<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>koruyucu | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/koruyucu/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/koruyucu</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Apr 2026 17:53:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>koruyucu | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/koruyucu</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Koruyucu aile yanındaki çocuklara &#8220;bütünleşik sağlık&#8221; desteği!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/koruyucu-aile-yanindaki-cocuklara-butunlesik-saglik-destegi-625775</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Apr 2026 17:53:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[bütünleşik]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklara]]></category>
		<category><![CDATA[desteği]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[hizmetler]]></category>
		<category><![CDATA[koruyucu]]></category>
		<category><![CDATA[Koruyucu Aile]]></category>
		<category><![CDATA[model]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[yanındaki]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625775</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi, İstanbul Valiliği, Ümraniye Kaymakamlığı, İstanbul Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ve İstanbul Koruyucu Aile Derneği (İSTKAD) iş birliğiyle hazırlanan projenin açılış toplantısı, Üsküdar Üniversitesi Senato Salonunda geniş bir katılımla yapıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/koruyucu-aile-yanindaki-cocuklara-butunlesik-saglik-destegi-625775">Koruyucu aile yanındaki çocuklara &#8220;bütünleşik sağlık&#8221; desteği!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi, İstanbul Valiliği, Ümraniye Kaymakamlığı, İstanbul Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ve İstanbul Koruyucu Aile Derneği (İSTKAD) iş birliğiyle hazırlanan projenin açılış toplantısı, Üsküdar Üniversitesi Senato Salonunda geniş bir katılımla yapıldı. Proje ile dezavantajlı çocukların sağlık hizmetlerine erişiminin &#8220;çocuk dostu&#8221; bir modelle bilimsel temelli ve multidisipliner bir yapıda sürdürülebilir kılınması amaçlanıyor.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Toplumun yarısı dezavantajlıyken diğer yarısı mutlu olamaz”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, dezavantajlı bireylerin toplumsal huzur ve güven açısından kritik bir rol oynadığını vurgulayarak, empati ve sosyal sorumluluk çağrısında bulundu. Prof. Dr. Tarhan, toplumun önemli bir bölümünü oluşturan dezavantajlı kesimlerin göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti.</p>
<p>Toplumda dezavantajlı bireylerin oranının sanıldığından daha yüksek olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Toplumun yaklaşık yüzde 40-50’si dezavantajlı, üretmeyen kişiler olarak kabul edilir. Bu kesim mutlu olmadıkça diğerlerinin mutlu olması mümkün değil. Evde dezavantajlı bir birey varsa, o evde huzurdan söz edilemez. Dolayısıyla bu konu yalnızca o bireyleri değil, tüm toplumu ilgilendirir.” dedi.</p>
<p><strong>Avantajlı kişilerin en önemli görevi, dezavantajlı bireylerle empati kurabilmek</strong></p>
<p>Avantajlı bireylerin sorumluluğuna işaret eden Prof. Dr. Tarhan, empati kurmanın önemine vurgu yaparak, “Avantajlı kişilerin en önemli görevi, dezavantajlı bireylerle empati kurabilmektir. Bu sağlanabilirse toplumsal güven ve huzur da beraberinde gelir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Küresel ölçekte aile yapısına yönelik tehditler bulunduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Küresel bir kültürel emperyalizm aileyi hedef almış durumda. ‘Aileye ne gerek var’ anlayışını yaymaya çalışan projeler var. 2017 yılında bağımlılıkla ilgili incelediğim bir projede aile karşıtı unsurlar dikkat çekiyordu. Destekleyen kurumlara baktığımızda Birleşmiş Milletler Nüfus Planlama Fonu’nun yer aldığını gördüm. Anne-baba duygusunu zayıflatarak nüfusu azaltmayı hedefleyen bir zihniyet söz konusu. Bu tür yaklaşımların farkında olunmalı.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Çocuklar günümüzde en kırılgan kesim</strong></p>
<p>Çocukların günümüzde en kırılgan kesimlerden biri olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, aile içi iletişimde kıyaslamanın olumsuz etkilerine değindi. Prof. Dr. Tarhan, “Bir ebeveyn çocuğuna ‘Arkadaşın ne güzel çalışıyor’ dediğinde, çocuğun ‘Ben seni hiç arkadaşınla kıyaslıyor muyum?’ şeklinde yanıt vermesi, çocukların artık daha bilinçli ve hassas olduğunu ortaya koyuyor.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Devletin dezavantajlı çocuklara yönelik çalışmalarını da değerlendiren Prof. Dr. Tarhan, “Devletimiz ve İçişleri Bakanlığımız bu alanda çok önemli projeler yürütüyor. Üniversite olarak biz de toplumsal katkı alanında Türkiye’nin en yüksek puanlı kurumları arasında yer alıyoruz.” dedi.</p>
<p><strong>Nazife Güngör: “Kampüste üretilen bilgiyi toplumsal faydaya dönüştürmek önceliğimiz”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazife Güngör, üniversitelerin yalnızca akademik bilgi üretmekle sınırlı kalmadığını, bu bilginin toplumsal faydaya dönüştürülmesinin temel sorumluluklarından biri olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Güngör, yeni projeye ilişkin değerlendirmesinde üniversitelerin değişen rolüne dikkat çekti.</p>
<p>Prof. Dr. Güngör, “Üniversitelerin kampüs içine kapanan anlayışı artık günümüzde yok. Kampüste üretilen bilgiyi toplumsal faydaya dönüştürmek çok önemli. Biz de bu yönde adımlar attık. Eğitimin yanında toplumsal sorunlara çözüm bulmak bir diğer sorumluluğumuzdur.” dedi.</p>
<p><strong>Hasan Gözen: “Göçle değişen aile yapısına karşı koruyucu aile modeli kritik önem taşıyor”</strong></p>
<p>İstanbul Vali Yardımcısı Hasan Gözen, toplumsal dönüşüm sürecinde aile yapısının değiştiğine dikkat çekerek, koruyucu aile modelinin önemine vurgu yaptı. Gözen, üniversite, kamu ve sivil toplum iş birliğinin projelerde belirleyici rol oynadığını ifade etti.</p>
<p>Konuşmasına İstanbul Valisi Davut Gül adına katılımcıları selamlayarak başlayan Gözen, projenin içeriğini değerli bulduğunu belirterek, “Ülkemiz hızla sanayileşen, toplumsal ilişkileri farklılaşan bir süreci yaşıyor. Geleneksel aile yapımızda bu tür problemler ya hissedilmiyordu ya da istatistiklere yansımıyordu. Büyükşehirlere göçle birlikte aile yapısı bozuldu. Koruyucu aile bu anlamda önemliydi. Son 30 yıl içerisinde özellikle Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın teşekkülü ve üniversitelerle iş birliğiyle güzel bir noktaya gelindi. İstanbul Valiliği olarak Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğümüz aracılığıyla projelere destek veriyoruz. Üniversitenin bilimsel birikiminin bu projeye aktarılması, derneğin sahiplenmesi ve kaymakamlığımızın benimsemesi çok kıymetli. Hayırlı olmasını diliyorum.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Yüksel Çelik: “Koruyucu aile modeli çocuklara sıcak bir yuva sunuyor”</strong></p>
<p>Ümraniye Kaymakamı Yüksel Çelik, kamu, üniversite ve sivil toplum iş birliğinin önemli bir örneği olan projenin, çocukların sağlıklı gelişimi açısından değerli bir adım olduğunu belirtti. Çelik, önleyici sosyal politikaların önemine dikkat çekti.</p>
<p>Ümraniye’nin demografik yapısına ilişkin bilgi veren Çelik, “Ümraniye, İstanbul’un en kalabalık ilçelerinden biri. Yaklaşık 730 bin nüfusa sahibiz. İlçe kaymakamlığı olarak her hafta şehit, gazi, yetim ve öksüz ailelerimizi ziyaret ediyoruz. Göreve başladığımda koruyucu aile ziyaretlerini de bu kapsama dahil ettik.” diye konuştu.</p>
<p>İlçede yaklaşık 60 koruyucu ailenin bulunduğunu belirten Çelik, “Bu aileler sayesinde çocuklarımız sıcak bir aile ortamına kavuşuyor. Bu modelin yaygınlaştırılması büyük önem taşıyor.” dedi.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi’nin projedeki rolüne değinen Çelik, “Üniversitemizin bu hassas kesime yönelik çalışmasını son derece kıymetli buluyoruz. Sorunlar ortaya çıkmadan önce önleyici tedbirlerin hayata geçirilmesi çok önemli.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Halide İncekara: “Çocuğa ulaşamazsak toplumsal sorunları çözemeyiz”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı, Özel Yetenekli Çocuklar Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Halide İncekara, çocukların toplumsal yapının merkezinde yer aldığını belirterek, çocuklara yönelik çalışmaların ihmal edilmesinin uzun vadede ciddi sosyal sorunlara yol açtığını ifade etti. İncekara, dezavantajlı gruplara yönelik projelerin önemine dikkat çekti.</p>
<p>İncekara, “Çocuk dediğimiz özel bir varlıktan bahsediyoruz. Çocuğa ulaşamadığınız sürece sokağa ulaşamazsınız. Hastalıkları, suçları konuşuruz çünkü zamanında çocuğu konuşmadık. Mecliste olduğum dönemde çocuk üzerine çalışmalar yaptık. Dezavantajlı grubu en azından daha da geri kalmayacağı şartlara getirmek çok değerli. Çocuğun ailesinin zengin ya da fakir olması fark etmez, çocuk her zaman dezavantajlı olarak kabul edilip elinden tutulması gereken bir varlıktır. Bu projeyi tebrik ediyorum, kolay gelsin.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Dr. Nebiye Yaşar: “İçişleri Bakanlığı’nın ilk sağlık odaklı sosyal inovasyon projesi”</strong></p>
<p>Toplumsal Katkı Koordinatörü Dr. Nebiye Yaşar, açılış konuşmasında projenin stratejik önemine dikkat çekerek, şunları söyledi:</p>
<p>“Üniversitemiz 2025-26 döneminde 11 sosyal inovasyon model projeye bilimsel danışmanlık yapmaktadır. Ama bu bizim için çok daha özel değerde. Bu projeyi gerçekten güçlü bir iş birliğiyle, hep birlikte çok sayısız toplantı yaparak oluşturduk. Bugün burada İçişleri Bakanlığı’nın ilk defa kabul etmiş olduğu sağlık alanında bir sosyal inovasyon model projesi için buluştuk. Amacımız, koruyucu aile yanında yaşayan dezavantajlı çocukların biyo-psiko-sosyal iyilik hallerini artırmak için bilimsel kanıta dayalı bir model oluşturmaktır. Bu projede çocuklarımız ilk defa dil ve konuşma becerileri, diş sağlığı ve ihtiyaç duydukları psikiyatri desteği alanlarında bütüncül bir hizmet alacaklar. Üniversitemiz bünyesinde kuracağımız &#8216;Çocuk Dostu Bütünleşik Sağlık Hizmetleri Birimi&#8217; ile bu hizmetleri sürdürülebilir kılacağız.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Ergün Yücel: “Diş sağlığı sorunları akran zorbalığına dönüşebiliyor”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ergün Yücel, projede çocukların fiziksel rehabilitasyonunun psikolojik süreçlerle nasıl iç içe geçtiğini dile getirerek, şöyle devam etti:</p>
<p>“Dokunduğumuz hayatları iyileştirmek, rehabilite etmek temel sorumluluğumuz. Biz de bu üniversitenin en genç fakültesi olarak böyle bir projenin içerisinde bulunmaktan son derece gurur duyuyoruz. Çocukların yaşadığı travmalar fonksiyonlara da yansıyor; diş gıcırdatmadan konuşma bozukluklarına kadar birçok sorunla karşılaşıyoruz. Sağlıklı bir diş yapısı yoksa konuşma sistemi bozulur, bu da okul çağında akran zorbalığı gibi ciddi sosyal sorunları beraberinde getirir. Biz bu çocukları korkutucu klinik ortamlarından uzak, güler yüzlü ve özel çocuk kliniklerinde tedavi edeceğiz. Pedodonti bölümümüzün toleranslı yaklaşımıyla çocuklardaki diş hekimi korkusunu yenmeyi ve onları topluma daha iyi entegre olmuş bireyler olarak görmeyi amaçlıyoruz. Dil ve Konuşma Terapisi bölümümüzle birlikte yürüteceğimiz kısım çok önemli.&#8221;</p>
<p><strong>Neşe Gökalp: “Bir çocuğun elinden tutmakla sorumluluk bitmiyor”</strong></p>
<p>İstanbul Koruyucu Aile Derneği Başkanı Neşe Gökalp, koruyucu ailelik sürecinin yalnızca bir çocuğa yuva sağlamakla sınırlı olmadığını belirterek, çocukların uzun vadeli desteklenmesinin önemine dikkat çekti. Gökalp, projeyle hem kurum bakımındaki hem de koruyucu aile yanındaki çocuklara ulaşmayı hedeflediklerini ifade etti.</p>
<p><strong>Halis Kuralay: “Koruyucu ailelere yönelik bütünleşik hizmet projeleri büyük önem taşıyor”</strong></p>
<p>Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdür Yardımcısı Halis Kuralay, sosyal hizmetlerin geniş bir kapsama sahip olduğunu belirterek, farklı gruplara yönelik hizmet modelleri geliştirdiklerini ifade etti.</p>
<p>Konuşmasında kurumlarının faaliyet alanına değinen Kuralay, “Biz Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü olarak engellilerden çocuklara, yaşlılardan koruyucu aile hizmetlerine kadar geniş bir alanda sorumluluk üstleniyoruz. Sosyal hizmet merkezlerimiz aracılığıyla ihtiyaçları tespit ediyor ve bireyleri uygun hizmet modellerine yönlendiriyoruz.” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/koruyucu-aile-yanindaki-cocuklara-butunlesik-saglik-destegi-625775">Koruyucu aile yanındaki çocuklara &#8220;bütünleşik sağlık&#8221; desteği!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gece sütüyle uyutma alışkanlığı çocukların diş sağlığını riske atabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gece-sutuyle-uyutma-aliskanligi-cocuklarin-dis-sagligini-riske-atabilir-624622</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2026 11:43:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağız]]></category>
		<category><![CDATA[alışkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[çürük]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[koruyucu]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[süt]]></category>
		<category><![CDATA[sütüyle]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[uyutma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624622</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimi Doç. Dr. Barış Karabulut, çocukların ağız ve diş sağlığını korumak için pedodonti uygulamalarının önemi, erken muayene, koruyucu tedbirler ve doğru alışkanlıkların kazanılmasının gerekliliği hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gece-sutuyle-uyutma-aliskanligi-cocuklarin-dis-sagligini-riske-atabilir-624622">Gece sütüyle uyutma alışkanlığı çocukların diş sağlığını riske atabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimi Doç. Dr. Barış Karabulut, çocukların ağız ve diş sağlığını korumak için pedodonti uygulamalarının önemi, erken muayene, koruyucu tedbirler ve doğru alışkanlıkların kazanılmasının gerekliliği hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Koruyucu diş hekimliği ile çürükler ve anomaliler önlenir!</strong></p>
<p>Pedodonti, yani çocuk diş hekimliğinin, bebeklikten ergenlik dönemine kadar çocukların ağız ve diş sağlığıyla ilgilenen bir uzmanlık alanı olduğunu aktaran Doç. Dr. Barış Karabulut, “Bu süreç, aslında anne karnında başlar. Hamilelik döneminde anneye verilen eğitimlerle temeller atılır ve bebeğin ilk dişinin çıkmasıyla birlikte düzenli muayene süreci başlar.” dedi.</p>
<p>Pedodonti uzmanlarının temel hedeflerinden birinin, çocuklarda diş hekimi korkusu oluşmadan, güvenli ve olumlu bir deneyim sağlamak olduğuna vurgu yapan Doç. Dr. Karabulut, “Bu sayede çocukların diş hekimi ziyaretlerini bir alışkanlık haline getirmeleri ve ağız-diş sağlığını yaşam boyu korumaları amaçlanır. Aynı zamanda koruyucu diş hekimliği uygulamalarıyla, çürükler ve olası anomaliler oluşmadan önce önlem alınır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Süt dişleri, geçici olmalarına rağmen son derece önemli bir role sahip! </strong></p>
<p>Koruyucu diş hekimliği uygulamaları kapsamda fissür örtücü ve flor uygulamaları gibi işlemler yapıldığı bilgisini veren Doç. Dr. Barış Karabulut, “Erken çocukluk çağı çürükleri tespit edilerek gerekli durumlarda dolgu veya kanal tedavisiyle dişler restore edilir. Ayrıca dişlerde oluşabilecek çapraşıklıklar erken dönemde belirlenerek ileride oluşabilecek ortodontik sorunların önüne geçilir.” dedi.</p>
<p>Çocukların ilk diş muayenesinin, ilk diş çıkar çıkmaz ya da en geç bir yaş civarında yapılmasının önerildiğine değinen Doç. Dr. Karabulut, şunları söyledi:</p>
<p>“Bu erken tanışma, çocuğun diş hekimine alışmasını kolaylaştırırken, ailelerin de doğru beslenme ve ağız bakımı konusunda bilinçlenmesini sağlar.</p>
<p>Süt dişleri, sanıldığının aksine geçici olmalarına rağmen son derece önemli bir role sahiptir. Çocukların sağlıklı beslenmesi, düzgün konuşabilmesi ve estetik açıdan kendine güven geliştirebilmesi için süt dişlerinin korunması gerekir. Ayrıca süt dişleri, kalıcı dişler için rehber görevi görür. Erken kayıplar, hem fiziksel hem de psikolojik sorunlara yol açabilir.”</p>
<p><strong>Beslenme sonrası ağız temizliği ihmal edilmemeli! </strong></p>
<p>Erken yaşta yapılan düzenli kontrollerin, diş çürüklerinin başlangıç aşamasında tespit edilmesini sağladığını yineleyen Doç. Dr. Barış Karabulut, “Böylece daha basit ve ağrısız yöntemlerle tedavi mümkün olur, ileri aşamalarda gerekebilecek kanal tedavisi veya genel anestezi gibi uygulamaların önüne geçilebilir.” dedi.</p>
<p>Bebeklik döneminde ağız temizliğinin de büyük önem taşıdığına dikkat çeken Doç. Dr. Karabulut, “Dişler çıkmaya başladıktan sonra, her beslenme sonrası diş yüzeyinde kalan süt mutlaka temizlenmelidir. Bu temizlik başlangıçta nemli bir bez veya tülbentle yapılabilir, ilerleyen dönemde ise parmak fırçaları kullanılabilir. Ayrıca bebeklerin memede ya da biberonla uyutulmaması ve beslenme sonrası ağız temizliğinin ihmal edilmemesi önerilir. Parmak emme ve uzun süreli emzik kullanımı gibi alışkanlıklar, 2-3 yaşından sonra devam ettiğinde diş ve çene yapısında bozulmalara yol açabilir. Bu nedenle bu alışkanlıkların kademeli olarak ve çocuğu zorlamadan bırakılması önemlidir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Pedodonti, tedaviden çok koruyucu bir yaklaşım! </strong></p>
<p>Çocuklarda diş gıcırdatmanın, özellikle diş sürme dönemlerinde geçici olarak normal kabul edilebileceğini aktaran Doç. Dr. Barış Karabulut, “Ancak bu durum uzun süreli ve yoğun şekilde devam ediyorsa, dişlere ve çene eklemine zarar verebileceğinden mutlaka değerlendirilmelidir. Gerekli durumlarda koruyucu plaklar, psikolojik destek veya medikal tedavi seçenekleri gündeme gelebilir.” dedi.</p>
<p>Gece sütüyle uyutma alışkanlığının da diş sağlığı açısından riskli olduğunu ifade eden Doç. Dr. Karabulut, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Anne sütü ya da biberonla verilen süt, diş yüzeyinde uzun süre kaldığında çürük oluşumuna zemin hazırlar. Özellikle uyku sırasında tükürük akışının azalması bu riski artırır. Bu nedenle beslenme sonrası dişlerin temizlenmesi ve biberon kullanımının mümkün olan en erken dönemde bırakılması önerilir.</p>
<p>Sonuç olarak pedodonti, sadece mevcut sorunların tedavi edildiği bir alan değil; aynı zamanda çocukların ağız ve diş sağlığını korumaya yönelik önleyici yaklaşımların merkezinde yer alan önemli bir bilim dalıdır. Erken yaşta kazanılan doğru alışkanlıklar, sağlıklı bir ağız yapısının temelini oluşturur.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gece-sutuyle-uyutma-aliskanligi-cocuklarin-dis-sagligini-riske-atabilir-624622">Gece sütüyle uyutma alışkanlığı çocukların diş sağlığını riske atabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Boehringer Ingelheim&#8217;dan Küresel Araştırma</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/boehringer-ingelheimdan-kuresel-arastirma-621468</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Mar 2026 17:38:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[biri]]></category>
		<category><![CDATA[boehringer]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[ingelheim]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Kurdu]]></category>
		<category><![CDATA[kampanya]]></category>
		<category><![CDATA[koruyucu]]></category>
		<category><![CDATA[küresel]]></category>
		<category><![CDATA[parazit]]></category>
		<category><![CDATA[pet]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621468</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her yıl 20 Mart'ta kutlanan Dünya Parazit Farkındalık Günü; pire, kene ve iç parazitlerin dünya genelindeki patili dostlarımız için en yaygın sağlık tehditlerinden biri olduğunu, ancak bu durumun kolayca önlenebileceğini hatırlatan önemli bir gündür.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/boehringer-ingelheimdan-kuresel-arastirma-621468">Boehringer Ingelheim&#8217;dan Küresel Araştırma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her yıl 20 Mart&#8217;ta kutlanan Dünya Parazit Farkındalık Günü; pire, kene ve iç parazitlerin dünya genelindeki patili dostlarımız için en yaygın sağlık tehditlerinden biri olduğunu, ancak bu durumun kolayca önlenebileceğini hatırlatan önemli bir gündür.</p>
<p>Türkiye dahil çeşitli ülkelerden toplam 6.500 pet ebeveyninin katılımıyla gerçekleştirilen küresel bir araştırma1; parazitlere sık maruz kalınmasına rağmen, dünya genelindeki pet ebeveynlerinin daha yüksek bir farkındalığa, daha net yönlendirmelere, eğitime ve çok daha güçlü koruyucu alışkanlıklara ciddi bir ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Katılımcıların %27&#8217;si parazit riskleri hakkında çok az bilgi sahibi olduğunu veya hiçbir fikri olmadığını belirtirken, büyük bir çoğunluk (%75) korunma yolları hakkında daha net tavsiyeler almaya ihtiyaç duyduğunu ifade ediyor. Aynı zamanda, katılımcıların %43&#8217;ü patili dostlarının daha önce bir parazit enfeksiyonu geçirdiğini, her beş vakadan birinin ise son bir yıl içinde yaşandığını belirtiyor. Bu bulgular, yaşanan deneyim ile bilgi düzeyi arasındaki kritik boşluğu gözler önüne sererken, farkındalığın artırılmasına ve daha tutarlı koruyucu adımlar atılmasına duyulan ihtiyacı da vurguluyor.</p>
<p>Sadece Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde 1,2 milyondan fazla köpeğin kalp kurdu taşıdığı tahmin ediliyor2. Avrupa&#8217;da aynı hastalık yeni ülkelere yayılırken; Latin Amerika, Afrika ve Asya&#8217;nın bazı bölgelerinde kalp kurdu vakaları bölgesel koşullar nedeniyle yüksek seyretmeye devam ediyor. Dış parazitler açısından bakıldığında ise keneler, dünya çapında evcil hayvanlarda yaygın olarak görülüyor. Örneğin, İtalya&#8217;da yakın zamanda yapılan bir araştırma, köpeklerin %47&#8217;sinden fazlasının enfekte olabileceğini gösterirken3; Güneydoğu Asya&#8217;daki benzer çalışmada ise bir ebeveyne sahip köpeklerin %67&#8217;ye varan bölümünde en az bir kene tespit edildiği belirtiliyor4. Kanla beslenen bu parazitler; Lyme hastalığı (eklem ağrısına ve bazen böbrek hasarına yol açan), babesioz (kırmızı kan hücrelerini yok eden bir enfeksiyon) veya ehrlichiosis (ateş ve kanama eğilimi yaratan bakteriyel bir enfeksiyon) gibi şiddetli ve yaşamı tehdit edebilen hastalıkları bulaştırabiliyor. Patili dostlarımızda yarattıkları rahatsızlık ve hastalıkların yanı sıra, bazı parazitler insanlara da bulaşarak enfeksiyon yayabiliyor.</p>
<p>Türkiye’ye baktığımızda ise köpeklerde görülen kalp kurdu hastalığı oldukça yaygın ancak ülkenin her yerinde aynı sıklıkta görülmüyor. Hastalık dağılımına bakıldığında, bu rahatsızlığın deniz kıyısındaki bölgelerde daha fazla, iç kesimlerde ise daha az görüldüğü rapor ediliyor. Türkiye genelinde hastalığın görülme sıklığının %2 ile %40 arasında değiştiği belirtiliyor⁵. Farklı illerde yapılan çalışmalar da bu durumu doğruluyor: Sivas&#8217;ta laboratuvar testleriyle yapılan bir araştırmada hastalığa rastlanma oranı %2,9 olarak bulunurken⁶; Kayseri&#8217;de 280 köpeğin incelendiği bir çalışmada bu oran %9,6 olarak bildiriliyor⁷. Ege Bölgesi&#8217;nde, Aydın ve İzmir&#8217;de sokak köpekleri üzerinde yapılan bir araştırmada hastalığın görülme oranının %13,9 olduğu rapor ediliyor⁸. Hatay&#8217;da gerçekleştirilen başka bir araştırmada ise 269 köpeğin %26&#8217;sında kalp kurdu tespit edilirken; özellikle deniz ve nehir kenarındaki bölgelerde bu oranın %30&#8217;un üzerine çıktığı belirtiliyor⁹. Tüm bu veriler, Türkiye&#8217;de kalp kurdu hastalığının görülme sıklığının, bulunulan bölgenin iklim ve coğrafi koşullarına göre büyük ölçüde değişiklik gösterdiğini ortaya koyuyor.</p>
<p>Artan sıcaklıklar ve sıklaşan seyahatler nedeniyle parazitler giderek daha geniş alanlara yayıldıkça, koruyucu önlemlerin değeri her zamankinden daha fazla gündeme geliyor.</p>
<p>Veteriner hekimler; risklerin değerlendirilmesinde, uygun koruma yöntemlerinin önerilmesinde ve bilinçli bakımın desteklenmesinde kilit bir rol oynuyor. Evcil hayvan sahiplerinin %70&#8217;inin birinci derecede referans kabul ettiği veteriner hekimler, evcil hayvan sağlığı konusunda en güvenilir bilgi kaynağı olmaya devam ediyor. Parazit riski, yaşanılan bölgeye, mevsime ve yaşam tarzına göre değişiklik gösterdiği için; hem patili dostları hem de insanları korumak adına kişiselleştirilmiş tavsiyeler, düzenli kontroller ve koruyucu çözümlerin bilinçli kullanımı büyük önem taşıyor.</p>
<p>Hayvan sağlığı alanında küresel bir lider olan Boehringer Ingelheim, Dünya Parazit Farkındalık Günü&#8217;nü, parazitlerin ne kadar kolay önlenebileceği konusunda farkındalık yaratmayı amaçlayan <strong>&#8220;Küçük sevgi adımları, hayatın büyük anları&#8221;</strong> kampanyasının lansmanıyla kutluyor.</p>
<p>Boehringer Ingelheim Pet İş Birim Müdürü Veteriner Hekim Orkun Bürün, kampanya ile ilgili şunları söyledi: “Parazitlerden korunma, pet ebeveynlerinin patili dostlarına verdikleri değeri göstermelerinin en basit ve anlamlı yollarından biri. Ancak araştırmamız, farkındalığın her zaman düzenli bir eyleme dönüşmediğini gösteriyor. Bu kampanya aracılığıyla, pet ebeveynlerinin koruyucu rutinleri &#8216;küçük bir sevgi adımı&#8217; olarak benimsemelerini hedefliyoruz. Çünkü bu adımlar, patili dostlarımızı güvende tutarak onlarla daha mutlu ve sağlıklı anlar paylaşmamızı sağlıyor.”</p>
<p>Koruyucu bakımı geliştirmeye odaklanan Boehringer Ingelheim; araştırmalara yatırım yapmaya, veteriner hekimlerle yakın iş birliğini sürdürmeye ve pet ebeveynlerinin bilinçli kararlar almasını güçlendiren bilinçlendirme girişimlerini desteklemeye devam ediyor.</p>
<p>Kuzey Yarımküre&#8217;de ilkbaharın başlarına ve Dünya Parazit Farkındalık Günü&#8217;ne denk gelen bu kampanya, birçok bölgede parazit aktivitesinin artmaya başladığı bir dönemde hayata geçiriliyor. Kampanya, patili dostların sağlığını korumaya yardımcı olan ve ebeveynleriyle kurdukları bağı güçlendiren basit bakım alışkanlıklarını teşvik ederek, araştırma bulgularını somut bir adıma dönüştürüyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/boehringer-ingelheimdan-kuresel-arastirma-621468">Boehringer Ingelheim&#8217;dan Küresel Araştırma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yenişehir&#8217;de genç kadınlara &#8216;Güvenli ilişki&#8217; rehberi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yenisehirde-genc-kadinlara-guvenli-iliski-rehberi-614665</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Feb 2026 07:33:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlara]]></category>
		<category><![CDATA[koruyucu]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[müdürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[şiddeti]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[yenişehir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614665</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yenişehir Belediyesi ve Yenişehir Sosyal Hizmet Merkezi Müdürlüğü, Toros Üniversitesi öğrencisi genç kadınlar için farkındalık eğitimi ve etkileşimli atölye çalışması düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yenisehirde-genc-kadinlara-guvenli-iliski-rehberi-614665">Yenişehir&#8217;de genç kadınlara &#8216;Güvenli ilişki&#8217; rehberi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span>Yenişehir Belediyesi ve Yenişehir Sosyal Hizmet Merkezi Müdürlüğü, Toros Üniversitesi öğrencisi genç kadınlar için farkındalık eğitimi ve etkileşimli atölye çalışması düzenledi. &#8220;Güvenli İlişki&#8221; ve &#8220;Flört Şiddeti&#8221; konularının ele alındığı programda, genç kadınlara yasal hakları, KADES Uygulaması ve koruyucu mekanizmalar anlatıldı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yenişehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü ile Yenişehir Sosyal Hizmet Merkezi Müdürlüğü iş birliğinde, Toros Üniversitesi’nde öğrenim gören genç kadın öğrencilere yönelik farkındalık eğitimi ve etkileşimli atölye çalışması gerçekleştirildi. Kadına yönelik şiddetle mücadele kapsamında planlanan koruyucu ve önleyici çalışma ile genç kadınların romantik ilişkilerde sınırlarını tanımaları, güvenli ilişki kurma becerilerini geliştirmeleri ve 6284 Sayılı Kanun ile KADES uygulaması hakkında bilinçlenmeleri hedeflendi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İLİŞKİLERDE DUYGUSAL GÜVENLİK VE SAĞLIKLI SINIRLAR</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Etkinliğin ilk bölümünde, Yenişehir Belediyesi bünyesinde görev yapan Uzman Psikolog Gülnihal Bilim tarafından “Bağlanma Stilleri”, “Güvenli İlişki” ve “Flört Şiddeti Farkındalığı” konularında eğitim verildi. Romantik ilişkilerde bağlanma biçimleri, duygusal ihtiyaçlar ve güvenli ilişki kavramının ele alındığı programda; flört şiddetinin erken belirtilerini tanıyabilme, manipülatif ve kontrol edici davranışları ayırt edebilme ve sağlıklı sınır koyabilme becerilerinin geliştirilmesine yönelik çalışmalar yapıldı. Deneyim odaklı uygulamalar sayesinde katılımcıların kendi ilişki davranışlarını fark etmeleri ve ilişkilerde duygusal güvenlik algılarını güçlendirmeleri amaçlandı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>YASAL HAKLAR VE KORUYUCU MEKANİZMALAR ANLATILDI</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Programın ikinci bölümünde ise Yenişehir Sosyal Hizmet Merkezi Müdürlüğü’nden Psikolog Selin Yaylalı tarafından kadına yönelik şiddetin türleri, etkileri ve başvuru yolları hakkında bilgilendirme yapıldı. 6284 Sayılı Kanun kapsamında sunulan koruyucu ve önleyici tedbirler aktarılırken, şiddet riskinde hızlı destek alınmasını sağlayan KADES uygulamasının önemi vurgulandı. Böylece katılımcıların hem yasal haklarını öğrenmeleri hem de destek mekanizmalarına erişim konusunda güçlenmeleri hedeflendi. Çocuk Gelişimi Bölümü öğrencilerinin yoğun katılım gösterdiği eğitimde, sağlıklı bir toplumun temelinin güvenli ilişkiler üzerine kurulduğuna dikkat çekildi. Bireyin başkalarına güvenli bir alan sunabilmesi için öncelikle kendi sınırlarını tanıyıp koruyabilmesinin önemi vurgulandı. Yenişehir Belediyesi ve Yenişehir Sosyal Hizmet Merkezi Müdürlüğü iş birliğinde, kadına yönelik şiddetle mücadele kapsamında üniversite gençliğine yönelik koruyucu ve önleyici çalışmaların sürdürüleceği bildirildi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>BAŞKAN ÖZYİĞİT“YENİŞEHİR’DE HİÇBİR KADIN KENDİNİ YALNIZ HİSSETMEYECEK”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kadına yönelik şiddete sıfır tolerans ilkesiyle hareket ettiklerini ifade eden Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyğit, &#8220;Kadına yönelik şiddetle mücadele sadece bir güvenlik meselesi değil, aynı zamanda bir zihniyet dönüşümü mücadelesidir. Yenişehir Belediyesi olarak biz, şiddetin her türlüsüne &#8216;sıfır tolerans&#8217; ilkesiyle hareket ediyoruz. Ancak bu mücadelede en güçlü gücümüz eğitim ve farkındalıktır. Genç kadınlarımızın ilişkilerinde sınırlarını bilmesi, duygusal manipülasyonu tanıyabilmesi ve en önemlisi yasal haklarına hâkim olması, sağlıklı bir toplumun inşası için hayati önem taşıyor. Yenişehir Sosyal Hizmet Merkezi Müdürlüğü ile gerçekleştirdiğimiz bu kıymetli iş birliğiyle, gençlerimizi koruyucu mekanizmalarla güçlendiriyoruz. Yenişehir’de hiçbir kadın kendini yalnız hissetmeyecek; biz her zaman yanlarında olmaya, onları hem sosyal hem de hukuki anlamda desteklemeye devam edeceğiz” dedi. </span></span></span></b></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yenisehirde-genc-kadinlara-guvenli-iliski-rehberi-614665">Yenişehir&#8217;de genç kadınlara &#8216;Güvenli ilişki&#8217; rehberi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kemer&#8217;de &#8220;Gönül Elçileri ile Koruyucu Aile Farkındalık Toplantısı&#8221; yapıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kemerde-gonul-elcileri-ile-koruyucu-aile-farkindalik-toplantisi-yapildi-607381</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Jan 2026 13:43:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[elçileri]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[gönül]]></category>
		<category><![CDATA[kemer]]></category>
		<category><![CDATA[koruyucu]]></category>
		<category><![CDATA[Koruyucu Aile]]></category>
		<category><![CDATA[toplantı]]></category>
		<category><![CDATA[toplantısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607381</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde 2012 yılında başlatılan “Gönül Elçileri” projesi kapsamında “Gönül Elçileri ile Koruyucu Aile Farkındalık Toplantısı” gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kemerde-gonul-elcileri-ile-koruyucu-aile-farkindalik-toplantisi-yapildi-607381">Kemer&#8217;de &#8220;Gönül Elçileri ile Koruyucu Aile Farkındalık Toplantısı&#8221; yapıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde 2012 yılında başlatılan “Gönül Elçileri” projesi kapsamında “Gönül Elçileri ile Koruyucu Aile Farkındalık Toplantısı” gerçekleştirildi.</p>
<p>Kemer Belediyesi Kültür Salonu’nda yapılan toplantıya, Antalya Valisi Hulusi Şahin’in eşi Ebru Şahin, Kemer Kaymakamı Ahmet Solmaz, Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu, Kemer Belediye Başkan Vekili Sema Özdemir, Kemer Cumhuriyet Başsavcısı Gamze Almalı, Kemer Jandarma Komutanı Ömer Seyhan, Kemer Emniyet Müdürü Cengiz Usta, Antalya Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Galip Sökmen, Kemer İlçe Milli Eğitim Müdürü Mehmet Erkan Ergen, STK temsilcileri, belediye birim müdürleri ve koruyucu aileler katıldı. </p>
<p>Saygı duruşunda bulunulmasının ardından İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan toplantıda, koruyucu aile hizmetinin amacı, uygulama süreci ve çocukların güvenli bir aile ortamında yetişmesinin önemi, koruyucu aile olma süreci, başvuru süreci gibi konularda katılımcılara kapsamlı bilgiler verildi.</p>
<p>Koruyucu aile bilgilendirme sunumunun da yapıldığı toplantıda bir konuşma yapan Kemer Kaymakamı Ahmet Solmaz, toplantının Kemer’de yapılacağını öğrendiği andan itibaren heyecan ve mutluluk içerisinde olduğunu söyledi. </p>
<p>Kaymakam Solmaz, toplantı öncesi Kemer’deki koruyucu aileleri ziyaret ettiğini ifade ederek, “Koruyucu aileler bir kahraman. O çocukların sevgisini o kadar hissettim ki, biyolojik olarak anne ve baba olmaya gerek olmadığını o an anladım. Koruyucu ailelerin ne kadar önemli bir görev üstlendiğini çok iyi anladım. Toplantının Kemer’de yapılmasında emeği geçenlere teşekkür ediyorum.” dedi. </p>
<p>Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu ise sevginin olmadığı bir yerde hiçbir şeyin olmayacağına dikkat çekerek, “Biz öğretmen okulunda psikoloji ve çocuk psikolojisi okuduk. Çocuğun yanağını sıkmadıktan sonra, saçlarını okşamadıktan sonra ve elini tutup yürümedikten sonra o çocuğun size bağlanma şansı yok. Her şey para vermek değil. Sevginin olduğu yerde mutluluk vardır. Her şey bizim elimizde.” diye konuştu. </p>
<p>Toplantıda daha sonra katılımcıların soruları yanıtlanırken, toplumun her kesiminin koruyucu aile sistemine destek vermesinin, çocukların geleceği açısından büyük önem taşıdığı vurgulandı.</p>
<p>Toplantı sonrası Antalya Valisi Hulusi Şahin’in eşi Ebru Şahin, Kaymakam Solmaz, Başkan Topaloğlu ve beraberindekiler belediye başkanlık makamına geçerek, toplantı hakkına fikir alışverişinde bulundu. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kemerde-gonul-elcileri-ile-koruyucu-aile-farkindalik-toplantisi-yapildi-607381">Kemer&#8217;de &#8220;Gönül Elçileri ile Koruyucu Aile Farkındalık Toplantısı&#8221; yapıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Dozunda içilen kahve, kanser riskini azaltıyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dozunda-icilen-kahve-kanser-riskini-azaltiyor-595983</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Dec 2025 11:54:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[azaltıyor]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[Deri Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[dozunda]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[içilen]]></category>
		<category><![CDATA[kafein]]></category>
		<category><![CDATA[kahve]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[koruyucu]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595983</guid>

					<description><![CDATA[<p>Acıbadem Üniversitesi, deri kanseri alanındaki öncü araştırmalarıyla tanınan Amerikan Fotobiyoloji Derneği Genel Sekreteri ve Ohio Üniversitesi Dermatoloji Uzmanı Doç. Dr. Masaoki Kawasumi’yi ağırladı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dozunda-icilen-kahve-kanser-riskini-azaltiyor-595983">&#8220;Dozunda içilen kahve, kanser riskini azaltıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Acıbadem Üniversitesi, deri kanseri alanındaki öncü araştırmalarıyla tanınan</strong> <strong>Amerikan Fotobiyoloji Derneği Genel Sekreteri</strong> <strong>ve</strong> <strong>Ohio Üniversitesi Dermatoloji Uzmanı</strong> <strong>Doç. Dr. Masaoki Kawasumi’yi</strong> <strong>ağırladı.</strong> <strong>Doç. Dr. Masaoki Kawasumi, yıllardır yürüttüğü çalışmalarda kafeinin özellikle güneş ışığıyla etkileşime girdiğinde</strong> <strong>deri kanserine karşı güçlü bir koruma sağladığını belirtiyor. Acıbadem Üniversitesi’nde verdiği seminerde, “Kahve içmek sadece keyif değil; doğru zamanda içildiğinde bir koruyucu tedbir. Koruyucu etkisi özellikle güneş ışınlarıyla ortaya çıkan kahveyi sahilde tüketmek çok faydalı. Güneş altında içilen kahve, vücudu kansere karşı koruyabiliyor. Hayvan deneylerinde her bir fincan kahvenin, deri kanseri riskini %5 azalttığını tespit ettik” diyerek çarpıcı bilgiler paylaşıyor… </strong></em></p>
<p>Kafeinle ilgili araştırmalarının temellerinin asistanlık yıllarına uzandığını anlatan Doç. Dr. Masaoki Kawasumi, kafeinin kanserden koruyucu etkilerinin dikkat çekici olduğunu belirtiyor: “Kahvenin deri kanseri üzerindeki etkisini 2004 yılında, daha asistanken araştırmaya başladım. Hocalarımla birlikte beslenmenin deri kanserini önlemedeki rolünü inceledik. Önce yeşil çayın etkisine baktık çünkü yeşil çayda yüksek oranda kafein bulunuyor. Deneysel çalışmalarımızda yeşil çayın deri kanserini önlemede belirgin katkısı olduğunu gördük.”</p>
<p>Bu bulguların ardından kafeinin mekanizmasına odaklandıklarını belirten Doç. Dr. Masaoki Kawasumi, “Kafeinin kanseri nasıl önleyebildiğini merak ettim ve içinde kanser gelişimini önleyici bazı moleküller ve proteinler olduğunu tespit ettim” diyor.</p>
<p><strong>“Kahveyi Güneş Altında İçin”</strong></p>
<p>Doç. Dr. Masaoki Kawasumi’ye göre kafeinin asıl gücü, güneş ışığıyla birleştiğinde ortaya çıkıyor: “Kahve içtiğimizde kafein tüm vücuda yayılıyor. Güneş ışığı cildimizle temas ettiğinde kafein aktive oluyor ve kanseri önleyen proteinleri harekete geçiriyor. Yani kafein, güneşle birlikte çalışıyor. Deri kanserini önleyebilmek için kahveyi güneş ışınlarına maruz kaldığınız sırada içmelisiniz. Yani sahilde… Sahilde, plajda kahve içmek bu nedenle çok etkili. Kafein bizi, güneşe maruz kaldığımız zaman deri kanserinden koruyor. Kısacası zamanlama çok önemli”… </p>
<p><strong>“Kahve Tüketimini Artırmadan Önce Hekiminize Danışın” </strong></p>
<p>Kafein tüketimiyle kanser riski arasındaki ilişkiye dair bulgular da dikkat çekici. “Hayvan deneylerinde yaptığımız çalışmalarda kahvenin, özellikle deri kanseri riskini belirgin bir şekilde düşürdüğünü gösterdi” diyen Doç. Dr. Masaoki Kawasumi, kafeinin sadece deri kanseri değil, karaciğer, rahim, ağız ve yutak kanseri gibi diğer kanser türlerine karşı da koruyucu etkiler gösterdiğini belirtiyor… Ancak Doç. Dr. Masaoki Kawasumi, kahve tüketimini artırmadan önce mutlaka bir doktora danışılması gerektiğinin de altını çiziyor. Özellikle kalp hastalığı, hipertansiyon, ritim bozukluğu, mide hassasiyeti veya anksiyete gibi sorunları olan kişilerin kafein tüketiminde daha dikkatli olması gerektiğini; bilinçsiz ve aşırı tüketimin sağlık açısından risk oluşturabileceğini vurguluyor.</p>
<p><strong>Kafein: Hem İçilen Hem Sürülen Koruyucu</strong></p>
<p>Doç. Dr. Masaoki Kawasumi, “Kahve içmenin genel olarak ömür uzattığını ve ölüm oranlarını azalttığını gösteren çok sayıda çalışma var. Çayın da benzer etkileri mevcut, ancak kahve kadar güçlü değil; etkisi yarı yarıya daha az” diyor. </p>
<p>Kafeinin sadece içilerek değil, farklı formlarda da etkili bir koruma sağladığına dikkat çeken Doç. Dr. Masaoki Kawasumi, “Kahve olarak içmek, hap şeklinde almak ya da merhem olarak cilde sürmek — hepsi deri kanserini önlemede etkili yöntemler. Kafein bir antioksidan olarak etki ediyor; serbest radikalleri nötralize ediyor ve cilt hücrelerini koruyor. Ancak en dikkat çekici etki, yine güneş altında gözleniyor. Güneş altında kahve içtiğinizde kafein sizi zaten güneşin zararlı ışınlarından koruyor. Kafein bu durumda adeta bir güneş koruyucu gibi işlev görüyor” şeklinde konuşuyor. </p>
<p><strong>Yüksek Riskli Hastalar Üzerinde Yeni Çalışmalar Planlanıyor</strong></p>
<p>Bugüne kadar yürütülen araştırmaların çoğunun fareler üzerinde yapıldığını belirten Doç. Dr. Masaoki Kawasumi, artık insan çalışmalarına geçmek istediklerini söylüyor: “Bir sonraki hedefimiz, kanser riski yüksek insan gruplarında, özellikle bağışıklık sistemi baskılanmış, organ nakli geçirmiş ya da sık nüks eden deri kanseri hastalarında kafeinin koruyucu etkisini incelemek. Bu hastalar kanserin tekrarlama olasılığı açısından en riskli grubu oluşturuyor.”</p>
<p>Doç. Dr. Masaoki Kawasumi, uzun vadede bu çalışmaların kişiselleştirilmiş koruyucu tedavilerin önünü açabileceğini de düşünüyor. Geleceğe dair öngörülerini de paylaşan bilim insanı, kanserle mücadelenin yön değiştirdiğine dikkat çekerek, “Önümüzdeki yıllarda kanseri önlemeye yönelik çalışmalar artacak. Kafein dışında da koruyucu bileşikler üzerine araştırmalar yürütülüyor. Ayrıca immünoterapi gibi yeni tedavi yaklaşımlarını da daha sık göreceğiz” diyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dozunda-icilen-kahve-kanser-riskini-azaltiyor-595983">&#8220;Dozunda içilen kahve, kanser riskini azaltıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yerinden çıkan daimi diş için 30 dakika önemli!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yerinden-cikan-daimi-dis-icin-30-dakika-onemli-593196</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Nov 2025 16:31:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[30]]></category>
		<category><![CDATA[ağız]]></category>
		<category><![CDATA[Ağız Ve Diş Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[çıkan]]></category>
		<category><![CDATA[daimi]]></category>
		<category><![CDATA[dakika]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[koruyucu]]></category>
		<category><![CDATA[müdahale]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[yerinden]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=593196</guid>

					<description><![CDATA[<p>Düşme, çarpma, spor kazaları, trafik kazaları veya günlük yaşamda meydana gelen darbeler sonucu dişlerde oluşan kırık, çatlak, yer değiştirme ya da tamamen yerinden çıkma gibi önemli yaralanmalarda zamanında müdahale büyük önem taşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yerinden-cikan-daimi-dis-icin-30-dakika-onemli-593196">Yerinden çıkan daimi diş için 30 dakika önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Düşme, çarpma, spor kazaları, trafik kazaları veya günlük yaşamda meydana gelen darbeler sonucu dişlerde oluşan kırık, çatlak, yer değiştirme ya da tamamen yerinden çıkma gibi önemli yaralanmalarda zamanında müdahale büyük önem taşıyor. İstanbul Atlas Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Pedodonti Ana Bilim Dalı Başkan Vekili Dr. Öğr. Üyesi Ece Yılmazkasapoğlu Türkay, travmatik dental yaralanmalarda acil müdahalenin önemine dikkat çekti: “Kırık bir diş parçası doğru şekilde saklanırsa yapıştırılabilir; yerinden çıkan bir daimi diş ise 30 dakika içinde doğru koşullarda yerine yerleştirildiğinde yüksek oranda canlı kalabilir. Bu yüzden acil müdahale, hem estetik hem fonksiyon hem de hastanın ileriki yıllarda karşılaşabileceği komplikasyonları önlemede kritik öneme sahiptir.”<br />İstanbul Atlas Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Pedodonti Ana Bilim Dalı Başkan Vekili Dr. Öğr. Üyesi Ece Yılmazkasapoğlu Türkay, 17 – 23 Kasım Toplum Ağız ve Diş Sağlığı Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada ağız ve diş sağlığının önemi ve korunmasına ilişkin değerlendirmede bulundu.<br />Koruyucu uygulamalarla büyük sağlık sorunları önlenebilir<br />Ağız ve diş sağlığının genel sağlığın ayrılmaz bir parçası olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Ece Yılmazkasapoğlu Türkay, “Çürükler, diş eti hastalıkları veya travmalar yalnızca ağız içinde kalmaz; beslenme, konuşma, özgüven ve yaşam kalitesini doğrudan etkiler. Toplumda erken yaşlardan itibaren doğru alışkanlıkların kazandırılması, hem hastalıkların önlenmesinde hem de tedavi maliyetlerinin azaltılmasında kritik öneme sahiptir. Koruyucu uygulamalarla çok büyük sağlık sorunlarının önüne geçmek mümkündür” diye konuştu.<br />Diş travmalarının doğru yönetilmeli<br />Diğer adı “diş travmaları” olan travmatik dental yaralanmalara zamanında müdahalenin önemine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Ece Yılmazkasapoğlu Türkay, “Travmatik dental yaralanmalar; düşme, çarpma, spor kazaları, trafik kazaları veya günlük yaşamda meydana gelen darbeler sonucu dişlerde oluşan kırık, çatlak, yer değiştirme ya da tamamen yerinden çıkma gibi önemli yaralanmalardır. Çocukluk ve gençlik döneminde sık görülür ve doğru yönetilmediğinde dişin kaybına kadar ilerleyebilir. Bu nedenle hem ailelerin hem de bireylerin bu konuda bilinçli olması çok önemlidir” dedi.<br />Yerinden çıkan diş için 30 dakika kritik önemde!<br />Düşme, çarpma, spor ve trafik kazaları sonucu oluşan kırık, yer değiştirme ya da diş kayıplarında erken müdahalenin önemli olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Ece Yılmazkasapoğlu Türkay, “Travmalarda zaman faktörü her şeydir. Kırık bir diş parçası doğru şekilde saklanırsa yapıştırılabilir; yerinden çıkan bir daimi diş ise 30 dakika içinde doğru koşullarda yerine yerleştirildiğinde yüksek oranda canlı kalabilir. Bu yüzden acil müdahale, hem estetik hem fonksiyon hem de hastanın ileriki yıllarda karşılaşabileceği komplikasyonları önlemede kritik öneme sahiptir. Doğru ilk yardım bilgisi hayat kurtarır, diyebiliriz” diye konuştu.<br />En önemli faktör, zamanında diş hekimine başvurulması<br />Bu tür olaylar sonrası oluşan ağız ve diş sağlığı sorunlarının tedavi edilebildiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Ece Yılmazkasapoğlu Türkay, “Günümüzde gelişen diş hekimliği teknolojileri sayesinde; kırık dişler onarılabilir, yer değiştiren veya oynayan dişler sabitlenebilir, yerinden çıkan dişler reimplantasyonla yeniden yerine yerleştirilebilir. Travma sonrası dişin kök gelişimi, sinir-damar yapısı ve çevre dokularının iyileşmesi düzenli takiplerle desteklenir. En önemli faktör, hastanın zamanında bir diş hekimine başvurmasıdır” dedi.<br />Sporcu ağız koruyucuları kullanılmalı<br />Dental travmaların önlenmesi için alınması gereken önlemlere değinen Dr. Öğr. Üyesi Ece Yılmazkasapoğlu Türkay, “Önleme her zaman tedaviden daha etkilidir. Spor yapan çocuk ve gençlerde mutlaka kişiye özel sporcu ağız koruyucularının kullanılması gerekir. Ev içi kazalar çocuklarda önemli bir travma nedenidir; bu nedenle kaygan zeminlerin önlenmesi, sivri mobilya köşelerinin kaplanması ve merdiven güvenlik önlemleri alınmalıdır. Bisiklet, scooter veya paten kullanırken kask ve ağız koruyucusu kullanılması da travma riskini ciddi oranda azaltır” tavsiyesinde bulundu.<br />Ağız ve diş sağlığının korunması için bu önerilere dikkat!<br />Genel olarak ağız ve diş sağlığını korumak için yapılması ve dikkat edilmesi gereken noktalara da değinen Dr. Öğr. Üyesi Ece Yılmazkasapoğlu Türkay, “Ağız sağlığına yapılan her yatırım, uzun vadede genel sağlığı olumlu yönde etkileyen çok değerli bir adımdır” diyerek önerilerini şöyle sıraladı:<br />-Ağız sağlığını korumada en etkili yöntem, düzenli bakım alışkanlıklarının çocuk yaştan itibaren kazandırılmasıdır.<br />-Dişler günde iki kez florlu diş macunu ile fırçalanmalıdır.<br />&#8211; Şekerli atıştırmalık ve asitli içeceklerin tüketini azaltılmalıdır.<br />&#8211; 6 ayda bir rutin diş hekimi kontrolü yapılmalıdır.<br />&#8211; Diş ipi veya ara yüz fırçası kullanılmalıdır.<br />&#8211; Travmaları önlemek için sporcu ağız koruyucularının tercih edilmesi gereklidir.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yerinden-cikan-daimi-dis-icin-30-dakika-onemli-593196">Yerinden çıkan daimi diş için 30 dakika önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meme kanseri hastalarının yüzde 90&#8217;ına koruyucu cerrahi uygulanıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-hastalarinin-yuzde-90ina-koruyucu-cerrahi-uygulaniyor-586346</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Oct 2025 11:33:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalarının]]></category>
		<category><![CDATA[Hastanın]]></category>
		<category><![CDATA[ına]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[koruyucu]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[Meme Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[Raşa]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yüzde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586346</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir zamanlar meme kanseri, kadınlar için hem sağlık hem de beden bütünlüğü açısından korkutucu bir anlam taşırken, artık durum çok farklı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-hastalarinin-yuzde-90ina-koruyucu-cerrahi-uygulaniyor-586346">Meme kanseri hastalarının yüzde 90&#8217;ına koruyucu cerrahi uygulanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bir zamanlar meme kanseri, kadınlar için hem sağlık hem de beden bütünlüğü açısından korkutucu bir anlam taşırken, artık durum çok farklı. Modern cerrahi teknikler sayesinde birçok kadın, meme kaybı yaşamadan sağlığına kavuşabiliyor. “Ameliyatta meme mutlaka alınır” düşüncesinin hatalı olduğunu belirten</strong> <strong>Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Genel Cerrah Op. Dr. Kemal Raşa, “Günümüzde meme kanseri tanısı koyduğumuz hastaların en az yüzde doksanında meme koruyucu cerrahiler uyguluyoruz. Yani memenin tamamını almak yerine, yalnızca tümörlü dokuyu çevresindeki sağlıklı meme dokusuna zarar vermeden çıkararak tedaviyi başarıyla gerçekleştirebiliyoruz” dedi.</strong></p>
<p>Hastanın memesinin küçük, tümörünün ise büyük olduğu durumlarda memenin tamamının alınmasının gündeme gelebileceğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Genel Cerrah Op. Dr. Kemal Raşa, “Ayrıca, kalıtsal açıdan riskli hastalarda yapılan genetik analizlerde BRCA1 veya BRCA2 gibi anlamlı mutasyonlar saptanırsa, bu durumda da memeyi korumak yerine o memeyi, hatta her iki memeyi birden önleyici olarak çıkarmak tercih edilebilir. Bu olasılıklar dışında ise önceliğimiz, sistemik ilaç tedavisiyle kitleyi küçültüp memeyi mümkün olduğunca yerinde tutmak. Yani 1970–80’lerdeki ‘meme kanseri = memenin alınması’ anlayışı artık tamamen değişti” dedi.</p>
<p><strong>Memenin estetik görünümü için hastanın kendi dokusundan faydalanılıyor</strong></p>
<p>Ameliyat sonrası memede şekil bozukluğu oluşumunun çok nadir görüldüğünü ifade eden Raşa, “Çünkü biz, memedeki kitleyi çıkardıktan sonra estetik görünümün bozulmaması için hastanın kendi dokusundan faydalanarak farklı kaydırma ve şekillendirme teknikleriyle bir anlamda memeye doğal formunu yeniden kazandırıyoruz. Sonuç olarak, meme kanseri cerrahilerini genellikle kabul edilebilir düzeyde deformite ile estetik açıdan tatmin edici bir görünümle tamamlamak mümkün. Meme koruyucu ameliyatı gerçekleştirdiğimiz hastaların büyük çoğunluğunda, eğer özel bir yandaş hastalık, kırılganlık veya ek risk faktörü yoksa, hastanede bir gece yatış yeterli oluyor. Memenin tamamının çıkarıldığı ve rekonstrüksiyon (yeniden yapılandırma) yapılan hastalarda ise yatış süresi 2–3 gün civarında seyrediyor” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Tedavinin başarılı olabilmesi için multidisipliner yaklaşım şart</strong></p>
<p>Meme kanserinin çok katmanlı bir hastalık olduğu için çok disiplinli bir yaklaşım ve tedavi gerektirdiğini vurgulayan Raşa, “Meme kanserinde son 15–20 yılda tedavi oranlarının bu kadar iyileşmesindeki en büyük unsurlardan biri de multidisipliner yaklaşımdır. Cerrahi, radyoterapi ve kemoterapi gibi sistemik tedaviler bir arada ve uyum içinde kullanıldığında sonuçlar çok daha başarılı olur. Ek olarak bu tedavileri; tümörün boyutu, yayılımı, biyolojik tipi, hastanın yaşı ve bireysel önceliklerine göre kişiselleştirdiğimizde yani tüm hastalara ‘kopyala-yapıştır’ şeklinde tek tip bir tedavi planı değil, bireyselleştirilmiş bir tedavi uyguladığımızda sonuçların anlamlı şekilde iyileştiğini söylemek de mümkün. Bu farkındalıkla artık tüm hastalarımızda yalnızca cerrahi tedaviyi değil, aynı zamanda faydası olabilecek ilaç ve ışın tedavilerini de birlikte değerlendiriyor, elimizdeki tüm tedavi yöntemlerini içeren kapsamlı bir yol haritası oluşturuyoruz” dedi.</p>
<p><strong>Ameliyat sonrası kalıcı hareket kısıtlılığı ile nadiren karşılaşılıyor </strong></p>
<p>Ameliyat sonrasında kalıcı hareket kısıtlılığının oldukça nadir görüldüğünü belirten Raşa, “Ancak koltuk altı lenf bezlerinin geniş kapsamlı olarak temizlendiği, yani ‘diseksiyon’ adı verilen ameliyatlar uygulandığında, o bölgedeki dokulara yakın çalışıldığı için sinirler etkilenebilir ve bu durum zaman zaman hastanın kolunu ya da omzunu rahatça hareket ettirmesini zorlaştırabilir. Özellikle hareketlerini kendi haline bırakan veya kırılgan yaş grubundaki hastalarda bu oranın biraz daha yüksek olabildiğini görüyoruz. Bunu önleyebilmek için, hastanın aktif katılımıyla ameliyattan hemen sonra kol hareketlerine başlanması kıymetli. Bu proaktif yaklaşım sayesinde, hastaların yalnızca çok küçük bir bölümünde omuz veya kol hareketlerinde kalıcı kısıtlılık görülüyor” dedi.</p>
<p><strong>Tedavi sürecinde psikolojik destek büyük fark yaratıyor</strong></p>
<p>Meme, kadının cinsel kimliğini tamamlayan önemli bir uzuv olduğu için, meme kanseri cerrahisi ister koruyucu ister mastektomi şeklinde olsun, psikolojik etkileri kaçınılmazdır diyen Raşa, “Bu nedenle tedavi süreci başlamadan önce tüm hastalarımıza psikolog görüşmesi öneriyoruz. Medikal onkoloji ekibimizle birlikte çalışan psikologlarımız, hastaların yaşayabilecekleri psikolojik zorluklarla baş etmelerine ve beden algısındaki değişimlere uyum sağlamalarına yardımcı oluyor. Ayrıca hasta destek grupları da sürece büyük katkı sağlıyor; hastalar deneyimlerini paylaşarak bu zorlu hastalığı birlikte daha güçlü atlatabiliyor” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-hastalarinin-yuzde-90ina-koruyucu-cerrahi-uygulaniyor-586346">Meme kanseri hastalarının yüzde 90&#8217;ına koruyucu cerrahi uygulanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlar Uyardı: &#8220;Cilt Kanserine Karşı Mutlaka Koruyucu Ekipmanlar ve Güneş Koruyucu Kullanılmalı&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyardi-cilt-kanserine-karsi-mutlaka-koruyucu-ekipmanlar-ve-gunes-koruyucu-kullanilmali-559757</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Jul 2025 08:55:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[ekipmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[kanserine]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[koruyucu]]></category>
		<category><![CDATA[kullanılmalı]]></category>
		<category><![CDATA[mutlaka]]></category>
		<category><![CDATA[uyardı]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=559757</guid>

					<description><![CDATA[<p>Küçükçekmece Belediyesi İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğü, personele yönelik ‘Sağlıklı Hayat’ konulu eğitim düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyardi-cilt-kanserine-karsi-mutlaka-koruyucu-ekipmanlar-ve-gunes-koruyucu-kullanilmali-559757">Uzmanlar Uyardı: &#8220;Cilt Kanserine Karşı Mutlaka Koruyucu Ekipmanlar ve Güneş Koruyucu Kullanılmalı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Küçükçekmece Belediyesi İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğü, personele yönelik ‘Sağlıklı Hayat’ konulu eğitim düzenledi. Seminerde güneş ışınlarının cilt kanseri için risk faktörü olduğunu belirten Doktor Ebru Aldal Gerboğa, ‘’Cilt kanseri riskini azaltmak için mümkünse saat 12.00 ile 16.00 arasında dışarı çıkılmamalı, çıkmak zorunda olanlar ise şapka ve uzun kollu kıyafetler gibi fiziksel koruyucu ekipmanlar ile güneş koruyucu kullanılmalı’’ dedi.</p>
<p>Eğitimde Doktor Ebru Aldal Gerboğa ve Doktor Büşra Özkan; ilçedeki koruyucu sağlık hizmetleri merkezleri ile ilgili bilgi verdi.</p>
<p>Psikolog Ebru Aşılı ise; ruh sağlığı, teknoloji bağımlılığı, bağımlılıkla mücadele ve iletişim becerileri gibi konularda personeli bilgilendirerek, yardım alabilecekleri merkezler hakkında personeli bilgilendirdi.  </p>
<p><b>Ebru Aldal Gerboğa: Vatandaşların sağlık alanında bilgi sahibi olmasını hedefliyoruz</b></p>
<p>Sağlıklı Hayat Akademisi eğitimlerini daha fazla kişiye ulaştırabilmek amacıyla eğitimler düzenlediklerini belirten Doktor Ebru Aldal Gerboğa, ‘’Eğitimde Sağlıklı Hayat Merkezlerini duyuruyor ve vatandaşların sağlık alanında temel bilgi sahibi olmasını hedefliyoruz. Sağlıklı Hayat Merkezlerinde; fizyoterapist, diyetisyen, psikolog ve çocuk gelişim uzmanları vatandaşlara hizmet veriyor. Ayrıca ücretsiz kanser taraması yapılıyor. Küçükçekmece’de Soğuksu, Kemalpaşa ve Atakent’te Sağlıklı Hayat Merkezleri bulunuyor. Vatandaşlar telefonla ya da direkt başvurarak merkezlerden randevu alabilirler’’ dedi.</p>
<p>Psikolog Ebru Aşılı ise günümüzün en önemli sorunlarından biri olan teknoloji bağımlılığı konusunda, ‘’Teknoloji bağımlılığında çeşitli tedavi yöntemleri mevcut. Tıbbi tedavi, psikolojik destek, aile desteği ve sosyal destek kanalları var. Ergenlik çağındakiler ve üniversite öğrencileri teknoloji bağımlılığı en çok görülen yaş grubu. Bu eğitimlerde de teknoloji bağımlılığı konusunda ebeveynleri bilgilendirmeye, farkındalık kazandırmaya çalışıyoruz’’ diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyardi-cilt-kanserine-karsi-mutlaka-koruyucu-ekipmanlar-ve-gunes-koruyucu-kullanilmali-559757">Uzmanlar Uyardı: &#8220;Cilt Kanserine Karşı Mutlaka Koruyucu Ekipmanlar ve Güneş Koruyucu Kullanılmalı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>30 Haziran Koruyucu Aile Günü: &#8216;Travma bilgili yaklaşım, çocukların geleceğini korur&#8217;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/30-haziran-koruyucu-aile-gunu-travma-bilgili-yaklasim-cocuklarin-gelecegini-korur-549419</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Jun 2025 08:50:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[bilgili]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[geleceğini]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[haziran]]></category>
		<category><![CDATA[korur]]></category>
		<category><![CDATA[koruyucu]]></category>
		<category><![CDATA[travma]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=549419</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her çocuk, güvenli, şefkatli ve destekleyici bir aile ortamında büyümeyi hak eder. Bireysel ve toplumsal travmalar nedeniyle pek çok çocuk, biyolojik ailesinin yanında büyüyememekte ve koruyucu aile desteğine ihtiyaç duymaktadır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/30-haziran-koruyucu-aile-gunu-travma-bilgili-yaklasim-cocuklarin-gelecegini-korur-549419">30 Haziran Koruyucu Aile Günü: &#8216;Travma bilgili yaklaşım, çocukların geleceğini korur&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her çocuk, güvenli, şefkatli ve destekleyici bir aile ortamında büyümeyi hak eder. Bireysel ve toplumsal travmalar nedeniyle pek çok çocuk, biyolojik ailesinin yanında büyüyememekte ve koruyucu aile desteğine ihtiyaç duymaktadır. 30 Haziran Koruyucu Aile Günü kapsamında açıklamalarda bulunan <strong>İstanbul Bilgi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı, Travma ve Afet Çalışmaları Uygulamalı Ruh Sağlığı Yüksek Lisans Programı öğretim üyesi Prof. Dr. Zeynep Şimşek, </strong>bu çocuklara yönelik bakım sistemlerinin travma bilgili bir yaklaşımla yürütülmesinin kritik bir gereklilik olduğunu dile getirdi.</p>
<p>Türkiye’de her dört kişiden birinin 18 yaş altı olduğunu belirten Prof. Dr. Şimşek, “Nüfusumuzun yaklaşık yüzde 25’ini oluşturan çocukların bir kısmı, çocuk ihmali ve istismarı gibi bireysel travmaların yanı sıra afetler gibi toplumsal travmalar nedeniyle biyolojik ailelerinin yanında büyüyememektedir. Oysa çocukların sağlıklı gelişimi açısından kritik olan aile yanında büyüme hakkı, uluslararası ve ulusal düzenlemelerle güvence altına alınmıştır. Bu hakkı, korunma ihtiyacı olan çocuklara sunmak devletlerin temel sorumluluğudur” dedi.</p>
<p>Şu an Türkiye’de 10 bin 294 çocuğun 8 bin 619 koruyucu ailenin yanında büyüdüğünü ve en az 15 bin çocuğun daha koruyucu aileye ihtiyaç duyduğunu hatırlatan Şimşek, özellikle afetlerin artışıyla bu sayının da giderek yükseleceğini belirtti.</p>
<p>Koruyucu ailelik, çocuklara yalnızca fiziksel bir barınma değil, aynı zamanda güvenli bağ kurabilecekleri, duygusal iyileşme ve sosyal gelişim açısından fırsatlar sunan bir aile ortamı sağlayan bir bakım modeli. Bu sürecin sağlıklı yürütülebilmesi için hem ailelerin hem de sistemin içindeki tüm profesyonellerin travma bilgili yaklaşımla donatılması gerektiğini söyleyen Şimşek şöyle devam etti: “Travma bilgili profesyoneller, çocuğun yaşadığı olayların etkisini anlayan, gösterdiği tepkilere doğru şekilde yaklaşan ve yeniden travmatizasyona neden olabilecek uygulamalardan kaçınan kişilerdir. Güven ve onarım odaklı çalışmaları, çocuğun ruhsal, sosyal ve bilişsel gelişimi üzerinde doğrudan olumlu etki yaratır.”</p>
<p>Birçok ülkede koruyucu aile olmanın ön koşullarından biri, koruyucu aile eğitim programlarını tamamlamış olmaktır. Travma bilgili yaklaşımla eğitilen koruyucu ailelerin, çocukların yaşadığı travmatik ayrılıkların ardından ortaya çıkabilecek sorunları önlemede daha etkili olduğunu belirten Şimşek, araştırmaların bu eğitimi alan ailelerin yanındaki çocuklarda duygusal ve davranışsal sorunların azaldığını, sosyal ve akademik gelişimin daha sağlıklı ilerlediğini ortaya koyduğunu aktardı: “Çocuğun gelişiminde en güçlü koruyucu faktör, çocukla kurulan güvenli ilişkidir. Bu ilişkinin sağlanabilmesi, koruyucu ailelerin ve sistem profesyonellerinin ortak bir bilgi ve duyarlılık zemininde buluşmasıyla mümkündür. Çocuğun davranışlarını anlamaya çalışırken ‘Neyi var?’ demek yerine, ‘Ona ne oldu?’ diye sormak gerekir. Bu da çocuğun fiziksel ve psikososyal güvenliğini önemseyen işbirliğine, seçme hakkına, karşılıklı saygıya ve onu desteklemeye dayalı bir yaklaşımı benimsemeyi gerektirir.”</p>
<p><strong>‘Toplum olarak sorumluluğumuz büyük’</strong></p>
<p>30 Haziran Koruyucu Aile Günü’nün yalnızca bir farkındalık günü olmadığını, toplumsal sorumluluğun altının çizildiği önemli bir gün olduğunu belirten Şimşek, “Travma bilgili koruyucu aile sistemini güçlendirmek için yalnızca kurumlara değil, tüm topluma sorumluluk düşüyor. Profesyonellerin bu yaklaşımı benimsemesi, koruyucu aile olmak isteyen bireylerin ise gerekli eğitim süreçlerini tamamlaması büyük önem taşıyor. Çünkü her çocuk, şefkatli bir aile ortamında büyümeyi hak eder.” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/30-haziran-koruyucu-aile-gunu-travma-bilgili-yaklasim-cocuklarin-gelecegini-korur-549419">30 Haziran Koruyucu Aile Günü: &#8216;Travma bilgili yaklaşım, çocukların geleceğini korur&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mühendis Tek-Sen Enerji Sendikası, TEİAŞ&#8217;a karşı açtığı koruyucu giyim davasında zafer kazandı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/muhendis-tek-sen-enerji-sendikasi-teiasa-karsi-actigi-koruyucu-giyim-davasinda-zafer-kazandi-547265</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Jun 2025 13:17:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[davasında]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[giyim]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[kazandı]]></category>
		<category><![CDATA[koruyucu]]></category>
		<category><![CDATA[mühendis]]></category>
		<category><![CDATA[sendikası]]></category>
		<category><![CDATA[teiaşa]]></category>
		<category><![CDATA[teksen]]></category>
		<category><![CDATA[zafer]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=547265</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mühendis TEK-SEN Enerji Sendikası, kamu mühendislerinin ve teknik personelinin iş güvenliği ve hakları için verdiği mücadelede önemli bir zafer elde etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/muhendis-tek-sen-enerji-sendikasi-teiasa-karsi-actigi-koruyucu-giyim-davasinda-zafer-kazandi-547265">Mühendis Tek-Sen Enerji Sendikası, TEİAŞ&#8217;a karşı açtığı koruyucu giyim davasında zafer kazandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Mühendis TEK-SEN Enerji Sendikası, kamu mühendislerinin ve teknik personelinin iş güvenliği ve hakları için verdiği mücadelede önemli bir zafer elde etti. Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi’ne (TEİAŞ) karşı açılan davada Ankara 25’inci İdare Mahkemesi, koruyucu giyim malzemesi sağlanmamasının hukuka aykırı olduğuna karar vererek Mühendis TEK-SEN Enerji Sendikası lehine hüküm verdi. Böylece, 7’nci Dönem Toplu Sözleşme hükümlerinin idareler tarafından zamanında ve eksiksiz uygulanmasının zorunlu olduğunu bir kez daha kanıtlandı.</strong></p>
<p>Kamu mühendislerinin ve teknik personelinin haklarının aranmasında büyük bir rol üstlenen <strong>Mühendis TEK-SEN Enerji Sendikası, </strong>Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi’ne (TEİAŞ) karşı açtığı koruyucu giyim malzemesi davasında önemli bir zafer elde etti. Ankara 25’inci İdare Mahkemesi’nin 17 Haziran 2025 tarihli ve 2025/946 sayılı kararıyla, TEİAŞ’ın enerji, sanayi ve madencilik hizmet kolunda çalışan personele 7’nci Dönem Toplu Sözleşme kapsamında koruyucu giyim malzemesi sağlanması için yapılan başvurunun, zımnen reddine ilişkin işlem, hukuka aykırı bulunarak iptal edildi.</p>
<p>Ankara 25’inci İdare Mahkemesi, davayı inceleyerek toplu sözleşme hükümlerinin bağlayıcı olduğunu ve TEİAŞ’ın bu hükümleri yerine getirme yükümlülüğünün 1 Ocak 2024 itibarıyla başladığını vurguladı. Mahkeme, toplu sözleşme süresinin iki yıl olmasının idarelere bu yükümlülüğü erteleme yetkisi vermediğine hükmetti. Ayrıca, koruyucu giyim malzemelerinin sağlanması için bir komisyon kurulması gerekiyorsa, bu komisyonun toplu sözleşmenin yürürlüğe gireceği tarihten önce veya hemen sonrasında oluşturulması gerektiği belirtildi. Mahkeme, TEİAŞ’ın başvuruyu zımnen reddetmesinin hukuka aykırı olduğuna karar vererek işlemin iptaline hükmetti. Ayrıca kararda, enerji hizmet kolunda çalışan personele 7’nci Dönem Toplu Sözleşme kapsamında koruyucu giyim malzemesi verilmesi için gerekli adımların atılması gerektiği açıkça ifade edildi.</p>
<p><strong>“Verdiğimiz mücadele, mahkeme kararıyla taçlandı”</strong></p>
<p><strong>Mühendis TEK-SEN Enerji Sendikası Mümin Güler, </strong>“3 Eylül 2023 tarih ve 32298 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 2024 ve 2025 yıllarını kapsayan 7’nci. Dönem Toplu Sözleşme’nin “Enerji, Sanayi ve Madencilik Hizmet Kolu” başlıklı Onuncu Bölümü’nün 1’inci maddesinde; fabrika, atölye, laboratuvar, maden ocakları, sanayi tesisleri, akaryakıt istasyonları, petrol boru hatları veya açık arazi şartlarında görev yapan personele, görev esnasında giyilmesi gereken koruyucu giyim malzemesinin ayni olarak verilmesi gerektiği açıkça belirtiliyor. Ancak, söz konusu toplu sözleşme hükmünün 2023 Eylül’ünde yürürlüğe girmesine rağmen, TEİAŞ tarafından bu yükümlülük yerine getirilmedi. Üyelerimizin haklarını korumak adına TEİAŞ’a başvuruda bulunduk, ancak olumsuz yanıt aldık. Toplu sözleşmeyle garanti altına alınmış koruyucu giyim hakkımızı da bu nedenle yargıya taşıdık ve tarihi bir zafer kazandık! Üyelerimizin güvenliği ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi için verdiğimiz mücadele, mahkemenin bu adil kararıyla da taçlandı. Umarım mahkeme kararı emsal teşkil eder ve toplu sözleşme hükümlerini uygulamayan tüm kurumlara bir mesaj olur. Geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiğimiz mitingde de üyelerimizin haklarını savunmak için alanlarda sesimizi yükselterek ve kamu mühendislerinin ve teknik personelinin hakları için mücadele etme kararlığımızı gözler önüne serdik. TEİAŞ’a karşı aldığımız zaferle de, üyelerimizin mali ve sosyal haklarını koruma konusundaki kararlılığımızı net bir şekilde gösterdiğimizi düşünüyorum<strong>. </strong>TEİAŞ ve diğer ilgili kurumların, mahkeme kararına uygun olarak en kısa sürede koruyucu giyim malzemesi sağlama yükümlülüğünü yerine getirmesini talep ediyoruz” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/muhendis-tek-sen-enerji-sendikasi-teiasa-karsi-actigi-koruyucu-giyim-davasinda-zafer-kazandi-547265">Mühendis Tek-Sen Enerji Sendikası, TEİAŞ&#8217;a karşı açtığı koruyucu giyim davasında zafer kazandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ankara&#8217;da &#8216;Anaokulu&#8217; deyince koruyucu ve eğitici meleği: Ceren Toraman</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ankarada-anaokulu-deyince-koruyucu-ve-egitici-melegi-ceren-toraman-534910</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 May 2025 13:41:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[ankarada]]></category>
		<category><![CDATA[ceren]]></category>
		<category><![CDATA[deyince]]></category>
		<category><![CDATA[eğitici]]></category>
		<category><![CDATA[koruyucu]]></category>
		<category><![CDATA[meleği]]></category>
		<category><![CDATA[toraman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=534910</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocukluk yaşlarından itibaren anaokulu öğretmeni olmaya karar veren ve kariyerini o yıllarda belirleyen Ceren Toraman, Türkiye’deki eğitiminden sonra Londra’da da çocuk eğitimi üzerine çalışmalar yapmış.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ankarada-anaokulu-deyince-koruyucu-ve-egitici-melegi-ceren-toraman-534910">Ankara&#8217;da &#8216;Anaokulu&#8217; deyince koruyucu ve eğitici meleği: Ceren Toraman</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocukluk yaşlarından itibaren anaokulu öğretmeni olmaya karar veren ve kariyerini o yıllarda belirleyen Ceren Toraman, Türkiye’deki eğitiminden sonra Londra’da da çocuk eğitimi üzerine çalışmalar yapmış. 30 yıllık tecrübesi ile Ankara Batıkent’te BM Montessori Preschool adlı iki anaokulu ile hizmet veriyor. “Çocuklara ilk güven ve değer duygusunu aşılıyoruz.” diyen koruyucu ve eğitimci bir melek.</p>
<p><strong>Ceren Toraman&#8217;ın hikayesi nasıl başlıyor ve nasıl devam ediyor?</strong></p>
<p>Hikayem, 14 yaşımda anaokulu öğretmeni olmaya karar vermemle başladı.  Kolej hayatımı bitirerek o zamanlar benim için radikal bir karar olan kız meslek lisesi çocuk gelişimi bölümüne geçiş yaptım. Ankara’da doğdum ve büyüdüm. Hayatımın merkezinde her zaman çocuklar vardı. Küçüklüğümden beri çocuklarla kurduğum bağ, bu alanda ilerlememi sağladı. Erken yaşta başladığım sahada ve okullarda ki gönüllü çalışmalarım sonucunda bunun bir meslek değil,  bir amaç olduğunu anladım. Bu farkındalıkla akademik ve mesleki yolculuğumu şekillendirdim. Gazi Üniversitesi “Çocuk Gelişimi Bölümünü “ okuduktan sonra Londra’ya gittim. Toplamda stajımla birlikte mesleğimde 30.yılım. Şimdi ise Batıkent BM Montessori Preschool ile bu yolculuğu başka çocukların hayatlarına dokunarak sürdürüyorum.</p>
<p><strong>BENİM GİBİ BABASIZ BÜYÜYEN ÇOCUKLARA DAİMA DESTEK VERECEĞİM</strong></p>
<p><strong>Çocuklara olan sevginiz mesleki kariyerinizi belirlemiş. Sanırım Çocuk Gelişimi ve Eğitimi bölümünü de bu yüzden seçtiniz ?  </strong></p>
<p>Her zaman içimde büyümeyen küçük bir çocuk var ve hala da var. İçimdeki o çocuğu ömür boyu mutlu etmeye söz verdim. Benim mutluluğum her zaman çocuklarla olduğum zaman. Benim gibi babasız büyüyen çocukları mutlu etmek ve onların yanında olmak istedim. Bunu sadece çevremde olan çocuklarla değil, tanımadığım ve ulaşabildiğim tüm çocuklarla yapmak istiyorum. İnsan hayatının en önemli dönemi 0-6 yaş arasıdır. İnsan beyni çok güçlü bir makinedir ve bazen iki yaşındaki bir olayı bile bilinçaltımızda hissetmemizi sağlar. Bu sebeple çocukların ilk yıllarının, hayat boyu sürecek karakter inşasında belirleyicidir. Onların gelişimine bilimsel bir altyapı ile katkı sunabilmek, sağlıklı bireyler yetişmesine aracılık edebilmek adına okuduğum bölümü bilinçli bir şekilde tercih ettim. İyi bir eğitimci, yalnızca bilgiyi değil, vicdanı, merhameti, insani duyarlılığı ve tüm gelişimleri de merkeze almalı. En büyük örnek kendimim ve ben hep kendimden yola çıkarak kararlar aldım. Çocukken yaşadığımız olumsuz olayların insan hayatında ne denli etkili olduğunu anladığımda ben de çocukların hayatına dokunmak istedim.</p>
<p><strong>MONTESSORI BİR EĞİTİM ŞEKLİ DEĞİL BİR YAŞAM TARZIDIR</strong></p>
<p><strong>Ankara Batıkent Montessori Anaokulu’nu açmaya nasıl karar verdiniz?</strong></p>
<p>Montessori bir eğitim şekli değil bir yaşam tarzı ve felsefedir. Montessori felsefesiyle tanıştığımda, Türkiye’de bu felsefe henüz yaygın değildi. Ankara’da bir okul vardı. Londra’da dört yıllık bir eğitim ve çalışma hayatını tecrübe ettikten sonra tekrar döndüğümde birkaç okul daha açılmıştı. O zaman yaşım küçüktü ve Londra’da kazandığım deneyimleri buradakilerle harmanlayarak çalışmaya başladım. Türk aile yapısı ile Avrupa aile yapısı çok farklı. Bu sebeple Türkiye’de olması gereken gerçek bir Montessori felsefesini insan hayatına uyarlayamıyoruz. Çünkü bu felsefe doğumdan başlıyor ve ömür boyu devam ediyor. Ama ben Türkiye’de de yapabildiğimin en iyisini yapmak ve Montessori felsefesinin temel kurallarını, temel maddelerini baz alarak kendi okulumda uygulamak istedim. Montessori ile tanıştığımda saygı, özgürlük alanı ve bireysel gelişim ilkelerinden etkilendim. Klasik sistemlerin çocukların potansiyelini sınırladığını gördüğümde “daha iyisi mümkün” dedim. Kendimi her zaman geliştirip, yetiştirdim. Yeni dünya düzeni ve yeni nesil çocuklara göre kendimi her zaman güncelliyorum. Uzun yıllar aldığım eğitimler, yaptığım gözlemler ve uluslararası örneklemeler sonrasında, Montessori sistemini doğru anlayan, doğru anlatan ve doğru uygulayan bir yapı kurdum.  İşte bu kararlığımı 30 yıllık tecrübelerimle ve kazandığım deneyimlerimle birleştirdiğimde Batıkent BM Montessori Preschool doğdu.</p>
<p><strong>İKİNCİ ŞUBEMİZDE ŞİFALI TUZ ODASI DA BULUNUYOR</strong></p>
<p><strong>Okul ne zaman açıldı?</strong></p>
<p>Batıkent BM Montessori Anaokulu, 2020  yılının Nisan ayında, 2.şubemiz olan BM Montessori Vip Preschool ise 2025 Nisan ayında çocuklara kapılarını açtı. Vip şubemiz özel bir mimari proje olarak tasarlandı. Arka planda çok büyük bir emek var. 1,5 yıllık hazırlık ve yapım sürecinin ardından açıldık. Hem fiziki ortamı Montessori sistemine uygun hale getirdik, hem de eğitim içeriklerimizi çocukların bireysel ihtiyaçlarına göre tasarladık. BM Montessori Vip Preschool binasının içinde, yüzme havuzu, tiyatro sahnesi, müzik, Çankırı’nın şifalı tuzu ile döşenen tuz odası da bulunuyor.    </p>
<p><strong>Öğretmen kadrosu hakkında çok kısa bilgi verir misiniz?</strong></p>
<p>Öğretmen kadromuz, çocuk gelişimi veya okul öncesi alanında lisans mezunu olan ve Montessori felsefesini benimseyen ve anlayan eğitimcilerden oluşuyor. Hizmet içi eğitimlerimize katılan ve iki mülakatın sonunda seçerek işe aldığımız ekip arkadaşlarımız, BM ailesine katıldıktan sonrada kendilerini geliştirmeye devam ediyorlar. Her biri çocuklara yalnızca öğretmen değil, aynı zamanda rehberlik eden bir yol arkadaşı olma vizyonunu taşıyor. Hedefi olan, idealist eğitimciler yetiştirerek yolumuza devam ediyoruz.</p>
<p><strong>DEĞER VE GÜVEN DUYGUSU ÖNCELİĞİMİZ</strong></p>
<p><strong>Çok kısa ifade ile kurumsal değerleriniz neler?</strong></p>
<p>Öncelikle değer ve güven duygusu. Çocuğuna değer veren aileler ile çalışmak bizi çok mutlu ediyor. Herhangi bir problem olduğunda veli ile işbirliği yapabilmek bizim için çok önemli. Kuralları olan, etik ve iş ahlakı ön planda bir kurumuz. Kişiye göre hareket etmeyiz. BM’de her şey nettir. Bizim önceliğimiz çocuğu mutlu etmektir. Veliyi mutlu etmekle mükellef değilizdir. Karşılıklı saygı, sevgi, anlayış diğer önem verdiğimiz konulardır. Çocuklarımıza sınırsız özgürlük değil, sınırlı özgürlük alanı tanırız. Bu şekilde sorumluluk bilincini ve sosyal ortama uyumu hedefleriz. Bilimsel, zihinsel, bedensel tüm gelişimleri destekleyerek yaşı geldiğinde ise bu gelişimleri akademik eğitimle birlikte harmanlayarak ilkokul sürecine çocuğu hazırlıyoruz. Çocuk odaklı bir kurumuz. Her çocuğu görür, duyar ve anlarız. Çocukla aynı dili konuşmak bizim önceliğimizdir.</p>
<p><strong>Batıkent Montessori Anaokulu&#8217;nun tercih edilmesinin üç ana sebebi nedir?</strong></p>
<p>Montessori sistemine sadık, bilimsel ve özgün bir eğitim modeli uyguluyoruz. Klişe bir eğitim anlayışıyla ezbere dayalı bilgilerle değil, çocuğun kişiliğine, gelişimine, mizacına göre ilerliyoruz. Çocuklarımızın bireysel gelişimlerini yakından takip ediyor, onlara özel programlar oluşturuyoruz. Her çocuk farklıdır ve her çocuğa bir grup içinde aynı eğitim sunulmamalıdır.</p>
<p>Güvenli, estetik ve çocuk ergonomisine göre tasarlanmış modern bir okul ortamı sunuyoruz. Özel tasarlanmış ve her çocuk ayrı ayrı düşünülmüş, ince detayları olan bir okul ortamı sağlıyoruz.</p>
<p><strong>50 öğrenciden daha fazla başvuru olursa, hangi kriterlere göre 50 kişiyi belirliyorsunuz?</strong></p>
<p>Başvuru yoğunluğu durumunda, öncelikle çocuğun gelişimsel ihtiyacına göre, sonrada başvuru sırasına göre belirliyoruz. Aile görüşmelerinde, Montessori felsefesine uyum sağlayabilecek aile tutumlarına dikkat ediyoruz. Ayrıca yaş gruplarına dengeli dağılım sağlayarak sınıf yapısını bozmamaya özen gösteriyoruz. Kayıt sürecimizde aceleci değil, bilinçli bir eşleşme ilkesini benimsiyoruz.</p>
<p><strong>Kaç yaşında çocuk eğitime ve okul hayatına başlamalı?</strong></p>
<p>Montessori eğitimine çocuk emeklediği andan itibaren başlayabilir. Eğer anne bireysel ilgileniyorsa 24 aya kadar öz bakım evresinde çocuk anne ile evde olabilir. Fakat çalışan bir annenin bebeği ise aile büyükleri, bakıcı, akrabadan destek almak yerine çocuk 12.aydan itibaren güvendikleri bir kuruma emanet edilebilir. Çocuğun hazır hissetmesine ve artık sosyalleşme ihtiyacını belli ettiği evreye göre yani 24.ay itibariyle anne evde olsa dahi çocuğun okula başlatılması gelişimsel açıdan sağlıklı olandır.</p>
<p><strong>Sizden eğitim alan bir öğrenci nasıl bir ilkokul tercih etmelidir?</strong></p>
<p>Bu soruyu velilerimizde çok soruyor. Türkiye’de Montessori eğitimi sadece okul öncesi dönemde var. Montessori felsefesini destekleyen ilkokul, ortaokul, lise ve üniversite maalesef henüz ülkemizde bulunmuyor. Bu sebeple bizden mezun olan velilerimize, çocukların yarış atı gibi kullanıldıkları, sadece akademik eğitimin verildiği, ödevlerin çok olduğu bir okulu tercih etmemelerini öneririm. Branş derslerinin, sosyal ve kültürel faaaliyetlerin ağırlıklı olduğu, çocuğa keşfetme ve özgür olma alanı sağlayan, sosyal tesislerin olduğu, çocukların yaratıcılıklarını kullabilecekleri, laboratuvar, sanat merkezi, müzik sınıfı gibi alanların olduğu butik okulları tercih etmeleri ve eğitim kadrosunun da bu alanları desteleyebilecek nitelikte olmaları gerekmektedir. İlkokul döneminde ders çalışan çocuk değil hayal kuran çocuk başarılı olur. Ben akademik başarıdan önce sosyal başarıya öncelik veririm. Kendini ifade edebilen her çocuk ileride sağlıklı bir birey olur. Tüm gelişim evrelerini tamamlamış sağlıklı bir birey olması içinde doğru bir okul öncesi eğitimi almalı ve sonrasında onu destekleyen bir ilkokula gitmelidir. Çocukların fark edilmediği kalabalık okulları değil, sınıf kontenjanı ve genel okul kontenjanı az olan okullar tercih edilmelidir.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ankarada-anaokulu-deyince-koruyucu-ve-egitici-melegi-ceren-toraman-534910">Ankara&#8217;da &#8216;Anaokulu&#8217; deyince koruyucu ve eğitici meleği: Ceren Toraman</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Egeli Akademisyenlerden Koruyucu Giysilerde Termal Bozunmaya Yönelik Proje</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/egeli-akademisyenlerden-koruyucu-giysilerde-termal-bozunmaya-yonelik-proje-404395</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Sep 2023 08:10:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[akademisyenlerden]]></category>
		<category><![CDATA[bozunmaya]]></category>
		<category><![CDATA[egeli]]></category>
		<category><![CDATA[giysilerde]]></category>
		<category><![CDATA[koruyucu]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[termal]]></category>
		<category><![CDATA[yönelik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=404395</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Emel Akın Meslek Yüksekokulu öğretim üyesi Doç. Dr. Gülşah Pamuk’un yürütücülüğünü üstlendiği “Güç Tutuşur Kumaşların Termal Davranışlarının Araştırılması” projesi, TÜBİTAK 1002 B Programı kapsamında desteklenmeye uygun bulundu</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-akademisyenlerden-koruyucu-giysilerde-termal-bozunmaya-yonelik-proje-404395">Egeli Akademisyenlerden Koruyucu Giysilerde Termal Bozunmaya Yönelik Proje</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Emel Akın Meslek Yüksekokulu öğretim üyesi Doç. Dr. Gülşah Pamuk’un yürütücülüğünü üstlendiği “Güç Tutuşur Kumaşların Termal Davranışlarının Araştırılması” projesi, TÜBİTAK 1002 B Programı kapsamında desteklenmeye uygun bulundu.</p>
<p>Proje ekibini makamında ağırlayarak tebrik eden Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Doç. Dr. Gülşah Pamuk hocamız ve ekibini ekstrem koşullar altında kullanılan koruyucu giysilere karşı geliştirdikleri projeden dolayı tebrik ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum” dedi.</p>
<p>Proje hakkında bilgi veren Doç. Dr. Gülşah Pamuk, “Teknik tekstillerin bir grubu olan koruyucu tekstiller, kişinin zararlı maddelere, kötü çevre koşullarına maruz kalma riskini önlemek ve bu riskten korunmasını sağlamak ve bu riski azaltmak için kullanılan tekstil ürünleridir. Böceklerden, ısı ve yangından, sıvılardan, biyolojik mikroorganizmalardan, radyasyondan ve UV ışınlarından, elektromanyetik dalgalardan, hatta balistik darbeler ve daha birçok zararlı dış etmenlerden koruma amaçlı geliştirilmiş koruyucu giysiler bulunuyor. Koruyucu giysilerde en önemli husus insan hayatının korunmasıdır. Koruyucu tekstiller grubunda yer alan, yüksek ısı ve alevden koruyucu giysilere verilebilecek en iyi örneklerden bir tanesi olan itfaiyeci giysileri, yangınla mücadele sırasında itfaiyeciler için tek koruma kaynağıdır” dedi.</p>
<p><b>Objektif değerlendirme metotları ile analiz edilecek</b></p>
<p>Koruyucu giysilerin zamanla koruma performanslarında gözlenen düşüşten dolayı böyle bir projeyi hazırladıklarını ifade eden Doç. Dr. Pamuk, “Yüksek ısı ve alevden koruyucu giysiler çok ekstrem koşullar altında kullanıldıklarından, koruma performanslarında zamanla düşüş oluyor. Yapılan çalışmalar bu giysilerin yapısını oluşturan kumaşlardaki termal bozunmanın, malzemelerde gözle görülür bir değişiklik ortaya çıkmadan önce başladığını, bu durumun aslında giysinin koruyucu özelliklerini önemli ölçüde etkilediğini ve dolayısıyla kullanıcı için büyük bir potansiyel tehlike oluşturduğunu göstermiştir. Biz de projemizde, bu giysilerde kullanılan kumaş yapılarındaki termal bozunmanın yenilikçi objektif değerlendirme metotları ile analiz edilmesini, yüksek sıcaklıkta tekrarlı kullanım sonucu kumaşların gösterdiği davranışın incelenmesini amaçladık” diye konuştu.</p>
<p>Yürütücülüğünü Doç. Dr. Pamuk’un üstlendiği projede, Emel Akın Meslek Yüksekokulu Dr. Öğretim Üyesi Esra Zeynep Yıldız ve Dr. Öğretim Üyesi Berna Encan yer alıyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-akademisyenlerden-koruyucu-giysilerde-termal-bozunmaya-yonelik-proje-404395">Egeli Akademisyenlerden Koruyucu Giysilerde Termal Bozunmaya Yönelik Proje</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güneş Koruyucu Ürününüzü Evde de Kullanmayı İhmal Etmeyin</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gunes-koruyucu-urununuzu-evde-de-kullanmayi-ihmal-etmeyin-395566</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Aug 2023 10:24:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[etmeyin]]></category>
		<category><![CDATA[evde]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[ihmal]]></category>
		<category><![CDATA[koruyucu]]></category>
		<category><![CDATA[kullanmayı]]></category>
		<category><![CDATA[ürününüzü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=395566</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaz aylarında yoğun ve dik gelen güneş ışınlarıyla birlikte özellikle tatil dönemlerinde güneş koruyucular gündeme geliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gunes-koruyucu-urununuzu-evde-de-kullanmayi-ihmal-etmeyin-395566">Güneş Koruyucu Ürününüzü Evde de Kullanmayı İhmal Etmeyin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında yoğun ve dik gelen güneş ışınlarıyla birlikte özellikle tatil dönemlerinde güneş koruyucular gündeme geliyor. Ancak güneş koruyucuların sadece yazın değil, kışın da kullanılması öneriliyor. Güneş koruyucuların cilt kanserine yakalanma riskini azalttığı ve koruduğu biliniyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Asude Kara Polat, güneş koruyucu ürünlerin kullanımı ile ilgili bilinmesi gerekenleri anlattı. </p>
<p><strong>Çeşitlerine göre uygun güneş koruyucuyu kullanmak önemli </strong></p>
<p>Yaz döneminde gebelerde, çocuklarda ve ek dermatolojik hastalığı olanlarda güneş koruyucuların kullanması önerilmektedir. Güneş koruyucularda iki tür bulunmaktadır. </p>
<p>Organik filtre içeren güneş koruyucuları kimyasal güneş koruyuculardır. Ultraviyole ışınları absorbe eder ve cilt yüzeyinin altında gerçekleşen kimyasal reaksiyonla cildi korumaktadır. Ciltte daha kolay yayılmaktadır. Kimyasal içerikli güneş koruyucular yetişkinlerde tercih edilmektedir. </p>
<p>İnorganik filtre içeren güneş koruyucuları fiziksel güneş koruyuculardır. UVA ve UVB ışınlarını yansıtmaktadırlar. Cilde uygulandığı an etkisini göstermeye başlamaktadır. Cilt yüzeyinde çalışmakta ve cilde nüfuz etmediği için gözenek tıkama olasılığı azalmaktadır. Mineral filtre içeren güneş koruyucular çocuklarda, gebelerde ve hassas ciltlerde kullanılabilmektedir. </p>
<p>Genellikle yaz aylarında gündeme gelen güneş koruyucular her mevsimde kullanılmalıdır.</p>
<p><strong>Makyaj rutininize güneş koruyucuları eklemelisiniz  </strong></p>
<p>Güneş koruyucuları kullanırken iki ya da üç saatte bir yenilenmesi önerilmektedir. Güneş koruyucuları makyaj rutinine eklenmesi gereken bir üründür. Sabah uyanıldığında yüz yıkandıktan sonra nemlendirilmesi ve ardından güneş kremi sürüldükten sonra makyaj yapılması önerilmektedir. Evden çıkmadan yarım saat önce güneş koruyucuları sürmek gün içinde korumaya da yol açacaktır. Gün içinde 2-3 saatte bir sürülen güneş koruyucu yenilenmelidir. Duşa girdikten sonra ya da yüzdükten sonra da güneş koruyucuyu tekrarlamak cildi sağlıklı tutmak için önemlidir. </p>
<p>Sadece dışarıya çıkarken değil, evde otururken de güneş koruyucuları uygulamak önemlidir. Pencerelerden içeriye giren ultraviyole ışınlarının yanı sıra kullandığınız tablet, bilgisayar, led lambalar ve telefonlar da ciltte lekelenmeye ve yaşlanmaya yol açabilmektedir. Bu nedenle evde de güneş koruyucu uygulanmalı ve güneş koruyucularda mavi ışık filtreli olanlar tercih edilmesi önerilmektedir. </p>
<p>Güneş koruyucular kullanırken iki parmak kuralına dikkat etmek gerekmektedir. İki parmağınıza şeritler haline sıkacağınız güneş koruyucuları yüz ve boyun bölgesine uygulanması önerilmektedir. </p>
<p><strong>Bebeklerde 6 aydan sonra güneş koruyucu kullanılabilir </strong></p>
<p>Bebeklerde ilk 6 ay güneş koruyucu önerilmemektedir. Güneş koruyucular yerine açık renk kıyafet giydirmek, gölgede tutmak, sabah 10’dan önce veya öğlen 16’dan sonra çocuğu güneşe çıkarmak, ultraviyole ışınlardan koruyan kıyafet giydirmek veya enseyi, kulakları koruyan siperlikli şapkalar takmak bebekleri güneşten koruyabilmektedir. </p>
<p>6 aydan sonraki bebeklerde ise güneş koruyucular kullanılmaya başlanabilmektedir. Mineral koruyucu filtre içeren güneş koruyucular ile 6 aydan sonraki bebekler güneşe çıkarılabilmektedir. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gunes-koruyucu-urununuzu-evde-de-kullanmayi-ihmal-etmeyin-395566">Güneş Koruyucu Ürününüzü Evde de Kullanmayı İhmal Etmeyin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hem Güneş Koruyucu Kullanıp Hem de D Vitamininden Faydalanabilirsiniz</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hem-gunes-koruyucu-kullanip-hem-de-d-vitamininden-faydalanabilirsiniz-392227</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Jul 2023 10:54:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[faydalanabilirsiniz]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[hem]]></category>
		<category><![CDATA[koruyucu]]></category>
		<category><![CDATA[kullanıp]]></category>
		<category><![CDATA[vitamininden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=392227</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte güneş ışınlarının zararlı etkilerinden korunmanın da zamanı da geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hem-gunes-koruyucu-kullanip-hem-de-d-vitamininden-faydalanabilirsiniz-392227">Hem Güneş Koruyucu Kullanıp Hem de D Vitamininden Faydalanabilirsiniz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte güneş ışınlarının zararlı etkilerinden korunmanın da zamanı da geldi. Özellikle çocukluk ve ergenlik döneminde güneşe uzun süre maruz kalmak, deride su dolu baloncuk oluşturacak düzeyde güneş yanığı oluşması ilerleyen yıllarda deri kanseri gelişimi riskini artırıyor. Deri kanserlerini önlemenin yolları arasında güneşin zararlı ışınlarından korunma ilk sırada geliyor. Bunun için bazı önemli noktalara dikkat edilmesi ve düzenli güneş koruyucu kullanılması gerekiyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Güldehan Atış, güneşin cilt üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi. </p>
<p>Vücut fonksiyonlarında birçok görevi olan D vitamininin öneminin daha çok gündeme gelmesiyle birlikte, akıllara “güneş koruyucuların D vitamini sentezi üzerine olumsuz etkisi olabilir mi? “sorusu gelmektedir. Oysaki sadece el sırtları ve yüzün günde 10-20 dk. süre ile güneşe maruz kalması, düzenli güneş koruyucu kullanılmasına rağmen D vitamini sentezi için yeterli olmaktadır.</p>
<p><strong>Aşırı güneş maruziyeti zararlı sonuçlara neden olabiliyor</strong></p>
<p>Bilindiği üzere, güneş ışınlarına uzun süre maruz kalmak deri kanserlerine neden olabilmektedir. Bunun dışında, deri yaşlanması, özellikle yüz gibi daha yoğun güneşe maruz kalan alanlarda çil ve leke oluşumunu tetikleyebilmektedir. Ayrıcı bazı alerjik ve romatizmal deri hastalıkları güneş ışınlarıyla şiddetlenebilmektedir.</p>
<p><strong>Güneşten korunma da giysiler de kremler kadar önemli </strong></p>
<p>Güneşten korunmada en önemli basamak, güneş ışınlarının dik olduğu saat 10:00-14:00 arasında güneşten kaçınmaktır. Dışarıda vakit geçirilen zamanlarda, mümkün olduğunca gölge alanlarda bulunmaya çalışılmalıdır. Bulutlu ve kapalı günlerde de ultraviyole ışınlarının %80’i dünya yüzeyine ulaştığı bilinmektedir. Giysiler, güneşe karşı önemli bir bariyer fonksiyonu göstermektedir. Şapka ve güneş gözlüğü takılması da önemlidir. Kalın, sık dokunmuş kumaşlar, polyester giysiler güneş ışınlarından daha etkin bir koruma sağlarken, ıslanmış, solmuş, ince kumaşların koruyuculuğu düşüktür. </p>
<p><strong>Güneş kremi UVA ve UVB’ ye karşı koruma sağlamalı</strong></p>
<p>Güneşten koruyucular, güneşten korunmada etkili ajanlardır. Güneş koruma faktörü (SPF), 2-12 olan ürünler minimal, 12-30 olan ürünler orta, 30’un üstü olan ürünler yüksek koruma sağlar. SPF değerleri UVB’ye karşı koruma düzeyini ifade etmektedir. Güneşten koruyucu seçerken, hem UVA hem de UVB’ye karşı koruma sağlayan ürünler tercih edilmelidir. Yaz aylarında en az 30 SPF kremler tercih edilmelidir. Güneşe çıkılmadan 20-30 dakika önce sürülmeli ve 2-4 saatte bir tekrarlanmalıdır. Denize girme, aşırı terleme gibi durumlardan sonra ya güneşten koruyucular tekrar edilmeli ya da suya dayanıklı ürünler tercih edilmelidir. </p>
<p><strong>Çocukları güneşe aşırı maruz kalmaktan koruyun </strong></p>
<p>Bir insan hayat boyunca maruz kaldığı toplam UV miktarının yaklaşık yarısına yaşamının ilk 20 yılında maruz kalmaktadır. Özellikle çocukluk çağında su dolu kabarcıklara yol açacak düzeyde güneş yanığına maruz kalmak, ilerleyen yıllarda deri kanseri riskini artırmaktadır. O yüzden çocukluk çağında güneşten korunmak önemlidir. 6 aydan önce bebeklerin güneşle uzun süre teması önlenmeli, gerekirse koruyucu giysiler kullanılmalıdır. 6 aydan sonra ise bebekler için uygun güneş koruyucular tercih edilmelidir.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hem-gunes-koruyucu-kullanip-hem-de-d-vitamininden-faydalanabilirsiniz-392227">Hem Güneş Koruyucu Kullanıp Hem de D Vitamininden Faydalanabilirsiniz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Koruyucu tıbbın en önemli silahı aşılardır</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/koruyucu-tibbin-en-onemli-silahi-asilardir-386369</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Jun 2023 07:54:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşılardır]]></category>
		<category><![CDATA[koruyucu]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[silahı]]></category>
		<category><![CDATA[tıbbın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=386369</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölüm Başkanı ve Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay, Almanya'da Covid-19 aşısının neden olduğu iddia edilen yan etkilerle ilgili olarak BioNTech şirketine karşı açılan davaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/koruyucu-tibbin-en-onemli-silahi-asilardir-386369">Koruyucu tıbbın en önemli silahı aşılardır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölüm Başkanı ve Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay, Almanya&#8217;da Covid-19 aşısının neden olduğu iddia edilen yan etkilerle ilgili olarak BioNTech şirketine karşı açılan davaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Uzbay, “Bunun arkasında toplumu endişeye sevk etme gayreti var. Bu tip davalar aşı karşıtı lobinin kışkırtma ve faaliyetleri arasında olabilir. Burada ‘aşılar bütünüyle zararsızdır, ‘0’ riskle bunlar kullanılır’ gibi bir iddiamız yok. Ancak bu aşılar gelişigüzel kullanıma sunulmadı. Her gün bir uçak dolusu insan hayatını kaybediyordu ve bunlar olağan hale gelmişti. Böyle bir süreç içerisinde bilim buna bir çare bulmaya çalıştı. Bu tür salgınlarda en önemli konu koruyucu tıptır. Koruyucu tıbbın en önemli silahı da aşılardır” dedi. </strong></p>
<p>Koronavirüs salgınında geliştirdikleri aşı dünyanın birçok ülkesinde kullanılan BioNTech şirketine, aşının yan etkileriyle ilgili açılan tazminat davası konusunda görüşlerini paylaşan Prof. Dr. Tayfun Uzbay, BioNTech aşısının 2 milyar civarında dünya nüfusuna ulaştığını belirterek şunları söyledi:</p>
<p>“Dava Almanya’da açıldı. Özellikle Fransa ve Almanya’da pandemi süresince aşı karşıtlarının tepkileri çok şiddetliydi. Bu tip davalar aşı karşıtı lobinin kışkırtma ve faaliyetleri arasında olabilir. Geçtiğimiz günlerde ertelenen bu dava kazanılırsa konu emsal teşkil ederek birçok kişi dava açıp bilim insanlarından veya ilaç endüstrisinden para koparmaya çalışabilir. Ancak burada bir dava açılacaksa DSÖ, FDA, EMA ya da uygulama izni veren ülkelerin Sağlık Bakanlıklarına karşı açılması gerekirdi. Açılmaması ve başka ülkelerde dava olmaması bunun münferit bir olay olduğunu düşündürüyor. Aşı olmaması gereken bir kişiye aşı yapılmış olabilir. Ya da kişinin öngörülemeyen nadir bir duyarlılığı olabilir. Bu mahkeme sürecinde ortaya çıkar. Aşılar koruyucu tıbbın en önemli silahıdır. Burada ‘aşılar bütünüyle zararsızdır, ‘0’ riskle bunlar kullanılır’ gibi bir iddiamız yok. Ancak bu aşılar gelişigüzel kullanıma sunulmadı. Her gün bir uçak dolusu insan hayatını kaybediyordu ve bunlar olağan hale gelmişti. Böyle bir süreç içerisinde bilim buna bir çare bulmaya çalıştı.<strong> </strong>Salgın sırasında aşılar devreye girdikten sonra hem ölümler hem komplikasyonlar azaldı. Bunu göz ardı edemeyiz. Aşılar çok fazla sayıda insanın hayatını kurtardı. Eğer aşı ile miyokardid arasında, aşıyla kalp krizi arasında doğrudan bir ilişki varsa bunun çok sayıda kişide ortaya çıkmasını bekleriz.  Böyle bir şey olmadı. BioNTech’in şu ana kadar kanıtlanmış ciddi bir yan etkisi söz konusu değil.”</p>
<p><strong>Sorunların aşı ile illiyet bağı yok</strong></p>
<p>BioNTech aşısının geliştirilme ve acil kullanım onayı aşamalarında ciddi bir şekilde izlendiğini ifade eden Uzbay,  “Buralarda elde edilen veriler şeffaf bir şekilde bilim dünyası ile paylaşıldı. Ciddi bir yan etki gözlenmediği için acil kullanım onayı verildi. Yaygın uygulamada da ciddi bir yan etki gözlenmedi. Münferit olarak ortaya çıkan ya da aşıya bağlı olabileceği iddia edilen sorunların bilimsel metodoloji ile aşı ile bir illiyet bağı kurulamadı. Aşılar bugüne kadar 2 milyardan fazla insana uygulandı.  Aşı ile illiyet bağı ortaya konulsaydı kesinlikle ruhsatları iptal edilir ve uygulamalar durdurulurdu. Bu işler ulusal ve uluslararası yasal prosedürler çerçevesinde yürütülür. Ancak, birçok komplo teorisi ve kanıta dayalı olmayan o kadar çok korkutucu haber ve iddia abartılı şekilde medyada yer aldı ki, insanlarda bir ciddi yan etki beklentisi yaratıldı. Kullanılan uygulamanın iyi geleceğine olan inanç plasebo etki ile iyileşmeye katkı sağlayabileceği gibi, zarar göreceğinize dair inanç tersine istenmeyen etkiler ortaya çıkarır. Buna da nosebo etki diyoruz. Aşı sonrası baş dönmesi, ağrı, bulantı hissi, çarpıntı, göğüs ağrısı, uykusuzluk ve anksiyete belirtileri ortaya çıktı. Bunların çoğu nosebo etkilerdi. Aşının bu güne kadar kanıtlanmış, ortaya konmuş ciddi bir yan etkisi yok. Olsaydı ruhsatı askıya alınır, iptal edilir ve uygulama durdurulurdu.” diye konuştu.</p>
<p><strong>mRNA aşıları kanserin önlenmesi için de umut veriyor</strong></p>
<p>Önleyici tıbbın birçok hastalığın önüne geçtiğini ve sağlığın metalaşmasını engellediğini belirten Prof. Dr. Tayfun Uzbay, “mRNA aşıları kanserlerin önlenmesi ve tedavisi için de umut veriyor. mRNA teknolojisi ile üretilen aşıların bazı kanser türlerinden koruyucu etkileri gösterildi. Bu etkiler geniş popülasyonlarda kanıtlanmaya çalışılacak. Belki de bu teknoloji ile kanseri aşı ile büyük ölçüde korkutucu bir hastalık olmaktan çıkarabileceğiz. Düşünsenize, birçok kanseri aşı ile önlüyorsunuz. O zaman bu kadar pahalı ve büyük paraların döndüğü onkoloji alanında kimlerin kazancı azalır ya da ortadan kalkar. Kanser başta olmak üzere ciddi kronik hastalıklar önlenebilir olsa özel hastaneler ve sigorta şirketleri buna nasıl bakar? Maalesef 21. yüzyılda bilim hızla ticarileşiyor. Aşıların ve önleyici tıbbın karalanması kimlerin işine gelir, iyi düşünmek lazım.” dedi.</p>
<p><strong>Aşıdan çok geçirilmiş Covid 19’un yan etkileri olabilir</strong></p>
<p>Uzbay, BioNTech aşısı olanların hastaneye başvurma sebeplerinin gençlerde kardiyolojik sorunlar, bazı kişilerde kalpte ritim bozukluğu, kalp krizleri, beyin sisi denilen konsantrasyon güçlüğü, uykusuzluk ve başka anksiyete belirtileri olduğu yönünde çeşitli haberler ve münferit yayınlar olduğuna değinerek, şunları söyledi: “Buralarda ortaya çıkan belirtilerin genel toplumda normal koşullardaki görülme sıklığından belirgin derecede farklı olmadığı ve şimdilik doğrudan aşıya bağlanamayacağını görüyoruz. Burada iki konu göz ardı ediliyor. Birincisi Covid-19’un neden olduğu korku, anksiyete, depresyon, kapanma ve izolasyonun ortaya çıkardığı kısıtlılıkların sağlık üzerine olumsuz etkileri oldu. İnsanlar rutin sağlık kontrollerine gidemediler. Evlerde uzun süre hareketsiz kaldılar. Beslenmeleri bozuldu. Bunlar bile başlı başına kalp krizlerini ve anksiyeteyi tetikleyebilecek faktörlerdir. Öte yandan günümüz gençleri arasında obezite, kötü beslenme ve madde kullanımı gibi sorunlar var. Genç kalp sorunlarını biz pandemiden önce de görüyorduk. Son zamanlarda stimülan kullanımına yönelik ip uçları var. Konsantrasyon artırmak veya performansı artırmak için kötüye kullanılan metamfetamin gibi maddeler ciddi kalp sorunlarına yol açabilir. Buna da eğilmeli ve değerlendirmeliyiz. İkinci önemli nokta bizzat Covid-19’un kalp-damar sorunlarına (örneğin pıhtılaşmayı artırmak gibi) ve mental sorunlara (beyin sisi gibi) yol açtığı kanıtlanmış durumda. Bu belirtilerin aşıdan çok geçirilmiş bir Covid-19’un yan etkileri olma ihtimali çok daha güçlü. Özellikle gençler Covid-19’u daha hafif ve semptomsuz geçirse de virüsün bu tip etkilere yol açtığını biliyoruz. Dolayısıyla bu vakalarda Covid-19 geçmişi de sorgulanmalı”.</p>
<p><strong>Aşının geleceğe yönelik yan etkisi ortaya çıkmaz</strong></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün yaptığı resmi açıklamayı hatırlatan Prof. Dr. Tayfun Uzbay, “Aşının geleceğe yönelik farklı, uzun vadeli ve ciddi bir yan etkisi ortaya çıkmaz. Koruyucu etkisi de en fazla 6-8 ay ile sınırlıydı. Bizim aşıdan ziyade Covid-19’un uzun vadeli etkilerini konuşmamız daha doğru. Virüsün aşı olmamış ve hastalığı uzun süren ve birçok kez tekrar eden bazı bireylerde uzun vadeli sorunlara yol açması daha çok ihtimal dahilinde. Bu kişilerin yakından izlenmesi ve tedbir alınması gerekir. Ayrıca sürecin ve ardından gelen ekonomik krizin yarattığı toplumsal travmaya odaklanarak çözüm üretilmesi bence çok daha fazla önem arz ediyor.”  dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/koruyucu-tibbin-en-onemli-silahi-asilardir-386369">Koruyucu tıbbın en önemli silahı aşılardır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Afet Bölgesindeki Bebekler İçin En Büyük Koruyucu Anne Sütü</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/afet-bolgesindeki-bebekler-icin-en-buyuk-koruyucu-anne-sutu-357031</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Mar 2023 10:54:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[bebekler]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesindeki]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[koruyucu]]></category>
		<category><![CDATA[sütü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=357031</guid>

					<description><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA), 6 Şubat‘ta gerçekleşen Kahramanmaraş depremine ilişkin Türkiye Depremi Durum Raporu’na göre; afet bölgesinde 226 bin olduğu tahmin edilen hamile kadından 25 binin bu ay doğum yapması bekleniyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/afet-bolgesindeki-bebekler-icin-en-buyuk-koruyucu-anne-sutu-357031">Afet Bölgesindeki Bebekler İçin En Büyük Koruyucu Anne Sütü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA), 6 Şubat‘ta gerçekleşen Kahramanmaraş depremine ilişkin Türkiye Depremi Durum Raporu’na göre; afet bölgesinde 226 bin olduğu tahmin edilen hamile kadından 25 binin bu ay doğum yapması bekleniyor. Liv Hospital Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Elif Erdem Özcan, afet bölgesindeki bebekler için anne sütü ile beslenmenin her zamankinden daha da önemli olduğuna dikkat çekerek bebek sağlığının korunmasına ilişkin bilgi verdi. </strong></p>
<p>“Afet bölgesindeki yaşam koşullarının zorluğu yeni doğacak bebeklerin de etkilenmesine sebep olacaktır. Henüz anne karnındayken, annenin olumsuz çevre koşulları nedeniyle geçireceği enfeksiyonlar bebeği de etkileyebilir;  erken doğuma ya da bebeğin doğum sonrası çeşitli sağlık sorunları yaşamasına sebep olabilir” diyen Uzman Dr. Elif Erdem Özcan yeni doğan bebekler için hayati müdahaleleri hatırlattı:  </p>
<p>“Doğumun sağlık kuruluşlarında hijyenik ve güvenli şekilde gerçekleştirilmesi bebek sağlığı açısından son derece önemlidir. Bebeğin göbeğinin steril koşullarda kesilmesi, doğum sonrası vücut ısısının korunması, doğar doğmaz anne ile buluşup “ilk aşısı” olan anne sütü ile beslenmesinin başlanması,  doğum sonrası en kısa sürede K vitamini ve hepatit B aşısının uygulanması bebek için hayati müdahalelerdir.” </p>
<p><strong>Anne sütü afet koşullarında daha da önemli!</strong></p>
<p>Bebekler için en güvenilir besin kaynağının anne sütü olduğunu ve afet dönemlerinde anne sütü ile beslenmenin daha da önemli olduğuna dikkat çeken Uzman Dr. Elif Erdem Özcan “ Anne sütü her zaman hazır ve bebeğin ihtiyacı olan her türlü besini içeriyor. Afet durumlarında bebekleri kirli, enfekte sularla bulaşacak hastalıklardan koruyacak olan yine anne sütüdür. Özellikle toplu olarak gelişen ve öldürücü olabilecek ishal ve solunum yolu enfeksiyonları karşısında en büyük koruyucudur.”</p>
<p><strong>Stres emzirmeye engel değil</strong></p>
<p>Afet bölgesindeki zor ve yorucu koşullar nedeniyle annelerin stres altında olabileceğini ancak bunun bebeği emzirmeye engel olmayacağını söyleyen Dr. Elif Erdem Özcan “Süt salımı stresten  etkilenebilir. Ancak bu durum sık emzirme ile derhal düzelir. Araştırmalar, annelerin bebeklerini emzirdikleri takdirde strese karşı daha dayanıklı davrandıklarını göstermiştir. Bu nedenle anneye emzirme konusunda yapılan destek ve yardım, annenin strese dayanıklılığını artırır. Ayrıca anne sütünü artıran en önemli şeyin emzirmek olduğu unutulmadan bu süreçte, annelerin emzirmelerini engelleyecek şekilde dağıtılan formül ürün, bebek sütleri ve anne sütü yerine geçebilecek diğer beslenme ürünlerin kullanımında son derece titiz davranılmalı. Gerekli olmadığı sürece bebeğe bu ürünler verilmemelidir, mecbur kalındığı durumlarda ise hijyenik ve güvenli kullanımın sağlanmasına çok daha fazla dikkat edilmelidir” dedi. </p>
<p><strong>Afet Koşullarında Bebek Bakımı</strong></p>
<p><strong>Liv Hospital Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Elif Erdem Özcan anne-bebek sağlığı için afet durumlarında bile olsa ihmal edilmemesi gerekenleri hatırlattı:  </strong></p>
<ul>
<li>Yenidoğan bebeklerin -topuktan alınan birkaç damla kan örneği ile bakılan- doğumsal metabolik hastalık tarama testlerinin yapılması ilerleyen zamanlarda ortaya çıkabilecek, bebeğin mental ve bedensel gelişimini etkileyecek hastalıkların önlenmesi için çok önemlidir. <strong>Afet bölgesinde doğan bebeklerin bölgeden ayrılsalar bile en yakın sağlık kuruluşlarında bu testlerinin alınması gerekir.</strong></li>
<li>Doğumdan sonra 72 saat içinde yapılması tavsiye edilen işitme taramasının da <strong>koşullar elvermediği durumlarda en geç 1 ay içinde bebeklere uygulanması gerekir.</strong> </li>
<li>Toplu yaşam koşulları, ısı dengesinin sağlanamaması annenin ve yeni doğan bebeğinin daha sık nezle, grip, zatürre, bronşit gibi solunum yolu enfeksiyonlarına yakalanma riskini artırır.</li>
<li><strong>Anne ve bebeğinin temiz suya ve gıdaya erişimi ishal, kusma, dizanteri gibi mide bağırsak sistemini etkileyen hastalıklardan korunmaları için çok önemlidir.</strong></li>
<li><strong>Mümkün olan her durumda, anneler ve bebekler bir arada kalmalı</strong>; ihtiyaç duydukları en uygun beslenme, barınma, hijyen ve sosyal desteği almalıdır.</li>
</ul>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/afet-bolgesindeki-bebekler-icin-en-buyuk-koruyucu-anne-sutu-357031">Afet Bölgesindeki Bebekler İçin En Büyük Koruyucu Anne Sütü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
