Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

    Nasrallah: Filistin edebiyatı ölüme karşı hayatla direniyor

    Filistin edebiyatının ölüme karşı hayatla direndiğini söyleyen Filistinli şair ve romancı Nasrallah, “Siyonist yazarlar siyonist bir askere dönüşüyor” dedi

    Filistin edebiyatının ölüme karşı hayatla direndiğini söyleyen Filistinli şair ve

    Filistin edebiyatının ölüme karşı hayatla direndiğini söyleyen Filistinli şair ve

    romancı Nasrallah, “Siyonist yazarlar siyonist bir askere dönüşüyor” dedi

    Nasrallah: Filistin edebiyatı

    ölüme karşı hayatla direniyor

    Filistin’in yaşayan en büyük şair ve romancılarından İbrahim Nasrallah,

    Uluslararası Sezai Karakoç Günleri kapsamında Kocaelililerle bir araya geldi.

    Gazze’nin Siyonistler tarafından acımasızca bombalandığını hatırlatan

    Nasrallah, Filistin edebiyatının ölüme karşı hayatla direndiğini vurguladı.

    Siyonist yazarların insancıl görünmeye çalışsalar dahi bir anda Siyonist bir

    askere dönüşebildiklerinin altını çizen Nasrallah, Sezai Karakoç’un Kudüs’ü ele

    aldığı Alınyazısı Saati şiirinden bir pasaj okudu. Kocaeli Kongre Merkezi’nde

    düzenlenen söyleşisinde Nasrallah’a sık sık alkışlarla karşılık veren

    Kocaelililer, aynı zamanda anlatılanlar karşısında duygusal anlar yaşadı.

    “FİLİSTİN’İN SİZE VE BÖYLE GÜNLERE İHTİYACI VAR”

    Nasrallah, “Filistin’in gerçekten böyle günlere ve sizlere ihtiyacı var. Bu

    kalabalığının burada bulunması Filistin halkı için çok önemli. Sezai Karakoç

    beyin şiirinin girişini okuyacağım” dedi. Programda Nasrallah’a şiirlerinin

    Türkçe seslendirmesi için Ayçin Kantoğlu ve moderatör olarak da çağdaş Arap

    edebiyatı uzmanı Peren Birsaygılı Mut eşlik etti.

    “ACI HAYATIMIZI KAPSIYORDU”

    Siyonist işgalin başladığı günlerde doğmasının Filistin halkının yaşadığı bütün

    acıları yaşama fırsatı verdiğini söyleyen Nasrallah, “Gözlerimle gördüm

    insanların nasıl yaşadığını ve nasıl öldüğünü. Öyle bir süreç geçirdik ki

    umudun olmadığı, umut içermediği bir süreydi. Çünkü acı hayatımızı

    kapsıyordu. Filistin halkının en az 10 yıla ihtiyacı vardı bu acılardan kurtulmak

    için. Bu yıllarda halkımın evini, arazisini kaybettiğine tanıklık ettim. Gördüğüm

    olaylar elbette hayatıma etki etti. Tabi ki bu yaşanılan sıkıntılar, tanıklık etmiş

    olduğum şeyler sonraki deneyimlerime çok büyük katkısı oldu. Bu bağlamda

    birçok şiir ve roman ele aldım. Bu eserlerde Filistin halkının mülteci

    kamplarında yaşadığı zorluk ve sıkıntıları dillendirdim. Ama diyebilirim ki 

    yazdıklarım Filistin halkının yaşadıklarıyla doğrudan bağlantısı olmasa da ona

    etkisinin olduğunu düşünüyorum” dedi.

    “KASİDELER İNSANLARI KORUMAK İÇİN YAZILMALI”

    Eserlerini yazmaya başladığı süreci aktaran Nasrallah, “Yazdığım kasidelerden

    biri Arapça hocamı tendik amaçlı yazılmıştı. Çünkü kendisi bunları benim

    yazdığımı düşünmüyordu. Kara eylül katliamı yaşandı Ürdün’de ve maalesef

    bu katliamda hocamız şehit düştü. O gün hayatımda öğrenebileceğim en

    büyük dersi öğrenmiş oldum. Öğrenim ki kasideler insanları korumak, insanları

    müdafaa etmek için yazılır. Onları tenkit etmek için değil. Bu ve bunun gibi

    yaşamış olduğum olaylar yazım şeklime, edebiyatıma çok büyük katkı sağladı.

    Bu yaşadıklarımın etkisi gözlemlenebilmektedir” ifadelerini kullandı.

    “SİZ BİZİ YENEMEZSİNİZ, BİZİ YOK EDEMEZSİNİZ”

    Nasrallah’a Filistinlilerin şehitlerine zılgıt çekmesi geleneğini kitabının girişine

    yazmasıyla ilgili soru yöneltildi. Bu soruya Nasrallah, “Filistinliler şehit

    görmekten mutlu oluyor şeklinde bir intiba vardı. Dolayısıyla bu eseri yazmış

    bulundum. Bu zılgıtlarla düşmanımıza siz bizi yenemezsiniz, siz bizi hezimete

    uğratamazsınız, yok edemezsiniz mesajı veriyoruz. Ama biliyoruz ki şehitlerin

    annesi herkesten fazla ağlayacaktır. Sadece yalnız kalacağı anı beklemektedir.

    Bu kitabın yazılış nedeni dünyada insanların Filistinlilerin şehitlerinden mutlu

    oluyorlar algısını yıkmak içindir. Filistinli annenin çok acı çektiğini aktarabilmek

    içindi. Ama insanların önünde alenen sarf etmediğimiz gözyaşlarımızı Filistin

    özgür olunca çokça sarf edeceğiz” yanıtını verdi.

    “İLK DİRENİŞÇİLER EDEBİYATÇILAR VE SANATÇILARDI”

    Filistin edebiyatının dünü ve bugünüyle ilgili bir soruya da cevap veren

    Nasrallah, “Filistin edebiyatına bakacak olursak bunun tesadüfi bir edebiyat

    olmadığını görürüz. Ve Filistin sanatına baktığımız zaman çok çok dolu

    olduğunu görürüz. Filistin’de 1937 yılında sinema prodüksiyonu gerçekleştiren

    bir şirket kuruldu. Hatta bu kurulan şirketin gazetelerde ilanını gördük. Bu

    şirkete destekte bulunun ki bu şirket de ülkeye katkıda bulunsun. Bu bilinç

    Filistin halkının uyanık ve ayakta olduğunu gösteriyor. Direniş edebiyatının

    ortaya çıkması bir boşluktan dolayı değil gerekliliktendir. Görünen o ki direniş

    edebiyatı aslında direniş gerçekleşmeden önce ortaya çıkmıştı. Diyebilir ki

    Nekbe’den sonra ilk direnişçiler edebiyatçılar, sanatçılardır.’’

    “SİYONİSTLERİN YOK ETME POLTİKASINA KARŞI ÇIKILDI”

    ‘’Tabi bu da edebiyat yazarlarının direnişçi olduğunu açıkça göstermekte.

    Filistin edebiyatı çok kuvvetli bir şekilde Siyonistlerin yok etme politikasına

    karşı bir mücadele içerisinde. Çünkü Siyonist varlık Filistin halkına dair ne

    varsa yok etmek istiyor. Demek istiyorum ki Siyonist varlık yıllar önce

    Filistinlileri yok etmek için bir örgüt kurdu. İlk olarak köylerin ve şehirlerin

    isimlerini sildiler ve İbranice isimler koydular. İlk aşama böyle başladı.

    Sonrasında yapmış oldukları ise 500’e varan köyü yıkmaktı. 1948’de Gazze 

    şeridi içerisinde kalanlar Arapça’nın silinmesi tehlikesiyle karşılaştı. Dolayısıyla

    şu an gördüğümüz edebiyatçılar bu adamların çocuklarıdır. Arapça’yı

    konuşmak, Arapça’yı öğrenmek bir direniş türüydü. Dile tutunmasalardı,

    dillerini korumasalardı direniş edebiyatı diye bir şey göremezdik. Filistinliyi

    katlederek yok etmek, bugün Gazze’de gördüğümüz gibi, sadece evleri yok

    ederek değil bilakis insanları mümkün olduğunca çok sayıda Filistinliyi yok

    etmeyi amaçlamıştır. Filistinlilere ait milyonlarca zeytin ağacını yok ettiler.

    İnsanlara, doğaya, ağaçlara karşı her türlü düşmanlığı gösteriyorlar. İçinde

    hayat olan her şeye karşılar. Filistin’e dair ne varsa karşılar” ifadelerini kullandı.

    “FİLİSTİN’İ TERK ETTİĞİMİZİ KİM SÖYLEDİ”

    Yaşanan birçok olayın Filistinli yazarları doğrudan ya da dolaylı olarak

    etkilediğini söyleyen Nasrallah, “Amman’da bulunan mülteci kampında

    geçirmiş olduğum günler çok sayıda şiir ve roman yazamama yardımcı oldu.

    Gazze’nin yaşamış olduğu saldırılar nedeniyle yazdığım şiirleri aktarabilirim.

    İnsanlar Gazze’de yaşadığımı düşünüyor. Ama onlara Gazze’ye giremediğimi

    ve girmemin yasak olduğunu söylediğimde Gazze’yle ilgili detaysal ayrıntıları

    nasıl aktarabildiğimi soruyorlar. Diğer Filistin şehirleriyle ilgili yazılarımla

    benzer soruları alıyorum. Size kim Filistin’i terk ettiğimizi, Filistin’den

    ayrıldığımız söyledi diye karşılık veriyorum” dedi.

    “YIKILMIŞ BİR KÖYÜ ÖYLE BİR YAZMALISIN Kİ BİR DA YIKILAMASIN”

    Sözlerine devam eden Nasrallah, “İkinci intifada olaylarında küçük bir çocuk

    şehit edildi. Yalnızca dört aylıktı ve adı İman Hiccu’ydu. Ve bir tank mermisi

    onun karnından geçmişti. Onun resmini gördüğümde şehit olduktan sonra

    çekilmişti. Adeta bu zulme karşı bir direniş halindeydi. Meleklerin Aynası adlı

    divanımı yazmaya başladım. Bu kitap o çocuğun büyürse nasıl olurdu şeklinde

    biyografisiydi. Kitabın büyük bir bölümünde o küçük şehidin ağzından ifadeler

    yer almakta. Aynı şekilde anne ve babası da bu divanda yer almakta. Yıkılmış

    olan bir köy hakkında yazdığında sadece o köyü yazmıyorsun. Onu öyle bir ele

    almalısın ki bir daha yıkılamasın. Bir şehit hakkında yazdığında da öyle bir

    yazmalısın ki onu bir daha şehit edemesinler. Yazmış olduğum Meleklerin

    Aynası adlı divanımı annesine gönderdiğimde beni arayarak ‘Bu divanı

    okuduktan sonra anladım ki Filistinli bir çocuğu asla öldüremeyecekler’ dedi.’’

    “SİYONİSTLER EDEBİYATTA DA YALAN SÖYLÜYOR”

    ‘’Filistin edebiyatı hayata, doğuşa işaret etmekte. Filistin Draması adlı eserime

    de değinmek istiyorum. Bu eserde 18 yüzyıldan günümüze kadar Filistin 

    halkının neler yaşadığını işledim. Gazze Düğünleri adlı eserimde gülünecek

    olaylara yer verdim. Dolayısıyla Filistin halkı Siyonistlere karşı ölüme ölümle

    değil ölüme karşı hayatla direnmekte. Şifa Hastanesi’nde ve diğer yerlerde

    nasıl gerçekleri yok edip bulandırıyorlarsa Siyonistler kendi edebiyatlarında da

    yalanları işliyorlar. Edebiyat güzellik demektir. Edebiyatın insanlığı öldürmek

    gibi rolü bulunmuyor. Siyonist yazarlar insancıl görünmeye çalışsalar da adeta

    Siyonist bir askere dönüşüyorlar. Edebiyat yalnızca güzelliğin yanında olursa

    edebiyat olur. İnsanlığın düşmanı ve ölümün dostu olursa edebiyatın edebiyat

    olması mümkün değildir” diye konuştu.

    İBRAHİM NASRALLAH KİMDİR?

    2018 yılında Arabic Booker Prize ödülünü kazanan İbrahim Nasrallah, 1954’te

    Amman-Ürdün’de, 1948’de anavatanlarından sökülen Filistinli bir ailenin

    çocuğu olarak dünyaya geldi. Nasrallah şair, romancı, ressam ve fotoğrafçıdır.

    Ürdün’deki Al-Wihdat Mülteci Kampı’nda büyümüş, Ürdün’de öğrenim görmüş

    ve kamptaki eğitim enstitüsünden eğitim sertifikası almıştır. İki yıl Suudi

    Arabistan’da öğretmen olarak çalışan Nasrallah, daha sonra Ürdün’e dönerek

    başta Ad-Dustur gazetesi olmak üzere çeşitli gazetelerde gazetecilik yapmıştır.

    Nasrallah bugüne kadar 14 şiir, 23 roman ve 2 film eleştirisi kitabı yayınladı.

    1985’te, her romanın bağımsız olduğu bir roman dizisi programında 250 yıllık

    modern Filistin tarihini kapsayan Filistin Trajikomedisi’ni yayınladı. Eserleri

    İngilizce, İtalyanca, Danca, Türkçe, İspanyolca, Farsça ve diğer dillere çevrildi.

    Nasrallah’ın kitapları Arap dünyasında en çok satan kitaplar arasında yer

    alıyor.

    EN ÖNEMLİ ROMAN

    Prairies of Fever adlı romanı, Guardian gazetesi tarafından Araplar veya Arap

    olmayanlar tarafından Arap dünyası hakkında yazılmış en önemli on romandan

    biri olarak seçildi. En sonuncusu 2022’de ABD’deki Filistin Ödülü Vakfı

    tarafından Filistin Edebiyat Ödülü’ne layık görülmesi olmak üzere 11 ödül

    kazandı. 1997’de Sultan Owais Edebiyat Şiir Ödülü’nü aldı. Beyaz Atlar

    Zamanı adlı romanı 2009’da Uluslararası Arap Kurgu Ödülü’ne aday gösterildi

    ve İkinci Köpek Savaşı adlı romanı 2018’de Arabic Booker Ödülü’nü kazandı.

    Ocak 2014’te, bacaklarını kaybetmiş biri kız biri erkek iki Filistinli gencin de

    katıldığı bir girişimle Kilimanjaro Dağı’na zirve yapmayı başardı. Tırmanış,

    çocuklara tıbbi hizmet sağlamaya adanmış bir sivil toplum kuruluşunu

    desteklemek içindi. Bu yolculuğu hakkında yazdığı Kilimanjaro’nun Ruhları adlı

    romanı Katara Arap Romanları Ödülü’ne layık görüldü (2016). 2020 yılında

    “Noel Ağacının Altında Bir Tank” adlı romanıyla Katara Ödülü’ne ikinci kez

    layık görülen ilk Arap yazar oldu.

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı