<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kriz | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/kriz/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/kriz</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 13 May 2026 16:52:52 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>kriz | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/kriz</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sağlıklı kentlerin ortak dili oluşuyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/saglikli-kentlerin-ortak-dili-olusuyor-635046</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 May 2026 16:52:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Alan]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[dili]]></category>
		<category><![CDATA[düğümü]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[kentler]]></category>
		<category><![CDATA[kentlerin]]></category>
		<category><![CDATA[kriz]]></category>
		<category><![CDATA[oluşuyor]]></category>
		<category><![CDATA[ortak]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=635046</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Başkanı ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın öncülüğünde bu yıl ilk defa düzenlenen Sağlıklı Kentler Forumu’nun ilk gününde su krizinden enerji verimliliğine, gıda güvenliğinden kent yoksulluğuna kadar çoklu krizler ele alındı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-kentlerin-ortak-dili-olusuyor-635046">Sağlıklı kentlerin ortak dili oluşuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Başkanı ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın öncülüğünde bu yıl ilk defa düzenlenen Sağlıklı Kentler Forumu’nun ilk gününde su krizinden enerji verimliliğine, gıda güvenliğinden kent yoksulluğuna kadar çoklu krizler ele alındı. Sağlıklı kentlerin ortak dilinin oluşturulmasına yönelik yol haritası oluşturuldu. </p>
<p>Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın öncülüğünde bu yıl ilk defa organize edilen Sağlıklı Kentler Forumu (Healthy Cities Forum-HCF) akademi, toplum ve yerel yönetimleri bir araya getirdi. İstanbul Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde düzenlenen iki günlük forumun ilk gününde Gıda Düğümü, Su Düğümü ve Enerji Düğümü başlıklı oturumlar başta olmak üzere çok sayıda panel gerçekleştirildi. Başkan Dr. Cemil Tugay ve Sağlıklı Kentler Birliği üye il ve ilçe belediye başkanları olmak üzere katılımcılar, alanında uzman akademisyen ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin sunumlarını dinledi.</p>
<p><strong>Daha çok gıda üretimi değil daha az tüketim </strong><br />Moderatörlüğünü Ege Üniversitesi Gıda Mühendisliği öğretim üyesi Prof. Dr. Şebnem Tavman’ın gerçekleştirdiği “Gıda Düğümü” oturumunda İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Orman Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğanay Tolunay ve Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Program Destek Uzmanı Ali Agören konuşmacı oldu. “Toprağı Kaybeden Kentler: Gıda, Tarım ve Kent Arasındaki Kopuş&#8221; başlığıyla düzenlenen oturumda, kırsalda tarım alanlarının azalması, orman alanlarının yok edilmesi, kırsaldan kent merkezlerine göç ve kırsal yerleşim yerlerinin şehirleşmesi gibi gıda güvenliğini tehlikeye sokan pek çok konu masaya yatırıldı. Tarımsal üretimin artırılmasından ziyade doğru gıda tüketim politikalarının yaygınlaştırılması fikri ön plana çıktı. </p>
<p><strong>Su kaynaklarının kirletilmemesi hayati öneme sahip </strong><br />Forumun “Su Düğümü” başlıklı ikinci oturumu Ege Üniversitesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Kurucu moderatörlüğünde gerçekleştirildi.  &#8220;Daha Azına Hazır mıyız? Kuraklık Çağında Suyun Geleceği&#8221; başlığıyla düzenlenen oturumda İstanbul Teknik Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İrfan Yolcubal ve İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Orman Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Serengil konuşmacı oldu. Oturumda kentlerdeki nüfus artışının su varlığına etkisi, iklim krizi ve yağışlar, yeraltı ve yerüstü su kaynaklarının durumu, su rezervlerinin doğru kullanılamaması, Gediz Nehri örneğinde olduğu gibi su kaynaklarını kirleten unsurlar, tarım ve sanayi kaynaklı faaliyetlerin oluşturduğu kirlilikler, geçmişten gelen yanlış politikaların günümüze olan etkileri konuşuldu. Su kaynaklarının temizlenmesinden ziyade kirletilmesinin önlenmesi ön plana çıktı. </p>
<p><strong>Enerji düğümünde kritik nokta verimlilik </strong><br />Üçüncü “Enerji Düğümü” oturumu “Kentlerin Enerjisi: Yenilenebilir Enerji, Temiz Enerji Kaynakları ve Enerjide Merkezsizleşme” başlığıyla düzenlendi. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ender Peker’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen oturumda Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Bilim Kurulu Üyesi Prof. Geoff Green ve İzmir Ekonomi Üniversitesi Sürdürülebilir Enerji ve İklim Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Kurucu Direktörü Prof. Dr. Mehmet Efe Biresselioğlu, enerjinin günlük hayatın devamı için oluşturduğu kritik nokta, enerji sistemlerinin örgütlenmesi ve doğru kurgulanması, davranışsal dönüşüm ve kentsel mobilite, toplu ulaşım kullanımının yaygınlaşması,  enerji verimliliği yatırımları, hanelerde enerji verimliliğinin sağlanması, konutlarda apartmanlarda enerji verimliliğinin artırılması konuşuldu.  </p>
<p><strong>Kentlerin dört ana sorunu: Barınma, sürekli gözetim, ekoloji ve güvensizlik</strong><br />Üç oturumun ardından günün “Koridorlara Geçiş” adlı son paneli &#8220;Daha Çoğuna Hazır mıyız? Çoklu Krizler Çağında Kentler ve Sistemler Arası Bağlantılar&#8221; başlığıyla gerçekleştirildi. Adnan Menderes Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve DSÖ Bilim Kurulu Onursal Üyesi Prof. Dr. E. Didem Evci Kiraz moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde Dokuz Eylül Üniversitesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Çörekçioğlu ve Temiz Hava Hakkı Platformu’ndan Deniz Gümüsel konuşmacı oldu. Kentlerin yaşadığı krizlerin sıradanlaşması, kriz yönetimi, kentlerin kriz enflasyonu, kentlerin sorunlarının doğru tespiti ve tedavi yöntemleri, temiz hava hakkı, yabancılaşma, yaşam hakları gibi sorunlar konuşuldu. Modern kent paradigmasının dört ana sorunu olarak mekânsal ayrışma ve barınma,  akıllı kent projeleri ve sürekli gözetim hali, ekolojik sorunlar ile kentlilerin yaşadığı güvensizlik ön plana çıktı. <br />Ana salondaki oturumlarla eş zamanlı olarak Tek Sağlık, Fonlar ve Projeler, Senin Meselen, Senin Sesin: Gençliğiyle Sağlıklı Kenti İnşa Etmek, Sekizinci Faz, Sağlık Okuryazarlığı, Şehir Sağlık Profili başlıklı paneller gerçekleştirildi.</p>
<p><strong>Sağlıklı kentlerin ortak dili “Sağlıklı Kentin Alfabesi” ile oluşuyor</strong><br />Sağlıklı Kentler Birliği, Sağlıklı Kentler Forumu boyunca İzmir Planlama Ajansı tarafından geliştirilen dijital platform aracılığıyla “Sağlıklı Kentin Alfabesi” çalışmasını hayata geçirdi.  Sağlıklı kent yaklaşımına ilişkin ortak bir kavramsal çerçeve ve terminoloji oluşturmayı hedefleyen çalışma kapsamında katılımcılar, hazırlanan kare kod üzerinden platforma erişerek alfabeden harfler seçti ve sağlıklı kenti tanımlayan kavramlar ekledi. Başkan Tugay, alana gelerek kavramları inceledi; bilgi aldı. Her kavram, katılımcılar tarafından yapılan kısa açıklamalarla birlikte sisteme işlendi. Forum süresince üretilen kavramlar, alanda kurulan dijital ekrana canlı olarak yansıtılarak ortak ve katılımcı bir üretim süreci oluşturuldu. Çalışma; sağlıklı kenti yalnızca fiziksel çevre üzerinden değil, sosyal, ekolojik, mekânsal ve yönetişim boyutlarıyla birlikte ele alan ortak bir dil geliştirmeyi amaçlıyor. Sağlıklı Kentler Birliği, katılımcı katkılarını değerlendirerek DSÖ Avrupa Sağlıklı Şehirler Ağı VIII. Faz yaklaşımıyla uyumlu, belediyeler arasında ortak anlayış ve bilgi paylaşımını güçlendirecek bir yönetişim altyapısının oluşturulmasını hedefliyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-kentlerin-ortak-dili-olusuyor-635046">Sağlıklı kentlerin ortak dili oluşuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bakırköy&#8217;de Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı Tanıtıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bakirkoyde-surdurulebilir-enerji-ve-iklim-eylem-plani-tanitildi-612716</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Feb 2026 15:53:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bakırköy]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[eylem]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[İstaç]]></category>
		<category><![CDATA[klim]]></category>
		<category><![CDATA[kriz]]></category>
		<category><![CDATA[planı]]></category>
		<category><![CDATA[secap]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir]]></category>
		<category><![CDATA[Sürdürülebilir Enerji]]></category>
		<category><![CDATA[tanıtıldı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=612716</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bakırköy Belediyesi’nin Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı (SECAP) lansmanı, belediyenin konferans salonunda gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bakirkoyde-surdurulebilir-enerji-ve-iklim-eylem-plani-tanitildi-612716">Bakırköy&#8217;de Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı Tanıtıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bakırköy Belediyesi’nin Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı (SECAP) lansmanı, belediyenin konferans salonunda gerçekleştirildi. Bakırköy Belediye Başkanı Doç. Dr. Ayşegül Ovalıoğlu “Bu plan; yalnızca karbon salımını azaltmayı değil, aynı zamanda daha adil, daha sağlıklı ve daha dirençli bir Bakırköy inşa etmeyi hedefliyor” dedi.</p>
<p>Bakırköy Belediyesi, iklim kriziyle mücadele ve sürdürülebilir kent hedefi doğrultusunda hazırladığı Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı’nı (SECAP) düzenlenen lansman programıyla kamuoyuna tanıttı. Bakırköy Belediyesi konferans salonunda gerçekleştirilen lansman, geniş bir katılımla yapıldı. Programa Bakırköy Belediye Başkanı Doç. Dr. Ayşegül Ovalıoğlu’nun yanı sıra İBB Çevre Koruma ve Daire Başkanı Prof. Dr. Ayşen Erdinçler, İSTAÇ Genel Müdürü Fatih Uğur, İSTAÇ A.Ş Enerji Tesisleri Koordinasyon Müdürü Aynur Kemirtlek, meclis üyeleri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve mahalle muhtarları katıldı. Lansmanda açılış konuşmalarını Bakırköy Belediye Başkanı Doç. Dr. Ayşegül Ovalıoğlu, İBB Çevre Koruma ve Daire Başkanı Prof. Dr. Ayşen Erdinçler ve İSTAÇ Genel Müdürü Fatih Uğur gerçekleştirdi. Konuşmalarda iklim değişikliğiyle mücadelede yerel yönetimlerin rolüne ve sürdürülebilir enerji politikalarının önemine dikkat çekildi. Program kapsamında İSTAÇ A.Ş Enerji Tesisleri Koordinasyon Müdürü Aynur Kemirtlek tarafından SECAP’a ilişkin kapsamlı bir sunum yapıldı. Sunumda planın hedefleri, uygulanacak projeler ve enerji verimliliği çalışmaları hakkında bilgi verildi. Bakırköy Belediyesi’nin hayata geçirdiği Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı ile ilçede karbon salımının azaltılması, enerji verimliliğinin artırılması ve çevre dostu uygulamaların yaygınlaştırılması hedefleniyor.</p>
<p><b>“Bu kriz karşısında seyirci kalma lüksümüz olamaz”</b></p>
<p>Bakırköy Belediye Başkanı Doç. Dr. Ayşegül Ovalıoğlu, ilçede gerçekleştirdikleri SECAP çalışmalarından bahsederek, “İklim krizi bugün soluduğumuz havada, yaşadığımı doğa olaylarında, artan enerji maliyetlerinde ve derinleşen eşitsizliklerde kendini açıkça hissettiriyor. Yerel yönetimler olarak bu kriz karşısında seyirci kalma lüksümüz olamaz. Bundan tam bir yıl önce 3 Ocak 2025 tarihinde, Avrupa Birliği tarafından başlatılan 57 ülke ile 9 binden fazla şehir ve bölgesel otoritenin yer aldığı dünyanın en büyük kentsel iklim ve enerji girişi olan “Belediye Başkanları Küresel İklim ve Enerji Sözleşmesi”ne (Covenant of Mayors) bizzat imza atarak Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı’na taraf olduk. Bu imzanın hemen ardından Bakırköy Belediyesi olarak, İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğümüz ve İstanbul Büyükşehir Belediyemizin iştiraki olan İSTAÇ işbirliğinde ile Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı (SECAP) hazırlık çalışmalarına başladık. İlçemizin mevcut sera gazı envanterini oluşturduk, risk ve kırılganlık analizleri tamamladık, enerji, ulaşım ve atık sektörlerine yönelik emisyon azaltım eylemlerini belirledik. Bu doğrultuda iklim değişikliğine uyum stratejileri geliştirdik ve 2030 yılına kadar %40 sera gazı azaltım hedefi doğrultusunda uygulanabilir eylemler planları hazırladık” dedi.</p>
<p><b>“İklim adaleti, aynı zamanda sosyal adalettir”</b></p>
<p>Sürdürülebilir iklim çalışmalarına devam edeceklerinin altını çizen Başkan Ovalıoğlu, “Bu plan; yalnızca karbon salımını azaltmayı değil, aynı zamanda daha adil, daha sağlıklı ve daha dirençli bir Bakırköy inşa etmeyi hedefliyor. Bu planın merkezinde insan var. Çünkü biliyoruz ki iklim adaleti, aynı zamanda sosyal adalettir. En kırılgan grupları gözetmeyen hiçbir iklim politikası gerçekçi değildir. Bakırköy Belediyesi olarak biz; yerelden önemli bir başlangıç yaptık ama küresel sorumluluğun farkında olan bir anlayışı benimsiyoruz. Avrupa Birliği hedefleriyle uyumlu, bilim insanlarının, meslek odalarının ve sivil toplumun katkısıyla şekillenmiş bu plan, tamamen ortak aklın ürünüdür. Bakırköy SECAP, yalnızca emisyon azaltımına odaklanan teknik bir belge değil; iklim adaleti, yeşil kalkınma, dayanıklı altyapı ve sağlıklı toplum hedeflerini bütüncül biçimde ele alan bir dönüşüm planıdır. Bu vizyonun başarısı yalnızca belediyemizin çabalarına değil; tüm paydaşların ortak sorumluluğuna bağlıdır. Bakırköy, bu iş birliğiyle birlikte, sürdürülebilir, dirençli ve yaşanabilir bir kent modelinin öncüsü olma yolunda kararlılıkla ilerleyecektir. Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planımız kentimize hayırlı olsun. Hep birlikte, daha yeşil, daha adil ve daha yaşanabilir bir Bakırköy için çalışmaya devam edeceğiz” diye konuştu.</p>
<p><b>“İklim krizi ile mücadele çocuklarımıza borçlu olduğumuz bir sorumluluktur”</b></p>
<p>Lansmanda SECAP’ın Bakırköy’de uygulanmasının önemine değinen İSTAÇ Genel Müdürü Fatih Uğur, “İSTAÇ olarak bizler İstanbul genelinde yürüttüğümüz çalışmalarda sadece bugünün atığını yönetmekle kalmıyor, aynı zamanda şehrimizin yarınını koruyacak stratejik adımlarla ve teknik birikimimizle belediyelerimizle iş birliği içerisinde olmayı önemsiyoruz. Biliyoruz ki iklim krizi ile mücadele artık bir tercih değil, çocuklarımıza borçlu olduğumuz bir sorumluluktur. Bakırköy Belediyesi ile hazırladığımız eylem planı da bu bakış açısıyla ele alındı. Geriye dayalı, stratejik ve ilçeye özgü çerçevede şekillendirildi. Bu süreçte geliştirilen eylemler Bakırköy’ün önceliklerine karşılık veren, uygulanabilir, izlenebilir bir yol haritası sunmaktadır. Planın en güçlü yönlerinden birisi ise katılımcı ve kapsayıcı bir anlayışla hazırlanmış olmasıdır. Bugün ortaya konan bu vizyonun yalnızca bugünü değil Bakırköy’ün uzun vadeli gelişimini ve gelecek nesillerin yaşam kalitesini de doğrudan etkileyecek güçlü bir adım olduğuna inanıyorum” diyerek emeği geçen herkese teşekkür etti.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bakirkoyde-surdurulebilir-enerji-ve-iklim-eylem-plani-tanitildi-612716">Bakırköy&#8217;de Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı Tanıtıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Özgültekin; Ayvalık, &#8220;Gel&#8221; Diye Çağırmıyor; &#8220;Hazırsan Buradayım&#8221; Diyor&#8230;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ozgultekin-ayvalik-gel-diye-cagirmiyor-hazirsan-buradayim-diyor-612001</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Feb 2026 08:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[ayvalık]]></category>
		<category><![CDATA[buradayım]]></category>
		<category><![CDATA[çağırmıyor]]></category>
		<category><![CDATA[diye]]></category>
		<category><![CDATA[gel]]></category>
		<category><![CDATA[hazırsan]]></category>
		<category><![CDATA[kriz]]></category>
		<category><![CDATA[özgültekin]]></category>
		<category><![CDATA[turizm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=612001</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ayvalık Turizm Geliştirme Birliği (AYTUGEB) Genel Sekreteri Ümit Özgültekin, 80-90 yılda bir yaşanan büyük kriz evrelerinden birinin içinde bulunduğumuz söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ozgultekin-ayvalik-gel-diye-cagirmiyor-hazirsan-buradayim-diyor-612001">Özgültekin; Ayvalık, &#8220;Gel&#8221; Diye Çağırmıyor; &#8220;Hazırsan Buradayım&#8221; Diyor&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><em><b><span><span><span><span>Ay</span></span></span></span></b></em><em><span><span><span><span>valık Turizm Geliştirme Birliği (AYTUGEB) Genel Sekreteri Ümit Özgültekin</span></span></span></span></em><span><span><span><span>,</span></span></span></span><span><span><span> 80-90 yılda bir yaşanan büyük kriz evrelerinden birinin içinde bulunduğumuz söyledi. Dünyanın bir kez daha tarihsel bir eşikten geçtiğini belirten Özgültekin, Pandemilerin, savaşların, ekonomik dalgalanmaların ve iklim krizinin; yalnızca küresel sistemi değil, insanın hayata bakışını da dönüştürdüğünü söyledi. Ümit Özgültekin, “Amerikalı tarihçiler William Strauss ve Neil Howe’un “kuşak döngüleri” teorisinde tanımladığı gibi, yaklaşık her 80–90 yılda bir yaşanan büyük kriz evrelerinden birinin içindeyiz. Eski düzen çözülürken, yenisi henüz kurulmuş değil. Bu belirsizlik çağında insanlar artık fazlasını değil, doğrusunu arıyor” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Bu değişimin turizmi de kökten etkilediğini dile getiren Özgültekin, uzun yıllar boyunca bir “kaçış endüstrisi” olarak konumlanan turizm anlayışının yerini, anlam ve aidiyet arayışına bıraktığını söyledi. İnsanların artık daha lüks hissetmek ya da daha çok eğlenmek için değil; güvende hissetmek, bir yere ait olmak ve gerçek bir temas kurmak için seyahat ettiğini vurgulayan Özgültekin, “Büyük, anonim ve kimliksiz sistemler sarsılırken; yerel olan, sahici olan ve hikâyesi bulunan yerler öne çıkıyor. Her şey dâhil paketler, standartlaştırılmış deneyimler ve devasa tesisler bu yeni ruhla uyum sağlayamıyor. Kriz çağının kazananları; kendi hafızasını koruyan, insanla bağ kurabilen ve hız yerine denge sunabilen destinasyonlar oluyor. İşte Ayvalık tam da bu noktada doğal bir avantaja sahip” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Ayvalık’ın bir turizm ürünü değil; bir hafıza alanı, zeytin ağaçlarıyla köklenmeyi, taş sokaklarıyla yavaşlamayı, mutfağıyla güven duygusunu hatırlattığına değinen Özgültekin şöyle devam etti: </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Gösterişten uzak, acele etmeyen bir ritmi var. Burada zaman bağırmıyor, mekân kendini ispatlama çabasına girmiyor. Ayvalık, “gel” diye çağırmıyor; “hazırsan buradayım” diyor. Bugünün dünyasında bir destinasyonu pazarlamak artık yeterli değil. Asıl mesele, insanlara neden oraya gitmeleri gerektiğini anlatmak değil; neden orada olmaya ihtiyaç duyacaklarını hissettirmek. Reklamlar, parlak görseller ve kampanyalar hızla unutuluyor. Ancak insanın zihninde ve duygusunda yer eden mekânlar kalıcı oluyor. Krizler geçer, trendler değişir. Ama kriz dönemlerinde doğru konumlanan yerler, sonraki yılların kazananı olur. Geleceğin turizminde öne çıkacak destinasyonlar; anı satan değil, insanda iz bırakan, kendi hikâyesini bilen ve yerel olanı koruyan yerler olacak. Ayvalık bu geleceğin kenarında değil; tam merkezinde duruyor. Bugün Ayvalık bir lüks değil, bir ihtiyaç olarak algılanıyorsa; bu, çağın ruhuyla kurduğu sessiz ama güçlü bağın sonucudur. Turizmin geleceğini anlamak isteyen herkes için artık temel cümle nettir: Bir destinasyonu pazarlamak değil; oraya gitme ihtiyacını oluşturmak.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ozgultekin-ayvalik-gel-diye-cagirmiyor-hazirsan-buradayim-diyor-612001">Özgültekin; Ayvalık, &#8220;Gel&#8221; Diye Çağırmıyor; &#8220;Hazırsan Buradayım&#8221; Diyor&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Küresel göç yeni bir çağa giriyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kuresel-goc-yeni-bir-caga-giriyor-599555</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Dec 2025 11:41:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çağa]]></category>
		<category><![CDATA[giriyor]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[göçmenler]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kriz]]></category>
		<category><![CDATA[küresel]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599555</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve İnsan Hakları Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (İHAMER) Müdürü Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, 18 Aralık Dünya Göçmenler Günü dolayısıyla küresel göçün yeni yönelimlerini değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kuresel-goc-yeni-bir-caga-giriyor-599555">Küresel göç yeni bir çağa giriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve İnsan Hakları Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (İHAMER) Müdürü Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, 18 Aralık Dünya Göçmenler Günü dolayısıyla küresel göçün yeni yönelimlerini değerlendirdi.</p>
<p><strong>Göçmen işçi sayısı ise 165 milyonun üzerinde</strong></p>
<p>Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, Uluslararası Göç Örgütü’nün verilerine göre dünya genelinde 281 milyon uluslararası göçmen bulunduğunu dile getirerek, “Bu rakam her geçen yıl artarak göçün küresel ve yapısal bir olguya dönüştüğünü göstermektedir. 2025 yılı itibarıyla dünya nüfusunun yaklaşık %4’ünün göçmenlerden oluşması beklenmektedir. Göçmen işçi sayısı ise 165 milyonun üzerindedir.” dedi.</p>
<p><strong>Göç, yalnızca ekonomik nedenlerle olmuyor!</strong></p>
<p>Türkiye’nin, bu küresel sürecin önemli aktörlerinden biri olarak hem alıcı hem gönderici hem de transit ülke rolüyle kritik bir konumda yer aldığını kaydeden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Göç, artık yalnızca ekonomik nedenlerle açıklanamayacak kadar karmaşık bir yapıya sahiptir. Silahlı çatışmalar, iç savaşlar, etnik ve mezhepsel gerilimler, bölgesel istikrarsızlıklar ve zorla yerinden edilmeler, günümüzde mülteci hareketlerinin en temel nedenleri arasına girmiştir. Özellikle Orta Doğu, Afrika ve Asya’daki çatışmalar, milyonlarca insanı hayatta kalmak için göçe zorlamakta; mülteci sayıları tarihsel rekorlar kırmaktadır. Bu tabloya rağmen ABD ve Avrupa ülkeleri her ne kadar daha güvenlikçi ve sınır odaklı göç politikaları benimsemiş görünse de mevcut demografik yapı ve iş gücü ihtiyacı bu ülkelerin göçmen kabulünü orta ve uzun vadede sürdürmek zorunda kalacağını göstermektedir<strong>. </strong>Bu süreç; beyin göçü, göçün kadınsallaşması, iklim krizi ve zorunlu mülteci hareketleri gibi yeni dinamiklerle şekillenmekte ve göçmenlerin yaşamlarını derinden etkilemektedir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Beyin göçü ülkelerin geleceğini doğrudan etkiliyor</strong></p>
<p>Beyin göçü konusuna da değinen Prof. Dr. Süleymanlı, “Beyin göçü, son yıllarda küresel göç hareketleri içinde giderek daha belirleyici bir olgu haline gelmiştir. Gençler, özellikle eğitim, kariyer fırsatları ve yaşam kalitesi arayışıyla yurtdışına yönelmektedir. ABD, Kanada ve Avustralya gibi ülkeler, nitelikli iş gücünü çekmek için özel programlar ve teşvikler sunarken; gelişmekte olan ülkeler genç ve eğitimli nüfus kaybı riskiyle karşı karşıya kalmaktadır. Avrupa ve Kuzey Amerika ülkelerinde yaşlanan nüfus ve azalan doğurganlık oranları, güvenlik söylemlerine rağmen nitelikli göçmenlere olan yapısal ihtiyacı artırmaktadır. Beyin göçü artık sadece bireysel bir tercih değil, ülkelerin uzun vadeli kalkınma kapasitesini doğrudan etkileyen stratejik bir mesele haline gelmiştir. Türkiye bu bağlamda, bir yandan genç beyinlerini yurtdışına gönderen; diğer yandan soy, kültür ve inanç bağlarının bulunduğu ülkelerden göç alan bir ülke konumundadır. Bu gençlerin Türkiye’de nitelikli istihdam, akademik özgürlük ve girişimcilik imkânları bulabilmesi, beyin göçünü dengeleyici bir etki yaratabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Göçün kadınsallaşması ve kadın göçmenlerin artan rolü</strong></p>
<p>Göçün kadınsallaşmasının, çağdaş göç çalışmalarının en dikkat çekici başlıklarından biri olduğuna işaret eden Prof. Dr. Süleymanlı, şöyle devam etti:</p>
<p>“2023 itibarıyla kadın göçmenlerin oranı dünya genelinde yüzde 48’e ulaşmış, 2025’te ise yüzde 50’ye yaklaşması beklenmektedir. Kadın göçmenler çoğunlukla bakım, hizmet ve ev içi emek sektörlerinde istihdam edilmekte; eğitimli kadınlar ise sağlık ve eğitim alanlarında önemli roller üstlenmektedir. Özellikle Avrupa ülkelerinde bakım ve sağlık sektörlerinde ortaya çıkan iş gücü açığı, kadın göçmen emeğine olan ihtiyacı daha da görünür kılmaktadır. Türkiye, özellikle Suriye başta olmak üzere çatışma bölgelerinden gelen kadın mültecilerin artışıyla bu süreci doğrudan deneyimlemektedir. Savaş ve şiddet ortamından kaçan kadınlar, sadece ekonomik değil aynı zamanda fiziksel ve psikolojik güvenlik arayışıyla göç etmektedir. Bu durum, kadın göçmenlerin korunması, güçlendirilmesi ve sosyal hayata katılımının önemini daha da artırmaktadır.”</p>
<p><strong>İklim krizi de zorunlu göçü kaçınılmaz hale getiriyor</strong></p>
<p>İklim değişikliğinin de günümüzde göçün en güçlü itici faktörlerinden biri haline geldiğine vurgu yapan Prof. Dr. Süleymanlı, “Kuraklık, sel ve aşırı hava olayları nedeniyle milyonlarca insan yaşadığı coğrafyayı terk etmek zorunda kalmaktadır. Birleşmiş Milletler’e göre 2025 yılı itibarıyla iklim kaynaklı yerinden edilmelerin 100 milyona ulaşması mümkündür. İklim krizi, özellikle çatışmalarla birleştiğinde göçü kaçınılmaz hale getirmekte; kırılgan bölgelerde mülteci hareketlerini daha da hızlandırmaktadır. Türkiye, bulunduğu coğrafi konum itibarıyla bu baskıyı en yoğun hisseden ülkelerden biridir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Dijitalleşme göçmenleri iki hayat arasında bırakıyor</strong></p>
<p>Dijital teknolojilerin, göçün doğasını köklü bir şekilde değiştirdiğini söyleyen Prof. Dr. Süleymanlı, “İnternet ve sosyal medya sayesinde, göçmenler artık birden fazla ülke arasında yaşam kurabilmekte, hem geldikleri hem de gittikleri ülkeye dair bilgi alışverişinde bulunabilmektedirler. Bu ‘çift yaşam’, onların yerel toplumlarla daha az etkileşimde olmalarına ve hatta sosyal baloncuklarda hapsolmalarına neden olabilmektedir. Dijital platformlar, göçmenlerin iş bulma süreçlerini hızlandırsa da yerel kültüre entegrasyonlarını zorlaştırabilir. Dijital teknolojinin, göçmenlerin eğitimine ve iş gücü piyasalarına erişimine sağladığı kolaylıklar, aynı zamanda onların sosyal izolasyona uğramalarına yol açabilmektedir. Göçmenlerin online platformlarda yerel halkla etkileşime geçmek yerine kendi topluluklarına yönelmesi, sosyal entegrasyonu zorlaştırmaktadır. Bununla birlikte, dijital araçlar sayesinde, dil öğrenme ve iş arama süreçleri daha verimli hale gelmekte, göçmenlerin daha hızlı adapte olmalarına yardımcı olmaktadır.” dedi.</p>
<p><strong>Göç, kriz değil toplumsal dönüşüm olarak ele alınmalı</strong></p>
<p>Türkiye’nin, tarihsel olarak göç yollarının kesiştiği bir ülke olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Süleymanlı, “Suriye savaşı başta olmak üzere bölgesel çatışmalar ve güvenlik krizleri, Türkiye’yi dünyanın en fazla mülteci barındıran ülkesi haline getirmiştir. Türkiye’nin göç politikaları; gönüllü geri dönüş, güvenli entegrasyon ve insan hakları temelli yaklaşımlar çerçevesinde şekillenmektedir. Göçmenler artık yalnızca korunması gereken bir grup değil, doğru politikalarla toplumsal ve ekonomik katkı sunabilecek aktörlerdir. Türkiye’nin bu süreci kriz yönetimi yerine toplumsal dönüşüm ve birlikte yaşam perspektifiyle ele alması büyük önem taşımaktadır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Küresel göç yeni bir çağa girdi</strong></p>
<p>Dünya genelinde, göçmenlerin sayısının hızla artmasının, bu kişilerin sosyal entegrasyonu, ekonomik katkıları ve insan hakları gibi konuları daha önemli hale getirdiğini belirten Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Beyin göçü, iklim göçü ve kadın göçü gibi kavramlar, geleceğin en önemli göç dinamikleri arasında yer almaktadır. Göçmenlerin daha insancıl ve verimli bir şekilde entegrasyonu, hem göçmenler hem de misafir ülkeler için önemli fırsatlar yaratacaktır. Göç, artık sadece bir ekonomik hareketlilik değil, insan hakları, sosyal uyum ve toplumsal kalkınma ile doğrudan bağlantılı bir mesele olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye’nin de bu süreçte, hem alıcı hem de verici ülke olarak, göçü sadece bir kriz meselesi değil, toplumsal dönüşüm süreci olarak ele alması, uzun vadeli stratejilerle yönetilmesini sağlamalıdır.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kuresel-goc-yeni-bir-caga-giriyor-599555">Küresel göç yeni bir çağa giriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Maltepeli kadınlara &#8220;Ailede Psikolojik Dayanıklılık&#8221; eğitimleri verildi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/maltepeli-kadinlara-ailede-psikolojik-dayaniklilik-egitimleri-verildi-597497</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Dec 2025 14:05:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[dayanıklılık]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Gökkaya]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlara]]></category>
		<category><![CDATA[kriz]]></category>
		<category><![CDATA[maltepeli]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[verildi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597497</guid>

					<description><![CDATA[<p>Maltepe Belediyesi’nin toplum sağlığını güçlendirmek, erişilebilir danışmanlık ve rehabilitasyon hizmeti sunmak için hizmete açtığı Sosyal Etkileşim ve Destek Merkezi’nin (SEDEM), Maltepeli kadınlara yönelik eğitimleri tamamlandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/maltepeli-kadinlara-ailede-psikolojik-dayaniklilik-egitimleri-verildi-597497">Maltepeli kadınlara &#8220;Ailede Psikolojik Dayanıklılık&#8221; eğitimleri verildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Maltepe Belediyesi’nin toplum sağlığını güçlendirmek, erişilebilir danışmanlık ve rehabilitasyon hizmeti sunmak için hizmete açtığı Sosyal Etkileşim ve Destek Merkezi’nin (SEDEM), Maltepeli kadınlara yönelik eğitimleri tamamlandı. Ücretsiz düzenlenen eğitimler Maltepe Belediyesi’ne bağlı Esenkent, Gülsuyu, Cevizli, Küçükyalı, Fındıklı ve Başıbüyük Kadın Danışma Merkezi’nde verildi.</p>
<p>3 Kasım’da başlayan eğitimler bugün Başıbüyük Kadın Danışma Merkezi’ndeki eğitimle tamamlandı. Eğitimde SEDEM’de görevli Sosyal Hizmet Uzmanı ve Aile Danışmanı Güliz Gökkaya, Maltepeli kadınlar ile bir araya geldi. Gökkaya,  ailenin sadece aynı evde yaşayan bireylerin oluşturduğu bir topluluk değil sevgi, sabır, anlayış ve paylaşımın olduğu bir sistem olduğunu söyledi. Kriz ve kriz yönetimiyle ilgili katılımcıları bilgilendiren Gökkaya “Kriz beklenmedik bir durumdur. Kriz durumunda insanlar genellikle önce inkâr eder sonra öfkelenir ardından kabullenmeye geçer. Burada amaç krizi yok saymak değil krizle birlikte yaşamayı öğrenmektir. Kriz yönetimi duyguların kontrolüyle başlar. Bazen öfke, suçlama, sessizlik gibi tepkiler olur ama önemli olan duyguların bastırılmaması, paylaşılmasıdır. Kriz yönetimi aynı zamanda yardım istemeyi bilmektir. Bu bazen belediyeden bazen psikologdan bazen de sadece bir dostun olabilir.” şeklinde sözlerine devam etti.  Birlikte baş etme becerileri konusuyla ilgili de sunum yapan Gökkaya “Birlikte baş etme ben yerine biz diyebilme halidir. Bu süreçte açık iletişim, duyguların paylaşılması, sabır, ortak karar verme, birlikte yemek, sohbet, yürüyüş gibi günlük küçük rutinler önemlidir.” şeklinde konuştu. Gökkaya, sorunların çözümünde sosyal destek ve yardım kanalları hakkında katılımcıları bilgilendirerek soruları da yanıtladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/maltepeli-kadinlara-ailede-psikolojik-dayaniklilik-egitimleri-verildi-597497">Maltepeli kadınlara &#8220;Ailede Psikolojik Dayanıklılık&#8221; eğitimleri verildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Depresyonda &#8216;acil çıkış&#8217; mümkün değil ama süreç kontrol altına alınabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/depresyonda-acil-cikis-mumkun-degil-ama-surec-kontrol-altina-alinabilir-596824</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Dec 2025 08:35:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çıkış]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[depresyonda]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[kriz]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[süreç]]></category>
		<category><![CDATA[yardım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596824</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, depresyonun ‘acil çıkış’ ile çözülebilecek bir durum olup olmadığı, kriz anlarında hangi adımların izlenebileceği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/depresyonda-acil-cikis-mumkun-degil-ama-surec-kontrol-altina-alinabilir-596824">Depresyonda &#8216;acil çıkış&#8217; mümkün değil ama süreç kontrol altına alınabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, depresyonun ‘acil çıkış’ ile çözülebilecek bir durum olup olmadığı, kriz anlarında hangi adımların izlenebileceği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Depresyondan ‘acil çıkış’, genellikle mümkün olmayan, gerçek dışı bir beklenti!</strong></p>
<p>Depresyonun, modern yaşamın en yaygın ve zorlayıcı ruh sağlığı sorunlarından biri olduğunu ifade eden Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Özellikle kriz anlarında veya belirtilerin aniden şiddetlendiği akut dönemlerde, bireyler doğal olarak ‘hemen bir çözüm’ veya ‘acil çıkış’ arayışına girerler.” dedi. </p>
<p>‘Depresyondan acil çıkış’ ifadesinin klinik olarak mümkün olup olmadığını değerlendiren Demir, “Klinik psikoloji ve psikiyatri açısından bakıldığında, depresyondan ‘acil çıkış’ ifadesi, genellikle mümkün olmayan, gerçek dışı bir beklentidir. Depresyon, beyindeki nörotransmiter dengesizlikler, bilişsel çarpıtmalar ve davranışsal döngülerle karakterize karmaşık bir hastalıktır. Birkaç saat içinde tamamen iyileşmek, kırık bir kemiğin anında kaynaması gibi, biyolojik ve psikolojik süreçlere aykırıdır. Ancak, bu karamsar olmak gerektiği anlamına gelmez. Gerçekçi olan, akut kriz anlarında belirtileri hızlıca hafifletmek, yıkıcı davranışları önlemek ve profesyonel yardım alana kadar stabilizasyonu sağlamaktır. Bu, ‘acil çıkış’ değil, ‘acil durum yönetimi’ olarak adlandırılabilir. Burada amaç duygusal çöküşün derinleşmesini durdurmak ve kişiyi güvenli bir zemine çekmektir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>En öncelikli bilimsel müdahale, can güvenliğini sağlamak!</strong></p>
<p>Bireyleri en çok ‘hemen bir çözüm’ arayışına iten akut depresyon belirtilerinden bahseden Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Hayattan zevk alamama halinin dayanılmaz bir boyuta ulaşması, sanki fizikselmiş gibi hissedilen yoğun bir iç sıkıntısı ve ruhsal acı, aniden ve zorlayıcı bir şekilde ortaya çıkan intihar düşünceleri ile saatlerce süren uykusuzluk veya tam tersi, yataktan çıkamama hali en acil çözüm arayışının tetikleyicileridir.” dedi.</p>
<p>Ani bir depresif çöküş yaşayan kişinin ilk 24 saat içinde uygulayabileceği, bilimsel olarak desteklenen ve Davranışsal Aktivasyon (Behavioral Activation) ile Duygusal Düzenleme (Emotion Regulation) ilkelerine dayanan adımlar olduğunu aktaran Demir, şöyle devam etti:</p>
<p>“İlk adım acil güvenlik önlemi alınmasıdır. Profesyonel yardım aranmalı, intihar düşüncesi varsa, 112 veya bir kriz hattı aranmalı ya da acil servise başvurulmalı. En öncelikli bilimsel müdahale, can güvenliğini sağlamaktır. Bu, hayat kurtarıcı ilk adımdır. İkinci adım ‘5 dakika kuralı’dır. O anki görevi (yataktan çıkmak, duş almak, bir bardak su içmek) sadece 5 dakika boyunca yapmayı hedefleyin. Bu davranışsal aktivasyon ilkesidir. Depresyon, hareketsizlikle beslenir. Küçük bir başarı bile beynin ödül sistemini hafifçe tetikleyebilir. Üçüncü adım biyolojik düzenleme yapılmasıdır. Vagus siniri aktivasyonu yardımcı olabilir. Yüzünüzü soğuk suyla yıkayın veya ensenize soğuk bir kompres uygulayın. Vagus siniri uyarımı, vücudun ‘savaş ya da kaç’ tepkisini yavaşlatarak, sakinleşme tepkisini hızlandırır. Bu, akut anksiyete ve panik durumunda etkilidir. Nefes egzersizlerinden özellikle kare nefes (4 saniye al, 4 saniye tut, 4 saniye ver, 4 saniye tut) tekniği, vücudun otonom sinir sistemini bilinçli olarak kontrol etmenin ve kalp atış hızını yavaşlatmanın en hızlı yoludur.”</p>
<p><strong>Bu teknikler belirtileri azaltır ama depresyonun nedenini çözmez! </strong></p>
<p>Dördüncü adım olarak ortam değiştirilmesi gerektiğini kaydeden Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Evdeyseniz odanızı değiştirin, mümkünse 10 dakikalık kısa bir yürüyüş yapın. Beyin, bulunduğu ortamla güçlü bir şekilde ilişki kurar. Fiziksel ortamı değiştirmek, beynin düşünce döngüsünü kırmasına yardımcı olur.” dedi.</p>
<p>Dikkat dağıtma tekniklerinin de etkili olabileceğini ifade eden Demir, “5-4-3-2-1 Topraklama Tekniğini (5 gördüğün, 4 dokunduğun, 3 duyduğun, 2 kokladığın, 1 tattığın şeyi söyleme) deneyin. Bu teknik, zihni yıkıcı düşünce döngüsünden o anki gerçekliğe odaklanmaya zorlar. Kısa vadede hızlı etki gösteren müdahaleler, ‘acil çıkış’ sağlamasa da, çöküş anının şiddetini azaltmada oldukça etkilidir. Bu teknikler belirtileri yönetmede son derece etkilidir, ancak depresyonun temel nedenini ortadan kaldırmazlar. Bir ağrı kesici gibidirler; ağrıyı dindirir ama kırığı tedavi etmezler.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Bu belirtiler acil müdahale gerektiriyor!</strong></p>
<p>Depresyonun acil müdahale gerektirdiği durumlar olduğuna vurgu yapan Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Kişinin aktif olarak kendini yaralama veya intihar planları yapması, başkalarına zarar verme düşüncelerinin ortaya çıkması, gerçeklikle bağın koptuğu sanrılar veya halüsinasyonlar görmeye başlaması, günlerce banyo yapmamak, yemek yememek veya su içmemek gibi belirtilerde kişi vakit kaybetmeden acil yardım veya bir ruh sağlığı uzmanına başvurmalı.” dedi.</p>
<p>Demir ayrıca, bu durumların sadece psikolojik değil, aynı zamanda biyolojik ve sosyal bir acil durum olduğunun ve hastane yatışını gerektirebileceğinin altını çizdi.</p>
<p><strong>Depresyon bir irade eksikliği değil, beyin hastalığı!</strong></p>
<p>Toplumda sıkça duyulan ‘moralini yükselt, düşünme, kafanı dağıt’ gibi önerilerin, depresyon yaşayan bir kişi için yetersiz ve hatta zararlı olabileceğine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Depresyon bir irade eksikliği değil, beyin hastalığıdır. Kişinin ‘moralini yükseltme’ gücü, hastalığın kendisi tarafından bloke edilmiştir. Bu tür öneriler, kişiye ‘yeterince çabalamıyorsun’ mesajını verir. Bu da var olan suçluluk ve değersizlik duygularını pekiştirir, kişiyi daha da izole eder.” uyarısını yaptı.</p>
<p>Depresyondaki kişiye acil durumlarda nasıl destek olunması gerektiği konusunda önerilerde bulunan Demir, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Doğrulama ve empati önemli. ‘Şu an ne kadar acı çektiğini anlamaya çalışıyorum. Yalnız değilsin’ gibi ifadelerle duygularını doğrulayın. ‘Kafanı dağıt’ yerine, ‘sana su getireyim mi?’ veya ‘hastaneyi birlikte arayalım mı?’ gibi somut ve basit görevler teklif edin. İntihar riski varsa, kişiyi yalnız bırakmayın ve profesyonel yardım almasını sağlayın. Unutmayın, bu teknikler tedavi değil, akut kriz anını atlatma becerileridir. Depresyon bir maratondur, sprint değil. ‘Acil çıkış’ yerine, ‘güvenli yönetim’ ve profesyonel yardım arayışı en bilimsel ve gerçekçi yaklaşımdır. Kriz anında atılacak her bilinçli küçük adım, iyileşme yolculuğunun bir parçasıdır.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/depresyonda-acil-cikis-mumkun-degil-ama-surec-kontrol-altina-alinabilir-596824">Depresyonda &#8216;acil çıkış&#8217; mümkün değil ama süreç kontrol altına alınabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Afet eğitimi sadece kriz anına değil, travma koşullarına da odaklanmalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/afet-egitimi-sadece-kriz-anina-degil-travma-kosullarina-da-odaklanmali-590861</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Nov 2025 08:34:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[hazırlık]]></category>
		<category><![CDATA[kriz]]></category>
		<category><![CDATA[kurum]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[travma]]></category>
		<category><![CDATA[yeniden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=590861</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda hem Türkiye’de hem de dünyada deprem, sel, orman yangını ve kuraklık gibi afetlerin sayısında hızlı bir artış yaşanıyor. Bu durum, afetlere hazırlık süreçlerinin yeniden gözden geçirilmesini zorunlu kılıyor. İstanbul Bilgi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zeynep Şimşek, 12 Kasım Afet Eğitimi Hazırlık Günü kapsamında artan risk ortamına dikkat çekerek, afet eğitiminin kapsamının genişletilmesi gerektiğini vurguladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/afet-egitimi-sadece-kriz-anina-degil-travma-kosullarina-da-odaklanmali-590861">Afet eğitimi sadece kriz anına değil, travma koşullarına da odaklanmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-start="622" data-end="946">Prof. Dr. Şimşek, “1970’lerde yılda yaklaşık 100 afet kaydedilirken, son 20 yılda bu sayı 400’e ulaştı. Afet eğitimi, yalnızca ‘kriz anında ne yapılmalı’ yaklaşımıyla sınırlı kalmamalı; bireylerin ve kurumların travmatik stres koşulları altında bile etkili bir şekilde hareket edebilme kapasitelerine odaklanmalıdır” dedi.</p>
<p data-start="948" data-end="995"><strong data-start="948" data-end="993">Travmanın biyopsikososyal etkisine dikkat</strong></p>
<p data-start="997" data-end="1421">Afetlerin yalnızca fiziksel hasar yaratmadığını, toplumun güven, kontrol ve dayanıklılık duygularını da derinden etkilediğini belirten Şimşek, eğitim içeriklerinin korku temelli değil, güven, dayanıklılık ve öz yeterlilik odaklı olması gerektiğini söyledi. Riskin büyüklüğünü anlamak, afet sırasında ortaya çıkan davranışları bilmek, doğru tepki vermek ve yeniden travmatizasyondan kaçınmak eğitimlerin temel amacı olmalı.</p>
<p data-start="1423" data-end="1484"><strong data-start="1423" data-end="1482">Travmanın bireysel ve kurumsal etkileri sahada gözlendi</strong></p>
<p data-start="1486" data-end="2139">İstanbul Bilgi Üniversitesi Lisansüstü Program Enstitüsü Travma ve Afet Çalışmaları Uygulamalı Ruh Sağlığı Yüksek Lisans Programı tarafından yapılan saha araştırmaları, 6 Şubat depremleri sonrasında afetin ilk günlerinde yaşanan güvensizlik, kontrol kaybı ve çaresizliğin yalnızca bireyleri değil, kurumlar arası koordinasyonu da olumsuz etkilediğini ortaya koydu. Prof. Dr. Şimşek, “Farklı kurumlar eşzamanlı fakat kopuk biçimde hareket etti, korku ve belirsizlik ortamı iletişimi ve işbirliğini zayıflattı. Bu bulgular, travmanın örgütsel düzeydeki etkilerini bilmenin ve eğitimlere dahil etmenin afet yönetimi için kritik olduğunu gösteriyor” dedi.</p>
<p data-start="2141" data-end="2185"><strong data-start="2141" data-end="2183">Korku yerine ‘öğrenilmiş güven’ modeli</strong></p>
<p data-start="2187" data-end="2597">Şimşek, afet eğitimlerinin travma bilgisiyle yeniden şekillendirilmesi gerektiğini belirtti: “Korku temelli mesajlar uzun vadeli hazırlık davranışlarını azaltıyor. Bireyler bilgi ve beceriye sahip olduklarına inandıklarında hazırlık davranışları kalıcı hale geliyor. Travma bilgili afet eğitimi, sadece ne yapılacağını öğretmekle kalmayıp, bireylerin bunu yapabileceklerine olan inançlarını da desteklemeli.”</p>
<p data-start="2599" data-end="3001">Prof. Dr. Şimşek ayrıca, eğitimlerde tetikleyici uyaranlardan, tehdit edici dilden ve yeniden yaşantılama riski taşıyan uygulamalardan kaçınılması gerektiğini vurguladı: “Nitel çalışmalar, afet sahasında görev yapan personel ve hizmet alan bireylerin yeniden travmatizasyona açık olduğunu gösteriyor. Bu nedenle eğitimler, uzman kişiler tarafından kültürel olarak duyarlı bir şekilde yürütülmelidir.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/afet-egitimi-sadece-kriz-anina-degil-travma-kosullarina-da-odaklanmali-590861">Afet eğitimi sadece kriz anına değil, travma koşullarına da odaklanmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü &#8220;Krizlerde psikolojik sağlamlık&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/10-ekim-dunya-ruh-sagligi-gunu-krizlerde-psikolojik-saglamlik-582943</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Oct 2025 17:00:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[ekim]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[huzur]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[kriz]]></category>
		<category><![CDATA[krizlerde]]></category>
		<category><![CDATA[olgun]]></category>
		<category><![CDATA[Olgunluk]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=582943</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her yıl 10 Ekim’de kutlanan Dünya Ruh Sağlığı Günü kapsamında, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) bu yılın temasını “Hizmetlere Erişim: Felaketlerde ve Acil Durumlarda Ruh Sağlığı” olarak belirledi. Tema, küresel ölçekte artan istikrarsızlık dönemlerinde bireylerin ruh sağlığını koruyabilmelerinin ve destek hizmetlerine erişimlerinin önemine dikkat çekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/10-ekim-dunya-ruh-sagligi-gunu-krizlerde-psikolojik-saglamlik-582943">10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü &#8220;Krizlerde psikolojik sağlamlık&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her yıl 10 Ekim’de kutlanan Dünya Ruh Sağlığı Günü kapsamında, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) bu yılın temasını “Hizmetlere Erişim: Felaketlerde ve Acil Durumlarda Ruh Sağlığı” olarak belirledi. Tema, küresel ölçekte artan istikrarsızlık dönemlerinde bireylerin ruh sağlığını koruyabilmelerinin ve destek hizmetlerine erişimlerinin önemine dikkat çekiyor.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, NPİSTANBUL Yönetim Kurulu Başkanı ve Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, krizlerde psikolojik sağlamlık konusunda değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><strong>Kriz dönemlerinde psikolojik dayanıklılık</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, modern yaşamın getirdiği yoğunluğun insanları ruhsal bir yorgunluğa sürüklediğini ve bu durumun farkında olmadan birikimlere yol açtığını belirterek, &#8220;Çağımızın en büyük zararlı davranışlarından biri, yoğun ve rutin yaşam. İnsanlar sosyal bir yoğunluk içerisinde ve bu durum çok fazla fark edilmiyor. Kendilerine dur, düşün, yeniden başla yapmalılar.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Kriz yönetiminde risk analizinin önemini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan; “Kriz yönetimindeki en kritik nokta krize hazırlıklı olmaktır. Kişi krize hazırlıklıysa krizi çok rahat yönetir. Hazırlıklı değilse panik yapar. Mesela doğu toplumlarının çok zayıf taraflarından birisidir. Mesela bir kriz olduğu zaman onu yönetiyoruz, kurtarıyoruz ama krizin çıkmaması için hazırlığımız yeterli değil. Risk analizi ve risk yönetimi yok. Onun için krizden önce risk analizi yapıp risk yönetimi yaparsanız o krizi iyi yönetirsiniz. Bu da tabii bilgeleşmeyle ilgili.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, kriz dönemlerinde psikolojik dayanıklılığın insanın öğrenebileceği ve geliştirebileceği bir beceri olduğunu belirterek, “Krizleri bir dayanıklılık eğitimi gibi görmek gerekiyor. Yaşanan her zorluk, insanın içsel gücünü fark etmesi için bir fırsattır.” dedi.</p>
<p><strong>“Zaman zaman fabrika ayarlarına dönülmeli”</strong></p>
<p>Bireylerin tıpkı bir cihazın fabrika ayarlarına dönmesi gibi, kendilerini de belirli aralıklarla &#8220;refresh&#8221; etmeleri gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bu, hayatı daha sağlıklı, verimli ve huzurlu bir şekilde yaşamanın anahtarı. Kontrol edilebilen stres insanı geliştirir.&#8221; dedi.</p>
<p>İnsanın kendi varoluşunun farkında olan tek varlık olduğunu ve dolayısıyla özgür iradeye sahip olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, bu özgür iradenin kişiye hedef belirleme, gelecek projeksiyonu oluşturma ve stratejileri gözden geçirme sorumluluğu yüklediğini söyledi.</p>
<p>&#8220;Beynimizin kendini programlama özelliği var. Eğer biz kendi kendimizi programlamazsak dış olaylar bizi programlıyor. Kendimizi yenilemek aslında kendimizi programlamak ve güncellemektir.&#8221; diyen Prof. Dr. Tarhan, bu bağlamda, hayatı verimli kullanmanın ve anlamlı bir geçmiş bırakabilmenin önemine dikkat çekti.</p>
<p><strong>“Geçmişte yaşayan insanlar mutlu ve huzurlu olamaz”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, &#8220;anı yaşamak değil anda yaşamak&#8221; felsefesinin önemine dikkat çekerek, “Geçmişte keşkelerle yaşayan veya gelecekle ilgili aşırı kaygılar taşıyan insanlar huzurlu olamaz. Keşke ve acaba kelimeleri altında insan eziliyor. Huzurlu insan geçmişi değerlendirir, dersler çıkarır, geleceğe bakar, planını yapar ama bugünü kendiyle barışık olarak yaşar. Bu nedenle kendiyle barışık olarak yaşamak kelimesi, huzur kelimesini çok güzel ifade ediyor.&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Acıyı kabullenmek ve yönetmek</strong></p>
<p>&#8220;İnsan en kötü ortamda bile olsa huzurlu olmayı başarabiliyor. Huzuru yakalayabilmek, acıdan, olumsuzdan kaçmak değildir. Olumluyu ve olumsuzu birlikte ele alıp, oradan dersler çıkarıp olumluya doğru bir şey yapabilmektir.&#8221; diyen Prof. Dr. Tarhan, zorluklar karşısında dirençli olmanın önemini vurguladı.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, kişinin &#8220;olması gereken benliği&#8221; yakaladığında huzuru bulacağını, bunun için de içsel bir yolculuğa çıkıp kendini tanıması gerektiğini ifade etti.</p>
<p><strong>‘Wellbeing’ (afiyette olma hali)</strong></p>
<p>Beynin serotonin salgıladığı &#8220;rahatlatıcı duygu durumu&#8221; ile aktif ve güvenli duygulanımı bir arada yönetmenin huzur olduğunu söyleyen Prof. Dr. Tarhan, buna &#8220;öznel iyi oluş&#8221; veya literatürdeki adıyla &#8220;Wellbeing&#8221; (Afiyette olma) dendiğini söyledi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, afiyetin psikolojik rahatlık ve iyilik olduğunu, bunun bedensel sağlıkla birleştiğinde gerçek huzurun ortaya çıktığını ifade ederek, &#8220;Kabul edeceksin, kabul etmek teslim olmak değil. Yanlışları kabul edeceksin ama bunu yöneteceksin.&#8221; diyerek, dinginlik ve sakinliğin ön koşulunun kabullenme olduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>“Şükrün ölçüsü kanaattir&#8230;”</strong></p>
<p>Huzurun, sahip olunan şeylerin kıymetini bilme, yetinmenin kanaat duygusuyla ilişkili olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Şükrün ölçüsü kanaattir. Kanaat eden bir kimse şükrediyor demektir. Küçük şeylerden mutlu olabilmek. Bunu başardığın zaman şükür duygusunun kavramsal anlamını yerine getirmiş oluyorsun.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>“Şükür duygusu insana kendini iyi hissettiriyor ve huzura ulaştırıyor.” diyen Prof. Dr. Tarhan, sabah kalktığında sahip olunan temel nimetlerin farkında olmanın, olumsuz düşünceleri uzaklaştırmanın ve rutin şeylerden mutlu olmanın huzuru yakalamanın anahtarı olduğunu söyledi.</p>
<p><strong>Zihinsel ve duygusal olgunluk</strong></p>
<p>Ruhsal anlamda büyümenin zihinsel ve duygusal olgunluk olmak üzere iki önemli ayağı olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “Zihinsel olgunluk, kişinin mantık, muhakeme, analiz, konuşma, hesaplama gibi akademik başarı ile ilgili yönleridir. Duygusal boyutu ise kişinin daha çok içsel başarıyla ilgili olan boyutudur. Bu ikisi dengeli bir şekilde gittiği zaman olgunluk ortaya çıkıyor.&#8221; dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, eğitim sistemimizin daha çok zihinsel olgunluğu ölçtüğünü, ancak davranışsal ve duygusal olgunluğun eksik kaldığını vurguladı.</p>
<p><strong>“Olgunluk öğrenilen bir şeydir”</strong></p>
<p>Olgunluğun yaşla değil, öğrenildiğini ve bir süreçle elde edildiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Olgunlaşma anlık bir durum değildir, hayat boyu süren bir süreçtir. O nedenle de olgunlaşma bir durak değildir, yolculuktur.&#8221; ifadesinde bulundu.</p>
<p>Hatadan ders almanın olgun kişinin en büyük özelliği olduğunu söyleyen Prof. Dr. Tarhan, akıllı insanların başkalarının hatalarından da ders çıkararak aynı hataları yapmadığını dile getirdi.</p>
<p><strong>Sorumluluk bilinci ve narsisizm salgını</strong></p>
<p>Sadece kendine faydalı olmayı düşünen insanların bencil olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, bireyin içinde yaşadığı topluma, ailesine, vatanına ve yaratıcısına karşı sorumlulukları olduğunu belirtti.</p>
<p>Kapitalist sistemin ve varoluşçu felsefenin insanı bencilliğe sürüklemesini eleştiren Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Narsisizm salgın haline geliyor. Bunu yapan da yaşam felsefemizin değişmesi. Onun için önce kendimizi sonra çocuklarımızı düzeltmeliyiz.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Hayatın amacının bencillik, haz peşinde koşmak veya narsist olmak olmadığını anlatan Prof. Dr. Tarhan, “Hatalar birer eğitmen, eleştiri de bir armağandır. Eleştiriye açık olmak özgüven gerektirir ve olgunluk işaretidir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>İnsan yaş alarak değil, yaşayarak olgunlaşıyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, insanın yaş alarak değil, yaşayarak olgunlaştığını, sürekli kendini geliştirerek bu yolda ilerlediğini dile getirerek, olgunlaşmanın önündeki engellerden birinin de şikayetçilik olduğunu, insanların olumlu yönleri görmeyi öğrenmesi gerektiğini ifade etti.</p>
<p>&#8220;Akıl bizim için pusuladır. Ama akılla kalbi birleştirmek gerekiyor. Akıl her şeyi göremiyor. Aklın görebildiği mesafe kısıtlı. Ama duyguları da katarsak sezgisel algılamalar oluyor.&#8221; diyen Prof. Dr. Tarhan, eleştiriye açık olmanın ve çoğulcu özgürlükçü bir bakış açısına sahip olmanın önemini vurgulayarak sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/10-ekim-dunya-ruh-sagligi-gunu-krizlerde-psikolojik-saglamlik-582943">10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü &#8220;Krizlerde psikolojik sağlamlık&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Suriye’de ekonomik kriz derinleşiyor: Hükümet sebze, meyve ve tavuk ithalatını durdurdu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/suriyede-ekonomik-kriz-derinlesiyor-hukumet-sebze-meyve-ve-tavuk-ithalatini-durdurdu-565250</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Aug 2025 04:19:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DÜNYA]]></category>
		<category><![CDATA[derinleşiyor]]></category>
		<category><![CDATA[durdurdu]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik]]></category>
		<category><![CDATA[hükümet]]></category>
		<category><![CDATA[ithalatını]]></category>
		<category><![CDATA[kriz]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[sebze]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<category><![CDATA[suriyede]]></category>
		<category><![CDATA[tavuk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=565250</guid>

					<description><![CDATA[<p>Suriye Ekonomi ve Sanayi Bakanlığı, Eylül ayında 20 çeşit sebze ve meyvenin ithalatını durdurma kararı aldı. Kararda, Eylül 2025 boyunca sebze, meyve, yumurta, tavuk ve dondurulmuş tavuk ithalatının yasaklandığı belirtildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/suriyede-ekonomik-kriz-derinlesiyor-hukumet-sebze-meyve-ve-tavuk-ithalatini-durdurdu-565250">Suriye’de ekonomik kriz derinleşiyor: Hükümet sebze, meyve ve tavuk ithalatını durdurdu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Suriye’de Tarım ve Hayvancılık sektörlerinde yaşanan kriz, çiftçileri ve yetiştiricileri zor durumda bırakıyor.</p>
</div>
<div>
<p>Suriye Ekonomi ve Sanayi Bakanlığı, Eylül ayında <strong>meyve, sebze, tavuk ve yumurtadan </strong>oluşan 20 ürünün ithalatını yasaklarken; ikinci yayımlanan kararda ise<strong> dondurulmuş tavuk</strong> ithalatını da yasakladı.</p>
</div>
<div>
<p>Öte yandan hükümetin <strong>sebze, meyve ve kümes hayvanları ithalatını yasaklamasına</strong> rağmen fiyatların üretim maliyetlerinin altında kaldığı açıklandı. Suriyeli tüccarlar, durgunluğun artan üretim, halkın düşük alım gücü ve ihracatın zayıflığından kaynaklandığını ifade etti.</p>
</div>
<div>
<p>Çiftçiler ise <strong>elektrik kesintileri, yüksek yakıt ve ilaçlama maliyetleri </strong>nedeniyle milyonlarca lira zarar ettiklerini dile getirdi.</p>
</div>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/suriyede-ekonomik-kriz-derinlesiyor-hukumet-sebze-meyve-ve-tavuk-ithalatini-durdurdu-565250">Suriye’de ekonomik kriz derinleşiyor: Hükümet sebze, meyve ve tavuk ithalatını durdurdu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EÜ&#8217;de &#8220;Kriz Zamanlarında Din ve İnsanlığın Gelecek Ufku&#8221; söyleşisi gerçekleştirildi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eude-kriz-zamanlarinda-din-ve-insanligin-gelecek-ufku-soylesisi-gerceklestirildi-529922</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 May 2025 08:39:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[eüde]]></category>
		<category><![CDATA[gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekleştirildi]]></category>
		<category><![CDATA[insanlığın]]></category>
		<category><![CDATA[kriz]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşisi]]></category>
		<category><![CDATA[ufku]]></category>
		<category><![CDATA[zamanlarında]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=529922</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Birgivi İlahiyat Fakültesi’nin ev sahipliğinde 70. Yıl Kariyer Etkinlikleri kapsamında “Kriz Zamanlarında Din ve İnsanlığın Gelecek Ufku” başlıklı söyleşi düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eude-kriz-zamanlarinda-din-ve-insanligin-gelecek-ufku-soylesisi-gerceklestirildi-529922">EÜ&#8217;de &#8220;Kriz Zamanlarında Din ve İnsanlığın Gelecek Ufku&#8221; söyleşisi gerçekleştirildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Birgivi İlahiyat Fakültesi’nin ev sahipliğinde 70. Yıl Kariyer Etkinlikleri kapsamında “Kriz Zamanlarında Din ve İnsanlığın Gelecek Ufku” başlıklı söyleşi düzenlendi. Etkinliğe; Ege Üniversitesi Birgivi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muhammet Hanefi Palabıyık, öğretim üyeleri ve öğrenciler katıldı. Söyleşide Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şaban Ali Düzgün konuşmacı olarak yer aldı. Programa Kuran-ı Kerim tilavetiyle başlandı.</p>
<p>Açılış konuşmasını yapan Ege Üniversitesi Birgivi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muhammet Hanefi Palabıyık, “Kariyer etkinliklerinde öğrencilerimizle ve siz değerli hocalarımızla bir araya gelmekten mutluluk duyuyorum. İlahiyat fakültelerinde farklı fikir ve görüşlere çok önem veren biriyim. Hocamızda da bunu gördüm. İlahiyat Fakültesinde, İslami ilimlerin, Kelam bilim dalının önemli bir yeri vardır. Sosyolojik olarak içinde bulunduğumuz dünyada savunma mekanizması olarak gelişen Kelam dalında klasik alimleri kınamak yerine onların dönemin şartlarına göre geliştiğini göz önünde bulundurmamız gerektiğini düşünüyorum. Tam da bu noktada Prof. Dr. Şaban Ali Düzgün hocamıza bize sunacağı katkılardan dolayı teşekkür ederim” dedi.</p>
<p><b>“ Krizin kaynağı insanın tercih ve yorumlarından kaynaklanır”</b></p>
<p>Prof. Dr. Şaban Ali Düzgün, “Kriz kavramını yalnızca bir sonuç olarak değil, aynı zamanda bu sonucu doğuran karar sürecinin bir ürünü olarak değerlendiriyoruz. Krizin kaynağının dışsal değil, insanın kendi iradesiyle kurduğu sebep-sonuç ilişkisinde yatıyor. Hazreti Ömer döneminde Mısır’da her yıl Nil Nehri’ne bir genç kız kurban edilirdi. Çünkü insanlar, nehrin bereketini bu kurbanla ilişkilendirmişti. Sebeple sonucu yanlış bağlayan bu düşünce, zihinsel bir hastalık üretir. Bir olayın nedenini doğru tespit edemediğimizde, patolojik bir zihne dönüşüyoruz. Dinî ya da toplumsal olsun, sistemlerde yaşanan krizlerin nedeni genellikle içeriden, bizatihi insanın tercih ve yorumlarından kaynaklanır. Kuran’daki ‘Allah, halkları gafilken helak etmez.’ Ayetinden anlaşılacağı üzere insanların yaşanan krizlerde sorumluluğu vardır. Kriz varsa, bu mutlaka herkesin bildiği bir sebeple ortaya çıkmıştır. Gaflet yoksa farkındalık vardır ve bu farkındalık bizi sorumlu kılar” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Düzgün, “Kuran’da geçen Samiri kıssasında; Hz. Musa’nın Tur Dağı’na çıktığı dönemde halk buzağıya tapmaya başlamıştı. Firavunun zulmünden kurtulan bir toplum, sadece 40 gün içinde buzağıya tapmaya başlıyor. Bu, insan karakteri üzerine derin bir hayal kırıklığıdır. Bu olayda Samiri,  sistemi bozan kişi olarak ortaya çıkmıştır. Samiri’nin, peygamberin kurduğu sistemden bir unsuru çekip çıkardığı söyleniyor. Fahrettin Razi, bunun tevhid olduğunu söyler. Eğer bir toplumda adalet ya da merhamet eksikse, bilin ki dinin içerisinden bir şey çıkarılmıştır. Kriz tam da burada doğar” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eude-kriz-zamanlarinda-din-ve-insanligin-gelecek-ufku-soylesisi-gerceklestirildi-529922">EÜ&#8217;de &#8220;Kriz Zamanlarında Din ve İnsanlığın Gelecek Ufku&#8221; söyleşisi gerçekleştirildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Brandefense CEO&#8217;su Hakan Uzun: Siber güvenlik tatbikatları kriz yönetimi yeteneklerini güçlendiriyor  </title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/brandefense-ceosu-hakan-uzun-siber-guvenlik-tatbikatlari-kriz-yonetimi-yeteneklerini-guclendiriyor-419177</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Nov 2023 09:10:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[brandefense]]></category>
		<category><![CDATA[ceosu]]></category>
		<category><![CDATA[güçlendiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[hakan]]></category>
		<category><![CDATA[kriz]]></category>
		<category><![CDATA[siber]]></category>
		<category><![CDATA[tatbikatları]]></category>
		<category><![CDATA[uzun]]></category>
		<category><![CDATA[yeteneklerini]]></category>
		<category><![CDATA[yönetimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=419177</guid>

					<description><![CDATA[<p>Siber güvenlik, günümüzde hem kamu kuruluşları hem de özel sektör için büyük önem arz ediyor. Dijital dünya, sunduğu avantajların yanında, birçok tehlikeyi de beraberinde getiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/brandefense-ceosu-hakan-uzun-siber-guvenlik-tatbikatlari-kriz-yonetimi-yeteneklerini-guclendiriyor-419177">Brandefense CEO&#8217;su Hakan Uzun: Siber güvenlik tatbikatları kriz yönetimi yeteneklerini güçlendiriyor  </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Brandefense CEO’su Hakan Uzun: Siber güvenlik tatbikatları kriz yönetimi yeteneklerini güçlendiriyor</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Siber güvenlik, günümüzde hem kamu kuruluşları hem de özel sektör için büyük önem arz ediyor. Dijital dünya, sunduğu avantajların yanında, birçok tehlikeyi de beraberinde getiriyor. Brandefense CEO’su Hakan Uzun, dijital ortamdaki tehlikelere karşı koruma sağlamak ve olası krizleri engellemek için siber güvenlik tatbikatlarının olmazsa olmaz olduğuna dikkat çekiyor.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Gittikçe dijitalleşen dünyada, dijital bilgilerin korunması ve güvende tutulması her türlü kurum ve kuruluş için hayati bir gereklilik haline gelmeye devam ediyor. Bu kapsamda dijital verilerin korunması için kullanılan siber güvenlik uygulamaları; bilgisayarlar, sunucular, kritik sistemler, mobil cihazlar, elektronik sistemler ve veriler gibi dijital varlıkları koruma altına almayı sağlıyor. Siber güvenlik sistemleri, gizliliği ve veri bütünlüğünü sağlamanın yanı sıra, iş sürekliliğini ve itibarı koruma açısından büyük bir rol oynuyor. Siber güvenlik tatbikatlarıyla ilgili açıklamalarda bulunan <strong>Brandefense CEO’su Hakan Uzun</strong>, şunları aktardı:</p>
<p> </p>
<p>“Siber güvenlik sistemlerinin sağlıklı bir biçimde işlemesi için düzenli olarak gerçekleştirilen siber güvenlik tatbikatları, organizasyonların güvenlik duvarlarını test etmek ve potansiyel açıkları tespit etmek için önemli bir fırsat sunuyor. Ayrıca, siber saldırılar ve güvenlik ihlalleri durumunda nasıl hareket edileceğini uygulamalı olarak görmeyi sağlıyor. Bu tatbikatlar, güvenlik açıklarını gidermek ve savunma önlemlerini iyileştirmek için de kullanılabiliyor. Siber güvenlik tatbikatlarının güncel saldırı türlerini dikkate alarak hazırlanması, gerçeğe daha yakın bir deneyim yaratmayı sağlıyor. Bu sayede kuruluşlar, gerçek bir kriz anında nasıl hareket edeceklerini pratiğe dökerek kriz yönetimi yeteneklerini güçlendiriyor. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>“Bir siber güvenlik ihlali ortalama 4,24 milyon dolarlık zarara sebep oluyor”</strong></p>
<p> </p>
<p>Siber güvenlik tatbikatlarının tüm kuruluşlarda yaşanabilecek kriz anları için bir ön hazırlık görevi gördüğünü düşünüyorum. Bu tatbikatlar, verilerin korunması konusunda hayati bir rol oynuyor. İhlalleri tespit etmek büyük bir çalışma gerektiriyor. Bir ihlali tespit etmek için ortalama 212 güne ihtiyaç duyulurken, ihlale müdahale edilmesi 286 gün sürebiliyor. Bu ihlaller kuruluşlar için ortalama 4,24 milyon dolar zarara sebep olabiliyor. Siber güvenlik tatbikatları sayesinde, kuruluşların varlığını tehdit eden ve büyük zarara sebep olabilecek tehlikelere karşı önlem alınabiliyor. Böylece kuruluşlar dijital dünyada güvenlik sağlama hedefine bir adım daha yaklaşarak siber saldırıları büyük bir tehdit olarak görmekten uzaklaşıyor.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/brandefense-ceosu-hakan-uzun-siber-guvenlik-tatbikatlari-kriz-yonetimi-yeteneklerini-guclendiriyor-419177">Brandefense CEO&#8217;su Hakan Uzun: Siber güvenlik tatbikatları kriz yönetimi yeteneklerini güçlendiriyor  </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünya Doktorları: &#8220;Kriz Bölgelerindeki İnsani Yardım Çalışanları Psikolojik Sağlık Yönünden Desteklenmeli&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dunya-doktorlari-kriz-bolgelerindeki-insani-yardim-calisanlari-psikolojik-saglik-yonunden-desteklenmeli-412570</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Oct 2023 13:54:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bölgelerindeki]]></category>
		<category><![CDATA[çalışanları]]></category>
		<category><![CDATA[desteklenmeli]]></category>
		<category><![CDATA[doktorları]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[insani]]></category>
		<category><![CDATA[kriz]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[yardım]]></category>
		<category><![CDATA[yönünden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=412570</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kriz bölgelerinde tüm tehlike ve zorluklara karşı ön saflarda yer alarak ihtiyacı olanlara gerekli yardımı ulaştırmaya çalışan insani yardım çalışanları, tüm dünyada milyonlarca insana hiçbir karşılık beklemeden el uzatıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunya-doktorlari-kriz-bolgelerindeki-insani-yardim-calisanlari-psikolojik-saglik-yonunden-desteklenmeli-412570">Dünya Doktorları: &#8220;Kriz Bölgelerindeki İnsani Yardım Çalışanları Psikolojik Sağlık Yönünden Desteklenmeli&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kriz bölgelerinde tüm tehlike ve zorluklara karşı ön saflarda yer alarak ihtiyacı olanlara gerekli yardımı ulaştırmaya çalışan insani yardım çalışanları, tüm dünyada milyonlarca insana hiçbir karşılık beklemeden el uzatıyor. Dünya Doktorları,</strong> <strong>10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü’nde özellikle kriz bölgelerinde görev alanların psikolojik sağlık yönünden desteklenmesi konusunda çağrıda bulunuyor.</strong></p>
<p>Dünyamızın her bölgesinde yaşanan doğal afetlerin yanı sıra savaşlar ve siyasi çekişmeler neticesinde yaşanan göçler ve yerinden edinen insanların yaşadığı zorluklar, insani yardım çalışanlarına olan ihtiyacı daha da arttırmaktadır. Dünya Doktorları, 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü’nde özellikle kriz bölgelerinde görev alan insani yardım çalışanlarının psikolojik sağlık yönünden desteklenmesi çağrısında bulundu.</p>
<p>Dünya Doktorları tarafından yapılan açıklamada, 6 Şubat&#8217;taki yıkıcı depremlerin, ruh sağlığı ve psikolojik desteğin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha açıkça ortaya koyduğuna dikkat çekildi. Açıklamada, görevlerinin etkinliğini ve verimliliğini önemli ölçüde etkileyebilecek olan insani yardım çalışanlarının psikolojik refahına yeterince vurgu yapılmadığı vurgulandı.</p>
<p><strong>Kendi acılarını bir kenara bırakarak sağ kalanlarla dayanışmayı büyüttüler</strong></p>
<p>Büyük deprem felaketinin ardından, yıkıma uğrayan bölgelerde görev yapan birçok insani yardım çalışanı doğrudan ya da dolaylı olarak etkilendi. Kimileri enkaz altından sağ çıkarken, kimi ise akrabalarını, arkadaşlarını ve meslektaşlarını kaybetti. Dünya Doktorları tarafından yapılan açıklamada, deprem travmasının yanı sıra, evlerini, iş yerlerini ve şehirlerini kaybetme zorluğuyla da baş etmek zorunda kalanların, kendi acılarını bir kenara bırakarak hayat kurtarmaya ve sağ kalanlara yardım etmeye devam ettiği bildiriliyor. Dünya Doktorları Suriye Programı Koordinatörü Mustafa El Othman gibi binlerce insani yardım çalışanı, meslektaşlarını enkaz altında kaybetmiş olmasına rağmen sağ kalanlara yardım etmeye devam ediyor.</p>
<p><strong>İnsani yardım çalışanlarının psikososyal refahlarının iyileştirilmesi desteklenmeli</strong></p>
<p>Dünya Doktorları açıklamasında; özellikle savaş, zorunlu göç, deprem gibi olaylardan sonra insani yardım çalışanlarında ikincil travmatik stres, şefkat yorgunluğu ve tükenmişlik gibi tepkiler geliştiğini belirtiyor. Kriz bölgelerinde yoğun çalışma saatleri, dinlenme fırsatlarının yetersizliği, her şeyi başarma kaygısı ve yetersiz psikososyal destek gibi faktörler, sahadaki insani yardım çalışanlarının stres tepkilerinin artmasına yol açabiliyor. Dünya Doktorları, bu stresi yönetebilmek için, psikoeğitim, süpervizör desteği ve çalışma koşullarının düzeltilmesi gibi önlemlerin önem taşıdığını belirtiyor. Dünya Doktorları, hükümetleri, uluslararası kuruluşları ve finansman kurumlarına şu çağrıda bulundu: ”İnsani yardım çalışanlarının zihinsel ve duygusal sağlığını korumaya yönelik uygun kapsamlı psikososyal destek programları için öncelik ve kaynak ayırılmalıdır. İnsanı yardım çalışanlarının psikolojik sağlığını öncelikli kılınması, yardım arayışının teşvik edildiği ve desteklendiği bir ortamın oluşturulmasına katkı sağlayacaktır. Yardım çalışanlarının uzun vadeli travma etkilerini daha iyi anlamak için araştırma girişimleri ve veri toplama çabaları gerekmektedir. Bunun gibi kanıta dayalı yaklaşımlarla insanı yardım çalışanlarının zihinsel sağlıklarının ve psikososyal refahlarının iyileştirilmesini destekliyoruz.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunya-doktorlari-kriz-bolgelerindeki-insani-yardim-calisanlari-psikolojik-saglik-yonunden-desteklenmeli-412570">Dünya Doktorları: &#8220;Kriz Bölgelerindeki İnsani Yardım Çalışanları Psikolojik Sağlık Yönünden Desteklenmeli&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ekolojik Kriz Bir Sistem Krizidir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ekolojik-kriz-bir-sistem-krizidir-378863</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 May 2023 11:40:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[ekolojik]]></category>
		<category><![CDATA[kriz]]></category>
		<category><![CDATA[krizidir]]></category>
		<category><![CDATA[sistem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=378863</guid>

					<description><![CDATA[<p>Efes Selçuk Belediyesi ile Atölye Deneme Sanat ve Ekoloji Derneği iş birliği ile düzenlenen Efes Selçuk İklim Atölyeleri Mayıs Ayı Takvimi kapsamında Selçuk Efes Kent Belleği’nde “Yetişkinler İçin Ekolojik Yaşam Semineri” düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ekolojik-kriz-bir-sistem-krizidir-378863">Ekolojik Kriz Bir Sistem Krizidir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Efes Selçuk Belediyesi ile Atölye Deneme Sanat ve Ekoloji Derneği iş birliği ile düzenlenen Efes Selçuk İklim Atölyeleri Mayıs Ayı Takvimi kapsamında Selçuk Efes Kent Belleği’nde “Yetişkinler İçin Ekolojik Yaşam Semineri” düzenlendi.</p>
<p>Kapadokya Üniversitesi Çevreci Beşeri Bilimler Merkezi Öğretim Üyesi ve Atölye Deneme Sanat ve Ekoloji Derneği Üyesi Dr. Ekin Gündüz Özdemirci’nin katılımıyla düzenlenen atölyede Ekolojik Kriz, etkileri ve Ekolojik Krize karşı bireysel olarak alınabilecek önlemler konuşuldu.</p>
<p><b>EKOLOJİK KRİZ KÜLTÜREL VE SOSYAL BİR MESELEDİR</b></p>
<p>Ekolojik Krizin büyük bir krizin parçası olduğunu belirten Özdemirci; “Bizim sorunumuz sadece havanın ısınması ya da buzulların erimesi değil. Ekolojik kriz aslında ekonomik, kültürel ve sosyal bir meseledir. Bu krizi yaratan bir sistemdir aslında. Biz bir ekolojik krizin içindeyiz. Bu kriz her şeyden önce bir sistem krizi. Yaptığımız seçimler iklim ve biyoçeşitlilik sonuçlarını şekillendiriyor. Bununla ilgili bütün insanlara bir sorumluluk yükleniyor.  Ancak bu krizin yaratıcısı olmayan toplumlar, bu krizden en çok etkilenen toplumlar oluyor. Bu krizin yaratıcısı gelişmiş sanayi toplumlarıdır. Ekolojik Kriz sistem kaynaklı bir sorun olup bu sistemin köşe başlarını tutanların eylemlerinin sonucudur. Çözüm bireysel olamaz ama bireysel olarak yapacaklarımız sistemde delikler açar” dedi.</p>
<p><b>BİREYSEL ÇABALARIMIZ DA ÖNEMLİ</b></p>
<p>Ekolojik Krizin etkilerine karşı büyük ekonomik ve politik dönüşümlerle çözüm sağlanabileceğinin altını çizen Özdemirci, “Ekolojik Krize karşı bireysel çabaları da küçümsememek gerekir. Bu yüzden bizim algı değişimine odaklanmamız gerekiyor. Karbon ayak izi ve ekolojik ayak izini azaltmamız gerekiyor. Bu noktada etik tüketim, adil ticaret, kendi üretebileceğimizi üretmek, sürdürülebilir tarım ürünlerini tercih etmek, mevsimsel beslenme, ikinci el eşya tüketimi, eşya takasları, plastik tüketimini azaltmak, naylon poşet tüketimini azaltmak, evsel atıklardan kompost gübre üretmek, evde kompost gübre yapmak, evde doğal sertifikalı temizlik malzemeleri ya da sirke, arap sabunu gibi doğal temizlik malzemeleri kullanmak bireysel olarak alabileceğimiz önlemler arasında yer alıyor. Ekolojik Krize karşı alınacak önlemler aslında insanın doğayı koruma mücadelesi değil insanın kendi türünü koruma mücadelesidir” dedi. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ekolojik-kriz-bir-sistem-krizidir-378863">Ekolojik Kriz Bir Sistem Krizidir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalbinizin Yaşıyla Birlikte Kriz Riskinizi De Öğrenebilirsiniz</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kalbinizin-yasiyla-birlikte-kriz-riskinizi-de-ogrenebilirsiniz-374792</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 May 2023 10:14:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[birlikte]]></category>
		<category><![CDATA[kalbinizin]]></category>
		<category><![CDATA[kriz]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenebilirsiniz]]></category>
		<category><![CDATA[riskinizi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşıyla]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=374792</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzün en yaygın hastalıkları arasında yer alan kalp ve damar hastalıkları ölümlerin de önde gelen nedenleri arasında yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalbinizin-yasiyla-birlikte-kriz-riskinizi-de-ogrenebilirsiniz-374792">Kalbinizin Yaşıyla Birlikte Kriz Riskinizi De Öğrenebilirsiniz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzün en yaygın hastalıkları arasında yer alan kalp ve damar hastalıkları ölümlerin de önde gelen nedenleri arasında yer alıyor. Ani kalp krizlerinin büyük bir çoğunluğu ise klinik anlamda hiçbir şikayeti olmayan kişilerde meydana geliyor. Kalp hastalıklarından korunmak için risk profilinin belirlenmesi ve uygun korunma programlarının uygulanması atılacak adımların başında yer yer alıyor. Özellikle 40 – 70 yaş arası sağlıklı kişilerde gerçekleştirilen koroner arter kalsiyum skorlama tetkiki ile hem kalp krizi riski hem de kalp yaşını öğrenmek mümkün olabiliyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Uz. Dr. Mehmet Karaca,  kalp krizi riskini belirlenmesinde belirleyici “Koroner arter kalsiyum skorlama tetkiki” hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Hiçbir sıkıntım yok diye düşünmeyin</strong></p>
<p>Ani kalp krizlerinin büyük bir çoğunluğu klinik hiçbir şikâyeti olmayan kişilerde yaşanmaktadır. Bu nedenle erken tanı ve tedavi son derece önemlidir. Kalp ve damar hastalıklarının önlenebilmesi için öncelikle risk profilinin belirlenmesi ve bu risk profiline göre uygun korunma yöntemlerinin uygulanması gerekmektedir. Koroner ateroskleroz yani kalp damarlarındaki kireçlenmenin varlığını ve yaygınlığını görüntülemede yardımcı olan koroner arter kalsiyum skorlama tekniği kalp hastalıklarının erken teşhisi bakımından ön plana çıkmaktadır. Damar kireçlenmesinin görüntülenmesiyle klinik bulgunun yani hiçbir şikâyetin olmadığı dönemde kalp damar hastalığını saptayarak ilerlemesini ve olası kalp krizlerini engellenebilmektedir.</p>
<p><strong>Kalp krizi riskinizi çok kısa sürede öğrenebilirsiniz</strong></p>
<p>Bir tarama testi olan koroner arter kalsiyum skorlama tekniği 40 &#8211; 70 yaş arasındaki sağlıklı kişilere yapılmaktadır. Tomografi cihazıyla düşük dozda radyasyon verilerek yaklaşık 15 saniyede çekilen koroner arter kalsiyum skorlama testi damardan ilaç verilmediği için böbrekleri de etkilememektedir. Oldukça basit ve güvenilir bir test olan koroner arter kalsiyum skorlama testi özellikle girişimsel anjiyografi gerekliliğini belirlemede katkı sağlayabilmektedir. Bu sayede damar kireçlenmesinin kesin göstergesi olan kalp damarlarındaki kalsiyum birikimi damar yolundan ilaç verilmeden görülebilmektedir.</p>
<p><strong>Tedaviniz kalsiyum skorunuza göre belirlenebilir</strong></p>
<p>Koroner arter kalsiyum skorlama tekniğiyle elde edilen sonuçlar geleneksel risk faktörlerine dayalı risk skorlama yöntemleri ile birlikte kullanıldığında ek bilgi sağlayarak hastaların izlem ve tedavisinde katkı sağlayabilmektedir. Koroner kalsiyum yükü arttıkça, kalp krizi geçirme riski de göreceli olarak artmaktadır. Kalsiyum skorunun 100&#8217;ün üzerinde bulunduğu tüm hastalar kan sulandırıcı ve kolesterol ilaç tedavisine aday olarak kabul edilmelidir.</p>
<p>Kalsiyum skoru 0 olduğunda kalsifik aterosklerotik plak yok demektir. Yani kalp krizi geçirme riski yok denebilir.</p>
<p>• Skorun 1-10 arasında olması düşük risk</p>
<p>• 10-100 arasında olması orta risk</p>
<p>• 100-400 arasında olması yüksek risk</p>
<p>• 400&#8217;ün üstünde olması çok yüksek risk grubu olarak değerlendirilir.</p>
<p><strong>Kalbin yaşı belirlenebiliyor</strong></p>
<p>Koroner arter kalsiyum skorlama yöntemi aynı zamanda kalp ve damar yaşının belirlenmesinde de önemli bilgiler verebilmektedir. Koroner arter kalsiyum skorunun yanında;</p>
<p>• Yaş</p>
<p>• Cinsiyet</p>
<p>• Total kolesterol</p>
<p>• HDL (İyi huylu kolesterol)</p>
<p>• Büyük tansiyon değeri</p>
<p>• Sigara tüketimi</p>
<p>• Tansiyon ilacı kullanımı </p>
<p>ile kalp yaşı hesaplanabilmektedir.</p>
<p>Bu 2 kişi üzerinden örnek verilerek açıklanabilir:</p>
<p>1.örnek Ahmet Bey</p>
<p>Koroner arter kalsiyum skoru: 0</p>
<p>Yaş: 45</p>
<p>Cinsiyet: Erkek</p>
<p>Total kolesterol: 250</p>
<p>HDL: 39</p>
<p>Büyük tansiyon: 110</p>
<p>Sigara: İçiyor</p>
<p>Tansiyon ilacı: Kullanmıyor</p>
<p>⁃  Hesaplanan KALP YAŞI: 39 </p>
<p>2.örnek Mehmet Bey</p>
<p>Koroner arter kalsiyum skoru: 100</p>
<p>Yaş: 45</p>
<p>Cinsiyet: Erkek</p>
<p>Total kolesterol: 250</p>
<p>HDL: 39</p>
<p>Büyük tansiyon: 110</p>
<p>Sigara: İçiyor</p>
<p>Tansiyon ilacı: Kullanmıyor</p>
<p>⁃ Hesaplanan KALP YAŞI: 73</p>
<p>Her ikisi de 45 yaşında olan, tüm özellikleri aynı olan Ahmet Bey ile Mehmet Bey arasındaki tek fark olan kalp damarlarındaki kireçlenmenin yani koroner arter kalsiyum skorları ile kalp damar yaşlarının birinde 39, diğerinde 73 çıktığını görmekteyiz. Bu da yapmış olduğumuz bu radyolojik görüntüleme tetkikinin önemini vurgulamaktadır.</p>
<p>Geç olmadan siz de kalp damarlarınızdaki kireçlenme miktarını çok pratik bir tetkik olan KORONER ARTER KALSİYUM SKORLAMA ile 15 saniyede öğrenebilir ve önlemlerinizi alabilirsiniz.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalbinizin-yasiyla-birlikte-kriz-riskinizi-de-ogrenebilirsiniz-374792">Kalbinizin Yaşıyla Birlikte Kriz Riskinizi De Öğrenebilirsiniz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Havacılık Kriz Dönemlerinde Kritik Bir Rahatlama Sağlıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/havacilik-kriz-donemlerinde-kritik-bir-rahatlama-sagliyor-370433</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Apr 2023 09:20:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[dönemlerinde]]></category>
		<category><![CDATA[havacılık]]></category>
		<category><![CDATA[kritik]]></category>
		<category><![CDATA[kriz]]></category>
		<category><![CDATA[rahatlama]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=370433</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA), paydaşlara havacılığın doğal afetler ve insani kriz zamanlarında oynadığı kritik rolü hatırlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/havacilik-kriz-donemlerinde-kritik-bir-rahatlama-sagliyor-370433">Havacılık Kriz Dönemlerinde Kritik Bir Rahatlama Sağlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA), paydaşlara havacılığın doğal afetler ve insani kriz zamanlarında oynadığı kritik rolü hatırlattı.</p>
<p>Havayolu sektörü, IATA Dünya Kargo Sempozyumu için İstanbul&#8217;da bir araya gelirken, <strong>IATA Genel Direktörü Willie Walsh</strong>, önemli açıklamalar yaptı. Walsh, “Kriz vurduğunda, havacılık hep oradadır. Bağlantı, yardım ve ilk müdahale ekiplerini ihtiyaç duydukları yere ulaştırmak için çok önemlidir. Türkiye ve Suriye&#8217;de meydana gelen depremde de yine havacılığın önemi görüldü. Havayolları, depremin hemen ardından hayatların kurtarılmasına yardımcı oldu. Ve havayolları, hayati önem taşıyan kargo gönderileriyle toparlanmayı hızlandırmaya yardımcı olmaya devam ediyor&#8221; dedi.</p>
<p>Havacılığın sağladığı destekle;</p>
<p>• 90&#8217;dan fazla ülkeden 3.500 tonun üzerinde yardım ulaştırıldı</p>
<p>• Etkilenen bölgelere 350&#8217;den fazla yardım ve ülkesine geri dönüş uçuşu gerçekleştirdi</p>
<p>• Dünyanın dört bir yanından 130.000&#8217;den fazla müdahale ekibine ulaşım sağlandı</p>
<p>Teslim edilen kritik malzemeler arasında kışlık ceketler, battaniyeler, tuvaletler, hijyen malzemeleri, gıda, itfaiye ekipmanları, jeneratörler, çadırlar, su dağıtım rampaları, el fenerleri, uyku tulumları ve tıbbi malzemeler yer aldı.</p>
<p>Diğer yandan, Airlink, havacılık sektörünün krizlere nasıl tepki verdiğine dair güzel bir örnek sunuyor. Airlink, İnsani felaket zamanlarında bağışlanan havayolu kaynaklarını ve STK ihtiyaçlarını koordine eden kar amacı gütmeyen bir kuruluş. STK ve havayolu ortaklarıyla birlikte çalışan Airlink, 300 tonluk ek bir boru hattı ile 1.000 tonluk yardım malzemesinin etkilenen bölgeye taşınmasını koordine etti.</p>
<p>Şehirlerin ve altyapının dayanıklılığı, BM&#8217;nin Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinin (sırasıyla SDG 9 ve 11) temel bileşenleri. Bu, hava taşımacılığının rolünün hem kendi başına önemli bir altyapı bileşeni hem de topluluklar için hayati bir yaşam çizgisi olduğu kriz zamanlarında test edilir.</p>
<p>Walsh, bu konuda ise şunları söyledi: &#8220;Havayolları her gün insanları, kültürleri, işletmeleri ve ekonomileri birbirine bağlayarak insanlığa muazzam bir pozitif katkı sağlıyor. Bu, ekonomik büyümeyi ve sosyal gelişmeyi teşvik ediyor. Afet meydana geldiğinde, bu bağlantılar daha da kritik hale geliyor. Bunu akılda tutarak, havacılığın her zamankinden daha güvenli, emniyetli, güvenilir ve sürdürülebilir hale gelerek bu rolü yerine getirebilmesini sağlamak için tüm paydaşlarımızı bize katılmaya davet ediyoruz. Havayolları olağanüstü bir dayanışma göstererek dünyanın dört bir yanındaki etkilenen topluluklara hayati malzeme ve yardım sağladı. Krizler sırasında, hayatları birlikte yeniden inşa etmeye çabalayarak umut, rahatlama ve yardım getiriyoruz. Böyle bir fark yaratan bir sektörün parçası olmaktan gurur duyuyorum&#8221; </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/havacilik-kriz-donemlerinde-kritik-bir-rahatlama-sagliyor-370433">Havacılık Kriz Dönemlerinde Kritik Bir Rahatlama Sağlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ekonomik Kriz Gençlik Projesini Vurdu: Başkan Ceritoğlu Sengel&#8217;den 14 Mayıs Vurgusu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ekonomik-kriz-genclik-projesini-vurdu-baskan-ceritoglu-sengelden-14-mayis-vurgusu-367715</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Apr 2023 12:00:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[ceritoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik]]></category>
		<category><![CDATA[gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[kriz]]></category>
		<category><![CDATA[mayıs]]></category>
		<category><![CDATA[projesini]]></category>
		<category><![CDATA[sengelden]]></category>
		<category><![CDATA[vurdu]]></category>
		<category><![CDATA[vurgusu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=367715</guid>

					<description><![CDATA[<p>Efes Selçuk Belediyesi tarafından projelendirilen Efes Kapalı Spor Salonu ve Gençlik Merkezi ihalesinin ekonomik kriz sebebiyle şirketlerin ihaleye katılmaması sonucunda iptal edilmesini değerlendiren Başkan Filiz Ceritoğlu Sengel, 14 Mayıs'ı işaret etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ekonomik-kriz-genclik-projesini-vurdu-baskan-ceritoglu-sengelden-14-mayis-vurgusu-367715">Ekonomik Kriz Gençlik Projesini Vurdu: Başkan Ceritoğlu Sengel&#8217;den 14 Mayıs Vurgusu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Efes Selçuk Belediyesi tarafından projelendirilen Efes Kapalı Spor Salonu ve Gençlik Merkezi ihalesinin ekonomik kriz sebebiyle şirketlerin ihaleye katılmaması sonucunda iptal edilmesini değerlendiren Başkan Filiz Ceritoğlu Sengel, 14 Mayıs&#8217;ı işaret etti. Efes Kapalı Spor Salonu ve Gençlik Merkezi’nin 18 Nisan’da yapılan ihalesine katılım gerçekleşmediğini belirten Başkan Ceritoğlu Sengel, beş firmanın ihale dosyasını almış olmasına rağmen ihaleye katılım olmamasının sebebinin derinleşen ekonomik kriz olduğunu ve sürecin 14 Mayıs’tan sonra değişeceğini belirtti.</p>
<p><b>SEBEBİ DERİNLEŞEN EKONOMİK KRİZ</b></p>
<p>Efes Kapalı Spor Salonu ve Gençlik Merkezi’nin ihalesine dair yaptığı bilgilendirmede Başkan Ceritoğlu Sengel; “ Bugün 18 Nisan. Bugün itibariyle Efes Kapalı Spor Salonumuz ve Gençlik Merkezimizin ihalesi vardı. Ancak derinleşen ekonomik kriz sebebiyle ihalemize bir teklif veren olmadı. Beş firma dosya almış olmasına rağmen teklif vermediler.  Bunun en önemli sebeplerinden bir tanesi derinleşen ekonomik krizdir” dedi.</p>
<p><b>GELECEĞE UMUDUMUZDAN VAZGEÇMİYORUZ</b></p>
<p>Efes Selçuk adına önemli kazanım olacak Efes Kapalı Spor Salonu ve Gençlik Merkezi’nin yapılmasından asla vazgeçmeyeceğini belirten Başkan Ceritoğlu Sengel; “14 Mayıs’tan sonra ihalemizi tekrar ettiğimizde liyakat sahibi, ekonomiden anlayan, bu ülkenin gençlerini ve geleceğini düşünen bir iktidara sahip olacağımız için devlet olanaklarıyla birlikte 14 Mayıs’tan sonra Efes Selçuk Gençlik Merkezi ve Kapalı Spor Salonuna sahip olacak. İhalemizi 14 Mayıs’tan sonra tekrar yapacağız. Hiçbir şekilde umutsuz değilim ve bilin ki çok kararlıyız. O gençlik merkezinin Efes Selçuk’un gençleri için Efes Selçuk’ta dönemim içerisinde temeli atılacak ve inşası gerçekleşecek. Hepinizi çok seviyorum. Geleceğe umudumuzdan vazgeçmiyoruz ve 14 Mayıs’tan sonra her şeyin ama her şeyin bir tek şeyin değişmesiyle birlikte değişeceğine olan inancımızın da tam olduğunu ifade ediyoruz” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ekonomik-kriz-genclik-projesini-vurdu-baskan-ceritoglu-sengelden-14-mayis-vurgusu-367715">Ekonomik Kriz Gençlik Projesini Vurdu: Başkan Ceritoğlu Sengel&#8217;den 14 Mayıs Vurgusu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kurumların kaderini krizler değil, kriz yönetimi değiştiriyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kurumlarin-kaderini-krizler-degil-kriz-yonetimi-degistiriyor-364821</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Apr 2023 11:26:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[değiştiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[kaderini]]></category>
		<category><![CDATA[kriz]]></category>
		<category><![CDATA[krizler]]></category>
		<category><![CDATA[kurumların]]></category>
		<category><![CDATA[yönetimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=364821</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kurumların kaderini değiştirenin krizin kendisi değil, kriz yönetimi süreci olduğunu belirten uzmanlar, öngörülebilir kriz sebeplerini saptayan bir kurumun proaktif kriz yönetimi anlayışını benimseyerek olası krizleri engelleyebildiğini ifade ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kurumlarin-kaderini-krizler-degil-kriz-yonetimi-degistiriyor-364821">Kurumların kaderini krizler değil, kriz yönetimi değiştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kurumların kaderini değiştirenin krizin kendisi değil, kriz yönetimi süreci olduğunu belirten uzmanlar, öngörülebilir kriz sebeplerini saptayan bir kurumun proaktif kriz yönetimi anlayışını benimseyerek olası krizleri engelleyebildiğini ifade ediyor. Kriz anlarında doğru bilginin aktarılması ve şeffaflığın dikkate alınmasının da büyük önem taşıdığını vurgulayan Doç. Dr. Pınar Aslan, strateji belirlemenin kriz yönetimini kolaylaştırdığına ve bu süreçte en önemli paydaşın kurum çalışanları olduğuna dikkat çekiyor.</strong></p>
<p> </p>
<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Pınar Aslan, kurumlarda kriz durumlarını değerlendirdi ve kriz süreçlerinin nasıl yönetilmesi gerektiği ile ilgili tavsiyelerde bulundu.</p>
<p><strong>Proaktif yönetimle krizler önlenebiliyor</strong></p>
<p>Krizlerin olağanüstü durumlar olarak değerlendirildiğini ve kurumların normal işleyişinin aksamasına neden olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Pınar Aslan, “Kriz sebepleri öngörülebilir ve öngörülemez olarak ikiye ayrılıyor. Öngörülebilir kriz sebeplerini saptayan bir kurum, proaktif kriz yönetimi anlayışını benimseyerek bu olası krizleri engelleyebilir. Öte yandan, her kurumun öngörülemez krizler yaşama ihtimali de vardır ve özellikle günümüz iletişim teknolojilerinin getirdiği hız, krizlerin patlama ve yayılma hızını artırdığı için her kurumun bu tür krizler yaşayabileceğini söylemek mümkün.” dedi.</p>
<p><strong>Kriz anlarında şeffaflık ilkesi dikkate alınmalı</strong></p>
<p>Kriz durumunda yapılması gerekenler listesinin ilk sırasında şeffaflığın yer alması gerektiğini belirten Doç. Dr. Pınar Aslan, sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>“Kriz anları doğrunun daha da önem kazandığı zamanlardır. Özellikle de günümüz iletişim ortamları göz önünde bulundurulduğunda dezenformasyon ve bilgi boşluğu gibi riskli ortamlardan kaçınmak isteyen bir kurumun kendine yapabileceği en büyük iyiliğin krizin varlığını kabul etmesi ve ne olursa olsun doğruyu söylemekten vazgeçmemesi olduğu anlaşılacaktır. İtibar yönetimi çerçevesinde düşünüldüğünde de kriz anlarında doğruyu söylemeyi seçerek itibara da olumlu katkı yapıldığı, bu sayede en azından minimum hasarla krizden çıkmanın mümkün olduğu unutulmamalı. Kriz anlarında doğru bilginin aktarılması ve şeffaflık sürecinde süreklilik ilkesinin dikkate alınması da büyük önem taşıyor. Hedef kitlenin açıklama ve bilgi akışı beklentisi boşa çıkarılmamalı, ‘En doğru bilgiyi en hızlı şekilde bizden alabilirsiniz’ mesajına ters düşecek davranışlardan kaçınılmalı. Bu sayede hedef kitle, alternatif bir bilgi kaynağı arayışına girme ihtiyacı duymayacaktır.”</p>
<p><strong>Strateji belirlemeden kriz yönetimini başlatmak hata! </strong></p>
<p>Kriz durumunda izlenmesi gereken adımların sırasıyla strateji belirlenmesi, hızlı aksiyon alınması, ön araştırma yapılması, iç iletişim sürecine öncelik verilmesi ve hedef kitlenin bilgilendirilmesi şeklinde olması gerektiğine değinen Doç. Dr. Pınar Aslan, “Strateji belirlemeden kriz yönetimi sürecini başlatmak sık yapılan bir hatadır. Birçok kurum, kriz anında hazırlıksız yakalanmanın verdiği endişeyle düşünmeden harekete geçiyor ve bu da krizin daha da büyümesine neden oluyor. Strateji belirlemek krizi yönetmeyi kolaylaştırıyor. Kriz anında ne olduğunu anlamaya, doğru bilgiye ulaşmaya çalışan kurumun samimiyetle ‘Biz de ne olduğunu anlamaya çalışıyoruz ve araştırıyoruz’ temalı bir mesaj vermesi bile yeterli olacaktır. Bunun yanında hızla eyleme geçilmesi önemlidir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Krizin varlığını kabul etmemek önemli bir hata</strong></p>
<p>Kurumların yaptığı bir diğer hatanın da krizin varlığını kabul etmemek ve eyleme geçme konusunda geç davranmak olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Pınar Aslan, “Bu nedenle krizin varlığını kabul eden bir kurumun belirlediği strateji çerçevesinde hızla eyleme geçmesi, krizin gidişatını değiştirecek bir durumdur. Bu süreçte araştırma yapmak ve duruma dair bilgi sahibi olmak büyük önem taşıyor. Hiçbir araştırma yapmadan, hedef kitlenin ne düşündüğünü bilmeden bir sonraki adımı tayin etmek riskleri de beraberinde getiriyor. Günümüz teknolojilerinin özellikle hedef kitlenin krizi nasıl karşıladığını ölçümleme konusunda büyük bir fırsat sunduğunu söylemek mümkün. Bu nedenle hedef kitle ve medyanın ilk tepkisini araştırıp eyleme geçmek, krize dair yapılacak açıklamanın içeriğinin nasıl olması gerektiğini gösterir yöndedir.” dedi.</p>
<p><strong>Kriz anlarının en önemli paydaşı çalışanlar!</strong></p>
<p>Kriz anlarında dikkat edilmesi gereken en önemli paydaşın kurum çalışanları olduğunun altını çizen Doç. Dr. Pınar Aslan, “Kriz anları iç iletişimin stratejik bir önem kazandığı zamanlardır. Çalışanların herkesten önce bilgilendirilmesi krizin kontrol altına alınabilmesini kolaylaştıracaktır. Günümüzde yaşanan krizleri düşündüğümüzde özellikle de sosyal medyaya sızan videolarda çalışanların olası payının unutulmaması gerekiyor. Doğru bilgilendirilmiş, çalıştığı kuruma güvenen bir çalışan kurumun elçisi olarak önemli bir temsiliyet sağlar ve kriz yönetimi sürecine artı değer katar.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Kriz yönetimi kurumların kaderini değiştiriyor</strong></p>
<p>Doç. Dr. Pınar Aslan, kriz durumunda bir diğer önemli aşamanın hedef kitlenin bilgilendirilmesi olduğunu söyledi ve sözlerini şöyle tamamladı: </p>
<p>“Şeffaflık, süreklilik ve samimiyet hedef kitlenin bilgilendirilmesi sürecinde asla unutulmaması gereken konulardır. Krizler her kurumun karşılaşabileceği olağanüstü durumlardır ve kurumların kaderini değiştiren krizin kendisi değil kriz yönetimi sürecidir. Özellikle hedef kitlenin erişim sağladığı tüm kanallardan bilgilendirilmesi büyük önem taşıyor. İç ve dış hedef kitlesiyle güvene dayalı ve şeffaf bir ilişki kurmayı başarmış bir kurum kriz anlarından minimum hasarla çıkabilecekken itibar yönetimini de başarıyla devam ettirme fırsatı yakalayacaktır.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kurumlarin-kaderini-krizler-degil-kriz-yonetimi-degistiriyor-364821">Kurumların kaderini krizler değil, kriz yönetimi değiştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeşilay Depremden Etkilenen Ebeveyn ve Çocuklara Kriz Rehberi Sundu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yesilay-depremden-etkilenen-ebeveyn-ve-cocuklara-kriz-rehberi-sundu-351659</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Feb 2023 11:39:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklara]]></category>
		<category><![CDATA[depremden]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveyn]]></category>
		<category><![CDATA[etkilenen]]></category>
		<category><![CDATA[kriz]]></category>
		<category><![CDATA[rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[sundu]]></category>
		<category><![CDATA[yeşilay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=351659</guid>

					<description><![CDATA[<p>Depremin yaralarını sarmak için uluslararası kurumlarla iş birliğinde bulunan Yeşilay; Birleşmiş Milletler (BM) ile Manchester Üniversitesi tarafından hazırlanan “Kriz Durumlarında Çocuklarımıza Yardım Rehberi”ni düzenledi ve Türkçeye çevirerek yayınladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yesilay-depremden-etkilenen-ebeveyn-ve-cocuklara-kriz-rehberi-sundu-351659">Yeşilay Depremden Etkilenen Ebeveyn ve Çocuklara Kriz Rehberi Sundu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Depremin yaralarını sarmak için uluslararası kurumlarla iş birliğinde bulunan Yeşilay; Birleşmiş Milletler (BM) ile Manchester Üniversitesi tarafından hazırlanan “Kriz Durumlarında Çocuklarımıza Yardım Rehberi”ni düzenledi ve Türkçeye çevirerek yayınladı. </strong></p>
<p>Yeşilay, ülkemizde yaşanan büyük afetin yaralarını sarmak için gayretlerini sürdürüyor. Birleşmiş Milletler ile Manchester Üniversitesi tarafından hazırlanan <strong>“Kriz Durumlarında Çocuklarımıza Yardım Rehberi”</strong>, Yeşilay’ın iş birliği kapsamında uzmanlarla incelendi, düzenlendi ve Türkçeye çevrilerek depremden etkilenen insanların hizmetine sunuldu. Bu kapsamda, depremin çocuklar üzerindeki etkilerinin giderilmesi hedefleniyor. </p>
<p>Yeşilay’ın internet sitesinde yer alan <strong>“</strong><strong>Kriz Durumlarında Çocuklarımıza Yardım Rehberi”</strong>, depremden etkilenen ebeveynleri içerisinde bulundukları duygularla yüzleştirerek işe başlıyor. Ebeveynleri önce kendilerine yardım etmeye davet eden rehber, sunduğu seçeneklerle onları sürecin üstesinden gelebilmek için harekete geçiriyor. Bunu yaparken de çocuklarıyla empati kurmalarına olanak sağlıyor.</p>
<p><strong>Çocukların dayanıklılığı nasıl artırılır?</strong></p>
<p>“Kriz Durumlarında Çocuklarımıza Yardım Rehberi”<strong> </strong>ilk etapta güvenliğin öncelikte olduğunu hatırlatarak, çocukların kendini rahat hissedeceği alanlar oluşturulması gerektiğini belirtiyor. <strong>Yeşilay iş birliği</strong> ile oluşturulan rehbere göre, bu zor süreçte çocuklarla kaliteli zaman geçirmek, onların etrafına güvenli duvar örülmesini hızlandırıyor. Bu noktada ailelere “Çocuklarınıza dokunmak ve sarılmaktan hatta onu ne kadar çok sevdiğinizi söylemekten uzak durmayın!” uyarısında bulunuluyor. Çocukları takdir etmek için fırsat oluşturmanın da onların dayanıklılığını artıran en önemli aşama olduğu vurgulanıyor.</p>
<p><strong>Ebeveynler için başucu kitabı niteliğinde rehber</strong></p>
<p>Anlaşılır bir dille okuyucuya sunulan “Kriz Durumlarında Çocuklarımıza Yardım Rehberi”<strong> </strong>çocuklarla geçirilen kaliteli zamanın onları endişelerden arındıracağına dikkat çekerek, ebeveynlere yol gösterici özellik taşıyor. Ebeveynlerin, çocukların iyi davranışlarda bulunmalarına yönelik yapabileceklerini maddeler halinde sunuyor. Çocuklarda kavga ve saldırganlık duygularının afetin olağan yansıması olabileceğini hatırlatarak, bu tür olumsuzluklarla baş etmenin yöntemlerini sıralıyor. Ayrıca, korku ve endişe gibi duyguların bir getirisi olan uyku bozukluklarıyla baş etmenin formüllerini verirken rahatlama teknikleri de sunuyor. Hayatın rutinlerini sürdürme konusunda yaşanan imkânsızlıkların aşılması açısından da ebeveynler için bir başucu kitapçığı niteliği taşıyor. </p>
<p><strong>Ergenlik dönemindeki çocuklar için ayrı bir bölüm</strong></p>
<p>Ailelere depremin çocuklar üzerindeki psikolojik etkilerini hafifletmeye ve gidermeye yönelik strateji ve ipuçları sunan “Kriz Durumlarında Çocuklarımıza Yardım Rehberi”nde ergenlik dönemindeki çocukların bakımı ile ilgili ayrı bir bölüm de bulunuyor. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yesilay-depremden-etkilenen-ebeveyn-ve-cocuklara-kriz-rehberi-sundu-351659">Yeşilay Depremden Etkilenen Ebeveyn ve Çocuklara Kriz Rehberi Sundu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kriz fırsatçılığı patolojik bir durumun göstergesi…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kriz-firsatciligi-patolojik-bir-durumun-gostergesi-349703</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Feb 2023 09:15:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[durumun]]></category>
		<category><![CDATA[fırsatçılığı]]></category>
		<category><![CDATA[göstergesi]]></category>
		<category><![CDATA[kriz]]></category>
		<category><![CDATA[patolojik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=349703</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye, üç gündür Kahramanmaraş merkezli iki ayrı depremin acısını yaşıyor. 11 ili etkileyen depremde binlerce can kaybı yaşanırken; deprem bölgesinde zaman zaman görülen yağma ve kriz fırsatçılığı girişimleri ise acıyı daha da katlıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kriz-firsatciligi-patolojik-bir-durumun-gostergesi-349703">Kriz fırsatçılığı patolojik bir durumun göstergesi…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye, üç gündür Kahramanmaraş merkezli iki ayrı depremin acısını yaşıyor. 11 ili etkileyen depremde binlerce can kaybı yaşanırken; deprem bölgesinde zaman zaman görülen yağma ve kriz fırsatçılığı girişimleri ise acıyı daha da katlıyor. </strong></p>
<p><strong>Tarihin her döneminde her toplumda felaketler ya da ekonomik krizler sırasında bu durumdan nemalanmaya çalışan fırsatçıların olabileceğini belirten sosyolog Prof. Dr. Barış Erdoğan, bu fırsatçıların sayı ve yaygınlığının artmasının toplumda bazı patolojik durumların ortaya çıktığını gösterdiğini kaydediyor. </strong></p>
<p><strong>Fırsatçılıkla mücadelede devletin ve kamu otoritelerinin etkin şekilde mücadele etmesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, atılacak bir başka adımın ise maddi başarının bir kültürel değer olarak bu kadar yüceltilmesinin önünü kesecek ahlaki ve zihinsel dönüşümden geçmek olduğunu vurguluyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Barış Erdoğan, Kahramanmaraş depreminde de zaman zaman görülen yağma girişimi ve fırsatçılığa ilişin değerlendirmede bulundu.</p>
<p><strong>Fırsatçıların yaygınlığının artması patolojik</strong></p>
<p>Tarihin her döneminde ve her toplumunda ekolojik felaketler sonrası ya da ekonomik krizler esnasında bu durumdan nemalanmaya çalışan fırsatçıların ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. Barış Erdoğan, “Bu tip olaylarla karşılaşmayı normal görmek gerekir. Ancak bu fırsatçıların sayısı ve yaygınlığının artması, bize toplumda bazı patolojik durumların ortaya çıktığını gösterir.” dedi.</p>
<p><strong>Kriz fırsatçıları her alanda görülüyor</strong></p>
<p>Fırsatçılığın her alanda görülebildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Barış Erdoğan, “Maalesef deprem sonrası ev kiralarının artmasından tutun da orman yangını sırasında söndürme malzemelerinin fahiş fiyatlarla satılmasına kadar her alan ve iş kolunda son zamanlarda başkalarının mağduriyetinden büyük ekonomik kazanımlar elde etmeye çalışan kriz fırsatçılarının olduğunu görüyoruz.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Vahşi serbest piyasa anlayışı, fırsatçılığı yaygınlaştırdı</strong></p>
<p>Fırsatçılığın bu kadar yaygınlaşmasında serbest piyasa anlayışının olduğunu belirten Prof. Dr. Barış Erdoğan, “Hiçbir ahlaki ölçüyle açıklanamayacak bu durumun bu kadar yaygınlık kazanmasında son 30-40 yıldır bütün dünyada ve Türkiye’de yaygınlık kazanan ve adeta topluma içselleştirilen vahşi bir serbest piyasa anlayışının olduğunu düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Kapitalizm ruhu, ahlaki ve etik değerlerden yoksun şekilde öğretildi</strong></p>
<p>“Yıllarca kendi çıkarlarını takip eden bireylerin kaçınılmaz olarak bütün topluma fayda sağlayacağı, piyasanın görünmez elinin arz ve talep dengesini yaratacağı ve fiyatların bu nedenle adil ve doğru olduğu bizlere öğretildi” diyen Prof. Dr. Barış Erdoğan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Fırsatları iyi değerlendirirsek yani doğru en uygun zamanda hareket edersek, yatırım yaparsak, alırsak ya da satarsak en fazla karı elde edeceğimiz ders kitaplarından tutun da popüler kültür ürünlerinin mesajlarına kadar her yerde bize anlatıldı. Kapitalizmin ruhu ahlaki ve etik değerlerden yoksun bırakılarak öğretildi. Sonuçta piyasa aktörü olan bu fırsatçılar kendilerini bal tutan parmağını yalar, akarken doldurmak lazım gibi deyimlerle kendilerini meşrulaştırmaktalar. Madem bu ürün ve hizmetlere talep var, o yüzden fiyatlarının artmasında da piyasa şartlarına göre yanlış bir şey yok diye görmekteler.”</p>
<p><strong>Toplumsal bir sorun olarak görülmelidir</strong></p>
<p>Bugün deprem fırsatçılarını kınayan bir kesimin, yarın aynı mantığı içselleştirdiğinden başka bir toplumsal krizde başka bir ürünün ya da hizmetin fırsatçısı konumuna da rahatlıkla gelebileceğini ifade eden Prof. Dr. Barış Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“O yüzden meseleyi ‘sen – ben’ sorunundan çok toplumsal bir sorun olarak görmek ve çözüm aramak zorundayız. Bu fırsatçılık konusuyla ilgili bence iki yönlü adım atmak gerekiyor. İlki devletin ve kamu otoritelerinin kriz anlarında vahşi bir hal alan serbest piyasaya elindeki güçle çeşitli şekillerde müdahale etmesi gerekiyor. Tıpkı hükümetin kira zam oranlarını yüzde 25 oranında sabitlemesi gibi. Bir diğer adım ise maddi başarının bir kültürel değer olarak bu kadar yüceltilmesinin önünü kesecek ahlaki ve zihinsel dönüşümden geçmek gerekiyor.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kriz-firsatciligi-patolojik-bir-durumun-gostergesi-349703">Kriz fırsatçılığı patolojik bir durumun göstergesi…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gelecek Partisi Kriz Masası Kurdu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gelecek-partisi-kriz-masasi-kurdu-349313</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Feb 2023 21:24:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[kriz]]></category>
		<category><![CDATA[kurdu]]></category>
		<category><![CDATA[masası]]></category>
		<category><![CDATA[partisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=349313</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gelecek Partisi İzmir İl Başkanı Onur Sivaslı, Kahramanmaraş merkezli 10 şehri de etkileyen yıkıcı ve can kaybının olduğu iki büyük deprem sonrasında bir açıklama yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gelecek-partisi-kriz-masasi-kurdu-349313">Gelecek Partisi Kriz Masası Kurdu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gelecek Partisi İzmir İl Başkanı Onur Sivaslı, Kahramanmaraş merkezli 10 şehri de etkileyen yıkıcı ve can kaybının olduğu iki büyük deprem sonrasında bir açıklama yaptı.</p>
<p>6 Şubat sabahının ilk saatlerinden itibaren bölgede yaşananları yakinen takip ettiklerini belirten başkan Sivaslı, “Ülkemiz, 17 Ağustos 1999 yılında Gölcük’de 7,4’lük depremle sarsılmıştı. 24 yıl sonra aynı büyüklükte bir depremi Kahramanmaraş Pazarcık merkezli yaşadık. Bizler İzmir’de 30 Ekim 2020’de yaşadığımız 6.9 büyüklüğündeki afette, depremin acı yüzünü tecrübe etmiş, yaralarımızı sarmak için seferber olmuştuk. Şimdi aynı duyguyu 10 ilimizde göçük altında kurtarılmayı bekleyen vatandaşlarımız için hissediyoruz. İzmir Depremi sonrasında kent halkı olarak nasıl bir araya geldiysek, tek yürek olduysak şimdi aynısını acının merkezi Kahramanmaraş, Hatay, Gaziantep, Adana, Adıyaman, Osmaniye, Malatya, Diyarbakır, Şanlıurfa ve Kilis illerimiz için de yapacağız. Depremin ardından iletişim kanallarımızı devreye sokarak tüm üyelerimize acil kan bağışı çağrısında bulunduk. Ağır kış koşullarında yaşamlarını sürdürmek zorunda kalan vatandaşlara ulaştırılmak üzere yardımlarımızı hazırlıyoruz.</p>
<p>10 ilimizde büyük yıkıma yol açan, 81 ilde 85 milyon vatandaşımızın kalplerinde tarifi imkânsız büyük üzüntüye yol açan deprem sonrasında tek gündemimiz depremin yaralarını sarmaktır. Gün birlik ve beraberlik günüdür. Böylesi bir bilinç ile bir tek canı kurtarabilmek için kendini tehlikeye atan bütün arama kurtarma ekiplerimize, AFAD birimlerini, askerimize, sağlık personelimize, yerel yönetim çalışanlarımıza, özetle bu zor süreçte sadece bedenini değil yüreğini ortaya koyan herkese şükranlarımızı ifade ediyoruz. Depremde vefat eden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar, enkaz altında kalan vatandaşlarımızın sağ salim kurtarılmalarını diliyoruz” dedi.</p>
<p><b>GELECEK PARTİSİ KRİZ MASASI KURDU</b></p>
<p>Gelecek Partisi Genel Merkezi’nin bir kriz masası kurduğunu ve 13 maddelik bir tedbir paketi de açıkladığını sözlerine ekleyen başkan Sivaslı, “Deprem felaketinin ilk anlarından itibaren Genel Merkezimiz bölgedeki il ve ilçe başkanlarımızla birlikte gelişmeleri yakından takip ederek sabahın erken saatlerinde genel merkezimizde Marmara ve Van depremlerinde çalışmış tecrübeli kamu bürokratlarımızdan, milletvekillerimizden ve Afet yönetiminde ihtisas sahibi olan akademisyenlerimizden oluşan bir kriz masası kurdu .Bu kriz masasında yaptığımız değerlendirme sonrasında kriz yönetimi bağlamında yaptığımız tespitleri ve alınması gerektiğini düşündüğümüz tedbirleri kamuoyumuz ile paylaşmayı vazife telakki ediyoruz” dedi.</p>
<p><b><u>Gelecek Partisi’nin 13 maddelik önerisi şu maddelerden oluştu;</u></b></p>
<ol>
<li><b><u>Acil müdahale koordinasyonu:</u> Kriz yönetimlerinde en öncelikli şart etkin koordinasyon ve işbirliğidir. Her şeyden önce merkezi yönetim, yerel yönetimler, özel sektör, sivil toplum kuruluşları ve bütün gönüllüleri koordinasyon ve işbirliği içinde olmaya davet ediyorum. Böylesi felaket günlerinde kim yaparsa yapsın yapılacak en küçük bir ayrımcılık, dışlama ve yok sayma gönül birlikteliğimizi yıkar. Deprem binalarımızı yıkarken biz gönüllerimizi ve vicdanlarımızı ayağa kaldırmak zorundayız.</b></li>
<li><b><u>Önceliklendirme: </u>Bu tür afet yönetimlerinde ilk 72 saat hayati önem taşımaktadır. Zamana karşı büyük bir yarış içindeyiz. Enkaz altından en fazla sayıda vatandaşımızı sağ çıkarmamız için çalışan ekiplere destek olmalıyız. Bu amaçla tüm mevcut ekipman kapasitesi ve akredite edilmiş arama-kurtarma ekiplerimizin bölgeye acilen sevki önem taşımaktadır. Alandan gelen bilgilerden iş makinesi ihtiyacının had safhada olduğu anlaşılmaktadır. Özel sektör ve yerel yönetimler ile işbirliği içinde bu ihtiyaç acilen giderilmelidir.</b></li>
<li><b><u>Erişim: </u>Bu ihtiyaçların bölgeye intikali için acil bir ulaşım ve lojistik planlaması yapılmalıdır. Bölgedeki yollarda ve viyadüklerde yaşanan tahribat gözönüne alınarak tesbit edilen hasar görmemiş havalimanlarına hava koridoru oluşturulmalı; hasar görmüş olan havalimanları derhal ulaşıma hazır hale getirilmelidir. Bu bağlamda lojistik imkanları güçlü yakın bir ilimiz lojistik merkezi ilan edilmelidir. Şu anki tabloda en uygun il olarak bölgeye uzaklık ve kapasite açısından Kayseri öne çıkmaktadır. Biz de parti olarak yapacağımız yardımlarda İstanbul ve Ankara yanında Kayseri’yi bir lojistik merkez olarak değerlendirme kararı aldık.</b></li>
<li><b><u>Acil Sağlık Hizmeti:</u> Vatandaşlarımızı enkazdan çıkarmak yetmez; en kısa sürede sağlık hizmetlerine erişimini sağlamak gerekmektedir. Depremin bölgesel nitelikte olması ve yüksek tahribat gücü hastane ve sağlık tesislerini devre dışı bırakmış görünmektedir. Örnek vermek gerkirse, depremde yaralanan Hatay il başkanımızı, ağır yaralanan eşini ve ailesini yerel sağlık hizmetlerinin aksaması dolayısıyla Mersin’e nakletmek zorunda kaldık. Bölgenin etrafında Erzurum’dan Antalya’ya inen ikinci bir kuşak içinde sağlık tesisleri tümüyle depreme odaklı bir çalışma sistemi içine girmelidir. Ülke genelindeki bütün sağlık personeli her an sevke hazır halde tutulmalıdır. Sahada çalışan personellerimize ileriki aşamada mutlaka rotasyon sağlanmalıdır. Ayrıca tam donanımlı sahra hastaneleri kurulmalıdır. Kara ulaşımındaki engeller de gözönünde bulundurularak İskenderun açıklarına ve alternatif olarak da Mersin limanına hastane teçhizatı ile donanmış gemiler sevk edilmelidir.</b></li>
<li><b><u>Acil Geçici Barınma Takviye</u>si: Bölgeden vatandaşlarımızın soğukta ve yoğun yağış altında kalmaları dolayısıyla riskli evlerine geri dönmek zorunda kaldıkları yönünde bilgiler gelmektedir. Bölgeye kış şartlarına uygun acil çadır sevkiyatı yapılmalıdır. Bu bağlamda yurtdışından gelen yardımlarda önceliklendirmeye gidilmeli ve diğer ülkelerden gelen yardımlar o ülkelerin tercihlerine göre değil yerel ihtiyaçlara göre planlanmalıdır.  Mesela Norveç başta olmak üzere İskandinavya ülkeleri, Rusya ve Kanada gibi ülkelerle ikili temaslar yoğunlaştırılmalıdır. Ayrıca deprem şartları uygun olduğu tesbit edilen spor salonları, camiler gibi güvenli alanlar geçici barınma için acilen hizmete açılmalıdır. Öte yandan ikiyüz bin civarında kayıtlı karavan sahiplerinden de karavanlarını depremzedelerin hizmetine sunma çağrısında bulunuyorum.</b></li>
<li><b><u>Tahliye operasyonu</u>: Artçı şoklar yanında 7.6 ölçeğine varan yeni depremler de yaşanması dolayısıyla bölgeden kapsamlı bir tahliye operasyonu başlatılmalıdır. Bu çerçevede yine İskenderun limanından Akdeniz ve Ege kıyılarındaki lojman, dinlenme tesisleri ve turistik mekanların bütün kapasitesi bu tahliyelerden gelen halkımız için kullanılmalıdır. Böylece hem bölgedeki muhtemel yeni depremlerin can kaybına yol açması engellenecek, hem arama ve kurtarma ekiplerinin çalışması kolaylaşacak hem de afetzedelerin psikolojik travmaları kontrol altına alınacaktır.</b></li>
<li><b><u>Haberleşme ve İletişim:</u> Her türlü kriz yönetiminin asgari şartı kesintisiz haberleşme ve iletişim kapasitesidir. İletişim operatörlerinin sürekli kesintisiz çalışması sağlanmalıdır.</b></li>
<li><b><u>Kırsal Alana Erişim: </u>Şu ana kadar gelen bilgilerin büyük çoğunluğu şehir merkezlerindendir. Köylere ve kırsaldaki vatandaşlarımıza da en hızlı şekilde ulaşabilmek için özel timler oluşturulmalıdır. Öncelikle ülkenin bütün helikopter ve drone kapasitesi bölgeye sevk edilmelidir. Kırsal alanda hızlı bir tesbit ve envanter çalışması yapılmalı ve ulaşım sıkıntısı çekilen bölgelere özel timlerle müdahil olunmalıdır.</b></li>
<li><b><u>Güvenlik önlemleri: </u>Afet bölgesinde kaos ve talana yol açabilcek suçları önlemek üzere can ve mal emniyeti için kapsamlı güvenlik tedbirleri alınmalıdır. Bölgeye asker sevki son derece doğru bir adım olmuştur.</b></li>
<li><b><u>Bilgi Akışı ve Kamuoyu Bilgilendirmesi: </u>Kriz yönetiminin sağlıklı işlemesinin öncelikli şartlarından birisi de temiz ve doğru bilgi akışı sağlanması, halkı paniğe sevkedecek gerçek dışı bilgilerin kontrol altına alınmasıdır. Dezenformasyonun en etkili panzehiri doğru bilgi akışıdır. Bu bağlamda ülke geneli için Ankara’da, bölge için merkez üssü olan Kahramanmaraş’ta, her bir il için merkezlerde bir iletişim merkezi ve mekanizması kurulmalıdır. Kademeli bilgilendirme ile halk aydınlatılmalıdır. Ayrıca, önümüzdeki süreçte kayıplar ve yaralılarla ilgili sağlıklı bir bilgi envanteri oluşturulmalıdır. Bu bağlamda hangi binada, hangi mahallede kim ikamet ediyor bilgisine en hızlı şekilde sağlayabilecek muhtarlardan istifade edilmelidir.</b></li>
<li><b> <u>İkincil tehditlere karşı önlemler</u>: Yangın ve salgın hastalık gibi ikincil tehlikelere karşı tedbir alınmalı; pandemi tecrübesine sahip ekipler bölgeye sevk edilmelidir.</b></li>
<li><b><u>Psikososyal Destek:</u> Büyük bir travma yaşayan depremzede vatandaşlarımıza acil psikososyal destek sağlanması amacıyla bu konuda  psikologlardan oluşan  ekipler de bölgeye sevk edilmelidir.</b></li>
<li><b>Yeniden Yapılandırma Çalışmaları: Bir taraftan krize acil  müdahale sürdürülürken diğer taraftan da yeniden yapılandırma çalışmalarının planlaması başlatılmalıdır. Bu planlar enkaz kaldırma çalışmalarının ardından hızlıca uygulamaya konulmalı ve olası bir sonraki afete karşı hazırlık olacaktır.</b></li>
</ol>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gelecek-partisi-kriz-masasi-kurdu-349313">Gelecek Partisi Kriz Masası Kurdu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
