<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>eksik | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/eksik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/eksik</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Mar 2026 07:29:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>eksik | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/eksik</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>5 Adımda Doğru Takviye Nasıl Seçilir?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/5-adimda-dogru-takviye-nasil-secilir-622435</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Mar 2026 07:29:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[adımda]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[eksik]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[seçilir]]></category>
		<category><![CDATA[takviye]]></category>
		<category><![CDATA[takviyeler]]></category>
		<category><![CDATA[ürün]]></category>
		<category><![CDATA[vitamin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622435</guid>

					<description><![CDATA[<p>Modern yaşam hızlandı, beslenme düzeni değişti, güneşle temas azaldı, yeni trend takviyeler ise hayatın tam ortasına yerleşti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/5-adimda-dogru-takviye-nasil-secilir-622435">5 Adımda Doğru Takviye Nasıl Seçilir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Modern yaşam hızlandı, beslenme düzeni değişti, güneşle temas azaldı, yeni trend takviyeler ise hayatın tam ortasına yerleşti. Raflar vitamin, mineral ve bitkisel desteklerle dolup taşarken, her gün yeni bir madde gündeme geliyor. Ancak “Her düşük değer takviye gerektirir mi? Popüler desteklerin gerçekten işe yaradığını nasıl anlarız? Etiket ve doz güvenilir mi?” gibi sorular giderek daha fazla önem kazanmaya başladı. <strong>Acıbadem Life Danışmanı Aile Hekimi Prof. Dr. İsmet Tamer vitamin takviyesini seçmenin altın ipuçlarını paylaşıyor.</strong></p>
<p><strong>VİTAMİNE GERÇEKTEN İHTİYACINIZ VAR MI?</strong></p>
<p>Günümüzde pek çok kişi, yaşam temposu ve beslenme düzenindeki değişiklikler nedeniyle eksik kaldığını düşündüğü vitamin ve mineralleri takviyelerle tamamlamaya yöneliyor. Geleneksel beslenme biçimlerinin yerini işlenmiş gıdalara bırakması, taze sebze-meyve tüketiminin azalması mikro besin alımını düşürürken; kapalı ofislerde uzun saatler çalışma, güneş ışığına daha az maruz kalma gibi modern yaşam faktörleri özellikle <strong>D vitamini başta olmak üzere çeşitli eksiklikleri artırıyor.</strong> Öte yandan gelişmiş laboratuvar testleri sayesinde belirti vermeyen eksiklikler daha sık tespit ediliyor, sosyal medya ve pazarlama dili ise “doğal, mucize, hızlı etki” söylemleriyle takviyelere olan ilgiyi körüklüyor. Bu noktada laboratuvar değerlerinin tek başına belirleyici olmadığına dikkat çeken <strong>Prof. Dr. İsmet Tamer</strong>, “Tahlilde değerin düşük çıkması her zaman takviye başlanacağı anlamına gelmez. Eksikliğin derecesi, klinik bulgular ve risk faktörleri birlikte değerlendirilmelidir. Bazı hafif düşüklüklerde yaşam tarzı düzenlemesi yeterliyken, ciddi düzeylerde hedefe yönelik tedavi gerekebilir” diyerek bilinçli yaklaşımın önemini vurguluyor.</p>
<p><strong>HER YENİ BİLEŞEN MUTLAKA ALINMALI MI?</strong></p>
<p>Takviye pazarında her gün yeni bir bileşen gündeme geliyor. Yakın dönemde popülerleşen berberin buna iyi bir örnek. Peki yeni maddeler gerçekten yeterli bilimsel kanıtla mı destekleniyor, yoksa trend etkisiyle mi hızla yaygınlaşıyor? <strong>Prof. Dr. İsmet Tamer</strong>’e göre burada en kritik nokta, “etkinlik ve güvenlik verisinin randomize kontrollü bilimsel çalışmalarla desteklenmesi”. Bazı bileşenler için umut vadeden sonuçlar bulunsa da çalışmaların kapsamı, katılımcı sayısı ve kullanılan dozlar büyük farklılık gösterebiliyor. <strong>Tamer</strong>, “ Bitkilerde doğal olarak bulunan berberin bileşiği üzerine kan şekeri ve lipid profili gibi parametrelerde olumlu sonuçlar bildiren yayınlar mevcut; ancak uzun dönem güvenlik verisi ve standart doz netliğine dair yeterli kanıt henüz sınırlı” diyerek temkinli yaklaşılması gerektiğinin altını çiziyor. <strong>Prof. Dr. İsmet Tamer</strong>, özellikle sosyal medya etkisiyle hızla yayılan takviyeler konusunda uyarıda bulunuyor ve “Bir madde popüler oldu diye hemen kullanmaya başlanmamalı; hele ki tedavi amacıyla ve mevcut ilaçlarla birlikte alınacaksa mutlaka bir hekim görüşü alınmalı” diyor. </p>
<p><strong>VİTAMİN TAKVİYESİNİN İÇİNDE VİTAMİNİ YOKSA?</strong></p>
<p>Vitamin ve bitkisel takviyelerin içerik güvenilirliğinin hem dünyada hem Türkiye’de en çok tartışılan başlıklardan biri olduğunu belirten <strong>Prof. Dr. İsmet Tamer</strong>, “Bağımsız laboratuvarların yaptığı analizlerde zaman zaman ürün etiketinde yazan etken maddenin ya çok düşük oranda bulunduğu ya da hiç bulunmadığı tespit edilebiliyor. Bu durum şaşırtıcı değil. Gıda takviyeleri ilaçlar kadar sıkı onay süreçlerinden geçmediği için kalite kontrol üreticinin beyanına ve uyguladığı standartlara bağlıdır. Bağımsız kuruluşlarca test yapılmadığında etiket ile içerik arasında tutarsızlık görülebilir. Özellikle online satış platformlarındaki her ürün denetimlerden geçmediği için dikkatli olunması gerekiyor” diyor. </p>
<p><strong>DOĞRU TAKVİYE SEÇME REHBERİ </strong></p>
<p>Tüketicilerin takviye seçerken dikkat etmesi gereken noktalar konusunda pratik bir “alışveriş kontrol listesi” hazırlayan <strong>Prof. Dr. İsmet Tamer</strong>, doğru ürün tercihinin sandığımızdan daha kritik olduğunu belirtiyor. Buna göre takviye satın alırken şu adımlar göz önünde bulundurulmalı:</p>
<p><strong>Etiket mutlaka incelenmeli.</strong> Etken maddenin adı ve miktarı şeffaf şekilde yazıyor mu? Her bileşenin dozu belirtilmiş mi? Yan etki, gebelik–emzirme ve çocuk kullanımı uyarıları yer alıyor mu?</p>
<p><strong>Bağımsız test sertifikaları önemli.</strong> USP, NSF, ConsumerLab gibi kuruluşların doğrulama logosu ürünün güvenilirliğini artırır. Üretim yeri, GMP bilgisi ve marka iletişim detayları net olmalı.</p>
<p><strong>İlaç kullanıyorsanız dikkat!</strong> Bitkisel ve doğal takviyeler ilaçlarla etkileşime girebilir. Düzenli ilaç kullananlar mutlaka hekim görüşü almalı.</p>
<p><strong>Amaç net olmalı.</strong> Destek amaçlı mı yoksa belirli bir eksiklik için mi kullanılıyor? Spesifik eksiklik şüphesinde önce test, ardından hedefe yönelik ürün seçimi yapılmalı.</p>
<p><strong>Fiyat tek kriter değildir.</strong> Çok ucuz ürünler kalite şüphesi yaratabilir; en pahalısı da en iyi anlamına gelmez. Bilimsel veri ve sertifika her zaman fiyatın önündedir.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Tamer</strong>, takviyelerin herkes için rutin bir ihtiyaç olmadığını vurgulayarak, “Yeni bir madde popüler oldu diye hemen uzun süreli kullanıma başlanmamalı. Güvenilir kanıta, ürün doğrulamasına ve hekim değerlendirmesine dayanan seçim en sağlıklı yaklaşımdır” diyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/5-adimda-dogru-takviye-nasil-secilir-622435">5 Adımda Doğru Takviye Nasıl Seçilir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir koltuk boş, bir kadın eksik</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bir-koltuk-bos-bir-kadin-eksik-594368</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Nov 2025 14:05:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[boş]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[eksik]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[hat]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[koltuk]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594368</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmirliler, hafızalara kazınan bir toplumsal farkındalık çalışmasıyla güne başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bir-koltuk-bos-bir-kadin-eksik-594368">Bir koltuk boş, bir kadın eksik</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmirliler, hafızalara kazınan bir toplumsal farkındalık çalışmasıyla güne başladı. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında gerçekleştirdiği çalışmada, kentteki toplu ulaşım araçlarında birer koltuk boş bırakılarak üzerine şerit çekildi. Boş koltuklarda, “Bu koltuk, aramızdan alınan bir kadının hatırasına ayrıldı”, “Kadına şiddet bitene kadar, hiçbirimiz koltuğumuzda rahat oturamayız” şeklinde yazılar yer aldı.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Kadın Çalışmaları Şube Müdürlüğü, Disiplinlerarası Sanat Topluluğu’ndan proje sahibi Erhan Ayhan ile iş birliği yaparak 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü nedeniyle bir farkındalık çalışmasına imza attı. Dünyada her 10 dakikada bir kadının öldürüldüğüne dikkat çekmek amacıyla İZDENİZ feribotlarında, ESHOT otobüslerinde, İzmir Metro ve tramvay hatlarında birer koltuk boş bırakılarak üzerlerine şerit çekildi. İşe ve okula gitmek için sabahın erken saatlerinde yola çıkan İzmirlilerin dikkati boş koltuklara yöneldi. Koltuklarda “Bu koltuk, aramızdan alınan bir kadının hatırasına ayrıldı”, “Şiddet, bir kadının koltuğunu boş bıraktı”, “Konuşulmayan her şiddet, bir koltuğu daha boş bırakır”, “Her boş koltuk için adalet borcumuz var” ve “Kadına şiddet bitene kadar, hiçbirimiz koltuğumuzda rahat oturamayız” cümleleri yer aldı. Aynı zamanda “25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü. Bugün burada boş bırakılan koltuk, aramızda artık olmayan kadınlar için&#8230; Şiddetin bahanesi yok, çözümü var. 6284 uygulansın” anonsları yapıldı. Boş Koltuklar çalışması, 27 Kasım’a kadar toplu ulaşım araçlarında dikkat çekmeye devam edecek.</p>
<p><strong>“Şiddetsiz bir dünya”</strong></p>
<p>Çalışma, kadına yönelik şiddetle mücadeleye dikkat çekmek, farkındalığı artırmak ve toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda duyarlılığı güçlendirmek amacıyla hayata geçirildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Kadın Çalışmaları Şube Müdürlüğü’nde görevli Çağla Çağlar, “25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde, kentin ulaşım araçlarında farkındalık projesi gerçekleştirdik. İzdeniz feribotlarında, ESHOT otobüslerinde, İzmir Metro ve Tramvay hatlarında birer koltuk boş bırakıyoruz, üzerini şeritle işaretliyoruz. Kadına yönelik şiddetle mücadele amacıyla farkındalık yaratarak bu koltukları aramızdan alınan kadınların hatırasına ayırıyoruz. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak şiddetsiz bir dünya diliyoruz” dedi.</p>
<p><strong>“Yaşamın her alanında var olmaya devam edeceğiz”</strong></p>
<p>Otobüs yolcusu İrem Güneş, “Güzel bir farkındalık çalışması yapılmış. Sürekli kadına şiddet haberleriyle karşılaşıyoruz ve kadın erkek demeden herkes buna çok üzülüyor. O yüzden artık kadına ve çocuklara şiddetin olmadığı, mutlu bir şekilde yaşayabileceğimiz bir dünya istiyoruz” derken, ESHOT’ta hat şoförlüğü yapan Didem Tolun ise “Bizler yaşamın her alanında varız ve var olmaya devam edeceğiz. Şiddetsiz bir dünya diliyorum. Kullandığım otobüste bir koltuk boş bırakıldı. Bu çalışma ile güzel bir farkındalık oluşturulduğunu düşünüyorum” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Hassas ve ciddi bir konu”</strong></p>
<p>Efe Uysal, “Bu gerçekten hassas ve ciddi bir konu. Kadına şiddet, Türkiye’nin giderek artan problemlerinden bir tanesi. Bu konunun ne kadar önemli olduğunu bu tip kamusal alanlarda göstermek gerekiyor. Maalesef haberlerde duyup geçiyoruz ama ne kadar ciddi bir konu olduğunu yeterince anlayamıyoruz. Anlamamaya da devam ediyoruz. Belki de bir kadın şu anda yan koltukta oturamıyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bir-koltuk-bos-bir-kadin-eksik-594368">Bir koltuk boş, bir kadın eksik</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Protez estetik ve sağlığı geri kazandırıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/protez-estetik-ve-sagligi-geri-kazandiriyor-580796</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Oct 2025 11:26:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağız]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[eksik]]></category>
		<category><![CDATA[estetik]]></category>
		<category><![CDATA[geri]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[kazandırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[protez]]></category>
		<category><![CDATA[protezi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=580796</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Protetik Diş Tedavisi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, diş protezlerinin çeşitleri, amaçları ve bu protezlere alışma süreci hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/protez-estetik-ve-sagligi-geri-kazandiriyor-580796">Protez estetik ve sağlığı geri kazandırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Protetik Diş Tedavisi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, diş protezlerinin çeşitleri, amaçları ve bu protezlere alışma süreci hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Temel amaç, eksik dişlerin tamamlanarak ağız sağlığı ve estetik fonksiyonların düzeltilmesi…</strong></p>
<p>Protezin, vücuttaki eksik bir organın tamamlanması anlamına geldiğini hatırlatan Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, “Diş protezi ise dişlerle ilgili eksikliklerin giderilmesi, ağız dokusunun fonksiyonlarının geri iade edilmesi söz konusudur.” dedi.</p>
<p>Dişlerin estetik, konuşma ve fonksiyonel özellikleri olduğunu ifade eden Prof. Dr. Bellaz, “Eksildiğinde bu özellikler azalır. Biz de dişleri yerine koyarak bu kayıpları telafi ederiz. Bir kişinin yalnızca tek bir dişi eksik olabilir. Bu durumda yandaki dişlerden destek alınarak bir protez yapılabilir. Hiç dişi olmayan bir kişiye, halk arasında ‘damak protezi’ olarak bilinen protez yapılabilir. Birden fazla diş eksikliği durumunda köprü tarzında protez yapılabilir veya implantlar uygulanarak üzerine protez yapılabilir. Sonuçta bunların hepsi protezdir. Kimisi hareketlidir, kimisi sabittir. Ancak temel amaç, ağızdaki eksik yapıların tamamlanması, ağız dokularının sağlığının korunması, estetiğin, fonksiyonun ve konuşmanın düzeltilmesidir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Diş protezine alışma süresi, yapılan proteze göre değişiklik gösteriyor!</strong></p>
<p>Diş protezine alışma süresinin yapılan protezin kapsamına ve tipine göre değişiklik gösterdiğini kaydeden Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, “Damak protezi veya hareketli protez yapıldığında ilk birkaç gün çiğneme zorluğu yaşanabilir. Birkaç gün içinde dil ve yanaklar proteze alışır. Yaklaşık bir hafta ile on gün içerisinde kişi büyük ölçüde adapte olur. Bir ay içinde de protezin varlığını unutur. Bu süreçte diş hekiminin kontrolü gerekir. Hekim gerekli düzeltmeleri yapar ve kas adaptasyonu sağlanır.” dedi.</p>
<p>Köprü veya kaplama gibi sabit protezlerde ise adaptasyonun çok daha hızlı olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Bellaz sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bir iki gün içinde kişi alışır ve hiçbir zorluk yaşamaz. Çünkü sabit protezler ağızda oynamadığı için dil ve yanak kasları daha hızlı adapte olur. Adaptasyonun gerekli olmasının bir nedeni de şudur: İster hareketli, ister sabit protez olsun, vücutta boşluk olmamalı. Ağızda bir diş eksik olduğunda yanak ve dil kasları o boşluğu kapatmaya çalışır. Ancak araya bir diş koyulduğunda, bu tek bir diş bile olsa, başlangıçta dil ve yanak için fazlalık gibi gelir. Fakat birkaç gün içinde bu yeni duruma uyum sağlanır. Hareketli protezlerde ise adaptasyon biraz daha uzun sürer çünkü dilin ve yanağın şekillerinin değişmesi gerekir. Bu nedenle adaptasyon sürecine ihtiyaç vardır.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/protez-estetik-ve-sagligi-geri-kazandiriyor-580796">Protez estetik ve sağlığı geri kazandırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kurban Bayramı Sofralarından Sebzeyi Eksik Etmeyin</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kurban-bayrami-sofralarindan-sebzeyi-eksik-etmeyin-543195</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Jun 2025 10:22:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[eksik]]></category>
		<category><![CDATA[etmeyin]]></category>
		<category><![CDATA[kurban]]></category>
		<category><![CDATA[sebzeyi]]></category>
		<category><![CDATA[sofralarından]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=543195</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kurban Bayramı sofralarından sebzeyi de eksik etmeyin! Et ağırlıklı beslenmenin zararlı olabileceğini belirten uzmanlar uyardı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kurban-bayrami-sofralarindan-sebzeyi-eksik-etmeyin-543195">Kurban Bayramı Sofralarından Sebzeyi Eksik Etmeyin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kurban Bayramı </strong>sofralarından sebzeyi de eksik etmeyin! Et ağırlıklı beslenmenin zararlı olabileceğini belirten uzmanlar uyardı.</p>
<p>Kurban Bayramı’nda et tüketiminin ön planda olduğunu belirten uzmanlar, bu durumun bazı sağlık sorunlarına neden olabileceğini söylüyor.</p>
<p>Artan kırmızı et tüketiminin, mide yanması, kabızlık, kolesterol yükselmesi gibi sağlık sorunlarını beraberinde getirebileceğine dikkat çeken Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, etin porsiyon kontrolüne dikkat edilmesi ve mutlaka sebze, tam tahıllı ürünler ve fermente gıdalarla dengelenmesi gerektiği konusunda uyardı. Yeni kesilen etin hemen tüketilmemesi, en az 24 saat dinlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Yiğit, sağlıklı pişirme yöntemlerinin tercih edilmesinin de porsiyon kontrolü kadar önemli olduğunu dile getirdi. Yiğit ayrıca tatlı tercihlerinde de hafif ve sütlü seçeneklerin tercih edilmesi, yemek sonrası yürüyüş yapılması ve bol su tüketilmesi gerektiğini söyledi.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, Kurban Bayramı’nda artan kırmızı et tüketiminin sindirim ve genel sağlık üzerindeki etkilerinden bahsederek, sağlıklı beslenme önerileri verdi.</p>
<p><b><strong>Kurban Bayramı sofralarında etin başrolde olması doğal, ancak porsiyon kontrolü şart</strong></b></p>
<p>Kurban Bayramının sevdiklerimizle bir araya geldiğimiz, bereketli sofraların kurulduğu özel günlerden biri olduğunu ifade eden Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Ancak bayramla birlikte artan et tüketimi, bazı sağlık sorunlarını da beraberinde getirebilir” diye konuştu. Özellikle mide rahatsızlıkları, kolesterol yüksekliği ve hipertansiyonu olan bireylerin bu dönemde beslenmelerine daha özen göstermesi gerektiğine dikkat çeken Yiğit, “Bayram sofralarında etin başrolde olması doğaldır ancak porsiyon kontrolü şarttır. Yetişkin bir birey için günlük ortalama 120-150 gram pişmiş kırmızı et yeterlidir. Bu miktar, kişinin avuç içi büyüklüğünde bir et parçasına denk gelir. Fazla miktarda kırmızı et tüketimi mide yanması, kabızlık, kolesterol yükselmesi ve ürik asit artışı gibi sorunlara yol açabilir.” uyarısında bulundu.</p>
<p><b><strong>Etin pişirme yöntemi en az miktarı kadar önemli!</strong></b></p>
<p>Yeni kesilen etin hemen tüketilmesinin sindirim sistemini zorlayabileceğini kaydeden Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Bu nedenle kurban eti, serin bir ortamda en az 24 saat dinlendirilmeli. Kapalı poşette değil, hava alabilecek şekilde geniş kaplarda muhafaza edilmeli.” dedi.Etin pişirme yönteminin de en az miktarı kadar önemli olduğuna değinen Yiğit, “Mangalda pişirme sırasında, et ile ateş arasında 15 cm mesafe bırakılmalı, yağın ateşe damlamaması sağlanmalı. Kızartma ve aşırı yağlı kavurmalardan kaçınılmalı, ızgara, fırın veya haşlama gibi sağlıklı yöntemler tercih edilmeli.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><b><strong>Her gün en az 2 öğünde sebzeye yer verin…</strong></b></p>
<p>Bayramda sofraların kırmızı et ağırlıklı olduğunu, bu nedenle geri planda kalan sebze, meyve ve tam tahılların sindirim sisteminde dengesizliklere neden olabildiğini dile getiren Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Her gün en az 2 öğünde sebzeye yer vermek, yoğurt, ayran gibi fermente ürünleri sofraya dahil etmek ve tam tahıllı ekmekleri tercih etmek faydalı olacaktır.” dedi. Şerbetli ve ağır tatlılar yerine sütlü veya meyveli tatlıların tercih edilmesi gerektiğini de ifade eden Yiğit, tatlı tüketilecekse porsiyonun küçültülmesini, yanında bir bardak ayran veya su ile denge sağlanmasını önerdi.</p>
<p><b><strong>Eti dinlendirmeden hemen tüketmek en sık yapılan bayram hatası!</strong></b></p>
<p>Özellikle Kurban Bayramı gibi zamanlarda en sık yapılan beslenme hatalarına değinen Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Eti dinlendirmeden hemen tüketmek, etin yanında sebze veya lifli gıdalara yer vermemek, etin pişirme yöntemine dikkat etmemek, porsiyon kontrolü yapmadan sık et tüketmek, yeterince su içmemek, ağır ve şekerli tatlıları sık aralıklarla yemek, yapılan beslenme hataları olarak sıralanabilir.” dedi. Bayram süresince sindirim sorunlarını önlemek için önerilerde de bulunan Yiğit, sözlerini şöyle tamamladı: “Yemekler yavaş yenmeli, iyi çiğnenmeli ve sonrasında hafif yürüyüşler yapılmalı. Gün içinde 2-2,5 litre su tüketimi hem metabolizma hem de sindirim sistemi için destekleyicidir. Probiyotikli yoğurt ve kefir gibi ürünler, bu dönemde bağırsak sağlığını korumaya yardımcı olur. Şişkinlik, hazımsızlık veya mide yanması yaşayan bireyler öğünlerden sonra rezene, kimyon, anason, nane-limon çayı gibi bitki çaylarını tercih edebilir. Bu bitkiler gaz birikimini azaltmaya, sindirimi kolaylaştırmaya ve mideyi rahatlatmaya yardımcı olabilir. Ayrıca zencefil de mide asidini dengeleyici etkisiyle öne çıkar. Özellikle yemek sonrası mide yanması yaşayan bireylerde rahatlama sağlayabilir. Ancak düzenli ilaç kullanan bireylerin bitki çaylarını tüketmeden önce doktorlarına danışmaları önerilir” (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber AjansI)</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kurban-bayrami-sofralarindan-sebzeyi-eksik-etmeyin-543195">Kurban Bayramı Sofralarından Sebzeyi Eksik Etmeyin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bayram sofralarından sebzeyi de eksik etmeyin!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bayram-sofralarindan-sebzeyi-de-eksik-etmeyin-542726</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Jun 2025 12:09:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[eksik]]></category>
		<category><![CDATA[etmeyin]]></category>
		<category><![CDATA[sebzeyi]]></category>
		<category><![CDATA[sofralarından]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=542726</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, Kurban Bayramı’nda artan kırmızı et tüketiminin sindirim ve genel sağlık üzerindeki etkilerinden bahsederek, sağlıklı beslenme önerileri verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayram-sofralarindan-sebzeyi-de-eksik-etmeyin-542726">Bayram sofralarından sebzeyi de eksik etmeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, Kurban Bayramı’nda artan kırmızı et tüketiminin sindirim ve genel sağlık üzerindeki etkilerinden bahsederek, sağlıklı beslenme önerileri verdi.</p>
<p><strong>Bayram sofralarında etin başrolde olması doğal, ancak porsiyon kontrolü şart</strong></p>
<p>Kurban Bayramının sevdiklerimizle bir araya geldiğimiz, bereketli sofraların kurulduğu özel günlerden biri olduğunu ifade eden Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Ancak bayramla birlikte artan et tüketimi, bazı sağlık sorunlarını da beraberinde getirebilir.” dedi.</p>
<p>Özellikle mide rahatsızlıkları, kolesterol yüksekliği ve hipertansiyonu olan bireylerin bu dönemde beslenmelerine daha özen göstermesi gerektiğine dikkat çeken Yiğit, “Bayram sofralarında etin başrolde olması doğaldır ancak porsiyon kontrolü şarttır. Yetişkin bir birey için günlük ortalama 120-150 gram pişmiş kırmızı et yeterlidir. Bu miktar, kişinin avuç içi büyüklüğünde bir et parçasına denk gelir. Fazla miktarda kırmızı et tüketimi mide yanması, kabızlık, kolesterol yükselmesi ve ürik asit artışı gibi sorunlara yol açabilir.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Etin pişirme yöntemi en az miktarı kadar önemli!</strong></p>
<p>Yeni kesilen etin hemen tüketilmesinin sindirim sistemini zorlayabileceğini kaydeden Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Bu nedenle kurban eti, serin bir ortamda en az 24 saat dinlendirilmeli. Kapalı poşette değil, hava alabilecek şekilde geniş kaplarda muhafaza edilmeli.” dedi.</p>
<p>Etin pişirme yönteminin de en az miktarı kadar önemli olduğuna değinen Yiğit, “Mangalda pişirme sırasında, et ile ateş arasında 15 cm mesafe bırakılmalı, yağın ateşe damlamaması sağlanmalı. Kızartma ve aşırı yağlı kavurmalardan kaçınılmalı, ızgara, fırın veya haşlama gibi sağlıklı yöntemler tercih edilmeli.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Her gün en az 2 öğünde sebzeye yer verin…</strong></p>
<p>Bayramda sofraların kırmızı et ağırlıklı olduğunu, bu nedenle geri planda kalan sebze, meyve ve tam tahılların sindirim sisteminde dengesizliklere neden olabildiğini dile getiren Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Her gün en az 2 öğünde sebzeye yer vermek, yoğurt, ayran gibi fermente ürünleri sofraya dahil etmek ve tam tahıllı ekmekleri tercih etmek faydalı olacaktır.” dedi.</p>
<p>Şerbetli ve ağır tatlılar yerine sütlü veya meyveli tatlıların tercih edilmesi gerektiğini de ifade eden Yiğit, tatlı tüketilecekse porsiyonun küçültülmesini, yanında bir bardak ayran veya su ile denge sağlanmasını önerdi.</p>
<p><strong>Eti dinlendirmeden hemen tüketmek en sık yapılan bayram hatası!</strong></p>
<p>Özellikle Kurban Bayramı gibi zamanlarda en sık yapılan beslenme hatalarına değinen Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Eti dinlendirmeden hemen tüketmek, etin yanında sebze veya lifli gıdalara yer vermemek, etin pişirme yöntemine dikkat etmemek, porsiyon kontrolü yapmadan sık et tüketmek, yeterince su içmemek, ağır ve şekerli tatlıları sık aralıklarla yemek, yapılan beslenme hataları olarak sıralanabilir.” dedi.</p>
<p>Bayram süresince sindirim sorunlarını önlemek için önerilerde de bulunan Yiğit, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Yemekler yavaş yenmeli, iyi çiğnenmeli ve sonrasında hafif yürüyüşler yapılmalı. Gün içinde 2-2,5 litre su tüketimi hem metabolizma hem de sindirim sistemi için destekleyicidir. Probiyotikli yoğurt ve kefir gibi ürünler, bu dönemde bağırsak sağlığını korumaya yardımcı olur.</p>
<p>Şişkinlik, hazımsızlık veya mide yanması yaşayan bireyler öğünlerden sonra rezene, kimyon, anason, nane-limon çayı gibi bitki çaylarını tercih edebilir. Bu bitkiler gaz birikimini azaltmaya, sindirimi kolaylaştırmaya ve mideyi rahatlatmaya yardımcı olabilir. Ayrıca zencefil de mide asidini dengeleyici etkisiyle öne çıkar. Özellikle yemek sonrası mide yanması yaşayan bireylerde rahatlama sağlayabilir. Ancak düzenli ilaç kullanan bireylerin bitki çaylarını tüketmeden önce doktorlarına danışmaları önerilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayram-sofralarindan-sebzeyi-de-eksik-etmeyin-542726">Bayram sofralarından sebzeyi de eksik etmeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Süleyman İrvan: &#8220;Afet haberciliğinde yanlış veya eksik bilgi paylaşımı olumsuz etkilere neden olabiliyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-suleyman-irvan-afet-haberciliginde-yanlis-veya-eksik-bilgi-paylasimi-olumsuz-etkilere-neden-olabiliyor-526796</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 May 2025 12:31:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[eksik]]></category>
		<category><![CDATA[etkilere]]></category>
		<category><![CDATA[haberciliğinde]]></category>
		<category><![CDATA[irvan]]></category>
		<category><![CDATA[neden]]></category>
		<category><![CDATA[olabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[olumsuz]]></category>
		<category><![CDATA[paylaşımı]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[süleyman]]></category>
		<category><![CDATA[veya]]></category>
		<category><![CDATA[yanlış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=526796</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan, özellikle deprem gibi afet durumlarında medyanın hız ve doğruluk dengesini koruyarak toplumsal sorumluluk bilinciyle hareket etmelerinin önemine dair açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-suleyman-irvan-afet-haberciliginde-yanlis-veya-eksik-bilgi-paylasimi-olumsuz-etkilere-neden-olabiliyor-526796">Prof. Dr. Süleyman İrvan: &#8220;Afet haberciliğinde yanlış veya eksik bilgi paylaşımı olumsuz etkilere neden olabiliyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan, özellikle deprem gibi afet durumlarında medyanın hız ve doğruluk dengesini koruyarak toplumsal sorumluluk bilinciyle hareket etmelerinin önemine dair açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Deprem gibi afetlerde medyanın sorumluluğu daha çok artıyor  </strong></p>
<p>6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından, medyada sorunlu habercilik pratikleri görüldüğünü hatırlatan Prof. Dr. Süleyman İrvan, “Bu haberler ile sosyal medya paylaşımları konusunda Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi olarak bir ‘Deprem Haberciliği Rehberi’ oluşturmuştuk. Bu rehberde de vurguladığımız gibi, deprem gibi afetlerde medyanın sorumluluğu daha çok artıyor.” dedi.</p>
<p>Bir deprem meydana geldiğinde insanların bir an önce ne olup bittiğini öğrenmeye çalıştığını aktaran İrvan, “Bu nedenle medyanın son dakika haberciliğinde hem yeterince hızlı olması hem de teyitsiz bilgiler aktarmaması beklenir. Bu ikisi arasındaki dengeyi kurabildiği oranda medya başarılı olacaktır. Deprem haberciliğinde, ‘haberi hızlı ver ama doğru ver’ şeklinde özetleyebileceğimiz bir yayıncılık anlayışını oturtmamız gerekir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Hız anlayışını teyide dayalı habercilik anlayışıyla değiştirmek kolay değil! </strong></p>
<p>Doğruluk ve hız arasında denge kurarken, doğruluktan ödün vermemenin ilkesel olarak kabul edilmesi gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Süleyman İrvan, “Maalesef günümüzde habercilik pratiği büyük oranda sosyal medya platformları üzerinden yürüyor ve sosyal medyanın birinci ilkesi hız. Aynı şekilde, internet üzerinden yayın yapan haber siteleri de hıza dayalı bir yayıncılık anlayışına sahipler. Bu anlayışı, teyide dayalı habercilik anlayışıyla değiştirmek çok kolay değil.” dedi.</p>
<p>Deprem haberlerinde yanlış veya eksik bilgi paylaşımının toplum üzerinde birçok olumsuz etkisi söz konusu olduğuna dikkat çeken İrvan, şöyle devam etti:</p>
<p><strong>Yalan haberler medyanın itibarını sarsıyor</strong></p>
<p>“İlk olarak, toplumda korku ve paniğe yol açabiliyor. Bunun örneğini Hatay’da gördük. Barajın patladığına ilişkin olarak yayılan bir söylenti halk arasında paniğe yol açmıştı. İkincisi, kurtarma ve yardım faaliyetlerini sekteye uğratabiliyor. Örneğin kurtarma ekipleri paniğe kapılıp çalışma yerlerini terk edebiliyorlar ya da ekipler yanlış yerlere yönlendirilebiliyor. Üçüncüsü, toplumun medyaya duyduğu güveni zedeliyor. Yalan haberler medyanın itibarını sarsıyor.”</p>
<p><strong>Afet anlarında medyada ‘önleyici habercilik’ yapılmalı</strong></p>
<p>Sosyal medyada yalan ve dezenformasyonu tümüyle ortadan kaldırmanın mümkün olmadığına değinen Prof. Dr. Süleyman İrvan, afet zamanlarında sosyal medya platformlarına kısıtlama getirmenin de doğru olmadığını vurguladı. Bu uygulamanın olumsuz etkilerinin de Kahramanmaraş depremleri sırasında görüldüğünü dile getiren İrvan, “Yapılması gereken, şeffaf bir kriz yönetimi gerçekleştirebilmektir. Bu ne demek? Öncelikle yetkili birimlerden doğru bilgi akışının hızla sağlanması gerekir. Doğru bilgi akışını sağlamazsanız söylentiler hızla devreye girecektir. Doğru bilgi akışı da iyi organize olarak sağlanabilir. İkincisi, tıpkı pandemi sürecinde olduğu gibi, deprem uzmanlarından oluşan bir bilim kurulu oluşturulmalı, medyaya bu kurulda yer alan uzmanlar bilgi vermelidir. Her kafadan farklı bir ses çıktığında toplum çaresiz kalır. Yurttaşların deprem anında yapması gerekenler iyi anlatılmalı, medyada ‘önleyici habercilik’ yapılmalı.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kaynaklar ulaşılabilir olmalı ve gazeteciler sorularına cevap alabilmeli…</strong></p>
<p>Resmi kaynaklardan teyit edilmemiş bilgiler paylaşmanın deprem anında kurtarma çalışmalarını olumsuz etkileyebildiğini, halkta paniğe yol açabildiğini kaydeden Prof. Dr. Süleyman İrvan, “Ancak resmi kaynakların da medyaya zamanlı ve doğru bilgi vermesi beklenir. Kaynaklar ulaşılabilir olmalı ve gazeteciler sorularına cevap alabilmeliler. Türkiye’de maalesef zaman zaman resmi makamların olumsuzlukları gizleme gibi bir kötü alışkanlığı söz konusu.” dedi.</p>
<p><strong>Deprem anında ve sonrasında yayın yaparken gazeteciler nelere dikkat etmeli?</strong></p>
<p>Deprem anında ve sonrasında yayın yaparken gazetecilerin dikkat etmesi gereken konulara da değinen Prof. Dr. Süleyman İrvan, şunları söyledi:</p>
<p>“Göçük başında yakınlarının enkazdan kurtarılmasını bekleyen insanlarla konuşurken dikkatli bir dil kullanılmalı. Depremzedelerle röportaj yaparken ve haberleri aktarırken duyarlı olunmalı, insani duygu ve değerler göz ardı edilmemeli. Yakınları halen göçük altında olan insanlara mikrofon uzatırken çok dikkatli davranılmalı. Depremde hayatını kaybedenlerin görüntülerini ve özellikle de yüzlerini gösteren görüntüleri vermekten kaçınılmalı. Depreme ilişkin haberleri verirken, görüntülere müzik ekleyerek dramatikleştirmek<strong> </strong>doğru değildir. Göçük altında bulunan insanlarla, habercilik uğruna sağlıklarını tehlikeye atacak şekilde gereksiz temas kurmaya çalışmamak gerekir.”</p>
<p><strong>Reyting uğruna, toplumda infial oluşturacak bir dil kullanılmamalı!</strong></p>
<p>Deprem anında gazetecilerin şok edici nitelikte görüntüler çekebileceklerini ifade eden İrvan, “Ancak bu görüntüleri verirken toplumsal sorumluluk anlayışı ile hareket edilmeli, haber diline dikkat edilmelidir. Sırf reyting uğruna, bağıra çağıra haber sunmak, ‘şok görüntüler’, ‘gördüklerinize inanamayacaksınız’ gibi toplumda infial oluşturacak bir dil kullanmak yanlıştır.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-suleyman-irvan-afet-haberciliginde-yanlis-veya-eksik-bilgi-paylasimi-olumsuz-etkilere-neden-olabiliyor-526796">Prof. Dr. Süleyman İrvan: &#8220;Afet haberciliğinde yanlış veya eksik bilgi paylaşımı olumsuz etkilere neden olabiliyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı bir nesil için sütü sofranızdan eksik etmeyin</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/saglikli-bir-nesil-icin-sutu-sofranizdan-eksik-etmeyin-378737</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 May 2023 09:10:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[eksik]]></category>
		<category><![CDATA[etmeyin]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[nesil]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[sofranızdan]]></category>
		<category><![CDATA[sütü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=378737</guid>

					<description><![CDATA[<p>Teksüt, 1 Haziran Dünya Süt Günü’nü kutlarken, “sağlıklı toplumun yolu süt ve süt ürünü tüketmekten geçer” vurgusu yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-bir-nesil-icin-sutu-sofranizdan-eksik-etmeyin-378737">Sağlıklı bir nesil için sütü sofranızdan eksik etmeyin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Teksüt, 1 Haziran Dünya Süt Günü’nü kutlarken, “sağlıklı toplumun yolu süt ve süt ürünü tüketmekten geçer” vurgusu yaptı. Teksüt Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mert Özmen,  sütün en değerli besin kaynaklarından biri olduğunu ve her yaşta içilmesi gerektiğini paylaştı. Sütü çocuklara sevdirmek, süt içmelerini desteklemek için gereken çalışmaları yaptıklarını vurguladı. </strong></p>
<p>Süt, olağanüstü besleyici niteliği ve bedenin yapısal ihtiyaçlarına yönelik katkısıyla doğumdan başlayarak ileri yaşlara kadar hayatın her aşamasında tüketilmesi gereken vazgeçilmez bir besin maddesi. Türkiye’nin önde gelen süt ürünleri kuruluşlarından Teksüt, 1 Haziran Dünya Süt Günü nedeniyle hem bu eşsiz gıdanın toplumsal gelişmeye olan katkısına hem de sağlıklı tüketme yöntemine dikkat çekti. </p>
<p><strong>En besleyici gıdaların başında geliyor </strong></p>
<p>Süt ve süt ürünleri; içerdikleri karbonhidrat, protein ve yağ ile bu gıdaları alanların enerjilerini  artırıyor. İçerdiği kalsiyum sayesinde, günde 2 bardak süt tüketmek, osteoporozu (kemik erimesi) engellemeye yardımcı oluyor. </p>
<p>Teksüt Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mert Özmen, fiziksel ve zihinsel olarak sağlıklı bir toplum olmanın yolunun, düzenli ve dengeli olarak süt ve süt ürünü tüketmekten geçtiğini söyleyerek sütün başta protein ve kalsiyum olmak üzere içerdiği diğer mineral ve vitaminlerle en besleyici gıdaların başında geldiğini dile getirdi. Özmen, Teksüt olarak 67 yıldır sütün yolculuğuna yön verdiklerini belirterek, bu nadide besin maddesinin insan gelişimine olan katkısına da dikkat çekti.  Sütün sadece çocukluk ve gelişme dönemlerinde değil, her yaşta içilmesi gereken bir besin olduğunu paylaştı. </p>
<p><strong>Süt içmenin neşeli ve sağlıklı yolu </strong></p>
<p>Sütü sevdirmeyi ve sütün faydalarını çocuklarla buluşturmayı başaran Teksüt’ün sade ve meyve aromalı süt çeşitleri, kalsiyum ve protein içerikleriyle öne çıkıyor. 200 ml’lik bir paket meyveli süt; 5,6 gr protein barındırıyor ve içerdiği kalsiyum ile de bir çocuğun günlük kalsiyum ihtiyacının yüzde 25’ini karşılıyor. </p>
<p>Çocukların zihinsel ve fiziksel gelişiminde ihtiyacı olan protein, kalsiyum, fosfor gibi besin ögeleri ile <strong>B2, B6, B1</strong> ve <strong>A</strong> vitaminleri süt tüketimi ile karşılanıyor. Uzmanlar, çocukluktan itibaren düzenli süt tüketimi ile sağlıklı bir bedene sahip olunabileceğini vurgularken, Sağlık Bakanlığı tarafından yayınlanan Türkiye Beslenme Rehberi’nde de çocukların ve ergenlik dönemindeki gençlerin gelişimi için her gün düzenli olarak 2 ile 4 bardak süt içmesi öneriliyor. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-bir-nesil-icin-sutu-sofranizdan-eksik-etmeyin-378737">Sağlıklı bir nesil için sütü sofranızdan eksik etmeyin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
