<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>hissi | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/hissi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/hissi</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 09 Mar 2026 08:13:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>hissi | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/hissi</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Nedensiz yorgunluk, motivasyon kaybı, uyku artışı…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/nedensiz-yorgunluk-motivasyon-kaybi-uyku-artisi-618793</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Mar 2026 08:13:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artışı]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hissi]]></category>
		<category><![CDATA[kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[mevsim]]></category>
		<category><![CDATA[motivasyon]]></category>
		<category><![CDATA[nedensiz]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yorgunluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618793</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mevsim değişimleri yalnızca gardırop yenilemek veya hava koşullarına uyum sağlamak anlamına gelmiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nedensiz-yorgunluk-motivasyon-kaybi-uyku-artisi-618793">Nedensiz yorgunluk, motivasyon kaybı, uyku artışı…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mevsim değişimleri yalnızca gardırop yenilemek veya hava koşullarına uyum sağlamak anlamına gelmiyor. Aynı zamanda psikolojik sistemimizin de yeniden dengelenmesi gereken bir dönemi ifade ediyor. Psikolojik açıdan değerlendirildiğinde, mevsim geçişleri iç dünyamızda  “yeniden düzenleme” sürecini tetikleyebiliyor. Klinik gözlemlere göre, kışın içe dönük yapıdan baharın artan temposuna geçiş döneminde nedensiz yorgunluk, motivasyon düşüşü, uyku artışı ve duygusal hassasiyet gibi yakınmalar belirgin şekilde artış gösteriyor. <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Uzman Psikolog Sena Sivri,</strong>  pek çok kişinin bu dönemde “Depresyona mı giriyorum?” endişesi taşıdığını belirterek, “Oysa her duygu durum değişimi depresyon anlamına gelmez. Çoğu zaman yaşanan bu tablo, bedenin ve zihnin çevresel değişimlere verdiği doğal bir uyum tepkisidir. Mevsimsel geçişler sırasında gün ışığı süresi, sıcaklık, sosyal hareketlilik ve günlük alışkanlıklar değişir. Bu değişimler doğrudan biyolojik ritmimizi etkileyen sirkadiyen sistemini devreye sokar. Sirkadiyen sistemi sağlıklı çalışmadığında, hormon dengesinde ve duygu durumunda bozulmalar ile depresyon belirtileri ortaya çıkabilir. Bunun sonucunda kendimizi daha yorgun hissedebilir, sabahları uyanmakta zorlanabilir veya zihinsel performansımızda düşüş yaşayabiliriz. Burada önemli olan nokta, bu belirtilerin geçici ve yönetilebilir olduğunun bilinmesidir” diyor. </p>
<p><strong>Duygusal dalgalanmalar zayıflık değildir! </strong></p>
<p><strong>Uzman Psikolog Sena Sivri,</strong> mevsim geçişlerinde yaşanan duygu dalgalanmalarının psikolojik açıdan bir zayıflık değil; aksine adaptasyon kapasitemizin bir göstergesi olduğunu ifade ederek, sözlerine şöyle devam ediyor: “ Önemli olan, bu değişimleri korkulacak bir durum olarak görmek yerine, bedenin ve zihnin uyum sürecinin bir parçası olarak değerlendirebilmektir. Küçük yaşam düzenlemeleri, farkındalık ve gerektiğinde profesyonel destekle bu dönemler daha dengeli, hatta kişisel farkındalığın arttığı bir süreç haline gelebilir. Çünkü ruh sağlığı, yalnızca zor dönemlerde değil; değişim anlarında da kendimize nasıl eşlik ettiğimizle şekillenir.”  <strong>Uzman Psikolog Sena Sivri, </strong> klinik deneyim ve bilimsel verilerin, küçük ama sürdürülebilir yaşam düzenlemelerinin ruh hali üzerinde belirgin bir koruyucu etkisi olduğunu gösterdiğini belirterek, bu süreci daha sağlıklı yönetebilmemiz için dikkat etmeniz gereken 10 kuralı şöyle anlatıyor: </p>
<p><strong>Gün ışığıyla temasınızı artırın</strong></p>
<p>Doğal ışık, beynin “uyanıklık” ve “denge” sinyallerini düzenliyor. Sabah saatlerinde alınan gün ışığı, serotonin seviyelerini destekleyerek, enerji artışı sağlıyor. Özellikle kapalı ortamlarda çalışan kişiler için kısa açık hava yürüyüşleri bile fark oluşturuyor. Bu nedenle, gün içinde, dışarıda en az 15–20 dakika zaman geçirmeniz önemli.</p>
<p><strong>Uyku düzeninizi koruyun</strong></p>
<p>Mevsim geçişlerinde uyku isteğimiz oldukça artabiliyor. Ancak, düzensiz uyku saatleri, biyolojik ritmi daha da bozarak yorgunluk hissini artırabiliyor. Kaliteli uyku, duygusal dayanıklılığın temel yapı taşlarından birini oluşturuyor. Her gün aynı saatlerde uyuyup uyanmanız zihinsel dengenizi destekleyecektir. </p>
<p><strong>Hareket etmeyi ihmal etmeyin</strong></p>
<p>Düşen enerji seviyeleri kişiyi hareketsizliğe itebiliyor; oysa hareket etmek enerji üretimini artırıyor. Düzenli egzersiz endorfin salgısını destekliyor ve kaygı düzeyini azaltıyor. Hafif tempolu yürüyüşler, yoga veya esneme egzersizleri bile psikolojik rahatlama sağlıyor.  </p>
<p><strong>Beslenme alışkanlıklarınıza dikkat edin</strong></p>
<p>Mevsim geçişlerinde hızlı enerji veren şekerli besinlere yönelim artabiliyor. Uzman Psikolog Sena Sivri, bu seçimlerin kısa vadede rahatlatıcı görünse de sonrasında enerji düşüşüne yol açabileceğini vurgulayarak, “Beslenme alışkanlıkları, psikolojik iyi oluşun göz ardı edilmemesi gereken bir parçasıdır. Dengeli protein ve lif tüketimi ruh halinin daha dengeli kalmasına destek olur” diyor. </p>
<p><strong>Sosyal bağlarınızı sürdürün</strong></p>
<p>İçe kapanma eğilimi mevsim geçişlerinde artış gösterebiliyor. Ancak, sosyal etkileşim ve sağladığı aidiyet duygusu, psikolojik esnekliği güçlendiren önemli bir koruyucu faktördür. Kısa bir kahve buluşması ya da telefon görüşmesi bile aidiyet hissini güçlendirebiliyor. </p>
<p><strong>Günlük küçük rutinler oluşturun</strong></p>
<p>Belirsizlik duygusu zihinsel yorgunluğu artırabiliyor. Gün içinde tekrar eden küçük alışkanlıklar ise kontrol hissi kazandırıyor. Sabah rutini, kısa yürüyüşler veya akşam sakinleşme ritüelleri psikolojik dengeyi destekliyor. </p>
<p><strong>Duygularınızı normalleştirin</strong></p>
<p>“Böyle hissetmemeliyim” düşüncesi çoğu zaman içsel baskıyı artırıyor. Mevsimsel değişim dönemlerinde düşük enerji veya isteksizlik hissi yaşamak olağandır. Bu duyguları fark etmek ve kabul etmek, psikolojik uyumu kolaylaştırıyor. Kendinize karşı daha şefkatli olmanız, bu süreçte önemli bir içsel desteği sağlayacaktır. </p>
<p><strong>Dijital yükünüzü azaltın</strong></p>
<p>Uzun süre ekran karşısında kalmak zihinsel yorgunluğu artırabiliyor. Özellikle akşam saatlerinde ekrana maruz kalmak uyku kalitesini olumsuz etkiliyor. Gün içinde vereceğiniz kısa dijital molalar zihninizin toparlanmasına yardımcı olacak ve böylece duygusal dalgalanmaları daha hafif hissetmenize katkıda bulunacaktır.</p>
<p><strong>Küçük ve ulaşılabilir hedefler belirleyin</strong></p>
<p>Enerjinin düşük olduğu dönemlerde yüksek beklentiler motivasyon kaybına yol açabiliyor.  Günlük küçük hedefler belirlemek ise başarı hissini artırıyor. Tamamlanan her küçük adım, psikolojik olarak “ilerleme” duygusu oluşturuyor ve bu etkisiyle ruh halini olumlu yönde destekliyor. </p>
<p><strong>Destek almaktan çekinmeyin</strong></p>
<p>Uzman Psikolog Sena Sivri, mutsuzluk, isteksizlik veya umutsuzluk hissinin iki haftadan uzun sürmesi durumunda profesyonel destek almanızın önemli olduğuna dikkat çekiyor. Mevsimsel duygu durum değişimlerinin terapiyle oldukça iyi yönetilebildiğini belirten Sena Sivri, “Erken dönemde alacağınız destek, sürecin kronikleşmesini önler. Psikolojik yardım güçsüzlük değil, farkındalık göstergesidir” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nedensiz-yorgunluk-motivasyon-kaybi-uyku-artisi-618793">Nedensiz yorgunluk, motivasyon kaybı, uyku artışı…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bacakta Ağırlık Hissi ve Kaşıntı Varis Habercisi Olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bacakta-agirlik-hissi-ve-kasinti-varis-habercisi-olabilir-599127</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Dec 2025 07:51:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağırlık]]></category>
		<category><![CDATA[bacak]]></category>
		<category><![CDATA[bacakta]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[habercisi]]></category>
		<category><![CDATA[hissi]]></category>
		<category><![CDATA[kaşıntı]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[varis]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599127</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ayakta fazla kalan kişilerde ve kadınlarda daha sık görülen varis, estetik görünümün yanı sıra yaşam kalitesini en çok olumsuz etkileyen kalp- damar hastalıklarından biri olarak kabul ediliyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bacakta-agirlik-hissi-ve-kasinti-varis-habercisi-olabilir-599127">Bacakta Ağırlık Hissi ve Kaşıntı Varis Habercisi Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ayakta fazla kalan kişilerde ve kadınlarda daha sık görülen varis, estetik görünümün yanı sıra yaşam kalitesini en çok olumsuz etkileyen kalp- damar hastalıklarından biri olarak kabul ediliyor. Varisin en önemli belirtileri arasında yer alan bacaklarda dolgunluk ve içi su dolmuşçasına ağırlık hissi, ağrı, kaşıntı ve krampların çoğu zaman yorgunluktan kaynaklandığı sanılıyor ve bu sorun ihmal edilebiliyor. Varisler günümüzde cerrahi tekniklerin yanı sıra radyofrekans, lazer ve doku yapıştırıcı gibi kateter bazlı yöntemlerle tedavi edilebiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Bölümü’nden Doç. Dr. Yusuf Kuserli, varis tedavileri için ağırlıklı olarak sonbahar ve kış aylarının tercih edildiğini belirterek “varisin nedenleri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Bacaklarınızın gönderdiği sinyalleri dikkate alın</strong></p>
<p>Damar hastalıklarının başında gelen varis, bacak toplardamarlarının genişleyip kıvrımlı hale gelmesidir. Normalde toplardamarlardaki küçük kapakçıklar, kanı kalbe doğru taşır. Ancak bu kapakçıklar bozulduğunda kan geriye kaçar, damar içinde birikir ve zamanla o bildiğimiz mavi, kabarık damarlar ortaya çıkar. Bu durumdaki bacaklarımız da bize sessizce sinyal verir. </p>
<p><strong>Fazla kilolar da varis riskini artırıyor</strong></p>
<p>Varis, sadece yaşlıları değil günümüzde gençleri de etkileyen önemli bir damar hastalığıdır. Uzun süre ayakta çalışan kuaförler, öğretmenler, hemşirelerde varis riski daha fazladır. Gün boyu masa başında oturanlar ve hareketsiz kalan kişiler de risk altındadır. Varis, kadınlarda gebelik ve hormon değişimleri nedeniyle daha sık görülür. Günümüzün en önemli sağlık sorunlarından biri olan obezite de varis riskini artırmaktadır. </p>
<p><strong>İhmal edilen varis, pıhtı oluşumuna da neden olabilir</strong></p>
<p>Varisin ilk belirtileri genelde günün sonunda bacaklardaki yorgunluklardır. Bu yorgunluklar ihmal edildiği zaman varis daha da ilerleyerek şişlik, ağrı, gece krampları, kaşıntı ve ciltte renk değişiklikleri ile kendisini göstermeye başlar. Bu belirtilere rağmen zamanında tedavi edilmeyen varislerle ciltte yaralar açılabilir ve bu yaralar aylarca kapanmayabilir, hastada pıhtı oluşumuna (tromboflebit) kadar gidebilir. Erken dönemde varis çorapları büyük fayda sağlar. Varis çorapları bacaklara dıştan basınç uygulayarak kanın kalbe dönmesini kolaylaştırır. İlk birkaç gün zor geçebilir ama kısa sürede bacak yorgunluğu ciddi şekilde azalır. Aynı zamanda damar duvarını güçlendiren, dolaşımı destekleyen ilaçlar da mevcuttur. Ancak ilaçlar sorunu tamamen ortadan kaldırmaz sadece şikâyetleri azaltır ve varis ilerlemesini yavaşlatır.</p>
<p><strong>Günübirlik işlemlerle tedavi </strong></p>
<p>Günümüzün gelişen teknolojileri sayesinde varisler ameliyatsız yöntemlerle de tedavi edilebilmektedir. Hastanın aynı gün içinde taburcu olmasını sağlayan ameliyatsız yöntemler damar içinden yapılan lazer, radyofrekans ve doku yapıştırıcı teknikleri olarak sayılabilir. Varis tedavilerindeki işlemler lokal anestezi altında, 30 dakika gibi kısa bir süre içinde yapılmaktadır. </p>
<ul>
<li><strong>Lazer ve Radyofrekans:</strong> İnce bir tel yardımıyla damar içine girilip, ısı verilerek sorunlu damar kapatılır.</li>
<li><strong>Yapıştırıcı:</strong> Damar özel bir tıbbi yapıştırıcıyla kapatılır, ısı kullanılmadığı için ağrı çok az olur.</li>
</ul>
<p><strong>Bekleyeyim varisim geçer demeyin</strong></p>
<p>Varis, beklenince geçecek bir damar hastalığı değildir. Erken dönemde alınacak önlemlerle tamamen kontrol altına alınabilir. Modern tıpta varis tedavisi acısız, dikişsiz ve güvenli şekilde yapılabilmektedir. Her hastalıkta olduğu gibi varis de erken teşhis ve tedavi ile kontrol altına alınabilmektedir. Varisin oluşmasını önlemek ya da ilerlemesi yavaşlatmak için bu önerilere dikkat edilmesi önemlidir: </p>
<ul>
<li>Gün içinde uzun süre ayakta kalıyorsanız ara ara yürüyün</li>
<li>Masa başında çalışıyorsanız her 30 dakikada bir kalkıp hareket edin</li>
<li>Bacaklarınızı kalp hizasının üzerine kaldırarak dinlendirin</li>
<li>Aşırı kilo alımından kaçının</li>
<li>Düzenli yürüyüş, bisiklet veya yüzme başta varis olmak üzere tüm damar sağlığı için en iyi egzersizdir.</li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bacakta-agirlik-hissi-ve-kasinti-varis-habercisi-olabilir-599127">Bacakta Ağırlık Hissi ve Kaşıntı Varis Habercisi Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hazımsızlık Ciddi Bir Hastalığın Belirtisi Olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hazimsizlik-ciddi-bir-hastaligin-belirtisi-olabilir-593053</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Nov 2025 08:58:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisi]]></category>
		<category><![CDATA[ciddi]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığın]]></category>
		<category><![CDATA[hazımsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[hissi]]></category>
		<category><![CDATA[karın]]></category>
		<category><![CDATA[mide]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[rahatsız]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=593053</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pek çok insan hayatının belli bir döneminde hazımsızlık (dispepsi) sorunu ile karşılaşabiliyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hazimsizlik-ciddi-bir-hastaligin-belirtisi-olabilir-593053">Hazımsızlık Ciddi Bir Hastalığın Belirtisi Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Pek çok insan hayatının belli bir döneminde hazımsızlık (dispepsi) sorunu ile karşılaşabiliyor. Çoğu zaman önemsenmeyen ancak yaşam konforunu olumsuz etkileyen bu sorun; beslenme alışkanlıkları ve stresle ilgili olarak ortaya çıkabiliyor. Bazen de hazımsızlık bazı sorunların habercisi olabileceğinden, özellikle buna eşlik eden ve geçmeyen şiddetli mide ağrıları, kilo kaybı veya kanama varsa vakit kaybetmeden uzman doktora başvurmak gerekiyor. Memorial Kayseri Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Mustafa Kaplan, hazımsızlık ile ilgili bilgi verdi. </p>
<p><strong>Hazımsızlık sindirim sistemi sorunudur</strong></p>
<p>Hazımsızlık, yemek yerken veya yemekten uzun süre sonra bile tokluk hissiyle ortaya çıkan, genelde kramp tarzında karın ağrısı, geğirme ve reflünün eşlik ettiği bir sindirim sistemi sorunudur. Çoğu zaman, altında yatan net bir neden olmayan bu sorun, genellikle beslenme ve yaşam tarzı değişiklikleri, terapi ve ilaçlarla tedavi edilebilir. Dispepsi olarak bilinen hazımsızlık, halk arasında mide rahatsızlığı olarak tanımlanır. Kişi yemeğinin çoğunu bitirmemiş olsa bile, tokluk hissi nedeniyle yeme isteği olmayabilir. Yemekten sonra oluşan rahatsız edici tokluk hissi ağrı ve yanmaya dönüşür. </p>
<p><strong>Mide ekşimesiyle karıştırılmamalı</strong></p>
<p>Mide ekşimesi, mide asidinin mideden çıkıp yemek borusuna geri kaçmasıyla oluşur. Hazımsızlık ve mide ekşimesi semptomları aynı anda ortaya çıkabilir. Dispepsi genellikle hafif bir rahatsızlık olduğundan, birçok insan sorun belirgin hale gelmeden tıbbi yardıma ihtiyaç hissetmez. Dispepsi uzun süreli ve tekrarlayan bir sorun haline geldiğinde, genellikle altta yatan başka bir rahatsızlığın veya bozukluğun sonucu olabilir.</p>
<p><strong>Fonksiyonel hazımsızlık olabilir</strong></p>
<p>Fonksiyonel dispepsi, bağırsak-beyin etkileşiminin bir bozukluğu olarak da ortaya çıkabilir. Bu bozukluk, beyin ve bağırsağın birlikte çalışma biçimindeki sorunlarla ilişkilidir. Birlikte ortaya çıkan semptom gruplarıdır. Bazen bu rahatsızlığa neyin sebep olduğunu tespit edilemeyebilir. Gerekli tetkiklerle teşhis konularak uygun tedavi planlanır.</p>
<p><strong>Hazımsızlığın 7 işareti</strong></p>
<p>Hazımsızlık şu belirtilerle diğer sorunlardan ayrılır;</p>
<ul>
<li>Yemek sırasında erken doyma veya tipik bir yemeği bitirememe durumu. </li>
<li>Yemek yedikten sonra gerekenden daha uzun süren rahatsız edici tokluk hissi.</li>
<li>Göğüs kemiklerinin hemen alt kısmı ile göbek deliği arasındaki bölge olan üst karın bölgesinde hafiften şiddetliye doğru hissedilen tipik ağrı.</li>
<li>Üst karın bölgesinde yanma hissi. </li>
<li>Karın bölgesinde şişkinlik veya sıkışma hissetme.</li>
<li>Bulantı hissi nedeniyle ortaya çıkan kusma.</li>
<li>Besinleri geğirerek çıkarmak.</li>
</ul>
<p>Hazımsızlık nedeniyle bazen mide ekşimesi de görülebilmektedir. Mide ekşimesi, yemek sırasında veya sonrasında göğsün ortasında oluşan ağrı veya yanma hissidir. Bu his boyun ya da sırtta hissedilebilir. </p>
<p><strong>Bu belirtiler varsa dikkat!</strong></p>
<p>Şiddetli veya sürekli karın ağrısı, kilo kaybı veya iştahsızlık, tekrarlayan kusma, siyah renkli dışkı görünümü, yutma güçlüğü, yorgunluk veya halsizlik hissi ile sarılık olarak da adlandırılan cilt veya gözlerin sararması durumları söz konusu ise zaman kaybetmeden bir uzman hekime başvurulmalıdır. Çünkü hazımsızlığın bazı belirtileri reflü, mide ülseri, irritabl bağırsak sendromu veya ciddi mide bağırsak hastalıklarının ilk sinyali olabilmektedir. Belirtileri dikkate almamak daha ciddi mide bağırsak hastalıklarının tedavisinde erken teşhis ihtimalini ortadan kaldırmaktadır. </p>
<p>Hazımsızlığın oluşmaması için bazı pratik önlemler alınabilir;</p>
<ul>
<li>Çay, kahve, asitli ve kafeinli içeceklerin tüketimi azaltılmalı. </li>
<li>Yatakta baş ve omuzlar yukarıda yatılmalı. Bu uyurken mide asidinin yukarı çıkmasını önleyebilir. </li>
<li>Sigara ve alkolden uzak durulmalı.</li>
<li>Eğer fazla kilo sorunu varsa verilmeli. </li>
<li>Yatmadan 3-4 saat önce yemek yenmemeli.</li>
<li>Aşırı baharatlı veya yağlı yiyecekler tüketilmemeli.</li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hazimsizlik-ciddi-bir-hastaligin-belirtisi-olabilir-593053">Hazımsızlık Ciddi Bir Hastalığın Belirtisi Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Susuzluk hissi olmasa da su için!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/susuzluk-hissi-olmasa-da-su-icin-563942</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Aug 2025 14:24:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hissi]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[olmasa]]></category>
		<category><![CDATA[susuzluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=563942</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Gastroenteroloji ve Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, dehidratasyonun (sıvı kaybı) nedenleri, belirtileri, risk grupları ve önlenme yolları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/susuzluk-hissi-olmasa-da-su-icin-563942">Susuzluk hissi olmasa da su için!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Gastroenteroloji ve<strong> </strong>Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, dehidratasyonun (sıvı kaybı) nedenleri, belirtileri, risk grupları ve önlenme yolları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Dehidratasyon her zaman kolay fark edilmeyebilir!</strong></p>
<p>Vücuttan aşırı sıvı kaybı ya da bilinen diğer tıbbi ismi de dehidratasyonun, vücudun aldığından daha fazla su kaybetmesi durumu olduğunu ifade eden Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Kaybedilen su ile birlikte bazı minerallerin özellikle sodyum ve potasyum dengesinin de bozulması nedeniyle dehidratasyon yani sıvı kaybı denen durum ortaya çıkar.” dedi.</p>
<p>Daha çok uzun süre sıvı almama, terleme, ateş, kusma ya da ishal gibi durumlar karşısında sıvı kaybı olduğuna dikkat çeken Atamer, “Özellikle sıcak havalarda alınan sıvının, vücuttan atılan sıvıdan daha fazla olması gerekir. Dehidratasyonun fark edilmesi her zaman kolay olmayabilir. Bunun için düzenli olarak su tüketilmesi önemlidir. Öyle ki orta ile şiddetli dehidratasyon vakalarında sıvı almak için hastaneye gitmek gerekir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>İdrar renginin koyulaşması vücudun susuz kaldığının işareti! </strong></p>
<p>Dehidratasyon belirtileri hakkında bilgi veren Atamer, şunları söyledi:</p>
<p>“Ağızda kuruluk, sık idrara çıkma, yorgunluk, baş ağrısı, terleme şeklinde kendini belli eder. Bunun dışında baş dönmesi, yüksek nabız, düşük tansiyon, idrar renginin koyulaşması gibi şikayetler de sıvı kaybına işaret eder. Özellikle bebekler ve çocuklarda da sıvı kaybı önemlidir. Ağız ve dil kuruluğu, ağlarken gözyaşının olmaması, 3 saat boyunca bezin ıslanmaması gibi bulgular görülebilir. Sıvı kaybı, çok sık ve aşırı terlemek, yüksek ateş, sık idrara çıkmak gibi nedenlerle görülür.”</p>
<p><strong>Sıvı kaybı bazı guruplarda ölüme bile neden olabilir!</strong></p>
<p>Özellikle sıcaklığın çok arttığı ortamlarda sıvı kaybının oldukça sık görüldüğünü, kapalı ve nemli ortamlarda çalışmanın sıvı kaybını arttırdığını kaydeden Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Bu nedenle çalışacağımız yerlerin de kapalı olmaması, havalandırmasına dikkat etmek gerekir.” dedi.</p>
<p>Yaşlılarda, çocuklarda, bebeklerde ve hastalığı olan kişilerde sıvı kaybının ölüme neden olabileceğine dikkat çeken Atamer, “Hamile kadınlar, yaşlılar ve çocuklar da aşırı sıvı kaybı normal insanlara nazaran daha tehlikeli olabilir.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Sıvı kaybı su dışında hiçbir içecekle giderilemez!</strong></p>
<p>Aşırı sıvı kaybını önlenmek için günlük 2-3 litre arasında sıvı almak gerektiğine işaret eden Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Ama kişinin sağlık durumuna, yaşına, cinsiyetine, aktivitelerine göre bu miktar değişir. Bu nedenle ağız kuruması, susama hissi olmadan dahi yeteri kadar sıvı almak gerekir.” dedi.</p>
<p>Sıvı kaybını çay ile dengelemenin mümkün olmadığının altını çizen Atamer sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Çay tam tersine sık idrara çıkmayı sağladığı için sıvı kaybını artırır. Ayran gibi dengeli elektrolitler içeren içecekler sıcak havalarda önerilebilir. Ancak en önemlisi bol su içmektir. Sıvı kaybının yerini su dışında hiçbir şey dolduramaz, gazlı içecekler de dahil. Sıvı kaybı olmadan muhakkak yerine koymalı. Eğer ciddi bir durumla karşılaşılırsa hastaneye gidilmesi gerekir.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/susuzluk-hissi-olmasa-da-su-icin-563942">Susuzluk hissi olmasa da su için!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
