<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ilişkiler | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/iliskiler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/iliskiler</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 14 May 2026 13:52:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>ilişkiler | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/iliskiler</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Aile bağlarının güçlü olması nitelikli iletişime bağlı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/aile-baglarinin-guclu-olmasi-nitelikli-iletisime-bagli-635352</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 May 2026 13:52:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[bağlarının]]></category>
		<category><![CDATA[bağlı]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[iletişime]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[nitelikli]]></category>
		<category><![CDATA[olması]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=635352</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikoloji Hizmetleri Genel Koordinatörü ve Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, 15 Mayıs Aile Günü kapsamında, aile bağlarının güçlenmesinde iletişim, rol model olma, birlikte kaliteli zaman geçirme ve karşılıklı etkileşimin önemi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/aile-baglarinin-guclu-olmasi-nitelikli-iletisime-bagli-635352">Aile bağlarının güçlü olması nitelikli iletişime bağlı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikoloji Hizmetleri Genel Koordinatörü ve Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, 15 Mayıs Aile Günü kapsamında, aile bağlarının güçlenmesinde iletişim, rol model olma, birlikte kaliteli zaman geçirme ve karşılıklı etkileşimin önemi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Aile, bireyin içine doğduğu, hayatı anlamlandırmayı öğrendiği ilk yer!</strong></p>
<p>Ailenin neden önemli olduğunu açıklayan Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, “Aile, bireyin içine doğduğu, hayatı anlamlandırmayı öğrendiği ilk yerdir. O yüzden bireyin yaşamında; kişilik gelişmesinde, özgüveninin gelişmesinde, iletişim tarzında, sorun çözme becerilerinde ailenin rolü çok büyüktür.” dedi.</p>
<p>Günümüzde teknolojinin de gelişmesiyle birlikte aile bağlarının oldukça zayıfladığını aktaran Demirsoy, “Toplumu sağlıklı bir toplum yapan, sağlıklı bireylerdir; sağlıklı birey de ancak sağlıklı aile ilişkilerinin içerisinde yetişebilir. Modern yaşamda aileler artık daha az iletişim kuruyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Birey ve aile birbirini karşılıklı etkiliyor! </strong></p>
<p>Aile günü gibi özel günlerin sembolik hatırlama açısından önemli olduğunu ancak sadece bir gün hatırlamamak gerektiğini dile getiren Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, “Tabii ki, sürekliliği olması önemli. Özellikle bizim gibi kurumların burada bir görevi var. Sağlıklı iletişim becerileri, sorun çözme yöntemleri öğrenilirse bu, aileyi dayanıklı ve güçlü kılacaktır.” dedi.</p>
<p>Her ailede sıkıntılar yaşandığına işaret eden Demirsoy, şöyle devam etti:</p>
<p>“İnsan hayatında, yaşamın akışı içerisinde inişler çıkışlar, zor zamanlar olur. Eğer bağlar güçlüyse, ilişkiler sağlıklıysa bu zor zamanlara karşı dayanıklı olunur. Klinik ortamda bize insanlar sıkıntıyla, sorunla geliyorlar ama önemli olan bu sorunlar ortaya çıkmadan önce yapılacaklardır. İşte orada bağları güçlendirmek, aile içi iletişimin artması, aileyi zor zamanlara karşı dayanıklı ve güçlü kılacaktır. Bireyde bir sıkıntı olduğu zaman bu aileyi etkiliyor; aile içi etkileşimlerde sorun olduğu zaman da bireyi etkiliyor. İki taraflı bir etkileşim var.”</p>
<p><strong>Aile içinde nitelikli ve kaliteli zaman geçirmek şart!</strong></p>
<p>Ailedeki bağı güçlendirmek için birlikte zaman geçirmenin çok önemli olduğuna vurgu yapan Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, “Ailenin ritüelleri çok değerlidir. Özel günler, bayramlar, kandiller; bunlar bizim toplumumuzda aile bağlarını ve kişiler arası ilişkileri güçlendiren sosyal destek sistemleridir. Bunlar günümüzde biraz zayıflamaya başladı. Komşuluk ilişkileri bile zayıfladı. İnsan sosyal bir canlıdır. İnsanın iyilik halini; yakın ve doyurucu sosyal ilişkilerinin çokluğu belirliyor.” dedi.</p>
<p>Birlikte yemek yeme, ailece belli zamanlarda bir araya gelme gibi ritüelleri kaybetmemek gerektiğini aktaran Demirsoy, “Nitelikli ve kaliteli zaman geçirmek şart. O sırada birbirini dinlemek çok önemli. İletişim diyoruz ama iletişimde en önemli unsur konuşmaktan da önce dinlemek. Karşısındakini dinlemek, anlayabilmek&#8230; İnsan anlaşıldığını hissettiği zaman karşısındakine kendini yakın ve bağlı hisseder. Bu insanın bir ihtiyacıdır. Eğer aile içi ilişkiler sağlıklıysa, kişi kendini gerçekleştirebiliyorsa, işitildiğini ve anlaşıldığını hissediyorsa o aile bağları güçlüdür ve zorluklara karşı dayanıklıdır. Böyle ailelerin çok olduğu bir toplum da güçlü olur.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>İş birliği ve dayanışma bağları güçlü kılar!</strong></p>
<p>Aileyi oluşturan çekirdeğin evlilik ilişkisi olduğunu hatırlatan Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, “Eş ilişkisinde de kadının ve erkeğin nasıl bir geçmişi olduğu, kendi köken ailelerinden ne aldıkları çok önemlidir. İçinde yetişilen aile kişiliği belirliyor; ne tarz ilişkiler kuracağını, nasıl bir romantik bağlanma yaşayacağını, nasıl bir evlilik yürüteceğini belirliyor.” dedi.</p>
<p>Neden bazı ailelerde bu bağlar zayıf olduğuna değinen Demirsoy, “Biraz ‘bireyselliğin’ bir değer olarak sunulduğu bir dönemdeyiz. Kişiler arası ilişkiler, aile bağlarının güçlü olması, birbirine karşı hoşgörü ve yerine göre önceliği diğerine verebilmek gibi özellikleri gerektiriyor. Ama ‘ben önemliyim, öncelik benim’ dendiği zaman bu, ilişkileri yaralayan bir şeye dönüşüyor. İş birliği ve dayanışma bağları güçlü kılar.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Anne-babanın çocuklara doğru rol model olması gerekiyor! </strong></p>
<p>Teknolojinin gelişmesi ve dijitalleşmenin de aile kavramı üzerinde etkileri olduğuna işaret eden Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, “Çocuklar kendi odasında bilgisayarla, anne-baba elinde telefonla&#8230; Ailelerde bu örüntüyü çok görüyoruz. Aileler bunu ne zaman sorun ediyor? Çocuk ders çalışmıyorsa veya sorumluluklarını aksatıyorsa. Halbuki çocuk model alarak öğrenir. Anne-baba kendisi televizyon karşısında veya sosyal medyada zaman geçiriyorsa, çocuğa ‘bunu yapma’ demenin hiçbir anlamı yok. Ne dediği değil, ne yaptığı önemlidir.” dedi.</p>
<p>Biz ailelere bu durumda ‘dijital detoks’ önerildiğini dile getiren Demirsoy, şunları söyledi:</p>
<p>“Doğru model oluşturmaları gerekiyor. Çocuk, anne-babasının ilişkisini model alacak; hayattaki diğer insanlarla, nesnelerle ve sorumluluklarla olan ilişkisini onlara bakarak kuracaktır. Eğer aile içinde samimi, sıcak bir hava varsa, ilişkiler yakınsa o çocuk da dünyaya o şekilde yönelir. Haz odaklı olmamayı, bazı yaşam hedeflerine ulaşmak için öncelikleri doğru sıralamayı öğrenir. Bu tamamen anne-babanın kendisinde bunları geliştirmiş olmasına bağlı.</p>
<p>Aile kavramı sadece kan bağıyla sınırlı değil tabii ki. Toplumumuzda büyük aile, akrabalar ve hatta komşuluk birer sosyal destek sistemidir. Bazen hastalık, iş temposu gibi nedenlerle anne-babanın yetişemediği durumlarda, diğer sosyal destek sistemleri devreye girdiğinde dayanıklılık artar.”</p>
<p><strong>Aile bağlarını güçlendirmek için 3 öneri! </strong></p>
<p>Aile bağlarını güçlendirmek için önerilerde bulunan Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, sözlerini şöyle tamamladı.</p>
<p>“İletişim ve etkileşim önemli. Aile sadece aynı evin içinde yaşayan insanlar topluluğu değildir; gerçek bir etkileşim gerekir. Birbirini dinlemek, ‘yanındayım’ mesajını verebilmek ve hissettirebilmek çok önemlidir. Anlaşmazlıklar ve çatışmalar yaşanabilir, hiçbir sorun çözümsüz değildir. Sorun odaklı değil, çözüm odaklı olmak gerekir. Hayatın getirdiği zorluklar aslında daha iyi şeyleri geliştirme fırsatıdır. Bu bakış açısıyla zorluklardan nasıl güçlü çıkabiliriz, buna bakılmalı.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/aile-baglarinin-guclu-olmasi-nitelikli-iletisime-bagli-635352">Aile bağlarının güçlü olması nitelikli iletişime bağlı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir ile Kosova arasında dostluk köprüsü</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmir-ile-kosova-arasinda-dostluk-koprusu-632366</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 20:50:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[balkan]]></category>
		<category><![CDATA[dostluk]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[köprüsü]]></category>
		<category><![CDATA[kosova]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[vurgu]]></category>
		<category><![CDATA[ziyaret]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=632366</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kosova Gençlik ve Spor Bakanı Blerim Gashani ve beraberindeki heyet, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ı makamında ziyaret etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-ile-kosova-arasinda-dostluk-koprusu-632366">İzmir ile Kosova arasında dostluk köprüsü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kosova Gençlik ve Spor Bakanı Blerim Gashani ve beraberindeki heyet, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ı makamında ziyaret etti. İzmir ile Kosova arasındaki iş birliğine vurgu yapan Başkan Tugay, 2030 yılında Kosova’nın başkenti Priştine’de düzenlenecek Akdeniz Oyunları’nda İzmir’in güçlü bir şekilde temsil edilmesi için çaba göstereceklerini belirtti.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Kosova Gençlik ve Spor Bakanı Blerim Gashani ile beraberindeki heyeti makamında ağırladı. Ziyarette Kosova Cumhuriyeti İzmir Fahri Konsolosu Muharrem Toprak, Kosova Rumeli Kültür, Sanat ve Turizm Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Şengöz de yer aldı. Ziyaretin gündemini, Kosova ile İzmir arasındaki ilişkiler ve 2030 yılında Kosova’da düzenlenecek Akdeniz Oyunları oluşturdu. Başkan Tugay, “İlişkilerimizin gelişmesini çok önemsiyoruz. 2030 yılında Akdeniz Oyunları Kosova’da gerçekleştirilecek. İzmir’den güçlü bir temsilin sağlanması için çaba göstereceğiz. Spor alanında son iki yıldır belediye takımlarımızı güçlendirmeye ve branş sayısını artırmaya yönelik çalışmalar yürütüyoruz. İzmir, 1971 yılında Akdeniz Oyunları’na ev sahipliği yapmıştı. Aradan uzun yıllar geçmesine rağmen bu organizasyon hâlâ kentin hafızasında yerini koruyor” dedi.</p>
<p><strong>“Birbirimize güç vermeliyiz”</strong></p>
<p>İzmir’de yaşayanların büyük bölümünün Balkan kökenli olduğunu belirten Başkan Tugay, Balkan kültürünün kentin yaşamında önemli bir yer tuttuğunu söyledi. Başkan Tugay, “ Yılın bir bölümünü İzmir’de, bir bölümünü Balkan ülkelerinde geçiren çok sayıda insan var. Bu nedenle Balkan ülkelerini kendimize çok yakın hissediyoruz. Daha da yakınlaşmalı ve birbirimize güç vermeliyiz. Balkanlara giden İzmirliler kendini yabancı hissetmez; ben de bu duyguyu orada hiç yaşamadım” dedi. İki ülkenin kalkınması için iş birliğinin önemine dikkat çeken Başkan Tugay, bunun siyaset üstü bir mesele olduğunu vurguladı. Tugay, “Kim daha fazla katkı sunabiliyorsa bunu mutlaka yapmalı. Bu yaklaşım, parti farkı gözetmeksizin herkes için geçerli olmalı. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk de Selanik doğumludur ve Balkan ülkeleriyle yakın ilişkiler kurulmasını önemsemiştir” dedi.</p>
<p><strong>Yeni iş birlikleri vurgusu</strong></p>
<p>İki ülke gençlerinin birbirini daha yakından tanıması gerektiğini vurgulayan Başkan Tugay, “Spor ve kültürel organizasyonlarla ilişkileri güçlendirelim, ticari iş birliklerini geliştirelim. Böylece toplumlar kaynaşır, dostluklar siyasetten bağımsız şekilde büyür” diye konuştu. İzmir’in 4,5 milyon nüfusu, 10 üniversitesi ve 200 bin öğrencisiyle güçlü bir kent olduğunu belirten Tugay, tarım ve sanayideki gelişmişliğine de dikkat çekti. Tugay, “Tarihi limanı ve hızla büyüyen ticaret hacmiyle İzmir, Türkiye’nin İstanbul’dan sonra en güçlü şehirlerinden biri. Bu ziyaretten onur duyduk, yeni iş birliklerine kapı açacağına inanıyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Sizin gibi tecrübeli şehirlerden bilgi edinmek isteriz”</strong></p>
<p>İzmir’e ilk kez geldiğini belirten Kosova Gençlik ve Spor Bakanı Blerim Gashani, kentin “Türkiye’nin incisi” olarak anıldığını ifade ederek sıcak karşılama için teşekkür etti. Yerel ve merkezi düzeyde ilişkileri güçlendirmek istediklerini vurgulayan Gashani, 2030’da Priştine’de düzenlenecek Akdeniz Oyunları’nın hem sportif hem de Kosova’nın uluslararası tanınırlığı açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Bu süreci başarıyla yürütmek için özellikle altyapı yatırımlarına ihtiyaç duyduklarını belirten Gashani, başta İzmir olmak üzere tecrübeli şehirlerden bilgi ve destek almak istediklerini dile getirdi. İzmir’in sporcularının organizasyona katılmasından memnuniyet duyacaklarını ifade eden Gashani, Türkiye ile ilişkilerin geliştirilmesinin siyaset üstü bir konu olduğunu vurgulayarak, “İzmir ile iş birliğimizi daha ileri taşımak ve gençlik ile spor alanlarında birlikte çalışmak istiyoruz” dedi. Ziyaret sonunda Başkan Tugay Gashani’ye hediye takdim etti ve heyetle hatıra fotoğrafı çektirdi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-ile-kosova-arasinda-dostluk-koprusu-632366">İzmir ile Kosova arasında dostluk köprüsü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocukluk deneyimleri kıskançlığı şekillendiriyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocukluk-deneyimleri-kiskancligi-sekillendiriyor-630591</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Apr 2026 11:16:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk]]></category>
		<category><![CDATA[davranışlar]]></category>
		<category><![CDATA[deneyimleri]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[edilme]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hal]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[kıskançlığı]]></category>
		<category><![CDATA[kıskançlık]]></category>
		<category><![CDATA[şekillendiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=630591</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Cumali Aydın, 26 Nisan Dünya Kıskançlık Günü kapsamında, kıskançlığın psikolojik kökenleri, ortaya çıkış nedenleri, davranışlara yansımaları ve doğru yönetildiğinde nasıl sağlıklı bir duyguya dönüşebileceği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocukluk-deneyimleri-kiskancligi-sekillendiriyor-630591">Çocukluk deneyimleri kıskançlığı şekillendiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Cumali Aydın, 26 Nisan Dünya Kıskançlık Günü kapsamında, kıskançlığın psikolojik kökenleri, ortaya çıkış nedenleri, davranışlara yansımaları ve doğru yönetildiğinde nasıl sağlıklı bir duyguya dönüşebileceği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Kıskançlık doğuştan gelen, normal bir duygu!</strong></p>
<p>Kıskançlığın psikolojide kişinin değer verdiği bir ilişkiyi, statüyü ya da sahip olmak istediği bir şeyi kaybetme ihtimali karşısında ortaya çıkan karmaşık bir duygusal tepki olarak tanımlandığını ifade eden Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Çoğu zaman korku, öfke, yetersizlik ve kaygı ile birlikte yaşanır. Burada önemli bir ayrım vardır: kıskançlık daha çok bir ilişkiyi kaybetme tehdidiyle ilgiliyken, haset başkasının sahip olduklarına odaklanır.” dedi.</p>
<p>Bilimsel çalışmaların, kıskançlık duygusunun evrimsel olarak ilişkileri korumaya ve sosyal bağları sürdürmeye hizmet ettiğini gösterdiğini dile getiren Aydın, “Bu nedenle kıskançlık her insanda görülebilen, doğuştan gelen ve temelde normal bir duygudur; ancak sağlıklı ya da sorunlu hale gelmesi, bu duygunun yoğunluğu ve ifade ediliş biçimiyle ilgilidir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Güvensizlik, özsaygı düşüklüğü ve sosyal medya kıskançlığı artırıyor!</strong></p>
<p>Kıskançlığın yaşamın farklı dönemlerinde görülse de bazı süreçlerde daha belirgin hale geldiğine dikkat çeken Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Çocuklukta kardeş rekabetiyle, ergenlikte kimlik gelişimi ve sosyal karşılaştırmalarla, yetişkinlikte ise romantik ilişkiler ve kariyer alanıyla daha sık ortaya çıkar.” dedi.</p>
<p>Özellikle belirsizlik, güvensizlik ve özsaygı düşüklüğü gibi durumların kıskançlığı artıran önemli faktörler olduğunu aktaran Aydın, “Günümüzde sosyal medya da bu duyguyu tetikleyen güçlü bir ortam haline geldi; çünkü insanlar başkalarının hayatlarının genellikle en iyi ve filtrelenmiş anlarını görerek kendi gerçek yaşamlarıyla kıyaslama yapma eğilimine girer.” diye konuştu.</p>
<p><strong>İnsanlar kendilerinden daha iyi durumda olanlarla kıyaslama yapar ve eksiklere odaklanır!</strong></p>
<p>İnsan zihninin kendini değerlendirebilmek için başkalarını referans alma eğiliminde olduğuna işaret eden Klinik Psikolog Cumali Aydın, şunları söyledi:</p>
<p>“Bu durum psikolojide sosyal karşılaştırma olarak adlandırılır ve Leon Festinger tarafından açıklanmıştır. İnsanlar özellikle kendilerinden daha iyi durumda olduğunu düşündükleri kişilerle kıyaslama yapmaya daha yatkındır ve bu da çoğu zaman eksiklere odaklanmayı beraberinde getirir. Evrimsel açıdan bu mekanizma gelişim için işlevsel olsa da günümüzde özellikle sosyal medya etkisiyle gerçekçi olmayan standartlara göre yapılan karşılaştırmalar, kişide yetersizlik duygusunu ve kıskançlığı artırabilmektedir.”</p>
<p><strong>Çocukluk deneyimleri, bireyin ilerleyen yaşamda kıskançlık eğilimini güçlü biçimde etkiliyor!</strong></p>
<p>Çocukluk deneyimlerinin kıskançlık eğilimini güçlü biçimde etkilediğine vurgu yapan Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Özellikle bağlanma kuramı kapsamında ortaya konan çalışmalar, erken dönem ilişkilerin duygusal tepkiler üzerinde belirleyici olduğunu gösteriyor.” dedi.</p>
<p>Güvenli bağlanma geliştiren bireylerin ilişkilerde daha az tehdit algılarken, kaygılı ya da güvensiz bağlanma yaşayan bireylerin ilerleyen yaşamda terk edilme korkusu nedeniyle daha yoğun kıskançlık yaşayabileceklerini aktaran Aydın, ayrıca çocuklukta sık sık karşılaştırılan, eleştirilen ya da duygusal olarak ihmal edilen bireylerin yetişkinlikte kendilerini başkalarıyla kıyaslamaya daha yatkın olduğunun görüldüğünü söyledi.</p>
<p><strong>Kıskançlık çoğu zaman, dolaylı ve fark edilmesi zor davranışlarla ortaya çıkar!</strong></p>
<p>Kıskançlık çoğu zaman doğrudan ifade edilmediğini, daha çok dolaylı ve fark edilmesi zor davranışlarla ortaya çıktığını dile getiren Aydın, “Örneğin başkalarının başarılarını küçümsemek, sürekli eleştirmek, alaycı ya da ima içeren yorumlar yapmak, başarıyı şansa bağlamak, mesafe koymak ya da görmezden gelmek bu davranışlar arasında sayılabilir. Özellikle ilişkilerde aşırı kontrol etme, sorgulama ya da pasif-agresif tepkiler de fark edilmeyen kıskançlık göstergeleridir. Kişi çoğu zaman bu davranışların altında yatan duygunun kıskançlık olduğunu fark etmez ve bunu daha çok ‘haklı eleştiri’ ya da ‘gerçekçi değerlendirme’ olarak yorumlayabilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Gerçeklikle bağın zayıflamasına yol açan kıskançlık psikolojik destek gerektirir!</strong></p>
<p>Kıskançlığın, süreklilik kazandığında, yoğunluğu arttığında ve kişinin düşünce dünyasını sürekli meşgul etmeye başladığında artık işlevsel olmaktan çıktığına değinen Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Özellikle ilişkileri zedeleyen, kontrol davranışlarına, öfke patlamalarına ya da temelsiz suçlamalara yol açan, hatta gerçeklikle bağın zayıfladığı durumlarda bu duygu psikolojik destek gerektiren bir hal alır.” dedi.</p>
<p>Aydın, ortada somut bir kanıt yokken sürekli aldatılma düşüncesiyle hareket etmenin ya da karşı tarafın yaşam alanını kısıtlayacak düzeyde kontrolcü davranmanın, kıskançlığın artık bir duygu olmaktan çıkıp bir sorun haline geldiğini gösterdiğini ifade etti.</p>
<p><strong>Kıskançlık çoğu zaman bize aslında neyi arzuladığımızı gösterir!</strong></p>
<p>Kıskançlığın, doğru şekilde ele alındığında ilhama dönüşebilecek bir duygu olduğuna vurgu yapan Aydın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Kıskançlık çoğu zaman bize aslında neyi arzuladığımızı gösterir. Bu dönüşüm için öncelikle duyguyu fark etmek ve adlandırmak, ardından karşılaştırmayı yeniden çerçevelemek gerekir; ‘Neden onda var?’ yerine ‘O bunu nasıl başardı ve ben ne öğrenebilirim?’ sorusunu sormak bu noktada kritik bir adımdır. Kendi değerlerini netleştirmek, ulaşılabilir hedefler belirlemek ve sahip olunanları fark etmeye yönelik şükran pratiği yapmak da bu süreci destekler. Bu yaklaşım sayesinde kıskançlık, kişiyi tüketen bir duygudan çıkıp gelişim ve motivasyon sağlayan bir iç kaynağa dönüşebilir.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocukluk-deneyimleri-kiskancligi-sekillendiriyor-630591">Çocukluk deneyimleri kıskançlığı şekillendiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sosyal ilişkiler mutluluğun anahtarı kabul ediliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sosyal-iliskiler-mutlulugun-anahtari-kabul-ediliyor-621760</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Mar 2026 10:08:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ediliyor]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[kabul]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluğun]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[temel]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşım]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621760</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mutluluk ve iyi oluşun küresel ölçekte yeniden düşünüldüğünü belirten İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi, İş ve Örgüt Psikoloğu Dr. Öğr. Üyesi Ülfet Uzunkoca, “Mutluluk artık yalnızca bireysel bir duygu değil; kamu politikalarının ve kalkınma anlayışının merkezinde yer alan bir göstergedir” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sosyal-iliskiler-mutlulugun-anahtari-kabul-ediliyor-621760">Sosyal ilişkiler mutluluğun anahtarı kabul ediliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Mutluluk ve iyi oluşun küresel ölçekte yeniden düşünüldüğünü belirten İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi, İş ve Örgüt Psikoloğu Dr. Öğr. Üyesi Ülfet Uzunkoca, “Mutluluk artık yalnızca bireysel bir duygu değil; kamu politikalarının ve kalkınma anlayışının merkezinde yer alan bir göstergedir” dedi.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Son yıllarda mutluluk araştırmalarında özellikle sosyal ilişkilerin gücü, toplumsal güven, ekonomik eşitsizlik ve dijital yaşamın etkileri gibi konuların öne çıktığını belirten Uzunkoca, “Araştırmalar yalnızlık ve sosyal izolasyonun mutluluğu önemli ölçüde düşürdüğünü, toplumlarda güven düzeyi yükseldikçe ortalama mutluluğun arttığını ve ekonomik eşitsizliklerin yüksek olduğu toplumlarda mutluluk düzeylerinin daha düşük olduğunu göstermektedir” dedi.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi, İş ve Örgüt Psikoloğu Ülfet Uzunkoca, 20 Mart Dünya Mutluluk Günü dolayısıyla yaptığı değerlendirmede mutluluk kavramının küresel ölçekte nasıl ele alındığını, kalkınma anlayışındaki dönüşümü ve mutluluk araştırmalarının temel dinamiklerini değerlendirdi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Mutluluk, yalnızca bireysel bir deneyim değil</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>20 Mart’ın, Birleşmiş Milletler tarafından 2012 yılında Uluslararası Mutluluk Günü olarak ilan edildiğini hatırlatan Uzunkoca, “Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 66/281 sayılı kararıyla kabul edilen bugün, mutluluk ve iyi oluşun insanların yaşamında evrensel bir hedef olarak görülmesi gerektiğine dikkat çekmektedir. Bu yaklaşım, mutluluğun yalnızca bireysel bir deneyim değil; aynı zamanda kamu politikalarında dikkate alınması gereken bir iyi oluş göstergesi olduğunu vurgulamaktadır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kalkınma anlayışı değişiyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dünya Mutluluk Günü’nün ortaya çıkışında Bhutan’da geliştirilen kalkınma yaklaşımının etkili olduğunu belirten Uzunkoca, “Bhutan, 1970’li yıllardan bu yana ülkelerin başarısının yalnızca Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) ile ölçülmesinin yeterli olmadığını savunarak bunun yerine ‘Gross National Hapiness &#8211; Ulusal Mutluluk’ anlayışını önermiştir. Bu yaklaşıma göre, kalkınma yalnızca ekonomik büyümeyle değil, sosyal refah, çevresel sürdürülebilirlik ve psikolojik iyi oluş gibi unsurların birlikte değerlendirilmesiyle anlam kazanmaktadır. Bu perspektif, özellikle 2010’lu yıllardan itibaren uluslararası politika tartışmalarında daha görünür hâle gelmiştir” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>20 Mart’ın sembolik anlamı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>20 Mart tarihinin seçilmesinin de sembolik bir anlam taşıdığını ifade eden Uzunkoca, “Bu tarih, gece ve gündüzün eşit olduğu ilkbahar ekinoksuna denk gelmektedir. Ekinoksun temsil ettiği denge fikri, refahın ve iyi oluşun toplumlar arasında dengeli biçimde paylaşılması gerektiğini hatırlatan güçlü bir semboldür” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Mutluluk politikaların merkezine alınıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dünya Mutluluk Günü’nün temel amacının mutluluğu kamu politikalarının önemli bir hedefi olarak tanımlamak olduğunu belirten Uzunkoca, “Bu yaklaşım; ekonomik büyümenin yanı sıra iyi oluş göstergelerinin dikkate alınmasını, yoksulluğun azaltılmasını, eşitsizliklerin düşürülmesini ve sürdürülebilir kalkınma ile psikolojik iyi oluşun birlikte düşünülmesini teşvik etmektedir. Bu nedenle her yıl bu tarihlerde World Happiness Report yayımlanarak küresel ölçekte iyi oluş verileri analiz edilmektedir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>2026’nın teması: Sosyal medya ve mutluluk</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Bu yılın temasının “sosyal medya ve mutluluk” olarak belirlendiğini ifade eden Uzunkoca, “Bu tema, dijital etkileşimlerin mutluluk ve iyi oluşla ilişkisini gündeme taşımakta; sosyal medyanın hem yaratabileceği zorluklara hem de daha yapıcı, daha bilinçli ve daha olumlu kullanım biçimlerine dikkat çekmektedir. Aynı zamanda çevrim içi ortamda kurulan ilişkilerde gösterilen özenin, kullanılan dilin ve yapılan tercihlerin bireysel ve toplumsal düzeyde fark yaratabileceğine işaret etmektedir. Bu yönüyle tema, daha mutlu ve daha nazik bir sosyal ortamın yalnızca yüz yüze değil, dijital dünyada da birlikte inşa edilebileceğini vurgulamaktadır” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Mutluluk ölçülebilir bir kavram</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dünya Mutluluk Raporu’nun bilimsel verilere dayandığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Ülfet Uzunkoca, “Dünya Mutluluk Raporu, Oxford Üniversitesi bünyesindeki İyi Oluş Araştırma Merkezi (Wellbeing Research Centre) tarafından, Gallup, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı (UN Sustainable Development Solutions Network) ve bağımsız bir editör kurulu ile iş birliği içinde yayımlanmaktadır. Raporda büyük ölçüde Gallup World Poll verileri kullanılmakta ve 150’den fazla ülkeden veri toplanmaktadır. Mutluluk ölçümünde temel olarak ‘Cantril Merdiveni’ adı verilen yaşam değerlendirme sorusu kullanılmaktadır. Bireylerden yaşamlarını 0 ile 10 arasında bir merdivende değerlendirmeleri istenmektedir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Altı temel değişken belirleyici oluyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Mutluluk düzeylerini açıklamada altı temel değişkenin öne çıktığını ifade eden Uzunkoca, “Kişi başına düşen gelir, sosyal destek, sağlıklı yaşam beklentisi, hayat seçimlerinde özgürlük, cömertlik ve yolsuzluk algısı mutluluğu belirleyen temel faktörler arasında yer almaktadır. Özellikle sosyal destek, bireylerin zor zamanlarda güvenebilecekleri birinin varlığı açısından mutluluk üzerinde güçlü bir etkiye sahiptir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kalkınma anlayışında yeni perspektif </span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Psikoloji açısından bakıldığında Dünya Mutluluk Günü’nün önemli bir paradigma değişimini de temsil ettiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Ülfet Uzunkoca, “Uzun süre kalkınma anlayışında ‘ekonomik büyüme → iyi oluş’ şeklinde kurulan ilişki, giderek ‘iyi oluş → sürdürülebilir toplum’ perspektifiyle yeniden düşünülmeye başlanmıştır. Bu yaklaşım mutluluğun yalnızca bireysel bir duygu olarak değil, aynı zamanda kamu politikaları, ekonomi ve sosyal gelişim açısından önemli bir gösterge olarak ele alınmasına katkı sağlamaktadır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Sosyal ilişkiler mutluluğun anahtarı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Son yıllarda mutluluk araştırmalarında özellikle sosyal ilişkilerin gücü, toplumsal güven, ekonomik eşitsizlik ve dijital yaşamın etkileri gibi konular öne çıktığını belirten Uzunkoca, “Araştırmalar yalnızlık ve sosyal izolasyonun mutluluğu önemli ölçüde düşürdüğünü, toplumlarda güven düzeyi yükseldikçe ortalama mutluluğun arttığını ve ekonomik eşitsizliklerin yüksek olduğu toplumlarda mutluluk düzeylerinin daha düşük olduğunu göstermektedir. Ayrıca özellikle genç kuşaklarda sosyal medya kullanımı ile iyi oluş arasındaki ilişki de giderek daha fazla araştırılan bir alan haline gelmiştir” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>En mutlu ülkeler neden önde?</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dünya mutluluk sıralamalarında belirli ülkelerin öne çıktığını ifade eden Uzunkoca, “Finlandiya, Danimarka, İzlanda, İsveç ve Hollanda gibi ülkeler genellikle ilk sıralarda yer almaktadır. Bu durumun arkasında güçlü sosyal güvenlik sistemleri, yüksek toplumsal güven ve dengeli iş-yaşam ilişkisi gibi faktörler bulunmaktadır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>İyi oluş, sürdürülebilir toplumların anahtarı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Psikoloji açısından bu sürecin önemli bir paradigma değişimini temsil ettiğini vurgulayan Uzunkoca, “Uzun yıllar ‘ekonomik büyüme iyi oluşu getirir’ anlayışı hâkimdi. Günümüzde ise ‘iyi oluş sürdürülebilir toplumları oluşturur’ yaklaşımı öne çıkmaktadır. Bu da mutluluğun yalnızca bireysel bir duygu değil; toplumsal gelişimin temel göstergelerinden biri olduğunu ortaya koymaktadır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sosyal-iliskiler-mutlulugun-anahtari-kabul-ediliyor-621760">Sosyal ilişkiler mutluluğun anahtarı kabul ediliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bornova&#8217;da Sağlıklı İlişkiler masaya yatırıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bornovada-saglikli-iliskiler-masaya-yatirildi-614695</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Feb 2026 08:09:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bornova]]></category>
		<category><![CDATA[Flört Şiddeti]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[lişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[masaya]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[yatırıldı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614695</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bornova Belediyesi tarafından Dramalılar Köşkü’nde düzenlenen söyleşi programında, sağlıklı ilişkiler ve flört şiddeti çok yönlü biçimde ele alındı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bornovada-saglikli-iliskiler-masaya-yatirildi-614695">Bornova&#8217;da Sağlıklı İlişkiler masaya yatırıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bornova Belediyesi tarafından Dramalılar Köşkü’nde düzenlenen söyleşi programında, sağlıklı ilişkiler ve flört şiddeti çok yönlü biçimde ele alındı. Alanında uzman isimlerin katılımıyla gerçekleşen etkinlikte, ilişkilerde sınır koymanın önemi ve flört şiddetinin kadınlar üzerindeki hukuki sonuçları katılımcılarla paylaşıldı.</p>
<p><b>“Sınır koymak bir kopuş değil, kendini korumaktır”</b></p>
<p>“Sağlıklı İlişkiler Üzerine: Bir Daha Görüşmeyelim” başlıklı ilk oturumda Uzman Psikolog Ü. Aslı Macit, ilişkilerde sağlıklı iletişim, bireysel sınırlar ve ayrılık süreçlerinin psikolojik boyutlarını değerlendirdi. Macit, “Sağlıklı bir ilişkide ‘hayır’ diyebilmek, suçluluk değil güç göstergesidir. Sınır koymak sevgisizlik değil, kişinin kendine duyduğu saygının bir ifadesidir” sözleriyle özellikle genç kadınlara önemli mesajlar verdi.</p>
<p><b>Flört şiddetinin hukuki gerçekliği</b></p>
<p>Programın ikinci bölümünde Avukat Necmiye Ece Uncu Danyıldız, “Flört Şiddetinin Kadınlar Üzerindeki Hukuki Yüzü” başlıklı sunumuyla flört şiddetinin tanımını, türlerini ve yasal boyutlarını anlattı. “Şiddet evlilikle başlamaz; flört döneminde başlayan ısrar, baskı ve kontrol davranışları da hukuken şiddet kapsamındadır” diyen Danyıldız, kadınların sahip olduğu yasal haklar ve başvuru yolları hakkında katılımcıları bilgilendirdi.</p>
<p><b>Toplumsal farkındalık için güçlü bir adım</b></p>
<p>Psikolojik ve hukuki perspektiflerin bir araya geldiği söyleşi, katılımcılara yalnız olmadıklarını hissettiren, bilinçlendirici ve güçlendirici bir atmosfer sundu. Etkinlik, sağlıklı ilişkiler konusunda farkındalığı artırmayı ve flört şiddetine karşı toplumsal duyarlılığı güçlendirmeyi amaçladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bornovada-saglikli-iliskiler-masaya-yatirildi-614695">Bornova&#8217;da Sağlıklı İlişkiler masaya yatırıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Toksik kişilikler empati yapmaz, sadece &#8216;hep bana&#8217; der!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-toksik-kisilikler-empati-yapmaz-sadece-hep-bana-der-610023</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Feb 2026 10:38:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[empati]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[kişiler]]></category>
		<category><![CDATA[kişilik]]></category>
		<category><![CDATA[kişilikler]]></category>
		<category><![CDATA[nevzat]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[taraf]]></category>
		<category><![CDATA[tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[toksik]]></category>
		<category><![CDATA[yöntem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610023</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, toksik kişilikler ve ilişkiler konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-toksik-kisilikler-empati-yapmaz-sadece-hep-bana-der-610023">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Toksik kişilikler empati yapmaz, sadece &#8216;hep bana&#8217; der!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, toksik kişilikler ve ilişkiler konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Yılanın zehri dozunda ilaç olur, fazlası öldürür</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, toksik kişiliklerin bireysel ilişkilerde ve toplumsal hayatta yarattığı risklere dikkat çekerek, “Yılanın zehri dozunda ilaç olur, fazlası öldürür. İnsan karakterindeki bazı özellikler de böyledir. Yerinde ve ölçülü kullanıldığında faydalı olabilir, ama manipülatif şekilde kullanılırsa toksik hale gelir” dedi.</p>
<p><strong>Zorba ve kurban ilişkisi ortaya çıkar</strong></p>
<p>Toksik ilişkilerde genellikle manipülasyonun ön planda olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “Normal görünen bir ilişki, manipülasyon başladığında toksikleşir. Bu ilişkilerde zorba ve kurban vardır. Zorba kişiler adaylarını iyi seçer, manipüle eder, üzerinde baskı kurar. Bazı kişiler bunu kasıtlı yapar, bazıları ise karakterinin gereği olarak farkında olmadan yapar. İki tür kişilikten söz ediyoruz: Kasten manipüle edenler ve bunu doğru zannettiği için yapanlar.” diye konuştu.</p>
<p><strong>B tipi kişilikler empati yoksunudur</strong></p>
<p>Kişilik bozukluklarını da işaret eden Prof. Dr. Tarhan, “Özellikle B tipi kişilikler risk taşır. Narsistik, antisosyal, histrionik ve paranoid kişilik bozuklukları toksik ilişkilere zemin hazırlar. Bu kişiliklerin ortak özelliği empati yoksunluğudur. Egoları çok yüksektir, eleştiriye kapalıdırlar. Eleştiriyi tehdit olarak algılar, hemen dost-düşman ayrımı yaparlar. Böyle kişiler karar verici pozisyonda olduklarında büyük tehlike doğar.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Karanlık üçlü kanser hücresi gibi</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, narsistik kişilik, Makyavelistlik ve antisosyal eğilimlerin birleşimine “karanlık üçlü” denildiğini belirterek, “Bu üçlü bir araya geldiğinde kanser hücresi gibi davranır. Kanser hücresi sınırsızdır, sorumsuzdur, doyumsuzdur. Sadece kendini büyütür, çevresini yutar. Toksik kişilikler de aynıdır. Empati yapmaz, sadece ‘hep bana’ der. Vücudumuzda bağışıklık sistemi kanser hücresine sınır koyar, durdurur. İnsan ilişkilerinde de aynı yöntem geçerlidir: Sınır koymazsanız toksik kişilikler büyür.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Niyet analizi yapılmalı</strong></p>
<p>Toksik kişiliklerle baş etmede en kritik noktanın “niyet analizi” olduğunu söyleyen Prof. Dr. Tarhan, “Bir kişi manipülasyonu kasten mi yapıyor, yoksa doğru olduğuna inanarak mı yapıyor? Bu ayrımı yapmak gerekir. Hukuktaki gibi kasti suç ile taksirli suç arasında fark vardır. Kasten yapanlara karşı daha dikkatli olmak gerekir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Hayır diyemeyenler hasta oluyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, özellikle aile içindeki toksik ilişkilerin ağır psikiyatrik tablolar doğurabileceğini ifade ederek, “Üç çocuklu bir kadın ağır depresyonla geldi. Evde kayınvalideyle yaşıyorlardı. Kayınvalide iyi niyetliydi ama evin tüm düzenini o belirliyordu. Eşi de tamamen annesinin tarafını tutuyordu. Kadın hiçbir sınır koymamıştı, hep fedakârlık yapmıştı. Sonunda ağır depresyona girdi ve hastaneye yatırmak zorunda kaldık. Oysa sorun kayınvalide değil, kadının sınır koyamamasıydı. Fedakârlık şeması ve merhamet yorgunluğu dediğimiz tablo buydu.” dedi.</p>
<p><strong>Kendine zarar verme özgürlüğü yok</strong></p>
<p>Fedakârlığın kültürel olarak yüceltildiğini ancak kişinin kendi ruh sağlığını hiçe saymasının kabul edilemeyeceğini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Bizim kültürümüzde ‘evi dişi kuş yapar’ anlayışı vardır. Ama kişi kendi haklarını yok sayarsa, ‘aman olay çıkmasın’ diye sürekli taviz verirse sonunda hasta olur. İnsanın başkasına zarar verme özgürlüğü olmadığı gibi, kendine zarar verme özgürlüğü de yoktur. Bu nedenle toksik ilişkilerde en önemli korunma mekanizması, sınır koyma becerisidir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Toksik kişilikler farklı yöntemlerle insanları köleleştiriyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, toksik kişiliklerin farklı yöntemlerle insanları köleleştirdiğini belirterek, “Kimisi överek, kimisi azarlayarak, kimisi şiddetle köleleştirir. Ama yöntem değişse de amaç aynıdır; karşı tarafı kontrol altına almak” dedi.</p>
<p><strong>Antisosyaller şiddet uygular, narsistler överek köleleştirir</strong></p>
<p>Toksik kişiliklerin davranışlarını örneklendiren Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Egosu yüksek kişiler farklı yöntemler kullanır. Narsistik kişilik, eşini över, yüceltir. Ardından ‘bana her istediğimi yapacaksın’ der, köle-efendi ilişkisi kurar. Başkaları ise eşini aşağılar, özgüvenini yerle bir eder, depresyona sokar ama bunu ‘senin için yaptım’ diye sunar. Yani biri överek köleleştirir, diğeri ezerek köleleştirir. Antisosyal kişiliklerse daha da farklıdır, sosyal normları yoktur, merhametleri yoktur, suça beceriklidirler, çok rahat şiddet uygularlar.”</p>
<p><strong>İçine atmak en büyük hata</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, toksik ilişkilerde en çok yapılan hatanın sessizlik olduğunu belirterek, “Kurban olan taraf genelde ‘aman olay çıkmasın, çocuklar etkilenmesin’ diyerek içine atıyor. Bu, en büyük hatadır. Oysa yapılması gereken güzellikle sınır koymaktır. ‘Bu yaptığın yanlış, ben bunu onaylamıyorum. Ama evliliğimizin geleceği için katlanıyorum’ denirse karşı taraf savunmaya geçmez” diye konuştu.</p>
<p><strong>Ego savaşları orman kanununa döner</strong></p>
<p>İlişkilerdeki ego savaşlarına da işaret eden Prof. Dr. Tarhan, “Şu an ‘o bağırınca sen de bağır, o bir şey fırlatıyorsa sen de fırlat’ gibi öneriler var. Bu yöntem ego savaşlarını körükler. Ego savaşlarının olduğu yerde orman kanunları geçerli olur. Güçlü zayıfı ezer. Ekonomik veya fiziksel gücü fazla olan kazanır. Oysa burada hisseden beyin değil, düşünen beyin kullanılmalı. Karşı taraf bağırmaya başladığında ‘yavaş konuşur musun, seni anlamak istiyorum’ demek çok etkilidir. Çünkü bağırarak yavaş konuşmak mümkün değildir. Böylece düşünen beyin devreye girer ve öfke kırılır.” dedi.</p>
<p><strong>Fırtınalara dayanabilen ilişkiler uzun ömürlüdür</strong></p>
<p>Evliliklerde üç dönem olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Tarhan, “Birinci dönem romantizm, ikinci dönem ego savaşları, üçüncü dönem bağlılıktır. Asıl kırılma ikinci dönemde olur. Bu dönemde sorun çözme becerilerini kullanan çiftler bağlılık dönemine geçer. İşte o zaman ömür boyu süren bir aşk doğar.</p>
<p><strong>Narsistler sert duvara çarptığında değişir</strong></p>
<p>B tipi kişiliklerin eleştiriye kapalı olduklarını vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Narsistik, antisosyal, histrionik kişilikler eleştiriyi tehdit olarak görür. Ama hayatın sert duvarına çarpınca değişmeye başlarlar. Narsistik yaralanma yaşadıklarında yalnız kaldıklarını fark ederler. Etraflarındaki ilişkilerin sahte olduğunu anlarlar. Çünkü insanlar onları değil, menfaatlerini seviyordur. Bu kişilerin değer verdiği şey para, makam ya da ailesi olabilir. Onun zarar gördüğünü fark ettiklerinde hızla dönüşürler. Eşi ‘artık ayrılacağım’ dediğinde, narsist bir eş birdenbire özeleştiriye başlar” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Toksik ilişkilerde bazen iki toksik birleşir…</strong></p>
<p>Tarhan, toksik ilişkilerin yalnızca tek taraflı olmayabileceğini de anlatarak, “Narsistik biriyle toksik özellikteki bir başka kişi birleşebiliyor. Bazen borderline kişiliklerde de toksik ilişkiler olur. ‘Senden nefret ediyorum, Allah belanı versin’ deyip ardından ‘sakın beni bırakma’ diyen bölünmüş duygular buna örnektir.” diye konuştu.</p>
<p>Toksik kişiliklerin çoğunda çocukluk travmalarına rastlandığını söyleyen Prof. Dr. Tarhan, “Çözülmemiş travmalar Etna Yanardağı gibidir, uyur ama bir gün patlar. Psikoterapide farklı başa çıkma yöntemleri vardır. Problem odaklı, duygu odaklı, bedensel ve spiritüel başa çıkma yolları vardır. Kişinin kişilik profiline göre hangisi uygunsa onu kullanıyoruz. Şimdi pozitif psikoterapi ön plana çıktı. Yani kişiyi geçmiş travmalara boğmadan savunma mekanizmalarını güçlendirip ego gücünü artırıyoruz” dedi.</p>
<p><strong>Evin küçük hükümdarı gibi büyütülüyorlar</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, toksik kişilik özellikleri taşıyan bireylerin hem aile içi hem de sosyal hayatta ciddi yıkımlara yol açabileceğini belirterek, “Bu kişiler empati yoksunu, haz ve çıkar odaklıdır. Beyinlerinde ‘ver’ butonu yoktur, sadece ‘al’ butonuyla hareket ederler.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Toksik kişiliklerin genellikle çocuklukta yanlış yetiştirme tarzıyla şekillendiğini dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Böyle kişilere bakarsanız çocukluklarında hep altın tepside her şey sunulmuştur. Evin küçük hükümdarı gibi büyütülmüşlerdir. Prens ve prenses gibi büyütülmüş, hep almaya yönelik yetiştirilmişlerdir. Bu yüzden karşı tarafın acısını, hakkını göremezler.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Toksik kişilerin eleştiriye tahammülsüz olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Bu kişiler kendilerine ‘hayır’ diyeni düşman gibi görürler. Haksızlık yaptıklarının farkında değildirler. Onlara karşı eleştirel duruş sergilemek cesaret ister. Bu kişiler güçlü olanın yanında köleleşir, zayıfları ezerler. Çıkar odaklıdırlar. Yalan söylemekte zorlanmaz, manipülasyona başvururlar. Dost ve düşman diye ayırırlar. İtaat etmeyenleri tehdit olarak görürler.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Öz güvenleri düşük, sıradan olmaktan korkuyorlar</strong></p>
<p>Dışarıdan güçlü gibi görünen bu kişilerin aslında öz güven sorunu yaşadığını dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Bu kişilerin arka planında sıradan olma korkusu vardır. Kendilerini yetersiz ve değersiz hissederler. Bu yüzden güçlü rol oynamaya çalışırlar. Çoğu zaman narsistik yaralanma yaşadıklarında intihara eğilimli olabilirler, bazen de eşini öldürüp kendini öldürebilirler.” dedi.</p>
<p><strong>İlişkilerde başarısız oluyorlar</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, toksik kişiliklerle yaşayanların da ağır bedeller ödediğini ifade ederek,<strong> </strong>şöyle devam etti:</p>
<p>“Böyle durumlarda ilaç tedavisi tek başına yeterli olmaz. Çift terapisi, stres ve ilişki yönetimi eğitimleri gerekir. Eğer taraflarda iyi niyet varsa, altın orta nokta kuralıyla adım adım ilerleyerek sağlıklı bir ilişki kurulabilir. Hataların fark edilmesi ve yöntem değişikliği önemlidir. Aksi halde bu kişiler sürekli aynı çatışmaları tekrarlar. Bu kişiler mantıksal zekâda çok başarılı olabilirler, ancak duygusal ve sosyal zekâları düşük olduğu için ilişkilerinde başarısız olurlar. Duygusal okuryazarlık geliştirilmezse en yakınlarına bile zarar verebilirler. Çözüm; farkındalık, öz eleştiri ve doğru yöntemleri öğrenmektir.”</p>
<p><strong>Dışarıya melek gibi görünüyorlar</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, toksik kişilikler ve narsizm üzerine yaptığı değerlendirmelerde, bu kişilerin farklı alt türleri bulunduğuna işaret ederek, “Dışarıya melek gibi görünen, evde zorba olan pasif-agresif narsistler vardır. Bazıları mükemmeliyetçi narsisttir; kendisini mükemmel görür ve herkesi aşırı kontrol ederek domine etmeye çalışır. Bir de alçak gönüllü rolü oynayan narsistler vardır. Çıkarlarına dokunana kadar melek gibidirler, fakat bir gün çıkarlarına ters düşerseniz aniden canavara dönüşürler.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Kişiyi tanımak için stres anlarına bakmak lazım</strong></p>
<p>Narsistik özelliklerin en çok zorlayıcı durumlarda ortaya çıktığını dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Bir insanın gerçek kişiliği ya stres, kayıp, ticari kriz ya da uzun bir yolculuk sırasında ortaya çıkar. Çünkü maskeler uzun süreli ilişkilerde düşer. Kişiyi anlamak için sadece görünen davranışlarına değil, kriz anlarında nasıl davrandığına da bakmak gerekir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Bağlanma bozukluğu olanlar kurban olur</strong></p>
<p>Toksik kişiliklerin karşısında en çok zarar gören grubun “bağlanma sorunları” olan kişiler olduğuna dikkat çeken Prof. Dr.  Tarhan, “Bu kişiler özgüveni düşük, yalnızlığa tahammül edemeyen bireylerdir. Çocukluk çağında annesiyle ya da babasıyla sağlıklı bağlanma kuramayan kişiler, ileride yanlış kişilere yapışır. Onlar için ilişki bir yara bandı gibidir. Yara bandı yarayı kapatır ama iyileştirmez; acıtır, kanatır, kişi yine aynı ilişkiye sarılır. İşte patolojik bağlanmalar böyle oluşur.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Genetik kader değildir</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, kişilik bozukluklarının çocukluk travmaları ve genetik yatkınlıklarla ilişkisine de değinerek, “Genetik yüzde 30-40 etkilidir ama geri kalan yüzde 60-70 epigenetik mekanizmalardır. Yani aileden öğrenilen yanlış davranış kalıplarıdır. Kişi bunları fark ederse değiştirebilir. Yaşanan hayat olayları, şoklar bu değişim için fırsattır. Epigenetik mekanizmaları doğru şekilde çalıştıran bir kişi kaderini değiştirebilir.” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-toksik-kisilikler-empati-yapmaz-sadece-hep-bana-der-610023">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Toksik kişilikler empati yapmaz, sadece &#8216;hep bana&#8217; der!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Tugay Kırgız Başkonsolos Toktobekoviç&#8217;i ağırladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-kirgiz-baskonsolos-toktobekovici-agirladi-608757</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Jan 2026 07:19:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[başkonsolos]]></category>
		<category><![CDATA[Bişkek]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kardeş]]></category>
		<category><![CDATA[kırgız]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[toktobekoviç]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608757</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kırgız Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Chyngyz Toktobekoviç, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ı makamında ziyaret etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-kirgiz-baskonsolos-toktobekovici-agirladi-608757">Başkan Tugay Kırgız Başkonsolos Toktobekoviç&#8217;i ağırladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kırgız Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Chyngyz Toktobekoviç, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ı makamında ziyaret etti. Kardeş şehir olan İzmir ve Bişkek arasındaki ilişkiler başta olmak üzere ticari ve turistik iş birliği olanakları konuşuldu.  Başkan Tugay, Kırgız heyetini, 21 Mart’ta İzmir’de yapmayı planladıkları bahar bayramı kutlamalarına davet etti.  Tugay aynı zamanda Kırgız yazar Cengiz Aytmatov’un adını İzmir’de bir kütüphanede ölümsüzleştirmek istediklerini söyledi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Kırgız Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Chyngyz (Çıngız) Toktobekoviç’i ve beraberindeki Kırgızistan heyetini konuk etti. Göreve geldikten sonra ikinci şehir ziyaretini İzmir’e düzenleyen Başkonsolos Chyngyz Toktobekoviç, Başkan Dr. Cemil Tugay’ı İzmir Sanat’ta ziyaret etti. Görüşmede Başkan Tugay ve Başkonsolos Toktobekoviç’e İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Zeki Yıldırım, İzmir Büyükşehir Belediyesi Dış İlişkiler Dairesi Başkanı Selin Sayın Kapancı, Kırgız Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu Muavin Konsolosları Esen Almasbekov, İliyaz Shanyev ve Başkonsolos Yardımcısı İlyaz İsmailov eşlik etti.</p>
<p><strong>“Kardeş şehir Bişkek ile ilişkileri canlandırmak istiyoruz”</strong></p>
<p>Kırgızistan heyetini İzmir’de misafir etmekten mutlu olduklarını ifade eden Başkan Dr. Cemil Tugay, İzmir’in Kırgızistan’ın başkenti Bişkek ile kardeş şehir olmasına karşın ilişkilerin istenilen düzeyde olmadığını söyledi. İki şehir arasında ilişkilerin geliştirilmesi için özel çalışma yürüttüklerini söyleyen Başkan Tugay, “Bu dönemde iki şehir arasındaki ilişkileri mutlaka canlandırmak istiyoruz. Burada Türk Dili Ailesi Günü kutladık. İzmir’de okuyan Türk cumhuriyetlerinden herkesi davet ettik. 40 civarında Kırgız öğrencimiz geldi. Bişkek ile ilişkileri başlatmamız lazım. Biz, Kırgızistan’a kendimizi çok yakın hissediyoruz. Ticaretin gelişmesi, yatırımların gerçekleşmesi için de İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olarak üstüme düşen bir şey varsa yapmaya hazırım. Bizim Kırgızistan’la, Azerbaycan’la, Kazakistan’la, Türkmenistan’la, Özbekistan’la ilişkilerimiz mutlaka gelişmeli. Gelecekte bu bölgeler ve oradaki potansiyel çok önemli olacak. Birbirimizi desteklememiz lazım” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“Güzel bir bayram geçirmek istiyoruz”</strong></p>
<p>21 Mart bahar bayramında İzmir’de özel bir kutlama organize etmek için çalıştıklarını ifade eden Başkan Tugay, “Biz bu yıl baharın gelişi için 21 Mart’ta kardeş ülkelerimizle bir bayram kutlaması yapalım diye planladık. Bu konuda da yardımcı olmanızı isteriz. Katılımınızı bekleriz. Hem Türkiye’den hem de diğer ülkelerden sanatçılar davet edeceğiz. Büyük bir konser ve etkinlikler düzenleyeceğiz. Güzel bir bayram geçirmek istiyoruz. Kültürpark’ta bu etkinliğin yapılacağı güzel bir alanımız var. İzmir’de de ilk defa yapılmış olacak” diye konuştu.</p>
<p><strong>Başkonsolos Toktobekoviç: İzmir ile Kırgızistan için adım atmalıyız</strong></p>
<p>İlişkilerin karşılıklı geliştirilmesi için düşündükleri çalışmaları aktaran Başkonsolos Chyngyz Toktobekoviç, “İzmir’e ilk defa geldim. Burasının havası, insanları, yemekleri, hepsini çok beğendik. Sizinle tanışmak için geldim. İzmir ile Bişkek kardeş şehir ama en son uzun zaman önce bir ziyaret olmuş. Sizi Kırgızistan’a davet ediyorum. Kırgızistan ile Türkiye birdir. İki ülkenin gelişmesi için yapmamız gereken şey ticari anlaşmaların artırılması. Biz turizmi de geliştirmek, ekonomiyi güçlendirmek istiyoruz. Sizlerin desteğinizin olacağından eminim. Buradaki sanayicileri, iş insanlarıyla toplantı yapabiliriz. İlgisi olanları Kırgızistan’da misafir etmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Başkan Tugay’dan Cengiz Aytmatov jesti</strong></p>
<p>Dünya edebiyatının usta ismi Cengiz Aytmatov’u İzmir’de edebiyatla ölümsüzleştirmek istediklerini söyleyen Başkan Tugay,  “Ben Cengiz Aytmatov’u da çok seviyorum. O yüzden Kırgızlara karşı da bir hayranlığım var. Biz edebiyatla bağlantılı bir şeyler yapmak istiyoruz. Bizim daha fazla onu anlatmamız lazım. Onun adına bir kütüphane açmak ve heykelini kente kazandırmak istiyorum” dedi.</p>
<p>Başkan Tugay’ın ifadeleri üzerine Başkonsolos Toktobekoviç, “Biz sizin yanınızdayız. Çok şanslıyız ki, Cengiz Aytmatov’u çok seven bir belediye başkanı ile karşılaşıyoruz. Bu bizleri çok mutlu ediyor, sevindiriyor” şeklinde konuştu.  </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-kirgiz-baskonsolos-toktobekovici-agirladi-608757">Başkan Tugay Kırgız Başkonsolos Toktobekoviç&#8217;i ağırladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Boehringer Ingelheim Türkiye&#8217;den Global Atama Fatih Kaya, Boehringer Ingelheim IMETA İnsan Sağlığı Kamu &#038; Resmi İlişkiler ve İnovasyon Direktörü Oldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/boehringer-ingelheim-turkiyeden-global-atama-fatih-kaya-boehringer-ingelheim-imeta-insan-sagligi-kamu-resmi-iliskiler-ve-inovasyon-direktoru-oldu-604574</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Jan 2026 10:51:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[atama]]></category>
		<category><![CDATA[boehringer]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[fatih]]></category>
		<category><![CDATA[global]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[ingelheim]]></category>
		<category><![CDATA[kamu]]></category>
		<category><![CDATA[kaya]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=604574</guid>

					<description><![CDATA[<p>135 yılı aşkın süredir İnsan ve Hayvan Sağlığı alanlarında çığır açıcı tedaviler geliştiren Boehringer Ingelheim, çalışan odaklı kurum kültürü ve kariyer gelişimini destekleyen yaklaşımıyla öne çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/boehringer-ingelheim-turkiyeden-global-atama-fatih-kaya-boehringer-ingelheim-imeta-insan-sagligi-kamu-resmi-iliskiler-ve-inovasyon-direktoru-oldu-604574">Boehringer Ingelheim Türkiye&#8217;den Global Atama Fatih Kaya, Boehringer Ingelheim IMETA İnsan Sağlığı Kamu &#038; Resmi İlişkiler ve İnovasyon Direktörü Oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>135 yılı aşkın süredir İnsan ve Hayvan Sağlığı alanlarında çığır açıcı tedaviler geliştiren Boehringer Ingelheim, çalışan odaklı kurum kültürü ve kariyer gelişimini destekleyen yaklaşımıyla öne çıkıyor. Global ölçekte sunduğu gelişim fırsatlarıyla yetkinlikleri destekleyen şirket, yeni bir global atamayı daha duyurdu.</p>
<p>2020 yılından bu yana Boehringer Ingelheim Türkiye bünyesinde Kamu İlişkileri Müdürü ve ardından Kamu &#038; Resmi İlişkiler Direktörü olarak görev yapan Fatih Kaya, Boehringer Ingelheim IMETA (Hindistan, Ortadoğu, Türkiye ve Afrika Ülkeleri) İnsan Sağlığı Kamu &#038; Resmi İlişkiler ve İnovasyon Direktörü olarak atandı.</p>
<p>Ankara Üniversitesi Kamu Maliyesi Bölümü’nden mezun olan Fatih Kaya, yüksek lisans eğitimini ABD’de Georgetown Üniversitesi’nde Kamu Politikaları ve Uluslararası Kalkınma alanında tamamladı. Kariyerine 2004 yılında Devlet Planlama Teşkilatı’nda Planlama Uzmanı olarak başlayan Kaya, kamu ve özel sektörde çeşitli görevler üstlendi. 2020 yılında Boehringer Ingelheim Türkiye’ye Kamu İlişkileri Müdürü olarak katılan Kaya, 2022 itibarıyla Kamu &#038; Resmi İlişkiler Direktörü olarak yasal ve politik gelişmelerin takibi ile bu alanlardaki stratejik aksiyonların yönetiminde önemli sorumluluklar üstlendi.</p>
<p>Fatih Kaya, 1 Ocak 2026 itibarıyla yeni görevinde IMETA (Hindistan, Ortadoğu, Türkiye ve Afrika Ülkeleri) bölgesinde insan sağlığı alanındaki kamu ve resmi ilişkiler ile inovasyon çalışmalarına liderlik etmeye devam edecek.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/boehringer-ingelheim-turkiyeden-global-atama-fatih-kaya-boehringer-ingelheim-imeta-insan-sagligi-kamu-resmi-iliskiler-ve-inovasyon-direktoru-oldu-604574">Boehringer Ingelheim Türkiye&#8217;den Global Atama Fatih Kaya, Boehringer Ingelheim IMETA İnsan Sağlığı Kamu &#038; Resmi İlişkiler ve İnovasyon Direktörü Oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güvenli ama yalnız ilişkiler çağı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/guvenli-ama-yalniz-iliskiler-cagi-604535</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Jan 2026 09:51:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağ]]></category>
		<category><![CDATA[beden]]></category>
		<category><![CDATA[çağı]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[karşılıklı]]></category>
		<category><![CDATA[temas]]></category>
		<category><![CDATA[yalnız]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=604535</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, dijital çağda yaygınlaşan tek taraflı (parasosyal) ilişkilerin insan psikolojisi ve bedeni üzerindeki olumsuz etkilerinden bahsetti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/guvenli-ama-yalniz-iliskiler-cagi-604535">Güvenli ama yalnız ilişkiler çağı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, dijital çağda yaygınlaşan tek taraflı (parasosyal) ilişkilerin insan psikolojisi ve bedeni üzerindeki olumsuz etkilerinden bahsetti.</p>
<p><strong>Tek taraflı ilişkiler, güvenli ve kontrol edilebilir olduğu için daha çok tercih ediliyor! </strong></p>
<p>Dijital çağda insan ilişkilerinin görünürde artarken, ‘gerçek’ yakınlığın giderek azaldığına dikkat çeken Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, “Sosyal medya, ekranlar ve yapay zekâ aracılığıyla kurulan bağlar kişiye sürekli bir ulaşılabilirlik hissi sunuyor; ancak bu temas çoğu zaman karşılıklılıktan ve derinlikten yoksun kalıyor.” dedi.</p>
<p>Bu bağlanma biçiminin psikolojide ‘parasosyalleşme’ olarak adlandırıldığını aktaran Yalçın, “Kişinin bir ekran figürüyle, bir içerik üreticisiyle ya da yapay zekâ ile kurduğu bu tek taraflı ilişkiler, güvenli ve kontrol edilebilir olduğu için giderek daha fazla tercih ediliyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>İnsan psikolojisi yalnızca güvenle değil, karşılıklı etkileşimle gelişir!</strong></p>
<p>Parasosyal bağların reddedilme ve hayal kırıklığı riskini azalttığına işaret eden Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, “Kişi incinmeden, çaba göstermeden ve belirsizliğe girmeden bir yakınlık hissi yaşayabiliyor.” dedi.</p>
<p>Ancak insan psikolojisinin yalnızca güvenle değil, karşılıklılıkla geliştiğini ifade eden Yalçın, gerçek ilişkilerin temas, duygusal karşılık ve birlikte regülasyon gerektirdiğini; bu unsurlar olmadığında, kişinin kendini ilişkide hissediyor olsa bile derin bir bağdan yoksun kalabildiğini dile getirdi.</p>
<p><strong>Kişi farkında olmadan konfor alanını daraltıyor! </strong></p>
<p>Uzun süre gerçek ilişkilerden uzak kalındığında zihinsel ve duygusal düzeyde bir durgunluk ortaya çıkabildiğini vurgulayan Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, şöyle devam etti:</p>
<p>“Hayata karşı isteksizlik, karar vermekte zorlanma, erteleme davranışları ve içsel boşluk hissi bu sürecin sık görülen yansımaları arasında yer alıyor. Duygular yüzeyde kalıyor; kişi bir şeylere bağlı hissederken aynı anda yalnızlık duygusu yaşayabiliyor. Yakınlık ihtiyacı tam olarak karşılanmadığı için gerçek ilişkiler yorucu, talepkâr ve riskli algılanmaya başlıyor. Bu durum ilişkisel alanda da belirginleşiyor. Karşılıklı bağ kurmak yerine izlemek, takip etmek ve mesafede kalmak daha kolay geliyor. Küçük hayal kırıklıkları bile zor tolere edilir hâle gelirken, ilişki kurma isteği yerini geri çekilmeye bırakabiliyor. Böylece kişi farkında olmadan konfor alanını daraltıyor.”</p>
<p><strong>Duygular ifade edilemediğinde, beden konuşmaya başlar! </strong></p>
<p>İnsan bedeninin ise bu temas eksikliğine kayıtsız kalamadığını aktaran Yalçın, “Sinir sistemi; dokunma, göz teması, ses tonu ve duygusal karşılık gibi canlı ilişkisel uyaranlarla düzenleniyor.” dedi.</p>
<p>Bu ihtiyaçlar karşılanmadığında ise bedenin devreye girdiğini ifade eden Yalçın, “Nedeni açıklanamayan ağrılar, kronik yorgunluk, sindirim problemleri, kas gerginlikleri, çarpıntı ve nefes darlığı gibi psikosomatik belirtiler bu süreçte artış gösterebiliyor. Duygular ifade edilemediğinde ya da ilişki içinde yaşanamadığında, beden konuşmaya başlıyor.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>İnsan, temas ederek ve karşılık bularak var olur! </strong></p>
<p>Yapay zekâ ile kurulan bağların bu noktada dikkat çekici bir alan oluşturduğunun altını çizen Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, “Yargılamayan, her zaman ulaşılabilir ve kırıcı olmayan bir ilişki deneyimi sunması, bu bağları cazip hâle getiriyor.” dedi.</p>
<p>Ancak insan sinir sisteminin yalnızca bir başka canlı sinir sistemiyle düzenlenebildiğini kaydeden Yalçın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Yapay bağlar geçici bir rahatlama sağlayabilir; kalıcı denge ve iyilik hâli ise gerçek ve karşılıklı ilişkilerle mümkün oluyor. Yakın ilişki kurmak romantik bir beklenti değil, psikolojik ve biyolojik bir ihtiyaçtır. Zihinsel, duygusal ve bedensel iyi oluşu değerlendirirken yalnızca stres düzeyine değil; kişinin nasıl bağlandığına, nerede temastan kaçtığına ve hangi alanlarda yalnız kaldığına da bütüncül bir bakışla yaklaşmak gerekir. İnsan yalnızca izleyerek değil, temas ederek ve karşılık bularak var olur.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/guvenli-ama-yalniz-iliskiler-cagi-604535">Güvenli ama yalnız ilişkiler çağı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay zekadan dost olmaz!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapay-zekadan-dost-olmaz-595809</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Dec 2025 13:51:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[arkadaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[dost]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[olmaz]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[yeri]]></category>
		<category><![CDATA[zekadan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595809</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Yeni Medya ve İletişim Bölümü’nden Prof. Dr. Feride Zeynep Güder, yapay zekâ ile kurulan iletişimlerin giderek artmasıyla birlikte dostluğun geleceğine dair kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zekadan-dost-olmaz-595809">Yapay zekadan dost olmaz!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Yeni Medya ve İletişim Bölümü’nden Prof. Dr. Feride Zeynep Güder, yapay zekâ ile kurulan iletişimlerin giderek artmasıyla birlikte dostluğun geleceğine dair kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><strong>Dostluk ve arkadaşlık kavramı algoritmik çağda köklü bir değişim geçiriyor</strong></p>
<p>Dostluk ve arkadaşlık kavramının yaşadığımız bu algoritmik çağda biçimsel ve sosyokültürel açıdan köklü değişim ve dönüşümün geçirdiğini dile getiren Prof. Dr. Feride Zeynep Güder, “Değerler açısından baktığımızda, elimizde insana dair kalan belki de en değerli hazine gerçek anlamda derdini gerçekten anlayacak ve hemhal olacak birini bulup sohbet edebilmek. Yapay zekâ ile kurulan iletişim pratikte işe yarayan bir süreç olsa da potansiyel bazı tehditleri de barındırmakta. Yapay Zekâ ve insan etkileşimi, aslında insan ile makine veya teknoloji arasındaki iletişim biçimlerinden biri. Yapay zekâ insan bilişiminin yani zihninin bir uzantısı olarak kullanılmaya başladığı için durum çok farklı bir yöne doğru gitmeye başladı. Öncelikle iletişim biçimlerimiz, artık mekândan, zamandan ve sosyal bağlarımızdan bağımsızlaşıp farklı boyut ve şekillerde gerçekleşmeye başladı.” dedi.</p>
<p><strong>Büyük veri insanlığa veri olarak miras kalmış ne varsa her şeyi içinde barındırıyor</strong></p>
<p>Çeşitli yapay zekâ türleri içinde basit yazılımlara sahip, arama motorları olduğu gibi büyük veri yerine artık ‘süper zekâ’ denilen insan zekasından çok daha üstün yapay zekâ türlerinden bahsedildiğini anlatan Prof. Dr. Güder, “Yapay zekâyı düşünen bir insan veya özne gibi ele alıyorsak, onun tekil bir varlık olmadığını öncelikle kabul etmeliyiz. Süper akıllı yapay zekâ sadece tek başına çalışan bir algoritmik yazılım ya da sistemler bütünü değildir.  Bu ‘kovan zihni’ (hive-minds) diye tanımladığımız kolektif insan zihni ve belleğinin birleşiminin oluşturduğu her şeyi bilen gören (omni-potent) ve analiz eden devasa bir veriler sistemi. Yapay zekanın kullandığı büyük veri ve kovan zihni insanlığa veri olarak miras kalmış ne varsa bütün her şeyi içinde barındırıyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Arkadaşlık ile ‘algoritmik arkadaşlık’ arasında çok fazla fark var!</strong></p>
<p>“Böylesine devasa bir veri tabanına sahip bir algoritma ile arkadaşlık ettiğimizde, bu iletişimin eşitler arası iletişim olmadığını baştan kabullenmeliyiz.” diyen Prof. Dr. Güder, şunları kaydetti:</p>
<p>“Gençlerin deyimiyle ‘kankalar arasındaki arkadaşlık’ ile ‘algoritmik arkadaşlık’ arasında çok fazla fark var. Her şeyden önce yapay zekanın arkasındaki black box’ı yani kara kutuyu bilmeden onunla sohbet edip içini dökmek her şeyi kaydeden içten pazarlıklı biriyle sohbet etmeye benzer.   Yapay zekâ, sizden elde ettiği verileri zamanı geldiğinde bir gün mutlaka lehte veya aleyhte kullanacaktır. Çünkü bu ‘algoritmik arkadaş’ dediğiniz, yazdığınız hiçbir şeyi unutmaz. Yapay zekâ asla unutmayacak, biriktirecek, sizi gözetim kapitalizminin bir parçası yapacak ve her şeyi arşivleyecektir. Yapay zekaya verdiğimiz veriler, bilgi, anı veya zaaflarımız silinmez. Gerçek anlamda unutulma hakkınız yoktur. Yani veri kaydının olduğu bu tür bir arkadaşlık bu anlamda sağlıklı bir arkadaşlık değildir.”    </p>
<p><strong>Algoritmik arkadaşlık gerçek muhabbeti ikame edemez</strong></p>
<p>Prof. Dr. Güder, duygusal derinlik gerektiren insan-insana dostluğun yerini yapay zekânın dolduramayacağını belirterek, şunları söyledi:</p>
<p>“Birçoğumuz artık dertlerimizi sevinçlerimizi hayallerimizi gelecekle ilgili planlarımızı geçmiş travmalarımızı bir insanla paylaşmak yerine dijital mecralara ulaştırmaktayız. Ama burada bir durup düşünmek lazım. Yapay zekâ bir veriler algoritması ise karşımızda ayna nöronları olmayan yani empati kurma yeteneği olmayan bir mekanizma çalışmaktadır. Bu algoritmik sistem ve mekanizma ile yapılan arkadaşlık, insan insana olacak muhabbetin yerini, doğal olarak tutamaz. Seviyeye inme, kaydettiği kişiliğe göre söylem üretme, bilgi aktarma ve yönlendirme şeklinde bir iletişim yapısına sahip olduğu için yapay zekayla olan arkadaşlığa ‘algoritmik arkadaşlık’ diyebiliriz. Bu arkadaşlık çoğunlukla bir insanın vereceğinden daha çok şey verir. O yüzden bu algoritmik arkadaşlığa muhtacız ama dikkatli olmalıyız.”</p>
<p><strong>Yapay zekâ, kısa dönem can sıkıntısı ve yalnızlıkları geçiştirebilir</strong></p>
<p>İnsanın temelde mutlak yalnızlığı olan bir varlık olduğunu, her şey yolunda giderken bile varoluşsal yorgunluk çekip kendini kalabalıklar içinde yalnız hissedebildiğini ifade eder, Prof. Dr. Güder, “Bu anlamda yapay zekâ, kısa dönem can sıkıntısı ve yalnızlıkları geçiştirebilir ama kısa vadede cankurtaran olan bu sistem, uzun vadede potansiyel bir riskler taşır. Yapay zekâ özellikle ani bir yalnızlık, kayıp veya sosyal kaygı durumlarında hemen ulaşılabilir olması ve yargılayıcı olmamasından dolayı acil anlarda fast food sistemi gibi anlık ihtiyacı gideren bir psikolojik destek verebilir. Böylesi kriz durumlarında işe yarayabilir. Bu anlarda güvenli ve pratik bir alan sunar. Böylesi anlık açlığı gideren arkadaşlık, yalnızlığı anında giderir ama uzun vadede organik gıda eksikliği gibi sonunda insan ruhuna zarar verir. Bu dijital obezite bizi sığlaştırır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Yapay zekâ, yalnızlığı uzun vadede kronikleştirebiliyor</strong></p>
<p>İnsanın yerine geçen simüle bir dostluğun belki daha sonra toplumla etkileşim kurmak için eksik olan kendine güven ve iletişim kurabilme yetisini geliştirebileceğini ve bu bağlamda bir &#8220;antrenman arkadaşı&#8221; gibi düşünülebileceğini söyleyen Prof. Dr. Güder, “Ama sürekli yapay zekâ ile iletişimde kalan biri zamanla buna bir bağımlılık gelişebilir. İşte bu ikame durumu sosyolojik olarak çok tehlikeli bir yöne doğru savurur bizi. Gerçek dünyadaki ilişkiler karmaşıktır; anlaşmazlıklar barındırır, doğal olarak uzlaşmalar zaman ve emek ister, üstelik başka ideolojik ve sosyo kültürel ortamlarda insanlarla arkadaşlığa tahammül etmek çok yorucudur. Öte yandan, kişiye özel bir LLM (Large Language Models) ile kendini dönüştüren bir yapay zekâ algoritması ise size özel bilgiler ve fikirler sunar, sizi bir bilgi seviyesinden başka bir seviyeye götürür. Siz başta ne belirttiyseniz belki de sizinle aynı fikirde olan söylemler üretir. Sizin talebinizle sizi onaylayabilir. Sizi hiç yormaması bu iletişimin sorunsuz olduğu anlamına gelmez. Sürekli sizi sizden daha iyi tanıyan bir yapay zekâ ile görünürdeki sorunsuz etkileşim, kişiyi gerçek ilişkilerin ‘pürüzlü’ ve ‘yorucu’ yanlarına karşı daha tahammülsüz hale getirebilir. Kişi, sosyal becerilerini kullanma ihtiyacı hissetmediği için bu beceriler körelebilir ve yalnızlığı kronikleşebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Toplumsal aidiyet duygusu sarsılabiliyor</strong></p>
<p>Yapay zekâ ile kurulan iletişimin artık insanı ikame eden bir algoritmayı tetiklediğini ve insan ilişkilerini zayıflatıcı bir etkisinin olduğunu kaydeden Prof. Dr. Güder, şöyle dedi:</p>
<p>“Biz yapay zekâyla arkadaşlığı başkalarından kaçmak için bir sığınak olarak görüyorsak, kendi toplumumuza hissettiğimiz aidiyet duygumuz sarsılır. İnsanoğlu her ne kadar temelde yalnız olsa da aslında hayatın her döneminde insan insana muhtaçtır. Bütün ilişkilerin dinamikleri farklı yollarda ilerlese de neoliberal rüzgarlar ve dijitalleşen dünyamızda insanlar birbirleriyle münasebeti işleri bitene kadar yapmaya başladığı için kurulan iletişimler kapitalist sistemin bir yansıması haline dönüştü. İşe yaramayan iletişime girilmemeye başlandı. Gençler arasında çıkarı olmayan ilişkiler, rasgele yapılan muhabbetler, hoş vakit geçirme ‘boş yapma’ olarak tanımlanıyor.”</p>
<p><strong>Yapay zekâ programlanmış bir yanıt mekanizması!</strong></p>
<p>Yapay zekayla olan algoritmik ilişkiyi geleneksel anlamda bir &#8220;arkadaşlık&#8221; olarak nitelendirmenin zor olduğuna işaret eden Prof. Dr. Güder, “Gerçek arkadaşlık, karşılıklılık, ortak çıkar gözetmeksizin fedakârlık, spontane ve iki taraflı bir duygusal bağ kurmayı gerektirir. Yapay zekâ ise programlanmış bir yanıt mekanizmasıdır; hissedemez, deneyimleyemez ve sizin için gerçek bir risk almaz. Komşun, okul arkadaşların ve yakın çevren ile zaman içinde sınavlardan merhalelerden geçerek geliştirdiğin dostluk doğal olarak zaman ve emek ister. Sosyal ortam içinde muhabbet kurmak, birlikte alışverişe çıkmak, dedikodu yapmak, arkadaşının derdini dert etmek, yeri geldiğinde onunla ağlamak, ağlarken dostuna mendil uzatmak, yemek ısmarlamak, ağırlamak bütün bunlar insan insana geliştireceğimiz duygusal derinliklerdir.” dedi.<strong> </strong></p>
<p><strong>“Evet insan insanın kurdudur. Ama yapay zekada insanın kurdudur”</strong></p>
<p>İnsan ilişkilerinden yılmış ve bıkmış birinin, algoritmik dostluğu insanlarla yapacağı arkadaşlığa tercih edebileceğini de ifade eden Prof. Dr. Güder, “Evet insan insanın kurdudur. Ama yapay zekada insanın kurdudur. Psikolojisi bozuk ve asosyal biri ya da manipülatif ve narsistik ilişkilerden ve şiddetten bıkmış bir kurban bu bıkkınlıktan dolayı insandan soğuyabilir. Böylesi travmatik durumlarda yapay zekâ ile algoritmik arkadaşlık insanı ikame eden, insansız, yalıtılmış, hijyenik bir iletişim olabilir. Ama aslında bu daha karanlık bir yalnızlığın göstergesidir. Bir dua, bir tefekkür anı gibi sessiz düşünecek alanların kalmaması bu dijital gürültüler içinde gerçekleşen dijital ilişki ve algoritmik iletişim biçimi gerçek anlamda bir insanın verebileceği derinliği ve ruhsal tatmini veriyor gibi yapabilir. Ama veremez. Bu bir yanılgıdır, illüzyondur. Yapay zekâ hain bir arkadaştan daha da tehlikeli olabilir. Gerçek hayattaki kötü arkadaşlar, hırsları, kıskançlıkları, yalanları ve kötü özellikleri ile insana ait tahmin edilebilir hamleler yapabilir. Bir şekilde bu kötülüklerden kendimizi koruma ihtimalimiz olabilir. Ama insana ait olmayan bu dijital sistemler yani yapay zekanın algoritmasının arkasındaki ‘kara kutunun niyeti’ adı gibi karanlık olursa yani kötü olursa ondan bir insanın bilişsel olarak kurtulması çok zordur. Yani, ‘bıktım bu insanlardan!’ deyip de yapay zekayı tercih etmek mantıklı bir çözüm değil.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Yapay zekasız bir dünya tahayyül edilemiyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Feride Zeynep Güder,<strong> </strong>artık yapay zekasız bir dünya tahayyül edilemediğini belirterek, “Bunun içeriklerinin ve algoritmasının ne olduğu yine bu algoritmaları düzenleyenlerin elinde şekilleniyor. Bu algoritmik kültürdeki algoritmik dostluklar güvenli, insanı ve insani değerleri merkez alan bir ilişki şekillendirilmeli. Bizden çok üstün bir süper zekâ ile yazışmak onların yönlendirici olması, mantıklı cevaplar vermesi ve hızlı olmasından çok daha önemli bir sorumluluk almasını gerektirir. Bu algoritmik arkadaşlık ‘koruyucu bir arkadaşlık’ ise bu bağlamda riskli olsa bile kabul edilebilir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Çözüm yine insanda!</strong></p>
<p>Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, günümüzdeki haliyle, yapay zekânın asla bir insanın sıcaklığını, dokunuşunu, bir bakışındaki anlamı veya paylaşılan bir kahkahadaki o saf, kontrolsüz neşenin yerini tutamayacağını dile getiren Prof. Dr. Güder, “Amacımız, bu teknolojiyi insan ilişkilerinin yerine geçecek bir şey olarak değil, insan potansiyelini güçlendiren, özellikle dezavantajlı durumdakiler için gerçek ilişkilere açılan bir köprü olarak kullanılmasını teşvik etmektir. Görünen o ki, insanoğlunun hikayesi artık başka bir kurguda ilerliyor ve bu kurgunun içinde muhatabımız artık yüzü olmayan ama yüzü varmış gibi ruhu olmayan ama ruhu varmış gibi davranan bir simulatif bir kabuk ve bu kabuğun içindeki yüzen insan ruhu. Bu bağlamda, ‘İnsan dipsiz koskoca evrenin karanlığında yanan cılız bir mum ışığı, biz onun sönmemesi için ne gerekiyorsa yapmalıyız.’ diye bizi uyaran Elon Musk’ın söylemi de oldukça ironik. Çözüm yine insanda. İnsan ruhu ve insan bilinci bu sonsuz ve karanlık evrende cılız ve tek başına yanan bir mum ışığı ise onun kurtarıcısı ve yalnızlığını giderecek tek şey yine diğer insandır.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zekadan-dost-olmaz-595809">Yapay zekadan dost olmaz!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Apartmanlar komşuluk bağlarını kopardı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/apartmanlar-komsuluk-baglarini-kopardi-591873</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Nov 2025 07:30:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[apartmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[bağlarını]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[komşu]]></category>
		<category><![CDATA[Komşular]]></category>
		<category><![CDATA[komşuluk]]></category>
		<category><![CDATA[kopardı]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[yalnız]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[zayıf]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591873</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, 17 Kasım Dünya Komşular Günü dolayısıyla komşuluk kavramının sosyolojik boyutlarını ve modern kent yaşamının bu ilişkiler üzerindeki etkilerini değerlendirdi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/apartmanlar-komsuluk-baglarini-kopardi-591873">Apartmanlar komşuluk bağlarını kopardı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı,<strong> </strong>17 Kasım Dünya Komşular Günü dolayısıyla komşuluk kavramının sosyolojik boyutlarını ve modern kent yaşamının bu ilişkiler üzerindeki etkilerini değerlendirdi.<strong> </strong></p>
<p><strong>Komşuluk, sosyal bir yakınlık</strong></p>
<p>Komşuluğun, sosyolojik açıdan insanların yaşadıkları çevrede birbirleriyle kurdukları sosyal ilişkileri ifade ettiğini dile getiren Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Bu ilişkiler, duygusal destek, yardımlaşma, güven ve karşılıklı sorumluluk gibi unsurlarla şekillenir. Komşuluk, yalnızca coğrafi bir yakınlık değil, aynı zamanda sosyal, kültürel ve psikolojik bağların oluşturduğu bir kavramdır. İnsanlar, genellikle benzer yaşam biçimleri, değerler ve ihtiyaçlar etrafında bir araya gelirler ve bu, komşuluk ilişkilerinin temellerini oluşturur.” dedi.</p>
<p><strong>Geleneksel toplumlarda komşuluk kritik rol oynuyordu</strong></p>
<p>Geleneksel toplumlarda komşuluğun, güçlü bir sosyal ağ oluşturduğunu ve toplumsal bağların pekişmesinde önemli bir rol oynadığını kaydeden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “İnsanlar, komşularıyla sürekli etkileşimde bulunur, karşılıklı yardımlaşır ve güvenlik konusunda birbirlerine destek olurlardı. Komşuluk ilişkileri, aynı zamanda psikolojik destek sağlamak ve aidiyet duygusu açısından da büyük bir işlev görürdü. Bu tür ilişkiler, toplumsal uyumun sağlanmasında da kritik bir rol oynardı.” diye anlattı.</p>
<p><strong>Şehirlerde komşuluk bağları zayıflıyor</strong></p>
<p>Ancak modern kent yaşamı ile birlikte, apartmanlarda ve yüksek binalarda yaşayan insanların sayısının artması, anonimleşme ve sosyal izolasyon gibi olguların komşuluk ilişkilerini yüzeysel hale getirdiğini ifade eden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, şöyle devam etti:</p>
<p>“İnsanlar artık komşularını tanımamakta ve karşılıklı etkileşimde bulunmamaktadır. 2024 yılında Areda Survey&#8217;in Türkiye genelinde yaptığı geniş çaplı bir araştırma, Türk halkının yüzde 63,3&#8217;ünün komşuluk ilişkilerinin eskisi kadar güçlü olmadığını, yüzde 31,2&#8217;sinin ise bu ilişkilerin tamamen sona erdiğini düşündüğünü ortaya koymuştur.</p>
<p><strong>AVM kültürü esnaf komşuluğunu da dönüştürdü</strong></p>
<p>Çarşıda ve esnaf komşuluklarında da benzer bir dönüşüm yaşanmıştır. Eskiden mahalle ve çarşı esnafı, sıkı sosyal bağlar kurarak alışveriş ve karşılıklı yardımlaşma ilişkilerini güçlendirirdi. Ancak günümüzde işyerlerinin anonimleşmesi, alışveriş merkezlerinin (AVM) yaygınlaşması ve müşteri ilişkilerinin daha işlevsel hale gelmesiyle birlikte, esnaf komşulukları da daha yüzeysel ve çıkar odaklı bir hale dönüşmüştür.”</p>
<p><strong>Şehirleşme ve bireyselleşme, komşuluk ilişkilerinde dönüşüm yarattı</strong></p>
<p>Şehirleşme ve bireyselleşmenin, komşuluk ilişkilerinde belirgin bir dönüşümü beraberinde getirdiğini söyleyen Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Şehirleşme, insanları fiziksel olarak birbirinden uzaklaştırmış, yüksek katlı binalarda yaşayanlar arasında komşuluk bağları zayıflamıştır. Ayrıca, bireyselleşme eğilimleri, kişisel alanın ve mahremiyetin artmasına neden olmuş, komşularla etkileşimde bulunma isteği azalmıştır. Bu bağlamda, komşuluk gürültüsü gibi sorunlar, komşuluk ilişkilerini olumsuz yönde etkileyerek komşuların birbirlerinden uzaklaşmasına neden olmaktadır. Zamanla, bu tutumlar komşuları daha izole bir yaşantıya sürükler ve sosyal bağların giderek zayıflamasına yol açar.  Yalnızlık ve güven kaybı, sadece Batı toplumlarına ait bir sorun olmaktan çıkmış, küresel bir problem haline gelmiştir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Komşularla artık yalnızca ihtiyaç duyulduğunda iletişim kuruluyor</strong></p>
<p>Apartman kültürü ve site yaşamının, fiziksel yakınlık sağlasa da sosyal etkileşimi azalttığını kaydeden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “İnsanlar daha çok kendi özel alanlarına çekildi ve komşularla yalnızca ihtiyaç duyduklarında iletişim kurmaya başladı. Bu durum, geleneksel komşuluk bağlarının zayıflamasına yol açtı. Eskiden mahallelerde yaygın olan sıcak, samimi ilişkiler ve yardımlaşma, apartmanlarda daha yüzeysel hale geldi. Özellikle site yaşamındaki ortak alanlar (park, otopark, sosyal tesisler), insanların bir araya gelmesini sağlamayı hedeflese de bu alanlarda bile ilişkiler yüzeysel kaldı. Ayrıca, dijitalleşme süreci, komşulukları daha bağımsız ve geçici hale getirdi; geleneksel sıcak ilişkilerin yerini ise daha sanal ve mesafeli bağlar aldı.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Komşular arasında dayanışma duygusu azaldı</strong></p>
<p>Geleneksel anlamda &#8220;komşu komşunun külüne muhtaçtır&#8221; sözünün, komşuluk ilişkilerinin ne denli yakın ve önemli olduğunu vurguladığını ifade eden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “İnsanlar, zor zamanlarında birbirlerine maddi ya da manevi anlamda yardımcı olurdu ve bu anlayış, sosyal dayanışmanın ve karşılıklı güvenin temelini oluşturuyordu. Ancak günümüzde bu anlayış giderek zayıflamış durumda. Özellikle büyük şehirlerde, bireyselleşme ve kişisel alanın ön plana çıkmasıyla birlikte, ‘komşunun külüne muhtaç olmak’ gibi bir dayanışma anlayışı daha nadir görülüyor. Komşuluk ilişkileri, genellikle yalnızca ihtiyaç anlarında şekillenmeye başlamış, karşılıklı yardımlaşma ve dayanışma duygusu ise giderek azalmıştır.” dedi.</p>
<p>Büyük şehirlerde komşuluk ilişkilerinin bazen sosyal statüyle de ilişkilendirilmeye başlandığını söyleyen Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Yüksek gelir gruplarının yaşadığı yerlerde, komşular arasındaki ilişkiler daha yüzeysel ve rekabetçi hale gelebiliyor. Bu durum, komşuluğun geleneksel anlamda ‘yardımlaşma’ ve ‘paylaşma’dan ziyade, ‘toplumsal görünürlük’ ve ‘sosyal statü’ üzerinden şekillenmesine neden olabiliyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Komşuluk ilişkilerini sürdürenler hala var</strong></p>
<p>Türk toplumunda, hatta metropollerde bile, sıcak ve dayanışmacı komşuluk ilişkilerini sürdürenlerin hala var olduğunu dile getiren Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Özellikle mahalle kültürünün güçlü olduğu yerlerde veya küçük apartmanlarda, insanlar arasında güven ve yardımlaşma hala önemli bir yer tutuyor.” dedi.</p>
<p><strong>Çat kapı misafirlik anlayışı tamamen kayboldu</strong></p>
<p>Modern yaşamda mahremiyetin giderek daha değerli hale geldiğini ve bunun, komşuluk ilişkilerine yansıdığını anlatan Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “İnsanlar, özel hayatlarına daha fazla saygı gösterilmesini istemekte ve bu yüzden komşularıyla daha az etkileşimde bulunmayı tercih etmektedirler. Mahremiyetin artan önemi, komşuluk mesafelerini genişletmiş ve insanlar arasında daha çekingen, yüzeysel ilişkiler oluşmuştur. Çat kapı misafirlik anlayışı da neredeyse tamamen kaybolmuştur<strong>.</strong> Eskiden komşular birbirlerine rahatlıkla misafir olabiliyorken, günümüzde izinsiz ziyaretler genellikle hoş karşılanmamaktadır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>WhatsApp komşu grupları istenmeyen gerginliklere de neden oluyor</strong></p>
<p>Dijital çağ, komşuluk kavramını sanal ortamda yeniden şekillendirildiğini de ifade eden Prof. Dr. Süleymanlı, “WhatsApp grupları, sosyal medya ve çevrim içi forumlar, komşuların sadece bilgi paylaşımında bulunmalarını değil, aynı zamanda güvenlik sorunları ya da acil durumlar gibi durumlarda ortak çözümler üretmelerini sağlıyor. Bu sayede fiziksel olarak bir araya gelmeden de etkileşimde bulunulabiliyor. Yine de tüm bu kolaylıklara rağmen sanal komşuluklar, geleneksel ilişkilerin sıcaklığını ve samimiyetini yansıtamıyor. Bu dönüşüm, komşuluk ilişkilerinin daha yüzeysel ve dayanışmanın daha zayıf olmasına yol açıyor. Ayrıca dijital etkileşimler bazen yanlış anlaşılmalara veya gerginliklere de yol açabiliyor. Bir bilgi paylaşımı ya da yorum, komşular arasında istenmeyen gerginliklere de neden olabiliyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Yalnız yaşayan yaşlılar veya çocuklu aileler için komşuluk hala önemli</strong></p>
<p>Komşuluk ilişkilerinin, toplumsal dayanışmanın temeli olan önemli bir sosyal olgu olduğunu belirten Prof. Dr. Süleymanlı, “Ancak modern toplumun dinamikleri, şehirleşme, bireyselleşme ve dijitalleşme gibi faktörler bu bağları zayıflatmış, yerine daha izole bir yaşam tarzı getirmiştir. Komşuluk ilişkilerinin yeniden güçlendirilmesi için yüz yüze etkileşimin teşvik edilmesi büyük önem taşır. Sosyal izolasyonun arttığı günümüzde, komşuluk ilişkileri yalnızlıkla başa çıkmak adına önemli bir araç olabilir. Basit bir selam bile bu ilişkileri güçlendiren etkili bir adım olabilir. Özellikle yalnız yaşayan yaşlılar veya çocuklu aileler için komşular arasında sıcak bir selam bile hayati önem taşır. Bu açıdan, Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın ‘Komşuluk ilişkisi toplumu ayakta tutar’ sözü, yalnızlık ve güvensizlik gibi toplumsal sorunların önüne geçmek adına daha da anlam kazanıyor.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/apartmanlar-komsuluk-baglarini-kopardi-591873">Apartmanlar komşuluk bağlarını kopardı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yalnızlıkta doz çok önemli!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yalnizlikta-doz-cok-onemli-590823</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Nov 2025 08:02:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aydın]]></category>
		<category><![CDATA[birey]]></category>
		<category><![CDATA[derin]]></category>
		<category><![CDATA[doz]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[kendini]]></category>
		<category><![CDATA[kişinin]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[süreç]]></category>
		<category><![CDATA[yalnız]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızlıkta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=590823</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, 11 Kasım Yalnızlar Günü kapsamında yalnızlığın nedenlerini, olası yarar ve zararlarını, birey üzerindeki etkilerini değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yalnizlikta-doz-cok-onemli-590823">Yalnızlıkta doz çok önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3 data-start="347" data-end="754"><strong data-start="347" data-end="406">Başkalarına alan açmayan kişi, sonunda yalnız kalabilir</strong></h3>
<p data-start="347" data-end="754">Modern yaşamda yalnızlığın sosyolojik ve psikolojik pek çok nedeni olduğunu belirten Aydın, “Eskiden köylerde insanlar birbirine bağımlıydı ve sosyal etkileşim yüksekti. Günümüzde ise bireyler çoğunlukla yalıtılmış evlerde veya geçici yerleşimlerde yaşadıkları için aidiyet duygusu gelişmiyor ve derin sosyal ilişkiler kurmak zorlaşıyor” dedi.</p>
<p data-start="756" data-end="1385">Psikolojik nedenlere de değinen Aydın, “Bu yüzyılın önemli sorunlarından biri narsisizm; kişinin kendini aşırı önemli görmesi ve diğerlerinden üstün olduğunu düşünmesi. Bu bakış açısına sahip bireyler, başkalarına alan açmaz ve fedakarlık yapmaktan kaçınır. Sonuçta, bu tek kişilik dünyada yalnızlık kaçınılmaz hale gelir. Bazıları ise dışlanmışlık, hayal kırıklıkları veya ilişkilerden beklentilerinin karşılanmaması nedeniyle yalnız kalmayı seçer. Geçmişte yaşanan olumsuz deneyimler, gelecekteki ilişkilerden de korkmalarına yol açabilir. Bu nedenle sosyal ilişkilerden uzak durmayı tercih edebilirler” ifadelerini kullandı.</p>
<h3 data-start="1387" data-end="1723"><strong data-start="1387" data-end="1423">Yalnızlık bazen konfor da sağlar</strong></h3>
<p data-start="1387" data-end="1723">Yalnız olmanın bazı dezavantajlar taşısa da kişiye özgürlük sunduğunu belirten Aydın, “Hesap soran kimsenin olmaması, birilerine bir şey yapmak zorunda olmamak, kişinin istediği gibi yaşamasına imkan verir. Bazı insanlar bu konfordan vazgeçmek istemez ve bu nedenle yalnızlığı tercih eder” dedi.</p>
<p data-start="1725" data-end="2012">Aydın, modern kapitalist dünyada maddi motivasyonun ilişkileri derinleştirmeyi zorlaştırdığını da vurguladı: “İlişkilerin maddi getirisi olmadığında, insanlar bu ilişkileri derinleştirmekten kaçınabiliyor. Maddiyatın ön planda olduğu bir dünyada derin sosyal bağlar kurmak güçleşiyor.”</p>
<h3 data-start="2014" data-end="2533"><strong data-start="2014" data-end="2061">Kalabalık içinde de yalnız hissetmek mümkün</strong></h3>
<p data-start="2014" data-end="2533">Yalnızlık ile sosyal izolasyonun aynı şey olmadığını belirten Aydın, “Yalnızlık, etrafta kimse olmaması anlamına gelmez; kalabalıklar içinde de kişi kendini yalnız hissedebilir. Çok çocuklu ailelerde büyüyen bir çocuk veya yoğun sivil toplum faaliyetlerinde bulunan biri de aidiyet duygusu eksikliği nedeniyle yalnız hissedebilir. Sosyal izolasyon fiziksel olarak ayrışmayı ifade ederken, yalnızlık öznel bir deneyimdir ve olumlu ya da olumsuz olabilir” diye konuştu.</p>
<h3 data-start="2535" data-end="2990"><strong data-start="2535" data-end="2596">Yaratıcı süreçler için yalnızlık önemli bir alan olabilir</strong></h3>
<p data-start="2535" data-end="2990">Aydın, yalnızlığın bireyin içsel deneyimlerini düşünmesi ve yaratıcı süreçler için fırsat sunduğunu belirtti: “Kişi, kendini ve ilişkilerini sorgulama zamanı bulabilir. Şairler geceleri yalnız kalarak şiir yazabilir, mühendisler izole çalışarak büyük projeler üretebilir. Tercih edilmiş yalnızlık, ideal hedeflere ulaşmak için gerekli bir süreçtir ve bireye tatmin ve huzur duygusu sunar.”</p>
<h3 data-start="2992" data-end="3577"><strong data-start="2992" data-end="3033">Yalnızlık doz aşarsa zararlı olabilir</strong></h3>
<p data-start="2992" data-end="3577">Ancak yalnızlığın fazla olduğunda zararlı bir etkiye dönüşebileceğini söyleyen Aydın, “Pandemi sonrası sosyal izolasyon arttı ve yalnızlığın zararları daha belirgin hale geldi. Eğer kişi derin duygusal yaralar hissetmeye başlıyorsa, sevilmediğini veya hayatta bir yerinin olmadığını düşünüyorsa bu yalnızlık tehlikeli hale gelmiştir. Uzun süreli yalnızlık, uyku bozukluklarına, artan strese ve buna bağlı sağlık sorunlarına yol açabilir. Ayrıca yalnız bireyler obezite, tansiyon, depresyon ve anksiyete gibi sorunlara daha yatkındır” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yalnizlikta-doz-cok-onemli-590823">Yalnızlıkta doz çok önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vietnam&#8217;ın Ankara Büyükelçisi Dang Başkan Altay&#8217;ı Ziyaret Etti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/vietnamin-ankara-buyukelcisi-dang-baskan-altayi-ziyaret-etti-586378</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Oct 2025 12:46:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[büyükelçi]]></category>
		<category><![CDATA[büyükelçisi]]></category>
		<category><![CDATA[dang]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[konya]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<category><![CDATA[vietnam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586378</guid>

					<description><![CDATA[<p>Vietnam Ankara Büyükelçisi Thi Thu Ha Dang, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay’ı ziyaret etti. Ziyarette iki ülke arasındaki ticari, sanayi ve turizm alanlarındaki ilişkilerin geliştirilmesi konuları ele alındı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vietnamin-ankara-buyukelcisi-dang-baskan-altayi-ziyaret-etti-586378">Vietnam&#8217;ın Ankara Büyükelçisi Dang Başkan Altay&#8217;ı Ziyaret Etti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Vietnam Ankara Büyükelçisi Thi Thu Ha Dang, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay’ı ziyaret etti. Ziyarette iki ülke arasındaki ticari, sanayi ve turizm alanlarındaki ilişkilerin geliştirilmesi konuları ele alındı.</strong></p>
<hr/>
<p>Vietnam Ankara Büyükelçisi Thi Thu Ha Dang, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay’ı ziyaret etti.</p>
<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Büyükelçi’yi Konya’da ağırlamaktan mutluluk duyduklarını ifade ederek, Asya ülkeleriyle güçlü ilişkiler yürütmeye devam ettiklerini vurguladı. Konya’nın tarihi ile bugünkü sanayisi, tarımı ve ekonomisi hakkında bilgi veren Başkan Altay, “Belediyecilik anlamında Türkiye’de geçmişten itibaren en iyi modellerden birisi Konya. Umarım ziyaretiniz ülkelerimiz arasındaki ilişkilerin gelişmesine vesile olur” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Vietnam Ankara Büyükelçisi Thi Thu Ha Dang da Konya’da bulunmaktan dolayı mutlu olduklarını belirterek, sıcak ev sahipliği için Başkan Altay’a teşekkür etti. Büyükelçi Thi Thu Ha Dang,“Hoşgörülü insanları ve zengin kültürüyle çok güzel bir ülkeniz var. Ülkelerimiz arasındaki ilişkiler çok güçlü ve gelişmeye de devam ediyor. Umuyorum ki iki ülke arasındaki ilişkiler çok daha iyi bir noktaya gelecektir” değerlendirmesini yaptı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vietnamin-ankara-buyukelcisi-dang-baskan-altayi-ziyaret-etti-586378">Vietnam&#8217;ın Ankara Büyükelçisi Dang Başkan Altay&#8217;ı Ziyaret Etti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gerçek dostluklar &#8216;Çevrimdışı&#8217; kaldı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gercek-dostluklar-cevrimdisi-kaldi-586275</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Oct 2025 09:00:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağ]]></category>
		<category><![CDATA[Çevrimdışı]]></category>
		<category><![CDATA[dostluklar]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kaldı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Yalnızlığı]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızlık]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586275</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gül Esra Atalay, sosyal medya ve yalnızlık konusunu ele aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gercek-dostluklar-cevrimdisi-kaldi-586275">Gerçek dostluklar &#8216;Çevrimdışı&#8217; kaldı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gül Esra Atalay, sosyal medya ve yalnızlık konusunu ele aldı.</p>
<p><strong>Sosyal medyada yalnızlığını gidermek isteyen milyonlarca insan var</strong></p>
<p>Sosyal medyada yalnızlığını gidermek isteyen milyonlarca insan olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Gül Esra Atalay, “Adı üstünde ‘sosyal’ medya: İnsanların bir araya gelmesine, birlikte bir şeyler yapmasına fırsat yaratacak platformlar… Peki gerçekten öyle mi? Yoksa bu mecralar yalnızlığımızı biraz daha görünmez kılarak derinleştiriyor mu? Sosyal medya ağlarıyla örülü bu çağda, insani bağların yerini ‘bağlantılar’ aldı. Facebook’a, Instagram’a bakarsak yüzlerce, hatta binlerce ‘arkadaşımız’ var. Ama bu ilişkiler klasik anlamda bir arkadaşlığın yerini tutabilir mi? Araştırmalar, ekran üzerinden kurduğumuz bağlar arttıkça, emek ve zaman isteyen dostlukların azaldığını söylüyor.” dedi.</p>
<p><strong>İnsanlar gerçek yakınlık kurmakta zorlanıyor</strong></p>
<p>Sosyolog Sherry Turkle’a atıfta bulunan Prof. Dr. Atalay, modern insanın durumunu ‘birlikte yalnızlık’ olarak tanımladığını kaydetti. Prof. Dr. Atalay, “İnsanlar sürekli bağlı, ama gerçek yakınlık kurmakta zorlanıyor. Bir ‘beğeni’, bir ‘emoji’, bir ‘iyi ki doğdun’ mesajı ama yüz yüze yarım saatlik bir sohbet bile yıllarca ertelenebiliyor. ‘Bir ara mutlaka karşılıklı bir kahve içelim’ mesajları hiçbir zaman tutamayacağımız sözler haline geliyor.  İnsan ilişkilerine dair kolektif bir çabasızdık ve yılgınlık içerisindeyiz.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Derinlikli sohbetlere, uzun soluklu dostluklara enerji kalmadı</strong></p>
<p>Her şeyin hıza teslim olduğu bir çağda, ilişkilerin de bu tempodan nasibini aldığını söyleyen Prof. Dr. Atalay, “Derinlikli sohbetlere, uzun soluklu dostluklara, kalıcı ilişkiler kurmaya zamanımız da enerjimiz de kalmıyor. Telefon rehberimiz dolu, sosyal medya listelerimiz de ama bir gün ansızın başımız sıkışsa gerçekten arayabileceğimiz kaç kişi var?” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Modern çağın üzücü gerçeğinin “Kalabalık yalnızlık” olduğunu dile getiren Prof. Dr. Atalay, “Psikoloji literatürü, sosyal medya mecralarındaki arkadaşların sayısal bolluğunun niteliksel bir karşılık taşımadığını vurguluyor. Oxford Üniversitesi Evrimsel Psikoloji bölümü öğretim üyesi Robin Dunbar’ın ünlü ‘Dunbar sayısı’ teorisine göre, insan zihni aynı anda 150 civarında sosyal ilişkiyi sağlıklı biçimde sürdürebiliyor. Oysa sosyal medya profillerimiz bu sınırı çoktan aşmış durumda. Yani elimizde çok sayıda isim var, fakat bunların sadece çok azı gerçekten ‘arkadaş’. Nitelik niceliğin gölgesinde kayboluyor.” dedi.</p>
<p><strong>Toplumsal dönüşüm her kuşağı etkiliyor</strong></p>
<p>Sosyal medyaya olan ilginin sadece genç kuşaklara özgü olmadığını kaydeden Prof. Dr. Atalay, “İleri yaşlı bireyler bile sosyal medyanın akışına kapılmış durumda. Bu özellikle şaşırtıcı, çünkü ömrünün büyük kısmını internet olmadan geçirmiş, karşılıklı sohbetin, kalabalık buluşmaların, misafirliğin komşuluğun tadını bilen bir nesilden bahsediyoruz. Buluşmalar yerini emoji değiş tokuşlarına bıraktı. Şehirlerde çoğu zaman komşuların ismi dahi bilinmiyor. Yani mesele yalnızca Z kuşağının meselesi değil; bu, toplumsal bir dönüşüm.” dedi.</p>
<p><strong>Modern insanın yalnızlığı dışarıdan fark edilmesi güç bir yalnızlık…</strong></p>
<p>Türk Dil Kurumu&#8217;nun (TDK) 2024 yılının kelimesini &#8220;kalabalık yalnızlık&#8221; olarak ilan ettiğini hatırlatan Prof. Dr. Atalay, &#8220;Metroda, otobüste yan yana oturan insanların her biri kendi telefonuna gömülmüş durumda. Kafelerde, restoranlarda aynı masalarda oturan herkes ayrı bir ekrana bakıyor. Modern insanın yalnızlığı, kalabalıkların içinde yaşanan, dışarıdan fark edilmesi güç bir yalnızlık.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Fiziksel beraberliğin öneminin unutulduğunu ve &#8220;aynı anda çevrimiçi olmanın yeterliymiş gibi geldiğini&#8221; vurgulayan Prof. Dr. Atalay, “Oysa insan, doğası gereği bağ kurmak ister. Güvenmeyi göze almak, ötekine yaklaşmak, içini dökmek ve bunu yaparken insani sıcaklığı hissetmek, tercihten öte, bir ihtiyaçtır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Bildirim sesi, bir dostun sesini duymanın yerini tutmuyor</strong></p>
<p>Sosyal medyanın faydalarına da dikkat çeken Prof. Dr. Gül Esra Atalay, “Bu teknolojiler zaman ve mekân engellerini ortadan kaldırarak iletişimi çok kolaylaştırıyor.  Sosyal medya sayesinde yeni topluluklar oluşuyor. Özellikle göçmenler, azınlık grupları, marjinalleştirilmiş bireyler çevrimiçi ağlarda dayanışma imkânı buluyor. Fakat bu tür bağların kalıcı ve derin bir ilişkiye dönüşebilmesi için hâlâ ‘fiziksel’ temasın, ortak mekânların, yan yana geçirilen zamanların yerine konulabilecek bir şey yok. İnternet teknolojisi ve bu teknoloji sayesinde ulaştığımız sosyal medya mecralarını insani ilişkileri geliştirmek, kesintisiz şekilde iletişim kurmak ve samimiyeti ilerletmek için kullandığımızda faydalı oluyor. Yüz yüze ilişkilerin yerine bir alternatif olarak düşündüğümüzde ve bunu bir alışkanlığa dönüştürdüğümüzde ise yalnızlık baş gösteriyor. Çünkü hiçbir bildirim sesi, bir dostun sesini duymanın yerini tutmuyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Yalnız ciddi bir sağlık riski olarak görülüyor</strong></p>
<p>Yalnızlık sorununa uluslararası platformda da çözüm arandığını belirten Prof. Dr. Atalay, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve bazı ülkelerin yalnızlıkla mücadele için attığı adımları hatırlattı.</p>
<p>Prof. Dr. Atalay, “Dünya Sağlık Örgütü 30 Haziran 2025’te yalnızlıkla ilgili yeni bir rapor yayımladı. Dünya Sağlık Örgütü yalnızlığı ciddi bir sağlık riski olarak görüyor. Raporda sosyal izolasyon ve yalnızlığın yaygın olduğu ve sağlık, iyi oluş ve toplum üzerinde ciddi ancak yeterince fark edilmeyen etkiler yarattığı vurgulanıyor. İngiltere ve Japonya’da bu sorun hakkında çözüm arayışları ve hizmetlerin sistematik hale getirilmesi hedefiyle yalnızlık bakanlıkları kuruldu. Bu gelişmeler yalnızlığın bireysel değil toplumsal bir sorun haline geldiğini gösteriyor. Ama çözülemez değil. Bu nedenle en yakınlarımızla ilişkilerimizi sosyal medya takiplerine, emoji değiş tokuşuna indirgemeden yeniden yan yana gelmenin ve birbirimizin gözlerine bakmanın yollarını bulmamız gerekiyor. Çünkü gerçek hayat ekranların ötesinde akıyor.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gercek-dostluklar-cevrimdisi-kaldi-586275">Gerçek dostluklar &#8216;Çevrimdışı&#8217; kaldı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tugay: Mutlaka ilişkileri güçlendirecek etkinlikler planlamalıyız</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tugay-mutlaka-iliskileri-guclendirecek-etkinlikler-planlamaliyiz-573789</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Sep 2025 14:53:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[bosna]]></category>
		<category><![CDATA[etkinlikler]]></category>
		<category><![CDATA[güçlendirecek]]></category>
		<category><![CDATA[hersek]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[mutlaka]]></category>
		<category><![CDATA[planlamalıyız]]></category>
		<category><![CDATA[saraybosna]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=573789</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Bosna Hersek’in Stari Grad Belediye Başkanı İrfan Čengić’i makamında ağırladı. İlişkilerin gelişmesi için iş birliğine hazır olduklarını belirten Başkan Tugay, “Mutlaka İzmir’de Bosna Hersek, Saraybosna ya da Stari Grad ile ilgili etkinlikler planlamalıyız.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tugay-mutlaka-iliskileri-guclendirecek-etkinlikler-planlamaliyiz-573789">Tugay: Mutlaka ilişkileri güçlendirecek etkinlikler planlamalıyız</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Bosna Hersek’in Stari Grad Belediye Başkanı İrfan Čengić’i makamında ağırladı. İlişkilerin gelişmesi için iş birliğine hazır olduklarını belirten Başkan Tugay, “Mutlaka İzmir’de Bosna Hersek, Saraybosna ya da Stari Grad ile ilgili etkinlikler planlamalıyız. Aynı şekilde Bosna Hersek’te de İzmir’i tanıtmalıyız. Hem kültürel hem de ticari ilişkiler açısından çok potansiyel var” dedi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, 94. İzmir Enternasyonal Fuarı’na katılan Bosna Hersek’in Stari Grad Belediye Başkanı İrfan Čengić ve beraberindeki heyeti ağırladı. Buluşmada; Dünya Bosna ve Hersek Göçmenleri Birliği Başkanı Hasan Şehoviç, Türkiye Bosna ve Hersek Kültür Dernekleri Federasyon Başkanı ve Bornova Belediyesi Başkan Yardımcısı Barbaros Taşer, İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi Atilla Baysak, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Zeki Yıldırım, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Övünç Özgen, İzmir Büyükşehir Belediyesi Dış İlişkiler Dairesi Başkanı Selin Sayın Kapancı da yer aldı.</p>
<p><strong>Tugay: Çok potansiyel var</strong></p>
<p>İzmir ile Stari Grad arasındaki ilişkileri güçlendirmeyi hedeflediklerini ve Balkan kültürünü tanıtmak istediklerini belirten Başkan Dr. Cemil Tugay, karşılıklı öğrenci değişiminin yanında iş insanlarını da bir araya getirebileceklerini söyledi. Tugay, “Karşılıklı ziyaretler oldukça dostluklar gelişiyor, yakın oluyoruz. Bunun arkasından mutlaka İzmir’de Bosna Hersek, Saraybosna ya da Stari Grad ile ilgili etkinlikler planlamalıyız. Aynı şekilde İzmir’i de Bosna Hersek’te tanıtmalıyız. Hem kültürel hem de ticari ilişkiler açısından çok potansiyel var” dedi. Özellikle İzmir’in fuarlarını Saraybosna’da tanıtmak istediklerini kaydeden Başkan Tugay, Balkan kültürünü tanıtan, dil kursları olan, söyleşiler, filmler gösterilen kültür merkezi projesi geliştirilebileceğini söyledi.  </p>
<p><strong>Čengić: İzmir çok büyük bir fırsat ve çok güzel bir şehir</strong></p>
<p>İzmir’de Balkan Kültür Merkezi projesine destek vermeye hazır olduklarını söyleyen Stari Grad Belediye Başkanı İrfan Čengić ise “Fuara bizi davet ettiğiniz için çok teşekkür ederiz. 12 gün içinde belediyemizi iyi tanıttığımızı düşünüyorum. Bizim için İzmir büyük bir kardeşlik bölgesi. İzmir’de insanlara Saraybosna’yı tanıtmak ve aynı şekilde Saraybosna’da İzmir’i tanıtmak istiyoruz. İzmir çok büyük bir fırsat ve çok güzel bir şehir. O yüzden de fuara katılmak istedik. Seneye umarım daha güzel olacak, hazırlıklı geleceğiz” dedi. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tugay-mutlaka-iliskileri-guclendirecek-etkinlikler-planlamaliyiz-573789">Tugay: Mutlaka ilişkileri güçlendirecek etkinlikler planlamalıyız</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TAFE ve AGCO, marka hakları, ticari ilişkiler ve ortaklık yapısını kapsayan kapsamlı bir uzlaşmaya vardı.</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tafe-ve-agco-marka-haklari-ticari-iliskiler-ve-ortaklik-yapisini-kapsayan-kapsamli-bir-uzlasmaya-vardi-2-551500</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Jul 2025 09:35:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[hakları]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[kapsamlı]]></category>
		<category><![CDATA[kapsayan]]></category>
		<category><![CDATA[marka]]></category>
		<category><![CDATA[ortaklık]]></category>
		<category><![CDATA[tafe]]></category>
		<category><![CDATA[ticari]]></category>
		<category><![CDATA[uzlaşmaya]]></category>
		<category><![CDATA[vardı]]></category>
		<category><![CDATA[yapısını]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=551500</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyanın en büyük traktör ve tarım ekipmanları üreticilerinden biri olan TAFE, AGCO ile marka hakları, ticari konular ve ortaklık yapısıyla ilgili tüm hususları kapsayan geniş çaplı bir uzlaşmaya ve çözüme varıldığını duyurdu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tafe-ve-agco-marka-haklari-ticari-iliskiler-ve-ortaklik-yapisini-kapsayan-kapsamli-bir-uzlasmaya-vardi-2-551500">TAFE ve AGCO, marka hakları, ticari ilişkiler ve ortaklık yapısını kapsayan kapsamlı bir uzlaşmaya vardı.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dünyanın en büyük traktör ve tarım ekipmanları üreticilerinden biri olan TAFE, AGCO ile marka hakları, ticari konular ve ortaklık yapısıyla ilgili tüm hususları kapsayan geniş çaplı bir uzlaşmaya ve çözüme varıldığını duyurdu.</strong></p>
<p>Hindistan, Chennai, 3 Temmuz 2025: Dünyanın en büyük traktör ve tarım ekipmanları üreticilerinden biri olan TAFE, AGCO ile marka hakları, ticari konular ve hissedarlıkla ilgili tüm hususlarda kapsamlı bir uzlaşmaya ve çözüme varıldığını duyurdu.</p>
<p>Uzlaşma aşağıdaki maddeleri kapsamaktadır. </p>
<ul>
<li>Massey Ferguson markasının mülkiyeti, Hindistan, Nepal ve Bhutan’da tek ve münashır olarak TAFE’ye ait olacak; bu kapsamda ‘Massey Ferguson’ ve ilişkili tüm markalara dair tüm haklar, unvan ve menfaatlerle birlikte, bunlara bağlı tüm marka değeri (goodwill) de TAFE’ye geçecektir.</li>
<li>TAFE, AGCO’nun TAFE’de sahip olduğu %20,7’lik hisseyi 260 milyon Amerikan Doları karşılığında geri satın alacak ve böylece TAFE, tamamı merkezi Hindistan’ın Chennai kentinde bulunan çok sektörlü sanayi grubu Amalgamations Group’a ait olan bir iştirak haline gelecektir.</li>
<li>TAFE, AGCO’daki %16,3 oranındaki hisselerini elinde tutacak ve bu oranı aşmayacaktır. Fakat, belirli istisnalar dışında, AGCO’nun gelecekteki hisse geri alım programlarına katılarak oransal sahipliğini koruyacaktır. </li>
<li>TAFE, belirli istisnalar haricinde, AGCO’nun Genel Kurul toplantılarında oy haklarını AGCO Yönetim Kurulu’nun tüm önerileri lehine kullanarak şirkete destek vermeyi sürdürecektir.</li>
<li>TAFE, AGCO liderliğiyle planlı ve periyodik görüşmeler yürüterek AGCO’daki uzun vadeli yatırımcı kimliğini sürdürecektir. </li>
<li>TAFE ile AGCO arasındaki tüm ticari anlaşmalar karşılıklı olarak feshedilecek olsa da, TAFE mevcut tedarik siparişlerini yerine getirecek ve tüm pazarlara parça tedariğini uzlaşılan şartlarda sürdürecektir.</li>
<li>Devam eden tüm hukuki süreçlerim kesin ve koşulsuz olarak geri çekilecektir. Hindistan’daki Madras Yüksek Mahkemesi’nde Massey Ferguson markasıyla ilgili olarak devam eden üç davada bir uzlaşı (consent decree) kararı alınması talep edilecektir.</li>
</ul>
<p>Anlaşmalar, AGCO&#8217;nun TAFE&#8217;deki hisselerinin geri alımıyla ilgili olarak Hindistan&#8217;da yürütülecek belirli yasal ve idari süreçlerin AGCO ve TAFE tarafından tamamlanmasının ardından yürürlüğe girecektir.</p>
<p><strong>Mallika Srinivasan, Chairman &#038; Managing Director &#8211; TAFE</strong>, “TAFE’nin büyüme hikâyesinde yeni bir döneme adım atarken, AGCO ile yıllardır sürdürdüğümüz güçlü ortaklığın farkındayız ve buna değer veriyoruz ve bu süreçte etkin bir hissedar olarak AGCO’ya desteğimizi sürdürüyoruz. TAFE ve Massey Ferguson, Hindistan’daki müşterilerin zihninde 65 yılı aşkın süredir eş anlamlı olarak yer almaktadır. Hindistan’daki çiftçi topluluğuna yönelik yenilikçi ürünlerimiz, çözümlerimiz ve hizmetlerimiz aracılığıyla, ülke tarımının dönüşümüne katkı sağlama kararlılığımızı bir kez daha vurguluyoruz. “Dünyayı Yetiştirmek” vizyonumuza doğru ilerlerken, tüm paydaşlarımıza olağanüstü bir değer sunacağımızdan eminiz.” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tafe-ve-agco-marka-haklari-ticari-iliskiler-ve-ortaklik-yapisini-kapsayan-kapsamli-bir-uzlasmaya-vardi-2-551500">TAFE ve AGCO, marka hakları, ticari ilişkiler ve ortaklık yapısını kapsayan kapsamlı bir uzlaşmaya vardı.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TAFE ve AGCO, marka hakları, ticari ilişkiler ve ortaklık yapısını kapsayan kapsamlı bir uzlaşmaya vardı.</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tafe-ve-agco-marka-haklari-ticari-iliskiler-ve-ortaklik-yapisini-kapsayan-kapsamli-bir-uzlasmaya-vardi-550686</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Jul 2025 12:49:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[hakları]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[kapsamlı]]></category>
		<category><![CDATA[kapsayan]]></category>
		<category><![CDATA[marka]]></category>
		<category><![CDATA[ortaklık]]></category>
		<category><![CDATA[tafe]]></category>
		<category><![CDATA[ticari]]></category>
		<category><![CDATA[uzlaşmaya]]></category>
		<category><![CDATA[vardı]]></category>
		<category><![CDATA[yapısını]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=550686</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hindistan, Chennai, 3 Temmuz 2025: Dünyanın en büyük traktör ve tarım ekipmanları üreticilerinden biri olan TAFE, AGCO ile marka hakları, ticari konular ve hissedarlıkla ilgili tüm hususlarda kapsamlı bir uzlaşmaya ve çözüme varıldığını duyurdu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tafe-ve-agco-marka-haklari-ticari-iliskiler-ve-ortaklik-yapisini-kapsayan-kapsamli-bir-uzlasmaya-vardi-550686">TAFE ve AGCO, marka hakları, ticari ilişkiler ve ortaklık yapısını kapsayan kapsamlı bir uzlaşmaya vardı.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hindistan, Chennai, 3 Temmuz 2025: Dünyanın en büyük traktör ve tarım ekipmanları üreticilerinden biri olan TAFE, AGCO ile marka hakları, ticari konular ve hissedarlıkla ilgili tüm hususlarda kapsamlı bir uzlaşmaya ve çözüme varıldığını duyurdu.</p>
<p>Uzlaşma aşağıdaki maddeleri kapsamaktadır. </p>
<ul>
<li>Massey Ferguson markasının mülkiyeti, Hindistan, Nepal ve Bhutan’da tek ve münashır olarak TAFE’ye ait olacak; bu kapsamda ‘Massey Ferguson’ ve ilişkili tüm markalara dair tüm haklar, unvan ve menfaatlerle birlikte, bunlara bağlı tüm marka değeri (goodwill) de TAFE’ye geçecektir.</li>
<li>TAFE, AGCO’nun TAFE’de sahip olduğu %20,7’lik hisseyi 260 milyon Amerikan Doları karşılığında geri satın alacak ve böylece TAFE, tamamı merkezi Hindistan’ın Chennai kentinde bulunan çok sektörlü sanayi grubu Amalgamations Group’a ait olan bir iştirak haline gelecektir.</li>
<li>TAFE, AGCO’daki %16,3 oranındaki hisselerini elinde tutacak ve bu oranı aşmayacaktır. Fakat, belirli istisnalar dışında, AGCO’nun gelecekteki hisse geri alım programlarına katılarak oransal sahipliğini koruyacaktır. </li>
<li>TAFE, belirli istisnalar haricinde, AGCO’nun Genel Kurul toplantılarında oy haklarını AGCO Yönetim Kurulu’nun tüm önerileri lehine kullanarak şirkete destek vermeyi sürdürecektir.</li>
<li>TAFE, AGCO liderliğiyle planlı ve periyodik görüşmeler yürüterek AGCO’daki uzun vadeli yatırımcı kimliğini sürdürecektir. </li>
</ul>
<p>TAFE ile AGCO arasındaki tüm ticari anlaşmalar karşılıklı olarak feshedilecek olsa da, TAFE mevcut tedarik siparişlerini yerine getirecek ve tüm pazarlara parça tedariğini uzlaşılan şartlarda sürdürecektir.</p>
<ul>
<li>Devam eden tüm hukuki süreçlerim kesin ve koşulsuz olarak geri çekilecektir. Hindistan’daki Madras Yüksek Mahkemesi’nde Massey Ferguson markasıyla ilgili olarak devam eden üç davada bir uzlaşı (consent decree) kararı alınması talep edilecektir.</li>
</ul>
<p>Anlaşmalar, AGCO&#8217;nun TAFE&#8217;deki hisselerinin geri alımıyla ilgili olarak Hindistan&#8217;da yürütülecek belirli yasal ve idari süreçlerin AGCO ve TAFE tarafından tamamlanmasının ardından yürürlüğe girecektir.</p>
<p><strong>Mallika Srinivasan, Chairman &#038; Managing Director &#8211; TAFE</strong>, “TAFE’nin büyüme hikâyesinde yeni bir döneme adım atarken, AGCO ile yıllardır sürdürdüğümüz güçlü ortaklığın farkındayız ve buna değer veriyoruz ve bu süreçte etkin bir hissedar olarak AGCO’ya desteğimizi sürdürüyoruz. TAFE ve Massey Ferguson, Hindistan’daki müşterilerin zihninde 65 yılı aşkın süredir eş anlamlı olarak yer almaktadır. Hindistan’daki çiftçi topluluğuna yönelik yenilikçi ürünlerimiz, çözümlerimiz ve hizmetlerimiz aracılığıyla, ülke tarımının dönüşümüne katkı sağlama kararlılığımızı bir kez daha vurguluyoruz. “Dünyayı Yetiştirmek” vizyonumuza doğru ilerlerken, tüm paydaşlarımıza olağanüstü bir değer sunacağımızdan eminiz.” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tafe-ve-agco-marka-haklari-ticari-iliskiler-ve-ortaklik-yapisini-kapsayan-kapsamli-bir-uzlasmaya-vardi-550686">TAFE ve AGCO, marka hakları, ticari ilişkiler ve ortaklık yapısını kapsayan kapsamlı bir uzlaşmaya vardı.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Modern çağda ilişkiler neden kısa ömürlü?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/modern-cagda-iliskiler-neden-kisa-omurlu-550414</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Jul 2025 07:35:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çağda]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[kışa]]></category>
		<category><![CDATA[modern]]></category>
		<category><![CDATA[neden]]></category>
		<category><![CDATA[ömürlü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=550414</guid>

					<description><![CDATA[<p>Modern çağda ikili ilişkilerin büyük bir kısmı, adeta bağ kurulamadan başlıyor ve aynı hızla son buluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/modern-cagda-iliskiler-neden-kisa-omurlu-550414">Modern çağda ilişkiler neden kısa ömürlü?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Modern çağda ikili ilişkilerin büyük bir kısmı, adeta bağ kurulamadan başlıyor ve aynı hızla son buluyor. Tahammülsüzlük ve kişisel önceliklerin ilişkiden öne geçirilmesi, dijital çağın getirdiği sürekli bağlantıya rağmen gerçek iletişimin kurulamaması yani iletişim çağında derin iletişimsizlik, empati eksikliği ve sabırsızlık ilişkileri yıpratan başlıca unsurlar arasında yer alıyor. <strong>Acıbadem Kartal Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Aycan Koç</strong> “Günümüzde ne yazık ki ikili ilişkilerde her iki taraf da çoğunlukla yalnız hissediyor. İlişkilerde artık samimiyet değil, strateji belirleyici oluyor. İnsanlar birine yaklaşırken dahi “nasıl görünüyorum, yeterince ilgi çekiyor muyum, kaybedersem nasıl toparlarım?” gibi hesaplarla hareket ediyor. Öte yandan sosyal medyanın ikili ilişkilerdeki yıkıcı etkisi de göz ardı edilemez. Çünkü ilişkiler günümüzde artık sadece iki kişi arasında yaşanmıyor; görünürlük, beğeni ve onay arayışı da sürecin içine dahil olmuş durumda. Bir hikayede etiketlenmemek, birlikte çekilen fotoğrafın paylaşılmaması ya da geç gelen bir mesaj bile, ilişkinin kolaylıkla derinden sarsılmasına neden olabiliyor” diyor. Özellikle Z kuşağında bu durumun daha da belirgin olduğunu belirten Uzman Klinik Psikolog Aycan Koç, günümüzde ikili ilişkileri tüketen 6 yaygın hatayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Eleştiriyi iletişim sanmak </strong></li>
</ul>
<p>Birçok kişi rahatsızlığını dile getirirken, aslında karşısındakini yargılıyor. “Bu davranışın beni etkiledi” demek yerine “Sen zaten hep böylesin” cümleleriyle konuşmak, iletişimi çözüm değil, saldırı haline getiriyor. Uzman Klinik Psikolog Aycan Koç “Eleştiri, duygu temelli bir farkındalık içermediğinde savunmaya neden olur. Partnerini sürekli yetersiz gören bir yaklaşım, bir süre sonra ilişkiyi de değersizleştirir. İletişim; suçlamak değil, paylaşmaktır” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Susarak mesafe koymak</strong></li>
</ul>
<p>Susmak her zaman sakinlik değil, çoğu zaman uzaklaşmadır. “Konuşacak bir şeyim yok”, “Zaten anlamıyorsun”, “Ne fark edecek ki?” Bu tür cümlelerin ardında genellikle çözümden değil, kopuştan beslenen bir tavır yatar. Konuşulmayan her mesele, zamanla birikerek ilişkiyi sessizce tüketir. İlişkiler, duyguların dolaşıma girebildiği kadar yaşar. </p>
<ul>
<li><strong>Partnerini toplum içinde küçük düşürmek</strong></li>
</ul>
<p>Partnerini başkalarının yanında alaya almak, ima yollu eleştirmek ya da küçümsemek ilişkideki güven zeminini zedeler. Daha da yıpratıcı olan ise bu davranış sonrası gelen şu cümledir: “Çok alıngansın, şaka yaptım.” İlişkide yaşanan kırgınlık değil, o kırgınlığı dile getirince suçlanmak asıl yarayı oluşturur. Saygı, ilişkide sevgi kadar onarıcıdır. </p>
<ul>
<li><strong>“Ben Böyleyim” cümlesiyle değişime direnç göstermek </strong></li>
</ul>
<p>“Beni böyle kabul et” cümlesi, çoğu zaman değişime dirençtir. Oysa ilişki, iki tarafın da birlikte gelişmesiyle güçlenir. Sabit kalan bir kimlik yapısı, zamanla ilişkiyi esnetilemeyen bir alana dönüştürür. Ve esnemeyen her yapı, ilk sarsıntıda kırılır. </p>
<ul>
<li><strong>Duyguların adını koymadan anlaşılmayı beklemek </strong></li>
</ul>
<p>“Ben söylemeden anlamalı”, “Seviyorsa hisseder” Bu tür düşünceler, duygusal beklentiyi romantize ederken iletişimi yok sayar. Oysa ifade edilmeyen her duygu, zamanla kırgınlığa dönüşür. İlişkiler, sezgilerle değil, açıklıkla güçlenir. </p>
<ul>
<li><strong>Dijital tuzağa düşmek!</strong></li>
</ul>
<p>Uzman Klinik Psikolog Aycan Koç “Sosyal medya, yalnızca tanışmaları kolaylaştırmadı; bağ kurmanın değerini de azalttı. Artık biriyle sorun yaşandığında çözüm aramak yerine, “yerine koyulabilecek başka biri” fikri devreye giriyor. İlişkiler derinleşmeden tüketiliyor, bir ‘tıkanıklık’ anında vazgeçmek, beklemekten daha kolay geliyor. Çünkü dijital çağda herkes ulaşılabilir ama kimse vazgeçilmez değilmiş gibi bir algı hakim. Öte yandan, görünürlük ve beğenilme isteğinin ilişkilerin önüne geçmesiyle; bir hikayede etiketlenmemek, birlikte çekilen fotoğrafın paylaşılmaması ya da geç gelen bir mesaj bile, ilişkinin kolaylıkla derinden sarsılmasına neden olabiliyor. Oysa ilişki, dışarıdan nasıl göründüğünden çok, içeride nasıl hissedildiğiyle yaşanır. Bağ, beğeniyle değil, güvenle kurulur” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/modern-cagda-iliskiler-neden-kisa-omurlu-550414">Modern çağda ilişkiler neden kısa ömürlü?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kemer Belediyesi&#8217;nde halkla ilişkiler ve iletişim semineri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kemer-belediyesinde-halkla-iliskiler-ve-iletisim-semineri-541391</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 May 2025 13:24:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesinde]]></category>
		<category><![CDATA[halkla]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[kemer]]></category>
		<category><![CDATA[semineri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=541391</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kemer Belediyesi başkan yardımcıları, birim müdürleri ve belediye personeline, “Halkla ilişkiler ve iletişim” konulu seminer verildi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kemer-belediyesinde-halkla-iliskiler-ve-iletisim-semineri-541391">Kemer Belediyesi&#8217;nde halkla ilişkiler ve iletişim semineri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kemer Belediyesi başkan yardımcıları, birim müdürleri ve belediye personeline, “Halkla ilişkiler ve iletişim” konulu seminer verildi. </p>
<p>Kemer Belediyesi tarafından düzenlenen seminere konuşmacı olarak Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erten Gökçe katıldı. </p>
<p>Prof. Dr. Gökçe tarafından Kemer Belediyesi Şehit Ömer Halisdemir Meclis Salonu’nda ilk olarak başkan yardımcıları ve birim müdürlerine verilen seminere, Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu, Kemer Belediye Başkan Yardımcıları Semih Top, Gülsüm Bal ve Mehmet Derya Baytekin ile belediye birim müdürleri katıldı. </p>
<p>Daha sonra belediye personeline de verilen seminerde, halkla belediyenin bütünleşmesi, halkla doğru ve düzgün iletişim, halkın belediyeden isteklerine karşı belediye personelinin tutumu, halkla belediyenin birbirine yaklaşımları gibi konular konuşuldu. </p>
<p>Seminer sonrası Prof. Dr. Gökçe tarafından katılımcılara sertifika verildi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kemer-belediyesinde-halkla-iliskiler-ve-iletisim-semineri-541391">Kemer Belediyesi&#8217;nde halkla ilişkiler ve iletişim semineri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir ve Bremen arasındaki ilişkiler güçlenecek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmir-ve-bremen-arasindaki-iliskiler-guclenecek-457864</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 May 2024 21:00:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[arasındaki]]></category>
		<category><![CDATA[bremen]]></category>
		<category><![CDATA[güçlenecek]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=457864</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir'in kardeş kenti Bremen ile ekonomik ilişkileri güçlendirmede önemli rol oynayan Bremeninvest'in Türkiye İlişkileri Koordinatörü Malte Weyhausen'i ağırladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-ve-bremen-arasindaki-iliskiler-guclenecek-457864">İzmir ve Bremen arasındaki ilişkiler güçlenecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Başkan Tugay, yeni ortak çalışmalar için kapısının açık olduğunu belirterek, “İzmir kendi sınırları içerisinde yaşayan bir şehir değil. Bu kentin kalkınması ve refahı için yapacağımız çok proje var” dedi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Bremen’de iş sahasının gelişimini desteklemek için faaliyet gösteren hizmet şirketi Bremeninvest&#8217;in Türkiye İlişkileri Koordinatörü Malte Weyhausen ile İzmir Sorumlusu Erol Tüfekçi’yi ağırladı. Başkan Tugay&#8217;a hayırlı olsun ziyaretinde bulunduklarını ifade eden Malte Weyhause, ortak çalışmalar yapmak istediklerini belirtti. Weyhausen, “İzmir bir Avrupa kenti gibi hissettiriyor. Lojistik sektörü için önemli bir kent ve bu konuda bizim de girişimlerimiz var. İzmir ile Bremen, kardeş ilişkileri güçlü iki kent. Biz de Bremen ve İzmir arasındaki ekonomik iş birliklerini geliştirmek üzere çalışmalar yapıyoruz” diye konuştu.</p>
<p><strong>“İzmir&#8217;in kalkınması için yapacağımız çalışmalar var”</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay ise yapacakları güzel çalışmaların önemli kazanımlar sağlayacağını belirtti. İzmir&#8217;in kendi sınırları içerisinde yaşayan bir şehir olmadığını da vurgulayan Başkan Tugay, “Şu ana kadar olan çabalarınızı destekliyorum. Bundan sonrası için de destekleyici bir tavır içerisinde olacağım. İzmir&#8217;in kalkınması için yapacağımız çalışmalar var. Tarım, ticaret, turizm başta olmak üzere birçok projemiz var. İzmir&#8217;de yapılan üretimin artması, markalaşma bizim açımızdan önemli. Üretici ve tüketici ilişkisi doğru kurulsun diye bir köprü görevi üstlenebiliriz” dedi.</p>
<p><strong>Hedef İzmir&#8217;in kalkınması </strong></p>
<p>İzmir&#8217;in kalkınması için yapacakları çalışmaları anlatan Tugay, yeni teknolojilerin kullanılması ve yapay zekâ alanında da önemli adımlar atmayı planladıklarını vurguladı. Tugay, “Yenilenebilir enerji ve atık yönetimi ile ilgili de birçok projemiz var. Bu alanda da İzmir&#8217;i daha üst seviyelere taşıyacak çalışmalarımız olacak. Yapabileceğimiz her türlü çalışma için kapımız size her zaman açık” diye konuştu.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-ve-bremen-arasindaki-iliskiler-guclenecek-457864">İzmir ve Bremen arasındaki ilişkiler güçlenecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çevrimiçi flört uygulamalarına dikkat! Flört uygulamalarında ilişkiler hızlı başlayıp hızlı bitiyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cevrimici-flort-uygulamalarina-dikkat-flort-uygulamalarinda-iliskiler-hizli-baslayip-hizli-bitiyor-449351</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Apr 2024 11:39:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[başlayıp]]></category>
		<category><![CDATA[bitiyor]]></category>
		<category><![CDATA[çevrimiçi]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[flört]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[uygulamalarına]]></category>
		<category><![CDATA[uygulamalarında]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=449351</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çevrimiçi flört uygulamalarının ilişkilerin hızlı başlayıp hızlı bitmesine ve tükenmesine sebep olduğunu ifade eden uzmanlar, çevrimiçi flört uygulamaları üzerinden başlayan ilişkilerde ve evliliklerdeki başlıca sorunların temelinde sağlıklı iletişimin ve güven ilişkisinin kurulamamasının geldiğini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cevrimici-flort-uygulamalarina-dikkat-flort-uygulamalarinda-iliskiler-hizli-baslayip-hizli-bitiyor-449351">Çevrimiçi flört uygulamalarına dikkat! Flört uygulamalarında ilişkiler hızlı başlayıp hızlı bitiyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çevrimiçi flört uygulamalarının ilişkilerin hızlı başlayıp hızlı bitmesine ve tükenmesine sebep olduğunu ifade eden uzmanlar, çevrimiçi flört uygulamaları üzerinden başlayan ilişkilerde ve evliliklerdeki başlıca sorunların temelinde sağlıklı iletişimin ve güven ilişkisinin kurulamamasının geldiğini söylüyor. </strong></p>
<p><strong>“Flört uygulamaları sadakat açısından ilişkilerde tehdit oluşturuyor.” diyen Uzman Klinik Psikolog Penbesel Özdemir Yağız, bu kişilerin romantik partner aramanın yanı sıra özgüven tatmini, popülerlik, beğeni ve ilgi kazanma gibi ikincil kazançlar için de uygulamaları kullandığını kaydetti.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Penbesel Özdemir Yağız, flört uygulamaları ve evlilik hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>“Çevrimiçi flört uygulamaları kolay ulaşılabilir bir tüketim aracı haline geldi”</strong></p>
<p>Günümüz dünyasında dijitalleşme ile birlikte çevrimiçi flört uygulamalarının, birçok insan için kolay ulaşılabilir bir tüketim aracı haline geldiğini ifade eden Uzman Klinik Psikolog Penbesel Özdemir Yağız, “Kolay ulaşılan, içinde birçok alternatif partner seçeneğini barındıran çevrimiçi flört uygulamaları, ilişkilerin hızlı başlayıp hızlı bitmesine ve tükenmesine sebep oluyor. Çevrimiçi flört uygulamaları üzerinden başlayan ilişkilerde ve evliliklerdeki başlıca sorunların temeline bakıldığında yeterince sağlıklı iletişimin ve güven ilişkisinin kurulamaması geliyor. Çevrimiçi ortamlarda yeterince sağlıklı iletişimin ve güven ilişkisinin kurulamaması, ilişkinin hızlıca tükenmesine neden oluyor.” dedi.</p>
<p><strong>“Uygulama aracılığıyla tanışan ve evlenen çiftlerin ilişki zeminini zayıf…”</strong></p>
<p>Çevrimiçi flört uygulamalarında kişilerin fiziksel görünüşleri ile bir etkileşim başladığını ancak güçlü ilişkiler, yakınlık ve derinlik kurmanın, duygusal olarak bağlanmak gibi ihtiyaçları barındırdığını dile getiren Uzman Klinik Psikolog Penbesel Özdemir Yağız, “Güçlü evliliklerin ve romantik ilişkilerin sırlarına baktığımızda sağlıklı iletişim, sadakat, güven, bağlılık ve yakınlık kurmak gibi faktörler öne çıkıyor. Uygulama aracılığıyla tanışan ve evlenen çiftlerin ilişki zeminine bakıldığında altyapısının zayıf olduğu, kişilerde bağlanma isteğinin azaldığı görülüyor. Bu durum, evliliklerdeki doyum ve memnuniyetin azalmasına, boşanmaların ise artmasına neden oluyor.” diye konuştu. </p>
<p><strong>Yüzeysel ve yakınlık olmayan ilişkiler yaşanıyor</strong></p>
<p>Flört uygulamalarını kullanan kişilere bakıldığında ise hep daha iyisinin olabileceği varsayımına inandıklarını, dolayısıyla yüzeysel ve yakınlık olamayan ilişkiler yaşadıklarının görüldüğünü kaydeden Uzman Klinik Psikolog Penbesel Özdemir Yağız, “Dolayısıyla flört uygulamaları sadakat açısından ilişkilerde tehdit oluşturuyor. Çevrimiçi flört uygulamalarını kullanan kişilere baktığımızda romantik partner aramanın yanı sıra, özgüven tatmini, ideal benlik imajı yaratma, popülerlik, beğeni ve ilgi kazanma gibi ikincil kazançlar için de kullanıldığı belirtiliyor. Bu uygulamaları kullanan kişilerin gerçek yaşamın sorunlarından, sıkıntı yaratan durumlardan ve duygularla yüzleşmekten kaçınmak için de sık sık flört uygulamalarına başvurduğu biliniyor. Bu uygulamalarda edinilen beğeniler ile kişi iyi hissetme eğiliminde oluyor ancak bu durum kişinin sorunlar karşısında işlevsel baş etme stratejileri geliştirmesine engel oluyor, sanal ortamlardaki beğenilerin verdiği iyilik hissine sığınarak kaçınma davranışı geliştirmesine neden oluyor.” dedi. </p>
<p><strong>Çevrimiçi flört şiddeti artıyor…</strong></p>
<p>Flört uygulamaları aracılığıyla partnerlerin birbirine uyguladığı duygusal şiddette artış görüldüğünü de ifade eden Uzman Klinik Psikolog Penbesel Özdemir Yağız, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p> “Uygulamada başlayan ve evlilik ile devam eden ilişkilerde, çevrimiçi uygulamalardaki duygusal şiddetin devam ettiği, bu nedenle çiftlerin mutsuz oldukları görülüyor. Çevrimiçi flört şiddetine baktığımızda; kişi ilişkinin başlangıcında flört ettiği kişiye sosyal medyada beğeni yağmurunda bulunarak, aşk mesajlarına boğarak partnerinin ilgisini çekiyor. Ona özel ve değerli olduğu mesajını veriyor, böylece partneri üzerinde duygusal bir tahakküm kuruyor. </p>
<p><strong>İlişkide manipülasyon ve duygusal şiddet…</strong></p>
<p>Sonrasında ise kolayca ulaştığı bu ilişkiden kolayca sıkılıp, tüm iletişimini kesiyor. Yok saymaya, bir görünüp bir kaybolmaya başlıyor. İlişkide manipülasyon ve duygusal şiddet böylece vuku buluyor. Kıskançlık sorunları ekleniyor. Duygusal yakınlıktan ve bağlılıktan uzak bu ilişkilerde mutsuzluk her geçen gün artıyor.</p>
<p>Mutsuz evlilikler, mutsuz çocukların yetişmesine neden oluyor. Böylece mutsuzluk toplumda bir salgın gibi yayılıyor. Güçlü evlilikler kurmak, mutlu birer çift olabilmek için, çiftlerin birbirleri ve ilişkileri üzerine çalışabilmeleri için mutlaka çift terapisinden ve bir uzmandan destek alması gerekiyor.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cevrimici-flort-uygulamalarina-dikkat-flort-uygulamalarinda-iliskiler-hizli-baslayip-hizli-bitiyor-449351">Çevrimiçi flört uygulamalarına dikkat! Flört uygulamalarında ilişkiler hızlı başlayıp hızlı bitiyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dr. Öğr. Üyesi Fatma Turan: &#8220;Sağlıklı ilişkiler, yalnızlık duygusuyla baş edebilmek için önemli&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dr-ogr-uyesi-fatma-turan-saglikli-iliskiler-yalnizlik-duygusuyla-bas-edebilmek-icin-onemli-399827</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Aug 2023 13:54:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[duygusuyla]]></category>
		<category><![CDATA[edebilmek]]></category>
		<category><![CDATA[fatma]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[öğr]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[turan]]></category>
		<category><![CDATA[üyesi]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=399827</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dostu olanlar daha mutlu olurken, olumlu ilişkiler psikolojik iyi oluşa katkı sağlıyor. İnsanın sosyal bir varlık olarak iletişim kurmak istediğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Fatma Turan, doğduğu andan itibaren çevresiyle bir iletişim içinde olan bireylerin varlığını devam ettirebilmesi için ilişkilere ihtiyacı olduğunu belirtiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-ogr-uyesi-fatma-turan-saglikli-iliskiler-yalnizlik-duygusuyla-bas-edebilmek-icin-onemli-399827">Dr. Öğr. Üyesi Fatma Turan: &#8220;Sağlıklı ilişkiler, yalnızlık duygusuyla baş edebilmek için önemli&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dostu olanlar daha mutlu olurken, olumlu ilişkiler psikolojik iyi oluşa katkı sağlıyor. İnsanın sosyal bir varlık olarak iletişim kurmak istediğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Fatma Turan, doğduğu andan itibaren çevresiyle bir iletişim içinde olan bireylerin varlığını devam ettirebilmesi için ilişkilere ihtiyacı olduğunu belirtiyor. “Kendi duygularımızın ve değer yargılarımızın farkında olarak çevremizdeki kişilerle sağlıklı ilişkiler kurmak, yalnızlık duygusuyla baş edebilmemiz için bize önemli katkılar sunuyor” diyen Turan, sağlıklı bir dostluk için ise kişisel sınırların muhafazasına dikkat çekiyor.  Turan, sanal arkadaşlıklar yerine gerçek dostluklar kurulması gerekliliğinin de altını çiziyor…</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Fatma Turan, dostluk ilişkisinin insanın hayatındaki yeri ve önemine dair değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><strong>Olumlu ilişkiler psikolojik iyi oluşumuza katkı sağlıyor</strong></p>
<p>Yapılan bir araştırmaya göre, dostu olanlar çok daha mutlu. Bu da iyi ilişkileri olanların daha mutlu olduğunu ortaya koyuyor.</p>
<p>Kişinin yaşamında diğer insanlarla kurmuş olduğu ilişkilerin önemli bir yere sahip olduğunu belirten Pozitif Psikoloji Koordinatörü Dr. Öğr. Üyesi Fatma Turan, “Günlük yaşamımızda çevremizdeki kişilerle kurduğumuz olumlu ilişkiler kendimizi mutlu hissetmemizi sağlar ve psikolojik iyi oluşumuza önemli katkıda bulunur. Pozitif psikolojinin kurucusu Martin Seligman psikolojik iyi oluşu yeterli düzeyde olan kişilerin; yaşamlarında olumlu duyguları daha sıklıkla yaşayan, çevresindeki kişilerle derin ve  doyurucu ilişkiler kurabilen, hayatının bir amacı ve anlamı olduğuna inanan, kendisini başarılı hisseden, tutkuyla bağlanabildiği, onunla meşgulken zamanı unutabildiği ve keyif alabildiği meşguliyetleri olan özelliklere sahip olduğunu ifade eder. Bu noktadan hareketle çevresindeki kişilerle karşılıklı güvene, saygı ve sevgiye dayalı ilişkiler kurabilen kişilerin kendilerini daha iyi hissettiklerini ve psikolojik iyi oluşlarına önemli katkılarda bulunduklarını ifade edebiliriz. Çevremizde değerlerimizin, duygularımızın ve hassasiyetlerimizin farkında olan kişilerin olması ve onlarla karşılıklı güven, saygı, sevgi çerçevesinde ilişkilerde bulunmak mutluluğumuza önemli katkıda bulunmaktadır.” dedi.</p>
<p><strong>“Varlığımızı devam ettirebilmek için ilişkilere ihtiyacımız var”</strong></p>
<p>İnsanın sosyal bir varlık olarak iletişim kurmak istediğini ve bu yüzden yalnızlığın insana mahsus olmadığını hatırlatan Turan, “Doğduğumuz andan itibaren varlığımızı ortaya koymak ve varlığımızın diğerleri tarafından fark edilmesi, önemsenmesi için birçok davranış sergiliyoruz. Bir bebek ağlama davranışı ile var olduğunu, ihtiyaçları olduğunu ve yaşamının devamı için bu ihtiyaçların karşılanması gerektiğini bize söylüyor. Hem biyolojik hem duygusal ihtiyaçlarımızın karşılanması sonucu bu yaşamda bir anlam bulmaya ve amaç oluşturmaya çalışıyoruz. Yani doğduğumuz andan itibaren çevremizdeki kişilerle bir etkileşim ve iletişim içindeyiz ve yaşamda varlığımızı devam ettirebilmek için ilişkilere ihtiyacımız var. Zaman içerisinde çevremizdeki kişilerle kurduğumuz ilişkiler ve model alma yoluyla, öğrenmeyle biz de ilişki kurmayı öğreniyor, sosyal bir varlık olarak yaşantımıza devam ediyoruz. Bu noktada kendi duygularımızın ve değer yargılarımızın farkında olarak çevremizdeki kişilerle sağlıklı ilişkiler kurmak, yalnızlık duygusuyla baş edebilmemiz için bize önemli katkılar sunuyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Gerçek dostluk ilişkisinde mesafelerin bir önemi yok</strong></p>
<p>Karşılıklı güven duymanın, değer yargıları ve kişisel hassasiyetlere önem vermenin, kişisel sınırlara saygı duyma ve sevgi dostluk bağının temelini oluşturduğunu ifade eden Turan, “İyi bir dostluk ilişkisinde; kişinin kendisi için istediği güzel şeyleri karşısındaki kişi için de istiyor olması ve kendi yaşamında olmasını istemediği olumsuz yaşantıları karşısındaki kişinin de yaşamasını istemiyor olması oldukça önemli bir yere sahiptir. Gerçek bir dostluk ilişkisinde mesafelerin bir önemi yoktur ve bizim toplumumuzda konuyla ilgili ‘iki elim kanda olsa gelirim’ sözü vardır. Burada dostluğa verilen önem ve değer vurgulanmakta, kişinin kendi gücü ve yetenekleri doğrultusunda dostunun bir ihtiyacı olduğunda ona destek olabilmek için pek çok zorluğun üstesinden gelebileceği ifade edilmektedir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Karşılıklı sınırlı iyilik ve sınırlı fedakârlık kavramları önemli</strong></p>
<p>Dostluk ilişkisinin korunması ve sağlıklı bir şekilde devam edebilmesinde; karşılıklı güven, sevgi, saygı, hassasiyetlere önem ve değer vermenin, kişisel sınırları muhafaza etmenin önemli mihenk taşlarını oluşturduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Fatma Turan, “Bu noktadan hareketle dostluk ilişkisinde karşılıklı sınırlı iyilik ve sınırlı fedakârlık kavramları da oldukça önemlidir. Sınırlı derken dostluk adına karşımızda kişinin özel hayatına girmeden, onun ihtiyaçları noktasında kendi yapabileceklerimizi maddi manevi olarak açık ve net bir şekilde ifade ederek davranışlarımızı ortaya koymak önemlidir. ‘Senin için yapabileceğim bir şey var mı? Bu konuda sana nasıl yardımcı olabilirim?’<em><strong> </strong></em>soruları çok değerlidir. Biz genelde dostluk kavramını yanlış anlayabiliyoruz. ‘Senin için her şeyi yaparım, senin her ihtiyacını karşılarım.’ Hiçbirimiz tüm güce sahip değiliz, elimizde sihirli değnekler de yok. Her birimizin kendine ait gerçekleri var, bu gerçeklerin farkında olarak ilişkilerimizi düzenlemek ve davranışlarımızı ortaya koymak durumundayız.” diye konuştu. </p>
<p><strong>Dostluk ve arkadaşlık ilişkisi farklı</strong></p>
<p>“Kişiler, farklı bakış açıları, değer yargıları, hassasiyetleri olan kişilerle arkadaşlık kurabilirler.” diyen Turan, “Bununla birlikte dostluk ilişkilerinde benzer duygulara, düşünce yapılarına, yaşam amacına ve anlamına sahip olmak, değer yargıları ve hassasiyetlerinin benzer olması oldukça önemli bir yere sahiptir.<strong> </strong>Dostluk ilişkisinde kişi, kendiyle ilgili özel paylaşımlarda bulunabilmekte ve sorunlarının çözümü adına yardım talebinde bulunabilmekte iken, arkadaşlık ilişkisinde sınırlar daha belirgindir.” dedi. </p>
<p><strong>Kişi, kendisiyle ilgili farkındalıklarını artırdıkça daha sağlıklı ilişkiler kurabilir</strong></p>
<p>‘Dostunu düşmanını bileceksin’ atasözünün gerçek hayatta uygulanabilir olup olmadığını da değerlendiren Turan, “Dost ya da düşman kavramlarından ziyade bu sözü günlük yaşamda şu şekilde davranışlarımıza yansıtabiliriz. Kişi yaşam olayları içerisinde kendisiyle ilgili farkındalıklarını artırdıkça ilişki içindeki sınırlarını da belirlemekte ve daha sağlıklı ilişkiler kurabilmektedir. Bu noktadan hareketle kişi kendisine saygı duyulduğunu, kendisinin duygu, düşünce, değer ve hassasiyetlerine önem verildiğini hissettiği, motivasyonunu yükselten ilişkilere ve kişilere daha fazla emek verirken, ifade ettiğimiz özelliklere sahip olmayan ilişkiler ve kişilerden  uzak durabilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Sanal arkadaşlıklar yerine gerçek dostluklar kurulmalı</strong></p>
<p>Artan dijitalleşmenin dostluğun ve mutluluğun seyrine etkileri konusunda, günlük yaşamımızda dijital ortamdan uzak kalmamızın mümkün görülmediğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Fatma Turan, “Bu ortamda kişiler kendilerini olduklarından farklı ve kendi gerçeklerinden uzak bir şekilde gösterebilmektedirler. Karşımızdaki kişiyi doğru tanıyabilmek ve kendimizi koruyabilmek adına dijital ortamda oldukça dikkatli ve özenli hareket etmek durumundayız. Özellikle sanal ortamda yeni tanıştığımız kişilere karşı daha sınırlı hareket etmemiz, kendimizle ilgili özel bilgileri ve görselleri paylaşmamamız oldukça önem arz etmektedir.” dedi. </p>
<p>Dijitalleşen dünyada dostluk ilişkisinin daha da önem kazandığını vurgulayan Turan sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Mış gibi yaşamlardan ziyade gerçekten duygularımızı hissedebilecek, ihtiyacımız olduğunda yanımızda olacağını bildiğimiz kişilerle ilişki kurmaya özen göstermeli ve emeğimizi bu yönde ortaya koymalıyız. Genel olarak ilişkilerimizde hatalarımız olabilir ve bu çok olağan bir durumdur. Bununla birlikte ilişkilerdeki hatalarımızı fark edip, karşımızdaki kişiyle bunları açık ve net bir şekilde konuşabilmek ve uzlaşmacı bir şekilde ortak nokta da buluşabilmek hem arkadaşlık hem de dostluk ilişkilerimizin daha sağlıklı bir şekilde devam edebilmesine önemli katkılarda bulunacaktır.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-ogr-uyesi-fatma-turan-saglikli-iliskiler-yalnizlik-duygusuyla-bas-edebilmek-icin-onemli-399827">Dr. Öğr. Üyesi Fatma Turan: &#8220;Sağlıklı ilişkiler, yalnızlık duygusuyla baş edebilmek için önemli&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hepimizin hayatında toksik kişiler, toksik ilişkiler olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hepimizin-hayatinda-toksik-kisiler-toksik-iliskiler-olabilir-396929</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Aug 2023 13:10:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hayatında]]></category>
		<category><![CDATA[hepimizin]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[kişiler]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[toksik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=396929</guid>

					<description><![CDATA[<p>Herkesin toksik kişiler ve ilişkilerle karşılaşabileceğini belirten uzmanlar, bu kişilerin yakın çevremizde de olabileceğini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hepimizin-hayatinda-toksik-kisiler-toksik-iliskiler-olabilir-396929">Hepimizin hayatında toksik kişiler, toksik ilişkiler olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Herkesin toksik kişiler ve ilişkilerle karşılaşabileceğini belirten uzmanlar, bu kişilerin yakın çevremizde de olabileceğini söylüyor. İlişkilerde çaresizlik, öfke, suçluluk, sürekli açıklama yapma gereği hissetmek gibi duygulara dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, “Bu duyguları sık yaşıyorsanız bu ilişkinin toksik olduğunu söyleyebiliriz.” diyor. Toksik kişilerin özür dileme eğiliminde olmadığını vurgulayan Bhais, toksik kişilerin olumsuz duygularını karşısındakine atarak onları da aşağı çektiğinin ve bu kişilerde genellikle kişilik bozukluğu problemi olduğunun altını çiziyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, toksik kişilerin ve toksik ilişkilerin özelliklerine dair açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Toksik kişiyi ya da ilişkiyi zamanla tanırız</strong></p>
<p>Hepimizin hayatında zaman zaman toksik insanlar, toksik ilişkiler olabilir diyerek sözlerine başlayan Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, “Bu kişi akrabalardan, aileden biri, arkadaş, sevgili veya eş olabilir. Kısa süreli hayatımıza girebilir ya da uzun süreli hayatımızda kalabilir. Biz bu kişileri süreç içinde bize hissettirdikleri ya da ilişkinin şekliyle tanıyoruz.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Sık yaşadığınız olumsuz duygular ilişkinin toksik olduğunu gösterir</strong></p>
<p>‘Toksik’ kavramının ‘zehirli’ demek olduğunu hatırlatan Bhais, “Yani bizi zehirleyen, bizi aşağı çeken. Biz sosyal ilişkilerimizi neden kurarız? Daha iyi daha mutlu, daha başarılı olabilmek, bize cesaret vermesi, destek olması için. Ancak bu kişiler tam tersini yapar. Biz bu kişileri nasıl tanıyoruz? Öncelikle bizim ilişkilerimizde hissettiğimiz duygulardan bunu çıkartıyoruz. Eğer bazı insanlarla ilişkinizde çaresizlik, öfke, suçluluk gibi, sürekli açıklama yapma gereği hissetmek gibi bazı duyguları sık yaşadığınızı düşünüyorsanız, bu ilişkinin aslında toksik bir ilişki olduğunu söyleyebiliriz. Karşı tarafın bizi bir şekilde manipüle ettiğini, değiştirmeye, kontrol etmeye, belirli yönlere çekmeye çalıştığını düşünebiliriz. Yaşadığımız bu duygulardan anlayabiliriz.” diyerek toksik ilişkiyi açıkladı.</p>
<p><strong>Haklı olsanız bile suçluluk hissi yaşamanıza neden olurlar</strong></p>
<p>Sağlıklı ilişkilerde de tarafların birbirlerine yanlış davranışlarda bulunabileceğine, hatalar yapılabileceğine ve kırıcı olunabileceğine değinen Bhais, “Sonrasında özür bekleriz. Ancak bu kişilerde geri vites yoktur, yani geri adım atma durumu yoktur. Bu kişiler yanlış bir şey yaptıklarını düşündüklerinde ya da siz bunu düşünüyor olsanız bile asla özür dilemezler. Hatta şöyle olur, dersiniz ki, ‘bu durumda yüzde yüz ben haklıyım, bu konuda da bir şey diyemez artık’. O konuşma öyle farklı yerlere gider, öyle gündemler açılır ki sonrasında siz kendinizi suçluluk hissiyle bulursunuz. Aslında baktığınızda burada da bir manipülasyon var.” dedi.</p>
<p><strong>Özür dilememek ihtiyaçlarına iyi geliyor</strong></p>
<p>“Özür dileyememenin birçok sebebi olabilir.” diyen Bhais bu kişilerde sebebin özgüvenle ilişkili bir sorun olduğuna dikkat çekti. Bhais, “Kendisine bir yıkım gibi gelebilir. Bu kişiler için özür dilemek, ‘ben yanlışım, ben hatalıyım, bana olan saygı kaybolacak, bu yüzden asla geri adım atmamalıyım, sonuna kadar gitmeliyim’ demek. Tabii ki bunların da çocukluk öğrenmeleri ve aile yaşantılarından geldiğini biliyoruz. Bu kişiler durduk yere böyle olmuyorlar. Ama bir şekilde onların ihtiyaçlarına özür dilememek iyi geliyor. Ama karşıdaki insanın ihtiyacına iyi gelmiyor.” açıklamasında bulundu. </p>
<p><strong>Olumsuz duyguları size de geçer </strong></p>
<p>Bu kişilerin, ilişkilerde daha fazla sorun yaşayan, zarar görebileceğini, yalnız olduğunu, kimseye güvenmemesi gerektiğini düşünen kişiler olabileceğini kaydeden Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, “Bu kişilerin de hayata bakışıyla baş etme yöntemleri aslında bu ilişki tarzı. Yaşadıklarının sonucunda kişiler böyle bir yöntem geliştiriyor. Özür dilememek, karşı tarafa bazı duygular hissetmek gibi. Çünkü zamanında kendisi de bunu hissetmiş. Olumsuz duygu aynası diyorum ben buna. Kişi hissettiği duyguları aslında karşı tarafa aktarıyor.” dedi.</p>
<p>Bu kişilerde çok ciddi bir memnuniyetsizlik beklendiğini söyleyerek sözlerine devam eden Bhais, “Sürekli memnun olmama durumu vardır. Eleştiri vardır, sürekli bir şeylere sinirlenirler, kızarlar, rahatsız olurlar, alınganlık gösterirler. Bir kafeye gidersiniz garsonla tartışırlar, sinemaya gideceksinizdir sinemanın yeri ile ilgili şikayet ederler. Siz de bir süre sonra o duyguları satın alırsınız, bir süre sonra sizde onun yanındayken bu duyguları sık hissettiğinizi daha eleştirel, daha alıngan olduğunuzu fark edersiniz. Aslında sizi de o duygularla aşağıya çekmeye çalışırlar.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Toksik kişiler için ‘kötü kalpliler’ diyemeyiz</strong></p>
<p>Bu kişilere ‘kötü insanlar’ denilemeyeceğinin altını çizen Bhais, “‘Bu kişi kötü kalpli ve bana bunu yapmaya çalışıyor’ diyemeyiz. Sadece hayatta öğrendikleriyle, aldıkları topladıkları bilgilerle böyle baş edebildikleri için kişi bunu yansıtıyor. Mesela, aynı şeyleri onlara yapmaya başlarsanız bunu normal karşılarlar. Onlar zaten ilişkinin doğasının bu olduğunu düşünüyor. O yüzden de siz ona aynı şekilde davrandığınızda  o kendini gerçekleştiren kehanet gibi düşünüyor. ‘Böyle olacağı belliydi, zaten böyle olmasını bekliyordum’ diye düşünürler.” sözleriyle açıkladı.</p>
<p><strong>Toksik kişiliğin farkına varılması çok zor</strong></p>
<p>Bu durumun farkında varılmasının çok zor olduğunu söyleyen Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, “Bireyler ancak, hayatlarında önem verdiği kişilerle sorun yaşadığında, ilişkilerinde ya da hayatı yaşama şeklinde problem olduğunu fark ettiklerinde terapiye başvuruyor. Diyor ki, ‘ben mutlu değilim, ben hayatımdan memnun değilim, yani ortada bir şey yok ama ben memnun değilim.’ Ya da ‘Ben herkesle tartışıyorum, herkesle kavga ediyorum. Herkes benden uzaklaşıyor, yalnız hissediyorum.’ Ancak bu şikayetlerle, dolaylı yollardan fark ederek geliyorlar.” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>Davranışları genellikle kişilik bozukluğu kaynaklı </strong></p>
<p>Toksik insanların davranışlarının altında yatan nedenin aslında bir hastalık olduğunu dile getiren Bhais, “Altta yatan neden, kaygı, depresif bir durum, kişilik bozuklukları olabilir. Genellikle kişilik bozuklukları daha sık gördüğümüz bir neden oluyor. Bu nedenle iyi insan veya kötü insan olarak değerlendirmemek, bunun bir hastalık olduğunu bilmek gerekiyor.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Sağlıklı bir ilişkide aldığınız kadar verebiliyor olmak önemli</strong></p>
<p>Memnuniyetsiz,  depresif veya kaygılı herkese toksik denilemeyeceğine dikkat çeken Bhais sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bir ilişkinin başından sonuna siz bu durumları hissediyorsanız o toksik bir kişidir. Ama bazen arkadaşlarımızın dosta ihtiyacı vardır, bir şeyleri anlatmaya ihtiyacı vardır. Bazı insanların çok keyifli olmadığı için sessiz kalmaya ihtiyacı vardır. Bu dönemleri de arkadaşlarla birlikte geçirmek gerekebilir. Sağlıklı bir ilişkide aldığınız kadar verebiliyor olmak önemlidir. Ben eğer değerli hissetmek ya da güven hissi verebiliyorsam, o da bana sevgi ve şefkati verebiliyor mu? Benim ihtiyacım olanı alıp ben ona ihtiyacı olanı verebiliyor muyum? Bir taraf daha fazla veriyorsa, bir taraf hep daha fazla alıyorsa o zaman orada dengesiz ve sağlıklı olmayan bir ilişki vardır.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hepimizin-hayatinda-toksik-kisiler-toksik-iliskiler-olabilir-396929">Hepimizin hayatında toksik kişiler, toksik ilişkiler olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dijitalleşme aramıza girdi, duygusal bağlar ve derin ilişkiler azalıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dijitallesme-aramiza-girdi-duygusal-baglar-ve-derin-iliskiler-azaliyor-396174</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Aug 2023 12:54:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aramıza]]></category>
		<category><![CDATA[azalıyor]]></category>
		<category><![CDATA[bağlar]]></category>
		<category><![CDATA[derin]]></category>
		<category><![CDATA[dijitalleşme]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[girdi]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=396174</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sürekli dijital etkileşim, kişiyi sıradan insan davranışlarından uzaklaştırabilir</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijitallesme-aramiza-girdi-duygusal-baglar-ve-derin-iliskiler-azaliyor-396174">Dijitalleşme aramıza girdi, duygusal bağlar ve derin ilişkiler azalıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sürekli dijital etkileşim, kişiyi sıradan insan davranışlarından uzaklaştırabilir</strong></p>
<p><strong>İnternet, mobil cihazlar, sosyal medya platformları&#8230; Her birisi günlük yaşantıda birçok kolaylaştırıcı rolü üstlenirken bu sırada yüz yüze iletişim sekteye uğradı. İnsanların hayatlarında önemli bir yer tutan yüz yüze görüşmeler gittikçe azalırken derinlikli bir iletişim sağlamak daha da zorlaştı. Uzman Klinik Psikolog Solin Çekin, dijitalleşmenin negatif etkilerini en aza indirmek için insanların belirli bir disiplin kurması gerektiğine dikkat çekiyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Solin Çekin, toplumun her alanını etkileyen dijitalleşmenin yüz yüze iletişimde neden olduğu olumsuzluklara dair değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><strong>Dijitalleşme, yüz yüze iletişimde yaşanan teması arka plana atıyor</strong></p>
<p>İnsanların artık daha çok dijital platformlarda iletişim kurduğuna, fiziki olarak bir araya gelme sürelerinin kısaldığına dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Solin Çekin, dijitalleşmenin yüz yüze iletişimde yaşanan teması arka plana attığına vurgu yaptı.</p>
<p>Kişilerin dijital mecralarda iletişim kurmasının olumlu gibi algılandığını ifade eden Çekin, bu platformlarda yüz yüze iletişimdeki kadar sağlıklı bir iletişimin sağlanamadığını belirterek “Özellikle sosyal medya kullanımı, insanların sanal ortamlarda ilişki kurma ve etkileşimde bulunma yükünü karşılayabilirken, gerçek hayattaki sosyal etkileşimi kısıtlayabilir. Bu da, yüz yüze iletişimdeki duygusal bağları ve derin ilişkileri azaltabilir.” dedi.</p>
<p><strong>Çatışma ve yanlış anlaşılmalara neden olabilir</strong></p>
<p>Dijital iletişimde beden dili, göz teması ve ses tonu gibi unsurların yüz yüze iletişimde olduğu kadar etkili kullanılamadığına vurgu yapan Çekin, “Bu durum, insanların sosyal olarak gelişmelerini engelleyebilir ve gerçek hayattaki iletişimi dağıtabilir. Ayrıca, dijital çevre iletişiminde bulunan insanlar arasındaki mesafeler ve anonimlik, kullanıcıların daha cesur veya saldırgan davranışlarına neden olabilir, çatışmalara ve yanlış anlaşılmalara yol açabilir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Stres faktörleri de beraberinde gelebilir</strong></p>
<p>Sürekli olarak dijital cihazlarda etkileşimde olmanın kişiyi günlük hayattaki insan davranışlarından uzaklaştırabileceğinin altını çizen Çekin, “Bu durum, insanların bir doyum arayışı içinde olmalarına ve gerçek hayattaki deneyimlerinden mahrum kalmalarına yol açabilir. Ayrıca, dijitalleşme, sürekli bilgi bombardımanına maruz kalma ve sürekli olarak bağlantıda olma baskısı gibi stres faktörlerini de beraberinde getirebilir.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Sadece olumsuz etkisi yok</strong></p>
<p>Dijitalleşmenin sadece olumsuz etkileri olmadığını da söyleyen Uzman Klinik Psikolog Solin Çekin, “Uzak mesafelerdeki insanlar arasındaki iletişimi kolaylaştırır, dijital platformlarda farklı kesimlerden insanların bir araya gelebilmelerini sağlar, farklı kültürleri anlamalarına, deneyimlemelerine ve paylaşımlarına yardımcı olur. Ayrıca, dijitalleşme, bilgiye erişim bulma ve geliştirme fırsatlarını genişletir.” dedi.</p>
<p>Dijitalleşmenin pozitif ve negatif yönleriyle ele alınabileceğini de belirten Çekin, “Dijitalleşmenin etkileri karmaşık ve çok yönlüdür. Bireylerin kullanım sınırlamaları, tercihleri ve denge kurması etkileyici faktörlerdir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Yüz yüze görüşmeyi unutmamak için gerçek hayattaki sosyal etkileşimlere odaklanılmalı</strong></p>
<p>Dijital görüşmelerin yüz yüze iletişimin yerini dolduramayacağını ve sınır çizilmesi gerektiğine dikkat çeken Çekin, “İnsanlar yüz yüze görüşmelerini unutmamak için belli bir disiplin kurmalıdır. Bilinçli bir şekilde zaman ayırarak, gerçek hayattaki sosyal etkileşimlere ve yüz yüze iletişime odaklanmalıdırlar. Dijital kullanım kısıtlamaları, zaman zaman dijital detoks yapmak ve gerçek hayatta kalma etkinliklerine aktif olarak katılmak, yüze yüz iletişimin önemini korumak yardımcı olabilir.” dedi.</p>
<p>Yakın ilişkilerde bulunulan kişilerle düzenli olarak yüz yüze görüşmeler planlamanın, duygusal bağları güçlendirip samimiyetin devam etmesine yardımcı olabileceğini belirten Çekin, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Dijitalleşme ile birlikte dijital görüşmelerin yaygınlaşması, yüz yüze iletişimin yerini tamamen almasına neden olmasın. Yüz yüze görüşmelerin sonuçları duygusal bağlar, derinlikli konuşmalar ve etkili iletişim, insanların hayatlarını önemli bir yerde tutmayı amaçlar.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijitallesme-aramiza-girdi-duygusal-baglar-ve-derin-iliskiler-azaliyor-396174">Dijitalleşme aramıza girdi, duygusal bağlar ve derin ilişkiler azalıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Afet Yönetiminde Kamuoyu Algısını Yöneten Kilit Meslek: Halkla İlişkiler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/afet-yonetiminde-kamuoyu-algisini-yoneten-kilit-meslek-halkla-iliskiler-395575</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Aug 2023 10:40:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[halkla]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[kamuoyu]]></category>
		<category><![CDATA[kilit]]></category>
		<category><![CDATA[meslek]]></category>
		<category><![CDATA[yöneten]]></category>
		<category><![CDATA[yönetiminde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=395575</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Halkla İlişkiler Derneği (TÜHİD), İstanbul Aydın Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü ile İstanbul Aydın Üniversitesi Afet Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi (AFAM) iş birliğiyle, 9 Haziran 2023 tarihinde İstanbul Aydın Üniversitesi Halit Aydın Kampüsü’nde düzenlenen “Afet Yönetiminde Halkla İlişkilerin Rolü ve İşlevi” başlıklı çalıştayın sonuç bildirisi yayınlandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/afet-yonetiminde-kamuoyu-algisini-yoneten-kilit-meslek-halkla-iliskiler-395575">Afet Yönetiminde Kamuoyu Algısını Yöneten Kilit Meslek: Halkla İlişkiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Halkla İlişkiler Derneği (TÜHİD), İstanbul Aydın Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü ile İstanbul Aydın Üniversitesi Afet Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi (AFAM) iş birliğiyle, 9 Haziran 2023 tarihinde İstanbul Aydın Üniversitesi Halit Aydın Kampüsü’nde düzenlenen “Afet Yönetiminde Halkla İlişkilerin Rolü ve İşlevi” başlıklı çalıştayın sonuç bildirisi yayınlandı.</p>
<p> </p>
<p>Halkla ilişkiler profesyonellerinin afet öncesi, sırası ve sonrasına yönelik görev ve sorumluluklarının ele alındığı çalışmada halkla ilişkiler disiplinin afet yönetimi ile ilişkisi ve bu süreçteki rolü irdelendi:</p>
<p><em><strong>Halkla ilişkiler uygulamalarının afet yönetiminin hangi alanlarında kullanılabileceği</strong></em><strong>, </strong></p>
<p><em><strong>Halkla ilişkiler eğitim sürecine yönelik içerik ve yapısal değişikliklerin neler olabileceği</strong></em><strong>, </strong></p>
<p><em><strong>Meslek örgütlerinin uygulamalara yönelik kural ve standartları</strong></em><strong>, </strong></p>
<p><em><strong>Halkla ilişkiler profesyonellerinin sorumlulukları</strong></em><strong> ile </strong></p>
<p><em><strong>Kurum ve kuruluşların karşılaması gereken kriterlerin</strong></em> ele alındığı beş oturumdan meydana gelen çalıştaya iş dünyası, sivil toplum kuruluşları ve akademiden önemli isimler katkıda bulundu.</p>
<p> </p>
<p>Her türlü afet, kriz veya acil durumlarda doğal bir bilgilendirme görevi bulunan halkla ilişkiler profesyonelleri; ”<em><strong>Afet Yönetimi” </strong>esnasında doğru</em> bilgi üretmek ve paylaşmak, güven oluşturmak, kamu yararı sağlamak, mevcut algıyı ve eğilimleri belirleyebilmek üzere <em><strong>“araştırma”</strong></em><strong>, </strong><em><strong>“bilgilendirme”</strong></em><strong>, </strong><em><strong>“yönlendirme”</strong></em><strong>, “</strong><em><strong>bir araya getirme”</strong></em><strong> </strong>ve<strong> </strong><em><strong>“dezenformasyonla mücadele”</strong></em><strong> başlıklarındaki sorumlulukları yerine getiriyor.</strong></p>
<p> </p>
<p>Çalıştay sonrasında yayınlanan sonuç bildirisinde de halkla ilişkilerde bilginin doğru kaynaktan alınması ve tek merkezden yayılmasının önemli olduğu, uygulayıcılar ve meslek örgütleri için bu kaynağın mesleğin çatı kuruluşu olan TÜHİD olarak belirlenmesi kararlaştırıldı. İlgili kurumlarla iş birliği içinde olacak bir platformun oluşturulması konusunda fikir birliği sağlandı. Bununla birlikte kurumlarda iletişim profesyonellerinin ya da halkla ilişkiler departmanlarının karar verme mekanizmaları içerisinde yer almalarının bir gereklilik olduğuna dair ortak görüşe varıldı. </p>
<p> </p>
<p>Afet İletişiminde Halkla İlişkilerin Rolü çalıştayı sonuç bildirisinde; iş dünyası, sivil toplum kuruluşları ve akademiden uzmanların ortak paydada buluştukları öne çıkan konular şu şekilde sıralandı:</p>
<ul>
<li>Ortak bir dilin oluşturulması, afet ve acil durum süreçlerine yönelik doğru bir iletişimin kurgulanabilmesi ve uygulanabilmesi için mesleği icra eden profesyonellere, ilgili meslek örgütlerine ve STK’lara yönelik kavramsal eğitim çalışmaları yapılmalıdır.</li>
<li>Akreditasyon süreçlerinde iletişim fakültelerinin bölümleri için afet iletişimini bir kriter olarak araması sağlanmalıdır.</li>
<li>Afet iletişimi konusunda eğitim içerikleri oluşturulurken kamuoyunun afet algısının da belirlenmesi gereklidir. Bu nedenle hem sektöre hem de kamuoyuna yönelik afet algı araştırmasına ihtiyaç vardır.</li>
<li>Meslek örgütlerinin çağın en önemli problemlerinden biri olan afetlere yönelik yönetmelik veya tüzüklerini güncellemeleri gerekmektedir. Afete dirençli toplumların oluşturulmasına yönelik mesleki gereklilikler doğrultusunda ayrı bir madde veya bölüm halinde olmalıdır.</li>
<li>Meslek örgütlerinin yaşanılan afetlerden edinilen dersler doğrultusunda bilgi üretebilmek, doğru bilgi kaynaklarını belirleyebilmek veya oluşturabilmek için bilgiye odaklanan yaklaşımların geliştirilmesi gerekmektedir. Mesleğin gereklilikleri kapsamında yapılacakları belirten, uluslararası alandaki iyi örneklerden de beslenen rehberler oluşturulmalıdır. Bu rehberlerde yer alacak içeriklerin kurumsallaştırılması ve bunların sürekliliğinin sağlanması gerekmektedir.</li>
<li>Halkla ilişkiler profesyonelleri bulundukları kurumlarda ilişki yönetimini risklere göre de planlamalıdır. Bu planlamalar sadece ulusal düzeyle sınırlı kalmamalı gerektiğinde uluslararası boyutu da dikkate alınmalıdır.</li>
<li>Kamuoyu normal zamanlarda afetlerle ilgilenmemektedir. Bu nedenle afet riski altındaki bir bölgede hizmet sunan her bir kurumun kendi gündeminde konunun kalmasını sağlaması gerekmektedir. İletişim profesyonellerinin kendi kurumlarında buna yönelik bir misyonları yer almalıdır.</li>
<li>Afet etkisi altında olan her bir kurumun çalışanlarına, müşterilerine, tedarikçilerine, hissedarlarına, tüm paydaşlarına karşı sorumluluğunu yerine getirebilmek için afete yönelik çalışmaları sürekli gündemlerinde tutmaları gerekmektedir.</li>
<li> </li>
</ul>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/afet-yonetiminde-kamuoyu-algisini-yoneten-kilit-meslek-halkla-iliskiler-395575">Afet Yönetiminde Kamuoyu Algısını Yöneten Kilit Meslek: Halkla İlişkiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan: &#8220;Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler en parlak döneminde&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-deniz-ulke-aribogan-siyaset-bilimi-ve-uluslararasi-iliskiler-en-parlak-doneminde-394304</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 05 Aug 2023 09:10:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[arıboğan]]></category>
		<category><![CDATA[bilimi]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[döneminde]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[parlak]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=394304</guid>

					<description><![CDATA[<p>21. yüzyılın bir krizler dönemi olduğunu belirten Siyaset Bilimci Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, yeni küresel krizlerin varlığından bahsederek dünyaya çok perspektifli bir açıdan bakmanın ve anlamanın şart olduğunu dile getirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-deniz-ulke-aribogan-siyaset-bilimi-ve-uluslararasi-iliskiler-en-parlak-doneminde-394304">Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan: &#8220;Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler en parlak döneminde&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>“Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler en parlak döneminde”</strong></p>
<p><strong>21. yüzyılın bir krizler dönemi olduğunu belirten Siyaset Bilimci Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, yeni küresel krizlerin varlığından bahsederek dünyaya çok perspektifli bir açıdan bakmanın ve anlamanın şart olduğunu dile getirdi. Yapay zekanın kaçınılmaz olarak bütün alanlara sirayet edeceğine dikkat çeken Arıboğan, veriyi toplamak kadar analiz etmenin de önemli olduğunu, felsefe, tarih, sosyoloji gibi temel alanların son derece işlevsel hal alacağını ifade etti. Google’da bulunamayacak bilgi, yaratıcılık, girişimcilik ya da analiz kabiliyetine ulaşılamaması halinde geleceğin parlak olmayacağını ifade eden Arıboğan, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümlerinin en parlak dönemine girdiğini, sosyoloji, tarih ve felsefenin modasının ise geçmeyeceğini belirtti. </strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi ve eğitim stratejileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Çok perspektifli bir açıdan dünyaya bakmak ve anlamak şart</strong></p>
<p>Günümüz dünyasında sosyal bilimler alanında okuyan, çalışan herkesin disiplinler arası okuma yapma pratiğini geliştirmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, “Tarihten sosyolojiye, antropolojiden teknolojik yeniliklere kadar geniş bir sahayı tarayabilmeliler. 21. yüzyıl bir krizler dönemi ve 11 Eylül ile başlayan küresel krizler, 2008-2009 ekonomik krizinin ardından 2020’de patlayan pandemi ile devam ediyor. Önümüzde iklim ve dijital alan üzerinden gelişecek yeni küresel krizler var. Bunun yanı sıra süper güçler arasındaki jeopolitik rekabet de devam ediyor. Bu nedenle çok perspektifli bir açıdan dünyaya bakmak ve anlamak şart.” dedi.</p>
<p><strong>Eğitim ortamının çok renkli, özgürleştirici ve zihin açıcı bir biçimde planlanması çok değerli </strong></p>
<p>Yabancı dilin artık tek başına bir önem ifade etmediğine dikkat çeken Arıboğan, “Zira yapay zekâ teknolojileri tercüme algoritmalarını mükemmele yakın hale getirdi. Yakında herkesin her dili anlayabileceği bir dönem başlayacak. Lakin Martin Heidegger’in ifadesiyle ‘dil varlığın yuvası’ ve bu yuvanın anlam dünyasına sızabilmek sıradan bir dil bilgisi ile mümkün değil. Edebiyat, müzik, sanat, spor gibi çok perspektifli kültürel araçlara da nüfuz etmek gerekiyor. Eğitim ortamının da çok renkli, özgürleştirici ve zihin açıcı bir biçimde planlanması çok değerli. Üsküdar Üniversitesi Kurucusu Nevzat Tarhan’ın ifadesiyle; üniversiteler Birleşmiş Milletler gibi olmalı ama oradaki gibi kimsenin ayrıcalıklı konumu ve veto hakkı bulunmamalı.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Üniversitemizde proje kültürü çok önemli </strong></p>
<p>İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi’nin prensip olarak bölümler arasındaki müfredat geçişkenliğini sağlamak ve ÇAP, yan dal gibi girişimleri desteklemek yönünde bir vizyona sahip olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, “Her bölüm diğer bölüm tarafından destekleniyor ve temel bazı akademik derslerimizi tüm bölümlerimizdeki öğrencilerimiz alabiliyor. Üniversitemizde proje kültürü çok önemli ve özellikle psikoloji öğrencilerimizin uygulamalı dersleri için NPİSTANBUL Hastanemizin tüm olanaklarını kullanabiliyoruz.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Yaratıcı değil itaat edici bir vatandaş yetiştirme arayışı süregidiyor </strong></p>
<p>Eğitim sistemimizin de kültürümüzün de genç, dinamik, kıvrak, dünya vatandaşı olan siyasetçilerin yetiştirilmesine uygun olmadığını belirten Arıboğan, “Her şey aileden başlıyor. Yaratıcı değil itaat edici bir vatandaş yetiştirme arayışı hem okullarda hem sosyal ortamda süregidiyor. Bu bakımdan üniversite yaşamını çok önemli bir zihinsel açılım kapısı olarak görüyoruz. Öğrencilerimize araştırmayı ve öğrenmeyi öğretmeye çalışıyoruz.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Yapay zekâ kaçınılmaz olarak bütün alanlara sirayet edecek </strong></p>
<p>“Globalleşme kadar yerelleşme dinamiklerinin de etkin olduğu bir dönemdeyiz.” diyen Arıboğan, “Yapay zekâ ise bütün alanlara sirayet edecek kaçınılmaz olarak. Veriyi toplamak kadar analiz etmek de önemli. Bu bakımdan felsefe, tarih, sosyoloji gibi temel alanlar son derece işlevsel bir hal alacak. Google’da (Arama motorlarında) bulamayacağınız bilgi, yaratıcılık, girişimcilik ya da analiz kabiliyetine ulaşmazsanız geleceğiniz çok parlak değil diye düşünüyorum.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Sosyoloji, tarih ve felsefenin modası geçmez </strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi olarak bütün dünyada müfredatları ve eğitim teknolojilerini takip ettiklerini belirten Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, “Yüzlerce okulla Erasmus anlaşmalarımız var. Hocalarımızın da hemen hepsi yurt dışı tecrübesine sahip. Bu anlamda dünyayı yakından izliyoruz.” dedi.</p>
<p>Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümlerinin en parlak dönemine girdiğini düşündüğünü söyleyen Arıboğan, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Sosyoloji, tarih ve felsefenin modası ise asla geçmez. Biz Üsküdar Üniversitesi olarak analiz kabiliyeti yüksek, takım oyununa açık, projeci ve hem global standartlara hem de devlet kültürüne hakim bireyler yetiştirmeye çalışıyoruz.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-deniz-ulke-aribogan-siyaset-bilimi-ve-uluslararasi-iliskiler-en-parlak-doneminde-394304">Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan: &#8220;Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler en parlak döneminde&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gambiya ile Yükseköğretim alanında ilişkiler güçleniyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gambiya-ile-yuksekogretim-alaninda-iliskiler-gucleniyor-390883</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Jul 2023 08:54:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[gambiya]]></category>
		<category><![CDATA[güçleniyor]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[yükseköğretim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=390883</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Naci Gündoğan başkanlığındaki heyet, yükseköğretim alanındaki ilişkileri güçlendirme hedefiyle Gambiya’ya resmi ziyaret gerçekleştirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gambiya-ile-yuksekogretim-alaninda-iliskiler-gucleniyor-390883">Gambiya ile Yükseköğretim alanında ilişkiler güçleniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span>Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Naci Gündoğan başkanlığındaki heyet, yükseköğretim alanındaki ilişkileri güçlendirme hedefiyle Gambiya’ya resmi ziyaret gerçekleştirdi.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Gambiya Yükseköğretim, Araştırma, Bilim ve Teknoloji Bakanı Prof. Dr. Pierre Gomez başkanlığındaki heyetin mayıs ayında Türkiye’ye gelerek, YÖK’te ve bazı üniversitelerde gerçekleştirdiği görüşmelerin ardından bu kez Türk yükseköğretim heyeti Gambiya’ya gitti.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Naci Gündoğan, YÖK Başkan Danışmanı Büyükelçi Mustafa Türker Arı, Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar, Karadeniz Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Çuvalcı, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Tuğba Ensari, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Tevfik Zeyrek ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi TEKNOKENT Genel Müdürü Serdar Raşit Alemdar’dan oluşan heyet, başkent Banjul’da, Gambiya Cumhurbaşkanı Adama Barrow tarafından kabul edildi. </span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p><span><span><span><b><span><span>Ziraat ve Sağlık Başta Olmak Üzere Pek Çok Alanda İş Birliği </span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Cumhurbaşkanı Barrow, Türkiye’nin Banjul Büyükelçisi Tolga Bermek’in de bulunduğu kabulde, Türk yükseköğretim heyetine, eğitim alanında iki ülke arasındaki iş birliğini güçlendirme taahhüdünde bulundu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#8217;a, çeşitli alanlarda iş birliği fırsatı oluşturan karşılıklı ziyaretler için teşekkür eden Barrow, heyete, daha fazla Gambiyalının eğitilmesine olanak sağlamak için uzaktan eğitim programları uygulamayı önerdi.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Banjul Büyükelçisi Bermek ise, 300’den fazla Gambiyalı öğrencinin şu an Türkiye&#8217;de gördüğünü, 180’in üzerinde öğrencinin de Türkiye’den burs aldığını ifade etti. Bermek, önümüzdeki dönemde burstan yararlananların sayısını artırma planları olduğunu da vurguladı. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Gündoğan da Cumhurbaşkanı Barrow’a, Türk yükseköğretim sistemi hakkında genel bilgiler aktardı.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Yapılan görüşmede; ziraat, sağlık, deniz bilimi, teknik ve mesleki eğitim, bilim ve iletişim teknolojileri ile araştırma alanında olası iş birlikleri değerlendirildi.</span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p><span><span><span><b><span><span>Cumhurbaşkanı Barrow’a “Gazi Mecliste O Gece” Kitabı</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar, Cumhurbaşkanı Barrow’a, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Türkiye Büyük Millet Meclisinde yaşanılanların anlatıldığı “Gazi Mecliste O Gece” kitabının İngilizce çevirisini takdim etti. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Cumhurbaşkanı Barrow ve Banjul Büyükelçisi Bermek, ziyaret sonrası Gambiya basınına görüşmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. </span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p><span><span><span><b><span><span>Yükseköğretim Bakanı ve Üniversite Yöneticileri ile Görüşme</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Heyet, başkent Banjul’da Gambiya Yükseköğretim, Araştırma, Bilim ve Teknoloji Bakanı Prof. Dr. Pierre Gomez’e de ziyarette bulundu. Bakan Gomez, ziyarette, geçtiğimiz aylarda Türkiye’nin yükseköğretim alanındaki tecrübelerinden yararlanmak için Cumhurbaşkanı’nın talimatı ile Türkiye’ye bir ziyaret gerçekleştirdiklerini anımsattı. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Türk heyetini de Gambiya’da ağırlamaktan memnuniyet duyduklarını ifade eden Gomez, bu programla Gambiya ile Türkiye arasındaki ilişkileri daha da güçlendirmek istediklerini, bu iş birliğinin sonucunu merakla beklediklerini dile getirdi.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Gündoğan da Türkiye ile Gambiya arasındaki ilişkilerin her düzeyde mükemmel olduğunu, yapılan görüşmelerin sonuçlarının iki ülke ilişkilerinin geleceği açısından çok verimli olacağına inandığını kaydetti. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Görüşmenin ardından, Bakanlık bürokratları ve üniversite yöneticileri ile heyetler arası toplantılar gerçekleştirildi.</span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p><span><span><span><b><span><span>Heyet, Üniversitenin Uygulama Alanlarını Gezdi</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span>Daha sonra, başkent Banjul ve çevresindeki kampüsleri gezen heyet, yapımına 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın talimatıyla 1991 yılında başlanan, 1999 yılında tamamlanarak 2001 yılında Gambiya’ya devredilen dökümhane ile atölyelerde incelemelerde bulundu. Uygulamalı Bilimler, Mühendislik ve Teknoloji Üniversitesine bağlı meslek yüksekokulundaki dökümhanede Gambiyalı öğrencilere ders veren teknik öğretmen Asım Şahin, heyeti yürütülen çalışmalar hakkında bilgilendirdi. Heyettekiler, Gambiya Üniversitesine ait kolej inşaatını da gezerek, ziyaretçi defterini imzaladı</span></span></span></p>
<p><span>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</span></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gambiya-ile-yuksekogretim-alaninda-iliskiler-gucleniyor-390883">Gambiya ile Yükseköğretim alanında ilişkiler güçleniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>NATO İle İlişkiler Değerlendirildi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/nato-ile-iliskiler-degerlendirildi-358913</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Mar 2023 06:26:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[değerlendirildi]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[nato]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=358913</guid>

					<description><![CDATA[<p>NATO’ya 60 yıl aşkın bir süredir üye olan, bu sürede güvenliğin hedefleri ve araçlarındaki değişime koşut olarak NATO’nun kolektif güvenlik sistemine katkısı da nitelik ve nicelik olarak değişim gösteren Türkiye’nin, durum ve beklentilerini analiz etmek üzere bir toplantı düzenleyen EGİAD; Nato-Türkiye İlişkileri: Zor Zamanlarda Müttefik Olmak başlıklı bir etkinlik düzenleyerek ikili ilişkileri masaya yatırdı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nato-ile-iliskiler-degerlendirildi-358913">NATO İle İlişkiler Değerlendirildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>NATO’ya 60 yıl aşkın bir süredir üye olan, bu sürede güvenliğin hedefleri ve araçlarındaki değişime koşut olarak NATO’nun kolektif güvenlik sistemine katkısı da nitelik ve nicelik olarak değişim gösteren Türkiye’nin, durum ve beklentilerini analiz etmek üzere bir toplantı düzenleyen EGİAD; Nato-Türkiye İlişkileri: Zor Zamanlarda Müttefik Olmak başlıklı bir etkinlik düzenleyerek ikili ilişkileri masaya yatırdı.</p>
<p> </p>
<p>Etkinliğe Ege Üniversitesi İİBF Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sinem Ünaldılar konuk konuşmacı olarak katılırken, toplantıya EGİAD Başkan Vekili Erkan Karacar ev sahipliği yaptı. Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Karacar, NATO’nun her ne kadar askeri ittifak olarak anılsa da aynı zamanda büyük bir siyasi platform olduğunu hatırlatarak, “Ülkeler ulusal ve uluslararası egemenliklerini daimî kılabilmek için güvenlikçi politikalar üretmek ve uygulamaya koymak zorundadırlar. Küreselleşmeyle birlikte, teknolojinin hızla ilerlemesi ve kitle iletişim araçlarının yaygınlaşması sonucunda güvenlikçi politikalar çok boyutlu bir hal almıştır. Geçmişte güvenlik denildiğinde temel olarak akla askeri güvenlik gelmekle birlikte günümüzde enerji, siber dünya ve gıda gibi alanı sürekli genişleyen güvenlik çeşitleri oluşmuştur. NATO her ne kadar bir askeri ittifaksa da aynı zamanda da büyük bir siyasi platformdur. Soğuk Savaşın başlangıcında askeri amaçla kurulan NATO, savaşın sona ermesiyle birlikte, salt askeri boyutlu bir örgüt olmaktan çıkıp, kendine özgü çok boyutlu uluslararası bir yapı haline gelmiştir” dedi.</p>
<p>Geçtiğimiz yıl hazırlanan “NATO 2030: Yeni Çağ için Birliktelik Raporu’na da değinen Karacar, “Rapor, stratejik bazı hususlara dikkat çekmektedir. NATO’nun geleceğinin planlanmasında öne çıkan başlıklar olan AB ile yakın iş birliği, Üyeler arasında daha yakın siyasi dayanışma, Kural temelli uluslararası sisteme bağlılığın sağlanması, Yeni tehditlerin tespiti ve karşılanması gibi başlıklarda ülkemizin de iş birliği yapmaya istekli olması gerektiğine inanıyoruz. 2030 ajandasında sayılan tehdit unsurları ise, Rusya ve Çin’den kaynaklı tehditler, Terörizm, Siber saldırılar ve İklim değişikliğidir. Özellikle iklim değişikliği ki hatırlarsanız yakın zamanda bununla ilgili zirvemizde bazı başlıkları ele almıştık. NATO açısından da ön sıralarda yer almaktadır. NATO raporu, iklim değişikliği ile ulusal güvenlik arasında bir ilişki de kurmaktadır. Bu doğrultuda diğer NATO üyelerinden araştırma, veri paylaşımı ve analizi, gözlem yapma gibi konularda destek alabilir ve destek verebiliriz” diye konuştu.</p>
<p>NATO’ya üye olan ülkelerin, NATO içerisinde eşit üyelik ve söz hakkı olduğunu hatırlatan EGİAD Başkan Vekili Erkan Karacar, “Bu yüzden bir NATO üyesi istediği NATO kararını veto edebilir. Son dönemlerde Türkiye’nin özellikle bazı ülkelerin üyeliği konusunda ne yapması gerektiği tartışma konusudur. Dış işleri ile ilgili konularda bakış açımız her zaman ülkemizin menfaatlerine en uygun şekilde hareket etmek merkezlidir. Bu bağlamda potansiyel kararların olumlu ve olumsuz; kısa veya uzun vadeli etkilerini işin uzmanlarından ve araştırmacılardan dinlemek oldukça önemlidir” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Ege Üniversitesi İİBF Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sinem Ünaldılar ise, NATO Stratejileri ve Son Strateji: Madrid Zirvesi’ne değindi. Mutabakat metnine vurgu yapan Ünaldılar, “Müstakbel NATO Müttefikleri olarak Finlandiya ve İsveç, milli güvenliğine yönelik tüm tehditlere karşı Türkiye’ye tam destek verirler. Bu çerçevede, Finlandiya ve İsveç, PYD/YPG ve Türkiye’de FETÖ olarak tanımlanan örgüte destek sağlamayacaklardır. Türkiye de milli güvenliklerine yönelik tüm tehditlere karşı Finlandiya ve İsveç’e tam destek verir. Finlandiya ve İsveç, tüm terör örgütlerinin Türkiye’ye karşı geliştirdikleri saldırıları açık ve net biçimde kınar, Türkiye’yle ve mağdurların aileleriyle en derin dayanışma duygularını ifade eder. Türkiye, Finlandiya ve İsveç aralarında artık hiçbir milli silah ambargosu bulunmadığını teyit ederler. İsveç, NATO Müttefiklerine yönelik olarak silah ihracatına ilişkin milli mevzuatını tadil etmektedir. Gelecekte, Finlandiya ve İsveç’ten yapılacak savunma sanayi ihracatı Müttefik dayanışmasına ve Washington Anlaşması’nın 3. Maddesi’nin ruhuna uygun biçimde yürütülecektir” dedi. Ünaldılar, Türkiye’nin Finlandiya’ya yeşil ışık yaktığını, seçim öncesi batının baskısını azaltmak niyetinde olduğunu, NATO’nun genişlemesinin önündeki ülke olmamak adına hareket edeceğini ifade etti.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nato-ile-iliskiler-degerlendirildi-358913">NATO İle İlişkiler Değerlendirildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir ile Frankfurt arasındaki ilişkiler güçleniyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmir-ile-frankfurt-arasindaki-iliskiler-gucleniyor-354964</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Mar 2023 14:48:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[arasındaki]]></category>
		<category><![CDATA[frankfurt]]></category>
		<category><![CDATA[güçleniyor]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=354964</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Almanya’nın Frankfurt Belediyesi iki kent arasında kültürel, sosyal, ticari ve ekonomik işbirliğini artıracak “İyi Niyet Beyanı” imzaladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-ile-frankfurt-arasindaki-iliskiler-gucleniyor-354964">İzmir ile Frankfurt arasındaki ilişkiler güçleniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Almanya’nın Frankfurt Belediyesi iki kent arasında kültürel, sosyal, ticari ve ekonomik işbirliğini artıracak “İyi Niyet Beyanı” imzaladı.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Mustafa Özuslu, şehre gelen Almanya’nın Frankfurt Belediye Başkanı Dr. Eskandari Grünberg’i ağırladı. Ziyarette Frankfurt Belediyesi ile İzmir Büyükşehir Belediyesi arasında kültürel, sosyal ve ticari-ekonomik iş birliği olanaklarının gelişmesi amacıyla “İyi Niyet Beyanı” imzalandı.</p>
<p><strong>İlişkilerimizi güçlendireceğiz</strong><br />İyi Niyet Beyanı’nın şehirlerarası ilişkilerde çok faydalı olacağına değinen Başkan Vekili Özuslu, “Biz belediyeler olarak aramızdaki ilişkiyi güçlendirebilir ve geliştirebiliriz. Kültür, sanat, müzik, spor üzerinde aramızdaki bağı kuvvetlendirebiliriz. Biz bu işbirliğine hazırız” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>İzmir mükemmel bir kent</strong><br />Çok önemli bir görev için İzmir’de olduklarını dile getiren Frankfurt Belediye Başkanı Dr. Grünberg, “İzmir bir Avrupa kenti. İzmir çok mükemmel bir kent. Fikirleri güzel bir kent. Önümüzdeki yılların Türkiye açısından daha iyi olacağını biliyoruz. İmzaladığımız ‘İyi Niyet Beyanı’ çok önemli. Bu beyan işbirliklerimizin geliştirilmesi ve dostluğumuzun katlanarak artmasını sağlayacak. Bugün burada olmaktan ve sizin dostluğunuzu görmekten onur duyuyorum. Frankfurt’ta Türk kökenli 50 bine yakın vatandaşımız var. Almanya’daki Türkiye imajının değişmesi bu yaptığımız anlaşmalarla sağlanacak. Dostlukların geliştirilmesi açısından ekonomik anlaşmalar, kültürel faaliyetler, eğitim, çevre ve yardım konuları son derece önemli” diye konuştu.</p>
<p>Ziyarette İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Barış Karcı, Frankfurt Parlamento Başkanı Hilime Aslaner, Dünya Kenti İzmir Derneği (DİDER) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ahmet Güler, İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Ruhi Su Can Al, DİDER Frankfurt Ofis Başkanı Arif Arslaner, Frankfurt ve İzmir Büyükşehir Belediyesi bürokratları da yer aldı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-ile-frankfurt-arasindaki-iliskiler-gucleniyor-354964">İzmir ile Frankfurt arasındaki ilişkiler güçleniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
