<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>göç | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/goc/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/goc</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 31 Mar 2026 08:59:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>göç | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/goc</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Göçün, belleğin ve annelerin hikâyesi: Almanya Masalımız</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gocun-bellegin-ve-annelerin-hikayesi-almanya-masalimiz-2-624031</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Mar 2026 08:59:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[almanya]]></category>
		<category><![CDATA[annelerin]]></category>
		<category><![CDATA[belleğin]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[göçün]]></category>
		<category><![CDATA[hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[işçi]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[masalımız]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<category><![CDATA[uzanan]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624031</guid>

					<description><![CDATA[<p>Almanya’nın saygın edebiyat ödüllerinden Leipzig Kitap Ödülü’ne layık görülen Almanya Masalımız, Kafka Kitap tarafından ilk kez Türkçede. Roman, Türkiye’den Almanya’ya uzanan işçi göçünü bir ailenin üç kuşaklık hikâyesi üzerinden anlatıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gocun-bellegin-ve-annelerin-hikayesi-almanya-masalimiz-2-624031">Göçün, belleğin ve annelerin hikâyesi: Almanya Masalımız</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Almanya’nın saygın edebiyat ödüllerinden Leipzig Kitap Ödülü’ne layık görülen Almanya Masalımız, Kafka Kitap tarafından ilk kez Türkçede. Roman, Türkiye’den Almanya’ya uzanan işçi göçünü bir ailenin üç kuşaklık hikâyesi üzerinden anlatıyor.</em></p>
<p>Almanya’daki Türkiyeli göçmenlerin yarım yüzyılı aşan hikâyesini şiirsel ve çok katmanlı bir anlatıyla ele alan <em>Almanya Masalımız</em>, Türkçede okurlarla buluşuyor. Şair, tiyatrocu ve yayınevi kurucusu Dinçer Güçyeter’in ilk romanı olan eser, bir ailenin üç kuşak boyunca süren yolculuğunu anlatırken, aynı zamanda “misafir işçilik” olarak adlandırılan tarihsel bir dönemin duygusal ve toplumsal haritasını çıkarıyor. </p>
<p>Almanya’da büyük yankı uyandıran ve Almanya’nın en saygın edebiyat ödüllerinden Leipzig Kitap Ödülü başta olmak üzere birçok ödüle layık görülen roman, Halil Özgen Asal çevirisiyle Kafka Kitap tarafından Türkçede yayımlandı. Almanca özgün adı <em>Unser Deutschlandmärchen</em> olan roman, yayımlandığı günden itibaren Avrupa’da büyük yankı uyandırdı ve farklı dillere çevrildi.   </p>
<p><strong>Misafir İşçilerin Görünmeyen Tarihi</strong></p>
<p>Roman, Türkiye’den Almanya’ya uzanan göç hikâyesini üç kuşağın hafızası, annelerin anlatıları ve parçalı bir aile destanı üzerinden edebi bir anlatıya dönüştürüyor<em>. Almanya Masalımız</em>, Türkiye’den Almanya’ya uzanan göç hikâyesini yalnızca tarihsel bir olay olarak değil, kuşaklar arası bir hafıza ve kimlik meselesi olarak ele alıyor. Roman, Anadolu’da başlayan ve Almanya’daki fabrikalara, kahvehanelere, işçi mahallelerine uzanan bir yolculuk boyunca, üç kuşağın yaşamını iç içe geçmiş sesler aracılığıyla anlatıyor.</p>
<p>Anlatının merkezinde Fatma, onun annesi Hanife ve oğlu Dinçer bulunuyor. Her biri kendi sesiyle konuşan karakterler üzerinden; şarkılar, mektuplar, monologlar ve anılar aracılığıyla parçalı bir aile destanı kuruluyor. Bu çok sesli yapı, göçmen deneyiminin kırılgan ve çoğu zaman parçalanmış doğasını da yansıtıyor.</p>
<p>Romanın sayfalarında Anadolu köylerinin sert gerçekliği, göçün ilk yıllarındaki umut ve hayal kırıklıkları, fabrikalarda geçen uzun vardiyalar ve yeni bir dilde yaşam kurmanın zorlukları yan yana geliyor. Bir annenin oğluna dair beklentileri ile oğlun kendi hayatını kurma arzusu arasındaki gerilim, romanın en güçlü duygusal damarlarından birini oluşturuyor.</p>
<p>Dinçer Güçyeter’in şiirsel dili ve çok sesli anlatımıyla şekillenen <em>Almanya Masalımız</em>, göçmenlerin yalnızca ekonomik değil aynı zamanda kültürel ve duygusal bir yolculuk yaşadığını hatırlatan güçlü bir roman. Kitap, Türkiye’den Almanya’ya uzanan göçün kolektif hafızasını edebiyat aracılığıyla yeniden kuruyor.</p>
<p><strong>Yazar Hakkında</strong></p>
<p>1979 yılında Almanya’nın Nettetal kentinde doğan Dinçer Güçyeter, tiyatrocu, şair, yayınevi kurucusu ve yazardır. Kahvehaneci bir baba ve işçi bir annenin çocuğu olarak büyüyen Güçyeter, gençlik yıllarında sanayi sektöründe çalışmış, daha sonra edebiyata yönelmiştir.</p>
<p>2012 yılında şiir odaklı ELIF Yayınevi’ni kuran yazar, hem yayınevi çalışmaları hem de şiir kitaplarıyla Almanya’da dikkat çekmiştir. 2022 yılında Peter Huchel Ödülü’ne layık görülmüştür. Yazarın ilk romanı Almanya Masalımız (Unser Deutschlandmärchen) Almanya’da yayımlandıktan sonra büyük yankı uyandırdı ve ülkenin en saygın edebiyat ödüllerinden biri olan Leipzig Kitap Ödülü’nü kazandı.</p>
<p><strong>Arka Kapak Yazısından</strong></p>
<p><em>“Hâlâ kendi dilimi arıyorum, bulduklarımı da hurda niyetine yol kenarına bırakıp kendimi tekrar dışarı, sokaklara, gecelere atıyorum, yeniyi arıyorum&#8230; Bugün iki çocuk babasıyım, bir yayınevim var, kapı kollarını siliyorum, Walt Whitman gibi şiir satmaya çalışıyorum ve hep eksidekalıyorum. Ama bu benim seçimimdi, böyle yapmaya ben karar verdim ve bunun için başkalarından özür dilemeyi reddediyorum. Bu deliliğin arkasında durmak istiyorum çünkü eğer öyle yapmazsam bu hayat yolculuğu boyunca heybemde topladığım her şeye ihanet etmiş olurum.”</em></p>
<p><em>Gurbetin, emeğin, vazgeçişlerin, kendini bir yere ait hissedemeyenlerin ortak adıdır “misafir işçi”. Dilini bilmediğin büsbütün yabancı bir ülkede var olmaya değil, çalışmaya davet edilirsin. canını dişine takar, terinle kimliğini kazırsın buz gibi soğuk duvarlara. Ama ne uğruna? O güzel günler gerçekten gelecek mi, bilmezsin bile.</em></p>
<p><em>Almanya Masalımız, işte böyle bir dünyanın mahsulü; iç içe geçen seslerin yankılandığı çoksesli bir hikâye. Birden çok kuşağa ait kadınlar ve Almanya’da doğmuş bir oğul, geçmişin yükünü güçlü imgelerle örülmüş ortak bir dile taşırken monologlar, diyaloglar, rüyalar ve dualar birbirine karışıyor.</em></p>
<p><em>Güçyeter, hayatına yön veren iki kadının yaşamı üzerinden emekle yoğrulmuş bir dünyayı şiirsel diliyle görünür kılarken tarlaların buğusundan fabrikaların gürültüsüne, memleket hasretiyle geçen yıllardan kaybolan aidiyet duygusuna uzanan bir yaşama ayna tutuyor.</em></p>
<p><em>Almanya’nın en prestijli edebiyat ödüllerinden Leipzig Kitap Ödülü’ne layık görülen bu eser, iki ülke, iki dil ve iki dünya arasında bir köprü kuruyor.</em></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gocun-bellegin-ve-annelerin-hikayesi-almanya-masalimiz-2-624031">Göçün, belleğin ve annelerin hikâyesi: Almanya Masalımız</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Göçün, belleğin ve annelerin hikâyesi: Almanya Masalımız</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gocun-bellegin-ve-annelerin-hikayesi-almanya-masalimiz-619634</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Mar 2026 07:09:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[almanya]]></category>
		<category><![CDATA[annelerin]]></category>
		<category><![CDATA[belleğin]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[göçün]]></category>
		<category><![CDATA[hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[işçi]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[masalımız]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<category><![CDATA[uzanan]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619634</guid>

					<description><![CDATA[<p>Almanya’nın saygın edebiyat ödüllerinden Leipzig Kitap Ödülü’ne layık görülen Almanya Masalımız, Kafka Kitap tarafından ilk kez Türkçede. Roman, Türkiye’den Almanya’ya uzanan işçi göçünü bir ailenin üç kuşaklık hikâyesi üzerinden anlatıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gocun-bellegin-ve-annelerin-hikayesi-almanya-masalimiz-619634">Göçün, belleğin ve annelerin hikâyesi: Almanya Masalımız</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Almanya’nın saygın edebiyat ödüllerinden Leipzig Kitap Ödülü’ne layık görülen Almanya Masalımız, Kafka Kitap tarafından ilk kez Türkçede. Roman, Türkiye’den Almanya’ya uzanan işçi göçünü bir ailenin üç kuşaklık hikâyesi üzerinden anlatıyor.</em></p>
<p>Almanya’daki Türkiyeli göçmenlerin yarım yüzyılı aşan hikâyesini şiirsel ve çok katmanlı bir anlatıyla ele alan <em>Almanya Masalımız</em>, Türkçede okurlarla buluşuyor. Şair, tiyatrocu ve yayınevi kurucusu Dinçer Güçyeter’in ilk romanı olan eser, bir ailenin üç kuşak boyunca süren yolculuğunu anlatırken, aynı zamanda “misafir işçilik” olarak adlandırılan tarihsel bir dönemin duygusal ve toplumsal haritasını çıkarıyor. </p>
<p>Almanya’da büyük yankı uyandıran ve Almanya’nın en saygın edebiyat ödüllerinden Leipzig Kitap Ödülü başta olmak üzere birçok ödüle layık görülen roman, Halil Özgen Asal çevirisiyle Kafka Kitap tarafından Türkçede yayımlandı. Almanca özgün adı <em>Unser Deutschlandmärchen</em> olan roman, yayımlandığı günden itibaren Avrupa’da büyük yankı uyandırdı ve farklı dillere çevrildi.   </p>
<p><strong>Misafir İşçilerin Görünmeyen Tarihi</strong></p>
<p>Roman, Türkiye’den Almanya’ya uzanan göç hikâyesini üç kuşağın hafızası, annelerin anlatıları ve parçalı bir aile destanı üzerinden edebi bir anlatıya dönüştürüyor<em>. Almanya Masalımız</em>, Türkiye’den Almanya’ya uzanan göç hikâyesini yalnızca tarihsel bir olay olarak değil, kuşaklar arası bir hafıza ve kimlik meselesi olarak ele alıyor. Roman, Anadolu’da başlayan ve Almanya’daki fabrikalara, kahvehanelere, işçi mahallelerine uzanan bir yolculuk boyunca, üç kuşağın yaşamını iç içe geçmiş sesler aracılığıyla anlatıyor.</p>
<p>Anlatının merkezinde Fatma, onun annesi Hanife ve oğlu Dinçer bulunuyor. Her biri kendi sesiyle konuşan karakterler üzerinden; şarkılar, mektuplar, monologlar ve anılar aracılığıyla parçalı bir aile destanı kuruluyor. Bu çok sesli yapı, göçmen deneyiminin kırılgan ve çoğu zaman parçalanmış doğasını da yansıtıyor.</p>
<p>Romanın sayfalarında Anadolu köylerinin sert gerçekliği, göçün ilk yıllarındaki umut ve hayal kırıklıkları, fabrikalarda geçen uzun vardiyalar ve yeni bir dilde yaşam kurmanın zorlukları yan yana geliyor. Bir annenin oğluna dair beklentileri ile oğlun kendi hayatını kurma arzusu arasındaki gerilim, romanın en güçlü duygusal damarlarından birini oluşturuyor.</p>
<p>Dinçer Güçyeter’in şiirsel dili ve çok sesli anlatımıyla şekillenen <em>Almanya Masalımız</em>, göçmenlerin yalnızca ekonomik değil aynı zamanda kültürel ve duygusal bir yolculuk yaşadığını hatırlatan güçlü bir roman. Kitap, Türkiye’den Almanya’ya uzanan göçün kolektif hafızasını edebiyat aracılığıyla yeniden kuruyor.</p>
<p><strong>Yazar Hakkında</strong></p>
<p>1979 yılında Almanya’nın Nettetal kentinde doğan Dinçer Güçyeter, tiyatrocu, şair, yayınevi kurucusu ve yazardır. Kahvehaneci bir baba ve işçi bir annenin çocuğu olarak büyüyen Güçyeter, gençlik yıllarında sanayi sektöründe çalışmış, daha sonra edebiyata yönelmiştir.</p>
<p> </p>
<p>2012 yılında şiir odaklı ELIF Yayınevi’ni kuran yazar, hem yayınevi çalışmaları hem de şiir kitaplarıyla Almanya’da dikkat çekmiştir. 2022 yılında Peter Huchel Ödülü’ne layık görülmüştür. Yazarın ilk romanı Almanya Masalımız (Unser Deutschlandmärchen) Almanya’da yayımlandıktan sonra büyük yankı uyandırdı ve ülkenin en saygın edebiyat ödüllerinden biri olan Leipzig Kitap Ödülü’nü kazandı.</p>
<p><strong>Arka Kapak Yazısından</strong></p>
<p><em>“Hâlâ kendi dilimi arıyorum, bulduklarımı da hurda niyetine yol kenarına bırakıp kendimi tekrar dışarı, sokaklara, gecelere atıyorum, yeniyi arıyorum&#8230; Bugün iki çocuk babasıyım, bir yayınevim var, kapı kollarını siliyorum, Walt Whitman gibi şiir satmaya çalışıyorum ve hep eksidekalıyorum. Ama bu benim seçimimdi, böyle yapmaya ben karar verdim ve bunun için başkalarından özür dilemeyi reddediyorum. Bu deliliğin arkasında durmak istiyorum çünkü eğer öyle yapmazsam bu hayat yolculuğu boyunca heybemde topladığım her şeye ihanet etmiş olurum.”</em></p>
<p><em>Gurbetin, emeğin, vazgeçişlerin, kendini bir yere ait hissedemeyenlerin ortak adıdır “misafir işçi”. Dilini bilmediğin büsbütün yabancı bir ülkede var olmaya değil, çalışmaya davet edilirsin. canını dişine takar, terinle kimliğini kazırsın buz gibi soğuk duvarlara. Ama ne uğruna? O güzel günler gerçekten gelecek mi, bilmezsin bile.</em></p>
<p><em>Almanya Masalımız, işte böyle bir dünyanın mahsulü; iç içe geçen seslerin yankılandığı çoksesli bir hikâye. Birden çok kuşağa ait kadınlar ve Almanya’da doğmuş bir oğul, geçmişin yükünü güçlü imgelerle örülmüş ortak bir dile taşırken monologlar, diyaloglar, rüyalar ve dualar birbirine karışıyor.</em></p>
<p><em>Güçyeter, hayatına yön veren iki kadının yaşamı üzerinden emekle yoğrulmuş bir dünyayı şiirsel diliyle görünür kılarken tarlaların buğusundan fabrikaların gürültüsüne, memleket hasretiyle geçen yıllardan kaybolan aidiyet duygusuna uzanan bir yaşama ayna tutuyor.</em></p>
<p><em>Almanya’nın en prestijli edebiyat ödüllerinden Leipzig Kitap Ödülü’ne layık görülen bu eser, iki ülke, iki dil ve iki dünya arasında bir köprü kuruyor.</em></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gocun-bellegin-ve-annelerin-hikayesi-almanya-masalimiz-619634">Göçün, belleğin ve annelerin hikâyesi: Almanya Masalımız</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tarihi göç yollarından patikalara uzanan bir macera</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tarihi-goc-yollarindan-patikalara-uzanan-bir-macera-618868</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Mar 2026 09:22:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[alanya]]></category>
		<category><![CDATA[Alanya Ultra Trail]]></category>
		<category><![CDATA[dağ]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[katılımcılar]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[macera]]></category>
		<category><![CDATA[patikalara]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[uzanan]]></category>
		<category><![CDATA[yollarından]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618868</guid>

					<description><![CDATA[<p>Alanya Ultra Trail; Kleopatra Plajı’ndan, Toroslar Dağları’na, Alanya Kalesi’nden Kızılkule’ye, tarihi köylerden muz ve avokado bahçelerine her adımda keşif dolu parkurlarıyla koşuculara Alanya'nın eşsiz doğasını, tarihi mirasını ve kültürel zenginliklerini keşfetmeye davet ediyor. Kayıtlar 15 Mart Pazar günü sona eriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tarihi-goc-yollarindan-patikalara-uzanan-bir-macera-618868">Tarihi göç yollarından patikalara uzanan bir macera</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Alanya Ultra Trail; Kleopatra Plajı’ndan, Toroslar Dağları’na, Alanya Kalesi’nden Kızılkule’ye, tarihi köylerden muz ve avokado bahçelerine her adımda keşif dolu parkurlarıyla koşuculara Alanya&#8217;nın eşsiz doğasını, tarihi mirasını ve kültürel zenginliklerini keşfetmeye davet ediyor. Kayıtlar 15 Mart Pazar günü sona eriyor.</strong></p>
<p>Akdeniz’in incisi Alanya’da 27-28 Mart tarihlerinde düzenlenecek olan Alanya Ultra Trail 6, katılımcılarına Akdeniz’in eşsiz kıyılarından Toros Dağları’nın serin yaylalarına uzanan unutulmaz bir macera sunuyor. Berrak denizi, tarihi dokusu ve zengin kültürel mirasıyla Alanya, koşu tutkunlarını ağırlamaya hazırlanıyor.</p>
<p>Tarih boyunca beş farklı medeniyete ev sahipliği yapan ve bu medeniyetlerin izlerini günümüze kadar taşıyan özel coğrafyası ile Alanya Ultra Trail, yalnızca bir yarış değil, aynı zamanda şehrin tarihi dokusunu ve doğal güzelliklerini keşfetme imkânı sunan nostaljik bir yolculuk.</p>
<p><strong>Alanya Ultra Trail, her adımda hayran bırakıyor. Beş farklı parkur, tek bir efsane</strong></p>
<p>Her seviyeden sporcuya hitap eden parkurları ile Alanya Ultra Trail, Akdeniz kıyılarından çam ormanlarına, dağ zirvelerinden antik patikalara uzanan rotalar ile sporculara değişen iklim ve manzaralar eşliğinde unutulmaz bir yolculuk sunuyor. 68K Alanya Ultra Trail, 42K Taurus Mountain Trail, 27K Keykubat Mountain Run, 18K Cleopatra Short Trail ve 5K Alanya Castle Run parkurları ile koşucular Toroslar’dan Akdeniz’e, Cleopatra Plajı’na uzanan, deniz seviyesinden 1.515 metre yüksekliğe ulaşan 5 farklı parkurda mücadele etme keyfi yaşıyor.</p>
<p><strong>Kleopatra Plajı’ndan tarihe yolculuk</strong></p>
<p>Yarışın başlangıç noktası olan Kleopatra Plajı, kendine has kumları ve dünyaca ünlü deniziyle Akdeniz’in en popüler sahillerinden biri. Buradan başlayan yolculuk, kısa sürede Alanya’nın tarihi dokusuna uzanıyor.</p>
<p><strong>Tarihin içinden geçen parkurlar</strong></p>
<p>Koşucular, Selçuklu döneminin en önemli eserlerinden Alanya Kalesi’nin surlarından geçerek 13. yüzyılın mimari mirasını yakından deneyimleme fırsatı buluyor. Tophane, Kızılkule, Tersane ve Bedesten gibi tarihi noktalar parkurun en etkileyici etaplarını oluşturuyor.</p>
<p><strong>Toros Dağları’na uzanan patikalar</strong></p>
<p>Parkurlar yükseldikçe Akdeniz’in sıcak iklimi yerini çam ormanlarına, serin yaylalara ve panoramik dağ manzaralarına bırakıyor. Katılımcılar hem Toros Dağları’nın doğal güzelliklerini hem de Akdeniz’in nefes kesen manzaralarını keşfediyor.</p>
<p><strong>Antik yollar ve kadim rotalar</strong></p>
<p>Toros Dağları’ndaki parkurlar, Roma döneminden kalma antik kervan yolları ve Yörük göç yolları gibi tarihi güzergahları içeriyor. Bu kadim patikalar, geçmişten günümüze uzanan yaşam ve ticaret ağlarının izlerini taşıyor.</p>
<p><strong>Mahmutseydi Köyü: Tarih ve gelenek</strong></p>
<p>Toros Dağları eteklerinde yer alan Mahmutseydi Köyü, Selçuklu dönemine uzanan tarihî dokusu ve geleneksel yaşam kültürüyle parkurun en özel noktalarından biri olarak öne çıkıyor.</p>
<p><strong>Tarım ve Gastronomi: Alanya’ya özel lezzetler</strong></p>
<p>Alanya, turizm kadar verimli toprakları ve güçlü üretim kültürüyle de öne çıkıyor. Muz üretiminde Türkiye’nin önde gelen merkezlerinden biri olan şehirde avokado, mango, ejder meyvesi, narenciye ve zeytin gibi ürünler de öne çıkıyor. Yarış parkurlarında katılımcılar muz bahçeleri, tropikal meyve alanları, narenciye bahçeleri ve zeytinlikler arasından geçerek Alanya’nın tarımsal zenginliğini yakından görebilecek.</p>
<p>Bölge mutfağı da yarış deneyimini tamamlayan bir başka keşif alanı. Gülüklü çorba, tahinli piyaz, şebit, laba dolması, tarator ve öksüz helvası gibi geleneksel tatlar, Alanya Ultra Trail katılımcılarına Akdeniz ve Yörük mutfağının özgün lezzetlerini tanıtıyor.</p>
<p>Alanya Ultra Trail 2026, katılımcılarına doğa, tarih, kültür ve gastronomiyi bir arada yaşatan çok yönlü bir deneyim sunuyor. Bu eşsiz yolculuğun bir parçası olmak için son kayıt tarihi: 15 Mart 2026.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tarihi-goc-yollarindan-patikalara-uzanan-bir-macera-618868">Tarihi göç yollarından patikalara uzanan bir macera</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeniden Sinematek&#8217;ten Lütfi Akad&#8217;a saygı duruşu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yeniden-sinematekten-lutfi-akada-saygi-durusu-616771</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Mar 2026 10:49:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[akad]]></category>
		<category><![CDATA[beyaz]]></category>
		<category><![CDATA[duruşu]]></category>
		<category><![CDATA[En İyi]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[filmi]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[lütfi]]></category>
		<category><![CDATA[mart]]></category>
		<category><![CDATA[oyuncu]]></category>
		<category><![CDATA[saygı]]></category>
		<category><![CDATA[sinematek]]></category>
		<category><![CDATA[ten]]></category>
		<category><![CDATA[yeniden]]></category>
		<category><![CDATA[yönetmen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616771</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Yeniden Sinematek gösterimleri, mart ayında Lütfi Ömer Akad’ın filmlerini beyaz perdeye taşıyor. Akad’ın vefatının 15. yılında izleyici ile buluşacak seçki, mart ayı boyunca her pazar Elhamra Sahnesi’nde gösterilecek.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeniden-sinematekten-lutfi-akada-saygi-durusu-616771">Yeniden Sinematek&#8217;ten Lütfi Akad&#8217;a saygı duruşu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Yeniden Sinematek gösterimleri, mart ayında Lütfi Ömer Akad’ın filmlerini beyaz perdeye taşıyor. Akad’ın vefatının 15. yılında izleyici ile buluşacak seçki, mart ayı boyunca her pazar Elhamra Sahnesi’nde gösterilecek.</p>
<p>Yeniden Sinematek, mart ayında “Lütfi Ö. Akad Sinemasında Toplum, Birey ve Şehirleşme” temasıyla Elhamra Sahnesi’nde İzmirliler ile buluşmaya hazırlanıyor. Türk sinemasının usta yönetmenlerinden Lütfi Ömer Akad’ı vefatının 15. yılında anmaya vesile olacak seçkide, onun sinemasını oluşturan mihenk taşları sayılabilecek yapımlar yer alıyor. Program kapsamında usta yönetmenin “göç” üçlemesinin filmleri olan Gelin, Düğün ve Diyet’in yanı sıra Türk Sinemasının klasikleşmiş filmlerinden Vesikalı Yârim de beyaz perdeyle buluşacak. Köyden kente göçün toplum ve bireyler üzerinde yarattıklarına etkileyici bir üslupla yaklaşan yönetmen, hem dönemin toplumsal yapısı hem de aile yapısı hakkında birçok gerçekliği gözler önüne seriyor.</p>
<p><strong>Bir göç hikâyesi: Gelin</strong></p>
<p>Lütfi Ö. Akad’ın üçlemesinin ilk filmi olan ve oyuncu kadrosunda Hülya Koçyiğit, Kerem Yılmazer ve Kahraman Kıral’ın yer aldığı 1973 yapımı dram türündeki Gelin filminde, Yozgat’tan İstanbul’a göç eden Hacı İlyas ve ailesinin hikâyesi konu ediliyor. Film yönetmene 1973 Adana Altın Koza Film Festivali’nde En İyi Film Ödülü’nü ve Onur Ödülü’nü kazandırdı. Gelin, 1 Mart Pazar saat 20.00’de gösterilecek.</p>
<p><strong>Yazgıya direnen bir kadın mücadelesi: Düğün</strong></p>
<p>Üçlemenin ikinci filmi ve aynı zamanda bir kadın hikâyesi olan Düğün’ün oyuncu kadrosunda Hülya Koçyiğit, Kamuran Usluer, Erol Günaydın ve Ahmet Mekin yer alıyor. Gösterimi 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilecek filmde, Şanlıurfa&#8217;dan İstanbul&#8217;a göç eden bir ailenin kadın fertlerinin başlık parası geleneğine karşı verdiği mücadele ve görünmeyen kadın emeği beyaz perdeye yansıtılıyor. 1973 yapımı dram türündeki film 1974 Antalya Altın Portakal Film Festivali’nden En İyi Yönetmen ve En İyi Film Ödülleriyle döndü. Film, 8 Mart Pazar saat 20.00’de izleyici ile buluşacak.</p>
<p><strong>Fabrikada bir uyanışın öyküsü: Diyet</strong></p>
<p>Üçlemenin son filmi olan 1974 yapımı dram türündeki Diyet filminin oyuncu kadrosunda Hülya Koçyiğit, Hakan Balamir, Erol Taş ve Erol Günaydın yer alıyor. Bir fabrika ve çevresinde gelişen işçi-işveren ilişkilerinin beyaz perdeye yansıtıldığı film, 1975 Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde Hülya Koçyiğit’e En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü ve Erol Taş’a En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü’nü kazandırdı. Film, 15 Mart Pazar saat 20.00’de gösterilecek.</p>
<p><strong>Sevda ile gerçeğin arasında: Vesikalı Yârim</strong></p>
<p>Türk Edebiyatı’nın usta yazarlarından Sait Faik Abasıyanık&#8217;ın Menekşeli Vadi adlı öyküsünden beyaz perdeye uyarlanan ve Türk Sineması’nın klasikleşmiş yapımlarından olan 1968 yapımı dram ve romantik türlerindeki Vesikalı Yârim filminin oyuncu kadrosunda Türkân Şoray, İzzet Günay, Ayfer Feray ve Semih Sezerli yer alıyor. 1968 Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi 2. Film Ödülü’ne layık görülen filmde evli ve çocuklu manav Halil’in hikâyesi konu ediliyor. Halil gittiği bir gazinoda Sabiha ile tanışır ve birbirlerine ilk görüşte âşık olurlar. Ancak Sabiha&#8217;nın Halil&#8217;in hayatıyla ilgili bilmediği gerçekler vardır. Film, 29 Mart Pazar saat 20.00’de gösterilecek.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeniden-sinematekten-lutfi-akada-saygi-durusu-616771">Yeniden Sinematek&#8217;ten Lütfi Akad&#8217;a saygı duruşu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kuşların Göç Yolculuğunda “Elektrik Çarpması Tehdidinin Önlenmesi” için Uluslararası Çalışma Başlatıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kuslarin-goc-yolculugunda-elektrik-carpmasi-tehdidinin-onlenmesi-icin-uluslararasi-calisma-baslatildi-2-609283</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Jan 2026 11:22:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[çarpması]]></category>
		<category><![CDATA[elektrik]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[kuş]]></category>
		<category><![CDATA[kuşların]]></category>
		<category><![CDATA[önlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[tehdidinin]]></category>
		<category><![CDATA[yolculuğunda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609283</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye, biyoçeşitlilik açısından dünya üzerinde özel olarak tanımlanan 36 sıcak noktadan üçünü (Kafkasya, Akdeniz ve İran-Turan) sınırları içerisinde barındıran dünyadaki nadir ülkelerden biri. Bu zengin biyoçeşitlilikle Türkiye, özellikle Avrupa ve Afrika kıtaları arasında süzülerek göç eden kuşlar için kritik bir ekolojik köprü görevi üstleniyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kuslarin-goc-yolculugunda-elektrik-carpmasi-tehdidinin-onlenmesi-icin-uluslararasi-calisma-baslatildi-2-609283">Kuşların Göç Yolculuğunda “Elektrik Çarpması Tehdidinin Önlenmesi” için Uluslararası Çalışma Başlatıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ancak her yıl yüz binlerce kuşun gerçekleştirdiği bu zorlu yolculuk, izole edilmemiş elektrik hatları nedeniyle ölümcül bir riskle karşı karşıya.</p>
<p>Doğa Derneği, Bulgaristan Kuşları Koruma Derneği (BSPB), Kuzey Makedonya Ekoloji Derneği (MES), Bulgaristan Elektrik Dağıtım Şirketi (EP Yug) ve Makedonya Elektrik Dağıtım Şirketi (EVN Macedonia) ortaklığıyla hazırlanan ve Avrupa Birliği LIFE Programı tarafından desteklenen &#8220;Güvenli Göç Yolları&#8221; projesi, Küresel ölçekte nesli tehlike altında olan şah kartal ve küçük akbaba gibi türleri korumak amacıyla göç yolları üzerindeki elektrik hatlarını güvenli hale getiriyor. Çalışma  kapsamında Türkiye’de 5.000 elektrik direği izole edilecek.</p>
<p><strong>2030 Hedefi: 17.000’den Fazla Güvenli Direk</strong></p>
<p>2030 yılına kadar tamamlanması planlanan çalışma kapsamında;</p>
<p> -Çarpılma vakalarının en yoğun olduğu bölgeler bilimsel yöntemlerle belirlenecek ve Türkiye için kapsamlı bir &#8220;Göç Yolları Risk Envanteri&#8221; oluşturulacak.</p>
<p>-Çalışma sınırları içerisinde, 5.000’i Türkiye’de olmak üzere toplam 17.000’den fazla tehlikeli elektrik direği izole edilecek.</p>
<p>-Kuşların elektrik hatlarını fark etmesini sağlayan 2.500 adet yansıtıcı kurulacak.</p>
<p>-Elektrik dağıtım şirketleri arasında aktif bir bilgi paylaşım ağı kurularak, teknolojik ve bilimsel çözümlerin sürekliliği sağlanacak.</p>
<p>Çalışma, özellikle nesli tehlike altındaki şah kartal ve küçük akbaba türlerinin popülasyonlarının iyileştirilmesini hedeflemekle birlikte, bu bölgeleri kullanan tüm göçmen ve yerli kuş türleri için güvenli bir yaşam alanı oluşturacak.</p>
<p>Türkiye’de ilk kez bu kadar büyük bir izolasyon çalışması gerçekleşecek.</p>
<p>Çalışmaya ilişkin açıklamalarda bulunan Doğa Derneği Koruma Programı Koordinatörü Şafak Arslan, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“Leylek, pelikan, şahin, kartal ve akbaba gibi süzülerek göç eden binlerce kuş, kışlama ve üreme alanları arasındaki düzenli göç hareketlerinde Türkiye’den geçmek zorunda kalıyor. Türkiye, kuş göçü açısından son derece kritik bir konumda yer alıyor. Bu uzun ve zorlu yolculuk sırasında kuşlar dinlenmek için mola vermek zorunda kalıyor ve sıklıkla elektrik direklerini tercih ediyor.</p>
<p>Ancak izole edilmemiş elektrik direkleri, kuşlar için ölümcül bir tehdit oluşturuyor. Dinlenmek amacıyla bu direklere konan kuşlar, elektrik akımına kapılarak hayatlarını kaybedebiliyor. Oysa bu tehdidi önlemek oldukça basit: Direklerin doğru şekilde izole edilmesi.</p>
<p>2017 yılından bu yana yürüttüğümüz çalışmalar, doğru izolasyon uygulamalarının kuş ölümlerini tamamen durdurabildiğini somut verilerle ortaya koydu. Şimdi bu tecrübeyi uluslararası bir boyuta taşıyoruz. 2030 yılına kadar yalnızca Türkiye’de, Trakya’dan Hatay’a uzanan hat boyunca 5.000 elektrik direğini güvenli hale getirerek kuşlara güvenli bir göç koridoru sağlamayı hedefliyoruz.” </p>
<p>Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kuslarin-goc-yolculugunda-elektrik-carpmasi-tehdidinin-onlenmesi-icin-uluslararasi-calisma-baslatildi-2-609283">Kuşların Göç Yolculuğunda “Elektrik Çarpması Tehdidinin Önlenmesi” için Uluslararası Çalışma Başlatıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kuşların Göç Yolculuğunda &#8220;Elektrik Çarpması Tehdidinin Önlenmesi&#8221; için Uluslararası Çalışma Başlatıldı.</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kuslarin-goc-yolculugunda-elektrik-carpmasi-tehdidinin-onlenmesi-icin-uluslararasi-calisma-baslatildi-609277</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Jan 2026 09:42:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[çarpması]]></category>
		<category><![CDATA[Direk]]></category>
		<category><![CDATA[elektrik]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[hat]]></category>
		<category><![CDATA[İzole]]></category>
		<category><![CDATA[kuş]]></category>
		<category><![CDATA[kuşlar]]></category>
		<category><![CDATA[kuşların]]></category>
		<category><![CDATA[önlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[tehdidinin]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyede]]></category>
		<category><![CDATA[yolculuğunda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609277</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye, biyoçeşitlilik açısından dünya üzerinde özel olarak tanımlanan 36 sıcak noktadan üçünü (Kafkasya, Akdeniz ve İran-Turan) sınırları içerisinde barındıran dünyadaki nadir ülkelerden biri.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kuslarin-goc-yolculugunda-elektrik-carpmasi-tehdidinin-onlenmesi-icin-uluslararasi-calisma-baslatildi-609277">Kuşların Göç Yolculuğunda &#8220;Elektrik Çarpması Tehdidinin Önlenmesi&#8221; için Uluslararası Çalışma Başlatıldı.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye, biyoçeşitlilik açısından dünya üzerinde özel olarak tanımlanan 36 sıcak noktadan üçünü (Kafkasya, Akdeniz ve İran-Turan) sınırları içerisinde barındıran dünyadaki nadir ülkelerden biri. Bu zengin biyoçeşitlilikle Türkiye, özellikle Avrupa ve Afrika kıtaları arasında süzülerek göç eden kuşlar için kritik bir ekolojik köprü görevi üstleniyor. Ancak her yıl yüz binlerce kuşun gerçekleştirdiği bu zorlu yolculuk, izole edilmemiş elektrik hatları nedeniyle ölümcül bir riskle karşı karşıya.</p>
<p>Doğa Derneği, Bulgaristan Kuşları Koruma Derneği (BSPB), Kuzey Makedonya Ekoloji Derneği (MES), Bulgaristan Elektrik Dağıtım Şirketi (EP Yug) ve Makedonya Elektrik Dağıtım Şirketi (EVN Macedonia) ortaklığıyla hazırlanan ve Avrupa Birliği LIFE Programı tarafından desteklenen &#8220;Güvenli Göç Yolları&#8221; projesi, Küresel ölçekte nesli tehlike altında olan şah kartal ve küçük akbaba gibi türleri korumak amacıyla göç yolları üzerindeki elektrik hatlarını güvenli hale getiriyor. Çalışma  kapsamında Türkiye’de 5.000 elektrik direği izole edilecek.</p>
<p><b>2030 Hedefi: 17.000’den Fazla Güvenli Direk</b></p>
<p>2030 yılına kadar tamamlanması planlanan çalışma kapsamında;</p>
<p>-Çarpılma vakalarının en yoğun olduğu bölgeler bilimsel yöntemlerle belirlenecek ve Türkiye için kapsamlı bir &#8220;Göç Yolları Risk Envanteri&#8221; oluşturulacak.</p>
<p>-Çalışma sınırları içerisinde, 5.000’i Türkiye’de olmak üzere toplam 17.000’den fazla tehlikeli elektrik direği izole edilecek.</p>
<p>-Kuşların elektrik hatlarını fark etmesini sağlayan 2.500 adet yansıtıcı kurulacak.</p>
<p>-Elektrik dağıtım şirketleri arasında aktif bir bilgi paylaşım ağı kurularak, teknolojik ve bilimsel çözümlerin sürekliliği sağlanacak.</p>
<p>Çalışma, özellikle nesli tehlike altındaki şah kartal ve küçük akbaba türlerinin popülasyonlarının iyileştirilmesini hedeflemekle birlikte, bu bölgeleri kullanan tüm göçmen ve yerli kuş türleri için güvenli bir yaşam alanı oluşturacak.</p>
<p>Türkiye’de ilk kez bu kadar büyük bir izolasyon çalışması gerçekleşecek.</p>
<p>Çalışmaya ilişkin açıklamalarda bulunan Doğa Derneği Koruma Programı Koordinatörü Şafak Arslan, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“Leylek, pelikan, şahin, kartal ve akbaba gibi süzülerek göç eden binlerce kuş, kışlama ve üreme alanları arasındaki düzenli göç hareketlerinde Türkiye’den geçmek zorunda kalıyor. Türkiye, kuş göçü açısından son derece kritik bir konumda yer alıyor. Bu uzun ve zorlu yolculuk sırasında kuşlar dinlenmek için mola vermek zorunda kalıyor ve sıklıkla elektrik direklerini tercih ediyor.</p>
<p>Ancak izole edilmemiş elektrik direkleri, kuşlar için ölümcül bir tehdit oluşturuyor. Dinlenmek amacıyla bu direklere konan kuşlar, elektrik akımına kapılarak hayatlarını kaybedebiliyor. Oysa bu tehdidi önlemek oldukça basit: Direklerin doğru şekilde izole edilmesi.</p>
<p>2017 yılından bu yana yürüttüğümüz çalışmalar, doğru izolasyon uygulamalarının kuş ölümlerini tamamen durdurabildiğini somut verilerle ortaya koydu. Şimdi bu tecrübeyi uluslararası bir boyuta taşıyoruz. 2030 yılına kadar yalnızca Türkiye’de, Trakya’dan Hatay’a uzanan hat boyunca 5.000 elektrik direğini güvenli hale getirerek kuşlara güvenli bir göç koridoru sağlamayı hedefliyoruz.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kuslarin-goc-yolculugunda-elektrik-carpmasi-tehdidinin-onlenmesi-icin-uluslararasi-calisma-baslatildi-609277">Kuşların Göç Yolculuğunda &#8220;Elektrik Çarpması Tehdidinin Önlenmesi&#8221; için Uluslararası Çalışma Başlatıldı.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Milleyha Doğa Gözlem Merkezi, 13 Şubat&#8217;ta Üç Gün Sürecek &#8220;Doğa Buluşması&#8221; ile Kapılarını Açıyor.</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/milleyha-doga-gozlem-merkezi-13-subatta-uc-gun-surecek-doga-bulusmasi-ile-kapilarini-aciyor-608640</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Jan 2026 12:38:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[13]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[buluşma]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[gözlem]]></category>
		<category><![CDATA[kuş]]></category>
		<category><![CDATA[merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[milleyha]]></category>
		<category><![CDATA[şubat]]></category>
		<category><![CDATA[Sulak Alan]]></category>
		<category><![CDATA[ta]]></category>
		<category><![CDATA[tur]]></category>
		<category><![CDATA[uzman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608640</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin en çok kuş türü kaydedilmiş sulak alanlarından biri olan Milleyha Sulak Alanı’nda, 13–14–15 Şubat tarihlerinde Milleyha Doğa Gözlem Evi’nin açılışı ile birlikte üç gün sürecek bir buluşma düzenlenecek.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/milleyha-doga-gozlem-merkezi-13-subatta-uc-gun-surecek-doga-bulusmasi-ile-kapilarini-aciyor-608640">Milleyha Doğa Gözlem Merkezi, 13 Şubat&#8217;ta Üç Gün Sürecek &#8220;Doğa Buluşması&#8221; ile Kapılarını Açıyor.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Türkiye’nin en çok kuş türü kaydedilmiş sulak alanlarından biri olan Milleyha Sulak Alanı’nda, 13–14–15 Şubat tarihlerinde Milleyha Doğa Gözlem Evi’nin açılışı ile birlikte üç gün sürecek bir buluşma düzenlenecek. Milleyha Doğa Buluşması kuş gözlemi, bitki gözlemi, kelebek ve güve gözlemi, ekoloji, su döngüsü, eko-turizm, doğa okuryazarlığı ve yerel kültür başlıklarında saha çalışmaları, yürüyüşler, forumlar ve atölyelerden oluşuyor.</b></p>
<p><b>Hatay Samandağ Kıyıları Önemli Doğa Alanı içinde yer alan Milleyha Sulak Alanı; kuşlar başta olmak üzere çok sayıda tür için üreme, beslenme ve göç dönemlerinde kritik bir durak. Her yıl yüz binlerce kuşun kullandığı bu alan, aynı zamanda zengin bir yaban hayatına ev sahipliği yapıyor. Uluslararası öneme sahip bu alan; kontrolsüz moloz dökümü, kaçak yapılaşma ve yasa dışı avcılık gibi ciddi tehditlerle kuşatılmış durumda.</b></p>
<p><b>317 Kuş Türünün Görüldüğü Bir Sulak Alan Ekosistemi<br />Milleyha, bugüne kadar 317 kuş türünün kaydedildiği bir sulak alan. Aynı zamanda alan Akdeniz Havzası’ndaki önemli yeşil deniz kaplumbağası (Chelonia mydas) yuvalama alanlarından biri ve her yıl yaklaşık 2.000 yavrunun denize ulaştığı kayıt altına alınıyor. Kumul, lagün ve tatlı su habitatlarının bir arada bulunması, alanda endemik bitkiler, nadir kelebek türleri, sürüngenler ve sulak alan omurgasızları açısından habitat ve tür çeşitliliğini sağlıyor.</b></p>
<p>Milleyha Doğa Buluşması Doğa Koruma ve Bilim Dünyasından Birçok Uzman ve Kurumun Desteğiyle gerçekleşiyor.</p>
<p>Bridge to Türkiye Fund desteğiyle kurulan merkez; Samandağ Çevre Koruma ve Turizm Derneği koordinasyonunda, doğa koruma ve bilim dünyasından birçok uzman ve kurumun desteğiyle açılıyor. Doğa Derneği, Doğa Oyunları Evi, Roots &#038; Shoots Türkiye, Sivil Alan Hareket Ağı Derneği ve Yuva Project gibi sivil toplum kuruluşları ile Emin Yoğurtcuoğlu, Hüseyin Çağlar İnce, Kadir Sancar ve Sera Tolgay &#038; Asi Çevre Vizyon Planı ekibi gibi uzmanların bilimsel ve saha birikimleriyle hazırlanan program katılımcılarını bekliyor.</p>
<p>Ücretsiz gerçekleştirilecek olan bu etkinlik, çocuklara ve yetişkinlere yönelik paralel programlar içeriyor ve Milleyha’nın korunması, tanınması ve sürdürülebilir geleceğine odaklanıyor. Buluşma, bütün doğa severlere, doğa ve kuş gözlemcilerinin katılımına açık .</p>
<p><b>Afrika’dan Avrasya’ya göç eden göçmen kuşlar için önemli bir beslenme ve dinlenme noktası.<br />Samandağ Çevre Koruma ve Turizm Derneği Başkan Yardımcısı Gizem Cabaroğulları yaptığı açıklamada; ‘’Milleyha, sadece Hatay için Türkiye için değil dünya için önemli bir sulak alan, burası Afrika’dan Avrasya’ya göç eden göçmen kuşlar için önemli bir beslenme ve dinlenme noktası. Ancak bu sulak alan yaşadığımız deprem sonrası molozlarla tanınmış bir noktaya geldi. Bizler binlerce yıldır olduğu gibi göç eden, burada beslenen kuşların ve diğer birçok türün burada yaşamlarını sürdürmesini istiyoruz. Milleyha molozların, avcıların yeri değil endemik bitkilerin, yeşil deniz kaplumbağalarının, kelebeklerin, kuşların yuvası. Milleyha Doğa Buluşması, bölgemizdeki doğa severler ve uzmanlar ile Türkiye’nin farklı bölgelerinden gelecek olan uzmanları buluşturacak.’’ dedi.</b></p>
<p><b>Doğa Buluşması Programı (13-15 Şubat)<br />Milleyha Doğa Gözlem Merkezi</b></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/milleyha-doga-gozlem-merkezi-13-subatta-uc-gun-surecek-doga-bulusmasi-ile-kapilarini-aciyor-608640">Milleyha Doğa Gözlem Merkezi, 13 Şubat&#8217;ta Üç Gün Sürecek &#8220;Doğa Buluşması&#8221; ile Kapılarını Açıyor.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hamzabey&#8217;de Doğa ve Tarih Buluşuyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hamzabeyde-doga-ve-tarih-bulusuyor-608421</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Jan 2026 12:08:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[bölge]]></category>
		<category><![CDATA[bölgede]]></category>
		<category><![CDATA[buluşuyor]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[hamzabey]]></category>
		<category><![CDATA[inegöl]]></category>
		<category><![CDATA[kuş]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608421</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnegöl Belediyesi tarafından Hamzabey Mahallesi’nde hayata geçirilen Kıyı Rekreasyon Projesi, göçmen kuşların uğrak noktası olan bölgeyi doğa, tarih ve yaşam alanlarıyla yeni bir cazibe merkezine dönüştürüyor. Bölgede çalışmalar tüm hızıyla sürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hamzabeyde-doga-ve-tarih-bulusuyor-608421">Hamzabey&#8217;de Doğa ve Tarih Buluşuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnegöl Belediyesi tarafından Hamzabey Mahallesi’nde hayata geçirilen Kıyı Rekreasyon Projesi, göçmen kuşların uğrak noktası olan bölgeyi doğa, tarih ve yaşam alanlarıyla yeni bir cazibe merkezine dönüştürüyor. Bölgede çalışmalar tüm hızıyla sürüyor.</p>
<p>İnegöl Belediyesi, kentin doğal ve kültürel değerlerini gün yüzüne çıkaracak önemli projelerden birini Hamzabey Mahallesi’nde hayata geçiriyor. Göçmen kuşların göç rotasında yer alan ve leylekleriyle bilinen bölgede yapımına başlanan Hamzabey Kıyı Rekreasyon Projesi, doğa ile tarihi aynı çatı altında buluşturmayı hedefliyor. Bölgede proje alanında yer alan yapıların yıkımları devam ediyor.</p>
<p>DOĞA İLE TARİH BULUŞUYOR<br />İnegöl’ün kuzey girişi olarak bilinen ve Bursa’nın en büyük Millet Bahçesi olarak yapımı devan eden İnegöl Millet Bahçesinin hemen karşısında konumlanan proje alanında; yürüyüş ve bisiklet yolları, kuş gözlem alanları ile kapsamlı çevre düzenlemeleri yer alıyor. Proje hem bölge sakinlerine hem de ziyaretçilere doğayla iç içe bir yaşam alanı sunacak. Öte yandan, Osmanlı hanedanının ilk şehidi olarak kabul edilen Baykoca Türbesi ve çevresindeki tarihi cami de proje kapsamında ele alınıyor. Baykoca Türbesi’nin restorasyonu da gerçekleştirilerek bölgenin kültürel mirası korunacak ve gelecek nesillere aktarılacak. Hamzabey’in sahip olduğu doğal güzellikler, tarihi yapılar ve kuş göç yolu gibi eşsiz değerler sayesinde İnegöl’ün yeni cazibe merkezlerinden biri olması bekleniyor. Projenin tamamlanmasıyla birlikte bölge, doğaseverler ve tarih meraklıları için önemli bir buluşma noktası haline gelecek.</p>
<p>ÖNEMLİ BİR CAZİBE MERKEZİ OLACAK<br />Bölgede çalışmalar İnegöl Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü tarafından hummalı bir şekilde sürdürülürken, Belediye Başkanı Alper Taban da kıyı şeridinde proje alanını oluşturacak bölgede yıkımların devam ettiğini duyurdu. İnegöl’ün kuzey giriş kapısı olan tarihi Hamzabey Mahallesinde; yürüyüş yolu, kuş gözlem alanları, Baykoca Türbesi ve tarihi cami çevre düzenlemesiyle birlikte tarih ile doğayı buluşturacak projenin çalışmalarının sürdüğünü kaydeden Başkan Taban, “Hamzabey, sahip olduğu doğal zenginlikler ve tarihi değerlerle şehrimizin en özel bölgelerinden biri. Bu projeyle hem göçmen kuşların doğal yaşam alanlarını koruyor hem de Baykoca Türbesi başta olmak üzere tarihi mirasımızı hak ettiği şekilde gün yüzüne çıkarıyoruz. Vatandaşlarımızın doğayla iç içe vakit geçirebileceği, yürüyüş yapabileceği ve tarihi yakından hissedebileceği yeni bir yaşam alanını İnegöl’e kazandırıyoruz. Projemiz tamamlandığında burası sadece İnegöl için değil, şehir dışından gelecek misafirlerimiz için de önemli bir cazibe merkezi olacak” dedi.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hamzabeyde-doga-ve-tarih-bulusuyor-608421">Hamzabey&#8217;de Doğa ve Tarih Buluşuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay Zekâ Göç Yönetiminde Etkili Ama Riskli: &#8220;Denetimsiz Algoritmalar Hak İhlallerine Yol Açabilir&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-goc-yonetiminde-etkili-ama-riskli-denetimsiz-algoritmalar-hak-ihlallerine-yol-acabilir-607647</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Jan 2026 13:03:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[biyometrik]]></category>
		<category><![CDATA[Denetim]]></category>
		<category><![CDATA[denetimsiz]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[kaya]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[riskli]]></category>
		<category><![CDATA[sistemleri]]></category>
		<category><![CDATA[tur]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[yönetiminde]]></category>
		<category><![CDATA[yüz]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607647</guid>

					<description><![CDATA[<p> İstinye Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Yiğit Bekir Kaya, yapay zekânın göç yönetimindeki kullanımını, beraberinde getirdiği siber güvenlik ve insan hakları sorunlarını değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-goc-yonetiminde-etkili-ama-riskli-denetimsiz-algoritmalar-hak-ihlallerine-yol-acabilir-607647">Yapay Zekâ Göç Yönetiminde Etkili Ama Riskli: &#8220;Denetimsiz Algoritmalar Hak İhlallerine Yol Açabilir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong> İstinye Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Yiğit Bekir Kaya, yapay zekânın göç yönetimindeki kullanımını, beraberinde getirdiği siber güvenlik ve insan hakları sorunlarını değerlendirdi. Denetimsiz algoritmaların hak ihlallerine yol açabileceğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Kaya, “Yapay zekâ göç yönetiminde verimlilik sağlıyor, ancak güvenilirlik, şeffaflık ve hesap verebilirlik olmadan her algoritma potansiyel bir hak ihlali aracına dönüşebilir” dedi.</strong></p>
<p>Yapay zekâ destekli sistemler, dünya genelinde göç yönetiminden sınır güvenliğine, vize değerlendirmelerinden biyometrik kimlik doğrulamaya kadar pek çok alanda aktif olarak kullanılıyor. Ancak bu teknolojilerin yeterli şeffaflık ve denetimden yoksun şekilde uygulanması, ayrımcılıktan veri ihlallerine kadar ciddi riskleri de beraberinde getiriyor. İstinye Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Yiğit Bekir Kaya, yapay zekânın göç yönetimindeki kullanımını, beraberinde getirdiği siber güvenlik ve insan hakları sorunlarını değerlendirdi.</p>
<p><strong>Türkiye ve dünyada yaygın kullanım</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Kaya’ya göre yapay zekâ, bugün göç yönetiminin neredeyse tüm aşamalarında yer alıyor. Türkiye’de GöçNet sistemi 5,5 milyon yabancının kaydını tutarken, 20’den fazla kamu kurumuyla entegre çalışıyor. Göç İdaresi Başkanlığı’nın YİMER 157 çağrı merkezi ise yapay zekâ destekli konuşma tanıma sistemiyle yedi dilde hizmet veriyor. Türkiye’nin biyometrik alandaki kapasitesine de dikkat çeken Kaya, “Milli Biyometrik Parmak İzi Sistemi sayesinde Türkiye, kendi biyometrik algoritmasını geliştiren dünyadaki yedinci ülke konumunda” dedi. Uluslararası alanda ise Avrupa Birliği’nin Frontex ajansının drone’larla göçmen geçişlerini izlediğini, ABD’nin otonom gözetim kuleleri ve plaka tanıma sistemleri kullandığını hatırlattı. Dr. Öğr. Üyesi Kaya şöyle konuştu:</p>
<p>“Suriye&#8217;de iç savaş öncesi nüfus kayıt oranı yüzde yüze yakınken, çatışmalarla birlikte birçok nüfus müdürlüğü kısmen veya tamamen tahrip oldu. BM verilerine göre Suriyeli mültecilerin yüzde 70&#8217;i temel kimlik belgelerinden yoksun. Türkiye, belge şartı aramaksızın milyonlarca Suriyeliye kapılarını açtı; bu insani yaklaşım, aynı zamanda kayıt sistemlerinin öz beyana dayalı verilerle kurulması anlamına geldi. Biyometrik sistemler kişinin daha önce kayıt yaptıran kişiyle aynı olduğunu doğrulayabiliyor, ancak ilk kayıttaki bilgilerin doğruluğunu teyit edemiyor. Bu konular, İstinye Üniversitesi&#8217;nin UNESCO ile birlikte Temmuz 2025&#8217;te düzenlediği ‘Göç Alanında Temel Yapay Zekâ Kullanımı’ okulunda ve Göç İdaresi Başkanlığı&#8217;nın 23 Ekim 2025&#8217;te Ankara&#8217;da düzenlediği etkinlikte ele alındı. Kanada&#8217;da yapay zekâ destekli sistemle Afrikalı öğrencilerin vize red oranı yüzde 75&#8217;e ulaşırken Çinli öğrencilerin yüzde 90&#8217;ı kabul alıyor. Yüz tanıma algoritmalarında koyu tenli yüzleri yanlış tanıma oranı açık tenli yüzlere göre 100 kata kadar daha yüksek. Güvenilir yapay zekâ için şeffaflık, hesap verebilirlik ve bağımsız denetim gerekiyor; ancak bu standartlar göç sistemlerinde henüz yeterince sağlanmıyor.”</p>
<p><strong>“Algoritmalar tarafsız değil”</strong></p>
<p>Yapay zekânın en büyük risklerinden birinin algoritmik ayrımcılık olduğunu vurgulayan Kaya, yüz tanıma sistemlerinin koyu tenli bireylerde hata oranının açık tenlilere göre 100 kata kadar çıkabildiğini söyledi. “ABD’de yüz tanıma hataları nedeniyle yapılan hatalı tutuklamaların tamamının Siyahi bireyleri kapsaması tesadüf değil,” diyen Kaya, İngiltere ve Kanada gibi ülkelerde de belirli ülke vatandaşlarının otomatik olarak daha ‘riskli’ sınıflandırıldığını belirtti.</p>
<p>Kaya’ya göre sorun, sistemlerin açıkça ırk ya da etnik köken sorması değil; posta kodu, ülke, lehçe gibi ‘tarafsız’ görünen değişkenlerin dolaylı ayrımcılık aracı haline gelmesi.</p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Kaya, “Türkiye&#8217;de Milli Biyometrik Sistemi yüzde 99,42 hassasiyet ve yüzde 99,995 doğruluk oranı açıklıyor. Ancak bu rakamların bağımsız denetim sonuçları kamuoyuyla paylaşılmadı. Biyometrik sistemlerin temel sınırlılığı şu: kayıt anında beyan edilen bilgilerin doğruluğunu teyit edemiyorlar, yalnızca aynı kişinin tekrar geldiğini doğrulayabiliyorlar” dedi.</p>
<p><strong>Biyometrik veriler geri döndürülemez riskler taşıyor</strong></p>
<p>Göç yönetiminde tutulan biyometrik verilerin siber güvenlik açısından son derece hassas olduğuna dikkat çeken Kaya, “Şifre değiştirilebilir ama parmak izi ya da yüz geometrisi değiştirilemez. Bir kez sızdırıldığında, bu veriler kişinin hayatı boyunca risk yaratır” ifadelerini kullandı. Göçmenlere ait biyometrik ve kişisel verilerin yapay zekâ sistemlerinde işlenmesinin, siber güvenlik açısından yarattığı tehlikelerle ilgili örnek de veren Dr. Öğr. Üyesi Kaya, “2022&#8217;de Amerika Göçmenlik Dairesi&#8217;nin sitesindeki bir hata yüzünden 6 bin 252 sığınmacının bilgileri herkese açık hale geldi. İçlerinden 103 Kübalı sığınmacının verileri yanlışlıkla Küba hükümetine gönderildi. Federal mahkeme bu sızıntının ‘işkence veya zulüm riskini artırdığını’ kabul etti” dedi.</p>
<p>ABD ve Avustralya’da yaşanan veri sızıntılarını hatırlatan Kaya, bu tür ihlallerin sığınmacıların yalnızca kendilerini değil, geldikleri ülkelerde kalan ailelerini de tehlikeye atabileceğini söyledi. Merkezi veri depolama yapıları ve denetimsiz taşeron firmaların, saldırı yüzeyini daha da genişlettiğini vurgulayan Kaya, şöyle devam etti:</p>
<p>“Göç sistemlerindeki güvenlik açıklarının önemli bir kaynağı, bağımsız denetimden geçmeyen taşeron firmalar ve merkezi veri depolama yapıları. Amerika&#8217;nın 290 milyon kişinin biyometrik verisini saklayan HART sistemi, kamu denetim raporlarına göre gerekli 12 gizlilik korumasından yalnızca 5&#8217;ini karşılıyor. Beş Göz İstihbarat İşbirliği anlaşmasıyla ABD, İngiltere, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda arasındaki göçmen verisi paylaşımı son yıllarda 100 kat arttı; yılda 8 milyon veri sorgusu yapılıyor. En trajik örnek ise BM Mülteciler Örgütü&#8217;nün 830.000 Rohingya mültecisinin parmak izi ve fotoğraflarını Myanmar hükümetiyle paylaşması; mültecilerin büyük çoğunluğu verilerinin bu şekilde kullanılacağından habersizdi. Veri egemenliği ve yerel kontrol, bu alanda giderek daha kritik hale geliyor. Güvenilir yapay zekâ sistemleri şeffaflık, hesap verebilirlik ve bağımsız denetim gerektirir. Oysa göç veri tabanları çoğu zaman taşeron firmalarının ihmaline ve devletlerarası gizli anlaşmalara dayanıyor.”</p>
<p><strong>Uluslararası hukukla gerilim</strong></p>
<p>Yapay zekâ destekli göç sistemlerinin uluslararası hukuk ve insan hakları normlarıyla tam uyumlu olmadığını belirten Kaya, Avrupa Birliği Yapay Zekâ Yasası’nın göç ve iltica uygulamalarını “yüksek riskli” olarak sınıflandırmasına rağmen, sığınmacılar için bazı yasaklı teknolojilere hâlâ izin verildiğine dikkat çekti.</p>
<p>“Vatandaşlar üzerinde kullanılsaydı sıkı denetime tabi tutulacak sistemler, en savunmasız gruplar olan sığınmacılar üzerinde daha gevşek kurallarla uygulanıyor,” diyen Kaya, geri göndermeme ilkesinin bireysel değerlendirme gerektirdiğini hatırlattı.</p>
<p><strong>Gelecekte neler öne çıkacak</strong></p>
<p>Önümüzdeki yıllarda göç politikalarını en çok etkileyecek gelişmeler arasında yapay zekâ destekli sahte belge üretimi, büyük dil modellerinin iltica değerlendirmelerinde kullanılması ve devasa biyometrik veri tabanlarının birbirine bağlanması yer alıyor. Kaya, deepfake teknolojileriyle üretilen sahte belgelerin artık insan gözüyle ayırt edilemez hale geldiğini, buna karşı denetim mekanizmalarının aynı hızda gelişmediğini ifade etti. Avrupa’da ve Türkiye’deki çalışmalarla ilgili de bilgi veren Dr. Öğr. Üyesi Kaya, şunları söyledi:</p>
<p>“Avrupa Birliği&#8217;nin 2030&#8217;a kadar tamamlayacağı ‘Birlikte Çalışabilirlik Çerçevesi’ altı büyük veri tabanını birbirine bağlayarak dünyanın en büyük biyometrik deposunu oluşturacak; 6 yaşındaki çocukların bile yüz tanıma verileri bu sisteme girecek. Aralık 2025&#8217;te kurulan Kamu Yapay Zekâ Genel Müdürlüğü, Türkiye&#8217;nin bu alandaki kurumsal kapasitesini güçlendirmeyi hedefliyor. Türkiye&#8217;de İstanbul Havalimanı tamamen kağıtsız ve temassız seyahat deneyimi için biyometrik sistemler test ediyor; THY Boston ve Miami&#8217;de yüz tanıma ile uçuşa kabul süresini yüzde 50&#8217;ye kadar kısalttı. Milli Biyometrik Sistemi&#8217;ne gelecekte yüz, iris ve ses tanıma entegrasyonu planlanıyor. Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi 2021-2025 kapsamında 50 bin yapay zekâ uzmanı ve 1.000 girişim hedefleniyor.”</p>
<p><strong>“Asıl soru hukuk mekanizmalarının bu hıza nasıl yetişeceği”</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Yiğit Bekir Kaya, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:</p>
<p>“Yapay zekâ göç yönetiminde verimlilik sağlıyor, ancak güvenilirlik, şeffaflık ve hesap verebilirlik olmadan her algoritma potansiyel bir hak ihlali aracına dönüşebilir. Asıl soru, teknolojinin ne kadar hızlı geliştiği değil; bu hıza denetim ve hukuk mekanizmalarının nasıl yetişeceğidir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-goc-yonetiminde-etkili-ama-riskli-denetimsiz-algoritmalar-hak-ihlallerine-yol-acabilir-607647">Yapay Zekâ Göç Yönetiminde Etkili Ama Riskli: &#8220;Denetimsiz Algoritmalar Hak İhlallerine Yol Açabilir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir&#8217;de 43 düzensiz göçmen yakalandı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmirde-43-duzensiz-gocmen-yakalandi-603901</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Jan 2026 07:27:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[43]]></category>
		<category><![CDATA[bot]]></category>
		<category><![CDATA[düzensiz]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[göçmen]]></category>
		<category><![CDATA[yakalandı]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=603901</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir'in Seferihisar ilçesi açıklarında Sahil Güvenlik ekipleri, lastik bot içerisinde 16'sı çocuk 43 düzensiz göçmeni yakaladı. Yakalanan göçmenler, işlemlerinin ardından İl Göç İdaresi Müdürlüğüne gönderildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirde-43-duzensiz-gocmen-yakalandi-603901">İzmir&#8217;de 43 düzensiz göçmen yakalandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p> <strong>İzmir</strong>&#8216;in Seferihisar ilçesi açıklarında Sahil Güvenlik ekipleri tarafından durdurulan lastik bot içerisindeki 16&#8217;sı çocuk 43 düzensiz göçmen yakalandı.</p>
<p>Edinilen bilgiye göre saat 02.10 sıralarında Seferihisar ilçesinde görevli Sahil Güvenlik Mobil Radarı (MORAD-9) tarafından lastik bot içerisinde bir grup düzensiz göçmen olduğu tespit edildi. Bölgeye sevk edilen Sahil Güvenlik Botu (TCSG-912) tarafından hareketli lastik bot durduruldu. Ekipler tarafından bot içerisinde yapılan kontrollerde, 16&#8217;sı çocuk olmak üzere toplam 43 düzensiz göçmen yakalandı. Karaya çıkarılan düzensiz göçmenler, işlemlerinin ardından İl Göç İdaresi Müdürlüğüne gönderildi. &#8211; İZMİR</p>
<div>Kaynak: İhlas Haber Ajansı /  3-sayfa </div>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirde-43-duzensiz-gocmen-yakalandi-603901">İzmir&#8217;de 43 düzensiz göçmen yakalandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Küresel göç yeni bir çağa giriyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kuresel-goc-yeni-bir-caga-giriyor-599555</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Dec 2025 11:41:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çağa]]></category>
		<category><![CDATA[giriyor]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[göçmenler]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kriz]]></category>
		<category><![CDATA[küresel]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599555</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve İnsan Hakları Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (İHAMER) Müdürü Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, 18 Aralık Dünya Göçmenler Günü dolayısıyla küresel göçün yeni yönelimlerini değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kuresel-goc-yeni-bir-caga-giriyor-599555">Küresel göç yeni bir çağa giriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve İnsan Hakları Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (İHAMER) Müdürü Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, 18 Aralık Dünya Göçmenler Günü dolayısıyla küresel göçün yeni yönelimlerini değerlendirdi.</p>
<p><strong>Göçmen işçi sayısı ise 165 milyonun üzerinde</strong></p>
<p>Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, Uluslararası Göç Örgütü’nün verilerine göre dünya genelinde 281 milyon uluslararası göçmen bulunduğunu dile getirerek, “Bu rakam her geçen yıl artarak göçün küresel ve yapısal bir olguya dönüştüğünü göstermektedir. 2025 yılı itibarıyla dünya nüfusunun yaklaşık %4’ünün göçmenlerden oluşması beklenmektedir. Göçmen işçi sayısı ise 165 milyonun üzerindedir.” dedi.</p>
<p><strong>Göç, yalnızca ekonomik nedenlerle olmuyor!</strong></p>
<p>Türkiye’nin, bu küresel sürecin önemli aktörlerinden biri olarak hem alıcı hem gönderici hem de transit ülke rolüyle kritik bir konumda yer aldığını kaydeden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Göç, artık yalnızca ekonomik nedenlerle açıklanamayacak kadar karmaşık bir yapıya sahiptir. Silahlı çatışmalar, iç savaşlar, etnik ve mezhepsel gerilimler, bölgesel istikrarsızlıklar ve zorla yerinden edilmeler, günümüzde mülteci hareketlerinin en temel nedenleri arasına girmiştir. Özellikle Orta Doğu, Afrika ve Asya’daki çatışmalar, milyonlarca insanı hayatta kalmak için göçe zorlamakta; mülteci sayıları tarihsel rekorlar kırmaktadır. Bu tabloya rağmen ABD ve Avrupa ülkeleri her ne kadar daha güvenlikçi ve sınır odaklı göç politikaları benimsemiş görünse de mevcut demografik yapı ve iş gücü ihtiyacı bu ülkelerin göçmen kabulünü orta ve uzun vadede sürdürmek zorunda kalacağını göstermektedir<strong>. </strong>Bu süreç; beyin göçü, göçün kadınsallaşması, iklim krizi ve zorunlu mülteci hareketleri gibi yeni dinamiklerle şekillenmekte ve göçmenlerin yaşamlarını derinden etkilemektedir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Beyin göçü ülkelerin geleceğini doğrudan etkiliyor</strong></p>
<p>Beyin göçü konusuna da değinen Prof. Dr. Süleymanlı, “Beyin göçü, son yıllarda küresel göç hareketleri içinde giderek daha belirleyici bir olgu haline gelmiştir. Gençler, özellikle eğitim, kariyer fırsatları ve yaşam kalitesi arayışıyla yurtdışına yönelmektedir. ABD, Kanada ve Avustralya gibi ülkeler, nitelikli iş gücünü çekmek için özel programlar ve teşvikler sunarken; gelişmekte olan ülkeler genç ve eğitimli nüfus kaybı riskiyle karşı karşıya kalmaktadır. Avrupa ve Kuzey Amerika ülkelerinde yaşlanan nüfus ve azalan doğurganlık oranları, güvenlik söylemlerine rağmen nitelikli göçmenlere olan yapısal ihtiyacı artırmaktadır. Beyin göçü artık sadece bireysel bir tercih değil, ülkelerin uzun vadeli kalkınma kapasitesini doğrudan etkileyen stratejik bir mesele haline gelmiştir. Türkiye bu bağlamda, bir yandan genç beyinlerini yurtdışına gönderen; diğer yandan soy, kültür ve inanç bağlarının bulunduğu ülkelerden göç alan bir ülke konumundadır. Bu gençlerin Türkiye’de nitelikli istihdam, akademik özgürlük ve girişimcilik imkânları bulabilmesi, beyin göçünü dengeleyici bir etki yaratabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Göçün kadınsallaşması ve kadın göçmenlerin artan rolü</strong></p>
<p>Göçün kadınsallaşmasının, çağdaş göç çalışmalarının en dikkat çekici başlıklarından biri olduğuna işaret eden Prof. Dr. Süleymanlı, şöyle devam etti:</p>
<p>“2023 itibarıyla kadın göçmenlerin oranı dünya genelinde yüzde 48’e ulaşmış, 2025’te ise yüzde 50’ye yaklaşması beklenmektedir. Kadın göçmenler çoğunlukla bakım, hizmet ve ev içi emek sektörlerinde istihdam edilmekte; eğitimli kadınlar ise sağlık ve eğitim alanlarında önemli roller üstlenmektedir. Özellikle Avrupa ülkelerinde bakım ve sağlık sektörlerinde ortaya çıkan iş gücü açığı, kadın göçmen emeğine olan ihtiyacı daha da görünür kılmaktadır. Türkiye, özellikle Suriye başta olmak üzere çatışma bölgelerinden gelen kadın mültecilerin artışıyla bu süreci doğrudan deneyimlemektedir. Savaş ve şiddet ortamından kaçan kadınlar, sadece ekonomik değil aynı zamanda fiziksel ve psikolojik güvenlik arayışıyla göç etmektedir. Bu durum, kadın göçmenlerin korunması, güçlendirilmesi ve sosyal hayata katılımının önemini daha da artırmaktadır.”</p>
<p><strong>İklim krizi de zorunlu göçü kaçınılmaz hale getiriyor</strong></p>
<p>İklim değişikliğinin de günümüzde göçün en güçlü itici faktörlerinden biri haline geldiğine vurgu yapan Prof. Dr. Süleymanlı, “Kuraklık, sel ve aşırı hava olayları nedeniyle milyonlarca insan yaşadığı coğrafyayı terk etmek zorunda kalmaktadır. Birleşmiş Milletler’e göre 2025 yılı itibarıyla iklim kaynaklı yerinden edilmelerin 100 milyona ulaşması mümkündür. İklim krizi, özellikle çatışmalarla birleştiğinde göçü kaçınılmaz hale getirmekte; kırılgan bölgelerde mülteci hareketlerini daha da hızlandırmaktadır. Türkiye, bulunduğu coğrafi konum itibarıyla bu baskıyı en yoğun hisseden ülkelerden biridir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Dijitalleşme göçmenleri iki hayat arasında bırakıyor</strong></p>
<p>Dijital teknolojilerin, göçün doğasını köklü bir şekilde değiştirdiğini söyleyen Prof. Dr. Süleymanlı, “İnternet ve sosyal medya sayesinde, göçmenler artık birden fazla ülke arasında yaşam kurabilmekte, hem geldikleri hem de gittikleri ülkeye dair bilgi alışverişinde bulunabilmektedirler. Bu ‘çift yaşam’, onların yerel toplumlarla daha az etkileşimde olmalarına ve hatta sosyal baloncuklarda hapsolmalarına neden olabilmektedir. Dijital platformlar, göçmenlerin iş bulma süreçlerini hızlandırsa da yerel kültüre entegrasyonlarını zorlaştırabilir. Dijital teknolojinin, göçmenlerin eğitimine ve iş gücü piyasalarına erişimine sağladığı kolaylıklar, aynı zamanda onların sosyal izolasyona uğramalarına yol açabilmektedir. Göçmenlerin online platformlarda yerel halkla etkileşime geçmek yerine kendi topluluklarına yönelmesi, sosyal entegrasyonu zorlaştırmaktadır. Bununla birlikte, dijital araçlar sayesinde, dil öğrenme ve iş arama süreçleri daha verimli hale gelmekte, göçmenlerin daha hızlı adapte olmalarına yardımcı olmaktadır.” dedi.</p>
<p><strong>Göç, kriz değil toplumsal dönüşüm olarak ele alınmalı</strong></p>
<p>Türkiye’nin, tarihsel olarak göç yollarının kesiştiği bir ülke olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Süleymanlı, “Suriye savaşı başta olmak üzere bölgesel çatışmalar ve güvenlik krizleri, Türkiye’yi dünyanın en fazla mülteci barındıran ülkesi haline getirmiştir. Türkiye’nin göç politikaları; gönüllü geri dönüş, güvenli entegrasyon ve insan hakları temelli yaklaşımlar çerçevesinde şekillenmektedir. Göçmenler artık yalnızca korunması gereken bir grup değil, doğru politikalarla toplumsal ve ekonomik katkı sunabilecek aktörlerdir. Türkiye’nin bu süreci kriz yönetimi yerine toplumsal dönüşüm ve birlikte yaşam perspektifiyle ele alması büyük önem taşımaktadır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Küresel göç yeni bir çağa girdi</strong></p>
<p>Dünya genelinde, göçmenlerin sayısının hızla artmasının, bu kişilerin sosyal entegrasyonu, ekonomik katkıları ve insan hakları gibi konuları daha önemli hale getirdiğini belirten Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Beyin göçü, iklim göçü ve kadın göçü gibi kavramlar, geleceğin en önemli göç dinamikleri arasında yer almaktadır. Göçmenlerin daha insancıl ve verimli bir şekilde entegrasyonu, hem göçmenler hem de misafir ülkeler için önemli fırsatlar yaratacaktır. Göç, artık sadece bir ekonomik hareketlilik değil, insan hakları, sosyal uyum ve toplumsal kalkınma ile doğrudan bağlantılı bir mesele olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye’nin de bu süreçte, hem alıcı hem de verici ülke olarak, göçü sadece bir kriz meselesi değil, toplumsal dönüşüm süreci olarak ele alması, uzun vadeli stratejilerle yönetilmesini sağlamalıdır.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kuresel-goc-yeni-bir-caga-giriyor-599555">Küresel göç yeni bir çağa giriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Adana&#8217;dan İzmir&#8217;e göç etti, Meslek Fabrikası&#8217;yla iş buldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/adanadan-izmire-goc-etti-meslek-fabrikasiyla-is-buldu-595628</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Dec 2025 07:51:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[etti]]></category>
		<category><![CDATA[fabrikası]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[İş Arayan]]></category>
		<category><![CDATA[istihdam]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[meslek]]></category>
		<category><![CDATA[Meslek Fabrikası]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595628</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Meslek Fabrikası İstihdamı Geliştirme ve Destekleme Birimi, ekim ayında iş arayan 35 kişinin istihdam edilmesine aracı oldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/adanadan-izmire-goc-etti-meslek-fabrikasiyla-is-buldu-595628">Adana&#8217;dan İzmir&#8217;e göç etti, Meslek Fabrikası&#8217;yla iş buldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Meslek Fabrikası İstihdamı Geliştirme ve Destekleme Birimi, ekim ayında iş arayan 35 kişinin istihdam edilmesine aracı oldu. Adana’dan İzmir’e göç eden Aynur Dağaşan da  Meslek Fabrikası Mobil İstihdam Aracı’nın yönlendirmesiyle işe yerleştirildi.</p>
<p>İzmir’de iş arayanlar, İzmir Büyükşehir Belediyesi Meslek Fabrikası aracılığıyla hayallerine kavuşuyor. Meslek Fabrikası’nda düzenlenen kurslara katılarak istihdam olanaklarını artıran yurttaşlar, herhangi bir kursa katılmadan da Meslek Fabrikası İstihdamı Geliştirme ve Destekleme Birimi aracılığıyla farklı sektörlerde işe girme imkânı bulabiliyor. Birime bizzat giderek, https://www.kariyerimiz.com.tr/ adresi üzerinden başvurarak ya da Mobil İstihdam Aracı’nı ziyaret ederek özgeçmişlerini paylaşan yurttaşlar, işverenlerle eşleşip istihdam edilebiliyor. Sadece ekim ayında Meslek Fabrikası İstihdamı Geliştirme ve Destekleme Birimi’nin yönlendirmesiyle işe yerleşenlerin sayısı 35’i bulurken, bunlardan biri ise kızının üniversite tahsili nedeniyle İzmir’e göç eden 51 yaşındaki Aynur Dağaşan oldu. Mobil İstihdam Aracı’nı ziyaret ederek özgeçmişini veren Dağaşan, bir firmada ikram personeli olarak işe başladı.</p>
<p><strong>“Böyle bir işle karşılaşacağımı tahmin etmezdim”</strong></p>
<p>İzmir’e iki yıl önce göç ettiğini belirten Aynur Dağaşan, “Adana’dan İzmir’e kızımın üniversite kazanması nedeniyle iki yıl önce geldim. Onunla ev tuttuk, geçinmeye çalışıyoruz. Bu arada iş aradım. Kızım İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin broşürünü görmüş. ‘Anne, Hasanağa Bahçesi’nde Mobil İstihdam Aracı var’ dedi. İstihdam aracına gittim, oradaki personel çok yardımcı oldu. Benim için işe girmem şaşırtıcı oldu. Böyle bir işle karşılaşacağımı tahmin etmezdim. İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne çok teşekkür ederim. Çok güzel ve insanlara yardımcı olan bir proje. Şu an bir firmada ikram personeli olarak nezih bir ortamda çalışıyorum. Kızım da işe girdiğim için çok mutlu. İhtiyaçlarımızı daha rahat karşılayabiliyoruz” dedi.</p>
<p><strong>Üç yöntemle başvurulabiliyor</strong></p>
<p>Meslek Fabrikası Şube Müdürü Zeki Kapı ise “Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2025 yılında yaptığı araştırmaya göre Türkiye’deki işsizlik oranı yüzde 8,6. İzmir’deki işsizlik oranı ise yüzde 11,2. İzmir’de Türkiye genelinin üzerinde bir işsizlik oranı var. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak yasaların yerel yönetimlere verdiği yetkiler doğrultusunda işsizliğe karşı belli çalışmalar yürütüyoruz. Başkanımız Dr. Cemil Tugay liderliğinde bu alandaki yetki kapasitemizi sonuna kadar kullanıyoruz. Meslek Fabrikası İstihdamı Geliştirme ve Destekleme Birimi aracılığıyla iş arayanları sektörlere yönlendirme ve destekleme çalışmaları yürütüyoruz. İş arayanlar Meslek Fabrikası’nı ziyaret ederek özgeçmiş formları ile iş başvurusunda bulunabiliyor. Ayrıca https://www.kariyerimiz.com.tr/ adresi üzerinden iş arayanlar ve işverenleri eşleştiren bir ortam sağlıyoruz. Bu iki yöntemin yanı sıra İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yerinde hizmet anlayışı ile bu çalışmalarımızı mobilize ettik. Mobil İstihdam Aracı ile İzmir’in 30 ilçesini ziyaret ederek iş arayan yurttaşlar ile işverenleri buluşturuyoruz. Ekim ayınca 35 kişiyi Meslek Fabrikası aracılığıyla iş sahibi yapmış durumdayız. Bu kişilerden biri de Mobil İstihdam Aracı vasıtasıyla iş bulan Aynur Hanım. Kızının üniversite okuması nedeniyle İzmir’e göç etmiş ve bir firmada ikram personeli olarak işe başlamış durumda. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak bu destekleyici ve yönlendirici faaliyetlerimize devam edeceğiz” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/adanadan-izmire-goc-etti-meslek-fabrikasiyla-is-buldu-595628">Adana&#8217;dan İzmir&#8217;e göç etti, Meslek Fabrikası&#8217;yla iş buldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Konya Büyükşehir ve Alanya Belediyesi Arasında &#8220;Keykubad Göç ve Kervan Yolu Projesi&#8221; İş Birliği Protokolü İmzalandı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/konya-buyuksehir-ve-alanya-belediyesi-arasinda-keykubad-goc-ve-kervan-yolu-projesi-is-birligi-protokolu-imzalandi-595039</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Nov 2025 21:09:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[alanya]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[bizi]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[İş Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[kervan]]></category>
		<category><![CDATA[keykubad]]></category>
		<category><![CDATA[konya]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[protokol]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[turizm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595039</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konya Büyükşehir Belediyesi ve Alanya Belediyesi arasında “Keykubad Göç ve Kervan Yolu Projesi” kapsamında iş birliği protokolü imzalandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konya-buyuksehir-ve-alanya-belediyesi-arasinda-keykubad-goc-ve-kervan-yolu-projesi-is-birligi-protokolu-imzalandi-595039">Konya Büyükşehir ve Alanya Belediyesi Arasında &#8220;Keykubad Göç ve Kervan Yolu Projesi&#8221; İş Birliği Protokolü İmzalandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Konya Büyükşehir Belediyesi ve Alanya Belediyesi arasında “Keykubad Göç ve Kervan Yolu Projesi” kapsamında iş birliği protokolü imzalandı. Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad’ın iki başkentini birleştiren ve Torosların kalbinden geçen kadim kervan yolu, Konya Büyükşehir Belediyesi ve Alanya Belediyesi’nin attığı tarihi imzalarla yeniden hayat bulacak. 405 kilometrelik “Keykubad Göç ve Kervan Yolu”, uluslararası bir kültür ve turizm rotası olarak geleceğe miras bırakılacak.</strong></p>
<hr/>
<p>Anadolu’nun binlerce yıllık tarihini, eşsiz doğasını ve yaşayan kültürünü bir araya getiren Keykubad Göç ve Kervan Yolu projesinde en önemli bir adım daha atıldı.</p>
<p>Konya Büyükşehir Belediyesi ve Alanya Belediyesi arasında “Keykubad Göç ve Kervan Yolu Projesi” kapsamında iş birliği protokolü imzalandı.</p>
<p><strong>“ALANYA BELEDİYEMİZİN BİZİMLE İŞ BİRLİĞİ YAPMASINA ÇOK MEMNUN OLDUK”</strong></p>
<p>Konya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Ercan Uslu ve Alanya Belediye Başkan Yardımcısı Murat Levent Koçak’ın katılımıyla düzenlenen programda, projenin hayata geçirilmesi ve geliştirilmesi için kapsamlı bir protokole imzalar atıldı.</p>
<p>Konya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Ercan Uslu, projenin önemine değinerek, “Konya’nın turizm destinasyonlarına bir yenisini daha eklemiş oluyoruz. Keykubad Yolu, bugün için 405 kilometrelik uzunluğuyla ecdadımızın ayak izinde yeni bir yolculuk güzergahı oluşturuyor. Tarihi bağlarımızın olduğu Alanya ile ortak iş birliği yaparak hem tarihi eserlerin canlandırılması hem turizm güzergahının oluşturulması hem de meraklıları için cazip bir güzergah olmasından dolayı bu konuda heyecanlıyız. Alanya Belediyemizin bizimle iş birliği yapmasına çok memnun olduk. Başkan Yardımcısı Murat beyin şahsında Alanya Belediye Başkanımıza teşekkür ediyoruz. Bu çalışmaların artarak devam etmesini temenni ediyorum. Protokolün hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“TARİHTEN GELEN GÖÇ VE KERVAN YOLLARI BUNDAN SONRA BİZİ BİRBİRİMİZE DAHA DA SIKI BAĞLAYACAK”</strong></p>
<p>Alanya Belediye Başkan Yardımcısı Murat Levent Koçak da imzalanan protokolün hayırlı olmasını dileyerek, “Kadim Selçuklu şehirlerinden iki tanesi Konya ve Alanya, etle tırnak gibi. Alanya dönem dönem Konya vilayetine bağlanmış ve tarihsel köklerimiz bizi birbirimizden ayırmayacak derecede de kuvvetli. Bizim Alanyalı yörüklerimizin önemli bir kısmı Konya vilayeti sınırları içerisinde yaylaklarına gelmekte. Tarihten gelen göç ve kervan yolları bundan sonra bizi birbirimize daha da sıkı bağlayacak. Hem ecdadımızın Selçuklu kültürünün ve medeniyetinin izlerini koruyup yaşatacağız hem de turizmimizi çeşitlendirip dünyada son zamanlarda önemi giderek artan doğa sporları ve doğa turizmini biz de kendi beldemizde canlandırmış olacağız” dedi.</p>
<p><strong>TARİHE MİRAS BIRAKILACAK</strong></p>
<p>Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad’ın iki başkentini birleştiren ve Torosların kalbinden geçen kadim kervan yolu, Konya Büyükşehir Belediyesi ve Alanya Belediyesi’nin attığı tarihi imzalarla yeniden hayat buluyor. İmzalanan protokol ile 405 kilometrelik “Keykubad Göç ve Kervan Yolu”, uluslararası bir kültür ve turizm rotası olarak geleceğe miras bırakılacak.</p>
<p><strong>ORTAK AKLIN VE GENİŞ İŞ BİRLİĞİNİN ESERİ</strong></p>
<p>Keykubad Göç ve Kervan Yolu, kamu, akademi ve sivil toplumun örnek bir iş birliğiyle şekillendi.</p>
<p>Konya ve Alanya Belediyeleri ile Valiliklerin himayesinde, Orman Bölge Müdürlüklerinin desteğiyle hayata geçirilen projenin bilimsel altyapısı Prof. Dr. Hasan Bahar, Prof. Dr. Necmi Uyanık, Prof. Dr. Mehmet Hacıgökmen ve Prof. Dr. Osman Doğanay gibi saygın akademisyenlerin çalışmalarıyla oluşturuldu. Antalya Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü (ADDK) Başkanı Tuncer Koç ve Arkeolog Osman Yılmaz gibi saha araştırmacılarının tutkulu keşifleri ise unutulmuş patikaları gün yüzüne çıkardı.</p>
<p><strong>GELECEK HEDEFİ: 1000 KİLOMETRELİK KÜLTÜR AĞI</strong></p>
<p>Atılan imzalarla birlikte proje yeni bir evreye geçiyor. Mevcut 405 kilometrelik rotanın, Manavgat-Kubadabad Sarayı, Taşatan ve Akdağ gibi yeni güzergahlarla 1000 kilometreye çıkarılması hedefleniyor. Ayrıca, sadece yürüyüşçüler için değil, bisiklet ve off-road tutkunları için de özel parkurlar oluşturularak bölgenin turizm potansiyelinin çeşitlendirilmesi planlanıyor.</p>
<p>Bu tarihi iş birliğinin, bölgeye sürdürülebilir turizm, kırsal kalkınma ve kültürel mirasın korunması gibi alanlarda büyük katkılar sunması bekleniyor.</p>
<p>Keykubad Göç ve Kervan Yolu, artık tüm doğa ve tarih tutkunlarını, medeniyetlerin buluştuğu bu eşsiz serüveni keşfetmeye davet ediyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konya-buyuksehir-ve-alanya-belediyesi-arasinda-keykubad-goc-ve-kervan-yolu-projesi-is-birligi-protokolu-imzalandi-595039">Konya Büyükşehir ve Alanya Belediyesi Arasında &#8220;Keykubad Göç ve Kervan Yolu Projesi&#8221; İş Birliği Protokolü İmzalandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Altay: &#8220;Şehrimize Gelen Herkese İnsanca Bir Yaşam Sunmak Zorundayız&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-sehrimize-gelen-herkese-insanca-bir-yasam-sunmak-zorundayiz-594741</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Nov 2025 09:29:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[altay]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[Başkan Altay]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[gelen]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[herkese]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[nsanca]]></category>
		<category><![CDATA[şehrimize]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594741</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın katılımıyla Ankara’da düzenlenen "Göç ve Aile" temalı 4. Uluslararası Göç Konferansı’na katıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-sehrimize-gelen-herkese-insanca-bir-yasam-sunmak-zorundayiz-594741">Başkan Altay: &#8220;Şehrimize Gelen Herkese İnsanca Bir Yaşam Sunmak Zorundayız&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın katılımıyla Ankara’da düzenlenen &#8220;Göç ve Aile&#8221; temalı 4. Uluslararası Göç Konferansı’na katıldı. Başkan Altay, “Göçün Toplumsal Yansımaları Üzerine Çok Boyutlu Değerlendirmeler” başlıklı oturumda yaptığı konuşmada, Konya’daki göçmenlerin şehre entegrasyonu hakkında yaptıkları çalışmaları anlattı. Başkan Altay, “Burada unutmamamız gereken şey, göçün merkezinde umutlarıyla, hayalleriyle hikayeleri ile insanlar var ve bunu asla gözden kaçırmamamız gerekiyor. Bizler de şehrimize gelen herkesin niteliği ne olursa olsun tanımı ne olursa olsun insanca bir yaşam sunmak zorundayız. Onun için ayrımcılıkla mücadele ediyor, sosyal adaleti ve toplumsal huzuru gözeten politikalar geliştiriyoruz” dedi.</strong></p>
<hr/>
<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Ankara’da düzenlenen “4. Uluslararası Göç Konferansı’na katıldı.</p>
<p>Polis Akademisinin Gölbaşı Yerleşkesi&#8217;nde düzenlenen &#8220;Göç ve Aile&#8221; temalı 4. Uluslararası Göç Konferansı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın yaptığı açılış konuşmasıyla başladı.</p>
<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, konferansın “Göçün Toplumsal Yansımaları Üzerine Çok Boyutlu Değerlendirmeler” konulu birinci oturumunda “Yerel Yönetimlerin Göç Yönetimindeki Rolü: Uyum, Hizmet Sunumu ve Kentsel Kapasite” başlığında konuştu.</p>
<p><strong>“AYRIMCILIKLA MÜCADELE EDİYOR, SOSYAL ADALETİ VE TOPLUMSAL HUZURU GÖZETEN POLİTİKALAR GELİŞTİRİYORUZ”</strong></p>
<p>Uluslararası görevleri dolayısıyla birçok uluslararası toplantıya katıldığını anımsatan Başkan Altay, göç ve iklim değişikliği konularının dünyadaki belediyelerin de gündemlerinde yer aldığını söyledi.</p>
<p>Şehirlerin göç konusunda 3&#8217;e ayrıldığını ifade eden Başkan Altay, “Birincisi göç veren şehirler, bunların çeşitli problemleri var ve dünyada bununla ilgili gündemler var. İkincisi göç güzergahındaki şehirler ve göçmenlerin şehirler üzerindeki baskısı. Üçüncüsü de göç alan şehirler ve bunların yaşadığı problemler. Biz yerel yöneticiler olarak bu konuda aslında şunu özellikle ifade ediyoruz; biz bu konuda karar verici değiliz, göçün aşamalarının hiçbirinde yerel yönetimlerin belediye başkanları masanın bir tarafında değil. Ama oluşan durumda ortaya çıkan neticede şehirler ve dolayısıyla yerel yöneticiler, bunun problemleri ile uğraşmak zorunda. Burada unutmamamız gereken şey, göçün merkezinde umutlarıyla, hayalleriyle hikayeleri ile insanlar var ve bunu asla gözden kaçırmamamız gerekiyor. Bizler de şehrimize gelen herkesi niteliği ne olursa olsun, tanımı ne olursa olsun insanca bir yaşam sunmak zorundayız. Çünkü inancımız gereği de Fırat&#8217;ın kenarındaki kurdun kaptığı koyundan bile sorumlu olduğumuzu düşünüyoruz. Onun için ayrımcılıkla mücadele ediyor, sosyal adaleti ve toplumsal huzuru gözeten politikalar geliştiriyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“YAPTIĞIMIZ İŞ ÖZELLİKLE ÇOCUKLARIN BİR AN ÖNCE EĞİTİME BAŞLAMALARINI SAĞLAMAK”</strong></p>
<p>Konya’daki Afgan, Suriyeli, Filistinli göçmenler ve deprem bölgesinden gelen vatandaşların entegrasyonu hakkında da konuşan Başkan Altay, “Biz misafirlerimizin entegrasyonu için neler yapıyoruz. En önemli sorun dil. Gelenlerin başta Türkçe’yi hiç bilmiyor olmaları ciddi sorunlar oluşturdu. Özellikle belediye hizmetlerinden faydalanabilmeleri için onlara dil konusunda danışmanlık etmeye başladık. Elektrik, su, telefon gibi kamusal hizmetleri almak için iletişim kurmanız gerekiyor. Dolayısıyla ilk yaptığımız iş özellikle çocukların bir an önce eğitime başlamalarını sağlamak. Çünkü çocuk okula gittiğinde ailenin entegrasyonunda çok büyük bir fayda sağlıyorsunuz. Sonrasında insanların meslek edindirmeyle ilgili çalışmalar yapmak gerekiyor eğer mevcut mesleklerine dair bir iş bulamadıysanız onların yeni yetenekler kazanmasını sağlamak gerekiyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“İNSANLAR EĞİTİM ALMAYA BAŞLADIKLARINDA SORUNUN KADEMELİ OLARAK AZALDIĞINA ŞAHİT OLDUK”</strong></p>
<p>Yerel yönetimlerle merkezi idarenin birlikte çalışmasının önemine değinen Başkan Altay, “İş birliğini zorunlu kılan en önemli konu, insanların kayıt altına alınması. Eğer kişiyi kayıt altına almamışsanız birçok problem yaşıyorsunuz. Sağlık hizmeti alamıyor, eğitim hizmeti alamıyor. Asayişle ilgili bir durum ortaya çıktığında bunu kontrol etmekte çok zorlanıyorsunuz. Dolayısıyla yerel yönetimle merkezi idare arasındaki ilk başlangıç konusu bununla başladı. İnsanları bir an önce kayıt altına almak için geçici merkezler oluşturulması, mobil merkezler oluşturulması, göç idaresiyle birlikte çalışılmasıyla ilgili konuları çalıştık ve bu konuda Türkiye hakikaten çok kısa sürede çok önemli bir başarı elde etti. Şu an itibariyle insanlar çalışmaya başladıklarında, insanlar eğitim almaya başladıklarında sorunun kademeli olarak azaldığına şahit olduk” diye konuştu.</p>
<p><strong>“SURİYE İLE TÜRKİYE ARASINDA ÇOK BÜYÜK BİR KARDEŞLİK KÖPRÜSÜ KURULMUŞ “</strong></p>
<p>Bir program dolayısıyla yakın zamanda Şam’da bulunduğunu paylaşan Başkan Altay, “İlk kez Suriye’ye gittim. Hakikaten savaşın etkisini orada iliklerinize kadar hissediyorsunuz ve ekranlarda göründüğünden çok daha ürkütücü. İnsanların neden kaçtığını, neden ülkemize sığındığını bir kez daha anlıyorsunuz. Orada kültürün bizden ne kadar farklı olduğunu da görüyorsunuz. Bizim anormal baktığımız birçok şeyin orada normal olduğunu, insanların yaşam kültürlerinin bizden farklı olduğunu bir kez daha hissediyorsunuz. Gelinen noktada şunu çok net hissediyorsunuz; Suriye ile Türkiye arasında çok büyük bir kardeşlik köprüsü kurulmuş. Sokaklarda Türkçe konuşan çocuklar, Türk olduğunuzu gördüğünde size gelip sarılan insanlar ve ziyaret ettiğiniz tüm kamu kurumlarında büyük bir minnet ve teşekkür alıyoruz. Milletimizin bu manada yapmış olduğu fedakarlığın etkilerini Suriye’nin sokaklarında, Suriye’nin bütün kesimlerinde biliniyor olması çok önemli bir durum diye düşünüyorum” dedi.</p>
<p>Katıldıkları uluslararası toplantılarda Türkiye’nin göç ve mülteciler konusunda ortaya koyduğu tutumun Türkiye’nin uluslararası itibarı açısından da çok önemli ve kıymetli bir hale dönüştüğünü vurgulayan Başkan Altay, “Belki zorluklar, sorunlar yaşadık ama gelinen noktada hem insani olarak büyük bir kazanım içerisinde olduğumuzu hem de devletimiz ve milletimiz adına büyük bir kazanım içerisinde olduğumuzu buradan bir kez daha ifade etmek istiyorum. Özellikler göç konusunda etkilenen kurumların başında olan bir yerel yöneticinin burada konuşmacı olmasını çok kıymetli olduğunu düşünüyorum” sözleriyle konuşmasını tamamladı.</p>
<p>Polis Akademisi Başkanı Prof. Dr. Murat Balcı moderatörlüğünde gerçekleştirilen oturumda; TBMM Göç ve Uyum Alt Komisyonu Başkanı, Antalya Milletvekili Atay Uslu, AK Parti Eskişehir Milletvekili Ayşen Gürcan, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mustafa Akış, Halep Milletvekili Dr. Tarık Sulo Cevizci, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı, Habertürk TV Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Akif Ersoy da çeşitli konu başlıklarında konuşma yaptı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-sehrimize-gelen-herkese-insanca-bir-yasam-sunmak-zorundayiz-594741">Başkan Altay: &#8220;Şehrimize Gelen Herkese İnsanca Bir Yaşam Sunmak Zorundayız&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;4. Uluslararası Balkanlarda Türkçe Öğretimi ve Türkoloji Sempozyumu&#8221; Konya Büyükşehir Ev Sahipliğinde Başladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/4-uluslararasi-balkanlarda-turkce-ogretimi-ve-turkoloji-sempozyumu-konya-buyuksehir-ev-sahipliginde-basladi-589479</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Nov 2025 16:57:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[balkanlarda]]></category>
		<category><![CDATA[Büyükşehir Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[konya]]></category>
		<category><![CDATA[Maarif Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[öğretimi]]></category>
		<category><![CDATA[sempozyum]]></category>
		<category><![CDATA[sempozyumu]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[türkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=589479</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Maarif Vakfı tarafından Konya Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen “4. Uluslararası Balkanlarda Türkçe Öğretimi ve Türkoloji Sempozyumu” başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/4-uluslararasi-balkanlarda-turkce-ogretimi-ve-turkoloji-sempozyumu-konya-buyuksehir-ev-sahipliginde-basladi-589479">&#8220;4. Uluslararası Balkanlarda Türkçe Öğretimi ve Türkoloji Sempozyumu&#8221; Konya Büyükşehir Ev Sahipliğinde Başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye Maarif Vakfı tarafından Konya Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen “4. Uluslararası Balkanlarda Türkçe Öğretimi ve Türkoloji Sempozyumu” başladı. “Balkanlarda Göç ve Göçün İzleri” temasıyla 7 Kasım tarihine kadar sürecek sempozyumda Türkiye ile birlikte 10 ülke yer alıyor. Sempozyum kapsamında Türkçe öğretimi, Türkoloji çalışmaları ve kültürel etkileşimler ele alınacak.</strong></p>
<hr/>
<p>Türkiye Maarif Vakfı tarafından Konya Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen “4. Uluslararası Balkanlarda Türkçe Öğretimi ve Türkoloji Sempozyumu” başladı.</p>
<p>Konya Büyükşehir Belediyesi Taş Bina Kültür Sanat’ta gerçekleştirilen sempozyumun açılışında konuşan New York Tiran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Güneş, göç olgusunun Hazreti Adem ile başladığını, Hazreti Muhammed ile devam ettiğini dile getirdi.</p>
<p>İnsanların çeşitli nedenlerle ülkelerini terk etmek zorunda kaldığını belirten Güneş, “Balkanlar, değişik göç hareketlerinin merkezi haline gelmiştir. Çünkü Balkanlar, Avrupa ile Asya arasında bir köprü vazifesi görmüştür. Günümüze baktığımızda ise Balkanlar&#8217;da çok ciddi bir şekilde göç olayına şahit oluyoruz. Dolayısıyla göç olayı incelendiğinde insanların bir kimlik ikilemiyle karşı karşıya olduğunu görmekteyiz” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Necmettin Erbakan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cem Zorlu da üniversite olarak, maariften gelen hassasiyetten dolayı yurt dışı faaliyetlerine çok önem verdiklerini belirterek, “Yurtdışında her gittiğim üniversitede eğer Türkoloji bölümü varsa diyorum ki ‘gönderin öğrencilerinizi Konya’da ağırlayalım.’ Buna talep eden üniversiteler var. Bu sene Yunus Emre Enstitüsü ile organizasyonda bir ittifak sağladık. Konya tanıtılması gerekir. Herkes İstanbul’a geliyor. İstanbul birçok medeniyeti barındırıyor ama en az onun kadar da Konya birçok medeniyete ev sahipliği yapmış bir şehir. Kazılınca altından Osmanlı, Selçuklu, Bizans, Roma, Frigya, Hitit ne isterseniz çıkıyor. Milattan önce 8 bin, 9 bin yıla kadar giden bir medeniyete ev sahipliği yapmış bir şehirden bahsediyoruz. Sempozyumumuzun hayırlara vesile olmasını diliyorum” dedi.</p>
<p><strong>AKADEMİK İŞ BİRLİKLERİ GERÇEKLEŞTİRİLİYOR</strong></p>
<p>Türkiye Maarif Vakfı Başkanı Mahmut Mustafa Özdil ise kurum olarak, Türkiye&#8217;nin eğitim alanındaki zengin tecrübesini dünyayla paylaşmak, bunu yaparken de zenginleştirmek amacıyla yola çıktıklarını söyledi.</p>
<p>Bu kapsamda bazı çalışmalar yaptıklarını dile getiren Özdil, “Türk Maarif Ansiklopedisi&#8217;ni hazırladık. Bunun yanında yarı akademik diyebileceğimiz Maarif Uluslararası Eğitim Dergisi uzun zamandır yayın hayatına devam ediyor. Bir taraftan da çeşitli akademik iş birlikleri gerçekleştiriyoruz” dedi.</p>
<p><strong>“TÜRKİYE MAARİF VAKFI OLARAK 64 ÜLKEDE FAALİYET GÖSTERİYORUZ”</strong></p>
<p>Bu sempozyumda Afrika ile ilgili bir sunumun da olduğunu anlatan Özdil, şunları kaydetti:</p>
<p>“Türkiye Maarif Vakfı olarak 64 ülkede faaliyet gösteriyoruz. Faaliyetimizin olmadığı bir coğrafyanın kalmadığını ifade edebilirim. &#8216;Balkanlar&#8217;da Göç ve Göçün İzleri&#8217; paneli meselesi için Konya çok verimli bir toprak. Balkanlar&#8217;ın tarihi açısından, Türkiye&#8217;nin Balkanlar&#8217;daki tarihi açısından da çok önemli fırsatlar sunan bir şehir. Göç ve dil ilişkisi konuşulurken, genellikle hep göçmenin yaşadığı zorluklar, dilini koruması noktasında karşılaştığı tehditler, dilin değişimi gibi birlikte konuşulan meseleler&#8230; Ancak bizim meselemiz bu konunun sadece olumsuz gündemle konuşulmaması gerektiğini de gösteren bir meseledir. Bu toplantının yapılmasında emeği geçen bütün çalışma arkadaşlarıma, toplantıya katılan akademisyen dostlarımıza ve bu toplantıyı gerçekleştirmemize imkan sağlayan Konya Büyükşehir Belediyesi’ne, Konya’daki üniversitelerimize, Sosyal İnovasyon Ajansı’na, emek veren tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.”</p>
<p><strong>“KOMEK’LE ANADOLU’NUN İLİM, İRFAN VE SANAT GELENEĞİNİ BALKANLARA TAŞIMAYA ÇALIŞIYORUZ”</strong></p>
<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanvekili Mustafa Uzbaş ise, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın vizyonu ve Türkiye&#8217;nin son yıllarda artan siyasi, ekonomik ve insani gücüyle, Türkçe ve Türk kültürüne ilginin hızla arttığını belirtti.</p>
<p>Konya Büyükşehir Belediyesi olarak 2007’den bu yana Balkanlarda faaliyet gösteren KOMEK kurslarıyla gönül bağlarını güçlendirmeye devam ettiklerini aktaran Uzbaş, “Bugüne kadar 15 bine yakın kişiye eğitim imkanı sunarak Anadolu’nun ilim, irfan ve sanat geleneğini Balkanlara taşımaya çalıştık. 2025 yılı itibariyle ise Karadağ, Kosova, Kuzey Makedonya ve Bosna Hersek’teki kurslarımızda eğitimlerimizi sürdürüyor, Türkçe’nin bir sevgi dili olarak yaşatılmasına katkı sunmaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Daha sonra geçilen &#8220;Balkanlar&#8217;da Göçün İzleri&#8221; başlıklı panelin oturumunda, Türkiye Maarif Vakfı Başkanvekili Prof. Dr. Ahmet Emre Bilgili, yazar ve akademisyen Prof. Dr. Mustafa İsen, şair ve yazar Leyla Şerif Emin ve gazeteci yazar Mehmet Türker konuştu.</p>
<p>Programa, Meram Kaymakamı Bayram Yılmaz, Kızılay Konya Şube Başkanı Hüseyin Üzülmez, TİMAV Genel Başkanı Sami Bayrakçı, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.</p>
<p><strong>“BALKANLARDA GÖÇ VE GÖÇÜN İZLERİ” TEMASIYLA 7 KASIM TARİHİNE KADAR SÜRECEK</strong></p>
<p>Çeşitli panellerle 7 Kasım&#8217;a Selçuklu Kongre Merkezi’nde devam edecek 4. Uluslararası Balkanlarda Türkçe Öğretimi ve Türkoloji Sempozyumu, Balkanlarda Türkçe öğretimi ve Türkoloji faaliyetleri başta olmak üzere sosyal bilimlerin çeşitli alanlarında Balkanlara yönelik çalışan bilim insanlarını bir araya getirmek; kültürel bağlamda ortaya konulan eserleri, çalışmaları ve etkileşimleri tespit etmek ve yapılan araştırmaları değerlendirerek kamuoyunun istifadesine sunmak amacıyla düzenleniyor.</p>
<p>“Balkanlarda Göç ve Göçün İzleri” temasıyla gerçekleşen sempozyumda Türkiye ile birlikte Arnavutluk, Azerbaycan, Bosna Hersek, İran, Kosova, Makedonya, Mali, Romanya ve Sırbistan olmak üzere 10 ülke yer alıyor.<br /> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/4-uluslararasi-balkanlarda-turkce-ogretimi-ve-turkoloji-sempozyumu-konya-buyuksehir-ev-sahipliginde-basladi-589479">&#8220;4. Uluslararası Balkanlarda Türkçe Öğretimi ve Türkoloji Sempozyumu&#8221; Konya Büyükşehir Ev Sahipliğinde Başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yükseköğretim Beyin Göçü İstatistikleri, 2024</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yuksekogretim-beyin-gocu-istatistikleri-2024-586327</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Oct 2025 10:53:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[Beyin Göçü Oranı]]></category>
		<category><![CDATA[En Yüksek]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[göçü]]></category>
		<category><![CDATA[mezunlar]]></category>
		<category><![CDATA[mezunları]]></category>
		<category><![CDATA[mühendisliği]]></category>
		<category><![CDATA[statistikleri]]></category>
		<category><![CDATA[yılında]]></category>
		<category><![CDATA[yükseköğretim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586327</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yükseköğretim mezunlarının beyin göçü oranı %2,0 oldu</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuksekogretim-beyin-gocu-istatistikleri-2024-586327">Yükseköğretim Beyin Göçü İstatistikleri, 2024</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yükseköğretim mezunlarının beyin göçü oranı 2024 yılında bir önceki yıla göre değişmeyerek %2,0 oldu. Beyin göçü oranı kadınlarda %1,6, erkeklerde ise %2,4 olarak gerçekleşti.</p>
<p> </p>
<p><strong>Cinsiyete göre yükseköğretim mezunlarının beyin göçü oranı, 2015-2024</strong></p>
<p><img decoding="async" src="https://www.beyazhaberajansi.com/images/files/2025/10/68fb33811dfb3.png"/><br /> </p>
<p><strong>Vakıf üniversitesi mezunlarında beyin göçü oranı %4,3 oldu</strong></p>
<p> </p>
<p>Devlet üniversitesi mezunlarında beyin göçü oranı 2023 yılında %1,7 iken, 2024 yılında değişmeyerek aynı kaldı. Vakıf üniversitesi mezunlarında beyin göçü oranı 2023 yılında %4,5 iken, 2024 yılında %4,3 oldu. Vakıf üniversitesi mezunları arasında 2024 yılında en yüksek beyin göçü oranı %8,3 ile tam burslu eğitim alanlarda gözlemlenirken, bu sırayı %3,7 ile kısmi burslu eğitim alanlar ve %3,6 ile ücretli eğitim alanlar izledi.</p>
<p> </p>
<p><strong>Üniversite türü ve burs durumuna göre beyin göçü oranı, 2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/yuksekogretim-beyin-gocu-istatistikleri-2024-1-AdTusZSK.png"/></p>
<p> </p>
<p><strong>En yüksek beyin göçü oranına sahip alan bilişim ve iletişim teknolojileri oldu</strong></p>
<p> </p>
<p>En yüksek beyin göçü oranına sahip eğitim ve öğretim alanları bilişim ve iletişim teknolojileri (%6,7), mühendislik, imalat ve inşaat (%4,4) ve doğa bilimleri, matematik ve istatistik (%2,7) oldu.</p>
<p> </p>
<p><strong>Yükseköğretim mezunlarının eğitim ve öğretim alanlarına göre beyin göçü oranı, 2024</strong></p>
<p><img decoding="async" src="https://www.beyazhaberajansi.com/images/files/2025/10/68fb33817774f.png"/></p>
<p><strong>En yüksek beyin göçü oranına sahip bölüm moleküler biyoloji ve genetik oldu</strong></p>
<p> </p>
<p>Mezunların beyin göçü oranları incelendiğinde, en yüksek beyin göçü oranına sahip lisans programları sırasıyla, moleküler biyoloji ve genetik (%15,0), işletme mühendisliği (%10,8), elektronik mühendisliği (%9,6), matematik mühendisliği (%9,5) ve biyomühendislik (%9,4) oldu.</p>
<p> </p>
<p><strong>Yükseköğretim mezunlarının tamamladıkları bölüme göre beyin göçü oranı, 2024</strong></p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/yuksekogretim-beyin-gocu-istatistikleri-2024-3-JjPunwOs.png"/></p>
<p><strong>Fransızca eğitim alan mezunlar, en yüksek beyin göçü oranına sahip oldu</strong></p>
<p> </p>
<p>Öğrenim diline göre mezunların beyin göçü oranları incelendiğinde, Fransızca eğitim alan mezunlar %9,9 ile en yüksek beyin göçü oranına sahip oldu. Fransızcayı, İngilizce (%6,2), Almanca (%5,9) ve Rusça (%4,7) takip etti.</p>
<p> </p>
<p><strong>Yükseköğretim öğrenim diline göre beyin göçü oranı, 2023-2024</strong></p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/yuksekogretim-beyin-gocu-istatistikleri-2024-4-YCnQqnxE.png"/><br /> </p>
<p><strong>Mezunların en çok göç ettiği ülke Amerika Birleşik Devletleri oldu</strong></p>
<p> </p>
<p>Bir lisans programını tamamlayanların göç etmek için tercih ettikleri ilk beş ülke sırasıyla Amerika Birleşik Devletleri (%19,6), Almanya (%19,4), Birleşik Krallık (%11,3), Hollanda (%7,0) ve Kanada (%5,2) oldu.</p>
<p> </p>
<p><strong>Yükseköğretim mezunlarının göç ettikleri ülke dağılımı, 2024</strong><br /> </p>
<p><img decoding="async" src="https://www.beyazhaberajansi.com/images/files/2025/10/68fb33813d89d.png"/><br /> </p>
<p><strong>Amerika Birleşik Devletleri&#8217;ni en çok elektrik-elektronik mühendisliği mezunları tercih etti</strong></p>
<p> </p>
<p>Amerika Birleşik Devletleri&#8217;ne göç eden mezunlar içinde en büyük paya sahip lisans programı elektrik-elektronik mühendisliği olurken, Almanya, Birleşik Krallık ve Hollanda&#8217;yı en fazla tercih eden mezunlar bilgisayar mühendisliği bölümünden oldu. Kanada&#8217;ya göç etmeyi tercih eden mezunlar arasında en fazla paya sahip olan lisans programı işletme oldu.</p>
<p> </p>
<p><strong>Mezunların en çok göç ettiği ilk beş ülkeye göre tamamladıkları ilk beş bölüm, 2024</strong></p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/yuksekogretim-beyin-gocu-istatistikleri-2024-6-vafq88T9.png"/></p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuksekogretim-beyin-gocu-istatistikleri-2024-586327">Yükseköğretim Beyin Göçü İstatistikleri, 2024</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnegöl&#8217;ün Kuzey Kapısı Hamzabey&#8217;de Yeni Bir Proje Daha</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/inegolun-kuzey-kapisi-hamzabeyde-yeni-bir-proje-daha-580835</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Oct 2025 12:55:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[hamzabey]]></category>
		<category><![CDATA[kapısı]]></category>
		<category><![CDATA[kuş]]></category>
		<category><![CDATA[kuzey]]></category>
		<category><![CDATA[negöl]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[un]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=580835</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnegöl Belediyesi, göçmen kuşların göç oylundaki durağı olan Hamzabey Mahallesinde içerisinde; yürüyüş yolu, kuş gözlem alanları ve çevre düzenlemeleriyle şehre değer katacak Hamzabey Kıyı Rekreasyon Projesinin yapımına başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/inegolun-kuzey-kapisi-hamzabeyde-yeni-bir-proje-daha-580835">İnegöl&#8217;ün Kuzey Kapısı Hamzabey&#8217;de Yeni Bir Proje Daha</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnegöl Belediyesi, göçmen kuşların göç oylundaki durağı olan Hamzabey Mahallesinde içerisinde; yürüyüş yolu, kuş gözlem alanları ve çevre düzenlemeleriyle şehre değer katacak Hamzabey Kıyı Rekreasyon Projesinin yapımına başladı.</p>
<p>İnegöl Belediyesi göçmen kuşların önemli duraklarından biri olan Hamzabey Mahallesi’nde doğa ve tarihi bir araya getiren yeni bir projenin yapımı için start verdi. Leyleklerin göç yolunda yer alan Hamzabey’de hayata geçirilen proje; yürüyüş yolları, kuş gözlem alanları ve çevre düzenlemeleriyle bölgeye değer katacak.</p>
<p>HEM DOĞAL GÜZELLİKLER HEM TARİHİ MİRAS GÜN YÜZÜNE ÇIKACAK<br />Millet Bahçesi projesinin de hemen karşısında bulunan alanda çalışmalar başladı. Projeyle birlikte ziyaretçilere hem doğayla iç içe vakit geçirme imkânı sunulacak hem de Hamzabey’in tarihi dokusunu yansıtacak bir sosyal alan ortaya çıkarılacak. Kuş gözleminin yanı sıra bölgede bulunan ve Osmanlı hanedanının ilk şehidi olarak kabul edilen Baykoca Türbesi ile tarihi cami çevresinde de çeşitli düzenlemeler yapılacak. Bu sayede bölgenin kültürel mirası da ön plana çıkarılmış olacak.</p>
<p>İNEGÖL İÇİN BİR CAZİBE NOKTASI OLACAK<br />İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, beraberindeki heyetle birlikte çalışmaların başladığı alanda incelemelerde bulundu. Burada projeye ilişkin konuşan Başkan Taban, “Hamzabey Mahallemiz hem tarihi değere sahip hem de doğal güzellikleriyle öne çıkan bir bölge. Baykoca Türbesi ve tarihi cami ile beraber burada Boğazköy Barajımız bir değer. Yine leyleklerin göç yolunda önemli bir durak. Bu doğal zenginliği kültürel mirasımızla birlikte değerlendirmek istiyoruz. Yürüyüş yolları, kuş gözlem alanları ve tarihi yapıların çevre düzenlemeleriyle hem doğa severlere hem de tarih meraklılarına hitap eden, şehrimize de değer katacak bir alan oluşturuyoruz. Projemiz tamamlandığında bölge, İnegöl’ümüz için bir cazibe noktası haline gelecek” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/inegolun-kuzey-kapisi-hamzabeyde-yeni-bir-proje-daha-580835">İnegöl&#8217;ün Kuzey Kapısı Hamzabey&#8217;de Yeni Bir Proje Daha</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>9&#8217;uncu Balkan-Rumeli Trakya Buluşması gerçekleştirildi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/9uncu-balkan-rumeli-trakya-bulusmasi-gerceklestirildi-578110</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Sep 2025 12:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[balkan]]></category>
		<category><![CDATA[balkan-rumeli]]></category>
		<category><![CDATA[Belediye Başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[buluşması]]></category>
		<category><![CDATA[festival]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekleştirildi]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[lüleburgaz]]></category>
		<category><![CDATA[mümin]]></category>
		<category><![CDATA[rumeli]]></category>
		<category><![CDATA[Suzan Kardeş]]></category>
		<category><![CDATA[trakya]]></category>
		<category><![CDATA[üncü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=578110</guid>

					<description><![CDATA[<p>Lüleburgaz Belediyesi’nin BAL-GÖÇ Trakya Derneği iş birliğiyle 9’uncusunu düzenlediği Balkan-Rumeli Trakya Buluşması 21 Eylül’de Kent Ormanı’nda gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/9uncu-balkan-rumeli-trakya-bulusmasi-gerceklestirildi-578110">9&#8217;uncu Balkan-Rumeli Trakya Buluşması gerçekleştirildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span>Lüleburgaz Belediyesi’nin BAL-GÖÇ Trakya Derneği iş birliğiyle 9’uncusunu düzenlediği Balkan-Rumeli Trakya Buluşması 21 Eylül’de Kent Ormanı’nda gerçekleştirildi. Balkan şarkılarının sevilen yorumcusu Suzan Kardeş’in sahne aldığı buluşmada festival alanını dolduranlar unutulmaz bir gün yaşadı. Lüleburgaz Belediye Başkanı Dr. Murat Gerenli; “Demokrasi ve hoşgörünün tüm dünyaya egemen olduğu güzel bir geleceği hep birlikte yaratacağız” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Lüleburgaz Belediyesi’nin BAL-GÖÇ Trakya Derneği iş birliğiyle 9’uncusunu düzenlediği Balkan-Rumeli Trakya Buluşması 21 Eylül’de Kent Ormanı’nda gerçekleştirildi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>9. Balkan-Rumeli Trakya Buluşması’na Lüleburgaz Belediye Başkanı Dr. Murat Gerenli, AK Parti Kırklareli Milletvekili Ahmet Gökhan Sarıçam, DPS Haskovo Milletvekili Mümin Sali Mümin, <span><span>Bulgaristan Cumhuriyeti Edirne Konsolosluğu’ndan Todor Petrov, Bulgaristan Ruen Belediye Başkanı Ahmed Mehmed, Mineralni Bani Belediye Başkanı Mümin Ali İskender, </span></span>Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyon (BRTK) Başkanı Sabri Mutlu, BAL-GÖÇ Trakya Derneği Başkanı Veli Öner, Bulgaristan ve Türkiye’den çok sayıda soydaş ve misafirler katıldı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“HOŞGÖRÜ KENTİYİZ”</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span>Lüleburgaz Belediye Başkanı Dr. Murat Gerenli; “</span></span></span></span></span><span><span><span>Rumeli ve Balkanların bizler için çok büyük bir önemi var; Lüleburgaz nüfusunun büyük bir çoğunluğu son yüzyılda Balkanlarda yaşanan mübadele ve göç hareketleriyle şekillenmiştir. Ve işte bugün göğsümüzü gererek dillendirebildiğimiz “hoşgörü” kenti olmamızın temel sebeplerinden biri de budur. Yurtlarından sürülen, bu sürgünde canlarını, mallarını kaybeden insanlarımız; mücadeleden vazgeçmeden bu topraklarda yeniden kök salmış; bu mücadele azmi, çalışkanlık ve geçmiş acılardan çıkarılan dersler bizim kültürümüzün temellerini oluşturmuştur” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“GÜZEL BİR GELECEĞİ HEP BİRLİKTE YARATACAĞIZ”</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Gerenli; “Bu kültür bize Horasan’dan kalkıp göçen Anadolu erenlerinden, Hacı Bektaşi Veli’den, Mevlana’dan, Sarı Saltuk’tan mirastır… Selanik’te açılan bir çift mavi gözden, Samsun’da bağımsızlık ateşini yakıp emperyalizme karşı dünyaya kafa tutarak, bugün özgür ve bağımsız olmamızı sağlayan Mustafa Kemal Atatürk’ten mirastır! Ve bizler bu mirasa sahip çıkmaya kararlıyız! Atamızın açtığı yolda, gösterdiği hedefe yürüyeceğiz ve çağdaş medeniyetler arasında en yukarılara çıkmak için çalışacağız, çok çalışacağız. Ve bunu dostlarımızla, soydaşlarımızla, kardeşlerimizle iş birliği içerisinde yapacağız. “Bir ağaç gibi tek ve hür, ve bir orman gibi kardeşçesine” yaşayarak; demokrasi ve hoşgörünün tüm dünyaya egemen olduğu güzel bir geleceği hep birlikte yaratacağız” ifadelerini kullandı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Programda AK Parti Kırklareli Milletveki Ahmet Gökhan Sarıçam, DPS Haskovo Milletvekili Mümin Sali Mümin ve BAL-GÖÇ Trakya Derneği Başkanı Veli Öner de birer konuşma yaptı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>FESTİVAL ALANINDA RENKLİ GÖRÜNTÜLER</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Konuşmaların ardından Bulgaristan’dan gelen konuk ekipler halk oyunları gösterilerini sundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Lüleburgaz Belediyesi Halk Oyunları Topluluğu’nun gösteri ise büyük alkış aldı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Festival alanında açılan stantlarda ise yiyecek-içecek, el sanatları ürünlerinin satışı gerçekleştirildi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>SUZAN KARDEŞ’TEN BALKAN ŞARKILARI</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Halk oyunları gösterilerinin ardından Balkan şarkılarının sevilen yorumcusu Suzan Kardeş sahne aldı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Yaklaşık 1 buçuk saat sahnede kalan Kardeş, festival alanını dolduranlara unutulmaz bir gün yaşattı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Belediye Başkanı Dr. Murat Gerenli, sanatçı Suzan Kardeş’e günün anısına çiçek takdim etti.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Suzan Kardeş’in ardından festival alanındaki vatandaşlar DJ Toto’nun çaldığı şarkılarla eğlendi.</span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/9uncu-balkan-rumeli-trakya-bulusmasi-gerceklestirildi-578110">9&#8217;uncu Balkan-Rumeli Trakya Buluşması gerçekleştirildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Göç Alanında Temel Yapay Zekâ Kullanımı Eğitimi İstanbul’da Başarıyla Tamamlandı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/goc-alaninda-temel-yapay-zeka-kullanimi-egitimi-istanbulda-basariyla-tamamlandi-557572</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 09:30:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[alanında]]></category>
		<category><![CDATA[başarıyla]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[istanbulda]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[tamamlandı]]></category>
		<category><![CDATA[temel]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[zek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=557572</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstinye Üniversitesi’nde düzenlenen etkinliğe; UNESCO Türkiye Millî Komisyonu MOST ve Göç İhtisas Komitesi Başkanı Prof. Dr. Mehmet Akif Kireçci, UNESCO Türkiye Millî Komisyonu MOST ve Göç İhtisas Komitesi Üyesi ve MOST Okulu koordinatörü Prof. Dr. Ayselin YILDIZ, Koç Üniversitesi Göç Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ahmet İçduygu, Göç İdaresi Başkanlığı İ</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/goc-alaninda-temel-yapay-zeka-kullanimi-egitimi-istanbulda-basariyla-tamamlandi-557572">Göç Alanında Temel Yapay Zekâ Kullanımı Eğitimi İstanbul’da Başarıyla Tamamlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstinye Üniversitesi’nde düzenlenen etkinliğe; UNESCO Türkiye Millî Komisyonu MOST ve Göç İhtisas Komitesi Başkanı Prof. Dr. Mehmet Akif Kireçci, UNESCO Türkiye Millî Komisyonu MOST ve Göç İhtisas Komitesi Üyesi ve MOST Okulu koordinatörü Prof. Dr. Ayselin YILDIZ, Koç Üniversitesi Göç Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ahmet İçduygu, Göç İdaresi Başkanlığı İletişim Danışmanı Doç. Dr. Özgü Yolcu, Göç İdaresi Başkanlığı Göç Araştırmaları Merkezi Müdürü Doç. Dr. Mustafa Karataş, Göç İdaresi Başkanlığı Bilgi İşlem Daire Başkanı Veysel Dağlar ve IOM Türkiye Göç ve Sınır Yönetişimi Programı Kıdemli Koordinatörü Ivanka Spadına’nın yanı sıra, ulusal ve uluslararası düzeyde birçok akademisyen ve uzman katılım sağladı. Katılımcılar, teknolojik gelişmelerin göç politikalarına etik ilkelere uygun olarak nasıl entegre edilebileceğine odaklandı.</p>
<p><strong>“Türkiye’nin göç yönetimi anlayışında teknoloji önemli bir boyuttur”</strong></p>
<p>Göç Araştırmaları Merkezi Müdürü Doç. Dr. Mustafa Karataş yaptığı açılış konuşmasında, Türkiye’nin göç yönetiminde teknolojinin giderek artan rolüne dikkat çekti. Göç İdaresi Başkanlığının teknolojik gelişmeleri yakından takip ettiğini vurgulayan Doç. Dr. Karataş, “Göç İdaresi Başkanlığı olarak, kuruluşumuzdan bu yana göçle ilgili iş ve işlemlerin hızlı ve etkin bir şekilde yürütülebilmesi adına teknolojik gelişmeleri uygulamalarımıza entegre etmeye özen göstermekte; aynı zamanda güncel dijital çözümleri göç yönetim süreçlerinde etkin biçimde kullanabilmek amacıyla yakından takip etmekteyiz. Günümüz teknolojik gelişmeleriyle birlikte, birçok alanda yaygınlaşan ve küresel ölçekte önemi giderek artan yapay zekânın göç yönetimi alanına nasıl entegre edilebileceği konusu, pek çok bilimsel platformda ele alınmaya başlanmıştır. Bu eğitimle birlikte, yapay zekâ teknolojilerinin göç alanında insan haklarına duyarlı ve etkili kullanımına yönelik kurumsal farkındalığımızın daha da artacağına inanıyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Veriyi yöneten bir geleceğin inşasında bilim öncü olmalı” </strong></p>
<p>UNESCO Türkiye MOST Komitesi Başkanı Prof. Dr. Mehmet Akif Kireçci ise yaptığı konuşmada, MOST Okulu’nun vizyonuna, amaçlarına ve geleceğe dönük hedeflerine ilişkin kapsamlı bir değerlendirme sundu. Aynı zamanda MOST Okul programının uluslararası boyutunu ve stratejik önemini ortaya koyan Prof. Dr. Kireçci “Göç olgusu, yalnızca insani bir mesele değil; aynı zamanda çok boyutlu, disiplinler arası ve uluslararası hukukla doğrudan ilişkili küresel bir konudur. MOST Okulu gibi, 46 ülkenin katılımıyla sürdürülen programlar aracılığıyla yürütülen iş birlikleri, küresel ölçekte ortak sorunlara çözüm üretme çabasının somut bir örneğidir. Günümüz dünyasında, verinin bizi değil; bizim veriyi yönettiğimiz bir sistemin inşasında öncü olmalıyız” İfadelerini paylaştı.</p>
<p><strong>“Türkiye göç yönetiminde bilimi ön planda tutuyor”</strong></p>
<p>IOM Türkiye Göç ve Sınır Yönetişimi Kıdemli Koordinatörü Ivanka Spadina yaptığı konuşmada yapay zekânın göç yönetimi açısından taşıdığı öneme ve MOST Okulu’nun vizyonuna vurguda bulundu. Ayrıca Türkiye’nin göç yönetimindeki kurumsal kapasitesine ilişkin değerlendirmesinde Spadina, “Göçün düzenli, güvenli ve insan haklarına saygılı bir şekilde yönetilmesi temel önceliğimizdir. Türkiye, bu süreci etkin biçimde yürüten ülkeler arasında yer almaktadır. Burada bulunmaktan ve akademik dünyanın bu alana sunduğu katkıları görmekten büyük memnuniyet duyuyorum. Bu tür girişimler, kamu politikalarının bilimsel temellerle desteklenmesi açısından son derece değerlidir” ifadelerine yer verdi.</p>
<p><strong>Gelişen yapay zekâ, toplumsal faydaya dönüşüyor </strong></p>
<p>İstinye Üniversitesi Öğretim Üyesi ve MOST Okulu Koordinatörü Prof. Dr. Ayselin Yıldız ise, yapay zekâ teknolojilerinin etkili ve sorumlu kullanımının Türkiye’nin göç yönetimine önemli katkılar sunacağına işaret etti. Konuşmasına MOST Okulu programın temel hedefleriyle devam eden Prof. Dr. Yıldız, “Yapay zekâ teknolojilerinin göç yönetişiminde kullanımı, büyük ölçekli toplumsal fayda yaratma potansiyeline sahiptir. MOST Okulu ile bu potansiyeli etik, etkin ve insan hakları temelli bir yaklaşımla ele alma fırsatı bulduk. İstinye Üniversitesi olarak böylesine önemli bir sürece ev sahipliği yapmaktan gurur duyuyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Göç yönetiminde yapay zekâ kullanımı her açıdan tartışıldı” </strong></p>
<p>Üç gün süren MOST Okulu kapsamında, göç alanında yapay zekâ teknolojilerinin etik, yasal ve uygulamaya dönük boyutları çok yönlü biçimde ele alındı. Program kapsamında; “yapay zekânın etik boyutları ve yasal çerçevesi”, “Göç İdaresi Başkanlığı’nın yapay zekâ tabanlı proje ve uygulamaları” ve “göç alanında yapay zekâ destekli otomatik karar alma mekanizmaları” gibi birçok başlık tartışıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/goc-alaninda-temel-yapay-zeka-kullanimi-egitimi-istanbulda-basariyla-tamamlandi-557572">Göç Alanında Temel Yapay Zekâ Kullanımı Eğitimi İstanbul’da Başarıyla Tamamlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Antalya&#8217;da tarımsal sulama projeleriyle tersine göç hızlandı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/antalyada-tarimsal-sulama-projeleriyle-tersine-goc-hizlandi-535377</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 May 2025 08:54:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[antalyada]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[hızlandı]]></category>
		<category><![CDATA[projeleriyle]]></category>
		<category><![CDATA[sulama]]></category>
		<category><![CDATA[tarımsal]]></category>
		<category><![CDATA[tersine]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=535377</guid>

					<description><![CDATA[<p>Küresel iklim değişikliğinin etkileriyle kırsal bölgelerden şehre göçler, yeni tarımsal projeyle tersine dönüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/antalyada-tarimsal-sulama-projeleriyle-tersine-goc-hizlandi-535377">Antalya&#8217;da tarımsal sulama projeleriyle tersine göç hızlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Küresel iklim değişikliğinin etkileriyle kırsal bölgelerden şehre göçler, yeni tarımsal projeyle tersine dönüyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin susuzluk nedeniyle yoğun göç veren Korkuteli Beğiş Susuzu Mahallesi’nin kaderi bölgeye yapılan sulama suyu tesisi ile değişti. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>Arıtma suyunun tarımsal sulamada kullanılmasına imkan sağlayan proje ile bölgede çorak topraklar yeşerdi, ekilemeyen alanlar tarımla buluştu. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>Tarımın başkenti Antalya’nın kırsal bölgelerinde susuzluk nedeniyle birçok arazisi kuraklık nedeniyle boş kalıyordu. Antalya’da son 6 yılda Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in başlattığı tarımsal projelerle birlikte kırsal bölgelerde üretime ve tarıma olan ilgi arttı. Büyükşehir Belediyesi’nin tarımsal sulama suyu projeleriyle Antalya’ya 25 sulama suyu kazandırıldı. Tarımsal ürün çeşitliliği ve suyun bölgelerine gelmesiyle birlikte Antalya’nın ilçelerinde şehirden kırsala göç başladı.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>ATIKSU TARIM SUYUNA DÖNÜŞTÜ</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Antalya Büyükşehir Belediyesi Korkuteli’de atıksu arıtma suyu kapalı sistem damla sulama projesiyle Beğiş ovasına aktarılan sulama suyu bölgeyi yeniden canlandırdı. Verimli tarım arazilerinin yer aldığı ovaya suyun gelmesiyle artan üretim çeşitliliği ve verimlilik tersine göçü hızlandırdı. Kuraklık ve susuzluk nedeniyle bölgeden uzaklaşan yerel halk, suyun gelmesiyle topraklarını yeniden ekip dikmeye başladı. Bölge halkının yanında tarımla uğraşmak isteyen vatandaşlar da Beğiş ovasına yerleşerek tarımsal üretime ve çeşitliliğe de katkı sunuyor. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>ÜRÜN ÇEŞİTLİLİĞİ ARTIYOR</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Ürün çeşitliliğine uygun iklim şartları ve sulama imkânları nedeniyle cazibe noktası haline gelen bölgede meyve fidancılığı, aronya, antep fıstığı, ve turfandacılık,  kuru tarımın yerine tercih edilir hale geldi. Büyükşehir Belediyesinin hibeleriyle birçok üretici arpa, buğday tarlalarının yerine ekonomik değeri yüksek aronya ve antep fıstığı bahçeleri oluşturuyor. Tarımsal sulama projelerinden ve desteklerden memnun olan vatandaşlar ata topraklarına yeniden dönüşü sağladığı için Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’e teşekkür ediyor. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>TARIMSAL SULAMA PROJESİ BEĞİŞ OVASINI GELİŞTİRİYOR</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Eşiyle birlikte Beğiş Susuzu’na yerleşerek aronya yetiştirmeye başlayan Tahsin Çelik,  “Emekli olduktan sonra şehir hayatında dört duvar arasında kalarak yaşamanın bize göre olmadığına karar vererek eşimle birlikte bu güzel mahalleye yerleşme kararı aldık. Burayı </span></span></span></p>
<p><span><span><span>tercih etme nedenimiz o dönemde Muhittin Böcek Başkanımızın bu bölgeye sulama suyu projesini duyurması olmuştu. Eski bir köy evini satın alarak restore ettirdim ve yerleştim. Suyun bölgemize gelmesiyle de üretim faaliyetlerimize başladık. Sadece arpa ve buğday ekilen arazimize belediyemizin destekleriyle bir aronya bahçesi oluşturduk. Haftada iki kez suladığımız aronya fidanlarımız bu yıl ikinci yılında. Bu yıl ilk kez meyvesini almayı bekliyoruz. Bu köyde yaşayanlarda farklı ürünler yetiştirmeye başladı. Sebze, meyve ve bostan ekimleri artmaya başladı. Bu değişimin bölgeye büyük bir ekonomik katkı sunacağını düşünüyorum ”dedi.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>TESCİLLİ SUSUZ BİR MAHALLEYDİK</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Beğiş Susuzu mahallesinden susuzluk nedeniyle komşu mahalleleri olan Tatköy’de ikamet eden pazar esnafı ve çiftçi Ömer Kaya ise “Sulama suyunun gelmesiyle ata topraklarımıza fidan ekmeye başladık. Susuzluktan dolayı bir şey ekip dikemiyorduk. Tescilli susuz bir yerdi burası. Defalarca sondajlar vuruldu çıkmadı. Şimdi arıtma suyu ile bölgemiz canlanıyor. Hem üretim hem pazarlama yapıyorum. Geçen yıl ektiğim kayısı ağaçlarımız bu yıl oldukça iyi büyüdü ve gelişti. Toprağımızda çok güzel bal kabağı, karpuz ve kavun yetişti. Sebzecilik için meyvecilik için her şey uygun” sözleriyle memnuniyetini dile getirdi.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>GELECEK ADINA UMUTLUYUZ</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Emekli olduktan sonra tarım yapmak için Beğiş Susuzu mahallesine yerleşen İbrahim Kılıç ise “Rahat bir şekilde yaşayabileceğim ve tarımla uğraşabileceğim bir yer aradım. Bu bölgeyi tercih ederek yerleştim. Burada sulama suyunun da gelmesiyle antep fıstığı yetiştirebileceğimi düşünerek ekimini yaptım. Fidanlarımız bu sene boy vermeye başladı. Aronya ektik kendimize yetecek kadar sebzelerimizi yetiştirmeye başladık. Su olunca her şey oluyor. Su yaşama büyük katkı sağlıyor. Gelecek adına umutluyuz. Bu köyü terk edenler yeniden dönmeye başladılar. Gençler tarıma rağbet etmeye başladı. Büyükşehir Belediyemizin bu geri dönüşe büyük katkısı oldu. Başkanımız Muhittin Böcek’e çalışmaları için çok teşekkür ederiz” diye konuştu. </span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/antalyada-tarimsal-sulama-projeleriyle-tersine-goc-hizlandi-535377">Antalya&#8217;da tarımsal sulama projeleriyle tersine göç hızlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>​Konak&#8217;ta 3. Göç Sempozyumu gerçekleştirildi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/konakta-3-goc-sempozyumu-gerceklestirildi-522001</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Apr 2025 09:08:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekleştirildi]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[konakta]]></category>
		<category><![CDATA[sempozyumu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=522001</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, bu yıl üçüncüsü düzenlenen Nermin Abadan Unat Göç Sempozyumu’na katıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konakta-3-goc-sempozyumu-gerceklestirildi-522001">​Konak&#8217;ta 3. Göç Sempozyumu gerçekleştirildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, bu yıl üçüncüsü düzenlenen Nermin Abadan Unat Göç Sempozyumu’na katıldı. Sempozyumda konuşan Başkan Mutlu, İzmir’in en çok göç alan ilçesinin Konak olduğunun altını çizerek merkezi iktidar tarafından kapsayıcı ve etkin bir göç politikasının uygulanması gerektiğini vurguladı.</b></p>
<p>Konak Belediyesi, Mülkiyeliler Birliği İzmir Şubesi, Konak Kent Konseyi ve İzmir Kadın Kuruluşları Birliği iş birliğiyle bu yıl üçüncüsü düzenlenen Nermin Abadan Unat Göç Sempozyumu İzmir Barosu Nevzat Erdemir Salonu’nda gerçekleşti. “Göç ve Çalışma Yaşamı” temasıyla düzenlenen sempozyumun açılış konuşmalarını Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu’yla birlikte Konak Kent Konseyi Mülteci Meclisi Başkanı Mete Hüsünbeyi yaptı.</p>
<p><b>Mutlu: İzmir’in en çok göç alan ilçesi</b></p>
<p>Alanında uzman pek çok ismi bir araya getiren sempozyumda konuşan Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, “Konak, İzmir’in en çok göç alan ilçesi. İzmir’e gelen herkes önce bir Konak’tan geçiyor. Yerel yönetimler için gerçekten sıkıntılı bir süreç. Bir yandan uyum çalışması yapmanız gerekiyor bir yandan artan nüfusun sizde yarattığı kent hizmetlerini kesintisiz vermeniz gerekiyor. Bunların hepsinde hocalarımızın da söylediği gibi aslında bir devlet politikası yok. Bir incelemede okumuştum. Herkes dönse bile yüzde 20’lik bir kesim Türkiye’de kalıyor. Bunu kabul ederek bir politika uygulamak gerekiyor. Bunu uygulayacak olanlar da yerel yönetimler değil. Göç olgusu çok geniş bir konu. Tekrar hocalarıma çok teşekkür ediyorum. Tüm paydaşlarımızla birlikte bu tür sempozyumları yapmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>Hüsünbeyi: Üretken emeğin önemli unsurları</b></p>
<p>Konak Kent Konseyi Mülteci Meclisi Başkanı Mete Hüsünbeyi ise şunları söyledi: “Nermin Abadan Unat Hocamızın da altını çizdiği gibi Türkiye, dünyada sayısal olarak en çok mülteci bulundurmasına karşın, mültecilerin nüfusa oranı açısından Ürdün ve Lübnan’da daha fazla mülteci bulunmaktadır. İç savaştan bu yana 14 yıl geçti, mültecilerin önemli kısmı bugün üretimin içinde yer almaktadır. Ayakkabı, tekstil, mobilya gibi birçok sektörde nitelikli işgücü açığını kapatmaktadırlar. Mülteciler işsizliğin nedeni olmadığı gibi, üretken emeğin önemli unsurlarıdır. Sempozyumda göç ve çalışma yaşamını çok boyutlu olarak ele almak istedik. Her biri alanlarında yetkin olan çok değerli konuşmacılarımızın katılımları bizleri heyecanlandırdı. Her birine davetimize olumlu yanıt verip katıldıkları için ayrı ayrı teşekkür ediyorum.”</p>
<p><b>Göç olgusu masaya yatırıldı</b></p>
<p>Açılış konuşmalarıyla başlayan sempozyum oturumlarla devam etti. Konak Mülteci Derneği Başkanı Hamit Yakın ve İzmir Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Dinçer Dikmen’in moderatörlüğünde yapılan panellerde Prof. Dr. Murat Erdoğan, Av. Eda Bekçi, Prof. Dr. Deniz Yükseker, Araştırma Görevlisi Çağla Ekin Güner, Birleşik Tekstil Dokuma ve Deri İşçileri Sendikası Başkanı Mehmet Türkmen, İnsan Hakları Aktivisti Taha Elgazi, Dr. Lülüfer Körükmez ve Dr. Erkin Başer konuşmacı olarak yer aldı. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konakta-3-goc-sempozyumu-gerceklestirildi-522001">​Konak&#8217;ta 3. Göç Sempozyumu gerçekleştirildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) ev sahipliğinde göç olgusuna ve mültecilik kavramına bilimsel bir perspektifte dikkat çekmek için düzenlenen &#8216;Uluslararası Göç Sempozyumu&#8217; tamamlandı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dokuz-eylul-universitesi-deu-ev-sahipliginde-goc-olgusuna-ve-multecilik-kavramina-bilimsel-bir-perspektifte-dikkat-cekmek-icin-duzenlenen-uluslararasi-goc-sempozyumu-tamamlandi-449309</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Apr 2024 11:09:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[çekmek]]></category>
		<category><![CDATA[deü]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[dokuz]]></category>
		<category><![CDATA[düzenlenen]]></category>
		<category><![CDATA[eylül]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kavramına]]></category>
		<category><![CDATA[mültecilik]]></category>
		<category><![CDATA[olgusuna]]></category>
		<category><![CDATA[perspektifte]]></category>
		<category><![CDATA[sahipliğinde]]></category>
		<category><![CDATA[sempozyumu]]></category>
		<category><![CDATA[tamamlandı]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=449309</guid>

					<description><![CDATA[<p>DEÜ Hukuk Fakültesi’nde gerçekleştirilen disiplinler arası sempozyumun açılış oturumuna; Romanya önceki Başbakanı Prof. Dr. Adrian Nastase’nin yanı sıra Harvard, Paris ve Lübnan üniversitelerinden akademisyenler de davetli konuşmacı olarak katıldılar.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dokuz-eylul-universitesi-deu-ev-sahipliginde-goc-olgusuna-ve-multecilik-kavramina-bilimsel-bir-perspektifte-dikkat-cekmek-icin-duzenlenen-uluslararasi-goc-sempozyumu-tamamlandi-449309">Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) ev sahipliğinde göç olgusuna ve mültecilik kavramına bilimsel bir perspektifte dikkat çekmek için düzenlenen &#8216;Uluslararası Göç Sempozyumu&#8217; tamamlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>DEÜ Hukuk Fakültesi’nde gerçekleştirilen disiplinler arası sempozyumun açılış oturumuna; Romanya önceki Başbakanı Prof. Dr. Adrian Nastase’nin yanı sıra Harvard, Paris ve Lübnan üniversitelerinden akademisyenler de davetli konuşmacı olarak katıldılar.</p>
<p>Türkiye’den ve 18 farklı ülkeden 100’e yakın akademisyenin yer aldığı sempozyumda, göç olgusunun mevcut durumu, mülteci hukukunda kadın, kültürel entegrasyon, istihdam, sosyal değişim, uluslararası mülteci hukuku ve koruma tedbirleri gibi konulara yönelik sunumlar gerçekleştirildi.</p>
<p>Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) ev sahipliğinde göç olgusuna ve mültecilik kavramına bilimsel bir perspektifte dikkat çekmek için düzenlenen ‘Uluslararası Göç Sempozyumu (DEU-International Symposium On Migration)’ tamamlandı. DEÜ Hukuk Fakültesi Konferans Salonu’nda 3-4 Nisan tarihlerinde gerçekleştirilen disiplinler arası sempozyumun açılış oturumuna; Romanya önceki Başbakanı Prof. Dr. Adrian Nastase’nin yanı sıra Harvard, Paris ve Lebanese (Lübnan) üniversitelerinden akademisyenler de davetli konuşmacı olarak katıldılar. DEÜ Üst Yönetimi, DEÜ akademik ve idari kadrosu, öğrenciler, Türkiye’den ve 18 farklı ülkeden 100’e yakın akademisyenin yer aldığı sempozyumda, göç olgusunun mevcut durumu ele alınırken; mülteci hukukunda kadın, kültürel entegrasyon, istihdam, sosyal değişim, uluslararası mülteci hukuku ve koruma tedbirleri gibi konulara yönelik sunumlar gerçekleştirildi.</p>
<p>DEÜ’DEKİ İKİNCİ BÜYÜK GÖÇ SEMPOZYUMU<br />Sempozyumun açılış oturumunda konuşan DEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. M. Refik Korkusuz, dünya genelinde milyonlarca insanın göç problemiyle karşı karşıya olduğuna dikkat çekti. Göçmen karşıtı ve ırkçı politikaların dünya ölçeğinde hızla yayıldığını ve dünya için önemli bir sorun haline geldiğini ifade eden Korkusuz, “Bu bağlamda maalesef dünyamız insani değerlerden uzaklaşan bir yapıya doğru gidiyor. Birleşmiş Milletler tarafından çıkarılan göç raporu dışında dünyanın pek de önemsemediği bir alanı akademisyenler olarak tartışıyor, bilimsel yönden değerlendirmeye çalışıyoruz. Bu sempozyumumuz, bu alanda gerçekleştirdiğimiz ikinci büyük sempozyum olma özelliğini taşıyor. 2021 yılının sonunda dünya genelinde, çatışmalar, şiddet, zulüm korkusu ve insan hakları ihlalleri nedeniyle evlerinden zorla kaçmak zorunda kalan insanların toplam sayısı 89.3 milyona ulaştı. Bu, on yıl önce zorla yerinden edilmiş olarak kalan 42.7 milyon insandan daha fazla olup, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana görülen en yüksek rakamdır. Birleşmiş Milletler tahminlerine göre, 2050 yılında aynı anda 25 milyon ile 1 milyar arasında çevresel göçmen olabileceği öngörülmektedir” dedi.</p>
<p>FARKLI DİSİPLİNLERDEN ÇALIŞMALAR<br />Sempozyumun sınırlama olmaksızın hukuk, sosyoloji, iktisat, antropoloji, cinsiyet çalışmaları, kültürel çalışmalar, siyaset bilimi, uluslararası ilişkiler, insancıl hukuk, mülteci hukuku, tarih gibi farklı disiplinlerde üretilen çalışmalara açık olduğunu kaydeden DEÜ Hukuk Fakültesi Dekan Vekili, sempozyum düzenleyicisi Prof. Dr. Sibel İkbal Safi, “Gerçekleştirdiğimiz disiplinler arası sempozyum; mülteci hukukunda kadın, kültürel entegrasyon, uluslararası mülteci hukuku da dahil olmak üzere hukuk sistemlerinin söylemsel, tarihsel, politik ve sosyal sınırları, kültürel göreceli devlet yasaları, politikalar, kurumsallaşmış sosyal normlar, karmaşık çeşitlilik deneyimleri, Suriye’deki çatışmalar, iklim mültecileri, sosyal değişim, savaş sonrası travması, sağlık, politika sonuçları gibi sorulara odaklanarak göçün bağlamını daha derinlemesine keşfetmeyi amaçlıyor. Sempozyumun düzenlenmesinde emeği geçen DEÜ Üst Yönetimimize ve tüm hocalarımıza teşekkür ediyoruz” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Romanya önceki Başbakanı Prof. Dr. Adrian Nastase ise konuşmasında, Türkiye’nin göçmenlerle ilgili politikalarının ve sempozyumun önemine değinen bir konuşma gerçekleştirerek, Dokuz Eylül Üniversitesi’ne ev sahipliği için teşekkür etti. Sempozyumun açılış oturumunun sonunda soru-cevap bölümü yapılırken; DEÜ’nün akademik teşvik başvurularında en yüksek puanı elde eden öğretim üyelerine başarı belgeleri verildi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dokuz-eylul-universitesi-deu-ev-sahipliginde-goc-olgusuna-ve-multecilik-kavramina-bilimsel-bir-perspektifte-dikkat-cekmek-icin-duzenlenen-uluslararasi-goc-sempozyumu-tamamlandi-449309">Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) ev sahipliğinde göç olgusuna ve mültecilik kavramına bilimsel bir perspektifte dikkat çekmek için düzenlenen &#8216;Uluslararası Göç Sempozyumu&#8217; tamamlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Konak&#8217;ta 2. Göç Sempozyumu Gerçekleşti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/konakta-2-goc-sempozyumu-gerceklesti-410431</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Oct 2023 11:40:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekleşti]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[konakta]]></category>
		<category><![CDATA[sempozyumu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=410431</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konak Belediyesi, Mülkiyeliler Birliği İzmir Şubesi, Konak Kent Konseyi ve Mülkiye Bilimsel Araştırma Geliştirme Kooperatifi işbirliğiyle bu yıl ikincisi düzenlenen Nermin Abadan Unat Göç Sempozyumu Selahattin Akçiçek Kültür Merkezi’nde gerçekleşti</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konakta-2-goc-sempozyumu-gerceklesti-410431">Konak&#8217;ta 2. Göç Sempozyumu Gerçekleşti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Bu yıl ikincisi düzenlenen Nermin Abadan Unat Göç Sempozyumu açılışında konuşan Başkan Batur, Konak Belediyesi olarak mültecilere yönelik birçok çalışma yaptıklarını, ayrımsız hizmet ürettiklerini ancak sorunun çözümü için yasal çerçeveler içinde, merkezi ve somut adımlar atılması gerektiğini vurgulayarak, “Ortak yaşam ve ortak gelecek anlayışıyla hizmet üretiyoruz. Hiçbir ayrım gözetmeksizin tüm hemşehrilerimize el uzatıyor, belediyemiz kaynaklarından eşit faydalanmaları için çalışıyoruz.</b> <b>Bu insanlar savaştan kaçtı, ülkemize sığındı; kucak açtık, açmaya da devam ediyoruz. Ancak bu durumun yasal bir çerçeve içinde çözülmesi lazım” dedi.</b></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Konak Belediyesi, Mülkiyeliler Birliği İzmir Şubesi, Konak Kent Konseyi ve Mülkiye Bilimsel Araştırma Geliştirme Kooperatifi işbirliğiyle bu yıl ikincisi düzenlenen Nermin Abadan Unat Göç Sempozyumu Selahattin Akçiçek Kültür Merkezi’nde gerçekleşti. Toplumsal Cinsiyet ve Göç temasıyla düzenlenen sempozyumu Konak Belediye Başkanı Abdül Batur’la birlikte, Mülkiyeliler Birliği İzmir Şube Başkanı Dr. Nazlı Kayı, Konak Kent Konseyi Mülteci Meclisi Başkanı Mete Hüsünbeyi, CHP Konak İlçe Başkanı Ozan Ali İlgazi, Konak Kent Konseyi Başkanı Hamit Mumcu, Konak Kent Konseyi yönetim kurulu ve meclisleri, Mülkiye Bilimsel Araştırma Geliştirme Kooperatifi üyeleri, akademisyenler, sivil toplum kuruluşları temsilcileri, Konak Belediyesi Meclis Üyeleri ve muhtarlar takip etti. Sempozyumda bu yıl ilk kez Nermin Abadan Unat Emek Ödülü de verildi.</p>
<p> </p>
<p><b>Batur: Hiçbir ayrım gözetmeksizin tüm hemşehrilerimiz için çalışıyoruz</b></p>
<p>Sempozyum açılış konuşmasını yapan Konak Belediye Başkanı Abdül Batur, Nermin Abadan Unat’ın önemini vurguladı. Geçtiğimiz yıl Halilrıfatpaşa’da açtıkları semt merkezine onun adını verdiklerini hatırlatan Başkan Batur, Nermin Abadan Unat’ın da açılışa katıldığını söyledi. Konuşmasına, Konak’ta kentsel dönüşümü birinci öncelikleri olarak ele aldıklarını, ikinci olarak da sosyal dönüşüme ağırlık verdiklerini belirterek devam eden Başkan Batur, sadece ilçede yaşayanlara değil, Konak’a ayak basan tüm hemşehrilere hizmet ürettiklerine dikkat çekti ve şunları söyledi:</p>
<p>“Üzerinde yaşadığımız bu topraklarda kent yaşamı 2 bin 500 yıldır kesintisiz devam ediyor.  Geçmişimizin bu zengin kültürel mirasına sahip çıkıyor, bu inançla ortak yaşam ve ortak gelecek anlayışıyla hizmet üretiyoruz. Hiçbir ayrım gözetmeksizin tüm hemşehrilerimize el uzatıyor, belediyemiz kaynaklarından eşit faydalanmaları için çalışıyoruz.  Konak, bir taraftan göç veren bir taraftan da göç alan bir ilçe. Nüfusumuz her yıl 5 bin azalıyor. 340 bin kayıtlı nüfusumuz var. Ancak gündüz nüfusumuz 1 buçuk milyonu geçiyor. Ayrıca Suriye’deki savaştan sonra yaşanan göç dalgasından en çok etkilenen yerlerden biriyiz.  İlçemizde 35 bin kayıtlı Suriyeli sığınmacı nüfusu var. Kayıt dışı olanları da ekleyince bu sayı 50 bini geçiyor. Bunun yanında Basmane ve Kadifekale bölgemizde yoğun bir Afrikalı göçmen nüfusu da mevcut. Konak tarih boyunca; göçmenlere kucak açan, pek çok farklı kültürden insanın bir arada kardeşçe yaşamayı başardığı ve ortak bir kültür oluşturan özel bir şehir olmuştur. Bu kültürel bilinçle sadece bize kayıtlı olan hemşehrilerimizin değil, ilçemize ayak basan tüm hemşehrilerimizin derdini, sevincini düşünerek hareket ediyoruz.”</p>
<p> </p>
<p><b>Konak’ta mültecilere yönelik örnek projeler</b></p>
<p>Konak Belediyesi’nin ilçedeki mültecilerle ilgili sürdürdüğü projeleri de aktaran Başkan Batur, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği desteğiyle yürütülen Birlikte Konak Projesi ve Uluslararası Göç Örgütü (IOM) desteğiyle sürdürülen 5 proje hakkında detaylı bilgi verdi. Başkan Batur, özellikle kadınların istihdamını sağlayan projeleri şu sözlerle anlattı:</p>
<p>“BM desteğiyle yürüttüğümüz Birlikte Konak projesiyle mültecilerin yoğun yaşadığı yerlerde sorunların tespiti için anket çalışmaları yaptık, bin haneyi ziyaret ettik. Gıda ve hijyen maddesi olmak üzere tüm yardımları ulaştırdık. Beş proje daha yürütüyoruz. Engel tanımayanlar projemizle 30 gencimize kişisel gelişim eğitimi verdik. Projenin sonunda gençlerin kaynaşması için kamp düzenlendi. Ayrıca 30 kadına, üç ayda bir, hazır giyim alanında mesleki eğitim veriyoruz. Anlaştığımız firmalarda işbaşı yapıyorlar. Sosyal entegrasyon projemizde 30 gencin turizm sektörüne yönelik iş garantili kurslara katılımları sağlanıyor. Projeye katılanların yarısı mültecilerden oluşuyor. Hane ve işyeri tadilat desteği de veriyoruz. Mültecilerin mal sahibi ya da kiracı olduğu yerleri tespit ettik. Onarım çalışmalarını yapıyoruz. Uluslararası Göç Örgütü desteğiyle mültecilere ve KOBİ’ler işlerini geliştirmeleri için hibe desteği veriliyor.”</p>
<p> </p>
<p><b>“Yasal bir çerçeve içinde somut çözümler gerekli”</b></p>
<p>Başkan Batur, savaştan kaçarak ülkemize sığınan mültecilere kucak açtıklarının, ancak göçler nedeniyle ortaya çıkan sorunun yasal çerçeve içinde çözülerek somut adımlar atılması gerektiğinin altını çizerek konuşmasını şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Türkiye’de şu anda sekiz kişiden biri göç etmiş konumda. Şu anda ülkemizde 10 milyona yakın mülteci var. Ekonomik, sosyoloji açısından artık somut şeylerin ortaya konması lazım. Hem mültecilerin hem vatandaşlarımızın sıkıntısı var. Kendi vatandaşlarımız, kendi çocuklarımız maalesef iş bulamıyor. Ucuz işgücü sebebiyle mülteci konumda olan vatandaşlar bugün ilçemizde daha çok iş bulur hale geldi. Bu insanlar savaştan kaçtı, ülkemize sığındı; kucak açtık, açmaya da devam ediyoruz. Ancak bu durumun yasal bir çerçeve içinde çözülmesi lazım. Çünkü bizim vatandaşlarımız, çocuklarımız işsiz. Gettolar oluşuyor. Bir taraftan insani değerler var. Biz Konak Belediyesi olarak sivil toplumla beraber kaç tane proje yaptık, yapmaya da devam ediyoruz. Ben eğitim dönemi bitiminde Basmane’deki okullarda karne dağıtmaya gidiyorum. Hepsinin ismi Muhammet ile başlıyor Mehmet’le Mustafa’yla bitiyor. Hepsi Suriyeli çocuklar. Onların bir günahı yok. Onun için bu dengeleri iyi kurmak gerekiyor.”</p>
<p> </p>
<p><b>Hüsünbeyi: Unat’ın eserleri dijitale geçiyor</b></p>
<p>Konak Kent Konseyi Mülteci Meclisi Başkanı Mete Hüsünbeyi, 102 yaşını kutlayan Nermin Abadan Unat’ın selamını da ilettiği konuşmasında, Unat’ın eserlerinin dijital ortama aktarıldığının müjdesini verdi. Hüsünbeyi sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Nermin Abadan Unat’ın birçok çalışmasının yanı sıra göç konusu çok önemli bir boyutta. Göçün kadına etkisi üzerinde özellikle durmuştur. Bu anlamda eserleri de geniş bir külliyat oluşturuyor. Mülkiyeliler Bilimsel Araştırma ve Geliştirme Kooperatifi kendisinin tüm eserlerini dijital ortama aktarmaya başladı. Herkesin kullanımına açık olacak.”</p>
<p> </p>
<p><b>Kayı: Vazgeçmemeye ve inanmaya ihtiyacımız var</b></p>
<p>Mülkiyeliler Birliği İzmir Şube Başkanı Dr. Nazlı Kayı da Nermin Abadan Unat’ın hem hayatında hem kariyerinde örnek aldığı insanların başında geldiğini söyledi. Kayı, düzenlenen sempozyumun ülkenin ihtiyaç duyduğu vazgeçmemeyi ve inancı yükselttiğini ifade etti ve şöyle konuştu:</p>
<p>“Nermin Abadan Unat’a baktığımızda sadece çalışmalarını değil, inanılmaz bir yaşam öyküsü de görüyoruz. Cumhuriyetimizle neredeyse aynı yaşta. Unat’la eşleşmiş bir şekilde ortaya koyduğumuz sempozyumumuzun konuları bizim çok önemsediğimiz ve çalıştığımız konuları içeriyor. Burada kendi alanında uzman akademisyen ve sanatçılar çok önemli konuşmalar yapacak. Bizim ülkece buna ihtiyacımız var. Vazgeçmemeye, inanmaya ihtiyacımız var. Nermin Hoca 100 yaşın üstünde ayakta konuşma yapmasıyla, öncülüğüyle bize vazgeçmemeyi ve umut etmeyi öğretiyor.”</p>
<p> </p>
<p><b>Mumcu: Onur duyuyoruz</b></p>
<p>Konak Kent Konseyi Başkanı Hamit Mumcu ise BM verilerine göre 100 milyon insanın savaşlar nedeniyle göç etiğini belirterek, “Birleşmiş Milletler verilerine göre 100 milyondan fazla insan yer değiştirmiştir. Bu ülkemiz için de çok önemli bir konu. Bu anlamda sempozyuma Nermin Abadan Unat isminin verilmesinden de onur duyduğumu belirtmek istiyorum” dedi.</p>
<p> </p>
<p><b>İlk Emek Ödülü sahibini buldu</b></p>
<p>2. Nermin Abadan Unat Göç Sempozyumunda ilk kez emek ödülü de verildi. Her yıl verilmesi planlanan Nermin Abadan Unat Emek Ödüllerinin ilki Cosmo Türkçe editörü gazeteci Fulya Canşen’e takdim edildi. Canşen ödülü eski adıyla Köln Radyosu olan Cosmo Türkçe adına aldığını dile getirerek, “Bu ödül göçte medyanın ve anadilde yayın yapmanın öneminin altını çiziyor” dedi.</p>
<p> </p>
<p><b>Göç, kadın ve toplumsal cinsiyet eşitliği konuşuldu</b></p>
<p>Açılış konuşmalarının ardından sempozyum oturumlarına geçildi. Kadın Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Canan Güllü, Ege Üniversitesinden Prof. Dr. Zerrin Kurtoğlu ve Mülkiyeliler Birliği İzmir Şubesinden Seniye Nazik Işık’ın moderatörlüğünde yapılan panellerde Cinsiyet Eşitliği İzleme Derneği Başkanı Prof. Dr Gülay Toksöz, Trakya Üniversitesinden Doç. Dr. Deniz Eroğlu Utku, Yazar, Sanatçı Pelin Batu, Yazar Handan Gökçek, Kaos GL Av. Hayriye Kara, Suriyerli Avukat Hanan Mouselli Dagır, Afgan Gazeteci Kreshma Fakhri ve Gazeteci Hale Gönültaş konuşmacı olarak yer alırken, sempozyuma Almanya’dan gelen sanatçı Sema Moritz de müzik dinletisiyle katıldı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konakta-2-goc-sempozyumu-gerceklesti-410431">Konak&#8217;ta 2. Göç Sempozyumu Gerçekleşti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni Büyük Tehditlerimiz: İklim Değişikliği ile Büyükşehirlere Yaşanan Göç</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yeni-buyuk-tehditlerimiz-iklim-degisikligi-ile-buyuksehirlere-yasanan-goc-404934</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Sep 2023 13:40:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehirlere]]></category>
		<category><![CDATA[değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[tehditlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanan]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=404934</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yerel Zincirler Buluşuyor Konferansı ve Fuarı (YZB), alanının uzman isimlerini "Tarımın Bugünü = Türkiye'nin Geleceği" oturumunda buluşturdu</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-buyuk-tehditlerimiz-iklim-degisikligi-ile-buyuksehirlere-yasanan-goc-404934">Yeni Büyük Tehditlerimiz: İklim Değişikliği ile Büyükşehirlere Yaşanan Göç</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yerel Zincirler Buluşuyor Konferansı ve Fuarı (YZB), alanının uzman isimlerini &#8220;Tarımın Bugünü = Türkiye&#8217;nin Geleceği&#8221; oturumunda buluşturdu. Perakende sektörünü var eden tüketicilerin üzerindeki enflasyon baskısı, bir olmanın sektörde yaratacağı sinerji ve gıda perakendesindeki gündem başlıkları mercek altına alındı. Yüzyıllardır tarımın önde gelen merkezlerinden biri olarak kabul edilen ülkemizin bu alandaki potansiyeli, tarım sektörünün yarını ve ihracat performansı masaya yatırıldı.</strong></p>
<p>Bu yıl &#8220;Birlik Beraberlik&#8221; temasıyla 14&#8217;üncü kez kapılarını aralayan YZB&#8217;de tarımın bugünü ve yarını görüşüldü. Türkiye tarım sektörünün önündeki fırsatlar, karşılaştığı zorluklar, etkili tarım politikaları için atılması gereken adımlar &#8220;Tarımın Bugünü=Türkiye&#8217;nin Geleceği&#8221; oturumunda konuşuldu. Moderatörlüğünü Bloomberg HT Tarım Editörü İrfan Donat&#8217;ın yaptığı oturumda, tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım, AÜ Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi ve KIRKYOL Kırsalda Kalkınma Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Bülent Gülçubuk, Şef ve sosyal girişimci Ebru Baybara Demir ile Keskinoğlu Yönetim Kurulu Başkanı Önder Matlı yer aldı.</p>
<p><strong>“ETKİN KOOPERATİFLER KURMALIYIZ”</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;nin tarım sektöründeki mevcut durumu ve geleceği üzerine önemli açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Bülent Gülçubuk, &#8220;Perşembe&#8217;nin geleceği Çarşamba&#8217;dan belli oluyor. Nasıl bir çarşamba günü yaşıyoruz? Perşembe gününü nasıl kurgulamamız lazım?&#8221; diyerek tarımın önemine vurgu yaptı. Dünya genelinde gıda fiyatlarının düştüğünü belirten Gülçubuk, Türkiye&#8217;nin tarım ekonomisinde önde gelen ülkelerden biri olduğunu ancak yüksek enflasyonla karşı karşıya kaldığını ifade etti. Bu durumun bir çelişki yarattığına dikkat çeken Gülçubuk, yaklaşık 3 milyon çiftçinin ülke nüfusunun yüzde 20&#8217;sini temsil ettiğini, ancak bu çiftçilerin ülke gelirinden yalnızca yüzde 5 pay aldığını belirtti.</p>
<p>Ülke genelinde tarım nüfusu başına düşen milli gelirin yaklaşık olarak 3 bin dolar olduğunu ifade eden Gülçubuk, “Tarım sektörünün hem ülkeyi doyurmasını hem dış ticareti güçlendirmesini hem de perakende sektöründe aktif rol almasını bekliyoruz. Çiftçi de aynı zamanda bir tüketici. Alım gücü düşen bir nüfus var. Şu an böyle bir çarşambanın içerisindeyiz. Potansiyelimiz çok yüksek, tarım topraklarında zengin bir ülkeyiz. Coğrafi işaretli ürünlerimiz oldukça fazla. Fakat karşımızda iklim krizi gibi önemli bir sorun var. Perşembe için toprak ve su kaynaklarımızı çok iyi kullanmalıyız, alım gücümüzü artırmalıyız, gıda israfını azaltmak zorundayız, tüketici alışkanlıklarını değiştirmek zorundayız” dedi.</p>
<p>Konuşmasında dünyanın en büyük 300 kooperatifinin yıllık işlem hacminin yaklaşık 2,5 trilyon dolar olduğunu, bu oranın üçte birini tarım ve gıda kooperatiflerinin aldığını belirten Gülçubuk, “Bizde de böyle bir yapıya gedersek üreticiyi daha fazla güçlendirmiş oluruz. Perakendecide maliyetleri düşürebiliriz. Bunun için mutlaka etkin, ortaklarına kar dağıtabilen, taban gelen kooperatifleri kurmamız gerekiyor. Mutlaka kooperatiflerle perakendecilerin yerel iş birliğini güçlendirmesi gerekiyor” açıklamasını yaptı.</p>
<p>Prof. Dr. Bülent Gülçubuk, gelecekte atılması gereken adımları şu şekilde özetledi: &#8220;1966&#8217;da Türkiye ve dünyada Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşmesine imza atıldı. Bu sözleşme, her insanın sürekli, yeterli, güvenli ve kültürel tercihine uygun gıdaya ulaşma hakkını vurguluyor. Gıdayı insan hakkı olarak ele almalıyız. Şimdiye kadar farklı gıda satış noktalarını denedik, ancak yeni paradigmalara ihtiyaç var. Bu yeni paradigmanın içinde örgütlü, kooperatifçilikle güçlenmiş çiftçiler bulunmalı. Diğer tarafta yerel perakendeciler olmalı. Ulusal ve uluslararası rekabetle başa çıkabilmek için yerel zincirler daha güçlü örgütlenmeliler. Yerel ürünlere daha fazla yer vermeli ve yerel tüketimi teşvik etmeliyiz. Ayrıca aile çiftçilerini destekleyerek tarımsal üretimin yüzde 80&#8217;ini gerçekleştiren bu kesimi güvence altına almalıyız. Genç çiftçileri kırsalda tutmak için gerekli önlemleri almalı ve onların isteklerini dikkate alarak geleceği inşa etmeliyiz.&#8221;</p>
<p><strong>İKLİM KRİZİ VE BÜYÜKŞEHİRLERE GÖÇE DİKKAT ÇEKTİ</strong></p>
<p>Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım, Türkiye&#8217;de tarımın tarihsel köklerine değinerek, &#8220;Son dönemde sıkça gündeme gelen bir soru var. &#8216;Türkiye&#8217;de tarım bitiyor mu?&#8217; Türkiye&#8217;de tarım bitmez, tarım bu topraklarda başladı. 12 bin yıldır bu topraklarda tarım yapılıyor. Bundan sonra da tarım yapılmaya devam edilecek&#8221; dedi.</p>
<p>Bugün girdi maliyetleri gibi karşı karşıya kalınan sorunların, gelecekte değişebileceğini fakat daha kritik gündemlerin olduğunu belirten Yıldırım; &#8220;Birinci kritik konu iklim krizi. Bu konu tek başımıza üstesinden gelebileceğimiz bir konu değil, bütün dünyanın sorunu. Eğer bunu çözemezsek, en iyi tohumu da kullansak, en iyi çiftçiyi de bulsak, üretim yapamayabiliriz. İkincisi hızla kentleşiyoruz. Bizim için çok iyi gelişme. Diğer taraftan da hızla kentleşmek demek, hızla tüketmek demek. Peki kim üretecek? Herkes şehirde yaşamak istiyor, giderek üretenleri kaybediyoruz. Dolayısıyla tarım yarın kırsalda yaşayanların sorunu değil, büyükşehirlerde yaşayanların, tüketicilerin sorunu olacak. Gelecekte yerel üretim daha çok önem kazanacak&#8221; açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>“YEREL ZİNCİRLER VE YEREL ÜRETİCİLER İŞ BİRLİĞİNİ GÜÇLENİRMELİ”</strong></p>
<p>Ali Ekber Yıldırım, yerel zincir tarafında ve tarım sektöründe alınması gereken önemli adımlar arasında yerel ürünlere vurgu yaptı. Hızla artan şehirleşmeyle birlikte yerel ürünlere yönelik arayışın arttığına değinen Yıldırım, tüketicilerle yerel ürünleri buluşturan yapıların kurulması gerektiğini belirtti. Yerel zincirlerin bu oluşumu yapabileceklerini belirten Ali Ekber Yıldırım, &#8220;Türkiye&#8217;de 500 çeşit elma yetişiyor. Ama manav veya markete gittiğinizde en fazla 3-4 çeşide ulaşabiliyorsunuz. Ulaştığınızda da fiyatı pahalı olabiliyor. Eğer üretici tarafında güçlü kooperatifler kurulur, yerel zincirler kooperatiflerle iş birliği yaparsa tedarikte, ulaşımda, ürüne erişimde maliyetler azaltılabilir. Bu yapılanmada kurumlar birbiriyle bilgi-birikimlerini paylaşabilirler&#8221; dedi. Yıldırım, pandemi sürecinde elektronik ticaretin arttığını ve bu alanda yatırımların yapılması gerektiğini vurguladı. Son olarak, yerel zincirlerin, yerel üreticilerle iş birliklerini güçlendirerek aracıları azaltabileceğini ve bu sayede hem üreticinin hem de tüketicinin kazançlı çıkabileceğini söyledi.</p>
<p><strong>&#8220;ÇÖPÜMÜZ ÇOK KIYMETLİ&#8221;</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;de son yıllarda azalan yağışlar, kuraklıkla mücadelede yaşanan zorluklar ve sulama sorunları nedeniyle çiftçiler ürün kayıplarıyla karşı karşıya kalıyor. Bu sorunlara çözüm getirmek amacıyla hayata geçirilen &#8220;Topraktan Toprağa Biyobozunur Atık Yönetim Projesi&#8221; YZB&#8217;de katılımcılarla paylaşıldı. </p>
<p>Şef ve Sosyal Girişimci Ebru Baybara Demir, projenin temel amacını, semt pazarlarındaki gıda atıklarını kompostlayarak toprak verimliliğini artırmak, kimyasallarla zarar gören toprakları iyileştirmek ve su kaynaklarını korumak olduğunu belirterek; &#8220;Diyarbakır&#8217;da başladığımız proje bugün 54 belediyeye yayıldı. Kompost, gübre değil ancak gübre kullanımını büyük ölçüde azaltıyor, sulamayı daha verimli hale getiriyor. Ayrıca proje mikroklimayı olumlu bir şekilde etkilediği için iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir rol oynuyor&#8221; dedi.</p>
<p>İstanbul, İzmir ve Ankara&#8217;da her gün toplanan pazar atıklarından elde edilebilecek kompost miktarının 2,5 milyon tona ulaşabileceğini belirten Demir, bu miktarın gübre ithalatının önemli bir kısmını karşılayabileceğine dikkat çekti. Projeyi ülke genelinde daha yaygın hale getirilmesi durumunda çiftçi maliyetlerinin azalacağını paylaşan Demir, &#8220;Bu uygulamayla toprak verimliliği artacak, iklim değişikliğinin etkileri azalacak, su kaynaklarının daha etkin bir şekilde kullanabileceğiz. Bu sayede daha sağlıklı ürünler yetiştirebiliriz. O yüzden çöpümüz çok kıymetli&#8221; açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>&#8220;FIRSATLAR TEHDİTLERDEN DAHA FAZLA&#8221;</strong></p>
<p>Sektörün tüm taraflarını aynı çatı altında 14&#8217;üncü kez buluşturan organizasyonda Keskinoğlu Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Önder Matlı, tarım ve gıda sektöründe uzun yıllara dayanan deneyimlerini, sektörün geçmişine dair önemli gözlemlerini, gelecekte karşılaşabilecekleri fırsatları değerlendirdi. </p>
<p>Son 20 yılda Türkiye&#8217;de gıda tüketim alışkanlıklarının önemli bir şekilde değiştiğini belirten Önder Matlı, &#8220;20-30 yıl önce pilav ve karbonhidrat ağırlıklı bir beslenme tercihi vardı. Şimdi ise protein ağırlıklı bir beslenme modeliyle karşı karşıyayız. Ancak bu değişim, bitkisel üretimde bazı sorunları da beraberinde getirdi. Hayvansal üretim hızlı bir şekilde artarken, bitkisel üretimi artırmakta geride kalındı. Sektörde maliyet artışları, fiyat artışları gündemlerle karşı karşıya geldiğimizde de gıda konusunu da gündemimize aldık&#8221; dedi.</p>
<p>Konuşmasında tarladan sofraya kadar olan zincirin güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Matlı, entegrasyon ve sürdürülebilirlik konularında güçlü iş birliklerinin kurulması gerektiğinin de altını çizdi. Önümüzdeki süreçte mutlak suretle gıda üreticileri ve yerel perakende zincirleri arasında stratejik bir iş birliğine gidilmesi gerektiğini belirten Önder Matlı, &#8220;Tedarik zinciri, yönetimi, lojistik şu andaki en önemli unsurlar. Bu alanda daha fazla iş birliğine ihtiyaç var&#8221; açıklamasını yaptı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-buyuk-tehditlerimiz-iklim-degisikligi-ile-buyuksehirlere-yasanan-goc-404934">Yeni Büyük Tehditlerimiz: İklim Değişikliği ile Büyükşehirlere Yaşanan Göç</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TÜİK: Türkiye&#8217;de 2022 yılında 2 milyon 791 bin 156 kişi iller arasında göç etti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tuik-turkiyede-2022-yilinda-2-milyon-791-bin-156-kisi-iller-arasinda-goc-etti-397168</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Aug 2023 10:00:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[arasında]]></category>
		<category><![CDATA[bin]]></category>
		<category><![CDATA[etti]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[iller]]></category>
		<category><![CDATA[kişi]]></category>
		<category><![CDATA[milyon]]></category>
		<category><![CDATA[tüik]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyede]]></category>
		<category><![CDATA[yılında]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=397168</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde 2007-2008 döneminde %3,18 olan iller arası göç eden nüfus oranı, yıllar içinde inişli ve çıkışlı bir seyir izleyerek 2022 yılında %3,27 oldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tuik-turkiyede-2022-yilinda-2-milyon-791-bin-156-kisi-iller-arasinda-goc-etti-397168">TÜİK: Türkiye&#8217;de 2022 yılında 2 milyon 791 bin 156 kişi iller arasında göç etti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde 2007-2008 döneminde %3,18 olan iller arası göç eden nüfus oranı, yıllar içinde inişli ve çıkışlı bir seyir izleyerek 2022 yılında %3,27 oldu. Diğer bir ifadeyle Türkiye&#8217;de 2022 yılında 2 milyon 791 bin 156 kişi iller arasında göç etti. Bu nüfusun %47,9&#8217;unu erkekler, %52,1&#8217;ini ise kadınlar oluşturdu.</p>
<p><strong>En çok göç alan il İstanbul, en az göç alan il ise Ardahan oldu</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;de iller arası göç eden nüfusun dağılımına bakıldığında, İstanbul, 385 bin 294 kişi ile en çok göç alan il oldu. İstanbul&#8217;u sırasıyla 189 bin 104 kişi ile Ankara ve 132 bin 426 kişi ile İzmir takip etti.  En az göç alan iller ise sırasıyla 5 bin 391 kişi ile Ardahan, 7 bin 31 kişi ile Bayburt ve 8 bin 8 kişi ile Kilis oldu.</p>
<p><strong>En çok göç veren il İstanbul, en az göç veren il ise Tunceli oldu</strong></p>
<p>En çok göç alan iller olan İstanbul, Ankara ve İzmir&#8217;in aynı zamanda en çok göç veren iller olduğu görüldü. İlk sırada 418 bin 82 kişi ile İstanbul en çok göç veren il olurken; İstanbul&#8217;u 161 bin 912 kişi ile Ankara ve 107 bin 312 kişi ile İzmir takip etti. En az göç veren iller ise sırasıyla 7 bin 578 kişi ile Tunceli, 7 bin 629 kişi ile Kilis ve 8 bin 157 kişi ile Ardahan oldu.</p>
<p><strong>Ülkemizde 2022 yılında en çok 20-24 yaş grubundaki nüfus göç etti</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;de, 2022 yılında büyüklük olarak en fazla göç hareketliliği, 643 bin 998 kişi ile 20-24 yaş grubunda gerçekleşti. Söz konusu yaş grubunda göç edenlerin %42,5&#8217;ini erkekler, %57,5&#8217;ini ise kadınlar oluşturdu. </p>
<p><strong>Türkiye&#8217;de 2022 yılında en önemli göç nedeni hanedeki fertlerden birine bağımlı göç oldu</strong></p>
<p>Ülkemizde 2022 yılında iller arası göç eden 2 milyon 791 bin 156 kişiden 591 bin 790&#8217;ı hanedeki fertlerden birine bağımlı göç etti. Diğer göç etme nedenleri incelendiğinde, 526 bin 8 kişinin eğitim, 479 bin 250 kişinin ise daha iyi konut ve yaşam koşulları nedeniyle göç ettiği görüldü.</p>
<p><strong>Erkeklerde ve kadınlarda en önemli göç nedeni hanedeki fertlerden birine bağımlı göç oldu</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;de 2022 yılında cinsiyete göre göç etme nedeni incelendiğinde, hem erkeklerde hem de kadınlarda en çok hanedeki fertlerden birine bağımlı olarak göç hareketliliğinin yaşandığı görüldü. Erkeklerde 237 bin 574 kişi, kadınlarda ise 354 bin 216 kişi hanedeki fertlerden birine bağımlı göç etti.</p>
<p><strong>En fazla göç hareketliliğinin olduğu 20-24 yaş grubunda en önemli göç nedeni eğitim oldu</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;de 2022 yılında, en fazla göç hareketliliğinin yaşandığı yaş grubu olan 20-24 yaş grubunun göç etme nedeni incelendiğinde, bu hareketliliğin en önemli nedeninin eğitim olduğu görüldü. Söz konusu yaş grubunda göç edenlerin 257 bin 676&#8217;sı eğitim, 91 bin 612&#8217;si işe başlamak / iş bulmak ve 50 bin 338&#8217;i ise daha iyi konut ve yaşam koşulları nedeniyle göç etti.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tuik-turkiyede-2022-yilinda-2-milyon-791-bin-156-kisi-iller-arasinda-goc-etti-397168">TÜİK: Türkiye&#8217;de 2022 yılında 2 milyon 791 bin 156 kişi iller arasında göç etti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yurt dışından Türkiye&#8217;ye 494 bin 52 kişi göç etti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yurt-disindan-turkiyeye-494-bin-52-kisi-goc-etti-389649</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Jul 2023 13:10:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bin]]></category>
		<category><![CDATA[dışından]]></category>
		<category><![CDATA[etti]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[kişi]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyeye]]></category>
		<category><![CDATA[yurt]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=389649</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yurt dışından Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2022 yılında, bir önceki yıla göre %33,2 azalarak 494 bin 52 kişi oldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yurt-disindan-turkiyeye-494-bin-52-kisi-goc-etti-389649">Yurt dışından Türkiye&#8217;ye 494 bin 52 kişi göç etti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yurt dışından Türkiye&#8217;ye göç edenlerin sayısı 2022 yılında, bir önceki yıla göre %33,2 azalarak 494 bin 52 kişi oldu. Göç eden nüfusun %52,9&#8217;unu erkekler, %47,1&#8217;ini ise kadınlar oluşturdu. Yurt dışından gelen nüfusun 94 bin 409&#8217;unu Türk vatandaşları, 399 bin 643&#8217;ünü ise yabancı uyruklular oluşturdu.</p>
<p><strong>Türkiye&#8217;den yurt dışına 466 bin 914 kişi göç etti</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;den yurt dışına göç eden kişi sayısı 2022 yılında bir önceki yıla göre %62,3 artarak 466 bin 914 oldu. Göç eden nüfusun %55,7&#8217;sini erkekler, %44,3&#8217;ünü ise kadınlar oluşturdu. Türkiye&#8217;den yurt dışına giden nüfusun 139 bin 531&#8217;ini Türk vatandaşları, 327 bin 383&#8217;ünü ise yabancı uyruklular oluşturdu.</p>
<p><strong>En fazla 25-29 yaş grubundaki nüfus göç etti</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;ye 2022 yılında göç edenlerin yaş grubu incelendiğinde, en fazla göç edenlerin %12,2 ile 25-29 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu %11,7 ile 20-24 ve %11,3 ile 30-34 yaş grubu izledi. Türkiye&#8217;den göç eden nüfusun yaş gruplarına bakıldığında, en fazla göç edenlerin %15,8 ile yine 25-29 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu %13,4 ile 30-34 ve %12,8 ile 20-24 yaş grubu izledi.</p>
<p><strong>Yurt dışından en fazla göç alan ve yurt dışına en fazla göç veren il İstanbul oldu</strong></p>
<p> Türkiye&#8217;ye 2022 yılında göç edenlerin illere göre dağılımı incelendiğinde, %35,4 ile en fazla göç alan ilin İstanbul olduğu görüldü. İstanbul&#8217;u %14,8 ile Antalya, %5,4 ile Ankara, %3,9 ile Bursa ve %3,8 ile Mersin takip etti.</p>
<p>Türkiye&#8217;den göç eden nüfusun illere göre dağılımına bakıldığında ise %39,5 ile İstanbul&#8217;un en fazla göç veren il olduğu görüldü. İstanbul&#8217;u %9,8 ile Ankara, %6,7 ile Antalya, %3,4 ile Samsun ve %3 ile İzmir izledi.</p>
<p> <br /><strong>Türkiye&#8217;ye gelen yabancı nüfusun %25&#8217;ini Rusya Federasyonu vatandaşları oluşturdu</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;ye 2022 yılında gelen yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı %25 ile Rusya Federasyonu vatandaşları aldı. Rusya Federasyonu&#8217;nu %8,1 ile Ukrayna, %6,5 ile İran, %5,4 ile Afganistan ve %4,8 ile Irak vatandaşları izledi.</p>
<p>Türkiye&#8217;den göç eden yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı %20 ile Irak vatandaşları aldı. Irak&#8217;ı, %10,6 ile İran, %7 ile Özbekistan, %6 ile Afganistan ve %4,8 ile Türkmenistan vatandaşları takip etti.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yurt-disindan-turkiyeye-494-bin-52-kisi-goc-etti-389649">Yurt dışından Türkiye&#8217;ye 494 bin 52 kişi göç etti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TÜİK: Yurt dışından Türkiye&#8217;ye 340 bin 845 kişi göç etti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tuik-yurt-disindan-turkiyeye-340-bin-845-kisi-goc-etti-363467</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Apr 2023 09:40:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[bin]]></category>
		<category><![CDATA[dışından]]></category>
		<category><![CDATA[etti]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[kişi]]></category>
		<category><![CDATA[tüik]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyeye]]></category>
		<category><![CDATA[yurt]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=363467</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye'ye 2020 yılında göç edenlerin illere göre dağılımı incelendiğinde, %34,1 ile en fazla göç alan ilin İstanbul olduğu görüldü. İstanbul'u %8,3 ile Ankara ve Antalya, %3,2 ile Bursa ve %2,8 ile İzmir takip etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tuik-yurt-disindan-turkiyeye-340-bin-845-kisi-goc-etti-363467">TÜİK: Yurt dışından Türkiye&#8217;ye 340 bin 845 kişi göç etti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye&#8217;ye 2020 yılında göç edenlerin illere göre dağılımı incelendiğinde, %34,1 ile en fazla göç alan ilin İstanbul olduğu görüldü. İstanbul&#8217;u %8,3 ile Ankara ve Antalya, %3,2 ile Bursa ve %2,8 ile İzmir takip etti.</p>
<p>Türkiye&#8217;den göç eden nüfusun illere göre dağılımına bakıldığında ise %47,6 ile İstanbul&#8217;un en fazla göç veren il olduğu görüldü. İstanbul&#8217;u %9,5 ile Ankara, %6,6 ile Antalya, %2,8 ile İzmir ve %2,7 ile Gümüşhane izledi.</p>
<p><strong>Türkiye&#8217;ye gelen yabancı nüfusun %11,9&#8217;unu Irak vatandaşları oluşturdu</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;ye 2020 yılında gelen yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı %11,9 ile Irak vatandaşları aldı. Irak&#8217;ı %9,4 ile Afganistan, %7,4 ile Türkmenistan, %6,3 ile Rusya Federasyonu ve %6 ile Suriye vatandaşları izledi.</p>
<p>Türkiye&#8217;den göç eden yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı %16,8 ile yine Irak vatandaşları aldı. Irak&#8217;ı %11,6 ile Türkmenistan, %8,9 ile İran, %6,5 ile Azerbaycan ve %5,4 ile Suriye vatandaşları takip etti.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tuik-yurt-disindan-turkiyeye-340-bin-845-kisi-goc-etti-363467">TÜİK: Yurt dışından Türkiye&#8217;ye 340 bin 845 kişi göç etti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Deprem bölgesinden iş gücünün göç etmemesi için çift maaş önerisi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/deprem-bolgesinden-is-gucunun-goc-etmemesi-icin-cift-maas-onerisi-353584</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Mar 2023 11:54:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesinden]]></category>
		<category><![CDATA[çift]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[etmemesi]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[gücünün]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[maaş]]></category>
		<category><![CDATA[önerisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=353584</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk iş dünyası 2023 yılı iş programlarının tamamında eksenine Kahramanmaraş depremlerinin yaralarını sarmayı koydu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deprem-bolgesinden-is-gucunun-goc-etmemesi-icin-cift-maas-onerisi-353584">Deprem bölgesinden iş gücünün göç etmemesi için çift maaş önerisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk iş dünyası 2023 yılı iş programlarının tamamında eksenine Kahramanmaraş depremlerinin yaralarını sarmayı koydu.</p>
<p>Ege İhracatçı Birlikleri’nin Ekonomi Gazetesi iş birliğinde, Manisa Ticaret ve Sanayi Odası ev sahipliğinde düzenlediği Ege İhracat Buluşmaları-Manisa Toplantısının tek gündem maddesi deprem oldu. </p>
<p>Deprem bölgesinden nitelikli iş gücünün göçünün, bölgede üretkenliği düşüreceği, bunun için geçici barınma ihtiyacının hızlı bir şekilde karşılanması ve çalışanlara birisi işverenler, birisi de devlet tarafından çift maaş ödenmesine olanak sağlayan bir teşvik sisteminin hayata geçirilmesi gerektiğinin altı çizildi. </p>
<p>Toplantıda konuşan Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, deprem bölgesindeki illerde ortaya çıkacak üretim ve ihracat açığını kapatmak için deprem bölgesi dışındaki illere iki kat sorumluluk düştüğüne işaret etti.</p>
<p>“7,7’lik depreme uykuda yakalanan 15 milyon insanımızın bazıları bir daha hiç uyanamazken, hayatta kalanlarda gözlerini büyük bir kaosa ve bilinmezliğe açtı” tespitinde bulunan Eskinazi, “6 Şubat sabahından itibaren tüm mesaimizi depremin yaralarını sarmaya vakfettik. İlk andan itibaren bugüne kadar depremi konuşmadığımız, deprem için çalışmadığımız 1 dakika bile yok. Tüm olanaklarımızı deprem bölgesine yönlendiriyoruz” diye konuştu.</p>
<p><strong>Kalıcı konutlar için bilim insanlarına kulak verelim</strong></p>
<p>Deprem bölgesinde kalıcı konutların inşasında bilim insanlarının görüşleri doğrultusunda adımlar atılması çağrısında bulunan Eskinazi, sözlerini şöyle sürdürdü; “Depremin yaralarını sarmak için 24 saat çalışırken, bir yandan da ihracat yapmaya devam etmek zorundayız. Zira, depremin vurduğu 11 ilimizin ortaya çıkacak üretim ve ihracat açıklarını da diğer iller kapatmak zorundayız. Ege İhracatçı Birlikleri olarak şubat ayında ihracatımızı yüzde 5 artırmayı başardık. 1 milyar 511 milyon dolar ihracat gerçekleştirdik. Manisa; Sanayi ve tarımsal üretimin ve ihracatının güçlü olduğu bir ilimiz. 2023 yılının ilk iki ayında 749 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. 2023 yılında Manisa’nın ihracatta 6 milyar doları geçmesini bekliyoruz.”</p>
<p>Manisa’nın ulaşım kolaylığı, başarılı organize sanayi bölgeleri, enerji sorunu yaşamaması, İzmir Limanı’na demiryolu ile uygun maliyetli yük taşımacılığı, gıda sanayine uygun zengin ürün deseni ve verimli toprakları, yetişmiş insan gücü, İzmir gibi büyük bir metropole yakınlığı gibi pek çok avantaja sahip olduğuna temas eden Eskinazi, “Manisa, yabancı yatırımcı açısından da cazip bir noktada. İzmirli sanayiciler ve ihracatçılar olarak Manisa’yı yatırımlarımız için genişleme bölgesi olarak görüyoruz” diyerek sözlerini noktaladı.</p>
<p><strong>Yılmaz; “6 şubat depremleri bir milat olmalı”</strong></p>
<p>Kahramanmaraş depremlerinin, Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunu bir kez daha hatırlattığını dile getiren Manisa Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yılmaz, “Çare için çaba göstermek zorundayız. Böyle devam edemez. Hiçbir şey eskisi gibi olmamalı. 6 şubat depremi bir milat olmalı. “6 şubat öncesi ve sonrası diye”. Hep birlikte el ele, top yekün bir seferberlik ile. Her alanda bunu başlatmamızın vakti geldi. Şehirlerimizi, binalarımızı, caddelerimzi, köprülerimizi, okullarımızı, camilerimizi ve yuvalarımızı kısaca her yeri bizi öldürmeyecek biçimde, yeniden tasarlamamız gerekiyor. Yeni bir inşa sürecine girmeliyiz. Ben sahip olduğumuz fiziki ve beşeri kaynaklarımız ile bunu başaracak güce sahip olduğumuzu düşünüyorum. Bunu başarabiliriz. Ancak endişem şudur ki! Bütün bunları baştan inşa ederken, yani köprüleri, binaları, evleri yaparken, Depremle koybolduğunu fark ettiğimiz “iş ahlakını” bulabilir miyiz?” şeklinde konuştu.</p>
<p>“Fabrika ayarlarımıza” dönmemiz gerekiyor tespitinde bulunan Başkan Yılmaz şöyle devam etti; “İşimizi layıkıyla yerine getirmemiz gerekiyor. Ahlak, ahlak… Kaybedersek zor buluruz. Bu “yeniden inşa sürecinde” önce yitirdiklerimizi bularak işe başlamamız geriyor. Şehirleri ve binaları sonra yapabiliriz… Önce atalarımızdan aldığımız mirasa daha fazla zarar vermeden, çocuklarımıza aktarmamız gerekiyor. Yoksa caddeleri, köprüleri okulları yaparız. Bunu yapmak çok zor değil. Yüzlerce yıl önce atalarımızın yaptıklarına bakmamız yeter. Yıkılmadıklarını görürüz. Aslında o yıkılmayan yapı değil, köprü değil, sahip oldukları iş ahlakıdır. Elbette bunun sadece insanların inisiyatifine bırakılacak bir konu olmadığını kabul ediyorum. Yetki ve sorumluluk anlamında yapılacak hukuki düzenlemeler, mutlaka yaptırımlarla birlikte yürümeli.”</p>
<p><strong>Yeşil ekonomiye üretim yapacak konuma gelmeliyiz</strong></p>
<p>Depremin tahribatını ortadan kaldırmaya mesai harcarken, dünyadaki gelişmelere de ayak uydurmamız gerektiğine vurgu yapan Manisa TSO Başkanı Mehmet Yılmaz, “Önümüzdeki dönemde ülke olarak, birkaç konuda daha çok çalışmamız gerektiğine inanıyorum. Bunların başında “yeşil ekonomi” geliyor. Yeşil ekonomi hayali, uzakta olan, olursa olur, olmazsa olmaz bir konu değil. Kapımızda ve biz ne kadar hazırız? Açıkçası endişelerim var. Eğer sürdürülebilir, yenilenebilir ve tabiata uyumlu olarak üretim yapabilirsek ayakta kalacağız. Yapamazsak başta AB pazarı olmak üzere pazar kaybına uğrayacağız. Bu öyle uzak bir tarihte değil, yakında olacak. Rakiplerimiz AB mutabakatına karşı kendi yeşil dönüşüm planlarını uygulamaya başladı bile. Malum, AB yeşil mutabakatı yeşil ekonomiyi zorunlu kılıyor. Su ayak izi, karbon ayak izi, enerji verimliliği gibi zorunlulukları her an önümüze çıkarıyor.  Mutabakatı uygulamak kolay değil, ancak başka şansımz da yok. Klasik bir görüştür. “Her kriz bir fırsat olabilir” diye. Yeşil dönüşüm yolunda yapılacak her çalışma ekonomimizi rekabetçi kılar. Yeşil mutabakat, ekonomimize çağ atlatma imkanı verebilir. Türkiye bu dönüşümü yapacak güçtedir. Ancak bu konuda daha hızlı hareket etmemiz gerektiğini düşünüyorum” diyerek sözlerini bitirdi.</p>
<p><strong>Timurhan: “İhracatın yüzde 90’ını yapan illerde 34 noktada varız”</strong></p>
<p>Türk ihracatçılarını uluslarası rekabette desteklemek, bu ülkemizden daha fazla mal ve hizmet ihracatı yapılmasına katkıda bulunmak için çalıştıklarını dile getiren Türk Eximbank Ege Bölge Müdürü Gülom Timurhan, ihracatçılara doğrudan temas etmek, ihtiyaçlarını yerinde ve daha hızlı karşılayabilmek amacıyla toplam 23 şube 11 irtibat ofisi olmak üzere 34 farklı noktada, Türkiye’nin ihracatının yüzde 90’dan fazlasını yapan illerde hizmet sağladıklarını anlattı.</p>
<p>“2022 yıl sonu itibariyle ihracatçılarımıza 19,6 milyar dolar kredi desteği sağladık” diyen Timurhan, “Kısa vadeli ihracata hazırlık kredilerinin yanı sıra orta ve uzun vadeli ihracata yönelik işletme finansmanını ve yatırım kredileri ile ihracatçılarımızın finansman kredilerine çözüm üretiyoruz. Aynı zamanda ülkemizin en büyük alacak sigortası kuruluşuyuz. 2022 yıl sonu itibariyle sigortalanan ihracat alacakları tutarı 25,4 milyar dolar. Eximbank olarak Türki ihracatçısının vadeli mal ve hizmet satışından doğan ihracat alacaklarının tahsilat riskini alacak sigortası ile güvence altına alıyoruz. Bankamızın 2022’de ihracatçılarımıza nakdi kredili alacak sigortası ürünü ile sağladığı toplam destek 45 milyar dolara ulaştı. Aktif yaralanan ihracatçıların sayısı 16 bine yaklaştı. Kobilerin payının artırılması doğrultusunda bankamız hizmetlerinden faydalanan ihracatçılar içerisinde KOBİ’lerin payı 2022’de yüzde 81’e yükseldi. Amacımız Türk Eximbank imkanlarını çok daha fazla ihracatçıya ulaştırmak” dedi.</p>
<p><strong>Manisa’nın ihracat şampiyonları ödüllerini aldı</strong></p>
<p>Ege İhracat Buluşmaları – Manisa Toplantısı, EİB üyeleri arasında Manisa’dan en fazla ihracat yapan 5 firmanın ödüllendirildiği “Manisa İhracatının Yıldızları Ödül Töreni”ne de ev sahipliği yaptı.</p>
<p>EİB üyeleri arasında 2022 yılında Manisa’nın ihracat şampiyonu Mıtsubıshı Electrıc Turkey Klima Sistemleri Üretim Anonim Şirketi olurken, ikincilik ödülü SCHNEIDER Elektrik San. ve Tic. A.Ş.’ye gitti.</p>
<p>Imperıal Tobacco Sigara ve Tütüncülük San. ve Tic. A. Ş., Manisa’dan en çok ihracat yapan üçüncü firma ödülünü alırken, Manisa’nın dünyaca ünlü çekirdeksiz kuru üzümünü ihraç eden Özgür Tarım Ürünleri İnşaat San. ve Tic. A.Ş. Manisa’nın ihracat şampiyonları arasında dördüncü sırada kendine yer buldu.</p>
<p>Keskinoğlu Tavukçuluk ve Damızlık İşletmeleri San. Tic. A.Ş.’de Manisa’dan en çok ihracat yapan beşinci firma ödülünü aldı.</p>
<p>Moderatörlüğünü Ekonomi Gazetesi İstihbarat Şefi Aysel Yücel’in yaptığı panelde, Ekonomi Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ, Genel Koordinatörü Vahap Munyar, Yayın kurulu Başkanı Şeref Oğuz, deprem bölgesindeki gözlemlerini aktarırken, sanayicilerin taleplerini dile getirdiler.</p>
<p>Ekonomi Gazetesi Genel Koordinatörü Vahap Munyar, Pazarcık depreminde Malatya’da kent merkezinin ciddi anlamda yıkıldığını, Elbistan depreminde de ticaret merkezinin yerle bir olduğunu, Antakya’da 1 Mart itibariyle GSM operatörlerinden sadece 10 bin sinyal alındığını, bunun 2 bini yardım için gelen görevliler ve gazeteciler olduğunu aktardı.</p>
<p>“Kahramanmaraş’ta OSB’de fabrika binaları sağlam ancak sarsıntıyla bozulan makinelerin toparlanması zaman alacak” diyen Munyar, “2 OSB ciddi zarar almış. İki küçük sanayi sitesi yok olmuş durumda. 2 bin atölye yok oldu. 1999 depreminden ders alınmadı. Felaket anlarında birbirimize ulaşarak destek, organize olmamız ve bunların hazırlığını yapmamız gerekiyor. 100 bin kişinin hayatını kaybetmiş olabileceği söyleniyor. Birtakım büyük bedeller ödendi. Bölgeye ciddi teşvikler verilmeli. Bir takım cazibelerle yapılabilir. Kentlerden çıkan insanların tekrar dönmesini sağlamamız gerekiyor. Bunun için çift maaş önerisi var. Birini işverenin, birini devletin vermesi isteniyor. Şunu unutmayalım hiçbir kentin tüm ilçeleri tamamen yıkılmış değil. İlçe bazlı teşvik yapılması lazım ki gerçekten ihtiyacı olan yerlere gitsin. Fabrikaların ayağa kaldırılması için.” diye paylaştı.</p>
<p>“Sebepleri gidermeye harcamadığımız parayı sonuçların telafisi için harcayacağız” tespitinde bulunan Ekonomi Gazetesi Yayın Kurulu Başkanı Dr. Şeref Oğuz, “Bu tarz olaylardan çıkarılan dersleri bir yere yazıyoruz. Ancak bir müddet gündemde tuttuktan sonra unutuyoruz. Halbuki depremin öncesi, sırası ve sonrasına hazır olmalıyız. Unutup gideceğiz belki.. Yıkılan bir bina ile yıkılmayanın farkını gördük. Deprem değil cehalet öldürür, ahlaksızlık öldürür. Müteahhitler, suçluyoruz ama asıl önemlisi işleyen bir denetime ihtiyacımız var. Krizden sonra ekonomist darbeden sonra demokrat depremden sonra da jeolog oluyoruz. En büyük denetim şirketi depremin bizzat kendisi. Deprem içerisinde yaşıyoruz. Ders biz öğrenene kadar devam edecektir” dedi.</p>
<p><strong>Hakan Güldağ: “İskenderun’un içi çökmüş”</strong></p>
<p>Ekonomi Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ, Türk demir çeliğinin yüzde 32’sini üreten İskenderun’da hasarın büyük olduğunu, ancak üretimlerin ufak ufak başladığını aktardı.</p>
<p>“Adana ve Gaziantep’te organize sanayi bölgelerinde bir şey yok ama iş gücü kaybı var” diyen Güldağ sözlerini şöyle sürdürdü; “Adana’da yeniden deprem olacağı konusu gündemde o yüzden korku var. Hatay Antakya için 8 bin sinyal ancak Kahramanmaraş’ta da 100 bin altına indi. İş gücünde ciddi problemler var. Çalışanlar gelmek istiyorlar ama ailelerini de bırakamıyorlar. İş gücü; üzerinde durulması gereken bir konu. İş dünyasının en önemli taleplerinden bir tanesi. Şehirler tekrar ayağa kaldırılacaksa iş gücünün kaybedilmemesi lazım. Bölgenin en önemli talebi bu. Tersine geçici göçü teşvik etmek gerekiyor. Eğitimle ilgili de ciddi bir talep var. Özel okulların teşvikle, bedava eğitim vermesinin sağlanması gibi. Kalıcı konut, taleplerde son sırada bile değil, hiç konuşulmuyor. Birşeylerin temelinin atılması lazımsa geçici barınma ve eğitim merkezlerine talep var. Sigorta meselesi de önemli bir talep… Mesela sağlam görünen bir fabrika binasının içerisine bakılmıyor, halbuki makinelerçalışır durumda değil. Kısa çalışma ödeneğinden de yararlandırılmıyor durum böyle olunca. İşin içerisine girince detaylar kendisini göstermeye başlıyor… Mutlaka bir geri dönüşüm tesisinin de bölgede yapılması gerekiyor. Geri dönüşüm atık yönetimi de devreye alınması gerekiyor.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deprem-bolgesinden-is-gucunun-goc-etmemesi-icin-cift-maas-onerisi-353584">Deprem bölgesinden iş gücünün göç etmemesi için çift maaş önerisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ekrem İmamoğlu: Yoğun Göç Alan Şehirlerimizin Merkezi Yönetim Tarafından Desteklenmesi Şarttır</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ekrem-imamoglu-yogun-goc-alan-sehirlerimizin-merkezi-yonetim-tarafindan-desteklenmesi-sarttir-351883</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Feb 2023 11:12:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[desteklenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[ekrem]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[imamoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[şarttır]]></category>
		<category><![CDATA[şehirlerimizin]]></category>
		<category><![CDATA[tarafından]]></category>
		<category><![CDATA[yoğun]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=351883</guid>

					<description><![CDATA[<p>İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, art arda yaşanan deprem felaketleri sonrasında aldığı yoğun göçle nüfusu yaklaşık 2.7 milyona dayanan Mersin’i ziyaret etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ekrem-imamoglu-yogun-goc-alan-sehirlerimizin-merkezi-yonetim-tarafindan-desteklenmesi-sarttir-351883">Ekrem İmamoğlu: Yoğun Göç Alan Şehirlerimizin Merkezi Yönetim Tarafından Desteklenmesi Şarttır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, art arda yaşanan deprem felaketleri sonrasında aldığı yoğun göçle nüfusu yaklaşık 2.7 milyona dayanan Mersin’i ziyaret etti. Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ile birlikte açıklamalarda bulunan İmamoğlu, “Bizler, bu konuda sorumluluğumuzu yerine getirirken, eş güdümlü bir biçimde devletimizin her kurumuyla sağlıklı iletişim, sağlıklı diyalog, mutlak görüş alışverişi ve sonucunda da bir kısım desteklemelerle daha iyi hizmetler yapabileceğimizi biliyoruz.</strong></p>
<p><strong>Bu anlamda, Mersin başta olmak üzere, hangi şehrimiz olursa olsun; ister bunun adı Antalya olsun, ister Konya olsun, ister Kayseri olsun, fark etmiyor. Yoğun göç alan şehirlerimizin, merkezi yönetim tarafından desteklenmesi şarttır” dedi. Konuya siyaset üstü bir anlayışla bakılması gerektiğinin altını çizen İmamoğlu, “Bunun iktidarı yok, muhalefeti yok. Bunun bürokratı yok, siyasisi yok. </strong></p>
<p><strong>Bunun milletvekili yok, muhtarı yok. Hep birlikte kol kola çalışabilmenin, bu milletin parasıyla, yine bu milleti ayağa kaldırma becerisini ortaya koyabilmenin mutluluğunu, huzurunu hep birlikte yaşamakla yükümlüyüz. Bizler, bu yolculuğa kendimizi adadık. İnşallah bir an önce yaralarımızı sararız. Bu güzel çocuklarımızı, evlatlarımızı okullarına, yuvalarına kavuştururuz. Gerçek güzel Hatay&#8217;ı Hatay&#8217;da, gerçek güzel Adıyaman&#8217;ı Adıyaman&#8217;da, gerçek güzel Maraş&#8217;ı Maraş&#8217;ta, oranın insanlarıyla birlikte var etmeyi başarırız” diye konuştu. </strong></p>
<p>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, yaşanan yıkıcı depremler sonucu en fazla göç alan şehirlerin başında gelen Mersin’i ziyaret etti. Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ile belediye binasında kısa bir görüşme gerçekleştiren İmamoğlu, kentte bu anlamda yaşanan sorunlarla ilgili bilgi aldı. Görüşmenin ardından Yenişehir Fuar Alanı’nda kurulan Barınma ve Lojistik Merkezi’ne geçen İmamoğlu ve Seçer, çevre illerden Mersin’e gelen depremzedelerin sorunlarını dinleyip, acılarına ortak oldu. Depremzede vatandaşlardan her iki başkana iletilen en önemli sorun, kalıcı barınma meselesi oldu. Vatandaşların sorunlarını dinleyen İmamoğlu ve Seçer, aynı alanda, depremzede basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. </p>
<p>“<strong>MİLLETİMİZE SUNMUŞ OLDUĞUMUZ EMEKLERİN HER BİRİSİ BİR LÜTUF DEĞİL, SORUMLULUĞUMUZDUR”</strong></p>
<p>Depremzede çocuklar ve vatandaşlar arasında konuşan İmamoğlu, “10 şehrimizde yaşanan acıyı, milletçe, hep birlikte hissetmenin sorumluluğunu yerine getirdiğimiz takdirde, emin olunuz ki hem daha önce yapmış olduğumuz hataları bir daha yapmamak üzere hem de çok değerli bir başlangıcı, başta bu güzel çocuklarımızın geleceği adına başlatmayı başarabiliriz diye ifade etmek isterim” dedi. Deprem bölgesinde sorumluluk bilinciyle görev yaptıklarını aktaran İmamoğlu, “Devletimizin her kurumu bu gayreti gösteriyor, göstermek zorundadır. Milletimize sunmuş olduğumuz bu emeklerin her birisi, bilinsin ki, bir lütuf değil, sorumluluğumuzdur, görevimizdir, layıkıyla yerine getirmek zorunda olduğumuz bir durumdur. Onun için milletimiz sağ olsun, gene o zengin gönlüyle bize teşekkür ediyor, minnet duygularını iletiyor, ama bilsinler ki, bu bizim sorumluluğumuz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“HER BİR VATANDAŞIMIZ, BİZİM BAŞIMIZIN TACIDIR”</strong></p>
<p>“Görevi, kamu görevi olan bizler, vatandaşını dinleyen, vatandaşının sorununu anlamaya çalışan, onunla konuşan ve ona mutlaka çözüm üretme gayretinde olan, o bilince sahip insanlar olmalıyız” diyen İmamoğlu, “O bakımdan, deprem bölgesinde bu süreçten etkilenen -dünya görüşü, yaşamı ne olursa olsun- her bir vatandaşımız, bizim başımızın tacıdır. Bu anlayıştan asla vazgeçmeyeceğiz” şeklinde konuştu. Gelinen süreçte, depremzedelerin barınma sorununun öne çıktığını vurgulayan İmamoğlu, “İlerleyen zamanlarda elbette ki insanlarımızın kendi yuvalarında, öncelikli geçici konutlarına yerleşmesini, sonrasında da kalıcı konutlarıyla ama asla geçmişte yapılan yanlışlarla değil, çok doğru bir metotla, uzlaşmacı, katılımcı bir planlama anlayışıyla, çağdaş bir şehircilikle buluşmalarını sağlamak, sorumluluğumuz olacaktır. İşin yöredeki, bölgedeki boyutu bu” dedi. </p>
<p><strong>“YOĞUN GÖÇ ALAN ŞEHİRLERİMİZİN, MERKEZİ YÖNETİM TARAFINDAN DESTEKLENMESİ ŞARTTIR”</strong></p>
<p>Deprem sonrası yaşanan göç akışından başta Mersin olmak üzere, İstanbul’un da etkilendiğine dikkat çeken İmamoğlu, şunları söyledi: </p>
<p>“Sadece göç meselesini deprem afetinden sonra yaşamış şehirler değiliz biz. Yaklaşık 8-10 yıldır, mülteci göçü başta olmak üzere, yakın coğrafyamızdaki savaşın da etkisiyle, yoğun insan göçüyle karşı karşıya olan kentleriz. Dolayısıyla bu yükün ağırlığını, sıkıntılarını biliyoruz. Ama bir başka yönü var depremzede vatandaşlarımızın. Bunlar, bizim vatandaşlarımız, bizim insanımız. Çocukları, bu ülkede hayata tutunmak ve bütün ömürlerini geçirmek üzere eğitimlerini alıyor. Gençlerimiz, umutlarını yüksek tutmak zorunda. Diğer insanlarımız da en üstün noktada bu ülkenin bireyi, vatandaşı olmanın gururunu yaşamak zorunda. Dolayısıyla bizler, bu konuda bu sorumluluğumuzu yerine getirirken, eş güdümlü bir biçimde devletimizin her kurumuyla sağlıklı iletişim, sağlıklı diyalog, mutlak görüş alışverişi ve sonucunda da bir kısım desteklemelerle daha iyi hizmetler yapabileceğimizi biliyoruz. Bu anlamda, Mersin başta olmak üzere, hangi şehrimiz olursa olsun; ister bunun adı Antalya olsun, ister Konya olsun, ister Kayseri olsun, fark etmiyor. Yoğun göç alan şehirlerimizin, merkezi yönetim tarafından desteklenmesi şarttır. Artan nüfusa göre, ilave bir bütçeyle katkı sunulması ve bu bütçenin de -hepimiz Sayıştay&#8217;a tabiyiz- özellikle bu şehirlerde misafir edilen insanlarımıza, vatandaşlarımıza harcanması kaydıyla, onların desteklenmesi şarttır. Hizmetlerin aksatılmaması adına, geçmişten bugüne ertelenen, ötelenen hangi iş ve proje var ise, başta yine Mersin olmak üzere, bu şehirlerimize özenli bir katkı, özenli bir takip yapılara, bunların onayının verilerek, hizmetlerin aksamaması, projelerin yürütülmesi noktasında da özel bir gayreti, biz, bütün hükümet yetkililerinden, merkezi idarenin bütün sorumlularından beklemekteyiz.”</p>
<p><strong>“İSTANBUL’DA YOĞUN BİR ÇALIŞMAMIZ VAR”</strong></p>
<p>Kent merkezlerini harabeye döndüğünü ve çok sayıda insanın yaşamını yitirdiğini belirten İmamoğlu, “Büyük hatalar yaptık. Büyük eksikler yaptık milletçe, hükümetlerce. Ve bununla ilgili tedbir alamadık. Ve depreme karşı büyük bir sorumluluğumuz var. İstanbul başta olmak üzere, Türkiye&#8217;nin birçok yöresinde ‘ama’sız, ‘fakat’sız mutlak tedbir alan gereğini yerine getiren iş ve işlemleri hızla devreye koymalıyız. İstanbul’da yoğun bir çalışmamız var. Bütün bilgi, deneyim, beceri, tecrübe, ne varsa elimizde, bütün birikimimizde, Mersin başta olmak üzere, Türkiye&#8217;nin her şehriyle iş birliğine hazırız. Bu bakım hem bu hafta sonu hem önümüzdeki hafta yapacağımız açıklamalarla birlikte, diğer büyükşehirlerimizle de sağlıklı bir iş birliği zeminini nasıl kurarız ve beraber nasıl hareket edebiliriz… Bunun adı ister kentsel dönüşüm olsun, bunun adı ister binaların güçlendirilmesi olsun, bunun adı ister konut politikalarıyla, özellikle dar gelirli vatandaşlarımızın konut ihtiyaçlarının çözümü noktasındaki projelerimiz olsun. Bu başlıklar altında özenli bir çalışmayı yerine getireceğimizi de vatandaşlarımızla paylaşmak isterim” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>“BUNUN İKTİDARI YOK, MUHALEFETİ YOK”</strong></p>
<p>Konuya siyaset üstü bir anlayışla bakılması gerektiğinin altını çizen İmamoğlu, konuşmasını, “Kol kola verirsek ve inanınız ki bu yaşadığımız deprem ve afet sürecini, partiler üstü tutarsak, siyasi takvimlerin ve siyasi menfaatlerin ya da siyasi vaatlerin bir parçası olmaksızın, ‘Vatandaşlarımızın ihtiyacını ne, bunu kol kola nasıl çözeriz’ diye düşünmeliyiz. Bunun iktidarı yok, muhalefeti yok. Bunun bürokratı yok, siyasisi yok. Bunun milletvekili yok, muhtarı yok. Hep birlikte kol kola çalışabilmenin, bu milletin parasıyla, yine bu milleti ayağa kaldırma becerisini ortaya koyabilmenin mutluluğunu, huzurunu hep birlikte yaşamakla yükümlüyüz. Bu konuda Vahap Seçer Başkanım, bizler, bütün belediye başkanları, partisine bakmaksızın bütün yöneticiler kendisini bu yolculuğa adamak zorundadır. Bizler, bu yolculuğa kendimizi adadık. İnşallah bir an önce yaralarımızı sararız. Bu güzel çocuklarımızı, evlatlarımızı okullarına, yuvalarına kavuştururuz. Gerçek güzel Hatay&#8217;ı Hatay&#8217;da, gerçek güzel Adıyaman&#8217;ı Adıyaman&#8217;da, gerçek güzel Maraş&#8217;ı Maraş&#8217;ta, oranın insanlarıyla birlikte var etmeyi başarırız” sözleriyle tamamladı. </p>
<p><strong>SEÇER: “VATANDAŞLARIMIZIN ANİ GÖÇLERİ, KENDİLERİNİN DE BİZLERİN DE YAŞADIĞI BAZI SORUNLARI ORTAYA ÇIKARDI”</strong></p>
<p>Mersin’in yaşanan yıkıcı depremler sonrasında önemli oranda göç aldığına vurgu yapan Seçer de “Mersin&#8217;in en yoğun göç alan illerin başında gelmesinin nedenlerinden bir tanesi, deprem bölgesindeki illerde yaşayan insanların akrabalarının burada yaşıyor olması. Böyle bir illiyet bağının olması. Diğer bir konu, bölgenin yanı başında depremden etkilenmeyen, iklimsel olarak, yaşam koşulları olarak, kültür olarak, sosyolojik olarak bu insanlara uygun bir kent olduğu için, güvenli bir kent olduğu için burayı tercih ediyorlar. Ancak bu vatandaşlarımızın ani göçleri, burada kendilerinin de bizlerin de yaşadığı bazı sorunları ortaya çıkardı. İlk günlerin telaşıyla bu sorunlar yaşandı ama kısa sürede hep beraber bu sorunların üstesinden gelmeye gayret ettik. Şu anda da içinde bulunduğumuz Yenişehir Fuar Alanı’nda olduğu gibi, Mersin Büyükşehir Belediyemizin misafir ettiği depremzede vatandaşlarımız bizim kolumuz kanadımız altında, bizim güvencemizde, bizim şefkatimizde. Şu an ilk günkü travmaları atlatmaya çalışıyorlar. İnşallah, umut ediyorum, önümüzdeki günlerde hayatı normalleştiririz, onların da kalıcı evlerine, konutlarına geçmeleri sağlanabilir” dedi. </p>
<p><strong>“MERSİN&#8217;İN NÜFUSU 2.7 MİLYONA ERİŞTİ”</strong></p>
<p>Su tüketimi ölçümüyle Mersin’e deprem sonrasında yaklaşık 350 bin kişinin geldiğini tahmin ettiklerini belirten Seçer, “Bunun yanında yaklaşık 50 bin sığınmacının da deprem dolayısıyla o bölgeden Mersin&#8217;e geldiğini düşünüyoruz. Bizim kendi nüfusumuz, daha önceki sığınmacı nüfus sayısı, depremden dolayı gelen kendi vatandaşlarımız ve sığınmacılarla beraber, toplam Mersin&#8217;in şu anda 2.7 milyon nüfusa eriştiğini düşünüyoruz. Bunun yaratacağı sorunları da görüp, bir an önce başta merkezi hükümetin ve bizim belediyelerimizin, diğer kurumların tedbir alması gerektiğini düşünüyoruz. Ve bu uyarımızı da geçtiğimiz günlerde zaten kamuoyuyla paylaştık. Altyapı; bunun içerisinde içme suyu -ki şu anda kuraklık da hüküm sürüyor, önemli bir süreçten geçiyoruz, sıkıntı yaşayabiliriz- kanalizasyon, arıtma ve konut… Mersin&#8217;de, düşük gelirli vatandaşlarımızın sahip olacağı ölçekte konut sayısı yeterli değildir. Başta TOKİ olmak üzere, bu konuda herkes ivedilikle, vakit kaybetmeden, biz de dahil, çalışmaları başlatmak zorundayız” diye konuştu. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ekrem-imamoglu-yogun-goc-alan-sehirlerimizin-merkezi-yonetim-tarafindan-desteklenmesi-sarttir-351883">Ekrem İmamoğlu: Yoğun Göç Alan Şehirlerimizin Merkezi Yönetim Tarafından Desteklenmesi Şarttır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
