<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>karın | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/karin/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/karin</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 26 Mar 2026 08:23:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>karın | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/karin</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Özellikle karın bölgesinde hızlı yağlanma varsa, gecikmeyin!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ozellikle-karin-bolgesinde-hizli-yaglanma-varsa-gecikmeyin-622959</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2026 08:23:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesinde]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[gecikmeyin]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı]]></category>
		<category><![CDATA[Hormon]]></category>
		<category><![CDATA[insülin]]></category>
		<category><![CDATA[karın]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[Kilo Artışı]]></category>
		<category><![CDATA[Kortizol]]></category>
		<category><![CDATA[Metabolizma]]></category>
		<category><![CDATA[özellikle]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[varsa]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[Yağlanma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622959</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kilo vermeye çalışırken bazen hiç beklenmedik bir tabloyla karşılaşabiliyoruz.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ozellikle-karin-bolgesinde-hizli-yaglanma-varsa-gecikmeyin-622959">Özellikle karın bölgesinde hızlı yağlanma varsa, gecikmeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kilo vermeye çalışırken bazen hiç beklenmedik bir tabloyla karşılaşabiliyoruz.  Daha az yeriz, daha çok hareket ederiz ama tartı ibresinde bir değişim olmaz. Üstelik, bazen canımızı daha da sıkan bir şey olur; her zamankinden az yediğimiz halde kilo alırız. <strong>Acıbadem Altunizade Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr.</strong> <strong>Adnan Batman, </strong>bu durumun çoğu zaman hatalı beslenme ve yaşam alışkanlıklarımızdan kaynaklandığını belirterek, “Diyet sürecinde kalori hesabı yapmamak, az yenilmesine rağmen kilo alınmasının en yaygın sebeplerinden biridir. Ancak, kilo alınmasının nedeni sadece beslenme hataları değildir. Vücudumuz bazen kronik strese, hareketsizliğe ve uyku bozukluğu gibi etkenlere karşı kendini korumaya alır ve yağ depolamaya yönelir. Bu nedenle az yemek her zaman çözüm olmayabilir” diyor. <strong>Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Adnan Batman,</strong> ancak kilo artışının hormonal veya metabolik hastalıklardan da kaynaklanabildiğini vurgulayarak, “Özellikle kısa sürede ve karın çevresinde belirgin kilo artışı varsa, metabolik veya hormonal sebeplerin araştırılması son derece önemlidir” ifadelerini kullanıyor. <strong>Doç. Dr. Adnan Batman</strong>,  az yemeye rağmen kilo artışına yol açabilen 10 etkeni anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu. </p>
<p><strong>Hatalı diyetler</strong></p>
<p>Az yenilmesine rağmen kilo alımının en önemli sebeplerinden biri, diyet sürecinde kalori hesabı yapılmamasıdır. Bu durum farkında olmadan ihtiyaçtan fazla enerji alınmasına yol açabiliyor. Ayrıca, şok diyetler de kısa sürede hızlı kilo kaybı sağlasalar da metabolizmayı yavaşlatabiliyor ve kas kaybına neden olarak kilo alımını kolaylaştırıyor. </p>
<p><strong>Yetersiz ve kalitesiz uyku</strong></p>
<p>Yetersiz ve kalitesiz uyku, az beslenilmesine rağmen kilo artışının önemli nedenlerinden birini oluşturuyor. Doç. Dr. Adnan Batman, beş saatin altında uyuyan kişilerde obezite riskinin yüzde 50 oranına kadar artabildiğine işaret ederek, şu bilgileri paylaşıyor: “Gece geç uyumak melatonin ve kortizol dengesini bozar. Bu durum insülin duyarlılığını azaltır ve vücudu yağ depolamaya daha yatkın hale getirir. Aynı zamanda kortizolün<strong> </strong>salınımını yükselterek karın çevresinde yağlanmayı artırır.  Dolayısıyla melatonin hormonunun yükseldiği 22:00-23:00 saatleri arasında uyku moduna geçilmesi son derece önemlidir.”</p>
<p><strong>Kronik stres </strong></p>
<p>Kronik stres altında vücut daha fazla kortizol hormonu salgılıyor. Bu hormon uzun süre yüksek düzeyde kaldığında metabolizma hızını düşürüyor. Ayrıca, kan şekerini yükselterek insülin seviyesinin de artmasına neden olabiliyor; bu durum yağ depolanmasını kolaylaştırıyor. Kronik stres altında olan kişiler az yeseler bile yağ depolamaya daha yatkın hale gelebiliyor. Doç. Dr. Adnan Batman,<strong> </strong>  stres hormonu kortizol yüksekliğinin özellikle karın bölgesinde yağ dokusunu artırdığını belirterek, “Karın bölgesi kortizole daha duyarlı olduğu için yağ yakımı burada daha fazla belirginleşmektedir” diyor. </p>
<p><strong>Kas kütlesinde azalma</strong></p>
<p>Kas kaybı 35 yaş sonrasında yavaş ama sürekli bir şekilde ilerliyor. Kas dokusunun metabolik olarak aktif olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Adnan Batman, “Kas kütlesi azaldıkça bazal metabolizma hızı da düşmektedir. Bu durum, aynı miktarda beslenmeye devam edilse bile vücudun daha az enerji harcamasına ve zamanla yağ oranının artmasına neden olabilmektedir” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>Hareketsiz yaşam</strong></p>
<p>Sadece spor yapmak değil, gün içindeki toplam hareket miktarı da enerji harcamasını belirliyor. Masa başında çalışma ve uzun süre oturma gibi alışkanlıklarda günlük enerji harcaması ciddi şekilde azalıyor. Bu durumda kişi az besin tüketse bile harcanan enerji daha düşük olduğu için kilo artışı görülebiliyor. Düzenli günlük hareket, metabolizmanın daha aktif kalmasına yardımcı oluyor ve kilo kontrolünü destekliyor.</p>
<p><strong>Perimenopoz / Menopoz</strong></p>
<p>Perimenopoz ve menopoz dönemlerinde östrojen seviyesinin azalması metabolizmanın yavaşlamasına neden olabiliyor. Dolayısıyla az yenilse bile metabolizma daha yavaş çalıştığı için kilo alınabiliyor. Bu hormon değişimi vücudun yağı özellikle karın bölgesinde depolama eğilimini artırıyor. </p>
<p><strong>Tiroit yetmezliği (Hipotiroidi) </strong></p>
<p>Metabolizmamızı düzenleyen tiroit hormonlarının eksikliğinde bazal enerji harcaması düşüyor ve sıvı tutulumu gelişebiliyor. Genellikle 2–4 kilo civarında kilo artışı yaşanırken beraberinde halsizlik, üşüme ve kabızlık gibi sorunlar da görülebiliyor. </p>
<p><strong>Cushing sendromu </strong></p>
<p>Cushing sendromu, vücudun uzun süre yüksek miktarda kortizol hormonuna maruz kalmasıyla oluşan bir hastalık. Kortizol yüksekliği özellikle karın bölgesi, ense ve yüzde yağ birikimine yol açıyor. Yüz yuvarlaklaşıyor, cilt inceliyor ve morarmalar gelişebiliyor. Doç. Dr. Adnan Batman, hızlı ve bölgesel kilo artışında Cushing sendromunun mutlaka akla gelmesi gerektiğine işaret ediyor. </p>
<p><strong>İnsülin direnci </strong></p>
<p>İnsülin direncinde hücreler kan şekerini dengelemek için daha fazla insülin salgılıyor. İnsülin, glikozu hücrelere taşıma ve fazla enerjiyi yağ olarak depolama sinyali veren bir hormon. Kan şekeri normal olsa bile yüksek insülin nedeniyle vücut yağ depolamaya daha yatkın hale geliyor ve yağ yakımı zorlaşabiliyor. Kilo artışı özellikle karın bölgesinde görülüyor. </p>
<p><strong>Polikistik over sendromu</strong></p>
<p>Polikistik over sendromu olan kadınlarda androjen artışı ile insülin direnci birlikte görülebiliyor.  Bunun sonucunda az yenilmesine rağmen kilo artışı yaşanabiliyor. Ayrıca adet düzensizliği, tüylenme ve akne gibi sorunlar da gelişebiliyor.</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;kutu bilgisi &#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p><strong>Kilo artışına karşı 5 etkili öneri!</strong></p>
<ul>
<li>Gerçek kalori alımınızı objektif olarak belirleyin. </li>
<li>Uyku sürenizi 7–8 saate çıkarın.</li>
<li> Haftada en az 3 gün direnç egzersizi yaparak, kas kütlenizi koruyun.</li>
<li>Tiroit, insülin ve kortizol gibi temel hormon değerlendirmesi yaptırın. </li>
<li> Kilonuzu ve bel çevrenizi düzenli olarak ölçün.</li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ozellikle-karin-bolgesinde-hizli-yaglanma-varsa-gecikmeyin-622959">Özellikle karın bölgesinde hızlı yağlanma varsa, gecikmeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dev karın fıtığı hayatı kabusa çevirebiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dev-karin-fitigi-hayati-kabusa-cevirebiliyor-620018</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Mar 2026 08:32:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[bazı]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[çevirebiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[dev]]></category>
		<category><![CDATA[fıtığı]]></category>
		<category><![CDATA[Fıtıkların]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[kabusa]]></category>
		<category><![CDATA[karın]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620018</guid>

					<description><![CDATA[<p>Karın ameliyatlarından sonra ortaya çıkan ve zamanla büyüyerek ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen dev karın duvarı fıtıkları, hem yaşam kalitesini düşürüyor hem de hayati risk oluşturabiliyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dev-karin-fitigi-hayati-kabusa-cevirebiliyor-620018">Dev karın fıtığı hayatı kabusa çevirebiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Karın ameliyatlarından sonra ortaya çıkan ve zamanla büyüyerek ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen dev karın duvarı fıtıkları, hem yaşam kalitesini düşürüyor hem de hayati risk oluşturabiliyor. <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Metin Ertem</strong>, 50 yaş üzeri kişilerde özellikle ameliyat sonrası gelişen bu fıtıkların toplumda sanılandan çok daha yaygın olduğunu belirterek, “Yapılan çalışmalar; karın ameliyatlarından sonra ortaya çıkan insizyonel, yani ameliyat kesi yerinden gelişen karın duvarı fıtıklarının, 50 yaş üzerindeki hastaların yaklaşık yüzde 20’sinde görülebildiğini gösteriyor” diyor. Prof. Dr. Metin Ertem hayatı kabusa çevirebilen, bazı hastaların boyunlarına çarşaf bağlayarak taşıdıkları dev karın fıtıklarını ve yeni tedavi yöntemini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p>Vücudumuzda ‘koruyucu zırh’ olan karın duvarı zayıfladığında ya da ameliyat gibi bir nedenle bütünlüğü bozulduğunda, iç organlar dışa doğru itilerek dev karın fıtığı ortaya çıkabiliyor. <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Metin Ertem</strong>, 50 yaş üzerindeki kişilerde dev karın fıtıklarının görülme sıklığının arttığını belirterek “Bunun en önemli nedeni yaşla birlikte kolajen doku sentezinin azalmasıdır. Kolajen, karın duvarının dayanıklılığını sağlayan temel yapı taşlarından biridir. Bu yapı zayıfladığında karın duvarı adeta bir kumaşın sökülen dikişi gibi açılmaya başlar” diyor. Karın duvarındaki büyük açıklıkların sadece estetik bir sorun olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Ertem şöyle konuşuyor: “Bu dev fıtıklar, bel ve sırt ağrılarına, ıkınma olamayacağından dışkılama zorluğuna ve hatta solunum güçlüğü gibi yaşamı tehdit eden sorunlara neden olabiliyor. Fıtıklar tedavi edilmediğinde ciddi komplikasyonlara yol açabilirken, bunun en tehlikeli sonuçlarından birini, halk arasında “bağırsak düğümlenmesi” olarak bilinen sorun oluşturuyor.”</p>
<p><strong> Bağırsak delinmesi ve hayati riske yol açabiliyor</strong></p>
<p>Bağırsakların fıtık kesesi içinde sıkışarak; hastalarda şiddetli karın ağrısı, kusma ve büyük abdest yapamama gibi şikayetlere neden olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ertem, soruna müdahale edilmezse bağırsak delinmesine kadar giden çok ciddi tablolar oluşturabildiğini ve bu durumun hayati riske yol açabildiğini söylüyor. Dev fıtıkların boyutlarının bazen dramatik olabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Metin Ertem, bazı hastaların yaşadığı zorlukları şöyle anlatıyor: ”Bazen fıtık o kadar büyüyebiliyor ki, neredeyse iki çocuk başı büyüklüğüne ulaşabiliyor. Hatta bazı hastalar fıtığı desteklemek için karınlarının altından çarşaf geçirip boyunlarına bağlayarak taşımak zorunda kalabiliyor. Bu nedenle sorun ilerlemeden erken tedavi olmak günlük yaşam konforu açısından ve tedavinin başarısında büyük rol oynuyor.” </p>
<p><strong> Ameliyat sonrası iyileşme döneminde dikkat!</strong></p>
<p>Karın ameliyatı geçiren kişilerin özellikle iyileşme döneminde dikkatli olması gerekiyor. Prof. Dr. Ertem, ihmale gelmez bazı önlemleri “ameliyat sonrası erken dönemde ağır kaldırmamak, kabız kalmamaya özen göstermek, kronik öksürük varsa mutlaka tedavi olmak, yeterli ve dengeli beslenmek” şeklinde sıralıyor. Çünkü bu faktörler karın duvarına binen baskıyı artırarak fıtık gelişimini kolaylaştırabiliyor. Karın ameliyatı olmayan kişilerde de bazı fıtık türlerinin görülebileceğini; özellikle doğum yapanlarda karın duvarındaki zayıf noktalardan yağ dokusu ve bağırsakların dışarı çıkmasıyla epigastrik fıtıklar (göbek üstü fıtığı) oluşabildiğini belirten Prof. Dr. Ertem “Gebelik sırasında karın büyüdükçe karın duvarı gerilir ve bazı bölgelerde zayıflık oluşabilir. Bu durum küçük fıtıkların gelişmesine yol açabilir” diyor. </p>
<p><strong>Dev fıtıklarda yeni tedavi dönemi</strong></p>
<p>Dev karın fıtıklarının cerrahisinin oldukça özellikli bir alan olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Metin Ertem, son yıllarda kullanılan yeni yöntemlerin tedavi başarısını önemli ölçüde artırdığını belirterek şöyle konuşuyor: “Eskiden bu fıtıklar çoğunlukla sadece dikiş yöntemiyle kapatılmaya çalışılırdı. Ancak bu yöntemde nüks oranları yüzde 50’ye kadar çıkabiliyordu. Günümüzde ise dev fıtıklarda çok daha ileri teknikler kullanıyoruz. Özellikle, özel cihazlarla karın duvarı kontrollü şekilde genişletiliyor. Gerekli durumlarda karın kaslarına botoks uygulanarak kasların gevşemesi sağlanıyor. Ardından karın duvarı onarılıyor ve yama ile destekleniyor. Bu modern yöntemler nüks oranlarını yüzde 2-5’lere kadar düşürdü.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dev-karin-fitigi-hayati-kabusa-cevirebiliyor-620018">Dev karın fıtığı hayatı kabusa çevirebiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şiddetli karın ağrısının nedeni divertikülit olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/siddetli-karin-agrisinin-nedeni-divertikulit-olabilir-597289</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Dec 2025 08:05:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrısının]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[divertikülit]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[karın]]></category>
		<category><![CDATA[nedeni]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[şiddetli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597289</guid>

					<description><![CDATA[<p>Divertikülozis olarak adlandırılan, kalın bağırsaktaki keseciklerin oluşma nedeni kesin olarak bilinmemekle birlikte, en büyük etkenin bağırsak içi basınç artışı olduğu düşünülüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siddetli-karin-agrisinin-nedeni-divertikulit-olabilir-597289">Şiddetli karın ağrısının nedeni divertikülit olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Divertikülozis olarak adlandırılan, kalın bağırsaktaki keseciklerin oluşma nedeni kesin olarak bilinmemekle birlikte, en büyük etkenin bağırsak içi basınç artışı olduğu düşünülüyor. Genellikle hiçbir belirti vermeyen bu kesecikler; hafif karın kramplarına, şişkinliğe ve gaz ya da dışkılama alışkanlıklarında değişikliklere (kabızlık veya ishal) yol açabiliyor. Ancak kesecikler iltihaplandığında (Divertikülit) tablo ciddileşerek; şiddetli karın ağrısı, ateş, titreme, mide bulantısı, kusma ve iştah kaybı gibi belirtiler ortaya çıkıyor.   Özellikle şiddetli karın ağrısı ve ateş durumunda vakit kaybetmeden bir doktora başvurulması hayati öneme sahip. </p>
<p>Lif yönünden fakir beslenmeye bağlı sürekli kabızlığın oluşması ve hareketsiz yaşam gibi faktörlerin hastalığa davetiye çıkardığını belirten <strong>İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Osman Anıl Savaş</strong>, aynı zamanda genetik faktörlerin ve yaşa bağlı olarak bağırsak duvarlarının zayıflaması sebebiyle de 60 yaş üstü bireylerde bu durumla sıklıkla karşılaşıldığının altını çiziyor. </p>
<p><strong>Divertikülit Tedavisinde Cerrahi Yöntemler </strong></p>
<p>Divertiküller genellikle başka bir sebeple yapılan taramalarda tesadüfen bulunurken, tanı için kolonoskopi ve bilgisayarlı tomografiden (BT) faydalanılıyor. Tedavi şekli ise hastalığın evresine göre değişmekte. Keseciklerin olduğu sessiz evrede (Divertikülozis), ilaç tedavisine gerek yokken, bu evrede yaşam tarzı değişikliği (bol lifli diyet, su tüketimi) yeterli oluyor. Hafif atakların başladığı evrede istirahat, sıvı ağırlıklı beslenme ve uzman doktorun reçete edeceği antibiyotikler kullanılıyor. Şiddetli ataklarda hastaneye yatış, damardan antibiyotik tedavisi ve bağırsağın dinlendirilmesi gerekebiliyor. Nadiren bağırsak delinmesi, iki defadan fazla tekrarlayan divertikülit atağı, sık tekrarlayan kanama gibi komplikasyonların gelişmesi gibi durumlarda ise cerrahi müdahale gerekebiliyor. Cerrahi yöntemler, hastalıklı (divertiküllü ve iltihaplı) bağırsak bölümünün çıkarılmasına ve kalan sağlıklı uçların birbirine dikilmesine dayanıyor. Ancak bu işlemin nasıl yapılacağı hastanın durumuna göre değişiyor. Cerrahlar, mümkün olan her durumda hastanın daha hızlı iyileşmesini sağlayan kapalı yöntemleri tercih ederken, bazı durumlarda açık cerrahiye de başvurulabiliyor. Karın bölgesine 3-4 adet çok küçük kesi açılarak yapılan laparoskopik cerrahi (kapalı yöntem); daha az ağrı, daha küçük ameliyat izi ve daha kısa hastanede yatış süresiyle hastaların normal hayatlarına daha hızlı dönmelerini sağlıyor. </p>
<p><strong>İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Osman Anıl Savaş</strong>, cerrahi süreçte hastaların en büyük korkusunun, bağırsağın karın duvarına ağızlaştırılmasıyla dışkının bir torbaya (stoma) dolması olduğunu söylüyor. Oysa laparoskopik yöntemle gerçekleştirilen ameliyatlarda genellikle torba takılmıyor. Hastalıklı kısım çıkarılarak sağlıklı uçlar birbirine dikilebiliyor. Acil ameliyatlarda ise, eğer karın içi çok iltihaplıysa, dikişlerin tutmama riski yüksek olduğu için, hasta güvenliğini sağlamak amacıyla geçici olarak bağırsağın karın cildine ağızlaştırılması söz konusu olabiliyor. Ancak enfeksiyon temizlenip hasta iyileştikten yaklaşık 3-6 ay sonra ikinci bir küçük ameliyatla bağırsak içeri alınıyor ve torba iptal ediliyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siddetli-karin-agrisinin-nedeni-divertikulit-olabilir-597289">Şiddetli karın ağrısının nedeni divertikülit olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Menopozda en çok karın bölgesi yağlanıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/menopozda-en-cok-karin-bolgesi-yaglaniyor-596219</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Dec 2025 08:35:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesi]]></category>
		<category><![CDATA[Hormon]]></category>
		<category><![CDATA[karın]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[menopoz]]></category>
		<category><![CDATA[menopozda]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yağlanıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596219</guid>

					<description><![CDATA[<p>Menopoz dönemi, metabolizmanın yavaşlamasına, hormon dengelerinin değişmesine ve özellikle karın çevresinde yağlanmanın artmasına yol açtığı için, pek çok kadın bu sürecin zorluklarını yoğun şekilde yaşayabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menopozda-en-cok-karin-bolgesi-yaglaniyor-596219">Menopozda en çok karın bölgesi yağlanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Menopoz dönemi, metabolizmanın yavaşlamasına, hormon dengelerinin değişmesine ve özellikle karın çevresinde yağlanmanın artmasına yol açtığı için, pek çok kadın bu sürecin zorluklarını yoğun şekilde yaşayabiliyor. Ancak bazı basit ve doğru önlemlerle, fazla kilolardan ve yağlardan sağlıklı bir şekilde kurtulmak mümkün olabiliyor. <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Bensu Enyüksek</strong> “Menopoz döneminde östrojen hormonunun azalması, vücudun yağı özellikle karın bölgesinde depolamasına neden olur. Eskiden kolay verilen kilolar daha zor gider, aynı miktarda yemek bile kilo artışına neden olabilir. Ancak doğru beslenme stratejileri ve düzenli egzersizle fazla kilolardan kurtulmak mümkündür” diyor. Menopoz döneminde hızlı kilo kaybı beklemenin doğru olmadığını, haftada yarım kilo gibi yavaş ama istikrarlı bir ilerlemenin hem sağlıklı hem de kalıcı sonuçlar sağlayacağını vurgulayan Enyüksek, bu süreçte yağ yakımını ve kilo vermeyi sağlayan yöntemleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Protein ağırlıklı beslenin</strong></li>
</ul>
<p>Menopozda kas kütlesi azaldığı için metabolizma yavaşlar. Yeterli protein almak hem kas kaybını önler hem de tokluk sağlar ve yağ yakımını destekler. Günlük beslenmenizde yumurta, kırmızı et, balık, tavuk, hindi, süt, peynir, yoğurt, ayran, kefir ve baklagillere yer verin. </p>
<ul>
<li><strong>Rafine karbonhidratları azaltın</strong></li>
</ul>
<p>Menopozda hormon değişimiyle birlikte vücut insüline karşı daha duyarsız hale gelir ve kan şekerindeki dalgalanmalar kilo alımını hızlandırır. Şekerli yiyecekler, beyaz ekmek ve hamur işleri kan şekerini hızlı yükseltip düşürdüğü için sık acıkma ve tatlı isteğini artırır, karın yağlanmasını tetikler. Bunun yerine düşük glisemik indeksli tam tahıllar, sebzeler, meyveler ve baklagiller tercih edilmeli, karbonhidratlar her öğünde protein ve sağlıklı yağlarla birlikte tüketilmelidir. </p>
<ul>
<li><strong>Sebzeler ve lifli gıdalar tüketmeye özen gösterin</strong></li>
</ul>
<p>Lifli sebze ve meyveler sindirimi destekler, tokluk sağlar ve kan şekerini dengede tutar. Brokoli, ıspanak, lahana, kabak, enginar, pazı, havuç gibi sebzeler ile elma, armut, yaban mersini gibi meyveler günlük beslenmede yer almalıdır. Tam tahıllar ve kurubaklagiller de hem lif hem de kompleks karbonhidrat kaynağı olarak bu dengeyi güçlendirir. </p>
<ul>
<li><strong>Sağlıklı yağları tabağınızdan eksik etmeyin</strong></li>
</ul>
<p>Menopozda yağları tamamen kesmek büyük bir hatadır. Özellikle omega-3 yağ asitleri hormon üretimi, kalp sağlığı, tokluk hissi ve yağ yakımı için gereklidir. Somon, sardalya, uskumru gibi yağlı balıklar; ceviz, badem, fındık, chia ve keten tohumu ve zeytinyağı ile dönemin en değerli yağ kaynaklarıdır. Salatalara zeytinyağı eklemek, ara öğünlerde birkaç ceviz veya badem tüketmek menopoz beslenmesinin temel unsurlarındandır. </p>
<ul>
<li><strong>Öğün zamanlarına dikkat edin</strong></li>
</ul>
<p>Menopoz döneminde hormon döngüsü değiştiği için, ne yediğimiz kadar ne zaman yediğimizin de önemi artmaktadır. Akşam saatlerinde vücudun insüline duyarlılığı azalır; yani gece geç saatlerde yenilen karbonhidratlar daha kolay yağa dönüşür. Bu nedenle akşam yemeklerini geç saatlere bırakmadan erken yemek ve hafif geçirmek büyük fark yaratır.</p>
<ul>
<li><strong>Bitkisel östrojen içeren gıdalar tüketin</strong></li>
</ul>
<p>Menopozda dalgalanan hormonların etkisini hafifletmek için bitkisel östrojen içeren besinler faydalı olabilir. En güçlü kaynaklar; soya ve soya ürünleridir. Ayrıca nohut, mercimek, keten tohumu ve susam da iyi seçeneklerdir. Günde bir-iki porsiyon kadar tüketmek hormon dengesine katkı sağlar. Ancak meme kanseri öyküsü veya hormona duyarlı hastalığı olan kadınların bu besinleri düzenli tüketmeden önce mutlaka doktoruna danışması gerekir.  </p>
<ul>
<li><strong>Düzenli egzersiz yapın</strong></li>
</ul>
<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Bensu Enyüksek, menopozda kilo vermenin, kısıtlayıcı diyetlerle değil, vücudun yeni dengesine uygun, akıllı bir beslenme sistemi ile mümkün olacağını, düzenli egzersizin de bu süreçte kritik önem taşıdığını vurgulayarak “Haftada en az 150 dakika tempolu yürüyüş, yüzme, bisiklet veya pilates gibi aktiviteler metabolizmayı hızlandırır, kas kütlesini koruyup güçlendirerek bazal metabolizma hızını yükseltir ve menopozdaki yağlanmanın önüne geçmeye yardımcı olur” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menopozda-en-cok-karin-bolgesi-yaglaniyor-596219">Menopozda en çok karın bölgesi yağlanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hazımsızlık Ciddi Bir Hastalığın Belirtisi Olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hazimsizlik-ciddi-bir-hastaligin-belirtisi-olabilir-593053</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Nov 2025 08:58:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisi]]></category>
		<category><![CDATA[ciddi]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığın]]></category>
		<category><![CDATA[hazımsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[hissi]]></category>
		<category><![CDATA[karın]]></category>
		<category><![CDATA[mide]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[rahatsız]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=593053</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pek çok insan hayatının belli bir döneminde hazımsızlık (dispepsi) sorunu ile karşılaşabiliyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hazimsizlik-ciddi-bir-hastaligin-belirtisi-olabilir-593053">Hazımsızlık Ciddi Bir Hastalığın Belirtisi Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Pek çok insan hayatının belli bir döneminde hazımsızlık (dispepsi) sorunu ile karşılaşabiliyor. Çoğu zaman önemsenmeyen ancak yaşam konforunu olumsuz etkileyen bu sorun; beslenme alışkanlıkları ve stresle ilgili olarak ortaya çıkabiliyor. Bazen de hazımsızlık bazı sorunların habercisi olabileceğinden, özellikle buna eşlik eden ve geçmeyen şiddetli mide ağrıları, kilo kaybı veya kanama varsa vakit kaybetmeden uzman doktora başvurmak gerekiyor. Memorial Kayseri Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Mustafa Kaplan, hazımsızlık ile ilgili bilgi verdi. </p>
<p><strong>Hazımsızlık sindirim sistemi sorunudur</strong></p>
<p>Hazımsızlık, yemek yerken veya yemekten uzun süre sonra bile tokluk hissiyle ortaya çıkan, genelde kramp tarzında karın ağrısı, geğirme ve reflünün eşlik ettiği bir sindirim sistemi sorunudur. Çoğu zaman, altında yatan net bir neden olmayan bu sorun, genellikle beslenme ve yaşam tarzı değişiklikleri, terapi ve ilaçlarla tedavi edilebilir. Dispepsi olarak bilinen hazımsızlık, halk arasında mide rahatsızlığı olarak tanımlanır. Kişi yemeğinin çoğunu bitirmemiş olsa bile, tokluk hissi nedeniyle yeme isteği olmayabilir. Yemekten sonra oluşan rahatsız edici tokluk hissi ağrı ve yanmaya dönüşür. </p>
<p><strong>Mide ekşimesiyle karıştırılmamalı</strong></p>
<p>Mide ekşimesi, mide asidinin mideden çıkıp yemek borusuna geri kaçmasıyla oluşur. Hazımsızlık ve mide ekşimesi semptomları aynı anda ortaya çıkabilir. Dispepsi genellikle hafif bir rahatsızlık olduğundan, birçok insan sorun belirgin hale gelmeden tıbbi yardıma ihtiyaç hissetmez. Dispepsi uzun süreli ve tekrarlayan bir sorun haline geldiğinde, genellikle altta yatan başka bir rahatsızlığın veya bozukluğun sonucu olabilir.</p>
<p><strong>Fonksiyonel hazımsızlık olabilir</strong></p>
<p>Fonksiyonel dispepsi, bağırsak-beyin etkileşiminin bir bozukluğu olarak da ortaya çıkabilir. Bu bozukluk, beyin ve bağırsağın birlikte çalışma biçimindeki sorunlarla ilişkilidir. Birlikte ortaya çıkan semptom gruplarıdır. Bazen bu rahatsızlığa neyin sebep olduğunu tespit edilemeyebilir. Gerekli tetkiklerle teşhis konularak uygun tedavi planlanır.</p>
<p><strong>Hazımsızlığın 7 işareti</strong></p>
<p>Hazımsızlık şu belirtilerle diğer sorunlardan ayrılır;</p>
<ul>
<li>Yemek sırasında erken doyma veya tipik bir yemeği bitirememe durumu. </li>
<li>Yemek yedikten sonra gerekenden daha uzun süren rahatsız edici tokluk hissi.</li>
<li>Göğüs kemiklerinin hemen alt kısmı ile göbek deliği arasındaki bölge olan üst karın bölgesinde hafiften şiddetliye doğru hissedilen tipik ağrı.</li>
<li>Üst karın bölgesinde yanma hissi. </li>
<li>Karın bölgesinde şişkinlik veya sıkışma hissetme.</li>
<li>Bulantı hissi nedeniyle ortaya çıkan kusma.</li>
<li>Besinleri geğirerek çıkarmak.</li>
</ul>
<p>Hazımsızlık nedeniyle bazen mide ekşimesi de görülebilmektedir. Mide ekşimesi, yemek sırasında veya sonrasında göğsün ortasında oluşan ağrı veya yanma hissidir. Bu his boyun ya da sırtta hissedilebilir. </p>
<p><strong>Bu belirtiler varsa dikkat!</strong></p>
<p>Şiddetli veya sürekli karın ağrısı, kilo kaybı veya iştahsızlık, tekrarlayan kusma, siyah renkli dışkı görünümü, yutma güçlüğü, yorgunluk veya halsizlik hissi ile sarılık olarak da adlandırılan cilt veya gözlerin sararması durumları söz konusu ise zaman kaybetmeden bir uzman hekime başvurulmalıdır. Çünkü hazımsızlığın bazı belirtileri reflü, mide ülseri, irritabl bağırsak sendromu veya ciddi mide bağırsak hastalıklarının ilk sinyali olabilmektedir. Belirtileri dikkate almamak daha ciddi mide bağırsak hastalıklarının tedavisinde erken teşhis ihtimalini ortadan kaldırmaktadır. </p>
<p>Hazımsızlığın oluşmaması için bazı pratik önlemler alınabilir;</p>
<ul>
<li>Çay, kahve, asitli ve kafeinli içeceklerin tüketimi azaltılmalı. </li>
<li>Yatakta baş ve omuzlar yukarıda yatılmalı. Bu uyurken mide asidinin yukarı çıkmasını önleyebilir. </li>
<li>Sigara ve alkolden uzak durulmalı.</li>
<li>Eğer fazla kilo sorunu varsa verilmeli. </li>
<li>Yatmadan 3-4 saat önce yemek yenmemeli.</li>
<li>Aşırı baharatlı veya yağlı yiyecekler tüketilmemeli.</li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hazimsizlik-ciddi-bir-hastaligin-belirtisi-olabilir-593053">Hazımsızlık Ciddi Bir Hastalığın Belirtisi Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aort Anevrizması Riskini Azaltan 5 Altın Önlem!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/aort-anevrizmasi-riskini-azaltan-5-altin-onlem-592445</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Nov 2025 08:30:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[Anevrizma]]></category>
		<category><![CDATA[anevrizması]]></category>
		<category><![CDATA[aort]]></category>
		<category><![CDATA[Aort Anevrizması]]></category>
		<category><![CDATA[azaltan]]></category>
		<category><![CDATA[balon]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[karın]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592445</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bazı hastalıklar hiç belirti vermeden, vücutta sinsi bir şekilde ilerleyerek hayati riske yol açabilecek boyutlara geldiğinde kendisini belli ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/aort-anevrizmasi-riskini-azaltan-5-altin-onlem-592445">Aort Anevrizması Riskini Azaltan 5 Altın Önlem!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bazı hastalıklar hiç belirti vermeden, vücutta sinsi bir şekilde ilerleyerek hayati riske yol açabilecek boyutlara geldiğinde kendisini belli ediyor. Abdominal aort anevrizması, yani karın ana atardamarının balonlaşması da bu rahatsızlıkların başında geliyor. Sigara, yüksek tansiyon ve damar sertliğinin neden olabildiği abdominal aort anevrizmaları erken teşhisle tedavi edilebiliyor. Takip ve tedavi edilmediği takdirde iç kanamalar dahil birçok rahatsızlığı sebep olabilen abdominal aort anevrizması, balonlaşmanın çapı ve yerleşimine göre hastaya özel tedavi planlarıyla ortadan kaldırılabiliyor. 5 cm’nin altındaki anevrizma genişlemeleri olan hastalar takip altına alınırken, daha geniş balonlaşmalar açık veya kapalı ameliyatlarla onarılabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Kalp Damar Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Ali Aycan Kavala, abdominal aort anevrizması ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Aort damarındaki problemler tüm vücudu etkiliyor</strong></p>
<p>Aort, kalpten çıkan ve vücuttaki tüm organ ve dokulara temiz kan taşıyan en büyük damar olduğu için, bu damarla ilgili problemler bütün vücudu olumsuz etkileyebilir. Zamanla damar duvarı zayıflarsa, özellikle karın bölgesinde bir kısım genişleyip balon gibi şişer. Bu genişleme Abdominal Aort Anevrizması (AAA) olarak isimlendirilir. Normalde aort çapı yaklaşık 2 santimetredir. Eğer bu çap 3 santimetreyi geçerse anevrizmadan bahsedilir. 5–5.5 santimetreye ulaşırsa, patlama (rüptür) riskini artırır. Anevrizmanın en önemli nedenleri şunlardır; </p>
<ul>
<li>Sigara kullanımı (en büyük risk faktörü)</li>
<li>Hipertansiyon (yüksek tansiyon)</li>
<li>Damar sertliği (ateroskleroz)</li>
<li>Erkek cinsiyet</li>
<li>İleri yaş</li>
<li>Genetik yatkınlık </li>
</ul>
<p><strong>Ailede varsa risk 4-6 kat artıyor</strong></p>
<p>Ailesinde aort anevrizması öyküsü olan kişilerde bu hastalığın görülme riski 4–6 kat artar. Bu nedenle ailesinde “aort anevrizması” tanısı olan kişilerin birinci derece yakınlarının mutlaka tarama yaptırması gerekir. Özellikle baba veya erkek kardeşinde anevrizma olan erkeklerin 55 yaşından sonra, kadınların ise 65 yaşından sonra taramadan geçmesi önerilir. Tarama çok basittir, sadece karın ultrasonu (Abdominal Ultrasonografi) ile anevrizma varlığı saptanabilir. Gerektiğinde daha detaylı inceleme için BT anjiyo yapılır. Anevrizma geliştiğini ilaçla küçültmek mümkün değildir. Ancak alınan bu önlemlerle büyüme hızı yavaşlatılabilir;    </p>
<ol>
<li>Sigaradan uzak durmak</li>
<li>Tansiyonu kontrol altında tutmak</li>
<li>Kolesterol ve şekeri düzenlemek</li>
<li>Ağır kaldırmaktan kaçınmak</li>
<li>Düzenli doktor kontrolünü yaptırmak</li>
</ol>
<p><strong>Karındaki el bombası olarak ifade ediliyor</strong></p>
<p>Abdominal aort anevrizması, sessiz ama tehlikeli bir hastalıktır. Kendini hissettirmeden yıllarca büyür. Bu nedenle damar hekimleri tarafından karındaki el bombası olarak isimlendirilir. Çünkü bir gün patladığında hastada ölümcül sonuçlar doğurabilir. Aort anevrizması patladığında, karın içine ani ve büyük miktarda kanama olur. Hastalar çoğu zaman hastaneye ulaşamadan hayatını kaybeder. Rüptüre olmuş anevrizmalarda ölüm oranı %80’in üzerindedir. Bu yüzden erken tanı, tedaviden bile önemlidir. Karında atım hissi, sürekli dolgunluk ya da ailede anevrizma öyküsü olan kişilerin vakit kaybetmeden mutlaka bir kalp damar cerrahına başvurması gerekir. </p>
<p><strong>Tedavi kişiye özel olarak planlanıyor</strong></p>
<p>Abdominal aort anevrizması erken teşhis ile tedavi edilebilen bir rahatsızlıktır. Tedavi, anevrizmanın büyüklüğüne ve yerine göre değişir. 5,5 santimetreyi geçen veya hızla büyüyen anevrizmalarda cerrahi tedavi gerekebilir. Açık cerrahide karın açılarak, balonlaşan damar bölümü sentetik bir damar greftiyle değiştirilir. Kapalı (EVAR &#8211; Endovasküler Anevrizma Onarımında ise kasık damarından girilerek, stent-greft adı verilen özel bir protez damarın içine yerleştirilir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/aort-anevrizmasi-riskini-azaltan-5-altin-onlem-592445">Aort Anevrizması Riskini Azaltan 5 Altın Önlem!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda tek ve kalıcı tedavi yöntemi ameliyat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-tek-ve-kalici-tedavi-yontemi-ameliyat-575736</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Sep 2025 12:37:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[fıtık]]></category>
		<category><![CDATA[kalıcı]]></category>
		<category><![CDATA[karın]]></category>
		<category><![CDATA[kasık]]></category>
		<category><![CDATA[Kasık Fıtığı]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[Testis]]></category>
		<category><![CDATA[yöntemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=575736</guid>

					<description><![CDATA[<p>Karın içindeki doku ve organların, kasık kanalındaki doğumsal bir açıklık yoluyla dışarı çıkması olarak tanımlanan kasık fıtığı, bebeklerde ve çocuklarda en sık rastlanan doğumsal sorunlardan birini oluşturuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-tek-ve-kalici-tedavi-yontemi-ameliyat-575736">Çocuklarda tek ve kalıcı tedavi yöntemi ameliyat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Karın içindeki doku ve organların, kasık kanalındaki doğumsal bir açıklık yoluyla dışarı çıkması olarak tanımlanan kasık fıtığı, bebeklerde ve çocuklarda en sık rastlanan doğumsal sorunlardan birini oluşturuyor. Öyle ki her 100 çocuktan 1 ile 4 arasında kasık fıtığı görülüyor. Kasık fıtıklarının üçte birinin tanısı genellikle ilk altı ay içerisinde konulurken, sonraki yaşlarda da tespit edilebiliyor. <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Çocuk Cerrahisi Uzmanı Dr. Kaan Maşrabacı,</strong> kasık fıtığının bir günlük yenidoğan bebekten daha ileri yaşlara kadar her yaş grubunda görülebildiğini belirterek, “Kasık kanalındaki açıklık testisin inişiyle ilişkili olduğu için kasık fıtıkları erkeklerde kızlara oranla 4 ila 20 kat daha sık görülmektedir” diyor. Çocuklarda kasık fıtığının kendiliğinden iyileşmediğine ve tedavide gecikildiğinde ciddi sağlık sorunlarına yol açabildiğine dikkat çeken <strong>Çocuk Cerrahisi Uzmanı Dr. Kaan Maşrabacı,</strong> “Bu nedenle, kasık fıtığı ameliyatı tanı konulduktan sonra en kısa zamanda yapılmalıdır. Çünkü, zamanında ameliyat ile tedavi edilmezse acil müdahale gerektiren bir tablo olan fıtık boğulmasına neden olabilir. Fıtığın sıkışıp boğulması kasık kanalında sıkışan organlarda kangren (çürüme) meydana gelmesine yol açabilir. Ayrıca erkek çocuklarında kasık kanalından geçen testise ait damarlara baskı yaparak testis gelişimini bozabilir. Zamanında ve deneyimli çocuk cerrahları tarafından gerçekleştirilen ameliyat ise çocukların kısa sürede sağlıklarına kavuşabilmelerini sağlar” diyor. </p>
<p><strong>Pek çok etken zemin hazırlıyor</strong></p>
<p>Çocuklarda kasık fıtığı doğumsal nedene bağlı olarak gelişiyor. Normalde doğumdan sonra kapanması gereken kasık kanalının açık kalması sonucu meydana geliyor. Öne sürülen zemin hazırlayıcı etkenlerin başlıcaları;   prematürite (erken) doğum, düşük doğum ağırlığı, ailenin diğer bireylerinde de kasık fıtığı varlığı, hidrops fetalis, mekonyum peritoniti, assit, cinsiyet gelişim bozuklukları, karın duvarı anomalileri, inmemiş testis, kistik fibroz, bağ dokusu hastalıkları, ventriküloperitoneal (beyin ile karın arasındaki) şantlar ve sürekli periton (karın boşluğu) diyalizi şeklinde sıralanıyor.</p>
<p><strong>Kasık bölgesinde ağrısız şişliğe dikkat!</strong></p>
<p>Bebeklik döneminde oluşan kasık fıtığını anneler çoğu zaman bebeğinin altını değiştirirken fark ediyorlar. Daha büyük çocuklarda ise fıtığın varlığı çocuk giydirilirken veya banyo sırasında görülüyor. Kasık bölgesinde (erkeklerde ayrıca torbasında) beliren ve kendiliğinden veya üzerine bastırılınca kaybolan ağrısız şişlik, tipik belirtisini oluşturuyor. Ikınma, ağlama ve öksürme gibi karın içi basıncının arttığı durumlarda şişlik daha belirgin hale geliyor. Çocuk Cerrahisi Uzmanı Dr. Kaan Maşrabacı, bu şişliklerin sıklıkla ilk muayenede görüldüğünü belirterek, “Görülmediği durumlarda valsalva manevrası, balon şişirtme, çocuğu ayakta gözlemleme veya karın alt kısmına baskı uygulayacak şekilde elle sıvazlama gibi yöntemlerle şişliğin belirmesi sağlanabilir. Kimi zaman inceleme sırasında fıtık saptanmayabilir. Bu durumlarda annenin verdiği öykü tanı için önemlidir” diye konuşuyor.  </p>
<p><strong>Organ kaybına neden olabiliyor! </strong></p>
<p>Çocuklarda kasık fıtığı kendiliğinden iyileşmez, ameliyat tek tedavi yöntemini oluşturur. Çocuk Cerrahisi Uzmanı Dr. Kaan Maşrabacı, kasık fıtığının mümkün olan en kısa zamanda, yani belli bir ay veya yaşa kadar beklemeden ameliyatla tedavi edilmesi gerektiğini anlatarak, “Cerrahi tedavinin gecikmeden yapılması çok önemlidir. Çünkü, erken dönemde ameliyat ile müdahale edilmezse fıtık boğulmasına sebebiyet verebilir. Fıtık boğulmasında, fıtık kesesine girerek sıkışan organların kanlanmaları ve beslenmeleri birkaç saat içinde bozulur ve kangren (çürüme) meydana gelir. Bu da hayati tehlikeyi artırır ve kanlanması bozulan organların çıkarılması gerekir. Acil müdahale gerektiren bu durum genelde bağırsak, nadiren kızlarda over (yumurtalık) kaybına neden olabilir” diyor. </p>
<p><strong>Testislere de zarar verebiliyor!</strong></p>
<p>Kasık fıtığı tedavisinde gecikmenin testislere de zarar verebildiğine işaret eden eden Dr. Kaan Maşrabacı, “Öncelikle, fıtığın sıkışıp boğulması kasık kanalından geçen testise ait damarlara baskı yaparak yumurtanın olumsuz etkilenmesine yol açar. Bunun sonucunda, yumurtanın normal gelişimini bozabilir veya kanlanmasını önleyerek kangrene (çürüme) sebebiyet verip, testis kaybına neden olabilir. Ayrıca çocuğun yetişkin fıtık ameliyatındaki gibi yöntemlerle ameliyat edilmesiyle testise zarar verebilir.  Dolayısıyla, bu ameliyatların mutlaka deneyimli çocuk cerrahları tarafından yapılması gerekir” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>Günübirlik cerrahi uygulanıyor</strong></p>
<p>Çocuk Cerrahisi Uzmanı Dr. Kaan Maşrabacı, çocuklarda kasık fıtığı ameliyatının günübirlik cerrahi olarak uygulandığını vurgulayarak, sözlerine şöyle devam ediyor:  “Kasıktan yapılan 1- 1,5 cm’lik bir kesi ile girilerek fıtık kesesi bağlanır ve açık kalan kasık kanalı kapatılır. Çocuklarda karın kasları dikilmez veya yama konulmaz. Çocukların önemli bir kısmı ameliyattan dört ile beş saat kadar sonra evlerine gidebilir. Dikiş yerlerinde hafif şişlikler olabilir, bu görüntü bir ay içinde kaybolur. Çocuklar ameliyat sonrası genellikle birkaç gün içinde ayağa kalkıp normal aktivitelerine dönebilirler. Ancak ağır aktivitelerden ve oyunlardan bir süre uzak durmaları önem taşır.”  </p>
<p><strong>Fıtığın tekrarlama riski çok düşük</strong></p>
<p>Ameliyat sonrasında fıtığın tekrarlama riskinin çok düşük olduğunu vurgulayan Çocuk Cerrahisi Uzmanı Dr. Kaan Maşrabacı, “Yapılan çalışmalarda, ameliyat sonrasında hem görsel hem de işlevsel olarak herhangi bir sorun gelişmediği ortaya konmuştur” diyor. Dr. Kaan Maşrabacı, ancak sağ ve solda yer alan iki kasık kanalının birbirinden bağımsız olarak fıtık oluşturabileceğini belirterek, “Dolayısıyla, tek taraflı ameliyatlardan sonra öbür kasıkta fıtık gelişme ihtimali vardır. Özellikle sol tarafta kasık fıtığı varsa, sağ tarafta çok yüksek oranda fıtık ortaya çıkabilir. Ancak bu bir tekrarlama değil, diğer kasıkta yeni bir fıtık oluşumudur. Bu ihtimal erkek çocuklarda daha az, kızlarda ise çok daha fazladır” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-tek-ve-kalici-tedavi-yontemi-ameliyat-575736">Çocuklarda tek ve kalıcı tedavi yöntemi ameliyat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Öksürürken kasıkta beliren şişliğe dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/oksururken-kasikta-beliren-sislige-dikkat-565449</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Aug 2025 09:23:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[beliren]]></category>
		<category><![CDATA[bulgular]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[fıtık]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[karın]]></category>
		<category><![CDATA[kasık]]></category>
		<category><![CDATA[kasıkta]]></category>
		<category><![CDATA[öksürürken]]></category>
		<category><![CDATA[şişliğe]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=565449</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyada 20 milyon kişi fıtık tedavisi için ameliyat oluyor. Çok sık görülen fıtık sorununun birçok nedeni olduğunu söyleyen Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Özgen Işık, kasık fıtığının tüm fıtıkların yüzde 75’ini oluşturduğunu belirterek, “Fıtık boyutu artmadan ve sıkışmadan yapılacak planlı cerrahi iyileşme süresini kısaltır, nüks riskini azaltır” diyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/oksururken-kasikta-beliren-sislige-dikkat-565449">Öksürürken kasıkta beliren şişliğe dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada 20 milyon kişi fıtık tedavisi için ameliyat oluyor. Çok sık görülen fıtık sorununun birçok nedeni olduğunu söyleyen <strong>Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Özgen Işık,</strong> kasık fıtığının tüm fıtıkların yüzde 75’ini oluşturduğunu belirterek, “Fıtık boyutu artmadan ve sıkışmadan yapılacak planlı cerrahi iyileşme süresini kısaltır, nüks riskini azaltır” diyor. Karın duvarındaki zayıf bir noktadan çıkan kasık fıtığı, başlangıçta hafif şişlik ve rahatsızlık hissiyle kendini belli edebiliyor. Ancak ilerleyen aşamalarda bu masum başlangıç, bağırsak delinmesi ve karın içi enfeksiyon gibi ölümcül tablolara yol açabiliyor. Dünya genelinde yılda 20 milyondan fazla, ABD’de ise 700 binden fazla karın duvarı fıtığı ameliyatı yapılıyor. Türkiye’de de kasık fıtığının cerrahların en sık gördükleri hastalıklar arasında olduğunu söyleyen<strong> Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Özgen Işık,</strong> özellikle erkeklerde görülme  oranının kadınlara göre 25 kat fazla olduğunu ve risk faktörleri arasında ağır işlerde çalışma, kontrolsüz spor ve bazı kronik hastalıkların yer aldığını ifade ediyor.</p>
<p><strong>Fıtık en çok kasık bölgesinde görülüyor</strong></p>
<p>Fıtığın Latince &#8216;yırtılma&#8217; kelimesinden türetildiğini ve bir organ ya da dokunun çevresinde bulunan duvarlardaki kusurdan dışarı çıkması olarak tanımlandığı bilgisini veren Prof. Dr. Özgen Işık, &#8220;Vücudun farklı bölgelerinde görülebilir, ancak en sık karın duvarı ve kasık bölgesinde oluşur. Kasık fıtığı erkeklerde kadınlara oranla 25 kat daha sık görülür. Bunun nedeni, anne karnındaki gelişim sırasında testislerin karın boşluğundan kasık kanalına inişinin karın duvarında zayıf noktalar bırakmasıdır. Ayrıca, ağır fiziksel işlerde çalışmak ve ağır yük kaldırmak gibi eforlar da riski artırır. Kasık fıtığı yaşamın belirli dönemlerinde daha sık görülür. Çocukluk çağı, 30’lu-40’lı yaşlar ve 70-80’li yaşlar en sık görüldüğü dönemlerdir” diyor.</p>
<p><strong>Belirtiler sinsi olabilir</strong></p>
<p>Kasık fıtığı belirtileri çok hafif ve silik bulgulardan oldukça şiddetli bulgulara kadar değişkenlik gösterebildiği gibi hiç belirti görülmediği durumlar da söz konusu olabiliyor. Kasık fıtıklarının önemli bir kısmı rutin hekim muayenesinde tesadüfen saptanıyor. Bulguların değişkenliğini kasık fıtığından dışarıya sarkan içeriğin belirlediğini söyleyen Prof. Dr. Özgen Işık, şu bilgileri veriyor: “Karın içerisindeki organlardan ince bağırsaklar, kalın bağırsak, idrar kesesi (mesane), karındaki yağ dokuları, nadiren apendiks ve kadın hastalarda yumurtalık, kasık fıtığından sarkabilir. Erken  bulgular; kasık bölgesinde ıkınma, ayağa kalkma, öksürme ile belirginleşen şişlik, hafif ağrı olabileceği gibi, ilerleyen aşamalarda sarkan organın fıtık içerisinde sıkışmasına bağlı olarak kasıkta belirginleşen şişliğin geçmemesi, bu şişlik üzerinde şiddetli ağrı ve kızarıklık, bulantı-kusma, karında yaygın şişlik, ateş, idrar yaparken ağrı ve idrarı tam boşaltamama hissi gibi acil müdahale gerektiren bulgular da gelişebilmektedir.”</p>
<p><strong>Kapalı yöntemle hızlı iyileşme sağlanıyor</strong></p>
<p>Kasık fıtıklarının tedavisinde cerrahinin ön plana çıktığını söyleyen Prof. Dr. Özgen Işık, &#8216;Semptomatik kasık fıtıklarında ameliyatsız tedavinin önerilmediğine dikkat çekiyor. Korselerin sadece ağrıyı azaltabileceğini, ancak fıtığı tedavi etmeyeceğini vurguluyor. Kalıcı çözümün ameliyat olduğunu belirten Prof. Dr. Özgen Işık, günümüzde laparoskopik ameliyatların tercih edilmesinin nedenini şu şekilde açıklıyor: “Kapalı (laparoskopik) yöntemle 3 küçük kesiden girilerek yapılan onarım, ağrının daha az olması, iyileşmenin hızlı gerçekleşmesi ve işe dönüş süresinin kısalması gibi avantajlar sağlar. Ameliyat sonrası 1 gün hastanede kalınır, hafif işlere 1 haftada, tam aktiviteye 6-8 haftada dönülür.”</p>
<p><strong>Nüks ihtimali olabiliyor</strong></p>
<p>Ameliyat olan hastalarda tüm teknikler dahil edildiğinde nüks oranı yüzde 1 ile 10 arasında değişiyor. Ancak modern sentetik yama teknikleriyle bu oran çok daha düşüyor.  Nükslerin yarısından fazlası ise ameliyat sonrasında ilk 3 yılda görülüyor.</p>
<p><strong>Korunmak için bunlara dikkat!</strong></p>
<p>Kasık fıtığını önlemek için bazı yaşam kurallarına dikkat etmek gerekiyor. Bunların başında kilo kontrolü ve düzenli egzersiz geliyor. Böylece karın duvarı yapıları güçleniyor. Ancak kontrolsüz ve aşırı zorlayıcı egzersiz ile çalışma koşulları ise fıtık oluşumuna zemin hazırlıyor. Ayrıca kronik kabızlığın, solunum yolu hastalıklarının, prostat hastalıklarının, karın içi basıncını artıran önemli hastalıkların kasık fıtığı oluşumuna neden olabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Özgen Işık, “Tedavi edilmemeleri halinde kasık fıtığının gelişmesine yol açabileceklerinden bu hastalıkların tedavisi hem kişinin sağlığına kavuşması hem de fıtıktan uzak kalması açısından önemlidir” diyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/oksururken-kasikta-beliren-sislige-dikkat-565449">Öksürürken kasıkta beliren şişliğe dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaz Aylarında Çocuklarda Karın Ağrısına Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yaz-aylarinda-cocuklarda-karin-agrisina-dikkat-558573</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Jul 2025 14:19:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrısına]]></category>
		<category><![CDATA[aylarında]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[karın]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=558573</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuklarda görülen karın ağrısı, çoğunlukla basit nedenlere bağlı olsa da, cerrahi müdahale gerektiren ciddi hastalıkların da belirtisi olabilir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-aylarinda-cocuklarda-karin-agrisina-dikkat-558573">Yaz Aylarında Çocuklarda Karın Ağrısına Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklarda görülen karın ağrısı, çoğunlukla basit nedenlere bağlı olsa da, cerrahi müdahale gerektiren ciddi hastalıkların da belirtisi olabilir. Yaz aylarında artan sıcaklık ve enfeksiyon riskiyle birlikte bu şikayetler daha sık görülmeye başlamaktadır. Çocuklarda karın ağrısının altında yatan nedenin mutlaka dikkatle araştırılması ve tedavi planının buna göre belirlenmesi önemlidir. Memorial Bodrum Hastanesi Çocuk Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Mithat Günaydın, çocukluk çağında karın ağrısına neden olabilecek hastalıklar ve dikkat edilmesi gereken durumlar hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Çocukluk çağında karın ağrısına genellikle idrar yolu enfeksiyonu, ishal veya bağırsak parazitleri gibi ilaçla tedavi edilebilecek nedenler yol açar. Ancak karın ağrısına neden olabilecek yaklaşık 50 farklı hastalık bulunduğu unutulmamalıdır. Bu vakaların yalnızca %1 ila %3’ü cerrahi müdahale gerektiren durumlardır. Yine de, erken tanı hayati önem taşır.</p>
<p><strong>İnvajinasyon: Sessiz ilerleyen tehlike</strong></p>
<p>Cerrahi müdahale gerektiren karın ağrısı nedenlerinin başında akut apandisit ve invajinasyon (bağırsakların iç içe geçmesi) gelir. Özellikle invajinasyon, daha çok süt çocukluğu döneminde görülür ve ishal sonrası gelişebilir. Yaz aylarında bakteriyel ve viral ishallerin artmasıyla bu risk daha da yükselir.</p>
<p><strong>Belirtileri tanıyın, gecikmeden harekete geçin</strong></p>
<p>İshal sonrası ortaya çıkan kıvranır tarzda karın ağrısı, kusma, karında &#8220;sucuk gibi&#8221; kitlenin hissedilmesi ve zamanla çilek jölesi şeklinde kanlı dışkı görülmesi invajinasyonun habercisi olabilir. Bu durumda vakit kaybetmeden çocuk cerrahisine başvurulmalıdır. Tedavi edilmediği takdirde bağırsakta kangren gelişebilir ve çocuğun genel durumu hızla bozulabilir.</p>
<p>Tanıda; kan tahlilleri, direkt karın grafisi ve karın ultrasonu yardımcı olur. Tanı konduğunda ağızdan beslenme kesilir, mideye tüp yerleştirilir, sıvı-elektrolit tedavisine başlanır ve hasta yakından izlenir.</p>
<p>Tedavide öncelikle invajinasyonun kendiliğinden açılıp açılmadığı takip edilir. Açılmadığı durumlarda radyoloji eşliğinde su (hidrostatik) veya hava (pnömatik) redüksiyon yöntemleri uygulanır. Bu işlemlerde çocuk cerrahı ve deneyimli bir radyologun birlikte çalışması gerekir. Nadir durumlarda bağırsak delinmesi olabileceğinden cerrahi müdahale gerekebilir.</p>
<p>Cerrahi müdahale laparoskopik (kapalı) ya da açık yöntemle yapılabilir. Laparoskopide bağırsakların dolaşımı sağlıklıysa işlem burada sonlandırılır. Açık ameliyatta ise iç içe geçmiş bağırsaklar elle açılır; dolaşımı bozulmuşsa bu kısım çıkarılarak sağlıklı uçlar yeniden birleştirilir.</p>
<p><strong>Apandisit yaz aylarında daha sık görülüyor</strong></p>
<p>Yaz döneminde çocuklarda daha sık karşılaşılan bir diğer cerrahi durum ise apandisittir. Kalın bağırsağın başlangıcında yer alan apendiksin iltihaplanmasıyla oluşan bu tablo, genellikle göbek çevresinde başlayan ve sağ alt karna yerleşen karın ağrısı ile kendini belli eder. Ağrıya iştahsızlık, ateş ve bazen kusma eşlik edebilir.</p>
<p>Apandisit, öykü ve fizik muayene ile birlikte yapılan laboratuvar tetkikleri ve ultrasonografiyle teşhis edilebilir. Bazı durumlarda bilgisayarlı tomografi de gerekebilir. Tedavisi cerrahidir. Ameliyat açık ya da laparoskopik yöntemle yapılabilir. Patlamamış apandisit durumunda çocuk genellikle 1-2 gün içinde taburcu edilebilir.</p>
<p><strong>Ciddi hastalıkların habercisi olabilir</strong></p>
<p>Özellikle yaz aylarında karın ağrısı yaşayan çocuklar, cerrahi olasılık göz önünde bulundurularak dikkatle izlenmelidir. Gerekirse tekrar tekrar muayene edilmeli ve klinik tablo yakından takip edilmelidir. Erken tanı ve doğru müdahale sayesinde, ciddi komplikasyonların önüne geçilmesi mümkündür.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-aylarinda-cocuklarda-karin-agrisina-dikkat-558573">Yaz Aylarında Çocuklarda Karın Ağrısına Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuk Karın Ağrısı Neden Olur?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuk-karin-agrisi-neden-olur-558783</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Jul 2025 14:11:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[karın]]></category>
		<category><![CDATA[neden]]></category>
		<category><![CDATA[olur]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=558783</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuk karın ağrısı neden olur? Uzmanlar yaz aylarında gelişen karın ağrısının nedenleri hakkında önemli bilgiler verdi.   </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuk-karin-agrisi-neden-olur-558783">Çocuk Karın Ağrısı Neden Olur?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çocuk karın ağrısı neden olur? Uzmanlar yaz aylarında gelişen karın ağrısının nedenleri hakkında önemli bilgiler verdi.   </strong></p>
<p><b>Karın Ağrısına Dikkat</b></p>
<p>Çocuklarda görülen karın ağrısı, çoğunlukla basit nedenlere bağlı olsa da, cerrahi müdahale gerektiren ciddi hastalıkların da belirtisi olabilir. Yaz aylarında artan sıcaklık ve enfeksiyon riskiyle birlikte bu şikayetler daha sık görülmeye başlamaktadır. Çocuklarda karın ağrısının altında yatan nedenin mutlaka dikkatle araştırılması ve tedavi planının buna göre belirlenmesi önemlidir. Memorial Bodrum Hastanesi Çocuk Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Mithat Günaydın, çocukluk çağında karın ağrısına neden olabilecek hastalıklar ve dikkat edilmesi gereken durumlar hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Çocukluk çağında karın ağrısına genellikle idrar yolu enfeksiyonu, ishal veya bağırsak parazitleri gibi ilaçla tedavi edilebilecek nedenler yol açar. Ancak karın ağrısına neden olabilecek yaklaşık 50 farklı hastalık bulunduğu unutulmamalıdır. Bu vakaların yalnızca %1 ila %3’ü cerrahi müdahale gerektiren durumlardır. Yine de, erken tanı hayati önem taşır.</p>
<p><b><strong>İnvajinasyon: Sessiz ilerleyen tehlike</strong></b></p>
<p>Cerrahi müdahale gerektiren karın ağrısı nedenlerinin başında akut apandisit ve invajinasyon (bağırsakların iç içe geçmesi) gelir. Özellikle invajinasyon, daha çok süt çocukluğu döneminde görülür ve ishal sonrası gelişebilir. Yaz aylarında bakteriyel ve viral ishallerin artmasıyla bu risk daha da yükselir.</p>
<p><b><strong>Belirtileri tanıyın, gecikmeden harekete geçin</strong></b></p>
<p>İshal sonrası ortaya çıkan kıvranır tarzda karın ağrısı, kusma, karında “sucuk gibi” kitlenin hissedilmesi ve zamanla çilek jölesi şeklinde kanlı dışkı görülmesi invajinasyonun habercisi olabilir. Bu durumda vakit kaybetmeden çocuk cerrahisine başvurulmalıdır. Tedavi edilmediği takdirde bağırsakta kangren gelişebilir ve çocuğun genel durumu hızla bozulabilir. Tanıda; kan tahlilleri, direkt karın grafisi ve karın ultrasonu yardımcı olur. Tanı konduğunda ağızdan beslenme kesilir, mideye tüp yerleştirilir, sıvı-elektrolit tedavisine başlanır ve hasta yakından izlenir. Tedavide öncelikle invajinasyonun kendillğinden açılıp açılmadığı takip edilir. Açılmadığı durumlarda radyoloji eşliğinde su (hidrostatik) veya hava (pnömatik) redüksiyon yöntemleri uygulanır. Bu işlemlerde çocuk cerrahı ve deneyimli bir radyologun birlikte çalışması gerekir. Nadir durumlarda bağırsak delinmesi olabileceğinden cerrahi müdahale gerekebilir. Cerrahi müdahale laparoskopik (kapalı) ya da açık yöntemle yapılabilir. Laparoskopide bağırsakların dolaşımı sağlıklıysa işlem burada sonlandırılır. Açık ameliyatta ise iç içe geçmiş bağırsaklar elle açılır; dolaşımı bozulmuşsa bu kısım çıkarılarak sağlıklı uçlar yeniden birleştirilir.</p>
<p><b><strong>Apandisit yaz aylarında daha sık görülüyor</strong></b></p>
<p>Yaz döneminde çocuklarda daha sık karşılaşılan bir diğer cerrahi durum ise apandisittir. Kalın bağırsağın başlangıcında yer alan apendiksin iltihaplanmasıyla oluşan bu tablo, genellikle göbek çevresinde başlayan ve sağ alt karna yerleşen karın ağrısı ile kendini belli eder. Ağrıya iştahsızlık, ateş ve bazen kusma eşlik edebilir.</p>
<p>Apandisit, öykü ve fizik muayene ile birlikte yapılan laboratuvar tetkikleri ve ultrasonografiyle teşhis edilebilir. Bazı durumlarda bilgisayarlı tomografi de gerekebilir. Tedavisi cerrahidir. Ameliyat açık ya da laparoskopik yöntemle yapılabilir. Patlamamış apandisit durumunda çocuk genellikle 1-2 gün içinde taburcu edilebilir.</p>
<p><b><strong>Ciddi hastalıkların habercisi olabilir</strong></b></p>
<p>Özellikle yaz aylarında karın ağrısı yaşayan çocuklar, cerrahi olasılık göz önünde bulundurularak dikkatle izlenmelidir. Gerekirse tekrar tekrar muayene edilmeli ve klinik tablo yakından takip edilmelidir. Erken tanı ve doğru müdahale sayesinde, ciddi komplikasyonların önüne geçilmesi mümkündür. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuk-karin-agrisi-neden-olur-558783">Çocuk Karın Ağrısı Neden Olur?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karın şişkinliğine karşı 7 çözüm</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/karin-siskinligine-karsi-7-cozum-550956</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Jul 2025 12:05:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[karın]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[şişkinliğine]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=550956</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çoğu kişi sabah dümdüz bir karınla uyanmasına rağmen gün sonunda karın şişliği yaşadığını ifade eder.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karin-siskinligine-karsi-7-cozum-550956">Karın şişkinliğine karşı 7 çözüm</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çoğu kişi sabah dümdüz bir karınla uyanmasına rağmen gün sonunda karın şişliği yaşadığını ifade eder. Bu şişkinlik; aşırı gaz birikimi, sıvı toplanması veya bağırsakların genişlemesiyle oluşur. Karın bölgesinin gergin hissedilmesine neden olan bu durumun bir rahatsızlıktan kaynaklanabileceğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, “Çoğunlukla göz ardı edilen bu sağlık sorunu aslında sindirim sisteminde yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunu anlatır. Karnın şişmesi çoğu zaman hafif seyreden ve kendiliğinden geçen bir süreç olsa da yaşam kalitesini ciddi şekilde etkiler. Şişkinliğe genellikle; ağrı, rahatsızlık, mide bulantısı, hazımsızlık, kabızlık veya ishal, halsizlik ve solunum güçlüğü eşlik eder” dedi.</strong></p>
<p>Hazımsızlık ve şişkinliğe karşı ilk etapta doğal çözümler ve yaşam tarzı değişiklikleri uygulanabilir. Geçmeyen şikayetlerde ise bir sağlık merkezine başvurulması gerektiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, “Şişkinliğin nedenini belirlemek için bir sağlık profesyoneli ile görüşmek önemli. Hastanın tıbbi geçmişini değerlendirme, fiziki muayene, laboratuvar testleri ve görüntüleme yöntemleriyle karın şişkinliğinin nedeni belirlenmeli. Sindirim sistemindeki ciddi bir soruna da işaret edebileceği için ihmal edilmemesi gereken karın şişkinliğinin başlıca nedenlerini; gaz birikimi, kabızlık, vücudun sıvı tutması, alerjiler, stres, liften zengin beslenme, yavaş sindirim ve IBS yani huzursuz bağırsak sendromu gibi rahatsızlıklar olarak sıralayabiliriz” dedi.</p>
<p> </p>
<p><strong>Sıcak su torbası şikayetleri azaltabilir</strong></p>
<p>Karın şişkinliğine yönelik tedavi planının, tanıya bağlı olarak belirlendiğinden bahseden Eren, “Tetkikler sonucu bir sindirim sistemi hastalığı gündeme gelirse doktor özel bir diyet, ilaçlar veya diğer tedavileri önerebilir. Ancak yeni başlayan ve hafif seyreden bir şişkinlikte basit adımlarla rahatlama sağlanabilir. Sindirim sistemini olumlu yönde etkileyeceği için yeterli miktarda su içmek ve kasları rahatlatacağı için sıcak su torbası kullanmak sağlık sorunu bulunmayan ve sürekli şişkinlik problemi yaşamayan kişiler için basit ama etkili yöntemlerdir” dedi.</p>
<p> </p>
<p><strong>Stres sindirim sistemine iyi gelmiyor</strong></p>
<p>Besinler bağırsakta sindirilirken ortaya vücuttan atılması gereken bir gaz çıktığını dile getiren Eren, “Doğal olarak sindirimi zor besinlerde oluşan gaz miktarı da artıyor. Bu fazla gazın tamamı dışarı çıkarılamadığı için şişkinlik meydana gelebiliyor. İrritabl bağırsak sendromu, laktoz intoleransı veya çölyak gibi sindirim sistemi sorunları ise besinlerin sindiriminin normal işleyişine zarar vererek aynı şikâyete sebep olabilir. Bağırsak hareketlerinin yavaşlaması ve dışkının normalden daha uzun süre bağırsaklarda kalması anlamına gelen kabızlık da şişkinlik oluşumuna zemin hazırlayabilir. Lifli yiyecekler sindirim sürecini hızlandırır fakat aynı zamanda bağırsaklarda daha fazla gaz oluşumuna yol açar. Bir başka etken olan vücutta anormal sıvı birikimi ise genellikle hormonal değişiklikler veya bazı sağlık sorunları nedeniyle ortaya çıkar. Bazı yiyecek veya içecek alerjileri kaynaklı da karın şişkinliği yaşanabilir. Son olarak stres ve anksiyete, ikinci beyin olarak bilinen bağırsaklarla yakından ilişkilidir, sindirim sistemini yavaşlatarak gaz birikimine neden olabilir” dedi.</p>
<p> </p>
<p><strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, karın şişliğine iyi gelebilecek yöntemleri sıraladı:</strong></p>
<ol>
<li>Sindirimi zor karbonhidratlar olan FODMAP’lere karşı, düşük FODMAP diyeti benimsenmeli.  Çiğ soğan, çiğ sarımsak, baklagiller, buğday, süt ve süt ürünleri, elma ve armut gibi gaz yapıcı gıdalardan kaçınılmalı bunların yerine kinoa, patates, pirinç, havuç, çilek, yulaf, salatalık, olsun muz gibi besinlerin tüketimine ağırlık verilmeli.</li>
<li>Yoğurt, kefir ve ev yapımı turşu gibi probiyotik içeren gıdalar sindirim sistemindeki sağlıklı bakterileri artırarak sindirim sürecini destekler. Fakat probiyotiklerin yanlış ve fazla dozda tüketilmesi tam tersi şekilde şişkinliği artırabileceği için doktor kontrolünde kullanılmalı.</li>
<li>Hızlı yemek yerken yutulan hava, şişkinliğe neden olacağı için besinlerin yavaş ve iyi bir şekilde çiğnenmesine dikkat edilmeli.</li>
<li>Sindirim sistemini rahatlatmak için büyük porsiyonlardan kaçınılmalı, daha sık ancak küçük öğünler tüketilmeli. </li>
<li>Fazla gazın vücuttan atılmasına yardımcı olmak ve sindirim sistemini düzene sokmak için hafif tempolu yürüyüş, yoga veya yüzme gibi aktivitelerle düzenli egzersiz hayatın bir parçası haline getirilmeli.</li>
<li>Sindirim sistemini büyük ölçüde etkileyen stres kontrol altına alınmalı. Meditasyon, nefes egzersizleri ya da profesyonel terapi gibi yöntemlerle stres yönetimi öğrenilmeli.</li>
<li>Rezene, nane, zencefil ve papatya gibi sindirime iyi geldiği bilinen bitki çayları tüketilmeli.</li>
</ol>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karin-siskinligine-karsi-7-cozum-550956">Karın şişkinliğine karşı 7 çözüm</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karın germe estetiği kilo vermek için yapılmıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/karin-germe-estetigi-kilo-vermek-icin-yapilmiyor-545454</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Jun 2025 08:24:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[estetiği]]></category>
		<category><![CDATA[germe]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[karın]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[vermek]]></category>
		<category><![CDATA[yapılmıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=545454</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kıyafetin bel kısmı tam oturuyor ama göbek bölgesi sarkıyor mu? Aynada düz bir karın görmek isterken, doğumdan sonra sarkan cilt sizi rahatsız mı ediyor? Ya da epeyce kilo verdiniz ama fazlalıklar hâlâ orada mı duruyor? Karın bölgesinde oluşan bu fazlalıklar, sadece estetik kaygılara değil aynı zamanda günlük yaşamda fiziksel rahatsızlıklara da neden olabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karin-germe-estetigi-kilo-vermek-icin-yapilmiyor-545454">Karın germe estetiği kilo vermek için yapılmıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kıyafetin bel kısmı tam oturuyor ama göbek bölgesi sarkıyor mu? Aynada düz bir karın görmek isterken, doğumdan sonra sarkan cilt sizi rahatsız mı ediyor? Ya da epeyce kilo verdiniz ama fazlalıklar hâlâ orada mı duruyor? Karın bölgesinde oluşan bu fazlalıklar, sadece estetik kaygılara değil aynı zamanda günlük yaşamda fiziksel rahatsızlıklara da neden olabiliyor. İşte bu noktada karın germe ameliyatı, yani abdominoplasti, hem görünüm hem hareket kabiliyeti açısından bir seçenek olarak öne çıkıyor. <strong>Acıbadem Kartal Hastanesi</strong> <strong>Estetik, Rekonstrüktif ve Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Ömercan Yağız Öksüz,</strong> “Karın germe operasyonuyla gevşeyen karın kaslarını sıkılaştırıyor, sarkan deri ve fazla yağ dokusunu alıyoruz. Böylece daha düz bir karın, daha sıkı bir bel çevresi ile vücut hatlarını şekillendiriyor ve daha özgüvenli bir duruş hedefliyoruz. Elbette bu bir zayıflama yöntemi değil ama uygun kişilerde estetik ve psikolojik açıdan çok tatmin edici sonuçlar veriyor” diyerek ameliyatın sonuçlarını özetliyor. Ameliyat süreci ve sonrası için dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında kapsamlı bilgiler paylaşan <strong>Estetik, Rekonstrüktif ve Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Ömercan Yağız Öksüz</strong>, hastaların karın estetiği ameliyatına dair en çok yönelttikleri soruları yanıtladı. </p>
<p><strong>Karın germe operasyonu nedir?</strong></p>
<p>Tıp literatüründe “abdominoplasti cerrahisi” olarak adlandırılan bu operasyon halk arasında genellikle “karın toparlama, karın yağlarını aldırma” olarak biliniyor. İşlem genel olarak doğum, hızlı kilo alıp verme veya çeşitli sebeplerle ortaya çıkan karın bölgesindeki fazla cilt ve yağ dokusunun alınması ve gevşeyen karın kaslarının sıkılaştırılmasını kapsıyor. </p>
<p><strong>Kimler operasyon için uygun?</strong></p>
<p>Karın germe ameliyatı doğum sonrası sarkma yaşayan kadınlar, büyük kilo kaybı yaşamış bireyler ya da karın kaslarında ayrışma oluşmuş hastalar için uygun bir seçenek olabiliyor. Ciltte çatlak, gevşeme ve içe doğru çökme gibi durumlarda da tercih edilebiliyor. Ancak halen kilo verme sürecinde olan, gebelik planlayan ya da ciddi sağlık sorunu olan hastalarda ameliyat önerilmiyor. </p>
<p><strong>Bu ameliyat ile kilo verebilir miyim?</strong></p>
<p>Fazla kilolardan kurtulmanın yolu sağlıklı bir beslenme, kalori dengeleme ve yeterli fiziksel aktiviteden geçiyor. Bu operasyon ise hastaları fazla kilolardan kurtarmadığı gibi operasyon sonrası ciddi derecede ve hızlı şekilde alınan kilolar, karın bölgesinde istenmeyen görüntülere ve yara izlerinin ciddi derecede genişlemesine neden olabiliyor. Karın bölgesinde ciddi derecede kas gevşemesi, deri fazlalığı olan hastalarda 1-2 beden küçülme görülebiliyor. Bununla birlikte kilo alınmaması için operasyon sonrası kilo takibi ve diyet öneriliyor. </p>
<p><strong>Hangi operasyon yöntemi bana uygun?</strong></p>
<p>Karın germe ameliyatının iki farklı teknikle uygulandığını söyleyen Estetik, Rekonstrüktif ve Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Ömercan Yağız Öksüz, mini abdominoplastinin sadece göbek altı bölgesinde sınırlı sarkması olan kişiler için tercih edildiğini söylüyor. Bu yöntem daha kısa sürede iyileşme ve daha az iz bırakma avantajı sağlıyor. Total abdominoplasti yöntemi ise hem üst hem alt karın bölgesine müdahale edilmesiyle, kas sıkılaştırması da sağlıyor. </p>
<p><strong>Ameliyata nasıl hazırlanmalıyım?</strong></p>
<p>Operasyondan en az 4 hafta önce sigarayı bırakmak, kilo kontrolünü sağlamak ve aşırı beslenmeden kaçınmak önem taşıyor. Ayrıca ameliyat sonrası 1 ay boyunca korse kullanımı gerekeceği için hastaların bu süreci planlarken mevsimi ve günlük hayat koşullarını göz önünde bulundurmaları gerekiyor.</p>
<p><strong>Germe ameliyatında karın yağları da alınabilir mi? </strong></p>
<p>Eğer hastanın karın bölgesinde lokalize yağlanma söz konusuysa, aynı seansta liposuction (yağ alma) işlemi de yapılabiliyor. Bu sayede bel-kalça geçişi daha estetik bir hale getiriliyor ve kontur düzeltmesi sağlanıyor. Ancak bu karar, her hasta için ayrı ayrı değerlendiriliyor.</p>
<p><strong>İşime ne zaman dönebilirim?</strong></p>
<p>Hastalar genellikle 1 gün içinde taburcu ediliyor. İlk 5 gün içinde işe dönülmesi önerilmiyor; ancak masa başı işi olan bireyler 1 haftada günlük yaşantılarına dönebiliyor. Operasyondan sonraki ilk 2 hafta boyunca öne eğilerek yürüme, sırt üstü ve düz pozisyonda yatma, ağır kaldırma ve spor aktivitelerinden kaçınmak gerektiğini belirten Dr. Ömercan Yağız Öksüz, “Operasyondan sonraki ilk 4 hafta korse kullanılmasını, sigara kullanılmamasını ve cinsel aktiviteden uzak durulmasını istiyoruz. Alkol kullanımı ilk 2 hafta kısıtlanmalı. Her şey yolunda giderse 4 haftadan itibaren havuza ve denize girebilirsiniz” diyor. </p>
<p><strong>Ameliyat kalıcı iz bırakıyor mu?</strong></p>
<p>Yara izi tamamen geçmese de, genellikle iç çamaşırının altında kaldığı için dışarıdan fark edilmiyor. Toplam iyileşme süreci 1 yılı bulsa da ilk birkaç ay belirgin olan izler, zamanla rengi açılarak silikleşiyor. Yara izinin belirginliği kişiden kişiye değişiyor ve sigara kullanımı, yatış pozisyonu gibi faktörler iyileşme sürecini etkileyebiliyor.</p>
<p><strong>Ameliyatın riskleri var mı?</strong></p>
<p>Tüm cerrahi işlemlerde olduğu gibi karın germe operasyonunun da bazı riskleri bulunuyor. Operasyon sonrası nadir de olsa hematom (kan birikmesi), yara açılması, enfeksiyon ya da iz kalma gibi komplikasyonlar görülebiliyor. Bu nedenle işlemin mutlaka steril koşullarda, uzman bir plastik cerrah tarafından yapılması gerektiğini vurgulayan Estetik, Rekonstrüktif ve Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Ömercan Yağız Öksüz, “Sigara kullanan hastalarda yara iyileşmesi ciddi şekilde bozulabiliyor. Aynı şekilde ameliyat sonrası yürüyüş ve yatış pozisyonlarına dikkat edilmezse dikişlerde açılma görülebiliyor. Bu nedenle tüm talimatlara eksiksiz uyulmalı ve kontroller aksatılmamalı” sözleriyle uyarıda bulunuyor.</p>
<p><strong>Ameliyat psikolojiyi nasıl etkiliyor?</strong></p>
<p>Karın germe ameliyatı yalnızca fiziksel görünüm üzerinde değil, psikolojik iyi oluş hali üzerinde de etkili olabiliyor. Öncelikle özgüven duygusu artıyor. Kişiler kıyafet tercihlerinden tatil planlarına kadar birçok alanda daha rahat ve özgüvenli hissediyorlar. Özellikle yaz aylarında mayo veya bikini giymekte zorlanan kişilerin yaşam kalitelerinde belirgin bir artış sağlanıyor. Ayrıca, hastalar sosyal ortamlarda kendilerini daha rahat hissediyor ve aynaya bakarken özgüvenlerinin arttığını ifade ediyorlar. Bu nedenle, karın germe ameliyatının estetik beklentiler kadar ruhsal iyilik haline de katkı sağlayan bir operasyon olduğu belirtiliyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karin-germe-estetigi-kilo-vermek-icin-yapilmiyor-545454">Karın germe estetiği kilo vermek için yapılmıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
