması, yara, akıntı veya renk değişikliği fark edildiğinde vakit kaybetmeden doktora başvurulmalıdır. Ayak tabanı görülemiyorsa ayna kullanılmalıdır. Çünkü diyabet hastalarında ayakta küçük bir su toplaması, nasır ya da renk değişikliği bile ciddi bir sorunun habercisi olabilir. </p>
<ul>
<li><strong>‘Geçer’ diye bekleyerek zaman kaybetmeyin</strong></li>
</ul>
<p>Diyabetik ayak yaraları kolayca enfekte olabilir ve enfeksiyon hızla kemiğe kadar ilerleyebilir.<br /> Gecikmeden uygun antibiyotik tedavisi, gerekli durumlarda cerrahi temizlik (debridman) hayat kurtarıcı olabilir. Evde bilinçsiz pansuman, alkol, oksijenli su, rastgele antibiyotikli kremler ya da bitkisel ürünler ayakta sorunu daha da kötüleştirebilmekte, bu nedenle sorunun tedavisi çok daha karmaşık ve zor hale gelebilmektedir. Her yara tıbbi değerlendirme gerektirir. </p>
<ul>
<li><strong>Çıplak ayakla yere basmayın</strong></li>
</ul>
<p>Evde çok sık yapılan yanlışlardan biri de; evde çıplak ayakla yere basılmasıdır. Oysa diyabetik ayak yaralarının önemli bir kısmı ev içinde oluşur. Diyabet hastalarının yere çıplak ayakla basmaması, ayaklarını mutlaka koruması, hele de kumsal vb yerlerde kesinlikle terlik olmadan dolaşmaması gerekir. Parmak arası terlik ya da ucu açık terliklerden uzak durulmalı, terliğin önü kapalı olmalıdır. </p>
<ul>
<li><strong>Damar tıkanıklığı sorununuz var mı mutlaka öğrenin</strong></li>
</ul>
<p><strong>Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Selim Aydın </strong>diyabetik ayak yaralarının en önemli nedenlerinden birinin damar tıkanıklıkları olduğunu belirterek “Günlük yaşamda yanlış alışkanlıklarımızın da etkisiyle damar tıkanıklıkları hızla yaygınlaşmaktadır. Diyabetik ayakta da; ayaktaki kan dolaşımı yetersizse, en iyi yara bakımı bile iyileşme sağlamaz. Bu nedenle tedavinin ilk adımlarından biri, ayak damarlarının ayrıntılı olarak değerlendirilmesi ve gerekiyorsa damarların açılmasıdır” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Ayakkabı seçiminize önem verin</strong></li>
</ul>
<p>Ayakkabı alırken görünüşünden ziyade sağlık açısından doğru ve rahat olmasına dikkat edilmelidir. Dar, sert, dikişli ya da ayağı sıkan ayakkabılar, fark edilmeden yaraya yol açabilir. Ayağı sıkmayan yumuşak ayakkabılar tercih edilmelidir. Ayakkabı ayağa tam uyumlu ve yumuşak tabanlı olmalı, iç dikişi bulunmamalı, vurma yapmayan özellikte olmalıdır. Yeni ayakkabılar ayakta vurma yapmaması için başlangıçta kısa sürelerle giyilmelidir. </p>
<p><strong>xxxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Erken müdahale ve multidisipliner tedavi kritik önem taşıyor!</strong></p>
<p>KVC Uzmanı Doç. Dr. Selim Aydın, diyabetik ayak tedavisinde erken müdahale ve multidisipliner tedavinin kritik önem taşıdığını belirterek şöyle konuşuyor: “Diyabetik ayak yaraları, tek bir hekimin değil; kalp-damar cerrahisi, endokrinoloji, yara bakım, enfeksiyon hastalıkları, ortopedi ve plastik cerrahi gibi uzmanların birlikte çalışmasını gerektirir. Multidisipliner yaklaşımın yanısıra günümüzde gelişen damar açıcı (endovasküler) tedaviler ve modern yara bakım yöntemleri sayesinde, diyabetik ayak hastalarının büyük bölümünde uzuv kaybı önlenebilmektedir. Diyabetik ayak kader değildir. Erken tanı, doğru tedavi ve düzenli takip ile ayaklar korunabilir, hayatlar kurtarılabilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabetin-yol-actigi-hayati-sorun-diyabetik-ayak-yaralari-601596">Diyabetin yol açtığı hayati sorun: Diyabetik Ayak Yaraları!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KOSAM: &#8220;Yapay Et, Stratejik Bir Gıda Politikası Meselesine mi Dönüşüyor?&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kosam-yapay-et-stratejik-bir-gida-politikasi-meselesine-mi-donusuyor-601328</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Dec 2025 08:51:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[et]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[karaca]]></category>
		<category><![CDATA[kosam]]></category>
		<category><![CDATA[meselesine]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[politikası]]></category>
		<category><![CDATA[stratejik]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Et]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601328</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalkınma Odaklı Stratejik Araştırmalar Merkezi (KOSAM), dünya gıda sistemlerinin geleceğini şekillendirecek biyoteknolojik bir dönüşümü masaya yatıran önemli bir raporu kamuoyuna sundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kosam-yapay-et-stratejik-bir-gida-politikasi-meselesine-mi-donusuyor-601328">KOSAM: &#8220;Yapay Et, Stratejik Bir Gıda Politikası Meselesine mi Dönüşüyor?&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span>Kalkınma Odaklı Stratejik Araştırmalar Merkezi (KOSAM), dünya gıda sistemlerinin geleceğini şekillendirecek biyoteknolojik bir dönüşümü masaya yatıran önemli bir raporu kamuoyuna sundu. <b>“Laboratuvardan Sofraya: Yapay Et”</b> başlıklı çalışmayı değerlendiren KOSAM Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İsmail Hakkı Karaca, konunun sadece bir gıda meselesi olmadığını, aynı zamanda <b>küresel rekabet, stratejik teknoloji ve ulusal ekonomi güvenliği</b> ile doğrudan bağlantılı olduğunu vurguladı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Karaca, “</span></span></span><span><span>Raporumuz, yapay et teknolojisini ‘gündelik tartışmaların’ ötesine taşıyarak, <b>Türkiye’nin 2053 vizyonu</b> kapsamında stratejik bir teknoloji alanı olarak konumlandırmaktadır. </span></span><span><span><span>Artık dünyada gıda, enerji ve su güvenliği birbiriyle iç içe geçmiş durumda. Yapay et de bu üçlü denklemin tam ortasında hem büyük bir potansiyel hem de henüz netleşmemiş risklerle karşımıza çıkıyor. Türkiye olarak bu gelişmeyi uzaktan izleme lüksümüz yok. Aksine, <b>öncü bir aktör olarak pozisyon almak</b> ve hazırlıklarımızı şimdiden tamamlamak zorundayız” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>“Teknolojiyi Takip Eden Değil, Şekillendiren Konumda Olmalıyız”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Karaca, raporun ortaya koyduğu ekonomik verileri yorumlarken, “</span></span></span><span><span>Son on yılda sektöre aktarılan 3 milyar doların üzerindeki yatırım, söz konusu alanın uzun vadeli potansiyelini ve stratejik önemini ortaya koymaktadır.</span></span><span><span><span> <b>TÜBİTAK destekli AR-GE projeleri, üniversite-sanayi iş birlikleri ve teknopark ekosistemimiz</b> burada devreye girmeli. Kritik alt teknolojilerde yerli patentler ve çözümler geliştirmeliyiz. Aksi takdirde, bu yeni gıda rejiminde de <b>teknoloji ithal eden, standartları takip eden</b> bir ülke konumuna düşeriz” ifadelerini kullandı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>“Çevresel Etki, Sürdürülebilirlik Söylemi Kadar Net Değil”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yapay etin çevresel iddialarının detaylı incelenmesi gerektiğinin belirten Karaca; “Sıklıkla dile getirilen ‘daha az kaynak tüketimi’ söylemi, henüz her senaryo için geçerli değil. Üretimde kullanılan enerjinin kaynağı, atık yönetimi ve suyun kalitesi, çevresel ayak izini belirliyor. <b>Yeşil Kalkınma Devrimi</b> ve <b>2053 Net Sıfır Emisyon</b> taahhüdü çerçevesinde, bu teknolojinin ancak yenilenebilir enerji ile entegre edilmiş, döngüsel ekonomi prensiplerine uygun modelleri desteklenmeli. <b>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı</b>’nın bu konudaki politikaları bir kılavuz olmalı” diye söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>“Toplumsal Kabul, Güven ve Şeffaflıkla Mümkün Olacak”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Toplumsal kabulün sağlanmasının en önemli şartının <b>güven</b> olduğunu vurgulayan Karaca, “Türk Milleti sofrasına gelen her lokmanın helal olmasına büyük önem verir. Bu hassasiyet, yapay et söz konusu olduğunda daha da kritik hâle geliyor. <b>Diyanet İşleri Başkanlığımız</b> ile bilim insanlarımızın ortak çalışmasıyla, üretimin her aşamasını kapsayan, şeffaf bir <b>helal sertifikasyon protokolü</b> hayata geçirilmeli. Ayrıca, <b>Ticaret Bakanlığımızın</b> öncülüğünde, tüketiciyi doğru bilgilendirecek, korkuya değil bilgiye dayalı bir iletişim kampanyası başlatılmalıdır” şeklinde konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>“Hukuki Boşluk, İvedilikle Stratejik Bir Çerçeveye Dönüştürülmeli”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Karaca, Türkiye’de yapay et için net bir hukuki düzenleme bulunmamasını bir risk olarak değerlendirirken, bunun aynı zamanda bir fırsat olduğunun da altını çizdi. Karaca; “Diğer ülkelerin düzenlemelerini taklit etmek yerine, kendi değerlerimizi ve stratejik çıkarlarımızı merkeze alan, özgün bir düzenleme yapmalıyız. <b>Sağlık Bakanlığı</b> ile <b>Tarım ve Orman Bakanlığı</b> koordinasyonunda, <b>FAO</b> ve <b>WHO</b> standartlarını da dikkate alan, ancak yerli şartları önceleyen, <b>risk temelli, aşamalı bir onay ve denetim mekanizması</b> kurulmalı” ifadelerine yer verdi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>“Dengeli ve Proaktif Yaklaşım, Bizi Geleceğe Hazırlayacak Tek Yoldur”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Karaca, “Yapay et, ne körü körüne desteklenmesi gereken bir mucize ne de kesinlikle reddedilmesi gereken bir tehdittir. Gerçekçi olmalıyız. Bu teknoloji, dünya gıda sistemlerine <b>çok boyutlu bir müdahaledir</b>. Türkiye; <b>akademik merak, ekonomik fizibilite, toplumsal değerler ve stratejik öngörüyü</b> bir arada tartan, dengeli ve proaktif bir yaklaşım sergilemelidir. Gelişmeleri yakından izlemeli, tüm paydaşları sürece dahil ederek şeffaf bir diyalog ortamı oluşturmalı ve nihayetinde, bu küresel dönüşümden güçlenerek çıkacak <b>ulusal bir yol haritasını</b> kararlılıkla uygulamaya koymalıyız” diyerek KOSAM raporunun temel mesajını özetledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>“Laboratuvardan Sofraya: Yapay Et”</span></span></span></b><span><span><span> raporunun, Türkiye’nin gıda teknolojilerindeki dönüşüme liderlik etme potansiyelini gösteren önemli bir çalışma olduğunu belirten Karaca, raporun tamamına KOSAM web sitesi (</span>www.kosam.org<span>) üzerinden ulaşılabileceğini duyurdu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kosam-yapay-et-stratejik-bir-gida-politikasi-meselesine-mi-donusuyor-601328">KOSAM: &#8220;Yapay Et, Stratejik Bir Gıda Politikası Meselesine mi Dönüşüyor?&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir Belediyesi personeline KETEM&#8217;den eğitim</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-belediyesi-personeline-ketemden-egitim-600744</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Dec 2025 12:51:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[antalya]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlı]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Erken Tanı]]></category>
		<category><![CDATA[ketem]]></category>
		<category><![CDATA[Meme Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[personeline]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[tarama]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=600744</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi, Antalya Halk Sağlığı Müdürlüğü Kanser Erken Tanı ve Eğitim Merkezi (KETEM) ortak çalışmasıyla belediye personellerine farkındalık eğitimi verildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-belediyesi-personeline-ketemden-egitim-600744">Büyükşehir Belediyesi personeline KETEM&#8217;den eğitim</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span>Antalya Büyükşehir Belediyesi, Antalya Halk Sağlığı Müdürlüğü Kanser Erken Tanı ve Eğitim Merkezi (KETEM) ortak çalışmasıyla belediye personellerine farkındalık eğitimi verildi. Kanserle mücadele, erken tanı, meme kanseri taraması, tütün bağımlılığı, sigaradan kurtulma yolları ve sağlıklı beslenme konularında personeller bilgilendirildi. </span></span></p>
<p><span><span>Büyükşehir Belediyesi, personellerine yönelik farkındalık eğitimlerini sürdürüyor. Antalya Halk Sağlığı Müdürlüğü, Sağlıklı Hayat Merkezi KETEM işbirliği ile ortaklaşa yürütülen eğitim programında Büyükşehir çalışanlarına tütün bağımlılığı ve sigaradan kurtulma yolları, meme kanserinde erken tanı ve sağlıklı beslenme alışkanlıkları ile ilgili eğitimler verildi. Sigara bağımlığının zararları, kullanımını önleme ve bırakma konusunda tutum kazandırmayı hedefleyen eğitimlerde kanserler ve meme kanserinde erken tanı ve taramanın önemi de anlatıldı. </span></span></p>
<p><span><span>MADDE BAĞIMLILIĞI İLE MÜCADELE ANLATILDI</span></span></p>
<p><span><span>Antalya Büyükşehir Belediyesi Hizmet Binası’nda gerçekleşen eğitimde Antalya İl Sağlık Müdürlüğü Şehit Doktor Atila Nizam, Muratpaşa Sağlıklı Hayat Merkezi sorumlusu Zeynep Turan eğitim verdi. Sigaranın zararları hakkında bilgi veren Turan “Sigara içerisinde barındırdığı binlerce çeşit zehirli madde ile maalesef kullanıcılarını ölüme sürüklemeye devam ediyor. İstatiksel olarak sigaraya başlayan her dört kişiden üçü bağımlı oluyor. Anne babaları rol model alan çocuklar, pasif içiciler ne yazık ki bu kötü bağımlılığı arttıran nedenler arasında yer alıyor. Sigarayla mücadelede en önemli adım kararlılıktır. Halkımızın sağlığı için kurulan Halk Sağlığı Merkezlerimizde sigara bırakma polikliniklerimizle sigarayı bırakmak isteyen tüm vatandaşlarımıza destek oluyoruz” dedi. </span></span></p>
<p><span><span>ERKEN TANI ÖNEMLİ</span></span></p>
<p><span><span>Kadınlar için meme kanser ve korunma yolları ile ilgilide uyarılarda bulunan Zeynep Turan “KETEM olarak kanser taramalarına da büyük önem veriyoruz Özellikle kadınlarımızın meme kanseri için düzenli tarama yaptırmalarını tavsiye ediyoruz. Meme kanserinde erken teşhis son derece önemli. 40-69 yaş arasındaki kadınların iki yılda bir meme kanseri taraması yaptırmasını öneriyoruz” hatırlatmasında bulundu. </span></span></p>
<p><span><span>Eğitim programının sonunda ise Sağlıklı Hayat Merkezi diyetisyeni Seda Demir personeller için sağlıklı yaşam ve beslenme alışkanlıkları ile ilgili eğitim vererek soruları cevapladı.  </span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-belediyesi-personeline-ketemden-egitim-600744">Büyükşehir Belediyesi personeline KETEM&#8217;den eğitim</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmangazi&#8217;de Pırasa Hasadıyla Doğallık Sofralara Taşınıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/osmangazide-pirasa-hasadiyla-dogallik-sofralara-tasiniyor-600292</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Dec 2025 09:39:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[çeşit]]></category>
		<category><![CDATA[doğal]]></category>
		<category><![CDATA[gazi]]></category>
		<category><![CDATA[halk]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<category><![CDATA[Pırasa]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>
		<category><![CDATA[tohum]]></category>
		<category><![CDATA[vatandaşlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=600292</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi, toprağa emekle dokunarak ilaçsız ve tamamen doğal olarak ürettiği mahsullerini halk ile buluşturuyor. Tarıma verilen büyük önem dahilinde yarınlar, toprağa ekilerek inşa ediliyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazide-pirasa-hasadiyla-dogallik-sofralara-tasiniyor-600292">Osmangazi&#8217;de Pırasa Hasadıyla Doğallık Sofralara Taşınıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi, toprağa emekle dokunarak ilaçsız ve tamamen doğal olarak ürettiği mahsullerini halk ile buluşturuyor. Tarıma verilen büyük önem dahilinde yarınlar, toprağa ekilerek inşa ediliyor. </p>
<p>Tarımsal kalkınmalara ilişkin gerçekleştirdiği projeler ile topraktan aldığı umudu yarınlara aktaran Osmangazi Belediyesi, tamamen organik olarak üretilen mahsulleri vatandaşın sofrasına sunuyor.</p>
<p>Osmangazi Belediyesi iştiraki olan Gazi Tarım A.Ş. tarafından, çimleme sürecinden itibaren hasada uzanan yolculuğunda mahsuller, her bir aşamasında doğallığı ve tazeliği korunarak Osmangazi Kent Lokantaları aracılığıyla vatandaşlara ulaştırılıyor. Bu kapsamda geçtiğimiz günlerde pırasanın hasadı gerçekleştirilirken, özenle hazırlanan ürünler Osmangazi Kent Lokantalarının menülerinde kendilerine yer buldu. Yetkililer, halkın ilaçsız bir şekilde mahsullere ulaşması adına gayret gösterdiklerini ifade ederken, vatandaşlar da tamamen organik olan sebzeleri tüketmekten memnuniyet duyduklarını belirtti. Pırasanın dışında maydonoz, biber, domates ve daha pek çok mahsulün de onlarca çeşidinin üretimi ve hasadını gerçekleştirilirken, Mart ve Nisan aylarında ise tohumların, Mayıs ayında ise fidelerin vatandaşlara ücretsiz olarak dağıtılması planlanıyor.</p>
<p>Tüm Aşamalar Önemle Takip Ediliyor</p>
<p>Mahsullerin tohumdan hasat zamanına olan sürecini titizlikle takip ettiklerini belirten Gazi Tarım A.Ş. Ekim-Biçim Ekip Sorumlusu Ertuğrul Gönülsüz, “Mart aylarında seramızda çimlemeyi yapıyoruz. Daha sonrasında her ürünümüzü tabelasıyla beraber, cinslerini karıştırmadan Gazi Bostanı’na getiriyoruz. Genç stajyerlerimizle beraber fidelerimizi tek tek ekip, takibini sağlıyoruz. Yetiştirdikten sonra hasadımızı gerçekleştiriyoruz. Böylelikle aynı zamanda kent lokantalarımıza da ürün temin ediyoruz.” diye konuştu.</p>
<p>Vatandaşlara hizmet noktasında da tohum-takas şenliklerinin müjdesini veren Ertuğrul Gönülsüz, şöyle devam etti;</p>
<p>“Bu yıl 34 çeşit biber ektik, bunların 5’i acı, 29’u tatlı olmak üzere.  30 çeşit domates, 8 çeşit patlıcan da ektik. Elimizden geldiği kadar, tohumların çoğalmasını sağladık. Bunları da Mart ve Nisan aylarında tohum-takas şenliklerimizde vatandaşlarımızla buluşturacağız. Osmangazi Gazi Tarım A.Ş. olarak, halka ücretsiz dağıtımlarını gerçekleştireceğiz. Mayıs ayında da kısmet olursa fide dağıtımını yapacağız. Elimizden geldiğinden fazlasını yaparak halkımıza hitap etmeye çalışıyoruz.”</p>
<p>Gazi Bostanı’ndan Gelen Taze ve Doğallık</p>
<p>Hasadı gerçekleştirilen pırasanın, yemek yapılarak vatandaşa sunulacağını kaydeden Ertuğrul Gönülsüz, “Kent lokantalarımızdaki menümüzde pırasa yemeği var. Bu yüzden önceden pırasaları hazırladık, ilaçsız olarak yetiştirilen pırasalarımız kent lokantalarımıza giderek halk ile buluşacak. Ay sonuna doğru ıspanaklarımız toplanacak. Hep beraber onları da kent lokantalarımıza göndereceğiz. Bu döngü, böyle devam edecek. Elimizden geldiği sürece halkımızı ilaçsız bir şekilde Osmangazi Belediyesi ve Osmangazi Gazi Tarım A.Ş. olarak mahsullerle desteklemeye çalışıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>“Başkanımız Erkan Aydın Tarıma Çok Ayrı Önem Veriyor”</p>
<p>Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın tarıma büyük önem verdiğinin altını çizen Ertuğrul Gönülsüz, Başkan Aydın’ın her zaman destek sunduğuna değinerek şunları söyledi;</p>
<p>“Osmangazi Belediye Başkanımız Erkan Aydın sağ olsun buraya da geldi, ne istersek bugüne kadar hepsi yerine getirildi, bize tam destek veriyor. Tarıma, toprağa ve tohum çeşitlerine çok ayrı önem verdiğini gördük. 30 çeşit domates ektiğimizi gördüğünde ne kadar çok diye bahsetti, çok memnun kaldı. Burada yetiştirdiğimiz çeşitlerin çoğunu ilk defa gördüğünü belirtti. Başkanımızdan çok memnunuz. Aynı şekilde devam ediyoruz.”</p>
<p>Vatandaşlar Memnun</p>
<p>Gazi Bostanı Çeşit Denemeleri ve Yerel Tohum Merkezi’nde eğitmenler eşliğinde mahsullerin tüm aşamalarını deneyimleyen Hamidiye Tarım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri de, çalışmalardan ötürü büyük kazanım elde ettiklerini söyledi. Teorideki eğitimlerini, Gazi Bostanı’nda pratik ile pekiştiren öğrenciler, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın da kendileriyle çok ilgilendiğini ifade ederek, Başkan Aydın’a ve Osmangazi Belediyesi’ne bu imkanın sunulmasından ötürü teşekkür etti.</p>
<p>Osmangazi Kent Lokantası’na gelen vatandaşlar da, mahsulün doğal ve taze olmasından ötürü duydukları memnuniyeti paylaştı. Hijyene önem verilmesi ve ürünlerin doğallığından ötürü sağlıklı gıdalar tüketebildiklerini kaydeden vatandaşlar, pırasa yemeğinin doğal lezzetiyle bezeli yemeği çok beğendiklerini dile getirdi. Ayrıca Osmangazi ilçesi sakinleri, ilaçsız ve doğal ürünleri halkla uygun fiyatlarla buluşturan Osmangazi Belediyesi ve Osmangazi Belediyesi Başkanı Erkan Aydın’a, projelerinden ötürü teşekkürlerini sundu.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazide-pirasa-hasadiyla-dogallik-sofralara-tasiniyor-600292">Osmangazi&#8217;de Pırasa Hasadıyla Doğallık Sofralara Taşınıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yemek Borusu Kanserinin 6 Belirtisine Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yemek-borusu-kanserinin-6-belirtisine-dikkat-599977</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Dec 2025 17:48:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Belirgin]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[Endoskopik]]></category>
		<category><![CDATA[evre]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Tümör]]></category>
		<category><![CDATA[yöntem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599977</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yutma güçlüğü, göğüs ağrısı ve istemsiz kilo kaybı gibi belirtiler özofagus kanserinin sessiz başlayan ilk işaretleri olabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yemek-borusu-kanserinin-6-belirtisine-dikkat-599977">Yemek Borusu Kanserinin 6 Belirtisine Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yutma güçlüğü, göğüs ağrısı ve istemsiz kilo kaybı gibi belirtiler özofagus kanserinin sessiz başlayan ilk işaretleri olabiliyor. Risk grubundaki bireylerde erken değerlendirme ve endoskopik tarama, hastalığın seyrini belirleyen en kritik adımı oluşturuyor. Güncel tedavi yaklaşımları ise cerrahinin neoadjuvan tedavi ile birlikte uygulanması durumunda sağkalımın belirgin biçimde arttığını gösteriyor. Bu nedenle hem hastaların belirtileri geciktirmeden dikkate alması hem de tanı ve tedavi süreçlerinin doğru planlanması büyük önem taşıyor. Memorial Göztepe Hastanesi Göğüs Cerrahisi Bölümü’nden Doç. Dr. Nezih Onur Ermerak, özofagus kanserinin belirtileri ve modern tedavi yaklaşımları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Özofagus kanserinin sıklığı dünyada artıyor</strong></p>
<p>Özofagus kanseri, dünya genelinde kanser ilişkili yaşam kayıplarında üst sıralarda yer almaktadır. Özofagus kanserinin Skuamöz hücreli karsinom (SCC) ve Adenokarsinom (AC) olmak üzere iki ana tipi bulunur. SCC çoğunlukla tütün, alkol ve çok sıcak içecek tüketimiyle ilişkilidir. AC ise reflü hastalığı ve Barrett özofagusu zemininde ortaya çıkar. Son verilere bakıldığında özellikle Batı ülkelerinde obezite artışıyla birlikte adenokarsinom sıklığı son 20 yılda belirgin şekilde yükseldiğini görmekteyiz.</p>
<p><strong>“Kendiliğinden geçer” diye kontrolleri ertelemeyin</strong></p>
<p>Özofagusun genişleme kapasitesi yüksek olduğu için tümör başlangıçta fark edilmeden büyüyebilir. Hastalığın çoğu zaman geç dönemde ortaya çıkan belirtileri şunlardır;</p>
<ul>
<li>Yutma güçlüğü</li>
<li>Göğüs veya sırt ağrısı</li>
<li>Kilo kaybı</li>
<li>Yutulan gıdaların geri gelmesi</li>
<li>İleri evrede ses kısıklığı</li>
<li>Yemek ya da sıvıların solunum yoluna kaçması</li>
</ul>
<p>Özofagusun en sık ve en belirgin semptomu yutma güçlüğüdür. Katı gıdalarda başlayan zorluk zamanla sıvılara doğru ilerler. Bu belirtilerin “kendiliğinden geçer” düşüncesiyle önemsenmemesi tanının gecikmesine neden olabilir. Özellikle risk grubundaki bireylerde erken tanı açısından endoskopik değerlendirme büyük önem taşımaktadır.</p>
<p><strong>Doğru evreleme ile tedavi başarısı artar</strong></p>
<p>Belirtilerin geciktirilmeden değerlendirilmesi ve risk grubundaki bireylerin düzenli endoskopik takiplerinin yapılması, hastalığın seyrini değiştiren en kritik adımdır. Özofagus kanseri tanısında temel yöntem endoskopi ve biyopsidir. Değerlendirmede ayrıca EUS (endoskopik ultrasonografi) uygulanır. Tümörün derinliği ve lenf nodu tutulumunu belirlemede en duyarlı yöntem olan endoskopik ultrasonografidir. Kesin evrelemeyisağlamak için BT, PET-CT ve uygun hastalarda laparoskopi de planlama sürecinde yer alabilir. Doğru evreleme, tedavi başarısının en önemli belirleyicisidir.</p>
<p>Özofagus kanseri çoğu zaman sessiz ilerleyen ancak modern tedaviyle kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Güncel yaklaşım; neoadjuvan tedavi, cerrahi, uygun hastada adjuvan immünoterapi kombinasyonununsağkalımı belirgin şekilde artırdığını göstermektedir.</p>
<p><strong>Cerrahide tedavi seçenekleri çeşitlendi</strong></p>
<p>Evre I–III özofagus kanserinde cerrahi tedavi, hastalığın kontrol altına alınmasında temel basamaklardan biridir. Günümüzde cerrahi girişimler çoğunlukla kemoterapive/veya radyoterapiyi içeren multimodal tedavi yaklaşımlarının bir parçası olarak planlanmaktadır. Tümörün yerleşimine ve hastanın genel durumuna göre farklı cerrahi teknikler uygulanabilir.</p>
<ul>
<li><strong>İvor Lewis özofajektomi,</strong> ameliyat karın ve sağ göğüs yoluyla gerçekleştirilir ve yemek borusu ile mide arasındaki bağlantı göğüs boşluğu içinde yapılır. </li>
<li><strong>McKeown </strong>olarak adlandırılan üç aşamalı özofajektomide ise boyun bölgesinde bağlantı oluşturulur. Bu yöntem özellikle üst yerleşimli tümörlerde avantaj sağlar. </li>
<li><strong>Transhiatal özofajektomi,</strong> göğüs boşluğuna girilmeden uygulanması sayesinde akciğerle ilişkili komplikasyonların daha az görüldüğü bir seçenektir. </li>
<li><strong>Minimal invaziv özofajektomi (MIE)</strong> yöntemlerinde laparoskopik ve torakoskopik teknikler kullanılır. TIME çalışması bu yaklaşımın daha az komplikasyonla ve daha hızlı iyileşme ile ilişkili olduğunu ortaya koymuştur.</li>
</ul>
<p><strong>Neoadjuvan tedavi yaşam kalitesi ve süresini artırıyor</strong></p>
<p>Özofagus kanseri tedavisinde son yılların en önemli gelişmelerinden biri, ameliyat öncesinde uygulanan neoadjuvan kemoradyoterapidir. Özellikle T2-T3 evre hastalarda kullanılan CROSS protokolü, günümüzde standart tedavi yaklaşımı olarak kabul edilmektedir. Bu yöntem, cerrahi sonrasında tümörün tamamen çıkarılma oranını artırırken, hastaların uzun dönem sağkalımını da anlamlı ölçüde iyileştirmektedir. </p>
<p><strong>İmmünoterapi nüks riskini azaltıyor</strong></p>
<p>Ameliyat ve neoadjuvan tedaviye rağmen tam yanıt alınamayan hastalarda adjuvan immünoterapi önemli bir seçenektir. CheckMate-577 çalışması, nivolumab tedavisinin nüks oranlarını belirgin şekilde azalttığını göstermiş ve bu uygulama birçok ülkede standart tedaviye girmiştir.</p>
<p><strong>Erken evre hastalarda endoskopik çözümler</strong></p>
<p>T1a evresindeki sınırlı tümörlerde cerrahiye gerek kalmadan “Endoskopik Mukozal Rezeksiyon (EMR)” ve “Endoskopik Submukozal Diseksiyon (ESD)”uygulanabilir. Özellikle Barrett zeminindeki erken evre adenokarsinomlarda ESD yüksek başarı oranları sunar. EMR endoskopi sırasında, yüzeydeki küçük bir lezyonun alt kısmına sıvı verilerek kabartılması ve tel bir halka ile (snare) kesilerek çıkartılması işlemidir ve genellikle küçük ve yüzeyel lezyonlarda tercih edilen bir tedavi yöntemidir. ESD ise lezyonun özel bir aletle lezyonun alt kısmına girilerek ayrılması ve tek parça halinde rezeksiyon yapılan bir işlemdir ve daha büyük erken evre lezyonlarda kullanılan bir tedavi şeklidir.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yemek-borusu-kanserinin-6-belirtisine-dikkat-599977">Yemek Borusu Kanserinin 6 Belirtisine Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Oyun oynayan çocuk hayata hazırlanır&#8217;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/oyun-oynayan-cocuk-hayata-hazirlanir-599743</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Dec 2025 11:09:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aydoğan]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[fiziksel]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[hayata]]></category>
		<category><![CDATA[hazırlanır]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenme]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[oynayan]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[oyunun]]></category>
		<category><![CDATA[yaratıcı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599743</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Bilgi Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Çocuk Bakımı ve Gençlik Hizmetleri Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Aynur Aydoğan, oyunun çocukların dünyayı tanıma, anlamlandırma ve hayata hazırlanma süreçlerinde önemli bir rol oynadığını vurgulayarak ebeveynlere çocukların oyun temelli öğrenme sürecini destekleyecek önerilerde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/oyun-oynayan-cocuk-hayata-hazirlanir-599743">&#8216;Oyun oynayan çocuk hayata hazırlanır&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Bilgi Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Çocuk Bakımı ve Gençlik Hizmetleri Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Aynur Aydoğan, oyunun çocukların dünyayı tanıma, anlamlandırma ve hayata hazırlanma süreçlerinde önemli bir rol oynadığını vurgulayarak ebeveynlere çocukların oyun temelli öğrenme sürecini destekleyecek önerilerde bulundu.</p>
<p>Oyun temelli öğrenmenin çocuğun bilişsel, duygusal, sosyal ve fiziksel gelişimini destekleyen temel bir yaklaşım olduğuna dikkat çeken Aydoğan, “Oyun çocuk için sadece bir eğlence değil, temel bir gelişim ihtiyacıdır ve literatürde de ‘çocuğun işi’ olarak tanımlanır. Oyun, beyin gelişimini destekler, duygusal zekayı güçlendirir, çocukların sosyal beceriler kazanmalarına ve yaşamın getireceği zorluklara karşı donanımlı olmalarına olanak tanır” dedi. </p>
<p><strong>Oyun temelli öğrenme, kalıcı ve anlamlı öğrenmeyi destekliyor</strong></p>
<p>Oyun temelli öğrenmenin, klasik öğrenme yöntemlerinden çocuğu merkeze almasıyla ayrıştığını belirten Aydoğan, bu yaklaşımda çocukların pasif dinleyiciler değil, öğrenme sürecinin aktif katılımcıları olduğunu ifade etti. Aydoğan, “Oyun temelli öğrenme, problem çözme, strateji geliştirme, işbirliği ve yaratıcılığı destekler, öğrenmeyi eğlencenin doğal bir parçası haline getirir. Hata yapmanın öğrenme sürecinin bir parçası olarak gören çocuk denemekten korkmaz” diye konuştu. </p>
<p><strong>‘Yaratıcılık oyunla besleniyor’</strong></p>
<p>Yaratıcılığın doğuştan gelen bir potansiyel olduğunu ancak oyun ve deneyimle şekillendiğini belirten Aydoğan, “Eğitim, deneyimler, merakı besleme, farklı bakış açılarına açık olma ve özellikle oyun gibi faaliyetler yaratıcılığı büyük ölçüde şekillendirir ve güçlendirir. Hayali senaryolar, farklı bakış açıları geliştirmeyi ve sembolik düşünmeyi teşvik eder. Oyunun esnek ve yapılandırılmamış doğası, zihinsel esnekliği ve düşünce akıcılığını artırır” dedi.</p>
<p><strong>Her yaşın oyunu farklı</strong></p>
<p>Çocukların yaşlarına göre oyun ihtiyaçlarının değiştiğine dikkat çeken Aydoğan, bebeklikten ergenliğe kadar her dönemin kendine özgü oyun türleri olduğunu belirtti. Duyusal oyunlardan sembolik oyunlara, kurallı takım oyunlarından stratejik ve yaratıcı üretimlere uzanan bu süreçte, en önemli ölçütün çocuğun oyundan keyif alması ve aktif olması olduğunu ifade etti.</p>
<p>Oyunun yalnızca çocuklukla sınırlı olmadığının altını çizen Aydoğan, ergenlikten ileri yaşlara kadar oyunun stres azaltıcı, yaratıcılığı canlı tutan ve zihinsel esnekliği artıran bir rol oynadığını belirtti. Aydoğan “Oyun insan ruhunun ve zihninin her yaşta canlı kalmasını sağlayan temel bir ihtiyaç ve gelişim aracıdır” dedi.</p>
<p><strong>‘Ebeveynler oyuna müdahale etmemeli’</strong></p>
<p>Ebeveynlere yönelik önerilerde bulunan Aydoğan, onlara çocuklarının oyununa eşlik etmelerini ve oyunun doğal akışına saygı göstermelerini tavsiye etti.  Oyuna bilinçli şekilde zaman ayırmanın önemine dikkat çeken Aydoğan, “Ebeveynlerin çocuğun kurguladığı oyuna yön vermek yerine eşlik etmeleri, sorularla hayal gücünü desteklemeleri ve çocuğun liderliğini takip etmeleri büyük önem taşıyor” dedi.</p>
<p>Oyuna aşırı müdahalenin çocukların yaratıcılığını ve bağımsızlığını olumsuz etkileyebileceğine dikkat çeken Aydoğan, ebeveynlerin çocuğun oyununa sürekli müdahale etmesinin, oyunun kurallarını belirlemesinin ya da oyun tamamlanmadan başka bir oyuna yönlendirmesinin sık karşılaşılan hatalar arasında yer aldığını ifade etti. Aydoğan, “Bu tutumlar çocukların hayal gücünü kullanmasını ve bağımsız düşünme becerilerini geliştirmesini sınırlar, aynı zamanda liderlik, uyum ve dikkat süreleri üzerinde de olumsuz etki yaratabilir” dedi.</p>
<p><strong>‘Dijital ve fiziksel oyun arasında denge kurulmalı’</strong></p>
<p>Dijital oyunların bilinçli ve dengeli kullanımının önemine değinen Aydoğan, doğru seçilen dijital oyunların bilişsel ve sosyal becerileri desteklerken el-göz koordinasyonu, refleksler ve ince motor becerilerinin gelişimine de katkı sunduğunu ifade etti. Fiziksel oyunların ise çocukların sağlıklı gelişimi için vazgeçilmez olduğunu belirten Aydoğan, “Ailelerin dijital ve fiziksel oyunlar arasında dengeli bir yaklaşım benimsemesi gerekir. Bu sayede çocuklar hem teknolojinin faydalarından yararlanır hem de fiziksel ve sosyal gelişimlerini sağlıklı bir şekilde sürdürebilirler” dedi. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/oyun-oynayan-cocuk-hayata-hazirlanir-599743">&#8216;Oyun oynayan çocuk hayata hazırlanır&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı mazbatasını aldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ege-universitesi-rektoru-prof-dr-musa-alci-mazbatasini-aldi-599428</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Dec 2025 08:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[görev]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[rektör]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599428</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Ege Üniversitesi Rektörlüğü görevine atanan Prof. Dr. Musa Alcı’ya “Rektörlük Mazbatası”, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar tarafından verildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesi-rektoru-prof-dr-musa-alci-mazbatasini-aldi-599428">Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı mazbatasını aldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Ege Üniversitesi Rektörlüğü görevine atanan Prof. Dr. Musa Alcı’ya “Rektörlük Mazbatası”, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar tarafından verildi.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Ege Üniversitesi Rektörlüğü görevine atanan Prof. Dr. Musa Alcı, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’nda düzenlenen törende mazbatasını aldı. YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, Prof. Dr. Musa Alcı’yı tebrik ederek başarılar diledi.</p>
<p>Ege Üniversitesine rektör olarak atanmanın kendisi için büyük bir onur olduğunu ifade eden Rektör Prof. Dr. Musa Alcı, üniversitenin bilimsel, sanatsal, kültürel ve sportif gücünü, gençlerin geleceğe nitelikli olarak hazırlanmaları için seferber edeceklerini söyledi.</p>
<p>Ege Bölgenin ilk, ülkemizin dördüncü sırada kurulan bilim çınarı olan Ege Üniversitesi bünyesinde çeyrek asırdır görev yaptığını söyleyen Rektör Prof. Dr. Musa Alcı, “Üniversitemizin kuruluşunun 70. yılında böyle önemli bir görevi üstlenmiş olmanın gururunu yaşıyorum. Aynı zamanda üstlendiğim büyük sorumluluğun farkındayım” diye konuştu.</p>
<p><b>“Hep birlikte var gücümüzle çalışacağız”</b></p>
<p>Rektör Prof. Dr. Musa Alcı, “Yeni dönemde üniversitemizin kaynaklarını azami ölçüde bilim, araştırma ve eğitim için kullanacağız. Üniversitemizin köklü araştırma ve eğitim geleneğine yaslanarak, başta araştırma üniversiteleri sıralaması olmak üzere ulusal ve uluslararası alanda daha üst sıralarda yer alması için var gücümüzle hep birlikte çalışacağız. Dijitalleşme ve otomasyon ile verimlilik artırıcı önlemleri alarak idari ve akademik çalışanlarımızın iş yüklerini asgari seviyeye indirmek için gerekli çalışmaları yürüteceğiz. Adil, şeffaf ve ulaşılabilir bir yönetim anlayışı ile üniversite ailemizin tüm bireylerinin kurumumuza olan aidiyet duygusunu azami seviyeye çıkarma gayretinde olacağız” dedi.</p>
<p><b>    “Ülkemizin hedefleri doğrultusunda nitelikli bilim ve teknoloji üreteceğiz”</b></p>
<p>Üniversitelerin önemli görevlerinden birinin topluma hizmet misyonu olduğuna dikkat çeken Rektör Prof. Dr. Musa Alcı, “Sosyal sorumluluk ve topluma hizmet uygulamalarımıza daha çok önem vererek ‘bilim iletişimi’ yoluyla üniversitemizin gücünü toplumla bulaştırmak için yoğun çaba göstereceğiz. Bu kapsamda özellikle EBİLTEM kanalıyla üniversite sanayi iş birliği faaliyetlerimizi artıracağız. Teknoloji transfer ofisimizi çok daha etkin kullanarak bilimsel üretimimizin teknolojiye dönüşmesini teşvik edeceğiz. Yükseköğretim Kurulu 2030 Yol Haritası, Ülkemizin Türkiye Yüzyılı hedefleri Milli Teknoloji Hamlesi vizyonu doğrultusunda nitelikli bilim ve teknoloji üreteceğiz. Üniversitemizde, özellikle binaların önemli bir bölümünün eski olması nedeniyle ciddi bir altyapı problemi bulunmaktadır. Bu problemlerin kalıcı bir şekilde çözümüne yönelik olarak binalar ve alt yapı ile ilgili master planı doğrultusunda çalışmalara başlayacağız. Ege Üniversitesi ailesi olarak mutlu ve huzurlu bir eğitim ve çalışma ortamında, hep birlikte ülkemize ve insanlığa faydalı olacak öğrenciler yetiştirmeye, araştırmalar yapmaya, bilimsel üretimde bulunmaya, toplumumuza katkı sunmaya devam edeceğiz.  Üniversitemizi, ülkemizin ve dünyanın en önemli bilim üretim markası haline getirene kadar gece gündüz demeden çalışmalarımızı aralıksız sürdüreceğiz. Bu vesileyle şahsıma bu görevi layık gören başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere YÖK Başkanımız Sayın Prof. Dr. Erol Özvar Hocamıza tensip ve takdirleri için şükranlarımı sunuyorum” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesi-rektoru-prof-dr-musa-alci-mazbatasini-aldi-599428">Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı mazbatasını aldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mevsimsel depresyonun önlenmesi için bu tavsiyelere dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mevsimsel-depresyonun-onlenmesi-icin-bu-tavsiyelere-dikkat-599175</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Dec 2025 09:21:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[belirtiler]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[depresyonun]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[mevsimsel]]></category>
		<category><![CDATA[Mevsimsel Depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[önlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[tavsiyelere]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599175</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halk arasında “kış depresyonu” olarak da bilinen mevsimsel depresyonun önlenmesinde gün ışığından olabildiğince yararlanılması büyük önem taşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mevsimsel-depresyonun-onlenmesi-icin-bu-tavsiyelere-dikkat-599175">Mevsimsel depresyonun önlenmesi için bu tavsiyelere dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Halk arasında “kış depresyonu” olarak da bilinen mevsimsel depresyonun önlenmesinde gün ışığından olabildiğince yararlanılması büyük önem taşıyor. İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hasan Belli, “Mevsimsel depresyonun oluşumunda en güçlü teori, gün ışığı miktarındaki azalmanın beyin kimyasını etkilemesidir. Güneş ışığının azalması, beyinde duygu durumu, uyku ve iştahı düzenleyen serotonin ve melatonin gibi hormonların dengesini bozar” dedi. Mevsimsel depresyonun önlenmesi için alınması gereken tedbirlere dikkat çeken Prof. Dr. Hasan Belli, “Güneş ışığından mümkün mertebe faydalanmak gerekir. Ev ve iş yerleri aydınlık tutulmalıdır. Açık havada yürüyüş ve fiziksel aktiviteler ihmal edilmemelidir. Dengeli beslenme oldukça önemlidir. Niteliksiz karbonhidratlardan uzak durulmalı ve omega-3 açısından zengin besinler alınmalıdır. Sosyal bağlar canlı tutulmalı ve sosyal aktiviteler düzenlenmelidir. Her gün aynı saatte yatılıp kalkılmalıdır. Uyku saatlerinin doğal ritminden sapmasına izin verilmemelidir” dedi.<br />İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hasan Belli, halk arasında kış depresyonu olarak da bilinen mevsimsel depresyona ilişkin değerlendirmede bulundu.<br />Gün ışığının azalması, beyin kimyasını etkiliyor<br />Mevsimsel depresyonun, “klinik olarak mevsimsel döngülerle ilişkili depresyon” olarak adlandırılabildiğini kaydeden Prof. Dr. Hasan Belli, “Mevsimsel depresyonun temel özelliği, depresyon belirtilerinin yılın belirli mevsimlerinde, genellikle sonbahar ve kış aylarında başlaması, diğer mevsimlerde ise semptomların ya tamamen geçmesi ya da bozukluk şiddetine erişmeyecek düzeye gerilemesidir. Bu doğal gidiş, sürecin güneş ışığı ile doğrudan ilişkili olduğuna en büyük delalettir. Bu durum, sadece ‘kendini kötü hissetme’ ile tanımlanmaz, günlük işlevselliği bozacak düzeyde bir klinik tablo ile seyreder” dedi. <br />Kış depresyonu, mevsimsel depresyonun alt türü<br />Mevsimsel depresyon ile kış depresyonunun tamamen aynı olmadığını belirten Prof. Dr. Hasan Belli, “Mevsimsel depresyon, halk arasında daha çok ‘kış depresyonu’ veya ‘kış hüznü’ olarak bilinir çünkü vakaların büyük çoğunluğu sonbahar-kış aylarında görülür. Ancak mevsimsel depresyonun nadir de olsa ‘yaz tipi’ de bulunmaktadır. Yaz tipinde belirtiler genellikle ilkbahar-yaz aylarında başlar ve uykusuzluk, iştahsızlık, huzursuzluk ve kaygı daha ön planda olabilir. Kış tipi ise daha yaygındır ve aşırı uyku isteği, karbonhidrat düzeyi yüksek gıdalar kaşı aşırı yönelme, iştah artışı ve kilo alma gibi ‘tipik olmayan depresyon’ belirtileriyle karakterizedir. Dolayısıyla ‘mevsimsel depresyon’ daha kapsayıcı bir terimken, ‘kış depresyonu’ onun en sık görülen alt türü olarak değerlendirilebilir” diye konuştu.<br />Kış hüznü, normal ve geçici bir durumdur<br />Kış aylarında depresif duyguların ortaya çıkmasının normal olduğunu belirten Prof. Dr. Hasan Belli, “Kış aylarında havanın erken kararması, soğuk, kapalı hava ve sosyal aktivitelerin azalması nedeniyle bir miktar hüzün, enerji düşüklüğü ve içe kapanma eğilimi birçok insan için normal ve geçici bir durumdur. Buna bazen ‘kış hüznü’ denir. Ancak bu duygular, kişinin günlük sorumluluklarını yerine getirmesine engel olmuyorsa ve haftalar boyunca süren derin bir çökkünlük haline dönüşmüyorsa, patolojik bir depresyondan farklıdır. Güneşin bol olduğu zamanlarda insanların çoğunluğu, kendilerini daha neşeli ve huzurlu hissederler. Kış aylarında görülen depresyonun çeşitli nedenleri vardır. Bunun nedenleri; en başta ışık eksikliği dile getirilebilir. Güneş ışığındaki azalma, serotonin üretimini düşürür ve melatonin üretimini artırır. Melatonin uykunun düzenlenmesinde önemli roller oynar. Bu dengesizlik, enerji kaybı, uyku düzensizliği ve çökkün duygu duruma yol açar. Ayrıca soğuk hava nedeniyle sosyalleşme çabaları, fiziksel aktivite ve dışarı çıkma eğilimi azalır. Bu durumlar psikobiyolojik etkileri ile depresyona girmeye zemin hazırlayabilir. Kasvetli duygulanım ve karanlık hava, olumsuz düşünce kalıplarını ve karamsarlığı tetikleyebilir. Mevsimsel özellikli depresyonların güneş ışığının yıl boyunca az olduğu ülkelerde daha yaygın olması bu etmene bağlanabilir” şeklinde konuştu.<br />Çökkün duygu durum tablosuna dikkat!<br />Mevsimsel depresyonun belirtilerinin klasik depresyon belirtileriyle büyük oranda örtüştüğünü ancak bazılarının mevsime özgü olduğunu ifade eden Prof. Dr. Hasan Belli, “Sıklıkla çökkün duygu durum tabloya hakimdir. Bu durum sürekli üzüntü, umutsuzluk hisleri ve düşünceleri ve değersizlik deneyimleri ile tanımlanabilir. Ayrıca daha önce keyif alınan uğraşlara karşı ilgisizlik görülür.  Bu ilgisizlik çeşitli hobileri, sosyal faaliyetleri kapsayabilir. Aşırı yorgunluk, enerji kaybı, fazla uyumaya meyilli olma, aşırı karbonhidratlı gıda tüketme, kilo alımı, dikkati toparlayamama, sosyal çekilme, kollarda ve bacaklarda ağırlık hissi, huzursuzluk ya da zihinsel yavaşlama diğer önemli bulgulardır” dedi.<br />Mevsimsel depresyon 4-5 ay sürebilir<br />Mevsimsel depresyonun sonbaharda başlayarak ilkbahara kadar sürebildiğini ifade eden Prof. Dr. Hasan Belli, “Mevsimsel depresyon, genelde bir döngüseldir ve tanımlanan zaman aralıklarında, mevsimsel değişikliklerle ilişkilidir. Belirtiler genellikle sonbahar aylarında başlar, kış boyunca en şiddetli halini alır ve ilkbahar aylarında güneş ışığının artmasıyla birlikte hafifleyerek ya da tamamen ortadan kalkarak düzelir. Bu, ortalama 4-5 aylık bir süreyi kapsar. Ancak bu süre kişiden kişiye, yaşanılan coğrafyanın enlemine ve o yılın hava koşullarına göre değişiklik gösterebilir. Bazı vakalarda, depresyon hali iyi tedavi edilmezse her döngüde semptomlar tekrarlayabilir” uyarısında bulundu. <br />Ne zaman uzmana başvurmak gerekir?<br />&#8220;Kış hüznü&#8221; ile klinik düzeydeki &#8220;mevsimsel depresyon&#8221; arasındaki en kritik ayrımın, işlevselliğin bozulması olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Hasan Belli, “Bazı durumlarda mutlaka bir ruh sağlığı uzmanına başvurulmalıdır. Bu durumlar şöyle sıralanabilir: Belirtiler her gün, günün büyük bölümünde hissediliyorsa, işe ya da okula gitmek, ev işlerini yapmak, sosyal ilişkileri sürdürmek büyük ölçüde zorlaştıysa veya imkânsız hale geldiyse mutlaka uzmana danışılmalıdır. Uyku ve iştah düzensizlikleri yaşam kalitesini ciddi şekilde etkiliyorsa, umutsuzluk, çaresizlik düşünceleri yoğunsa, ölüm veya intihar düşünceleri varsa vakit kaybedilmeden bir uzman hekime başvurulmalıdır. İntihar düşüncelerinin olması vakanın oldukça şiddetli olduğunu ve aciliyet arz ettiğini gösterir. Kısacası ‘Biraz keyifsizim’ değil de ‘Artık hiçbir şey yapamıyorum, hayat çekilmez geliyor’ noktasına gelindiğinde profesyonel destek alınması hayati önem taşır” uyarısında bulundu.<br />Tedavi edilmezse kronikleşebilir<br />Mevsimsel depresyona zamanında müdahalenin önemini vurgulayan Prof. Dr. Hasan Belli, “Mevsimsel depresyon tedavi edilmezse, sadece birkaç aylık bir sorun olmaktan çıkıp kronikleşebilir ve kişinin hayatında ciddi yeti yitimlerine sebep olabilir. Öncelikle iş, okul performansında düşme ve sosyal ilişkilerde geri çekilmeye sebep olabilir. Diğer depresyon tiplerinde olduğu gibi alkol ve diğer kötüye kullanılan maddelere yönelimi artırabilir. Mevsimsel depresyon sağlıksız beslenme, hareketsizlik ve yoğun stres nedeniyle başka tıbbi hastalıklara zemin hazırlayabilir. Depresyonun şiddetli biçimlerinde intihar riski, azımsanmayacak düzeyde yüksektir” uyarısında bulundu.<br />Ev ve iş yerleri aydınlık tutulmalı<br />Mevsimsel depresyonun önlenmesi için alınması gereken tedbirlere dikkat çeken Prof. Dr. Hasan Belli, “Öncelikle biyolojik nedenselliği zayıflatmak için güneş ışığından mümkün mertebe faydalanmak gerekir. Gündüz saatlerinde bu imkân daha olanaklı hale gelir. Ev ve iş yerleri aydınlık tutulmalıdır. Eğer imkân varsa açık havada yürüyüş ve fiziksel aktiviteler ihmal edilmemelidir. Egzersizin kendisi tüm depresyon biçimlerinde fayda sağlayabilir. Bununla birlikte dengeli beslenme oldukça önemlidir. Niteliksiz karbonhidratlardan uzak durulmalı ve omega-3 açısından zengin besinler alınmalıdır. Ayrıca sosyal bağlar canlı tutulmalı ve sosyal aktiviteler düzenlenmelidir” dedi.<br />Uyku düzenine dikkat!<br />Mevsimsel depresyonun önlenmesinde bir diğer önemli hususun da uyku düzeni olduğunu belirten Prof. Dr. Hasan Belli, “Her gün aynı saatte yatılıp kalkılmalıdır. Uyku saatlerinin doğal ritminden sapmasına izin verilmemelidir. Stres yönetimine de dikkat etmek gerekir. Stresli uğraşlardan uzak durmaya çalışmak koruyucu olabilir. Eğer birey geçmiş yıllarda da benzeri sorunlar yaşamışsa ve bu sorunlar şiddetli arazlara sebep olmuşsa depresyonun hemen başlangıcında profesyonel yardım arayışı son derece önemlidir” uyarısında bulundu.<br />Mevsimsel depresyon ihmal edilmemeli<br />Mevsimsel depresyonun ihmal edilmemesi gereken bir bozukluk olduğunu kaydeden Prof. Dr. Hasan Belli, “Bu doğal bir ‘tembellik’ veya ‘mizaç ve karakter’ özelliği değil, biyolojik temelli bir gerçekliktir. Farkındalık ve erken müdahale son derece önemlidir. Birey kendinde ya da bir yakınında belirtiler fark ettiğinde erken müdahale olanaklarını araştırmalıdır” dedi. <br />Mevsimsel depresyon tedavi edilebilir<br />Mevsimsel depresyonun oldukça etkili bir şekilde tedavi edilebildiğini belirten Prof. Dr. Hasan Belli, tedavi yaklaşımlarını şöyle sıraladı:<br />Fototerapi (Işık Tedavisi): En spesifik ve etkili tedavi yöntemlerinden biridir. Özel bir cihazdan sabahları 30 dakika kadar parlak beyaz ışığa maruz kalmak, güneş ışığının eksikliğini telafi ederek beyin kimyasını düzenler. Etkisi genellikle birkaç gün ila iki hafta içinde görülmeye başlar.<br />Psikoterapi: Çeşitli psikoterapi biçimleri tedavide kullanılmaktadır. Psikoterapiler olumsuz düşünce kalıplarını değiştirmeye, davranışları aktiviteyle yeniden düzenlemeye ve mevsimsel değişikliklere uyum sağlayacak beceriler geliştirmeye odaklanır. Bunlara ilaveten bazı terapi ekolleri olumsuz duygulanımlara odaklanarak bunlarla baş edebilme kapasitesini artırırlar. <br />İlaç Tedavisi: Şiddetli vakalarda, çeşitli antidepresan ilaçlar doktor kontrolünde kullanılabilir. Daha önce de benzeri karakterde depresyon döngüleri deneyimlemiş kişilerde, belirtiler başlamadan önce koruyucu amaçlı olarak antidepresan tedavi başlanıp, mevsim geçince kademeli olarak kesilebilir.<br />D Vitamini Takviyesi: Kışın güneş ışınlarının az olması nedeniyle düşen D vitamini seviyeleri depresyonu şiddetlendirebilir. Doktor önerisiyle takviye alınabilir. </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mevsimsel-depresyonun-onlenmesi-icin-bu-tavsiyelere-dikkat-599175">Mevsimsel depresyonun önlenmesi için bu tavsiyelere dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Egzersizde kıyafet seçimi nasıl olmalı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/egzersizde-kiyafet-secimi-nasil-olmali-598423</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Dec 2025 08:22:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[egzersizde]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[kıyafet]]></category>
		<category><![CDATA[olmalı]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[seçimi]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[vücut]]></category>
		<category><![CDATA[zemin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=598423</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış mevsimiyle birlikte soğuyan hava, azalan güneş ışığı ve kaygan zeminler spor yaparken bazı riskleri beraberinde getirebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egzersizde-kiyafet-secimi-nasil-olmali-598423">Egzersizde kıyafet seçimi nasıl olmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kış mevsimiyle birlikte soğuyan hava, azalan güneş ışığı ve kaygan zeminler spor yaparken bazı riskleri beraberinde getirebiliyor. Egzersiz sırasında terleyen beden, soğuk ve rüzgarlı havayla karşılaştığında üst solunum yolu enfeksiyonlarına davetiye çıkarabilirken, spor yaralanmalarına da çok sık rastlanıyor. <strong>Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Mirza Zafer Dağtaş</strong> “Her türlü egzersiz vücut ısısını yükseltir. Artan vücut ısısı ile dış ortamın ısısı arasındaki fark açıldıkça, hastalıklara ve spor sakatlıklarına zemin hazırlayabilir. Ancak hem profesyonel sporcular hem de günlük egzersiz yapan bireyler, birkaç temel önlemle bu risklerden büyük ölçüde korunabilir” diyor. Doç. Dr. Dağtaş, kış aylarında egzersiz yaparken dikkat edilmesi gereken kuralları anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Isınmayı uzatın</strong></li>
</ul>
<p>Soğuk havalarda kaslar daha gergin ve sert olur. Bu nedenle kışın yapılan egzersizde ısınma süresini birkaç dakika artırmak, hafif tempolu yürüyüş ve hafif esneme hareketleriyle kasları rahatlatmak yaralanma riskini önemli şekilde azaltır. Isınmayı atlamak, vücudu aniden zorlayarak kas yırtılmalarına ve bağ hasarlarına zemin hazırlayabilir.</p>
<ul>
<li><strong>Kıyafetinizi doğru seçin</strong></li>
</ul>
<p>Kış sporlarında terleme ve üşümenin aynı anda yaşanması yaygın bir durumdur. Bu nedenle tek kalın bir kıyafet yerine, teri dışarı atan, hava geçirgen ve vücut ısısını koruyan katmanlı spor kıyafetleri kullanılmalıdır. Yanlış giyim yalnızca soğuk algınlığına değil, kas sertliğinin artmasına bağlı sakatlanmalara da neden olabilir. Kış aylarında spor yaparken kıyafet seçimi sporu engellemeyecek kadar hafif ve rahat, vücut ısısı ile dış ortam arasında iyi bir bariyer olmalıdır.</p>
<ul>
<li><strong>Spor sonrası üzerinizi hemen değiştirin</strong></li>
</ul>
<p>Özellikle rüzgarlı havalarda ıslak kıyafetle kalmak, terin soğumasına bağlı olarak göğüs ve sırt bölgesinin üşümesine neden olur. Bu nedenle kıyafet seçiminin teknik kumaşlardan yapılması, egzersiz biter bitmez kuru bir üst giyilmesi ve terli şekilde uzun süre dış ortamda kalınmaması büyük önem taşır. </p>
<ul>
<li><strong>Zemin ve hava koşullarını mutlaka kontrol edin</strong></li>
</ul>
<p>Doç. Dr. Dağtaş “İster koşu yapın ister yürüyüş, zeminin buzlanmış veya ıslak olması düşme riskini artırır. Spor öncesi zemini kontrol etmek, rüzgar ve sıcaklık değerlerine bakmak hem güvenlik sağlar hem de egzersizin kalitesini artırır. Özellikle erken sabah ve gece saatlerinde gizli buzlanmalar sık görülür ve beklenmedik düşmelerle sonuçlanabilir” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Soğuk havada egzersiz süresini aşırı uzatmayın</strong></li>
</ul>
<p>Kış aylarında vücudun ısı kaybı daha hızlı olduğundan uzun süre dışarıda egzersiz yapmak kasların aşırı soğumasına ve reflekslerin yavaşlamasına yol açar. Bu durum hem performansı düşürür hem de ani kas spazmlarını tetikler. Egzersiz süresini kademeli artırmak ve ara dinlenmeler vermek güvenli bir yöntemdir.</p>
<ul>
<li><strong>Su içerken bu noktalara dikkat edin</strong></li>
</ul>
<p>Soğuk havalarda terleme az hissedildiği için birçok kişi yeterli su içmez. Oysa vücut, nem oranı düşük kış aylarında da sıvı kaybeder. Vücudun susuz kalması kas performansını azaltır ve kramplara neden olur. Vücut egzersiz öncesi bir küçük bardak su içerek hafifçe nemlendirilmeli, egzersizin ortasında da iki-üç yudum şeklinde, her 15-20 dakikada bir su içilmelidir. Egzersiz bittiğinde de suyu bir anda hızlıca değil, yavaş yavaş içmek daha sağlıklıdır. </p>
<ul>
<li><strong>Egzersiz sonrası soğuma ve esnemeyi atlamayın</strong></li>
</ul>
<p>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Mirza Zafer Dağtaş “Kışın egzersiz yaptıktan sonra hızla sıcak bir ortama girme isteği nedeniyle soğuma egzersizleri çoğu kişi tarafından ihmal edilir. Ancak egzersiz sonrası esneme yapmak kas gerginliğini azaltır, oluşabilecek küçük mikrotravmaları toparlar ve sonraki günlerde ağrı yaşanmasını önler. Bu alışkanlık özellikle kış aylarında daha da önemlidir” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Doğru ayakkabı ve taban desteği kullanın</strong></li>
</ul>
<p>Kaygan zeminlerde kaymayı azaltan taban yapısına sahip ayakkabılar tercih edilmelidir. Spor ayakkabısının taban desteği yeterli değilse diz, kalça ve bel bölgesine binen yük artar. Kış aylarında zeminin kaygan olduğu düşünülürse, doğru ayakkabı seçimi kritik önem taşır.</p>
<p> </p>
<p><strong> </strong></p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egzersizde-kiyafet-secimi-nasil-olmali-598423">Egzersizde kıyafet seçimi nasıl olmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kışın en büyük tehlikesi kapalı alanlar</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kisin-en-buyuk-tehlikesi-kapali-alanlar-598166</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Dec 2025 08:37:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alanlar]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[kapalı]]></category>
		<category><![CDATA[kat]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[kışın]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[ortam]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tehlikesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=598166</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de kış döneminde acil servislere yapılan başvuruların yaklaşık yüzde 40’ı solunum yolu enfeksiyonları nedeniyle oluyor. Özellikle grip, soğuk algınlığı, RSV enfeksiyonları, COVID-19, zatürre ve bronşit en sık görülen hastalıklar arasında yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kisin-en-buyuk-tehlikesi-kapali-alanlar-598166">Kışın en büyük tehlikesi kapalı alanlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de kış döneminde acil servislere yapılan başvuruların yaklaşık yüzde 40’ı solunum yolu enfeksiyonları nedeniyle oluyor. Özellikle grip, soğuk algınlığı, RSV enfeksiyonları, COVID-19, zatürre ve bronşit en sık görülen hastalıklar arasında yer alıyor.  Uzmanlara göre, kış aylarında bu hastalıkların bulaşma riski yaz aylarına nazaran 3 kat daha yüksek.  Bunun nedeni ise kapalı alanlarda daha uzun süre kalınması ve havalandırmanın yetersiz olması sebebiyle mikropların yayılımının kolaylaşması. Ayrıca, bağışıklık sisteminin soğuk havada zayıflaması da enfeksiyonlara olan yatkınlığı artırıyor. <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu, </strong>aslında doğru önlemlerle bu enfeksiyonlardan korunmanın veya hastalığa yakalanma riskini ciddi oranda azaltmanın mümkün olduğunu belirterek, “Hem kişisel hijyen hem de yaşam tarzı alışkanlıkları bu süreçte büyük önem taşıyor. Kışın sağlığımızı korumak için en önemli kural ise kalabalık ve kapalı ortamları sınırlamak, doğru havalandırma yapmak ve bağışıklığı güçlü tutmaktır. Ayrıca, öksürme ve hapşırmayla yayılan damlacıklar kolayca bulaşabildikleri için özellikle yüz yüze olan karşılıklı konuşmalarda aramızdaki mesafenin en az 70 cm olmasına özen göstermeliyiz” diyor.  <strong>İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu, </strong>kış aylarında hastalıklardan korunmamız için dikkat etmeniz gereken 10 kuralı  anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu. </p>
<p><strong>Kapalı ve kalabalık ortamlardan kaçının</strong></p>
<p>Kışın kapalı ve kalabalık ortamlardan mümkün olduğunca kaçınmanız çok önemli. Zira, insanların birbirine yakın bulundukları alanlarda influenza, solunum sinsityal virüsü (RSV) ve COVID-19 gibi virüsler çok hızlı yayılıyorlar. Araştırmalar, kalabalık ve kötü havalandırılan ortamlarda bulaşma riskinin 10 kata kadar arttığını ortaya koyuyor. Dolayısıyla, sinema, AVM, toplu taşıma ve toplantı salonlarında uzun süre kalmaktan kaçınmak enfeksiyon riskini ciddi şekilde azaltıyor. Mecburi  durumlarda maske takmak da etkili olan bir başka önlem. </p>
<p><strong>Haftada en az 3 kez 1’er saat yürüyün</strong></p>
<p>Düzenli egzersiz bağışıklık hücrelerinin dolaşımını artırarak enfeksiyonlara karşı koruyucu etki sağlıyor. Araştırmalar, haftada en az 150 dakika yürüyen kişilerde solunum yolu enfeksiyonlarının yüzde 30 oranında daha az görüldüğünü gösteriyor. İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu, kışın soğuk havaya rağmen açık havada yapılan tempolu yürüyüşün hem D vitamini sentezine katkı sağladığını hem de kişiyi kapalı alan kalabalığından uzak tuttuğunu belirterek, “Yürüyüşü mümkünse gün içinde ve rüzgârdan korunaklı bir rota seçerek yapın. Aşırı terlemeyi ve üşümeyi önlemek için kat kat giyinmeye de dikkat edin” diyor. </p>
<p><strong>Odalarınızı günde 3 kez 15’er dakika havalandırın</strong></p>
<p><strong> </strong>Kışın pencereler genelde kapalı kaldıkları için virüsler havada daha uzun süre asılı kalıyorlar. Bu nedenle, oturduğumuz, çalıştığımız veya uyuduğumuz ortamları günde 3 kez en az 10–15 dakika havalandırmak büyük fark oluşturuyor. Dünya Sağlık Örgütü, iyi havalandırmanın solunum yolu hastalıklarını yüzde 50 oranında azalttığını bildiriyor. Havalandırma sırasında kısa süreli ısı kaybı olsa bile hava kalitesinin korunması enfeksiyon riskini ciddi oranda düşürüyor. Kapalı ortamlarda sürekli klima veya soba kullanımı havayı kuruttuğu için nem dengesini korumak da önem taşıyor.</p>
<p><strong>Aşılarınızı mutlaka tamamlayın</strong></p>
<p>Grip aşısı, özellikle risk grubunda yer alan kişilerde hastaneye yatış riskini yüzde 60 oranına kadar azaltıyor. COVID-19 hatırlatma dozları bağışıklık düzeyinin düştüğü kış aylarında koruma sağlıyor. Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu,  65 yaş üstünde veya kronik hastalığı olanlarda zatürre (pnömokok) aşısının da ciddi enfeksiyonları önleyebildiğini vurgulayarak, “Aşılar hastalıkların bulaşmalarını ve ağır seyretmelerini önleyen en güçlü araçlardandır. Üstelik, sadece sizi değil çevrenizdeki hassas kişileri de koruyor” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>Eve geldiğinizde ilk iş ellerinizi yıkamak olsun</strong></p>
<p>Virüslerin büyük bir bölümü eller yoluyla bulaşıyor. Bu nedenle, ellerinizi yıkamadan yüzünüze, burnunuza veya gözlerinize asla dokunmayın. Ellerin su ve sabunla en az 20 saniye yıkanması enfeksiyon riskini yüzde 40–50 oranında azaltıyor. Dolayısıyla, özellikle toplu taşıma, market, okul veya iş yerinden dönüşte bu alışkanlık çok önem taşıyor. Su ve sabun yoksa en az yüzde 60 alkol içeren el antiseptikleri de fayda sağlıyor. </p>
<p><strong>Boyun ve burun bölgenizi koruyun</strong></p>
<p>Soğuk hava solunum yolu mukozasını zayıflatarak virüslere daha duyarlı hâle getiriyor. Boyun ve burun bölgesini korumak ise özellikle rüzgârın etkisini azaltarak mukozanın kurumasını ve bu sayede virüslerin solunum yollarında kolayca tutunmalarını önlüyor.<strong> </strong>Yaygın inanışın aksine, üşümek doğrudan hastalık yapmıyor; ancak bağışıklığı baskılayarak enfeksiyonlara zemin hazırlıyor. Dolayısıyla dışarı çıkmadan önce termal içlik ve atkı kullanmak faydalı oluyor. Bunların yanı sıra ince tek bir kıyafet yerine kat kat giyinmek vücut ısısını dengede tutuyor.<strong> </strong></p>
<p><strong>Günde 7–8 saat kesintisiz uyuyun</strong></p>
<p>Uykusuzluk bağışıklık sistemi hücrelerinin aktivitelerini azaltıyor ve bu nedenle viral enfeksiyonların gelişme riskini artırıyor. Bilimsel çalışmalar, günde 6 saatten az uyuyan kişilerde hastalanma riskinin yaklaşık 4 kat arttığını gösteriyor. “Düzenli ve kaliteli uyku için uyku saatlerinin mutlaka sabit olması gerektiğini belirten Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu,   “Yoğun günlerde kısa molalar vermek stres hormonlarının seviyelerini düşürüyor ve böylece bağışıklığı güçlendiriyor. Akşam geç saatlerde ekran kullanımını sınırlandırmak da uyku kalitesini artırıyor” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Bağışıklığı güçlendiren beslenme düzenini sürdürün</strong></p>
<p>Yetersiz beslenme, enfeksiyonlara yatkınlığı yüzde 20–30 oranında artırıyor. Bu nedenle, dengeli ve yeterli beslenme bağışıklık sisteminin güçlenmesi açısından büyük önem taşıyor. Günde birkaç porsiyon sebze ve meyve tüketimi bağışıklığı destekliyor. Ayrıca, C vitamini, çinko, D vitamini ve omega-3 bakımından zengin gıdalar, <em>antioksidan ve antiinflamatuar </em>etkileri sayesinde enfeksiyon riskini azaltıyor. Haftada 2 kez balık, her gün yoğurt veya kefir tüketimi ise güçlü bir bağışıklık sisteminde önemli rol oynayan bağırsak florasını destekliyor. Aşırı şekerli ve işlenmiş gıdalardan kaçınmak da enfeksiyon süresini kısaltmaya yardımcı oluyor.</p>
<p><strong>Geceleri odanıza bir bardak su koyun</strong></p>
<p>Kışın kullanılan ısıtıcılar odadaki nemi düşürüyor; kuru hava, virüslerin solunum yollarına kolayca tutunmalarına yol açıyor. Burun içinin kuruması da hem kanamaya hem enfeksiyona yatkınlık oluşturuyor. Bu nedenle, ortam neminin yüzde 40–60 arasında olması ideal kabul ediliyor. Geceleri odaya bir bardak su koymak veya nemlendirici cihaz kullanmak odanın nemlenmesinde fayda sağlıyor. Bu basit önlem bile üst solunum yolu enfeksiyonlarını azaltabiliyor.</p>
<p><strong>Yüz yüze konuşurken en az 70 cm uzak durun</strong></p>
<p>Kış aylarında aile ortamlarında bulaşma riski oldukça yükseliyor. Öyle ki temas hâlindeki her 3 kişiden 1’i enfeksiyonu kapabiliyor.  Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu, basit temas önlemlerinin bile bulaşma riskini önemli şekilde azaltabildiğini vurgulayarak, “Bunun için yüz yüze konuşurken mesafe korunmalı ve mümkünse maske kullanılmalı. Ortak havlular, bardaklar veya telefonlar paylaşılmamalı. Bunların yanı sıra hastanın ayrı odada kalması ve sık havalandırma da çok önemlidir” diyerek sözlerini tamamlıyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kisin-en-buyuk-tehlikesi-kapali-alanlar-598166">Kışın en büyük tehlikesi kapalı alanlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Henüz gencim, kalbim sağlam&#8221; demeyin!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/henuz-gencim-kalbim-saglam-demeyin-597587</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Dec 2025 08:38:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[demeyin]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[gencim]]></category>
		<category><![CDATA[henüz]]></category>
		<category><![CDATA[kalbim]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[kardiyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlam]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597587</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün 2022 yılı verilerine göre, dünya genelinde yaklaşık 19 milyon 800 bin kişi kalp ve damar hastalıkları nedeniyle hayatını kaybetti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/henuz-gencim-kalbim-saglam-demeyin-597587">&#8220;Henüz gencim, kalbim sağlam&#8221; demeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün 2022 yılı verilerine göre, dünya genelinde yaklaşık 19 milyon 800 bin kişi kalp ve damar hastalıkları nedeniyle hayatını kaybetti. Bu ölümlerin büyük çoğunluğunu kalp krizi ve inme oluştururken,  Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2023 verileri de Türkiye’de her 3 ölümden 1’inin dolaşım sistemi hastalıklarına bağlı olduğunu ortaya koyuyor. Bu grupta her 10 ölümden yaklaşık 4’ü kalp krizi nedeniyle gerçekleşiyor, bu da ülkemizde her yıl on binlerce kişinin kalp krizine bağlı yaşamını yitirdiğini gösteriyor. <strong>Acıbadem Kartal Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Redwan Seid Busery</strong>, üstelik kalp krizlerinin genç erişkinlerde artış gösterdiğini vurgulayarak, “Kalp krizleri genellikle 50-70 yaş aralığında görülmektedir. Ancak, son yıllarda yaşam tarzındaki değişimler ve belirti vermeyen risk faktörleri nedeniyle  erken başlangıçlı, yani 45 yaş altı kalp krizi vakalarında dikkat çekici bir artış olduğu belirtilmektedir. Uluslararası çalışmalar, tüm kalp krizi vakalarının yaklaşık yüzde 5–10’unun 45 yaş ve altındaki kişilerde görüldüğünü ve bu oranın son 10–15 yılda kademeli olarak yükseldiğini göstermektedir” diyor. </p>
<p><strong>Gizli risk faktörlerine dikkat! </strong></p>
<p>Kalp krizi (tıbbi adıyla miyokard enfarktüsü), kalbi besleyen koroner damarların ani şekilde tıkanmaları sonucu kalp kasına yeterli kan ve oksijenin ulaşamaması ile ortaya çıkan ve hayati tehlike taşıyan klinik bir tablo. Bu tıkanma çoğunlukla damar duvarında bulunan aterosklerotik plağın yırtılması ve bölgede hızla pıhtı oluşmasıyla gelişiyor. <strong>Kardiyoloji Uzmanı Dr. Redwan Seid Busery,</strong> özellikle sigara, obezite, sağlıksız beslenme ve yoğun stresin genç erişkinlerde kalp krizi riskini hızla yükselttiğine dikkat çekerek,   “Bunlara ek olarak,  özellikle ailevi kolesterol sorunları, yüksek tansiyon ve insülin direnci gibi çoğu zaman belirti vermeden ilerleyen ‘gizli’ risk faktörleri genç erişkinlerde fark edilmeden  yıllarca damar hasarı oluşturabilmektedir” bilgisini veriyor.  <strong>Dr. Redwan Seid Busery,</strong> bu nedenle, ailede erken yaşta kalp hastalığı öyküsü olan veya kolesterol, tansiyon ve diyabet gibi metabolik riskler taşıyan genç yaş  grubundaki kişilerin düzenli olarak taranmalarının büyük önem taşıdığını belirterek, “Erken farkındalık, zamanında yapılan kontroller ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları genç yaş grubunda kalp krizinin önemli ölçüde önlenmesini sağlayabilmektedir” diyor. <strong>Kardiyoloji Uzmanı Dr. Redwan Seid Busery,</strong> genç yaş yaşta görülen kalp krizinin 8 nedenini anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! </p>
<p><strong>Sigara ve tütün ürünleri </strong></p>
<p>Sigara ve tütün ürünleri genç yaşta kalp krizi geçirmenin en güçlü risk faktörlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Büyük uluslararası analizlerde, aktif sigara içen bireylerde kalp krizi riskinin hiç içmeyenlere kıyasla yaklaşık üç kata yakın arttığı gösterilmiş. Tütünün damar iç yüzeyini bozması, pıhtılaşmayı artırması ve ani damar tıkanıklığına yol açması bu ilişkiyi açıklıyor.<br /><strong>Ne yapmalı?</strong> Nikotin replasman tedavileri ve profesyonel destek programlarıyla sigaranın bırakılması kalp krizi riskini kısa sürede belirgin şekilde azaltıyor.</p>
<p><strong>Ailevi hiperkolesterolomi </strong></p>
<p>Ailevi hiperkolesterolemi, LDL kolesterolün (kötü huylu kolesterol)  genetik olarak çok yüksek seyrettiği bir durum ve genç erişkinlerde kalp krizi oluşumunun en önemli nedenlerinden biri. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Redwan Seid Busery, “Genç yaşta görülen ‘beklenmedik’ kalp krizlerinin önemli bir bölümü ailevi hiperkolesterolomi sebebiyle gelişmektedir” diye konuşuyor.<br /><strong>Ne yapmalı?</strong> Ailede erken kalp krizi öyküsü olan kişiler 20’li yaşlardan itibaren düzenli LDL kolesterol ölçümü yaptırmalı; gerekirse ileri değerlendirme planlanmalı.</p>
<p><strong>Obezite, insülin direnci ve diyabet</strong></p>
<p>Erken koroner arter hastalığının ana belirleyicileri arasında yer alan obezite, insülin direnci ve diyabet genç nüfusta giderek yaygınlaşıyor. Sistematik derlemeler, bu metabolik bozuklukların kalp krizi riskini anlamlı biçimde artırdığını gösteriyor. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Redwan Seid Busery,<strong>  </strong>obeziteye eşlik eden inflamasyon, damar sertliği ve metabolik stresin bu riskin temel mekanizmalarını oluşturduğunu söylüyor.<br /><strong>Ne yapmalı?</strong> Sağlıklı beslenme, kilo kontrolü, düzenli fiziksel aktivite ve metabolik risklerin erken tespiti koruyucu etki sağlıyor.</p>
<p><strong>Düşük fiziksel aktivite</strong></p>
<p>Düzenli fiziksel aktivite yapmayan genç erişkinlerde obezite, dislipidemi (kandaki yağ düzeylerinin normalin üzerine çıkması veya dengesizleşmesi) ve yüksek tansiyon gibi risk faktörleri kalp krizi riskini artırıyor. Yapılan geniş çaplı<strong> </strong>çalışmalarda, düzenli fiziksel aktivitenin koruyucu etkisi net biçimde gösterilmiş ve haftalık aktivitenin artmasıyla riskin azaldığı saptanmış.<br /><strong>Ne yapmalı?</strong> Haftada en az 150 dakika orta tempolu egzersiz (yürüyüş, koşu, bisiklet) hedeflenmeli; günlük sedanter, yani hareketsiz geçirilen süre mümkün olduğunca azaltılmalı.</p>
<p><strong>Erken yaş hipertansiyonu</strong></p>
<p>Genç yaşta fark edilmeyen veya tedavi edilmeyen yüksek tansiyon damar duvarını hızla yıpratarak erken ateroskleroz (damar sertliği) ile kalp ve damar hastalığı riskini artırıyor. Yapılan geniş çaplı çalışmalar, kan basıncındaki her 10 birimlik (10 mmHg) kontrolün kalp krizi ve inme gibi ciddi kalp ve damar olaylarının riskini belirgin şekilde azalttığını gösteriyor.<br /><strong>Ne yapmalı?</strong> Genç erişkinlerin yılda en az bir kez kan basıncını ölçtürmeleri gerekiyor. Risk grubunda olanların ise daha sık takip edilmeleri öneriliyor.</p>
<p><strong>Viral enfeksiyonlar ve miyokardit</strong></p>
<p>Bazı viral enfeksiyonlar, özellikle COVID-19, gençlerde kalp kasında iltihaba (miyokardit) neden olarak ciddi aritmilere ve kalbin fonksiyon bozukluğuna yol açabiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Redwan Seid Busery, “Bu tabloda gelişen kalp hasarı, aterosklerotik kalp krizinden farklı bir mekanizma ile ortaya çıksa da genç erişkinlerde hayatı tehdit eden sonuçlara neden olabilmektedir” diyor.<br /><strong>Ne yapmalı?</strong> Enfeksiyon sonrasında göğüs ağrısı, çarpıntı, halsizlik veya nefes darlığı yaşayan genç erişkinlerin gecikmeden tıbbi değerlendirmeye başvurmaları yaşamsal önem taşıyor.</p>
<p><strong>Psikososyal stres, anksiyete ve uyku bozuklukları</strong></p>
<p>Kronik stres, depresyon ile uyku düzensizliği genç erişkinlerde kalp ve damar hastalıkları<strong> </strong>riskini artıran önemli faktörler olarak tanımlanıyor. Büyük uluslararası çalışmalarda psikososyal stres düzeyi yüksek kişilerde kalp krizi riskinin anlamlı ölçüde yükseldiği saptanmış. Zira, stres hem hormonal yanıtı değiştiriyor hem de sigara kullanımı ve kötü beslenme gibi davranışsal riskleri artırıyor.<br /><strong>Ne yapmalı?</strong> Stres yönetimi, düzenli uyku, gerekirse psikolojik destek ve iş–yaşam dengesi odaklı yaşam düzenlemeleri koruyucu etki sağlıyor.</p>
<p><strong>Uyarıcı maddeler ve enerji içecekleri </strong></p>
<p>Uyarıcı maddeler gençlerde ani koroner damar spazmı ve kalp kriziyle sonuçlanabilen ciddi ritim bozukluklarına neden olabiliyor. Enerji içecekleri için uzun dönem kalp krizi riski verileri sınırlı olmakla birlikte, mevcut çalışmalar, bu ürünlerin kısa sürede kalp atım hızını ve kan basıncını yükselterek olumsuz kardiyak etkilere yol açabileceğini gösteriyor.<br /><strong>Ne yapmalı?</strong> Uyarıcı maddelerden uzak durulmalı; enerji içeceklerinin tüketimi ise özellikle yoğun stres, sınav veya çalışma dönemlerinde mümkün olduğunca sınırlandırılmalı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/henuz-gencim-kalbim-saglam-demeyin-597587">&#8220;Henüz gencim, kalbim sağlam&#8221; demeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nilüfer Belediyespor Eker ile Okyanus Koleji&#8217;nden eğitimde örnek iş birliği</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/nilufer-belediyespor-eker-ile-okyanus-kolejinden-egitimde-ornek-is-birligi-2-596131</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Dec 2025 07:35:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[altyapı]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[belediyespor]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimde]]></category>
		<category><![CDATA[eker]]></category>
		<category><![CDATA[koleji]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[nilüfer]]></category>
		<category><![CDATA[Nilüfer Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[okyanus]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[oyuncu]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[sporcu]]></category>
		<category><![CDATA[takım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596131</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyespor Eker ve Okyanus Koleji arasında imzalanan protokolle, kulübün altyapısındaki genç voleybolcular eğitim hayatlarını Okyanus Kolejleri’nde sürdürecek.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nilufer-belediyespor-eker-ile-okyanus-kolejinden-egitimde-ornek-is-birligi-2-596131">Nilüfer Belediyespor Eker ile Okyanus Koleji&#8217;nden eğitimde örnek iş birliği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Nilüfer Belediyespor Eker ve Okyanus Koleji arasında imzalanan protokolle, kulübün altyapısındaki genç voleybolcular eğitim hayatlarını Okyanus Kolejleri’nde sürdürecek.</b></p>
<p>Nilüfer Belediyespor Eker Kadın Voleybol Takımı ile Okyanus Koleji Bursa Nilüfer Kampüsü, genç sporcuların gelişimi adına önemli bir iş birliğine imza attı. Protokol kapsamında, Nilüfer Belediyespor Kulübü’nün 12-17 yaş aralığındaki altyapı sporcuları, eğitimlerini Okyanus Kolejleri’nde sürdürmeye başladı.</p>
<p>Okyanus Koleji Bursa Nilüfer Kampüsü’nde düzenlenen imza törenine Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Başkan Yardımcısı Okan Şahin, Nilüfer Belediyespor Kulübü Başkanı Muharrem Or, Okyanus Koleji Genel Müdürü Lokman Demiray, teknik heyet ve voleybolcular katıldı.</p>
<p><b>BAŞKAN ŞADİ ÖZDEMİR: DÜNYAYLA YARIŞACAKLAR</b></p>
<p>Törende konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, sporcu kimliğinin yanında eğitimin önemine vurgu yaptı. Eğitimin ülkenin geleceği olduğunu belirten Başkan Şadi Özdemir, “Genç kuşakların bizden daha başarılı olacağına inancım tam. Onlar hem sporda, hem eğitimde hem de mesleki alanlarda dünyayla yarışacaklar. İyi bir sporcu olmak için sadece yetenek yetmez; disiplinli, çalışkan ve eğitimli olmak da gerekir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>HEDEF: ALTYAPIDAN A TAKIMA OYUNCU KAZANDIRMAK</b></p>
<p>Nilüfer Belediyespor Kulübü Başkanı Muharrem Or da, spora ve eğitime aynı anda önem veren bir kurumla iş birliği yapmaktan mutlu olduklarını dile getirdi. Vodafone Sultanlar Ligi’nde Bursa’yı uzun yıllardır temsil ettiklerini hatırlatan Or, “Hedefimiz altyapımızdan her yıl en az 2 oyuncuyu A Takıma çıkarmak. Eğitim, bu sürecin en önemli parçası. Oyuncularımızı sadece sahaya değil, normal hayata da hazırlamalıyız” diye konuştu.</p>
<p><b>&#8220;İYİ SPORCU İYİ EĞİTİMLİDİR&#8221;</b></p>
<p>Okyanus Koleji Genel Müdürü Lokman Demiray ise spor ve eğitimin birbirinden ayrılmaz bir bütün olduğunu belirtti. Demiray, “İyi sporcu, iyi eğitimlidir. İyi eğitimli kişi de spor disiplinine sahip olmalıdır. Türk voleybolunun önemli markalarından Nilüfer Belediyespor Eker ile yaptığımız bu iş birliği bizim için gurur verici” dedi.</p>
<p><b>TEKNİK EKİP VE OYUNCULARDAN TAM DESTEK</b></p>
<p>Nilüfer Belediyespor Eker Kadın Voleybol Takımı Menajeri Yanitsa Rangelova da, kendi ülkesi Bulgaristan’daki benzer sistemleri örnek göstererek, Bursa’ya geldiği günden beri eğitim ve sporu birleştiren böyle bir yapının hayalini kurduğunu söyledi. Rangelova, asıl misyonlarının Bursalı ve altyapılarında forma giyen gençlerin A Takım seviyesine yükselmesi olduğunu vurguladı.</p>
<p>Törende konuşan Başantrenör Gökhan Durmaz, Takım Kaptanı Buse Ünal Pehlivan ve genç oyuncular da sağlanan bu imkanın kariyerleri ve kişisel gelişimleri için büyük bir fırsat olduğunu belirterek emeği geçenlere teşekkür etti.</p>
<p>Konuşmaların ardından Muharrem Or ve Lokman Demiray, günün anısına karşılıklı hediye takdiminde bulunarak iş birliği protokolünü imzaladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nilufer-belediyespor-eker-ile-okyanus-kolejinden-egitimde-ornek-is-birligi-2-596131">Nilüfer Belediyespor Eker ile Okyanus Koleji&#8217;nden eğitimde örnek iş birliği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nilüfer Belediyespor Eker ile Okyanus Koleji&#8217;nden eğitimde örnek iş birliği</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/nilufer-belediyespor-eker-ile-okyanus-kolejinden-egitimde-ornek-is-birligi-596058</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Dec 2025 14:38:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[altyapı]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[belediyespor]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimde]]></category>
		<category><![CDATA[eker]]></category>
		<category><![CDATA[koleji]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[nilüfer]]></category>
		<category><![CDATA[Nilüfer Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[okyanus]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[oyuncu]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[sporcu]]></category>
		<category><![CDATA[takım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596058</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyespor Eker ve Okyanus Koleji arasında imzalanan protokolle, kulübün altyapısındaki genç voleybolcular eğitim hayatlarını Okyanus Kolejleri’nde sürdürecek.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nilufer-belediyespor-eker-ile-okyanus-kolejinden-egitimde-ornek-is-birligi-596058">Nilüfer Belediyespor Eker ile Okyanus Koleji&#8217;nden eğitimde örnek iş birliği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Nilüfer Belediyespor Eker ve Okyanus Koleji arasında imzalanan protokolle, kulübün altyapısındaki genç voleybolcular eğitim hayatlarını Okyanus Kolejleri’nde sürdürecek.</b></p>
<p>Nilüfer Belediyespor Eker Kadın Voleybol Takımı ile Okyanus Koleji Bursa Nilüfer Kampüsü, genç sporcuların gelişimi adına önemli bir iş birliğine imza attı. Protokol kapsamında, Nilüfer Belediyespor Kulübü’nün 12-17 yaş aralığındaki altyapı sporcuları, eğitimlerini Okyanus Kolejleri’nde sürdürmeye başladı.</p>
<p>Okyanus Koleji Bursa Nilüfer Kampüsü’nde düzenlenen imza törenine Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Başkan Yardımcısı Okan Şahin, Nilüfer Belediyespor Kulübü Başkanı Muharrem Or, Okyanus Koleji Genel Müdürü Lokman Demir, teknik heyet ve voleybolcular katıldı.</p>
<p><b>BAŞKAN ŞADİ ÖZDEMİR: DÜNYAYLA YARIŞACAKLAR</b></p>
<p>Törende konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, sporcu kimliğinin yanında eğitimin önemine vurgu yaptı. Eğitimin ülkenin geleceği olduğunu belirten Başkan Şadi Özdemir, “Genç kuşakların bizden daha başarılı olacağına inancım tam. Onlar hem sporda, hem eğitimde hem de mesleki alanlarda dünyayla yarışacaklar. İyi bir sporcu olmak için sadece yetenek yetmez; disiplinli, çalışkan ve eğitimli olmak da gerekir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>HEDEF: ALTYAPIDAN A TAKIMA OYUNCU KAZANDIRMAK</b></p>
<p>Nilüfer Belediyespor Kulübü Başkanı Muharrem Or da, spora ve eğitime aynı anda önem veren bir kurumla iş birliği yapmaktan mutlu olduklarını dile getirdi. Vodafone Sultanlar Ligi’nde Bursa’yı uzun yıllardır temsil ettiklerini hatırlatan Or, “Hedefimiz altyapımızdan her yıl en az 2 oyuncuyu A Takıma çıkarmak. Eğitim, bu sürecin en önemli parçası. Oyuncularımızı sadece sahaya değil, normal hayata da hazırlamalıyız” diye konuştu.</p>
<p><b>&#8220;İYİ SPORCU İYİ EĞİTİMLİDİR&#8221;</b></p>
<p>Okyanus Koleji Genel Müdürü Lokman Demir ise spor ve eğitimin birbirinden ayrılmaz bir bütün olduğunu belirtti. Demir, “İyi sporcu, iyi eğitimlidir. İyi eğitimli kişi de spor disiplinine sahip olmalıdır. Türk voleybolunun önemli markalarından Nilüfer Belediyespor Eker ile yaptığımız bu iş birliği bizim için gurur verici” dedi.</p>
<p><b>TEKNİK EKİP VE OYUNCULARDAN TAM DESTEK</b></p>
<p>Nilüfer Belediyespor Eker Kadın Voleybol Takımı Menajeri Yanitsa Rangelova da, kendi ülkesi Bulgaristan’daki benzer sistemleri örnek göstererek, Bursa’ya geldiği günden beri eğitim ve sporu birleştiren böyle bir yapının hayalini kurduğunu söyledi. Rangelova, asıl misyonlarının Bursalı ve altyapılarında forma giyen gençlerin A Takım seviyesine yükselmesi olduğunu vurguladı.</p>
<p>Törende konuşan Başantrenör Gökhan Durmaz, Takım Kaptanı Buse Ünal Pehlivan ve genç oyuncular da sağlanan bu imkanın kariyerleri ve kişisel gelişimleri için büyük bir fırsat olduğunu belirterek emeği geçenlere teşekkür etti.</p>
<p>Konuşmaların ardından Muharrem Or ve Lokman Demir, günün anısına karşılıklı hediye takdiminde bulunarak iş birliği protokolünü imzaladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nilufer-belediyespor-eker-ile-okyanus-kolejinden-egitimde-ornek-is-birligi-596058">Nilüfer Belediyespor Eker ile Okyanus Koleji&#8217;nden eğitimde örnek iş birliği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Saç dökülmesi hem kadınlarda hem erkeklerde yaygınlaşıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sac-dokulmesi-hem-kadinlarda-hem-erkeklerde-yayginlasiyor-594524</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2025 15:00:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[Dökülme]]></category>
		<category><![CDATA[dökülmesi]]></category>
		<category><![CDATA[erkeklerde]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlarda]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[saç]]></category>
		<category><![CDATA[Saç Dökülmesi]]></category>
		<category><![CDATA[uzman]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594524</guid>

					<description><![CDATA[<p>Saç dökülmesi son yıllarda hem kadınlarda hem de erkeklerde giderek artan bir sorun olarak karşımıza çıkıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sac-dokulmesi-hem-kadinlarda-hem-erkeklerde-yayginlasiyor-594524">Saç dökülmesi hem kadınlarda hem erkeklerde yaygınlaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Saç dökülmesi son yıllarda hem kadınlarda hem de erkeklerde giderek artan bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. <strong>Acıbadem Kartal Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Orkhan Bairamov, </strong>saç dökülmesinin sadece genetik nedenlerle değil, yaşam tarzı ve çevresel faktörlerle de yakından ilişkili olduğunu belirterek<strong> </strong>“Saçlarımız dış görünümümüze katkı sağlayan, fiziksel kimliğimizi oluşturan, özgüvenimizi ve ruh halimizi doğrudan etkileyen en önemli estetik yapı taşlarından biridir. Sağlıklı bir bireyde günde 50-100 adet saç teli dökülmesi normal kabul edilir ve bu sayı kadar yeni saç çıkışı olduğu için kozmetik açıdan belirgin fark görülmez. Ancak dökülmenin, bu sayının üstüne çıkması durumunda, nedenini doğru saptamak ve tedavi amaçlı dermatoloji uzmanına danışmak gerekir” diyor. Özellikle modern çağda kaçınılmaz hale gelen stresin de saç dökülmesini artırdığını vurgulayan Dr. Bairamov, saç dökülmesine yol açan 9 önemli etkeni ve alınması gereken önlemleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Genetik etkenler</strong></li>
</ul>
<p>Aile bireylerinde erken yaşta başlayan saçlarda seyrelme öyküsü varsa, bu sonraki nesillerde de benzer şekilde saçlarda dökülmeye neden olabilir. Bu erkek tipi saç dökülmesi (androjenetik alopesi) denilen durum saç dökülmesinin en sık nedenidir ve hem kadınlarda hem de erkeklerde görülebilir.</p>
<ul>
<li><strong>Hormonal etkenler</strong></li>
</ul>
<p>Hamilelik, doğum sonrası, menopoz, polikistik over sendromu gibi nedenlere bağlı olarak saçlarda geçici veya kalıcı seyrelme, dökülmeler görülebilir. Hamilelik ve doğum sonrası gelişen saç dökülmesi çoğunlukla geri dönüşlüdür. Menopoz, polikistik over sendromu olan kişilerde saçlar zamanla incelir ve bazı saç kökleri kaybolur. </p>
<ul>
<li><strong>Stres ve duygusal faktörler</strong></li>
</ul>
<p>Yoğun stres, üzüntü, kaygı ve duygusal çalkantılar saç köklerinin büyüme döngüsünü olumsuz etkileyerek saç dökülmesini hızlandırabilir, ani ve yoğun dökülmeler gelişebilir. Dr. Orkhan Bairamov, strese bağlı saç dökülmesini önlemek için; düzenli ve kaliteli uykuya, her gün yürüyüş veya egzersiz yapmaya, müzik dinlemeye, doğada zaman geçirmeye, hobi edinerek zihni rahatlatmaya ve stresi yönetmeyi öğrenmek için gerekirse uzman desteği almaya özen gösterilmesi gerektiğini vurguluyor. </p>
<ul>
<li><strong>Otoimmün ve metabolik hastalıklar</strong></li>
</ul>
<p>Bağışıklık sistemi bazı durumlarda kendi hücrelerine saldırabiliyor. Hipotiroidi, hipertiroidi, diyabet ve diğer otoimmün hastalıklara bağlı olarak saç zayıflar, incelir ve dökülme görülebilir. Bunlar bazen genel seyrelme, dökülme gibi, bazen de saçkıran (alopesi areata) gibi görülür. </p>
<ul>
<li><strong>Yanlış beslenme ve vitamin eksikliği</strong></li>
</ul>
<p>Dengesiz ve yetersiz beslenme sonucunda demir, vitamin B12, folat, biotin, çinko, selenyum gibi vitamin ve minerallerin eksiklikleri saç sağlığını doğrudan etkiler. Saçın yapı taşı olan keratin, yeterli besin desteği olmadan üretilemez. Sağlıklı saç için dengeli bir beslenme planı ve gerekli görülmesi halinde doktor önerisiyle düzenli vitamin kullanmak büyük önem taşır.</p>
<ul>
<li><strong>Uzun süreli açlık diyeti</strong></li>
</ul>
<p>Günümüzde pek çok kişi, hızlı kilo vermek amacıyla bilinçsiz ve düzensiz açlık diyetlerine başvuruyor. Ancak uzun süreli açlık diyetleri ya da tek tip beslenme alışkanlıkları, saç dökülmesine neden olabilir ve dökülmeyi hızlandırır. Bu nedenle herhangi bir diyet programına başlamadan önce mutlaka bir doktora veya beslenme uzmanına danışın ve size özel, kişisel ihtiyaçlarınıza göre hazırlanmış programı uygulayın.  </p>
<ul>
<li><strong>İlaç kullanımı</strong></li>
</ul>
<p>Bazı ilaçlar vücuttaki hormon dengesini veya saç kökü döngüsünü bozabilir. Özellikle kemoterapi ilaçları, antidepresanlar ve doğum kontrol hapları saç kaybına neden olabilir.   Genelde bu ajanlara bağlı dökülmeler ani başlangıçlı ve yoğun olup çoğunlukla geri dönüşlüdür. Tedavi sona erdiğinde saçlar çoğu zaman yeniden çıkabilir ancak bazı durumlarda kalıcı etkiler de görülebilir.</p>
<ul>
<li><strong>Yanlış bakım ve travma</strong></li>
</ul>
<p>Dermatoloji Uzmanı Dr. Orkhan Bairamov “Aşırı ısı (fön, düzleştirici vb), sık saç boyaması, kimyasal işlemler, sıkı saç toplama gibi uygulamalar sürekli yapıldığında saç kökleri zayıflar ve bu zamanla saç kaybına neden olabilir. Bu nedenle saç boyama gibi kimyasal işlemleri sınırlayın, saç kurutma makinesi, maşa ve düzleştirici gibi uygulamaları sık yapmayın ve aşırı ısıdan kaçının. Topuz veya atkuyruğu gibi saça zarar verecek modeller yerine, gevşek stilleri tercih edin.  Saçınızı tararken geniş dişli tarak kullanın ve nazik olun, kimyasal içerikli bakım ürünleri yerine saçın doğal yapısını destekleyen, besleyici içerikli şampuan ve maskeleri kullanın” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Saçlı deri hastalıkları</strong></li>
</ul>
<p>Saç dökülmesinin önemli nedenlerinden biri de; doğrudan saçlı deriyi etkileyen hastalıklardır. Saçlı derinin mantar ve bakteriyel enfeksiyonları, sedef veya egzama gibi cilt hastalıkları saç köklerinin bulunduğu alanı iltihaplandırarak saçın sağlıklı uzamasını engeller. Kaşıntı, pullanma, yağlanma veya kızarıklık gibi belirtilerle başlayan bu rahatsızlıklar zamanla saç tellerinin kökten zayıflamasına neden olarak dökülme yapabilir. Erken dönemde dermatolojik müdahale ve doğru saç derisi bakımı, saç kaybının önüne geçilmesinde kilit rol oynar. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sac-dokulmesi-hem-kadinlarda-hem-erkeklerde-yayginlasiyor-594524">Saç dökülmesi hem kadınlarda hem erkeklerde yaygınlaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EÜ&#8217;de ağız ve diş sağlığı güncel bilim ışığında konuşuldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eude-agiz-ve-dis-sagligi-guncel-bilim-isiginda-konusuldu-594234</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Nov 2025 10:51:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağız]]></category>
		<category><![CDATA[alışkanlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[çürük]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[Eü]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[güncel]]></category>
		<category><![CDATA[işığında]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Ortodonti]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594234</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinde, Bilim İletişimi Koordinatörlüğü Bilim Kafe Etkinlikleri kapsamında “Güncel Bilim Işığında Ağız ve Diş Sağlığı” başlıklı konferansa ev sahipliği yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eude-agiz-ve-dis-sagligi-guncel-bilim-isiginda-konusuldu-594234">EÜ&#8217;de ağız ve diş sağlığı güncel bilim ışığında konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinde, Bilim İletişimi Koordinatörlüğü Bilim Kafe Etkinlikleri kapsamında “Güncel Bilim Işığında Ağız ve Diş Sağlığı” başlıklı konferansa ev sahipliği yaptı.</p>
<p>Etkinlikte, Diş Hekimliği Fakültesi Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cemal Akay, “Kötü Alışkanlıkların Bedeli: Ağız Kanserleri ile Yüzleşme” başlıklı sunumuyla ağız kanserlerine ilişkin önemli bilgiler paylaştı. Restoratif Diş Tedavisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ayşegül Demirbaş ise “Diş Çürüğünden Ne Kadar Korunabiliriz?” başlıklı konuşmasında çürükten korunma yollarını anlattı. “Ortodontiyle Sağlıklı Gülüşler: Çocuklukta Başlayan Yolculuk” sunumuyla ortodontik tedavinin önemine değinen Ortodonti Anabilim Dalı Arş. Gör. Hüdai Ayçiçek, erken farkındalığın önemini vurguladı.</p>
<p>Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi Anabilim Dalı Arş. Gör. Büşra Şen ise “Diş Hekimliği Açısından Osteoporoz” başlıklı sunumuyla osteoporozun ağız ve diş sağlığıyla ilişkisine dair güncel bilgiler paylaştı. Diş Hekimliği Fakültesi Seminer Salonunda düzenlenen etkinliğin moderatörlüğünü Kariyer Planlanama Koordinatörü Öğr. Gör. Ebru Kalyoncu üstlendi.</p>
<p>Etkinliğin açılışında konuşan EÜ Diş Hekimliği Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Tijen Pamir, etkinliğin koordine edilmesinde emeği geçenlere teşekkür ederek verimli bir konferans olmasını diledi.</p>
<p><b> “Sigara, geri dönülmez hasarlı bir bağımlılıktır”</b></p>
<p>Sunumunda sigaranın ağız sağlığı açısından zararlarına değinen Prof. Dr. Cemal Akay, “Günümüzde sigara, alkol ve diğer zararlı maddelerin kullanım yaşı maalesef ortaokullara kadar düşmüş durumda ve bu da ciddi bir halk sağlığı sorunu oluşturuyor. Dünya genelinde her yıl 8 milyon kişi sigara nedeniyle hayatını kaybederken, ülkemizde her gün yaklaşık 300 vatandaşımızı bu yüzden yitiriyoruz. Sigaranın içinde 4 binden fazla toksik ve kanserojen madde bulunuyor; bunlar ağızdan akciğere kadar tüm organlarda ciddi tahribata yol açıyor. Özellikle damar yapısını bozarak kalp krizi riskini artırıyor, akciğer ve mesane başta olmak üzere birçok kanser türüne neden oluyor. Kısırlık, ağız ve diş sağlığı sorunları, tat ve koku kaybı, solunum problemleri gibi etkiler de oldukça yaygın. Özetle, sigara tüm vücut sistemlerini etkileyen, geri dönüşü zor hasarlar bırakan son derece tehlikeli bir bağımlılık maddesidir” dedi.</p>
<p><b>“Her çürük farklıdır; koruma kişiye ve sürekliliğe bağlıdır”</b></p>
<p>Diş çürüğünün kişiye göre değişen, tamamen yok edilemeyen ama kontrol altına alınabilen bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Ayşegül Demirbaş “Hastalık yoktur, hasta vardır; çürük de böyledir. Çürüğün önlenebilir olduğunu biliyoruz ama tamamen yok olmuyor. Yıllar önce Hollanda’daki ACTA’yı ziyaret ettiğimizde, çürük insidansı çok düşük bir ülkede olmalarına rağmen dünyanın en iyi diş hekimliği fakültesini kurduklarını gördük. Beslenme alışkanlıkları, peynir tüketimi ve genetik yapıları çürüğü azaltmış olsa da, koruyucu uygulamaları gevşettiklerinde oranların yeniden yükseldiğini kendileri söyledi. Bu bize şunu gösteriyor: Diş çürüğü tek tip değildir ve herkesin çürüğü farklıdır; bu nedenle mücadele sürekli ve kişiye özel olmalıdır. Çürük, mikroorganizmalar, uygun diş yüzeyi, besin kaynağı ve zamanın bir araya gelmesiyle oluşur. Plak temizlenmez, ağız kuru kalır ya da gece dişler fırçalanmadan yatılırsa mikroplar hızla çoğalır. Bu yüzden doğru bilgi, düzenli bakım ve etkili temizlik çürüğün önlenmesinde vazgeçilmezdir” diye konuştu.</p>
<p><b>“Erken farkındalık ve müdahale, zor tedavileri önler”</b></p>
<p>Erken önlemlerin ve kötü alışkanlıkların düzeltilmesinin, ilerideki ortodontik sorunları önlediğinden bahseden Arş. Gör. Hüdai Ayçiçek ise “Ortodonti, halk arasında tel ya da şeffaf plak tedavisi olarak bilinen ve dişlerle çenelerin doğru hizalanmasını amaçlayan bir branş. Çocuklukta başlayan yolculuk dememin sebebi ise yetişkinlikte gördüğümüz birçok ortodontik problemin temelinin çocukluk dönemindeki alışkanlıklar ve erken diş kayıpları olduğunu bilmemiz. Bu nedenle koruyucu ve durdurucu ortodonti çok önemlidir. Koruyucu ortodonti; ağız hijyeninin kazanılması, çürüklerin ve erken süt dişi kayıplarının önlenmesi, fissür örtücü ve flor uygulamaları gibi sorun ortaya çıkmadan yapılan müdahaleleri içerir. Durdurucu ortodonti ise başlamış problemlerin ilerlemesini engeller; zararlı alışkanlıkların tespiti, erken diş kayıplarında yer tutucuların uygulanması ve çene bozukluklarının erken teşhis edilmesi gibi. Özellikle parmak emme, dudak ısırma, uzun süreli biberon kullanımı, dil itimi gibi kötü ağız alışkanlıkları; süre, sıklık ve şiddet faktörlerine bağlı olarak dişlerin ve çenenin yapısını bozabilir. Bu nedenle erken farkındalık, ailelerin bilinçlenmesi ve erken müdahale, gelecekte daha zor tedavilerin önüne geçmek için kritik önem taşır” dedi.</p>
<p><b>“Osteoporozda erken tanı yaşam kalitesini korur”</b></p>
<p>Osteoporoz hakkında genel bilgiler anlatan Arş. Gör.  Büşra Şen, “Osteoporoz, halk arasında kemik erimesi olarak bilinen ve kemiğin hem miktarının hem de yoğunluğunun azalmasıyla karakterize bir hastalıktır; bu durum kemikleri güçsüz ve kırılgan hâle getirir. Özellikle omurga ve kalça kemiklerinde sık görülür, sırt ve bel ağrısı, boy kısalması ve kamburlaşma gibi belirtiler ortaya çıkabilir, ancak çoğu zaman sessiz ilerler. Küçük darbeler veya düşmeler ciddi kırıklara yol açabilir. Yaş, menopoz sonrası dönem, genetik faktörler, yetersiz beslenme ve hareketsizlik riski artırır; erkekler de osteoporoza yakalanabilir. Tanıda kemik yoğunluk ölçümleri temel rol oynar ve risk grubuna göre düzenli takip gerekir. Bu nedenle osteoporozun erken fark edilmesi ve önlem alınması, yaşam kalitesini korumak açısından çok önemlidir” diye konuştu.</p>
<p>Etkinliğin moderatörlüğünü üstlenen Öğr. Gör. Ebru Kalyoncu ise “Yükseköğretim Kurulu tarafından Türkiye’deki tüm üniversitelerde Bilim İletişim Ofisleri kuruldu. Bu ofislerin amacı, üniversitelerde üretilen bilgi ve birikimi toplumla buluşturmak, bilimi herkes için erişilebilir ve anlaşılır kılmaktır. Biz de üniversitemizde yürüttüğümüz çalışmalarla bilimin toplumun her kesimi tarafından anlaşılabildiği, sorgulanabildiği ve katkı sağlanabildiği bir ortam oluşturmayı hedefliyoruz” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eude-agiz-ve-dis-sagligi-guncel-bilim-isiginda-konusuldu-594234">EÜ&#8217;de ağız ve diş sağlığı güncel bilim ışığında konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Psikiyatrik ilaçlar uzman kontrolüyle daha güvenli!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/psikiyatrik-ilaclar-uzman-kontroluyle-daha-guvenli-594013</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Nov 2025 14:42:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[kontrolüyle]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatri]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatrik]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[uzman]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<category><![CDATA[Yan Etkiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594013</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Semra Baripoğlu, psikiyatrik ilaçların doğru kullanımının önemi, yan etkileri, takip süreçleri ve tedavi sürecindeki rolü hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikiyatrik-ilaclar-uzman-kontroluyle-daha-guvenli-594013">Psikiyatrik ilaçlar uzman kontrolüyle daha güvenli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Semra Baripoğlu, psikiyatrik ilaçların doğru kullanımının önemi, yan etkileri, takip süreçleri ve tedavi sürecindeki rolü hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Psikiyatrik ilaçlar yalnızca uzman reçetesi ile kullanılmalı!</strong></p>
<p>Psikiyatrik ilaçların, doğru tanı ve uygun takip süreçleri ile kullanıldığında birçok ruhsal hastalığın tedavisinde son derece etkili olabildiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Semra Baripoğlu, “Ancak her ilaçta olduğu gibi bu ilaçların da yan etkileri, ilaç reaksiyonları ve kişisel farklılıklara bağlı beklenmedik etkileri görülebilir.” dedi.</p>
<p>Bu nedenle psikiyatrik ilaçların mutlaka bir psikiyatri uzmanı tarafından değerlendirilip reçete edilmesinin büyük önem taşıdığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Baripoğlu, “Psikiyatrik bir ilaç kullanmaya ihtiyaç olduğunu düşünen kişinin ilk adımı, bir psikiyatri uzmanına başvurarak kapsamlı bir değerlendirmeden geçmek olmalı. Muayene sonucunda gerekli görülürse hekiminiz, tanıya uygun ilacı belirleyip tedaviye başlayacaktır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Psikiyatrik ilaçların düzenli kullanımı ve takip muayeneleri tedavi sürecinde çok önemli! </strong></p>
<p>İlaç kullanımı sırasında hem olumlu etkilerin hem de ilk günlerde ortaya çıkabilecek yan etkilerin hekim tarafından yakından izlendiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Semra Baripoğlu, “Tolerasyon güçlüğü yaratan bir yan etkiyle karşılaşıldığında, doktora haber vermek ve gerekirse doz ayarlaması ya da ilaç değişimi yapmak gerekir.” dedi.</p>
<p>Psikiyatrik ilaçların olumlu etkilerinin genellikle birkaç hafta içinde ortaya çıkmaya başladığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Baripoğlu şöyle devam etti:</p>
<p>“Tedavi sürecinde sabırlı olmak, ilacın önerilen süre boyunca düzenli kullanılması ve takip muayenelerine gidilmesi çok önemlidir. Bu değerlendirmelerde ilaç etkinliği, yan etkiler ve tedavide izlenecek yeni yol haritası belirlenir. Psikiyatrik ilaçların bilinen yan etkileri vardır ve hekiminiz bu konuda sizi bilgilendirir. Tedavi başladıktan sonra görülebilecek yan etkilerin izlenmesi önemli. İlacın sağladığı tedavi faydası ile yan etkiler birlikte değerlendirilmeli, gerekirse doz azaltımı veya ilaç değişimi planlanmalı. Birden fazla ilaç kullanan hastalarda ise, yeni başlayacak ilacın mevcut ilaçlarla etkileşimi mutlaka göz önünde bulundurulur. Gerekirse ilaç düzeyi ölçümleri yapılarak daha güvenli bir kombinasyon oluşturulur.”</p>
<p><strong>Bireylerin genetik yapıları ilaca verilen yanıtı etkileyebiliyor!</strong></p>
<p>Psikiyatrik ilaçlarda doz ayarlamasının, uluslararası literatürdeki tedavi etkin dozlar ve hastanın klinik özellikleri dikkate alınarak yapıldığını aktaran Dr. Öğr. Üyesi Semra Baripoğlu, “Bunun yanında günümüzde bireylerin genetik yapılarının ilaca verdikleri yanıtı etkileyebileceği biliniyor.” dedi.</p>
<p>Bu nedenle gerektiğinde ilaç kan düzeyi ölçümleri ve farmakogenetik testler kullanılarak daha kişiye özel ve güvenli bir tedavi planı oluşturulabildiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Baripoğlu, bu yöntemlerin, beklenmeyen yan etkilerin açıklanmasında da yol gösterici olduğunu söyledi.</p>
<p><strong>Hastalığın türüne ve kişinin ihtiyaçlarına göre ek tedavi yöntemleri de sürece dahil edilir!</strong></p>
<p>Psikiyatrik hastalıkların tedavisinde ilaçların çoğu zaman tek başına yeterli olmayabileceğine de değinen Dr. Öğr. Üyesi Semra Baripoğlu, şunları söyledi:</p>
<p>“Hastalığın türüne ve kişinin ihtiyaçlarına göre ek tedavi yöntemleri de sürece dahil edilir. Depresyon, kaygı bozuklukları, obsesif kompulsif bozukluk ve psikotik bozukluklarda psikoterapi önemli bir destek sağlar. Bunun yanı sıra aile ve hasta psiko-eğitimi, sosyal destek çalışmaları tedavinin etkisini artıran unsurlar arasındadır. Çocuk ve ergenlerde ise ergoterapi, dil ve konuşma terapisi ile eğitimsel destekler büyük rol oynar. İlaç tedavisinin yeterli olmadığı durumlarda biyolojik tedavilerden yararlanılır; Manyetik Uyarım Tedavisi (TMS) ve daha ciddi klinik tablolar için uygulanan Elektrokonvülsif Terapi (EKT) bu yöntemlerin başında gelir.”</p>
<p><strong>Kontrollü kullanıldığında tedavi edici ilaçlar bağımlılık oluşturmaz!</strong></p>
<p>Psikiyatrik ilaçların bağımlılık yapıp yapmadığı sorusunu değerlendiren Dr. Öğr. Üyesi Semra Baripoğlu, “Toplumda psikiyatrik ilaçların bağımlılık yaptığına dair yaygın bir kaygı bulunuyor. Ancak bağımlılık yapıcı ilaçlar belirli gruplarla sınırlıdır ve kontrollü kullanıldığında tedavi edici ilaçlar bağımlılık oluşturmaz.” dedi.</p>
<p>Buna rağmen bazı ilaçların kontrolsüz, kulaktan dolma bilgilerle veya reçetesiz şekilde temin edilip uzun süre kullanıldığına işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Baripoğlu, “Bu durum ciddi riskler doğurur. Bu nedenle ilaçlar kesinlikle doktor reçetesi ile alınmalı, tanıdık tavsiyesi ile ilaç başlanmamalı, tedavi süresi ve doz yalnızca hekim tarafından belirlenmelidir. Bağımlılık potansiyeli olan ilaçlarla ilgili gerekli tüm uyarılar ve kullanım kuralları hekim tarafından açıkça belirtilir.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikiyatrik-ilaclar-uzman-kontroluyle-daha-guvenli-594013">Psikiyatrik ilaçlar uzman kontrolüyle daha güvenli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>5 Adımda Kışın Sağlıklı Kalın!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/5-adimda-kisin-saglikli-kalin-593917</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Nov 2025 08:42:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[adımda]]></category>
		<category><![CDATA[Bağışıklık Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kalın]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[kışın]]></category>
		<category><![CDATA[kronik]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[solunum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=593917</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış aylarında soğuk havanın etkisi ile kapalı ortamlarda uzun süre bulunmak ve güneş ışığından daha az yararlanmak gibi durumlar nedeniyle bağışıklık sistemi zayıflayabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/5-adimda-kisin-saglikli-kalin-593917">5 Adımda Kışın Sağlıklı Kalın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kış aylarında soğuk havanın etkisi ile kapalı ortamlarda uzun süre bulunmak ve güneş ışığından daha az yararlanmak gibi durumlar nedeniyle bağışıklık sistemi zayıflayabiliyor. Bu dönemde grip, soğuk algınlığı, zatürre ve bronşit gibi solunum yolu enfeksiyonları da artış gösteriyor. Başta kronik rahatsızlığı olan bireyler olmak üzere günlük yaşamda uygulanabilecek basit fakat etkili önlemlerle bu hastalıkların büyük bir kısmının önüne geçilebiliyor. Memorial Göztepe Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Mahir Cengiz, kışın sağlıklı kalmak için dikkat edilmesi gereken temel adımları anlattı.</p>
<p><strong>1. Bağışıklık sisteminizi güçlendirin</strong></p>
<p>Güçlü bir bağışıklık sistemi için dengeli beslenme şarttır. Sebze, meyve, tam tahıllar, baklagiller, yağsız protein ve zeytinyağı, ceviz, avokado gibi sağlıklı yağları içeren bir beslenme düzeni tercih edilmelidir. C vitamini ve çinko alımı artırılmalıdır. Portakal, kivi, brokoli, kırmızıbiber ve fındık gibi besinler bağışıklık sistemini destekler. D vitamini eksikliği önlenmelidir. Kış aylarında güneşlenme süresi azaldığı için D vitamini düzeyleri düşebilir. Gerekirse doktor önerisiyle takviye alınmalıdır. Yeterli kalitede uyumak önemlidir. Günde 7-8 saat uyku, bağışıklık fonksiyonlarının sağlıklı çalışması için gereklidir.</p>
<p><strong>2. Enfeksiyonlardan korunun</strong></p>
<p>Kış döneminde enfeksiyon riskini azaltmanın en etkili yollarından biri el hijyenine dikkat etmektir. Grip ve nezlenin en sık bulaşma yolu eller olduğu için sabunla en az 20 saniye el yıkamak büyük koruma sağlar. Kapalı ve kalabalık ortamlarda maske takmak, ortamı sık sık havalandırmak ve hasta kişilerle temastan kaçınmak da enfeksiyonların yayılımını azaltır. Hasta bireylerin çevrelerine karşı sorumlulukla maske kullanması önemlidir. Ayrıca grip aşısının her yıl sonbaharda yapılması ve 65 yaş üstü ile kronik hastalığı olan bireylerin zatürre aşılarını ihmal etmemesi, ciddi enfeksiyonlara karşı etkili bir koruma sağlar.</p>
<p><strong>3. Solunum yollarını koruyun</strong></p>
<p>Solunum yollarının sağlıklı kalması için ortamın nem dengesi önemli bir rol oynar. Kuru hava, solunum yollarını tahriş ederek enfeksiyonlara yatkınlığı artırır; bu nedenle ev içi nem oranının yüzde 40–50 seviyesinde tutulması önerilir. Sigara ve sigara dumanına maruz kalmak solunum yolu enfeksiyonlarını artırdığından hem aktif hem pasif içicilikten uzak durulmalıdır. Ayrıca günde en az 1.5-2 litre kadar su içmek, solunum yollarının nemli ve dirençli kalmasına katkı sağlar.</p>
<p><strong>4. Kronik hastalıklarınızı kontrol altında tutun</strong></p>
<p>Diyabet, hipertansiyon, KOAH veya kalp hastalığı gibi kronik rahatsızlıkları olan bireylerde kış aylarında görülen enfeksiyonlar daha ağır ve hızlı seyredebilir. Bu nedenle ilaçların düzenli kullanılması, kan şekeri ve tansiyonun yakından takip edilmesi ve rutin doktor kontrollerinin aksatılmaması büyük önem taşır. Kronik hastalıkların iyi yönetilmesi, enfeksiyonlara karşı vücudun direncini artırarak komplikasyon riskini azaltır.</p>
<p><strong>5. Fiziksel aktivite ve ruhsal sağlığı desteklemek önemli</strong></p>
<p>Düzenli egzersiz yapmak bağışıklık sistemini güçlendirdiği gibi kalp ve damar sağlığını da destekler. Haftada en az üç gün 30 dakikalık egzersiz ya da günde 8-10 bin adım atmak, genel sağlık üzerinde olumlu etkiler yaratır. Kış aylarında güneş ışığından yeterince yararlanmak için öğle saatlerinde kısa yürüyüşler yapmak hem D vitamini sentezini artırır hem de ruh halini iyileştirir. Stresin bağışıklık üzerinde olumsuz etkileri bilindiği için nefes egzersizleri, meditasyon ve hobi aktiviteleriyle stres yönetimi sağlanması kışın daha sağlıklı ve dengeli bir yaşam sürdürmeye yardımcı olur.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/5-adimda-kisin-saglikli-kalin-593917">5 Adımda Kışın Sağlıklı Kalın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İBB&#8217;den diyabet ve obeziteyle mücadelede yeni yaklaşımlar konferansı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ibbden-diyabet-ve-obeziteyle-mucadelede-yeni-yaklasimlar-konferansi-593697</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 23 Nov 2025 12:25:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bb]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[ibb]]></category>
		<category><![CDATA[mücadelede]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[obeziteyle]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşımlar]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=593697</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı, diyabet ve obezitenin önlenmesi ve sağlıklı yaşam kültürünün yaygınlaştırılması amacıyla “Diyabet ve Obeziteyle Mücadelede Yeni Yaklaşımlar Konferansı” düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibbden-diyabet-ve-obeziteyle-mucadelede-yeni-yaklasimlar-konferansi-593697">İBB&#8217;den diyabet ve obeziteyle mücadelede yeni yaklaşımlar konferansı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı, diyabet ve obezitenin önlenmesi ve sağlıklı yaşam kültürünün yaygınlaştırılması amacıyla “Diyabet ve Obeziteyle Mücadelede Yeni Yaklaşımlar Konferansı” düzenledi. 20 Kasım 2025’te Esenler İBB Prof. Dr. Adem Baştürk Kültür Merkezi&#8217;nde gerçekleşen konferans, akademi dünyası, sağlık profesyonelleri ve sivil toplum kuruluşlarının geniş katılımıyla toplam 500 kişiyi bir araya getirdi.</strong></p>
<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı’nın düzenlediği “Diyabet ve Obeziteyle Mücadelede Yeni Yaklaşımlar Konferansı”nda İstanbul Tıp Fakültesi öğretim üyeleri, diyabet ve obeziteyle mücadelede güncel tedavi, teknoloji ve koruyucu sağlık yaklaşımlarını paylaştı.</p>
<p><strong>“OBEZİTE VE DİYABET TÜRKİYE’NİN EN KRİTİK SAĞLIK BAŞLIKLARI”</strong></p>
<p>Konferansın açılışında söz alan <strong>İBB Sağlık İşleri Dairesi Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Önder Yüksel Eryiğit</strong>, Türkiye’nin diyabet ve obezitede Avrupa’nın en yüksek oranlarına ulaştığına dikkat çekerek şunları söyledi:</p>
<p>“Dünya Sağlık Örgütü&#8217;ne göre obezite; 21. yüzyılın en önemli halk sağlığı sorunlarından biridir.  Türkiye’de, günümüzde her üç kişiden biri obez. Bu oran, bizi Avrupa&#8217;da ilk sıraya koymaktadır. Dahası İş Birliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) ülkeleri içinde de obezitede Amerika Birleşik Devletleri’nden sonra en yüksek ikinci ülke konumundayız.”</p>
<p><strong>“EN İYİ TEDAVİ KORUNMAKTIR”</strong></p>
<p>Açılışın ikinci konuşmacısı İstanbul Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kubilay Karşıdağ ise modern yaşamın obeziteyi artırdığını belirterek şöyle konuştu:</p>
<p>“Son yıllarda en önemli mesaj şudur: En iyi tedavi korunmaktır. Obezite ve diyabeti yalnızca ilaçla ya da cerrahi ile çözmemiz mümkün değil. Toplumun tamamına yayılan sağlıklı yaşam farkındalığı şart. Bu nedenle yerel yönetimlerin bu konudaki öncü rolü son derece değerlidir.”</p>
<p><strong>KATILIMCILARDAN DİKKAT ÇEKEN UYARILAR</strong></p>
<p>Konferans boyunca söz alan akademisyen ve sağlık uzmanları, diyabet ve obezitenin yalnızca tıbbi değil, sosyal ve ekonomik boyutlarıyla da ele alınması gerektiği ortak görüşünde birleşti.</p>
<p><strong>Prof. Dr. İlhan Satman:</strong></p>
<p>“Türkiye’de diyabet görülme sıklığı son 20 yılda iki katına çıktı. Bu çok kritik bir artış. Erken tarama, iş yerinde sağlık programları ve dijital takip teknolojileri artık zorunlu hale gelmeli.”</p>
<p><strong>Prof. Dr. Gülşah Yenidünya Yalın:</strong></p>
<p>“Obezite yalnızca fazla kilo değildir; hormonal, psikolojik ve çevresel faktörlerin bir araya geldiği kompleks bir tablodur. Tedavide kişiye özel yaklaşım hayati önem taşır.”</p>
<p><strong>Prof. Dr. Özlem Soyluk Selçuk Biricik:</strong></p>
<p>“Pelemir gibi yerli ürünlerin kan şekeri üzerindeki olumlu etkilerinin bilimsel verilerle doğrulanması, hem beslenme politikaları hem de tarımsal üretim açısından stratejik önem taşıyor.”</p>
<p><strong>Diyetisyen Hanife Köksal:</strong></p>
<p>“Beslenme tedavisi doğru uygulanmadığında diyabet yönetimi neredeyse imkânsız hale geliyor. En büyük sorun, yanlış bilginin sosyal medya üzerinden hızla yayılması.”</p>
<p><strong>Diyabet Hemşiresi Melike Çevikdizici:</strong></p>
<p>“İnsülin pompaları, sürekli glikoz ölçüm sistemleri ve mobil uygulamalar sayesinde hastaların tedavi farkındalığı ciddi şekilde artıyor.”</p>
<p><strong>Prof. Dr. Bülent Bayraktar:</strong></p>
<p>“Egzersiz, sıfır maliyetli en güçlü ilaçtır. Doğru planlanan fiziksel aktivite, diyabet riskini yüzde 50 azaltabilmektedir.”</p>
<p><strong>Prof. Dr. Akın Savaş Toklu:</strong></p>
<p>“Diyabetik ayak, geç kalındığında en ağır sonuçları doğuran komplikasyonlardan biridir. Erken bakım, uygun yara tedavileri ve hiperbarik uygulamalar hastaların yaşam kalitesini doğrudan yükseltir.”</p>
<p><strong>5 OTURUMDA YENİ TEDAVİLER, BESLENME YAKLAŞIMLARI VE TEKNOLOJİLER </strong></p>
<p>1. Oturum: Diyabet ve İş Yeri – Prof. Dr. İlhan Satman</p>
<p>2. Oturum: Obezitenin Tanısı ve Tedavisi – Prof. Dr. Gülşah Yenidünya Yalın</p>
<p>3. Oturum: Beslenmede Bilimsel Yaklaşımlar – Prof. Dr. Özlem Soyluk Selçuk Biricik</p>
<p>4. Oturum: İnsülin Tedavisi, Dijital Teknolojiler ve Egzersiz – Hanife Köksal, Melike Çevikdizici, Prof. Dr. Bülent Bayraktar</p>
<p>5. Oturum: Diyabetik Ayak ve Yara Yönetimi – Prof. Dr. Akın Savaş Toklu</p>
<p><strong>TÜRKİYE’DE VE AVRUPA’DA DİYABET GÖRÜLME SIKLIĞI</strong></p>
<p>DSÖ verilerine göre Türkiye’de 18 yaş üzeri diyabet sıklığı 2022 itibarıyla %16,6’ya ulaştı. Avrupa ülkelerinde ortalama oran %7–8 civarındayken Türkiye bu oranı neredeyse ikiye katlıyor. Türkiye&#8217;de her altı yetişkinden biri diyabet hastası konumuna gelmiş bulunuyor. Risk özellikle 30 yaş üzeri grupta çok daha belirgin şekilde seyretmekte. Bu durum, önleyici sağlık hizmetlerinin kritik önemini bir kez daha ortaya koyuyor.</p>
<p>Oturumlar sonunda konuşmacılara İBB Sağlık İşleri Dairesi Başkanı Dr. Önder Yüksel Eryiğit ve Sağlık ve Hıfzıssıhha Şube Müdürü Uzm. Dr. Hakan Yılmaztürk tarafından teşekkür belgeleri takdim edildi. Program, tüm katılımcıların sahnede çekilen toplu fotoğrafıyla sona erdi.</p>
<p><strong>İBB’NİN HEDEFİ: “HASTALIK OLUŞMADAN ÖNCE KORUYUCU SAĞLIK”</strong></p>
<p>İBB Sağlık İşleri Dairesi, diyabet ve obezite gibi hızla büyüyen sağlık sorunlarına karşı halkı bilinçlendiren sempozyum, eğitim ve bilimsel etkinlikler düzenlemeye devam ediyor. İstanbul’un uzun vadede bir “sağlık kenti” olarak güçlendirilmesi ve koruyucu sağlık yaklaşımının toplumsal davranışa dönüşmesi hedefleniyor.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibbden-diyabet-ve-obeziteyle-mucadelede-yeni-yaklasimlar-konferansi-593697">İBB&#8217;den diyabet ve obeziteyle mücadelede yeni yaklaşımlar konferansı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yerinden çıkan daimi diş için 30 dakika önemli!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yerinden-cikan-daimi-dis-icin-30-dakika-onemli-593196</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Nov 2025 16:31:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[30]]></category>
		<category><![CDATA[ağız]]></category>
		<category><![CDATA[Ağız Ve Diş Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[çıkan]]></category>
		<category><![CDATA[daimi]]></category>
		<category><![CDATA[dakika]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[koruyucu]]></category>
		<category><![CDATA[müdahale]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[yerinden]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=593196</guid>

					<description><![CDATA[<p>Düşme, çarpma, spor kazaları, trafik kazaları veya günlük yaşamda meydana gelen darbeler sonucu dişlerde oluşan kırık, çatlak, yer değiştirme ya da tamamen yerinden çıkma gibi önemli yaralanmalarda zamanında müdahale büyük önem taşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yerinden-cikan-daimi-dis-icin-30-dakika-onemli-593196">Yerinden çıkan daimi diş için 30 dakika önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Düşme, çarpma, spor kazaları, trafik kazaları veya günlük yaşamda meydana gelen darbeler sonucu dişlerde oluşan kırık, çatlak, yer değiştirme ya da tamamen yerinden çıkma gibi önemli yaralanmalarda zamanında müdahale büyük önem taşıyor. İstanbul Atlas Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Pedodonti Ana Bilim Dalı Başkan Vekili Dr. Öğr. Üyesi Ece Yılmazkasapoğlu Türkay, travmatik dental yaralanmalarda acil müdahalenin önemine dikkat çekti: “Kırık bir diş parçası doğru şekilde saklanırsa yapıştırılabilir; yerinden çıkan bir daimi diş ise 30 dakika içinde doğru koşullarda yerine yerleştirildiğinde yüksek oranda canlı kalabilir. Bu yüzden acil müdahale, hem estetik hem fonksiyon hem de hastanın ileriki yıllarda karşılaşabileceği komplikasyonları önlemede kritik öneme sahiptir.”<br />İstanbul Atlas Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Pedodonti Ana Bilim Dalı Başkan Vekili Dr. Öğr. Üyesi Ece Yılmazkasapoğlu Türkay, 17 – 23 Kasım Toplum Ağız ve Diş Sağlığı Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada ağız ve diş sağlığının önemi ve korunmasına ilişkin değerlendirmede bulundu.<br />Koruyucu uygulamalarla büyük sağlık sorunları önlenebilir<br />Ağız ve diş sağlığının genel sağlığın ayrılmaz bir parçası olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Ece Yılmazkasapoğlu Türkay, “Çürükler, diş eti hastalıkları veya travmalar yalnızca ağız içinde kalmaz; beslenme, konuşma, özgüven ve yaşam kalitesini doğrudan etkiler. Toplumda erken yaşlardan itibaren doğru alışkanlıkların kazandırılması, hem hastalıkların önlenmesinde hem de tedavi maliyetlerinin azaltılmasında kritik öneme sahiptir. Koruyucu uygulamalarla çok büyük sağlık sorunlarının önüne geçmek mümkündür” diye konuştu.<br />Diş travmalarının doğru yönetilmeli<br />Diğer adı “diş travmaları” olan travmatik dental yaralanmalara zamanında müdahalenin önemine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Ece Yılmazkasapoğlu Türkay, “Travmatik dental yaralanmalar; düşme, çarpma, spor kazaları, trafik kazaları veya günlük yaşamda meydana gelen darbeler sonucu dişlerde oluşan kırık, çatlak, yer değiştirme ya da tamamen yerinden çıkma gibi önemli yaralanmalardır. Çocukluk ve gençlik döneminde sık görülür ve doğru yönetilmediğinde dişin kaybına kadar ilerleyebilir. Bu nedenle hem ailelerin hem de bireylerin bu konuda bilinçli olması çok önemlidir” dedi.<br />Yerinden çıkan diş için 30 dakika kritik önemde!<br />Düşme, çarpma, spor ve trafik kazaları sonucu oluşan kırık, yer değiştirme ya da diş kayıplarında erken müdahalenin önemli olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Ece Yılmazkasapoğlu Türkay, “Travmalarda zaman faktörü her şeydir. Kırık bir diş parçası doğru şekilde saklanırsa yapıştırılabilir; yerinden çıkan bir daimi diş ise 30 dakika içinde doğru koşullarda yerine yerleştirildiğinde yüksek oranda canlı kalabilir. Bu yüzden acil müdahale, hem estetik hem fonksiyon hem de hastanın ileriki yıllarda karşılaşabileceği komplikasyonları önlemede kritik öneme sahiptir. Doğru ilk yardım bilgisi hayat kurtarır, diyebiliriz” diye konuştu.<br />En önemli faktör, zamanında diş hekimine başvurulması<br />Bu tür olaylar sonrası oluşan ağız ve diş sağlığı sorunlarının tedavi edilebildiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Ece Yılmazkasapoğlu Türkay, “Günümüzde gelişen diş hekimliği teknolojileri sayesinde; kırık dişler onarılabilir, yer değiştiren veya oynayan dişler sabitlenebilir, yerinden çıkan dişler reimplantasyonla yeniden yerine yerleştirilebilir. Travma sonrası dişin kök gelişimi, sinir-damar yapısı ve çevre dokularının iyileşmesi düzenli takiplerle desteklenir. En önemli faktör, hastanın zamanında bir diş hekimine başvurmasıdır” dedi.<br />Sporcu ağız koruyucuları kullanılmalı<br />Dental travmaların önlenmesi için alınması gereken önlemlere değinen Dr. Öğr. Üyesi Ece Yılmazkasapoğlu Türkay, “Önleme her zaman tedaviden daha etkilidir. Spor yapan çocuk ve gençlerde mutlaka kişiye özel sporcu ağız koruyucularının kullanılması gerekir. Ev içi kazalar çocuklarda önemli bir travma nedenidir; bu nedenle kaygan zeminlerin önlenmesi, sivri mobilya köşelerinin kaplanması ve merdiven güvenlik önlemleri alınmalıdır. Bisiklet, scooter veya paten kullanırken kask ve ağız koruyucusu kullanılması da travma riskini ciddi oranda azaltır” tavsiyesinde bulundu.<br />Ağız ve diş sağlığının korunması için bu önerilere dikkat!<br />Genel olarak ağız ve diş sağlığını korumak için yapılması ve dikkat edilmesi gereken noktalara da değinen Dr. Öğr. Üyesi Ece Yılmazkasapoğlu Türkay, “Ağız sağlığına yapılan her yatırım, uzun vadede genel sağlığı olumlu yönde etkileyen çok değerli bir adımdır” diyerek önerilerini şöyle sıraladı:<br />-Ağız sağlığını korumada en etkili yöntem, düzenli bakım alışkanlıklarının çocuk yaştan itibaren kazandırılmasıdır.<br />-Dişler günde iki kez florlu diş macunu ile fırçalanmalıdır.<br />&#8211; Şekerli atıştırmalık ve asitli içeceklerin tüketini azaltılmalıdır.<br />&#8211; 6 ayda bir rutin diş hekimi kontrolü yapılmalıdır.<br />&#8211; Diş ipi veya ara yüz fırçası kullanılmalıdır.<br />&#8211; Travmaları önlemek için sporcu ağız koruyucularının tercih edilmesi gereklidir.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yerinden-cikan-daimi-dis-icin-30-dakika-onemli-593196">Yerinden çıkan daimi diş için 30 dakika önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EÜ&#8217;de &#8220;Yeni Sana Nefes Ol&#8221; projesiyle akciğer kanserine dikkat çekildi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eude-yeni-sana-nefes-ol-projesiyle-akciger-kanserine-dikkat-cekildi-592996</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Nov 2025 08:30:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[Akciğer Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[Eü]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[nefes]]></category>
		<category><![CDATA[ol]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[projesiyle]]></category>
		<category><![CDATA[sana]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592996</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi, Ege Üniversitesi Kanserle Savaş Uygulama ve Araştırma Merkezi ve Türk Akciğer Kanseri Derneği işbirliğiyle, 1-30 Kasım Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında “Yeni Sana Nefes Ol” başlıklı sosyal sorumluluk projesi hayata geçirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eude-yeni-sana-nefes-ol-projesiyle-akciger-kanserine-dikkat-cekildi-592996">EÜ&#8217;de &#8220;Yeni Sana Nefes Ol&#8221; projesiyle akciğer kanserine dikkat çekildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi, Ege Üniversitesi Kanserle Savaş Uygulama ve Araştırma Merkezi ve Türk Akciğer Kanseri Derneği işbirliğiyle, 1-30 Kasım Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında “Yeni Sana Nefes Ol” başlıklı sosyal sorumluluk projesi hayata geçirildi.</p>
<p>Etkinlik, Ege Üniversitesi Kampüsü 1 No’lu Yemekhane önünde gerçekleştirildi. Hemşirelik Fakültesi Topluma Hizmet Uygulamaları dersi kapsamında, danışmanlığını Hemşirelik Fakültesi Halk Sağlığı Hemşireliği Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Aslı Kalkım’ın yürüttüğü proje çerçevesinde öğrenciler, akciğer kanserinin önlenmesi ve erken teşhisin kritik önemi hakkında bilgilendirme yaptı. Program kapsamında kurulan stantta sağlık profesyonelleri tarafından hazırlanan, akciğer kanseri riskleri ve erken tanıya yönelik uyarıları içeren kitap ve broşürler üniversite öğrencilerine, akademik ve idari personele dağıtıldı. Farkındalık oluşturmak amacıyla katılımcılara beyaz kurdeleler takıldı.</p>
<p><b>“Akciğer kanserinde erken teşhis büyük önem taşır”</b></p>
<p>Akciğer kanserinde tedaviden önce, sigara ve tütün kullanımını azaltarak toplumu korumanın en önemli adım olduğunu belirten Doç. Dr. Aslı Kalkım, “Akciğer kanseri, dünya genelinde erkeklerde en sık, kadınlarda ise ikinci sıklıkta görülen kanser türüdür ve kanser kaynaklı ölümler arasında ilk sırada yer almaktadır. Bu hastalıkta en önemli risk faktörü sigara ve diğer tütün ürünlerinin kullanılmasıdır. Bu nedenle akciğer kanserini tedavi etmekten daha öncelikli konu, sigara ve tüm tütün ürünlerinin kullanımını azaltarak toplumu bu hastalıktan korumaktır. Akciğer kanserinde erken teşhis büyük önem taşır. Geçmeyen veya giderek kötüleşen öksürük, öksürürken kan ya da kanlı balgam çıkarmak, nefes alırken, öksürürken veya gülerken artan göğüs ağrısı, iştahsızlık, halsizlik, yorgunluk, kilo kaybı, ses kısıklığı, nefes darlığı ile tekrarlayan ya da geçmeyen bronşit ve zatürre gibi enfeksiyonlar akciğer kanserinin en önemli belirtileridir. Toplumsal ve bireysel farkındalığın artmasıyla akciğer kanseri sıklığının azaltılabileceğini ve hastalığın erken dönemde tespit edilebileceğini unutmamak gerekir” dedi.</p>
<p>Proje ekibinde danışman Doç. Dr. Aslı Kalkım’ın yanı sıra, Ege Üniversitesi Kanserle Savaş Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdür Vekili Doç. Dr. Fatma Sert, Hemşirelik Fakültesi İç Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Emine Karaman ve Hemşirelik Fakültesi 1. sınıf öğrencileri yer aldı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eude-yeni-sana-nefes-ol-projesiyle-akciger-kanserine-dikkat-cekildi-592996">EÜ&#8217;de &#8220;Yeni Sana Nefes Ol&#8221; projesiyle akciğer kanserine dikkat çekildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlişkiniz toksik olabilir mi?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/iliskiniz-toksik-olabilir-mi-592577</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Nov 2025 16:01:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkide]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkinin]]></category>
		<category><![CDATA[iyileşme]]></category>
		<category><![CDATA[kişinin]]></category>
		<category><![CDATA[lişkiniz]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sürecin]]></category>
		<category><![CDATA[sürekli]]></category>
		<category><![CDATA[tarafı]]></category>
		<category><![CDATA[toksik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592577</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, toksik ilişkilerin belirtilerini, neden olduğu psikolojik etkileri ve iyileşme sürecinde atılması gereken adımlar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iliskiniz-toksik-olabilir-mi-592577">İlişkiniz toksik olabilir mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, toksik ilişkilerin belirtilerini, neden olduğu psikolojik etkileri ve iyileşme sürecinde atılması gereken adımlar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Toksik ilişkiler, anksiyete ve depresyon gibi ruhsal bozukluklara yol açabilir!</strong></p>
<p>Kişinin toksik bir ilişkide olup olmadığını anlamasının her zaman kolay olmayabileceğini ifade eden Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Hatta çoğunlukla zordur. Bunun en temel nedenlerinden biri, ilişkinin başında yaşadığınız güzel günlerin ve hissettiğiniz sevgi ile bağlılığın, manipülatif davranışları fark etmenizi engelleyebilmesidir.” dedi.</p>
<p>Bazen kişinin, toksik olduğunu fark etse bile, durumu görmezden gelmeye çalışabileceğini dile getiren Aytop, “Toksik ilişkiler, anksiyete ve depresyon gibi ruhsal bozukluklara yol açabilir. Manipülasyon, değersizlik ve çaresizlik duyguları, özgüven kaybı, sürekli kontrol altında hissetme ve sürekli açıklama yapma gibi durumlar kişinin ruh sağlığını olumsuz etkiler. Ayrıca, bu durum fiziksel sağlık sorunlarına da sebep olabilir. Toksik bir ilişkinin bazı belirtileri bulunur. Sürekli eleştirilmek, kendini kullanılmış ve değersiz hissetmek, çaresizlik ve suçluluk duygusu, aşırı baskı ve kontrol altında hissetmek, sürekli fedakarlık yapan tarafın hep siz olması, sürekli kendini sorgulamak zorunda hissetmek… Bu belirtileri deneyimliyorsanız, büyük olasılıkla toksik bir ilişkide bulunuyorsunuz demektir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Toksik ilişkide yalnızlık korkuları da sık görülüyor!</strong></p>
<p>Bazı kişilik örüntüleri ve bağlanma stillerinin, toksik ilişkide kalmayı güçlendirebileceğine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Örneğin kaygılı bağlanma stili ve bağımlı kişilik örüntüleri bunlar arasında sayılabilir.” dedi.</p>
<p>Manipülatörün uyguladığı tekniklerin de kişinin bu ilişkide kalmasını pekiştirdiğini aktaran Aytop, “Bu manipülasyonlar, kişinin kendini değersiz, suçlu veya çaresiz hissetmesine yol açar ve öz saygısını zedeler. Toksik ilişkide yalnızlık korkuları da sık görülür; kişi ‘ya ilişki biterse yalnız kalırsam?’ gibi kaygılar yaşar. Bazı durumlarda kişi, kurtarıcı rolüne bürünerek karşı tarafı ‘düzeltmeye’ çalışabilir. Bu rol, kısa vadede karşı tarafı kurtarabilir, ancak uzun vadede kişinin duygusal, psikolojik ve hatta fiziksel zarar görmesine neden olabilir. Maddi bağımlılık, çocuklar, aile baskısı veya sosyal kaygılar da kişinin ilişkide kalma motivasyonunu artırabilir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Toksik bir ilişkinin düzelmesi, her iki tarafın da değişim için istekli olmasına bağlı!</strong></p>
<p>Toksik bir ilişkinin iyileşmesi veya düzelmesinin mümkün olduğunu kaydeden Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Ancak oldukça zordur ve her zaman başarılı olacağı garanti değildir. Burada kritik olan, her iki tarafın da sorumluluk alması ve değişim için istekli olmasıdır.” dedi.</p>
<p>Sadece mağdur tarafın değil, manipülatörün de çaba göstermesi gerektiğini vurgulayan Aytop, “Bu süreçte ilişkideki sorunları ve sağlıksız örüntüleri kabul etmek, empati göstermek, ilişkiyi düzeltmek için efor sarf etmek gerekir. Eğer bu koşullar sağlanabiliyorsa ve her iki taraf da bireysel olarak destek alabiliyorsa, çift terapisi gibi yöntemlerle toksik ilişkiyi düzeltmek mümkün olabilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>İyileşme sürecinde, kendine şefkat duymayı tekrar öğrenmek çok önemli!</strong></p>
<p>“Toksik bir ilişki, kişiyi tüketir ve adeta bir enkaz bırakır.” diyen Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, bu nedenle, ilişkinin ardından kişinin birçok açıdan toparlanmaya ihtiyaç duyacağını söyledi. </p>
<p>İyileşme sürecinin; kendini kabul etmek, kendine güveni yeniden sağlamak, öz saygı ve öz değeri kazanmak, kendi yetenek, beceri ve kapasitesinin farkına varmak, kendine zaman tanımak adımlarını kapsadığını belirten Aytop, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Toksik ilişkide kişi, şefkatini çoğunlukla karşı tarafa yönlendirir ve kendine şefkat göstermeyi ihmal eder. Bu nedenle iyileşme sürecinde, kendine şefkat duymayı tekrar öğrenmek çok önemli. Ayrıca toksik ilişkide bazı iletişim yetenekleri kaybolabilir; ‘hayır’ demek, hoşlanmadığı şeyleri ifade etmek zorlaşabilir. Bu süreçte sağlıklı iletişim becerilerini yeniden kazanmak, hem mevcut hem de gelecekteki ilişkiler için kritik öneme sahip. Sınır koymayı öğrenmek de bu sürecin önemli bir parçası; ‘Ben kimim? Sınırlarım neler? Başkaları bu sınırlara ne kadar dahil olabilir?’ Bunları belirleyip uygulamak, sağlıklı ilişkiler için temel oluşturur. Sosyalleşmek, iyi gelen aktiviteleri yapmak, kişisel gelişime ve fiziksel sağlığa odaklanmak, yeni hobiler edinmek ve kişisel bakımına önem vermek, iyileşme sürecini hızlandırır. Bu süreçte yalnız olmak gerekmez, güvenilen insanlar veya uzman desteği sürecin olumlu ilerlemesine yardımcı olur.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iliskiniz-toksik-olabilir-mi-592577">İlişkiniz toksik olabilir mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Keçiören&#8217;de 3 Mahalle Daha Taleplerini Dile Getirdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/keciorende-3-mahalle-daha-taleplerini-dile-getirdi-591788</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Nov 2025 12:55:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[dile]]></category>
		<category><![CDATA[getirdi]]></category>
		<category><![CDATA[halk]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[keçiören]]></category>
		<category><![CDATA[kimse]]></category>
		<category><![CDATA[mahalle]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[özarslan]]></category>
		<category><![CDATA[taleplerini]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591788</guid>

					<description><![CDATA[<p>Keçiören Belediyesi tarafından düzenli olarak mahallelerde gerçekleştirilen “Söz Sizde, Başkan Mahallenizde, Çözüm Bizde” halk buluşmalarının bu haftaki durağı Basınevleri, Çiçekli ve Emrah Mahalleleri oldu. Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan, vatandaşların talep ve önerilerini yerinde dinleyerek çözüm odaklı çalışmaların süreceğini vurguladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/keciorende-3-mahalle-daha-taleplerini-dile-getirdi-591788">Keçiören&#8217;de 3 Mahalle Daha Taleplerini Dile Getirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Keçiören Belediyesi tarafından düzenli olarak mahallelerde gerçekleştirilen “Söz Sizde, Başkan Mahallenizde, Çözüm Bizde” halk buluşmalarının bu haftaki durağı Basınevleri, Çiçekli ve Emrah Mahalleleri oldu. <b>Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan</b>, vatandaşların talep ve önerilerini yerinde dinleyerek çözüm odaklı çalışmaların süreceğini vurguladı.</p>
<p>Vatandaşların isteklerini doğrudan iletebilmesi için düzenlenen buluşma, Yunus Emre Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Programa; Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan, Cumhuriyet Halk Partisi Keçiören İlçe Başkanı Görkem Cevahir Yıldırım, Çiçekli Mahalle Muhtarı Hatice Çalışkan, Emrah Mahalle Muhtarı Muhabbet Ağtaş, Basınevleri Mahalle Muhtarı Zeynep Yıldırım, belediye meclis üyeleri, belediye başkan yardımcıları, birim müdürleri ve mahalle sakinleri katıldı.</p>
<p><b>Başkan Özarslan şehitleri andı, ailelerine başsağlığı diledi</b></p>
<p>Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda, Milli Savunma Bakanlığı’na ait askeri kargo uçağının düşmesi sonucu şehit olan Mehmetçiklere başsağlığı dileyerek konuşmasına başlayan <b>Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan</b>, “Askeri kargo uçağımızın düşmesiyle şehit olan 20 kahraman Mehmetçiğimizi rahmet ve minnetle anıyorum. Aynı zamanda bu vatan için, bu millet için, bu eşsiz Cumhuriyet’imizi bizlere emanet eden o sarı saçlı, mavi gözlü Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ümüzü de vefatının 87. yıl dönümünde rahmet ve minnetle anıyoruz.” dedi.</p>
<p><b>“Halka hizmet etmek, Hakk’a hizmet etmektir”</b></p>
<p>Hizmet odaklı çalışmaların kararlılıkla süreceğini vurgulayarak konuşmasını sürdüren Başkan Özarslan, şunları söyledi:</p>
<p>“Bizler için önemli olan sizlerin hizmetkârı olabilmemizdir. Bunu samimi duygularla yapıyor olmamızdır. Aramızda çeşitli partilerin üyeleri olabilir. Bizim için bunun hiçbir önemi yoktur. Belki geçmişte sizler bizlere oy vermemiş de olabilirsiniz. Bizim için bunun da önemi yoktur. Biz sizlerin başına baş olmaya değil, hizmetkâr olmaya geldik. Bu önem her şeyin üstündedir. Ve bunun için burada gördüğünüz benim çalışma arkadaşlarımın hepsi, sizin hizmetkârınızdır. Kimsenin kimseden üstünlüğü yok. Kimse bizim halkımıza yüksek sesle konuşamaz, bağırıp çağıramaz, onları azarlayamaz, kötü söz edemez. Tam tersi; biz hizmetkâr, siz emreden olacaksınız. Biz böyle yaşayacağız. Benim inandığım değerlerde halka hizmet etmek, Hakk’a hizmet etmektir. Bunun ötesi düşünülemez. Biz sizlere, caddesinde, sokağında, pazarında, derneğinde, salonlarında, iftarlarında şu sözü verdik: Bizim yaşadığımız bölgede asla ve katiyen hiç kimse yatağa aç olarak, üşüyerek, titreyerek girmeyecek. Evindeki yaşlısına, engellisine bakılacak. Evladının eğitimine destek olunacak. Önemli olan bunların seçim günü gelip de pazarlarda, meydanlarda sizlerin karşısında cazgırlığının yapılmamasıdır. Önemli olan, göreve geldiğimiz günden beri elimizden ne hizmet geliyorsa kapımızı hiç kimseye kapatmadan herkese açmış olmamızdır. Kusurlar, hatalar, eksikler var mıdır? İlla ki vardır. Ama Elhamdülillah kim geldiyse kapımıza, elimizden geldiğince kimseye ‘yok’ demeden sizlere hizmet etmeye kendimizi adadık. Ve bunu da yapmaya devam edeceğiz. Asıl olan şuydu: Siz emredeceksiniz, söyleyeceksiniz, biz de bunu çözüme kavuşturacağız. Elimizden geldiğince yanınızda duracağız. Muhtarlarımla sizlere hizmet etmeye devam edeceğiz. Her zamanki sözümüzü bir kez daha tekrarlıyoruz: Ne mutlu Türk&#8217;üm diyene!”</p>
<p><b>“Ortak aklı öne çıkarıyoruz”</b></p>
<p><b>CHP Keçiören İlçe Başkanı Görkem Cevahir Yıldırım</b> da yaptığı konuşmada, “Bizlere güvenerek son yerel seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisi’ni birinci parti yapan siz kıymetli hemşehrilerimizin taleplerini ve sorunlarını dinlemek, ortak akılla çözüm üretmek için bir aradayız. Seçildiğimiz makamların bizlere 5 yıllık bir emanet olduğunu bilerek, sorumluluğumuzun farkında olarak çalışıyoruz. Keçiören’de ortak aklı öne çıkararak daha yaşanabilir bir kent için çalışmaya devam ediyoruz. Bu güzel organizasyonda bizleri bir araya getiren Belediye Başkanımız Sayın Dr. Mesut Özarslan’a ve belediye emekçilerimize teşekkür ediyorum.” ifadelerin kullandı.</p>
<p><b>Muhtarlar memnun</b></p>
<p>Programda söz alan <b>Basın Evleri Mahalle Muhtarı Zeynep Yıldırım</b>, &#8220;Bu programı düzenlediği ve mahallemize yaptığı hizmetler için Sayın Başkanımıza ve ekibine teşekkür ediyorum. Talep ve önerileri dinlemek üzere Başkanımız ve ekibi burada. Her zaman yanımızda olan, Keçiören’e değer katan Belediye Başkanımız Dr. Mesut Özarslan’a teşekkür ediyorum.” diye konuştu.</p>
<p><b>Çiçekli Mahalle Muhtarı Hatice Çalışkan</b>, &#8220;Belediyemizle bugüne kadar birçok konuda iş birliği yaptık, eksiklerimizi paylaştık ve çözümler için birlikte adım attık. Başkanımıza teşekkür ediyoruz.” dedi.  Keçiören Belediyesi ekipleriyle uyumlu çalışmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren <b>Emrah Mahalle Muhtarı Muhabbet Ağtaş</b> ise, &#8220;Başkanımız ve ekibiyle uyum içinde çalışıyoruz, mahallemizin sorunlarını elimizden geldiğince çözmeye gayret ediyoruz. Elbette eksikler olabilir; bu toplantı da bunları konuşup çözmek için önemli bir fırsat.” dedi.</p>
<p>Mahalle buluşmasına yoğun ilgi gösteren vatandaşlar, Keçiören Belediyesi’nin hizmetlerinden duydukları memnuniyetlerini dile getirip Başkan Özarslan’a teşekkür etti. Program süresince her yaştan katılımcı, hem kişisel hem de mahalleye dair taleplerini ve sorunlarını aktarma fırsatı buldu. İş arayan vatandaşlar da alanda kurulan Kariyer Ofisi standı sayesinde pratik ve çözüm odaklı destek aldı. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/keciorende-3-mahalle-daha-taleplerini-dile-getirdi-591788">Keçiören&#8217;de 3 Mahalle Daha Taleplerini Dile Getirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu projeyle gençler köyüne dönecek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bu-projeyle-gencler-koyune-donecek-590389</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Nov 2025 12:11:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[dönecek]]></category>
		<category><![CDATA[ege]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[gençler]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[ihracatçı]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[köyüne]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[projeyle]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>
		<category><![CDATA[toprak]]></category>
		<category><![CDATA[üçüncü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=590389</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tarım sektöründe gıda ve ziraat mühendisliği okuyan gençlerin köye dönüşünü sağlayacak proje üçüncü mezunlarını verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-projeyle-gencler-koyune-donecek-590389">Bu projeyle gençler köyüne dönecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tarım sektöründe gıda ve ziraat mühendisliği okuyan gençlerin köye dönüşünü sağlayacak proje üçüncü mezunlarını verdi.</p>
<p>Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği’nce gençlerin tarıma kazandırılması, tarım ile gıda alanındaki vizyonlarının gelişmesini sağlamak amacıyla üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör temsilcilerinin katılımıyla 2022 yılında başlatılan Üçüncü Kuşak Tarım Girişimciliği Eğitim Programının üçüncüsünü tamamlayan gençlere sertifikaları verildi.</p>
<p>Sertifika töreninde konuşan Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak, 4 haftalık eğitim sürecinde gençlerin, gıda israfını ve gıda kaybını önlemeye yönelik fikirler ortaya koydukları gibi, tarımsal üretimde dijital teknolojileri daha etkin kullanarak üretim modellerinin geliştirilmesi yönünde aldıkları eğitimi projeleriyle taçlandırdıklarını dile getirdi.</p>
<p>“Bu projeler tarım ve gıda güvenliğimizin geleceğine ışık tutması bakımından büyük önem taşımaktadır” diyen Uçak, “Gençlerimizin, üretim ve ihracatımızın sürdürülebilirliği için yaptığı çalışmalar ve projeler son derece önemli olduğu gibi, hayata geçirilen projeler bizleri son derece mutlu ediyor. Gençlerimizi de 4 hafta boyunca gösterdikleri özveriden dolayı tebrik ediyor ve başarılarının devamını diliyorum. Toprağa sahip çıkmak hepimize bir görev. Topraklarımıza yapacağımız yatırım geleceğimize yapılıyor, bu proje çok anlamlı. Türkiye’de göçün durdurulması için önemli, tarım sektöründe 50 milyar dolar ihracat hedefine gençlerimizin yenilikçi, sürdürülebilir, inovatif, dijital ve yapay zeka destekli projeleriyle ulaşacağız” dedi.</p>
<p><strong>Çankırı: “Toprağa sahip çıkmak hepimize bir görev”</strong></p>
<p>Toprağa sahip çıkmanın herkesin görevi olduğuna işaret eden Adalet ve Kalkınma Partisi İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı, topraklarımıza yapacağımız yatırımın geleceğimize yapıldığını, Üçüncü Kuşak Tarım Girişimciliği Eğitim Programının bu anlamda çok anlamlı olduğunu ifade etti.</p>
<p>“Türkiye’de göçün durdurulması için önemli, terk ettiğimiz topraklarımız verimli topraklarımız” diyen Çankırı, “Dünya bir pandemi yaşadı. Pandemiyle birlikte gördük ki, sağlık ve gıdaya ulaşım çok önemli. Türkiye olarak sağlık ve gıdaya ulaşımda sorun yaşamadık ama bundan sonra yaşamayacağız diye bir şey yok. Tüm dünyayı tehdit eden konulardan birisi iklim krizi ve buna bağlı olarak susuzluk. Bu yılın sonunda bir su kanunu çıkaracağız. Türkiye’nin bütün yer altı kaynaklarının verimli kullanılması için hepimizin üzerine sorumluluklar düşüyor. Burada hem üretici hem üniversitelerimiz, özel sektör, kamu. Bu taraflar arasında iş birliğini güçlendirdiğimiz takdirde faydalı olacağını düşünüyorum” dedi.</p>
<p>Tarım sektöründeki tarihsel gelişimi özetleyen Çankırı şöyle devam etti; “Birinci kuşak sabırla o toprağı işledi, ikinci kuşak makineleriyle verimi artırdı, üçüncü kuşağında teknolojiyle buluşturması bizim için çok önemli. Bunun için İzmir çok şanslı Menemen’de İzmir Tarım Teknolojileri Merkezi’ni kurduk. İzmir Ticaret Borsası, Ege İhracatçı Birlikleri’nin, İzmir’deki diğer STK’ların katılımıyla. Geçtiğimiz haftalarda Cumhurbaşkanlığı Tarım Politikaları Kurulu’ndan yöneticiler geldi, orada genç girişimcilerin projelerini dinledik ben orada çok umutlandım. Gençlerin bu işe sahip çıkması çok önemli. Türkiye’de 6 milyon çiftçi var, çok bereketli topraklara sahibiz. Bugün Bakırçay, Küçük Menderes Havzası’nda adam eksen, adam yetişecek yerler var, 5 ürün aldığımız yerler var. Toprak verimli kullanıldığında, sulama iyi kullanıldığında. Bu topraklara sahip çıkmak bizim boynumuzun borcu. 4 hafta sonunu bu proje için burada olmanız, köye geri dönme planları yapmanız çok değerli. Necip Fazıl Kısakürek’in dediği gibi; “Toprak Allah’ın insanla yaptığı bir sözleşmedir. Kim bu sözleşmeye sadık kalırsa da o milletin bereketi hiç eksilmez. İnşallah bereketimiz hiç eksilmesin.”</p>
<p>Üçüncü Kuşak Tarım Girişimciliği Eğitim Programı’nın 2022 yılında gerçekleşen ilkinde birinci olan Waste-Age Projesi Organik Atıkların Katma Değerli Ürüne Dönüşmesi için Paydaşları Bir Araya Getiren Dijital Endüstriyel Simbiyoz Ağı Projesi’nde yer alan Girişimci Ayça Uysal sonraki süreçte hayatındaki değişimi kursiyerlere aktardı.</p>
<p>Waste-Age Projesiyle Teknopark İzmir Yüksek Teknoloji Ödüllerinde 2022 yılı Öne Çıkan ilk 3 ön kuluçka ekibi ödülüne layık görüldüklerini anlatan Uysal, Proje ekibindeki Fatma Özen Özdemir, Gözdenur Çetin ve Miray Malçok’la profesyonel kariyerlerini sürdürülebilirlik, döngüsel ekonomi ve yeşil dönüşüm üzerine yürütmenin yanısıra Waste-Age&#8217; in başarılı bir girişim olmasına yönelik çalışmalarına devam ettiklerini vurguladı.</p>
<p>Üçüncü Kuşak Tarım Girişimciliği Eğitim Programına katılan gençler 4 grup halinde 4 haftalık eğitim sonucunda oluşturdukları projelerle ilgili sunumlarını yaptılar. Sertifika Törenine; Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcımız Cengiz Balık, TOBB Kadın Girişimciler Kurulu İzmir İcra Kurulu Başkanı Deniz Celep, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatih Şen, Sürdürülebilir Tarım Bilimsel AR-GE Kooperatifi Kurucusu Prof. Dr. Meltem Onay, Ege İhracatçı Birlikleri Genel Sekreter Yardımcısı Serap Ünal, DNZ Tarım Yöneticisi İbrahim Ceyhun Deniz, SÜGEP Academy Kurucusu Umut Dilsiz ve Üçüncü Kuşak Tarım Girişimciliği Eğitim Programı kursiyerleri katıldı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-projeyle-gencler-koyune-donecek-590389">Bu projeyle gençler köyüne dönecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünyada ve ülkemizde hala önemli bir tehdit</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dunyada-ve-ulkemizde-hala-onemli-bir-tehdit-590484</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Nov 2025 11:07:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[baran]]></category>
		<category><![CDATA[dünyada]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[hala]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[ülkemizde]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[zatürre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=590484</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halk arasında zatürre olarak bilinen pnömoni, akciğer dokusunun iltihaplanması sonucu oluşan bir hastalık.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunyada-ve-ulkemizde-hala-onemli-bir-tehdit-590484">Dünyada ve ülkemizde hala önemli bir tehdit</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Halk arasında zatürre olarak bilinen pnömoni, akciğer dokusunun iltihaplanması sonucu oluşan bir hastalık. Dünyada ve ülkemizde hala en sık görülen enfeksiyonlardan biri olan zatürre aynı zamanda en önemli ölüm nedenleri arasında yer alıyor. Öyle ki ülkemizde her yıl   yaklaşık 300 bin kişiye zatürre tanısı konuluyor. Sağlık Bakanlığı’nın 2023 yılı verilerine göre; hastaneye en çok yatış gerektiren bir enfeksiyon olan zatürre ölüm sebepleri arasında ilk 10&#8217;uncu sırada olmaya devam ediyor.  <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Reha Baran, </strong> sonbahar ve kış aylarında kapalı alanlarda daha fazla zaman geçirilmesi nedeniyle görülme sıklığı artan zatürrenin özellikle ileri yaşta ve kronik hastalığı olan kişilerde  son derece ciddi ve ölümcül seyredebileceğine dikkat çekerek, “Enfeksiyon sebebiyle vücuttaki oksijen seviyesinin düşmesi tüm organları etkilemektedir. Bunun sonucunda akciğerin yanı sıra böbrek, kalp ile karaciğer yetmezlikleri gelişebilmektedir. Özellikle 65 yaş üstü ve kronik hastalığı olan kişilerde bu organlar çok daha kolay hasar görmektedir” diyor. <strong>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Reha Baran,</strong>  dolayısıyla zatürreden korunmanın yaşamsal önem taşıdığını vurgulayarak, “Bu enfeksiyondan en etkili korunma yöntemi ise özellikle 65 yaş üstü ve/veya altta kronik hastalığı olanların düzenli yıllık grip aşısı ve 1 kez zatürre aşısı yaptırmalarıdır” diyor.</p>
<p><strong>Kapalı alanlarda hızla bulaşıyor</strong></p>
<p>Sonbahar ve kış aylarında zatürrenin görülme sıklığı belirgin şekilde artış gösteriyor. Bu artışın nedenleri arasında grip (influenza), RSV (Respiratuar Sinsityal Virüs), koronavirus gibi solunum yolu virüslerinin bu mevsimlerde daha yaygın olmaları yer alıyor. Virüsler akciğerlerin savunmasını zayıflatıyor ve bakterilerin yerleşip iltihap yapmalarını kolaylaştırıyor. Soğuk havada kapalı ortamlarda uzun süre zaman geçirilmesi de damlacık yoluyla bulaşan mikroorganizmaların hızla yayılmalarını kolaylaştırıyor. Aynı zamanda soğuk hava burun ve solunum sistemindeki savunma mekanizmalarını zayıflatıyor. Güneş ışığının az olması da D vitamini düzeylerinin düşmesine ve bağışıklık sisteminin zayıflamasına sebep olabiliyor. Bu etkenler zatürrenin görülme sıklığını dolaylı olarak artırıyor. KOAH, kalp yetmezliği ve diyabet gibi kronik hastalıklar da soğuk havalarda kötüleşerek zatürrenin gelişimini kolaylaştırıyor. </p>
<p><strong>Mikroplar oksijen seviyesini düşürüyor!  </strong></p>
<p>Bakterilerin, virüslerin ve nadir olarak mantar enfeksiyonlarının akciğerlere ulaşmasıyla gelişen zatürre bulaşıcı ve hızlı ilerleyebilen bir hastalık. Çoğunlukla solunum yoluyla bulaşan zatürrenin bulaşma riski ise virüs veya bakterilerin türüne göre değişiyor. Hasta bir kişi öksürürken veya hapşırırken damlacıklar havaya karışıyor. Sağlıklı kişi bu damlacıkları soluduğunda mikroplar burun, boğaz veya soluk borusundan akciğerlere ulaşıyor. Normalde akciğerler kendini iyi koruyor; burun, soluk borusundaki tüyleri ve mukus ise mikropları dışarı atarken,  bağışıklık hücreleri de mikropları yutuyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Reha Baran, “Ancak  grip ve soğuk algınlığı gibi üst solunum yolu enfeksiyonu sonrasında, sigara kullanımında, bağışıklık sistemi zayıfladığında, aşırı yorgunlukta veya beslenme bozukluğunda mikroplar akciğerin hava keseciklerine  kadar ulaşmaktadır” uyarısında bulunuyor. Vücudun burada çoğalan mikropları yok etmek için iltihap karşıtı hücrelerini bölgeye gönderdiğini belirten Prof. Dr. Reha Baran, “Bu savaş sırasında alveoller, yani akciğer dokuları sıvı iltihap hücreleri ve bakterilerle dolmaktadır. Bunun sonucunda, vücutta oksijen seviyesi düşerken; ateş, öksürük ve göğüs ağrısı gibi sorunlar başlamaktadır” diyor. </p>
<p><strong>Hafif öksürük ve ateş erken belirtisi olabilir! </strong></p>
<p>Zatürre basit bir soğuk algınlığı gibi başlayıp, hızla ağırlaşabilen bir hastalık. Başlangıcında genellikle 38-40 derece ateş, titreme ve öksürük görülüyor. Önce kuru özellik sergileyen öksürük daha sonra sarı, yeşil veya pas renginde balgamlı hale geliyor.  Nefes alırken göğüste batar tarzda ağrı, halsizlik, yorgunluk, hafif egzersizlerde veya konuşurken hissedilen nefes darlığı, özellikle virüs zatürrelerinde kas-eklem ağrıları, diğer belirtilerini oluşturuyor.  Prof. Dr. Reha Baran, bu dönemde hekime başvurmanın yaşamsal önem taşıdığı uyarısında bulunarak, “Risk grubunda olanlarda ise sadece hafif öksürük ve ateş bile erken zatürre belirtisi olabilmektedir” diyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Reha Baran,<strong> </strong>erken tanı konulduğunda enfeksiyonun akciğerin tamamına yayılmadan durdurulabildiğine işaret ederek, “Bu sayede solunum yetmezliği ve kan zehirlenmesi gibi komplikasyonlar önlenirken, hastaneye yatış ihtimali azalmaktadır. Özellikle yaşlılarda ve kronik bir hastalığı olanlarda erken tedavi ölüm riskini önemli ölçüde düşürmektedir” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Bol sıvı alımı ve istirahat önemli! </strong></p>
<p>Zatürrenin tedavisinde amaç enfeksiyonu yok etmek, akciğer fonksiyonunu düzeltmek ve nefes darlığı ile organ yetmezliği gibi komplikasyonları önlemek. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Reha Baran,<strong> </strong>bakteri kaynaklı zatürrelerde tedavinin temelini antibiyotiklerin oluşturduğunu belirterek, “Viral zatürrelerde ise antibiyotik etkisizdir. Bu durumda; bol sıvı alımı, istirahat, ateş düşürücü ilaçlar ve gerekiyorsa oksijen desteği önemlidir.  İnfluenza (grip) kaynaklı gelişen zatürrelerde özel bir antiviral ilaçlar ve covid-19 gibi enfeksiyonlarda ise kortizon kullanılabilir” bilgisini veriyor.  </p>
<p><strong>Zatürreden korunmak için 8 kritik kural! </strong></p>
<ul>
<li>Zatürre ve grip aşılarınızı yaptırın. </li>
<li>Sigara ve alkolü mutlaka bırakın. </li>
<li>Ellerinizi sık sık sabunlu suyla en az 2 dakika boyunca yıkamayı alışkanlık edinin.</li>
<li>Kapalı ortamlarda bulunmaktan kaçının, eğer mecbursanız mutlaka maske kullanın. </li>
<li>Hastalar ile yakın temasta bulunmamaya özen gösterin.</li>
<li>Bağışıklık sistemini güçlendirmek için<strong> </strong>dengeli beslenin, özellikle protein ve C vitamini yönünden zengin besinler tüketin, yeterli süre uyuyun, düzenli egzersiz yapın, stresi yönetmeye çalışın,   kronik bir hastalığınız varsa düzenli olarak kontrolünü yaptırın. </li>
<li>Odanızı her gün üç kez olacak şekilde 15’er dakika havalandırın. Ayrıca, nem oranı çok düşük ortamlarda bulunmamaya dikkat edin.</li>
<li>Soğuk havada burundan nefes alın. Burun, soğuk havayı akciğerlere ulaşmadan önce ısıtır ve nemlendirir. </li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunyada-ve-ulkemizde-hala-onemli-bir-tehdit-590484">Dünyada ve ülkemizde hala önemli bir tehdit</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;nin Bilim Üssü Teknoloji Vadisi&#8217;ne Stratejik Ziyaret</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyenin-bilim-ussu-teknoloji-vadisine-stratejik-ziyaret-590028</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Nov 2025 13:42:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[biyoteknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Biyoteknoloji Vadisi]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[stratejik]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyenin]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<category><![CDATA[üssü]]></category>
		<category><![CDATA[vadisi]]></category>
		<category><![CDATA[yön]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=590028</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin yeni bilim ve teknoloji üssü Biyoteknoloji Vadisi, stratejik bir buluşmaya ev sahipliği yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyenin-bilim-ussu-teknoloji-vadisine-stratejik-ziyaret-590028">Türkiye&#8217;nin Bilim Üssü Teknoloji Vadisi&#8217;ne Stratejik Ziyaret</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Türkiye’nin yeni bilim ve teknoloji üssü Biyoteknoloji Vadisi, stratejik bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Kamu ve özel sektör temsilcileri, BİYOSAD ve BİOSB Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ercan Varlıbaş’ın ev sahipliğinde biyoteknoloji konusunda araştırma, üretim ve inovasyon ekosistemini güçlendirecek kapsamlı iş birliklerini değerlendirdi.</em></p>
<p>Türkiye’nin yeni bilim ve teknoloji üssü Biyoteknoloji Vadisi, önemli bir ziyarete ev sahipliği yaptı. Ziyaret kapsamında; Biyoteknoloji Sanayicileri Derneği (BİYOSAD) ve Biyoteknoloji İhtisas Organize Sanayi Bölgesi (BİOSB) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ercan Varlıbaş, Yönetim Kurulu Üyeleri ve BİYOSAD üyesi Zeynep Atabay Taşkent, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Birim Müdürü Zahid Tuncel ve ekibi ile bir araya geldi. </p>
<p>Ziyaretin ilk bölümünde olası iş birliklerinin değerlendirildiği bir toplantı gerçekleştirildi. Yaklaşık <strong>2,7 milyon metrekarelik bir alanda</strong> yükselen ve <strong>4,5 milyar dolarlık yatırım değeriyle</strong> Türkiye’nin en büyük teknoloji ve inovasyon projelerinden biri olan <strong>Biyoteknoloji Vadisi</strong>, toplantının ana gündemini oluşturdu. Görüşmede, biyoteknoloji konusunda araştırma, üretim ve inovasyon ekosistemini güçlendirecek kapsamlı iş birlikleri de değerlendirildi. Ziyaretin ikinci bölümünde ise, konuklar İstanbul’un Tuzla ilçesinde<strong> konumlanan Biyoteknoloji Vadisi arazisinde</strong> saha incelemesi gerçekleştirdi. </p>
<p>“TÜRKİYE’Yİ REFERANS ÜLKE HALİNE GETİRMEYİ AMAÇLIYORUZ”</p>
<p>BİYOSAD ve BİOSB Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Dr. Ercan Varlıbaş</strong>, toplantıda yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:</p>
<p>“Biyoteknoloji, bugün dünyanın ekonomik ve teknolojik rekabetini şekillendiren en stratejik alanlardan birisi konumundadır. Biyoteknoloji Vadisi olarak hedefimiz; Türkiye’yi bu rekabetin yalnızca bir parçası değil, aynı zamanda yön veren ülkelerinden birisi haline getirmektir.</p>
<p>Bu doğrultuda kamu ve özel sektörle yürüttüğümüz iş birlikleri, Türkiye’nin biyoteknoloji ekosistemini güçlendiren en önemli kaldıraçları oluşturuyor. Bu yapının güçlenmesi, aynı zamanda uluslararası yatırımcıların ekosistemimize entegrasyonunu mümkün kılan sağlam bir zemin hazırlıyor., Biyoteknoloji Vadisi’ni bölgesel bir merkezden global bir giriş kapısına dönüştürme hedefimizin önemli adımlarıdır. Güney Kore, Tayvan ve Boston’da katıldığımız fuarlar; bu hedefimize ulaşmamıza yardımcı olurken, Türkiye’nin biyoteknoloji vizyonunu küresel ölçekte görünür kılmamızı da destekliyor. </p>
<p>Tam da bu noktada 2026 yılının Haziran ayında gerçekleştirilecek dünyanın en önemli biyoteknoloji kongrelerinden olan Bio International Convention’a Türkiye Pavilion’u olarak katılım sağlayacağız. Kamu ve özel sektör ile gerçekleştireceğimiz pavilionda, ülkemizdeki biyoteknolojik çalışmaları tanıtacağız. </p>
<p>Bugün attığımız her adım, Türkiye’nin biyoteknoloji ekosistemini büyütmek, uluslararası paydaşlarla ortak projeleri güçlendirmek ve ülkemizi bu alanda referans gösterilen ülkeler arasına taşımak için stratejik bir önem taşıyor” ifadelerini kullandı. </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyenin-bilim-ussu-teknoloji-vadisine-stratejik-ziyaret-590028">Türkiye&#8217;nin Bilim Üssü Teknoloji Vadisi&#8217;ne Stratejik Ziyaret</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda bu hastalıklar sık görülüyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-bu-hastaliklar-sik-goruluyor-589314</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Nov 2025 09:42:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[Bağışıklık Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[görülüyor]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[şanlı]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=589314</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sonbaharla birlikte okulların açılması, havaların bir soğuyup bir ısınması ve kapalı alanlarda geçirilen sürenin artması derken, çocuklarda enfeksiyonların ve alerjik hastalıkların sıklığında artış yaşanıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-bu-hastaliklar-sik-goruluyor-589314">Çocuklarda bu hastalıklar sık görülüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sonbaharla birlikte okulların açılması, havaların bir soğuyup bir ısınması ve kapalı alanlarda geçirilen sürenin artması derken, çocuklarda enfeksiyonların ve alerjik hastalıkların sıklığında artış yaşanıyor. <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Manolya Hüma Şanlı</strong> “Zayıflayan bağışıklık sistemi ateş, öksürük, hapşırık, burun akıntısı, bulantı, kusma ve ishal gibi viral ve bakteriyel enfeksiyonlara kolaylıkla davetiye çıkarıyor. Ancak bağışıklık sistemini; günlük yaşantıda alınacak bazı basit önlemlerle güçlendirmek mümkün olabilmektedir” diyor. Dr. Şanlı, çocuklarda bağışıklığı güçlendirmenin 9 etkili yolunu anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Özellikle toplu taşıma araçlarında maske takmak</strong></li>
</ul>
<p>Son dönemde influenza ve covid gibi kış enfeksiyonlarının bulaşma ihtimalinin fazla olduğu toplu taşıma koşullarında öncelikli olacak şekilde düzgün maske kullanımı çok önemlidir. Hijyenik maske kullanımının, üst solunum yolu enfeksiyonlarının bulaş riskini ciddi oranda azalttığı su götürmez bir gerçektir. </p>
<ul>
<li><strong>Yeterli ve kaliteli uyumak</strong></li>
</ul>
<p>Yapılan çalışmalar; saat 22.00-02.00 arasında derin uykuda olmanın, çocuklarda büyüme, gelişme ve bağışıklık sistemi için büyük önem taşıdığını ortaya koymaktadır. Yaşa göre değişmekle birlikte çocuklarda 9-12 saat uyku gerekir. Özellikle karanlıkta, gece uykularında oluşan melatonin, antioksidan özelliği ile vücuttaki bakteri ve toksinlerle savaşır, vücutta doku iyileşme hızını artırır.</p>
<ul>
<li><strong>Bol su içmek</strong></li>
</ul>
<p>Yeterli su tüketimi; zararlı toksinleri vücuttan atarken, cilt, solunum sistemi, mide, bağırsaklar, böbrekler ve kalp-damar sağlığı başta olmak üzere vücudumuzun tüm fonksiyonları için büyük önem taşır. Yetersiz su tüketimi; eklem ağrıları, öksürük, kabızlık, idrar yolu enfeksiyonu, tansiyon düşüklüğü, baş ağrısı ve halsizlik gibi bir çok soruna yol açabilmektedir.  </p>
<ul>
<li><strong>Hijyene dikkat etmek </strong></li>
</ul>
<p>El ve yüz yıkamak, diş fırçalamak, duş almak, ayak hijyenine dikkat etmek çok önemlidir. Özellikle yemek öncesi ve tuvalet sonrası elleri iyice yıkamak enfeksiyonlardan korunmada temel kuraldır. Temiz hava almak ve özellikle sigara dumanından kaçınmak da çocukların bağışıklık sistemi için büyük önem taşımaktadır.  </p>
<ul>
<li><strong>Stresi yönetmeyi öğrenmek</strong></li>
</ul>
<p>Dr. Şanlı “Günümüzde çocuklarda yaygınlaşan aşırı stres, bağışıklık sistemini zayıflatarak enfeksiyonlara kolay yakalanmaya ve iyileşmenin gecikmesine neden olur. Aynı zamanda alerjik hastalıkları artırır, mide ve bağırsak sistemini bozar. Uyku bozukluğu yaparak büyüme hormonu ile tiroid hormonunun çalışma dengesini bozar. Kalp hızını artırarak hipertansiyona zemin hazırlar. Çocuklarla etkinlikler, aile içi pozitif iletişim, arkadaş ilişkileri vb iyileştirilmesi, stresi yönetmeyi öğrenmesi bağışıklık sistemini güçlendirir” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Düzenli egzersiz yapmak</strong></li>
</ul>
<p>Düzenli egzersiz, kan dolaşımını artırarak solunum ve dolaşım sisteminin daha etkin çalışmasını, bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlar. Çocuklar için günlük 1 saat fiziksel aktivite önerilir. Yürüyüş, koşu, bisiklete binme, yüzme veya açık havada oyun gibi aktiviteler çok faydalıdır. Egzersiz alışkanlığı kazanmak, çocukların zihinsel sağlığını da destekler.</p>
<ul>
<li><strong>Aşılarını düzenli yaptırmak</strong></li>
</ul>
<p>Dr. Şanlı “Çocukları sadece hastalandığında değil, sağlıklı oldukları dönemde de çocuk doktoru kontrollerine götürmeliyiz. Rutin aşılarını ihmal etmemeli, doktorumuzun önerdiği özel aşı dediğimiz diğer aşılarla beraber; özellikle her yıl yenilenen grip aşısını geciktirmeden yaptırıp sağlıklı bir bağışıklık sisteminin oluşması için ilk adımı atmalıyız. Aşılar, bağışıklık sistemini mikroplara karşı önceden “hazırlayarak” en güçlü korumayı sağlar” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Gereksiz antibiyotikten kaçınmak</strong></li>
</ul>
<p>Gereksiz antibiyotik kullanımı düzgün bağışıklık sistemini çökertir, yararlı hücre rezervini yok edip zararlı bakterilerin çoğalmasına, vücut direncinin düşmesine neden olur ve ek hastalıklara davetiye çıkarır. Grip ve nezle gibi virüs enfeksiyonlarının tedavisinde antibiyotik fayda sağlamaz. Bu nedenle doktorunuz gerekli görmedikçe antibiyotik kullanmayın.  </p>
<ul>
<li><strong>Dengeli ve sağlıklı beslenmesini sağlamak</strong></li>
</ul>
<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Manolya Hüma Şanlı “Dengeli ve sağlıklı beslenme bağışıklık hücrelerinin gelişimini destekler;<strong> </strong>besinlerden sağlanabilecek protein, demir, çinko, A, C, D ve E vitaminleri ve mineraller bağışıklık hücrelerinin üretimi ve işlevi için gereklidir. Büyüme ve bağışıklık için son derece kıymetli olan balı gibi omega-3’den zengin gıdalar ve fermente ürünler de sofrada mutlaka yerini almalıdır. Şekerli ve işlenmiş gıdalar bağışıklığı baskılar, aşırı şeker ve trans yağ içeren besinler iltihaplanmayı artırır, normal bağışıklık yanıtını bozar bu da hastalıklara yatkınlığı artırır. Tek tip beslenen (örneğin sadece makarna, fast food yiyen) çocuklarda vitamin eksiklikleri görülür ve bu da soğuk algınlığı, grip, zatürre gibi enfeksiyonlara karşı direnci azaltır” diyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-bu-hastaliklar-sik-goruluyor-589314">Çocuklarda bu hastalıklar sık görülüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vegan beslenme hem sağlığa hem de çevreye faydalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/vegan-beslenme-hem-sagliga-hem-de-cevreye-faydali-588436</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Nov 2025 10:26:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[çevreye]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[faydalı]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığa]]></category>
		<category><![CDATA[temelli]]></category>
		<category><![CDATA[vegan]]></category>
		<category><![CDATA[Vegan Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Vejetaryen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588436</guid>

					<description><![CDATA[<p>1 Kasım Dünya Vegan Günü olarak anılıyor ve vegan beslenmeye dair farkındalık geliştirilmesi hedefleniyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vegan-beslenme-hem-sagliga-hem-de-cevreye-faydali-588436">Vegan beslenme hem sağlığa hem de çevreye faydalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1 Kasım Dünya Vegan Günü olarak anılıyor ve vegan beslenmeye dair farkındalık geliştirilmesi hedefleniyor. Hayvanlardan elde edilen hiçbir gıdayı yememeyi içeren bir beslenme modeli olan vegan beslenmeye ilgi ise son yıllarda giderek artıyor. Vegan ve vejetaryen beslenme modelleri, yalnızca bir yaşam tarzı tercihi değil; etik, ekolojik ve sağlık temelli bir farkındalığın da göstergesi haline geldi. Vegan beslenmeye dair açıklamalarda bulunan İstinye Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Melike Şeyma Deniz, bu beslenme modellerinin sağlığa ve çevreye katkılarını değerlendirerek önemli uyarılarda bulundu.</p>
<p><strong>GEZEGENİN GELECEĞİ İÇİN DE KRİTİK ÖNEME SAHİP</strong></p>
<p>Dr. Deniz, son yıllarda yapılan bilimsel çalışmaların bitki ağırlıklı beslenmenin çok yönlü faydalarına dikkat çektiğini belirterek şöyle konuştu:</p>
<p>“Bitki temelli beslenme yalnızca bireysel sağlık açısından değil, gezegenin sürdürülebilirliği açısından da çok değerli. Çünkü bu beslenme modeli hem hastalık risklerini azaltıyor hem de çevresel etkileri minimize ediyor.”</p>
<p><strong>YETERSİZ BESİN ÖĞESİ ALIMI İÇİN TAKVİYE KULLANMAK ÖNEMLİ</strong></p>
<p>Hayvansal kaynaklı besinleri sınırlayan ancak farklı düzeylerde tüketim tercihleri bulunan bireylere vejetaryen deniliyor. Süt ürünleri tüketenler lakto-vejetaryen, yumurta tüketenler ovo-vejetaryen, her ikisini de tüketenler lakto-ovo-vejetaryen, balık tüketenler ise pesko-vejetaryen olarak adlandırılıyor. Hiçbir hayvansal ürünü kullanmayan bireyler ise vegan beslenme modelini benimsiyor. Dr. Deniz, özellikle vegan beslenme biçiminin dikkatli planlanması gerektiğini vurgulayarak şunları ekledi:</p>
<p>“Vegan diyetler doğru planlandığında yeterli ve dengeli olabilir. Ancak B12 ve D vitamini, kalsiyum, iyot, çinko, selenyum ve protein gibi bazı besin öğelerinin yetersiz alımı riski vardır. Bu nedenle profesyonel destek almak, gerekirse takviye kullanmak önem taşır.”</p>
<p><strong>VEGAN BESLENME KALP SAĞLIĞINA FAYDALI</strong></p>
<p>Araştırmalar, vegan beslenme modelinin koroner kalp hastalığı, tip 2 diyabet, hipertansiyon, bazı kanser türleri ve obezite riskini azalttığını ortaya koyuyor. Dr. Deniz, bu durumun beslenmenin içeriğiyle doğrudan ilişkili olduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p>“Bitki temelli beslenme; lif, antioksidan ve fitokimyasal bileşenler açısından zengin, doymuş yağ açısından ise düşüktür. Bu da hastalık riskini azaltan önemli bir faktördür. Ayrıca, bağırsak mikrobiyotasını güçlendirir ve inflamasyonu azaltarak cilt sağlığına da katkı sağlar.”</p>
<p><strong>SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK AÇISINDAN DA KATKI SUNUYOR</strong></p>
<p>Bilimsel veriler, vegan, vejetaryen ve Akdeniz tipi beslenme modellerinin çevresel sürdürülebilirlik açısından en avantajlı diyetler olduğunu gösteriyor. Bu beslenme biçimleri; daha az sera gazı emisyonu, daha az su tüketimi ve daha az toprak kullanımı gerektiriyor. Dr. Deniz, bu konuda verdiği örnekte şunları söyledi:</p>
<p>“Bir kilogram sebze üretimi için yaklaşık 332 litre su gerekirken, 1 kilogram dana eti üretimi için 15.415 litre su gerekiyor. Bu fark, bitkisel temelli beslenmenin gezegen üzerindeki etkisini açıkça ortaya koyuyor.”</p>
<p><strong>‘ETSİZ PAZARTESİ’ İLE BÜYÜK BİR FARK YARATILABİLİR</strong></p>
<p>Dr. Deniz, “Etsiz Pazartesi (Meatless Monday)” hareketinin herkes için ulaşılabilir bir başlangıç olduğunu vurgulayarak şöyle devam etti:</p>
<p>“Vegan veya vejetaryen olmasanız bile haftanın bir günü et yememek hem bedeniniz hem de gezegen için anlamlı bir katkı sağlar. Pazartesi günü öğünlerde sebze ve baklagil tercih ederek sağlığınızı desteklerken çevreye de olumlu bir etki yaratabilirsiniz.”</p>
<p><strong>BİTKİSEL AĞIRLIKLI BİR GELECEK MÜMKÜN</strong></p>
<p>Tüm bu veriler ışığında, bitki temelli beslenmenin yalnızca bir trend değil hem bireysel hem de toplumsal düzeyde daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir geleceğin anahtarı olduğu görülüyor. Dr. Deniz, “Et tüketimini azaltmak, sebze, meyve, tam tahıl ve baklagil ağırlıklı bir beslenme düzenine geçmek; sağlığımızı korumanın ve gezegenimize saygı göstermenin en etkili yollarından biridir” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vegan-beslenme-hem-sagliga-hem-de-cevreye-faydali-588436">Vegan beslenme hem sağlığa hem de çevreye faydalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tırnak bakımı sadece estetik değil, sağlık işi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tirnak-bakimi-sadece-estetik-degil-saglik-isi-588242</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Oct 2025 13:27:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bakım]]></category>
		<category><![CDATA[bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[estetik]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[işi]]></category>
		<category><![CDATA[kişiler]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Podolog]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tırnak]]></category>
		<category><![CDATA[Tırnak Bakımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588242</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Podoloji Programı Öğr. Gör. Muharrem Tosun, el ve ayak tırnak bakımı konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tirnak-bakimi-sadece-estetik-degil-saglik-isi-588242">Tırnak bakımı sadece estetik değil, sağlık işi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Podoloji Programı Öğr. Gör. Muharrem Tosun, el ve ayak tırnak bakımı konusunu değerlendirdi.</p>
<h3><strong>“Sertifikasız çalışanların sayısı azımsanmayacak kadar fazla”</strong></h3>
<p>Mahalle arası yerlerde çalışan tırnak bakım uzmanlarının eğitim düzeyi ve sertifika durumlarının farklılık gösterebildiğini ifade eden Öğr. Gör. Muharrem Tosun, “Bazı kişiler güzellik kurslarına katılarak temel eğitimler alsa da birçoğu bu işi tamamen tecrübe yoluyla öğrenmiştir. Sertifikasız çalışanların sayısı azımsanmayacak kadar fazladır. Bu durum, özellikle hijyen ve sağlık açısından risk oluşturabilir çünkü profesyonel eğitim almayan kişilerin enfeksiyon, mantar ve siğil gibi bulaşıcı hastalıklar veya cilt rahatsızlıkları gibi konularda yeterli bilgisi olmayabilir.” dedi.</p>
<h3><strong>“Bu eğitimler tıbbi bilgi içermiyor”</strong></h3>
<p>Tırnak bakım hizmeti veren kişilerin genellikle kısa süreli kurslarla yetkinlik kazandıklarını belirten Öğr. Gör. Muharrem Tosun, “Genellikle kısa süreli güzellik ve bakım kurslarına katılarak manikür-pedikür, el-ayak bakımı ve protez tırnak gibi konularda temel eğitim alırlar. Bu kurslar sonunda bazıları sertifika da elde eder. Ancak bu eğitimler tıbbi bilgi içermez; dolayısıyla sağlıkla ilgili sorunlara müdahale yetkileri yoktur. Yetkinlikleri daha çok estetik ve kozmetik bakım alanıyla sınırlıdır.” diye konuştu.</p>
<h3><strong>“Steril ekipman ve eldiven kullanımı hayati önem taşıyor”</strong></h3>
<p>Hijyen kurallarına uyulmadığında ciddi enfeksiyon riskleri doğabileceğine dikkat çeken Podolog Muharrem Tosun, “Bu kişiler mutlaka her müşteri için steril edilmiş veya tek kullanımlık malzemeler tercih etmelidir. Eldiven kullanımı, ellerin ve çalışma alanının temizliği çok önemlidir. Tırnak mantarı, siğil, enfeksiyon gibi bulaşıcı hastalıkların yayılmasını önlemek için hijyen kurallarına titizlikle uymaları gerekir. Ayrıca herhangi bir sağlık problemi belirtisi gördüklerinde işlem yapmaktan kaçınıp, kişiyi bir uzmana yönlendirmeleri gerekir.” ifadesinde bulundu.</p>
<h3><strong>“Podologlar, ayak sağlığında uzman kişilerdir”</strong></h3>
<p>Podologların yalnızca estetik değil, tıbbi bakıma da odaklandığını belirten Tosun, “Podologlar, özellikle ayak sağlığı alanında uzmanlaşmış kişilerdir. Tırnak batıkları, nasırlar, tırnak mantarı ve deforme tırnak gibi problemlerle ilgilenirler. Ayrıca medikal ayak bakımı yapabilirler. Estetik kaygıdan çok, sağlığı ön planda tutarak, kişiye özel tıbbi bakım uygularlar. Podologlar, sadece tırnak bakımı değil; diyabetik ayak bakımı, sporcu ayak bakımı ve hamilelerde ayak bakımı gibi özel sağlık alanlarında da destek sunarlar.” dedi.</p>
<h3><strong>“Tırnak bakımı, sağlık sorunlarını erken tespit etmede önemli rol oynar”</strong></h3>
<p>Podologların tırnak yapısındaki değişimleri dikkatle incelediğini ifade eden Muharrem Tosun, “Podologlar, bakım esnasında tırnakların rengi, yapısı, kalınlığı ve şekli gibi detaylara dikkat ederek sağlıkla ilgili olası sorunları tespit ederler. Örneğin tırnak mantarı, dolaşım bozuklukları ya da diyabetik komplikasyonlar gibi durumları erken fark edebilirler. Ayrıca bu tarz konularda multidisipliner çalışarak uzman hekimlerle iş birliği yaparlar. Böylelikle probleme zamanında müdahale ederek, ciddi sağlık problemlerinin önüne geçerler. Tedavi sürecinde bilimsel yöntemleri takip edip medikal aletler kullanarak ağrısız ve hijyenik çözümler sunarlar.” şeklinde konuştu.</p>
<h3><strong>“Düzenli tırnak bakımı yaşam kalitesini artırır”</strong></h3>
<p>Tırnak bakımının yalnızca görünüm değil, yaşam kalitesi açısından da önem taşıdığını söyleyen Öğr. Gör. Muharrem Tosun, şöyle devam etti:</p>
<p>“Düzenli tırnak bakımı sadece estetik değil sağlık açısından da önemlidir. Bakım ile tırnakta oluşabilecek mantar, kalınlaşma ve tırnak batması gibi istenmeyen durumların önüne geçilebilmektedir.  Ayrıca bazı hastalıkların belirtileri de tırnaklarda renk ve şekil bozukluğuyla kendisini gösterebilmektedir.   Özellikle yaşlı bireyler ve diyabet hastalarında tırnaklarda kalınlaşma görülmekte olup bu kişiler ev şartlarında kendi tırnaklarını kesmekte zorlanmaktadır bu da kişinin sosyal hayatını olumsuz etkilemektedir. Bu kişilerde yapılacak tırnak bakımıyla yaşam kaliteleri arttırılabilir ayakta oluşabilecek enfeksiyon riskinin önüne geçilebilir.</p>
<p>Podologlar, işlem sırasında bir sağlık problemi fark ettiklerinde öncelikle görev ve sorumlukları dahilinde işlem yapabilmektedirler. Sorumluluklarını aşan durumlarda ise aldıkları eğitim sonucu ilgili kişiyi hangi alandaki bir uzmana yönlendireceğini bilmektedirler Böylelikle sağlık problemine zamanında ve doğru yaklaşımla müdahale edilecek olduğundan bütüncül bir sağlık yaklaşımı da sunmuş olurlar.”</p>
<h3><strong>“Sterilizasyon cihazı kullanımı şart”</strong></h3>
<p>Tırnak bakımında en önemli riskin enfeksiyon bulaşması olduğunu hatırlatan Öğr. Gör. Muharrem Tosun, “Yapılan araştırmalar göstermiştir ki tırnaklarda işlem sırasında görülebilen en önemli risk enfeksiyon bulaşma riskidir. Bu sebeple kullanılacak tüm ekipmanların otoklov gibi sterilizasyon cihazlarında steril edilmesi gerekmektedir. Kişilerin bu konuya özellikle dikkat etmesini rica ediyorum.” diye sözlerine son verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tirnak-bakimi-sadece-estetik-degil-saglik-isi-588242">Tırnak bakımı sadece estetik değil, sağlık işi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Buca Belediyesi&#8217;nden kesintisiz &#8220;Afet Farkındalık Eğitimi&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buca-belediyesinden-kesintisiz-afet-farkindalik-egitimi-587795</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Oct 2025 11:13:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[buca]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[kesintisiz]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[toplumu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=587795</guid>

					<description><![CDATA[<p>Buca Belediyesi Arama Kurtarma Birimi (BUCAKUT), olası afetlere karşı ilçe sakinlerini bilinçlendirme çalışmalarını aralıksız olarak sürdürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buca-belediyesinden-kesintisiz-afet-farkindalik-egitimi-587795">Buca Belediyesi&#8217;nden kesintisiz &#8220;Afet Farkındalık Eğitimi&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Buca Belediyesi Arama Kurtarma Birimi (BUCAKUT), olası afetlere karşı ilçe sakinlerini bilinçlendirme çalışmalarını aralıksız olarak sürdürüyor. Buca Belediye Başkanı Mimar Görkem Duman, “Afetler değil, asıl can alan şey tedbirsizliklerdir. Yerel yönetimler olarak biz de bu gerçeğin bilinciyle hareket ediyoruz” dedi.</p>
<p>Buca’da afet farkındalığını artırmak amacıyla yoğun bir eğitim programı gerçekleştiren BUCAKUT, afet öncesinde alınması gereken önlemlerden, afet anında hayatta kalma becerilerine kadar geniş bir yelpazede toplumu bilinçlendiriyor. BUCAKUT’un verdiği eğitimlerin hayati önem taşıdığını belirten Buca Belediye Başkanı Görkem Duman, afetlere karşı hazırlıklı olmanın ise bir zorunluluk niteliğinde olduğunu söyledi.</p>
<p>“ÇALIŞMALARIMIZ SÜRECEK”<br />Yerel yönetim olarak bu bilinçle toplumun her kesimine yönelik çalışmalarını sürdüreceklerini belirten Buca Belediye Başkanı Görkem Duman, şöyle konuştu:<br />“30 Ekim’de yaşanan İzmir depremi, bu coğrafyada yaşayan herkes için bir milat. O acı deneyim bize gösterdi ki afetler değil, asıl can alan şey tedbirsizliklerdir. Yerel yönetimler olarak biz de bu gerçeğin bilinciyle hareket ediyor, ilçemizi afetlere karşı &#8216;dirençli kent&#8217;  vizyonuyla hazırlıyoruz.  BUCAKUT ekibimiz, bilinçli bir toplum oluşturma misyonu çerçevesinde önemli çalışmalara imza atıyor. Toplumun her kesimine yönelik eğitim çalışmaları gerçekleştiriyor. Özellikle ilçemizdeki okullarda afet farkındalık tatbikatları yaparak geleceğin bilinçli ve hazırlıklı toplumunu şekillendirme yolunda önemli adımlar atıyor. Muhtarlarımız ve STK&#8217;larımızla el ele vererek, afet bilincinin mahalle mahalle, sokak sokak yaygınlaşmasını sağlıyor.”</p>
<p>NELER YAPILIYOR?<br />BUCAKUT, düzenli eğitim programı kapsamında, ilçe genelindeki okullarda düzenli olarak &#8220;Afet Farkındalık Eğitimi&#8221; veriyor. Ekipler, öğrencilere deprem, yangın, sel gibi olaylarda doğru davranış şekillerini, tahliye yöntemlerini ve toplanma alanlarının önemini uygulamalı olarak aktarıyor. Senaryo tatbikatları, güvenli alan belirleme, &#8220;çök-kapan-tutun&#8221; tekniği gibi temel bilgiler, çocukların anlayabileceği sade bir dille uygulamalı şekilde gösteriliyor. Öte yandan, muhtarlar ve STK’lar da BUCAKUT&#8217;un eğitim çalışmalarının önemli bir parçasını oluşturuyor. Muhtarlar aracılığıyla mahalle sakinlerine daha hızlı ve etkin ulaşmayı hedefleyen ekip, STK&#8217;larla işbirliği yaparak toplumun her kesiminde afet bilincini yaygınlaştırmayı amaçlıyor. Yapılan seminerlerde, kentin depremselliği, afetlere karşı hazırlık ve arama kurtarma faaliyetlerinin önemi gibi konular detaylıca ele alınıyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buca-belediyesinden-kesintisiz-afet-farkindalik-egitimi-587795">Buca Belediyesi&#8217;nden kesintisiz &#8220;Afet Farkındalık Eğitimi&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocukluk çağının en çok görülen kanseri yaygınlaşıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocukluk-caginin-en-cok-gorulen-kanseri-yayginlasiyor-587720</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Oct 2025 08:26:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çağının]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[görülen]]></category>
		<category><![CDATA[hücreler]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[lösemi]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaşıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=587720</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde çocuk kanserleri arasında ilk sırada yer alan lösemi, son yıllarda giderek yaygınlaşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocukluk-caginin-en-cok-gorulen-kanseri-yayginlasiyor-587720">Çocukluk çağının en çok görülen kanseri yaygınlaşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde çocuk kanserleri arasında ilk sırada yer alan lösemi, son yıllarda giderek yaygınlaşıyor. <strong>Acıbadem Altunizade Hastanesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Canpolat</strong>, hastalığın özellikle 2-5 yaş arasındaki çocuklarda sık görüldüğünü belirterek, anne-babaların sıkı gözlemleri sayesinde erken teşhisin mümkün olduğunu vurguluyor. Çocukluk çağı kanserlerine karşı toplumsal farkındalığın artırılmasının, tedavi başarısında son derece önemli rol oynadığını, bu nedenle her yıl <strong>2-8 Kasım Lösemili Çocuklar Haftası</strong> kapsamında etkinlikler yapıldığını belirten Prof. Dr. Canpolat, löseminin 5 öncü sinyalini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p>Teknolojiyle iç içe, hızlı tüketimin merkezde olduğu modern yaşam, çocuk sağlığını sessiz ama güçlü biçimde tehdit ediyor. Artan hava kirliliği, hazır gıdalar, kimyasal içerikli oyuncaklar ve ekran karşısında geçirilen uzun saatler, çocukluk çağı lösemilerinin görülme oranının son yıllarda artmasına neden oluyor. <strong>Acıbadem Altunizade Hastanesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Canpolat </strong>bu durumun sadece genetik değil, çevresel faktörlerle de yakından ilişkisi olduğunu belirterek “Özellikle içinde bulundouğumuz modern çağda çevresel faktörlerin çok daha etkili olduğunu görüyoruz. Pestisit içeren gıdalar, hava kirliliği, plastik kullanımındaki artış ve elektromanyetik alanlar derken çocukların bağışıklık sistemi zayıflıyor. Ailelerin bu konuda bilinçli olması, erken farkındalık açısından kritik rol oynuyor” diyor. </p>
<p><strong>Sinsice ilerliyor, erken tanı büyük önem taşıyor</strong></p>
<p>Löseminin sinsice ilerleyen bir hastalık olduğu için belirtilerinin de genellikle yorgunluk, solunum yolu enfeksiyonları ya da kansızlık gibi durumlarla karıştırılabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Cengiz Canpolat sözlerine şöyle devam ediyor: “Oysa erken tanı, sadece yaşam süresini değil, tedavinin başarısını da kökten etkiliyor. Erken fark edilen her gün, çocuğun bağışıklık sisteminde önemli kazanımlar sağlıyor. Hastalığın ilk evrelerinde tespit edilmesi durumunda çocukların büyük bölümü tamamen sağlığına kavuşabiliyor. Ancak tanı geciktikçe kanserli hücreler çoğaldığından dolayı tedavi süreci uzuyor, ilaç dozları artıyor ve küçük bedenlerinin yükü ağırlaşıyor. Bu nedenle ailelerin en küçük şüphede bile vakit kaybetmeden uzmana danışmaları gerekiyor.”</p>
<p><strong>Tedavide kişiye özel yaklaşımlar öne çıkıyor</strong></p>
<p>Çocukluk çağı kanserleri içerisinde yüzde 30 ile en sık görüleni lösemi. Bilim dünyası çocukluk çağı lösemisinin tedavisinde son yıllarda büyük bir dönüm noktasına ulaştı. Günümüzde artık sadece kanser hücrelerini yok etmek değil, sağlıklı hücreleri koruyarak yaşam kalitesini yükseltmenin hedeflendiğini vurgulayan Prof. Dr. Cengiz Canpolat şöyle konuşuyor: “Geçmişte lösemi tedavisinde kullanılan kemoterapiler, vücuttaki tüm hızlı bölünen hücreleri etkilerdi. Günümüzde ise hedefe yönelik ilaçlarla sadece lösemi hücrelerine yöneliyoruz. Bu sayede saç dökülmesi, mide bulantısı gibi yan etkiler daha az görülüyor ve çocuklar tedavi sürecini çok daha iyi tolere ediyor.”</p>
<p><strong>Lösemide bu belirtileri ihmal etmeyin!</strong></p>
<p>Prof. Dr. Cengiz Canpolat, löseminin üç öncü belirtisini sıralayarak, anne babalara bu belirtileri kesinlikle dikkate almalarını vurguluyor. İşte o belirtiler;</p>
<ul>
<li><strong>Sebepsiz morluklar</strong></li>
</ul>
<p>Çocuğun cildinde bir çarpma sonucu değil, sebepsiz yere oluşan morluklar erken tanıda çok büyük önem taşıyor. Anne babalar genellikle ‘çocuk bu, sürekli düşüyor’ diyerek bacakların özellikle üst kısımlarında oluşan morlukları geçiştirmemeli. Eğer morluklar sık tekrarlıyor, geç iyileşiyor ya da farklı bölgelerde nedeni belirsiz şekilde ortaya çıkıyorsa mutlaka bir hekim tarafından değerlendirilmesi gerekiyor. </p>
<ul>
<li><strong>Burun ve diş eti kanamaları</strong></li>
</ul>
<p>Çocuklarda ara sıra burun veya diş eti kanaması normal olsa da, bu durum sıklaştığında önemli bir sinyal olabilir. Özellikle kendiliğinden başlayan, uzun süren ya da tekrarlayan burun kanamaları ve fırçalama sırasında kolayca kanayan diş etleri, kanın pıhtılaşma mekanizmasında bir sorun olduğuna işaret edebilir. Bu nedenle bu belirtileri hafife almamak, dikkatle izlemek ve zaman kaybetmeden doktora başvurmak gerekir. </p>
<ul>
<li><strong>Sık tekrarlayan ateş ve enfeksiyonlar</strong></li>
</ul>
<p>Bağışıklık sistemi zayıfladığı için çocuk sık sık ateşlenir, basit bir soğuk algınlığı uzun sürer veya tekrarlayan boğaz iltihapları görülür. Bu durum, vücudun savunma mekanizmasının lösemi hücreleri tarafından baskılandığını gösterebilir. Özellikle sonbahar ve kış aylarında çocuklarda solunum yolu enfeksiyonları yaygınlaştığı için, aileler bu duruma karşı uyanık olmalı, sık tekrarlayan ateş, enfeksiyon ve kol-bacak ağrıları olması durumunda çocuk onkoloji uzmanına başvurmalıdır. </p>
<ul>
<li><strong>Lenf bezlerinde büyüme</strong></li>
</ul>
<p>Çocukların enfeksiyon sırasında özellikle boyun, koltuk altı ya da kasık bölgesinde lenf bezlerinin büyüyebilir. Ancak tedavi süresi sona erdiğinde lenf bezlerinde hala bir küçülme olmamışsa hatta daha da büyümüşse, üzerine dokununca hassasiyet olmuyorsa ve lenf bezi büyümesine yüksek ateş eşlik ediyorsa mutlaka Çocuk Hematoloji ve Onkoloji bölümüne başvurulmalıdır.  </p>
<ul>
<li><strong>Bitmeyen halsizlik ve yorgunluk</strong></li>
</ul>
<p>Eskiden enerjik olan bir çocuğun oyunlara ilgisini kaybetmesi, sık sık dinlenmek istemesi ve yüzünde belirgin bir solgunluk oluşması, kansızlıktan çok daha fazlasını işaret edebilir. Lösemi, kemik iliğindeki sağlıklı hücrelerin yerini kanserli hücrelerin almasıyla oksijen taşıma kapasitesini azaltır. Çocuğunuzun günlük yaşamda hareketlilik seviyesini, uyku düzenini iyi takip ederek geçmeyen halsizlik, yorgunluk ve uykuya dalma güçlüğü durumunda doktora başvurun. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocukluk-caginin-en-cok-gorulen-kanseri-yayginlasiyor-587720">Çocukluk çağının en çok görülen kanseri yaygınlaşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadın Kooperatifleri, 8 konu başlığında toplanıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kadin-kooperatifleri-8-konu-basliginda-toplaniyor-587639</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Oct 2025 13:20:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başlığında]]></category>
		<category><![CDATA[çalıştay]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Kooperatifleri]]></category>
		<category><![CDATA[kalkınma]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[konu]]></category>
		<category><![CDATA[kooperatifleri]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[toplanıyor]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=587639</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Valiliği, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve Kocaeli Üniversitesi işbirliğiyle gerçekleştirilecek olan “Kocaeli Kadın Kooperatifleri Çalıştayı” 8 konu başlığında bir araya geliyor. 4 Kasım Salı günü Kocaeli Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek çalıştay öncesi paydaşlar toplantıda bir araya geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadin-kooperatifleri-8-konu-basliginda-toplaniyor-587639">Kadın Kooperatifleri, 8 konu başlığında toplanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Valiliği, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve Kocaeli Üniversitesi işbirliğiyle gerçekleştirilecek olan “Kocaeli Kadın Kooperatifleri Çalıştayı” 8 konu başlığında bir araya geliyor. 4 Kasım Salı günü Kocaeli Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek çalıştay öncesi paydaşlar toplantıda bir araya geldi.</p>
<p><b>KADIN KOOPERATİFLERİ ÇALIŞTAYI 4 KASIM’DA</b></p>
<p>Kadın girişimciliğini desteklemek, kooperatifler arası iş birliğini güçlendirmek ve sürdürülebilir üretim modelleri oluşturmak amacıyla Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde önemli bir çalıştay gerçekleştirilecek. Kocaeli’de faaliyet gösteren kadın kooperatiflerini bir araya getirecek “Kocaeli Kadın Kooperatifleri Çalıştayı” 4 Kasım Salı günü Kocaeli Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Çalıştay için hazırlıklar sürerken, paydaş odak toplantısı Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde yapıldı.</p>
<p><b>PAYDAŞ ODAK TOPLANTISI YAPILDI</b></p>
<p>Maide Restoran’da gerçekleştirilen programa; Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanı Nagehan Malkoç, Kocaeli İl Ticaret Müdürü Veysi Uzunkaya, Proje Danışmanı Hakan Hekimhanlı, Kocaeli Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Prof. Dr. Fadime Sertçelik, KOÜ Teknopark Müdürü Erçin Dinçer, Kadın ve Aile Hizmetleri Şube Müdürü Dr. Tuğba Yılmaz, Kent Politikaları ve Araştırmaları Şube Müdürü Ayhan Varol, Veri Analizi ve İş Geliştirme Şube Müdürü Menekşe Sözen, kooperatif temsilcileri katıldı.</p>
<p><b>“GERÇEK KALKINMA, KADINLARIN ÜRETİMİYLE MÜMKÜNDÜR”</b></p>
<p>Çalıştayın önemine dikkat çeken Malkoç, kadınların üretim ve iş hayatındaki rolünün güçlenmesinin toplumsal kalkınmanın en önemli unsurlarından biri olduğunu vurguladı. Kocaeli’nin sanayi kenti kimliğine dikkat çeken Malkoç, “Kocaeli, güçlü sanayi altyapısıyla ülkemizin lokomotif şehirlerinden biri. Ancak biz biliyoruz ki, gerçek kalkınma sadece sanayi üretimiyle değil, aynı zamanda kadınların üretim süreçlerine aktif katılımıyla mümkündür. Kadınlarımızın üretim gücüyle bu dinamizme katkı sunmaları, kentimizin ekonomik ve sosyal yapısına, el emeği, yaratıcılığı ve girişimciliği ise şehre farklı bir değer katıyor. Kadının olmadığı bir iş hayatı düşünülemez.  Kadın kooperatiflerinin, kadınların ekonomik bağımsızlık kazanmaları ve dayanışma kültürünü güçlendirmeleri açısından büyük bir önem taşıyor” dedi.</p>
<p><b>KADINLARIN ÜRETİM HİKÂYELERİ</b></p>
<p>Toplantıda programın akışı, oturum başlıkları ve kadın kooperatiflerinin sunum içerikleri ele alındı. Kadın emeğinin ekonomiye kazandırılması, kooperatiflerin kurumsal kapasitelerinin artırılması ve yerel kalkınmada kadınların rolünün güçlendirilmesinin hedeflendiği çalıştayda uzman konuşmacılar ve başarılı iş kadınları deneyimlerini paylaşacak. Tüm paydaşlar ile ortak akılda buluşularak; geçmiş deneyimler, mevcut durum, gelecek planlamaları ile iyi uygulama örneklerinin konuşulacağı çalıştay kapsamında sorunlara karşı geliştirilecek çözüm önerilerinin tüm boyutlarıyla masaya yatırılacağı 8 ayrı konu başlığı işlenecek.  </p>
<p><b>8 KONU BAŞLIĞI</b></p>
<p>Kocaeli Kadın Kooperatifleri Çalıştayı’nın, kentin kadın girişimciliği ekosistemine önemli katkılar sağlaması beklenirken, üretim kapasitelerinin artırılması, mali dayanıklılığın güçlendirilmesi, üye katılımının teşviki ve toplumsal etkinin genişletilmesi gibi stratejik konularda çalıştayda ele alınacak. Ayrıca satış ve dağıtım modelleri, eğitim programları, çevre dostu üretim yaklaşımları ve fon kaynaklarına erişim gibi kritik başlıklar da değerlendirilecek. Çalıştay’ın en temel hedefi, kadın emeğinin yerel kalkınmadaki rolünü güçlendirmek ve Kocaeli’nin üretim gücüne katkı sağlamak</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadin-kooperatifleri-8-konu-basliginda-toplaniyor-587639">Kadın Kooperatifleri, 8 konu başlığında toplanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnmeden Koruyan 6 Altın Önlem</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/inmeden-koruyan-6-altin-onlem-586946</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Oct 2025 13:00:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[aza]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[inme]]></category>
		<category><![CDATA[kol]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[koruyan]]></category>
		<category><![CDATA[nmeden]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586946</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüm dünyada yılda 17 milyon kişi inme geçiriyor, 6 milyonu hayatını kaybediyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre her yıl ülkemizde 150 bin kişi inme geçiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/inmeden-koruyan-6-altin-onlem-586946">İnmeden Koruyan 6 Altın Önlem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tüm dünyada yılda 17 milyon kişi inme geçiriyor, 6 milyonu hayatını kaybediyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre her yıl ülkemizde 150 bin kişi inme geçiriyor. Beyin ve damar hastalıkları, ülkemizdeki tüm ölümlerin yüzde 6&#8217;sını oluştururken, inme ölüm nedenleri arasında üçüncü sırada yer alıyor. İnmede erken müdahale büyük önem taşıyor. Öyle ki 4,5 saat içinde yapılan müdahaleler bireyde sakatlık ve ölüm riskini en aza indirebiliyor. Umut veren bir başka haber ise inme vakalarının % 90&#8217;ının sağlıklı yaşam tarzı değişiklikleri ve risk faktörlerinin kontrolüyle önlenebilmesidir. Memorial Antalya Hastanesi Girişimsel Nöroloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Elif Sarıönder Gencer “29 Ekim Dünya İnme Günü” nedeniyle, inmeden korunma yolları hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı. </p>
<p><strong>Zaman Beyindir: İlk 4,5 Saat Kritik Önemde</strong></p>
<p>İnme tedavisinde inme belirtilerinin fark edilmesi hayati önem taşımaktadır. Yüzün bir tarafında asimetri, ani kol veya bacak güçsüzlüğü, konuşma güçlüğü, ani görme sorunları, denge kaybı veya ani şiddetli baş ağrısı gibi belirtiler görüldüğünde zaman kaybetmeden uzman yardımı almak gerekir. İlk 4,5 saat içinde yapılan müdahaleler, sakatlık ve ölüm oranlarını önemli ölçüde azaltabilir. Bu nedenle &#8220;zaman beyindir&#8221; teması, inme tedavisinde en önemli ilke olarak öne çıkmaktadır.</p>
<p>İnme tedavisi konusunda son yıllarda ülkemizde önemli adımlar atılmıştır. 2019 yılında başlatılan sertifikasyon süreciyle 57 kapsamlı inme merkezi ve 51 birincil inme merkezi oluşturulmuş; bu merkezler, nüfusun yaklaşık yüzde 85&#8217;ini kapsayarak ülke genelinde inme tedavisine erişimi kolaylaştırmıştır.</p>
<p><strong>Birkaç Küçük Değişiklikle İnme Riskini En Aza İndirebilirsiniz</strong></p>
<p>İnmenin en önemli nedenleri arasında; ileri yaş, genetik faktörler, sigara, yüksek tansiyon, diyabet, kötü kolesterolün yüksek olması, fiziksel aktivite eksikliği ve obezitedir. Sigara, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, kötü kolesterolün yüksek olması, fiziksel aktivite eksikliği ve obezite gibi risk faktörlerin farkında olmak inme görülme riskini azaltabilir. İnme atağı olsa bile inmeden sonra yaşama ihtimalini artırarak sakatlığın derecesini azaltır. Bu nedenle özellikle yüksek tansiyon ve diyabet hastalarının yüksek kolesterol düzeyleri olan insanların kan şekeri, kan basıncı ve kandaki kötü kolesterol düzeylerini sıkı olarak kontrol altına alması gerekir. Tüm bunların yanında aşağıdaki önlemleri de alarak inme riskini en aza indirmek mümkün; </p>
<ul>
<li>Dengeli ve sağlıklı beslenmek</li>
<li>Düzenli fiziksel aktiviteye özen göstermek</li>
<li>Sigara ve alkolden uzak durmak</li>
<li>Kan basıncı ve diyabet kontrolünü ihmal etmemek</li>
<li>Düzenli sağlık kontrolleri yaptırmak</li>
<li>Aile hekimi takibi ve tarama programlarına katılmak</li>
</ul>
<p><strong>AF inme riskini 5 kat artırıyor</strong></p>
<p>Kalp ve damar hastalıkları arasında Atrial Fibrilasyon (AF) ve karotis arter darlıkları, inme riskini önemli ölçüde artıran durumlardır. Atrial fibrilasyon, kalbin düzensiz atmasına neden olan bir ritim bozukluğu olup, inme riskini yaklaşık 5 kat artırmaktadır. Kalpteki düzensiz kasılmalar nedeniyle kan pıhtıları oluşabilir ve bu pıhtılar beyne giderek felce yol açabilir. 65 yaş üstü bireylerde yüzde 8-10 oranında görülen AF, çoğu zaman belirtisiz seyredebilir veya çarpıntı, nefes darlığı ve yorgunluk gibi semptomlarla kendini gösterebilir.</p>
<p><strong>Düzenli kontrol şart! </strong></p>
<p>AF&#8217;nin erken tanısı için düzenli nabız kontrolü ve elektrokardiyografi (EKG) tetkiki önerilmektedir. Tanı konulduktan sonra, inme riskini azaltmak için kan sulandırıcı ilaçlar kullanılır. Ayrıca ritim kontrolü sağlayan ilaçlar, elektriksel kardiyoversiyon veya kateter ablasyonu gibi girişimsel yöntemler de tedavi seçenekleri arasındadır. Karotis arter darlığı ise, boyundaki ana atardamarlarda plak birikimi sonucu daralma oluşmasıdır ve iskemik inmelerin yüzde 20-30&#8217;undan sorumludur. Risk faktörleri arasında yüksek tansiyon, diyabet, sigara, yüksek kolesterol ve ileri yaş yer alır. Karotis darlığı genellikle belirtisiz seyreder, ancak geçici iskemik atak (TIA) veya inme ile kendini gösterebilir. Erken tanı için Doppler ultrasonografi gibi görüntüleme yöntemleri kullanılır. Tedavide yaşam tarzı değişiklikleri, antiplatelet ilaçlar ve kolesterol düşürücü ilaçların yanı sıra, ciddi darlıklarda karotis endarterektomi (cerrahi plak temizliği) veya karotis stent yerleştirilmesi gibi girişimsel yöntemler uygulanır. Bu tedaviler, inme riskini yüzde 80&#8217;e varan oranlarda azaltabilir.</p>
<p>Unutmayın, inme her yaşta ve her an karşımıza çıkabilir. İnme belirtilerini bilmek ve hızlı hareket etmek, hayat kurtarır. Siz ya da çevrenizdekilerde ani konuşma bozukluğu, yüz, kol veya bacakta güçsüzlük, görme kaybı, baş dönmesi ya da ani ve şiddetli baş ağrısı gibi belirtiler fark ederseniz, vakit kaybetmeden inme konusunda donanımlı bir hastaneye başvurmak gerekir. Çünkü erken tanı ve müdahale inmede sağ kalım oranını artırarak engelli kalma riskini en aza indirebilmektedir.  </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/inmeden-koruyan-6-altin-onlem-586946">İnmeden Koruyan 6 Altın Önlem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EÜ Diş Hekimliği Fakültesi, çocuklarla Cumhuriyet coşkusunu paylaştı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eu-dis-hekimligi-fakultesi-cocuklarla-cumhuriyet-coskusunu-paylasti-586340</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Oct 2025 11:20:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarla]]></category>
		<category><![CDATA[coşkusunu]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[etkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[Eü]]></category>
		<category><![CDATA[fakültesi]]></category>
		<category><![CDATA[hekimliği]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586340</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Diş Hekimliği Fakültesi Çocuk Kliniği, Atatürk’ün bilime ve sağlığa verdiği önemi vurgulamak, çocuklarda erken yaşta ağız ve diş sağlığı bilinci oluşturmak ve Cumhuriyet Bayramı coşkusunu miniklerle paylaşmak amacıyla Cumhuriyet ve Atatürk günleri kapsamında özel bir etkinlik düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eu-dis-hekimligi-fakultesi-cocuklarla-cumhuriyet-coskusunu-paylasti-586340">EÜ Diş Hekimliği Fakültesi, çocuklarla Cumhuriyet coşkusunu paylaştı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Diş Hekimliği Fakültesi Çocuk Kliniği, Atatürk’ün bilime ve sağlığa verdiği önemi vurgulamak, çocuklarda erken yaşta ağız ve diş sağlığı bilinci oluşturmak ve Cumhuriyet Bayramı coşkusunu miniklerle paylaşmak amacıyla Cumhuriyet ve Atatürk günleri kapsamında özel bir etkinlik düzenledi.</p>
<p>0-13 yaş arası çocukların ilk muayene ve tedavilerini üstlenen EÜ Diş Hekimliği Fakültesi Çocuk Kliniği, her gün çok sayıda çocuk ve ailesine hizmet veriyor. Klinik, düzenlediği bu etkinlikle hem çocuklara ağız ve diş sağlığının önemini eğlenceli bir atmosferde aktardı hem de Cumhuriyet’in değerlerini yaşatmanın mutluluğunu paylaştı.</p>
<p>Etkinliğin temel amacının Cumhuriyet Bayramı coşkusunu çocuk hastalarla paylaşmak olduğunu belirten Diş Hekimliği Fakültesi Pedodonti Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ece Eden,  “Etkinliğimize çocuklar açısından bakıldığında, diş hekimlerini yalnızca birer sağlık çalışanı olarak değil, aynı zamanda Cumhuriyet’in aydın bireyleri olarak görmelerini arzu ettik. Sadece diş tedavisi yapmanın ötesine geçerek bu etkinlikle ortak değerlere sahip olduğumuz farkındalığını oluşturmayı amaçladık. Diş hekimleri ve öğrencilerinin çocuk hastalar ve aileleriyle birlikte kutlama yapması, Atatürk’ü anarken onun bilime ve sağlığa verdiği önemi hatırlatma fırsatı sundu. Etkinlik kapsamında kliniğimizi bayraklar ve balonlarla süsledik. Girişte çocuklara Türk Bayrağı hediye ettik ve hep birlikte Cumhuriyet marşları söyleyerek neşeli, coşkulu bir ortam oluşturduk. Çocukların etkinliğe aktif katılımını ve keyifli vakit geçirmesini hedefledik. Bu tür etkinlikler, toplum ile üniversite arasında güçlü bağlar kurulmasına katkı sağlıyor. Üniversitenin topluma örnek olması, milli coşkuların paylaşılması ve Atatürk’ün bilime, sağlığa ve eğitime verdiği önemin çocuklara aktarılması açısından büyük önem taşıyor. Üniversite bünyesinde gerçekleştirilen bu tür faaliyetlerin, toplumun birlik ve beraberliğine katkı sağladığına yürekten inanıyorum” diye konuştu.</p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eu-dis-hekimligi-fakultesi-cocuklarla-cumhuriyet-coskusunu-paylasti-586340">EÜ Diş Hekimliği Fakültesi, çocuklarla Cumhuriyet coşkusunu paylaştı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HPV Aşısı Hem Kadınlar Hem de Erkekler İçin Hayati Önem Taşıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hpv-asisi-hem-kadinlar-hem-de-erkekler-icin-hayati-onem-tasiyor-586051</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Oct 2025 14:00:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[aşısı]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[erkekler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[hpv]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[Lezyon]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Rahim Ağzı Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[test]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586051</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadın sağlığını tehdit eden en önemli enfeksiyonlardan biri olan HPV çoğu zaman basit bir “siğil” olarak görülse de ilerleyen yıllarda rahim ağzı kanseri başta olmak üzere birçok ciddi hastalığa yol açabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hpv-asisi-hem-kadinlar-hem-de-erkekler-icin-hayati-onem-tasiyor-586051">HPV Aşısı Hem Kadınlar Hem de Erkekler İçin Hayati Önem Taşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadın sağlığını tehdit eden en önemli enfeksiyonlardan biri olan HPV çoğu zaman basit bir “siğil” olarak görülse de ilerleyen yıllarda rahim ağzı kanseri başta olmak üzere birçok ciddi hastalığa yol açabiliyor. Üstelik bu virüs sadece kadınları değil, erkekleri de etkiliyor. Bu nedenle, aşının her iki cinsiyette de uygulanması, toplum genelinde bulaşın azaltılmasında ve kanser vakalarının önlenmesinde hayati önem taşıyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum  Jinekolojik Onkoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Doğukan Yıldırım, HPV’nin kadın ve erkek sağlığındaki etkilerine dikkat çekerek, en etkili koruma yöntemlerinden biri olan HPV aşısı hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>HPV sık görülen ama az bilinen bir enfeksiyon</strong></p>
<p>Araştırmalara bakıldığında HPV’nin (Human Papilloma Virüsü) 200’ün üzerinde tipi olduğu görülmektedir. HPV türleri aslında sık görülen ama toplum tarafından az bilinen enfeksiyonlardır. Bunların bir kısmı yalnızca kozmetik sorunlara yol açarken, bir kısmı ise rahim ağzı, vajina, vulva, anüs ve hatta baş-boyun bölgesi kanserlerine kadar uzanan ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. HPV, cinsel yolla bulaşan en yaygın virüslerden biridir. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, cinsel olarak aktif bireylerin yaklaşık yüzde 80’i hayatlarının bir döneminde HPV ile karşılaşmaktadır. Bağışıklık sistemi çoğu zaman virüsleri temizler; ancak HPV 16 ve 18 gibi yüksek riskli tipler kalıcı hale geldiğinde hücrelerde DNA hasarına neden olabilir ve kanserleşme süreci başlayabilir.</p>
<p><strong>HPV yıllar sonra da kansere dönüşebilir</strong></p>
<p>HPV enfeksiyonunun etkileri yalnızca ciltteki siğillerle sınırlı değildir. Virüs, fark edilmeyen hücresel değişikliklerle yıllar sonra kansere dönüşebilir. Benign denilen iyi huylu lezyonlar, en sık görüleni genital siğillerdir ve bunlar kondilom olarak adlandırılır. Genellikle HPV 6 ve 11 tipleriyle ilişkilidir. Kansere dönüşmez, ancak yaşam kalitesini etkileyebilir. Bir diğer lezyon ise premalign; yani kanser öncüsü lezyonlardır. Dışarıdan fark edilmezler, mikroskobik düzeyde ilerleyen lezyonlardır. Servikal intraepitelyal neoplazi (CIN), vulvar intraepitelyal neoplazi (VIN) ve vajinal intraepitelyal neoplazi (VaIN) bu gruptadır. Özellikle CIN 2 ve CIN 3 tedavi edilmezse rahim ağzı kanserine dönüşebilir.</p>
<p><strong>Her yıl 600 bin kadın rahim ağzı kanseri tanısı alıyor</strong></p>
<p>Her yıl dünyada yaklaşık 600 bin kadına rahim ağzı kanseri tanısı konmakta ve maalesef 300 bin kadın bu hastalık nedeniyle yaşamını kaybetmektedir. Rahim ağzı kanserlerinin neredeyse tamamında HPV etken olarak yer alır. Virüs hücre içine yerleşip E6 ve E7 adlı onkojen proteinleri üretir; bu proteinler hücrenin DNA onarım mekanizmalarını bozarak kanserleşme sürecini başlatır.</p>
<p><strong>Sadece 2 test ile kanser riskini önlemek için adım atın</strong></p>
<p>HPV çoğu zaman belirti vermeden ilerler. Bu nedenle düzenli kontroller ve tarama testleri büyük önem taşır. Bu konuda kadınlara önerilen iki test bulunmaktadır. Bunlar Pap Smear ve HPV DNA testidir. Pap Smear testi, hücrelerdeki erken değişiklikleri gösterir. HPV DNA testi ise yüksek riskli tipleri doğrudan tespit eder. Bu iki testin birlikte uygulanması, rahim ağzı kanserinin erken teşhisi ve önlenmesinde altın standarttır.</p>
<p><strong>HPV aşısı kadınlar ve erkekler için koruma sağlar</strong></p>
<p>HPV aşısı, rahim ağzı kanseri dahil birçok HPV ilişkili kanseri önlemede bilimsel olarak kanıtlanmış en güçlü koruma aracıdır. HPV aşısı sadece kız çocukları için değil, erkekler için de koruyucudur. Bulaşmayı azaltır ve genital siğillere karşı da etkilidir. Hem kadınlar hem de erkekler HPV aşısı olabilir. HPV aşısı genellikle 11-12 yaşlarında rutin olarak tavsiye edilir. Cinsel temas ve HPV&#8217;ye maruz kalmadan önce aşılanma idealdir; ancak bu yaşlardan sonra da yapılmasında bir sakınca yoktur. Aşılar, en tehlikeli HPV tiplerine karşı yüksek koruma sağlamaktadır. </p>
<p><strong>Farkındalık, aşılama ve düzenli kontrol şart!</strong></p>
<p>HPV, yalnızca dışarıdan fark edilen siğillerden ibaret değildir; sessizce ilerleyip yıllar sonra da kansere yol açabilir. Bu nedenle aşılama, tarama ve doğru bilgilendirme kadın sağlığının korunmasında temel unsurlardır. HPV ile mücadelede başarı, toplumun bilinçlenmesi, aşının yaygınlaşması ve uzman ellerde yürütülen doğru tedavi ile mümkündür. Aşının yaygın uygulandığı ülkelerde kanser öncüsü lezyonlarda ve rahim ağzı kanseri oranlarında belirgin azalma gözlenmiştir. Türkiye’de aşının henüz ulusal aşı takviminde yer almaması nedeniyle aşılama oranları düşük olsa da, bireysel olarak yaptırmak mümkündür.</p>
<p><strong>İleri evrelerde jinekolojik cerrahi müdahale gerekebilir</strong></p>
<p>HPV’ye bağlı lezyonların tanı ve tedavisinde jinekolojik onkoloji uzmanlarının deneyimi büyük önem taşır. Anormal smear sonuçlarında kolposkopi, biyopsi veya cerrahi gerekebilir. Erken evrelerde konservatif yaklaşımlar yeterli olurken, ileri evrelerde minimal invaziv cerrahi, sentinel lenf nodu biyopsisi ve immünoterapi gibi modern yöntemler uygulanır.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hpv-asisi-hem-kadinlar-hem-de-erkekler-icin-hayati-onem-tasiyor-586051">HPV Aşısı Hem Kadınlar Hem de Erkekler İçin Hayati Önem Taşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meme Kanseri için Pembe Çiçekler Toprakla Buluştu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-icin-pembe-cicekler-toprakla-bulustu-585937</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Oct 2025 16:26:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[buluştu]]></category>
		<category><![CDATA[çiçekler]]></category>
		<category><![CDATA[dutlulu]]></category>
		<category><![CDATA[etkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[Manisa Büyükşehir Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[Meme Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[pembe]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[toprakla]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585937</guid>

					<description><![CDATA[<p>Manisa Büyükşehir Belediyesi, Su Elçileri Kanserle Mücadele Derneği (SUKANDER) işbirliğiyle, meme kanserine karşı farkındalık oluşturmak amacıyla etkinlik düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-icin-pembe-cicekler-toprakla-bulustu-585937">Meme Kanseri için Pembe Çiçekler Toprakla Buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Manisa Büyükşehir Belediyesi, Su Elçileri Kanserle Mücadele Derneği (SUKANDER) işbirliğiyle, meme kanserine karşı farkındalık oluşturmak amacıyla etkinlik düzenledi. Farkındalık sembolü olarak pembe çiçek ekimi yapılan etkinliklerde Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, çeşitli organizasyonlar ile konuyu gündemde tutacaklarını söyledi.</p>
<p>Manisa Büyükşehir Belediyesi, Meme Kanseri Farkındalık Ayı dolayısıyla Su Elçileri Kanserle Mücadele Derneği işbirliğinde etkinlik gerçekleştirdi. Fatih Parkı’ndaki programa Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Genel Sekreter Burak Deste, Genel Sekreter Yardımcıları Ulaş Aydın ve Ahmet Ata Temiz, daire başkanları, siyasi parti temsilcileri, Su Elçileri Kanserle Mücadele Derneği Başkanı Yeliz Hastürk, Dr. Fzt. Öğretim Görevlisi Tuğçe Şirin Korucu, davetliler ve çok sayıda vatandaş katıldı. Hastürk’ün konuşmasıyla başlayan etkinlikte, Başkan Dutlulu erken teşhisin önemine değindi.</p>
<p><b>Erken Teşhisin Önemine Dikkat Çekti</b></p>
<p>Erken teşhisin önemine dikkat çeken ve farkındalık çalışmalarına büyük önem verdiklerini söyleyen Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, etkinliği de farkındalık oluşturmak ve meme kanserine dikkat çekmek için gerçekleştirdiklerini söyledi. Başkan Dutlulu, “Bugün attığımız her adımı, farkındalığa, dayanışmaya ve sağlıklı bir geleceğe attık.</p>
<p>Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında şehrimizde çeşitli organizasyonlar gerçekleştirerek bu önemli konuyu gündemde tutmaya çalışıyoruz. 17 ilçe belediyemizle birlikte meydanlarımızı, binalarımızı pembe renkle donatarak farkındalık oluşturduk. Tüm belediye başkanlarımızla birlikte videolar hazırladık ve bunları vatandaşlarımızla paylaştık” dedi.</p>
<p><b>“Sağlık Çalışmalarına Destek Oluyoruz”</b></p>
<p>Farkındalık çalışmalarının merhum Ferdi Zeyrek döneminde başladığını hatırlatan Başkan Dutlulu, aynı kararlılıkla konuya önem vermeye devam ettiklerini söyledi. Sağlık hizmetlerinden herkesin eşit şekilde faydalanması gerektiğini söyleyen Başkan Dutlulu, “Sadece zenginlerin değil, sosyal ve ekonomik her kesimden insanın kaliteli sağlık hizmetine erişmesi gerektiğine inanıyorum. Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı çalışmalara destek oluyoruz. Manisa Büyükşehir Belediyesi olarak da halkımızı bilinçlendirmek ve farkındalık oluşturmak için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz. Emeği geçen, katılan herkese teşekkür ediyorum. Bir kez daha hatırlatıyoruz ‘Erken Teşhis Hayat Kurtarır!’” diye konuştu.</p>
<p><b>“Meme Kanseri Farkındalığını Arttırmak İçin El Ele Verdik”</b></p>
<p>Uluslararası Su Elçileri Federasyonu (USEF) Genel Başkan Yardımcısı ve Su Elçileri Kanserle Mücadele Derneği Kurucu Başkanı Yeliz Hastürk, şunları söyledi: “Ekim Ayı Uluslararası Meme Kanseri farkındalık ayı. Bütün ay boyunca biz, kamu, yerel yönetim ve özel sektör işbirliğiyle meme kanseri farkındalığını arttırmak için el ele verdik. Bugün de Manisa’da, Manisa Büyükşehir Belediye’mizin konuğuyuz. Burada kadın ve meme sağlığı, erken tedavi ve fiziksel aktivitenin önemine vurgu yapıyoruz. Hareketsiz yaşam şu anda maalesef ülkemizde yaygınlaştı. Bu hareketsiz yaşamı, nasıl hareketli hale dönüştürebileceğimiz ile ilgili ilk adımları atacağız. Meme sağlığı ve fiziksel aktivite arasındaki bağı anlatacağız. Desteklerinden dolayı Manisa Büyükşehir Belediye Başkanımız Besim Dutlulu’ya çok teşekkür ederiz.”</p>
<p><b>“Meme Kanseri Sembolü Pembe Çiçekler Ekildi”</b></p>
<p>Fatih Parkı’nda düzenlenen etkinlik kapsamında meme kanserinin farkındalık sembolü olan pembe çiçekler toprakla buluştu. Çiçek ekiminin ardından Dr. Fzt. Tuğçe Şirin Korucu tarafından hem meme kanseri hakkında bilgiler verildi hem de katılımcılarla birlikte egzersiz yapıldı. Bilgilendirmenin ardından hareket etmenin meme kanseri riskini azaltmasına dikkat çekmek amacıyla zumba etkinliği gerçekleştirildi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-icin-pembe-cicekler-toprakla-bulustu-585937">Meme Kanseri için Pembe Çiçekler Toprakla Buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı Bir Menopoz İçin Bu Kontrolleri İhmal Etmeyin</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/saglikli-bir-menopoz-icin-bu-kontrolleri-ihmal-etmeyin-584735</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Oct 2025 10:33:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[etmeyin]]></category>
		<category><![CDATA[hmal]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kontrolleri]]></category>
		<category><![CDATA[menopoz]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[vajinal]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584735</guid>

					<description><![CDATA[<p>Menopoz, yumurtalıklarda folliküllerin tükenmesiyle hormon üretimi ve adet döngüsünün kalıcı olarak bitmesiyle başlıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-bir-menopoz-icin-bu-kontrolleri-ihmal-etmeyin-584735">Sağlıklı Bir Menopoz İçin Bu Kontrolleri İhmal Etmeyin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Menopoz, yumurtalıklarda folliküllerin tükenmesiyle hormon üretimi ve adet döngüsünün kalıcı olarak bitmesiyle başlıyor. Bir hastalık değil, doğal biyolojik bir süreç olan menopoz kadınlarda 45-55 yaşlarında başlıyor. Bu süreçte yaşam kalitesi, hormon düzeylerindeki azalma nedeniyle etkilenebiliyor. Her kadında farklı şiddet ve sürelerde görülen menopoz, sadece fizyolojik değil psikolojik ve sosyal etkileri de beraberinde getiriyor. Günlük yaşamın sorumluluklarıyla birleştiğinde bu değişimler kadının yaşam kalitesini zorlaştırabiliyor. Ancak belirtilerin fark edilmesi, düzenli kontrollerin yapılması ve uygun tedavi yöntemleriyle menopoz süreci sağlıklı bir şekilde yönetilebiliyor. Memorial Bodrum Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Nevin Numanoğlu, “18 Ekim Dünya Menopoz Günü” nedeniyle menopoz süreci ve tedavi yaklaşımları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Yılda Bir Kere Jinekolojik Kontrolle Gidin </strong></p>
<p>Menopozdaki her kadının ihtiyaçları ve şikayetleri farklıdır ve bireysel değerlendirme önemlidir. Menopoz döneminde düzenli sağlık kontrolleri, hem erken teşhis hem de yaşam kalitesinin korunması açısından kritik bir rol oynar. Bu süreçte detaylı öykü ve aile geçmişi alınması, genel sağlık durumunu ortaya koymak için önemlidir. Geniş kapsamlı biyokimyasal testler (kan sayımı, idrar analizi, kan şekeri, lipidler, karaciğer enzimleri) olası risklerin önceden belirlenmesine yardımcı olur. Ayrıca yıllık smear testleri, rahim ağzı sağlığını korumak için aksatılmamalıdır. Mamografi ve meme ultrasonu, meme kanseri açısından erken teşhis imkânı sunarken, düzenli olarak takip edilmesi gereken en önemli tarama yöntemlerindendir. Menopoza girmeden önce görülebilen Kanama düzensizlikleri normal kabul edilmemeli, mutlaka araştırılmak üzere doktora başvurulmalıdır. Yılda en az bir kez yapılan jinekolojik muayene, olası sağlık sorunlarını erken fark etme ve gerekli önlemleri zamanında alma açısından büyük önem taşır. </p>
<p><strong>Düzenli Tedavilerle Menopoz Döneminde Cinsel Sağlığınızı da Koruyabilirsiniz</strong></p>
<p>Menopoz döneminde östrojen hormonunun azalmasıyla birlikte vajinal bölgede belirgin değişiklikler ortaya çıkar. Vajinal kuruluk, yanma, tahriş ve ağrılı cinsel ilişki (disparoni) bu dönemde sık karşılaşılan şikâyetler arasındadır. Bu fiziksel değişiklikler zamanla cinsel isteksizliğe ve çiftler arasında iletişim sorunlarına yol açabilir. Uygun vajinal ilaç tedavileri sayesinde vajinal dokunun sağlıklı yapısı korunabilir. Bu tedaviler yalnızca cinsel hayatı rahatlatmakla kalmaz, aynı zamanda idrar yolu enfeksiyonlarının ve idrar kaçırma şikâyetlerinin azalmasına da yardımcı olur. Düzenli doktor kontrolü ve kişiye özel tedavi planlaması, menopoz döneminde cinsel sağlığın korunmasında büyük önem taşır. Ayrıca bu süreçte yalnızca tıbbi tedavi değil, yaşam tarzı düzenlemeleri de önemlidir. Düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme, yeterli sıvı alımı ve eşler arasında açık iletişim, menopoz döneminde cinselliğin sağlıklı şekilde devam etmesine katkı sağlar.</p>
<p> </p>
<p><strong>Hormon Replasman Tedavisi Menopoz Dönemi Kolaylaştırabiliyor</strong></p>
<p>Menopoz döneminde sık kullanılan yöntemlerden biri olan Hormon Replasman Tedavisi (HRT), kadınların en çok çekindiği tedavi seçeneklerinden biridir. Meme kanseri riskinin gündeme gelmesi endişe yaratsa da, her kadın için bu tedavi sakıncalı değildir. Tedaviye başlanıp başlanmayacağı, fayda ve risk dengesine bakılarak kişiye özel şekilde değerlendirilmelidir. Doğru hasta seçildiğinde HRT, menopoz belirtilerini azaltarak yaşam kalitesini belirgin şekilde artırabilir. HRT uygulanması uygun olmayan durumlar da vardır. Rahim ve meme kanseri öyküsü bulunan kadınlarda, nedeni açıklanamayan anormal vajinal kanamaları olanlarda, karaciğer hastalıklarında, pıhtı atma riski yüksek olanlarda, şişmanlık, hipertansiyon ve aşırı sigara kullanımı olanlarda HRT önerilmez. Ayrıca kalp krizi öyküsü olan kadınlarda da bu tedavi riskli olabilir. HRT, sıcak basmaları, gece terlemeleri, uykusuzluk, vajinal kuruluk gibi yaşam kalitesini olumsuz etkileyen semptomların hafifletilmesinde oldukça etkilidir. Ayrıca osteoporoz riskini azaltarak kemik sağlığını da koruyabilir. Ancak her tedavide olduğu gibi HT’de de düzenli doktor kontrolü ve kişiye özel takip büyük önem taşır. Tedaviye başlanmadan önce ayrıntılı muayene, laboratuvar testleri ve aile öyküsü değerlendirilmelidir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-bir-menopoz-icin-bu-kontrolleri-ihmal-etmeyin-584735">Sağlıklı Bir Menopoz İçin Bu Kontrolleri İhmal Etmeyin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Selim Badur: &#8220;İnfluenza virüsü bakterilere zemin hazırlıyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-selim-badur-influenza-virusu-bakterilere-zemin-hazirliyor-584604</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Oct 2025 15:13:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[badur]]></category>
		<category><![CDATA[bakterilere]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[gebeler]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[influenza]]></category>
		<category><![CDATA[nfluenza]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[selim]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<category><![CDATA[virüsü]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584604</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen “Grip ve Grip Aşılarının Önemi” başlıklı panelde, ciddi bir hastalık olan grip, griple mücadele, riskli grupların alması gereken önlemler ve grip aşıları ele alındı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-selim-badur-influenza-virusu-bakterilere-zemin-hazirliyor-584604">Prof. Dr. Selim Badur: &#8220;İnfluenza virüsü bakterilere zemin hazırlıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen “Grip ve Grip Aşılarının Önemi” başlıklı panelde, ciddi bir hastalık olan grip, griple mücadele, riskli grupların alması gereken önlemler ve grip aşıları ele alındı. İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Badur, influenza başta olmak üzere virüslerin çeşitli bakteri enfeksiyonlarına zemin hazırladığını belirterek özellikle risk gruplarında grip aşısının önemini vurguladı.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından “Bilimsel Etkinlikler Serisi 2025-2026” kapsamında düzenlenen ilk etkinlik olan “Grip ve Grip Aşılarının Önemi” panelinde alanında uzman akademisyenler bir araya gelerek grip ve grip aşılarını pek çok yönüyle ele aldı. İstanbul Atlas Üniversitesi Dr. Ralph A. Defronzo Oditoryumu’nda düzenlenen sempozyumda grip virüsü, gripten korunmanın yolları ve grip aşılarına ilişkin bilgi verildi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Prof. Dr. Faruk Aydın: “Grip ciddi sorunlar doğurabilecek bir enfeksiyon hastalığıdır”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Panelin açılış konuşmasını yapan Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Faruk Aydın, özellikle kış aylarında sıkça karşılaşılan ve her yaştan bireyi etkileyen grip (influenza) üzerine bilgi paylaşımında bulunmak, güncel gelişmeleri değerlendirmek ve doğru bilinen yanlışları ele almak istediklerini söyledi. Gribin çoğu zaman hafife alınsa da toplum sağlığı açısından ciddi sonuçlar doğurabilecek bir enfeksiyon hastalığı olduğunu belirten Prof. Dr. Faruk Aydın, “Özellikle risk grubundaki bireyler için erken tanı, etkili korunma yöntemleri ve doğru bilgilendirme büyük önem taşımaktadır. Bu panelde alanında uzman konuşmacılarımız sayesinde grip virüsünün yapısından aşılama politikalarına, toplumda bağışıklık geliştirme stratejilerinden salgın yönetimine kadar birçok önemli konuyu ele alacağız” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Prof. Dr. Selim Badur: “İnfluenza virüsleri bakterilerin işini kolaylaştırıyor”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Badur, “Grip Sadece Grip midir?” başlıklı konuşmasında gribin asla sadece basit bir solunum yolları enfeksiyonu olmadığını belirterek grip enfeksiyonunun ölüme yol açmasının nedenlerine değindi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dünyada çeşitli tarihlerde yaşanan pandemilerde çok sayıda insanın yaşamını yitirdiğini kaydeden Prof. Dr. Selim Badur, “Bu insanlar neden ölüyor? Birincisi influenza virüsleri, bakterilerin işini kolaylaştırıyor. Bir de kendileri çok patojen ve ölümcül olabiliyorlar. Biliyoruz ki influenza başta olmak üzere virüsler, çeşitli bakteri enfeksiyonlarına zemin hazırlamaktalar. Viral enfeksiyonu takiben ikincil bakteri enfeksiyonlarını kolaylaştırıcı birtakım değişimler yaşanıyor. Bariyer işlevi zayıflıyor, bakteri reseptörlerinin önü açılıyor. İmmünolojik parametreler değişiyor ve mikro çevre değişiyor” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>İnfluenza ile kalp krizinden ölüm arasında epidemiyolojik ilişki var</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İngiltere ve Hong Kong’da yapılan bazı çalışmalara değinen Prof. Dr. Selim Badur, “İnfluenza aktivitesinin arttığı aylarda, haftalarda kalp krizinden ölenlerin sayısında artış oluyor. Demek ki aralarında bir ilişki olduğu epidemiyolojik olarak gösteriliyor. Nitekim grip gibi solunum yolları enfeksiyonları yetişkinlerde miyokardit enfeksiyonu ve inme riskini artıyor” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Aşılama ile yoğun bakıma yatışlar azaldı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Gripten korunmada en etkili yöntemlerden biri olan aşılarla ilgili çalışmalardan örnekler veren Prof. Dr. Selim Badur, “Hong Kong’da 60-65 yaş üzeri 30- 32 bin kişiyle yapılan bir çalışmada bu kişilere pnömokok ve influenza aşıları uygulandığında iskemik atak, akut miyokardit enfarktüsü, yoğun bakıma yatışların ciddi olarak azaldığı görülmüş. Grip sadece basit bir solunum yolu enfeksiyonu değil ve nitekim solunum yolu enfeksiyonuna yol açan 200 üzerinde etken var. Bunların içinde gribe karşı aşı var ve bu aşı önemli bir aşı” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Asıl riski virüsün kendi oluşturuyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Özellikle mRNA aşıları ile kardiyovasküler hastalıklar arasında ilişki olduğu yönündeki görüşlerin bilimsel dayanağı olmadığını belirten Prof. Dr. Selim Badur, “Covidle ilgili yapılan çalışmalarda mRNA aşısı sonrası miyokardit riskinin 100 binde 2 olmasına karşın, enfeksiyonun kendisiyle ağır şekilde covid geçirenlerde 100 binde 226 oranında kalp sorunu yaşandığı ortaya çıktı. Demek ki asıl kardiyovasküler soruna yol açan mekanizmayı virüs oluşturuyor” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Zeynep Eran: “Gebelere aşılama öneriliyor”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Zeynep Eran, influenza virüsünün yapısı ve tipleriyle ilgili bilgi verdi. Yaşlılar, KOAH hastaları ve gebelerin de aralarında bulunduğu riskli gruplar için de aşılamanın önemli olduğunu söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Gebelik döneminde aşılamanın önemine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Zeynep Eran, “Riskli grupta gebeler var. Gebelerde ciddi riskler oluşabilir. 1918- 1919, 1957-1958 ve 2009 -2010 yıllarında meydana gelen pandemilerde de gebe kayıpları gözlenmiş. Gebelerin influenza dönemlerinde hastaneye yatış oranları da diğer dönemlere göre iki kat daha fazla. En yüksek hastaneye yatış ilk üç ayda ve doğuma yakın zamandaki dönemde gerçekleşiyor. Kronik hastalığı olan gebelerde hastaneye yatış oranı sağlıklı gebelere oranla daha fazla. Peki bizim gebe bağışıklık hedeflerimiz ne? Hamilelik sırasında anne ve fetüsü korumamız lazım. Bu durumda annenin aşılanması öneriliyor. Doğumdan sonraki haftalarda anne sütüyle beraber 6 ay boyunca antikor bebeği koruyacaktır” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Şenay Zengi: “Okul çağı çocukları toplum bulaşında kilit rol oynuyor”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Şenay Zengi ise pediatrik açıdan gribin önemli sonuçlara yol açacağını belirterek bebek ve çocuklarda aşılamanın önemini anlattı. Dünya genelinde mevsimsel salgınlar yapan yüksek bulaşıcı bir viral hastalık olan influenzanın tüm yaş gruplarını etkilediğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Şenay Zengi, “Ancak 5 yaş altı çocuklar, yaşlılar, kronik hastalığı olan bireyler ciddi komplikasyon riski altındadır. Enfeksiyon okul çağındaki çocuklardan hızlı yayılır ve toplum bulaşında kilit rol oynar” uyarısında bulundu. Grip aşısının grip mevsimi boyunca (eylül-mart ayları arasında) yapılabileceğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Şenay Zengi, “Aşının koruyucu etkisi uygulamadan yaklaşık 2 hafta sonra başlar. Bu nedenle gribin sık görülmeye başladığı dönemden hemen önce aşı olması önerilir. Aşılanmayan kişiler mart ayı sonuna kadar aşı yaptırabilir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-selim-badur-influenza-virusu-bakterilere-zemin-hazirliyor-584604">Prof. Dr. Selim Badur: &#8220;İnfluenza virüsü bakterilere zemin hazırlıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çiğli Belediyesi&#8217;nden meme kanseri farkındalık semineri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cigli-belediyesinden-meme-kanseri-farkindalik-semineri-584482</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Oct 2025 10:40:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[bileklik]]></category>
		<category><![CDATA[çiğli]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[semineri]]></category>
		<category><![CDATA[Sipahi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584482</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çiğli Belediyesi, Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında kadınların bilinçlendirilmesine yönelik bir seminer düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cigli-belediyesinden-meme-kanseri-farkindalik-semineri-584482">Çiğli Belediyesi&#8217;nden meme kanseri farkındalık semineri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çiğli Belediyesi, Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında kadınların bilinçlendirilmesine yönelik bir seminer düzenledi.</p>
<p>Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü tarafından organize edilen seminer, Fakir Baykurt Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>
<p><b>Erken tanı hayat kurtarıyor</b></p>
<p>Seminerde konuşan Dr. Hilal Sipahi, meme kanseri ve erken tanının önemine dikkat çekti. Erken tanının hayat kurtardığını vurgulayan Sipahi, “Haftada en az üç gün, yarım saat yürüyüş ya da egzersiz yapmak birçok kanser türünde risk faktörlerini azaltıyor. Egzersiz çok önemli bir konu. Bunun yanında yaşam tarzı, beslenme, kilo, alkol, sigara kullanımı ve ailede kanser geçmişi olup olmadığı da bizim için büyük önem taşıyor. Dengeli beslenme, sigara ve alkolden uzak durmak, egzersiz yapmak ve emzirmek koruyucu faktörler arasında yer alıyor” dedi.</p>
<p><b>“Her ay, sadece 5 dakika”</b></p>
<p>Dr. Sipahi, “Her kadın, her ay düzenli olarak, adet döneminin ardından her iki memesini de 5 dakika süreyle elle kontrol etmeli” diyerek, bu basit uygulamanın hayati önem taşıdığını belirtti. Sipahi, muayenenin ayna karşısında gözlemle başlayıp elle yapılan dairesel hareketlerle devam etmesi gerektiğini söyledi.</p>
<p>K<b>adın Sağlığı Merkezlerinde Ücretsiz eğitim ve destek</b></p>
<p>Dr. Hilal Sipahi, ayrıca Küçük Çiğli Mahallesi’nde bulunan İzmir Sağlık ve Esenlik Merkezi (İZSEM) hakkında da bilgilendirme yaptı. “Merkezimizde her pazartesi kadın sağlığı eğitimleri düzenleniyor. Doğum kontrol yöntemleri, beslenme, kilo kontrolü ve egzersiz konularında destek veriyoruz. Pilates eğitimlerimiz var. Bunun yanı sıra hem çocuklar hem de yetişkinler için psiko-sosyal destek sağlıyoruz. Psikolojik destek almak isteyen vatandaşlarımız, İzmir Büyükşehir Belediyesi Hemşehri İletişim Merkezi’nin 153 numaralı hattı üzerinden randevu oluşturabilir. Ayrıca 0232 294 22 60 numaralı telefondan da bilgi alınabilir. Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi’nden (KETEM) de aile hekimleri aracılığıyla randevu oluşturulabilir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b> “Pembe bileklik hayat kurtarabilir”</b></p>
<p>Seminerin bir diğer konuşmacısı Sağlıkta Kalite Derneği (SAĞKAL) üyesi Saadet Kökden ise pembe bileklik uygulaması hakkında bilgi verdi. Kökden, “Kanser tedavisi gören ve kol altından operasyon geçiren kadınların o kolu çok hassas oluyor. Bu nedenle pembe bileklik takan bir kadının o koluna dokunulmaması, kan alınmaması, tansiyon ölçülmemesi ve serum takılmaması gerekiyor. Bu bileklik, ‘Lütfen bu koluma dokunmayın’ mesajını verir. Bileklik talebinde bulunmak isteyen kadınlar derneğimize başvuruda bulunabilir” dedi.</p>
<p><b>Başkan Yıldız: “Kadınların sağlığı her şeyden öncelikli”</b></p>
<p>Çiğli Belediye Başkanı Onur Emrah Yıldız, kadın sağlığına yönelik farkındalık çalışmalarını önemsediklerini belirterek, “Kadınlarımızın yaşam kalitesini yükseltecek, sağlık konusunda farkındalık yaratacak her çalışmayı destekliyoruz. Erken tanı ve bilinç, meme kanseriyle mücadelede en güçlü silahlarımızdan biridir. Bu tür etkinliklerle kadınlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cigli-belediyesinden-meme-kanseri-farkindalik-semineri-584482">Çiğli Belediyesi&#8217;nden meme kanseri farkındalık semineri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Menemen&#8217;de dev tatbikat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/menemende-dev-tatbikat-584342</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Oct 2025 19:06:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[dev]]></category>
		<category><![CDATA[görev]]></category>
		<category><![CDATA[menemen]]></category>
		<category><![CDATA[Menemen Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[tatbikat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584342</guid>

					<description><![CDATA[<p>Menemen, bölge çapında büyük bir deprem tatbikatına ev sahipliği yaptı. AFAD idaresinde gerçekleştirilen ve birçok arama kurtarma ekibiyle birlikte polis, jandarma ve sağlık ekiplerinin de katıldığı tatbikatta, MAKUR ekibinin özverisi büyük takdir topladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menemende-dev-tatbikat-584342">Menemen&#8217;de dev tatbikat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Menemen, bölge çapında büyük bir deprem tatbikatına ev sahipliği yaptı. AFAD idaresinde gerçekleştirilen ve birçok arama kurtarma ekibiyle birlikte polis, jandarma ve sağlık ekiplerinin de katıldığı tatbikatta, MAKUR ekibinin özverisi büyük takdir topladı. Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, &#8220;Afetlere karşı her an için hazır olmamız gerekiyor. Biz de Menemen Belediyesi olarak gözbebeğimiz olan arama kurtarma ekibimiz MAKUR&#8217;u her geçen gün daha da geliştirerek, bir saniyenin bile önemli olduğu bilinci ve sorumluluğu ile hareket ediyoruz.&#8221; dedi.</p>
<p>2020 İzmir Depremi ve Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2022 Depremi gibi önemli depremlerle birlikte deprem gerçeğinin bir kez daha ortaya çıktığı ülkemizde, olası yeni depremlere karşı hazırlıklar devam ediyor. Bu kapsamda Menemen&#8217;de bölgesel çaplı önemli bir deprem tatbikatı gerçekleştirildi. İzmir Valisi Süleyman Elban koordinasyonunda sabah saatlerinde AFAD, UMKE, AKUT, polis, jandarma, itfaiye sağlık ekipleri ve MAKUR ile birlikte 23 arama kurtarma ekibinin katılımıyla gerçekleştirilen dev tatbikat, Asarlık ve Koyundere&#8217;de gerçekleştirildi. Ulukent&#8217;in koordinasyon merkezi olarak belirlendiği tatbikatta, Manisa&#8217;da gerçekleşecek ve İzmir&#8217;in 20 ilçesinin etkileneceği olası bir deprem senaryosu üzerinden hareket edildi. Tatbikatta, enkazdan yaralı çıkarılması, can dostların kurtarılması, yangın gibi yaşanacak olası durumlara ekipler koordineli olarak müdahale etti. Tatbikatta hem sahadaki ekiplerin çalışması hem de koordinasyonun önemine dikkat çekildi. Senaryo gereğince bir yaralının enkazdan çıkarılıp helikopterle kurtarılması ise hareketli görüntüler oluşturdu. Tatbikat kapsamında çadır ve konteyner yerleşim alanları kurularak, depremzedelerin yerleştirilmesi de yapılan çalışmalardan biri oldu.</p>
<p><b>MAKUR tam not aldı</b></p>
<p>Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan&#8217;ın göreve geldikten sonra büyük önem vererek kurulması talimatını verdiği ve Menemen Belediyesi personellerinden oluşan MAKUR ekibi, sahada oluşturulan senaryodaki özverili çalışmasıyla tam not aldı. Menemen Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetimi Müdürlüğü bünyesinde görev yapan MAKUR ekibi, 60 kişilik ekibiyle alanda yer aldı.</p>
<p><b>&#8220;Depremlere her an hazır olmak zorundayız&#8221;</b></p>
<p>Menemen&#8217;de dev bir tatbikat gerçekleştirilmesinin önemine değinen Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, &#8220;Deprem kuşağında bir ülke ve kent olarak her an için depremlere hazırlıklı olmak zorundayız. Bu noktada yerel yönetim olarak bizlere de çok önemli görevler düşüyor. Bu görevler içinde öncelikli noktalarımızın başında, afetlere karşı bir ekibimizin olması geliyor. Bu amaçla göreve geldikten kısa bir süre sonra ilk olarak MAKUR&#8217;u kurduk ve ekibimiz, Kahramanmaraş merkezli depremden, İzmir&#8217;de çıkan orman yangınlarına kadar birçok noktada kahramanca ve özveriyle görev yaptı. Daha sonra bu konudaki kurumsal ve profesyonel yaklaşımı bir adım daha öteye taşıyarak belediyemiz bünyesinde Afet İşleri ve Risk Yönetimi Müdürlüğümüzü kurduk. Olası bir afette bir saniyenin bile öneminin farkında olarak, ekibimizi her geçen gün daha da güçlendirmeye devam edeceğiz.&#8221; dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menemende-dev-tatbikat-584342">Menemen&#8217;de dev tatbikat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Maltepe&#8217;nin mahalle kültürüne ikinci halka</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/maltepenin-mahalle-kulturune-ikinci-halka-584276</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Oct 2025 12:20:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[Belediye Başkan]]></category>
		<category><![CDATA[esin]]></category>
		<category><![CDATA[halka]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[ikinci]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[kültürüne]]></category>
		<category><![CDATA[mahalle]]></category>
		<category><![CDATA[Mahalle Evi]]></category>
		<category><![CDATA[maltepe]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584276</guid>

					<description><![CDATA[<p>Maltepe Belediye Başkanı mimar Esin Köymen’in seçim bildirgesinde “toplumcu belediyecilik” anlayışına uygun olarak vaat ettiği mahalle evlerinin ikincisi Küçükyalı’da açıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/maltepenin-mahalle-kulturune-ikinci-halka-584276">Maltepe&#8217;nin mahalle kültürüne ikinci halka</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Maltepe Belediye Başkanı mimar Esin Köymen’in seçim bildirgesinde “toplumcu belediyecilik” anlayışına uygun olarak vaat ettiği mahalle evlerinin ikincisi Küçükyalı’da açıldı. Çoğulcu demokrasinin önemli basamaklarından biri olacak, mahalle kültürüne katkı sunacak ve çeşitli kültür, eğitim ve sanat faaliyetlerinin yapılacağı merkezin açılışında konuşan Başkan Köymen, “Maltepe’yi herkesin kendine ait hissettiği bir kent haline getirmek için çalışmaya ısrarla devam ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki mutlu bir kenti ancak birlikte inşa edebiliriz.” dedi.</p>
<p><b>AÇILIŞLAR ART ARDA GELDİ</b></p>
<p>Maltepe Belediyesi art arda bir dizi toplu açılış gerçekleştirdi. Mahalle kültürünün eğitim ve sanatla geliştirileceği Küçükyalı Mahalle Evi, uygun fiyatlı hizmet anlayışıyla vatandaşlara hizmet sunacak Maltepe Mekân Bahçe ve yenilenen Başıbüyük Mahallesi, Atatürk Parkı ile Zümrütevler Mahallesi, Cüneyt Sokak Parkı düzenlenen törenle açıldı. Küçükyalı’daki mahalle evinde gerçekleştirilen törene Maltepe Belediye Başkanı mimar Esin Köymen’in yanı sıra Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkan Yardımcısı Engin Karaağaç, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) CHP Grup Başkanvekili Ülkü İnanlı, CHP Maltepe İlçe Başkanı Kenan Otlu, CHP Maltepe İlçe Gençlik Kolları Başkanı Onur Demir, Belediye Başkan Yardımcıları, birim müdürleri, Meclis üyeleri, Maltepe Kent Konseyi Başkanı Ziya Ünker ve üyeleri, muhtarlar, sivil toplum kuruluşları ve siyasi partilerin temsilcileri ile vatandaşlar katıldı. Açılış konuşmalarından ardından ise davetli isimlerin katılımıyla açılış kurdelesi kesildi. Sonrasındaysa mahalle evi gezildi ve bilgi alındı. </p>
<p><b>“ESİN BAŞKANIM MALTEPE’YE ÇOK GÜZEL ŞEYLER YAPIYOR, YAPACAK…”</b></p>
<p>Toplu açılış töreninde İBB CHP Grup Başkanvekili Ülkü İnanlı, Belediye Başkanı Esin Köymen’e teşekkür ederek, “Aranızda olmaktan ben de çok mutluyum. Esin başkanım, ‘Gelin bir bakın, biz neler yapıyoruz’ dedi, biz de geldik. Bütün ilçelerimizde çok güzel şeyler yapıyor belediye başkanlarımız. Gerçekten Esin başkan mesleki yeteneği, bilgisi, mimari becerisiyle yıllardır İstanbul’da kent rantıyla mücadelesiyle, şehrin estetik ve kentsel dönüşümü için yaptığı çalışmalarla bildiğimiz bir isim. Başkanımızın Maltepe’ye bambaşka bir çehre kazandırmaya başladığını görüyorum. Bu mahalle evi, çok güzel sosyal tesisler de barındırıyor. Esin Başkanım Maltepe’ye çok yakıştı; çok daha güzel şeyler yapacağına inanıyorum, sizlerin desteğiyle ve hep birlikte. Hayırlı, uğurlu olsun diyor ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.” dedi.</p>
<p><b>KÖYMEN: “ATIL KALMIŞ ALANLARI CANLANDIRIYORUZ”</b></p>
<p>Sonrasında söz alan Maltepe Belediye Başkanı mimar Esin Köymen, herkesi tek tek selamlayarak başladığı konuşmasında şunları söyledi: “Bugün, burada bizimle bu güzel günü paylaşan tüm misafirlerimiz, öncelikle hepiniz hoş geldiniz. Bugün bizim çok önem verdiğimiz, hem mahalle kültürü açısından hem de kent kimliğinin oluşabilmesi için büyük öneme sahip olduğunu düşündüğümüz mahalle evi, sosyal tesis ve tamamen yenilenen iki parkımızın açılışını birlikte gerçekleştireceğiz. Açacağımız bu alanlar aslında Maltepe’de bilinen ama atıl kalmış veya Maltepeliler tarafından kullanılamayan binalardan ve parklardan ibaretti. Burası, Maltepelilerin yeterince hizmet alamadığı bir yerdi. Önce binanın tasarrufuna yönelik sorunları çözdük, sonra yapılan esaslı tadilatlardan sonra, hem mahalle evi ihtiyacını hem de açık alan kullanımını esas alan bir sosyal tesisi burada hayata geçirdik.”</p>
<p><b>“MALTEPE’DE YAŞAM VAR DERKEN BU SLOGANIN ÖTESİNE GEÇTİK”</b></p>
<p>Bu alanları Maltepe’ye kazandırmanın önemine dikkat çekerek sözlerini sürdüren Esin Köymen, “Maltepe’de komşularımızın bir nebze olsun nefes alabileceği ve imkânlarından yararlanabileceği yepyeni mekânlar sunuyoruz. Başıbüyük, Atatürk ve Zümrütevler, Cüneyt Sokak parklarımız ise artık fonksiyonların yerine getiremez haldeydi. Bu alanları yeniden projelendirerek, parklarımızı yeniledik. Parklarımızı yenilerken de komşularımızın taleplerini dikkatle dinledik. Değerli misafirlerimiz bu alanları tasarlarken bizler yalnızca bina, oyun alanı ya da bahçeler tasarlamadık. Mahalle kültürünü besleyecek komşuluk ilişkilerini pekiştirecek ve en önemlisi kendi yaşam alanlarımız içerisinde güvenli ve kullanışlı kentsel mekânlar oluşturmayı da hedefledik. Maltepe’de yaşam var derken, bir sloganın ötesinde buna olanak veren kentsel mekânları ve kente dair kent kimliğini pekiştiren etkinlik ve çalışmaları da ifade ediyoruz. Bunun için mahalle kültürünü de dikkate alarak çalışıyoruz. Kalabalık ve büyüyen şehirlerde sosyalleşme olanağı sağlayan ve komşuluk ilişkileri geliştiren hizmetler sağlamaya çalışıyoruz. Mahalle evlerini yaygınlaştırmak konusunda kararlı ve ısrarcıyız. Buna sahip çıkmanız ve buralara katılmanız bizler için oldukça önemli.”</p>
<p><b>ÜÇÜNCÜ MAHALLE EVİ ZÜMRÜTEVLER’DE</b></p>
<p>Üçüncü mahalle evini de Zümrütevler’de hızlıca açacaklarını kaydeden Köymen sözlerini şu şekilde noktaladı: “Tüm projelerimizin ortak bir amacı var: Maltepelilere hizmet ve herkesin yaşam var diyebileceği bir Maltepe. Kadınların, çocukların, yaşlıların, özel gereksinimli bireylerin, gençlerin; kısacası herkesin kendine ait bir alanı, sesi, sözü olsun istiyoruz. Maltepe’yi herkesin kendine ait hissettiği bir kent haline getirmek için çalışmaya ısrarla devam ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki mutlu bir kenti ancak birlikte inşa edebiliriz. Hayırlı, uğurlu olsun.”</p>
<p>Bağdat Caddesi, No: 118’de açılan Küçükyalı Mahalle Evi ve Maltepe Mekân Bahçe 2 tane atölye odası, kütüphane ve çalışma alanı, satranç eğitim odası,  mutfağı ve restoranıyla hizmet verecek</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/maltepenin-mahalle-kulturune-ikinci-halka-584276">Maltepe&#8217;nin mahalle kültürüne ikinci halka</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>GÜSOD: &#8220;Yeni teknolojilere ve entegre güvenlik sistemlerine önem artacak&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gusod-yeni-teknolojilere-ve-entegre-guvenlik-sistemlerine-onem-artacak-584085</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Oct 2025 17:53:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[entegre]]></category>
		<category><![CDATA[gelişmeler]]></category>
		<category><![CDATA[güsod]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Özel Güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[sektör]]></category>
		<category><![CDATA[sistemleri]]></category>
		<category><![CDATA[sistemlerine]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[teknolojilere]]></category>
		<category><![CDATA[üye]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584085</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özel Güvenlik Sektörünün en eski ve öncü sivil toplum kuruluşu olan Güvenlik Servisleri Organizasyon Derneği (GÜSOD) bünyesinde faaliyet gösteren özel güvenlik şirketleri, ISAF International Fuarı kapsamında düzenledikleri panellerle sektördeki son gelişmeleri katılımcılarla paylaştı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gusod-yeni-teknolojilere-ve-entegre-guvenlik-sistemlerine-onem-artacak-584085">GÜSOD: &#8220;Yeni teknolojilere ve entegre güvenlik sistemlerine önem artacak&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Özel Güvenlik Sektörünün en eski ve öncü sivil toplum kuruluşu olan Güvenlik Servisleri Organizasyon Derneği (GÜSOD) bünyesinde faaliyet gösteren özel güvenlik şirketleri, ISAF International Fuarı kapsamında düzenledikleri panellerle sektördeki son gelişmeleri katılımcılarla paylaştı. “Özel Güvenlik Hizmetlerinde Elektronik Güvenlik Sektör Standartları”, “Özel Güvenlik Hizmetlerinde Entegre Güvenlik Sistemleri” ve “Özel Güvenlik Hizmetlerinde Elektronik Güvenlik Uygulamaları- Özel Güvenlik Sektörünün Geleceği” konulu panellerde, sektörün mevcut durumu ve sektörde teknoloji kullanımı gibi konulara değinildi.</strong></p>
<p>GÜSOD bünyesinde faaliyet gösteren özel güvenlik şirketlerinin ISAF International Fuarı kapsamında düzenlediği paneller, sektördeki son gelişmeleri katılımcılarla buluşturdu. </p>
<p><strong>“Üye şirketlerimiz stratejik lokasyonlarda güvenlik hizmetlerini en üst seviyeye taşıyor”</strong></p>
<p>Entegre güvenlik sistemlerinin son dönemde gittikçe daha da çok önem kazanmaya başladığının altını çizen GÜSOD Başkanı Turgay ŞAHAN, “GÜSOD olarak üye şirketlerimiz aracılığıyla teknolojik gelişmelerin özel güvenlik sektörüne entegrasyonunu sağlayacak çalışmalara katkıda bulunmaya devam ediyoruz. Üye şirketlerimiz, karmaşık güvenlik ihtiyaçlarına sahip havalimanları, topluluklarla sağduyulu iletişim geliştirmenin önemli olduğu hastaneler ve insanların ihtiyaçlarını karşıladığı, sosyalleştiği AVM’ler gibi lokasyonlarda oldukça zor operasyonlara başarıyla imza atmayı sürdürüyor. Üyelerimiz, stratejik lokasyonlarda; son teknoloji kamera sistemleri, video analitik yazılımları, x-ray, metal kapı dedektörleri, kişi sayaç yoğunluk tespit sistemleri, parmak izi tarayıcıları, yüz tanıma sistemleri ve iris tarama gibi biyometrik güvenlik çözümleriyle güvenlik hizmetlerini en üst seviyeye taşıyor.” dedi.</p>
<p><strong>“Yapay zekâ teknolojilerinin daha çok benimsenmesi gerekiyor”</strong></p>
<p>Teknolojik gelişmelerin başarıyla uygulanması için güvenlik profesyonellerinin eğitilmiş olmaları ve gizlilik konularına özen göstermeleri gerektiğini vurgulayan ŞAHAN, “Sektörümüzün en büyük kaynağı olan özel güvenlik görevlilerinin nitelikli bir hizmet verebilmeleri için alacakları eğitimlerin içine bu konuların da dahil edilmesi gerekiyor. Sektördeki teknolojik donanımlarla birlikte özellikle yapay zekâ başta olmak üzere yeni teknolojilere entegre güvenlik sistemlerinin ön planda olacağını düşünüyoruz. Bu nedenle yapay zekâ ve makine öğrenimi gibi teknolojilerin sektörümüzde daha fazla benimsenmesi gerekiyor.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>“GÜSOD olarak sektöre öncülük etmeye devam edeceğiz”</strong></p>
<p>Teknolojinin özel güvenlik sektörünün ayrılmaz bir parçası olduğunu belirten GÜSOD Başkanı Turgay ŞAHAN, “Özel güvenlik hizmetlerinde yapay zekaya dayalı mühendislik faaliyetleri, yeni nesil güvenlik teknolojileriyle bütünleşmiş güvenlik uygulamalarının kullanımının teşviğine yönelik yasal düzenlemeler yapılarak, bu yönde kullanılacak teknolojilerin eğitimlere eklenmesi gerekmekte. İçinde bulunduğumuz yıl ve sonrasında orta ve uzun vadede sektörümüzdeki gelişmeler hızla devam edecek. Bundan dolayı artık önceliğimiz; risk değerlendirmelerine ve kategorilerine göre hizmet anlayışı, daha çok bütünleşmiş hizmet modelleri, dijital dünyanın araçlarını kullanarak elektronik güvenlik hizmetleri, insan odaklı çalışmaya dayanan iş geliştirme modelleri ve daha çok yasal haklar… GÜSOD olarak stratejilerimizi sektöre öncülük edecek bir yol haritasıyla ortaya koymaya devam edeceğiz.” şeklinde sözlerini sürdürdü.</p>
<p><strong>Güvenlik Servisleri Organizasyon Derneği (GÜSOD) hakkında: </strong></p>
<p>GÜSOD; özel güvenlik sektörünün doğru çalışma ilkelerini ve asgari standartlarını oluşturmayı amaç edinmiş özel güvenlik şirketlerinin yöneticileri tarafından 25 Ekim 1994 tarihinde İstanbul’da kurulmuştur. Sektörün en eski ve öncü sivil toplum kuruluşudur. GÜSOD, bünyesindeki özel güvenlik şirketlerinde 60 binin üzerinde özel güvenlik görevlisi istihdam edilmektedir. Özel güvenlik sektöründe gerçekleşen cironun yüzde 25’i GÜSOD üyesi şirketlere aittir. GÜSOD; 2000 yılından bu yana Avrupa’da 23 ülkenin (bu ülkelerin 17’si AB üyesidir) üye olduğu Avrupa Güvenlik Hizmetleri Konfederasyonu’nun (Confederation of European Security Services (CoESS) asli üyesidir. GÜSOD; Konfederasyon bünyesinde aktif olarak faaliyetlerini sürdürmekte, ülkemizde sektör standartlarının gelişim sürecine katkı sağlamaktadır. GÜSOD üyeleri; Bantaş Nakit ve Kıymetli Mal Taşıma ve Güvenlik Hizmetleri A.Ş., Brink’s Güvenlik Hizmetleri A.Ş., Çetin Grup, Desmer Güvenlik Hiz. Tic. A.Ş., G4S Güvenlik Hizmetleri A.Ş., ISS Proser Koruma ve Güvenlik Hizmetleri A.Ş., Loomis Güvenlik Hizmetleri A.Ş., Pronet Güvenlik Hizmetleri A.Ş., Securitas Güvenlik Hizmetleri A.Ş., TAV Özel Güvenlik Hizmetleri A.Ş., Tepe Savunma ve Güv. Sis. Sanayi A.Ş.’dir.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gusod-yeni-teknolojilere-ve-entegre-guvenlik-sistemlerine-onem-artacak-584085">GÜSOD: &#8220;Yeni teknolojilere ve entegre güvenlik sistemlerine önem artacak&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Dünyası&#8217;nın geleceği Kitap Fuarı&#8217;nda konuşuldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turk-dunyasinin-gelecegi-kitap-fuarinda-konusuldu-583437</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Oct 2025 16:00:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Ak Parti]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[geleceği]]></category>
		<category><![CDATA[kat]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[nda]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[ortak]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[zorlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583437</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu yıl “Anadolu Mayası” temasından yola çıkarak Türk Dünyası’nın köklü birlik ruhunu, ortak değerlerini ve kültürel sürekliliğini merkeze alan Uluslararası 15. Kocaeli Kitap Fuarı, önemli konu ve konuklarıyla devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turk-dunyasinin-gelecegi-kitap-fuarinda-konusuldu-583437">Türk Dünyası&#8217;nın geleceği Kitap Fuarı&#8217;nda konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yıl “Anadolu Mayası” temasından yola çıkarak Türk Dünyası’nın köklü birlik ruhunu, ortak değerlerini ve kültürel sürekliliğini merkeze alan Uluslararası 15. Kocaeli Kitap Fuarı, önemli konu ve konuklarıyla devam ediyor. Bu kapsamda AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanı ve Ankara Milletvekili Prof. Dr. Kürşad Zorlu, Kocaeli Kongre Merkezi’nde düzenlenen özel programda Türk Dünyası&#8217;nın ortak vizyonunu ve stratejik geleceğini anlattı.</p>
<p><b>ZORLU’NUN PROGRAMINA YOĞUN KATILIM</b></p>
<p>Uluslararası 15. Kocaeli Kitap Fuarı, önemli bir söyleşiye daha ev sahipliği yaptı. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanı ve Ankara Milletvekili Prof. Dr. Kürşad Zorlu, Kocaeli Kongre Merkezi Akçakoca Salonu’nda düzenlenen özel programda Türk Dünyası’nın ortak vizyonunu ve stratejik geleceğini anlattı. Yoğun katılımın olduğu programa; AK Parti MKYK Üyesi Davut Coşkun Şiviloğlu, AK Parti Kocaeli Milletvekili Radiye Sezer Katırcıoğlu, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Berna Abiş, AK Parti Kocaeli İl Başkanı Dr. Şahin Talus, AK Parti Kocaeli İl Kadın Kolları Başkanı Yasemin Özdemir, AK Parti İzmit İlçe Başkanı Halil Dokuzlar, AK Parti Kocaeli İl Gençlik Kolları Başkanı Doğan Orak ve çok sayıda vatandaş iştirak etti.</p>
<p><b>“TÜRK DÜNYASININ SESİ HER ALANDA DAHA GÜR ÇIKIYOR”</b></p>
<p>Prof. Dr. Kürşad Zorlu, konuşmasında Türk Devletleri arasındaki ilişkilerin son yıllarda hızlı bir ivme kazandığını belirterek, “Vatandaşlarımız artık sadece ekonomik alanda değil, milli güvenlik ve savunma sanayii gibi kritik konularda da Türk Dünyası’nın birlikteliğini önemsiyor” dedi. Zorlu, Türk Dünyası’nın 2009’dan bu yana milli gelirini 4 kat artırarak 2.1 trilyon dolarlık bir ekonomik güce ulaştığını, Türkiye&#8217;nin ise bu ülkelerle dış ticaret hacmini 25 milyar dolara taşıdığını ifade etti.</p>
<p><b>KÜLTÜR VE SANATIN ÖNEMİNE DİKKAT ÇEKTİ</b></p>
<p>Konuşmasında kültür ve sanatın önemine de dikkat çeken Zorlu, “Yapmak istediğimiz şey, nesillerimize bu bilinci verebilmek ve geleceğe taşıyabilmek. Kültür ve sanat bu noktada çok önemli. Bizi diğerlerinden farklı kılan, köklü bir tarihe ve ortak bir medeniyete sahip olmamızdır” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>“ORTAK ALFABE VE DİL İÇİN TARİHİ ADIMLAR ATILIYOR”</b></p>
<p>Türk Dünyası’nda 34 harfli ortak alfabe çalışmaları için mutabakata varıldığını ve bu yönde somut adımların atıldığını vurgulayan Prof. Dr. Zorlu, Azerbaycan’da düzenlenen son zirvede Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, ortak alfabe ile yazılmış bir Cengiz Aytmatov eserini liderlere takdim ettiğini belirtti. 2026 yılında düzenlenecek Bakü Türkoloji Kongresi’nin 100. yılı kapsamında büyük bir uluslararası buluşmanın planlandığını da paylaşan Zorlu, dil ve kültürdeki ortaklığın siyasi ve ekonomik iş birliklerine güç katacağını söyledi.</p>
<p><b>NAHÇIVAN-KARS KORİDORU VE ENERJİ ADIMLARI</b></p>
<p>Zorlu, Nahçıvan-Kars demiryolu hattı ve Türkmenistan doğalgazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaştırılmasına dair atılan adımları da aktararak, bu projelerin sadece enerji değil, jeopolitik birlik açısından da büyük önem taşıdığını vurguladı. Ayrıca Türk Dünyası Teşkilatı çatısı altında savunma sanayi alanında ortak tatbikat planlarının gündemde olduğunu belirten Zorlu, Stratejik Ortaklık ve Ebedi Dostluk Antlaşması taslağı üzerinde çalışıldığını ifade etti.</p>
<p><b>TÜRK DÜNYASI BULUŞMALARI KOCAELİ’DE BAŞLAYACAK</b></p>
<p>Prof. Dr. Kürşad Zorlu, “Türk Dünyası Buluşmaları” projesinin ilk adımının Kocaeli’de atılacağını duyurdu. Gençlere, öğrencilere ve akademisyenlere yönelik uluslararası düzeyde konserler, sergiler ve panellerin yer alacağı bu büyük organizasyonun, Türk Dünyası’nın renklerini buluşturması hedefleniyor.</p>
<p><b>ZORLU’YA ÖZEL BİR ALBÜM HEDİYE EDİLDİ</b></p>
<p>Program sonunda Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Berna Abiş, Prof. Dr. Kürşad Zorlu’ya Kocaelili minyatür sanatçılarının hazırladığı özel bir albüm takdim etti. Söyleşi çekilen hatıra fotoğraflarıyla sona erdi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turk-dunyasinin-gelecegi-kitap-fuarinda-konusuldu-583437">Türk Dünyası&#8217;nın geleceği Kitap Fuarı&#8217;nda konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meme Kanserinin İlk Habercisi Olan Belirtiler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/meme-kanserinin-ilk-habercisi-olan-belirtiler-582417</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Oct 2025 07:56:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Akıntı]]></category>
		<category><![CDATA[başı]]></category>
		<category><![CDATA[belirtiler]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[habercisi]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kanlı]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinin]]></category>
		<category><![CDATA[lk]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[Meme Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[olan]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=582417</guid>

					<description><![CDATA[<p>Meme kanseri, kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri olmasına rağmen erken teşhis edildiğinde tedavi başarısı oldukça yüksektir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanserinin-ilk-habercisi-olan-belirtiler-582417">Meme Kanserinin İlk Habercisi Olan Belirtiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Meme kanseri, kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri olmasına rağmen erken teşhis edildiğinde tedavi başarısı oldukça yüksektir. Çoğu zaman göz ardı edilen bazı belirtiler ise bu hastalığın ilk habercisi olabiliyor. Uzmanlar, özellikle tek taraflı ve kanlı meme başı akıntıların ihmal edilmemesi gerektiğini vurguluyor ve bu belirtiyi yaşayan kadın ve erkeklerin vakit kaybetmeden doktora başvurmaları gerektiğini belirtiyor. Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında Memorial Ataşehir Hastanesi Meme ve Endokrin Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Bülent Çitgez, meme kanserinin belirtileri ve dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Tek taraflı meme başı akıntısı önemli bir belirti</strong></p>
<p>Meme başı akıntısı yalnızca doğum ya da emzirme döneminde değil, hiç doğum yapmamış gebe olmayan kadınlarda veya erkeklerde de görülebilir. Özellikle tek taraflı, kendiliğinden ve kanlı akıntılar ciddi bir hastalığın belirtisi olabilir. Meme başı akıntısı birçok farklı nedenden dolayı oluşabilir. Bu akıntı aynı zamanda meme kanseri gibi ciddi bir hastalığın da belirtisidir. Teşhiste öncelikle kişinin yaşı ve genel sağlık durumu dikkate alınır. Daha sonra akıntının hangi dönemlerde, nasıl ve hangi sıklıkta oluştuğu incelenir. Meme başı akıntısının rengine de dikkat edilmelidir. Meme başı akıntısının nedenini belirlemek için meme ultrasonu, mamografi, duktografi, biyopsi, kan testlerine bakılabilir.</p>
<p><strong>Bu kişilerin yüzde 10’u meme kanseriyle karşı karşıya</strong></p>
<p>Son verilere bakıldığında ülkemizde kadınlar arasında en sık görülen kanserlerin başında yaklaşık yüzde 25 gibi bir oran ile meme kanseri gelmektedir. Bu nedenle düzenli kontrol, kendi kendine yapılan meme muayenesi ve şüpheli durumlarda zaman kaybetmeden tetkik yaptırmak büyük önem taşımaktadır. Patolojik incelemelere bakıldığında meme başı akıntısı olan kişilerin neredeyse yüzde 5-10’unda kanser saptanabilmektedir.</p>
<p><strong>Hangi renk akıntı meme kanserini işaret edebilir?</strong></p>
<p>Meme başı akıntısının rengi tanıda önemli ipuçları verir. Örneğin, en tehlikeli diyebileceğimiz pembe ve kanlı olan akıntıdır. Bu renkteki meme başı akıntıları iyi huylu tümör (intraduktal papillom) ya da meme kanseri belirtisi olabilir. Bunun dışında süt renginde beyaz ya da sarımsı akıntılar, hormonal değişiklikleri işaret edebilir. Emzirme sonrası normal kabul edilir. Yeşil veya kahverengi akıntılar da meme kanalı genişlemesi veya fibrokistik değişikliklerle ilgili olabilir. Son olarak şeffaf veya sarı meme başı akıntıları ise hormonal dengesizliklerden kaynaklanabilir.</p>
<p><strong>Ne zaman doktora gitmeliyim?</strong></p>
<p>Her kanlı akıntı hemen meme kanseri olarak yorumlanmamalıdır. Meme başı akıntısının sebebi iyi huylu tümoral oluşum da olabilir. Ancak bu, hemen doktor kontrolü gereken bir belirtidir. Özellikle tek bir memeden akıntı geliyorsa zaman kaybedilmeden doktora başvurulmalıdır. Tek memeden gelen, sürekli ve kendiliğinden olan kanlı akıntılar göz ardı edilmemelidir.</p>
<p><strong>Belirtileri fark etmek erken tanı için büyük şans</strong></p>
<p>Meme başı akıntısı tek taraftan geliyorsa, kanlıysa, memeye elle kontrolde ele gelen bir kitle hissediliyorsa, akıntı meme sıkılmadığı halde kendiliğinden geliyorsa meme kanseri olma ihtimali yüksektir. Bu belirtileri yaşayan kişi eğer erkekse bu normal bir durum değildir. Kadın ise bu durum normal olabilir; ancak yine de hemen doktora gitmesi ve gerekli tetkikleri yaptırması gerekir. Bu belirtilerin hemen fark edilmesi erken tanı için önemlidir. Böylelikle meme kanseri, daha başlangıç evresindeyken yakalanabilir. Bu noktada kendi kendine meme muayenesi yapmanın önemini ve düzenli meme kontrollerinin ihmal edilmemesini vurgulamak gerekir. 40 yaşından sonra her kadının mamografi taraması yaptırmasını öneriyoruz. Ailesinde meme kanseri öyküsü olan kişilerin ise kontrollere daha erken yaşlarda başlaması gerekir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanserinin-ilk-habercisi-olan-belirtiler-582417">Meme Kanserinin İlk Habercisi Olan Belirtiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tohumculuk sektörünün temsilcileri Ege Üniversitesinde bir araya geldi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tohumculuk-sektorunun-temsilcileri-ege-universitesinde-bir-araya-geldi-582387</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Oct 2025 07:38:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[araya]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[ege]]></category>
		<category><![CDATA[enstitü]]></category>
		<category><![CDATA[geldi]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sektör]]></category>
		<category><![CDATA[sektörünün]]></category>
		<category><![CDATA[stratejik]]></category>
		<category><![CDATA[temsilcileri]]></category>
		<category><![CDATA[tohum]]></category>
		<category><![CDATA[tohumculuk]]></category>
		<category><![CDATA[Tohumculuk Sektörü]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesinde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=582387</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rektör Prof. Dr. Budak, “Tohum, geleceğin en büyük stratejik kaynağıdır. Bugün burada sektörün öncü firmaları ve birlikleriyle bir araya gelmemiz, bu hedeflerin hayata geçirilmesi açısından kritik önem arz etmektedir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tohumculuk-sektorunun-temsilcileri-ege-universitesinde-bir-araya-geldi-582387">Tohumculuk sektörünün temsilcileri Ege Üniversitesinde bir araya geldi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Rektör Prof. Dr. Budak, “Tohum, geleceğin en büyük stratejik kaynağıdır. Bugün burada sektörün öncü firmaları ve birlikleriyle bir araya gelmemiz, bu hedeflerin hayata geçirilmesi açısından kritik önem arz etmektedir. Ege Üniversitesi olarak sektörle aynı vizyonu paylaşıyoruz. Daha güçlü, daha rekabetçi, daha yenilikçi bir Türk tohumculuk sektörü inşa etmek. Bunun için üniversite-sanayi iş birliğini derinleştirmeye, ortak Ar-Ge projeleri geliştirmeye ve bilgi paylaşımını artırmaya hazırız” dedi.</p>
<p><b>*Sektör temsilcileri ise güçlü laboratuvar altyapısına sahip olan Ege Üniversitesi Emine Erdoğan Tohum Bilimi ve Teknolojisi Enstitüsünün; stratejik önemi gittikçe artan tohumculuk sektörünün uluslararası rekabete uygun bir şekilde geliştirilmesi, sertifikalı ve yerli tohum üretiminin yaygınlaştırılması, biyoçeşitliliğin korunması, yüksek katma değerli üretimin yapılması, bitki ıslahı ve tohum teknolojileri alanında bilimsel çalışmaların yürütülmesi için önemli rol üstleneceğini vurguladılar.</b></p>
<p>Tohum bilimi ve teknolojisi alanında bilimsel çalışmalar yürütmek ve lisansüstü insan kaynağı yetiştirmek amacıyla faaliyete başlayan Ege Üniversitesi Emine Erdoğan Tohum Bilimi ve Teknolojisi Enstitüsü tarafından tohumculuk sektörünün paydaşlarının katılımı ile istişare toplantısı gerçekleştirildi.</p>
<p>Ege Üniversitesi Yeni Senato Salonunda yapılan toplantıya, Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak’ın yanı sıra Ege Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İlkin Şengün, Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Can Paylan, Enstitü Müdürü Prof. Dr. Gülsüm Öztürk, özel sektör temsilcileri, birliklerin yetkilileri ve  akademisyenler katıldı. </p>
<p>Toplantının açılışında enstitünün kuruluş amacı ve önemi ile ilgili bilgi veren Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Bugün burada, ülkemizin tarım ve tohumculuk sektörünün en önemli aktörlerini aynı masa etrafında buluşturan anlamlı bir toplantıya ev sahipliği yapmaktan büyük bir onur duyuyorum. Türkiye’nin tarım sektöründe geleceğe dair atacağı adımların merkezinde yer alan tohumculuk, yalnızca bir üretim girdisi değil; aynı zamanda milli bağımsızlığımızın, gıda güvenliğimizin ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerimizin de anahtarıdır. Ege Üniversitesi olarak bizler, bu stratejik alanda bilimin ışığında yol almak için kararlılıkla çalışıyoruz” dedi.</p>
<p><b>“Akademi ile sektör arasında güçlü bir köprü olacağız”</b></p>
<p>Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, “Bugün sizlerle buluşmamıza vesile olan toplantımız, yalnızca fikir alışverişi yapmakla sınırlı kalmayacak; aynı zamanda ülkemizin tohumculuk alanındaki yol haritasına yön verecek, akademi ve sektör arasında güçlü bir köprü kuracaktır. Zira biliyoruz ki bilimsel bilgi ile piyasa tecrübesi birleştiğinde ortaya çıkan sinerji, toplumsal faydayı en üst düzeye çıkaracaktır. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın takdirleri ve Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin destekleriyle 14 Temmuz 2025 tarihinde kurulan Ege Üniversitesi Emine Erdoğan Tohum Bilimi ve Teknolojisi Enstitüsü, tam da bu vizyonun bir ürünü olarak hayata geçirilmiştir. Ege Üniversitesi Emine Erdoğan Tohum Bilimi ve Teknolojisi Enstitüsü 2021 yılından bu yana Uluslararası American Systems Registrar (ASR), ANSI National Accreditation Board (ANAB) akreditasyona sahip 2022 yılında ise Uluslararası Tohum Test Birliği (ISTA) üyeliğini alarak dünyada bu üyeliğe sahip 5 akredite üniversite laboratuvardan birisini bünyesinde bulunduran ve tohumlarda pestisit kullanımının azaltılmasında en önemli rolü üstlenecek dünyada ilk defa üretilecek yerli ve milli tohum dezenfeksiyon cihazının yapımını da içeren TUBİTAK 1004 projesini yürütmektedir. Ayrıca enstitümüzde tohum analizlerinin yanı sıra yüksek lisans ve doktora eğitimleri de verilmektedir. Enstitümüz, ülkemizin biyolojik çeşitliliğini korumak, yerli ve milli tohumları geliştirmek, inovatif teknolojilerle sektöre katkı sağlamak üzere çalışmalarını büyük bir heyecanla sürdürmektedir” diye konuştu.</p>
<p><b>“Tohum, geleceğin en büyük stratejik kaynağıdır”</b></p>
<p>Enstitünün önceliğinin, tohumculukta sürdürülebilirliği sağlamak olduğunu vurgulayan Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, “Bu kapsamda, sadece yeni çeşitlerin geliştirilmesi değil, aynı zamanda tarımsal üretimde iklim değişikliği, kuraklık ve hastalıklarla mücadeleye karşı dirençli çözümler sunmak da temel hedeflerimiz arasındadır. Çünkü biliyoruz ki tohum, geleceğin en büyük stratejik kaynağıdır. Bugün burada sektörün öncü firmaları ve birlikleriyle bir araya gelmemiz, bu hedeflerin hayata geçirilmesi açısından kritik önem arz etmektedir. Bizler, Ege Üniversitesi olarak sizlerle aynı vizyonu paylaşıyoruz: daha güçlü, daha rekabetçi, daha yenilikçi bir Türk tohumculuk sektörü inşa etmek. Bunun için üniversite-sanayi iş birliğini derinleştirmeye, ortak Ar-Ge projeleri geliştirmeye ve bilgi paylaşımını artırmaya hazırız. Ayrıca, enstitümüzün hedeflerinden biri de uluslararası ölçekte ses getirecek projelere imza atmaktır. Bu çerçevede, sadece ulusal değil, aynı zamanda küresel tohumculuk piyasasında da Türkiye’nin etkin bir aktör olmasını desteklemek istiyoruz. Bilimsel kapasitemiz, altyapımız ve insan kaynağımız ile ülkemizin tohumculuk ihracatında çok daha güçlü bir noktaya gelmesi için sorumluluk almaya kararlıyız. Bugünkü toplantımızın çıktılarını rapor haline getirerek Cumhurbaşkanımıza ileteceğiz. Sizin değerli katkılarınız, önerileriniz ve eleştirileriniz, enstitümüzün yol haritasına yön verecek, ortak hedeflerimizi daha somut adımlara dönüştürecektir. Sözlerime son verirken, bu toplantıya katkı sunan tüm sektör temsilcilerine, birliklerimize, değerli akademisyenlerimize ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Tohum bilimi ve teknolojisinin gelişmesi için attığımız bu ortak adımın, ülkemize ve insanlığa hayırlı sonuçlar getirmesini diliyorum.” dedi.</p>
<p><b>“Enstitü sektörümüz için önemli rol üstlenecek”</b></p>
<p>Sektör temsilcileri ise Ege Üniversitesi Emine Erdoğan Tohum Bilimi ve Teknolojisi Enstitüsünün, Türk tohumculuk sektörünün geliştirilmesi, küresel düzeyde tanıtılması, nitelikli insan kaynağı yetiştirilmesi ile sektörün sorunlarına bilimsel çözümler üretilmesi noktasında çok önemli görev üstleneceğini ifade ettiler.  Güçlü laboratuvar altyapısına sahip olan Ege Üniversitesi Emine Erdoğan Tohum Bilimi ve Teknolojisi Enstitüsünün; stratejik önemi gittikçe artan tohumculuk sektörünün uluslararası rekabete uygun bir şekilde geliştirilmesi, sertifikalı ve yerli tohum üretiminin ve kullanımının yaygınlaştırılması, biyoçeşitliliği korunması, yüksek katma değerli ürünlerin üretilmesi, bitki ıslahı ve tohum teknolojileri alanında bilimsel çalışmaların yürütülmesi için önemli rol üstleneceğini vurguladılar. Toplantının sonunda katılımcılar, laboratuvarları gezerek, yürütülen bilimsel çalışmalar ile ilgili bilgi aldılar.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tohumculuk-sektorunun-temsilcileri-ege-universitesinde-bir-araya-geldi-582387">Tohumculuk sektörünün temsilcileri Ege Üniversitesinde bir araya geldi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EÜ&#8217;de uluslararası araştırma ve burs fırsatları konuşuldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eude-uluslararasi-arastirma-ve-burs-firsatlari-konusuldu-581213</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Oct 2025 09:52:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[başvuru]]></category>
		<category><![CDATA[burs]]></category>
		<category><![CDATA[Eü]]></category>
		<category><![CDATA[fırsatları]]></category>
		<category><![CDATA[konuşuldu]]></category>
		<category><![CDATA[olmalı]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<category><![CDATA[yüce]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=581213</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, öğrencilerini uluslararası araştırma olanaklarıyla buluşturacak özel bir etkinliğe ev sahipliği yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eude-uluslararasi-arastirma-ve-burs-firsatlari-konusuldu-581213">EÜ&#8217;de uluslararası araştırma ve burs fırsatları konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, öğrencilerini uluslararası araştırma olanaklarıyla buluşturacak özel bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. DAAD (Alman Akademik Değişim Servisi) Lektörü Dr. Nilgün Yüce, Almanya’da eğitim ve araştırma fırsatlarını tanıttığı sunumda, DAAD ve Humboldt Vakfı’nın genç ve deneyimli araştırmacılara sunduğu burs imkânları hakkında detaylı bilgiler verdi. Etkinlik, Edebiyat Fakültesi Nuri Bilgin Konferans Salonunda gerçekleştirildi ve katılımcılara bilimsel kariyerlerini uluslararası boyuta taşımaları için önemli ipuçları aktarıldı.</p>
<p>Başvuruların zamanlamasından gerekli belgelere, hangi evrakların sunulması gerektiğinden DAAD portalına yükleme süreçlerine kadar tüm detayları anlatan Dr. Nilgün Yüce, “Bugün sizlere bir araştırma önerisi hazırlarken nelere dikkat etmeniz gerektiğini kendi deneyimlerimden yola çıkarak aktarmak istiyorum. Öğrencilerimizin ve akademisyenlerimizin bu fırsatları yakından takip etmeleri, kariyerleri için büyük önem taşıyor. Başvuru sürecini doğru ve eksiksiz takip etmek, başarı şansını artırıyor. Almanya’da araştırma yapmak isteyen bir öğrencinin araştırma önerisi hazırlarken dikkat etmesi gerekenler aslında oldukça basit. Öncelikle hangi bilimsel problemi çözmek istediğinizi net olarak belirlemeniz gerekiyor. Sonra, bu problemi nasıl çözebileceğinizi gösterecek bir yöntem ortaya koymalısınız. Ve tabii ki, bu çalışmanın gerçekçi bir zaman çerçevesi ve makul maliyetlerle yapılabileceğini de kanıtlamalısınız” dedi.</p>
<p><b>Profesyonel araştırma önerisi nasıl hazırlanır?</b></p>
<p>Profesyonel ve kabul edilebilir bir araştırma önerisinin nasıl hazırlanması gerektiğine dair ayrıntılı tavsiyelerde bulunan Dr. Nilgün Yüce “Araştırma öneriniz genellikle 10–15 sayfa olmalı ama önemli olan uzunluk değil, anlaşılır ve öz bir anlatım. Yazı tipi, satır aralığı ve içerik tablosuna dikkat edin; bu önerinizi profesyonel gösterir. Başlık sayfasında kişisel bilgiler, akademik unvan, pozisyon ve iletişim bilgileri net olmalı. Tez başlığı kısa ve anlaşılır, araştırma alanı ve süresi de belirtilmeli. Araştırma alanı ve literatür kısmında konunuza hâkim olduğunuzu gösterin, mevcut durumu özetleyin ve önerinizi destekleyecek teorik çerçeveyi tartışın. Bu bölüm, araştırmanızın motivasyonunu ve problemin önemini ortaya koymalı. Son olarak, araştırma soruları ve hedefler net olmalı: Ne öğrenmek istiyorsunuz? Hangi hedeflere ulaşmayı amaçlıyorsunuz? Sorular hipotezler şeklinde olmalı ve test edilebilir olmalı. Böylece öneriniz hem değerli hem uygulanabilir olur. Son olarak, &#8220;Araştırma Kaynakçası&#8221; bölümünde, çalışmanızda atıfta bulunduğunuz tüm akademik eserleri belirli kurallara uygun bir şekilde listelemeyi ve güncel yayınlara yer vermeyi unutmayın” diye konuştu.</p>
<p><b>DAAD burs başvuru süreci ve stratejileri</b></p>
<p>DAAD burs başvurularının değerlendirme süreci hakkındaki gözlemlerine de değinen Dr. Nilgün Yüce “DAAD başvurusu ilk seferde kabul edilmeyenler vazgeçmesin, kişisel algılamasın, tekrar başvursun. Ben de komisyon toplantılarına izleyici olarak katıldım; hocalar son derece iyi niyetli ve seviyeli. Başvuruları değerlendirirken, adayın projeyi gerçekten yapıp yapamayacağına, bilimsel katkısına ve somut çıktılara odaklanıyorlar. Bu yüzden motivasyon mektubunuzu yazarken, projeyi ciddi bir şekilde ileride bir makale veya kitap çıkaracakmış gibi anlatın. Değerlendirme süreci şeffaf: İki ayrı yazılı değerlendirme alınıyor, ardından branşınızdan ve diğer alanlardan en az iki bağımsız öğretim üyesi bu değerlendirmeleri okuyup fikirlerini paylaşıyor. Karar DAAD tarafından değil, bu bağımsız jüri tarafından veriliyor. Puanlama sistemi var; belli bir puanı alanlar kabul ediliyor. Başvuru sayısına göre şans da değişiyor; örneğin Kasım çok yoğun, Temmuz daha az başvuru oluyor. Alan açısından bir ayrıcalık resmi olarak yok. Eğitim bilimleri gibi alanlar önemli, ama esas kriter projenin kalitesi. Önceliklendirme varsa bile bu genellikle açıklanmıyor” dedi.</p>
<p>Etkinliğin sonunda Dr. Yüce,  katılımcıların soruları yanıtlandı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eude-uluslararasi-arastirma-ve-burs-firsatlari-konusuldu-581213">EÜ&#8217;de uluslararası araştırma ve burs fırsatları konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Engelli bireylere afet bilinçlendirme eğitimi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/engelli-bireylere-afet-bilinclendirme-egitimi-581039</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Oct 2025 10:37:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[Afet Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[anında]]></category>
		<category><![CDATA[bilinçlendirme]]></category>
		<category><![CDATA[bireylere]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[engelli]]></category>
		<category><![CDATA[kadıköy]]></category>
		<category><![CDATA[Kadıköy Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=581039</guid>

					<description><![CDATA[<p>BAK Kadıköy ekibi, engelli bireylere yönelik özel afet eğitimi düzenledi. Programda hem teorik bilgiler hem de pratik deneyimler bir arada sunuldu</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/engelli-bireylere-afet-bilinclendirme-egitimi-581039">Engelli bireylere afet bilinçlendirme eğitimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>BAK Kadıköy ekibi, engelli bireylere yönelik özel afet eğitimi düzenledi. Programda hem teorik bilgiler hem de pratik deneyimler bir arada sunuldu<br />Kadıköy Belediyesi Afet Eğitim ve Bilinçlendirme Parkı’nda 1 Ekim Çarşamba günü Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği’nden (TOFD) 11 kişilik bir ekibe, Kadıköy Belediyesi Kentsel Arama Kurtarma Takımı (BAK-Kadıköy) tarafından afet bilinçlendirme eğitimi verildi.</b></p>
<p>Eğitim öncesi konuşma yapan Kadıköy Belediye Başkan yardımcısı Başar Necipoğlu, afetlere karşı hazırlığın önemini şu sözlerle vurguladı: “Kadıköy Belediyesi Afet Eğitim ve Bilinçlendirme Parkı’ndayız. Burası, afet eğitimlerinin verildiği, farkındalık çalışmalarının yapıldığı ve toplumda afet anında neler yapılması gerektiğine dair bilincin artırıldığı özel bir alan. Kadıköy Belediyesi Kentsel Arama Kurtarma Takımı (BAK-Kadıköy), yıllardır burada büyük bir özveriyle görev yapıyor. Ekip, her geçen gün kendini geliştirerek daha güçlü bir yapıya kavuşuyor. Bu parkta sizleri ağırlamak bizim için çok kıymetli. Bu noktada, birlikte alacağımız afet farkındalık eğitimleri büyük önem taşıyor. Sizlerden gelecek her türlü geri bildirim, bizim kendimizi geliştirmemiz açısından çok değerli. Kadıköy Belediyesi olarak tüm bu süreci yakından takip ediyor ve her zaman vatandaşlarımızın yanında olmaya devam ediyoruz. Belediye Başkanımız Mesut Kösedağı’nın seçim taahhütnamesi doğrultusunda, Kadıköy’de yaşayan vatandaşlarımıza afet ve acil durum çantası ulaştırma çalışmalarımız başladı.  Bu çantaların içinde, ilk yardım malzemeleri başta olmak üzere, deprem anında ihtiyaç duyulabilecek birçok önemli ekipman yer alıyor.”<br />Kadıköy Belediyesi Kentsel Arama Kurtarma Takımı (BAK-Kadıköy) takım lideri Hakan Özdemir tarafından verilen eğitimde, afetler karşısında alınması gereken önlemler aktarıldı. Engelli vatandaşların deprem çantasında bulunması gereken malzemeler, evde geçiş alanlarının boş bırakılması ve mobilyaların sabitlenmesi gerektiği vurgulandı.<br />Özdemir, deprem anında tekerlekli sandalyede bulunan vatandaşların alması gereken önlemleri anlatarak, “Sandalyenizi kilitleyin, yanınızda bir şey varsa ona tutunun ve korunun. Bu korunma hareketi olabildiğince dizlerin üzerine kapanmak. Biz burada çök, kapan, tutun hareketini değiştiriyoruz; ‘kilitle, tutun, korun’ diyoruz.” ifadelerini kullandı.<br />Katılımcılar ayrıca yedi dakikalık 5 boyutlu sinemada deprem anında doğru davranışları deneyimledi ve 2011 Van Depremi’nin 6.7 büyüklüğündeki şiddetini bir dakikalık deprem simülasyonunda yaşadı. Eğitimin sonunda afet ve acil durum çantaları katılımcılara dağıtıldı.</p>
<p><b>İLK KEZ AĞIRLANDILAR</b></p>
<p>BAK Kadıköy’ün takım lideri Hakan Özdemir, Afet Eğitim ve Bilinçlendirme Parkı’nda ilk kez tekerlekli sandalyeli kursiyerlerin eğitim aldığını belirtti. Özdemir, “Amacımız engelli vatandaşlarımızın farkındalığını artırmak ama en önemlisi ailelerin bilinçlenmesini sağlamak. Bugün engelli bireylerle afet öncesinde, anında ve sonrasında yapılması gerekenleri konuştuk.” dedi.<br />Organizasyonla birlikte kendilerinin de önemli kazanımlar elde ettiğini söyleyen Özdemir, “Her şeyden öte tesisimizin eksikliklerini gördük. Tekerlekli sandalye ile gelen vatandaşların hizmete ulaşmasının zor olmaması gerektiğini öğrendik ve tesisimizi bu doğrultuda hemen düzenledik.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği (TOFD) Başkanı Fatih Sınav, 10 engelli üyeleriyle birlikte katıldıkları eğitimden büyük memnuniyet duyduklarını belirtti. Sınav, “Kadıköy Belediyesi’nin düzenlediği bu bilinçlendirme eğitimini çok başarılı bulduk. Umuyorum ki arkadaşlarımız burada edindikleri bilgilerle önce kendilerini, ardından sevdiklerini bilinçlendirerek olası afetlerde yaşanabilecek zararları ve riskleri en aza indireceklerdir.” dedi. 6 Şubat depremlerinde dernek olarak sahada çok çalıştıklarını vurgulayan Sınav, “Orada gördüğümüz en büyük sorunlardan biri, bu tür eğitimlerin eksikliğiydi. Böyle bir eğitim alanının olduğunu öğrenir öğrenmez ekip arkadaşlarımızla birlikte katılma kararı aldık.” diye konuştu.</p>
<p><b>“SİMÜLASYON MUAZZAM BİR EĞİTİMDİ”</b></p>
<p>Eğitime katılan Fevzi Akın, “Deprem anında nasıl hareket edeceğimi öğrendim. Olduğumuz yerde durmalı, sabitlenmiş yerlere tutunmalı, cam kırıklarından ve mutfak ile banyodan uzak durmalıyız. Ayrıca deprem simülasyonuna girdik ve bu sayede daha bilinçlendik.” ifadelerini kullandı.<br />Katılımcılardan Leyla Gökalp Koca ise, “Simülasyon muazzam bir eğitimdi. Daha önce deprem yaşamadım ama bugün 6.7 büyüklüğündeki Van depremini deneyimledim. Ses ve gürültüyle birlikte kendimi evde hissettim, aynı duygularla koruma pozisyonuna geçtim. Bu nedenle benim için çok verimli geçti.” diye konuştu.<br />Daha önce afet eğitimi almadığını belirten Ramazan Öztürk ise, “Bugün öğrendiğim bilgileri eve gidince uygulamaya başlayacağım. Çünkü engelli bir birey olarak hayatım biraz daha zor.” şeklinde konuştu.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/engelli-bireylere-afet-bilinclendirme-egitimi-581039">Engelli bireylere afet bilinçlendirme eğitimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ezber bozan tasarımcılar ödüllerine kavuştu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ezber-bozan-tasarimcilar-odullerine-kavustu-580994</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Oct 2025 10:09:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[bozan]]></category>
		<category><![CDATA[ezber]]></category>
		<category><![CDATA[ihracatçı]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kavuştu]]></category>
		<category><![CDATA[mobilya]]></category>
		<category><![CDATA[ödül]]></category>
		<category><![CDATA[ödüllerine]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[tasarımcılar]]></category>
		<category><![CDATA[ticaret]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=580994</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu yıl eko-tasarım temasıyla beşinci kez düzenlenen Ezber Bozan Mobilya Tasarım Yarışması’nın ödül töreninde konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, tasarım ve pazarlama alanında sektörü daha iyi boyuta taşıyacak çalışmalara katkı vermeye hazır olduklarını belirterek, “Her projenize, fikrinize, yatırım çabanıza kapımız her zaman açık” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ezber-bozan-tasarimcilar-odullerine-kavustu-580994">Ezber bozan tasarımcılar ödüllerine kavuştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yıl eko-tasarım temasıyla beşinci kez düzenlenen Ezber Bozan Mobilya Tasarım Yarışması’nın ödül töreninde konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, tasarım ve pazarlama alanında sektörü daha iyi boyuta taşıyacak çalışmalara katkı vermeye hazır olduklarını belirterek, “Her projenize, fikrinize, yatırım çabanıza kapımız her zaman açık” dedi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Ege İhracatçı Birlikleri bünyesinde yer alan Ege Mobilya, Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçılar Birliği (EMKOUİB) tarafından Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ve T.C. Ticaret Bakanlığı desteği ile düzenlen 5. Ezber Bozan Mobilya Tasarım Yarışması ödül törenine katıldı. Alsancak Tarihi Havagazı Fabrikası Kültür Merkezi’ndeki gecede Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ali Fuat Gürle,  Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkan Vekili Ahmet Güleç, Konak Kaymakamı Ediz Sürücü, Karabağlar Belediye Başkanı Helil İnay Kınay, iş dünyasının ve sektörün temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri ve tasarımcılar yer aldı.  </p>
<p><strong>“İzmir adına onur”</strong></p>
<p>Törende konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, “İzmir’de böyle bir organizasyonun gerçekleşmesi kentimiz adına onurdur. Mobilya sektörü rekabette yer almak için her zaman yoğun çaba gösteriyor. Zaten iyi bir yerde olan mobilya ihracatına İzmir de önemli katkı veren bir şehir olarak üzerine düşeni yapıyor. Daha iyisinin yapılabileceğini hepimiz biliyoruz. İçinde bulunduğumuz çağın ihtiyaçlarını karşılayan ve uluslararası rekabette gerçekten yerini alabilecek çalışmalar önemli. Tasarım ve pazarlama alanında sektörü daha iyi boyuta taşıyacak çalışmaların gerçekleşmesi için İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak her zaman katkı vermeye hazırız” dedi.</p>
<p><strong>“Kapımız her zaman açık”</strong></p>
<p>Bu seneki yarışmanın temasının eko-tasarım olmasının önemine değinen Başkan Tugay, “Ekoloji, çevre, iklim konusu sadece mobilyayla ilgili değil bütün sektörlerde öncelik kazanmış durumda. Gençliğin enerjisini ve yaratıcılığını gelecek vizyonuyla birleştiren bir yarışmanın bu nedenle çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. İzmir’in bir ticaret kenti olduğunu unutmamamız gerekiyor. Mobilya sektörü de en çok ihracat yapan üçüncü sektör. İzmir de bu alanda en geniş ikinci kent. Bu potansiyeli daha ileriye taşımalıyız. Ben bu anlamda sektörün başarılı olacağına çok inanıyorum ve size yürekten güveniyorum. Kentimize ve ülkemize katkı sağlayacak her projeye, fikrinize, yatırım çabanıza katkıda bulunmak üzere kapımız her zaman açık olacak” dedi.</p>
<p><strong>“Yarışma tasarımcıları destekliyor”</strong></p>
<p>Organizasyonun Ticaret Bakanlığı’nın destek ve teşvikleriyle düzenlendiğini belirten EMKOUİB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Fuat Gürle, “Titizlikle üzerinde çalıştığımız ve bu yıl beşincisini gerçekleştirdiğimiz yarışmamız uzun vadede hedeflerimize ulaşmamıza katkı sağlıyor. Ülkemizin sektörde akla gelen öncü ülkelerden olması için adımlar atmaktayız. Yarışmamız tasarımcının desteklenmesini sağlıyor” dedi. </p>
<p>“<strong>Dünyada</strong> <strong>övgüyle</strong> <strong>söz</strong> <strong>ediliyoruz</strong>”</p>
<p>TİM Başkan Vekili Ahmet Güleç ise, “Türkiye mobilya sektörü son çeyrek asırda tasarımda, kalitede, dünya ticaretinde kendinden övgüyle söz ettirdi. Sektördeki başarının devamlılığı için bu tip organizasyonlar çok çok önemli” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Rekabet gücümüz artıyor”</strong></p>
<p>Buluşmaya video mesajla katılan Ticaret Bakan Yardımcısı Volkan Ağar, “Bu yıl yarışmanın teması olan eko-tasarım sektörümüzün geleceği hem de dünyamız açısından büyük önem taşıyor. Yenilikçi yaklaşım sürdürülebilirliğin yanı sıra uluslararası pazarlarda rekabet gücümüzü artırıyor. Bu anlayış, geleceğin üretim anlayışını şekillendirmektedir. Genç yeteneklerimizin özgün fikirleri sayesinde uluslararası pazarlarda çok daha iyi yer edineceğiz” ifadelerini kullandı.</p>
<p>“<strong>Tasarım</strong> <strong>sektörün</strong> <strong>geleceği</strong> <strong>için</strong> <strong>önemli</strong>”</p>
<p>Törene video mesajla katılan Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi de, “Küresel pazarda daha güçlü konuma gelinmesi için nitelikli ürün tasarlanması gerekiyor. Mobilya sektörünün geleceği tasarımcılarımızla kuracağımız bağla şekillenecek” diye konuştu.</p>
<p>“<strong>Ezberleri</strong> <strong>bozmalıyız</strong>”</p>
<p>Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mustafa Gültepe de video mesajında, “Bu akşam bir yarışmanın adının ezber bozan olmasını çok anlamlı görüyorum. Fark yaratmak istiyorsak ezberleri bozmamız gerekiyor” dedi.</p>
<p>Açılış konuşmalarının ardından dereceye giren yarışmacılara ödülleri takdim edildi.  EMKOUİB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Fuat Gürle Büyükşehir Belediye Başkanı Tugay’a desteklerinden ötürü teşekkür ederek tablo hediye etti.</p>
<p><strong>Ödüller</strong> <strong>sahiplerini buldu</strong></p>
<p>Öğrenci ve profesyonel olmak üzere iki kategoride düzenlenen yarışmaya 239’u öğrenci, 185’i profesyoneller tarafından hazırlanan 424 proje katıldı. Alanında uzman 11 jüri tarafından büyük bir titizlikle değerlendirilen projeler arasından finale kalanlara ödül verildi. Profesyonel kategoride birinci Alper Gündüz, ikinci Ekim Güney Öztürk, üçüncü Işık Gören oldu. Öğrenci kategorisinde birincilik ödülü Beyza Tunç’un, ikincilik ödülü Mesude Çoban’ın, üçüncülük ödülü ise Esra Nur Sezgin’in oldu.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ezber-bozan-tasarimcilar-odullerine-kavustu-580994">Ezber bozan tasarımcılar ödüllerine kavuştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>35 yaş ve üzeri doğum yaygınlaşıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/35-yas-ve-uzeri-dogum-yayginlasiyor-580931</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Oct 2025 09:26:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[doğum]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[muayenesi]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[perinatoloji]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tarama]]></category>
		<category><![CDATA[testler]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaşıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=580931</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde son yıllarda, kadınların eğitim düzeyinin yükselmesi, kariyer planlamaları, ekonomik gerekçeler ve evlilik yaşının ötelenmesi gibi etkenler, 35 yaş üzeri gebelik oranlarının belirgin şekilde artmasına yol açıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/35-yas-ve-uzeri-dogum-yayginlasiyor-580931">35 yaş ve üzeri doğum yaygınlaşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde son yıllarda, kadınların eğitim düzeyinin yükselmesi, kariyer planlamaları, ekonomik gerekçeler ve evlilik yaşının ötelenmesi gibi etkenler, 35 yaş üzeri gebelik oranlarının belirgin şekilde artmasına yol açıyor. <strong>Acıbadem Kartal Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum, Riskli Gebelik (Perinatoloji) Uzmanı Prof. Dr. Resul Arısoy</strong> “İleri yaş gebelikleri günümüzde giderek artan bir gerçekliktir ve erken doğumdan gebelik zehirlenmesine hatta bebeğin kaybına dek çeşitli riskler içerebildiğinden dolayı multidisipliner yaklaşım ile takip edilmelidir. Gebelik öncesinden başlayan multidisipliner bir yaklaşım, düzenli ve sık takip ile uygun doğum planlaması olumsuz sonuçların önemli ölçüde azaltılmasına önemli katkılar sağlar” diyor. Perinatoloji Uzmanı Prof. Dr. Resul Arısoy, riskli gebelikte anne ve bebeğin sağlığı için alınması gereken 6 etkili önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>
<ul>
<li><strong>Yaşam tarzını iyileştirmek</strong></li>
</ul>
<p>Sağlıklı beslenme, ideal kilo kontrolü ve egzersiz, gestasyonel diyabet (gebelik şekeri) ve hipertansiyon riskini azaltır. Sigara, alkol, kimyasallar, toksik maddeler ve düşüğe, erken doğuma ya da ölü doğuma yol açabilen bazı ilaçlardan (teratojen ilaçlar) uzak durulması, sağlıklı doğum için son derece önem taşımaktadır.  </p>
<ul>
<li><strong>Gebelik öncesi sağlık taraması yaptırmak</strong></li>
</ul>
<p>İleri yaşta planlanan gebeliklerde, gebelik öncesi sağlık taraması yaptırmak kritik öneme sahiptir. Kronik hastalıkların kontrol altında tutulması, genetik danışmanlık alınması, doktor önerisiyle folik asit ve gerekli takviyelerin kullanılması gebelik sonuçlarını olumlu etkilemektedir.</p>
<ul>
<li><strong>Düzenli takip </strong></li>
</ul>
<p>Riskli gebeliklerde doğru haftalarda gebelik muayenesinin yapılmasının, komplikasyonların erken tanısını sağladığını belirten Perinatoloji Uzmanı Prof. Dr. Resul Arısoy sözlerine şöyle devam ediyor: “Gebeliğin muayenesinde rutin testlere, ihtiyaç olursa ileri testler ve taramalar eklenebilir. Perinatoloji kliniklerinde, gebeliğin ilk 11-14 hafta fetal anatomi ve Doppler muayenesi en önemli muayene olup, tüm gebeler bu muayeneyi mutlaka yaptırmalıdır. Bu dönemde bebekteki bazı organ anomalileri tanınabilmektedir. Yine uterin arter doppleri ile gebelik zehirlenmesi ve gelişim kısıtlılığı için risk değerlendirmesi yapılabilmektedir. Riskli grupta diyabet için erken tarama bu haftada yapılmaktadır. Gebeliğin 2. döneminde, 21-23 hafta yine fetal anatomi muayenesi ve Doppler ultrasonografi ile bebeklerin organlarının ve kan akımlarının muayenesi her gebeye önerilmektedir. Yine bu haftalarda rahim ağzı uzunluğu ölçülerek servikal yetmezlik ve erken doğum açısından riskli gruplar tanınabilmektedir. İleri yaş gebeliklerde şeker hastalığı riski diğer gebelere göre belirgin artmış olup, mutlaka şeker yükleme testlerinin yapılması önerilmektedir. Şeker yükleme testlerinin anne ve bebeğe bir zararı yoktur. Gebeliğin 3. döneminde Doppler ultrasonografi ve biyofizik profili gibi yöntemlerle fetal iyilik halinin düzenli değerlendirilmesi önerilmektedir” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Genetik tarama ve tanı testleri yaptırmak</strong></li>
</ul>
<p>35 yaş üzeri gebeliklerde kromozomal anomaliler açısından tarama testleri (Kombine test (ikili test) / üçlü-dörtlü test, NIPT (anne kanında fetal hücre-DNA testi) ve gerektiğinde invaziv tanı yöntemleri (koryonvillüs örneklemesi, amniyosentez,) uygulanmalıdır. Bu yaklaşım,  erken tanı ve doğru gebelik yönetimini mümkün kılar.</p>
<ul>
<li><strong>Kronik hastalıkların takibi</strong></li>
</ul>
<p>Prof. Dr. Arısoy “Hipertansiyon, diyabet ve tiroid bozuklukları gibi kronik hastalıkların gebelik öncesi ve gebelik sırasında kontrolü, komplikasyonların önlenmesinde temel bir basamaktır. Kronik hastalıkların eşlik ettiği gebelerin takip ve doğumları özellikli olup, Perinatoloji kliniklerinde multidisipliner tıp içerisinde takip edilmeleri ve yönetilmeleri önerilmektedir” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Doğumun multidisipliner merkezde gerçekleştirilmesi</strong></li>
</ul>
<p>Riskli gebeliklerin, yenidoğan yoğun bakım olanaklarının bulunduğu merkezlerde, deneyimli ekip eşliğinde gerçekleştirilmesi önerilir. Yine merkezde erişkin yoğun bakım ve ilgili uzmanlıkların olması gebelik sonuçlarını iyileştirmektedir. Bu uygulamalar anne ve bebek komplikasyon ve ölümlerini azaltır.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/35-yas-ve-uzeri-dogum-yayginlasiyor-580931">35 yaş ve üzeri doğum yaygınlaşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul Turizm Fuarı görkemli bir şekilde kapılarını açtı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/istanbul-turizm-fuari-gorkemli-bir-sekilde-kapilarini-acti-579559</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Sep 2025 10:36:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[fuar]]></category>
		<category><![CDATA[fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[görkemli]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kapılarını]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[şekilde]]></category>
		<category><![CDATA[sponsor]]></category>
		<category><![CDATA[stanbul]]></category>
		<category><![CDATA[turizm]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=579559</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye turizminin en önemli buluşması İstanbul Turizm Fuarı (ITF 2025), bugün Yenikapı – Avrasya Gösteri ve Sanat Merkezi’nde görkemli bir törenle açıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/istanbul-turizm-fuari-gorkemli-bir-sekilde-kapilarini-acti-579559">İstanbul Turizm Fuarı görkemli bir şekilde kapılarını açtı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye turizminin en önemli buluşması <b>İstanbul Turizm Fuarı (ITF 2025)</b>, bugün Yenikapı – Avrasya Gösteri ve Sanat Merkezi’nde görkemli bir törenle açıldı. Açılış seremonisi; KKTC Başbakan Yardımcısı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, İstanbul Vali Yardımcısı Yücel Gemici, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Nuri Aslan, İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi, Turizm Geliştirme ve Eğitim Vakfı (TUGEV) ve İstanbul Kongre ve Ziyaretçi Bürosu (ICVB) Başkan Yardımcısı Bahadır Yaşık, Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği (TTYD) Başkanı Oya Narin, Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB) Başkanı Müberra Eresin, Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği Başkanı Kaan Kaşif Kavaloğlu, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı Genel Müdürü Sinan Seha Türkseven, Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Yılmaz, Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Başkan Yardımcısı Hasan Eker, Dream Project CEO’su ve Yönetim Kurulu Üyesi Volkan Ataman ve sektörün önde gelen temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirildi.</p>
<p>Bu yıl üçüncüsü düzenlenen fuar, 296 katılımcı firma, 50 ülkeden turizm profesyoneli ve 15 binin üzerinde ziyaretçi ile sektörün buluşma noktası oldu. 10 bin metrekarelik fuar alanında otel zincirlerinden seyahat acentelerine, havayollarından kruvaziyer firmalarına, tur operatörlerinden belediyelere, ülke katılımlarına kadar geniş bir yelpaze bir araya geldi.</p>
<p>Açılışta konuşan sektör temsilcileri, fuarın Türk turizmi için stratejik bir öneme sahip olduğunu ve uluslararası turizm dünyası için taşıdığı önemi vurguladılar. Dream Project CEO’su ve Yönetim Kurulu Üyesi Volkan Ataman, “İstanbul Turizm Fuarı’nı bu yıl üçüncü kez gerçekleştirmenin gururunu yaşıyoruz. Türkiye turizmini dünyaya tanıtmak, sektörümüzün uluslararası bağlantılarını güçlendirmek ve yeni iş birliklerine zemin hazırlamak için bu fuar eşsiz bir platform sunuyor. Katılımcılarımız ve ziyaretçilerimizle birlikte İstanbul’u turizmin kalbi hâline getirdik. B2B odaklı olan fuarımız ayrıca 17 konu başlığı altında 73 ulusal ve uluslararası konuşmacı ile gerçekleştirilen turizm zirvesiyle de sektöre yön vermeye ve yeni vizyonlarla sektörümüzü buluşturmaya devam ediyoruz. Bu organizasyonun hayata geçmesinde büyük katkısı olan başta Ana Sponsor Türkiye İş Bankası ve Resmî Havayolu Sponsorumuz Türk Hava Yolları olmak üzere, resmî iş ortaklarımız TÜRSAB, TÜROB ve TTYD’ye; ayrıca destekleri için İstanbul Büyükşehir Belediyesi – İstanbul Kongre ve Ziyaretçi Bürosu, TGA ve Ticaret Bakanlığı’na içten teşekkürlerimizi sunuyorum” dedi.</p>
<p><b>“İstanbul Turizm Fuarı dünyada ilk 3’e girmeli”</b></p>
<p>Açılış konuşmalarında söz alan TÜROB Başkanı Müberra Eresin, “ITF 2025 kapsamındaki yüz yüze görüşmelerde turizmdeki gelecek trendleri belirleniyor, bu fuar bu açıdan çok önemli. İstanbul böyle güzel bir fuarı hak ediyor. Bu fuarın gelişerek dünyada ilk 3’e girmesini arzu ediyoruz ve bu yolda hep yanınızda olacağız.” mesajı verirken; TTYD Başkanı Oya Narin, “Türkiye’de güçlü bir fiyat ve kalite dengesi peşinde koştuğumuz, kalış sürelerini uzatmanın çok önemli olduğunu bildiğimiz bir dönemdeyiz. Bu noktada İstanbul ve İstanbul’u tanıtan fuarlar bizim için çok değerli” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>“Turizmin gelişimi için dijitalleşme ve eğitime daha fazla önem verilmeli”</b></p>
<p>Turizm sektörünün gelişimi konusunda konuşan Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Başkan Yardımcısı Hasan Eker, “Turizmin gelişimi için öncelikle dijitalleşme desteklenmeli ve standartlar belirlenmeli. Sektörün istediği şartlarda personel eğitimi de bir diğer gereklilik” dedi.</p>
<p><b>“Türkiye İtalya’yı geride bıraktı, 4. sıraya yerleşti”</b></p>
<p>Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği Başkanı Kaan Kaşif Kavaloğlu, “Bu fuarın ülkemizin pazarlamasında çok değerli olduğunu düşünüyorum. İstanbul ve Antalya turizm açısından çok değerli. Siyasetteki G7 gibi turizmin T7 zirvesi olsaydı Türkiye kesin burada yer alırdı. Hiçbir yıl kolay değil, bundan sonra da olmayacak. Bu zor dönemlerde pazarlama daha çok önem kazanıyor” mesajı verirken; TGA Genel Başkan Yardımcısı Sinan Seha Yurtseven, Türkiye’nin ziyaretçi sayısına bakıldığında İtalya’yı geride bırakarak dünyada 4. sıraya yerleştiğini ve bu yolda ilerlerken turizm sektöründeki pazarlama faaliyetleri kapsamında ITF gibi fuarların önem taşıdığını belirtti.</p>
<p><b>“Amaç adil ve sürdürülebilir bir İstanbul”</b></p>
<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Murat Yazıcı, “Adil ve sürdürülebilir bir İstanbul için 2019 yılından bu yana çok çalışıyoruz, bu kapsamda İstanbul Turizm Fuarı’nı desteklemekten mutluluk duyuyoruz” ifadelerini kullanırken; İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Yılmaz, “Bankamızın 2. kez sponsor olduğu etkinlikte birlikte olmaktan mutluyuz. İki gün sonra Dünya Turizm Günü ve bu yılki tema turizm ve sürdürülebilir dönüşüm. Biz de bu doğrultuda turizm sektöründe sadece finansman kaynağı değil, yol arkadaşı, çözüm ortağı olma taahhüdüyle yola çıktık ve geçen seneki taahhütlerimizi yerine getirdiğimizi açıklamaktan mutluluk duyuyorum” dedi.</p>
<p>Açılış konuşmalarında İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Bahadır Yaşık, ITF’nin uluslararası fuar olacağına inancını dile getirirken; KKTC Başkan Yardımcısı, Turizm, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, KKTC’de turizmin gelişimi için Türkiye ile iş birliğinin önemine dikkat çekti ve dayanışma çağrısı yaptı.</p>
<p><b>Güçlü Destekçilerle Büyüyen Bir Organizasyon</b></p>
<p>ITF 2025, güçlü sponsor ve iş ortaklarının desteğiyle düzenleniyor. Ana Sponsor Türkiye İş Bankası ve Resmi Havayolu Sponsoru Türk Hava Yolları organizasyona katkı sağlarken, TÜRSAB Stratejik Partner, TUROB ve TTYD resmi iş ortakları olarak fuara destek veriyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi – İstanbul Kongre ve Ziyaretçi Bürosu, TGA ve Ticaret Bakanlığı da etkinliğin destekçileri arasında yer alıyor. </p>
<p><b>İstanbul Turizmin Kalbi Oldu</b></p>
<p>İstanbul Turizm Fuarı, iki gün boyunca yoğun oturumlar, B2B görüşmeler ve uluslararası temaslarla Türkiye turizminin marka değerini güçlendiriyor, yeni iş birliklerine zemin hazırlıyor ve ülke ekonomisine önemli katkılar sunuyor. Fuarda, ulusal ve uluslararası 2.500’ü aşkın seyahat acentası B2B toplantılarında bir araya geldi. Bu iki gün boyunca İstanbul, dünyanın dört bir yanından gelen turizm profesyonelleri için turizmin kalbi haline geldi.</p>
<p><b>Turizm Zirvesi – 1. Gün Programı</b></p>
<ul>
<li><b>11:20–11:50</b> – <i>CVENT: Yapay Zeka Destekli Planlayıcı</i> / Konuşmacı: Aaron Singh</li>
<li><b>12:00–12:40</b> – <i>Başkanlar Oturumu</i> / Moderatör: Hakan Güldağ / Konuşmacı: Oya Narin, Müberra Eresin </li>
<li><b>12:50–13:30</b> – İstanbul Kongre ve Ziyaretçi Bürosu- <i>MICE Endüstrisinin Geleceği</i> Oturumu/ Moderatör: Cemil Hakan Kılıç Konuşmacılar: Efi Koudeli, Dimitris Ganitis, Paola Padovani, Jaqueline Gil</li>
<li><b>13:40–14:10</b> – <i>Benelux Pazarı Oturumu</i> / Konuşmacı: Yıldıray Karaer</li>
<li><b>14:20–15:00</b> – <i>Dubai Pazarı Oturumu</i> / Moderatör: Mehmet Gürkaynak Konuşmacılar:Bader Ali Habib, Saeed Abdulwahid Khamis R. Saqer Al Muhairi, Egor Plakhov</li>
<li><b>15:10–15:50</b> – <i>Muğla Büyükşehir Belediyesi Sponsorluğunda Destinasyon Oturumu</i> / Konuşmacılar:Ahmet Aras ,Tamer Mandalinci, Acar Ünlü, B. Önder Akdenizli</li>
<li><b>16:00–16:40</b> – <i>Müzik Turizmi Oturumu</i> / Moderatör : Başak Koç Konuşmacılar: Buray, Derya Uluğ</li>
<li><b>16:50-17:30</b> -Vietnam &#038; Kamboçya Pazarı Oturumu /Konuşmacılar: Nguyễn Quý Phương, Thi Thu Ha Dang, Chea Sok, Truong Quoc Hung</li>
</ul>
<p><b>Turizm Zirvesi – 2. Gün Programı</b></p>
<ul>
<li><b>10:10-10:50-</b>Otellerde Markalaşma Oturumu / Moderatör: Orhan Genceli </li>
</ul>
<p>Konuşmacılar: Merve Sakaoğlu, Murat Özel, Özkan Alkan, Deniz Dikkaya</p>
<ul>
<li><b>11:00-11:40-</b> Türkiye Belediyeler Birliği Oturumu/ Moderatör: Dr.Şengül Altan Arslan Konuşmacılar; Lal Denizli, Ahmet Aras, Candan Yüceer, Filiz Ceritoğlu Sengel</li>
<li><b>11:50-12:00-</b>Polonya Pazarı Oturumu /Konuşmacılar: Mariusz Jańczuk, Michal Fijol</li>
<li><b>12:30-13:30-</b>2025 Sezon Değerlendirmesi, 2026 Beklentiler (Oteller)/ Konuşmacılar:Tolga Kilit, Zafer Alkaya, Hakan Saatçioğlu, Murat Alpman, Korhan Alşan, Utkan Gülaçtı, Balcan Oğuz, Ergün Demiray</li>
</ul>
<p><b>13:40-14:20</b>-2025 Sezon Değerlendirmesi, 2026 Beklentiler (Tur Operatörleri) / Konuşmacılar: Kadir Uğur, Egemen Tunçel, Oğuz Ergül</p>
<ul>
<li><b>14:30–15:10</b> – <i>EventMagix Sponsorluluğun 2025 Sezon Değerlendirmesi ve 2026 Beklentileri</i> / Moderatör: Mesut Kanat Konuşmacılar: Mehmet Kamçı, Koray Küçükyılmaz, Mert Vardar, Mustafa Kemal Çubuk, Kaan Karayal</li>
<li><b>15:20–16:10</b> – <i>2025 Sezon Değerlendirmesi ve 2026 Beklentiler (Sektör Dernek ve Birlikleri)</i> / Bülent Uysal, Cengiz Aygün, Orhan Belge, Ömer Faruk Dengiz, Yücel Okutur, Birol Akman, Murat Erdal</li>
<li><b>16:20–16:50</b> – <i>Türk Turizmi Bir Dünya Markası</i> / Ömür Gedik, Oytun Türkoğlu</li>
</ul>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/istanbul-turizm-fuari-gorkemli-bir-sekilde-kapilarini-acti-579559">İstanbul Turizm Fuarı görkemli bir şekilde kapılarını açtı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bayraklı&#8217;da sağlıklı ve dengeli beslenme semineri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bayraklida-saglikli-ve-dengeli-beslenme-semineri-2-579516</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Sep 2025 09:36:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[bayraklı]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[dengeli]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[pehlivan]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[semineri]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=579516</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bayraklı Belediyesi, toplum sağlığını korumak, obeziteye dikkat çekmek ve ilçe sakinlerini bilinçlendirmek amacıyla bir farkındalık semineri düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayraklida-saglikli-ve-dengeli-beslenme-semineri-2-579516">Bayraklı&#8217;da sağlıklı ve dengeli beslenme semineri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bayraklı Belediyesi, toplum sağlığını korumak, obeziteye dikkat çekmek ve ilçe sakinlerini bilinçlendirmek amacıyla bir farkındalık semineri düzenledi. &#8220;Hastalıklardan Korunma ve Bağışıklık Sistemini Güçlendirme&#8221; başlığı altında gerçekleşen etkinlikte Uzman Diyetisyen Aycem Pehlivan önemli bilgiler paylaştı. Bayraklı Belediye Başkanı İrfan Önal, “Sağlık sadece bireysel değil, toplumsal bir meseledir. Halk sağlığı açısından önem arz eden farklı konularda bilgilendirme toplantılarına devam edeceğiz” dedi.</p>
<p>Bayraklı Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü tarafından Osmangazi Hizmet Binası Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen seminerde, İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi Fonksiyonel Tıp Diyetisyeni Aycem Pehlivan, uzun ve kaliteli bir yaşam için yapılması gerekenleri anlattı. Seminere Bayraklı Belediyesi meclis üyeleri ve çok sayıda vatandaş katıldı.</p>
<p>SAĞLIKLI YAŞAMIN SIRLARI ANLATILDI</p>
<p>Pehlivan, konuşmasında beslenme alışkanlıklarının iyileştirilmesi, fiziksel aktivitenin yaşam kalitesine etkileri ve bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi gibi başlıklara değindi. İşlenmiş gıdalardan uzak durulması, yeterli su tüketimi, düzenli uyku ve stres yönetimi gibi temel kuralların yanı sıra; gıda güvenliği, hijyen ve aralıklı orucun sağlığa etkileri de katılımcılarla paylaşıldı. Seminerde fonksiyonel beslenme, aralıklı oruç, süper gıdalar, takviye kullanımı, stres yönetimi ve hareketin bağışıklık sistemi üzerindeki etkileri çok yönlü olarak ele alındı. Pehlivan, yalnızca takviye almanın yeterli olmayacağını, güçlü bir bağışıklık için uyku kalitesi, duygusal denge ve mitokondri sağlığının da hayati öneme sahip olduğunu vurguladı. Sunumda, fonksiyonel tabak modeli üzerinden hücre destekleyici öğünlerin nasıl oluşturulabileceği anlatıldı. Aralıklı oruç konusunda kadın ve erkek bedenleri arasındaki farklara dikkat çeken Pehlivan, özellikle kadınların hormonal döngülerine göre oruç planlaması yapmasının önemine değindi. “Her kadının fizyolojisi farklıdır. Oruç süresi ve şekli, kişisel deneyim ve hormon döngüsüne göre değişmelidir” diyen Pehlivan ayrıca, bağırsak-beyin ekseni, vagus siniri ve stresin sindirim ile bağışıklık üzerindeki etkilerini detaylandırdı. Meditasyon, nefes teknikleri ve “kutu nefes” gibi uygulamalarla bu dengeyi desteklemenin yollarını anlattı. Doğru nefes tekniklerinin stres azaltmada ve kronik hastalıkların önlenmesinde büyük rol oynadığını belirtti. Fiziksel aktivitenin sadece kilo kontrolü için değil; ruh sağlığı, bağışıklık sistemi ve genel sağlık açısından da vazgeçilmez olduğuna dikkat çeken Pehlivan, “Kişiye özel planlamalar yapılmadan kalıcı bir sağlık mümkün değildir. Fiziksel aktivite sadece dış görünümle ilgili değil; içsel denge, psikolojik iyi oluş ve genel sağlık açısından da büyük önem taşır” dedi.</p>
<p>HALK SAĞLIĞI İÇİN ÇALIŞMALARIMIZ SÜRECEK</p>
<p>Bayraklı Belediye Başkanı İrfan Önal, “Sağlık, yalnızca bireylerin değil, toplumun da en temel önceliğidir. Obezite ve sağlıksız yaşam alışkanlıkları çağımızın en büyük sorunları arasında yer alıyor. Biz de Bayraklı Belediyesi olarak, vatandaşlarımızın bilinçlenmesi ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını hayatlarına katmaları için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Düzenlediğimiz seminerlerde uzmanlar rehberliğinde aktarılan bilgiler, günlük yaşamımıza kolayca uyarlanabilecek nitelikte. Amacımız, sağlıklı ve mutlu bir toplum inşa etmek. Bunun için beslenmeden spora, stres yönetiminden hijyene kadar her alanda bilinçlenmeyi artıracak seminerler düzenlemeye devam edeceğiz” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayraklida-saglikli-ve-dengeli-beslenme-semineri-2-579516">Bayraklı&#8217;da sağlıklı ve dengeli beslenme semineri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Probiyotik Seçiminde Dikkat Etmeniz Gereken 7 Madde</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/probiyotik-seciminde-dikkat-etmeniz-gereken-7-madde-578437</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Sep 2025 14:21:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[etmeniz]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[mikroorganizma]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Probiyotik]]></category>
		<category><![CDATA[Probiyotikler]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[seçiminde]]></category>
		<category><![CDATA[süs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=578437</guid>

					<description><![CDATA[<p>Probiyotikler son yıllarda sağlıklı yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Bağışıklığı güçlendirdiği, sindirimi rahatlattığı düşünülerek sıkça tercih edilen probiyotiklerin dikkatli kullanılmaması ise bazı sağlık risklerini beraberinde getirebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/probiyotik-seciminde-dikkat-etmeniz-gereken-7-madde-578437">Probiyotik Seçiminde Dikkat Etmeniz Gereken 7 Madde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Probiyotikler son yıllarda sağlıklı yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Bağışıklığı güçlendirdiği, sindirimi rahatlattığı düşünülerek sıkça tercih edilen probiyotiklerin dikkatli kullanılmaması ise bazı sağlık risklerini beraberinde getirebiliyor. Çünkü her probiyotik her soruna iyi gelmiyor ve farklı etkileri olabiliyor. Probiyotiklerden doğru şekilde yararlanmak için, içeriğindeki özel mikroorganizmalara yani “suşlara” dikkat edilmesi ve uzmana danışılarak kullanılması önem taşıyor. Memorial Ataşehir Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Başak Çakır Güney, probiyotik kullanımında dikkat edilmesi gerekenleri anlattı.</p>
<p><strong>Probiyotik seçiminde suş içeriği önemli</strong></p>
<p>Bağırsaklarımızda trilyonlarca mikroorganizma yaşar ve bu dev ekosistem, mikrobiyota olarak adlandırılır. Yalnızca sindirim değil bağışıklık, ruh hali, hatta metabolizma üzerinde bile etkilidir. Sadece 46 kromozomu olan biz insanlar için vücudumuzda saklı inanılmaz bir genetik cevherdir.</p>
<p>Son yıllarda sağlık gündeminin en popüler konularından biri probiyotiklerdir. Birçok kişi bağışıklığı güçlendirdiği ve sindirim sistemini rahatlattığı için bu takviyelere yöneldi. Ancak bu konu aslında bu kadar basit değildir. Probiyotikler suşlardan oluşur. Suşlar kısaca probiyotik mikroorganizmaların genetik olarak özelleşmiş alt türlerini ifade eder. Probiyotik kullanırken suş içeriğine bakmak ve probleme yönelik bir probiyotik kullanmak mantıklı olacaktır. Aksi takdirde içeriğinde suşlar yoksa ya da size uygun değilse kullandığınız ürün boşa gidiyor demektir. Bunun için probiyotik ürün seçerken içeriğini, reçetesini okumak gerekir.</p>
<p><strong>Hastalığınıza göre probiyotik seçin</strong></p>
<p>Probiyotikler, yeterli miktarda alındığında sağlığa fayda sağlayan canlı mikroorganizmalardır. En sık bilinen türleri Lactobacillus ve Bifidobacterium cinslerine aittir. Prebiyotikler ise bu dost bakterilerin besini olan, genellikle lif içeren bileşiklerdir. Birlikte çalıştıklarında bağırsak sağlığını destekleyici etkileri artar. Romatolojik hastalıklardan, kansere kadar pek çok hastalığa karşı mucizevi koruma sağlar. Bilimsel çalışmalar, bazı suşların belirli durumlarda etkili olduğunu göstermiştir.</p>
<p>Peki, hangi hastalıkta hangi suş daha etkili? Örneğin antibiyotik kaynaklı ishal durumlarında ya da irritabl bağırsak sendromunda “lactobacillus”, crohn hastalığında ve ülseratif kolitte “VSL#3”, tip 2 diyabette ve obezitede “akkermansia muciniphila”, tekrarlayan vajinal enfeksiyonlarında rhamnosus GR-1 türlerine ait suşları içeren probiyotikler kullanılmalıdır. Yine üst solunum yolu enfeksiyonlarında probiyotik kullanılacaksa lactobacillus ve bifidobacterium cinslerine ait suşlar mutlaka olmalıdır.</p>
<p><strong>Doğal probiyotik kaynakları ne kadar etkili?</strong></p>
<p>Yoğurt, kefir, ev turşusu gibi fermente gıdalar doğal probiyotik kaynaklarıdır. Ancak bu gıdalardaki bakteri türleri ve miktarı değişkendir. Mevcut floramızı desteklemek için bu gıdaları mutlaka günlük rutinimize eklemeliyiz. Öte yandan kapsül formundaki probiyotiklerde belirli suşlar, belirli dozlarda yer alır. Bu, özellikle bir sağlık problemi için hedefli kullanımda önemlidir. Probiyotikler, doğru kişi ve doğru zamanda kullanıldığında sağlık üzerinde önemli etkiler yaratabilir. Ancak bu mikroorganizmalar mucize değildir; her birey için aynı sonucu vermez. Rastgele kullanım yerine, şikayete özel, suş temelli bir seçim ve gerekiyorsa uzman görüşü alınması en doğrusudur. Aynı zamanda beslenme düzeni, stres yönetimi ve uyku gibi diğer yaşam tarzı faktörlerinin de mikrobiyotayı etkilediği unutulmamalıdır.</p>
<p><strong>Bağışıklık sistemini dengeleyen yeni nesil probiyotikler</strong><br />
Klasik probiyotiklerin ötesine geçen mikrobiyal dostlarımız arasında son yıllarda en çok dikkat çekenlerden biri “Akkermansia muciniphila”dır. Bu bakteri bağırsak mukus tabakasında yaşar ve bu bariyeri güçlendirerek “geçirgen bağırsak” gibi durumların önüne geçebilir. Çalışmalar, “A. muciniphila”nın obezite, insülin direnci, tip 2 diyabet ve yağlı karaciğer gibi metabolik hastalıklarla ters ilişkili olduğunu göstermektedir. Yeni nesil probiyotikler arasında “Faecalibacterium prausnitzii” bağırsak iltihabını azaltıcı etkileri vardır. “Christensenella minuta” İnce yapılı bireylerde daha çok bulunur, bu nedenle obeziteyle ters ilişkili olduğu düşünülür. “Bacteroides fragilis (PSA+)” ise bağışıklık sisteminin dengelenmesinde rol oynayan önemli yeni nesil probiyotiklerdendir.</p>
<p><strong>Probiyotik seçerken nelere dikkat edilmeli?</strong></p>
<ol>
<li>Suş bilgisi açıkça belirtilen ürünleri tercih edin.</li>
<li>İçerik kısmındaki suş bilgilerini okuyun.</li>
<li>Sağlık probleminize yönelik suşları içeren ürünler alın.</li>
<li>Bilimsel çalışmalarda kullanılmış mı kontrol edin.</li>
<li>Saklama koşulları ve son kullanma tarihi dikkate alın.</li>
<li>CFU (colony-forming unit) değeri yüksek mi kontrol edin. (Genel destek ve sağlıklı bireylerde 1-10 milyar CFU/gün, ishal durumunda ise 5-20 milyar CFU/gün olmalı)</li>
<li>Bir uzmana danışın</li>
</ol>
<p>Sürekli aynı suş içeren probiyotiği kullanmak yerinde birkaç ay arayla suşları çeşitlendirmek önemlidir. Gıda çeşitliliğine dikkat edilmeli ve fermente gıda tüketme alışkanlığı da mutlaka edinilmelidir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/probiyotik-seciminde-dikkat-etmeniz-gereken-7-madde-578437">Probiyotik Seçiminde Dikkat Etmeniz Gereken 7 Madde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni gelişmeler sayesinde daha erken tanı imkanı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yeni-gelismeler-sayesinde-daha-erken-tani-imkani-576853</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Sep 2025 08:46:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alzheimer]]></category>
		<category><![CDATA[Alzheimer Hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[Erken Tanı]]></category>
		<category><![CDATA[gelişmeler]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[imkanı]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sayesinde]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576853</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde çoğumuzun dert yandığı  ‘unutkanlık’   özellikle ileri yaşın doğal bir sonucu olarak düşünülse de aslında 65 yaş üzerinde en sık görülen bunama nedeni olan Alzheimer hastalığının ilk sinyali olabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-gelismeler-sayesinde-daha-erken-tani-imkani-576853">Yeni gelişmeler sayesinde daha erken tanı imkanı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde çoğumuzun dert yandığı  ‘unutkanlık’   özellikle ileri yaşın doğal bir sonucu olarak düşünülse de aslında 65 yaş üzerinde en sık görülen bunama nedeni olan Alzheimer hastalığının ilk sinyali olabiliyor.  Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, bugün dünya genelinde yaklaşık 55-57 milyon kişi demans ile mücadele ediyor ve bu kişilerin büyük  çoğunluğunu Alzheimer hastaları oluşturuyor.  Her yıl yaklaşık 10 milyon yeni demans hastaları bildirilirken, uzmanlar bu sayının 2050 yılına kadar iki katından fazla artacağını öngörüyor. <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Neşe Tuncer,  </strong>günlük yaşam aktivitelerini önleyecek düzeyde bilişsel gerilemeye neden olan<strong> </strong>Alzheimer hastalığında erken tanı ve tedavinin kritik bir öneme sahip olduğuna dikkat çekerek, “Erken tanı ile tedavi sayesinde Alzheimer’ın ilerleme hızı yavaşlatılabilmektedir. Böylece, hem hastalığın yükü hem de bireylerin ve ailelerin karşılaştıkları zorluklar büyük oranda azaltılabilmektedir” diyor.  <strong>Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Neşe Tuncer,</strong> erken tanı için unutkanlık günlük yaşamı etkilemeye başladığında, aynı sorular sık tekrarlandığında veya kişilik değişiklikleri fark edildiğinde hemen bir nöroloji uzmanına başvurulması gerektiği uyarısında bulunuyor. </p>
<p><strong>Risk 65 yaşından sonra daha çok artıyor! </strong></p>
<p>Alzheimer, beyinde ilerleyici sinir hücresi kaybına yol açan nörodejeneratif bir hastalık ve demansın en sık görülen nedeni. Hafıza kaybı, zaman ve mekan karışıklığı, dil ile yürütücü işlevlerde bozulma ve günlük yaşam aktivitelerini etkileyen bilişsel gerilemeyle kendini gösteriyor. Türkiye’de net veriler olmasa da 600 binin üzerinde Alzheimer hastası olduğu belirtiliyor. Önemli bir nokta ise Alzheimer riskinin 65 yaşından sonra her beş yılda bir yaklaşık iki katına çıkması. Yani, toplum yaşlandıkça hasta sayısı artıyor. Ancak bu artış, hastalığın daha sık görülmesinden çok demografik yaşlanmadan kaynaklanıyor.</p>
<p><strong>Beyindeki sinsi değişim 20 yıl önce başlıyor! </strong></p>
<p>Alzheimer hastalığının temel patolojik mekanizması; beyinde amiloid-beta proteininin birikimi, tau proteininin anormal şekilde fosforillenerek yayılması, sinir hücrelerinde iletişimin bozulması, nöron kaybı ve kronik iltihabi süreçlerinden oluşuyor. Beyindeki bu patolojik değişiklikler hastalığın belirtileri ortaya çıkmadan  20 yıl kadar önce başlıyor, yani Alzheimer uzun bir &#8216;sessiz dönem&#8217; geçirdikten sonra klinik sinyaller ile kendini gösteriyor. Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Neşe Tuncer, “Örneğin, hastalık henüz belirti vermeden 20 yıl kadar önce amiloid–beta proteini beyinde birikmeye,  10 yıl öncesinde de tau proteini yumaklar şeklinde çoğalmaya ve yayılmaya başlamaktadır. Bu süreçlerin ardından Alzheimer hafif bilişsel bozulmayla ilk sinyallerini verirken, beş yıl sonrasında ise demans günlük yaşamı olumsuz etkileyecek düzeye ulaşmaktadır” diyor. </p>
<p><strong>Genetik yatkınlık riski 15 kat artırabiliyor! </strong></p>
<p>İleri yaş Alzheimer hastalığı için en önemli risk faktörünü oluşturuyor. Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Neşe Tuncer, bunun yanı sıra genetik yatkınlığın, özellikle APOE ε4 taşıyıcılığının da belirleyici rol oynadığını belirterek, “Bu genin bir kopyasına sahip kişilerde risk 3-4 kat, iki kopyasında ise 8-15 kata kadar çıkabilmektedir. Ancak aile öyküsü Alzheimer riskini anlamlı biçimde artırsa da hastalığın kesin olarak gelişeceği anlamına gelmemektedir” bilgisini veriyor. İleri yaş ve genetik yatkınlığın yanı sıra bazı hastalıklar, yaşam alışkanlıkları ile çevresel etkenler de Alzheimer riskini artıran diğer faktörleri oluşturuyor.  Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Neşe Tuncer,  bu etkenleri “orta yaş hipertansiyonu, diyabet, obezite, sigara kullanımı, yüksek kolesterol, işitme kaybı, sosyal izolasyon, depresyon ve kafa travmaları” olarak sıralıyor. Dünya lideri bilim insanlarından oluşan Lancet Komisyonu verilerine göre; bu değiştirilebilir risk faktörlerinin kontrolü sayesinde Alzheimer ve diğer demans tablolarının yüzde 40-45 kadarı önlenebiliyor veya geciktirilebiliyor. </p>
<p><strong>Erken tanı kritik bir öneme sahip! </strong></p>
<p>Alzheimer hastalığına henüz demans evresine ulaşmadan önceki  ‘Hafif Bilişsel Bozukluk’ döneminde veya hastalık belirtileri henüz başlamadan önce sadece genetik yatkınlık taşıyan ve hastalık gelişimi beklenen bireylerde tanı konulması büyük önem taşıyor. Zira, bu erken aşamada hastalar günlük yaşam aktivitelerini bağımsız şekilde sürdürebiliyor. Yeni geliştirilen hastalık modifiye edici tedaviler de en çok faydayı (örneğin anti-amiloid antikorları) Alzheimer’ın erken evrelerinde, yani unutkanlık yeni başlamışken veya hafif bilişsel bozukluk aşamasında sağlıyorlar. Ayrıca, erken tanı hastaların ve ailelerinin bakım planlaması yapabilmelerine, hukuki ve sosyal düzenlemeler için zaman kazanmalarına ve risk faktörlerini daha etkin şekilde yönetebilmelerine olanak veriyor. </p>
<p><strong>Yeni geliştirilen testlerle daha erken tanı imkanı! </strong></p>
<p>Günümüzde Alzheimer hastalığının tanısında ayrıntılı klinik öykü, nöropsikolojik testler, laboratuvar tetkikleri ve beyin görüntüleme yöntemleri (MR, BT) kullanılıyor. Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Neşe Tuncer, son yıllarda kan testleri ve görüntüleme yöntemlerinde yaşanan önemli gelişmeler sayesinde Alzheimer hastalığına daha erken dönemde tanı konulabildiğini vurgulayarak, şöyle devam ediyor:  “Görüntüleme biyobelirteçleri olan amiloid ve tau PET yöntemleri Alzheimer’ın kesin tanısının erken dönemde konulmasını sağlamalarının yanı sıra yeni tedaviler için  hastalığın beyindeki yükünü doğrudan göstererek doğru hasta seçimini de mümkün kılmaktadır. Bu yöntemlerle beyin omurilik sıvısında amiloid ve tau proteinlerinin ölçümü yapılarak erken dönemde tanı konulmaktadır. Bu sıvının analizi ayrıca Alzheimer hastalığı ile karışabilecek olan enfeksiyon ve otoimmün hastalıkların dışlanmasına da imkan tanımaktadır. Bunların yanı sıra son yıllarda kan testleri alanında da büyük ilerlemeler kaydedilmektedir. Kan biyobelirteçlerinin (örneğin p-tau217, Aβ42/40 oranı) kullanıldığı testler hem daha kolay uygulanabilen hem de daha invaziv yöntemler olarak erken tanıda yerini almaktadır” </p>
<p><strong>Hastalığı yavaşlatmak ve hayatı kolaylaştırmak! </strong></p>
<p>Alzheimer’ın tedavisinde tam bir kür henüz mümkün olmasa da semptomatik ilaçlar ve yaşam tarzı<strong> </strong>önlemleriyle ilerlemesi yavaşlatılabiliyor, hastanın fonksiyonelliğinin korunmasına destek sağlanıyor. Kolinesteraz inhibitörleri ve memantin gibi  tedaviler hafıza ve davranış semptomlarını hafifletirken, yeni geliştirilen antikor tedavileri ise beyindeki amiloid plaklarını temizleyerek bilişsel gerilemeyi yavaşlatabiliyor. Ancak bu tedaviler uygun hasta seçimini, düzenli MR takibini ve yan etkinin izlenmesini gerektiriyor. Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Neşe Tuncer, tedaviden etkin sonuç alınabilmesi için bazı kurallara uyulmasının ise son derece önemli olduğuna işaret ederek,  “Tedavi sürecinde hipertansiyon, diyabet ve kolesterol gibi eşlik eden hastalıkların iyi kontrol edilmeleri gerekmektedir. Ayrıca, hastaların ilaçlarını düzenli kullanılmaları, fiziksel ve zihinsel olarak aktif kalmaları, sağlıklı beslenmeleri (Akdeniz tipi diyet) ve sosyal yaşamlarını sürdürmeleri önerilmektedir. Düzenli egzersiz, işitme kaybının tedavisi, sigara ve aşırı alkolden uzak durmak, düzenli ve kaliteli uyku da hem beynin hem damarların sağlığını desteklemektedir” diye konuşuyor. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-gelismeler-sayesinde-daha-erken-tani-imkani-576853">Yeni gelişmeler sayesinde daha erken tanı imkanı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;de su fakirliği riski büyüyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyede-su-fakirligi-riski-buyuyor-576361</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Sep 2025 10:15:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[büyüyor]]></category>
		<category><![CDATA[duş]]></category>
		<category><![CDATA[fakirliği]]></category>
		<category><![CDATA[karakaş]]></category>
		<category><![CDATA[litre]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<category><![CDATA[Su Tasarrufu]]></category>
		<category><![CDATA[sulama]]></category>
		<category><![CDATA[tasarruf]]></category>
		<category><![CDATA[temiz]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[tuvalet]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576361</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (SHMYO) Sağlık Bilimleri Enstitüsü Müdür Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi İnci Karakaş, 18 Eylül Su Tasarrufu Günü dolayısıyla, su tasarrufu konusunda bireysel küçük önlemleri değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-su-fakirligi-riski-buyuyor-576361">Türkiye&#8217;de su fakirliği riski büyüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (SHMYO) Sağlık Bilimleri Enstitüsü Müdür Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi İnci Karakaş, 18 Eylül Su Tasarrufu Günü dolayısıyla, su tasarrufu konusunda bireysel küçük önlemleri değerlendirdi.</p>
<p><strong>Türkiye su kıtlığı çeken ülke durumuna gelebilir</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi İnci Karakaş, günümüzde suyun öneminin her zamankinden daha hayati hale geldiğini belirterek, “Su kaynaklarının sınırlı olması, giderek azalması, artan kuraklık ve küresel iklim değişikliği nedeniyle su tasarrufu son yıllarda daha önemli hale gelmiştir. Su tasarrufuyla sürdürülebilir geleceğin sağlanması ve su kaynaklarının korunması sağlanmaktadır. Tüketim alışkanlıkları ve sosyoekonomik farklılıklarla birlikte su tüketimi her geçen yıl artmaktadır. Dünya genelinde 2,2 milyar insan içilebilir nitelikteki temiz suya erişememektedir. Kırsal kesimlerde yaşayan insanlar başta olmak üzere, her beş kişiden dördü içme suyuna ulaşamamaktadır. Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinden (SDG-6) ‘Temiz Su ve Sanitasyon’ hedefi herkes için temiz suya erişimin sağlanmasını amaçlamaktadır. Ülkemiz su sıkıntısı çeken ülkeler kategorisinde olmakla birlikte; artan nüfusla kişi başına düşen kullanılabilir yıllık su miktarı 2030 yılında bin 200 metreküp, 2040 yılında, bin 116 metreküp, 2050 yılında ise bin 069 metreküpe kadar düşmesi beklenmektedir. Bu rakamlar, ülkemizin su kıtlığı çeken bir ülke durumuna gelebileceğini göstermektedir.” dedi.</p>
<p><strong>Su stresi ve su fakirliği ne demek?</strong></p>
<p>“Su stresi”nin, belirli bir dönemde suya olan talebin mevcut miktarın üzerine çıkması ya da su kalitesinin düşük olması nedeniyle kullanımının sınırlanması olarak ifade edildiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi İnci Karakaş, “Su stresi, su kaynaklarının aşırı kullanılmasıyla niceliğinin değişmesi ve oluşan kirlilikle birlikte niteliğinin değişmesine sebep olmaktadır. İklim değişikliği sonucunda artan nüfusun, önümüzdeki yıllarda su stresini önemli ölçüde artıracağı düşünülmektedir. Su fakirliği ise, yılda kişi başına düşen su miktarıyla belirlenmektedir. Yılda kişi başına düşen su miktarı en az 10 bin m3 olan ülkeler su zengini; 3 bin -10 bin m3 arasında olan ülkeler, yeterli suyu olan; bin -3 bin m3 arasında olan ülkeler su sıkıntısı çeken ve bin m3’ün altında olan ülkeler ise, su fakiri olarak belirtilmektedir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Basit önlemlerle büyük tasarruf</strong></p>
<p>Günlük yaşamda alınabilecek küçük önlemlerin ciddi tasarruf sağlayabileceğini belirten Dr. Öğr. Üyesi İnci Karakaş, şöyle devam etti:</p>
<p>“Tuvalet rezervuarlarının su depolama kapasitesi 16 litredir. 4 kişilik bir aile 16 litrelik tuvalet rezervuarı ile ayda tuvalette 7 ton su tüketmektedir. 7 litre gibi daha az su hacmi olan tuvalet rezervuarlarının kullanımı ile su tüketimini 2.5-3 tona düşürmek mümkün olabilmektedir. Tuvalet rezervuarının 16 litre olması halinde su tüketimini azaltabilmek için 1.5 litrelik plastik şişelerin doldurularak rezervuara koyulmasıyla su tüketimi %20 oranında azaltılabilmektedir. Klasik duş başlıklarından dakikada ortalama 15-20 litre su akarken, düşük akımlı tasarruflu duş başlıklarından dakikada 9-10 litre su akmaktadır. Böylece 5 dakikalık duş esnasında daha az su tüketimi sağlanabilmektedir. Düşük akımlı tasarruflu duş başlıklarında %30-40 su tasarrufu mümkün olabilmektedir. Diş fırçalama ve yüz yıkama esnasında musluğun kapatılması halinde ortalama 15-35 litre su tasarrufu sağlanmaktadır.”</p>
<p><strong>Evlerde en çok suyun harcandığı alanlar</strong></p>
<p>Evlerde suyun büyük kısmının banyoda, tuvalette ve temizlikte boşa harcandığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi İnci Karakaş, “Evlerde suyun %35 banyoda, %30 tuvalette, %20 çamaşır ve bulaşık yıkamada, %10 mutfakta ve %5’i ise temizlik amacı ile kullanılmaktadır. Diş fırçalama ve yüz yıkama esnasında musluğun kapalı tutulması ile günde 15-35 litre su tasarrufu sağlanabilmektedir. Duş esnasında suyun ısınmasını beklerken suyu kaba doldurup temizlikte kullanımıyla tasarruf sağlanmaktadır. Çamaşır ve bulaşık makineleri tek yıkamada ortalama 40 litre su tüketmektedir. Makinelerin tam doldurulması ve kısa programların tercih edilmesiyle ciddi miktarda su tasarrufu mümkün olmaktadır. Mutfakta akan su altında sebze ve meyvelerin yıkanmaması bunun yerine bir kap içerisinde yıkanarak bu suyun da çiçek ve bahçe sulamada kullanılabilir. Arızalı muslukların tamirinin yapılarak su kaçağı olan alanların tespit edilip tamir edilmesi de büyük önem taşımaktadır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Bahçede damla sulama ile %50 tasarruf</strong></p>
<p>Bahçe ve balkon sulamalarında suyun daha verimli kullanılabileceğini hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi İnci Karakaş, şu önerilerde bulundu:</p>
<p>“Suyun doğrudan bitki köklerine ulaştığı damla sulama sistemleri tercih edilerek su kaybı önlenmektedir. Damla sulama sistemleriyle %50’ye kadar su tasarrufu sağlanmakta, toprak ihtiyacı olan kadar su almakta ve yalnızca hedeflenen bitkiler sulandığı için yabani otların da büyümesi önlenmektedir. Ayrıca, buharlaşmayla su kayıplarının önüne geçebilmek için sulamanın akşam yapılması önemlidir. Böylece toprak suyu daha iyi alarak, gereksiz su kullanımını önlenmiş olacaktır. Susuzluğa dayanıklı bitkiler seçilerek büyük oranda su tasarrufu sağlanmaktadır.”</p>
<p><strong>Küçük adımlar büyük fark oluşturuyor</strong></p>
<p>Su tasarrufunun bireysel önlemlerle toplumsal düzeyde büyük bir etki oluşturabileceğinin altını çizen Dr. Öğr. Üyesi İnci Karakaş, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Suyun verimli şekilde kullanılması için kitlesel ölçekte farkındalığın oluşturulası önemlidir. 22 Mart Dünya Su Günü ve 18 Eylül Su Tasarrufu Günü gibi özel günlerle su kaynaklarının korunması ve su tasarrufunun yapılması ile ilgili bilinç oluşturulmakta ve suyun önemi vurgulanabilmektedir. Böylece toplumda bilinç oluşturulmakta ve suyun daha verimli olarak kullanılması sağlanmaktadır. Akıtan muslukları tamir ederek, musluk uçlarına tasarruf aparatları takarak, tasarruflu duş başlıkları kullanarak, bulaşık ve çamaşır makinelerinde su ve enerji tasarruflu olanlar tercih edilerek tonlarca miktarda su tasarrufu sağlanmaktadır. Ayrıca, ön yıkama yapmayarak ve makineleri dolmadan çalıştırmayarak, duş ve diş fırçalama esnasında suyu boşa akıtmayarak, kademeli sifonlar kullanarak suyu çok daha verimli kullanabiliriz.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-su-fakirligi-riski-buyuyor-576361">Türkiye&#8217;de su fakirliği riski büyüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu Belirtiler Kemik Tümörlerinin Habercisi Olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bu-belirtiler-kemik-tumorlerinin-habercisi-olabilir-574775</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Sep 2025 08:12:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirtiler]]></category>
		<category><![CDATA[habercisi]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kemik]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Şişlik]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Tümör]]></category>
		<category><![CDATA[Tümörler]]></category>
		<category><![CDATA[tümörlerinin]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=574775</guid>

					<description><![CDATA[<p>İyi ve kötü huylu olarak ikiye ayrılan yumuşak kemik doku tümörleri her ne kadar az görülse de hayatın her döneminde ortaya çıkabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-belirtiler-kemik-tumorlerinin-habercisi-olabilir-574775">Bu Belirtiler Kemik Tümörlerinin Habercisi Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İyi ve kötü huylu olarak ikiye ayrılan yumuşak kemik doku tümörleri her ne kadar az görülse de hayatın her döneminde ortaya çıkabiliyor. Genellikle çocukluk çağı ya da 40’lı yaşlarda ağrı, şişlik ve hareket kısıtlılığı gibi şikayetlerle kendisini belli eden iyi huylu tümörler bazen hiç tedaviye gerek kalmadan bazen de ameliyat ile tedavi edilebiliyor. Kötü huylu kemik tümörleri ise hızlı büyüyerek çevre dokularda hasara, kemiklerde kırıklara ve hatta uzak organlara sıçrayarak bireyde hayati riske neden olabiliyor. Bu nedenle kötü huylu kemik tümörlerinde erken teşhis ve tedavi büyük önem taşıyor. Kötü huylu kemik tümörlerinin tedavi planı tümörün türü ve evresine göre hastaya özel planlanıyor ve bu sayede başarılı sonuçlar alınabiliyor. Memorial Ankara Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Şefik Murat Arıkan, kemik yumuşak doku tümörlerinin belirtileri ve tedavi seçenekleri hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Ağrı, şişlik ve hareket kısıtlılığını hafife almayın</strong></p>
<p>Daha sık görülen iyi huylu tümörler (lipomlar) kitlenin büyümesi, kozmetik olarak hastayı rahatsız etmesi ve ağrıya yol açması durumlarında cerrahi olarak çıkarılmaktadır. Kötü huylu tümörler (liposarkomlar) ise hayati önem taşımaktadır. Kötü huylu yumuşak doku tümörleri (sarkomlar) daha hızlı büyüme göstererek akciğer, kemik ve beyin gibi uzak dokulara metastaz yapabilir ve hastanın hayatını kaybetmesine yol açabilmektedir. Burada en önemli nokta hastanın belirtileri ciddiye alıp, hızlı bir şekilde uzmana başvurmasıdır. Biyopsi ile tanısı konularak acilen kitlenin geniş bir cerrahi ile çıkarılması çok önemlidir. Bu grup tümörlerde, cerrahi sonrası nüksü önlemek için ışın tedavisi veya kemoterapi uygulanabilir.  </p>
<p><strong>Kemik yumuşak doku tümörlerinin 5 önemli belirtisi!</strong></p>
<p>İyi huylu kemik tümörleri, yavaş ilerleyen, eklem veya kemikte ağrı, hareket kısıtlılığı ve aksama ile ortaya çıkabilmektedir. Bunların bir kısmı takibe alınabilirken, kırık riski ve hızlı büyüme potansiyeli olanlar ise ameliyatla temizlenebilmektedir. Kötü huylu kemik kanserlerinde ise hasta, şiddetli ve gittikçe artan şekilde kemik ağrısı, tümöre bağlı kırıklar ve o bölgede şişlikle doktora başvurur. Aşağıdaki belirtiler var ise mutlaka bu konuda uzmanlaşmış bir hekime ve merkeze başvurulması çok önemlidir. </p>
<ol>
<li>Vücudun herhangi bir bölgesinde sonradan meydana çıkan şişlikler</li>
<li>Eklemlerde hareket kısıtlılığı olması</li>
<li>Geçmeyen inatçı kemik ağrıları</li>
<li>Sonradan ortaya çıkan aksamalar, çocuklarda sebepsiz topallama</li>
<li>Gece uykudan uyandıran ağrılar </li>
</ol>
<p><strong>Zamanında müdahale ile tedavi mümkün</strong></p>
<p>Radyolojik olarak grafi, MR, tomografi ve PET gibi tetkikler yapıldıktan sonra acilen geniş bir cerrahi gerektirir. Ameliyat sürecinde protezler, plak-vida ve çiviler ile çıkarılan kemiğin sağlamlaştırılması hedeflenir. Bu hastalık grubu orta ve ileri yaşlarda daha sık görülmekle beraber çocukluk çağında da oldukça sık görülmektedir. Osteosarkom ve Ewing sarkom gibi bazı tümörler çocukluk/ergenlik döneminde sık olarak görülmekte ve acil olarak medikal ve cerrahi tedaviler gerektirmektedir. </p>
<p>Genellikle iyi huylu tümörler meydana geliyor. Bir tane kötü huylu yumuşak doku tümörüne karşılık, 40-50 tane iyi huylu tümör görülebiliyor. Kemik tümörleri, özellikle çocukluk ve ergenlik çağında çok sık görülebilmektedir. Tek taraflı eklemde, kolda, bacakta şişlik, yürümekte zorluk, sebepsiz topallama var ise mutlaka doktora başvurulmalıdır. Zamanında müdahale ile neredeyse tamamına yakınının tedavisi mümkündür.</p>
<p><strong>Erken tanı hayat kurtarıyor, amputasyonu önlüyor</strong></p>
<p>Kemik ve yumuşak doku tümörlerinin tedavisi bu konuda özel olarak uzmanlaşmış ve hastane olarak imkanları fazla olan bir merkezde yapılmalıdır, çünkü tanıda gecikme çok ciddi sorunlara yol açabilmektedir. Tümör tanısında gecikme durumunda bazı vakalarda hastada yaygın metastazlar ortaya çıkabilmektedir. Diğer branşlarda olduğu gibi kas iskelet sistemi tümörlerinde de erken tanı hayat kurtarmaktadır. </p>
<p>Kemik tümörlerinde, tümörlü kemik çıkartıldıktan sonra yerine, protez ya da biyolojik rekonstrüksiyon denilen hastanın kendi ana kemiğinin kullanılması yöntemi uygulanmaktadır. 20-30 yıl önce bu hastalarda yüzde 40 olan bacak ve kol amputasyonu oranı günümüzde yüzde 3-4’lere düşmüş durumdadır. Yani hastalar bu uzuvlarının tamamını ya da bir kısmını kaybetmek zorunda kalmamaktadır. Ayrıca uygulanan ileri teknolojiler sayesinde hastalarda ameliyat sonrası kısa bir süre içerisinde iyileşme görülmektedir. Bu nedenle erken tanı çok önemlidir. </p>
<p><strong>Sıklıkla 40 yaşından sonra görülüyor! </strong></p>
<p>Bu hastalığın görülmesinde genetik etkenler ön plandadır. Genetik bozukluk ve genlerde mutasyon gibi durumlar olduğu için hastalığın önleme şansı yoktur ancak erken tanı ile tedavi mümkün olabilmektedir. Risk faktörlerine bakıldığında; kardeşlerde tümör varsa bazı ailelerde yaygın kanserler görülebilmektedir. Bu tip durumlarda mutlaka diğer aile bireylerine tarama yapılmalıdır. Yumuşak doku tümörleri her yaş grubunda görülebilir ama sıklıkla 40 yaşından sonra ortaya çıkabilmektedir. Ayrıca ileri yaşlarda metastazlar çok sık olmaktadır. </p>
<p>Multidisipliner yaklaşım bu hastalıklarda mutlaka gerekli olup, tedavinin başarılı olmasında en önemli unsurdur. Radyoloji, medikal onkoloji, radyasyon onkolojisi, girişimsel radyoloji, nükleer tıp, fizik tedavi, onkolojik ortopedi gibi branşların bir arada ekip olarak hastayı tanı ve tedavide değerlendirmesi elzemdir. Her türlü kas iskelet sistemi tümörünün başarılı bir şekilde tedavi edilebilmesi için; uzman bir ekip, gelişmiş radyoloji teknolojileri ve kişiye özel tedavi uygulamaları çok önemlidir. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-belirtiler-kemik-tumorlerinin-habercisi-olabilir-574775">Bu Belirtiler Kemik Tümörlerinin Habercisi Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DEÜ&#8217;lü Uzmandan Yeni Eğitim-Öğretim Yılı Öncesi Uyarılar: Okula Yeni Başlayacak Çocuklar İçin Doğru Yaklaşım Kritik Öneme Sahip</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/deulu-uzmandan-yeni-egitim-ogretim-yili-oncesi-uyarilar-okula-yeni-baslayacak-cocuklar-icin-dogru-yaklasim-kritik-oneme-sahip-573016</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 06 Sep 2025 09:39:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[okula]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[süreci]]></category>
		<category><![CDATA[uyum]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=573016</guid>

					<description><![CDATA[<p>2025-2026 Eğitim ve Öğretim Dönemi 8 Ekim’de başlıyor. Milyonlarca öğrenci ders başı yapmaya hazırlanırken, bu yıl ilk kez okula adım atacak çocuklar için ailelerin doğru yaklaşımı büyük önem taşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deulu-uzmandan-yeni-egitim-ogretim-yili-oncesi-uyarilar-okula-yeni-baslayacak-cocuklar-icin-dogru-yaklasim-kritik-oneme-sahip-573016">DEÜ&#8217;lü Uzmandan Yeni Eğitim-Öğretim Yılı Öncesi Uyarılar: Okula Yeni Başlayacak Çocuklar İçin Doğru Yaklaşım Kritik Öneme Sahip</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2025-2026 Eğitim ve Öğretim Dönemi 8 Ekim’de başlıyor. Milyonlarca öğrenci ders başı yapmaya hazırlanırken, bu yıl ilk kez okula adım atacak çocuklar için ailelerin doğru yaklaşımı büyük önem taşıyor. DEÜ Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Remzi Oğulcan Çıray, özellikle anasınıfı ve 1. sınıf öğrencilerinin okula uyum sürecine dikkat çekerek ebeveynlere önemli tavsiyelerde bulundu.</p>
<p>Dr. Remzi Oğulcan Çıray, çocukların okul sürecine adapte olma süreçlerinde sık sık yapılan hatalara dikkat çekti. Özellikle ilk kez okula gidecek çocukların okula, arkadaşlarına ve derslere adaptasyon sürecinde ebeveynlerin yapması gerekenleri tek tek sıralayan Çıray, “Okula başlama süreci, özellikle anasınıfına ya da birinci sınıfa adım atan çocuklar için önemli bir gelişimsel dönüm noktasıdır. Bu süreçte çocuğun duygusal olarak hazırlanması, güven duygusunun desteklenmesi ve düzenli bir rutine geçişi oldukça önemlidir. Okul başlamadan önce yapılacak küçük hazırlıklar, süreci oldukça kolaylaştırır. Yaz döneminde bozulan uyku ve yemek düzeninin, okul başlamadan bir süre önce yavaş yavaş düzeltilmesi çocuğun daha az zorlanmasını sağlar. Çocuğun okula başlamadan önce okul binasını görmesi, sınıfına girmesi, öğretmeniyle tanışması ve orada oyun oynayabilmesi de kaygıyı azaltır,” dedi.</p>
<p><b>“ÇOCUKLAR EBEVEYNLERİNİN KAYGILARINI KOLAYLIKLA HİSSEDER”</b></p>
<p>Ebeveynlerin kaygılarını okula ilk kez başlayacak çocuklarına yansıtmamaları gerektiğini vurgulayan Çıray, “Bu dönemde anne-babaların, okulun ne olduğunu ve neden gidildiğini çocuklarına basit, anlaşılır ve olumlu bir dille açıklamaları gerekir. Çocuğun ‘okulda yeni şeyler öğreneceği, arkadaşlar edineceği ve oyun oynayacağı’ vurgulanmalı, sürece dair belirsizlik azaltılmalıdır. Okulun ilk günlerinde ebeveynlerin en önemli rolü güven verici ve tutarlı bir duruş sergilemektir. Çocukla vedalaşırken kısa, net ve kararlı bir şekilde ayrılmak gerekir; uzun ve duygusal vedalar çocuğun kaygısını artırır. Anne-babaların sakin, güven veren bir tavır içinde olmaları çok önemlidir çünkü çocuklar ebeveynlerinin kaygılarını kolaylıkla hisseder. İlk günlerde zorlanılsa bile çocuğun okula düzenli olarak devam etmesi sağlanmalıdır, bir-iki gün ara vermek alışma sürecini daha da zorlaştırabilir. Ev ortamında da çocuğun sürece uyumunu desteklemek mümkündür. Okul sonrası oyun, dinlenme ve ödev için düzenli zamanlar yaratmak, çocuğa güvenli bir çerçeve sunar. Çocuğun çabasının övülmesi, başarıya değil gayrete odaklanılması özgüvenini pekiştirir. Her çocuğun uyum sürecinin farklı olduğu unutulmamalıdır. Bazı çocuklar birkaç gün içinde okulu benimserken, bazıları daha uzun süre desteğe ihtiyaç duyabilir. Bu süreçte kıyaslamalardan kaçınmak, sabırlı olmak ve çocuğun bireysel hızına saygı göstermek gerekir,” diye konuştu.</p>
<p><b>“ANNE-BABALARIN, ÇOCUĞUN DUYGULARINI ANLAMAYA ÖZEN GÖSTERMESİ ÖNEMLİ”</b></p>
<p>Çocukların sosyal, duygusal, zihinsel ve fiziksel anlamda okula hazır olmasının kritik olduğunu belirten DEÜ Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Remzi Oğulcan Çıray şunları söyledi:</p>
<p>“Okula hazır olma süreci bütüncül bir gelişim basamağıdır. Sosyal açıdan, çocuğun akranlarıyla iletişim kurabilmesi, oyun kurabilmesi ve paylaşabilmesi önemlidir. Bu beceriler, anaokulu döneminde grup oyunları, ortak etkinlikler ve yaşıtlarla zaman geçirerek gelişir. Ailelerin çocuklarına akran ilişkilerini deneyimleyebilecekleri fırsatlar sunmaları bu açıdan çok faydalıdır. Duygusal açıdan, çocuğun temel ayrılık kaygısını tolere edebilmesi, kendini ifade edebilmesi ve hayal kırıklıklarıyla başa çıkmayı öğrenmesi gerekir. Bunun için anne-babaların çocuğun duygularını anlamaya, kabul etmeye ve güvenli bir şekilde sınır koymaya özen göstermesi önemlidir. Kısa süreli ayrılıklara alıştırmak, duygularını kelimelerle ifade etmesine destek olmak ve başarıya değil çabaya odaklanan bir yaklaşım sergilemek çocuğun duygusal dayanıklılığını artırır. Zihinsel açıdan, dikkatini bir süre odaklayabilmek, yönergeleri takip edebilmek, temel kavramları (renk, şekil, sayı, karşıtlıklar gibi) bilmek okula hazır oluşun önemli göstergelerindendir. Çocuğun bu becerileri kazanabilmesi için evde masal kitapları okumak, soru–cevap oyunları oynamak, birlikte günlük yaşamı planlamak (örneğin, önce kahvaltı yapacağız, sonra parka gideceğiz) gibi etkinlikler yararlıdır. Fiziksel açıdan ise çocuğun kendi başına tuvalet ihtiyacını karşılayabilmesi, basit öz bakım becerilerini (el yıkama, giyinme, yemek yeme) yerine getirebilmesi, kalem tutma, kesme–yapıştırma gibi ince motor becerilerini ve koşma, tırmanma, zıplama gibi kaba motor becerilerini kazanmış olması önemlidir. Bu nedenle çocukların evde sorumluluk almasına izin vermek, hareketli oyunlar ve el becerisi gerektiren etkinlikler sunmak çok değerlidir.”</p>
<p><b>“UYUM SÜRECİNİN ZAMANA YAYILAN BİR SÜREÇ OLDUĞU UNUTULMAMALI”</b></p>
<p>“Okula uyum döneminde ebeveynlerin en sık yaptığı hatalardan biri kendi kaygılarını çocuğa yansıtmalarıdır,” diyen Çıray, çocuğun üzerinde gereksiz yük oluşturmaktan kaçınılması gerektiğini belirterek, “Anne-baba, çocuğun ayrılmakta zorlanacağını düşündükçe bu kaygı çocuğa da geçer; çocuk aslında kendi duygusundan çok ebeveynin tedirginliğine tepki verir. Özellikle ilk günlerde ağlayarak vedalaşmak ya da kararsız davranmak çocuğun güvende hissetmesini zorlaştırır. Bir diğer sık hata, vedaları uzatmaktır. Bazı aileler çocuğun daha kolay ayrılacağını düşünerek uzun uzun sarılır, sözler verir ya da ‘biraz daha bekleyeyim’ diye sınıfın kapısında kalır. Bu durum çocuğun ayrılığı daha da zor yaşamasına neden olur. Oysa kısa, net ve kararlı bir veda çocuğun güven duygusunu pekiştirir. Ebeveynlerin sıkça düştüğü bir başka yanılgı, çocuğun tepkilerini küçümsemek ya da kıyaslamaktır. ‘Koca çocuk oldun, ağlanır mı?’, ‘Bak diğerleri hiç ağlamıyor!’ gibi sözler, çocuğun hem duygusunu değersizleştirir hem de özgüvenini zedeler. Çocuğun duygusunu kabul etmek, ‘Biliyorum zorlanıyorsun, ama zamanla kolaylaşacak,’ gibi güven verici ifadeler çok daha işlevseldir. Bazı aileler ise okula gitmeme konusunda taviz vermektedir. ‘Bugün gitme, yarın başlarsın,’ ya da ‘Hastaymışsın gibi davranalım,’ şeklinde esnemeler, çocuğun okula karşı kaygısını pekiştirir ve uyum sürecini uzatır. Tutarlı olmak, okulun hayatın düzenli bir parçası olduğunu çocuğa hissettirmek çok önemlidir. Bunların yanı sıra, aşırı beklenti ve baskı da sık görülen hatalardandır. Çocuğun hemen arkadaş edinmesini, derhal uyum sağlamasını ya da derslerde başarı göstermesini beklemek onun üzerinde gereksiz bir yük oluşturur. Çocuğun uyum sürecinin zamana yayılan, kişisel bir süreç olduğu unutulmamalıdır,” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>OKUL KORKUSU VE KAYGISI</b></p>
<p>Okul korkusunun en sık görülen belirtilerini de paylaşan Çıray, “Sürekli karın ağrısı, mide bulantısı gibi bedensel şikayetler artıyorsa okul kaygısından söz edilebilir. Çocuğun duygularını küçümsememek, okuldan tamamen uzak tutmamak gerekir. Bu durumda öncelikle çocuğun duygusunu anlamaya çalışmak ve kaygısını küçümsememek çok önemlidir. ‘Ağlanacak bir şey yok!’ gibi ifadeler yerine ‘Zorlandığını anlıyorum, birlikte aşacağız,’ gibi destekleyici cümleler daha işlevseldir. Çocuğun okuldan tamamen uzaklaştırılması yerine, düzenli ve kısa süreli de olsa okulda bulunması sağlanmalıdır. Gerekirse öğretmenle iş birliği içinde, çocuğun kendini güvende hissedeceği bir düzen oluşturulabilir. Bu süreçte ebeveynin sakin ve kararlı olması, çocuğa güven verir. Okula uyum süreci; sabır, anlayış ve iş birliği ile başarıyla tamamlanabilir,” diye konuştu.</p>
<p><b>ÖĞRETMENLERE DE GÖREV DÜŞÜYOR</b></p>
<p>Çıray, son olarak, öğretmenlerin sürecin en önemli destekçisi olduğunun altını çizerek, çocuklara güven verici tutum sergilemelerini, bireysel farklılıkları gözetmelerini ve ailelerle sürekli iletişim halinde olmalarını önerdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deulu-uzmandan-yeni-egitim-ogretim-yili-oncesi-uyarilar-okula-yeni-baslayacak-cocuklar-icin-dogru-yaklasim-kritik-oneme-sahip-573016">DEÜ&#8217;lü Uzmandan Yeni Eğitim-Öğretim Yılı Öncesi Uyarılar: Okula Yeni Başlayacak Çocuklar İçin Doğru Yaklaşım Kritik Öneme Sahip</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fuar Söyleşileri&#8217;nde iklim değişikliği ve tarımın geleceği konuşuldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/fuar-soylesilerinde-iklim-degisikligi-ve-tarimin-gelecegi-konusuldu-572619</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Sep 2025 12:02:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[fuar]]></category>
		<category><![CDATA[gazi]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<category><![CDATA[yönetimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=572619</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Enternasyonal Fuarı kapsamında düzenlenen Fuar Söyleşileri’nde iklim değişikliği ve kuraklığın tarımsal üretim üzerindeki etkileri konuşuldu. Uzmanlar suyun doğru yönetiminin önemine dikkat çekti. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fuar-soylesilerinde-iklim-degisikligi-ve-tarimin-gelecegi-konusuldu-572619">Fuar Söyleşileri&#8217;nde iklim değişikliği ve tarımın geleceği konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Enternasyonal Fuarı kapsamında düzenlenen Fuar Söyleşileri’nde iklim değişikliği ve kuraklığın tarımsal üretim üzerindeki etkileri konuşuldu. Uzmanlar suyun doğru yönetiminin önemine dikkat çekti.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından düzenlenen 94. İzmir Enternasyonal Fuarı, “Fuar Söyleşileri” etkinlikleri ile ziyaretçilerine toplumsal açıdan önemli konuları tartışma imkanı sunuyor. İsmet İnönü Sanat Merkezi önü çim alanda 18.00 – 20.00 saatleri arasında gerçekleştirilen söyleşilerde doğa, kadın hakları, Türkiye’de engelli olmak, gıda güvenliği, iklim değişikliği ve kuraklık gibi toplumsal açıdan önem taşıyan konular ele alınıyor. Fuar Söyleşileri’nin “İklim Değişikliği ve Kuraklığın Günümüzde ve Gelecekte Tarımsal Üretim Üzerine Etkileri” başlıklı söyleşi, ziyaretçiler tarafından ilgiyle takip edildi. Moderatörlüğünü Prof. Dr. Harun Raşit Ünsal’ın yaptığı söyleşide, Prof. Dr. Uygun Aksoy ve Doç. Dr. Kamil Meriç de konuşmacı olarak yer aldı. Konuşmacılar, iklim değişikliği ve kuraklığın tarımsal üretim üzerindeki etkilerini farklı boyutlarıyla değerlendirdi.</p>
<p><strong>“Çiftçiler en çok etkilenen kesim”</strong><br />
Prof. Dr. Harun Raşit Ünsal, iklim değişikliği ve kuraklığın, en çok çiftçileri etkilediğini belirtti. Ünsal, bu durumun doğrudan tarladan sofraya kadar uzanan zincirde herkesin yaşamına yansıdığını vurguladı. Ünsal, “Bu önemli konuyu burada tartışmamıza vesile olan İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ve Tarımsal Hizmetler Daire Başkanlığı’na teşekkür ederiz” dedi.</p>
<p><strong>Sera gazı emisyonlarına dikkat çekti</strong><br />
Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği Başkanı Prof. Dr. Uygun Aksoy, aynı zamanda organik bir çiftçi olduğunu belirterek, tarım kaynaklı sera gazı salınımına değindi. Aksoy, “Sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde 30’unun tarım kaynaklı olduğu kabul ediliyor. Tarım bir yandan iklim değişikliğinden etkilenirken diğer yandan da yanlış uygulamalar bu süreci tetikliyor. Endüstriyel hayvancılık metan gazı emisyonuna neden oluyor. Pirinç üretimi, azotlu gübre kullanımı, fosil yakıtlara dayalı sulama sistemleri gibi yöntemleri de sera gazı salınımını artırıyor. Son yıllarda yaşanan orman yangınları da iklim değişikliğinin etkileri arasında. Kıyı bölgelerde karasal alanlarla su yüzeylerinin farklı ısınma hızları ani ve değişken rüzgârları tetikliyor. Don olayları ve aşırı sıcaklık artışları da bu yıl çok sık yaşandı. Bu tür ekstrem hava olayları hem bitkisel hem hayvansal üretimi olumsuz etkiliyor, aynı zamanda doğal yaşamımız ve çevremiz üzerinde de ciddi tehditler oluşturuyor” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“Suyun doğru yönetimi kritik”</strong><br />
Ege Üniversitesi Bergama Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kamil Meriç ise tarla bazında suyun yönetimi üzerine yaptığı çalışmalardan örnekler vererek, sera gazlarının dünyayı bir örtü gibi kapladığını ve bu nedenle yeryüzüne ulaşan güneş ışınlarının geri yansımayarak atmosferde hapsolduğunu belirtti. Ortalama sıcaklıklardaki 1 derecelik artışın dahi tüm sıcaklık değerlerini ciddi şekilde yükselttiğini ifade eden Meriç, “Bu yıl, geçen yıla göre yağış miktarı yüzde 16 oranında azaldı. Sıcaklık artıyor, yağış azalıyor; ancak bu, suyun tamamen kaybolduğu anlamına gelmiyor, suyun yer değiştirdiğini görüyoruz. Bazı ülkeler sel felaketleriyle karşılaşırken bazı bölgelerde kuraklık yaşanıyor. Bu noktada en kritik konu, suyun doğru yönetimi. Su yönetimi planlama gerektiriyor. Farklı disiplinlerden uzmanların birlikte çalışması çok önemli. Damla, basınçlı veya toprak altı sulama gibi modern yöntemlerle su tarlaya kadar ulaştırılıyor ancak esas mesele bu suyun kontrollü ve sistemli bir şekilde kullanılabilmesi. Bu sistemlerin etkin kullanılabilmesi için tarımla uğraşan kişilere eğitim programları sunmak büyük önem taşıyor. Aksi halde su yönetiminde kalıcı çözümler üretmek mümkün olmayacaktır” ifadelerini kullandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fuar-soylesilerinde-iklim-degisikligi-ve-tarimin-gelecegi-konusuldu-572619">Fuar Söyleşileri&#8217;nde iklim değişikliği ve tarımın geleceği konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>B40 Zirvesi, panellerle devam ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/b40-zirvesi-panellerle-devam-ediyor-572289</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Sep 2025 14:25:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[ortak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=572289</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen B40 Balkan Şehirleri Ağı'nın “B40 Kültürel ve Ekonomik İşbirliği Zirvesi”, “Kültürel Diplomatlar Olarak Şehirler: Yaratıcılık Yoluyla Dayanışma Geliştirmek” başlıklı panelle devam etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/b40-zirvesi-panellerle-devam-ediyor-572289">B40 Zirvesi, panellerle devam ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen B40 Balkan Şehirleri Ağı&#8217;nın “B40 Kültürel ve Ekonomik İşbirliği Zirvesi”, “Kültürel Diplomatlar Olarak Şehirler: Yaratıcılık Yoluyla Dayanışma Geliştirmek” başlıklı panelle devam etti. Yaratıcılık yoluyla dayanışmanın güçlendirilmesine odaklanılan panelde, şehirlerin sadece hizmet sağlayıcı değil, aktif uluslararası aktör olma konumuna dikkat çekildi.</p>
<p>Balkan kentleri arasında turizm, ekonomi ve kültür alanlarında iş birliğini artırmak ve kent diplomasisini geliştirmek amacıyla kurulan B40 Balkan Şehirleri Ağı’nın “Demokrasi Kültürü, Beyin Dolaşımı, Dijital Göçebeler ve Kentsel İnovasyonun Geleceği” temasıyla gerçekleştirilen “B40 Kültürel ve Ekonomik İşbirliği Zirvesi”, İzmir Büyükşehir Belediyesi organizasyonunda devam ediyor. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın ev sahipliğinde hayata geçirilen zirvede çeşitli oturum ve paneller de düzenleniyor. Açılış töreninin ardından “Kültürel Diplomatlar Olarak Şehirler: Yaratıcılık Yoluyla Dayanışma Geliştirmek” başlıklı panel, İzmir Ekonomi Üniversitesi’nden Dr. Gözde Çeviker Çınar moderatörlüğünde yapıldı. Panelde Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli ve Midilli Belediye Başkanı Panagiotis Christofas konuşmacı olarak yer aldı.</p>
<p><strong>“Aynı coğrafyayı ve ortak tarihi paylaşıyoruz”</strong><br />
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, kültürel diplomaside şehirlerin son yıllarda önem kazandığını belirtti. Aras, “Uluslararası ilişkiler ve iş birliklerini yerelden sağlayan şehirler, son dönemde demokrasinin, barışın, özgürlüğün, insan haklarının, çevreyi korumanın çok önemli enstrümanları ve aktörleri haline geldi. Şehirler kendi aralarında kurdukları ilişki ile uluslararası alanda yaşanan problemleri aşıyor. Örneğin Yunanistan ve Türkiye arasında Ege adaları sorunu vardır, kıta sahanlığı sorunları vardır ama bu yerelde bizi çok da ilgilendirmiyor. Biz aynı coğrafyayı ve ortak tarihi paylaşıyoruz. Asıl ortak geleceğimiz, bizim menfaatimiz. Eğer biz Bodrum’u, Muğla’yı korursak 12 adaları da koruyacağız. Turizmde ortaklıkları, kültürel bağları güçlendirirsek tüm Akdeniz havzasında turizmi geliştireceğiz” dedi.</p>
<p><strong>“Dayanışmalıyız”</strong><br />
Komşuluk ilişkilerinin önemine de değinen Başkan Aras, “Örneğin aramızdaki hiçbir tarihi probleme odaklanmadan kendi ortak geleceğimize odaklanarak komşumuz olan Yunan adaları ile derin ilişkiler kurduk. Örneğin Corsika ile deniz çayırlarını korumak için ortak proje yapıyoruz. Orman yangınlarında, depremlerde yunan adaları ile inanılmaz dayanışma sergiledik. Onların feribotlarla gönderdikleri malzemeleri Hatay’a, Kahramanmaraş’a yönlendirdik. Onların desteği sayesinde biz de güçlendik” diye konuştu. Başkan Aras, denizlerdeki yaşamın ölmemesi için atık su çalışmalarına ilişkin de Akdeniz’de olan belediyeler olarak iş birliği yapılması gerektiğini belirtti.</p>
<p><strong> “Yerel yöneticilere ciddi görevler düşüyor”</strong><br />
Kültürlerarası geçişgenliğin önemine dikkat çeken Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli, “Çeşme, tarih boyu göç alan bir kent. Her göç, kendi kültür mirasımızı oluştururken bize altlık sağlıyor. Bugün kültür mirası olarak kabul ettiğimiz pek çok konu kültürlerarası geçişin bir yansıması” diye konuştu. Bölgede yaşanan yangın ve kuraklık sorununu da aktaran Başkan Denizli, şöyle konuştu: “Çeşme olarak su sorunu yaşadık. Turizme yansıtmamaya özen gösterdik ama ‘Çeşme’de su yok’ algısı kaldı. Gittikçe kuraklaşan kışlar bu krize sebebiyet verdi. Küresel sorunlara küresel tartışma ortamları yaratmak için B40 Zirvesi önemli bir örnek. Ortak sorunlara ortak bakış açısı sağlamaya çalışıyoruz. Bu diyalog ortamının zirvelerle sınırlı kalmayıp farklı iş birliği protokollerden, proje bazlı anlaşmalardan, iyi uyguladığımızı modelleri farklı kentlere tanıtmaktan geri durmamalıyız. Artık global dünyada yaşıyoruz. Geçişgenlik çok hızlı. Her türlü kültür mirasımızın geçişgenliği hızla artıyor ama sorunlara çözümler bu kadar hızlı değil. Burada yerel yöneticilere ciddi görevler düşüyor” dedi.</p>
<p><strong>Alaçatı Ot Festivali uluslararası olacak</strong><br />
Festivalin yatırımcı ve esnaf için can suyu olduğuna dikkat çeken Denizli, şunları söyledi:<br />
“Bu yüzden festival dönemlerimizi turizm sezonu dışında yapmaya özen gösteriyoruz.   Alaçatı Ot Festivali’nin uluslararası nitelik kazanması için gastronomi birliği ve şefler birliği ile iş birliğine girdik. Dört günlük festivali, bir haftaya çıkaracağız ve festival ilk dört gün yalnızca gastronomi odaklı olacak. Dünyanın dört bir yanından şefler gelip kent meydanında yöremizin lezzetleriyle yarışacak. Bu bizim için önemli” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Kültürel iş birliğini desteklemeye devam edeceğiz”</strong><br />
Midilli Belediye Başkanı Panagiotis Christofas, “B40 Balkan Şehirleri Ağı ile şehirler arasında diplomasiyi kurmuş ve birlikte çalışarak güçlendirmiş oluyoruz. Şehirler arası network, iletişim sayesinde vatandaşlarımızın da faydalanacağı bir ağ kurmuş oluyoruz. Bu sayede İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay ile çok güzel bir ilişki geliştirdik, daha birçok başkanla iş birlikleri yaptık” dedi. Konuşmasının devamında Christofas, “Kültür bizim aramızda konuşmamızın bir aracı. Yalnızca Yunanistan ve Türkiye arasında değil, pek çok Balkan şehri arasında, tarihte de şimdi de kültürel iş birlikleri görüyoruz. Bu kültürel iş birliğini desteklemeye devam edeceğiz. Bu iş birlikleriyle yalnızca çevre sorunları, iklim değişikliğiyle mücadelemiz güçlenmiyor, dijital göçlerle ilgili de iş birliklerinde bulunabiliyoruz” sözlerine yer verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/b40-zirvesi-panellerle-devam-ediyor-572289">B40 Zirvesi, panellerle devam ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanından ailelere okul öncesi uyarılar</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanindan-ailelere-okul-oncesi-uyarilar-569822</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Aug 2025 13:17:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[okula]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[süreci]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=569822</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, yeni eğitim yılı öncesinde çocukların duygusal olarak okula hazırlanmasını destekleyen önemli çalışmalar yürütüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanindan-ailelere-okul-oncesi-uyarilar-569822">Uzmanından ailelere okul öncesi uyarılar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, yeni eğitim yılı öncesinde çocukların duygusal olarak okula hazırlanmasını destekleyen önemli çalışmalar yürütüyor. Bu bağlamda uzmanlar, ayrılık kaygısı ve fiziksel şikayetlerin doğal olduğunu belirterek, ailelere kademeli oryantasyon süreci öneriyor.</p>
<p><b>DUYGUSAL HAZIRLIK OKUL BAŞLANGICINDA ÖNEMLİ</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’na bağlı Çocuk Hizmetleri Şube Müdürlüğü, yeni eğitim yılı öncesinde çocukların duygusal olarak okula hazırlanmasını destekleyen önemli çalışmalar yürütüyor. Bu bağlamda Lokomotif Çocuk Köyü Psikoloğu Sümeyye Saraçoğlu, yeni eğitim dönemi öncesinde ailelere dikkat edilmesi gereken noktaları anlattı. Saraçoğlu, okul öncesi sürecin en kritik unsurunun anne, baba ve çocuk arasındaki sağlıklı iletişim olduğunu vurgulayarak, “Yeni bir eğitim yılı başlarken, veliler genellikle okul formaları, kırtasiye malzemeleri ve gerekli belgelerle ilgilenir. Ancak, çocukların duygusal olarak okula hazır olup olmadığını da göz önünde bulundurmak çok önemlidir. Okula başlamak, özellikle ilk kez okula gidecek ya da yeni bir kademeye geçecek çocuklar için büyük bir değişimdir” dedi.</p>
<p><b>AYRILIK KAYGISI VE FİZİKSEL BELİRTİLER YAŞANABİLİR</b></p>
<p>Psikolog Saraçoğlu, bu dönemde çocuklarda görülebilecek tepkilere ilişkin şu uyarılarda bulundu: “Bazı çocuklar ağlama, içe kapanma, huzursuzluk gibi davranışlar gösterebilir. Ayrıca baş ağrısı, mide bulantısı gibi fiziksel şikâyetler de yaşanabilir. Bu tür tepkiler, ayrılık kaygısının doğal yansımalarıdır ve çoğunlukla geçicidir.”</p>
<p><b>ORYANTASYON SÜRECİYLE KORKULAR AZALTILABİLİR</b></p>
<p>Saraçoğlu, ayrılık kaygısıyla başa çıkmak için ailelerin oryantasyon sürecini kademeli olarak uygulaması gerektiğini de belirtip, “Çocuğunuza ‘Geri döneceğim, sen de geri döneceksin’ mesajını net ve tutarlı bir şekilde verin. Duygularını bastırmak yerine, anlamasına ve isimlendirmesine yardımcı olun. Tüm bu önlemlere rağmen fiziksel şikâyetler uzun süre devam eder veya günlük yaşamı olumsuz etkilerse, mutlaka uzman desteği alınmalıdır. Bu, çocuğunuzun uyum sürecini kolaylaştıracaktır. Yeni eğitim döneminde çocukların duygusal olarak desteklenmesi, okula adaptasyon sürecini sağlıklı ve verimli kılmak için büyük önem taşıyor” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanindan-ailelere-okul-oncesi-uyarilar-569822">Uzmanından ailelere okul öncesi uyarılar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Günay: Çocuklarımızla Geleceğe Umutla Yürüyoruz</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-gunay-cocuklarimizla-gelecege-umutla-yuruyoruz-569124</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Aug 2025 09:35:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarımız]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[günay]]></category>
		<category><![CDATA[hayal]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kampüsü]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[teşekkür]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=569124</guid>

					<description><![CDATA[<p>Güzelbahçe Belediyesi Onur Günay Eğitim Kampüsü Anaokulu, yaz kampı sonu sergisini büyük bir coşku ve katılımla gerçekleştirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-gunay-cocuklarimizla-gelecege-umutla-yuruyoruz-569124">Başkan Günay: Çocuklarımızla Geleceğe Umutla Yürüyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Güzelbahçe Belediyesi Onur Günay Eğitim Kampüsü Anaokulu, yaz kampı sonu sergisini büyük bir coşku ve katılımla gerçekleştirdi. Güzelbahçe Belediyesi Onur Günay Eğitim Kampüsü’ndeki etkinlik Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa Günay, belediye meclis üyeleri, kampüs yöneticileri ve öğretmenleri, öğrenciler ve velilerin katılımıyla düzenlendi. Minik öğrencilerin hayal dünyalarını ve yaratıcılıklarını yansıtan eserlerin yer aldığı sergi, yoğun ilgi gördü. Çocukların özgüven kazanmasında büyük rol oynayan yaz kampı sonunda öğrencilerin hayal gücünden oluşan sergi, hem aileler hem de katılımcılar için gurur verici bir buluşma oldu.</p>
<p><b>Hayallerimiz Onur Günay Kampüsü’nde Çocuklarımızla Hayat Bulacak</b></p>
<p>Çocukların eğitimine ve sanatsal gelişimine verilen önemin altını çizerek geleceğe güvenle bakan nesiller yetiştirmenin önemine vurgu yapan Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa Günay, ‘‘Bu kampüsün hayalini kurduğumuz ilk günden itibaren bize inanan, yolumuzu açan, bilgi ve destekleriyle yanımızda olan değerli yol arkadaşlarımıza en içten teşekkürlerimi sunuyorum. Özellikle bu süreçte bizlere katkı sağlayan Filiz Hanım’a ayrıca şükran borçluyum. Benim için çok özel bir isim olan, hayatım boyunca bana her zaman ‘koşar adım çalışmayı’ öğreten Onur Günay, bu yola çıktığımızda aramızdaydı. Bugün kendisi aramızda değil ama gösterdiği yolda bu kampüsü hayata geçirmek bize nasip oldu. O artık aramızda olmasa da adı kaldı; onun hatırasını yaşatmak için verdiğim sözü her zaman hatırlayacak ve bu doğrultuda var gücümle çalışmaya devam edeceğim. Çünkü biliyorum ki bu kampüs sadece bir eğitim yuvası değil, aynı zamanda onun azminin, kararlılığının ve geleceğe dair umudunun da bir simgesidir. Bu hedef doğrultusunda hiçbir zaman yalnız değildim. Her zaman yanımda olan değerli belediye meclis üyelerimize de ayrı ayrı teşekkür etmek istiyorum. Bu projenin her aşamasında emek veren, alın teri döken, fikirleriyle ve destekleriyle yanımızda olan tüm meclis üyelerimize minnettarım. Özellikle bu projenin gerçekleşmesinde büyük emekleri olan kıymetli meclis üyelerimiz Ali Dönmez’e, Erkin Kalan’a ve bu alanın bugüne gelmesi için gece gündüz adeta nöbet tutarcasına çalışan Şamil Göçtü’ye gönülden teşekkür ediyorum. Bu kampüs, yalnızca bir bina değil; hayallerin gerçeğe dönüştüğü, emeklerin taçlandığı ve gelecek nesillerin yetiştiği değerli bir eserdir. Hep birlikte daha nice böyle değerli projeleri hayata geçireceğimize olan inancım tamdır. Burada yetişecek her bir çocuğumuz, bu emeğin ve vefanın en güzel karşılığı olacaktır” diye konuştu.</p>
<p><b>Çocuklarımız emin ellerde</b></p>
<p>Kampüs projesinin hayata geçmesinde yol gösteren ve bilgi paylaşan eğitimci Filiz Ulusoy Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa Günay’a eğitime verdiği önem konusunda büyük güven duyduğunu belirterek “Anne baba olarak çocuklarımızın yaptıklarını görmek hepimiz için büyük bir heyecan. 33 yıllık eğitim hayatımda gördüm ki; okul öncesi eğitim, çocuklarımızın geleceğini şekillendiren en önemli basamaklardan biridir. Bugün burada eserleriyle bizleri gururlandıran miniklerimizi izlerken, başkanımızın gözlerindeki parıltı bana evlat kıymetini bilen insanların desteğiyle ne kadar doğru bir iş yaptığımızı gösterdi. Çocuklarımız ve velilerimiz çok şanslı. Her bir evladımıza başarılarla dolu, aydınlık bir gelecek diliyorum” dedi.</p>
<p><b>Hayalimizi gerçekleştirdi ve bizi bu çatı altında topladı</b></p>
<p>Hayalleri gerçeğe dönüştüren Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa Günay’a teşekkür ederek söz alan Onur Günay Eğitim Kampüsü Koordinatörü İmran Kübra Günay, ‘‘Bugün burada ev sahibi, çocuklarımızdır. Onların mutluluğu ve heyecanı bizler için en büyük gururdur. Bu kalabalığı görmek, böylesine büyük bir aile olduğumuzu hissetmek gerçekten tarifsiz bir mutluluk. Açıkçası, bu kadar kısa sürede bu birlikteliği gerçekleştireceğimizi biz bile hayal etmemiştik. Çocuklarımız iki ay boyunca dolu dolu etkinliklerle vakit geçirdiler, hem eğlendiler hem de önemli gelişimler gösterdiler. Bunun arkasında büyük bir emek var. Siz değerli velilerimiz bize güvendiniz; biz de bu güveni boşa çıkarmamak için öğretmenlerimizden dayanışma mutfağımıza, güvenlikten, temizlik görevlilerimize kadar herkes titizlikle çalıştı. Bugün bu hayali gerçeğe dönüştüren ve bizleri aynı çatı altında toplayan, her zaman yanımızda olan Belediye Başkanımız Sayın Mustafa Günay’a en içten teşekkürlerimi sunuyorum.” dedi.</p>
<p><b>Çocuklarımızın kısa sürede önemli gelişim sağladı</b></p>
<p>Eğitimin yalnızca bilgi aktarmanın yanında çocuğa özgüven yaratıcık ve merak duygusunu güçlendirmek olduğun altını çizen Onur Günay Eğitim Kampüsü anaokulu Müdiresi Özgül Nayiş, ‘‘Bizler için eğitim, sadece bilgi kazandırmak değildir; aynı zamanda çocuklarımızın yaratıcılıklarını geliştirmek, özgüvenlerini güçlendirmek ve merak duygularını canlı tutmaktır. Bugün burada gördüğümüz çalışmalar, tüm öğretmenlerimiz ve öğrencilerimizin özverili emeklerinin bir ürünüdür. Çocuklarımız, bu emek sayesinde hem kendilerini ifade etme fırsatı buldu hem de bizlere gurur veren bir tablo ortaya çıkardı. Daha nice güzel ve anlamlı günlerde bir arada olmayı diliyorum. İyi ki varsınız, iyi ki bu yolculukta birlikteyiz” diye konuştu.</p>
<p>Konuşmaların ardından yaz kampına katılan çocuklara <strong>katılım belgeleri</strong> takdim edildi. Başkan <strong>Günay</strong>, öğretmenlere ve kurum yöneticilerine teşekkür ederek çiçek sundu. Ardından öğrenci ve velilerle birlikte, çocukların hayal gücünü yansıtan sergiyi gezdi. Etkinlik çocukların aileleriyle çekilen hatıra fotoğraflarıyla sona erdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-gunay-cocuklarimizla-gelecege-umutla-yuruyoruz-569124">Başkan Günay: Çocuklarımızla Geleceğe Umutla Yürüyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diş beyazlatmanın herhangi bir zararı yok</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dis-beyazlatmanin-herhangi-bir-zarari-yok-569162</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Aug 2025 09:23:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beyaz]]></category>
		<category><![CDATA[beyazlatma]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=569162</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dişler, yüzün en görünür noktalarından biri olarak sadece sağlık değil, öz güven ve estetik açıdan da büyük önem taşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dis-beyazlatmanin-herhangi-bir-zarari-yok-569162">Diş beyazlatmanın herhangi bir zararı yok</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dişler, yüzün en görünür noktalarından biri olarak sadece sağlık değil, öz güven ve estetik açıdan da büyük önem taşıyor. Sağlıklı bir gülümseme hem sosyal yaşamda hem de iş hayatında güçlü bir ilk izlenim bırakıyor. Ancak dişlerdeki istenmeyen renk değişimleri bazen gülümsemeye bile engel olacak kadar ciddi bir sorun haline dönüşebiliyor. Günümüzün popüler uygulamalarından beyazlatma işlemi ile diş renginin iki tona kadar açılabildiğinden bahseden Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Ağız ve Diş Sağlığı Uzmanı Arzu Tekkeli, “Doğuştan gelen sararmaların dışındaki tüm değişimleri klinik destekle beyazlatmak mümkün. Üstelik bu işlemin, diş minesine veya dokusuna herhangi bir zararı yok. Buradaki önemli nokta, doğru ekipmanı kullanan deneyimli ve güvenilir uzmanları tercih etmek” dedi.</strong></p>
<p>Gün içinde tüketilen yiyecek-içecekler ve beslenme tarzı, diş renginde belirleyici rol oynar. Sık çay ve kahve tüketimi, tütün kullanımı ve bakım eksikliğinin diş sararmasında önemli bir etken olduğunu vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Ağız ve Diş Sağlığı Uzmanı Arzu Tekkeli, “Aynı zamanda yaşlılık, genetik özellikler, bazı hastalıklar ve hamilelikte annenin kullandığı ya da çocukluk çağında alınan bazı antibiyotikler de diş minesine zarar vererek renk farklılıklarına sebep olabilir. Kemoterapi ve radyoterapinin etkisiyle tükürük salgıları azalan bazı kanser hastalarında da dişlerin doğal temizleme işlemi devre dışı kaldığı için sararmalar gözlemlenebiliyor. Beyazlatıcı etkisi olan medikal diş macunları etkileri az olsa da destekleyici olarak değerlendirilebilir ancak karbonat ya da kömür tozu gibi dişlere zarar veren aşındırıcı ürünlerden uzak durulmalı” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Sonsuz bir beyazlık söz konusu değil</strong></p>
<p>Beyazlatma işleminin, diş renginin birkaç ton açılması anlamına geldiğini ifade eden Tekkeli, “Sınırsız bir beyazlatmadan bahsetmek gerçekçi değil bu nedenle hastaların özellikle bu konuda çok dikkatli davranarak, doğal sınırların ötesinde beyazlık vaadinde bulunan yerlerden uzak durmalarında fayda var. En güncel teknolojilerle en fazla iki ya da üç ton geriye gidilebildiği unutulmamalı. Ayrıca bu olasılık her hasta için de geçerli değil, kimi dişlerde yalnızca bir ton açılabiliyor” dedi.</p>
<p><strong>İşlemden sonraki 48 saat önemli</strong></p>
<p>Beyazlatmanın, diş hekimi muayeneden sonra eğer iyi sonuç alınacağına yönelik bir değerlendirme yaparsa, tek seferde 15’er dakikalık üç seansla gerçekleştiğini açıklayan Tekkeli,</p>
<p>İlk adımda ağız içine diş etlerini ve dokularını koruyacak bir malzeme uygulanıyor ardından sadece diş yüzeyine değecek şekilde beyazlatma jeli sürülüyor. Özel bir beyazlatma ışığıyla da süreç sonlanıyor. Sonraki 24-48 saat boyunca da beyazlatma işleminin etkisi devam edeceği için hastanın bu aralıkta çay, kahve ve meyve suyu gibi içeceklerden uzak durması kıymetli. Uzun vadeli olarak beyazlığın kalıcılığı içinse diş hekiminin önerdiği ürünleri kullanmak gerekir” dedi.</p>
<p><strong>D ve C vitaminleri ile beyazlık süresi desteklenmeli</strong></p>
<p>Diş beyazlatma işleminin en fazla 2 yıllık bir kalıcılığı olduğunu dile getiren Tekkeli, “Özel bir gün ya da kendini iyi hissetme ihtiyacıyla beyazlatma işlemi yaptıran pek çok kişi için yeterli ve makul bir süre olsa da hastalar beslenme tarzını değiştirmedikleri sürece dişler bu süre sonunda eski rengine dönmeye başlar. Kemik ve diş dokularımızın sağlığı için D ve C vitaminlerinin iki önemli kaynak olduğunu unutmamalıyız. Bu iki vitaminin eksikliği, dişlerde zayıflığa ve renk değişimine yol açabilir. Bu nedenle rutin sağlık taramalarında vitamin seviyelerine mutlaka baktırılmalı” açıklamasında bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dis-beyazlatmanin-herhangi-bir-zarari-yok-569162">Diş beyazlatmanın herhangi bir zararı yok</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ege Üniversitesi uluslararası &#8220;DIGI-GROW&#8221; projesinde Türkiye&#8217;yi temsil ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ege-universitesi-uluslararasi-digi-grow-projesinde-turkiyeyi-temsil-ediyor-567975</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Aug 2025 12:51:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<category><![CDATA[üyesi]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=567975</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesinin proje ortakları arasında yer aldığı uluslararası “Tarımsal Gıda Sürdürülebilirliğini Güçlendirmek: Tarımsal Voltaik Yönetimine Veri Odaklı Bir Yaklaşım” başlıklı “DIGI-GROW” projesi, TÜBİTAK'ın ortak olarak yer aldığı “ICT-AGRI-FOOD” (Sürdürülebilir Gıda Sistemleri İçin Teknolojiler) kapsamında kabul edildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesi-uluslararasi-digi-grow-projesinde-turkiyeyi-temsil-ediyor-567975">Ege Üniversitesi uluslararası &#8220;DIGI-GROW&#8221; projesinde Türkiye&#8217;yi temsil ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesinin proje ortakları arasında yer aldığı uluslararası “Tarımsal Gıda Sürdürülebilirliğini Güçlendirmek: Tarımsal Voltaik Yönetimine Veri Odaklı Bir Yaklaşım” başlıklı “DIGI-GROW” projesi, TÜBİTAK&#8217;ın ortak olarak yer aldığı “ICT-AGRI-FOOD” (Sürdürülebilir Gıda Sistemleri İçin Teknolojiler) kapsamında kabul edildi. Projenin Ege Üniversitesi ayağının yürütücülüğünü EÜ Güneş Enerjisi Enstitüsü öğretim üyesi Dr. Öğretim Üyesi Neslihan Çolak üstleniyor. Proje ile tarım ve enerji sektörlerinde sürdürülebilirliğin artırılması hedefleniyor.</p>
<p>Proje ekibini tebrik eden Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Ege Üniversitesi olarak, küresel çapta önem taşıyan tarım ve enerji sürdürülebilirliği gibi konularda uluslararası iş birliklerine büyük önem veriyoruz. Üniversitemizin araştırma ve yenilikçilik potansiyelini kullanarak, bu tür prestijli AB ve TÜBİTAK destekli projelerde yer almak, hem akademik bilgi birikimimizi artırıyor hem de topluma ve sanayiye somut katkılar sunmamızı sağlıyor. Akademisyenlerimizin uluslararası paydaşları arasında yer aldığı proje ile tarım ve enerji sektörlerinin geleceğine yönelik yenilikçi çözümler üretiliyor. Projede görev alan tüm akademisyenlerimizi tebrik ediyor, başarılar diliyorum” dedi.</p>
<p><b>“Tarım sektörünün dijitalleşmesinde önemli adımlar atılacak”</b></p>
<p>Proje hakkında bilgi veren Dr. Öğr. Üyesi Neslihan Çolak, “Ege Üniversitesi, projede agrivoltaik sistemlere özel evapotranspirasyon (bitkilerin terlemesi ve topraktan buharlaşma yoluyla su kaybı) ve sulama modelleri geliştirilmesinden sorumlu olacak. Ayrıca, kampüs içerisinde 400 metrekarelik bir agrivoltaik sistemin kurulumunu gerçekleştirecek ve bu sistemlerin çevresel etkilerinin Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi ile analiz edilmesi gibi kritik görevlerde liderlik yapacak. DIGI-GROW projesi, tarımsal verimliliği artırırken çevresel sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlayacak ve tarım sektörü için dijitalleşme yönünde önemli bir adım atılmasını destekleyecektir. Proje çıktılarının, agrivoltaik teknolojilerin yaygınlaşmasına ve bu alanda veri tabanlı, bilimsel yaklaşımların benimsenmesine önemli katkılar sunması beklenmektedir. Bu uluslararası proje, Ege Üniversitesinin tarım ve enerji sektörlerinin geleceğine yönelik yenilikçi çözümler geliştirme ve küresel işbirliklerini güçlendirme misyonunun bir yansıması olarak büyük önem taşımaktadır” diye konuştu.</p>
<p>Toplam 36 ay sürecek olan proje, tarım arazilerinde güneş enerjisi panellerinin kurulması için entegre bir yönetim platformu geliştirerek çiftçilere, tarım yöneticilerine ve diğer paydaşlara veri odaklı kararlar alma konusunda destek sağlamayı amaçlıyor. Projenin uluslararası ortakları arasında İspanya’dan Bettergy SL ve Finlandiya’dan Avoin Association yer alıyor. Projenin koordinatörlüğünü ise Almanya’dan German Aerospace Center üstleniyor. Ege Üniversitesi adına yürütücülüğünü Güneş Enerjisi Enstitüsü Dr. Öğr. Üyesi Neslihan Çolak üstlendiği projede; Güneş Enerjisi Enstitüsü öğretim üyesi Doç. Dr. Mete Çubukçu, Ziraat Fakültesi Tarım Makineleri Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Vedat Demir ve ODTÜ GÜNAM Modül Teknolojileri Birim Koordinatörü Doç. Dr. Talat Özden araştırmacı olarak yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesi-uluslararasi-digi-grow-projesinde-turkiyeyi-temsil-ediyor-567975">Ege Üniversitesi uluslararası &#8220;DIGI-GROW&#8221; projesinde Türkiye&#8217;yi temsil ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Depresyon erken doğum riskini 2 kat artırıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/depresyon-erken-dogum-riskini-2-kat-artiriyor-565953</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Aug 2025 07:55:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[artırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[doğum]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[gebe]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[kat]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=565953</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sabır ve umutla beklenen gebelik yolculuğu, zamanından önce yaşanabilecek doğum riski nedeniyle anne adaylarını kaygılandırabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/depresyon-erken-dogum-riskini-2-kat-artiriyor-565953">Depresyon erken doğum riskini 2 kat artırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sabır ve umutla beklenen gebelik yolculuğu, zamanından önce yaşanabilecek doğum riski nedeniyle anne adaylarını kaygılandırabiliyor. Gebeliğin 20 ila 37. haftası arasında gerçekleşen ve erken doğum olarak tanımlanan bu durum yaklaşık olarak her 10 gebelikten 1’inde yaşanıyor. Ülkemizde son yıllarda bu oranın yüzde 13’e yaklaştığı belirtilirken, anne adaylarının ilk gebelik yaşının ilerlemesi, tüp bebek uygulamaları ve çoğul gebelik artışının da bu oranı etkilediği biliniyor. Bu nedenle, riskleri doğru tanımak ve zamanında önlem almak, hem anne hem de bebek sağlığı açısından büyük önem taşıyor. Sigara, alkol ve madde kullanımı, yetersiz beslenme, aşırı düşük veya yüksek vücut kitle indeksi ile gebe kalma gibi davranışsal faktörlerin de riski artırdığına dikkat çeken <strong>Acıbadem Altunizade Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum, Yüksek Riskli Gebelikler Uzmanı Doç. Dr. Lütfiye Uygur, </strong>“Obezite hem kendiliğinden erken su gelişi ve erken doğum eylemini hem de gebeliğin hipertansif ve diyabetik komplikasyonlarını artırır. Böyle olunca da anne ve bebeğin sağlığını korumak için mecburen doğumu vaktinden önce başlatmamız gerekebiliyor. Bu nedenle, planlı gebeliklerden önce ideal kiloya ulaşıp o seviyeyi korumak ve yine kronik hastalıklara karşı ideal sağlık durumuna ulaşmak risk faktörlerini en aza indirir. Anne adaylarımızın düzenli kasılmalar, kasık ağrıları, bel ağrıları, kanama gibi şikayetlerini doktorlarıyla paylaşmaları sayesinde zamanında önlem alınabilir” diyor. <strong>Kadın Hastalıkları ve Doğum, Yüksek Riskli Gebelikler Uzmanı Doç. Dr. Lütfiye Uygur, </strong>beklenen zamandan önce gelişebilecek doğum ihtimallerine etki eden faktörleri ve çözüm önerilerini şöyle sıralıyor:</p>
<p><strong>Önceki gebelikler ipucu veriyor</strong></p>
<p>Kendiliğinden erken doğum öyküsü olan gebelikte risk diğer gebeliklere göre 2.5 kat artıyor. Önceki doğumun erken haftalarda gerçekleşmesi ve bu şekilde birden fazla doğumun olması erken doğum ihtimalini güçlendiriyor. Bu durum, hem bazı genomik mekanizmalarla hem de bazı gebeliklerde rahim ağzı yetmezliği ile açıklanıyor. Annenin kendisinin erken doğmuş olması da ilginç bir risk faktörü. Böyle tablolarda yakın takip, ultrasonla görüntüleme, belli kriterler çerçevesinde ilaç veya cerrahi tedaviyle risk azaltılmaya çalışılıyor.</p>
<p><strong>İki gebelik arasındaki süre kısaysa…</strong></p>
<p>İki gebelik arasındaki sürenin 6 ay ve daha kısa olması, önceki doğum zamanında olmuş bile olsa mevcut gebelikteki erken doğum ihtimalini önemli ölçüde etkiliyor. Bu nedenle, annelerin emzirseler bile doğum sonrası etkin bir korunma yöntemiyle en az 6 ay, ideali 18 ay gebelikten korunmaları bir sonraki gebelikte erken doğum riskini azaltıyor.</p>
<p><strong>Rahim ağzı yetmezliği önemli bir risk</strong></p>
<p>Rahim ağzı yetmezliği, rahim ağzının (serviks) özellikle gebeliğin 2’inci üç ayından itibaren kasılmalar olmadığı halde yapısal yetersizliği nedeniyle kısalıp açılarak gebelik eklerini içerde tutamaması anlamına geliyor. Hastalar sancı olmadan veya çok az bel ve kasık ağrılarıyla hekime başvuruyor. Bu tür şikayetler sağlıklı gebeliklerde de sık görülse de önceki gebeliklerde aşırı erken doğum öyküsü olanlarda dikkatle değerlendirilmesi gerekiyor. Bu durumun atlanmaması için 18-24. haftalar arasında vajinal ultrasonla rahim ağzı uzunluğu taraması öneriliyor. Tarama sonucuna göre kısalık saptanan hastalarda ilaç tedavisi ve gerekirse rahim ağzı dikişleri gibi cerrahi seçenekler sunuluyor.</p>
<p><strong>Çeşitli enfeksiyonlar erken doğum riskiyle ilişkili  </strong></p>
<p>Çalışmalar; idrar yolu, ağız içi, rahim ağzı ve vajina enfeksiyonlarının yanı sıra sistemik viral enfeksiyonların erken doğumla ilişkisini ortaya koyuyor. Bu enfeksiyonlarla doğum arasında sebep-sonuç ilişkisinden ziyade eş zamanlılık olduğuna değinen Kadın Hastalıkları ve Doğum, Yüksek Riskli Gebelikler Uzmanı Doç. Dr. Lütfiye Uygur, “Enfeksiyonların sistemik bağışıklık ve kasılmaları da tetikleyen ‘prostaglandin’ maddesini vücutta artırması bu ilişkinin en önemli nedeni. Güncel çalışmalar, vajinal mikrobiyomdaki değişikliklerin doğum zamanı ile ilişkisine dikkat çekmektedir. Bu nedenle, gebelik planlamadan önce genel bir jinekolojik muayene, varsa enfeksiyonların tedavisiyle belirgin bir koruma sağlamaktadır” tavsiyesinde bulunuyor.</p>
<p><strong>Kronik hastalıklara dikkat!</strong></p>
<p>Anne adayının mevcut kronik hastalıkları; hem çeşitli ciddi sorunlara yol açarak annenin erken doğurma zorunluluğuna, yani iyatrojenik preterm doğuma neden olabiliyor hem de vücutta sistemik bir yanıta neden olarak rahim kasılmalarıyla erken su gelişine ve kendiliğinden erken doğuma yol açabiliyor. Diyabet, amniyon sıvısı miktarını artırıyor; bu da rahimde aşırı gerginlik oluşturarak mekanik olarak kasılmaları tetikleyebiliyor. Bu nedenle, kronik hipertansiyon, böbrek hastalıkları, kalp hastalıkları, tiroit hastalıkları, diyabet, lupus, romatoid artrid gibi sistemik hastalığı olan anne adaylarına, gebe kalmadan önce sağlık durumlarını iyileştirmeleri ve mutlaka ilgili branş uzmanı ile riskli gebelik uzmanına başvurmaları öneriliyor.</p>
<p><strong>Sigara ve diyet risk oluşturuyor</strong></p>
<p>Sigaranın erken doğumu artırıcı etkisi, klinik çalışmalarda tartışmaya yer bırakmayacak şekilde kabul ediliyor. Hem fetal gelişim geriliği, plasentanın yerinden ayrılması, erken su gelişi gibi komplikasyonları artırarak hem de tek başına önemli bir risk faktörü olduğundan gebelik öncesi bırakılması şart. Gebeliğe vücut kitle indeksinin aşırı uçlarında başlamak; gebelikte yetersiz veya aşırı kilo alımı da erken doğum riskini artırıyor. Bu nedenle, gebelik öncesinde hekimin önerdiği kilo aralığına ulaşıp, o aralıkta kalmak gerekiyor. Ayrıca siyah çay, yeşil çay, kahve, papatya çayı, adaçayı, hibiscus, zerdeçal ve biberiye gibi bitkiler rahim kasılmalarını uyardıkları için tüketimlerinin kısıtlanmaları önem taşıyor.</p>
<p><strong>Hatalı spor yapmaktan kaçının</strong></p>
<p>Sağlıklı bir gebelikte egzersiz erken doğum riskini artırmadığı gibi, tam aksine vücuttaki oksidatif stress, yani toksinleri azaltarak ve plasental damarlanmayı güçlendirerek riski yüzde 10-15 oranında azaltıyor. Haftada 2 ila 4 saat arasında egzersiz yapılması yeterli bulunuyor. Ancak 5 kg’dan fazla ağırlık kaldırmak veya uzun süre sırt üstü pozisyonda egzersiz yapmaktan kaçınmak gerekiyor. Erken doğum riski belirgin olanlarda ise (öykü nedenli, kısa rahim ağzı tespit edilen, düzenli ve etkin kasılmaları saptanan hastalar gibi) egzersiz önerilmiyor.</p>
<p><strong>Depresyon riski 2 kat artırıyor!</strong></p>
<p>Anne adayının depresyon, anksiyete ve travma sonrası stres bozukluğu gibi sebeplerden yoğun stres altında olması plasenta, rahim yatağı ve zarlardaki hücrelerde kortikotropin salgılatıcı hormonu artırıyor. Bu hormonun da doğum kasılmalarını tetikleyen prostaglandin üretimini arttırarak erken doğum riskine yol açtığı uyarısında bulunan Kadın Hastalıkları ve Doğum, Yüksek Riskli Gebelikler Uzmanı Doç. Dr. Lütfiye Uygur, “Yapılan bir çalışmada, gebeliğin ilk aylarında depresyon tanısı konulan hastaların, depresif belirtisi olmayanlara göre erken doğum ihtimalinin 2 kat yüksek olduğu ve riskin depresyon skoruyla orantılı olarak arttığı gösterilmiştir. Stres faktörlerinin en aza indirilmesi, tıbbi gereklilik halinde anne adayının psikiyatri doktorlarının kontrolü altında anksiyete azaltıcı ilaçlarla desteklenmesi önemli bir savunma hattını oluşturmaktadır” diyerek anne adaylarına stresten uzak bir gebelik tavsiyesinde bulunuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/depresyon-erken-dogum-riskini-2-kat-artiriyor-565953">Depresyon erken doğum riskini 2 kat artırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaz Aylarında Sıvı Tüketimi Hayati Önem Taşıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yaz-aylarinda-sivi-tuketimi-hayati-onem-tasiyor-551440</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Jul 2025 08:06:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aylarında]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı]]></category>
		<category><![CDATA[taşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=551440</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaz aylarının gelmesiyle birlikte, günlük sıvı alımının ne kadar olması gerektiği sorusu yeniden gündeme geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-aylarinda-sivi-tuketimi-hayati-onem-tasiyor-551440">Yaz Aylarında Sıvı Tüketimi Hayati Önem Taşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarının gelmesiyle birlikte, günlük sıvı alımının ne kadar olması gerektiği sorusu yeniden gündeme geldi. Ancak bu sorunun herkes için geçerli, net bir cevabı olmadığını belirtmek gerekiyor. Günlük su tüketimi; kişinin yaşı, cinsiyeti, aktivite düzeyi, çevresel faktörler, kronik hastalıkları ve kullandığı ilaçlara bağlı olarak değişkenlik gösteriyor.</p>
<p>Özellikle kronik hastalığı bulunan bireylerin alması gereken sıvı miktarı konusunda mutlaka doktorlarına danışmaları ve kendilerine önerilen düzeyde sıvı tüketmeleri gerekiyor.</p>
<p>Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi Nefroloji Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Ali Rıza Uçar, yaz aylarında artan sıvı ihtiyacı, sağlıklı su tüketimi ve aşırı su alımının yol açabileceği riskler hakkında önemli bilgiler verdi.</p>
<p><strong>Su Yaşam İçin Vazgeçilmez</strong></p>
<p>Vücudumuzun yaklaşık üçte ikisi sudan oluşur ve bu oran, yaşam fonksiyonlarımızın sürdürülebilmesi için büyük önem taşır. Terleme, nefes alıp verme, böbrekler ve bağırsaklar aracılığıyla her gün belirli miktarda sıvı kaybederiz. Vücudumuzun suyu depolama kapasitesi olmadığından, düzenli olarak su tüketilmesi şarttır. Sağlıklı bir yaşam sürdürebilmek için alınan ve kaybedilen sıvı arasında denge sağlanması gerekir. Bu dengeyi bozan hem yetersiz hem de aşırı sıvı tüketimi, sağlık açısından risk oluşturabilir.</p>
<p><strong>Ne Kadar Su İçilmeli?</strong></p>
<p>Sağlıklı bireyler için günlük sıvı ihtiyacı konusunda bilimsel verilere dayalı çeşitli öneriler bulunmaktadır. Sıvı alımı yalnızca sudan değil; diğer içecekler ve özellikle meyve-sebzeler gibi bazı gıdalardan da karşılanabilir. Ancak bu seçenekler arasında en sağlıklı ve ideal olanı sudur.</p>
<p>Genel kabul gören önerilere göre, sağlıklı bir erişkinin günlük sıvı ihtiyacı yaklaşık 2–2,5 litredir. Bunun %20’lik kısmı yiyecek ve diğer içeceklerden karşılanabildiği için günlük su tüketiminin 1,5–2 litre civarında olması gerektiği belirtilmektedir. Yaz aylarında artan sıcaklık ve buna bağlı terleme ile birlikte sıvı kaybı da arttığı için, bu dönemde su tüketiminin biraz daha artırılması önerilir. Aynı şekilde yoğun fiziksel aktivite veya egzersiz yapan bireylerin de su ihtiyacı artar.</p>
<p>Vücut suyunun azaldığını gösteren susama hissi, ağız ve cilt kuruluğu, koyu renkli ve az miktarda idrar gibi belirtiler de dikkate alınmalıdır.</p>
<p><strong>Kronik Hastalığı Olanlar Dikkatli Olmalı</strong></p>
<p>Bu genel önerilerin yalnızca sağlıklı bireyler için geçerli olduğu unutulmamalıdır. Kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği, diyabet, hipertansiyon gibi kronik hastalıkları olanlar ile gebelik ve emzirme dönemindeki bireyler, sıvı alımını mutlaka doktorlarının önerdiği şekilde düzenlemelidir. Bu kişilerde genel geçer su tüketim önerileri, eksik ya da fazla sıvı alımına bağlı olarak ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.</p>
<p><strong>Aşırı Su Tüketimi de Zararlı</strong></p>
<p>Yeterli su tüketimi kadar, aşırı sıvı alımından da kaçınılmalıdır. Aşırı su tüketimi bazı durumlarda fizyolojik ya da psikolojik nedenlere bağlı olarak gelişebilir. Bu durum vücutta sıvı artışına ve kandaki sodyum seviyesinin düşmesine yol açarak “su zehirlenmesi” (hiponatremi) adı verilen, ciddi sonuçları olabilecek bir tabloya neden olabilir. Hücrelerin şişmesiyle birlikte özellikle beyin fonksiyonları zarar görebilir; bulantı, kusma, halsizlik, baş ağrısı ve ciddi nörolojik problemler ortaya çıkabilir.</p>
<p>Bununla birlikte böbrek, karaciğer veya kalp yetmezliği gibi sıvı atılımını azaltan hastalıklar bulunan bireylerde aşırı sıvı tüketimi, cilt altı dokular, akciğer ve karın boşluğu gibi alanlarda sıvı birikimine yol açarak ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.</p>
<p>Sonuç olarak, vücut fonksiyonlarının sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi için yeterli miktarda sıvı alımı büyük önem taşımaktadır. Sağlıklı bir erişkinin günlük su ihtiyacı ortalama 2 litre civarındadır. Yaz aylarında artan sıvı kaybına karşı bu miktarın biraz artırılması önerilir. Ancak gereğinden fazla su tüketiminin de ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği unutulmamalıdır.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-aylarinda-sivi-tuketimi-hayati-onem-tasiyor-551440">Yaz Aylarında Sıvı Tüketimi Hayati Önem Taşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tedaviye ilk saatlerde başlamak kritik önem taşıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tedaviye-ilk-saatlerde-baslamak-kritik-onem-tasiyor-545866</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Jun 2025 07:35:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[başlamak]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[kritik]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[saatlerde]]></category>
		<category><![CDATA[taşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[tedaviye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=545866</guid>

					<description><![CDATA[<p>Öksürme, hapşırma ve konuşma esnasında havaya yayılan damlacıklar yoluyla çok kolay ve çok hızlı bulaşabilen menenjit, tanı ve tedavisinde gecikildiğinde kalıcı nörolojik hasarlara hatta ölüme neden olabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tedaviye-ilk-saatlerde-baslamak-kritik-onem-tasiyor-545866">Tedaviye ilk saatlerde başlamak kritik önem taşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Öksürme, hapşırma ve konuşma esnasında havaya yayılan damlacıklar yoluyla çok kolay ve çok hızlı bulaşabilen menenjit, tanı ve tedavisinde gecikildiğinde kalıcı nörolojik hasarlara hatta ölüme neden olabiliyor. <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Çiğdem Kurt</strong> “Çoğunlukla ateş, baş ağrısı ve kusma gibi belirtilerle ortaya çıkabilen menenjitin tedavisine ilk birkaç saat içerisinde mutlaka başlanması gerekir. Son dönemde bebeklerde ve çocuklarda menenjit vakalarıyla karşılaşıyoruz. Bu nedenle menenjitten korunmak için gerekli önlemler alınmalı, özellikle menenjit aşısı mutlaka yaptırılmalıdır” diyor. Menenjitin ilk belirtilerinin griple karışabilmesinden dolayı yanlış tanı konulabildiğini vurgulayan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Çiğdem Kurt, bebeklerde ve çocuklarda menenjitin önemli belirtilerini, toplumda bu tehlikeli hastalıkla ilgili doğru bilinen yanlışları anlattı, menenjitten korunmaya yönelik önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p>Halk arasında genellikle ‘beyin iltihabı’ olarak bilinen ve her yaşta kişileri etkileyebilen menenjite en çok bebeklerde, küçük çocuklarda ve gençlerde rastlanıyor. Beyin ve omuriliği çevreleyen zarların iltihaplanması sonucu oluşan menenjitin virüsler, bakteriler, mantarlar ve parazitler yoluyla çok kolay ve çok hızlı şekilde bulaşabildiğini belirten <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Çiğdem Kurt </strong>“Çoğunlukla hapşırık, öksürme ve konuşma esnasında havaya yayılan damlacıklarla bulaşan menenjit,  tedavi edilmemiş üst solunum yolu enfeksiyonları, doğru tedavi edilmemiş bir orta kulak enfeksiyonu, sinüzit veya ağır seyreden ağır bir göz enfeksiyonu sonucu da ortaya çıkabiliyor” diyor. Menenjitte erken tanı ve tedavinin kritik önem taşıdığını vurgulayan Dr. Kurt şöyle konuşuyor: “Bu tehlikeli hastalık hızla ilerlediğinden çok hızlı tanı konulup çok hızlı tedaviye başlanması gerekir. Aksi taktirde zeka geriliği gibi kalıcı nörolojik hasarlara hatta ölüme yol açabiliyor. Tanı ve tedaviye başlamada ilk saatler kritik öneme sahiptir. Ancak bazen de sinsice ilerleyebildiği ya da ateş, baş ağrısı, halsizlik, vücut ağrıları gibi ilk belirtileri gribal enfeksiyonla karışabildiği için yanlış tanı konularak tedaviye çok geç başlanmasına neden olabiliyor!”</p>
<p><strong>Menenjitin öne çıkan belirtileri!</strong></p>
<p>Dr. Çiğdem Kurt, menenjitin bebeklerde,  çocuklarda ve yetişkinlerde öne çıkan belirtilerini şöyle sıralıyor; </p>
<p><strong>Yenidoğanda ve bebeklerde belirtiler:</strong> Sebebi açıklanamayan yüksek ateş, sürekli huzursuzluk, uzun süreli ve sık sık ağlamalar, vücutta kasılmalar ve tekrarlayan nöbetler (havale geçirme), beslenmeyi reddetme, emme refleksinde azalma, bıngıldakta şişlik veya gerginlik, ciltte solgunluk ya da morarma, kusma, ellerde ve ayaklarda soğukluk</p>
<p><strong>Çocuklarda ve yetişkinlerde belirtiler:</strong> Ateş, baş ağrısı, uyku hali, halsizlik, aşırı yorgunluk hissi, kusma, ense sertliği denilen boynun öne rahatlıkla eğilememesi, kas ve eklem ağrıları, iştahsızlık, bayılma, ışıktan rahatsız olma, bilinç bulanıklığı, konuşmada bozukluk, vücutta morumsu/kırmızı döküntüler</p>
<p><strong>xxxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Menenjite karşı 5 etkili önlem!</strong></p>
<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Çiğdem Kurt, menenjitten korunmanın mümkün olduğunu belirterek, alınması gereken önlemleri şöyle açıklıyor;</p>
<ul>
<li><strong>Kalabalık ortamlardan kaçının!</strong></li>
</ul>
<p>Menenjit hapşırık, öksürük ya da konuşma esnasında havaya saçılan damlacıklar yoluyla çok hızlı bulaşabildiği için mümkün olduğunca kapalı ortamlarda bulunmayın. Sosyal mesafeye dikkat edin ve gerekirse maske takın.  </p>
<ul>
<li><strong>Hijyene dikkat edin!</strong></li>
</ul>
<p>Bağışıklık sisteminin güçlü olması için en önemli kriterlerden biri hijyen!. Bu nedenle ellerinizi özellikle yemeklerden önce ve sonra, tuvaletten çıktıktan sonra, toplu taşıma araçları, kapı kolları vb temas ettiğinizde mutlaka yıkayın. Ellerinizi yüzünüze, ağzınıza sürmeyin. Havlu vb kişisel eşyaların başkalarıyla paylaşılmaması da son derece önem taşıyor. </p>
<ul>
<li><strong>Bulunduğunuz ortamı havalandırın!</strong></li>
</ul>
<p>Özellikle bakteriyel türleri ölüme neden olabilen bu tehlikeli hastalık, özellikle kalabalık ve kapalı alanlarda daha hızlı yayılabiliyor. Bu nedenle korunma yolları arasında en etkili yöntemlerden biri de bulunduğunuz ortamı sık sık, 15-20 dakika havalandırmaya dikkat edin.</p>
<ul>
<li><strong>Sağlıklı beslenmeye ve spor yapmaya özen gösterin!</strong></li>
</ul>
<p>Menenjite karşı bağışıklığı güçlendirmek son derece önem taşıyor. Bu nedenle sağlıklı beslenmeye, hareketsizlikten kaçınmaya, düzenli spor yapmaya (günde en az yarım saat düzenli ve tempolu yürüyüş vb), açık havada zaman geçirmeye ve doktor gerekli tahlilleri yaparak zorunlu gördüğü taktirde vitamin/mineral takviyesi almaya özen gösterin. </p>
<ul>
<li><strong>Menenjit aşısı yaptırın!</strong></li>
</ul>
<p>Menenjitin hızla ilerleyen ama doğru önlemlerle önlenebilen bir hastalık olduğunu belirten Dr. Kurt, bu önlemlerden en önemlisinin de aşılama olduğunu vurguluyor. Dr. Çiğdem Kurt “Aşıların yeterli yapılmıyor olması da enfeksiyon ajanlarının hızla yayılmasına neden oluyor. Menenjiti aşıyla önlenebilir hastalıklar grubuna dahil ettiğimiz için; toplum aşılamasının mutlaka ciddi bir şekilde yapılması gerekir” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tedaviye-ilk-saatlerde-baslamak-kritik-onem-tasiyor-545866">Tedaviye ilk saatlerde başlamak kritik önem taşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tugay: &#8220;Bölgesel kalkınmaya önem vereceğiz&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tugay-bolgesel-kalkinmaya-onem-verecegiz-451775</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Apr 2024 19:08:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesel]]></category>
		<category><![CDATA[kalkınmaya]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[vereceğiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=451775</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sektöründe dünyanın en büyük üç fuarından biri, Türkiye'nin ise en büyük fuarı Marble İzmir-Uluslararası Doğaltaş ve Teknolojileri Fuarı 29'uncu kez kapılarını açtı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tugay-bolgesel-kalkinmaya-onem-verecegiz-451775">Tugay: &#8220;Bölgesel kalkınmaya önem vereceğiz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sektöründe dünyanın en büyük üç fuarından biri, Türkiye&#8217;nin ise en büyük fuarı Marble İzmir-Uluslararası Doğaltaş ve Teknolojileri Fuarı 29&#8217;uncu kez kapılarını açtı.</p>
<p>Fuarın açılış töreninde konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, doğal taş sektörü için markalaşma ve pazarlamanın önemine vurgu yaparak “Biz bu dönemde bölgesel olarak kalkınmaya önem vereceğiz. Bunun için komşu illerimizle, Türkiye&#8217;deki tüm kurum kuruluşlarımızla işbirliği içinde olacağız” dedi.  </p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde İZFAŞ tarafından düzenlenen doğal taş sektörünün en büyük küresel buluşması Marble İzmir-Uluslararası Doğaltaş ve Teknolojileri Fuarı, Fuar İzmir&#8217;de düzenlenen törenle 29’uncu kez kapılarını açtı. Açılış töreninde Marble İzmir Fuarı&#8217;nın İzmir ve Türkiye için önemine vurgu yaparak konuşmasına başlayan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Burada emeği olan herkese, ev sahibi olan İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZFAŞ ailesi adına çok teşekkür etmek isterim. Hepinize sağ olun, var olun diye özellikle ifade etmek isterim. Sektör temsilcileri sektörle ilgili yaşanan sorunları, beklentileriyle ilgili çok değerli şeyler söylediler. Özellikle Ege İhracatçılar Birliği Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi&#8217;nin bizim işlenmiş ürünlere ihtiyacımız olduğu, bunların katma değerinin daha yüksek olduğunu belirtmesi değerli. Markalaşmanın ve pazarlamanın hepimiz için çok önemli olduğunu, buna ihtiyacımız olduğunu söylemek isterim. Biz bu dönemde bölgesel olarak kalkınmaya önem vereceğiz. Bunun için komşu illerimizle, Türkiye&#8217;deki tüm kurum kuruluşlarımızla işbirliği içinde olacağız” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>20 bin metrekare ilave </strong></p>
<p>Marble İzmir Fuarı&#8217;nın büyümesi için sektörün rezerv alan isteğine de sıcak baktığını söyleyen Başkan Cemil Tugay, “İzmir tarihsel olarak ticaret kentidir, fuarlar kentidir. Bu yönünü geliştirmek için çok çaba harcayacağız. Güzel bir fuar olmasını diliyorum. 30&#8217;uncusunda ve daha sonralarında daha gelişmiş fuarlarla, 20 bin metrekare ilave ile beraber daha büyük organizasyonlarla buluşmayı diliyorum” dedi.</p>
<p><strong>Vali Elban: “Her geçen gün büyüyen fuar”</strong></p>
<p>İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban, “Tüm sektörlerde olduğu gibi doğal taş sektöründe de inanılmaz bir rekabet olduğunu biliyoruz. Öne çıkmanın kurallarını hepiniz bizden daha iyi biliyorsunuz; maliyet düşürmek ve katma değerli ürünler üretmek bu işin temel sihri. Her geçen gün büyüyen bir fuar. Bunda başta İzmir Büyükşehir Belediyesi, İZFAŞ ve odaların çok büyük katkısı var. Hepinize destekleriniz için şükranlarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>“Marble İzmir son derece önemli”</strong></p>
<p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı MAPEG Genel Müdürü Arslan Narin, “Marble İzmir Fuarı sektör temsilcilerinin uluslararası yatırımcılarla bir araya gelmeleri, gelişen teknolojilere ilişkin bilgi aktarma ve yeni pazarlar açısından son derece önemlidir” şeklinde konuştu. İhracat rakamlarının artışı için yaptıkları çalışmaları anlatan Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdür Yardımcısı Vekili Tayfun Kılıç, “Fuara katılan firmalarımızın tanıtım faaliyetlerine destek vermeyi artırarak devam ediyoruz” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“Dünyada artık şehirler yarışıyor”</strong></p>
<p>Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, “Dünyada artık şehirler yarışıyor. İzmir, ülkemizin doğal taşlar açısından dünyadaki özel konumunu Marble gibi uluslararası alanda markalaşmış bir organizasyon ile avantaja çeviriyor. Ülkemiz, küresel doğal taş kaynak rezervinin yaklaşık yüzde 40’ını tek başına elinde bulundurmak gibi bir zenginliğe sahip. Marble fuarımız, böylesi önemli bir zenginliğin hem dünyaya tanıtılması hem de ekonomiye en verimli şekilde kazandırılması açısından yıllardır çok önemli bir misyonu yerine getiriyor” dedi. İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Emre Kızılgüneşler ise “Görevine başlayan Büyükşehir Belediye Başkanımız Dr. Cemil Tugay&#8217;ı kutluyorum. Kentimiz fuarcılığının sizin döneminizde gelişeceğine inancımız tam” diye konuştu. İhracat rakamları hakkında bilgi veren ve çalışmaları anlatan Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi de “Fuarın verimli geçmesi en büyük temennimiz. Türkiye doğal taş sektöründe önemli oyuncular arasında yer alıyor” dedi.</p>
<p><strong>Sektör memnun</strong></p>
<p>Ege Maden İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Alimoğlu, amaçlarının 2024 yılında ihracat rakamlarını daha da yukarı çıkarmak olduğunu kaydetti. Denizli İhracatçılar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Memişoğlu, Denizli olarak fuara her sene daha fazla firma ile katılmaktan gurur duyduklarını belirtti. İstanbul Maden İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Metin Çekiç, Marble İzmir Fuarı&#8217;nın sektör için çok kıymetli olduğunun altını çizdi ve ihracata katkı sağladığını söyledi. Maden Platformu sözcüsü Mehmet Yılmaz, sektörün ve Marble İzmir&#8217;in önemine vurgu yaptı. Tüm Mermer, Doğaltaş ve Makinaları Üreticileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Hanifi Şimşek ise Başkan Tugay ile birlikte çalışacaklarını ifade etti.</p>
<p><strong>Stant ziyaretlerinde bölgesel kalkınma vurgusu</strong></p>
<p>Açılışın ardından Başkan Dr. Cemil Tugay ile eşi Öznur Tugay, fuar katılımcılarını ziyaret etti. Başkan Tugay, sektör temsilcileri ile yaptığı fikir alışverişlerinde bölgesel kalkınmaya önem vereceklerini, Ege Bölgesi&#8217;ndeki illerle çalışmalar yapacaklarını ifade etti. Bu yıl fuarın ana sponsorluğunu yapan Çemar Traverten&#038;Mermer&#8217;i ziyaret eden Tugay, burada sanal gerçeklik gözlüğünü denedi. Başkan Tugay, sektöre başarılı bir fuar diledi.</p>
<p><strong>Kimler katıldı?</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay ile eşi Öznur Tugay&#8217;ın ev sahipliğinde yapılan açılışa İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban, T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı MAPEG Genel Müdürü Arslan Narin, T.C. Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdür Yardımcısı Vekili Tayfun Kılıç, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek, Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, Afyon Belediye Başkanı Burcu Köksal, MHP Kütahya Milletvekili Ahmet Erbaş, Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Emre Kızılgüneşler, Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, Ege Maden İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Alimoğlu, Denizli İhracatçılar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Memişoğlu, İstanbul Maden İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Metin Çekiç, Tüm Mermer, Doğaltaş ve Makinaları Üreticileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Hanifi Şimşek, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi Başkanvekili Altan İnanç, bürokratlar, yerli ve yabancı sektör profesyonelleri, basın mensupları katıldı.</p>
<p><strong>Bin 500&#8217;e yakın blok</strong></p>
<p>Bu yıl Çemar Traverten&#038;Mermer ana sponsorluğunda düzenlenen fuarda, tüm doğal taş firmaları Gaziemir’deki Fuar İzmir’in kapalı hollerinde yer alırken C holünün büyük bir kısmı ile D holünün tamamı makine ve teknoloji firmalarına tahsis edildi. Blok mermer alanı da geçen yıl olduğu gibi renk renk, çeşit çeşit bin 500’e yakın blok doğal taşın sergileme alanı olacak. Bu yıl Marble İzmir’de sektör temsilcilerinden gelen talepler üzerine alınan karar doğrultusunda, yalnızca doğal taş ve doğal taş ürünleri ile makine ve teknolojileri sergileniyor.</p>
<p><strong>Dört bir yandan ziyaretçi</strong></p>
<p>Marble İzmir için ABD, Orta Doğu ile Asya ve Avrupa bölgelerindeki ticari ataşeliklerle işbirlikleri yapılırken fuara dünyanın dört bir yanından katılımcı ve ziyaretçi bekleniyor. Ticaret Bakanlığı’nın ihracata yönelik destekleriyle Ege Maden İhracatçıları Birliği, İstanbul Maden ve Metaller İhracatçı Birlikleri ve Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği ile ortak yürütülen üç farklı alım heyeti programı düzenlenecek. Bu programlar kapsamında hedef ülke olarak belirlenen Birleşik Krallık, Güney Kore, Fransa, İtalya, Bahreyn, Mısır, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Umman, Katar, Kuveyt ve Azerbaycan’dan sektör profesyoneli ağırlanacak. İZFAŞ tarafından yürütülen B2B programına da 186 yabancı alıcı katılıyor. Fuar süresince, katılımcı firmaların müşterilerle hızlı ve etkili biçimde görüşmesi sağlanacak. Web sayfası üzerinden Avustralya’dan İtalya’ya, ABD’den Çin’e kadar dünyanın her kıtasındaki toplam 59 ülkeden, bin 912 yabancı ziyaretçi başvuru kaydı alınmış durumda.</p>
<p><strong>Birçok sektör bu fuarda</strong></p>
<p>Marble İzmir’de doğal taş ve ürünleri ile madencilik sarf malzemeleri, fabrika ve atölye sarf malzemeleri, madencilik makineleri, iş makineleri ve ağır ekipmanlar, fabrika ve atölye makineleri, çevre koruma, geri dönüşüm ve kazanım sistemleri, sektörel kuruluşlar, bilgi işlem ve yazılım firmaları, nakliye ve lojistik hizmetler, finansman ve kredilendirme hizmetleri, kamu ve resmi kurumlar, dernek, birlik ve STK’lar, medya kurum ve kuruluşları katılımcı olarak yer alıyor.</p>
<p>Fuar kapsamında doğal taş tasarım yarışması da düzenleniyor. Marble İzmir, bu yıl 6’ncısı düzenlenen Uluslararası Değişik Doğal Taş Tasarım Yarışması’yla da genç tasarımcıları sektörün yenilikçi firmalarıyla bir araya getiriyor. Yarışma ile doğal taş ihracatının tasarım ve mimariyle desteklenerek katma değeri yüksek ürünlerle artması ve Türk doğal taşının pazarda yenilikçi yüzünün ortaya konulması amaçlanıyor.</p>
<p><strong>Hem sektöre hem kente katkı</strong></p>
<p>Marble İzmir sektöre ve yan sektörlerine, ihracata, istihdama katkı sağlamasının yanı sıra önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da turizmden konaklamaya, ulaşımdan yiyecek içecek sektörüne kadar birçok alanda kent ve ülke ekonomisine pozitif etki sağlayacak. Fuar nedeniyle kente gelecek yerli, yabancı katılımcı ve ziyaretçiler, İzmir’de Marble bereketini hissettirecek. Marble İzmir ilk yapıldığında doğal taş ihracatı 77 milyon dolarken yıllar içinde fuarın da katkısı ile Türkiye’nin doğal taş ihracatı 2 milyar doları aştı. Bu yılın ilk üç ayında da Türkiye doğal taş ihracatı, geçen yılın aynı dönemine göre artışla 420 milyon dolara ulaştı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tugay-bolgesel-kalkinmaya-onem-verecegiz-451775">Tugay: &#8220;Bölgesel kalkınmaya önem vereceğiz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erdoğan&#8217;dan Kocaeli&#8217;ye büyük önem: Son miting için geliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/erdogandan-kocaeliye-buyuk-onem-son-miting-icin-geliyor-446846</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Mar 2024 21:03:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[erdoğandan]]></category>
		<category><![CDATA[geliyor]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeliye]]></category>
		<category><![CDATA[miting]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[son]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=446846</guid>

					<description><![CDATA[<p>AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, seçim mitinglerinin sonuncusunu bugün (28 Mart Perşembe) ilimizde yapıyor. Kocaeli Kongre Merkezi Miting Alanı’ndaki büyük buluşma saat 15.00’te başlayacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erdogandan-kocaeliye-buyuk-onem-son-miting-icin-geliyor-446846">Erdoğan&#8217;dan Kocaeli&#8217;ye büyük önem: Son miting için geliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ELLİNCİ MİTİNG KOCAELİ’DE</p>
<p>AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz günlerde pazar günü yapılacak 31 Mart Mahalli İdareler Seçiminin yasal olarak kendisi için son seçim olduğunu duyurmuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu tarihi seçimin son mitingini ise bugün ilimizde gerçekleştirecek. Yaklaşık bir aydır sahada olan Erdoğan, 50 farklı ilde miting düzenleyerek, seçim çalışmalarını tamamlamış olacak.</p>
<p>300 BİN ÜYE VE STK’LAR ARANDI</p>
<p>Kocaeli’de bugüne kadar birçok tarihi mitinge katılan Erdoğan’ın, “Yasal olarak son seçimim” açıklamasından sonra son miting yeri olarak Kocaeli’yi tercih etmesi dikkat çekiciydi. Erdoğan, ilk seçim zaferini de 2002’de ilimizde Ereğli seçimiyle elde etmişti. AK Parti Kocaeli İl Başkanı Dr.Şahin Talus başkanlığında Kocaeli Teşkilatı bu tarihi miting için günlerdir çalışıyor. Özel davetlerin yanı sıra 300 binin üzerinde üyeye telefonla arayarak, mesaj atarak ve mail yoluyla ulaşıp, miting daveti yapıldı.</p>
<p>TALUS: “EN İYİ ŞEKİLDE AĞIRLAYACAĞIZ”</p>
<p>Teşkilat mensupları dışında STK ve dernekler başta olmak üzere Kocaeli’nin geneline de davetler gönderildi. Şehrin birçok noktası bu tarihi mitingin afişleriyle donatıldı, broşürler dağıtıldı. Erdoğan’ın Türkiye Yüzyılı’nın lideri olduğunu belirten Talus, “Cumhurbaşkanımızı şehrimizde en güzel şekilde ağırlamak istiyoruz. Tüm halkımızı bu büyük buluşmaya davet ediyoruz” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erdogandan-kocaeliye-buyuk-onem-son-miting-icin-geliyor-446846">Erdoğan&#8217;dan Kocaeli&#8217;ye büyük önem: Son miting için geliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstismara uğramış çocukların tepkilerini anlamak hayati önem taşıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/istismara-ugramis-cocuklarin-tepkilerini-anlamak-hayati-onem-tasiyor-446491</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Mar 2024 09:08:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anlamak]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[istismara]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[taşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[tepkilerini]]></category>
		<category><![CDATA[uğramış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=446491</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstismara uğrayan bir çocuğun tepkilerini anlamanın önemine işaret eden uzmanlar, bazı çocuklar öfke problemleri yaşayabilirken, diğerlerinin içe kapanabileceğini, yeme içme düzensizlikleri ve uyku problemleri gibi birçok farklı davranış gözlemlenebileceğini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/istismara-ugramis-cocuklarin-tepkilerini-anlamak-hayati-onem-tasiyor-446491">İstismara uğramış çocukların tepkilerini anlamak hayati önem taşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bazı çocuklar öfke problemleri yaşıyor ya da içe kapanabiliyor!</strong></p>
<p><strong>İstismara uğrayan bir çocuğun tepkilerini anlamanın önemine işaret eden uzmanlar, bazı çocuklar öfke problemleri yaşayabilirken, diğerlerinin içe kapanabileceğini, yeme içme düzensizlikleri ve uyku problemleri gibi birçok farklı davranış gözlemlenebileceğini söylüyor.</strong></p>
<p><strong>Çocukların uğradıkları tacizin ne olduğunu bilemeyebileceğini dile getiren Uzman Klinik Psikolog Seda Aydoğdu, “Çocuklar kendilerini güvende hissettiklerinde ve yargılanmadıklarını düşündüklerinde, duvarlarını indirir ve olayları açıklarlar. Oyunlar, resimler, sohbetler ve yürüyüşler gibi etkinlikler, çocukların kendilerini ifade etmelerine yardımcı olabilir.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Seda Aydoğdu, süngerli odada mahallenin çocuklarının yıllarca istismar edilmesi olayı ve çocuklara cinsel istismarın önlenmesi konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>“İstismarın fark edilmemesi mümkün değil”</strong></p>
<p>“Çocukların istismar gibi büyük travmatik bir olaya maruz kaldığında, bu durumun fark edilmemesi mümkün değildir.” diyen Uzman Klinik Psikolog Seda Aydoğdu, her çocuğun kendini farklı yollarla ifade ettiği göz önüne alındığında, çocukların yaşlarına bağlı olarak sözel veya sözel olmayan davranışlar sergilediğinin bilinmesi gerektiğini dile getirdi.</p>
<p><strong>“Bazı çocuklar öfke problemleri yaşayabilirken, diğerleri içe kapanabilir”</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Seda Aydoğdu, “Bu nedenle, istismara uğrayan bir çocuğun yaş dönemi ve kişisel gelişimi, tepkilerini anlamak için önemlidir. Çocukların yaşlarına ve kişilik yapılarına göre, istismar gibi büyük bir travma karşısında farklı davranışlar sergileme olasılıkları vardır. Örneğin, bazı çocuklar öfke problemleri yaşayabilirken, diğerleri içe kapanabilir. Eskiden zevk aldıkları aktivitelerden keyif alamama, yeme içme düzensizlikleri, uyku problemleri gibi birçok farklı davranış gözlemlenebilir.” dedi.</p>
<p><strong>“Ebeveynlerin çocuğun davranışlarını istismar olarak tanımlamamaları sıkça görülen bir durum”</strong></p>
<p>Ancak, ebeveynlerin bu davranışları istismar olarak tanımlamamaları ve başka sebeplere yormalarının da sıkça görülen bir durum olduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog Seda Aydoğdu, şöyle devam etti:</p>
<p>“Örneğin, çocuğun oyunlardaki başarısızlığını veya arkadaşlarıyla yaşadığı kavgaları istismara bağlamak yerine, farklı açıklamalar bulabilirler. Bu durumda, ebeveynlerin çocuklarının davranışlarını anlamak ve değerlendirmek yerine, kendi iç dünyalarında bir sorgulama yapmaları gerekebilir.</p>
<p><strong>“Ebeveynler, çocuklarının duygusal ve davranışsal değişikliklerini dikkatle gözlemlemeli”</strong></p>
<p>Çocuk istismarı konusunda farkındalık ve eğitim, ebeveynlerin çocuklarının davranışlarını doğru bir şekilde değerlendirmelerine ve gerektiğinde profesyonel yardım almalarına yardımcı olabilir. Ebeveynlerin, çocuklarının duygusal ve davranışsal değişikliklerini dikkatle gözlemlemesi ve gerekli durumlarda uzmanlardan destek alması önemlidir.</p>
<p>Sonuç olarak, çocukların istismara maruz kaldığında gösterdikleri davranışlar ebeveynler için önemli bir işarettir ve bu davranışların doğru bir şekilde değerlendirilmesi ve ele alınması gerekmektedir. Ebeveynlerin çocuklarını dinlemesi ve onların ihtiyaçlarına duyarlı bir şekilde yanıt vermesi, çocukların güvenliğini ve iyi oluşunu sağlamak için önemlidir.”</p>
<p><strong>Aileler çocuklara nasıl yaklaşmalı?</strong></p>
<p>Çocukların ailelerine olan güveninin, kendilerini ifade etmelerini sağlayacağını kaydeden Uzman Klinik Psikolog Seda Aydoğdu, “Ancak, yetişkinler olarak, çocuklarla iletişim kurmak her zaman kolay değildir çünkü onların iletişim dili bizimkinden farklı olabilir. Ayrıca, çocuklar uğradıkları tacizin ne olduğunu bilemeyebilirler. Bu nedenle, çocukları anlamak için onların dillerini anlamamız gerekmektedir. Çocuklar kendilerini güvende hissettiklerinde ve yargılanmadıklarını düşündüklerinde, duvarlarını indirir ve olayları açıklarlar. Bu nedenle, çocuklarla iletişim kurarken, onların dilinden konuşmaya başlamalıyız. Oyunlar, resimler, sohbetler ve yürüyüşler gibi etkinlikler, çocukların kendilerini ifade etmelerine yardımcı olabilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Çocuklar ancak, saygı ve sevgi olduğunda kendilerini açarlar”</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Seda Aydoğdu, çocuğun zihninde &#8220;eğer anlatırsam, annem ve babam bana inanır, güvenir ve bana kızmayacaklardır&#8221; düşüncesini oluşturmanın önemine vurgu yaparak, “Çocuklar, cezalandırılacaklarını düşündükleri durumlarda konuşmaktan kaçınırlar. Basit bir mantıkla, ceza olduğunda kendilerini kapatırlar veya uzaklaşırlar. Ancak, saygı ve sevgi olduğunda kendilerini açarlar. Bu nedenle, çocukların güvenli ve destekleyici bir ortamda büyümelerini sağlamak önemlidir. Bu şekilde, çocukların kendilerini ifade etmeleri ve olumsuz deneyimlerini paylaşmaları daha kolay olacaktır.” sözlerine ekledi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/istismara-ugramis-cocuklarin-tepkilerini-anlamak-hayati-onem-tasiyor-446491">İstismara uğramış çocukların tepkilerini anlamak hayati önem taşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlaçları zamanında ve uygun şekilde kullanmak hayati önem taşıyor! İlaçları zamanından önce bırakmayın!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ilaclari-zamaninda-ve-uygun-sekilde-kullanmak-hayati-onem-tasiyor-ilaclari-zamanindan-once-birakmayin-2-444089</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Feb 2024 21:11:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bırakmayın]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçları]]></category>
		<category><![CDATA[kullanmak]]></category>
		<category><![CDATA[önce]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[şekilde]]></category>
		<category><![CDATA[taşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[uygun]]></category>
		<category><![CDATA[zamanında]]></category>
		<category><![CDATA[zamanından]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=444089</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doktora muayene olduktan sonra verilen ilaçların zamanında ve uygun şekilde kullanılmasının önemini vurgulayan uzmanlar, ilaçların belirlenen sürede kullanılmamasının, direnç gelişimine ve hastalığın alevlenmesine neden olabileceği uyarısında bulunuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ilaclari-zamaninda-ve-uygun-sekilde-kullanmak-hayati-onem-tasiyor-ilaclari-zamanindan-once-birakmayin-2-444089">İlaçları zamanında ve uygun şekilde kullanmak hayati önem taşıyor! İlaçları zamanından önce bırakmayın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Doktora muayene olduktan sonra verilen ilaçların zamanında ve uygun şekilde kullanılmasının önemini vurgulayan uzmanlar, ilaçların belirlenen sürede kullanılmamasının, direnç gelişimine ve hastalığın alevlenmesine neden olabileceği uyarısında bulunuyor.</strong></p>
<p><strong>Ülkemizde bilinçsiz ilaç kullanımının çok fazla olduğunu, çok sayıda antibiyotik, ağrı kesici ve mide koruyucu ilacın bilinçsizce kullanıldığını ve bunun sonucunda birtakım yan etkiler ortaya çıktığını dile getiren Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, “İlaçlar kimyasal maddelerdir. Kimyasal maddelerle zehir arasındaki çizgiyi belirleyen nokta ise ilaçların kullanma dozu ve şeklidir.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, ilaç kullanımında doğru bilinen yanlışları anlattı. </p>
<p><strong>&#8220;Doktorun verdiği ilaçlar uygun ve zamanında kullanmalı”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Aytaç Atamer, kişilerin doktora muayene olduktan sonra verilen ilaçları uygun ve zamanında kullanması gerektiğini kaydederek, “Çünkü her ilacın bir kullanma süresi vardır. Örneğin bir enfeksiyon hastalığına karşı verilen ilacı hasta kendisini iyi hissettiği zaman keserse o an iyileşebilir fakat antibiyotiklere karşı bir direnç geliştirir. Buna bağlı olarak da sonrasında hastalık daha da alevlenebilir. Bu nedenle ilaçları zamanından önce bırakmak uygun değildir. Kullanılan ilaçlar ve hastalığa göre ilaçları zamanında kullanmak gerekir. Özellikle enfeksiyon hastalıklarına verilen ilaç zamanından önce bırakılırsa o an için rahatlamakla beraber daha sonrası için antibiyotik direnci gelişmekte ve aynı hastalıklara karşı daha güçlü antibiyotiklere geçmek durumunda kalınabilir.” dedi. </p>
<p><strong> “Eğer ilaçlar erken kesilirse hastalık iyileşmemekle beraber kronikleşiyor”</strong></p>
<p>Antibiyotikler, ağrı kesiciler veya kronik hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçların yarıda kesilmemesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Eğer erken kesilirse hastalık iyileşmemekle beraber kronikleşiyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p>İnsanlar genellikle hekim tavsiyesinden ziyade komşusunun tavsiyesine göre ilaç aldığını da söyleyen Prof. Dr. Aytaç Atamer, “İlaçlar her kişiye farklı etki göstermektedir. Kişinin kullandığı ilaç kendisine özgüdür. Bu nedenle komşuları ya da çevreyi dinlemek yerine hekimleri dinlemek gerekmektedir. Ülkemizde de bilinçsiz ilaç kullanımı çok fazladır. Çok sayıda antibiyotik, ağrı kesici ve mide koruyucu ilaçlar bilinçsizce kullanılmakta ve bunun sonucunda birtakım yan etkiler ortaya çıkmaktadır. Sonuç olarak ilaçlar kimyasal maddelerdir. Kimyasal maddelerle zehir arasındaki çizgiyi belirleyen nokta ise ilaçların kullanma dozu ve şeklidir.” dedi. </p>
<p><strong>“Antibiyotik direnci olan durumlarda ölüme kadar uzanan bir direnç söz konusu olabiliyor”</strong></p>
<p>Özellikle antibiyotik konusunda önemli bir problem yaşandığını dile getiren Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Çünkü ilaç şirketleri yeni antibiyotikler geliştirmemektedir. Bu nedenle antibiyotik direnci olan durumlarda ölüme kadar uzanan bir direnç söz konusu olabilmektedir. Kişilerin yoğun antibiyotik kullanması ileride belki de yoğun bakım koşullarına neden olan bir hastalığa düştüğünde antibiyotik direnci yüzünden hayatta kalma şansları da azalabilir.” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ilaclari-zamaninda-ve-uygun-sekilde-kullanmak-hayati-onem-tasiyor-ilaclari-zamanindan-once-birakmayin-2-444089">İlaçları zamanında ve uygun şekilde kullanmak hayati önem taşıyor! İlaçları zamanından önce bırakmayın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlaçları zamanında ve uygun şekilde kullanmak hayati önem taşıyor! İlaçları zamanından önce bırakmayın!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ilaclari-zamaninda-ve-uygun-sekilde-kullanmak-hayati-onem-tasiyor-ilaclari-zamanindan-once-birakmayin-444091</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Feb 2024 21:11:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bırakmayın]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçları]]></category>
		<category><![CDATA[kullanmak]]></category>
		<category><![CDATA[önce]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[şekilde]]></category>
		<category><![CDATA[taşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[uygun]]></category>
		<category><![CDATA[zamanında]]></category>
		<category><![CDATA[zamanından]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=444091</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doktora muayene olduktan sonra verilen ilaçların zamanında ve uygun şekilde kullanılmasının önemini vurgulayan uzmanlar, ilaçların belirlenen sürede kullanılmamasının, direnç gelişimine ve hastalığın alevlenmesine neden olabileceği uyarısında bulunuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ilaclari-zamaninda-ve-uygun-sekilde-kullanmak-hayati-onem-tasiyor-ilaclari-zamanindan-once-birakmayin-444091">İlaçları zamanında ve uygun şekilde kullanmak hayati önem taşıyor! İlaçları zamanından önce bırakmayın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Doktora muayene olduktan sonra verilen ilaçların zamanında ve uygun şekilde kullanılmasının önemini vurgulayan uzmanlar, ilaçların belirlenen sürede kullanılmamasının, direnç gelişimine ve hastalığın alevlenmesine neden olabileceği uyarısında bulunuyor.</strong></p>
<p><strong>Ülkemizde bilinçsiz ilaç kullanımının çok fazla olduğunu, çok sayıda antibiyotik, ağrı kesici ve mide koruyucu ilacın bilinçsizce kullanıldığını ve bunun sonucunda birtakım yan etkiler ortaya çıktığını dile getiren Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, “İlaçlar kimyasal maddelerdir. Kimyasal maddelerle zehir arasındaki çizgiyi belirleyen nokta ise ilaçların kullanma dozu ve şeklidir.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, ilaç kullanımında doğru bilinen yanlışları anlattı. </p>
<p><strong>&#8220;Doktorun verdiği ilaçlar uygun ve zamanında kullanmalı”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Aytaç Atamer, kişilerin doktora muayene olduktan sonra verilen ilaçları uygun ve zamanında kullanması gerektiğini kaydederek, “Çünkü her ilacın bir kullanma süresi vardır. Örneğin bir enfeksiyon hastalığına karşı verilen ilacı hasta kendisini iyi hissettiği zaman keserse o an iyileşebilir fakat antibiyotiklere karşı bir direnç geliştirir. Buna bağlı olarak da sonrasında hastalık daha da alevlenebilir. Bu nedenle ilaçları zamanından önce bırakmak uygun değildir. Kullanılan ilaçlar ve hastalığa göre ilaçları zamanında kullanmak gerekir. Özellikle enfeksiyon hastalıklarına verilen ilaç zamanından önce bırakılırsa o an için rahatlamakla beraber daha sonrası için antibiyotik direnci gelişmekte ve aynı hastalıklara karşı daha güçlü antibiyotiklere geçmek durumunda kalınabilir.” dedi. </p>
<p><strong> “Eğer ilaçlar erken kesilirse hastalık iyileşmemekle beraber kronikleşiyor”</strong></p>
<p>Antibiyotikler, ağrı kesiciler veya kronik hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçların yarıda kesilmemesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Eğer erken kesilirse hastalık iyileşmemekle beraber kronikleşiyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p>İnsanlar genellikle hekim tavsiyesinden ziyade komşusunun tavsiyesine göre ilaç aldığını da söyleyen Prof. Dr. Aytaç Atamer, “İlaçlar her kişiye farklı etki göstermektedir. Kişinin kullandığı ilaç kendisine özgüdür. Bu nedenle komşuları ya da çevreyi dinlemek yerine hekimleri dinlemek gerekmektedir. Ülkemizde de bilinçsiz ilaç kullanımı çok fazladır. Çok sayıda antibiyotik, ağrı kesici ve mide koruyucu ilaçlar bilinçsizce kullanılmakta ve bunun sonucunda birtakım yan etkiler ortaya çıkmaktadır. Sonuç olarak ilaçlar kimyasal maddelerdir. Kimyasal maddelerle zehir arasındaki çizgiyi belirleyen nokta ise ilaçların kullanma dozu ve şeklidir.” dedi. </p>
<p><strong>“Antibiyotik direnci olan durumlarda ölüme kadar uzanan bir direnç söz konusu olabiliyor”</strong></p>
<p>Özellikle antibiyotik konusunda önemli bir problem yaşandığını dile getiren Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Çünkü ilaç şirketleri yeni antibiyotikler geliştirmemektedir. Bu nedenle antibiyotik direnci olan durumlarda ölüme kadar uzanan bir direnç söz konusu olabilmektedir. Kişilerin yoğun antibiyotik kullanması ileride belki de yoğun bakım koşullarına neden olan bir hastalığa düştüğünde antibiyotik direnci yüzünden hayatta kalma şansları da azalabilir.” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ilaclari-zamaninda-ve-uygun-sekilde-kullanmak-hayati-onem-tasiyor-ilaclari-zamanindan-once-birakmayin-444091">İlaçları zamanında ve uygun şekilde kullanmak hayati önem taşıyor! İlaçları zamanından önce bırakmayın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Omurilik Yaralanmalarında Zamanında Müdahale Hayati Önem Taşıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/omurilik-yaralanmalarinda-zamaninda-mudahale-hayati-onem-tasiyor-407191</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Sep 2023 12:41:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[müdahale]]></category>
		<category><![CDATA[omurilik]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[taşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[yaralanmalarında]]></category>
		<category><![CDATA[zamanında]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=407191</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaş ya da cinsiyet gibi herhangi bir ayrım gözetmeden toplumun tamamı için potansiyel bir risk oluşturan omurilik hasarı veya yaralanması hasarın yeri ve dağılımına bağlı olarak ciddi nörolojik sonuçlara yol açabiliyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/omurilik-yaralanmalarinda-zamaninda-mudahale-hayati-onem-tasiyor-407191">Omurilik Yaralanmalarında Zamanında Müdahale Hayati Önem Taşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Yaş ya da cinsiyet gibi herhangi bir ayrım gözetmeden toplumun tamamı için potansiyel bir risk oluşturan<strong> </strong>omurilik hasarı veya yaralanması hasarın yeri ve dağılımına bağlı olarak ciddi nörolojik sonuçlara yol açabiliyor. Trafik kazalarından ateşli hastalıklara, enfeksiyonlardan travmatik olaylara kadar birçok durumun bu sorunun ortaya çıkmasına neden olabileceğine dikkat çeken Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon uzmanı Dr. Öğr. Ü. Kübra Neslihan Kurt Oktay, “Unutmamamız gereken en önemli nokta omurilik yaralanmalarının sadece kötü şans sonucu meydana gelmediğidir! Gerekli tedbirleri alarak bu tür yaralanmaların birçoğunun önlenebileceği unutulmamalıdır.” diye konuştu. </em></p>
<p> </p>
<p>Omurilik hasarı, vücutta duyusal ve motor işlevlerin kaybına neden olabilen ve hastanın yaşam kalitesini büyük ölçüde etkileyebilen bir durum. Omurilik yaralanmalarını hayatları kökten değiştiren trajik olaylar olarak tanımlayan<em> </em>Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Neslihan Kurt Oktay, sözlerini şöyle sürdürdü: “Omurilik, vücudumuzun her tarafıyla beyin arasında çift yönlü iletişim sağlayan bir yol olarak görev sağlar. Vücutta meydana gelen duyusal bilgileri beyne iletir ve beyinden gelen komutları da vücuda ileterek hareket etmemizi sağlar. Motor işlevler (kas hareketleri gibi), duysal işlevler (ağrı, dokunma, sıcaklık hissi gibi) gibi sinir yollarını içeren bu önemli yolda bir hasar olması durumunda, tutulan bölgeye göre değişen ağırlıkta ve yaygınlıkta vücutta duyu veya kas gücü kayıpları gibi nörolojik fonksiyon kayıplarına neden olur. Yaralanma sonucunda ortaya çıkan felç sadece fiziksel değil, aynı zamanda zihinsel, sosyal, cinsel, mesleki ve ekonomik açıdan da büyük zorluklara yol açar. Bir omurilik felci geçiren kişi, hayatının her anında yeni engellerle karşılaşabilir ve sürekli destek gerekebilir.” </p>
<p> </p>
<p><strong>OMURİLİK YARALANMASINDA BU FAKTÖRLER RİSKİ ARTIRIYOR</strong></p>
<p>Omurilik yaralanması için kaza ya da travmalara açık bazı meslekler ya da bazı hastalıkların varlığı gibi etkenlerin riski arttırabildiğini hatırlatan Dr. Öğr. Ü. Neslihan Kurt Oktay konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Omurilik hasarının dünyada en sık görülen nedenleri arasında travmalar olup motorlu araç kazaları ilk sırada yer almaktadır. Trafik kazaları, düşmeler ve ateşli silah yaralanmaları omurilikte en fazla hasar yaratan nedenlerdir. Bunun yanısıra yüksekten düşmeler, güreş, buz hokeyi gibi bazı yakın temas sporları da risk yaratabilir. Bu tür travmatik olaylar, omuriliğe doğrudan darbe veya baskı uygulayarak hasara yol açabilir ve nörolojik kayıplara neden olabilir. Ayrıca, osteoporoz gibi kemikleri zayıf ve kırılgan olan kişiler düşme veya hafif bir travma sonucu omurilik yaralanmasına yol açabilen omurga kırıkları yaşayabilirler. Bunun yanı sıra omurilik bölgesindeki damar tıkanıkları, enfeksiyonlar, romatizmal ve bağ doku hastalıkları, tümör gibi yer kaplayan lezyonlar, gelişimsel anormallikler de bu bölgede hasara neden olabilir. Parkinson hastalığı veya Multipl Skleroz gibi nörodejeneratif hastalıklar omuriliği etkileyebilir ve yaralanma riskini arttırabilir. Bu tür tıbbi durumlarla başa çıkmak ve omurilik yaralanmalarını önlemek için uygun tıbbi bakım ve tedavi önemlidir. Ayrıca bu tür durumları olan kişilerin düşme ve travma riskini azaltmak için dikkatli olmaları ve uygun önlemleri almaları önemlidir.”</p>
<p> </p>
<p><strong>NEDENE BAĞLI OLARAK HASARIN ŞİDDETİ ARTIYOR</strong></p>
<p>Omurilik yaralanmasının şiddetinin yaralanmanın türüne, konumuna ve ciddiyetine bağlı olarak değişebileceğini anlatan Dr. Öğr. Ü. Kurt Oktay, tam omurilik yaralanmaları ve kısmi omurilik yaralanmaları ve ortaya çıkabilecek sorunlarla ilgili şu bilgileri verdi: “Bu yaralanma tipleri, omurilikteki hasarın yaygınlığına ve etkilediği bölgeye göre farklı derecelerde hastalık şiddeti ve vücut felcine neden olur. Tam omurilik yaralanması, omuriliğin tamamen kesildiği veya ciddi şekilde hasar gördüğü bir durumu ifade eder. Bu tür yaralanmalar, omurilik üzerindeki iletimi tamamen engeller ve vücudun alt kısmının felç olmasına neden olabilir. Şiddeti genellikle en üst seviyededir. Omurilik üzerindeki hasarın kısmi olduğunu ifade eden kısmi yaralanma tipleri sonucunda vücudun belirli bir bölgesi veya fonksiyonu etkilenir ve hastalık şiddeti genellikle tam omurilik yaralanmalarına göre daha azdır denebilir. Bunun yanısıra omurilik yaralanması, omuriliğin hangi bölgesinin etkilendiğine bağlı olarak farklı sonuçlara yol açabilir. Örneğin boyun seviyesindeki bir omurilik yaralanması bazen vücudun alt kısmının tamamen felç olmasına neden olabilirken, bel seviyesindeki bir yaralanma sadece bacaklarda kısmi felç oluşturabilir.”</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>OMURİLİKTE HASAR OLDUĞUNU GÖSTEREN İŞARETLER</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Ü. K. Oktay, omurilik hasarının belirtilerinin kişiden kişiye ve hasarın ciddiyetine göre değişebilmekle birlikte omurilikte hasarı gösteren işaretlerle ilgili şu bilgileri verdi: </p>
<p>“Vücudun belirli kas grupları veya vücudun alt kısmi gibi bir takım bölgelerde motor felç gelişip hareket etmeyebilir. Ayrıca, dokunma, acı, sıcaklık veya titreşim gibi duyusal hislerde değişikliklere neden olabilir. Bazen hissizlik, karıncalanma veya ağrıya duyarsızlık yaşanabilir. Omurilik hasarı, idrar ve bağırsak kontrolüne etkileyebilir ve buna bağlı olarak da idrar kaırma veya kabızlık gibi sorunlara yol açabilir. Boyun seviyesindeki yani yukarı seviyeli omurilik yaralanmaları, solunum kontrolüne etkileyebilir ve bu da solunum sorunlarına yol açabilir. Kasların gücünü kaybetmesi veya kas kütlesinin kaybının yanısıra omurilik hasarı, tansiyon kontrolü kaybı, terleme ve cinsel işlev problemleri gibi otonomik sistemi ilgilendiren sorunların da kaynağı olabilir.”</p>
<p> </p>
<p><strong>ZAMAN ÇOK ÖNEMLİ FAKTÖR</strong></p>
<p>Omurilik hasarı belirtilerinin kişiden kişiye farklılık gösterebildiğini ve yaralanmanın konumu ve ciddiyet derecesine bağlı olarak değişebileceğinin altını çizen Dr. Öğr. Ü. Kurt Oktay, özellikle semptomlar ciddi değerlendirilmediğinde veya belirtiler yanlış yorumlandığında, tanı ve tedavi süreçlerinde atlanma ihtimali ve riskinin bulunduğuna dikkat çekti. Herhangi bir omurilik yaralanması durumunda zaman faktörüne işaret eden Dr. Öğr. Ü. Kurt Oktay sözlerine şöyle devam etti: “Bazen omurilik yaralanması sadece bir idrar kaçırma veya barsak kontrolü kaybı ile de kendini gösterebilir, bu durum omurilik hasarı tanı ve tedavisinde gecikmeye yol açabilir. Omurilik hasarı belirtileri hemen tıbbi müdahale gerektiren ciddi durumları da içerebilir. Unutmayın ki omurilik yaralanması şüphesinde hızlı başvuru ve müdahale bu hastalığın atlanma riskini en aza indirip, yaralanmanın türünü ve ciddiyetini değerlendirerek uygun tedaviye bir an önce başlamaya yardımcı olup bu hasarın sonuçlarını en aza indirir. “</p>
<p> </p>
<p><strong>TEDAVİYLE YAŞAM KALİTESİ ARTIRILABİLİR</strong></p>
<p>Spinal kord yaralanmalarının tedavisinde fizyoterapi ve rehabilitasyon hastanın en iyi potansiyelini elde etmesine yardımcı olacağını söyleyen Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon uzmanı Dr. Öğr. Ü. Neslihan Kurt Oktay, komplikasyonları engelleyip tedavi ederek hastanın yaşam kalitesini artırabileceğini söyledi. Rehabilitasyon sürecinin hastanın bireysel ihtiyaçlarına özgü bir planı içerdiğini dolayısıyla da multidisipliner bir yaklaşım gerektirdiğini anlatan Dr. Öğr. Ü. Kurt Oktay, “Bu nedenle fiziksel tıp ve rehabilitasyon hekimleri, fizyoterapistler, ergoterapistler, psikologlar ve diğer sağlık profosyonelleri ile bu süreçte iş birliği yapar. Spinal kord yaralanması rehabilitasyonu, kişinin en üst düzeyde bağımsızlık ve yaşam kalitesine ulaşmasına yardımcı olur” diye konuştu. </p>
<p> </p>
<p><strong> “OMURİLİK YARALANMALARI SADECE KÖTÜ ŞANS SONUCU MEYDANA GELMEZ”</strong></p>
<p>“Omurilik hasarıyla mücadelede, erken teşhis, tedavi, rehabilitasyon ve destek sağlama önemlidir. Unutmamamız gereken en önemli nokta ise omurilik yaralanmalarının sadece kötü şans sonucu meydana gelmediğidir. Bu tür yaralanmaların birçoğu önlenebilir” diye konuşan Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Öğr. Ü. Neslihan Kurt Oktay, sözlerini şöyle tamamladı: “Güvenlik tedbirleri almak, trafik kazaları ve spor yaralanmaları sırasında koruyucu ekipmanları kullanmak gibi basit önlemler, omurilik yaralanmalarını azaltabilir. Omurilik yaralanması yaşayan bireylere destek olalım; basit görünüp uygulandığında hayatımızı kurtaran koruyucu ekipmanları ve önlemleri lütfen benimseyelim ve bu zorlu sürecin farkında olalım. Unutmayalım ki omurilik hasarı yaşayan insanlar, güçlü ve destekleyici bir toplumun desteğiyle hayatlarını sürdürebilirler.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/omurilik-yaralanmalarinda-zamaninda-mudahale-hayati-onem-tasiyor-407191">Omurilik Yaralanmalarında Zamanında Müdahale Hayati Önem Taşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Sandıkçı, &#8220;Vatandaşlarımızın talep ve önerilerine büyük önem veriyoruz&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-sandikci-vatandaslarimizin-talep-ve-onerilerine-buyuk-onem-veriyoruz-396663</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Aug 2023 15:40:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[önerilerine]]></category>
		<category><![CDATA[sandıkçı]]></category>
		<category><![CDATA[talep]]></category>
		<category><![CDATA[vatandaşlarımızın]]></category>
		<category><![CDATA[veriyoruz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=396663</guid>

					<description><![CDATA[<p>Vatandaşlara ikramlarda bulunan Başkan İbrahim Sandıkçı, onların talep ve önerilerini dinledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-sandikci-vatandaslarimizin-talep-ve-onerilerine-buyuk-onem-veriyoruz-396663">Başkan Sandıkçı, &#8220;Vatandaşlarımızın talep ve önerilerine büyük önem veriyoruz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span>Vatandaşlara ikramlarda bulunan Başkan İbrahim Sandıkçı, onların talep ve önerilerini dinledi. </span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Vatandaşlarla her zaman bir arada olan Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, onların talep ve önerilerini yerinde dinlemeyi sürdürüyor. Canik’te çözüm odaklı örnek çalışmalar gerçekleştiren Başkan İbrahim Sandıkçı, Belediye Evleri Mahallesi’nde bulunan Mevlana Cami’nde Cuma namazı sonrası vatandaşlarla bir araya gelerek onların talep ve önerilerini dinledi. Vatandaşlarla uzun süre sohbet eden, onların talep ve önerilerini dikkatle dinleyen Başkan İbrahim Sandıkçı, Canik Belediyesi Gönül Sofrası İkram Aracı ile vatandaşlara ikramlarda bulundu. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Başkan Sandıkçı’ya Büyük Sevgi </span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Vatandaşları evlerinde, iş yerlerinde ziyaret eden onların talep ve önerilerini yerinde dinleyen Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, vatandaşlar tarafından büyük bir sevgi ve ilgiyle karşılanıyor. Cuma namazının ardından vatandaşlara ikramlarda bulunan Başkan İbrahim Sandıkçı, onlarla yakından ilgilendi. Vatandaşların talep ve önerilerini tek tek dinleyen Başkan Sandıkçı, “İlçemize örnek eser ve hizmetleri kazandırırken, muhtarlarımızla, vatandaşlarımızla istişarelerde bulunuyoruz. Vatandaşlarımızın talep ve önerilerine büyük önem veriyoruz. Kendilerini ziyaret ediyor, her fırsatta bir araya gelerek talep ve önerilerini dinliyoruz. Talepler doğrultusunda çalışmalarımızı hızla tamamlıyoruz. Hemşehrilerimizle el ele ilçemizi daha da güzelleştirmek için çalışıyoruz.  Birliğimiz ve beraberliğimiz daim olsun” dedi. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Canik Belediyesi Gönül Sofrası İkram Aracı’nda vatandaşlara ikramlarda bulunan Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı’ya, AK Parti Canik İlçe Başkanı Mahmut Gençay da eşlik etti. </span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-sandikci-vatandaslarimizin-talep-ve-onerilerine-buyuk-onem-veriyoruz-396663">Başkan Sandıkçı, &#8220;Vatandaşlarımızın talep ve önerilerine büyük önem veriyoruz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ara eleman istihdam eğilimi giderek önem kazanıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ara-eleman-istihdam-egilimi-giderek-onem-kazaniyor-391239</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Jul 2023 08:54:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[ara]]></category>
		<category><![CDATA[eğilimi]]></category>
		<category><![CDATA[eleman]]></category>
		<category><![CDATA[giderek]]></category>
		<category><![CDATA[istihdam]]></category>
		<category><![CDATA[kazanıyor]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=391239</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zaman zaman gündeme taşınan Türkiye’de ara eleman ihtiyacı sorunu devam ediyor. Şirket CEO’ları ise zaman zaman nitelikli ara eleman bulamamaktan yakınıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ara-eleman-istihdam-egilimi-giderek-onem-kazaniyor-391239">Ara eleman istihdam eğilimi giderek önem kazanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Zaman zaman gündeme taşınan Türkiye’de ara eleman ihtiyacı sorunu devam ediyor. Şirket CEO’ları ise zaman zaman nitelikli ara eleman bulamamaktan yakınıyor. Ara eleman ihtiyacının karşılanamaması ekonomik açıdan sorunlara yol açtığını belirten İstinye Üniversitesi (İSÜ) Meslek Yüksekokulu (MYO) Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Hilal Çakar Özcan, “Geleceğin ara elemanı olarak yetişecek olan bireylerin üniversitelerde alacakları nitelikli eğitim sektörde nitelikli personel arayışında olan işverenler için büyük bir avantaj olacaktır” diyor.</strong></p>
<p>Türkiye’de lisans mezunlarının sayısı artarken, şirket CEO’ları ise zaman zaman kalifiye ara eleman bulamamaktan yakınıyor. Günümüzde pek çok alanda olduğu gibi iş dünyasında da bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler iş gücü piyasasından beklentileri de aynı oranda değiştiriyor. Değişim ve dönüşümün kaçınılmaz olduğunun bilincinde olan iş gücü piyasasında nitelikli ara elemana olan ihtiyaçta giderek artmaya devam ediyor. İŞKUR’un “Türkiye İşgücü piyasasında En Çok Açık İşi Olan 10 Meslek” sıralaması raporunda yer alan garson, makineci (dikiş), satış danışmanı, dokuma konfeksiyon, temizlik görevlisi, gazaltı (mig-mac) kaynakçısı, perakende satış elemanı (gıda), ön muhasebeci, şoför yük taşıma, paketleme işçisi gibi mesleklerin pek çoğunun ön lisans programlarından mezun olan “ara eleman” olarak adlandırabileceğimiz meslekler arasında olduğu görülüyor. Aynı zamanda İŞKUR’un “İşgücü Piyasasında Temininde Güçlük Çekilen Meslekler” raporunda yer alan, makineci (dikiş), garson (servis elemanı), dokuma konfeksiyon makineci, satış danışmanı, inşaat işçisi, kaynakçı (oksijen ve elektrik), soğuk demirci, temizlik görevlisi, konfeksiyon işçisi, düz dikiş makineci gibi mesleklerin nitelikli ara eleman temini ile çözüme kavuşacak meslekler olduğunu ortaya koyuyor. İş gücü piyasasında yaşanan teknoloji kökenli değişimlerin ara eleman ihtiyacının önemini bir kez daha ortaya koyduğunu dile getiren İstinye Üniversitesi (İSÜ) Meslek Yüksekokulu (MYO) Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Hilal Çakar Özcan, ön lisans programlarının sektörde günceli yakalayacak ve bu dijital dönüşüme ayak uyduracak nitelikte ara eleman yetiştirmeyi ilke edinmesi gerektiğini ve eğitim faaliyetlerini bu misyon çerçevesinde sürdürmesi gerektiğini ifade ediyor. </p>
<p><strong>“Ara eleman ihtiyacının karşılanamaması ekonomik açıdan sorunlara yol açıyor”</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Özcan, üniversitelerin ön lisans programlarına tüm bu açığı kapatmak ve piyasa beklentilerini karşılamak adına mesleğin gereklerini yerine getirecek, çağın beklentilerine cevap verecek nitelikle elemanı yetiştirme noktasında büyük görev düştüğünü vurguluyor. Özcan, şöyle konuşuyor:</p>
<p>“Dijitalleşme beraberinde iş hayatında pek çok köklü değişimi zorunlu kıldı. Öyle ki endüstri 4.0 kavramının hayatımızda giderek daha fazla yer bulduğu günümüz iş dünyasında iş yapma şekilleri kadar çalışanlardan beklenilen yetkinliklerde aynı ölçüde değişmeye başladı. Tüm bu değişim içerisinde nitelikli iş gücü ihtiyacı giderek daha fazla artmaya başladı. Yine bu süreçte ara elemana olan ihtiyaçta, beklentilerde aynı paralellikte artmaya devam ediyor. İŞKUR’un “Açık İşlerde Aranan Beceriler” sıralaması da burada önemli bir referans oluyor. İŞKUR’dan elde edilen veriye göre; yeterli mesleki teknik bilgi, iş tecrübesi, takım çalışması, iletişim ve ifade yeteneği, fiziki ve bedensel yeterlilik, sorun çözme ve inisiyatif alabilme, analitik düşünebilme, ikna kabiliyeti ve pazarlama, bilgisayar kullanımı, yabancı dil becerileri aranan önemli beceriler arasında yer alıyor. Bu rapor bize gösteriyor ki çağa uyum sağlarken, ara eleman olarak ifade edilen iş gücünün beklentileri karşılayacak nitelikle bir eğitim alması giderek daha fazla önem kazanıyor. Çünkü beklenilen nitelik ve yetkinlikte ara eleman ihtiyacının karşılanamaması uzun vadede ekonomik açıdan makro sorunlara yol açıyor.”</p>
<p><strong>“Üniversiteler sektör beklentilerini takip etmeli”</strong></p>
<p>Üniversitelerin sektör beklentilerini takip etmeleri gerektiğinin altınızı çizen Özcan, “İŞKUR’un bir diğer önemli raporu bize “Yeterli Mesleki/Teknik Bilgi ve Tecrübe Becerisinin Önde Olduğu Sektörlerin”, imalat, toptan ve perakende ticaret, konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetleri, inşaat, ulaştırma ve depolama, idari ve destek hizmeti faaliyetleri, mesleki, bilimsel ve teknik faaliyetler, diğer hizmet faaliyetleri, bilgi ve iletişim, insan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetleri gibi sektörler olduğu bilgisini veriyor. Bu raporlar öncelik ve ihtiyaçların tespit edilmesi ve bu doğrultuda eğitim planlaması yapılmasının önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Özellikle üniversitelerin ön lisans programlarının, sektörel beklentileri iyi tespit edip bu beklentileri karşılayacak ölçüde ve düzeyde eğitim faaliyetlerini sürdürmeleri gerekiyor. Özellikle üniversiteler ön lisans kontenjanlarını bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan değişimi ve bu doğrultuda sektörün beklentilerini göz önünde bulundurarak belirlemeli. Uzun vadede karşılanamaz hale gelen nitelikli ara eleman ihtiyacı üretim ve hizmet kalitesinde önlenemez düşüşlere sebep olacaktır. Aynı zamanda ekonomik olarak yaşanabilecek sorunlar beraberinde bireysel sorunları ve neticede büyük ölçüde toplumsal sorunları beraberinde getirecektir” diyor.</p>
<p><strong>“Verimin ve kalitenin öncülü nitelikli iş gücüdür”</strong></p>
<p>İSÜ olarak bu doğrultuda çalışmalarına devam ettiklerini belirten Özcan, şöyle konuşuyor:</p>
<p>“Sonuç olarak geleceğin ara elemanı olarak yetişecek olan bireylerin üniversitelerde alacakları nitelikli eğitim sektörde nitelikli personel arayışında olan işverenler için büyük bir avantaj olacaktır.  Bu bakış açısı ile İSÜ Meslek Yüksekokulu olarak günceli takip ederek ihtiyaçları göz önünde bulundurarak planlamalarımızı bu doğrultuda yapıyoruz. Aynı zamanda eğitim öğretim faaliyetlerimizi mezunlarımızın ve iş hayatının beklentileri ile uyumlu olacak bir misyon ve vizyon ile sürdürüyoruz. Çünkü biliyoruz ki verimin ve kalitenin öncülü nitelikli iş gücüdür. Nitelikli iş gücü ise güçlü bir ekonomiyi beraberinde getiriyor. İSÜ Meslek Yüksekokulu olarak Adalet, Aşçılık, Bilgisayar Destekli Tasarım ve Animasyon, Bilişim Güvenliği Teknolojisi, Bilgisayar Programcılığı, Bilgisayar Teknolojisi, E-Ticaret ve Pazarlama Gıda Teknolojisi, Otomotiv Teknolojisi, Sivil Havacılık Kabin Hizmetleri, Uçak Teknolojisi programlarımız ile yine sektörü takip ederek bünyemize yeni kattığımız Dış Ticaret ve Elektronik Teknolojisi programlarımız ile yolumuza başarılı ile devam ediyoruz.  Her geçen gün değişmeye ve gelişmeye devam eden iş dünyası bizim için en önemli referans kaynağı olmaya devam ediyor.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ara-eleman-istihdam-egilimi-giderek-onem-kazaniyor-391239">Ara eleman istihdam eğilimi giderek önem kazanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sıcak havalarda kan bağışı hayati önem arz ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sicak-havalarda-kan-bagisi-hayati-onem-arz-ediyor-390895</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Jul 2023 08:54:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[arz]]></category>
		<category><![CDATA[bağışı]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[havalarda]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sıcak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=390895</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aşırı sıcaklar tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de hayatı olumsuz etkilemeye devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sicak-havalarda-kan-bagisi-hayati-onem-arz-ediyor-390895">Sıcak havalarda kan bağışı hayati önem arz ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Aşırı sıcaklar tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de hayatı olumsuz etkilemeye devam ediyor.   Kavurucu sıcaklar kuraklık, orman yangınları ve insan sağlığını olumsuz etkilerken kan bağışlarında da düşüşe neden oluyor. </p>
<p> <strong>Aşırı sıcak havaların etkisi ile kan bağışında yaşanan düşüşün önüne geçmek için harekete geçen Kızılay, Kan Merkezlerinin çalışma saatlerini akşama kaydırdı. Sıcak havaların etkisinin yoğun hissedildiği illerde Kızılay Kan Merkezleri öğle saatlerinde açılarak akşam 22.00’a kadar kan bağışı alacak. </strong></p>
<p><strong> </strong>Kızılay, ihtiyacı olan tüm hastaların zamanında tedavi olabilmesi için güvenli ve düzenli kan ile kan ürünleri tedariki görevini zaman sınırı olmadan gerçekleştirmeye devam ediyor. <strong>Hayati öneme sahip kan bağışının önemine vurgu yapan Kızılay, vatandaşları kan bağışına davet ederek “Kan acil değil sürekli bir ihtiyaçtır” mesajını yineledi. </strong></p>
<p> </p>
<p><strong>Kan Bağış Merkezlerinden Akşam Mesaisi</strong></p>
<p> Kızılay kan merkezleri, sıcak havaların kan bağışına olumsuz etkisini azaltmak için mesailerini akşam saatlerine kaydırdı. Kan bağışından bulunmak isteyen vatandaşlar, kendileri için en yakın merkezi ve uygun saati kanver.org web sitesinden ve Türk Kızılay Mobil Kan Bağışı uygulamasından öğrenebilir. Ayrıca vatandaşlar 168 numaralı çağrı merkezinden de kendilerine en yakın kan bağış noktasının adresine ulaşabilir, randevu oluşturarak istediği noktada istediği zaman diliminde kan bağışında bulunabilir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sicak-havalarda-kan-bagisi-hayati-onem-arz-ediyor-390895">Sıcak havalarda kan bağışı hayati önem arz ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kesintisiz tedavi ve doğru bilgilendirme hemofilik bireyler için kritik önem taşıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kesintisiz-tedavi-ve-dogru-bilgilendirme-hemofilik-bireyler-icin-kritik-onem-tasiyor-366458</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Apr 2023 12:40:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilgilendirme]]></category>
		<category><![CDATA[bireyler]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[hemofilik]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kesintisiz]]></category>
		<category><![CDATA[kritik]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[taşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=366458</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pıhtılaşma sistemindeki bozukluk nedeniyle kanamaların normal şekilde durdurulamadığı, nadir görülen, yaşam boyu tedavi gerektiren ve kalıtsal bir hastalık olan hemofili, dünyada yaklaşık 650 bin, Türkiye'de ise 6 binden fazla kişiyi etkiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kesintisiz-tedavi-ve-dogru-bilgilendirme-hemofilik-bireyler-icin-kritik-onem-tasiyor-366458">Kesintisiz tedavi ve doğru bilgilendirme hemofilik bireyler için kritik önem taşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Pıhtılaşma sistemindeki bozukluk nedeniyle kanamaların normal şekilde durdurulamadığı, nadir görülen, yaşam boyu tedavi gerektiren ve kalıtsal bir hastalık olan hemofili, dünyada yaklaşık 650 bin, Türkiye&#8217;de ise 6 binden fazla kişiyi etkiliyor. </strong></p>
<p><em><strong>17 Nisan</strong>, hemofili hastalığı ve hastalıkla mücadeleye dair farkındalığı artırmak için <strong>Dünya Hemofili Günü</strong> olarak kabul ediliyor. Bugünün önemine dikkat çekmek amacıyla Çocuk Hematolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. Bülent Antmen</strong> hemofilik bireylerin tedavi</em></p>
<p><em> süreçleri ve yaşam koşullarına dair bilgiler paylaşırken, Novo Nordisk Nadir Hastalıklar İş Birimi Kıdemli Direktörü <strong>Pınar Dumlu</strong> hemofilik bireylerin özellikle iş hayatındaki ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla hayata geçirdikleri proje hakkında bilgiler verdi.</em></p>
<p>Hemofili, en basit anlatımla, kanın normal pıhtılaşma sürecinin gerçekleşmesine engel olan kalıtsal bir kanama bozukluğu olarak tanımlanıyor.  Hastalığın iki temel tipi olan hemofili A ve B genetik geçişli iken, <strong>edinsel hemofili</strong> ise, doğuştan ortaya çıkan hemofili A ve B’nin aksine, gebelik sonrası ya da bazı kanserler sırasında ortaya çıkabiliyor. Toplumda daha az tanınan edinsel hemofilide, kişilerde ciddi bir travma ile karşılaşıncaya veya cerrahi bir operasyon geçirinceye kadar herhangi bir kanama belirtisi görülmeyebiliyor. Böylece hastalığın tanısı daha uzun zaman alabiliyor ve basit bir yumuşak doku kanamasından, uzuv kayıplarına ve ölüme kadar değişen sonuçları olabiliyor. Tüm kronik hastalıklarda olduğu gibi, hemofilide de düzenli, samimi ve uzun süreli tedavi ve hekim – hasta iletişimi gerekiyor. </p>
<p><strong>&#8221;Özellikle afet dönemlerinde kronik hastalıklarda tedaviye kesintisiz erişim hayati önem taşıyor&#8221; </strong></p>
<p>Hemofilinin, yaşam boyu tedavi gerektiren bir hastalık olduğunun ve sürecin yönetimi konusunda hasta ve hasta yakınlarına doğru bilgilerin zamanında ulaştırılmasının büyük önem taşıdığının altını çizen <strong>Prof. Dr. Bülent Antmen</strong>, tedavilerin düzenli yürütülememesi durumunda hastaları bekleyen ciddi riskler olabileceğini vurguladı. <strong>Prof. Dr. Bülent Antmen</strong>, &#8221;Özellikle depremler ve diğer doğal afetler gibi, yaşamı tehdit eden olaylar, düzenli tedavi gerektiren hastalıklar için zorlayıcı koşullar yaratıyor. Bu süreçte sıkça yaşanan yaralanmalar, travmalar, organ kaybı, uzuv kaybı ve benzeri durumlar, hemofilik bireyler açısından ölümcül şekilde sonuçlanabiliyor. Öte yandan, bu tür durumlarda, yaşanılan ve tedavi alınan bölgenin değiştirilmesi, sağlık kurumlarına ve hekime ulaşımın sekteye uğraması da hemofilik bireyler ve diğer kronik hastalıkları olanlar için hayati tehlike oluşturuyor. Kısa bir süre önce yaşadığımız ve hepimizin hayatını her alanda derinden etkileyen deprem felaketi sonrasında, bölgede yaşayan hemofilik bireylerin tedavilerinin kesintisiz devam etmesi için yetkili kurum ve kuruluşlarla iş birliği halinde birçok faaliyet gerçekleştirdik. Depremden daha az etkilenmesi nedeniyle Adana’yı merkez olarak belirledik. Bu hastalara gönderilecek ilaçların temini ve hastalara ulaştırılmasını, bir sivil toplum derneği olan <strong>Çukurova Hemofili Derneği’</strong>nin imkanları ve desteği ile oradan gerçekleştirdik. Bölgedeki tüm hastalara ulaştık, ilaç eksiği olan, yaralanan ve yıkım sonucu ilaçlarına ulaşamayan hastaların tamamına ilk 72 saat içerisinde ilaçlarını ulaştırdık. Sevinerek söyleyebilirim ki, birkaç yaralanma dışında bölgedeki hiçbir hastamızı kaybetmedik. Bölgeden tahliye isteyen hastalarımızın transferini de sağladık.’’ dedi.</p>
<p><strong>‘’Hemofili iş hayatında bir engel değil’’</strong></p>
<p>Faaliyet gösterdiği tedavi alanlarında çalışmalarını sürdürülebilir toplum sağlığına adamış global sağlık firması Novo Nordisk, hemofili alanında sahip olduğu köklü geçmiş ve uzmanlıkla Türkiye’de 22 yıldır tedaviye yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Hemofilik bireylere sunduğu tedavilerin yanında, onların hayatlarını her alanda iyileştirmek için projeler yürüten <strong>Novo Nordisk</strong> <strong>Nadir Hastalıklar İş Birimi Kıdemli Direktörü Pınar Dumlu</strong> yaptığı açıklamada; &#8221;Hemofili hastalığı için entegre tedavi yöntemleri üzerinde çalışmalarımızı sürdürürken, hemofilik bireylerin yaşam kalitelerini her alanda iyileştirmeye de odaklanıyoruz. Bu kapsamda, Türkiye’nin hemofili alanında önde gelen kanaat önderlerinden oluşan bir platformun girişimi ile, hemofilik bireylerin ve yakınlarının ihtiyaçlarını konu alan bir araştırma yaptık. Özellikle, çok sayıda iş kaybının ve sağlık sorununun yaşandığı ve hemofilik bireyler için günlük yaşamlarını sürdürmenin daha zorlayıcı olabileceği bu süreçte, öncelikle, erişkin hemofilik bireylerin ve çocuğu hemofilik olan çalışanların iş hukuku ve çalışan hakları konusunda bilgi edinme ihtiyacı içinde olduklarını tespit ettik. Onları bilgilendirmeyi, sorularını konunun uzmanları tarafından yanıtlamayı ve hemofilinin iş hayatında da bir engel olmadığını vurgulamayı amaçlayan <strong>“İş’te Hemofili</strong>” içeriklerini, hemofili platformumuz üzerinden yayınlamaya başladık&#8221; dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kesintisiz-tedavi-ve-dogru-bilgilendirme-hemofilik-bireyler-icin-kritik-onem-tasiyor-366458">Kesintisiz tedavi ve doğru bilgilendirme hemofilik bireyler için kritik önem taşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hamilelikte bol su tüketimi büyük önem taşıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hamilelikte-bol-su-tuketimi-buyuk-onem-tasiyor-364294</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 08 Apr 2023 11:16:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bol]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelikte]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[taşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[tüketimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=364294</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günlük hayatın vazgeçilmezi olan su, yeterli miktarda tüketildiğinde insan sağlığı üzerinde birçok olumlu etki bırakıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hamilelikte-bol-su-tuketimi-buyuk-onem-tasiyor-364294">Hamilelikte bol su tüketimi büyük önem taşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Günlük hayatın vazgeçilmezi olan su, yeterli miktarda tüketildiğinde insan sağlığı üzerinde birçok olumlu etki bırakıyor. Özellikle hamilelik ve emzirme aşamasındaki annelerin bebek sağlığı açısında yeterli su tüketmeleri gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Müfit Zeki Karagülle, doğal kaynaklardan elde edilen ve mineral bakımından zengin olan doğal kaynak ve doğal mineralli su tercihinin büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor.</strong></p>
<p>Uzmanlara göre hem hayatımız hem de vücudumuz için önemli olan su tüketimi, insan sağlığı üzerinde birçok yapıcı etki bırakıyor. Günlük ortalama su tüketim oranı erkeklerde 2.5 litre, kadınlarda ise 2.2 litre civarında olması gerektiği belirtilirken, özellikle hamilelerin ve emzirme aşamasındaki annelerin yüksek sıvı kaybı nedeniyle daha çok su tüketmesi gerektiği belirtiliyor. Ancak içme suyunun sahip olduğu değerlerin vücuda olan etkileri dikkate alındığında, tüketilen suyun kalitesi büyük önem kazanıyor. Farklı yöntemlerle arıtılarak kullanılan suların sağlıklı ve güvenli olmadığını vurgulayan <strong>Tıbbi Ekoloji ve Hidroklimatoloji uzmanı Prof. Dr. Müfit Zeki Karagülle</strong>, sağlıklı su tercihinde nelere dikkat edilmesi gerektiğini anlatıyor.</p>
<p><strong><u>“Emziren anneler günde en az 3,5 litre su içmeli”</u></strong></p>
<p>Hamilelerin ve emziren annelerin tüketmeleri gereken günlük su miktarına ilişkin bilgi veren <strong>Prof. Dr. Müfit Zeki Karagülle, “</strong>Hamilelik ve emzirmede artan su gereksinimi nedeniyle susuz kalmamak için annelerin daha fazla su ve sıvı almasına ihtiyaç var. Normalde günde 2-2,2 litre su içilmesi kadınlar için yeterli olurken, hamile kadınların günde 2,5-3 litre, emziren annelerin isebu miktarı günde 3,5-4 litreye yükseltilmesi hem kendi hem de bebeklerinin sağlıklı gelişmesi için büyük önem taşıyor” dedi.  </p>
<p><strong><u>“Doğal mineralli ve doğal kaynak sularının tercih edilmesi büyük önem taşıyor”</u></strong></p>
<p>Hamilelikte özellikle doğal kaynaklardan elde edilen ve sağlıklı koşullarda tüketime sunulan doğal kaynak ve doğal mineralli suların tercih edilmesinin yararlarını vurgulayan <strong>Prof. Dr. Karagülle</strong>, şu ifadeleri kullandı: “Hamilelik sırasında yeterli su içilmesi, artan sindirim yükünü hafifletir. Su ayrıca, besinlerin anne vücudunda dolaşımına yardımcı olur ve anne kanı ile bebeğe besin, vitamin ve minerallerin ulaşmasını sağlar. Ayrıca yeterli alınan su, bebek ve annede metabolizma sonucu oluşan atıkların atılmasına yardımcı olur. Yetersiz su içen bir hamilede bu fonksiyonlar aksayabilir ve sağlık sorunlarına yol açabilir. Örneğin kabızlık hamilelik sırasında sık görülen bir sorundur. Daha fazla su içmek kabızlığı hafifletmeye yardımcı olacaktır. Hamilelikte annenin özellikle kalsiyum, magnezyum ve florür gibi mineral gereksinimi artar. Çünkü anne rahminde gelişip büyüyen bebeğin hem genel olarak hem de özelde kemik ve kas sağlığı için su içinde çözünmüş bulunan minerallere ihtiyacı vardır. Hamilelerin bu yüzden arıtılmış ve mineralleri alınmış suları değil, doğal mineralli ve doğal kaynak sularını tercih etmeleri çok daha sağlıklı olacaktır.”</p>
<p><strong><u>“Düşük mineralli içme suları sağlık problemleri yaratıyor”</u></strong></p>
<p>Doğal kaynaklardan elde edilen, güvenli ve sağlıklı koşullarda üretilip tüketime sunulan ve denetlenen doğal kaynak ve doğal mineralli suların tercih edilmesinin sağlıklı olduğunu belirten <strong>Karagülle</strong>, “Dünyada su kaynaklarının azlığı ve ileri su arıtma teknolojilerinin gelişimi ile birlikte minerallerinden arındırılmış içme suyu tüketimi giderek artıyor. Arıtma cihazlarındaki tüm arıtma yöntem ve teknikleri sudaki zararlı kimyasal ve mikrobiyolojik bileşenleri arıtırken sağlık için yararlı ve gerekli olan tüm mineral ve bileşenleri de sudan uzaklaştırmaktadır. Sonuçta elde edilen saf su niteliğinde, neredeyse sıfır mineral içeren yapay bir sudur. Sistematik bilimsel derlemeler ve deneysel ve klinik içme suyu çalışmalarından elde edilen kanıtlar, arıtılarak mineralleri alınmış ya da çok düşük düzeyde mineral içeren içme suyunun insan sağlığına doğrudan veya dolaylı zarar verebileceğini gösteriyor. Ancak, doğal kaynaklardan elde edilen ve içeriğinde çeşitli mineraller barındıran doğal kaynak sularında belirli düzeylerde bulunan magnezyumun, kalp ve damar hastalıklarını önleyici rolü ve sudaki kalsiyumun kemik zayıflığını önleyici etkisi yeterli kanıtlarla ortaya konmuştur” şeklinde konuştu. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hamilelikte-bol-su-tuketimi-buyuk-onem-tasiyor-364294">Hamilelikte bol su tüketimi büyük önem taşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kepçe Kulak Ameliyatlarında Doğru Zaman ve Doğru Teknik Önem Taşıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kepce-kulak-ameliyatlarinda-dogru-zaman-ve-dogru-teknik-onem-tasiyor-357706</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Mar 2023 08:48:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyatlarında]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[kepçe]]></category>
		<category><![CDATA[kulak]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[taşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[teknik]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=357706</guid>

					<description><![CDATA[<p>Batıgöz Sağlık Grubu Manisa Şubesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Ahmet Sarı, kepçe kulak ameliyatlarının bilinmeyenlerini anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kepce-kulak-ameliyatlarinda-dogru-zaman-ve-dogru-teknik-onem-tasiyor-357706">Kepçe Kulak Ameliyatlarında Doğru Zaman ve Doğru Teknik Önem Taşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Batıgöz Sağlık Grubu Manisa Şubesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Ahmet Sarı, kepçe kulak ameliyatlarının bilinmeyenlerini anlattı. Kepçe kulak ameliyatlarının tüm dünyada en sık tercih edilen estetik uygulamalardan biri olduğunu ileten Op. Dr. Ahmet Sarı, “Geçmiş yıllarda kişileri ömür boyu rahatsız eden kepçe kulak sorunu, günümüzde doğru zamanda ve doğru teknikler kullanılarak kolaylıkla tedavi edilebilmektedir” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p><b>ŞEKİL BOZUKLUKLARININ TEDAVİSİ MÜMKÜN</b></p>
<p>Kepçe kulak ameliyatı, tüm dünyada en sık tercih edilen estetik uygulamalardan biri olduğunu ileten Ahmet Sarı, “Geçmiş yıllarda kişileri ömür boyu rahatsız eden kepçe kulak sorunu, günümüzde doğru zamanda ve doğru teknikler kullanılarak kolaylıkla tedavi edilebilmektedir.</p>
<p>Halk arasında “kepçe kulak” olarak adlandırılan şekil farklılığında kulak kepçesi bir yöne doğru daha kıvrık durumdadır. Kepçe kulak ameliyatı ile kulaktaki şekil bozukluklarının tedavisi mümkün olabilmekte, ameliyat lokal ya da genel anestezi ile yapılabilmektedir.  </p>
<p>Geçmiş yıllarda kişileri ömür boyu rahatsız eden kepçe kulak sorunu, günümüzde doğru zamanda ve doğru teknikler kullanılarak kolaylıkla tedavi edilebilmektedir.</p>
<p><b>HASTANEDE KALMAK GEREKMİYOR</b></p>
<p>Kepçe kulak ameliyatı, alanında uzman bir cerrah tarafından hastane koşullarında yapılması gereken bir ameliyattır. Ameliyat, hastanın yaşı da göz önünde bulundurularak cerrahın önerisi doğrultusunda lokal veya genel anestezi uygulanarak yapılabilmektedir.</p>
<p>Kulaktaki sorunun seviyesine göre değişmekle birlikte genellikle iki kulak için 90 dakikalık bir süreçte tamamlanan kepçe kulak ameliyatı, hastanede kalmayı gerektirmez. Kulak yapısına, cerrahın tekniği ve tercihine göre kulağın önünde veya arka kısmında operasyon yapılabilmektedir. Sorunun temel nedenine yönelik bir estetik operasyon uygulanarak genellikle kulak kıkırdaklarına olması gerektiği gibi şekil verilir ve kulak geriye doğru yeniden konumlandırılır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><b>İYİLEŞME SÜRESİ 1-2 HAFTA</b></p>
<p>Ameliyat sonunda hasta bandaja ihtiyaç duymadan yaşantısına devam edebilirken, ameliyatın 10. gününden itibaren küpe takabilmektedir.</p>
<p> Kepçe kulak ameliyatı esnasında uygulanan kesiler genel olarak kulak arkasında kalır ve estetik soruna yol açabilecek herhangi bir iz oluşmaz. Ameliyat iyileşme sürecinde veya iyileştikten sonra duymayı etkilemez ve kişi normal hayatına rahatlıkla devam edebilir. Kepçe kulak ameliyatında iyileşme süreci genellikle 1-2 hafta aralığında sürmektedir. Genellikle bir ayın sonunda kepçe kulak görünümü tamamen ortadan kalkabilmekte ve hasta dilediği görünüme kavuşabilmektedir.</p>
<p>Kepçe kulak ameliyatı olmak isteyen kişilerin en çok merak ettiği konulardan bir tanesi de iyileşme sürecidir. Ameliyat sonrası normal yaşantısına devam etmek isteyen kişiler için bu ameliyat herhangi bir sorun teşkil etmemektedir. Oldukça basit ve hızlı bir şekilde gerçekleştirilebilen kepçe kulak ameliyatında kısa süren operasyonun ardından genel anestezi uygulanmamış ise hasta aynı gün taburcu edilebilmektedir. Operasyonda yapılacak olan kesiler genellikle dikiş gerektirmez ve iyileşme süreci maksimum 1-2 hafta sürer.</p>
<p>Kepçe kulak ameliyatının üzerinden 1-2 hafta geçtikten sonra hastalar duş alabilmekte, en geç bir hafta sonra rutin yaşamlarına kolaylıkla dönebilmektedir. Bu süreçte kulakları dış etkilerden korumak, operasyonun başarı oranını artırmaktadır. Sürecin sonunda kepçe kulak görünümü tamamen ortadan kalkabilmekte, kişi istediği görünüme kavuşabilmektedir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kepce-kulak-ameliyatlarinda-dogru-zaman-ve-dogru-teknik-onem-tasiyor-357706">Kepçe Kulak Ameliyatlarında Doğru Zaman ve Doğru Teknik Önem Taşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bağımlı bireylerin deprem sürecindeki durumu önem taşıyor…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bagimli-bireylerin-deprem-surecindeki-durumu-onem-tasiyor-352021</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Feb 2023 08:42:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlı]]></category>
		<category><![CDATA[bireylerin]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[durumu]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sürecindeki]]></category>
		<category><![CDATA[taşıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=352021</guid>

					<description><![CDATA[<p>Deprem sırasında çok farklı duygular yaşandığını belirten uzmanlar, özellikle bağımlı olan bireylerin bu süreçteki durumunun çok önemli olduğunu ifade ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bagimli-bireylerin-deprem-surecindeki-durumu-onem-tasiyor-352021">Bağımlı bireylerin deprem sürecindeki durumu önem taşıyor…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Deprem sırasında çok farklı duygular yaşandığını belirten uzmanlar, özellikle bağımlı olan bireylerin bu süreçteki durumunun çok önemli olduğunu ifade ediyor. Deprem sırasında olumsuz duygularını bastıran bireylerde özellikle depremden bir ay sonra madde ya da alkol kullanma isteği artışının görülebileceğine işaret eden Doç. Dr. Onur Noyan, bu dönemlerde alkol ya da madde kullanan bireyler mutlaka kendilerini takip eden doktorlarıyla iyi hissetseler de görüşmeye devam etmeleri gerektiğini vurguluyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Onur Noyan, depremin etkilerinin devam ettiği süreçte alkol ya da madde bağımlısı bireylerin yaşadıkları duygu durum hakkında bilgiler ve önemli tavsiyeler paylaştı.</p>
<p><strong>Deprem sırasında farklı duygular yaşanıyor</strong></p>
<p>Deprem sırasında çok farklı duygular yaşandığına dikkat çeken Doç. Dr. Onur Noyan, “Bazıları çok kötü hisler içerisine girerler, bazıları ise sanki hiçbir şey olmamış gibi kendini tamamen deprem ile ilgili haberlere vererek farklı duygular veya nötr duygular içerisinde hayatına devam eder. Bağımlı olan bireylerin bu süreçteki durumu çok önemlidir” dedi.</p>
<p><strong>Uzman takibine devam edilmeli</strong></p>
<p>Bağımlılık davranışının aslında iç dünyada olumsuz bir duygu durumunun hızlı bir şekilde değişmesi amacıyla yapılan bir davranış olduğunu belirten Doç. Dr. Onur Noyan, “Deprem sırasında da olumsuz duygularını bastıran bireylerin, özellikle depremden bir ay sonra madde ya da alkol kullanma isteğinin artacağı öngörülür. Bu dönemlerde alkol ya da madde kullanan bireyler mutlaka kendilerini takip eden doktorlarıyla, kendilerini iyi hissetmelerine ve madde ya da alkol kullanmamalarına rağmen görüşmeye devam etmeli. Bu görüşme sırasında olumsuz duygularla baş etmek için yeni yöntemler öğrenmek ve bunları hayata geçirmek, bireylerin olumsuz davranışlarının gerçekleşmesi ihtimalini azaltacaktır” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bagimli-bireylerin-deprem-surecindeki-durumu-onem-tasiyor-352021">Bağımlı bireylerin deprem sürecindeki durumu önem taşıyor…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
