<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>etnografya | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/etnografya/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/etnografya</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 14 Jan 2026 13:50:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>etnografya | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/etnografya</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ege Üniversitesi Etnografya Müzesi sanatseverleri bekliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ege-universitesi-etnografya-muzesi-sanatseverleri-bekliyor-604899</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Jan 2026 13:50:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bekliyor]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[ege]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[etkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[etnografya]]></category>
		<category><![CDATA[halk]]></category>
		<category><![CDATA[ilgi]]></category>
		<category><![CDATA[koleksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[müze]]></category>
		<category><![CDATA[müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[sanatseverleri]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=604899</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Etnografya Müzesi, maddi ve manevi kültürel değerleri koruyarak, geçmişten günümüze ulaşan eserleri ziyaretçileriyle buluşturmaya devam ediyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesi-etnografya-muzesi-sanatseverleri-bekliyor-604899">Ege Üniversitesi Etnografya Müzesi sanatseverleri bekliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Etnografya Müzesi, maddi ve manevi kültürel değerleri koruyarak, geçmişten günümüze ulaşan eserleri ziyaretçileriyle buluşturmaya devam ediyor.  Etnografik özellikler taşı­yan 3 bine yakın tarihi eserin sergilendiği müzede, Türk ve Balkan ülkelerine ait geniş koleksiyonlar yer alıyor. Müze, geleneksel halk giysileri ve geleneksel halk çalgıları, düğün evi sergilerinin yanı sıra; takı, aksesuar ve silah gibi birçok özgün esere de ev sahipliği yapıyor. Günümüzde yok olmaya yüz tutmuş geleneksel mesleklere ait el sanatları sergilenirken, sürdürülebilirliklerini sağlamak amacıyla terzilik, ağaç ve bakır işleme, ayakkabı ve çarıkçılık gibi meslekler de canlandırılıyor.</p>
<p><b>“Önümüzdeki dönem çok sayıda proje ve etkinlik çalışmamız var”</b></p>
<p>Müzenin ev sahipliği yaptığı etkinlikleri anlatan EÜ Etnografya Müzesi Yöneticisi Doç. Dr. Dilek Maktal Canko, “Danışma Kurulumuz ile birlikte müzemizi iyileştirmek üzere birçok toplantı gerçekleştirdik. Özellikle çocukların, gençlerin eğitimine odaklanmayı ve bu doğrultuda faaliyetlerimizi geliştirmeyi planladık. Geçmiş dönemlerde planladığımız ve gerçekleştirdiğimiz etkinlikler Ege Üniversitesi personel ve öğrencileri tarafından ilgiyle karşılanmasının yanında İzmir halkı tarafından da takip edilmemizi sağladı. Ziyaretçilerimizin etkinliklerimize ilgisi geçen dönemlerde olduğu gibi bu dönemde de oldukça yoğun. Çocuklara ve yetişkinliklere yönelik yoğun ilgi ile karşılanan etkinliklerimizin yanında müze eğitim etkinliklerimiz, akademik sempozyumlarda bildiri veya konferans olarak da sunuluyor. Tarafımdan gerçekleştirilen sunumlar ile müze eğitim etkinliklerimizin tüm Türkiye’den ilgiyle takip edildiğini anlıyoruz” dedi.</p>
<p><b> “Müzede söyleşi etkinliklerimiz yoğun ilgi ile karşılandı”</b></p>
<p>EÜ Etnografya Müzesi ekibi olarak, özellikle üniversite gençlerinin farklı disiplinlerden söyleşiler, konferanslar ile eğitimlerini genişletmeyi amaçladıklarını vurgulayan Doç. Dr. Canko,  üniversite ile toplum buluşmalarını da gerçekleştirdiklerini, müzede söyleşi projelerine özellikle İzmir halkının çok yoğun ilgi gösterdiğini iletti. Doç. Dr. Canko, “Müzede söyleşi etkinliklerimiz kapsamında farklı disiplinleri ele alan söyleşi programlarımızla İzmir halkı tarafından da çok takip edilen bir merkez olmanın gururunu yaşıyoruz. Bu seneki faaliyetlerimiz arasında Anadolu’nun Masalları projemizde, masallarımızı dans ve müzik eşliğinde dinleyeceğiz. Canlı Bilimi Perspektifinde Kültür, Tarih ve Gastronomi söyleşilerine kadar birçok konuda söyleşilerimiz olacak. 4 yıldır devam ettiğimiz koleksiyon söyleşilerimiz bu yıl da devam edecek. Kelebek koleksiyonundan gazoz şişeleri koleksiyonuna kadar birçok koleksiyoner, koleksiyonlarını tanıtırken koleksiyon severlerin buluşma noktası olmaya devam edeceğiz. Sanat, arkeoloji ve estetik söyleşilerimiz sürecek. Ayrıca bu dönemde çocuklar için de Masal Atölyesi planladık. Programımız, instagram hesabımızdan aylık etkinlik afişlerimiz ve etkinliklerimizin tek afişleri ile takip edilebilir” diye konuştu.</p>
<p>Doç. Dr. Canko, “Yeni eğitim ve öğretim döneminde oldukça aktif faaliyetler yürütecek olan EÜ Etnografya Müzesinin tüm etkinlikleri ücretsizdir. Müzemiz, etkinlik öncesi sanat-kültür severleri çay, kahve eşliğinde güzel bahçesinde sohbete davet ediyor. Yeni dönemde de; kültür-sanat sevdalılarının ve öğrencilerin sıcak bir ortamda sohbet edeceği ve bilgilerini paylaşacağı yer olma konusunda iddialıyız” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesi-etnografya-muzesi-sanatseverleri-bekliyor-604899">Ege Üniversitesi Etnografya Müzesi sanatseverleri bekliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EÜ Etnografya Müzesinde Anadolu Masalları anlatıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eu-etnografya-muzesinde-anadolu-masallari-anlatildi-599716</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Dec 2025 10:00:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[anlatıldı]]></category>
		<category><![CDATA[etnografya]]></category>
		<category><![CDATA[Eü]]></category>
		<category><![CDATA[masal]]></category>
		<category><![CDATA[masalları]]></category>
		<category><![CDATA[müzesinde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599716</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Etnografya Müzesi bünyesinde düzenlenen Müze Söyleşileri kapsamında  “Anadolu’nun Masalları” başlıklı etkinlik sanatseverlerle buluştu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eu-etnografya-muzesinde-anadolu-masallari-anlatildi-599716">EÜ Etnografya Müzesinde Anadolu Masalları anlatıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Etnografya Müzesi bünyesinde düzenlenen Müze Söyleşileri kapsamında  “Anadolu’nun Masalları” başlıklı etkinlik sanatseverlerle buluştu. Yazar Semra Yeşil’in Zümrüdüanka kuşu masalını anlattığı söyleşide; Yağmur Öztürk dans gösterisiyle, Büşra Gümüş yan flütüyle, Furkan Yıldırım ise akordeon performansıyla sahne aldı. Etnografya Müzesi Müdürü Doç. Dr. Dilek Maktal Canko’nun da katılım gösterdiği etkinlik, sanatseverler tarafından yoğun ilgi gördü.</p>
<p>Söyleşinin açılışında Yazar Semra Yeşil, Etnografya Müzesi ve Ege Üniversitesi Rektörlüğüne desteklerinden dolayı teşekkür etti. Yeşil, “İnsanoğlu binlerce, hatta on binlerce yıl boyunca doğa şartlarıyla ve kendisinden çok daha güçlü canlılarla mücadele etmiş; kazandığı deneyimlere çok şey borçlanmıştır. Bu sürecin sonucunda insanın duygu, düşünce ve davranışlarını şekillendiren yetiler gelişmiştir. O dönemde henüz yazılı edebiyat olmadığı için insanlar, evrimsel deneyimlerini birbirlerine sözel olarak aktarmışlardır. Dolayısıyla bilgiyi büyütüp yaymanın tek yöntemi onu akılda tutmak olmuştur. Peki, akılda tutulanlar nasıl aktarılacaktı? Elbette rivayetler, efsaneler, hikâyeler ve mitler yoluyla. İşte tüm bunları kapsayan ve kimin tarafından söylendiği belli olmadığı için ‘anonim’ olarak nitelendirdiğimiz sözlü edebiyat böyle doğmuştur. Bu anlatıların içinde en önemlisi masallardır; çünkü dünya üzerinde masalı olmayan hiçbir toplum yoktur. Masallarda somut mekân ve gerçeklik aranmaz; tamamen hayal ürünü mekânlara ve karakterlere inanılır. Öğretici bir nitelik taşıyan masallar, bir nevi nasihat, kıssa ve hisse kaynağı olarak değerlendirilebilir” dedi.</p>
<p><b>“Masal dinleyici ve anlatıcı arasındaki bir iletişimdir”</b></p>
<p>Masalın tanımını yapan Yeşil, “Masal, ilk bakışta tek taraflı bir hikâye anlatımı gibi görünse de özünde anlatan ile dinleyen arasında kurulan bir temas, bir iletişimdir. Anlatıcı masalı aktarırken sesiyle, hareketleriyle, mimikleriyle ve hatta bazen doğaçlama canlandırmalarla hikâyeye hayat verir. Dinleyici ise sessiz görünmesine rağmen anlatılanı dikkatle takip eder; üzülerek, şaşırarak ya da gülerek tepkisini ortaya koyar. Bazen ‘Sonra ne olmuş?’ gibi merak dolu bir soruyla, bazen de ‘Vay canına!’ gibi bir coşkuyla araya girer. Böylece masal anlatımı, interaktif bir sohbet havasına bürünür. Masal, anlatıldığı ve yazıldığı coğrafyanın özelliklerini bünyesinde barındırır. Örneğin, Anadolu’da anlatılan masallarda hiçbir zaman bir penguenle karşılaşmazsınız; çünkü penguen bu coğrafyada yaşayan bir hayvan değildir. Anadolu masallarında, daha çok bu topraklara özgü hayvanlardan söz edilir. Eğer masal deniz kenarında anlatılıyorsa deniz canlılarından, dağlık yörelerde anlatılıyorsa o bölgeye has iklimden ve hayvanlardan izler taşır” diye konuştu.</p>
<p><b>“Ölümsüzlüğün değil dönüşümün simgesi”</b></p>
<p>Zümrüdüanka kuşunun özelliklerinden bahseden Yeşil, “Binlerce yıldır süregelen efsanesiyle aslında insanoğluna hayattaki en büyük derslerden birini, yani yeniden doğuşu anlatmaktadır. Sadece bir masal kahramanı olmanın ötesinde, bilgeliğin ve umudun sembolü olan bu varlık, kendi küllerinden doğarak bizlere her sonun aslında taze bir başlangıç olduğunu fısıldar. Kişisel gelişim yolculuğunda önemli bir yere sahip olan bu anlatı, bireyin eski alışkanlıklarından ve korkularından vazgeçip daha güçlü bir benliğe dönüşme sürecini temsil eder; bu yönüyle Zümrüdüanka, değişimin kaçınılmazlığını kabullenmemiz ve her zorlukta yeni bir umut ışığı bulmamız gerektiğini hatırlatan sessiz bir rehberdir” dedi.</p>
<p>Etkinliğin sonunda Tiyatrocu Aylin Koç tarafından katılımcılara “Teşekkür Belgesi” takdim edildi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eu-etnografya-muzesinde-anadolu-masallari-anlatildi-599716">EÜ Etnografya Müzesinde Anadolu Masalları anlatıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EÜ Etnografya Müzesinde &#8220;Sirkenin Mucitleri ve Sirke Kültürü&#8221; Söyleşisi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eu-etnografya-muzesinde-sirkenin-mucitleri-ve-sirke-kulturu-soylesisi-594267</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Nov 2025 12:42:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[etnografya]]></category>
		<category><![CDATA[Eü]]></category>
		<category><![CDATA[Genom]]></category>
		<category><![CDATA[kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[mucitleri]]></category>
		<category><![CDATA[müzesinde]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sirke]]></category>
		<category><![CDATA[sirkenin]]></category>
		<category><![CDATA[yaşa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594267</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesinde, Canlı Bilimi Perspektifinde Kültür, Tarih ve Gastronomi Söyleşi Serileri kapsamında “Sirkenin Mucitleri ve Sirke Kültürü” söyleşisi düzenlendi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eu-etnografya-muzesinde-sirkenin-mucitleri-ve-sirke-kulturu-soylesisi-594267">EÜ Etnografya Müzesinde &#8220;Sirkenin Mucitleri ve Sirke Kültürü&#8221; Söyleşisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesinde, Canlı Bilimi Perspektifinde Kültür, Tarih ve Gastronomi Söyleşi Serileri kapsamında “Sirkenin Mucitleri ve Sirke Kültürü” söyleşisi düzenlendi.  Geçmişte Sirkehane olarak kullanılan EÜ Etnografya Müzesi binasında gerçekleşen etkinlikte konuşmacı olarak EÜ Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. İhsan Yaşa yer aldı. Etkinliğe Etnografya Müzesi Müdürü Doç. Dr. Dilek Maktal Canko’nun yanı sıra akademisyenler, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı.</p>
<p>Konuşmacı Prof. Dr. İhsan Yaşa, sirkenin binlerce yıllık yolculuğunu kültürel, tarihsel ve bilimsel yönleriyle anlattı. Prof. Dr. Yaşa, “Medeniyet kadar eski bir geçmişe sahip olan sirke, binlerce yıldır insanlar tarafından farklı amaçlarla kullanılmış; çeşitli tat ve renklerde üretilen sirkeler her dönemde sofralarda kendine yer bulmuştur” diyerek sirkenin insanlık tarihindeki köklü yerini vurguladı. Sirkenin bilinen en eski izlerinin M.Ö. 3000’lere, Mezopotamya’ya kadar uzandığını belirten Prof. Dr. Yaşa, antik çağlardan günümüze farklı toplumlarda sirkenin kullanım örneklerini paylaşarak koruyucu, tıbbi ve gastronomik işlevlerinin zaman içinde nasıl çeşitlendiğini aktardı.</p>
<p><b>“Sirke geniş bir ticari hacme sahip”</b></p>
<p>Sirke üretiminin mikrobiyal yönüne değinen Prof. Dr. Yaşa, “Sirkenin birincil mikrobiyal metabolizma ürünü olarak en geniş ticari hacme sahip fermantasyon ürünlerinden biri olduğu şüphesizdir” dedi. Günümüzde hızla gelişen genom teknolojilerinin önemine değinen Prof. Dr. Yaşa, “Günümüzde genom dizileme teknolojileri öylesine hızla gelişti ki, artık bir organizmanın ne yapabildiğini ve biyolojik potansiyelini anlamak için tüm genomunun analiz edilmesi adeta altın standart haline geldi” diye konuştu.</p>
<p>Etkinlik, Prof. Dr. Yaşa’nın yürütücüsü olduğu TÜBİTAK 1002-A kapsamında desteklenen “Yerli asetik asit bakterisi (AAB) izolatlarının karşılaştırmalı genomik analizleri ile endüstride kullanım potansiyellerinin araştırılması” başlıklı projenin sosyo-kültürel çıktılarından biri olarak düzenlendi. Proje kapsamında yerli AAB suşlarının genomik kapasiteleri, endüstriyel sirke üretimindeki rolleri ve sürdürülebilir üretim potansiyelleri araştırıldı.</p>
<p>Konuşmaların ardından Doç. Dr. Dilek Maktal Canko, katılımcılara Teşekkür Belgesi takdim etti.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eu-etnografya-muzesinde-sirkenin-mucitleri-ve-sirke-kulturu-soylesisi-594267">EÜ Etnografya Müzesinde &#8220;Sirkenin Mucitleri ve Sirke Kültürü&#8221; Söyleşisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EÜ Etnografya Müzesi&#8217;nde Smyrna&#8217;da Kap Kacak Modası konuşuldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eu-etnografya-muzesinde-smyrnada-kap-kacak-modasi-konusuldu-549448</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Jun 2025 09:05:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[etnografya]]></category>
		<category><![CDATA[kaçak]]></category>
		<category><![CDATA[kap]]></category>
		<category><![CDATA[konuşuldu]]></category>
		<category><![CDATA[modası]]></category>
		<category><![CDATA[müzesinde]]></category>
		<category><![CDATA[smyrnada]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=549448</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ)  Etnografya Müzesi, Smyrna söyleşi serisinin son oturumuna ev sahipliği yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eu-etnografya-muzesinde-smyrnada-kap-kacak-modasi-konusuldu-549448">EÜ Etnografya Müzesi&#8217;nde Smyrna&#8217;da Kap Kacak Modası konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ)  Etnografya Müzesi, Smyrna söyleşi serisinin son oturumuna ev sahipliği yaptı. EÜ Etnografya Müzesi Müdürü Doç. Dr. Dilek  Maktal Canko’nun moderatörlüğünde “Smyrna’da Kap Kacak Modası: Tercih mi Zorunluluk mu?” başlıklı etkinlik gerçekleştirildi. Smyrna Agorası kazılarında uzun yıllardır görev alan Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sevinç Gök İpekçioğlu konuşmacı olarak yer aldığı etkinliğe akademisyenler öğrenciler ve sanatseverler katıldı.</p>
<p>İzmir’de geçmiş dönemlerde tercih edilen seramik üretimlerine dair gözlemlerini paylaşan Doç. Dr. Sevinç Gök İpekçioğlu, “Yaklaşık 20 yıldır Smyrna Agorası&#8217;nda, Prof. Dr. Akın Ersoy başkanlığında yürütülen kazılarda araştırmacı olarak çalışıyorum ve bu süreçte İzmir’de tercih edilen seramik kap kacaklara dair önemli verilere ulaştık. Bu süreçte elimden geçen seramiklerden öğrendim ki, İzmir’de Kütahya ve Çanakkale üretimleri yaygınken, İznik seramiklerine neredeyse hiç rastlanmıyor. Bu durum bize modanın mı, yoksa ekonomik zorunlulukların mı belirleyici olduğunu sorgulatıyor. Evet, Kütahya fincanları bir dönemin modasıydı ama aynı zamanda ucuz ve ulaşılabilirdi; bu da onları tercih edilen değil, zorunlu hale gelen ürünler yaptı. Seramik tercihlerinin ardında yalnızca estetik değil, demografik yapı, ekonomik güç ve ulaşılabilirlik gibi pek çok değişkenin yattığını unutmamak gerekiyor.” diye konuştu.</p>
<p><b>“Seramik tercihlerinde kültürel ve ekonomik etkenler”</b></p>
<p>Görünürde basit görünen seramik tercihlerinin ardında yatan kültürel ve ekonomik arka plana değinen Doç. Dr. İpekçioğlu, “Biz yıllardır hep modaydı, tercihti diyerek geçiyoruz ama meseleler göründüğünden daha karmaşık. Mesela Agora’da bulduğumuz lazımlıkların neredeyse tamamı hardal sarısıydı. Neden hep sarı? Prof. Dr. Şerife Yalınçakaya’nın tespitlerinden öğreniyoruz ki kadı sicillerinde vaktiyle havruzlarda (lazımlıklarda) yeşil renk yasaklanmış. Sebebi şimdilik bilinmiyor, belki yeşile atfedilen kutsallık yüzünden. Ama bu kutsallık ne zaman ve kim tarafından verilmiş, işte orası meçhul. Aynı şekilde, İngiltere’den gelen tabakların üzerinde Arap harfleriyle ‘afiyet olsun’ yazıyor. Neden? Çünkü bu ürünler Avrupa halkı için değil, doğrudan Osmanlı pazarı için üretilmiş. Levantenler, Avrupa’daki bu üretimi İzmir gibi kentlere taşıyor ama halk ancak daha düşük kalitedeki örneklere ulaşabiliyor. Moda dediğiniz şey, sadece estetik değil, aynı zamanda ulaşılabilirlik ve ekonomi meselesi. Osmanlı sarayı bile kendi ihtiyacını karşılamak için çini ustalarını dış sipariş almaktan menetmiş. Üreticiye yeterli ödeme yapılmıyor, dışa satış yasak. Sonra ne oluyor? İznik’te bir zamanlar yüzlerce olan çini atölyesi, 18. yüzyılda sıfıra düşüyor. İşte bu yüzden her tercih bir zorunluluğun kılığına bürünebiliyor” dedi.<br />         “<b>İzmir’in erken yerleşim izleri”</b></p>
<p>İzmir’in erken dönem kentleşmesine dair belgeli veriler ışığında tarihsel değerlendirmelerde bulunan Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şakir Çakmak, “İzmir’in erken dönem yerleşimine dair elimizdeki en somut verilerden biri 1528 tarihli defter; bu belgede yalnızca beş mahalleden bahsediliyor. Hamleyi, Sedat İrzade, Kayınbaşı, Limon ve Gebran. Hepsi bugünkü Basmane çevresinde. En çok buluntu ise Agora’da, o da mezarlık olarak kullanıldıktan sonra yaşam başlamasıyla geliyor. 16. yüzyılda İzmir hâlâ küçük bir sahil kasabasıydı, dolayısıyla bu dönemden çok fazla seramik bulamıyoruz. İzmir’in ekonomik anlamda bir hareketlilik kazanmaya başlaması ancak 17. yüzyıldan, hatta esasen 19. yüzyıldan itibaren mümkün. Bu da bize gösteriyor ki, İzmir’in kent olarak gelişimi çok daha geç bir dönemde ivme kazanıyor. Mesela Rıza Camii’nin ya da Bayrakpaşa Camii’nin inşası bu izleri takip edebileceğimiz nadir yapı örneklerinden. Onların da erken tarihlerine bakınca, yaşamın ancak 17. yüzyılda daha görünür hale geldiğini görüyoruz” ifadeleriyle sunuma katkı sundu.</p>
<p>Etkinliğin sonunda Etnografya Müzesi Müdürü Doç. Dr. Dilek Maktal Canko, sunumuyla söyleşiye değerli katkılarda bulunan Doç. Dr. Sevinç Gök İpekçioğlu’na “Teşekkür Belgesi” takdim etti. </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eu-etnografya-muzesinde-smyrnada-kap-kacak-modasi-konusuldu-549448">EÜ Etnografya Müzesi&#8217;nde Smyrna&#8217;da Kap Kacak Modası konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EÜ Etnografya Müzesinden fotoğraf tarihine ışık tutan söyleşi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eu-etnografya-muzesinden-fotograf-tarihine-isik-tutan-soylesi-542321</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Jun 2025 08:14:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[etnografya]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[işık]]></category>
		<category><![CDATA[müzesinden]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[tarihine]]></category>
		<category><![CDATA[tutan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=542321</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Etnografya Müzesi, “Müze Söyleşileri” kapsamında fotoğraf tarihine ışık tutan anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eu-etnografya-muzesinden-fotograf-tarihine-isik-tutan-soylesi-542321">EÜ Etnografya Müzesinden fotoğraf tarihine ışık tutan söyleşi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Etnografya Müzesi, “Müze Söyleşileri” kapsamında <strong>fotoğraf tarihine ışık tutan anlamlı bir etkinliğe</strong> ev sahipliği yaptı. Moderatörlüğünü Müze Müdürü Doç. Dr. Dilek Maktal Canko’nun üstlendiği söyleşide, Prof. Dr. Zuhal Özel Sağlamtimur <strong>“Fotoğrafın İcadına Kadar Geçen Tarihsel Süreç”</strong> başlığı altında fotoğraf makinesinin kökenini oluşturan camera obscuradan ıslak ve kuru cam negatif dönemine uzanan geniş bir tarihsel yolculuğu katılımcılarla paylaştı.</p>
<p>Söyleşide, fotoğrafın gelişim sürecini anlatan Prof. Dr. Zuhal Özel Sağlamtimur, “Fotoğraf makinesinin temeli <strong>camera obscura</strong>, yani karanlık oda prensibine dayanıyor. Aslında bu, çok eski çağlardan beri bilinen bir olgu. Küçük bir delikten giren ışığın, karşı duvarda dışarıdaki görüntüyü ters ve renkli bir şekilde yansıtması. İnsanlar bunu yüzyıllarca gözlemledi ama asıl iş, bu yansımayı kalıcı hale getirmekti. Işığın iz düşümünü temel alan <strong>silüet görüntüler</strong> ile <strong>heliograf (güneş çizimi), </strong>dagerotip<strong> gibi öncü teknikler tarihsel açıdan çok önemliydi” dedi.</strong></p>
<p>Prof. Dr. Sağlamtimur, “Günümüze kalan ilk fotoğrafik görüntü, Fransız bilim adamı Joseph Nicèphore Niépce tarafından <strong>heliografi yöntemi ile</strong> 1826’da sekiz saatte çekilmişti. Sahne tasarımcısı Louis Jacques Mandé Daguerre, Niepce ile ortaklık kurarak, heliograf tekniğini geliştirmeye başlamıştı, ancak Niepce’in ani ölümüyle çalışmaları ne yazık ki kesintiye uğradı. Daguerre her şeye rağmen pozlama süresini kısaltmaya yönelik araştırmalarına devam etti ve kendi adını verdiği dagerotip yöntemini geliştirdi. Bu buluş 7 Ocak 1839’a halka <strong>&#8216;gerçeği hafızaya saklayan ayna&#8217; olarak </strong>tanıtıldı. İnsanları çok etkileyen bu yöntem, kısa sürede tüm dünyaya yayıldı ve ardından yeni fotoğrafik teknikler geliştirildi<strong>” diye konuştu.</strong></p>
<p>Sunumun son bölümünde ise, dijital teknolojiler ve fotoğrafın dışında günümüzde yapay zekâ ile üretilen görsellerin gerçeklikle olan ilişkisi tartışıldı. Prof. Dr. Sağlamtimur, yapay zekânın görsel algı üzerindeki etkilerini değerlendirdi.</p>
<p>Etkinlik sonunda Doç. Dr. Dilek Maktal Canko, katkılarından dolayı Prof. Dr. Zuhal Özel Sağlamtimur&#8217;a “Teşekkür Belgesi” takdim etti. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eu-etnografya-muzesinden-fotograf-tarihine-isik-tutan-soylesi-542321">EÜ Etnografya Müzesinden fotoğraf tarihine ışık tutan söyleşi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ege Üniversitesi(EÜ) Etnografya Müzesinde, &#8220;Deneysel ve Geleneksel Fotoğraf Atölyeleri&#8221; etkinliği düzenlendi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ege-universitesieu-etnografya-muzesinde-deneysel-ve-geleneksel-fotograf-atolyeleri-etkinligi-duzenlendi-456515</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 May 2024 08:22:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[atölyeleri]]></category>
		<category><![CDATA[deneysel]]></category>
		<category><![CDATA[düzenlendi]]></category>
		<category><![CDATA[ege]]></category>
		<category><![CDATA[etkinliği]]></category>
		<category><![CDATA[etnografya]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[geleneksel]]></category>
		<category><![CDATA[müzesinde]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesieü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=456515</guid>

					<description><![CDATA[<p>Proje yürütücülüğünü EÜ Etnografya Müzesi Müdürü ve EÜ Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Dilek Maktal Canko’nun yaptığı atölyede konuşmacı olarak Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Simber Atay ve Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Sanat Bölümü Fotoğraf ve Video Ana Sanat Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Burcu Böcekler yer aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesieu-etnografya-muzesinde-deneysel-ve-geleneksel-fotograf-atolyeleri-etkinligi-duzenlendi-456515">Ege Üniversitesi(EÜ) Etnografya Müzesinde, &#8220;Deneysel ve Geleneksel Fotoğraf Atölyeleri&#8221; etkinliği düzenlendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bornova Suphi Koyuncu Anadolu Lisesi ve Bornova Yavuz Sultan Selim Ortaokulu öğrencilerinin katıldığı atölye üç kısımda gerçekleştirildi.</p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Maktal Canko, açılış konuşmasında “Bugün üç atölyemiz olacak. Fotoğraf üzerine keyifli bir gün geçirmeyi umuyoruz. Özellikle ilkokul ve ortaokul öğrencilerine müze hakkında düşündürmeyi, fotoğrafı sevdirmeyi ve fotoğraf hakkında ayrıntılı bilgi vermeyi hedefliyoruz” diye konuştu. </p>
<p>         Müze, kelimesinin etimolojik açıklamasını yaparak sunumuna başlayan Prof. Dr. Simber Atay, “Mnemosine, Klasik Yunanca’da melek tanrıçadır. Mnemosine’nin elinde sembolik ve mitolojik olarak iki adet ışık veren lamba bulunur. Bu da bize bellek ve ışık arasında bir bağlantının olduğunu gösterir. Diğer tarafta bir hercai menekşe bulunur. Hercai menekşenin çeşit çeşit anlamları mevcuttur. Bunlardan biri de hatırlamadır. Ama Mnemosine’nin temsil ettikleri sadece hatırlama ve bellek değildir. Aynı zamanda iletişimi de eklemeliyiz. Çünkü her şeyi hatırlamak yetmiyor aynı zamanda hatırlanan şeyin iletilmesi, paylaşılması ve zamanların ötesine taşınması gerekiyor. Onun için Mnemosine hem belleği hem de iletişimi temsil etmektedir. Mnemosine’nin dokuz adet kızı vardır. Her biri farklı bir sanata karşılık gelmektedir. Bu kızlar ilham perileridir ve ‘Musalar’ olarak anılmaktadır. Musaların her biri insanoğlunun bilimler ve sanatlardaki yaratıcılığına karşılık gelmektedir. Musaların evi de müzelerdir. Etimolojik olarak oraya dayanmaktadır. Bu terim 17.yy’dan beri kullanılmaktadır. Daha öncesinde müze kelimesi kütüphaneler için de kullanılmaktaydı” dedi.</p>
<p><b>“Antropoloji insanoğlunun kökünü inceler”</b></p>
<p>Antropoloji hakkında bilgi veren Prof. Dr. Atay, “Heredot, tarihin kurucusu ve ilk tarih yazarıdır. En başlı özelliği antropolojinin kurucusu olmasıdır. Heredot’un kitabı dokuz bölümdür. Her bir bölüm Musaların adı ile başlar. Çünkü kitabında bu tarihte Persler ile Yunanlar arasındaki savaşları anlatır. Fakat bu savaşları öyle bir anlatır ki onlarca kavim, kültür iç içe geçmiştir. İnsanoğlunun kökü incelenmektedir. Antropoloji, insanoğlunun kültüdür. Farklı zaman ve mekân koordinatlarında incelenen bir bilimdir. Biz, nereden gelirsek gelelim kim olursak olalım nasıl bir hikâyemiz olursa olsun bizi birbirimize bağlayan şeylerden biri antropoloji ve etnografıdır” dedi.       </p>
<p><b>“Fotoğraf tekniğinin zaman yolculuğu”</b></p>
<p>         Fotoğrafın tarihçesi ve teknikleri ile ilgili bilgiler veren Doç. Dr. Burcu Böcekler, “Fotoğraf, 1827 yılında icat edilmiştir. İlk fotoğraflar siyah beyazdır ancak 19’uncu yüzyıl, çeşitli kimyasalların üzerine çalışılan çok fazla araştırmaların yapıldığı bir dönemdir. 1843 yılında başka bir teknik icat ediliyor. Normalde fotoğraf, gümüş kimyasalların olduğu bir tekniktir. Ancak bunun yanında demir tuzlarının ve farklı tuzların kullanıldığı teknikler de icat edilmiştir. Bu tekniği icat eden Herschel’dir. Kendisi aynı zamanda gök bilimci, matematikçi, kimyager ve müzisyendir. Çok yönlüdür. Bu tekniğe göre, bir nesneyi fotoğraf kâğıdının üzerine koyup güneşle pozladığınızda görüntü elde ediyorsunuz. Herschel, bu tekniği icat ediyor. Daha sonra dünyadaki ilk kadın fotoğrafçı olan Anna Atkins, bu tekniği botanik alanında uyguluyor. Bitkileri ışığa duyarlı yüzey üzerine koyuyor ve onun görüntülerini elde ediyor. Denizdeki yosunlar ve çeşitli bitkilerle ilgili çok sistematik bir çalışma sürdürüyor” dedi.</p>
<p>         Konuşmaların ardından öğrenciler, Prof. Dr. Atay ve Doç. Dr. Böcekli’nin rehberliğinde fotoğraf uygulamaları yaptılar.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesieu-etnografya-muzesinde-deneysel-ve-geleneksel-fotograf-atolyeleri-etkinligi-duzenlendi-456515">Ege Üniversitesi(EÜ) Etnografya Müzesinde, &#8220;Deneysel ve Geleneksel Fotoğraf Atölyeleri&#8221; etkinliği düzenlendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EÜ Etnografya Müzesinden &#8220;Ege Bölgesi Antik Agora Ağırlıkları&#8221; söyleşisi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eu-etnografya-muzesinden-ege-bolgesi-antik-agora-agirliklari-soylesisi-440689</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Feb 2024 08:22:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[antik]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesi]]></category>
		<category><![CDATA[ege]]></category>
		<category><![CDATA[etnografya]]></category>
		<category><![CDATA[müzesinden]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=440689</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Etnografya Müzesinde “Ege Bölgesi Antik Agora Ağırlıkları” söyleşisi düzenlendi. EÜ Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı tarafından düzenlenen ve moderatörlüğünü EÜ Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Haluk Sağlamtimur’un yaptığı söyleşide konuşmacı olarak Koleksiyoner Izak Eskinazi yer aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eu-etnografya-muzesinden-ege-bolgesi-antik-agora-agirliklari-soylesisi-440689">EÜ Etnografya Müzesinden &#8220;Ege Bölgesi Antik Agora Ağırlıkları&#8221; söyleşisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ)  Etnografya Müzesinde “Ege Bölgesi Antik Agora Ağırlıkları” söyleşisi düzenlendi. EÜ Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı tarafından düzenlenen ve moderatörlüğünü EÜ Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Haluk Sağlamtimur’un yaptığı söyleşide konuşmacı olarak Koleksiyoner Izak Eskinazi  yer aldı. Söyleşiye; EÜ Etnografya Müzesi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Dilek Maktal Canko, akademisyenler, konuya ilgi duyanlar ve öğrenciler katıldı.</p>
<p>Söyleşide koleksiyon yapmaya başlama hikâyesini anlatan Izak Eskinazi,  “Ağırlık koleksiyonuma 2000’li yılların başında başladım. Koleksiyonumda 850’ye yakın obje bulunuyor. İzmir Arkeoloji Müzesine kayıtlı bir koleksiyonerim” dedi. Agora hakkında bilgiler veren Eskinazi, “Agora, basit tanımıyla sütunlu galeri ve dükkân dizileriyle çevrili, üstü açık kare bir mekândır. Agora’da yer alan mekânların ön tarafında bir tezgâh ve içinde satılacak mallar yer alırdı. Agoralar birer kamusal alan olduğu için belirlenen kurallara uyulması mecburiyeti vardı. Bu kurallar agoranın uygun bir yerine taş üzerine kazılarak yazılır ve uygun bir yere dikilirdi. Alışveriş sırasında kullanılan kamusal araçlar ise tartmada kullanılan teraziler, terazi ağırlıkları, hacim ve uzunluk ölçüleri ile ödeme aracı olan sikkelerdi” diye konuştu.  </p>
<p><b>“Ağırlıklar bronz kurşun veya taştan üretilirdi”</b></p>
<p>Antik dönemde agoralarda kullanılan ağırlıkların, materyalleri, şekilleri ve üzerlerindeki sembollerin açıklamaları hakkında da bilgi veren Eskinazi, “ Eski Yunan terazi ağırlıklarına genel olarak bakıldığında esas olarak; bronz, kurşun ve taş malzemelerden üretilmiş oldukları görünür. Bronz ve taş, kurşuna göre daha dayanıklı ve orijinal ağırlıklarını korumada daha stabildirler ancak daha az üretilmişlerdir. Bu nedenle günümüze daha az sayıda ulaşmışlardır. Bronz ağırlıkların üretilmesi daha pahalı olduğu için bu ağırlıklar daha ziyade, pazar denetçileri tarafından standart ağırlık olarak üretildiği düşünülmektedir” diye konuştu.</p>
<p>Antik dönem ağırlık ölçülerine de değinen Eskinazi, bu ölçüleri örneklerle anlattı. Eskinazi, kendi koleksiyonuna ait parçaları katılımcılara tanıtırken Roma ve Bizans ağırlıkları konusunda da kısa bir bilgilendirme gerçekleştirdi.</p>
<p>Eskinazi, söyleşinin ardından, katılımcıların koleksiyonuyla ilgili sorularını yanıtladı. Etkinlik sonunda Doç. Dr. Haluk Sağlamtimur ve Dr. Öğretim Üyesi Dilek Matkal Canko, Izak Eskinazi’ ye “Teşekkür Belgesi” takdim etti.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eu-etnografya-muzesinden-ege-bolgesi-antik-agora-agirliklari-soylesisi-440689">EÜ Etnografya Müzesinden &#8220;Ege Bölgesi Antik Agora Ağırlıkları&#8221; söyleşisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EÜ Etnografya Müzesinin tarihi kurucuları tarafından anlatıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eu-etnografya-muzesinin-tarihi-kuruculari-tarafindan-anlatildi-426224</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Nov 2023 07:39:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[anlatıldı]]></category>
		<category><![CDATA[etnografya]]></category>
		<category><![CDATA[kurucuları]]></category>
		<category><![CDATA[müzesinin]]></category>
		<category><![CDATA[tarafından]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=426224</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Etnografya Müzesinde, Müze Söyleşileri etkinlikleri kapsamında “Etnografya Müzesi Koleksiyonu Oluşumu ve Kurulumu” söyleşisi düzenlendi. Söyleşiye, Ege Üniversitesi Etnografya Müzesi Kurucu Müdürü Dr. Cengiz Aydın, EÜ Devlet Müziği Konservatuarı Türk Halk Oyunları Bölümü emekli Öğr. Gör. Abdurrahim Karademir, Etnografya Müzesi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Dilek Maktal Canko, akademisyenler, konuya ilgi duyanlar ve öğrenciler katılım sağladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eu-etnografya-muzesinin-tarihi-kuruculari-tarafindan-anlatildi-426224">EÜ Etnografya Müzesinin tarihi kurucuları tarafından anlatıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Etnografya Müzesi Koleksiyonu Oluşumu ve Kurulumu” söyleşisi</p>
<p>EÜ Etnografya Müzesinin tarihi kurucuları tarafından anlatıldı</p>
<p>Ege Üniversitesi Etnografya Müzesinde, Müze</p>
<p>Söyleşileri etkinlikleri kapsamında “Etnografya Müzesi Koleksiyonu Oluşumu</p>
<p>ve Kurulumu” söyleşisi düzenlendi. Söyleşiye, Ege Üniversitesi Etnografya</p>
<p>Müzesi Kurucu Müdürü Dr. Cengiz Aydın, EÜ Devlet Müziği Konservatuarı</p>
<p>Türk Halk Oyunları Bölümü emekli Öğr. Gör. Abdurrahim Karademir,</p>
<p>Etnografya Müzesi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Dilek Maktal Canko,</p>
<p>akademisyenler, konuya ilgi duyanlar ve öğrenciler katılım sağladı.</p>
<p>Köklü bir geçmişi olan müzede bayrağı devralmanın onurunu yaşadığını</p>
<p>belirten Müze Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Dilek Maktal Canko “Bu, çok önemli bir</p>
<p>bayrak ve bunun bilinciyle çalışıyoruz. Müzemiz, çok büyük emeklerle bu hale</p>
<p>getirildi. Bugün, müzemizin kurucusu Cengiz Aydın hocamız ve Danışma</p>
<p>Kurulu Üyemiz Abdurrahim Karademir hocamızdan müzemizin kuruluş</p>
<p>hikâyesini dinleyecek olmak paha biçilemez bir mutluluk” diye konuştu.</p>
<p>“Tarihe Saygı Ödülü almış bir bina”</p>
<p>Etnografya Müzesi Kurucu Müdürü Dr. Cengiz Aydın, müzenin kuruluş</p>
<p>süreci hakkında bilgi verdi. Dr. Aydın, “Bu projeyi sunmadan önce</p>
<p>düşündüğümüz ilk isim ‘Festen Şapkaya’ idi daha sonra Anadolu ve Balkanlarda</p>
<p>halk çalgıları, geleneksel giyim kuşam ve halk müziği, müze ve arşivi</p>
<p>oluşturulması olarak değiştirip çalışmalara 2004 yılında başladık. Araştırma ve</p>
<p>eser toplama süreci tamamlandığında müze binasının yapımına başlandı.</p>
<p>Müzedeki eserleri Osmanlının sınırları içerisinde yer alan Balkanlardan</p>
<p>topladık. Devlet Planlama Teşkilatı tarafından büyük bir bütçe ayrılarak</p>
<p>gerçekleştirilmiş olan projemize müze statüsünü kazanma aşamasında Kültür</p>
<p>Bakanlığı da destek oldu. Başta Abdurrahim hocamız ve onun araştırma</p>
<p>deneyimlerinin büyük katkılarıyla önemli çalışmalar gerçekleştirdik. Bu bina,</p>
<p>müze olmadan önce bir metre tabanı olan ve üst katı olmayan yıkık bir binaydı.</p>
<p>Biz bugünkü haline getirmek için çok uğraştık. Aynı zamanda burası tarihe</p>
<p>saygı ödülü almış bir bina” diye konuştu.</p>
<p>“Müzemizi en önemli özelliği alanında önemli bir arşive de sahip olması”</p>
<p>Müzenin kuruluş yıllarını anlatan emekli Öğr. Gör. Abdurrahim</p>
<p>Karademir “Etnografya müzeleri tüm dünyada çok önemli bir yere sahip. Burası</p>
<p>hem geleneksel çalgılar hem de geleneksel giysiler açısından çok zengin bir yer.</p>
<p>Ama bu müzeyi Türkiye’deki diğer etnografya müzelerinin önüne geçiren</p>
<p>özelliği konu ile ilgili arşivini de araştırmacıların kullanımına sunabiliyor </p>
<p>olması. Bu projenin başlıkları; halk çalgıları, halk oyunları, geleneksel giyim</p>
<p>kuşam, halk müziği müze ve arşivinin oluşturulması şeklinde belirlendi.</p>
<p>Yaklaşık 4 yıl süren proje boyunca bütün saha araştırmalarında sözü edilen</p>
<p>başlıklarda yapılan görüşmelerin hepsi kamera kaydı ile belgelendi. Bu anlamda</p>
<p>inanılmaz bir arşivimiz var. Bugün müzede sadece sahadan toplanan materyaller</p>
<p>değil, bu arşiv de ilgilenenlerin kullanımına açık. Kuruluş aşamasında Cengiz</p>
<p>hocamla çalışmalarımızı yürüttük. Araştırma çalışmalarında değişik kültürlerden</p>
<p>insanlarla görüşüldü. EÜ Devlet Müziği Konservatuarı Türk Halk Oyunları</p>
<p>Bölümündeki tüm hocalarımız da bu süreçte destek ve katılım sağladı. Biz ilk</p>
<p>çalışmalarımızı Balkanlar üzerinden yaptık. Daha sonra Anadolu’yu ele aldık.</p>
<p>Müzede sergilenen eserler, yöre çalışmalarımız esnasında gerek bağış yoluyla</p>
<p>gerekse antikacılardan toplandı” dedi.</p>
<p>Söyleşide ayrıca saha araştırmasında yapılan görüşmelerden örnek video</p>
<p>ve fotoğraflar da izleyicilerle paylaşıldı. Konuşmacılara “Teşekkür Belgesi”</p>
<p>takdim edilmesinin ardından katılımcılar müzeyi gezdi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eu-etnografya-muzesinin-tarihi-kuruculari-tarafindan-anlatildi-426224">EÜ Etnografya Müzesinin tarihi kurucuları tarafından anlatıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Etnografya Müzesinde &#8220;Osmanlı Lüleleri&#8221; anlatıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/etnografya-muzesinde-osmanli-luleleri-anlatildi-423409</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Nov 2023 08:24:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[anlatıldı]]></category>
		<category><![CDATA[etnografya]]></category>
		<category><![CDATA[lüleleri]]></category>
		<category><![CDATA[müzesinde]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=423409</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Etnografya Müzesi tarafından “Osmanlı Lüleleri” başlıklı söyleşi düzenledi. “Müze Söyleşileri” kapsamında gerçekleştirilen programda EÜ Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Türk ve İslam Sanatları Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Hasan Uçar konuşmacı olarak yer aldı. EÜ Etnografya Müzesi Müdürü ve Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Dilek Maktal Canko’nun moderatörlüğünü yaptığı etkinliğe; akademisyenler, öğrenciler ve sanatsever katıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/etnografya-muzesinde-osmanli-luleleri-anlatildi-423409">Etnografya Müzesinde &#8220;Osmanlı Lüleleri&#8221; anlatıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Etnografya Müzesinde “Osmanlı Lüleleri” anlatıldı</p>
<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Etnografya Müzesi tarafından</p>
<p>“Osmanlı Lüleleri” başlıklı söyleşi düzenledi. “Müze Söyleşileri” kapsamında</p>
<p>gerçekleştirilen programda EÜ Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Türk ve</p>
<p>İslam Sanatları Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Hasan Uçar konuşmacı</p>
<p>olarak yer aldı. EÜ Etnografya Müzesi Müdürü ve Edebiyat Fakültesi Sanat</p>
<p>Tarihi Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Dilek Maktal Canko’nun moderatörlüğünü yaptığı</p>
<p>etkinliğe; akademisyenler, öğrenciler ve sanatsever katıldı.</p>
<p>Lüle kültürünün Osmanlı için çok önemli olduğunu vurgulayan Doç. Dr.</p>
<p>Uçar, “Günümüzdeki yaygın ve bilinen tütün kullanımı ile ilişkili anlamının</p>
<p>dışında ‘Lüle’ kelimesi Selçuklu Devleti zamanında çeşmelerden suyu akıtan</p>
<p>borulara deniliyordu. Mimar Sinan devrine dek bu işlem ve anlam böyle devam</p>
<p>etmiştir. Mimar Sinan, lülelerin çok fazla su israfına yol açtığını belirterek</p>
<p>çeşmelerdeki lülelerin kaldırılmasını sağlamıştır. Mimar Sinan’ın emriyle</p>
<p>beraber lüleler çeşmelerden kaldırılmıştır” dedi.</p>
<p>Konuşmasında tütünün Avrupa kıtasına gelişi ve kullanımına da değinen</p>
<p>Doç. Dr. Uçar, Avrupa’nın tütünle ilk tanışmasının Kristof Kolomb ile olduğunu</p>
<p>söyledi. Doç. Dr. Uçar, “Tütün ilk Avrupa kıtasına gelip kullanılmaya başladığı</p>
<p>zaman ‘Sağlıklı mı sağlıksız mı?’ ya da ‘Tedavi amaçlı kullanılabilir mi?’</p>
<p>tartışmaları uzun bir dönem tartışma konusu olmuştur” dedi.</p>
<p>“Lüle çubuğunun sol elle tutulması bir adaptır”</p>
<p>Avrupa’daki tartışmaların pek çok yasaklayıcı emirle sonuçlandığını ifade</p>
<p>eden Doç. Dr. Uçar, Osmanlı’ya tütünün gelişi ile ilgili farklı yorumların</p>
<p>olduğuna dikkat çekti. Doç. Dr. Uçar, “Osmanlı’ya ilk tütünün gelişi ile ilgili</p>
<p>her daim tartışmalar vardır. Kimi kaynaklarda 1598, kimi kaynaklarda da 1600</p>
<p>yılında İngilizler tarafından rutubetten kaynaklanan hastalıkların tedavisi için</p>
<p>getirildiği yazılmıştır” diye konuştu. Tütün ve lüle yasaklarına değinen Doç. Dr.</p>
<p>Uçar, “Osmanlı’da ilk yasak 1603 yılında 1 Ahmet tarafından yapılmıştır.</p>
<p>Daha sonra halk arasında en yaygın bilinen yasak 4.Murat döneminde</p>
<p>konulmuştur. Cibali’de başlayan ve yaklaşık üç gün süren, 20 ila 30 bin</p>
<p>arasındaki konutun yandığı bilinen yangın sonrasında tütün ve lüle padişah</p>
<p>kararıyla yasaklanmıştır” dedi. Lüle çubuğunun sol elle tutulmasının bir adap</p>
<p>olduğunu söyleyen Doç. Dr. Uçar, Osmanlı Sarayı’nda ilk tütünü kullanan</p>
<p>padişahın Avcı lakabıyla anılan 4 Mehmet olduğunu da ekledi. Zamanla lüle</p>
<p>kullanımının eskiye nazaran daha da azaldığını belirten Doç. Dr. Uçar, lüle</p>
<p>kültüründen geriye sadece bir kalıp kaldığını ve kültürün yavaş yavaş yok</p>
<p>olduğunu söyledi. </p>
<p>“Sanatseverler müzeyi gezdiler”</p>
<p>Söyleşi sonunda dinleyenlerden gelen soruları cevaplayan Doç. Dr.</p>
<p>Uçar’a, EÜ Etnografya Müzesi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Dilek Maktal Canko</p>
<p>tarafından “Katılım Belgesi” takdim edildi.</p>
<p>Söyleşinin ardından dinleyenler; Ege, Balkanlar, İç Anadolu başta olmak</p>
<p>üzere Azerbaycan yörelerine has geleneksel kıyafetlerin, yöresel kılıçların ve</p>
<p>eski usul köy mutfak bölümlerinin, yöresel gelinlik çeşitlerinin ve halıların</p>
<p>sergilendiği EÜ Etnografya Müzesini gezdi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/etnografya-muzesinde-osmanli-luleleri-anlatildi-423409">Etnografya Müzesinde &#8220;Osmanlı Lüleleri&#8221; anlatıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EÜ Etnografya Müzesi 3 Binin Üzerinde Esere Ev Sahipliği Yapıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eu-etnografya-muzesi-3-binin-uzerinde-esere-ev-sahipligi-yapiyor-405127</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Sep 2023 09:54:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[binin]]></category>
		<category><![CDATA[esere]]></category>
		<category><![CDATA[etnografya]]></category>
		<category><![CDATA[müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[sahipliği]]></category>
		<category><![CDATA[üzerinde]]></category>
		<category><![CDATA[yapıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=405127</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir’in önemli kültür ve turizm noktalarından olan ve uluslararası platformlar tarafından da referans gösterilen Ege Üniversitesi (EÜ) Etnografya Müzesi, Türk kültür ve sanatının birçok objesini ziyaretçileriyle buluşturuyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eu-etnografya-muzesi-3-binin-uzerinde-esere-ev-sahipligi-yapiyor-405127">EÜ Etnografya Müzesi 3 Binin Üzerinde Esere Ev Sahipliği Yapıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir’in önemli kültür ve turizm noktalarından olan ve uluslararası platformlar tarafından da referans gösterilen Ege Üniversitesi (EÜ) Etnografya Müzesi, Türk kültür ve sanatının birçok objesini ziyaretçileriyle buluşturuyor. Etnografik özellikler taşı­yan 3 binin üzerinde tarihi eserin sergilendiği müzede, Türk ve Balkan Ülkelerine ait geniş koleksiyonlar yer alıyor.</p>
<p>Özgün eserlerin sergilendiği Ege Üniversitesi Etnografya Müzesi’nde 2 bin 300 parça geleneksel giyim objesi, 110 adet geleneksel halk çalgısı, 265 adet takı ve aksesuarlar 24 adet silah ile sandık ve dolaplardan oluşan 3 binin üzerinde obje sergileniyor. Balkan kültürlerini yansıtan geleneksel giysiler ve takılar 45 manken üzerinde sunuluyor. Tarihteki kültürlere dair ayrıntıları ziyaretçilere tanıtan müzede Anadolu ve Trakya Geleneksel Giyim Kuşam Sergisi, Balkan Ülkeleri Geleneksel Giyim Kuşam Sergisi, Düğün Evi Sergileri, Geleneksel Halk Çalgıları Sergisi ve Zanaat Atölyeleri Sergisi gibi bölümler bulunuyor. Yöresel kostümlerin de yer aldığı Süreli Sergi Salonu koleksiyonerlerin halk kültürüne yönelik eserlerini sergileme imkânı sağlıyor.</p>
<p>Müzeleri, geçmiş tarihi günümüze taşıyan ölümsüz hafızalar olarak nitelendiren Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, “Müzeler, toplumların kendi kültürlerini ve yabancı kültürleri tanımasını sağlayan en önemli kaynaklar. EÜ Etnografya Müzesi de, birbirinden farklı birçok kültürü bir araya getiren ve ziyaretçilerine keyifli öğrenme imkânı sunan bir mekân. Geleneksel halk giysileri, halk çalgıları, düğün evi sergilerinin yanı sıra; takı, aksesuar ve silah gibi birçok özgün esere de ev sahipliği yapıyor. Günümüzde yok olmaya yüz tutan geleneksel mesleklere ait el sanatları müzede sergilenirken, sürdürülebilirliklerini sağlamak amacıyla terzilik, ağaç ve bakır işleme, ayakkabı ve çarıkçılık gibi meslekler de canlandırılıyor.  Ege Üniversitesi olarak; kültür, sanat ve tarihe verdiğimiz önemle müzemiz ile ilgili çalışmalara destek vermeyi sürdürüyoruz. Özellikle çocuklarımız ve gençlerimizde tarih ve kültür bilinci oluşması için çalışmaları özveriyle yürüten tüm mensuplarımıza teşekkür ediyorum” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eu-etnografya-muzesi-3-binin-uzerinde-esere-ev-sahipligi-yapiyor-405127">EÜ Etnografya Müzesi 3 Binin Üzerinde Esere Ev Sahipliği Yapıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Etnografya Kültür Evi&#8217;nde çalışmalar hızla sürüyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/etnografya-kultur-evinde-calismalar-hizla-suruyor-361730</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Mar 2023 16:10:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[etnografya]]></category>
		<category><![CDATA[evinde]]></category>
		<category><![CDATA[hızla]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[sürüyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=361730</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu ve Kemer Belediye Başkan Vekili Mustafa Bilici, Kemer’in ilk etnografya kültür evi olma özelliği taşıyacak olan Kemer Belediyesi Etnografya Kültür Evi’nde devam eden çalışmaları inceledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/etnografya-kultur-evinde-calismalar-hizla-suruyor-361730">Etnografya Kültür Evi&#8217;nde çalışmalar hızla sürüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu ve Kemer Belediye Başkan Vekili Mustafa Bilici, Kemer’in ilk etnografya kültür evi olma özelliği taşıyacak olan Kemer Belediyesi Etnografya Kültür Evi’nde devam eden çalışmaları inceledi.</p>
<p>İnceleme sırasında Başkan Topaloğlu ve Başkan Vekili Bilici’ye, Kemer Belediye Başkan Yardımcıları Emin Gül ile Baki Yalın, Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Mehmet Derya Baytekin, Zabıta Müdürü Erhan Kurtoğlu da eşlik etti.</p>
<p>Başkan Topaloğlu ve Başkan Vekili Bilici, projeyi yapan firma yetkililerinden çalışmalarla ilgili bilgiler aldı.</p>
<p>Başkan Topaloğlu, inceleme sonrasında yaptığı açıklamada, Liman Caddesi’nde bulunan Kemer&#8217;in eski jandarma karakol binasını Etnografya Kültür Evi’ne dönüştürmek için atılan adımlar sonrası söz konusu projede çalışmaların hızla devam ettiğini söyledi.</p>
<p>Kemer’in mirasını ve değerlerini korumak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla etnografya kültür evi projesinde çalışmaların güzel gittiğine işaret ederek, projenin Kemer turizmine de önemli katkı sağlayacağını ifade etti.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/etnografya-kultur-evinde-calismalar-hizla-suruyor-361730">Etnografya Kültür Evi&#8217;nde çalışmalar hızla sürüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
