<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ölüme | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/olume/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/olume</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 03 Apr 2024 11:38:52 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>ölüme | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/olume</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Beşiktaş&#8217;ta 29 ölüme neden olan yangın faciası iş kazası mı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/besiktasta-29-olume-neden-olan-yangin-faciasi-is-kazasi-mi-448619</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Apr 2024 11:38:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[beşiktaşta]]></category>
		<category><![CDATA[faciası]]></category>
		<category><![CDATA[kazası]]></category>
		<category><![CDATA[neden]]></category>
		<category><![CDATA[olan]]></category>
		<category><![CDATA[ölüme]]></category>
		<category><![CDATA[yangın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=448619</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul'un Beşiktaş ilçesinde 16 katlı binanın bodrum katındaki gece kulübünde tadilat sırasında çıkan yangında 29 kişi hayatını kaybetmesi ve 1 kişinin de ağır yaralanması iş sağlığı ve güvenliği konusunu yeniden gündeme getirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/besiktasta-29-olume-neden-olan-yangin-faciasi-is-kazasi-mi-448619">Beşiktaş&#8217;ta 29 ölüme neden olan yangın faciası iş kazası mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İstanbul&#8217;un Beşiktaş ilçesinde 16 katlı binanın bodrum katındaki gece kulübünde tadilat sırasında çıkan yangında 29 kişi hayatını kaybetmesi ve 1 kişinin de ağır yaralanması iş sağlığı ve güvenliği konusunu yeniden gündeme getirdi.</strong></p>
<p><strong>Yanıcı bir ortam varsa ortamda çok ufak bir kıvılcımın bile yangını başlatabildiğini kaydeden İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, “Yangın başladıktan sonra bir anda hızlıca ilerlemiş gözüküyor. Ama öyle bile olsa bir kısmının arka kaçış kapılarından kaçabilmiş olması lazım. Burada görünen hiçbiri kaçamadı.” dedi.</strong></p>
<p><strong>“Hızlı yanan, kolay parlayan, birden alevlenen bir malzeme ortalığı cehennemvari bir ateş topuna döndürmüş olabilir.” diyen İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, tadilat işlemlerine başlamadan önce tedbirler alınması gerektiğini ve bu tedbirlerde eksiklikler olduğunu söyledi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan ve İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, İstanbul&#8217;un Beşiktaş ilçesinde 16 katlı binanın bodrum katındaki gece kulübünde tadilat sırasında çıkan yangında 29 kişi hayatını kaybetmesi ve 1 kişinin de ağır yaralanmasını iş sağlığı ve güvenliği açısından<strong> </strong>değerlendirdi.</p>
<p><strong>“Kapalı alanda 29 kişiyi ani bir yangında kurtaramadık ya bin kişi olsaydı&#8230;”</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, olay yerinde yaptığı değerlendirmede, “Hepimize geçmiş olsun, hakikaten çok acı bir olay. Kapalı alanda 29 kişiyi ani bir yangında kurtaramadık. Şöyle düşünün burası çok yoğun olduğunda, içeride 500, bin kişi olduğu vakit 29 kişinin tahliyesi olmazken bu bin kişiyi nasıl tahliye edecektik?” dedi.</p>
<p>Yangın olayına iki yönlü bakmak gerektiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, “Birincisi proaktif. Böyle bir olay olmadan bunun önlenmesi&#8230; Bu tür işletmelerin çıkışlarında problem varsa olay olmayan kapatılması lazım. Esas problem buna benzer ne kadar yerimiz var Türkiye&#8217;de? Irak&#8217;ta 143 kişi bir düğün sırasında yanarak vefat etti. Biz de buna benzer bir olay olmaması için ne yapmamız gerektiğini çok iyi incelenmesi lazım. Bu bize örnek olacak. Keşke olmasaydı.” diye konuştu.  </p>
<p><strong>“Bir yangın tüpü de mi yoktu?”</strong></p>
<p>Olayla ilgili müfettişlerin evrak üzerinden izinleri inceleyeceğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, bu işyerinin kapasitesi neyse bu tür bir olayda çok kısa sürede, 2-4 dakikada tahliye edebilecek bir yapıya sahip olması gerektiğini, ona göre çıkış kapılarının olması ve bir olay anında hemen oraların tahliyesinin sağlanabilmesi gerektiğini anlattı.</p>
<p>“Burada görünen 30 kişi tahliye edememişler. Yangın çıktığı yerden başka bir yerde kapısı yok muydu?  Nasıl oldu anlayamıyoruz. Detaylı incelemelerle çıkacak ama görünen ki tahliye yapamamışlar. Bir yangın tüpü de mi yoktu?” diyen Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, “Bir iki dakika içinde yangını söndüremiyorsan bir anda çok büyüyor. Burada çok yanıcı malzemeler var. Tiner var. Alev hızlı büyümüş olabilir. Tahliye koridorları var mı, yok mu bilemiyoruz.” dedi.</p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, tadilat alanında oksijen oranı normal seviyenin daha üstündeyse çok ufak bir alev kaynağının bile bir anda parlamaya neden olabileceğini ve insanların kaçamayacağını dile getirerek, “Öyle bir durumla da karşılaşmış olabiliriz. O ancak detaylı araştırmayla bulunacak bir olay. Yani sadece yanıcı maddeler değil ses izolasyonu için malzemeler var. Büyük elektrik spotları var, kabloları var. Çok miktarda yanmaya uygun malzeme var. İlk an bir şey yapamamışlar ve hatta bu kişilerde yangın söndürme bilgisi olan hiç kimse yok gibi de anlaşılıyor. Yani ilk anda bir söndürme çalışması yapılamamış.” diye anlattı.</p>
<p><strong>“Çok ufak bir kıvılcım bile yangını başlatabiliyor”</strong></p>
<p>Yanıcı bir ortam varsa ortamda çok ufak bir kıvılcımın bile yangını başlatabildiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, “Yani telefon açılması bile başlatabiliyor. Burada eğer kaynak yapılıyorsa o kaynak ateşi zaten ilk yangın kıvılcımını başlatması için yeterli. Zaten ilk başladıktan sonra bir anda hızlıca ilerlemiş gözüküyor. Ama öyle bile olsa bir kısmının arka kaçış kapılarından kaçabilmiş olması lazım. Burada görünen hiçbiri kaçamadı. 29 kişi vefat ediyor.” diye konuştu. </p>
<p>Kaçış yollarının kilitli olmuş olma ihtimaline de değinen Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, pahalı malzemelerin, elektronik aletlerin çalınma korkusundan kilitli olabileceğini de söyledi.</p>
<p><strong>“En az üç tane kaçış yolu olmalı. Ne yazık ki yok. Varsa da kapalıydı!”</strong></p>
<p>16 katlı bir binanın altında böyle bir yerin olmasını da değerlendiren Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, “Kaçış yollarının olmaması veya kaçış yollarının uygun olmaması çok büyük problem. Burada tahliyeyle ilgili bir çalışmanın daha önceden yapıldığını gösteren bir durum görünmüyor. Kaçabilecekleri yer bile yok. Kapıdan çıkamamışlar.” dedi.</p>
<p><strong>Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl: “Birden alevlenen bir malzeme ortalığı ateş topuna döndürmüş olabilir”</strong></p>
<p>İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl de konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, tadilat işlemi sırasında kullanılan malzemelerin bu yangında önemli hale geldiğini kaydederek, “Muhtemelen kolay yanıcı veya parlayıcı bir takım tiner benzeri malzemeler kullanılmış olabilir. Kaçamadıkları için de bu tahmini kullanıyoruz. Dolayısıyla hızlı yanan, kolay parlayan, birden alevlenen bir malzeme ortalığı cehennemvari bir ateş topuna döndürmüş olabilir.” dedi. </p>
<p><strong>“Kimyasal bir fabrikada çıkabilecek tarzda bir yangına benziyor”</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, kimyasal bir fabrikada çıkabilecek tarzda bir yangına benzediğini de dile getirerek, şöyle devam etti:</p>
<p>“Herhangi bir binanın bodrum katında bu derece hızlı büyüyen bir yangına rastlamayız. Bir yangının ortalama büyüme hızı iki, iki buçuk dakikayı bulur. İki, iki buçuk dakikada da herkes kaçabilir. Zaten biz iş güvenliği uzmanlığı olarak tahliye tatbikatlarında iki dakika hedefleriz. Burada işçilerin kaçamamasından alevlerin ve dumanların bir anda ortalığı sarmasından tahmin yapabiliyoruz.  İşçilerin kaçış yolundan çıkamamaları da olması gereken ikinci veya üçüncü kaçış yolunu bulamadıklarından, belki de kilitli olduklarını tahmin ediyorum. Bunun ötesini tahmin etmek de biraz zor. Problem şu; önce tedbir alınması gerekiyordu bu işlemlere başlamadan önce. Bu tedbirlerde eksiklikler olduğunu düşünüyorum. Diskotek veya gece kulübü tarzı bir yerde mutlaka ikinci ve üçüncü yangın kapılarının yangın çıkışların olması gerekir. Tabii işçiler bunları ne derece biliyordu. Bu yangın çıkışları açık mıydı? İçeriden malzeme çalınmasın diye kilitlenmiş bile olabilir. Yangında ateşten ölen sayısı çok azdır. Genelde dumandan boğularak ölürsünüz.”</p>
<p><strong>Denetim eksiği mi var?</strong></p>
<p>Binanın ruhsatının 2018’de yenilendiğinin, ancak itfaiye raporunun 2016’da alındığı bilgisinin geldiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, “İtfaiye raporu 2016’dan beri sabit duruyor. O zamandan bugüne kadar hiç kimse ne denetlemiş ne bakmış. Sıkıntıların başında o geliyor. Net bir şey söyleyemiyorum ama bakmak gerekiyor. Bazen görüyoruz ki 3-5 sene sonra kurulan sistemler denetlenmediği için işlevsiz hale geliyor.” dedi.</p>
<p>Orada ciddi bir inceleme gerektiğini de söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, “Buradaki en büyük sorunlardan bir tanesi böyle bir yerde otomatik yangın söndürücü sistemlerinin olması gerekiyordu. Her ne kadar tadilat olsa bile. Bir yangın çıktığında otomatik olarak su basarlar. Başarı oranı da yaklaşık yüzde 97’dir. Yani çok etkilidir. Dolayısıyla bu bina 16 katlı bir bina. Bu tür bir iş yerinde bunun zorunlu tutulması gerekir. Bunların bulunup bulunmadığı, çalışıp çalışmadığını, çalışıyorsa şu anda neden çalışmadığını bilirkişi raporları açıklayacaktır.” diye konuştu.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/besiktasta-29-olume-neden-olan-yangin-faciasi-is-kazasi-mi-448619">Beşiktaş&#8217;ta 29 ölüme neden olan yangın faciası iş kazası mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nasrallah: Filistin edebiyatı ölüme karşı hayatla direniyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/nasrallah-filistin-edebiyati-olume-karsi-hayatla-direniyor-423035</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Nov 2023 09:54:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[direniyor]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[filistin]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[nasrallah]]></category>
		<category><![CDATA[ölüme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=423035</guid>

					<description><![CDATA[<p>Filistin edebiyatının ölüme karşı hayatla direndiğini söyleyen Filistinli şair ve romancı Nasrallah, “Siyonist yazarlar siyonist bir askere dönüşüyor” dedi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nasrallah-filistin-edebiyati-olume-karsi-hayatla-direniyor-423035">Nasrallah: Filistin edebiyatı ölüme karşı hayatla direniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Filistin edebiyatının ölüme karşı hayatla direndiğini söyleyen Filistinli şair ve</p>
<p>romancı Nasrallah, “Siyonist yazarlar siyonist bir askere dönüşüyor” dedi</p>
<p>Nasrallah: Filistin edebiyatı</p>
<p>ölüme karşı hayatla direniyor</p>
<p>Filistin’in yaşayan en büyük şair ve romancılarından İbrahim Nasrallah,</p>
<p>Uluslararası Sezai Karakoç Günleri kapsamında Kocaelililerle bir araya geldi.</p>
<p>Gazze’nin Siyonistler tarafından acımasızca bombalandığını hatırlatan</p>
<p>Nasrallah, Filistin edebiyatının ölüme karşı hayatla direndiğini vurguladı.</p>
<p>Siyonist yazarların insancıl görünmeye çalışsalar dahi bir anda Siyonist bir</p>
<p>askere dönüşebildiklerinin altını çizen Nasrallah, Sezai Karakoç’un Kudüs’ü ele</p>
<p>aldığı Alınyazısı Saati şiirinden bir pasaj okudu. Kocaeli Kongre Merkezi’nde</p>
<p>düzenlenen söyleşisinde Nasrallah’a sık sık alkışlarla karşılık veren</p>
<p>Kocaelililer, aynı zamanda anlatılanlar karşısında duygusal anlar yaşadı.</p>
<p>“FİLİSTİN’İN SİZE VE BÖYLE GÜNLERE İHTİYACI VAR”</p>
<p>Nasrallah, “Filistin’in gerçekten böyle günlere ve sizlere ihtiyacı var. Bu</p>
<p>kalabalığının burada bulunması Filistin halkı için çok önemli. Sezai Karakoç</p>
<p>beyin şiirinin girişini okuyacağım” dedi. Programda Nasrallah’a şiirlerinin</p>
<p>Türkçe seslendirmesi için Ayçin Kantoğlu ve moderatör olarak da çağdaş Arap</p>
<p>edebiyatı uzmanı Peren Birsaygılı Mut eşlik etti.</p>
<p>“ACI HAYATIMIZI KAPSIYORDU”</p>
<p>Siyonist işgalin başladığı günlerde doğmasının Filistin halkının yaşadığı bütün</p>
<p>acıları yaşama fırsatı verdiğini söyleyen Nasrallah, “Gözlerimle gördüm</p>
<p>insanların nasıl yaşadığını ve nasıl öldüğünü. Öyle bir süreç geçirdik ki</p>
<p>umudun olmadığı, umut içermediği bir süreydi. Çünkü acı hayatımızı</p>
<p>kapsıyordu. Filistin halkının en az 10 yıla ihtiyacı vardı bu acılardan kurtulmak</p>
<p>için. Bu yıllarda halkımın evini, arazisini kaybettiğine tanıklık ettim. Gördüğüm</p>
<p>olaylar elbette hayatıma etki etti. Tabi ki bu yaşanılan sıkıntılar, tanıklık etmiş</p>
<p>olduğum şeyler sonraki deneyimlerime çok büyük katkısı oldu. Bu bağlamda</p>
<p>birçok şiir ve roman ele aldım. Bu eserlerde Filistin halkının mülteci</p>
<p>kamplarında yaşadığı zorluk ve sıkıntıları dillendirdim. Ama diyebilirim ki </p>
<p>yazdıklarım Filistin halkının yaşadıklarıyla doğrudan bağlantısı olmasa da ona</p>
<p>etkisinin olduğunu düşünüyorum” dedi.</p>
<p>“KASİDELER İNSANLARI KORUMAK İÇİN YAZILMALI”</p>
<p>Eserlerini yazmaya başladığı süreci aktaran Nasrallah, “Yazdığım kasidelerden</p>
<p>biri Arapça hocamı tendik amaçlı yazılmıştı. Çünkü kendisi bunları benim</p>
<p>yazdığımı düşünmüyordu. Kara eylül katliamı yaşandı Ürdün’de ve maalesef</p>
<p>bu katliamda hocamız şehit düştü. O gün hayatımda öğrenebileceğim en</p>
<p>büyük dersi öğrenmiş oldum. Öğrenim ki kasideler insanları korumak, insanları</p>
<p>müdafaa etmek için yazılır. Onları tenkit etmek için değil. Bu ve bunun gibi</p>
<p>yaşamış olduğum olaylar yazım şeklime, edebiyatıma çok büyük katkı sağladı.</p>
<p>Bu yaşadıklarımın etkisi gözlemlenebilmektedir” ifadelerini kullandı.</p>
<p>“SİZ BİZİ YENEMEZSİNİZ, BİZİ YOK EDEMEZSİNİZ”</p>
<p>Nasrallah’a Filistinlilerin şehitlerine zılgıt çekmesi geleneğini kitabının girişine</p>
<p>yazmasıyla ilgili soru yöneltildi. Bu soruya Nasrallah, “Filistinliler şehit</p>
<p>görmekten mutlu oluyor şeklinde bir intiba vardı. Dolayısıyla bu eseri yazmış</p>
<p>bulundum. Bu zılgıtlarla düşmanımıza siz bizi yenemezsiniz, siz bizi hezimete</p>
<p>uğratamazsınız, yok edemezsiniz mesajı veriyoruz. Ama biliyoruz ki şehitlerin</p>
<p>annesi herkesten fazla ağlayacaktır. Sadece yalnız kalacağı anı beklemektedir.</p>
<p>Bu kitabın yazılış nedeni dünyada insanların Filistinlilerin şehitlerinden mutlu</p>
<p>oluyorlar algısını yıkmak içindir. Filistinli annenin çok acı çektiğini aktarabilmek</p>
<p>içindi. Ama insanların önünde alenen sarf etmediğimiz gözyaşlarımızı Filistin</p>
<p>özgür olunca çokça sarf edeceğiz” yanıtını verdi.</p>
<p>“İLK DİRENİŞÇİLER EDEBİYATÇILAR VE SANATÇILARDI”</p>
<p>Filistin edebiyatının dünü ve bugünüyle ilgili bir soruya da cevap veren</p>
<p>Nasrallah, “Filistin edebiyatına bakacak olursak bunun tesadüfi bir edebiyat</p>
<p>olmadığını görürüz. Ve Filistin sanatına baktığımız zaman çok çok dolu</p>
<p>olduğunu görürüz. Filistin’de 1937 yılında sinema prodüksiyonu gerçekleştiren</p>
<p>bir şirket kuruldu. Hatta bu kurulan şirketin gazetelerde ilanını gördük. Bu</p>
<p>şirkete destekte bulunun ki bu şirket de ülkeye katkıda bulunsun. Bu bilinç</p>
<p>Filistin halkının uyanık ve ayakta olduğunu gösteriyor. Direniş edebiyatının</p>
<p>ortaya çıkması bir boşluktan dolayı değil gerekliliktendir. Görünen o ki direniş</p>
<p>edebiyatı aslında direniş gerçekleşmeden önce ortaya çıkmıştı. Diyebilir ki</p>
<p>Nekbe’den sonra ilk direnişçiler edebiyatçılar, sanatçılardır.’’</p>
<p>“SİYONİSTLERİN YOK ETME POLTİKASINA KARŞI ÇIKILDI”</p>
<p>‘’Tabi bu da edebiyat yazarlarının direnişçi olduğunu açıkça göstermekte.</p>
<p>Filistin edebiyatı çok kuvvetli bir şekilde Siyonistlerin yok etme politikasına</p>
<p>karşı bir mücadele içerisinde. Çünkü Siyonist varlık Filistin halkına dair ne</p>
<p>varsa yok etmek istiyor. Demek istiyorum ki Siyonist varlık yıllar önce</p>
<p>Filistinlileri yok etmek için bir örgüt kurdu. İlk olarak köylerin ve şehirlerin</p>
<p>isimlerini sildiler ve İbranice isimler koydular. İlk aşama böyle başladı.</p>
<p>Sonrasında yapmış oldukları ise 500’e varan köyü yıkmaktı. 1948’de Gazze </p>
<p>şeridi içerisinde kalanlar Arapça’nın silinmesi tehlikesiyle karşılaştı. Dolayısıyla</p>
<p>şu an gördüğümüz edebiyatçılar bu adamların çocuklarıdır. Arapça’yı</p>
<p>konuşmak, Arapça’yı öğrenmek bir direniş türüydü. Dile tutunmasalardı,</p>
<p>dillerini korumasalardı direniş edebiyatı diye bir şey göremezdik. Filistinliyi</p>
<p>katlederek yok etmek, bugün Gazze’de gördüğümüz gibi, sadece evleri yok</p>
<p>ederek değil bilakis insanları mümkün olduğunca çok sayıda Filistinliyi yok</p>
<p>etmeyi amaçlamıştır. Filistinlilere ait milyonlarca zeytin ağacını yok ettiler.</p>
<p>İnsanlara, doğaya, ağaçlara karşı her türlü düşmanlığı gösteriyorlar. İçinde</p>
<p>hayat olan her şeye karşılar. Filistin’e dair ne varsa karşılar” ifadelerini kullandı.</p>
<p>“FİLİSTİN’İ TERK ETTİĞİMİZİ KİM SÖYLEDİ”</p>
<p>Yaşanan birçok olayın Filistinli yazarları doğrudan ya da dolaylı olarak</p>
<p>etkilediğini söyleyen Nasrallah, “Amman’da bulunan mülteci kampında</p>
<p>geçirmiş olduğum günler çok sayıda şiir ve roman yazamama yardımcı oldu.</p>
<p>Gazze’nin yaşamış olduğu saldırılar nedeniyle yazdığım şiirleri aktarabilirim.</p>
<p>İnsanlar Gazze’de yaşadığımı düşünüyor. Ama onlara Gazze’ye giremediğimi</p>
<p>ve girmemin yasak olduğunu söylediğimde Gazze’yle ilgili detaysal ayrıntıları</p>
<p>nasıl aktarabildiğimi soruyorlar. Diğer Filistin şehirleriyle ilgili yazılarımla</p>
<p>benzer soruları alıyorum. Size kim Filistin’i terk ettiğimizi, Filistin’den</p>
<p>ayrıldığımız söyledi diye karşılık veriyorum” dedi.</p>
<p>“YIKILMIŞ BİR KÖYÜ ÖYLE BİR YAZMALISIN Kİ BİR DA YIKILAMASIN”</p>
<p>Sözlerine devam eden Nasrallah, “İkinci intifada olaylarında küçük bir çocuk</p>
<p>şehit edildi. Yalnızca dört aylıktı ve adı İman Hiccu’ydu. Ve bir tank mermisi</p>
<p>onun karnından geçmişti. Onun resmini gördüğümde şehit olduktan sonra</p>
<p>çekilmişti. Adeta bu zulme karşı bir direniş halindeydi. Meleklerin Aynası adlı</p>
<p>divanımı yazmaya başladım. Bu kitap o çocuğun büyürse nasıl olurdu şeklinde</p>
<p>biyografisiydi. Kitabın büyük bir bölümünde o küçük şehidin ağzından ifadeler</p>
<p>yer almakta. Aynı şekilde anne ve babası da bu divanda yer almakta. Yıkılmış</p>
<p>olan bir köy hakkında yazdığında sadece o köyü yazmıyorsun. Onu öyle bir ele</p>
<p>almalısın ki bir daha yıkılamasın. Bir şehit hakkında yazdığında da öyle bir</p>
<p>yazmalısın ki onu bir daha şehit edemesinler. Yazmış olduğum Meleklerin</p>
<p>Aynası adlı divanımı annesine gönderdiğimde beni arayarak ‘Bu divanı</p>
<p>okuduktan sonra anladım ki Filistinli bir çocuğu asla öldüremeyecekler’ dedi.’’</p>
<p>“SİYONİSTLER EDEBİYATTA DA YALAN SÖYLÜYOR”</p>
<p>‘’Filistin edebiyatı hayata, doğuşa işaret etmekte. Filistin Draması adlı eserime</p>
<p>de değinmek istiyorum. Bu eserde 18 yüzyıldan günümüze kadar Filistin </p>
<p>halkının neler yaşadığını işledim. Gazze Düğünleri adlı eserimde gülünecek</p>
<p>olaylara yer verdim. Dolayısıyla Filistin halkı Siyonistlere karşı ölüme ölümle</p>
<p>değil ölüme karşı hayatla direnmekte. Şifa Hastanesi’nde ve diğer yerlerde</p>
<p>nasıl gerçekleri yok edip bulandırıyorlarsa Siyonistler kendi edebiyatlarında da</p>
<p>yalanları işliyorlar. Edebiyat güzellik demektir. Edebiyatın insanlığı öldürmek</p>
<p>gibi rolü bulunmuyor. Siyonist yazarlar insancıl görünmeye çalışsalar da adeta</p>
<p>Siyonist bir askere dönüşüyorlar. Edebiyat yalnızca güzelliğin yanında olursa</p>
<p>edebiyat olur. İnsanlığın düşmanı ve ölümün dostu olursa edebiyatın edebiyat</p>
<p>olması mümkün değildir” diye konuştu.</p>
<p>İBRAHİM NASRALLAH KİMDİR?</p>
<p>2018 yılında Arabic Booker Prize ödülünü kazanan İbrahim Nasrallah, 1954&#8217;te</p>
<p>Amman-Ürdün&#8217;de, 1948&#8217;de anavatanlarından sökülen Filistinli bir ailenin</p>
<p>çocuğu olarak dünyaya geldi. Nasrallah şair, romancı, ressam ve fotoğrafçıdır.</p>
<p>Ürdün’deki Al-Wihdat Mülteci Kampı’nda büyümüş, Ürdün’de öğrenim görmüş</p>
<p>ve kamptaki eğitim enstitüsünden eğitim sertifikası almıştır. İki yıl Suudi</p>
<p>Arabistan’da öğretmen olarak çalışan Nasrallah, daha sonra Ürdün’e dönerek</p>
<p>başta Ad-Dustur gazetesi olmak üzere çeşitli gazetelerde gazetecilik yapmıştır.</p>
<p>Nasrallah bugüne kadar 14 şiir, 23 roman ve 2 film eleştirisi kitabı yayınladı.</p>
<p>1985&#8217;te, her romanın bağımsız olduğu bir roman dizisi programında 250 yıllık</p>
<p>modern Filistin tarihini kapsayan Filistin Trajikomedisi&#8217;ni yayınladı. Eserleri</p>
<p>İngilizce, İtalyanca, Danca, Türkçe, İspanyolca, Farsça ve diğer dillere çevrildi.</p>
<p>Nasrallah&#8217;ın kitapları Arap dünyasında en çok satan kitaplar arasında yer</p>
<p>alıyor.</p>
<p>EN ÖNEMLİ ROMAN</p>
<p>Prairies of Fever adlı romanı, Guardian gazetesi tarafından Araplar veya Arap</p>
<p>olmayanlar tarafından Arap dünyası hakkında yazılmış en önemli on romandan</p>
<p>biri olarak seçildi. En sonuncusu 2022&#8217;de ABD&#8217;deki Filistin Ödülü Vakfı</p>
<p>tarafından Filistin Edebiyat Ödülü&#8217;ne layık görülmesi olmak üzere 11 ödül</p>
<p>kazandı. 1997&#8217;de Sultan Owais Edebiyat Şiir Ödülü&#8217;nü aldı. Beyaz Atlar</p>
<p>Zamanı adlı romanı 2009&#8217;da Uluslararası Arap Kurgu Ödülü&#8217;ne aday gösterildi</p>
<p>ve İkinci Köpek Savaşı adlı romanı 2018&#8217;de Arabic Booker Ödülü&#8217;nü kazandı.</p>
<p>Ocak 2014&#8217;te, bacaklarını kaybetmiş biri kız biri erkek iki Filistinli gencin de</p>
<p>katıldığı bir girişimle Kilimanjaro Dağı&#8217;na zirve yapmayı başardı. Tırmanış,</p>
<p>çocuklara tıbbi hizmet sağlamaya adanmış bir sivil toplum kuruluşunu</p>
<p>desteklemek içindi. Bu yolculuğu hakkında yazdığı Kilimanjaro&#8217;nun Ruhları adlı</p>
<p>romanı Katara Arap Romanları Ödülü&#8217;ne layık görüldü (2016). 2020 yılında</p>
<p>&#8220;Noel Ağacının Altında Bir Tank&#8221; adlı romanıyla Katara Ödülü&#8217;ne ikinci kez</p>
<p>layık görülen ilk Arap yazar oldu.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nasrallah-filistin-edebiyati-olume-karsi-hayatla-direniyor-423035">Nasrallah: Filistin edebiyatı ölüme karşı hayatla direniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
