<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>önem | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/onem/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/onem</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Jul 2026 08:49:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>önem | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/onem</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Dere Yataklarına Atılan Atıklar Taşkın Riskini Artırıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dere-yataklarina-atilan-atiklar-taskin-riskini-artiriyor-646950</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Jul 2026 08:49:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[artırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[atıklar]]></category>
		<category><![CDATA[atılan]]></category>
		<category><![CDATA[aza]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[dere]]></category>
		<category><![CDATA[doğal]]></category>
		<category><![CDATA[korunması]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[taşkın]]></category>
		<category><![CDATA[temiz]]></category>
		<category><![CDATA[temizlik]]></category>
		<category><![CDATA[yataklarına]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=646950</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İSU Genel Müdürlüğü, olası taşkınların önüne geçmek, suyun doğal akışını korumak ve çevre kirliliğinin oluşmasını engellemek amacıyla Kocaeli genelindeki dere yataklarında temizlik çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dere-yataklarina-atilan-atiklar-taskin-riskini-artiriyor-646950">Dere Yataklarına Atılan Atıklar Taşkın Riskini Artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İSU Genel Müdürlüğü, olası taşkınların önüne geçmek, suyun doğal akışını korumak ve çevre kirliliğinin oluşmasını engellemek amacıyla Kocaeli genelindeki dere yataklarında temizlik çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Ekipler tarafından gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında dere yataklarında biriken çamur, doğal birikintiler ve çeşitli atıklar temizlenerek taşkın riskinin azaltılmasına katkı sağlanıyor. Ancak yapılan temizlik çalışmalarının kalıcı olabilmesi için vatandaşların da çevre konusunda duyarlı davranması büyük önem taşıyor.</p>
<p>DERE YATAKLARINDA PERİYODİK TEMİZLİK SÜRÜYOR</p>
<p>İSU Genel Müdürlüğü ekipleri tarafından Kocaeli genelinde yılın ilk 6 ayında toplam 110 derede yaklaşık 357 bin 800 metre uzunluğundaki dere yatağında periyodik temizlik çalışması gerçekleştirdi. Çalışmalar kapsamında dere yataklarında biriken çamur, doğal birikintiler ve çeşitli atıklar temizlenirken toplam 22 bin 800 ton atık bertaraf edildi. Düzenli olarak sürdürülen dere temizliği çalışmalarıyla suyun doğal akışının korunması, taşkın riskinin azaltılması, çevre kirliliğinin önlenmesi ve dere ekosisteminin korunması hedefleniyor.</p>
<p>ATIKLAR TAŞKIN RİSKİNİ ARTIRIYOR</p>
<p>Dere yataklarına gelişi güzel bırakılan plastik şişeler, poşetler, evsel atıklar, mobilya parçaları, ağaç dalları ve benzeri malzemeler suyun doğal akışını engelleyerek taşkın riskini artırıyor. Özellikle kuvvetli yağışlarda suyun akışını zorlaştıran bu atıklar dere taşkınlarına, su baskınlarına ve çevrede çeşitli olumsuzlukların yaşanmasına neden olabiliyor. Temizlenen noktalara aynı tür atıkların yeniden bırakılması ise ekiplerin çalışmalarını güçleştirirken yürütülen temizlik faaliyetlerinin etkinliğini de azaltıyor.</p>
<p>ÇEVRE VE HALK SAĞLIĞI İÇİN TEMİZ TUTULMALI</p>
<p>Dere yataklarına bırakılan atıklar yalnızca taşkın riskini artırmakla kalmıyor; çevre kirliliğine, kötü koku oluşumuna ve haşere popülasyonunun artmasına da neden oluyor. Aynı zamanda dere ekosistemine zarar veren bu olumsuzluklar, kent estetiğini de olumsuz etkiliyor. Dere yataklarının temiz tutulması; çevrenin korunması, doğal yaşamın sürdürülebilirliği ve olası afet risklerinin azaltılması açısından büyük önem taşıyor.</p>
<p>VATANDAŞLARIN DESTEĞİ BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR</p>
<p>İSU Genel Müdürlüğü, Kocaeli genelinde dere temizliği ve dere ıslah çalışmalarını belirli periyotlarla sürdürerek taşkın riskini azaltmaya ve çevrenin korunmasına katkı sağlamaya devam ediyor. Yapılan çalışmaların sürdürülebilirliğinin sağlanabilmesi için vatandaşların evsel ve hafriyat atıkları başta olmak üzere hiçbir atığı dere yataklarına bırakmamaları, ortak yaşam alanlarının korunmasına özen göstermeleri büyük önem taşıyor. Vatandaşların göstereceği çevre duyarlılığı, hem dere ekosisteminin korunmasına hem de olası taşkın risklerinin en aza indirilmesine önemli katkı sağlayacaktır.</p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dere-yataklarina-atilan-atiklar-taskin-riskini-artiriyor-646950">Dere Yataklarına Atılan Atıklar Taşkın Riskini Artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>NATO Zirvesi&#8217;nde diplomasi masada değil, sofrada da kuruldu!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/nato-zirvesinde-diplomasi-masada-degil-sofrada-da-kuruldu-646850</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Jul 2026 07:54:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[arslan]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[diploması]]></category>
		<category><![CDATA[gastronomi]]></category>
		<category><![CDATA[masada]]></category>
		<category><![CDATA[menü]]></category>
		<category><![CDATA[nato]]></category>
		<category><![CDATA[nde]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sofra]]></category>
		<category><![CDATA[sofrada]]></category>
		<category><![CDATA[tercih]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[yemekler]]></category>
		<category><![CDATA[zirvesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=646850</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye, 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde düzenlenen NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'ne 22 yıl sonra yeniden ev sahipliği yaparken, zirvenin diplomatik gündemi kadar liderlere sunulan resmi akşam yemeği de uluslararası kamuoyunun dikkatini çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nato-zirvesinde-diplomasi-masada-degil-sofrada-da-kuruldu-646850">NATO Zirvesi&#8217;nde diplomasi masada değil, sofrada da kuruldu!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye, 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde düzenlenen NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi&#8217;ne 22 yıl sonra yeniden ev sahipliği yaparken, zirvenin diplomatik gündemi kadar liderlere sunulan resmi akşam yemeği de uluslararası kamuoyunun dikkatini çekti.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Müge Arslan, uluslararası ilişkilerde gastronominin üstlendiği rolü değerlendirdi.</p>
<p><strong>“Sofra diplomasisi” uluslararası ilişkilerin sessiz ama güçlü araçlarından biri</strong></p>
<p>Uluslararası ilişkiler literatüründe &#8220;table diplomacy&#8221; ya da &#8220;sofra diplomasisi&#8221; kavramının giderek daha fazla önem kazandığını ifade eden Prof. Dr. Müge Arslan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Uluslarası zirvede diplomasi, yalnızca toplantı salonlarında yürütülmez, bazen sofrada da şekillenir. Örneğin; 4-17 Eylül 1978 – Camp David Anlaşmaları; Jimmy Carter, Enver Sedat ve Menahem Begin, ABD’deki Camp David Başkanlık Kampı’nda 13 gün boyunca birlikte yemekler yedi ve gayri resmi sohbetler gerçekleştirdi. Bu samimi ortam, 17 Eylül 1978’de imzalanan anlaşmaların ve sonrasında 1979 Mısır-İsrail Barış Antlaşması’nın temelini oluşturdu. 28-29 Haziran 2019 – G20 Osaka Zirvesi Liderlerin çalışma yemekleri sırasında Donald Trump ile Şi Cinping arasındaki temaslar, ABD-Çin ticaret savaşında geçici yumuşamaya katkı sağladı. Bu tarz yemekler oldukça önemli olup, Uluslararası ilişkilerdeki ‘sofra diplomasisi’ (table diplomacy) açısından oldukça önem taşır.”    </p>
<p><strong>Menü seçimi yalnızca yemek belirlemek değildir</strong></p>
<p>Prof. Dr. Arslan, diplomatik sofralarda hazırlanan menülerin tesadüfi tercihlerden oluşmadığına işaret ederek, “Bu tarz sofralarda yapılan menü seçimleri de oldukça önemlidir. Sofra diplomasisinde menü seçimi yalnızca ikram edilecek yemeklerin belirlenmesi değildir; ev sahibi ülkenin kültürünü, değerlerini ve misafirlerine verdiği önemi yansıtan stratejik bir unsurdur. Bunun önemli olmasının başlıca nedenleri şunlardır: Kültürel kimliği temsil eder, misafire verilen değeri gösterir, samimi bir iletişim ortamı oluşturur, ülke imajına katkı sağlar ve sembolik mesajlar içerir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>2026 NATO Zirvesi menüsü Türkiye&#8217;nin gastronomik haritasını dünyaya sundu</strong></p>
<p>Prof. Dr. Müge Arslan, NATO Zirvesi&#8217;nde tercih edilen menünün Türkiye&#8217;nin farklı bölgelerini aynı sofrada buluşturan özel bir kurgu taşıdığına dikkat çekerek, şöyle devam etti:</p>
<p>“2026 NATO Zirvesi’nde konuklara sunulan menü, Türk mutfağının zenginliğini ve kültürel mirasını dünyaya tanıtan önemli bir unsur oldu. Liderlere sunulan her lezzet, yalnızca bir yemek değil; aynı zamanda Türkiye’nin misafirperverliğini, gastronomi kültürünü ve yerel değerlerini yansıtan bir diplomasi aracı niteliği taşıdı. Çünkü doğru seçilmiş bir menü, ülkelerin hafızasında kalan en güçlü ayrıntılardan biridir. 2026 NATO Zirvesi’nin resmi akşam yemeği için açıklanan menüde, Türkiye’nin farklı bölgelerinden seçilen ürün ve yemeklerin yer aldı.</p>
<p>Menüde; Taş fırın pide, Kayseri mantısı,<u> d</u>eniz levreği veya dana kaburga, sütlü Nuriye, Maraş dondurması, Trabzon tereyağı, Hizan karakovan balı, Urla sakız enginarı, Tokat yaprağı ve firik pilavı gibi lezzetler tercih edildi.”  </p>
<p><strong>Tek bir bölge değil, bütün Anadolu aynı sofrada buluştu</strong></p>
<p>Prof. Dr. Arslan, bu tercihin bilinçli bir gastronomi stratejisi olduğunu belirterek, şunları söyledi:</p>
<p>“Çok ince düşünülerek hazırlanan bu menü; Gastronomi şölenin yanı sıra siyaset diplomasisinde verilen önemki sembolik mesajlar içeriyordu. Bu durumu bir nevi ‘Gastronomi Diplomasisi’ olarak da değerlendirebiliriz. Gastronomi diplomasisinde verilen bu mesajlar şöyle;</p>
<p>Türkiye’nin kültürel çeşitliliği: Menü tek bir bölgeyi değil; Karadeniz, İç Anadolu, Ege, Güneydoğu ve Doğu Anadolu’dan ürünleri bir araya getirerek Türkiye’nin zengin gastronomik mirasını temsil ediyor.     </p>
<p>Yerel üretim ve coğrafi kimlik: Trabzon tereyağı, Hizan karakovan balı, Urla sakız enginarı ve Tokat yaprağı gibi yöresel ürünlerin seçilmesi, yerel üretime ve Anadolu’nun tarımsal çeşitliliğine vurgu yapıyor.</p>
<p><strong>Gelenek modern sunumla buluşturuldu</strong></p>
<p>Gelenek ile modernliğin buluşması: Kayseri mantısı ve Sütlü Nuriye gibi geleneksel yemekler, modern sunum teknikleriyle servis edilerek Türk mutfağının hem köklü hem de çağdaş yönü öne çıkarıldı. </p>
<p>Misafir odaklı yaklaşım: Ana yemekte hem balık hem de kırmızı et alternatifi sunulması, farklı damak zevkleri ve beslenme tercihlerine saygıyı gösteren diplomatik bir yaklaşım olarak değerlendirilebilir.</p>
<p><strong>Gastrodiplomasi ülkelerin yumuşak gücünü artırıyor</strong></p>
<p>Gastronominin günümüzde ülkelerin kamu diplomasisinin önemli unsurlarından biri hâline geldiğini belirten Prof. Dr. Müge Arslan, “Yumuşak güç (soft power): Zirve öncesinde Türkiye, Türk mutfağını bir kamu diplomasisi aracı olarak tanıtan ‘gastrodiplomasi’ etkinlikleri düzenledi. Yetkililer, ortak sofraların resmî belgelerin bazen sağlayamadığı karşılıklı anlayışı geliştirebildiğini vurguladı. Bu da menünün yalnızca ikram değil, Türkiye’nin kültürel kimliğini ve misafirperverliğini anlatan bir iletişim aracı olarak kurgulandığını gösteriyor. Bazen diplomasi bir cümlede, bazen de aynı sofrayı paylaşmanın oluşturduğu ortak deneyimde hayat bulur.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nato-zirvesinde-diplomasi-masada-degil-sofrada-da-kuruldu-646850">NATO Zirvesi&#8217;nde diplomasi masada değil, sofrada da kuruldu!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aynada Gördüğünüz Kırışıklıkların Gerçek Nedeni Yaşlılık Değil!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/aynada-gordugunuz-kirisikliklarin-gercek-nedeni-yaslilik-degil-646628</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Jul 2026 07:28:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aynada]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[gördüğünüz]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[Güneş Koruyucu]]></category>
		<category><![CDATA[kırışıklıkların]]></category>
		<category><![CDATA[korunma]]></category>
		<category><![CDATA[nedeni]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Spf]]></category>
		<category><![CDATA[ürün]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlılık]]></category>
		<category><![CDATA[yüz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=646628</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aynaya baktığınızda gördüğünüz ince kırışıklıkların, cilt lekelerinin ve elastikiyet kaybının ne kadarı yaşınızdan kaynaklanıyor dersiniz?</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/aynada-gordugunuz-kirisikliklarin-gercek-nedeni-yaslilik-degil-646628">Aynada Gördüğünüz Kırışıklıkların Gerçek Nedeni Yaşlılık Değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Aynaya baktığınızda gördüğünüz ince kırışıklıkların, cilt lekelerinin ve elastikiyet kaybının ne kadarı yaşınızdan kaynaklanıyor dersiniz? Çoğumuz bunları yaş almanın kaçınılmaz bir sonucu olarak görüyoruz. Oysa uzmanlara göre cilt yaşlanmasının en önemli nedenlerinden biri takvim yaprakları değil, yıllar boyunca korunmasız maruz kaldığımız güneş ışınları. Dermatolojide &#8220;fotoyaşlanma&#8221; olarak adlandırılan bu süreç, cildin biyolojik yaşından daha yaşlı görünmesine neden olurken, uzun vadede cilt kanseri riskini de artırabiliyor. Güneşten korunmanın yalnızca estetik bir tercih olmadığına dikkat çeken <strong>Acıbadem Life Danışmanı Dermatoloji Uzmanı Dr. Ayşenur Şam Sarı</strong>, &#8220;Güneşten korunmak cildin sağlıklı yaşlanmasını sağlayan en etkili alışkanlıklardan biridir. Üstelik cildinizi koruyan bir güneş kreminde bakmanız gereken ilk özellik, çoğu kişinin sandığı gibi yalnızca SPF değeri değil&#8221; uyarısında bulunuyor.</p>
<p><strong>GÜNEŞİN FOTOYAŞLANMA ETKİSİNİN FARKINDA DEĞİLİZ!</strong></p>
<p>Cildimiz yaş aldıkça kırışıklıklar, lekeler ve elastikiyet kaybı oluşuyor. Çoğu zaman bunu yaşlanmanın doğal bir sonucu olarak görüyor, güneşin etkisini önemsemiyoruz. Oysa cildimizi yaşlandıran tek etken takvim yaprakları değil. Yıllar boyunca güneşin ultraviyole (UV) ışınlarına korunmasız maruz kalmanın cildin kolajen ve elastin liflerine zarar vererek kırışıklıkların erken ortaya çıkmasına neden olduğunu söyleyen <strong>Dr. Ayşenur Şam Sarı</strong>, “Kırışıkların yanı sıra ciltte renk düzensizliklerine, lekelenmelere ve cildin sıkılığını kaybetmesine neden olabiliyor. Dermatolojide buna &#8220;fotoyaşlanma&#8221; diyoruz. Bu süreç cildin biyolojik yaşından daha yaşlı görünmesine yol açar. Güneşten korunma yalnızca yaz aylarında değil, yıl boyunca günlük cilt bakımının bir parçası olmalı. Düzenli ve doğru güneş koruyucu kullanımı, cilt sağlığını korumak ve sağlıklı yaşlanmayı desteklemek için en etkili yöntemlerden biridir” diyor. </p>
<p><strong>ŞİDDETLİ GEÇİRİLEN GÜNEŞ YANIKLARI CİLT KANSERİNE DAVETİYE</strong></p>
<p>Güneş ışınlarının kısa vadede güneş yanığı, kızarıklık ve hassasiyet yapabildiğini, uzun vadede ise güneş lekeleri ve cilt kanseri gelişme riskini arttığını belirten <strong>Dr. Ayşenur Şam Sarı, </strong>“Özellikle çocukluk ve gençlik döneminde geçirilen şiddetli güneş yanıkları, ilerleyen yaşlarda cilt kanseri açısından önemli bir risk faktörüdür” uyarısında bulunuyor. </p>
<p><strong>CİLDİMİZİ SESSİZCE YAŞLANDIRIYOR</strong></p>
<p>Cildimizi yıllar içinde sessizce yaşlandıran bu sürecin önüne geçmenin mümkün olduğunu belirten <strong>Dr. Ayşenur Şam Sarı</strong>, “Bunun en etkili yolu, güneşten korunmayı yalnızca yaz tatillerinde hatırlanan bir alışkanlık olmaktan çıkarıp yıl boyunca günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline getirmek. Düzenli ve doğru kullanılan güneş koruyucular yalnızca güneş yanıklarını önlemekle kalmaz; ciltte kırışıklıkların, lekelerin ve elastikiyet kaybının gelişimini de yavaşlatır” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p>Ancak güneş koruyucu kullanırken yapılan en büyük hata, onu yalnızca yaz aylarında ya da denize giderken kullanılan bir ürün olarak görmek oluyor.</p>
<p><strong>GÜNEŞ KREMİ SEÇERKEN SADECE SPF DEĞERİNE Mİ BAKIYORSUNUZ? </strong></p>
<p>Güneş kremi seçerken toplumda sıklıkla SPF değeri konuşuluyor. SPF değeri ne kadar yüksekse koruyuculuk oranının da o kadar yükseldiğine inanılıyor. <strong>Dermatoloji Uzmanı Dr. Ayşenur Şam Sarı,</strong> “Güneş kremi seçerken öncelikle ürünün geniş spektrumlu (broad spectrum) olmasına dikkat edilmelidir. Bu özellik, hem UVB hem de UVA ışınlarına karşı koruma sağlar. Günlük kullanım için en az SPF 30, yoğun güneş maruziyetinde ise SPF 50 ve üzeri ürünler tercih edilmelidir. Ayrıca cilt tipine uygun ürün seçimi de önemlidir. Yağlı ve akneye eğilimli ciltlerde komedojenik olmayan hafif yapılı, kuru ciltlerde ise nemlendirici özellikte ürünler daha uygun olacaktır” diyor. </p>
<p><strong>YÜZ İÇİN AYRI GÜNEŞ KREMİNE GEREK YOK AMA… </strong></p>
<p>Yüz için ayrı bir güneş kremi kullanmanın zorunlu olmadığını belirten <strong>Acıbadem Life Danışmanı Dermatoloji Uzmanı Dr. Ayşenur Şam Sarı,</strong> “Ancak yüz derisinin vücudun diğer bölgelerine göre daha ince ve hassas olması nedeniyle bu bölgeye özel geliştirilen ürünler avantaj sağlayabiliyor. Yüze özel güneş koruyucular daha hafif dokulu oldukları için özellikle göz çevresinde daha iyi tolere edilir. Akneye eğilimli, rozasea ya da leke problemi bulunan kişilerde ise cilt tipine uygun yüze özel ürünlerin tercih edilmesi daha konforlu ve etkili bir koruma sağlayabilir&#8221; ifadelerini kullanıyor.</p>
<p><strong>GÜNEŞ KREMİ TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL</strong></p>
<p>Güneşten korunmanın yalnızca güneş kremi kullanmakla sınırlı olmadığını vurgulayan <strong>Dr. Ayşenur Şam Sarı</strong>, &#8220;En etkili korunma, güneş koruyucuyu diğer fiziksel korunma yöntemleriyle birlikte uygulamaktır. Özellikle güneş ışınlarının en dik geldiği 10.00-16.00 saatleri arasında mümkün olduğunca doğrudan güneşe maruz kalmamak, geniş kenarlı şapka, UV koruyucu gözlük ve uygun giysiler kullanmak cilt hasarını azaltmada önemli rol oynar&#8221; diyor. </p>
<p>Güneş koruyucuların dışarı çıkmadan yaklaşık 15-20 dakika önce yeterli miktarda uygulanması gerektiğini belirten <strong>Dr. Şam Sarı</strong>, terleme, yüzme veya havluyla kurulanmanın ardından ve en geç iki saatte bir güneş koruyucunun yenilenmesinin koruyuculuğun devamı açısından büyük önem taşıdığını ifade ediyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/aynada-gordugunuz-kirisikliklarin-gercek-nedeni-yaslilik-degil-646628">Aynada Gördüğünüz Kırışıklıkların Gerçek Nedeni Yaşlılık Değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Klimalarda yeni trend: Konfor kadar tasarım da önem kazanıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/klimalarda-yeni-trend-konfor-kadar-tasarim-da-onem-kazaniyor-646465</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Jul 2026 12:29:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[kazanıyor]]></category>
		<category><![CDATA[klima]]></category>
		<category><![CDATA[klimalarda]]></category>
		<category><![CDATA[konfor]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[serin]]></category>
		<category><![CDATA[tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[tipi]]></category>
		<category><![CDATA[trend]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=646465</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde kullanıcılar yaşam alanlarını tasarlarken yalnızca mobilya ve dekorasyona değil, kullandıkları teknolojik ürünlerin mekânla uyumuna da dikkat ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/klimalarda-yeni-trend-konfor-kadar-tasarim-da-onem-kazaniyor-646465">Klimalarda yeni trend: Konfor kadar tasarım da önem kazanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde kullanıcılar yaşam alanlarını tasarlarken yalnızca mobilya ve dekorasyona değil, kullandıkları teknolojik ürünlerin mekânla uyumuna da dikkat ediyor. Özellikle iklimlendirme çözümlerinde hem estetik görünüm hem de konfor beklentisi giderek artıyor. Samsung&#8217;un 360 Kaset Tipi Klima çözümü de geleneksel klima anlayışını yeniden yorumlayarak yaşam alanlarında daha dengeli bir serinlik ve daha bütüncül bir tasarım deneyimi sunuyor.</p>
<p><strong>Her mekâna uyum sağlayan inovatif dairesel tasarım</strong></p>
<p>Samsung 360 Kaset Tipi Klima, alışılmış kare ve yönlendirme kanatlı tasarımlardan farklı olarak dairesel formuyla dikkat çekiyor. Tam dairesel üfleme kanalında kanat bulunmadığından havayı 360 derece üfleyebiliyor. Booster Fan, havanın tavan boyunca uzağa ulaşmasına yardım ediyor ve tüm oda konforlu bir biçimde serinliyor. Dairesel yapısı sayesinde modern mimari anlayışına uyum sağlayan ürün, açık tavan uygulamalarında dekorasyonun doğal bir parçası haline geliyor. Farklı renk seçenekleriyle sunulan klima, yaşam alanlarının tasarımını tamamlayan bir unsur olarak öne çıkıyor.</p>
<p><strong>Rüzgâr hissi olmadan dengeli serinlik</strong></p>
<p>Samsung&#8217;un kanatsız tasarım yaklaşımı, serin havanın yaşam alanına daha doğal şekilde yayılmasını sağlıyor. Böylece kullanıcılar doğrudan soğuk hava akımına maruz kalmadan konforlu bir serinlik deneyimi yaşayabiliyor. Hava akışını engelleyecek kanatları olmadığından tipik bir 4 yönlü kaset tipi klimaya göre %25 daha fazla hava dağıtırken havayı geniş mesafeye yayabiliyor. Dairesel hava çıkış yapısı sayesinde hava, mekânın farklı noktalarına dengeli biçimde dağıtılarak sıcaklık farklılıklarının azaltılmasına yardımcı oluyor. Samsung testlerine göre 9,3 metre yarıçaplı alanda sıcaklık farkı 0,6°C&#8217;nin altında kalıyor.</p>
<p><strong>Serinlik mekânın her köşesine ulaşıyor</strong></p>
<p>Booster Fan teknolojisi, klima etrafındaki havayı cihaz içine çekerek dairesel üfleme ağzı etrafında bir alçak basınç alanı yaratıyor. Bu inovatif yönlendirme metodu, havanın çok daha düşük açılarda ortama gönderilmesini sağlıyor. Bu sayede serin hava düz bir çizgide ilerlemek yerine tavan boyunca yayılıyor ve doğal bir esinti gibi kendiliğinden yavaşça aşağı iniyor. Böylece mekânın belirli noktalarında aşırı serinlik veya sıcaklık hissedilmesinin önüne geçiliyor.</p>
<p><strong>LED ekran ile kolay takip</strong></p>
<p>Samsung 360 kaset tipi klima, kullanıcı deneyimini üst seviyeye taşımak için dairesel LED ekran ve kablosuz uzaktan kumanda ile donatıldı. LED ekran sayesinde kullanıcılar, havanın akış yönünü kolayca takip edebilir. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/klimalarda-yeni-trend-konfor-kadar-tasarim-da-onem-kazaniyor-646465">Klimalarda yeni trend: Konfor kadar tasarım da önem kazanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yazın yapılan bu hatalar sağlığı tehdit ediyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yazin-yapilan-bu-hatalar-sagligi-tehdit-ediyor-645975</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Jul 2026 08:00:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyonlar]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hatalar]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sıcak]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[yapılan]]></category>
		<category><![CDATA[yazın]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=645975</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hamilelikte meydana gelen fizyolojik değişimlere yaz aylarının bunaltıcı sıcakları da eklendiğinde, bu dönem anne adayları için daha zorlu geçebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yazin-yapilan-bu-hatalar-sagligi-tehdit-ediyor-645975">Yazın yapılan bu hatalar sağlığı tehdit ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hamilelikte meydana gelen fizyolojik değişimlere yaz aylarının bunaltıcı sıcakları da eklendiğinde, bu dönem anne adayları için daha zorlu geçebiliyor. Üstelik sıcak havalarda farkında olmadan yapılan bazı yanlışlar, hem anne adayının hem de bebeğin sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Aylin Önder Dirican,</strong> özellikle uzun süre güneşte kalmak, yetersiz su tüketmek ve gıda güvenliğini ihmal etmek gibi yanlışlardan mutlaka kaçınılması gerektiğini belirterek, “Yaz aylarında bu tür hatalar halsizlikten tansiyon problemlerine, erken doğum riskinden enfeksiyonlara kadar çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Anne adaylarının günlük yaşam alışkanlıklarını sıcak hava koşullarına göre düzenlemeleri, daha konforlu ve güvenli bir hamilelik geçirmelerine yardımcı olmaktadır” diyor. </p>
<p>Aşırı sıcaklara bağlı uyarı belirtilerini erken dönemde fark etmenin son derece önemli olduğunu vurgulayan <strong>Doç. Dr. Aylin Önder Dirican,</strong> “Baş dönmesi, bulantı, çarpıntı ve bayılma hissi, sıcak çarpması belirtileri olabilir. Böyle bir durumda dinlenmek ve sıvı almak önemlidir. Belirtiler devam ediyorsa zaman kaybetmeden mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurmak gerekir” diyor. <strong>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Aylin Önder Dirican,</strong> yaz aylarında sağlıklı ve rahat bir hamilelik için kaçınılması gereken hataları anlattı; önemli önerilerde bulundu. </p>
<p><strong>Hata: Yetersiz su tüketmek</strong></p>
<p>Yaz aylarında artan sıcaklıklar nedeniyle vücut daha fazla sıvı kaybediyor ve hamilelikte bu durum daha belirgin hale geliyor. Yetersiz su tüketimi; baş dönmesi, halsizlik, baş ağrısı ve bazı durumlarda rahim kasılmalarını artırabiliyor. Ayrıca susuz kalmak, idrar yolu enfeksiyonu riskini de yükseltebiliyor. </p>
<p><strong>Doğrusu: </strong>Her gün 2-2,5 litre su içmeniz yaşamsal önem taşıyor. Gün boyunca susamayı beklemeden düzenli aralıklarla su içmeyi ve özellikle dışarıda geçirdiğiniz zamanlarda sıvı alımını artırmayı ihmal etmeyin.</p>
<p><strong>Hata: Günün en sıcak saatlerinde dışarıda bulunmak</strong></p>
<p>Özellikle güneş ışınlarının yeryüzüne en dik açıyla ulaştığı öğle saatlerinde güneşe uzun süre maruz kalmak vücut ısısının aşırı yükselmesine yol açabiliyor. Aşırı sıcakların anne adayının çok daha çabuk yorulmasına neden olduğunu belirten Doç. Dr. Aylin Önder Dirican, “Ayrıca, hamilelikte dolaşım sistemi zaten daha yoğun çalıştığı için sıcak çarpması, tansiyon düşüklüğü ve bayılma riski artmaktadır” uyarısında bulunuyor. </p>
<p><strong>Doğrusu:</strong> Mümkün olduğunca 11.00–16.00 saatleri arasında dışarı çıkmayın. Mecbur kaldığınızda gölgede veya serin ortamlarda bulunun, şapka takmak ve bol su içmek gibi koruyucu önlemleri mutlaka alın. </p>
<p><strong>Hata: Hava almayan kıyafetler tercih etmek</strong></p>
<p>Dar, sentetik ve hava geçirmeyen kıyafetler vücut sıcaklığını artırarak aşırı terlemeye neden olabiliyor. Hamilelikte zaten hassaslaşan cilt, sıcak ve nemli ortamdan daha fazla etkileniyor. Bu durum cilt tahrişleri, mantar enfeksiyonları ve genel rahatsızlık hissiyle sonuçlanabiliyor. </p>
<p><strong>Doğrusu:</strong> Açık renkli, bol kesimli ve pamuk gibi nefes alabilen kumaşlardan üretilmiş kıyafetler giymeyi alışkanlık edinin. </p>
<p><strong>Hata: Güneş koruyucu kullanmayı ihmal etmek</strong></p>
<p>Hamilelikte hormonal değişiklikler nedeniyle cilt güneş ışınlarına karşı daha hassas hale geliyor. Bu nedenle yüzde ve vücudun çeşitli bölgelerinde koyu lekeler oluşabiliyor veya mevcut lekeler belirginleşebiliyor. Ayrıca uzun süre güneşe maruz kalmak cilt hasarı riskini de artırıyor. </p>
<p><strong>Doğrusu:</strong> Dışarı çıkmadan önce en az 30 SPF koruma faktörüne sahip güneş kremi kullanmaya, şapka takmaya ve mümkün olduğunca gölgede kalmaya dikkat edin. </p>
<p><strong>Hata: Fiziksel aktiviteleri sıcak havada yapmak</strong></p>
<p>Hamilelikte vücudun enerji ihtiyacı arttığı için sıcak havalarda aşırı efor daha zor tolere ediliyor. “Ayrıca, aşırı sıcaklarda egzersiz yapmak vücudun fazla ısınmasına ve sıvı kaybının hızlanmasına neden olabilmektedir” uyarısında bulunan Doç. Dr. Aylin Önder Dirican,<strong> </strong>bu durumun nefes darlığı, baş dönmesi ve aşırı yorgunluk gibi şikâyetleri artırabileceğini söylüyor. </p>
<p><strong>Doğrusu:</strong> Hamilelik döneminde ve yaz aylarında yapılabilecek en sağlıklı egzersiz yürüyüş ve yüzmedir. Egzersiz için sabah erken ya da akşamın serin saatlerini tercih edin. Temponuzu makul seviyede tutmayı, egzersiz öncesinde ve sonrasında yeterli sıvı almayı ihmal etmeyin. </p>
<p><strong>Hata: Açıkta satılan ve güvenilir olmayan gıdaları tüketmek</strong></p>
<p>Hamilelik, hücresel bağışıklıktaki değişiklikler nedeniyle bazı gıda kaynaklı enfeksiyonlara yatkınlığı artırıyor. Gıda kaynaklı enfeksiyonlar hem anne hem de bebek açısından ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Düşük ve erken doğumun yanı sıra yenidoğan dönemindeki bebeklerde ciddi enfeksiyonlar görülebiliyor. Diğer taraftan, yaz sıcaklarında gıdalar daha hızlı bozulabiliyor. Açıkta satılan yiyecekler veya uygun koşullarda saklanmayan ürünler gıda kaynaklı enfeksiyonlara yol açabiliyor. Şarküteri etleri, yumuşak peynirler, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve soğuk tütsülenmiş deniz ürünleri yüksek riskli gıdalar arasında yer alıyor. </p>
<p><strong>Doğrusu:</strong> Güvenilir işletmelerden alışveriş yapmanız, yüksek riskli gıdalardan kaçınmanız, meyve ile sebzeleri iyi yıkamanız ve yiyeceklerin tazeliğine dikkat etmeniz çok önemli. </p>
<p><strong>Hata: Tatil seyahatlerinde hareketsiz kalmak</strong></p>
<p>Uzun araba veya uçak yolculuklarında hareketsiz kalmak bacaklarda şişlik ve dolaşım problemlerine neden olabiliyor. Hamilelikte pıhtılaşma eğilimi arttığı için bu durum daha fazla önem taşıyor. </p>
<p><strong>Doğrusu: </strong>Yolculuk sırasında 1-2 saatte bir hareket etmeyi ve kısa yürüyüşler yapmayı ihmal etmeyin. </p>
<p><strong>Hata: Ani sıcak değişimlerine dikkat etmemek</strong></p>
<p>Sıcaktan kaçmak isterken ortamı aşırı derecede soğutmak hem rahatsızlık hissini artırabiliyor hem de üst solunum yolu enfeksiyonlarına yol açabiliyor.</p>
<p><strong>Doğrusu</strong>: Klima sıcaklığını makul seviyelerde tutmanız daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Ayrıca bulunduğunuz ortamı günde en az 3 kez 10’ar dakika havalandırmaya özen gösterin. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yazin-yapilan-bu-hatalar-sagligi-tehdit-ediyor-645975">Yazın yapılan bu hatalar sağlığı tehdit ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Haydar Sur&#8217;dan aşırı sıcak uyarısı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-haydar-surdan-asiri-sicak-uyarisi-645813</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Jul 2026 12:43:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[çarpması]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[haydar]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[ortam]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Haydar Sur]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sıcak]]></category>
		<category><![CDATA[sur]]></category>
		<category><![CDATA[vücudu]]></category>
		<category><![CDATA[vücut]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=645813</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur, aşırı sıcak havanın yarattığı tehlikeler ve alınacak önlemleri ele aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-haydar-surdan-asiri-sicak-uyarisi-645813">Prof. Dr. Haydar Sur&#8217;dan aşırı sıcak uyarısı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur, aşırı sıcak havanın yarattığı tehlikeler ve alınacak önlemleri ele aldı.</p>
<p><strong>İnsan vücudu belirli sıcaklık aralığında en verimli şekilde çalışır</strong></p>
<p>İnsan sağlığı açısından hem vücut iç sıcaklığı hem de yaşanılan ortam sıcaklığının belirli sınırlar içinde olduğunda fizyolojik işlevlerin en verimli şekilde çalıştığına işaret eden Prof. Dr. Haydar Sur, “Sağlıklı bir erişkinde normal vücut sıcaklığı genellikle 36,1-37,2 derece arasındadır. Ortalama kabul edilen değer yaklaşık 36,5-37 derece civarındadır. Vücut sıcaklığının 35 derecenin altına düşmesi hipotermi riskini artırırken, 38 derecenin üzeri ateş olarak değerlendirilir. Vücut sıcaklığının 40 dereceyi aşması ise sıcak çarpması ya da ciddi hipertermi açısından yaşamı tehdit edebilecek bir tablo oluşturabilir.” dedi.</p>
<p><strong>İdeal ortam sıcaklığı 20-24 derece arasında olmalı</strong></p>
<p>Yalnızca sıcaklığın değil nem oranının da sağlık açısından büyük önem taşıdığına dikkat çeken Prof. Dr. Sur, “İnsanların kendilerini en rahat hissettikleri ortam sıcaklığı genellikle 20-24 derece arasındadır. Bunun yanında bağıl nem oranının yüzde 40-60 seviyelerinde olması gerekir. Yüksek nem terin buharlaşmasını engelleyerek sıcaklığın daha fazla hissedilmesine neden olurken, çok düşük nem ise ciltte ve solunum yollarında kuruluğa yol açabilir.” diye konuştu. </p>
<p><strong>İnsan biyolojisi açısından en uygun iklim koşulları neler</strong></p>
<p>Prof. Dr. Sur, araştırmaların, insan vücudunun enerji harcamadan ısı dengesini koruyabildiği &#8220;termal konfor bölgesinin&#8221; yaklaşık 22–25 derece sıcaklık ve yüzde 40–60 nem ile hafif hava akımı bulunan ortamlar olduğunu gösterdiğini de kaydetti.</p>
<p><strong>Aşırı sıcaklar vücudun denge mekanizmasını bozuyor</strong></p>
<p>Aşırı sıcakların vücudun ısı düzenleme sistemini zorladığını belirten Prof. Dr. Haydar Sur, “Aşırı sıcaklar, vücudun ısı dengesini sağlayan mekanizmalarını zorlayarak birçok sağlık sorununa yol açabilir. İnsan vücudu terleme yoluyla serinlemeye çalışır; ancak yüksek sıcaklık ve nem oranı arttığında bu mekanizma yeterince etkili olamaz. Ayrıca vücut suyunu tüketerek kurumaya neden olur. Bu hayatı tehdit eden dehidratasyon olarak adlandırılır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Kalp ve böbrek hastaları daha büyük risk altında</strong></p>
<p>Aşırı sıcaklarda en sık görülen sağlık sorunlarına değinen Prof. Dr. Haydar Sur, “Susuz kalma, halsizlik, yorgunluk ve baş dönmesi, kas krampları, baş ağrısı, düşük tansiyon ve bayılma, ısı bitkinliği ve sıcak çarpması en sık karşılaşılan tablolardır. Bunun yanında böbrek fonksiyonlarında bozulma görülebilir ve mevcut kalp-damar hastalıkları ağırlaşabilir. Uzun süre sıcağa maruz kalmak kronik hastalıkların da alevlenmesine neden olabilir.&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>Sıcak çarpması acil müdahale gerektiren bir durum</strong></p>
<p>Sıcak çarpmasının vücudun ısı düzenleme mekanizmasının tamamen yetersiz kalması sonucu geliştiğini belirten Prof. Dr. Sur, şöyle devam etti:</p>
<p>“Sıcak çarpmasında vücut sıcaklığı genellikle 40 derecenin üzerine çıkar. Şiddetli baş ağrısı, yüksek ateş, bilinç bulanıklığı, sersemlik, bulantı, kusma, nabızda hızlanma, nefes alıp vermede artış, sıcak ve kuru cilt ya da aşırı terleme, kasılmalar ve bilinç kaybı görülebilir. Bilinç kaybı, nöbet geçirilmesi, solunum güçlüğü, şok tablosu veya organ yetmezliği bulguları gelişmesi halinde zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.&#8221;</p>
<p><strong>11.00 ile 16.00 saatleri arasında güneşten kaçınılmalı</strong></p>
<p>Özellikle dış ortamda çalışanlar ve spor yapanların daha dikkatli olması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Haydar Sur, “Vatandaşlarımız özellikle 11.00 ile 16.00 saatleri arasında doğrudan güneş altında uzun süre kalmamalıdır. Fiziksel aktiviteler sabah erken veya akşam serin saatlerde yapılmalıdır. Açık renkli, bol ve pamuklu kıyafetler tercih edilmeli, geniş kenarlı şapka ve güneş gözlüğü kullanılmalıdır. Düzenli aralıklarla gölge alanlarda dinlenilmeli ve susamayı beklemeden su tüketilmelidir. Aşırı sıcak günlerde ağır egzersizlerden kaçınılmalı, güneş koruyucu ürünler de ihmal edilmemelidir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Sıcak havalarda günlük 2-3 litre su tüketilmeli</strong></p>
<p>Sıcak havalarda sıvı tüketiminin büyük önem taşıdığına işaret eden Prof. Dr. Haydar Sur, &#8220;Sağlıklı erişkinlerin günde yaklaşık 2-3 litre su tüketmesi önerilir. Yoğun fiziksel aktivite yapanlarda ve dış ortamda çalışanlarda bu miktar daha da artabilir. Susamayı beklemeden su içilmeli, terlemeyle kaybedilen mineraller ayran, kefir veya maden suyu gibi içeceklerle desteklenmelidir.&#8221; dedi.</p>
<p>Şekerli içeceklerden uzak durulması gerektiğini belirten Prof. Dr. Sur, &#8220;Kafeinli ve alkollü içecekler sıvı kaybını artırabileceği için özellikle aşırı sıcak günlerde tercih edilmemelidir. İdrar renginin koyulaşması susuzluğun önemli bir göstergesidir.&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>Risk grupları daha dikkatli olmalı</strong></p>
<p>Yaşlılar, çocuklar, hamileler ve kronik hastalığı bulunan bireylerin sıcak havalardan daha fazla etkilendiğini vurgulayan Prof. Dr. Haydar Sur, &#8220;Bu kişiler günün sıcak saatlerinde dışarı çıkmamalı, düzenli sıvı tüketmeli, ev ortamı serin tutulmalı ve hafif beslenmelidir. Kalp, böbrek, diyabet veya solunum hastalığı bulunan bireyler belirtiler açısından daha dikkatli olmalıdır. Özellikle yaşlı bireylerin sıvı alımı yakınları tarafından takip edilmelidir.&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Klimalar 23-26 derece arasında çalıştırılmalı</strong></p>
<p>Ev ortamında serin kalabilmek için de önerilerde bulunan Por. Dr. Sur, &#8220;Gündüz saatlerinde perdeler kapalı tutulmalı, ev sabah ve akşam serin saatlerde havalandırılmalıdır. Gereksiz elektrikli cihaz kullanımı azaltılmalı, hafif kıyafetler tercih edilmeli ve ılık duş alınabilir.&#8221; dedi.</p>
<p>Klima kullanımında dikkat edilmesi gereken noktalara değinen Prof. Dr. Sur, &#8220;Klimalar 23-26 derece arasında ayarlanmalı, filtreleri düzenli temizlenmeli ve soğuk hava doğrudan kişiye üflenmemelidir. Ani sıcaklık değişimlerinden kaçınılmalıdır. Vantilatörler ise ortam çok sıcak olduğunda tek başına yeterli olmayabilir. Özellikle yaşlı bireylerde uzun süre doğrudan hava akımı oluşturulmamalıdır.&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Sıcak çarpmasında ilk yardım hayat kurtarabilir</strong></p>
<p>Sıcak çarpması yaşayan kişiye uygulanacak ilk yardımın büyük önem taşıdığını belirten Prof. Dr. Haydar Sur, &#8220;Kişi hemen gölge veya serin bir ortama alınmalı, fazla giysileri çıkarılmalı, boyun, koltuk altı ve kasık bölgelerine soğuk uygulama yapılmalıdır. Bilinci açıksa küçük yudumlarla su verilebilir. Soğuk duş veya ıslak havlu uygulaması da yararlı olabilir.&#8221; diye konuştu. </p>
<p>Prof. Dr. Sur, &#8220;Bilinç bulanıklığı, bayılma, konuşma bozukluğu, yüksek ateş, nöbet, şiddetli nefes darlığı, kusmanın sürmesi veya kişinin sıvı alamaması durumunda vakit kaybetmeden acil sağlık hizmetine başvurulmalıdır.&#8221; uyarısında bulundu.</p>
<p> <strong>Toplumun doğru bilgilendirilmesi de en az bireysel önlemler kadar önemli</strong></p>
<p>Aşırı sıcaklarla mücadelede halk sağlığı iletişiminin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Haydar Sur, &#8220;Vatandaşlara meteorolojik sıcaklık uyarıları önceden ulaştırılmalı, SMS ve mobil uygulama bildirimleri etkin kullanılmalıdır. Riskli günlerde vatandaşlar sıcak çarpması konusunda bilgilendirilmelidir. Televizyon, radyo, gazete, haber siteleri ve sosyal medya aracılığıyla düzenli bilgilendirme yapılmalıdır. Sağlık kuruluşlarında bilgilendirici afiş ve broşürlere yer verilmeli, belediyeler de dijital ekranlar, toplu taşıma araçları ve hoparlör anonslarıyla vatandaşları bilgilendirmelidir.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Sur, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>&#8220;Mesajların kısa ve anlaşılır olması gerekir. &#8216;11.00-16.00 saatleri arasında zorunlu olmadıkça dışarı çıkmayın&#8217;, &#8216;Susamayı beklemeden su için&#8217;, &#8216;Yaşlı yakınlarınızı düzenli kontrol edin&#8217;, ‘Baş dönmesi, bilinç bulanıklığı veya yüksek ateş gelişirse sağlık kuruluşuna başvurun’ gibi basit ama etkili uyarılar toplum sağlığının korunmasında önemli rol oynar. Aşırı sıcaklar özellikle risk gruplarında yaşamı tehdit edebilecek sağlık sorunlarını da beraberinde getiriyor. Ancak doğru bilgilendirme ve basit koruyucu önlemlerle toplumun sıcak hava dalgalarına karşı dayanıklılığı artırılabilir.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-haydar-surdan-asiri-sicak-uyarisi-645813">Prof. Dr. Haydar Sur&#8217;dan aşırı sıcak uyarısı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üsküdar, Avrupa Birliği Destekli RISE-Üsküdar Projesiyle İklim Dirençliliği İçin İlk Adımı Attı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uskudar-avrupa-birligi-destekli-rise-uskudar-projesiyle-iklim-direncliligi-icin-ilk-adimi-atti-645610</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Jul 2026 15:08:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atık]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[birliği]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[destekli]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[İklim Değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[klim]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[projesi]]></category>
		<category><![CDATA[projesiyle]]></category>
		<category><![CDATA[rise-üsküdar]]></category>
		<category><![CDATA[üsküdar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=645610</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Belediyesi, Avrupa Birliği destekli Pathways2Resilience (P2R) programı kapsamında hayata geçirilen RISE-Üsküdar projesinin açılış toplantısı ve çalıştayına ev sahipliği yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uskudar-avrupa-birligi-destekli-rise-uskudar-projesiyle-iklim-direncliligi-icin-ilk-adimi-atti-645610">Üsküdar, Avrupa Birliği Destekli RISE-Üsküdar Projesiyle İklim Dirençliliği İçin İlk Adımı Attı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Belediyesi, Avrupa Birliği destekli Pathways2Resilience (P2R) programı kapsamında hayata geçirilen RISE-Üsküdar projesinin açılış toplantısı ve çalıştayına ev sahipliği yaptı. Beyaz Salon’da düzenlenen etkinlikte; iklim değişikliğine karşı dirençli kent vizyonu, bilimsel veriler ışığında ele alınırken, kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve uzmanlar ortak akılla Üsküdar’ın iklim uyum stratejilerini değerlendirdi.</p>
<p>Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, kent yönetiminde uzun vadeli planlamanın önemine dikkat çekerek, iklim değişikliğinin artık göz ardı edilemeyecek bir gerçek olduğunu vurguladı.</p>
<p>Dedetaş konuşmasında, “İstanbul’u ve Üsküdar’ı geleceğe hazırlarken en çok önem verdiğimiz konulardan biri 2050 vizyonudur. Kentleri yönetirken bilimsel gerçekleri esas alıyor, kararlarımızı bu doğrultuda şekillendiriyoruz. İklim değişikliğini bir gerçeklik olarak kabul ediyor ve tüm çalışmalarımızı bu çerçevede planlıyoruz.” dedi.</p>
<p><strong> “Emisyonlarımızın önemli bölümü enerji tüketiminden kaynaklanıyor”</strong></p>
<p>2024 yılı sera gazı emisyon envanterinin tamamlandığını belirten Başkan Dedetaş, çevre ve iklim politikalarının belediye yönetiminin temel öncelikleri arasında yer aldığını ifade ederek şöyle konuştu:</p>
<p>“Hazırladığımız sera gazı emisyon envanteri, emisyonlarımızın önemli bir bölümünün enerji tüketiminden kaynaklandığını ortaya koydu. Bu veriler doğrultusunda öncelikli çalışma alanlarımızı belirledik ve iklim odaklı politikalarımızı bilimsel veriler ışığında şekillendiriyoruz.”<strong> </strong></p>
<p><strong>“Atıksız Pazar Projesi iklim mücadelesinin en somut örneklerinden biri”</strong></p>
<p>Üsküdar Belediyesi’nin çevre alanındaki çalışmalarına da değinen Dedetaş, Atıksız Pazar Projesi’nin sürdürülebilir kent anlayışının önemli örneklerinden biri olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“Atıksız Üsküdar Pazar Projesi ile semt pazarlarında ortaya çıkan organik atıkları komposta dönüştürüyor, bu değerli organik materyali yeniden doğaya kazandırıyoruz. Döngüsel ekonomi anlayışıyla yürüttüğümüz bu çalışma, iklim değişikliğiyle mücadelede en somut uygulamalarımızdan biridir.”</p>
<p>Başkan Dedetaş ayrıca Üsküdar Belediyesi’nin uluslararası iklim çalışmaları kapsamında önemli başarılar elde ettiğini belirterek, Avrupa Birliği destekli programlar ve sürdürülebilirlik odaklı projeler sayesinde belediyenin uluslararası ölçekte de örnek gösterilen uygulamalara imza attığını söyledi.</p>
<p><strong>İklim temalı kum sanatı gösterisi ilgi gördü</strong></p>
<p>Açılış konuşmasının ardından iklim değişikliği temalı kum sanatı gösterisi gerçekleştirildi. Programda daha sonra Üsküdar Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Pelin Kıvrıkoğlu, projenin kurumsal çerçevesine ilişkin sunum yaptı.</p>
<p>Ardından İklim Gönüllüleri Derneği temsilcileri tarafından RISE-Üsküdar ve Pathways2Resilience (P2R) projesinin hedefleri, yol haritası ve uygulama süreci katılımcılarla paylaşıldı.</p>
<p><strong>Sel, taşkın ve kentsel ısı adası riskleri masaya yatırıldı</strong></p>
<p>Programın ikinci bölümünde gerçekleştirilen etkileşimli çalıştayda, Üsküdar için hazırlanan sel, taşkın ve kentsel ısı adası etkilerine yönelik analizler haritalar üzerinden değerlendirildi.</p>
<p>İklim Gönüllüleri Derneği ile Üsküdar Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü moderatörlüğünde yürütülen çalıştayda; iklim risk analizleri, iklime dayanıklılık stratejileri ve uygulanabilecek çözüm önerileri kamu kurumları, uzmanlar ve paydaşların katılımıyla ortak akıl çerçevesinde ele alındı.</p>
<p>RISE-Üsküdar Açılış Toplantısı ve Çalıştayı, Avrupa Birliği destekli Pathways2Resilience (P2R) programı kapsamında Üsküdar Belediyesi’nin yürüttüğü ilk proje başlangıç etkinliği olmasının yanı sıra, ilçenin iklim dirençliliğini artırmaya yönelik katılımcı planlama sürecinin de ilk adımını oluşturdu.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uskudar-avrupa-birligi-destekli-rise-uskudar-projesiyle-iklim-direncliligi-icin-ilk-adimi-atti-645610">Üsküdar, Avrupa Birliği Destekli RISE-Üsküdar Projesiyle İklim Dirençliliği İçin İlk Adımı Attı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Antalya Büyükşehir&#8217;e Metropolis&#8217;te iki önemli görev</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/antalya-buyuksehire-metropoliste-iki-onemli-gorev-645544</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Jul 2026 10:29:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[antalya]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[Büyükşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Kurul]]></category>
		<category><![CDATA[görev]]></category>
		<category><![CDATA[iki]]></category>
		<category><![CDATA[küresel]]></category>
		<category><![CDATA[metropolis]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[te]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<category><![CDATA[yön]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=645544</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi, Dünya Metropoller Birliği’nde (Metropolis) önemli bir görev üstlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/antalya-buyuksehire-metropoliste-iki-onemli-gorev-645544">Antalya Büyükşehir&#8217;e Metropolis&#8217;te iki önemli görev</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi, Dünya Metropoller Birliği’nde (Metropolis) önemli bir görev üstlendi. Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Vekili Ramazan Demir, 2027-2029 döneminde Metropolis Yönetim Kurulu Saymanlık görevine seçilirken, Antalya Büyükşehir Belediyesi, Metropolis Eğitim Merkezi olarak yetkilendirildi. </p>
<p>Fas’ın Tanca şehrinde gerçekleştirilen Metropolis Genel Kurulu’na Antalya Büyükşehir Belediyesini temsilen Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Vekili Ramazan Demir katıldı. Metropolis’in 2024-2026 dönemindeki çalışmalarının değerlendirildiği, Genel Kurul’da 2027-2029 Stratejik Eylem Planı ele alındı. Antalya Büyükşehir Belediyesi, Metropolis&#8217;te önemli bir rol üstlendi. Genel Kurul’da alınan kararlarla Antalya, yalnızca Metropolis ağına üye bir şehir olmanın ötesine geçerek hem küresel yönetişim mekanizmasında hem de uluslararası kapasite geliştirme çalışmalarında aktif sorumluluk üstlenen şehirlerarasında yer aldı.  <br />DEMİR, YÖNETİM KURULU SAYMANI SEÇİLDİ<br />Metropolis Yönetim Kurulu&#8217;nda görev alacak Genel Kurul üye seçimlerinde ise Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Vekili Ramazan Demir, 2027–2029 dönemi için Metropolis Yönetim Kurulu Saymanı seçildi. Metropolis&#8217;in en üst karar organı olan yönetim kurulu bünyesinde yürütülen saymanlık görevi; organizasyonun mali yapısının yönetimi, bütçe süreçlerinin gözetimi ve kurumsal sürdürülebilirliğinin sağlanması açısından stratejik önem taşıyor. <br />EĞİTİM MERKEZİ OLARAK YETKİLENDİRİLDİ<br />Genel Kurul’da alınan bir diğer önemli karar ise Antalya Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin Metropolis International Training Institute (MITI) Eğitim Merkezi olarak yetkilendirilmesi oldu. Antalya&#8217;nın MITI Eğitim Merkezi olarak kabul edilmesiyle birlikte, Büyükşehir Belediyesi uluslararası eğitim programlarına ev sahipliği yapabilecek, küresel ölçekte bilgi ve deneyim paylaşımına katkı sunabilecek. Bu yetkilendirmeyle Antalya Büyükşehir Belediyesi, yalnızca uluslararası platformlarda temsil edilen bir kent değil; bilgi üreten, eğitim veren, kapasite geliştiren ve küresel belediyecilik anlayışına yön veren referans şehirlerden biri olacak. <br />YÖNETİM SÜREÇLERİNE KATKI SUNACAK<br />Metropolis Genel Kurulu&#8217;nda alınan bu iki önemli karar ile Antalya&#8217;nın uluslararası kent ağlarındaki rolü yeni bir aşamaya taşındı. Antalya Büyükşehir Belediyesi, artık yalnızca küresel şehir ağlarının bir üyesi değil; yönetişim süreçlerine katkı sunan, uluslararası eğitim faaliyetlerine liderlik eden ve şehirlerarasında bilgi paylaşımını destekleyen öncü metropoller arasında yer alacak. Bu gelişmeler, Antalya Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin uluslararası iş birlikleri, kent diplomasisi ve sürdürülebilir şehircilik alanındaki vizyonunun uluslararası düzeyde karşılık bulduğunu ortaya koyarken, kentin küresel ölçekte görünürlüğünü ve etkinliğini daha da güçlendirecek. </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/antalya-buyuksehire-metropoliste-iki-onemli-gorev-645544">Antalya Büyükşehir&#8217;e Metropolis&#8217;te iki önemli görev</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ağrısız başlayıp diş kaybettirebilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/agrisiz-baslayip-dis-kaybettirebilir-645535</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Jul 2026 10:22:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağız]]></category>
		<category><![CDATA[ağrısız]]></category>
		<category><![CDATA[bahar]]></category>
		<category><![CDATA[başlayıp]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[Diş Eti]]></category>
		<category><![CDATA[Diş Eti Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[kaybettirebilir]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=645535</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Üsküdar Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, diş eti hastalıklarının erken belirtileri, tedavi edilmediğinde yol açabileceği ciddi sonuçlar ve düzenli ağız bakımının hastalıkların önlenmesindeki önemi hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/agrisiz-baslayip-dis-kaybettirebilir-645535">Ağrısız başlayıp diş kaybettirebilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Üsküdar Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, diş eti hastalıklarının erken belirtileri, tedavi edilmediğinde yol açabileceği ciddi sonuçlar ve düzenli ağız bakımının hastalıkların önlenmesindeki önemi hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Periodontal hastalıklar, ağız hijyeninin yetersiz olduğu kişilerde daha sık görülür!</strong></p>
<p>Periodontolojinin, dişleri çevreleyen sert ve yumuşak dokuların sağlığı, hastalıkları ve tedavisiyle ilgilenen diş hekimliği uzmanlık alanı olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Diş eti, dişi destekleyen kemik ve bağ dokuları bu alanın kapsamına girer.” dedi.</p>
<p>Sağlıklı diş etlerinin, dişlerin uzun yıllar ağızda sağlam bir şekilde kalabilmesi için büyük önem taşıdığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Bahar, “Periodontal hastalıklar, yani diş eti hastalıkları, genellikle ağız hijyeninin yetersiz olduğu kişilerde daha sık görülür. Diş eti kenarlarında biriken bakteri plağı ve yemek artıkları düzenli olarak temizlenmediğinde diş etlerinde kızarıklık, şişlik ve iltihaplanma gelişebilir. Ayrıca diş eti kanaması ve ağız kokusu gibi belirtiler de görülebilir. Erken dönemde fark edilen diş eti hastalıkları, uygun tedavi ve düzenli ağız bakımıyla büyük ölçüde kontrol altına alınabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Diş eti hastalıkları çoğu zaman ağrıya neden olmaz!</strong></p>
<p>“Diş eti hastalıklarının en önemli özelliklerinden biri, çoğu zaman ağrıya neden olmamasıdır.” diyen Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bu nedenle birçok kişi belirtileri önemsemez ve tedaviyi geciktirir. Ancak tedavi edilmeyen diş eti iltihabı zamanla dişi çevreleyen kemiğe kadar ilerleyebilir. Kemiğin de etkilenmesiyle birlikte dişi destekleyen dokular zarar görür, dişlerde sallanma meydana gelir ve ilerleyen dönemlerde diş kaybı yaşanabilir.”</p>
<p><strong>Diş eti hastalıklarını ihmal etmek, gelecekte implant tedavisini de riske atabiliyor! </strong></p>
<p>Periodontal tedavinin ihmal edilmesinin yalnızca diş ve kemik kaybına yol açmakla kalmadığına aynı zamanda ileride uygulanacak implant tedavisini de zorlaştırabileceğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Çünkü implant uygulaması için yeterli miktarda sağlıklı kemik dokusunun bulunması gerekir. İleri düzey kemik kaybı olan hastalarda ek tedavilere ihtiyaç duyulabilir.” dedi.</p>
<p>Diş eti hastalıklarının önlenmesinde düzenli ağız bakımının büyük önem taşıdığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Bahar, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Dişlerin doğru teknikle fırçalanması, diş ipi kullanımının ihmal edilmemesi ve düzenli diş hekimi kontrolleri hastalık riskini önemli ölçüde azaltır. Yaklaşık altı ayda bir diş taşı temizliği ve gerekli görüldüğünde polisaj işleminin yaptırılması da diş eti sağlığının korunmasına katkı sağlar. Düzenli kontroller sayesinde diş eti hastalıkları erken dönemde tespit edilerek tedavi edilebilir ve dişlerin uzun yıllar sağlıklı bir şekilde korunması mümkün olabilir.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/agrisiz-baslayip-dis-kaybettirebilir-645535">Ağrısız başlayıp diş kaybettirebilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alzheimer&#8217;da bakım verenlere uzman tavsiyeleri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/alzheimerda-bakim-verenlere-uzman-tavsiyeleri-645188</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Jun 2026 09:12:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alzheimer]]></category>
		<category><![CDATA[bakım]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığın]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[süreci]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tavsiyeleri]]></category>
		<category><![CDATA[uzman]]></category>
		<category><![CDATA[verenlere]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=645188</guid>

					<description><![CDATA[<p>Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü ve Atlas Üniversitesi Psikoloji Laboratuvarı araştırmacılarından Arş. Gör. Sevim Eyüpoğlu, Alzheimer hastalarının bakım sürecinde yakınlarına önemli görevler düştüğünü belirterek, hastalığın evrelerini ve davranış değişikliklerini tanımanın hem hasta hem de bakım verenler açısından süreci kolaylaştırdığını söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alzheimerda-bakim-verenlere-uzman-tavsiyeleri-645188">Alzheimer&#8217;da bakım verenlere uzman tavsiyeleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü ve Atlas Üniversitesi Psikoloji Laboratuvarı araştırmacılarından Arş. Gör. Sevim Eyüpoğlu, Alzheimer hastalarının bakım sürecinde yakınlarına önemli görevler düştüğünü belirterek, hastalığın evrelerini ve davranış değişikliklerini tanımanın hem hasta hem de bakım verenler açısından süreci kolaylaştırdığını söyledi. Eyüpoğlu, bakım verenlerin beklentilerini gerçekçi tutmaları, hastalığın etkilerini kişiselleştirmemeleri ve sosyal destek mekanizmalarından yararlanmalarının önemine dikkat çekti.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Demans hastalarıyla yaptığı çalışmalarla dikkat çeken Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü ve Atlas Üniversitesi Psikoloji Laboratuvarı araştırmacılarından Arş. Gör. Sevim Eyüpoğlu, Alzheimer hastalığında bakım verenlerin sürecin en önemli parçalarından biri olduğunu vurguladı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Alzheimer sürecinde bakım verenlerin rolü büyük</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Bakım veren kavramının, hastanın günlük ihtiyaçlarını karşılayan kişi ya da kişiler için kullanıldığını belirten Eyüpoğlu, bu kişilerin eş, çocuk, kardeş ya da başka bir yakın olabileceğini ifade etti.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Alzheimer ile baş etmenin ilk adımının hastalığı tanımak olduğunu söyleyen Eyüpoğlu, “Bakım verenler Alzheimer hakkında ne kadar bilgi sahibi olursa hem hastaya yönelik beklentilerini daha doğru yönetebilir hem de hastalığın farklı evrelerinde karşılaşabilecekleri zorluklara karşı hazırlıklı olabilirler” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>“Herkesin demansı kendine”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Alzheimer’ın nörodejeneratif bir hastalık olduğunu belirten Eyüpoğlu, Alzheimer’ın en yaygın demans türü olduğuna dikkat çekti. Alzheimer tanısının nörologlar tarafından konulduğunu ve tedavi sürecinde farklı uzmanlık alanlarının birlikte çalışmasının gerekebileceğini ifade eden Eyüpoğlu, alan uzmanlarının sıkça kullandığı “Herkesin demansı kendine” ifadesini hatırlatarak, her hastanın süreci farklı yaşayabileceğini söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Hastalığın seyri kişiden kişiye değişebiliyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Alzheimer hastalığının belirli evreleri olsa da bireyin eğitim düzeyi, sosyal çevresi, yaşam deneyimleri, ilgi alanları ve eşlik eden sağlık sorunlarının hastalığın seyrini etkileyebildiğini belirten Eyüpoğlu, bakım verenlerin doktorlarıyla iş birliği içinde hareket etmelerinin önem taşıdığını kaydetti. Arş. Gör. Sevim Eyüpoğlu, “Her ne kadar Alzheimer evreleri ve her evrede tahmini olarak görebileceğimiz değişimler sabit olsa da özellikle Alzheimer hastalığında bireyin sahip olduğu bilgi birikim, sosyal çevre, aktif ilgi alanları gibi faktörlerin ve bunlarla beraber</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>komorbid hastalıklarının yani Alzheimer’a eşlik eden hastalıklarının etkili olabileceğini göz</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>önüne almak gerekmektedir. Bu anlamda doktorunuz ile birlikte adımlar atmak ve hastalığı</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>tanımak son derece kıymetlidir ”diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Davranışlardaki değişimlerin nedeni; hastalığın kendisi</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Alzheimer’ın yalnızca hafıza kaybına neden olmadığını, aynı zamanda muhakeme, problem çözme ve karar verme becerilerinde bozulmalara yol açtığını belirten Eyüpoğlu, ilerleyen evrelerde kişilik ve davranış değişikliklerinin de görülebileceğini söyledi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Eyüpoğlu, “Alzheimer hastalığının bireyde neden olduğu bellek, yargı, muhakeme,</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>problem çözme işlevlerindeki bozulmaların yanı sıra ilerleyen evrelerinde bireyin karakter</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>özelliklerinde de değişikliğe sebep olabileceği bilinmektedir. Sevdiklerimiz Alzheimer ile</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>giderek bize yabancılaşırken bakım verenler olarak bu durumu kabul etmek, sevdiklerimizin </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>değişimini onlarla beraber yaşamak bu durumun bir parçasıdır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Bakım verenlerin, sevdiklerinde gözlemledikleri değişimlerin hastalığın bir sonucu olduğunu unutmamaları gerektiğini vurgulayan Eyüpoğlu, “Sevdiklerimizdeki değişimin nedeni onların tercihleri değil, Alzheimer hastalığının yarattığı bilişsel yıkımdır. Bu gerçeği kabul etmek bakım verenlerin beklentilerini daha sağlıklı yönetmesine yardımcı olur” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Bakım veren yükü, sosyal ve psikolojik sorunlara yol açabiliyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Alzheimer bakımının uzun soluklu ve kesintisiz bir sorumluluk olduğuna dikkat çeken Eyüpoğlu, bakım verenlerde zamanla sosyal izolasyon, psikolojik yorgunluk ve ekonomik zorlukların ortaya çıkabileceğini belirtti. Arş. Gör. Sevim Eyüpoğlu, bu yükü hafifletmek için şu önerilerde bulundu:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Ortam değişikliklerinden kaçının: </span></span></span></b><span><span><span>Alzheimer’ın özellikle ileri evrelerinde hastaların alışık oldukları ortamda kalmalarının önem taşıdığını belirten Eyüpoğlu, sık ortam değişikliklerinin kafa karışıklığını artırabileceğini söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Sorumluluğu paylaşın: </span></span></span></b><span><span><span>Bakım sürecinin tek bir kişinin omuzlarında olmaması gerektiğini vurgulayan Eyüpoğlu, aile bireyleri ve yakın çevrenin sürece dahil edilmesinin önemine dikkat çekti.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Hastanın sınırlarını tanıyın: </span></span></span></b><span><span><span>Kalabalık ve yüksek ses gibi çevresel faktörlerin Alzheimer hastalarında huzursuzluk ve ajitasyona yol açabileceğini belirten Eyüpoğlu, bakım planının bu durumlar göz önünde bulundurularak yapılmasını önerdi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Destek kaynaklarından yararlanın: </span></span></span></b><span><span><span>Bakım verenlerin kamu kurumları, sosyal destek programları ve ücretsiz hizmetler hakkında bilgi edinmelerinin hem ekonomik hem de psikolojik yükü azaltabileceğini ifade etti.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Erken tanı ve tedavi büyük önem taşıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Günümüzde uygulanan Alzheimer tedavilerinin hastalığın ilerlemesini yavaşlatmaya yönelik olduğunu belirten Arş. Gör. Sevim Eyüpoğlu,  özellikle erken evrede tanı alan bireylerde tedaviye erken başlanmasının yaşam kalitesini artırdığını ve bakım veren yükünü azaltabildiğini söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Alzheimer hastalarına bakım verenlere 5 önemli tavsiye</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Arş. Gör. Sevim Eyüpoğlu, Alzheimer hastalarına bakım verenler için şu önerilerde bulundu:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>1. Hastalığın evrelerini ve değişimleri öğrenin: </span></span></span></b><span><span><span>Hastalığın her evresinde ortaya çıkabilecek davranışsal ve bilişsel değişiklikleri bilmek, olası sorunlara karşı önlem almayı kolaylaştırır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>2. Davranışları kişiselleştirmeyin. </span></span></span></b><span><span><span>Hastanın sergilediği zorlayıcı davranışların bilinçli tercihlerden değil, Alzheimer’ın neden olduğu bilişsel kayıplardan kaynaklandığını unutmayın.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>3. Tekrarlayan sorular karşısında sabırlı olun: </span></span></span></b><span><span><span>Yeni bilgileri öğrenme ve hatırlama güçlüğü nedeniyle aynı soruların tekrar tekrar sorulabileceğini belirten Eyüpoğlu, bakım verenlerin sakin kalmasının önemli olduğunu söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>4. Davranışların altındaki nedeni araştırın: </span></span></span></b><span><span><span>Yemek yemeyi reddetme, duş almak istememe veya ilaç kullanmaktan kaçınma gibi davranışların altında fiziksel bir rahatsızlık ya da ifade edilemeyen bir ihtiyaç bulunabileceğini göz önünde bulundurun.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>5. Agresyonun nedenini anlamaya çalışın: </span></span></span></b><span><span><span>Öfke ve saldırganlık davranışlarının çoğu zaman kişinin kendisini ifade etmekte zorlanmasından veya çevresini anlamlandıramamasından kaynaklanabileceğini unutmayın.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Bakım verenlerin yükünü hafifletmek büyük önem taşıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Arş. Gör. Sevim Eyüpoğlu, Alzheimer hastalığının her bireyde farklı seyrettiğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Bakım verenlerin yolculuğu uzun ve zaman zaman yıpratıcı olabiliyor. Bu süreçte karşılaştıkları güçlükleri tanımak ve yüklerini hafifletecek destek mekanizmalarını güçlendirmek, gösterdikleri kıymetli emeğin sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıyor.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alzheimerda-bakim-verenlere-uzman-tavsiyeleri-645188">Alzheimer&#8217;da bakım verenlere uzman tavsiyeleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sıcak çarpması çocuklarda hızla ağırlaşabiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sicak-carpmasi-cocuklarda-hizla-agirlasabiliyor-645185</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Jun 2026 09:09:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağırlaşabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[çarpması]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[dik]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[hızla]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[saatleri]]></category>
		<category><![CDATA[sıcak]]></category>
		<category><![CDATA[Sıcak Çarpması]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=645185</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaz mevsiminde çocukların en sevdikleri aktiviteler deniz ve havuzda yüzmek, parklarda oynamak oluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sicak-carpmasi-cocuklarda-hizla-agirlasabiliyor-645185">Sıcak çarpması çocuklarda hızla ağırlaşabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz mevsiminde çocukların en sevdikleri aktiviteler deniz ve havuzda yüzmek, parklarda oynamak oluyor. Ancak uzun süre güneş altında kalmak pek çok sağlık problemine yol açabiliyor. Bunlardan belki de en tehlikelisi olan sıcak çarpması; aşırı sıcak ortamda veya güneş altında uzun süre kalmaya bağlı olarak vücudun ısı dengesini kaybetmesiyle ortaya çıkan acil bir durum olarak tanımlanıyor. Hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte çocuklarda sıcak çarpması vakalarında da belirgin bir yükseliş görülüyor. <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Demet Matben, </strong> ısı düzenleme mekanizmalarının tam gelişmemiş olması ve terleme yoluyla çok hızlı sıvı kaybetmeleri nedeniyle sıcak çarpmasının 5 yaş altındaki çocuklarda daha sık görüldüğünü belirterek, “Özellikle açık havada uzun süre kalan,  yeterince sıvı almayan veya günün en sıcak saatlerinde dışarıda  bulunan çocuklar risk grubunda yer almaktadır. Bu nedenle yaz aylarında çocukların susamaları beklenmeden bol bol su içmelerini sağlamak ve onları güneş ışınlarının yeryüzüne en dik geldiği öğle saatlerinde açık hava aktivitelerinden uzak tutmak büyük bir önem taşımaktadır” diyor. </p>
<p><strong>Belirtiler hafif başlayıp, hızla ağırlaşabiliyor!</strong></p>
<p>Sıcak çarpmasının başlangıçta basit halsizlik ve huzursuzlukla kendini gösterebileceğini belirten Dr. Demet Matben, ilerleyen aşamalarda tablonun ciddi boyutlara ulaşabileceğini vurguluyor.   Dr. Demet Matben, sıcak çarpmasının belirtilerini, “Vücut sıcaklığının aniden 39-40°C’nin üzerine çıkması, mide bulantısı ve kusma, halsizlik ile aşırı uyku hali, baş ağrısı ve baş dönmesi, sıcak, kırmızı ve kuru cilt” olarak sıralıyor. Sıcak çarpmasına bağlı ateş, çocuk serin bir ortama alınıp yeterli sıvı desteği sağlandığında kademeli olarak düşmeye başlıyor ve genellikle bir gün içerisinde geçiyor. </p>
<p><strong>Günün en kritik saatleri: 11.00 – 16.00 arası</strong></p>
<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Demet Matben, güneş ışınlarının yeryüzüne en dik geldiği 11.00 ile 16.00 saatleri arasında çocukların mümkün olduğunca dışarı çıkarılmaması gerektiği uyarısında bulunuyor. Bu saatlerde oyun oynayan ya da spor yapan çocuklarda vücut ısısının kısa sürede tehlikeli seviyelere çıkabileceğine dikkat çeken Dr. Demet Matben, “Eğer çocuğun dışarıda bulunması zorunluysa mutlaka gölgede kalınmalı, sık sık su içmesi teşvik edilmeli ve ağır fiziksel aktivitelerden kaçınması sağlanmalıdır”  diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Bol sıvı tüketimi hayati önem taşıyor</strong></p>
<p>Yaz aylarında çocukların yeterli su içmemesi de sıcak çarpması riskini artıran önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. Çocukların susama hissi oluşmadan düzenli aralıklarla su içmeye teşvik edilmesinin  son derece önemli olduğunu vurgulayan Dr. Demet Matben, “Çocuklar oyun oynarken su içmeyi unutabiliyor. Bu nedenle düzenli aralıklarla su içmelerinin sağlanması çok önemlidir” uyarısında bulunuyor. </p>
<p> <strong>Acil müdahale çok önemli!</strong></p>
<p>Sıcak çarpmasında vücut sıcaklığının kontrol edilemeyecek düzeyde yükselmesi beyin, böbrekler ve kalp gibi hayati organların işlevlerini olumsuz etkileyebiliyor. Tedavide gecikildiğinde ise organ yetmezliği gibi yaşamı tehdit eden komplikasyonlar gelişebiliyor. Bu nedenle sıcak çarpmasının acil müdahale gerektiren bir durum olduğu uyarısında bulunan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Demet Matben,  ilk süreçte yapılması gerekenleri şöyle anlatıyor: “Çocuk hemen serin ve gölgeli bir ortama alınmalıdır. Ardından, bilinci yerindeyse yeterli sıvı desteği sağlanmalı, mümkünse serin bir duş veya ıslak bezlerle vücut sıcaklığının düşmesine yardımcı olunmalıdır. Elektrolit ve sıvı kaybını yerine koymak için bol sıvı tüketimi desteklenmelidir. Gerekli durumlarda hekim önerisiyle ateş düşürücü ilaçlar kullanılabilir.” Dr. Demet Matben, çocuğun ağızdan yeterli sıvı alamadığı veya genel durumunun bozulduğu ağır vakalarda ise zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini söylüyor. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Sıcak çarpmasına karşı 8 kritik kural! </strong></p>
<p>Dr. Demet Matben,<strong> </strong>sıcak çarpmasının aslında büyük ölçüde önlenebilir bir durum olduğuna dikkat çekerek, ailelere basit ama etkili önlemleri şöyle sıralıyor: </p>
<ul>
<li>Açık renkli, ince ve pamuklu kıyafetler tercih edin.</li>
<li>Güneş altında uzun süre kalmamasına dikkat edin.</li>
<li>Güneş ışınlarının yeryüzüne en dik geldiği 11.00-16.00 saatleri arasında açık hava aktivitelerinden ve egzersizden uzak tutun.</li>
<li>Güneşe çıkmadan en az 15-20 dakika önce 30+ koruma faktörlü güneş kremi kullanın.</li>
<li>Baş bölgesini korumak için geniş kenarlıklı şapkalar ve güneş gözlüğü kullanın.</li>
<li>Tente veya şemsiye yerine ağaç gölgesini tercih edin.</li>
<li>Her fırsatta su içirin, susamasını veya istemesini beklemeyin.</li>
<li>Asla araçta bırakmayın. Araç içi sıcaklık bir saat içinde bile hayati tehlike oluşturabiliyor. </li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sicak-carpmasi-cocuklarda-hizla-agirlasabiliyor-645185">Sıcak çarpması çocuklarda hızla ağırlaşabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Düzenli kan bağışı hayat kurtarıyor&#8217;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/duzenli-kan-bagisi-hayat-kurtariyor-644947</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Jun 2026 11:42:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağış]]></category>
		<category><![CDATA[bağışı]]></category>
		<category><![CDATA[çünkü]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Bağışı]]></category>
		<category><![CDATA[kişiler]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=644947</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özellikle gençlerin ve sağlıklı bireylerin kan bağışına daha fazla katılım göstermesi gerektiğini söyleyen Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, “İnsanlar kan bağışlamazsa, biz de hastalara kan nakli yapamayız</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/duzenli-kan-bagisi-hayat-kurtariyor-644947">&#8216;Düzenli kan bağışı hayat kurtarıyor&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle gençlerin ve sağlıklı bireylerin kan bağışına daha fazla katılım göstermesi gerektiğini söyleyen Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, “İnsanlar kan bağışlamazsa, biz de hastalara kan nakli yapamayız. Bu nedenle tıbbın ihtiyaç duyduğu şey, kendisini sağlıklı hisseden bireylerin düzenli aralıklarla kan bağışında bulunmasıdır. Çünkü günümüzde kanın yerini alabilecek herhangi bir tıbbi ürün ya da yöntem yoktur. Sağlıklı insanların kan bağışlaması bu yüzden büyük önem taşıyor. Kan bağışlayabilecek herkese, özellikle de 18 yaşını yeni dolduran gençlere mesajım şudur: Sağlığımızı paylaşalım. Çünkü bir ünite kan, bir insanın hayatını kurtarabilir&#8221; dedi.</p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, Türkiye&#8217;nin yıllık kan ihtiyacının yaklaşık 3 milyon ünite olduğunu belirterek, düzenli kan bağışının hayati önem taşıdığını söyledi. Kanın yerini alabilecek herhangi bir tıbbi ürün bulunmadığını ifade eden Prof. Dr. Sönmezoğlu, “Günümüzde kanın yerini alabilecek herhangi bir tıbbi ürün ya da yöntem yoktur. Sağlıklı insanların kan bağışlaması bu yüzden büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p>‘KANIN TEK KAYNAĞI GÖNÜLLÜ BAĞIŞÇILAR’</p>
<p>Hastaların hayatını kurtaran, ameliyatlarda ve onkolojik tedavilerde vazgeçilmez olan kanın kaynağının hala gönüllü bağışçılar olduğunu söyleyen Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, “Dünyada hasta tedavileri ve tıp teknolojilerinde çok hızlı bir ilerleme yaşanıyor. Baş döndürücü bir gelişim sürecinin içindeyiz. Ancak bazı şeyler hala değişmiyor. Örneğin hastalara yapılan kan transfüzyonu, yani kan nakli. Hastaların hayatını kurtaran, ameliyatlarda ve onkolojik tedavilerde vazgeçilmez olan kanın kaynağı hala gönüllü bağışçılar. Eğer insanlar kan bağışlamazsa, biz de hastalara kan nakli yapamayız. Bu nedenle tıbbın ihtiyaç duyduğu şey, kendisini sağlıklı hisseden bireylerin düzenli aralıklarla kan bağışında bulunmasıdır. Çünkü günümüzde kanın yerini alabilecek herhangi bir tıbbi ürün ya da yöntem yoktur. Sağlıklı insanların kan bağışlaması bu yüzden büyük önem taşıyor” dedi.</p>
<p>‘KAN BAĞIŞI TOPLUMSAL SORUMLULUK’</p>
<p>Kan bağışı için belirli kriterlerin bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Sönmezoğlu, “Peki herkes kan bağışlayabilir mi? Hayır. Kan bağışı için belirli kriterler bulunuyor. 18 ile 65 yaş arasında olan, kendisini sağlıklı hisseden, kronik bir hastalığı bulunmayan ve herhangi bir tedavi görmeyen kişiler kan bağışlayabilir. Hatta biz, bu kişilerin kan bağışlaması gerektiğini söylüyoruz. Çünkü tüm dünyanın karşı karşıya olduğu ortak bir sorun var. İnsanlar kendilerini iyi hissetseler de zaman ayırarak kan bağışında bulunmaktan giderek uzaklaşıyor. Ülkemizde de durum benzer. Kan bağışına uygun yaş aralığında ve sağlık durumunda olmasına rağmen birçok kişi kan vermeye yeterince zaman ayırmıyor. Bu nedenle kan bağışını bir toplumsal sorumluluk olarak görüyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p>&#8216;KAN BAĞIŞININ BİLİNEN BİR ZARARI YOK&#8217;</p>
<p>Dünya Gönüllü Kan Donörleri Günü&#8217;nde verilen en önemli mesajın ‘Bir damla insanlık hayat kurtarır’ olduğunu söyleyen Prof. Dr. Sönmezoğlu, “Geçtiğimiz günlerde Dünya Gönüllü Kan Donörleri Günü’nü kutladık. Buradaki en önemli mesajımız, ‘Bir damla insanlık hayat kurtarır’ oldu. Bu nedenle kendisini sağlıklı hisseden ve kronik hastalığı bulunmayan herkesin kan bağışı için zaman ayırması gerektiğini düşünüyoruz. Kan bağışında bulunan kişilerin, bağış yaptıkları gün aşırı yorucu ve yüksek konsantrasyon gerektiren işlerden kaçınmaları, ayrıca kan verdikleri kolla ağır yük taşımamaları önemlidir. Kan bağışının zarar verip vermediği sorusuyla sık karşılaşıyoruz. Aslında kan bağışının bilinen bir zararı yoktur. Kan verildiğinde vücutta bir hacim kaybı oluşur ve kemik iliği uyarılarak yeni ve taze kan hücrelerinin üretimi desteklenir” diye konuştu.</p>
<p>‘KAN YOLUYLA BULAŞICI HASTALIKLARI OLANLAR KAN BAĞIŞI YAPMAMALI’</p>
<p>Kan bağışı sürecinde çeşitli sağlık kontrollerinin yapıldığını belirten Prof. Dr. Sönmezoğlu, “Öte yandan, kan bağışı sırasında kişiler kısa bir sağlık değerlendirmesinden de geçmiş olur. Muayeneleri yapılır, bazı testleri uygulanır, kan grupları belirlenir ve genel sağlık durumları hakkında fikir sahibi olurlar. Ancak insanların bu testleri yaptırmak amacıyla kan bağışında bulunmamaları gerekir. Çünkü bizim amacımız kişilerin sağlık taramasını yapmak değil; bağışlanan kanın alıcılara güvenli bir şekilde ulaştırılmasını sağlamaktır. Dünyada yalnızca kan yoluyla bulaşabilen bazı hastalıklar bulunmaktadır. AIDS, Hepatit B ve Hepatit C bunlardan bazılarıdır. Bu nedenle bu hastalıkları taşıma riski bulunan ya da taşıyıcı olduğunu bilen kişilerin kesinlikle kan bağışında bulunmaması gerekir. Ülkemizde yıllık kan ihtiyacı yaklaşık 3 milyon ünitedir. Bu konuda tek tedarikçimiz Türk Kızılayıdır. Türk Kızılayı, 2025 yılında 3 milyon ünite kan bağışına ulaşarak Türkiye’nin yıllık kan ihtiyacını karşılamıştır” dedi.</p>
<p>‘SAĞLIĞIMIZI PAYLAŞALIM’</p>
<p>Prof. Dr. Sönmezoğlu, özellikle 18 yaşını yeni dolduran gençlere seslenerek, “Ancak burada özellikle vurgulamamız gereken bir nokta var. Bağışların önemli bir kısmı ilk kez kan veren ya da ihtiyaç üzerine bağış yapan kişilerden oluşuyor. Bizim temel hedefimiz; kan bağışına uygun özelliklere sahip bireylerin, çağrılmayı beklemeden düzenli olarak, en az yılda bir kez kan bağışında bulunmalarıdır. Çünkü en güvenilir ve serolojik hastalıklar açısından en düşük risk taşıyan bağışçı grubu, düzenli kan veren kişilerden oluşmaktadır. Kan bağışlayabilecek herkese, özellikle de 18 yaşını yeni dolduran gençlere mesajım şudur: Sağlığımızı paylaşalım. Çünkü bir ünite kan, bir insanın hayatını kurtarabilir” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/duzenli-kan-bagisi-hayat-kurtariyor-644947">&#8216;Düzenli kan bağışı hayat kurtarıyor&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaz aylarında ishal vakaları artıyor&#8230;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yaz-aylarinda-ishal-vakalari-artiyor-644863</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Jun 2026 10:48:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artıyor]]></category>
		<category><![CDATA[aylarında]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[gıdalar]]></category>
		<category><![CDATA[ishal]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı]]></category>
		<category><![CDATA[Sıvı Kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[vakaları]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=644863</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaz aylarında sıcaklıkların yükselmesiyle birlikte çocuklarda ishal vakalarında dikkat çekici bir artış yaşanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-aylarinda-ishal-vakalari-artiyor-644863">Yaz aylarında ishal vakaları artıyor&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında sıcaklıkların yükselmesiyle birlikte çocuklarda ishal vakalarında dikkat çekici bir artış yaşanıyor. Araştırmalar, bu dönemde ishal görülme sıklığının yaklaşık 2 kat arttığını gösteriyor. Çoğu ishal tablosu hafif geçiyor ve bir hafta içinde bağırsak düzeni normale dönüyor. Ancak, özellikle 5 yaşın altındaki çocuklarda oluşan sıvı<strong> </strong>kaybı hayatı tehdit edebilecek ciddi tablolar oluşturabiliyor.<strong> </strong>Bunun nedeni ise bu yaş grubundaki çocukların vücutlarındaki su oranının yüksek olması ve metabolizmalarının hızlı çalışması. Bu sebepler nedeniyle ishal ve kusmayla oluşan sıvı kaybı  kısa sürede tehlikeli boyutlara ulaşabiliyor. <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Berrin Arslan,</strong> ishal sürecinde yalnızca su değil, vücudun sağlıklı çalışmasında kilit rol oynayan sodyum ve potasyum gibi minerallerin de kaybedildiğini   belirterek, “Dolayısıyla, özellikle küçük çocuklarda gelişen ciddi sıvı kaybı kısa sürede organ fonksiyonlarının bozulmasına ve acil müdahale gerektiren tablolara yol açabilmektedir. Bu nedenle, çocuklarda ishal tablosunda sıvı kaybının yakından takip ve takviye edilmesi hayati önem taşımaktadır” uyarısında bulunuyor. </p>
<p>Tedavide ilk 24 saatin kritik bir öneme sahip olduğunu belirten <strong>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Berrin Arslan,</strong> “Erken tanı ve tedavi ishalin yol açabileceği ciddi sıvı kaybını önlemesi açısından büyük önem taşımaktadır. İshalin ilk dönemlerinde yeterli sıvı alımı ve uygun beslenme desteğiyle hastalık çoğu zaman kolayca kontrol altına alınabilmektedir” diyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>En sık kirli su ve gıdalar yoluyla bulaşıyor!  </strong></p>
<p>Yaz ishallerinin yaklaşık yüzde 90’ından virüs, bakteri ve parazit gibi mikrobik etmenler sorumlu oluyor. Özellikle E. coli, rotavirüs, norovirüs, salmonella ve shigella gibi mikroorganizmalar yaz aylarında enfeksiyona daha sık neden olabiliyor.  Dr. Berrin Arslan, yaz ishalinin genellikle kirli su ve gıdalarla bulaşan bakteri ve virüslerden kaynaklandığını belirterek, “Sıcakta uzun süre bekleyen et, tavuk, yumurta ve süt ürünleri gibi gıdalar, iyi klorlanmamış havuz suları, kirli içme suları ve yeterince yıkanmamış meyve ile sebzeler ishal riskini artırmaktadır. Ayrıca, yaz aylarında aşırı miktarda tüketilen bazı meyveler, içeriklerindeki yüksek fruktoz nedeniyle, özellikle çocuklarda ishale yol açabilmektedir. Bu nedenle yaz döneminde gıda ve su hijyenine dikkat etmek son derece önemlidir” bilgilerini veriyor. </p>
<p><strong>Bu belirtiler varsa, dikkat! </strong></p>
<p>Yaz ishali; sıcaklık ve nemin artmasıyla mikropların hızla çoğalması sonucu ortaya çıkan, genellikle kirli su veya bozulmuş gıdaların tüketimiyle bulaşan bir bağırsak enfeksiyonu olarak tanımlanıyor. Çoğunlukla ani başlayan karın ağrısı ve krampların ardından gelişen sulu dışkılamayla kendini gösteriyor. Belirtilerin şiddeti ise enfeksiyona neden olan mikroorganizmaya ve çocuğun yaşına göre değişiklik gösterebiliyor. Hastalığın ilk ve en yaygın belirtisinin normalden daha sık ve sulu dışkılama olduğunu söyleyen Dr. Berrin Arslan, “Buna mide bulantısı, kusma, halsizlik, iştahsızlık ve zaman zaman ateş de eşlik edebilmektedir. Özellikle enfeksiyona bağlı gelişen tablolarda genel bir kırgınlık hissi de oluşabilmektedir” diyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>İlk 24 saat kritik önem taşıyor</strong></p>
<p>İshalin ilk 24 saati, vücudun sıvıyı en hızlı kaybettiği dönem olması nedeniyle kritik önem taşıyor.  Hastalığın tedavisinde temel amaç, ishal sırasında kaybedilen sıvı ve minerallerin yerine konularak vücudun susuz kalmasını (dehidratasyonu) önlemek. Bu süreçte doğru sıvı ve beslenme desteğinin sağlanması, hastalığın ağırlaşmasını ve hastanede tedavi gerektirecek düzeyde sıvı kaybı gelişmesini önlemede kritik bir rol oynuyor. Ayrıca, idrar miktarının takip edilerek olası sıvı kaybı belirtilerinin mutlaka izlenmesi gerektiğini  vurgulayan Dr. Berrin Arslan, sözlerine şöyle devam ediyor: <strong>  </strong>“İlk 24 saat içinde sık aralıklarla su, ayran veya hekim önerisine uygun sıvılar verilmesi, anne sütü alan bebeklerin daha sık emzirilmesi ve çocuğun yaşına uygun hafif beslenmenin sürdürülmesi çok önemlidir. Beslenmede muz, yoğurt, pirinç ve haşlanmış patates gibi sindirimi kolay gıdalar tercih edilmektedir. Bazı durumlarda hekim önerisiyle probiyotik veya çinko desteği verilebilir.”</p>
<p> </p>
<p><strong>Doktora danışmadan asla! </strong></p>
<p>Bu dönemde şekerli ve gazlı içeceklerin, yağlı ve ağır gıdaların belirtileri artırabileceği için tercih edilmemesi gerektiğini aktaran Dr. Berrin Arslan, “Çocuğu aç bırakmak da doğru bir yaklaşım değildir; az ve sık öğünlerle beslenmenin sürdürülmesi gerekir” diyor. Dr. Berrin Arslan, bunların yanı sıra doktora danışmadan ishal kesici ilaç veya antibiyotiklerin asla kullanılmaması gerektiğini vurgulayarak, aksi halde hastalığın seyrinin gizlenebileceğini, altta yatan enfeksiyonun ilerleyebileceğini ve sıvı kaybının fark edilmeden ağırlaşabileceğini aktarıyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Yaz ishalinden korumak için 12 önemli öneri!</strong></p>
<p>Yaz ishallerinin önemli bir kısmı basit hijyen ve beslenme önlemleriyle önlenebiliyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Berrin Arslan, çocuklarda yaz ishaline karşı alınması gereken önlemleri şöyle anlatıyor:   </p>
<ul>
<li>Çocuğunuza düzenli olarak el yıkama alışkanlığını kazandırın</li>
<li>Güvenilir içme suyu kullanın, güneş altında uzun süre beklemiş olan sulardan kaçının</li>
<li>Meyve ve sebzeleri iyice yıkayın</li>
<li>Pişmiş yiyecekleri uzun süre oda sıcaklığında bekletmeyin, uygun koşullarda saklayın</li>
<li>Bebek mamalarını her öğünde taze hazırlayın</li>
<li>Biberonların ve emziklerin temizliğine dikkat edin </li>
<li>Hijyeninden emin olmadığınız havuzları kullanmayın </li>
<li>Havuzdan veya denizden çıktıktan sonra mutlaka duş almasını sağlayın</li>
<li>Havuz suyunu yutmaması konusunda bilinçlendirin</li>
<li>Özellikle açıkta satılan ve uygun koşullarda muhafaza edilmeyen yiyeceklerden kaçının</li>
<li>Çözülmüş gıdaları yeniden dondurmayın</li>
<li>Evde ishal geçiren biri varsa havlu, bardak ve çatal gibi kişisel eşyalarını ortak kullanmayın </li>
</ul>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-aylarinda-ishal-vakalari-artiyor-644863">Yaz aylarında ishal vakaları artıyor&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Sünnet ile İlgili Ailelerin Dikkat Etmesi Gerekenler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-sunnet-ile-ilgili-ailelerin-dikkat-etmesi-gerekenler-644817</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Jun 2026 10:03:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Ailelerin]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[etmesi]]></category>
		<category><![CDATA[gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[hipospadias]]></category>
		<category><![CDATA[işlem]]></category>
		<category><![CDATA[lgili]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sünnet]]></category>
		<category><![CDATA[uzman]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=644817</guid>

					<description><![CDATA[<p>Okulların kapanmasıyla birlikte birçok aile çocukları için sünnet planları yapmaya başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-sunnet-ile-ilgili-ailelerin-dikkat-etmesi-gerekenler-644817">Çocuklarda Sünnet ile İlgili Ailelerin Dikkat Etmesi Gerekenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Okulların kapanmasıyla birlikte birçok aile çocukları için sünnet planları yapmaya başladı. Sünnetin yalnızca geleneksel bir uygulama olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan uzmanlar, sünnet öncesinde yapılacak kısa bir uzman değerlendirmesinin, bazı doğumsal anomalilerin erken fark edilmesini sağlayabileceğini belirterek aileleri uyarıyor. Özellikle halk arasında “peygamber sünneti” olarak bilinen hipospadias vakalarında, bilinçsizce yapılan sünnet işlemi ileride gerekli olabilecek cerrahi tedaviyi zorlaştırabiliyor. Memorial Göztepe Hastanesi Çocuk Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Hakan Kocaman, sünnet operasyonu ve sünnet öncesi muayenenin önemi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Sünnet için her yaş uygun değildir</strong></p>
<p>Sünnetin en uygun zamanlamasının çocuğun hem fiziksel hem de psikolojik gelişimi göz önünde bulundurularak belirlenmelidir. Tıbbi açıdan 2 yaşından önce veya 6 yaşından sonraki dönem ideal olabilir. 2 yaşından önce çocuk henüz bilinçli farkındalık geliştirmediği için psikolojik etkilenme riski de daha düşük olur. Buna karşılık 2-4 yaş arası dönem çocukların beden algısının gelişmeye başladığı hassas bir süreç olduğundan mümkün olduğunca kaçınılması gereken bir zamandır. 6 yaşından sonra ise çocuğun da psikolojik gelişimi göz ününe alınarak sünnet yapılabilir.</p>
<p><strong>Sünnet öncesi muayene ile doğumsal anomaliler tespit edilebilir</strong></p>
<p>Yaz aylarında sünnet yaptırmayı planlayan ailelere en önemli önerimiz, işlemi öncesinde mutlaka bir çocuk cerrahisi uzmanına başvurmalarıdır. Ailelerin en sık yaptığı hatalardan biri, sünneti basit bir işlem olarak görerek uzman değerlendirmesini atlamaktır. Her erkek çocuk mutlaka sünnet edilmeden önce muayene edilmeli ve değerlendirilmelidir. Basit gibi görünse de birkaç dakikalık bu genel değerlendirme ile bazı doğumsal ürolojik anomaliler kolaylıkla tespit edilebilir ve çocuğun ileride yaşayabileceği büyük sağlık sorunlarının önüne geçilebilir.</p>
<p><strong>Hipospadias sünnete engel olabilir</strong></p>
<p>Erkek çocuklarda görülen en yaygın doğumsal ürolojik anomalilerden biri olan hipospadias, idrar kanalının penis ucunda değil daha aşağı bir bölgede sonlanmasıyla ortaya çıkmaktadır. Halk arasında “peygamber sünneti” olarak da bilinen bu durumda sünnet derisi, ileride yapılacak düzeltici ameliyat için önemli bir cerrahi doku görevi görür. Bu nedenle hipospadiaslı çocuklarda erken veya kontrolsüz şekilde yapılan sünnet, tedavi seçeneklerini azaltabiliyor ve ameliyat sürecini zorlaştırabilir.</p>
<p><strong>Aileler hangi belirtilere dikkat etmeli?</strong></p>
<p>Anne ve babaların bazı belirtileri fark ederek erken dönemde hekime başvurabilir. Sünnet derisinin üst tarafta fazla, alt tarafta eksik görünmesi, idrar deliğinin penis ucu yerine daha aşağıda yer alması veya peniste eğrilik bulunması hipospadias açısından dikkat edilmesi gereken önemli işaretler arasında yer almaktadır.</p>
<p><strong>Her 200-300 erkek çocuğundan biri hipospadias </strong></p>
<p>Toplumda nadir olduğu düşünülse de hipospadias yaklaşık olarak her 200-300 erkek doğumundan birinde görülebilmektedir. Bu nedenle özellikle sünnet planlanan çocuklarda detaylı muayene büyük önem taşır. Hipospadiasın tedavisi cerrahi olarak gerçekleştirilmektedir. Amaç idrar kanalını olması gereken yere taşımak, varsa eğriliği düzeltmek ve çocuğun normal anatomik yapıya kavuşmasını sağlamaktır. </p>
<p><strong>Sünnet günübirlik bir cerrahi işlemdir</strong></p>
<p>Sünnet, doğru teknik ile uygulandığında kısa süren ve genellikle aynı gün taburculukla tamamlanan bir cerrahi işlemdir. Çocuğun yaşına ve genel durumuna göre uygun anestezi yöntemleri tercih edilir. İşlem sonrasında çocuklar çoğunlukla birkaç saat gözlem altında tutulduktan sonra evlerine dönebilir. Günümüzde kullanılan modern cerrahi teknikler sayesinde iyileşme süreci konforlu geçmekte, operasyon bölgesinde oluşabilecek izler zamanla belirginliğini büyük ölçüde kaybetmektedir. Ancak sağlıklı bir iyileşme süreci için sünnetin mutlaka uygun koşullarda ve uzman hekimler tarafından gerçekleştirilmesi büyük önem taşımaktadır.</p>
<p><strong>Sünnet sonrası dikkat edilmesi gerekenler…</strong></p>
<ul>
<li>İlk 24 saat dinlenmeye özen gösterilmeli, koşma ve zıplama gibi hareketlerden kaçınılmalıdır.</li>
<li>Doktorun önerdiği ilaçlar ve bakım uygulamaları düzenli olarak yapılmalıdır.</li>
<li>Sünnet bölgesi temiz ve kuru tutulmalı, hijyen kurallarına dikkat edilmelidir.</li>
<li>Çocuğun bol sıvı tüketmesi sağlanmalı, normal beslenmesine devam etmesine destek olunmalıdır.</li>
<li>İlk günlerde rahat ve bol kıyafetler tercih edilmelidir.</li>
<li>Yara iyileşmesi tamamlanana kadar deniz ve havuza girilmemelidir.</li>
<li>Şiddetli ağrı, yoğun kanama, ateş veya idrar yapmada güçlük gibi durumlarda vakit kaybetmeden doktora başvurulmalıdır.</li>
</ul>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-sunnet-ile-ilgili-ailelerin-dikkat-etmesi-gerekenler-644817">Çocuklarda Sünnet ile İlgili Ailelerin Dikkat Etmesi Gerekenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Edremit&#8217;te Antandros 2. Antik Fest başladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/edremitte-antandros-2-antik-fest-basladi-644570</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Jun 2026 21:38:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[altınoluk]]></category>
		<category><![CDATA[antandros]]></category>
		<category><![CDATA[Antandros Antik Kenti]]></category>
		<category><![CDATA[antik]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[başladı]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[edremit]]></category>
		<category><![CDATA[fest]]></category>
		<category><![CDATA[festival]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[te]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=644570</guid>

					<description><![CDATA[<p>Edremit Belediyesi ile Altınoluk Tarihi Antandros Şehrini Kurtarma, Koruma ve Yaşatma Derneği iş birliğinde bu yıl ikinci kez düzenlenen Antandros 2. Antik Fest, düzenlenen açılış töreniyle başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/edremitte-antandros-2-antik-fest-basladi-644570">Edremit&#8217;te Antandros 2. Antik Fest başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Edremit Belediyesi ile Altınoluk Tarihi Antandros Şehrini Kurtarma, Koruma ve Yaşatma Derneği iş birliğinde bu yıl ikinci kez düzenlenen Antandros 2. Antik Fest, düzenlenen açılış töreniyle başladı.</p>
<p>26-28 Haziran tarihleri arasında üç gün boyunca sürecek festival kapsamında Antandros Antik Kenti’nin tanıtımı, kültürel mirasın korunması ve bölgenin turizm potansiyelinin geliştirilmesine yönelik çok sayıda etkinlik, söyleşi, panel, sergi, yürüyüş ve konser gerçekleştirilecek.</p>
<p>Festivalin ilk günü sabah saatlerinde Şahindere Kanyonu ile Antandros Antik Kenti arasında gerçekleştirilen Aeneas Yürüyüşü ile başladı. Antandros Antik Kenti’nde kazı ekibi eşliğinde gezi düzenlenirken, gün boyunca çeşitli kültürel etkinlikler gerçekleştirildi.</p>
<p>Festival programı Şahinderesi Köprüsü’nden Altınoluk Cumhuriyet Meydanı’na düzenlenen kortej yürüyüşüyle başladı.</p>
<p>Kortejin ardından Altınoluk Cumhuriyet Meydanı’nda festivalin resmi açılış töreni gerçekleştirildi.</p>
<p>Açılış törenine Balıkesir Vali Yardımcısı Mustafa İlhan, Edremit Kaymakamı Ahmet Odabaş, Edremit Belediye Başkanı Mehmet Ertaş, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Aytekin Durmaz, Balıkesir İl Kültür ve Turizm Müdürü Neslihan Vurucu, Edremit Ticaret Odası Başkanı Ahmet Çetin, Edremit Ticaret Borsası Başkanı Tarkan Denizer, Moğolistan İstanbul Başkonsolosu Ankhbayar Danuu ve Muavin Konsolos Unurjargal Baatar, belediye başkan yardımcıları, belediye meclis üyeleri, muhtarlar, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.</p>
<p>GÜLÇİN CÖMERT: “ANTANDROS’U GELECEĞE TAŞIMAK İÇİN ÇALIŞIYORUZ”</p>
<p>Açılış konuşmasını yapan Altınoluk Tarihi Antandros Şehrini Kurtarma, Koruma ve Yaşatma Derneği Başkanı Gülçin Cömert, Antandros’un sahip olduğu tarihi değerin korunmasının büyük önem taşıdığını belirtti.</p>
<p>Cömert, Antandros’un yalnızca bir arkeolojik alan değil, bölgenin kültürel kimliğinin önemli bir parçası olduğunu ifade ederek, festival sayesinde tarih, kültür ve sanatın bir araya geldiğini söyledi. Antandros’un daha fazla tanıtılması ve gelecek kuşaklara aktarılması amacıyla çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Cömert, festivale katkı sunan tüm kurum ve kuruluşlara teşekkür etti.</p>
<p>BAŞKAN ERTAŞ: “ANTANDROS ORTAK KÜLTÜREL MİRASIMIZDIR”</p>
<p>Açılış töreninde konuşan Edremit Belediye Başkanı Mehmet Ertaş, Antandros’un yalnızca Edremit’in değil, ülkenin önemli kültürel miraslarından biri olduğunu belirterek, festivalin tarih ve kültür bilincinin gelişmesine önemli katkı sunduğunu ifade etti.</p>
<p>Ertaş, “Edremit yalnızca zeytinin, denizin ve Kazdağları’nın kenti değil, aynı zamanda binlerce yıllık medeniyetlerin izlerini taşıyan önemli bir tarih coğrafyasıdır. Antandros Antik Kenti de bu zengin mirasın en değerli parçalarından biridir. Bu festival yalnızca bir kültür etkinliği değil, geçmişimize sahip çıkmanın ve kültürel mirasımızı gelecek kuşaklara aktarmanın önemli bir aracıdır. Edremit Belediyesi olarak Antandros’un korunması, tanıtılması ve daha geniş kitlelere ulaştırılması için çalışmalarımızı sürdüreceğiz” dedi.</p>
<p>Başkan Ertaş konuşmasında Antandros Kazı Başkanı Prof. Dr. Gürcan Polat ve kazı ekibine, ayrıca Antandros’un korunması ve tanıtılması için yıllardır emek veren Altınoluk Tarihi Antandros Şehrini Kurtarma, Koruma ve Yaşatma Derneği’ne teşekkür etti.</p>
<p>Daha sonra Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Aytekin Durmaz, Edremit Kaymakamı Ahmet Odabaş ve Balıkesir Vali Yardımcısı Mustafa İlhan da yaptıkları konuşmalarda Antandros’un bölgenin tarihsel ve kültürel değerleri açısından taşıdığı öneme dikkat çekerek, festivalin düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür ettiler.</p>
<p>ÜÇ GÜN BOYUNCA TARİH, KÜLTÜR VE SANAT BULUŞACAK</p>
<p>Festival kapsamında üç gün boyunca Antandros Antik Kenti gezileri, tarih ve arkeoloji söyleşileri, paneller, çocuk etkinlikleri, fotoğraf ve resim sergileri, gastronomi atölyeleri, doğa yürüyüşleri, tiyatro gösterileri ve konserler gerçekleştirilecek.</p>
<p>27 Haziran Cumartesi günü Antandros Antik Kenti gezilerinin yanı sıra Ayhan Şahenk Kültür Merkezi’nde çocuk tiyatrosu, arkeoloji forumu, sergiler, söyleşiler ve konserler düzenlenecek. Festivalin ikinci günü akşamında Antandros Mandolin Grubu ile Ayvalık Rebetiko Grubu sahne alacak.</p>
<p>28 Haziran Pazar günü ise Antandros gezileri, Kazdağı Bal Ormanı yürüyüşü, Kazdağı Müzesi’nde Troya Savaşı söyleşisi ve kültürel miras konulu panel gerçekleştirilecek. Festival, akşam saatlerinde düzenlenecek konserlerle sona erecek.</p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/edremitte-antandros-2-antik-fest-basladi-644570">Edremit&#8217;te Antandros 2. Antik Fest başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Öğrenciler Tablet Alırken Nelere Dikkat Etmeli?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ogrenciler-tablet-alirken-nelere-dikkat-etmeli-644194</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Jun 2026 21:24:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[Alan]]></category>
		<category><![CDATA[alırken]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[ekran]]></category>
		<category><![CDATA[etmeli]]></category>
		<category><![CDATA[günlük]]></category>
		<category><![CDATA[hazırlama]]></category>
		<category><![CDATA[kalem]]></category>
		<category><![CDATA[klavye]]></category>
		<category><![CDATA[kullanım]]></category>
		<category><![CDATA[kutu]]></category>
		<category><![CDATA[nelere]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenciler]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[pro]]></category>
		<category><![CDATA[tablet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=644194</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tabletler artık yalnızca video izlemek ya da internette gezinmek için kullanılan cihazlar olmaktan çıktı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ogrenciler-tablet-alirken-nelere-dikkat-etmeli-644194">Öğrenciler Tablet Alırken Nelere Dikkat Etmeli?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tabletler artık yalnızca video izlemek ya da internette gezinmek için kullanılan cihazlar olmaktan çıktı. Özellikle öğrenciler için not alma, ödev hazırlama, araştırma yapma, sunum oluşturma ve çevrim içi derslere katılma gibi birçok sürecin önemli bir parçası haline geldi. Bu nedenle tablet seçiminde ekran boyutu, kalem desteği, klavye kullanımı ve donanım özellikleri her zamankinden daha fazla önem kazanıyor.</strong></p>
<p>Öğrenciler için doğru tableti seçerken yalnızca teknik özelliklere değil, cihazın günlük kullanım ihtiyaçlarına ne kadar yanıt verdiğine de dikkat etmek gerekiyor. Özellikle kalem ve klavyenin kutu içeriğinde yer alması, öğrencilerin ek aksesuar maliyetleriyle karşılaşmadan üretkenliğe başlamasını kolaylaştırıyor.</p>
<p><strong>Öğrenci Tableti Seçerken Nelere Dikkat Edilmeli?</strong></p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><strong>Özellik</strong></p>
</td>
<td><strong>Neden Önemli?</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Ekran Boyutu</strong></p>
</td>
<td><strong>Ders notları, dokümanlar ve çoklu görev kullanımı için geniş çalışma alanı sunar.</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Kalem Desteği</strong></p>
</td>
<td><strong>El yazısıyla not alma, çizim yapma ve PDF üzerinde çalışma imkanı sağlar.</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Klavye</strong></p>
</td>
<td><strong>Ödev, proje ve sunum hazırlıklarında yazım konforu sunar.</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>RAM Kapasitesi</strong></p>
</td>
<td><strong>Aynı anda birden fazla uygulamanın akıcı çalışmasına yardımcı olur.</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Depolama Alanı</strong></p>
</td>
<td><strong>Ders içerikleri, dokümanlar ve projeler için yeterli alan sunar.</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Ekran Parlaklığı</strong></p>
</td>
<td><strong>Farklı ışık koşullarında rahat kullanım sağlar.</strong></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>Geniş ekran üretkenliği artırıyor</strong></p>
<p>Tablet kullanımında ekran boyutu önemli kriterlerden biri olarak öne çıkıyor. Daha büyük ekranlar aynı anda birden fazla uygulamayı kullanmayı, doküman incelemeyi ve not almayı kolaylaştırıyor. Özellikle eğitim süreçlerinde geniş ekran, öğrencilerin ders içerikleriyle daha rahat çalışmasına yardımcı oluyor.</p>
<p><strong>Kalem ve klavye artık temel ihtiyaç haline geliyor</strong></p>
<p>Dijital not alma alışkanlığının yaygınlaşmasıyla birlikte kalem desteği birçok öğrenci için öncelikli özelliklerden biri haline geldi. Benzer şekilde klavye kullanımı da ödev hazırlama, proje geliştirme ve uzun metin yazım süreçlerinde önemli avantajlar sağlıyor. Bu nedenle kullanıcılar kalem ve klavyeyi ayrı satın almak yerine kutu içeriğinde sunulan çözümlere yöneliyor.</p>
<p><strong>Casper PAD M10 Pro öğrencilerin ihtiyaçlarına yanıt veriyor</strong></p>
<p>Casper PAD M10 Pro, öğrencilerin eğitim ve günlük kullanım ihtiyaçları dikkate alınarak geliştirildi. 12.2 inç büyüklüğündeki ekranı, kutudan çıkan aktif kalemi ve touchpad destekli manyetik klavyeli kılıfıyla not alma, ödev hazırlama ve günlük üretkenlik süreçlerini tek cihazda topluyor.</p>
<p><strong>Casper PAD M10 Pro Teknik Özellikleri</strong></p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><strong>Özellik</strong></p>
</td>
<td><strong>Casper PAD M10 Pro</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Ekran Boyutu</strong></p>
</td>
<td><strong>12.2 inç</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Ekran Çözünürlüğü</strong></p>
</td>
<td><strong>2400 x 1600 (2.4K WQXGA)</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Ekran Oranı</strong></p>
</td>
<td><strong>03:02</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Yenileme Hızı</strong></p>
</td>
<td><strong>90 Hz</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Parlaklık</strong></p>
</td>
<td><strong>500 nit</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>İşlemci</strong></p>
</td>
<td><strong>MediaTek Helio G100</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>RAM</strong></p>
</td>
<td><strong>8 GB</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Depolama Alanı</strong></p>
</td>
<td><strong>128 GB</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>İşletim Sistemi</strong></p>
</td>
<td><strong>Android 16</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Kalem Desteği</strong></p>
</td>
<td><strong>Aktif kalem kutu içeriğinde</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Klavye</strong></p>
</td>
<td><strong>Touchpad destekli manyetik klavyeli kılıf kutu içeriğinde</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Gövde Yapısı</strong></p>
</td>
<td><strong>Alüminyum kasa</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Kalınlık</strong></p>
</td>
<td><strong>7.5 mm</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Kullanım Alanları</strong></p>
</td>
<td><strong>Not alma, ödev hazırlama, araştırma, sunum hazırlama, günlük kullanım</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Hedef Kullanıcı Profili</strong></p>
</td>
<td><strong>Öğrenciler, genç kullanıcılar, üretkenlik odaklı kullanıcılar</strong></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong> </strong></p>
<p>2.4K çözünürlüğe sahip ekranı ve 500 nit parlaklığı sayesinde farklı ortamlarda rahat görüntüleme deneyimi sunan cihaz, 90 Hz yenileme hızıyla uygulamalar arasında daha akıcı geçişler yapılmasına yardımcı oluyor. Sekiz çekirdekli MediaTek Helio G100 işlemcisi ve 8 GB RAM kapasitesi ise ders içerikleri, araştırmalar ve günlük uygulamalar için akıcı bir kullanım sunuyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ogrenciler-tablet-alirken-nelere-dikkat-etmeli-644194">Öğrenciler Tablet Alırken Nelere Dikkat Etmeli?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir&#8217;in kritik haberleşme altyapısına güneş enerjili güvence</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmirin-kritik-haberlesme-altyapisina-gunes-enerjili-guvence-644062</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Jun 2026 21:20:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Afet]]></category>
		<category><![CDATA[altyapı]]></category>
		<category><![CDATA[altyapısına]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[enerjili]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[haberleşme]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[kesintisiz]]></category>
		<category><![CDATA[kritik]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sistem]]></category>
		<category><![CDATA[telsiz]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=644062</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, afet ve kriz anlarında haberleşmenin kesintisiz sürmesini sağlayan Gümüldür Akkaya Telsiz İstasyonu’nun güneş enerjisi ve depolama altyapısını güçlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirin-kritik-haberlesme-altyapisina-gunes-enerjili-guvence-644062">İzmir&#8217;in kritik haberleşme altyapısına güneş enerjili güvence</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, afet ve kriz anlarında haberleşmenin kesintisiz sürmesini sağlayan Gümüldür Akkaya Telsiz İstasyonu’nun güneş enerjisi ve depolama altyapısını güçlendirdi. Şebekeden bağımsız çalışan tesis, depoladığı enerjiyle hiç güneş almadan dört güne kadar hizmet verebilirken, yedek jeneratör sistemiyle afet dönemlerinde İzmir’in kritik iletişim ağını güvence altına alıyor.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, afetlere dirençli kent hedefi doğrultusunda kritik altyapı yatırımlarını sürdürüyor. Kent genelinde itfaiye, zabıta, metro ve birçok belediye biriminin kullandığı Sayısal Trunk Telsiz Sistemi’nin önemli merkezlerinden biri olan Gümüldür Akkaya Telsiz İstasyonu, yenilenen güneş enerjisi ve enerji depolama sistemi sayesinde kesintisiz haberleşmenin güvencesi oldu. Düzenli bakım ve onarım çalışmalarıyla desteklenen istasyon, olası afet ve acil durumlarda iletişim altyapısının kesintisiz işlemesinde kritik rol üstleniyor.</p>
<p><strong>Kesintisiz iletişim hizmeti</strong></p>
<p>İzmir’in 30 ilçesinde, 28 telsiz röle istasyonu aracılığıyla hizmet veren Sayısal Trunk Telsiz Sistemi, afetlerde ve acil durumlarda kamu hizmetlerinin koordinasyonunu sağlayan en önemli iletişim altyapılarından biri olarak görev yapıyor. Sistemin kritik merkezlerinden Akkaya Telsiz İstasyonu’nda, 40 kilovat kurulu güce ve 200 kilovatsaatin üzerinde enerji depolama kapasitesine sahip bir güneş enerjisi santrali bulunuyor. İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı İklim Değişikliği ve Temiz Enerji Müdürlüğü tarafından projelendirilen, Fen İşleri Dairesi Başkanlığı Makine ve Elektrik Şube Müdürlüğü tarafından hayata geçirilen sistem yaklaşık 3,4 milyon liralık yatırımla tamamlandı. Kendi enerjisini üreterek depolayan tesis, şebeke elektriğine ihtiyaç duymadan çalışıyor ve olası afetlerde yaşanabilecek enerji kesintilerinden etkilenmeden kesintisiz hizmet sunmaya devam ediyor.</p>
<p><strong>“Dört güne kadar güneş almadan enerji sağlayabiliyor”</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı İklim Değişikliği ve Temiz Enerji Şube Müdürü Yiğit Beydağ, tesisin kritik altyapılara enerji sağladığını belirterek şunları söyledi: “Bu tesis, Büyükşehir Belediyemizin işletmesindeki 21 güneş enerji santralinden biri. Ancak kritik haberleşme altyapısını beslemesi nedeniyle ayrı bir öneme sahip. Tesiste 80’in üzerinde güneş paneli bulunuyor. Yaklaşık 40 kilovat kurulu güce ve 200 kilovatsaatin üzerinde enerji depolama kapasitesine sahip olan sistem, şebekeden tamamen bağımsız çalışıyor. Depoladığı enerji sayesinde güneşsiz geçen dört güne kadar kesintisiz hizmet verebiliyor.”</p>
<p>Güneş enerjisi sistemlerinin verimliliğini artırmak amacıyla düzenli bakım ve temizlik çalışmaları yürüttüklerini belirten Beydağ, “İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin öz kaynaklarıyla güneş enerji santrallerimizin temizlik çalışmalarını gerçekleştiriyoruz. Bu sayede sistemlerin enerji üretim verimliliğini artırıyor ve sürdürülebilir işletimini sağlıyoruz” dedi.</p>
<p><strong>Afet anlarında iletişimin omurgası</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı Bilgi Ağları Şube Müdürlüğü Telsiz Birim Şefi Metin Öztürk, Akkaya Telsiz İstasyonu’nun sistem içindeki stratejik önemine dikkat çekti. İstasyonun haberleşme ağının kritik noktalarından biri olduğunu belirten Öztürk, “Güney bölgesindeki birçok istasyon buradan hizmet alıyor. Radyolinkler aracılığıyla verileri Toros’taki merkezimize iletiyoruz. Afet ve kriz anlarında koordinasyonun sağlanması ve olaylara hızlı müdahale edilebilmesi açısından telsiz haberleşmesi hayati önem taşıyor” diye konuştu. İzmir’in herhangi bir noktasından yapılan telsiz anonslarının sistemdeki tüm kullanıcılar tarafından duyulabildiğini ifade eden Öztürk, itfaiye, zabıta, metro ve diğer belediye birimlerinin günlük faaliyetlerinin yanı sıra afet yönetimi çalışmalarında da bu altyapıdan yararlandığını söyledi.</p>
<p><strong>“6 Şubat depremlerinde önemi bir kez daha ortaya çıktı”</strong></p>
<p>6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından yaşanan iletişim aksaklıklarının telsiz haberleşmesinin kritik rolünü bir kez daha gözler önüne serdiğini belirten Öztürk, şunları söyledi: “Depremin ardından haberleşme neredeyse durma noktasına geldi. Bu süreçte telsiz sistemlerinin önemi bir kez daha ortaya çıktı. İtfaiyenin yangına müdahalesinden metro işletmesine kadar birçok hizmet için kesintisiz iletişim gerekiyor. Sistemimizin en önemli özelliği ise 7 gün 24 saat kesintisiz çalışabilmesi.” Gümüldür Akkaya Telsiz İstasyonu’nun Kiraz, Ödemiş, Torbalı, Urla ve Seferihisar’ın da bulunduğu geniş bir bölgede yer alan 9 farklı istasyona hizmet verdiğini aktaran Öztürk, tesisin yaklaşık 6 bin telsiz kullanıcısının haberleşme altyapısını desteklediğini ifade etti.</p>
<p><strong>Yedekli sistemle güvence altında</strong></p>
<p>Şebeke bağlantısı bulunmayan tesiste güneş enerjisi ve batarya sistemlerinin yanı sıra olası arızalara karşı jeneratör desteği de bulunuyor. Yaklaşık 500 litre yakıt kapasitesine sahip yedek sistem, gerektiğinde tesisi 15 gün boyunca çalıştırabiliyor. Güvenlik kameraları, alarm sistemleri ve yedek enerji altyapılarıyla desteklenen tesis, İzmir’in afetlere hazırlık kapasitesini güçlendiren stratejik yatırımlar arasında yer alıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirin-kritik-haberlesme-altyapisina-gunes-enerjili-guvence-644062">İzmir&#8217;in kritik haberleşme altyapısına güneş enerjili güvence</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kız çocuklarında idrar yolu enfeksiyonu riski 4 kata kadar çıkabiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kiz-cocuklarinda-idrar-yolu-enfeksiyonu-riski-4-kata-kadar-cikabiliyor-643919</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Jun 2026 21:13:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Bıyıklı]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarında]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyonu]]></category>
		<category><![CDATA[idrar]]></category>
		<category><![CDATA[kata]]></category>
		<category><![CDATA[kız]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<category><![CDATA[yolu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=643919</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocukluk çağının en yaygın enfeksiyon hastalıkları arasında yer alan idrar yolu enfeksiyonları, zamanında tedavi edilmediğinde kalıcı sağlık sorunlarına yol açabilmesi nedeniyle önem taşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kiz-cocuklarinda-idrar-yolu-enfeksiyonu-riski-4-kata-kadar-cikabiliyor-643919">Kız çocuklarında idrar yolu enfeksiyonu riski 4 kata kadar çıkabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çocukluk çağının en yaygın enfeksiyon hastalıkları arasında yer alan idrar yolu enfeksiyonları, zamanında tedavi edilmediğinde kalıcı sağlık sorunlarına yol açabilmesi nedeniyle önem taşıyor. Görülme sıklığının yaşa, cinsiyete ve erkek çocuklarda sünnet durumuna göre değişiklik gösterdiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Çocuk Nefrolojisi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Neşe Karaaslan Bıyıklı, “Bu hastalık, ateş şikâyetiyle sağlık kuruluşuna başvuran 2 yaş altındaki çocuklarda yüzde 1 ila 16 oranında tespit ediliyor. Daha büyük çocuklarda ise bu oran yaklaşık yüzde 8’e ulaşıyor. Kız çocuklarının erkek çocuklarına göre 2 ila 4 kat daha fazla risk altında olması, erken tanı ve tedavinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor” dedi.</strong></p>
<p>Çocuklarda sık görülen idrar yolu enfeksiyonları, erken dönemde fark edilip tedavi edilmediğinde kalıcı sağlık sorunlarına zemin hazırlayabiliyor. Özellikle böbreklere ulaşan enfeksiyonların kalıcı hasara neden olabileceğini ve ilerleyen yıllarda hipertansiyon ile böbrek yetersizliği riskini artırabileceğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Çocuk Nefrolojisi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Neşe Karaaslan Bıyıklı, “İdrar yolu enfeksiyonları bebeklerde ve küçük çocuklarda her zaman belirgin belirtilerle ortaya çıkmayabilir. Ateş, idrar yaparken yanma, sık idrara çıkma ve idrarın renginde değişiklik gibi şikâyetlerin yanı sıra kusma, iştahsızlık ve karın ağrısı da enfeksiyonun habercisi olabilir. Bu nedenle nedeni açıklanamayan yakınmalarda idrar tahlili ve kültürüyle değerlendirme yapılması büyük önem taşıyor” dedi.</p>
<p><strong>Her 10 çocuğun 3’ünde idrar reflüsü görülüyor </strong></p>
<p>İdrar yolu enfeksiyonlarının, mikroorganizmaların idrar yollarına ulaşarak çoğalması sonucu geliştiğini açıklayan Bıyıklı, “Mikroplar genellikle idrar çıkış bölgesinden vücuda girerek mesaneye ve böbreklere kadar ilerleyebiliyor. Genital bölge hijyenine dikkat edilmemesi, yenidoğanlarda bezin uzun süre değiştirilmemesi, pişik, ishal ve parazitler hastalığın ortaya çıkmasını kolaylaştırabiliyor. Kız çocuklarında idrar kanalının kısa olması riski artırırken, erkek çocuklarda sünnet derisi veya penis ucundaki darlıklar idrar akışını zorlaştırabiliyor. Üriner sistemdeki anatomik ya da nörolojik bozukluklar, taş oluşumu ve vezikoüreteral reflü de önemli risk faktörleri arasında yer alıyor. Mesanedeki idrarın böbreklere doğru geri kaçması olarak tanımlanan vezikoüreteral reflü, idrar yolu enfeksiyonu geçiren çocukların yaklaşık yüzde 30’unda görülüyor” dedi.</p>
<p><strong>Kız çocuklarında tekrarlama riski yüzde 60’a ulaşabiliyor </strong></p>
<p>İdrar yolu enfeksiyonlarının çocuklarda tekrarlama eğiliminde olduğunu paylaşan Bıyıklı, “İlk enfeksiyonun ardından erkek çocuklarda yüzde 20 ila 30, kız çocuklarında ise yüzde 40 ila 60 oranında tekrar görülebiliyor. Bu nedenle idrar yolu enfeksiyonu geçiren çocukların altta yatan nedenler açısından mutlaka değerlendirilmesi gerekiyor. Bu çocukların yaklaşık yarısında idrar yollarına ilişkin yapısal sorunlar bulunabiliyor. Kaçak, darlık veya taş gibi problemler enfeksiyonların tekrarlamasına yol açarken, mesane ve bağırsak fonksiyon bozuklukları da tedavi başarısını olumsuz etkileyebiliyor. Enfeksiyonun böbreklerde hasar bırakması durumunda ise böbrek gelişiminde sorunlar, yüksek tansiyon ve böbrek yetersizliği gibi ciddi sağlık problemleri ortaya çıkabiliyor. Ayrıca kız çocuklarında çocukluk çağında geçirilen enfeksiyonlar ilerleyen yıllarda, özellikle adet dönemleri ve gebelikte yeniden görülebiliyor hatta gebelik zehirlenmesi riskini de artırabiliyor” dedi.</p>
<p><strong>İdrar tahlili tek başına yeterli olmayabilir </strong></p>
<p>İdrar yolu enfeksiyonu geçiren çocuklarda yalnızca idrar tahlili ve kültürüyle yetinilmemesi gerektiğini vurgulayan Bıyıklı, “Özellikle altta yatan anatomik sorunların ve olası böbrek hasarının araştırılması kritik. Bu amaçla böbrek ve mesane ultrasonografisi temel değerlendirmeler arasında yer alırken, bazı çocuklarda böbrek sintigrafisi yapılabiliyor. Hatta böbrek hasarı riski, aile öyküsü ve klinik bulgulara göre işeme sistografisi gibi ileri görüntüleme yöntemlerine de başvurulabiliyor. Gerektiğinde MR ürografi, bilgisayarlı tomografi, MAG3 ve ürodinami gibi ileri tetkikler de kullanılabiliyor. Tedavide ise uygun antibiyotiğin doğru doz ve sürede kullanılması çok kıymetli. Bazı çocuklarda ağızdan tedavi yeterli olurken, gerekli durumlarda enjeksiyon tedavisi ihtiyacı da doğabilir” dedi.</p>
<p><strong><em> </em>Genital bölgede ıslak mendil kullanımından kaçınılmalı</strong></p>
<p>İdrar yolu enfeksiyonlarından korunmada günlük alışkanlıkların önemli rol oynadığını belirten Bıyıklı, “Çocukların yeterli miktarda su tüketmesi ve kabızlık sorununun kontrol altına alınması enfeksiyon riskini azaltmada önemli rol oynuyor. Bez kullanan çocuklarda bezlerin sık değiştirilmesi ve mümkün olduğunca uzun süre bez kullanımından kaçınılması gerekiyor. Kız çocuklarında genital bölgenin önden arkaya doğru temizlenmesi, erkek çocuklarda ise penis çevresinin dikkatli şekilde yıkanması önemli. Ayrıca bu bölgelerin temizliğinde yalnızca su kullanılmasının yeterli olduğu bilinmeli. Özel bakım ürünleri ve ıslak mendiller genital bölgenin doğal yapısını bozabilir. Ek olarak uzun süre köpüklü banyolardan kaçınılması, pamuklu iç çamaşırı tercih edilmesi, iç çamaşırların günlük değiştirilmesi ve idrarın uzun süre tutulmaması da dikkat edilmesi gereken noktalar arasında” uyarısında bulundu.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kiz-cocuklarinda-idrar-yolu-enfeksiyonu-riski-4-kata-kadar-cikabiliyor-643919">Kız çocuklarında idrar yolu enfeksiyonu riski 4 kata kadar çıkabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yavuz Sultan Selim ve Kuzey Çevre Otoyolu, &#8220;Yol Hipnozuna Dikkat&#8221; Konusunda Farkındalık Yaratıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yavuz-sultan-selim-ve-kuzey-cevre-otoyolu-yol-hipnozuna-dikkat-konusunda-farkindalik-yaratiyor-643913</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Jun 2026 21:13:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[kuzey]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[otoyolu]]></category>
		<category><![CDATA[selim]]></category>
		<category><![CDATA[sultan]]></category>
		<category><![CDATA[sürüş]]></category>
		<category><![CDATA[yavuz]]></category>
		<category><![CDATA[Yavuz Sultan Selim Köprüsü]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=643913</guid>

					<description><![CDATA[<p>IC Altyapı Grubu işletmelerinden Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu İşletmesi, güvenli sürüş kültürünün yaygınlaşmasına katkı sağlamak amacıyla yol kullanıcılarının bilinçlendirilmesine yönelik çalışmalarını sürdürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yavuz-sultan-selim-ve-kuzey-cevre-otoyolu-yol-hipnozuna-dikkat-konusunda-farkindalik-yaratiyor-643913">Yavuz Sultan Selim ve Kuzey Çevre Otoyolu, &#8220;Yol Hipnozuna Dikkat&#8221; Konusunda Farkındalık Yaratıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>IC Altyapı Grubu işletmelerinden Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu İşletmesi, güvenli sürüş kültürünün yaygınlaşmasına katkı sağlamak amacıyla yol kullanıcılarının bilinçlendirilmesine yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Özellikle uzun yol sürüşlerinde ortaya çıkabilen yol hipnozu, sürücülerin dikkat seviyesinin farkında olmadan azalmasına neden olarak çevresel uyaranlara verilen tepkilerin yavaşlamasına ve sürüş performansının olumsuz etkilenmesine yol açabiliyor.</p>
<p>Bu kapsamda Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu İşletmesi, sürücülere ‘’Yol Hipnozuna Dikkat’’ hakkında bilgilendirmelerde bulunurken, uzun yolculuklarda uygulanabilecek basit önlemlerle dikkat seviyesinin korunabileceğine dikkat çekiyor. Sürücülerin her iki saatte bir mola vermesini, araçtan inerek kısa yürüyüşler yapmasını, bol su tüketmesini ve temiz hava almasını öneriyor. Yol boyunca aynalara ve çevre koşullarına düzenli olarak odaklanmak da dikkat dağınıklığının önüne geçilmesine yardımcı oluyor. Ayrıca sürücüler, uykululuk hissettiklerinde yolculuğa ara vermeli ve dinlenmeden direksiyon başına geçmemeli.</p>
<p>Yolculuk sırasında zihinsel canlılığın korunması da büyük önem taşıyor. Odağı desteklemek amacıyla sakız çiğnemek, farklı türlerde müzikler dinlemek ve sürüş boyunca dik pozisyonda oturmaya özen göstermek dikkat seviyesinin korunmasına katkı sağlıyor. Bununla birlikte uzun yolculuklara çıkmadan önce en az 6-7 saat kaliteli uyku alınması, sürüş güvenliğini artıran en önemli unsurlar arasında yer alıyor.</p>
<p><strong><em>Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu İşletmesi Operasyon Direktörü Engin Erdoğmuş,  </em></strong>“Yol hipnozuna dikkat, özellikle uzun yolculuklarda sürücülerin dikkat seviyesini olumsuz etkileyebilen önemli bir trafik güvenliği riskidir. Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu İşletmesi olarak trafik güvenliği konusunda farkındalık oluşturmayı önemli sorumluluklarımız arasında görüyoruz. Düzenli molalar vermek, basit fiziksel hareketler yapmak, sürüş öncesinde yeterince dinlenmek ve yorgunluk belirtilerini dikkate almak, olası risklerin azaltılmasına önemli katkı sağlıyor. Bu kapsamda gerçekleştirdiğimiz farkındalık çalışmalarıyla daha fazla yol kullanıcısına ulaşmayı ve güvenli sürüş konusunda bilinç oluşturmayı hedefliyoruz.” açıklamalarında bulundu.  </p>
<p>Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu İşletmesi, “Yol Hipnozu” farkındalığını ön plana çıkararak bu yıl da uluslararası bir kuruluş olan ASECAP (Avrupa Ücretli Yol Altyapısı İşletmecileri Birliği) tarafından düzenlenen S(He) Works I Care kampanyasında yer alıyor. Konuyu uluslararası platformlara taşıyan işletme, kapsayıcılık ve toplumsal fayda odağındaki çalışmalarını kararlılıkla sürdürüyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yavuz-sultan-selim-ve-kuzey-cevre-otoyolu-yol-hipnozuna-dikkat-konusunda-farkindalik-yaratiyor-643913">Yavuz Sultan Selim ve Kuzey Çevre Otoyolu, &#8220;Yol Hipnozuna Dikkat&#8221; Konusunda Farkındalık Yaratıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beyazlatma işlemi için doğru zaman önemli!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/beyazlatma-islemi-icin-dogru-zaman-onemli-643901</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Jun 2026 21:13:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beyaz]]></category>
		<category><![CDATA[beyazlatma]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[Diş Beyazlatma]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[hekim]]></category>
		<category><![CDATA[işlem]]></category>
		<category><![CDATA[işlemi]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[uygulama]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=643901</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Restoratif Diş Tedavisi Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Özge Mimir, yaz döneminde estetik beklentilerle artan diş beyazlatma taleplerinde, profesyonel uygulamanın önemi ve işlem öncesi-sonrası dikkat edilmesi gereken kurallar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beyazlatma-islemi-icin-dogru-zaman-onemli-643901">Beyazlatma işlemi için doğru zaman önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Restoratif Diş Tedavisi Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Özge Mimir, yaz döneminde estetik beklentilerle artan diş beyazlatma taleplerinde, profesyonel uygulamanın önemi ve işlem öncesi-sonrası dikkat edilmesi gereken kurallar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Daha beyaz dişler kişilerin kendilerini daha genç ve bakımlı hissetmelerini sağlıyor!</strong></p>
<p>Yaz aylarının düğünler, mezuniyet törenleri, tatiller ve sosyal etkinliklerin yoğunlaştığı bir dönem olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Özge Mimir, “İnsanlar bu süreçte daha fazla fotoğraf çekildiği ve sosyal ortamlarda daha görünür oldukları için estetik görünümlerine daha fazla önem veriyor.” dedi.</p>
<p>Gülüş estetiğinin yüz algısı üzerindeki etkisi oldukça yüksek olduğuna işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Mimir, daha beyaz dişlerin bireylerin kendilerini daha genç, sağlıklı ve bakımlı hissetmelerine katkı sağlayabildiğini, bu nedenle yaz öncesinde diş beyazlatma taleplerinde belirgin bir artış görüldüğünü aktardı.</p>
<p><strong>Beyazlatma kararı klinik muayene sonrasında uzman hekim tarafından verilmeli!</strong></p>
<p>Diş beyazlatmanın ağız ve diş sağlığı iyi olan, dişlerinde çay, kahve, sigara veya yaşa bağlı renklenmeler bulunan bireyler için uygun bir tedavi seçeneği olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Özge Mimir, “Ancak aktif çürükleri bulunan, ileri düzey diş eti hastalığı olan, ciddi mine kaybı yaşayan veya kontrol altına alınmamış dentin hassasiyeti bulunan bireylerde öncelikle bu sorunların tedavi edilmesi gerekir. Ayrıca hamilelik ve emzirme dönemlerinde beyazlatma işlemleri genellikle ertelenir. Beyazlatma kararı mutlaka klinik muayene sonrasında uzman hekim tarafından verilmeli.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Sosyal medyadaki beyazlatma yöntemleri diş minesinde geri dönüşü olmayan hasarlara yol açabilir!</strong></p>
<p>Profesyonel klinik beyazlatma işlemlerinin diş hekimi kontrolünde uygulandığını ve kullanılan beyazlatıcı ajanların etkinliğinin daha yüksek olduğunu hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Özge Mimir, şunları söyledi:</p>
<p>“Bu nedenle daha kısa sürede ve daha öngörülebilir sonuçlar elde edilir. Ev tipi beyazlatma sistemlerinde ise genellikle kişiye özel hazırlanan plaklar ve daha düşük konsantrasyonda beyazlatıcı ajanlar kullanılır. Bu tedavide plak ve beyazlatıcı ajan hekim tarafından hastaya tedarik edilir ve belli haftalarda kontrol yapılması koşulu ile hastaya uygulama yöntemi anlatılarak takip edilmelidir. Her iki yöntem de uygun vakalarda etkili olabilir ancak internet üzerinden satılan ve denetimsiz kullanılan ürünler diş minesine zarar verebilir, diş eti irritasyonuna veya aşırı hassasiyete neden olabilir. Bu sebeple beyazlatma tedavileri uzman hekim kontrolünde yapılmalıdır.</p>
<p>Sosyal medyada sıkça karşımıza çıkan karbonat, limon, aktif kömür veya çeşitli aşındırıcı maddelerle yapılan beyazlatma uygulamalarının büyük kısmı bilimsel olarak desteklenmemektedir. Bu yöntemler kısa süreli bir beyazlık hissi oluşturabilse de uzun vadede diş minesinde aşınma, hassasiyet artışı ve yüzey düzensizlikleri gibi geri dönüşü olmayan problemlere yol açabilir. Diş beyazlatma işlemlerinin güvenli ve etkili şekilde uygulanabilmesi için mutlaka diş hekimi kontrolünde gerçekleştirilmesi gerekir.”</p>
<p><strong>Beyazlatma sonrası ilk 2 hafta dikkat edilmeli!</strong></p>
<p>Beyazlatma sonrasında özellikle ilk 24-48 saatin oldukça önemli olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Özge Mimir, “Bu dönemde dişler renklenmeye karşı daha hassas hale gelebilir.” dedi. </p>
<p>Yaz aylarında sık tüketilen buzlu kahveler, renkli meyve suları, asitli içecekler ve yoğun pigment içeren gıdalara karşı uyaran Dr. Öğr. Üyesi Mimir, “Bunlar renklenmeye neden olabileceğinden dikkatli tüketilmeli. Özellikle beyazlatma tedavisinin ardından ilk 2 hafta bu içeceklerin tüketiminin sınırlandırılması önerilir. Ayrıca yeterli ağız hijyeninin sağlanması ve diş hekiminin önerilerine uyulması elde edilen sonucun korunmasında önemli rol oynar.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Diş beyazlatma işleminin tatilden yaklaşık 1-2 hafta önce yaptırılmalı!</strong></p>
<p>Diş beyazlatma işleminin tatilden yaklaşık 1-2 hafta yaptırılmasını öneren Dr. Öğr. Üyesi Özge Mimir, “Bu süre hem olası geçici hassasiyetlerin azalmasına hem de elde edilen rengin stabil hale gelmesine olanak sağlar. Ayrıca ihtiyaç duyulursa ek uygulamalar veya kontrol seansları için de yeterli zaman bırakılmış olur.” dedi.</p>
<p>Diş beyazlatma sonrası gülüş estetiğini korumak için uygulanması gereken rutinlere de değinen Dr. Öğr. Üyesi Mimir, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Beyazlatma sonrasında düzenli diş fırçalama, diş ipi kullanımı ve rutin diş hekimi kontrolleri büyük önem taşır. Kahve, çay, sigara ve yoğun pigment içeren gıdaların tüketiminin sınırlandırılması beyazlatma etkisinin daha uzun süre korunmasına yardımcı olur. Renkli içeceklerin pipetle tüketilmesi, tüketim sonrasında ağızın su ile çalkalanması ve profesyonel diş temizliği seanslarının aksatılmaması da beyazlığın devamlılığı açısından faydalı uygulamalardır. Ayrıca beyazlatmanın kalıcı bir işlem olmadığı ve belirli aralıklarla hekim kontrolünde destek uygulamalara ihtiyaç duyulabileceği unutulmamalı.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beyazlatma-islemi-icin-dogru-zaman-onemli-643901">Beyazlatma işlemi için doğru zaman önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bağımsızlık, teknoloji ve güvenle gelen başarı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bagimsizlik-teknoloji-ve-guvenle-gelen-basari-643818</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Jun 2026 21:10:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[bağımsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[eset]]></category>
		<category><![CDATA[gelen]]></category>
		<category><![CDATA[güvenle]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[koruma]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Siber Güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[şirket]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=643818</guid>

					<description><![CDATA[<p>Siber güvenlik alanında dünya lideri olan ESET, 2025 yılı sonuçlarını açıkladı. Sürdürülebilir büyüme, güçlü kârlılık ile inovasyon ve küresel genişlemede kaydedilen ilerlemeyi vurguladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bagimsizlik-teknoloji-ve-guvenle-gelen-basari-643818">Bağımsızlık, teknoloji ve güvenle gelen başarı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Siber güvenlik alanında dünya lideri olan ESET, 2025 yılı sonuçlarını açıkladı. Sürdürülebilir büyüme, güçlü kârlılık ile inovasyon ve küresel genişlemede kaydedilen ilerlemeyi vurguladı. ESET Grubu, bir önceki yıla göre yüzde 6 artışla  733 milyon avro gelir bildirdi. Kurumsal müşteriler büyümeyi sürdürürken tüketici segmenti de beklentileri aştı.</strong></p>
<p><strong> </strong>ESET CEO’su Richard Marko, “Hızlı teknolojik değişim ve artan jeopolitik gerilimler, 2025 yılında siber güvenlik ortamını yeniden şekillendirmeye devam etti,” dedi. “Bu dinamikler sadece talebi hızlandırmakla kalmadı, aynı zamanda güvenilir ve bağımsız siber güvenlik sağlayıcılarının önemini de pekiştirdi.” açıklamasını yaptı. </p>
<p>ESET’in performansı, siber güvenliğe yönelik kendine özgü bir yaklaşıma dayanıyor. Özel sermayeli bir Avrupa şirketi olan ESET, giderek karmaşıklaşan tehdit ortamında güvenilir koruma sağlamak için <strong>bağımsızlık, şirket içi teknoloji geliştirme ve uzun vadeli uzmanlığı </strong>bir araya getiriyor. Bu özellikler, mevzuata uygunluk ve güvenilir teknoloji geliştirme konusundaki taahhüdünü daha da sağlamlaştırıyor. Tespit motorlarından yapay zekâya ve tehdit istihbaratına kadar şirket içinde geliştirilen teknoloji yelpazesiyle ESET, kalite, inovasyon ve güvenlik üzerinde tam kontrol sağlıyor. Bu model, ortaya çıkan tehditlere daha hızlı yanıt verilmesini mümkün kılıyor ve müşteriler, iş ortakları ve kurumlar arasındaki güveni güçlendiriyor.</p>
<p><strong>Kurumsal genişlemenin itici gücüyle büyüme</strong></p>
<p>Büyüme, büyük ölçüde kurumsal müşterilerden gelen güçlü talep tarafından desteklendi. ESET ayrıca <strong>ESET PRIVATE çözümleri </strong>aracılığıyla özel tekliflerini geliştirmeye devam ederek, büyük kuruluşlar, hükümetler ve kritik altyapı operatörleri için tasarlanmış siber güvenlik çözümleri sundu. Bu çözümler arasında hava boşluğu (air-gapping), gömülü tarama, proaktif istemci koruması, endüstriyel güvenlik ve hem özel Güvenlik Operasyon Merkezi hizmetleri hem de özel danışmanlık hizmetlerini içeren hizmetler yer alıyor. Bu durum, karmaşık operasyonel ve düzenleyici gerekliliklerin her ikisini de karşılamak için ileri teknolojileri özel hizmetlerle birleştiriyor. </p>
<p><strong>İnovasyon ve yapay zekâ ile siber güvenliği geliştirme</strong></p>
<p>2025 yılında ESET, yapay zekâ odaklı güvenlik, otomasyon ve dayanıklılığa büyük önem vererek hem kurumsal hem de tüketici segmentlerindeki ürün portföyünü daha da güçlendirdi. ESET, yapay zekâyı <strong>sorumlu ve pratik kullanım senaryolarına</strong>odaklanarak uyguluyor ve gizlilik ile uyumluluk standartlarını korurken ölçülebilir güvenlik sonuçları sağlıyor.</p>
<p><strong>Önemli yenilikler arasında şunlar yer aldı:</strong></p>
<ul>
<li>Güvenlik operasyonlarını basitleştirmek, analist yorgunluğunu azaltmak ve yetenek eksikliğini gidermeye yardımcı olmak amacıyla ESET PROTECT XDR&#8217;ye ESET AI Advisor&#8217;ın eklenmesi</li>
<li>Fidye yazılımlarına karşı dayanıklılığın artırılması</li>
<li>Daha hızlı Yönetilen Tespit ve Müdahale</li>
<li>Splunk ve Wazuh gibi önemli platformlarla entegrasyonların genişletilmesi</li>
<li>Fidye yazılımı, oltalama ve botnetleri kapsayan yeni tehdit istihbaratı beslemeleri</li>
<li>Tüketiciler için: Fidye yazılımı giderme, gelişmiş kimlik avı algılama için derin web denetimi ve ev ağlarında kapsamlı koruma sağlayan yönlendirici düzeyinde VPN</li>
</ul>
<p><strong>Avrupa kökenli ve küresel genişleme</strong></p>
<p>35 yılı aşkın deneyime sahip bir Avrupa şirketi olan ESET, güçlü bölgesel kimliğini korurken küresel ayak izini genişletmeye devam ediyor. 2025 yılında şirket, merkezi Kopenhag&#8217;da bulunan ESET Norden&#8217;in kurulmasıyla Kuzey Avrupa&#8217;daki varlığını güçlendirdi. Bu genişleme, <strong>küresel erişimi yerel uzmanlıkla </strong>birleştirerek müşteriler ve iş ortaklarıyla daha yakın ilişkiler kurmayı amaçlayan daha kapsamlı bir stratejiyi yansıtıyor. Bu genişlemeye, tüm pazarlarda siber dayanıklılığın artırılmasının temel bileşeni olan ESET Siber Farkındalık Eğitimi hizmetinin küresel çapta tam olarak kullanıma sunulması eşlik etti. </p>
<p><strong>Araştırma odaklı uzmanlık ve küresel etki</strong></p>
<p>ESET’in araştırma yetenekleri, başarısının temel taşlarından biri olmaya devam ediyor; bu yetenekler, sürekli değişen tehdit ortamına ilişkin görünürlük sağlarken hem ürün geliştirmeyi hem de küresel siber güvenlik çabalarını destekliyor.</p>
<p>2025 yılında ESET araştırmacıları, aşağıdakiler de dâhil olmak üzere önemli keşiflere imza attı:</p>
<ul>
<li>Bilinen ilk yapay zekâ destekli fidye yazılımı: <strong>PromptLock</strong></li>
<li>Sistem güvenliğini etkileyen kritik güvenlik açıkları: <strong>UEFI Güvenli Önyükleme atlatma</strong></li>
<li>İHA sektörü dâhil olmak üzere kilit sektörleri hedef alan <strong>Lazarus</strong> APT kampanyaları</li>
</ul>
<p>Araştırmanın ötesinde, ESET, Europol ve ENISA gibi uluslararası kuruluşlarla aktif olarak iş birliği yaparak, siber suçlarla mücadele ve küresel dayanıklılığı güçlendirmeye yönelik koordineli çabaları destekliyor.</p>
<p><strong>Tanınma ve performans doğrulaması</strong></p>
<p>ESET’in teknolojisi ve uzmanlığı, 2025 yılında bağımsız test kuruluşları ve sektör analistleri tarafından sürekli olarak takdir gördü. Bunlar arasında şunlar yer alıyor:</p>
<ul>
<li>ESET HOME Security Essential, AV-Comparatives’in 2024 Yılı Ürünü ödülünü kazandı.</li>
<li>ESET HOME Security, 2025 IDC MarketScape: Dünya Çapında Tüketici Dijital Yaşam Koruma Raporu’nda Lider seçildi.</li>
<li>ESET, MITRE ATT&#038;CK® değerlendirmelerinde %100 koruma oranıyla en yüksek performansı elde etti.</li>
<li>ESET, EPR, EDR ve İş Güvenliği kategorilerinde AV-Comparatives’ten birçok ödül kazandı.</li>
<li>ESET, fidye yazılımı giderme alanında 2025 SC Ödülü’nü kazandı.</li>
</ul>
<p>Bu sonuçlar, ESET’in yüksek kaliteli siber güvenlik çözümleri sunan güvenilir bir sağlayıcı olarak konumunu pekiştiriyor.</p>
<p><strong>Uzmanlık üzerine kurulu dayanıklı bir organizasyon</strong></p>
<p>ESET’in uzun vadeli başarısının temelinde çalışanları yatıyor. Şirket, olağanüstü bir yetenek sürekliliğinden yararlanıyor; uzmanların önemli bir kısmı on yıldan fazla süredir şirkette çalışıyor. Bu durum, küresel yetenek kıtlığıyla karşı karşıya olan sektörde önemli bir avantaj.Bağımsızlığı ve şirket içi yetkinlikleriyle birleşen bu istikrar, ESET’in tutarlı bir şekilde yenilik yapmasını ve uzun vadeli değer sunmasını sağlıyor.</p>
<p><strong>Geleceğe bakış</strong></p>
<p>2025 yılında ESET, yapay zekâ, insan uzmanlığı ve küresel tehdit istihbaratını bir araya getirerek, giderek daha fazla yapay zekâ odaklı hâle gelen dünyada dayanıklı ve geleceğe hazır çözümler sunmak suretiyle teknoloji odaklı bir siber güvenlik şirketi olarak konumunu güçlendirmeye devam etti. ESET, daha güvenli ve güvenilir bir dijital ortama katkıda bulunurken dünya çapındaki kuruluşları ve bireyleri korumaya kararlı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bagimsizlik-teknoloji-ve-guvenle-gelen-basari-643818">Bağımsızlık, teknoloji ve güvenle gelen başarı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uluslararası Hukuk Başarı Ödülü&#8217;nün sahibi Avukat Yusuf Dere: Adaletin gücü, hukukun kurallarına sadakatle ölçülür</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uluslararasi-hukuk-basari-odulunun-sahibi-avukat-yusuf-dere-adaletin-gucu-hukukun-kurallarina-sadakatle-olculur-643704</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Jun 2026 21:05:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet]]></category>
		<category><![CDATA[Alan]]></category>
		<category><![CDATA[avukat]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[delil]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[nün]]></category>
		<category><![CDATA[ödülü]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sahibi]]></category>
		<category><![CDATA[temel]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<category><![CDATA[yargı]]></category>
		<category><![CDATA[yusuf]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=643704</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hukuk dünyasında son yılların en çok tartışılan başlıkları arasında yer alan 12. Yargı Paketi, yeni infaz düzenlemeleri, kadın hakları, ceza yargılamaları ve hukuka aykırı deliller konusu kamuoyunda geniş yankı uyandırmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uluslararasi-hukuk-basari-odulunun-sahibi-avukat-yusuf-dere-adaletin-gucu-hukukun-kurallarina-sadakatle-olculur-643704">Uluslararası Hukuk Başarı Ödülü&#8217;nün sahibi Avukat Yusuf Dere: Adaletin gücü, hukukun kurallarına sadakatle ölçülür</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hukuk dünyasında son yılların en çok tartışılan başlıkları arasında yer alan 12. Yargı Paketi, yeni infaz düzenlemeleri, kadın hakları, ceza yargılamaları ve hukuka aykırı deliller konusu kamuoyunda geniş yankı uyandırmaya devam ediyor.</p>
<p>Ceza hukuku alanındaki çalışmalarıyla dikkat çeken Avukat Yusuf Dere, hukuk devletinin temel güvencesinin adil yargılama ilkesi olduğunu belirterek önemli değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p>Ağır ceza davalarından ceza yargılamalarına, delil değerlendirmelerinden temel hak ve özgürlüklere kadar geniş bir alanda çalışmalarını sürdüren Dere, hukukun yalnızca mahkeme salonlarında uygulanan kurallar bütünü olmadığını, aynı zamanda toplumsal güvenin temel taşı olduğunu ifade etti.</p>
<p>Hukuk alanındaki çalışmaları ve mesleki başarılarıyla dikkat çeken Yusuf Dere, geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen 5. Türkiye Avrupa İş Dünyası Ödülleri kapsamında *&#8221;Uluslararası Hukuk Başarı Ödülü&#8221;*ne layık görüldü.</p>
<p>Ödül töreninde hukuk alanındaki katkıları nedeniyle onurlandırılan Dere, hukuk mesleğinin yalnızca davaları takip etmekten ibaret olmadığını belirterek, &#8220;Hukuk, bireyin devlete karşı güvencesidir. Adaletin sağlıklı işlemesi, toplumun geleceğe güvenle bakabilmesinin temel şartıdır&#8221; dedi.</p>
<p>Son dönemde kamuoyunun yakından takip ettiği yeni infaz düzenlemeleri ve 12. Yargı Paketi üzerine de değerlendirmelerde bulunan Dere, hukuk sisteminin sürekli gelişen toplumsal ihtiyaçlara cevap verebilmesinin önemine dikkat çekti.</p>
<p>&#8220;Yasal düzenlemeler yapılırken yalnızca bugünün ihtiyaçları değil, geleceğin hukuk anlayışı da dikkate alınmalıdır. Hukukun temel amacı toplumsal dengeyi sağlarken bireysel hak ve özgürlükleri de koruyabilmektir&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Kadın hakları konusunun çağdaş hukuk sistemlerinin en önemli başlıklarından biri olduğunu belirten Dere, kadınların hak arama süreçlerinde hukuki mekanizmalara erişimin güçlendirilmesinin büyük önem taşıdığını vurguladı.</p>
<p>Ceza yargılamalarında en kritik konulardan birinin delil değerlendirmesi olduğuna dikkat çeken Yusuf Dere, hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin hukuk devleti ilkeleri açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini söyledi.</p>
<p>&#8220;Bir hukuk devletinde amaç yalnızca sonuca ulaşmak değildir. Sonuca hangi yöntemlerle ulaşıldığı da en az sonuç kadar önemlidir. Hukuka aykırı yollarla elde edilen deliller, adalet sisteminin meşruiyetine zarar verebilir.&#8221;</p>
<p>Ağır ceza davalarının yalnızca hukuki değil, aynı zamanda toplumsal boyutları bulunan süreçler olduğuna dikkat çeken Dere, her dosyanın büyük bir sorumluluk taşıdığını ifade etti.</p>
<p>&#8220;Bir ceza dosyasında verilen karar yalnızca tarafları değil, toplumun adalete olan güvenini de etkiler. Bu nedenle savunma hakkı, adil yargılanma ilkesi ve hukukun üstünlüğü taviz verilemeyecek değerlerdir.&#8221;</p>
<p>Meslek hayatı boyunca hukuk devleti ilkelerini merkeze alan yaklaşımıyla dikkat çeken Yusuf Dere, hukukun gelişen dünyaya uyum sağlaması gerektiğini ancak temel adalet prensiplerinden asla uzaklaşılmaması gerektiğini belirtiyor.</p>
<p>Uluslararası Hukuk Başarı Ödülü ile taçlanan çalışmalarıyla adından söz ettiren Yusuf Dere&#8217;ye göre güçlü toplumların ortak özelliği ekonomik güçleri değil, adalete duydukları güvendir.</p>
<p>&#8220;Çünkü adaletin olmadığı yerde güven, güvenin olmadığı yerde ise güçlü bir gelecek inşa etmek mümkün değildir.&#8221;</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uluslararasi-hukuk-basari-odulunun-sahibi-avukat-yusuf-dere-adaletin-gucu-hukukun-kurallarina-sadakatle-olculur-643704">Uluslararası Hukuk Başarı Ödülü&#8217;nün sahibi Avukat Yusuf Dere: Adaletin gücü, hukukun kurallarına sadakatle ölçülür</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Avukat Fatma Göksu Rende: Adaletin en çok koruması gerekenler, kendini savunmakta zorlananlardır</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/avukat-fatma-goksu-rende-adaletin-en-cok-korumasi-gerekenler-kendini-savunmakta-zorlananlardir-643701</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Jun 2026 21:05:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[adaletin]]></category>
		<category><![CDATA[avukat]]></category>
		<category><![CDATA[fatma]]></category>
		<category><![CDATA[gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[göksu]]></category>
		<category><![CDATA[hakları]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[koruması]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[rende]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=643701</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda kadınlara ve çocuklara yönelik suçlar kamuoyunun en hassas gündem başlıkları arasında yer almaya devam ederken, hukukçular da adalet mekanizmasının etkin işlemesinin önemine dikkat çekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/avukat-fatma-goksu-rende-adaletin-en-cok-korumasi-gerekenler-kendini-savunmakta-zorlananlardir-643701">Avukat Fatma Göksu Rende: Adaletin en çok koruması gerekenler, kendini savunmakta zorlananlardır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda kadınlara ve çocuklara yönelik suçlar kamuoyunun en hassas gündem başlıkları arasında yer almaya devam ederken, hukukçular da adalet mekanizmasının etkin işlemesinin önemine dikkat çekiyor.</p>
<p>Ceza hukuku alanında çalışmalarıyla tanınan Avukat Göksu, özellikle kadın ve çocuk hakları konusunda toplumsal farkındalığın artırılması gerektiğini belirterek önemli değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p>Kadınlara ve çocuklara yönelik suçların yalnızca bireysel mağduriyetler oluşturmadığını ifade eden Av. Göksu, bu tür olayların toplumun vicdanını ve geleceğini doğrudan etkilediğini söyledi.</p>
<p>&#8220;Bir çocuğun uğradığı haksızlık yalnızca o çocuğun meselesi değildir. Bir kadının maruz kaldığı şiddet yalnızca bireysel bir sorun değildir. Bunlar toplumun tamamını ilgilendiren, hukukun kararlılıkla müdahale etmesi gereken konulardır&#8221; diyen Göksu, adalet sisteminin özellikle kırılgan grupların korunmasında hayati bir görev üstlendiğini vurguladı.</p>
<p>Ceza hukukunun yalnızca suçluyu cezalandırma amacı taşımadığını belirten Av. Göksu, aynı zamanda mağdurların haklarının korunmasının da hukukun temel görevlerinden biri olduğunu ifade etti.</p>
<p>Kadınların ve çocukların çoğu zaman yaşadıkları mağduriyetleri dile getirmekte zorlandıklarına dikkat çeken Av. Göksu, hukuki süreçlerde bilinçli hareket edilmesinin büyük önem taşıdığını söyledi.</p>
<p>&#8220;Birçok kişi haklarını bilmediği için sessiz kalıyor. Oysa hukuk, hak arayan vatandaşın yanında duran en güçlü mekanizmalardan biridir. Önemli olan süreci doğru yönetmek ve zamanında hukuki destek almaktır&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Özellikle ceza davalarında yürütülen soruşturma ve yargılama süreçlerinin büyük hassasiyet gerektirdiğini belirten Av. Göksu, her dosyanın arkasında bir insan hikâyesi bulunduğunu vurguladı.</p>
<p>&#8220;Dosyalara yalnızca evrak olarak bakmıyoruz. Her dosyanın arkasında bir hayat, bir aile ve çoğu zaman ciddi mağduriyetler bulunuyor. Bu nedenle hukuki mücadele kadar insani sorumluluğun da farkında olmak gerekiyor.&#8221;</p>
<p>Toplumda hukuk bilincinin güçlenmesinin suçla mücadelede önemli rol oynadığını belirten Av. Göksu, kadınların ve çocukların haklarını bilmelerinin ve gerektiğinde hukuki destek almaktan çekinmemelerinin büyük önem taşıdığını söyledi.</p>
<p>Adaletin yalnızca mahkeme salonlarında verilen kararlardan ibaret olmadığını ifade eden Av. Göksu , hukukun temel amacının toplumsal güveni tesis etmek ve bireylerin haklarını korumak olduğunu belirtti.</p>
<p>Kadın ve çocuk hakları konusundaki çalışmalarıyla dikkat çeken Avukat Göksu, hukuk devletinin en önemli göstergesinin, kendisini korumakta en çok zorlanan bireylerin haklarını güvence altına alabilmesi olduğunu vurguladı.</p>
<p>&#8220;Bir toplumun adalet seviyesi, en güçlü olanı değil; en korunmasız olanı ne kadar koruyabildiğiyle ölçülür.&#8221;</p>
<p>Fatma Göksu Rende&#8217;ye göre adaletin gerçek anlamı da tam olarak burada başlıyor.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/avukat-fatma-goksu-rende-adaletin-en-cok-korumasi-gerekenler-kendini-savunmakta-zorlananlardir-643701">Avukat Fatma Göksu Rende: Adaletin en çok koruması gerekenler, kendini savunmakta zorlananlardır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmangazi&#8217;de Bursa&#8217;nın Tarihi Yolculuğu Masaya Yatırıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/osmangazide-bursanin-tarihi-yolculugu-masaya-yatirildi-643173</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 21:55:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bursa]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[masaya]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<category><![CDATA[program]]></category>
		<category><![CDATA[sanayi]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[yatırıldı]]></category>
		<category><![CDATA[yolculuğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=643173</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi’nin düzenlediği Medya Buluşmaları’nda konuşan deneyimli gazeteci Dr. Murat Kuter, Bursa’nın tarihsel mirası, sanayi geçmişi ve gastronomisiyle büyük önem taşıdığını vurguladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazide-bursanin-tarihi-yolculugu-masaya-yatirildi-643173">Osmangazi&#8217;de Bursa&#8217;nın Tarihi Yolculuğu Masaya Yatırıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span>Osmangazi Belediyesi’nin düzenlediği Medya Buluşmaları’nda konuşan deneyimli gazeteci Dr. Murat Kuter, Bursa’nın tarihsel mirası, sanayi geçmişi ve gastronomisiyle büyük önem taşıdığını vurguladı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Toplumsal farkındalığı artırma amacıyla pek çok projeye imza atan Osmangazi Belediyesi, Gençlik ve Girişimcilik Merkezi’nde Medya Buluşmaları çerçevesinde Bursa’nın tarihine, kültürüne ve potansiyeline ilişkin geniş bir perspektiften bakan önemli bir program düzenledi. Sevda Kurul’un moderatörlüğünde gerçekleşen “Bursa’da Kent Tarihi ve Turizm” konulu programın konuğu deneyimli gazeteci Dr. Murat Kuter oldu. Bursa’nın geçmişten bugüne uzanan tarihsel bağı ve öneminin detaylarıyla masaya yatırıldığı programda, kentin dönüşüm süreci ile birlikte turizm potansiyeline ilişkin değerleri ele alındı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>İlklerin Kenti Bursa</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Bursa’nın çeşitli uygarlıklara başkentlik yapmış kadim bir şehir olduğunun altını çizen Dr. Murat Kuter, tarihsel kökende pek ilke de kentin ev sahipliği yaptığına işaret etti. Osmanlı’nın devlete geçiş sürecinde ilk divanın burada toplandığını anımsatan Dr. Kuter, bazı örneklendirmelerde bulunarak “İlk para burada basıldı, kılıç kalkan burada, devamında bıçakçılığa ilerleyen süreç burada yapılmış. Osmanlı’nın, dünyanın en ünlü çinilerinden İznik çinileri burada, bunların hepsinin altyapısında bir önceki uygarlıkların kalıntıları var. Dünyadaki ilk standartlar 1502 yılında Bursa’da hayata geçirilmiş, ekmeğin üzerindeki susamın miktarı dahi belirlenmiş. İpek ile özdeşleşmiş bir kent Bursa.” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“Gastronomi Bursa İçin Çok Önemli”</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Bursa’nın sanayi geçmişine de değinen Dr. Kuter, Türkiye’nin ilk organize sanayi bölgesinin Bursa’da kurulduğunu ifade ederek, 1966’da faaliyete geçen organize sanayi bölgesinin, planlı sanayileşmenin önemli örneklerinden biri olduğuna işaret etti. Üniversite-sanayi iş birliğinin ilk örneklerinden birinin de Bursa’da hayata geçirildiğine ışık tutan Dr. Kuter, kentin turizm noktasındaki potansiyelinin gastronomi ile olan bağına ilişkin de “Bursa, darüzziyafe diye bir yerin olduğu yer, yani sarayın yabancı konuklarını ağırladığı, özel bir mutfağın olduğu bir yer. Osmanlı mutfağı büyük bir mutfak, Bursa’da doğmuş bir imparatorluğun devamı olarak gelişen bir mutfak. Gastronomi, Bursa için çok önemli.” yorumunu yaptı. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“Herkesin Bir Misyonu Var”</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Programın kapsamında genç meslektaşlarına da bir takım tavsiyelerde bulunan Dr. Murat Kuter, “İyi anılmak çok önemli. Herkesin bir misyonu var, yazdığın yazının üstüne imzanı koyduğunda yazı senin namusun. O kadar önemli ki, senden sonra da bir şekilde kalacak. Herkesin eksiklikleri vardır, insan olduğumuzu unutmayalım. Önemli olan siz bu işi bıraktıktan sonra sizinle ilgili ne konuşulduğu, adil olmak, adaletli davranmak çok önemli.” açıklamalarında bulundu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Programın ardından moderatör Sevda Kurul, katılımından dolayı Dr. Murat Kuter’e teşekkür ederek, plaket takdim etti.</span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazide-bursanin-tarihi-yolculugu-masaya-yatirildi-643173">Osmangazi&#8217;de Bursa&#8217;nın Tarihi Yolculuğu Masaya Yatırıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sıcaklarda seyahate çıkacak anne adayları dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sicaklarda-seyahate-cikacak-anne-adaylari-dikkat-642717</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 21:38:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Adayları]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[çıkacak]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[kemer]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[seyahate]]></category>
		<category><![CDATA[sıcaklarda]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı]]></category>
		<category><![CDATA[yolculuk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=642717</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte uzun saatler süren uçak, otobüs ve otomobil yolculukları, anne adayları için bazı sağlık risklerini beraberinde getirebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sicaklarda-seyahate-cikacak-anne-adaylari-dikkat-642717">Sıcaklarda seyahate çıkacak anne adayları dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte uzun saatler süren uçak, otobüs ve otomobil yolculukları, anne adayları için bazı sağlık risklerini beraberinde getirebiliyor. Bu nedenle seyahat öncesinde ve yolculuk sırasında alınacak önlemler hem anne adayının hem de bebeğin sağlığının korunmasında büyük önem taşıyor.  <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Ecem Eren</strong> hamilelik döneminde yapılan seyahatlerin her zaman gebeliğin haftasına, anne adayının genel sağlık durumuna ve mevcut risk faktörlerine göre değerlendirilmesi gerektiğini belirterek “Sağlıklı ilerleyen bir hamilelikte, doktor onayıyla planlanan ve gerekli önlemlerin alındığı seyahatler güvenli şekilde gerçekleştirilebiliyor.<strong> </strong>Ancak özellikle aşırı sıcak ve nemin hakim olduğu yaz döneminde; sıvı kaybı, tansiyon değişiklikleri, halsizlik ve dolaşım problemleri gibi bazı riskleri beraberinde getirebiliyor” diyor. Anne adaylarının alacakları basit ama etkili önlemlerle hem kendi sağlıklarını hem de bebeklerini koruyabileceklerini belirten Dr. Eren, hamilelikte güvenli yolculuğun 7 kuralını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p><strong>Seyahat öncesi doktor kontrolünü ihmal etmeyin </strong></p>
<p>Her hamilelik kendine özgü özellikler taşıyor. Bu nedenle seyahat öncesinde mutlaka kadın hastalıkları ve doğum uzmanına danışılması gerekiyor. Özellikle erken doğum riski, tansiyon problemleri, çoğul gebelik veya plasentaya ilişkin sorunlar bulunan anne adaylarında yolculuk planı kişiye özel olarak değerlendiriliyor. Hekim kontrolü sayesinde olası riskler önceden belirleniyor ve gerekli önlemler alınabiliyor.</p>
<p><strong>Bol sıvı tüketmeye özen gösterin </strong></p>
<p><strong> </strong>Aşırı yaz sıcaklarında artan sıvı ihtiyacı nedeniyle su tüketimi daha da önem kazanıyor. Hamilelik döneminde oluşabilecek sıvı kaybı; halsizlik, baş dönmesi ve dolaşım problemlerine neden olabiliyor. Bu nedenle yolculuk boyunca düzenli aralıklarla su içilmesi büyük önem taşıyor. Kafeinli ve aşırı şekerli içeceklerden kaçınarak, su, ayran ve mineral desteği sağlayan sağlıklı içecekler tüketilmesi gerekiyor.  </p>
<p><strong>Uzun süre hareketsiz kalmayın </strong></p>
<p>Özellikle otomobil, otobüs ve uçak yolculuklarında uzun süre aynı pozisyonda oturmak bacaklarda şişlik ve pıhtılaşma riskini artırabiliyor. Bu nedenle her 1-2 saatte bir kısa yürüyüşler yapılması, bacakların hareket ettirilmesi ve basit esneme egzersizlerinin uygulanması öneriliyor. Düzenli hareket, kan dolaşımının desteklenmesine yardımcı oluyor.</p>
<p><strong>Emniyet kemerini doğru şekilde kullanın </strong></p>
<p>Araç yolculuklarında emniyet kemeri kullanımını kesinlikle ihmal etmemek gerekiyor. Kemerin alt kısmı karın bölgesinin üzerinden değil, karın altından ve kalça kemiklerinin üzerinden geçiriliyor. Omuz kemeri ise göğüslerin arasından çapraz şekilde yerleştiriliyor. Doğru kemer kullanımı hem anne adayını hem de bebeği olası kazalara karşı koruyor.</p>
<p><strong> Hafif ve sağlıklı beslenin </strong></p>
<p>Yolculuk sırasında ağır, yağlı ve sindirimi zor yiyecekler mide bulantısı, hazımsızlık ve reflü şikayetlerini artırabiliyor. Bu nedenle taze meyveler, yoğurt, kuruyemiş ve hafif atıştırmalıklar tercih edin. Düzenli ve dengeli beslenme sayesinde enerji seviyesi korunuyor ve yolculuk daha konforlu hale geliyor.</p>
<p><strong>Yol üzerinde yediklerinize dikkat edin</strong></p>
<p>Yolculuk sırasında verilen molalarda tüketilen yiyecek ve içeceklerin güvenilir kaynaklardan temin edilmesi gerekiyor. Özellikle yaz aylarında yüksek sıcaklık nedeniyle uygun koşullarda saklanmayan gıdalarda bakteri üreme riski artabiliyor. Bu durum gıda zehirlenmelerine, ishal ve kusma gibi şikayetlere yol açarak anne adayında sıvı kaybına neden olabiliyor. Açıkta satılan yiyecekler yerine taze hazırlanmış ve hijyenik koşullarda sunulan besinlerin tercih edilmesi, çiğ veya iyi pişmemiş ürünlerden kaçınılması önem taşıyor. Ayrıca ambalajlı ürünlerin son kullanma tarihlerini de mutlaka kontrol etmek gerekiyor. </p>
<p><strong>Acil durumlar için hazırlıklı olun </strong></p>
<p>Seyahat edilen bölgede en yakın sağlık kuruluşunun önceden araştırılması önem taşıyor. Anne adaylarının kullandıkları ilaçları, gebelik takip belgelerini ve gerekli sağlık kayıtlarını mutlaka yanlarında bulundurmaları gerekiyor. Beklenmedik bir sağlık sorunu yaşandığında hızlı hareket edilmesi hem anne hem de bebeğin güvenliği açısından kritik rol oynuyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sicaklarda-seyahate-cikacak-anne-adaylari-dikkat-642717">Sıcaklarda seyahate çıkacak anne adayları dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Üreticisine 48 Saatte Finansman İmkanı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turk-ureticisine-48-saatte-finansman-imkani-642651</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 21:35:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[48]]></category>
		<category><![CDATA[Belirten]]></category>
		<category><![CDATA[finansman]]></category>
		<category><![CDATA[Firmaların]]></category>
		<category><![CDATA[ihracat]]></category>
		<category><![CDATA[mkanı]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[saatte]]></category>
		<category><![CDATA[sigorta]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<category><![CDATA[üreticisine]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=642651</guid>

					<description><![CDATA[<p>Taba-AmCham Türk-Amerikan Ticaret Odası Ekonomi ve Finansman Komisyon Başkanı İlker Küçüker, dış ticaret finansmanı ve ihracatçılara yönelik sundukları çözümleri anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turk-ureticisine-48-saatte-finansman-imkani-642651">Türk Üreticisine 48 Saatte Finansman İmkanı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Taba-AmCham Türk-Amerikan Ticaret Odası Ekonomi ve Finansman Komisyon Başkanı İlker Küçüker, dış ticaret finansmanı ve ihracatçılara yönelik sundukları çözümleri anlattı. Küçüker, Türk üretici ve ihracatçılarının uluslararası pazarlarda daha güçlü rekabet edebilmesi için finansman ve sigorta destekleri sağladıklarını söyledi.</p>
<p>Chelsea Financial Solutions bünyesinde Türkiye, Avrupa ve Amerika’da faaliyet gösterdiklerini belirten Küçüker, özellikle ithalat ve ihracat süreçlerinde firmaların uygun maliyetli ve hızlı finansman kaynaklarına erişmelerine yardımcı olduklarını ifade etti.</p>
<p><strong>&#8220;İhracatçının En Büyük Sorunu Finansmana Erişim&#8221;</strong></p>
<p>Dış ticarette işletmelerin en önemli ihtiyaçlarından birinin zamanında finansmana ulaşmak olduğunu vurgulayan Küçüker, Türk firmalarının hammadde tedarikinden üretim ve ihracata kadar geçen süreçte ciddi nakit akışı gereksinimi duyduğunu söyledi.</p>
<p>Birçok işletmenin sermaye yetersizliği nedeniyle alternatif finansman modellerine yönelmek zorunda kaldığını belirten Küçüker, uluslararası finansman çözümlerinin bu noktada önemli avantajlar sunduğunu kaydetti.</p>
<p><strong>&#8220;İhracat Alacakları Sigorta Kapsamında&#8221;</strong></p>
<p>İhracat alacaklarının güvence altına alınmasının kritik önem taşıdığını ifade eden Küçüker, yurt dışındaki alıcı firmaların uluslararası sigorta kuruluşları tarafından değerlendirildiğini ve gerekli onayların ardından ihracatçının alacağının sigorta kapsamına alındığını söyledi.</p>
<p>Bu sayede ihracatçıların ticari risklerini azaltabildiğini belirten Taba-AmCham Türk-Amerikan Ticaret Odası Ekonomi ve Finansman Komisyon Başkanı İlker Küçüker, sistemin özellikle yeni pazarlara açılan firmalar için önemli bir güvence oluşturduğunu dile getirdi.</p>
<p><strong>&#8220;Faturanın Yüzde 80&#8217;i 48 Saatte Ödenebiliyor&#8221;</strong></p>
<p>Sistemin işleyişine ilişkin bilgi veren Küçüker, ihracat faturası düzenlendikten sonra tutarın yaklaşık yüzde 80’inin 24 ila 48 saat içerisinde ihracatçıya ödenebildiğini belirtti.</p>
<p>Böylece firmaların 120 gün, 180 gün veya daha uzun vadeleri beklemek zorunda kalmadığını ifade eden Küçüker, finansman kuruluşları ile sigorta şirketlerinin devreye girmesi sayesinde ihracatçıların nakit akışlarını koruyabildiklerini söyledi.</p>
<p><strong>&#8220;Alacaklar İflas Riskine Karşı Korunuyor&#8221;</strong></p>
<p>Uluslararası sigorta mekanizmasının önemli avantajlar sunduğunu vurgulayan Küçüker, yurt dışındaki alıcı firmanın iflas etmesi ya da faaliyetlerini durdurması durumunda dahi ihracatçının alacağının güvence altında olduğunu kaydetti.</p>
<p>Bu sistemin yalnızca büyük ölçekli şirketlere değil, küçük ve orta ölçekli ihracatçılara da hitap ettiğini belirten İlker Küçüker, her ölçekteki firmanın bu finansman modellerinden yararlanabileceğini söyledi.</p>
<p><strong>&#8220;Tedarik Zinciri Finansmanına Destek&#8221;</strong></p>
<p>Üretimde kullanılan kumaş, sünger, ahşap, metal ve benzeri hammaddelerin de uluslararası fonlar ve bankalar aracılığıyla finanse edilebildiğini belirten Küçüker, firmaların ihtiyaç duyduğu ürünleri kendilerinin belirlediğini, finansman kuruluşlarının ise tedarik sürecini desteklediğini ifade etti.</p>
<p>Ürünlerin sevkiyatının ardından üreticilerin kısa süre içerisinde ödemelerine ulaşabildiğini söyleyen Küçüker, bu modelin üretim süreçlerinin kesintisiz devam etmesine katkı sunduğunu belirtti.</p>
<p><strong>&#8220;Küresel Rekabet Gücü Artıyor&#8221;</strong></p>
<p>Uluslararası finansman ve sigorta çözümlerinin Türk ihracatçılarının dünya pazarlarında daha güçlü konumlanmasına katkı sağladığını dile getiren Taba-AmCham Türk-Amerikan Ticaret Odası Ekonomi ve Finansman Komisyon Başkanı İlker Küçüker, finansmana hızlı erişim ve risk yönetimi sayesinde firmaların yeni pazarlara daha güvenli şekilde açılabildiğini sözlerine ekledi.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turk-ureticisine-48-saatte-finansman-imkani-642651">Türk Üreticisine 48 Saatte Finansman İmkanı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu 6 Belirti Çocuklarda Diyabet Habercisi Olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bu-6-belirti-cocuklarda-diyabet-habercisi-olabilir-642371</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 21:24:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Aileler]]></category>
		<category><![CDATA[belirti]]></category>
		<category><![CDATA[belirtiler]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[habercisi]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sayesinde]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[Tip 1 Diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=642371</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda çocukluk çağı diyabetinde dikkat çekici bir artış yaşanıyor. Özellikle tip 1 diyabetin çocukluk çağında en sık görülen diyabet türü olduğunu vurgulayan uzmanlar, erken tanının hayati önem taşıdığına dikkat çekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-6-belirti-cocuklarda-diyabet-habercisi-olabilir-642371">Bu 6 Belirti Çocuklarda Diyabet Habercisi Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda çocukluk çağı diyabetinde dikkat çekici bir artış yaşanıyor. Özellikle tip 1 diyabetin çocukluk çağında en sık görülen diyabet türü olduğunu vurgulayan uzmanlar, erken tanının hayati önem taşıdığına dikkat çekiyor. Diyabet bazen sinsi seyrederek fark edilmesi güç bir tablo oluşturabildiğinden, erken uyarı sinyallerinin bilinmesi büyük önem taşıyor. Özellikle aşırı susama, sık idrara çıkma, açıklanamayan kilo kaybı ve halsizlik gibi belirtiler diyabetin ilk işaretleri arasında yer alabiliyor. Memorial AtaşehirGöztepe Hastanesi Çocuk Endokrinoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Elif Söbü, çocuklarda diyabetin belirtileri ve tedavi süreci hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Her yıl 2 bin 500 çocuk diyabet tanısı alıyor</strong></p>
<p>Çocukluk çağındaki diyabet vakalarının yüzde 95’inden fazlasını tip 1 diyabet oluşturmaktadır. Bu hastalık, pankreastaki insülin üreten beta hücrelerinin bağışıklık sistemi tarafından hasara uğratılması sonucu ortaya çıkar. Toplumda yaygın olarak bilinen tip 2 diyabetten farklı bir mekanizmaya sahip olan tip 1 diyabet, çocuklarda görülen diyabet vakalarının büyük çoğunluğunu oluşturur.</p>
<p>Dünya genelinde 20 yaş altındaki yaklaşık 1,5 milyon çocuk ve ergen, tip 1 diyabetle yaşamını sürdürmektedir. Türkiye’de ise yaklaşık 45-50 bin çocuk ve ergen tip 1 diyabetlidir ve her yıl yaklaşık 2 bin- 2 bin 500 çocuk yeni tanı almaktadır. Son yıllarda yayımlanan bilimsel raporlar da hem dünyada hem de ülkemizde çocukluk çağı diyabetinin giderek arttığını ortaya koymaktadır.</p>
<p><strong>Bu 6 belirti diyabetin ilk sinyali olabilir</strong></p>
<p>Diyabet bazen sinsi ilerleyebilir ve belirtiler başlangıçta gözden kaçabilir. Bu nedenle çocuklarda diyabetin en sık görülen belirtilerini tanıma, erken tanı ve tedavi sürecinde önemli avantaj sağlayabilir. Bu belirtiler aileler için önemli bir uyarı niteliği taşıyabilir:</p>
<ol>
<li>Aşırı susama</li>
<li>Sık ve fazla miktarda idrar yapma</li>
<li>Gece alt ıslatma veya idrar kaçırmanın başlaması</li>
<li>Açıklanamayan kilo kaybı</li>
<li>Halsizlik ve yorgunluk</li>
<li>Ağız kuruluğu</li>
</ol>
<p>Bu belirtilerin bir arada görülmesi durumunda vakit kaybetmeden bir hekime başvurulmalıdır. Erken tanı sayesinde diyabetik ketoasidoz gibi hayatı tehdit edebilen ciddi tabloların önüne geçilebilir.</p>
<p><strong>Aileler kendilerini suçlamamalı ancak bilinçli davranmalı</strong></p>
<p>Tanı sonrasında ailelerin en sık sorduğu sorulardan biri, “Acaba yanlış bir şey mi yaptık?” olur. Ancak ailelerin bunu bilmesi gerekir ki; tip 1 diyabet; fazla şeker tüketimi, stres, yanlış beslenme veya ebeveyn hatalarından kaynaklanan bir hastalık değildir. Tip 1 diyabetin kesin nedeni bugün hala tam olarak bilinmemektedir. Günümüzde hastalığı tamamen önlemenin veya ortadan kaldırmanın bir yolu bulunmasa da erken tanı, düzenli takip ve bilimsel tedavi yaklaşımları sayesinde çocuklar son derece sağlıklı ve aktif bir yaşam sürdürebilmektedir.</p>
<p><strong>Diyabetli çocuklara “arkadaşım diyabet” bakış açısı kazandırılmalı</strong></p>
<p>Çocukların diyabete uyum sağlamasında kullanılan en güçlü yaklaşımlardan biri “arkadaşım diyabet” bakış açısıdır. Günümüzde çocuklara ve ailelere önerdiğimiz bu yaklaşım, diyabeti bir düşman olarak görmek yerine onunla yaşamayı öğrenmektir. Diyabeti doğru yönetildiğinde yaşamın bir parçası hâline gelen bir yol arkadaşı olarak görmek, hem çocukların hem de ailelerin psikolojik yükünü önemli ölçüde azaltmaktadır. Düzenli kan şekeri takibi, doğru insülin kullanımı, teknolojik cihazlardan etkin yararlanma ve pozitif yaklaşım sayesinde çocuklar özgüvenlerini koruyarak sosyal yaşamlarına rahatlıkla devam edebilmektedir.</p>
<p><strong>Teknolojik gelişmeler tedaviyi kolaylaştırıyor</strong></p>
<p>Son yıllarda diyabet tedavisinde yaşanan teknolojik gelişmeler çocukların yaşam kalitesini önemli ölçüde artırmıştır. Sürekli glikoz ölçüm sistemleri (CGM), insülin pompaları ve hibrit kapalı döngü sistemleri sayesinde kan şekeri kontrolü daha güvenli ve daha başarılı şekilde sağlanabilmektedir. Bu teknolojiler sayesinde çocuklarda kan şekeri dalgalanmaları azalmakta, hipoglisemi riski düşmekte, gece takipleri de daha güvenli hale gelmektedir. Çocuklar okul, spor ve sosyal yaşamlarına daha rahat uyum sağlamaktadır.</p>
<p><strong>Doğru yönetilen diyabet çocuğun geleceğini kısıtlamaz</strong></p>
<p>Çocukluk çağı diyabeti konusunda toplumun her kesiminde farkındalığın artırılması önemlidir. Ailelerin erken belirtileri tanıması, düzenli sağlık kontrollerini aksatmaması ve bilimsel tedavi yöntemlerinden yararlanması sayesinde diyabetli çocuklar sağlıklı, üretken ve mutlu bireyler olarak yaşamlarını sürdürebilir. Unutulmamalıdır ki, diyabet tanısı bir son değil; doğru bilgi, güçlü aile desteği, deneyimli sağlık ekipleri ve güncel teknolojilerle başarıyla yönetilebilen bir yaşam yolculuğudur. İyi yönetilen diyabet, çocukların büyüme ve gelişimini olumsuz etkilemez. Kan şekeri kontrolü iyi olan çocuklar eğitim hayatlarına, spor faaliyetlerine ve sosyal yaşamlarına yaşıtlarıyla aynı şekilde devam edebilmektedir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-6-belirti-cocuklarda-diyabet-habercisi-olabilir-642371">Bu 6 Belirti Çocuklarda Diyabet Habercisi Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir&#8217;le şehir hayatına kısa bir mola</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehirle-sehir-hayatina-kisa-bir-mola-642222</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 21:19:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[etkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[hayatına]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kemik]]></category>
		<category><![CDATA[kışa]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[le]]></category>
		<category><![CDATA[mola]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yoğun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=642222</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, anlamlı etkinliklere ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Bu kapsamda Kocaeli Kent Konseyi Kadın Meclisi ve Kocaeli Üniversitesi Bilim İletişim Ofisi iş birliğiyle düzenlenen “Aradığınız Kişiye Şu Anda Ulaşılamıyor: Şehir Hayatına Kısa Bir Mola” etkinliği yoğun bir katılımla gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirle-sehir-hayatina-kisa-bir-mola-642222">Büyükşehir&#8217;le şehir hayatına kısa bir mola</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, anlamlı etkinliklere ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Bu kapsamda Kocaeli Kent Konseyi Kadın Meclisi ve Kocaeli Üniversitesi Bilim İletişim Ofisi iş birliğiyle düzenlenen “Aradığınız Kişiye Şu Anda Ulaşılamıyor: Şehir Hayatına Kısa Bir Mola” etkinliği yoğun bir katılımla gerçekleştirildi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span> </span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b>ŞEHİR YAŞAMINA KISA BİR MOLA</b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Daha önce düzenlenen “Aradığınız Kişiye Şu Anda Ulaşılamıyor, Kocaeli’nin Kadınları Dijital Detoksta” ve “Kocaeli’nin Kadınları Organik Kampta” etkinliklerinin ardından hayata geçirilen bu anlamlı buluşma, şehir yaşamının yoğun temposuna kısa bir mola vermek isteyen kadınları bir araya getirdi. Anne Şehir Yaşam Merkezi Gönül Bahçem Davet Evi’nde gerçekleştirilen etkinliğe; Kocaeli Valisi İlhami Aktaş’ın eşi Songül Aktaş, Prof. Dr. Figen Büyükakın ve Prof. Dr. Zeynep Cantürk’ün yanı sıra akademiden kamuya, eğitimden sağlığa, sanayiden ticaret hayatına kadar çeşitli gruplarından yaklaşık 200 çalışan kadın katıldı. Etkinlik kapsamında kadınlar arasındaki dayanışmanın güçlendirilmesi ve katılımcıların sosyal ve kültürel faaliyetler etrafında buluşturulması amaçlandı.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span> </span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b>“HEM FİZİKSEL HEM RUHSAL OLARAK İYİ GELECEK”</b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanı Nagehan Malkoç, etkinliğin kadınların sosyal yaşam içerisinde güçlenmesine katkı sağlayan önemli bir buluşma olduğunu belirterek, “Kadınların günlük hayatın yoğun temposu içerisinde kendilerine zaman ayırabilecekleri, yeni deneyimler kazanabilecekleri ve birbirleriyle güçlü bağlar kurabilecekleri ortamlar oluşturmayı önemsiyoruz. ‘Aradığınız Kişiye Şu Anda Ulaşılamıyor’ adlı etkinlik serimizle kadınlarımızın hem fiziksel hem ruhsal iyi oluş hallerini desteklemeyi amaçlıyoruz” dedi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span> </span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b>ÇEŞİTLİ ETKİNLİKLERE KATILDILAR</b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Program kapsamında katılımcılar; nefes çalışması, şapka süsleme atölyesi, kahve kültürü atölyesi ve çeşitli sosyal etkinliklere katılarak keyifli vakit geçirdi. Gönül Bahçem Davet Evi’nde gerçekleştirilen ikramların ardından İzmit Körfezi’nin eşsiz manzarası eşliğinde KO-MEK Müzik Grubu eğitmenleri tarafından müzik dinletisi sunuldu. Yaza merhaba niteliğindeki bu özel buluşma, katılımcılara samimi sohbetler ve güzel paylaşımlar için sıcak bir ortam oluşturdu.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b>MİLLİ TAKIMA HEP DESTEK, TAM DESTEK</b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>A Milli Futbol Takımımızın Dünya Kupası’nda mücadele etmesinden dolayı programa kırmızı-beyaz kıyafetlerle katılan kadınlar, söyledikleri marşlarla milli takıma destek verdi. Böylece etkinlik, sosyal birlikteliğin ve milli heyecanın bir arada yaşandığı anlamlı bir buluşmaya dönüştü.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b>“KEMİK ERİMESİNE DİKKAT EDİN”</b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Programın önemli bölümlerinden biri de, Kocaeli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zeynep Cantürk tarafından gerçekleştirilen “Kemik Sağlığı ve Osteoporoz” konulu söyleşi oldu. Kadınlarda özellikle menopoz sonrası dönemde osteoporoz riskinin arttığına dikkat çeken Prof. Dr. Cantürk, kemik sağlığının korunması için erken yaşlardan itibaren önlem alınması gerektiğini vurguladı.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b>“KÖTÜ ALIŞKANLIKLARDAN KAÇININ”</b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Prof. Dr. Zeynep Cantürk konuşmasında, “Osteoporoz, kemik yoğunluğunun azalması ve kemiklerin kırılgan hale gelmesiyle ortaya çıkan önemli bir halk sağlığı sorunudur. Özellikle kadınlarda menopoz sonrası dönemde östrojen hormonunun azalmasıyla birlikte kemik kaybı hızlanabilmektedir. Düzenli fiziksel aktivite yapmak, kalsiyum ve D vitamini açısından dengeli beslenmek, sigara ve aşırı alkol tüketiminden kaçınmak kemik sağlığını korumada büyük önem taşımaktadır. Erken tanı ve düzenli sağlık kontrolleriyle osteoporozun olumsuz etkilerini en aza indirmek mümkündür” ifadelerini kullandı.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b>GÜNLÜK ŞEHİR TEMPOSUNDAN UZAKLAŞTILAR</b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Katılımcılar, söyleşi kapsamında kemik sağlığının korunmasına yönelik önemli bilgiler edinirken, uzmanlardan merak ettikleri sorulara da yanıt bulma fırsatı yakaladı. Nefes çalışmaları, kahve kültürü atölyesi, şapka süsleme atölyesi ve müzik dinletisiyle zenginleşen etkinlik, kadınların günlük yaşamın yoğun temposundan uzaklaşarak hem kendilerine zaman ayırmalarına hem de yeni sosyal bağlar kurmalarına katkı sundu.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span> </span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirle-sehir-hayatina-kisa-bir-mola-642222">Büyükşehir&#8217;le şehir hayatına kısa bir mola</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>UNESCO&#8217;dan Seferihisar&#8217;a &#8220;Tsunamiye Hazır Kent&#8221; tescili</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/unescodan-seferihisara-tsunamiye-hazir-kent-tescili-642174</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 21:17:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Afet]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[hazır]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[kıyı]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[seferihisar]]></category>
		<category><![CDATA[tescili]]></category>
		<category><![CDATA[tsunami]]></category>
		<category><![CDATA[tsunamiye]]></category>
		<category><![CDATA[unesco]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=642174</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin de desteğiyle yürütülen çalışmalar sonucunda Seferihisar, UNESCO Hükümetlerarası Oşinografi Komisyonu (UNESCO-IOC) tarafından yürütülen CoastWAVE 2.0 Projesi kapsamında uluslararası ölçekte  “Tsunamiye Hazır Kent” sertifikası almaya hak kazandı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/unescodan-seferihisara-tsunamiye-hazir-kent-tescili-642174">UNESCO&#8217;dan Seferihisar&#8217;a &#8220;Tsunamiye Hazır Kent&#8221; tescili</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin de desteğiyle yürütülen çalışmalar sonucunda Seferihisar, UNESCO Hükümetlerarası Oşinografi Komisyonu (UNESCO-IOC) tarafından yürütülen CoastWAVE 2.0 Projesi kapsamında uluslararası ölçekte  “Tsunamiye Hazır Kent” sertifikası almaya hak kazandı. </p>
<p>İzmir’de 2020 yılında meydana gelen deprem sonrası tsunamiyle sarsılan Seferihisar, afetlere  hazırlık çalışmaları ile UNESCO tarafından “Tsunamiye Hazır Kent” sertifikasını aldı. Seferihisar Belediyesi Çağan Irmak Kültür Merkezi’nde düzenlenen törene İzmir Vali Yardımcısı İsmail Çorumluoğlu, İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin, Seferihisar Kaymakamı Mehmet Şerif Olçaş, İzmir İl AFAD Müdürü Nazif Ekinci ile akademisyenler ve ilgili kurum temsilcileri katıldı. Sertifika, İzmir Büyükşehir Belediyesi adına Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır’a takdim edildi.</p>
<p><strong>“Korkmak yerine hazır olmak gerekiyor”</strong><br />İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, İzmir Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetimi Dairesi Başkanlığı’nın yaptığı çalışmalara değinerek, afetlerin etkilerini azaltmanın yolunun hazırlıklı olmaktan geçtiğini söyledi. Yıldır, “Korkmak yerine hazır olmak gerekiyor. Kadercilik yerine sorumluluk almak, yalnızlık yerine dayanışmayı örgütlemek gerekiyor. Toplumsal bilincin yükselmesi, afet öncesi, afet anı ve sonrasını iyi yönetmenin en önemli parçasıdır” dedi.</p>
<p><strong>“İzmir için farkındalık çalışmaları çok önemli”</strong><br />İzmir Vali Yardımcısı İsmail Çorumluoğlu da İzmir’in deprem ve tsunami riski taşıyan bir kent olduğuna dikkat çekerek, “7 ve üzeri büyüklükte bir deprem beklentisinin olduğu İzmir’de tsunami etkilerinin de dikkate alınması gerekiyor. Bu nedenle yapılan çalışmalar ve farkındalık faaliyetleri büyük önem taşıyor. Aklın ve bilimin gösterdiği yolda ilerlemeye devam etmeliyiz” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Bir daha hazırlıksız yakalanmayacağız”</strong><br />Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin ise 30 Ekim 2020 İzmir depreminin ardından ilçede yaşanan tsunami felaketini hatırlatarak, “O gün Seferihisar’ın bir daha asla hazırlıksız yakalanmaması için söz verdik. Erken uyarı sistemleri kurduk, tahliye haritaları hazırladık, bilgilendirme panoları yerleştirdik ve tatbikatlar yaptık. Ege’de bu unvana sahip ilk ilçe olmanın gururunu yaşıyoruz” dedi.</p>
<p><strong>İş birliğinin önemine değindi</strong><br />Seferihisar Kaymakamı Mehmet Şerif Olçaş ise çalışmaya katkı sunanlara teşekkür ederek, “Bu proje insanlarımızın tsunamiye karşı bilinç düzeylerinin artırılması, kurumlar arası iş birliği ve koordinasyonda ciddi katkı sağladı” dedi. </p>
<p><strong>“Çalışmalar birbirini tamamlamalı”</strong><br />AFAD Müdürü Nazif Ekinci de afetlerle ilgili yol haritasının sürekli yenilendiğini söyledi. Küresel iklim krizinin afetleri çeşitlendirerek çoğalttığını belirten Ekinci, “Afetlerle ilgili yapılan her çalışma bir bütünün parçası olmalı. Birbirini tamamlamalı” diye konuştu. </p>
<p><strong>Bilim insanlarından uyarı</strong><br />Kandilli Rasathanesi Deprem Araştırma Enstitüsü (KRDAE) Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Gülüm Tanırcan, Ege ve Doğu Akdeniz kıyılarının tsunami tehlikesi altında bulunduğunu belirterek, Seferihisar’da elde edilen başarının diğer kıyı yerleşimlerine de örnek olması gerektiğini söyledi.<br />KRDAE-CoastWAVE Koordinatörü Prof. Dr. Nurcan Meral Özel ise sertifikanın yalnızca bir belge olmadığını, Seferihisar’ın tsunamiye hazırlık konusunda uluslararası düzeyde tescillendiğinin göstergesi olduğunu ifade etti.<br />ODTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Cevdet Yalçıner ise İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı depremsellik çalışmalarının önemine dikkat çekerek, yapılan çalışmaların kendileri için önemli veriler sağladığını belirtti. <br />Konuşmaların ardından projeye destek sunan tüm kurumlara sertifika verildi. </p>
<p><strong>600 kilometrelik kıyı şeridi incelendi</strong><br />İzmir Büyükşehir Belediyesi, 30 Ekim 2020’de Seferihisar açıklarında meydana gelen deprem ve ardından yaşanan tsunami sonrasında deniz kaynaklı afetlere yönelik kapsamlı çalışmalar başlattı. ODTÜ, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi ve İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü iş birliğiyle yürütülen “İzmir Depremsellik ve Tsunami Araştırması” kapsamında yaklaşık 600 kilometrelik kıyı şeridi incelendi. Yaklaşık 30 bin senaryo değerlendirilerek olası tsunami risklerini ortaya koyan “Olasılıksal Tsunami Baskın Haritaları” hazırlandı.<br />Bu çalışmalar doğrultusunda Seferihisar, UNESCO-IOC’nin yalnızca 7 ülkede yürütülen CoastWAVE 2.0 Projesi kapsamında sertifikalandırılmak üzere pilot bölge olarak seçildi. İzmir Valiliği, İzmir Büyükşehir Belediyesi, AFAD, Seferihisar Belediyesi, Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü ile Orta Doğu Teknik Üniversitesi iş birliğinde yürütülen CoastWAVE 2.0 Projesi, Kuzeydoğu Atlantik ve Akdeniz bölgelerindeki kıyı topluluklarının tsunami ve deniz seviyesi kaynaklı kıyı tehlikelerine karşı direncini artırmayı hedefliyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/unescodan-seferihisara-tsunamiye-hazir-kent-tescili-642174">UNESCO&#8217;dan Seferihisar&#8217;a &#8220;Tsunamiye Hazır Kent&#8221; tescili</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yatak Kapasitesi 34&#8217;e Yükseldi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yatak-kapasitesi-34e-yukseldi-642123</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 21:15:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[34]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kapasitesi]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[rektör]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[yatak]]></category>
		<category><![CDATA[Yoğun Bakım]]></category>
		<category><![CDATA[yükseldi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=642123</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi bünyesinde yenilenen Yoğun Bakım Ünitesinin açılışı gerçekleştirildi. Modern tıbbi altyapı ve ileri teknolojiyle donatılan ünitenin açılış programına; DEÜ Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz, İzmir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Ayhan Kul, Rektör Yardımcısı ve Hastane Başhekim Vekili Prof. Dr. Mehmet Birhan Yılmaz, üniversite üst yönetimi ile hastane yöneticileri katıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yatak-kapasitesi-34e-yukseldi-642123">Yatak Kapasitesi 34&#8217;e Yükseldi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi bünyesinde yenilenen Yoğun Bakım Ünitesinin açılışı gerçekleştirildi. Modern tıbbi altyapı ve ileri teknolojiyle donatılan ünitenin açılış programına; DEÜ Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz, İzmir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Ayhan Kul, Rektör Yardımcısı ve Hastane Başhekim Vekili Prof. Dr. Mehmet Birhan Yılmaz, üniversite üst yönetimi ile hastane yöneticileri katıldı.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında yoğun bakım ünitesinin fiziki ve teknik altyapısı tamamen yenilenirken, yatak kapasitesi de önemli ölçüde artırıldı. Daha önce 18 yatakla hizmet veren ünite, yapılan düzenlemeler sonucunda 30 yatak ve 4 izolasyon yatağı olmak üzere toplam 34 yatak kapasitesine ulaştı. Yeni ünite, ileri düzey yoğun bakım hizmetlerinin daha etkin ve nitelikli şekilde sunulmasına imkân sağlayacak.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Açılış töreninde konuşan Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz, üniversite hastanesinin yalnızca İzmir&#8217;in değil, Ege Bölgesi&#8217;nin ve Türkiye&#8217;nin öncü ve köklü sağlık merkezlerinden biri olduğunu vurgulayarak, sağlık altyapısını sürekli güçlendirmeye yönelik yatırımların kararlılıkla sürdürüldüğünü ifade etti.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b>“İZMİR&#8217;E VE ÜLKEMİZE DAHA GÜÇLÜ HİZMET SUNACAĞIZ”</b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Yoğun bakım hizmetlerinin sağlık sistemindeki kritik önemine dikkat çeken Rektör Prof. Dr. Bayram Yılmaz, &#8220;Özellikle afetler, salgınlar ve olağanüstü sağlık ihtiyaçlarının ortaya çıktığı dönemlerde güçlü yoğun bakım altyapısı büyük önem taşıyor. Bizler de üniversite olarak hem İzmir&#8217;imize hem bölgemize hem de ülkemize daha güçlü sağlık hizmetleri sunabilmek için kapasitemizi artırıyor, çağın gerekliliklerine uygun yatırımlar gerçekleştiriyoruz. Yenilenen ünitemizle birlikte hastalarımıza daha konforlu, daha güvenli ve daha nitelikli sağlık hizmeti sunacağız,&#8221; ifadelerini kullandı.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Rektör Bayram Yılmaz ayrıca, sağlık alanındaki yatırımların önümüzdeki dönemde de devam edeceğini belirterek, &#8220;Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi&#8217;nin sahip olduğu bilimsel birikimi güçlü teknolojik altyapıyla desteklemeyi sürdüreceğiz. Hedefimiz, sağlık hizmetlerinde kalite standartlarını daha da yukarı taşıyarak vatandaşlarımıza en iyi hizmeti sunmaktır,&#8221; dedi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b>“HASTA GÜVENLİĞİ VE HİZMET KALİTESİ ARTACAK”</b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Rektör Yardımcısı ve Hastane Başhekim Vekili Prof. Dr. Mehmet Birhan Yılmaz ise gerçekleştirilen yenileme çalışmasının hasta güvenliği ve hizmet kalitesi açısından önemli kazanımlar sağlayacağını belirterek, &#8220;Yoğun bakım hizmetleri, ileri teknoloji ve yüksek uzmanlık gerektiren alanların başında geliyor. Yenilenen ünitemizle birlikte hem fiziki koşullarımızı hem de teknik donanımımızı günümüz standartlarının üzerine taşıdık. Hastalarımıza sunduğumuz sağlık hizmetlerinin niteliğini artırırken sağlık çalışanlarımız için de daha verimli ve güvenli bir çalışma ortamı oluşturduk,&#8221; diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Yeni yoğun bakım ünitesinin özellikle bölgesel sağlık ihtiyaçlarına yanıt verme kapasitesini artıracağını ifade eden Prof. Dr. Mehmet Birhan Yılmaz, &#8220;Artan yatak kapasitemiz sayesinde kritik hasta yönetiminde daha etkin hizmet sunabileceğiz. Üniversite hastanesi olarak ileri düzey sağlık hizmetlerinde üstlendiğimiz sorumluluğu güçlendirmeye ve vatandaşlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz,&#8221; dedi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi bünyesinde hizmet vermeye başlayan yenilenmiş Yoğun Bakım Ünitesi&#8217;nin, başta İzmir olmak üzere Ege Bölgesi&#8217;ndeki sağlık hizmetlerinin güçlenmesine önemli katkılar sunması bekleniyor.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yatak-kapasitesi-34e-yukseldi-642123">Yatak Kapasitesi 34&#8217;e Yükseldi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TÜBİTAK 4006-C Bilim Fuarı Festivali Osmangazi&#8217;de Kapılarını Açtı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tubitak-4006-c-bilim-fuari-festivali-osmangazide-kapilarini-acti-642066</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 21:13:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[4006-c]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bursa]]></category>
		<category><![CDATA[festivali]]></category>
		<category><![CDATA[fuar]]></category>
		<category><![CDATA[fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenciler]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<category><![CDATA[Osmangazi Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[projeler]]></category>
		<category><![CDATA[tak]]></category>
		<category><![CDATA[tübi]]></category>
		<category><![CDATA[yardımcısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=642066</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi’nin katkılarıyla gerçekleştirilen TÜBİTAK 4006-C Bilim Fuarı Festivali, Osmangazi Meydanı’nda kapılarını açtı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tubitak-4006-c-bilim-fuari-festivali-osmangazide-kapilarini-acti-642066">TÜBİTAK 4006-C Bilim Fuarı Festivali Osmangazi&#8217;de Kapılarını Açtı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Osmangazi Belediyesi’nin katkılarıyla gerçekleştirilen TÜBİTAK 4006-C Bilim Fuarı Festivali, Osmangazi Meydanı’nda kapılarını açtı. Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle düzenlenen festivalde öğrencilerin hazırladığı birbirinden dikkat çekici projeler büyük ilgi gördü.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Gençlerin teknoloji, bilim ve araştırma alanlarında gelişim göstermesi için önemli projeleri hayata geçirerek geleceğin güçlü toplumunu inşa etmeye katkılar sunan Osmangazi Belediyesi, Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle TÜBİTAK 4006-C Bilim Fuarı Festivali’ne ev sahipliği yaptı. Osmangazi Meydanı’nda gerçekleşen festivale Osmangazi Belediye Başkan Vekili Avukat Şirin Alçı Hakverdi ve Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir’in yanı sıra, Bursa İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Mustafa Kahya, Osmangazi İlçe Milli Eğitim Müdürü Metin Sezer, okul temsilcileri, öğretmenler ve öğrenciler ile birlikte çok sayıda vatandaş katıldı. Öğrencilerden oluşan bando takımı ve mehteran gösterileriyle renklenen festivalin açılış töreninde, çeşitli enstrümanlarla mini bir dinleti de sunuldu.</span></span></span></p>
<p><span><span><b><span>“Geleceğe Yapılan En Değerli Yatırım”</span></b></span></span></p>
<p><span><span><span>TÜBİTAK 4006-C Bilim Fuarı Festivali’nde gerçekleştirilen açılış töreninde konuşan Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir, böylesine kıymetli bir fuar için eğitimcilere ve emeği geçen herkese teşekkürlerini iletti.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Fuara ev sahipliği yapmaktan dolayı onur duyduklarını ifade eden Esendemir, sözlerine şu şekilde devam etti:</span></span></span></p>
<p><span><span><span>“Bilim ve teknoloji çağında güçlü toplumların temelinde, sorgulayan, araştıran, üreten ve çözüm geliştiren bireyler yer almakta. Geleceğimizi şekillendirecek olan gençlerimizin bilimsel düşünceyi benimsemeleri, merak duygularını canlı tutmaları ve araştırma kültürüyle yetişmeleri, hepimiz için büyük önem taşımaktadır. Osmangazi Belediyesi olarak eğitimi, bilimi ve gençlerimizi desteklemeyi sadece bir görev değil, aynı zamanda geleceğe yapılan en değerli yatırım olarak görüyoruz. Bu anlayışla ilçedeki eğitim kurumlarımızla, öğretmenlerimizle ve öğrencilerimizle iş birliği çerçevesinde birçok projeye destek veriyor, gençlerimizin potansiyellerini ortaya koyabilecekleri ortamlar oluşturmaya gayret ediyoruz. Bugün gerçekleştirdiğimiz fuarda bu önemli anlayışın bir parçası. Okullarımızın bir araya gelmesi, öğrencilerimizin projelerini daha geniş kitlelere paylaşması, farklı disiplinden arkadaşlarıyla tanışması ve bilimsel bilgi alışverişinde bulunması bizim için de çok kıymetli.”</span></span></span></p>
<p><span><span><b><span>“Çalışmalar Bursa’mızın Eğitimdeki Dinamizmini Ortaya Koymaktadır”</span></b></span></span></p>
<p><span><span><span>TÜBİTAK 4006 Bilim Fuarı Festivali’nde sergilenen her projenin bir fikrin emeğe, bir merakın araştırmaya, bir hayalin de somut bir ürüne dönüşmüş hali olduğunu dile getiren Bursa İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Mustafa Kahya da yaptığı açıklamada, “Öğrencilerimizin ve öğretmenlerimizin bilgi, deneyim ve birikimlerini paylaşabildikleri tüm alanlar, bilimsel düşünce kültürünün yaygınlaşmasına önemli katkılar sunmaktadır. Farklı okullardan gelen katılımcılar arasında kurulan etkileşim, öğrenmeyi zenginleştirmekte ve ortak başarı anlayışını güçlendirmektedir. İnanıyoruz ki, bilimin gerçek gücü bilgiyi üretmek kadar onu paylaşabilmekte, ortak aklı harekete geçirerek yeni ufuklar açabilmektedir. Bu çalışmaların her biri Bursa’mızın eğitimdeki dinamizmini ve gençlerimizin potansiyellerini ortaya koymaktadır. Burada gördüğümüz projeler yalnızca bugünün ürünleri değil, geleceğin bilim insanlarına, mühendislerine, girişimcilerine ve araştırmacılarına uzanan yolun da önemli adımlarındandır” ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>
<p><span><span><b><span>Festivale Yoğun İlgi</span></b></span></span></p>
<p><span><span><span>Konuşmaların ardından Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir ve protokol üyeleri, açılış kurdelasını keserek, Osmangazi Meydanı’ndaki stantları gezdi. Burada gerçekleştirilen projeler hakkında öğrencilerden bilgi alan Esendemir ve protokol üyeleri, çalışmaları yakından inceleyerek öğrencilere başarılar diledi.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Bursa genelindeki okullarında öne çıkan seçkin projelerin tek çatı altında buluşturulduğu festivalde, öğrencilerin yıl boyunca emek vererek hazırladığı çalışmalar, daha geniş kitleler tarafından incelenme fırsatı buldu. Birbirinden farklı projeleriyle festivale katkıda bulunan öğrenciler projelerini detaylarıyla aktararak, hedeflerini ve amaçlarını paylaştı. Öğrencilerin bilimsel düşünme, araştırma, sorgulama ve problem çözme becerilerini geliştirmeyi hedefleyen festivalde birbirinden ilginç projelere vatandaşlar büyük ilgi gösterdi. </span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tubitak-4006-c-bilim-fuari-festivali-osmangazide-kapilarini-acti-642066">TÜBİTAK 4006-C Bilim Fuarı Festivali Osmangazi&#8217;de Kapılarını Açtı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Midye kabukları deniz yaşamına nefes olacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/midye-kabuklari-deniz-yasamina-nefes-olacak-641922</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 21:08:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atık]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[izdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kabukları]]></category>
		<category><![CDATA[Midye]]></category>
		<category><![CDATA[nefes]]></category>
		<category><![CDATA[olacak]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[seferihisar]]></category>
		<category><![CDATA[tübitak]]></category>
		<category><![CDATA[yaşamına]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=641922</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZDENİZ ile ekolojik teknoloji girişimi NE-SEA’nın TÜBİTAK destekli projesi kapsamında, atık midye kabuklarından üretilen doğa dostu resifler Seferihisar Sığacık’taki Telgraf Koyu’na yerleştirildi. Deniz canlılarına yeni yaşam alanları oluşturmayı hedefleyen proje kapsamında önümüzdeki süreçte 35 yeni resif daha İzmir kıyılarıyla buluşturulacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/midye-kabuklari-deniz-yasamina-nefes-olacak-641922">Midye kabukları deniz yaşamına nefes olacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZDENİZ ile ekolojik teknoloji girişimi NE-SEA’nın TÜBİTAK destekli projesi kapsamında, atık midye kabuklarından üretilen doğa dostu resifler Seferihisar Sığacık’taki Telgraf Koyu’na yerleştirildi. Deniz canlılarına yeni yaşam alanları oluşturmayı hedefleyen proje kapsamında önümüzdeki süreçte 35 yeni resif daha İzmir kıyılarıyla buluşturulacak.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZDENİZ’in, İzmir merkezli ekolojik teknoloji girişimi NE-SEA ile birlikte yürüttüğü TÜBİTAK destekli “Mavi Ekonomi İş Birliği: Atık Kabuklar Yapay Resiflerle Deniz Yaşamına Dönüşüyor” projesi kapsamında üretilen doğa dostu resifler denizle buluştu. NE-SEA tarafından İZDENİZ için özel olarak tasarlanan dört resif, Seferihisar Sığacık’taki Telgraf Koyu’na yerleştirildi. Projenin ikinci aşamasında ise atık midye kabuklarından 35 yeni resif daha üretilerek İzmir kıyılarına yerleştirilecek. Böylece deniz canlıları için yeni yaşam alanları oluşturulurken, deniz ekosisteminin güçlendirilmesine de katkı sağlanacak.</p>
<p><strong>Dalgıçların operasyonuyla denize indirildi</strong><br />Doğa dostu resifler, Teos Marina’da bir balıkçı teknesine yüklenerek Seferihisar Sığacık’taki Telgraf Koyu’na taşındı. Resifler, İZDENİZ ve Serenad Dalış Merkezi dalgıçlarının gerçekleştirdiği yaklaşık bir saatlik operasyonla denize indirildi. Çalışmayı Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin, İZDENİZ Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Işıkhan Güler, İZDENİZ Genel Müdürü Gökhan Marım, İZDENİZ Genel Müdür Yardımcısı Dr. Ceyla İnmeler de takip etti. Deniz canlılarının resifleri kullanım biçimi düzenli olarak izlenecek; elde edilecek veriler doğrultusunda sistem geliştirilerek seri üretim aşamasına geçilecek.</p>
<p><strong>Deniz turizmine ve biyolojik çeşitliliğe destek</strong><br />İZDENİZ Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Işıkhan Güler, projenin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın Körfez ve deniz ekosistemine verdiği önemin bir yansıması olduğunu belirterek, “Bu çalışma, İzmir Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisindeki denizlerimizin kalitesini artırmaya yönelik önemli adımlardan biri. Amacımız, doğal yaşamın bir parçası olan midye kabuklarını değerlendirerek doğa dostu resiflere dönüştürmek ve yeniden denizle buluşturmak. TÜBİTAK desteğiyle yürüttüğümüz proje kapsamında resiflerin hangi canlılara ev sahipliği yaptığını ve su kalitesine etkilerini bilimsel olarak takip edeceğiz. Elde edeceğimiz verilerle doğa temelli çözümlerin yaygınlaştırılmasına katkı sunmayı hedefliyoruz. Bu uygulamaların çoğalmasıyla hem doğayla uyumlu bir yaklaşımı güçlendirecek hem de deniz turizmine yeni bir değer kazandıracağız” dedi.</p>
<p><strong>Özger: 35 yeni resif daha üretilecek</strong><br />NE-SEA kurucusu ve baş tasarımcısı Nermin Sena Özger, projenin 2024 yılında TÜBİTAK ve Birleşmiş Milletler Sınai Kalkınma Teşkilatı desteğiyle başladığını belirterek, su altı gözlemleri ve davranış analizleriyle geliştirilen prototiplerin İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle denize yerleştirildiğini söyledi. Özger, atık midye kabuklarından elde edilen biyokompozit malzemeyle doğa dostu resifler ürettiklerini ifade ederek, “Ege Bölgesi’nde her ay 40 tondan fazla midye kabuğu çöpe atılıyor. Bu atık kabuklardan suya dayanıklı biyokompozit malzeme elde ettik. Bu projeyi doğa ile insan arasındaki uyumu güçlendirmek ve su altı yaşamını daha görünür kılmak amacıyla geliştirdik. İkinci aşamada TÜBİTAK desteğiyle 35 yeni doğa dostu resif üreterek biyolojik çeşitliliğin desteklenmesi gereken farklı deniz alanlarına yerleştireceğiz” diye konuştu.</p>
<p><strong>Yetişkin: Çok önemsediğimiz bir proje</strong><br />Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin, İZDENİZ’e ve projede emeği geçenlere teşekkür ederek, çalışmanın doğadan gelen ve yeniden doğaya kazandırılan önemli bir uygulama olduğunu söyledi. Yetişkin, “Proje, deniz ekosistemi ve dalış turizmi açısından büyük önem taşıyor. Resifler bölge turizmine katkı sağlayacak. Çok önemsediğimiz bir proje” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/midye-kabuklari-deniz-yasamina-nefes-olacak-641922">Midye kabukları deniz yaşamına nefes olacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pist Bisikleti Milli Takımımızdan Çekya&#8217;da Madalya Yağmuru</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/pist-bisikleti-milli-takimimizdan-cekyada-madalya-yagmuru-641662</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 09:14:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[bisikleti]]></category>
		<category><![CDATA[çekya]]></category>
		<category><![CDATA[elde]]></category>
		<category><![CDATA[Gp Austria]]></category>
		<category><![CDATA[Gp Brno]]></category>
		<category><![CDATA[madalya]]></category>
		<category><![CDATA[milli]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Tarakcı]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[pist]]></category>
		<category><![CDATA[Pist Bisikleti]]></category>
		<category><![CDATA[Ramazan Yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[takımımızdan]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[yağmuru]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=641662</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pist Bisikleti kategorisinde Dünya Şampiyonası kotası yolunda mücadele eden Pist Bisikleti Milli Takımı sporcularından Ramazan Yılmaz ve Mustafa Tarakcı, GP Brno ve GP Austria yarışlarında 1 altın, 2 gümüş ve 1 bronz madalya kazanarak önemli UCI puanları topladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/pist-bisikleti-milli-takimimizdan-cekyada-madalya-yagmuru-641662">Pist Bisikleti Milli Takımımızdan Çekya&#8217;da Madalya Yağmuru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Pist Bisikleti kategorisinde Dünya Şampiyonası kotası yolunda mücadele eden Pist Bisikleti Milli Takımı sporcularından Ramazan Yılmaz ve Mustafa Tarakcı, GP Brno ve GP Austria yarışlarında 1 altın, 2 gümüş ve 1 bronz madalya kazanarak önemli UCI puanları topladı.</strong></p>
<p>UCI ve Türkiye Bisiklet Federasyonu 2026 faaliyet takviminde yer alan, Dünya Şampiyonası kotası açısından önem taşıyan GP Brno (C1) ve GP Austria (C2) yarışlarında mücadele eden Pist Bisikleti Milli Takımımız, Çekya&#8217;da önemli başarılara imza attı.</p>
<p>Türkiye Olimpik Hazırlık Merkezi (TOHM) bünyesinde çalışmalarını sürdüren milli sporcularımız Ramazan Yılmaz ve Mustafa Tarakcı, elde ettikleri derecelerle ülkemizi başarıyla temsil etti.</p>
<p>Ramazan Yılmaz, GP Brno ve GP Austria yarışlarında gösterdiği performansla toplam dört madalya kazanarak organizasyonun öne çıkan isimlerinden biri oldu. GP Brno&#8217;da U23 Erkekler Scratch yarışında ve Omnium yarışında gümüş, takım arkadaşı Mustafa Tarakcı ile birlikte mücadele ettiği Madison yarışında ise bronz madalya kazanan milli sporcumuz, GP Austria&#8217;da Omnium kategorisinde altın madalyanın sahibi oldu.</p>
<p>Mustafa Tarakcı da GP Brno Madison yarışında Ramazan Yılmaz ile birlikte elde ettiği üçüncülük derecesiyle milli takımımızın madalya hanesine katkı sağladı.</p>
<p>Dünya Şampiyonası kotası yolunda kritik öneme sahip yarışlarda elde edilen bu sonuçlarla milli sporcularımız değerli UCI puanları toplarken, Türk pist bisikletinin uluslararası alandaki yükselişini sürdürdü.</p>
<p><strong>Emin Müftüoğlu: “Pist bisikletinde geleceğe umutla bakıyoruz”</strong></p>
<p>Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Emin Müftüoğlu, elde edilen başarıların Türk bisikleti adına önemli bir gelişme olduğunu belirterek şunları söyledi:</p>
<p>“Pist bisikletinde son yıllarda attığımız adımların karşılığını uluslararası arenada almaya başlıyoruz. Sporcularımızın Çekya&#8217;da elde ettiği madalyalar ve topladıkları UCI puanları, Dünya Şampiyonası hedefimiz açısından son derece değerli. Ramazan Yılmaz ve Mustafa Tarakcı başta olmak üzere sporcularımızı ve teknik ekibimizi yürekten kutluyorum. Bu başarılar, Türk pist bisikletinin geleceği adına bizlere büyük umut veriyor.”</p>
<p><strong>Kazanılan Dereceler: </strong></p>
<p><strong>GP Brno (C1)</strong></p>
<ul>
<li>Gümüş Madalya: Ramazan Yılmaz (Omnium)</li>
<li>Gümüş Madalya: Ramazan Yılmaz (U23 Scratch)</li>
<li>Bronz Madalya: Ramazan Yılmaz &#038; Mustafa Tarakcı (Madison)</li>
</ul>
<p><strong>GP Austria (C2)</strong></p>
<ul>
<li>Altın Madalya: Ramazan Yılmaz (Omnium)</li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/pist-bisikleti-milli-takimimizdan-cekyada-madalya-yagmuru-641662">Pist Bisikleti Milli Takımımızdan Çekya&#8217;da Madalya Yağmuru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tıpta Yeni Dönemin Adı: Eş Zamanlı Kombine Cerrahiler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tipta-yeni-donemin-adi-es-zamanli-kombine-cerrahiler-641565</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 09:10:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Adı]]></category>
		<category><![CDATA[Ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[dönemin]]></category>
		<category><![CDATA[eş]]></category>
		<category><![CDATA[Eş Zamanlı]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kombine]]></category>
		<category><![CDATA[nadir]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[safra]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[tıpta]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşım]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[zamanlı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=641565</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Okan Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Bölümü'nden Prof. Dr. Selçuk Mercan, Dr. Öğr. Üyesi Osman Anıl Savaş, Dr. Öğr. Üyesi Mehrdad Sheikhvatan ve Int. Dr. Amir Mahdi Akbari’nin yazarlığını yaptığı bilimsel çalışma, uluslararası Journal of Surgical Case Reports dergisinde yayımlandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tipta-yeni-donemin-adi-es-zamanli-kombine-cerrahiler-641565">Tıpta Yeni Dönemin Adı: Eş Zamanlı Kombine Cerrahiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Okan Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Bölümü&#8217;nden Prof. Dr. Selçuk Mercan, Dr. Öğr. Üyesi Osman Anıl Savaş, Dr. Öğr. Üyesi Mehrdad Sheikhvatan ve Int. Dr. Amir Mahdi Akbari’nin yazarlığını yaptığı bilimsel çalışma, uluslararası <em>Journal of Surgical Case Reports</em> dergisinde yayımlandı.</p>
<p>Böbreküstü bezi kitlesi (adrenalektomi) ile safra kesesi hastalığının (kolesistektomi) eş zamanlı olarak aynı anda görülmesi nadir bir durum ve her iki tablonun laparoskopik cerrahiyle eş zamanlı tedavisine ilişkin literatürdeki uygulamalar da sınırlı. Ancak kombine cerrahi yaklaşım; anestezi maruziyetini, hastanede kalış süresini ve iyileşme döneminin süresini azaltması açısından yeni bir tıbbi pratik getiriyor. Ayrıca, ameliyat sonrası dönem de hasta açısından bu duruma özel herhangi bir yan etki görülmüyor. </p>
<p>Yapılan çalışmada, safra kesesi hastalığı ve böbreküstü bezi kitlesi bulunan bir hastada iki farklı laparoskopik ameliyatın tek seansta başarıyla gerçekleştirildiği bildirildi. Araştırmacılar, eş zamanlı minimal invaziv cerrahinin uygun hastalarda güvenli ve etkili bir yaklaşım olabileceğini vurguladı. Çalışma kapsamında değerlendirilen 57 yaşındaki erkek hastanın, karın sağ üst bölümünde aralıklı ağrı ve karın bölgesindeki şişlik (abdominal distansiyon) gibi şikâyetleri için ilk olarak gerekli görüntülemeler yapıldı. Safra kesesinde uzun süreli tekrarlayan iltihaplanma (kronik kolesistit) ile safra taşı (kolelitiazis) varlığı ortaya konarken, böbreküstü bezlerinde ise başka bir sebeple çekilen görüntülemede tesadüfen saptanan, hormon salgılamayan ve 8 cm boyutuna ulaşmış bir kitle tespit edildi. </p>
<p><strong>Ameliyat Sonrası Dönemde de Hastanın Konforu Yüksek </strong></p>
<p>Hastaya, her iki tablo için sorunsuz bir şekilde eş zamanlı laparoskopik cerrahi uyulandı. Uzmanlar, hastanın patoloji sonucunun, safra kesesi taşlarına bağlı gelişen kronik kolesistit ve böbrek üstü bezinde iyi huylu vasküler kitle (adrenal kavernöz hemanjiyom) varlığını doğruladığını, her iki durumun da genellikle tesadüfen saptandığını ve tedavi sonrası takiplerde de herhangi bir yaşamsal tehlike oluşturmadığını söylediler. </p>
<p><b><strong>Eş Zamanlı Cerrahi Her Hasta İçin Uygun Olmayabilir</strong></b></p>
<p>Literatürde farklı organlara yönelik kombine laparoskopik cerrahilerin kronik hastalığı olan seçilmiş hasta gruplarında uygulandığını gösteren çalışmalar mevcut. Bu yaklaşım için belirli bir yaş veya cinsiyet kriteri bulunmamakla birlikte, hasta seçimi de büyük önem taşıyor. Bu süreç, her hastanın bireysel olarak değerlendirilmesi ve multidisipliner bir yaklaşımla karar verilmesini gerektiriyor. Özellikle hastanın genel sağlık durumu, ek hastalıkları, cerrahi risk düzeyi, ameliyatın teknik zorluk derecesi ve operasyon süresinin kabul edilebilir sınırlar içinde olması gibi birçok faktör göz önünde bulundurulmalı. Uygun şekilde değerlendirilen hastalarda eş zamanlı cerrahi, ikinci bir ameliyat ve ikinci bir anestezi gereksinimini ortadan kaldırabiliyor. </p>
<p><strong>“Gelecekte Daha Karmaşık Eş Zamanlı Operasyonlara Şahit Olacağız”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Selçuk Mercan, yapılan eş zamanlı cerrahinin önemine değinerek, gelecek yıllardaki tedavi yaklaşımlarına dair de bir projeksiyon sundu: <em>“Bu çalışma, nadir görülen iki farklı patolojinin tek seansta minimal invaziv yöntemlerle güvenli şekilde tedavi edilebileceğini göstermesi açısından çok önemli. Cerrahinin geleceğinde hasta odaklı ve kişiselleştirilmiş yaklaşımlar ön plana çıkacak. Teknolojik gelişmeler, robotik cerrahi ve gelişmiş görüntüleme sistemleri sayesinde gelecekte daha karmaşık eş zamanlı operasyonların da güvenle gerçekleştirildiğine şahit olabiliriz.” </em>Dr. Öğr. Üyesi Osman Anıl Savaş ise cerrahi planlama ve multidisipliner değerlendirmenin önemi hakkında şunları söyledi; <em>“Literatürde oldukça sınırlı sayıda bildirilen bu kombinasyonun başarılı bir şekilde uygulanmış olması, cerrahi planlamanın ve multidisipliner değerlendirmenin önemini ortaya koyuyor. Bu çalışma, uygun hasta seçildiğinde eş zamanlı minimal invaziv cerrahinin hem hasta konforunu artırabileceğini hem de sağlık kaynaklarının daha verimli kullanılmasına katkı sağlayabileceğini göstermektedir.” </em></p>
<p><strong>Bilimsel Raporlamaya Katkısı Büyük </strong></p>
<p>Nadir klinik senaryolarının bilimsel olarak raporlanmasının önemine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Mehrdad Sheikhvatan, ameliyatla ilgili şunları söyledi; “Bu vaka yalnızca başarılı bir cerrahi uygulamayı değil, aynı zamanda nadir klinik senaryoların bilimsel olarak raporlanmasının önemini de vurguluyor. Benzer çalışmaların artmasıyla birlikte hangi hasta gruplarının bu yaklaşımdan en fazla fayda göreceği daha net ortaya konabilecek ve gelecekte kılavuzlara yön verebilecek veriler elde edilebilecektir.” İnt. Dr. Amir Mahdi Akbari, ise operasyon ekseninde yapay zekâ destekli cerrahi planlama ve robotik teknolojilerin önemine değinerek şunları söyledi: <em>“Bu çalışma, tıp öğrencileri ve genç araştırmacılar açısından da önemli bir örnek. Nadir görülen vakaların bilimsel yayınlara dönüştürülmesi, klinik pratiğin gelişimine katkı sağlarken aynı zamanda yeni araştırma alanlarının oluşmasına da zemin hazırlıyor. Gelecekte yapay zekâ </em><em>destekli cerrahi planlama ve robotik teknolojilerin gelişmesiyle eş zamanlı cerrahi uygulamaların daha yaygın hale geleceğini düşünüyoruz.”</em></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tipta-yeni-donemin-adi-es-zamanli-kombine-cerrahiler-641565">Tıpta Yeni Dönemin Adı: Eş Zamanlı Kombine Cerrahiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmangazi Belediyesi&#8217;nden Çocukların Geleceğine Sahip Çıkan Sempozyum</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyesinden-cocuklarin-gelecegine-sahip-cikan-sempozyum-641367</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 09:03:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[çıkan]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk İşçiliği]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[geleceği]]></category>
		<category><![CDATA[geleceğine]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sahip]]></category>
		<category><![CDATA[sempozyum]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=641367</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocukların geleceğine sahip çıkan Osmangazi Belediyesi, “Çocuklar Geleceğimiz; Geleceğimizi Korumalıyız!” başlığı altında sempozyum düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyesinden-cocuklarin-gelecegine-sahip-cikan-sempozyum-641367">Osmangazi Belediyesi&#8217;nden Çocukların Geleceğine Sahip Çıkan Sempozyum</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span>Çocukların geleceğine sahip çıkan Osmangazi Belediyesi, “Çocuklar Geleceğimiz; Geleceğimizi Korumalıyız!” başlığı altında sempozyum düzenledi. Çocukların sağlıklı bireyler olarak yetişmesinin vurgulandığı sempozyumda çocuk işçiliğinin sağlık, eğitim ve hukuk boyutları uzman isimler tarafından ele alındı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Çocukların daha güvenli, sağlıklı ve umut dolu bir geleceğe sahip olması adına yürüttüğü sosyal belediyecilik çalışmalarına büyük önem veren Osmangazi Belediyesi, Dünya Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü kapsamında anlam dolu bir sempozyum düzenledi. Osmangazi Belediyesi ile Osmangazi Kent Konseyi iş birliğinde Şadırvanlı Han Eğitim Akademisi’nde gerçekleştirilen sempozyumda, çocukların geleceğini korumanın toplumsal bir sorumluluk olduğuna vurgu yapıldı. Sağlık, eğitim, hukuk ve sosyal yaşam boyutlarıyla çocuk işçiliğinin masaya yatırıldığı sempozyumda Bursa eski İl Sağlık Müdürü ve ÇEVREM Genel Başkanı Dr. Hüseyin H. Serdar, BESOB Eğitim Koordinatörü Gülbin Okur ve Avukat Abdulkadir Garaçoğlu önemli değerlendirmelerde bulundu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“Çocuklarımızı Ucuz İş Gücü Olarak Görmememiz Lazım”</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>“Çocuk İşçiler ve Sağlık Yaklaşımları” başlıklı konuşmasında çocuk işçiliğinin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda ciddi bir sağlık ve toplumsal sorun olduğuna dikkat çeken Dr. Hüseyin H. Serdar, bugün yaklaşık 1,5 milyon çocuğun tarım, sanayi ve hizmet sektöründe çalıştırıldığına işaret ederek, şöyle konuştu:</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>“Çocukların karşı karşıya kaldıkları şiddet, çocukların girdikleri stres, depresyon ile psikososyal yönden de sağlıkların bozulması, bedensel, ruhsal, biyolojik yapılarıyla ilgili geleceğe dair hayallerini bile etkileyebilecek bir durum söz konusu. Buna karşı çocukları işçi değil; onları daha başarılı, toplumun geleceğini etkileyecek, kendi hayallerini gerçekleştirecek, bedensel ruhsal yönden gelişimlerini tamamlayacak bireyler olarak, toplumumuzun geleceğini devam ettirecek bireyler olarak hazırlamak durumundayız. Çocuklarımızı ucuz iş gücü olarak görmememiz lazım, toplumun bütün kesimlerinin bu konuya el atması lazım. Dolayısıyla 12 Haziran Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü’nde biz bir ses vermeye gayret edeceğiz. Bu ülkemizin diğer alanlarında da bu sesler düzgün bir şekilde verilirse, muhtemelen çocukların geleceği aileler ve toplum içerisinden umut veren bir geleceği gözlemiş olacağız.”</span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“Bütün İlgili Tarafların Bir Arada Olmasıyla Çözülebilecek Bir Şey”</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>BESOB Eğitim Koordinatörü Gülbin Okur ise “Çocuk İşçiliğinin Azaltılması Çalışmaları ve Öneriler” başlıklı sunumunda, çocuk işçiliğiyle mücadelenin ancak tüm kurumların ortak çalışmasıyla mümkün olabileceğini ifade etti.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Esnaf Odaları Birliği olarak sahada aktif çalışmalar yürüttüklerini belirten Okur, ailelerin, okulların, sivil toplum kuruluşlarının ve kamu kurumlarının ortak hareket etmesinin önemine değinerek, “Bu, bütün ilgili tarafların bir arada olmasıyla çözülebilecek bir şey, biz de Esnaf Odaları Birliği olarak o yönde çalışıyoruz. Hem aileler, hem çocukların kendisi, hem okullar, hem de bizler sivil toplum paydaşları olarak işin içinde olursak bir şeyleri derleyip toplayabiliyoruz diye düşünüyoruz. Esnaf Odaları Birliği olarak saha ekiplerimizle çocuk işçiliğini önlemek üzere işletmelere ziyaretler yapıyoruz, onlara sunumlar gerçekleştiriyoruz, nasıl doğru ilerleyeceklerini anlatıyoruz. Uygun yaştalarsa çıraklık eğitim merkezlerimize yönlendiriyoruz, eğitim alıp o mesleğe sahip olabilmeleri için. Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler projeleri kapsamında da çırak öğrencilerimize bilgilendirmeler yapıyoruz, nasıl ilerlemeleri doğrultusunda. Burada iş güvenliği de çok önemli, onu da çok önemsiyoruz. İşletmelerin içerisinde sahada doğru şekilde çalışılmasına yönelik bilgilendirmeler yapıyoruz. Bir de yetişkin eğitimleri veriyoruz ki bu arkadaşlarımızın gelecekte bir arada çalışacağı kişiler de, o gençlerle nasıl çalışacaklarını bilsinler, ustalarımız, usta öğreticilerimiz hep birlikte ilerleyebilsinler diye.” ifadelerini kullandı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“Mevzuat Yeterli Olsa Bile Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar Var”</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Sempozyumun bir diğer konuşmacısı olan Avukat Abdulkadir Garaçoğlu da “Çocuk İşçiliği, Yasal Durum ve Sorunlar” başlıklı konuşmasında, çocuk işçiliğiyle mücadelenin aslında geleceği koruma mücadelesi olduğunu söyleyerek, “Bugünün önemi şu, bu durum geleceğimizi kurtarmayla alakalı çünkü çocuklar bizim geleceğimizdir. Çocuk işçiliği ile mücadele edersek, geleceğimizi kurtarmakla alakalı mücadele ederiz. Hukuki açıdan baktığımızda bu husus, kanunlarımızda birçok noktada korunmaktadır ama tabii ki ülkemizde ve dünyada olan bütün sorunlar gibi mevzuat yeterli olsa bile uygulamada karşılaşılan sorunlar vardır. Bu sempozyumda bu konuyu konuştuk, dile getirdik. Bu sorunları, bunlarla nasıl mücadele edilebilir onu dile getirdik. İnşallah geleceğimizi kurtarmak için, çocuk işçiliği ile mücadele etmek için tekrardan bir ses olmak istedik.” açıklamalarında bulundu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Sempozyumun sonunda Osmangazi Kent Konseyi Başkanı Sevim Sakallı, konuşmacılar Dr. Hüseyin H. Serdar, Gülbin Okur ve Abdulkadir Garaçoğlu’na gerçekleştirdikleri bilgilendirmelerden ötürü teşekkür ederek plaket takdim etti.</span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyesinden-cocuklarin-gelecegine-sahip-cikan-sempozyum-641367">Osmangazi Belediyesi&#8217;nden Çocukların Geleceğine Sahip Çıkan Sempozyum</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Aydın&#8217;dan Geleneksel Değerlere Vurgu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-aydindan-geleneksel-degerlere-vurgu-641331</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 09:02:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aydın]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[değerlere]]></category>
		<category><![CDATA[gelen]]></category>
		<category><![CDATA[geleneksel]]></category>
		<category><![CDATA[mahalle]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sakinleri]]></category>
		<category><![CDATA[vurgu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=641331</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeniceabat Mahallesi’nde vatandaşlarla bir araya gelen Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, geleneksel köy hayrına da katılarak kültürel değerlerin yaşatılmasının önemine dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-aydindan-geleneksel-degerlere-vurgu-641331">Başkan Aydın&#8217;dan Geleneksel Değerlere Vurgu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span>Yeniceabat Mahallesi’nde vatandaşlarla bir araya gelen Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, geleneksel köy hayrına da katılarak kültürel değerlerin yaşatılmasının önemine dikkat çekti.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, mahalle ziyaretleri kapsamında Yeniceabat Mahallesi’ni ziyaret ederek vatandaşlarla bir araya geldi. Samimi atmosferde gerçekleşen programda mahalle sakinleriyle sohbet eden Başkan Aydın, vatandaşların talep ve önerilerini dinledi. CHP Osmangazi İlçe Başkanı Raşit Gürbüz’ün de eşlik ettiği ziyaret kapsamında ilk olarak Saadet Etkeser Camii’nde cuma namazını cemaat ile birlikte eda eden Başkan Erkan Aydın, namazın ardından vatandaşlara çeşitli ikramlarda bulundu. Cami avlusunda mahalle sakinleriyle sohbet eden Başkan Aydın, vatandaşlarla yakından ilgilenerek onların görüş, talep ve önerilerini dinledi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“Gelenekleri Yaşatmak Önemli”</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Yeniceabat Mahallesi’nde düzenlenen geleneksel köy hayrına da katılan Başkan Aydın, burada mahalle sakinleriyle aynı sofrayı paylaştı. Yoğun katılımla gerçekleşen hayır programında vatandaşlarla sohbet eden Başkan Aydın, birlik, beraberlik ve dayanışma kültürünün yaşatılmasının önemine vurgu yaptı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Programda konuşan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, geleneksel değerlerin yeni nesillere aktarılmasının büyük önem taşıdığını belirterek şu ifadeleri kullandı:</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>“Yeniceabat Mahallesi sakinlerinin, değerli teyzelerimizin, ablalarımızın yaptıkları hayrı Allah kabul etsin, ölmüşlerinin mekanı cennet olsun. Hayırlar da Allah katında kabul-ü makbul olsun. Geçmişi yad etmek, gelenekleri yaşatmak yeni neslin de bunları öğrenmesi açısından önemli. Siz de bunu devamlı yapıyorsunuz. İnşallah bu güzel geleneklerimiz yeni nesillere aktarılır, onlar da bunu yaşatmaya devam eder. Emeği geçen, hakkı geçen herkese teşekkür ediyoruz. Yapılacak olan duaları da Allah kabul etsin.”</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Mahalle sakinleri ise ziyaretinden dolayı Başkan Aydın’a teşekkür ederek, geleneksel köy hayrına katılmasından memnuniyet duyduklarını ifade etti.</span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-aydindan-geleneksel-degerlere-vurgu-641331">Başkan Aydın&#8217;dan Geleneksel Değerlere Vurgu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Milli Pist Bisikletçilerimiz Dünya Şampiyonası Kotası İçin Çekya&#8217;da Yarışacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/milli-pist-bisikletcilerimiz-dunya-sampiyonasi-kotasi-icin-cekyada-yarisacak-641121</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 08:49:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[bisiklet]]></category>
		<category><![CDATA[bisikletçilerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[çekya]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Şampiyonası]]></category>
		<category><![CDATA[kotası]]></category>
		<category><![CDATA[milli]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[pist]]></category>
		<category><![CDATA[şampiyonası]]></category>
		<category><![CDATA[sporcularımız]]></category>
		<category><![CDATA[yarış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=641121</guid>

					<description><![CDATA[<p>TOHM bünyesinde çalışmalarını sürdüren Milli Takım sporcularımız, Dünya Şampiyonası kotası açısından önem taşıyan GP Brno ve GP Austria yarışlarında ülkemizi temsil edecek.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/milli-pist-bisikletcilerimiz-dunya-sampiyonasi-kotasi-icin-cekyada-yarisacak-641121">Milli Pist Bisikletçilerimiz Dünya Şampiyonası Kotası İçin Çekya&#8217;da Yarışacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>TOHM bünyesinde çalışmalarını sürdüren Milli Takım sporcularımız, Dünya Şampiyonası kotası açısından önem taşıyan GP Brno ve GP Austria yarışlarında ülkemizi temsil edecek.</strong></p>
<p>Türkiye Bisiklet Federasyonu, pist bisikletinde uluslararası başarıların artırılması, sporcuların üst düzey rekabet ortamında deneyim kazanması ve ülkemizin dünya bisikleti sahnesindeki konumunun güçlendirilmesi amacıyla çalışmalarını kararlılıkla sürdürüyor. Bu doğrultuda Türkiye Olimpik Hazırlık Merkezi (TOHM) bünyesinde hazırlıklarını sürdüren Milli Takım sporcularımız, UCI takviminde yer alan ve Dünya Şampiyonası kotası açısından önem taşıyan organizasyonlarda mücadele edecek.</p>
<p>Milli sporcularımız, uluslararası yarış serisinin ilk ayağında Slovakya&#8217;da düzenlenen 9th Grand Prix Prešov (C1) yarışlarında başarılı sonuçlara imza atarak önemli UCI puanları topladı. Ay-yıldızlı sporcularımız, elde ettikleri bu başarılı sonuçların ardından gözlerini Çekya&#8217;da düzenlenecek yarışlara çevirdi.</p>
<p>Milli sporcularımız Ramazan Yılmaz ve Mustafa Tarakçı, 12-13 Haziran 2026 tarihlerinde Çekya&#8217;da gerçekleştirilecek GP Brno (C1) ve 14 Haziran 2026 tarihinde düzenlenecek GP Austria (C2) yarışlarında ay-yıldızlı formayla piste çıkacak. Sporcularımız, Dünya Şampiyonası yolunda kritik önem taşıyan organizasyonlarda ülkemizi en iyi şekilde temsil etmeyi ve puan hanesine yeni başarılar eklemeyi hedefliyor.</p>
<p><strong>Yarış Programı:</strong></p>
<p>12-13 Haziran 2026 – Çekya / GP Brno (C1)</p>
<p>14 Haziran 2026 – Çekya / GP Austria (C2)<strong> </strong></p>
<p><strong>Milli Takım Kadrosu</strong></p>
<p><strong>Sporcular:</strong></p>
<p>Ramazan Yılmaz</p>
<p>Mustafa Tarakçı</p>
<p><strong> Teknik Ekip</strong></p>
<p>Antrenör: Mutlu Kadri Erçevik</p>
<p>Mekanik: Murat Yıldırım</p>
<p>Masör: Mesut Enes İpek</p>
<p><strong>Emin Müftüoğlu: “Sporcularımızın her yarışta elde ettiği deneyim ve puanlar büyük önem taşıyor”</strong></p>
<p>Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Emin Müftüoğlu, Dünya Şampiyonası kotası yolunda mücadele edecek milli sporcuların Türk bisikleti adına önemli bir görev üstlendiğini belirterek şunları söyledi:</p>
<p>“Pist bisikletinde uluslararası arenada elde edilen her başarı ve kazanılan her puan bizim için büyük değer taşıyor. Slovakya&#8217;da başarılı sonuçlar elde eden sporcularımızın Çekya&#8217;daki yarışlarda da ülkemizi en iyi şekilde temsil edeceğine inanıyorum. Dünya Şampiyonası hedefi doğrultusunda mücadele edecek sporcularımıza ve teknik ekibimize başarılar diliyorum.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/milli-pist-bisikletcilerimiz-dunya-sampiyonasi-kotasi-icin-cekyada-yarisacak-641121">Milli Pist Bisikletçilerimiz Dünya Şampiyonası Kotası İçin Çekya&#8217;da Yarışacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Modern yaşamın yeni kaçış rotası, mistik akımlar!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/modern-yasamin-yeni-kacis-rotasi-mistik-akimlar-641112</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 08:49:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akımlar]]></category>
		<category><![CDATA[arayışı]]></category>
		<category><![CDATA[bireyler]]></category>
		<category><![CDATA[ilgi]]></category>
		<category><![CDATA[kaçış]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[mistik]]></category>
		<category><![CDATA[modern]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[rotası]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[spiritüel]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yaşamın]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=641112</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, insanların neden mistik ve spiritüel akımlara yöneldiği, bu yönelimin arkasındaki psikolojik ve toplumsal nedenleri ve bu tür akımlara karşı eleştirel düşünmenin önemi hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/modern-yasamin-yeni-kacis-rotasi-mistik-akimlar-641112">Modern yaşamın yeni kaçış rotası, mistik akımlar!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, insanların neden mistik ve spiritüel akımlara yöneldiği, bu yönelimin arkasındaki psikolojik ve toplumsal nedenleri ve bu tür akımlara karşı eleştirel düşünmenin önemi hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Mistik ve spiritüel akımlar gizemli yapıları ve kişisel güç vaadiyle çekici hâle gelebiliyor!</strong></p>
<p>Teknolojik gelişmeler ve modernleşmeyle birlikte toplumdaki hızlı değişimin, ekonomik ve kültürel istikrarsızlıkların daha derinden hissedilmesine neden olabildiğini aktaran Uluğ Çağrı Beyaz, “Bu durum, sosyal bağların zayıflamasına, bireylerde belirsizlik ve kontrol kaybı hissinin artmasına, aynı zamanda anlam arayışının güçlenmesine yol açabiliyor. Tüm bu faktörler, kişileri çeşitli alternatif uygulamalara yöneltebiliyor.” dedi.</p>
<p>Geleneksel dinlerin, inanç sistemlerinin hatta bilimsel açıklamaların bazı bireyler için yeterince tatmin edici bulunmayabildiğine dikkat çeken Beyaz, “Tam da bu noktada, mistik ve spiritüel akımlar gizemli yapıları ve kişisel güç vaat ettikleri iddiasıyla çekici hâle gelebiliyor. Bireyler, yaşamlarında eksikliğini hissettikleri sorun çözme, iyileşme, özgüven kazanma ve aidiyet duygusunu bu tür uygulamalarda bulabileceklerini düşünebiliyor. Sosyal medyanın bu içerikleri viral hâle getirmesi ve merak duygusunu artırması da ilgiyi bu alanlara yöneltebiliyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Bu yaklaşımlar, kontrol hissi yaratarak psikolojik çekim oluşturuyor!</strong></p>
<p>Hayatına anlam katma, kendini daha iyi tanıma ve kişisel gelişimini destekleme arayışında olan bireylerin bu tür eğitimlere ilgi gösterebildiğini ifade eden Uluğ Çağrı Beyaz, insanlar zaman zaman yaşamlarını anlamlandırmak, yaşadıkları belirsizliklerle başa çıkmak veya kendilerini daha iyi hissetmek amacıyla farklı yaklaşım ve eğitimlere yönelebildiklerini, bu tür çalışmaların, bireylere yaşamları üzerinde daha fazla farkındalık ve kontrol hissi kazandırabileceği düşüncesiyle ilgi çekebildiğini söyledi.</p>
<p>Beyaz, “Özellikle kişisel gelişim, aidiyet ve kendini keşfetme arayışı içinde olan kişiler için bu eğitimler merak uyandırabiliyor. Ayrıca sosyal medya ve popüler kültürün etkisiyle bu akımların yayılması hız kazanıyor. İnsanlar, başkalarının bu yöndeki deneyimlerini ve katılımlarını gördükçe merak duyabiliyor ve ‘ben de denemeliyim’ düşüncesine kapılabiliyor. Bunun yanında günlük yaşamda stres, kaygı veya depresif duygularla baş etmekte zorlanan bireyler, bu tür alternatif yöntemlere umut bağlayabiliyor. Spiritüel eğitimlerin rahatlama ve öz yeterlilik hissi sağlayacağı beklentisi de yaygınlaşmalarında etkili olabiliyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Farklı motivasyonlar spiritüel akımlara ilgiyi artırabiliyor!</strong></p>
<p> </p>
<p>Bu tür eğitimlere veya akımlara ilgi gösterenlerin farklı motivasyonlara sahip olabileceğini belirten Uluğ Çağrı Beyaz, “Bu kişiler arasında kişisel gelişimine katkı sağlamak isteyenler, kendini daha iyi tanıma arayışında olanlar, farklı yaşam yaklaşımlarını merak edenler ve spiritüel konulara ilgi duyanlar bulunabiliyor. Kadınların bu konulara daha fazla ilgi gösterdiği yönünde yaygın bir kanaat bulunsa da, bu ilgi yalnızca cinsiyetle açıklanabilecek bir durum değildir.” dedi.</p>
<p>Özellikle 20’li ve 40’lı yaşlarda, sosyal medyayı yoğun kullanan ve kimlik arayışı içinde olan bireylerde bu eğilim daha belirgin görülebildiğine işaret eden Beyaz, “Kimi zaman yeni bir hobi edinme isteği, kimi zaman da yaşam tarzını değiştirme arzusu bu tür yönelimleri artırabiliyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Bilimsel temeli olmayan trendler çoğu zaman umut tacirliğinden beslenir!</strong></p>
<p>Bu akımların cazibesinin temelinde modern yaşamın getirdiği belirsizlikler, yalnızlık hissi ve kontrol arayışının yattığına vurgu yapan Uluğ Çağrı Beyaz, “Bireylerin ve toplumun bu tür durumlar karşısında öncelikle eleştirel düşünme becerilerini geliştirmeleri gerekiyor. ‘Bu vaatler gerçekçi mi?’ sorusu, sosyal medyanın büyüleyici dünyasında önemli bir rehber olabilir.” dedi.</p>
<p>Bireylerin kişisel gelişim, farkındalık ve iyi oluş arayışlarında farklı yöntemlerden yararlanabildiğini ifade eden Beyaz, özellikle ruh sağlığını ilgilendiren konularda bilimsel temelli yaklaşımların ve uzman desteğinin güvenilir bir yol haritası sunduğunu belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Günümüzde sıkça karşılaştığımız bazı olaylar, profesyonel yardımın önemini bir kez daha hatırlatıyor. Psikoterapi ve psikiyatrik değerlendirme süreçleri, bireylere sağlıklı ve güvenli bir keşif alanı sunar.</p>
<p>Sosyal medya kullanımında ise mistik içeriklerin etkisine kapılmak yerine güvenilir kaynakları takip etmek önem taşır. Aidiyet ihtiyacını karşılamak adına sanal topluluklara yönelmek yerine gerçek dostluklar kurmak ve yerel sosyal gruplarla doğrudan temas etmek daha sağlıklı bir yaklaşım olabilir.</p>
<p>Kısacası, bilimsel temeli olmayan bu tür trendler çoğu zaman umut tacirliğinden beslenir. Bu nedenle hem bireylerin hem de toplumun bilinçli ve eleştirel bir bakış açısıyla hareket etmesi, yanıltıcı vaatlerden korunabilmek açısından büyük önem taşır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/modern-yasamin-yeni-kacis-rotasi-mistik-akimlar-641112">Modern yaşamın yeni kaçış rotası, mistik akımlar!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sigorta İzmir, sektörün geleceğine ışık tuttu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sigorta-izmir-sektorun-gelecegine-isik-tuttu-641062</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 08:47:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[fuar]]></category>
		<category><![CDATA[geleceğine]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[işık]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sektör]]></category>
		<category><![CDATA[sektörün]]></category>
		<category><![CDATA[sigorta]]></category>
		<category><![CDATA[Sigorta Sektörü]]></category>
		<category><![CDATA[tuttu]]></category>
		<category><![CDATA[yön]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=641062</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sigorta İzmir’de bir araya gelen sektörün önde gelen temsilcileri, dijitalleşmeden yapay zekâya kadar pek çok başlıkta sigortacılığın geleceğini masaya yatırdı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sigorta-izmir-sektorun-gelecegine-isik-tuttu-641062">Sigorta İzmir, sektörün geleceğine ışık tuttu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sigorta İzmir’de bir araya gelen sektörün önde gelen temsilcileri, dijitalleşmeden yapay zekâya kadar pek çok başlıkta sigortacılığın geleceğini masaya yatırdı.</p>
<p>Sigorta İzmir &#8211; Sigorta Paydaşları İş Birliği Fuar ve Zirvesi, 11 Haziran 2026 tarihinde Fuar İzmir’de kapılarını açtı. 13 Haziran’a kadar devam edecek organizasyon; sigorta şirketlerinden eksperlere, acentelerden brokerlere, asistans firmalarından kamu kurumlarına kadar sektörün önde gelen temsilcilerini bir araya getiriyor. Üç güne yayılan panel ve oturumlarda, sigortacılık sektörünün gündemi ve geleceğine yön verecek başlıklar ele alınıyor.</p>
<p>T.C. Ticaret Bakanlığı ile Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) himayesinde düzenlenen fuar; sektörün köklü kurumları tarafından destekleniyor. Organizasyona, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Türkiye Sigorta Birliği (TSB), Sigorta Acenteleri İcra Komitesi (SAİK), Sigorta Eksperleri İcra Komitesi (SEİK), İzmir Ticaret Odası (İZTO) ve Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) tam destek veriyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ organizatörlüğünde gerçekleştirilen fuarın etkinlik partnerliğini ise IUC Events üstleniyor.</p>
<p>Sigorta İzmir kapsamında düzenlenen ilk panelde, sigortacılık sektörünün güncel dinamikleri ve geleceğe yönelik stratejik yol haritası, “Sigortacılık Sektörü, Gündemdeki Konular ve Gelecek Stratejileri” başlığı altında ele alındı. Sektörün önde gelen temsilcilerini bir araya getiren panel, sigortacılığın dönüşüm sürecine ışık tutarken kamu, özel sektör ve meslek örgütleri arasındaki iş birliğinin önemini de ortaya koydu. Panele; TOBB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, SEDDK Başkan Yardımcısı Vekili Ali Burak Kurtulan, TSB Başkanı Ahmet Yaşar, TOBB SAİK Başkanı Levent Korkut ve TOBB SEİK Başkanı Ahmet Nedim Erdem konuşmacı olarak yer aldı. Panelin moderatörlüğünü ise gazeteci Birant Yıldız gerçekleştirdi.</p>
<p><strong>“İzmir, sigorta sektörü için stratejik bir merkez konumunda”</strong></p>
<p>TOBB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, “Sigorta İzmir Fuarı gibi organizasyonları son derece değerli buluyorum. İzmir, güçlü sanayi altyapısı, üretim kapasitesi ve ticaret hacmiyle sigorta sektörü açısından stratejik bir merkez konumunda. Bu tür fuarlar, sanayi ile sigortacılık arasındaki bağı güçlendirirken aynı zamanda sektörün mevcut sorunlarını ve çözüm alanlarını birlikte değerlendirme imkanı sunuyor” dedi.</p>
<p>Yorgancılar, risk sigortalarında özellikle kimya, ahşap ve plastik gibi risk seviyesi yüksek sektörlerde teminat sağlamak zaman zaman daha zor olabildiğini belirterek, “Sanayiciler olarak, üretim sürekliliğini sağlamak adına varlıklarımızı her geçen gün daha fazla sigorta güvencesi altına alıyoruz. Bu noktada sigortacılık faaliyetlerinin, alanında uzman kişiler tarafından yürütülmesi büyük önem taşıyor. İzmir’in üretim gücü ve sanayi çeşitliliği dikkate alındığında, sigorta sektörünün bu şehirde daha da gelişeceğine inanıyorum. Sigorta İzmir Fuarı’nın da bu gelişime katkı sağlayan önemli bir platform olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.</p>
<p><strong>Yeni düzenlemeler hakkında bilgi verdi</strong></p>
<p>SEDDK Başkan Yardımcısı Vekili Ali Burak Kurtulan ise katılım sigortacılığı ve emeklilik sistemine yönelik yeni düzenlemelere işaret ederek, “Bu alanda yapılacak yapısal değişikliklerle birlikte yeni yatırım fırsatlarının da önünü açmayı hedefliyoruz. İstanbul Finans Merkezi, bu dönüşümün önemli merkezlerinden biri olacak. Denetleyici ve düzenleyici kurumlar ile sektör paydaşlarının uyum içinde çalışması son derece kritik. Vatandaşın sigorta sistemine duyduğu güvenin artırılması için şirketlerimize önemli sorumluluklar düşüyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Sigorta oranının azlığına dikkat çekti</strong></p>
<p>TSB Başkanı Ahmet Yaşar, Türkiye’de sigorta penetrasyonunun artırılması gerektiğine dikkat çekerek, “Konut sigortasında Türkiye’de önemli bir potansiyel bulunuyor. Elektrik aboneliği olan konutların yaklaşık yüzde 43’ü aktif durumda olmasına rağmen sigortalılık oranı yüzde 25 seviyelerinde kalıyor. Bu verilerin sağlıklı paylaşımı ve analiz edilmesi büyük önem taşıyor. Benzer şekilde KOBİ’lerde de sigortalılık oranı yüzde 20 seviyelerinde. Sektör olarak hem eksiklerimizi doğru tespit etmeli hem de bu açıkları kapatmak için gerekli adımları atmalıyız” dedi. Yaşar, “Sigorta bilincinin artırılması yalnızca sektörümüz için değil, aynı zamanda ülkemizin ekonomik dayanıklılığı açısından da temel bir unsur” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Acentelerin rolünü vurguladı</strong></p>
<p>TOBB SAİK Başkanı Levent Korkut ise sigorta sektöründe acentelerin rolünü vurgulayarak, “Sigorta satışlarında acentelerin daha öncelikli ve güçlü bir konuma taşınması gerekiyor. Acenteler, sektörün en önemli satış kanallarından biri. Bu yapının güçlendirilmesi hem sektörün büyümesine hem de tüm paydaşların kazanç sağlayacağı sürdürülebilir bir modelin oluşmasına katkı sağlayacaktır. Acentelik sisteminin desteklenmesi, sadece satış hacmini artırmakla kalmaz; aynı zamanda sigorta bilincinin tabana yayılmasını da hızlandırır” diye konuştu.</p>
<p><strong>Sigortacılıkta yapay zekanın rolü</strong></p>
<p>TOBB SEİK Başkanı Ahmet Nedim Erdem de yapay zeka teknolojilerinin sigorta sektörüne etkilerine değinerek, “Yapay zeka, sigorta sektörüne önemli katkılar sunuyor, ancak beraberinde yeni riskleri de getiriyor. Özellikle sahte hasar belgeleri ve manipüle edilmiş görseller, önemli bir risk alanı oluşturuyor. Bu riskleri yine yapay zeka destekli görüntü işleme teknolojileriyle minimize edebiliriz. Büyük verinin yalnızca toplanması değil, doğru şekilde karşılaştırılması ve analiz edilmesi gerekiyor. Ayrıca, denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi ve sahada yerinde incelemelerin artırılması büyük önem taşıyor. Eksperin sahadaki rolü, teknolojik araçlarla desteklenerek daha etkin hale getirilmeli” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Sigortacılık sektöründe dijitalleşmeyi anlattı</strong></p>
<p>İlk günün anahtar konuşmacısı ise Başkent Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erdem Kırkbeşoğlu oldu. Sigortacılık alanındaki akademik çalışmaları ile tanınan Prof. Dr. Kırkbeşoğlu, “Sigortacılık Sektöründe Dijitalleşme” başlıklı sunumunda sektördeki teknolojik dönüşümü ele aldı. Dijital dönüşümün, sigortacılık sektörünün gelişiminde yeni bir dönemi temsil ettiğini belirten Kırkbeşoğlu, sigortacılığın tecrübeye dayalı uygulamalardan veri odaklı bir yapıya evrildiğini söyledi. Günümüzde büyük veri ve gelişmiş analiz yöntemleri sayesinde risklerin çok daha doğru değerlendirilebildiğini ifade eden Prof. Dr. Kırkbeşoğlu, yaş, cinsiyet, meslek, ikamet edilen bölge ve araç özellikleri gibi çok sayıda parametrenin aynı anda analiz edilerek daha hassas fiyatlama yapılabildiğini aktardı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sigorta-izmir-sektorun-gelecegine-isik-tuttu-641062">Sigorta İzmir, sektörün geleceğine ışık tuttu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Antalya&#8217;da vektör mücadelesi bilimsel ve kesintisiz şekilde yürütülüyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/antalyada-vektor-mucadelesi-bilimsel-ve-kesintisiz-sekilde-yurutuluyor-640961</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 08:43:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[antalya]]></category>
		<category><![CDATA[Antalya Büyükşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[çetin]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Çetin]]></category>
		<category><![CDATA[kesintisiz]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[şekilde]]></category>
		<category><![CDATA[sivrisinek]]></category>
		<category><![CDATA[vektör]]></category>
		<category><![CDATA[yürütülüyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=640961</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne vektörle mücadele konusunda danışmanlık yapan Akdeniz Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Çetin, Büyükşehir Belediyesi’nin yürüttüğü sivrisinek ve vektör mücadelesine ilişkin açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/antalyada-vektor-mucadelesi-bilimsel-ve-kesintisiz-sekilde-yurutuluyor-640961">Antalya&#8217;da vektör mücadelesi bilimsel ve kesintisiz şekilde yürütülüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span>Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne vektörle mücadele konusunda danışmanlık yapan Akdeniz Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Çetin, Büyükşehir Belediyesi’nin yürüttüğü sivrisinek ve vektör mücadelesine ilişkin açıklamalarda bulundu. Hüseyin Çetin, Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne 2004 yılından bu yana süren danışmanlık yaptığını belirterek, “Büyükşehir Belediyesi vektörle mücadeleyi büyük bir başarıyla sürdürmektedir. 1700 personelle 19 ilçede yıl boyu süren vektörel mücadele sayesinde Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin sorumluluk alanında Batı Nil ateşi, sıtma, kırım kongo kanamalı ateşi hastalığı gibi hiçbir hastalık vakası yoktur” dedi.</span></span></p>
<p><span><span>Antalya Büyükşehir Belediye Meclisi’nin Haziran ayı birinci oturumu gerçekleşti. Başkan Vekili Ulaş Özgen başkanlığında gerçekleşen toplantıda 118 gündem maddesi görüşüldü. Toplantıda, meclis üyelerine <span><span>Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Akdeniz Üniversitesi ile yaptığı protokol kapsamında gerçekleştirilen vektörel mücadele hakkında bilgi verildi. </span></span>Antalya Büyükşehir Belediyesi ile Akdeniz Üniversitesi arasında 2004 yılından bu yana süren danışmanlık protokolünün Türkiye’ye örnek bir uygulama olduğunu ifade eden Prof. Dr. Hüseyin Çetin, yaklaşık 1700 personelin görev aldığı çalışmalarda rögarlar, fosseptikler, kanalizasyon sistemleri ve benzeri alanların düzenli olarak kontrol edildiğini belirtti.</span></span></p>
<p><span><span>EKİPLER ÖNEMLİ BİR BAŞARI ORTAYA KOYUYOR</span></span></p>
<p><span><span>Antalya’nın yalnızca yerleşik nüfusla değil, yıl boyunca yaklaşık 20 milyon yerli ve yabancı turistle yoğun bir nüfus baskısı altında olduğunu hatırlatan Çetin, bu nedenle halk sağlığını korumanın büyük önem taşıdığını ifade etti. Hüseyin Çetin, Antalya’nın coğrafi yapısı, yoğun sera üretimi, su kaynakları ve altyapı sorunları nedeniyle vektör mücadelesini zorlaştırdığını da ifade etti. Çetin, tüm zorluklara rağmen sahada özveriyle çalışan ekiplerin önemli bir başarı ortaya koyduğunu dile getirdi. Hüseyin Çetin, yıl boyu büyük bir özveriyle süren vektörel mücadele çalışmaları sayesinde Büyükşehir Belediyesi’nin sorumluluk alanında sıtma, Batı Nil virüsü ve Kırım Kongo Kanamalı Ateşi gibi hastalıklara rastlanmadığını da belirtti. Çetin, “Bugün bu vakaların gözükmemesin tek sebebi sahada çalışan 1700 arkadaşımızın verdiği alın teridir” dedi.</span></span></p>
<p><span><span>MÜCADELE SOKAK İLAÇLAMASINDAN İBARET DEĞİL</span></span></p>
<p><span><span>Mücadelenin sadece sokak ilaçlamasından ibaret olmadığını vurgulayan Çetin, asıl etkinin larva döneminde yapılan taban mücadelesi olduğunu belirterek, gece ilaçlamalarının sürecin küçük bir parçası olduğunu kaydetti. Çetin, “Toplumumuzda ve vatandaşlarımızda yanlış bir algı vardır. Belediye çalışanları binaların etrafındaki rögar, fosseptik, kanalizasyon sistemi gibi alanları yaz, kış aralıksız ilaçlamaktadır. Antalya’da 500 binden fazla fosseptik vardır. Tarımsal sulamada kullanılan on binlerce sulama havuzu vardır. Balık yetiştiriciliği yapılan alanlar var. Sadece gece ilaçlaması olarak bildiğiniz uygulamalar Nisan ayından sonra başlamakta Ekim ayına kadar devam etmektedir. Çok üzülerek söylüyorum ama bu ilaçlamadan bizim ileride belki vazgeçmemiz gerekecek, azaltmamız gerekecek. Bunun sivrisinek mücadelesine katkısı yüzde ondur, yirmidir” diye konuştu. </span></span></p>
<p><span><span>SIFIR SİVRİSİNEK BİLİMSEL OLARAK İMKANSIZ</span></span></p>
<p><span><span>“Sıfır sivrisinek bilimsel olarak imkansızdır” diyen Çetin, klimadan akan suda, ağaç kovuğundan akan suda, saksının altındaki suda,  soda şişesi içerisindeki suda bile sivrisinek üreyebildiğini belirtti. Bu yıl Antalya’nın son 65-70 yılın en yağışlı Mayıs ayını geçirdiğine dikkat çeken Prof. Dr. Çetin, şöyle konuştu: “Taban su seviyeleri şişti. Manavgat, Boğazkent, Serik, Alanya, Demre’ye gittiğinizde bütün kıyı kesimlerindeki taban su seviyeleri şişmiştir. Bu kadar büyük bir coğrafyada 640 km. sınır bandı olan bir coğrafyada sıfır sinek beklemek imkansızdır.”</span></span></p>
<p><span><span>VATANDAŞLARA DA ÖNEMLİ GÖREVLER DÜŞÜYOR</span></span></p>
<p><span><span>Vektörel mücadelede vatandaşlara da önemli görevler düştüğünü anlatan Çetin, “Özellikle 2011 yılından sonra Türkiye’ye giren Asya kaplan sivrisineği gündüz de aktiftir ve küçük su birikintilerinde dahi üreyebilmektedir. Bir sivrisinek 400 yumurta bırakmaktadır. Bu nedenle vatandaşların ev ve bahçelerinde su biriktirmemesi gerekmektedir            dedi. Antalya Büyükşehir Belediyesi ekiplerinin Türkiye’nin en köklü ekibi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Çetin, “Bu şehrin suyunu, havasını, toprağını sizlerin de desteğiyle korumak zorundayız. Emek veren arkadaşlarım adına söylüyorum Antalya Büyükşehir Belediyesi örnek bir şehirdir. Biz üniversite olarak birçok şehirle çalışıyoruz. Mücadeleyi bilimsel bazda en doğru yapan, en uygun yapan şehir Antalya’dır” dedi. </span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/antalyada-vektor-mucadelesi-bilimsel-ve-kesintisiz-sekilde-yurutuluyor-640961">Antalya&#8217;da vektör mücadelesi bilimsel ve kesintisiz şekilde yürütülüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tünel kazalarında panik zincirleme risk oluşturuyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tunel-kazalarinda-panik-zincirleme-risk-olusturuyor-640754</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 08:36:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[kaza]]></category>
		<category><![CDATA[kazalarında]]></category>
		<category><![CDATA[oluşturuyor]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür Şener]]></category>
		<category><![CDATA[panik]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sistemleri]]></category>
		<category><![CDATA[tünel]]></category>
		<category><![CDATA[yangın]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<category><![CDATA[zincirleme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=640754</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Öğretim Görevlisi, Yol ve Trafik Güvenliği Danışmanı Özgür Şener, tünel kazalarının neden daha kritik olduğunu ele aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tunel-kazalarinda-panik-zincirleme-risk-olusturuyor-640754">Tünel kazalarında panik zincirleme risk oluşturuyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Öğretim Görevlisi, Yol ve Trafik Güvenliği Danışmanı Özgür Şener, tünel kazalarının neden daha kritik olduğunu ele aldı.</p>
<p><strong>Tünellerde yaşanan kazalar</strong> <strong>çok daha karmaşık olabiliyor</strong></p>
<p>Karayollarında meydana gelen trafik kazalarının her zaman ciddi sonuçlar doğurabildiğini dile getiren Özgür Şener, “Ancak tünellerde yaşanan kazalar, açık yollardaki kazalardan farklı olarak çok daha karmaşık olabilir. Özellikle deniz altından geçen uzun tünellerde meydana gelebilecek bir kaza; yangın, duman, görüş kaybı, maruz kalan insanların panikle güvenli olmayan davranışları, tahliye zorluğu ve ikincil çarpışmalar gibi birçok ilave olumsuz sonucu beraberinde getirebilir.” dedi.</p>
<p><strong>Tünellerde küçük bir olay kısa sürede büyüyebiliyor</strong></p>
<p>Açık yollarda sürücülerin alternatif güzergâhlar ve kaçış alanları bulunduğunu hatırlatan Özgür Şener, “Açık yollarda sürücüler için kaçış alanları, alternatif güzergâhlar ve doğal havalandırma imkânları bulunurken, tüneller kapalı ve sınırlı alanlardır. Bu nedenle küçük çaplı bir olay bile kısa sürede ciddi bir güvenlik sorununa dönüşebilir.” diye konuştu. </p>
<p>Özgür Şener, tünellerde meydana gelen kazaların bazı ayırt edici özelliklerini, “Kaçış alanlarının sınırlı olması, özellikle tek yönlü tünellerde kaza bölgesi öncesinin tahliye edilememesi, sürücüler ve taşıttaki yolcuların panik haldeki davranışlarının yeni tehlikeli durumlara sebep olması, yangın söz konusu ise alevlerin ve dumanın hızla yayılmasıyla hayati tehlikeye sebep olması, hareket alanı kısıtı sebebiyle acil müdahale ekiplerinin olay yerine ulaşmasının daha zor olması, takip mesafesine yeterince dikkat edilmemesi sebebiyle zincirleme kazaların daha kolay meydana gelmesi, ortamda duman varsa görüş mesafesinin ani şekilde düşebilmesi, yangın durumunda sıcaklığın çok hızlı yükselmesi ve hayati tehlikeye sebep olmasıdır.” şeklinde anlattı. </p>
<p>Şener, bu nedenle dünya genelinde tünellerin, normal karayolu kesimlerinden daha yüksek güvenlik standartlarıyla tasarlandığını ve işletildiğini söyledi.</p>
<p><strong>Deniz altı tünellerinde çok katmanlı güvenlik sistemi bulunuyor</strong></p>
<p>Modern deniz altı tünellerinde yüksek çözünürlüklü kamera sistemleri, yapay zekâ destekli olay algılama teknolojileri, yangın algılama sistemleri, acil kaçış koridorları ve gelişmiş haberleşme altyapılarının kullanıldığını belirten Özgür Şener, şöyle devam etti:</p>
<p><strong>“</strong>Modern deniz altı tünelleri çok katmanlı güvenlik sistemleriyle donatılmaktadır. Tünelin tamamı yüksek çözünürlüklü kameralarla izlenir. Operatörler trafik akışını gerçek zamanlı olarak takip eder ve herhangi bir olağan dışı durumda anında müdahale başlatabilir. Yapay zekâ ve görüntü işleme teknolojileri sayesinde; duran araç, ters yönde giden araç, rutin akışa göre yavaşlayan trafik, şerit ihlali, duman oluşumu, yola düşen nesne veya yağ vb. sıvı dökülmesi gibi rutin dışı durumlar saniyeler içerisinde tespit edilebilmektedir. Tünellerde sıcaklık sensörleri, duman dedektörleri ve yangın algılama sistemleri bulunur. Olası yangın durumunda havalandırma sistemleri otomatik olarak devreye girerek dumanın tahliye yönünü kontrol eder. Uzun tünellerde belirli aralıklarla acil çıkış kapıları ve kaçış galerileri yer alır. Bu alanlar insanların güvenli bölgelere ulaşmasını sağlar. Acil durum telefonları, anons sistemleri ve radyo yayın entegrasyonları sayesinde sürücülere anlık bilgilendirme yapılabilir. Özellikle deniz altı tünellerinde basınç, deformasyon, su sızıntısı ve yapı hareketleri sürekli sensörlerle takip edilir. Olası riskler daha kritik seviyeye ulaşmadan tespit edilmeye çalışılır.”</p>
<p><strong>Düzenli bakım ve denetim büyük önem taşıyor</strong></p>
<p>Güvenlik sistemlerinin varlığı tek başına yeterli olmadığını, düzenli bakım ve denetimin büyük önem taşıdığını kaydeden Özgür Şener, “Uluslararası uygulamalarda; Farklı senaryoları içeren periyodik güvenlik tatbikatları yapılır. Yangın senaryoları test edilir. Kamera ve sensör sistemleri düzenli olarak kontrol edilir. Havalandırma performansı sürekli olarak ölçülür. Acil tahliye süreleri değerlendirilir. Bağımsız teknik denetimler gerçekleştirilir. Amaç, herhangi bir acil durumda sistemlerin teoride değil pratikte de çalıştığından emin olmaktır.” dedi.</p>
<p><strong>Tünel kazalarının önemli bölümü insan kaynaklı</strong></p>
<p>Araştırmaların tünel kazalarının büyük bölümünde insan faktörünün etkili olduğunu gösterdiğini dile getiren Özgür Şener, “Sürücüler tünel içerisinde mesafe algısının değişmesi nedeniyle hızlarını farkında olmadan artırabilmektedir. Kapalı ortam hissi nedeniyle sürücüler öndeki araca normalden daha yakın seyredebilmektedir. Bu durum ani frenlemelerde zincirleme kazalara yol açabilmektedir. Kapalı ve sınırları belirli bir güzergahta sürüş yapıldığı için telefon kullanımı, navigasyonla ilgilenme veya araç içi dikkat dağıtıcı unsurlar tünel içerisinde güvenli sürüşü olumsuz etkilemektedir. Tünellerde şerit değişikliği yapılması istenmemekle birlikte özellikle sabırsız sürücülerin yaptığı beklenmeyen şerit değişiklikleri ve ani ani manevralar kazalara sebep olabilmektedir.” şeklinde konuştu.  </p>
<p>Şener, motor arızaları, lastik patlamaları, akaryakıt veya elektrik tükenmesi, yük kaynaklı problemlerin de tünel içindeki plansız duruşların ve bu duruşlardan kaynaklanan olumsuz olayların önemli nedenleri arasında yer aldığını anlattı. </p>
<p> <strong>Sürücü psikolojisi güvenliği etkileyebiliyor</strong></p>
<p>Klostrofobi eğilimi bulunan kişilerde stres seviyesinin artabileceğini belirten Şener, “Yaşanan olaylardan sonra, olaya karışanlar ile yapılacak görüşmeler ile ortaya konmasının önemine inanmakla birlikte, klostrofobi eğilimi olan kişilerde stres artışının sürüşe olan olumsuz etkisi, uzun tünellerde monotonluğa bağlı dikkat azalması, yeterli veya uygun olmayan aydınlatma ve yol kenarı referans aydınlatmalarının sürücüye yeteri kadar bilgi vermemesi,  kapalı alan hissinin yarattığı gerginlikle bir an önce çıkışa ulaşma isteğinin yarattığı kontrolsüz hız, çıkış noktasına odaklanma nedeniyle çevresel farkındalığın azalması sürücü performansını olumsuz etkileyebilmektedir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Özgür Şener, tünele girişte yaşanan gün ışığından farklı bir ışık seviyesine geçişin etkisi ve yine tünel çıkışında değişen ışık seviyesi nedeniyle gözlerin ışık değişimine uyum sağlamasının da kısa süreli görüş problemlerine neden olabildiğini, sürücülerin güvenli olmayan davranışlarına sebep olabildiğini söyledi.</p>
<p> <strong>Hız limitlerine ve takip mesafesine uyulmalı</strong></p>
<p>Tünellerde güvenli sürüş için hız limitlerine uyulmasının ve güvenli takip mesafesinin korunmasının büyük önem taşıdığını belirten Şener, sürücülere şu önerilerde bulundu:</p>
<p>“Tünel içinde anons sistemi varsa, bu anonslar ve sürücü uyarıları dikkatle dinlenmeli ve bu anonslara uyulmalıdır. Tünel otoritesi tarafından belirlenmiş hız limitlerine kesinlikle uyulmalıdır. Tünel otoritesi tarafından belirlenmiş güvenli takip mesafesi korunmalı, durumsal olarak öndeki sürücülerin davranışları iyi gözlemlenerek gerekmesi durumunda takip mesafesi arttırılmalıdır. Görünürlük için farlar açık tutulmalıdır. Şerit değişikliği yapılmamalıdır. Cep telefonu ve diğer dikkat dağıtıcı cihazlar kullanılmamalıdır. Tünel girişinde ani fren yapılmamalı. Aracın akaryakıt ve enerji durumu tünele giriş öncesi kontrol edilmelidir.”</p>
<p><strong>Acil durumda panik yapılmamalı</strong></p>
<p>Olası bir kaza veya yangın durumunda sürücülerin öncelikle tünel yönetiminin anonslarını takip etmesi gerektiğini ifade eden Şener, “Varsayımlarla ve panikle değil doğru durum değerlendirmesi yapılarak güvenli ve kontrollü hareket etmeye çalışmak esastır.  En önemli konu, tünel otoritesinin anonslarına ve tünel acil durum ekiplerinin yönlendirmelerine eksiksiz uymaktır. Çünkü yetkililer yaşanan olumsuz durumun tamamını bilmekte ve değerlendirmektedir. Özellikle yangın durumunda ilk birkaç dakika kritik öneme sahiptir. İnsanların önceliği araçlarını veya araçlarında varsa kıymetli ekipman vb. kurtarmak değil, olabilecek en güvenli ve en kısa sürede güvenli bölgeye ulaşmak olmalıdır.”</p>
<p><strong>Güvenlik ortak sorumluluk</strong></p>
<p>Tünellerin mühendislik açısından dünyanın en güvenli ulaşım yapıları arasında yer aldığını belirten Özgür Şener, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Tüneller, modern ulaşımın vazgeçilmez unsurlarıdır ve mühendislik açısından dünyanın en güvenli ulaşım yapıları arasında yer alırlar. Ancak bu güvenliğin sürdürülebilmesi; gelişmiş teknolojik sistemler kadar sürücülerin kurallara uyumuna da bağlıdır. Hız limitlerine uyulması, takip mesafesinin korunması ve acil durum prosedürlerinin bilinmesi, tünellerde yaşanabilecek riskleri önemli ölçüde azaltmaktadır. Özellikle deniz altı tünellerinde güvenlik yalnızca mühendislik meselesi değil, aynı zamanda sürücü davranışlarıyla şekillenen ortak bir sorumluluktur.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tunel-kazalarinda-panik-zincirleme-risk-olusturuyor-640754">Tünel kazalarında panik zincirleme risk oluşturuyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BRICS Ülkelerinin İlk Kuantum Teknolojileri Forumu Moskova&#8217;da Düzenlendi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/brics-ulkelerinin-ilk-kuantum-teknolojileri-forumu-moskovada-duzenlendi-640676</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 08:33:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[Alanında]]></category>
		<category><![CDATA[brics]]></category>
		<category><![CDATA[forumu]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kuantum]]></category>
		<category><![CDATA[lk]]></category>
		<category><![CDATA[moskova]]></category>
		<category><![CDATA[Nükleer Enerji]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[ortak]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[teknolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[ülkelerin]]></category>
		<category><![CDATA[ülkelerinin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=640676</guid>

					<description><![CDATA[<p>BRICS ülkelerinin ilk Kuantum Teknolojileri Forumu, Rusya’nın başkenti Moskova’da düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/brics-ulkelerinin-ilk-kuantum-teknolojileri-forumu-moskovada-duzenlendi-640676">BRICS Ülkelerinin İlk Kuantum Teknolojileri Forumu Moskova&#8217;da Düzenlendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>BRICS ülkelerinin ilk Kuantum Teknolojileri Forumu, Rusya’nın başkenti Moskova’da düzenlendi. Üye ülkelerden bilim insanları, uzmanlar ve kamu kurumlarının temsilcileri, geleceğin en önemli teknoloji alanlarından biri olarak kabul edilen kuantum teknolojileri alanındaki iş birliği perspektiflerini ele aldı. Rusya Federasyonu Bilim ve Yükseköğretim Bakanlığı ile Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom tarafından ortaklaşa düzenlenen forum, karşılıklı saygı, güven ve eşitlik ilkeleri temelinde sürdürülebilir bir BRICS kuantum topluluğunun oluşturulmasına yönelik ilk adımı oluşturması bakımından önem taşıyor. </p>
<p>Forumda ele alınan iş birliği olasılıklarının öncelikli alanları arasında bilim ve teknoloji çalışmalarının geliştirilmesi, kuantum hesaplama teknolojilerinin uygulanması, eğitim faaliyetleri ile kuantum alanında uzman insan kaynağının yetiştirilmesi ve iş gücü piyasasının oluşturulması yer aldı. Foruma katılan Rus temsilciler, iş birliğini her katılımcının kendi kuantum egemenliğini inşa ettiği eşit ortaklığa dayalı bir ilerleme modeli olarak gördüklerini ifade etti.</p>
<p>Forum kapsamında ayrıca, BRICS Ülkelerinin Nükleer Enerji Platformu katılımcılarının ortak bildirisi de kamuoyuyla paylaşıldı. Bildiride, kuantum hesaplama teknolojilerinin geleceğin enerji sistemlerinin şekillendirilmesinde giderek daha önemli bir rol üstlendiğine dikkat çekilirken, nükleer enerjinin potansiyelinin daha etkin şekilde değerlendirilmesi amacıyla kuantum hesaplama alanındaki ortak çalışmaların güçlendirilmesi çağrısında bulunuldu. </p>
<p>Bildiride ayrıca, BRICS Ülkelerinin Nükleer Enerji Platformu katılımcılarının kuantum teknolojilerine verdiği destek de özellikle vurgulanarak, “Geleceğin nükleer enerjisi açısından giderek artan önemini göz önünde bulundurarak, bu alandaki çalışmalara oy birliğiyle destek verdiğimizi ifade ediyoruz” ifadeleri kullanıldı. </p>
<p>Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom Genel Müdürü Alexey Likhachev ise, forum kapsamında teknolojilerin devletlerin egemenliğinin güçlendirilmesindeki temel rolüne dikkat çekti. Rus nükleer endüstrisinin, yurt dışında yüksek teknoloji alanlarının geliştirilmesine yönelik önemli bir deneyime sahip olduğunu belirten Likhachev, nükleer güç santrali inşaat projelerinin ortak ülkelerin teknolojik kapasitesini güçlendirdiğini, yeni sektörlerin oluşumunu teşvik ettiğini, insan kaynağı yetiştirme sistemlerinin gelişimine katkı sunduğunu ve bilimsel araştırmalar için güçlü bir temel oluşturduğunu ifade etti. Likhachev, bu yaklaşımın kuantum teknolojileri alanında kurulacak iş birlikleri açısından da büyük değer taşıdığını vurguladı.</p>
<p>Likhachev, konuşmasında şu değerlendirmelerde bulundu: “BRICS bugün, geniş ve güncel bir gündeme sahip, etkili bir uluslararası oluşum niteliği taşıyor. Kuantum teknolojileri konusunu bu gündemin bir parçası haline getirmek ise bizim ortak görevimizdir. Bugün Rusya’nın kuantum alanında ortaya koyabileceği önemli bir birikimi bulunuyor. Öncelikli platformlarda geliştirilen yedi kuantum bilgisayarımız, onlarca kuantum algoritmamız ve kuantum hesaplama, kuantum sensör teknolojileri ile kuantum iletişim alanlarında yürüttüğümüz çok sayıda projemiz var. Bu bilgi ve deneyim birikimini iş birliği çerçevesinde paylaşmaya hazırız. BRICS üyesi diğer ülkelerin de aynı yaklaşımı benimseyeceğine inanıyorum. Çünkü birlikte daha güçlüyüz. Araştırma kapasitemizi birleştirerek ve sanayi ile ekonominin gerçek ihtiyaçlarına yönelik teknolojik projeleri ortaklaşa hayata geçirerek yalnızca kurumlarımızı ve bilim merkezlerimizi değil, ülkelerimizi de daha güçlü hale getiriyoruz.”</p>
<p>BRICS Ülkelerinin Nükleer Enerji Platformu Baş Koordinatörü Elsie Pule ise, kamuoyuna açıklanan ortak bildiriyi değerlendirerek, “Rosatom’un desteğiyle, yakın gelecekte kuantum teknolojileri alanındaki deneyim paylaşımını ve ortak araştırma faaliyetlerini teşvik edecek girişimlerin hayata geçirilmesini bekliyoruz. Bu çalışmaların, ilerlemeye ve insanlığa hizmet etme misyonumuzu destekleyeceğine inanıyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/brics-ulkelerinin-ilk-kuantum-teknolojileri-forumu-moskovada-duzenlendi-640676">BRICS Ülkelerinin İlk Kuantum Teknolojileri Forumu Moskova&#8217;da Düzenlendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu önlemler yaşamsal önem taşıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bu-onlemler-yasamsal-onem-tasiyor-640493</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 08:26:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[dik]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[önlemler]]></category>
		<category><![CDATA[sıcak]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[taşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[yaşamsal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaz İshali]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=640493</guid>

					<description><![CDATA[<p> Yaz mevsimi çocuklar için tatil, açık hava oyunları ve deniz keyfi anlamına gelse de bazı sağlık risklerini de beraberinde getiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-onlemler-yasamsal-onem-tasiyor-640493">Bu önlemler yaşamsal önem taşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p> Yaz mevsimi çocuklar için tatil, açık hava oyunları ve deniz keyfi anlamına gelse de bazı sağlık risklerini de beraberinde getiriyor. Artan sıcaklık, bozulan besinler ve havuzlardaki yetersiz hijyen koşulları gibi etkenler bazı hastalıkların daha sık görülmesine neden olabiliyor. Sıcak çarpması, yaz ishali ve dış kulak yolu iltihabı, yaz aylarında çocuklarda en yaygın görülen üç önemli hastalığı oluşturuyor. Bu hastalıklar zamanında tedavi edilmediğinde çocukların genel sağlık durumlarını ciddi şekilde etkileyebiliyor. <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özlem Altay Yücel, </strong>aslında alınacak olan basit önlemlerle yaz aylarında gelişebilecek hastalıkların önlenebileceğine dikkat çekerek, “Bu önlemler arasında güneş ışınlarının yeryüzüne dik geldiği öğle saatlerinde bebekleri dışarı çıkarmamak, daha büyük çocuklarda şapka, gözlük ve güneş kremi kullanmak büyük önem taşımaktadır. Ayrıca, havuz yerine denizi tercih etmek ve sıcak havalarda riskli gıdalardan kaçınmak da kilit rol oynamaktadır” diyor. <strong>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özlem Altay Yücel,</strong> yaz aylarında en yaygın görülen üç hastalığı anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu. </p>
<p><strong>SICAK ÇARPMASI</strong></p>
<p>Yaz aylarının en tehlikeli sağlık sorunlarından biri olan sıcak çarpması özellikle uzun süre güneş altında kalan, yeterince su tüketmeyen veya kapalı ve havasız ortamlarda bulunan çocuklarda görülüyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özlem Altay Yücel, çocuklarda terleme mekanizmasının yetişkinlere göre daha hassas olduğu için vücut ısısının hızlı yükselebildiği uyarısında bulunuyor. Dr. Özlem Altay Yücel, vücut ısısının aşırı yükselmesiyle ortaya çıkan bu tabloda zaman kaybetmeden hekime başvurmanın yaşamsal önem taşıyabildiğine dikkat çekerek, “Sıcak çarpmasının belirtileri arasında yüksek ateş, baş ağrısı, halsizlik, baş dönmesi, bulantı ve bilinç bulanıklığı yer almaktadır. Şüpheli durumlarda çocuğun derhal gölgeye alınması ve tıbbi yardım istenmesi gerekmektedir” diyor. </p>
<p><strong>Nasıl önlem almalı? </strong></p>
<ul>
<li>Güneş ışınlarının yeryüzüne en dik geldiği 11.00–16.00 saatleri arasında mümkünse dışarıya çıkarmayın.</li>
<li>Güneş çarpmasının en önemli tetikleyicilerinden biri yetersiz sıvı alımıdır. Dolayısıyla susama hissi olmasa bile bol su içmesini sağlayın. </li>
<li>Dışarı çıkarken açık renkli, ince ve pamuklu kıyafetler tercih edin. Bu tür giysiler vücut ısısının dengelenmesine yardımcı oluyor.</li>
<li>Dışarı çıkmadan 30 dakika önce en az 30 SPF korumalı güneş koruyucu krem uygulayın. Korumayı her iki saatte bir düzenli olarak yenileyin.</li>
<li>Güneş altında uzun süre fiziksel aktivite yaptırmayın, gölge alanlarda oynamasını teşvik edin.</li>
<li>Şapka ve güneş gözlüğü kullanımını alışkanlık haline getirin. </li>
</ul>
<p><strong>YAZ İSHALİ</strong></p>
<p>Yazın gelmesiyle birlikte artan hava sıcaklıkları nedeniyle yaz ishali de çocuklarda oldukça yaygın görülüyor. Yaz ishali mikroplarla kirlenmiş su ve gıdaların tüketilmesi sonucu gelişen bağırsak enfeksiyonu olarak tanımlanıyor. Mikroorganizma barındıran içme suları veya yutulan deniz ve havuz suyu, iyi yıkanmamış çiğ sebze ve meyvelerin yanı sıra sıcakta çabuk bozulan tavuk, deniz ürünleri, et, salata sosları, süt ürünleri ve kremalı pastalar tüketmek ishale neden olabiliyor. 6-12 ay arası bebekler ve 5 yaş altındaki çocuklar bağışıklık sistemleri henüz tam gelişmediği için yaz ishaline daha sık yakalanıyor.  Ani  başlayan ve bazen şiddetli olan bulantı, karın krampları, kusma, halsizlik, iştahsızlık, sulu ve sık dışkılama ile hafif ateşin yaz ishalinin en yaygın belirtileri olduğunu vurgulayan Dr. Özlem Altay Yücel,<strong> </strong>“24 saati aşan belirtilerde veya küçük bebeklerde ishal ve kusmanın, hayatı tehdit eden dehidratasyona, bir başka deyişle sıvı kaybına neden olabileceği için hekime başvurulması son derece önemlidir” diye konuşuyor.</p>
<p><strong>Nasıl önlem almalı?</strong></p>
<ul>
<li>Ellerini sık sık sabunlu suyla yıkayın. </li>
<li>Açıkta satılan ve riskli gıdalardan (tavuk, sütlü tatlılar, deniz ürünleri) kaçının. </li>
<li>Evde hasta birey varsa izole olmasına dikkat edin. Kullandığı tuvaleti mutlaka dezenfekte edin. </li>
<li>Besinleri 4 °C ve altında muhafaza edin.</li>
<li>Yemekleri günlük olarak tüketin ve tekrar ısıtmaktan kaçının. </li>
<li>Temizliğinden emin olduğunuz deniz ve havuzları tercih edin.</li>
<li>Deniz ve havuz suyu yutmaması gerektiği konusunda sık sık uyarın. </li>
</ul>
<p><strong>DIŞ KULAK YOLU ENFEKSİYONU</strong></p>
<p>Dış kulak yolu enfeksiyonu yaz aylarında çocuklarda sık görülen bir diğer sağlık sorunu olarak karşımıza çıkıyor. Deniz ve özellikle havuz suyu içindeki mikroplar, yüzme sonrası dış kulak yolunun ıslak kalması, kulak çubukları ile kulak yolu mukozasının zarar görmesi dış kulak yolu enfeksiyonuna yol açabiliyor. Kulakta tıkanıklık hissi, şiddetli ağrı, akıntı ve hafif işitme kaybı belirtileri arasında yer alıyor. Dr. Özlem Altay Yücel,<strong> </strong>çocuklarda gelişen bu şikayetlerde zaman kaybetmeden hekime başvurulması gerektiği uyarısında bulunuyor. </p>
<p><strong>Nasıl önlem almalı?</strong></p>
<ul>
<li>Kulağının nemli kalmamasına dikkat edin.</li>
<li>Kulağını temizlerken kulak çöpü kullanmayın. Havluyla dış bölgesini temizleyin. </li>
<li>Özellikle havuza girerken silikon kulak tıkaçları veya sıkı bone kullanmasını sağlayın.</li>
<li>Temizliğinden emin olduğunuz deniz ve havuzları tercih edin. </li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-onlemler-yasamsal-onem-tasiyor-640493">Bu önlemler yaşamsal önem taşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Keneye karşı dikkat: Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hayati risk taşıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/keneye-karsi-dikkat-kirim-kongo-kanamali-atesi-hayati-risk-tasiyor-640439</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 08:24:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ateş]]></category>
		<category><![CDATA[ateşi]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[Kanama]]></category>
		<category><![CDATA[kanamalı]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[kene]]></category>
		<category><![CDATA[keneye]]></category>
		<category><![CDATA[kırım]]></category>
		<category><![CDATA[kkka]]></category>
		<category><![CDATA[kongo]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[temas]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=640439</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaz aylarının gelmesiyle birlikte kene kaynaklı hastalıklarda artış yaşanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/keneye-karsi-dikkat-kirim-kongo-kanamali-atesi-hayati-risk-tasiyor-640439">Keneye karşı dikkat: Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hayati risk taşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Yaz aylarının gelmesiyle birlikte kene kaynaklı hastalıklarda artış yaşanıyor. Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatma Bozkurt, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hakkında önemli uyarılarda bulundu. Prof. Dr. Bozkurt, özellikle kırsal alanlarda bulunan vatandaşların kene temasına karşı dikkatli olmaları gerektiğini belirterek, kene tutunması sonrası ilk 3 günün hayati önem taşıdığına dikkat çekti.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatma Bozkurt, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığının<b>, </b>Nairovirüs grubuna ait bir virüsün neden olduğu, ateş ve kanama bulgularıyla seyreden ciddi bir enfeksiyon hastalığı olduğunu söyledi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Hastalık 30 farklı kene türü tarafından taşınabiliyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Prof. Dr. Fatma Bozkurt, şu bilgileri verdi:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“İlk kez 1944 yılında Kırım’da tanımlanan hastalık, daha sonra Kongo’da da görülmesi nedeniyle bu iki bölgenin adıyla anılmaktadır. Asya, Afrika, Orta Doğu ve Doğu Avrupa’da yaygın olarak görülen hastalık, yaklaşık 30 farklı kene türü tarafından taşınabilmektedir. Türkiye’de ilk vaka 2002 yılında tespit edilmiş olup, özellikle Karadeniz, İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinde vaka sayılarında artış gözlenmektedir<b>.”</b></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>En yaygın bulaşma yolu: Kene ısırması</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Prof. Dr. Fatma Bozkurt, hastalığın bulaşma yollarının net olduğunu ancak yalnızca kene ısırmasıyla sınırlı olmadığını belirterek şu bilgileri paylaştı:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“KKKA’nın en sık bulaşma şekli, virüsü taşıyan kenelerin insanı ısırmasıdır. Özellikle kırsal bölgelerde ve hayvancılığın yoğun olduğu alanlarda risk artmaktadır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Enfekte hayvanlarla temas da risk oluşturuyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Virüs taşıyan büyükbaş ve küçükbaş hayvanların kanı, dokuları veya vücut sıvılarıyla temas edilmesi hastalığın bulaşmasına neden olabilir. Hayvanlar çoğu zaman hastalığı belirti göstermeden geçirebildiği için dikkatli olunması gerekmektedir.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>İnsanlar arasında da bulaşabiliyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>KKKA hastalarının kanı, vücut sıvıları veya dokularıyla doğrudan temas edilmesi durumunda hastalık insandan insana da bulaşabilmektedir. Bu nedenle sağlık çalışanlarının ve hasta yakınlarının gerekli koruyucu önlemleri alması büyük önem taşımaktadır.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kene ısırdığında kritik saatlere dikkat!</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kene tutunmasının ardından ortaya çıkabilecek belirtilerin yakından takip edilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Bozkurt, yüksek ateş ve kas ağrısı gibi şikâyetlerin ciddiye alınması gerektiğini belirtti. Prof. Dr. Bozkurt<b>, </b>KKKA’nın en sık görülen belirtilerini şöyle sıraladı:</span></span></span></span></span></span></p>
<ul>
<li><span><span><span><span><span><span><span>Yüksek ateş</span></span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span><span>Şiddetli baş ağrısı</span></span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span><span>Kas ve eklem ağrıları</span></span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span><span>Halsizlik</span></span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span><span>Bulantı ve kusma yer alırken, ileri evre vakalarda ciddi kanamalar da görülebilmektedir.</span></span></span></span></span></span></span></li>
</ul>
<p><span><span><span><span><span><span>Prof. Dr. Bozkurt, “Kene ısırması sonrasında özellikle kuluçka süresi olan ilk 3 günlük dönem büyük önem taşımaktadır. Bu süreçte ortaya çıkan belirtiler vakit kaybetmeden değerlendirilmelidir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Yapışan keneye kolonya dökmeyin, yakmayın</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Toplumda yaygın olarak uygulanan bazı yöntemlerin ciddi riskler taşıdığına dikkat çeken Prof. Dr. Fatma Bozkurt, kenenin üzerine kolonya dökmek, sigara bastırmak ya da yakmaya çalışmak gibi müdahalelerin son derece yanlış olduğunu söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Kene üzerine kimyasal madde dökülmesi veya yakılmaya çalışılması sırasında kene kusabilir ve taşıdığı enfekte sıvıyı insan vücuduna aktarabilir. Bu durum enfeksiyon riskini artırır” diyen Prof. Dr. Bozkurt, kenenin uygun yöntemlerle ve mümkünse sağlık kuruluşlarında çıkarılması gerektiğini vurguladı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Keneden korunmak için bu tavsiyelere kulak verin</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kene tutunmasını önlemenin en etkili yolunun doğru kıyafet seçimi olduğunu belirten Prof. Dr. Bozkurt, şu önerilerde bulundu:</span></span></span></span></span></span></p>
<ul>
<li><span><span><span><span><span><span><span>Kırsal alanlara giderken uzun kollu ve açık renkli kıyafetler tercih edilmeli.</span></span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span><span>Pantolon paçaları çorapların içine sokulmalı.</span></span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span><span>Otların ve çalıların yoğun olduğu bölgelerde dikkatli olunmalı.</span></span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span><span>Açık alandan dönüşte vücut düzenli olarak kene açısından kontrol edilmeli.</span></span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span><span>Böcek kovucu spreylerden yararlanılabilir.</span></span></span></span></span></span></span></li>
</ul>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Her kene KKKA taşımaz ama tedbir şart </span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Her kenenin Kırım Kongo Kanamalı Ateşi’ne neden olmadığını belirten Prof. Dr. Fatma Bozkurt, buna rağmen tedbirli davranmanın önemine dikkat çekti.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Özellikle tarım ve hayvancılıkla uğraşanlar, çobanlar, veteriner hekimler, kırsal bölgelerde yaşayanlar ile piknik yapan ve doğa yürüyüşlerine katılan kişiler risk grubunda yer alıyor.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Prof. Dr. Bozkurt, “Kene ile temas halinde panik yapılmamalı ancak belirtiler dikkatle izlenmeli ve gerekli durumlarda sağlık kuruluşlarına başvurulmalıdır. Erken farkındalık ve doğru müdahale, hastalığın seyrinde büyük önem taşımaktadır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/keneye-karsi-dikkat-kirim-kongo-kanamali-atesi-hayati-risk-tasiyor-640439">Keneye karşı dikkat: Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hayati risk taşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İSU Sürdürülebilir Finansman Vizyonunu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/isu-surdurulebilir-finansman-vizyonunu-640366</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 08:22:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Altyapı Yatırımları]]></category>
		<category><![CDATA[finansman]]></category>
		<category><![CDATA[geleceği]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir]]></category>
		<category><![CDATA[vizyonunu]]></category>
		<category><![CDATA[yatırımları]]></category>
		<category><![CDATA[yönetimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=640366</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İSU Genel Müdürlüğü, 1. Marmara Sürdürülebilir Çevre Sempozyumu kapsamında düzenlenen “Atıksu Yönetimi ve Altyapı Yatırımları İçin Sürdürülebilir Finansman Modelleri” panelinde, su ve atık su altyapı yatırımlarının geleceğine yönelik finansman stratejilerini ve sürdürülebilir yatırım anlayışını katılımcılarla paylaştı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/isu-surdurulebilir-finansman-vizyonunu-640366">İSU Sürdürülebilir Finansman Vizyonunu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İSU Genel Müdürlüğü, 1. Marmara Sürdürülebilir Çevre Sempozyumu kapsamında düzenlenen “Atıksu Yönetimi ve Altyapı Yatırımları İçin Sürdürülebilir Finansman Modelleri” panelinde, su ve atık su altyapı yatırımlarının geleceğine yönelik finansman stratejilerini ve sürdürülebilir yatırım anlayışını katılımcılarla paylaştı.</p>
<p>Kocaeli Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen panelde; sürdürülebilir su yönetimi hedeflerine ulaşmada finansman modellerinin önemi, altyapı yatırımlarının geleceği ve çevresel sürdürülebilirlik uygulamaları ele alındı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Su ve Toprak Yönetimi Dairesi Başkanı Menderes İşçen’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen panele, Ali Sağlık, Şevket Altuğ Taşdemir, Erdem Görgün, Mehmet Çakmakçı ve Nihan Derinöz Özsu konuşmacı olarak katıldı.</p>
<p>“ALTYAPI YATIRIMLARINDA SÜRDÜRÜLEBİLİR FİNANSMAN BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR”</p>
<p>Panelde konuşan İSU Genel Müdürü Ali Sağlık, su ve atık su hizmetlerinin kesintisiz şekilde sürdürülebilmesi için güçlü bir mali yapının önemine dikkat çekerek, iklim değişikliği ve artan nüfusun altyapı yatırımlarını her geçen gün daha kritik hale getirdiğini ifade etti. Ali Sağlık, “Su ve atık su hizmetlerinde sürdürülebilirliği sağlamak için yalnızca yeni yatırımlar yapmak yeterli değildir. Bu yatırımların doğru planlanması, mali disiplin içerisinde yürütülmesi ve mevcut kaynakların verimli kullanılması da büyük önem taşımaktadır. İSU olarak yatırımlarımızı güçlü bir finansal yönetim anlayışıyla sürdürürken, geleceğin ihtiyaçlarını da bugünden planlıyoruz.” dedi.</p>
<p>“SÜRDÜRÜLEBİLİR ALTYAPININ TEMELİ GÜÇLÜ FİNANSMAN, VERİMLİ İŞLETMECİLİK VE DOĞRU KAYNAK YÖNETİMİDİR.’’</p>
<p>Genel Müdür Ali Sağlık, finansal sürdürülebilirliğin çevresel sürdürülebilirliğin en önemli güvencelerinden biri olduğunu belirterek, İSU’nun bütçe disiplini ve güçlü mali yapısıyla yatırımlarını kararlılıkla sürdürdüğünü ifade etti. 2026 yılı bütçesinin yüzde 48’ini altyapı yatırımlarına ayırdıklarını vurgulayan Sağlık, yenilenebilir enerji yatırımları sayesinde enerji ihtiyacının yıllık ortalama yüzde 10-15’ini, dönemsel olarak ise yüzde 20’sine kadar ulaşan kısmını kendi ürettikleri elektrikle karşıladıklarını söyledi. Sağlık, “Sürdürülebilir altyapının temeli güçlü finansman, verimli işletmecilik ve doğru kaynak yönetimidir. Geleceğin ihtiyaçlarını bugünden planlayarak yatırımlarımızı sürdürüyoruz.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>TECRÜBE VE BİLGİ PAYLAŞIMI YAPILDI</p>
<p>Panelde konuşan katılımcılar, sürdürülebilir finansman modellerinin altyapı yatırımlarındaki rolünü farklı perspektiflerden değerlendirdi. İLBANK Daire Başkanı Şevket Altuğ Taşdemir yerel yönetimlerin finansman olanaklarına ilişkin bilgiler paylaşırken, Prof. Dr. Erdem Görgün ve Prof. Dr. Mehmet Çakmakçı ise atık su yönetimi, arıtma teknolojileri ve sürdürülebilir altyapı uygulamaları konusunda akademik değerlendirmelerde bulundu. Nihan Derinöz Özsu da sektördeki uygulamalar ve finansman süreçlerine ilişkin görüşlerini katılımcılarla paylaştı.</p>
<p>GELECEĞİN ALTYAPI YATIRIMLARI ELE ALINDI</p>
<p>Panelde ayrıca atık su altyapı yatırımlarının planlama, projelendirme, işletme ve rehabilitasyon süreçlerinde dikkat edilmesi gereken hususlar değerlendirildi. İleri biyolojik arıtma teknolojileri, geri kazanım uygulamaları, dijital işletme sistemleri ve enerji verimliliği odaklı yatırımların sektördeki önemi ele alınırken, sürdürülebilir çevre hedeflerine ulaşmada kamu, akademi ve özel sektör iş birliğinin gerekliliği vurgulandı. Program, katılımcıların soru ve görüşlerinin alınmasının ardından sona erdi.</p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/isu-surdurulebilir-finansman-vizyonunu-640366">İSU Sürdürülebilir Finansman Vizyonunu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bornova&#8217;da orman yangınlarının nedenleri ve çözüm yolları masaya yatırıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bornovada-orman-yanginlarinin-nedenleri-ve-cozum-yollari-masaya-yatirildi-639943</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 08:05:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Afet]]></category>
		<category><![CDATA[bornova]]></category>
		<category><![CDATA[çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[masaya]]></category>
		<category><![CDATA[nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[orman]]></category>
		<category><![CDATA[yangınları]]></category>
		<category><![CDATA[yangınlarının]]></category>
		<category><![CDATA[yolları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=639943</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bornova Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetimi Müdürlüğü ile Ar-Ge Müdürlüğü’nün ortaklaşa düzenlediği “Orman Yangınları: Neden Yanıyoruz? Neden Söndüremiyoruz?” başlıklı seminer, Dramalılar Köşkü’nde yoğun katılımla gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bornovada-orman-yanginlarinin-nedenleri-ve-cozum-yollari-masaya-yatirildi-639943">Bornova&#8217;da orman yangınlarının nedenleri ve çözüm yolları masaya yatırıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Bornova Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetimi Müdürlüğü ile Ar-Ge Müdürlüğü’nün ortaklaşa düzenlediği “Orman Yangınları: Neden Yanıyoruz? Neden Söndüremiyoruz?” başlıklı seminer, Dramalılar Köşkü’nde yoğun katılımla gerçekleştirildi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Moderatörlüğünü Bornova Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetimi Müdürü Sinancan Öziçer’in üstlendiği etkinlikte, Ege Orman Vakfı Strateji ve Politika Geliştirme Başkanı ve Orman Mühendisi Yasemen Bilgili, Türkiye’deki orman yangınlarının nedenlerini ve mücadele süreçlerini bilimsel veriler ışığında anlattı.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b><span><span>“Orman sadece ağaç değildir”</span></span></b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Seminerin açılışında konuşan Sinancan Öziçer, orman yangınlarının artık yalnızca belirli bölgeleri etkileyen felaketler olmaktan çıktığını belirterek, toplumun tamamını ilgilendiren bir güvenlik ve yaşam meselesine dönüştüğünü söyledi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Öziçer, “Bugün burada sadece teknik bir konuyu konuşmak için toplanmadık. Orman yangınları artık televizyonlarda izlediğimiz uzak felaketler değil; yaşamımızı, geleceğimizi, nefesimizi ve güvenliğimizi etkileyen çok ciddi bir gerçek haline geldi. Çünkü orman sadece ağaç değildir; nefes demektir, su demektir, iklim dengesi demektir, canlı yaşamı ve gelecek demektir.”dedi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Son yıllarda Türkiye’nin farklı bölgelerinde yaşanan büyük yangınların toplum hafızasında derin izler bıraktığını vurgulayan Öziçer, yangınlarla mücadelenin yalnızca kurumların görevi olmadığını belirterek, afet yönetiminde toplumsal farkındalığın kritik önem taşıdığına dikkat çekti.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b> </b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b><span><span>Yangınlar neden çıkıyor, neden büyüyor?</span></span></b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span> </span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Seminerin konuşmacısı Yasemen Bilgili ise katılımcılara Türkiye’nin yıllara göre orman yangını istatistiklerini aktararak, yangınların çıkış nedenleri ve büyümesini hızlandıran etkenler hakkında kapsamlı bilgiler verdi. Bilgili, özellikle iklim değişikliğinin etkileri, artan sıcaklıklar, düşük nem oranları, kuvvetli rüzgârlar ve insan kaynaklı ihmallerin yangın riskini önemli<b> </b>ölçüde artırdığını anlattı. Ayrıca bazı yangınların çok kısa sürede kontrol edilemez hale gelmesinin nedenleri ve tüm imkânlara rağmen söndürme çalışmalarında yaşanan zorluklar da örneklerle değerlendirildi</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Katılımcılar, yangınların yalnızca çıktığında değil, çıkmadan önce alınacak önlemlerle önlenebileceği konusunda önemli bilgiler edinme fırsatı buldu.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Amaç afet öncesinde bilinç oluşturmak</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Etkinlikte, afet yönetiminde en etkili yöntemin önleyici çalışmalar olduğu vurgulandı. Bir sigara izmariti, kontrolsüz yakılan ateş veya küçük bir ihmalin binlerce hektarlık orman alanının yok olmasına neden olabileceğine dikkat çekilirken, bireysel sorumlulukların önemi bir kez daha hatırlatıldı.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Bornova Belediyesi’nin düzenlediği seminer, vatandaşlarda çevre ve afet bilincinin artırılmasına yönelik çalışmaların önemli bir parçası olarak öne çıktı.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bornovada-orman-yanginlarinin-nedenleri-ve-cozum-yollari-masaya-yatirildi-639943">Bornova&#8217;da orman yangınlarının nedenleri ve çözüm yolları masaya yatırıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dobidob yollarda çocuklar doğa nöbetinde</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dobidob-yollarda-cocuklar-doga-nobetinde-639931</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 08:04:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atık]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[dobidob]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Geri Dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[nöbetinde]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[önemi]]></category>
		<category><![CDATA[otobüsü]]></category>
		<category><![CDATA[yollarda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=639931</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait hizmet süresini tamamlayan ESHOT otobüsünün İzmir Ticaret Odası ve İzmir Ekonomi Üniversitesi tarafından eğitime kazandırılması ile oluşan Dobidob ile kırsal ve dezavantajlı bölgelerde çocuklara geri dönüşüm bilinci aşılanıyor. Minikler hem eğleniyor hem de doğayı korumanın yollarını öğreniyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dobidob-yollarda-cocuklar-doga-nobetinde-639931">Dobidob yollarda çocuklar doğa nöbetinde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait hizmet süresini tamamlayan ESHOT otobüsünün İzmir Ticaret Odası ve İzmir Ekonomi Üniversitesi tarafından eğitime kazandırılması ile oluşan Dobidob ile kırsal ve dezavantajlı bölgelerde çocuklara geri dönüşüm bilinci aşılanıyor. Minikler hem eğleniyor hem de doğayı korumanın yollarını öğreniyor.</p>
<p>Çevre sorunlarının her geçen gün daha fazla hissedildiği dünyada, sürdürülebilir bir gelecek için çocukların bilinçlendirilmesine yönelik çalışmalar sürüyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir Ticaret Odası ve İzmir Ekonomi Üniversitesi iş birliğiyle hayata geçirilen Dobidob Eğitim Otobüsü de bu amaçla İzmir’in farklı noktalarında çocuklarla buluşuyor. Hurdaya ayrılan bir ESHOT otobüsünün dönüştürülmesiyle oluşturulan eğitim otobüsünde öğrencilere geri dönüşümün çevre ve doğal kaynakların korunmasındaki rolü anlatılıyor. Oyunlar ve uygulamalı etkinliklerle verilen eğitimlerde plastik, cam, metal ve kâğıt gibi atıkların yeniden ekonomiye kazandırılmasının önemi vurgulanıyor.</p>
<p><strong>Çevre bilinci aşılıyor</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı bünyesinde görev yapan çevre mühendisi Burak Andaç, çocuklara verdiği eğitimlerde geri dönüşümün çevresel etkilerine dikkat çekerek, “Günlük hayatta ortaya çıkan atıkların yaklaşık yüzde 30-40’ı geri dönüştürülebilir nitelikte. Bu atıkların ayrıştırılarak geri dönüşüme kazandırılması hem doğal kaynakların korunmasını hem de atık miktarının azaltılmasını sağlıyor. Çocuklarımıza bu bilinci küçük yaşlarda kazandırmak istiyoruz. Çünkü çevrenin korunmasında en önemli adım farkındalık oluşturmak” dedi.</p>
<p><strong>Çocuklardan çevre mesajı</strong></p>
<p>Dobidob Eğitim Otobüsü’nde eğitim alan öğrenciler de geri dönüşümün önemini öğrendiklerini söyledi. Öğrenciler, çevreyi temiz tutmanın, atıkları ayrıştırmanın ve doğayı korumanın gelecek nesiller için büyük önem taşıdığını belirtti. Eğitim alan Simirna Peri Başoğlu, geri dönüştürülebilir atıklar konusunda önemli bilgiler edindiğini söylerken, Emine Çandır da doğanın ve çevrenin korunmasının önemine değindi. Ela Yıldız ise çevreyi kirletmemeyi öğrendiğini ifade ederek, atıkları geri dönüştürmenin dünya için kritik öneme sahip olduğunu söyledi. Aden Yılmaz geri dönüşümün çok faydalı olduğunu öğrendiğini vurgularken, Asya Kaya ise geri dönüştürülebilir atıkları azaltarak dünyanın korunmasına katkı sunabilecekleri mesajını verdi.</p>
<p><strong>“Küçük yaşta bilinçlenmeleri çok önemli”</strong></p>
<p>Menderes Barbaros Mahallesi Muhtarı Esin Yılmaz ise çevre eğitimlerinin erken yaşlarda verilmesinin önemine dikkat çekerek, “Plastik atıklar doğada uzun yıllar yok olmuyor ve çevreye ciddi zarar veriyor. Çocuklarımızın bu konuda küçük yaşta bilinçlenmesi çok önemli. Bu eğitimler sayesinde hem doğayı korumanın önemini öğreniyorlar hem de çevreye karşı daha duyarlı bireyler olarak yetişiyorlar” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dobidob-yollarda-cocuklar-doga-nobetinde-639931">Dobidob yollarda çocuklar doğa nöbetinde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>II. Meram PDR Günleri ile Rehber Öğretmenler ve Psikolojik Danışmanlar KTO Karatay&#8217;da Buluştu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ii-meram-pdr-gunleri-ile-rehber-ogretmenler-ve-psikolojik-danismanlar-kto-karatayda-bulustu-639335</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Jun 2026 08:54:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[günleri]]></category>
		<category><![CDATA[ii]]></category>
		<category><![CDATA[meram]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmenler]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[pdr]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[rehber]]></category>
		<category><![CDATA[rehberlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=639335</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi, Meram İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, Meram Rehberlik ve Araştırma Merkezi iş birliği ile rehber öğretmenlere ve psikolojik danışmanlara yönelik düzenlenen “II. Meram PDR Günleri” programı gerçekleşti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ii-meram-pdr-gunleri-ile-rehber-ogretmenler-ve-psikolojik-danismanlar-kto-karatayda-bulustu-639335">II. Meram PDR Günleri ile Rehber Öğretmenler ve Psikolojik Danışmanlar KTO Karatay&#8217;da Buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span>Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi, Meram İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, Meram Rehberlik ve Araştırma Merkezi iş birliği ile rehber öğretmenlere ve psikolojik danışmanlara yönelik düzenlenen “II. Meram PDR Günleri” programı gerçekleşti.</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>KTO Karatay Üniversitesi, Meram İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, Meram Rehberlik ve Araştırma Merkezi iş birliği ile düzenlenen “II. Meram PDR Günleri” programına Meram İlçe Milli Eğitim Müdürü Erkan Yakışır, Meram Rehberlik ve Araştırma Merkezi Müdürü Latif Oğur, akademisyenler, rehber öğretmenler ve psikolojik danışmanlar katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan program, açılış konuşmaları ile devam etti.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>“Hep Birlikte Çocuklarımızı ve Gençlerimizi Daha Güzel Yarınlara Hazırlayacağız”</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Açılış konuşmasını yapan Meram İlçe Milli Eğitim Müdürü Erkan Yakışır; “Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın ve gençlerimizin akademik, sosyal ve duygusal gelişimlerinde rehber öğretmenlerimiz ile psikolojik danışmanlarımız çok önemli bir sorumluluk üstlenmektedir. Öğrencilerimizin doğru kararlar almalarına ve sağlıklı bireyler olarak yetişmelerine rehberlik eden siz değerli eğitimcilerimizin mesleki gelişimlerini desteklemek de bizler için büyük önem taşımaktadır. Hep birlikte bu milletin bize emaneti olan çocuklarımızı, gençlerimizi daha iyi, daha güzel ve verimli yarınlara hazırlayacağız. Bu anlayışla, KTO Karatay Üniversitesi ve Meram Rehberlik ve Araştırma Merkezi iş birliğinde gerçekleştirdiğimiz II. Meram PDR Günleri programının, alandaki güncel gelişmelerin paylaşılmasına, bilgi ve tecrübe alışverişinin güçlenmesine önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum” şeklinde konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>“Öğretmenlerimiz, Ülkemizin Geleceğini Şekillendiren En Önemli Aktörlerdir”</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>KTO Karatay Üniversitesi Öğrenci Dekanı Dr. Mehmet Özçelik; “Biz eğitimi yalnızca akademik ya da teorik bilginin aktarılması olarak görmüyoruz. Köklerini Türk-İslam medeniyetinden alan anlayışımızda eğitim; akıl ile kalbi, bilgi ile ahlakı bir araya getiren bütüncül bir süreçtir.  Bu noktada öğretmenlerimiz, ülkemizin geleceğini şekillendiren en önemli aktörler olarak büyük bir sorumluluk üstlenmektedir. Çocuklarımızın ve gençlerimizin hayatlarına yön veren, onların gelişim yolculuklarında rehberlik eden öğretmenlerimiz eğitim sistemimizin temel taşıdır. Biz de rehber öğretmenlerimizin mesleki gelişimlerini destekleyen, bilgi ve tecrübe paylaşımını artıran bu tür programları son derece kıymetli buluyor, eğitim camiamıza değerli katkılar sağlayacağına inanıyoruz” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Açılış konuşmalarının ardından başlayan II. Meram PDR Günleri Programı; Çocuk Gelişimi, Psikoloji, İlk ve Acil Yardım Bölümleri ve Hukuk Fakültesi akademisyenleri tarafından verilen eğitimler ile sona erdi.</span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ii-meram-pdr-gunleri-ile-rehber-ogretmenler-ve-psikolojik-danismanlar-kto-karatayda-bulustu-639335">II. Meram PDR Günleri ile Rehber Öğretmenler ve Psikolojik Danışmanlar KTO Karatay&#8217;da Buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üsküdar Üniversitesi&#8217;nde &#8220;Doğadan Sofraya: Yeşil Dönüşüm&#8221; buluşması</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uskudar-universitesinde-dogadan-sofraya-yesil-donusum-bulusmasi-639068</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Jun 2026 09:38:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bağ]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[doğadan]]></category>
		<category><![CDATA[doğaya]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[nde]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sofraya]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[üsküdar]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yeşil]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=639068</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu tarafından düzenlenen 3. Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Günleri, “Doğadan Sofraya: Yeşil Dönüşüm” temasıyla Üsküdar Üniversitesi Çarşı Yerleşke Emirnebi Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uskudar-universitesinde-dogadan-sofraya-yesil-donusum-bulusmasi-639068">Üsküdar Üniversitesi&#8217;nde &#8220;Doğadan Sofraya: Yeşil Dönüşüm&#8221; buluşması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu tarafından düzenlenen 3. Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Günleri, “Doğadan Sofraya: Yeşil Dönüşüm” temasıyla Üsküdar Üniversitesi Çarşı Yerleşke Emirnebi Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Sürdürülebilirlik, çevre bilinci, sağlıklı yaşam ve gıda güvenliği konularının ele alındığı etkinlikte akademisyenler, kamu temsilcileri ve öğrenciler bir araya geldi.</p>
<p>Kimyagerler Derneği ile Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Mezunları Derneği’nin desteğiyle gerçekleştirilen programın açılış konuşmalarını Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Ömer Faruk Karasakal, Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazife Güngör ve Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan gerçekleştirdi.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Antidepresan içermeyen insan plazması bulmakta güçlük çekiliyor”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, modern yaşamın insanı hem doğadan hem de kendi özünden uzaklaştırdığını belirterek, doğayla yeniden bağ kurmanın bireysel ve toplumsal sağlık açısından hayati önem taşıdığını söyledi.</p>
<p>Etkinliğin temasının son derece yerinde seçildiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Bu yılki konunun önemini aslında bu hafta yaşadığım bir olayla çok daha derinden hissettim. Henüz çok daha yeni yaşadığımız bir olayı paylaşmak istiyorum. Kişiye özel tedavi merkezimizde kullanılan laboratuvar çalışmalarında insan plazmasına ihtiyaç duyulmuş. Ancak araştırmalar sonucunda antidepresan içermeyen insan plazması bulmakta güçlük çekildiği görüldü. Antidepresan kullanımı çok yaygınlaştı. Bu durum aslında doğadan ne kadar uzaklaştığımızın ve modern yaşamın insan üzerindeki etkilerinin çarpıcı bir göstergesi, sonucu&#8230;” dedi.</p>
<p><strong>“Uzun ve sağlıklı yaşamın sırrı anlamlı ilişkiler”</strong></p>
<p>Konuşmasında Harvard Üniversitesi’nin 75 yıl süren ve dünyanın en uzun süreli insan araştırmalarından biri olarak kabul edilen çalışmasına da değinen Prof. Dr. Tarhan, sağlıklı ve uzun yaşamın temelinde insan ilişkilerinin bulunduğunu söyledi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, “Harvard’ın 75 yıl süren araştırmasında zenginlik, şöhret, fiziksel sağlık gibi birçok değişken incelendi. Araştırmanın sonunda ortaya çıkan sonuç çok dikkat çekiciydi. Uzun ve sağlıklı yaşamın sırrı derin ve anlamlı ilişkiler kurabilmekten geçiyor. Güven veren, samimi ve sağlıklı ilişkiler insanı hem ruhsal hem de fiziksel olarak koruyor. Bu ilişkilerin temelinde de aile bağları ve yakın sosyal çevre yer alıyor.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Küresel sistem insanın doğayla ilişkisini bozdu”</strong></p>
<p>Modern dünyanın insanı yalnızlaştırdığını ve doğayla bağlarını zayıflattığını dile getiren Prof. Dr. Tarhan, günümüzde yaşanan pek çok sosyal ve psikolojik sorunun temelinde bu kopuşun bulunduğunu belirtti.</p>
<p>“Küresel sistem sadece insanlar arasındaki ilişkiyi bozmadı, insanın kendisiyle olan ilişkisini de bozdu, doğayla olan ilişkisini de bozdu.” diyen Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:</p>
<p>“İnsan önce kendisine yabancılaştı, sonra çevresine yabancılaştı. Doğaya rakip gözüyle bakılmaya başlandı. Sanayi devrimiyle birlikte doğa sınırsız bir kaynak gibi görüldü ve yıllarca tahrip edildi. Bugün yaşadığımız iklim krizleri, çevre sorunları ve birçok sağlık probleminin temelinde bu anlayış yatıyor.”</p>
<p><strong>“Birleşmiş Milletler üç büyük küresel tehlikeye dikkat çekiyor”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, günümüzde insanlığı bekleyen en önemli risklerin gelir eşitsizliği, iklim değişikliği ve yalnızlık olduğunu belirterek, bu üç sorunun birbirinden bağımsız düşünülemeyeceğini söyledi.</p>
<p>İnsanlığı ayakta tutan temel unsurların merhamet, samimiyet, güven ve doğaya saygı gibi değerler olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, bu değerlerin literatürde “prososyal değerler” olarak tanımlandığını söyledi.</p>
<p><strong>“Merhamet Prososyal Değerdir…”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, “Merhamet prososyal bir değerdir. Samimiyet prososyal bir değerdir. Güven duygusu prososyal bir değerdir. Doğaya saygı da aynı şekilde prososyal bir değerdir. Toplumsal barışın, birlikte yaşama kültürünün ve sağlıklı ilişkilerin temelinde bu değerler vardır. İnsanlığı geleceğe taşıyacak olan da bu değerlerdir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Kültürümüzde doğaya saygı var”</strong></p>
<p>Anadolu kültüründe doğaya ve canlılara saygının önemli bir yer tuttuğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “Bizim kültürümüzde kıyametin kopacağını bilseniz bile elinizdeki ağacı dikin anlayışı vardır. Anadolu’da yaralı leylekler için vakıflar kurulmuş, hayvanlar korunmuş, doğa emanet olarak görülmüştür. Böyle bir kültüre sahipken doğaya karşı hoyrat davranmamamız gerekiyor.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Doğaya yakın yaşayan insanlar daha sağlıklı”</strong></p>
<p>Psikiyatri alanındaki gözlemlerine de değinen Prof. Dr. Tarhan, doğayla temasın ruh sağlığı üzerinde olumlu etkileri bulunduğunu vurguladı.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, “Psikiyatrik tedavilerde en sık önerdiğimiz şeylerden biri doğayla temas kurmaktır. Toprağa basmak, yeşilin içinde vakit geçirmek, doğayla bağ kurmak insanların hem psikolojik hem de fiziksel sağlıklarını olumlu yönde etkiliyor. İnsan biyolojik doğasına uygun yaşadığında daha sağlıklı oluyor.” dedi.</p>
<p>Türk toplumunun doğayla iç içe yaşayan köklü bir kültüre sahip olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Bizim kültürümüz doğaya yakın bir kültür. Bu kültürü yaşatarak modernleşmeyi başarmamız mümkün. Bu nedenle bugün burada ele alınan konu son derece değerli. Ben artık sadece ‘doğadan sofraya’ değil, ‘doğadan hayata yeşil dönüşüm’ ifadesini kullanmanın daha doğru olacağını düşünüyorum. Çünkü mesele yalnızca ne yediğimiz değil, nasıl yaşadığımızla da ilgili.” dedi.</p>
<p><strong>“İdeal olan hastalanmadan önce koruyabilmektir”</strong></p>
<p>Koruyucu sağlık yaklaşımının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “İdeal olan birincil korumadır. Yani insanları hasta olduktan sonra tedavi etmek değil, hastalanmadan önce koruyabilmektir. Sağlıklı insan nasıl yaşarsa hasta olmaz, bunu öğretmek gerekiyor. Bugün hastalıkların yüzde 60-70’i yaşam stili hatalarıyla ilişkilidir. Beslenme hataları, uyku düzenindeki bozukluklar, ilişki problemleri ve stres yönetimindeki eksiklikler birçok hastalığın temel nedenleri arasında yer alıyor.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, bireyin hem fiziksel hem de ruhsal sağlığını koruyabilmesi için yaşam tarzını gözden geçirmesi gerektiğini belirterek, bağışlayıcılık, empati ve sağlıklı iletişim gibi becerilerin de sağlık üzerinde doğrudan etkili olduğunu söyledi.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi’nde verilen Pozitif Psikoloji eğitiminin yalnızca teorik bilgi aktarmadığını, aynı zamanda yaşam becerileri kazandırdığını ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Bağışlayıcılık da prososyal bir değerdir. Merhamet, samimiyet, güven duygusu gibi değerler insan ilişkilerini güçlendirir. Bu değerler aynı zamanda kişinin ruh sağlığını da korur. Biz öğrencilerimize sadece mesleki bilgi vermeye çalışmıyoruz. Onlara insanı anlamayı, insanla doğru ilişki kurmayı ve yaşam becerilerini de öğretmeye çalışıyoruz.” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, konuşmasının sonunda etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçen akademisyenlere, öğrenci kulüplerine ve paydaş kurumlara teşekkür ederek, “Doğayla, insanla ve hayatla yeniden bağ kurduğumuz bir gelecek hepimizin ortak sorumluluğudur.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Nazife Güngör: “Biz sizleri yetiştireceğiz ve ilgili sektörlere göndereceğiz”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazife Güngör, eğitim süreçlerinde sektör iş birliklerinin önemine dikkat çekerek, “Eğitim-öğretimin artık günümüzdeki en önemli kesitlerinden biri sektörle etkileşim halinde olmaktır. Çünkü biz sizleri yetiştireceğiz ve ilgili sektörlere göndereceğiz.” dedi.</p>
<p>Öğrencilere seslenen Prof. Dr. Güngör, etkinliğe katılan sektör temsilcileriyle iletişim kurmalarını tavsiye ederek, “Bu sizin için büyük bir şans. Onları sadece dinlemeyin, konuşmalarının ardından kendileriyle tanışın. Geleceğinize yön verecek bu değerli isimlerle sürdürülebilir ilişkiler kurun. Çünkü sizin onlara ihtiyacınız var, onların da iyi yetişmiş, nitelikli insan kaynağına ihtiyacı olacak.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Doğaya yabancılaştık, hatta ona ihanet etmeye başladık”</strong></p>
<p>Bu yılın temasının “Doğadan Sofraya: Yeşil Dönüşüm” olarak belirlenmesinin son derece anlamlı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Güngör, “Küresel kapitalizmle önce kendimize yabancılaştık, sonra birbirimize yabancılaştık. Yetmedi; içine doğduğumuz, bizi yetiştiren, bizi besleyen, bizi kucaklayan doğamıza da yabancılaştık. Ve yetmedi, doğaya ihanet etmeye başladık. Doğayı yok etmeye başladık.” dedi.</p>
<p>Yeşil dönüşümün yalnızca çevresel bir mesele olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Güngör, “Doğa biziz. Bizler doğanın bir parçasıyız. Dolayısıyla o bize analık eden, bizi sarmalayan doğaya yeniden dönmek, onu yeniden keşfetmek zorundayız. Geç oldu ama neresinden dönsek kârdır. Epeyce geciktik ama daha fazla tuzaklarda kalmayalım. Doğamıza sahip çıkalım, insanlığımıza sahip çıkalım.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Konuşmasının sonunda etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçen akademisyenlere, idari personele ve öğrencilere teşekkür eden Prof. Dr. Güngör, “Yeşile sahip çıkalım çünkü yeşil güzeldir. Daha güzel bir dünya için hep birlikte çalışalım.” ifadeleriyle sözlerini tamamladı.</p>
<p><strong>Ömer Faruk Karasakal: “38 programımızla sağlık sektörüne nitelikli insan kaynağı kazandırıyoruz”</strong></p>
<p>Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Ömer Faruk Karasakal, etkinliğin bu yıl iklim değişikliği, sürdürülebilirlik, gıda güvenliği ve çevresel sorumluluk gibi insanlığın ortak geleceğini ilgilendiren konular etrafında şekillendirildiğini belirtti.</p>
<p>Karasakal, “Sağlık alanında ülkemizin ihtiyaç duyduğu insan kaynağını yetiştirmek amacıyla 38 programımızla eğitim faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Güçlü teorik altyapıyı uygulamalı eğitimle birleştiren bir model benimsiyoruz. Laboratuvarlarımızda yürüttüğümüz çalışmaların yanı sıra öğrencilerimizi sahaya göndererek mesleki eğitim süreçlerini destekliyoruz. Sektör iş birliklerimizi güçlü tutarak mezunlarımızı çalışma hayatına hazır bireyler olarak yetiştirmeye gayret ediyoruz.” dedi.</p>
<p><strong>“Sadece meslek değil, insani ve sosyal gelişim de önceliğimiz”</strong></p>
<p>Öğrencilerin insani ve sosyal yönlerinin geliştirilmesine büyük önem verdiklerine ve müfredatta yer alan Pozitif Psikoloji, Meslek Etiği, İletişim Becerileri ve Üniversite Kültürü gibi derslerin önemine dikkat çeken Karasakal, “Bu dersler öğrencilerimizin sahada güçlü iletişim kurabilen, empati yeteneği gelişmiş, etik değerlere bağlı ve insan odaklı profesyoneller olarak yetişmelerine katkı sağlıyor.” diye konuştu.</p>
<p>Bu yıl TÜBİTAK 2209-A ve 2209-B programları kapsamında kabul edilen proje sayısının 13&#8217;e ulaştığını belirten Karasakal, araştırma kültürünün tüm yüksekokula yayılmasını hedeflediklerini ifade etti.</p>
<p><strong>Dr. Şerafettin Çakal: “Tarım insanlığın en büyük icadıdır”</strong></p>
<p>Etkinliğin ilk açılış konferansında Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) Genel Müdür Yardımcısı Dr. Şerafettin Çakal, “Tarımda ve Gıdada Sürdürülebilir Dönüşüm” başlıklı sunumuyla katılımcılarla buluştu.</p>
<p>Dr. Şerafettin Çakal, insanlığın geleceğinin gıdaya, gıdanın geleceğinin tarıma, tarımın geleceğinin ise bilim ve Ar-Ge’ye bağlı olduğunu vurguladı. Ülkelerin gelişmişlik düzeylerini belirleyen en önemli unsurun bilime ve araştırma-geliştirme faaliyetlerine verilen değer olduğunu ifade eden Dr. Çakal, bilim ve Ar-Ge’ye yatırım yapan toplumların daha hızlı geliştiğini söyledi.</p>
<p>Tarımın insanlık tarihindeki dönüştürücü rolüne dikkat çeken Dr. Çakal, tarımın keşfiyle birlikte yerleşik yaşamın başladığını, köylerin ve şehirlerin kurulduğunu, medeniyetlerin geliştiğini belirtti.</p>
<p>Dr. Çakal, “Diyoruz ki &#8216;beşerin en büyük icadı tarımdır.&#8217; Ama bunun tersini söyleyenler de var. Ama biz tarımcılar da şunu söylüyoruz: Diyoruz ki &#8216;Evet, tarım insanlığın en büyük icadıdır, henüz bunun üzerine bir icat gelmemiştir.&#8217;” diye konuştu.</p>
<p><strong>Yeşil Devrimden akıllı tarıma geçiş</strong></p>
<p>1950’li yıllarda gübre, pestisit ve fosil yakıt kullanımının yaygınlaşmasıyla başlayan Yeşil Devrim’in tarımsal üretimde büyük artış sağladığını belirten Dr. Çakal, ancak bu modelin çevresel sorunları da beraberinde getirdiğini söyledi.</p>
<p>İklim değişikliği, kuraklık ve doğal kaynak kayıplarının mevcut üretim anlayışının sürdürülemez olduğunu ortaya koyduğunu ifade eden Dr. Çakal, “Şimdi akıllı tarım dönemine geçiyoruz. Peki, akıllı tarım döneminde ne var? Biyoteknoloji var, nanoteknoloji var ve bilişim teknolojileri var. Bu dönemin kazananı bu çağa ayak uyduranların olacak. Çağa ayak uyduramadığınız sürece rekabet etme şansınız, sürdürülebilir bir gelecek mümkün gözükmüyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“Bir ülkenin bağımsızlığı gıda üretiminden geçer”</strong></p>
<p>Dünya genelinde nüfus artışı, iklim değişikliği, savaşlar, pandemiler ve gıda israfının önemli riskler oluşturduğunu belirten Dr. Çakal, ülkelerin kendi gıdasını üretebilmesinin stratejik bir zorunluluk haline geldiğini söyledi. Çakal, “Kuraklık var, pandemiler var, savaş var… Ukrayna-Rusya Savaşı&#8217;nda tahıl koridoru oluşturulmasaydı belki insanlık bir krize girecekti. Öyleyse işte asıl mesele burada şu: Bir ülkenin tam bağımsız bir ülke olabilmesi için kendi gıdasını üretmesi gerekiyor. Tam bağımsız ve özgür bir ülkenin yolu buradan geçiyor.” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p><strong>Dünyada üretilen gıdanın üçte biri israf ediliyor</strong></p>
<p>Sürdürülebilirliğin temelinde israfın önlenmesinin yer aldığını belirten Dr. Çakal, dünyada yıllık yaklaşık 4,5 milyar ton gıda üretildiğini, bunun yaklaşık 1,5 milyar tonunun insan tüketimine ulaşmadan çöpe gittiğini söyledi. Açlık ve obezitenin aynı anda yaşandığına dikkat çeken Dr. Çakal, mevcut gıda üretiminin doğru yönetildiği takdirde dünya nüfusunu beslemeye yetecek düzeyde olduğunu ifade etti.</p>
<p>Türkiye’nin dünyadaki sekiz gen merkezinden üçünün kesişim noktasında bulunduğunu belirten Dr. Çakal, ülkenin bitki ve hayvan genetik kaynakları açısından son derece zengin olduğunu söyledi ve TAGEM’in bu kaynakları koruduğunu, geliştirdiğini ve geleceğin ihtiyaçlarına uygun yerli ve milli çeşitler üretmek için çalışmalar yürüttüğünü aktardı.</p>
<p><strong>Yerli ve milli tohum vurgusu</strong></p>
<p>TAGEM tarafından bugüne kadar 1048 tarla bitkisi ve 1078 bahçe bitkisi çeşidinin geliştirildiğini Dr. belirten Çakal, tarımsal bağımsızlığın temelinde yerli ve milli tohumların bulunduğunu ifade etti ve yerli çeşitlerin geliştirilmesinin gıda güvenliği ve sürdürülebilir üretim açısından kritik önem taşıdığını vurguladı.</p>
<p><strong>Doğadan sofraya uzanan süreç değerlendirildi</strong></p>
<p>Katılımcılar tarafından ilgiyle takip edilen programda, doğadan sofraya uzanan süreçte sürdürülebilirliğin sağlık, çevre ve toplum üzerindeki etkileri ele alınırken, gençlerin bu alandaki farkındalıklarının artırılmasının önemi vurgulandı.</p>
<p>Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen birinci oturumda, doğadan sofraya uzanan süreç bilimsel, teknolojik ve girişimcilik perspektifleriyle değerlendirildi. Oturumda Prof. Dr. Muhsin Konuk “Orta Çağ’dan Günümüze Akdeniz’de Tıbbi Katran Üzerine”, Can Kayacılar “Bitkilerden Yüksek Katma Değerli Ürünlerin Geliştirilmesi ve Teknolojileri”, ve Berk Özdemir “Doğadan Sofraya Güvenin Yolculuğu: Bilim, Sürdürülebilirlik ve Gelecek”, Dr. Ebrar İnal Kılıçarslan “Uçucu Yağların Gıdalarda Kullanımı”, başlıklı sunumlarını gerçekleştirdi.</p>
<p><strong>Atölye çalışmaları yoğun ilgi gördü</strong></p>
<p>ÜÜ TV ve ÜÜ Resmi Youtube hesabından da canlı olarak yayınlanan program, öğle arasının ardından gerçekleştirilen ikinci oturumda katılımcılar, uygulamalı atölye çalışmaları ve stant ziyaretleriyle sektör temsilcileriyle bir araya geldi.</p>
<p><strong>Mezun öğrencilerden atölye çalışmaları…</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Tıbbi ve Aromatik Bitkiler, Gıda Teknolojisi Programı mezunu öğrencilerinin katılımıyla Hayriye Cavcav tarafından “Sirke Yapım Atölyesi”, Numan Sönmez tarafından “Doğal Ürün Tanıtımı” ve Eray Kürşad Özyurt tarafından “Ekoloji Market Firmasının Organik Tarım Yolculuğu” başlıklı workshoplar düzenlendi.</p>
<p><strong>Klasik Türk Müziği Dinletisi…</strong></p>
<p>Öte yandan program kapsamında klasik Türk Müziği dinletisi de gerçekleştirildi. Dinleti beğeniyle karşılandı. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uskudar-universitesinde-dogadan-sofraya-yesil-donusum-bulusmasi-639068">Üsküdar Üniversitesi&#8217;nde &#8220;Doğadan Sofraya: Yeşil Dönüşüm&#8221; buluşması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yazın doğa keyfiniz kabusa dönüşmesin! Keneye dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yazin-doga-keyfiniz-kabusa-donusmesin-keneye-dikkat-639053</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Jun 2026 09:28:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[Bulaş]]></category>
		<category><![CDATA[dik]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşmesin]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[kabusa]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kene]]></category>
		<category><![CDATA[keneye]]></category>
		<category><![CDATA[keyfiniz]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[temas]]></category>
		<category><![CDATA[vücut]]></category>
		<category><![CDATA[yazın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=639053</guid>

					<description><![CDATA[<p>Havaların ısınmasıyla birlikte piknik, kamp, tarım ve doğa aktiviteleri yoğunlaşırken, açık alanlarda kene tutunmasına bağlı olarak Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) riski de artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yazin-doga-keyfiniz-kabusa-donusmesin-keneye-dikkat-639053">Yazın doğa keyfiniz kabusa dönüşmesin! Keneye dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Havaların ısınmasıyla birlikte piknik, kamp, tarım ve doğa aktiviteleri yoğunlaşırken, açık alanlarda kene tutunmasına bağlı olarak Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) riski de artıyor. <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilara Akman</strong>, özellikle kırsal, çayırlık ve ormanlık alanlarda daha sık görülen kene tutunmasının erken fark edilmediğinde ölümcül sonuçlara yol açabileceğini belirterek “Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, enfekte kenelerin insan vücuduna tutunmasıyla bulaşsa da, yine kenelerin enfekte ettiği hayvanların kan ve vücut sıvılarıyla temas ya da hastaların kan ve vücut sıvılarıyla korunmasız temas sonucu da bulaşabilmektedir. Özellikle bahar ve yaz aylarında doğayla temas arttığından bu konuda doğru bilgilenme hayati önem taşımaktadır” diyor.  </p>
<p>Hastalığın genellikle kene tutunmasından 1-3 gün sonra, en geç 10 gün içinde belirti verdiğini belirten Dr. Akman “İlk bulgular ani başlayan yüksek ateş, halsizlik, kas-eklem ağrıları, baş ağrısı, bulantı, karın ağrısı ve ishal şeklindedir. İlerleyen dönemde ciltte morluklar, burun veya diş eti kanaması, idrar ya da dışkıda kanama gibi bulgular ortaya çıkabilir. Özellikle ateşle birlikte yaygın vücut ağrısı ve kanama bulguları olan hastalarda KKKA mutlaka akla getirilmelidir” diyor. Erken tanı ve doğru tedavinin hayat kurtarıcı olduğunu vurgulayan Dr. Akman, KKKA hastalığının belirtilerini ve Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığına karşı ihmale gelmez kuralları anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p><strong>Açık alanlarda koruyucu kıyafet giyin</strong></p>
<p>Piknik, kamp, doğa yürüyüşü veya tarla-bahçe işleri sırasında mümkün olduğunca uzun kollu giysiler tercih edilmeli, pantolon paçaları çorap içine sokulmalıdır. Açık renkli kıyafetler kullanılması, kenelerin daha kolay fark edilmesini sağlar.<strong> </strong></p>
<p><strong>Kene kovucu ürünlerden yararlanın</strong></p>
<p>Cilde veya kıyafetlere uygulanabilen, Sağlık Bakanlığı onaylı kene kovucu ürünler özellikle riskli bölgelerde koruyucu olabilir. Ancak bu ürünlerin kullanım talimatlarına uygun uygulanması gerekir.</p>
<p><strong> Doğadan döndükten sonra mutlaka vücut kontrolü yapın</strong></p>
<p>Kene genellikle saçlı deri, kulak arkası, koltuk altı, kasık bölgesi, diz arkası gibi fark edilmesi zor alanlara tutunmakla birlikte vücudun her yerinde olabilir. Açık alandan dönüşte, kişinin hem kendisini hem de çocuklarını tüm kıyafetlerini çıkararak dikkatlice kontrol etmesi büyük önem taşır. Kene vücuttan ne kadar kısa sürede uzaklaştırılırsa hastalık riski o kadar azalır.</p>
<p><strong> Keneyi yanlış yöntemlerle çıkarmaya çalışmayın</strong></p>
<p>Kenenin üzerine kolonya, sigara, sabun, deterjan veya kimyasal madde dökmek son derece yanlış bir uygulamadır. Bu uygulamalar kenenin strese girerek taşıdığı virüsü daha fazla salgılamasına neden olabilir ve bulaş riskini artırabilir. </p>
<p><strong> Keneye çıplak elle temas etmeyin</strong></p>
<p>Kene ezilmemeli, çıplak elle tutulmamalıdır. Çünkü virüs, ezilen kenenin vücut sıvılarıyla temas sonrası da bulaşabilir. Bir cımbız veya kene kartı yardımıyla, kenenin vücuda girdiği en yakın noktadan (baş kısmından) tutularak tek hamlede dik bir şekilde çekilmelidir. Eğer kişi kendine güvenemiyorsa, vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır.</p>
<p><strong>Hayvan teması sırasında da dikkatli olun</strong></p>
<p>Sadece kene değil, enfekte hayvanların kan ve vücut sıvılarıyla temas da hastalık bulaşına neden olabilir. Özellikle hayvancılıkla uğraşan kişilerin eldiven ve koruyucu ekipman kullanması büyük önem taşır.</p>
<p><strong>Kene tutunmasından sonra 10 gün belirtilere dikkat edin</strong></p>
<p>Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilara Akman, kene tutunması durumunda kişinin ateş, halsizlik, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı veya kanama bulguları açısından dikkatli olması gerektiğini belirterek şöyle diyor: “Özellikle ilk 10 gün kritik önem taşır. Herhangi bir şikayet gelişmesi halinde mutlaka sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, tedavisi ihmal edildiğinde ağır sonuçlara yol açabilen ciddi bir enfeksiyon hastalığıdır. Tüm tedavi yöntemlerine rağmen bazen ağır vakalar kaybedilebildiği için, korunma önlemleri kritik önem taşımaktadır. Doğru bilgi, erken farkındalık ve basit korunma yollarıyla hastalık büyük ölçüde önlenebilir.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yazin-doga-keyfiniz-kabusa-donusmesin-keneye-dikkat-639053">Yazın doğa keyfiniz kabusa dönüşmesin! Keneye dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir&#8217;in Vektörle Mücadelesi 7/24 Sürüyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehirin-vektorle-mucadelesi-7-24-suruyor-638890</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Jun 2026 12:09:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[24]]></category>
		<category><![CDATA[anlık]]></category>
		<category><![CDATA[araç]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlama]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sivrisinek]]></category>
		<category><![CDATA[sürüyor]]></category>
		<category><![CDATA[uygulama]]></category>
		<category><![CDATA[vatandaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[vektörle]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=638890</guid>

					<description><![CDATA[<p>Manisa Büyükşehir Belediyesi, halk sağlığını korumak amacıyla 17 ilçede sürdürdüğü vektörle mücadele çalışmalarına 59 araç ve 141 personelle devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirin-vektorle-mucadelesi-7-24-suruyor-638890">Büyükşehir&#8217;in Vektörle Mücadelesi 7/24 Sürüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Manisa Büyükşehir Belediyesi, halk sağlığını korumak amacıyla 17 ilçede sürdürdüğü vektörle mücadele çalışmalarına 59 araç ve 141 personelle devam ediyor. Ekipler sahada 7 gün 24 saat görev yaparken, vatandaşlar da ilaçlama araçlarını ‘Hizmet Aracım Nerede?’ uygulaması üzerinden anlık olarak takip edebiliyor.</p>
<p>Manisa Büyükşehir Belediyesi Veteriner İşleri Dairesi Başkanlığı Vektörlerle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince yürütülen çalışmalar kapsamında larva üreme alanlarını düzenli olarak kontrol ediyor. Sulak alanlar, dere yatakları, rögarlar, çöp konteynerleri, gübrelikler ve zararlıların üreyebileceği diğer noktalarda ilaçlama ve denetim faaliyetleri titizlikle gerçekleştiriliyor.</p>
<p><b>Başkan Dutlulu, “Filomuzu büyüttük, tüm gücümüzle sahadayız”</b></p>
<p>Manisa genelinde yürütülen ilaçlama çalışmaları hakkında açıklamalarda bulunan Belediye Başkanı Besim Dutlulu, halkın sağlığı ve huzuru için tüm imkanların seferber edildiğini vurguladı. Başkan Dutlulu, “Tüm gücümüzle sahadayız, ilaçlama çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz. Halkımızın sağlığı ve huzuru için araç filomuzu ve ekiplerimizi daha da güçlendirdik. Bugün 17 ilçemizin tamamında, 59 araç ve 141 personelden oluşan dev ekibimizle 7/24 görev başındayız. Vatandaşlarımız, ilaçlama araçlarımızın anlık konumunu, güzergahını ve kamera görüntülerini &#8216;Üzüm&#8217; uygulamamız içindeki &#8216;Hizmet Aracım Nerede?&#8217; modülünden canlı olarak takip edebilirler. Ayrıca talep, öneri ve ilaçlama ihtiyaçları için Alo 153 Çağrı Merkezimiz üzerinden veya sosyal medya hesaplarımızdan bizlere her an ulaşabilirler” dedi.</p>
<p><b>İlaçlama Araçları Anlık Olarak Takip Edilebiliyor</b></p>
<p>Manisa Büyükşehir Belediyesi Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı tarafından geliştirilen ‘Hizmet Aracım Nerede?’ uygulamasının vatandaşlara önemli bir kolaylık sunduğunu ifade eden Veteriner İşleri Dairesi Başkanlığı Vektörlerle Mücadele Şube Müdürü Uğur Dilik, “Vatandaşlarımız uygulama üzerinden araçlarımızı anlık olarak takip edebiliyor. İsteyen vatandaşlarımız araç içi kameraya bağlanarak anlık görüntü takibi de yapabiliyor. İlaçlama araçlarının mahallelerde gerçekleştirdiği çalışmaları da bu sistem üzerinden izlemek mümkün” diye konuştu.</p>
<p><b>Vatandaşlara Önemli Uyarılar</b></p>
<p>Vektörle mücadelede vatandaşların desteğinin büyük önem taşıdığını belirten Dilik, bahçe, balkon ve evlerin çevresinde sivrisineklerin üremesine neden olabilecek su birikintilerinin oluşmaması gerektiğini vurguladı. Havuzların düzenli temizlenmesi ve suların kontrol edilmesinin önemine dikkat çeken Dilik, sokak hayvanları için bırakılan yemek artıklarının gelişigüzel şekilde çevreye dökülmemesi gerektiğini, bunun haşere ve fare oluşumuna neden olabileceğini ifade etti.</p>
<p><b>Bitki Sinekleri ve Kronomidler Sivrisinekle Karıştırılıyor</b></p>
<p>Son dönemde gelen başvuruların önemli bölümünün sivrisinek değil, bitki sinekleri ve halk arasında yalancı sivrisinek olarak bilinen kronomidlerle ilgili olduğunu dile getiren Dilik, “Şikâyetlerin büyük kısmını bitki sinekleri oluşturmaktadır. Bu türlerle mücadele zirai uygulamalar kapsamında değerlendirilmekte olup ilgili kurumların sorumluluk alanındadır. Ayrıca son dönemde sık görülen kronomidler de sivrisinekle karıştırılmaktadır. Ancak bunlar insan sağlığı açısından zararlı değildir. Bitki özleriyle beslenir, doğal yaşam döngüsüne katkı sağlar ve kirli suların temizlenmesinde rol oynarlar” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirin-vektorle-mucadelesi-7-24-suruyor-638890">Büyükşehir&#8217;in Vektörle Mücadelesi 7/24 Sürüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Optisyenlik sadece gözlük satışı değildir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/optisyenlik-sadece-gozluk-satisi-degildir-638447</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Jun 2026 13:18:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[cam]]></category>
		<category><![CDATA[değildir]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[gözlük]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[optik]]></category>
		<category><![CDATA[Optisyenlik]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[satışı]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=638447</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Optisyenlik Program Başkanı Öğr. Gör. Ömer Faruk Okuyucu, 1 Haziran Gözlükçüler ve Optisyenler Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulundu. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/optisyenlik-sadece-gozluk-satisi-degildir-638447">Optisyenlik sadece gözlük satışı değildir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Optisyenlik Program Başkanı Öğr. Gör. Ömer Faruk Okuyucu, 1 Haziran Gözlükçüler ve Optisyenler Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulundu. </p>
<p><strong>Anatomik yapıya uygun çerçeve seçimi önemli! </strong></p>
<p>Göz sağlığının teşhisten uygulamaya kadar hassas bir süreç olduğunu ifade eden Öğr. Gör. Ömer Faruk Okuyucu, “Göz hekimlerimiz bu sürecin ilk halkası olarak muayeneyi yapar, reçeteyi yazar. Optisyenler ise süreci tamamlayan, tıbbi bilgiyi teknik beceriyle birleştiren uzmanlardır. Optisyenlik, sadece bir gözlük satışı değildir; tamamen fizik, matematik ve optik bilimlerine dayanan çok teknik bir iştir. Reçetedeki değerlerin camlara milimetrik olarak işlenmesi, kişinin göz bebekleri arasındaki mesafenin doğru ölçülmesi ve anatomik yapısına en uygun çerçevenin seçilmesi hayati önem taşır. Yapılacak en ufak bir milimetrik odaklama hatası; kişide şiddetli baş ağrılarına, baş dönmelerine ve zamanla gözün daha da yorulmasına yol açar. Bu yüzden optisyenler, göz sağlığının korunmasında şakaya gelmeyecek bir sorumluluk üstlenir ve ancak ciddi bir akademik eğitim almış yetkin kişiler tarafından yapılması gereken bir mesleğin temsilcileridir.” dedi.</p>
<p><strong>Dijital göz yorgunluğu toplumsal bir sorun haline geldi</strong></p>
<p>Son yıllarda ekran kullanımının artmasıyla optisyenlere duyulan ihtiyacın da yükseldiğini vurgulayan Öğr. Gör. Ömer Faruk Okuyucu, “Bundan 15-20 yıl öncesine kadar gözlük kullanımı daha çok ileri yaşlarla veya genetik faktörlerle bağdaştırılırdı. Sabah uyandığımız andan gece uyuyana kadar akıllı telefonlar, tabletler, bilgisayarlar ve televizyonlar hayatımızın merkezinde&#8230; Ekran karşısında geçirilen sürelerin katlanarak artması, dijital göz yorgunluğu dediğimiz durumu neredeyse bir toplumsal salgın haline getirdi.” diye konuştu.</p>
<p>Miyopi (uzağı görememe) oranlarının özellikle çocuklarda ve gençlerde çok ciddi seviyelere ulaştığını ifade eden Öğr. Gör. Ömer Faruk Okuyucu, “Bu durum, toplumun bilinçli ve profesyonel göz sağlığı hizmetine olan ihtiyacını hiç olmadığı kadar yukarı taşıdı. Artık sadece görme kusurlarını düzeltmek için değil; mavi ışık filtreleri (Bluecut), UV korumalı camlar gibi koruyucu önlemler için de optisyenlerin kapısı çalınıyor.” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>Optisyenlik eğitimi üniversiteler düzeyinde ivme kazandı</strong></p>
<p>Türkiye’de optisyenlik eğitiminin son yıllarda üniversiteler düzeyinde ciddi bir ivme kazandığını anlatan Öğr. Gör. Ömer Faruk Okuyucu, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bu mesleğin ne kadar önemli ve disiplinli bir akademik süreç gerektirdiği artık çok daha iyi anlaşılıyor. İstihdam boyutuna baktığımızda, nüfusun yaşlanması ve biraz önce bahsettiğimiz dijitalleşmeye bağlı göz rahatsızlıklarının artması, sektörü her zaman canlı tutuyor. Mezunlarımız sadece kendi optik müesseselerini açmakla kalmıyor; mevcut optik mağazalarında mesul müdürlük, lens ve cam üreten uluslararası firmaların distribütörlüklerinde teknik uzmanlık veya hastanelerin ilgili birimlerinde atama usulü görev alma gibi geniş bir yelpazede iş bulabiliyorlar. Sektördeki profesyonellerin birlik ve beraberlik içinde olması, mesleki standartları yükseltirken yeni mezunların da sektöre adaptasyonunu ve istihdamını olumlu yönde etkiliyor.”</p>
<p><strong>Teknoloji mesleğimizi yok etmiyor</strong></p>
<p>Teknolojik gelişmelerin optisyenlik mesleğini dönüştürdüğünü belirten Okuyucu, “Teknoloji mesleğimizi yok etmiyor, aksine bizi daha hatasız ve daha nitelikli hizmet sunan bir noktaya taşıyor. Geleneksel yöntemlerle yapılan ölçümler, yerini artık dijital odaklama ve üç boyutlu yüz tarama sistemlerine bıraktı. Birçok ulusal ve uluslararası firma bu bağlamda teknolojiler üretmekte ve geliştirmektedir. Bu sayede bir hastanın çerçeve içerisindeki göz odağını sıfır hatayla tespit edebiliyoruz. Ki bu hatanın yapılmaması göz sağlığı açısından çok çok önem taşımaktadır.” dedi.</p>
<p><strong>Yapay zeka iyi bir optik profesyoneliyle yarışamaz! </strong></p>
<p>Yapay zekanın hayatımıza girmesiyle birlikte, kişinin yaşam tarzına en uygun cam tasarımını ve filtre kombinasyonunu yapay zekalı algoritmalar sayesinde saniyeler içinde analiz edebildiklerini dile getiren Öğr. Gör. Ömer Faruk Okuyucu, “Akıllı gözlükler ve artırılmış gerçeklik teknolojileri ise gözlüğü sadece bir görme aracı olmaktan çıkarıp bir giyilebilir teknoloji haline getiriyor. Optisyenler artık sadece birer sağlık teknikeri değil, aynı zamanda bu yüksek teknolojiyi yöneten ve hastaya entegre eden teknoloji danışmanları haline zaman içinde gelecektir. Fakat unutmamalıdır ki insan hassasiyeti ve bütünsel yaklaşım açısından yapay zeka organları iyi bir optik profesyoneliyle yarışamaz.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Optisyenlik dinamik ve asla eskimeyecek bir alan</strong></p>
<p>Sağlık alanında kariyer planlayan gençler için optisyenliğin güçlü bir seçenek olduğunu belirten Okuyucu, “Sağlık sektöründe çalışmak isteyen ama doğrudan hastane ortamında bulunmayı tercih etmeyen öğrenciler için optisyenlik biçilmiş bir kaftandır. Hem insan sağlığına doğrudan dokunup birinin yaşam kalitesini anında artırmanın manevi tatminini yaşıyorsunuz, hem de işin içine estetik, moda ve yüksek teknolojiyi katabiliyorsunuz. Dinamik, asla eskimeyecek ve insan var olduğu sürece bitmeyecek bir iş alanından bahsediyoruz. Gerek kendi işinin patronu olmak gerekse de aktif bir iş hayatı arzulayanlar için gayet temiz, nezih ve eğlenceli bir sektörümüz var. Optisyenlik eğitimi çok ciddi ve önemli bir süreçtir. Okulda aldıkları teorik bilgiyi, optik mekanik laboratuvarlarındaki okulumuzda çok donanımlı ve büyük laboratuvarlarımız var pratikle birleştirmeliler. Teknolojiyi, cam tasarımlarındaki yenilikleri ve hatta dünya gözlük modasını yakından takip etsinler. İletişim becerilerini geliştirsinler; çünkü bir optisyenin en büyük gücü, hastayı doğru dinlemek ve onun ihtiyacını tam olarak tespit etmektir.” şeklinde sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/optisyenlik-sadece-gozluk-satisi-degildir-638447">Optisyenlik sadece gözlük satışı değildir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bayramda et tüketimi günlük 150 gramı geçmemeli!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bayramda-et-tuketimi-gunluk-150-grami-gecmemeli-637933</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 May 2026 07:42:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[150]]></category>
		<category><![CDATA[bayramda]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[et]]></category>
		<category><![CDATA[Et Tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[etin]]></category>
		<category><![CDATA[geçmemeli]]></category>
		<category><![CDATA[gerektiğini]]></category>
		<category><![CDATA[gramı]]></category>
		<category><![CDATA[günlük]]></category>
		<category><![CDATA[mide]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[pişirme]]></category>
		<category><![CDATA[şahin]]></category>
		<category><![CDATA[Sindirim Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=637933</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Görevlisi Kübra Şahin, Kurban Bayramı'nda sağlıklı ve dengeli beslenme konusunda önemli uyarılarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayramda-et-tuketimi-gunluk-150-grami-gecmemeli-637933">Bayramda et tüketimi günlük 150 gramı geçmemeli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Görevlisi Kübra Şahin, Kurban Bayramı&#8217;nda sağlıklı ve dengeli beslenme konusunda önemli uyarılarda bulundu.</p>
<p><strong>Günlük pişmiş et tüketimi 100-150 gram civarında olmalı</strong></p>
<p>Kurban Bayramı’nda sağlıklı kalmak ve sindirim sorunları yaşamamak için günlük et tüketim miktarına dikkat etmek gerektiğini ifade eden<strong> </strong>Beslenme Uzm.<strong> </strong>Öğr. Gör. Kübra Şahin, “Yetişkin bir birey için günlük et tüketimi 100-150 gram (pişmiş ağırlık) civarında olmalıdır. Kalp-damar sağlığı ve böbrek fonksiyonları dikkate alındığında et tüketimi daha sınırlı miktarda (örneğin 70-100 gram) olmalıdır.” dedi.</p>
<p>Etin pişirme yönteminin sağlık üzerindeki etkilerine de değinen Kübra Şahin, özellikle Kurban Bayramı gibi et tüketiminin yoğun olduğu dönemlerde doğru pişirme yöntemlerinin önem kazandığını ifade etti.</p>
<p><strong>Fırında pişirme besin değerini koruyor</strong></p>
<p>Haşlama yönteminin düşük kalorili olması ve sindirimi kolaylaştırması dolayısıyla önerildiğini kaydeden Şahin, yağın bir kısmının suya geçmesi sayesinde etin yağ oranının da azaldığını, fırında pişirmenin ise besin değerini büyük ölçüde koruduğunu ve ek doymuş yağ kullanılmadan sağlıklı pişirme imkânı sunduğunu belirtti. Şahin, ancak aşırı yüksek sıcaklıkta pişirmenin besin kaybına ve zararlı bileşiklerin oluşumuna neden olabileceği uyarısında bulundu.</p>
<p>Kavurma ve kızartma yöntemlerine karşı da uyarılarda bulunan Beslenme Uzm. Kübra Şahin, “Kavurma sindirimi zorlaştırabilir. Yüksek doymuş yağ ve kolesterol içeriği nedeniyle kalp-damar hastalıkları riskini artırabilir. Kızartmada ise yağ emilimi yüksek olduğu için kalori ve doymuş yağ miktarı artar, sindirim sistemi zorlanabilir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Yeni kesilmiş etin hemen tüketilmesi sağlık açısından çeşitli riskler taşıyor</strong></p>
<p>Şahin, Kurban Bayramı’nda yeni kesilmiş etin hemen tüketilmesinin sağlık açısından çeşitli riskler taşıdığına dikkat çekti. Etin kesim sonrası mutlaka dinlendirilmesi gerektiğini belirten Şahin, erken tüketimin hem sindirim sistemi sorunlarına hem de gıda güvenliği risklerine yol açabileceğini söyledi.</p>
<p>Yeni kesilmiş etin hayvan kesildikten sonra kasılıp sertleştiğini ifade eden Beslenme Uzm. Kübra Şahin, “Hemen tüketilen et serttir, çiğnenmesi ve sindirimi zordur. Bu durum şişkinlik, mide ağrısı, hazımsızlık, reflü ve gastrit şikayetlerinin artmasına neden olabilir.” dedi.</p>
<p><strong>Et buzdolabında 12-24 saat dinlendirilmeli</strong></p>
<p>Etin buzdolabında 12-24 saat dinlendirilmesinin önemine vurgu yapan Şahin, “Dinlendirilen etin kas lifleri gevşer, daha yumuşak ve lezzetli hale gelir. Aynı zamanda sindirimi kolaylaşır. Ayrıca mikrobiyolojik açıdan da daha güvenli olur.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Hijyen koşullarına dikkat edilmemesi halinde ciddi sağlık sorunlarının ortaya çıkabileceğini kaydeden Şahin, “Uygun hijyen sağlanmazsa, taze ve ısısı düşmemiş et bakteri üremesi için uygun ortam oluşturabilir. Özellikle saklama koşulları uygun değilse ishal, mide bulantısı gibi gıda zehirlenmeleri görülebilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Sebzeler sindirim sistemi için önemli bir destek sağlıyor</strong></p>
<p>Kurban Bayramı’nda yalnızca et tüketimine değil, yanında tercih edilen besinlere de dikkat edilmesi gerektiğini belirten Beslenme Uzm. Şahin, kırmızı etin protein ve yağ açısından zengin olmasına rağmen lif, C vitamini ve karbonhidrat bakımından yetersiz olduğunu söyledi.</p>
<p>Sebzelerin sindirim sistemi için önemli bir destek sağladığını ifade eden Şahin, “Sebzeler lif kaynağıdır. Sindirim sistemini destekler, bağırsak hareketlerini düzenler. Aynı zamanda antioksidan, vitamin ve mineral açısından da zengindir.” dedi.</p>
<p>Tam tahıllı ürünlerin önemine de değinen Şahin, “Tam buğday ekmeği ve bulgur pilavı gibi tam tahıllar karbonhidrat kaynağıdır. Enerji sağlar, kan şekerini dengede tutar ve lif içerikleri sayesinde etle birlikte daha uzun süre tokluk hissi oluşturur.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Yoğurt, ayran ve kefir sindirim sisteminin daha rahat çalışmasını sağlıyor</strong></p>
<p>Fermente süt ürünlerinin de sindirimi desteklediğini kaydeden Beslenme Uzm. Şahin, “Yoğurt, ayran ve kefir gibi probiyotik içeren besinler sindirim sisteminin daha rahat çalışmasına katkı sağlar.” dedi.</p>
<p>C vitamini içeren besinlerin etle birlikte tüketilmesinin faydalı olduğunu belirten Şahin, “Limonlu salata, domates, yeşil biber, maydanoz, portakal ve nar gibi C vitamini kaynakları, kırmızı ette bulunan demirin emilimini artırır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Çocuklar yaklaşık 50-100 gram arasında et tüketmeli</strong></p>
<p>Şahin, Kurban Bayramı’nda özellikle çocuklar ve yaşlıların et tüketiminde daha dikkatli olunması gerektiğini belirterek, porsiyon kontrolü ve doğru pişirme yöntemlerinin önemine dikkat çekti.</p>
<p>Çocukların yaşlarına ve gelişim durumlarına göre daha az miktarda et tüketmesi gerektiğini ifade eden Öğr. Gör. Şahin, “Çocuklar yaklaşık 50-100 gram arasında et tüketmelidir. Etin hazırlanışında haşlama, fırında veya buharda pişirme yöntemleri tercih edilmelidir. Kızartmalardan ve çok yağlı kavurmalardan kaçınılmalıdır.” dedi.</p>
<p>Çocuklarda bağışıklık sisteminin henüz tam gelişmediğini vurgulayan Şahin, “Bu nedenle etin iyi pişmiş olması çok önemlidir. Et küçük parçalara ayrılarak tüketilmeli, yanında sebze, yoğurt ve tam tahıllı besinlerle dengeli bir öğün oluşturulmalıdır.” diye konuştu. </p>
<p><strong>Yaşlılar için et yumuşak ve kolay çiğnenebilir şekilde hazırlanmalı</strong></p>
<p>Yaşlı bireylerde ise kalp-damar sağlığı ve böbrek fonksiyonlarının göz önünde bulundurulması gerektiğini belirten Şahin, “Yaşlılar et tüketimini daha sınırlı miktarda, yaklaşık 70-100 gram arasında tutmalıdır. Et yumuşak ve kolay çiğnenebilir şekilde hazırlanmalıdır.” diye konuştu.</p>
<p>Kavurma ve kızartma gibi ağır pişirme yöntemlerinden kaçınılması gerektiğini kaydeden Beslenme Uzm.  Şahin, “Tansiyon problemleri nedeniyle aşırı tuz kullanımından uzak durulmalıdır. Yaşlılarda mide asidi azalır. Bu nedenle sert, yağlı ve yoğun baharatlı etler sindirim sorunlarına yol açabilir.” dedi.</p>
<p><strong>Kabızlık, hazımsızlık, şişkinlik, mide ağrısı, kramp görülebilir</strong></p>
<p>Bayramda aşırı et tüketiminin sindirim sistemi üzerinde çeşitli olumsuz etkiler oluşturabileceğini ifade eden Öğr. Gör. Şahin, “Kabızlık, hazımsızlık, şişkinlik, mide ağrısı, kramp ve bağırsak hareketlerinde yavaşlama gibi sorunlar görülebilir.” uyarısında bulundu.</p>
<p>Bu etkileri azaltmak için lifli besinlerin artırılması gerektiğini belirten Şahin, “Yeterli su tüketmek, yağlı ve kızartılmış yiyeceklerden uzak durmak, porsiyon kontrolü yapmak, yemek sonrası hafif yürüyüşler gerçekleştirmek ve probiyotik besinler tüketmek sindirim sistemini rahatlatacaktır.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Fiziksel aktivitenin önemine de değinen Şahin, “Hafif yürüyüşler sindirim sistemini hızlandırarak mide ve bağırsakların daha iyi çalışmasını sağlar, kabızlık riskini azaltır. Ayrıca metabolizmayı destekler, kan dolaşımını artırır, krampları ve şişkinliği hafifletir.” dedi.</p>
<p>Su tüketiminin de bayram döneminde ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Beslenme Uzm. Kübra Şahin, “Su tüketimi mide ve bağırsaklarda besinlerin çözülmesine ve emilmesine yardımcı olur. Lifli besinlerin bağırsakta hareketini kolaylaştırır, kabızlığı önler, vücudu detoksifiye eder ve mideyi rahatlatır.” Şeklinde sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayramda-et-tuketimi-gunluk-150-grami-gecmemeli-637933">Bayramda et tüketimi günlük 150 gramı geçmemeli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kurban kesimini mutlaka işi bilen kasaplar yapmalı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kurban-kesimini-mutlaka-isi-bilen-kasaplar-yapmali-637789</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 May 2026 11:02:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Aletler]]></category>
		<category><![CDATA[bilen]]></category>
		<category><![CDATA[gerektiğini]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[işi]]></category>
		<category><![CDATA[kasaplar]]></category>
		<category><![CDATA[kesim]]></category>
		<category><![CDATA[kesimini]]></category>
		<category><![CDATA[kurban]]></category>
		<category><![CDATA[mutlaka]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[plastik]]></category>
		<category><![CDATA[poşet]]></category>
		<category><![CDATA[yapmalı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=637789</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan ile Kalite Baş Denetçisi Kimya Y. Müh. Öğr. Gör. Mustafa Cüneyt Gezen, Kurban Bayramı öncesinde özellikle acemi kasapların neden olduğu yaralanmalara ilişkin uyarılarda bulundu hem kesim güvenliği hem de kurban etinin doğru saklanması konusunda hayati öneriler paylaştı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kurban-kesimini-mutlaka-isi-bilen-kasaplar-yapmali-637789">Kurban kesimini mutlaka işi bilen kasaplar yapmalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan ile Kalite Baş Denetçisi Kimya Y. Müh. Öğr. Gör. Mustafa Cüneyt Gezen, Kurban Bayramı öncesinde özellikle acemi kasapların neden olduğu yaralanmalara ilişkin uyarılarda bulundu hem kesim güvenliği hem de kurban etinin doğru saklanması konusunda hayati öneriler paylaştı.</p>
<p><strong>Kesim yerleri önceden belirlenmeli!</strong></p>
<p>İSG Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, 2022 yılında İstanbul hariç 5 bin 102 kişinin kurban kesimi sırasında, kesici aletler ya da hayvan darbeleriyle yaralandığını hatırlattı.</p>
<p>Kurban kesimi öncesinde mutlaka kesim yerlerinin belirlenmesi gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, &#8220;Kesim yapılacak yerler önceden planlanmalı, belirlenmeli, standartları kontrol edilmeli ve yetkilendirilmeli. İl, ilçe ve diğer yerleşim birimlerinde, kesim standartlarına uygun mevcut hayvan kesim yerleri ve kesimhanelerin bayram süresince açık olması ve hizmet vermesi sağlanmalı. Hayvan kesim yerleri ya da kesimhane bulunmayan ilçe veya yerleşim birimlerinde yetkililer standartlara uygun mobil hayvan kesim yerleri ve kesimhaneler oluşturmalı. Kesim yapılan yerlerin ve çevresinin temizliği için önlemler alınmalı.&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Kurbanlıklar veteriner kontrolünden geçmiş olmalı!</strong></p>
<p>Kurbanlık alırken veteriner kontrolünden geçmiş olmasına dikkat edilmesi gerektiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, &#8220;Hayvanlardan direkt insanlara geçen bulaşıcı hastalıklar bulunur. Kontrollü hayvan alarak bunu önlemiş olursunuz. Kulaklarındaki kontrol işaretleri bunu sağlar. Belediyelerce belirlenen alanları kullanın. Belediyeler hijyen kurallarına azami özen gösterir. Gerek kesim sırasında gerekse kesim sonrası hijyen kurallarına uyulmalı.&#8221; diye konuştu. </p>
<p><strong>Kurban derisi nasıl saklanmalı?</strong></p>
<p>Kurban derisinin yaralamadan çıkarılmasını ve kaya tuzuyla ovularak saklanması gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, &#8220;Ekonomiye katkı sağlamak adına bu işlem önem arz eder. Dolayısı ile hem ekonomik hem de güvenlik nedeniyle bu iş için de uzman kişilerin bulunması faydalı olacaktır&#8221; dedi.</p>
<p> </p>
<p><strong>İşi, işin uzmanı yapmalı!</strong></p>
<p>Kurban kesiminin mutlaka uzman kasaplar tarafından yapılmasının önemini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, kesim sırasında yaşanacak olası kazaların önüne geçmek için işin uzmanlarından yardım alınması ve özellikle büyükbaş hayvanların kesiminin kasaplar tarafından yapılması önerisinde bulundu.</p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, şu bilgileri verdi:</p>
<p>&#8220;İş güvenliğinin en önemli unsurlarından biri işi, o işin uzmanı olan kişiye yaptırmaktır. Özellikle büyükbaş hayvan kesimini kasaplara yaptırmak kaza sayısını önemli oranda azaltır. Aletler keskin ve temiz olmalı, kesim sırasında kullanacağınız kesici aletler tam olmalı. Bu aletler her sene bilenmeli. Ayrıca olası el kesilmelerine karşı, çelik örgülü ve bilekten kemerli kasap eldivenlerinin kullanılması gerekir. Bu eldivenin bıçak kullanılan ele değil, diğer ele takılması önemli. Bu şekilde kullanım, bıçak sapmasında eli korur. Kurban kesiminin mutlaka işi bilen kasaplar tarafından yapılmasının, özellikle büyükbaş hayvanların kesiminin kasaplar tarafından yapılması önerisinde bulunuyorum. Kesim mutlaka acemi kasap tarafından yapılacaksa bu sırada yaşanacak olası kazaların önüne geçmek için yakındaki kişilerle arasında en az 1 metre mesafe olması gerekmektedir.”</p>
<p><strong>Aletler ne aşırı keskin ne de fazla kör olmalı!</strong></p>
<p>Kesim sırasında kullanılan tüm aletlerin hijyen olması gerektiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, &#8220;Kesimde kullanılacak bıçakların ve tüm kesici aletlerin antiseptikle yıkanması ve temizlenmesi gerekir. En azından alkol ya da kolonya ile silinmeli. Aletler ne aşırı keskin ne de fazla kör olmalı. Çok keskin olduğunda yaralanmalar daha ağır şekilde sonuçlanabilir. Aletlerin keskin olmaması durumunda ise kurban eziyet çeker.&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Uzuv yaralanmalarında kesilen kurbanlardan gelebilecek riskler için hijyen önemli</strong></p>
<p>Kesilmeye karşı çelik örgülü eldiven kullanılması gerektiğini hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, kasabın, çelik eldiveni bıçağı tuttuğu elin aksi eline takması gerektiğini de kaydetti.</p>
<p>Uzuv yaralanmalarında kesilen kurbanlardan gelebilecek biyolojik risklerin önlenebilmesi için önemli hijyen kurallarına uymak gerektiğini de vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, “Kesim sırasında kurban kanları ve kurbanın bağırsakları güvenli bir şekilde bertaraf edilmeli.” diye bilgi verdi. </p>
<p><strong>Kurban eti nasıl saklanmalı? Sıcakken plastik kaplara ve poşetlere konulmamalı!</strong></p>
<p>Kimya Yüksek Mühendisi ve Kalite Baş Denetçisi Üsküdar Üniversitesi Öğr. Gör. Mustafa Cüneyt Gezen de kurban etlerinin saklanması konusuna işaret ederek, kurban eti saklanmasında plastik kapların kullanılmaması ve yine kurban etinin sıcakken poşetlere konulmaması gerektiğini de kaydetti.</p>
<p>Öğr. Gör. Mustafa Cüneyt Gezen, plastiklerin içinde bulunan kimyasalların, gıda ile temas ettiğinde gıdaya geçtiğini belirterek, kurban etlerinin plastik poşet veya diğer plastik ürünlerle saklanmaması gerektiğinin altını çizdi. Öğr. Gör. Mustafa Cüneyt Gezen, şunları kaydetti:</p>
<p>&#8220;Sıcaklığın etkisiyle bu kimyasallar gıdaya geçer ve sıcaklık arttıkça zararlı maddelerin yiyeceğe geçişi daha kolay olur. Bu maddeler vücudumuzda östrojen benzeri şekilde metabolize olur ve erkeklerde ve kadınlarda kısırlığa, kadınlarda göğüs kanserine ve nöropsikolojik rahatsızlıklara neden olabilir. Bu nedenle, yağlı ve sıcak gıdaların plastik kaplarda saklanması daha zararlıdır.&#8221;</p>
<p> </p>
<p><strong>Et, ancak soğuduktan sonra poşete konmalı! </strong></p>
<p>Kurban Bayramı&#8217;nda kesilen kurban etlerinin, dışarıda hiç dinlendirilmeden sıcak sıcak plastik poşetlere konularak paylaşılmasının da sakıncalı olduğunu belirten Gezen, şu önerilerde bulundu:</p>
<p>&#8220;Plastikte bulunan zehirli kimyasallar, sıcağın etkisiyle kurban etine bulaşır, buradan da insanlara geçer. Dolayısıyla kurban etleri en az 2 saat kadar soğumaya bıraktıktan sonra poşetler ile taşınmalı. Sızıntı yapmayacak, kalın poşetler kullanılmalı.  Poşete koymadan tepsiler vasıtası ile taşınması daha da uygun olur. Bu süre zarfında etler soğur ve bakteri üretmesi durumu azalır. Et soğuduktan sonra yağlı kâğıda sarılarak buzdolabına konulmalı. Her bir kurban için kullanmak üzere büyük boy kasapların kullandığı yağlı kağıtlardan bulundurulmalıdır. Et soğuduktan sonra yağlı kâğıda sarılarak buzdolabına konulması sağlanmalıdır.</p>
<p>Hayvanın derisi iç-dış ters çevrilerek kalın tuzla önce iyice ovalanır ve daha sonra yine tuzlanır ve istenirse ilgili vakıf kurumlarına bağışlanır. Kurban eti aynı gün yenilecekse kavurma yapılması, şayet daha sonra yenilecekse soğuduktan sonra parçalara ayrılarak derin dondurucuda saklanması tavsiye olunur. Derin dondurucudan çıkarılan et, buzu çözüldükten sonra pişirilerek yenebilir. Pişirilmek istenen etler, porsiyonlar halinde dondurucudan çıkarılmalı, şayet pişirilmeyecekse yeniden dondurucuya bırakılmamalıdır. Bırakıldığı taktirde et üzerinde zararlı bakteriler oluşabilir.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kurban-kesimini-mutlaka-isi-bilen-kasaplar-yapmali-637789">Kurban kesimini mutlaka işi bilen kasaplar yapmalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nurhan Ünüsan&#8217;dan Kurban Bayramı&#8217;nda Sağlıklı Et Tüketiminin Püf Noktaları</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nurhan-unusandan-kurban-bayraminda-saglikli-et-tuketiminin-puf-noktalari-637478</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 May 2026 13:38:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[etin]]></category>
		<category><![CDATA[kurban]]></category>
		<category><![CDATA[nurhan]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[pişirme]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[ünüsan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=637478</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kurban Bayramı’nda en sık yapılan beslenme hatalarından biri, yeni kesilmiş etin hemen tüketilmesidir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nurhan-unusandan-kurban-bayraminda-saglikli-et-tuketiminin-puf-noktalari-637478">Prof. Dr. Nurhan Ünüsan&#8217;dan Kurban Bayramı&#8217;nda Sağlıklı Et Tüketiminin Püf Noktaları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span>Kurban Bayramı’nda en sık yapılan beslenme hatalarından biri, yeni kesilmiş etin hemen tüketilmesidir. Bu durum, sindirim sistemi üzerinde olumsuz etkilere yol açabilir. Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurhan Ünüsan, kurban etinin doğru koşullarda dinlendirilmesi ve uygun yöntemlerle pişirilmesinin sağlık açısından büyük önem taşıdığını ifade ederek, Kurban Bayramı’nda doğru ve sağlıklı et tüketimine dair değerlendirmelerde bulundu.</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>“Özellikle, Kalp-Damar Hastalığı, Hipertansiyon, Reflü ve Gastriti Olan Bireyler Kurban Etini Hemen Tüketmemeli”</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Yeni kesilmiş etin hemen tüketilmemesinin temel nedeninin, etin kesim sonrası biyokimyasal değişimlerden geçmesi olduğunu belirten KTO Karatay Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurhan Ünüsan; “Kesim sonrası ette “rigor mortis” olarak adlandırılan ölüm sertliği süreci başlar. Yeni kesilmiş etin kas lifleri sertleşir ve sindirimi daha zor hale gelir. Özellikle kalp-damar hastalığı, hipertansiyon, reflü, gastrit ve mide hassasiyeti bulunan bireylerin kurban etini hemen tüketmemesi gerekir. Etin kontrollü şekilde dinlendirilmesi hem lezzet hem de sindirim açısından daha sağlıklıdır” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Kurban Etini Dinlendirme ve Saklamanın Püf Noktaları</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Kurban etinin buzdolabında 12 ila 24 saat dinlendirilmesinin önemine dikkat çeken Ünüsan; “Sert, yağlı ve fazla pişirilmiş et mideyi daha uzun süre meşgul edebilir. Özellikle mide hassasiyeti olan kişilerde şişkinlik, hazımsızlık ve reflü sorunları artabilir. Bu nedenle kurban eti, buzdolabında en az 12 ila 24 saat dinlendirilmelidir. Bu süreçte etin pişirme kalitesi artar ve sindirim yükü azalır. Dinlendirme işleminin oda sıcaklığında değil, uygun soğutma koşullarında yapılması gerekir. Etler büyük parçalar halinde üst üste sıkıştırılmamalı, temiz kaplara ayrıldıktan ve ilk sıcaklığı geçtikten sonra 0–4 derece arasında muhafaza edilmelidir. Uzun süre saklanacak etler ise porsiyonlar halinde dondurulmalıdır” ifadelerine yer verdi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>“Eti Pişirme Yöntemleri de Sağlıklı Beslenme İçin Belirleyicidir”</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Pişirme yöntemlerinin de sağlıklı beslenme için belirleyici olduğuna dikkat çeken Ünüsan; “Özellikle haşlama, sebzeli tencere yemekleri ve doğru uygulanan ızgara yöntemleri daha güvenli seçeneklerdir. Haşlama, özellikle yaşlılar, çocuklar ve mide hassasiyeti bulunan bireyler için uygun bir yöntemdir. Risk gruplarında bulunan kalp-damar ve hipertansiyon hastaları yağlı ve tuzlu et tüketiminden kaçınmalıdır. Et kendi yağıyla ve kısık ateşte pişirilmeli, iç yağı, kuyruk yağı veya fazla tereyağı eklenmemelidir. Izgara yapılırken et doğrudan aleve maruz bırakılmamalı, kömür köz haline geldikten sonra pişirme yapılmalıdır. Etin dışı yanıp içi çiğ kalmamalıdır. Ayrıca, kömürleşmiş ve yanmış kısımlar tüketilmemelidir” şeklinde konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Prof. Dr. Nurhan Ünüsan’dan Altın Değerinde Tavsiyeler</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Ünüsan, kurban etinin kaliteli protein, demir, çinko ve B vitaminleri açısından önemli bir besin kaynağı olduğunu belirterek şu tavsiyelerde bulundu; “Bayram sofralarında önemli olan eti tamamen kısıtlamak değil, doğru zamanda, doğru yöntemlerle ve ölçülü şekilde tüketmektir. Etin yanında sebze, salata, yoğurt ve tam tahıllı ürünlere yer verilmesi, aşırı tuzlu, yağlı ve ağır öğünlerden kaçınılması gerekir. Sağlıklı bir bayram geçirmek için porsiyon kontrolü ve pişirme yöntemleri büyük önem taşımaktadır.”</span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nurhan-unusandan-kurban-bayraminda-saglikli-et-tuketiminin-puf-noktalari-637478">Prof. Dr. Nurhan Ünüsan&#8217;dan Kurban Bayramı&#8217;nda Sağlıklı Et Tüketiminin Püf Noktaları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sınavda &#8216;anda kalmak&#8217; başarıyı artırıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sinavda-anda-kalmak-basariyi-artiriyor-637424</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 May 2026 12:48:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[anda]]></category>
		<category><![CDATA[Anlam]]></category>
		<category><![CDATA[artırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[başarıyı]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kalmak]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[sınav]]></category>
		<category><![CDATA[sınavda]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=637424</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sınavlara psikolojik hazırlık konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinavda-anda-kalmak-basariyi-artiriyor-637424">Sınavda &#8216;anda kalmak&#8217; başarıyı artırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sınavlara psikolojik hazırlık konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Kaygı, önem verdiğinizin göstergesidir</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sınav kaygısının tamamen olumsuz bir durum olarak görülmemesi gerektiğini ifade ederek, “Sınavda kişinin kaygı hissetmesi gayet istenen, beklenen bir şeydir. Kaygı, sınava önem verdiğini ve zihinsel yatırım yaptığını gösterir. Önemli olan kaygıyı kontrol edebilmektir.” dedi.</p>
<p>Kaygının kontrol edilemediğinde büyüyerek kişinin zihninde “felaket senaryoları” oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, bu durumu psikolojide “katastrofizasyon” olarak tanımladı ve “Kişi sınavı öyle büyütür ki sanki hayatının kıyameti gibi görür. ‘Ya başaracağım ya başaramayacağım’ diye düşünür. Bu siyah-beyaz düşünce tarzı kaygıyı artırır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Büyük hedefleri küçük parçalara bölün</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, öğrencilerin en sık yaptığı hatalardan birinin hedefleri gözünde büyütmek olduğunu dile getirerek, “Bir elmayı birden yiyemezsiniz, parça parça yersiniz. Problemleri de küçülterek çözmek gerekir. Büyük hedefler küçük adımlara bölündüğünde erteleme ortadan kalkar.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Sınav sürecinde en kritik zihinsel dönüşümün “sonuç odaklılıktan süreç odaklılığa geçiş” olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, kontrol edilebilen alanlara odaklanmanın önemine dikkat çekerek, “Sonuç kontrol edilemez ama süreç kontrol edilebilir. ‘Acaba kazanacak mıyım?’ yerine ‘Bugün kaç soru çözeceğim?’ diye düşünmek gerekir. Kontrol edilemeyen şeye odaklanan herkesin kaygısı artar.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Mükemmeliyetçilik ve kıyaslama tuzaktır</strong></p>
<p>Erteleme davranışının arkasında çoğu zaman mükemmeliyetçilik ve kıyaslama eğiliminin yattığını belirten Prof. Dr. Tarhan, öğrencileri şu sözlerle uyardı:</p>
<p>“Bazı kişiler ‘ya hep ya hiç’ diye düşünür. Tam yapamayacaksa hiç yapmamayı tercih eder. Oysa eksik yapmak, hiç yapmamaktan iyidir. ‘Daha iyi, iyinin düşmanıdır. Kendinizi başkalarıyla kıyaslamayın. ‘Hiç çalışmadım’ deyip sınavdan yüksek yapan kişiler vardır. Onlar kendileriyle mücadele ediyor. Kıyaslama motivasyonu düşürür.”</p>
<p><strong>Kaygı doğru yönetilirse performansı artırır</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, sınav öncesi yaşanan fiziksel belirtilerin de doğal olduğunu belirterek, “Sınav öncesi salgılanan bazı hormonlar kişinin performansını artırmak içindir. Kontrollü stres bir enerji gibidir; doğru yönetilirse kişiyi hedefe götürür.” dedi.</p>
<p><strong>Başarı, süreklilikle gelir</strong></p>
<p>Motivasyon kavramına da değinen Prof. Dr. Tarhan, “Motivasyon bir vardır bir yoktur. Sabah vardır akşam yoktur. Başarı, her zaman motive olmak değildir; her şeye rağmen yoluna devam edebilmektir. Sürdürülebilir motivasyon planlı çalışmayla oluşur.” diye konuştu.</p>
<p>Gençlere önemli bir yol haritası da sunan Prof. Dr. Tarhan, erteleme alışkanlığının üstesinden gelmenin temelinde öz farkındalık olduğunu ifade ederek, “Ertelemeyi önlemek için kendimizi tanımamız, duygularımızı yönetmemiz ve hedeflerimizi netleştirmemiz gerekir. Hedefe küçük ama kararlı adımlarla ilerleyen herkes başarıya ulaşabilir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Beyin belirsizliği sevmez</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, insan zihninin belirsizlik karşısında otomatik olarak tehdit algısı geliştirdiğini belirterek, “İnsan beyninin bir tuzağı var: Belirsizliği kabul edemiyor. Belirsizlik olduğunda beyin kontrol duygusunu kaybediyor, ne olacağını bilemediği için korku üretmeye başlıyor. Sınavla ilgili belirsizlik de kaygıyı artırır.” şeklinde konuştu. </p>
<p>Sınavın hayattaki yerinin doğru tanımlanması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, gençlere alternatifli düşünme becerisi kazanmaları gerektiğini söyledi ve “Bu sınav hayat yolunda sadece bir basamaktır. Ölüm kalım meselesi değildir. Bu basamağı geçemezsem B planım, C planım var diyebilmek gerekir. Belirsizliği azaltan şey plan yapmaktır.” önerisinde bulundu.</p>
<p><strong>Anlamsal çerçeveleme zihni yönetir</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, psikolojide “intentional framework” olarak tanımlanan kavrama dikkat çekerek, zihnin anlamlandırma biçiminin kaygıyı doğrudan etkilediğini belirtti ve “Bir konuyu bilinçli şekilde çerçevelerseniz beyin kontrollü çalışır, stresle değil. Anlamsal çerçeveleme yapabilen kişi zihnini yönetebilir. Beynimizi kullanma ustası olmamız gerekiyor.” dedi.</p>
<p><strong>Planlama belirsizliği azaltır</strong></p>
<p>Günlük, orta ve uzun vadeli planlamanın psikolojik güven oluşturduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Bir insan günü planlarsa, yakın ve uzak hedeflerini belirlerse belirsizlik ortadan kalkar. Kurallı ortamlarda güven oluşur. Hukukun üstün olduğu toplumlarda da aynı şekilde öngörülebilirlik vardır ve insanlar kendini güvende hisseder.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Zaman en değerli sermayedir</strong></p>
<p>İnsanın sahip olduğu en kritik kaynaklardan birinin zaman olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “Finansal sermayemiz olduğu gibi psikolojik, sosyal ve zaman sermayemiz de var. Zamanı yönetmek en önemli beceridir. İnsanların harcadığı zamana bakın, hayatlarını anlarsınız. İnsan, yalnızca yemek, içmek, üremek ve barınmak için programlanmış bir varlık değildir. Genetik kodlarımız, diğer canlılardan farklı olarak daha geniş bir anlam ve amaç arayışına işaret eder. Örneğin bir köpeğin hayal dünyasında kemik, bir kedinin dünyasında ise fare ya da balık vardır. Diğer canlıların ekosistem içindeki görevleri genetik olarak belirlenmiştir. Arılar bu sistemin en kritik unsurlarından biridir. Yapılan modellemelere göre arıların yok olması, tozlaşma sürecinin kesintiye uğramasına ve uzun vadede ekosistemin ciddi şekilde zarar görmesine yol açar. Bu da doğadaki her canlının belirli bir işlevi olduğunu gösterir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>İnsan, doğayı aşan bir varlıktır</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, insanın ekosistemdeki rolüne değinerek, bilinç ve irade sahibi olmanın sorumluluk getirdiğini kaydetti ve “İnsan özgür iradesiyle hem iyilik hem kötülük yapabilen bir varlık. Doğaya hükmedebilecek güce sahip. Bu yüzden kendini aşmayı başarması gerekiyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Psikolojideki ihtiyaçlar hiyerarşisine de değinen Prof. Dr. Tarhan, insanın en üst düzey gelişiminin “kendini aşma” ile mümkün olduğunu ifade etti ve “Sadece kendini gerçekleştirmek yetmez; kendini aşmak gerekir. Başkalarına yardım etmek, manevi ihtiyaçları önemsemek, prososyal duygular geliştirmek insanı olgunlaştırır.” dedi.</p>
<p><strong>Zeki ve başarılı olmak yetmez, iyicil olmak gerekir</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, başarı kavramının yeniden tanımlanması gerektiğini söyleyerek, “Zeki ve başarılı olmak tek başına yeterli değil. Zeki ama zararlı işler yapan insanlar var. Başarı için zeki, çalışkan ve iyicil olmak gerekir.” diye konuştu.</p>
<p>Gençlere sınavı doğru konumlandırmaları çağrısında bulunan Prof. Dr. Tarhan, başarısızlık durumunda bile kazanım olduğunu vurguladı ve “Her sınav insanı geliştirir. Başarısız olsanız bile bir şey öğrenirsiniz. Sınav zahmetlidir ama meyvesi tatlıdır.” şeklinde görüşlerini dile getirdi.</p>
<p><strong>Dürtülerini yönetebilmek önemli</strong></p>
<p>İçsel disiplinin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Her sınav insanı geliştirir; bunu özellikle vurgulamak gerekir. Sınav süreci ve hazırlık aşaması zahmetli ve zaman zaman zorlayıcıdır, ancak sonunda elde edilen kazanımlar değerlidir. Başarısız olsanız bile mutlaka bir şeyler öğrenirsiniz; bu da aslında bir tür başarıdır. Bu nedenle sınavın kendisine değil, başarmanın getireceği doyuma odaklanmak gerekir. Sınavın zorluğu hissedildiğinde, çoğu zaman dikkati dağıtan alternatifler ortaya çıkar: ‘Hadi maça gidelim, Biraz bilgisayarla oyalanayım’ ya da ‘Telefonla vakit geçireyim’ gibi düşünceler… İşte tam o anda kişinin kendine şu soruyu sorması önemlidir: ‘Ben neden çalışmak istiyorum?’ Eğer bu soruya güçlü bir ideal ve anlamlı bir hedefle cevap verebiliyorsa, kişi içindeki arzu ve dürtülere ‘dur’ diyebilir. Gerçek özgürlük, her istediğini yapmak değildir. Asıl özgürlük, insanın kendi arzu ve dürtülerini yönetebilmesi, onlara hâkim olabilmesidir. Bu nedenle özgür olmak isteyen bir birey, içindeki ayartıcı ve dikkat dağıtıcı dürtüleri kontrol edebilmeyi öğrenmelidir. Bu beceri yalnızca akademik başarı için değil; aynı zamanda sosyal ilişkilerde, duygusal dengede ve genel yaşam başarısında da belirleyici bir rol oynar.” dedi.</p>
<p><strong>Çıkarcılık kısa vadeli, erdem uzun vadeli kazandırır</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, kısa vadeli hazlar ile uzun vadeli anlam arasında doğru dengeyi kurabilen bireylerin hem akademik hem de yaşam başarısında öne çıktığını vurguladı.</p>
<p>İnsan davranışlarını yönlendiren temel motivasyonlara değinen Prof. Dr. Tarhan, “Çıkarcı olmak mı kârlıdır, erdemli olmak mı kârlıdır diye sorsak çoğu kişi çıkarcı olmanın kârlı olduğunu söyler. Doğrudur; kısa vadede çıkarcılık kazandırır. Ama orta ve uzun vadede kazanan her zaman erdemli olandır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Akademik başarı tek başına yeterli değil</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, günümüzde eğitim anlayışının dönüşmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Gelişmiş ülkelerde artık okullarda sadece akademik başarıya bakılmıyor. Sosyal ve duygusal öğrenme (SEL) programları uygulanıyor. Çünkü akademik başarı tek başına hayat başarısını getirmiyor.” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, başarıyı yalnızca maddi kazançla ilişkilendirmenin ciddi bir hata olduğunu belirterek, “Bir çocuk ‘Benim zaten param var, neden çalışayım?’ diyordu. Çünkü başarıya yüklediği tek anlam paraydı. Oysa başarıya daha büyük, daha derin bir anlam yüklenmeli.” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>Gençlere haz değil, anlam odaklı yaşayın önerisi</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, gençlere “Gelecekte parmakla gösterilen biri olmak istiyorsanız, haz odaklı değil anlam odaklı bir hayat kurun. ‘Hemen olsun’ diyenler değil, bekleyebilenler kazanır.” önerisinde bulundu.</p>
<p>Günümüz gençlerinin en büyük sorunlarından birinin dikkat dağınıklığı olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “Ders çalışırken telefonunuzu başka odaya alın. Bildirimler dikkati böler. Aileler de yemek sırasında telefonları ortadan kaldırmalı.” dedi.</p>
<p><strong>Ergenlik doğal ama riskli bir dönem</strong></p>
<p>Gençlik dönemine de değinen Prof. Dr. Tarhan, “Ergenlikte hatalar yapmak doğaldır. Ancak büyük risklerden kaçınmak gerekir. Bu dönem öğrenme ve gelişim dönemidir.” diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, ebeveynlere de önemli uyarılarda bulunarak, “Anne babalar iyi niyetle destek olmaya çalışırken kaygılarını çocuklara bulaştırabiliyor. ‘Çalışmasan da olur’ demek bazı çocuklarda daha fazla stres oluşturur. En doğru yaklaşım şu: ‘Sen çalış, elinden geleni yap. Sonuç ne olursa olsun önemli değil.’” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Gençler kendi planını yapmalı</strong></p>
<p>Bireysel sorumluluğun önemini vurgulaya Prof. Dr. Tarhan, “Gençler kendi planlarını yapmalı ve ailelerine bunu net şekilde ifade etmelidir. ‘Ben planımı yaptım’ diyebilen bir genç hem kendi kaygısını hem de ailesinin kaygısını yönetebilir.” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, sınav başarısının yalnızca bilgiyle değil; anlam, sabır, öz kontrol ve psikolojik dayanıklılıkla mümkün olduğunu belirterek, gençlerin uzun vadeli hedeflere odaklanmaları gerektiğini ifade etti.</p>
<p><strong>Çocuk, anne babanın uzantısı değildir</strong></p>
<p>Ailelerin çocuklarına yaklaşımında sık yapılan hatalara değinen Prof. Dr. Tarhan, “Çocuk özgüven kazandıkça ailede ‘ben’ olarak kalıp ‘biz’ olmasına izin verilmelidir. Anne baba çocuğu kendi uzantısı gibi görmemeli. ‘Yat’, ‘kalk’ diyerek yönetilecek bir varlık değil. O ayrı bir bireydir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Sınavda ‘anda kalmak’ başarıyı artırır</strong></p>
<p>Sınav anında yaşanan kaygının yönetimine ilişkin pratik öneriler de paylaşan Prof. Dr. Tarhan, “anda kalma” yönteminin önemini vurguladı.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, “Sınav sırasında zor bir soruya takılan öğrenci ‘Eyvah yapamayacağım’ diyerek panikleyebiliyor. Bu durumda yapılacak en doğru şey, önce iyi bilinen soruları çözmektir. Zor sorular işaretlenip sona bırakılmalıdır. İnsan beyni bir tahmin organıdır. İlk akla gelen cevap çoğu zaman doğrudur. Ama onu işaretleyip kalan zamanda tekrar değerlendirmek gerekir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinavda-anda-kalmak-basariyi-artiriyor-637424">Sınavda &#8216;anda kalmak&#8217; başarıyı artırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ormanya&#8217;da endemik semender türleri keşfedildi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ormanyada-endemik-semender-turleri-kesfedildi-636479</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 May 2026 10:33:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Alan]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[endemik]]></category>
		<category><![CDATA[keşfedildi]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[ormanya]]></category>
		<category><![CDATA[semender]]></category>
		<category><![CDATA[tur]]></category>
		<category><![CDATA[türleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=636479</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi bünyesinde hizmet veren Ormanya’da yeni canlı türleri keşfediliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ormanyada-endemik-semender-turleri-kesfedildi-636479">Ormanya&#8217;da endemik semender türleri keşfedildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi bünyesinde hizmet veren Ormanya’da yeni canlı türleri keşfediliyor. Bu kapsamda gerçekleştirilen saha çalışmaları sırasında üç farklı semender grubuna ait endemik bireyler tespit edildi. Biyologlar eşliğinde yürütülen incelemeler, bölgenin Marmara ve Karadeniz biyocoğrafik kuşaklar arasında yer alan kritik konumunu bir kez daha ortaya koydu.</p>
<p><b>ORMANYA’DA ENDEMİK SEMENDER TÜRLERİ</b><br />Kocaeli’nin önemli doğal yaşam alanlarından biri olan Ormanya’da yapılan saha gözlemleri sırasında Lissotriton kosswigi, Ommatotriton nesterovi ve Triturus anatolicus türlerine ait bulgular elde edildi. Uzman biyologlar eşliğinde gerçekleştirilen ilk değerlendirmeler, bu kayıtların Ormanya ve çevresinin biyolojik çeşitliliği açısından dikkat çekici bir önem taşıdığını ortaya koyuyor. Tür teşhislerinin ayrıntılı morfolojik ve gerektiğinde genetik incelemelerle desteklenmesine yönelik bilimsel süreç ise devam ediyor. İlk belirlemelere göre yalnızca sınırlı habitatlarda yaşayan bu semender türleri, ekosistemin hassas dengesi hakkında önemli ipuçları sunuyor.</p>
<p><b>ENDEMİK SEMENDERLER BİLİMSEL İNCELEME ALTINDA</b><br />Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin destekleriyle yürütülen incelemeler, biyologlar eşliğinde titizlikle sürdürülüyor. Ön bulgulara göre tespit edilen üç semender taksonu da Türkiye herpetofaunası açısından yüksek bilimsel değere sahip olduğu belirtildi. Lissotriton kosswigi dar yayılışlı, Türkiye’ye endemik bir semender olarak, Ommatotriton nesterovi ise Türkiye’nin batı ve kuzey kesimlerine özgü bir tür olarak literatürde öne çıkıyor. Elde edilecek verilerin ulusal bilimsel literatüre katkı sağlaması beklenirken, Ormanya’daki gözlemler yalnızca yerel fauna açısından değil, Marmara Bölgesi’nin amfibi çeşitliliğinin daha iyi anlaşılması bakımından da önem taşıyor.</p>
<p><b>BİLİMSEL DOĞRULAMA SÜRECİ SÜRÜYOR</b><br />Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin destekleriyle sürdürülen çalışmalarda gözlenen bireylerin habitat tercihleri, üreme alanları, mikroiklim koşulları ve olası tehdit unsurları inceleniyor. Elde edilecek verilerin bilimsel yayınlara dönüşmesi halinde, Ormanya’nın yalnızca bir rekreasyon ve doğa turizmi alanı değil, aynı zamanda bölgesel ölçekte önemli bir araştırma sahası olduğu daha güçlü biçimde ortaya konmuş olacak. Özellikle semenderler gibi nemli mikrohabitatlara bağımlı amfibiler, ekosistemdeki çevresel değişimlere hassas tepki verdikleri için biyolojik gösterge türler arasında değerlendiriliyor.</p>
<p><b>KORUMA AÇISINDAN NEDEN ÖNEMLİ?</b><br />Amfibiler dünya genelinde habitat kaybı, su rejimindeki değişimler, kirlilik ve iklim baskısı nedeniyle en hassas canlı gruplarından biri kabul ediliyor. Bu nedenle Ormanya’da elde edilen bu kayıtlar, bölgedeki sulak alanların, geçici su birikintilerinin, dere kenarı örtüsünün ve orman içi nemli habitatların korunmasının ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gösteriyor. Bilimsel teyit sürecinin tamamlanmasıyla birlikte bu gözlemlerin Kocaeli ve çevresindeki koruma planlamalarına da katkı sunması bekleniyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, doğa koruma ve sürdürülebilirlik odaklı projeleriyle bilimsel çalışmaları desteklemeye devam ederken, Ormanya’da yürütülen bu araştırmaların gelecekte yeni tür tayinlerine de kapı aralayabileceği ifade ediliyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ormanyada-endemik-semender-turleri-kesfedildi-636479">Ormanya&#8217;da endemik semender türleri keşfedildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İznik Su Altı Bazilikası&#8217;nın Tarihi Keşfi ve Sonrası Osmangazi&#8217;de Konuşuldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/iznik-su-alti-bazilikasinin-tarihi-kesfi-ve-sonrasi-osmangazide-konusuldu-636058</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 May 2026 08:18:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[altı]]></category>
		<category><![CDATA[Bazilika]]></category>
		<category><![CDATA[bazilikası]]></category>
		<category><![CDATA[bursa]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[imza]]></category>
		<category><![CDATA[keşfi]]></category>
		<category><![CDATA[Keşfin]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Mustafa Şahin]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[yüzyıla]]></category>
		<category><![CDATA[znik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=636058</guid>

					<description><![CDATA[<p>İznik Su Altı Bazilikası’nın keşfini gerçekleştiren Prof. Dr. Mustafa Şahin, her yaştan bireyin düşünsel gelişimine katkı sunmayı hedefleyen Osmangazi Belediyesi’nin gerçekleştirdiği panelde yaptığı açıklamada bazilikanın keşfinin 21. yüzyıla damga vurabilecek önemde olduğunu vurgulayarak, Bursa’nın kültür ve inanç turizmi açısından önemli bir merkez haline gelebileceğine işaret etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iznik-su-alti-bazilikasinin-tarihi-kesfi-ve-sonrasi-osmangazide-konusuldu-636058">İznik Su Altı Bazilikası&#8217;nın Tarihi Keşfi ve Sonrası Osmangazi&#8217;de Konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İznik Su Altı Bazilikası’nın keşfini gerçekleştiren Prof. Dr. Mustafa Şahin, her yaştan bireyin düşünsel gelişimine katkı sunmayı hedefleyen Osmangazi Belediyesi’nin gerçekleştirdiği panelde yaptığı açıklamada bazilikanın keşfinin 21. yüzyıla damga vurabilecek önemde olduğunu vurgulayarak, Bursa’nın kültür ve inanç turizmi açısından önemli bir merkez haline gelebileceğine işaret etti.</p>
<p>Gerçekleştirdiği Şadırvanlı Han Felsefe Konferansları ile felsefeyi yalnızca akademik bir alan olmaktan çıkararak toplumun her kesimine ulaştıran anlamlı buluşmalara imza atan Osmangazi Belediyesi, ‘Şehrin Kalbinde Felsefe Rüzgarları Esiyor’ mottosundan hareketle İznik Su Altı Bazilikası’nın tarihi keşfin önemini ve akabinde yaşanan gelişmeleri mercek altına aldı. Şadırvanlı Han’ın tarihi atmosferinde Osmangazi Kent Konseyi ve Bursa Felsefe Kulübü iş birliğiyle düzenlenen panelin konuğu İznik Su Altı Bazilikası’nın keşfini gerçekleştirerek, batık bazilika kalıntılarının kazı ve araştırmalarını yürüten bilim insanı Bursa Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin oldu.</p>
<p>“21. Yüzyıla Bazilikanın Keşfi İmza Atacak Gibi Duruyor”</p>
<p>Prof. Dr. İbrahim Hızalan moderatörlüğünde gerçekleşen panelde 2014 yılındaki keşfin ilk süreçlerine ve Papa 14. Leo’nun İznik ziyaretiyle yeniden ivme kazanan gelişmelere ışık tutan Prof. Dr. Mustafa Şahin, önemli değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p>Öncelikle Osmangazi Belediyesi’ne davetinden ötürü teşekkürlerini sunan Prof. Dr. Mustafa Şahin, keşfin 21. yüzyıla imzasını atabileceğini belirterek şöyle konuştu:</p>
<p>“Kilise, başlangıçta yerel bir proje olarak başladı ancak zaman içerisinde ortaya çıkardığımız neticeler, kazı buluntuları ve yazılı kaynaklardan elde ettiğimiz verilerle aslında bu kilisenin basit bir yapı olmadığı, Hristiyanlar tarafından çok önem verilen 1. Evrensel Konsil toplantısının bu yapıda gerçekleştirildiği ortaya çıktı. 2025 yılı da 1. Konsilin 1700’üncü yıl dönümüydü ve bundan dolayı da Hristiyanların, özellikle Katolik Kilisesi&#8217;nin ruhani lideri Papa 14. Leo, alanı ziyaret ederek, burada kutlamalarını gerçekleştirdi. Böylece bazilika, bir anda yerel bir projeden evrensel bir projeye dönüşmüş oldu. 19. yüzyıla ülkemizde Troya’nın keşfi, 20. yüzyıla Göbeklitepe’nin keşfi imzasını attı. Öyle tahmin ediyorum ki, henüz çok erken ama 21. yüzyıla da bazilikanın keşfi imzasını atacak gibi duruyor.”</p>
<p>“Bursa İnanç ve Kültür Turizminin Önemli Bir Destinasyon Noktası Olacak”</p>
<p>Türkiye’deki arkeoloji çalışmalarının, dünya ile rekabet edebilen bilim dallarından birisi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Mustafa Şahin “Açık ve net bir şekilde söyleyebilirim ki dünya bilimi ile arkeoloji alanında rekabet edebilecek durumdayız, bu nedenle gurur duyabiliriz. Bursa öncelikle Osmanlı payitahtı, yanı sıra tarım ve sanayi kenti. Son yıllarda yapılan çalışmalarla çok yakın bir gelecekte Bursa aynı zamanda kültür ve inanç turizminin önemli bir destinasyon noktası olacak.” değerlendirmelerinde bulundu.</p>
<p>Osmangazi Kent Konseyi Başkanı Sevim Sakallı da, bahar dönemi boyunca Şadırvanlı Han Felsefe Buluşmaları’nın dönem sonu panelini gerçekleştirdiklerini, yeni dönemde de felsefe buluşmalarının devam edeceğini ifade etti. Panelin sonunda Prof. Dr. Mustafa Şahin’e Osmangazi Kent Konseyi Başkanı Sevim Sakallı tarafından Atatürk plaketi takdim edildi.</p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iznik-su-alti-bazilikasinin-tarihi-kesfi-ve-sonrasi-osmangazide-konusuldu-636058">İznik Su Altı Bazilikası&#8217;nın Tarihi Keşfi ve Sonrası Osmangazi&#8217;de Konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çin ile Türkiye arasında iş birliği olanakları gelişiyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cin-ile-turkiye-arasinda-is-birligi-olanaklari-gelisiyor-635268</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 May 2026 09:59:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[birliği]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[fuar]]></category>
		<category><![CDATA[gelişiyor]]></category>
		<category><![CDATA[ihracat]]></category>
		<category><![CDATA[ihracatçı]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kuru]]></category>
		<category><![CDATA[olanakları]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[öztürk]]></category>
		<category><![CDATA[ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=635268</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege İhracatçı Birlikleri ev sahipliğinde ve Çin Endüstri ve Ticaret Bankası (ICBC) ortaklığında düzenlenen “Pazarları Birleştirmek, Fırsatlar Yaratmak Ticaret ve Finansal İş Birliği Toplantısı”nda Türkiye ile Çin arasındaki ticaret hacminin geliştirilmesi, ihracatçıların finansmana erişimi, yerel para birimleriyle ticaret ve yeni iş birliği fırsatları ele alındı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cin-ile-turkiye-arasinda-is-birligi-olanaklari-gelisiyor-635268">Çin ile Türkiye arasında iş birliği olanakları gelişiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege İhracatçı Birlikleri ev sahipliğinde ve Çin Endüstri ve Ticaret Bankası (ICBC) ortaklığında düzenlenen “Pazarları Birleştirmek, Fırsatlar Yaratmak Ticaret ve Finansal İş Birliği Toplantısı”nda Türkiye ile Çin arasındaki ticaret hacminin geliştirilmesi, ihracatçıların finansmana erişimi, yerel para birimleriyle ticaret ve yeni iş birliği fırsatları ele alındı.</p>
<p>Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, EİB’nin 12 farklı tarım ve sanayi sektöründe faaliyet gösteren 8 bini aşkın üyeyle 2025 yılı sonunda 18,5 milyar dolarlık ihracata ulaştığını söyledi. Tarımdan sanayiye, doğal taştan tekstile, gıdadan su ürünlerine kadar geniş bir üretim ve ihracat altyapısına sahip olduklarını belirten Öztürk, Türkiye genelinde Çin’e yapılan ihracatın Ocak-Nisan döneminde yüzde 35 artışla 1 milyar 212 milyon dolara ulaştığını, aynı dönemde EİB’den Çin’e gerçekleştirilen ihracatın ise yüzde 24 artışla 209 milyon dolar olduğunu ifade etti.</p>
<p>Başkan Öztürk, EİB olarak Çin’e 1 milyar dolarlık ihracat hedefi doğrultusunda uzun yıllardır yoğun çalışmalar yürüttüklerini belirterek, “2019 yılını Ege İhracatçı Birlikleri için ‘Çin Yılı’ ilan ettik. Aynı dönemde bünyemizde Çin pazarına odaklanan özel bir Çin Ekibi oluşturduk. Üyelerimize yönelik ‘Hedef Pazar: Çin’ seminerleri ve eğitim programları düzenledik. Kasım 2022’de gerçekleştirdiğimiz Çin Mini MBA Programı ile firmalarımızın Çin iş kültürü ve ticaret yapısına yönelik bilgi altyapısını güçlendirmeyi hedefledik. Bu amaçla, Çin’de düzenlenen fuarlara önem verdik, ülkede üç fuara milli katılım yapan tek Birlik biziz.” dedi.</p>
<p><strong>China International Import Expo ve Xiamen Fuarı vurgusu</strong></p>
<p>Öztürk, 2019 yılından bu yana China International Import Expo milli katılım organizasyonlarını gerçekleştirdiklerini belirterek, 2025 yılında düzenlenen fuarda kuru meyveler, süt ürünleri, hububat-bakliyat, yağlı tohumlar, zeytinyağı ve kozmetik sektörlerinden firmaların Çinli alıcılarla bir araya geldiklerine değindi.</p>
<p>Doğal taş sektöründe ise her yıl Xiamen International Stone Fair fuarına milli katılım organizasyonu düzenlediklerini ifade eden Başkan Öztürk, son gerçekleştirilen Xiamen organizasyonunun sektör temsilcileri açısından oldukça verimli geçtiğini kaydetti. Ayrıca Urumçi fuarlarına katılım sağladıklarını, Çinli ithalatçılar ile Türk ihracatçıları arasında doğrudan bağlantılar kurulabilmesi amacıyla alım heyetleri ve B2B görüşmeleri organize ettiklerini aktardı.</p>
<p>Çin ile iş birliği fırsatlarını yalnızca belirli sektörlerle sınırlı görmediklerini belirten Öztürk, EİB bünyesindeki tüm sektörlerin Çin pazarıyla iş geliştirme potansiyeline sahip olduğuna inandıklarını ifade etti.</p>
<p><strong>“Yerel para birimleriyle ticaret daha önemli hale geliyor”</strong></p>
<p>Çin pazarına yönelik dijital tanıtım çalışmalarına da değinen Başkan Öztürk, WeChat gibi platformlarda bölge ürünlerinin tanıtımına yönelik faaliyetler yürüttüklerini, Çin merkezli fuar organizatörlerini, belediye temsilcilerini ve kardeş şehir heyetlerini EİB’de ağırlayarak iş birliği fırsatlarını değerlendirdiklerini söyledi.</p>
<p>Finansal iş birliklerine büyük önem verdiklerini belirten Öztürk, ICBC Turkey Bank ile yerel para birimleri üzerinden ticareti geliştirmeye yönelik çalışmalar yürüttüklerini ifade etti.</p>
<p>Küresel ticarette yaşanan dönüşümün ihracatçıları doğrudan etkilediğini belirten Öztürk, “İhracatçılarımız yalnızca üretim maliyetleriyle değil; finansmana erişim, nakit akışı yönetimi ve uluslararası ödeme süreçlerinde yaşanan belirsizliklerle de mücadele ediyor. Bu nedenle sınır ötesi ödeme sistemleri, dış ticaret finansmanı, yerel para birimleriyle ticaret ve alternatif finansman modelleri ihracatçılarımız için her geçen gün daha önemli hale geliyor.” diye konuştu.</p>
<p>Türkiye’nin Çin’e yıllık 3,3 milyar dolar ihracat gerçekleştirirken yaklaşık 50 milyar dolarlık ithalat yaptığını hatırlatan Muhammet Öztürk, iki ülke arasındaki ticaret ilişkisinin daha dengeli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşması gerektiğini vurguladı. Özellikle işlenmiş tarım ürünleri, doğal taş, sürdürülebilir üretim ve yenilikçi sanayi alanlarında önemli iş birliği fırsatları gördüklerini dile getirdi.</p>
<p><strong>“Çin-Türkiye ticareti olumlu ivmesini sürdürüyor”</strong></p>
<p>Çin Halk Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği Ekonomi ve Ticaret Elçi Müsteşarı Li Bin, ise konuşmasında Çin ile Türkiye arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasının 55. yıl dönümüne dikkat çekerek, toplantının iki ülke arasındaki iş birliğini geliştirecek fikir ve uygulamaları değerlendirmek açısından önemli olduğunu söyledi.</p>
<p>Dünyada tek taraflılık ve korumacılığın yükseldiği bir dönemden geçildiğini ifade eden Li Bin, buna rağmen Çin-Türkiye ekonomik ve ticari iş birliğinin olumlu bir ivme gösterdiğini ve ikili ticaret hacminin 2025 yılında 44,62 milyar dolarla rekor seviyeye ulaştığını belirtti.</p>
<p>Çin ile Türkiye arasındaki ticaret dengesizliğinin sıkça gündeme geldiğini ifade eden Li Bin, değerlendirmelerin yalnızca mal ticaretiyle değil, hizmet ticaretiyle birlikte ele alınması gerektiğini söyledi. Çin’in Türkiye’deki yatırımları ve bankacılık faaliyetlerinin Türkiye’nin ekonomik kalkınmasına katkı sunduğunu belirten Li Bin, geçen yıl Çin’in Türkiye’deki yatırımlarının 160 milyon dolar artarak toplamda 3,23 milyar dolara ulaştığını kaydetti.</p>
<p>Çin’in Türkiye’den ithalatını artırmaya önem verdiğini belirten Li Bin, EİB’nin her yıl Şanghay Uluslararası İthalat Fuarı’na firmaların katılımını organize ederek Çin pazarına daha fazla kaliteli Türk ürününün tanıtılmasına katkı sunduğunu ifade etti.</p>
<p>Li Bin ayrıca, ticaret, kültür ve turizm gibi geleneksel alanların yanı sıra yeşil kalkınma, dijital ekonomi ve sağlık alanlarında da yeni iş birliği fırsatlarının bulunduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>ICBC Turkey’den RMB ve finansman vurgusu</strong></p>
<p>ICBC Turkey Bank Yönetim Kurulu Başkanı Qian Hou ise Ege Bölgesi’nin incir, zeytinyağı, kuruyemiş ve birçok tarımsal üründe Çin pazarı açısından önemli bir konuma sahip olduğunu belirtti.</p>
<p>Ege Bölgesi’nin Türkiye’nin Çin’e yönelik tarımsal ihracatında ön sıralarda yer aldığını ifade eden Hou, geçen yıl yalnızca sebze, meyve ve kuruyemiş ihracatının 53,7 milyon dolara ulaştığını söyledi.</p>
<p>Sınır ötesi ticarette uzun ödeme süreleri, döviz kuru dalgalanmaları ve finansman maliyetlerinin önemli sorunlar oluşturduğunu ifade eden Hou, ICBC Turkey’in bu noktada finansman, doğrudan pazar erişimi ve RMB hizmetleriyle destek sunduğunu belirtti.</p>
<p>Türkiye’nin Orta Koridor üzerindeki stratejik konumuna dikkat çeken Hou, ICBC Turkey’in RMB takas bankası olarak Çin-Türkiye ticaretinde RMB kullanım alanlarını genişletmeye devam edeceğini söyledi. Türk ihracat kredi sigorta kuruluşlarıyla iş birliği imkanlarını araştırdıklarını kaydeden Hou, amaçlarının Türk Lirası ile RMB arasındaki kur hareketlerini ticaret için bir engel olmaktan çıkarıp kolaylaştırıcı bir unsur haline getirmek olduğunu ifade etti.</p>
<p>Açılış konuşmalarının ardından ICBC Küresel İşler Bölümü Kıdemli Genel Müdürü Tang Yongmin “Müşteri ve Finansal İhtiyaçlara Yönelik Çözümler” başlıklı bir sunum gerçekleştirirken, Zhang Jung ise “Finansal Piyasa Ürünleri ve RMB Hizmetleri” konusunda ihracatçılara bilgi verdi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cin-ile-turkiye-arasinda-is-birligi-olanaklari-gelisiyor-635268">Çin ile Türkiye arasında iş birliği olanakları gelişiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gaziantep, Türkiye Kupası 4. Etap Puanlı Yol Yarışları&#8217;na Ev Sahipliği Yapacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gaziantep-turkiye-kupasi-4-etap-puanli-yol-yarislarina-ev-sahipligi-yapacak-635196</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 May 2026 09:12:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[bisiklet]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[etap]]></category>
		<category><![CDATA[gaziantep]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kupası]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[organizasyon]]></category>
		<category><![CDATA[puanlı]]></category>
		<category><![CDATA[sporcular]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yarış]]></category>
		<category><![CDATA[yarışları]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=635196</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Bisiklet Federasyonu’nun 2026 faaliyet programında yer alan Türkiye Kupası 4. Etap Puanlı Yol Yarışları, 14-17 Mayıs 2026 tarihleri arasında Gaziantep’te düzenlenecek.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gaziantep-turkiye-kupasi-4-etap-puanli-yol-yarislarina-ev-sahipligi-yapacak-635196">Gaziantep, Türkiye Kupası 4. Etap Puanlı Yol Yarışları&#8217;na Ev Sahipliği Yapacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Bisiklet Federasyonu’nun 2026 faaliyet programında yer alan Türkiye Kupası 4. Etap Puanlı Yol Yarışları, 14-17 Mayıs 2026 tarihleri arasında Gaziantep’te düzenlenecek. Yol yarışı ve kriteryum formatında gerçekleştirilecek organizasyonda Türkiye’nin dört bir yanından genç bisikletçiler mücadele edecek. </p>
<p>Gaziantep’te düzenlenecek organizasyona; Büyük Kadın, U19 Erkek, U17 Erkek, U17 Kadın, U15 Erkek, U15 Kadın, U13 Erkek, U13 Kadın, U11 Erkek ve U11 Kadın kategorilerinde kulüp takımları ile ferdi lisanslı sporcular katılabilecek. Organizasyon kapsamında sporcu lisans kontrolleri ve teknik toplantı 14 Mayıs Perşembe günü Gaziantep Olimpik Yüzme Havuzu Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilecek. </p>
<p>Türkiye Bisiklet Federasyonu’nun gelişim odaklı yarış takviminin önemli etaplarından biri olan organizasyon, altyapı kategorilerindeki sporcular için sezonun kritik puan mücadelelerinden biri olacak. Dört gün boyunca Gaziantep’te gerçekleştirilecek yarışlar, hem kulüpler arası rekabete hem de genç sporcuların performans gelişimine sahne olacak.</p>
<p>Gaziantep’in tarihi, kültürel ve gastronomi zenginlikleri eşliğinde gerçekleştirilecek Türkiye Kupası 4. Etap Puanlı Yol Yarışları’nın, genç sporcuların gelişimine önemli katkılar sunması hedefleniyor. Sporcular, dört gün boyunca hem fiziksel performanslarını hem de yarış stratejilerini ortaya koyarken, organizasyon aynı zamanda genç yeteneklerin rekabet ortamında deneyim kazanmasına imkan sağlayacak. </p>
<p>Türkiye’nin farklı şehirlerinden gelecek sporcuları bir araya getirecek yarışlar, kulüpler arası etkileşimi artırırken bisiklet kültürünün tabana yayılmasına da katkı sunacak. Gaziantep’in spor organizasyonlarına ev sahipliği yapan güçlü altyapısı ve dinamik şehir yapısıyla dikkat çeken organizasyonun, gençlerin spora yönlendirilmesi, altyapı kategorilerinin desteklenmesi ve Türk bisikletinin geleceğine yatırım yapılması açısından önemli bir rol üstlenmesi amaçlanıyor.</p>
<p><strong>Emin Müftüoğlu: “Türkiye Kupası Genç Yetenekler İçin Büyük Önem Taşıyor”</strong></p>
<p>Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Emin Müftüoğlu, Türkiye Kupası etaplarının genç sporcuların gelişimi açısından büyük önem taşıdığını belirterek, “Gaziantep’te sporcularımızı yeniden yarış atmosferinde buluşturacak olmaktan mutluluk duyuyoruz. Türkiye Kupası organizasyonları, genç yeteneklerin gelişimi ve bisiklet kültürünün yaygınlaşması adına önemli bir görev üstleniyor” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gaziantep-turkiye-kupasi-4-etap-puanli-yol-yarislarina-ev-sahipligi-yapacak-635196">Gaziantep, Türkiye Kupası 4. Etap Puanlı Yol Yarışları&#8217;na Ev Sahipliği Yapacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşlı Bireyleri Geriatrik Kırıklardan Koruyan 20 Öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yasli-bireyleri-geriatrik-kiriklardan-koruyan-20-oneri-634813</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 May 2026 09:59:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[20]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[bireyleri]]></category>
		<category><![CDATA[Düşme]]></category>
		<category><![CDATA[geriatrik]]></category>
		<category><![CDATA[kalça]]></category>
		<category><![CDATA[kemik]]></category>
		<category><![CDATA[kırıklar]]></category>
		<category><![CDATA[kırıklardan]]></category>
		<category><![CDATA[koruyan]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=634813</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaşlı nüfusun artmasıyla birlikte geriatrik kırıklar da giderek daha sık görülmeye başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yasli-bireyleri-geriatrik-kiriklardan-koruyan-20-oneri-634813">Yaşlı Bireyleri Geriatrik Kırıklardan Koruyan 20 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşlı nüfusun artmasıyla birlikte geriatrik kırıklar da giderek daha sık görülmeye başladı. Özellikle basit ev kazaları ve düşük enerjili düşmeler sonrası ortaya çıkan kırıklar; hareket kaybından bağımsız yaşamın sona ermesine kadar ciddi sonuçlara yol açabiliyor. Memorial Bodrum Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Op. Dr. Serkan Akçay, geriatrik kırıkların yalnızca ortopedik bir sorun olmadığını, aynı zamanda yaşlı bireylerin yaşam kalitesini ve genel sağlığını doğrudan etkileyen önemli bir halk sağlığı problemi olduğunu belirterek konu hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Yaşla birlikte kemikler daha kırılgan hale geliyor</strong></p>
<p>İleri yaşla birlikte kemik mineral yoğunluğunda doğal bir azalma meydana gelmektedir. Özellikle menopoz sonrası kadınlarda hızlanan osteoporoz, kemiklerin daha hassas ve kırılgan hale gelmesine neden olmaktadır. Uzmanlara göre birçok yaşlı birey kemik erimesi yaşadığını ancak kırık oluşana kadar fark etmemektedir. Kemik kalitesindeki düşüşe ek olarak kas gücünün azalması, denge problemleri ve reflekslerde yavaşlama da düşme riskini artırmaktadır. Bu durum özellikle kalça ve omurga kırıkları açısından ciddi tehlike oluşturmaktadır.</p>
<p><strong>En tehlikeli kırıkların başında kalça kırığı geliyor</strong></p>
<p>Geriatrik yaş grubunda en sık görülen kırıkların başında kalça kırıkları gelmektedir. Basit bir düşme sonrası oluşabilen bu kırıklar, yaşlı bireyin uzun süre yatağa bağımlı kalmasına neden olabilmektedir. Uzmanlar, kalça kırığı sonrası ilk bir yıl içinde ölüm oranlarında belirgin artış görülebildiğine dikkat çekmektedir. Bunun temel nedenleri arasında; hareketsizliğe bağlı gelişen enfeksiyonlar, kas kaybı, damar tıkanıklıkları ve genel sağlık durumunun bozulması yer almaktadır. Kalça kırıklarının yanı sıra şu kırık tipleri de ileri yaşta sık görülmektedir:</p>
<ul>
<li>Omurga çökme kırıkları</li>
<li>El bileği kırıkları</li>
<li>Omuz çevresi kırıkları</li>
<li>Pelvis kırıkları</li>
</ul>
<p><strong>Evdeki gizli tehlikeler kırık riskini artırıyor</strong></p>
<p>Uzmanlara göre geriatrik kırıkların en önemli nedeni düşmelerdir. Özellikle ev ortamındaki bazı küçük ihmaller ciddi sonuçlara yol açabilmektedir. Risk oluşturan başlıca faktörler şunlardır:</p>
<ul>
<li>Kaygan halılar</li>
<li>Yetersiz aydınlatma</li>
<li>Banyoda tutunma aparatlarının olmaması</li>
<li>Uygun olmayan terlik ve ayakkabılar</li>
<li>Dağınık kablolar ve eşikler</li>
<li>Ayrıca tansiyon ilaçları, uyku ilaçları ve bazı nörolojik tedaviler de baş dönmesi ve denge kaybına neden olarak düşme riskini artırabiliyor.</li>
</ul>
<p><strong>Sarkopeni yaşlılarda gizli bir tehdit oluşturuyor</strong></p>
<p>Yaşlanmayla birlikte görülen kas erimesi yani “sarkopeni”, geriatrik kırıkların oluşumunda önemli rol oynamaktadır. Kas gücünün azalması hem düşme ihtimalini artırıyor hem de kırık sonrası iyileşme sürecini zorlaştırır. Uzmanlar özellikle ileri yaş grubunda düzenli yürüyüş, direnç egzersizleri ve denge çalışmaları yapılmasının hayati önem taşıdığını vurgulamaktadır.</p>
<p><strong>Tedavide en önemli hedef hastayı hızla ayağa kaldırmak</strong></p>
<p>Geriatrik kırıklarda tedavi planı; kırığın tipi, hastanın genel sağlık durumu ve günlük yaşam beklentisine göre belirlenmektedir. Günümüzde birçok hastada cerrahi tedavi ön plana çıkmaktadır. Cerrahi tedavide şunlar amaçlanır: </p>
<ul>
<li>Hastayı mümkün olan en kısa sürede ayağa kaldırmak</li>
<li>Yatağa bağlı komplikasyonları önlemek</li>
<li>Hastanın bağımsız yaşamını korumak</li>
</ul>
<p>Tedavide vida-plak sistemleri, intramedüller çiviler ve özellikle kalça kırıklarında protez uygulamaları tercih edilebilmektedir. Bazı özel durumlarda ise ameliyatsız tedavi uygulanabilir. Stabil kırıklar veya ameliyat riski yüksek hastalarda alçı, ortez, ağrı kontrolü ve fizik tedavi yöntemleri kullanılabilmektedir.</p>
<p><strong>Kırıkları önlemek mümkün</strong></p>
<p>Uzmanlara göre geriatrik kırıkların büyük bölümü alınacak bu basit önlemlerle önlenebilmektedir;</p>
<ol>
<li>Kemik sağlığınızı koruyun</li>
<li>Düzenli kemik yoğunluğu ölçümü yaptırın</li>
<li>Kalsiyum seviyenizi kontrol ettirin eksikse takviye alın</li>
<li>D vitamini seviyenizi kontrol ettirin eksikse takviye alın</li>
<li>Güneş ışığından yeterince faydalanın</li>
<li>Gerekirse osteoporoz tedavisine başlayın</li>
<li>Düşme riskini azaltın</li>
<li>Ev içi aydınlatmayı güçlendirin</li>
<li>Kaymaz halılar tercih edin</li>
<li>Banyoya tutunma barları yerleştirin</li>
<li>Kaymayan tabanlı ayakkabılar kullanın</li>
<li>Aktif yaşamdan vazgeçmeyin</li>
<li>Haftada en az 150 dakika fiziksel aktivite yapın</li>
<li>Düzenli yürüyüş alışkanlığı kazanın</li>
<li>Denge ve direnç egzersizlerini ihmal etmeyin</li>
<li>Tai-chi ve pilates gibi dengeyi artıran aktiviteleri değerlendirin</li>
<li>Düzenli kontrolleri ihmal etmeyin</li>
<li>Görme ve işitme muayeneleri yaptırın</li>
<li>Kullanılan ilaçları düzenli gözden geçirin</li>
<li>Nörolojik ve kardiyolojik değerlendirmeleri aksatmayın</li>
</ol>
<p><strong>Yaşlı bireylerin bağımsız yaşamı korunabilir</strong></p>
<p>Uzmanlar, geriatrik kırıkların yaşlı bireylerde yalnızca fiziksel değil psikolojik ve sosyal etkiler de oluşturduğunu belirtmektedir. Özellikle hareket kaybı sonrası gelişen yalnızlık, özgüven kaybı ve bağımlılık hissi yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilir. Ancak erken tanı, doğru tedavi ve koruyucu önlemler sayesinde yaşlı bireylerin aktif ve bağımsız yaşamlarını uzun yıllar sürdürebilmeleri mümkün olabilmektedir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yasli-bireyleri-geriatrik-kiriklardan-koruyan-20-oneri-634813">Yaşlı Bireyleri Geriatrik Kırıklardan Koruyan 20 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Tugay, İngiltere Büyükelçisi Morris&#8217;i ağırladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-ingiltere-buyukelcisi-morrisi-agirladi-634677</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 May 2026 13:29:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ağırladı]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[büyükelçisi]]></category>
		<category><![CDATA[Büyükşehir Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[morris]]></category>
		<category><![CDATA[ngiltere]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[ulaşım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=634677</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İngiltere’nin Ankara Büyükelçisi Jill Morris ve beraberindeki heyeti ağırladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-ingiltere-buyukelcisi-morrisi-agirladi-634677">Başkan Tugay, İngiltere Büyükelçisi Morris&#8217;i ağırladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İngiltere’nin Ankara Büyükelçisi Jill Morris ve beraberindeki heyeti ağırladı. Görüşmede ulaşım, turizm, gastronomi ve yeşil dönüşüm başlıkları ele alınırken Başkan Tugay, gıda, su ve enerji krizlerine karşı planlamanın önemine dikkat çekerek, “Geleceğimizi güvence altına almalıyız” dedi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İngiltere’nin Ankara Büyükelçisi Jill Morris, Konsolos Neale Jones ve beraberindeki heyeti konuk etti. Ziyarette Başkan Tugay’a İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Zeki Yıldırım ve İzmir Büyükşehir Belediyesi bürokratları da eşlik etti. Görüşmede toplu ulaşımdan gastronomiye, turizmden yeşil dönüşüm başlıklarına kadar birçok konu gündeme geldi.</p>
<p><strong>Tugay yatırımları anlattı</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin çalışmaları ile ilgili büyükelçiye bilgi veren Başkan Tugay, “Önceliğimiz ulaşım, kentsel dönüşüm ve körfez temizliği konuları. Raylı sistem ve çevreci yatırımlara önem veriyoruz. Kentimizin uluslararası alanda tanıtımına katkı sağlayan fuarları büyütmek ve daha güçlü hale getirmek için çalışmalar yürütüyoruz. 5-13 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek 95. İzmir Enternasyonal Fuarı için hazırlıklarımız sürüyor. Turizm, gastronomi, kültürel miras, arkeoloji alanlarında da önemli çalışmalar yürütüyoruz” dedi. Bloomberg LSE Avrupa Şehir Liderliği Girişimi’nin Londra’da gerçekleşen ilk programına katıldığını aktaran Başkan Tugay, “Belediye başkanlarına özel olarak tasarlanan programa Türkiye’den davet edilen tek belediye başkanı olmak beni çok mutlu etti. Avrupa’nın farklı şehirlerinden seçilen 30 belediye başkanı ile birlikte ortak sorunlarımızı konuştuk ve çözümler üzerine fikir alışverişinde bulunduk. Bu eğitimlere katılmaya devam edeceğim. Gıda, su ve enerji krizine karşı planlama çok önemli. Bu konuda çalışmalı, geleceğimizi güvence altına almalıyız” diye konuştu.</p>
<p><strong>Morris: Yeşil ulaşımda teknolojik çözümler hızla gelişiyor</strong></p>
<p>İngiltere Büyükelçisi Jill Morris, İzmir’de bulunmaktan duyduğu mutluluğu aktararak, “İş birliğiniz ve desteğiniz için teşekkür ederiz” dedi. Türkiye ile Birleşik Krallık arasındaki serbest ticaret anlaşması müzakerelerinde oldukça iyi bir aşama kaydettiklerini ve hedeflerinin bu süreci hem Türk hem de İngiliz iş dünyası adına &#8220;kazan-kazan&#8221; esasına dayandırmak olduğunu ifade etti. Söz konusu ticaret anlaşmasının; mal ticareti, dijital teknoloji ve hizmetler alanlarında önemli fırsatlar sunmasını ümit ettiklerini belirtti.</p>
<p><strong>Yeşil ulaşım ve turizm vurgusu</strong></p>
<p>Toplu ulaşım ve sıfır emisyon hedefleri hakkında değerlendirmelerde bulunan Jill Morris, bisiklet yollarının çevreci ulaşım politikalarına önemli katkı sunduğunu belirterek, insanların işe ve okula bisikletle gittiğini, kiralık elektrikli bisiklet kullanımının da yaygınlaştığını söyledi. Tüm şehirlerin benzer sorunlarla mücadele ettiğini ifade eden Morris, bazı kentlerde hidrojenli otobüslerin prototip olarak kullanılmaya başlandığını, İngiliz şirketlerinin de Türkiye’deki firmalarla deneyim paylaşımında bulunduğunu kaydetti. Yeşil ulaşım alanındaki teknolojik çözümlerin hızla geliştiğini vurgulayan Morris, İzmir’in İngiliz turistler için popüler bir destinasyon olmaya devam ettiğini ifade etti. İngiltere Konsolosu Neale Jones ise “İzmir’de İngiliz turistlerin aradığı her şeye sahipsiniz” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-ingiltere-buyukelcisi-morrisi-agirladi-634677">Başkan Tugay, İngiltere Büyükelçisi Morris&#8217;i ağırladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Maltepe&#8217;de &#8220;her vatandaşa özel afet planı ve akıllı harita dönemi&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/maltepede-her-vatandasa-ozel-afet-plani-ve-akilli-harita-donemi-634518</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 May 2026 08:13:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Afet]]></category>
		<category><![CDATA[Akıllı]]></category>
		<category><![CDATA[harita]]></category>
		<category><![CDATA[mahalle]]></category>
		<category><![CDATA[maltepe]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[özel]]></category>
		<category><![CDATA[planı]]></category>
		<category><![CDATA[planlar]]></category>
		<category><![CDATA[sistem]]></category>
		<category><![CDATA[vatandaşa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=634518</guid>

					<description><![CDATA[<p>Maltepe Belediyesi, olası bir afet durumunda vatandaşların güvenliğini sağlamak ve kriz anını en doğru şekilde yönetmek amacıyla teknoloji odaklı iki önemli platformu hayata geçirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/maltepede-her-vatandasa-ozel-afet-plani-ve-akilli-harita-donemi-634518">Maltepe&#8217;de &#8220;her vatandaşa özel afet planı ve akıllı harita dönemi&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Maltepe Belediyesi, olası bir afet durumunda vatandaşların güvenliğini sağlamak ve kriz anını en doğru şekilde yönetmek amacıyla teknoloji odaklı iki önemli platformu hayata geçirdi. Akıllı Bilgi Sistemi (ABİS) ve Afet Planı Oluşturma arayüzü, Maltepelilere hem bireysel hazırlık hem de mahalle ölçeğinde kapsamlı bir veri ağı sunarken, kendi afet planlarını oluşturmaya da olanak tanıyor.</p>
<p>Maltepe Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetimi Müdürlüğü, İstanbul’un beklediği olası afetlere karşı hazırlık çalışmalarını dijital platformlara taşıdı. Bu kapsamda belediye, yaşanacak olası afetlere karşı ilçede yaşayan insanların korunabilmesi ve afetlerde kişisel yol haritalarını oluşturabilmeleri için teknoloji odaklı iki önemli platformu hayata geçirdi. Akıllı Bilgi Sistemi (ABİS) ve Afet Planı Oluşturma sistemleri sayesinde, ilçe sakinleri kriz anında nereye gideceklerini, en yakın afet istasyonlarını ve kendi kişisel yol haritalarını saniyeler içinde belirleyebiliyor.</p>
<p><b>ABİS İLE MAHALLE MAHALLE GÜVENLİK HARİTASI</b></p>
<p>Maltepe’nin interaktif afet haritası niteliğindeki ABİS sistemi, ilçe sakinlerine yaşadıkları sokağın afet risk profilini ve lojistik imkânlarını sunuyor. Sistem toplanma ve çadır alanları, eczaneler, sağlık kuruluşları, muhtarlıklar, okullar, ibadethaneler, yurtlar ve kültürel varlıklar gibi afet anında hayati önem taşıyan noktalar, ilçenin stratejik noktalarına yerleştirilen afet konteynerlerinin ve istasyonlarının konumlarını içeriyor. Ayrıca sistem, AFAD verileriyle entegre şekilde son depremleri büyüklüklerine göre harita üzerinde göstererek kullanıcıları bilgilendiriyor.</p>
<p><b>“KENDİ PLANINI OLUŞTUR”</b></p>
<p>Belediyenin sunduğu bir diğer kritik hizmet ise vatandaşların kendi özel afet planlarını dijital olarak hazırlamalarına olanak tanıyor. Bu sistem, “Afet anında kim ne yapacak?” sorusuna henüz risk oluşmadan cevap veriyor.</p>
<p>Sistem üzerinden vatandaşlar; aile bireyleriyle dışarıda veya mahalle içinde nerede buluşacaklarını sisteme işleyebiliyor, bebekli aileler, yaşlılar veya engelli bireyler için gereken özel ekipman ve ilaç listeleri planlara dahil ediliyor ve oluşturulan planlar dijital olarak saklanabildiği gibi, çıktı alınarak her evin “afet dosyasında” bulundurulabiliyor. Özetle sistem sayesinde “aile bireyleri için görev paylaşımı”, “toplanma alanı ve buluşma planı” “acil durum iletişim listesi” ve “afet çantası ve ihtiyaç kontrol listesi” oluşturulabiliyor.</p>
<p><b>TEKNOLOJİ İLE DİRENÇLİ MALTEPE</b></p>
<p>Maltepe Belediyesi yetkilileri, afet yönetiminde ilk 72 saatin önemine dikkat çekerek, bu dijital sistemlerin karmaşayı önlemek için tasarlandığını belirtiyor. Vatandaşların sisteme girerek adres bilgilerini güncellemesi ve kendi tahliye rotalarını bugünden belirlemesi, olası bir afet anında hayati önem taşıyor.</p>
<p>Maltepe sakinleri, https://webgis.maltepe.bel.tr/abis adresinden mahalle haritalarına ulaşabilir, https://afet.maltepe.bel.tr/plan-olustur adresi üzerinden ise dakikalar içinde kendi aile planlarını hazırlayabilirler. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/maltepede-her-vatandasa-ozel-afet-plani-ve-akilli-harita-donemi-634518">Maltepe&#8217;de &#8220;her vatandaşa özel afet planı ve akıllı harita dönemi&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda kalp hastalıkları yaygınlaşıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-kalp-hastaliklari-yayginlasiyor-634233</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 May 2026 09:02:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[göğüs]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[tuz]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaşıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=634233</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde son yıllarda çocuklarda kalp hastalıklarının görülme sıklığı hızla artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-kalp-hastaliklari-yayginlasiyor-634233">Çocuklarda kalp hastalıkları yaygınlaşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde son yıllarda çocuklarda kalp hastalıklarının görülme sıklığı hızla artıyor. Geçmişte sadece ileri yaş hastalığı olarak bilinen kalp hastalıkları, artık gençlerde de kapıyı çalıyor hatta çocuk yaşta kalp krizi vakalarıyla da karşılaşılabiliyor. <strong>Acıbadem Kartal Hastanesi Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Murat Şahin</strong> genetik etkenlerin yanı sıra günlük yaşamda yapılan bazı hataların da kalbe ciddi zararlar verebildiğini belirterek “Çocuklarda kalp hastalıkları çoğu zaman sinsi ilerlemektedir. Özellikle çabuk yorulma, nefes darlığı, çarpıntı, göğüs ağrısı, bayılma ve spor yaparken zorlanma gibi kalp hastalığının belirtileri olabilecek şikayetler varsa mutlaka Çocuk Kardiyolojisi uzmanına başvurulmalı, ‘büyüme döneminde olur’ gibi yanlış bir algıya kapılıp zaman kaybedilmemelidir” diyor. Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Murat Şahin, günümüzde çocuk kalbini tehdit eden 9 etkeni, hatalı davranışları ve erken tanı için ailelerin dikkat etmeleri gerekenleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>
<p><strong>Hazır ve paketli gıdaların aşırı tüketimi</strong></p>
<p>Hazır gıdalar; yüksek tuz, şeker ve trans yağ içerdiklerinden çocukların damar yapısını olumsuz etkiler, zamanla damar sertliğine zemin hazırlayarak kalp hastalıklarının erken yaşta başlamasına neden olabilir. Bu tarz paketli ürünler, aşırı tuz içeriğinden dolayı çocukluk çağında da tansiyon yüksekliğine yol açabilmektedir. Bu nedenle<strong> </strong>çocuğa ev yapımı, doğal ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırılmalı, paketli ürünler sınırlandırılmalıdır.</p>
<p><strong>Hareketsiz yaşam tarzı</strong></p>
<p>Tablet, telefon ve bilgisayar başında uzun süre hareketsizlik kalbin yeterince çalışmamasına, dolaşım sisteminin zayıflamasına yol açar, obezite riskini artırır. Ayrıca hareketsiz yaşam tarzı nedeniyle kardiyovasküler sistem ayarı kendini hep istirahatte gibi algıladığı için, ani hareketlerde baş dönmesi, göz kararması ve bayılma da görülebilmektedir. Çocukların açık havada her gün 60 dakika aktif hareket etmesi ve düzenli spor yapmaları desteklenmelidir.</p>
<p><strong>Çocukluk çağı obezitesi</strong></p>
<p>Fazla kilo, kalbin üzerine ekstra yük bindirir. Obez çocuklarda yüksek tansiyon, kolesterol ve insülin direnci gibi kalp hastalıklarını tetikleyen riskler daha erken ortaya çıkar. Çocukların sağlıklı ve dengeli beslenmesi, ekran süresinin azaltılması ve spora yönlendirilmeleriyle kilolarının olması gereken ideal seviyeye ulaşmaları sağlanmalıdır.</p>
<p><strong>Aşırı tuz tüketimi</strong></p>
<p>Yapılan bilimsel çalışmalar; fazla tuz tüketiminin çocuklarda da yüksek tansiyona neden olabileceğini, bu durumun uzun vadede kalp ve damar sağlığını ciddi şekilde tehdit ettiğini gösteriyor. Yemeklere ekstra tuz eklenmemesi, hazır atıştırmalıkların tuz oranına dikkat edilmesi ve başta cips olmak üzere aşırı tuzlu atıştırmalıklardan uzak durulması konusunda bilinçlendirilmeleri çok önemlidir.</p>
<p><strong> ‘Büyüme döneminde olur’ algısı</strong></p>
<p>Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Murat Şahin “Çabuk yorulma, nefes darlığı, çarpıntı, göğüs ağrısı veya bayılma gibi belirtiler çoğu zaman ‘büyüme dönemi’ denilerek göz ardı edilebiliyor. Oysa bu belirtiler kalp hastalıklarının erken sinyalleri olabileceğinden, bu tür şikayetler mutlaka ciddiye alınmalı ve vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulmalıdır” diyor.</p>
<p><strong>Şekerli ve gazlı içecekler</strong></p>
<p>Şekerli, gazlı ve kolalı içecekler hem kilo artışına hem de metabolik dengesizliklere yol açarak kalp sağlığını dolaylı olarak bozar. Ayrıca insülin direnci ve diyabet riskini artırır. Kafeinli içeceklerin de çocuk beslenmesinde yeri yoktur. Çok fazla kahve tüketimi çocuklarda ritim bozukluklarını tetikleyebilmektedir. Su, ayran ve doğal içecekler tercih edilmeli; şekerli içecekler alışkanlık haline getirilmemelidir.</p>
<p><strong>Yetersiz uyku</strong></p>
<p>Yeterli ve kaliteli uyku çocukların kalp sağlığı için de kritik öneme sahiptir. Yetersiz uyku; stres hormonlarını artırarak kalp ritmini ve tansiyonu olumsuz etkileyebilir. Ayrıca çok geç uyuma alışkanlığı olan çocuklarda, vücudun biyolojik ritmi bozulabilmektedir. Bu nedenle mutlaka çocuğun yaşına uygun düzenli uyku saatleri oluşturulmalı ve uyku hijyenine dikkat edilmelidir.</p>
<p><strong> Duruş ve oturuş bozukluğu</strong></p>
<p>Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Murat Şahin “Çocuklar uzun süre tablet, telefon ve bilgisayar başında oturma sırasında, eğilerek bel desteksiz oturdukları için omurgada eğrilikler ve göğüs kafesi şekil bozuklukları ortaya çıkabilmektedir. Bu duruş ve oturuş bozuklukları, çocuklarda göğüs ağrısını tetikleyebilmektedir” diyor.</p>
<p><strong>Ailede kalp hastalığı öyküsünü göz ardı etmek</strong></p>
<p>Genetik faktörler çocuklarda kalp hastalıkları açısından önemli bir risk oluşturur. Ailede erken yaşta kalp hastalığı varsa ya da ailede doğuştan gelen kalp hastalığı olan bireyler varsa çocuk da risk altında olabilir. Bu nedenle, aile öyküsü mutlaka doktora belirtilmeli ve çocuk düzenli kontrollerden geçirilmelidir.</p>
<p><strong>xxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Çocuklarda kalp sağlığı için 3 kritik test</strong></p>
<p>Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Murat Şahin, çocuklarda kalp sağlığı için 3 kritik testi şöyle açıklıyor;</p>
<p><strong>EKG (Elektrokardiyografi): </strong>Ritim bozuklukları, düzensiz kalp atımı ve bazı yapısal sorunlar hakkında bilgi verir. Çarpıntı, bayılma, göğüs ağrısı veya ani halsizlikte ilk tercih edilen, hızlı ve ağrısız bir testtir. Göğüse yerleştirilen elektrotlarla kalp ritmi değerlendirilir.</p>
<p><strong>EKO (Ekokardiyografi): </strong>Kalbin yapısı ve işleyişini ultrasonla gösterir. Kapaklar, kalp kası, doğuştan kalp delikleri ve kan akışı incelenir. Üfürüm (kalpte ses), nefes darlığı, morarma veya gelişme geriliği varsa bu test büyük önem taşır. </p>
<p><strong>Efor Testi (Gerekli Durumlarda): </strong>Egzersiz sırasında kalbin performansını ve ritmini değerlendirir. Genellikle koşu bandında yürüyerek yapılır. Aktif spor yapan veya çabuk yorulan çocuklarda hayati önem taşıyabilir. Spor öncesi değerlendirmelerde de tercih edilir. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-kalp-hastaliklari-yayginlasiyor-634233">Çocuklarda kalp hastalıkları yaygınlaşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu Kanser Türlerine Dikkat: Görülme Sıklığı Artıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bu-kanser-turlerine-dikkat-gorulme-sikligi-artiyor-634169</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 May 2026 08:28:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artış]]></category>
		<category><![CDATA[artıyor]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[faktörler]]></category>
		<category><![CDATA[görülme]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[şıklığı]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[türlerine]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=634169</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kanser görülme sıklığı dünyada ve ülkemizde artarken; yaşam tarzındaki değişiklikler, obezite, çevresel faktörler ve metabolik hastalıklar bazı kanser türlerini daha da yaygınlaştırıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-kanser-turlerine-dikkat-gorulme-sikligi-artiyor-634169">Bu Kanser Türlerine Dikkat: Görülme Sıklığı Artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kanser görülme sıklığı dünyada ve ülkemizde artarken; yaşam tarzındaki değişiklikler, obezite, çevresel faktörler ve metabolik hastalıklar bazı kanser türlerini daha da yaygınlaştırıyor. Özellikle sindirim sistemi ve hormonlarla ilişkili kanser türlerinde dikkat çekici bir yükseliş yaşanıyor. Memorial Şişli Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Serkan Keskin, görülme sıklığı artan kanser türleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Kolon kanseri en hızlı artış gösteren türlerden biri </strong></p>
<p>Kolon kanseri hem dünyada hem de Türkiye’de artış eğilimi gösteren kanserlerin başında gelmektedir. Liften fakir beslenme, işlenmiş gıda tüketimi, hareketsiz yaşam ve obezite bu artışta belirleyici rol oynamaktadır. Tarama programlarının yaygınlaştırılması erken tanı açısından büyük önem taşımaktadır.</p>
<p><strong>Pankreas kanseri artış trendi ile öne çıkıyor</strong></p>
<p>Pankreas kanseri görülme sıklığı artan kanser türleri arasında yer almaktadır. Obezite, diyabet ve sigara kullanımı en önemli risk faktörleri olarak bilinmektedir. Erken dönemde belirti vermemesi nedeniyle tanı çoğu zaman ileri evrede konulmaktadır. Pankreas kanserinden korunmak için düzenli sağlık taramaları büyük önem taşımaktadır. </p>
<p><strong>Karaciğer kanseri metabolik hastalıklarla birlikte yükseliyor</strong></p>
<p>Karaciğer kanseri özellikle yağlı karaciğer hastalığı ve metabolik sendrom ile birlikte daha sık görülmektedir. Viral hepatitlerin yanı sıra obeziteye bağlı karaciğer hastalıkları bu artışta önemli rol oynamaktadır.</p>
<p><strong>Rahim (endometrium) kanseri obezite ile paralel artıyor</strong></p>
<p>Endometrium kanseri obezite oranlarındaki artışa paralel olarak daha sık görülmektedir. Hormonal dengenin değişmesi ve insülin direnci bu süreçte etkili olmaktadır.</p>
<p><strong>Safra yolu ve safra kesesi kanserlerinde artış gözlemleniyor</strong></p>
<p>Daha nadir görülmesine rağmen safra yolu ve safra kesesi kanserlerinde son yıllarda artış dikkat çekmektedir. Safra taşları, kronik inflamasyon ve bazı enfeksiyonlar bu artışta rol oynamaktadır. Tanı yöntemlerinin gelişmesiyle daha fazla vakanın saptanması da bu tabloya katkı sağlamaktadır.</p>
<p><strong>Böbrek ve tiroid kanserlerinde daha fazla tanı konuluyor</strong></p>
<p>Böbrek kanserinde obezite ile ilişkili bir artış söz konusu olmaktadır. Tiroid kanserinde ise artışın önemli bir kısmı görüntüleme yöntemlerinin yaygınlaşmasına bağlı olarak daha fazla tanı konulmasından kaynaklanmaktadır.</p>
<p><strong>Meme kanseri en sık görülen kanserlerden biri olmaya devam ediyor</strong></p>
<p>Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri olmayı sürdürmektedir. Görülme sıklığındaki artışın bir kısmı erken tanı yöntemlerinin yaygınlaşmasına bağlı olarak daha fazla vakanın saptanmasından kaynaklanmaktadır. Bununla birlikte geç yaşta doğum, emzirme süresinin kısalması, hormonal faktörler ve yaşam tarzı değişiklikleri de bu artışta etkili olmaktadır.</p>
<p><strong>Akciğer kanserinde risk profili değişiyor</strong></p>
<p>Akciğer kanseri dünya genelinde en sık görülen ve en fazla ölüme neden olan kanser türlerinden biri olmaya devam etmektedir. Sigara en önemli risk faktörü olmayı sürdürmektedir. Ancak son yıllarda sigara içmeyen bireylerde de akciğer kanseri görülme oranında artış dikkat çekmektedir. Hava kirliliği, pasif sigara maruziyeti ve çevresel toksinler bu tabloda etkili olmaktadır. Özellikle büyük şehirlerde yaşayan bireylerde bu risk daha belirgin hale gelmektedir Yaşam tarzı ve çevresel faktörler oldukça belirleyici </p>
<p>Kanser gelişiminde genetik faktörlerin yanı sıra yaşam tarzı ve çevresel etkiler giderek daha belirleyici hale gelmektedir. Sağlıksız beslenme, fiziksel hareketsizlik, sigara ve hava kirliliği birçok kanser türü için ortak risk faktörleri arasında yer almaktadır.</p>
<p><strong>Erken tanı ve korunma stratejilerinin öne çıkması gerekiyor</strong></p>
<p>Kanserle mücadelede yalnızca tedavi değil, erken tanı ve riskin azaltılması da büyük önem taşımaktadır. Tarama programlarına katılım, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının benimsenmesi ve düzenli kontroller hastalığın kontrol altına alınmasında kritik rol oynamaktadır.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-kanser-turlerine-dikkat-gorulme-sikligi-artiyor-634169">Bu Kanser Türlerine Dikkat: Görülme Sıklığı Artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Glütensiz Beslenmede Güvenilir Ürünlere Erişim Önem Kazanıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/glutensiz-beslenmede-guvenilir-urunlere-erisim-onem-kazaniyor-633884</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 May 2026 11:41:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenmede]]></category>
		<category><![CDATA[çölyak]]></category>
		<category><![CDATA[erişim]]></category>
		<category><![CDATA[glütensiz]]></category>
		<category><![CDATA[güvenilir]]></category>
		<category><![CDATA[kazanıyor]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Sinangil]]></category>
		<category><![CDATA[ürün]]></category>
		<category><![CDATA[ürünlere]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=633884</guid>

					<description><![CDATA[<p>9 Mayıs Dünya Çölyak Günü kapsamında glütensiz beslenmeye dikkat çeken Sinangil, Türkiye’de paketli glütensiz un üretimini başlatan marka olarak çölyaklı bireylerin güvenilir ve ulaşılabilir ürüne erişimini destekliyor. 2006 yılından bu yana glütensiz un üretimi gerçekleştiren marka, unun yanı sıra glütensiz ekmek ve atıştırmalık ‘Sinangil Gluten YOK’ ürünleriyle de çölyaklıların günlük yaşamını kolaylaştırıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/glutensiz-beslenmede-guvenilir-urunlere-erisim-onem-kazaniyor-633884">Glütensiz Beslenmede Güvenilir Ürünlere Erişim Önem Kazanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çölyak hastalığında glütensiz beslenme, gündelik hayatın her alanını etkileyen kalıcı bir düzen gerektiriyor. Türkiye’nin önde gelen un markalarından Sinangil, glütensiz ürün çeşitleriyle bu ihtiyacı karşılarken, glütensiz yaşamı daha pratik hale getiren çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda Sinangil Gluten YOK ürünleri yaygın perakende ve online satış kanallarının yanı sıra indirim marketleri de dahil olmak üzere farklı satış noktalarında tüketicilerle buluşuyor.</p>
<p><strong>Glütensiz ürünlere erişim temel bir ihtiyaç</strong></p>
<p>Dünya Çölyak Günü kapsamında açıklamalarda bulunan <strong>Eksun Gıda Grubu Başkanı ve CEO’su Hasan Abdullah Özkan,</strong> şunları söyledi:</p>
<p>“Çölyaklı bireyler için glütensiz ürün temel bir ihtiyaç niteliği taşıyor. Sinangil markamızla 2006 yılında Türkiye’de paketli glütensiz un üretimini başlatırken bu ihtiyacı merkeze alan bir adım attık. Bugün geldiğimiz noktada 20 yıllık deneyimimizle çölyaklıların güvenle tercih edebileceği, ulaşılabilir ve ekonomik ürünler sunmaya odaklanıyoruz. Bu ürünlerle evlerinde, okullarında, iş yerlerinde ve sosyal hayatlarında daha rahat hareket edebilmelerine katkı sağlıyoruz.”</p>
<p><strong>“Çölyak farkındalığının artmasına katkı sunmayı sürdüreceğiz”</strong></p>
<p>Sinangil, ürün yaklaşımının yanı sıra çölyak farkındalığını artırmaya yönelik çalışmalara da destek veriyor. “Çölyaklı bireylerin mücadelesini kolaylaştırmak için yalnızca ürün geliştirmekle yetinemeyiz” diyen Hasan Abdullah Özkan, “Bu alanda farkındalığın artması, doğru bilginin yaygınlaşması ve glütensiz ürünlere erişimin hayatın doğal bir parçası haline gelmesi gerekiyor. Bu anlayışla geçtiğimiz yıllarda Çölyak Vakfı’yla birlikte Çölyak ve Glütensiz Yaşam Zirveleri gerçekleştirdik. Doktorlardan beslenme uzmanlarına, sivil toplum paydaşlarından sektör temsilcilerine kadar farklı alanlardan isimlerle çölyaklı bireylerin yaşamını kolaylaştıracak başlıkları ele aldık. Önümüzdeki dönemde Sinangil Gluten YOK ürünlerimizle glütensiz beslenme ihtiyacına yanıt verirken, STK iş birliklerimizle de doğru bilginin yaygınlaşmasına ve çölyak farkındalığının artmasına katkı sunmayı sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/glutensiz-beslenmede-guvenilir-urunlere-erisim-onem-kazaniyor-633884">Glütensiz Beslenmede Güvenilir Ürünlere Erişim Önem Kazanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fark Edilmeden İlerleyen Bir Böbrek Hastalığı: ODPKBH</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/fark-edilmeden-ilerleyen-bir-bobrek-hastaligi-odpkbh-633534</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 21:37:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[edilmeden]]></category>
		<category><![CDATA[eren]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[lerleyen]]></category>
		<category><![CDATA[odpkbh]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=633534</guid>

					<description><![CDATA[<p>Böbrekler, vücudumuzun en hayati organlarından ikisidir; kanı süzer, atıkları temizler ve hormon dengesini düzenler.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fark-edilmeden-ilerleyen-bir-bobrek-hastaligi-odpkbh-633534">Fark Edilmeden İlerleyen Bir Böbrek Hastalığı: ODPKBH</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Böbrekler, vücudumuzun en hayati organlarından ikisidir; kanı süzer, atıkları temizler ve hormon dengesini düzenler. Ancak bazen, genetik bir miras olarak, bu hayati organlarda sessizce büyüyen kistler ortaya çıkar. Otozomal Dominant Polikistik Böbrek Hastalığı (ODPKBH), dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen, böbreklerde sayısız sıvı dolu kistin oluşumuyla karakterize, ilerleyici ve kalıtsal bir hastalıktır.</p>
<p>Bu kistler zamanla büyüyerek böbrek dokusuna zarar verir ve böbrek fonksiyonlarını ciddi şekilde bozabilir. ODPKBH sadece böbreklerle sınırlı kalmaz; karaciğer, pankreas ve nadiren beyin damarları gibi diğer organları da etkileyebilen sistemik bir sağlık sorunudur.</p>
<p><strong>ODPKBH&#8217;nin Belirtileri: Vücudunuzun Fısıltılarını Dinleyin</strong></p>
<p>Prof. Dr. Zehra Eren, hastalığın genellikle sinsi bir başlangıç yaptığını belirterek şu bilgileri paylaştı: “ODPKBH, çoğu zaman uzun süre belirti vermeden ilerler. Kistler belirli bir büyüklüğe ulaşana kadar, genellikle 30’lu veya 40’lı yaşlara kadar fark edilmeyebilir. Ancak vücudun verdiği bazı sinyalleri dikkate almak çok önemlidir.</p>
<p>ODPKBH&#8217;nin yaygın belirtileri şunlardır:</p>
<ul>
<li>Yanlarda (böğürde), sırtın alt kısmında veya karın bölgesinde ağrı </li>
<li>Yüksek tansiyon (hipertansiyon) </li>
<li>İdrar yolu enfeksiyonları ve idrarda kan görülmesi </li>
<li>Böbrek taşları </li>
<li>Karın bölgesinde şişlik veya dolgunluk hissi </li>
</ul>
<p>Bu belirtilerden herhangi birini yaşayan kişilerin vakit kaybetmeden bir uzmana başvurması gerekir.” dedi.</p>
<p><strong>Erken Teşhis ve Düzenli Takip: Zamanla Yarışmak</strong></p>
<p>Hastalığın erken dönemde teşhis edilmesinin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Zehra Eren: “ODPKBH&#8217;nin ilerlemesini yavaşlatmanın en etkili yolu erken tanı ve düzenli takiptir. Bu sayede böbrek yetmezliğine gidiş geciktirilebilir ve hastaların yaşam kalitesi artırılabilir.”</p>
<p>Tanı ve takip sürecinde kan ve idrar testleri ile ultrason gibi görüntüleme yöntemleri kullanılmaktadır.</p>
<p><strong>Aile Taraması: Genetik Mirasınızı Yönetmek</strong></p>
<p>ODPKBH’nin genetik geçişli bir hastalık olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Zehra Eren, şu açıklamada bulundu: “Bu hastalık otozomal dominant kalıtılır. Yani hastalığa sahip bir ebeveynin çocuğuna geçme riski yaklaşık %50’dir. Bu nedenle aile öyküsü olan bireylerin tarama yaptırması büyük önem taşır.”</p>
<p>Ailesinde ODPKBH öyküsü olan veya nedeni bilinmeyen böbrek hastalığı bulunan kişilerin bir uzmana başvurması önerilmektedir. Taramada en sık kullanılan yöntem ultrasonografidir.</p>
<p><strong>Hastalığın İlerlemesini Yavaşlatan Tedavi İmkanları</strong></p>
<p>Son yıllarda ODPKBH tedavisinde önemli gelişmeler yaşandığını belirten Prof. Dr. Zehra Eren, tedavinin amacını şu şekilde özetledi: “Uygulanan tedaviler hastalığı tamamen ortadan kaldırmasa da, kistlerin büyümesini yavaşlatmayı ve böbrek fonksiyonlarını korumayı hedefler.”</p>
<p>Bu kapsamda bazı ilaç tedavileri ve tansiyon kontrolü, hastalığın yönetiminde önemli rol oynamaktadır.</p>
<p><strong>Bilinçli Bir Yaklaşımla Daha İyi Bir Gelecek</strong></p>
<p>Prof. Dr. Zehra Eren, sözlerini şu şekilde tamamladı: “ODPKBH ile yaşamak, bilinçli olmayı ve düzenli takip gerektirir. Erken teşhis, aile taraması ve uygun tedavi ile hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilir. Risk altında olan kişilerin bu konuda farkındalık sahibi olması çok önemlidir.”</p>
<p>ODPKBH ile yaşayan bireyler için destek kaynaklarının bulunduğunu hatırlatan Eren, hastaların bilgi edinmek ve destek almak için ilgili dernek ve platformlara başvurabileceğini de sözlerine ekledi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fark-edilmeden-ilerleyen-bir-bobrek-hastaligi-odpkbh-633534">Fark Edilmeden İlerleyen Bir Böbrek Hastalığı: ODPKBH</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kandıra&#8217;da Akçakoca Bey&#8217;e Vefa: Geleneksel Anma Programı 13 Mayıs&#8217;ta</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kandirada-akcakoca-beye-vefa-geleneksel-anma-programi-13-mayista-633222</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 21:25:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[akçakoca]]></category>
		<category><![CDATA[anma]]></category>
		<category><![CDATA[bey]]></category>
		<category><![CDATA[geleneksel]]></category>
		<category><![CDATA[kandıra]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[program]]></category>
		<category><![CDATA[programı]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[vefa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=633222</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kandıra Baba Tepesi’nde, Osmanlı Devleti’nin kuruluş döneminin önemli komutanlarından Akçakoca Bey ve silah arkadaşları için düzenlenen geleneksel anma programı, bu yıl da yoğun katılımla gerçekleştirilecek.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kandirada-akcakoca-beye-vefa-geleneksel-anma-programi-13-mayista-633222">Kandıra&#8217;da Akçakoca Bey&#8217;e Vefa: Geleneksel Anma Programı 13 Mayıs&#8217;ta</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Kandıra Baba Tepesi’nde, Osmanlı Devleti’nin kuruluş döneminin önemli komutanlarından Akçakoca Bey ve silah arkadaşları için düzenlenen geleneksel anma programı, bu yıl da yoğun katılımla gerçekleştirilecek. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>Kandıra Belediyesi ile Kocaeli Manav Kültürü Dernekler Federasyonu iş birliğinde organize edilen program, 13 Mayıs 2026 Çarşamba günü saat 11.30’da düzenlenecek.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Tarihi mirasa sahip çıkmak ve bu önemli değerleri gelecek nesillere aktarmak amacıyla gerçekleştirilen etkinlik kapsamında vatandaşların programa ulaşımı, Kandıra Belediyesi tarafından sağlanacak ring servisleriyle kolaylaştırılacak.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Babatepesi’nde gerçekleştirilecek program; protokol konuşmalarıyla başlayacak, ardından Tarihçi-Yazar Volkan Şenel’in Akçakoca Bey ve bölgenin tarihiyle ilgili anlatımıyla devam edecek. Program kapsamında Mevlid-i Şerif okunacak, öğle namazı eda edilecek ve katılımcılara ikramlarda bulunulacak.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Kandıra Belediye Başkanı Erol Ölmez, düzenlenecek anma programına ilişkin yaptığı açıklamada, “Kentimize adını veren, tarihimize iz bırakan büyük komutan Akçakoca Bey’i dualarla anacağımız bu anlamlı günde tüm hemşehrilerimizle bir arada olmaktan onur duyacağız. Akçakoca Bey’in mirasını yaşatmak bizler için önemli bir sorumluluktur. Bu tür etkinliklerle hem tarihimize sahip çıkıyor hem de kültürel değerlerimizi gelecek kuşaklara aktarıyoruz” ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Akçakoca Bey’in anıt mezarı, Kandıra Babatepesi mevkiinde yer alırken, bölge hem tarihi hem de kültürel açıdan önemli değerler arasında gösteriliyor. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>Geleneksel anma programı, toplumsal birlikteliğin güçlenmesine katkı sunmasının yanı sıra, bölgenin köklü tarihine sahip çıkılması açısından da büyük önem taşıyor.</span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kandirada-akcakoca-beye-vefa-geleneksel-anma-programi-13-mayista-633222">Kandıra&#8217;da Akçakoca Bey&#8217;e Vefa: Geleneksel Anma Programı 13 Mayıs&#8217;ta</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mete Vardar: &#8216;Turizmde sürdürülebilir büyüme için sektörün desteklenmesi büyük önem taşıyor&#8217;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mete-vardar-turizmde-surdurulebilir-buyume-icin-sektorun-desteklenmesi-buyuk-onem-tasiyor-633168</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 21:23:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[büyüme]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[desteklenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[mete]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sektör]]></category>
		<category><![CDATA[sektörün]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir]]></category>
		<category><![CDATA[turizm]]></category>
		<category><![CDATA[turizmde]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[vardar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=633168</guid>

					<description><![CDATA[<p>Jolly Yönetim Kurulu Başkanı Mete Vardar, turizm sektöründe artan maliyetler, sezon beklentileri ve destek mekanizmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mete-vardar-turizmde-surdurulebilir-buyume-icin-sektorun-desteklenmesi-buyuk-onem-tasiyor-633168">Mete Vardar: &#8216;Turizmde sürdürülebilir büyüme için sektörün desteklenmesi büyük önem taşıyor&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Jolly Yönetim Kurulu Başkanı Mete Vardar, turizm sektöründe artan maliyetler, sezon beklentileri ve destek mekanizmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</b></p>
<p>Jolly Yönetim Kurulu Başkanı Mete Vardar, katıldığı televizyon programında turizm sektörünün mevcut görünümüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin uluslararası turizmde güçlü konumunu koruduğunu belirten Vardar, özellikle artan operasyon maliyetleri karşısında sektörün sürdürülebilir büyümesini destekleyecek adımların önem taşıdığını ifade etti. Bu adımlar için      T.C. Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na turizme katkılarından dolayı teşekkür etti. </p>
<p><b>“Sektör sezona temkinli ama umutlu başladı”</b></p>
<p>Son dönemde farklı bölgelerde turizm paydaşlarıyla bir araya geldiklerini söyleyen Vardar, sektörün sezona temkinli ancak umutlu başladığını belirtti. Özellikle enerji, personel ve operasyon giderlerindeki artışın sektör üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğunu vurgulayan Vardar, turizm sektörünün Türkiye ekonomisi ve istihdamı açısından stratejik bir role sahip olduğunun altını çizdi.</p>
<p><b>“Türkiye güçlü destinasyon konumunu koruyor”</b></p>
<p>Türkiye’nin sahip olduğu doğal güzellikler, kültürel mirası ve yüksek hizmet kalitesi sayesinde küresel ölçekte güçlü bir destinasyon olmaya devam ettiğini belirten Vardar, Akdeniz ve Ege bölgelerinin uluslararası pazarda önemini koruduğunu ifade etti.</p>
<p><b>“İlave destekler sektör için önemli”</b></p>
<p>Konaklama vergisine ilişkin yapılan düzenlemeler ve açıklanan kredi destek paketinin sektör tarafından olumlu karşılandığını söyleyen Vardar, mevcut süreçte ilave desteklerin sektöre katkı sağlayabileceğini belirtti. Jolly Yönetim Kurulu Başkanı Mete Vardar açıklamasında şu ifadelere de yer verdi: “Turizm sektörü yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda istihdam açısından da Türkiye’nin en önemli alanlarından biri. Özellikle yılın belirli dönemlerinde faaliyet gösteren tesislerin operasyonlarını sürdürebilmesi adına geçici destek mekanizmaları önemli hale geliyor. KDV konusunda yapılabilecek düzenlemeler ve personel destekleri, sektörün maliyet yükünü hafifletirken daha dengeli bir süreç yönetimine de katkı sağlayacaktır.”</p>
<p><b>“Turizmin 12 aya yayılması kritik”</b></p>
<p>Turizmin 12 aya yayılmasının önemine de dikkat çeken Vardar, özellikle kış döneminde tesislerin açık kalabilmesi ve istihdamın korunabilmesi adına sürdürülebilir destek modellerinin önem taşıdığını ifade etti. Alternatif turizm alanlarının geliştirilmesiyle Türkiye’nin rekabet gücünün daha da artacağını belirten Vardar, sektörün uzun vadeli büyüme potansiyeline dikkat çekti.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mete-vardar-turizmde-surdurulebilir-buyume-icin-sektorun-desteklenmesi-buyuk-onem-tasiyor-633168">Mete Vardar: &#8216;Turizmde sürdürülebilir büyüme için sektörün desteklenmesi büyük önem taşıyor&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Toplumda doğru bilinen yanlışlar kalbi tehdit ediyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/toplumda-dogru-bilinen-yanlislar-kalbi-tehdit-ediyor-633025</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 21:18:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[bilinen]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[hiçbir]]></category>
		<category><![CDATA[kalbi]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Ve Damar]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığın]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[toplumda]]></category>
		<category><![CDATA[yanlışlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=633025</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyada ve ülkemizde ölüm nedenlerinin başında gelen kalp ve damar hastalıkları son yıllarda gençlerde hatta çocuklarda da hızla yaygınlaşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/toplumda-dogru-bilinen-yanlislar-kalbi-tehdit-ediyor-633025">Toplumda doğru bilinen yanlışlar kalbi tehdit ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada ve ülkemizde ölüm nedenlerinin başında gelen kalp ve damar hastalıkları son yıllarda gençlerde hatta çocuklarda da hızla yaygınlaşıyor. Ülkemizde her 3 kişiden biri kalp hastalıklarına bağlı nedenlerden hayatını kaybederken, erken tanı ve tedavinin önemine yönelik toplumsal farkındalığı artırmak büyük önem taşıyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi’nde düzenlenen<em> ‘</em><strong>’Kalp Sağlığın İçin Harekete Geç’ </strong>söyleşisinde bir araya gelen Acıbadem Üniversitesi’nden uzmanlar, kalp ve damar sağlığını korumak için dikkat edilmesi gereken 8 hayati kuralı sıraladılar, kalbi tehdit eden risklere ve toplumda doğru bilinen yanlışlara yönelik çarpıcı uyarılar ve önerilerde bulundular.</p>
<p>Sağlıksız beslenme, hareketsizlik, sigara, aşırı kilo, bilinçsiz vitamin kullanımı, aşırı tuzlu ve paketli gıdalar, sosyal medyadan duyularak tüketilen karışımlar gibi etkenlerle son yıllarda  kalp hastalıklarının görülme sıklığı hızla artıyor. Rakamlar; dünyada halen 632 milyon kalp hastası olduğunu, yılda yaklaşık 20 milyon kişinin de bu hastalık nedeniyle hayatını kaybettiğini gösteriyor. İşte bu önemli hastalığa karşı erken tanı ve tedavinin önemini vurgulamak, koruyucu önlemler konusunda toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla Acıbadem Üniversitesi Kalp ve Damar Cerrahisi Öğretim Üyeleri; Prof. Dr. Cem Alhan, Prof. Dr. Şahin Şenay ve Kardiyoloji Uzmanı Sinan Dağdelen ‘Kalbin İçin Harekete Geç’ söyleşisinde bir araya geldiler. </p>
<p><strong>Kalp hastalıklarının yüzde 50’si hiçbir belirti vermeden ilerliyor!”</strong></p>
<p><strong>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Sinan Dağdelen</strong> toplantıda yaptığı konuşmada; bilimsel araştırmalara göre; ani kardiyak ölümlerin 3’te 2’sinde, önceden kalp hastalığı tanısı olmadığını vurgulayarak “Kalp ve damar hastalıklarının yüzde 50’si hiçbir şikayete yol açmadan, sinsice ilerliyor. Bu nedenle toplumumuzda ‘Hiçbir şikayetim yok, sağlıklı besleniyorum, düzenli spor yapıyorum, ben sağlıklıyım” şeklindeki düşünce çok yanlış ve tehlikelidir” dedi. Son yıllarda özellikle sosyal medya ve televizyondan duyularak ‘şifalı ve doğal’ diye tüketilen besinlerin tüketilmesinin de kalp ve damar sağlığı açısından çok ciddi zararlara yol açabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Dağdelen şöyle konuştu: “Televizyondan, reklamlardan, sosyal medyadan duyduğunuz şeyleri asla kullanmayın. Sirkeyi salataya koyup yiyorsanız iyidir ya da sarımsağı cacığa katıp tüketiyorsanız faydalıdır ama bunları her sabah tedavi amacıyla tüketiyorsanız o artık, besin değil ilaçtır ve sağlığınıza fayda yerine ciddi zararlar verebilir!”  </p>
<p>Prof. Dr. Dağdelen, bilinçsiz ve gereksiz vitamin kullanımının da kalp damar hastalıklarını önlemek yerine, bazı vitaminlerin fazlasının zararlı olabildiğini belirterek, “Doktorunuzun size önerdiği tedaviye güvenin ve uygulayın. Çünkü size özel süzgeçten geçirilmiş, tıbbi metinler üzerine yapılmıştır. Size önerdiği ilaçları mutlaka düzenli kullanın, takviyeleri sadece doktorunuzun gerekli görmesi halinde alın. Amerika’dan gelmiş çok iyiymiş! Böyle bir şey yok. Gereksiz kullanılan vitaminler kalp ve damar sağlığına çok ciddi zararlar verebilir” diye konuştu. </p>
<p><strong>Damar tıkanıklığı en sık görülen sorun ve hızla yaygınlaşıyor!</strong></p>
<p><strong>Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Cem Alhan</strong> da, kalp ve damar hastalıklarında yıllardır en sık görülen sorunun koroner arter hastalığı (damar tıkanıklığı) olduğunu belirterek, son yıllarda kadınlarda da özellikle sigara kullanımının artması ve fazla kilo nedeniyle kalp ve damar hastalıklarının yaygınlaştığını vurguladı. Kalbi tehdit eden, hızla yaşlandıran ve kalp krizine zemin hazırlayan en önemli iki etkenin; sigara ve diyabet olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Alhan, “En ağır tabloyla gelenler çoğunlukla diyabet hastaları oluyor. Kontrolsüz diyabet kalp krizi riskini 2 kat artırıyor” dedi. </p>
<p>Prof. Dr. Cem Alhan söyleşide, tıp kitaplarında yazmayan ama kalp sağlığı için büyük önemi olan bazı koruyucu önlemlere yönelik de çarpıcı bilgiler paylaştı: “Dünyanın en fazla uzun ömürlülük oranlarına sahip olan Yunanistan’daki Ikaria Adası, kalp ve damar hastalıklarının da çok nadir görüldüğü bir yer olarak biliniyor. Bu adada uzun ömürlülük ve kalp sağlığına yönelik şu gözlemlerde bulundum: Öncelikle aile yapıları çok güçlü, hiçbir şekilde yalnız kalmıyorlar. Birbirlerini sürekli ziyarete gidiyorlar ve bu ziyaretleri, yokuşlu coğrafyaya sahip olduklarından, sürekli yokuş çıkıp yürüyerek gerçekleştiriyorlar. Akdeniz tipi besleniyorlar ve stresten uzak yaşıyorlar. ”</p>
<p><strong>Ailede kalp hastalığı öyküsü varsa!</strong></p>
<p>Yaş, cinsiyet ve genetik risk faktörleri değiştirilemese de, yaşam tarzında yapılacak iyileştirmeler ve alınacak bazı önlemlerle kalp ve damar hastalıklarından korunmanın büyük ölçüde mümkün olduğunu vurgulayan <strong>Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Şahin Şenay </strong>şöyle konuştu:<strong> </strong>“Aşırı tuzdan kaçınmak, sağlıklı beslenmek, ideal kiloda olmak, sigaradan uzak durmak, düzenli egzersiz yapmak ve hareketsiz kalmamak gibi bazı önlemleri almaya ne kadar erken başlanırsa, bu ufak değişikliklerin çok dramatik ölçüde büyük faydaları oluyor. Özellikle son yıllarda tıpta ve teknolojide hızlı gelişmeler sayesinde, kişiye özgü tedaviler yapıyoruz ve çok başarılı sonuçlar alıyoruz ancak en önemli unsur, hastalık kapıyı çalmadan önlemektir.”</p>
<p>Kalp hastalığı sinsi ilerlediği için özellikle ailesinde birinci derece yakınlarında kalp damar hastalığı öyküsü olanlarla, diyabet ve hipertansiyon hastalarının, kötü kolesterolü (LDL) yüksek olanların yüksek risk grubunda yer aldıklarını, bu nedenle kendilerinin kalple ilgili hiçbir şikayetleri olmasa da kardiyolojik açıdan mutlaka düzenli kontrol edilmeleri gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Şenay “Risk faktörlerini erken dönemde kontrol altına almak, ileride oluşabilecek ciddi kalp hastalıklarını büyük ölçüde engelleyebilir” dedi. </p>
<p><strong>Sağlıklı beslenme alışkanlığı çocuklukta kazandırılmalı! </strong></p>
<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Nilay Kayım da söyleşide yaptığı konuşmada, özellikle çocukluk çağı obezitesinin son yıllarda dramatik şekilde artığını belirterek, çocuklara küçük yaşlardan itibaren doğru beslenme alışkanlığı kazandırmanın kritik önem taşıdığını vurguladı. Kısa dönemli hızlı kilo vermeye yönelik planların fayda yerine zarar verebileceğini vurgulayan Kayım şöyle konuştu: “Sağlıklı bir yaşam için, sürdürülebilir özelliklere sahip bir diyetle düzenli egzersiz yapmak kilit rol oynuyor. Yeterli protein alımı kas kütlesinin korunması için çok önemlidir. Ancak protein alımını sağlarken işlenmiş etten uzak durmak, kırmızı et tüketimini azaltmak, beyaz et ve bitkisel proteinlerden faydalanmak en ideali olacaktır. Akdeniz diyeti, bol bol sebze meyve tüketimini önermektedir. Meyve-sebzelerdeki lif ve antioksidanlar kolesterolün düşürülmesine ve damar sağlığının iyileştirilmesine katkı sağlamaktadır. Vücutta yağlar en fazla karın bölgesinde yoğunlaşırken, kalp sağlığı açısından da bu yağların sağlıklı yollarla verilmesi, bel çevresinin kadınlarda 80 cm’i, erkeklerde de 94  cm’i geçmemesi büyük önem taşıyor” diye konuştu.    </p>
<p><strong>xxxxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Kalp Sağlığı İçin 8 Hayati Öneri!</strong></p>
<ul>
<li>Her gün mutlaka bir saat düzenli yürüyüş yapın. </li>
<li>Sigara içmeyin, pasif içici olmaktan da kaçının. </li>
<li>Fast-food ürünlerden, aşırı tuzlu, yağlı, paketli gıdalar, hamur işleri ve işlenmiş et ürünlerinden uzak durun. Akdeniz tipi beslenmeye geçin. </li>
<li>Diyabet, insülin direnci, hipertansiyon, trigliserid yüksekliği gibi metabolik hastalıklara karşı düzenli kontrollerinizi olun ve doktorunuz ilaç tedavisini gerekli gördüyse mutlaka uyun.  </li>
<li>İdeal kilonuza mutlaka sağlıklı yollarla ulaşın ve koruyun. </li>
<li>Bel çevresindeki yağlar en tehlikelisi. Kilo verseniz bile bel çevrenizdeki yağlar enflamasyona yol açtığından, kadınlarda 80 cm, erkeklerde 94 cm’yi aşmamasına özen gösterin. </li>
<li>Ailede birinci derece yakınlarınızda kalp hastalığı öyküsü varsa, hiçbir şikayetiniz olmasa bile düzenli kardiyak muayenelerinizi olun. </li>
<li>Stresinizi yönetmeyi mutlaka öğrenin ve aşırı stresten uzak durun. </li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/toplumda-dogru-bilinen-yanlislar-kalbi-tehdit-ediyor-633025">Toplumda doğru bilinen yanlışlar kalbi tehdit ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Astım ilaçlarının etkili olması için bu uyarılara dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/astim-ilaclarinin-etkili-olmasi-icin-bu-uyarilara-dikkat-632822</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 21:11:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[astım]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlarının]]></category>
		<category><![CDATA[İnhaler]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[kullanım]]></category>
		<category><![CDATA[olması]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[uyarılara]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=632822</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hava yollarının kronik iltihabi bir hastalığı olan astım tedavisinde doğru yöntemlerin kullanılması büyük önem taşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/astim-ilaclarinin-etkili-olmasi-icin-bu-uyarilara-dikkat-632822">Astım ilaçlarının etkili olması için bu uyarılara dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Hava yollarının kronik iltihabi bir hastalığı olan astım tedavisinde doğru yöntemlerin kullanılması büyük önem taşıyor. Nefes açıcı inhaler ilaçların etkili olabilmesi için doğru teknikle kullanılmasının şart olduğunu belirten </span></span></span></b><b><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Osman El Jundi,  “</span></span></span></b><b><span><span><span>Cihaz yanlış kullanılırsa ilaç akciğerlere yeterli miktarda ulaşamaz ve hasta ‘İlaç kullanıyorum ama fayda görmüyorum’ hissine kapılabilir. Bu nedenle her kontrolde hastanın inhaler kullanım tekniği gözden geçirilmeli, gerekirse tekrar eğitim verilmelidir” dedi. Dr. El Jundi, kullanım sonrası ağız ve boğazın su ile çalkalanmasını tavsiye etti.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Küresel Astım Girişimi (GINA) tarafından belirlenen 5 Mayıs 2026 Dünya Astım Günü teması, &#8220;Astım hastası olan herkes için iltihap önleyici (anti-inflamatuar) inhalerlere erişim&#8221; (Access to Asthma Care for All &#8211; Inhaled Corticosteroids) olarak duyuruldu. Bu tema, astım kontrolünde kortikosteroid içeren anti-inflamatuvar inhaler tedavilerin doğru ve yaygın kullanımını vurgulamayı, tüm astım hastalarının etkili tedaviye ve kontrol ilaçlarına erişimini sağlamayı hedefliyor.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Osman El Jundi, 5 Mayıs Dünya Astım Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada astım tedavisinde dikkat edilmesi gerekenler konusunda tavsiyelerde bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Nefes darlığı, hırıltılı solunum, göğüste sıkışma hissi ortaya çıkıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Astımın, “hava yollarının kronik iltihabi bir hastalığı” olduğunu belirten </span></span></span><span><span><span>Dr. El Jundi, “</span></span></span><span><span><span>Bu iltihap nedeniyle hava yolları zaman zaman daralır, şişer ve dış uyaranlara karşı daha hassas hale gelir. Sonuç olarak hastalarda nefes darlığı, hırıltılı solunum, göğüste sıkışma hissi ve öksürük gibi yakınmalar ortaya çıkar. Bu şikayetler özellikle gece ve sabaha karşı veya egzersiz sırasında, soğuk hava ile temas sonrası, solunum yolu enfeksiyonlarında veya alerjenlere maruz kalındığında artabilir. Astımın önemli özelliklerinden biri, belirtilerin her zaman aynı şiddette olmaması  Hasta bazı dönemlerde tamamen semptomsuz olur ancak bazı dönemlerde yakınmaları birden alevlenebilir. Bu nedenle astımda düzenli takip, doğru tedavi ve hastanın kendi hastalığını tanıması çok önemlidir” uyarısında bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Astım kontrolünde inhaler tedaviler etkili oluyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Astımın günümüzde etkili şekilde kontrol altına alınabilen bir hastalık olduğunu kaydeden </span></span></span><span><span><span>Dr. El Jundi, “</span></span></span><span><span><span>Burada amaç yalnızca hastanın nefesini rahatlatmak değil; gündüz ve gece şikayetlerini azaltmak, günlük yaşamını rahat sürdürebilmesini sağlamak, atakları önlemek ve akciğer fonksiyonlarını korumaktır. Güncel rehberler, astım kontrolünde kortizon içeren inhaler tedavilerin temel rolünü vurgulamaktadır; zira sadece inhaler kortikosteroid içeren tedaviler, astımın temelinde yer alan hava yolu inflamasyonunu hedef alan başlıca tedavi yaklaşımıdır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Astım hastaları doktor kontrolünü aksatmamalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Astımın seyrinin kişiden kişiye değiştiğini belirten </span></span></span><span><span><span>Dr. El Jundi, “</span></span></span><span><span><span>Astım bazı hastalarda çocukluk döneminde başlayıp yıllar içinde hafifleyebilir; bazı hastalarda ise erişkin yaşta başlayabilir ve uzun süreli takip gerektirebilir. Bu nedenle ‘Her astım mutlaka ömür boyu ağır seyreder’ demek doğru değildir. Ancak astım eğilimi olan kişilerde hastalık sessiz dönemlere girse bile, tetikleyicilerle yeniden alevlenebilir. Bu yüzden hastaların tedavilerini kendi kendine kesmemeleri, kontrol randevularını aksatmamaları ve hekim önerisiyle izlenmeleri gerekir” diye konuştu</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Nefes açıcı ilaçların kullanımında önemli noktalara dikkat!</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Astımda nefes açıcı ilaçların kullanımında dikkat edilmesi gereken noktalara da değinen</span></span></span><span><span><span>Dr. El Jundi, şunları söyledi:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span> “</span></span></span><span><span><span>Astım tedavisinde en önemli noktalardan biri, yalnızca geçici rahatlama sağlayan ilaçlara güvenmemektir. Özellikle 12 yaş ve üzerindeki hastalarda, sadece kortizon içermeyen kısa etkili nefes açıcı ilaçların tek başına kullanılması güncel rehberlerde önerilmemektedir. Bu ilaçlar hastayı kısa sürede geçici olarak rahatlatabilir; fakat astımın temelindeki hava yolu iltihabını tedavi etmez. GINA rehberleri, erişkin ve adölesan astım hastalarında inhaler kortikosteroid içeren tedavilerin kullanmasını önermektedir. İnhaler ilaçların etkili olabilmesi için doğru teknikle kullanılması şarttır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>İnhaler kullanım eğitimi verilmeli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Cihaz yanlış kullanılırsa ilaç akciğerlere yeterli miktarda ulaşamaz ve hasta ‘İlaç kullanıyorum ama fayda görmüyorum’ hissine kapılabilir. Bu nedenle her kontrolde hastanın inhaler kullanım tekniği gözden geçirilmeli, gerekirse tekrar eğitim verilmelidir.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kullanım sonrası ağız çalkalanmalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kortizon içeren inhaler ilaçlar ağız yoluyla yutulan kortizonlardan farklıdır; doğrudan hava yollarına ulaştıkları için daha düşük dozlarla etki ederler. Ancak kullanım sonrası ağız ve boğazın su ile çalkalanması önemlidir. Bu basit önlem, ağızda mantar gelişimi ve boğazda tahriş gibi yan etkileri azaltmaya yardımcı olur.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Astım krizlerinin önlenmesi için hangi önlemler alınmalıdır?</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Astım krizlerini önlemenin en temel yolunun hastalığın kontrol altında tutulması olduğunu söyleyen </span></span></span><span><span><span>Dr. El Jundi, “</span></span></span><span><span><span>Bunun için ilaçların düzenli ve doğru teknikle kullanılması, kontrol randevularının aksatılmaması ve hastanın kendisinde atağı tetikleyen durumları bilmesi gerekir. Astım kontrolünü bozan başlıca etkenler arasında solunum yolu enfeksiyonları, sigara dumanı, hava kirliliği, alerjenler, polenler, ev tozu akarları, küf, yoğun kokular, kimyasal maddeler ve ilaçların düzensiz kullanımı yer alır. CDC ve benzeri halk sağlığı kaynakları da astımda tetikleyicilerden uzak durmayı, sigara dumanı maruziyetinin önlenmesini ve kişiye özel astım eylem planı oluşturulmasını önermektedir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Yazılı bir “astım eylem planı” oluşturulmalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Hastaların hekimleriyle birlikte yazılı bir “astım eylem planı” oluşturmalarının da çok değerli olduğunu vurgulayan </span></span></span><span><span><span>Dr. El Jundi, “B</span></span></span><span><span><span>u plan; şikayetler artarsa ne yapılacağını, hangi ilacın ne zaman kullanılacağını ve hangi durumda acil sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini açıkça gösterilmelidir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Astım kontrolü, düzenli takip ve doğru ilaç kullanımı ile mümkündür</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Astım hastalığında düzenli takip ve ilaç kullanımının önemini vurgulayan</span></span></span><span><span><span>Dr. El Jundi, “</span></span></span><span><span><span>Astım hastalarına en önemli tavsiyem, hastalıklarını yalnızca kriz dönemlerinde değil, iyi oldukları dönemlerde de ciddiye almalarıdır. Astım kontrolü, düzenli takip ve doğru ilaç kullanımı ile mümkündür. Hastalar ilaçlarını kendilerini iyi hissettikleri için bırakmamalı, inhaler cihazlarını doğru kullandıklarından emin olmalı ve şikayetleri arttığında bunu geçer diye ertelememelidir” uyarısında bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Bahar aylarında etkili olan polenler astım hastalarını nasıl etkiler?</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Bahar aylarında polenlerin özellikle alerjik astımı olan hastalarda öksürük, hırıltı, nefes darlığı, burun akıntısı ve gözlerde kaşıntı gibi şikayetleri artırabileceğini kaydeden </span></span></span><span><span><span>Dr. El Jundi,</span></span></span><span><span><span> “Polen yoğunluğunun fazla olduğu günlerde açık havada uzun süre kalmamak, sabah erken saatlerde ve rüzgârlı havalarda dış ortam maruziyetini azaltmak, eve gelince kıyafet değiştirmek ve duş almak faydalı olabilir. Polen dönemlerinde pencereleri uzun süre açık bırakmamak ve dış ortam aktivitelerini mümkün olduğunca polen yoğunluğunun daha düşük olduğu saatlere planlamak da önerilebilir. Bununla birlikte astım hastaları egzersizden tamamen uzak durmamalıdır. Kontrol altında olan astımda düzenli fiziksel aktivite genel sağlık için faydalıdır. Ancak egzersizle şikayetleri artan hastaların bunu hekimleriyle paylaşmaları, gerekirse egzersiz öncesi ilaç planlarının düzenlenmesi gerekir” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>İnhaler kortizonlar konusunda endişe edilmemeli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dr. El Jundi, sözlerini şöyle tamamladı: “</span></span></span><span><span><span>Astımda en önemli mesajlardan biri şudur: Astım, doğru tedavi ve bilinçli hasta eğitimiyle kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Hastaların nefes açıcı ilaçlara sık ihtiyaç duyması, gece öksürük veya nefes darlığı ile uyanması, günlük aktivitelerinin kısıtlanması ya da acil başvurularının olması astımın yeterince kontrol altında olmadığını düşündürür. Bu durumda mutlaka hekim kontrolü gerekir. Toplumda ‘kortizon’ kelimesi bazen gereğinden fazla endişe yaratabilmektedir. Oysa astım tedavisinde kullanılan inhaler kortizonlar, uygun dozda ve doğru teknikle kullanıldığında hastalığın temelindeki iltihabı kontrol altına alarak atak riskini azaltan çok önemli tedavilerdir. Dünya Astım Günü’nün bu yılki temasının da vurguladığı gibi, astım kontrolü yalnızca nefesi geçici olarak açmakla değil, doğru inhaler tedaviyi doğru teknikle kullanmakla mümkündür.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/astim-ilaclarinin-etkili-olmasi-icin-bu-uyarilara-dikkat-632822">Astım ilaçlarının etkili olması için bu uyarılara dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hülya Koçyiğit: &#8216;Nüfusumuz Yaşlanıyor&#8217; &#8211; Ediz Hun: &#8216;Yaşlanınca yalnız kalıyorsunuz&#8217;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hulya-kocyigit-nufusumuz-yaslaniyor-ediz-hun-yaslaninca-yalniz-kaliyorsunuz-632616</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 21:03:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[ediz]]></category>
		<category><![CDATA[hülya]]></category>
		<category><![CDATA[hun]]></category>
		<category><![CDATA[koçyiğit]]></category>
		<category><![CDATA[kooperatif]]></category>
		<category><![CDATA[nüfusumuz]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanınca]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=632616</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kütahyalı iş insanı Ahmet Tekdemir başkanlığında, “Türkiye’nin Kooperatifi” sloganıyla kurulan Sınırlı Sorumlu Kütahya Sosyal Hizmetler İşletmesi Kooperatifi’nin açılışı ve “Goldhaven Anatolia” projesinin tanıtımı, Hülya Koçyiğit ve Ediz Hun’un katılımıyla Kütahya’da gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hulya-kocyigit-nufusumuz-yaslaniyor-ediz-hun-yaslaninca-yalniz-kaliyorsunuz-632616">Hülya Koçyiğit: &#8216;Nüfusumuz Yaşlanıyor&#8217; &#8211; Ediz Hun: &#8216;Yaşlanınca yalnız kalıyorsunuz&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kütahyalı iş insanı Ahmet Tekdemir başkanlığında, “Türkiye’nin Kooperatifi” sloganıyla kurulan Sınırlı Sorumlu Kütahya Sosyal Hizmetler İşletmesi Kooperatifi’nin açılışı ve “Goldhaven Anatolia” projesinin tanıtımı, Hülya Koçyiğit ve Ediz Hun’un katılımıyla Kütahya’da gerçekleştirildi. Proje, Türkiye’nin en büyük yatak kapasiteli yaşlı bakım evi olma özelliğiyle hayata geçmeye hazırlanıyor.</p>
<p>Türkiye’nin önemli termal sağlık merkezlerinden biri olan ve “Gençlik Suyu” olarak bilinen Kütahya Yoncalı Termal Kaplıcaları bölgesinde hayata geçirilmesi planlanan “Goldhaven Anatolia” projesinin içeriği ve süreci, projenin öncüsü Ahmet Tekdemir tarafından paylaşıldı. Proje; yatağa bağımlı ya da fiziksel gerilemeleri nedeniyle özel ilgi ve destek gerektiren yaşlılara, uzman ekipler eşliğinde destek sağlamayı ve daha iyi bakım ile önleyici sağlık hizmetleri sunmayı hedefliyor.</p>
<p>Açılışa ayrıca Global Engelliler Vakfı Başkanı Necdet Öztürk, Türkiye Sağlık, Enerji ve Teknoloji İş Birliği Uzmanı ve Yönetim Kurulu Üyesi Oya Demirel, Sinema Oyuncuları Meslek Birliği Başkanı Renan Bilek ve Türk Dünyası Sinema Vakfı Başkanı Erdoğan Erdoğdu da katıldı.</p>
<p><b>Hülya Koçyiğit: “Nüfusumuz yaşlanıyor”</b></p>
<p>Proje hakkındaki düşüncelerini paylaşan Koçyiğit şunları söyledi:</p>
<p>“Anlamlı bir projede bir araya geldik. Yaşlanıyoruz, nüfusumuz da yaşlanıyor. Ancak önemli olan yaşlanmak değil, kaliteli yaşlanmak. Toplum içerisinde birikimlerini paylaşabilmek, yalnız hissetmemek ve yaşıtlarıyla birlikte yeteneklerini ortaya koyabileceği ortamları bulabilmek çok önemli. Bu düşünceyi ve projeyi hayata geçirme heyecanını paylaşan herkese yürekten teşekkür ediyorum. Ülkemizin bu gibi merkezlere ihtiyacı var. Dilerim bu merkezin açılışında da birlikte oluruz.”</p>
<p><b>Ediz Hun: “Yaşlanınca yalnız kalıyorsunuz”</b></p>
<p>Planlanan tesis hakkında konuşan Hun ise şunları söyledi:</p>
<p>“‘Goldhaven Anatolia’ çok önemli bir proje. Bu tarz tesisler Avrupa’nın pek çok ülkesinde mevcut. Yaşlılığın ne olduğunu ancak yaşlanmaya başlayan insanlar idrak edebilir. Bu nedenle bedensel sağlık, ruh sağlığı ve sosyal yaşam dengesi büyük önem taşıyor. Belki bu tesiste konaklayanlar aralarında kurdukları tiyatro grubuyla oyun sergileyecek, belki resim yapacaklar… Ben babama da ‘Çık, gez’ derdim. O da ‘Kim kaldı ki çıkayım?’ derdi. Yaşlanınca yalnız kalıyorsunuz ve bu durum insanı üzüntüye sürüklüyor. Bu tarz sosyal ortamlarda ise pek çok aktivite mümkün. Gerçekleşmesi planlanan bu proje, diğer illerimize de örnek teşkil edecektir.”</p>
<p><b>Ahmet Tekdemir: “Türkiye’de bir ilk”</b></p>
<p>Projenin, Türkiye’de sosyal hizmetler alanında kurulan kooperatif modeli açısından bir ilk olduğunu vurgulayan Tekdemir, şu ifadeleri kullandı: “Bu projeyle, insanın kendini değerli hissettiği; sağlığın, huzurun ve sosyal hayatın yeniden anlam kazandığı bir yaşam modeli kurmayı planlıyoruz.”</p>
<p><b>Kooperatif Modeli: Birlikte Yatırım, Birlikte Kazanç</b></p>
<p>Projenin kooperatif yapısı, yüksek başlangıç maliyetlerini ortaklar arasında dengeli biçimde dağıtıyor. Türkiye’de hızla artan yaşlı nüfus, bu alanda kalıcı ve güçlü bir talep zemini oluşturuyor. Projeye ortak olmak; hem düzenli gelir potansiyeli hem de toplumsal değer üreten bir yapının parçası olma fırsatı sunuyor.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hulya-kocyigit-nufusumuz-yaslaniyor-ediz-hun-yaslaninca-yalniz-kaliyorsunuz-632616">Hülya Koçyiğit: &#8216;Nüfusumuz Yaşlanıyor&#8217; &#8211; Ediz Hun: &#8216;Yaşlanınca yalnız kalıyorsunuz&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üsküdar&#8217;da Ata Tohumu Toprakla Buluştu: Miniklerden Geleceğe Yeşil Adım</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uskudarda-ata-tohumu-toprakla-bulustu-miniklerden-gelecege-yesil-adim-632568</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 21:02:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[ata]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[buluştu]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[geleceğe]]></category>
		<category><![CDATA[miniklerden]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>
		<category><![CDATA[tohumlar]]></category>
		<category><![CDATA[tohumu]]></category>
		<category><![CDATA[toprakla]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<category><![CDATA[üsküdar]]></category>
		<category><![CDATA[Üsküdar İlçe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=632568</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Belediyesi, sürdürülebilir tarım ve yerli üretimi destekleyen bir çalışmayı daha hayata geçirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uskudarda-ata-tohumu-toprakla-bulustu-miniklerden-gelecege-yesil-adim-632568">Üsküdar&#8217;da Ata Tohumu Toprakla Buluştu: Miniklerden Geleceğe Yeşil Adım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Belediyesi, sürdürülebilir tarım ve yerli üretimi destekleyen bir çalışmayı daha hayata geçirdi. Üsküdar Belediyesi ata tohumlarını Üsküdar Çocuk Enstitüsü’nde öğrencilerle birlikte toprakla buluşturuldu.</p>
<p>Saadet Partisi Üsküdar İlçe Başkanlığı iş birliğiyle gerçekleştirilen ve Üsküdar Çocuk Enstitüsü’nde düzenlenen programa Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, Saadet Partisi Üsküdar İlçe Başkanı Hüseyin Çakmak, CHP Üsküdar İlçe Başkanı Berk Tütüncü ve çok sayıda öğrenci katıldı. Etkinlikte çocuklar, ata tohumlarını toprakla buluşturarak üretimin ilk adımını deneyimledi.</p>
<p>Programda konuşan Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, ata tohumunun önemine dikkat çekerek,</p>
<p>“Genetiği değiştirilmemiş tohumlar olan ata tohumları; biyolojik çeşitliliğin korunması, sürdürülebilir tarım ve milli üretim açısından büyük önem taşıyor. Ancak en kıymetlisi, bugün ektiğiniz bu tohumların yarın başka arkadaşlarınız tarafından yeniden ekilecek olmasıdır. Böylece bir gelenek kuşaktan kuşağa aktarılacak.” dedi.</p>
<p>Söz alan Saadet Partisi Üsküdar İlçe Başkanı Hüseyin Çakmak ise, ata tohumlarının yeniden yaygınlaştırılmasının önemine değinerek,</p>
<p>“Bu projeyi Anadolu’ya yayabilirsek, hem tarımda yeni bir atılım gerçekleştirmiş oluruz hem de ekonomimize güçlü bir milli katkı sağlarız.” ifadelerini kullandı. </p>
<p>Çakmak ayrıca, geleneksel üretim yöntemlerine dönüşün Türkiye’nin tarımsal bağımsızlığı açısından kritik olduğuna dikkati çekti.</p>
<p>CHP Üsküdar İlçe Başkanı Berk Tütüncü ise ata tohumlarının yaygınlaştırılmasının sağlıklı ve güvenilir gıdaya erişim açısından önemine vurgu yaparak, çocukların üretim sürecine dahil edilmesinin geleceğin tarım bilinci için önemli olduğunu ifade etti.</p>
<p>Program kapsamında çocuklara tohum ekimi süreci uygulamalı olarak anlatılırken, minik katılımcılar ektikleri tohumların büyüme sürecine tanıklık edecek olmanın heyecanını yaşadı. Etkinlik, çocukların doğayla bağ kurmasını sağlarken üretim bilincinin erken yaşta gelişmesine katkı sundu.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uskudarda-ata-tohumu-toprakla-bulustu-miniklerden-gelecege-yesil-adim-632568">Üsküdar&#8217;da Ata Tohumu Toprakla Buluştu: Miniklerden Geleceğe Yeşil Adım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doğru bilinen yanlışlar sofraları tehdit ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dogru-bilinen-yanlislar-sofralari-tehdit-ediyor-632294</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 20:47:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bilinen]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sofraları]]></category>
		<category><![CDATA[süt]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[ürün]]></category>
		<category><![CDATA[yanlışlar]]></category>
		<category><![CDATA[zeytin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=632294</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zeytin ve sütte "yeni nesil" dönem başladı. Olivtech Fuarı’na katılan bilim insanları, gıdadaki bilgi kirliliğine karşı uyardı: Etiketleri doğru okuyun, bilimsel veriden şaşmayın. Barışın simgesi zeytin ve sağlığın temeli süt için İzmir’de güç birliği yapıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dogru-bilinen-yanlislar-sofralari-tehdit-ediyor-632294">Doğru bilinen yanlışlar sofraları tehdit ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Zeytin ve sütte &#8220;yeni nesil&#8221; dönem başladı. Olivtech Fuarı’na katılan bilim insanları, gıdadaki bilgi kirliliğine karşı uyardı: Etiketleri doğru okuyun, bilimsel veriden şaşmayın. Barışın simgesi zeytin ve sağlığın temeli süt için İzmir’de güç birliği yapıldı.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından düzenlenen Gurme İzmir Olivtech &#8211; 12. Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı, düzenlenen paneller ve deneyim alanlarıyla sektör profesyonellerini, akademisyenleri ve ziyaretçileri bir araya getirdi. Gün boyunca gerçekleştirilen oturumlarda, süt ve zeytinyağı başta olmak üzere temel gıda ürünleri; bilimsel veriler, kültürel miras ve sürdürülebilirlik perspektifiyle ele alınırken, mutfak atölyeleri, tadım etkinlikleri ve sergilerle ziyaretçilere çok yönlü bir fuar deneyimi sunuldu.</p>
<p><strong>Doğru bilinen yanlışlar</strong></p>
<p>Grme İzmir – Olivtech Fuarı Etkinlik Sahnesi’nde, “Tüketim – Deneyim – Algı” temasıyla düzenlenen oturumlar ve tadım etkinlikleri büyük ilgi gördü. “Sütü Nasıl Tüketiyoruz? Yeni Nesil Yaklaşımlar” başlıklı panelin moderatörlüğü Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cem Karagözlü tarafından gerçekleştirildi. Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sedef Nehir El, Tarım 4.0 Teknoloji ve Etki Derneği Yönetim Kurulu Başkanı, TÜSEDAD Yönetim Kurulu Üyesi ve TE-TA Teknik Tarım Genel Müdürü Sumer Tömek Bayındır ile Ege Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aykan Candemir konuşmacı olarak yer aldı. Prof. Dr. Cem Karagözlü, süt ve süt ürünlerinin gıda sektörü içindeki stratejik konumuna dikkat çekerek, “Tüketici alışkanlıkları hızla değişirken, beslenmede doğru bildiğimiz pek çok konunun yeniden değerlendirilmesi gerekiyor. Tüketici nereye doğru evriliyor, doğru bilinen yanlışlar neler; bu soruların yanıtlarını alanında uzman isimlerle birlikte değerlendireceğiz” dedi.</p>
<p><strong>Üretimde bilgi ve teknoloji vurgusu</strong></p>
<p>Sumer Tömek Bayındır, süt üretiminde kalite ve sürdürülebilirliğin sağlanabilmesi için üreticinin doğru bilgi ve teknolojiyle desteklenmesinin kritik önem taşıdığını vurguladı. Bayındır, “Süt sektörünün hak ettiği değeri bulamaması üreticiyi zorlayan önemli bir konu. Kooperatifleşmenin güçlendirilmesi de sektör açısından kritik. Üreticinin birlikte hareket etmesi, pazarlama gücünü ve dayanıklılığını artıracaktır. Üreticiye doğru teknolojilerin ulaştırılmasıyla birlikte ise sektör daha verimli, daha sürdürülebilir ve daha güçlü bir yapıya kavuşabilir” diye konuştu.</p>
<p><strong>Bilinçli tüketim ve doğru etiket okumanın önemi</strong></p>
<p>Prof. Dr. Sedef Nehir El, gıda tüketiminde bilinçli tercihlere dikkat çekerek, tüketicilerin ürün etiketlerini doğru okumasının önemini vurguladı. Sedef Nehir El, “Tüketicinin yalnızca tek bir değere odaklanmak yerine, ürünün genel besin profilini birlikte değerlendirmesi gerekir. Doğru bilgiye dayalı tüketim alışkanlıkları da hem bireysel sağlık hem de toplum sağlığı açısından büyük önem taşımakta. Gıda seçimlerinde ise bilimsel verilerin rehber alınması gerekir” diye konuştu.</p>
<p><strong>Tüketici davranışında yeni dönem</strong></p>
<p>Prof. Dr. Aykan Candemir, süt ve süt ürünleri özelinde tüketici davranışlarının son yıllarda önemli bir dönüşüm geçirdiğini belirterek, pazarlamada artık yalnızca ürünün değil; sürdürülebilirlik, marka değeri ve teknolojinin birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı. Candemir, “Süt ve süt ürünlerinde de artık temel beklenti yalnızca tüketim değil; işlev, fayda ve güven unsurları. Artık üreticilerin rekabet edebilmesi için hikayesi olan, sürdürülebilir ve katma değer yaratan ürünlere yönelmesi gerekiyor. Doğru kurgulandığında bu alanda çok başarılı işler ortaya koymak mümkün” diyerek doğru planlama ve strateji ile sektörün önemli fırsatlar barındırdığını vurguladı. </p>
<p><strong>Zeytinyağında kültürel miras, bilim ve sürdürülebilir gelecek vurgusu</strong></p>
<p>“Gelenekten Geleceğe Zeytinyağının Sofralarımızdaki Değeri” başlıklı panelde ise zeytinyağının kültürel mirastan günümüz beslenme alışkanlıklarına uzanan yolculuğu, çok yönlü ele alındı. Moderatörlüğünü İzmir Konak Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Derman Küçükaltan’ın üstlendiği oturumda, Köstem Zeytinyağı Müzesi Kurucusu Doç. Dr. Levent Köstem, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Özgür Sarıbaş, Genç ve Naturel A.Ş. Kurucu Ortağı Prof. Dr. Seda Genç ile Endokrin, Metabolizma, Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Prof. Dr. Ceyhun Dizdarer, zeytinyağının üretim süreçleri, sağlık üzerindeki etkileri ve doğru tüketim alışkanlıklarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Prof. Dr. Küçükaltan, zeytinin kültürel ve tarihsel önemine dikkat çekerek, “Zeytin; barışın, bereketin, bolluğun ve medeniyetin sembolü olarak kabul ediliyor. Zeytinyağı ise ekonomik, sağlık ve kültür açısından son derece önemli bir değere sahip. Bu panelde tüm bu boyutlarıyla zeytinyağını kapsamlı şekilde ele alacağız” dedi.</p>
<p><strong>Zeytinyağının tarihsel kökleri ve doğru kullanımı</strong></p>
<p>Prof. Dr. Seda Genç, zeytinyağının tarihsel köklerine ve mutfaktaki yerine dikkat çekerek, “Bu topraklarda milattan önce 6. yüzyıla kadar uzanan zeytinyağı işleme merkezleri bulunuyor. Yani yaklaşık 2 bin 600 yıldır bu coğrafyada zeytinyağı üretiliyor. Zeytinyağı, Akdeniz’e komşu ülkelerin temel yağlarından biri. Türk mutfağında ise dünyada benzeri olmayan zeytinyağlılar kültürü var. Ancak zeytinyağını doğru kullanmak ve saklamak büyük önem taşır; ısıdan, ışıktan ve havadan korunması gerekir” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Zeytinyağı bir kültürel miras”</strong></p>
<p>Doç. Dr. Levent Köstem, zeytinyağının yalnızca bir gıda ürünü değil, aynı zamanda güçlü bir kültürel miras olduğunu vurgulayarak, “Bilimsel araştırmalar, zeytinyağının insan sağlığı üzerindeki olumlu etkilerini ortaya koyuyor. Zeytinyağının üretildiği coğrafyada tarım, gastronomi ve turizm birbirini besleyen üç temel alan. Bu üç alan hem ekonomik hem de kültürel açıdan önemli bir değer üretmekte. Bu değerin artmasıyla birlikte zeytinyağı ulusal ve uluslararası ölçekte daha görünür hale gelmiştir” dedi. </p>
<p><strong>“Zeytinyağı, çok boyutlu bir değer taşıyor”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Ceyhun Dizdarer ise zeytinyağının çok boyutlu bir değer taşıdığına dikkat çekerek, “Zeytinyağı; kültür, sağlık, beslenme ve ekonomi gibi dört temel alanı içinde barındıran, dünyanın en değerli gıda maddelerinden bir. İnsanlık tarihi incelendiğinde, zeytinyağının 2 bin 500 – 3 bin yıl öncesinden bu yana sadece beslenmede değil; yara iyileştirme, kas ağrılarının hafifletilmesi gibi farklı alanlarda da kullanıldığı görülmekte” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Zeytin bir hafıza, zeytinyağı bir medeniyet”</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Özgür Sarıbaş da zeytin, zeytinyağı, incir ve üzüm üzerine yürüttükleri akademik çalışmalara değinerek, bu ürünlerin tarımsal değerinin yanı sıra çok katmanlı kültürel bir anlam taşıdığını vurguladı. Sarıbaş, hazırladıkları kitap çalışmalarında bu ürünleri tarihsel, dinsel, arkeolojik, mitolojik, kültürel, botanik, turizm ve ekonomi boyutlarıyla ele aldıklarını belirterek, “Zeytin sadece bir tarım ürünü değil, aynı zamanda bir hafıza; zeytinyağı ise bu hafızanın medeniyete dönüşmüş halidir” diyerek hazırladıkları zeytinyağı kitabında 30 farklı araştırmacı ve 12 farklı branştan akademisyenin katkı sunduğunu, bu yönüyle çalışmanın disiplinler arası güçlü bir bilimsel üretim niteliği taşıdığını ifade etti.</p>
<p><strong>Hekimlik ve eczacılık perspektifinden zeytin ve zeytinyağının sağlık boyutu konuşuldu</strong></p>
<p>Dr. Esat Hoşgönül ve Dr. Feray Özgür Saraçoğlu’nun konuşmacı olarak yer aldığı “Zeytin ve Zeytinyağı Üretiminde Hekimler ve Eczacılar” başlıklı oturumda ise zeytin ve zeytinyağı üretim süreçlerinin sağlık alanıyla kesişen yönleri ele alındı. Hekimlik ve eczacılık perspektifinden değerlendirilen panelde, üretimden tüketime uzanan zincirde zeytinyağının insan sağlığı üzerindeki etkileri ve bilimsel boyutu katılımcılarla paylaşıldı.</p>
<p><strong>Mutfak atölyeleri ve sergiler</strong></p>
<p>Gün boyunca, ayrıca, Şef Özlem Mekik moderatörlüğünde, Dokuz Eylül Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Turgay Bucak ve öğrencilerinin katılımıyla düzenlenen mutfak atölyelerinde Mövenpick Otel’den Executive Chef Murat Yıldız “Levrekli şevketi bostan” ve Kaya Otel’den Sous Şef Yahya Yıldırım “İzmir kumru ekmeği üzerine enginarlı köfte” hazırlayarak ziyaretçilere sundu. Dokuz Eylül, Katip Çelebi, İzmir Ekonomi üniversiteleri ile İzmir Konak Meslek Yüksekokulu iş birliğiyle gerçekleştirilen tadım etkinlikleri, Oliv Bar  alanındaki zeytinyağı, zeytin ve peynir tadımları ile Köstem Zeytinyağı Müzesi özel seçkisi sergisi de ziyaretçilere fuar boyunca çok yönlü bir deneyim sundu.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dogru-bilinen-yanlislar-sofralari-tehdit-ediyor-632294">Doğru bilinen yanlışlar sofraları tehdit ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalp Sağlığı Hayat Kalitesini de Artırıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kalp-sagligi-hayat-kalitesini-de-artiriyor-631742</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 20:27:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kalitesini]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Ve Damar]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=631742</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalbin düzenli ve dengeli çalışması yalnızca dolaşım sistemini değil; beyin, böbrek ve akciğerler gibi organların da sağlığını olumlu etkiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-sagligi-hayat-kalitesini-de-artiriyor-631742">Kalp Sağlığı Hayat Kalitesini de Artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kalbin düzenli ve dengeli çalışması yalnızca dolaşım sistemini değil; beyin, böbrek ve akciğerler gibi organların da sağlığını olumlu etkiliyor. Dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de kalp ve damar hastalıkları en yaygın ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer alıyor ve ülkemizdeki her üç ölümden biri kalp ve damar hastalıklarından kaynaklanıyor. Bu nedenle hayat tarzında yapılan birkaç küçük değişiklikle kalp sağlığının korunması büyük önem taşıyor. Memorial Dicle Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Serkan Akdağ, kalp sağlığının korunması için önemli bilgiler verdi. </p>
<p><strong>Sigara kalp krizi ve inme riskini artırıyor</strong></p>
<p>Kalp, vücudun tüm organlarına oksijen ve besin taşıyan kanı pompalayan hayati bir organ olarak, sağlıklı bir yaşamın temelini oluşturmaktadır. Kalp ve damar hastalıklarının oluşumunda en önemli risk faktörleri şunlardır; </p>
<ul>
<li>Genetik yatkınlık</li>
<li>Hipertansiyon</li>
<li>Diyabet ve yüksek kolesterol</li>
<li>Tütün ve alkol kullanımı</li>
<li>Dengesiz beslenme</li>
<li>Obezite</li>
<li>Hareketsiz yaşam tarzı</li>
<li>Yoğun stres</li>
</ul>
<p>Özellikle sigara ve tütün ürünleri damar yapısını bozarak kalp krizi ve inme riskini ciddi oranda artırabilmektedir. Ayrıca bu alışkanlıkların genç yaşlarda edinilmesinin uzun vadeli sağlık sorunlarına da zemin hazırladığı tespit edilmiştir.  </p>
<p><strong>Yaşam tarzında yapılacak birkaç küçük değişiklik kalp sağlığını olumlu etkiliyor</strong></p>
<p>Kalp sağlığını korumanın en etkili yolu, yaşam tarzında yapılacak doğru değişikliklerden geçmektedir. Zeytinyağı, sebze ve meyveler, tam tahıllar ve çiğ kuruyemişler gibi kalp dostu besinlerin tüketilmesi kalp ve damar sağlığı için önemli önerilerin başında gelmektedir. Buna karşılık işlenmiş gıdalar, aşırı tuz, yüksek yağ ve karbonhidrat içeren besinler ile fast-food tüketiminden kaçınılması gerekir. Hareketsiz yaşamın ve stres de kalp sağlığını olumsuz etkilediği için düzenli fiziksel aktivitenin de yapılması gerekir. Haftada en az 4 gün, 30 dakika tempolu yürüyüş ve haftada 3 gün yüzme gibi egzersizler kalp krizi ve inme riskini önemli ölçüde azalttığını ortaya çıkarmıştır. </p>
<p><strong>Kalp damar hastalıkları erken teşhis ile kontrol altına alınabiliyor </strong></p>
<p>Düzenli kardiyak kontroller, kalp hastalıklarının erken teşhisinde kritik rol oynamaktadır. Elektrokardiyografi (EKG), ekokardiyografi (EKO), efor testi, Holter ve koroner BT anjiyografi gibi tanı yöntemleri sayesinde kalbin elektriksel aktivitesi, yapısal özellikleri ve damar sağlığı detaylı şekilde değerlendirilebilmektedir. Büyük ölçüde önlenebilir olan kalp ve damar hastalıkları alınan önlemler ve erken teşhis ile tedavi edilebilmektedir. Bu nedenle kalp damar hastalığı riskini en aza indirmek için bu önlemleri almakla hayat tarzınızda değişime gidebilirsiniz; </p>
<ul>
<li>Sigara ve tütün ürünlerinden uzak durun</li>
<li>Dengeli ve sağlıklı beslenin</li>
<li>Düzenli egzersizi yaşam tarzı haline getirin</li>
<li>Stresinizi kontrol altına alın</li>
<li>Düzenli sağlık kontrollerinizi ihmal etmeyin</li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-sagligi-hayat-kalitesini-de-artiriyor-631742">Kalp Sağlığı Hayat Kalitesini de Artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocukların Severek Tükettiği İçecekler Diyabet Riskini Artırıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarin-severek-tukettigi-icecekler-diyabet-riskini-artiriyor-631457</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Apr 2026 09:05:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çecekler]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[severek]]></category>
		<category><![CDATA[tükettiği]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=631457</guid>

					<description><![CDATA[<p>Genellikle yetişkinlerde görülen Tip 2 diyabet, günümüzde çocuklarda da kendini göstermeye başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarin-severek-tukettigi-icecekler-diyabet-riskini-artiriyor-631457">Çocukların Severek Tükettiği İçecekler Diyabet Riskini Artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Genellikle yetişkinlerde görülen Tip 2 diyabet, günümüzde çocuklarda da kendini göstermeye başladı. Modern yaşamın getirdiği hareketsizlik, değişen beslenme alışkanlıkları, artan ekran süreleri çocukları henüz daha 10’lu yaşlardayken Tip 2 diyabet riskiyle karşı karşıya getirebiliyor. Çocukları diyabetten korunmak için ebeveynlerin bazı önemli noktalara dikkat etmesi gerekiyor. Memorial Şişli Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uz. Dyt Sinem Türkmen, çocukların tip 2 diyabet riskleri ve korunma yöntemleri hakkında bilgi verdi.  </p>
<p><strong>Bir kutu gazlı içecek 10 kaşık şeker içerebiliyor</strong></p>
<p>Son dönemlerde çocuklar arasında gazlı içecekler, renkli atıştırmalıklar, meyve suyu olmayan aromalı içecekler ve katkı maddeli sütlerin tüketimi artmış durumdadır. Ancak masum görünen bu alışkanlıklar aslında büyük bir tehlikenin habercisi olabilir. Çocukların severek tükettiği bu ürünler, çoğu zaman “gizli şeker depoları” olarak karşımıza çıkar. Öyle ki tek bir kutu gazlı içecek, 7- 10 çay kaşığı şeker içerebilir. Bu tür ürünlerin düzenli tüketimi ise sadece kilo artışına değil, aynı zamanda insülin direncine de zemin hazırlar. </p>
<p><strong>Çocuklar anne babalarının tabağını örnek alıyor</strong></p>
<p>Çocuklarda sağlıksız beslenme alışkanlıklarının kontrol altına alınması için anne babalara önemli görevler düşmektedir. Yani çözüm aslında evin içinde saklıdır. Ev yapımı limonata, taze sıkılmış meyve suyu, katkısız yoğurt ve şeker eklenmeden hazırlanan meyve püreleri çocuklar için çok daha sağlıklı alternatiflerdir. Çocukların beslenme konusunda en çok anne ve babalarının tabağına dikkat ettiği bilinmektedir. Evde sebze, meyve, baklagil ve tam tahıllar ne kadar sık tüketilirse, çocuklar da bu besinleri o kadar benimseyip hayatlarının bir parçası haline getirir. </p>
<p><strong>Özel günlerinizde pizza, hamburger yerine sağlıklı besinleri tercih edin</strong></p>
<p>Yapılan çalışmalar aile sofralarının sadece yemek yenilen bir alan olmadığını, aynı zamanda sağlıklı alışkanlıkların kazanıldığı bir “eğitim ortamı” olduğunu ortaya çıkarmıştır. Birlikte sofraya oturmak, çocuklara doğru beslenme davranışlarını kazandırmada önemli bir adımdır. Öte yandan, özel günlerde sıkça tercih edilen pizza ve hamburger gibi yüksek kalorili yiyecekler, çocukların ilerleyen yaşlarda duygusal durumlarla bu tür besinleri ilişkilendirmesine yol açabilir. Bu nedenle sağlıklı yiyeceklerin de özel anların bir parçası olması gerekir. </p>
<p><strong>Her çocuk her gün en az 60 dakika hareketli olmalı</strong></p>
<p>Beslenmenin yanı sıra hareket de büyük önem taşır. Günümüzde çocuklar, sokakta oyun oynamak yerine ekran başında saatler geçirmektedir. Bu durum ise hareketsizlik ve buna bağlı kilo artışını beraberinde getirir. Oysa çocukların her gün en az 60 dakika aktif olması gerekir. Yürüyüş, dans, ip atlama ya da bisiklete binmek önerilebilir. Basit gibi görünen bu aktiviteler, hem fiziksel hem de ruhsal sağlık için büyük fayda sağlar. </p>
<p><strong>Düzenli uyku çocukların hormon dengesini olumlu etkiliyor</strong></p>
<p>Bir diğer kritik konu ise uyku düzenidir. Yetersiz uyku, çocuklarda da tıpkı yetişkinlerde olduğu gibi hormon dengesini bozabilir. Geç yatma, uzun süreli ekran kullanımı ve düzensiz uyku alışkanlıkları diyabet riskini artıran faktörler arasında yer alır. Çocukların yaşlarına uygun uyku süresine dikkat edilmesi ve yatmadan en az bir saat önce ekranların kapatılması gerekir. </p>
<p><strong>Çocuklukta kazanılan sağlıklı alışkanlıklar yetişkinlikte diyabet riskini en aza indirir</strong></p>
<p>Diyabetle mücadele, hastalık ortaya çıktıktan sonra değil, çok daha önce başlamalıdır. Sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazandıran, çocuklarını hareket etmeye teşvik eden ve ekran süresini sınırlayan aileler, aslında çocuklarına sağlıklı bir geleceğin kapısını açar. Öte yandan bazı belirtiler de göz ardı edilmemelidir. Sık acıkma, sürekli tatlı isteği, hızlı kilo artışı ya da aşırı susama gibi durumlar diyabetin erken sinyalleri olabilir. Böyle bir durumda bir uzmana başvurmak ve basit bir kan şekeri ölçümü yaptırmak, erken tanı açısından büyük önem taşır. Unutulmamalı ki, çocuklukta kazanılan her sağlıklı alışkanlık, yetişkinlikte diyabet riskini azaltan en güçlü yatırımdır.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarin-severek-tukettigi-icecekler-diyabet-riskini-artiriyor-631457">Çocukların Severek Tükettiği İçecekler Diyabet Riskini Artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beylikdüzü&#8217;nde Pedallar Sağlık İçin Döndü</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/beylikduzunde-pedallar-saglik-icin-dondu-631263</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Apr 2026 11:44:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beylikdüzü]]></category>
		<category><![CDATA[Beylikdüzü Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[bisiklet]]></category>
		<category><![CDATA[Bisiklet Turu]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[döndü]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[nde]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[pedallar]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=631263</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beylikdüzü Belediyesi tarafından düzenlenen “Pedallar Sağlık İçin Dönüyor” etkinliğinde bisiklet sporuna ilgi duyan vatandaşlar ve sporcular, sağlıklı yaşam için pedal çevirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beylikduzunde-pedallar-saglik-icin-dondu-631263">Beylikdüzü&#8217;nde Pedallar Sağlık İçin Döndü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Beylikdüzü Belediyesi tarafından düzenlenen “Pedallar Sağlık İçin Dönüyor” etkinliğinde bisiklet sporuna ilgi duyan vatandaşlar ve sporcular, sağlıklı yaşam için pedal çevirdi. 5,5 kilometrelik parkurda gerçekleşen bisiklet turunun ardından ise alanında uzman isimlerin katılımıyla “Hareketlilik ve Sağlık Tüyoları Söyleşisi” gerçekleştirildi.     <br />İlçede yaşayan vatandaşları sağlıklı yaşam ve spor konularında bilinçlendirmeye yönelik çalışmalar yapan Beylikdüzü Belediyesi “Pedallar Sağlık İçin Dönüyor” etkinliği düzenledi. Bisiklet sporuna ilgi duyan vatandaşlar ve sporcuların katılımıyla gerçekleşen etkinlikte, sağlıklı yaşamın desteklenmesi ve bisiklet kullanımının yaygınlaştırılması hedeflendi. Gürpınar Sahili ile Cumhuriyet Doğa ve İzcilik Kamp Alanı arasındaki 5,5 kilometrelik rotada gerçekleşen bisiklet turunun ardından, Uzm. Dr. Vefa Çelenk ve Prof. Dr. Özer Selimoğlu’nun katılımıyla “Hareketlilik ve Sağlık Tüyoları Söyleşisi” gerçekleştirildi. Sağlıklı yaşamın önemine dair bilgilerin aktarıldığı söyleşinin ardından, bisiklet turunu tamamlayan katılımcılara anı madalyaları takdim edildi.  <br /> <br />“Sağlıklı bir toplum oluşturma hedefiyle yola çıktık”<br />Programın açılış konuşmasında düzenli hareket etmenin önemine dikkat çeken Beylikdüzü Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Müdürü Mehmet Esmer, “Bizler Beylikdüzü Belediyesi olarak sağlıklı bir toplum oluşturma hedefiyle yola çıktık. Bu doğrultuda düzenlediğimiz bisiklet turuyla hareketliliğin önemine dikkat çekiyoruz. Sağlıklı bir toplum denildiğinde akla ilk olarak sağlıklı beslenme ve stres yönetimi gibi unsurlar gelse de, en az bunlar kadar önemli olan bir diğer unsur da düzenli hareket etmektir. Bugün gerçekleştirdiğimiz bu bisiklet turu da tam olarak bu farkındalığı artırmayı amaçlıyor. Etkinliğimize katılan tüm konuklarımıza içtenlikle teşekkür ediyorum” dedi.<br />“Bisiklete binmek insan sağlığı açısından son derece önemli bir aktivitedir”</p>
<p>İlçede yaşam kalitesini artırmaya yönelik projelere imza atan Beylikdüzü Belediyesi’ne teşekkür ederek sözlerine başlayan Beylikdüzü Kırlangıç Bisiklet Spor Kulübü Başkanı Haluk Karataş ise “Kırlangıç Bisiklet Spor Kulübü olarak ‘önce sağlık’ anlayışıyla hareket ediyoruz. Çünkü sağlık, insanların en çok önem vermesi gereken ve hayatın merkezinde yer alan en temel değerdir. Vatandaşlarımızın sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürdürebilmesi için bu doğrultuda hareket etmenin daha doğru olduğuna inanıyoruz ve bu etkinlikle de farkındalık oluşturmayı hedefliyoruz. Bisiklete binmek insan sağlığı açısından son derece önemli bir aktivitedir. Vücudun düzenli çalışmasına katkı sağlar, bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalıklara karşı direnci artırır” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beylikduzunde-pedallar-saglik-icin-dondu-631263">Beylikdüzü&#8217;nde Pedallar Sağlık İçin Döndü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İş kazaları bitmiyor çözüm &#8216;güvenlik kültürü&#8217;nde!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/is-kazalari-bitmiyor-cozum-guvenlik-kulturunde-630973</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Apr 2026 10:35:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bitmiyor]]></category>
		<category><![CDATA[çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Güvenlik Kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[İş Sağlığı Ve Güvenliği]]></category>
		<category><![CDATA[kazaları]]></category>
		<category><![CDATA[kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[nde]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[toplu]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=630973</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Sertaç Temur, 28 Nisan Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/is-kazalari-bitmiyor-cozum-guvenlik-kulturunde-630973">İş kazaları bitmiyor çözüm &#8216;güvenlik kültürü&#8217;nde!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü’nden<strong> </strong>Dr. Öğr. Üyesi Sertaç Temur, 28 Nisan Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><strong>İş sağlığı ve güvenliğinin amacı, insanların sağlıklı ve güvenli bir yaşam sürmesini sağlamak</strong></p>
<p>Sağlıklı olma durumunun kişinin fiziksel, psikolojik ve sosyal açıdan sağlıklı olması anlamına geldiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Sertaç Temur, “İş sağlığı ise çalışma ortamında kişinin sağlıklı olma durumunu sağlaması adına yapılan uygulamaları; iş güvenliği ise çalışma ortamının kişinin güvende olması adına yapılması veya alınması gereken güvenlik önlemleri anlamına gelmektedir. Buradan iş sağlığı ve güvenliğinin temel amacı, en yalın haliyle, çalışanların ya da daha genel bir tabirle insanların sağlıklı ve güvenli bir yaşama sahip olmasıdır. İnsan hayatından daha değerli bir şey olmadığını düşündüğümüzde, işyerlerinde yürütülen her faaliyetin öncelikli hedefi; çalışanı olası kazalardan, meslek hastalıklarından, fiziksel ve ruhsal zararlardan korumak olmalıdır. Bu sadece işyerinin değil, toplumun genel refahı için de hayati öneme sahiptir.” dedi.</p>
<p><strong>En riskli alanlar inşaat, sağlık ve taşımacılık</strong></p>
<p>Türkiye’de iş kazaları ve meslek hastalıklarının en sık görüldüğü sektörlere de değinen Dr. Öğr. Üyesi Sertaç Temur, “Türkiye’de iş kazalarının ve meslek hastalıklarının en sık yaşandığı alanlara baktığımızda, inşaat sektörü hâlâ ilk sırada yer almaktadır. Bunun yanında, sağlık sektörü çalışanları ergonomik riskler ve biyolojik etkenlere bağlı meslek hastalıklarıyla karşı karşıyadır. Son zamanlarda ise otellerde meydana gelen yangınlar bize, hizmet sektöründe yangın güvenliği önlemlerinin ne kadar hayati olduğunu tekrar hatırlattı. Ayrıca, uzun yol taşımacılığında tır sürücülerinin karşılaştığı trafik kazaları ve bu kazaların ardında yatan yorgunluk, dikkat dağınıklığı, riskli sürüş davranışları gibi etkenler, İSG’nin sadece fabrika veya inşaat gibi alanlarda değil, hayatın her yerinde gerekli olduğunu ortaya koyuyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>6331 sayılı kanun önemli bir dönüm noktası</strong></p>
<p>2012 yılında yürürlüğe giren 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun alandaki en önemli adımlardan biri olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Sertaç Temur, “Bu yasa ile birlikte her işyerinde risk değerlendirmesi yapılması, çalışanlara eğitim verilmesi ve iş güvenliği uzmanlarının görevlendirilmesi gibi zorunluluklar getirildi. 2012 yılından günümüze 6331 sayılı İSG Kanunu’nun üzerinde günümüz şartlarına ve Türk çalışma kültürüne uyumluluk sağlanması adına birçok düzenleme yapılmıştır. Mevzuatsal açıdan yapılan bu yenilikler ve gelişmeler ülkemizde işyerlerinde güvenlik kültürünün oturtulması adına önemli birer adım ve sistemli bir yapıya dönüştürmekte yol gösterici niteliktedir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Mevzuatlar kağıt üzerinde kalmamalı</strong></p>
<p>Mevzuatta yapılan güncellemelerin işyerlerinde güvenlik kültürünün oluşturulmasına katkı sağladığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Sertaç Temur, “Ancak mevzuatlar kağıt üzerinde kaldığında, bu kazanımlar gerçek hayatta karşılık bulamayabiliyor. Uygulamada, denetimlerin yetersizliği, işverenlerin sadece yasal zorunlulukları yerine getirme motivasyonuyla hareket etmesi ve bazı çalışanların farkındalık düzeyinin düşük olması gibi nedenlerle sistem tam anlamıyla işlemez hâle geliyor. Oysa güvenli bir çalışma ortamı için mevzuatların içselleştirilmesi, bir alışkanlık hâline getirilmesi gerekiyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Güvenlik kültürü yaşam tarzı haline gelmeli</strong></p>
<p>İş sağlığı ve güvenliğinde kalıcı başarının “güvenlik kültürü” ile mümkün olabileceğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Sertaç Temur, “Güvenlik kültürü, iş sağlığı ve güvenliğinin yalnızca bir prosedür değil, yaşam tarzı hâline gelmesini ifade eder. Bu kültürün oluşması ise yalnızca işyerlerinde değil, okullarda, evlerde hatta toplu taşımalarda dahi güvenli davranış biçimlerinin benimsenmesiyle mümkündür. Toplumun geneline yayılan bir güvenlik bilinci, yalnızca bugünü değil, yarını da güvence altına alır. Güvenlik kültürünün yaygınlaştırılması yönünde bugünden atılacak adımlar ancak 10-15 yıl içinde çok daha güvenli bir toplum yapısının temellerini atmamıza imkân sağlayacaktır.” dedi.</p>
<p><strong>İSG bir önlem değil, yaşam değeridir</strong></p>
<p>İş sağlığı ve güvenliğinin yalnızca bir önlem paketi olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Sertaç Temur, “Uzun vadeli hedefe ulaşabilmek için tümevarım yönteminin izlenmesi önemli bir strateji olacaktır. Küçük yaştaki çocuklar yeni alışkanlıkları daha kolay kazandıkları için, güvenlik kültürü eğitimlerinin erken yaşlarda verilmesi büyük önem taşımaktadır. Ayrıca, bireylerin lise ve üniversite mezuniyetlerinden sonra büyük bir kısmını işyerlerinde geçirmeleri nedeniyle, işyerlerinde kazanılan güvenli davranışlar zamanla bireyin genel yaşamına da sirayet eder. Bu da güvenlik kültüründe toplumsal bir dönüşümün başlamasında etkili olacaktır. Eğitim, iletişim, katılım ve örnek davranışlar, bu sürecin temel bileşenleridir. İSG yalnızca bir önlem paketi değil, yaşamı önceleyen bir değerdir.” şeklinde sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/is-kazalari-bitmiyor-cozum-guvenlik-kulturunde-630973">İş kazaları bitmiyor çözüm &#8216;güvenlik kültürü&#8217;nde!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Estergon Türk Kültür Merkezi&#8217;nde &#8220;Cumhuriyet&#8217;in Doğuşu&#8221; Resim Sergisi Açıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/estergon-turk-kultur-merkezinde-cumhuriyetin-dogusu-resim-sergisi-acildi-630515</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Apr 2026 07:40:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[estergon]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[Keçiören Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[nde]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sergi]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Cumhuriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=630515</guid>

					<description><![CDATA[<p>Keçiören Belediyesi, Rusya Federasyonu Ankara Büyükelçiliği iş birliğiyle Ankara'nın tarihi açısından büyük önem taşıyan anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/estergon-turk-kultur-merkezinde-cumhuriyetin-dogusu-resim-sergisi-acildi-630515">Estergon Türk Kültür Merkezi&#8217;nde &#8220;Cumhuriyet&#8217;in Doğuşu&#8221; Resim Sergisi Açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Keçiören Belediyesi, Rusya Federasyonu Ankara Büyükelçiliği iş birliğiyle Ankara&#8217;nın tarihi açısından büyük önem taşıyan anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. &#8220;Lansere&#8217;nin Gözünden Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin Doğuşu&#8221; adlı resim sergisi, Keçiören Belediyesi Estergon Türk Kültür Merkezi&#8217;nde sanatseverlerle buluştu. Serginin açılışına Keçiören Belediye Başkan Yardımcısı Dr. Atila Zorlu, Ankara Çalışmaları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Necdet Aysal, Rusya Federasyonu Ankara Büyükelçiliği Ateşesi Evgeni Bahrevski, Pakistan İslam Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği Elçi Müsteşarı Shaiq Ahmed Bhutto ve elçilik yetkilileri katıldı.</span></span></span></p>
<p><span><span><span><b>“Bu özel sergi, iki ülke arasındaki dostluğu pekiştiriyor”</b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b>Keçiören Belediye Başkan Yardımcısı Dr. Atila Zorlu</b>, sergi açılışında yaptığı konuşmada, Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin doğuş sürecinde yaşanan zorluklara dikkat çekerek şunları söyledi: “Tarih sahnesine baktığımızda, bilinenlerin ötesinde Tekâlif-i Milliye Emirleri gibi önemli örnekler de karşımıza çıkıyor. Aralıksız 50 yıl süren savaşlar sonrası devlet, büyük bir yoksullukla karşı karşıyaydı; erkek nüfus, silah, para, cephane ve asker kıyafeti gibi temel ihtiyaçlar neredeyse yoktu. Bu koşullarda devlet, Tekâlif-i Milliye Emirleri’ni yayımlayarak halktan mallarına el koydu ve bunları silah yapımında kullandı. Böylece, zorlu şartlar altında kazanılan bir savaşın hikâyesi yazıldı. Bu mücadeleyi daha derinlemesine anlamaya çalışırken, Necdet Aysal Hocamız ve dostlarımızla bir araya gelme fırsatımız oldu. Umarım Cumhuriyet’imizin kuruluş yıllarına ışık tutan bu özel sergi, iki ülke arasındaki işbirliklerine ve dostluk ilişkilerine katkı sağlar.”</span></span></span></p>
<p><span><span><span><b>“Keçiören Belediyesi’ni tebrik ediyorum”</b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b>Ankara Çalışmaları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Necdet Aysal</b>, katılımcılara yönelik yaptığı konuşmada Cumhuriyet tarihinde Ankara’nın özel bir yeri olduğunu belirterek, “Lansere tarafından 1922’de kaleme alınan bu değerli resimler arasında özellikle Ankara manzaraları ön plana çıkıyor. Milli Mücadele’nin Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde başladığı yıllarda, ülke zor bir süreçten geçiyordu. 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla birlikte, yeni Türk devleti için temeller Ankara’da atıldı. Anadolu’nun dört bir yanı işgal altındayken, Mustafa Kemal Paşa ve halkımız büyük bir mücadele başlatmıştı. Bu mücadelenin sonunda Lozan Barış Antlaşması’yla, 29 Ekim 1923’te Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. Ardından, ülkemizin yeniden inşa edilmesi ve kalkındırılması için büyük devrimler gerçekleştirildi. Bu devrimlerle Türkiye Cumhuriyeti hızla gelişmeye başladı. Bu süreçleri yansıtan anlamlı serginin hazırlanmasına katkı sağlayan herkesi, özellikle Keçiören Belediyesi’ni tebrik ediyorum.” dedi.</span></span></span></p>
<p><span><span><span><b>Rusya Federasyonu Ankara Büyükelçiliği Ataşesi Evgeni Bahrevski</b> ise “Keçiören Belediyesi iş birliğiyle hazırlanan bu sergi gerçekten çok önemli. Türkiye tarihinin çok önemli bir döneminin yansıtıldığını görmek çok değerli. Serginin hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.” diye konuştu.</span></span></span></p>
<p><span><span><span><b>Sergi, katılımcılara tarihi ve sanatsal bir yolculuk sundu</b></span></span></span></p>
<p><span><span><span>Protokol konuşmalarının ardından hediye takdimleri gerçekleştirilerek sergi açılışı yapıldı. Rus Ressam Yevgeni Lansere’nin 1922 Ankara’sını resmettiği eserlerden oluşan, &#8220;Lansere’nin Gözünden Türkiye Cumhuriyeti’nin Doğuşu&#8221; adlı sergi, dönemin önemli atmosferini sanatseverlere yansıttı. 1920&#8217;ler Ankara’sının sosyo-politik yaşamını sunan eserler, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesini gözler önüne sererken, katılımcılara tarihsel ve sanatsal bir yolculuk yapma fırsatı sundu.</span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/estergon-turk-kultur-merkezinde-cumhuriyetin-dogusu-resim-sergisi-acildi-630515">Estergon Türk Kültür Merkezi&#8217;nde &#8220;Cumhuriyet&#8217;in Doğuşu&#8221; Resim Sergisi Açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Sporunun Öncü İsimleri KTO Karatay&#8217;da Buluşuyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turk-sporunun-oncu-isimleri-kto-karatayda-bulusuyor-629900</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Apr 2026 14:22:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[buluşuyor]]></category>
		<category><![CDATA[karatay]]></category>
		<category><![CDATA[konya]]></category>
		<category><![CDATA[kto]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[öncü]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[simleri]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[sporunun]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[yön]]></category>
		<category><![CDATA[zirve]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=629900</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konya Milletvekili Mehmet Baykan öncülüğünde, Gençlik ve Spor Bakanlığı Spor Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün destekleri ve KTO Karatay Üniversitesi öğrenci topluluklarının koordinasyonuyla düzenlenen “Proaktif Spor Summit’26”, 28-29 Nisan 2026 tarihlerinde KTO Karatay Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilecek.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turk-sporunun-oncu-isimleri-kto-karatayda-bulusuyor-629900">Türk Sporunun Öncü İsimleri KTO Karatay&#8217;da Buluşuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Konya Milletvekili Mehmet Baykan öncülüğünde, Gençlik ve Spor Bakanlığı Spor Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün destekleri ve KTO Karatay Üniversitesi öğrenci topluluklarının koordinasyonuyla düzenlenen “Proaktif Spor Summit’26”, 28-29 Nisan 2026 tarihlerinde KTO Karatay Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilecek.<br />Spor yöneticilerini, profesyonellerini, sağlık çalışanlarını, hukukçuları ve sporcuları; akademi camiası ve üniversite öğrencileri ile bir araya getirecek olan Proaktif Spor Summit’26 etkinliği ile spor ekosisteminde iş birliğini arttırmak ve sürdürülebilir bir spor kültürünün gelişimine katkı sunmak hedefleniyor.<br />Türk Sporunun Öncü İsimleri KTO Karatay’da!<br />Türk sporunun vizyonuna yön veren önemli spor yöneticileri, KTO Karatay Üniversitesi’nde düzenlenecek zirvede bir araya geliyor. 28 Nisan 2026 tarihinde gerçekleştirilecek “Profesyonel Kulvar” açılış oturumu, deneyimli spor spikeri Erdoğan Arıkan moderatörlüğünde gerçekleşecek. Oturumda Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi Başkanı Prof. Dr. Veli Ozan Çakır, Türkiye Milli Paralimpik Komitesi Başkanı Dr. Murat Aksu, Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanı Hidayet Türkoğlu ve Türkiye Güreş Federasyonu Başkanı Taha Akgül yer alacak. Türk sporunun farklı branşlarında yönetim sorumluluğunu üstlenen isimler, profesyonel sporculuktan yöneticiliğe uzanan kariyer yolculuklarını, federasyonların gelecek vizyonunu, spor yönetiminde sürdürülebilir başarı modellerini ve Türkiye’nin uluslararası alandaki sportif hedeflerini katılımcılarla paylaşacak.<br />Sporun başarısında performans kadar sağlık, psikolojik dayanıklılık ve bilimsel destek süreçlerinin önemi, zirvenin dikkat çeken oturumlarından biri olan “Spor ve Sağlık” başlığı altında ele alınacak. Aynı gün gerçekleştirilecek “Spor ve Sağlık” oturumu, Dr. Öğr. Üyesi Özlem Akkoyun Sert moderatörlüğünde gerçekleşecek. Oturumda milli olimpik tekvandocu Hatice Kübra İlgün, milli paralimpik sporcu Abdullah Ilgaz, fizyoterapist Doç. Dr. Bihter Akınoğlu, uzman psikolog Esra Karagöz ve uzman fizyoterapist Hasan Yasin Acar yer alacak. Alanında uzman isimler; sporcu sağlığının korunması, sakatlıkların önlenmesi, performans gelişiminde fizyoterapinin rolü, mental dayanıklılık süreçleri ve elit sporcularda bilimsel destek mekanizmaları üzerine deneyim ve bilgilerini katılımcılarla paylaşacak.</p>
<p>Zirvenin İkinci Günü, Olimpiyat Şampiyonlarını Öğrencilerle Buluşturacak<br />Zirvenin ikinci gününde gerçekleştirilecek “Spor ve Kariyer” oturumunun moderatörlüğü Doç. Dr. Bayram Sönmez Ünüvar tarafından yapılacak. Milli olimpik okçu Mete Gazoz ve milli olimpik atıcı Yusuf Dikeç’in yanı sıra Türkiye Atıcılık Federasyonu Başkanı Murat Kocakaya, Dünya Taekwondo Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi ve milli olimpik sporcu Prof. Dr. Metin Şahin, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi Yönetim Kurulu Üyesi ve milli olimpik sporcu Hamide Bıçkın, Türkiye Basketbol Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Gülşah Akkaya yer alacak. Spor ve Kariyer oturumunda, profesyonel sporculuk yolculuğunda karşılaşılan zorluklar, uluslararası arenada başarıya ulaşma süreçleri, sporun kişisel gelişim ve liderlik üzerindeki etkileri ile sporcu gelişim modelleri kapsamlı şekilde ele alınacak.<br />Sporun saha içi performans kadar güçlü bir hukuki altyapı ile sürdürülebilir hale geldiği gerçeğinden hareketle kurgulanan “Spor ve Hukuk” oturumu, Doç. Dr. Aytekin Çelik moderatörlüğünde gerçekleştirilecek. Oturumda; Gençlik ve Spor Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürü Ahmet Can Acaroğlu, Polis Akademisi Başkanı ve önceki dönem TFF Tahkim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Murat Balcı ve CAS hakemi-önceki dönem TFF Baş Hukuk Müşaviri Duygu Yaşar yer alacak.<br />Konya Milletvekili Baykan; “Bu Zirve Geleceğin Spor Ekosistemine Yatırımdır” <br />Zirvenin öncülüğünü üstlenen Konya Milletvekili Mehmet Baykan ise etkinliğe ilişkin değerlendirmesinde, sporun gençlerin hayatındaki dönüştürücü gücüne vurgu yaparak, bu tür organizasyonların yalnızca bugünün değil, geleceğin spor ekosistemini inşa ettiğini ifade etti. Baykan, “Bilal Erdoğan Beyin Konya programında öğrencilerimizin dile getirdikleri Spor Zirvesini hayata geçiriyor olmaktan dolayı büyük bir mutluluk duyuyorum. Konya Ticaret Odası Başkanımız Selçuk Öztürk’e, Rektörümüz Prof. Dr. Fevzi Rifat Ortaç’a ve üniversite yönetimine teşekkür ediyorum. Türkiye’nin spor alanındaki uluslararası başarılarının artarak devam etmesi için gençlerin doğru rol modellerle buluşturulması büyük önem taşıyor, Proaktif Spor Summit’26 bu anlamda önemli bir misyon üstleniyor” ifadelerine yer verdi.<br />Proaktif Spor Summit’26 etkinliğinin, öğrencilerin spor alanına yönelik farkındalığını artırması, akademi, kamu ve spor dünyası arasında güçlü bir etkileşim zemini oluşturması amaçlanıyor. Alanında yetkin isimlerin bilgi ve tecrübelerini paylaşacağı bu önemli zirve, katılımcılara yeni bakış açıları kazandırırken, sporun geleceğine yönelik nitelikli fikirlerin gelişmesine de katkı sunacak.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turk-sporunun-oncu-isimleri-kto-karatayda-bulusuyor-629900">Türk Sporunun Öncü İsimleri KTO Karatay&#8217;da Buluşuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmangazi Belediyesi Girişimci Adaylarını Yarınlara Hazırlıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyesi-girisimci-adaylarini-yarinlara-hazirliyor-629263</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Apr 2026 07:48:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[girişimci]]></category>
		<category><![CDATA[girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[hazırlıyor]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kurs]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<category><![CDATA[yarınlara]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=629263</guid>

					<description><![CDATA[<p>Girişimcilik ekosistemine katkı sunmayı sürdüren Osmangazi Belediyesi, 72 saate çıkarılan kapsamlı bir eğitim programıyla kursiyerlere girişimcilik ruhunu aşılayarak iş geliştirme ve işletme yönetimine ilişkin bilgiler veriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyesi-girisimci-adaylarini-yarinlara-hazirliyor-629263">Osmangazi Belediyesi Girişimci Adaylarını Yarınlara Hazırlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Girişimcilik ekosistemine katkı sunmayı sürdüren Osmangazi Belediyesi, 72 saate çıkarılan kapsamlı bir eğitim programıyla kursiyerlere girişimcilik ruhunu aşılayarak iş geliştirme ve işletme yönetimine ilişkin bilgiler veriyor.</p>
<p>Osmangazi Belediyesi’nin girişimcilik kültürünü yaygınlaştırmak ve yeni iş fikirlerinin hayata geçirilmesine katkı sağlamak amacıyla düzenlediği kurslar, yoğun katılımla devam ediyor. Soğanlı Kültür Merkezi bünyesinde faaliyet gösteren Osmangazi Belediyesi Meslek Edindirme Kursları (OSMEK) kapsamında eğitimlere katılan çok sayıda girişimci adayı, teorik ve uygulamalı derslerle kendi işlerini kurma yolunda önemli adımlar atıyor.</p>
<p>Girişimcilik alanında farkındalık oluşturmayı hedefleyen kurs kapsamında eğitmen Selda Özyeşil tarafından katılımcılara iş dünyasına dair kapsamlı bir eğitim sunuluyor. Girişimcilik süreçleri, iş geliştirme, işletme yönetimi, pazarlama ve satış gibi temel konular detaylı şekilde ele alınırken, katılımcıların kendi projelerini oluşturabilecek bilgi ve donanıma ulaşmaları sağlanıyor.</p>
<p>“Birçok Öğrencimiz İş Sahibi Oldu”</p>
<p>Girişimciliğin bir ülkenin kalkınmasındaki kritik rolüne dikkat çekerek, eğitimlerin yalnızca teorik bilgilerle sınırlı olmadığını vurgulayan eğitmen Selda Özyeşil, girişimciliğe çok önem verildiğinin altını çizdi. Özyeşil, girişimcilik ruhuna da işaret ederek, sözlerine şu şekilde devam etti:</p>
<p>“Girişimcilik ruhu olmazsa girişimci olmamız biraz hayal. Bu nedenle önceliğimiz, öğrencilerimize bu bilinci kazandırmak. Gerçekten çok önemli kurslar. İlk başladığımızda 32 saatti, şimdi 72 saate çıkardık. Birçok öğrencimiz de iş sahibi oldu. Kursa geldiler ve adeta kapı kapıyı açtı. Eğitimlerimizde girişimcilik kavramı ve süreçlerinin yanı sıra proje geliştirme, işletme yönetimi, pazarlama ve satış gibi konularda kapsamlı içerik sunuyoruz. 72 saate akademik bilgileri sığdırarak katılımcılarımızı donanımlı hale getirmeye çalışıyoruz. İş planı bu sürecin en önemli aşamalarından biri; öğrencilerimize bitirme projesi olarak iş planı hazırlatıyoruz. Bu plan sayesinde kısa, orta ve uzun vadeli hedeflerini belirleyebiliyorlar. Bize bu imkanı sağlayan Osmangazi Belediyesi’ne teşekkür ediyorum.”</p>
<p>Girişimcilik eğitiminin önemine vurgu yapan kursiyerler ise aldıkları farklı bilgiler ile birlikte gelecekteki iş projelerini planladıklarını ve bu yönde çalışmalar gerçekleştirdiklerini kaydederek, katkılarından dolayı Osmangazi Belediyesi’ne teşekkürlerini sundu.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyesi-girisimci-adaylarini-yarinlara-hazirliyor-629263">Osmangazi Belediyesi Girişimci Adaylarını Yarınlara Hazırlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şiddet eğilimi bazı belirtiler verebiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/siddet-egilimi-bazi-belirtiler-verebiliyor-628450</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Apr 2026 11:03:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağ]]></category>
		<category><![CDATA[bazı]]></category>
		<category><![CDATA[belirtiler]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveyn]]></category>
		<category><![CDATA[eğilimi]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[temel]]></category>
		<category><![CDATA[verebiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=628450</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Neriman Kilit, ekran kullanımının çocukların bağlanma, gelişim ve davranış süreçleri üzerindeki olumsuz etkileri ile sağlıklı ebeveyn tutumunun önemini hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siddet-egilimi-bazi-belirtiler-verebiliyor-628450">Şiddet eğilimi bazı belirtiler verebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Neriman Kilit, ekran kullanımının çocukların bağlanma, gelişim ve davranış süreçleri üzerindeki olumsuz etkileri ile sağlıklı ebeveyn tutumunun önemini hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Çocukta  şiddet eğilimi sinyalerine dikkat! </strong></p>
<p>Şiddet eğiliminin çoğunlukla çevresel faktörlerle şekillendiğine değinen Dr. Öğr. Üyesi Neriman Kilit, “Genetik yatkınlık söz konusu olsa bile, doğru değerler kazandırıldığında çocuk bu eğilimleri kontrol etmeyi öğrenebilir.” dedi.</p>
<p>Şiddete eğilimli olabilecek çocuklarda bazı erken sinyaller gözlemlenebileceğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Kilit, şöyle devam etti:</p>
<p>“Sınırları kabul etmeme, akranlarına karşı saldırgan davranışlar, zorbalık, hayvanlara karşı duyarsızlık, yenilgiyi kabullenememe, öfke patlamaları, tehditkâr konuşmalar, intikam içerikli ifadeler  ve dijital oyunlara aşırı bağımlılık bu belirtiler arasında yer alır. Bu tür durumlarda problemi görmezden gelmek yerine bir uzmandan destek almak önemlidir. Ebeveynlik, öğrenilen bir süreçtir ve herkes bu süreçte dengeyi bulmaya çalışır. Çocuğa sınırsız özgürlük tanımak kadar aşırı sert tutumlar da gelişimi olumsuz etkiler. Sağlıklı disiplin; kararlı, tutarlı ve sevgi temelli bir yaklaşım gerektirir.”</p>
<p><strong>Ekranla meşguliyet, ebeveyn–bebek bağını zayıflatıyor! </strong></p>
<p>Dijital dünyanın hayatımıza yoğun biçimde girmesinin, çocuk gelişiminin birçok aşamasını doğrudan ya da dolaylı olarak etkileyebildiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Neriman Kilit, “Bu nedenle her gelişim dönemini doğru anlamak ve bu dönemlerde çocuğun ihtiyaçlarını sağlıklı şekilde karşılamak büyük önem taşıyor.” dedi.</p>
<p>İnsan hayatının ilk yılının, temel güven duygusunun oluştuğu en kritik evre olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Kilit, “Bu dönem ‘bağlanma dönemi’ olarak adlandırılır. Bebek, öncelikle anneyle, ardından babayla güvenli bir bağ kurarak dünyayı güvenli bir yer olarak algılamayı öğrenir. Ancak ebeveynlerin bu süreçte sürekli ekranla meşgul olması, bebekle kurulan göz teması, temas ve duygusal iletişimi zayıflatabilir. Bu durum da güvenli bağlanmanın sağlıklı şekilde gelişmesini engelleyerek ilerleyen yıllarda psikolojik sorunlara zemin hazırlayabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Ekran karşısında geçirilen uzun süreler, çocuğun farkındalık kazanmasını zorlaştırıyor!</strong></p>
<p>2 ila 3 yaş arası dönemin, çocuğun özerklik kazanmaya başladığı bir evre olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Neriman Kilit, “Tuvalet eğitiminin de bu döneme denk gelmesi tesadüf değildir. Çocuk bu süreçte kendi bedensel farkındalığını geliştirir; açlık, tokluk ve tuvalet gibi temel ihtiyaçlarını tanımayı öğrenir.” dedi.</p>
<p>Ancak ekran karşısında geçirilen uzun sürelerin, çocuğun bu farkındalıkları kazanmasını zorlaştıracağına vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Neriman Kilit, şunları söyledi:</p>
<p>“Aynı şekilde ebeveynin de sürekli telefonla meşgul olması, çocuğun rehberlik alma sürecini sekteye uğratır. 3 ila 6 yaş arası ise ‘oyun çağı’ olarak tanımlanır. Bu dönemde çocukların hayal gücünü geliştiren oyunlar oynaması son derece önemlidir. Evcilik gibi sembolik oyunlar, çocuğun duygusal ve sosyal gelişimine katkı sağlar. Buna karşın, şiddet içerikli dijital oyunlara maruz kalmak, hayal gücünün gelişimini sınırlandırabilir. Bu yaşlardan itibaren çocukların disiplinle tanışması, kreş ortamında yaşıtlarıyla etkileşim kurması ve paylaşmayı öğrenmesi gerekir. Sürekli şiddet içerikleriyle büyüyen bir çocuğun empati ve vicdan gelişimini sağlıklı şekilde tamamlaması ise oldukça güçleşir.”</p>
<p><strong>Sanal ve kolay başarı algısı gelişimi zayıflatıyor! </strong></p>
<p>7 ila 11 yaş arası dönemin, okul çağı olduğunu ve çocukların bu dönemde başarıya yöneldiklerine işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Neriman Kilit, “Akademik, sportif ya da sanatsal alanlarda takdir edilmek, özgüvenlerinin temelini oluşturur. Ancak günümüzde çalışmadan kazanma fikrinin öne çıkarılması, çocukların emek ve üretim kavramlarından uzaklaşmasına neden olabilmektedir. Oysa bireyin kendini değerli hissetmesi, ürettiğini görmesi ve bir işe katkı sağladığını fark etmesiyle mümkündür. Bu dönemde sorumluluk bilinci kazandırmak da önemlidir. Gerçek sorumluluklar yerine sanal dünyaya yönelen çocuklar, hayatın gerçek dinamiklerinden kopabilir.” dedi.</p>
<p>Ergenlik sürecinde ise bireyin kişiliğinin daha belirgin hale geldiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Kilit, “Bu dönemde iki temel unsur öne çıkar: Aile ve çevre tarafından şekillenen üst benlik ile toplumun bireyden beklentileri. Eğer çocukluk döneminde sağlıklı bir değer sistemi oluşturulmamışsa ve toplum da kolay yoldan başarı, dış görünüş odaklılık gibi mesajlar veriyorsa, genç birey ciddi bir kimlik karmaşası yaşayabilir.” diyerek sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siddet-egilimi-bazi-belirtiler-verebiliyor-628450">Şiddet eğilimi bazı belirtiler verebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Konak&#8217;ın İleri Yaş Merkezi&#8217;nde hareketli yaşam semineri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/konakin-ileri-yas-merkezinde-hareketli-yasam-semineri-628423</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Apr 2026 10:43:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[hareketli]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[konak]]></category>
		<category><![CDATA[leri]]></category>
		<category><![CDATA[merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[nde]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=628423</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlıklı ve aktif yaş almayı destekleyen çalışmalar kapsamında Konak Belediyesi ve Medicana International İzmir Hastanesi iş birliğinde düzenlenen seminerde Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, İleri Yaş Sağlıklı Yaşam Merkezi üyeleriyle bir araya geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konakin-ileri-yas-merkezinde-hareketli-yasam-semineri-628423">Konak&#8217;ın İleri Yaş Merkezi&#8217;nde hareketli yaşam semineri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Sağlıklı ve aktif yaş almayı destekleyen çalışmalar kapsamında Konak Belediyesi ve Medicana International İzmir Hastanesi iş birliğinde düzenlenen seminerde Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, İleri Yaş Sağlıklı Yaşam Merkezi üyeleriyle bir araya geldi. Yaş ilerledikçe egzersizin öneminin arttığını vurgulayan Şendur, “Hareketsiz yaşam, sağlıksız yaşamdır. Hareket etmek için bir spor salonuna yazılmayı ya da evinize bir spor aleti almayı beklemeyin” dedi.</b></p>
<p>Konak Belediyesi’nin yaş almış bireylerin sağlıklı ve aktif bir yaşam sürmesini desteklemek amacıyla yürüttüğü çalışmalar kapsamında önemli bir etkinlik daha gerçekleştirildi. Sosyal Hizmetler Müdürlüğü bünyesinde hizmet veren İleri Yaş Sağlıklı Yaşam Merkezi’nde düzenlenen seminerde Medicana International İzmir Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur ile bir araya gelen üyeler, çeşitli rahatsızlıklarına bir uzmandan cevap alabilme imkanı yakaladı. Üyelerin kendi rahatsızlıkları hakkında şikayetlerini dinleyen Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, hareket etmenin önemine dikkat çekti. Öte yandan Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, yanlış uygulamalar ya da benzer şikayetler nedeniyle birbiriyle karıştırılan hastalıklar hakkında da bilgi verdi.</p>
<p><b>“Düzenli egzersiz yaparak sağlıklı bir yaşam sürdürebilirsiniz”</b></p>
<p>İleri Yaş Sağlıklı Yaşam Merkezi üyelerine sağlıklı yaşam için hareket etmek gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, “Sedanter (hareketsiz) yaşam tarzı, zamanla çeşitli hastalıkların ortaya çıkmasına neden olabilir. Tanı yöntemleri ve tıp sürekli gelişse de bazı hastalıklar azalmak yerine artış göstermektedir. Bel ağrısı da bu durumun en yaygın örneklerinden biridir. Bunun en önemli nedenlerinden biri, günümüzde giderek daha fazla oturarak çalışmamız ve evden çalışma düzeninin yaygınlaşmasıdır. Hareketsiz yaşam, sağlıksız bir yaşam anlamına gelir. Pek çok hastalığa zemin hazırlayan hareketsizlik, doğru şekilde yapılan egzersizlerle önlenebilir. Özellikle kas-iskelet sistemi sağlığı için, günlük yaşama kolayca adapte edilebilen egzersizlerin düzenli olarak yapılması büyük önem taşır. Bu egzersizler arasında hafif tempolu koşu oldukça etkilidir. Bunun yanı sıra, periferik kasları güçlendirmek için yarım litrelik pet şişelerle ağırlık çalışmaları yapılabilir. Sandalyeden destek alarak şınav çekmek ya da squat gibi temel egzersizleri uygulamak da mümkündür” sözlerini kaydetti. Tüm bu sporları yapabilmek için spor salonuna gitmeye ya da eve bir spor aleti almaya gerek olmadığını belirten Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, “Kendi yaşam alanınızda, basit yöntemlerle düzenli egzersiz yaparak daha sağlıklı bir yaşam sürdürebilirsiniz” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konakin-ileri-yas-merkezinde-hareketli-yasam-semineri-628423">Konak&#8217;ın İleri Yaş Merkezi&#8217;nde hareketli yaşam semineri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KTO Karatay&#8217;da Fizyoterapi ve Rehabilitasyon SWOT Analizi Çalıştayı Gerçekleştirildi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kto-karatayda-fizyoterapi-ve-rehabilitasyon-swot-analizi-calistayi-gerceklestirildi-628162</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Apr 2026 08:18:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bölümü]]></category>
		<category><![CDATA[çalıştayı]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[fizyoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[kalite]]></category>
		<category><![CDATA[karatay]]></category>
		<category><![CDATA[kto]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[rehabilitasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Bilimleri]]></category>
		<category><![CDATA[süreçleri]]></category>
		<category><![CDATA[swot]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[yön]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=628162</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü tarafından, bölümün akademik ve kurumsal gelişimine katkı sunmak amacıyla “I. Fizyoterapi ve Rehabilitasyon SWOT Analizi Çalıştayı” gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kto-karatayda-fizyoterapi-ve-rehabilitasyon-swot-analizi-calistayi-gerceklestirildi-628162">KTO Karatay&#8217;da Fizyoterapi ve Rehabilitasyon SWOT Analizi Çalıştayı Gerçekleştirildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span>Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü tarafından, bölümün akademik ve kurumsal gelişimine katkı sunmak amacıyla “I. Fizyoterapi ve Rehabilitasyon SWOT Analizi Çalıştayı” gerçekleştirildi. Çalıştayda, bölümün mevcut akademik yapısı, eğitim-öğretim süreçleri, araştırma faaliyetleri ve uygulama alanları kapsamlı bir bakış açısıyla ele alındı.</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>KTO Karatay Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü tarafından düzenlenen “I. Fizyoterapi ve Rehabilitasyon SWOT Analizi Çalıştayı”nda, güçlü yönlerin pekiştirilmesi, gelişime açık alanların belirlenmesi ve sürdürülebilir kalite süreçlerinin oluşturulmasına yönelik değerlendirmeler yapıldı. Çalıştayın açılış programı KTO Karatay Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fevzi Rifat Ortaç, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Filiz Erbay, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Özlem Akkoyun Sert’in yanı sıra Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi, Necmettin Erbakan Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, Selçuk Üniversitesi, Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi ve Gazi Üniversitesi akademisyenleri, fizyoterapistler ve öğrencilerin katılımıyla gerçekleşti.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>“Çalıştayın, Kalite Güvencesi Süreçlerine Önemli Katkılar Sunacağına İnanıyoruz”</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Çalıştayın açılış konuşmasını yapan KTO Karatay Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fevzi Rifat Ortaç; “Bugün gerçekleştirilen çalıştayda, fizyoterapi ve rehabilitasyon eğitiminin güncel gereklilikleri doğrultusunda bölümümüzün mevcut durumu çok yönlü olarak analiz edilecek. İç ve dış paydaş beklentileri göz önünde tutularak, bölümümüzün geleceğine yön verecek stratejik hedefler ve yol haritası üzerine görüş alışverişinde bulunulacak. Kalite süreçleri ve akreditasyon çalışmaları içinde çalıştayları gerçekleştirmek hem sahip olduğumuz bölümün iyi veya gelişmeye açık yönlerini görmek hem de paydaşlarla bilgi alışverişinde bulunmak çok kıymetli. Nasıl bir eğitim modeli ve çıktı hedeflediğimizi belirlemeliyiz. Çıktılara bakarak değerlendirme yapmanın daha rasyonel olacağını düşünüyoruz. Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümümüzün, akademik gelişimini destekleyecek bu tür çalışmaların, kurumsal kalite güvencesi süreçlerine önemli katkılar sunacağına inancımız tamdır. Çalıştayın hayata geçirilmesinde emeği geçen tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>“Çalıştay, Araştırma Kapasitemizi Artırılması ve Uygulama Alanlarımızın Güçlendirmesine İçin Büyük Önem Taşıyor”</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Filiz Erbay; “Bugün gerçekleştirdiğimiz çalıştay, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon bölümümüzün mevcut durumunu ortaya koymanın yanı sıra, geleceğe daha sağlam, güçlü ve emin adımlar atılabilmesi için önemli bir süreçtir. Akademik birimlerimizin nitelikli eğitim anlayışını daha ileriye taşımak, araştırma kapasitemizi artırmak ve uygulama alanlarımızı güçlendirmek adına bu tür çalışmaların büyük önem taşıdığına inanıyoruz. Bugün burada elde edilen çıktılar, güçlü yönlerimizi ön plana çıkarmak, gelişime açık yönlerimizi doğru analiz etmek, risklerin farkına varmak adına katkı sağlayacaktır. Çalıştayımızın verimli geçmesini ve yol gösterici olmasını temenni ediyorum” şeklinde konuştu. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Açılış konuşmalarının ardından, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Özlem Akkoyun Sert, bölümün mevcut akademik yapısı, eğitim-öğretim faaliyetleri, araştırma alanları ve uygulama olanaklarına ilişkin kapsamlı bir sunum yaptı. Alanında uzman akademisyenlerin katılımıyla düzenlenen çalıştayda elde edilen çıktılar doğrultusunda eğitim kalitesinin artırılması, bilimsel üretkenliğin güçlendirilmesi ve topluma sunulan sağlık hizmetlerinin niteliğinin geliştirilmesine yönelik somut adımlar ele alındı. Program, belge takdimi ve toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.</span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kto-karatayda-fizyoterapi-ve-rehabilitasyon-swot-analizi-calistayi-gerceklestirildi-628162">KTO Karatay&#8217;da Fizyoterapi ve Rehabilitasyon SWOT Analizi Çalıştayı Gerçekleştirildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sesiniz sizin kimliğinizdir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sesiniz-sizin-kimliginizdir-627699</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Apr 2026 08:53:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[kimliğinizdir]]></category>
		<category><![CDATA[konuşma]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[ses]]></category>
		<category><![CDATA[sesiniz]]></category>
		<category><![CDATA[sizin]]></category>
		<category><![CDATA[yeşilyurt]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=627699</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölüm Başkan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Maral Yeşilyurt, 16 Nisan Dünya Ses Günü dolayısıyla ses sağlığının önemine dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sesiniz-sizin-kimliginizdir-627699">Sesiniz sizin kimliğinizdir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölüm Başkan Yardımcısı<strong> </strong>Dr. Öğr. Üyesi Maral Yeşilyurt, 16 Nisan Dünya Ses Günü dolayısıyla ses sağlığının önemine dikkat çekti.</p>
<p><strong>İnsan sesi sadece bir iletişim aracı değil</strong></p>
<p>Dünya Ses Günü’nün, insan sesinin günlük hayatımızdaki hayati önemine dikkat çekmek, sesle ilgili rahatsızlıklar konusunda farkındalık oluşturmak ve ses sağlığını korumanın önemini vurgulamak amacıyla her yıl 16 Nisan&#8217;da kutlandığını hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Maral Yeşilyurt, “İnsan sesi sadece bir iletişim aracı değil, aynı zamanda kişiliğimizin, duygularımızın ve kültürel kimliğimizin de bir parçasıdır. Profesyonel hayatta sanatçılardan öğretmenlere, çağrı merkezi çalışanlarından avukatlara, din görevlilerinden siyasetçilere kadar pek çok kişi için ‘ses’ en önemli iş aracıdır.” dedi.</p>
<p><strong>İnsanların yaklaşık yüzde 7’si yaşamlarının bir döneminde ses bozukluğu yaşıyor</strong></p>
<p>“Araştırmalar, insanların yaklaşık yüzde 7’sinin yaşamlarının bir döneminde ses bozukluğu yaşadığını gösteriyor.” diyen Dr. Öğr. Üyesi Maral Yeşilyurt, “Profesyonel ses kullanıcılarının ses bozukluğu yaşamadan koruyucu ve önleyici destek almaları dil ve konuşma terapistlerinin sorumluluk alanına girmektedir. Ses teli dediğimiz şey ‘V’ şeklinde bir kastır. Bir kas ne kadar güçlüyse travmalara karşı da o kadar dayanıklıdır. Profesyonel ses kullanıcılarında ses hijyenine yönelik farkındalığın kazandırılması, postür, nefes, fonasyon teknikleri ve ses egzersizleri ile koruyucu ve önleyici çalışmalar yapılmaktadır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Ses sağlığı için altın öneriler</strong></p>
<p>Ses sağlığını korumak için günlük alışkanlıkların büyük önem taşıdığına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Maral Yeşilyurt, şu uyarılarda bulundu:</p>
<p>&#8211; Sık ve şiddetli boğaz temizleme, sık ve şiddetli öksürük ses tellerini tahriş edeceğinden bu davranışlardan kaçının.</p>
<p>&#8211; Ses tellerinin hidrasyonu, nemli tutulması ve tahriş edici maddelerden uzak durulması önemlidir. Her gün yeterince su tüketin.</p>
<p>&#8211; Çay, kahve ve bitki çayının da diüretik etkisi olduğundan bunları sınırlı tüketin.</p>
<p>&#8211; Sigara ve alkolü sınırlayın.</p>
<p><strong>Reflünüz, alerjiniz varsa tedavi olun!</strong></p>
<p>&#8211; Mide asidinin yemek borusundan yukarı çıkması (reflü), ses tellerini tahriş eden en yaygın nedenlerden biridir. Gece yatmadan iki saat öncesinden yemek yememeyi ve aşırı asitli/baharatlı gıdalardan uzak durmaya çalışın. Reflünüz ve/veya alerjiniz varsa tedavi olun.</p>
<p>&#8211; Her gün yeterli uyumaya özen gösterin.</p>
<p>&#8211; Özellikle sesinizi yoğun kullandığınız günlerde kısa süreli &#8220;ses molaları&#8221; verin. Uzun süreli telefon konuşmalarından ve gürültülü ortamlarda bağırmaktan kaçının. Bağırarak konuşmayın, çığlık atmayın.</p>
<p>&#8211; Ses telleri de birer kastır. Bu kasların güçlü ve düzenli çalışması için dil ve konuşma terapistinizin önerdiği ses egzersizlerini düzenli bir şekilde yapın.</p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Yeşilyurt, “Unutmayın, eğer ses kısıklığınız 3 haftadan uzun sürüyorsa, mutlaka bir kulak burun boğaz (KBB) uzmanına danışmalısınız.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sesiniz-sizin-kimliginizdir-627699">Sesiniz sizin kimliğinizdir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmit sahil bağlantı kolu trafiğe kapatılıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmit-sahil-baglanti-kolu-trafige-kapatiliyor-627341</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Apr 2026 09:18:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bağlantı]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[güzergah]]></category>
		<category><![CDATA[hız]]></category>
		<category><![CDATA[kapatılıyor]]></category>
		<category><![CDATA[kavşağı]]></category>
		<category><![CDATA[kolu]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[sahil]]></category>
		<category><![CDATA[trafiğe]]></category>
		<category><![CDATA[yolu]]></category>
		<category><![CDATA[zmit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=627341</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, trafiğe nefes aldıracak Başiskele Kavşağı Projesi’nde önemli bir aşamaya daha geçiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmit-sahil-baglanti-kolu-trafige-kapatiliyor-627341">İzmit sahil bağlantı kolu trafiğe kapatılıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, trafiğe nefes aldıracak Başiskele Kavşağı Projesi’nde önemli bir aşamaya daha geçiyor. Proje kapsamında “İzmit Sahil Bağlantı Yolu” 14 Nisan Salı (yarın) günü itibariyle trafiğe kapatılacak, çalışmalar daha da hız kazanacak. Bu süreçte sürücüler için alternatif güzergâh belirlendi. Yetkililer, sürücüleri hız sınırlarına uymaları ve trafik işaretleri ile levhalara dikkat etmeleri konusunda uyardı.</p>
<p><b>SAHİL YOLU BAĞLANTISI KAVŞAKTAN AYRILIYOR</b><br />Kocaeli’de ulaşım altyapısını güçlendirecek önemli projelerden biri olan “D-130 Karayolu Başiskele Kavşağı Koridor Projesi 1. Etap Yapım İşi” tüm hızıyla devam ediyor. Bu kapsamda D-130 Karayolu ile Ömer Türkçakal Bulvarı (Sahil Yolu) arasındaki bağlantının Yuvacık Kavşağı’ndan ayrılmasını sağlayacak yeni bağlantı kolunda çalışmalar son aşamaya ulaştı. Söz konusu çalışmaların gerçekleştirilebilmesi için “Yuvacık Kavşağı” üzerindeki mevcut sahil yolu bağlantı kolu 14 Nisan Salı (yarın) günü itibariyle trafiğe kapatılacak. Bu alandaki çalışmaların 14 Haziran gününe kadar devam etmesi planlanıyor.</p>
<p><b>ALTERNATİF GÜZERGÂH BELİRLENDİ</b></p>
<p>Trafik akışının kesintiye uğramaması adına sürücüler alternatif güzergâha yönlendirilecek. Buna göre D-130 Karayolu’ndan gelen araçlar Güney Yanyol üzerinden Bursa Caddesi’ne, oradan da Muhtar Ustaoğlu Sokak ve Hoca Ahmet Yesevi Caddesi güzergâhını takip ederek yeniden sahil yoluna ulaşabilecek.</p>
<p><b>SÜRÜCÜLERE “DİKKATLİ OLUN” UYARISI</b><br />Yetkililer, sürücülerin çalışma sahasındaki trafik işaret ve yönlendirmelerine uymaları, hız limitlerine dikkat etmeleri ve özellikle yoğun saatlerde planlı hareket etmeleri gerektiğini vurguladı.</p>
<p><b>YENİ BAĞLANTI YOLU HIZLA TAMAMLANACAK</b><br />Mevcut bağlantı kolunun trafiğe kapatılmasıyla birlikte yeni bağlantı kolundaki çalışmaların hız kazanması ve projenin en kısa sürede tamamlanması hedefleniyor. Proje tamamlandığında D-130 Karayolu ile Sahil Yolu arasındaki ulaşım, Yuvacık Kavşağı’ndan ayrılarak yeni inşa edilen direksiyonel bağlantı kolu üzerinden sağlanacak.</p>
<p><b>DEV KİRİŞLERİN MONTAJI TAMAMLANDI</b><br />Öte yandan güzergâh üzerinde yer alan ve 43 metrelik prefabrik kirişleriyle dikkat çeken köprünün kiriş montajı geçtiğimiz günlerde başarıyla tamamlanmıştı. Projede şimdi iki köprü arasında kalan bölümde zemin iyileştirme ve geofoam dolgu imalatlarına geçiliyor. Bu çalışmaların, bağlantı kolunun güvenli ve uzun ömürlü olması açısından büyük önem taşıdığı ifade ediliyor.</p>
<p><b>TRAFİK ÖNEMLİ ÖLÇÜDE RAHATLAYACAK</b><br />Yeni düzenleme ile bölgede yoğun trafik yükü taşıyan mevcut bağlantının yerini daha modern ve akıcı bir sistem alacak. Böylece trafik yoğunluğunun önemli ölçüde azalması ve ulaşımın daha konforlu hale gelmesi bekleniyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmit-sahil-baglanti-kolu-trafige-kapatiliyor-627341">İzmit sahil bağlantı kolu trafiğe kapatılıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir, gençlere tarih bilinci aşılıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-genclere-tarih-bilinci-asiliyor-627254</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Apr 2026 13:02:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aşılıyor]]></category>
		<category><![CDATA[bilinci]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[gençlere]]></category>
		<category><![CDATA[kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Milli İrade]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=627254</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin farklı temalarda düzenlediği “Milli İrade Sohbetleri”, gençleri tarih ve kültürle buluşturmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-genclere-tarih-bilinci-asiliyor-627254">Büyükşehir, gençlere tarih bilinci aşılıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin farklı temalarda düzenlediği “Milli İrade Sohbetleri”, gençleri tarih ve kültürle buluşturmaya devam ediyor. Bu kapsamda Milli İrade Meydanı’nda yer alan Milli İrade Sanat Kafe’de gerçekleştirilen “Buyur Buradan Dinle: Tarih” programı gençlerin yoğun katılımıyla gerçekleşti. Program, Milli İrade Sohbetleri serisinin ilk buluşması olma özelliğiyle de ayrı bir önem taşıdı.</p>
<p><b>BOZKIR KÜLTÜRÜ TÜM YÖNLERİYLE ELE ALINDI</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi gençlerin entelektüel gelişimine, tarih bilincine ve kendilerine değer katmalarına özellikle önem veriyor. Bu kapsamda Milli İrade Sanat Kafe’de düzenlenen serinin ilk programında Dr. Öğr. Üyesi Sema Orsoy konuşmacı olarak yer aldı. Orsoy, Orta Asya’nın köklü geçmişine uzanarak bozkır kültürünün tarihsel ve toplumsal yapıyı nasıl şekillendirdiğini kapsamlı bir şekilde anlattı.</p>
<p><b>GÖÇEBE YAŞAMDAN GÜNÜMÜZE</b></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Sema Orsoy’un konuşmacı olarak yer aldığı söyleşide göçebe yaşam tarzının etkisiyle ortaya çıkan dayanışma kültürü, güçlü aile bağları ve doğayla kurulan derin ilişki vurgulandı. Bozkır yaşamının sadece geçmişte kalmadığını belirten Orsoy, bu kültürün izlerinin günümüz toplumlarında da sürdüğünü örneklerle aktardı.</p>
<p><b>MÜZİK, İNANÇ VE SOFRA KÜLTÜRÜ</b></p>
<p>Programda Orta Asya müziğinin doğayla iç içe yapısına dikkat çekilirken, kopuz gibi geleneksel enstrümanların kültürel hafızadaki yeri ele alındı. Ayrıca eski Türk inançları ve ritüellerinin toplumsal düzen üzerindeki etkileri de katılımcılarla paylaşıldı. Bozkır kültürünün önemli bir parçası olan mutfak geleneği de söyleşinin dikkat çeken başlıklarından biri oldu. Et ve süt ürünleri ağırlıklı beslenme alışkanlıklarının coğrafi şartlarla bağlantısı anlatılırken, aile yapısında saygı ve dayanışmanın ön planda olduğu vurgulandı.</p>
<p><b>KÜLTÜREL MİRAS GELECEĞE TAŞINIYOR</b></p>
<p>Katılımcıların büyük ilgi gösterdiği etkinlikte, kültürel mirasın korunması ve gelecek kuşaklara aktarılmasının önemi bir kez daha hatırlatıldı. Milli İrade Sohbetleri’nin, gençlerin tarih bilincini güçlendirmeye yönelik önemli bir adım olduğu ifade edildi. Soru-cevap eşliğinde devam eden sohbetin ardından katılımcılar programdan memnuniyetle ayrıldı.</p>
<p><b>SOHBETLERİN DEVAMI GELECEK</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından başlatılan Milli İrade Sohbetleri, farklı konu başlıkları ve alanında uzman konuklarla önümüzdeki süreçte de devam edecek. Bir sonraki buluşmanın 22 Nisan Çarşamba günü saat 18.00’de Doç. Dr. Meryem Gürbüz ile devam etmesi planlanıyor. Gençlerin bilgi ve farkındalığını artırmayı hedefleyen bu buluşmalar kentin kültür ve sanat hayatına katkı sunmayı amaçlıyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-genclere-tarih-bilinci-asiliyor-627254">Büyükşehir, gençlere tarih bilinci aşılıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aile Olmanın Gücü Osmangazi&#8217;de Konuşuldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/aile-olmanin-gucu-osmangazide-konusuldu-627203</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Apr 2026 12:32:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[gücü]]></category>
		<category><![CDATA[konuşuldu]]></category>
		<category><![CDATA[olmanın]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<category><![CDATA[Osmangazi Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=627203</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi’nin aile içi iletişimi güçlendirmek, ebeveynlik becerilerini desteklemek ve aile bireylerinin psikolojik dayanıklılığını artırmak için 5 hafta boyunca düzenleyeceği Ana Baba Okulu, “Aile Olmak ve Birlikte Yol Almak” semineriyle başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/aile-olmanin-gucu-osmangazide-konusuldu-627203">Aile Olmanın Gücü Osmangazi&#8217;de Konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span>Osmangazi Belediyesi’nin aile içi iletişimi güçlendirmek, ebeveynlik becerilerini desteklemek ve aile bireylerinin psikolojik dayanıklılığını artırmak için 5 hafta boyunca düzenleyeceği Ana Baba Okulu, “Aile Olmak ve Birlikte Yol Almak” semineriyle başladı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Günümüz dünyasında değişen sosyal şartlar, dijital hayatın etkileri, ekonomik ve kültürel dönüşümler, aile yapısını yeni sınamalarla karşı karşıya bırakıyor. Bu süreçte aile içi iletişimi güçlendirmek, ebeveynlik becerilerini desteklemek ve aile bireylerinin psikolojik dayanıklılığını artırmak her zamankinden daha büyük bir önem taşıyor. Bu ihtiyacı hisseden Osmangazi Belediyesi, Bursa Aile Danışmanları ve Eğitim Derneği (BURADDER) ile ortak bir projeye imza attı. Osmangazi Belediyesi’nin 5 hafta boyunca Cumartesi günleri düzenleyeceği Ana Baba Okulu, Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’nde “Aile Olmak ve Birlikte Yol Almak” semineriyle start aldı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Düzenlenen seminerde aile danışmanı Dilek Erol, Dr. Mesut Cevdet Yavuz ve psikolog Enes Yeşilağaç tarafından ebeveynlik, çocuğun hayatına yön veren temel bir sorumluluk alanı olarak ele alındı. Anne ve babanın tutumlarının kişilik gelişimi ve davranış biçimleri üzerindeki etkisinin değerlendirildiği seminerde, aile içinde kurulan ilişkinin çocuğun özgüvenine, sorumluluk duygusuna ve hayata bakışına nasıl yansıdığı üzerinde duruldu. Sevgi ile sınır arasındaki dengenin öneminin tartışıldığı programda çocuğa sözle değil, davranışla rehberlik etmenin etkisi incelendi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“Ailelerin 2 Haftada Bir Mutlaka Toplanmaları Gerekir”</span></span></b></span></span>&#8220;</p>
<p><span><span><span><span>Hata yapma, sonuçlarla yüzleşme ve sorunlarla baş etme becerisinin kazandırılmasında ailenin rolünün değerlendirildiği “Aile Olmak ve Birlikte Yol Almak” konulu seminerde konuşan Aile Danışmanı Dilek Erol, “Etkinliğe katılanlara aile içi iletişim konusunda atölye çalışmaları yaptırdım. Katılımcılarla, zihin okuma yöntemiyle tam olarak konuşmadan her aile üyesinin birbirini anlaması yerine, iletişime geçildiğinde her iki taraf için de sonucun çok daha iyi olduğunu konuştuk. Demokratik aile toplantısını anlattım. Her ailenin, her hafta veya iki haftada bir belirlediği günde, tıpkı bir yönetim kurulu toplantısı gibi aynı ciddiyette toplanması gerektiğini; birbirlerine beklenti, hedef ve sorunlarını yazmaları gerektiğini ifade ettim” şeklinde konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“Aynı Olmak Değil Uyumlu Hareket Edebilmek Çok Önemli”</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Ailenin tarihçesinden başlayarak bugüne kadar sohbet ettiklerini belirten Dr. Mesut Cevdet Yavuz, “İşin hukuki ve duygusal kısmına değindiğimiz noktalar oldu. Bu konularla ilgili örnekler verdik. Seminere katılanlar bizi sabırla dinlediler. Seminerde aile ve evlilik kavramının geçmişten bugüne nasıl geliştiğini ve değiştiğini konuştuk. Biz eğitimi davranış değişikliği hedefli olarak kabul ediyoruz. Bunu başarabilirsek oranları değiştirme imkanımız olacaktır. Temelde insanlar aynı olmayı önemsiyorlar; ancak aynı olmak değil, uyumlu hareket edebilmek çok önemlidir” ifadelerini kullandı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“Bu Proje Bizim İçin Çok Anlamlı”</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Osmangazi Belediyesi ile birlikte güzel bir proje olan Ana Baba Okulu’nun ilk oturumunu gerçekleştirdiklerini söyleyen Bursa Aile Danışmanları ve Eğitim Derneği Başkanı Nüket Bozkurt da, “Bu proje bizim için de çok anlamlıydı. Aileyi ve bireyleri bu kadar önemserken, bu anlamda yapılan çalışmaların ciddi şekilde amaca hizmet etmesi için farkındalık oluşturabilecek her türlü projede biz de var olabilmek için buradayız. Bu duyarlılığı için Osmangazi Belediyesi’ne çok teşekkür ediyorum” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“Aile Olmak Toplumumuzda Kolay Gözüken Çok Zor Bir Dinamik”</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Katılımcılarla ilişkiler içindeki duyguları konuştuklarını aktaran Psikolog Enes Yeşilağaç ise, “Empati, öfke kontrolü, sabır ve şefkatin, ne kadar kıymetli olduğunu anlatmaya çalıştık. Aile olmak bizim toplumumuzda kolay gözüken çok zor bir dinamik. Aile içinde çok fazla travma ve yaralarımız var bunları susturuyoruz. Bunlarla alakalı dinamikleri konuşup neyi daha güzel ve faydalı hale getirebiliriz onu anlatmaya çalıştık. Osmangazi Belediyesi’ne böyle bir program tertip ettiği için teşekkür ederiz” açıklamalarında bulundu.   </span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/aile-olmanin-gucu-osmangazide-konusuldu-627203">Aile Olmanın Gücü Osmangazi&#8217;de Konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Selçuklu&#8217;da &#8220;Okur-Yazar Buluşmaları&#8221; 4. Kez Öğrenci ve Yazarları Bir Araya Getiriyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/selcukluda-okur-yazar-bulusmalari-4-kez-ogrenci-ve-yazarlari-bir-araya-getiriyor-627191</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Apr 2026 12:22:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[araya]]></category>
		<category><![CDATA[buluşmaları]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[kez]]></category>
		<category><![CDATA[kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenciler]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencilerin]]></category>
		<category><![CDATA[okur-yazar]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[selçuklu]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<category><![CDATA[yazarları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=627191</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eğitime kütüphanecilik faaliyetleriyle de önemli katkılar sağlayan Selçuklu Belediyesi, öğrencilerin okuma alışkanlığını artırmak ve kültürel gelişimlerine katkı sağlamak amacıyla önemli bir projeyi  sürdürmeye devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/selcukluda-okur-yazar-bulusmalari-4-kez-ogrenci-ve-yazarlari-bir-araya-getiriyor-627191">Selçuklu&#8217;da &#8220;Okur-Yazar Buluşmaları&#8221; 4. Kez Öğrenci ve Yazarları Bir Araya Getiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Eğitime kütüphanecilik faaliyetleriyle de önemli katkılar sağlayan Selçuklu Belediyesi, öğrencilerin okuma alışkanlığını artırmak ve kültürel gelişimlerine katkı sağlamak amacıyla önemli bir projeyi  sürdürmeye devam ediyor. Kütüphane Haftası kapsamında “Okumadığın Gün Karanlıktasın” temasıyla hayata geçirilen Okur-Yazar Buluşmaları bu yıl 4. kez öğrencilerle yazarları buluşturuyor.</p>
<p>Selçuklu Belediyesi Kütüphaneler ve Müzeler Müdürlüğü koordinasyonunda 25 farklı okulda 25 farklı yazar öğrencilerle bir araya gelerek kitaplar üzerine söyleşiler gerçekleştiriyor. İlkokul, ortaokul ve lise düzeylerine uygun olarak hazırlanan ve öğrencilerin yaş gruplarına göre nitelikli içeriklerle zenginleştirilen program ile öğrencilerin yazarlık serüvenlerine yakından tanıklık etmelerine olanak sağlanırken, aynı zamanda kitaplara olan ilgileri de artırılıyor.</p>
<p>Ahmet Hazım Uluşahin İmam Hatip Ortaokulu’nda düzenlenen etkinlikte Eğitimci Yazar Mehmet Ali İnan, “Hz. Muhammed (S.A.V) ’in  Çocukluğu” isimli kitabı hakkında öğrencilere söyleşi gerçekleştirdi. Okumanın önemine değinen İnan, öğrencilerden yazarlık serüveni ve kitap hakkında gelen soruları cevaplandırdı.</p>
<p>Söyleşiden duydukları memnuniyeti ifade eden öğrenciler de Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı ve Yazar Mehmet Ali İnan’a teşekkür etti.</p>
<p><b>Başkan Pekyatırmacı: “Okuyan, düşünen ve sorgulayan bir nesil; disiplinli ve bilgili bir toplumun en önemli temelidir”</b></p>
<p>Selçuklu’da eğitime desteklerini artarak devam ettirdiklerini ifade eden Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, “Okur Yazar Buluşmaları öğrencilerin farklı bakış açıları kazanması ve kendilerini geliştirmesi adına büyük öneme sahip. Bu etkinlikler okuma kültürünün küçük yaşlarda kazanılması, öğrencilerin kitaplara olan ilgisinin artırılması ve düşünme becerilerinin geliştirilmesi için büyük önem taşırken çocuklarımıza kitapların renkli dünyasını yazarlarıyla birlikte keşfetme imkanı sunuyor. Bizler inanıyoruz ki okuyan, düşünen ve sorgulayan bir nesil; disiplinli ve bilgili bir toplumun en önemli temelidir. Bugün burada gördüğümüz ilgi ve heyecan bizleri son derece mutlu etti. İnşallah bu tür programlarla çocuklarımızı daha fazla kitapla buluşturacak, onları farklı yazarlarla bir araya getirmeye devam edeceğiz. Bu güzel etkinliğe değerleri birikimleri ile katkı sağlayan yazarımıza teşekkür ediyor, sevgili öğrencilerimize eğitim hayatlarında başarılar diliyorum” diye konuştu.</p>
<p>Söyleşinin ardından Eğitimci Yazar Mehmet Ali İnan’a plaket takdim edildi. Etkinliğin sonunda yazar  öğrenciler için kitaplarını imzaladı.  </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/selcukluda-okur-yazar-bulusmalari-4-kez-ogrenci-ve-yazarlari-bir-araya-getiriyor-627191">Selçuklu&#8217;da &#8220;Okur-Yazar Buluşmaları&#8221; 4. Kez Öğrenci ve Yazarları Bir Araya Getiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kardeşlerin ayrılması duygusal güvenliği riske atıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kardeslerin-ayrilmasi-duygusal-guvenligi-riske-atiyor-625778</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Apr 2026 17:53:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[atıyor]]></category>
		<category><![CDATA[ayrı]]></category>
		<category><![CDATA[ayrılması]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[güvenliği]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[kardeşler]]></category>
		<category><![CDATA[kardeşlerin]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[riske]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625778</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, 10 Nisan Uluslararası Kardeşler Günü kapsamında boşanma veya ayrılık durumunda kardeşlerin ayrı büyümesinin çocukların duygusal güvenliği, psikolojik dayanıklılığı ve sosyal gelişimi üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kardeslerin-ayrilmasi-duygusal-guvenligi-riske-atiyor-625778">Kardeşlerin ayrılması duygusal güvenliği riske atıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, 10 Nisan Uluslararası Kardeşler Günü kapsamında boşanma veya ayrılık durumunda kardeşlerin ayrı büyümesinin çocukların duygusal güvenliği, psikolojik dayanıklılığı ve sosyal gelişimi üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Kardeşlerin ayrılması, duygusal güvenliklerini zedeliyor!</strong></p>
<p>Boşanma sürecinin çocuk için önemli bir kayıp ve yeniden uyum gerektiren bir durum olduğunu ifade eden Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Bu süreçte kardeşlerin de birbirinden ayrılması, çocuğun ‘güvenli alanlarından’ birinin daha kaybı anlamına gelir.” dedi.</p>
<p>Kardeşlerin çoğu zaman çocuk için yalnızca bir aile üyesi değil, aynı zamanda bir duygusal destek kaynağı olduğunu aktaran Tunçel, “Bu bağın kopması; yalnızlık, terk edilme hissi, kaygı ve öfke gibi duyguların yoğunlaşmasına neden olabilir. Uzun vadede bu durum, çocuğun ilişkilerde süreklilik ve güven algısını zedeleyebilir. Özellikle erken yaşlarda yaşanan bu tür ayrılıklar, bağlanma örüntülerini etkileyerek daha kaygılı veya kaçıngan bağlanma stillerinin gelişmesine zemin hazırlayabilir. Çocuk, ‘yakın olduğum insanlar bir gün gider’ şeklinde bir inanç geliştirebilir. Bu da ileriki yaşlarda arkadaşlık ve romantik ilişkilerde mesafe koyma ya da aşırı bağımlı olma gibi uç davranışlara yol açabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kardeşlerin birlikte kalabilmesi, çocuğun psikolojik dayanıklılığı açısından koruyucu bir faktör!</strong></p>
<p>Kardeş ilişkisinin, çocuğun sosyal ve duygusal gelişimi için benzersiz bir alan olduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Çocuklar kardeşleriyle birlikteyken paylaşmayı, çatışma çözmeyi, empati kurmayı ve duygularını düzenlemeyi öğrenirler. Aynı zamanda kardeşler, özellikle zor zamanlarda birbirleri için ‘tanıdık ve güvenli bir liman’ işlevi görür.” dedi.</p>
<p>Birlikte büyüyen kardeşler arasında oluşan ortak anıların, kimlik gelişimini desteklediğini ve aidiyet duygusunu güçlendirdiğini kaydeden Tunçel, “Bu bağ, çocukların stresle başa çıkma becerilerini artırır ve yalnızlık hissini azaltır. Dolayısıyla kardeşlerin birlikte kalabilmesi, çocuğun psikolojik dayanıklılığı açısından koruyucu bir faktör olarak değerlendirilebilir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Temas eksikliği, kardeşler arasında duygusal mesafeyi artırır! </strong></p>
<p>Ayrı büyüyen kardeşler arasında zamanla duygusal uzaklaşma veya yabancılaşma görülebildiğine değinen Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Düzenli temas ve ortak yaşantı eksikliği, kardeşler arasında zamanla duygusal mesafenin artmasına neden olabilir. Özellikle küçük yaşlarda ayrılan kardeşler, birbirlerini yeterince tanıyamayabilir ve ilişki yüzeysel kalabilir.” dedi.</p>
<p>Bunu önlemek için ebeveynlerin bilinçli bir çaba göstermesinin çok önemli olduğunu vurgulayan Tunçel, “Düzenli görüşmeler, ortak etkinlikler, tatiller ve mümkünse rutin bir iletişim planı oluşturulmalı. Günümüzde dijital iletişim araçları da bu bağı desteklemek için kullanılabilir. Ancak burada önemli olan sadece temas sıklığı değil, temasın niteliğidir yani çocukların birlikte kaliteli zaman geçirebilmesi gerekir. Ayrıca ebeveynlerin kardeş ilişkisini destekleyici bir dil kullanması ve taraf tutmaktan kaçınması da kritik rol oynar.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Kardeşler birlikte kalmalı veya bağlarının desteklenmesine önem verilmeli!</strong></p>
<p>Ayrılığın etkisinin çocuğun bireysel özelliklerine göre değişkenlik gösterdiğini de sözlerine ekleyen Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, şunları söyledi:</p>
<p>“Küçük çocuklar ayrılığı daha somut bir kayıp olarak yaşarken, ergenler bunu daha karmaşık duygularla (öfke, suçluluk, sadakat çatışması) deneyimleyebilir. Erken çocukluk döneminde yaşanan ayrılıklar, bağlanma üzerinde daha derin etkiler bırakabilir.</p>
<p>Cinsiyet tek başına belirleyici değildir; ancak toplumsal roller nedeniyle bazı çocuklar duygularını ifade etmekte daha zorlanabilir veya daha fazla içselleştirebilir.</p>
<p>Daha hassas, içe dönük veya kaygıya yatkın çocuklar ayrılıktan daha fazla etkilenebilir. Daha esnek ve sosyal çocuklar ise destekleyici çevre varsa daha kolay uyum sağlayabilir.</p>
<p>Sonuç olarak, kardeşlerin ayrılması her çocuk için aynı etkiyi yaratmaz; ancak genel olarak bu durum, çocuğun duygusal güvenliği üzerinde risk oluşturur. Bu nedenle mümkün olan durumlarda kardeşlerin birlikte kalması, mümkün değilse de bağlarının aktif şekilde desteklenmesi büyük önem taşır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kardeslerin-ayrilmasi-duygusal-guvenligi-riske-atiyor-625778">Kardeşlerin ayrılması duygusal güvenliği riske atıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu hastalıkta gülmek, hapşırmak hatta yürümek bile işkence!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bu-hastalikta-gulmek-hapsirmak-hatta-yurumek-bile-iskence-625345</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Apr 2026 08:49:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[doğum]]></category>
		<category><![CDATA[gülmek]]></category>
		<category><![CDATA[hapşırmak]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkta]]></category>
		<category><![CDATA[hatta]]></category>
		<category><![CDATA[İdrar Kaçırma]]></category>
		<category><![CDATA[işkence]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[mesane]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<category><![CDATA[yürümek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625345</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadın hastalıklarında en sık görülen ama çoğunlukla ‘utanıldığı’ için en az konuşulan sorunların başında idrar kaçırma geliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-hastalikta-gulmek-hapsirmak-hatta-yurumek-bile-iskence-625345">Bu hastalıkta gülmek, hapşırmak hatta yürümek bile işkence!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadın hastalıklarında en sık görülen ama çoğunlukla ‘utanıldığı’ için en az konuşulan sorunların başında idrar kaçırma geliyor. <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Ecem Eren</strong> “Ülkemizde her 3 kadından biri idrar kaçırma sorunu yaşıyor ancak doktora söylemekten çekiniyor. Bir çoğu da ‘doğum yaptım, normaldir’, ‘yaş aldım artık olur’ diye düşünerek sorunu baştan kabulleniyor. Oysa idrar kaçırma yaygın olsa da normal değildir ve tedavisi mümkündür” diyor. </p>
<p>İdrar kaçırmanın sadece fiziksel bir problem olmadığını, günlük yaşamı kabusa çevirebildiğini vurgulayan Dr. Eren; bu sorunu yaşayan kadınların özgüveninin hızla azaldığını, spor yapmaktan, uzun yolculuklara çıkmaktan, sosyal ortamlara girmekten hatta hapşırmaktan ve gülmekten bile çekindiklerini belirtiyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Ecem Eren utandıran hastalığın 6 temel nedenini ve en en yeni tedavi yöntemlerini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p><strong>Menopoz ve yaş</strong></p>
<p>Menopozla birlikte vücutta östrojen hormonunun azalması, mesane ve idrar yolunu destekleyen dokuların zayıflamasına yol açabiliyor. Yaş ilerledikçe kas gücünde ve doku elastikiyetinde görülen azalma da bu durumu kolaylaştırabiliyor. Bu nedenle menopoz dönemindeki kadınlarda mesane kontrolünü sağlamak zorlaşabiliyor. </p>
<p><strong>Fazla kilo</strong></p>
<p>Aşırı kilo, karın içi basıncını artırarak mesane üzerinde sürekli bir baskı oluşturabiliyor. Bu baskı özellikle gülme, hapşırma, öksürme veya egzersiz sırasında mesane kontrolünü zorlaştırabiliyor. Dr. Ecem Eren, kilo kontrolünün, bu sorunun önlenmesi ve hafifletilmesinde önemli bir rol oynadığını belirtiyor. </p>
<p><strong>Doğum yapmış olmak </strong></p>
<p>Sadece normal doğum yapmak değil, gebelik de tek başına riski artırabiliyor. Pelvik taban kasları ve bağ dokular önemli ölçüde gerileyebiliyor. Bu bölgede oluşan gevşeme mesane ve idrar kanalını destekleyen yapıları zayıflatabiliyor. Zor doğumlar geçirmek de ilerleyen yıllarda bu sorunun ortaya çıkma riskini artırabiliyor. Doğum sırasında pelvik taban kasları ve destek dokular zarar görebilir. Sadece vajinal doğum yapmak değil, gebe kalmış olmak tek başına dahi riski artırıyor.</p>
<p><strong>Kronik öksürük veya kabızlık</strong></p>
<p>Uzun süre devam eden öksürük atakları ya da sürekli ıkınmaya neden olan kabızlık, pelvik taban kasları üzerinde tekrar eden bir basınç oluşturabiliyor. Bu durum zamanla kasların dayanıklılığını azaltarak mesane kontrolünün zayıflamasına neden olabiliyor. </p>
<p><strong>Pelvik taban kaslarının zayıflaması</strong></p>
<p>Mesaneyi ve idrar yolunu destekleyen pelvik taban kasları zamanla zayıfladığında mesane kontrolü de olumsuz etkilenebiliyor. Dr. Ecem Eren “Hareketsiz yaşam, gebelikler, hormonal değişiklikler, yaşlanma veya bazı cerrahiler bu kasların gücünü azaltabilir. Düzenli pelvik taban egzersizleri kasları güçlendirerek şikayetlerin azalmasına yardımcı olabilir” diyor. </p>
<p><strong>Diyabet (şeker hastalığı) ve enfeksiyonlar </strong></p>
<p>Diyabet (şeker hastalığı) sinir sistemini etkileyerek mesanenin çalışma düzenini bozabiliyor. Ayrıca sık görülen idrar yolu enfeksiyonları da mesane hassasiyetini artırarak kontrol sorunlarına yol açabiliyor. Bu nedenle diyabetin iyi kontrol edilmesi ve enfeksiyonların zamanında tedavi edilmesi büyük önem taşıyor. </p>
<p><strong>xxxxx Kutu Bilgisi xxxxxx</strong></p>
<p><strong>Farklı tedavi seçenekleri var!</strong></p>
<p><strong>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Ecem Eren</strong>, idrar kaçırma sorununa karşı günümüzde farklı tedavi seçenekleri olduğunu, yani idrar kaçırmanın kader olmadığını belirterek şöyle konuşuyor: “Pelvik taban egzersizleri ve bazı ilaç tedavileri birçok hastada fayda sağlayabiliyor. Uygun hastalarda lazer uygulamaları veya destekleyici dolgu yöntemleri de tercih edilebiliyor. Daha ileri durumlarda ise küçük cerrahi girişimler ile mesaneyi destekleyen yapılar güçlendirilebiliyor ve oldukça başarılı sonuçlar alınabiliyor. İdrar kaçırma kadınların sessizce katlanması gereken bir durum değil. Yaygın olabilir ama normal değildir ve çoğu zaman tedavi edilebilir. Bu yüzden kadınların utanmadan bu konuyu dile getirmesi ve bir uzmana başvurması çok önemli. Bazen doğru soruyu sormak bile çözümün ilk adımı olabilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-hastalikta-gulmek-hapsirmak-hatta-yurumek-bile-iskence-625345">Bu hastalıkta gülmek, hapşırmak hatta yürümek bile işkence!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fazla tuz, mide kanseri riskini artırabiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/fazla-tuz-mide-kanseri-riskini-artirabiliyor-624990</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Apr 2026 12:08:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artırabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[fazla]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[mide]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[tuz]]></category>
		<category><![CDATA[Tuz Tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624990</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Gastroenteroloji ve Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, aşırı tuz tüketiminin mideye verdiği zararlar ile özellikle diğer risk faktörleriyle birlikte kanser riskinin artmasına etkisi hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fazla-tuz-mide-kanseri-riskini-artirabiliyor-624990">Fazla tuz, mide kanseri riskini artırabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Gastroenteroloji ve<strong> </strong>Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, aşırı tuz tüketiminin mideye verdiği zararlar ile özellikle diğer risk faktörleriyle birlikte kanser riskinin artmasına etkisi hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Fazla tuz tüketimi kanser gelişimi için uygun bir zemin hazırlayabilir! </strong></p>
<p>Aşırı tuz tüketiminin doğrudan kansere neden olmasa da, mide sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yaratarak mide kanseri riskini artırabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Yüksek tuz alımı, mideyi koruyan mukozal tabakayı tahriş eder ve zamanla zayıflatır. Bu durum, mideyi zararlı maddelere ve enfeksiyonlara karşı daha savunmasız hale getirir.” dedi.</p>
<p>Sürekli tahriş olan mide yüzeyinin, adeta zımpara kağıdıyla aşındırılmış gibi hassaslaşacağını ve bunun da iltihaplanma süreçlerini tetikleyebileceğini ifade eden Prof. Dr. Atamer, “Bilimsel çalışmalar, aşırı tuz tüketiminin mide kanseri ile ilişkili olduğunu gösteriyor. Özellikle turşu, konserve ve yüksek tuz içeren fermente gıdaların sık tüketildiği toplumlarda mide kanseri oranlarının daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Bu durumun önemli nedenlerinden biri, mide kanseriyle ilişkili bir bakteri olan Helikobakter pylori’nin yüksek tuzlu ortamda daha kolay çoğalabilmesidir. Tuz, bu bakterinin mide duvarına verdiği zararı artırarak kanser gelişimi için uygun bir zemin hazırlayabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Sigara ve alkol kullanımıyla birlikte yüksek tuz tüketimi kanser riskini artırabilir! </strong></p>
<p>Tuz tüketiminin diğer risk faktörleriyle birleşmesinin de tehlikeyi büyüttüğüne vurgu yapan Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Sigara ve alkol kullanımı, mide zarını zayıflatarak tuzun olumsuz etkilerini artırır ve birlikte değerlendirildiğinde kanser riskini daha da yükseltebilir.” dedi.</p>
<p>Günlük tuz tüketimi konusunda dikkatli olunması büyük önem taşıdığı uyarısını yapan Prof. Dr. Atamer, “Genel olarak günlük sodyum alımının 2.300 miligramı aşmaması önerilir. Ancak çocuklar, hipertansiyon hastaları ve böbrek hastalığı bulunan bireyler için bu miktarın daha da düşük olması gerekir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Dengeli tuz tüketimi sağlığı korur! </strong></p>
<p>Modern beslenme alışkanlıklarında ‘gizli tuz’un önemli bir sorun olduğunun altını çizen Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Cipsler, hazır çorbalar, şarküteri ürünleri, dondurulmuş yemekler ve hatta bazı ekmek çeşitleri beklenenden çok daha fazla sodyum içerebilir. Örneğin, bir porsiyon konserve çorba 800 miligramdan fazla sodyum içerebilir; bu da günlük önerilen miktarın önemli bir kısmını tek başına karşılayabilir.” dedi.</p>
<p>Tuz tüketimini azaltmanın, lezzetten ödün vermek anlamına gelmediği değerlendirmesini yapan Prof. Dr. Atamer, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Yemeklerde sarımsak, kırmızı biber, kekik gibi baharatlar ve limon gibi turunçgiller kullanılarak daha zengin ve dengeli tatlar elde edilebilir. Ayrıca alışveriş yaparken ürün etiketlerindeki sodyum oranını kontrol etmek ve ‘az tuzlu’ ibaresi bulunan ürünleri tercih etmek sağlıklı bir yaklaşım olacaktır.</p>
<p>Özellikle kalp hastalığı, hipertansiyon ve kronik böbrek hastalığı olan bireyler için tuz tüketimi daha kritik bir konudur. Fazla tuz alımı, bu hastalıkların seyrini olumsuz etkileyebilir ve komplikasyon riskini artırabilir. Bu nedenle dengeli ve kontrollü bir tuz tüketimi, hem mide sağlığını korumak hem de genel sağlığı desteklemek açısından büyük önem taşır.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fazla-tuz-mide-kanseri-riskini-artirabiliyor-624990">Fazla tuz, mide kanseri riskini artırabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gece sütüyle uyutma alışkanlığı çocukların diş sağlığını riske atabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gece-sutuyle-uyutma-aliskanligi-cocuklarin-dis-sagligini-riske-atabilir-624622</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2026 11:43:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[çürük]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[koruyucu]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[süt]]></category>
		<category><![CDATA[sütüyle]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[uyutma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624622</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimi Doç. Dr. Barış Karabulut, çocukların ağız ve diş sağlığını korumak için pedodonti uygulamalarının önemi, erken muayene, koruyucu tedbirler ve doğru alışkanlıkların kazanılmasının gerekliliği hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gece-sutuyle-uyutma-aliskanligi-cocuklarin-dis-sagligini-riske-atabilir-624622">Gece sütüyle uyutma alışkanlığı çocukların diş sağlığını riske atabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimi Doç. Dr. Barış Karabulut, çocukların ağız ve diş sağlığını korumak için pedodonti uygulamalarının önemi, erken muayene, koruyucu tedbirler ve doğru alışkanlıkların kazanılmasının gerekliliği hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Koruyucu diş hekimliği ile çürükler ve anomaliler önlenir!</strong></p>
<p>Pedodonti, yani çocuk diş hekimliğinin, bebeklikten ergenlik dönemine kadar çocukların ağız ve diş sağlığıyla ilgilenen bir uzmanlık alanı olduğunu aktaran Doç. Dr. Barış Karabulut, “Bu süreç, aslında anne karnında başlar. Hamilelik döneminde anneye verilen eğitimlerle temeller atılır ve bebeğin ilk dişinin çıkmasıyla birlikte düzenli muayene süreci başlar.” dedi.</p>
<p>Pedodonti uzmanlarının temel hedeflerinden birinin, çocuklarda diş hekimi korkusu oluşmadan, güvenli ve olumlu bir deneyim sağlamak olduğuna vurgu yapan Doç. Dr. Karabulut, “Bu sayede çocukların diş hekimi ziyaretlerini bir alışkanlık haline getirmeleri ve ağız-diş sağlığını yaşam boyu korumaları amaçlanır. Aynı zamanda koruyucu diş hekimliği uygulamalarıyla, çürükler ve olası anomaliler oluşmadan önce önlem alınır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Süt dişleri, geçici olmalarına rağmen son derece önemli bir role sahip! </strong></p>
<p>Koruyucu diş hekimliği uygulamaları kapsamda fissür örtücü ve flor uygulamaları gibi işlemler yapıldığı bilgisini veren Doç. Dr. Barış Karabulut, “Erken çocukluk çağı çürükleri tespit edilerek gerekli durumlarda dolgu veya kanal tedavisiyle dişler restore edilir. Ayrıca dişlerde oluşabilecek çapraşıklıklar erken dönemde belirlenerek ileride oluşabilecek ortodontik sorunların önüne geçilir.” dedi.</p>
<p>Çocukların ilk diş muayenesinin, ilk diş çıkar çıkmaz ya da en geç bir yaş civarında yapılmasının önerildiğine değinen Doç. Dr. Karabulut, şunları söyledi:</p>
<p>“Bu erken tanışma, çocuğun diş hekimine alışmasını kolaylaştırırken, ailelerin de doğru beslenme ve ağız bakımı konusunda bilinçlenmesini sağlar.</p>
<p>Süt dişleri, sanıldığının aksine geçici olmalarına rağmen son derece önemli bir role sahiptir. Çocukların sağlıklı beslenmesi, düzgün konuşabilmesi ve estetik açıdan kendine güven geliştirebilmesi için süt dişlerinin korunması gerekir. Ayrıca süt dişleri, kalıcı dişler için rehber görevi görür. Erken kayıplar, hem fiziksel hem de psikolojik sorunlara yol açabilir.”</p>
<p><strong>Beslenme sonrası ağız temizliği ihmal edilmemeli! </strong></p>
<p>Erken yaşta yapılan düzenli kontrollerin, diş çürüklerinin başlangıç aşamasında tespit edilmesini sağladığını yineleyen Doç. Dr. Barış Karabulut, “Böylece daha basit ve ağrısız yöntemlerle tedavi mümkün olur, ileri aşamalarda gerekebilecek kanal tedavisi veya genel anestezi gibi uygulamaların önüne geçilebilir.” dedi.</p>
<p>Bebeklik döneminde ağız temizliğinin de büyük önem taşıdığına dikkat çeken Doç. Dr. Karabulut, “Dişler çıkmaya başladıktan sonra, her beslenme sonrası diş yüzeyinde kalan süt mutlaka temizlenmelidir. Bu temizlik başlangıçta nemli bir bez veya tülbentle yapılabilir, ilerleyen dönemde ise parmak fırçaları kullanılabilir. Ayrıca bebeklerin memede ya da biberonla uyutulmaması ve beslenme sonrası ağız temizliğinin ihmal edilmemesi önerilir. Parmak emme ve uzun süreli emzik kullanımı gibi alışkanlıklar, 2-3 yaşından sonra devam ettiğinde diş ve çene yapısında bozulmalara yol açabilir. Bu nedenle bu alışkanlıkların kademeli olarak ve çocuğu zorlamadan bırakılması önemlidir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Pedodonti, tedaviden çok koruyucu bir yaklaşım! </strong></p>
<p>Çocuklarda diş gıcırdatmanın, özellikle diş sürme dönemlerinde geçici olarak normal kabul edilebileceğini aktaran Doç. Dr. Barış Karabulut, “Ancak bu durum uzun süreli ve yoğun şekilde devam ediyorsa, dişlere ve çene eklemine zarar verebileceğinden mutlaka değerlendirilmelidir. Gerekli durumlarda koruyucu plaklar, psikolojik destek veya medikal tedavi seçenekleri gündeme gelebilir.” dedi.</p>
<p>Gece sütüyle uyutma alışkanlığının da diş sağlığı açısından riskli olduğunu ifade eden Doç. Dr. Karabulut, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Anne sütü ya da biberonla verilen süt, diş yüzeyinde uzun süre kaldığında çürük oluşumuna zemin hazırlar. Özellikle uyku sırasında tükürük akışının azalması bu riski artırır. Bu nedenle beslenme sonrası dişlerin temizlenmesi ve biberon kullanımının mümkün olan en erken dönemde bırakılması önerilir.</p>
<p>Sonuç olarak pedodonti, sadece mevcut sorunların tedavi edildiği bir alan değil; aynı zamanda çocukların ağız ve diş sağlığını korumaya yönelik önleyici yaklaşımların merkezinde yer alan önemli bir bilim dalıdır. Erken yaşta kazanılan doğru alışkanlıklar, sağlıklı bir ağız yapısının temelini oluşturur.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gece-sutuyle-uyutma-aliskanligi-cocuklarin-dis-sagligini-riske-atabilir-624622">Gece sütüyle uyutma alışkanlığı çocukların diş sağlığını riske atabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir, yapay zekâ ile yatırım ve kalkınma atağında</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmir-yapay-zeka-ile-yatirim-ve-kalkinma-ataginda-624526</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2026 07:13:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[atağında]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[dayanışma]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kalkınma]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624526</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kentin rekabet gücünü artırmak ve yeni iş alanları yaratmak için kurulan Yapay Zekâ Konseyi, kamu, özel sektör ve akademiyi aynı masada buluşturdu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-yapay-zeka-ile-yatirim-ve-kalkinma-ataginda-624526">İzmir, yapay zekâ ile yatırım ve kalkınma atağında</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kentin rekabet gücünü artırmak ve yeni iş alanları yaratmak için kurulan Yapay Zekâ Konseyi, kamu, özel sektör ve akademiyi aynı masada buluşturdu. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Yapay Zeka Konseyi’nin ilk toplantısında kurumlar arası iş birliğinin önemine dikkat çekerek “Yatırım için çaba gösteren, yeni iş alanları oluşturmak ve şehrin refahını artırmak için uğraşan herkes bizim için çok değerli. Çok daha iyi işler yapabiliriz. Bundan sonra iş birliği ve dayanışma içinde çalışalım” dedi. </p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın öncülüğünde kurulan Yapay Zeka Konseyi’nin ilk toplantısı İzQ Girişimcilik Merkezi’nde yapıldı. Kent yönetiminde veri temelli karar alma süreçlerini güçlendirmek, teknolojik dönüşümü kamusal fayda doğrultusunda yönlendirmek ve yerel yönetim kapasitesini artırmak amacıyla kurulan konseyin ilk buluşmasına İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay başkanlık yaptı. Toplantı kamu, özel sektör ve akademiyi bir araya getirdi.</p>
<p><strong>“Bir artı bir normalde ikidir, bir araya geldiğimizde üç ediyor”</strong></p>
<p>Farklı alanlarda iş birliklerini güçlendirmek amacıyla önemli adımlar attıklarını belirten Başkan Dr. Cemil Tugay, kentte ortak aklı büyütecek konseyler oluşturduklarını ifade etti. Bu konseylerin, insanların birbirine katkı sunduğu, üretimin ve dayanışmanın güçlendiği yapılar olmasının büyük önem taşıdığını vurgulayan Tugay, “Kentte bireysel çaba ve birikim yüksek ama bu potansiyel parçalı kaldığında kentin kalkınmasına yeterince yansımıyor. Farklı alanlarda bir araya gelmeli, birlikte düşünmeli ve ‘daha iyisini nasıl yapabiliriz’ sorusuna yanıt aramalıyız. Çünkü birlikte hareket ettiğimizde ortaya çıkan güç, tekil çabaların toplamından çok daha fazlası oluyor” dedi.</p>
<p>Zeytin Konseyi’nin bu anlayışın somut bir örneği olduğunu dile getiren Tugay, İzmir’in zeytin üretiminde güçlü bir potansiyele sahip olmasına rağmen, markalaşma ve pazarlama konusunda istenilen seviyeye ulaşılamadığını söyledi. Bunun en önemli nedeninin üreticilerin birbirinden kopuk hareket etmesi olduğunu belirten Tugay, stratejik bir yol haritası ile üretimden kaliteye, markalaşmadan pazarlamaya kadar tüm süreçlerin birlikte ele alınması gerektiğini ifade etti.</p>
<p><strong>“Samimi bir iş birliği ve dayanışma içinde olalım”</strong></p>
<p>Toplantının gündemine ilişkin konuşan Başkan Tugay, “Bugün sadece yapay zekayı değil dijital uygulamaların hepsini konuşabiliriz. Yapay zeka bugün dijital uygulamaların en üst noktası gibi görünüyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde yapay zeka birimi oluşturduk. Kendi uygulamalarımızda yapay zekayı nasıl daha fazla kullanabiliriz diye çalışıyoruz. Bir Dijital Deneyim Merkezi oluşturduk. Burasını eğitim merkezi olarak düzenledik” dedi. Konseyden ilk beklentinin bir durum tespiti olduğunu söyleyen Tugay, “Yapay zekayı İzmir’de kimler kullanıyor, yapay zekayı geliştirmek için neler yapılıyor? Önce bunları konuşalım. İzmir’in bir bütün olarak bu alanda kendini ileriye taşımasını istiyoruz. Mümkünse yapay zeka alanında var olmuş bir şehir haline dönüşmesi için çalışmamız gerekiyor. İzmir’in en çok kalkınmaya ihtiyacı var. Yatırımlar istenen seviyede değil. Oysa İzmir, kent kimliği güçlü bir şehir. Biraz daha dayanışma içinde olursak bunu başarabiliriz” diye konuştu.</p>
<p>Düzenli olarak bir araya gelmenin önemine değinen Başkan Tugay, şöyle konuştu: “Belediye, bu şehrin tüm insanlarının ve kurumlarının belediyesidir. Buradaki her başarı, hepimizin gururu olur. Yatırım için çaba gösteren, şehri geliştiren, yeni iş alanları oluşturan ve kentin refahını artırmak için çalışan herkes bizim için çok değerlidir. Çok daha iyi işler yapabiliriz. Bundan sonra da birlikte olalım; samimi bir iş birliği ve dayanışma içinde hareket edelim. Hep birlikte nereye gittiğimizi, neyi ne kadar değiştirebildiğimizi görelim.”</p>
<p><strong>“Yapay zeka bu dönüşüme katkı sağlar”</strong></p>
<p>İzmir’e ilişkin bir hayalini de paylaşan Tugay, “Eğer İzmir, bu alanda aktif ve güçlü bir ekosisteme dönüşürse, yapay zekâ dünyasının önemli partner şehirlerinden biri olabilir. Burada bir altyapı oluşturma ve kenti bir çekim merkezine dönüştürme çabası olduğunu biliyorum. İzmir zaten çok cazip bir şehir; pek çok insanın yatırım yapmak ve yaşamak isteyeceği bir yer. Bu süreci doğru yönetebilirsek çok daha fazla insanı buraya çekebiliriz. Yapay zekâ da bu dönüşüme en büyük katkıyı sağlayacak alanlardan biri” diye konuştu.</p>
<p><strong>Eylem üreten yapılar</strong></p>
<p>İzmir Planlama Ajansı Başkanı Prof. Dr. Koray Velibeyoğlu, İzmir’de yapay zeka ve inovasyon alanında önemli girişimler olmasına rağmen parçalı hareket edildiğini ve bu nedenle yeterli etki üretilemediğini vurguladı. İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu (İEKKK) büyesinde İZPA desteği ile kurulan Misyon Laboratuvarı (M-Lab) ve İzmir Kentsel Çözümler Laboratuvarı (İZKÇL) gibi arayüz mekanizmalarıyla kamu, özel sektör ve üniversitelerin birlikte çalıştığı, konseylerin ise yalnızca danışma değil, eylem üreten yapılara dönüştüğü bir sistem kurulması gerektiğini ifade etti</p>
<p><strong>Konseyin işlevi ve önemi</strong></p>
<p>Konsey, yapay zeka ve veri teknolojilerinin kentsel politika üretimi, hizmet sunumu ve planlama süreçlerine entegrasyonunu ele alarak bu alanda ortaya çıkan fırsatları değerlendirmeyi ve riskleri yönetmeyi hedefliyor. Konsey, farklı disiplinlerden uzmanları bir araya getirerek yapay zekanın kent ölçeğinde nasıl kullanılabileceğine dair stratejik öneriler üretmeyi amaçlıyor. Üretilen önerilerin politika belgelerine, eylem planlarına ve uygulama süreçlerine aktarılması hedefleniyor. Yapay Zeka Konseyi, yalnızca teknolojik çözümler geliştiren bir yapı değil teknolojinin toplumsal etkilerini gözeten, kapsayıcı ve etik bir dijital dönüşüm perspektifi geliştiren bir danışma ve üretim platformu olarak konumlanıyor.</p>
<p><strong>Masada kimler var?</strong></p>
<p>Buluşmada şu kurumlar temsil edildi: EBSO, İZTO, İZSİAD, ESİAD, EGİFED, İTB, EİB, Ekonomi Üniversitesi, Yaşar Üniversitesi, İzmir İnovasyon ve Teknoloji AŞ, İzmir Büyükşehir Belediyesi Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı, İZPA, HubX, Vestel, YABİSAK, EFSORA/İYTE.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-yapay-zeka-ile-yatirim-ve-kalkinma-ataginda-624526">İzmir, yapay zekâ ile yatırım ve kalkınma atağında</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Acar&#8217;ın kaleme aldığı &#8220;Kocaeli Kandıra Halk Kültürü Kitabı&#8221; tanıtıldı; &#8220;Manavların&#8221; kültür hafızası bu kitapta toplandı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/acarin-kaleme-aldigi-kocaeli-kandira-halk-kulturu-kitabi-tanitildi-manavlarin-kultur-hafizasi-bu-kitapta-toplandi-624453</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Apr 2026 12:28:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[eser]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hafız]]></category>
		<category><![CDATA[halk]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[kaleme]]></category>
		<category><![CDATA[kandıra]]></category>
		<category><![CDATA[kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[yüz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624453</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve Kocaeli Yerel Kültür Platformu iş birliğinde hayata geçen Kocaeli Yerel Kültür Müzesi, Kocaeli Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kenan Acar’ın kaleme aldığı “Kocaeli Kandıra Halk Kültürü” adlı eserin tanıtımına ev sahipliği yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/acarin-kaleme-aldigi-kocaeli-kandira-halk-kulturu-kitabi-tanitildi-manavlarin-kultur-hafizasi-bu-kitapta-toplandi-624453">Acar&#8217;ın kaleme aldığı &#8220;Kocaeli Kandıra Halk Kültürü Kitabı&#8221; tanıtıldı; &#8220;Manavların&#8221; kültür hafızası bu kitapta toplandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve Kocaeli Yerel Kültür Platformu iş birliğinde hayata geçen Kocaeli Yerel Kültür Müzesi, Kocaeli Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kenan Acar’ın kaleme aldığı “Kocaeli Kandıra Halk Kültürü” adlı eserin tanıtımına ev sahipliği yaptı. Eser, “Manav” olarak adlandırılan yerleşik Türk toplumunun kültürel birikimini çeşitli yönleriyle ele alıyor.</p>
<p><b>YEREL KÜLTÜR GELECEĞE AKTARILIYOR</b><br />Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı ile Kocaeli Yerel Kültür Platformu iş birliğinde düzenlenen program, şehrin önemli kültürel mekânlarından biri olan Portakal Hafız Konağı’ndaki Kocaeli Yerel Kültür Müzesi’nde gerçekleştirildi. Tanıtım programına protokol üyeleri, akademisyenler ve çok sayıda davetli katıldı. “Kocaeli Kandıra Halk Kültürü” adlı kitap, Kandıra başta olmak üzere İzmit, Derince, Körfez ve Gebze gibi ilçelerde yaşayan ve “Manav” olarak adlandırılan yerleşik Türk toplumunun kültürel birikimini çeşitli yönleriyle ele alıyor. Sohbet üslubuyla kaleme alınan ve akademik verilerle desteklenen eser, hem sözlü kültür hem de günlük yaşam pratiklerini okuyucuya aktarıyor.<b> </b></p>
<p><b>BU ESERDE YOK YOK</b><br />İki bölümden oluşan kitabın “Kandıra’da Eski Hayat” başlıklı ilk bölümünde, geçmişteki yaşam tarzı, gelenekler ve gündelik hayat detayları anlatılıyor. “Kandıra Halk Kültürü Sözlüğü” başlıklı ikinci bölümde ise günümüzde unutulmaya yüz tutmuş yüzlerce yerel kelime, örnekleriyle birlikte açıklanıyor. Kitapta köy yaşamı, evlerin mimari özellikleri, yöresel yiyecek ve içecekler, düğün, bayram, sünnet ve cenaze gibi özel günlere ilişkin gelenekler, tarımsal faaliyetler, çocuk ve yetişkin oyunları, halk hekimliği uygulamaları, lakaplar, hitap şekilleri, atasözleri, deyimler, beddualar ve türküler gibi pek çok unsur ayrıntılı şekilde ele alınıyor. Ayrıca Kurtuluş Savaşı öncesinde işgal yıllarını yaşamış kişilerin hatıralarına da yer veriliyor.</p>
<p><b>“ŞEHİR HAFIZASINI KORUMAK ÖNCELİĞİMİZ”</b><br />Programda konuşan Doç. Dr. Kenan Acar, eserin temel amacının yerel kültürü kayıt altına almak ve gelecek nesillere aktarmak olduğunu belirtti. Kitabı kaleme alma süreçlerini ve kitapta yer alan konular hakkında kısa bilgilendirmeler yapan Acar, kitabın hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkürlerini iletti.</p>
<p><b>“BU ESER KOCAELİ İÇİN ÖNEMLİ BİR KAYNAK”</b><br />Kocaeli Yerel Kültür Platformu Başkanı Dr. Metin Şentürk ise sözlü ve yazılı kültür çalışmalarının önemine dikkat çekerek, “Kocaeli Kandıra Halk Kültürü” adlı eserin bu alanda önemli bir kaynak olduğunu ifade etti.  Platform Başkanı Dr. Metin Şentürk, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Kocaeli Üniversitesi, Kocaeli Yerel Kültür Platformu birlikteliğinde Dr. Kenan Acar danışmanlığında yürütülen akademik ve saha çalışmaları devam eden “Kocaeli Manav Ağzı” sözlük kitabının şehir kültürü, hafızası adına önem arz eden çalışmalar arasında yer alacağını, yerel kelimeler ile katkı sunmak isteyenlerin Kocaeli Yerel Kültür Müzesi ile iletişime geçebileceği bilgisini verdi. Kocaeli İl Kültür ve Turizm Müdürü Fatih Taşdelen, kitabın Kandıra’da eski hayat ve dil kullanımı ile ilgili bilgilerin aktarılması adına önem arz ettiğine dikkat çekerek, Doç. Dr. Kenan Acar’a teşekkürlerini iletti.<b> </b></p>
<p><b>“ŞEHRİN KÜLTÜREL ZENGİNLİKLERİNİ YAŞATACAĞIZ”</b><br />Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Berna Abiş, şehir hafızasının korunmasına yönelik çalışmaların kaleme alınarak şehir hafızasına kazandırılmasının önemine vurgu yaptı. Kocaeli Yerel Kültür Müzesi’nde unutulmaya yüz tutmuş değerlerin gelecek kuşaklara aktarılması adına yürütülen proje ve çalışmaların devam edeceğini belirten Abiş, “Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve Kocaeli Yerel Kültür Platformu iş birliğinde şehrin kültürel zenginliklerini yaşatacağız” dedi.</p>
<p><b>MÜZE ZENGİN BİR İÇERİK SUNUYOR</b></p>
<p>Kocaeli Yerel Kültür Müzesi, şehrin unutulmaya yüz tutmuş değerlerini yeniden gün yüzüne çıkarıyor. Manavların Kocaeli’ye yerleşimi, ketenin yolculuğu ve motiflerin dili gibi bölümleriyle zengin bir içerik sunan müze, Portakal Hafız Konağı’nda hizmet veriyor. Müze, pazartesi hariç haftanın 6 günü 09.00-17.30 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor. Ayrıntılı bilgi almak ve projelere katkı sunmak isteyenler, 0262 331 23 73 numaralı telefonu arayabilir.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/acarin-kaleme-aldigi-kocaeli-kandira-halk-kulturu-kitabi-tanitildi-manavlarin-kultur-hafizasi-bu-kitapta-toplandi-624453">Acar&#8217;ın kaleme aldığı &#8220;Kocaeli Kandıra Halk Kültürü Kitabı&#8221; tanıtıldı; &#8220;Manavların&#8221; kültür hafızası bu kitapta toplandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Güner Çankaya&#8217;daki &#8216;730 Günü&#8217;nü Anlattı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-guner-cankayadaki-730-gununu-anlatti-623933</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Mar 2026 14:52:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[çankaya]]></category>
		<category><![CDATA[daki]]></category>
		<category><![CDATA[emekli]]></category>
		<category><![CDATA[güner]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[kreş]]></category>
		<category><![CDATA[merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[nü]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[projeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623933</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner, “İkinci Yılımızda Hesap Veriyoruz” sloganıyla düzenlediği toplantıda basın mensuplarıyla bir araya geldi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-guner-cankayadaki-730-gununu-anlatti-623933">Başkan Güner Çankaya&#8217;daki &#8216;730 Günü&#8217;nü Anlattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner, “İkinci Yılımızda Hesap Veriyoruz” sloganıyla düzenlediği toplantıda basın mensuplarıyla bir araya geldi. “Gücümüzü halktan alıyoruz, hesabı halkımıza veriyoruz” diyen Başkan Güner, göreve başladığı günden bu yana geçen iki yıldaki faaliyetlerini ve yeni dönemdeki önemli projelerini aktardı. Yeni kültür merkezi, emekli lokali, kent lokantası ve kreşlerin müjdesini veren Başkan Güner, &#8220;Çankaya&#8217;yı her alanda en iyi noktaya çıkaracağız&#8221; diye konuştu.</p>
<p><b>GENÇLER İÇİN ÇANKAYA</b></p>
<p>Toplantıda gençlerden kadınlara, çocuklardan dijitalleşmeye kadar birçok başlıkta yapılan çalışmalar öne çıktı. Çankaya Gençlik Merkezi’nin kısa sürede aktif ve üretken bir yapıya kavuştuğunu belirten Güner, burada gençlerin bilimsel ve teknolojik projeler geliştirdiğini ifade etti. Başkan Güner ayrıca 100 yatak kapasiteli kız öğrenci yurdunun hizmete açtıklarını, Çankaya Akademi ve Dijital Akademi ile özellikle ekonomik zorluk yaşayan gençlere eğitim desteği sağladıklarını belirtti. İstihdam odaklı projelere de değinen Güner, Ankara Eczacılar Odası iş birliğiyle düzenlenen programlarla gençlerin meslek edinmesine katkı sunduklarını, barista ve eczacı kalfalığı gibi alanlarda iş imkanları oluşturduklarını aktardı.</p>
<p><b> EMEKLİ LOKALLERİNE İLGİ BÜYÜK</b></p>
<p>Sosyal belediyecilik uygulamaları kapsamında hayata geçirilen Çankafelerin, uygun fiyatlı ve kaliteli hizmet anlayışıyla büyük ilgi gördüğünü belirten Güner, bu alanların sayısının artırılacağını kaydetti.</p>
<p>Çankaya Belediyesi olarak en çok önem verdikleri çalışmaların başında Emekli Lokalleri’nin geldiğini ifade eden Başkan Güner, “Geçtiğimiz günlerde üçüncü emekli lokalimizi İlker’de açtık. Böylece bu tesislerimizin sayısı 8’e çıktı. Emekli lokallerimizde yaş almış büyüklerimize, eğitim programları ve seminerler gibi hizmetler sunuyoruz. Halkımızın vergileriyle oluşan bütçemizi, yine halkımız için harcamaya, kullanmaya devam edeceğiz. Eşit adil, şeffaf, dürüst bir yönetim anlayışıyla Çankaya&#8217;yı dayanışmanın kalbi yapmaya devam edeceğiz&#8221; dedi.<b> </b></p>
<p><b>ÖRNEK PROJELERİN ADRESİ</b></p>
<p>Çankaya’nın kreş hizmetleriyle örnek bir belediye olduğunu vurgulayan Güner, 16’ncı kreşin ekolojik modelle açıldığını, 17’nci kreşin yapımının sürdüğünü söyledi. Gece kreşi uygulamasının da aileler için önemli bir destek olduğunu ifade etti. Çocuklara yönelik oyuncak ve bebek kütüphaneleri ile süt desteği projelerinin de devam ettiğini dile getirdi.</p>
<p>Kadınlara yönelik hizmetlere de değinen Güner, Kızılay’da açtıkları Kadın Danışma Merkezi ile 7/24 destek sağlandığını, psikolojik danışmanlık ve eğitim programlarıyla kadınların yanında olduklarını belirtti.</p>
<p><b> DİJİTALDE ÖNCÜ PROJELER</b></p>
<p>Dijitalleşme alanında önemli adımlar attıklarını aktaran Güner, e-Devlet entegrasyonunun genişletildiğini, mobil uygulamanın hayata geçirildiğini ve e-ruhsat ile e-imar hizmetleri sayesinde vatandaşların birçok işlemi belediyeye gelmeden gerçekleştirebildiğini ifade etti. Güner, bu sistemlerin şeffaf ve denetlenebilir belediyecilik açısından da önemli olduğunu vurguladı.</p>
<p><b>TEMİZLİK HİZMETLERİNDE MEMNUNİYET ORANI %78’İ AŞTI</b></p>
<p>Göreve geldiğinden bu yana 434 km yeni yol açtıklarını belirten Güner şöyle devam etti: “5 bin 226’sında kısmi, 330 sokak ve caddede tam kaplama olmak üzere 142 bin ton asfalt serimi gerçekleştirdik.”</p>
<p>14 okulda tadilat yaptıklarını belirten Güner, 551 kaçak yapının yıkıldığını, geri dönüşüm çalışmalarının yaygınlaştırıldığını ve 4 bin 500 yeni çöp konteyneri ile temizlik hizmetlerinin güçlendirildiğini açıkladı. Temizlik hizmetlerinde memnuniyet oranının yüzde 78’i aştığını ifade etti. Kent genelinde 440 bin hektarlık alanda ilaçlama yapıldığını, 110 bin zabıta denetimi gerçekleştirildiğini, 22 pazar yerinin yenilendiğini ve yeni pazar alanlarının kazandırıldığını aktaran Güner, park ve yeşil alan çalışmalarına da değindi. Bu kapsamda 5 yeni park açıldığını, mevcut parkların önemli ölçüde yenilendiğini söyledi. Sokak hayvanlarına yönelik çalışmalarda barınak kapasitesinin 500’den 1500’e çıkardıklarını belirten Güner, hem hayvanların yaşam koşullarını iyileştirdiklerini hem de kent güvenliğini gözeten bir denge kurduklarını ifade etti.</p>
<p><b>“SANATIN KALBİ OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”</b></p>
<p>Kültür ve sanat alanında da önemli projelere imza attıklarını söyleyen Güner, Atatürk Sanat Merkezi’nin tamamlanarak hizmete açıldığını, festivaller, ödül törenleri ve sergilerle kentin kültürel yaşamını canlandırdıklarını belirtti. Çağdaş Sanatlar Merkezi’nin seçkin ve büyük sergilere ev sahipliği yapacak şekilde yenilendiğini ve yoğun ilgi gördüğünü de sözlerine ekledi.</p>
<p>Spor alanındaki hizmetlere de değinen Güner, mevcut tesislerin aktif şekilde kullanıldığını ve yeni spor alanlarının kazandırılması için çalışmaların sürdüğünü söyledi.</p>
<p><b>EKONOMİK KISITLAMALARA RAĞMEN ODAK NOKTAMIZ HİZMET OLDU</b></p>
<p>Ekonomik zorluklara rağmen önemli mali yükümlülüklerin yerine getirildiğini vurgulayan Güner, iki yılda 4,5 milyar liralık vergi ve prim ödemesi yaptıklarını ifade etti. Tüm bu süreçte hizmetlerin aksamadan sürdürüldüğünü belirten Güner, Çankaya’da dolu dolu iki yılı geride bıraktıklarını sözlerine ekledi.</p>
<p><b>GES İLE KENDİ ELEKTRİĞİMİZİ ÜRETECEĞİZ</b></p>
<p>Çankaya Belediyesi’nin yeni bir yatırıma daha imza attığının müjdesini veren Başkan Güner, Güneş Enerji Santralini (GES) Çankaya’da pek çok yapıya entegre ettiklerini ve belediyenin hizmet alanında kendi elektriğini kendi üreteceği bilgisini paylaşarak şunları söyledi:</p>
<p>“Çankaya Belediyesi olarak tüm elektrik ihtiyacımızın tamamını ve hatta yasa iki katına kadar da izin veriyor iki katına kadarını üretmek için bizim hazırlıklarımız tamam şu an izin aşamasındayız. Bunun yasal bir sınırı ve kotası var. Biz şu anda belediyemizin mülkiyetinin de olduğu, aynı zamanda Hazine’nin de mülkiyetinin olduğu bir bölge tespit ettik, o konularda tahsis işlemlerini gerçekleştirdik. Şimdi yatırım aşamasındayız. Şu an tükettiğimiz elektrik enerjisinin iki katı kadar kota bize açılırsa onun yatırımını da yapabilecek durumdayız.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-guner-cankayadaki-730-gununu-anlatti-623933">Başkan Güner Çankaya&#8217;daki &#8216;730 Günü&#8217;nü Anlattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İSU&#8217;dan KOÜ&#8217;de Atık Su ve Geri Kazanım Semineri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/isudan-koude-atik-su-ve-geri-kazanim-semineri-623790</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Mar 2026 07:43:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atık]]></category>
		<category><![CDATA[Atık Su]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[geri]]></category>
		<category><![CDATA[Geri Kazanım]]></category>
		<category><![CDATA[isu]]></category>
		<category><![CDATA[kazanım]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[koü]]></category>
		<category><![CDATA[metreküp]]></category>
		<category><![CDATA[milyon]]></category>
		<category><![CDATA[mühendis]]></category>
		<category><![CDATA[nazik]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[semineri]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<category><![CDATA[Su Yönetimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623790</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli’de sürdürülebilir su yönetimi, geri kazanım projeleri ve ileri biyolojik arıtma uygulamaları, üniversite öğrencileriyle paylaşıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/isudan-koude-atik-su-ve-geri-kazanim-semineri-623790">İSU&#8217;dan KOÜ&#8217;de Atık Su ve Geri Kazanım Semineri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli’de sürdürülebilir su yönetimi, geri kazanım projeleri ve ileri biyolojik arıtma uygulamaları, üniversite öğrencileriyle paylaşıldı.</p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İSU Genel Müdürlüğü, su kaynaklarının korunması ve sürdürülebilir yönetimi kapsamında yürüttüğü çalışmaları akademi ile buluşturmaya devam ediyor. Bu kapsamda, Kocaeli Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Savaş Ayberk Konferans Salonu’nda düzenlenen programda, İSU’nun altyapı yatırımları, atık su yönetimi ve geri kazanım uygulamaları öğrencilere aktarıldı. Programa; İSU Atık Su Arıtma Dairesi Başkanı Faruk Nazik, Atık Su Arıtma Dairesi Başkanlığı müdürleri Taner Alkay ve Selçuk Varol, Kocaeli Üniversitesi akademisyenlerinden Prof. Dr. İsmail Özbay, Prof. Dr. Mücahit Opan, Prof. Dr. Bilge Özbay ve Prof. Dr. Esra Can Doğan ile Mühendislik Fakültesi’nin harita, çevre ve inşaat mühendisliği bölümleri ile Meslek Yüksekokulu Çevre Koruma ve Kontrol Programı öğrencileri katıldı. Programda konuşmacı olarak yer alan İSU Atık Su Arıtma Dairesi Başkanı Faruk Nazik, su yönetimi ve atık su arıtma çalışmaları hakkında kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi.</p>
<p>“SU YÖNETİMİ GELECEĞİN EN KRİTİK KONULARINDAN BİRİ”<br />Konuşmasında suyun stratejik önemine dikkat çeken Faruk Nazik, Kocaeli’de suyun korunması, verimli kullanılması ve yeniden değerlendirilmesine yönelik önemli çalışmalar yürütüldüğünü belirtti. Nazik, dünya genelinde su kaynaklarının sınırlı olduğunu vurgulayarak sürdürülebilir su yönetiminin her geçen gün daha kritik hale geldiğini ifade etti.</p>
<p>177,5 MİLYON METREKÜP ATIK SU ARITILDI<br />Kocaeli’de atık su yönetimi kapsamında önemli bir kapasiteye ulaşıldığını belirten Nazik, 2025 yılı sonunda 177 milyon 500 bin metreküp atık suyun arıtılarak alıcı ortamlara deşarj edildiğini söyledi. Bu hizmetin 23 adet atık su arıtma tesisi ile sağlandığını ifade eden Nazik, atık suların %100’ünün biyolojik arıtmadan geçirildiğini, bunun %73’ünün ise ileri biyolojik arıtma seviyesinde olduğunu aktardı.</p>
<p>İLERİ BİYOLOJİK ARITMADA HEDEF %100<br />2021 yılında Marmara Denizi’nde yaşanan müsilaj olayının ardından ileri biyolojik arıtmanın öneminin daha da arttığını belirten Nazik, Kocaeli’nin bu alanda Türkiye’de öncü şehirlerden biri olduğunu söyledi. Devam eden yatırımlarla birlikte 2027 yılı sonunda %100 ileri biyolojik arıtma hedefine ulaşılmasının planlandığını ifade etti.</p>
<p>GERİ KAZANIMLA SUYA İKİNCİ HAYAT<br />Su kaynaklarının korunması amacıyla geri kazanım projelerine büyük önem verdiklerini belirten Nazik, 2015 yılında hayata geçirilen Körfez geri kazanım tesisinde günlük 40-45 bin metreküp suyun sanayiye kazandırıldığını söyledi. Toplam geri kazanım kapasitesinin 49 milyon metreküp/yıl seviyesine ulaştığını belirten Nazik, 2015–2026 yılları arasında 148 milyon metreküp suyun geri kazanıldığını ifade etti. Bu miktarın yaklaşık 3 adet Yuvacık Barajı kapasitesine eşdeğer olduğuna dikkat çekti. Nazik, ayrıca sadece 2025 yılında 18 milyon 200 bin metreküp suyun geri kazanılarak sanayicilerin kullanımına sunulduğu böylece içme suyu kaynakları üzerindeki baskının ciddi oranda azaltıldığını vurguladı.</p>
<p>ALTYAPIYA 21 YILDA DEV YATIRIM<br />İSU’nun altyapı yatırımlarına da değinen Nazik, son 21 yılda yaklaşık 5 bin km atık su hattı ve 860 km yağmur suyu hattı inşa edildiğini ifade etti. Günümüzde 6 bin km kanalizasyon ve 1.300 km yağmur suyu hattının işletildiğini belirtti.</p>
<p>TANKER UYGULAMASIYLA SU TASARRUFU<br />Yaz döneminde hayata geçirilen tanker uygulaması ile 6 bin 400 tanker suyun kamu kurumlarının kullanımına sunulduğunu belirten Nazik, bunun toplam 93 bin 700 metreküp suya karşılık geldiğini söyledi. Bu miktarın yaklaşık 8 bin hanenin bir aylık su ihtiyacına denk geldiğini ifade etti.</p>
<p>GENÇ MÜHENDİSLERE SAHA TECRÜBESİ AKTARILIYOR<br />Program kapsamında öğrenciler, İSU’nun ileri teknolojiye sahip tesisleri, geri kazanım uygulamaları ve sürdürülebilir su yönetimi stratejileri hakkında detaylı bilgi edinme fırsatı buldu. Akademi ile iş birliğini önemseyen İSU, bu tür etkinliklerle hem genç mühendis adaylarının mesleki gelişimine katkı sağlamayı hem de su kaynaklarının korunmasına yönelik farkındalığı artırmayı hedefliyor.</p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/isudan-koude-atik-su-ve-geri-kazanim-semineri-623790">İSU&#8217;dan KOÜ&#8217;de Atık Su ve Geri Kazanım Semineri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Görme sağlığının geleceği İzmir&#8217;de konuşuldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gorme-sagliginin-gelecegi-izmirde-konusuldu-623759</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Mar 2026 07:22:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[geleceği]]></category>
		<category><![CDATA[görme]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[konuşuldu]]></category>
		<category><![CDATA[miyopi]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[optik]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığının]]></category>
		<category><![CDATA[sektör]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623759</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir’de düzenlenen Optic World Fuarı’nda uzmanlar, özellikle çocuklarda hızla artan miyopi vakalarına dikkat çekerek erken teşhis, düzenli muayene ve yeni nesil optik çözümlerin önemini vurguladı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gorme-sagliginin-gelecegi-izmirde-konusuldu-623759">Görme sağlığının geleceği İzmir&#8217;de konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir’de düzenlenen Optic World Fuarı’nda uzmanlar, özellikle çocuklarda hızla artan miyopi vakalarına dikkat çekerek erken teşhis, düzenli muayene ve yeni nesil optik çözümlerin önemini vurguladı. Ayrıca miyopinin küresel ölçekte büyüyen bir halk sağlığı sorunu olduğunun altı çizildi.<br /> <br /> İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde 27-29 Mart tarihlerinde İZFAŞ tarafından gerçekleştirilen Optic World İzmir &#8211; 3. Optik, Gözlük, Oftalmoloji ve Teknolojileri Fuarı, ticari kimliğinin yanı sına sektör profesyonellerini ve akademisyenleri bir araya getiren söyleşilerle de ilgi gördü.<br /> Alanında uzman isimlerin katılımıyla düzenlenen oturumlarda, özellikle çocuklarda ve gençlerde giderek artan miyopi vakalarına dikkat çekildi. Miyopinin yalnızca bireysel bir görme kusuru değil, küresel ölçekte büyüyen bir halk sağlığı sorunu olduğu vurgulanırken, günümüzde dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 30&#8217;unu etkileyen ve 2050 yılına kadar yüzde 50’sini etkilemesi öngörülen bu sorunda erken teşhisin ve düzenli göz muayenesinin önemi vurgulandı.<br /> <br /><strong>“İçinde bulunduğumuz çağı kökten değiştiriyor”<br /> </strong>Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren İzmir Ekonomi Üniversitesi Optisyenlik Programı Öğretim Üyesi ve İzmir Optisyen ve Gözlükçüler Odası (İZOGO) Eğitim Komisyonu Başkanı Dr. Hasan Durmuş, “Optic Fuarı ilk düzenlendiğinde temel hedefimiz sektör paydaşlarını bir araya getirmekti. Bugün ise bu yapıyı daha da genişleterek eğitimcileri, üreticileri ve üniversiteleri aynı çatı altında buluşturuyoruz” dedi.<br /> İzmir Gözlükçüler Odası Eğitim Komisyonu ile birlikte dünyadaki gelişmelere ve yeniliklere uyum sağlayabilecek başlıkları programa dahil ettiklerini belirten Durmuş, yapay zekanın çağın dönüşümünde belirleyici bir rol oynadığını vurguladı. Durmuş, “Tıpkı matbaanın icadı gibi, yapay zeka da içinde bulunduğumuz çağı kökten değiştiren bir kırılma noktası. Optik sektörü de bu dönüşümden etkileniyor. Bu nedenle dijital ölçümleme teknolojilerinden miyopinin küresel ölçekteki durumuna ve ekonomik etkilerine, optisyenlik sektöründe  ön muhasebe süreçlerinden ülkemizde görme sağlığı alanında yapılan iyileştirmelere kadar pek çok başlığı akademik programımız kapsamına aldık” diye konuştu.<br /> <br /><strong>Erken teşhisin önemi anlatıldı<br /> </strong>Miyopi ve bir çocuğun henüz miyop olmadığı ancak göz yapısının miyopiye dönüşme riskinin yüksek olduğu erken dönem olan premiyopi konusunun ele alındığı ilk oturum, İzmir Tınaztepe Üniversitesi Özel Galen Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Oya Dönmez tarafından gerçekleştirildi. Dönmez, “Miyopi, günümüzde yalnızca bireysel bir görme kusuru değil, küresel ölçekte hızla artan ve toplum sağlığını doğrudan etkileyen önemli bir halk sağlığı sorunu. Özellikle çocukluk çağında başlayan miyopinin görülme sıklığı, her geçen yıl artıyor. Uzun süreli yakın mesafe çalışmaları, dijital ekran kullanımının artışı ve açık havada geçirilen sürenin azalması, miyopinin en önemli nedenleri arasında yer alıyor” ifadelerini kullandı.<br /> Erken teşhisin kritik önem taşıdığını vurgulayan Dönmez, “Miyopi ne kadar erken yaşta başlarsa ilerleme riski o kadar artar. Bu nedenle düzenli göz muayeneleri ile hastalığın erken dönemde tespit edilmesi büyük önem taşıyor. Özel tasarımlı gözlük camları, miyopi kontrolüne yönelik kontakt lensler ve yaşam tarzı değişiklikleri ile miyopinin ilerlemesini yavaşlatmak mümkün. Özellikle çocukların açık havada daha fazla zaman geçirmesi koruyucu bir etki sağlıyor” diye konuştu.<br /> Miyopinin tedavi edilmemesi durumunda ortaya çıkabilecek sonuçlara da dikkat çeken Dönmez, “İlerleyen miyopi, retina hastalıkları ve ciddi görme kayıpları gibi komplikasyonlara yol açabilir. Bu durum sağlık sistemleri üzerinde de ciddi bir ekonomik yük oluşturur” sözleriyle konunun küresel boyutuna dikkat çekti.<br /> <br /><strong>Miyopi yönetiminde optik çözümler her geçen gün daha da gelişiyor<br /> </strong>Miyopi yönetiminde optik çözümlerin hızla geliştiğini belirten Hoya Vision Care Satış Geliştirme Müdürü Begüm Çankırlı, özellikle çocuklarda miyopi ilerlemesini yavaşlatmak için geliştirilen DIMS teknolojisinin bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmış yenilikçi bir yaklaşım sunduğunu ifade etti. Çankırlı, merkezi net görüşü korurken çevresel defokus oluşturarak göz uzamasını kontrol etmeyi hedefleyen bu tasarımın, miyosmart camlarla yapılan klinik çalışmalarda miyopi ilerlemesini anlamlı ölçüde yavaşlattığını vurguladı. Çankırlı, günümüzde yalnızca görme kusurunu düzeltmenin değil, miyopiyi yönetmenin de optik sektörünün temel sorumluluklarından biri olduğunu belirtti.</p>
<p><strong> “2050 yılında dünya nüfusunun yarısından fazlasının miyop olacağı öngörülüyor”<br /> </strong>“Miyopi Yönetiminde Kullanılan Kontak Lensler” konulu oturumda konuşan Johnson &#038; Johnson Vision Care Acuvue’den Fatih İbiş, “Miyopi yönetiminde kontakt lens teknolojileri son yıllarda önemli bir gelişim gösterdi. Özellikle miyopi kontrolüne yönelik tasarlanan özel lensler, yalnızca görme düzeltmesi sağlamakla kalmayıp miyopinin ilerlemesini yavaşlatmaya da katkı sunuyor” dedi. Miyopinin küresel ölçekte artışına dikkat çeken İbiş, “Bugün geldiğimiz noktada, 2050 yılında dünya nüfusunun yarısından fazlasının miyop olacağı öngörülüyor. Bu tablo, miyopi yönetimini bireysel bir ihtiyaç olmaktan çıkarıp küresel bir sağlık önceliği haline getiriyor. Bu nedenle erken müdahale, doğru ürün seçimi ve düzenli takip süreçleri her zamankinden daha kritik bir rol oynuyor” ifadelerini kullandı.<br /> Program kapsamında ayrıca, optisyenler ile göz hekimleri arasındaki iş birliğinin önemi vurgulandı. Görme sağlığında sürdürülebilir başarı için multidisipliner yaklaşımın gerekliliği dile getirilirken, yeni nesil ölçüm teknolojileri ve kişiselleştirilmiş çözümler de sektörün geleceğine ışık tutan başlıklar arasında yer aldı.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gorme-sagliginin-gelecegi-izmirde-konusuldu-623759">Görme sağlığının geleceği İzmir&#8217;de konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Tugay&#8217;dan sağlık turizminde ortak akıl çağrısı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-tugaydan-saglik-turizminde-ortak-akil-cagrisi-623357</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Mar 2026 13:49:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[Belirten]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[ortak]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Turizmi]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[turizm]]></category>
		<category><![CDATA[turizminde]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623357</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlık Turizmi Ege Bölge Toplantısı, İzmir ve Ege Bölgesi’nin sağlık sektörü temsilcilerini bir araya getirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugaydan-saglik-turizminde-ortak-akil-cagrisi-623357">Başkan Tugay&#8217;dan sağlık turizminde ortak akıl çağrısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Turizmi Ege Bölge Toplantısı, İzmir ve Ege Bölgesi’nin sağlık sektörü temsilcilerini bir araya getirdi. İzmir’in sağlık turizminde küresel bir cazibe merkezi olabilmesi için güven, kalite ve koordinasyonun şart olduğunu vurgulayan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ve Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Kentimizi dünyayı en iyi şekilde ağırlayacak hale getirmek için tüm paydaşlarla birlikte hareket etmeliyiz Görev sürem boyunca İzmir’in tarım, turizm ve ticarette gelişmesi için elimden gelen her şeyi yapmaya hazırım” dedi.</p>
<p>Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Türkiye Uluslararası Sağlık Turizmi Meclisi ile İzmir Ticaret Odası iş birliğinde düzenlenen Sağlık Turizmi Ege Bölge Toplantısı, İzmir Ticaret Odası’nda sağlık sektörü temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantıda İzmir’in sağlık alanındaki mevcut durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ve Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Başkanı Dr. Cemil Tugay, Türkiye’de hem genel turizmin hem de sağlık turizminin gelişimi açısından güvenlik ve denetimin büyük önem taşıdığını vurguladı. Bu alandaki çalışmaların bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini belirten Tugay, özellikle yaşlı nüfusa yönelik üçüncü yaş turizmi açısından İzmir ve Ege Bölgesi’nin önemli bir potansiyele sahip olduğuna dikkat çekti. Tugay, İzmir’in dünyanın dört bir yanından gelecek ziyaretçileri ağırlayacak şekilde hazırlanması gerektiğini ifade ederek, bu hedef doğrultusunda tüm paydaşların ortak hareket etmesinin zorunlu olduğunu dile getirdi.</p>
<p><strong>“Sektör kan kaybediyor”</strong></p>
<p>30 yıl hekimlik yaptıktan sonra belediye başkanlığı görevini üstlendiğini belirten Başkan Dr. Cemil Tugay, 2000’li yılların başından itibaren sağlık turizminin gelişimine önemli katkılar sunduğunu ifade etti. Türkiye’nin hekim kalitesinin yüksek olduğunu ancak bu niteliğin giderek zayıfladığını vurgulayan Tugay, tıp fakültelerindeki eğitim kalitesinin düşmesinin ciddi bir risk oluşturduğunu söyledi. Türkiye’nin güvenli bir ülke olarak algılanmamasının turizmi olumsuz etkilediğini belirten Başkan Tugay, 2025’te sağlık turizmindeki düşüşün genel turizmle paralel ilerlediğini kaydetti. Tugay, artan maliyetler nedeniyle Türkiye’nin rekabette pahalı bir ülke konumuna geldiğini ve sektörün kan kaybettiğini ifade etti.</p>
<p><strong>“Güveni sağlamak zorundayız”</strong><br />Turizm tesisleri ve yatırımcılarına daha fazla destek verilmesi gerektiğini vurgulayan Başkan Tugay, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Gerçekten güvenli miyiz sorusunu kendimize objektif biçimde sormamız gerekiyor. Açıkça ifade etmek gerekirse, olması gerektiği kadar güvenli bir ülke değiliz. Artan şiddet olayları, mafyalaşma ve başta yeme-içme sektörü olmak üzere hizmet alanlarında denetimlerin yetersizliği, Türkiye’nin güven algısını zedeliyor. Yaşanan olumsuzluklar da yurt dışında abartılarak aktarılıyor. Sağlık turizminden söz ediyorsak, merdiven altı faaliyetlere kesinlikle izin vermemeliyiz. Özellikle kozmetik işlemler ve cerrahi alanında şarlatanlığa izin vermemek ve güveni sağlamak zorundayız. İnsanların en çok önemsediği unsur güvenlik. Güven duymadıkları yerlere gitmiyorlar. Rekabet ortamında makul fiyatların sunulması, denetimlerin sağlanması ve doğru teşviklerin verilmesi gerekiyor. Ayrıca İzmir’in tanıtımı konusunda önemli eksiklerimiz var. Bu nedenle herkesin kentin tanıtımına daha fazla özen göstermesi gerekiyor.”</p>
<p><strong>3. yaş turizmi vurgusu</strong></p>
<p>İzmir’de uzun yıllar sağlık turizminin termal turizmle öne çıktığını, sonraki süreçte ise estetik ve kozmetik işlemlerin ağırlık kazandığını belirten Başkan Tugay, Türkiye’nin bu alanda bir dönem güçlü bir konumda olduğunu ifade etti. Sağlık turizminin bugün büyük ölçüde termal ve kozmetik işlemlerle sınırlı algılandığını söyleyen Tugay, asıl önemli potansiyelin üçüncü yaş turizminde olduğunu vurguladı. Avrupa’daki yaşlı nüfusun doğru tesisler ve iyi planlanmış hizmet modelleriyle ağırlanması halinde büyük bir fırsat doğacağını belirten Tugay, Türkiye’nin iklimi, doğası ve kültürel zenginliğiyle bu alanda avantajlı olduğunu dile getirdi. Ancak güven eksikliği ve yeterli altyapının bulunmaması nedeniyle bu potansiyelin değerlendirilemediğini ifade eden Tugay, özellikle İzmir ve Ege Bölgesi için üçüncü yaş turizminin büyük bir fırsat sunduğunu, bu alanda tesis yatırımları ve güçlü bir organizasyon modeline ihtiyaç olduğunu söyledi.</p>
<p><strong>“Mutlaka ortaklaşarak çalışmalıyız”</strong><br />Brezilya ile 5,5 milyar dolarlık ticaret hacmine dikkat çeken Başkan Cemil Tugay, “Biz onlara 1 milyarlık dolarlık ürün ve hizmet satarken, onlardan 4,5 milyar dolar ürün ve hizmet alıyoruz. Güney Amerika için önemli bir inanç merkezi olan Meryem Ana’yı tanıtamıyoruz. Kentin tanıtımı için kolektif bir çaba gerekiyor. İzmir’in dünyayı en iyi şekilde ağırlayacak biçimde hazırlanmamız gerekiyor. Tüm paydaşların bir arada olduğu ortak çalışma ortamlarına ihtiyaç  var. Görev sürem boyunca kentin tarım, turizm ve ticarette gelişmesi için elimden gelen her şeyi yapmaya hazırım” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Önemli bir fırsat penceresi”</strong></p>
<p>İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener de artan sağlık maliyetleri, yaşlanan dünya nüfusu ve kaliteli hizmete erişim ihtiyacının, hastaları sınır ötesi çözümlere yönlendirdiğini belirterek “Bu küresel eğilimler, doğru konumlanan şehirler için önemli bir fırsat penceresi oluşturuyor. Ülkemiz sağlık turizmi pazarında son yıllarda önemli bir yükseliş yakalarken, kentimiz de bu pazardaki payını artırabilecek tüm dinamiklere sahip. Özellikle üç alanda çok güçlü potansiyele sahibiz; medikal turizm, termal turizm, sağlıklı yaşam ve üçüncü yaş turizmi” dedi.</p>
<p><strong>“Bütüncül bir değer zinciri olarak ele almalıyız”</strong><br />İzmir’in yalnızca bir tedavi noktası değil; sağlık, kültür, inanç ve gastronomiyi bir arada sunan yüksek katma değerli bir destinasyon olduğunu vurgulayan Mahmut Özgener, sağlık turizminin bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini belirtti. Ulaşım altyapısından konaklamaya, dijital tanıtımdan insan kaynağına kadar uzanan çok boyutlu bir ekosisteme ihtiyaç olduğunu ifade eden Özgener, İzmir’in güçlü kurumları ve iş birliği kültürüyle bu potansiyele sahip olduğunu söyledi.</p>
<p><strong>“İnciraltı sağlık turizminin lokomotifi olabilir”</strong><br />İnciraltı’nın stratejik bir dönüşümle sağlık turizmi açısından önemli bir merkez haline gelebileceğini belirten Özgener, bu alanda bir “Sağlık Turizmi Vadisi” kurulabileceğini ifade etti. Doğru planlama ile bölgenin uluslararası hastaların ağırlandığı, Ar-Ge’nin geliştirildiği ve yaşam kalitesi yüksek bir destinasyona dönüşebileceğini vurgulayan Özgener, İnciraltı’nın İzmir’i sağlık turizminde üst lige taşıyacak önemli bir fırsat olduğunu söyledi. Özgener, “Bugün burada hep birlikte atacağımız adımlar, İzmir’in bu alanda geleceğin öncü şehirlerinden biri olma hedefinin önünü açacaktır” dedi.</p>
<p><strong>Sağlık turizminde İzmir farkı</strong></p>
<p>TOBB Türkiye Uluslararası Sağlık Turizmi Meclis Başkanı Doç. Dr. Özgür Öztan, amaçlarının sektör paydaşlarıyla buluşarak bölgelerin ihtiyaçlarını belirlemek ve kamuyla iş birliği içinde çözümler üretmek olduğunu söyledi. Sağlık turizminin küresel bir sektör haline geldiğini ve kalite odaklı yaklaşımın önem kazandığını vurgulayan Öztan, İzmir’in bu alanda payını yüzde 1’den yüzde 5’e çıkararak dikkat çekici bir büyüme yakaladığını ifade etti. Türkiye genelinde düşüş yaşanmasına rağmen İzmir’in yükselişini sürdürdüğünü belirten Öztan, kentin sağlık hizmetleri ile yaşam deneyimini bir arada sunan önemli bir destinasyon olduğunu dile getirdi. İzmir’in güçlü sağlık altyapısı, ileri tanı olanakları ve yüksek kapasiteli tedavi merkezleriyle öne çıktığını kaydeden Öztan, Ege Bölgesi’ndeki sağlık kuruluşlarının yüzde 63’ünün İzmir’de bulunduğunu belirtti.</p>
<p><strong>Oturumlar yapılacak</strong></p>
<p>Toplantı, Türkiye’de Sağlık Turizmi ve Kamu Stratejileri ile Ege’den Dünyaya: İzmir’in Sağlık Turizmindeki Potansiyeli ve Gelişim Stratejileri oturumlarıyla devam edecek. Ardından çalıştay oturumları gerçekleştirilecek. Bu kapsamda Medikal Turizm, Sağlık Turizmi Altyapısı ve Kümelenme: Medikalkampüs Yaklaşımı, Sağlık Turizmi Yatırım Stratejileri, İyi Yaşam, Üçüncü Yaş Turizmi ve Termal Turizm, Sağlık Turizminde Dijitalleşme, Sağlık Turizminde Ulusal ve Uluslararası Tanıtım, Sağlık Turizmi Mevzuatı ve Sigorta Uygulamaları konuşulacak. Toplantı, çalıştay sonuçlarının değerlendirilmesi ile sona erecek.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugaydan-saglik-turizminde-ortak-akil-cagrisi-623357">Başkan Tugay&#8217;dan sağlık turizminde ortak akıl çağrısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir&#8217;den Gündoğmuşlu üreticilere tırnak bakım desteği</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-gundogmuslu-ureticilere-tirnak-bakim-destegi-623106</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2026 10:39:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Antalya Büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[bakım]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[Büyükşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[desteği]]></category>
		<category><![CDATA[gündoğmuşlu]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[tırnak]]></category>
		<category><![CDATA[ücretsiz]]></category>
		<category><![CDATA[üreticiler]]></category>
		<category><![CDATA[üreticilere]]></category>
		<category><![CDATA[verimi]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623106</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi, hayvancılıkla uğraşan üreticilere yönelik desteklerini sürdürüyor. Büyükşehir Belediyesi, büyükbaş hayvanların sağlığı ve verimi açısından büyük önem taşıyan tırnak bakım hizmetini çiftçilere ücretsiz olarak sunuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-gundogmuslu-ureticilere-tirnak-bakim-destegi-623106">Büyükşehir&#8217;den Gündoğmuşlu üreticilere tırnak bakım desteği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p><span><span><span><span>Antalya Büyükşehir Belediyesi, hayvancılıkla uğraşan üreticilere yönelik desteklerini sürdürüyor. Büyükşehir Belediyesi, büyükbaş hayvanların sağlığı ve verimi açısından büyük önem taşıyan tırnak bakım hizmetini çiftçilere ücretsiz olarak sunuyor.</span></span></span></span><br /><span><span><span><span>Antalya Büyükşehir Belediyesi, kırsal kalkınmayı desteklemek ve üreticilerin yükünü hafifletmek amacıyla tarım ve hayvancılık alanındaki çalışmalarına devam ediyor. Bu kapsamda Gündoğmuş ilçesinde hayvancılıkla uğraşan çiftçilere ücretsiz tırnak bakım hizmeti verildi. Büyükbaş hayvanlarda yürüyüş bozukluklarının önlenmesi, süt ve et veriminin korunması ve genel hayvan sağlığının desteklenmesi açısından önem taşıyan uygulama, özellikle kırsal mahallelerde yaşayan üreticiler için önemli bir kolaylık sağlıyor. Üreticiler, özel olarak yaptırıldığında yüksek maliyet oluşturan bu hizmetin ücretsiz sunulmasından dolayı Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>BÜYÜKŞEHİR’DEN ÜCRETSİZ HİZMET</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Gündoğmuş’ta hayvancılıkla uğraşan Ahmet Uyar, Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin verdiği hizmetin üreticiler için çok değerli olduğunu ifade ederek, tırnak bakım desteğini duyduktan sonra belediyeye başvurduğunu söyledi. Uyar, “Antalya Büyükşehir’in tırnak bakım hizmeti verdiğini duydum, aradım. Ekipler kısa sürede geldi. İneklerin sağlığı için tırnaklarının düzenli olarak törpülenmesi gerekiyor. Normalde bu bakım 5 bin liradan başlıyor. Büyükşehir Belediyesi bunu ücretsiz şekilde gerçekleştirdi. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>BU HİZMETLERE ULAŞMAK KOLAY OLMUYOR</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Gündoğmuş’ta kısa süre önce hayvancılığa başlayan Mustafa Demirel de Büyükşehir Belediyesi’nin desteğinin kendileri için büyük kolaylık sağladığını belirtti. Kırsal bölgelerde yaşadıkları için bu tür hizmetlere ulaşmanın zor olduğunu vurgulayan Mustafa Demirel, “Hayvancılığa yeni başladım, 3 ay oldu. Kırsal bölgede yaşadığımız için bu hizmetlere erişim zor oluyor. Paramız olsa bile her zaman yaptıramıyoruz. Özelde bir hayvanın tırnak kesimi için 4-5 bin lira civarında ücret isteniyor. Büyükşehir Belediyesi’nden Allah razı olsun, böyle bir hizmet sundukları için teşekkür ederim” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>VERİMİ ETKİLEYEN ÖNEMLİ BİR SORUN ÇÖZÜLMÜŞ OLDU</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>2 yıldır büyükbaş hayvancılıkla uğraşan Şaban Keskin ise hayvancılığa başladıktan sonra birçok zorlukla karşılaştığını, bunların başında da tırnak problemlerinin geldiğini söyledi. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin zamanında müdahalesi sayesinde önemli bir sorunun çözüldüğünü belirten Keskin, “Hayvancılığa başlarken bu işin zorlukları olacağını söyleyenler olmuştu ama içine girince daha iyi anladım. Bu zorlukların başında da tırnak problemleri geliyor. Hayvanlarımızın et verimini, süt verimini, hatta yerine göre döl tutma verimini bile etkiliyor. Bu sorunu ilk fark ettiğimde özel veteriner desteği almaya çalıştım. Ancak Gündoğmuş’un uzak bir bölge olması ve ulaşımın zorluğu nedeniyle gelmek istemediler. Büyükşehir Belediyesi’ne başvurduğumda ekipler çok güzel ilgilendi, kısa sürede dönüş yaparak gereken desteği sağladı. Bizi bu dertten kurtardılar” ifadelerini kullandı.</span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-gundogmuslu-ureticilere-tirnak-bakim-destegi-623106">Büyükşehir&#8217;den Gündoğmuşlu üreticilere tırnak bakım desteği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nilüfer&#8217;de sağlıklı yaş almanın ipuçları paylaşıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/niluferde-saglikli-yas-almanin-ipuclari-paylasildi-623046</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2026 09:43:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Geriatri]]></category>
		<category><![CDATA[ipuçları]]></category>
		<category><![CDATA[nilüfer]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[paylaşıldı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623046</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi, Yaşlılara Saygı Haftası kapsamında anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/niluferde-saglikli-yas-almanin-ipuclari-paylasildi-623046">Nilüfer&#8217;de sağlıklı yaş almanın ipuçları paylaşıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Nilüfer Belediyesi, Yaşlılara Saygı Haftası kapsamında anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. ‘Sağlıklı Yaş Alma’ temasıyla düzenlenen seminerde, aktif yaşlanmanın ve yaşam kalitesini korumanın yolları, Nilüfer’in olgun gençleriyle paylaşıldı.</b></p>
<p>“Sağlıklı Yaş Almanın Yolları” başlığı altında<b> </b>Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde gerçekleştirilen etkinliğin ilk konuşmacısı olan Geriatri Uzmanı Doç. Dr. Olgun Deniz, yaşlanmanın biyolojik bir süreç olduğunu, ancak kronolojik yaştan ziyade biyolojik yaşın daha önemli olduğunu söyledi. Türkiye’nin dünyanın en hızlı yaşlanan 10 ülkesinden biri olduğuna dikkati çeken Deniz, “Sağlıklı yaş almada genetik yüzde 30, yaşam tarzı ise yüzde 70 etkilidir. Dolayısıyla nasıl yaşadığınız, nasıl yaşlanacağınızı belirler. Bunun için yeterli ve dengeli beslenmeye önem verin. Düzenli yürüyüş ve egzersiz yapın, durmayın ama düşmeyin de. Sosyal hayattan kopmayın ve sevdiklerinizle bol bol vakit geçirin. Hobiler edinerek zinde kalın. Huzurlu olun ve yeterli uyuyun” dedi.</p>
<p>Gereksiz ilaç ve takviye kullanımından kaçınmanın da ileride yaşlarda kritik önemde olduğunu anlatan Deniz, “Hedefimiz, yaşlı bireyin kimseye bağımlı olmadan fonksiyonelliğini korumasıdır ve sağlıkla geçirebileceği süreyi uzatmaktır. Yaşlanmak bir dağa tırmanmak gibidir; çıktıkça yorgunluk artar ama görüş alanımız genişler” diye konuştu.</p>
<p>GERİATRİSTLER YAŞAM KALİTESİNİ ARTIRMAYI HEDEFLİYOR</p>
<p>Geriatri Uzmanı Doç. Dr. Merve Hafızoğlu ise sunumunda geriatrinin rolüne değindi. 65 yaş ve üzeri bireylerde bütüncül yaklaşımın önemini vurgulayan Hafızoğlu, ‘Yaşlılıkta bu kadar olur’ diyerek geçiştirilen unutkanlık, depresyon ve kas erimesi gibi durumların aslında tedavi edilmesi gereken birer sendrom olduğunu ifade etti. Hafızoğlu şunları söyledi: “Yaşlandım artık duymasam da olur, hayattan zevk almasam da olur’ düşüncesine karşıyız. Yaşlanmak hayat kalitesinin düşmesi demek değildir. Polikliniklerimizde ‘geriatrik sendromlar’ dediğimiz; unutkanlık (demans), depresyon, beslenme bozukluğu, kas erimesi, uyku bozuklukları ve çoklu ilaç kullanımı gibi durumları tarıyoruz. Ve bu durumlara göre reçeteler belirliyoruz. Önemli olan kişinin kendini bilmesi ve yaşadığı probleme karşı koyma isteğidir. Bizim için kronolojik yaştan ziyade ‘kırılganlık’ seviyesi önemlidir. Hedefimiz, bireyin yaşam kalitesini yükseltecek tedavi hedefleri belirlemek, onların kimseye bağımlı olmadan, kaliteli bir yaşam sürmesini sağlamaktır.”</p>
<p>İlgiyle takip edilen seminerin ardından uzmanlar, katılımcıların sorularını yanıtladı. Programın sonunda Doç. Dr. Olgun Deniz ve Doç. Dr. Merve Hafızoğlu’na günün anısına hediye takdim edildi.</p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/niluferde-saglikli-yas-almanin-ipuclari-paylasildi-623046">Nilüfer&#8217;de sağlıklı yaş almanın ipuçları paylaşıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kolon Kanserinin 6 Belirtisi İle Karşılaşmadan Önlem Alın</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kolon-kanserinin-6-belirtisi-ile-karsilasmadan-onlem-alin-622962</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2026 08:23:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirti]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisi]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinin]]></category>
		<category><![CDATA[karşılaşmadan]]></category>
		<category><![CDATA[kolon]]></category>
		<category><![CDATA[Kolon Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[le]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[tarama]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622962</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde en sık görülen kanser türlerinden biri olan kolon kanseri, kansere bağlı ölümler arasında da üst sıralarda yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kolon-kanserinin-6-belirtisi-ile-karsilasmadan-onlem-alin-622962">Kolon Kanserinin 6 Belirtisi İle Karşılaşmadan Önlem Alın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde en sık görülen kanser türlerinden biri olan kolon kanseri, kansere bağlı ölümler arasında da üst sıralarda yer alıyor. En sık 50 yaş ve üzerindeki kişilerde görülse de son yıllarda gençlerde de artış gösteriyor. Kalın bağırsağın iç yüzeyinde başlayan bu hastalık, genellikle “polip” adı verilen küçük oluşumlarla başlıyor ve yıllar içinde kansere dönüşebiliyor. Her iki cinsiyette de görülen ve çoğu zaman hiçbir belirti vermeden ilerleyen kolon kanseri erken teşhis edildiğinde büyük oranda tedavi edilebiliyor. Memorial Dicle Hastanesi Gastroenteroloji Bölümünden Doç. Dr. Remzi Beştaş, kolon kanserinde düzenli tarama testleri ve erken tanın önemi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Kolon kanseri dünyada en sık görülen kanserlerden biri</strong></p>
<p>Kolorektal kanserler dünya genelinde en sık görülen üçüncü kanser türü olup, kansere bağlı ölümler arasında ikinci sırada yer almaktadır. En sık görülme yaşı 50 yaş ve üzeri olsa da son yıllarda genç yaş gruplarında da görülmeye başlanmıştır. Ancak bu hastalığın önemli bir özelliği bulunmaktadır. Kolon kanseri erken teşhis edildiğinde tedavi başarısı oldukça yüksek olan kanser türlerinden biridir. Bu nedenle düzenli tarama programlarına katılım ve toplumda farkındalığın artırılması büyük önem taşımaktadır.</p>
<p><strong>Kolon kanseri erken dönemde belirti vermeyebilir</strong></p>
<p>Kolorektal kanserler sinsi seyirli hastalıklar arasında yer alır ve erken evrelerde herhangi bir belirti vermeyebilir. Hastalık ilerledikçe bazı belirtiler ortaya çıkabilir.</p>
<ol>
<li>Dışkıda kan görülmesi, </li>
<li>Uzun süre devam eden kabızlık veya ishal, </li>
<li>Tuvalet alışkanlıklarında değişiklik, </li>
<li>Karın ağrısı ve şişkinlik, açıklanamayan kilo kaybı,</li>
<li>Sürekli yorgunluk ve halsizlik, </li>
<li>Dışkı şeklinde değişiklik ve demir eksikliğine bağlı </li>
</ol>
<p>Bu belirtilerden biri veya birkaçının görülmesi durumunda vakit kaybetmeden bir gastroenteroloji uzmanına başvurmak erken tanı açısından büyük önem taşımaktadır.</p>
<p><strong>Bazı risk faktörleri kolon kanseri riskini artırıyor</strong></p>
<p>50 yaş ve üzeri olmak, ailede kolon kanseri öyküsü bulunması, fazla kırmızı et tüketimi ve liften fakir beslenme gibi sağlıksız beslenme alışkanlıkları, hareketsiz yaşam tarzı, obezite, sigara ve alkol kullanımı ile inflamatuvar bağırsak hastalıkları kolon kanseri riskini artırabilmektedir. Bu risk faktörlerine sahip kişilerin kolon kanseri tarama programlarına daha dikkatli şekilde katılması ve düzenli kontrollerini yaptırması önerilmektedir.</p>
<p><strong>Tarama testleri kanseri ortaya çıkmadan önleyebilir</strong></p>
<p>Kolon kanserinde en önemli basamak erken tanıdır. Kolonoskopi ile bağırsakta oluşabilecek poliplerin tespit edilmesi ve çıkarılması sayesinde kanser gelişimi daha ortaya çıkmadan önlenebilir. Kolon kanseri için önerilen tarama yaşı genellikle 45 olarak kabul edilmektedir. Tarama yöntemleri arasında 10 yılda bir kolonoskopi, yılda bir gaitada gizli kan testi, üç yılda bir gaita DNA testi ve beş yılda bir BT kolonoskopi yer almaktadır. Aile öyküsü bulunan veya yüksek risk grubunda yer alan kişilerde tarama daha erken yaşlarda ve daha sık aralıklarla yapılabilmektedir.</p>
<p><strong>Sağlıklı yaşam alışkanlıkları kolon kanseri riskini azaltabilir</strong></p>
<p>Kolon kanseri riskini azaltmak için yaşam tarzında yapılacak bazı değişiklikler oldukça etkili olabilir.</p>
<ul>
<li>Lif açısından zengin sebze ve meyve tüketmek, </li>
<li>Kırmızı ve işlenmiş et tüketimini azaltmak, </li>
<li>Düzenli egzersiz yapmak, sağlıklı kiloyu korumak, </li>
<li>Sigara ve alkolden uzak durmak </li>
<li>Düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemek kolon kanseri riskini azaltmaya yardımcı olur.</li>
</ul>
<p>Dünya genelinde Mart ayı Kolon Kanseri Farkındalık Ayı olarak kabul edilmektedir ve mavi kurdele ile simgelenmektedir. Bu ay boyunca hastalık hakkında farkındalık oluşturulması ve bireylerin tarama testlerine yönlendirilmesi hedeflenmektedir. Çünkü kolon kanseri erken teşhis edildiğinde büyük oranda tedavi edilebilen bir hastalık olarak öne çıkmaktadır.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kolon-kanserinin-6-belirtisi-ile-karsilasmadan-onlem-alin-622962">Kolon Kanserinin 6 Belirtisi İle Karşılaşmadan Önlem Alın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Epilepside rutinin bozulduğu durumlar nöbetleri tetikleyebiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/epilepside-rutinin-bozuldugu-durumlar-nobetleri-tetikleyebiliyor-622905</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Mar 2026 18:18:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bozulduğu]]></category>
		<category><![CDATA[durumlar]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[epilepsi]]></category>
		<category><![CDATA[epilepside]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>
		<category><![CDATA[nöbet]]></category>
		<category><![CDATA[nöbetleri]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[rutinin]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tetikleyebiliyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622905</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde epilepsinin doğru tedavi ve düzenli takip ile kontrol altına alınabilen bir hastalık olduğunu belirten Atlas Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Seda Bostan, epilepside ilaçların düzenli kullanılmasının ve doktor kontrollerinin aksatılmamasının önemli olduğunu söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/epilepside-rutinin-bozuldugu-durumlar-nobetleri-tetikleyebiliyor-622905">Epilepside rutinin bozulduğu durumlar nöbetleri tetikleyebiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Günümüzde epilepsinin doğru tedavi ve düzenli takip ile kontrol altına alınabilen bir hastalık olduğunu belirten Atlas Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Seda Bostan, epilepside ilaçların düzenli kullanılmasının ve doktor kontrollerinin aksatılmamasının önemli olduğunu söyledi. Nöbeti tetikleyebilecek durumların mümkün olduğunca azaltılması gerektiğini kaydeden Dr. Seda Bostan, uyku düzeni değişikliği, açlık-susuzluk, yoğun stres gibi rutinin bozulduğu durumlar ile yüksek ses ve yanıp sönen parlak ışıklar gibi yoğun uyaranların nöbetleri tetikleyebileceğini ve bunlardan kaçınılması gerektiği uyarısında bulundu.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Atlas Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Seda Bostan, 26 Mart Epilepsi Farkındalık Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada epilepsi farkındalığının önemine işaret ederek epilepsi hastalarının dikkat etmesi gerekenlere ilişkin değerlendirmede bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Korku ve yaftalama hastaneye başvuruları geciktiriyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Epilepsi hastalığında etiketlemenin hastalığın özellikle teşhisi geciktirebildiğini belirten Dr. Seda Bostan, “Epilepsi, oldukça sık görülen bir hastalık olmasına rağmen, bu hastalıkla ilgili gereksiz korku ve yaftalama hastaneye başvuruları geciktirmektedir. Ayrıca toplumda epilepsinin çoğunlukla sadece ‘jeneralize tonik klonik nöbet’ olarak adlandırdığımız yani tüm vücudun kasıldığı ‘sara nöbeti’ olarak bilinmesi, farklı tipte nöbetleri olan hastaların tanı ve tedavisinde gecikmelere yol açmaktadır. Bu nedenle epilepsinin korkulacak bir durum değil, tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu bilmek ve epilepsi hastalarına yönelik önyargıları azaltmak açısından epilepsi farkındalığı oldukça önemlidir” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Etiketlenme ile mücadele için doğru bilgi paylaşımı önemli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Geçmişte epilepsi nöbetlerinden korkulduğunu ve bu nedenle hastaların etiketlendiğini kaydeden Dr. Seda Bostan, “Ancak günümüzde epilepsi, doğru tedavi ve düzenli takip ile kontrol altına alınabilen bir hastalıktır; korkulacak ya da utanılacak bir durum değildir. Etiketlenme ile mücadele için hasta ve hasta yakınları, doğru bilgiyi yakın çevreleriyle paylaşarak bu konudaki yanlış inanışları azaltabilir. Okulda, işte, aile içinde, sosyal çevrelerinde nöbet sırasında ne yapılacağını anlatmaları da nöbet anında yaşanacak korkuyu azaltacaktır. Hasta açısından ise gerekli olduğunda destek grupları ve psikolojik destek almak bu açıdan faydalı olacaktır” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Düzenli ilaç kullanımı ve hekim takibine dikkat</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Epilepsi hastalarının en çok dikkat etmesi gereken noktalara değinen Dr. Seda Bostan, “Epilepsi hastalarının en çok dikkat etmesi gereken konu; ilaçlarını düzenli kullanmak, takiplerini aksatmamak ve nöbeti tetikleyebilecek durumları mümkün olduğunca azaltmaktır. Rutin düzenin bozulduğu durumların (uyku düzeni değişikliği, açlık-susuzluk, yoğun stres); yoğun uyaranların olduğu durumların (yüksek ses, yanıp sönen parlak ışıklar gibi) veya enfeksiyon, ameliyat gibi durumların nöbetleri tetikleyebileceği bilinmeli ve bunlardan kaçınılmalıdır” uyarısında bulundu. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>İlaç dozlarının ayarlanması gerekebilir</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Epilepsi hastaları için belirli aralıklarla kontrolün önemini vurgulayan Dr. Seda Bostan, “Epilepsi hastalarının tedavi altında nöbetsiz olsalar bile belirli aralıklarla kontrole gitmeleri gerekir. Çünkü fark edilmeden farklı tipte ya da ‘küçük’ nöbetler olabilir, ilaç dozlarının ayarlanması gerekebilir ve tedavi sürecinde ilaç düzeyi ile böbrek ve karaciğer fonksiyonlarının takibi gerekli olabilir. Ayrıca yüzme, araç kullanma ve yüksekte çalışma gibi durumlarda mutlaka doktor önerilerine uyulmalıdır. Bu kararların sağlıklı verilebilmesi için düzenli takipler büyük önem taşır” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/epilepside-rutinin-bozuldugu-durumlar-nobetleri-tetikleyebiliyor-622905">Epilepside rutinin bozulduğu durumlar nöbetleri tetikleyebiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;de kronik hastalıklarda alarm: Tedaviye uyum hayati önemde</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyede-kronik-hastaliklarda-alarm-tedaviye-uyum-hayati-onemde-622851</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Mar 2026 12:53:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Araz]]></category>
		<category><![CDATA[derneği]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[ergene]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklarda]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[hipertansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[kronik]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[tedaviye]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyede]]></category>
		<category><![CDATA[uyum]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622851</guid>

					<description><![CDATA[<p>27 Mart ‘Dünya Tedaviye Uyum Günü’ kapsamında Kahramanmaraş’ta düzenlenen etkinlikte uzmanlar, kronik hastalıklarda tedaviye uyumun artırılmasının hayati önem taşıdığına dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-kronik-hastaliklarda-alarm-tedaviye-uyum-hayati-onemde-622851">Türkiye&#8217;de kronik hastalıklarda alarm: Tedaviye uyum hayati önemde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>27 Mart ‘Dünya Tedaviye Uyum Günü’ kapsamında Kahramanmaraş’ta düzenlenen etkinlikte uzmanlar, kronik hastalıklarda tedaviye uyumun artırılmasının hayati önem taşıdığına dikkat çekti. Prof. Dr. Mustafa Araz ve Prof. Dr. Oktay Ergene, hipertansiyon, diyabet ve obezite gibi hastalıkların kontrol altına alınmaması halinde ciddi komplikasyonlara ve erken ölümlere yol açtığını vurguladı.</p>
<p>27 Mart ‘Dünya Tedaviye Uyum Günü’ kapsamında Kahramanmaraş KİGEM Kadın İşgücünü Geliştirme Merkezi’nde Prof. Dr. Mustafa Araz ve Prof. Dr. Oktay Ergene, Servier Türkiye’nin koşulsuz katkılarıyla Türkiye’de ilk defa 14 derneğin iş birliği ile hayata geçen “Türkiye 2030’da yüzde 50” projesi kapsamında vatandaşlarla bir araya geldi. Hasta, hasta yakını, sağlık profesyonelinin katıldığı ve katılımcıların tansiyon değerlerinin ölçülmesiyle başlayan etkinliğin moderatörlüğünü tiyatro sanatçısı-yönetmen Mert Öner yaptı.</p>
<p><strong>Klinik Endokrinoloji ve Diyabet Derneği Başkanı Prof. Dr. Mustafa Araz, </strong>Dünya Tedaviye Uyum Günü kapsamında yaptığı açıklamada, kronik hastalıklarda tedaviye uyumun kritik öneme sahip olduğunu belirtti. Kronik hastalıkların uzun vadede organ ve dokularda ciddi hasarlara yol açtığını ifade eden Araz, “En sık görülen hastalıklar arasında hipertansiyon ve diyabet yer alıyor. Bu hastalıklar; kalp, damar, böbrek ve sinir sistemi gibi birçok organda hasara neden olarak uzun vadeli komplikasyonlara ve ölüm riskinde artışa yol açıyor” dedi.</p>
<p>&#8220;Türkiye’de kronik hastalık oranları yüksek&#8221;</p>
<p>Türkiye’de hipertansiyonun erişkin nüfusun yaklaşık yüzde 31’inde, diyabetin ise yüzde 16’sında görüldüğünü aktaran Araz, bu oranların yüksekliğine dikkat çekti. Kontrol oranlarının ise istenilen seviyede olmadığını vurgulayan Araz, kronik hastalıklarda hedef değerlere ulaşma oranının yüzde 30-40 civarında olduğunu kaydetti.</p>
<p>&#8220;Türkiye’de tedaviye uyum oranı yüzde 36&#8221;</p>
<p>Tedaviye uyumun hem dünyada hem de Türkiye’de yeterli düzeyde olmadığını dile getiren Araz, “Hastaların tedaviye uyum oranı dünya genelinde yüzde 30 ila 50 arasında. Türkiye’de ise bu oran yaklaşık yüzde 36 seviyesinde” diye konuştu.</p>
<p>&#8220;Uyum artarsa ölüm ve komplikasyonlar azalıyor&#8221;</p>
<p>Tedaviye uyumun artırılmasının önemli kazanımlar sağlayacağını vurgulayan Araz, “Tedaviye uyum sayesinde ölüm oranlarında yaklaşık yüzde 21 azalma, organ hasarı ve komplikasyonlarda ise yüzde 30 ila 50 oranında düşüş sağlamak mümkün” dedi.</p>
<p>&#8220;2030’da tedavi başarı hedefi yüzde 50&#8221;</p>
<p>2030 yılına yönelik hedeflere de değinen Araz, tedaviye uyumu artırarak tedavi başarısında artışa yönelik çalışmalar yürüttüklerini belirtti ve “Amacımız Türkiye’de tedavi başarı oranını diyabette yüzde 36,7’den, hipertansiyonda ise yüzde 22,2’den %50’ye çıkarmak. Bu sayede hastalıkların uzun vadede oluşturduğu zararları azaltmayı hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p> &#8220;Metabolik hastalıklar erken ölümlerin başlıca nedeni&#8221;</p>
<p><strong>Kalp Damar Hastalıklarından Korunma ve Farkındalık Derneği Başkanı Prof. Dr. Oktay Ergene</strong> ise diyabet, obezite ve hipertansiyonun birbiriyle bağlantılı olduğunu belirterek, bu hastalıkların kontrol altına alınmaması halinde erken ölüm riskinin ciddi şekilde arttığını söyledi.</p>
<p>Metabolik hastalıkların temelinde obezite ve glikoz kontrol bozukluğunun yer aldığını belirten Ergene, “Diyabet, kalp ve böbrek hastalıkları birbiriyle ilişkili. Bu hastalıklar orta ve uzun vadede ciddi organ hasarlarına yol açarak dünyada erken ölümlerin en önemli nedenlerinden biri haline geliyor” dedi.</p>
<p>&#8220;50 yaş sonrası risk hızla artıyor&#8221;</p>
<p>ABD’de yapılan bir araştırmaya değinen Oktay Ergene, belirli yaşın üzerindeki bireylerde bu hastalıklardan en az birinin görülme oranının yüzde 90’ların üzerine çıktığını belirterek, “50 yaş sonrası 10 kişiden 9’unda bu hastalıklardan en az biri görülüyor” diye konuştu.</p>
<p>&#8220;Türkiye’de obezite ve diyabet oranı yüksek&#8221;</p>
<p>Türkiye’de obezite oranının erişkin nüfusta yüzde 36-40 seviyelerinde olduğunu, diyabetin ise yaklaşık yüzde 17 oranında görüldüğünü aktaran Ergene, bu oranların Avrupa ülkelerine kıyasla oldukça yüksek olduğuna dikkat çekti.</p>
<p>&#8220;Türkiye’de yaşam süresi daha kısa&#8221;</p>
<p>Türkiye’de yaşam süresinin gelişmiş ülkelere göre daha kısa olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Oktay Ergene, “Gelişmiş ülkelerde ortalama yaşam süresi 80’li yaşların üzerine çıkarken, Türkiye’de bu rakam 77 civarında. Arada 10 yıla varan farklar bulunuyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p>&#8220;Sağlıklı yaşam alışkanlıkları erken yaşta kazanılmalı&#8221;</p>
<p>Hastalıkların önlenmesinde sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemine işaret eden Ergene, yaşam tarzının genç yaşlarda düzenlenmesi gerektiğini belirtti. Hastalık geliştikten sonra ise ilaç tedavisinin kaçınılmaz olduğunu söyledi.</p>
<p>&#8220;Hipertansiyon çoğu zaman ciddiye alınmıyor&#8221;</p>
<p>Hipertansiyonun çoğu zaman hafife alındığını dile getiren Prof. Dr. Oktay Ergene, “Hipertansiyon, dünyadaki ölümlerin ve kalp hastalıklarının önemli bir kısmından sorumlu. Ancak toplumda yeterince ciddiye alınmıyor ve ilaç kullanımı ihmal ediliyor. Türkiye’de sağlık sisteminde ilaca erişim çok iyi durumda iken kronik hastalıklar için düzenli ilaç kullanım oranlarımız çok düşük.” dedi.</p>
<p>&#8220;Tuz tüketiminin azaltılması önemli&#8221;</p>
<p>Toplumsal önlemlerin önemine de değinen Ergene, tuz tüketiminin azaltılmasının hipertansiyonla mücadelede önemli bir adım olduğunu belirtti.</p>
<p>&#8220;70 yaşında hipertansiyon oranı yüzde 70&#8221;</p>
<p>İleri yaşlarda hipertansiyon görülme sıklığının arttığını ifade eden Ergene, “30 yaşındaki bireylerde hipertansiyon görülme oranı %30 iken, 40 yaşındaki bireylerde %40, 70 yaşındaki bireylerde ise bu oranı %70’i buluyor. Yani 10 kişiden 7’sinde hipertansiyon var” dedi. </p>
<p> &#8220;Tansiyon kontrolü hayati önem taşıyor&#8221;</p>
<p>Kan basıncının kontrol altına alınmasının hayati önem taşıdığını vurgulayan Ergene, “Günümüzde artık biliyoruz ki tansiyonun 130/80 mmHg’nin altına indirilmesi gerekiyor. Aksi halde kalp krizi ve inme riski ciddi şekilde artıyor. Basit bir ilaç tedavisiyle bu riskleri büyük ölçüde azaltmak mümkün” diye konuştu.</p>
<p>“Tiyatro hatırlatır. Uyum yaşatır.”</p>
<p><strong>Tiyatro sanatçısı Mert Öner</strong> ise aynı takvimde buluşan Dünya Tedaviye Uyum Günü ve Dünya Tiyatro Günü’nün adeta hayatın dengesine vurgu yaptığını söyledi: “27 Mart’ın iki anlamı var: Dünya Tiyatro Günü ve Tedaviye Uyum Günü. Aynı günde buluşmaları, hayatın hem sahnede hem bedenimizde aynı incelikli dengeyle aktığını hatırlatıyor; bu rastlantının içinde tuhaf bir sevinç, derin bir anlam var.   Sahne, insanın doğayla yeniden aynı ritmi aradığı yerdir. Bir nefes, bir söz, bir beden…  Hepsi görünmeyen bir uyumun parçası. Tiyatro hatırlatır. Uyum yaşatır. Hikâyeler ise unuttuklarımızı iyileştirir. Bizi birbirimize, toprağa, hayata yeniden bağlar. Çünkü dünya, ancak hikayelerimizi paylaştığımız sürece dengede kalır.” diye konuştu.</p>
<p>“Türkiye 2030’da yüzde 50 projesi”</p>
<p>Dünyada veriler her iki hastadan birinin tedaviye uyumsuz olduğunu gösteriyor. Dünya Sağlık Örgütü rakamlarına göre dünyada 1.3 milyar kişi hipertansiyon, 800 milyondan fazla kişi de diyabet hastası. Her 9 kişiden biri diyabetle yaşadığının farkında değil. OECD verileri, tedaviye uyumun artmasıyla uzun dönemde ölüm oranlarının yüzde 21 azaltılabileceğini gösteriyor. Aynı araştırma, yüksek hasta uyumunun sağlık harcamaları üzerinde yıllık 125 milyar Euro katkı sağlayabileceğini ortaya koymaktadır.  </p>
<p>Türkiye’de ise tüm erişkinlerin yüzde 31’i hipertansiyon, yüzde 16,6’si diyabet hastası. Hipertansiyon tedavisine başlayan hastaların yarısı ilk iki yılda tedavilerini yarım bırakıyor. Tedaviye uyum sağlamayan hastaların hastaneye yatışlar üzerindeki artış oranı yüzde 20’ye varıyor. Alarm veren bu tablonun değişmesine katkı sağlamak için hayata geçen Türkiye 2030’da %50 projesi 13 uzmanlık 1 hasta derneğinin katılımıyla ortaya çıkan ve hipertansiyon ve diyabet gibi kronik hastalıklarda hastanın tedaviye uyumu ve tedavi başarısının yükselmesini hedefleyen bir sosyal sorumluluk projesidir.  Servier Türkiye’nin koşulsuz desteklediği bu projenin amacı 2030 yılına kadar hipertansiyonda %22,2, diyabette yüzde 36,7 olan tedavi başarı oranını %50’ye çıkartmaktır.</p>
<p>“14 dernek ortak amaç için birleşti”</p>
<p>Hipertansiyon ve diyabet gibi kronik hastalıklarda tedaviye uyum oranlarını yükselterek hastalık kontrol başarısını 2030&#8217;a kadar en az yüzde 50&#8217;ye ulaştırmayı hedefleyen bu projede, Ateroskleroz Derneği, Avrasya Kalp Yetersizliği Derneği, Dahiliye Uzmanları Derneği, İç Hastalıkları Uzmanlık Eğitim Araştırma Derneği, Kalp Damar Hastalıklarıyla Mücadele ve Farkındalık Derneği, Kardiyovasküler Akademi Derneği, Klinik Endokrinoloji ve Diyabet Derneği, Metabolik Sendrom Derneği, Türk Diyabet Cemiyeti, Türk Girişimsel Kardiyoloji Vakfı, Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği, Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği, Türkiye Diyabet Vakfı, Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği yer alıyor.  </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-kronik-hastaliklarda-alarm-tedaviye-uyum-hayati-onemde-622851">Türkiye&#8217;de kronik hastalıklarda alarm: Tedaviye uyum hayati önemde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sessiz tehlike ağızda başlıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sessiz-tehlike-agizda-basliyor-622779</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Mar 2026 08:39:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Bakteriler]]></category>
		<category><![CDATA[başlıyor]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[Diş Eti]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kanama]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622779</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ağız ve diş sağlığının yalnızca diş çürüğü ya da diş kaybı ile sınırlı olmadığını, tüm vücut sağlığınızı doğrudan etkileyen kritik bir öneme sahip olduğunu biliyor muydunuz? </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-tehlike-agizda-basliyor-622779">Sessiz tehlike ağızda başlıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ağız ve diş sağlığının yalnızca diş çürüğü ya da diş kaybı ile sınırlı olmadığını, tüm vücut sağlığınızı doğrudan etkileyen kritik bir öneme sahip olduğunu biliyor muydunuz? “Basit bir diş eti kanaması” denilerek yeterince önemsenmeyen sorunun hayati riske dahi yol açabildiğini? Hatta kalp krizi riskinin diş etinden başlayabildiğini? <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi Diş Eti Hastalıkları Uzmanı (Periodontolog) Prof. Dr. Ülkü Noyan</strong>,<strong> </strong>özellikle diş eti hastalıklarının kalp ve damar hastalıklarıyla güçlü bir bağlantısı olduğunu belirterek, Alzheimer ve kanser sürecini de olumsuz etkilediğini, buna karşın toplumdaki farkındalığın hala son derece yetersiz olduğunu vurguluyor. Prof. Dr. Noyan, ağız ve diş sağlığının önemine yönelik çarpıcı bilgiler verdi; alınacak basit ama etkili 7 yöntemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu…</p>
<p>Diş eti hastalığının en erken ve en önemli belirtisi diş fırçalarken oluşan kanamayla ortaya çıkıyor. <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi </strong><strong>Diş Eti Hastalıkları Uzmanı (Periodontolog) Prof. Dr. Ülkü Noyan</strong> “Nasıl ki ellerimizi yıkarken kanama olmuyorsa, diş etlerimizin de fırçalarken kanamaması gerekir. Ancak birçok kişi yanlış fırçalama teknikleri nedeniyle diş etine temas etmeden temizlik yapıyor. Bu da hastalığın fark edilmeden ilerlemesine yol açıyor” diyor. Sorunun ilerlemesiyle kendiliğinden veya yemek sırasında kanamalar ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. Noyan bu aşamada çoğu hastanın cerrahi işlemler, implant ve protez gibi çok daha kapsamlı tedaviye ihtiyaç duyar hale geldiğini söylüyor. </p>
<p><strong>Diş eti hastalıkları Alzheimer ve kanserle de ilişkili!</strong></p>
<p>Diş eti hastalıkları, diş çürükleri ve diş kaybıyla sınırlı kalmayıp, vücutta kronik iltihaplanmaya yol açarak birçok hastalığı tetikliyor. Prof. Dr. Noyan şu bilgileri veriyor: “Diş eti hastalıkları sistemik hastalıkların ortaya çıkması, var olan hastalığın da şiddetlenmesinde rol oynuyor. Kötü ağız hijyeninin, kanser sonrası sağ kalım süresini olumsuz etkilediği de bilimsel olarak gösterilmiştir. Tedavi edildiğinde; iltihap belirteci olan CRP (c-reaktif protein) azalır, kolesterol seviyesi düşer, kan şekeri olumlu etkilenir. Kalp ve damar hastalıklarının tekrarlama riski azalır. Alzheimer ve kanserin önemli nedenlerinden olan vücuttaki kronik enflamasyon ortadan kalkar. Yapılan çalışmalar; ameliyatlardan önce diş taşı temizliği, kök yüzeyi düzleştirme işlemlerinin yapılması ve ağız hijyeninin sağlanmasının da enfeksiyon riskini azalttığını ve hastanede kalış süresini kısalttığını ortaya koyuyor.” </p>
<p><strong>Kalp hastalıkları ve kalp krizi riskini artırabiliyor!</strong></p>
<p>Uluslararası Kardiyoloji Dergisi&#8217;nde geçtiğimiz ay yayınlanan çalışmada; çocukluk dönemindeki ağız sağlığının, yetişkinlikte damar sertliği ve kalp hastalıkları riskinin artmasına yol açtığının bildirildiğini vurgulayan Prof. Dr. Noyan “Bu bize, süt dişlerinin sürmesini takiben, hemen diş fırçalama işleminin başlaması gerektiğini gösteriyor. Dolayısıyla bu halk sağlığı konusunda herkese büyük görev düşmektedir” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Diş eti kanamasında erken müdahale şart</strong></p>
<p>Ağız ve diş sağlığını korumanın en etkili yolu, zararlı bakterilerin çoğalmasını engellemekten geçiyor. Bunun için ağız ve diş bakımı alışkanlığı kazanmak şart. Diş Eti Hastalıkları Uzmanı (Periodontolog) Prof. Dr. Ülkü Noyan, diş eti kanaması fark edildiğinde zaman kaybetmeden diş hekimine başvurulması gerektiğini, erken dönemde yapılan diş taşı temizliği ve kök yüzeyi düzleştirme işlemleriyle iltihabın kolaylıkla tedavi edilebildiğini söylüyor. </p>
<p><strong>Ağız ve diş bakımında basit ama etkili 7 yöntem!</strong></p>
<p>“Küçük gibi görünen bazı alışkanlıklar, hayat kurtaracak kadar büyük bir etkiye sahiptir” diyen Prof. Dr. Noyan, doğru ve sağlıklı ağız ve diş bakımının kurallarını şöyle sıralıyor: </p>
<ul>
<li>Günde en az iki kez, özellikle gece yatmadan önce dişlerinizi fırçalayın. </li>
<li>Doğru teknik ve size uygun diş fırçası için mutlaka diş hekiminin önerisini alın. </li>
<li>Günde en az bir kez diş ipi ya da arayüz fırçası kullanın. Bakteriler en çok, diş fırçasının ulaşamadığı alanlarda birikir. </li>
<li>Ağız kokusunun ve bakterilerin önemli kaynaklarından biri dil yüzeyidir. Bu nedenle mutlaka dilinizi de temizleyin. </li>
<li>Ağız gargarasını hekim önerisi olmadan kullamayın. Çünkü gargaralar yararlı bakterileri de yok ederek damar sağlığı için gerekli olan nitrit oksit üretimini azaltabilir. Ayrıca alkollü gargaralar, özellikle sigara kullanan bireylerde kanser riskini artırabilir.</li>
<li>Her gün yeterli su için. Tükürük ağız içini koruyan doğal bir savunmadır. Ağız kuruluğu yaşayan bireylerin gün boyunca suyu yudum yudum tüketmesi büyük önem taşır.</li>
<li>En az 6 ayda bir mutlaka diş hekimine gidin. Yapılan kontroller, yalnızca diş taşı temizliği değil, zararlı bakterilerin hastalık oluşturacak seviyeye ulaşmasını önlemek için gereklidir. Çünkü temizlik yapılmasından 9-11 hafta sonra zararlı bakteriler çoğalmaya başlar.</li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-tehlike-agizda-basliyor-622779">Sessiz tehlike ağızda başlıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Sevil Atasoy: &#8220;Uyuşturucu politikaları insan hakları ve halk sağlığı temelinde şekillenmeli&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-sevil-atasoy-uyusturucu-politikalari-insan-haklari-ve-halk-sagligi-temelinde-sekillenmeli-622625</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Mar 2026 19:00:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[atasoy]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[incb]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[İş Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[sevil]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<category><![CDATA[uyuşturucu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622625</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin Birleşmiş Milletler (BM) New York Daimî Temsilciliği tarafından, New York Türkevi’nde, Uluslararası Narkotik Kontrol Kurulu (INCB) Başkanı, Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy’un INCB üyeliğine yeniden adaylığı dolayısıyla bir resepsiyon düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-sevil-atasoy-uyusturucu-politikalari-insan-haklari-ve-halk-sagligi-temelinde-sekillenmeli-622625">Prof. Dr. Sevil Atasoy: &#8220;Uyuşturucu politikaları insan hakları ve halk sağlığı temelinde şekillenmeli&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin Birleşmiş Milletler (BM) New York Daimî Temsilciliği tarafından, New York Türkevi’nde, Uluslararası Narkotik Kontrol Kurulu (INCB) Başkanı, Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy’un INCB üyeliğine yeniden adaylığı dolayısıyla bir resepsiyon düzenlendi. Etkinliğe, Ekonomik ve Sosyal Konsey’e üye çok sayıda ülkenin diplomatları katıldı.</p>
<p><strong>“Küresel uyuşturucu sorunu giderek karmaşıklaştı”</strong></p>
<p>New York’taki Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Büyükelçi Ahmet Yıldız’ın takdim konuşmasından sonra söz alan INCB Başkanı Prof. Dr. Sevil Atasoy, küresel uyuşturucu sorununun giderek karmaşıklaştığını belirterek, çözümün dengeli, kanıta dayalı ve insan odaklı politikalardan geçtiğini vurguladı.</p>
<p>Prof. Dr. Atasoy, özellikle tıbbi olmayan sentetik opioidlerin yaygınlaşması, yasa dışı üretim yöntemlerinin gelişmesi ve uluslararası kaçakçılık ağlarının genişlemesinin acil ve ciddi tehditler oluşturduğunu ifade ederek, aynı zamanda dünya genelinde milyonlarca insanın ağrı tedavisi, ruh sağlığı ve palyatif bakım için gerekli temel ilaçlara erişimde zorluk yaşadığına dikkat çekti.</p>
<p><strong>Uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesi önemli</strong></p>
<p>Uluslararası uyuşturucu kontrol sisteminin üç temel ilkesine dikkat çeken Prof. Dr. Atasoy, kontrollü maddelerin tıbbi ve bilimsel amaçlarla erişilebilirliğinin sağlanması, kötüye kullanımın önlenmesi ve uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesinin önemini yineledi.</p>
<p>Prof. Dr. Atasoy, “Uyuşturucu kontrolü yalnızca bir yaptırım meselesi değil; aynı zamanda bir halk sağlığı, insan onuru ve sosyal adalet meselesidir.” dedi.</p>
<p>Konuşmasında insan hakları, orantılılık ve hukukun üstünlüğü ilkelerine vurgu yapan Prof. Dr. Atasoy, politika yapım süreçlerinde bu değerlerin merkezde yer alması gerektiğini belirtti.</p>
<p><strong>Kurumsal dayanıklılık ve deneyimin önemi</strong></p>
<p>Görev süresi boyunca INCB’nin etkinliğini ve şeffaflığını artırmaya yönelik çalışmalara öncelik verdiğini belirten Prof. Dr. Atasoy, üye devletlerle iş birliğini güçlendirmek, pratik araçlar geliştirmek ve tavsiyelerin uygulanabilirliğini artırmak için önemli adımlar attıklarını ifade etti.</p>
<p>Birleşmiş Milletler sistemi genelinde yaşanan mali kısıtlamalara da değinen Prof. Dr. Atasoy, bu süreçte kurumsal süreklilik ve kurumsal hafızanın korunmasının kritik önem taşıdığını vurguladı.</p>
<p> “Deneyim, yalnızca teknik bilgi değil; aynı zamanda karmaşık siyasi ve operasyonel süreçlerin yönetilmesinde de belirleyicidir.” diyen Prof. Dr. Atasoy, sınırlı kaynaklara rağmen Kurul’un etkinliğini koruyabilmesi için mali disiplin, önceliklendirme ve verimlilik esaslarına dayalı bir yönetim anlayışı benimsediklerini belirtti.</p>
<p><strong>Uluslararası iş birliği ve ortak sorumluluk</strong></p>
<p>Prof. Dr. Atasoy, INCB’nin çalışmalarının üye devletlerin güveni ve iş birliğine dayandığını belirterek, açık diyalog ve karşılıklı saygının uluslararası uyuşturucu kontrol sisteminin temelini oluşturduğunu ifade etti.</p>
<p>Türkiye tarafından yeniden aday gösterildiğini hatırlatan Prof. Dr. Atasoy, görevine devam etme isteğini dile getirdi ve “Deneyimli liderliğin sürekliliği, karşı karşıya olduğumuz mevcut ve yeni zorluklar karşısında büyük önem taşımaktadır.” İfadesinde bulundu.</p>
<p><strong>İnsan odaklı küresel vizyon</strong></p>
<p>“Uyuşturucu politikaları insan hakları ve halk sağlığı temelinde şekillenmeli.” diye konuşan Prof. Dr. Sevil Atasoy, konuşmasını insan sağlığını koruyan, insan haklarına saygılı ve toplumların refahını önceleyen dengeli ve etkili bir uluslararası uyuşturucu kontrol sistemi vizyonunu yineleyerek tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-sevil-atasoy-uyusturucu-politikalari-insan-haklari-ve-halk-sagligi-temelinde-sekillenmeli-622625">Prof. Dr. Sevil Atasoy: &#8220;Uyuşturucu politikaları insan hakları ve halk sağlığı temelinde şekillenmeli&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>22 Mart Dünya Su Günü</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/22-mart-dunya-su-gunu-622101</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Mar 2026 13:02:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[korunması]]></category>
		<category><![CDATA[mart]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir]]></category>
		<category><![CDATA[yönetimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622101</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Su Günü, tatlı su kaynaklarının önemine dikkat çekmek ve bu kaynakların sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla her yıl 22 Mart tarihinde kutlanmaktadır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/22-mart-dunya-su-gunu-622101">22 Mart Dünya Su Günü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Su Günü, tatlı su kaynaklarının önemine dikkat çekmek ve bu kaynakların sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla her yıl <strong>22 Mart tarihinde</strong> kutlanmaktadır. 1993 yılından bu yana kutlanan Dünya Su Günü’nde her yıl farklı bir tema aracılığıyla suyun küresel ölçekte taşıdığı önem vurgulanmaktadır. Bu yılın teması ise <strong>“Su ve Cinsiyet”</strong><b> </b>olarak belirlenmiştir.</p>
<p>Su; yaşamın devamı, sağlıklı bir çevre ve sürdürülebilir kalkınma için vazgeçilmez bir kaynaktır. Bununla birlikte suya erişim, yalnızca çevresel değil aynı zamanda sosyal bir mesele olarak da karşımıza çıkmaktadır. Birleşmiş Milletler tarafından belirlenen bu yılki tema; suya erişimde eşitliğin sağlanması, su hizmetlerinin herkes için güvenli ve sürdürülebilir biçimde sunulması ve su yönetiminde kapsayıcı yaklaşımların önemine dikkat çekmektedir.</p>
<p>Sürdürülebilir su yönetimi; toplumların refahı, çevrenin korunması ve gelecek nesillerin ihtiyaçlarının karşılanması açısından büyük önem taşımaktadır. Bu doğrultuda su kaynaklarının korunması, verimli kullanılması ve altyapı sistemlerinin güçlendirilmesi hem iklim değişikliğiyle mücadelede hem de sürdürülebilir şehirlerin oluşturulmasında önemli bir rol oynamaktadır.</p>
<p>Küresel ısınma ve iklim değişikliğiyle birlikte yağış rejimlerinde yaşanan değişimler; içme suyu kaynaklarının azalması, su kalitesinin bozulması, kuraklık, su kıtlığı ve taşkın riskleri gibi birçok sorunu da beraberinde getirmektedir. Bu nedenle su kaynaklarının korunması, doğru planlanması ve sürdürülebilir şekilde yönetilmesi her zamankinden daha büyük önem taşımaktadır.</p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İSU Genel Müdürlüğü olarak bizler de bu bilinçle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Şehrimizin su yönetimini; su kaynaklarını koruma, ileri teknolojileri etkin biçimde kullanma ve altyapı sistemlerini sürekli geliştirme hedefleri doğrultusunda yürütüyoruz. Gelecek nesilleri de düşünerek kalıcı yatırımlar gerçekleştiriyor, sürdürülebilir bir su yönetimi anlayışıyla projelerimizi hayata geçiriyoruz.</p>
<p>Gerçekleştirdiğimiz yatırımlarla İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik’te belirtilen standartlara uygun temiz, sağlıklı ve kesintisiz içme suyunu vatandaşlarımıza ulaştırırken su kayıp ve kaçakları ile de etkin bir şekilde mücadele ediyoruz. Ayrıca atık suların arıtılarak yeniden kullanılması konusunda önemli çalışmalar yürütüyor, geri kazanım sularını sanayi tesisleri ile yeşil alanların sulanmasında değerlendirerek su kaynaklarımız üzerindeki baskıyı azaltıyoruz.</p>
<p>İSU Genel Müdürlüğü olarak suyun sürdürülebilir yönetimi ve su kaynaklarının korunması konusunda toplumsal farkındalığın artırılmasına büyük önem veriyoruz. Suyun yaşam için taşıdığı değeri her zamankinden daha güçlü bir şekilde hatırladığımız bu özel günde, tüm vatandaşlarımızı suyu tasarruflu kullanmaya ve su kaynaklarımızı korumaya davet ediyoruz.</p>
<p>Bu vesileyle <strong>22 Mart Dünya Su Günü’nü kutluyor</strong><b>,</b> su kaynaklarının korunması ve sürdürülebilir şekilde yönetilmesi konusundaki kararlılığımızı bir kez daha vurguluyoruz.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/22-mart-dunya-su-gunu-622101">22 Mart Dünya Su Günü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üniversitelerde Geleceğin Yetkinliklerine Uygun Eğitim Modeli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/universitelerde-gelecegin-yetkinliklerine-uygun-egitim-modeli-621318</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Mar 2026 08:22:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[farklı]]></category>
		<category><![CDATA[geleceğin]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[Kimi]]></category>
		<category><![CDATA[modeli]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencinin]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenme]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitelerde]]></category>
		<category><![CDATA[uygun]]></category>
		<category><![CDATA[yetkinliklerine]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621318</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyada eğitim anlayışı hızla değişiyor. Artık konu yalnızca öğrenciye destek vermek değil; eğitimi öğrencilerin farklı ihtiyaçlarını, öğrenme biçimlerini ve gelecek hedeflerini dikkate alarak yeniden ele almak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/universitelerde-gelecegin-yetkinliklerine-uygun-egitim-modeli-621318">Üniversitelerde Geleceğin Yetkinliklerine Uygun Eğitim Modeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada eğitim anlayışı hızla değişiyor. Artık konu yalnızca öğrenciye destek vermek değil; eğitimi öğrencilerin farklı ihtiyaçlarını, öğrenme biçimlerini ve gelecek hedeflerini dikkate alarak yeniden ele almak. Uluslararası çalışmalar, üniversitelerde öğrenciden tek bir kalıba uymasının beklendiği yaklaşımların yanında, öğrencilerin farklılıklarını merkeze alan daha esnek ve kapsayıcı bir anlayışın güç kazandığını gösteriyor.</p>
<p>World Economic Forum’un yayımladığı rapora göre önümüzdeki dönemde analitik düşünme, problem çözme, yaratıcılık, teknolojiyi doğru kullanabilme ve yaşam boyu öğrenme becerileri daha da önem kazanacak. Bu tablo, öğrencinin ilgi alanlarını keşfedebileceği, farklı alanlarda kendini geliştirebileceği daha zengin eğitim ortamlarının önemini ortaya koyuyor.</p>
<p>Bu yaklaşımın Türkiye’deki savunucularından biri olan Yeditepe Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ece Ceylan Baba’ya göre yükseköğretimde bakış açısı da bu yönde değişiyor. Artık asıl soru, öğrenciyi mevcut yapıya nasıl uyduracağımız değil; öğrencinin kendi geleceğini planlayabileceği bir eğitim ortamını nasıl güçlendireceğimiz.</p>
<p>Yeni dönemde üniversiteler, bilgi aktarmanın ötesinde, öğrencinin yeteneklerini ortaya çıkaran ve onu hayata ve iş dünyasına hazırlayan yapılar olarak öne çıkıyor.</p>
<p><strong>HER ÖĞRENCİ AYNI DEĞİL</strong></p>
<p>Üniversite hayatının en temel gerçeği, öğrencilerin birbirinden farklı olmasıdır. Kimisi dinleyerek daha iyi öğrenir, kimisi yazarak; kimisi yalnızca derslerine odaklanır, kimisi eğitimini çalışarak sürdürür. Öğrencilerin sosyal koşulları, ilgi alanları ve beklentileri de bu farklılığı belirleyen önemli unsurlar arasındadır.</p>
<p>Prof. Dr. Ece Ceylan Baba bu durumu şöyle ifade ediyor: “Bazı öğrenciler düşüncelerini konuşarak daha iyi aktarır, bazıları yazılı anlatımda daha başarılıdır. Kimi yalnızca akademik çalışmaya odaklanır, kimi eğitimini çalışarak sürdürür. Bu farklılıklar istisna değil, üniversite hayatının doğal bir parçasıdır. Eğitim sistemi de bu gerçeği dikkate almalıdır.”</p>
<p>Bu yaklaşım, öğrencinin yalnızca bilgiyi alan değil, öğrenme sürecine aktif olarak katılan bir özne olduğu üniversite anlayışını güçlendiriyor. Öğrencinin kendini sürecin parçası olarak gördüğü ortamlarda motivasyonun ve akademik katılımın daha güçlü olduğu görülüyor.</p>
<p><strong>YÜKSEKÖĞRETİMDE YETKİNLİKLERİN ARTAN ÖNEMİ</strong></p>
<p>OECD ve World Economic Forum verileri, iş dünyasının beklentilerinin hızla değiştiğini ortaya koyuyor. Günümüzde yalnızca meslek bilgisine sahip olmak yeterli görülmüyor; farklı alanlarda düşünebilen, değişen koşullara uyum sağlayabilen, teknolojiyi etkin kullanan ve öğrenmeye açık bireyler öne çıkıyor. Bu tablo, üniversitelerin öğrencileri bu becerilerle desteklemesinin önemini daha da görünür hale getiriyor.</p>
<p>Bu becerilerin gelişmesi, öğrencinin eğitimle gerçek hayat arasında anlamlı bir bağ kurmasını da kolaylaştırıyor. Böylece öğrenme sürecine katılım ve motivasyon daha güçlü hale geliyor.</p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ece Ceylan Baba’ya göre bu durum, yükseköğretimde eğitimin gelişen ihtiyaçlar doğrultusunda ele alınmasını gerekli kılıyor. Baba, “Asıl rekabet avantajı, bireyin değişime uyum sağlayabilme ve yeni değerler üretebilme gücüdür. Öğrenci, hangi seçeneklerin önünde olduğunu bildiğinde öğrenme daha güçlü hale gelir. Esneklik eğitimin kalitesini düşürmez; aksine eğitimi daha sağlam kılar” diyor.</p>
<p><strong>KİŞİSELLEŞTİRİLEBİLİR AKADEMİK YAPILAR</strong></p>
<p>Geleceğini planlayabilen bir öğrenci için üniversitenin yol gösterici ve esnek bir yapıya sahip olması giderek daha fazla önem kazanıyor. Bu anlayış, öğrencinin sorumluluk almasını ve kendi akademik yolunu bilinçli biçimde şekillendirmesini destekliyor.</p>
<p>Prof. Dr. Ece Ceylan Baba, “Beklentiler açık olduğunda ve kurallar net biçimde belirlendiğinde esneklik kaliteyi zayıflatmaz. Aksine öğrencinin sorumluluk almasını ve bilinçli tercihler yapmasını sağlar” değerlendirmesinde bulunuyor.</p>
<p><strong>ANAHTAR KELİME: AİT HİSSETMEK</strong></p>
<p>Veriler, üniversiteyi bırakma nedenleri arasında bireysel ve sosyal etkenlerin yanı sıra, öğrencinin kendini üniversiteye ait hissedememesinin de önemli bir rol oynadığını gösteriyor. Üniversiteyle güçlü bir bağ kuramayan öğrencilerin eğitim sürecinden kopma riskinin daha yüksek olduğu görülüyor. Buna karşılık, öğrencinin kendini üniversiteye ait hissettiği ortamlarda hem akademik başarının hem de motivasyonun arttığı dikkat çekiyor.</p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ece Ceylan Baba’ya göre aidiyet, başarının sonucu değil, temelidir: “Aidiyet, başarıdan sonra ortaya çıkan bir duygu değildir. Öğrenci kendini sistemin dışında değil, onun doğal bir parçası olarak gördüğünde öğrenme kalıcı hale gelir.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/universitelerde-gelecegin-yetkinliklerine-uygun-egitim-modeli-621318">Üniversitelerde Geleceğin Yetkinliklerine Uygun Eğitim Modeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MAN Truck &#038; Bus&#8217;tan Avrupa servis ağına 300 milyon Euro&#8217;luk yatırım</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/man-truck-bustan-avrupa-servis-agina-300-milyon-euroluk-yatirim-621248</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Mar 2026 07:32:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[bus]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[man]]></category>
		<category><![CDATA[Milyon Euro]]></category>
		<category><![CDATA[mobilite]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[satış]]></category>
		<category><![CDATA[servis]]></category>
		<category><![CDATA[tan]]></category>
		<category><![CDATA[truck]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşık]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621248</guid>

					<description><![CDATA[<p>MAN Truck &#038; Bus, Avrupa genelinde servis ağını büyütmek ve modernize etmek için 300 milyon Euro’luk yatırım programını hayata geçiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/man-truck-bustan-avrupa-servis-agina-300-milyon-euroluk-yatirim-621248">MAN Truck &#038; Bus&#8217;tan Avrupa servis ağına 300 milyon Euro&#8217;luk yatırım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>MAN Truck &#038; Bus, Avrupa genelinde servis ağını büyütmek ve modernize etmek için 300 milyon Euro’luk yatırım programını hayata geçiriyor. MAN tarihinin Avrupa servis ağına yönelik en büyük yatırım programında bütçenin üçte biri e-mobilite, dijitalleşme ve hizmet kalitesinin geliştirilmesine ayrıldı. Bu yatırımla birlikte müşterilerin servis noktalarına erişim sürelerinin kısaltılması ve hizmet standartlarının Avrupa genelinde en üst seviyeye taşınması hedefleniyor.</strong></p>
<p><strong> MAN, bu yatırım programı kapsamında stratejik bir pazar olarak gördüğü Türkiye’de ise servis altyapısını güçlendirmek amacıyla yaklaşık 8 milyon Euro tutarında bir yatırım yapacak. </strong></p>
<p>MAN Truck &#038; Bus SE, Avrupa genelindeki satış ve servis ekosistemini güçlendirmek amacıyla kapsamlı bir yatırım çalışması açıkladı. 2030 yılına kadar tamamlanacak 300 milyon Euro’luk bu program; yeni merkezlerin inşasından mevcut lokasyonların teknolojik modernizasyonuna, bölgesel erişilebilirliğin optimize edilmesinden servis kalitesinin daha da yükseltilmesi ve ağın elektrikli mobiliteye tam uyumuna kadar geniş bir alanı kapsıyor.</p>
<p>Yıl başında duyurulan “MAN2030+” programıyla maliyet verimliliğini artıran MAN, elde edilen kaynakla da büyüme ve inovasyon alanlarında daha güçlü yatırımlar gerçekleştiriyor. Avrupa genelinde yaklaşık 1.200 lokasyonda 7.000 kişilik dev bir ekiple hizmet veren MAN, müşterilerine 7 günü 24 saat kesintisiz destek sunuyor. Ayrıca 2.000’den fazla servis merkezi ve iş ortağı, MAN Mobile24 arıza ve mobilite hizmeti aracılığıyla da müşterileri için operasyonel devamlılık sağlıyor.</p>
<p><strong>MAN’dan, Türkiye’deki servis ağına 8 milyon Euro’luk yatırım</strong></p>
<p>MAN’ın Türkiye’deki servis ve satış ağı ise bu stratejik yatırım programının önemli bir parçasını oluşturuyor. MAN’ın halihazırda Türkiye genelindeki 33 adet servis ve satış noktasında yaklaşık 1000 çalışan görev yapıyor. </p>
<p>MAN, Avrupa’daki yatırım atağı kapsamında Türkiye’de yaklaşık 8 milyon Euro tutarında servis yatırımı yapmayı planlıyor. Bu yatırımla Marmara, Ege ve Güneydoğu Anadolu gibi Türkiye’nin farklı bölgelerinde yeni servis noktalarının devreye alınması hedefleniyor.</p>
<p><strong>Friedrich Baumann: “Güçlü marka, güçlü servis ağı gerektirir”</strong></p>
<p>MAN Satış ve Müşteri Çözümleri Yönetim Kurulu Üyesi Friedrich Baumann, şirketin yeni servis yatırımlarıyla ilgili şunları söyledi:</p>
<p>“Güçlü bir marka, güçlü bir hizmet ağına ihtiyaç duyar. Biz buna sahibiz ve şimdi bunu daha da ileri taşıyoruz. Satış ekiplerimizin yanı sıra servislerimiz de müşterilerimiz için markamızın en önemli temsilcileridir. Bu ağı daha da genişletmek için önümüzdeki yıllarda bu alana yoğun yatırım yapacağız. Ürün, hizmet ve kaliteyi bir araya getiren yaklaşımımız, yeni rakiplerin ortaya çıktığı bir dönemde bizi daha da farklılaştıracak. Amacımız, sürdürülebilir bir oyuncu olarak konumumuzu daha da güçlendirmek.” </p>
<p><strong>“Hedefimiz Avrupa’da 30 dakikada servise erişim”</strong></p>
<p><strong> </strong>Baumann sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Ticari araç sektörü, binek otomobil pazarına kıyasla çok daha karmaşık ve hizmet yoğun bir yapıya sahiptir. Araçların günlük kullanılabilirliği müşterilerimizin iş sürekliliği açısından kritik önemde olduğundan müşterilerimize yakın olmak ve birinci sınıf hizmet sunmak büyük önem taşıyor.</p>
<p>Önümüzdeki dönemde müşterilerin servis noktalarına ulaşmak için katetmesi gereken mesafeleri daha da kısaltacağız. Hedefimiz Avrupa’da, müşterilerimizin yaklaşık yüzde 80’inin en yakın MAN servis noktasına 30 dakikadan daha kısa sürede ulaşabilmesini sağlamak. 2030 yılına kadar da Almanya, Avusturya ve İsviçre’nin yanı sıra Fransa, İngiltere, İtalya, İspanya, Polonya ve Türkiye gibi pazarlarda bu erişim seviyesine ulaşmayı öngörüyoruz. Lojistik gereksinimlerinin yüksek olduğu bölgelerde yeni servis üsleri oluşturmak da bu stratejinin önemli bir parçasını oluşturuyor. Bu ülkelerde yılda ortalama yedi yeni şube devreye alıyoruz.” </p>
<p><strong>Yatırımın üçte biri e-mobilite ve dijitalleşmeye</strong></p>
<p>Geleceğin taşımacılık teknolojilerine hazırlanan MAN, satış ve servis noktalarını sürdürülebilir mobiliteye uyumlu hale getirmek için kapsamlı bir dönüşüm yürütüyor. 2026 yılına kadar mevcut satış ve servis noktalarının üçte ikisinin e-mobiliteye hazır hale getirilmesi amaçlanıyor. Toplam yatırımın yaklaşık 100 milyon Euro’luk bölümü, doğrudan e-mobilite ve dijital dönüşüm çalışmalarına ayrılıyor.</p>
<p>Bu kapsamda Avrupa genelinde satış temsilcilerinden yüksek gerilim teknisyenlerine kadar yaklaşık 8.000 çalışan, e-mobilite alanında kapsamlı eğitim programlarından geçiriliyor.</p>
<p>Bu çerçevede Almanya, İspanya, Belçika, Avusturya ve İtalya’da faaliyet gösteren batarya onarım merkezlerinin 2030 yılına kadar tüm Avrupa pazarlarını kapsayacak şekilde genişletilmesi hedefleniyor.</p>
<p>Ayrıca enerji şirketi E.ON ile gerçekleştirilen iş birliği sayesinde Avrupa genelinde 125’i Almanya’da olmak üzere toplam 170 lokasyonda 400’e kadar halka açık şarj noktasının kurulması da bu sürecin önemli bir ayağını oluşturuyor.</p>
<p>Bununla birlikte sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda servis noktalarının altyapısını dönüştürmeyi sürdüren MAN, özellikle fotovoltaik enerji sistemleri, LED aydınlatma çözümleri ve modern ısıtma sistemleriyle enerji verimliliğinin artırıyor.</p>
<p>Aynı zamanda servis süreçlerinin dijitalleşmesini de hızlandıran MAN, iPad tabanlı sistemler ve yapay zekâ destekli uygulamalarla daha yüksek verimlilik ve şeffaflık sunuyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/man-truck-bustan-avrupa-servis-agina-300-milyon-euroluk-yatirim-621248">MAN Truck &#038; Bus&#8217;tan Avrupa servis ağına 300 milyon Euro&#8217;luk yatırım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Efes Selçuk&#8217;ta Babalara &#8220;Babalık&#8221; Semineri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/efes-selcukta-babalara-babalik-semineri-621239</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Mar 2026 07:28:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[baba]]></category>
		<category><![CDATA[babalara]]></category>
		<category><![CDATA[babalık]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[efes]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[selçuk]]></category>
		<category><![CDATA[semineri]]></category>
		<category><![CDATA[ta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621239</guid>

					<description><![CDATA[<p>Efesli Babalar Topluluğu’nun öncülüğünde, Selçuk Efes Kent Belleği’nde “Çocuğun Gelişiminde Babanın Rolü ve Önemi” başlıklı seminer düzenlendi. Ebeveynlerin yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte, AÇEV Aile Eğitimleri Direktörü Hasan Deniz konuşmacı olarak yer aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/efes-selcukta-babalara-babalik-semineri-621239">Efes Selçuk&#8217;ta Babalara &#8220;Babalık&#8221; Semineri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span>Efesli Babalar Topluluğu’nun öncülüğünde, Selçuk Efes Kent Belleği’nde “Çocuğun Gelişiminde Babanın Rolü ve Önemi” başlıklı seminer düzenlendi. Ebeveynlerin yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte, AÇEV Aile Eğitimleri Direktörü Hasan Deniz konuşmacı olarak yer aldı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Seminerde, babaların çocukların duygusal, sosyal ve özgüven gelişimindeki rolü ele alındı. Değişen babalık anlayışına dikkat çeken Hasan Deniz, otoriter ve geleneksel baba modelinin yerini; anneye destek olan, çocuk bakımında daha aktif ve sorumluluk alan bir babalık yaklaşımına bıraktığını ifade etti.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Babalığın yalnızca ekonomik sorumluluklarla sınırlı olmadığını vurgulayan Deniz, çocukların sağlıklı bireyler olarak yetişmesinde babaların aktif katılımının büyük önem taşıdığını belirtti. Çocukla kurulan nitelikli iletişimin güven duygusunun temelini oluşturduğunu söyleyen Deniz, özellikle erken yaşlarda babayla geçirilen zamanın karakter gelişimine doğrudan etki ettiğini dile getirdi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Çocuk gelişiminde anne ve baba arasındaki ilişkinin belirleyici olduğuna da değinen Deniz, “Her birey belirli bir kapasiteyle dünyaya gelir. Bu kapasitenin ortaya çıkarılmasında anne ve babanın rolü çok büyüktür. Ebeveynlerin birbirleriyle ve çevreleriyle kurduğu ilişkiler; sorun çözme becerileri, sevgi ve şefkat anlayışı, çocuğun fiziksel, zihinsel, duygusal ve sosyal gelişiminin temelini oluşturur. Bu temel ne kadar sağlamsa, çocuğun karşılaştığı olumsuzlukların etkisi de o kadar azalır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>“BABANIN FİZİKSEL BAKIMA KATILMASI ÇOK ÖNEMLİ”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Çocuğu yalnızca anne büyütür” anlayışının artık geride kaldığını belirten Hasan Deniz, ilgili babalığın önemine dikkat çekti. Çocuğun gelişim sürecinde yetişkinlere bağımlı olduğunu hatırlatan Deniz, babanın rolünün fiziksel, zihinsel, duygusal ve sosyal gelişimde geri planda düşünülemeyeceğini vurguladı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Özellikle 0-3 yaş döneminin kritik olduğuna işaret eden Deniz, bu süreçte nöronlar arası bağların hızla geliştiğini ve çocuğun çevresiyle kurduğu etkileşimin büyük önem taşıdığını ifade etti. Dil gelişimindeki farklılıkların 18. aydan itibaren belirginleştiğini belirten Deniz, erken yaşlarda olumsuz koşullara maruz kalan çocukların bilişsel, dil ve duygusal gelişim açısından risk altında olabileceğini söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Gelişimde bazı dönemlerin telafisinin zor olduğuna da dikkat çeken Deniz, “Bu nedenle babaların çocuk bakımına aktif olarak katılması çok önemlidir. Fiziksel bakıma katılım, baba ile çocuk arasındaki bağı güçlendirir ve çocuğun zihinsel, duygusal ve sosyal gelişimi için sağlam bir temel oluşturur” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/efes-selcukta-babalara-babalik-semineri-621239">Efes Selçuk&#8217;ta Babalara &#8220;Babalık&#8221; Semineri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Deprem Uzmanı Moriwaki Ayvalık&#8217;ta Uyardı: &#8220;Yapı ve Zemin Güvenliği Hayat Kurtarır&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/deprem-uzmani-moriwaki-ayvalikta-uyardi-yapi-ve-zemin-guvenligi-hayat-kurtarir-621074</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Mar 2026 10:29:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ayvalık]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[moriwaki]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[ta]]></category>
		<category><![CDATA[uyardı]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanı]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621074</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ayvalık Belediyesi ile Ayvalık Kent Konseyi iş birliğinde düzenlenen “Balıkesir’in Depremselliği ve Yapı-Zemin İlişkisi” konulu konferans, yoğun katılımla gerçekleştirildi. Vural Sineması Nejat Uygur Sahnesi’nde düzenlenen etkinlikte Japon deprem uzmanı Yoshinori Moriwaki önemli değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deprem-uzmani-moriwaki-ayvalikta-uyardi-yapi-ve-zemin-guvenligi-hayat-kurtarir-621074">Deprem Uzmanı Moriwaki Ayvalık&#8217;ta Uyardı: &#8220;Yapı ve Zemin Güvenliği Hayat Kurtarır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span>Ayvalık Belediyesi ile Ayvalık Kent Konseyi iş birliğinde düzenlenen “Balıkesir’in Depremselliği ve Yapı-Zemin İlişkisi” konulu konferans, yoğun katılımla gerçekleştirildi. Vural Sineması Nejat Uygur Sahnesi’nde düzenlenen etkinlikte Japon deprem uzmanı Yoshinori Moriwaki önemli değerlendirmelerde bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Türkiye ve Japonya’nın aktif deprem kuşağında yer aldığını vurgulayan Moriwaki, deprem öncesinde alınacak önlemlerin can ve mal kaybını büyük ölçüde azaltacağını belirtti. Özellikle yapı güvenliği ve zemin etüdünün hayati önem taşıdığına dikkat çeken Moriwaki, Japonya’daki uygulamaların Türkiye’de de yaygınlaştırılması gerektiğini ifade etti.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Türkiye’de yapı denetim sisteminin 1999 depremi sonrası önemli ölçüde geliştiğini belirten Moriwaki, yeni yapılan binaların geçmişe göre daha dayanıklı olduğunu ancak sistemin eksikliklerinin giderilmesi gerektiğini söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Türkiye’deki yapı stokunun önemli bir bölümünün kaçak yapılardan oluştuğunu da dile getiren Moriwaki, mevcut deprem yönetmeliğinin Japonya’ya kıyasla daha katı kurallar içerdiğini ancak bu kuralların etkin uygulanmasının büyük önem taşıdığını vurguladı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Konferans, deprem bilincinin artırılması ve güvenli yapılaşmanın önemine dikkat çekilmesi açısından katılımcılardan büyük ilgi gördü.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deprem-uzmani-moriwaki-ayvalikta-uyardi-yapi-ve-zemin-guvenligi-hayat-kurtarir-621074">Deprem Uzmanı Moriwaki Ayvalık&#8217;ta Uyardı: &#8220;Yapı ve Zemin Güvenliği Hayat Kurtarır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tek ameliyatla üç mesafede net görüş!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tek-ameliyatla-uc-mesafede-net-gorus-620684</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Mar 2026 09:23:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Görüş]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[lens]]></category>
		<category><![CDATA[mesafede]]></category>
		<category><![CDATA[net]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[üç]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620684</guid>

					<description><![CDATA[<p>Göz sağlığı alanında yaşanan teknolojik gelişmeler görme kusurlarının tedavisinde önemli kolaylıklar sağlıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tek-ameliyatla-uc-mesafede-net-gorus-620684">Tek ameliyatla üç mesafede net görüş!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Göz sağlığı alanında yaşanan teknolojik gelişmeler görme kusurlarının tedavisinde önemli kolaylıklar sağlıyor. Bunların başında ise halk arasında “akıllı mercek” olarak bilinen “premium göz içi lensleri” geliyor.  Tek odaklı lensler sadece bir mesafeye netlik sağlarken, akıllı mercekler; yakın, orta ve uzak mesafelerin tamamında net görüş imkanı sunabiliyor. <strong>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özge Begüm Comba, </strong> bu sayede gözlük ihtiyacının büyük ölçüde azaldığını belirterek, “Premium göz içi lensi teknolojisi son yıllarda optik tasarım ve materyal teknolojisi gibi önemli gelişmeler kaydetmiş ve bu sayede hastaların yaşam kalitesini belirgin şekilde artırmıştır” diyor. <strong>Doç.</strong> <strong>Dr. Özge Begüm Comba, </strong>ancak bu teknolojinin başarısının,  doğru hasta seçimi, detaylı preoperatif değerlendirme ve gerçekçi beklenti yönetimiyle doğrudan ilişkili olduğunu vurgulayarak, “Her hastanın oküler yapısı, görsel ihtiyaçları ve adaptasyon kapasitesi farklıdır. Bu nedenle, ameliyat öncesi oftalmoloğunuzla detaylı görüşmeniz, tüm olası sonuçları değerlendirmeniz ve size en uygun tedavi planını birlikte belirlemeniz önem taşımaktadır” diyor. <strong>Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özge Begüm Comba,</strong> akıllı mercek hakkında en sık yöneltilen 10 soruyu anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu. </p>
<p><strong>Akıllı merceklere hangi durumlarda başvuruluyor?</strong></p>
<p>Gözümüzün doğal lensinin yerine yerleştirilen ve birden fazla odak noktasına sahip olan göz içi lensi “akıllı mercek” olarak adlandırılıyor. Akıllı mercekler, ağırlıklı olarak  40 yaş üzerindeki hastalarda gözlük bağımlılığını azaltmak amacıyla tercih ediliyor. Katarakt, refraksiyon (kırma) kusuru ve presbiyopi (yaşa bağlı yakın görme kusuru) şikayeti olan kişiler bu uygulamadan en fazla fayda gören grubu oluşturuyor. Doç. Dr. Özge Begüm Comba, akıllı lenslerin özellikle hem uzak hem yakın görüş problemini birlikte çözmek isteyen kişiler için ideal bir tedavi seçeneği olduğunu ifade ediyor. </p>
<p><strong>Her hasta için uygun mudur? </strong></p>
<p>Doç. Dr. Özge Begüm Comba, akıllı merceklerin her hasta için uygun olmadığını belirterek, “Öncelikle gözün anatomik olarak bu lenslere uygun olması gerekir; ön kamara derinliğinin yeterli olması, göz bebeği çapının ideal aralıkta bulunması ve kornea endotel hücre sayısının normal sınırlarda olması şarttır. Ayrıca, retina hastalıkları gibi progresif oküler bir hastalığa sahip olan kişiler de bu lenslerden tam verim alamayabilir, çünkü göz sağlıklı olmalı ki lens performansını gösterebilsin” diyor. Doç. Dr. Özge Begüm Comba, özellikle profesyonel sürücüler, hassas el işi gerektiren mesleklerde çalışanlar veya yüksek kontrast gerektiren işlerde aktif olarak görev yapan kişiler için özel değerlendirme yapıldığını vurgulayarak, “Detaylı oftalmolojik muayene, biyometrik ölçümler ve hasta beklentilerinin gerçekçi bir şekilde değerlendirilmesi başarılı sonuç için son derece önemlidir” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Akıllı mercek ameliyatı nasıl gerçekleştiriliyor? </strong></p>
<p>Operasyon topikal anestezi altında gerçekleştiriliyor. Göze 2-3 mm&#8217;lik minimal bir giriş yapılıyor ve ultrasonik titreşimler yardımıyla doğal lens küçük parçalara ayrılıp, dışarı alınıyor. Ardından yerine katlanabilir akıllı mercek yerleştiriliyor. Operasyonun ortalama 15-20 dakika sürdüğünü söyleyen Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özge Begüm Comba, “Hastalarımız ertesi gün hafif aktivitelerine başlayabilirler. Ancak ilk bir hafta ağır fiziksel aktivitelerden ve kontakt sporlardan kaçınmalarını öneriyoruz” diyor. </p>
<p><strong>Ameliyat sonrasında net görüş ne zaman sağlanabiliyor?</strong></p>
<p>Ameliyat sonrasındaki ilk günlerde hafif bulanıklık normaldir. Net görüş genellikle 1-2 hafta içinde başlıyor, ancak tam nöroadaptasyon, yani beynin farklı odak noktalarından gelen görüntülere uyum sağlama süreci 2-3 ay sürebiliyor. Bu süreçte beyin farklı odak noktalarından gelen görüntüleri işlemeyi öğrenir.</p>
<p><strong>Ameliyatın ardından gece ışık saçılması görülür mü?</strong></p>
<p>Özellikle erken postoperatif, yani ameliyat sonrasındaki ilk haftalarda<strong> </strong> haleler görülmesi, gece araç farlarında ışık saçılması ve kontrast hassasiyetinde azalma yaşanabiliyor. Bu sorunlar zamanla azalıyor ve çoğu hasta birkaç hafta ile birkaç ay arasında geçen nöroadaptasyon sürecinde (Multifokal optik sistemlerden kaynaklanan çoklu retinal görüntülerin santral siniri sistemi tarafından işlenerek fonksiyonel görmeye adapte edilmesi süreci)  bu duruma alışıyor. Doç. Dr. Özge Begüm Comba,<strong> </strong>“Mesleği gereği yoğun gece sürüşü yapan hastalarımızı ameliyat öncesi bu konuda mutlaka bilgilendiriyoruz” diyor. </p>
<p><strong>Ameliyatın riskleri var mıdır?</strong></p>
<p>Her göz içi cerrahisinde olduğu gibi bu prosedürün de riskleri bulunuyor. Endoftalmi (göz içi enfeksiyon) kanama ve retina dekolmanı gibi ciddi komplikasyonlar nadiren görülüyor. Doç. Dr. Özge Begüm Comba, “Lensin yerinden hafifçe kayması, lens kapsülünün zamanla bulanıklaşması veya ameliyat sonrası geçici göz tansiyonu yükselmesi daha sık karşılaşılan durumlardır. Deneyimli bir cerrah ve uygun hasta seçimi bu riskleri minimize eder” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Akıllı mercekler gözlükten tamamen kurtulmayı sağlar mı?  </strong></p>
<p>Akıllı mercek sonrasında hastaların yaklaşık yüzde 80-90&#8217;ı günlük aktivitelerini gözlüksüz sürdürebiliyor. Ancak bazı durumlarda, özellikle çok küçük punto okumalarında veya uzun süreli bilgisayar kullanımında düşük numaralı gözlük ihtiyacı olabiliyor. </p>
<p><strong> Ameliyat sonrası elde edilen net görüş kalıcı mıdır?</strong></p>
<p>Doç. Dr. Özge Begüm Comba, implante edilen merceğin ömür boyu kalıcı olduğunu ve materyalinin bozulmadığını ifade ederek, sözlerine şöyle devam ediyor: “Ancak bazı hastalarda ameliyattan aylar veya yıllar sonra arka kapsül opasifikasyonu, yani halk arasında ‘ikincil katarakt’   olarak  bilinen durum gelişebilir. Bu tablo Nd:YAG lazer yöntemiyle basit ve etkili şekilde tedavi edilebilir.” </p>
<p><strong>Ameliyat sonrasında nelere dikkat edilmeli?</strong></p>
<p>Ameliyat sonrasında ilk hafta hafif aktiviteler ve ev içi işleri sorun oluşturmuyor.  Ancak, aşağıda yer alan kurallara dikkat etmeniz önem taşıyor. </p>
<ul>
<li>Gözlerinize travmadan kaçının </li>
<li>Havuz ve deniz gibi enfeksiyon riski taşıyan ortamlardan uzak durun</li>
<li>Reçete edilen topikal ilaçları düzenli kullanın</li>
<li>Makyaj ve kozmetik ürünleri 2 hafta, kontakt sporları en az bir ay erteleyin</li>
<li>UV koruyucu gözlük kullanın </li>
</ul>
<p><strong>Ne zaman lazer, ne zaman akıllı mercek?</strong></p>
<p>Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özge Begüm Comba, 40 yaş altı ve düşük-orta dereceli kırma kusurları için lazer cerrahilerin (LASIK, PRK) ilk tercih edilen yöntemler olduğunu vurguluyor. 40 yaş üzeri presbiyopik (yaşa bağlı yakın görme kusuru) tablosunda, yüksek hipermetropide veya katarakt varlığında ise premium göz içi lensleri (akıllı mercek) öncelikli olarak değerlendiriliyor. Her hastanın korneal topografisi, ön segment anatomisi ve yaşam tarzı karar sürecinde belirleyici oluyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tek-ameliyatla-uc-mesafede-net-gorus-620684">Tek ameliyatla üç mesafede net görüş!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bayram yolculuğuna çıkacaklar dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bayram-yolculuguna-cikacaklar-dikkat-620367</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Mar 2026 11:39:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[araç]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[çıkacaklar]]></category>
		<category><![CDATA[çıkış]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[gişe]]></category>
		<category><![CDATA[hız]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[otoyol]]></category>
		<category><![CDATA[şeridi]]></category>
		<category><![CDATA[şerit]]></category>
		<category><![CDATA[sürücülerin]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<category><![CDATA[yolculuğuna]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620367</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Öğretim Görevlisi, Yol ve Trafik Güvenliği Danışmanı Özgür Şener, Ramazan Bayramı öncesinde yola çıkacaklara otoyollarda güvenli sürüş ve gişe alanlarında doğru davranışlar konusunda önemli uyarılarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayram-yolculuguna-cikacaklar-dikkat-620367">Bayram yolculuğuna çıkacaklar dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Öğretim Görevlisi, Yol ve Trafik Güvenliği Danışmanı Özgür Şener, Ramazan Bayramı öncesinde yola çıkacaklara otoyollarda güvenli sürüş ve gişe alanlarında doğru davranışlar konusunda önemli uyarılarda bulundu.</p>
<p><strong>Otoyollarda giriş ve çıkışların sınırlı olması güvenlik için önemli</strong></p>
<p>Otoyolların temel özelliğinin transit trafiğe ayrılmış olması olduğunu belirten Şener, şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p>“Otoyol; özellikle transit trafiğe tahsis edilen, belirli yerler ve şartlar dışında giriş ve çıkışın yasaklandığı, yaya, hayvan ve motorsuz araçların giremediği, yalnızca izinli motorlu araçların kullanabildiği ve trafiğin özel kontrole tabi tutulduğu karayoludur. Bu nedenle otoyollarda giriş ve çıkış noktalarının minimum sayıda olması güvenli sürüş açısından büyük önem taşır.”</p>
<p>Otoyollarda araçların kendi sınıflarına göre yüksek hızlarda ilerlediğini hatırlatan Şener, “Otoyolda taşıtların kendi sınıflarına göre olabilecek en yüksek hızlarda kullanımına izin verilmiştir ve otoyola giriş-çıkış noktaları bu hızların azaldığı noktalardır. Bu sebeple giriş ve çıkış yapacak sürücülerin güvenli bir şekilde hız planlaması yapabilmesi için otoyollarda hızlanma ve yavaşlama şeritlerini bilmeleri ve fonksiyonlarına uygun bir şekilde kullanmaları büyük bir öneme sahiptir.” dedi.</p>
<p><strong>Hızlanma şeridinin sonuna kadar ilerlemek gerekir</strong></p>
<p>Otoyola girişlerde kullanılan hızlanma şeritlerinin doğru kullanımının hayati önem taşıdığını ifade eden Özgür Şener, sürücülerin bu şeritleri çoğu zaman yanlış kullandığını söyledi ve “Hızlanma şeridi, otoyola veya ana yola katılan araçların güvenli bir şekilde hızlanarak trafiğin akış hızına uyum sağlaması için ayrılmış şerittir. Bu şeritler sürücülerin ana yoldaki araçların hızına ulaşmasını kolaylaştırır. Bu hıza ulaşmak için hızlanma şeridinin mümkün olduğunca sonuna kadar ilerlenmesi ve ardından otoyola katılınması gerekir.” diye konuştu.</p>
<p>Özgür Şener, sürücülerin otoyola katılmadan önce aynalarını kontrol etmeleri, sinyal vermeleri ve ani manevralardan kaçınmaları gerektiğini de sözlerine ekledi.</p>
<p> <strong>Yavaşlama şeridine erken girmek kazaları önler</strong></p>
<p>Otoyoldan çıkışlarda kullanılan yavaşlama şeritlerinin de güvenli sürüş açısından büyük önem taşıdığını belirten Özgür Şener, Türkiye’de sürücülerin sık yaptığı bir hataya dikkat çekti ve “Yavaşlama şeridi, otoyoldan çıkış yapacak araçların güvenli bir şekilde hızlarını azaltmaları için ayrılmış özel bir şerittir. Ancak ülkemizde birçok sürücü çıkışa kadar otoyolda ilerleyip son anda sapaktan ayrılmaya çalışıyor. Bu davranış, arkadan gelen araçlarla çarpışma riskini ciddi şekilde artırıyor. Doğru bir şekilde yavaşlamak şeridinde bulunan taşıtların da akışını engelliyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p> <strong>140 kilometre hızla giden araç saniyede 38 metre yol alıyor</strong></p>
<p>Yüksek hızın sürüş hatalarının etkisini büyüttüğünü belirten Özgür Şener, otoyollarda mesafe ve hız planlamasının hayati önem taşıdığını söyledi.</p>
<p> “Saatte 140 kilometre hızla giden bir araç saniyede yaklaşık 38,8 metre yol alır. Bu da 5 saniyede yaklaşık 194 metre, yani bir buçuk futbol sahası kadar mesafe demektir. Bu nedenle sürücüler yalnızca önlerini değil, aynalar aracılığıyla arkadan gelen trafiği de sürekli kontrol etmelidir.” İfadelerini kullanan Şener, otoyollarda güvenli sürüş için araçlar arasında en az 6 saniyelik takip mesafesi bırakılması gerektiğini vurguladı.</p>
<p><strong>En sağ şerit sürekli sürüş şerididir</strong></p>
<p>Otoyollarda şerit kullanımının da güvenli sürüş açısından önemli olduğunu ifade eden Şener, “Sürücüler otoyolda mümkün olduğunca en sağ şeridi kullanarak ilerlemelidir. Diğer şeritler sollama amaçlıdır. Sağ şerit dışında herhangi bir şeritte sürekli sürüş yapmak güvenli değildir.” dedi.</p>
<p>Özgür Şener ayrıca sürücülerin otoyolda karşılaşabilecekleri risklere karşı dikkatli olması gerektiğini belirterek, emniyet şeridinde duran araçlar, yola düşen yükler, tünellerde arızalanan araçlar ve gece görüşünü zorlaştıran silinmiş yol çizgileri gibi tehlikelere karşı da uyardı.</p>
<p><strong>Otoyol sürüşü monotonluk nedeniyle dikkat kaybına yol açabilir</strong></p>
<p>Uzun süreli otoyol sürüşlerinin sürücülerde dikkat kaybına yol açabileceğini ifade eden Özgür Şener, bu durumun kazalara zemin hazırlayabildiğini söyledi.</p>
<p>Şener, “Otoyol sürüşleri monoton sürüş olarak tanımlanabilir. Bu durum sürücülerde dikkat dağınıklığı, tek elle araç kullanma, sinyal vermeden şerit değiştirme veya uykululuk gibi riskli davranışlara yol açabilir. Sürücülerin bu konuda farkındalık geliştirmesi gerekir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Gişelerde en sık yaşanan kazalar</strong></p>
<p>Son dönemde paralı otoyol ve köprü gişelerinde de ciddi kazalar yaşandığını hatırlatan Özgür Şener, bu kazaların çoğunun sürücü hatasından kaynaklandığını ifade etti ve “İki aracın aynı gişeye girmeye çalışması, son anda gişe değiştirme, yavaşlayan araca arkadan çarpma veya yanlış gişeye girip geri manevra yapma gibi davranışlar gişe bölgelerinde en sık görülen kaza nedenleridir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Gişelerde hız genellikle 30 kilometre olmalı</strong></p>
<p>Sürücülerin gişe alanlarına yaklaşırken hızlarını mutlaka düşürmeleri gerektiğini vurgulayan Özgür Şener, “Gişe alanlarına yaklaşırken verilen hız limitlerine eksiksiz uyulmalıdır. Ani fren yerine kademeli yavaşlama yapılmalıdır. Gişe alanlarında hız limiti genellikle 30 kilometre/saat civarındadır. Bayram dönemleri, tatil dönemleri, mesai başlangıç ve bitiş saati gibi zamanlarda gişelerde uzun beklemeler olmaktadır. Bu durumlarda sabırlı ve sakin kalmak önemlidir.” dedi.</p>
<p>Şener, gişelerde sürücülerin en sık yaptığı hatanın son anda şerit değiştirmek olduğunu da kaydederek, “Sürücülerin en çok yaptığı hatalardan biri, son anda gişe değiştirmeye çalışmaktır. Gişeye girmeden önce hangi şeridi kullanacağınızı belirlemeli ve o şeritte ilerlemelisiniz. Son anda yapılan şerit değişiklikleri arkadan gelen araçlarla çarpışma riskini artırır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Gişe çıkışlarında ani hızlanmayın</strong></p>
<p>Gişelerden çıktıktan sonra sürücülerin ani hızlanma eğiliminde olduğunu belirten Şener, bunun da risk oluşturduğunu söyledi ve “Gişe çıkışlarında sürücüler genellikle ani hızlanmaya çalışır. Ancak çevredeki araçların da aynı anda hızlanabileceği unutulmamalı ve çevre sürekli gözlemlenerek sürüşe devam edilmelidir. Tüm işaret ve yönlendirmeler sürücüler tarafından takip edilmeli ve eksiksiz uyulmalıdır.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayram-yolculuguna-cikacaklar-dikkat-620367">Bayram yolculuğuna çıkacaklar dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Nefroloji Derneği&#8217;nden Dünya Böbrek Günü&#8217;nde Uyarı: &#8220;Hayatta Uzatmalar Yok, Şimdi Önlemini Al&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turk-nefroloji-derneginden-dunya-bobrek-gununde-uyari-hayatta-uzatmalar-yok-simdi-onlemini-al-620298</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Mar 2026 07:33:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[derneği]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Kronik Böbrek Hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[nefroloji]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşık]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620298</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kronik böbrek hastalığı son yıllarda tüm dünyada artış gösteren ciddi hastalıklar arasında yer alıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turk-nefroloji-derneginden-dunya-bobrek-gununde-uyari-hayatta-uzatmalar-yok-simdi-onlemini-al-620298">Türk Nefroloji Derneği&#8217;nden Dünya Böbrek Günü&#8217;nde Uyarı: &#8220;Hayatta Uzatmalar Yok, Şimdi Önlemini Al&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kronik böbrek hastalığı son yıllarda tüm dünyada artış gösteren ciddi hastalıklar arasında yer alıyor. Dünya genelinde yaklaşık 850 milyon kişinin kronik böbrek hastalığıyla yaşadığı tahmin ediliyor. [1] Türkiye’de ise kronik böbrek hastalığı prevalansı yaklaşık %15,7 olarak hesaplanıyor. Bu oran, Türkiye’de yaklaşık her 6–7 yetişkinden birinin kronik böbrek hastası olduğunu ortaya koyuyor.[2] </p>
<p>Kronik böbrek hastalığı yalnızca önemli bir sağlık sorunu oluşturmakla kalmıyor, aynı zamanda kalp-damar hastalıkları başta olmak üzere birçok ciddi hastalığın gelişimine de zemin hazırlayabiliyor[3]. Hastalığın ortaya çıkmasında hipertansiyon, diyabet, ileri yaş, ailede böbrek hastalığı öyküsü, sık idrar yolu enfeksiyonları ve böbrek taşı gibi faktörler önemli rol oynarken; hipertansiyon hastalarında kan basıncının ve diyabet hastalarında kan şekerinin kontrol altında tutulmaması da hastalığın ilerlemesine neden olabiliyor.[4]</p>
<p>Türk Nefroloji Derneği, Dünya Böbrek Günü kapsamında düzenlediği basın toplantısında, dünyada ve Türkiye’de görülme sıklığı giderek artan kronik böbrek hastalığında erken teşhisin önemine ve kardiyovasküler, renal (böbrek) ve metabolik hastalıklar arasındaki güçlü ilişkiye dikkat çekti.</p>
<p>“Hayatta Uzatmalar Yok, Şimdi Önlemini Al” temasıyla gerçekleştirilen basın toplantısı; Türk Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Aydın Türkmen ve derneğin yönetim kurulu üyelerinin katılımıyla, Boehringer Ingelheim Türkiye’nin koşulsuz katkılarıyla düzenlendi. Toplantıda kronik böbrek hastalığına ilişkin toplumsal farkındalığın artırılması, hastalığa yol açan risk faktörleri ve erken tanının böbrek fonksiyonlarını korumadaki kritik rolü hakkında bilgiler paylaşıldı.</p>
<p>Toplantıda ayrıca Türk Nefroloji Derneği’nin destekleyici olduğu Boehringer Ingelheim Türkiye tarafından gerçekleştirilen <strong>KRM United</strong> projesine de start verildi. Futbolun takım ruhundan ilham alan KRM United kardiyovasküler, renal (böbrek) ve metabolik hastalıklar arasındaki güçlü ilişkiye vurgu yaparak bu sistemlerden birinde ortaya çıkan sorunun diğerlerini de etkileyebileceğine dikkat çekiyor. Proje kapsamında sağlık profesyonelleri, kurumlar ve toplum arasında farkındalık yaratmaya yönelik iletişim ve bilgilendirme çalışmaları yürütülmesi planlanıyor. </p>
<p><strong>Kronik Böbrek Hastalığı Önemli Bir Halk Sağlığı Sorunudur</strong></p>
<p><strong> </strong>Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren <strong>Türk Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Aydın Türkmen</strong>, böbrek yetmezliğinin ileri evrelerinde en etkili tedavi yönteminin böbrek nakli olduğunu belirterek şunları söyledi:</p>
<p>“İleri evre böbrek yetersizliğinde en ideal tedavi yöntemi böbrek naklidir. Böbrek transplantasyonu diyalize kıyasla hem daha uzun yaşam süresi hem de daha iyi bir yaşam kalitesi sunar. Ancak ülkemizde her yıl 10 binden fazla hasta diyalize başlarken yılda yaklaşık 3.500–4.000 civarında böbrek nakli yapılabiliyor. Organ bağışı bilincinin artırılması hem hastalarımız hem de sağlık sisteminin sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıyor.” </p>
<p>Türkmen ayrıca Türkiye’de gerçekleştirilen böbrek nakillerinin %80’den fazlasının canlı donörlerden yapıldığını, kadavradan organ bağışının artırılmasının büyük önem taşıdığını ifade etti. </p>
<p><strong>Obezite, Diyabet ve Kalp Hastalıkları Böbrek Sağlığını Etkiliyor</strong></p>
<p><strong>Türk Nefroloji Derneği Saymanı Prof. Dr. Elif Arı Bakır</strong>, kronik böbrek hastalığının küresel ölçekte artışına dikkat çekerek; “Dünya genelinde yaklaşık 850 milyon kronik böbrek hastası bulunuyor ve bu hastaların önemli bir kısmında diyabet kaynaklı kronik böbrek hastalığı görülüyor. Diyabetin giderek yaygınlaşması kronik böbrek hastalığını daha görünür bir sağlık sorunu haline getiriyor. Son yıllarda geliştirilen yeni tedavi seçenekleri sayesinde böbrek fonksiyon kaybının ilerlemesini yavaşlatmak mümkün. Bu tedavilerin yaygınlaştırılması ve erken tanı ile kronik böbrek hastalığının hem bireyler hem de sağlık sistemi üzerindeki yükünü azaltabileceğimize inanıyoruz” değerlendirmesinde bulundu</p>
<p>Kardiyovasküler, böbrek ve metabolik hastalıkların birbirini tetikleyen bir yapıya sahip olduğunu vurgulayan <strong>Türk Nefroloji Derneği İstanbul Şube Başkanı Prof. Dr. Savaş Öztürk</strong> ise; “Kronik böbrek hastalığı tüm dünyada ve ülkemizde giderek artan önemli bir halk sağlığı sorunu. Obezite, diyabet ve kalp-damar hastalıkları böbrek hastalığının en önemli risk faktörleri arasında yer alıyor. Özellikle obezitenin artışı diyabet ve hipertansiyon sıklığını artırarak böbrek hastalıklarının görülme oranını da yükseltiyor. Böbrek hastalığı ile kalp-damar hastalıkları arasında çift yönlü bir ilişki bulunuyor. Bu nedenle sağlıklı yaşam alışkanlıklarının yaygınlaştırılması, düzenli sağlık kontrolleri ve erken tanı böbrek fonksiyonlarının korunmasında kritik rol oynuyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Nefroloji Alanında Uzman İhtiyacı Artıyor</strong></p>
<p><strong>Türk Nefroloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Özkan Güngör</strong> ise nefroloji alanının sağlık sistemi açısından kritik önem taşıdığına dikkat çekti:</p>
<p>“Diyabet, hipertansiyon ve obezitenin giderek artması böbrek hastalıklarının görülme sıklığını da artırıyor ve bu durum nefrolojiyi sağlık sistemi açısından kritik bir branş haline getiriyor. Ancak nefroloji uzmanı sayımız mevcut ihtiyacın oldukça altında. Ülkemizde yaklaşık 500 erişkin nefroloji uzmanı bulunuyor ve bu oran Avrupa ülkelerine kıyasla oldukça düşük. Artan hasta yükü ve azalan uzman sayısı önümüzdeki yıllarda ciddi bir sağlık hizmeti sorunu yaratabilir. Bu nedenle nefroloji branşının güçlendirilmesi ve uzmanların çalışma koşullarının iyileştirilmesi büyük önem taşıyor.”</p>
<p><strong>Türk Nefroloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Şükrü Ulusoy </strong>ise; “ Kronik böbrek hastalığı sinsi bir hastalıktır ve birçok kişi yıllarca herhangi bir belirti hissetmeden yaşamına devam edebilir. Oysa böbrekler yalnızca vücuttan zararlı maddelerin atılmasını sağlamaz; sıvı ve elektrolit dengesinin korunmasından kan basıncının düzenlenmesine, kemik sağlığından kan yapımına kadar yaşam için hayati pek çok görevi üstlenir. Bu nedenle kronik böbrek hastalığı yalnızca böbrekleri değil, kalp-damar sağlığını, kemik yapısını, yaşam kalitesini ve hatta yaşam süresini etkileyen önemli bir halk sağlığı sorunudur. Ancak sevindirici olan şu ki hastalık erken dönemde basit kan ve idrar testleriyle saptanabilir. Erken tanı sayesinde tansiyon ve diyabet kontrolü, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve uygun tedavi yaklaşımlarıyla hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilir, komplikasyonlar azaltılabilir ve hastaların yaşam kalitesi korunabilir. Biz nefrologlar sadece böbrek yetmezliğini tedavi etmek istemiyoruz; böbrek hastalığını erken fark etmek, ilerlemesini önlemek ve toplumda böbrek sağlığı bilincini güçlendirmek istiyoruz. Dünya Böbrek Günü’nün bu açıdan çok önemli bir farkındalık fırsatı olduğuna inanıyoruz. Çünkü böbrek hastalığı sessiz ilerleyebilir; ama toplumun, hekimlerin ve sağlık sisteminin bu konuda sessiz kalmaması gerekir.”  </p>
<p><strong>Kalp, Böbrek ve Metabolizma Bir Takım Gibi Çalışıyor</strong></p>
<p><strong>Boehringer Ingelheim Türkiye Genel Müdürü ve İnsan Sağlığı Direktörü Okan Güner </strong>ise,<strong> </strong>dünya çapında yaklaşık 850 milyon kronik böbrek hastası, 589 milyon diyabet hastası[5] ve 64 milyon kalp yetersizliği[6] hastasının bulunduğunu ancak FIFA verilerine göre, dünyanın en yaygın takip edilen sporu olan futbolun, yaklaşık 5 milyar kişi tarafından ilgiyle takip edildiğini söyledi. Bu içgörüden hareketle <strong>KRM United projesini başlattıklarını vurgulayan Güner şunları söyledi: </strong></p>
<p>“Kardiyovasküler, renal ve metabolik sistemler arasındaki ilişki, aslında bir takım oyunu gibidir. Tıpkı sahadaki bir futbol takımında olduğu gibi, diyabet, kalp yetersizliği ya da kronik böbrek hastalığı gibi sorunlar yalnızca tek bir organı değil, tüm sistemi ve dolayısıyla tüm vücudu etkileyebilir. KRM United projesiyle bu bağlantıyı odağımıza alıyor, Türk Nefroloji Derneği gibi değerli paydaşlarımızla iş birliği yaparak, bu hastalıklarda erken teşhisin önemine dair farkındalık oluşturmak istiyoruz. Bugün yeni tedavi seçenekleri sayesinde bazı hastalarda diyalize gidişin 10–15 yıla kadar geciktirilebildiğini görüyoruz. Bu gelişme, hastaların yaşam kalitesini önemli ölçüde artırırken aynı zamanda sağlık sisteminin üzerindeki yükün de ciddi oranda azalmasına katkı sağlıyor. Çünkü Boehringer Ingelheim olarak sadece ilaç geliştirmekle kalmıyor, aynı zamanda sağlığa katkı sunmayı da faaliyetlerimizin önemli bir parçası olarak görüyoruz.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turk-nefroloji-derneginden-dunya-bobrek-gununde-uyari-hayatta-uzatmalar-yok-simdi-onlemini-al-620298">Türk Nefroloji Derneği&#8217;nden Dünya Böbrek Günü&#8217;nde Uyarı: &#8220;Hayatta Uzatmalar Yok, Şimdi Önlemini Al&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DSİ&#8217;den Ege&#8217;nin İncisine 80.2 Milyarlık Yatırım</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dsiden-egenin-incisine-80-2-milyarlik-yatirim-620274</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Mar 2026 07:19:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[depolama]]></category>
		<category><![CDATA[dsi]]></category>
		<category><![CDATA[ege]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[milyarlık]]></category>
		<category><![CDATA[milyon]]></category>
		<category><![CDATA[ncisine]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sulama]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>
		<category><![CDATA[taşkın]]></category>
		<category><![CDATA[tesisi]]></category>
		<category><![CDATA[tesisleri]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620274</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege’nin incisi İzmir’in yarınlarına sahip çıkmak adına başlattıkları su seferberliği kapsamında son 23 yılda il genelinde 80.2 milyar liralık yatırım yaptıklarını açıklayan DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta, tam 223 su tesisini vatandaşlarımızın hizmetine sunduklarını söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dsiden-egenin-incisine-80-2-milyarlik-yatirim-620274">DSİ&#8217;den Ege&#8217;nin İncisine 80.2 Milyarlık Yatırım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><i><span><span><span><span>Ege’nin incisi İzmir’in yarınlarına sahip çıkmak adına başlattıkları su seferberliği kapsamında son 23 yılda il genelinde 80.2 milyar liralık yatırım yaptıklarını açıklayan DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta, tam 223 su tesisini vatandaşlarımızın hizmetine sunduklarını söyledi.</span></span></span></span></i></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Tarım ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü, tarımda modern sulamayı yaygınlaştırmak, toplulaştırma çalışmalarıyla tarım arazilerinden en yüksek faydayı sağlamak, musluklara sağlıklı ve içilebilir su ulaştırmak ve yerleşim yerleri ile tarım arazilerini taşkın risklerine karşı korumak için tüm gücüyle çalışırken, sürdürülebilir su yönetimi anlayışıyla da suyun her damlasına sahip çıkıyor.</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Son yıllarda etkileri güçlü şekilde hissedilen küresel ısınma ve iklim değişikliği suyun ve su yapılarının önemini her geçen gün daha da artığının altını çizen DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif BALTA, ’İklim değişikliğinin etkisiyle suyun zamansal ve mekânsal dağılımında yaşanan belirsizlikler ve aşırılıklar suya bağlı afetlerin hem sayısında hem etkinlik alanında hem de şiddetinde artışlara sebep olmaktadır. Bu çerçevede başta depolama tesislerimiz olmak üzere inşa ederek ekonomik ve sosyal yaşama kazandırdığımız tüm su yapıları kritik bir öneme sahiptir.</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Özellikle kurak periyotlarda vatandaşlarımızın ve tüm sektörlerin en büyük güvencesi olan depolama tesislerimiz büyük önem taşımaktadır. Havza özelliklerine göre planladığımız su depolama tesisleri, tüm sistemin sigortası olarak su çevriminin en önemli halkasını teşkil etmekte hem kuraklık hem de taşkın gibi ekstrem hidrolojik olaylar karşısında toplumsal ve ekonomik direnci artıran hayati altyapı tesisleri olarak öne çıkmaktadır. ‘’dedi.</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Suyu depolamak kadar önemli olan bir diğer husus, suyu asgari kayıpla son kullanıcısına iletmek olduğunu ifade eden DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif BALTA, ’Bu çerçevede, suyun ülkemizde ve dünyada en çok tüketildiği sektör olan tarım sektöründe hayata geçirdiğimiz modern uygulamalarla bu alanda önemli ilerleme kaydedilmiştir. Özellikle basınçlı borulu sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması, yapay zeka destekli sulama otomasyonu uygulamaları ve elektronik ölçüm sistemi (sayaç) takılan sulama tesisi sayısının artırılmasıyla suyun verimli kullanımı adına çok önemli adımlar atıldığını belirtti.</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif BALTA,’ Günümüzde suyla alakalı meselelerde madalyonun bir yüzünde kuraklık varken diğer yüzünde taşkınların yer aldığını belirterek. Suyun verimli kullanımı ne kadar önemli ise taşan suların kontrolü de o denli önemlidir. Bu çerçevede sayılarını hızla artırdığımız yenilikçi taşkın kontrol tesislerimiz ve taşkın erken uyarı sistemlerimizle taşkın zararlarının asgariye düşürülmesi hususunda önemli başarılar elde ediyor, rekor denilebilecek nitelikteki yağışlarda can ve mal kayıplarının önüne geçiyoruz. ‘’dedi.</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>“İzmir ekonomisine yılda 7,9 milyar liralık katkı”</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>23 yıl önce “Su vatandır” sloganıyla başlattıkları yatırım seferberliği ile İzmir’in her damla suyuna sahip çıktıklarını kaydeden </span></span></span></span><b><span><span><span><span>DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif BALTA,</span></span></span></span></b><span><span><span><span> hayata geçirilen rantbl ve etkin projelerle bölge ve ülke ekonomisine büyük katkı sağladıklarını söyledi. </span></span></span></span><b><span><span><span><span>DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif BALTA, “</span></span></span></span></b><span><span><span><span>Son 23 yılda İzmir’e 80.22 milyar liralık yatırım yaptık. 223 su tesisini vatandaşlarımızın hizmetine sunduk. Bu tesisler sayesinde bölge ve ülke ekonomisine yılda ortalama 7,98 milyar lira ilave katkı sağlıyoruz. Hem ülkemiz hem çiftçimiz kazanıyor.” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>“İzmir’e yılda 74 milyon m³ içme suyu sağlıyoruz”</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>İzmir’in içme suyu problemini çözmek amacıyla son 23 yılda kente 4 içmesuyu tesisi inşa edildiğini vurgulayan <b>DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta,</b> bu tesisler sayesinde İzmir’e yılda 74 milyon m³ içme ve kullanma suyu temin edildiğinin altını çizdi. </span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>İzmir 1,1 milyar m³ su depolama hacmine ulaştı</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Küresel ısınma ve iklim değişikliğinin sonuçlarından İzmir’in daha az etkilenmesi için özellikle depolama ve sulama tesislerinin inşasına ağırlık verdiklerini kaydeden </span></span></span></span><b><span><span><span><span>DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta</span></span></span></span></b><span><span><span><span>, “2003 yılından bu yana İzmir’e 36 baraj, 10 gölet ve 9 da yeraltı depolama tesisi kazandırdık. Bu 55 tesis toplam 556 milyon m³ su depolama hacmine sahip. İzmir’de toplam depolama hacmimiz ise 1 milyar 104 milyon m³’e ulaştı” dedi.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>İzmir’in özellikle Küçük Menderes ve Bakırçay gibi ülkenin en verimli havzalarına sahip olduğunu vurgulayan </span></span></span></span><b><span><span><span><span>DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta,</span></span></span></span></b><span><span><span><span>” Türk tarımını dünya ile rekabet edebilir bir hale getirmek ve üreticiyi kalkındırmak amacıyla başlattığımız çalışmalar sonucunda   İzmir kent genelinde 53 sulama tesisi inşaatını tamamladık. 470.188 dekar araziyi sulamaya açtık. Bu tesisler sayesinde üreticimize her yıl 7,88 milyar lira daha fazla kazandırıyoruz.” şeklinde konuştu.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>110 taşkın koruma tesisi inşa ettik</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Taşkın ve su baskınlarına karşı vatandaşın can ve mal güvenliğini sağlamak amacıyla İzmir’in dört yanındaki dere ve nehir yataklarında sürekli temizlik ve ıslah çalışması yürüttüklerini ifade eden </span></span></span></span><b><span><span><span><span>DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta</span></span></span></span></b><span><span><span><span>, </span></span></span></span><span><span><span><span>110 taşkın kontrol tesisinin işletmeye alındığını söyledi.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Ayrıca İzmir kent genelinde 1 Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Projesi projesi yürütüldüğünün de altını çizen </span></span></span></span><b><span><span><span><span>DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta</span></span></span></span></b><span><span><span><span>, </span></span></span></span><span><span><span><span>100.950 dekar arazideki tescil işlemlerinin tamamlandığını söyledi. Bölge ekonomisine yılda 107 milyon liralık zirai gelir artışı sağlandığını anlattı.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Genel</span></span></span></span></b><span><span><span><span> <b>Müdür Mehmet Akif BALTA</b>; “<b>Biz DSİ olarak suyla alakalı tüm alanlarda su vatandır anlayışıyla çalışmalarımıza devam ediyor, suyumuzu korumakla vatanımızı korumak arasında hiçbir fark görmüyoruz. Kullandığımız her damla suyu son damlasıymış gibi kullanmamız’ tavsiyesiyle sözlerimi noktalıyorum.” dedi.</b></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dsiden-egenin-incisine-80-2-milyarlik-yatirim-620274">DSİ&#8217;den Ege&#8217;nin İncisine 80.2 Milyarlık Yatırım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Topaloğlu, MITT Moskova Turizm Fuarı&#8217;nda</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-topaloglu-mitt-moskova-turizm-fuarinda-620170</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Mar 2026 13:09:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[fuar]]></category>
		<category><![CDATA[fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[Görüşmeler]]></category>
		<category><![CDATA[kemer]]></category>
		<category><![CDATA[mitt]]></category>
		<category><![CDATA[moskova]]></category>
		<category><![CDATA[nda]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[topaloğlu]]></category>
		<category><![CDATA[turizm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620170</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu, dünyanın önemli turizm organizasyonlarından biri olan MITT Moskova Uluslararası Turizm Fuarı’nda tur operatörleriyle gerçekleştirdiği ikili görüşmelerle Kemer’in tanıtımını yapıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-topaloglu-mitt-moskova-turizm-fuarinda-620170">Başkan Topaloğlu, MITT Moskova Turizm Fuarı&#8217;nda</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu, dünyanın önemli turizm organizasyonlarından biri olan MITT Moskova Uluslararası Turizm Fuarı’nda tur operatörleriyle gerçekleştirdiği ikili görüşmelerle Kemer’in tanıtımını yapıyor.</p>
<p>Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu, 11-13 Mart tarihleri arasında düzenlenen MITT Moskova 2026 Uluslararası Turizm Fuarında tur operatörleri ve seyahat acenteleriyle bir araya gelerek Kemer’in turizm potansiyelini anlatıyor.</p>
<p>Turizm sektörünün en önemli buluşmalarından biri olarak kabul edilen MITT Moskova Turizm Fuarı, bu yıl 1000’den fazla katılımcı firma ve 40 farklı ülkeden temsilcileri ağırlıyor. Fuarda gerçekleştirilen görüşmeler, özellikle Rusya ve çevre ülkelerden Türkiye’ye yönelik turizm hareketliliği açısından büyük önem taşıyor.</p>
<p>Acentelerle ikili görüşmeler</p>
<p>Başkan Topaloğlu, fuar kapsamında özellikle Özbekistan ve Beyaz Rusya’dan gelen turizm acenteleri ile de bir araya gelerek Kemer’e yönelik turizm hareketliliğini artırmak için görüşmeler gerçekleştirdi. Topaloğlu, fuar temaslarında Türkiye’nin Moskova Turizm Ataşesi İlker Özkan, Kemer Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı Okay Çelik’le de bir araya geldi.</p>
<p>Savaş turizmi etkiliyor</p>
<p>Fuarda yapılan görüşmelerde bölgedeki savaşın turizm rezervasyonlarına etkisi de gündeme geldi. Tur operatörlerinden alınan bilgilere göre savaşın turizm sektöründe belirsizlik yarattığı ifade edildi.</p>
<p>Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu yaptığı açıklamada, “Savaş öncesi Rus pazarında yüzde 25-30 seviyelerinde seyreden rezervasyon oranları şu an için yüzde 5-10 seviyelerine kadar düşmüş. Özellikle Dubai, Birleşik Arap Emirlikleri ve Lübnan’dan iptal edilen rezervasyonların Türkiye’ye yönlendirilmesi için acenteler çalışmalar yapıyor. Sektör temsilcileri, savaşın kısa sürede sona ermesi halinde Türkiye’nin rezervasyon anlamında önemli bir sorun yaşamayacağı görüşünde” dedi.</p>
<p>MITT Moskova Turizm Fuarı’nın Kemer’in uluslararası turizm pazarındaki görünürlüğü açısından büyük önem taşıdığını belirten Başkan Topaloğlu, tur operatörleriyle yapılan görüşmelerin Kemer’e yönelik ilgiyi artıracağını ifade etti.</p>
<p>Fuarda gerçekleştirilen temasların, Kemer’in özellikle Rusya ve çevre ülkelerdeki turizm pazarındaki konumunu güçlendirmesi hedefleniyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-topaloglu-mitt-moskova-turizm-fuarinda-620170">Başkan Topaloğlu, MITT Moskova Turizm Fuarı&#8217;nda</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kemer, Dünya SUP Şampiyonası takvimine girdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kemer-dunya-sup-sampiyonasi-takvimine-girdi-620084</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Mar 2026 09:32:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[girdi]]></category>
		<category><![CDATA[kemer]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[organizasyon]]></category>
		<category><![CDATA[şampiyonası]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[sup]]></category>
		<category><![CDATA[takvimine]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<category><![CDATA[Yarışlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620084</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kemer’de daha önce uluslararası düzeyde düzenlenen SUP yarışları, bu yıl önemli bir başarıya imza atarak Dünya Kano Federasyonu’nun resmi dünya şampiyonası takvimine girdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kemer-dunya-sup-sampiyonasi-takvimine-girdi-620084">Kemer, Dünya SUP Şampiyonası takvimine girdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kemer’de daha önce uluslararası düzeyde düzenlenen SUP yarışları, bu yıl önemli bir başarıya imza atarak Dünya Kano Federasyonu’nun resmi dünya şampiyonası takvimine girdi. 28-31 Ekim tarihleri arasında düzenlenecek organizasyon, dünyanın en iyi sporcularını Kemer’de buluşturacak.</p>
<p>Kemer Belediyesi ve Corendon ana sponsorluğunda, Kemer Kaymakamlığı koordinesinde düzenlenen Uluslararası SUP Cup Yarışları, önemli bir uluslararası başarıya imza attı. Daha önce Kemer’de uluslararası katılımla gerçekleştirilen organizasyon, bu yıl ICF Stand Up Paddling World Championships 2026 takvimine resmi olarak dahil edildi.</p>
<p>28-31 Ekim tarihleri arasında düzenlenecek yarışlar kapsamında, dünya sıralaması serisinde yer alan birçok elit sporcu Kemer’de kürek çekecek. Organizasyon, hem spor turizmi hem de Kemer’in uluslararası tanıtımı açısından büyük önem taşıyor.</p>
<p>Kemer Belediyesi Meclis Üyesi ve KEMİAD Başkan Yardımcısı Cansın Efir, yarışların dünya şampiyonası takvimine alınmasının Kemer adına önemli bir gelişme olduğunu belirtti.</p>
<p>Efir yaptığı açıklamada, Kemer’in daha önce ev sahipliği yaptığı SUP yarışlarının uluslararası alanda gördüğü ilginin bu başarıda büyük rol oynadığını ifade ederek şunları söyledi:</p>
<p>“Kemer’de daha önce başarıyla düzenlenen Uluslararası SUP Cup yarışlarının, Dünya Kano Federasyonu tarafından düzenlenen dünya şampiyonası takvimine dahil edilmesi bizim için büyük bir gurur. Bu organizasyonun kalitesi ve Kemer’in doğal parkurları uluslararası spor camiasının dikkatini çekti. Bu yıl 28-31 Ekim tarihleri arasında dünyanın en iyi sporcularını Kemer’de ağırlayacağız.”</p>
<p>“Kemer’in tanıtımına büyük katkı sağlayacak”</p>
<p>Efir, organizasyonun Kemer’in spor turizmi açısından değerini daha da artıracağını belirterek şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p>“Kemer Kaymakamlığı, Kemer Belediyesi ve ana sponsorumuz Corendon’un katkılarıyla gerçekleşecek bu organizasyon sadece bir spor etkinliği değil, aynı zamanda Kemer’in dünya çapında tanıtımına büyük katkı sağlayacak önemli bir adım. Spor turizmi açısından Kemer’i uluslararası arenada daha güçlü bir konuma taşıyacağımıza inanıyoruz.”</p>
<p>Dünyanın farklı ülkelerinden sporcuların katılacağı yarışların, Kemer’de spor turizmine yeni bir ivme kazandırması bekleniyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kemer-dunya-sup-sampiyonasi-takvimine-girdi-620084">Kemer, Dünya SUP Şampiyonası takvimine girdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>UCİM&#8217;den İlk Eğitim Belediye Emekçilerine</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ucimden-ilk-egitim-belediye-emekcilerine-619972</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Mar 2026 08:00:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[emekçilerine]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[ihmal]]></category>
		<category><![CDATA[istismar]]></category>
		<category><![CDATA[lk]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[uci]]></category>
		<category><![CDATA[ucim]]></category>
		<category><![CDATA[yönelik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619972</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de çocuk hakları alanında faaliyet gösteren en aktif sivil toplum kuruluşlarından biri olan UCİM Saadet Öğretmen Çocuk İstismarı ile Mücadele Derneği ile Efes Selçuk Belediyesi arasında imzalanan protokol kapsamında belediye emekçilerine yönelik “Çocuk İhmal ve İstismarının Psikolojik ve Hukuki Boyutları” konulu bir eğitim düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ucimden-ilk-egitim-belediye-emekcilerine-619972">UCİM&#8217;den İlk Eğitim Belediye Emekçilerine</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de çocuk hakları alanında faaliyet gösteren en aktif sivil toplum kuruluşlarından biri olan UCİM Saadet Öğretmen Çocuk İstismarı ile Mücadele Derneği ile Efes Selçuk Belediyesi arasında imzalanan protokol kapsamında belediye emekçilerine yönelik “Çocuk İhmal ve İstismarının Psikolojik ve Hukuki Boyutları” konulu bir eğitim düzenlendi.</p>
<p>UCİM İzmir Şubesi Rehabilitasyon ve Yönlendirme Koordinatörü Klinik Psikolog Pırıl Bilger Özkaranfil, eğitim programında ilk olarak UCİM’in kuruluş süreci ve çalışmalarına değindi. Özkaranfil, derneğin çocuk istismarıyla mücadele etmek ve mağdur çocukların yanında olmak amacıyla kurulduğunu belirtti.</p>
<p>İhmal ve istismar kavramlarını ayrıntılı şekilde ele alan Özkaranfil; çocuklara yönelik ihmal ve istismarın farklı biçimlerde ortaya çıkabildiğine dikkat çekti. Özkaranfil, ihmali fiziksel ve duygusal ihmal olarak ikiye ayırdıklarını belirterek; duygusal ihmali çocuğun duygularının bastırılması ve önemsenmemesi, fiziksel ihmali ise çocuğun bakım ve beslenme gibi temel ihtiyaçlarının karşılanmaması olarak tanımladı.</p>
<p>Özkaranfil, İstismarın ise duygusal, fiziksel ve cinsel istismar olmak üzere üç başlık altında değerlendirildiğini ifade etti.</p>
<p><b>“CANİLER ÖNCE HAYVANLARA ZARAR VERİYOR”</b></p>
<p>Sunumunda özellikle çocuklara yönelik cinsel istismar konusuna dikkat çeken Özkaranfil, istismarcıların çoğu zaman çocukların tanıdığı kişiler olabildiğini belirtti. Empati kurmakta güçlük çeken istismarcıların şiddet eğilimlerinin çoğu zaman hayvanlara zarar verme davranışıyla başlayabildiğini ifade eden Özkaranfil, hayvanlara yönelik şiddetin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı.</p>
<p><b>“ÇOCUĞA ‘BEN BURADAYIM’ MESAJI VERİLMELİ”</b></p>
<p>Çocuklarda istismar sonrasında görülebilecek belirtilere de değinen Özkaranfil; içe kapanma, okul başarısında düşüş, depresif belirtiler, tekrar eden oyun davranışları, yemek yemeyi reddetme ve kabus görme gibi değişimlerin dikkatle takip edilmesi gerektiğini belirtti.</p>
<p>Bir çocuğun yaşadığı istismarı bir yetişkine anlatması durumunda bunun gizlenmesinin suça ortak olmak anlamına geldiğini ifade eden Özkaranfil, böyle bir durumda çocuğa güçlü bir şekilde “Ben buradayım ve senin yanındayım” mesajının verilmesinin önemine dikkat çekti.</p>
<p> UCİM İzmir Şubesi Rehabilitasyon ve Yönlendirme Koordinatörü Klinik Psikolog Pırıl Bilger Özkaranfil, ayrıca çocuklara beden bütünlüğü ve kişisel sınırlar konusunda erken yaşta bilinç kazandırılması gerektiğini belirterek iyi dokunma ve kötü dokunma arasındaki farkın anlatılmasının önemini vurguladı.</p>
<p><b>İHBAR HER BİREYİN YÜKÜMLÜLÜĞÜ</b></p>
<p>UCİM Türkiye Hukuk Koordinatörü Avukat Ceren Evcil ise çocuk ihmali ve istismarı vakalarında ihbar mekanizmaları hakkında bilgi verdi. Çocuk ihmali ve istismarının bildirilmesinin her bireyin sorumluluğu olduğunu belirten Evcil; vatandaşların www.ucim.org.tr adresi üzerinden UCİM’e ulaşabileceğini, ayrıca Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın Alo 183 hattına, savcılıklara veya en yakın emniyet birimlerine başvurarak ihbarda bulunabileceğini söyledi.</p>
<p>Evcil, UCİM gönüllü avukatlarının soruşturma süreçlerini yakından takip ettiğini ve dava açılması halinde gerekli değerlendirmeleri yaparak dosyalara katılma talebinde bulunduklarını ifade etti.</p>
<p><b>İLK 72 SAAT HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR</b></p>
<p>UCİM İzmir Hukuk Koordinatörü Öykü Uz da çocuklara yönelik cinsel istismar suçlarında yasal süreç hakkında bilgi verdi. Suçu bildirme yükümlülüğünün her yurttaş için geçerli olduğunu vurgulayan Uz, kamu çalışanlarının bu konuda daha sıkı yasal sorumluluklara tabi olduğunu belirtti.</p>
<p>Uz, istismar vakalarında delillerin kaybolmaması açısından ilk 72 saatin büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, çocuğun üzerindeki eşyaların yıkanmadan poşetlenerek yetkili makamlara teslim edilmesi gerektiğini, çocuğun banyo yaptırılmamasının da delillerin korunması açısından önemli olduğunu ifade etti.</p>
<p>Öykü Uz ayrıca, soruşturma sürecinde Çocuk İzlem Merkezlerinin (ÇİM) çocukların üstün yararı gözetilerek yapılandırıldığını belirtti. Bu merkezlerde cinsel istismara maruz kalan çocukların ifade, muayene ve delil toplama gibi adli ve tıbbi işlemlerinin tek çatı altında, uzman eşliğinde ve çocuk dostu bir ortamda gerçekleştirildiğini ifade eden Uz, böylece çocukların ikinci kez travma yaşamalarının önüne geçilmesinin amaçlandığını söyledi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ucimden-ilk-egitim-belediye-emekcilerine-619972">UCİM&#8217;den İlk Eğitim Belediye Emekçilerine</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Manisa&#8217;ya DSİ&#8217;den 23 Yılda 221 Tesis</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/manisaya-dsiden-23-yilda-221-tesis-619960</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Mar 2026 07:43:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[arazi]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[depolama]]></category>
		<category><![CDATA[dsi]]></category>
		<category><![CDATA[manisa]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sulama]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>
		<category><![CDATA[taşkın]]></category>
		<category><![CDATA[tesis]]></category>
		<category><![CDATA[tesisi]]></category>
		<category><![CDATA[tesisleri]]></category>
		<category><![CDATA[toplu]]></category>
		<category><![CDATA[yılda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619960</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son 23 yılda şehzadeler kenti Manisa’ya 38.6 milyar liralık yatırım yapan DSİ Genel Müdürlüğü, 221 su tesisini vatandaşların hizmetine sunarak, bölge ekonomisine yılda 4,2 milyar liralık katkı sağladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/manisaya-dsiden-23-yilda-221-tesis-619960">Manisa&#8217;ya DSİ&#8217;den 23 Yılda 221 Tesis</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><i><span><span><span><span>Son 23 yılda şehzadeler kenti Manisa’ya 38.6 milyar liralık yatırım yapan DSİ Genel Müdürlüğü, 221 su tesisini vatandaşların hizmetine sunarak, bölge ekonomisine yılda 4,2 milyar liralık katkı sağladı.</span></span></span></span></i></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Tarım ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü, tarımda modern sulamayı yaygınlaştırmak, toplulaştırma çalışmalarıyla tarım arazilerinden en yüksek faydayı sağlamak, musluklara sağlıklı ve içilebilir su ulaştırmak ve yerleşim yerleri ile tarım arazilerini taşkın risklerine karşı korumak için tüm gücüyle çalışırken, sürdürülebilir su yönetimi anlayışıyla da suyun her damlasına sahip çıkıyor.</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Son yıllarda etkileri güçlü şekilde hissedilen küresel ısınma ve iklim değişikliği suyun ve su yapılarının önemini her geçen gün daha da artığının altını çizen DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif BALTA, ’İklim değişikliğinin etkisiyle suyun zamansal ve mekânsal dağılımında yaşanan belirsizlikler ve aşırılıklar suya bağlı afetlerin hem sayısında hem etkinlik alanında hem de şiddetinde artışlara sebep olmaktadır. Bu çerçevede başta depolama tesislerimiz olmak üzere inşa ederek ekonomik ve sosyal yaşama kazandırdığımız tüm su yapıları kritik bir öneme sahiptir.</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Özellikle kurak periyotlarda vatandaşlarımızın ve tüm sektörlerin en büyük güvencesi olan depolama tesislerimiz büyük önem taşımaktadır. Havza özelliklerine göre planladığımız su depolama tesisleri, tüm sistemin sigortası olarak su çevriminin en önemli halkasını teşkil etmekte hem kuraklık hem de taşkın gibi ekstrem hidrolojik olaylar karşısında toplumsal ve ekonomik direnci artıran hayati altyapı tesisleri olarak öne çıkmaktadır. ‘’dedi.</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Suyu depolamak kadar önemli olan bir diğer husus, suyu asgari kayıpla son kullanıcısına iletmek olduğunu ifade eden DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif BALTA, ’Bu çerçevede, suyun ülkemizde ve dünyada en çok tüketildiği sektör olan tarım sektöründe hayata geçirdiğimiz modern uygulamalarla bu alanda önemli ilerleme kaydedilmiştir. Özellikle basınçlı borulu sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması, yapay zeka destekli sulama otomasyonu uygulamaları ve elektronik ölçüm sistemi (sayaç) takılan sulama tesisi sayısının artırılmasıyla suyun verimli kullanımı adına çok önemli adımlar atıldığını belirtti.</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif BALTA,’ Günümüzde suyla alakalı meselelerde madalyonun bir yüzünde kuraklık varken diğer yüzünde taşkınların yer aldığını belirterek. Suyun verimli kullanımı ne kadar önemli ise taşan suların kontrolü de o denli önemlidir. Bu çerçevede sayılarını hızla artırdığımız yenilikçi taşkın kontrol tesislerimiz ve taşkın erken uyarı sistemlerimizle taşkın zararlarının asgariye düşürülmesi hususunda önemli başarılar elde ediyor, rekor denilebilecek nitelikteki yağışlarda can ve mal kayıplarının önüne geçiyoruz. ‘’dedi.</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Manisa’ya 34 Baraj, 14 Gölet, 16 yeraltı depolaması inşa ettik</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Manisa’nın üzüm ve zeytin başta olmak üzere pek çok tarım ürününde sektörün lokomotif kentlerinden biri olduğunu vurgulayan </span></span></span></span><b><span><span><span><span>DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif BALTA, </span></span></span></span></b><span><span><span><span>şehzadeler kentine son 23 yılda 38 milyar 671 milyon liralık yatırım yaptıklarını söyledi. 221 su tesisini vatandaşlarımızın hizmetine sunduklarını açıkladı.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta</span></span></span></span></b><span><span><span><span>, “Manisa hem iklimi hem de toprak yapısı ile yılda 3 hatta 4 ürünün ekilebildiği ülkemizin en verimli topraklarını barındırıyor. Bu verimli toprakları kalkındırmak amacıyla 23 yıl önce başlattığımız yatırım seferberliğimiz sayesinde Manisa’nın kalkınmasına önemli katkı sağladık. Şehzadeler kentine 2003 yılından bu yana 34 baraj, 14 gölet ve 16 yeraltı depolaması inşa ettik. Bu 64 tesisimizle Manisa’nın su depolama hacmine 596 milyon m³ daha ekleyerek toplam rakamı 1,82 milyar m³’e çıkardık” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>245 bin dekar araziyi sulamaya açtık</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Küresel ısınma ve iklim değişikliği birlikte ortaya çıkan kuraklık yüzünden tatlı suların daha da değerli olduğunu kaydeden</span></span></span></span><b><span><span><span><span> DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif BALTA; </span></span></span></span></b><span><span><span><span>Manisa’da 23 yılda 73 adet sulama tesisini tamamladıklarını belirtti. 244 bin 805 dekar araziyi daha borulu basınçlı modern sistem ile sulamaya açtıklarını söyledi. <b>DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta,</b> bu tesisler sayesinde bölge ve ülke ekonomisine her yıl ortalama 4.09 milyar lira ek katkı sağladıklarını vurguladı.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>78 taşkın koruma tesisi yaptık</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Deprem, Orman yangını ve taşkınlar gibi her türlü doğal afette etkin rol üstlendiklerini de hatırlatan <b>DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta</b> “DSİ olarak vatandaşımızın en zor zamanlarında her zaman onların emrinde oluyoruz. Çünkü vatandaşımızın can ve mal güvenliği bizim için her şeyden önemlidir. Özellikle taşkınlara karşı etkin önlemler alıyoruz. Bu kapsamda Manisa’da sadece son 23 yılda 78 taşkın koruma tesisi tamamladık. Binlerce dekar araziyi ve onlarca yerleşim yerinde taşkın riskini minimize ettik. Çalışmalarımız aralıksız devam ediyor” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Toplu arazi, güçlü çiftçi</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Manisa’da 3 Arazi Toplulaştırma ve TİGH Projesi’nin tamamladıklarını söyleyen <b>DSİ </b><b>Genel Müdürü Mehmet Akif BALTA, </b>“Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri projelerimizi insan odaklı, üreticilerimizle koordineli bir şekilde yürütüyoruz. Manisa’da 3 projeyi tamamladık. 119.450 dekar arazide tescil çalışmalarını bitirdik. Projelerimiz sayesinde bölgede yıllık 116 milyon 822 bin liralık zirai gelir artışı sağladık. Çiftçilerimize hayırlı olsun” dedi.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Suyumuzdan Aldığımız Güç Enerjiye Dönüşüyor</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Suyun gücünün geleceğimiz şekillendirdiğini kaydeden <b>DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta,</b> Manisa ‘da kurulu 2 HES tesisinin 10 MW kurulu güç, 23 milyon kwH ise yıllık enerji üretim potansiyeline sahip olduğunu ifade etti.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Genel Müdür Mehmet Akif BALTA; “Biz DSİ olarak suyla alakalı tüm alanlarda su vatandır anlayışıyla çalışmalarımıza devam ediyor, suyumuzu korumakla vatanımızı korumak arasında hiçbir fark görmüyoruz. Kullandığımız her damla suyu son damlasıymış gibi kullanmamız’ tavsiyesiyle sözlerimi noktalıyorum.” dedi.</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/manisaya-dsiden-23-yilda-221-tesis-619960">Manisa&#8217;ya DSİ&#8217;den 23 Yılda 221 Tesis</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üsküdar&#8217;da Dünya Kadınlar Günü&#8217;ne Uluslararası Buluşma</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uskudarda-dunya-kadinlar-gunune-uluslararasi-bulusma-619900</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Mar 2026 14:22:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[buluşma]]></category>
		<category><![CDATA[Dedetaş]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<category><![CDATA[üsküdar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619900</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Belediyesi ile Almanya Federal Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu iş birliğinde, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında özel bir etkinlik düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uskudarda-dunya-kadinlar-gunune-uluslararasi-bulusma-619900">Üsküdar&#8217;da Dünya Kadınlar Günü&#8217;ne Uluslararası Buluşma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Üsküdar Belediyesi ile Almanya Federal Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu iş birliğinde, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında özel bir etkinlik düzenlendi. Bağlarbaşı Kültür Merkezi Çamlıca Salonu’nda gerçekleştirilen program; iş dünyası, diplomasi ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getirdi.</strong></p>
<p>Kadınların liderlik rollerindeki stratejik önemine dikkat çekilen etkinlikte, karar alma mekanizmalarında kadın temsiliyeti küresel ve yerel perspektiflerle ele alındı.</p>
<p>Program, Sinem Dedetaş ile Dr. Regine Grienberger’in açılış konuşmalarıyla başladı. Ardından Bige Yücel keynote konuşmasını gerçekleştirdi.</p>
<p>Etkinliğin ana bölümünde ise moderatörlüğünü Av. Dr. Çiğdem Çımrın’ın üstlendiği panel düzenlendi. Panelde Sinem Dedetaş, Heike Fölster ve Elvan Tuğsuz Güven konuşmacı olarak yer aldı.</p>
<p>Panelde konuşan Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, kadınların iş dünyasındaki konumunun ekonomik gelişmelerden bağımsız düşünülemeyeceğini belirterek şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“Kadının iş dünyasındaki yerini ekonomiden farklı düşünemeyiz. Ne zaman ekonomiler krize girse kadınların birden ‘kutsal görevleri’ hatırlanıyor; ‘sen annesin, evine dön’ deniyor. Ama ne zaman bir bolluk olsa bu kez ‘haydi gel, sana ihtiyacımız var’ deniyor. Bu nedenle kadın meselesi dünya ekonomisinden bağımsız değildir.”</p>
<p>8 Mart’ın yalnızca bir kutlama günü değil, aynı zamanda değerlendirme ve mücadeleyi hatırlama günü olduğunu vurgulayan Dedetaş, kadınların toplumda var olabilmesi için bakım yükünün yalnızca kadınların omuzlarında bırakılmaması gerektiğini ifade etti. Yerel yönetimlerin bu konuda önemli sorumluluklar üstlendiğini belirten Dedetaş, kadınların iş ve sosyal yaşamda daha güçlü şekilde yer alabilmesi için destekleyici politikaların hayata geçirilmesinin önemine dikkat çekti.</p>
<p>Üsküdar Belediyesi olarak göreve geldikleri günden bu yana yönetimde kadın-erkek eşitliğini güçlendirmeye yönelik adımlar attıklarını ifade eden Dedetaş, “Liyakatli yönetim anlayışıyla üst düzey yöneticilerimiz arasında kadın-erkek eşitliğini sağlamaya özen gösteriyoruz. Değerlendirmelerde eşitliği gözetmek ve gerektiğinde pozitif ayrımcılığı desteklemek yöneticilerin sorumluluğudur” dedi.</p>
<p>Almanya İstanbul Başkonsolosu Dr. Regine Grienberger ise konuşmasında kadın haklarının korunmasının önemine dikkat çekti. Grienberger, bugün gelinen noktada kazanılmış hakların korunmasının büyük önem taşıdığını belirterek, “Şu anda üzerimize düşen görev, geçmişte kazanılan hakları korumaktır. Deneyimler, çeşitliliğin, kapsayıcılığın ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin toplumlarımızı güçlendirdiğini; yenilikçiliği, dayanıklılığı ve sosyal uyumu teşvik ettiğini göstermiştir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>İngilizce moderasyon ve Türkçe-İngilizce simültane çeviri desteğiyle gerçekleştirilen etkinlik, Ramazan temalı ikramların sunulduğu resepsiyon ile sona erdi.</p>
<p>Dünya Kadınlar Günü kapsamında düzenlenen programın, yerel yönetimler, diplomatik temsilcilikler ve sivil toplum kuruluşları arasındaki iş birliğini güçlendirmesi ve kadınların karar alma mekanizmalarındaki rolüne dikkat çekmesi hedefleniyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uskudarda-dunya-kadinlar-gunune-uluslararasi-bulusma-619900">Üsküdar&#8217;da Dünya Kadınlar Günü&#8217;ne Uluslararası Buluşma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DSİ&#8217;den Ege&#8217;nin Kalbine Yatırım Sağanağı: 23 Yılda 135 Tesis</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dsiden-egenin-kalbine-yatirim-saganagi-23-yilda-135-tesis-619622</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Mar 2026 07:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[arazi]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[depolama]]></category>
		<category><![CDATA[dsi]]></category>
		<category><![CDATA[ege]]></category>
		<category><![CDATA[kalbine]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[lira]]></category>
		<category><![CDATA[milyon]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sağanağı]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>
		<category><![CDATA[taşkın]]></category>
		<category><![CDATA[tesisi]]></category>
		<category><![CDATA[uşak]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619622</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son 23 yılda “Ege’nin kalbi Uşak” için adeta yatırım seferberliği başlatan DSİ Genel Müdürlüğü, kente 13 milyar liralık yatırım yaparak 135 su tesisini vatandaşlarımızın hizmetine sundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dsiden-egenin-kalbine-yatirim-saganagi-23-yilda-135-tesis-619622">DSİ&#8217;den Ege&#8217;nin Kalbine Yatırım Sağanağı: 23 Yılda 135 Tesis</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><i><span><span><span><span>Son 23 yılda “Ege’nin kalbi Uşak” için adeta yatırım seferberliği başlatan DSİ Genel Müdürlüğü, kente 13 milyar liralık yatırım yaparak 135 su tesisini vatandaşlarımızın hizmetine sundu. </span></span></span></span></i></span></span></span></p>
<p><span><span><span><i><span><span><span><span>Bu tesisler sayesinde 117.080 dekar araziye can suyu sağladıklarını belirten <b>DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta</b>, bölge ekonomisine her yıl ortalama 2 milyar lira katkı sağladıklarını duyurdu. <b>DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta</b> “Uşak için çalışmaya devam edeceğiz” dedi.</span></span></span></span></i></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Tarım ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü, tarımda modern sulamayı yaygınlaştırmak, toplulaştırma çalışmalarıyla tarım arazilerinden en yüksek faydayı sağlamak, musluklara sağlıklı ve içilebilir su ulaştırmak ve yerleşim yerleri ile tarım arazilerini taşkın risklerine karşı korumak için tüm gücüyle çalışırken, sürdürülebilir su yönetimi anlayışıyla da suyun her damlasına sahip çıkıyor.</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Son yıllarda etkileri güçlü şekilde hissedilen küresel ısınma ve iklim değişikliği suyun ve su yapılarının önemini her geçen gün daha da artığının altını çizen DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif BALTA, ’İklim değişikliğinin etkisiyle suyun zamansal ve mekânsal dağılımında yaşanan belirsizlikler ve aşırılıklar suya bağlı afetlerin hem sayısında hem etkinlik alanında hem de şiddetinde artışlara sebep olmaktadır. Bu çerçevede başta depolama tesislerimiz olmak üzere inşa ederek ekonomik ve sosyal yaşama kazandırdığımız tüm su yapıları kritik bir öneme sahiptir.</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Özellikle kurak periyotlarda vatandaşlarımızın ve tüm sektörlerin en büyük güvencesi olan depolama tesislerimiz büyük önem taşımaktadır. Havza özelliklerine göre planladığımız su depolama tesisleri, tüm sistemin sigortası olarak su çevriminin en önemli halkasını teşkil etmekte hem kuraklık hem de taşkın gibi ekstrem hidrolojik olaylar karşısında toplumsal ve ekonomik direnci artıran hayati altyapı tesisleri olarak öne çıkmaktadır. ‘’dedi.</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Suyu depolamak kadar önemli olan bir diğer husus, suyu asgari kayıpla son kullanıcısına iletmek olduğunu ifade eden DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif BALTA, ’Bu çerçevede, suyun ülkemizde ve dünyada en çok tüketildiği sektör olan tarım sektöründe hayata geçirdiğimiz modern uygulamalarla bu alanda önemli ilerleme kaydedilmiştir. Özellikle basınçlı borulu sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması, yapay zeka destekli sulama otomasyonu uygulamaları ve elektronik ölçüm sistemi (sayaç) takılan sulama tesisi sayısının artırılmasıyla suyun verimli kullanımı adına çok önemli adımlar atıldığını belirtti.</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif BALTA,’ Günümüzde suyla alakalı meselelerde madalyonun bir yüzünde kuraklık varken diğer yüzünde taşkınların yer aldığını belirterek. Suyun verimli kullanımı ne kadar önemli ise taşan suların kontrolü de o denli önemlidir. Bu çerçevede sayılarını hızla artırdığımız yenilikçi taşkın kontrol tesislerimiz ve taşkın erken uyarı sistemlerimizle taşkın zararlarının asgariye düşürülmesi hususunda önemli başarılar elde ediyor, rekor denilebilecek nitelikteki yağışlarda can ve mal kayıplarının önüne geçiyoruz. ‘’dedi.</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>“Uşak, DSİ ile kalkınıyor”</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Uşak ekonomisini Türk tarım sektöründe hak ettiği yere taşımayı hedeflediklerini kaydeden <b>DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta,</b> “DSİ olarak Uşak için adeta yatırım seferberliği” başlattıklarını söyledi. Son 23 yılda kente 12 milyar 988 milyon liralık yatırım yaptıklarını ifade etti. </span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta</span></span></span></span></b><span><span><span><span>, “23 yıl önce Uşak’ta sadece bir barajımız vardı. Kentin ekonomik ve kültürel potansiyelini ortaya çıkarmak için başlattığımız çalışmalar kapsamında kente 135 su tesisi inşa ettik. Bunlardan 18’i baraj, 15’i gölet. 1’i de depolama tesisi.  Bu tesislerde toplam 47 milyon m³ su depolayabiliyoruz. Uşak’taki toplam depolama hacmimiz ise 61 milyon m³’e ulaştı” dedi.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>2003 yılından bu yana Uşak’a 2 içme suyu tesisi kazandırdıklarını ifade eden <b>DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta,</b> bu tesisler sayesinde kente yılda 6 milyon m³ içme ve kullanma suyu temin ettiklerini hatırlattı.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>“Uşaklı çiftçilerimize yılda 2 milyar lira kazandırıyoruz”</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Uşak’ın toprak ve iklim şartları olarak özellikle endemik bitkiler konusunda çok geniş bir ürün çeşitliliğine sahip olduğuna dikkat çeken <b>DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta,</b> Uşak çiftçisini kalkındırmak için rantabl ve etkin projeler ürettiklerini söyledi. <b>DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta,</b> “2023 yılından bu yana Uşak’ta 49 sulama tesisini inşa ederek, vatandaşlarımızın hizmetine sunduk. Toplam 117.080 dekar araziyi modern sistem ile suluyoruz. Ülke ve Bölge ekonomisine bu tesislerimiz sayesinde yılda 1 milyar 998 milyon lira ek katkı sağlıyoruz.” Diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>“Uşak’ın çehresini değiştirdik”</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Uşaklı vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini sağlamak amacıyla kent genelinde 49 Taşkın Koruma Tesisi inşa ettiklerini kaydeden <b>DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta,</b> bu tesisler sayesinde kentin çehresinin de değiştiğini söyledi. <b>DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta,</b> “Özellikle Uşak kent merkezinde tamamladığımız “Uşak Dokuzsele Projesi” ve Banaz ilçe merkezindeki “Banaz Çayı Islah Projesi” ile hem Uşaklı vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini sağladık. Hem de kentimize modern şehircilik anlamında önemli eserler kazandık. Dokuzsele Projemiz adeta Uşak’ın gerdanlığı oldu.” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>“64 bin 130 dekar arazide tescil işlemlerini tamamladık”</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta,</span></span></span></span></b><span><span><span><span> Uşak’ta tamamlanan 1 Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri (TİGH) Projesi ile 64.130 dekar alanda tescil işlemlerinin tamamlandığını da açıkladı. Yıllık 62 milyon 719 bin liralık zirai gelir artışı sağlandığını duyurdu.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Genel</span></span></span></span></b><span><span><span><span> <b>Müdür Mehmet Akif BALTA</b>;<b> “Biz DSİ olarak suyla alakalı tüm alanlarda su vatandır anlayışıyla çalışmalarımıza devam ediyor, suyumuzu korumakla vatanımızı korumak arasında hiçbir fark görmüyoruz. Kullandığımız her damla suyu son damlasıymış gibi kullanmamız’ tavsiyesiyle sözlerimi noktalıyorum.” dedi.</b></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dsiden-egenin-kalbine-yatirim-saganagi-23-yilda-135-tesis-619622">DSİ&#8217;den Ege&#8217;nin Kalbine Yatırım Sağanağı: 23 Yılda 135 Tesis</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Düzenli ve yeterli diyaliz tedavisi, yaşam kalitesini iyileştiriyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/duzenli-ve-yeterli-diyaliz-tedavisi-yasam-kalitesini-iyilestiriyor-619550</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Mar 2026 11:48:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[Diyaliz]]></category>
		<category><![CDATA[Diyaliz Hastaları]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[iyileştiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[kalitesini]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yeterli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619550</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyalizin hastanın yaşamını sürdürebilmesi için hayati öneme sahip olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Diyaliz Program Başkanı Öğr. Gör. Zeynep Karasoy, düzenli ve yeterli diyaliz tedavisinin; halsizlik, ödem, nefes darlığı gibi belirtilerin azalmasını sağladığını ve yaşam süresini uzattığını söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/duzenli-ve-yeterli-diyaliz-tedavisi-yasam-kalitesini-iyilestiriyor-619550">Düzenli ve yeterli diyaliz tedavisi, yaşam kalitesini iyileştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Diyalizin hastanın yaşamını sürdürebilmesi için hayati öneme sahip olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Diyaliz Program Başkanı Öğr. Gör. Zeynep Karasoy, düzenli ve yeterli diyaliz tedavisinin; halsizlik, ödem, nefes darlığı gibi belirtilerin azalmasını sağladığını ve yaşam süresini uzattığını söyledi. Diyaliz hastalarının dikkat etmesi gereken noktalara değinen Karasoy, “Diyaliz hastaları sıvı tüketimini doktor ve diyetisyen önerilerine göre düzenlemelidir. Tuz, potasyum ve fosfor içeriği yüksek gıdalardan kaçınmalıdır. Diyabet ve hipertansiyon kontrolü sağlanması önemlidir. Seanslara düzenli katılım göstermelidir” dedi.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Diyaliz Program Başkanı Öğr. Gör. Zeynep Karasoy, 12 Mart Dünya Böbrek Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, diyaliz tedavisine ilişkin bilgi verdi ve diyaliz hastalarının dikkat etmesi gerekenlerle ilgili tavsiyelerde bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kronik böbrek hastalığı sessiz ilerliyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Öğr. Gör. Zeynep Karasoy, kronik böbrek hastalığının, dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen, erken dönemde belirti vermediği için “sessiz ilerleyen” önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Diyaliz kronik böbrek yetmezliği olan hastalarda uygulanıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Diyalizin en sık olarak son dönem kronik böbrek yetmezliği olan hastalara uygulandığını belirten Öğr. Gör. Zeynep Karasoy, “Bunun yanında bazı akut böbrek yetmezliği durumlarında da geçici olarak diyaliz gerekebilir. Diyabet, hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları ve genetik böbrek hastalıkları, kronik böbrek yetmezliğinin en önemli nedenleri arasında yer almaktadır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Böbrek fonksiyonları azaldığında diyaliz tedavisi uygulanıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Diyalizin “böbreklerin süzme görevini yeterli düzeyde yerine getiremediği durumlarda, kandaki zararlı atık maddelerin ve fazla sıvının vücuttan uzaklaştırılmasını sağlayan bir tedavi yöntemi” olduğunu belirten Öğr. Gör. Zeynep Karasoy, “Böbrekler normalde kandaki toksinleri temizler, sıvı-elektrolit dengesini sağlar ve asit-baz dengesini düzenler. Böbrek fonksiyonları ciddi düzeyde azaldığında ise diyaliz tedavisi devreye girer” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Diyaliz yaşam kalitesini artırıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Diyalizin hastanın yaşamını sürdürebilmesi için hayati öneme sahip olduğunu belirten Öğr. Gör. Zeynep Karasoy, “Düzenli ve yeterli diyaliz tedavisi; halsizlik, ödem, nefes darlığı gibi belirtilerin azalmasını sağlar ve yaşam süresini uzatır. Ancak tedavi haftada birkaç gün düzenli seans gerektirdiği için hastanın sosyal yaşamını, çalışma hayatını ve psikolojik durumunu etkileyebilir. Bu nedenle multidisipliner bir yaklaşım, hasta eğitimi ve aile desteği büyük önem taşır” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Diyaliz hastaları bu noktalara dikkat etmeli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Diyaliz hastalarının dikkat etmesi gereken noktalara da işaret eden Öğr. Gör. Zeynep Karasoy,bunları şöyle sıraladı:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>•          Sıvı tüketimini doktor ve diyetisyen önerilerine göre düzenlemelidir.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>•          Tuz, potasyum ve fosfor içeriği yüksek gıdalardan kaçınmalıdır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>•          Diyabet ve hipertansiyon kontrolünü sağlamalıdır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>•          Seanslara düzenli katılım göstermelidir.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>•          Fistül veya kateter bakımına özen göstermelidir.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>•          Düzenli hekim kontrollerini aksatmamalıdır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Gereksiz ilaç kullanımından kaçınılmalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Böbrek sağlığını korumanın önemine işaret eden Öğr. Gör. Zeynep Karasoy, böbrek sağlığını korumak için sağlıklı beslenme, yeterli su tüketimi, kan basıncının kontrolü, düzenli egzersiz tavsiyesinde bulundu ve gereksiz ilaç kullanımından kaçınılması gerektiğini söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Toplumsal farkındalık çağrısında bulundu</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Öğr. Gör. Zeynep Karasoy, her yıl mart ayının ikinci perşembe günü kutlanan Dünya Böbrek Günü’nde böbrek sağlığı konusunda bilinçli olma çağrısında bulunarak şunları söyledi:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Erken tanı hayat kurtarır. Basit kan ve idrar testleri ile böbrek hastalıkları erken dönemde tespit edilebilir. Diyabet, hipertansiyon hastaları, ailesinde böbrek hastalığı olanlar gibi risk grubundaki bireylerin düzenli kontrol yaptırmaları önerilmektedir. 12 Mart Dünya Böbrek Günü vesilesiyle toplumumuzu böbrek sağlığı konusunda bilinçli olmaya ve düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemeye davet ediyoruz.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/duzenli-ve-yeterli-diyaliz-tedavisi-yasam-kalitesini-iyilestiriyor-619550">Düzenli ve yeterli diyaliz tedavisi, yaşam kalitesini iyileştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gülüş tasarımında amaç estetik ve fonksiyon!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gulus-tasariminda-amac-estetik-ve-fonksiyon-619547</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Mar 2026 11:48:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[estetik]]></category>
		<category><![CDATA[Fonksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[gülüş]]></category>
		<category><![CDATA[Gülüş Tasarımı]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[Hastanın]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[Tasarımında]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yüz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619547</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Protetik Diş Tedavisi Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Turhan Didinen, gülüş tasarımı ve süreçleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gulus-tasariminda-amac-estetik-ve-fonksiyon-619547">Gülüş tasarımında amaç estetik ve fonksiyon!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Protetik Diş Tedavisi Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Turhan Didinen, gülüş tasarımı ve süreçleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Gülüş tasarımı, yüz, karakter ve fonksiyonla uyumlu kapsamlı bir tedavi!</strong></p>
<p>Gülüş tasarımının, yalnızca dişlerin görünümünü değiştiren bir uygulama olmadığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Turhan Didinen, “Hastanın yüz yapısı, karakteri ve fonksiyonel ihtiyaçlarıyla uyumlu olacak şekilde planlanan kapsamlı bir estetik ve fonksiyonel tedavi sürecidir. Bu süreçte doğru analiz, planlama ve uygulama adımları büyük önem taşır.” dedi.</p>
<p>Gülüş tasarımında ilk adımın, hastanın detaylı kayıtlarının alınması olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Didinen, şunları söyledi:</p>
<p>“Bu aşamada ölçüler, dijital taramalar, fotoğraflar ve gerekirse videolar kaydedilir. Bu kayıtlar sayesinde hastanın mevcut ağız yapısı ve gülüş dinamikleri ayrıntılı biçimde analiz edilir. İkinci adımda hastanın yüz yapısı değerlendirilir. Yüzün şekli, uzunluğu, genişliği ve genel simetrisi incelenerek hastaya en uygun diş formu planlanır. Gülüş tasarımının başarılı olabilmesi için dişlerin yüzle uyumlu olması büyük önem taşır. Üçüncü adım, ‘pembe estetik’ olarak adlandırılan diş eti değerlendirmesidir. Diş etlerinin formu, rengi ve dişlerle olan uyumu estetik sonuç açısından belirleyici rol oynar. Eğer diş etlerinde estetik ya da sağlık açısından sorunlar varsa, tasarım aşamasından önce gerekli tedaviler uygulanır.</p>
<p>Dördüncü adımda hastanın karakterine ve yüz tipine uygun diş formu belirlenir. Bu aşamada seçilen diş formları uygun materyallerle birleştirilerek tasarım oluşturulur. Son adım ise uygulama aşamasıdır. Bu süreçte yapılan tasarımın hastanın çiğneme fonksiyonlarına ve günlük kullanımına uygun olup olmadığı kontrol edilir. Böylece hem estetik hem de fonksiyonel açıdan dengeli bir sonuç elde edilir.”</p>
<p><strong>Amaç, dişlerdeki şekil ve form bozukluklarını düzeltmek!</strong></p>
<p>Gülüş tasarımının çoğu zaman dişlerin renginin değiştirilmesiyle ilişkilendirildiğini ancak uygulamanın kapsamının bununla sınırlı olmadığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Turhan Didinen, “Renk değişimi tedavinin önemli hedeflerinden biri olabilir ancak asıl amaç, dişlerdeki şekil ve form bozukluklarını da düzeltmektir.” dedi.</p>
<p>Bu sayede dişleri çok kısa, çok uzun, kırık ya da çapraşık olan hastalarda estetik açıdan daha dengeli bir görünüm elde edilebildiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Didinen, gülüş tasarımıyla hastanın yüz yapısına uygun yeni diş formları oluşturulabileceği ve kişinin memnun olmadığı estetik problemlerin giderilebileceğini söyledi.</p>
<p><strong>Kişinin genel karakteri diş formunun belirlenmesinde etkili olabilir!</strong></p>
<p>Gülüş tasarımının uygulanma yönteminin genel olarak benzer olsa da elde edilen sonuçların her hastada farklı olduğuna işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Turhan Didinen, “Çünkü yüzün şekli, uzunluğu, yuvarlaklığı veya köşeli yapısı tasarım sürecini doğrudan etkiler.” dedi.</p>
<p>Bu nedenle hastanın yüz tipi doğru şekilde analiz edilmesi gerektiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Didinen, “Tasarım buna göre planlanmalıdır. Ayrıca kişinin genel karakteri de diş formunun belirlenmesinde etkili olabilir. Amaç, hem yüz yapısıyla hem de kişinin genel görünümüyle uyumlu doğal bir gülüş elde etmektir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Estetik gülüşte diş eti sağlığı da dişler kadar önemli!</strong></p>
<p>Estetik bir gülüşün yalnızca dişlerin görünümüyle sınırlı olmadığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Turhan Didinen, “Diş etlerinin sağlığı ve estetik durumu da en az dişler kadar önemli.” dedi.</p>
<p>Diş etleri ve çevresindeki kemik dokusunun dişlerin sağlamlığını destekleyen önemli yapılar olduğunu hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Didinen, “Bunun yanı sıra diş etlerinin rengi, formu, seviyesinin dengesi ve şişkinliği gibi faktörler de gülüş estetiğini doğrudan etkiler. Bu nedenle gülüş tasarımında diş eti sağlığı mutlaka değerlendirilir ve gerekirse tedavi edilir. Gülüş tasarımından sonra elde edilen estetik ve fonksiyonel sonuçların uzun süre korunabilmesi için düzenli bakım gerekir. Bu bakım iki şekilde gerçekleştirilir: bireysel bakım ve profesyonel bakım. Bireysel bakım, hastanın hekimin önerdiği ağız bakım rutinlerini düzenli şekilde uygulamasını kapsar. Profesyonel bakım ise hastanın belirli aralıklarla diş hekimi kontrolüne gelmesi ve yapılan restorasyonların durumunun değerlendirilmesiyle sağlanır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Başarılı gülüş tasarımı, yüzle uyumlu diş planlaması gerektirir!</strong></p>
<p>Gülüş tasarımının önemli avantajlarından birinin, tedavi başlamadan önce hastaya olası sonucun gösterebilmesi olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Turhan Didinen, “Bu amaçla ‘mock-up’ olarak adlandırılan geçici uygulamalar yapılabilir. Bu yöntem sayesinde hastaya herhangi bir kalıcı işlem yapılmadan önce tasarlanan gülüş geçici protezlerle gösterilir. Hasta bu görünümü belirli bir süre deneyimleyebilir ve tedaviye devam edip etmeye bu aşamada karar verebilir. Böylece ‘tedavi sonunda dişlerim nasıl görünecek?’ kaygısı büyük ölçüde ortadan kalkar.” dedi.</p>
<p>Gülüş tasarımında yalnızca dişlerin değil, yüzün tamamının değerlendirildiğini yineleyen Dr. Öğr. Üyesi Turhan Didinen, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Dudak yapısı, yüz hatları ve mimikler gülüşün estetik algısını doğrudan etkiler. Bu nedenle yüz yapısıyla uyumlu olmayan bir diş formu, tek başına ne kadar estetik olursa olsun doğal bir görünüm oluşturmayabilir. Başarılı bir gülüş tasarımında yüzün tüm ölçümleri dikkatle analiz edilmeli ve hastaya en uygun diş karakterizasyonu planlanmalıdır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gulus-tasariminda-amac-estetik-ve-fonksiyon-619547">Gülüş tasarımında amaç estetik ve fonksiyon!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Havva Kök Arslan: &#8220;Türkiye&#8217;nin KKTC&#8217;ye F-16 gönderme hamlesi güçlü ve zamanında bir yanıt!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-havva-kok-arslan-turkiyenin-kktcye-f-16-gonderme-hamlesi-guclu-ve-zamaninda-bir-yanit-619210</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Mar 2026 09:22:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[arslan]]></category>
		<category><![CDATA[askeri]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[F-16]]></category>
		<category><![CDATA[hamle]]></category>
		<category><![CDATA[havva]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[kktc]]></category>
		<category><![CDATA[kök]]></category>
		<category><![CDATA[küresel]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619210</guid>

					<description><![CDATA[<p>Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) güvenliğini artırmaya yönelik planlamalar kapsamında 6 F-16 savaş uçağı ile hava savunma sistemlerinin adaya konuşlandırıldığını açıkladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-havva-kok-arslan-turkiyenin-kktcye-f-16-gonderme-hamlesi-guclu-ve-zamaninda-bir-yanit-619210">Prof. Dr. Havva Kök Arslan: &#8220;Türkiye&#8217;nin KKTC&#8217;ye F-16 gönderme hamlesi güçlü ve zamanında bir yanıt!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) güvenliğini artırmaya yönelik planlamalar kapsamında 6 F-16 savaş uçağı ile hava savunma sistemlerinin adaya konuşlandırıldığını açıkladı.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Havva Kök Arslan, Doğu Akdeniz’de artan askeri hareketlilik ve bunun Kıbrıs meselesine yansımalarına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><strong>İran meselesi küresel düzenin kritik düğüm noktalarından biri</strong></p>
<p>Prof. Dr. Havva Kök Arslan, İran merkezli gerilimin Doğu Akdeniz’de yeni bir güvenlik mimarisinin oluşmasına neden olduğunu belirterek, “İran meselesi, yalnızca bir güvenlik veya nükleer program tartışması olmanın ötesinde, küresel düzenin enerji, finans ve jeopolitik yapısında kritik bir düğüm noktası haline gelmiştir. Bu düğümün çözülmeye çalışıldığı sahalardan biri de Doğu Akdeniz’dir. ABD ve İsrail ile İran arasındaki gerilimin genişlemesi, Kıbrıs adasında askeri yığınağın artmasına neden olmuştur. Avrupa Birliği ülkelerinin bölgeye savaş gemileri ve uçaklar göndermesi ile Yunanistan’ın GKRY’ye askeri takviye yapması, tansiyonu yükselten başlıca etkenlerdir.” dedi.</p>
<p><strong>Türkiye’nin KKTC’ye F-16 göndermesi çok katmanlı bir stratejik hamle</strong></p>
<p>Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne (KKTC) 6 adet F-16 savaş uçağı ve hava savunma sistemleri konuşlandırmasının bölgesel dengeler açısından kritik olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Arslan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bu kritik dönemde, Türkiye’nin KKTC’ye 6 F-16 savaş uçağı ve hava savunma sistemi göndermesi, bölgesel ve küresel dengeler açısından önemli bir hamle olarak değerlendirilmektedir. Peki, bu adımın arkasındaki stratejik mantık nedir? Bölgesel ve küresel güçler (ABD, AB ülkeleri, Yunanistan, İran) bu süreçte hangi pozisyonları almış, ne tür hamleler yapmıştır? Türkiye’nin 6 F-16 ve hava savunma sistemlerini KKTC’ye konuşlandırması, çok katmanlı ve zamanında bir stratejik hamledir. Türkiye, 1959 Londra ve Zürih Antlaşmaları ile 1960 Kıbrıs Anayasası çerçevesinde, yalnızca KKTC değil, tüm Kıbrıs adasının garantörüdür. Uzmanlar, bu hamlenin olası bir çatışma ortamında adanın bütünlüğünü ve Kıbrıs Türklerinin güvenliğini koruma yükümlülüğünün bir gereği olduğunu vurgulamaktadır. Özellikle belirsizlik ortamında, mevcut anayasal düzeni bozma veya toprak kazanma amaçlı girişimlere karşı caydırıcı bir güç oluşturmak hedeflenmiştir.”</p>
<p><strong>Doğu Akdeniz’deki güç dengesi hızla değişiyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Arslan, Doğu Akdeniz’de birçok küresel ve bölgesel aktörün aynı anda askeri varlık gösterdiğini belirterek, şunları kaydetti:</p>
<p>“Bölgede halihazırda önemli bir askeri varlık bulunmaktadır. ABD, İngiltere, Fransa, İtalya, İspanya, Hollanda ve Yunanistan, İran tehdidine karşı olduklarını belirterek bölgeye savaş gemileri ve uçaklar göndermiştir. Türkiye de bu ortamda ‘sahada olmak’ ve bölgesel bir güç olarak pozisyon almak durumundadır. Bu hamle, aynı zamanda Türkiye’nin KKTC’nin yanında durduğunu göstermesi açısından da önem taşımaktadır.”</p>
<p><strong>Enerji güvenliği Türkiye için stratejik önemde</strong></p>
<p>Doğu Akdeniz’in enerji kaynakları açısından taşıdığı öneme de dikkat çeken Prof. Dr. Arslan, “Doğu Akdeniz’in enerji kaynakları ve ticaret yolları Türkiye için stratejik öneme sahiptir. Bu adım, enerji arz güvenliği ile ilgili potansiyel sorunlarda Türkiye’nin sahada bulunduğunu açıkça ortaya koymaktadır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>GKRY’nin NATO üyeliği girişimi Türkiye açısından kritik bir risk</strong></p>
<p>Prof. Dr. Arslan, Batı dünyasının İran tehdidini gerekçe göstererek GKRY’yi NATO’ya dahil etme girişimlerinin gündeme gelebileceğini de ifade ederek, “Bazı yorumcular, Batı dünyasının İran tehdidini bahane ederek GKRY’yi NATO’ya dahil etme girişiminde bulunabileceğini belirtmektedir. Türkiye’nin onayı olmadan GKRY’nin NATO’ya üyeliği, Türkiye’yi çevreleme ve KKTC’nin varlığını göz ardı etme riski taşıyacaktır. Bu hamle, söz konusu planları önden engellemeyi hedeflemektedir.” dedi.</p>
<p><strong>Yunanistan bölgedeki en aktif askeri aktörlerden biri</strong></p>
<p>Bölgede Yunanistan’ın askeri hareketliliğinin dikkat çektiğini belirten Prof. Dr. Arslan, “Yunanistan’ın F-16 ve savaş gemisi göndermesi, Avrupa ülkelerinin askeri yığınağı ve GKRY’ye Patriot füzeleri konuşlandırması, Türkiye’de bir tehdit algısı oluşturmuştur. Türkiye, bu algıya yanıt vererek hem caydırıcılığını artırmış hem de olası sürpriz gelişmelere hazırlık göstermiştir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Doğu Akdeniz uzun süre kriz potansiyeli taşıyacak</strong></p>
<p>Prof. Dr. Havva Kök Arslan, Doğu Akdeniz’in, farklı aktörlerin karmaşık bir satranç tahtası haline geldiğini ifade ederek, “ABD, İran’a yönelik operasyonları başlatan taraf olarak görülmekte ve bölgede stratejik bir çıkış planının eksikliği nedeniyle önemli yıkımlar yaşanmaktadır. Uzun vadede ise ABD, doların rezerv para statüsünü koruma çabasıyla jeopolitik sertliğini artırmaktadır. İsrail ise doğrudan bir çatışmadan kaçınmakta, ancak Kıbrıs ile askeri iş birliği yaparak dolaylı bir güvenlik şemsiyesi oluşturmayı sürdürmektedir.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Fransa, İngiltere, İtalya, Hollanda ve İspanya’nın İran tehdidini gerekçe göstererek Doğu Akdeniz’deki askeri varlıklarını artırdığını da kaydeden Prof. Dr. Arslan, “Bu hamlelerin temel stratejileri şunlardır: Enerji ve ticaret güvenliğini sağlamak, AB üyesi GKRY’yi olası saldırılara karşı korumak, İsrail’in dolaylı güvenliğini desteklemek, NATO içinde bağımsız bir güvenlik rolü üstlenmek, Fransa ve İngiltere’nin Kıbrıs merkezli operasyon alanları oluşturduğu dikkat çekmektedir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Yunanistan GKRY’ye 4 F-16 ve savaş gemisi gönderdi</strong></p>
<p>Yunanistan’ın bölgedeki en aktif aktörlerden biri olarak, GKRY’ye 4 F-16 ve savaş gemisi gönderdiğini söyleyen Prof. Dr. Arslan, “Bazı generaller, Ege Adaları’nın silahlandırılması ve olası bir çatışmada AB ve ABD desteği olacağını varsayarak hareket etmektedir.” dedi.</p>
<p>ABD-İsrail saldırılarının hedefi olan İran’ın, karşılık vererek bölgesel yayılma riskini artırdığını da kaydeden Prof. Dr. Arslan, “İngiliz üslerine düzenlenen dron saldırısı Doğu Akdeniz’i de etkilemiştir. Uzun vadede İran meselesi, dolar merkezli küresel finans sistemine meydan okuma niteliği taşımakta ve yalnızca bölgesel değil, küresel düzenin geleceğini de ilgilendirmektedir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kıbrıs artık Avrupa’nın ileri savunma platformlarından biri</strong></p>
<p>Kıbrıs Adasının artık yalnızca diplomatik veya enerji temelli bir rekabet alanı olmadığını dile getiren Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Ada, artık yalnızca enerji veya diplomasi sahası olmaktan çıkmış, jeostratejik bir düğüm noktası ve Avrupa’nın ileri savunma platformu haline gelmiştir. Bölgede üç ana askeri eksen oluşmaktadır. Kuzey Eksen: Türkiye kıyıları, KKTC ve Türk donanması, Orta Eksen: Kıbrıs Adası, İngiliz üsleri (Akrotiri ve Dikelya) ve Avrupa unsurları, Güney Eksen: İsrail kıyıları, Levant havzası ve ABD müttefik unsurları.”</p>
<p><strong>Beklenmedik hamleler doğrudan çatışma riskini artırabilir</strong></p>
<p>Bölgedeki askeri yığılmanın çeşitli riskleri de beraberinde getirdiğini ifade eden Prof. Dr. Arslan, geleceğe dair riskleri şöyle sıraladı:</p>
<p><strong>“</strong>Doğrudan Çatışma: Yunanistan’ın Ege Adaları veya Kıbrıs’ta beklenmedik hamleleri doğrudan bir çatışmayı tetikleyebilir. GKRY’nin NATO Üyeliği: Batı’nın bu girişimi, Türkiye için kırmızı çizgiyi oluşturabilir ve ittifak içinde kriz yaratabilir. Uzun Vadeli Askeri Yığınak: Bölgeye konuşlandırılan silah ve gemiler, tehdit ortadan kalktıktan sonra da kalabilir; bu durum Türkiye için risk yaratabilir. Bölgesel Rekabetin Derinleşmesi: Avrupa ülkelerinin kalıcı askeri varlığı, Doğu Akdeniz’deki güç rekabetini artırabilir. Küresel Düzenin Test Edilmesi: İran merkezli kriz, sadece bölgesel değil, aynı zamanda küresel ekonomik ve güvenlik düzeninin sınandığı bir durumdur.”</p>
<p><strong>F-16 gönderilmesi zamanında ve güçlü bir yanıt</strong></p>
<p>Türkiye’nin KKTC’ye F-16 gönderme hamlesinin, artan askeri yığınağa karşı verilen güçlü ve zamanında bir yanıt olarak değerlendirilebileceğini kaydeden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Bu hamle, garantörlük hakkının kullanılması, enerji güvenliğinin sağlanması ve Kıbrıs Türklerinin güvenliğinin temini açısından kritik öneme sahiptir. Önümüzdeki dönemde Doğu Akdeniz, enerji rekabeti ve büyük güçlerin güvenlik stratejilerinin kesiştiği bir kriz alanı olmaya devam edecektir. Türkiye’nin hem kendi güvenliğini hem de KKTC’nin varlığını korumak için sahada olmayı sürdüreceği açıktır.” şeklinde sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-havva-kok-arslan-turkiyenin-kktcye-f-16-gonderme-hamlesi-guclu-ve-zamaninda-bir-yanit-619210">Prof. Dr. Havva Kök Arslan: &#8220;Türkiye&#8217;nin KKTC&#8217;ye F-16 gönderme hamlesi güçlü ve zamanında bir yanıt!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmangazi Belediyesi&#8217;nden Kadınlara Sağlık ve Farkındalık Eğitimi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyesinden-kadinlara-saglik-ve-farkindalik-egitimi-619183</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Mar 2026 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[çağlayan]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlara]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619183</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi’nin kadın sağlığına ilişkin düzenlediği panele katılan uzman isimler, kadınların fiziksel ve ruh sağlığına ilişkin önemli bilgiler paylaştı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyesinden-kadinlara-saglik-ve-farkindalik-egitimi-619183">Osmangazi Belediyesi&#8217;nden Kadınlara Sağlık ve Farkındalık Eğitimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span>Osmangazi Belediyesi’nin kadın sağlığına ilişkin düzenlediği panele katılan uzman isimler, kadınların fiziksel ve ruh sağlığına ilişkin önemli bilgiler paylaştı. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında gerçekleştirilen etkinlikte erken teşhisin önemi ve psikolojik destek alma konusunda farkındalık vurgulandı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Kadınların yaşam kalitesini yükseltmek ve farkındalıklarını artırmak amacıyla çeşitli eğitim programları hayata geçiren Osmangazi Belediyesi, kadınlara yönelik bilinçlendirme çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda Osmangazi Belediyesi, Osmangazi Kent Konseyi Kadın Meclisi ile birlikte Şadırvanlı Han’da “Kadın Sağlığı ve Doğum Sonrası Psikoloji” başlıklı bir panele ev sahipliği yaptı. Kadınların sağlıklı yaşam, sosyal katılım ve bireysel farkındalıklarını artırmayı hedefleyen panelde, alanında uzman Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Tuğçe Hüseyinoğlu ve Klinik Psikolog Büşra Bilge Çağlayan, kadın sağlığı ve ruh sağlığına dair önemli bilgiler paylaştı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>Erken Teşhisin Önemi Vurgulandı</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Herhangi bir şikayet hissedildiğinde doktora başvurulduğunu belirten Op. Dr. Hüseyinoğlu, oysa şikayet olmadan yapılan düzenli kontrollerin erken teşhis açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Meme kanseri ve rahim ağzı kanserine dikkat çeken Op. Dr. Hüseyinoğlu, “Sağlık Bakanlığı’mızın bu konuda çok güzel yürüttüğü bir kanser tarama programı var. Kadınlarda hem meme kanserini, hem rahim ağzı kanserini düzenli aralıklarla bu programda tarıyoruz. Rahim ağzı tarama programında 30-65 yaş arası kadınlara HPV ve DNA testiyle, rutin bir jinekolojik muayeneden farkı olmayan bir test ile 5 yılda bir HPV, DNA taramasını öneriyoruz. Burada bizim için asıl önemli olan şey erken teşhis ve önleyebilmek” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla düzenlenen etkinlikte kadın sağlığı konusunda bilgilendirme yapma fırsatı bulduklarını belirten Hüseyinoğlu, kadın sağlığını önemseyen ve kadına önem veren Osmangazi Belediyesi ve Osmangazi Kent Konseyi’ne teşekkür etti.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>Bireysel Ruh Sağlığı Toplum İçin Büyük Önem Taşıyor</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Panelde konuşan Klinik Psikolog Büşra Bilge Çağlayan ise kadınlarda görülen psikolojik sorunlara dikkat çekti. Depresyon, kaygı bozuklukları ve yeme bozukluklarının kadınlarda erkeklere oranla daha sık görüldüğünü belirten Çağlayan, bu tür durumlarda profesyonel destek alınmasının önemine değindi. Bireysel ruh sağlığının toplum sağlığı için de büyük önem taşıdığını ifade eden Çağlayan, kişilerin kendilerinde fark ettikleri sorunlar karşısında terapi desteği almaktan çekinmemeleri gerektiğini söyledi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Konuşmaların ardından Osmangazi Kent Konseyi Başkanı Sevim Sakallı, Op. Dr. Tuğçe Hüseyinoğlu ve Klinik Psikolog Büşra Bilge Çağlayan’a katkılarından dolayı teşekkür plaketi takdim etti.</span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyesinden-kadinlara-saglik-ve-farkindalik-egitimi-619183">Osmangazi Belediyesi&#8217;nden Kadınlara Sağlık ve Farkındalık Eğitimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuzda bu sorunlar varsa &#8216;dikkatsizliğinden&#8221; demeyin!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocugunuzda-bu-sorunlar-varsa-dikkatsizliginden-demeyin-619081</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Mar 2026 07:39:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuzda]]></category>
		<category><![CDATA[demeyin]]></category>
		<category><![CDATA[dikkatsizliğinden]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[görme]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığın]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[kahraman]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sorunlar]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[varsa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619081</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halk arasında “tavuk karası” olarak bilinen Retinitis Pigmentosa hastalığında, gece görme zorluğu ve karanlığa uyum süresinin uzaması en erken belirtileri oluşturuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzda-bu-sorunlar-varsa-dikkatsizliginden-demeyin-619081">Çocuğunuzda bu sorunlar varsa &#8216;dikkatsizliğinden&#8221; demeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Halk arasında “tavuk karası” olarak bilinen Retinitis Pigmentosa hastalığında, gece görme zorluğu ve karanlığa uyum süresinin uzaması en erken belirtileri oluşturuyor. Sinsice ilerleyen hastalığın doğuştan başlayabildiği gibi, çoğunlukla çocukluk ve ergenlik döneminde ortaya çıktığını belirten <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Neslihan Sinim Kahraman</strong>, ebeveynlere mutlaka çocuklarının görme yetisini karanlık bir ortamda test etmeleri gerektiğini vurguluyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Kahraman, erken tanının kritik önem taşıdığı, henüz kesin bir tedavisi olmamakla birlikte, günümüzde bazı önlemlerle ilerleme seyrini yavaşlatmanın mümkün olabildiği Retinitis Pigmentosa (tavuk karası, gece körlüğü) hastalığını anlattı, anne-babalara önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. <strong> </strong></p>
<p>Tavukların gece iyi görememesinden dolayı, benzer bulgular ile seyreden Retinitis Pigmentosa hastalığı halk arasında ‘tavuk karası’ ve ‘gece körlüğü’ olarak biliniyor. Zamanla kişide görme alanında yanlardan daralma başlayıp, ilerleyen evrelerde ise gündüz ve merkezi görmeleri de etkileniyor. <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Neslihan Sinim Kahraman</strong>, bugüne dek 80’den fazla genin tavuk karası hastalığı ile ilişkilendirilmiş durumda olduğunu belirterek şöyle konuşuyor: “Retinitis pigmentosa, ışığı algılayan hücrelerimizin yer aldığı gözün iç kısmını bir duvar kağıdı gibi kaplayan retina tabakasının genetik bir hastalığıdır. Hastalıkta ilk olarak loş ışıkta görmeyi sağlayan hücreler bozulur. Bu nedenle hastalarda önce gece görme zorluğu ve karanlık adaptasyonunda güçlük gözlenir. Retina hastalıklarında 300, retinitis pigmentosadaysa 80’i aşkın gen tanımlanmıştır. Genetik bir hastalık olmasına rağmen; stres, düzensiz beslenme, sigara-alkol kullanımı, yetersiz uyku gibi faktörler hastalığın ilerleme hızını etkileyebilir. Bu nedenle sağlıkl ıyaşam alışkanlıkları büyük önem taşımaktadır.” </p>
<p><strong>Genetik test çok önemli! </strong></p>
<p>Yapılan çalışmalara göre; tavuk karasının dünya genelinde yaklaşık 4 bin kişide bir görüldüğünü belirten Doç. Dr. Kahraman “Ancak ülkemizde akraba evliliklerinin görece yüksek olması nedeniyle çekinik geçişli formların (anne ve babadan gizli olarak taşınması) daha sık görülebileceği belirtiliyor” diyor. Hastalığın doğuştan başlayabildiği gibi, çoğunlukla çocukluk döneminde ortaya çıktığını, ergenlik döneminde ilerlemesinin hızlandığını belirten Doç. Dr. Neslihan Sinim Kahraman, erken tanı ve genetik testin hastalığın yönetiminde kritik rol oynadığını vurgulayarak sözlerine şöyle devam ediyor: “Genetik test yalnızca tanıyı doğrulamakla kalmıyor; hastalığın kalıtım türünü, diğer aile bireylerinin risk durumunu ve gelecek nesillere aktarım ihtimalini ortaya koyuyor. Ayrıca gebelik planlamasında yol gösterici oluyor. Bazı genetik tiplerde göz dışı sistemler de etkilenebildiğinen dolayı, genetik test bu açıdan da kritik rol oynuyor.”</p>
<p><strong>Anne-babalar dikkat! Çocuğunuzu karanlıkta test edin!</strong></p>
<p>Gece görüşündeki bozulma hastanın kendisi tarafından fark edilmeyebiliyor ve hastalık sinsice ilerliyor. Sokak aydınlatmalarının yeterli olması ya da kişinin -herkesin gece kendisi gibi gördüğünü düşünmesi- tanıyı geciktirebiliyor. Görme alanı kaybı yanlardan başladığı için hastanın uzun süre bunu fark edemediğini belirten Doç. Dr. Kahraman anne-babalara şu tavsiyelerde bulunuyor: ”Görme alanı kaybı yanlardan başladığı için hasta tarafından algılanması zordur. Gece görme sorunu yaşayan, sık sık eşyalara çarpma ve takılma şikayeti olması durumunda bunu sakarlık ya da dikkatsizlik olarak görmeyip, hele de ailesinde benzer öykü varsa gecikmeden bir göz hastalıkları uzmanına başvurmak kritik önem taşıyor.  Çünkü hastalık ilerledikçe çevre görüşü daralır ve ‘hasta tünel’ görüşü dediğimiz sadece merkezden görmeye başlar. Bu nedenle ailelerin bu sinsi hastalığa karşı tetikte olmaları, çocuklarına ara sıra karanlıkta görme denemeleri yapmaları çok faydalıdır. Örneğin; elin bazı parmaklarını gösterip kaç parmak olduğunu söyletmek, odanın içerisinde bir eşyayı işaret edip adını sormak vb sorunun erken fark edilmesini sağlayabilir.”</p>
<p><strong> xxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxx</strong></p>
<p><strong> Tanıda İleri Teknoloji Kullanılıyor</strong></p>
<p>Tanı sürecinde damlalı göz muayenesi ile retina değerlendirmesi yapılırken; retina fotoğrafları ve optik koherens tomografi (OCT) ile retina katmanları ayrıntılı olarak inceleniyor. Erken dönemde bulgular belirgin değilse elektroretinografi (ERG) testi ile retina hücre yanıtları ölçülerek tanı konulabiliyor.</p>
<p><strong>xxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Kök Hücre ve Gen Tedavileri umut vaadediyor </strong></p>
<p>Retinitis Pigmentosa için hastalığı tamamen tedavi eden, onaylanmış bir yöntem yok ancak kök hücre tedavisi bir umut olarak öne çıkıyor. Doç. Dr. Neslihan Sinim Kahraman “Kök hücreye yönelik mevcut araştırmalar daha çok kalan hücrelerin korunmasına ve hastalığın ilerleme hızının yavaşlatılmasına odaklanıyor” diyor.  Dünyada gen tedavilerinde de son yıllarda önemli adımlar atıldığını belirten Doç. Dr. Kahraman şöyle konuşuyor: “2017 yılında FDA onayı alan ilk gen tedavisi ürünü olan Luxturna bu alandaki en önemli adımlardan biri olarak kabul ediliyor. Farklı genlere yönelik klinik çalışmalar ise devam ediyor. Bu nedenle doğru tanı ve genetik test, hastaların kendi genlerine yönelik gelişmeleri takip edebilmesi açısından büyük önem taşıyor.” </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzda-bu-sorunlar-varsa-dikkatsizliginden-demeyin-619081">Çocuğunuzda bu sorunlar varsa &#8216;dikkatsizliğinden&#8221; demeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>8 Mart, Gebze&#8217;de de iz bıraktı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/8-mart-gebzede-de-iz-birakti-618928</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Mar 2026 14:38:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atölye]]></category>
		<category><![CDATA[bıraktı]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Gebze]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[İz]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[mart]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[program]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618928</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü Gebze’de de coşkuyla kutladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/8-mart-gebzede-de-iz-birakti-618928">8 Mart, Gebze&#8217;de de iz bıraktı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü Gebze’de de coşkuyla kutladı. Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’nın koordinasyonunda “Kadınla Değişir Dünya” temasıyla düzenlenen program, Gebzeli kadınların yoğun katılımıyla renkli görüntülere sahne oldu. Sağlık, sanat ve atölye çalışmalarında bir araya gelen Gebzeli kadınlar bu anlamlı günlerini kutladı.</p>
<p><b>“İÇİMDEKİ KADIN KONUŞUYOR” AYAKTA ALKIŞLANDI</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin Gebze Kent Meydanı’nda kurduğu Ramazan Çadırı, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne özel olarak gerçekleştirilen programlara ev sahipliği yaptı. Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’nın düzenlediği program, “İçimdeki Kadın Konuşuyor” adlı tiyatro oyunu ile başladı. Kadınların yaşamına ve toplumdaki rolüne dikkat çeken tiyatro gösterisi izleyicilerden büyük beğeni ve alkış topladı.</p>
<p><b>KUNAK’TAN KADINLARA SAĞLIKLI TAVSİYELER</b></p>
<p>Sağlıklı yaşama dair pratik bilgi ve tedavi yöntemleri sunan Dr. Feridun Kunak, katılımcılara sağlıklı yaşam üzerine önemli tavsiyelerde bulundu. Ramazan ayında mide sağlığını korumak için kuru incir, kara üzüm ve kayısı tüketilmesini öneren Kunak, günlük yaşamda D vitamini alımının önemine dikkat çekti. Özellikle çocuklar için propolis kullanımının faydalarından söz eden Kunak, bağışıklık sistemini güçlendirmek için doğal desteklerin ihmal edilmemesi gerektiğini ifade etti.</p>
<p><b>AĞIZ VE BURUN ÇEVRESİNİN TEMİZLİĞİ ÖNEMLİ</b></p>
<p>Ağız ve burun çevresinin temizliğine dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Kunak, Türkiye’de ağız sağlığına yeterince önem verilmediğini belirterek, birçok hastalığın bu bölgelerde oluşan sorunlardan kaynaklanabildiğini söyledi. Doğal bitki çaylarının metabolizmayı güçlendirdiğini ve vücudu zinde tuttuğunu ifade eden Kunak, katılımcılara her gün sabah ve akşam spor yapılmasını tavsiye etti. Program sırasında kadınlara bazı basit egzersiz hareketleri de gösteren Kunak, “Eklemlerimizin canlı kalması ve sağlığımız için hareket çok önemli” dedi.</p>
<p><b>ATÖLYELERE İLGİ YOĞUN OLDU</b></p>
<p>Sağlık seminerinin ardından Ramazan çadırı içerisinde kurulan atölyelerde katılımcılar keyifli vakit geçirdi. “Ahşap Baskı Atölyesi”, “Sukulent Yapım Atölyesi”, “Hint Kınası Atölyesi”, “Doğal Tütsü Yapım Atölyesi” ve “Çocuk Atölyeleri” ile 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne özel etkinlikler yapıldı. Ayrıca alana kurulan “Kadınla Değişir Dünya” temalı fotoğraf çekim köşesi de Gebzeli kadınlardan yoğun ilgi gördü.</p>
<p><b>FİGEN BÜYÜKAKIN GEBZELİ KADINLARI YALNIZ BIRAKMADI</b></p>
<p>Gebze’deki programa Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ın eşi Prof. Dr. Figen Büyükakın, Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanı Nagehan Malkoç ve daireye bağlı birim müdürleri de katıldı. Kadınların toplumdaki önemine dikkat çekilen etkinlikte Ramazan’ın birlik ve paylaşma ruhu ile 8 Mart Dünya Kadınlar Günü coşkusu bir arada yaşandı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/8-mart-gebzede-de-iz-birakti-618928">8 Mart, Gebze&#8217;de de iz bıraktı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Altay: &#8220;Yüzde 50 Hibeli Aspir Tohumu Desteğimiz Çiftçimiz İçin Bereketli Olsun&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-yuzde-50-hibeli-aspir-tohumu-destegimiz-ciftcimiz-icin-bereketli-olsun-618811</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Mar 2026 08:29:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[aspir]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[hibeli]]></category>
		<category><![CDATA[Konya Büyükşehir Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[tohum]]></category>
		<category><![CDATA[tohumu]]></category>
		<category><![CDATA[yüzde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618811</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konya Büyükşehir Belediyesi, kuraklığa karşı dayanıklı alternatif ürünleri yaygınlaştırmak amacıyla başvuruda bulunan çiftçilere yüzde 50 hibeli 17 bin 450 kilogram aspir tohumu desteğinde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-yuzde-50-hibeli-aspir-tohumu-destegimiz-ciftcimiz-icin-bereketli-olsun-618811">Başkan Altay: &#8220;Yüzde 50 Hibeli Aspir Tohumu Desteğimiz Çiftçimiz İçin Bereketli Olsun&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Konya Büyükşehir Belediyesi, kuraklığa karşı dayanıklı alternatif ürünleri yaygınlaştırmak amacıyla başvuruda bulunan çiftçilere yüzde 50 hibeli 17 bin 450 kilogram aspir tohumu desteğinde bulundu. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, aspir bitkisinin düşük su ihtiyacı olan ve kıraç arazilerde yetişebilme özelliğiyle Konya için önemli bir alternatif ürün olduğuna dikkati çekerek, “Başvurularını aldığımız üreticilerimize yüzde 50 hibe destekli 17 bin 450 kilogram aspir tohumunun dağıtımını yaptık. Bu destekle 3 bin 490 dekar alanda aspir ekimi gerçekleştirilecek. Çiftçimiz için bereketli olmasını diliyorum” dedi.</strong></p>
<hr/>
<p>Konya Büyükşehir Belediyesi’nin kırsal bölgelerde kalkınmayı sağlamak ve tarımsal çeşitliliği artırmak amacıyla kuraklığa dayanıklı tohum desteği artarak sürüyor.</p>
<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, iklim değişikliğinin etkilerinin özellikle Konya havzasında yoğun şekilde hissedildiğini belirterek, tarımsal üretimde kuraklığa dayanıklı, daha az su tüketen alternatif ürünlerin yaygınlaşmasına büyük önem verdiklerini söyledi.</p>
<p><strong>3 BİN 490 DEKAR ALANDA ASPİR EKİMİ YAPILACAK</strong></p>
<p>Konya genelinde aspir üretimini artırmak amacıyla çiftçiye ve üreticiye önemli destek sağladıklarını kaydeden Başkan Altay, “2025 yılı içerisinde başvurularını aldığımız üreticilerimize yüzde 50 hibe destekli 17 bin 450 kilogram aspir tohumunun dağıtımını yaptık. Bu destekle 3 bin 490 dekar alanda aspir ekimi gerçekleştirilecek. Çiftçimiz için bereketli olmasını diliyorum” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>YAĞI DA ÇOK DEĞERLİ</strong></p>
<p>Aspir bitkisinin düşük su ihtiyacı olan ve kıraç arazilerde yetişebilme özelliğiyle Konya için önemli bir alternatif ürün olduğuna dikkati çeken Başkan Altay, “Bu destekle hem su kaynaklarımızın daha verimli kullanılmasını hem de çiftçimizin gelir çeşitliliğinin artmasını hedefliyoruz. Yağı da çok değerli olan aspir bitkisi, yerli yağlık bitki üretiminin artırılması açısından da ülkemiz için büyük önem taşıyor. Konya Büyükşehir Belediyesi olarak su tasarruflu tarım için üreticimizin yanında olmaya ve sürdürülebilir tarımı desteklemeye devam edeceğiz” diye konuştu.</p>
<p>Aspir tohumu desteğinden faydalanan üreticiler de uygulamadan çok memnun olduklarını ve devamını beklediklerini belirterek, çiftçiye verdiği destek için Başkan Altay’a teşekkür etti.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-yuzde-50-hibeli-aspir-tohumu-destegimiz-ciftcimiz-icin-bereketli-olsun-618811">Başkan Altay: &#8220;Yüzde 50 Hibeli Aspir Tohumu Desteğimiz Çiftçimiz İçin Bereketli Olsun&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Erkan Aydın&#8217;dan Varna&#8217;da Birlik ve Kardeşlik Mesajı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-erkan-aydindan-varnada-birlik-ve-kardeslik-mesaji-618443</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Mar 2026 12:22:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aydın]]></category>
		<category><![CDATA[bağları]]></category>
		<category><![CDATA[balkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[birlik]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[erkan]]></category>
		<category><![CDATA[iftar]]></category>
		<category><![CDATA[kardeşlik]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<category><![CDATA[programın]]></category>
		<category><![CDATA[varna]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618443</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan’ın bereketini Bulgaristan’ın Varna kentinde soydaşlarla paylaşan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, aynı kökten beslenen kültürün insanlarıyla bir araya gelmenin kendilerini çok mutlu ettiğini söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-erkan-aydindan-varnada-birlik-ve-kardeslik-mesaji-618443">Başkan Erkan Aydın&#8217;dan Varna&#8217;da Birlik ve Kardeşlik Mesajı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan’ın bereketini Bulgaristan’ın Varna kentinde soydaşlarla paylaşan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, aynı kökten beslenen kültürün insanlarıyla bir araya gelmenin kendilerini çok mutlu ettiğini söyledi. Başkan Aydın, “Burada soydaşlarımızın kendilerini asla yalnız hissetmelerini istemiyoruz. Bizim güçlü, kuvvetli bağlarımız var. Bu bağları biz, daha derine taşımak istiyoruz.” sözleriyle birlik mesajı verdi.</p>
<p>Balkan coğrafyasıyla kültürel, tarihi ve insani bağların güçlenmesine büyük önem veren Osmangazi Belediyesi, Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma ruhunu bu kez Bulgaristan’ın Varna kentinde kurulan iftar sofrasında yaşattı. Varna’da ilk kez bu ölçekte düzenlenen iftar programında Balkanlar’daki soydaşlar aynı sofrada buluşarak Ramazan’ın bereketini ve huzurunu paylaştı. Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın ile Osmangazi Belediyespor Kulübü Başkanı Fatih Karayılan’ın da katıldığı iftar programında 700 soydaş bir araya gelerek, sıcak ve samimi görüntüler oluşturdu. Varna’da kurulan gönül sofrası, Türkiye ile Balkanlar arasındaki tarihi bağların ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha ortaya koydu.</p>
<p>“Bizim Güçlü, Kuvvetli Bağlarımız Var”</p>
<p>İftar programında konuşan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Balkanlar’ın Türkiye için çok önemli bir coğrafya olduğuna dikkat çekti. Bursa ile Balkanlar arasında güçlü bir bağ bulunduğunu ifade eden Aydın, şu sözleri dile getirdi:</p>
<p>“Bu güzel ortamı, kalabalığı görmek bizleri de son derece mutlu ediyor. Balkanlar’ın Türkiye için çok önemi var, özellikle Bursa için önemi çok fazla çünkü birçoğunuzun akrabası, eşi, dostu, komşusu Bursa’da yaşıyor ve biz bu köprüyü kurabilmek, o bağı yaratabilmek açısından da Balkanlar’daki hem iftarlar, hem de diğer kültür etkinliklerine son derece önem veriyoruz. Bu bağı, bu köprüyü daha da ileri götürmek istiyoruz. Burada soydaşlarımızın kendilerini asla yalnız hissetmelerini istemiyoruz. Bizim güçlü, kuvvetli bağlarımız var. Bu bağları biz daha derine taşımak istiyoruz.”</p>
<p>Ramazan’ın Manevi Atmosferine Yakışan Buluşma</p>
<p>Osmangazi’de Ramazan ayı boyunca yaklaşık 120 bin vatandaşla iftar sofralarında bir araya gelindiğine işaret eden Başkan Aydın, Varna’da düzenlenen iftar programının da Ramazan ayının ruhuna yakışır bir dayanışma ve birlik tablosu ortaya koyduğunu belirterek, aynı kökten beslenen kültürün insanlarıyla bir araya gelmenin kendilerini çok mutlu ettiğini söyledi.</p>
<p>Başkan Aydın, iftar programına katılan herkese teşekkür ederek şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“Bizlerle birlikte olan Varna Belediye Başkanı Blagomir Kotsev’e, Çorlu Belediye Başkanımız Ahmet Sarıkurt’a, Varna Bölge Müftüsü İsmail Ahmedov’a, Turkuaz Halk Kültür Evi Yönetim Kurulu ve Başkanı Salih Sunay’a, Şumnu, Dobriç, Razgrad, Burgaz ve Varna kültür evi başkanlarına, Varna’daki özel eğitim ve rehabilitasyon okulunun kıymetli öğrencilerine ve değerli velilerine, ayrıca Varna merkez ve ilçelerinden gelen yüzlerce dostumuza çok teşekkür ediyorum. Kurduğumuz bu büyük sofra, dostluğumuzu ve gönül coğrafyamızdaki birliğimizi daim etsin.”</p>
<p>Konuşmaların ardından programın düzenlenmesine katkı sunan kurum ve temsilciler tarafından Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a teşekkür plaketi takdim edildi. Başkan Aydın, kendisine sunulan plaket için teşekkür ederek, Balkanlar’daki soydaşlarla kurulan gönül bağının güçlenmesi adına bu tür buluşmaların büyük önem taşıdığını ifade etti. Başkan Aydın, Varna’daki çocuklara ise Bursaspor atkısı hediye etti.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-erkan-aydindan-varnada-birlik-ve-kardeslik-mesaji-618443">Başkan Erkan Aydın&#8217;dan Varna&#8217;da Birlik ve Kardeşlik Mesajı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kolon kanseri artık genç erişkinlerde de görülüyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kolon-kanseri-artik-genc-eriskinlerde-de-goruluyor-2-618343</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Mar 2026 07:49:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artık]]></category>
		<category><![CDATA[belirti]]></category>
		<category><![CDATA[erişkinlerde]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[görülüyor]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[kolon]]></category>
		<category><![CDATA[Kolon Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Özlem Sönmez]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[tarama]]></category>
		<category><![CDATA[Tarama Programı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618343</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kolon kanseri, görülme sıklığı ve ölüm oranlarıyla küresel bir sağlık sorunu olmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kolon-kanseri-artik-genc-eriskinlerde-de-goruluyor-2-618343">Kolon kanseri artık genç erişkinlerde de görülüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kolon kanseri, görülme sıklığı ve ölüm oranlarıyla küresel bir sağlık sorunu olmaya devam ediyor. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 1.9 milyon, ülkemizde ise 20 bini aşkın kişinin bu hastalığa yakalandığı belirtiliyor. Üstelik eskiden ileri yaş hastalığı olarak bilinen kolon kanserine, günümüzde 40’lı yaşlarda, hatta genç erişkinlerde daha sık rastlanıyor. Son yıllarda obezitenin artması, hareketsiz bir yaşam sürülmesi ve fast food tipi beslenmenin bu artışta etkili olduğu belirtiliyor. Kolon kanseri en yaygın görülen kanserler arasında 3’üncü sırada yer alırken, kansere bağlı ölüm nedenleri arasında da 2’inci sıraya yükseliyor. En ölümcül kanserlerde üst sıralarda yer almasının sebebi ise genellikle ileri aşamaya kadar belirti vermeden sinsice ilerlemesi!<strong> </strong>Bu nedenle tarama programı kritik önem taşıyor. <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Sönmez,</strong> kolon kanserinin önemli bir bölümünün aslında tarama programı ve yaşam tarzı düzenlemeleriyle önlenebildiğine dikkat çekerek,  “Kolon kanseri tedavi edilmediğinde veya ileri evrede tanı aldığında yaşamı tehdit edebilen bir hastalıktır.  Bununla birlikte, bu kanserin en önemli özelliği tarama programıyla erken yakalanabilmesi, hatta kolonoskopi yönteminde saptanan poliplerin kansere dönüşmeden çıkarılması sayesinde önlenebilmesidir” diyor. </p>
<p><strong>Her iki yılda bir tarama testi şart! </strong></p>
<p>Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Sönmez, bu nedenle düzenli yapılan tarama programının kolon kanserinde yaşamsal önem taşıdığını belirterek, şu bilgileri veriyor: “Türkiye’de Sağlık Bakanlığı’nın ulusal tarama programı; 50–70 yaş aralığında iki yılda bir gaitada gizli kan testi ve ayrıca 10 yılda bir kolonoskopi şeklindedir. Hiçbir şikayet olmasa bile tarama yaptırmak; dışkıda kan, dışkılama alışkanlığında değişiklik ve demir eksikliği anemisi gibi bulguları önemsemek,  hayat kurtarır.”  Prof. Dr. Özlem Sönmez, sağlıklı beslenmenin, düzenli hareket etmenin, ideal kiloyu korumanın ve sigara ile alkolden uzak durmanın ise kolon kanseri riskini azaltmanın temel taşlarını oluşturduğunu vurguluyor.</p>
<p><strong>En yaygın nedeni polipler! </strong></p>
<p>Kalın bağırsağın (kolon) iç yüzeyini döşeyen hücrelerde gelişen kötü huylu tümörler olan kolon kanseri, “kolorektal kanser” başlığı altında rektum kanseriyle birlikte değerlendiriliyor. İlerleyen yaş, aile öyküsü, erkek olmak, kalıtsal sendromlar (Lynch sendromu, ailesel adenomatöz polipozis) veya inflamatuvar bağırsak hastalıkları gibi kronik inflamasyon ve  radyasyona maruz kalmak, kolon kanseri için değiştirilemez risk faktörlerini oluşturuyor.   En yaygın görülen ve önlenebilir riskler arasında ise “Obezite, hareketsiz yaşam, kırmızı ile işlenmiş etten zengin ve liften fakir beslenme, sigara ile alkol kullanımı” yer alıyor. Ancak, kolon kanserinin yaklaşık yüzde 90 gibi önemli bir oranından polipler sorumlu oluyor. Polip olarak başlayan iyi huylu lezyonların bir bölümü yıllar içinde genetik ve epigenetik değişiklikler sonucu kansere dönüşüyor. Bu nedenle, poliplerin tarama kolonoskopisiyle saptanıp çıkarılması, kanser gelişimini önleyebilen temel yaklaşımı oluşturuyor.</p>
<p><strong>Ailede öyküsünde risk yaklaşık 4 kat artıyor! </strong></p>
<p>Yapılan çalışmalara göre; birinci derece akrabasında (anne, baba, kardeş) kolorektal kanser öyküsü olan kişilerde risk genel nüfusa göre yaklaşık 2–4 kat artıyor. Akrabanın genç yaşta tanı alması ve ailede bir kişiden fazla görülmesi riski daha da yükseltiyor. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Sönmez,<strong> </strong>risk grubunda olan kişilerin taramalara daha erken yaşta başlamaları gerektiğini belirterek, “Kolonoskopi taramasına 40 yaşında veya ailedeki en erken tanı yaşından 10 yıl önce (hangisi daha erkense) başlamaları gerekmektedir.   Bulgulara göre hastalar genellikle 5 yılda bir izlenmektedir. Şüpheli semptom varlığında ise yaş beklenmeden değerlendirme yapılmaktadır” diyor. </p>
<p><strong>Bu sorunlarda zaman kaybetmeyin! </strong></p>
<p>Kolon kanseri ve kanser öncülü polipler uzun süre belirti vermeden sinsice ilerleyebiliyor. Prof. Dr. Özlem Sönmez, kolon kanserinde en sık görülen belirtileri “Dışkılama alışkanlığında değişiklik (ishal-kabızlıkta yeni başlayan veya kalıcı değişim), dışkıda kan/ makattan kanama, nedensiz demir eksikliği anemisi, karın ağrısı–şişkinlik, açıklanamayan kilo kaybı ve halsizlik” olarak sıralıyor. Prof. Dr. Özlem Sönmez,<strong> </strong>bu belirtilerin özellikle 40 yaş üstünde veya aile öyküsü olanlarda “basit bir sorun” gibi görülmeden hızlıca hekime başvurmayı gerektirdiğini vurguluyor</p>
<p><strong>Erken evrede tam şifa mümkün!</strong></p>
<p>Doğru zamanda yapılan tarama ve zamanında cerrahi, hastalığın doğal seyrini kökten değiştirebiliyor, gecikme ise tedaviyi daha karmaşık hale getiriyor. <strong> </strong>Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Sönmez, erken evrede yakalanan kolon kanserinde tam şifanın mümkün olduğunu vurguluyor. Tedavinin omurgasını genellikle cerrahi yöntemin oluşturduğunu anlatan Prof. Dr. Özlem Sönmez, sözlerine şöyle devam ediyor: “Patolojiye<strong> </strong>ve evresine göre bazı hastalarda ek tedaviler, özellikle lenf nodu tutulumu gibi risk faktörleri varsa, kemoterapi planlanmaktadır. Ayrıca, bağışıklık sistemini güçlendirerek kanserle savaşmasını sağlayan immünoterapi ilaçları, özellikle bazı özel genetik özelliklere sahip hastalarda 2017 yılından itibaren kullanılmaktadır ve tedavi seçeneklerini genişletmektedir. Kanser hücrelerinin büyümesini hedef alan akıllı ilaçlar da yaklaşık 2000’li yıllardan bu yana uygun hastalarda kullanılarak tedavinin kişiye özel planlanmasına yardımcı olmaktadır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kolon-kanseri-artik-genc-eriskinlerde-de-goruluyor-2-618343">Kolon kanseri artık genç erişkinlerde de görülüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kolon kanseri artık genç erişkinlerde de görülüyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kolon-kanseri-artik-genc-eriskinlerde-de-goruluyor-618101</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:09:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artık]]></category>
		<category><![CDATA[belirti]]></category>
		<category><![CDATA[erişkinlerde]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[görülüyor]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[kolon]]></category>
		<category><![CDATA[Kolon Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Özlem Sönmez]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[tarama]]></category>
		<category><![CDATA[Tarama Programı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618101</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kolon kanseri, görülme sıklığı ve ölüm oranlarıyla küresel bir sağlık sorunu olmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kolon-kanseri-artik-genc-eriskinlerde-de-goruluyor-618101">Kolon kanseri artık genç erişkinlerde de görülüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kolon kanseri, görülme sıklığı ve ölüm oranlarıyla küresel bir sağlık sorunu olmaya devam ediyor. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 1.9 milyon, ülkemizde ise 20 bini aşkın kişinin bu hastalığa yakalandığı belirtiliyor. Üstelik eskiden ileri yaş hastalığı olarak bilinen kolon kanserine, günümüzde 40’lı yaşlarda, hatta genç erişkinlerde daha sık rastlanıyor. Son yıllarda obezitenin artması, hareketsiz bir yaşam sürülmesi ve fast food tipi beslenmenin bu artışta etkili olduğu belirtiliyor. Kolon kanseri en yaygın görülen kanserler arasında 3’üncü sırada yer alırken, kansere bağlı ölüm nedenleri arasında da 2’inci sıraya yükseliyor. En ölümcül kanserlerde üst sıralarda yer almasının sebebi ise genellikle ileri aşamaya kadar belirti vermeden sinsice ilerlemesi!<strong> </strong>Bu nedenle tarama programı kritik önem taşıyor. <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Sönmez,</strong> kolon kanserinin önemli bir bölümünün aslında tarama programı ve yaşam tarzı düzenlemeleriyle önlenebildiğine dikkat çekerek,  “Kolon kanseri tedavi edilmediğinde veya ileri evrede tanı aldığında yaşamı tehdit edebilen bir hastalıktır.  Bununla birlikte, bu kanserin en önemli özelliği tarama programıyla erken yakalanabilmesi, hatta kolonoskopi yönteminde saptanan poliplerin kansere dönüşmeden çıkarılması sayesinde önlenebilmesidir” diyor. </p>
<p><strong>Her iki yılda bir tarama testi şart! </strong></p>
<p>Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Sönmez, bu nedenle düzenli yapılan tarama programının kolon kanserinde yaşamsal önem taşıdığını belirterek, şu bilgileri veriyor: “Türkiye’de Sağlık Bakanlığı’nın ulusal tarama programı; 50–70 yaş aralığında iki yılda bir gaitada gizli kan testi ve ayrıca 10 yılda bir kolonoskopi şeklindedir. Hiçbir şikayet olmasa bile tarama yaptırmak; dışkıda kan, dışkılama alışkanlığında değişiklik ve demir eksikliği anemisi gibi bulguları önemsemek,  hayat kurtarır.”  Prof. Dr. Özlem Sönmez, sağlıklı beslenmenin, düzenli hareket etmenin, ideal kiloyu korumanın ve sigara ile alkolden uzak durmanın ise kolon kanseri riskini azaltmanın temel taşlarını oluşturduğunu vurguluyor.</p>
<p><strong>En yaygın nedeni polipler! </strong></p>
<p>Kalın bağırsağın (kolon) iç yüzeyini döşeyen hücrelerde gelişen kötü huylu tümörler olan kolon kanseri, “kolorektal kanser” başlığı altında rektum kanseriyle birlikte değerlendiriliyor. İlerleyen yaş, aile öyküsü, erkek olmak, kalıtsal sendromlar (Lynch sendromu, ailesel adenomatöz polipozis) veya inflamatuvar bağırsak hastalıkları gibi kronik inflamasyon ve  radyasyona maruz kalmak, kolon kanseri için değiştirilemez risk faktörlerini oluşturuyor.   En yaygın görülen ve önlenebilir riskler arasında ise “Obezite, hareketsiz yaşam, kırmızı ile işlenmiş etten zengin ve liften fakir beslenme, sigara ile alkol kullanımı” yer alıyor. Ancak, kolon kanserinin yaklaşık yüzde 90 gibi önemli bir oranından polipler sorumlu oluyor. Polip olarak başlayan iyi huylu lezyonların bir bölümü yıllar içinde genetik ve epigenetik değişiklikler sonucu kansere dönüşüyor. Bu nedenle, poliplerin tarama kolonoskopisiyle saptanıp çıkarılması, kanser gelişimini önleyebilen temel yaklaşımı oluşturuyor.</p>
<p><strong>Ailede öyküsünde risk yaklaşık 4 kat artıyor! </strong></p>
<p>Yapılan çalışmalara göre; birinci derece akrabasında (anne, baba, kardeş) kolorektal kanser öyküsü olan kişilerde risk genel nüfusa göre yaklaşık 2–4 kat artıyor. Akrabanın genç yaşta tanı alması ve ailede bir kişiden fazla görülmesi riski daha da yükseltiyor. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Sönmez,<strong> </strong>risk grubunda olan kişilerin taramalara daha erken yaşta başlamaları gerektiğini belirterek, “Kolonoskopi taramasına 40 yaşında veya ailedeki en erken tanı yaşından 10 yıl önce (hangisi daha erkense) başlamaları gerekmektedir.   Bulgulara göre hastalar genellikle 5 yılda bir izlenmektedir. Şüpheli semptom varlığında ise yaş beklenmeden değerlendirme yapılmaktadır” diyor. </p>
<p><strong>Bu sorunlarda zaman kaybetmeyin! </strong></p>
<p>Kolon kanseri ve kanser öncülü polipler uzun süre belirti vermeden sinsice ilerleyebiliyor. Prof. Dr. Özlem Sönmez, kolon kanserinde en sık görülen belirtileri “Dışkılama alışkanlığında değişiklik (ishal-kabızlıkta yeni başlayan veya kalıcı değişim), dışkıda kan/ makattan kanama, nedensiz demir eksikliği anemisi, karın ağrısı–şişkinlik, açıklanamayan kilo kaybı ve halsizlik” olarak sıralıyor. Prof. Dr. Özlem Sönmez,<strong> </strong>bu belirtilerin özellikle 40 yaş üstünde veya aile öyküsü olanlarda “basit bir sorun” gibi görülmeden hızlıca hekime başvurmayı gerektirdiğini vurguluyor.</p>
<p><strong>Erken evrede tam şifa mümkün!</strong></p>
<p>Doğru zamanda yapılan tarama ve zamanında cerrahi, hastalığın doğal seyrini kökten değiştirebiliyor, gecikme ise tedaviyi daha karmaşık hale getiriyor. <strong> </strong>Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Sönmez, erken evrede yakalanan kolon kanserinde tam şifanın mümkün olduğunu vurguluyor. Tedavinin omurgasını genellikle cerrahi yöntemin oluşturduğunu anlatan Prof. Dr. Özlem Sönmez, sözlerine şöyle devam ediyor: “Patolojiye<strong> </strong>ve evresine göre bazı hastalarda ek tedaviler, özellikle lenf nodu tutulumu gibi risk faktörleri varsa, kemoterapi planlanmaktadır. Ayrıca, bağışıklık sistemini güçlendirerek kanserle savaşmasını sağlayan immünoterapi ilaçları, özellikle bazı özel genetik özelliklere sahip hastalarda 2017 yılından itibaren kullanılmaktadır ve tedavi seçeneklerini genişletmektedir. Kanser hücrelerinin büyümesini hedef alan akıllı ilaçlar da yaklaşık 2000’li yıllardan bu yana uygun hastalarda kullanılarak tedavinin kişiye özel planlanmasına yardımcı olmaktadır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kolon-kanseri-artik-genc-eriskinlerde-de-goruluyor-618101">Kolon kanseri artık genç erişkinlerde de görülüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YÖK&#8217;ten Bilişim Alanlarında Akademisyen Yetiştirmek için Yeni Model</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yokten-bilisim-alanlarinda-akademisyen-yetistirmek-icin-yeni-model-617999</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Mar 2026 08:02:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bilişim]]></category>
		<category><![CDATA[farklı]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[ten]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitelerin]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[yetiştirmek]]></category>
		<category><![CDATA[yok]]></category>
		<category><![CDATA[yükseköğretim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617999</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yükseköğretim Kurulu (YÖK), bilişim temelli alanlarda artan öğretim üyesi ihtiyacını karşılamak amacıyla yeni bir model üzerinde çalışıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yokten-bilisim-alanlarinda-akademisyen-yetistirmek-icin-yeni-model-617999">YÖK&#8217;ten Bilişim Alanlarında Akademisyen Yetiştirmek için Yeni Model</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yükseköğretim Kurulu (YÖK), bilişim temelli alanlarda artan öğretim üyesi ihtiyacını karşılamak amacıyla yeni bir model üzerinde çalışıyor. Buna göre farklı disiplinlerden lisans mezunları merkezi bir sınavla seçilecek, bilişim alanlarında lisansüstü eğitim alacak ve ardından üniversitelerde öğretim elemanı olarak görev yapabilecek.</p>
<p>YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar yaptığı açıklamada, yükseköğretim sisteminin değişen ihtiyaçlarına dikkat çekerek üniversitelerin başarısının artık yalnızca akademik yayınlarla ölçülmediğini belirtti. Özvar, mezunların istihdama katılımı, ekonomiye katkı ve toplumsal faydanın da üniversitelerin performansını değerlendirmede önemli göstergeler arasında yer aldığını vurguladı. Özellikle bilişim temelli alanlarda öğretim üyesi ihtiyacının arttığını ifade eden Özvar, farklı disiplinlerden mezunların lisansüstü eğitim yoluyla bu alanlara kazandırılmasını amaçlayan yeni bir model üzerinde çalışıldığını söyledi.</p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman, yükseköğretim sisteminin hızla değişen bilim ve teknoloji alanlarına uyum sağlamasının büyük önem taşıdığını belirterek, özellikle bilişim alanlarında nitelikli akademik kadrolar oluşturmanın Türkiye açısından stratejik bir konu olduğunu ifade etti.</p>
<p>Prof. Dr. Durman, üniversitelerin bilgi üreten, araştırma yapan ve toplumsal gelişime katkı sağlayan kurumlar olduğunu vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p>“Dijital dönüşümün hızlandığı bir dönemde üniversitelerin yapay zeka, veri bilimi, siber güvenlik ve yazılım teknolojileri gibi alanlarda güçlü akademik kadrolara sahip olması büyük önem taşıyor. Yükseköğretim Kurulumuzun bu alandaki ihtiyaçları gözeterek insan kaynağının geliştirilmesine yönelik attığı adımların, güçlü lisansüstü eğitim programları ve sağlam akademik altyapılarla desteklenmesi halinde yükseköğretim sistemimize önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum.”</p>
<p>Modern üniversitelerin en önemli özelliklerinden birinin disiplinlerarası araştırma kültürü olduğunu belirten Prof. Dr. Durman, farklı alanlardan gelen yetenekli gençlerin bilişim alanlarında akademik çalışmalara yönelmesinin bilimsel çeşitliliği ve yenilikçi araştırmaları güçlendirebileceğini söyledi.</p>
<p>Prof. Dr. Mehmet Durman, “Bugün dünyanın önde gelen üniversitelerinde farklı disiplinlerden gelen araştırmacıların veri bilimi ve yapay zeka gibi alanlarda birlikte çalıştıklarını görüyoruz. Bu yaklaşım yalnızca yeni teknolojilerin gelişmesine değil, aynı zamanda farklı düşünme biçimlerinin bir araya gelerek yeni bilimsel ufuklar açmasına da katkı sağlıyor” dedi.</p>
<p>Akademisyen yetiştirmenin uzun soluklu bir süreç olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Durman, kalite güvencesinin bu süreçte belirleyici olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Durman, “Akademisyen yetiştirmek zaman, sabır ve güçlü bir araştırma kültürü gerektirir. Lisansüstü eğitim süreçlerinin sağlam akademik altyapılarla desteklenmesi ve uluslararası bilimsel standartların gözetilmesi büyük önem taşır. Üniversiteler olarak bilimsel kaliteyi önceleyen bir anlayışla ülkemizin ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağının yetişmesine katkı sunmayı görev kabul ediyoruz” diye konuştu. </p>
<p>“Yükseköğretimde atılan bu tür adımların, güçlü kalite güvencesi mekanizmaları ve araştırma odaklı lisansüstü eğitim süreçleriyle desteklenmesi halinde Türkiye’nin bilimsel üretim kapasitesini ve küresel rekabet gücünü önemli ölçüde artıracağına inanıyorum” diyen Prof. Dr. Durman, üniversitelerin eğitim, araştırma ve toplumsal katkı alanlarında daha güçlü bir rol üstlenmesinin Türkiye’nin geleceği açısından stratejik önem taşıdığını belirtti. Durman, üniversitelerde akademik kaliteyi ve araştırma kültürünü merkeze alan bir yaklaşımın belirleyici olacağını ifade etti.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yokten-bilisim-alanlarinda-akademisyen-yetistirmek-icin-yeni-model-617999">YÖK&#8217;ten Bilişim Alanlarında Akademisyen Yetiştirmek için Yeni Model</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ateşi 39 dereceye çıktığında hemen panik yapmayın!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/atesi-39-dereceye-ciktiginda-hemen-panik-yapmayin-617748</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Mar 2026 09:53:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ateş]]></category>
		<category><![CDATA[Ateş Düşürücü]]></category>
		<category><![CDATA[ateşi]]></category>
		<category><![CDATA[çıktığında]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[derece]]></category>
		<category><![CDATA[dereceye]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[hemen]]></category>
		<category><![CDATA[nöbet]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[panik]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[yapmayın]]></category>
		<category><![CDATA[Yüksek Ateş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617748</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yüksek ateş, özellikle kreş başlangıcıyla birlikte çocuklarda sık görülen sorunlardan biri olarak karşımıza çıkıyor. Genellikle okulun ilk yıllarında, 2-3 haftada bir geçirilen viral enfeksiyonlar ateşle birlikte seyrettiğinde, ebeveynler için kaygılı bir sürece dönüşüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/atesi-39-dereceye-ciktiginda-hemen-panik-yapmayin-617748">Ateşi 39 dereceye çıktığında hemen panik yapmayın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yüksek ateş, özellikle kreş başlangıcıyla birlikte çocuklarda sık görülen sorunlardan biri olarak karşımıza çıkıyor. Genellikle okulun ilk yıllarında, 2-3 haftada bir geçirilen viral enfeksiyonlar ateşle birlikte seyrettiğinde, ebeveynler için kaygılı bir sürece dönüşüyor. Normal vücut ısısı 36-37,8 derece arasında seyrederken, 38 derece üzerindeki değerler “ateş” olarak kabul ediliyor. Yüksek ateşte aileleri en çok endişelendiren durum ise ateş ölçerde gördükleri değerin 39-39,5 dereceye yükselmesi oluyor. <strong>Acıbadem Kartal Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İrem Bulut,</strong> ancak yüksek ateşin çocukların sağlığını belirleyen başlıca kriter olmadığına dikkat çekerek, “Ateşin yüksekliği değil, çocuğun genel hali önemlidir.  Ateşi yükselen çocuk keyifsiz olabilir; ancak ateşi düştüğünde keyfi yerine geliyor mu?, Sıvı alabiliyor mu?, Çevresiyle iletişimi devam ediyor mu? Ateşin yanı sıra kusma, ishal, solunum zorluğu ve kulak ağrısı gibi ek sorunlar var mı? Bizler için belirleyici olan aslında bunlardır” diyor.  </p>
<p><strong>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İrem Bulut,</strong> ateşin vücudun bağışıklık sistemini harekete geçiren mekanizmalardan biri olduğunu hatırlatarak, “Dolayısıyla, çocuklarda tamamen ateşsiz bir süreci hedeflemek yerine; ateşli dönemde konforu sağlayacak uygulamaları doğru şekilde yapmayı amaçlamalıyız. Çocukların ateşli enfeksiyon geçirmesini önleyemeyiz;   ancak ateşi nasıl yöneteceğimizi öğrenebiliriz” diye konuşuyor. Çocukta genel halini bozan bir bulgu olmadığı sürece ateşin korkulması gereken bir durum olmadığını ve ateş düşürücüyle takip edilebildiğini belirten <strong>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İrem Bulut,</strong> “Bunun tersine, özellikle üç günden uzun süren ateşli enfeksiyonlarda ve üç ayın altındaki bebeklerde, diğer kriterlere bakılmaksızın hastaneye başvurulması önem taşıyor” uyarısında bulunuyor.  </p>
<p><strong>Havale riskini doğrudan belirlemiyor!</strong></p>
<p>Ebeveynlerin yüksek ateş karşısında  kaygı duymalarının en önemli nedeni ise ateşli nöbetler, toplumda bilinen adıyla “havale” oluyor.  <strong>Dr. İrem Bulut,</strong> 6 ay ile 5 yaş arasındaki her çocukta ateşli nöbet riski bulunduğunu vurgulayarak, sözlerine şöyle devam ediyor: “Ancak çocukluk çağındaki ateşli nöbetler çoğunlukla kısa sürer ve kalıcı hasar bırakmaz. Üstelik, ateş düşürücü vermek dahil hiçbir uygulama nöbet riskini tamamen ortadan kaldırmaz. Çünkü, ateşli nöbet genellikle ateşin henüz yükselme evresinde, çoğu zaman fark edilmeden ortaya çıkar. Ateşin ne kadar yüksek olduğu da nöbet riskini doğrudan belirlemez. Önemli olan nöbeti engellemeye çalışmak değil, nöbet anında ne yapılacağını bilmek ve sakin kalmaktır.” </p>
<p><strong>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İrem Bulut,</strong> çocuklarda gelişen yüksek ateşte ebeveynlerin en sık yaptıkları 7 hatayı anlattı; önemli önerilerde bulundu.</p>
<p><strong>Hata: Uygun olmayan yöntemlerle ölçüm yapmak</strong></p>
<p><strong>Doğrusu:</strong> Çocuklarda yaş grubuna göre tercih edilen ateş ölçerler değişiklik gösterebiliyor. Dr. İrem Bulut, en güvenilir yöntemin dijital dereceyle koltuk altından ölçüm yapmak olduğunu söyleyerek, “Ancak, bu yöntemde ölçüm uzun sürdüğü için bebeklik çağında öncelikle alından veya kulaktan ölçüm yapan cihazlarla bakılabilir. Ateş yüksek çıkarsa koltuk altından kontrol edilmelidir. Uzaktan alın bölgesinden ölçüm yapan cihazları vücudun farklı yerlerinde kullanmak ise doğru değildir. Çünkü bu cihazlar karın, boyun, ense ve koltuk altı gibi bölgelerde kullanıldığında ateşi gerçek değerinden daha yüksek yansıtır” diyor.</p>
<p><strong>Hata: Ateş yükselmesin diye ateş düşürücü vermek</strong></p>
<p><strong>Doğrusu:</strong> Aslında vücut hastalıkta kendi ısısını yükselterek virüs ve bakterileri öldürmeye çalışıyor. Dr. İrem Bulut,<strong> </strong>ateşin vücudun savunma sisteminin en önemli unsurlarından biri olduğuna işaret ederek, “Bu nedenle, ateşi engellemeye çalışmak çocuklara bir fayda sağlamadığı gibi hem takip sürecini zorlaştırır hem de ilaca bağlı toksik etkilere yol açabilir” diye konuşuyor.</p>
<p><strong>Hata: Ateşini hızla düşürmeye çalışmak</strong></p>
<p><strong>Doğrusu:</strong> Vücut kendi ısısını yükseltme çabasındayken soğuk duş aldırarak çocuğun ateşini hızlı bir şekilde düşürmeye çalışmak ısının daha dirençli yükselmesine neden olabiliyor. Ancak, ateş düşürücü verdikten sonra etki etmesini beklerken ılık duş veya ılık uygulama yapılabilir.</p>
<p><strong>Hata: Etki süresini beklemeden tekrar ilaç vermek</strong></p>
<p><strong>Doğrusu:</strong> Ağızdan verilen ateş düşürücü ilacın  mideden emilimi ve kana geçişi de dahil olmak üzere, etkisinin başlaması için 45 dakika &#8211; 1 saat arası beklenmesi gerekiyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İrem Bulut,<strong> </strong>“Tabloyu daha erken değerlendirip, ilacın etki etmediğini düşünmemeliyiz” diyor.</p>
<p><strong>Hata: Gereksiz sıklıkta ateş düşürücü kullanmak</strong></p>
<p><strong>Doğrusu:</strong> Çocuklarda yüksek ateşte en sık yapılan hatalardan biri, gereksiz sıklıkta ateş düşürücü vermek oluyor. Dr. İrem Bulut, “Ateş düşürücü kullanımında amacımız ateş değerini normal aralığa getirmek değil; ateşli çocuğun konforunu arttırmak, huzursuzluğunu azaltmak ve ağızdan sıvı alımını sağlayabilecek iyilik halini sağlamaktır” diyor.  Dr. İrem Bulut, gereksiz sıklıkta başvurulan ilaçların çocukları ajite ettiğini, sürece uyumu zorlaştırdığını ve karaciğer ile böbreklerde yan etki riskini artırdığını vurguluyor.</p>
<p><strong>Hata: Vücut ısısını 36 dereceye düşürmeye çalışmak</strong></p>
<p><strong>Doğrusu:</strong> Dr. İrem Bulut, “Ateş düşürücülerden beklentimiz, ateşin en yüksek değere göre 0,5-1 derece düşmesi ve çocuğun huzursuzluğunun azalmasıdır. Mutlaka 36 derece olması için tekrar ilaç vermek doz aşımına ve yan etkilere neden olabilir” uyarısında bulunuyor. </p>
<p><strong>Hata: Dönüşümlü ateş düşürücü kullanmak</strong></p>
<p><strong>Doğrusu:</strong> Çocuklarda yüksek ateşin tedavisinde  parasetamol ve ibuprofen olmak üzere iki temel etken madde kullanılıyor. Bu iki ilacın dönüşümlü kullanılmasını önermediklerini vurgulayan Dr. İrem Bulut, “Dönüşümlü kullanım ilaçlara bağlı yan etkileri arttırır ve ateş kontrolünde ek bir fayda sağlamaz” bilgisini veriyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/atesi-39-dereceye-ciktiginda-hemen-panik-yapmayin-617748">Ateşi 39 dereceye çıktığında hemen panik yapmayın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kolon Kanserinde 7 Risk Faktörüne Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kolon-kanserinde-7-risk-faktorune-dikkat-616897</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2026 09:33:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[faktörüne]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinde]]></category>
		<category><![CDATA[kanserler]]></category>
		<category><![CDATA[kolon]]></category>
		<category><![CDATA[Kolon Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[Kolorektal Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[tarama]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616897</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kolorektal kanserler dünyada ve ülkemizde de sık görülen kanser türleri arasında üçüncü sırada yer alıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kolon-kanserinde-7-risk-faktorune-dikkat-616897">Kolon Kanserinde 7 Risk Faktörüne Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kolorektal kanserler dünyada ve ülkemizde de sık görülen kanser türleri arasında üçüncü sırada yer alıyor. Genetik faktörler, obezite, düzensiz beslenme alışkanlıkları, sigara kullanımı gibi faktörler kolorektal kanserlere zemin hazırlayabiliyor. 45 yaş üzerinde, her iki cinsiyette de daha sık görülmeye başlayan bu kanserler, kalın bağırsağın iç yüzeyinde gelişen poliplerin zamanla kanserleşmesi ile ortaya çıkıyor. Kolonoskopisi ile erken teşhis edilebilen kolon kanseri ilk 5 yıllık süreçte sağ kalımı % 90 oranında artırabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Erdem Akbal, 1-31 Mart Kolon Kanseri Farkındalık Ayı” kapsamında kolon kanserinin nedenleri, erken teşhisin önemi ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Kolon (kalın bağırsak) kanseri, tüm dünya ile birlikte ülkemizde de hem erkeklerde hem kadınlarda en sık görülen kanserler arasında üçüncü sırada, kansere bağlı ölümler açısından ise ikinci sarıda gelmektedir. Kolon kanserinin dünyada görülme sıklığı incelendiğinde tüm dünyada  artış eğiliminde olduğu belirlenmiştir. Ancak bununla birlikte erken tanı ve tarama programlarının yaygınlaştırılması da hastalığın tedavisinde önemli oranda artış olduğu ortaya çıkmıştır. Kolorektal kanserlerin büyük çoğunluğu adenomatöz poliplerden gelişmektedir. Adenom–karsinom sekansı olarak tanımlanan bu süreç genellikle 5–10 yıllık bir zaman dilimini kapsar. Bu biyolojik süreç, hastalığın tarama programları ile erken evrede saptanmasına ve hatta premalign lezyon aşamasında önlenmesine olanak tanımaktadır.</p>
<p><strong>Tarama 45 yaş sonrası olarak güncellendi</strong></p>
<p>Kalın bağırsak ve rektum kanserleri ailesel, genetik geçişli ve rastlantısal olarak üç sebeple ortaya çıkmaktadır. Kromozom bozukluğu, genetik yapıdaki yapısal ve kimyasal değişimler de kanser sürecinin sebepleri arasında yer almaktadır. Son yıllarda yapılan çalışmalarda kolon kanserinin görülme yaşının giderek daha erken yaş gruplarına kaydığını ortaya koymuştur. Bu nedenle birçok uluslararası kılavuz, ortalama riskli bireylerde tarama başlangıç yaşını 45 olarak güncellemiştir. Bu yaklaşım, erken başlangıçlı kolorektal kanser vakalarındaki artışa karşı koruyucu bir strateji olarak değerlendirilmektedir.</p>
<p><strong>Ailenizde kalın bağırsak kanseri varsa…</strong></p>
<p>Kolon kanseri gelişiminde genetik ve çevresel faktörler birlikte rol oynamaktadır. Ailesinde birden fazla kalın bağırsak kanseri olan, kolonoskopide 1 cm’den büyük, yüksek derecede farklılaşma gösteren polip bulunanların diğer aile bireylerinde de kanser riskinin arttığı göstermektedir. Kolorektal kanserini artıran başlıca sebepler şunlardır;</p>
<ol>
<li>45 yaş ve üzeri olmak</li>
<li>Ailede kolorektal kanser öyküsü</li>
<li>Obezite ve metabolik sendrom</li>
<li>Sedanter yaşam tarzı</li>
<li>Liften fakir, kırmızı ve işlenmiş etten zengin beslenme</li>
<li>Sigara ve aşırı alkol tüketimi</li>
<li>İnflamatuvar bağırsak hastalıkları</li>
</ol>
<p><strong>Kolorektal kanserler belirti vermeden ilerliyor</strong></p>
<p>Kolorektal kanserler çoğu zaman erken evrede hiçbir belirti vermeden seyretmektedir. Semptomlar genellikle hastalık ilerlediğinde ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle tarama programlarının semptomdan bağımsız olarak yürütülmesi büyük önem taşımaktadır. İleri evredeki kolorektal kanserin belirtileri şunlardır;</p>
<ul>
<li>Dışkılama alışkanlığında değişiklik</li>
<li>Rektal kanama</li>
<li>Demir eksikliği anemisi</li>
<li>Karın ağrısı</li>
<li>Açıklanamayan kilo kaybı</li>
</ul>
<p><strong>Kolonoskopi teşhis ve tedavide önemli kolaylık sağlıyor</strong></p>
<p>Kolonoskopi, kolorektal kanser taramasında altın standart yöntem olarak kabul edilmektedir. Kononoskopi, tanının yanı sıra tedavi ve iyileşmede de hasta için önemli bir avantaj sağlamaktadır. Çünkü aynı işlem sırasında poliplerin çıkarılabilmesi, kolon kanserini önleyici etkisinin temelini oluşturmaktadır. Normal bir kolonoskopi sonrası ortalama riskli bireylerde genellikle 10 yıl arayla tekrar önerilmektedir. Ancak bu süre, bireysel risk faktörlerine ve saptanan lezyonların özelliklerine göre değişiklik de gösterebilmektedir.</p>
<p><strong>Belirti yoksa da taramalarınızı yaptırın</strong></p>
<p>Erken evrede saptanan kolorektal kanserlerinde 5 yıllık sağ kalım oranları %90’ın üzerindeyken, ileri evrede saptanan ve tedavisine başlanan hastalıkta bu oran %15’lere kadar düşebilmektedir. Bu nedenle tarama programları ve toplum farkındalığı hayati önem taşımaktadır. Çünkü bilinirlik ile kolon kanserini önlenebilir ve erken tanı ile yüksek oranda tedavi edilebilir bir hastalık olduğu bilinmesi gerekir. Ailesinde kanser öyküsü olan bireylerin hiçbir belirti beklemeden, hekim önerisi doğrultusunda kolonoskopi yaptırması, 45 yaşını dolduran her bireyin ise tarama programına katılması yaşam kurtarıcıdır.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kolon-kanserinde-7-risk-faktorune-dikkat-616897">Kolon Kanserinde 7 Risk Faktörüne Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zirai Don İçin Riskli Dönem Yaklaşıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zirai-don-icin-riskli-donem-yaklasiyor-616143</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Feb 2026 08:43:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[don]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[riskli]]></category>
		<category><![CDATA[sıcaklık]]></category>
		<category><![CDATA[sulama]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[zirai]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616143</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bahar aylarında yaşanan ani sıcaklık düşüşleri, meyve ağaçları ve sebze üretimi için önemli tehdit oluşturmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zirai-don-icin-riskli-donem-yaklasiyor-616143">Zirai Don İçin Riskli Dönem Yaklaşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bahar aylarında yaşanan ani sıcaklık düşüşleri, meyve ağaçları ve sebze üretimi için önemli tehdit oluşturmaya devam ediyor. Özellikle çiçeklenme döneminde gerçekleşen don olayları, bitkilerin gelişim döngüsünü kesintiye uğratarak ciddi verim kayıplarına yol açabiliyor. Bu nedenle çiftçilerin, tarımsal üretimde don riskini etkin şekilde yönetmeleri büyük önem taşıyor.</p>
<p>2025 yılının Mart ve Nisan aylarında yaşanan zirai don felaketi, son 30 yılın en ağır tarımsal bilançosunu oluşturmuş; fındıkta <strong>%60</strong>, çayda <strong>%30–35</strong>, üzüm bağlarında ise bazı bölgelerde <strong>%80</strong>’lere varan rekolte kayıplarına sebep olmuştu. Donun ardından kayısı fiyatları ton başına <strong>5.000 dolardan 11.000 doların üzerine</strong> çıkarak piyasalarda sert dalgalanmalara yol açmıştı. </p>
<p>Bu olumsuz tablo, çiftçilerin 2026 sezonuna girerken daha hazırlıklı olmasını zorunlu hale getiriyor. İklim değişikliğinin etkisiyle mevsimsel sıcaklık dalgalanmalarının artması, don riskinin hem sıklığını hem de şiddetini yükseltiyor. Özellikle 0°C’nin altındaki sıcaklıklar, bitkilerin donma riskini artırırken,  -2°C ve altındaki sıcaklıklar, çoğu bahçe bitkisi için tehlikeli kabul ediliyor. Uzmanlar, çiftçilerin modern sulama ve iklim kontrol sistemleri kullanarak bu riske karşı daha etkili çözümler geliştirmesi gerektiğini vurguluyor. Bahçelerde rüzgâr koruma duvarlarının inşa edilmesi, ağaçların soğuk hava akımlarına karşı dayanıklılığını artıran yöntemlerden biri olarak öne çıkıyor.</p>
<p>Don oluşumunu önlemeye yönelik aktif mücadele teknikleri de her geçen yıl daha fazla önem kazanıyor. Sulama, sisleme ve sıcak hava akımı uygulamaları arasında özellikle <strong>mikro-sprinkler sistemleri</strong>, bitkilerin etrafındaki sıcaklık dengesini koruyarak don riskini önemli ölçüde azaltan çözümler arasında yer alıyor. Suyun kontrollü bir şekilde atomize edilmesi, bitkiler üzerinde buharlaşma ve ısı transferi süreçlerini optimize ederek koruyucu bir mikro iklim oluşturuyor.</p>
<p>Tarımsal sulama teknolojilerinde dünya liderlerinden biri olan <strong>NETAFIM</strong>, PulsarTM, SuperNetTM ve GyroNetTM gibi mikro-sprinkler çözümleriyle çiftçilere don riskine karşı yüksek verimlilik sunuyor. Bu sistemler, <u>%50’lere varan su tasarrufu</u> sağlarken <u>basınç ayarlı</u> olmaları nedeniyle, özellikle engebeli arazilerde yer alan bağ, fidelik ve bahçelerde <u>gereken su miktarında artma ya da azalmanın</u> önüne geçiyor. Böylece suyun bitkiler üzerinde dengeli dağılımını sağlayarak sıcaklık değişimlerinin etkisini azaltıyor ve meyve ağaçlarının don kaynaklı stresini minimuma indiriyor. Aynı zamanda suyun belirli bir sıcaklıkta tutulması, bitkilerin su ihtiyacının karşılanarak gelişim süreçlerinin desteklenmesine katkı sağlıyor.</p>
<p><strong>NETAFIM TÜRKİYE’DEN ÇİFTÇİLERE TEKNOLOJİK DESTEK</strong></p>
<p>Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi’nde 2010 yılından bu yana faaliyet gösteren <strong>NETAFIM Türkiye</strong>, tarımsal sulama, dijital tarım ve donla mücadele alanında yenilikçi teknolojilerini üreticilerle buluşturuyor. NETAFIM’in gelişmiş sulama çözümleri, geleneksel yöntemlere kıyasla <strong>%70’e varan su tasarrufu</strong> sağlarken; işçilik, enerji ve girdi maliyetlerini önemli ölçüde azaltıyor.</p>
<p>Şirket, iklim krizi ve kuraklık riskine karşı daha sürdürülebilir bir tarım geleceği oluşturmak adına hassas sulama sistemleri, veri odaklı tarım uygulamaları ve donla mücadele teknolojileri geliştirerek üreticilere güçlü bir teknik avantaj sunuyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zirai-don-icin-riskli-donem-yaklasiyor-616143">Zirai Don İçin Riskli Dönem Yaklaşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocukların diş sağlığına yatırım, gelecekteki sorunları önler!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarin-dis-sagligina-yatirim-gelecekteki-sorunlari-onler-615932</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Feb 2026 10:29:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bruksizm]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[Diş Hekimi]]></category>
		<category><![CDATA[Diş Sıkma]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[gelecekteki]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[önler]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığına]]></category>
		<category><![CDATA[sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[süt]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615932</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimliği Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, çocuklarda bruksizm, diş hekimi korkusu ve erken süt dişi çekimi konularında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarin-dis-sagligina-yatirim-gelecekteki-sorunlari-onler-615932">Çocukların diş sağlığına yatırım, gelecekteki sorunları önler!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimliği Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, çocuklarda bruksizm, diş hekimi korkusu ve erken süt dişi çekimi konularında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Çocuklarda bruksizmin nedeni çok faktörlü!</strong></p>
<p>Günümüzde çocuklarda diş sıkma, yani bruksizm vakalarının giderek arttığına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Bu artışın tek bir nedeni yoktur; biyolojik, çevresel ve psikolojik pek çok faktör bir arada rol oynayabilir.” dedi.</p>
<p>Özellikle küçük yaş grubunda bağırsak parazitleri gibi bazı fizyolojik durumların diş sıkmaya zemin hazırlayabileceğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Şen, “Bu tür olasılıklar, çocuk hekimi ile iş birliği içinde değerlendirilmelidir. Bununla birlikte çocuğun yaşamındaki stres faktörleri de bruksizmi tetikleyebilir. Okul değişikliği, kardeş doğumu, aile içi değişimler ya da sosyal uyum sürecinde yaşanan zorlanmalar çocuklarda diş sıkmaya yol açabilir. Günümüzde artış gösteren alerjik hastalıklar da önemli bir diğer etkendir. Özellikle alerjik bünyeye sahip çocuklarda görülen solunum problemleri ve kronik rahatsızlık hissi, gece diş sıkma davranışıyla ilişkili olabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Amaç, çocuğun iyilik halini güçlendirerek bruksizmi azaltmak! </strong></p>
<p>Çocuklarda bruksizm tedavisinde yetişkinlerde uygulanan gece plağı veya botoks gibi yöntemlere başvurulmadığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Bunun yerine daha bütüncül bir yaklaşım benimsenir. Psikolojik destek, stres faktörlerinin belirlenmesi ve mümkün olduğunca ortadan kaldırılması önceliklidir. Ayrıca alerjik yatkınlığı olan çocuklarda yaşam ortamının düzenlenmesi önem taşır. İyi havalandırılan alanlar, temiz hava koşulları ve gerekirse hava temizleyici cihazların kullanımı gibi önlemlerle destek sağlanabilir. Amaç, doğrudan bir müdahale yerine çocuğun genel iyilik halini güçlendirerek diş sıkmanın etkilerini azaltmaktır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Doğru yaklaşım ile diş hekimi korkusu önlenebilir!</strong></p>
<p>Diş hekimi korkusunun yalnızca yetişkinlerde değil, çocuklarda da sık görülen bir durum olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Ancak doğru yaklaşım ile bu korkunun oluşması büyük ölçüde önlenebilir.” dedi.</p>
<p>Çocuğu randevu öncesinde hazırlamanın oldukça önemli olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Şen, şunları söyledi:</p>
<p>“Evde basit rol oyunları oynayarak diş hekimi-hasta canlandırmaları yapmak, çocuğun zihninde sürece dair olumlu bir çerçeve oluşturur. Böylece klinik ortamına daha hazırlıklı ve daha sakin bir şekilde gelir. Ayrıca diş hekimi temalı animasyonlar ve çizgi filmler izletmek de süreci destekleyebilir. En önemli noktalardan biri ise ilk diş hekimi ziyaretinin ağrı veya acil bir sorun nedeniyle değil, rutin kontrol amacıyla yapılmasıdır. Erken yaşta olumlu bir tanışma deneyimi yaşayan çocuklarda fobi gelişme riski oldukça düşüktür.</p>
<p>Toplumda yaygın olarak karşılaşılan bir diğer hata ise yetişkinlerin kendi olumsuz diş hekimi deneyimlerini çocuklara aktarmasıdır. ‘Çok acıdı’, ‘çok zor geçti’ gibi ifadeler, çocukta henüz yaşanmamış bir korkunun temellerini atabilir. Oysa çocukların diş hekimine ‘beyaz bir sayfa’ ile gelmesi, ilk muayene ve tanışma seanslarının olumlu geçmesini sağlar ve güven ilişkisini güçlendirir.”</p>
<p><strong>Süt dişleri daimi dişler için yer tutucu görevi görür!</strong></p>
<p>Çocuk diş sağlığında bir diğer önemli konunun ise erken süt dişi çekimleri olduğunun ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Erken çekim, süt dişinin doğal düşme zamanından önce kaybedilmesi anlamına gelir. Oysa süt dişleri yalnızca geçici dişler değildir; alttan gelecek daimi dişler için yer koruyucu görev üstlenirler.” dedi.</p>
<p>Bir süt dişi zamanından önce çekildiğinde, komşu dişlerin boşluğa doğru kayabileceğinin altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Bu durum ilerleyen dönemde çapraşıklık ve ortodontik problemlere yol açabilir. İşte bu noktada yer tutucular devreye girer. Sabit ya da takıp çıkarılabilen hareketli apareyler sayesinde, daimi diş sürünceye kadar boşluğun korunması sağlanır. Travma, çürük ya da apse nedeniyle erken diş kaybı yaşandığında, mutlaka diş hekimi ile birlikte değerlendirme yapılmalı ve yer tutucu gerekliliği konusunda ortak karar verilmelidir. Doğru zamanda yapılan bu müdahale, ileride oluşabilecek daha büyük ortodontik sorunların önüne geçilmesinde kritik rol oynar.” diyerek sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarin-dis-sagligina-yatirim-gelecekteki-sorunlari-onler-615932">Çocukların diş sağlığına yatırım, gelecekteki sorunları önler!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hemoroid Sandığınız Şikayetler Ciddi Bir Soruna İşaret Edebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hemoroid-sandiginiz-sikayetler-ciddi-bir-soruna-isaret-edebilir-615902</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Feb 2026 10:09:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirti]]></category>
		<category><![CDATA[ciddi]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[edebilir]]></category>
		<category><![CDATA[hemoroid]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kolon]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Rektum]]></category>
		<category><![CDATA[sandığınız]]></category>
		<category><![CDATA[şaret]]></category>
		<category><![CDATA[şikayetler]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[soruna]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615902</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadınların ve erkeklerin büyük bir bölümünde yaygın bir sorun olan ve halk arasında basur olarak bilinen hemoroid, farklı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hemoroid-sandiginiz-sikayetler-ciddi-bir-soruna-isaret-edebilir-615902">Hemoroid Sandığınız Şikayetler Ciddi Bir Soruna İşaret Edebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadınların ve erkeklerin büyük bir bölümünde yaygın bir sorun olan ve halk arasında basur olarak bilinen hemoroid, farklı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkıyor. Hemoroid belirtileri, kolon ve rektum kanseri gibi ciddi sorunların belirtilerine benzediği için uzman hekimler tarafından fiziki muayene ve bazı tetkiklerin yapılması hayatı önem taşıyor. Vakaların % 80’inde hastaların kanser ile hemoroidi karıştırdığı biliniyor. Hafif dereceli hemoroidler için ameliyat seçeneğinden önce yaşam tarzı değişiklikleri şikayetlerin hafiflemesini sağlayabiliyor. Memorial Kayseri Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Op. Dr. Ali Can Yalı, hemoroid ile ilgili önemli bilgiler verdi.</p>
<p><strong>Hemoroid toplumda bir tabu gibi görülüyor</strong></p>
<p>Hemoroidler, anal kanalda doğal bulunan damarlı yapılardır. Vücutta dışkı kontrolüne yardımcı olan yastıkçıklardır. Bu damarlı yapılar şiştiğinde veya iltihaplandığında, ortaya çıkan duruma hemoroid ya da basur denilmektedir. Basur toplumda bir tabudur. Utanma duygusu nedeniyle vakaların büyük bir bölümünde erken teşhis mümkün olmamaktadır. Kaşıntı ve rektal kanama belirtileriyle başlayan hemoroidi hastalar çoğu zaman tuvalette fark etmektedir. Rahatsızlığa neden olan şişmiş damarlar ağrıya de neden olmaktadır.</p>
<p>Hemoroidin iki çeşidi bulanmaktadır; </p>
<ul>
<li>Dış hemoroidler. Anüs çevresindeki derinin altında oluşan dış kistler, dışarı doğru çıkıntı yapmaktadır. Dış hemoroidler genellikle şişmiş kan damarları veya sert yumrular şeklinde görüldüğü için daha belirgindir.</li>
<li>İç hemoroidler. Adından da anlaşılacağı gibi rektumun içindedir. Rektumun içinde oluşan iç hücrelerdir. Hastalar genellikle dışkıda kan gördüklerinde veya hemoroidler anüsün dışına doğru şişecek kadar büyüdüğünde iç hemoroidleri olduğunu fark eder.</li>
</ul>
<p><strong>7 yaygın belirtisi</strong></p>
<p>Hemoroidin birçok farklı nedeni vardır, en yaygın olanları şunlardır:</p>
<ol>
<li>Kronik kabızlık veya ishal.</li>
<li>Dışkılama sırasında zorlanma.</li>
<li>Aşırı derecede kilolu olmak.</li>
<li>Tuvalette uzun süre oturma.</li>
<li>Gebelik hali.</li>
<li>Lif oranı düşük beslenme alışkanlığı.</li>
<li>Düzenli olarak ağır kaldırmak.</li>
</ol>
<p>Bu nedenler anüs çevresindeki damarların basınç altında gerilmesine neden olmakta hatta damarların şişmesine ve kabarmasına yol açmaktadır. Alt rektumdaki bu artan basınç, hemoroid oluşumundan sorumlu tutulmaktadır.</p>
<p><strong>Hemoroidle karıştırılan 4 sorun </strong></p>
<p>Hemoroid ile benzer semptomlara sahip diğer sorunları ayırt etmek önemlidir. </p>
<ul>
<li>Anüs, rektum ve kolon kanserleri: Bu kanserler rektum yakınlarında ortaya çıkabilmekte ve belirtileri hemoroide benzemektedir. 40 yaş sonrasında çok yaygın olarak görülen rektum ve kolon kanseri erken evrede tespit edilmesi hayati önem taşımaktadır. Düzenli olarak yapılan taramalarla kolorektal kanserlerle mücadelede edilebilmektedir. Bazen bu tümörler iyi huylu olurken, bazen de kötü huylu olabilirler. Bu nedenle, doğru teşhis çok önemlidir.</li>
<li>Anal fissürler: Anal kanalın iç yüzeyinde oluşan yırtıklar, dışkılama sırasındaki travma nedeniyle oluşur. Ağrının eşlik ettiği yırtıklarda hemoroid belirtisi olan kanama görülebilir. Anal fissürdeki doku yırtılmasıyken, hemoroidlerin ise alt rektumdaki doku yastıklarının zayıflamasından kaynaklandığını söylemek gerekir. Fissürler için yeterli su alımı ve lif açısından zengin besinlerin tüketilmesi gerekir.</li>
<li>Kolon polipleri: Bu polipler kanserli olmayan, çoğunlukla yaş ilerledikçe kolon veya rektumun iç yüzeyinde oluşan büyümelerdir. Bunlar ailesel ya da kalıtsal faktörlere bağlı olabilmektedir. Kolon polipleri olan hastalar, hemoroid semptomlarına benzer ağrı veya rektal kanamayla yüzleşebilirler.  </li>
<li>Divertiküloz ve divertikülit: Gastrointestinal sistemin iç yüzeyinin küçük bölgelerinin zayıflaması ve bağırsakta dışa doğru bir kese oluşmasına neden olan bir durumdur. Bu dışa doğru küçük bir kese gibi görünür. Divertiküller en sık kolonda görülmektedir. Gastrointestinal sistemin herhangi bir yerinde de ortaya çıkabilmektedir. Bağırsak perforasyonu, kanama, apse veya darlık gibi bir komplikasyon olmadığı sürece herhangi bir belirti vermez. Bu nedenle hemoroidle karıştırılmaktadır.  </li>
</ul>
<p>Makat bölgesinde herhangi bir problem yaşandığında öncelikle bir cerraha muayene olmak önemlidir. Muayene olmak daha sonrasında çıkabilecek sorunların ve gecikmiş teşhisin önüne geçecektir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hemoroid-sandiginiz-sikayetler-ciddi-bir-soruna-isaret-edebilir-615902">Hemoroid Sandığınız Şikayetler Ciddi Bir Soruna İşaret Edebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KOBİ&#8217;lerin Avrupa sınavına yapay zekâ desteği: KarbonBot tanıtıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kobilerin-avrupa-sinavina-yapay-zeka-destegi-karbonbot-tanitildi-615373</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Feb 2026 11:52:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[desteği]]></category>
		<category><![CDATA[Firmaların]]></category>
		<category><![CDATA[karbon]]></category>
		<category><![CDATA[kobi]]></category>
		<category><![CDATA[kobilerin]]></category>
		<category><![CDATA[lerin]]></category>
		<category><![CDATA[mevzuat]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[rekabet]]></category>
		<category><![CDATA[sektör]]></category>
		<category><![CDATA[sınavına]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşil Dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615373</guid>

					<description><![CDATA[<p>KOBİ’lerin yeşil dönüşüm sürecini hızlandırarak Avrupa pazarındaki rekabet gücünü korumak amacıyla hayata geçirilen “Kurumsal İkiz Dönüşüm Projesi” kapsamında geliştirilen “KarbonBot” uygulaması tanıtıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kobilerin-avrupa-sinavina-yapay-zeka-destegi-karbonbot-tanitildi-615373">KOBİ&#8217;lerin Avrupa sınavına yapay zekâ desteği: KarbonBot tanıtıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>KOBİ’lerin yeşil dönüşüm sürecini hızlandırarak Avrupa pazarındaki rekabet gücünü korumak amacıyla hayata geçirilen “Kurumsal İkiz Dönüşüm Projesi” kapsamında geliştirilen “KarbonBot” uygulaması tanıtıldı. Şirketler, KarbonBot sayesinde karbonsuzlaşma ile alakalı karmaşık mevzuatlara ilişkin sorularına anında yanıt alabilecek ve ikiz dönüşüm süreçlerinde ihtiyaç duydukları bilgiye tek bir uygulama üzerinden ulaşabilecek.</p>
<p>İstanbul Kalkınma Ajansı (İSTKA) desteğiyle, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), Türkiye Alüminyum Sanayicileri Derneği (TALSAD) ve Türkiye Döküm Sanayicileri Derneği (TÜDÖKSAD) iş birliğiyle, Yeditepe Üniversitesi yürütücülüğünde hayata geçirilen “Kurumsal İkiz Dönüşüm Projesi”nin tanıtım toplantısı gerçekleştirildi. Teknopark İstanbul’da düzenlenen toplantıya Yeditepe Üniversitesi akademisyenleri ve öğrencilerinin yanı sıra sektör temsilcileri katıldı.</p>
<p>Proje kapsamında, Avrupa Birliği’nin yeşil dönüşüm politikaları ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) doğrultusunda artan yükümlülükler karşısında ihracatçı sektörlerin rekabet gücünün korunması hedefleniyor. KOBİ’lere yönelik eğitim modülleri ve yapay zekâ destekli KarbonBot uygulamasını içeren projenin, özellikle KOBİ’lerin mevzuata uyum süreçlerini kolaylaştırması ve Ar-Ge kapasitelerini artırması bekleniyor.</p>
<p><strong>Turan: İkiz Dönüşüm Çağımızın İhtiyacı</strong></p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi Müdürü, Malzeme Bilimi ve Nanoteknoloji Mühendisliği Bölüm Başkanı ve proje yürütücüsü Doç. Dr. Ahmet Turan, projenin ortaya çıkış sürecini ve hedeflerini anlattı.</p>
<p>Doç. Dr. Turan, “İnsanlığın küresel ısınmayla mücadele ihtiyacından hareketle uzun yıllardır yürüttüğümüz akademik çalışmaların artık Türkiye’deki ilgili ekosistemlere aktarılması gerektiğini gördük. Bu nedenle proje bir ihtiyaç olarak ortaya çıktı. İkiz dönüşüm yaklaşımı, çağımızın, insanlığın ve sanayinin temel gerçeğini ortaya koyuyor. Bunlardan biri dijital dönüşüm; etkilerini hayatımızın her alanında görüyoruz. Diğeri ise yeşil dönüşüm. Hem günlük yaşamda hem sanayide hem de uluslararası ilişkilerde bu dönüşümün yansımalarını net biçimde görmekteyiz. Bu iki unsur birbirini güçlü biçimde destekliyor. Özellikle yeşil dönüşümün dijital dönüşümle birlikte yürütülmesi çarpan etkisi yaratarak süreçleri hızlandırıyor ve kolaylaştırıyor. Aynı zamanda küresel ısınmayla mücadeleyi daha etkin ve verimli hale getiriyor” dedi.</p>
<p><strong>‘Firmaların Ar-Ge Altyapılarını Güçlendirmeyi Amaçlıyoruz’</strong></p>
<p>Turan, projenin KOBİ’lerin rekabet gücünü artırmayı hedeflediğini belirterek şöyle konuştu:</p>
<p>“Gelişmiş ülkelerde sanayinin ana yükü KOBİ’lerin üzerindedir. Bu nedenle KOBİ’lerin hem bilimsel hem teknolojik altyapı bakımından gelişmesi ve Ar-Ge kapasitelerinin artırılması büyük önem taşıyor. Bu projeyle öncelikle İstanbul’daki, ardından ulusal ölçekteki KOBİ’lerin hem iç pazarda hem de ihracatta rekabet güçlerini artırmayı hedefliyoruz. Aynı zamanda firmaların Ar-Ge altyapılarını güçlendirmeyi amaçlıyoruz. İstanbul Kalkınma Ajansı’nın desteği olmasaydı bu proje mümkün olmazdı. Proje ortaklarımızla kurduğumuz güçlü iş birliği sayesinde ulusal ölçekte sanayiye somut çıktılar sunacağız. Bu çalışma karbon çözümleri alanında önemli çıktılar üretirken, Yeditepe Üniversitesi Karbon Çözümleri Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin kurulmasına da zemin hazırlayacak. Proje sonuçları küresel ısınmayla mücadeleye dünya ölçeğinde katkı sağlayacak, ekonomik açıdan da firmaların uluslararası rekabette elini güçlendirecek.”</p>
<p><strong>Güvenilir ve Etkin Danışman: KarbonBot</strong></p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Malzeme Bilimi ve Nanoteknoloji Mühendisliği Bölüm Başkan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Hatice Kübra Akben de proje kapsamında geliştirilen KarbonBot uygulamasını anlattı.</p>
<p>Akben, “Projeye başlarken ‘Yeşil dönüşüm yolculuğunda firmalara nasıl katkı sağlayabiliriz?’ sorusuyla yola çıktık. Bu düşünceden hareketle KarbonBot geliştirme fikri doğdu. Günümüzde yapay zekâ araçları özel asistanlara dönüştü. Karbon yakalama ve karbon uyum süreçlerinde ise mevzuatlar oldukça kapsamlı. Sektör henüz bu düzenlemelerin tamamına hâkim değil. Bu nedenle ulusal ve uluslararası mevzuatı kapsayan güvenilir bir veri bankası oluşturduk. KarbonBot yalnızca bu veri bankasından beslenen bir geniş dil modeli olarak tasarlandı. Açık internetle ya da arama motorlarıyla doğrudan bağlantısı bulunmuyor. Bu nedenle firmalar için daha güvenilir bir yapay zekâ asistanı niteliği taşıyor” dedi.</p>
<p>“KarbonBot kendisini geliştirmeye devam edecek” diyen Akben şöyle devam etti:</p>
<p>“Şu anda pilot dönemdeyiz ve sisteme eklenen verilerle kapasitesi artıyor. Özellikle sürdürülebilirlik raporlama standartları kapsamında firmaların raporlama süreçlerine önemli katkı sağlayacak. Sadece büyük firmalar değil, KOBİ’ler ve orta ölçekli işletmeler de bu sürecin parçası. Çünkü sürdürülebilirlik raporlaması tüm tedarik zincirini kapsıyor. Tedarikçi firmaların da bu konuda güçlenmesi gerekiyor. Mevzuat metinlerini okumak ve anlamlandırmak firmalar için kolay değil. KarbonBot bu noktada bir danışman gibi çalışarak mevzuatın anlaşılmasını sağlayacak. Proje kapsamında yalnızca KarbonBot’u sunmuyoruz; aynı zamanda 15 farklı başlıkta eğitim içeriği oluşturduk. Amacımız tüm KOBİ’leri bu dönüşüm sürecinde bilgilendirmek ve güçlendirmek.”</p>
<p><strong>Saymen: Avrupa Pazarında Kalmak için Kritik</strong></p>
<p>Türkiye Alüminyum Sanayicileri Derneği Genel Sekreteri Duygu Saymen, projenin özellikle alüminyum sektörü açısından hayati önem taşıdığını belirterek şunları söyledi:</p>
<p>“Türkiye alüminyum sanayisi için bu proje çok önemli. Sektörümüzün toplam ihracatı 2025 itibarıyla 5,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti ve bunun yüzde 60-62’si doğrudan Avrupa’ya yapılıyor. Avrupa en önemli pazarlarımızdan biri. Dolayısıyla Avrupa’nın yeşil dönüşüm süreci ve SKDM gibi karbon uyum hedeflerine uyum sağlamak sektörümüz açısından kritik bir gereklilik. Projemiz yeşil dönüşümü dijitalleştirerek süreci hızlandırıyor.”</p>
<p>Saymen ayrıca platformun yaygın kullanımının önemine dikkat çekerek, üyelerinin projeyi büyük bir heyecanla karşıladığını ifade etti. Saymen, “Çünkü sanayimizin rekabetçiliği açısından son derece önemli bir dönemdeyiz ve karmaşık mevzuatlarla karşı karşıyayız. İş süreçlerini kolaylaştıracak, ticari faaliyetleri aksatmayacak ve rekabetçiliği destekleyecek bu tür projelere sektörümüzün çok ihtiyacı vardı” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>Kaplan: Karbon ve Su Ayak İzi Ölçümü Platformdan Yapılacak</strong></p>
<p>Türkiye İhracatçılar Meclisi Proje Koordinasyon Müdürü Melike Emiroğlu Kaplan ise projedeki rollerinin karbon ve su ayak izi ölçümü yapan bir platform geliştirmek olduğunu belirtti.</p>
<p>Kaplan, “Firmaların karbon ayak izi ölçümleri geliştirdiğimiz GreenTİM platformu üzerinden gerçekleştirilecek. Bunun yanı sıra çeşitli eğitim modüllerini de yine platform üzerinden firmaların kullanımına sunmayı planlıyoruz. Projede karbon çözümleri alanında somut çıktılar üretilecek” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kobilerin-avrupa-sinavina-yapay-zeka-destegi-karbonbot-tanitildi-615373">KOBİ&#8217;lerin Avrupa sınavına yapay zekâ desteği: KarbonBot tanıtıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir Diyetisyeni İpek Öztaş&#8217;tan sağlıklı beslenme önerileri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-diyetisyeni-ipek-oztastan-saglikli-beslenme-onerileri-615358</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Feb 2026 11:19:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[diyetisyeni]]></category>
		<category><![CDATA[iftar]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[öztaş]]></category>
		<category><![CDATA[pek]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[tan]]></category>
		<category><![CDATA[yeme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615358</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi diyetisyeni İpek Öztaş, Ramazan ayında değişen beslenme düzenine sağlıklı uyum sağlamanın yollarını anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-diyetisyeni-ipek-oztastan-saglikli-beslenme-onerileri-615358">Büyükşehir Diyetisyeni İpek Öztaş&#8217;tan sağlıklı beslenme önerileri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p><span><span><strong>Antalya Büyükşehir Belediyesi diyetisyeni İpek Öztaş, Ramazan ayında değişen beslenme düzenine sağlıklı uyum sağlamanın yollarını anlattı. Sahur ve iftarda dengeli beslenmenin önemine dikkat çeken Öztaş, yavaş ve kontrollü yemenin sindirim sistemi için kritik olduğunu vurguladı. </strong></span></span></p>
<p><span><span>Ramazan ayının başlamasıyla birlikte günlük beslenme düzeni değişiyor, oruç sürecine sağlıklı bir geçiş yapmak ve vücut dengesini korumak ise büyük önem taşıyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi Haşim İşcan Aile Eğitim ve Sosyal Hizmetler Merkezi’nde görev yapan diyetisyen İpek Öztaş, Ramazan boyunca doğru beslenme alışkanlıklarının nasıl olması gerektiğine ilişkin önemli bilgiler verdi.</span></span></p>
<p><span><span>SAHURDA YEDİKLERİMİZ ÖNEMLİ</span></span></p>
<p><span><span>Beslenme düzeninin değiştiği bu dönemde vatandaşların bazı hususlara dikkat etmesi gerektiğini belirten Öztaş, sahurun gün boyu enerjiyi korumak açısından kritik olduğunu söyledi. Öztaş, “Sahur, gün boyunca enerjinizi yüksek tutmanızı sağlar. Bu nedenle lif açısından zengin tam buğday ekmeği ve sebzeler ile protein değeri yüksek peynir, yumurta, yoğurt gibi besinler tercih edilmeli. Ceviz ve badem gibi sağlıklı yağ kaynakları da tokluk süresini uzatır ve sindirim sisteminin düzenli çalışmasına katkı sağlar” dedi.</span></span></p>
<p><span><span>İFTAR İÇİN DENGELİ BİR TABAK OLUŞTURULMALI</span></span></p>
<p><span><span>İftara hurmayla başlamanın doğru bir tercih olduğunu ifade eden Öztaş, suyun yavaş tüketilmesi gerektiğini vurguladı. “Mideyi aniden doldurmak yerine küçük bir kase çorbayla başlanmalı ve ardından 10-15 dakika beklenmeli. Ana öğünde tavuk, balık, kırmızı et ya da baklagiller gibi protein kaynaklarının yanında tam buğday ekmeği, bulgur pilavı ve sebze tüketilerek dengeli bir tabak oluşturulmalı. Aşırı yağlı ve kızartılmış yiyeceklerden kaçınılmalı; ızgara, fırın veya tencere yemekleri tercih edilmeli” diye konuştu.</span></span></p>
<p><span><span>YAVAŞ VE KONTROLLÜ YEMEYE ÖZEN GÖSTERİN</span></span></p>
<p><span><span>Yeme alışkanlıklarının da en az içerik kadar önemli olduğunu belirten Öztaş, hızlı yemenin şişkinlik ve hazımsızlığa yol açabileceğini söyleyerek, “Lokmalar iyice çiğnenmeli, yavaş ve kontrollü yenmeli. Günlük en az 2 litre su tüketilmeli. İftardan sonra meyve, süt, yoğurt ya da ayran gibi ara öğünler kan şekerinin dengelenmesine yardımcı olur. Ayrıca iftar sonrasında yapılacak hafif tempolu yürüyüşler sindirim sistemini destekler, ancak ağır egzersizlerden kaçınılmalıdır” ifadelerini kullandı.  </span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-diyetisyeni-ipek-oztastan-saglikli-beslenme-onerileri-615358">Büyükşehir Diyetisyeni İpek Öztaş&#8217;tan sağlıklı beslenme önerileri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sessiz İlerleyen Genetik Hastalığa Karşı Erken Tanı ve Doğru Yönetim Hayat Kurtarıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sessiz-ilerleyen-genetik-hastaliga-karsi-erken-tani-ve-dogru-yonetim-hayat-kurtariyor-614286</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Feb 2026 08:13:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığa]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[lerleyen]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[türkmen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614286</guid>

					<description><![CDATA[<p>Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Nefrolog Prof. Dr. Kültigin Türkmen, Otozomal Dominant Polikistik Böbrek Hastalığı’nın (ODPKD) toplumda sanılandan daha yaygın görülen, ancak farkındalığı hâlâ yeterli olmayan ciddi bir genetik hastalık olduğuna dikkat çekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-ilerleyen-genetik-hastaliga-karsi-erken-tani-ve-dogru-yonetim-hayat-kurtariyor-614286">Sessiz İlerleyen Genetik Hastalığa Karşı Erken Tanı ve Doğru Yönetim Hayat Kurtarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Nefrolog Prof. Dr. Kültigin Türkmen</strong>, Otozomal Dominant Polikistik Böbrek Hastalığı’nın (ODPKD) toplumda sanılandan daha yaygın görülen, ancak farkındalığı hâlâ yeterli olmayan ciddi bir genetik hastalık olduğuna dikkat çekiyor.</p>
<p>“<strong>ODPKD, böbreklerde çok sayıda sıvı dolu kistin oluşmasıyla seyreden, kalıtsal ve ilerleyici bir hastalıktır. Dünya genelinde her 400–1000 doğumdan birinde görülür ve diyaliz ya da böbrek nakli gerektiren son dönem böbrek yetmezliğinin en önemli dört nedeninden biridir</strong>” diyen Prof. Dr. Türkmen, hastalığın erken dönemde tanınmasının kritik önem taşıdığını vurguluyor.</p>
<p><strong>Genetik Bir Miras</strong></p>
<p>Prof. Dr. Kültigin Türkmen, hastalığın tamamen genetik geçişli olduğunu belirterek şu bilgileri paylaşıyor:<br />“<strong>Vakaların yaklaşık %85’i PKD1, %15’i ise PKD2 genindeki mutasyonlardan kaynaklanır. PKD1 mutasyonu olan hastalarda hastalık daha erken yaşta ve daha ağır seyrederken, PKD2 mutasyonu olanlarda genellikle daha yavaş ilerler</strong>.”</p>
<p>Türkmen’e göre, kişi bu genetik yatkınlıkla doğsa da kistlerin oluşumu için yaşam boyunca hücrelerde ikinci bir tetikleyici mekanizmanın devreye girmesi gerekiyor.</p>
<p><strong>Sadece Böbrekleri Değil, Tüm Vücudu Etkiliyor</strong></p>
<p>“<strong>ODPKD yalnızca bir böbrek hastalığı değildir; tüm vücudu etkileyen sistemik bir hastalıktır</strong>” diyen Prof. Dr. Türkmen, böbrek yetmezliği gelişmeden çok önce hastaların önemli bir kısmında <strong>yüksek tansiyon</strong> görüldüğünü belirtiyor.</p>
<p>Hastalığın böbreklerle ilişkili en sık belirtileri arasında:</p>
<ul>
<li>Kronik bel ve yan ağrısı,</li>
<li>İdrarda kanama ve enfeksiyon atakları,</li>
<li>Böbrek taşı oluşumu bulunuyor.</li>
</ul>
<p>Böbrek dışı bulgulara da dikkat çeken Türkmen, “<strong>Karaciğer kistleri en sık görülen böbrek dışı bulgudur. Ayrıca bazı hastalarda beyin damarlarında anevrizma riski ve kalp kapakçığı sorunları görülebilir. Bu nedenle hastalar çok yönlü değerlendirilmelidir</strong>” ifadelerini kullanıyor.</p>
<p><strong>Tanı Basit, Takip Hayati</strong></p>
<p>Prof. Dr. Kültigin Türkmen’e göre ODPKD tanısı çoğu zaman ultrason ile konulabiliyor.<br />“<strong>Manyetik rezonans (MR) görüntüleme, böbrek hacmini ölçerek hastalığın ne kadar hızlı ilerleyeceğini öngörmemizi sağlar. Aile öyküsü olmayan ya da tanısı netleşmeyen hastalarda genetik testler önemli bir destek sağlar</strong>” diyor.</p>
<p><strong>Hastalığın Seyri Değiştirilebiliyor</strong></p>
<p>ODPKD’yi tamamen ortadan kaldıran bir tedavi henüz bulunmasa da, hastalığın ilerlemesini yavaşlatmanın mümkün olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Türkmen, şu noktalara dikkat çekiyor:</p>
<p>“<strong>Bol su tüketimi, tuz kısıtlaması ve tansiyonun sıkı kontrolü tedavinin temelini oluşturur. Bunun yanı sıra, uygun hastalarda kullanılan Tolvaptan tedavisi, böbrek hacmindeki artışı yavaşlatır ve böbrek fonksiyon kaybını geciktirebilir</strong>.”</p>
<p>Türkmen, Tolvaptan tedavisi sırasında hastaların düzenli olarak izlenmesi gerektiğini belirterek, “<strong>Sık idrara çıkma ve susuzluk hissi görülebilir; nadiren karaciğerle ilgili yan etkiler ortaya çıkabileceği için düzenli kan testleri büyük önem taşır</strong>” uyarısında bulunuyor.</p>
<p><strong>Geleceğe Umutla Bakılıyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Kültigin Türkmen, tıp dünyasında ODPKD’ye yönelik yaklaşımın hızla değiştiğini vurguluyor: “<strong>Gelecekte her hastanın genetik yapısına uygun kişiselleştirilmiş tedavilerle, bu hastalıkla yaşayan bireylerin yaşam kalitesini çok daha ileriye taşımayı hedefliyoruz</strong>.”</p>
<p>Son olarak toplumsal farkındalığın önemine dikkat çeken Türkmen, şu mesajla sözlerini tamamlıyor: <strong>“Erken tanı, doğru tedavi ve düzenli takip ile ODPKD ile yaşamak mümkündür.”</strong></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-ilerleyen-genetik-hastaliga-karsi-erken-tani-ve-dogru-yonetim-hayat-kurtariyor-614286">Sessiz İlerleyen Genetik Hastalığa Karşı Erken Tanı ve Doğru Yönetim Hayat Kurtarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zabıtada &#8216;yaka kamerası&#8217; dönemi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zabitada-yaka-kamerasi-donemi-614147</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Feb 2026 12:33:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[denetimler]]></category>
		<category><![CDATA[dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[kamerası]]></category>
		<category><![CDATA[lüleburgaz]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[şeffaf]]></category>
		<category><![CDATA[uygulama]]></category>
		<category><![CDATA[yaka]]></category>
		<category><![CDATA[Yaka Kamerası]]></category>
		<category><![CDATA[zabıta]]></category>
		<category><![CDATA[zabıtada]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614147</guid>

					<description><![CDATA[<p>Lüleburgaz Belediyesi, zabıta denetimlerinde yaka kamerası uygulamasına geçti. 20 adet yaka kamerası sahada görev yapan zabıta personelinin kullanımına sunuldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zabitada-yaka-kamerasi-donemi-614147">Zabıtada &#8216;yaka kamerası&#8217; dönemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span>Lüleburgaz Belediyesi, zabıta denetimlerinde yaka kamerası uygulamasına geçti. 20 adet yaka kamerası sahada görev yapan zabıta personelinin kullanımına sunuldu. Denetimler sırasında KVKK çerçevesinde sesli ve görüntülü kayıt alabilecek yaka kameralarıyla denetimlerin daha şeffaf yürütülmesi amaçlanıyor. <span><span>Yeni uygulamaya geçilmesi dolayısıyla Zabıta Müdürlüğü’nü ziyaret eden Belediye Başkanı Dr. Murat Gerenli, uygulamanın şeffaflık ve denetlenebilirlik açısından önemine vurgu yaptı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Lüleburgaz Belediyesi Zabıta Müdürlüğü, denetimlerde yaka kamerası uygulamasına geçti. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Yaka kameraları sayesinde sahada görev yapan zabıta personelinin d<span>enetim ve uygulamaları sesli ve görüntülü olarak kayıt altına alınacak.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span><span>20 YAKA KAMERASI KULLANILACAK</span></span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Yeni uygulama ile 20 adet yaka kamerası, sahada görev yapan zabıta personelinin kullanımına sunuldu.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Ekiplerin gerçekleştirdikleri denetimler ve yaptıkları işlemlerin kayıt altına alınmasıyla bu süreçlerin </span></span></span><span><span>daha şeffaf ve denetlenebilir olması sağlanacak.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Yaka kamerası kullanımı, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’na (<span><span>KVKK) uygun şekilde yürütülecek.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span><span><span>BAŞKAN GERENLİ’DEN ‘ŞEFFAFLIK VE DENETLENEBİLİRLİK’ VURGUSU</span></span></span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yeni uygulamaya geçilmesi dolayısıyla Lüleburgaz Belediyesi Zabıta Müdürlüğü’nü ziyaret eden Belediye Başkanı Dr. Murat Gerenli, burada personelle bir araya geldi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Gerenli; “Bu yaka kameraları sizlerin hukuki haklarını korumak açısından önem taşıyacak, vatandaşa hesap vermek açısından çok büyük önem taşıyacak. Belediyecilik anlayışımızı biraz daha ileriye taşıyacak bir uygulama olacak. Bu uygulamanın faydalı olacağına inanıyorum. Bu uygulamaların güvenli şehirler inşa etmenin en önemli noktalarından birisi olduğuna inanıyorum. Güvenli şehirler inşa etmek sadece fiziki yapılarla olmaz, özellikle insanların adil, şeffaf ve denetlenebilir bir ortamda yaşadıklarını görmeleri, güvenli şehirler yaratmanın en önemli noktasıdır. Öncelikle sizlere ve Lüleburgaz halkına hayırlı olmasını diliyorum” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span><span><span>“YAŞANABİLECEK SORUNLARIN ÇÖZÜMÜNE KATKI SAĞLAYACAK”</span></span></span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Lüleburgaz Belediyesi Zabıta Müdürü Raif Bıyıktaş da; “Dijitalleşme artık günümüzde kaçınılmaz bir gerçek. Artık vatandaş da bunu benimsedi, sahada görev yapan arkadaşların işi daha da kolaylaşacak. Kamera sistemimiz denetimlerde yaşanabilecek sorunların çözümüne objektif olarak katkı sağlayacak. İnşaat çalışması, çöp, atık denetimi, toplu taşıma, kaldırım işgali gibi konularda denetim sonuçlarını net bir şekilde ortaya koyabileceğiz” ifadelerini kullandı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zabitada-yaka-kamerasi-donemi-614147">Zabıtada &#8216;yaka kamerası&#8217; dönemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bornova&#8217;da zeytinyağı kültürü geleceğe taşınıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bornovada-zeytinyagi-kulturu-gelecege-tasiniyor-613984</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Feb 2026 08:32:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[bornova]]></category>
		<category><![CDATA[geleceğe]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>
		<category><![CDATA[taşınıyor]]></category>
		<category><![CDATA[zeytinyağı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613984</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bornova Belediyesi, tarımsal üretimi destekleyen, sağlıklı gıda bilincini artıran ve yerel değerleri korumayı amaçlayan çalışmaları kapsamında Zeytinyağı Tadım Etkinliği düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bornovada-zeytinyagi-kulturu-gelecege-tasiniyor-613984">Bornova&#8217;da zeytinyağı kültürü geleceğe taşınıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bornova Belediyesi, tarımsal üretimi destekleyen, sağlıklı gıda bilincini artıran ve yerel değerleri korumayı amaçlayan çalışmaları kapsamında Zeytinyağı Tadım Etkinliği düzenledi. Etkinlik, Bornova Belediyesi Uğur Mumcu Kültür ve Sanat Merkezi Çok Amaçlı Salonu’nda yoğun katılımla gerçekleşti.</p>
<p><b> </b>Etkinliğe Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Edebiyat Fakültesi ve Gıda Mühendisliği Bölümü öğrencileri ile Bornova Anadolu Lisesi öğrencileri katıldı. Farklı disiplinlerden ve yaş gruplarından öğrencilerin bir araya gelmesi, zeytinyağının yalnızca bir gıda ürünü değil; aynı zamanda kültürel, tarihsel ve ekonomik bir değer olarak ele alınmasını sağladı.</p>
<p><b> Zeytinyağında kalite ve bilinçli tüketim vurgusu</b></p>
<p><b> </b>Eğitim bölümünde, TMMOB Gıda Mühendisleri Odası İzmir Şubesi’nden Gıda Mühendisi İnci Özer, zeytinyağında kalite kriterleri, doğru tadım teknikleri ve duyusal analiz yöntemleri hakkında kapsamlı bilgiler verdi. Katılımcılar, nitelikli zeytinyağını ayırt etmenin inceliklerini uygulamalı olarak deneyimledi.</p>
<p><b> Mitolojiden Günümüze Zeytin</b></p>
<p><b> </b>Yazar Gülşah Elikbank, Uluslararası Mitoloji Film Festivali kapsamında yaptığı sunumda festival hakkında bilgi verirken, zeytinin mitolojideki yeri ve kültürel önemi üzerine çarpıcı bir anlatım sundu. Elikbank, zeytinin tarih boyunca barışın, bereketin ve bilgeliğin simgesi olarak farklı uygarlıklarda önemli bir yere sahip olduğunu vurguladı.</p>
<p><b> Doğaya ve sürdürülebilir tarıma güçlü destek</b></p>
<p><b> </b>Etkinliğe katılan TEMA Vakfı İzmir İl Temsilcisi Özcan Gökoğlu da zeytinliklerin korunmasının, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından hayati önem taşıdığına dikkat çekerek, Bornova Belediyesi’nin bu yöndeki çalışmalarının, çevre bilincinin yaygınlaşmasına katkı sunduğu ifade etti.</p>
<p><b>Başkan Eşki: “Zeytin Bu Toprakların Hafızasıdır”</b></p>
<p>Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, etkinliğin tarım ve kültür açısından taşıdığı öneme dikkat çekerek, “Zeytin ve zeytinyağı bu toprakların yalnızca ekonomik değeri değil, aynı zamanda kültürel hafızasıdır. Bornova Belediyesi olarak tarımı destekleyen, üreticiyi koruyan ve özellikle gençlerimize sağlıklı gıdayı tanıtan çalışmaları çok önemsiyoruz. Bu tür etkinliklerle hem bilinçli tüketimi teşvik ediyor hem de yerel tarımsal değerlerimizi geleceğe taşıyoruz.” diye konuştu.</p>
<p>Bornova Belediyesi, tarım, çevre ve sağlıklı yaşam ekseninde hayata geçirdiği etkinliklerle, özellikle genç kuşaklarda farkındalık oluşturmayı ve yerel değerleri güçlendirmeyi sürdürüyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bornovada-zeytinyagi-kulturu-gelecege-tasiniyor-613984">Bornova&#8217;da zeytinyağı kültürü geleceğe taşınıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kış aylarında böbrek taşı riski artıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-bobrek-tasi-riski-artiyor-613680</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Feb 2026 08:32:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artıyor]]></category>
		<category><![CDATA[aylarında]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[Böbrek Taşı]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[idrar]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[kullanım]]></category>
		<category><![CDATA[mineral]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[protein]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[takviye]]></category>
		<category><![CDATA[taş]]></category>
		<category><![CDATA[taşı]]></category>
		<category><![CDATA[tuz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613680</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde son yıllarda giderek yaygınlaşan böbrek taşı, ani başlayan ve şiddetli sancılarla yaşamı kabusa çevirebilen ağrılara yol açabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-bobrek-tasi-riski-artiyor-613680">Kış aylarında böbrek taşı riski artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde son yıllarda giderek yaygınlaşan böbrek taşı, ani başlayan ve şiddetli sancılarla yaşamı kabusa çevirebilen ağrılara yol açabiliyor. Böbrek taşı hastalığının artık genç erişkinlerde hatta 20’li yaş grubunda da sık görüldüğünü belirten <strong>Acıbadem Kartal Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Emre Tokuç</strong> “Hastaların sıklıkla ‘hayatımda yaşadığım en şiddetli ağrı’ diye tanımladığı böbrek taşını, özellikle kış aylarında sık yapılan bazı hatalar ciddi şekilde artırabiliyor” diyor. Buna karşın alınacak basit ama etkili önlemlerle böbrek taşı riskini azaltmanın mümkün olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Tokuç “Böbrek taşı hastalığı, doğru yaşam tarzı değişiklikleri ve bilinçli yaklaşımlarla büyük ölçüde önlenebilir. Özellikle vitamin, mineral ve besin takviyeleri konusunda “ne kadar çok, o kadar iyi” anlayışı yerine, kişiye özel ve hekim kontrolünde kullanım esas alınmalıdır. Böbrek sağlığını korumanın yolu, doğru bilgiye dayanarak atılan küçük ama etkili adımlardan geçer” diyor. Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Tokuç kışın böbrek taşına yol açabilen 3 kritik hatayı ve böbrek taşına karşı basit ama etkili önlemleri anlattı,  önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>
<ul>
<li><strong>Kışın yeterli su içilmemesi: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p>Soğuk havada susama hissi azalır. Ancak az su içmek idrarın yoğunlaşmasına neden olur. Yoğunlaşan idrarda kalsiyum, oksalat ve ürik asit gibi taş oluşturan maddeler daha kolay kristalleşir. Yapılan bilimsel çalışmalar; günlük idrar hacmi azaldıkça taş riskinin belirgin şekilde arttığını göstermektedir. </p>
<p><strong>DOĞRUSU: Günde en az 2 litre su için</strong></p>
<p>Böbrek taşı oluşumunu önlemenin en temel yolu yeterli sıvı alımıdır. Bu nedenle özellikle kış mevsiminde gün içinde susamayı beklemeden ortalama en az 2 litre su tüketmek kritik önem taşımaktadır.  </p>
<ul>
<li><strong>Bilinçsiz vitamin ve mineral takviyesi kullanımı: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p>Son yıllarda bağışıklık sistemini güçlendirmek, yorgunluğu azaltmak ya da “daha sağlıklı olmak” amacıyla vitamin ve mineral takviyelerinin kullanımı belirgin şekilde artmıştır. Ancak bu ürünler tamamen masum değildir. Özellikle kontrolsüz, yüksek dozda ve uzun süreli kullanım böbrek taşı oluşum riskini artırabilir. Ayrıca ‘bitkisel’ olması böbreklere zarar vermeyeceği anlamına gelmez, aksine yüksek yük oluşturabilir. </p>
<p><strong>DOĞRUSU: Önce vitamin ve mineral değerlerinizi ölçtürün</strong></p>
<p>Vitamin ve mineral takviyeleri, mutlaka <strong>kişinin yaşına, eşlik eden hastalıklarına, kullandığı ilaçlara ve böbrek taşı öyküsüne göre</strong> planlanmalıdır. Takviye kullanımı öncesinde hekim görüşü almak, gerekiyorsa kan ve idrar tetkikleriyle ihtiyaç ve dozun belirlenmesi, böbrek taşı riskini azaltmak açısından son derece önemlidir.</p>
<ul>
<li><strong>Aşırı tuz ve hayvansal protein tüketimi: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p>Aşırı tuz tüketimi, idrarla kalsiyum atılımını artırarak taş oluşumunu kolaylaştırır. Kırmızı et ağırlıklı beslenme de, idrarda taş yapıcı maddelerin artmasına yol açabilir. Bunların yanında, son dönemde spor yapan bireylerin kas gelişimini hızlandırmak açısından kullandıkları protein tozlarının uzun dönem, yanlış ve bilinçsiz kullanımı da böbrek taşlarının gelişiminde rol oynayabilmektedir. </p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> <strong>Aşırı tuz ve protein tüketiminden kaçının</strong></p>
<p>Dengeli, tuzdan fakir ve sebze-meyve ağırlıklı bir beslenme düzeni böbrek taşı riskini azaltmada önemli rol oynar. Günlük tuz tüketiminin 5 gramı geçmemesi, hayvansal proteini abartmadan tüketmek, bitkisel protein kaynaklarına (baklagiller vb) yer vermek ve protein takviyelerini mutlaka bireysel ihtiyaçlar doğrultusunda uzman önerisiyle kullanmak gerekir. </p>
<p><strong>xxxxx Kutu Bilgisi xxxxxx</strong></p>
<p><strong>Tedavide kişiye özel yaklaşım çok önemli!</strong></p>
<p>Böbrek taşlarının içeriklerine göre farklılık gösterdiğini ve her taş tipi için önerilerin aynı olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Emre Tokuç şöyle konuşuyor: “Bu nedenle “herkese uyan tek bir diyet” yaklaşımı doğru değildir. Taş analizi yapılan hastalarda, taşın tipine göre kişiye özel beslenme ve korunma önerileri planlanmalıdır. Kulaktan dolma bilgiler yerine bireysel risk faktörlerine göre hareket edilmelidir. Daha önce böbrek taşı düşürmüş veya taş tedavisi görmüş kişilerde tekrar taş oluşma riski yüksektir. Bu hastaların düzenli aralıklarla üroloji kontrolüne gitmesi, gerekli tetkiklerin yapılması ve koruyucu önlemlerin gözden geçirilmesi önemlidir. Erken dönemde fark edilen taşlar, çoğu zaman daha basit yöntemlerle tedavi edilebilir.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-bobrek-tasi-riski-artiyor-613680">Kış aylarında böbrek taşı riski artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üreticiye, balıkçıya ve deniz sporlarına tam destek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ureticiye-balikciya-ve-deniz-sporlarina-tam-destek-613134</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Feb 2026 13:43:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[balıkçı]]></category>
		<category><![CDATA[balıkçıya]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[emek]]></category>
		<category><![CDATA[kooperatif]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[seferihisar]]></category>
		<category><![CDATA[sorunlar]]></category>
		<category><![CDATA[sporlarına]]></category>
		<category><![CDATA[tam]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[üreticiye]]></category>
		<category><![CDATA[yanında]]></category>
		<category><![CDATA[ziyaret]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613134</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Seferihisar’da gerçekleştirdiği kapsamlı ziyaretlerle üreticilerle, balıkçılarla ve deniz emekçileriyle bir araya geldi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ureticiye-balikciya-ve-deniz-sporlarina-tam-destek-613134">Üreticiye, balıkçıya ve deniz sporlarına tam destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Seferihisar’da gerçekleştirdiği kapsamlı ziyaretlerle üreticilerle, balıkçılarla ve deniz emekçileriyle bir araya geldi. </p>
<p>Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin’in ev sahipliğinde gerçekleşen ziyaretlerde; <br />Sığacık Su Ürünleri Kooperatifi, Akarca Balıkçı Barınağı, Ulamış Tarımsal Kalkınma Kooperatifi ve Teos Yat ve Yelken Kulübü ziyaret edilerek sorunlar yerinde dinlendi, talepler not alındı.</p>
<p>“Üretenin ve Emeğin Yanındayız”</p>
<p>Sığacık Su Ürünleri Kooperatifi ve Akarca Balıkçı Barınağı’nda kıyı balıkçılığıyla geçimini sağlayan balıkçılarla buluşan Başkan Tugay, balıkçıların yaşadığı sorunları dinledi. Kıyı balıkçılığının hem yerel ekonomi hem de sürdürülebilir gıda açısından büyük önem taşıdığına dikkat çeken Tugay, İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak küçük ölçekli balıkçıların her zaman yanında olduklarını vurguladı.</p>
<p>Başkan Tugay, “Kıyı balıkçılığı bu kentin kültürüdür, emeğidir. Alın teriyle denizden geçimini sağlayan balıkçılarımızın sorunlarını görmezden gelmemiz mümkün değil. Üreten, emek veren herkesin yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.</p>
<p>Tarımda Dayanışma Vurgusu: <br />Ulamış’ta üreticiyle buluşma</p>
<p>Ziyaretlerin bir diğer durağı Ulamış Tarımsal Kalkınma Kooperatifi oldu. Kooperatif üyeleriyle bir araya gelen heyet, üreticilerin yaşadığı sorunları, maliyet baskılarını ve beklentileri dinledi. </p>
<p>Tarımın Seferihisar için stratejik bir öneme sahip olduğunu ifade eden Başkan Tugay, kooperatiflerin yerel kalkınmadaki rolüne dikkat çekti.</p>
<p>Tugay, “Kooperatifler üreticinin gücüdür. Tarımda sürdürülebilirliği sağlamak, üreticiyi ayakta tutmak için dayanışmayı büyütmek zorundayız. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak bu anlayışla çalışıyoruz” diye konuştu.</p>
<p>Teos Yat ve Yelken Kulübü’nde Deniz Sporları Masaya Yatırıldı</p>
<p>Program kapsamında Teos Yat ve Yelken Kulübü de ziyaret edildi. Kulüp yöneticileri ve üyeleriyle yapılan görüşmede deniz sporlarının geliştirilmesi, altyapı ihtiyaçları ve kulübün talepleri ele alındı. Denizle iç içe bir kent olan Seferihisar’da sporun ve deniz kültürünün desteklenmesinin önemine vurgu yapıldı.</p>
<p>Yetişkin: “Seferihisar’da emeğin yanında güçlü bir dayanışma var”</p>
<p>Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin ise yapılan ziyaretlerin büyük önem taşıdığını belirterek, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’a teşekkür etti. </p>
<p>Yetişkin, “Balıkçımızdan çiftçimize, kooperatiflerimizden deniz sporlarıyla uğraşan emekçilerimize kadar herkesin sesi duyuluyor. Sayın Büyükşehir Belediye Başkanımızın Seferihisar’da üreticinin ve emeğin yanında durması bizlere güç veriyor” dedi.</p>
<p>Yetişkin sözlerini şöyle sürdürdü:<br />“Seferihisar’ın en önemli geçim kaynakları olan kıyı balıkçılığı ve tarımsal üretimi birlikte güçlendireceğiz. Sorunları yerinde dinleyen, çözüm için birlikte hareket eden bu anlayışı büyüterek sürdüreceğiz.”</p>
<p>Ortak Mesaj: Üretim, Emek ve Dayanışma</p>
<p>Gerçekleştirilen ziyaretler, İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Seferihisar Belediyesi’nin üretimden yana, emekten yana ve yerel kalkınmayı önceleyen ortak vizyonunu bir kez daha ortaya koydu. </p>
<p>Balıkçıların, üreticilerin ve deniz emekçilerinin taleplerinin not alındığı ziyaretlerin, önümüzdeki süreçte hayata geçirilecek projelere ışık tutması bekleniyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ureticiye-balikciya-ve-deniz-sporlarina-tam-destek-613134">Üreticiye, balıkçıya ve deniz sporlarına tam destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dr. Tunçez; &#8220;İklim Değişikliği ile Mücadelede, Geleceğimiz İçin Bugünden Harekete Geçmeliyiz&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dr-tuncez-iklim-degisikligi-ile-mucadelede-gelecegimiz-icin-bugunden-harekete-gecmeliyiz-612665</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Feb 2026 11:49:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[değişimler]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[geleceğimiz]]></category>
		<category><![CDATA[İklim Değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[kar]]></category>
		<category><![CDATA[klim]]></category>
		<category><![CDATA[kurak]]></category>
		<category><![CDATA[mücadelede]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sıcak]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>
		<category><![CDATA[tunçez]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=612665</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde gözlenen sıcaklık artışları ve yağış rejimlerindeki değişimler, iklimde yaşanan dönüşümün etkilerini daha belirgin hale getiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-tuncez-iklim-degisikligi-ile-mucadelede-gelecegimiz-icin-bugunden-harekete-gecmeliyiz-612665">Dr. Tunçez; &#8220;İklim Değişikliği ile Mücadelede, Geleceğimiz İçin Bugünden Harekete Geçmeliyiz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span>Dünya genelinde gözlenen sıcaklık artışları ve yağış rejimlerindeki değişimler, iklimde yaşanan dönüşümün etkilerini daha belirgin hale getiriyor. Bu süreç, bilimsel çalışmaların odağında yer almasının yanı sıra günlük yaşamda da giderek daha fazla fark ediliyor. Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Enerji Yönetimi Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Fatma Didem Tunçez, iklim değişikliğine ilişkin güncel gelişmeler ve alınabilecek önlemler hakkında değerlendirmelerde bulundu. </span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>“Buzullar Eriyor, Kuraklık Daha Sık Yaşanıyor”</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>KTO Karatay Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Enerji Yönetimi Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Fatma Didem Tunçez, küresel iklimde yaşanan değişimlerin özellikle yarı kurak kuşakta yer alan Türkiye açısından dikkatle takip edilmesi gerektiğini belirterek; “Bilimsel veriler, son yüzyılda dünya yüzey sıcaklığının yaklaşık 0,6°C arttığını, atmosferin alt katmanlarında ise her on yılda ortalama 0,15°C’lik bir yükseliş kaydedildiğini gösteriyor. Kar ve deniz buzullarındaki azalma, iklim sistemindeki dönüşümün önemli göstergeleri arasında yer alıyor. Buzul alanlarında ve kar örtüsünde gözlenen değişimler ile birlikte sıcak hava dalgaları ve kurak dönemlerin daha belirgin hale geldiği görülüyor. Bu sürecin etkileri Akdeniz Havzası’nda da yakından izlenmektedir. Kuzey Kutbu’nda buz kalınlığının yaz aylarında yaklaşık %40 oranında inceldiği tespit edilirken; orta ve yüksek enlemlerde şiddetli yağışların arttığı, subtropikal bölgelerde ise kurak koşulların daha yaygın hale geldiği ifade ediliyor. Ayrıca sıcak günlerin sayısında artış gözlenirken, soğuk hava dalgalarının daha sınırlı yaşandığı değerlendirilmektedir” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>“İklim Değişikliği, Tarımsal Üretimi de Etkiliyor”</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Tunçez, küresel ısınmanın Türkiye ve tarımsal üretim üzerindeki etkilerine dikkat çekerek şu değerlendirmelerde bulundu: “Türkiye’nin büyük bir bölümünün yarı kurak iklim kuşağında yer alması, iklim değişikliğinin etkilerinin daha yakından izlenmesini gerekli kılıyor. Çölleşme eğilimleri, tarım topraklarında nem dengesinin korunması, su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi ve kıyı alanlarının korunması gibi başlıklar önem kazanıyor. Bununla birlikte sel, taşkın ve orman yangınlarına karşı önleyici tedbirlerin güçlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor. İklim değişikliği tarımsal üretim süreçlerini de yeniden şekillendiriyor. Sıcaklık artışları ve yağış rejimindeki değişimler, ürün verimliliğinin korunmasına yönelik yeni uygulamaları gündeme getirirken; hasat takvimlerinin planlanması, sulama imkânlarının etkin kullanımı ve hayvancılıkta verimliliği artıracak stratejiler üzerinde duruluyor.”</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>İklim Değişikliğinin Turizm ve Enerjiye Yansımaları</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>İklim değişikliğinin tarımın yanı sıra turizm ve enerji sektörüne de etki ettiğine değinen Tunçez; “İklimde yaşanan değişimler, farklı sektörlerde planlama ve uyum çalışmalarının önemini artırıyor. Kış turizmi bölgelerinde sezon sürelerinin yeniden şekillenebileceği, yaz aylarında ise artan sıcaklıkların destinasyon tercihlerinde değişimlere yol açabileceği öngörülüyor. Enerji tarafında, hidroelektrik üretiminin su seviyelerindeki dalgalanmalardan etkilenmesi ve artan soğutma ihtiyacının elektrik talebini desteklemesi söz konusu olabilir. Bu süreç, enerji arz ve talep dengesinin dikkatle yönetilmesini gerekli kılıyor. Ayrıca güneş enerjisi santrallerinin sıcak ve kurak dönemlerde oluşabilecek çevresel etkilere karşı hazırlıklı olması, su kaynaklarının sürdürülebilir kullanımının ise tüm enerji tesisleri açısından önemini koruduğu değerlendirilmektedir” şeklinde konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>“Geleceğimiz İçin Bilinçli Adımlar Atmalıyız”</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Türkiye’nin iklim değişikliğine karşı uyum kapasitesini güçlendirecek politikalarla önemli bir dönüşüm fırsatına sahip olduğuna dikkat çeken Tunçez; “Geleceğimiz için doğru planlama ve zamanında atılacak bilinçli adımlar ile olası riskleri yönetilebilir düzeye indirebiliriz. Türkiye’nin sahip olduğu doğal kaynaklar, genç nüfus ve teknik altyapı, bu sürecin başarıyla yönetilmesinde önemli avantajlar sağlıyor. İklim değişikliğini doğru strateji ile ele alındığımızda çevresel sürdürülebilirlik, enerji verimliliği ve ekonomik dayanıklılık açısından yeni fırsatlar da sunabilir. Etkin su yönetimi ve tasarruf uygulamalarının yaygınlaştırılması, kuraklığa dayanıklı ve verimliliği artıran tarım tekniklerinin geliştirilmesi gibi adımlar hem çevresel dengeyi korumaya hem de ekonomik istikrarı güçlendirmeye katkı sağlayacaktır” diyerek bilinçli ve duyarlı adımlar atılmasının, sürdürülebilir bir gelecek inşasında belirleyici olacağını ifade etti.</span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-tuncez-iklim-degisikligi-ile-mucadelede-gelecegimiz-icin-bugunden-harekete-gecmeliyiz-612665">Dr. Tunçez; &#8220;İklim Değişikliği ile Mücadelede, Geleceğimiz İçin Bugünden Harekete Geçmeliyiz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Memorial Bodrum&#8217;da SGK Dönemi Başladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/memorial-bodrumda-sgk-donemi-basladi-612264</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Feb 2026 07:48:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[anlaşma]]></category>
		<category><![CDATA[başladı]]></category>
		<category><![CDATA[bodrum]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[memorial]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sgk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=612264</guid>

					<description><![CDATA[<p>Memorial Sağlık Grubu’nun bölgedeki önemli sağlık yatırımlarından biri olan Memorial Bodrum Hastanesi, bu anlaşma ile cerrahi ve dahili branşlardan kadın, çocuk ve kalp sağlığına; girişimsel işlemlerden ileri tanı ve tedavi yöntemlerine kadar uzanan geniş bir hizmet yelpazesini SGK’lı hastalar için erişilebilir hale getiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/memorial-bodrumda-sgk-donemi-basladi-612264">Memorial Bodrum&#8217;da SGK Dönemi Başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Memorial Sağlık Grubu’nun bölgedeki önemli sağlık yatırımlarından biri olan Memorial Bodrum Hastanesi, bu anlaşma ile cerrahi ve dahili branşlardan kadın, çocuk ve kalp sağlığına; girişimsel işlemlerden ileri tanı ve tedavi yöntemlerine kadar uzanan geniş bir hizmet yelpazesini SGK’lı hastalar için erişilebilir hale getiriyor.</p>
<p>Ortakent’te hizmet veren Memorial Bodrum Hastanesi, bölgede uzun süredir hissedilen önemli bir ihtiyaca da yanıt veriyor. Özellikle çocuk hastaların sağlığı için büyük önem taşıyan <strong>gece polikliniği hizmeti saat 00.00’a kadar</strong> devam ediyor. Kalp ve damar cerrahisi, kardiyoloji, beyin, sinir ve omurilik cerrahisi, genel cerrahi, ortopedi ve travmatoloji, üroloji, dahiliye, endokrinoloji, dermatoloji, plastik cerrahi, çocuk sağlığı ve hastalıkları, kadın hastalıkları ve doğum, perinatoloji (yüksek riskli gebelik takibi) ile ağız ve diş sağlığı alanlarında güçlü bir yapılanmaya sahip olan hastane; mikrocerrahi, el cerrahisi, çocuk nörolojisi ve pediatrik cerrahi gibi ileri uzmanlık gerektiren branşlarda da hizmet sunuyor.</p>
<p>SGK anlaşması sayesinde Bodrum ve çevresinde yaşayan vatandaşlar, sağlık hizmetleri için başka illere gitmek zorunda kalmadan, kendi bölgelerinde tam donanımlı bir hastanede ileri teknoloji olanaklarıyla tedavi olma imkânına kavuşuyor.</p>
<p><strong>“Öncelikli hedefimiz, kaliteli ve güvenilir sağlık hizmetlerini daha fazla insana ulaştırmak.”</strong></p>
<p><strong>Memorial Sağlık Grubu CEO’su</strong> <strong>Bora Uludüz</strong>, SGK anlaşmasına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi. “Memorial Bodrum Hastanesi’ni hayata geçirirken hedefimiz, Bodrum ve çevresinde yaşayan herkes için nitelikli, güvenilir ve sürdürülebilir sağlık hizmetini erişilebilir kılmaktı. 2026 yılının ilk ayında SGK anlaşmamızın devreye girmesi, bu hedefimizin en somut adımlarından biri oldu. Bugün Memorial Bodrum Hastanemiz, güçlü hekim kadrosu, ileri tanı ve tedavi altyapısı ve geniş branş yelpazesiyle bölgenin önemli sağlık merkezlerinden biri konumunda. SGK anlaşmasıyla birlikte bu hizmetleri çok daha geniş bir kesimle buluşturuyoruz. Bodrumluların sağlık ihtiyaçları için başka şehirlere gitmek zorunda kalmadığı, kendi yaşadıkları yerde Memorial kalitesine ulaşabildiği bir yapı kurmayı önemsiyoruz. Memorial Sağlık Grubu olarak her yatırımımızda olduğu gibi Bodrum’da da sağlıkta kaliteyi, güveni ve erişilebilirliği birlikte sunmaya ve bulunduğumuz bölgeye uzun vadeli değer katmaya devam edeceğiz.”</p>
<p><strong>Bölgeye Değer Katan Sağlık Yatırımı</strong></p>
<p>17 bin metrekarelik alanda hizmet veren Memorial Bodrum Hastanesi; 50 poliklinik, 7 tam donanımlı ameliyathane ve 148 yatak kapasitesiyle bölgenin en kapsamlı sağlık yatırımlarından biri olarak öne çıkıyor. Modern mimarisi, ileri tıp teknolojileri ve uzman kadrosu sayesinde kısa sürede Bodrum’un saygın sağlık merkezleri arasında yerini alan hastane, SGK anlaşmasıyla birlikte etki alanını daha da genişletti. Memorial Bodrum Hastanesi, yalnızca Bodrum’a değil; Muğla Merkez, Milas, Datça, Fethiye, Marmaris ve Göcek başta olmak üzere çevre ilçelerden gelen hastalara da nitelikli sağlık hizmeti sunarak bölgenin referans sağlık merkezi olma konumunu pekiştiriyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/memorial-bodrumda-sgk-donemi-basladi-612264">Memorial Bodrum&#8217;da SGK Dönemi Başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Geleceğin sınıfları dijital inovasyon ve basılı materyallerin gücünü birleştiriyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gelecegin-siniflari-dijital-inovasyon-ve-basili-materyallerin-gucunu-birlestiriyor-612240</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Feb 2026 07:29:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[basılı]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[geleceğin]]></category>
		<category><![CDATA[gücünü]]></category>
		<category><![CDATA[inovasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Katılımcıların]]></category>
		<category><![CDATA[materyallerin]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenme]]></category>
		<category><![CDATA[öğretim]]></category>
		<category><![CDATA[Öğretme]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[orta]]></category>
		<category><![CDATA[sınıfları]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[yenilikçi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=612240</guid>

					<description><![CDATA[<p>Epson’un gerçekleştirdiği araştırmaya göre ebeveynlerin ve öğretmenlerin %73’ü projektörleri eğitimde temel araçlar arasında görürken, %61’i ise bu teknolojilerin öğrencilerin derse katılımını artırdığını söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gelecegin-siniflari-dijital-inovasyon-ve-basili-materyallerin-gucunu-birlestiriyor-612240">Geleceğin sınıfları dijital inovasyon ve basılı materyallerin gücünü birleştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Epson’un gerçekleştirdiği araştırmaya göre ebeveynlerin ve öğretmenlerin %73’ü projektörleri eğitimde temel araçlar arasında görürken, %61’i ise bu teknolojilerin öğrencilerin derse katılımını artırdığını söylüyor. Katılımcıların %65’i yazıcıların etkili öğretme ve öğrenme için vazgeçilmez olduğunu belirtirken, yarıdan fazlası da basılı materyallerin daha derin okuma ve anlama sağladığını ifade ediyor. Bu bulgular, dijital ve basılı eğitimin birlikte kullanıldığı, hibrit bir yaklaşımın gerekliliğine işaret ediyor. Katılımcıların çoğunluğu (%59), öğrenmenin daha yenilikçi ve ilgi çekici hale gelmesi gerektiğini düşünürken, yarıdan fazlası okulların en yeni teknolojilere erişiminin artırması gerektiğini vurguluyor.</strong></p>
<p>Epson’un gerçekleştirdiği araştırma yeni teknolojilere erişimin, geleceğin sınıflarını inşa etmek ve güçlü öğrenme çıktıları elde etmek için temel bir unsur olduğunu ortaya koyuyor. Araştırmaya katılanlar; daha yenilikçi, ilgi çekici, sürükleyici ve etkileşimli öğrenme ortamlarına duyulan ihtiyacın altını çiziyor. </p>
<p><strong>Hibrit eğitim yapısı etkili sonuçlar veriyor</strong></p>
<p>Projektörler gibi dijital araçlar öğretimi ve iş birliğini güçlendiren çözümler olarak görülürken, basılı materyaller de önemini koruyor. Hem ebeveynler hem de öğretmenler basılı materyallerin daha derin okuma ve anlama sağladığını belirterek, geleceğin sınıflarının geleneksel öğrenme yöntemleri ile yenilikçi dijital platformların bir araya geldiği hibrit bir yapıda en etkili sonuçları vereceği görüşünü destekliyor.</p>
<p><strong>Dijital platformlar sınıfların ayrılmaz parçası</strong></p>
<p>Epson’un eğitim kurumlarındaki öğrenme yaklaşımlarının etkinliğine ilişkin öğretmen ve ebeveyn algısını ölçmek amacıyla gerçekleştirdiği araştırma sonuçlarına göre; katılımcıların %76’sı dijital platformların sınıfların ayrılmaz bir parçası olduğunu düşünüyor. Bununla birlikte, öğretmen ve ebeveynlerin önemli bir bölümü de basılı kaynakların daha derin okuma ve anlama becerilerini desteklemeye devam ettiğini vurguluyor. Katılımcıların yarıdan fazlası, basılı öğrenme materyallerinin daha güvenilir ve odaklanmayı kolaylaştıran bir öğrenme deneyimi sunduğunu ifade ederken, Orta Doğu’da bu görüşün en güçlü olduğu ülkeler %64 ile Suudi Arabistan ve %62 ile Birleşik Arap Emirlikleri oldu.</p>
<p><strong>Dijital araçlar ile basılı materyallerin birlikte kullanılmasının önemi artıyor</strong></p>
<p>Katılımcıların çoğunluğu (%59), okulların daha yenilikçi ve ilgi çekici öğretim yöntemleri kullanması gerektiğini belirtirken, büyük bir kesim de en yeni teknolojilere erişimin kritik önem taşıdığını belirtiyor. Veriler, dijital araçlar ile basılı materyallerin birlikte kullanılmasının günümüz eğitim ihtiyaçlarını daha iyi karşılayacağını gösteriyor.</p>
<p><strong>Projektörler eğitimde verimliliği artırıyor</strong></p>
<p>Tüm katılımcılar genelinde, %73’lük bir kesim projektörleri sınıflar için vazgeçilmez bir teknoloji olarak değerlendiriyor. Katılımcıların %67’si projektör kullanımının öğrenme sürecini zenginleştirdiğini, %63’ü öğrenilen içeriği daha akılda kalıcı hale getirdiğini ve %61’i öğrenci katılımını artırdığını belirtiyor. Ankete katılanların %60’ı ise projektörlerin yaratıcılık ve hayal gücünü tetikleme potansiyelini en önemli fayda olarak görüyor. </p>
<p>Türkiye’de ise katılımcıların %60’ı projektör kullanımının; öğrenme sürecini zenginleştirdiğini, %58’i öğrenilen içeriğini daha akılda kalıcı hale getirdiğini, %58’i öğrenci katılımını artırdığını, %70’i yaratıcılık ve hayal gücünü tetikleme potansiyelini artırdığını, %63’ü ise projektörlerin eğitimi daha verimli bir hale getirdiğini belirtiyor.</p>
<p>Fiziksel araçlara bakıldığında ise katılımcıların yaklaşık yarısı basılı materyallerin bilgiyi daha iyi hatırlamayı desteklediğini ve not alma ile işaretleme açısından önemli avantajlar sunduğunu ifade ediyor. Türkiye’deki katılımcıların %53’ü basılı materyallerin okunmasının daha kolay olduğunu, %55’i derin okuma ve anlama becerisini teşvik ettiğini, %46’sı bu tip materyallere daha kolay erişildiğini, %51’i basılı materyallere daha kolay not alma ve açıklama eklenebildiğini belirtiyor. </p>
<p><strong>Yenilikçi ve ilgi çekici öğretim yöntemlerinin benimsenmesi gerekiyor</strong></p>
<p>Katılımcıların üçte ikisinden fazlası (%69), öğrencilerin dizüstü bilgisayar ve tablet kullanımına bağlı olarak zaman zaman ekran yorgunluğu yaşadığını belirtirken, %59’u basılı materyallerin gözler için daha rahat bir çalışma ortamı sağladığını ifade ediyor.</p>
<p>Geleceğe yönelik iyileştirme yapılması gereken alanlara bakıldığında ise; katılımcılar öğretme ve öğrenme etkinliğini artırabilecek çeşitli öncelikleri belirliyor. En sık dile getirilen öneriler arasında; %59 ile daha yenilikçi ve ilgi çekici öğretim yöntemlerinin benimsenmesi yer alıyor. Bunun yanı sıra öğretmen eğitimlerinin ve mesleki gelişim olanaklarının iyileştirilmesi ile yeni teknolojilere erişimin artırılması da öne çıkan başlıklar arasında bulunuyor.</p>
<p>Tüm pazarlarda öğretmen ve ebeveynlerin neredeyse yarısı, yapay zekânın öğretim ve öğrenme süreçlerine entegre edilmesini destekliyor. Bu destek, çoğunluğun olumlu görüş bildirdiği Suudi Arabistan’da en yüksek seviyeye ulaşıyor. Ayrıca, tüm pazarlarda sürdürülebilirliğin önemi konusunda güçlü bir uzlaşı bulunuyor; katılımcıların %92’si eğitim ortamları için teknoloji çözümleri seçilirken çevre dostu özelliklerin önemli bir kriter olduğunu belirtiyor.</p>
<p><strong>Hibrit öğretim yaklaşımına talep artıyor</strong></p>
<p>Epson META-CWA (Orta Doğu, Türkiye, Afrika, Orta ve Batı Asya) Ticari Operasyonlar Başkan Yardımcısı Suat Özsoy: “Epson olarak öğrencileri ve eğitimcileri yenilikçi araçlarla destekleyerek sınıfların geleceğini şekillendiriyoruz. Son araştırmamız, dijital çözümler ile basılı materyallerin kanıtlanmış faydalarını bir araya getiren hibrit öğretim yaklaşımına olan talebin giderek arttığını gösteriyor. Projektörlerimiz, sınıfları etkileşimli ve ilgi çekici öğrenme alanlarına dönüştürürken, gelişmiş yazıcılarımız da basılı materyallerin somut avantajlarını sunuyor. Tüm bunları sürdürülebilirlik odağıyla hayata geçiriyoruz. Bu teknolojiler birlikte kullanıldığında dinamik ve zenginleştirici bir eğitim deneyimi sağlıyor.” diyor.</p>
<p>Epson’un teknoloji portföyünde modern özelliklerle donatılmış yazıcı ve projektör çözümleri yer alıyor. Yazıcılar; düşük enerji tüketimi, minimum atık, kompakt tasarım ve yüksek güvenilirlik sunacak şekilde tasarlanıyor. Epson projektörleri ise büyük ve ölçeklenebilir görüntüleme alanlarıyla eğitimcilerin daha etkileşimli ve iş birliğine dayalı öğrenme ortamları oluşturmasına destek oluyor. Çoklu dokunmatik kalem ve parmak desteği, kablosuz BYOD bağlantısı ve Miracast üzerinden ekran yansıtma gibi esnek etkileşim seçenekleri sayesinde Epson projektörleri, sınıf içinde bilgi paylaşımını ve etkileşimi artırarak sürükleyici ve uygulamalı öğrenme deneyimleri sunuyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gelecegin-siniflari-dijital-inovasyon-ve-basili-materyallerin-gucunu-birlestiriyor-612240">Geleceğin sınıfları dijital inovasyon ve basılı materyallerin gücünü birleştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dursun Aydın Özbek: &#8220;Sponsorluk iş birliklerimiz sayesinde hem kulübümüz hem de markalar kazanıyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dursun-aydin-ozbek-sponsorluk-is-birliklerimiz-sayesinde-hem-kulubumuz-hem-de-markalar-kazaniyor-611418</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Feb 2026 10:59:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[aydın]]></category>
		<category><![CDATA[başa]]></category>
		<category><![CDATA[birliklerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[corendon]]></category>
		<category><![CDATA[dursun]]></category>
		<category><![CDATA[futbol]]></category>
		<category><![CDATA[galatasaray]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[milli]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[özbek]]></category>
		<category><![CDATA[sayesinde]]></category>
		<category><![CDATA[sponsorluk]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[sport]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611418</guid>

					<description><![CDATA[<p>Brand &#038; Sports Summit 2026, “Oyunu Değiştirenler” temasıyla Kadıköy Paribu Art’ta gerçekleşti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dursun-aydin-ozbek-sponsorluk-is-birliklerimiz-sayesinde-hem-kulubumuz-hem-de-markalar-kazaniyor-611418">Dursun Aydın Özbek: &#8220;Sponsorluk iş birliklerimiz sayesinde hem kulübümüz hem de markalar kazanıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Brand &#038; Sports Summit 2026, “Oyunu Değiştirenler” temasıyla Kadıköy Paribu Art’ta gerçekleşti. Zirve kapsamında düzenlenen Corendon Sport Talks’un konuğu olan Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Dursun Aydın Özbek, sporda sponsorluğun stratejik rolünü anlatarak, finansal sürdürülebilirlik ve tesisleşmenin önemine değindi.</strong></p>
<p>Spor ve iletişim dünyasının önde gelen profesyonellerini bir araya getiren Brand &#038; Sports Summit, 5–6 Şubat 2026 tarihlerinde Kadıköy Paribu Art’ta “Oyunu Değiştirenler” temasıyla gerçekleştirildi. Spor ve iletişim endüstrileri arasında güçlü bir köprü kuran zirve; sporda değişen yaklaşımların, yeni iş modellerinin ve ilham veren uygulamaların ele alındığı özgün bir paylaşım platformu olma özelliğini bu yıl da sürdürdü.</p>
<p>Zirvenin ana destekçileri arasında yer alan yenilikçi hava yolu markası Corendon Airlines’ın spora yaptığı katkıların önemli bir yansıması olan Corendon Sport Talks, Brand &#038; Sports Summit kapsamında gerçekleştirildi. 6 Şubat’ta Hürriyet Gazetesi Spor Müdürü Mehmet Arslan’ın moderatörlüğünde düzenlenen oturumun konuğu, Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Dursun Aydın Özbek oldu. “Sporda Sponsorluğun Stratejik Önemi” başlığıyla gerçekleşen oturumda, sponsorluk çalışmalarının kulüpler için taşıdığı kritik rol, sürdürülebilir başarıya katkısı ve Galatasaray’ın bu alandaki uzun vadeli vizyonu ele alındı.</p>
<p><strong>Hedeflere ulaşma yolunda desteğin önemi</strong></p>
<p>Galatasaray Spor Kulübü’nün misyonunun; sporun ve olimpik branşların sevilmesine ve yaygınlaşmasına katkı sağlamak olduğunu vurgulayan Özbek, “Türkiye’de ve Avrupa’da başarılı olmayı hedefliyoruz. Bu hedeflere ulaşmak için güçlü desteklere ihtiyaç var. Sponsorluklar bu noktada devreye giriyor. Sponsorlarımız, Galatasaray gibi bir dünya markasıyla iş birliği yapmaktan büyük memnuniyet duyuyor. Sponsorluk iş birliklerimiz sayesinde hem kulübümüz hem de markalar kazanıyor” dedi.</p>
<p><strong>Hedef sponsorluk gelirini 100 milyon avronun üzerine taşımak</strong></p>
<p>Kulübün sponsorluk gelirlerine ilişkin de önemli bilgiler paylaşan Özbek, bu sezon 85–90 milyon avro bandında sponsorluk desteği sağlandığını, hedeflerinin bu rakamı 100 milyon avronun üzerine taşımak olduğunu belirtti. Sponsorluk anlayışlarının yalnızca logo görünürlüğüyle sınırlı olmadığını vurgulayan Özbek, “Markalarla projeler geliştirerek, iş ortaklıkları kurarak birlikte değer yaratmayı önemsiyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Stadyum deneyimini geliştiren yenilikler</strong></p>
<p>Stadyum deneyimini geliştirmeye yönelik yatırımlara da değinen Özbek, ailelerin statlara daha fazla gelmeye başladığını, bu doğrultuda etkinliklerin yeniden kurgulandığını söyledi. Özbek, LED alanlarının artırılmasıyla sponsor görünürlüğünün güçlendirildiğini belirtti.</p>
<p>Özbek, yayın gelirlerindeki düşüşe dikkat çekerek, “400 milyon avroluk bütçemizin yalnızca 11–12 milyon avrosu naklen yayın gelirlerinden geliyor. Bu nedenle faaliyet dışı gelirleri artırmaya odaklanıyoruz” dedi.</p>
<p><strong>Tüm branşlar Aslantepe’de toplanıyor</strong></p>
<p>Riva ve Florya projelerinin kulüp için stratejik öneme sahip olduğunu ifade eden Özbek, bu projelerin meyvelerini vermeye başladığını belirtti. Finansal sürdürülebilirliği sağladıklarını söyleyen Özbek, tesisleşme vizyonuna da dikkat çekti. Futbol dışında 17 branşta faaliyet gösteren Galatasaray’ın tüm branşlarını Aslantepe’de toplayacak, 365 gün yaşayan büyük bir tesis projesinin temelinin mart–nisan aylarında atılacağını açıkladı. Özbek ayrıca, Mecidiyeköy ve Kemerburgaz futbol tesisleri gibi projelerin de başarıyla ilerlediğini sözlerine ekledi.</p>
<p><strong>Temel misyon: Avrupa’da başarı</strong></p>
<p>Genç taraftar kitlesiyle iletişimi güçlendirmeye büyük önem verdiklerini belirten Özbek, Z kuşağına yönelik dijital projeler ve sosyal medya çalışmalarıyla Avrupa’daki birçok kulübü geride bırakan erişim rakamlarına ulaştıklarını ifade etti. Avrupa’da başarılı olmanın Galatasaray’ın temel misyonlarından biri olduğunu vurgulayan Özbek, finansal disiplinle birlikte sportif başarıyı da aynı anda hedeflediklerini dile getirdi.  Özbek, “UEFA&#8217;da karşılaştığımız takımları yenen, yarışmacı bir takım kurmak zorundayız” diye konuştu.</p>
<p><strong>Taraftarlara mesaj</strong></p>
<p>Konuşmasının sonunda taraftarlara özel bir mesaj ileten Özbek, Galatasaray’ın gücünün arkasında taraftar tutkusunun yer aldığını belirterek, “Biz taraftarlarımızla birlikte büyüyoruz. Onlar yanımızda olduğu sürece başaramayacağımız hiçbir şey yok” dedi.</p>
<p><strong>Spora değer katan yayın serisi: Corendon Sport Talks</strong></p>
<p>Havacılık ve turizm sektörlerinde hayata geçirdiği yeniliklerle milyonlarca yolcuyu hayallerindeki destinasyonlara ulaştıran Corendon Airlines, 20. kuruluş yılı kapsamında hayata geçirdiği Corendon Sport Talks video serisiyle spora verdiği desteği sürdürmeye devam ediyor. Sporun birleştirici gücünü merkeze alan bu özel projede, Türk spor tarihine iz bırakan isimlerin ilham veren hikâyeleri geniş kitlelerle buluşuyor.</p>
<p>Spor dünyasına farklı bir bakış sunmayı hedefleyen Corendon Sport Talks’un 2025-2026 yıllarında yayınlanan bölümlerinde konuk olan isimler şöyle:</p>
<ul>
<li>Onvo Antalyaspor Teknik Direktörü Emre Belözoğlu ve Corendon Turizm Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Yıldıray Karaer</li>
<li>Beşiktaş JK eski başkanı, iş insanı ve spor yöneticisi Hüseyin Yücel, FIFA eski hakemi ve futbol yorumcusu Fırat Aydınus</li>
<li>Muratpaşa Belediyesi Spor Kulübü Genç Kızlar Voleybol Takımı&#8217;ndan Dora Badem, Yaren Çalışkan ve Selvi Alpaslan</li>
<li>Gazeteci, sunucu ve futbol yorumcusu Ersin Düzen, eski milli futbolcu ve futbol yorumcusu Nihat Kahveci ile eşi sunucu Fulya Sever Kahveci</li>
<li>Eski milli basketbolcu ve TBF Sportif Direktörü Alper Yılmaz ile eski milli basketbolcu ve Türkiye Basketbol Federasyonu Başkan Vekili Harun Erdenay</li>
<li>Corendon Alanyaspor&#8217;un teknik direktörü João Pereira</li>
<li>Profesyonel Tur Rehberi, Turizm Pazarlama Uzmanı ve Sürdürülebilir Turizm Gönüllüsü Ceylan Şensoy ile biricik annesi Milli Atlet ve Antrenör Çiçek Solon Şensoy</li>
<li>Corendon Alanyaspor kaptanı, Türk millî futbolcu Efecan Karaca</li>
<li>Corendon Airlines Tahtalı Run to Sky yarışının organizatörlerinden ve Merrell Skyrunner® World Series direktörü Andres Olivera ve Amerikalı profesyonel koşucu Morgan Eliiot</li>
<li>Triatlet ve içerik üreticisi Fatih Topçu</li>
<li>Fenerbahçe Kadın Futbol Takımı Kaptanı, Türk Millî Futbolcu Yağmur Uraz</li>
<li>Spor Spikeri ve Sunucu Ertem Şener</li>
<li>Spor spikeri, sunucu ve gazeteci Fuat Akdağ</li>
<li>Ünlü oyuncu ve sunucu Selçuk Yöntem</li>
<li>Eski milli futbolcu ve teknik direktör Arda Turan</li>
<li>Hull City AFC futbol takımı sahibi Acun Ilıcalı</li>
<li>Polonya asıllı Alman futbolcu Lukas Podolski</li>
<li>Türk teknik direktör ve eski millî futbolcu Mustafa Denizli</li>
<li>2024 Avrupa Güreş Şampiyonası altın madalya sahibi milli güreşci Nesrin Baş</li>
<li>A Milli Kadın Voleybol Takımı Liberosu ve Eczacıbaşı Dynavit kaptanı Simge Aköz</li>
<li>Argeus Travel &#038; Events Yönetici Ortağı ve Salomon Cappadocia Ultra-Trail Organizatörü Aydın Ayhan Güney ile; belgesel yapımcısı, Sport Point Extreme CEO’su ve Kurucu Ortağı, ayrıca Skechers Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi ve Kurucu Ortağı Orkun Olgar</li>
<li>Wellness &#038; Yoga Eğitmeni, Sunucu ve Yazar Ece Vahapoğlu, Joy of Athletics &#038; Gurme Run Kurucusu, Eski Milli Triatlet Bahar Saygılı ve Team Corendon ekibinde yer alan Corendon Airlines çalışanlarından Uçuş Operasyon Uzmanı Ali Özkan ile Uçuş Ağı Planlama ve Zamanlama Müdür Yardımcısı Ceren Küçükçetin</li>
<li>Dünya ve Avrupa Karate Şampiyonu, Milli sporcu Serap Özçelik Arapoğlu</li>
<li>Eski Futbolcu ve Teknik Direktör Yılmaz Vural</li>
</ul>
<p>Corendon’un, Corendon Sport Talks video serisinin yanı sıra spor dünyasına değer katmak hedefiyle yaptığı çalışmalar Corendon Sports Instagram sayfasından takip edilebiliyor: https://www.instagram.com/corendonsports/   </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dursun-aydin-ozbek-sponsorluk-is-birliklerimiz-sayesinde-hem-kulubumuz-hem-de-markalar-kazaniyor-611418">Dursun Aydın Özbek: &#8220;Sponsorluk iş birliklerimiz sayesinde hem kulübümüz hem de markalar kazanıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çiğli&#8217;de Deprem Gerçeği Bilimle Konuşuldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ciglide-deprem-gercegi-bilimle-konusuldu-611338</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Feb 2026 07:29:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bilimle]]></category>
		<category><![CDATA[çiğli]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[forum]]></category>
		<category><![CDATA[gerçeği]]></category>
		<category><![CDATA[hasan]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[konuşuldu]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[Sözbilir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611338</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çiğli Belediyesi, 6 Şubat 2023’te yaşanan ve ülkemizi derinden sarsan depremlerin yıl dönümünde, deprem gerçeğine dikkat çekmek ve toplumda farkındalık oluşturmak amacıyla Dokuz Eylül Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü DAUM Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir’in katılımı ile  “Deprem Forumu” düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ciglide-deprem-gercegi-bilimle-konusuldu-611338">Çiğli&#8217;de Deprem Gerçeği Bilimle Konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çiğli Belediyesi, 6 Şubat 2023’te yaşanan ve ülkemizi derinden sarsan depremlerin yıl dönümünde, deprem gerçeğine dikkat çekmek ve toplumda farkındalık oluşturmak amacıyla Dokuz Eylül Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü DAUM Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir’in katılımı ile  “Deprem Forumu” düzenledi.</p>
<p>Çiğli Belediyesi, 6 Şubat depremlerinin ardından afetlere karşı daha dirençli bir kent oluşturma hedefi doğrultusunda çalışmalarını sürdürmeye devam ediyor. Alanında uzman isimlerden Prof. Dr. Hasan Sözbilir’in katılımıyla gerçekleştirilen forumda; deprem riski, afetlere hazırlık süreci ve alınması gereken önlemler ele alındı.  Forum öncesinde 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybedenlerin anısına 1 dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Forum sonunda ise Başkan Yıldız, Sözbilir’e bir plaket takdim etti.</p>
<p><b>Başkan Yıldız: “Depreme Dayanıklı Kentler İnşa Etmek Asli Görevimizdir”</b></p>
<p>Forumun açılış konuşmasını yapan Çiğli Belediye Başkanı Onur Emrah Yıldız, depreme karşı dirençli kentlerin hayati önem taşıdığını vurguladı. Yıldız,  “Göreve geldikten sonra her yerde söyledim; bir belediye başkanının asli hizmetleri arasında çöp, yol, asfalt ne kadar göreviyse, depreme dayanıklı bir kent inşa etmek de o denli önemli bir unsurdur. Bu kadar kıymetli bir hocamızı burada ağırlamaktan dolayı çok mutluyum. Depremin ne zaman ve nerede olacağını bilmiyoruz ama şunu iftiharla söyleyebilirim ki 18 ay gibi bir sürede 14 milyon metrekarelik bir alanda plan çalışması yaptık. Deprem öldürmez, depreme karşı çare bilimdir. Ne yazık ki ihmal öldürür. Umarım depremle yüzleşmeyiz ancak bizler dirençli kentler yapmalıyız. 6 Şubat’ta 11 ilimizde hayatını kaybedenlere bir kez daha rahmet diliyorum. Umarım hem yerel hem de merkezi idareler üzerine düşen her şeyi yapar” dedi.</p>
<p><b>Prof. Dr. Sözbilir: “6 Şubat, Dünyadaki En Büyük Depremlerden Biri”</b></p>
<p>Forumda kapsamlı bir sunum gerçekleştiren Prof. Dr. Hasan Sözbilir, 6 Şubat depremlerinin bilimsel açıdan taşıdığı öneme dikkat çekti. Sözbilir, “Bu deprem, dünyada ‘süper döngü depremi’ olarak tanımlanan çok büyük depremlerden biridir. Yaklaşık 550 kilometrelik fay hattı kırıldı. Bu büyüklük, demiri ve çeliği bile bükebilecek bir enerjiyi ortaya çıkardı” dedi.</p>
<p><b>Sözbilir’den Çiğli Değerlendirmesi</b></p>
<p>Son 25 yılda depremlerin ülke ekonomisine yaklaşık 236 milyar ABD doları zarar verdiğini kaydeden Sözbilir, deprem yönetmeliğinin bu yıl bir kez daha değişeceğini ve İzmir için 200 eylem planı bulunduğunu aktardı. İzmir’de yapı stokunun yüzde 50’sinin eski yönetmeliğe ait olduğunu, yüzde 30’unun ise ruhsatsız ve kaçak olduğunu belirten Sözbilir, kentsel dönüşümün zorunlu olduğunu söyledi. Çiğli ilçesi özelinde değerlendirmelerde bulunan Sözbilir, ilçede doğrudan diri fay hattı bulunmadığını, en yakın aktif fayın Menemen Fayı olduğunu ifade etti. Çiğli’nin zemin yapısının İzmir’in birçok bölgesine göre daha iyi durumda olduğunu, 1999 öncesi yapı oranının yüzde 20’lerde olmasının önemli bir avantaj sağladığını belirtti.</p>
<p><b>“Asıl Hedefimiz Zarar Azaltma Olmalı</b>”</p>
<p>Türkiye’de özellikle 1975–1999 yılları arasında, jeolojik etüt yapılmadan inşa edilen yapıların büyük risk taşıdığını belirten Sözbilir, afet yönetiminde en önemli unsurun deprem öncesi alınacak önlemler olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Sözbilir,  “Enkazdan kurtarma konusunda belirli bir deneyime sahibiz. Ancak asıl iyi olmamız gereken konu, zarar azaltma ve afet gelmeden önce önlem almaktır.</p>
<p><b>Ayda Bebek Afet Enstitüsü kuruluyor</b></p>
<p>Prof. Dr. Hasan Sözbilir, İzmir Deprem Master Planı kapsamında yürütülen çalışmalara değinerek, afetlere karşı daha bilinçli bir toplum oluşturmak amacıyla bir Afet Enstitüsü kurulmasına karar verildiğini açıkladı. Sözbilir, enstitüye 30 Ekim 2020 İzmir depreminde 92 saat sonra enkazdan kurtarılan Ayda Bebeğin adının verileceğini ifade et</p>
<p><b> “Deprem Konutları Hayati Önemde”</b></p>
<p>Deprem konutlarının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Hasan Sözbilir, kentsel dönüşümün tek başına yeterli olmadığını belirtti. Deprem beklenen bölgelerde sağlam ve güvenli konutlar inşa edilmesi gerektiğini vurgulayan Sözbilir, çürük binalarda yaşayan vatandaşların bu konutlara taşınmasının can kayıplarını önleyeceğini ifade etti.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ciglide-deprem-gercegi-bilimle-konusuldu-611338">Çiğli&#8217;de Deprem Gerçeği Bilimle Konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmangazi&#8217;de Afet Bölgesinde Medya Enformasyonu Konuşuldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/osmangazide-afet-bolgesinde-medya-enformasyonu-konusuldu-611071</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Feb 2026 08:09:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bölge]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesinde]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[enformasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[görev]]></category>
		<category><![CDATA[Haberci]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[konuşuldu]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611071</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi, asrın felaketi olarak nitelendirilen 6 Şubat depreminin 3’üncü yıl dönümünde düzenlediği “Medya Buluşmaları” programıyla, afet dönemlerinde doğru haberciliğin ve vatandaşların doğru bilgilerle aydınlatılmasının önemine dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazide-afet-bolgesinde-medya-enformasyonu-konusuldu-611071">Osmangazi&#8217;de Afet Bölgesinde Medya Enformasyonu Konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span>Osmangazi Belediyesi, asrın felaketi olarak nitelendirilen 6 Şubat depreminin 3’üncü yıl dönümünde düzenlediği “Medya Buluşmaları” programıyla, afet dönemlerinde doğru haberciliğin ve vatandaşların doğru bilgilerle aydınlatılmasının önemine dikkat çekti. Deprem bölgesinde 3 ay boyunca görev yapan Anadolu Ajansı Bursa Bölge Müdürü Erdinç Aksoy ile Anadolu Ajansı Bursa Bölge Muhabiri Sergen Sezgin, sahadaki izlenimlerini öğrencilerle paylaştı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Gençlik ve Girişimcilik Merkezi’nde “Afet Bölgesinde Medya Enformasyonu” başlığıyla düzenlenen programın konukları, Anadolu Ajansı Bursa Bölge Müdürü Erdinç Aksoy ve Anadolu Ajansı Bursa Bölge Muhabiri Sergen Sezgin oldu. Depremin ilk anından itibaren 3 ay boyunca sahada görev yapan Aksoy ve Sezgin, söyleşide afet dönemlerinde doğru haberciliğin ne kadar hayati bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Yıldırım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Gazetecilik Bölümü öğrencilerinin katıldığı programda, geleceğin gazeteci adayları usta muhabirlerden mesleki bilgi ve tecrübe edinme fırsatı buldu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“Afet Haberciliği Önem Verilmesi Gereken Konu”</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Moderatörlüğünü Sevda Kurul’un yaptığı programda konuşan Anadolu Ajansı Bursa Bölge Müdürü Erdinç Aksoy, “Gazetecilerin normalde görevi toplumsal olaylarda insanları bilgilendirmek. Ama büyük afetler yaşandığında bu iş biraz daha kamusal bir sorumluluğa dönüşüyor. Afet dönemlerinde bilgiye çok daha fazla ihtiyaç duyuluyor ve doğru bilginin önemi kat kat artıyor. Depremler bunun en çarpıcı örneği. 6 Şubat’ta olduğu gibi bazen aynı anda birçok kent ve milyonlarca insan bu durumdan doğrudan etkileniyor. Böyle zamanlarda ortalıkta çok fazla bilgi dolaşıyor. İnsanlar bölgeden gelen bilginin hangisinin doğru olduğunu bilmek istiyor. İşte tam da bu noktada gazetecilere çok büyük görev düşüyor. Afet ve savaş bölgelerinde çalışmak bir gazeteci için gerçekten çok zor. Asıl zorluk ise bu afetleri ve savaşları bizzat yaşamış insanların hikayelerini anlatmak. Hem doğru bilgiyi vermek hem de bu insanların yaşadıklarını hassas bir şekilde aktarmak gibi iki büyük sorumluluk var. Bu yüzden afet haberciliği üzerine daha fazla konuşulması, tartışılması ve bunun ayrı bir habercilik alanı olarak görülmesi gerektiğini düşünüyorum” şeklinde konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“Doğru Habercilik Afet Dönemlerinde Çok Önemli”</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>6 Şubat depreminin birçok insanın meslek hayatında karşılaşabileceği en büyük felaketlerden biri olduğunu belirten Aksoy, “Eskiden haberde etkileşim tek taraflıydı. Siz haberi veriyordunuz, karşı taraftan herhangi bir etkileşim ancak telefon açarlarsa olabiliyordu. Dijital dünyada artık böyle değil. Verdiğiniz bir bilginin etkileşimini anında alıyorsunuz. Bilgi çok hızlı yayılıyor, enformasyonun bu kadar hızlı yayıldığı dijital çağda doğal olarak dezenformasyonda çok hızlı yayılıyor. Bu durum afet dönemlerinde 100 katına çıktığı oluyor. Çünkü herkes paylaşım yapıyor ve bir bilgiyi yayıyor. İnsanlar ilk gördüğü ve okuduğuna genellikle inanıyor. 6 Şubat çok büyük bir felaketti. Bütün bir kentin tüm yapıları ve nüfusuyla etkilendiği bir depremdi. O kadar geniş bir alana yayılmıştı ki sizin koordine olabileceğiniz bina ve ekibinizin konaklayabileceği bir alan yoktu. Savaş bölgesinde görev yapanlar bile deprem bölgesinden iyi şartlarda çalışıyorlar. O kadar kötü ve olumsuz şartların egemen olduğu bir görev bölgesiydi. Siz yanlış bilgilerle kamuoyunu yanlış yönlendirirseniz yardım çalışmalarının doğru insanlara ulaşmasına engel olursunuz. Bu gerçekten ciddi bir sorumluluk. Afet dönemlerinde hızlı habercilik önemli ama en önemlisi doğru olabilmek, doğru bilgiyi aktarabilmek” ifadelerini kullandı. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“Deprem Bölgesinde Oturup Gözyaşı Döktüğümüz Zamanlar Oldu”</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Programda deprem bölgesindeki izlenimlerini paylaşan Anadolu Ajansı Bursa Bölge Muhabiri Sergen Sezgin ise, “12 yıldır muhabirlik mesleğini yapıyorum. Çeşitli afetler gördüm ama 6 Şubat depremi bunların en büyüğüydü. &#8216;İnsan olmak mı, haberci olmak mı bunu en çok sorguladığımız dönemdi. Çok fazla şeyle karşı karşıya kaldık ve yaşadık. Yeri geldi duygularımızı bir kenara koymak zorunda kaldık. Bir an oldu duygularımızla çalışmak durumunda kaldık. Deprem bölgesinde oturup gözyaşı döktüğümüz zamanlarımız oldu. Bunların geneline baktığımızda her zaman profesyonelliğimizi korumamız gerekiyor. Evet, insanız bir yandan da kamuoyunu bilgilendirmek için doğru bilgiler paylaşmamız gerekiyor. Bunu ön plana alarak çalışmak zorunda kaldık. Bölgede 48 saat boyunca insan üstü çalıştığımız ve kaldırımlarda uyuduğumuz durumlar oldu. Çok fazla şey yaşadık ama orada insanlar depremden etkilenen 11 ildeki felaketi görsün diye çok çaba sarf ettik” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Söyleşinin sonunda Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir, konuklara günün anısına teşekkür hediyesi takdiminde bulundu. </span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazide-afet-bolgesinde-medya-enformasyonu-konusuldu-611071">Osmangazi&#8217;de Afet Bölgesinde Medya Enformasyonu Konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Tugay: Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği&#8217;ni Hatay&#8217;da toplayalım</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-turkiye-saglikli-kentler-birligini-hatayda-toplayalim-610861</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Feb 2026 10:05:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[birliği]]></category>
		<category><![CDATA[bölge]]></category>
		<category><![CDATA[depremin]]></category>
		<category><![CDATA[hatay]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[kentler]]></category>
		<category><![CDATA[ni]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[sorunlar]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610861</guid>

					<description><![CDATA[<p>6 Şubat depremlerinin üçüncü yıl dönümü öncesinde Hatay’da bulunan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, özellikle sağlık alanında ciddi sıkıntılar yaşandığını vurguladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-turkiye-saglikli-kentler-birligini-hatayda-toplayalim-610861">Başkan Tugay: Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği&#8217;ni Hatay&#8217;da toplayalım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>6 Şubat depremlerinin üçüncü yıl dönümü öncesinde Hatay’da bulunan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, özellikle sağlık alanında ciddi sıkıntılar yaşandığını vurguladı. Kamuoyunun dikkatini bölgeye çekmek amacıyla başkanlığını yürüttüğü Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği’nin Hatay’da toplanabileceğini söyleyen Başkan Tugay, “Yapılan destekleri küçümsememek gerekir. İnsanların en büyük ihtiyacı, sorunları tamamen çözülmese bile kendileri için çaba gösterildiğini görmektir. Bu umut verir, insanları güçlendirir. Herkesin elinden geleni yapması gerekiyor” dedi. </p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, 6 Şubat depreminin yıl dönümü öncesinde geldiği Hatay’daki ikinci gün programına, Hatay Tabip Odası Başkanı Sevdar Yılmaz ve yönetim kurulu üyelerini ziyaret ederek başladı. Ziyarete; İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Başak Bayram, Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanı Ela Hızlı, Afet İşleri Dairesi Başkanı Eylem Ulutaş Ayatar, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin CHP’li genç meclis üyeleri ile CHP İzmir İl Gençlik Kolları Başkanı Ruhsar Selis Çelik Kınacı da katıldı. Programda, İzmir ile Hatay arasındaki dayanışma köprüsünün güçlendirilmesi vurgulandı. İzmir Büyükşehir Belediyesi ayrıca Hatay Tabip Odası ve bölgedeki sağlık kuruluşlarına tıbbi ve medikal malzeme desteğinde bulundu.</p>
<p><strong>“Bölgede geleceğe taşınması muhtemel sorunlar var”</strong><br />İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Hatay’a depremin yaralarını sarmak amacıyla geldiklerini söyledi. Yurttaşların birçok sıkıntının yanı sıra ciddi sağlık sorunları yaşadığına tanık olduklarını belirten Tugay, depremin ardından kentin yeniden planlanmasının büyük önem taşıdığına dikkat çekti. Planlamanın sağlıklı yapılmadığını ifade eden Tugay, “Ulaşım, altyapı, sosyal donatı alanları ve sağlık hizmetlerinde ciddi bir plansızlık söz konusu. Yalnızca konut yapımına odaklanılmış durumda. Oysa tüm bunların ötesinde geleceğe taşınması muhtemel sorunlar görüyoruz. Bazı konular doğru planlanmazsa, sorunlar ertelenmiş olur ve bu durum zamanla çözümsüzlüğe dönüşebilir” dedi.</p>
<p><strong>“Kayıp nesil” endişesini paylaştı</strong><br />Depremin birçok felakete yol açtığını anımsatan Başkan Tugay, yüz binlerce insanın bu korkuyu yaşadığını, yaşanan sorunlara ek olarak bölgedeki yurttaşların giderek yalnızlaştığını gözlemlediklerini söyledi. Tugay, ağır travmaların birikerek ciddi psikolojik sorunlara yol açabileceğini ve bunun gelecek nesillere aktarılma riskini taşıdığını vurguladı. Hatay’da kayıp bir neslin ortaya çıkabileceğine dikkat çeken Başkan Tugay, “Sanırım bu dönemde Hatay’da kayıp bir nesil doğacak. Bundan sonra nasıl bir Hatay olur bilmiyorum ancak depremi yaşayan insanlar, muhtemelen hayatları boyunca bu olayın yarattığı acı ve sıkıntıyla yaşayacak. Tam anlamıyla normal bir hayata dönüş mümkün olmayabilir” diye konuştu. Hatay’da insanlara dokunmanın büyük önem taşıdığını ifade eden Tugay, ortak akla, dayanışmaya ve birlikte hareket etmeye ihtiyaç olduğunu belirterek, “Ne kadar çok insana destek olunursa, ne kadar fazla katkı sağlanır ve ne kadar çok doğru iş yapılırsa hepimiz için o kadar iyi olur. Dünden bu yana bölgede nerede, nasıl katkı sunabileceğimizi değerlendirmeye çalışıyoruz” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>“Bizi her zaman dost olarak görün”</strong><br />Başkan Tugay, Hatay Tabip Odası ve diğer sivil toplum kuruluşlarıyla iletişimin kopmamasının, önümüzdeki süreçte dayanışma ve iş birliğinin güçlendirilmesi açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Sorunların katmanlaşarak devam etmesinin önlenmesi için herkesin sorumluluk alması gerektiğini vurgulayan Tugay, özellikle sağlık alanında yaşanan sıkıntıların giderek arttığına dikkat çekti. Her türlü insani ihtiyaçta destek vermeye hazır olduklarını ifade eden Tugay, “Gerek uzaktan gerekse sahaya gelerek yardımcı olmaya hazırız. Yaşananlar beni derinden etkiliyor. Üzüntüyle birlikte güçlü bir dayanışma duygusuyla yanınızda olduğumuzu bilmenizi isterim. Hatay’ın durumuna kayıtsız kalmayan, yardımcı olmaya hazır insanlarız. Bizi her zaman dost olarak görün. Bugün sorun var ve bugün bir şeyler yapmamız gerekiyor” dedi.</p>
<p><strong>Sağlıklı Kentler Birliği toplantısı önerisi</strong><br />Başkan Tugay, 6 Şubat depremlerinden en çok etkilenen kentlerin başında gelen Hatay’da hâlâ çok sayıda sorunun yaşandığını belirterek, kamuoyunun dikkatini bölgeye çekmek amacıyla başkanlığını yürüttüğü Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği’nin Hatay’da toplanabileceğini söyledi. Sağlıklı Kentler Birliği kapsamında Hatay’da toplantılar, çalıştaylar ve bölge buluşmaları düzenlenebileceğini ifade eden Tugay, “Yapılacak destek çalışmalarını küçümsememek gerekir. İnsanların en büyük ihtiyacı, sorunları tamamen çözülmese bile kendileri için çaba gösterildiğini görmektir. Bu durum umut yaratıyor, insanları güçlendiriyor ve geleceğe daha pozitif bakmalarını sağlıyor. Bunun için herkesin elinden geleni yapması gerekiyor. Yaşanan her şey için gerçekten üzgünüm” diye konuştu.</p>
<p><strong>Yılmaz: İzmir’den gördüğümüz desteği unutmamız mümkün değil</strong><br />Hatay Tabip Odası Başkanı Sevdar Yılmaz, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kente sunduğu katkının büyük önem taşıdığını söyledi. Depremin ardından binalarının yıkılması nedeniyle konteynerlerde hizmet vermek zorunda kaldıklarını belirten Yılmaz, “Burada ayakta kalmamızda ve güçlenmemizde İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin çok büyük katkısı oldu. İzmir’den gördüğümüz desteği unutmamız mümkün değil. Birçok kentten önemli destekler geldi. Hepsi için sonuna kadar minnettarız” dedi. Deprem sonrası 56 Aile Sağlığı Merkezi’nin (ASM) yıkıldığını da hatırlatan Yılmaz, hâlâ kayıp olan 5 hekime ulaşılamadığını ifade ederek, “Sabrımız tükendi. Umudumuz sürüyor diyorduk ama yaşadıklarımızdan sonra umut da kalmadı” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-turkiye-saglikli-kentler-birligini-hatayda-toplayalim-610861">Başkan Tugay: Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği&#8217;ni Hatay&#8217;da toplayalım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karşıyaka&#8217;da afetlere karşı ortak akıl zirvesi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/karsiyakada-afetlere-karsi-ortak-akil-zirvesi-610849</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Feb 2026 09:52:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[hazır]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[karşıyaka]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[ortak]]></category>
		<category><![CDATA[zirvesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610849</guid>

					<description><![CDATA[<p>Karşıyaka Belediyesi’nin de katılımcısı olduğu İlçe Afet Müdahale Planı Toplantısı, Mavişehir İlkokulu’nda gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karsiyakada-afetlere-karsi-ortak-akil-zirvesi-610849">Karşıyaka&#8217;da afetlere karşı ortak akıl zirvesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Karşıyaka Belediyesi’nin de katılımcısı olduğu İlçe Afet Müdahale Planı Toplantısı, Mavişehir İlkokulu’nda gerçekleştirildi. AFAD’dan sorumlu Vali Yardımcısı İsmail Çorumluoğlu başkanlığında düzenlenen toplantıda kurumlar arası iş birliğinin önemine dikkat çekilirken, Karşıyaka Belediye Başkanı Yıldız Ünsal “Afetlerle mücadele hem kurumsal hem de toplumsal dayanışma gerektirir. Bu bilinci güçlendirip birlikte çalışarak bu işin üstesinden gelebileceğimize inanıyoruz” dedi.</b></p>
<p>Karşıyaka İlçesi Afet Müdahale Planı’nın hazırlanması ve uygulanmasına ilişkin değerlendirme toplantısı, Mavişehir İlkokulu’nda geniş katılımla gerçekleştirildi. İzmir Vali Yardımcısı İsmail Çorumluoğlu, Karşıyaka Kaymakamı Özkan Demir, Karşıyaka Belediye Başkanı Yıldız Ünsal, AFAD Müdürü Nazif Ekinci, Afet Çalışma Grupları ve ana çözüm ortakları temsilcilerinin bir araya geldiği toplantıda; ilçedeki riskler, afetlere hazırlık ve müdahale aşamaları ele alındı. Karşıyaka Belediyesi’nin afet hazırlıkları kapsamında ana çözüm ortağı olduğu 6 afet grubu planlaması, ilgili müdürler tarafından detaylı şekilde aktarıldı. Karşıyaka Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetimi Müdürlüğü bünyesinde hayata geçirilen ‘Karşıyaka Afet Gönüllüleri’, ‘Arama Kurtarma Ekibi’ gibi projeler ve eğitim çalışmaları anlatıldı.</p>
<p><b>“İYİ BİR YOLDAYIZ”</b></p>
<p>Toplantının başkanlığını üstlenen İzmir Vali Yardımcısı İsmail Çorumluoğlu “Kaymakamımızı ve Belediye Başkanımızı ziyaret ettik, afet konusundaki duyarlılıklarını bizimle paylaştılar. Gerçekten çok memnun kaldık çünkü kurumların çalışmalarının başarılı olup olmamasında üst yöneticilerin bu konuya bakış açısı son derece önemli. İyi yoldayız, bu çerçevede bu işe önem vermeye devam edelim. Karşıyaka farkındalığı ve yaklaşımıyla zaten farklı bir ilçe, daha fazla dikkat göstererek başaracağımıza inanıyorum. Hazırlıkları için arkadaşlarımıza ve tüm katılımcılarımıza teşekkür ederim” dedi.</p>
<p><b>“DERSİMİZE İYİ ÇALIŞMALIYIZ”</b></p>
<p>Karşıyaka Kaymakamı Özkan Demir de “Afetler konusunda çok hassas bir ülkeyiz. İzmir özelinde son 5 yıla baktığımızda büyük bir deprem yaşadık. Karşıyaka’da büyük bir orman yangını yaşadık. Taşkın meselesiyle karşılaştık. Küresel iklim değişikliğinin de getirdiği afetlerle karşı karşıya kalmak durumundayız. Bundan dolayı dersimize iyi çalışmak, hazırlıklarımızı iyi yapmak, yol haritamızı iyi bilmek ve takip etmek durumundayız. Bu noktada bu toplantıyı çok önemsiyorum ve amacına ulaşmasını diliyorum” diye konuştu.</p>
<p><b>İŞ BİRLİĞİ VURGUSU</b></p>
<p>Karşıyaka Belediye Başkanı Yıldız Ünsal da “Coğrafyamızla her zaman çok övünürüz; denizimiz, dağımız, ormanımız var deriz. Ama maalesef doğal afetlerle bunları koruyamama çaresizliğini yaşayabiliyoruz. Ancak beraber, organize şekilde çalışarak bu işin üstesinden gelebiliriz. Karşıyaka Belediyesi olarak biz elimizden gelen katkıyı koymaya çalışıyoruz. Bu anlayışla belediyemiz bünyesinde yeni bir Arama Kurtarma Ekibi oluşturduk. Karşıyaka Afet Gönüllüleri projemizi hayata geçirdik. Afet Eğitim Merkezimiz var. Burada en önemli konunun birlik içinde, organize şekilde çalışmak olduğuna inanıyoruz. Biz buna her zaman hazırız ve elimizden geleni yapacağız” dedi.</p>
<p><b>“ÖNLEM KÜLTÜRÜNÜ GELİŞTİRMELİYİZ”</b></p>
<p>AFAD Müdürü Nazif Ekinci ise “Afetlere müdahale gücümüzün olması çok kıymetli, bu gücümüzü sürekli arttırmamız da çok önemli. Ama asıl yapmamız gereken afet öncesinde risk odaklı düşünerek, tehlikenin farkına vararak önlem kültürünü geliştirmektir. Sadece kurumların hazır olması yetmiyor. Toplum olarak da bireysel tedbirlerimizi almalı, afetlerle iç içe yaşama kültürünü güçlendirmeliyiz. Umarım hep birlikte başarırız ve toplumumuzu daha duyarlı ve bilinçli bir noktaya getirebiliriz” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karsiyakada-afetlere-karsi-ortak-akil-zirvesi-610849">Karşıyaka&#8217;da afetlere karşı ortak akıl zirvesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vitamin, protein ve kreatin takviyeleri böbrekleri yorabiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/vitamin-protein-ve-kreatin-takviyeleri-bobrekleri-yorabiliyor-610807</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Feb 2026 09:03:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[Böbrek Hasarı]]></category>
		<category><![CDATA[böbrekleri]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[hipertansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[kreatin]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[protein]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[takviyeleri]]></category>
		<category><![CDATA[tuz]]></category>
		<category><![CDATA[uçar]]></category>
		<category><![CDATA[vitamin]]></category>
		<category><![CDATA[yorabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610807</guid>

					<description><![CDATA[<p>Böbrek hastalıkları dünya genelinde giderek büyüyen ciddi bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vitamin-protein-ve-kreatin-takviyeleri-bobrekleri-yorabiliyor-610807">Vitamin, protein ve kreatin takviyeleri böbrekleri yorabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Böbrek hastalıkları dünya genelinde giderek büyüyen ciddi bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor. Güncel verilere göre, dünya genelinde <strong>yaklaşık 850 milyon kişi</strong> böbrek hastalığıyla mücadele ediyor. Uzmanlar, bu artışın hatalı alışkanlıklar ve çevresel etkenler sebebiyle önümüzdeki yıllarda daha da hızlanacağı uyarısında bulunuyor. Türkiye’de de tablo endişe verici boyutlara ulaşmış durumda.<strong> </strong>Ülkemizde yaklaşık 7,5 milyon kişi kronik böbrek hastası; bu rakam, her 6-7 erişkinden 1’inde görüldüğü anlamına geliyor. Genellikle belirti vermeden sinsice ilerlemesi nedeniyle çoğu zaman geç tanı konulan kronik böbrek hastalığı geri dönüşü olmayan sorunlara yol açabiliyor; böbrek yetmezliğiyle sonuçlanabiliyor!  Bu özelliğiyle, dünyada <strong>ölüme neden olan hastalıklar arasında her geçen yıl üst sıralara yükseliyor</strong>. <strong>Acıbadem Altunizade Hastanesi</strong> <strong>Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, </strong>bu nedenle böbrek sağlığında düzenli hekim kontrollerinin ve koruyucu önlemlerin yaşamsal önem taşıdığına dikkat  çekerek,  “Sağlıklı beslenmek, yeterli sıvı almak, tuz tüketimini azaltmak, ilaç ve takviye ürünlerini doktor kontrolünde kullanmak, tansiyon ve kan şekeri için hekim takibinde olmak, böbreklerimizin uzun yıllar sağlıklı çalışmasını sağlayabilmektedir. Ayrıca,  erken teşhis için yılda bir kez rutin ultrason taraması yapılması da son derece önemlidir” diyor. <strong>Doç.</strong> <strong>Dr. Zuhal Atan Uçar,</strong> böbreklerimizde hasar oluşturan etkenleri anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! </p>
<p><strong>Diyabet: Böbrek hasarının en yaygın nedeni</strong></p>
<p>Diyabet, dünya genelinde ve ülkemizde böbrek hastalıklarının en sık görülen nedeni olarak karşımıza çıkıyor. Araştırmalara göre, tip 2 diyabet hastalarının yaklaşık yüzde 30-40’ında böbrek hasarı gelişiyor. Çünkü, uzun süre yüksek seyreden kan şekeri, böbreklerin süzme birimi olan damarlarında yapısal hasara yol açarak, diyabetik nefropati gelişmesine sebep oluyor. Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar,<strong>  </strong>böbreklerdeki hasar tedavi edilmediğinde ilerleyerek diyaliz tedavisi ve böbrek nakli ihtiyacına kadar ilerleyebildiğini belirtiyor. </p>
<p><strong>Önlemek için:</strong> Diyabete bağlı böbrek hasarını önlemenin en etkili yolu; kan şekerinin hedef değerlerde tutulması, düzenli idrar ve kan tahlilleri ile hasarın erken dönemde saptanması. <strong> </strong>Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, erken tanı ve doğru tedaviyle böbrek yetmezliği gelişiminin yıllarca geciktirilebildiğine, hatta tamamen önlenebildiğine dikkat çekiyor.</p>
<p><b> <strong>Hipertansiyon: Böbrekleri sessizce yıpratan tehlike</strong>Kontrolsüz hipertansiyonu olan hastalarda <strong>kronik böbrek hastalığı gelişme riski 3–4 kat artıyor. </strong> Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, ancak hipertansiyonun çok yaygın  görülmesine rağmen toplum tarafından genellikle ciddiye alınmadığı uyarısında bulunarak,   “Günümüzde her 3 erişkinden 1’i tansiyon hastasıdır. Hastaların önemli bir kısmı ya tanı almamıştır ya da tedavisini düzenli olarak sürdürmemektedir. Bu durum, hipertansiyonu böbrekler için <strong>en tehlikeli risk faktörlerinden biri</strong> haline getirmektedir. Çünkü, uzun süre yüksek seyreden tansiyon, tüm damarlarda olduğu gibi böbrek damarlarında da hasara yol açmaktadır” diye konuşuyor. Önlemek için: Düzenli kan basıncı takibi, tuz tüketiminin azaltılması ve tedavinin aksatılmaması, hipertansiyonun böbrekler üzerindeki yıkıcı etkilerini büyük ölçüde önleyebiliyor. A<strong>şırı tuz tüketimi: Böbrek hasarını tetikleyen önemli bir etken</strong>Aşırı tuz tüketimi, böbrek sağlığını olumsuz etkileyen <strong>önlenebilir risk faktörlerinin başında geliyor. Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, </strong>Türkiye’de günlük tuz tüketiminin önerilen miktardan 3 kat daha fazla olduğunu hatırlatarak, “Tuz alımının artması, vücutta sıvı dengesinin bozulmasına ve tansiyonun yükselmesine neden olmaktadır. Bu durum, özellikle tansiyon ve böbrek hastalarında ciddi bir risk oluşturmaktadır” uyarısında bulunuyor. Deniz tuzu, kaya tuzu, Himalaya tuzu ya da rafine tuzun tamamının böbrekler üzerinde aynı zararlı etkilere sahip olduğuna işaret eden Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, “Böbrek sağlığı açısından belirleyici olan tuzun çeşidi değil, tüketilen miktarıdır. Bilimsel çalışmalar, tuz tüketiminin azaltılmasının kan basıncını düşürdüğünü ve böbrek fonksiyon kaybının ilerlemesini yavaşlattığını göstermektedir” diyor. Önlemek için: Sağlıklı kişiler, özellikle de risk grubunda olanlar için tuz kısıtlaması, böbrek sağlığının korunmasında kilit bir rol üstleniyor.  Takviye ürünler: Böbrek sağlığı için gizli tehlikeÇok sayıda bilimsel çalışmalar; vitamin, mineral, protein tozları ile kreatin gibi takviye olarak alınan ürünlerin <strong>gereksiz ve kontrolsüz kullanımının</strong> böbrek fonksiyonları üzerinde olumsuz etkiler oluşturabildiğini gösteriyor. Öyle ki takviye ürünleri kullanan kişilerin yaklaşık <strong>yüzde 10-20’sinin</strong> böbrek fonksiyon testlerinde klinik olarak anlamlı değişiklikler saptanmış. Bu ürünlerin, uzun  süreli kullanımında, sağlıklı kişilerde böbrek hasarı oluşturabildiği belirtiliyor. Bilimsel veriler, diyabet, hipertansiyon veya böbrek hastalığı olanlarda ürünlerin böbrek hasarını hızlandırdığını ortaya koyuyor. Önlemek için: Takviye ürünlerin ancak gerçek bir gereksinim varsa ve hekim önerisiyle kullanılmaları önem taşıyor. </b></p>
<p><strong>Obezite: Böbreklere de yük oluyor</strong></p>
<p><b>Dünyada ve ülkemizde adeta salgın boyutuna ulaşan obezitede, böbrek hastalığı 1.5-2 kat daha sık görülüyor. Her 5 kiloluk artış kronik böbrek yetmezliği riskini yüzde  20-30 oranında yükseltiyor.  Bunun nedeni ise obezitenin böbreklere <strong>hem doğrudan aşırı filtre yükü ve yağ birikimi</strong> yoluyla hem de <strong>dolaylı olarak hipertansiyon, insülin direnci ve inflamasyon</strong> üzerinden zarar vermesi. Önlemek için: Sağlıklı beslenmek ve ideal kilo aralığında olmak böbrek sağlığını korumanın temel adımlarını oluşturuyor. Ağrı kesici ilaçlar: Kontrolsüz kullanımı çok riskliÇok yaygın kullanılan ve kolayca ulaşılan ilaçlar olan ağrı kesiciler böbrek dolaşımını sağlayan mekanizmalar üzerine etki ederek hem akut hem de kronik böbrek yetmezliğine neden olabiliyor. Çok kısa süre kullanımı bile son dönem böbrek yetmezliğiyle sonuçlanabiliyor. Kontrolsüz alınması sağlıklı kişiler için bile sakıncalıyken, özellikle böbrek yetmezliği riski yüksek olan hipertansiyon ve diyabet hastalarında  daha büyük tehdit oluşturuyor. Önlemek için: Gerekli olduğu durumlarda, hekim kontrolünde, uygun doz ve sürede kullanılması böbrek hasarını önlüyor.  Sigara: Böbrek damarlarında hasar oluşturuyor</b></p>
<p>Sigara dumanında bulunan nikotin, karbon monoksit ve ağır metaller, tüm damarlarda olduğu gibi, böbrek damarlarında da işlev bozukluğuna yol açabiliyor. Bu maddeler doğrudan böbrek dokusuna ulaşarak hücresel düzeyde de hasara neden olabiliyor. Bunların yanı sıra vücutta iltihabi yanıtı artıran ve oksidatif stresi tetikleyen bir etki oluşturabiliyor. Bilimsel çalışmalar, bu faktörlerin etkisiyle sigara içen kişilerde kronik böbrek hastalığı gelişme riskinin içmeyenlere göre daha yüksek olduğunu gösteriyor. Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, “Özellikle diyabet ve hipertansiyon gibi ek risk faktörleri olan hastalarda sigaranın böbrekler üzerindeki olumsuz etkisi daha belirgin hale gelmektedir ve son dönem böbrek yetmezliği gelişimi hızlanmaktadır” diyor. </p>
<p><strong>Önlemek için:</strong><strong> </strong>Sigaraya hiç başlanmaması, kullanılıyorsa hemen bırakılması böbrek sağlığında büyük önem taşıyor. </p>
<p><b> </b></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vitamin-protein-ve-kreatin-takviyeleri-bobrekleri-yorabiliyor-610807">Vitamin, protein ve kreatin takviyeleri böbrekleri yorabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Kağıt Atıklar Kitap Olsun&#8221; Projesiyle Çevre Bilinci Aşılanıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kagit-atiklar-kitap-olsun-projesiyle-cevre-bilinci-asilaniyor-610732</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Feb 2026 07:23:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Bergama Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[bilinci]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[kağıt]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenciler]]></category>
		<category><![CDATA[olsun]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[projesiyle]]></category>
		<category><![CDATA[süreci]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610732</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bergama Belediyesi, Şehit Üst. Cemil Canan Çiçek İmam Hatip Ortaokulu işbirliğiyle “Kağıt Atıklar Kitap Olsun” projesini hayata geçirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kagit-atiklar-kitap-olsun-projesiyle-cevre-bilinci-asilaniyor-610732">&#8220;Kağıt Atıklar Kitap Olsun&#8221; Projesiyle Çevre Bilinci Aşılanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span>Bergama Belediyesi, Şehit Üst. Cemil Canan Çiçek İmam Hatip Ortaokulu işbirliğiyle “Kağıt Atıklar Kitap Olsun” projesini hayata geçirdi. Çocuklara doğayı koruma ve geri dönüşüm alışkanlığını kazandırmayı hedefleyen projeyle ilgili konuşan Bergama Belediye Başkanı Prof. Dr. Tanju ÇELİK; “Gelecek nesiller için çalışıyor, projelerimizi uyguluyoruz. Öğrencilerle ilgili projelerimiz devam edecek.”dedi.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>ÖĞRENCİLER 1.SINIF ATIK GETİRME MERKEZİ’Nİ YERİNDE GÖZLEMLEDİ</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Proje kapsamında öğrencilerin çevreye karşı daha duyarlı bireyler olarak yetişmelerini sağlamak amacıyla kapsamlı bir çevre eğitimi programı düzenlendi. Eğitimlerde geri dönüşümün doğal kaynakların korunmasındaki rolü, kağıt atıkların doğru şekilde ayrıştırılmasının önemi öğrencilere anlatıldı. Öğrenciler günlük yaşamlarında ürettikleri kağıt atıkların geri dönüşüm sürecine nasıl dahil edilebileceğini uygulamalı olarak öğrenme fırsatı buldu. Eğitimlerin ardından kağıt atıkların ayrı toplanması sağlanarak, bu atıkların yeniden değerlendirilme süreci hakkında öğrenciler bilgilendirildi. Ayrıca Bergama Belediyesi 1. Sınıf Atık Getirme Merkezi’ne gerçekleştirilen ziyaretle, geri dönüşüm süreci yerinde gözlemlendi ve öğrencilerin süreci birebir deneyimlemeleri sağlandı. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>ÖĞRENCİLERLE MAMA MAKİNASI İNCELENDİ, ÜRETİM SÜRECİ ANLATILDI</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Bergama Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü’nün geliştirdiği projeyle Bergama genelinde tüm restoranlardan toplanan atıklar, pazarlardan kalan sebze ve meyve atıkları ve kasap atıkları toplanarak mama üretim makinasında mama haline geliyor. Ziyaret sırasında öğrencilerle gerçekleştirilen bu süreç yiyecek artıkları konusunda farkındalık oluşturdu. Artan yiyeceklerin israf edilmeden değerlendirilmesinin hem çevre hem de sokak hayvanları açısından taşıdığı önem anlatıldı. Öğrenciler, paylaşma ve sorumluluk duygusunu pekiştiren bu ziyaretle sosyal farkındalık kazandı. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>BARINAKTAKİ HAYVANLAR ÖĞRENCİLER TARAFINDAN BESLENDİ</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Bütüncül bir yaklaşımla ele alınan projede, üretilen mamalarla Bergama Belediyesi Hayvan Barınağı’na götürülen çocuklar sokak hayvanları ile bir araya geldi. Bu ziyaret sırasında, artan yiyeceklerin israf edilmeden değerlendirilmesinin hem çevre hem de sokak hayvanları açısından taşıdığı önem anlatıldı. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>“ÇEVREYE DUYARLI BİREYLER YETİŞTİRMEK İÇİN ÇALIŞIYORUZ”</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Konuya ilişkin açıklama yapan Bergama Belediye Başkanı Prof. Dr. Tanju ÇELİK, çocukların çevreye duyarlı bireyler olarak yetişmesinin önemine dikkat çekerek şunları söyledi; “Çevreyi koruma bilincinin küçük yaşlarda kazanılması, sürdürülebilir bir gelecek açısından çok büyük önem taşıyor. Şehrimizin temizliği, maddi imkânlarımızın verimli kullanımı ve israf etmeden birikimimizi artırmayı hedeflediğimiz bu projeyi yarının büyükleri çocuklarımızın devam etmesi için farkındalık oluşturmaya çalışıyoruz. Doğaya sahip çıkan, çevreye duyarlı nesiller yetiştirmek adına bu tür projeleri hayata geçirmeye devam edeceğiz.”</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Bergama Belediyesi, eğitim ve farkındalık projelerini önümüzdeki süreçte de sürdürmeyi hedefliyor. </span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kagit-atiklar-kitap-olsun-projesiyle-cevre-bilinci-asilaniyor-610732">&#8220;Kağıt Atıklar Kitap Olsun&#8221; Projesiyle Çevre Bilinci Aşılanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmangazi&#8217;den Rahim Ağzı Kanserine Karşı Farkındalık Etkinliği</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/osmangaziden-rahim-agzi-kanserine-karsi-farkindalik-etkinligi-610534</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Feb 2026 08:08:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kanserine]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<category><![CDATA[rahim]]></category>
		<category><![CDATA[Rahim Ağzı Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[tarama]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610534</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadınların yaşam kalitesini yükseltmek ve farkındalıklarını artırmak amacıyla çeşitli eğitim programları hayata geçiren Osmangazi Belediyesi, düzenlediği ‘Sağlıklı Kadınlar Sağlıklı Toplum’ söyleşisi ile rahim ağzı kanserine dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangaziden-rahim-agzi-kanserine-karsi-farkindalik-etkinligi-610534">Osmangazi&#8217;den Rahim Ağzı Kanserine Karşı Farkındalık Etkinliği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span>Kadınların yaşam kalitesini yükseltmek ve farkındalıklarını artırmak amacıyla çeşitli eğitim programları hayata geçiren Osmangazi Belediyesi, düzenlediği ‘Sağlıklı Kadınlar Sağlıklı Toplum’ söyleşisi ile rahim ağzı kanserine dikkat çekti. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Osmangazi Belediyesi, kadın sağlığını önceleyen çalışmaları kapsamında Ördekli Kültür Merkezi’nde anlamlı bir söyleşi gerçekleştirdi. ‘Sağlıklı Kadınlar, Sağlıklı Toplum’ başlıklı program kapsamında Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Hakan Sağer, rahim ağzı kanserine ilişkin bilgiler verdi. Kadınların yoğun ilgi gösterdiği farkındalık etkinliğinde Op. Dr. Sağer, sunumu eşliğinde rahim ağzı kanserinde erken teşhisin hayati önemi, düzenli taramaların gerekliliği, HPV aşısı ve koruyucu sağlık yöntemlerine ilişkin detaylara değindi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“Rahim Ağzı Kanseri Aşılarını Yaptırmak Gerekiyor”</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Rahim ağzı kanseri taramalarını daha geniş kitlelere ulaştırmak ve toplum tabanlı taramalara farkındalık oluşturabilmek için bu önemli söyleşinin gerçekleştirildiğini aktaran Op. Dr. Sağer, rahim ağzı kanserinin hiç belirti vermediğinde dahi tarama testleriyle yakalanabileceğini vurguladı. Erken evrelerde ya da erken risk faktörlerinde yakalandığında rahim ağzı kanserinin önlenebileceğine işaret eden Op. Dr. Sağer, sözlerinde şu ifadelere yer verdi:</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>“Maalesef belirti vermediği için bu kanser türleri ileri evrelerde yakalandığında, hastalarımızın çoğunluğunu kaybediyoruz. Bu yüzden tarama testlerinin önemini vurgulamak ve bunu önleyecek aşıların da üzerinde durmak bizim için ehemmiyetli. Rahim ağzı kanserinin sebebini çok iyi bilmek lazım. Araştırmalarda kanserin aslında yüzde 100 sebebi HPV virüsleri. HPV virüsleri çoğunlukla cinsel yolla bulaşan virüsler. Bu yüzden tabii ki birçok risk faktörü var.</span></span> <span><span>Sigara kullanımı ve bazı yaşam tarzı faktörleri rahim ağzı kanseri riskini artırabilmektedir. Bu nedenle korunmada sağlıklı alışkanlıkların benimsenmesi, bilinçli davranılması ve gerekli önlemlerin alınması büyük önem taşımaktadır. Sigaradan uzak durulması da riskin azaltılmasına katkı sağlamaktadır. Avrupa’da birçok ülkede rahim ağzı kanseri aşıları, toplum taramaları bakanlık tarafından karşılanarak yapılmakta. Önemli yaş aralığı ise 9-16 yaş. Bu yaş aralığında aşıları yapmış olduğumuz zaman gelecekteki kanser riskini yüzde 90-95 oranında önlemiş oluyoruz.”</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Söyleşinin ardından Osmangazi Belediyesi Meclis Üyesi Cemile Yılgör tarafından Op. Dr. Sağer’e teşekkür plaketi takdim edildi. Op. Dr. Sağer, kanser tarama programlarının halka ulaştırılmasındaki etkin çalışmaları ve verdikleri destek nedeniyle Osmangazi Belediyesi’ne teşekkürlerini iletti.</span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangaziden-rahim-agzi-kanserine-karsi-farkindalik-etkinligi-610534">Osmangazi&#8217;den Rahim Ağzı Kanserine Karşı Farkındalık Etkinliği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Griple mücadelede &#8220;Anne yemekleri&#8221; çok önemli, çünkü…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/griple-mucadelede-anne-yemekleri-cok-onemli-cunku-610300</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Feb 2026 08:43:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[bal]]></category>
		<category><![CDATA[C Vitamini]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[griple]]></category>
		<category><![CDATA[mücadelede]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yemekleri]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610300</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış aylarında çocuklarda grip (influenza virüsü) oldukça sık görülürken, özellikle okul ve kreş ortamlarında hızla yayılıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/griple-mucadelede-anne-yemekleri-cok-onemli-cunku-610300">Griple mücadelede &#8220;Anne yemekleri&#8221; çok önemli, çünkü…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kış aylarında çocuklarda grip (influenza virüsü) oldukça sık görülürken, özellikle okul ve kreş ortamlarında hızla yayılıyor. Dünya genelinde veriler, 10 yaş altındaki çocuklarda influenza virüsünün, solunum hastalıklarına bağlı hastaneye yatışların yaklaşık yüzde <strong>15’ini </strong>oluşturduğunu gösteriyor.  İnfluenza gribinin temel semptomları olan yüksek ateş, halsizlik, kuru öksürük, boğaz ve kas ağrıları özellikle küçük yaştaki çocuklarda daha şiddetli seyrederken, ebeveynlerde ciddi kaygıya yol açabiliyor. <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Çocuk Gastroenterolojisi Uzmanı Prof. Dr. Coşkun Çeltik,  </strong>  griple mücadelede sadece tıbbi tedavinin değil, doğru ve dengeli beslenmenin de kritik bir önem taşıdığına dikkat çekerek,  “Yeterli sıvı alımı ve doğru beslenme,  bağışıklık sisteminin daha iyi çalışmasına, şikayetlerin hafiflemesine ve komplikasyonların azalmasına yardımcı olur. Hastalık döneminde vücudu dinlendirmek için iyi bir uyku,  bol sıvı ve yeterli protein ile bağırsak mikrobiyotasını destekleyen gıdaların alınması  son derece değerlidir” diyor. </p>
<p>Influenza virüsünde en önemli kurallardan birinin çocuğu zorlamadan az ve sık aralıklarla sıvı ağırlıklı beslemek olduğunu belirten <strong>Prof. Dr. Coşkun Çeltik,</strong>  “C vitamini, çinko ve probiyotikler mucizevi sonuçlar yaratmazlar ama vücudun doğru çalışmasına destek olurlar.  C vitamininden zengin gıdaların yanı sıra mikrop öldürücü ve bağışıklığı destekleyici etkileri nedeniyle sarımsak ile soğan içeren yemeklerin tüketilmesi, üzerlerine antiviral özelliği olan karabiber serpilmesi önemlidir. C vitamininden zengin limon da çorbaların ve salataların üzerine sıkılıp kolayca tüketilebildiği için avantaj sağlar” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>C vitamini bağışıklığı destekliyor</strong></p>
<p>Vücuttaki kolajen üretimini artıran ve bağışıklık hücrelerinin işlevlerini destekleyen C vitamini grip tedavisinde önemli bir destek sağlıyor. Çocuk Gastroenterolojisi Uzmanı Prof. Dr. Coşkun Çeltik, “C vitamini grip virüsünü azaltmaz ve bağışıklığı güçlendirmez. Ancak, akut hastalık döneminde şikayetlerin daha hızlı hafiflemelerine yardımcı olabilir” diyor.  Yüksek doz C vitamininin ekstra bir faydası olmadığını; bu nedenle gıdalarla doğal yoldan alınması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Coşkun Çeltik, “Portakal, mandalina, limon, biber, avokado, kivi ile kuşburnu C vitamini açısından zengindir.  Çocuğun mümkünse meyvelerin kendisini tüketmesi önemlidir. Meyve suyu olarak verilecekse günlük iki bardağın geçmemesi daha iyi olur; çünkü aşırı şeker yükü metabolizmayı olumsuz etkiler” bilgisini veriyor.</p>
<p><strong>Çinko enzimlerin çalışması için çok önemli</strong></p>
<p>Çinko, vücudumuzda çok sayıda enzimin yardımcısı olduğu için influenza virüsünün sınırlanmasını sağlıyor, hatta dokuya tutunmasını engelliyor. Bu nedenle, çinko içeren gıdaların tüketilmesi de faydalı oluyor. Hindi, tavuk, kıyma, yoğurt, badem, ceviz, fıstık, kaju, kabak çekirdeği ve nohut çinkodan zengin gıdaları oluşturuyor.  </p>
<p><strong>Omega – 3 yağ asitleri vücuttaki yangıyı azaltıyor</strong></p>
<p>Omega-3 yağ asitleri vücuttaki enflamasyonu, yani aşırı yangıyı azaltırken,  bağışıklık hücrelerini de destekliyor. Dolayısıyla, yüksek omega-3 (EPA/DHA) içeren balıkların hastalık döneminde haftada 1-2 kez tüketilmesinde fayda var. <strong>Somon, sardalye, uskumru ve hamsi</strong> özellikle kış mevsiminde omega-3 oranı yüksek deniz balıkları arasında yer alıyor.  “Balıkların kızartma olarak değil fırında pişirilmesi en ideal seçimdir. Bu sayede kızartmayla ortaya çıkan kötü trans yağlardan da uzak durulmuş olur” bilgisini veren Prof. Dr. Coşkun Çeltik, çok yağlı gıdaların hastalık dönemlerinde bulantıyı tetikleyebileceği için dikkatli olunması gerektiğini anlatıyor. Bitkisel omega-3 kaynaklarından olan ceviz de tercih edilebiliyor. </p>
<p><strong>Probiyotikler bağırsak mikrobiyotası için önemli</strong></p>
<p>Kefir gibi fermente süt ürünleri bağırsak mikrobiyotasını destekleyerek bağışıklık yanıtına dolaylı katkı sağlayabiliyor; ancak inek sütü alerjisi, laktoz intoleransı, irritabl bağırsak hastalığı olan çocuklarda sorun oluşturabiliyor. Ayrıca, fazla probiyotik tüketimi de bazen gaz sorununu artırarak olumsuz etkilere neden olabiliyor. Günde 1-2 öğün, en fazla 200 ml (bir su bardağı) kadar probiyotik kaynağı tüketmek genellikle yeterli geliyor. Laktozu tolere edemeyen çocuklarda doğal yoğurt alternatif olabiliyor. Hastalık döneminde probiyotik etkisi nedeniyle en güzel olanı ise doğal kefir tüketmek. </p>
<p><strong>Protein kaynakları dokuları onarıyor</strong></p>
<p>Protein; bağışıklık hücrelerinin çalışmalarında, antikor üretiminde ve dokuların onarımında son derece önemli bir rol üstleniyor. Tüm enfeksiyon durumlarında fazla enerji tüketimine bağlı olarak bir tür metabolik yıkım süreci gerçekleştiğini belirten Prof. Dr. Coşkun Çeltik<strong>,</strong>  “Bu süreci geri döndürmek için karbonhidratla birlikte protein almak şarttır. Hastalık döneminde yağlı et ve kızartma yemekleri yerine daha hafif ve sulu yiyecekler tercih edilmelidir.  Örneğin, yoğurtlu pirinç pilavı, yumurta, lor peyniri, tavuk ve hindi beyaz eti, tavuk çorbası, kıymalı çorbalar veya deniz balıkları verilebilir. Alınan protein, pirinç, yulaf, patates, muz ve elma gibi besinlerle desteklenmelidir” diyor.  Prof. Dr. Coşkun Çeltik, gaz ve karın ağrısını tetikleyebilecekleri için baklagilleri çok tercih etmediklerine, bu dönemde bal ile pekmezin de iyi enerji verdikleri için avantaj sağladıklarına vurgu yapıyor.    </p>
<p><strong>Sağlıklı yağlar iltihabı hafifletiyor</strong></p>
<p>Sağlıklı yağlar vücuttaki iltihabı azaltarak bağışıklık hücrelerinin çalışmalarına destek oluyor. Sağlıklı yağlar denildiğinde ise aklımıza ilk olarak zeytinyağı geliyor. Çocuk Gastroenterolojisi Uzmanı Prof. Dr. Coşkun Çeltik,<strong> </strong>ancak zeytinyağının kesinlikle gıdaları kızartma amaçlı kullanılmaması gerektiği uyarısında bulunarak, “Çünkü, zeytinyağı çabuk yanar ve bunun sonucunda birçok toksik madde açığa çıkararak hücrelere zarar verebilir. Dolayısıyla, zeytinyağının yemeği ocaktan indirmeye yakın ilave edilmesi önemlidir” diyor. Ayrıca, avokado, ceviz, fındık ve badem yağları da iyi yağlar grubunda yer alıyorlar. Ek olarak, bu gıdaların kendilerinin tüketilmesi lif açısından da katkı sağlıyor ve enerji veriyor.<strong> </strong></p>
<p><strong>Bol bol sıvı alması şart! </strong></p>
<p>Çocuk Gastroenterolojisi Uzmanı Prof. Dr. Coşkun Çeltik, enfeksiyon döneminde çocuğun mutlaka bol sıvı alması gerektiğine de vurgu yaparak, sözlerine şöyle devam ediyor:  “Ateş, hızlı solunum ve terleme nedeniyle sıvı kaybı artar. Bu da halsizlik, baş ağrısı, bulantı ve kusma yapabilir. Ağırlıklı olarak su olmak üzere, belli ölçülerde ayran, elma suyu ve limonata gibi içecekler ile çorbalar sıvı eksikliğini tamamlayabilir. Bulantıyı tetiklememek için sıvıların yavaş, az az ve sık alınması gerekir. Bazen ılık, ballı ve limonlu ıhlamur çayı da solunum sorunlarının azaltılması için iyi bir alternatif olabilir. Ancak sıvı alımı çok azsa ve kusma başladıysa bir sağlık kurumuna başvurulması elzemdir.” </p>
<p><strong>Anne yemekleri çok önemli, çünkü… </strong></p>
<p>İşlenmiş gıdalar, içeriğinde yağ oranı çok yüksek olduğu için hekimler tarafından hurda gıdalar olarak tanımlanıyor. Paketli atıştırmalıklar, <strong>şekerlemeler, gazlı içecekler, meyve oranı düşük olan şekerli içecekler, salam, sosis ve sucuk</strong> gibi ürünler yağ oranı çok yüksek olmalarının yanı sıra birçok katkı ve koruyucu kimyasal maddeleri de içerebiliyor, <strong>gereksiz şeker ile tuz </strong>yükü getiriyorlar. “Tüm bunlar çocuğun midesini rahatsız edebilir ve iştahını daha da bozabilir” uyarısında bulunan Prof. Dr. Coşkun Çeltik,<strong> </strong>“Özellikle yüksek şekerli içecekler ve yiyecekler kısa süreli enerji verseler de ani insülin yükselmesine sebep olup,  kan şekeri dengesizliğine ve beslenmenin bozulmasına yol açabilir. Ayrıca reflü ve kusmaya da neden olabilir. Dolayısıyla, anne yemekleri dediğimiz sulu, temiz ve sevgi yüklü yemekler çocuklar için son derece önemlidir” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/griple-mucadelede-anne-yemekleri-cok-onemli-cunku-610300">Griple mücadelede &#8220;Anne yemekleri&#8221; çok önemli, çünkü…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Afetlere Hazırlık ve Risk Yönetimi Odaklı Kurumsal İş Birliği&#8217; Protokolü İmzalandı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/afetlere-hazirlik-ve-risk-yonetimi-odakli-kurumsal-is-birligi-protokolu-imzalandi-609229</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Jan 2026 09:05:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aydın]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[birliği]]></category>
		<category><![CDATA[hazırlık]]></category>
		<category><![CDATA[imza]]></category>
		<category><![CDATA[İş Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Küçükçekmece Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[kurumsal]]></category>
		<category><![CDATA[odaklı]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[yönetimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609229</guid>

					<description><![CDATA[<p>Küçükçekmece Belediyesi'nin ev sahipliğinde Afetlere Hazırlık ve Risk Yönetimi Odaklı Kurumsal İş Birliği programı düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/afetlere-hazirlik-ve-risk-yonetimi-odakli-kurumsal-is-birligi-protokolu-imzalandi-609229">&#8216;Afetlere Hazırlık ve Risk Yönetimi Odaklı Kurumsal İş Birliği&#8217; Protokolü İmzalandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Küçükçekmece Belediyesi&#8217;nin ev sahipliğinde Afetlere Hazırlık ve Risk Yönetimi Odaklı Kurumsal İş Birliği programı düzenlendi. Belediye Binasında düzenlenen programın sonunda Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi ve İstanbul Aydın Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbrahim Hakkı Aydın, ‘Afetlere Hazırlık ve Risk Yönetimi Odaklı Kurumsal İş Birliği’ Protokolünü imzaladı.</p>
<p>Küçükçekmece Belediyesi’ni afetlere karşı sadece müdahale eden değil; hazırlayan, yönlendiren ve toplumu dönüştüren bir yapıya taşıyacak olan protokolün imzalandığı programa; Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi’nin yanı sıra, başkan yardımcıları, meclis üyeleri, birim müdürleri, İstanbul Aydın Üniversitesi rektörü ve akademisyenleri, sivil toplum kuruluşları üyeleri ve muhtarlar katıldı. Programda Küçükçekmece Belediye Başkan Yardımcısı Gökhan Aygün, Afetlere Hazırlık ve Risk Yönetimi Odaklı Kurumsal İş Birliği Protokolü’nün sunumunu gerçekleştirdi.</p>
<p><b>Kemal Çebi: İş birliğimiz daha hazırlıklı ve daha dayanıklı bir Küçükçekmece hedefimize önemli katkılar sağlayacak</b></p>
<p>Afetlere karşı bilimle hareket etmenin önemini vurgulayan Başkan Çebi, ‘Kentimizin geleceği açısından büyük önem taşıyan bir iş birliğini başlatmak üzere bir aradayız. Afetler artık yalnızca ihtimal değil, hazırlıklı olmamız gereken bir gerçekliktir.  Afet risklerinin giderek arttığı günümüzde, yalnızca müdahale değil hazırlık, eğitim, iletişim, toplumsal farkındalık konularında da kapasitemizi güçlendirmek zorundayız. Üniversitemizin akademik birikimi ile belediyemizin saha deneyimini bir araya getiren bu iş birliği, daha bilinçli, daha hazırlıklı ve daha dayanıklı bir Küçükçekmece hedefimize önemli katkılar sağlayacaktır. Bu yolda bilimin ışığıyla ilerlemenin büyük bir güç olduğuna inanıyor, süreçte emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Protokolümüzün ilçemize ve üniversitemize hayırlı olmasını diliyorum’’ diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p><b>Prof. Dr. İbrahim Hakkı Aydın:</b> <b>Protokolün halkımıza ve insanlığa katkı sağlayacağına inanıyorum</b></p>
<p>İstanbul Aydın Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbrahim Hakkı Aydın ise yaptığı konuşmada,‘’Küçükçekmece Belediyesi ile çok önemli bir protokole imza atıyoruz. Her şeyden önce bir bilim insanı olarak üretilen teorik bilgileri uygulama alanı bulduğumuz için de Küçükçekmece Belediyesi’ne ayrıca teşekkür ediyorum. Çünkü teoride kalan, uygulanmayan bilgi hiçbir zaman yarar sağlamaz. İmzalayacağımız protokolle özellikle asrın en önemli problemlerinin başında gelen deprem esnasındaki iletişim konusunda ciddi çalışmalar yapacağız. Dolayısıyla bu protokolün halkımıza ve insanlığa katkı sağlayacağına inanıyorum’’ dedi.</p>
<p><b>Bilimsel desteği sahaya indirecek stratejik iş birliği hedefleniyor</b></p>
<p>Küçükçekmece Belediyesi ve İstanbul Aydın Üniversitesi arasında imzalanan<b> </b>Afetlere Hazırlık ve Risk Yönetimi Odaklı Kurumsal İş Birliği protokolü; afet yönetimi alanında belediyenin kurumsal kapasitesini artırmayı, toplumsal farkındalığı güçlendirmeyi, bilimsel ve akademik desteği sahaya indirmeyi amaçlayan stratejik bir iş birliği modeli olma özelliği taşıyor. Ayrıca bu iş birliği ile ilçede Afet İletişim Laboratuvarı kurulacak, senaryolar, tatbikatlar, saha uygulamaları ve gönüllü çalışmalar desteklenecek.  Podcast, mini belgesel ve farkındalık içerikleri üretilecek. Ortak araştırma projeleri, yarışmalar ve fon başvuruları gerçekleştirilecek.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/afetlere-hazirlik-ve-risk-yonetimi-odakli-kurumsal-is-birligi-protokolu-imzalandi-609229">&#8216;Afetlere Hazırlık ve Risk Yönetimi Odaklı Kurumsal İş Birliği&#8217; Protokolü İmzalandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ayaktaki Küçük Yaralar Büyük Tehlikelerin Habercisi Olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ayaktaki-kucuk-yaralar-buyuk-tehlikelerin-habercisi-olabilir-609158</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Jan 2026 07:49:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ayak]]></category>
		<category><![CDATA[ayaktaki]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[habercisi]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[küçük]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tehlikelerin]]></category>
		<category><![CDATA[Yara]]></category>
		<category><![CDATA[Yara Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[yaralar]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609158</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günlük yaşamın koşuşturması içinde vücudumuzu ayakta tutan ayaklarımızın sağlığını ihmal ederek çoğu zaman gerekli özeni göstermiyoruz.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ayaktaki-kucuk-yaralar-buyuk-tehlikelerin-habercisi-olabilir-609158">Ayaktaki Küçük Yaralar Büyük Tehlikelerin Habercisi Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günlük yaşamın koşuşturması içinde vücudumuzu ayakta tutan ayaklarımızın sağlığını ihmal ederek çoğu zaman gerekli özeni göstermiyoruz. Oysa ayaklarımız bizi hayata bağlayan, tüm vücut ağırlığımızı taşıyan, bizi istediğimiz yere götüren en önemli organlarımızın başında geliyor. Belirli bir yaştan sonra ya da diyabet, damar hastalıkları, nöropati gibi rahatsızlıkları olanlar için ayak sağlığı, sadece bir konfor meselesi olmaktan çıkıyor. Ayak yaralarının erken teşhisi ve uygun yönetimi, amputasyon (uzuv kaybı) riskini azaltmak ve hastaların yaşam kalitesini iyileştirmek için kritik önem taşıyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Tahir Öztürk, ayak yaraları ve bakımı hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Ayaklarınızda oluşan yaralar bir hastalık belirtisi olabilir</strong></p>
<p>Ayaklarda oluşan yaralar çoğu zaman basit bir sürtünme ya da küçük bir kesik gibi başlayabilmektedir. Ancak özellikle geç iyileşen, tekrarlayan ya da ağrısız seyreden yaralar, altta yatan ciddi bir sağlık sorununun ilk işareti olabilmektedir. Diyabet, dolaşım bozuklukları ve enfeksiyonlar ayak yaralarının en sık nedenleri arasında yer almaktadır. Zamanında fark edilip uygun şekilde tedavi edilmeyen yaralar ilerleyerek kronikleşebilir ve ciddi sonuçlara yol açabilmektedir. Bu nedenle ayaklarda oluşan her yara dikkatle izlenmeli ve önemsenmelidir. Kronik ayak yaraları, yalnızca ciltte oluşan bir sorun değil; çoğu zaman sistemik hastalıklar, dolaşım bozuklukları ve enfeksiyonlarla iç içe geçmiş karmaşık bir tablodur. Bu nedenle tek bir branşın yaklaşımı çoğu zaman yeterli olmayabilir. Farklı uzmanlık alanlarının birlikte çalıştığı multidisipliner yaklaşım, bu sürecin en etkili ve güvenli şekilde yönetilmesini sağlamaktadır. Bu yaklaşımda, hastanın genel sağlık durumu titizlikle değerlendirilmelidir. Diyabet, hipertansiyon ve kolesterol gibi yara iyileşmesini doğrudan etkileyen hastalıkların kontrol altına alınması, tedavinin temel taşlarından biridir. Aynı zamanda ayağın yapısal sorunları ele alınmalı; basınç noktaları azaltılmalı, yara bakımı en uygun şekilde sürdürülmelidir. Yara bölgesinin enfekte olup olmadığı dikkatle değerlendirilmeli ve varsa enfeksiyonlar hedefe yönelik tedavilerle kontrol altına alınmalıdır. Bununla birlikte dolaşım problemleri olan hastalarda ise kan akışını artırmaya yönelik modern ve minimal invaziv yöntemler devreye girmelidir. </p>
<p><strong>Yara bakımında multidisipliner yaklaşım önemli</strong></p>
<p>Ayak yaralarının tedavisi ve bakımı ile ilgili tüm süreçlerin bir ekip anlayışıyla yürütülmesi hem yara iyileşmesini hızlandırmakta hem de uzuv kaybı gibi ciddi sonuçların önüne geçilmesine yardımcı olmaktadır. Ayak yara bakımında uygulanan bu yöntemlerle olumlu sonuçlar alınabilmektedir;</p>
<ul>
<li><strong>Kapsamlı Değerlendirme:</strong> Hasta, multidisipliner ekip tarafından ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmelidir. Bu değerlendirme, yaranın nedenini, büyüklüğünü, derinliğini, enfeksiyon durumunu ve hastanın genel sağlık durumunu kapsamalıdır.</li>
<li><strong>Bireyselleştirilmiş tedavi planı:</strong> Değerlendirme sonuçlarına göre, her hasta için özel bir tedavi planı oluşturulmalıdır. Bu plan, yaranın nedenine yönelik tedavileri, yara bakımını, basıncı azaltma yöntemlerini ve sistemik hastalıkların kontrolünü içermelidir.</li>
<li><strong>Düzenli takip ve iletişim:</strong> Multidisipliner ekip, hastayı düzenli olarak takip etmeli ve tedavi sürecindeki gelişmeleri değerlendirmelidir. Ekip üyeleri arasında sürekli iletişim halinde olunmalı ve tedavi planı gerektiğinde güncellenmelidir.</li>
<li><strong>Hasta eğitimi:</strong> Hasta ve yakınları; yara bakımı, risk faktörleri, önleme stratejileri ve tedavi süreci hakkında bilgilendirilmelidir.</li>
<li><strong>Psikolojik destek:</strong> Kronik ayak yaraları, hastaların psikolojik durumunu olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle, hastalara psikolojik destek sağlanmalıdır.</li>
</ul>
<p><strong>Düzenli ayak kontrolleri ve ayakkabı seçimi kronik ayak yaralarının önüne geçebilir</strong></p>
<p>Ayak yaraları, özellikle diyabet ve vasküler yani damar hastalıkları olan bireylerde ciddi sakatlık ve hayati riske yol açabilen önemli bir sağlık sorunudur. Ayak yaralarını önlemek için hasta eğitimi, düzenli ayak muayeneleri, uygun ayakkabı seçimi, hijyen ve risk faktörlerinin kontrol altına alınması büyük önem taşımaktadır.  Ayaklarımızla yüzleşmek, aslında kendimizle yüzleşmek demektir. Onlara gösterdiğimiz özen, kendimize verdiğimiz değerin bir yansımasıdır. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ayaktaki-kucuk-yaralar-buyuk-tehlikelerin-habercisi-olabilir-609158">Ayaktaki Küçük Yaralar Büyük Tehlikelerin Habercisi Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her 5 kadından 1&#8217;i bu sorunu yaşıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/her-5-kadindan-1i-bu-sorunu-yasiyor-608817</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Jan 2026 07:53:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[kadından]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[ürünleri]]></category>
		<category><![CDATA[vitamin]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608817</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde en sık görülen cilt hastalıklarından biri olan akne, genelde ergenlik dönemi sorunu gibi algılansa da, son yıllarda yetişkinlerde, özellikle kadınlarda belirgin bir artış gösteriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-5-kadindan-1i-bu-sorunu-yasiyor-608817">Her 5 kadından 1&#8217;i bu sorunu yaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde en sık görülen cilt hastalıklarından biri olan akne, genelde ergenlik dönemi sorunu gibi algılansa da, son yıllarda yetişkinlerde, özellikle kadınlarda belirgin bir artış gösteriyor. Öyle ki 25 yaş ve üzerindeki her 5 kadından 1’i akne problemiyle mücadele ediyor. Akne çoğu zaman ‘nasılsa geçer’ düşüncesiyle ihmal edildiği için ağrılı kistlere, ciltte kalıcı iz ve leke oluşumuna yol açabiliyor! <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi </strong><em> </em><strong>Dermatoloji Uzmanı Dr. Vildan Şengöz,</strong> bu nedenle aknelerin mutlaka erken dönemde tedavi edilmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Tedaviye erken başlanması aknenin şiddetlenmesini ve ciltte kalıcı iz ile leke bırakmasını engelleyebiliyor. Ancak, tedaviden başarılı sonuç alınabilmesi için hekimin önerdiği tedavinin aksatılmaması büyük bir önem taşıyor. Geçmiş yıllarda aknenin cilt ile sınırlı olduğu ve sadece bakım ürünleri   veya  cilt üzerine sürülen ilaçlarla iyileşeceği düşünülüyordu. Günümüzde ise aknenin sistemik bir metabolizma sorununun parçası olduğu biliniyor. Bu nedenle, akne tedavisinde bütüncül bir yaklaşımın benimsenmesi gerekiyor” diyor.   Aknenin oluşumunda genetik yatkınlıktan çok hormonal değişimler, inflamasyon ve hatalı yaşam alışkanlıklarının sorumlu olduğunu belirten <strong>Dermatoloji Uzmanı Dr. Vildan Şengöz,</strong> akneye neden olabilen yaşam alışkanlıklarını anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! </p>
<p><strong>Gece bu saatler arasında uyanık kalmak</strong></p>
<p>Gece geç saatlere kadar uyanık kalınması akneye sebep olan etkenler arasında ilk sıralarda yer alıyor. Melatonin hormonu gece 23:00 &#8211; 02:00 saatleri süresince salgılanıyor. Bu zaman diliminde, melatonin hormonu, beyin başta olmak üzere, bağ dokusunun ve cildin yenilenmesini sağlıyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Vildan Şengöz, sağlıklı gece uykusunun cildi içten temizlediğini ve parlaklık sağladığını, hatta en etkili cilt bakım ürünlerinden bile daha faydalı olduğunu belirtiyor. Bu saat aralığında uyanık kalmak ise cildin doğal onarım sürecini önlüyor ve akne oluşumuna zemin hazırlıyor. </p>
<p><strong>Kozmetik ürünlerini bilinçsizce uygulamak</strong></p>
<p>Bilinçsizce satın alınan yıkama ve peeling ürünleri çoğu zaman cilt bariyerine zarar veriyor. Hekim olmayan kişilerin önerisiyle ürün alan, peeling gibi işlemleri sık sık ve hatalı şekilde uygulayan kişilerde en sık görülen sorun cilt pH’ının bozulması oluyor. Peeling işlemi cildin üst tabakasını aldığı için parlak görünüm sağlasa da  cildin koruyucu tabakasını zayıflatıyor. Bariyerini kaybeden cilt ise bakteriyel enfeksiyonlara açık hale geliyor ve bunun sonucunda akne gelişebiliyor. Hekim önerisi olmadan kullanılan doğal ürünler de akne oluşumunun diğer nedenlerinden. Koruyucu bariyerini kaybeden cilt bakteriyel enfeksiyonlara daha açık hale gelince, akne gelişimi kaçınılmaz oluyor. </p>
<p><strong>Siyah noktaları sıkmak</strong></p>
<p>Aknenin ilk evresi genelde komedon, halk arasındaki bilinen adıyla siyah nokta oluyor. Bu lezyonların sıkılması veya koparılması, bakterilerin eklenmesiyle süreci daha da şiddetlendiriyor ve derin izlerle sonuçlanabiliyor. Bu nedenle, sadece komedon sorunu olsa bile dermatoloji uzmanına başvurulması ve hekim önerisiyle uygun cilt bakım ürünlerinin kullanılması büyük önem taşıyor. </p>
<p><strong>Vitamin ve mineral takviyelerini hatalı kullanmak</strong></p>
<p>D vitamini, ferritin, folik asit, çinko ile magnezyum gibi vitamin ve mineraller cilt sağlığı açısından büyük önem taşıyorlar. D vitamini seviyesi 50’nin altına düştüğünde aknenin daha da şiddetlendiği biliniyor. Gerekli zamanlarda A vitamini ve türevleri de tedaviye eklenebiliyor. Dr. Vildan Şengöz, akne tedavisinde bu takviyelerin doğru zamanda ve doğru dozda alındığında iyileşmeyi desteklediklerini ve iz kalma riskini azalttıklarını anlatarak, “Ancak, vitamin ve mineral takviyeleri mutlaka kişiye özel değerlendirilmeli. Çünkü, yanlış veya yüksek dozda alındıklarında akne oluşumuna zemin hazırlayabiliyor” uyarısında bulunuyor.</p>
<p><strong>Fazla kahve içmek</strong></p>
<p>Yetişkinlerde aşırı kahve tüketimi kafeinin diüretik etkisi nedeniyle hücrelerdeki su ve minerallerin vücuttaki atılımını hızlandırıyor. Zaten yağ oranı yüksek olan cildin iyice nemini kaybetmesine ve bunun sonucunda akne oluşumuna sebep olabiliyor.  </p>
<p><strong>İşlenmiş gıdalar ve şekerli besinler tüketmek</strong></p>
<p>Aşırı işlenmiş ve besin değerini yitirmiş paketli gıdalar, şekerli besinler ile trans yağları içeren gıdaların yanı sıra proteinden fakir ve karbonhidrattan zengin beslenme şekli insülin direncini arttırıyor. Ciltte yağ üretimini hızlandıran insülin direnci de akne oluşumuna yol açan ve şiddetini tetikleyen önemli faktörler arasında yer alıyor.</p>
<p><strong>Kızartmalar ve trans yağlara dikkat! </strong></p>
<p>Cilt sağlıklı yağlara ihtiyaç duyuyor. Zeytinyağı, ceviz, keten tohumu ve balık gibi omega-3 içeren gıdaların düzenli tüketilmeleri cilt sağlığını destekliyor. Kızartmalar ve trans yağlar ise inflamasyonu artıran ve hormon dengesini bozan etkileri nedeniyle akne oluşumuna sebep olabiliyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-5-kadindan-1i-bu-sorunu-yasiyor-608817">Her 5 kadından 1&#8217;i bu sorunu yaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ünlü oyuncu Meltem Cumbul sordu Uzmanlar anlattı: &#8220;RAHİM AĞZI KANSERİ ÖNLENEBİLİR&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/unlu-oyuncu-meltem-cumbul-sordu-uzmanlar-anlatti-rahim-agzi-kanseri-onlenebilir-608042</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Jan 2026 08:33:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anlattı]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[cumbul]]></category>
		<category><![CDATA[farkında]]></category>
		<category><![CDATA[hpv]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Kanserleri]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[meltem]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[oyuncu]]></category>
		<category><![CDATA[Rahim Ağzı Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[sordu]]></category>
		<category><![CDATA[ünlü]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608042</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde giderek yaygınlaşan kadın kanserleri, erken teşhis edildiğinde büyük ölçüde tedavi edilebiliyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/unlu-oyuncu-meltem-cumbul-sordu-uzmanlar-anlatti-rahim-agzi-kanseri-onlenebilir-608042">Ünlü oyuncu Meltem Cumbul sordu Uzmanlar anlattı: &#8220;RAHİM AĞZI KANSERİ ÖNLENEBİLİR&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde giderek yaygınlaşan kadın kanserleri, erken teşhis edildiğinde büyük ölçüde tedavi edilebiliyor. Hatta bir kanser türü var ki; ondan aşı ile korunmak mümkün. Ancak milyonlarca kadın bu gerçeğin farkında değil! İşte, Ocak ayı Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında,<strong> Acıbadem Ankara Hastanesi, Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği</strong> ve <strong>Sağlık Gönüllüleri Derneği </strong>güçlerini birleştirerek, bilgiyi güçle buluşturmak ve önlenebilir bu kanserin farkındalığını artırmak için <strong>‘Güç Sende’ söyleşisi</strong> gerçekleştirdi.  </p>
<p><strong>Moderatörlüğünü ünlü oyuncu ve yönetmen Meltem Cumbul’un</strong> üstlendiği toplumsal farkındalık etkinliğinde, hekimler ve sivil toplum dernekleri bilim, deneyim ve dayanışma için buluştu. <strong>Acıbadem Ankara Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanları Doç. Dr. Emre Özgü ve Dr. Elif Demir ile Pİ Kadın Kanserleri Derneği Başkanı Seral Çelik</strong> rahim ağzı kanserine dair çarpıcı gerçekleri, korunma yollarını ve toplumsal gücün önemini anlattı.</p>
<p><strong>Doç. Dr. Emre Özgü: “Aşılama mutlaka yaygınlaştırılmalı”</strong></p>
<p>Etkinlikte konuşan <strong>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Emre Özgü</strong>, rahim ağzı kanserinin, aşı ile önlenebilen tek kanser türü olduğunu vurgulayarak, 66 ülkenin ulusal aşılama programı içinde yer aldığını belirtti. Doç. Dr. Özgü şöyle konuştu: “Her dört kadından üçü hayatlarının bir döneminde HPV virüsü ile karşılaşıyor. Yaklaşık yüzde 95 oranında cinsel ilişki ile bulaşan HPV vücuda girdikten sonra yüzde 80’i birinci senede, yüzde 90’ı da ikinci senede bağışıklık sistemi tarafından temizlenir. Temizlenmeyen yüzde 10 rahim ağzında değişiklikler yaparak rahim ağzı kanserine dönüşebiliyor. Rahim ağzı kanserini önlemede en etkili yöntemlerden biri HPV aşısıdır. HPV aşısı bağışıklık sistemini güçlendirerek virüsü vücuttan daha hızlı atmayı sağlar. Çocuklarımızı aşılayabilirsek rahim ağzı kanseri, aşı ile engelleyebildiğimiz tek kanser türü olarak tıp literatüründe yerini alacaktır. Bu kapsamda 9 ila 15 yaş arasındaki tüm çocukların aşılanmasında büyük fayda bulunmaktadır. 11-13 yaş grubunda yüksek bir bağışıklık yanıtı alınabiliyor. Tüm anne babalar çocuklarına bu aşıyı yaptırmalı; bir baba olarak ben de kendi çocuğumun aşılanmasını planlıyorum.”</p>
<p><strong>Dr. Elif Demir : “Düzenli tarama testleri ve aşı kritik önem taşıyor”</strong></p>
<p><strong>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Elif Demir</strong> de konuşmasında, rahim ağzı kanserinin aşı ile önlenebilen tek kanser türü olduğu konusunda toplumsal farkındalığı artırmanın çok önemli olduğunu vurguladı. Dr. Demir şöyle konuştu: “Yaygın bir aşılama programının sağlanması özellikle genç kızların aşılanmasının sağlanması gerekiyor. Ancak sadece kız çocukları değil, erkek çocukların da kendilerini ve partnerlerini korumaları için aşılanması çok büyük önem taşıyor.  Kadınlarda HPV aşısı üst yaş sınırı olmadan tüm kadınlara yapılabiliyor. Çocukluk çağında iki doz aşı yeterli iken erişkin dönemde üç doz aşı uygulanmaktadır. “</p>
<p>Kanser oluşmadan problemlerin çözülmesinin çok önemli olduğunu vurgulayan Dr. Demir sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>“Korunmada HPV aşısı, düzenli jinekolojik muayenelerin yapılması, Smear ve HPV DNA testi çok önemli. Jinekolojik muayeneye insanlar çekinerek geliyorlar ama bu muayeneler ve tarama testleri hayat kurtarıcı rol oynuyor. HPV kaçınabileceğimiz bir virüs değil ama korunma yolları mevcut. Rahim ağzı kanseri hem önlenebilir hem de erken teşhis edilebilir bir hastalıktır. HPV pozitifliği aslında utanılacak bir durum değildir. İnsanların yüzde 80’i, hayatlarında bir kere HPV ile karşılaşmaktadır önemli olan bunu zamanında saptayabilmek ve aşı ile önüne geçebilmektedir.”</p>
<p><strong>Pİ Kadın Kanserleri Derneği Başkanı Seral Çelik: “HPV olsan bilir miydin?”</strong></p>
<p><strong>Pİ Kadın Kanserleri Derneği Başkanı Seral Çelik</strong> etkinlikte, rahim ağzı kanserine yönelik toplumsal farkındalığın yeterli olmadığını belirterek şöyle konuştu: “Kadınlarımızın büyük çoğunluğunun kendi üreme organlarının sağlığı ile ilgili temel kavramları dahi bilmekten uzak olduklarını gözlemliyoruz. Tabii hal böyle olunca hastalıkların fark etmeleri de zor oluyor. Öyle ki birbirlerinden tamamen farklı hastalıklar olan rahim ağzı kanseri ile rahim kanserini karıştırabiliyorlar ya da rahim ağzı kanserini başlı başına bir organın kanseri olarak görmeyip, sadece ‘rahim kanserinin başlangıcı’ sanabiliyorlar. Ayrıca doğru bilinen pek çok yanlış da var”</p>
<p>Bu nedenle ülke çapında HPV ve Rahim ağzı kanseri hakkında farkındalık kampanyası başlattıklarını anlatan Çelik sözlerine şöyle devam etti: “Kampanyamızın sloganı; ‘HPV olsan, bilir miydin?’. Bir soruyla başladık bu kampanyaya. Rahim ağzı kanserinin baş sorumlusunun Human Papilloma Virüs yani kısa adıyla HPV olduğunu vurgulamak istiyoruz.  Bu virüsün ne olduğu ve yol açtığı hastalıkları konuşuyoruz. Maalesef ki yeterince bilinmediğini görüyoruz. Çok kişi HPV’yi ilk kez duymuş oluyor ya da başka bir virüs sanıyor. İşte bu yüzden öncelikle HPV hakkında bilgi vermek istiyoruz. Özellikle kadında yol açtığı rahim ağzı kanseri hastalığının toplumsal farkındalığını artırmak istiyoruz. Nedenlerini, korunma yollarını ve tedavisini anlatıyoruz. Uzmanlarımızla birlikte çeşitli söyleşiler düzenliyoruz,  sosyal medya adreslerimizden bu bilgiyi tüm toplumla buluşturmaya çalışıyoruz.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/unlu-oyuncu-meltem-cumbul-sordu-uzmanlar-anlatti-rahim-agzi-kanseri-onlenebilir-608042">Ünlü oyuncu Meltem Cumbul sordu Uzmanlar anlattı: &#8220;RAHİM AĞZI KANSERİ ÖNLENEBİLİR&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Sınırlar gerçek değil, bizim pratiklerimizle inşa ediliyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sinirlar-gercek-degil-bizim-pratiklerimizle-insa-ediliyor-607504</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Jan 2026 08:28:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bizim]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[ediliyor]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[inşa]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[pratiklerimizle]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[seminer]]></category>
		<category><![CDATA[serisi]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[sınırlar]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607504</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve İletişim Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Maria Pia Ester Cristaldi ile İtalya Insubria Üniversitesi’nden Dr. Elisa Ramazzina tarafından organize edilen “Entangled Histories: Borders and Cultural Encounters from the Medieval to the Contemporary Era” başlıklı uluslararası seminer serisi, “sınır” kavramını disiplinlerarası bir perspektifle ele alarak yoğun ilgi görüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinirlar-gercek-degil-bizim-pratiklerimizle-insa-ediliyor-607504">&#8220;Sınırlar gerçek değil, bizim pratiklerimizle inşa ediliyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve İletişim Bölümü Dr. Öğr. Üyesi <strong>Maria Pia Ester Cristaldi</strong> ile İtalya <strong>Insubria Üniversitesi</strong>’nden <strong>Dr. Elisa Ramazzina</strong> tarafından organize edilen <strong>“Entangled Histories: Borders and Cultural Encounters from the Medieval to the Contemporary Era”</strong> başlıklı uluslararası seminer serisi, “sınır” kavramını disiplinlerarası bir perspektifle ele alarak yoğun ilgi görüyor.</p>
<p>Dil, iletişim, edebiyat, siyaset ve kültür ekseninde şekillenen seminerler; akademik üretimde sınırların nasıl inşa edildiğini ve bu sınırların nasıl aşılabileceğini tartışmaya açtı. Farklı kıtalardan akademisyenleri bir araya getiren seminer serisi hem akademik hem de toplumsal düzeyde sınır kavramına yönelik farkındalık oluşturmayı hedefledi.</p>
<p>Bu kapsamda Dr. Öğr. Üyesi Maria Pia Ester Cristaldi, seminer serisinin çıkış noktası, amacı ve akademik yaklaşımına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><strong>“Sınırlar sadece siyasetle ilgili değil</strong></p>
<p>Seminer serisinin uzun yıllara dayanan akademik çalışmaların bir sonucu olarak ortaya çıktığını vurgulayan Cristaldi, “Elisa ve ben yaklaşık 13 yıldır yakın arkadaşız ve ikimiz de akademisyeniz. Hem benim hem de Elisa’nın çalışmalarında genelde farklı toplumlar arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları araştırıyoruz. Bunları karşılaştırarak ilerliyoruz. ‘Borders’ yani sınır konusunu seçmemizin nedeni de bu. Çünkü sınırlar sadece siyasetle ilgili değil; dil, iletişim, edebiyat ve kültürle de çok yakından ilişkili. Aslında sınırların gerçek bir şey olmadığını, bizim toplumsal pratiklerimizle, bizim iletişimsel pratiklerimizle inşa ettiğimiz bir şey olduğunu vurgulamaya çalışıyorum. Sınırlar gerçek değil, bizim pratiklerimizle inşa ediliyor.” dedi.</p>
<p><strong>“Sınırların nasıl ortaya çıktığını araştırmamız gerekiyor”</strong></p>
<p>Güncel küresel gelişmelerin de sınır tartışmalarını yeniden gündeme taşıdığını belirten Cristaldi, bu konuların tarihsel arka planla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Cristaldi; “Filistin ve İsrail arasındaki savaş ya da Rusya ve Ukrayna arasındaki çatışmalar bir günlük olaylar değil. Bunların kökenleri yüzyıllar öncesine dayanıyor. Mesela neden birileri Ukraynalı olarak tanımlanıyor, diğerleri Rusyalı olarak değerlendiriliyor? Bunları anlayabilmek için sınırların nasıl ortaya çıktığını araştırmamız gerekiyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Temel hedef farkındalık!</strong></p>
<p>Seminerlerin temel hedefinin sınırlar konusunda bir farkındalık olduğunu belirten Cristaldi; “Aslında aramızda gerçek bir sınır yok. Kültürel, siyasal ya da dini açıdan sınırların yüzyıllar içinde inşa edildiğini göstermeye çalışıyoruz. Bu sınırların nasıl aşılabileceğini de birlikte düşünmek istiyoruz.” dedi.</p>
<p><strong>Farklı kıtalardan akademisyenler Üsküdar’da buluştu</strong></p>
<p>Seminer serisinin uluslararası yapısına özel önem verdiklerini vurgulayan Cristaldi, tek merkezli akademik bakış açılarına mesafeli durduklarını ifade etti. Cristaldi; “Bu tarz seminerlerde genelde ya sadece Batı’nın bakış açısı yansıtılıyor ya da sadece Doğu’nun. Biz herkesi bir araya getirmeye çalıştık. Çin’den akademisyenler var, Japonya’dan araştırmacılar var, İngiltere’den ve Kanada’dan da katılımcılar oldu.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Tüm kategorileri altüst ediyoruz”</strong></p>
<p>Ele alınan konuların sınırları zihinsel olarak da sorgulattığını belirten Cristaldi; “Çin’deki Hristiyan metinlerinin çevirisinden, Kanada’da Japonya çalışan bir araştırmacıya, İtalyan Şamanizmine kadar uzanan konular var. Aslında tüm kategorileri altüst ediyoruz.” dedi.</p>
<p><strong>Dil, iletişim ve basın tarihi çalışmaların merkezinde yer aldı</strong></p>
<p>Çalışmalarında dil ve iletişim ilişkisine özel bir önem verdiğini belirten Cristaldi, dilin toplumsal hafızayla kurduğu bağa dikkat çekti. Cristaldi; “İletişimin en önemli noktası ortak bir dilin olmasıdır. Dil sadece sözlü değil, sözsüz de olabilir. Beni en çok ilgilendiren kısım, dilin sosyal ve siyasal tarafıdır. Bir dilin bir toplum içinde nasıl kullanıldığı, nasıl değiştiği, kelimelere yüklenen anlamlar ve duygular benim için çok önemli.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Dil bir alışkanlık, bir pratiktir…</strong></p>
<p>Dil ve basın tarihi üzerine yaptığı çalışmalara da değinen Cristaldi, dillerin birbirinden bağımsız düşünülemeyeceğinden bahsetti. Cristaldi; “Bir dil otorite tarafından değiştirilebilir ama bu hemen olan bir şey değildir. Zaman alıyor çünkü dili kullanan halktır. Dil bir alışkanlıktır, bir pratiktir. Bir dilden o dilde kullandığımız ifadeleri, kelimeleri kültürel bir birikimden ayrı olarak düşünmek çok zordur. Mesela ‘İnşallah’ kelimesini kaç kişi dini anlamda kullanıyor? Ama yine de kullanmaya devam ediyoruz. Çünkü artık kültürün bir parçası.” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>“Dilde milliyetçilik yoktur”</strong></p>
<p>Bu bağlamda dil üzerinden kurulan sınırların da yapay olduğunu vurgulayan Cristaldi; “Dilde milliyetçilik yoktur. Çünkü insanlar arasında sınırlar yapaydır. Aynı coğrafyayı paylaşıyorsanız kelimeler de ortaklaşır.” dedi.</p>
<p><strong>Dijital beşerî bilimler ve metin madenciliği vurgusu</strong></p>
<p>Çalışmalarında ele aldığı dijital beşerî bilimler ve metin madenciliği çalışmalarının klasik basın ve iletişim araştırmalarına yeni imkânlar sunduğunu belirten Cristaldi; “18. ve 19. yüzyılda çıkan gazeteler modernleşmenin en önemli araçlarıydı. Osmanlı, Rus ve Japon basınını karşılaştırmalı olarak inceleyebiliyoruz. Metin madenciliği sayesinde bu gazetelerdeki ortak kavramları kategori bazlı araştırmak mümkün.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“İnsan ve makine arasındaki etkileşim burada çok önemli”</strong></p>
<p>Bu sürecin disiplinlerarası çalışmayı da zorunlu kıldığını ifade eden Cristaldi; “Ben tek başıma metin madenciliği yapamam. Mühendislerle birlikte çalışıyordum. İnsan ve makine arasındaki etkileşim burada çok önemli.” sözleriyle iş birliğinin önemine dikkat çekti.</p>
<p><strong>“Akademi toplumdan kopuk olmamalı”</strong></p>
<p>Önümüzdeki döneme ilişkin hedeflerini de paylaşan Cristaldi, seminerlerin yalnızca akademik çevreye değil, topluma da hitap etmesini önemsediklerini vurguladı. Cristaldi; “Ben sadece akademisyenleri düşünmüyorum. Öğrencileri ve toplumu da düşünüyorum. Akademinin gerçek faydası toplumla kurduğu bağda ortaya çıkıyor. Bu seminerler herkese açık ve bu bilinçli bir tercih. Akademi toplumdan kopuk olmamalı.” dedi.</p>
<p><strong>Seriler 1 Temmuz’a kadar devam edecek!</strong></p>
<p>Farklı kıtalardan akademisyenleri bir araya getiren seminer serisi 1 Temmuz&#8217;a kadar her Çarşamba 19.00’da düzenlenmeye devam edecek.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinirlar-gercek-degil-bizim-pratiklerimizle-insa-ediliyor-607504">&#8220;Sınırlar gerçek değil, bizim pratiklerimizle inşa ediliyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Tugay: İzmir kendi enerjisini üreten bir kent olmalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-izmir-kendi-enerjisini-ureten-bir-kent-olmali-607160</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Jan 2026 08:29:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[enerjisini]]></category>
		<category><![CDATA[gerektiğini]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kendi]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[kentin]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sistemleri]]></category>
		<category><![CDATA[toplantı]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[üreten]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607160</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Batı Anadolu Sanayici ve İş İnsanları Dernekleri Federasyonu (BASİFED) bünyesinde çalışmalarını sürdüren Yeşil Dönüşüm Komisyonu tarafından düzenlenen toplantıya katıldı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-izmir-kendi-enerjisini-ureten-bir-kent-olmali-607160">Başkan Tugay: İzmir kendi enerjisini üreten bir kent olmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Batı Anadolu Sanayici ve İş İnsanları Dernekleri Federasyonu (BASİFED) bünyesinde çalışmalarını sürdüren Yeşil Dönüşüm Komisyonu tarafından düzenlenen toplantıya katıldı.  Kentin enerji politikasının oluşturulması gerektiğini vurgulayan Başkan Tugay, İzmir’in tükettiğinden fazlasını üreten “pozitif enerji bölgesi” hedefiyle ilerlemesi gerektiğini söyledi.</p>
<p>Batı Anadolu Sanayici ve İş İnsanları Dernekleri Federasyonu (BASİFED) bünyesinde faaliyet gösteren Yeşil Dönüşüm Komisyonu, iş dünyası, yerel yönetimler ve kamu kurumları arasındaki iş birliğini güçlendirme hedefi doğrultusunda bir toplantı düzenledi. Toplantıda, İzmir Planlama Ajansı (İZPA) tarafından hazırlanan “Enerji ve Malzeme Güvenliği Raporu” komisyon üyeleriyle paylaşıldı. Toplantıya katılan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, kentin enerji politikasının oluşturulmasının önemine dikkat çekerek, İzmir’in kendi enerjisini üreten bir pozitif enerji bölgesine dönüşmesi gerektiğini ifade etti. Başkan Tugay, yalnızca tüketimi karşılayan değil, tüketilenin üzerinde enerji üretebilen sistemlere sahip olunmasının hedeflenmesi gerektiğini vurguladı.</p>
<p><strong>“Yapay zekâ sistemleri, ciddi enerji istiyor”</strong></p>
<p>Enerji güvenliği konusunda değerlendirmelerde bulunan Başkan Tugay, 12 Şubat’ta Münih’te düzenlenecek önemli bir toplantıya davet edildiğini belirterek, dünyada enerji güvenliğinin artık ülkelerden çok şehirler ölçeğinde ele alındığını söyledi. Enerjinin güvence altına alınmasının yaşamsal bir konu hâline geldiğini vurgulayan Başkan Tugay, şehrin enerji sistemlerinde yaşanabilecek bir çöküşün günlük yaşamın sürdürülebilirliği açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. Enerji kullanım alanlarının giderek çeşitlendiğini ifade eden Başkan Tugay, sürece yapay zekânın da dâhil olduğunu belirterek şunları söyledi:<br />“Yapay zekâ sistemleri ciddi enerji istiyor. Bir veri merkezi, bir şehrin tükettiği kadar enerji harcayabiliyor. Zaman içinde yapay zekâ ekosistemi hayatın her alanına hâkim olacak ve buna bağlı olarak çok büyük bir enerji ihtiyacı ortaya çıkacak. Bu ihtiyacı nasıl karşılayacağımız kadar, bu süreçte yaşam alanlarımızdan nelerin eksileceğini, enerji kaynaklarının kimlerin kontrolüne geçeceğini de düşünmemiz gerekiyor.”</p>
<p><strong>“Kendi enerjimizi kendimiz üretmeliyiz”</strong></p>
<p>Dünyanın farklı kentlerinde enerji sistemlerinin aniden çökebildiğine dikkat çeken Başkan Tugay, Berlin’de bu yıl yaşanan geniş çaplı elektrik kesintisini hatırlattı. Daha önce İspanya’da ve Türkiye’de Isparta’da benzer örneklerin yaşandığını ifade eden Başkan Tugay, İzmir dâhil pek çok şehirde benzer bir riskin her zaman bulunduğunu söyledi. Olası bir enerji kesintisinin ardından “Biz nerede hata yaptık, bunu neden daha önce öngöremedik” sorularının sorulacağına işaret eden Başkan Tugay, raporda da yer verilen mikro şebeke sistemlerinin üniter ya da bölgesel ölçekte kurulmasının önemine vurgu yaptı. Başkan Tugay, şunları kaydetti:</p>
<p>“Bu değerlendirmelerden çıkardığım en önemli sonuç şudur: Kendi enerjimizi kendimiz üretmeliyiz. Pozitif enerji bölgesine dönüşmeliyiz. Tükettiğimizi karşılayan, mümkünse tükettiğimizin üzerinde enerji üretebilen sistemlere sahip olmalıyız.”</p>
<p><strong>“Yeter ki bunu yapmaya niyetlenelim”</strong></p>
<p>Enerji güvenliğinin sağlanması için birbirini gerektiğinde yedekleyebilen sistemlerin kurulmasının önemine dikkat çeken Başkan Tugay, bu tür uygulamaların hayata geçirilmesinin zor olmadığını ifade etti. Kültürpark alanında bu nitelikte bir enerji sisteminin kurulabileceğini belirten Başkan Tugay, İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi&#8217;nde benzer sistemler için çalışma yapılması gerektiğini söyledi. Belediyenin bir enerji dağıtım şirketine sahip olduğunu hatırlatan Başkan Tugay, bu tür projeleri hayata geçirebilecek teknik ve yasal altyapının bulunduğunu vurguladı. Kentte benzer şekilde çalışabilecek başka şirketlerin de olabileceğini dile getiren Başkan Tugay, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Yeter ki bunu yapmaya niyetlenelim. Bunun ne anlama geldiğini gerçekten kavramamız gerekiyor. Hem günlük yaşamın kesintisiz sürmesi hem de kentte faaliyet gösteren işletmelerin çalışmalarına devam edebilmesi için bu sistemleri nasıl kurabileceğimizi düşünmek zorundayız.”</p>
<p><strong>“Şehrin enerji politikasını oluşturmalıyız”</strong></p>
<p>Enerji sistemleri konusunun son derece kritik olduğuna dikkat çeken Başkan Tugay, önümüzdeki dönemde bu alanın tüm paydaşların odağında olması gerektiğini vurguladı. Başkan Tugay, farklı zamanlarda ve platformlarda edinilen bilgi, deneyim ve birikimlerin bir araya getirilerek kentin enerji politikasının oluşturulması gerektiğini ifade etti.</p>
<p>Dünyada sınırların giderek anlamını yitirdiği, ülkeler arası sınırların sanallaştığı bir sürece girildiğini belirten Başkan Tugay, yönetimlerin ise daha odaklı, yerel ve kendi kendine yetebilen yapılar hâline dönüştüğünü söyledi. Bu yeni düzende, kendi kaynaklarıyla ayakta durabilen yerleşim alanlarının kalkınacağını, dışa bağımlı yapıların ise zamanla yoksullaşacağını öngördüğünü dile getirdi. İzmir’in geleceğini bu bakış açısıyla değerlendirmek gerektiğini vurgulayan Başkan Tugay, kentin suyu, enerjisi, gıdası ve refahı için gerçekleştireceği üretimle kendi yolunu çizmesi ve bu yeterlilikleri sağlaması gerektiğini belirterek, “Bu yalnızca belediyenin tek başına yapabileceği bir iş değil” dedi.</p>
<p><strong>“Elimden geleni yapacağım”</strong></p>
<p>Geleceğe yönelik ortak bir akıl oluşturulması gerektiğini vurgulayan Başkan Tugay, bugünün yöneticilerinin güçlerini birleştirerek değişimi doğru okumaları ve buna uygun önlemleri zaman kaybetmeden almaları gerektiğini ifade etti. Çocukların ve gençlerin bilinçlendirilmesinin büyük önem taşıdığını belirten Başkan Tugay, gelecek nesillerin karşı karşıya kalacağı sorumlulukların ancak bu şekilde yönetilebileceğini söyledi. 2035 yılında dünyanın bugünkünden çok daha farklı bir noktada olacağını dile getiren Başkan Tugay, bu dönüşümün boyutlarının şimdiden tam olarak öngörülemeyeceğine dikkat çekti. Değişimin son derece hızlı ilerlediğini vurgulayan Başkan Tugay, bu sürece yavaş adımlarla değil, kararlı ve planlı bir şekilde uyum sağlanması gerektiğini ifade etti. Kamusal dönüşümün zorunluluğuna işaret eden Başkan Tugay, özel sektör, sivil toplum ve akademinin birlikte çalıştığı bütüncül bir yapının oluşturulmasının önemine dikkat çekerek, “Belediye başkanı olduğum sürece bunun hayata geçmesi için elimden geleni yapacağım” dedi. İzmir’in tarih boyunca öncü ve umut veren bir kent olduğunu hatırlatan Başkan Tugay, kentin bu kimliğini doğru şekilde sahiplenmesi hâlinde önemli başarılara imza atılacağına olan inancını dile getirdi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-izmir-kendi-enerjisini-ureten-bir-kent-olmali-607160">Başkan Tugay: İzmir kendi enerjisini üreten bir kent olmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uluslararası Ayder Forumu&#8217;nda Akkuyu NGS&#8217;nin Ülke Ekonomisine ve Enerji Güvenliğine Katkıları Ele Alındı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uluslararasi-ayder-forumunda-akkuyu-ngsnin-ulke-ekonomisine-ve-enerji-guvenligine-katkilari-ele-alindi-606189</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 Jan 2026 11:20:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[ayder]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[forumu]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[nda]]></category>
		<category><![CDATA[ngs]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[nükleer]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606189</guid>

					<description><![CDATA[<p>Katılımcılar, nükleer enerjinin Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınması ve karbon sıfır hedeflerine ulaşması için stratejik önemini vurguladı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uluslararasi-ayder-forumunda-akkuyu-ngsnin-ulke-ekonomisine-ve-enerji-guvenligine-katkilari-ele-alindi-606189">Uluslararası Ayder Forumu&#8217;nda Akkuyu NGS&#8217;nin Ülke Ekonomisine ve Enerji Güvenliğine Katkıları Ele Alındı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Katılımcılar, nükleer enerjinin Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınması ve karbon sıfır hedeflerine ulaşması için stratejik önemini vurguladı</em></p>
<p><em> </em>Uluslararası Ayder Forumu’nun ikincisi, Rize&#8217;de düzenlendi. Karadeniz bölgesinin kalkınmasına yönelik temel meselelerin tartışılması ve bölge ülkeleri arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi açısından önemli bir platform olan forumun açılış törenine, Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ve Rize Valisi İhsan Selim Baydaş’ın da aralarında bulunduğu ulusal ve uluslararası düzeyde pek çok isim katıldı. Etkinlikte kamu kurumları, uluslararası kuruluşlar, bilim ve iş dünyasından 500’den fazla temsilci yer aldı. Forumun bu yılki ana teması &#8220;Enerji, Küresel Güvenlik ve Diplomasi&#8221; oldu.</p>
<p>AKKUYU NÜKLEER A.Ş. Genel Müdürü Sergei Butckikh, konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada şunları kaydetti: <em>“Profesyonel diyaloğun bir parçası olmak, Türkiye’nin ilk nükleer güç santralinin inşaat süreci hakkında kamu kurumlarını, kamuoyunu ve iş dünyasını düzenli olarak bilgilendirmek AKKUYU NÜKLEER için büyük bir önem taşıyor. Projemiz, Türk ortaklarımızla yakın iş birliği içinde ve Türk şirketlerinin geniş katılımıyla hayata geçiriliyor. Akkuyu NGS gibi stratejik öneme sahip bir altyapı projesi, Türkiye ekonomisi için uzun vadeli etkiler yaratıyor, iklim hedeflerine ulaşılmasına katkı sunuyor ve Türkiye&#8217;nin yeni nükleer enerji projelerinin hayata geçirilmesi için yol açıyor.”</em></p>
<p>AKKUYU NÜKLEER A.Ş. Sürdürülebilir Kalkınma ve Enerji Şirketleri ve Ticari Birlikler ile İletişim Direktörü Esra Songur da forumun tematik oturumlarından birinde sunum yaptı. Konuşmacı, Akkuyu NGS inşaatındaki güncel durum hakkında bilgi vererek projenin Türkiye’nin ekonomik ve sosyal istikrarının güçlendirilmesi, sanayinin büyümesi ve beşeri sermayenin geliştirilmesi açısından önemine vurgu yaptı.</p>
<p>Konuşmacı ayrıca, Rosatom&#8217;un küçük modüler reaktörler (SMR) alanındaki deneyimlerini de paylaşarak bu alanda hayata geçirilen ve devam eden projeler ile Rus teknolojilerinin avantajları, güvenliği ve teknik özellikleri hakkında bilgi verdi. Bu kapsamda, dünyanın ilk yüzer nükleer güç santrali olan &#8220;Akademik Lomonosov&#8221;un 5 yılı aşkın süredir faaliyette olduğu ve bu süre zarfında 1 milyar kilovatsaatten fazla elektrik ürettiği, Rusya&#8217;nın Yakutistan bölgesindeki kara tabanlı küçük modüler nükleer güç santrali projesinin ise aktif uygulama aşamasında olduğu belirtildi.</p>
<p>Akkuyu NGS projesi, Türkiye ekonomisine yapılan en büyük yabancı yatırımlardan biri olma özelliğini taşıyor. İnşaat için ekipman ve malzeme tedarikine Türk şirketleri aktif olarak katılıyor. Projenin çeşitli aşamalarında 2.000&#8217;den fazla işletme tedarikçi ve alt yüklenici olarak görev alıyor. İşletme personelinin yetiştirilmesine yönelik kapsamlı bir eğitim programı uygulanıyor. 600&#8217;den fazla Türk uzman Rusya&#8217;nın önde gelen teknik üniversitelerinde mühendislik eğitimi alırken, bunlardan 319&#8217;u nükleer enerji sektöründe talep gören mesleklerde eğitimlerini tamamlayarak Akkuyu NGS&#8217;de çalışmaya başladı.</p>
<p>Akkuyu NGS&#8217;nin işletmeye alınması, kömür ve gaz kaynaklı elektrik üretiminin yerini alarak atmosferdeki sera gazı emisyonlarını yılda yaklaşık 18 milyon ton CO2 eşdeğeri miktarında azaltacak. Böylelikle Akkuyu NGS, Türkiye&#8217;nin Paris Anlaşması hedeflerine ulaşmasına önemli ölçüde katkı sağlayacak.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uluslararasi-ayder-forumunda-akkuyu-ngsnin-ulke-ekonomisine-ve-enerji-guvenligine-katkilari-ele-alindi-606189">Uluslararası Ayder Forumu&#8217;nda Akkuyu NGS&#8217;nin Ülke Ekonomisine ve Enerji Güvenliğine Katkıları Ele Alındı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>8. Karaburun Nergis Festivali başladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/8-karaburun-nergis-festivali-basladi-605800</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Jan 2026 17:05:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[başladı]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[festivali]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[karaburun]]></category>
		<category><![CDATA[nergis]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[üreticiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605800</guid>

					<description><![CDATA[<p>Karaburun’la özdeşleşen ve eşsiz kokusuyla her yıl heyecanla beklenen nergis çiçeği, 8. Karaburun Nergis Festivali ile tezgâhlardaki yerini aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/8-karaburun-nergis-festivali-basladi-605800">8. Karaburun Nergis Festivali başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Karaburun’la özdeşleşen ve eşsiz kokusuyla her yıl heyecanla beklenen nergis çiçeği, 8. Karaburun Nergis Festivali ile tezgâhlardaki yerini aldı. Festivalin açılışını yapan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, bu yıl üreticiye sağlanan nergis soğanı desteğinin katlanacağını müjdeledi. Üreticinin emeğini korumaya devam edeceklerini vurgulayan Başkan Tugay, “Bizler üreticiye ve doğaya sahip çıkan bir anlayışla çalışıyoruz. Güler yüzünüze, manevi desteğinize ve yanımızda olduğunuzu hissetmeye ihtiyacımız var” dedi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Karaburun Belediyesi tarafından bu yıl 8’inci kez düzenlenen Karaburun Nergis Festivali’nin açılışını yaptı. Türkiye nergis üretiminde lider konumda bulunan İzmir’de, Karaburun’la özdeşleşen nergis çiçeği, bu yıl da eşsiz kokusuyla kenti buluşturdu. 18 Ocak’a kadar Karaburun ilçe merkezinde sürecek festivalin açılış törenine; Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın yanı sıra ev sahibi Karaburun Belediye Başkanı İlkay Girgin Erdoğan, CHP İzmir Milletvekili Seda Kaya Ösen, Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa Günay, Foça Belediye Başkanı Saniye Bora Fıçı, KKTC İzmir Başkonsolosu Mustafa Davulcu, Karaburun Garnizon Komutanı Ali Eker, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda yurttaş katıldı. Festival bando eşliğindeki kortejle başladı. Nergis üreticilerinin arasında yürüyen Başkan Tugay, üreticilerle sohbet etti.</p>
<p><strong>“Karaburun’un nergisi başka hiçbir yerde yok”</strong></p>
<p>Festivalin açılış konuşmasını yapan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, serin havaya rağmen festivalin yoğun ilgi gördüğünü belirterek, “Nergis muhteşem bir çiçek. Böyle bir nergis Türkiye’de başka hiçbir yerde yok. Çünkü Karaburun’un nergisi, Karaburun’dan başka bir yerde olmuyor. Bu eşsiz kokunun kaynağı da bu topraklar” dedi. Festivale katkı sunan herkese teşekkür eden Başkan Tugay, bu tür etkinliklerin yerel değerleri koruma ve sahiplenme açısından büyük önem taşıdığını vurgulayarak, “Yerel ürünlerle özdeşleşmiş bu organizasyonlar, hem kültürümüze hem de üreticimize sahip çıktığımızı gösteriyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Bizler üreticiye, doğaya sahip çıkan başkanlarız”</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, ilçe belediyeleriyle birlikte kentin doğasını ve toprağını korumak için ortak bir mücadele yürüttüklerini belirterek, üreticiye ve doğal mirasa sahip çıkmanın temel sorumlulukları olduğunu söyledi. Yaptıkları görevin, şehrin kendilerine emanet edilen değerlerini korumak olduğunu vurgulayan Başkan Tugay, bu sorumluluğun merkezinde insan, toprak ve doğal zenginliklerin yer aldığını ifade etti. Yüzyıllar içinde oluşan kültürel mirasın; müzikten mutfağa, yaşam biçiminden geleneklere kadar büyük bir değer taşıdığını dile getiren Tugay, bu mirası gözleri gibi koruduklarını söyledi. Bu toprakların bir parçası gibi çalıştıklarını belirten Başkan Tugay, toprağın emeğini ve hafızasını taşıyan herkese selam gönderdi.</p>
<p><strong>“Nergis soğanı desteği bu yıl katlanacak”</strong></p>
<p>Karaburun’da nergis üretimine verilen desteğin bu yıl katlanarak artacağını açıklayan Başkan Tugay, üreticinin emeğini korumayı öncelikli görevleri arasında gördüklerini söyledi. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak üreticiye verilen desteğe özel bir önem verdiklerini belirten Başkan Tugay, mevcut koşullarda çiftçilerin yeterince desteklenmediğini, bu açığı kapatmak için Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı aracılığıyla İzmir’in tüm ilçelerinde çok yönlü destekler sağladıklarını ifade etti. Karaburun’da bugüne kadar pek çok tarımsal destek verdiklerini hatırlatan Tugay, bu sezon nergis soğanı konusunda çok daha aktif ve güçlü bir destek süreci yürütüleceğini aktardı.</p>
<p><strong>“Paradan çok yanımızda olmanıza ihtiyacımız var”</strong></p>
<p>Başkan Tugay, konuşmasının son bölümünde üreticilere kooperatifleşme çağrısı yaptı. Küçük üreticilerin tek başına haksız rekabet koşullarıyla mücadele etmekte zorlandığını belirten Tugay, çözümün birlik olmak ve kooperatifler çatısı altında güçlenmekten geçtiğini söyledi. Kooperatife üye olmayan üreticilere seslenen Başkan Tugay, kooperatifleşmenin emeğin daha hızlı ve etkin biçimde korunmasını sağladığını vurguladı. Büyükşehir Belediyesi olarak kooperatiflerle kurumsal iş birliklerini önemsediklerini ifade eden Tugay, bu kapsamda hayata geçirilen İZMAR marketlerinin hem tüketiciye uygun fiyatlı ürün sunmayı hem de üreticinin emeğinin karşılığını almasını hedeflediğini dile getirdi. İzmir’in tarımsal ve hayvansal üretimde Türkiye’nin önde gelen kentlerinden biri olduğunu hatırlatan Başkan Tugay, bu güçlü yapının korunması gerektiğini belirterek, “İzmir&#8217;e hepimizin gözümüz gibi bakması gerekiyor. Hepimizin gecesine gündüzüne katarak çok çalışması gereken bir dönemdeyiz. Paradan daha çok sizlerin güler yüzüne, manevi desteğine, yanımızda olduğunuzu hissetmeye ihtiyacımız var” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Başkan Erdoğan: Nergis umuttur, evin ocağıdır</strong></p>
<p>Karaburun Belediye Başkanı İlkay Girgin Erdoğan, festivalin açılışında yaptığı konuşmada İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne nergis üretimine sağlanan destekler için teşekkür etti. Nergisin Karaburun için yalnızca bir çiçek olmadığını vurgulayan Erdoğan, nergisin ilçenin kültürünü, toprağını ve yaşam biçimini yansıtan eşsiz bir simge olduğunu ifade etti Agro ve eko turizmi bölgede geliştirmeyi hedeflediklerini kaydeden Erdoğan, ekim alanları azalmış olsa da nergisin Karaburun için hâlâ en önemli geçim kaynaklarından biri olduğunu vurguladı. “Nergis umuttur, evin ocağıdır” diyen Erdoğan, bölgeye özgü değerlerin ulusal ve uluslararası alanda tanıtılması, markalaşması ve farkındalık oluşturulmasının önemine dikkat çekti. Festivalle üreticiye destek olmayı amaçladıklarını belirten Başkan Erdoğan, “Tarım sadece üreticinin değil hepimizin ortak sorumluluğudur. Devletimizin üreticiyi koruyan planlı ve sürdürülebilir tarım politikalarını üçlü güçlü güçlendirmesi hayati önem taşımaktadır. Desteklerin doğru ve zamanında ulaştığı, ürünün dalda kalmadığı alın terinin karşılığını bulduğu bir dünya hepimizin ortak dileğidir” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Karaburun sokaklarında nergis coşkusu</strong></p>
<p>Açılış konuşmalarının ardından Karaburunlu çocuklar halk oyunları gösterisi sundu. Gösterilerin ardından İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay ve protokol üyeleri, Karaburun sokaklarında stant açan üreticileri ziyaret ederek sohbet etti. Alanı dolduran binlerce yurttaşla hatıra fotoğrafı çektiren Başkan Tugay, vatandaşlara nergis dağıttı. Program kapsamında Başkan Tugay, Karaburun Belediye Başkanı İlkay Girgin Erdoğan’ı da makamında ziyaret etti.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/8-karaburun-nergis-festivali-basladi-605800">8. Karaburun Nergis Festivali başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DEÜ&#8217;lü Uzmandan Dünya Hijyen Günü Uyarısı: Hijyen İhmal Edilirse Enfeksiyon Kaçınılmaz</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/deulu-uzmandan-dunya-hijyen-gunu-uyarisi-hijyen-ihmal-edilirse-enfeksiyon-kacinilmaz-605759</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Jan 2026 12:05:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[deü]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[gerektiğini]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[hijyen]]></category>
		<category><![CDATA[köşe]]></category>
		<category><![CDATA[lü]]></category>
		<category><![CDATA[maske]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[orta]]></category>
		<category><![CDATA[uyarısı]]></category>
		<category><![CDATA[uzmandan]]></category>
		<category><![CDATA[yıkama]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605759</guid>

					<description><![CDATA[<p>Solunum yolu enfeksiyonlarının dünya genelinde en sık görülen sağlık sorunları arasında yer aldığını belirten Prof. Dr. Şükran Köse, basit ancak etkili hijyen önlemleriyle bu hastalıkların önemli ölçüde engellenebileceğini vurguladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deulu-uzmandan-dunya-hijyen-gunu-uyarisi-hijyen-ihmal-edilirse-enfeksiyon-kacinilmaz-605759">DEÜ&#8217;lü Uzmandan Dünya Hijyen Günü Uyarısı: Hijyen İhmal Edilirse Enfeksiyon Kaçınılmaz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Solunum yolu enfeksiyonlarının dünya genelinde en sık görülen sağlık sorunları arasında yer aldığını belirten Prof. Dr. Şükran Köse, basit ancak etkili hijyen önlemleriyle bu hastalıkların önemli ölçüde engellenebileceğini vurguladı.</p>
<p><b>“BASİT HİJYEN ÖNLEMLERİ SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARINI ÖNLÜYOR”</b></p>
<p>Hijyen kurallarının ihmal edilmesinin; nezle, soğuk algınlığı, grip, farenjit, larenjit, sinüzit, bademcik iltihabı, orta kulak iltihabı, bronşit ve zatürre gibi birçok solunum yolu enfeksiyonuna zemin hazırladığını belirten Köse, günlük yaşamda temizlik alışkanlıklarının büyük önem taşıdığına dikkat çekti.</p>
<p>Solunum sağlığının korunması için kişisel hijyen kurallarının düzenli olarak uygulanması gerektiğini vurgulayan Köse; haftada en az iki-üç kez banyo yapılmasının, giysi ve çamaşırların sık değiştirilmesinin, el ve ayak tırnaklarının düzenli olarak kesilmesinin önemine işaret etti. Yemeklerden önce ve sonra, tuvalet kullanımının ardından ellerin mutlaka su ve sabunla yıkanıp kurulanması gerektiğini belirten Köse; ağız ve diş sağlığına özen gösterilmesinin, koltuk altı ve ayak hijyeninin sağlanmasının ve yaşanılan ortamın temiz tutulmasının enfeksiyon riskini azalttığını ifade etti.</p>
<p><b>RİSK GRUPLARI DAHA DİKKATLİ OLMALI</b></p>
<p>Bağışıklık sistemi zayıf olan bireyler, çocuklar, yaşlılar ve kronik solunum yolu hastalığı bulunan kişilerin enfeksiyonları daha ağır geçirebildiğine dikkat çeken Köse, bu grupların ve birlikte yaşadıkları kişilerin hijyen kurallarına çok daha fazla özen göstermesi gerektiğini vurguladı.</p>
<p><b>MASKE, EL YIKAMA VE HAVALANDIRMADA YAPILAN HATALAR</b></p>
<p>Maske kullanımı konusunda toplumda sık yapılan yanlışlara da değinen Köse, maskelerin genellikle tek kullanımlık olduğunu, nemlenen ya da ıslanan maskelerin yeniden kullanılmaması gerektiğini belirtti.</p>
<p>Maskelerin ön yüzeyine dokunulmaması gerektiğini vurgulayan Köse, “Maskeler genelde tek kullanımlık olduğu için bunlardan belirli bir süre faydalanmak gerekir. Mesela yaz mevsiminde bir kişi maskeyi kısa süre kullanmış ama o dönem terlemiş olabilir. Maske ıslanmıştır ve artık onu bir daha kullanmamak gerekir. Maskeleri kullanırken yüzeyine kesinlikle dokunmamak lazım. Çünkü yüzey kısmında çeşitli mikroorganizmalar olabilir, ön yüzünde göz iltihabına neden olabilecek farklı virüsler bulunabilir. Maskenin yüzeyine dokunduğumuzda aynı anda gözümüzü kaşırsak mikroorganizmayı kendi elimizle gözümüze ekmiş oluruz. Klasik cerrahi maskeler, yıkanıp kullanılabilir değildir. Bu nedenle uygun şekilde imha etmek gerekir. Diğer bez maskeler ise böyle bir durumda yıkanıp kurutulduktan sonra tekrar kullanılabilir. Aynı maskenin birden fazla kullanılması gözyaşı yolu iltihabı dışında, ciltte tahriş ve kaşıntıların ortaya çıkmasına da neden olabilir. Yine sık yapılan hatalardan biri maskeyi kullandıktan sonra katlanarak ceplere konmasıdır. Maskenin ön kısmına dokunmamız halinde elimizi su, sabun ya da dezenfektanla temizlemeliyiz” şeklinde konuştu.</p>
<p>El yıkama sırasında yapılan hataların da enfeksiyon riskini artırdığını ifade eden Köse, “El yıkama süresinin kısa tutulması, yalnızca parmak uçlarının yıkanması, tırnak araları ve başparmakların ihmal edilmesi en sık karşılaşılan yanlışlar arasında yer alıyor,” dedi.</p>
<p><b>KAPALI ALANLAR DÜZENLİ HAVALANDIRILMALI</b></p>
<p>Ortam havalandırmasının solunum sağlığı açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Köse, “Kapalı alanların günde üç-dört kez, 20–30 dakika süreyle havalandırılması gerekiyor. Ev içinde sigara içilmesinin hava kalitesini ciddi şekilde düşürdüğünü unutmamak gerekiyor. Evdeki hava kalitesini arttırmak için ev içinde bitki bakılması uygundur,” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>HİJYEN KÜLTÜRÜ KÜÇÜK YAŞTA KAZANDIRILMALI</b></p>
<p>16 Ocak Dünya Hijyen Günü’nün, hijyenin sağlık üzerindeki etkilerini hatırlatmak açısından önemli bir farkındalık günü olduğuna dikkat çeken Köse, kirli ve hijyenik olmayan ortamların mikroorganizmalar için uygun bir üreme alanı oluşturduğunu belirtti. El yıkamamanın, gıda hijyenine dikkat etmemenin ve sağlıksız ortamlarda yaşamanın hastalık riskini artırdığını vurgulayan Köse, el yıkama alışkanlığının çocuk yaşlardan itibaren kazandırılması gerektiğinin altını çizdi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deulu-uzmandan-dunya-hijyen-gunu-uyarisi-hijyen-ihmal-edilirse-enfeksiyon-kacinilmaz-605759">DEÜ&#8217;lü Uzmandan Dünya Hijyen Günü Uyarısı: Hijyen İhmal Edilirse Enfeksiyon Kaçınılmaz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mamografi öncesi deodorant kullanımına dikkat</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mamografi-oncesi-deodorant-kullanimina-dikkat-605298</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Jan 2026 11:35:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[deodorant]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[dokusu]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[görüntü]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımına]]></category>
		<category><![CDATA[mamografi]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[öncesi]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605298</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kanser söz konusu olduğunda erken tanı, tedavinin seyrini ve başarısını doğrudan etkileyen en kritik adımların başında geliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mamografi-oncesi-deodorant-kullanimina-dikkat-605298">Mamografi öncesi deodorant kullanımına dikkat</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kanser söz konusu olduğunda erken tanı, tedavinin seyrini ve başarısını doğrudan etkileyen en kritik adımların başında geliyor. Bu nedenle düzenli sağlık kontrolleri, çoğu zaman herhangi bir şikayet olmasa bile büyük önem taşıyor. Meme sağlığı açısından mamografinin de bu kontroller arasında önemli bir yeri olmasına rağmen, hakkında dolaşan yanlış bilgiler nedeniyle sıkça ertelenebildiğini açıklayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Radyoloji Uzmanı Doç. Dr. Özgür Sarıca, “Örneğin çekim öncesinde kullanılan bazı kişisel bakım ürünlerinin görüntülerde yanıltıcı izler oluşturabildiği ya da mamografinin sanıldığı gibi uzun ve zararlı bir işlem olmadığı pek bilinmiyor. Mamografiyle ilgili doğru bilinen yanlışların netleşmesi hem erken tanıdan vazgeçilmemesini sağlıyor hem de tarama sürecinin doğru ve sağlıklı şekilde ilerlemesine katkı sunuyor” dedi.</strong></p>
<p>Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Radyoloji Uzmanı Doç. Dr. Özgür Sarıca, mamografi hakkında bilinmesi gereken 8 önemli detayı paylaştı:</p>
<ol>
<li>Mamografi, düşük dozda X ışını kullanılarak yapılan bir görüntüleme yöntemidir. Ultrasonografide ise X ışını kullanılmaz, ses dalgalarıyla anlık görüntü elde edilir ve meme üzerine jel sürülerek inceleme yapılır.</li>
<li>Mamografi sırasında meme dokusu iki plaka arasında kısa süreli olarak sıkıştırılır. Bu sayede meme sabitlenir, dokuların üst üste gelmesi önlenir ve farklı yapılar daha net görüntülenir. Uygulanan sıkıştırma hafif bir hassasiyet ya da ağrıya neden olabilir ancak yalnızca birkaç saniye sürer, meme dokusuna zarar vermez ve rahatsızlık kısa sürede geçer.</li>
<li>Mamografi çekimi, hastanın hazırlanması ve görüntülerin alınmasıyla birlikte yaklaşık 10–15 dakika sürer. Memenin sıkıştırıldığı süre ise yalnızca 3–4 saniyedir.</li>
<li>Alüminyum hidroklorür içeren bazı deodorant, pudra ve kremler, mamografi sırasında memede küçük kalsiyum (kireç) birikintileri varmış gibi bir görüntü oluşturabilir. Bu durum yanlış tanıya yol açabilir.</li>
<li>Günlük yaşamda dijital cihazlar, uçak yolculukları ve bazı tıbbi işlemler nedeniyle zaten radyasyona maruz kalınır. Mamografi sırasında alınan X ışını dozu ise oldukça düşüktür. Mamografiye bağlı bir meme kanseri bildirilmemiştir ve sağladığı erken tanı faydası düşünüldüğünde alınan radyasyon dozu oldukça düşüktür.</li>
<li>Meme dokusunun yoğun olması, memeye özgü parankim dokusunun yağ dokusuna göre daha fazla olduğu anlamına gelir. Yoğun meme dokusu mamografinin duyarlılığını azaltabildiği için bu tip memelerde değerlendirmeye ultrasonografi ve kontrastlı görüntüleme yöntemleri de eklenebilir.</li>
<li>Tarama amaçlı mamografi, 40 yaş üstü kadınlarda yılda bir kez önerilir ve erken tanı açısından büyük önem taşır. Bir yıl içinde gelişip erken dönemde fark edilen kitlelerin tedavisi genellikle daha kolay ve başarılı olur. Bu yaş grubunda yılda bir kez mamografi çekilmesi ve gerektiğinde ultrasonografi ile değerlendirilmesi önerilir. Rutin tarama dışında, bazı riskli durumlarda doktorun gerekli görmesi halinde mamografi daha erken yaşta ya da daha sık yapılabilir.</li>
<li>Mamografi ve ultrasonografi incelemelerinin eski sonuçlarının da değerlendirmeye getirilmesi, önceki ve yeni bulguların karşılaştırılması açısından büyük önem taşır. Var olan lezyonların zaman içinde aynı şekilde ve büyüklükte kalması genellikle iyi huylu olduklarını düşündürür. Eski ve yeni görüntülerin birlikte değerlendirilmesi, yeni bir oluşumun olup olmadığını anlamada ve takip sürecini planlamada yol gösterici olur.</li>
</ol>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mamografi-oncesi-deodorant-kullanimina-dikkat-605298">Mamografi öncesi deodorant kullanımına dikkat</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rektör Prof. Dr. Alcı, &#8220;Engelsiz ve erişilebilir altyapımızı güçlendirmeye devam edeceğiz&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/rektor-prof-dr-alci-engelsiz-ve-erisilebilir-altyapimizi-guclendirmeye-devam-edecegiz-603937</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Jan 2026 08:05:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[engelsiz]]></category>
		<category><![CDATA[erişilebilir]]></category>
		<category><![CDATA[erişim]]></category>
		<category><![CDATA[eşit]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[rektör]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[web]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=603937</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ), göz sağlığının önemine dikkat çekmek ve görme engelli bireylerin toplumsal yaşamda karşılaştıkları zorluklara farkındalık oluşturmak amacıyla her yıl ocak ayının ikinci haftası “Beyaz Baston Görme Engelliler Farkındalık Haftası” kapsamında engelli bireylerin yanında olmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/rektor-prof-dr-alci-engelsiz-ve-erisilebilir-altyapimizi-guclendirmeye-devam-edecegiz-603937">Rektör Prof. Dr. Alcı, &#8220;Engelsiz ve erişilebilir altyapımızı güçlendirmeye devam edeceğiz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ), göz sağlığının önemine dikkat çekmek ve görme engelli bireylerin toplumsal yaşamda karşılaştıkları zorluklara farkındalık oluşturmak amacıyla her yıl ocak ayının ikinci haftası “Beyaz Baston Görme Engelliler Farkındalık Haftası” kapsamında engelli bireylerin yanında olmaya devam ediyor. “Öğrenci Odaklılık” ve “Erişilebilirlik” ilkeleri doğrultusunda faaliyetlerini sürdüren Ege Üniversitesi, Engelsiz Ege Koordinatörlüğü aracılığıyla görme engelli öğrencilerin eğitim süreçlerini destekleyen dijital ve fiziksel altyapı projeleri ile engelleri kaldırıyor.</p>
<p>Eğitim-öğretimde eşit erişilebilirliğin önemine değinen Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, “Ege Üniversitesi olarak, tüm öğrencilerimizin eğitim-öğretimden ve sosyal imkânlardan eşit şekilde yararlanmasını temel önceliğimiz olarak görüyoruz. Bu anlayışla, köklü bir yükseköğretim kurumu olmanın sorumluluğuyla engelsiz ve erişilebilir bir kampüs ekosistemi oluşturmak adına önemli çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Engelli öğrencilerimizin ihtiyaçlarına yönelik önlemler alırken, onların eğitim, sosyal ve kültürel hayata aktif katılımını da destekliyoruz. EÜ Merkez Kütüphanemiz bünyesinde yer alan üç adet sesli kitap kayıt stüdyosu sayesinde, akademik kitaplar ve ders materyalleri betimlenerek seslendiriliyor; görme engelli öğrencilerimiz bu içeriklere kendi cihazları üzerinden erişerek dinleyebiliyor ve ders notlarını kayıt altına alabiliyor. Engelli bireylerin web sayfalarına erişimi için Web Erişilebilirlik Aracı,  kampüs içinde bağımsız yön bulmaları için EYBİS, üniversite hizmetlerine erişimi kolaylaştıran EBA ve EGEDERS sistemleri ile bilgiye erişimde fırsat eşitliğini tam anlamıyla sağlıyoruz” dedi.</p>
<p>Ege Üniversitesinin erişilebilirlik çalışmalarının ödüllerle taçlandırıldığını belirten Rektör Prof. Dr. Alcı, “Bu çalışmalarımızın bir sonucu olarak Üniversitemiz, YÖK Engelsiz Üniversite Ödüllerinde her yıl olduğu gibi bu yıl da üst sıralarda yer aldı. 2020 yılından bu yana 51 bayrak ve program nişanı alan üniversitemiz, 2025 yılında ‘Sosyokültürel Faaliyetlerde Erişim’ kategorisinde 4 Mavi Bayrak, ‘Eğitimde Erişim’ kategorisinde ise 3 Yeşil Bayrak almaya hak kazandı. Kampüsümüzü fiziki, akademik ve kültürel açıdan tamamen erişilebilir kılmak için çalışmalarımıza aynı kararlılıkla devam edeceğiz” diye konuştu.</p>
<p><b>Erişilebilir Dijital Uygulamalar</b></p>
<p>EÜ Engelsiz Ege Koordinatörü Prof. Dr. Pelin Piştav Akmeşe, koordinatörlük bünyesinde görme engelli bireyler için geliştirilen dijital aplikasyonların önemine dikkat çekti.  Prof. Dr. Akmeşe, “Görme engelli bireylerin toplumsal yaşama bağımsız ve eşit katılımına dikkat çekmek amacıyla her yıl 7–14 Ocak tarihleri arasında Beyaz Baston Görme Engelliler Haftası kapsamında farkındalık çalışmaları yürütülmektedir. Günümüz teknoloji çağında erişilebilir dijital ortamlar tüm bireyler için büyük önem taşımaktadır. Rektörümüz Prof. Dr. Musa Alcı’nın dijital erişilebilirliğe verdiği önem doğrultusunda, Ege Üniversitesi web sayfaları Web Erişilebilirlik Aracı ile az gören ve görme engelli bireylerin dünya standartlarında eşit erişimine sunulmaktadır. Engelsiz Ege Birimi olarak, görme engelli öğrencilerimizin üniversite yaşamına akranlarıyla eşit katılımı için çalışmalar yürütmekteyiz. Bu kapsamda kılavuz yolların yanı sıra kampüs içinde bağımsız yön bulmayı sağlayan EYBİS, üniversite hizmetlerine erişimi kolaylaştıran EBA ve EGEDERS sistemleri aktif olarak kullanılmaktadır” dedi.</p>
<p><b> “Web erişilebilirliği, eşit eğitim hakkının önemli bir parçasıdır”</b></p>
<p>Prof. Dr. Akmeşe, “Eğitime eşit erişim amacıyla merkez kütüphanede sesli kitap uygulamaları sunulmakta; ders materyalleri, öğrenci bilgi sistemleri ve resmi duyurular çevrimiçi ve erişilebilir formatlarda paylaşılmaktadır. Üniversitemiz web sitelerinde kullanılan erişilebilirlik aracı; çok dilli kullanım, kişiselleştirilebilir erişim profilleri ve körlük, görme bozuklukları, motor beceri bozukluğu, disleksi, bilişsel güçlükler, renk körlüğü, DEHB ve epileptik hassasiyetlere yönelik özel ayarlar sunmaktadır. Metin boyutu, kontrast, imleç, ekran okuma, animasyon durdurma ve resim betimleme gibi özellikler sayesinde kullanıcılar dijital içeriklere kendi ihtiyaçlarına uygun şekilde erişebilmektedir. Web erişilebilirliği, eşit eğitim hakkının önemli bir parçasıdır. Erişilebilir dijital içerikler yalnızca engelli bireyler için değil; yaşlılar, mobil kullanıcılar ve geçici engeli olan bireyler için de önem taşımaktadır. Engelsiz Ege Birimi olarak tüm akademik ve idari birimlerimizle iş birliği içinde, engelsiz, kapsayıcı ve erişilebilir bir üniversite ortamı oluşturmak için çalışmalarımızı sürdürmekteyiz” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/rektor-prof-dr-alci-engelsiz-ve-erisilebilir-altyapimizi-guclendirmeye-devam-edecegiz-603937">Rektör Prof. Dr. Alcı, &#8220;Engelsiz ve erişilebilir altyapımızı güçlendirmeye devam edeceğiz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kuraklık, toprak ve üretim masada</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kuraklik-toprak-ve-uretim-masada-603352</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Jan 2026 08:21:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[kooperatif]]></category>
		<category><![CDATA[Kuraklık]]></category>
		<category><![CDATA[masada]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sulama]]></category>
		<category><![CDATA[tarımsal]]></category>
		<category><![CDATA[toprak]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=603352</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir’de giderek derinleşen kuraklık, azalan su kaynakları ve tarımsal üretimin geleceği, Tarihi Havagazı Fabrikası’nda düzenlenen Sulama Kooperatifleri Toplantısı’nda ele alındı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kuraklik-toprak-ve-uretim-masada-603352">Kuraklık, toprak ve üretim masada</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir’de giderek derinleşen kuraklık, azalan su kaynakları ve tarımsal üretimin geleceği, Tarihi Havagazı Fabrikası’nda düzenlenen Sulama Kooperatifleri Toplantısı’nda ele alındı. Toplantıda konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, kuraklıkla mücadelenin ancak yerel yönetimler, kooperatifler ve üreticiler arasında kurulacak güçlü bir iş birliğiyle mümkün olabileceğini vurguladı. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin sorunlardan kaçan değil, çözüm odaklı bir anlayışla hareket ettiğini belirten Başkan Tugay, “Biz hiçbir soruna sırtımızı dönmüyoruz. Bu mesele ne bir kurumun ne de tek bir kesimin meselesidir; hepimizin ortak sorumluluğudur” dedi.</p>
<p>İklim değişikliğinin etkilerinin her geçen yıl daha sert hissedildiği bir dönemde, İzmir’in su, tarım ve üretim geleceği, Tarihi Havagazı Fabrikası’nda düzenlenen Sulama Kooperatifleri Toplantısı’nda kapsamlı biçimde değerlendirildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen toplantıya İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın yanı sıra İzmir Bölgesi Sulama Kooperatifleri Birliği Başkanı Hüseyin İlhan Yavuz, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Halit Çelik, Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür, İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, İZPA Başkanı Prof. Dr. Koray Velibeyoğlu, İzmir Büyükşehir Belediyesi Kırsal Kalkınma Danışmanı Prof. Dr. Yusuf Kurucu, Büyükşehir Belediyesi bürokratları, meclis üyeleri, tarım komisyonu temsilcileri, ilçe belediyelerinin temsilcileri, muhtarlar, sulama kooperatiflerinin başkan ve yöneticileri, üreticiler ile ziraat odalarının temsilcileri katıldı. İki saati aşkın süren ve yaklaşık 100 üreticinin yer aldığı toplantıda; su yönetimi, tarımsal sulama, yer altı su kaynaklarının durumu, toprak sağlığı ve kalkınma arasındaki ilişki bütüncül bir yaklaşımla ele alındı.</p>
<p><strong>Cemil Tugay: Tüketimin yüzde 70’i tarımsal sulamadan kaynaklanıyor</strong></p>
<p>Toplantıda su krizinin yalnızca teknik bir başlık değil, aynı zamanda toplumsal ve ekonomik bir mesele olduğuna dikkat çeken İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, 2025 yılının beklenenden çok daha kurak geçtiğini vurguladı. Tugay, “2025 yılı hiçbirimizin öngöremediği kadar kurak bir yıl oldu. En kurak yıllardan birini yaşadık. Biz hiçbir soruna sırtımızı dönmüyoruz. Konu Devlet Su İşleri’nin sorumluluk alanında olsa da ‘bu başkasının sorunu’ demiyoruz. İzmir’in bugün bir numaralı sorunu sudur” dedi. Yer altı sularının kontrolsüz kullanımının ciddi riskler taşıdığına işaret eden Tugay, kaçak ve ruhsatsız kuyuların her geçen gün arttığını belirtti. Su tüketimindeki dağılıma da değinen Tugay, “Toplam su tüketiminin yaklaşık yüzde 10’u kentlerde içme ve kullanma suyu, yüzde 20’si sanayi, yüzde 70’i ise tarımsal sulama amacıyla kullanılıyor. Bu nedenle yalnızca bireysel tasarruf çağrılarıyla bu sorunu çözemeyiz. Tarımsal sulamada verimliliği artıracak ortak adımlara ve sizlerin desteğine ihtiyacımız var” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Kayıp-kaçak oranını düşürmek için yoğun çalışıyoruz”</strong></p>
<p>Kayıp-kaçak konusundaki yanlış algılara da değinen Başkan Tugay, şebeke sistemlerinde belirli oranda kaybın kaçınılmaz olduğunu belirterek, İzmir’de yüzde 24,8 seviyesinde olan kayıp-kaçak oranını daha da düşürmek için sahada yoğun bir çalışma yürüttüklerini söyledi. Yanlış sulama yöntemleri, bilinçsiz gübreleme ve hatalı ilaçlama nedeniyle toprakların organik yapısının zayıfladığını ifade eden Tugay, tuzlanma ve asitlenme sorunlarının giderek arttığına dikkat çekti.</p>
<p><strong>“Kalkınma olmadan ne okul kalır ne hastane”</strong></p>
<p>Su ve tarım meselesinin aynı zamanda bir kalkınma meselesi olduğunun altını çizen Başkan Tugay, üretimin sürekliliğinin toplumsal yaşamın tüm alanları için hayati önemde olduğunu vurguladı. Tugay, “Sanayi, tarım ve hayvancılık için söylüyorum; üretmeye devam etmek zorundayız. Çocuklarımızın eğitim alabilmesi, insanların sağlık hizmetlerine erişebilmesi, altyapının ayakta kalması ancak kalkınmış bir ülkenin sağlayabileceği imkânlarla mümkündür. Aksi halde ne okul kalır ne hastane, ne de bu kenti ayakta tutacak başka bir yapı” dedi. Meseleye parçalı değil bütüncül bir bakış açısıyla yaklaşılması gerektiğini belirten Tugay, tarım ve hayvancılığın İzmir için vazgeçilmez olduğunu ifade ederek, “Çiftçimiz, hayvancılıkla uğraşan üreticimiz göz bebeğimizdir. Emeklerinin karşılığını almaları gerekir. Ancak bunu yaparken suyu ve toprağı da korumak zorundayız” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Bu süreci birlikte yöneteceğiz”</strong></p>
<p>Başkan Dr. Cemil Tugay, su krizine kalıcı çözümün ancak ortak akıl ve bilimsel yaklaşımla mümkün olabileceğini vurgulayarak, üniversitelerden akademisyenlerin de yer aldığı bilimsel bir Su Kurulu oluşturduklarını açıkladı. Tugay, arıtılmış suların yeniden kullanımı, modern sulama tekniklerinin yaygınlaştırılması, sanayide su verimliliğinin artırılması ve yeni su kaynaklarının oluşturulmasına yönelik seçeneklerin birlikte değerlendirileceğini ifade etti. Sürecin çok paydaşlı bir anlayışla yürütülmesi gerektiğine dikkat çeken Tugay, “Bu işi ne belediye tek başına yapabilir ne de devlet. Bu süreç, kentte yaşayan herkesin; üreticinin, sanayicinin ve kooperatiflerin birlikte yöneteceği bir süreçtir” dedi.</p>
<p><strong>“Yalnız değilsiniz”</strong></p>
<p>Sulama kooperatifleri ile tarımsal kalkınma kooperatiflerinin sürecin en önemli paydaşları olduğuna dikkat çeken Başkan Tugay, yanlış yönetim anlayışlarının yarattığı sorunlara işaret etti. Tugay, “Kötü yönetimlerden, yanlış işlerden yorulduk. Bir kardeşiniz, bir evladınız olarak ricamdır: Bu ülkeye artık kimse kıymasın. Herkes elindekinin kıymetini bilsin. Bu zor değil” dedi. Görevini layıkıyla yerine getirmek için çalıştığını vurgulayan Tugay, sürecin birlikte yürütülmesi gerektiğini belirterek, “Bundan sonra birlikte yol yürüyelim. Suyun mutlaka verimli kullanılması için akıllı sayaçlar gibi uygulamalardan yararlanalım. Hobi bahçelerinin daha sık denetlenmesi gerekiyor. Bu buluşma ortak bir çalışma zemini olarak devam etmeli. Ulaşabildiğimiz herkese doğru sulama tekniklerini anlatalım” diye konuştu. Su krizinin geçici bir sorun olmadığına da dikkat çeken Başkan Tugay, “Bu yıl su krizi var; önümüzdeki yıl da, sonraki yıllarda da olacak. Kimse mağdur olmamalı. Hepimiz üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeliyiz. Eksikler, yanlışlar olabilir ama doğruyu birlikte bulacağız. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak sizi hiçbir zaman yalnız bırakmayacağız” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Bu para belediyenin değil, İzmirlinin parası”</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, toplantıda belediye kaynaklarının kullanımına ilişkin net ve açık mesajlar verdi. Kaynakların kişisel değil, tamamen halka ait olduğunu vurgulayan Tugay, desteklerin de bu anlayış doğrultusunda planlandığını ifade etti. Tugay, “Bu para benim cebimden çıkmıyor, bir başkasının cebinden de çıkmıyor. Bu para belediyenin parası ama aslında İzmirlinin, halkın parasıdır. Bizim görevimiz de bu kaynağı doğru, adil ve verimli biçimde kullanmaktır” dedi. Desteklerin rastgele değil, sürdürülebilir üretimi esas alan bir yaklaşımla planlandığını belirten Başkan Tugay, samimiyet ve devamlılık vurgusu yaparak üreticilere şu çağrıda bulundu:</p>
<p>“Gerçekten üretim yapmak isteyen, bahçesine sahip çıkan, hayvancılığı ciddiyetle yürüten üreticinin yanında oluruz. Ancak verdiğimiz desteğin karşılığını görmek isteriz. Bugün başlayıp yarın bırakılan işler değil, örnek olacak, sürdürülebilir çalışmalar istiyoruz. Kimin neye ihtiyacı varsa gelsin söylesin. Kendini sıkıntıda hisseden, derdi olan herkes bize ulaşsın. Biz bunun için buradayız ve bunu yapmayı gerçekten istiyoruz. İzmir’in en büyük kurumudur, en büyük gücüdür. Mali yapısı her geçen gün daha sağlam bir noktaya geliyor. Kaynaklarımız var. Önemli olan bu kaynakların heba edilmemesi ve doğru işler için kullanılmasıdır. Belediye sizin, kurum sizin; bu kurumun parası sizin. Gelin, ‘Bu işi samimi biçimde yapacağım’ deyin. Ne gücümüz varsa sizindir. Fidanıyla, desteğiyle, imkânıyla yanınızda oluruz.”</p>
<p><strong>Erdoğan: </strong>Saniyede yaklaşık 2 bin litre ilave suyu sisteme kazandırdık</p>
<p>Kent merkezinde günlük içme suyu tüketiminin yaklaşık 648 bin metreküp olduğunu belirten İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, bunun saniyede ortalama 7 bin 500 litre suya karşılık geldiğini söyledi. Erdoğan, bugün bu ihtiyacı karşılayan yüzeysel su kaynaklarının büyük bölümünün ya tamamen tükendiğini ya da kritik seviyelere gerilediğini vurguladı. Barajlardan gelen su miktarının tarihsel olarak en düşük seviyelere indiğine dikkat çeken Erdoğan, “Tahtalı ve Gördes barajlarında ortaya çıkan tablo yalnızca İzmir için değil, ülkemizin birçok büyük kenti için ciddi bir uyarıdır. Bu nedenle suyu artık yalnızca mevcut kaynaklar üzerinden değil, çok yönlü ve bütüncül bir kriz yönetimi anlayışıyla ele almak zorundayız” dedi. İzmir’in içme suyunun yaklaşık yüzde 74’ünün yer altı suyu kaynaklarından karşılandığını ifade eden Erdoğan, bu oranın olağanüstü dönemler için geçici bir çözüm olduğunu belirterek, “Yer altı sularının korunması ve sürdürülebilirliği bizim için hayati önemdedir” diye konuştu. Bu kapsamda Göksu, Sarıkız, Menemen ve Halkapınar başta olmak üzere birçok bölgede kuyu yenileme ve yeni kuyu devreye alma çalışmalarını hızlandırdıklarını aktaran Erdoğan, “Yalnızca bu çalışmalar sayesinde saniyede yaklaşık 2 bin litre ilave suyu sisteme kazandırmış durumdayız” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Orta ve uzun vadede alternatif kaynakları konuşmak zorundayız”</strong></p>
<p>Suyu artırmanın, yeni kaynak bulmak kadar önemli olduğuna dikkat çeken İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, tasarrufun en önemli ayaklarından birinin kayıp-kaçakla mücadele olduğunu vurguladı. Erdoğan, “Kent merkezinde kayıp-kaçak oranını yüzde 24,8 seviyesine düşürdük. Bu sayede yaklaşık 5,6 milyon metreküp suyu sistemde tutmayı başardık. Bizim için kayıp-kaçakta sağlanan her yüzde 1’lik düşüş, yeni bir baraj kadar değerlidir” dedi. Kısa vadede su arzını artırmaya yönelik bir diğer başlığın Tahtalı Barajı’nın ölü hacminde bulunan suyun değerlendirilmesi olduğunu belirten Erdoğan, bu konuda teknik hazırlıkların sürdüğünü ifade etti. Erdoğan, “Temmuz 2026’da bu suyun sisteme kazandırılmasına yönelik ihale sürecini başlatmayı planlıyoruz. Bu adım, İzmir’in su güvenliği açısından kritik önemdedir” diye konuştu. Orta ve uzun vadede ise alternatif kaynakların mutlaka gündeme alınması gerektiğini vurgulayan Erdoğan, deniz suyu arıtma tesislerinin yüksek enerji maliyetlerine rağmen iklim değişikliği gerçeği karşısında kaçınılmaz seçenekler arasında yer aldığını söyledi. Erdoğan, “Bu yatırımları bilimsel veriler ışığında, çevresel etkileri gözeterek ve doğru finansman modelleriyle değerlendirmek zorundayız” dedi. Bulut tohumlama uygulamalarına da değinen Erdoğan, bu konuda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile iletişime geçtiklerini belirterek, “Bu yöntem tek başına bir çözüm değildir; ancak uygun koşullarda destekleyici bir araç olabilir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Erdoğan dayanışmanın önemine dikkat çekti</strong></p>
<p>İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, su krizinin yönetiminde dayanışmanın hayati önemde olduğunu vurguladı. Devlet Su İşleri (DSİ) ile yürütülen baraj ve altyapı yatırımlarının hızlandırılmasının büyük önem taşıdığını belirten Erdoğan, özellikle Başlamış ve Düvertepe barajları başta olmak üzere İzmir’in uzun vadeli su güvenliği için gerekli yatırımların ivedilikle hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Bu sürecin yalnızca İZSU’nun ya da yerel yönetimlerin tek başına yürütebileceği bir süreç olmadığını dile getiren Erdoğan, “Su krizini yönetmek için tüm kurum ve kuruluşların ortak hareket etmesi gerekiyor. Vatandaşlarımızın su tasarrufu konusundaki duyarlılığının artarak devam etmesi de elimizi güçlendiriyor. Tasarruf, bilinçli kullanım ve dayanışma, bugün İzmir’in su geleceği için en güçlü araçlarımızdır” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Büyükşehir&#8217;in destekleri</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür, İzmir genelindeki kooperatif yapısı ve belediyenin yürüttüğü desteklere ilişkin ayrıntılı bilgiler paylaştı. Üngür, İzmir’de 81 sulama kooperatifi, 45 su ürünleri kooperatifi ve 163 tarımsal kalkınma kooperatifi olmak üzere toplam 289 kooperatifin faaliyet gösterdiğini belirtti. Sulama kooperatiflerine bağlı 13 bin 500 ortağın bulunduğunu ifade eden Üngür, kooperatiflerin özellikle Kemalpaşa, Ödemiş, Menderes, Bergama ve Tire ilçelerinde yoğunlaştığını aktardı. Belediyenin yetki ve sorumluluğunda 18 sulama göleti bulunduğunu kaydeden Üngür, Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı olarak sulama tesisleri, hayvan içme suyu göletleri, sondaj kuyuları, yeni gölet yapımı, bakım-onarım çalışmaları ve eğitim desteklerinin aralıksız sürdürüldüğünü söyledi. Üngür, 2024–2025 döneminde çok sayıda yeni tesisin hayata geçirildiğini, mevcut tesislerde bakım-onarım çalışmalarının yapıldığını, kuyu yapımı ve ekipman desteklerinin üreticilerle buluşturulduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>Bilimsel veriler paylaşıldı</strong></p>
<p>Toplantıda konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Kırsal Kalkınma Danışmanı Prof. Dr. Yusuf Kurucu, iklim değişikliğinin Ege Bölgesi ve İzmir havzaları üzerindeki etkilerine ilişkin güncel bilimsel verileri paylaştı. Kurucu, yağış miktarı ve sürekliliğinde yaşanan azalmanın geçici bir durum olmadığını, yapısal bir değişime işaret ettiğini vurguladı. Sıcaklık artışlarının İzmir ve çevresinde daha şiddetli biçimde hissedildiğine dikkat çeken Kurucu, önümüzdeki 15–20 yıllık süreçte su kaynakları üzerindeki baskının daha da artacağını ifade etti. Bu nedenle havza bazlı planlama, bilimsel izleme ve uzun vadeli su yönetimi politikalarının artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldiğini söyledi.</p>
<p>İki saati aşkın süren toplantı, kooperatif temsilcilerinin görüş ve önerilerinin alınmasının ardından sona erdi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kuraklik-toprak-ve-uretim-masada-603352">Kuraklık, toprak ve üretim masada</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni Yılda Kanserden Korunmak İçin Neler Yapılmalı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yeni-yilda-kanserden-korunmak-icin-neler-yapilmali-603089</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Jan 2026 07:51:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserden]]></category>
		<category><![CDATA[korunmak]]></category>
		<category><![CDATA[neler]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tarama]]></category>
		<category><![CDATA[testleri]]></category>
		<category><![CDATA[yapılmalı]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[yılda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=603089</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni bir yıla girildiğinde sağlık başlığı her zamankinden daha fazla önem kazanıyor. Özellikle kanser hem görülme sıklığının artması hem de toplumda yarattığı endişe nedeniyle gündemdeki yerini koruyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-yilda-kanserden-korunmak-icin-neler-yapilmali-603089">Yeni Yılda Kanserden Korunmak İçin Neler Yapılmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni bir yıla girildiğinde sağlık başlığı her zamankinden daha fazla önem kazanıyor. Özellikle kanser hem görülme sıklığının artması hem de toplumda yarattığı endişe nedeniyle gündemdeki yerini koruyor. Kanserle mücadelede en kritik unsur, hastalığı beklemek yerine riskleri erken dönemde yönetmekten geçiyor. Araştırmalar 2026’nın ilk günlerinden itibaren kanserle mücadelede en etkili yaklaşımın erken tanı, düzenli tarama ve yaşam tarzı değişiklikleri olduğunu gösteriyor. Memorial Göztepe Hastanesi Kanser Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, yeni yılda kanser hastalığına karşı alınması gereken önlemler hakkında önemli bilgiler paylaştı.</p>
<p><strong>Uzun yaşam, sağlıklı yıllar anlamına gelmiyor</strong></p>
<p>Kanser, modern çağda ortaya çıkmış bir hastalık değildir. Tarihsel ve arkeolojik bulgular, kanserin binlerce yıldır insanlıkla birlikte var olduğunu göstermektedir. Günümüzde kanser sıklığındaki artışın temel nedeninin, tıptaki ilerlemeler sayesinde insan ömrünün uzaması olduğu bilinmektedir. İnsanlar artık daha uzun yaşamakta; bu durum, kanser riskinin daha geniş bir zaman dilimine yayılmasına neden olmaktadır. Son iki yüzyılda ortalama yaşam süresi belirgin biçimde artmıştır. Ancak asıl belirleyici olan, bu sürenin ne kadarının sağlıklı geçirildiğidir. Daha uzun yaşayan toplumlarda kanserin daha sık görülmesi, korunma ve erken tanı stratejilerinin her zamankinden daha önemli hale gelmesine yol açmıştır.</p>
<p><strong>Erken tanı mümkün ama katılım düşük</strong></p>
<p>Günümüzde meme, rahim ağzı, kalın bağırsak ve prostat kanserleri başta olmak üzere birçok kanser türünde erken tanı sayesinde tedavi başarısı önemli ölçüde arttı. Buna rağmen tarama programlarına katılım oranları hala düşük seviyelerde seyrediyor. Birçok kişi, kanser olasılığıyla yüzleşmekten kaçınmakta ve tarama testlerini ertelemektedir. Oysa erken tanı sayesinde hastalık kontrol altına alınabilmekte ve tedavi süreci çok daha etkili şekilde yönetilebilmektedir.</p>
<p><strong>2026’da kanser tarama testlerinizi yaptırın!</strong></p>
<p>Kanser çoğu zaman belirti vermeden ilerler ve erken evrede saptandığında ise tedavi şansı belirgin şekilde artar. Ailede kanser öyküsü bulunuyorsa, son dönemde nedeni açıklanamayan bazı şikayetler ortaya çıktıysa ya da yaş itibarıyla risk grubuna girildiyse “bir şeyim yok” denilmemeli ve vakit kaybetmeden tarama testleri için hekime başvurulmalıdır. Kanser tarama testlerinin, hastalık ortaya çıkmadan önce riskin belirlenmesinde hayati bir rol üstlendiği unutulmamalıdır.</p>
<p><em><strong>Kadınlar için önemli testler:</strong></em></p>
<ul>
<li>40 yaş sonrası düzenli mamografi</li>
<li>21–65 yaş arası smear ve HPV taramaları</li>
<li>50 yaş sonrası kolonoskopi veya dışkıda gizli kan testleri</li>
</ul>
<p><em><strong>Erkekler için önemli testler:</strong></em></p>
<ul>
<li>50 yaş sonrası PSA testi ve prostat muayenesi</li>
<li>50 yaş sonrası kolonoskopi</li>
<li>Uzun süre sigara kullanmış bireylerde düşük doz akciğer tomografisi</li>
</ul>
<p>Bunların dışında, kadın erkek fark etmeksizin yaşı kaç olursa olsun her bireyin yılda bir kez temel kan ve biyokimya testlerini yaptırması, genel sağlık durumunun izlenmesi açısından faydalı olabilir. Aile öyküsü ve bireysel risk durumuna göre karaciğer ve tiroit ultrasonu gibi kişiye özel taramalar planlanmalıdır. Özellikle ailesinde kanser öyküsü bulunan kişilerde taramaların daha erken yaşta ve daha sık aralıklarla yapılması büyük önem taşımaktadır.</p>
<p><strong>“Ben sağlıklıyım” yetmez “Biz sağlıklı mıyız?” demeliyiz!</strong></p>
<p>Bilimsel çalışmalarda, kanser riskinin yalnızca genetik yatkınlıkla değil; günlük yaşamda benimsenen alışkanlıklarla da yakından ilişkili olduğu ortaya konulmaktadır. Hareketsizlik, düzensiz ve dengesiz beslenme, aşırı kilo alımı ve kronik stres gibi faktörlerin etkisinin yalnızca bireyle sınırlı kalmadığı, aynı yaşam alanını paylaşan tüm aile bireylerini etkilediği vurgulanmaktadır. Bu nedenle sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve stres yönetimi gibi alışkanlıkların aile içinde birlikte uygulanmasının, uzun vadede koruyucu bir etki sağladığı kabul edilmektedir.</p>
<p><strong>Akdeniz diyetini ve aktif yaşamı benimseyin</strong></p>
<p>Beslenme alışkanlıkları açısından Akdeniz diyetinin, kanser riskini azaltıcı etkileri bilimsel çalışmalarla da desteklenmektedir. Sebze ve meyve tüketiminin artırılması, zeytinyağı ve balık ağırlıklı beslenmenin tercih edilmesi; bunun yanında düzenli fiziksel hareketin sağlanması, yeterli ve kaliteli uykunun desteklenmesi ile stresin yönetilmesi, korunmada önemli bir rol oynamaktadır. Bu yaklaşımın geçici bir diyet programı olarak değil, sürdürülebilir bir yaşam biçimi olarak benimsendiğinde daha etkili sonuçlar elde edildiği görülmektedir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-yilda-kanserden-korunmak-icin-neler-yapilmali-603089">Yeni Yılda Kanserden Korunmak İçin Neler Yapılmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dondurucu kış günlerinde sağlıklı yaşam için…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dondurucu-kis-gunlerinde-saglikli-yasam-icin-602632</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Jan 2026 11:50:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[dondurucu]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[günlerinde]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[kolesterol]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[testleri]]></category>
		<category><![CDATA[vitamin]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=602632</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dondurucu soğukların hakim olduğu kış günlerinde, kapalı ve kalabalık ortamlarda geçirilen sürenin artması ve virüslerin çok kolay bulaşması nedeniyle, solunum yolu enfeksiyonları hızla artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dondurucu-kis-gunlerinde-saglikli-yasam-icin-602632">Dondurucu kış günlerinde sağlıklı yaşam için…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dondurucu soğukların hakim olduğu kış günlerinde, kapalı ve kalabalık ortamlarda geçirilen sürenin artması ve virüslerin çok kolay bulaşması nedeniyle, solunum yolu enfeksiyonları hızla artıyor. <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Edvin Murrja</strong> “Kış ayları yalnızca soğuklarla değil; solunum yolu enfeksiyonlarının artması, kronik hastalıkların alevlenmesi, bağışıklığın zayıflaması ve kalp-damar hastalıklarının sıklaşmasıyla da bilinir. Bu nedenle kış aylarında yapılacak kapsamlı bir check-up, pek çok sağlık riskini erkenden fark etmeye ve mevsimsel hastalıklardan korunmaya fayda sağlar. Kış öncesi bazı testlerin yapılması; özellikle 50 yaş üzeri kişiler, kronik hastalığı olanlar, sigara içenler, fazla kilolu bireyler ve sık enfeksiyon geçirenler için kritik önem taşır” diyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Edvin Murrja sağlıklı bir kış için yaptırılması gereken tetkikleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>
<ul>
<li><strong>Temel kan testleri</strong></li>
</ul>
<p>Özellikle kışın sık görülen halsizlik, sık hastalanma vb şikayetlerin nedeninin basit bir kan testiyle ortaya çıktığını belirten Dr. Murrja şöyle konuşuyor: “Tam Kan Sayımı (Hemogram): Anemi, enfeksiyon veya bağışıklık sorunları açısından önemlidir. CRP / Sedimantasyon: Vücutta gizli enfeksiyon ya da inflamasyonu gösterir. Kan Şekeri, insülin direnci, HbA1c: Diyabet eğilimi veya kontrolsüz diyabeti tespit eder. Elektrolitler (Sodyum, Potasyum, Kalsiyum, Magnezyum): Su dengesi ve kalp ritim bozukluğu açısından önemlidir.”</p>
<ul>
<li><strong>Karaciğer ve Böbrek Fonksiyon Testleri</strong></li>
</ul>
<p>Karaciğer ve böbrekler, vücudun filtre sistemi olarak görev yapar. Ancak bu organlardaki sorunlar çoğunlukla sinsice ilerler. Kışın ilaç kullanımının artması, yetersiz su tüketimi ve  beslenme alışkanlıklarındaki değişiklikler bu iki organı zorlayabilir. Yapılacak testlerle, olası sorunların erken dönemde fark edilerek önlem alınabileceğini belirten Dr. Murrja bu testleri şöyle sıralıyor: “ALT, AST: Karaciğer yağlanması veya hasarını gösterir. Üre – Kreatinin: Böbrek fonksiyon bozukluklarını erken yakalamada kritik önem taşır.”</p>
<ul>
<li><strong>Kolesterol Testleri</strong></li>
</ul>
<p>Kış aylarında hareket azalırken, yüksek kalorili ve yağlı besinlere yönelim artabildiğinden,  kolesterol seviyeleri olumsuz etkilenebilir. Kolesterol testleri, kalp ve damar hastalıkları açısından risk taşıyan kişilerin erken dönemde belirlenmesini sağlar. Özellikle fark edilmeyen yüksek kolesterol, ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Dr. Murrja; “LDL (kötü kolesterol), HDL (iyi kolesterol) ve Trigliserid değerleri kalp-damar sağlığının en temel belirteçleridir” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Tiroit Fonksiyonları</strong></li>
</ul>
<p>Üşüme, kilo alma, halsizlik, unutkanlık ve ruh hali değişimleri kışın sık görülür. Bu şikayetlerin nedeninin bazen tiroit bezinin düzensiz çalışması olabildiğini belirten Dr. Murrja şöyle konuşuyor: “Tiroit fonksiyon testleri, metabolizmanın dengede olup olmadığını gösterdiğini ve şikayetlerin kaynağını netleştirmeye yardımcı olur. Kış aylarında özellikle Hashimoto tiroiditi ve hipotroidi belirtileri daha kolay alevlenebilir. TSH ve fT4 düzeylerinin tespiti çok önemlidir.” </p>
<ul>
<li><strong>Vitamin ve Mineral Değerlendirmesi</strong></li>
</ul>
<p>Kışın güneş ışığı azaldığından D vitamini eksikliği sık görülür. D vitamininin yanı sıra B12, demir ve magnezyum gibi değerlerin de eksikliği enfeksiyonlara daha açık hale gelinmesine neden olabilir. Dr. Edvin Murrja vitamin ve mineral değerlerine yönelik testler yaptırılmadan gelişigüzel vitamin ve mineral kullanımının fayda yerine çok ciddi zararlara yol açabileceğini vurgulayarak şöyle diyor: “Vitamin D, B12-Folat, Demir ve Ferritin değerlerine mutlaka bakılmalı, eksiklik varsa doktor önerisiyle takviye kullanılmalıdır.”</p>
<ul>
<li><strong>Akciğer Değerlendirmesi</strong></li>
</ul>
<p>Soğuk hava, grip ve benzeri solunum yolu enfeksiyonları akciğerleri doğrudan etkiler. Sigara içenler veya sık öksüren, nefes darlığı yaşayan, sık enfeksiyon geçirenler için akciğer değerlendirmesi büyük önem taşır. Erken yapılan kontrollerin, olası risklerin büyümeden kontrol altına alınmasında kritik önem taşıdığını belirten Dr. Edvin Murrja “Akciğer Grafisi ve Fiziksel muayene mutlaka yaptırılmalıdır” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Kardiyovasküler Tarama</strong></li>
</ul>
<p>Soğuk hava damarların büzülmesine neden olarak kalbin daha fazla efor sarf etmesine yol açar. Bu durum özellikle kalp-damar hastalığı riski taşıyanlar için önemlidir. Kardiyovasküler taramalar, kalbin yükünü ve damar sağlığını ortaya koyarak olası riskleri önceden gösterir. Dr. Murrja “Kışın hipertansiyon ve kalp krizi riski arttığından, tansiyon takibinin düzenli yapılması, EKG ve gerekli kişilerde EKO hayati önem taşır. Özellikle de göğüs ağrısı, nefes darlığı, çabuk yorulma gibi şikayetler varsa geciktirilmeden yapılmalıdır” diye konuşuyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dondurucu-kis-gunlerinde-saglikli-yasam-icin-602632">Dondurucu kış günlerinde sağlıklı yaşam için…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyabetin yol açtığı hayati sorun: Diyabetik Ayak Yaraları!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/diyabetin-yol-actigi-hayati-sorun-diyabetik-ayak-yaralari-601596</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Dec 2025 07:51:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ayak]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[diyabetik]]></category>
		<category><![CDATA[Diyabetik Ayak]]></category>
		<category><![CDATA[diyabetin]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Yara]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601596</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de hızla artan diyabet, yaşamı tehdit edebilen çok ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak karşımıza çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabetin-yol-actigi-hayati-sorun-diyabetik-ayak-yaralari-601596">Diyabetin yol açtığı hayati sorun: Diyabetik Ayak Yaraları!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de hızla artan diyabet, yaşamı tehdit edebilen çok ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak karşımıza çıkıyor. Yalnızca kan şekerini değil, zamanla sinirleri, damarları ve yara iyileşmesini de etkileyen; kalpten böbreklere dek birçok organa zarar verebilen diyabetin yol açtığı en ciddi sorunlardan biri de ayak yaraları! <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi (KVC) Uzmanı Doç. Dr. Selim Aydın </strong>“Diyabetik ayak yaraları konusunda ülkemizde farkındalık ne yazık ki son derece az hatta yok denecek seviyededir. Toplumda en sık yapılan yanlışlardan biri; ayakta meydana gelen bir yaranın ‘önemsemeyerek’ geçer diye beklenilmesi ya da bilinçsizce kişisel müdahalede bulunulmasıdır. Oysa diyabetli bireylerde ayakta gelişen küçük bir çatlak, basit bir su toplaması ya da fark edilmeyen minik bir kesik kısa sürede kronik yaraya dönüşebilmekte, bu yaralar zamanında ve doğru tedavi edilmediğinde enfeksiyonlara, uzuv kaybına ve hatta yaşam kaybına neden olabilmektedir” diyor. Diyabetik ayak yaralarının önlenebilir bir sorun olduğunu vurgulayan KVC Uzmanı Doç. Dr. Selim Aydın, 7 kritik önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Kan şekerinizi mutlaka düzenli ölçtürün</strong></li>
</ul>
<p>Diyabet hastalarının diyabetik ayak gelişimini önlemek için alacağı en önemli önlemlerin başında; kan şekeri düzeylerinin düzenli kontrol altında tutulması ve düzenli hekim kontrollerinin aksatılmaması gelmektedir. Bu farkındalığın oluşması ve düzenli kontrollerin yaptırılması diyabetik ayak gelişme riskini büyük ölçüde azaltır. Kan şekeri kontrolü iyi olmayan bireylerde yaralar daha geç iyileşir ve enfeksiyon riski artar. </p>
<ul>
<li><strong>Ayak bakımınıza önem verin</strong></li>
</ul>
<p>Günlük ayak bakımını sadece estetik ya da fuzuli olarak görmeyip, özellikle diyabet hastalarında zaruri bir ihtiyaç olduğunu bilmek gerekir. Diyabetik ayak yaralarına karşı günlük ayak bakımı büyük önem taşır. Ayaklar ne çok sıcak ne de çok soğuk suyla yıkanmalı, iyice kurulanmalı ve özellikle parmak araları nemli bırakılmamalıdır. Tırnaklar düz şekilde kesilmeli, nasır ve sertleşmeler bilinçsizce kesilmemelidir. Gerekirse ayak bakımı için diyabet konusunda bilgili sağlık profesyonelinden destek alınmalıdır.  </p>
<ul>
<li><strong>Ayağınızı bakarak kontrol edin</strong></li>
</ul>
<p>Diyabetli bireylerde sinir hasarı nedeniyle his kaybı yaygın olduğundan ayaktaki yaralar geç fark edilebilir. Bu nedenle ayaklar mutlaka her gün bakılarak incelenmeli, kızarıklık, çatlak, su toplaması, yara, akıntı veya renk değişikliği fark edildiğinde vakit kaybetmeden doktora başvurulmalıdır. Ayak tabanı görülemiyorsa ayna kullanılmalıdır. Çünkü diyabet hastalarında ayakta küçük bir su toplaması, nasır ya da renk değişikliği bile ciddi bir sorunun habercisi olabilir. </p>
<ul>
<li><strong>‘Geçer’ diye bekleyerek zaman kaybetmeyin</strong></li>
</ul>
<p>Diyabetik ayak yaraları kolayca enfekte olabilir ve enfeksiyon hızla kemiğe kadar ilerleyebilir.<br /> Gecikmeden uygun antibiyotik tedavisi, gerekli durumlarda cerrahi temizlik (debridman) hayat kurtarıcı olabilir. Evde bilinçsiz pansuman, alkol, oksijenli su, rastgele antibiyotikli kremler ya da bitkisel ürünler ayakta sorunu daha da kötüleştirebilmekte, bu nedenle sorunun tedavisi çok daha karmaşık ve zor hale gelebilmektedir. Her yara tıbbi değerlendirme gerektirir. </p>
<ul>
<li><strong>Çıplak ayakla yere basmayın</strong></li>
</ul>
<p>Evde çok sık yapılan yanlışlardan biri de; evde çıplak ayakla yere basılmasıdır. Oysa diyabetik ayak yaralarının önemli bir kısmı ev içinde oluşur. Diyabet hastalarının yere çıplak ayakla basmaması, ayaklarını mutlaka koruması, hele de kumsal vb yerlerde kesinlikle terlik olmadan dolaşmaması gerekir. Parmak arası terlik ya da ucu açık terliklerden uzak durulmalı, terliğin önü kapalı olmalıdır. </p>
<ul>
<li><strong>Damar tıkanıklığı sorununuz var mı mutlaka öğrenin</strong></li>
</ul>
<p><strong>Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Selim Aydın </strong>diyabetik ayak yaralarının en önemli nedenlerinden birinin damar tıkanıklıkları olduğunu belirterek “Günlük yaşamda yanlış alışkanlıklarımızın da etkisiyle damar tıkanıklıkları hızla yaygınlaşmaktadır. Diyabetik ayakta da; ayaktaki kan dolaşımı yetersizse, en iyi yara bakımı bile iyileşme sağlamaz. Bu nedenle tedavinin ilk adımlarından biri, ayak damarlarının ayrıntılı olarak değerlendirilmesi ve gerekiyorsa damarların açılmasıdır” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Ayakkabı seçiminize önem verin</strong></li>
</ul>
<p>Ayakkabı alırken görünüşünden ziyade sağlık açısından doğru ve rahat olmasına dikkat edilmelidir. Dar, sert, dikişli ya da ayağı sıkan ayakkabılar, fark edilmeden yaraya yol açabilir. Ayağı sıkmayan yumuşak ayakkabılar tercih edilmelidir. Ayakkabı ayağa tam uyumlu ve yumuşak tabanlı olmalı, iç dikişi bulunmamalı, vurma yapmayan özellikte olmalıdır. Yeni ayakkabılar ayakta vurma yapmaması için başlangıçta kısa sürelerle giyilmelidir. </p>
<p><strong>xxxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Erken müdahale ve multidisipliner tedavi kritik önem taşıyor!</strong></p>
<p>KVC Uzmanı Doç. Dr. Selim Aydın, diyabetik ayak tedavisinde erken müdahale ve multidisipliner tedavinin kritik önem taşıdığını belirterek şöyle konuşuyor: “Diyabetik ayak yaraları, tek bir hekimin değil; kalp-damar cerrahisi, endokrinoloji, yara bakım, enfeksiyon hastalıkları, ortopedi ve plastik cerrahi gibi uzmanların birlikte çalışmasını gerektirir. Multidisipliner yaklaşımın yanısıra günümüzde gelişen damar açıcı (endovasküler) tedaviler ve modern yara bakım yöntemleri sayesinde, diyabetik ayak hastalarının büyük bölümünde uzuv kaybı önlenebilmektedir. Diyabetik ayak kader değildir. Erken tanı, doğru tedavi ve düzenli takip ile ayaklar korunabilir, hayatlar kurtarılabilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabetin-yol-actigi-hayati-sorun-diyabetik-ayak-yaralari-601596">Diyabetin yol açtığı hayati sorun: Diyabetik Ayak Yaraları!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KOSAM: &#8220;Yapay Et, Stratejik Bir Gıda Politikası Meselesine mi Dönüşüyor?&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kosam-yapay-et-stratejik-bir-gida-politikasi-meselesine-mi-donusuyor-601328</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Dec 2025 08:51:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[et]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[karaca]]></category>
		<category><![CDATA[kosam]]></category>
		<category><![CDATA[meselesine]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[politikası]]></category>
		<category><![CDATA[stratejik]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Et]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601328</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalkınma Odaklı Stratejik Araştırmalar Merkezi (KOSAM), dünya gıda sistemlerinin geleceğini şekillendirecek biyoteknolojik bir dönüşümü masaya yatıran önemli bir raporu kamuoyuna sundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kosam-yapay-et-stratejik-bir-gida-politikasi-meselesine-mi-donusuyor-601328">KOSAM: &#8220;Yapay Et, Stratejik Bir Gıda Politikası Meselesine mi Dönüşüyor?&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span>Kalkınma Odaklı Stratejik Araştırmalar Merkezi (KOSAM), dünya gıda sistemlerinin geleceğini şekillendirecek biyoteknolojik bir dönüşümü masaya yatıran önemli bir raporu kamuoyuna sundu. <b>“Laboratuvardan Sofraya: Yapay Et”</b> başlıklı çalışmayı değerlendiren KOSAM Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İsmail Hakkı Karaca, konunun sadece bir gıda meselesi olmadığını, aynı zamanda <b>küresel rekabet, stratejik teknoloji ve ulusal ekonomi güvenliği</b> ile doğrudan bağlantılı olduğunu vurguladı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Karaca, “</span></span></span><span><span>Raporumuz, yapay et teknolojisini ‘gündelik tartışmaların’ ötesine taşıyarak, <b>Türkiye’nin 2053 vizyonu</b> kapsamında stratejik bir teknoloji alanı olarak konumlandırmaktadır. </span></span><span><span><span>Artık dünyada gıda, enerji ve su güvenliği birbiriyle iç içe geçmiş durumda. Yapay et de bu üçlü denklemin tam ortasında hem büyük bir potansiyel hem de henüz netleşmemiş risklerle karşımıza çıkıyor. Türkiye olarak bu gelişmeyi uzaktan izleme lüksümüz yok. Aksine, <b>öncü bir aktör olarak pozisyon almak</b> ve hazırlıklarımızı şimdiden tamamlamak zorundayız” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>“Teknolojiyi Takip Eden Değil, Şekillendiren Konumda Olmalıyız”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Karaca, raporun ortaya koyduğu ekonomik verileri yorumlarken, “</span></span></span><span><span>Son on yılda sektöre aktarılan 3 milyar doların üzerindeki yatırım, söz konusu alanın uzun vadeli potansiyelini ve stratejik önemini ortaya koymaktadır.</span></span><span><span><span> <b>TÜBİTAK destekli AR-GE projeleri, üniversite-sanayi iş birlikleri ve teknopark ekosistemimiz</b> burada devreye girmeli. Kritik alt teknolojilerde yerli patentler ve çözümler geliştirmeliyiz. Aksi takdirde, bu yeni gıda rejiminde de <b>teknoloji ithal eden, standartları takip eden</b> bir ülke konumuna düşeriz” ifadelerini kullandı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>“Çevresel Etki, Sürdürülebilirlik Söylemi Kadar Net Değil”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yapay etin çevresel iddialarının detaylı incelenmesi gerektiğinin belirten Karaca; “Sıklıkla dile getirilen ‘daha az kaynak tüketimi’ söylemi, henüz her senaryo için geçerli değil. Üretimde kullanılan enerjinin kaynağı, atık yönetimi ve suyun kalitesi, çevresel ayak izini belirliyor. <b>Yeşil Kalkınma Devrimi</b> ve <b>2053 Net Sıfır Emisyon</b> taahhüdü çerçevesinde, bu teknolojinin ancak yenilenebilir enerji ile entegre edilmiş, döngüsel ekonomi prensiplerine uygun modelleri desteklenmeli. <b>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı</b>’nın bu konudaki politikaları bir kılavuz olmalı” diye söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>“Toplumsal Kabul, Güven ve Şeffaflıkla Mümkün Olacak”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Toplumsal kabulün sağlanmasının en önemli şartının <b>güven</b> olduğunu vurgulayan Karaca, “Türk Milleti sofrasına gelen her lokmanın helal olmasına büyük önem verir. Bu hassasiyet, yapay et söz konusu olduğunda daha da kritik hâle geliyor. <b>Diyanet İşleri Başkanlığımız</b> ile bilim insanlarımızın ortak çalışmasıyla, üretimin her aşamasını kapsayan, şeffaf bir <b>helal sertifikasyon protokolü</b> hayata geçirilmeli. Ayrıca, <b>Ticaret Bakanlığımızın</b> öncülüğünde, tüketiciyi doğru bilgilendirecek, korkuya değil bilgiye dayalı bir iletişim kampanyası başlatılmalıdır” şeklinde konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>“Hukuki Boşluk, İvedilikle Stratejik Bir Çerçeveye Dönüştürülmeli”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Karaca, Türkiye’de yapay et için net bir hukuki düzenleme bulunmamasını bir risk olarak değerlendirirken, bunun aynı zamanda bir fırsat olduğunun da altını çizdi. Karaca; “Diğer ülkelerin düzenlemelerini taklit etmek yerine, kendi değerlerimizi ve stratejik çıkarlarımızı merkeze alan, özgün bir düzenleme yapmalıyız. <b>Sağlık Bakanlığı</b> ile <b>Tarım ve Orman Bakanlığı</b> koordinasyonunda, <b>FAO</b> ve <b>WHO</b> standartlarını da dikkate alan, ancak yerli şartları önceleyen, <b>risk temelli, aşamalı bir onay ve denetim mekanizması</b> kurulmalı” ifadelerine yer verdi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>“Dengeli ve Proaktif Yaklaşım, Bizi Geleceğe Hazırlayacak Tek Yoldur”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Karaca, “Yapay et, ne körü körüne desteklenmesi gereken bir mucize ne de kesinlikle reddedilmesi gereken bir tehdittir. Gerçekçi olmalıyız. Bu teknoloji, dünya gıda sistemlerine <b>çok boyutlu bir müdahaledir</b>. Türkiye; <b>akademik merak, ekonomik fizibilite, toplumsal değerler ve stratejik öngörüyü</b> bir arada tartan, dengeli ve proaktif bir yaklaşım sergilemelidir. Gelişmeleri yakından izlemeli, tüm paydaşları sürece dahil ederek şeffaf bir diyalog ortamı oluşturmalı ve nihayetinde, bu küresel dönüşümden güçlenerek çıkacak <b>ulusal bir yol haritasını</b> kararlılıkla uygulamaya koymalıyız” diyerek KOSAM raporunun temel mesajını özetledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>“Laboratuvardan Sofraya: Yapay Et”</span></span></span></b><span><span><span> raporunun, Türkiye’nin gıda teknolojilerindeki dönüşüme liderlik etme potansiyelini gösteren önemli bir çalışma olduğunu belirten Karaca, raporun tamamına KOSAM web sitesi (</span>www.kosam.org<span>) üzerinden ulaşılabileceğini duyurdu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kosam-yapay-et-stratejik-bir-gida-politikasi-meselesine-mi-donusuyor-601328">KOSAM: &#8220;Yapay Et, Stratejik Bir Gıda Politikası Meselesine mi Dönüşüyor?&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir Belediyesi personeline KETEM&#8217;den eğitim</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-belediyesi-personeline-ketemden-egitim-600744</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Dec 2025 12:51:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[antalya]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlı]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Erken Tanı]]></category>
		<category><![CDATA[ketem]]></category>
		<category><![CDATA[Meme Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[personeline]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[tarama]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=600744</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi, Antalya Halk Sağlığı Müdürlüğü Kanser Erken Tanı ve Eğitim Merkezi (KETEM) ortak çalışmasıyla belediye personellerine farkındalık eğitimi verildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-belediyesi-personeline-ketemden-egitim-600744">Büyükşehir Belediyesi personeline KETEM&#8217;den eğitim</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span>Antalya Büyükşehir Belediyesi, Antalya Halk Sağlığı Müdürlüğü Kanser Erken Tanı ve Eğitim Merkezi (KETEM) ortak çalışmasıyla belediye personellerine farkındalık eğitimi verildi. Kanserle mücadele, erken tanı, meme kanseri taraması, tütün bağımlılığı, sigaradan kurtulma yolları ve sağlıklı beslenme konularında personeller bilgilendirildi. </span></span></p>
<p><span><span>Büyükşehir Belediyesi, personellerine yönelik farkındalık eğitimlerini sürdürüyor. Antalya Halk Sağlığı Müdürlüğü, Sağlıklı Hayat Merkezi KETEM işbirliği ile ortaklaşa yürütülen eğitim programında Büyükşehir çalışanlarına tütün bağımlılığı ve sigaradan kurtulma yolları, meme kanserinde erken tanı ve sağlıklı beslenme alışkanlıkları ile ilgili eğitimler verildi. Sigara bağımlığının zararları, kullanımını önleme ve bırakma konusunda tutum kazandırmayı hedefleyen eğitimlerde kanserler ve meme kanserinde erken tanı ve taramanın önemi de anlatıldı. </span></span></p>
<p><span><span>MADDE BAĞIMLILIĞI İLE MÜCADELE ANLATILDI</span></span></p>
<p><span><span>Antalya Büyükşehir Belediyesi Hizmet Binası’nda gerçekleşen eğitimde Antalya İl Sağlık Müdürlüğü Şehit Doktor Atila Nizam, Muratpaşa Sağlıklı Hayat Merkezi sorumlusu Zeynep Turan eğitim verdi. Sigaranın zararları hakkında bilgi veren Turan “Sigara içerisinde barındırdığı binlerce çeşit zehirli madde ile maalesef kullanıcılarını ölüme sürüklemeye devam ediyor. İstatiksel olarak sigaraya başlayan her dört kişiden üçü bağımlı oluyor. Anne babaları rol model alan çocuklar, pasif içiciler ne yazık ki bu kötü bağımlılığı arttıran nedenler arasında yer alıyor. Sigarayla mücadelede en önemli adım kararlılıktır. Halkımızın sağlığı için kurulan Halk Sağlığı Merkezlerimizde sigara bırakma polikliniklerimizle sigarayı bırakmak isteyen tüm vatandaşlarımıza destek oluyoruz” dedi. </span></span></p>
<p><span><span>ERKEN TANI ÖNEMLİ</span></span></p>
<p><span><span>Kadınlar için meme kanser ve korunma yolları ile ilgilide uyarılarda bulunan Zeynep Turan “KETEM olarak kanser taramalarına da büyük önem veriyoruz Özellikle kadınlarımızın meme kanseri için düzenli tarama yaptırmalarını tavsiye ediyoruz. Meme kanserinde erken teşhis son derece önemli. 40-69 yaş arasındaki kadınların iki yılda bir meme kanseri taraması yaptırmasını öneriyoruz” hatırlatmasında bulundu. </span></span></p>
<p><span><span>Eğitim programının sonunda ise Sağlıklı Hayat Merkezi diyetisyeni Seda Demir personeller için sağlıklı yaşam ve beslenme alışkanlıkları ile ilgili eğitim vererek soruları cevapladı.  </span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-belediyesi-personeline-ketemden-egitim-600744">Büyükşehir Belediyesi personeline KETEM&#8217;den eğitim</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmangazi&#8217;de Pırasa Hasadıyla Doğallık Sofralara Taşınıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/osmangazide-pirasa-hasadiyla-dogallik-sofralara-tasiniyor-600292</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Dec 2025 09:39:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[çeşit]]></category>
		<category><![CDATA[doğal]]></category>
		<category><![CDATA[gazi]]></category>
		<category><![CDATA[halk]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<category><![CDATA[Pırasa]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>
		<category><![CDATA[tohum]]></category>
		<category><![CDATA[vatandaşlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=600292</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi, toprağa emekle dokunarak ilaçsız ve tamamen doğal olarak ürettiği mahsullerini halk ile buluşturuyor. Tarıma verilen büyük önem dahilinde yarınlar, toprağa ekilerek inşa ediliyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazide-pirasa-hasadiyla-dogallik-sofralara-tasiniyor-600292">Osmangazi&#8217;de Pırasa Hasadıyla Doğallık Sofralara Taşınıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi, toprağa emekle dokunarak ilaçsız ve tamamen doğal olarak ürettiği mahsullerini halk ile buluşturuyor. Tarıma verilen büyük önem dahilinde yarınlar, toprağa ekilerek inşa ediliyor. </p>
<p>Tarımsal kalkınmalara ilişkin gerçekleştirdiği projeler ile topraktan aldığı umudu yarınlara aktaran Osmangazi Belediyesi, tamamen organik olarak üretilen mahsulleri vatandaşın sofrasına sunuyor.</p>
<p>Osmangazi Belediyesi iştiraki olan Gazi Tarım A.Ş. tarafından, çimleme sürecinden itibaren hasada uzanan yolculuğunda mahsuller, her bir aşamasında doğallığı ve tazeliği korunarak Osmangazi Kent Lokantaları aracılığıyla vatandaşlara ulaştırılıyor. Bu kapsamda geçtiğimiz günlerde pırasanın hasadı gerçekleştirilirken, özenle hazırlanan ürünler Osmangazi Kent Lokantalarının menülerinde kendilerine yer buldu. Yetkililer, halkın ilaçsız bir şekilde mahsullere ulaşması adına gayret gösterdiklerini ifade ederken, vatandaşlar da tamamen organik olan sebzeleri tüketmekten memnuniyet duyduklarını belirtti. Pırasanın dışında maydonoz, biber, domates ve daha pek çok mahsulün de onlarca çeşidinin üretimi ve hasadını gerçekleştirilirken, Mart ve Nisan aylarında ise tohumların, Mayıs ayında ise fidelerin vatandaşlara ücretsiz olarak dağıtılması planlanıyor.</p>
<p>Tüm Aşamalar Önemle Takip Ediliyor</p>
<p>Mahsullerin tohumdan hasat zamanına olan sürecini titizlikle takip ettiklerini belirten Gazi Tarım A.Ş. Ekim-Biçim Ekip Sorumlusu Ertuğrul Gönülsüz, “Mart aylarında seramızda çimlemeyi yapıyoruz. Daha sonrasında her ürünümüzü tabelasıyla beraber, cinslerini karıştırmadan Gazi Bostanı’na getiriyoruz. Genç stajyerlerimizle beraber fidelerimizi tek tek ekip, takibini sağlıyoruz. Yetiştirdikten sonra hasadımızı gerçekleştiriyoruz. Böylelikle aynı zamanda kent lokantalarımıza da ürün temin ediyoruz.” diye konuştu.</p>
<p>Vatandaşlara hizmet noktasında da tohum-takas şenliklerinin müjdesini veren Ertuğrul Gönülsüz, şöyle devam etti;</p>
<p>“Bu yıl 34 çeşit biber ektik, bunların 5’i acı, 29’u tatlı olmak üzere.  30 çeşit domates, 8 çeşit patlıcan da ektik. Elimizden geldiği kadar, tohumların çoğalmasını sağladık. Bunları da Mart ve Nisan aylarında tohum-takas şenliklerimizde vatandaşlarımızla buluşturacağız. Osmangazi Gazi Tarım A.Ş. olarak, halka ücretsiz dağıtımlarını gerçekleştireceğiz. Mayıs ayında da kısmet olursa fide dağıtımını yapacağız. Elimizden geldiğinden fazlasını yaparak halkımıza hitap etmeye çalışıyoruz.”</p>
<p>Gazi Bostanı’ndan Gelen Taze ve Doğallık</p>
<p>Hasadı gerçekleştirilen pırasanın, yemek yapılarak vatandaşa sunulacağını kaydeden Ertuğrul Gönülsüz, “Kent lokantalarımızdaki menümüzde pırasa yemeği var. Bu yüzden önceden pırasaları hazırladık, ilaçsız olarak yetiştirilen pırasalarımız kent lokantalarımıza giderek halk ile buluşacak. Ay sonuna doğru ıspanaklarımız toplanacak. Hep beraber onları da kent lokantalarımıza göndereceğiz. Bu döngü, böyle devam edecek. Elimizden geldiği sürece halkımızı ilaçsız bir şekilde Osmangazi Belediyesi ve Osmangazi Gazi Tarım A.Ş. olarak mahsullerle desteklemeye çalışıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>“Başkanımız Erkan Aydın Tarıma Çok Ayrı Önem Veriyor”</p>
<p>Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın tarıma büyük önem verdiğinin altını çizen Ertuğrul Gönülsüz, Başkan Aydın’ın her zaman destek sunduğuna değinerek şunları söyledi;</p>
<p>“Osmangazi Belediye Başkanımız Erkan Aydın sağ olsun buraya da geldi, ne istersek bugüne kadar hepsi yerine getirildi, bize tam destek veriyor. Tarıma, toprağa ve tohum çeşitlerine çok ayrı önem verdiğini gördük. 30 çeşit domates ektiğimizi gördüğünde ne kadar çok diye bahsetti, çok memnun kaldı. Burada yetiştirdiğimiz çeşitlerin çoğunu ilk defa gördüğünü belirtti. Başkanımızdan çok memnunuz. Aynı şekilde devam ediyoruz.”</p>
<p>Vatandaşlar Memnun</p>
<p>Gazi Bostanı Çeşit Denemeleri ve Yerel Tohum Merkezi’nde eğitmenler eşliğinde mahsullerin tüm aşamalarını deneyimleyen Hamidiye Tarım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri de, çalışmalardan ötürü büyük kazanım elde ettiklerini söyledi. Teorideki eğitimlerini, Gazi Bostanı’nda pratik ile pekiştiren öğrenciler, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın da kendileriyle çok ilgilendiğini ifade ederek, Başkan Aydın’a ve Osmangazi Belediyesi’ne bu imkanın sunulmasından ötürü teşekkür etti.</p>
<p>Osmangazi Kent Lokantası’na gelen vatandaşlar da, mahsulün doğal ve taze olmasından ötürü duydukları memnuniyeti paylaştı. Hijyene önem verilmesi ve ürünlerin doğallığından ötürü sağlıklı gıdalar tüketebildiklerini kaydeden vatandaşlar, pırasa yemeğinin doğal lezzetiyle bezeli yemeği çok beğendiklerini dile getirdi. Ayrıca Osmangazi ilçesi sakinleri, ilaçsız ve doğal ürünleri halkla uygun fiyatlarla buluşturan Osmangazi Belediyesi ve Osmangazi Belediyesi Başkanı Erkan Aydın’a, projelerinden ötürü teşekkürlerini sundu.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazide-pirasa-hasadiyla-dogallik-sofralara-tasiniyor-600292">Osmangazi&#8217;de Pırasa Hasadıyla Doğallık Sofralara Taşınıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yemek Borusu Kanserinin 6 Belirtisine Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yemek-borusu-kanserinin-6-belirtisine-dikkat-599977</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Dec 2025 17:48:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Belirgin]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[Endoskopik]]></category>
		<category><![CDATA[evre]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Tümör]]></category>
		<category><![CDATA[yöntem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599977</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yutma güçlüğü, göğüs ağrısı ve istemsiz kilo kaybı gibi belirtiler özofagus kanserinin sessiz başlayan ilk işaretleri olabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yemek-borusu-kanserinin-6-belirtisine-dikkat-599977">Yemek Borusu Kanserinin 6 Belirtisine Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yutma güçlüğü, göğüs ağrısı ve istemsiz kilo kaybı gibi belirtiler özofagus kanserinin sessiz başlayan ilk işaretleri olabiliyor. Risk grubundaki bireylerde erken değerlendirme ve endoskopik tarama, hastalığın seyrini belirleyen en kritik adımı oluşturuyor. Güncel tedavi yaklaşımları ise cerrahinin neoadjuvan tedavi ile birlikte uygulanması durumunda sağkalımın belirgin biçimde arttığını gösteriyor. Bu nedenle hem hastaların belirtileri geciktirmeden dikkate alması hem de tanı ve tedavi süreçlerinin doğru planlanması büyük önem taşıyor. Memorial Göztepe Hastanesi Göğüs Cerrahisi Bölümü’nden Doç. Dr. Nezih Onur Ermerak, özofagus kanserinin belirtileri ve modern tedavi yaklaşımları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Özofagus kanserinin sıklığı dünyada artıyor</strong></p>
<p>Özofagus kanseri, dünya genelinde kanser ilişkili yaşam kayıplarında üst sıralarda yer almaktadır. Özofagus kanserinin Skuamöz hücreli karsinom (SCC) ve Adenokarsinom (AC) olmak üzere iki ana tipi bulunur. SCC çoğunlukla tütün, alkol ve çok sıcak içecek tüketimiyle ilişkilidir. AC ise reflü hastalığı ve Barrett özofagusu zemininde ortaya çıkar. Son verilere bakıldığında özellikle Batı ülkelerinde obezite artışıyla birlikte adenokarsinom sıklığı son 20 yılda belirgin şekilde yükseldiğini görmekteyiz.</p>
<p><strong>“Kendiliğinden geçer” diye kontrolleri ertelemeyin</strong></p>
<p>Özofagusun genişleme kapasitesi yüksek olduğu için tümör başlangıçta fark edilmeden büyüyebilir. Hastalığın çoğu zaman geç dönemde ortaya çıkan belirtileri şunlardır;</p>
<ul>
<li>Yutma güçlüğü</li>
<li>Göğüs veya sırt ağrısı</li>
<li>Kilo kaybı</li>
<li>Yutulan gıdaların geri gelmesi</li>
<li>İleri evrede ses kısıklığı</li>
<li>Yemek ya da sıvıların solunum yoluna kaçması</li>
</ul>
<p>Özofagusun en sık ve en belirgin semptomu yutma güçlüğüdür. Katı gıdalarda başlayan zorluk zamanla sıvılara doğru ilerler. Bu belirtilerin “kendiliğinden geçer” düşüncesiyle önemsenmemesi tanının gecikmesine neden olabilir. Özellikle risk grubundaki bireylerde erken tanı açısından endoskopik değerlendirme büyük önem taşımaktadır.</p>
<p><strong>Doğru evreleme ile tedavi başarısı artar</strong></p>
<p>Belirtilerin geciktirilmeden değerlendirilmesi ve risk grubundaki bireylerin düzenli endoskopik takiplerinin yapılması, hastalığın seyrini değiştiren en kritik adımdır. Özofagus kanseri tanısında temel yöntem endoskopi ve biyopsidir. Değerlendirmede ayrıca EUS (endoskopik ultrasonografi) uygulanır. Tümörün derinliği ve lenf nodu tutulumunu belirlemede en duyarlı yöntem olan endoskopik ultrasonografidir. Kesin evrelemeyisağlamak için BT, PET-CT ve uygun hastalarda laparoskopi de planlama sürecinde yer alabilir. Doğru evreleme, tedavi başarısının en önemli belirleyicisidir.</p>
<p>Özofagus kanseri çoğu zaman sessiz ilerleyen ancak modern tedaviyle kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Güncel yaklaşım; neoadjuvan tedavi, cerrahi, uygun hastada adjuvan immünoterapi kombinasyonununsağkalımı belirgin şekilde artırdığını göstermektedir.</p>
<p><strong>Cerrahide tedavi seçenekleri çeşitlendi</strong></p>
<p>Evre I–III özofagus kanserinde cerrahi tedavi, hastalığın kontrol altına alınmasında temel basamaklardan biridir. Günümüzde cerrahi girişimler çoğunlukla kemoterapive/veya radyoterapiyi içeren multimodal tedavi yaklaşımlarının bir parçası olarak planlanmaktadır. Tümörün yerleşimine ve hastanın genel durumuna göre farklı cerrahi teknikler uygulanabilir.</p>
<ul>
<li><strong>İvor Lewis özofajektomi,</strong> ameliyat karın ve sağ göğüs yoluyla gerçekleştirilir ve yemek borusu ile mide arasındaki bağlantı göğüs boşluğu içinde yapılır. </li>
<li><strong>McKeown </strong>olarak adlandırılan üç aşamalı özofajektomide ise boyun bölgesinde bağlantı oluşturulur. Bu yöntem özellikle üst yerleşimli tümörlerde avantaj sağlar. </li>
<li><strong>Transhiatal özofajektomi,</strong> göğüs boşluğuna girilmeden uygulanması sayesinde akciğerle ilişkili komplikasyonların daha az görüldüğü bir seçenektir. </li>
<li><strong>Minimal invaziv özofajektomi (MIE)</strong> yöntemlerinde laparoskopik ve torakoskopik teknikler kullanılır. TIME çalışması bu yaklaşımın daha az komplikasyonla ve daha hızlı iyileşme ile ilişkili olduğunu ortaya koymuştur.</li>
</ul>
<p><strong>Neoadjuvan tedavi yaşam kalitesi ve süresini artırıyor</strong></p>
<p>Özofagus kanseri tedavisinde son yılların en önemli gelişmelerinden biri, ameliyat öncesinde uygulanan neoadjuvan kemoradyoterapidir. Özellikle T2-T3 evre hastalarda kullanılan CROSS protokolü, günümüzde standart tedavi yaklaşımı olarak kabul edilmektedir. Bu yöntem, cerrahi sonrasında tümörün tamamen çıkarılma oranını artırırken, hastaların uzun dönem sağkalımını da anlamlı ölçüde iyileştirmektedir. </p>
<p><strong>İmmünoterapi nüks riskini azaltıyor</strong></p>
<p>Ameliyat ve neoadjuvan tedaviye rağmen tam yanıt alınamayan hastalarda adjuvan immünoterapi önemli bir seçenektir. CheckMate-577 çalışması, nivolumab tedavisinin nüks oranlarını belirgin şekilde azalttığını göstermiş ve bu uygulama birçok ülkede standart tedaviye girmiştir.</p>
<p><strong>Erken evre hastalarda endoskopik çözümler</strong></p>
<p>T1a evresindeki sınırlı tümörlerde cerrahiye gerek kalmadan “Endoskopik Mukozal Rezeksiyon (EMR)” ve “Endoskopik Submukozal Diseksiyon (ESD)”uygulanabilir. Özellikle Barrett zeminindeki erken evre adenokarsinomlarda ESD yüksek başarı oranları sunar. EMR endoskopi sırasında, yüzeydeki küçük bir lezyonun alt kısmına sıvı verilerek kabartılması ve tel bir halka ile (snare) kesilerek çıkartılması işlemidir ve genellikle küçük ve yüzeyel lezyonlarda tercih edilen bir tedavi yöntemidir. ESD ise lezyonun özel bir aletle lezyonun alt kısmına girilerek ayrılması ve tek parça halinde rezeksiyon yapılan bir işlemdir ve daha büyük erken evre lezyonlarda kullanılan bir tedavi şeklidir.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yemek-borusu-kanserinin-6-belirtisine-dikkat-599977">Yemek Borusu Kanserinin 6 Belirtisine Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Oyun oynayan çocuk hayata hazırlanır&#8217;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/oyun-oynayan-cocuk-hayata-hazirlanir-599743</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Dec 2025 11:09:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aydoğan]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[fiziksel]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[hayata]]></category>
		<category><![CDATA[hazırlanır]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenme]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[oynayan]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[oyunun]]></category>
		<category><![CDATA[yaratıcı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599743</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Bilgi Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Çocuk Bakımı ve Gençlik Hizmetleri Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Aynur Aydoğan, oyunun çocukların dünyayı tanıma, anlamlandırma ve hayata hazırlanma süreçlerinde önemli bir rol oynadığını vurgulayarak ebeveynlere çocukların oyun temelli öğrenme sürecini destekleyecek önerilerde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/oyun-oynayan-cocuk-hayata-hazirlanir-599743">&#8216;Oyun oynayan çocuk hayata hazırlanır&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Bilgi Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Çocuk Bakımı ve Gençlik Hizmetleri Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Aynur Aydoğan, oyunun çocukların dünyayı tanıma, anlamlandırma ve hayata hazırlanma süreçlerinde önemli bir rol oynadığını vurgulayarak ebeveynlere çocukların oyun temelli öğrenme sürecini destekleyecek önerilerde bulundu.</p>
<p>Oyun temelli öğrenmenin çocuğun bilişsel, duygusal, sosyal ve fiziksel gelişimini destekleyen temel bir yaklaşım olduğuna dikkat çeken Aydoğan, “Oyun çocuk için sadece bir eğlence değil, temel bir gelişim ihtiyacıdır ve literatürde de ‘çocuğun işi’ olarak tanımlanır. Oyun, beyin gelişimini destekler, duygusal zekayı güçlendirir, çocukların sosyal beceriler kazanmalarına ve yaşamın getireceği zorluklara karşı donanımlı olmalarına olanak tanır” dedi. </p>
<p><strong>Oyun temelli öğrenme, kalıcı ve anlamlı öğrenmeyi destekliyor</strong></p>
<p>Oyun temelli öğrenmenin, klasik öğrenme yöntemlerinden çocuğu merkeze almasıyla ayrıştığını belirten Aydoğan, bu yaklaşımda çocukların pasif dinleyiciler değil, öğrenme sürecinin aktif katılımcıları olduğunu ifade etti. Aydoğan, “Oyun temelli öğrenme, problem çözme, strateji geliştirme, işbirliği ve yaratıcılığı destekler, öğrenmeyi eğlencenin doğal bir parçası haline getirir. Hata yapmanın öğrenme sürecinin bir parçası olarak gören çocuk denemekten korkmaz” diye konuştu. </p>
<p><strong>‘Yaratıcılık oyunla besleniyor’</strong></p>
<p>Yaratıcılığın doğuştan gelen bir potansiyel olduğunu ancak oyun ve deneyimle şekillendiğini belirten Aydoğan, “Eğitim, deneyimler, merakı besleme, farklı bakış açılarına açık olma ve özellikle oyun gibi faaliyetler yaratıcılığı büyük ölçüde şekillendirir ve güçlendirir. Hayali senaryolar, farklı bakış açıları geliştirmeyi ve sembolik düşünmeyi teşvik eder. Oyunun esnek ve yapılandırılmamış doğası, zihinsel esnekliği ve düşünce akıcılığını artırır” dedi.</p>
<p><strong>Her yaşın oyunu farklı</strong></p>
<p>Çocukların yaşlarına göre oyun ihtiyaçlarının değiştiğine dikkat çeken Aydoğan, bebeklikten ergenliğe kadar her dönemin kendine özgü oyun türleri olduğunu belirtti. Duyusal oyunlardan sembolik oyunlara, kurallı takım oyunlarından stratejik ve yaratıcı üretimlere uzanan bu süreçte, en önemli ölçütün çocuğun oyundan keyif alması ve aktif olması olduğunu ifade etti.</p>
<p>Oyunun yalnızca çocuklukla sınırlı olmadığının altını çizen Aydoğan, ergenlikten ileri yaşlara kadar oyunun stres azaltıcı, yaratıcılığı canlı tutan ve zihinsel esnekliği artıran bir rol oynadığını belirtti. Aydoğan “Oyun insan ruhunun ve zihninin her yaşta canlı kalmasını sağlayan temel bir ihtiyaç ve gelişim aracıdır” dedi.</p>
<p><strong>‘Ebeveynler oyuna müdahale etmemeli’</strong></p>
<p>Ebeveynlere yönelik önerilerde bulunan Aydoğan, onlara çocuklarının oyununa eşlik etmelerini ve oyunun doğal akışına saygı göstermelerini tavsiye etti.  Oyuna bilinçli şekilde zaman ayırmanın önemine dikkat çeken Aydoğan, “Ebeveynlerin çocuğun kurguladığı oyuna yön vermek yerine eşlik etmeleri, sorularla hayal gücünü desteklemeleri ve çocuğun liderliğini takip etmeleri büyük önem taşıyor” dedi.</p>
<p>Oyuna aşırı müdahalenin çocukların yaratıcılığını ve bağımsızlığını olumsuz etkileyebileceğine dikkat çeken Aydoğan, ebeveynlerin çocuğun oyununa sürekli müdahale etmesinin, oyunun kurallarını belirlemesinin ya da oyun tamamlanmadan başka bir oyuna yönlendirmesinin sık karşılaşılan hatalar arasında yer aldığını ifade etti. Aydoğan, “Bu tutumlar çocukların hayal gücünü kullanmasını ve bağımsız düşünme becerilerini geliştirmesini sınırlar, aynı zamanda liderlik, uyum ve dikkat süreleri üzerinde de olumsuz etki yaratabilir” dedi.</p>
<p><strong>‘Dijital ve fiziksel oyun arasında denge kurulmalı’</strong></p>
<p>Dijital oyunların bilinçli ve dengeli kullanımının önemine değinen Aydoğan, doğru seçilen dijital oyunların bilişsel ve sosyal becerileri desteklerken el-göz koordinasyonu, refleksler ve ince motor becerilerinin gelişimine de katkı sunduğunu ifade etti. Fiziksel oyunların ise çocukların sağlıklı gelişimi için vazgeçilmez olduğunu belirten Aydoğan, “Ailelerin dijital ve fiziksel oyunlar arasında dengeli bir yaklaşım benimsemesi gerekir. Bu sayede çocuklar hem teknolojinin faydalarından yararlanır hem de fiziksel ve sosyal gelişimlerini sağlıklı bir şekilde sürdürebilirler” dedi. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/oyun-oynayan-cocuk-hayata-hazirlanir-599743">&#8216;Oyun oynayan çocuk hayata hazırlanır&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı mazbatasını aldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ege-universitesi-rektoru-prof-dr-musa-alci-mazbatasini-aldi-599428</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Dec 2025 08:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[görev]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[rektör]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599428</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Ege Üniversitesi Rektörlüğü görevine atanan Prof. Dr. Musa Alcı’ya “Rektörlük Mazbatası”, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar tarafından verildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesi-rektoru-prof-dr-musa-alci-mazbatasini-aldi-599428">Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı mazbatasını aldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Ege Üniversitesi Rektörlüğü görevine atanan Prof. Dr. Musa Alcı’ya “Rektörlük Mazbatası”, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar tarafından verildi.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Ege Üniversitesi Rektörlüğü görevine atanan Prof. Dr. Musa Alcı, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’nda düzenlenen törende mazbatasını aldı. YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, Prof. Dr. Musa Alcı’yı tebrik ederek başarılar diledi.</p>
<p>Ege Üniversitesine rektör olarak atanmanın kendisi için büyük bir onur olduğunu ifade eden Rektör Prof. Dr. Musa Alcı, üniversitenin bilimsel, sanatsal, kültürel ve sportif gücünü, gençlerin geleceğe nitelikli olarak hazırlanmaları için seferber edeceklerini söyledi.</p>
<p>Ege Bölgenin ilk, ülkemizin dördüncü sırada kurulan bilim çınarı olan Ege Üniversitesi bünyesinde çeyrek asırdır görev yaptığını söyleyen Rektör Prof. Dr. Musa Alcı, “Üniversitemizin kuruluşunun 70. yılında böyle önemli bir görevi üstlenmiş olmanın gururunu yaşıyorum. Aynı zamanda üstlendiğim büyük sorumluluğun farkındayım” diye konuştu.</p>
<p><b>“Hep birlikte var gücümüzle çalışacağız”</b></p>
<p>Rektör Prof. Dr. Musa Alcı, “Yeni dönemde üniversitemizin kaynaklarını azami ölçüde bilim, araştırma ve eğitim için kullanacağız. Üniversitemizin köklü araştırma ve eğitim geleneğine yaslanarak, başta araştırma üniversiteleri sıralaması olmak üzere ulusal ve uluslararası alanda daha üst sıralarda yer alması için var gücümüzle hep birlikte çalışacağız. Dijitalleşme ve otomasyon ile verimlilik artırıcı önlemleri alarak idari ve akademik çalışanlarımızın iş yüklerini asgari seviyeye indirmek için gerekli çalışmaları yürüteceğiz. Adil, şeffaf ve ulaşılabilir bir yönetim anlayışı ile üniversite ailemizin tüm bireylerinin kurumumuza olan aidiyet duygusunu azami seviyeye çıkarma gayretinde olacağız” dedi.</p>
<p><b>    “Ülkemizin hedefleri doğrultusunda nitelikli bilim ve teknoloji üreteceğiz”</b></p>
<p>Üniversitelerin önemli görevlerinden birinin topluma hizmet misyonu olduğuna dikkat çeken Rektör Prof. Dr. Musa Alcı, “Sosyal sorumluluk ve topluma hizmet uygulamalarımıza daha çok önem vererek ‘bilim iletişimi’ yoluyla üniversitemizin gücünü toplumla bulaştırmak için yoğun çaba göstereceğiz. Bu kapsamda özellikle EBİLTEM kanalıyla üniversite sanayi iş birliği faaliyetlerimizi artıracağız. Teknoloji transfer ofisimizi çok daha etkin kullanarak bilimsel üretimimizin teknolojiye dönüşmesini teşvik edeceğiz. Yükseköğretim Kurulu 2030 Yol Haritası, Ülkemizin Türkiye Yüzyılı hedefleri Milli Teknoloji Hamlesi vizyonu doğrultusunda nitelikli bilim ve teknoloji üreteceğiz. Üniversitemizde, özellikle binaların önemli bir bölümünün eski olması nedeniyle ciddi bir altyapı problemi bulunmaktadır. Bu problemlerin kalıcı bir şekilde çözümüne yönelik olarak binalar ve alt yapı ile ilgili master planı doğrultusunda çalışmalara başlayacağız. Ege Üniversitesi ailesi olarak mutlu ve huzurlu bir eğitim ve çalışma ortamında, hep birlikte ülkemize ve insanlığa faydalı olacak öğrenciler yetiştirmeye, araştırmalar yapmaya, bilimsel üretimde bulunmaya, toplumumuza katkı sunmaya devam edeceğiz.  Üniversitemizi, ülkemizin ve dünyanın en önemli bilim üretim markası haline getirene kadar gece gündüz demeden çalışmalarımızı aralıksız sürdüreceğiz. Bu vesileyle şahsıma bu görevi layık gören başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere YÖK Başkanımız Sayın Prof. Dr. Erol Özvar Hocamıza tensip ve takdirleri için şükranlarımı sunuyorum” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesi-rektoru-prof-dr-musa-alci-mazbatasini-aldi-599428">Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı mazbatasını aldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mevsimsel depresyonun önlenmesi için bu tavsiyelere dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mevsimsel-depresyonun-onlenmesi-icin-bu-tavsiyelere-dikkat-599175</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Dec 2025 09:21:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[belirtiler]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[depresyonun]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[mevsimsel]]></category>
		<category><![CDATA[Mevsimsel Depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[önlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[tavsiyelere]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599175</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halk arasında “kış depresyonu” olarak da bilinen mevsimsel depresyonun önlenmesinde gün ışığından olabildiğince yararlanılması büyük önem taşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mevsimsel-depresyonun-onlenmesi-icin-bu-tavsiyelere-dikkat-599175">Mevsimsel depresyonun önlenmesi için bu tavsiyelere dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Halk arasında “kış depresyonu” olarak da bilinen mevsimsel depresyonun önlenmesinde gün ışığından olabildiğince yararlanılması büyük önem taşıyor. İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hasan Belli, “Mevsimsel depresyonun oluşumunda en güçlü teori, gün ışığı miktarındaki azalmanın beyin kimyasını etkilemesidir. Güneş ışığının azalması, beyinde duygu durumu, uyku ve iştahı düzenleyen serotonin ve melatonin gibi hormonların dengesini bozar” dedi. Mevsimsel depresyonun önlenmesi için alınması gereken tedbirlere dikkat çeken Prof. Dr. Hasan Belli, “Güneş ışığından mümkün mertebe faydalanmak gerekir. Ev ve iş yerleri aydınlık tutulmalıdır. Açık havada yürüyüş ve fiziksel aktiviteler ihmal edilmemelidir. Dengeli beslenme oldukça önemlidir. Niteliksiz karbonhidratlardan uzak durulmalı ve omega-3 açısından zengin besinler alınmalıdır. Sosyal bağlar canlı tutulmalı ve sosyal aktiviteler düzenlenmelidir. Her gün aynı saatte yatılıp kalkılmalıdır. Uyku saatlerinin doğal ritminden sapmasına izin verilmemelidir” dedi.<br />İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hasan Belli, halk arasında kış depresyonu olarak da bilinen mevsimsel depresyona ilişkin değerlendirmede bulundu.<br />Gün ışığının azalması, beyin kimyasını etkiliyor<br />Mevsimsel depresyonun, “klinik olarak mevsimsel döngülerle ilişkili depresyon” olarak adlandırılabildiğini kaydeden Prof. Dr. Hasan Belli, “Mevsimsel depresyonun temel özelliği, depresyon belirtilerinin yılın belirli mevsimlerinde, genellikle sonbahar ve kış aylarında başlaması, diğer mevsimlerde ise semptomların ya tamamen geçmesi ya da bozukluk şiddetine erişmeyecek düzeye gerilemesidir. Bu doğal gidiş, sürecin güneş ışığı ile doğrudan ilişkili olduğuna en büyük delalettir. Bu durum, sadece ‘kendini kötü hissetme’ ile tanımlanmaz, günlük işlevselliği bozacak düzeyde bir klinik tablo ile seyreder” dedi. <br />Kış depresyonu, mevsimsel depresyonun alt türü<br />Mevsimsel depresyon ile kış depresyonunun tamamen aynı olmadığını belirten Prof. Dr. Hasan Belli, “Mevsimsel depresyon, halk arasında daha çok ‘kış depresyonu’ veya ‘kış hüznü’ olarak bilinir çünkü vakaların büyük çoğunluğu sonbahar-kış aylarında görülür. Ancak mevsimsel depresyonun nadir de olsa ‘yaz tipi’ de bulunmaktadır. Yaz tipinde belirtiler genellikle ilkbahar-yaz aylarında başlar ve uykusuzluk, iştahsızlık, huzursuzluk ve kaygı daha ön planda olabilir. Kış tipi ise daha yaygındır ve aşırı uyku isteği, karbonhidrat düzeyi yüksek gıdalar kaşı aşırı yönelme, iştah artışı ve kilo alma gibi ‘tipik olmayan depresyon’ belirtileriyle karakterizedir. Dolayısıyla ‘mevsimsel depresyon’ daha kapsayıcı bir terimken, ‘kış depresyonu’ onun en sık görülen alt türü olarak değerlendirilebilir” diye konuştu.<br />Kış hüznü, normal ve geçici bir durumdur<br />Kış aylarında depresif duyguların ortaya çıkmasının normal olduğunu belirten Prof. Dr. Hasan Belli, “Kış aylarında havanın erken kararması, soğuk, kapalı hava ve sosyal aktivitelerin azalması nedeniyle bir miktar hüzün, enerji düşüklüğü ve içe kapanma eğilimi birçok insan için normal ve geçici bir durumdur. Buna bazen ‘kış hüznü’ denir. Ancak bu duygular, kişinin günlük sorumluluklarını yerine getirmesine engel olmuyorsa ve haftalar boyunca süren derin bir çökkünlük haline dönüşmüyorsa, patolojik bir depresyondan farklıdır. Güneşin bol olduğu zamanlarda insanların çoğunluğu, kendilerini daha neşeli ve huzurlu hissederler. Kış aylarında görülen depresyonun çeşitli nedenleri vardır. Bunun nedenleri; en başta ışık eksikliği dile getirilebilir. Güneş ışığındaki azalma, serotonin üretimini düşürür ve melatonin üretimini artırır. Melatonin uykunun düzenlenmesinde önemli roller oynar. Bu dengesizlik, enerji kaybı, uyku düzensizliği ve çökkün duygu duruma yol açar. Ayrıca soğuk hava nedeniyle sosyalleşme çabaları, fiziksel aktivite ve dışarı çıkma eğilimi azalır. Bu durumlar psikobiyolojik etkileri ile depresyona girmeye zemin hazırlayabilir. Kasvetli duygulanım ve karanlık hava, olumsuz düşünce kalıplarını ve karamsarlığı tetikleyebilir. Mevsimsel özellikli depresyonların güneş ışığının yıl boyunca az olduğu ülkelerde daha yaygın olması bu etmene bağlanabilir” şeklinde konuştu.<br />Çökkün duygu durum tablosuna dikkat!<br />Mevsimsel depresyonun belirtilerinin klasik depresyon belirtileriyle büyük oranda örtüştüğünü ancak bazılarının mevsime özgü olduğunu ifade eden Prof. Dr. Hasan Belli, “Sıklıkla çökkün duygu durum tabloya hakimdir. Bu durum sürekli üzüntü, umutsuzluk hisleri ve düşünceleri ve değersizlik deneyimleri ile tanımlanabilir. Ayrıca daha önce keyif alınan uğraşlara karşı ilgisizlik görülür.  Bu ilgisizlik çeşitli hobileri, sosyal faaliyetleri kapsayabilir. Aşırı yorgunluk, enerji kaybı, fazla uyumaya meyilli olma, aşırı karbonhidratlı gıda tüketme, kilo alımı, dikkati toparlayamama, sosyal çekilme, kollarda ve bacaklarda ağırlık hissi, huzursuzluk ya da zihinsel yavaşlama diğer önemli bulgulardır” dedi.<br />Mevsimsel depresyon 4-5 ay sürebilir<br />Mevsimsel depresyonun sonbaharda başlayarak ilkbahara kadar sürebildiğini ifade eden Prof. Dr. Hasan Belli, “Mevsimsel depresyon, genelde bir döngüseldir ve tanımlanan zaman aralıklarında, mevsimsel değişikliklerle ilişkilidir. Belirtiler genellikle sonbahar aylarında başlar, kış boyunca en şiddetli halini alır ve ilkbahar aylarında güneş ışığının artmasıyla birlikte hafifleyerek ya da tamamen ortadan kalkarak düzelir. Bu, ortalama 4-5 aylık bir süreyi kapsar. Ancak bu süre kişiden kişiye, yaşanılan coğrafyanın enlemine ve o yılın hava koşullarına göre değişiklik gösterebilir. Bazı vakalarda, depresyon hali iyi tedavi edilmezse her döngüde semptomlar tekrarlayabilir” uyarısında bulundu. <br />Ne zaman uzmana başvurmak gerekir?<br />&#8220;Kış hüznü&#8221; ile klinik düzeydeki &#8220;mevsimsel depresyon&#8221; arasındaki en kritik ayrımın, işlevselliğin bozulması olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Hasan Belli, “Bazı durumlarda mutlaka bir ruh sağlığı uzmanına başvurulmalıdır. Bu durumlar şöyle sıralanabilir: Belirtiler her gün, günün büyük bölümünde hissediliyorsa, işe ya da okula gitmek, ev işlerini yapmak, sosyal ilişkileri sürdürmek büyük ölçüde zorlaştıysa veya imkânsız hale geldiyse mutlaka uzmana danışılmalıdır. Uyku ve iştah düzensizlikleri yaşam kalitesini ciddi şekilde etkiliyorsa, umutsuzluk, çaresizlik düşünceleri yoğunsa, ölüm veya intihar düşünceleri varsa vakit kaybedilmeden bir uzman hekime başvurulmalıdır. İntihar düşüncelerinin olması vakanın oldukça şiddetli olduğunu ve aciliyet arz ettiğini gösterir. Kısacası ‘Biraz keyifsizim’ değil de ‘Artık hiçbir şey yapamıyorum, hayat çekilmez geliyor’ noktasına gelindiğinde profesyonel destek alınması hayati önem taşır” uyarısında bulundu.<br />Tedavi edilmezse kronikleşebilir<br />Mevsimsel depresyona zamanında müdahalenin önemini vurgulayan Prof. Dr. Hasan Belli, “Mevsimsel depresyon tedavi edilmezse, sadece birkaç aylık bir sorun olmaktan çıkıp kronikleşebilir ve kişinin hayatında ciddi yeti yitimlerine sebep olabilir. Öncelikle iş, okul performansında düşme ve sosyal ilişkilerde geri çekilmeye sebep olabilir. Diğer depresyon tiplerinde olduğu gibi alkol ve diğer kötüye kullanılan maddelere yönelimi artırabilir. Mevsimsel depresyon sağlıksız beslenme, hareketsizlik ve yoğun stres nedeniyle başka tıbbi hastalıklara zemin hazırlayabilir. Depresyonun şiddetli biçimlerinde intihar riski, azımsanmayacak düzeyde yüksektir” uyarısında bulundu.<br />Ev ve iş yerleri aydınlık tutulmalı<br />Mevsimsel depresyonun önlenmesi için alınması gereken tedbirlere dikkat çeken Prof. Dr. Hasan Belli, “Öncelikle biyolojik nedenselliği zayıflatmak için güneş ışığından mümkün mertebe faydalanmak gerekir. Gündüz saatlerinde bu imkân daha olanaklı hale gelir. Ev ve iş yerleri aydınlık tutulmalıdır. Eğer imkân varsa açık havada yürüyüş ve fiziksel aktiviteler ihmal edilmemelidir. Egzersizin kendisi tüm depresyon biçimlerinde fayda sağlayabilir. Bununla birlikte dengeli beslenme oldukça önemlidir. Niteliksiz karbonhidratlardan uzak durulmalı ve omega-3 açısından zengin besinler alınmalıdır. Ayrıca sosyal bağlar canlı tutulmalı ve sosyal aktiviteler düzenlenmelidir” dedi.<br />Uyku düzenine dikkat!<br />Mevsimsel depresyonun önlenmesinde bir diğer önemli hususun da uyku düzeni olduğunu belirten Prof. Dr. Hasan Belli, “Her gün aynı saatte yatılıp kalkılmalıdır. Uyku saatlerinin doğal ritminden sapmasına izin verilmemelidir. Stres yönetimine de dikkat etmek gerekir. Stresli uğraşlardan uzak durmaya çalışmak koruyucu olabilir. Eğer birey geçmiş yıllarda da benzeri sorunlar yaşamışsa ve bu sorunlar şiddetli arazlara sebep olmuşsa depresyonun hemen başlangıcında profesyonel yardım arayışı son derece önemlidir” uyarısında bulundu.<br />Mevsimsel depresyon ihmal edilmemeli<br />Mevsimsel depresyonun ihmal edilmemesi gereken bir bozukluk olduğunu kaydeden Prof. Dr. Hasan Belli, “Bu doğal bir ‘tembellik’ veya ‘mizaç ve karakter’ özelliği değil, biyolojik temelli bir gerçekliktir. Farkındalık ve erken müdahale son derece önemlidir. Birey kendinde ya da bir yakınında belirtiler fark ettiğinde erken müdahale olanaklarını araştırmalıdır” dedi. <br />Mevsimsel depresyon tedavi edilebilir<br />Mevsimsel depresyonun oldukça etkili bir şekilde tedavi edilebildiğini belirten Prof. Dr. Hasan Belli, tedavi yaklaşımlarını şöyle sıraladı:<br />Fototerapi (Işık Tedavisi): En spesifik ve etkili tedavi yöntemlerinden biridir. Özel bir cihazdan sabahları 30 dakika kadar parlak beyaz ışığa maruz kalmak, güneş ışığının eksikliğini telafi ederek beyin kimyasını düzenler. Etkisi genellikle birkaç gün ila iki hafta içinde görülmeye başlar.<br />Psikoterapi: Çeşitli psikoterapi biçimleri tedavide kullanılmaktadır. Psikoterapiler olumsuz düşünce kalıplarını değiştirmeye, davranışları aktiviteyle yeniden düzenlemeye ve mevsimsel değişikliklere uyum sağlayacak beceriler geliştirmeye odaklanır. Bunlara ilaveten bazı terapi ekolleri olumsuz duygulanımlara odaklanarak bunlarla baş edebilme kapasitesini artırırlar. <br />İlaç Tedavisi: Şiddetli vakalarda, çeşitli antidepresan ilaçlar doktor kontrolünde kullanılabilir. Daha önce de benzeri karakterde depresyon döngüleri deneyimlemiş kişilerde, belirtiler başlamadan önce koruyucu amaçlı olarak antidepresan tedavi başlanıp, mevsim geçince kademeli olarak kesilebilir.<br />D Vitamini Takviyesi: Kışın güneş ışınlarının az olması nedeniyle düşen D vitamini seviyeleri depresyonu şiddetlendirebilir. Doktor önerisiyle takviye alınabilir. </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mevsimsel-depresyonun-onlenmesi-icin-bu-tavsiyelere-dikkat-599175">Mevsimsel depresyonun önlenmesi için bu tavsiyelere dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Egzersizde kıyafet seçimi nasıl olmalı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/egzersizde-kiyafet-secimi-nasil-olmali-598423</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Dec 2025 08:22:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[egzersizde]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[kıyafet]]></category>
		<category><![CDATA[olmalı]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[seçimi]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[vücut]]></category>
		<category><![CDATA[zemin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=598423</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış mevsimiyle birlikte soğuyan hava, azalan güneş ışığı ve kaygan zeminler spor yaparken bazı riskleri beraberinde getirebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egzersizde-kiyafet-secimi-nasil-olmali-598423">Egzersizde kıyafet seçimi nasıl olmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kış mevsimiyle birlikte soğuyan hava, azalan güneş ışığı ve kaygan zeminler spor yaparken bazı riskleri beraberinde getirebiliyor. Egzersiz sırasında terleyen beden, soğuk ve rüzgarlı havayla karşılaştığında üst solunum yolu enfeksiyonlarına davetiye çıkarabilirken, spor yaralanmalarına da çok sık rastlanıyor. <strong>Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Mirza Zafer Dağtaş</strong> “Her türlü egzersiz vücut ısısını yükseltir. Artan vücut ısısı ile dış ortamın ısısı arasındaki fark açıldıkça, hastalıklara ve spor sakatlıklarına zemin hazırlayabilir. Ancak hem profesyonel sporcular hem de günlük egzersiz yapan bireyler, birkaç temel önlemle bu risklerden büyük ölçüde korunabilir” diyor. Doç. Dr. Dağtaş, kış aylarında egzersiz yaparken dikkat edilmesi gereken kuralları anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Isınmayı uzatın</strong></li>
</ul>
<p>Soğuk havalarda kaslar daha gergin ve sert olur. Bu nedenle kışın yapılan egzersizde ısınma süresini birkaç dakika artırmak, hafif tempolu yürüyüş ve hafif esneme hareketleriyle kasları rahatlatmak yaralanma riskini önemli şekilde azaltır. Isınmayı atlamak, vücudu aniden zorlayarak kas yırtılmalarına ve bağ hasarlarına zemin hazırlayabilir.</p>
<ul>
<li><strong>Kıyafetinizi doğru seçin</strong></li>
</ul>
<p>Kış sporlarında terleme ve üşümenin aynı anda yaşanması yaygın bir durumdur. Bu nedenle tek kalın bir kıyafet yerine, teri dışarı atan, hava geçirgen ve vücut ısısını koruyan katmanlı spor kıyafetleri kullanılmalıdır. Yanlış giyim yalnızca soğuk algınlığına değil, kas sertliğinin artmasına bağlı sakatlanmalara da neden olabilir. Kış aylarında spor yaparken kıyafet seçimi sporu engellemeyecek kadar hafif ve rahat, vücut ısısı ile dış ortam arasında iyi bir bariyer olmalıdır.</p>
<ul>
<li><strong>Spor sonrası üzerinizi hemen değiştirin</strong></li>
</ul>
<p>Özellikle rüzgarlı havalarda ıslak kıyafetle kalmak, terin soğumasına bağlı olarak göğüs ve sırt bölgesinin üşümesine neden olur. Bu nedenle kıyafet seçiminin teknik kumaşlardan yapılması, egzersiz biter bitmez kuru bir üst giyilmesi ve terli şekilde uzun süre dış ortamda kalınmaması büyük önem taşır. </p>
<ul>
<li><strong>Zemin ve hava koşullarını mutlaka kontrol edin</strong></li>
</ul>
<p>Doç. Dr. Dağtaş “İster koşu yapın ister yürüyüş, zeminin buzlanmış veya ıslak olması düşme riskini artırır. Spor öncesi zemini kontrol etmek, rüzgar ve sıcaklık değerlerine bakmak hem güvenlik sağlar hem de egzersizin kalitesini artırır. Özellikle erken sabah ve gece saatlerinde gizli buzlanmalar sık görülür ve beklenmedik düşmelerle sonuçlanabilir” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Soğuk havada egzersiz süresini aşırı uzatmayın</strong></li>
</ul>
<p>Kış aylarında vücudun ısı kaybı daha hızlı olduğundan uzun süre dışarıda egzersiz yapmak kasların aşırı soğumasına ve reflekslerin yavaşlamasına yol açar. Bu durum hem performansı düşürür hem de ani kas spazmlarını tetikler. Egzersiz süresini kademeli artırmak ve ara dinlenmeler vermek güvenli bir yöntemdir.</p>
<ul>
<li><strong>Su içerken bu noktalara dikkat edin</strong></li>
</ul>
<p>Soğuk havalarda terleme az hissedildiği için birçok kişi yeterli su içmez. Oysa vücut, nem oranı düşük kış aylarında da sıvı kaybeder. Vücudun susuz kalması kas performansını azaltır ve kramplara neden olur. Vücut egzersiz öncesi bir küçük bardak su içerek hafifçe nemlendirilmeli, egzersizin ortasında da iki-üç yudum şeklinde, her 15-20 dakikada bir su içilmelidir. Egzersiz bittiğinde de suyu bir anda hızlıca değil, yavaş yavaş içmek daha sağlıklıdır. </p>
<ul>
<li><strong>Egzersiz sonrası soğuma ve esnemeyi atlamayın</strong></li>
</ul>
<p>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Mirza Zafer Dağtaş “Kışın egzersiz yaptıktan sonra hızla sıcak bir ortama girme isteği nedeniyle soğuma egzersizleri çoğu kişi tarafından ihmal edilir. Ancak egzersiz sonrası esneme yapmak kas gerginliğini azaltır, oluşabilecek küçük mikrotravmaları toparlar ve sonraki günlerde ağrı yaşanmasını önler. Bu alışkanlık özellikle kış aylarında daha da önemlidir” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Doğru ayakkabı ve taban desteği kullanın</strong></li>
</ul>
<p>Kaygan zeminlerde kaymayı azaltan taban yapısına sahip ayakkabılar tercih edilmelidir. Spor ayakkabısının taban desteği yeterli değilse diz, kalça ve bel bölgesine binen yük artar. Kış aylarında zeminin kaygan olduğu düşünülürse, doğru ayakkabı seçimi kritik önem taşır.</p>
<p> </p>
<p><strong> </strong></p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egzersizde-kiyafet-secimi-nasil-olmali-598423">Egzersizde kıyafet seçimi nasıl olmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kışın en büyük tehlikesi kapalı alanlar</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kisin-en-buyuk-tehlikesi-kapali-alanlar-598166</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Dec 2025 08:37:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[kapalı]]></category>
		<category><![CDATA[kat]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[kışın]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[ortam]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tehlikesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=598166</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de kış döneminde acil servislere yapılan başvuruların yaklaşık yüzde 40’ı solunum yolu enfeksiyonları nedeniyle oluyor. Özellikle grip, soğuk algınlığı, RSV enfeksiyonları, COVID-19, zatürre ve bronşit en sık görülen hastalıklar arasında yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kisin-en-buyuk-tehlikesi-kapali-alanlar-598166">Kışın en büyük tehlikesi kapalı alanlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de kış döneminde acil servislere yapılan başvuruların yaklaşık yüzde 40’ı solunum yolu enfeksiyonları nedeniyle oluyor. Özellikle grip, soğuk algınlığı, RSV enfeksiyonları, COVID-19, zatürre ve bronşit en sık görülen hastalıklar arasında yer alıyor.  Uzmanlara göre, kış aylarında bu hastalıkların bulaşma riski yaz aylarına nazaran 3 kat daha yüksek.  Bunun nedeni ise kapalı alanlarda daha uzun süre kalınması ve havalandırmanın yetersiz olması sebebiyle mikropların yayılımının kolaylaşması. Ayrıca, bağışıklık sisteminin soğuk havada zayıflaması da enfeksiyonlara olan yatkınlığı artırıyor. <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu, </strong>aslında doğru önlemlerle bu enfeksiyonlardan korunmanın veya hastalığa yakalanma riskini ciddi oranda azaltmanın mümkün olduğunu belirterek, “Hem kişisel hijyen hem de yaşam tarzı alışkanlıkları bu süreçte büyük önem taşıyor. Kışın sağlığımızı korumak için en önemli kural ise kalabalık ve kapalı ortamları sınırlamak, doğru havalandırma yapmak ve bağışıklığı güçlü tutmaktır. Ayrıca, öksürme ve hapşırmayla yayılan damlacıklar kolayca bulaşabildikleri için özellikle yüz yüze olan karşılıklı konuşmalarda aramızdaki mesafenin en az 70 cm olmasına özen göstermeliyiz” diyor.  <strong>İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu, </strong>kış aylarında hastalıklardan korunmamız için dikkat etmeniz gereken 10 kuralı  anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu. </p>
<p><strong>Kapalı ve kalabalık ortamlardan kaçının</strong></p>
<p>Kışın kapalı ve kalabalık ortamlardan mümkün olduğunca kaçınmanız çok önemli. Zira, insanların birbirine yakın bulundukları alanlarda influenza, solunum sinsityal virüsü (RSV) ve COVID-19 gibi virüsler çok hızlı yayılıyorlar. Araştırmalar, kalabalık ve kötü havalandırılan ortamlarda bulaşma riskinin 10 kata kadar arttığını ortaya koyuyor. Dolayısıyla, sinema, AVM, toplu taşıma ve toplantı salonlarında uzun süre kalmaktan kaçınmak enfeksiyon riskini ciddi şekilde azaltıyor. Mecburi  durumlarda maske takmak da etkili olan bir başka önlem. </p>
<p><strong>Haftada en az 3 kez 1’er saat yürüyün</strong></p>
<p>Düzenli egzersiz bağışıklık hücrelerinin dolaşımını artırarak enfeksiyonlara karşı koruyucu etki sağlıyor. Araştırmalar, haftada en az 150 dakika yürüyen kişilerde solunum yolu enfeksiyonlarının yüzde 30 oranında daha az görüldüğünü gösteriyor. İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu, kışın soğuk havaya rağmen açık havada yapılan tempolu yürüyüşün hem D vitamini sentezine katkı sağladığını hem de kişiyi kapalı alan kalabalığından uzak tuttuğunu belirterek, “Yürüyüşü mümkünse gün içinde ve rüzgârdan korunaklı bir rota seçerek yapın. Aşırı terlemeyi ve üşümeyi önlemek için kat kat giyinmeye de dikkat edin” diyor. </p>
<p><strong>Odalarınızı günde 3 kez 15’er dakika havalandırın</strong></p>
<p><strong> </strong>Kışın pencereler genelde kapalı kaldıkları için virüsler havada daha uzun süre asılı kalıyorlar. Bu nedenle, oturduğumuz, çalıştığımız veya uyuduğumuz ortamları günde 3 kez en az 10–15 dakika havalandırmak büyük fark oluşturuyor. Dünya Sağlık Örgütü, iyi havalandırmanın solunum yolu hastalıklarını yüzde 50 oranında azalttığını bildiriyor. Havalandırma sırasında kısa süreli ısı kaybı olsa bile hava kalitesinin korunması enfeksiyon riskini ciddi oranda düşürüyor. Kapalı ortamlarda sürekli klima veya soba kullanımı havayı kuruttuğu için nem dengesini korumak da önem taşıyor.</p>
<p><strong>Aşılarınızı mutlaka tamamlayın</strong></p>
<p>Grip aşısı, özellikle risk grubunda yer alan kişilerde hastaneye yatış riskini yüzde 60 oranına kadar azaltıyor. COVID-19 hatırlatma dozları bağışıklık düzeyinin düştüğü kış aylarında koruma sağlıyor. Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu,  65 yaş üstünde veya kronik hastalığı olanlarda zatürre (pnömokok) aşısının da ciddi enfeksiyonları önleyebildiğini vurgulayarak, “Aşılar hastalıkların bulaşmalarını ve ağır seyretmelerini önleyen en güçlü araçlardandır. Üstelik, sadece sizi değil çevrenizdeki hassas kişileri de koruyor” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>Eve geldiğinizde ilk iş ellerinizi yıkamak olsun</strong></p>
<p>Virüslerin büyük bir bölümü eller yoluyla bulaşıyor. Bu nedenle, ellerinizi yıkamadan yüzünüze, burnunuza veya gözlerinize asla dokunmayın. Ellerin su ve sabunla en az 20 saniye yıkanması enfeksiyon riskini yüzde 40–50 oranında azaltıyor. Dolayısıyla, özellikle toplu taşıma, market, okul veya iş yerinden dönüşte bu alışkanlık çok önem taşıyor. Su ve sabun yoksa en az yüzde 60 alkol içeren el antiseptikleri de fayda sağlıyor. </p>
<p><strong>Boyun ve burun bölgenizi koruyun</strong></p>
<p>Soğuk hava solunum yolu mukozasını zayıflatarak virüslere daha duyarlı hâle getiriyor. Boyun ve burun bölgesini korumak ise özellikle rüzgârın etkisini azaltarak mukozanın kurumasını ve bu sayede virüslerin solunum yollarında kolayca tutunmalarını önlüyor.<strong> </strong>Yaygın inanışın aksine, üşümek doğrudan hastalık yapmıyor; ancak bağışıklığı baskılayarak enfeksiyonlara zemin hazırlıyor. Dolayısıyla dışarı çıkmadan önce termal içlik ve atkı kullanmak faydalı oluyor. Bunların yanı sıra ince tek bir kıyafet yerine kat kat giyinmek vücut ısısını dengede tutuyor.<strong> </strong></p>
<p><strong>Günde 7–8 saat kesintisiz uyuyun</strong></p>
<p>Uykusuzluk bağışıklık sistemi hücrelerinin aktivitelerini azaltıyor ve bu nedenle viral enfeksiyonların gelişme riskini artırıyor. Bilimsel çalışmalar, günde 6 saatten az uyuyan kişilerde hastalanma riskinin yaklaşık 4 kat arttığını gösteriyor. “Düzenli ve kaliteli uyku için uyku saatlerinin mutlaka sabit olması gerektiğini belirten Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu,   “Yoğun günlerde kısa molalar vermek stres hormonlarının seviyelerini düşürüyor ve böylece bağışıklığı güçlendiriyor. Akşam geç saatlerde ekran kullanımını sınırlandırmak da uyku kalitesini artırıyor” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Bağışıklığı güçlendiren beslenme düzenini sürdürün</strong></p>
<p>Yetersiz beslenme, enfeksiyonlara yatkınlığı yüzde 20–30 oranında artırıyor. Bu nedenle, dengeli ve yeterli beslenme bağışıklık sisteminin güçlenmesi açısından büyük önem taşıyor. Günde birkaç porsiyon sebze ve meyve tüketimi bağışıklığı destekliyor. Ayrıca, C vitamini, çinko, D vitamini ve omega-3 bakımından zengin gıdalar, <em>antioksidan ve antiinflamatuar </em>etkileri sayesinde enfeksiyon riskini azaltıyor. Haftada 2 kez balık, her gün yoğurt veya kefir tüketimi ise güçlü bir bağışıklık sisteminde önemli rol oynayan bağırsak florasını destekliyor. Aşırı şekerli ve işlenmiş gıdalardan kaçınmak da enfeksiyon süresini kısaltmaya yardımcı oluyor.</p>
<p><strong>Geceleri odanıza bir bardak su koyun</strong></p>
<p>Kışın kullanılan ısıtıcılar odadaki nemi düşürüyor; kuru hava, virüslerin solunum yollarına kolayca tutunmalarına yol açıyor. Burun içinin kuruması da hem kanamaya hem enfeksiyona yatkınlık oluşturuyor. Bu nedenle, ortam neminin yüzde 40–60 arasında olması ideal kabul ediliyor. Geceleri odaya bir bardak su koymak veya nemlendirici cihaz kullanmak odanın nemlenmesinde fayda sağlıyor. Bu basit önlem bile üst solunum yolu enfeksiyonlarını azaltabiliyor.</p>
<p><strong>Yüz yüze konuşurken en az 70 cm uzak durun</strong></p>
<p>Kış aylarında aile ortamlarında bulaşma riski oldukça yükseliyor. Öyle ki temas hâlindeki her 3 kişiden 1’i enfeksiyonu kapabiliyor.  Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu, basit temas önlemlerinin bile bulaşma riskini önemli şekilde azaltabildiğini vurgulayarak, “Bunun için yüz yüze konuşurken mesafe korunmalı ve mümkünse maske kullanılmalı. Ortak havlular, bardaklar veya telefonlar paylaşılmamalı. Bunların yanı sıra hastanın ayrı odada kalması ve sık havalandırma da çok önemlidir” diyerek sözlerini tamamlıyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kisin-en-buyuk-tehlikesi-kapali-alanlar-598166">Kışın en büyük tehlikesi kapalı alanlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Henüz gencim, kalbim sağlam&#8221; demeyin!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/henuz-gencim-kalbim-saglam-demeyin-597587</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Dec 2025 08:38:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[demeyin]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[gencim]]></category>
		<category><![CDATA[henüz]]></category>
		<category><![CDATA[kalbim]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[kardiyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlam]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597587</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün 2022 yılı verilerine göre, dünya genelinde yaklaşık 19 milyon 800 bin kişi kalp ve damar hastalıkları nedeniyle hayatını kaybetti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/henuz-gencim-kalbim-saglam-demeyin-597587">&#8220;Henüz gencim, kalbim sağlam&#8221; demeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün 2022 yılı verilerine göre, dünya genelinde yaklaşık 19 milyon 800 bin kişi kalp ve damar hastalıkları nedeniyle hayatını kaybetti. Bu ölümlerin büyük çoğunluğunu kalp krizi ve inme oluştururken,  Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2023 verileri de Türkiye’de her 3 ölümden 1’inin dolaşım sistemi hastalıklarına bağlı olduğunu ortaya koyuyor. Bu grupta her 10 ölümden yaklaşık 4’ü kalp krizi nedeniyle gerçekleşiyor, bu da ülkemizde her yıl on binlerce kişinin kalp krizine bağlı yaşamını yitirdiğini gösteriyor. <strong>Acıbadem Kartal Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Redwan Seid Busery</strong>, üstelik kalp krizlerinin genç erişkinlerde artış gösterdiğini vurgulayarak, “Kalp krizleri genellikle 50-70 yaş aralığında görülmektedir. Ancak, son yıllarda yaşam tarzındaki değişimler ve belirti vermeyen risk faktörleri nedeniyle  erken başlangıçlı, yani 45 yaş altı kalp krizi vakalarında dikkat çekici bir artış olduğu belirtilmektedir. Uluslararası çalışmalar, tüm kalp krizi vakalarının yaklaşık yüzde 5–10’unun 45 yaş ve altındaki kişilerde görüldüğünü ve bu oranın son 10–15 yılda kademeli olarak yükseldiğini göstermektedir” diyor. </p>
<p><strong>Gizli risk faktörlerine dikkat! </strong></p>
<p>Kalp krizi (tıbbi adıyla miyokard enfarktüsü), kalbi besleyen koroner damarların ani şekilde tıkanmaları sonucu kalp kasına yeterli kan ve oksijenin ulaşamaması ile ortaya çıkan ve hayati tehlike taşıyan klinik bir tablo. Bu tıkanma çoğunlukla damar duvarında bulunan aterosklerotik plağın yırtılması ve bölgede hızla pıhtı oluşmasıyla gelişiyor. <strong>Kardiyoloji Uzmanı Dr. Redwan Seid Busery,</strong> özellikle sigara, obezite, sağlıksız beslenme ve yoğun stresin genç erişkinlerde kalp krizi riskini hızla yükselttiğine dikkat çekerek,   “Bunlara ek olarak,  özellikle ailevi kolesterol sorunları, yüksek tansiyon ve insülin direnci gibi çoğu zaman belirti vermeden ilerleyen ‘gizli’ risk faktörleri genç erişkinlerde fark edilmeden  yıllarca damar hasarı oluşturabilmektedir” bilgisini veriyor.  <strong>Dr. Redwan Seid Busery,</strong> bu nedenle, ailede erken yaşta kalp hastalığı öyküsü olan veya kolesterol, tansiyon ve diyabet gibi metabolik riskler taşıyan genç yaş  grubundaki kişilerin düzenli olarak taranmalarının büyük önem taşıdığını belirterek, “Erken farkındalık, zamanında yapılan kontroller ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları genç yaş grubunda kalp krizinin önemli ölçüde önlenmesini sağlayabilmektedir” diyor. <strong>Kardiyoloji Uzmanı Dr. Redwan Seid Busery,</strong> genç yaş yaşta görülen kalp krizinin 8 nedenini anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! </p>
<p><strong>Sigara ve tütün ürünleri </strong></p>
<p>Sigara ve tütün ürünleri genç yaşta kalp krizi geçirmenin en güçlü risk faktörlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Büyük uluslararası analizlerde, aktif sigara içen bireylerde kalp krizi riskinin hiç içmeyenlere kıyasla yaklaşık üç kata yakın arttığı gösterilmiş. Tütünün damar iç yüzeyini bozması, pıhtılaşmayı artırması ve ani damar tıkanıklığına yol açması bu ilişkiyi açıklıyor.<br /><strong>Ne yapmalı?</strong> Nikotin replasman tedavileri ve profesyonel destek programlarıyla sigaranın bırakılması kalp krizi riskini kısa sürede belirgin şekilde azaltıyor.</p>
<p><strong>Ailevi hiperkolesterolomi </strong></p>
<p>Ailevi hiperkolesterolemi, LDL kolesterolün (kötü huylu kolesterol)  genetik olarak çok yüksek seyrettiği bir durum ve genç erişkinlerde kalp krizi oluşumunun en önemli nedenlerinden biri. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Redwan Seid Busery, “Genç yaşta görülen ‘beklenmedik’ kalp krizlerinin önemli bir bölümü ailevi hiperkolesterolomi sebebiyle gelişmektedir” diye konuşuyor.<br /><strong>Ne yapmalı?</strong> Ailede erken kalp krizi öyküsü olan kişiler 20’li yaşlardan itibaren düzenli LDL kolesterol ölçümü yaptırmalı; gerekirse ileri değerlendirme planlanmalı.</p>
<p><strong>Obezite, insülin direnci ve diyabet</strong></p>
<p>Erken koroner arter hastalığının ana belirleyicileri arasında yer alan obezite, insülin direnci ve diyabet genç nüfusta giderek yaygınlaşıyor. Sistematik derlemeler, bu metabolik bozuklukların kalp krizi riskini anlamlı biçimde artırdığını gösteriyor. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Redwan Seid Busery,<strong>  </strong>obeziteye eşlik eden inflamasyon, damar sertliği ve metabolik stresin bu riskin temel mekanizmalarını oluşturduğunu söylüyor.<br /><strong>Ne yapmalı?</strong> Sağlıklı beslenme, kilo kontrolü, düzenli fiziksel aktivite ve metabolik risklerin erken tespiti koruyucu etki sağlıyor.</p>
<p><strong>Düşük fiziksel aktivite</strong></p>
<p>Düzenli fiziksel aktivite yapmayan genç erişkinlerde obezite, dislipidemi (kandaki yağ düzeylerinin normalin üzerine çıkması veya dengesizleşmesi) ve yüksek tansiyon gibi risk faktörleri kalp krizi riskini artırıyor. Yapılan geniş çaplı<strong> </strong>çalışmalarda, düzenli fiziksel aktivitenin koruyucu etkisi net biçimde gösterilmiş ve haftalık aktivitenin artmasıyla riskin azaldığı saptanmış.<br /><strong>Ne yapmalı?</strong> Haftada en az 150 dakika orta tempolu egzersiz (yürüyüş, koşu, bisiklet) hedeflenmeli; günlük sedanter, yani hareketsiz geçirilen süre mümkün olduğunca azaltılmalı.</p>
<p><strong>Erken yaş hipertansiyonu</strong></p>
<p>Genç yaşta fark edilmeyen veya tedavi edilmeyen yüksek tansiyon damar duvarını hızla yıpratarak erken ateroskleroz (damar sertliği) ile kalp ve damar hastalığı riskini artırıyor. Yapılan geniş çaplı çalışmalar, kan basıncındaki her 10 birimlik (10 mmHg) kontrolün kalp krizi ve inme gibi ciddi kalp ve damar olaylarının riskini belirgin şekilde azalttığını gösteriyor.<br /><strong>Ne yapmalı?</strong> Genç erişkinlerin yılda en az bir kez kan basıncını ölçtürmeleri gerekiyor. Risk grubunda olanların ise daha sık takip edilmeleri öneriliyor.</p>
<p><strong>Viral enfeksiyonlar ve miyokardit</strong></p>
<p>Bazı viral enfeksiyonlar, özellikle COVID-19, gençlerde kalp kasında iltihaba (miyokardit) neden olarak ciddi aritmilere ve kalbin fonksiyon bozukluğuna yol açabiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Redwan Seid Busery, “Bu tabloda gelişen kalp hasarı, aterosklerotik kalp krizinden farklı bir mekanizma ile ortaya çıksa da genç erişkinlerde hayatı tehdit eden sonuçlara neden olabilmektedir” diyor.<br /><strong>Ne yapmalı?</strong> Enfeksiyon sonrasında göğüs ağrısı, çarpıntı, halsizlik veya nefes darlığı yaşayan genç erişkinlerin gecikmeden tıbbi değerlendirmeye başvurmaları yaşamsal önem taşıyor.</p>
<p><strong>Psikososyal stres, anksiyete ve uyku bozuklukları</strong></p>
<p>Kronik stres, depresyon ile uyku düzensizliği genç erişkinlerde kalp ve damar hastalıkları<strong> </strong>riskini artıran önemli faktörler olarak tanımlanıyor. Büyük uluslararası çalışmalarda psikososyal stres düzeyi yüksek kişilerde kalp krizi riskinin anlamlı ölçüde yükseldiği saptanmış. Zira, stres hem hormonal yanıtı değiştiriyor hem de sigara kullanımı ve kötü beslenme gibi davranışsal riskleri artırıyor.<br /><strong>Ne yapmalı?</strong> Stres yönetimi, düzenli uyku, gerekirse psikolojik destek ve iş–yaşam dengesi odaklı yaşam düzenlemeleri koruyucu etki sağlıyor.</p>
<p><strong>Uyarıcı maddeler ve enerji içecekleri </strong></p>
<p>Uyarıcı maddeler gençlerde ani koroner damar spazmı ve kalp kriziyle sonuçlanabilen ciddi ritim bozukluklarına neden olabiliyor. Enerji içecekleri için uzun dönem kalp krizi riski verileri sınırlı olmakla birlikte, mevcut çalışmalar, bu ürünlerin kısa sürede kalp atım hızını ve kan basıncını yükselterek olumsuz kardiyak etkilere yol açabileceğini gösteriyor.<br /><strong>Ne yapmalı?</strong> Uyarıcı maddelerden uzak durulmalı; enerji içeceklerinin tüketimi ise özellikle yoğun stres, sınav veya çalışma dönemlerinde mümkün olduğunca sınırlandırılmalı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/henuz-gencim-kalbim-saglam-demeyin-597587">&#8220;Henüz gencim, kalbim sağlam&#8221; demeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nilüfer Belediyespor Eker ile Okyanus Koleji&#8217;nden eğitimde örnek iş birliği</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/nilufer-belediyespor-eker-ile-okyanus-kolejinden-egitimde-ornek-is-birligi-2-596131</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Dec 2025 07:35:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[belediyespor]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimde]]></category>
		<category><![CDATA[eker]]></category>
		<category><![CDATA[koleji]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[nilüfer]]></category>
		<category><![CDATA[Nilüfer Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[okyanus]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[oyuncu]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[sporcu]]></category>
		<category><![CDATA[takım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596131</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyespor Eker ve Okyanus Koleji arasında imzalanan protokolle, kulübün altyapısındaki genç voleybolcular eğitim hayatlarını Okyanus Kolejleri’nde sürdürecek.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nilufer-belediyespor-eker-ile-okyanus-kolejinden-egitimde-ornek-is-birligi-2-596131">Nilüfer Belediyespor Eker ile Okyanus Koleji&#8217;nden eğitimde örnek iş birliği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Nilüfer Belediyespor Eker ve Okyanus Koleji arasında imzalanan protokolle, kulübün altyapısındaki genç voleybolcular eğitim hayatlarını Okyanus Kolejleri’nde sürdürecek.</b></p>
<p>Nilüfer Belediyespor Eker Kadın Voleybol Takımı ile Okyanus Koleji Bursa Nilüfer Kampüsü, genç sporcuların gelişimi adına önemli bir iş birliğine imza attı. Protokol kapsamında, Nilüfer Belediyespor Kulübü’nün 12-17 yaş aralığındaki altyapı sporcuları, eğitimlerini Okyanus Kolejleri’nde sürdürmeye başladı.</p>
<p>Okyanus Koleji Bursa Nilüfer Kampüsü’nde düzenlenen imza törenine Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Başkan Yardımcısı Okan Şahin, Nilüfer Belediyespor Kulübü Başkanı Muharrem Or, Okyanus Koleji Genel Müdürü Lokman Demiray, teknik heyet ve voleybolcular katıldı.</p>
<p><b>BAŞKAN ŞADİ ÖZDEMİR: DÜNYAYLA YARIŞACAKLAR</b></p>
<p>Törende konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, sporcu kimliğinin yanında eğitimin önemine vurgu yaptı. Eğitimin ülkenin geleceği olduğunu belirten Başkan Şadi Özdemir, “Genç kuşakların bizden daha başarılı olacağına inancım tam. Onlar hem sporda, hem eğitimde hem de mesleki alanlarda dünyayla yarışacaklar. İyi bir sporcu olmak için sadece yetenek yetmez; disiplinli, çalışkan ve eğitimli olmak da gerekir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>HEDEF: ALTYAPIDAN A TAKIMA OYUNCU KAZANDIRMAK</b></p>
<p>Nilüfer Belediyespor Kulübü Başkanı Muharrem Or da, spora ve eğitime aynı anda önem veren bir kurumla iş birliği yapmaktan mutlu olduklarını dile getirdi. Vodafone Sultanlar Ligi’nde Bursa’yı uzun yıllardır temsil ettiklerini hatırlatan Or, “Hedefimiz altyapımızdan her yıl en az 2 oyuncuyu A Takıma çıkarmak. Eğitim, bu sürecin en önemli parçası. Oyuncularımızı sadece sahaya değil, normal hayata da hazırlamalıyız” diye konuştu.</p>
<p><b>&#8220;İYİ SPORCU İYİ EĞİTİMLİDİR&#8221;</b></p>
<p>Okyanus Koleji Genel Müdürü Lokman Demiray ise spor ve eğitimin birbirinden ayrılmaz bir bütün olduğunu belirtti. Demiray, “İyi sporcu, iyi eğitimlidir. İyi eğitimli kişi de spor disiplinine sahip olmalıdır. Türk voleybolunun önemli markalarından Nilüfer Belediyespor Eker ile yaptığımız bu iş birliği bizim için gurur verici” dedi.</p>
<p><b>TEKNİK EKİP VE OYUNCULARDAN TAM DESTEK</b></p>
<p>Nilüfer Belediyespor Eker Kadın Voleybol Takımı Menajeri Yanitsa Rangelova da, kendi ülkesi Bulgaristan’daki benzer sistemleri örnek göstererek, Bursa’ya geldiği günden beri eğitim ve sporu birleştiren böyle bir yapının hayalini kurduğunu söyledi. Rangelova, asıl misyonlarının Bursalı ve altyapılarında forma giyen gençlerin A Takım seviyesine yükselmesi olduğunu vurguladı.</p>
<p>Törende konuşan Başantrenör Gökhan Durmaz, Takım Kaptanı Buse Ünal Pehlivan ve genç oyuncular da sağlanan bu imkanın kariyerleri ve kişisel gelişimleri için büyük bir fırsat olduğunu belirterek emeği geçenlere teşekkür etti.</p>
<p>Konuşmaların ardından Muharrem Or ve Lokman Demiray, günün anısına karşılıklı hediye takdiminde bulunarak iş birliği protokolünü imzaladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nilufer-belediyespor-eker-ile-okyanus-kolejinden-egitimde-ornek-is-birligi-2-596131">Nilüfer Belediyespor Eker ile Okyanus Koleji&#8217;nden eğitimde örnek iş birliği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nilüfer Belediyespor Eker ile Okyanus Koleji&#8217;nden eğitimde örnek iş birliği</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/nilufer-belediyespor-eker-ile-okyanus-kolejinden-egitimde-ornek-is-birligi-596058</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Dec 2025 14:38:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[belediyespor]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimde]]></category>
		<category><![CDATA[eker]]></category>
		<category><![CDATA[koleji]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[nilüfer]]></category>
		<category><![CDATA[Nilüfer Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[okyanus]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[oyuncu]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[sporcu]]></category>
		<category><![CDATA[takım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596058</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyespor Eker ve Okyanus Koleji arasında imzalanan protokolle, kulübün altyapısındaki genç voleybolcular eğitim hayatlarını Okyanus Kolejleri’nde sürdürecek.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nilufer-belediyespor-eker-ile-okyanus-kolejinden-egitimde-ornek-is-birligi-596058">Nilüfer Belediyespor Eker ile Okyanus Koleji&#8217;nden eğitimde örnek iş birliği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Nilüfer Belediyespor Eker ve Okyanus Koleji arasında imzalanan protokolle, kulübün altyapısındaki genç voleybolcular eğitim hayatlarını Okyanus Kolejleri’nde sürdürecek.</b></p>
<p>Nilüfer Belediyespor Eker Kadın Voleybol Takımı ile Okyanus Koleji Bursa Nilüfer Kampüsü, genç sporcuların gelişimi adına önemli bir iş birliğine imza attı. Protokol kapsamında, Nilüfer Belediyespor Kulübü’nün 12-17 yaş aralığındaki altyapı sporcuları, eğitimlerini Okyanus Kolejleri’nde sürdürmeye başladı.</p>
<p>Okyanus Koleji Bursa Nilüfer Kampüsü’nde düzenlenen imza törenine Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Başkan Yardımcısı Okan Şahin, Nilüfer Belediyespor Kulübü Başkanı Muharrem Or, Okyanus Koleji Genel Müdürü Lokman Demir, teknik heyet ve voleybolcular katıldı.</p>
<p><b>BAŞKAN ŞADİ ÖZDEMİR: DÜNYAYLA YARIŞACAKLAR</b></p>
<p>Törende konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, sporcu kimliğinin yanında eğitimin önemine vurgu yaptı. Eğitimin ülkenin geleceği olduğunu belirten Başkan Şadi Özdemir, “Genç kuşakların bizden daha başarılı olacağına inancım tam. Onlar hem sporda, hem eğitimde hem de mesleki alanlarda dünyayla yarışacaklar. İyi bir sporcu olmak için sadece yetenek yetmez; disiplinli, çalışkan ve eğitimli olmak da gerekir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>HEDEF: ALTYAPIDAN A TAKIMA OYUNCU KAZANDIRMAK</b></p>
<p>Nilüfer Belediyespor Kulübü Başkanı Muharrem Or da, spora ve eğitime aynı anda önem veren bir kurumla iş birliği yapmaktan mutlu olduklarını dile getirdi. Vodafone Sultanlar Ligi’nde Bursa’yı uzun yıllardır temsil ettiklerini hatırlatan Or, “Hedefimiz altyapımızdan her yıl en az 2 oyuncuyu A Takıma çıkarmak. Eğitim, bu sürecin en önemli parçası. Oyuncularımızı sadece sahaya değil, normal hayata da hazırlamalıyız” diye konuştu.</p>
<p><b>&#8220;İYİ SPORCU İYİ EĞİTİMLİDİR&#8221;</b></p>
<p>Okyanus Koleji Genel Müdürü Lokman Demir ise spor ve eğitimin birbirinden ayrılmaz bir bütün olduğunu belirtti. Demir, “İyi sporcu, iyi eğitimlidir. İyi eğitimli kişi de spor disiplinine sahip olmalıdır. Türk voleybolunun önemli markalarından Nilüfer Belediyespor Eker ile yaptığımız bu iş birliği bizim için gurur verici” dedi.</p>
<p><b>TEKNİK EKİP VE OYUNCULARDAN TAM DESTEK</b></p>
<p>Nilüfer Belediyespor Eker Kadın Voleybol Takımı Menajeri Yanitsa Rangelova da, kendi ülkesi Bulgaristan’daki benzer sistemleri örnek göstererek, Bursa’ya geldiği günden beri eğitim ve sporu birleştiren böyle bir yapının hayalini kurduğunu söyledi. Rangelova, asıl misyonlarının Bursalı ve altyapılarında forma giyen gençlerin A Takım seviyesine yükselmesi olduğunu vurguladı.</p>
<p>Törende konuşan Başantrenör Gökhan Durmaz, Takım Kaptanı Buse Ünal Pehlivan ve genç oyuncular da sağlanan bu imkanın kariyerleri ve kişisel gelişimleri için büyük bir fırsat olduğunu belirterek emeği geçenlere teşekkür etti.</p>
<p>Konuşmaların ardından Muharrem Or ve Lokman Demir, günün anısına karşılıklı hediye takdiminde bulunarak iş birliği protokolünü imzaladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nilufer-belediyespor-eker-ile-okyanus-kolejinden-egitimde-ornek-is-birligi-596058">Nilüfer Belediyespor Eker ile Okyanus Koleji&#8217;nden eğitimde örnek iş birliği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Saç dökülmesi hem kadınlarda hem erkeklerde yaygınlaşıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sac-dokulmesi-hem-kadinlarda-hem-erkeklerde-yayginlasiyor-594524</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2025 15:00:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[Dökülme]]></category>
		<category><![CDATA[dökülmesi]]></category>
		<category><![CDATA[erkeklerde]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlarda]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[saç]]></category>
		<category><![CDATA[Saç Dökülmesi]]></category>
		<category><![CDATA[uzman]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594524</guid>

					<description><![CDATA[<p>Saç dökülmesi son yıllarda hem kadınlarda hem de erkeklerde giderek artan bir sorun olarak karşımıza çıkıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sac-dokulmesi-hem-kadinlarda-hem-erkeklerde-yayginlasiyor-594524">Saç dökülmesi hem kadınlarda hem erkeklerde yaygınlaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Saç dökülmesi son yıllarda hem kadınlarda hem de erkeklerde giderek artan bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. <strong>Acıbadem Kartal Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Orkhan Bairamov, </strong>saç dökülmesinin sadece genetik nedenlerle değil, yaşam tarzı ve çevresel faktörlerle de yakından ilişkili olduğunu belirterek<strong> </strong>“Saçlarımız dış görünümümüze katkı sağlayan, fiziksel kimliğimizi oluşturan, özgüvenimizi ve ruh halimizi doğrudan etkileyen en önemli estetik yapı taşlarından biridir. Sağlıklı bir bireyde günde 50-100 adet saç teli dökülmesi normal kabul edilir ve bu sayı kadar yeni saç çıkışı olduğu için kozmetik açıdan belirgin fark görülmez. Ancak dökülmenin, bu sayının üstüne çıkması durumunda, nedenini doğru saptamak ve tedavi amaçlı dermatoloji uzmanına danışmak gerekir” diyor. Özellikle modern çağda kaçınılmaz hale gelen stresin de saç dökülmesini artırdığını vurgulayan Dr. Bairamov, saç dökülmesine yol açan 9 önemli etkeni ve alınması gereken önlemleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Genetik etkenler</strong></li>
</ul>
<p>Aile bireylerinde erken yaşta başlayan saçlarda seyrelme öyküsü varsa, bu sonraki nesillerde de benzer şekilde saçlarda dökülmeye neden olabilir. Bu erkek tipi saç dökülmesi (androjenetik alopesi) denilen durum saç dökülmesinin en sık nedenidir ve hem kadınlarda hem de erkeklerde görülebilir.</p>
<ul>
<li><strong>Hormonal etkenler</strong></li>
</ul>
<p>Hamilelik, doğum sonrası, menopoz, polikistik over sendromu gibi nedenlere bağlı olarak saçlarda geçici veya kalıcı seyrelme, dökülmeler görülebilir. Hamilelik ve doğum sonrası gelişen saç dökülmesi çoğunlukla geri dönüşlüdür. Menopoz, polikistik over sendromu olan kişilerde saçlar zamanla incelir ve bazı saç kökleri kaybolur. </p>
<ul>
<li><strong>Stres ve duygusal faktörler</strong></li>
</ul>
<p>Yoğun stres, üzüntü, kaygı ve duygusal çalkantılar saç köklerinin büyüme döngüsünü olumsuz etkileyerek saç dökülmesini hızlandırabilir, ani ve yoğun dökülmeler gelişebilir. Dr. Orkhan Bairamov, strese bağlı saç dökülmesini önlemek için; düzenli ve kaliteli uykuya, her gün yürüyüş veya egzersiz yapmaya, müzik dinlemeye, doğada zaman geçirmeye, hobi edinerek zihni rahatlatmaya ve stresi yönetmeyi öğrenmek için gerekirse uzman desteği almaya özen gösterilmesi gerektiğini vurguluyor. </p>
<ul>
<li><strong>Otoimmün ve metabolik hastalıklar</strong></li>
</ul>
<p>Bağışıklık sistemi bazı durumlarda kendi hücrelerine saldırabiliyor. Hipotiroidi, hipertiroidi, diyabet ve diğer otoimmün hastalıklara bağlı olarak saç zayıflar, incelir ve dökülme görülebilir. Bunlar bazen genel seyrelme, dökülme gibi, bazen de saçkıran (alopesi areata) gibi görülür. </p>
<ul>
<li><strong>Yanlış beslenme ve vitamin eksikliği</strong></li>
</ul>
<p>Dengesiz ve yetersiz beslenme sonucunda demir, vitamin B12, folat, biotin, çinko, selenyum gibi vitamin ve minerallerin eksiklikleri saç sağlığını doğrudan etkiler. Saçın yapı taşı olan keratin, yeterli besin desteği olmadan üretilemez. Sağlıklı saç için dengeli bir beslenme planı ve gerekli görülmesi halinde doktor önerisiyle düzenli vitamin kullanmak büyük önem taşır.</p>
<ul>
<li><strong>Uzun süreli açlık diyeti</strong></li>
</ul>
<p>Günümüzde pek çok kişi, hızlı kilo vermek amacıyla bilinçsiz ve düzensiz açlık diyetlerine başvuruyor. Ancak uzun süreli açlık diyetleri ya da tek tip beslenme alışkanlıkları, saç dökülmesine neden olabilir ve dökülmeyi hızlandırır. Bu nedenle herhangi bir diyet programına başlamadan önce mutlaka bir doktora veya beslenme uzmanına danışın ve size özel, kişisel ihtiyaçlarınıza göre hazırlanmış programı uygulayın.  </p>
<ul>
<li><strong>İlaç kullanımı</strong></li>
</ul>
<p>Bazı ilaçlar vücuttaki hormon dengesini veya saç kökü döngüsünü bozabilir. Özellikle kemoterapi ilaçları, antidepresanlar ve doğum kontrol hapları saç kaybına neden olabilir.   Genelde bu ajanlara bağlı dökülmeler ani başlangıçlı ve yoğun olup çoğunlukla geri dönüşlüdür. Tedavi sona erdiğinde saçlar çoğu zaman yeniden çıkabilir ancak bazı durumlarda kalıcı etkiler de görülebilir.</p>
<ul>
<li><strong>Yanlış bakım ve travma</strong></li>
</ul>
<p>Dermatoloji Uzmanı Dr. Orkhan Bairamov “Aşırı ısı (fön, düzleştirici vb), sık saç boyaması, kimyasal işlemler, sıkı saç toplama gibi uygulamalar sürekli yapıldığında saç kökleri zayıflar ve bu zamanla saç kaybına neden olabilir. Bu nedenle saç boyama gibi kimyasal işlemleri sınırlayın, saç kurutma makinesi, maşa ve düzleştirici gibi uygulamaları sık yapmayın ve aşırı ısıdan kaçının. Topuz veya atkuyruğu gibi saça zarar verecek modeller yerine, gevşek stilleri tercih edin.  Saçınızı tararken geniş dişli tarak kullanın ve nazik olun, kimyasal içerikli bakım ürünleri yerine saçın doğal yapısını destekleyen, besleyici içerikli şampuan ve maskeleri kullanın” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Saçlı deri hastalıkları</strong></li>
</ul>
<p>Saç dökülmesinin önemli nedenlerinden biri de; doğrudan saçlı deriyi etkileyen hastalıklardır. Saçlı derinin mantar ve bakteriyel enfeksiyonları, sedef veya egzama gibi cilt hastalıkları saç köklerinin bulunduğu alanı iltihaplandırarak saçın sağlıklı uzamasını engeller. Kaşıntı, pullanma, yağlanma veya kızarıklık gibi belirtilerle başlayan bu rahatsızlıklar zamanla saç tellerinin kökten zayıflamasına neden olarak dökülme yapabilir. Erken dönemde dermatolojik müdahale ve doğru saç derisi bakımı, saç kaybının önüne geçilmesinde kilit rol oynar. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sac-dokulmesi-hem-kadinlarda-hem-erkeklerde-yayginlasiyor-594524">Saç dökülmesi hem kadınlarda hem erkeklerde yaygınlaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EÜ&#8217;de ağız ve diş sağlığı güncel bilim ışığında konuşuldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eude-agiz-ve-dis-sagligi-guncel-bilim-isiginda-konusuldu-594234</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Nov 2025 10:51:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[çürük]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[Eü]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[güncel]]></category>
		<category><![CDATA[işığında]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Ortodonti]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594234</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinde, Bilim İletişimi Koordinatörlüğü Bilim Kafe Etkinlikleri kapsamında “Güncel Bilim Işığında Ağız ve Diş Sağlığı” başlıklı konferansa ev sahipliği yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eude-agiz-ve-dis-sagligi-guncel-bilim-isiginda-konusuldu-594234">EÜ&#8217;de ağız ve diş sağlığı güncel bilim ışığında konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinde, Bilim İletişimi Koordinatörlüğü Bilim Kafe Etkinlikleri kapsamında “Güncel Bilim Işığında Ağız ve Diş Sağlığı” başlıklı konferansa ev sahipliği yaptı.</p>
<p>Etkinlikte, Diş Hekimliği Fakültesi Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cemal Akay, “Kötü Alışkanlıkların Bedeli: Ağız Kanserleri ile Yüzleşme” başlıklı sunumuyla ağız kanserlerine ilişkin önemli bilgiler paylaştı. Restoratif Diş Tedavisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ayşegül Demirbaş ise “Diş Çürüğünden Ne Kadar Korunabiliriz?” başlıklı konuşmasında çürükten korunma yollarını anlattı. “Ortodontiyle Sağlıklı Gülüşler: Çocuklukta Başlayan Yolculuk” sunumuyla ortodontik tedavinin önemine değinen Ortodonti Anabilim Dalı Arş. Gör. Hüdai Ayçiçek, erken farkındalığın önemini vurguladı.</p>
<p>Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi Anabilim Dalı Arş. Gör. Büşra Şen ise “Diş Hekimliği Açısından Osteoporoz” başlıklı sunumuyla osteoporozun ağız ve diş sağlığıyla ilişkisine dair güncel bilgiler paylaştı. Diş Hekimliği Fakültesi Seminer Salonunda düzenlenen etkinliğin moderatörlüğünü Kariyer Planlanama Koordinatörü Öğr. Gör. Ebru Kalyoncu üstlendi.</p>
<p>Etkinliğin açılışında konuşan EÜ Diş Hekimliği Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Tijen Pamir, etkinliğin koordine edilmesinde emeği geçenlere teşekkür ederek verimli bir konferans olmasını diledi.</p>
<p><b> “Sigara, geri dönülmez hasarlı bir bağımlılıktır”</b></p>
<p>Sunumunda sigaranın ağız sağlığı açısından zararlarına değinen Prof. Dr. Cemal Akay, “Günümüzde sigara, alkol ve diğer zararlı maddelerin kullanım yaşı maalesef ortaokullara kadar düşmüş durumda ve bu da ciddi bir halk sağlığı sorunu oluşturuyor. Dünya genelinde her yıl 8 milyon kişi sigara nedeniyle hayatını kaybederken, ülkemizde her gün yaklaşık 300 vatandaşımızı bu yüzden yitiriyoruz. Sigaranın içinde 4 binden fazla toksik ve kanserojen madde bulunuyor; bunlar ağızdan akciğere kadar tüm organlarda ciddi tahribata yol açıyor. Özellikle damar yapısını bozarak kalp krizi riskini artırıyor, akciğer ve mesane başta olmak üzere birçok kanser türüne neden oluyor. Kısırlık, ağız ve diş sağlığı sorunları, tat ve koku kaybı, solunum problemleri gibi etkiler de oldukça yaygın. Özetle, sigara tüm vücut sistemlerini etkileyen, geri dönüşü zor hasarlar bırakan son derece tehlikeli bir bağımlılık maddesidir” dedi.</p>
<p><b>“Her çürük farklıdır; koruma kişiye ve sürekliliğe bağlıdır”</b></p>
<p>Diş çürüğünün kişiye göre değişen, tamamen yok edilemeyen ama kontrol altına alınabilen bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Ayşegül Demirbaş “Hastalık yoktur, hasta vardır; çürük de böyledir. Çürüğün önlenebilir olduğunu biliyoruz ama tamamen yok olmuyor. Yıllar önce Hollanda’daki ACTA’yı ziyaret ettiğimizde, çürük insidansı çok düşük bir ülkede olmalarına rağmen dünyanın en iyi diş hekimliği fakültesini kurduklarını gördük. Beslenme alışkanlıkları, peynir tüketimi ve genetik yapıları çürüğü azaltmış olsa da, koruyucu uygulamaları gevşettiklerinde oranların yeniden yükseldiğini kendileri söyledi. Bu bize şunu gösteriyor: Diş çürüğü tek tip değildir ve herkesin çürüğü farklıdır; bu nedenle mücadele sürekli ve kişiye özel olmalıdır. Çürük, mikroorganizmalar, uygun diş yüzeyi, besin kaynağı ve zamanın bir araya gelmesiyle oluşur. Plak temizlenmez, ağız kuru kalır ya da gece dişler fırçalanmadan yatılırsa mikroplar hızla çoğalır. Bu yüzden doğru bilgi, düzenli bakım ve etkili temizlik çürüğün önlenmesinde vazgeçilmezdir” diye konuştu.</p>
<p><b>“Erken farkındalık ve müdahale, zor tedavileri önler”</b></p>
<p>Erken önlemlerin ve kötü alışkanlıkların düzeltilmesinin, ilerideki ortodontik sorunları önlediğinden bahseden Arş. Gör. Hüdai Ayçiçek ise “Ortodonti, halk arasında tel ya da şeffaf plak tedavisi olarak bilinen ve dişlerle çenelerin doğru hizalanmasını amaçlayan bir branş. Çocuklukta başlayan yolculuk dememin sebebi ise yetişkinlikte gördüğümüz birçok ortodontik problemin temelinin çocukluk dönemindeki alışkanlıklar ve erken diş kayıpları olduğunu bilmemiz. Bu nedenle koruyucu ve durdurucu ortodonti çok önemlidir. Koruyucu ortodonti; ağız hijyeninin kazanılması, çürüklerin ve erken süt dişi kayıplarının önlenmesi, fissür örtücü ve flor uygulamaları gibi sorun ortaya çıkmadan yapılan müdahaleleri içerir. Durdurucu ortodonti ise başlamış problemlerin ilerlemesini engeller; zararlı alışkanlıkların tespiti, erken diş kayıplarında yer tutucuların uygulanması ve çene bozukluklarının erken teşhis edilmesi gibi. Özellikle parmak emme, dudak ısırma, uzun süreli biberon kullanımı, dil itimi gibi kötü ağız alışkanlıkları; süre, sıklık ve şiddet faktörlerine bağlı olarak dişlerin ve çenenin yapısını bozabilir. Bu nedenle erken farkındalık, ailelerin bilinçlenmesi ve erken müdahale, gelecekte daha zor tedavilerin önüne geçmek için kritik önem taşır” dedi.</p>
<p><b>“Osteoporozda erken tanı yaşam kalitesini korur”</b></p>
<p>Osteoporoz hakkında genel bilgiler anlatan Arş. Gör.  Büşra Şen, “Osteoporoz, halk arasında kemik erimesi olarak bilinen ve kemiğin hem miktarının hem de yoğunluğunun azalmasıyla karakterize bir hastalıktır; bu durum kemikleri güçsüz ve kırılgan hâle getirir. Özellikle omurga ve kalça kemiklerinde sık görülür, sırt ve bel ağrısı, boy kısalması ve kamburlaşma gibi belirtiler ortaya çıkabilir, ancak çoğu zaman sessiz ilerler. Küçük darbeler veya düşmeler ciddi kırıklara yol açabilir. Yaş, menopoz sonrası dönem, genetik faktörler, yetersiz beslenme ve hareketsizlik riski artırır; erkekler de osteoporoza yakalanabilir. Tanıda kemik yoğunluk ölçümleri temel rol oynar ve risk grubuna göre düzenli takip gerekir. Bu nedenle osteoporozun erken fark edilmesi ve önlem alınması, yaşam kalitesini korumak açısından çok önemlidir” diye konuştu.</p>
<p>Etkinliğin moderatörlüğünü üstlenen Öğr. Gör. Ebru Kalyoncu ise “Yükseköğretim Kurulu tarafından Türkiye’deki tüm üniversitelerde Bilim İletişim Ofisleri kuruldu. Bu ofislerin amacı, üniversitelerde üretilen bilgi ve birikimi toplumla buluşturmak, bilimi herkes için erişilebilir ve anlaşılır kılmaktır. Biz de üniversitemizde yürüttüğümüz çalışmalarla bilimin toplumun her kesimi tarafından anlaşılabildiği, sorgulanabildiği ve katkı sağlanabildiği bir ortam oluşturmayı hedefliyoruz” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eude-agiz-ve-dis-sagligi-guncel-bilim-isiginda-konusuldu-594234">EÜ&#8217;de ağız ve diş sağlığı güncel bilim ışığında konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Psikiyatrik ilaçlar uzman kontrolüyle daha güvenli!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/psikiyatrik-ilaclar-uzman-kontroluyle-daha-guvenli-594013</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Nov 2025 14:42:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[kontrolüyle]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatri]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatrik]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[uzman]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<category><![CDATA[Yan Etkiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594013</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Semra Baripoğlu, psikiyatrik ilaçların doğru kullanımının önemi, yan etkileri, takip süreçleri ve tedavi sürecindeki rolü hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikiyatrik-ilaclar-uzman-kontroluyle-daha-guvenli-594013">Psikiyatrik ilaçlar uzman kontrolüyle daha güvenli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Semra Baripoğlu, psikiyatrik ilaçların doğru kullanımının önemi, yan etkileri, takip süreçleri ve tedavi sürecindeki rolü hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Psikiyatrik ilaçlar yalnızca uzman reçetesi ile kullanılmalı!</strong></p>
<p>Psikiyatrik ilaçların, doğru tanı ve uygun takip süreçleri ile kullanıldığında birçok ruhsal hastalığın tedavisinde son derece etkili olabildiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Semra Baripoğlu, “Ancak her ilaçta olduğu gibi bu ilaçların da yan etkileri, ilaç reaksiyonları ve kişisel farklılıklara bağlı beklenmedik etkileri görülebilir.” dedi.</p>
<p>Bu nedenle psikiyatrik ilaçların mutlaka bir psikiyatri uzmanı tarafından değerlendirilip reçete edilmesinin büyük önem taşıdığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Baripoğlu, “Psikiyatrik bir ilaç kullanmaya ihtiyaç olduğunu düşünen kişinin ilk adımı, bir psikiyatri uzmanına başvurarak kapsamlı bir değerlendirmeden geçmek olmalı. Muayene sonucunda gerekli görülürse hekiminiz, tanıya uygun ilacı belirleyip tedaviye başlayacaktır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Psikiyatrik ilaçların düzenli kullanımı ve takip muayeneleri tedavi sürecinde çok önemli! </strong></p>
<p>İlaç kullanımı sırasında hem olumlu etkilerin hem de ilk günlerde ortaya çıkabilecek yan etkilerin hekim tarafından yakından izlendiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Semra Baripoğlu, “Tolerasyon güçlüğü yaratan bir yan etkiyle karşılaşıldığında, doktora haber vermek ve gerekirse doz ayarlaması ya da ilaç değişimi yapmak gerekir.” dedi.</p>
<p>Psikiyatrik ilaçların olumlu etkilerinin genellikle birkaç hafta içinde ortaya çıkmaya başladığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Baripoğlu şöyle devam etti:</p>
<p>“Tedavi sürecinde sabırlı olmak, ilacın önerilen süre boyunca düzenli kullanılması ve takip muayenelerine gidilmesi çok önemlidir. Bu değerlendirmelerde ilaç etkinliği, yan etkiler ve tedavide izlenecek yeni yol haritası belirlenir. Psikiyatrik ilaçların bilinen yan etkileri vardır ve hekiminiz bu konuda sizi bilgilendirir. Tedavi başladıktan sonra görülebilecek yan etkilerin izlenmesi önemli. İlacın sağladığı tedavi faydası ile yan etkiler birlikte değerlendirilmeli, gerekirse doz azaltımı veya ilaç değişimi planlanmalı. Birden fazla ilaç kullanan hastalarda ise, yeni başlayacak ilacın mevcut ilaçlarla etkileşimi mutlaka göz önünde bulundurulur. Gerekirse ilaç düzeyi ölçümleri yapılarak daha güvenli bir kombinasyon oluşturulur.”</p>
<p><strong>Bireylerin genetik yapıları ilaca verilen yanıtı etkileyebiliyor!</strong></p>
<p>Psikiyatrik ilaçlarda doz ayarlamasının, uluslararası literatürdeki tedavi etkin dozlar ve hastanın klinik özellikleri dikkate alınarak yapıldığını aktaran Dr. Öğr. Üyesi Semra Baripoğlu, “Bunun yanında günümüzde bireylerin genetik yapılarının ilaca verdikleri yanıtı etkileyebileceği biliniyor.” dedi.</p>
<p>Bu nedenle gerektiğinde ilaç kan düzeyi ölçümleri ve farmakogenetik testler kullanılarak daha kişiye özel ve güvenli bir tedavi planı oluşturulabildiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Baripoğlu, bu yöntemlerin, beklenmeyen yan etkilerin açıklanmasında da yol gösterici olduğunu söyledi.</p>
<p><strong>Hastalığın türüne ve kişinin ihtiyaçlarına göre ek tedavi yöntemleri de sürece dahil edilir!</strong></p>
<p>Psikiyatrik hastalıkların tedavisinde ilaçların çoğu zaman tek başına yeterli olmayabileceğine de değinen Dr. Öğr. Üyesi Semra Baripoğlu, şunları söyledi:</p>
<p>“Hastalığın türüne ve kişinin ihtiyaçlarına göre ek tedavi yöntemleri de sürece dahil edilir. Depresyon, kaygı bozuklukları, obsesif kompulsif bozukluk ve psikotik bozukluklarda psikoterapi önemli bir destek sağlar. Bunun yanı sıra aile ve hasta psiko-eğitimi, sosyal destek çalışmaları tedavinin etkisini artıran unsurlar arasındadır. Çocuk ve ergenlerde ise ergoterapi, dil ve konuşma terapisi ile eğitimsel destekler büyük rol oynar. İlaç tedavisinin yeterli olmadığı durumlarda biyolojik tedavilerden yararlanılır; Manyetik Uyarım Tedavisi (TMS) ve daha ciddi klinik tablolar için uygulanan Elektrokonvülsif Terapi (EKT) bu yöntemlerin başında gelir.”</p>
<p><strong>Kontrollü kullanıldığında tedavi edici ilaçlar bağımlılık oluşturmaz!</strong></p>
<p>Psikiyatrik ilaçların bağımlılık yapıp yapmadığı sorusunu değerlendiren Dr. Öğr. Üyesi Semra Baripoğlu, “Toplumda psikiyatrik ilaçların bağımlılık yaptığına dair yaygın bir kaygı bulunuyor. Ancak bağımlılık yapıcı ilaçlar belirli gruplarla sınırlıdır ve kontrollü kullanıldığında tedavi edici ilaçlar bağımlılık oluşturmaz.” dedi.</p>
<p>Buna rağmen bazı ilaçların kontrolsüz, kulaktan dolma bilgilerle veya reçetesiz şekilde temin edilip uzun süre kullanıldığına işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Baripoğlu, “Bu durum ciddi riskler doğurur. Bu nedenle ilaçlar kesinlikle doktor reçetesi ile alınmalı, tanıdık tavsiyesi ile ilaç başlanmamalı, tedavi süresi ve doz yalnızca hekim tarafından belirlenmelidir. Bağımlılık potansiyeli olan ilaçlarla ilgili gerekli tüm uyarılar ve kullanım kuralları hekim tarafından açıkça belirtilir.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikiyatrik-ilaclar-uzman-kontroluyle-daha-guvenli-594013">Psikiyatrik ilaçlar uzman kontrolüyle daha güvenli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>5 Adımda Kışın Sağlıklı Kalın!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/5-adimda-kisin-saglikli-kalin-593917</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Nov 2025 08:42:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Bağışıklık Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kalın]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[kışın]]></category>
		<category><![CDATA[kronik]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[solunum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=593917</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış aylarında soğuk havanın etkisi ile kapalı ortamlarda uzun süre bulunmak ve güneş ışığından daha az yararlanmak gibi durumlar nedeniyle bağışıklık sistemi zayıflayabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/5-adimda-kisin-saglikli-kalin-593917">5 Adımda Kışın Sağlıklı Kalın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kış aylarında soğuk havanın etkisi ile kapalı ortamlarda uzun süre bulunmak ve güneş ışığından daha az yararlanmak gibi durumlar nedeniyle bağışıklık sistemi zayıflayabiliyor. Bu dönemde grip, soğuk algınlığı, zatürre ve bronşit gibi solunum yolu enfeksiyonları da artış gösteriyor. Başta kronik rahatsızlığı olan bireyler olmak üzere günlük yaşamda uygulanabilecek basit fakat etkili önlemlerle bu hastalıkların büyük bir kısmının önüne geçilebiliyor. Memorial Göztepe Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Mahir Cengiz, kışın sağlıklı kalmak için dikkat edilmesi gereken temel adımları anlattı.</p>
<p><strong>1. Bağışıklık sisteminizi güçlendirin</strong></p>
<p>Güçlü bir bağışıklık sistemi için dengeli beslenme şarttır. Sebze, meyve, tam tahıllar, baklagiller, yağsız protein ve zeytinyağı, ceviz, avokado gibi sağlıklı yağları içeren bir beslenme düzeni tercih edilmelidir. C vitamini ve çinko alımı artırılmalıdır. Portakal, kivi, brokoli, kırmızıbiber ve fındık gibi besinler bağışıklık sistemini destekler. D vitamini eksikliği önlenmelidir. Kış aylarında güneşlenme süresi azaldığı için D vitamini düzeyleri düşebilir. Gerekirse doktor önerisiyle takviye alınmalıdır. Yeterli kalitede uyumak önemlidir. Günde 7-8 saat uyku, bağışıklık fonksiyonlarının sağlıklı çalışması için gereklidir.</p>
<p><strong>2. Enfeksiyonlardan korunun</strong></p>
<p>Kış döneminde enfeksiyon riskini azaltmanın en etkili yollarından biri el hijyenine dikkat etmektir. Grip ve nezlenin en sık bulaşma yolu eller olduğu için sabunla en az 20 saniye el yıkamak büyük koruma sağlar. Kapalı ve kalabalık ortamlarda maske takmak, ortamı sık sık havalandırmak ve hasta kişilerle temastan kaçınmak da enfeksiyonların yayılımını azaltır. Hasta bireylerin çevrelerine karşı sorumlulukla maske kullanması önemlidir. Ayrıca grip aşısının her yıl sonbaharda yapılması ve 65 yaş üstü ile kronik hastalığı olan bireylerin zatürre aşılarını ihmal etmemesi, ciddi enfeksiyonlara karşı etkili bir koruma sağlar.</p>
<p><strong>3. Solunum yollarını koruyun</strong></p>
<p>Solunum yollarının sağlıklı kalması için ortamın nem dengesi önemli bir rol oynar. Kuru hava, solunum yollarını tahriş ederek enfeksiyonlara yatkınlığı artırır; bu nedenle ev içi nem oranının yüzde 40–50 seviyesinde tutulması önerilir. Sigara ve sigara dumanına maruz kalmak solunum yolu enfeksiyonlarını artırdığından hem aktif hem pasif içicilikten uzak durulmalıdır. Ayrıca günde en az 1.5-2 litre kadar su içmek, solunum yollarının nemli ve dirençli kalmasına katkı sağlar.</p>
<p><strong>4. Kronik hastalıklarınızı kontrol altında tutun</strong></p>
<p>Diyabet, hipertansiyon, KOAH veya kalp hastalığı gibi kronik rahatsızlıkları olan bireylerde kış aylarında görülen enfeksiyonlar daha ağır ve hızlı seyredebilir. Bu nedenle ilaçların düzenli kullanılması, kan şekeri ve tansiyonun yakından takip edilmesi ve rutin doktor kontrollerinin aksatılmaması büyük önem taşır. Kronik hastalıkların iyi yönetilmesi, enfeksiyonlara karşı vücudun direncini artırarak komplikasyon riskini azaltır.</p>
<p><strong>5. Fiziksel aktivite ve ruhsal sağlığı desteklemek önemli</strong></p>
<p>Düzenli egzersiz yapmak bağışıklık sistemini güçlendirdiği gibi kalp ve damar sağlığını da destekler. Haftada en az üç gün 30 dakikalık egzersiz ya da günde 8-10 bin adım atmak, genel sağlık üzerinde olumlu etkiler yaratır. Kış aylarında güneş ışığından yeterince yararlanmak için öğle saatlerinde kısa yürüyüşler yapmak hem D vitamini sentezini artırır hem de ruh halini iyileştirir. Stresin bağışıklık üzerinde olumsuz etkileri bilindiği için nefes egzersizleri, meditasyon ve hobi aktiviteleriyle stres yönetimi sağlanması kışın daha sağlıklı ve dengeli bir yaşam sürdürmeye yardımcı olur.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/5-adimda-kisin-saglikli-kalin-593917">5 Adımda Kışın Sağlıklı Kalın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İBB&#8217;den diyabet ve obeziteyle mücadelede yeni yaklaşımlar konferansı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ibbden-diyabet-ve-obeziteyle-mucadelede-yeni-yaklasimlar-konferansi-593697</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 23 Nov 2025 12:25:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bb]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[ibb]]></category>
		<category><![CDATA[mücadelede]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[obeziteyle]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşımlar]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=593697</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı, diyabet ve obezitenin önlenmesi ve sağlıklı yaşam kültürünün yaygınlaştırılması amacıyla “Diyabet ve Obeziteyle Mücadelede Yeni Yaklaşımlar Konferansı” düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibbden-diyabet-ve-obeziteyle-mucadelede-yeni-yaklasimlar-konferansi-593697">İBB&#8217;den diyabet ve obeziteyle mücadelede yeni yaklaşımlar konferansı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı, diyabet ve obezitenin önlenmesi ve sağlıklı yaşam kültürünün yaygınlaştırılması amacıyla “Diyabet ve Obeziteyle Mücadelede Yeni Yaklaşımlar Konferansı” düzenledi. 20 Kasım 2025’te Esenler İBB Prof. Dr. Adem Baştürk Kültür Merkezi&#8217;nde gerçekleşen konferans, akademi dünyası, sağlık profesyonelleri ve sivil toplum kuruluşlarının geniş katılımıyla toplam 500 kişiyi bir araya getirdi.</strong></p>
<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı’nın düzenlediği “Diyabet ve Obeziteyle Mücadelede Yeni Yaklaşımlar Konferansı”nda İstanbul Tıp Fakültesi öğretim üyeleri, diyabet ve obeziteyle mücadelede güncel tedavi, teknoloji ve koruyucu sağlık yaklaşımlarını paylaştı.</p>
<p><strong>“OBEZİTE VE DİYABET TÜRKİYE’NİN EN KRİTİK SAĞLIK BAŞLIKLARI”</strong></p>
<p>Konferansın açılışında söz alan <strong>İBB Sağlık İşleri Dairesi Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Önder Yüksel Eryiğit</strong>, Türkiye’nin diyabet ve obezitede Avrupa’nın en yüksek oranlarına ulaştığına dikkat çekerek şunları söyledi:</p>
<p>“Dünya Sağlık Örgütü&#8217;ne göre obezite; 21. yüzyılın en önemli halk sağlığı sorunlarından biridir.  Türkiye’de, günümüzde her üç kişiden biri obez. Bu oran, bizi Avrupa&#8217;da ilk sıraya koymaktadır. Dahası İş Birliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) ülkeleri içinde de obezitede Amerika Birleşik Devletleri’nden sonra en yüksek ikinci ülke konumundayız.”</p>
<p><strong>“EN İYİ TEDAVİ KORUNMAKTIR”</strong></p>
<p>Açılışın ikinci konuşmacısı İstanbul Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kubilay Karşıdağ ise modern yaşamın obeziteyi artırdığını belirterek şöyle konuştu:</p>
<p>“Son yıllarda en önemli mesaj şudur: En iyi tedavi korunmaktır. Obezite ve diyabeti yalnızca ilaçla ya da cerrahi ile çözmemiz mümkün değil. Toplumun tamamına yayılan sağlıklı yaşam farkındalığı şart. Bu nedenle yerel yönetimlerin bu konudaki öncü rolü son derece değerlidir.”</p>
<p><strong>KATILIMCILARDAN DİKKAT ÇEKEN UYARILAR</strong></p>
<p>Konferans boyunca söz alan akademisyen ve sağlık uzmanları, diyabet ve obezitenin yalnızca tıbbi değil, sosyal ve ekonomik boyutlarıyla da ele alınması gerektiği ortak görüşünde birleşti.</p>
<p><strong>Prof. Dr. İlhan Satman:</strong></p>
<p>“Türkiye’de diyabet görülme sıklığı son 20 yılda iki katına çıktı. Bu çok kritik bir artış. Erken tarama, iş yerinde sağlık programları ve dijital takip teknolojileri artık zorunlu hale gelmeli.”</p>
<p><strong>Prof. Dr. Gülşah Yenidünya Yalın:</strong></p>
<p>“Obezite yalnızca fazla kilo değildir; hormonal, psikolojik ve çevresel faktörlerin bir araya geldiği kompleks bir tablodur. Tedavide kişiye özel yaklaşım hayati önem taşır.”</p>
<p><strong>Prof. Dr. Özlem Soyluk Selçuk Biricik:</strong></p>
<p>“Pelemir gibi yerli ürünlerin kan şekeri üzerindeki olumlu etkilerinin bilimsel verilerle doğrulanması, hem beslenme politikaları hem de tarımsal üretim açısından stratejik önem taşıyor.”</p>
<p><strong>Diyetisyen Hanife Köksal:</strong></p>
<p>“Beslenme tedavisi doğru uygulanmadığında diyabet yönetimi neredeyse imkânsız hale geliyor. En büyük sorun, yanlış bilginin sosyal medya üzerinden hızla yayılması.”</p>
<p><strong>Diyabet Hemşiresi Melike Çevikdizici:</strong></p>
<p>“İnsülin pompaları, sürekli glikoz ölçüm sistemleri ve mobil uygulamalar sayesinde hastaların tedavi farkındalığı ciddi şekilde artıyor.”</p>
<p><strong>Prof. Dr. Bülent Bayraktar:</strong></p>
<p>“Egzersiz, sıfır maliyetli en güçlü ilaçtır. Doğru planlanan fiziksel aktivite, diyabet riskini yüzde 50 azaltabilmektedir.”</p>
<p><strong>Prof. Dr. Akın Savaş Toklu:</strong></p>
<p>“Diyabetik ayak, geç kalındığında en ağır sonuçları doğuran komplikasyonlardan biridir. Erken bakım, uygun yara tedavileri ve hiperbarik uygulamalar hastaların yaşam kalitesini doğrudan yükseltir.”</p>
<p><strong>5 OTURUMDA YENİ TEDAVİLER, BESLENME YAKLAŞIMLARI VE TEKNOLOJİLER </strong></p>
<p>1. Oturum: Diyabet ve İş Yeri – Prof. Dr. İlhan Satman</p>
<p>2. Oturum: Obezitenin Tanısı ve Tedavisi – Prof. Dr. Gülşah Yenidünya Yalın</p>
<p>3. Oturum: Beslenmede Bilimsel Yaklaşımlar – Prof. Dr. Özlem Soyluk Selçuk Biricik</p>
<p>4. Oturum: İnsülin Tedavisi, Dijital Teknolojiler ve Egzersiz – Hanife Köksal, Melike Çevikdizici, Prof. Dr. Bülent Bayraktar</p>
<p>5. Oturum: Diyabetik Ayak ve Yara Yönetimi – Prof. Dr. Akın Savaş Toklu</p>
<p><strong>TÜRKİYE’DE VE AVRUPA’DA DİYABET GÖRÜLME SIKLIĞI</strong></p>
<p>DSÖ verilerine göre Türkiye’de 18 yaş üzeri diyabet sıklığı 2022 itibarıyla %16,6’ya ulaştı. Avrupa ülkelerinde ortalama oran %7–8 civarındayken Türkiye bu oranı neredeyse ikiye katlıyor. Türkiye&#8217;de her altı yetişkinden biri diyabet hastası konumuna gelmiş bulunuyor. Risk özellikle 30 yaş üzeri grupta çok daha belirgin şekilde seyretmekte. Bu durum, önleyici sağlık hizmetlerinin kritik önemini bir kez daha ortaya koyuyor.</p>
<p>Oturumlar sonunda konuşmacılara İBB Sağlık İşleri Dairesi Başkanı Dr. Önder Yüksel Eryiğit ve Sağlık ve Hıfzıssıhha Şube Müdürü Uzm. Dr. Hakan Yılmaztürk tarafından teşekkür belgeleri takdim edildi. Program, tüm katılımcıların sahnede çekilen toplu fotoğrafıyla sona erdi.</p>
<p><strong>İBB’NİN HEDEFİ: “HASTALIK OLUŞMADAN ÖNCE KORUYUCU SAĞLIK”</strong></p>
<p>İBB Sağlık İşleri Dairesi, diyabet ve obezite gibi hızla büyüyen sağlık sorunlarına karşı halkı bilinçlendiren sempozyum, eğitim ve bilimsel etkinlikler düzenlemeye devam ediyor. İstanbul’un uzun vadede bir “sağlık kenti” olarak güçlendirilmesi ve koruyucu sağlık yaklaşımının toplumsal davranışa dönüşmesi hedefleniyor.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibbden-diyabet-ve-obeziteyle-mucadelede-yeni-yaklasimlar-konferansi-593697">İBB&#8217;den diyabet ve obeziteyle mücadelede yeni yaklaşımlar konferansı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yerinden çıkan daimi diş için 30 dakika önemli!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yerinden-cikan-daimi-dis-icin-30-dakika-onemli-593196</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Nov 2025 16:31:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çıkan]]></category>
		<category><![CDATA[daimi]]></category>
		<category><![CDATA[dakika]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[koruyucu]]></category>
		<category><![CDATA[müdahale]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[yerinden]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=593196</guid>

					<description><![CDATA[<p>Düşme, çarpma, spor kazaları, trafik kazaları veya günlük yaşamda meydana gelen darbeler sonucu dişlerde oluşan kırık, çatlak, yer değiştirme ya da tamamen yerinden çıkma gibi önemli yaralanmalarda zamanında müdahale büyük önem taşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yerinden-cikan-daimi-dis-icin-30-dakika-onemli-593196">Yerinden çıkan daimi diş için 30 dakika önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Düşme, çarpma, spor kazaları, trafik kazaları veya günlük yaşamda meydana gelen darbeler sonucu dişlerde oluşan kırık, çatlak, yer değiştirme ya da tamamen yerinden çıkma gibi önemli yaralanmalarda zamanında müdahale büyük önem taşıyor. İstanbul Atlas Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Pedodonti Ana Bilim Dalı Başkan Vekili Dr. Öğr. Üyesi Ece Yılmazkasapoğlu Türkay, travmatik dental yaralanmalarda acil müdahalenin önemine dikkat çekti: “Kırık bir diş parçası doğru şekilde saklanırsa yapıştırılabilir; yerinden çıkan bir daimi diş ise 30 dakika içinde doğru koşullarda yerine yerleştirildiğinde yüksek oranda canlı kalabilir. Bu yüzden acil müdahale, hem estetik hem fonksiyon hem de hastanın ileriki yıllarda karşılaşabileceği komplikasyonları önlemede kritik öneme sahiptir.”<br />İstanbul Atlas Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Pedodonti Ana Bilim Dalı Başkan Vekili Dr. Öğr. Üyesi Ece Yılmazkasapoğlu Türkay, 17 – 23 Kasım Toplum Ağız ve Diş Sağlığı Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada ağız ve diş sağlığının önemi ve korunmasına ilişkin değerlendirmede bulundu.<br />Koruyucu uygulamalarla büyük sağlık sorunları önlenebilir<br />Ağız ve diş sağlığının genel sağlığın ayrılmaz bir parçası olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Ece Yılmazkasapoğlu Türkay, “Çürükler, diş eti hastalıkları veya travmalar yalnızca ağız içinde kalmaz; beslenme, konuşma, özgüven ve yaşam kalitesini doğrudan etkiler. Toplumda erken yaşlardan itibaren doğru alışkanlıkların kazandırılması, hem hastalıkların önlenmesinde hem de tedavi maliyetlerinin azaltılmasında kritik öneme sahiptir. Koruyucu uygulamalarla çok büyük sağlık sorunlarının önüne geçmek mümkündür” diye konuştu.<br />Diş travmalarının doğru yönetilmeli<br />Diğer adı “diş travmaları” olan travmatik dental yaralanmalara zamanında müdahalenin önemine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Ece Yılmazkasapoğlu Türkay, “Travmatik dental yaralanmalar; düşme, çarpma, spor kazaları, trafik kazaları veya günlük yaşamda meydana gelen darbeler sonucu dişlerde oluşan kırık, çatlak, yer değiştirme ya da tamamen yerinden çıkma gibi önemli yaralanmalardır. Çocukluk ve gençlik döneminde sık görülür ve doğru yönetilmediğinde dişin kaybına kadar ilerleyebilir. Bu nedenle hem ailelerin hem de bireylerin bu konuda bilinçli olması çok önemlidir” dedi.<br />Yerinden çıkan diş için 30 dakika kritik önemde!<br />Düşme, çarpma, spor ve trafik kazaları sonucu oluşan kırık, yer değiştirme ya da diş kayıplarında erken müdahalenin önemli olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Ece Yılmazkasapoğlu Türkay, “Travmalarda zaman faktörü her şeydir. Kırık bir diş parçası doğru şekilde saklanırsa yapıştırılabilir; yerinden çıkan bir daimi diş ise 30 dakika içinde doğru koşullarda yerine yerleştirildiğinde yüksek oranda canlı kalabilir. Bu yüzden acil müdahale, hem estetik hem fonksiyon hem de hastanın ileriki yıllarda karşılaşabileceği komplikasyonları önlemede kritik öneme sahiptir. Doğru ilk yardım bilgisi hayat kurtarır, diyebiliriz” diye konuştu.<br />En önemli faktör, zamanında diş hekimine başvurulması<br />Bu tür olaylar sonrası oluşan ağız ve diş sağlığı sorunlarının tedavi edilebildiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Ece Yılmazkasapoğlu Türkay, “Günümüzde gelişen diş hekimliği teknolojileri sayesinde; kırık dişler onarılabilir, yer değiştiren veya oynayan dişler sabitlenebilir, yerinden çıkan dişler reimplantasyonla yeniden yerine yerleştirilebilir. Travma sonrası dişin kök gelişimi, sinir-damar yapısı ve çevre dokularının iyileşmesi düzenli takiplerle desteklenir. En önemli faktör, hastanın zamanında bir diş hekimine başvurmasıdır” dedi.<br />Sporcu ağız koruyucuları kullanılmalı<br />Dental travmaların önlenmesi için alınması gereken önlemlere değinen Dr. Öğr. Üyesi Ece Yılmazkasapoğlu Türkay, “Önleme her zaman tedaviden daha etkilidir. Spor yapan çocuk ve gençlerde mutlaka kişiye özel sporcu ağız koruyucularının kullanılması gerekir. Ev içi kazalar çocuklarda önemli bir travma nedenidir; bu nedenle kaygan zeminlerin önlenmesi, sivri mobilya köşelerinin kaplanması ve merdiven güvenlik önlemleri alınmalıdır. Bisiklet, scooter veya paten kullanırken kask ve ağız koruyucusu kullanılması da travma riskini ciddi oranda azaltır” tavsiyesinde bulundu.<br />Ağız ve diş sağlığının korunması için bu önerilere dikkat!<br />Genel olarak ağız ve diş sağlığını korumak için yapılması ve dikkat edilmesi gereken noktalara da değinen Dr. Öğr. Üyesi Ece Yılmazkasapoğlu Türkay, “Ağız sağlığına yapılan her yatırım, uzun vadede genel sağlığı olumlu yönde etkileyen çok değerli bir adımdır” diyerek önerilerini şöyle sıraladı:<br />-Ağız sağlığını korumada en etkili yöntem, düzenli bakım alışkanlıklarının çocuk yaştan itibaren kazandırılmasıdır.<br />-Dişler günde iki kez florlu diş macunu ile fırçalanmalıdır.<br />&#8211; Şekerli atıştırmalık ve asitli içeceklerin tüketini azaltılmalıdır.<br />&#8211; 6 ayda bir rutin diş hekimi kontrolü yapılmalıdır.<br />&#8211; Diş ipi veya ara yüz fırçası kullanılmalıdır.<br />&#8211; Travmaları önlemek için sporcu ağız koruyucularının tercih edilmesi gereklidir.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yerinden-cikan-daimi-dis-icin-30-dakika-onemli-593196">Yerinden çıkan daimi diş için 30 dakika önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EÜ&#8217;de &#8220;Yeni Sana Nefes Ol&#8221; projesiyle akciğer kanserine dikkat çekildi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eude-yeni-sana-nefes-ol-projesiyle-akciger-kanserine-dikkat-cekildi-592996</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Nov 2025 08:30:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[Eü]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[nefes]]></category>
		<category><![CDATA[ol]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[projesiyle]]></category>
		<category><![CDATA[sana]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592996</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi, Ege Üniversitesi Kanserle Savaş Uygulama ve Araştırma Merkezi ve Türk Akciğer Kanseri Derneği işbirliğiyle, 1-30 Kasım Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında “Yeni Sana Nefes Ol” başlıklı sosyal sorumluluk projesi hayata geçirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eude-yeni-sana-nefes-ol-projesiyle-akciger-kanserine-dikkat-cekildi-592996">EÜ&#8217;de &#8220;Yeni Sana Nefes Ol&#8221; projesiyle akciğer kanserine dikkat çekildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi, Ege Üniversitesi Kanserle Savaş Uygulama ve Araştırma Merkezi ve Türk Akciğer Kanseri Derneği işbirliğiyle, 1-30 Kasım Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında “Yeni Sana Nefes Ol” başlıklı sosyal sorumluluk projesi hayata geçirildi.</p>
<p>Etkinlik, Ege Üniversitesi Kampüsü 1 No’lu Yemekhane önünde gerçekleştirildi. Hemşirelik Fakültesi Topluma Hizmet Uygulamaları dersi kapsamında, danışmanlığını Hemşirelik Fakültesi Halk Sağlığı Hemşireliği Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Aslı Kalkım’ın yürüttüğü proje çerçevesinde öğrenciler, akciğer kanserinin önlenmesi ve erken teşhisin kritik önemi hakkında bilgilendirme yaptı. Program kapsamında kurulan stantta sağlık profesyonelleri tarafından hazırlanan, akciğer kanseri riskleri ve erken tanıya yönelik uyarıları içeren kitap ve broşürler üniversite öğrencilerine, akademik ve idari personele dağıtıldı. Farkındalık oluşturmak amacıyla katılımcılara beyaz kurdeleler takıldı.</p>
<p><b>“Akciğer kanserinde erken teşhis büyük önem taşır”</b></p>
<p>Akciğer kanserinde tedaviden önce, sigara ve tütün kullanımını azaltarak toplumu korumanın en önemli adım olduğunu belirten Doç. Dr. Aslı Kalkım, “Akciğer kanseri, dünya genelinde erkeklerde en sık, kadınlarda ise ikinci sıklıkta görülen kanser türüdür ve kanser kaynaklı ölümler arasında ilk sırada yer almaktadır. Bu hastalıkta en önemli risk faktörü sigara ve diğer tütün ürünlerinin kullanılmasıdır. Bu nedenle akciğer kanserini tedavi etmekten daha öncelikli konu, sigara ve tüm tütün ürünlerinin kullanımını azaltarak toplumu bu hastalıktan korumaktır. Akciğer kanserinde erken teşhis büyük önem taşır. Geçmeyen veya giderek kötüleşen öksürük, öksürürken kan ya da kanlı balgam çıkarmak, nefes alırken, öksürürken veya gülerken artan göğüs ağrısı, iştahsızlık, halsizlik, yorgunluk, kilo kaybı, ses kısıklığı, nefes darlığı ile tekrarlayan ya da geçmeyen bronşit ve zatürre gibi enfeksiyonlar akciğer kanserinin en önemli belirtileridir. Toplumsal ve bireysel farkındalığın artmasıyla akciğer kanseri sıklığının azaltılabileceğini ve hastalığın erken dönemde tespit edilebileceğini unutmamak gerekir” dedi.</p>
<p>Proje ekibinde danışman Doç. Dr. Aslı Kalkım’ın yanı sıra, Ege Üniversitesi Kanserle Savaş Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdür Vekili Doç. Dr. Fatma Sert, Hemşirelik Fakültesi İç Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Emine Karaman ve Hemşirelik Fakültesi 1. sınıf öğrencileri yer aldı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eude-yeni-sana-nefes-ol-projesiyle-akciger-kanserine-dikkat-cekildi-592996">EÜ&#8217;de &#8220;Yeni Sana Nefes Ol&#8221; projesiyle akciğer kanserine dikkat çekildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlişkiniz toksik olabilir mi?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/iliskiniz-toksik-olabilir-mi-592577</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Nov 2025 16:01:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkide]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkinin]]></category>
		<category><![CDATA[iyileşme]]></category>
		<category><![CDATA[kişinin]]></category>
		<category><![CDATA[lişkiniz]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sürecin]]></category>
		<category><![CDATA[sürekli]]></category>
		<category><![CDATA[tarafı]]></category>
		<category><![CDATA[toksik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592577</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, toksik ilişkilerin belirtilerini, neden olduğu psikolojik etkileri ve iyileşme sürecinde atılması gereken adımlar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iliskiniz-toksik-olabilir-mi-592577">İlişkiniz toksik olabilir mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, toksik ilişkilerin belirtilerini, neden olduğu psikolojik etkileri ve iyileşme sürecinde atılması gereken adımlar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Toksik ilişkiler, anksiyete ve depresyon gibi ruhsal bozukluklara yol açabilir!</strong></p>
<p>Kişinin toksik bir ilişkide olup olmadığını anlamasının her zaman kolay olmayabileceğini ifade eden Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Hatta çoğunlukla zordur. Bunun en temel nedenlerinden biri, ilişkinin başında yaşadığınız güzel günlerin ve hissettiğiniz sevgi ile bağlılığın, manipülatif davranışları fark etmenizi engelleyebilmesidir.” dedi.</p>
<p>Bazen kişinin, toksik olduğunu fark etse bile, durumu görmezden gelmeye çalışabileceğini dile getiren Aytop, “Toksik ilişkiler, anksiyete ve depresyon gibi ruhsal bozukluklara yol açabilir. Manipülasyon, değersizlik ve çaresizlik duyguları, özgüven kaybı, sürekli kontrol altında hissetme ve sürekli açıklama yapma gibi durumlar kişinin ruh sağlığını olumsuz etkiler. Ayrıca, bu durum fiziksel sağlık sorunlarına da sebep olabilir. Toksik bir ilişkinin bazı belirtileri bulunur. Sürekli eleştirilmek, kendini kullanılmış ve değersiz hissetmek, çaresizlik ve suçluluk duygusu, aşırı baskı ve kontrol altında hissetmek, sürekli fedakarlık yapan tarafın hep siz olması, sürekli kendini sorgulamak zorunda hissetmek… Bu belirtileri deneyimliyorsanız, büyük olasılıkla toksik bir ilişkide bulunuyorsunuz demektir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Toksik ilişkide yalnızlık korkuları da sık görülüyor!</strong></p>
<p>Bazı kişilik örüntüleri ve bağlanma stillerinin, toksik ilişkide kalmayı güçlendirebileceğine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Örneğin kaygılı bağlanma stili ve bağımlı kişilik örüntüleri bunlar arasında sayılabilir.” dedi.</p>
<p>Manipülatörün uyguladığı tekniklerin de kişinin bu ilişkide kalmasını pekiştirdiğini aktaran Aytop, “Bu manipülasyonlar, kişinin kendini değersiz, suçlu veya çaresiz hissetmesine yol açar ve öz saygısını zedeler. Toksik ilişkide yalnızlık korkuları da sık görülür; kişi ‘ya ilişki biterse yalnız kalırsam?’ gibi kaygılar yaşar. Bazı durumlarda kişi, kurtarıcı rolüne bürünerek karşı tarafı ‘düzeltmeye’ çalışabilir. Bu rol, kısa vadede karşı tarafı kurtarabilir, ancak uzun vadede kişinin duygusal, psikolojik ve hatta fiziksel zarar görmesine neden olabilir. Maddi bağımlılık, çocuklar, aile baskısı veya sosyal kaygılar da kişinin ilişkide kalma motivasyonunu artırabilir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Toksik bir ilişkinin düzelmesi, her iki tarafın da değişim için istekli olmasına bağlı!</strong></p>
<p>Toksik bir ilişkinin iyileşmesi veya düzelmesinin mümkün olduğunu kaydeden Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Ancak oldukça zordur ve her zaman başarılı olacağı garanti değildir. Burada kritik olan, her iki tarafın da sorumluluk alması ve değişim için istekli olmasıdır.” dedi.</p>
<p>Sadece mağdur tarafın değil, manipülatörün de çaba göstermesi gerektiğini vurgulayan Aytop, “Bu süreçte ilişkideki sorunları ve sağlıksız örüntüleri kabul etmek, empati göstermek, ilişkiyi düzeltmek için efor sarf etmek gerekir. Eğer bu koşullar sağlanabiliyorsa ve her iki taraf da bireysel olarak destek alabiliyorsa, çift terapisi gibi yöntemlerle toksik ilişkiyi düzeltmek mümkün olabilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>İyileşme sürecinde, kendine şefkat duymayı tekrar öğrenmek çok önemli!</strong></p>
<p>“Toksik bir ilişki, kişiyi tüketir ve adeta bir enkaz bırakır.” diyen Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, bu nedenle, ilişkinin ardından kişinin birçok açıdan toparlanmaya ihtiyaç duyacağını söyledi. </p>
<p>İyileşme sürecinin; kendini kabul etmek, kendine güveni yeniden sağlamak, öz saygı ve öz değeri kazanmak, kendi yetenek, beceri ve kapasitesinin farkına varmak, kendine zaman tanımak adımlarını kapsadığını belirten Aytop, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Toksik ilişkide kişi, şefkatini çoğunlukla karşı tarafa yönlendirir ve kendine şefkat göstermeyi ihmal eder. Bu nedenle iyileşme sürecinde, kendine şefkat duymayı tekrar öğrenmek çok önemli. Ayrıca toksik ilişkide bazı iletişim yetenekleri kaybolabilir; ‘hayır’ demek, hoşlanmadığı şeyleri ifade etmek zorlaşabilir. Bu süreçte sağlıklı iletişim becerilerini yeniden kazanmak, hem mevcut hem de gelecekteki ilişkiler için kritik öneme sahip. Sınır koymayı öğrenmek de bu sürecin önemli bir parçası; ‘Ben kimim? Sınırlarım neler? Başkaları bu sınırlara ne kadar dahil olabilir?’ Bunları belirleyip uygulamak, sağlıklı ilişkiler için temel oluşturur. Sosyalleşmek, iyi gelen aktiviteleri yapmak, kişisel gelişime ve fiziksel sağlığa odaklanmak, yeni hobiler edinmek ve kişisel bakımına önem vermek, iyileşme sürecini hızlandırır. Bu süreçte yalnız olmak gerekmez, güvenilen insanlar veya uzman desteği sürecin olumlu ilerlemesine yardımcı olur.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iliskiniz-toksik-olabilir-mi-592577">İlişkiniz toksik olabilir mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Keçiören&#8217;de 3 Mahalle Daha Taleplerini Dile Getirdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/keciorende-3-mahalle-daha-taleplerini-dile-getirdi-591788</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Nov 2025 12:55:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[dile]]></category>
		<category><![CDATA[getirdi]]></category>
		<category><![CDATA[halk]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[keçiören]]></category>
		<category><![CDATA[kimse]]></category>
		<category><![CDATA[mahalle]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[özarslan]]></category>
		<category><![CDATA[taleplerini]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591788</guid>

					<description><![CDATA[<p>Keçiören Belediyesi tarafından düzenli olarak mahallelerde gerçekleştirilen “Söz Sizde, Başkan Mahallenizde, Çözüm Bizde” halk buluşmalarının bu haftaki durağı Basınevleri, Çiçekli ve Emrah Mahalleleri oldu. Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan, vatandaşların talep ve önerilerini yerinde dinleyerek çözüm odaklı çalışmaların süreceğini vurguladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/keciorende-3-mahalle-daha-taleplerini-dile-getirdi-591788">Keçiören&#8217;de 3 Mahalle Daha Taleplerini Dile Getirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Keçiören Belediyesi tarafından düzenli olarak mahallelerde gerçekleştirilen “Söz Sizde, Başkan Mahallenizde, Çözüm Bizde” halk buluşmalarının bu haftaki durağı Basınevleri, Çiçekli ve Emrah Mahalleleri oldu. <b>Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan</b>, vatandaşların talep ve önerilerini yerinde dinleyerek çözüm odaklı çalışmaların süreceğini vurguladı.</p>
<p>Vatandaşların isteklerini doğrudan iletebilmesi için düzenlenen buluşma, Yunus Emre Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Programa; Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan, Cumhuriyet Halk Partisi Keçiören İlçe Başkanı Görkem Cevahir Yıldırım, Çiçekli Mahalle Muhtarı Hatice Çalışkan, Emrah Mahalle Muhtarı Muhabbet Ağtaş, Basınevleri Mahalle Muhtarı Zeynep Yıldırım, belediye meclis üyeleri, belediye başkan yardımcıları, birim müdürleri ve mahalle sakinleri katıldı.</p>
<p><b>Başkan Özarslan şehitleri andı, ailelerine başsağlığı diledi</b></p>
<p>Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda, Milli Savunma Bakanlığı’na ait askeri kargo uçağının düşmesi sonucu şehit olan Mehmetçiklere başsağlığı dileyerek konuşmasına başlayan <b>Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan</b>, “Askeri kargo uçağımızın düşmesiyle şehit olan 20 kahraman Mehmetçiğimizi rahmet ve minnetle anıyorum. Aynı zamanda bu vatan için, bu millet için, bu eşsiz Cumhuriyet’imizi bizlere emanet eden o sarı saçlı, mavi gözlü Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ümüzü de vefatının 87. yıl dönümünde rahmet ve minnetle anıyoruz.” dedi.</p>
<p><b>“Halka hizmet etmek, Hakk’a hizmet etmektir”</b></p>
<p>Hizmet odaklı çalışmaların kararlılıkla süreceğini vurgulayarak konuşmasını sürdüren Başkan Özarslan, şunları söyledi:</p>
<p>“Bizler için önemli olan sizlerin hizmetkârı olabilmemizdir. Bunu samimi duygularla yapıyor olmamızdır. Aramızda çeşitli partilerin üyeleri olabilir. Bizim için bunun hiçbir önemi yoktur. Belki geçmişte sizler bizlere oy vermemiş de olabilirsiniz. Bizim için bunun da önemi yoktur. Biz sizlerin başına baş olmaya değil, hizmetkâr olmaya geldik. Bu önem her şeyin üstündedir. Ve bunun için burada gördüğünüz benim çalışma arkadaşlarımın hepsi, sizin hizmetkârınızdır. Kimsenin kimseden üstünlüğü yok. Kimse bizim halkımıza yüksek sesle konuşamaz, bağırıp çağıramaz, onları azarlayamaz, kötü söz edemez. Tam tersi; biz hizmetkâr, siz emreden olacaksınız. Biz böyle yaşayacağız. Benim inandığım değerlerde halka hizmet etmek, Hakk’a hizmet etmektir. Bunun ötesi düşünülemez. Biz sizlere, caddesinde, sokağında, pazarında, derneğinde, salonlarında, iftarlarında şu sözü verdik: Bizim yaşadığımız bölgede asla ve katiyen hiç kimse yatağa aç olarak, üşüyerek, titreyerek girmeyecek. Evindeki yaşlısına, engellisine bakılacak. Evladının eğitimine destek olunacak. Önemli olan bunların seçim günü gelip de pazarlarda, meydanlarda sizlerin karşısında cazgırlığının yapılmamasıdır. Önemli olan, göreve geldiğimiz günden beri elimizden ne hizmet geliyorsa kapımızı hiç kimseye kapatmadan herkese açmış olmamızdır. Kusurlar, hatalar, eksikler var mıdır? İlla ki vardır. Ama Elhamdülillah kim geldiyse kapımıza, elimizden geldiğince kimseye ‘yok’ demeden sizlere hizmet etmeye kendimizi adadık. Ve bunu da yapmaya devam edeceğiz. Asıl olan şuydu: Siz emredeceksiniz, söyleyeceksiniz, biz de bunu çözüme kavuşturacağız. Elimizden geldiğince yanınızda duracağız. Muhtarlarımla sizlere hizmet etmeye devam edeceğiz. Her zamanki sözümüzü bir kez daha tekrarlıyoruz: Ne mutlu Türk&#8217;üm diyene!”</p>
<p><b>“Ortak aklı öne çıkarıyoruz”</b></p>
<p><b>CHP Keçiören İlçe Başkanı Görkem Cevahir Yıldırım</b> da yaptığı konuşmada, “Bizlere güvenerek son yerel seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisi’ni birinci parti yapan siz kıymetli hemşehrilerimizin taleplerini ve sorunlarını dinlemek, ortak akılla çözüm üretmek için bir aradayız. Seçildiğimiz makamların bizlere 5 yıllık bir emanet olduğunu bilerek, sorumluluğumuzun farkında olarak çalışıyoruz. Keçiören’de ortak aklı öne çıkararak daha yaşanabilir bir kent için çalışmaya devam ediyoruz. Bu güzel organizasyonda bizleri bir araya getiren Belediye Başkanımız Sayın Dr. Mesut Özarslan’a ve belediye emekçilerimize teşekkür ediyorum.” ifadelerin kullandı.</p>
<p><b>Muhtarlar memnun</b></p>
<p>Programda söz alan <b>Basın Evleri Mahalle Muhtarı Zeynep Yıldırım</b>, &#8220;Bu programı düzenlediği ve mahallemize yaptığı hizmetler için Sayın Başkanımıza ve ekibine teşekkür ediyorum. Talep ve önerileri dinlemek üzere Başkanımız ve ekibi burada. Her zaman yanımızda olan, Keçiören’e değer katan Belediye Başkanımız Dr. Mesut Özarslan’a teşekkür ediyorum.” diye konuştu.</p>
<p><b>Çiçekli Mahalle Muhtarı Hatice Çalışkan</b>, &#8220;Belediyemizle bugüne kadar birçok konuda iş birliği yaptık, eksiklerimizi paylaştık ve çözümler için birlikte adım attık. Başkanımıza teşekkür ediyoruz.” dedi.  Keçiören Belediyesi ekipleriyle uyumlu çalışmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren <b>Emrah Mahalle Muhtarı Muhabbet Ağtaş</b> ise, &#8220;Başkanımız ve ekibiyle uyum içinde çalışıyoruz, mahallemizin sorunlarını elimizden geldiğince çözmeye gayret ediyoruz. Elbette eksikler olabilir; bu toplantı da bunları konuşup çözmek için önemli bir fırsat.” dedi.</p>
<p>Mahalle buluşmasına yoğun ilgi gösteren vatandaşlar, Keçiören Belediyesi’nin hizmetlerinden duydukları memnuniyetlerini dile getirip Başkan Özarslan’a teşekkür etti. Program süresince her yaştan katılımcı, hem kişisel hem de mahalleye dair taleplerini ve sorunlarını aktarma fırsatı buldu. İş arayan vatandaşlar da alanda kurulan Kariyer Ofisi standı sayesinde pratik ve çözüm odaklı destek aldı. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/keciorende-3-mahalle-daha-taleplerini-dile-getirdi-591788">Keçiören&#8217;de 3 Mahalle Daha Taleplerini Dile Getirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu projeyle gençler köyüne dönecek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bu-projeyle-gencler-koyune-donecek-590389</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Nov 2025 12:11:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[dönecek]]></category>
		<category><![CDATA[ege]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[gençler]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[ihracatçı]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[köyüne]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[projeyle]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>
		<category><![CDATA[toprak]]></category>
		<category><![CDATA[üçüncü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=590389</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tarım sektöründe gıda ve ziraat mühendisliği okuyan gençlerin köye dönüşünü sağlayacak proje üçüncü mezunlarını verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-projeyle-gencler-koyune-donecek-590389">Bu projeyle gençler köyüne dönecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tarım sektöründe gıda ve ziraat mühendisliği okuyan gençlerin köye dönüşünü sağlayacak proje üçüncü mezunlarını verdi.</p>
<p>Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği’nce gençlerin tarıma kazandırılması, tarım ile gıda alanındaki vizyonlarının gelişmesini sağlamak amacıyla üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör temsilcilerinin katılımıyla 2022 yılında başlatılan Üçüncü Kuşak Tarım Girişimciliği Eğitim Programının üçüncüsünü tamamlayan gençlere sertifikaları verildi.</p>
<p>Sertifika töreninde konuşan Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak, 4 haftalık eğitim sürecinde gençlerin, gıda israfını ve gıda kaybını önlemeye yönelik fikirler ortaya koydukları gibi, tarımsal üretimde dijital teknolojileri daha etkin kullanarak üretim modellerinin geliştirilmesi yönünde aldıkları eğitimi projeleriyle taçlandırdıklarını dile getirdi.</p>
<p>“Bu projeler tarım ve gıda güvenliğimizin geleceğine ışık tutması bakımından büyük önem taşımaktadır” diyen Uçak, “Gençlerimizin, üretim ve ihracatımızın sürdürülebilirliği için yaptığı çalışmalar ve projeler son derece önemli olduğu gibi, hayata geçirilen projeler bizleri son derece mutlu ediyor. Gençlerimizi de 4 hafta boyunca gösterdikleri özveriden dolayı tebrik ediyor ve başarılarının devamını diliyorum. Toprağa sahip çıkmak hepimize bir görev. Topraklarımıza yapacağımız yatırım geleceğimize yapılıyor, bu proje çok anlamlı. Türkiye’de göçün durdurulması için önemli, tarım sektöründe 50 milyar dolar ihracat hedefine gençlerimizin yenilikçi, sürdürülebilir, inovatif, dijital ve yapay zeka destekli projeleriyle ulaşacağız” dedi.</p>
<p><strong>Çankırı: “Toprağa sahip çıkmak hepimize bir görev”</strong></p>
<p>Toprağa sahip çıkmanın herkesin görevi olduğuna işaret eden Adalet ve Kalkınma Partisi İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı, topraklarımıza yapacağımız yatırımın geleceğimize yapıldığını, Üçüncü Kuşak Tarım Girişimciliği Eğitim Programının bu anlamda çok anlamlı olduğunu ifade etti.</p>
<p>“Türkiye’de göçün durdurulması için önemli, terk ettiğimiz topraklarımız verimli topraklarımız” diyen Çankırı, “Dünya bir pandemi yaşadı. Pandemiyle birlikte gördük ki, sağlık ve gıdaya ulaşım çok önemli. Türkiye olarak sağlık ve gıdaya ulaşımda sorun yaşamadık ama bundan sonra yaşamayacağız diye bir şey yok. Tüm dünyayı tehdit eden konulardan birisi iklim krizi ve buna bağlı olarak susuzluk. Bu yılın sonunda bir su kanunu çıkaracağız. Türkiye’nin bütün yer altı kaynaklarının verimli kullanılması için hepimizin üzerine sorumluluklar düşüyor. Burada hem üretici hem üniversitelerimiz, özel sektör, kamu. Bu taraflar arasında iş birliğini güçlendirdiğimiz takdirde faydalı olacağını düşünüyorum” dedi.</p>
<p>Tarım sektöründeki tarihsel gelişimi özetleyen Çankırı şöyle devam etti; “Birinci kuşak sabırla o toprağı işledi, ikinci kuşak makineleriyle verimi artırdı, üçüncü kuşağında teknolojiyle buluşturması bizim için çok önemli. Bunun için İzmir çok şanslı Menemen’de İzmir Tarım Teknolojileri Merkezi’ni kurduk. İzmir Ticaret Borsası, Ege İhracatçı Birlikleri’nin, İzmir’deki diğer STK’ların katılımıyla. Geçtiğimiz haftalarda Cumhurbaşkanlığı Tarım Politikaları Kurulu’ndan yöneticiler geldi, orada genç girişimcilerin projelerini dinledik ben orada çok umutlandım. Gençlerin bu işe sahip çıkması çok önemli. Türkiye’de 6 milyon çiftçi var, çok bereketli topraklara sahibiz. Bugün Bakırçay, Küçük Menderes Havzası’nda adam eksen, adam yetişecek yerler var, 5 ürün aldığımız yerler var. Toprak verimli kullanıldığında, sulama iyi kullanıldığında. Bu topraklara sahip çıkmak bizim boynumuzun borcu. 4 hafta sonunu bu proje için burada olmanız, köye geri dönme planları yapmanız çok değerli. Necip Fazıl Kısakürek’in dediği gibi; “Toprak Allah’ın insanla yaptığı bir sözleşmedir. Kim bu sözleşmeye sadık kalırsa da o milletin bereketi hiç eksilmez. İnşallah bereketimiz hiç eksilmesin.”</p>
<p>Üçüncü Kuşak Tarım Girişimciliği Eğitim Programı’nın 2022 yılında gerçekleşen ilkinde birinci olan Waste-Age Projesi Organik Atıkların Katma Değerli Ürüne Dönüşmesi için Paydaşları Bir Araya Getiren Dijital Endüstriyel Simbiyoz Ağı Projesi’nde yer alan Girişimci Ayça Uysal sonraki süreçte hayatındaki değişimi kursiyerlere aktardı.</p>
<p>Waste-Age Projesiyle Teknopark İzmir Yüksek Teknoloji Ödüllerinde 2022 yılı Öne Çıkan ilk 3 ön kuluçka ekibi ödülüne layık görüldüklerini anlatan Uysal, Proje ekibindeki Fatma Özen Özdemir, Gözdenur Çetin ve Miray Malçok’la profesyonel kariyerlerini sürdürülebilirlik, döngüsel ekonomi ve yeşil dönüşüm üzerine yürütmenin yanısıra Waste-Age&#8217; in başarılı bir girişim olmasına yönelik çalışmalarına devam ettiklerini vurguladı.</p>
<p>Üçüncü Kuşak Tarım Girişimciliği Eğitim Programına katılan gençler 4 grup halinde 4 haftalık eğitim sonucunda oluşturdukları projelerle ilgili sunumlarını yaptılar. Sertifika Törenine; Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcımız Cengiz Balık, TOBB Kadın Girişimciler Kurulu İzmir İcra Kurulu Başkanı Deniz Celep, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatih Şen, Sürdürülebilir Tarım Bilimsel AR-GE Kooperatifi Kurucusu Prof. Dr. Meltem Onay, Ege İhracatçı Birlikleri Genel Sekreter Yardımcısı Serap Ünal, DNZ Tarım Yöneticisi İbrahim Ceyhun Deniz, SÜGEP Academy Kurucusu Umut Dilsiz ve Üçüncü Kuşak Tarım Girişimciliği Eğitim Programı kursiyerleri katıldı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-projeyle-gencler-koyune-donecek-590389">Bu projeyle gençler köyüne dönecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünyada ve ülkemizde hala önemli bir tehdit</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dunyada-ve-ulkemizde-hala-onemli-bir-tehdit-590484</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Nov 2025 11:07:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baran]]></category>
		<category><![CDATA[dünyada]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[hala]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[ülkemizde]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[zatürre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=590484</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halk arasında zatürre olarak bilinen pnömoni, akciğer dokusunun iltihaplanması sonucu oluşan bir hastalık.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunyada-ve-ulkemizde-hala-onemli-bir-tehdit-590484">Dünyada ve ülkemizde hala önemli bir tehdit</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Halk arasında zatürre olarak bilinen pnömoni, akciğer dokusunun iltihaplanması sonucu oluşan bir hastalık. Dünyada ve ülkemizde hala en sık görülen enfeksiyonlardan biri olan zatürre aynı zamanda en önemli ölüm nedenleri arasında yer alıyor. Öyle ki ülkemizde her yıl   yaklaşık 300 bin kişiye zatürre tanısı konuluyor. Sağlık Bakanlığı’nın 2023 yılı verilerine göre; hastaneye en çok yatış gerektiren bir enfeksiyon olan zatürre ölüm sebepleri arasında ilk 10&#8217;uncu sırada olmaya devam ediyor.  <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Reha Baran, </strong> sonbahar ve kış aylarında kapalı alanlarda daha fazla zaman geçirilmesi nedeniyle görülme sıklığı artan zatürrenin özellikle ileri yaşta ve kronik hastalığı olan kişilerde  son derece ciddi ve ölümcül seyredebileceğine dikkat çekerek, “Enfeksiyon sebebiyle vücuttaki oksijen seviyesinin düşmesi tüm organları etkilemektedir. Bunun sonucunda akciğerin yanı sıra böbrek, kalp ile karaciğer yetmezlikleri gelişebilmektedir. Özellikle 65 yaş üstü ve kronik hastalığı olan kişilerde bu organlar çok daha kolay hasar görmektedir” diyor. <strong>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Reha Baran,</strong>  dolayısıyla zatürreden korunmanın yaşamsal önem taşıdığını vurgulayarak, “Bu enfeksiyondan en etkili korunma yöntemi ise özellikle 65 yaş üstü ve/veya altta kronik hastalığı olanların düzenli yıllık grip aşısı ve 1 kez zatürre aşısı yaptırmalarıdır” diyor.</p>
<p><strong>Kapalı alanlarda hızla bulaşıyor</strong></p>
<p>Sonbahar ve kış aylarında zatürrenin görülme sıklığı belirgin şekilde artış gösteriyor. Bu artışın nedenleri arasında grip (influenza), RSV (Respiratuar Sinsityal Virüs), koronavirus gibi solunum yolu virüslerinin bu mevsimlerde daha yaygın olmaları yer alıyor. Virüsler akciğerlerin savunmasını zayıflatıyor ve bakterilerin yerleşip iltihap yapmalarını kolaylaştırıyor. Soğuk havada kapalı ortamlarda uzun süre zaman geçirilmesi de damlacık yoluyla bulaşan mikroorganizmaların hızla yayılmalarını kolaylaştırıyor. Aynı zamanda soğuk hava burun ve solunum sistemindeki savunma mekanizmalarını zayıflatıyor. Güneş ışığının az olması da D vitamini düzeylerinin düşmesine ve bağışıklık sisteminin zayıflamasına sebep olabiliyor. Bu etkenler zatürrenin görülme sıklığını dolaylı olarak artırıyor. KOAH, kalp yetmezliği ve diyabet gibi kronik hastalıklar da soğuk havalarda kötüleşerek zatürrenin gelişimini kolaylaştırıyor. </p>
<p><strong>Mikroplar oksijen seviyesini düşürüyor!  </strong></p>
<p>Bakterilerin, virüslerin ve nadir olarak mantar enfeksiyonlarının akciğerlere ulaşmasıyla gelişen zatürre bulaşıcı ve hızlı ilerleyebilen bir hastalık. Çoğunlukla solunum yoluyla bulaşan zatürrenin bulaşma riski ise virüs veya bakterilerin türüne göre değişiyor. Hasta bir kişi öksürürken veya hapşırırken damlacıklar havaya karışıyor. Sağlıklı kişi bu damlacıkları soluduğunda mikroplar burun, boğaz veya soluk borusundan akciğerlere ulaşıyor. Normalde akciğerler kendini iyi koruyor; burun, soluk borusundaki tüyleri ve mukus ise mikropları dışarı atarken,  bağışıklık hücreleri de mikropları yutuyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Reha Baran, “Ancak  grip ve soğuk algınlığı gibi üst solunum yolu enfeksiyonu sonrasında, sigara kullanımında, bağışıklık sistemi zayıfladığında, aşırı yorgunlukta veya beslenme bozukluğunda mikroplar akciğerin hava keseciklerine  kadar ulaşmaktadır” uyarısında bulunuyor. Vücudun burada çoğalan mikropları yok etmek için iltihap karşıtı hücrelerini bölgeye gönderdiğini belirten Prof. Dr. Reha Baran, “Bu savaş sırasında alveoller, yani akciğer dokuları sıvı iltihap hücreleri ve bakterilerle dolmaktadır. Bunun sonucunda, vücutta oksijen seviyesi düşerken; ateş, öksürük ve göğüs ağrısı gibi sorunlar başlamaktadır” diyor. </p>
<p><strong>Hafif öksürük ve ateş erken belirtisi olabilir! </strong></p>
<p>Zatürre basit bir soğuk algınlığı gibi başlayıp, hızla ağırlaşabilen bir hastalık. Başlangıcında genellikle 38-40 derece ateş, titreme ve öksürük görülüyor. Önce kuru özellik sergileyen öksürük daha sonra sarı, yeşil veya pas renginde balgamlı hale geliyor.  Nefes alırken göğüste batar tarzda ağrı, halsizlik, yorgunluk, hafif egzersizlerde veya konuşurken hissedilen nefes darlığı, özellikle virüs zatürrelerinde kas-eklem ağrıları, diğer belirtilerini oluşturuyor.  Prof. Dr. Reha Baran, bu dönemde hekime başvurmanın yaşamsal önem taşıdığı uyarısında bulunarak, “Risk grubunda olanlarda ise sadece hafif öksürük ve ateş bile erken zatürre belirtisi olabilmektedir” diyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Reha Baran,<strong> </strong>erken tanı konulduğunda enfeksiyonun akciğerin tamamına yayılmadan durdurulabildiğine işaret ederek, “Bu sayede solunum yetmezliği ve kan zehirlenmesi gibi komplikasyonlar önlenirken, hastaneye yatış ihtimali azalmaktadır. Özellikle yaşlılarda ve kronik bir hastalığı olanlarda erken tedavi ölüm riskini önemli ölçüde düşürmektedir” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Bol sıvı alımı ve istirahat önemli! </strong></p>
<p>Zatürrenin tedavisinde amaç enfeksiyonu yok etmek, akciğer fonksiyonunu düzeltmek ve nefes darlığı ile organ yetmezliği gibi komplikasyonları önlemek. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Reha Baran,<strong> </strong>bakteri kaynaklı zatürrelerde tedavinin temelini antibiyotiklerin oluşturduğunu belirterek, “Viral zatürrelerde ise antibiyotik etkisizdir. Bu durumda; bol sıvı alımı, istirahat, ateş düşürücü ilaçlar ve gerekiyorsa oksijen desteği önemlidir.  İnfluenza (grip) kaynaklı gelişen zatürrelerde özel bir antiviral ilaçlar ve covid-19 gibi enfeksiyonlarda ise kortizon kullanılabilir” bilgisini veriyor.  </p>
<p><strong>Zatürreden korunmak için 8 kritik kural! </strong></p>
<ul>
<li>Zatürre ve grip aşılarınızı yaptırın. </li>
<li>Sigara ve alkolü mutlaka bırakın. </li>
<li>Ellerinizi sık sık sabunlu suyla en az 2 dakika boyunca yıkamayı alışkanlık edinin.</li>
<li>Kapalı ortamlarda bulunmaktan kaçının, eğer mecbursanız mutlaka maske kullanın. </li>
<li>Hastalar ile yakın temasta bulunmamaya özen gösterin.</li>
<li>Bağışıklık sistemini güçlendirmek için<strong> </strong>dengeli beslenin, özellikle protein ve C vitamini yönünden zengin besinler tüketin, yeterli süre uyuyun, düzenli egzersiz yapın, stresi yönetmeye çalışın,   kronik bir hastalığınız varsa düzenli olarak kontrolünü yaptırın. </li>
<li>Odanızı her gün üç kez olacak şekilde 15’er dakika havalandırın. Ayrıca, nem oranı çok düşük ortamlarda bulunmamaya dikkat edin.</li>
<li>Soğuk havada burundan nefes alın. Burun, soğuk havayı akciğerlere ulaşmadan önce ısıtır ve nemlendirir. </li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunyada-ve-ulkemizde-hala-onemli-bir-tehdit-590484">Dünyada ve ülkemizde hala önemli bir tehdit</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;nin Bilim Üssü Teknoloji Vadisi&#8217;ne Stratejik Ziyaret</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyenin-bilim-ussu-teknoloji-vadisine-stratejik-ziyaret-590028</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Nov 2025 13:42:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[biyoteknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Biyoteknoloji Vadisi]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[stratejik]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyenin]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<category><![CDATA[üssü]]></category>
		<category><![CDATA[vadisi]]></category>
		<category><![CDATA[yön]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=590028</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin yeni bilim ve teknoloji üssü Biyoteknoloji Vadisi, stratejik bir buluşmaya ev sahipliği yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyenin-bilim-ussu-teknoloji-vadisine-stratejik-ziyaret-590028">Türkiye&#8217;nin Bilim Üssü Teknoloji Vadisi&#8217;ne Stratejik Ziyaret</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Türkiye’nin yeni bilim ve teknoloji üssü Biyoteknoloji Vadisi, stratejik bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Kamu ve özel sektör temsilcileri, BİYOSAD ve BİOSB Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ercan Varlıbaş’ın ev sahipliğinde biyoteknoloji konusunda araştırma, üretim ve inovasyon ekosistemini güçlendirecek kapsamlı iş birliklerini değerlendirdi.</em></p>
<p>Türkiye’nin yeni bilim ve teknoloji üssü Biyoteknoloji Vadisi, önemli bir ziyarete ev sahipliği yaptı. Ziyaret kapsamında; Biyoteknoloji Sanayicileri Derneği (BİYOSAD) ve Biyoteknoloji İhtisas Organize Sanayi Bölgesi (BİOSB) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ercan Varlıbaş, Yönetim Kurulu Üyeleri ve BİYOSAD üyesi Zeynep Atabay Taşkent, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Birim Müdürü Zahid Tuncel ve ekibi ile bir araya geldi. </p>
<p>Ziyaretin ilk bölümünde olası iş birliklerinin değerlendirildiği bir toplantı gerçekleştirildi. Yaklaşık <strong>2,7 milyon metrekarelik bir alanda</strong> yükselen ve <strong>4,5 milyar dolarlık yatırım değeriyle</strong> Türkiye’nin en büyük teknoloji ve inovasyon projelerinden biri olan <strong>Biyoteknoloji Vadisi</strong>, toplantının ana gündemini oluşturdu. Görüşmede, biyoteknoloji konusunda araştırma, üretim ve inovasyon ekosistemini güçlendirecek kapsamlı iş birlikleri de değerlendirildi. Ziyaretin ikinci bölümünde ise, konuklar İstanbul’un Tuzla ilçesinde<strong> konumlanan Biyoteknoloji Vadisi arazisinde</strong> saha incelemesi gerçekleştirdi. </p>
<p>“TÜRKİYE’Yİ REFERANS ÜLKE HALİNE GETİRMEYİ AMAÇLIYORUZ”</p>
<p>BİYOSAD ve BİOSB Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Dr. Ercan Varlıbaş</strong>, toplantıda yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:</p>
<p>“Biyoteknoloji, bugün dünyanın ekonomik ve teknolojik rekabetini şekillendiren en stratejik alanlardan birisi konumundadır. Biyoteknoloji Vadisi olarak hedefimiz; Türkiye’yi bu rekabetin yalnızca bir parçası değil, aynı zamanda yön veren ülkelerinden birisi haline getirmektir.</p>
<p>Bu doğrultuda kamu ve özel sektörle yürüttüğümüz iş birlikleri, Türkiye’nin biyoteknoloji ekosistemini güçlendiren en önemli kaldıraçları oluşturuyor. Bu yapının güçlenmesi, aynı zamanda uluslararası yatırımcıların ekosistemimize entegrasyonunu mümkün kılan sağlam bir zemin hazırlıyor., Biyoteknoloji Vadisi’ni bölgesel bir merkezden global bir giriş kapısına dönüştürme hedefimizin önemli adımlarıdır. Güney Kore, Tayvan ve Boston’da katıldığımız fuarlar; bu hedefimize ulaşmamıza yardımcı olurken, Türkiye’nin biyoteknoloji vizyonunu küresel ölçekte görünür kılmamızı da destekliyor. </p>
<p>Tam da bu noktada 2026 yılının Haziran ayında gerçekleştirilecek dünyanın en önemli biyoteknoloji kongrelerinden olan Bio International Convention’a Türkiye Pavilion’u olarak katılım sağlayacağız. Kamu ve özel sektör ile gerçekleştireceğimiz pavilionda, ülkemizdeki biyoteknolojik çalışmaları tanıtacağız. </p>
<p>Bugün attığımız her adım, Türkiye’nin biyoteknoloji ekosistemini büyütmek, uluslararası paydaşlarla ortak projeleri güçlendirmek ve ülkemizi bu alanda referans gösterilen ülkeler arasına taşımak için stratejik bir önem taşıyor” ifadelerini kullandı. </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyenin-bilim-ussu-teknoloji-vadisine-stratejik-ziyaret-590028">Türkiye&#8217;nin Bilim Üssü Teknoloji Vadisi&#8217;ne Stratejik Ziyaret</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda bu hastalıklar sık görülüyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-bu-hastaliklar-sik-goruluyor-589314</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Nov 2025 09:42:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[Bağışıklık Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[görülüyor]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[şanlı]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=589314</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sonbaharla birlikte okulların açılması, havaların bir soğuyup bir ısınması ve kapalı alanlarda geçirilen sürenin artması derken, çocuklarda enfeksiyonların ve alerjik hastalıkların sıklığında artış yaşanıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-bu-hastaliklar-sik-goruluyor-589314">Çocuklarda bu hastalıklar sık görülüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sonbaharla birlikte okulların açılması, havaların bir soğuyup bir ısınması ve kapalı alanlarda geçirilen sürenin artması derken, çocuklarda enfeksiyonların ve alerjik hastalıkların sıklığında artış yaşanıyor. <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Manolya Hüma Şanlı</strong> “Zayıflayan bağışıklık sistemi ateş, öksürük, hapşırık, burun akıntısı, bulantı, kusma ve ishal gibi viral ve bakteriyel enfeksiyonlara kolaylıkla davetiye çıkarıyor. Ancak bağışıklık sistemini; günlük yaşantıda alınacak bazı basit önlemlerle güçlendirmek mümkün olabilmektedir” diyor. Dr. Şanlı, çocuklarda bağışıklığı güçlendirmenin 9 etkili yolunu anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Özellikle toplu taşıma araçlarında maske takmak</strong></li>
</ul>
<p>Son dönemde influenza ve covid gibi kış enfeksiyonlarının bulaşma ihtimalinin fazla olduğu toplu taşıma koşullarında öncelikli olacak şekilde düzgün maske kullanımı çok önemlidir. Hijyenik maske kullanımının, üst solunum yolu enfeksiyonlarının bulaş riskini ciddi oranda azalttığı su götürmez bir gerçektir. </p>
<ul>
<li><strong>Yeterli ve kaliteli uyumak</strong></li>
</ul>
<p>Yapılan çalışmalar; saat 22.00-02.00 arasında derin uykuda olmanın, çocuklarda büyüme, gelişme ve bağışıklık sistemi için büyük önem taşıdığını ortaya koymaktadır. Yaşa göre değişmekle birlikte çocuklarda 9-12 saat uyku gerekir. Özellikle karanlıkta, gece uykularında oluşan melatonin, antioksidan özelliği ile vücuttaki bakteri ve toksinlerle savaşır, vücutta doku iyileşme hızını artırır.</p>
<ul>
<li><strong>Bol su içmek</strong></li>
</ul>
<p>Yeterli su tüketimi; zararlı toksinleri vücuttan atarken, cilt, solunum sistemi, mide, bağırsaklar, böbrekler ve kalp-damar sağlığı başta olmak üzere vücudumuzun tüm fonksiyonları için büyük önem taşır. Yetersiz su tüketimi; eklem ağrıları, öksürük, kabızlık, idrar yolu enfeksiyonu, tansiyon düşüklüğü, baş ağrısı ve halsizlik gibi bir çok soruna yol açabilmektedir.  </p>
<ul>
<li><strong>Hijyene dikkat etmek </strong></li>
</ul>
<p>El ve yüz yıkamak, diş fırçalamak, duş almak, ayak hijyenine dikkat etmek çok önemlidir. Özellikle yemek öncesi ve tuvalet sonrası elleri iyice yıkamak enfeksiyonlardan korunmada temel kuraldır. Temiz hava almak ve özellikle sigara dumanından kaçınmak da çocukların bağışıklık sistemi için büyük önem taşımaktadır.  </p>
<ul>
<li><strong>Stresi yönetmeyi öğrenmek</strong></li>
</ul>
<p>Dr. Şanlı “Günümüzde çocuklarda yaygınlaşan aşırı stres, bağışıklık sistemini zayıflatarak enfeksiyonlara kolay yakalanmaya ve iyileşmenin gecikmesine neden olur. Aynı zamanda alerjik hastalıkları artırır, mide ve bağırsak sistemini bozar. Uyku bozukluğu yaparak büyüme hormonu ile tiroid hormonunun çalışma dengesini bozar. Kalp hızını artırarak hipertansiyona zemin hazırlar. Çocuklarla etkinlikler, aile içi pozitif iletişim, arkadaş ilişkileri vb iyileştirilmesi, stresi yönetmeyi öğrenmesi bağışıklık sistemini güçlendirir” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Düzenli egzersiz yapmak</strong></li>
</ul>
<p>Düzenli egzersiz, kan dolaşımını artırarak solunum ve dolaşım sisteminin daha etkin çalışmasını, bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlar. Çocuklar için günlük 1 saat fiziksel aktivite önerilir. Yürüyüş, koşu, bisiklete binme, yüzme veya açık havada oyun gibi aktiviteler çok faydalıdır. Egzersiz alışkanlığı kazanmak, çocukların zihinsel sağlığını da destekler.</p>
<ul>
<li><strong>Aşılarını düzenli yaptırmak</strong></li>
</ul>
<p>Dr. Şanlı “Çocukları sadece hastalandığında değil, sağlıklı oldukları dönemde de çocuk doktoru kontrollerine götürmeliyiz. Rutin aşılarını ihmal etmemeli, doktorumuzun önerdiği özel aşı dediğimiz diğer aşılarla beraber; özellikle her yıl yenilenen grip aşısını geciktirmeden yaptırıp sağlıklı bir bağışıklık sisteminin oluşması için ilk adımı atmalıyız. Aşılar, bağışıklık sistemini mikroplara karşı önceden “hazırlayarak” en güçlü korumayı sağlar” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Gereksiz antibiyotikten kaçınmak</strong></li>
</ul>
<p>Gereksiz antibiyotik kullanımı düzgün bağışıklık sistemini çökertir, yararlı hücre rezervini yok edip zararlı bakterilerin çoğalmasına, vücut direncinin düşmesine neden olur ve ek hastalıklara davetiye çıkarır. Grip ve nezle gibi virüs enfeksiyonlarının tedavisinde antibiyotik fayda sağlamaz. Bu nedenle doktorunuz gerekli görmedikçe antibiyotik kullanmayın.  </p>
<ul>
<li><strong>Dengeli ve sağlıklı beslenmesini sağlamak</strong></li>
</ul>
<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Manolya Hüma Şanlı “Dengeli ve sağlıklı beslenme bağışıklık hücrelerinin gelişimini destekler;<strong> </strong>besinlerden sağlanabilecek protein, demir, çinko, A, C, D ve E vitaminleri ve mineraller bağışıklık hücrelerinin üretimi ve işlevi için gereklidir. Büyüme ve bağışıklık için son derece kıymetli olan balı gibi omega-3’den zengin gıdalar ve fermente ürünler de sofrada mutlaka yerini almalıdır. Şekerli ve işlenmiş gıdalar bağışıklığı baskılar, aşırı şeker ve trans yağ içeren besinler iltihaplanmayı artırır, normal bağışıklık yanıtını bozar bu da hastalıklara yatkınlığı artırır. Tek tip beslenen (örneğin sadece makarna, fast food yiyen) çocuklarda vitamin eksiklikleri görülür ve bu da soğuk algınlığı, grip, zatürre gibi enfeksiyonlara karşı direnci azaltır” diyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-bu-hastaliklar-sik-goruluyor-589314">Çocuklarda bu hastalıklar sık görülüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vegan beslenme hem sağlığa hem de çevreye faydalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/vegan-beslenme-hem-sagliga-hem-de-cevreye-faydali-588436</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Nov 2025 10:26:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[çevreye]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[faydalı]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığa]]></category>
		<category><![CDATA[temelli]]></category>
		<category><![CDATA[vegan]]></category>
		<category><![CDATA[Vegan Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Vejetaryen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588436</guid>

					<description><![CDATA[<p>1 Kasım Dünya Vegan Günü olarak anılıyor ve vegan beslenmeye dair farkındalık geliştirilmesi hedefleniyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vegan-beslenme-hem-sagliga-hem-de-cevreye-faydali-588436">Vegan beslenme hem sağlığa hem de çevreye faydalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1 Kasım Dünya Vegan Günü olarak anılıyor ve vegan beslenmeye dair farkındalık geliştirilmesi hedefleniyor. Hayvanlardan elde edilen hiçbir gıdayı yememeyi içeren bir beslenme modeli olan vegan beslenmeye ilgi ise son yıllarda giderek artıyor. Vegan ve vejetaryen beslenme modelleri, yalnızca bir yaşam tarzı tercihi değil; etik, ekolojik ve sağlık temelli bir farkındalığın da göstergesi haline geldi. Vegan beslenmeye dair açıklamalarda bulunan İstinye Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Melike Şeyma Deniz, bu beslenme modellerinin sağlığa ve çevreye katkılarını değerlendirerek önemli uyarılarda bulundu.</p>
<p><strong>GEZEGENİN GELECEĞİ İÇİN DE KRİTİK ÖNEME SAHİP</strong></p>
<p>Dr. Deniz, son yıllarda yapılan bilimsel çalışmaların bitki ağırlıklı beslenmenin çok yönlü faydalarına dikkat çektiğini belirterek şöyle konuştu:</p>
<p>“Bitki temelli beslenme yalnızca bireysel sağlık açısından değil, gezegenin sürdürülebilirliği açısından da çok değerli. Çünkü bu beslenme modeli hem hastalık risklerini azaltıyor hem de çevresel etkileri minimize ediyor.”</p>
<p><strong>YETERSİZ BESİN ÖĞESİ ALIMI İÇİN TAKVİYE KULLANMAK ÖNEMLİ</strong></p>
<p>Hayvansal kaynaklı besinleri sınırlayan ancak farklı düzeylerde tüketim tercihleri bulunan bireylere vejetaryen deniliyor. Süt ürünleri tüketenler lakto-vejetaryen, yumurta tüketenler ovo-vejetaryen, her ikisini de tüketenler lakto-ovo-vejetaryen, balık tüketenler ise pesko-vejetaryen olarak adlandırılıyor. Hiçbir hayvansal ürünü kullanmayan bireyler ise vegan beslenme modelini benimsiyor. Dr. Deniz, özellikle vegan beslenme biçiminin dikkatli planlanması gerektiğini vurgulayarak şunları ekledi:</p>
<p>“Vegan diyetler doğru planlandığında yeterli ve dengeli olabilir. Ancak B12 ve D vitamini, kalsiyum, iyot, çinko, selenyum ve protein gibi bazı besin öğelerinin yetersiz alımı riski vardır. Bu nedenle profesyonel destek almak, gerekirse takviye kullanmak önem taşır.”</p>
<p><strong>VEGAN BESLENME KALP SAĞLIĞINA FAYDALI</strong></p>
<p>Araştırmalar, vegan beslenme modelinin koroner kalp hastalığı, tip 2 diyabet, hipertansiyon, bazı kanser türleri ve obezite riskini azalttığını ortaya koyuyor. Dr. Deniz, bu durumun beslenmenin içeriğiyle doğrudan ilişkili olduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p>“Bitki temelli beslenme; lif, antioksidan ve fitokimyasal bileşenler açısından zengin, doymuş yağ açısından ise düşüktür. Bu da hastalık riskini azaltan önemli bir faktördür. Ayrıca, bağırsak mikrobiyotasını güçlendirir ve inflamasyonu azaltarak cilt sağlığına da katkı sağlar.”</p>
<p><strong>SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK AÇISINDAN DA KATKI SUNUYOR</strong></p>
<p>Bilimsel veriler, vegan, vejetaryen ve Akdeniz tipi beslenme modellerinin çevresel sürdürülebilirlik açısından en avantajlı diyetler olduğunu gösteriyor. Bu beslenme biçimleri; daha az sera gazı emisyonu, daha az su tüketimi ve daha az toprak kullanımı gerektiriyor. Dr. Deniz, bu konuda verdiği örnekte şunları söyledi:</p>
<p>“Bir kilogram sebze üretimi için yaklaşık 332 litre su gerekirken, 1 kilogram dana eti üretimi için 15.415 litre su gerekiyor. Bu fark, bitkisel temelli beslenmenin gezegen üzerindeki etkisini açıkça ortaya koyuyor.”</p>
<p><strong>‘ETSİZ PAZARTESİ’ İLE BÜYÜK BİR FARK YARATILABİLİR</strong></p>
<p>Dr. Deniz, “Etsiz Pazartesi (Meatless Monday)” hareketinin herkes için ulaşılabilir bir başlangıç olduğunu vurgulayarak şöyle devam etti:</p>
<p>“Vegan veya vejetaryen olmasanız bile haftanın bir günü et yememek hem bedeniniz hem de gezegen için anlamlı bir katkı sağlar. Pazartesi günü öğünlerde sebze ve baklagil tercih ederek sağlığınızı desteklerken çevreye de olumlu bir etki yaratabilirsiniz.”</p>
<p><strong>BİTKİSEL AĞIRLIKLI BİR GELECEK MÜMKÜN</strong></p>
<p>Tüm bu veriler ışığında, bitki temelli beslenmenin yalnızca bir trend değil hem bireysel hem de toplumsal düzeyde daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir geleceğin anahtarı olduğu görülüyor. Dr. Deniz, “Et tüketimini azaltmak, sebze, meyve, tam tahıl ve baklagil ağırlıklı bir beslenme düzenine geçmek; sağlığımızı korumanın ve gezegenimize saygı göstermenin en etkili yollarından biridir” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vegan-beslenme-hem-sagliga-hem-de-cevreye-faydali-588436">Vegan beslenme hem sağlığa hem de çevreye faydalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tırnak bakımı sadece estetik değil, sağlık işi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tirnak-bakimi-sadece-estetik-degil-saglik-isi-588242</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Oct 2025 13:27:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bakım]]></category>
		<category><![CDATA[bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[estetik]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[işi]]></category>
		<category><![CDATA[kişiler]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Podolog]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tırnak]]></category>
		<category><![CDATA[Tırnak Bakımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588242</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Podoloji Programı Öğr. Gör. Muharrem Tosun, el ve ayak tırnak bakımı konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tirnak-bakimi-sadece-estetik-degil-saglik-isi-588242">Tırnak bakımı sadece estetik değil, sağlık işi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Podoloji Programı Öğr. Gör. Muharrem Tosun, el ve ayak tırnak bakımı konusunu değerlendirdi.</p>
<h3><strong>“Sertifikasız çalışanların sayısı azımsanmayacak kadar fazla”</strong></h3>
<p>Mahalle arası yerlerde çalışan tırnak bakım uzmanlarının eğitim düzeyi ve sertifika durumlarının farklılık gösterebildiğini ifade eden Öğr. Gör. Muharrem Tosun, “Bazı kişiler güzellik kurslarına katılarak temel eğitimler alsa da birçoğu bu işi tamamen tecrübe yoluyla öğrenmiştir. Sertifikasız çalışanların sayısı azımsanmayacak kadar fazladır. Bu durum, özellikle hijyen ve sağlık açısından risk oluşturabilir çünkü profesyonel eğitim almayan kişilerin enfeksiyon, mantar ve siğil gibi bulaşıcı hastalıklar veya cilt rahatsızlıkları gibi konularda yeterli bilgisi olmayabilir.” dedi.</p>
<h3><strong>“Bu eğitimler tıbbi bilgi içermiyor”</strong></h3>
<p>Tırnak bakım hizmeti veren kişilerin genellikle kısa süreli kurslarla yetkinlik kazandıklarını belirten Öğr. Gör. Muharrem Tosun, “Genellikle kısa süreli güzellik ve bakım kurslarına katılarak manikür-pedikür, el-ayak bakımı ve protez tırnak gibi konularda temel eğitim alırlar. Bu kurslar sonunda bazıları sertifika da elde eder. Ancak bu eğitimler tıbbi bilgi içermez; dolayısıyla sağlıkla ilgili sorunlara müdahale yetkileri yoktur. Yetkinlikleri daha çok estetik ve kozmetik bakım alanıyla sınırlıdır.” diye konuştu.</p>
<h3><strong>“Steril ekipman ve eldiven kullanımı hayati önem taşıyor”</strong></h3>
<p>Hijyen kurallarına uyulmadığında ciddi enfeksiyon riskleri doğabileceğine dikkat çeken Podolog Muharrem Tosun, “Bu kişiler mutlaka her müşteri için steril edilmiş veya tek kullanımlık malzemeler tercih etmelidir. Eldiven kullanımı, ellerin ve çalışma alanının temizliği çok önemlidir. Tırnak mantarı, siğil, enfeksiyon gibi bulaşıcı hastalıkların yayılmasını önlemek için hijyen kurallarına titizlikle uymaları gerekir. Ayrıca herhangi bir sağlık problemi belirtisi gördüklerinde işlem yapmaktan kaçınıp, kişiyi bir uzmana yönlendirmeleri gerekir.” ifadesinde bulundu.</p>
<h3><strong>“Podologlar, ayak sağlığında uzman kişilerdir”</strong></h3>
<p>Podologların yalnızca estetik değil, tıbbi bakıma da odaklandığını belirten Tosun, “Podologlar, özellikle ayak sağlığı alanında uzmanlaşmış kişilerdir. Tırnak batıkları, nasırlar, tırnak mantarı ve deforme tırnak gibi problemlerle ilgilenirler. Ayrıca medikal ayak bakımı yapabilirler. Estetik kaygıdan çok, sağlığı ön planda tutarak, kişiye özel tıbbi bakım uygularlar. Podologlar, sadece tırnak bakımı değil; diyabetik ayak bakımı, sporcu ayak bakımı ve hamilelerde ayak bakımı gibi özel sağlık alanlarında da destek sunarlar.” dedi.</p>
<h3><strong>“Tırnak bakımı, sağlık sorunlarını erken tespit etmede önemli rol oynar”</strong></h3>
<p>Podologların tırnak yapısındaki değişimleri dikkatle incelediğini ifade eden Muharrem Tosun, “Podologlar, bakım esnasında tırnakların rengi, yapısı, kalınlığı ve şekli gibi detaylara dikkat ederek sağlıkla ilgili olası sorunları tespit ederler. Örneğin tırnak mantarı, dolaşım bozuklukları ya da diyabetik komplikasyonlar gibi durumları erken fark edebilirler. Ayrıca bu tarz konularda multidisipliner çalışarak uzman hekimlerle iş birliği yaparlar. Böylelikle probleme zamanında müdahale ederek, ciddi sağlık problemlerinin önüne geçerler. Tedavi sürecinde bilimsel yöntemleri takip edip medikal aletler kullanarak ağrısız ve hijyenik çözümler sunarlar.” şeklinde konuştu.</p>
<h3><strong>“Düzenli tırnak bakımı yaşam kalitesini artırır”</strong></h3>
<p>Tırnak bakımının yalnızca görünüm değil, yaşam kalitesi açısından da önem taşıdığını söyleyen Öğr. Gör. Muharrem Tosun, şöyle devam etti:</p>
<p>“Düzenli tırnak bakımı sadece estetik değil sağlık açısından da önemlidir. Bakım ile tırnakta oluşabilecek mantar, kalınlaşma ve tırnak batması gibi istenmeyen durumların önüne geçilebilmektedir.  Ayrıca bazı hastalıkların belirtileri de tırnaklarda renk ve şekil bozukluğuyla kendisini gösterebilmektedir.   Özellikle yaşlı bireyler ve diyabet hastalarında tırnaklarda kalınlaşma görülmekte olup bu kişiler ev şartlarında kendi tırnaklarını kesmekte zorlanmaktadır bu da kişinin sosyal hayatını olumsuz etkilemektedir. Bu kişilerde yapılacak tırnak bakımıyla yaşam kaliteleri arttırılabilir ayakta oluşabilecek enfeksiyon riskinin önüne geçilebilir.</p>
<p>Podologlar, işlem sırasında bir sağlık problemi fark ettiklerinde öncelikle görev ve sorumlukları dahilinde işlem yapabilmektedirler. Sorumluluklarını aşan durumlarda ise aldıkları eğitim sonucu ilgili kişiyi hangi alandaki bir uzmana yönlendireceğini bilmektedirler Böylelikle sağlık problemine zamanında ve doğru yaklaşımla müdahale edilecek olduğundan bütüncül bir sağlık yaklaşımı da sunmuş olurlar.”</p>
<h3><strong>“Sterilizasyon cihazı kullanımı şart”</strong></h3>
<p>Tırnak bakımında en önemli riskin enfeksiyon bulaşması olduğunu hatırlatan Öğr. Gör. Muharrem Tosun, “Yapılan araştırmalar göstermiştir ki tırnaklarda işlem sırasında görülebilen en önemli risk enfeksiyon bulaşma riskidir. Bu sebeple kullanılacak tüm ekipmanların otoklov gibi sterilizasyon cihazlarında steril edilmesi gerekmektedir. Kişilerin bu konuya özellikle dikkat etmesini rica ediyorum.” diye sözlerine son verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tirnak-bakimi-sadece-estetik-degil-saglik-isi-588242">Tırnak bakımı sadece estetik değil, sağlık işi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Buca Belediyesi&#8217;nden kesintisiz &#8220;Afet Farkındalık Eğitimi&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buca-belediyesinden-kesintisiz-afet-farkindalik-egitimi-587795</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Oct 2025 11:13:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[buca]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[kesintisiz]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[toplumu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=587795</guid>

					<description><![CDATA[<p>Buca Belediyesi Arama Kurtarma Birimi (BUCAKUT), olası afetlere karşı ilçe sakinlerini bilinçlendirme çalışmalarını aralıksız olarak sürdürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buca-belediyesinden-kesintisiz-afet-farkindalik-egitimi-587795">Buca Belediyesi&#8217;nden kesintisiz &#8220;Afet Farkındalık Eğitimi&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Buca Belediyesi Arama Kurtarma Birimi (BUCAKUT), olası afetlere karşı ilçe sakinlerini bilinçlendirme çalışmalarını aralıksız olarak sürdürüyor. Buca Belediye Başkanı Mimar Görkem Duman, “Afetler değil, asıl can alan şey tedbirsizliklerdir. Yerel yönetimler olarak biz de bu gerçeğin bilinciyle hareket ediyoruz” dedi.</p>
<p>Buca’da afet farkındalığını artırmak amacıyla yoğun bir eğitim programı gerçekleştiren BUCAKUT, afet öncesinde alınması gereken önlemlerden, afet anında hayatta kalma becerilerine kadar geniş bir yelpazede toplumu bilinçlendiriyor. BUCAKUT’un verdiği eğitimlerin hayati önem taşıdığını belirten Buca Belediye Başkanı Görkem Duman, afetlere karşı hazırlıklı olmanın ise bir zorunluluk niteliğinde olduğunu söyledi.</p>
<p>“ÇALIŞMALARIMIZ SÜRECEK”<br />Yerel yönetim olarak bu bilinçle toplumun her kesimine yönelik çalışmalarını sürdüreceklerini belirten Buca Belediye Başkanı Görkem Duman, şöyle konuştu:<br />“30 Ekim’de yaşanan İzmir depremi, bu coğrafyada yaşayan herkes için bir milat. O acı deneyim bize gösterdi ki afetler değil, asıl can alan şey tedbirsizliklerdir. Yerel yönetimler olarak biz de bu gerçeğin bilinciyle hareket ediyor, ilçemizi afetlere karşı &#8216;dirençli kent&#8217;  vizyonuyla hazırlıyoruz.  BUCAKUT ekibimiz, bilinçli bir toplum oluşturma misyonu çerçevesinde önemli çalışmalara imza atıyor. Toplumun her kesimine yönelik eğitim çalışmaları gerçekleştiriyor. Özellikle ilçemizdeki okullarda afet farkındalık tatbikatları yaparak geleceğin bilinçli ve hazırlıklı toplumunu şekillendirme yolunda önemli adımlar atıyor. Muhtarlarımız ve STK&#8217;larımızla el ele vererek, afet bilincinin mahalle mahalle, sokak sokak yaygınlaşmasını sağlıyor.”</p>
<p>NELER YAPILIYOR?<br />BUCAKUT, düzenli eğitim programı kapsamında, ilçe genelindeki okullarda düzenli olarak &#8220;Afet Farkındalık Eğitimi&#8221; veriyor. Ekipler, öğrencilere deprem, yangın, sel gibi olaylarda doğru davranış şekillerini, tahliye yöntemlerini ve toplanma alanlarının önemini uygulamalı olarak aktarıyor. Senaryo tatbikatları, güvenli alan belirleme, &#8220;çök-kapan-tutun&#8221; tekniği gibi temel bilgiler, çocukların anlayabileceği sade bir dille uygulamalı şekilde gösteriliyor. Öte yandan, muhtarlar ve STK’lar da BUCAKUT&#8217;un eğitim çalışmalarının önemli bir parçasını oluşturuyor. Muhtarlar aracılığıyla mahalle sakinlerine daha hızlı ve etkin ulaşmayı hedefleyen ekip, STK&#8217;larla işbirliği yaparak toplumun her kesiminde afet bilincini yaygınlaştırmayı amaçlıyor. Yapılan seminerlerde, kentin depremselliği, afetlere karşı hazırlık ve arama kurtarma faaliyetlerinin önemi gibi konular detaylıca ele alınıyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buca-belediyesinden-kesintisiz-afet-farkindalik-egitimi-587795">Buca Belediyesi&#8217;nden kesintisiz &#8220;Afet Farkındalık Eğitimi&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocukluk çağının en çok görülen kanseri yaygınlaşıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocukluk-caginin-en-cok-gorulen-kanseri-yayginlasiyor-587720</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Oct 2025 08:26:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çağının]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[görülen]]></category>
		<category><![CDATA[hücreler]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[lösemi]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaşıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=587720</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde çocuk kanserleri arasında ilk sırada yer alan lösemi, son yıllarda giderek yaygınlaşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocukluk-caginin-en-cok-gorulen-kanseri-yayginlasiyor-587720">Çocukluk çağının en çok görülen kanseri yaygınlaşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde çocuk kanserleri arasında ilk sırada yer alan lösemi, son yıllarda giderek yaygınlaşıyor. <strong>Acıbadem Altunizade Hastanesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Canpolat</strong>, hastalığın özellikle 2-5 yaş arasındaki çocuklarda sık görüldüğünü belirterek, anne-babaların sıkı gözlemleri sayesinde erken teşhisin mümkün olduğunu vurguluyor. Çocukluk çağı kanserlerine karşı toplumsal farkındalığın artırılmasının, tedavi başarısında son derece önemli rol oynadığını, bu nedenle her yıl <strong>2-8 Kasım Lösemili Çocuklar Haftası</strong> kapsamında etkinlikler yapıldığını belirten Prof. Dr. Canpolat, löseminin 5 öncü sinyalini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p>Teknolojiyle iç içe, hızlı tüketimin merkezde olduğu modern yaşam, çocuk sağlığını sessiz ama güçlü biçimde tehdit ediyor. Artan hava kirliliği, hazır gıdalar, kimyasal içerikli oyuncaklar ve ekran karşısında geçirilen uzun saatler, çocukluk çağı lösemilerinin görülme oranının son yıllarda artmasına neden oluyor. <strong>Acıbadem Altunizade Hastanesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Canpolat </strong>bu durumun sadece genetik değil, çevresel faktörlerle de yakından ilişkisi olduğunu belirterek “Özellikle içinde bulundouğumuz modern çağda çevresel faktörlerin çok daha etkili olduğunu görüyoruz. Pestisit içeren gıdalar, hava kirliliği, plastik kullanımındaki artış ve elektromanyetik alanlar derken çocukların bağışıklık sistemi zayıflıyor. Ailelerin bu konuda bilinçli olması, erken farkındalık açısından kritik rol oynuyor” diyor. </p>
<p><strong>Sinsice ilerliyor, erken tanı büyük önem taşıyor</strong></p>
<p>Löseminin sinsice ilerleyen bir hastalık olduğu için belirtilerinin de genellikle yorgunluk, solunum yolu enfeksiyonları ya da kansızlık gibi durumlarla karıştırılabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Cengiz Canpolat sözlerine şöyle devam ediyor: “Oysa erken tanı, sadece yaşam süresini değil, tedavinin başarısını da kökten etkiliyor. Erken fark edilen her gün, çocuğun bağışıklık sisteminde önemli kazanımlar sağlıyor. Hastalığın ilk evrelerinde tespit edilmesi durumunda çocukların büyük bölümü tamamen sağlığına kavuşabiliyor. Ancak tanı geciktikçe kanserli hücreler çoğaldığından dolayı tedavi süreci uzuyor, ilaç dozları artıyor ve küçük bedenlerinin yükü ağırlaşıyor. Bu nedenle ailelerin en küçük şüphede bile vakit kaybetmeden uzmana danışmaları gerekiyor.”</p>
<p><strong>Tedavide kişiye özel yaklaşımlar öne çıkıyor</strong></p>
<p>Çocukluk çağı kanserleri içerisinde yüzde 30 ile en sık görüleni lösemi. Bilim dünyası çocukluk çağı lösemisinin tedavisinde son yıllarda büyük bir dönüm noktasına ulaştı. Günümüzde artık sadece kanser hücrelerini yok etmek değil, sağlıklı hücreleri koruyarak yaşam kalitesini yükseltmenin hedeflendiğini vurgulayan Prof. Dr. Cengiz Canpolat şöyle konuşuyor: “Geçmişte lösemi tedavisinde kullanılan kemoterapiler, vücuttaki tüm hızlı bölünen hücreleri etkilerdi. Günümüzde ise hedefe yönelik ilaçlarla sadece lösemi hücrelerine yöneliyoruz. Bu sayede saç dökülmesi, mide bulantısı gibi yan etkiler daha az görülüyor ve çocuklar tedavi sürecini çok daha iyi tolere ediyor.”</p>
<p><strong>Lösemide bu belirtileri ihmal etmeyin!</strong></p>
<p>Prof. Dr. Cengiz Canpolat, löseminin üç öncü belirtisini sıralayarak, anne babalara bu belirtileri kesinlikle dikkate almalarını vurguluyor. İşte o belirtiler;</p>
<ul>
<li><strong>Sebepsiz morluklar</strong></li>
</ul>
<p>Çocuğun cildinde bir çarpma sonucu değil, sebepsiz yere oluşan morluklar erken tanıda çok büyük önem taşıyor. Anne babalar genellikle ‘çocuk bu, sürekli düşüyor’ diyerek bacakların özellikle üst kısımlarında oluşan morlukları geçiştirmemeli. Eğer morluklar sık tekrarlıyor, geç iyileşiyor ya da farklı bölgelerde nedeni belirsiz şekilde ortaya çıkıyorsa mutlaka bir hekim tarafından değerlendirilmesi gerekiyor. </p>
<ul>
<li><strong>Burun ve diş eti kanamaları</strong></li>
</ul>
<p>Çocuklarda ara sıra burun veya diş eti kanaması normal olsa da, bu durum sıklaştığında önemli bir sinyal olabilir. Özellikle kendiliğinden başlayan, uzun süren ya da tekrarlayan burun kanamaları ve fırçalama sırasında kolayca kanayan diş etleri, kanın pıhtılaşma mekanizmasında bir sorun olduğuna işaret edebilir. Bu nedenle bu belirtileri hafife almamak, dikkatle izlemek ve zaman kaybetmeden doktora başvurmak gerekir. </p>
<ul>
<li><strong>Sık tekrarlayan ateş ve enfeksiyonlar</strong></li>
</ul>
<p>Bağışıklık sistemi zayıfladığı için çocuk sık sık ateşlenir, basit bir soğuk algınlığı uzun sürer veya tekrarlayan boğaz iltihapları görülür. Bu durum, vücudun savunma mekanizmasının lösemi hücreleri tarafından baskılandığını gösterebilir. Özellikle sonbahar ve kış aylarında çocuklarda solunum yolu enfeksiyonları yaygınlaştığı için, aileler bu duruma karşı uyanık olmalı, sık tekrarlayan ateş, enfeksiyon ve kol-bacak ağrıları olması durumunda çocuk onkoloji uzmanına başvurmalıdır. </p>
<ul>
<li><strong>Lenf bezlerinde büyüme</strong></li>
</ul>
<p>Çocukların enfeksiyon sırasında özellikle boyun, koltuk altı ya da kasık bölgesinde lenf bezlerinin büyüyebilir. Ancak tedavi süresi sona erdiğinde lenf bezlerinde hala bir küçülme olmamışsa hatta daha da büyümüşse, üzerine dokununca hassasiyet olmuyorsa ve lenf bezi büyümesine yüksek ateş eşlik ediyorsa mutlaka Çocuk Hematoloji ve Onkoloji bölümüne başvurulmalıdır.  </p>
<ul>
<li><strong>Bitmeyen halsizlik ve yorgunluk</strong></li>
</ul>
<p>Eskiden enerjik olan bir çocuğun oyunlara ilgisini kaybetmesi, sık sık dinlenmek istemesi ve yüzünde belirgin bir solgunluk oluşması, kansızlıktan çok daha fazlasını işaret edebilir. Lösemi, kemik iliğindeki sağlıklı hücrelerin yerini kanserli hücrelerin almasıyla oksijen taşıma kapasitesini azaltır. Çocuğunuzun günlük yaşamda hareketlilik seviyesini, uyku düzenini iyi takip ederek geçmeyen halsizlik, yorgunluk ve uykuya dalma güçlüğü durumunda doktora başvurun. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocukluk-caginin-en-cok-gorulen-kanseri-yayginlasiyor-587720">Çocukluk çağının en çok görülen kanseri yaygınlaşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
