<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>doz | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/doz/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/doz</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 Jun 2026 08:38:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>doz | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/doz</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Bilinçsiz Vitamin ve Takviye Kullanımı Hasta Ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bilincsiz-vitamin-ve-takviye-kullanimi-hasta-ediyor-640814</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 08:38:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilinçsiz]]></category>
		<category><![CDATA[doz]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[takviye]]></category>
		<category><![CDATA[Takviye Kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[vitamin]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=640814</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde vitamin ve takviye ürünlerine ilgi hızla artıyor. Ancak bilinçsiz vitamin ve takviye kullanımı sağlık açısından risk oluşturabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bilincsiz-vitamin-ve-takviye-kullanimi-hasta-ediyor-640814">Bilinçsiz Vitamin ve Takviye Kullanımı Hasta Ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde vitamin ve takviye ürünlerine ilgi hızla artıyor. Ancak bilinçsiz vitamin ve takviye kullanımı sağlık açısından risk oluşturabiliyor. Takviyelerin gerekli durumlarda ve hekim kontrolünde kullanılması gerekiyor. Yoğun yaşam temposu, stres ve daha sağlıklı olma isteği, vitamin ve takviye ürünlerine yönelimi artırıyor. Sağlıklı yaşam için öncelikle sağlıklı beslenme, düzenli yaşam ve temel koruyucu sağlık önlemlerinin alınması önem taşıyor. Memorial Ankara Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Ali Akçay, doğru vitamin ve takviye kullanımı hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>En sık D vitamini ve B vitamini eksikliği görülüyor</strong></p>
<p>Toplumda en yaygın görülen eksikliklerin başında D vitamini ve B grubu vitaminleri gelmektedir. Vitamin eksiklikleri genellikle halsizlik, çabuk yorulma ve odaklanma güçlüğü gibi belirtilerle ortaya çıkıyor.</p>
<p><strong>Test yaptırmadan takviye kullanmayın</strong></p>
<p>Vitaminlerin de birer kimyasal madde olduğu unutulmamalıdır. Gelişigüzel kullanım fayda sağlamayabileceği gibi yan etkilere de yol açabilmektedir. Takviye kullanımına başlamadan önce hekim değerlendirmesi önerilmektedir. </p>
<p><strong>Takviye ihtiyacı duyulan gruplar;</strong></p>
<p>Sağlıklı yemek seçimi yapamayacak yaşta olan gelişim çağındaki çocuklar ve ileri yaştaki bireyler en sık vitamin eksiliğine maruz kalırlar. Bunların dışında;</p>
<ul>
<li>Gebeler ve emziren anneler</li>
<li>Düzenli ilaç kullananlar</li>
<li>Veganlar ya da özel diyet uygulayanlar</li>
<li>Önceden var olan eksikliklerle gelen yeni göçmenler</li>
<li>Önemli yoksulluk yaşayanlar</li>
<li>Alkol kullanım bozukluğu olanlar</li>
<li>Bağırsak emilim bozukluğu olanlar</li>
<li>Sınırlı güneş ışığına maruz kalanlar</li>
<li>Mide ve bağırsak cerrahisi öyküsü olanlar</li>
<li>Zayıflama iğneleri kullananlar</li>
<li>Doğuştan metabolizma bozuklukları olan hastalar</li>
<li>Hemodiyalize giren hastalar gibi çeşitli özel hasta gruplarında görülür</li>
</ul>
<p><strong>“Doğal” olması güvenli olduğu anlamına gelmiyor</strong></p>
<p>Bitkisel veya doğal olarak pazarlanan ürünlerin tamamı güvenli olmayabilir. Birçok takviyenin etkinlik ve güvenilirliğine ilişkin bilimsel verilerin sınırlı olduğu bilinmektedir. </p>
<p><strong>Fazla vitamin sağlığı tehdit edebilir</strong></p>
<p>Özel mağazalardan, internetten ve hatta eczanelerden temin edilebilen çok yüksek etkili vitaminleri alan kişilerde, tek tek vitaminlerin zararlı seviyelerine kolayca ulaşılabilir. Hap başına doz yüksek olmasa bile, çok sayıda hap alınarak da yüksek dozlara ulaşılabilir. Suda çözünen vitaminler (B ve C vitaminleri) vücutta birikmediği için genellikle yüksek dozlarda zararsızdır ve yan etkiler yalnızca önerilen günlük alım miktarının binlerce katı dozlarda ortaya çıkar. Ancak önerilen dozun 10-25 katı dozda C vitamini alındıktan sonra böbrek taşı riski artmaktadır.</p>
<p>Yağda çözünen vitaminler (A, D, E, K vitaminleri) vücutta birikme yapabildikleri için suda çözünen vitaminlerden daha fazla zararlı etkilere sahiptir. D vitamini, bazı kişilerde günlük 4000 ünite (önerilen üst sınır) kadar düşük dozlarda bile kanda kalsiyum seviyelerinin artmasına ve böbrek taşı gelişimine neden olabilir. Gebelikte A vitamini, önerilen günlük alım miktarının birkaç katı kadar düşük dozlarda bile teratojeniktir. A vitaminin sigara içme veya asbest maruziyeti nedeniyle yüksek risk altında olan yetişkinlerde akciğer kanseri riskini artırdığı görülmektedir. Günlük 400 ünitenin üzerindeki E vitamini takviyesinin tüm nedenlere bağlı ölüm oranında artışla ilişkili olabileceğine dair endişeler vardır.</p>
<p><strong>Takviyeler mucize değil</strong></p>
<p>Vitamin ve mineral takviyelerinin kilo verme, enerji artırma veya genç kalma konusunda sağlıklı bireylerde belirgin bir fayda sağladığı bilimsel olarak kanıtlanmış değil. Dengeli beslenen kişilerde rutin takviye kullanımı genellikle önerilmemektedir. Mevsim değişikliklerinde de herkesin vitamin kullanması gerekmez. Takviye ihtiyacının kişiye özel değerlendirilmesi gerekmektedir. </p>
<p><strong>Öncelik sağlıklı yaşam olmalı</strong></p>
<p>Vitamin eksikliklerini önlemede en etkili yöntem dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite, yeterli güneş ışığı ve zararlı alışkanlıklardan uzak durmaktır. Takviye kullanımı ise yalnızca gerekli görülen durumlarda doktor kontrolünde planlanmalıdır.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bilincsiz-vitamin-ve-takviye-kullanimi-hasta-ediyor-640814">Bilinçsiz Vitamin ve Takviye Kullanımı Hasta Ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gereksiz antibiyotik kullanımı küresel risk oluşturuyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gereksiz-antibiyotik-kullanimi-kuresel-risk-olusturuyor-626891</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Apr 2026 10:12:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[antibiyotik]]></category>
		<category><![CDATA[Antibiyotik Direnci]]></category>
		<category><![CDATA[Direnç]]></category>
		<category><![CDATA[doz]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[gereksiz]]></category>
		<category><![CDATA[kullanım]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[küresel]]></category>
		<category><![CDATA[oluşturuyor]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=626891</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, küresel bir sağlık tehdidi olan antibiyotik direnci ile antibiyotiklerin doğru, bilinçli ve kontrollü kullanılması gerektiği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gereksiz-antibiyotik-kullanimi-kuresel-risk-olusturuyor-626891">Gereksiz antibiyotik kullanımı küresel risk oluşturuyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, küresel bir sağlık tehdidi olan antibiyotik direnci ile antibiyotiklerin doğru, bilinçli ve kontrollü kullanılması gerektiği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Antibiyotiğe dirençli enfeksiyonların tedavisi zor ve bazen de imkansız olabiliyor!</strong></p>
<p>İlaçların belirli bir dozda oluşturduğu etkinin aynı dozda tekrarlayan kullanımlarından sonra azalması veya aynı etkiyi oluşturmak için daha yüksek dozda kullanılmalarının gerekliliğinin, ilaç etkisine karşı direnç gelişimi olarak tanımlandığını ifade eden Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Aynı durum, etki mekanizması vücutta hastalık oluşturan patojenleri öldürmek veya baskılamak olan antibiyotikler, antineoplastikler gibi ilaçlar için geçerli olduğunda, ilaca dirençli patojenlerden bahsediliyor.” dedi.</p>
<p>Antibiyotiklerin bugüne kadar milyonlarca hayat kurtardığını ve tıpta devrim niteliği taşıdığını aktaran Dr. Mamçu, “Antibiyotikler hayat kurtarabilir, ancak her antibiyotik kullanımı antibiyotik direncinin gelişmesine katkı da sağlayabiliyor. Antibiyotiğe dirençli enfeksiyonların tedavisi zor ve hatta bazen imkansız olabiliyor. Antibiyotiğe dirençli mikroorganizmalar, toplumda, sağlık kurumlarında ve çevrede (toprak, su da dahil olmak üzere) çeşitli ortamlara hızla yayılabiliyor. Bu nedenle antibiyotik direnci insan, hayvan ve çevre sağlığını içeren tek sağlık sorunu.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Dünyanın herhangi bir bölgesindeki sorun, tüm dünyanın sorunu!</strong></p>
<p>Antibiyotik direncinin tüm dünyayı ve sadece bugünü değil geleceği de ilgilendiren, çok önemli bir sağlık sorunu olduğunu vurgulayan Dr. Dilek Leyla Mamçu, şunları kaydetti:</p>
<p>“Günümüz teknolojik ve ekonomik koşullarının yardımıyla uluslararası seyahat sıklığının artmasının bir sonucu olarak, dünyanın herhangi bir bölgesinde ortaya çıkan antibiyotik direnci sorunu çok kısa süre içinde tüm dünyayı kapsayan bir boyuta ulaşıyor. Bu nedenle, ulusal düzenlemeler ve çalışmalar, dünya genelinde antibiyotik direncinin kontrol altına alınmasında kilit rol oynamakta, ancak başarıya ulaşmak için tüm ulusal programların aynı başarı seviyesine ulaşmaları gerekiyor. Zira dünyanın herhangi bir bölgesindeki sorun, tüm dünyanın sorunudur.”</p>
<p><strong>Antibiyotikleri çok daha dikkatli kullanmalıyız!</strong></p>
<p>Son dönemlerde tedavi alanına giren yeni antibiyotiklerin sayısının oldukça az olduğunu ve direnç sorununun tedavide yarattığı sorunları çözme beklentisini tam olarak karşılayamadıklarını kaydeden Dr. Mamçu, “Artık geçmişte olduğu gibi yeni bir antibiyotiğin kullanımı sonunda direnç gelişmesi ve yeni diğer bir antibiyotiğin tedavi alanına girmesi ve tekrar buna da direnç gelişmesi sonucu bir diğer yeni antibiyotiğin devreye girmesi dönemi kapanmıştır. Elimizde kalan antibiyotikleri çok daha dikkatli kullanmamız yani iyi yönetmemiz gereken bir dönemdeyiz.” dedi.</p>
<p>İdeal antibiyotik kullanımı için; doğru tanı sonrası doğru antibiyotiğin en uygun yoldan, etkin dozda, optimum aralıklarla, uygun süreyle verilmesi gerektiğini anlatan Dr. Mamçu, “Doğru antibiyotik kullanımı için, mikrobiyolojik olarak kanıtlanmış bakteriyel bir enfeksiyonun varlığı mutlaka sorgulanmalıdır. Tanı açısından gerekli değerlendirme yapılmadan ve enfeksiyon olmaksızın antibiyotik kullanılması, seçilen antibiyotiğin yanlış olması, antibiyotik dozunun yetersiz veya aşırı olması, doz aralıklarının uygunsuz olması durumlarında antibiyotikler uygun kullanılmamış olur.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Gelişen direnç günümüzde bütün insanlığı tehdit edecek düzeyde!</strong></p>
<p>Dr. Dilek Leyla Mamçu, son 50-60 yıl içinde antibiyotikler insan yaşamında en önemli katkıyı sağladığını ve ölümcül pek çok enfeksiyon hastalığının başarıyla tedavisini olanaklı kıldığını kaydederek, şöyle devam etti:</p>
<p>“Başta uygunsuz ve gereksiz kullanımları sonucu gelişen direnç nedeniyle etkilerini önemli oranda kaybetmişlerdir. Mikroorganizmalar kullanılan antibiyotiklere karşı er ya da geç direnç kazanmaktadır. Gelişen direnç günümüzde bütün insanlığı tehdit edecek düzeydedir. Çok ilaca karşı dirençli kökenlerle gelişen hastane enfeksiyonları hastanede kalışı ve ölüm oranlarını artırmakta ve çok fazla ek maliyete neden olmaktadır. Günümüzde sadece hastane kökenleri değil toplumdan kazanılmış kökenlerde de direnç önemli oranlarda artmakta bu olay sorunu daha da büyütüp ciddi boyutlara taşımaktadır.”</p>
<p><strong>Antibiyotikler soğuk algınlığı, nezle ve grip gibi viral hastalıkları iyileştirmez!</strong></p>
<p>Antimikrobiyallere direncin önlenmesi veya azaltılmasında tüm antibiyotik kullanım alanları (Tıp – Veterinerlik &#8211; Tarım) için ortak geliştirilmiş ulusal antibiyotik politikaları yanında enfeksiyon kontrol tedbirlerinin uygulanması gerektiğini dile getiren Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Ülkemizde antibiyotiklerin ancak doktor reçetesi ile satılabilmesi bu anlamda çok önemli bir yarar sağlamıştır.” dedi.</p>
<p>Hastalara ‘Doktorunuz tarafından gerekli görülmedikçe antibiyotik reçete edilemez. Doktorunuza bu konuda ısrarcı olmaktan kaçının’ uyarısında bulunan Dr. Dilek Leyla Mamçu, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Antibiyotikler soğuk algınlığı, nezle ve grip gibi viral hastalıkları iyileştirmez, başkasına bulaşmasına engel olmaz. Antibiyotikleri mutlaka önerilen miktarda, önerilen saatlerde ve önerilen sürede kullanın. Kendinizi iyi hissetseniz bile tedaviniz tamamlanmadan antibiyotiği kesmeyin. Tedavi bittiğinde kalan antibiyotikleri saklamayın. Başkası için yazılmış antibiyotiği asla kullanmayın. Yararı olmayacağı gibi zarar görebilirsiniz.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gereksiz-antibiyotik-kullanimi-kuresel-risk-olusturuyor-626891">Gereksiz antibiyotik kullanımı küresel risk oluşturuyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Psikiyatrik hastalıklarda oruç kararı hekimle verilmeli!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/psikiyatrik-hastaliklarda-oruc-karari-hekimle-verilmeli-615406</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Feb 2026 13:29:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bazı]]></category>
		<category><![CDATA[doz]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[düzen]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklarda]]></category>
		<category><![CDATA[hekim]]></category>
		<category><![CDATA[hekimle]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[kararı]]></category>
		<category><![CDATA[oruç]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatri]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatrik]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[verilmeli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615406</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Günay Hajiyeva, psikiyatrik rahatsızlığı olanların Ramazan’da oruç tutma kararını nasıl vermesi gerektiği ve ilaçlarının kullanımını nasıl planlaması gerektiği hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikiyatrik-hastaliklarda-oruc-karari-hekimle-verilmeli-615406">Psikiyatrik hastalıklarda oruç kararı hekimle verilmeli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Günay Hajiyeva, psikiyatrik rahatsızlığı olanların Ramazan’da oruç tutma kararını nasıl vermesi gerektiği ve ilaçlarının kullanımını nasıl planlaması gerektiği hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Oruç kararı hekim değerlendirmesiyle verilmeli! </strong></p>
<p>Ramazan ayının, birçok kişi için manevi açıdan son derece kıymetli bir dönem olduğunu ifade eden Dr. Günay Hajiyeva, “Ancak söz konusu sağlık olduğunda niyet tek başına yeterli değildir. Bu nedenle Ramazan’da oruç tutma kararı bireysel, dikkatli ve mutlaka hekim değerlendirmesiyle verilmelidir.” dedi.</p>
<p>Tıbbi açıdan riskli durumlarda kişinin kendini korumasının hem dini hem de insani açıdan en doğru yaklaşım olduğunu aktaran Dr. Hajiyeva, “Psikiyatrik rahatsızlığı olanların oruç tutup tutamayacağı konusunda doğru bir yanıt yok. Her hasta kendi klinik durumu, hastalığın şiddeti, kullanılan ilaçlar ve son dönem seyri açısından ayrı ayrı değerlendirilmeli. Uzun süreli açlık, susuzluk, uyku düzenindeki değişiklikler ve ilaç saatlerinin kayması bazı hastalarda klinik tabloyu olumsuz etkileyebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Oruç, bazı psikiyatrik hastalarda alevlenme riskini artırabilir! </strong></p>
<p>Özellikle bazı durumlarda daha dikkatli olunması gerektiğine vurgu yapan Dr. Günay Hajiyeva, “Hastalık aktif dönemdeyse, son 6 ay içinde atak geçirilmişse, ilaç dozları yeni ayarlanmışsa, özellikle son bir yılda hastaneye yatış öyküsü varsa, intihar ve başkalarına zarar verme riski mevcutsa, oruç tutmak hastalığın alevlenme riskini artırabilir.” dedi.</p>
<p>Bazı psikiyatrik hastalıklarda düzenli biyolojik ritmin hayati önem taşıdığına dikkat çeken Dr. Hajiyeva, şunları söyledi:</p>
<p>“Beyin ritmi sever; sirkadiyen düzen sık değiştiğinde ise bu biyolojik istikrarsızlık klinik tabloya yansıyabilir. Uyku düzenindeki bozulma ve biyolojik ritmin kayması bipolar bozukluktaki mani ya da depresyon atağını tetikleyebilir. Özellikle geçmişte mevsimsel atak öyküsü olan hastalarda dikkatli olunmalıdır. Majör depresyonda uzun süren açlık, enerji düşüklüğü ve kan şekeri dalgalanmaları bazı hastalarda çökkünlüğü artırabilir. Zaten düşük seyreden bir enerji düzeyine fizyolojik stres eklemek tabloyu ağırlaştırabilir. Psikotik bozukluklarda tedaviye uyumun bozulması veya ilaç saatlerinin kayması belirtilerin tekrar ortaya çıkmasına neden olabilir. Anksiyete bozuklukları ve panik bozukluklarda açlık ve susuzluğa bağlı çarpıntı, titreme gibi bedensel belirtiler anksiyete belirtilerini artırabilir. Beden alarm verdiğinde, zihin bunu genellikle ‘tehlike var’ şeklinde yorumlar. Yeme bozukluklarında oruç süreci, bazı hastalarda yeme davranışı üzerindeki kontrolü olumsuz etkileyebilir.”</p>
<p><strong>Oruç tutarken ilaç kesilmemeli ve doz düzeni hekim kontrolünde planlanmalı!</strong></p>
<p>Oruç tutarken en kritik konunun, ilacın kesilmemesi ve doz düzeninin hekim kontrolünde planlanması olduğunu kaydeden Dr. Günay Hajiyeva, “İlacın farmakokinetik özellikleri (yarı ömrü, etki süresi, kan düzeyi dengesi) dikkate alınmadan yapılan değişiklikler tedavi etkinliğini azaltabilir.” dedi.</p>
<p>Birçok psikiyatrik ilacın günde bir veya iki doz şeklinde kullanıldığını hatırlatan Dr. Hajiyeva, “Günde tek doz kullanılan ilaçlar, uygun görülürse iftar sonrasına kaydırılabilir. Ancak günde üç doz kullanılan, kısa yarı ömürlü veya kan düzeyi izlem gerektiren ilaçlar ise bireysel ve ayrıntılı bir klinik değerlendirme yapılmadan düzenlenmemeli. Örneğin lityum kullanan hastalarda dehidrate kalmak kan düzeyini yükselterek toksisite riskini artırabilir. Benzer şekilde bazı antipsikotikler tansiyon düşüklüğüne yol açabilir; uzun süreli açlık bu etkiyi artırabilir.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Psikiyatrik ilaçlar ‘iyileşince bırakılan’ ilaçlar değil!</strong></p>
<p>Psikiyatrik ilaçların ‘iyileşince bırakılan’ ilaçlar olmadığının altını çizen Dr. Günay Hajiyeva, “Çoğu zaman belirli bir süre stabil iyilik hali sağlandıktan sonra, yine hekim kontrolünde ve kademeli azaltılarak kesilir.” dedi.</p>
<p>Ani ilaç kesilmesinin doğurabileceği risklere işaret eden Dr. Hajiyeva, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Hastalığın alevlenmesi, mani veya ağır depresyon atağı, psikotik belirtilerin geri dönmesi, intihar riskinde artış ve yoksunluk sendromu gibi durumlar görülebilir. Klinik pratiğimizde Ramazan ayında ‘oruç tutabilmek için’ ilacını aniden bırakan ve birkaç hafta içinde ağır atakla başvuran hastalarla karşılaşabiliyoruz. Bu durum hem hasta hem ailesi için ciddi bir yüktür.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
</p>
<p> </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikiyatrik-hastaliklarda-oruc-karari-hekimle-verilmeli-615406">Psikiyatrik hastalıklarda oruç kararı hekimle verilmeli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erişkin Aşılamada En Güncel Yaklaşımlar!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eriskin-asilamada-en-guncel-yaklasimlar-608295</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Jan 2026 09:00:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[aşılamada]]></category>
		<category><![CDATA[aşıları]]></category>
		<category><![CDATA[aşısı]]></category>
		<category><![CDATA[doz]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[erişkin]]></category>
		<category><![CDATA[güncel]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Hepatit A]]></category>
		<category><![CDATA[kişiler]]></category>
		<category><![CDATA[virüsü]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşımlar]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608295</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde çocukluk çağı aşılaması gelişmiş ülkeler seviyesinde olmasına karşın, erişkin aşılaması yan etkilere yönelik önyargılı tutumların da etkisiyle yetersiz seyrediyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eriskin-asilamada-en-guncel-yaklasimlar-608295">Erişkin Aşılamada En Güncel Yaklaşımlar!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde çocukluk çağı aşılaması gelişmiş ülkeler seviyesinde olmasına karşın, erişkin aşılaması yan etkilere yönelik önyargılı tutumların da etkisiyle yetersiz seyrediyor. <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Hülya Kuşoğlu </strong>“Oysa erişkin aşılamada en güncel yaklaşımlar; erişkin aşılamanın sağlıklı bir toplum için vazgeçilmez olduğunu göstermektedir. Çocukluk döneminin devamı olarak düzenli şekilde yapılacak erişkin yaş grubuna özgü aşılamalarla, önemli birçok hastalık önlenebilmekte, enfeksiyonlara karşı koruma sağlanarak, kişinin sağlıklı yaş alması mümkün olabilmektedir” diyor. </p>
<p>Özellikle yaşlılıkta kronik hastalıkların da etkisiyle bağışıklık sisteminin zayıfladığını ve bulaşıcı hastalık riskinin arttığını vurgulayan Dr. Kuşoğlu “Bunun neticesinde erişkinler özellikle yaşlılıkta enfeksiyon hastalıklarını daha ağır geçirmekte hatta hayati riskleri artmaktadır. Aşılamada en güncel yaklaşımlar; bu nedenle özellikle de ileri yaştaki kişilerin aşıyla korunması gerektiğini göstermektedir” diye konuşuyor.  Dr. Hülya Kuşoğlu, en güncel yaklaşımlara göre erişkinlerde mutlaka yapılması gereken aşıları anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Grip aşısı</strong></li>
</ul>
<p>Son dönemde yaygın görülen ve yüksek ateş, kas eklem ağrısı, kuru öksürükle seyreden grip (influenza) akciğer ve kalp hastalıklarına yol açabilmektedir. Grip aşısı hastalanmadan yapıldığında enfeksiyonu tamamen önleyebilirken, pek çok kişide de sürecin hafif geçirilmesini sağlar. Dr. Öğretim Üyesi Kuşoğlu “Gripten korunmanın bilinen en etkin yolu aşıdır. Özellikle yüksek risk grubuna (65 yaş üzeri, hamileler, kronik hastalığı olanlar, 5 yaş altı, sağlık çalışanları vb) mutlaka yaptırılması gereken grip aşısı; hastane yatışı ve ölüm riskini azaltmaktadır” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Zatürre aşıları</strong></li>
</ul>
<p>Pnömokok olarak bilinen (Streptococcus pneumoniae) zatürre, akut menenjit ve sinüzitin en sık bakteriyel etkenidir. Pnömokok aşısı; kronik hastalığı olanlarla bakımevinde kalanlar başta olmak üzere risk grubundaki kişilere mutlaka yapılmalıdır. Dr. Öğretim Üyesi Hülya Kuşoğlu şöyle diyor: “Ülkemizde konjuge 20 valanlı aşının kullanıma girmesi yani pnömokok bakterisinin 20 alt tipini içeren aşının bir defa uygulanması güncel tıp bilgisine göre bir ömür etkili olmaktadır. Önceden 5 yılda bir tekrarlanan aşı artık gerekli olmadığından uygulanmamaktadır. Daha önce hiç pnömokok aşısı yapılmamış kişilere tek doz 20 valanlı aşı yapılması yeterli olacaktır. Solunum yollarını saran RSV virüsünün neden olduğu zatüre hastalığı için de ülkemizde 60 yaş sonrası RSV aşıları uygulanmaktadır. RSV aşısı iki farklı özellikte aşı olarak üretilmektedir. İçinde adjuvan olmayan aşı gebelere de uygulanabilmektedir. Doktor önerisiyle gebelikte de yapılan aşı sayesinde yenidoğan bebek ilk altı ayında RSV virüsüne karşı anneden geçen koruyucu antikorlarla korunmuş olmaktadır. Bu aşı tek doz uygulanmaktadır.”</p>
<ul>
<li><strong>Tetanoz-Difteri aşısı</strong></li>
</ul>
<p>Çocukluk döneminde yapılmış olan bu aşı yıllar içerisinde antikorların azalması nedeniyle erişkinlerde tekrarlanmalıdır. Sağlıklı erişkinler her 10 yılda bir tetanoz-difteri aşısı olmalıdır. Gebelikte 27. ve 36. hafta arasında yapılması gereken bu aşı sayesinde yenidoğan tetanozu önlenmiş olur. Dr. Öğretim Üyesi Hülya Kuşoğlu “Tetanoz bakterisi doğada çok yaygın halde olduğundan bahçede bile olan basit yaralanma, örneğin gül dikeni batmasıyla dahi tetanoz enfeksiyonu gelişebillir” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Hepatit aşıları (Sarılık aşıları)</strong></li>
</ul>
<p>Ülkemizde hepatit aşılarının çocukluk aşı takvimine girmesiyle birlikte Hepatit B ve Hepatit A hastalığı daha az görülmektedir. Ancak 1998’den önce doğmuş olan kişilerde aşı olmadığından erişkinler de Hepatit B ve Hepatit A için aşılanmalıdır. Hepatit B aşısı 6 ay içinde 3 doz, Hepatit A aşısı 6 ay içinde 2 doz olarak uygulanmaktadır. Hepatit A aşısı kirli su ve gıdalarla bulaşan, karaciğerde iltihap yapan bulaşıcı hastalıkları önlerken, Hepatit B aşısı ise siroz ve karaciğer kanserinden de korumaktadır. </p>
<ul>
<li><strong>Zona aşısı</strong></li>
</ul>
<p>Türkiye’de canlı olmayan Zona aşısı 2024’ten bu yana uygulanmaktadır. Ciltte içi sulu yaralara ve haftalarca hatta aylarca sürebilen şiddetli yaygın ağrılara neden olan zona virüsü, görme ve işitme kaybına da yol açabilmektedir. Zona aşısı 6 ay içinde toplam iki doz yapılmaktadır. Özellikle 50 yaş üzeri sağlıklı kişiler ya da 50 yaş altında bağışıklık sistemi zayıf olan veya kronik hastalığı olan kişilere uygulanabilmektedir.</p>
<ul>
<li><strong>HPV aşısı</strong></li>
</ul>
<p>İnsanların yüzde 85’i hayatlarının bir döneminde HPV virüsü ile enfekte olmaktadır. HPV insanda genital siğil, serviks kanseri, vajinal, vulvar, anal kanserler, baş boyun kanserleri vb yol açabilmektedir. Dr. Öğretim Üyesi Hülya Kuşoğlu “Önceden 4 HPV virüsünü içeren aşı uygulanırken artık 9 HPV türünü içeren aşı uygulanmaktadır. Tercihen cinsel aktif olmadan önce tamamlanması istenen bu aşının cinsel aktivite başlaması sonrası da uygulanması önerilmektedir. Altı ay içinde 3 doz uygulanan bu aşı kadınlarda özellikle rahim ağzı kanserini önlemesi açısından kanseri engelleyen iki aşıdan biridir” diyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eriskin-asilamada-en-guncel-yaklasimlar-608295">Erişkin Aşılamada En Güncel Yaklaşımlar!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her boğaz ağrısı antibiyotik gerektirmez!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/her-bogaz-agrisi-antibiyotik-gerektirmez-591906</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Nov 2025 10:39:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[antibiyotik]]></category>
		<category><![CDATA[boğaz]]></category>
		<category><![CDATA[Direnç]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[doz]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[gerektirmez]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kullanım]]></category>
		<category><![CDATA[leyla]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591906</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, antibiyotiklerin doğru ve bilinçli kullanımının önemi, direnç gelişimi ve halk sağlığına etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-bogaz-agrisi-antibiyotik-gerektirmez-591906">Her boğaz ağrısı antibiyotik gerektirmez!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, antibiyotiklerin doğru ve bilinçli kullanımının önemi, direnç gelişimi ve halk sağlığına etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Antibiyotik direnci, tedavi edilebilen hastalıkları giderek daha ölümcül hale getiriyor!</strong></p>
<p>Önemli bir çalışmanın, antimikrobiyal dirençle (AMR) bağlantılı çocuk ölümlerinde rahatsız edici bir artış olduğunu ortaya koyduğunu dile getiren Dr. Dilek Leyla Mamçu, “ESCMID Global 2025 konferansında sunulan bu araştırma önemli bir direnç riski taşıyan ve dünyada kullanım oranları izlenen ‘dikkat antibiyotikleri’nin kullanımlarının Güneydoğu Asya&#8217;da yüzde 160 ve Afrika&#8217;da yüzde 126 oranında arttığını gösteriyor.” dedi.</p>
<p>Yaygın antibiyotiklerin etkinliğini yitirdikçe, zatürre, sepsis ve ishalli hastalıklar gibi daha önce tedavi edilebilen durumların etkilenen bölgelerdeki çocuklar için giderek daha ölümcül hale geldiğine dikkat çeken Dr. Mamçu, “Çalışma, bu kısır döngünün düşük ve orta gelirli ülkeleri orantısız bir şekilde nasıl etkilediğini vurguluyor. Her ne kadar kesin bir sayı yoksa da özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki çocuk ölümlerinin önemli bir kısmının dirençli bakterilerle oluşan enfeksiyonlar olduğu öngörülüyor.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Doğru antibiyotik kullanımı için, enfeksiyonun varlığı mutlaka sorgulanmalı! </strong></p>
<p>Doğru ilaç kullanımının hastanın bireysel ihtiyaçlarına en uygun ilacın, uygun dozda,  yeterli sürede ve en düşük maliyetle verilmesi olarak tanımlandığını ifade eden Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Doğru antibiyotik kullanımı için, mikrobiyolojik olarak kanıtlanmış bakteriyel bir enfeksiyonun varlığı mutlaka sorgulanmalıdır.” dedi.</p>
<p>Dr. Mamçu, tanı açısından gerekli değerlendirme yapılmadan ve enfeksiyon olmaksızın antibiyotik kullanılmasının, seçilen antibiyotiğin yanlış olması, antibiyotik dozunun yetersiz veya aşırı olması, doz aralıklarının uygunsuz olması gibi sonuçlara yol açabileceğini ve bu gibi durumlarda antibiyotiklerin uygun kullanılmamış olacağını vurguladı.</p>
<p><strong>Gelişen direnç bütün insanlığı tehdit edecek düzeyde! </strong></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nün 2024 tarihli raporuna göre, 2050 yılına kadar antibiyotik direnci nedeniyle yılda 10 milyon kişinin hayatını kaybedebileceğinin öngörüldüğünü hatırlatan Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Gelişen direnç ne yazık ki bütün insanlığı tehdit edecek düzeyde.” dedi.</p>
<p>Antibiyotiklerin sadece insan sağlığında değil hayvan yetiştiriciliği ve tarım alanında da kullanıldığına değinen Dr. Mamçu, “Tüm dünyada yaygın ve kontrolsüz kullanılmaları, gıda, su, çevre yoluyla dirençli bakterilerin çok daha kolay yayılmasına ve insana geçmesine neden oluyor. Bu nedenle antibiyotik direnci insan, hayvan ve çevre sağlığını bir arada içeren, ulusal ve uluslararası politikalarla ‘tek sağlık’ başlığı altında bütüncül olarak ele alınması gereken bir konu.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Dirençli mikroorganizmalar ciddi bir sağlık tehdidi oluşturuyor! </strong></p>
<p>Ülkemizde yazılan her 100 reçetenin 14’ünde en az bir antibiyotik yer aldığını kaydeden Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Antibiyotikler tüketilen ilaçlar listesinde maliyet ve kullanım oranı açısından ikinci sırada yer alıyor.” dedi.</p>
<p>Son yıllarda antibiyotiklerin ancak doktor reçetesi ile satılabilmesinin bu anlamda çok önemli bir yarar sağladığını dile getiren Dr. Mamçu, şunları söyledi:</p>
<p>“Antibiyotiklerin doğru kullanılması için yürütülen faaliyetler sonucunda antibiyotik tüketiminde bir miktar azalma olsa da, hem antibiyotik tüketimi hem de antimikrobiyal direnç açısından istenilen seviyelere erişilemedi. Dirençli mikroorganizmalarla gelişen enfeksiyonlar özellikle de yoğun bakım ortamında ve bağışıklık sistemi zayıflamış hastalarda ciddi bir sağlık tehdidi oluşturuyor. Dirençli bakterilerin neden olduğu bu hastalıklar, tedaviye de dirençli olup, hastanede yatış sürelerinin uzamasına ve bununla ilgili komplikasyonların gelişmesine, ölüm ve hastalığa yakalanma oranlarında artışa neden oluyor. Koordineli küresel politikalar, özellikle yüksek riskli bölgeler için geliştirilen antibiyotik yönetimi programları ve alt yapı destekleri umut veriyor.”  </p>
<p><strong>Antibiyotik gerekip gerekmediğine karar verme yetkisi yalnızca doktora ait!</strong></p>
<p>Antibiyotiklerin etkili ve güvenli kullanılması için önerilerde bulunan Dr. Dilek Leyla Mamçu, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“İlk ve en önemli adım doktorun talimatlarına uymak. Antibiyotikler her zaman bir doktor reçetesi ile alınmalı. Doktorunuzun belirlediği dozajı, sıklığı ve tedavi süresini tam olarak uygulayın. Antibiyotikleri tam olarak bitirin, reçetede belirtilen sürede tamamen kullanın. Enfeksiyonun belirtileri geçse bile, ilacı erken bırakmak direnç gelişimine ve enfeksiyonun tekrarlamasına neden olabilir. Antibiyotiği düzenli aralıklarla alın. Eğer bir dozu kaçırırsanız, normal sürecinize geri dönün ve sonraki dozu zamanında alın. Eğer herhangi bir yan etki veya rahatsızlık fark ederseniz, hemen doktorunuza başvurun. Antibiyotiğinizi değiştirmesi veya dozajı ayarlaması gerekebilir.</p>
<p>Antibiyotiklerin doğru ve düzenli kullanımı, enfeksiyonların etkili bir şekilde tedavi edilmesine ve direnç gelişiminin önlenmesine yardımcı olur. Unutmayın; her boğaz ağrısı, baş ağrısı ve geniz akıntısının, antibiyotik kullanmayı gerektirecek bir durum olmayabilir. Antibiyotik gerekip gerekmediği konusunda karar verme yetkisi yalnızca doktora aittir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-bogaz-agrisi-antibiyotik-gerektirmez-591906">Her boğaz ağrısı antibiyotik gerektirmez!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yalnızlıkta doz çok önemli!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yalnizlikta-doz-cok-onemli-590823</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Nov 2025 08:02:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aydın]]></category>
		<category><![CDATA[birey]]></category>
		<category><![CDATA[derin]]></category>
		<category><![CDATA[doz]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[kendini]]></category>
		<category><![CDATA[kişinin]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[süreç]]></category>
		<category><![CDATA[yalnız]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızlıkta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=590823</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, 11 Kasım Yalnızlar Günü kapsamında yalnızlığın nedenlerini, olası yarar ve zararlarını, birey üzerindeki etkilerini değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yalnizlikta-doz-cok-onemli-590823">Yalnızlıkta doz çok önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3 data-start="347" data-end="754"><strong data-start="347" data-end="406">Başkalarına alan açmayan kişi, sonunda yalnız kalabilir</strong></h3>
<p data-start="347" data-end="754">Modern yaşamda yalnızlığın sosyolojik ve psikolojik pek çok nedeni olduğunu belirten Aydın, “Eskiden köylerde insanlar birbirine bağımlıydı ve sosyal etkileşim yüksekti. Günümüzde ise bireyler çoğunlukla yalıtılmış evlerde veya geçici yerleşimlerde yaşadıkları için aidiyet duygusu gelişmiyor ve derin sosyal ilişkiler kurmak zorlaşıyor” dedi.</p>
<p data-start="756" data-end="1385">Psikolojik nedenlere de değinen Aydın, “Bu yüzyılın önemli sorunlarından biri narsisizm; kişinin kendini aşırı önemli görmesi ve diğerlerinden üstün olduğunu düşünmesi. Bu bakış açısına sahip bireyler, başkalarına alan açmaz ve fedakarlık yapmaktan kaçınır. Sonuçta, bu tek kişilik dünyada yalnızlık kaçınılmaz hale gelir. Bazıları ise dışlanmışlık, hayal kırıklıkları veya ilişkilerden beklentilerinin karşılanmaması nedeniyle yalnız kalmayı seçer. Geçmişte yaşanan olumsuz deneyimler, gelecekteki ilişkilerden de korkmalarına yol açabilir. Bu nedenle sosyal ilişkilerden uzak durmayı tercih edebilirler” ifadelerini kullandı.</p>
<h3 data-start="1387" data-end="1723"><strong data-start="1387" data-end="1423">Yalnızlık bazen konfor da sağlar</strong></h3>
<p data-start="1387" data-end="1723">Yalnız olmanın bazı dezavantajlar taşısa da kişiye özgürlük sunduğunu belirten Aydın, “Hesap soran kimsenin olmaması, birilerine bir şey yapmak zorunda olmamak, kişinin istediği gibi yaşamasına imkan verir. Bazı insanlar bu konfordan vazgeçmek istemez ve bu nedenle yalnızlığı tercih eder” dedi.</p>
<p data-start="1725" data-end="2012">Aydın, modern kapitalist dünyada maddi motivasyonun ilişkileri derinleştirmeyi zorlaştırdığını da vurguladı: “İlişkilerin maddi getirisi olmadığında, insanlar bu ilişkileri derinleştirmekten kaçınabiliyor. Maddiyatın ön planda olduğu bir dünyada derin sosyal bağlar kurmak güçleşiyor.”</p>
<h3 data-start="2014" data-end="2533"><strong data-start="2014" data-end="2061">Kalabalık içinde de yalnız hissetmek mümkün</strong></h3>
<p data-start="2014" data-end="2533">Yalnızlık ile sosyal izolasyonun aynı şey olmadığını belirten Aydın, “Yalnızlık, etrafta kimse olmaması anlamına gelmez; kalabalıklar içinde de kişi kendini yalnız hissedebilir. Çok çocuklu ailelerde büyüyen bir çocuk veya yoğun sivil toplum faaliyetlerinde bulunan biri de aidiyet duygusu eksikliği nedeniyle yalnız hissedebilir. Sosyal izolasyon fiziksel olarak ayrışmayı ifade ederken, yalnızlık öznel bir deneyimdir ve olumlu ya da olumsuz olabilir” diye konuştu.</p>
<h3 data-start="2535" data-end="2990"><strong data-start="2535" data-end="2596">Yaratıcı süreçler için yalnızlık önemli bir alan olabilir</strong></h3>
<p data-start="2535" data-end="2990">Aydın, yalnızlığın bireyin içsel deneyimlerini düşünmesi ve yaratıcı süreçler için fırsat sunduğunu belirtti: “Kişi, kendini ve ilişkilerini sorgulama zamanı bulabilir. Şairler geceleri yalnız kalarak şiir yazabilir, mühendisler izole çalışarak büyük projeler üretebilir. Tercih edilmiş yalnızlık, ideal hedeflere ulaşmak için gerekli bir süreçtir ve bireye tatmin ve huzur duygusu sunar.”</p>
<h3 data-start="2992" data-end="3577"><strong data-start="2992" data-end="3033">Yalnızlık doz aşarsa zararlı olabilir</strong></h3>
<p data-start="2992" data-end="3577">Ancak yalnızlığın fazla olduğunda zararlı bir etkiye dönüşebileceğini söyleyen Aydın, “Pandemi sonrası sosyal izolasyon arttı ve yalnızlığın zararları daha belirgin hale geldi. Eğer kişi derin duygusal yaralar hissetmeye başlıyorsa, sevilmediğini veya hayatta bir yerinin olmadığını düşünüyorsa bu yalnızlık tehlikeli hale gelmiştir. Uzun süreli yalnızlık, uyku bozukluklarına, artan strese ve buna bağlı sağlık sorunlarına yol açabilir. Ayrıca yalnız bireyler obezite, tansiyon, depresyon ve anksiyete gibi sorunlara daha yatkındır” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yalnizlikta-doz-cok-onemli-590823">Yalnızlıkta doz çok önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
