<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>değil | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/degil/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/degil</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Apr 2026 09:00:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>değil | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/degil</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Trend Olan Değil Dengeli Beslenme Kanserden Korur</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/trend-olan-degil-dengeli-beslenme-kanserden-korur-625688</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Apr 2026 09:00:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Akdeniz Diyeti]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[dengeli]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[Glüten]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserden]]></category>
		<category><![CDATA[korur]]></category>
		<category><![CDATA[olan]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[trend]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625688</guid>

					<description><![CDATA[<p>Karbonhidratı kesenler, gluteni bırakanlar, şekeri tamamen hayatından çıkaranlar… Her yıl yeni bir beslenme akımı ortaya çıkıyor ve kısa sürede büyük ilgi gören bu trendler, çoğu zaman aynı hızla gündemden düşüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/trend-olan-degil-dengeli-beslenme-kanserden-korur-625688">Trend Olan Değil Dengeli Beslenme Kanserden Korur</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Karbonhidratı kesenler, gluteni bırakanlar, şekeri tamamen hayatından çıkaranlar… Her yıl yeni bir beslenme akımı ortaya çıkıyor ve kısa sürede büyük ilgi gören bu trendler, çoğu zaman aynı hızla gündemden düşüyor. Oysa bilimsel veriler, sağlıklı beslenmenin tek bir besini hedef almakla değil; dengeli ve sürdürülebilir bir modelle mümkün olduğunu gösteriyor. Üstelik bu denge yalnızca kilo kontrolü için değil, kanser başta olmak üzere birçok kronik hastalığın riskini azaltmada da kritik rol oynuyor. </p>
<p>Memorial Göztepe Hastanesi Kanser Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası kapsamında sağlıklı beslenme alışkanlıklarının kanser riskine etkileri ve Akdeniz diyetinin bu süreçteki rolü hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Akdeniz diyeti koruyucu etki gösteriyor</strong></p>
<p>Araştırmalar sebze, meyve, zeytinyağı, tam tahıl ve balık ağırlıklı beslenmenin, özellikle kolorektal kanser başta olmak üzere birçok kanser türünde risk azalmasıyla ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır. Bu etkinin temelinde; antioksidanlardan zengin beslenme, düşük inflamasyon ve bağırsak sağlığının korunması yer almaktadır. Yıllardır dünyanın en sağlıklı beslenme modeli olarak kabul edilen Akdeniz diyeti, yalnızca kalp sağlığını değil, kanser riskini de doğrudan etkileyen bir özelliğe sahiptir. Akdeniz diyeti modeli, güçlü bilimsel kanıtlarla da etkisini göstermektedir.</p>
<p><strong>Fakir sofrasından modern tıbbın rehberine</strong></p>
<p>Akdeniz diyeti, bir moda akımı değil; tarihsel bir gerçekliğin ürünüdür. 2. Dünya Savaşı sonrası yoksulluk döneminde şekillenen bu beslenme biçimi, 1950’lerde Amerikalı bilim insanı Ancel Keys tarafından yapılan çalışmalarla bilim dünyasının dikkatini çekmiştir. “Yedi Ülke Çalışması”, beslenme ile kronik hastalıklar arasındaki ilişkiyi ortaya koymuştur ve bugün hala referans alınan en önemli araştırmalardan biridir.</p>
<p><strong>Kanserden korunmada asıl mesele “bütüncül beslenme”</strong></p>
<p>Kanser gelişiminde tek bir besin suçlu değildir. Risk; uzun vadeli beslenme alışkanlıkları, yaşam tarzı ve metabolik dengeyle ilişkilidir. Akdeniz diyeti işlenmiş gıdaları sınırlar, liften zengin beslenmeyi destekler, sağlıklı yağları ön plana çıkarır ve anti-inflamatuvar etki gösterir. Bu bütüncül yaklaşım, hücresel hasarı azaltarak kanser gelişimini önleyici bir ortam oluşturur.</p>
<p><strong>Tek suçlu gluten olarak görülmemeli</strong></p>
<p>Son yıllarda gluten, kanser dahil birçok hastalığın nedeni gibi gösterilmektedir. Oysa bilimsel veriler bu yaklaşımı desteklememektedir. Toplumun yalnızca küçük bir kısmında görülen çölyak hastalığı dışında, glutenin genel popülasyon için doğrudan bir kanser riski oluşturduğuna dair güçlü bir kanıt bulunmamaktadır. Asıl problem çoğu zaman gluten değil; işlenmiş, rafine ve düşük lifli besinlerin fazla tüketimidir.</p>
<p>Glutensiz ürünler çoğu zaman daha az lif içerir ve besin değeri açısından zayıf olabilir. Oysa tam tahıllar; bağırsak sağlığını destekleyen ve özellikle kolorektal kanser riskini azaltan önemli bileşenlerdir. Bu nedenle beslenmede hedef, belirli bir bileşeni tamamen çıkarmak değil; sağlıklı dengeyi kurmaktır.</p>
<p><strong>Beslenme planınızda sebze, tam tahıl ve zeytinyağı var mı?</strong></p>
<p>Akdeniz diyeti yasaklar üzerine değil, denge üzerine kuruludur. Rafine yerine doğal olanı, aşırılık yerine ölçülülüğü savunur. Kanserden korunmada da en kritik nokta, kısa süreli radikal değişiklikler değil, sürdürülebilir sağlıklı alışkanlıklardır. Kanserden korunma, tek bir besini hayatımızdan çıkarmakla değil; doğru beslenme modelini istikrarlı şekilde sürdürmekle mümkündür. Bu nedenle sofraya bakarken yalnızca “neyi çıkardığımıza” değil, “neyi eklediğimize” odaklanmak gerekir. Sebze var mı? Tam tahıl var mı? Zeytinyağı var mı? Bu kontrolleri yapmamız gerekir. Sağlık çoğu zaman radikal değişimlerde değil, doğru dengeyi sürdürebilmekte gizlidir.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/trend-olan-degil-dengeli-beslenme-kanserden-korur-625688">Trend Olan Değil Dengeli Beslenme Kanserden Korur</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Araştırmalara göre dünya giderek daha &#8216;öfkeli&#8217; değil, &#8216;kaygılı&#8217; ve &#8216;üzgün&#8217; hale geliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/arastirmalara-gore-dunya-giderek-daha-ofkeli-degil-kaygili-ve-uzgun-hale-geliyor-624818</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Apr 2026 07:42:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[araştırmalara]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[giderek]]></category>
		<category><![CDATA[göre]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[kaygılı]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[motive]]></category>
		<category><![CDATA[öfke]]></category>
		<category><![CDATA[öfkeli]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[yıkıcı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624818</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde “her zaman mutlu olma” baskısı giderek artarken, öfke çoğu zaman yanlış anlaşılan ve bastırılması gereken bir duygu olarak görülüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/arastirmalara-gore-dunya-giderek-daha-ofkeli-degil-kaygili-ve-uzgun-hale-geliyor-624818">Araştırmalara göre dünya giderek daha &#8216;öfkeli&#8217; değil, &#8216;kaygılı&#8217; ve &#8216;üzgün&#8217; hale geliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Günümüzde “her zaman mutlu olma” baskısı giderek artarken, öfke çoğu zaman yanlış anlaşılan ve bastırılması gereken bir duygu olarak görülüyor. Oysa bilimsel araştırmalar, öfkenin insanın çevresine uyum sağlamasında, engelleri aşmasında ve harekete geçmesinde kritik bir rol oynadığını ortaya koyuyor. Öfke, doğru yönetildiğinde yıkıcı değil, aksine motive edici ve işlevsel bir güç haline gelebiliyor.</strong></p>
<p><strong>Araştırmalar, toplumun düşündüğünün aksine dünyanın giderek daha “öfkeli” değil, daha ziyade “kaygılı ve üzgün” hale geldiğini gösteriyor. Acıbadem Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Kurt, “113 ülkede 1,5 milyondan fazla kişiyle yapılan analizler, son yıllarda duygusal sıkıntının arttığını ancak öfke seviyelerinde anlamlı bir değişim olmadığını ortaya koyuyor. Asıl sorun öfkenin varlığı değil, nasıl ifade edildiği. Öfkenin insani ve evrensel nitelikte temel bir duygu olduğunu unutmamamız lazım. Öfke ifade edilmesi gereken, bastırılmaması gereken bir duygudur. Eğer öfke kontrol edilemezse ve kronik hale gelmeye başlarsa bireye ya da başka birisine zarar vermeye başlar. Öfkeyi sağlıklı bir şekilde kontrol altına almak ise mümkün” diyerek öfke yönetimiyle ilgili önemli bilgiler veriyor… </strong></p>
<p>Öfke, psikoloji araştırmalarında mutluluk, üzüntü, korku, iğrenme ve şaşkınlık ile birlikte altı temel duygu kategorisinden biri olarak kabul ediliyor. Buna rağmen popüler kültürde sürekli pozitif kalma baskısı öfkeyi “zararlı” bir duygu gibi konumlandırıyor. Prof. Dr. Murat Kurt bu yanlış algıya dikkat çekerek, “Sanki her an pozitif kalınması, olumsuz hislerin bir kenara itilmesi ve öfkenin her zaman bastırılması gereken yıkıcı bir duygu olarak ele alınması gerektiği vurgulanıyor. Oysa öfke, bizim değişen çevresel koşullara uyum sağlamamıza yardımcı olan, karşımıza çıkan engelleri aşmamıza yardımcı olan evrimsel değeri yüksek motive edici bir duygudur. Öfke, halk arasında sanki saldırganlıkla eş değermiş gibi algılanıyor. Öfke bir duygudur, saldırganlık ise bu duygunun kontrol edilmeden açığa çıkmış bir davranış formudur” diyor.</p>
<p><strong>Beyinde Öfke Nasıl Kontrol Ediliyor?</strong></p>
<p>Texas Üniversitesi’nden Prof. Dr. Heather Lench ve ekibinin 2023 yılında yayımladığı kapsamlı çalışma, öfkenin performansı artıran motive edici bir duygu olduğunu ortaya koyuyor. Özellikle zorlayıcı görevlerde öfke, bireyi “eyleme hazırlık” durumuna sokuyor. Prof. Dr. Murat Kurt, “Özellikle zorluk düzeyinin yüksek olduğu görevlerde öfke motive edici bir rol üstlenir; ancak bu durum bazen bireylerin etik kuralları ihlal etmesine ya da ahlaki normların dışına çıkmasına neden olabilir” diyor.</p>
<p>Beyin, öfke karşısında otomatik ve kontrolsüz bir patlama yaratmıyor; aksine bir denge mekanizması kuruyor. Prof. Dr. Murat Kurt, “Beynimizdeki Amigdala bölgesi tehdit veya engel algılandığında duygusal tepkiyi ateşler. Ancak aynı anda ventromedial prefrontal korteks devreye girerek bu tepkiyi kontrol eder ve yönetir” diyor. Alkol ve madde kullanımının bu dengeyi bozduğunu belirten Prof. Dr. Murat Kurt, “Bu maddeler kontrol mekanizmasını devre dışı bırakır ve amigdalanın tek başına hareket etmesine neden olur” diyor.</p>
<p><strong>Öfke, Yıkıcı Bir Boyuta Ulaşmamalı </strong></p>
<p>Öfke genellikle bir hedefin engellenmesi, beklenen bir ödülün alınamaması, haksızlığa uğrama, tehdit edilme veya başkalarının planlarımızı etkilemesi sonucu ortaya çıkıyor. Bunun yanında uykusuzluk, sosyal dışlanma ve stres de öfkeyi tetikleyen önemli faktörler arasında yer alıyor. Prof. Dr. Murat Kurt, “Öfke bir olayı nasıl algıladığımız ve nasıl yorumladığımızla doğrudan ilişkilidir; bu nedenle oldukça öznel ve kişiye özgü bir duygudur” diyor.</p>
<p>Öfke; üzüntü, korku veya depresyon gibi geri çekilmeye neden olan duyguların aksine bireyi harekete geçirir. Bir başka deyişle öfke bir “yaklaşma duygusudur.” Prof. Dr. Murat Kurt, “Öfke bireyi pasif bir bekleyişten çıkarıp aktif bir eyleme iter; sınırların korunmasına, adaletsizliğe karşı harekete geçilmesine yardımcı olur. Öfkenin kendisi aslında “kötü” bir duygu değildir. Esas olan öfkenin nasıl ifade edildiğidir, bir başka deyişle öfkeyi dışarıya nasıl yansıttığımız ve öfkenin tetiklediği davranışların yıkıcı bir boyuta dönüşüp dönüşmemesi önemlidir. Böyle baktığımızda öfkenin bireyler açısından işlevsel bir değeri vardır. Bireyi motive eder, engellerin ortadan kaldırılmasına yardımcı olur, sınırların korunmasına yardımcı olur, adaletsizliğe karşı bireyi harekete geçirir” şeklinde konuşuyor. </p>
<p><strong>Dünya Öfkeli Değil, Daha Ziyade Kaygılı Ve Üzgün </strong></p>
<p>Davranışsal bilimler ve psikoloji alanlarında önemli araştırmaları olan bilim insanları Dr. Michael Daly ve Dr. Lucia Macchia tarafından 113 ülkede 1,5 milyondan fazla kişiyle yapılan geniş çaplı analiz, 2009-2021 yılları arasında küresel duygusal sıkıntının %25’ten %31’e çıktığını gösteriyor. Ancak öfke seviyelerinde yalnızca %1.61’lik, istatistiksel olarak anlamlı olmayan bir değişim gözleniyor.</p>
<p>Prof. Dr. Murat Kurt, “Aslında daha öfkeli bir dünyada değil, daha ziyade kaygılı ve üzgün bir dünyada yaşıyoruz. Araştırmalar duygusal sıkıntılardaki artışın özellikle düşük eğitim ve gelir seviyesine sahip gruplarda daha belirgin olduğunu ortaya koyuyor. Bu durum ise ekonomik güvensizliğin ve toplumsal istikrarın bozulmasının biyolojimizi nasıl doğrudan etkilediğinin bir kanıtıdır” diyor.</p>
<p><strong>Önemli Olan Öfkeyi Sağlıklı Bir Şekilde İfade Etmek</strong></p>
<p>Öfke evrensel ve insani bir duygudur; bastırılması değil, sağlıklı bir şekilde ifade edilmesi gerekir. Kontrol edilemediğinde ise saldırganlığa dönüşebilir ve hem bireye hem çevresine zarar verebilir. Prof. Dr. Murat Kurt, “Öfkenin en yıkıcı formu saldırganlıktır. Esas olan, öfkeyi yıkıcı bir davranışa dönüştürmeden sağlıklı bir şekilde ifade edebilmektir” diyor.</p>
<p>Saldırganlığın, bir başkasına bağırmaktan fiziksel olarak zarar vermeye kadar uzanan geniş yelpazedeki birçok davranışı kapsadığına dikkat çeken Prof. Dr. Murat Kurt, “Saldırganlık sadece başkalarına değil bizzat bireyin kendisine yönelik de olabilir. Öfkenin sağlıklı bir şekilde ifade edilememesi, hele bu durumun kronikleşmesi yani sürekli olarak öfkenin bastırılması bireyin kendisine zarar verir; psikosomatik hastalıklara ve depresyona yol açabilir. Esas olan öfkeyi, işlevsel olmayan yıkıcı bir saldırganlığa dönüştürmeden, sağlıklı bir şekilde ifade edebilmektir. Aile içerisinde ve toplumda bireylerin kendisini ifade etmelerine fırsat verildiğinde ve diğerlerinin de yaşam alanlarına saygının esas tutulduğu toplumlarda, öfke sağlıklı bir şekilde ifade edilebilir. Bu durum, toplumun ve bireylerin gelişmesi için itici bir güç kaynağı bile olabilir” şeklinde konuşuyor. </p>
<p><strong>Öfke Kontrol Edilebilir </strong></p>
<p>Öfke kontrolü öğrenilebilir ve geliştirilebilir bir beceri aslında. Prof. Dr. Murat Kurt, “İlk adım, ‘şu an öfkeliyim’ diyebilmek. Eğer bunu kendinize ifade edebilirseniz öfkenin yıkıcı etkilerini kontrol edebilirsiniz. Böylelikle dikkatinizi o an öfkelendiğiniz şeyden başka bir şeye çekebilirsiniz. İkinci aşamada; öfkelendiğiniz ana eşlik eden ya da öfkelenmenize neden olan düşüncelerinizi sorgulayın; düşüncelerinizin, o anki inanışlarınızın abartılı olup olmadığını değerlendirin. Üçüncü aşamada, sizi öfkelendiren şeyleri, yani tetikleyicileri tanıyın. Eğer öfkelendiren şeyleri önceden bilirseniz, kendiniz için olası eylem senaryoları hazırlayabilirsiniz ve böylelikle hazırlıksız yakalanmamış olursunuz. Bir sonraki adım ve en önemlisi; tepkiyi yani dürtüyü kontrol etmek. Öfkelendiren şeye hemen o an tepki vermek mi gerekiyor? Birkaç saniye geç tepki vermek bile öfkenin sağlıklı bir şekilde yönetilmesi için yeterli bir zaman sağlayabilir. Bu zaman zarfında öfkeyi kontrol etmediğinde başına gelebilecek olası kötü senaryoları gözden geçirebilir, alternatif davranışlar geliştirebilir ve böylelikle dürtü kontrolü sağlayabilirsiniz” diyor. </p>
<p>Profesyonel desteğin önemine de dikkat çeken Prof. Dr. Murat Kurt, “Öfke güçlü ama yönetilmesi zor bir duygudur. Bu nedenle öfke kontrolünde zorlanan bireyler psikolojik destek almaktan çekinmemelidir. Psikolojik destek ile birlikte saldırganlığa yol açabilecek hatalı inançlar ve düşünceler ile yıkıcı davranışlar kontrol altına alınabilir” şeklinde konuşuyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/arastirmalara-gore-dunya-giderek-daha-ofkeli-degil-kaygili-ve-uzgun-hale-geliyor-624818">Araştırmalara göre dünya giderek daha &#8216;öfkeli&#8217; değil, &#8216;kaygılı&#8217; ve &#8216;üzgün&#8217; hale geliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dalında Çürüyen Değil, Sofraya Ulaşan Bereket: Balçova Belediyesinden Türkiye&#8217;ye örnek bir Dayanışma Hikâyesi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dalinda-curuyen-degil-sofraya-ulasan-bereket-balcova-belediyesinden-turkiyeye-ornek-bir-dayanisma-hikayesi-622685</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Mar 2026 07:39:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[balçova]]></category>
		<category><![CDATA[bereket]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[çürüyen]]></category>
		<category><![CDATA[dalında]]></category>
		<category><![CDATA[dayanışma]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyaç]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[sofraya]]></category>
		<category><![CDATA[turunç]]></category>
		<category><![CDATA[ulaşan]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<category><![CDATA[ürünler]]></category>
		<category><![CDATA[zeytin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622685</guid>

					<description><![CDATA[<p>Balçova Belediyesi, park ve bahçelerde dalında kalan zeytin ve turunçları toplayarak üretime dönüştürdü.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dalinda-curuyen-degil-sofraya-ulasan-bereket-balcova-belediyesinden-turkiyeye-ornek-bir-dayanisma-hikayesi-622685">Dalında Çürüyen Değil, Sofraya Ulaşan Bereket: Balçova Belediyesinden Türkiye&#8217;ye örnek bir Dayanışma Hikâyesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Balçova Belediyesi, park ve bahçelerde dalında kalan zeytin ve turunçları toplayarak üretime dönüştürdü. Kent Lokantası’nda işlenen ürünler, ihtiyaç sahibi vatandaşların sofralarına ulaştırılırken Başkan Onur Yiğit, “Bu sadece bir üretim değil, dayanışmanın büyümesidir” dedi.</p>
<p>Balçova’da yıllardır dalında kalan, yere düşerek çürüyen zeytin ve turunçlar artık ihtiyaç sahibi vatandaşların sofralarına ulaşıyor. Balçova Belediyesi&#8217;nin sosyal dayanışmayı güçlendirmek amacıyla hayata geçirdiği çalışmalar, doğanın sunduğu bereketi üretime ve paylaşmaya dönüştürüyor.</p>
<p>Göreve geldiği günden bu yana sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı öncelikli alanlardan biri olarak belirleyen Balçova Belediye Başkanı Onur Yiğit’in öncülüğünde başlatılan çalışmalar kapsamında, park ve bahçelerdeki atıl durumdaki ürünler ekonomiye ve toplumsal faydaya kazandırıldı.</p>
<p>İlk etapta ilçedeki zeytin ağaçlarından toplanan ürünler sıkıma gönderilerek zeytinyağına dönüştürüldü. Elde edilen yağlar Kent Lokantası bünyesindeki aşevinde yemek üretiminde kullanıldı. Günlük hazırlanan sıcak yemekler ise Mahalle Yaşam Alanları aracılığıyla ihtiyaç sahibi vatandaşlara ulaştırıldı.</p>
<p>Kış aylarında ise benzer bir çalışma turunç için hayata geçirildi. Park ve Bahçeler ekipleri tarafından özenle toplanan turunçlar, Kent Lokantası’nda işlenerek sofralık turunç suyu, reçel ve özellikle çocuklar için kurabiyeye dönüştürüldü. Üretilen tüm ürünler, yine Mahalle Yaşam Alanlarımız aracılığıyla ücretsiz olarak ihtiyaç sahiplerine dağıtıldı.</p>
<p><strong>“Bu kentin bereketi çöpe gitmeyecek”</strong></p>
<p>Yürütülen çalışmalara ilişkin değerlendirmede bulunan Balçova Belediye Başkanı Onur Yiğit, yapılan işin yalnızca bir üretim faaliyeti olmadığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“Bazen bir şeyi değiştirmek için büyük adımlar atmanız gerekmez. Etrafınıza dikkatle bakmanız yeterlidir. Yıllardır dalında kalan, yere düşen ve çürüyen bu ürünlere baktık ve dedik ki; doğanın bize sunduğu bu bereket neden sofralara ulaşmasın? Biz belediyeciliği yalnızca hizmet üretmek olarak görmüyoruz. Dayanışmayı büyütmek, paylaşmayı çoğaltmak ve kimseyi geride bırakmamaktır. Balçova’nın bereketi heba olmayacak.”</p>
<p>Başkan Yiğit, toplanan ürünlerin emekle işlendiğini ve doğrudan ihtiyaç sahiplerine ulaştırıldığını belirterek, “Bir lokma paylaşıldığında bereket büyür. Biz de Balçova’da doğanın sunduğunu emekle işliyor, dayanışmayla büyütüyor ve yine hemşehrilerimizle paylaşıyoruz” dedi.</p>
<p><strong>Emek, doğa ve dayanışma aynı hikâyede buluştu</strong></p>
<p>Çalışmalarda görev alan Park ve Bahçeler ekipleri ise turunç ve zeytin toplama sürecinin zorluğuna dikkat çekerek, dikenli ağaçlar ve soğuk hava koşullarına rağmen büyük bir özveriyle çalıştıklarını ifade etti. Ekipler, yıllarca çürüyüp giden ürünleri bu kez dalından toplayarak ihtiyaç sahiplerine ulaştırmanın kendileri için ayrı bir motivasyon kaynağı olduğunu dile getirdi.</p>
<p>Kent Lokantası’nda görev yapan ekipler de turunçların işlenme sürecinin zahmetli olduğunu ancak ortaya çıkan ürünlerin vatandaşlara ulaşmasının tüm yorgunluğu unutturduğunu belirtti.</p>
<p><strong>Hedef: Daha fazla üretim, daha fazla dayanışma</strong></p>
<p>Balçova Belediyesi, mevcut üretim kapasitesini artırmayı ve daha fazla vatandaşa ulaşmayı hedefliyor. Bu kapsamda ilçede ağaç sayısının artırılması için çalışmalar sürdürülürken, “Hoş Geldin Bebek Hatıra Ormanı’nda dikilen zeytin ağaçlarından da önümüzdeki yıllarda ürün elde edilmesi planlanıyor.</p>
<p>Balçova’da hayata geçirilen bu model, doğanın sunduğu kaynakların doğru yönetildiğinde nasıl bir toplumsal faydaya dönüşebileceğini gösterirken; dayanışma, üretim ve paylaşmanın aynı hikâyede buluştuğu örnek bir belediyecilik anlayışı olarak öne çıkıyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dalinda-curuyen-degil-sofraya-ulasan-bereket-balcova-belediyesinden-turkiyeye-ornek-bir-dayanisma-hikayesi-622685">Dalında Çürüyen Değil, Sofraya Ulaşan Bereket: Balçova Belediyesinden Türkiye&#8217;ye örnek bir Dayanışma Hikâyesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meme kanseri annelik hayallerine engel değil</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-annelik-hayallerine-engel-degil-622254</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Mar 2026 07:38:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[annelik]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[engel]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[hayallerine]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[Meme Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[onkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[sayesinde]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622254</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde genç yaşlarda da görülme sıklığı artan meme kanserinde, son yıllarda geliştirilen akıllı ilaçlar, immünoterapiler ve kişiye özel tedavi yaklaşımları, hastalar için umut veriyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-annelik-hayallerine-engel-degil-622254">Meme kanseri annelik hayallerine engel değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde genç yaşlarda da görülme sıklığı artan meme kanserinde, son yıllarda geliştirilen akıllı ilaçlar, immünoterapiler ve kişiye özel tedavi yaklaşımları, hastalar için umut veriyor. <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özge Gümüşay</strong>, doğru zamanda başlanan tedaviyle hem yaşam süresinin hem de yaşam kalitesinin önemli ölçüde artırılabildiğini belirterek “Eskiden meme kanseri denince hastalar ve yakınları için akla hemen umutsuz bir tablo gelirdi. Ama artık bu durum değişti; meme kanseri, tıpkı diyabet ve hipertansiyon gibi uzun süre kontrol altında tutulabilen bir hastalık haline geldi. Bu nedenle tanı alan hastalarımızın umutsuzluğa kapılmadan, alternatif yöntemlere başvurmadan onkoloji hekimine başvurması ve tedavisine başlaması büyük önem taşıyor” diyor. Prof. Dr. Özge Gümüşay, meme kanseri tedavisinde yeni dönemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p>Meme kanseri dünyada ve ülkemizde kadınlarda en sık görülen kanser türü olarak karşımıza çıkıyor. Her yıl milyonlarca kadın bu tanıyı alırken, teknoloji ve tıptaki gelişmeler sayesinde tedavi seçeneklerinin güçlenmesi ise umutları artırıyor. <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özge Gümüşay</strong>, hastaların bu sayede yaşam sürelerinin uzadığını ve günlük yaşamlarının kaliteli bir şekilde devam edebildiğini belirterek “Özel bir teknolojiyle geliştirilen antikor-ilaç konjugatlarının meme kanseri tedavisinde kullanıma girmesiyle çok iyi sonuçlar elde edildi. Bu teknoloji sayesinde antikora bağlı olarak taşınan kemoterapi ilacı doğrudan kanser hücresine ulaştırılarak sağlıklı dokulara verilen zarar önemli ölçüde azaltılabilmektedir. Tüm hasta grubunun yaklaşık yüzde 20’sini oluşturan HER2 pozitif meme kanserinde, damardan başlanan akıllı ilaçlar sayesinde hastaların tüm lezyonları gerileyerek hastalık kontrolü sağlanarak uzun süre yaşamını devam ettirebilmekteler. Tüm vakaların yaklaşık yüzde 70’ini oluşturan östrojen duyarlı metastatik meme kanserli hastalar bazen sadece evde ağızdan aldıkları akıllı ilaçlar ve endokrin tablet sayesinde kansersiz bir şekilde yıllarca normal yaşantılarını sürdürebilmekteler” diyor. </p>
<p><strong>Kişiye özel tedavi modeli</strong></p>
<p>Son yıllarda hedefe yönelik ajanlar, antikor-ilaç konjugatları ve immünoterapi gibi yenilikçi tedavilerle meme kanseri tedavisinde önemli bir dönüşüm yaşandığını vurgulayan Prof. Dr. Gümüşay sözlerine şöyle devam ediyor: “Artık meme kanseri, tek bir hastalık olarak değil; biyolojik alt tiplerine ve moleküler özelliklerine göre kişiye özel tedavi edilen bir hastalık olarak ele alınmaktadır. Bu nedenle tedavi kararını verirken yalnızca tümörün evresine değil, hormon reseptör durumuna, HER2 durumuna, genetik mutasyonlara, hastanın yaşına, ek hastalıklarına ve risk özelliklerine göre değerlendirme yapılmaktadır. Bugün meme kanserinde amacımız herkese aynı tedaviyi vermek değil; doğru hastaya, doğru zamanda, doğru ilacı verebilmektir. Bu alanda devam eden bilimsel çalışmaların sonuçlarını hem hastalarımız hem de biz onkologlar heyecanla takip ediyoruz. Tedavi seçeneklerinin her geçen gün artması, meme kanseriyle mücadelede hem hastalarımıza hem bizlere umut vermeye devam ediyor.”</p>
<p><strong>Anne olmaya engel değil!</strong></p>
<p>Meme kanserinin erken yaşlarda da görülebilen bir hastalık haline gelmesi ve son yıllarda genç yaşlarda hızla yaygınlaşması, meme kanseri tedavisi gören kadınları, anne olmalarını engelleyebileceği düşüncesiyle endişelendiriyor. Prof. Dr. Gümüşay bu konuda endişeleri gideren bilimsel gelişmeleri şöyle anlatıyor: “Henüz çocuk sahibi olmamış ya da çocuk isteği olan genç hastalarımız olup, bu hastalarda fertilite koruyucu yaklaşımlar büyük önem taşımaktadır. Tedavi öncesinde yumurta veya embriyo dondurma gibi yöntemler planlanabilmekte; bazı hastalarda over baskılama tedavileri ile doğurganlığın korunmasına katkı sağlanabilmektedir. Yapılan çalışma göstermiştir ki kemoterapi ve radyoterapi tedavilerini tamamlayan hastalarımız, sonrasında yeterli süre endokrin tedavisini alıp (çalışmada 18-30 ay endokrin tablet almışlardı) onkoloji doktorlarının da onayı ile hamile kalmasına izin verilmekte. Meme kanseri tanılı hastalar takip eden onkoloji doktorunun önerdiği uygun zamanda gebe kaldıklarında hastalığın tekrarlama riski artmamaktadır, bu da yapılan çalışma ile doğrulanmıştır.” </p>
<p>Öte yandan meme kanseri olan hastaların, aldıkları endokrin tedaviye bağlı yan etkiler yaşayabildiklerini, bunlardan en önemlisinin de sıcak basması olduğunu belirten Prof. Dr. Gümüşay “Yapılan çalışmada görüldü ki, sıcak basması gibi yaşam kalitesini bozan yan etkiye karşı geliştirilen ilaç sayesinde sorunun şiddeti azaldı. FDA onay sürecinin tamamlanmasının ardından ilacın günlük pratiğe girmesi beklenmektedir” diyor. </p>
<p><strong>Üçlü negatif meme kanserinde artık sonuçlar daha iyi </strong></p>
<p>Özellikle genç kadınlarda ve BRCA gen mutasyonu bulunan kadınlarda daha sık görülen üçlü negatif meme kanseri, tüm meme kanseri vakalarının yaklaşık yüzde 10-15’ini oluşturuyor. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özge Gümüşay, bu alt tipin geçmişte daha agresif seyreden bir hastalık olarak değerlendirildiğini belirtiyor. </p>
<p>Önceden sadece kemoterapi ile yönetilen bu alt tipte, immünoterapi ve yeni nesil antikor-ilaç konjugatları sayesinde tedavi başarısının önemli ölçüde iyileştiğini vurgulayan Prof. Dr. Gümüşay, şu bilgileri veriyor: “Son yıllarda üçlü negatif meme kanseri tedavisinde iki önemli gelişme yaşandı. Bunlardan ilki immünoterapi, diğeri ise yeni nesil antikor-ilaç konjugatlarıdır. Bu tedaviler sayesinde hastalarda tedavi başarısı önemli ölçüde artmıştır. Erken evrede ameliyat öncesi kemoterapiye immünoterapi eklenmesi artık standart tedavi olup ülkemizde SGK ödeme kapsamındadır. Metastatik hastalıkta ise özellikle PD-L1 pozitif hastalarda immünoterapi önemli fayda sağlamaktadır” </p>
<p><strong>Yaşam kalitesini artıran destek tedaviler</strong></p>
<p>Tedavideki gelişmelerin yalnızca kanseri hedeflemekle sınırlı kalmayıp, hastaların yaşam kalitesini korumayı da amaçladığını belirten Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özge Gümüşay, şöyle konuşuyor: “Bulantı için geliştirilen ilaçlar sayesinde bulantı ve kusma büyük ölçüde kontrol altına alınmaktadır. Enfeksiyona karşı; kemoterapi sonrası uygulanan kan yükseltici iğneler, grip aşısı, zatürre aşısı ve zona aşısı gibi koruyucu önlemler alınmaktadır. Sosyal ve psikolojik olarak süreci zorlaştıran saç dökülmesine yönelik kemoterapi sırasında uygulanan -saçlı deri soğutma işlemleri- saç dökülmesi önemli ölçüde azalmakta ve hastaların psikolojik yükünü hafifletmektedir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-annelik-hayallerine-engel-degil-622254">Meme kanseri annelik hayallerine engel değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir&#8217;de gençler yalnız değil</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmirde-gencler-yalniz-degil-622164</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Mar 2026 15:35:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[gençler]]></category>
		<category><![CDATA[gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kapsamında]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[yalnız]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622164</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, gençlerin eğitimden sanata, istihdamdan gönüllülüğe kadar birçok alanda aktif rol almasını sağlayan projeleri hayata geçiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirde-gencler-yalniz-degil-622164">İzmir&#8217;de gençler yalnız değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, gençlerin eğitimden sanata, istihdamdan gönüllülüğe kadar birçok alanda aktif rol almasını sağlayan projeleri hayata geçiriyor.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin gençlik dostu politikaları her geçen gün daha da genişliyor. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın göreve gelmesinin ardından öğrenciler ve gençler adına önemli projeler hayata geçirildi. Gençleri yalnızca hizmet alan bireyler değil, kentin üretim ve karar süreçlerinin aktif öznesi olarak konumlandıran Büyükşehir Belediyesi, istihdamdan gönüllülük çalışmalarına kadar çok yönlü projeler yürütüyor.</p>
<p><strong>Stüdyo Kültürpark</strong></p>
<p>Başkan Tugay’ın Karşıyaka Belediye Başkanlığı sırasında hayata geçirdiği ve genç müzisyenlere profesyonel üretim alanı sunan ses stüdyosu uygulaması “Stüdyo Kültürpark” adıyla aralık ayında tüm İzmirli gençler için hizmete alındı. Yaklaşık 260 metrekarelik alanda kurulan teknik donanıma sahip stüdyo; kayıt odası, prova alanı, mix odası ve profesyonel ses ekipmanlarıyla gençlerin ücretsiz şekilde müzik üretimi yapabilmesine olanak sağlıyor.</p>
<p><strong>Kariyer çalışmaları yapılıyor</strong></p>
<p>Gençlerin kariyer gelişimini desteklemek amacıyla hayata geçirilen “İzmir Seninle” programı da dikkat çekiyor. Bilim Virüsü iş birliğiyle yapılan program, 22–28 yaş arası eğitimde veya istihdamda yer almayan gençlere yönelik dört aşamalı bir model sundu. Eğitim programları, yapay zekâ destekli mülakat simülasyonları, mentörlük çalışmaları ve iş ağı buluşmalarıyla gençlerin iş hayatına hazırlanması hedeflendi. Program kapsamında 80 mentör ile 115 genç bir araya geldi.</p>
<p><strong>Yerel Gençlik Politikası Belgesi</strong></p>
<p>Hak temelli gençlik politikaları kapsamında ise Gençlik Örgütleri Forumu iş birliğiyle Yerel Gençlik Politikası Programı yürütülüyor. İhtiyaç analizleri, savunuculuk çalışmaları ve 14 Şubat 2026’da düzenlenen Yerel Gençlik Forumu’nun çıktıları doğrultusunda kısa sürede “Yerel Gençlik Politikası Belgesi”nin yayımlanması planlanıyor.</p>
<p><strong>Karşıyaka’daki hizmet İzmir’e yayılıyor</strong></p>
<p>Alsancak Talâtpaşa Gençlik Merkezi de, yaklaşık 300 metrekarelik kullanım alanıyla gençlere eğitim, sosyalleşme ve ortak üretim imkânı sunuyor. İki yılda Genç İzmir Konservatuvar Hazırlık Programı’na katılan 14 öğrenciden 12’si üniversitelerin konservatuvar ve müzik bölümlerine yerleşerek yaklaşık yüzde 85 başarı oranı elde etti. Bağlama, davul, elektro gitar, klasik gitar ve piyano eğitimlerinin yanı sıra Genç İzmir Pop Orkestrası çalışmaları da yürütülüyor.</p>
<p>Tiyatro alanındaki çalışmalar kapsamında 154 başvuru arasından seçilen gençlerle Genç İzmir Tiyatro Topluluğu oluşturuldu. Topluluk tarafından “Deli Bayramı” ve “Şulibuli” adlı oyunlar sahnelenirken, 2025–2026 sezonunda üç yeni oyunun İzmirliler ile buluşturulması planlanıyor. Kadifekale ve çevresindeki mahalleleri kapsayan “Tiyatronun Kalesi” projesi kapsamında ise tiyatro eğitimi alan 45 genç, mayıs ayında sahne alacak.</p>
<p><strong>Hayatın her alanında gençlere destek</strong></p>
<p>Toplumsal dayanışmayı güçlendiren projeler arasında yer alan “Mahallede Dayanışma Var” projesi ise Çiğli Balatçık ile Bayraklı Doğançay, Onur ve Yamanlar mahallelerinde yürütülüyor. Proje kapsamında 68 aile, 106 çocuk ve 159 gönüllü bir araya gelerek çocukların sosyal gelişimini destekleyen çalışmalar gerçekleştiriyor. Boğaziçi Üniversitesi iş birliğiyle yürütülen “Kitap Köprüsü” projesi ise 6–14 yaş arası çocukları gönüllü gençlerle buluşturarak etkileşimli okuma programları düzenliyor. Dijital becerilerin geliştirilmesi amacıyla Arduino, yapay zekâ, dijital tasarım, girişimcilik ve no-code teknolojileri gibi alanlarda eğitimler verildi. Ayrıca İngilizce Konuşma Kulüpleri aracılığıyla 15–30 yaş arası yaklaşık 500 genç yabancı dil pratiği yapma fırsatı buldu. Doğa ve kültür faaliyetleri de gençlerden yoğun ilgi gördü. Farklı rotalarda düzenlenen doğa yürüyüşlerine 521 genç katılırken, kültürel geziler kapsamında 446 lise öğrencisi müze ziyaretlerine katıldı, yaklaşık 2 bin genç kültür turlarında yer aldı.</p>
<p><strong>Kültürel geziler de ihmal edilmiyor</strong></p>
<p>“Genç Adım İzmir” programı kapsamında ise 70 üniversite öğrencisi kenti yakından tanıma fırsatı buldu. Öte yandan ekonomik koşullar nedeniyle barınma sorunu yaşayan üniversite öğrencilerine yönelik destekler de sürüyor. Örnekköy Sosyal Tesisi’nde oluşturulan 72 kişi kapasiteli yaşam alanında üniversitede okuyan kız öğrencilere güvenli barınma ve iki öğün yemek imkânı sunuluyor. 2024–2026 döneminde yürütülen çalışmalar kapsamında 3 binden fazla genç kültürel gezilere katılırken, yüzlerce genç sanat, eğitim ve gönüllülük programlarında yer aldı. Yeni dönemde ise Ritim Festivali, Gençlerin Şehri Programı, COP Youth İzmir İklim Zirvesi ve Yerel Gençlik Politikası Belgesi’nin yayımlanması gibi projelerle gençlerin kent yaşamındaki rolünün güçlendirilmesi hedefleniyor.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirde-gencler-yalniz-degil-622164">İzmir&#8217;de gençler yalnız değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kendine nazik olmak zayıflık değil!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kendine-nazik-olmak-zayiflik-degil-622074</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Mar 2026 12:39:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hata]]></category>
		<category><![CDATA[kendine]]></category>
		<category><![CDATA[nazik]]></category>
		<category><![CDATA[olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Öz Şefkat]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[şefkat]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflık]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622074</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İpek Erol, öz şefkatin ne olduğu, bireyin psikolojik sağlığı ve dayanıklılığı üzerindeki etkileri ile nasıl geliştirilebileceği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kendine-nazik-olmak-zayiflik-degil-622074">Kendine nazik olmak zayıflık değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İpek Erol, öz şefkatin ne olduğu, bireyin psikolojik sağlığı ve dayanıklılığı üzerindeki etkileri ile nasıl geliştirilebileceği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Öz şefkat, zor anlarda kendimize anlayışlı ve destekleyici olmaktır!</strong></p>
<p>Modern yaşamın bireylerden güçlü, üretken, başarılı ve dayanıklı olmalarını beklediğini aktaran Klinik Psikolog İpek Erol, “Fakat bu beklentiler artarken, insanların kendilerine karşı daha anlayışlı olmaları gerektiği gerçeği çoğu zaman göz ardı ediliyor.” dedi.</p>
<p>Tam da bu noktada, son yıllarda psikoloji literatüründe giderek daha fazla yer bulan ‘öz şefkat’ kavramının devreye girdiğini dile getiren Erol, “Öz şefkat, bireyin zorlandığı anlarda kendisine karşı yargılayıcı değil; anlayışlı, kapsayıcı ve destekleyici bir tutum geliştirebilmesidir. Hata yaptığında kendini sertçe eleştirmek yerine, yaşanan deneyimi insan olmanın doğal bir parçası olarak görebilmeyi içerir. Bu yaklaşım, özellikle Kristin Neff’in çalışmalarıyla psikoloji alanında kavramsallaşmış ve bilimsel olarak ölçülebilir hale gelmiştir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Psikolojik sağlamlık açısından daha sürdürülebilir bir iç dayanak…</strong></p>
<p>“Araştırmalar, öz şefkat düzeyi yüksek bireylerin depresyon ve anksiyete belirtilerini daha az yaşadığını; stresle daha etkili baş edebildiğini ve psikolojik dayanıklılıklarının daha yüksek olduğunu gösteriyor.” diyen Klinik Psikolog İpek Erol, öz şefkatin, bireyi hayattan ve sorumluluklardan geri çeken bir rahatlık halinden ziyade zorlayıcı deneyimlerle daha sağlıklı bir iç ilişki kurabilme kapasitesi olduğunu kaydetti.</p>
<p>Toplumda sıkça karıştırılan özsaygı ve öz şefkat kavramlarına değinen Erol, şunları söyledi:</p>
<p>“Özsaygı, bireyin kendini değerli hissetmesinden temel alır ancak çoğu zaman başarı, performans ve başkalarıyla kıyaslama üzerinden şekillenir. Kişi kendini değerli ve başarılı hissettiğinde artar, olası bir başarısızlıkta ise daha kırılgan hale gelir. Öz şefkat ise koşulsuzdur. Kişi başarısız olduğunda da hata yaptığında da kendisiyle bağını koparmaz. Özsaygı ‘iyiyim çünkü başardım’ derken; öz şefkat ‘zorlanıyorum ama yine de değerliyim’ diyebilmeyi mümkün kılar. Bu yönüyle öz şefkat, psikolojik sağlamlık açısından daha sürdürülebilir bir iç dayanak sunar.”</p>
<p><strong>Öz şefkat geliştirilebilir bir beceri!</strong></p>
<p>Öz şefkatin doğuştan gelen bir özellik olmadığına vurgu yapan Klinik Psikolog İpek Erol, “Öz şefkat geliştirilebilir bir beceridir.” dedi.</p>
<p>Günlük yaşamda bunun ilk adımının, kişinin kendi iç sesiyle temas etmesi olduğunu kaydeden Erol, “Zor bir anda kendimize söylediğimiz cümleleri fark etmek önemli bir başlangıçtır. Aynı durumu yaşayan bir yakınımıza söylemeyeceğimiz sözleri kendimize söylüyorsak, burada şefkat yerine eleştiri devrededir. Kişinin kendisine şefkat geliştirmesi için; duyguları bastırmadan fark etmesi, hata anlarında ‘yalnız değilim’ düşüncesini hatırlaması, kendine karşı kullandığı dili yumuşatması ve bedensel regülasyonu destekleyen nefes ve farkındalık egzersizlerinden yararlanması etkili adımlardır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Kişinin kendine karşı yumuşak olması zayıflık gibi algılanıyor! </strong></p>
<p>Psikolojik değerlendirme araçları ve terapötik süreçlerin, bireyin öz şefkat düzeyini fark etmesine ve güçlendirmesine yardımcı olabileceğine işaret eden Klinik Psikolog İpek Erol, “Pek çok kişi için öz şefkat, düşündüğünden daha zor bir deneyimdir. Bunun temel nedenlerinden biri, ‘kendine karşı yumuşak olmanın zayıflık olduğu’ inancıdır. Özellikle eleştirel ebeveyn tutumlarıyla büyüyen bireylerde, sert iç ses bir motivasyon kaynağı gibi algılanabilir.” dedi.</p>
<p>Ayrıca travmatik yaşam deneyimleri, negatif düşünce kalıpları ve mükemmeliyetçiliğin, öz şefkatin önündeki önemli engeller olduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog İpek Erol, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Terapötik süreçte sıkça görülen bir durum şudur; kişi kendine şefkat göstermeye başladığında önce rahatsızlık hisseder. Bu durum yanlış bir şey yapıldığını değil, alışılmamış ama iyileştirici bir alana girildiğini gösterir.</p>
<p>Öz şefkat, erken yaşlarda öğrenilebilen ve yaşam boyu koruyucu etkisi olan bir beceridir. Çocuklar için en güçlü öğretici, yetişkinlerin kendi hatalarına nasıl yaklaştıklarıdır. Ebeveynin ‘ben de hata yaptım ama bunu telafi edebilirim’ diyebilmesi, çocuğa güçlü bir iç mesaj verir.</p>
<p>Gençlerle çalışırken ise öz şefkat, özellikle sosyal karşılaştırma ve yetersizlik duygularına karşı önemli bir denge unsurudur. Ergenlere, zorlanan bir arkadaşlarına nasıl yaklaştıklarını fark ettirmek ve aynı dili kendilerine yöneltmelerini sağlamak etkili bir yöntemdir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kendine-nazik-olmak-zayiflik-degil-622074">Kendine nazik olmak zayıflık değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Pekyatırmacı: &#8216;Sadece Bugünü Değil, Geleceği De İnşa Ediyoruz</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-pekyatirmaci-sadece-bugunu-degil-gelecegi-de-insa-ediyoruz-621733</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Mar 2026 09:33:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[bugünü]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[geleceği]]></category>
		<category><![CDATA[güzel]]></category>
		<category><![CDATA[hep]]></category>
		<category><![CDATA[huzur]]></category>
		<category><![CDATA[nşa]]></category>
		<category><![CDATA[pekyatırmacı]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[selçuklu]]></category>
		<category><![CDATA[teşekkür]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621733</guid>

					<description><![CDATA[<p>Selçuklu Belediyesi tarafından her yıl düzenlenen ve geleneksel hale gelen “Selçuklu Ailesi Bayramlaşma Programı” gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-pekyatirmaci-sadece-bugunu-degil-gelecegi-de-insa-ediyoruz-621733">Başkan Pekyatırmacı: &#8216;Sadece Bugünü Değil, Geleceği De İnşa Ediyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Selçuklu Belediyesi tarafından her yıl düzenlenen ve geleneksel hale gelen “Selçuklu Ailesi Bayramlaşma Programı” gerçekleştirildi. Birlik, beraberlik ve dayanışmayı pekiştiren bayramlaşma programında Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, ilçe protokolü ve belediye personeliyle bir araya gelerek onların bayramlarını kutladı.</p>
<p>Selçuklu Kongre Merkezi’nde düzenlenen programa Başkan Pekyatırmacı’nın yanı sıra Selçuklu Kaymakamı Eflatun Can Tortop, İlçe Emniyet Müdürü Osman Kolay, İlçe Tarım ve Orman Müdürü Tahir Külahcı, İlçe Sağlık Müdürü Faik Serdar Aydın’ın yanı sıra belediye meclis üyeleri, belediye başkan yardımcıları ve birim müdürleri katıldı.</p>
<p><b>Başkan Pekyatırmacı: “Ramazan ayı boyunca paylaşmanın, yardımlaşmanın ve birlikte olmanın güzelliklerini derinden yaşadık”</b></p>
<p>Rahmetiyle gönülleri yumuşatan, bereketiyle sofraları çoğaltan, kardeşliği ve paylaşma duygusunu güçlendiren mübarek Ramazan ayını uğurlamaya hazırlandıkları bu günde “Selçuklu Ailesi Bayramlaşma Programı” vesilesiyle bir araya geldiklerini ifade eden Başkan Pekyatırmacı,“ Ramazan ayı boyunca paylaşmanın, yardımlaşmanın ve birlikte olmanın güzelliklerini derinden yaşadık. Aynı sofralarda bir araya gelerek ihtiyaç sahiplerini gözetmenin, kalpleri birbirine yaklaştırmanın ve dayanışmanın verdiği huzuru hissettik. Şimdi ise bu huzur ile bir bayrama daha erişiyoruz. Bizleri sağlık ve afiyet içinde Ramazan Bayramı’na kavuşturan Rabbimize şükürler olsun. Bu vesileyle Ramazan Bayramınızı gönülden tebrik ediyor, sevdiklerinizle birlikte sağlık, mutluluk ve huzur dolu bir bayram geçirmenizi diliyorum” dedi.</p>
<p><b>“Daha yaşanabilir, huzurlu ve güçlü bir Selçuklu için omuz omuza çalışıyoruz”</b><b> </b></p>
<p>Selçuklu Belediyesi olarak ortaya koydukları vizyonun Selçuklu’yu daha yaşanabilir, güçlü ve huzurlu bir ilçe haline getirdiğini belirten Başkan Pekyatırmacı, “Her bir proje, her bir hizmet, her bir yatırım Selçuklumuza duyduğumuz sorumluluğun, çalışma azmimizin ve gönülden bağlılığımızın bir göstergesi oldu. Eğitimden kültür sanata, spordan sağlığa, altyapı çalışmalarından sosyal hizmetlere, çevre düzenlemesinden yeşil alan çalışmalarına kadar bu vizyonun hayata geçirilmesinde, her birimizin emeği, katkısı ve gayreti var. Başta Selçuklu Kaymakamımızın olmak üzere, meclis üyelerimizin destekleri, başkan yardımcılarımızın koordinasyonu, müdürlerimizin titiz çalışmaları ve siz kıymetli personellerimizin özverili gayretleri ile bugün Selçuklu örnek bir ilçe konumuna ulaştı. Bu yaptığımız çalışmalarda tüm müdürlüklerimizin kaymakamlığımıza bağlı Milli Eğitim Müdürlüğümüzün, Sağlık Müdürlüğümüzün, Emniyet Müdürlüğümüzün, Tarım Müdürlüğümüzün, Müftülüğümüzün ve bütün birimlerimizin çok büyük katkıları, emekleri, gayretleri var. Hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Sevgili Selçuklu ailesi, bizler sadece bugünü yönetmiyoruz; bizler geleceği inşa ediyoruz. Her bir hizmetimizde, her bir projemizde çocuklarımızın yarınlarını düşünüyoruz. Daha yaşanabilir, daha huzurlu ve daha güçlü bir Selçuklu için omuz omuza çalışıyoruz. İnanıyorum ki, aramızdaki bu birlik, bu samimiyet, bu dayanışma olduğu sürece aşamayacağımız hiçbir zorluk, ulaşamayacağımız hiçbir hedef yoktur. Bugüne kadar birlikte başardık, bundan sonra da birlikte başaracağız inşallah” şeklinde konuştu.</p>
<p><b>“Bayramda görev yapacak tüm çalışma arkadaşlarıma özellikle teşekkür ediyorum”</b></p>
<p>Bayramların kalplerin yumuşadığı, gönüllerin birbirine daha çok yaklaştığı, kırgınlıkların yerini muhabbetin aldığı, paylaşmanın ve dayanışmanın en güzel örneklerini yaşadığımız müstesna zamanlar olduğunu söyleyen Başkan Pekyatırmacı, “Ramazan boyunca kazandığımız bu güzel hasletleri, bayramla birlikte daha da büyütmek en büyük temennimizdir. Ancak biliyoruz ki, bayramda mesai yapacak, çalışacak arkadaşlarımız da var. Vatandaşlarımızın huzuru, güvenliği ve hizmetlerin kesintisiz devamı için bayramda da işinin başında olacak arkadaşlarımıza fedakarlıklarından dolayı özellikle teşekkür ediyorum. Şimdiden onlara kolaylıklar diliyorum. Bu çok kıymetli ve anlamlı  fedakârlıkla birlikte inşallah şehrimizde huzur, güven içerisinde bir bayramı da hep birlikte geçireceğiz. Bu duygularla sözlerime son verirken; başta sayın kaymakamımız, meclis üyelerimiz ve mesai arkadaşlarım olmak üzere, sizlerin değerli ailelerinin, sevdiklerinizin ve tüm hemşehrilerimizin Ramazan Bayramı’nı en içten dileklerimle tebrik ediyorum. Bayramın; kalplerimize huzur, gönüllerimize ferahlık, hanelerimize bereket, ülkemize birlik ve kardeşlik getirmesini Yüce Allah’tan niyaz ediyorum” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>Selçuklu Kaymakamı Tortop, “Biz büyük bir aile ve ekibiz”</b></p>
<p>İnsanları bir arada tutan ve onları millet olma seviyesine yükselten birtakım değerler olduğunu söyleyen Selçuklu Kaymakamı Eflatun Can Tortop da, “Bayramlarımızda bizi biz yapan, millet olmanın, kardeşçe yaşamanın güzelliğini hatırlatan değerlerin başında gelen özel ve güzel günlerdir. Birlik, dirlik ve beraberliğimizin adeta çok sağlam perçinleridir. Belediyemizin değerli çalışanları her birinizin zor şartlarda, meşakkatli bir şekilde görev yaptığınızı biliyorum. Herkesin dinlendiği, uyuduğu saatte belediye çalışanlarımızın önemli bir bölümü görevinin başında. Yaptığınız hizmetler hiçbir şekilde aksamayı kabul edecek işler değil. O bakımdan öncelikle sizlere teşekkür etmek isterim. Biz büyük bir aile ve ekibiz. Bu ekipte her birimizin ayrı ayrı önemi ve değeri var. Başarı, ben zihniyeti ile olmaz. Zincirin halkaları gibi bir birimize bağlıyız. Bu halkalar ne kadar sağlam ve uyumlu ise başarıda o ölçüde görkemli olur. Beraber görev yaptığımız şu ana kadar gerek Belediye Başkanımız, gerekse bana hiçbir sıkıntı yaşatmadınız ve her zaman, her yerde bizlerin yüz akı oldunuz. Yakında aranızdan ayrılacak olmam dolayısı ile hepinize en kalbi teşekkürlerimi de bu güzel program vesilesiyle sunmak isterim. Yarın kutlamaya başlayacağımız Ramazan Bayramımızın bizim mutluluğumuza vesile olduğu gibi, başta komşu coğrafyalar olmak üzere, tüm insanlığın barış ve huzuruna katkı sağlamasını diliyor, bayramın hepimize ve hepinize güzellik, mutluluk ve sağlık getirmesini temenni ediyorum. Belediye Başkanımız Ahmet Pekyatırmacı’ya da beni son kez ve en geniş düzeyde çalışma arkadaşlarım olan sizlerle buluşturduğu için teşekkür ediyor, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum” diye konuştu.</p>
<p>Başkan Pekyatırmacı ve protokol üyeleri programın sonunda personelle tek tek tokalaşarak bayramlarını tebrik etti.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-pekyatirmaci-sadece-bugunu-degil-gelecegi-de-insa-ediyoruz-621733">Başkan Pekyatırmacı: &#8216;Sadece Bugünü Değil, Geleceği De İnşa Ediyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nedeni irade eksikliği değil, değişen hormonlar!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/nedeni-irade-eksikligi-degil-degisen-hormonlar-621287</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Mar 2026 08:03:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ani]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[değişen]]></category>
		<category><![CDATA[eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[hormonlar]]></category>
		<category><![CDATA[insülin]]></category>
		<category><![CDATA[irade]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[nedeni]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[tatlı]]></category>
		<category><![CDATA[tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621287</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden Arş. Gör. Ekin Çevik, bir ay süren oruç ibadetinin ardından Ramazan Bayramı’nda artan tatlı tüketimini değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nedeni-irade-eksikligi-degil-degisen-hormonlar-621287">Nedeni irade eksikliği değil, değişen hormonlar!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden Arş. Gör. Ekin Çevik,<strong> </strong>bir ay süren oruç ibadetinin ardından Ramazan Bayramı’nda artan tatlı tüketimini değerlendirdi.</p>
<p><strong>Görkemli bayram sofraları biyolojik bir sınav</strong></p>
<p>Ramazan Bayramı’nın, toplumumuzda &#8220;Şeker Bayramı&#8221; olarak da anılmasıyla daha en başından zihnimizde tatlı ve şekerleme çağrışımları uyandırdığını dile getiren Arş. Gör. Ekin Çevik, “Ancak bir ay süren oruç ibadetinin ardından kurulan o görkemli bayram sofraları, sadece kültürel bir gelenek değil, aynı zamanda vücudumuz için biyolojik bir sınav niteliği taşıyor. Yapılan araştırmalar, Ramazan ayı boyunca beslenme düzenindeki değişimlerin bayram sabahı kapımızı farklı bir hormonal tabloyla çaldığını gösteriyor.” dedi.</p>
<p><strong>Biyolojik olarak daha aç hissediyoruz</strong></p>
<p>Pek çok kişinin bayramda iştahına hakim olamamaktan şikayet etse de bilimin, bu durumun sadece iradeyle ilgili olmadığını kanıtladığını söyleyen Arş. Gör. Ekin Çevik, “Ramazan sonunda, vücudumuzda ‘açlık hormonu’ olarak bilinen ghrelin seviyelerinde belirgin bir artış yaşanırken; tokluk hissi veren leptin hormonunda ise hafif bir düşüş gözleniyor. Yani biyolojik olarak hem daha aç hissediyoruz hem de doyma sinyali beynimize normalden daha geç ulaşıyor. Vücudumuz adeta ‘depoları doldur’ komutu verirken, insülin dengesi de bu ani şeker yüklemesiyle sarsılmaya açık hale geliyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Aşırı tatlı isteği değişen hormonların doğal bir sonucu</strong></p>
<p>Bayramda aşırı tatlı tüketme isteğinin aslında değişen hormonların doğal bir sonucu olduğunu kaydeden Arş. Gör. Ekin Çevik, bu biyolojik iştah dalgasını yönetme ve farkındalıkla yemenin ise bayramı sağlıklı atlatmanın anahtarı olduğunu söyledi.</p>
<p>Ramazan ayı boyunca vücudun, bazal metabolizma hızını ve enerji kullanımını düşük bir tempoya göre kalibre ettiğini dile getiren Arş. Gör. Ekin Çevik, “Bayramla birlikte başlayan ani ve yüksek glisemik indeksli tatlı tüketimi, pankreasın üzerinde ciddi bir akut stres yaratır. Kan şekeri hızla yükselirken, vücut bu durumu dengelemek için hiper-insülinemi (aşırı insülin salgılanması) tepkisi verir. Bu ani dalgalanma, sadece enerji düşüklüğüne değil, damar endotel yapısında (damar iç zarı) mikroskobik hasarlara ve oksidatif strese yol açabilir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Diyabet ve kalp hastaları için &#8216;kırmızı çizgiler&#8217;</strong></p>
<p>Özellikle diyabet, insülin direnci ve kalp hastaları için bayramın &#8220;tadımlık&#8221; ile &#8220;doyumluk&#8221; arasındaki ince çizginin hayati önem taşıdığı bir dönem olduğunun altını çizen Arş. Gör. Ekin Çevik, “En büyük kırmızı çizgi, tatlıyı tek başına ve aç karnına tüketmektir. Tatlı mutlaka ana yemeğin ardından, lifli gıdalar (sebze) ve proteinlerle birlikte tüketilmelidir. Bu, şekerin kana karışma hızını yavaşlatır. Şerbetli ve hamurlu tatlılar yerine sütlü veya meyveli tatlılar tercih edilmelidir. Ancak ‘şeker ilavesiz’ olsa dahi meyve şekerinin de insülini yükselttiği unutulmamalıdır. Tatlının yanında içilen asitli/şekerli içecekler glisemik yükü ikiye katlar. Yanında sadece su, sade maden suyu veya ayran tercih edilmelidir. Hazır tatlılar ve hamur işleri sadece şeker değil, gizli sodyum ve trans yağ da içerir. Bu durum kan basıncını (tansiyonu) aniden yükselterek kalbe binen yükü artırabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Porsiyonu elinizle ölçün!</strong></p>
<p>Şerbetli tatlıların basit karbonhidrat ve yüksek fruktoz içeriğiyle &#8220;boş enerji&#8221; sınıfında olduğunu, sütlü tatlıların ise protein ve kalsiyum sayesinde kan şekerini daha yavaş yükselttiğini söyleyen Ekin Çevik, şöyle devam etti:</p>
<p>“Puding, muhallebi veya meyve salatası gibi kaseyle yenen tatlılar için ideal porsiyon küçük bir kaseye denk gelen bir avuç içi kadardır. Taze meyveler veya hafif meyve bazlı tatlılar için bir yumruk büyüklüğü idealdir. Baklava, kadayıf gibi enerji yoğunluğu çok yüksek şerbetli tatlılarda ise ölçü, birleştirilmiş iki parmağınız (işaret ve orta parmak) genişliğinde ve uzunluğunda olmalıdır. Bu ölçü, yaklaşık 40-50 gramlık (165-170 kalori) bir porsiyona denk gelir ve karşılığı olan 1-2 adet orta boy baklava dilimi genellikle yeterli bir porsiyondur. Şerbetli tatlılar yüksek oranda yağ içerdiği için porsiyonun kalınlığı başparmağınızın boğumunu geçmemelidir. Eğer tatlı daha kalınsa (örneğin havuç dilimi baklava), boyutu küçültmek gerekir. Bir dilim kekin porsiyonu, avucunuzun ayası (parmaklar hariç orta kısım) büyüklüğünde ve yaklaşık bir parmak kalınlığında olmalıdır.”</p>
<p><strong>Bayram ziyaretlerinde &#8220;seçici denge&#8221; stratejisi</strong></p>
<p>Sosyal baskıyı ve yoğun ikramları yönetmek için kültürel ikramları tamamen reddetmek yerine &#8216;seçici denge&#8217; stratejisi uygulanmasını tavsiye eden Ekin Çevik, “Günlük toplam ilave şeker alımı, toplam kalori ihtiyacının %5-10’unu geçmemelidir. Bu da yetişkin bir birey için günde ortalama 2 dilim baklava veya muadili bir tatlıya tekabül eder. Birden fazla ziyaret yapılacaksa, ikramlar ‘paylaşılarak’ tüketilmelidir (örneğin; bir evde yarım dilim baklava, diğerinde küçük bir kase sütlü tatlı gibi). Vücudunuzun şeker dengesini sarsmamak için kendinize bir &#8220;tatlı seçim hiyerarşisi&#8221; oluşturabilirsiniz. Birinci tercih; meyveli veya sütlü tatlılar (güllaç, sütlaç, kazandibi gibi hafif seçenekler). İkinci tercih; şeker ilavesiz, kuru meyvelerle (incir dolması gibi) hazırlanmış doğal tatlılar. Sınırlı tercih; şerbetli ve hamurlu tatlılar (baklava, kadayıf).” dedi.</p>
<p><strong>Aşırı şeker tüketimi ‘yemek sonrası çöküşü’ denilen ağır uyku haline yol açıyor</strong></p>
<p>Aşırı şeker tüketiminin klinik etkileri hakkında çarpıcı detaylar veren Ekin Çevik, “Kısa vadede,<strong> </strong>yoğun şeker alımı sonrası insülin tavan yapar. Bu aşırı tepki, kan şekerinin normalin altına düşmesine neden olarak; titreme, soğuk terleme, baş dönmesi ve ani acıkma hissini tetikleyebilir. Kan şekerindeki sert dalgalanmalar, nöronal aktiviteyi etkileyerek konsantrasyon güçlüğü ve ‘yemek sonrası çöküşü’ dediğimiz ağır uyku haline yol açabilir. Şeker molekülleri, fiziksel yapıları gereği suyu kendilerine çekme özelliğine sahiptir ve bu nedenle bağırsaklara sıvı çekilir. Bu da bayramda sıkça rastlanan şişkinlik, gaz ve diyare (ishal) şikayetlerine neden olabilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Şeker karaciğeri yağlandırıyor</strong></p>
<p> Uzun vadede ise sürekli tekrarlanan yüksek şeker döngüsünün; visseral (iç organ) yağlanmayı artırdığını, leptin direncini tetikleyerek obeziteye zemin hazırladığını kaydeden Ekin Çevik, “Buna bağlı olarak hiperinsülinemi dediğimiz kanda insülin seviyelerinin sürekli yüksek olması durumu, hücrelerin bu hormona duyarsızlaşmasına neden olur. Bu nedenle, pankreas yorulur ve şeker hastalığı kronikleşmiş olur. Fazla fruktoz sadece karaciğerde işlenir. Kapasite aşıldığında karaciğer bu şekeri yağa dönüştürür; bu da alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanmasına (NAFLD) yol açar. Yüksek şeker, LDL (kötü kolesterol) parçacıklarını küçülterek damar duvarına yapışmasını kolaylaştırır ve trigliseridleri yükseltir. Bu durum, damar sertliği (ateroskleroz) riskini doğrudan artırır. Kandaki ani glikoz artışı, sitokin adı verilen iltihap yapıcı maddelerin salınımını tetikleyerek eklem ağrılarını veya mevcut ödemleri artırabilir. Şeker molekülleri proteinlere bağlanarak ‘Gelişmiş Glikasyon Son Ürünleri’ oluşturur. Bu süreç cildin kolajen yapısını bozar (erken kırışıklık) ve damar esnekliğini kaybettirir.” ifadelerinde bulundu.</p>
<p><strong>Şekerin panzehiri bol su ve yürüyüş</strong></p>
<p>Tatlı tüketiminin neden olduğu metabolik yükü hafifletmenin iki temel yolunun &#8216;su tüketimi&#8217; ve &#8216;fiziksel aktivite&#8217; olduğunu belirten Arş. Gör. Ekin Çevik, “Yoğun şeker ve karbonhidrat alımı, vücutta ‘ozmotik yük’ yaratarak hücrelerin su dengesini bozar ve böbreklerin fazla glikozu süzmek için normalden fazla çalışmasına neden olur. Bu süreçte yeterli su tüketmek, sadece susuzluğu gidermekle kalmaz; kandaki şeker konsantrasyonunu seyrelterek böbreklerin yükünü hafifletir ve şekerin idrar yoluyla atımını destekler. Ayrıca, tatlı tüketimiyle birlikte vücudun tuttuğu ödemin atılması ve bağırsaklarda şeker kaynaklı oluşabilecek şişkinlik, gaz gibi sindirim şikayetlerinin minimize edilmesi için su, en doğal ve etkili çözümdür. Gün boyu küçük yudumlarla yaygın bir şekilde içilen 2,5-3 litre su, bayram sonrası oluşabilecek ‘metabolik yorgunluğun’ önüne geçmek için temel şarttır.” dedi.</p>
<p><strong>‘Tasarruf moduna’ giren metabolizmayı yeniden canlandırmak için yürüyüş şart</strong></p>
<p>Tatlı bir ikramın ardından yapılan hafif tempolu bir yürüyüşün, vücudun insülin hormonuna olan ihtiyacı azaltan sihirli bir mekanizmayı devreye soktuğunu kaydeden Ekin Çevik, “Kaslar hareket halindeyken, kandaki glikozu insülinin rehberliğine ihtiyaç duymadan doğrudan yakıt olarak kullanmaya başlar; bu da kan şekerindeki ani ve keskin yükselişlerin önüne geçer. Yemeklerden yaklaşık 15-20 dakika sonra yapılacak kısa bir yürüyüş hem pankreasın üzerindeki baskıyı azaltır hem de bayramın getirdiği enerji fazlasının yağ olarak depolanmasını engeller. Hareket etmek, sadece ‘kalori’ yakmak değil, uzun süreli açlık döneminden çıkan ve ‘tasarruf moduna’ giren metabolizmayı yeniden canlandırarak enerji seviyenizi gün boyu dengede tutmaktır.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nedeni-irade-eksikligi-degil-degisen-hormonlar-621287">Nedeni irade eksikliği değil, değişen hormonlar!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kan Acil Değil Sürekli İhtiyaçtır</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kan-acil-degil-surekli-ihtiyactir-618355</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Mar 2026 08:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[acil]]></category>
		<category><![CDATA[bağış]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[htiyaçtır]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Bağışı]]></category>
		<category><![CDATA[sürekli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618355</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan ayı süresince kan bağışı çalışmalarını yoğun şekilde sürdüren Türk Kızılay, vatandaşların bağışlarını daha kolay gerçekleştirebilmesi amacıyla iftar sonrasında da hizmet vermeye devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kan-acil-degil-surekli-ihtiyactir-618355">Kan Acil Değil Sürekli İhtiyaçtır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan ayı süresince kan bağışı çalışmalarını yoğun şekilde sürdüren Türk Kızılay, vatandaşların bağışlarını daha kolay gerçekleştirebilmesi amacıyla iftar sonrasında da hizmet vermeye devam ediyor. “Kan Acil Değil Sürekli İhtiyaç” anlayışıyla yürütülen çalışmalar kapsamında, bağış noktaları iftar sonrası saatlerde açık tutulurken, gezici ekipler de çeşitli alanlarda vatandaşlarla buluşuyor.</p>
<p>Türk Kızılay ayrıca teravih namazı saatlerinde camilerde, belediyeler tarafından Ramazan ayına özel düzenlenen etkinliklerde ve meydanlarda gezici ekipleri aracılığıyla kan bağışı kabul ediyor. Böylece bağışçılara daha kolay erişim sağlanması ve Ramazan ayında kan bağışının sürekliliğinin korunması hedefleniyor.</p>
<p>Türk Kızılay, gönüllü kan bağışçılarının desteğiyle ülke genelinde 1.140 hastanenin günlük kan ve kan ürünleri ihtiyacını karşılamayı sürdürüyor. 2026 yılının ilk iki ayında ise 444.702 ünite kan bağışı alındı. Ramazan ayı boyunca 4 bini aşkın uzman sağlık personeliyle sürdürülen çalışmalarla, bu hayati sistemin kesintisiz şekilde devam etmesi amaçlanıyor. </p>
<p>Güncel çalışma saatleri bağış noktalarına göre değişiklik gösterebildiğinden, vatandaşlarımız kendilerine en yakın kan bağışı noktasının güncel hizmet saatlerine <strong>kanver.org</strong> adresi üzerinden ulaşabilir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kan-acil-degil-surekli-ihtiyactir-618355">Kan Acil Değil Sürekli İhtiyaçtır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hekim Birliği : “Hekimler Kaçak Değil, Suçlu Değil”</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hekim-birligi-hekimler-kacak-degil-suclu-degil-617665</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Mar 2026 22:18:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[birliği]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[hekim]]></category>
		<category><![CDATA[hekimler]]></category>
		<category><![CDATA[kaçak]]></category>
		<category><![CDATA[suçlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617665</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hekim Birliği Sendikası X hesabı üzerinden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a da seslendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hekim-birligi-hekimler-kacak-degil-suclu-degil-617665">Hekim Birliği : “Hekimler Kaçak Değil, Suçlu Değil”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hekim Birliği Sendikası X hesabı üzerinden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da seslendi.</p>
<p>“Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan: “Sağlıkta 2025’in ilk 11 ayında muayene sayısı 1 milyar 24 milyonun üzerine çıktı. 16 milyon 253 bin ameliyat ve cerrahi işlem gerçekleştirdik. Aile sağlığı merkezlerimizde 421 milyon kez vatandaşlarımıza hizmet verdik. Ülkemiz genelinde 302 yeni aile sağlığı merkezi açtık. 9 bin 718’i uzman hekim olmak üzere toplam 64 bin 344 sağlık personeli istihdam ettik.” Bu rakamların arkasında gece gündüz çalışan hekimler var. Pandemide kimse hekime “Evine gidebildin mi?” diye sormadı. Hekimler balkonlardan alkışlandı, günlerce hastanede kaldı, icap nöbetleri tuttu, ameliyat yaptı, milyonlarca hastaya baktı. Şimdi ise Denizli’de hekim “evde mi?” diye akşam saatlerinde polis gönderilerek kontrol ediliyor. Hekimler kaçak değil, suçlu değil. Hekimin onuru kırmızı çizgimizdir” (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)</p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2026/03/hekim-birligi-hekimler-kacak-degil-suclu-degil-0-yyXjdZfv.jpeg"/></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hekim-birligi-hekimler-kacak-degil-suclu-degil-617665">Hekim Birliği : “Hekimler Kaçak Değil, Suçlu Değil”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kartepe&#8217;nin Çınarları Bu Ramazan&#8217;da da Yalnız Değil</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kartepenin-cinarlari-bu-ramazanda-da-yalniz-degil-616673</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Feb 2026 11:33:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[büyükler]]></category>
		<category><![CDATA[çınarları]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[kartepe]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[yalnız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616673</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kartepe Belediyesi’nin Alo Evlat Sağlık Kulübü, Ramazan ayının manevi atmosferini ilçenin dört bir yanındaki büyüklerin evlerine taşımaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kartepenin-cinarlari-bu-ramazanda-da-yalniz-degil-616673">Kartepe&#8217;nin Çınarları Bu Ramazan&#8217;da da Yalnız Değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kartepe Belediyesi’nin Alo Evlat Sağlık Kulübü, Ramazan ayının manevi atmosferini ilçenin dört bir yanındaki büyüklerin evlerine taşımaya devam ediyor. Yalnız yaşayan ve desteğe ihtiyaç duyan yaşlıları unutmayan ekipler, özenle hazırladıkları iftar sofraları ve Ramazan’a özel süslemelerle gönüllere dokunuyor.</p>
<p><strong>Manevi İklim Evlerde Yaşatılıyor</strong></p>
<p>Ramazan ayı boyunca belirlenen program çerçevesinde ziyaretlerini sürdüren ekipler, büyüklerin evlerini çeşitli süslemelerle donatarak sıcak bir ortam oluşturuyor. Yapılan hazırlıkların ardından kurulan iftar sofralarında hem oruçlar birlikte açılıyor hem de samimi sohbetler eşliğinde eski Ramazanlar yad ediliyor.</p>
<p>Ziyaret edilen mahallelerde yalnız yaşayan yaşlı vatandaşlar, hatırlanmanın ve aynı sofrada buluşmanın mutluluğunu yaşarken, Alo Evlat Sağlık Kulübü ekiplerine teşekkürlerini iletiyor. İftar öncesinde yapılan hazırlıklar, evlerin havasını değiştirirken; edilen dualar ve paylaşılan anılar Ramazan bereketini artırıyor.</p>
<p><strong>Gönül Sofralarında Buluşma</strong></p>
<p>Evlerinde tek başına Ramazan geçiren büyükler için özel olarak hazırlanan “gönül sofraları” dayanışma ve paylaşma duygusunu pekiştiriyor. Ekipler yalnızca iftar hazırlığı yapmakla kalmıyor, aynı zamanda büyüklerle yakından ilgilenerek onların talep ve ihtiyaçlarını da yerinde dinliyor.</p>
<p><strong>Gönül Kapılarında Bir Tatlı Tebessüm</strong></p>
<p>Kartepe Belediyesi Alo Evlat Sağlık Kulübü ilçenin dört bir yanındaki çınarların kapısını çalmaya, onların hayır dualarını alarak Ramazan’ın bereketini paylaşmaya devam ediyor. Yapılan her ziyaret, büyüklerin yüzünde bir tebessüme vesile olurken, toplumsal dayanışmanın en güzel örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kartepenin-cinarlari-bu-ramazanda-da-yalniz-degil-616673">Kartepe&#8217;nin Çınarları Bu Ramazan&#8217;da da Yalnız Değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zayıflamak sadece bedeni değil zihni de değiştiriyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zayiflamak-sadece-bedeni-degil-zihni-de-degistiriyor-615872</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Feb 2026 09:48:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beden]]></category>
		<category><![CDATA[bedeni]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[değiştiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[duygular]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[Kilo Kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[süreci]]></category>
		<category><![CDATA[yeme]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflamak]]></category>
		<category><![CDATA[zihni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615872</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kilo verme süreci çoğu zaman sadece fiziksel bir değişim olarak görülüyor. Oysa bedenle birlikte zihnin ve duyguların da bu sürece uyum sağlaması gerekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zayiflamak-sadece-bedeni-degil-zihni-de-degistiriyor-615872">Zayıflamak sadece bedeni değil zihni de değiştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kilo verme süreci çoğu zaman sadece fiziksel bir değişim olarak görülüyor. Oysa bedenle birlikte zihnin ve duyguların da bu sürece uyum sağlaması gerekiyor. Kilo yönetimi sürecinin yalnızca fiziksel ölçütlere göre planlanmaması gerektiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Uzman Psikolog Jülide Unutmaz, “Zayıflama ilaçları ve cerrahi yöntemler kilo kaybı sağlamada etkili olabilir ancak kişi psikolojik olarak hazır değilse ve yeni bir yaşam düzenini benimsemezse bu yöntemlerden kalıcı sonuç almak zorlaşır” dedi.</strong></p>
<p>Kişinin yeme alışkanlıkları, duygularıyla baş etme biçimi ve değişime ne kadar hazır olduğu bu sürecin sonucunu belirler. Duygusal yeme ve gerçekçi olmayan beklentilerin hem ilaç hem de cerrahi sonrası uyumu zorlaştırabileceğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Uzman Psikolog Jülide Unutmaz, “Hızlı kilo kaybı sadece bedeni değil, zihni de etkiler. Birçok kişi yeni bedenine uyum sağlamakta zorlanabilir. Aynadaki görüntü ile kişinin kendini algılayışı her zaman aynı olmayabilir. Uzun yıllar kilolu kimliğiyle yaşamış bireylerde kilo kaybı benlik algısında boşluk hissi yaratabilir. Çevreden gelen ilgi bazı kişilerde öz güveni artırırken bazılarında kaygı ve kontrol ihtiyacını artırabilir. Bu nedenle herkes bu değişime aynı şekilde uyum sağlayamaz” dedi.</p>
<p><strong>Yeme davranışı sadece açlıkla ilgili değil</strong></p>
<p>Yeme davranışının çoğu zaman duygusal ihtiyaçlara da hizmet ettiğini belirten Unutmaz, “Kaygı, yalnızlık, öfke ya da boşluk gibi duygular yemek yoluyla bastırılabilir. Kilo verme sürecinde bu alışkanlık kısıtlandığında, daha önce geri planda kalan duygular daha görünür hale gelir. Bu nedenle yeme davranışını yalnızca ortadan kaldırılması gereken bir sorun olarak değil, geçmişte işe yarayan bir baş etme yolu olarak değerlendirmek gerekir. Sağlıklı kilo yönetimi, duyguları düzenlemek için yeni yollar geliştirmeyi gerektirir. Kilo kaybı bedeni değiştirir ama zihni de dönüştürür. Bu nedenle kalıcı sonuç için kişinin zihinsel hazırlığı, yeme alışkanlıkları ve beden algısı mutlaka birlikte ele alınmalı” dedi.</p>
<p><strong>Kilo kaybı her sorunu çözmez</strong></p>
<p>Kilo verme sürecinde en sık yapılan hatanın, zayıflamanın psikolojik iyileşmenin şartı olarak görülmesi olduğunu belirten Unutmaz, “Birçok kişi beden değiştiğinde öz güveninin ve yaşam doyumunun kendiliğinden artacağını düşünür. Oysa zihinsel altyapı değişmeden gerçekleşen kilo kaybı kalıcı bir iyilik hali sağlamayabilir. Kaygı ortadan kalkmak yerine biçim değiştirebilir, kontrol ihtiyacı artabilir ve bu da sürecin devamını zorlaştırabilir. Kilo yönetimi sadece bedeni değil, kişinin benlik algısını, duygularını yönetme biçimini ve yaşamla kurduğu ilişkiyi de kapsayan bütüncül bir yaklaşım gerektirir” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zayiflamak-sadece-bedeni-degil-zihni-de-degistiriyor-615872">Zayıflamak sadece bedeni değil zihni de değiştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gerçek Yaşınız Kimliğinizde Değil, Bağırsaklarınızda Yazıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gercek-yasiniz-kimliginizde-degil-bagirsaklarinizda-yaziyor-615524</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2026 07:19:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsaklarınızda]]></category>
		<category><![CDATA[biyolojik]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[İltihap]]></category>
		<category><![CDATA[kimliğinizde]]></category>
		<category><![CDATA[Mikrobiyota]]></category>
		<category><![CDATA[sindirim]]></category>
		<category><![CDATA[sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşınız]]></category>
		<category><![CDATA[yazıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615524</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda öne çıkan “bağırsak yaşı” kavramı uzun ve sağlıklı yaşam (longevity) araştırmalarında giderek daha güçlü bir yer ediniyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gercek-yasiniz-kimliginizde-degil-bagirsaklarinizda-yaziyor-615524">Gerçek Yaşınız Kimliğinizde Değil, Bağırsaklarınızda Yazıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda öne çıkan “bağırsak yaşı” kavramı uzun ve sağlıklı yaşam (longevity) araştırmalarında giderek daha güçlü bir yer ediniyor. Son yıllarda bilim dünyası, sağlıklı yaş almanın anahtarını şaşırtıcı bir şekilde bağırsak sisteminde arıyor. Yaşa bağlı hastalıkların arkasındaki sessiz biyolojik süreç mikrobiyotamız olabilir.  <strong>Acıbadem Life Danışmanı Prof. Dr. İsmet Tamer</strong> bağırsaklarda yaşayan trilyonlarca mikroorganizmanın dengesinin bozulmasının; kalp hastalıklarından diyabete, unutkanlıktan bağışıklık sorunlarına kadar birçok tabloyla ilişkili olduğuna dikkat çekiyor. <strong>Prof. Dr. Tamer</strong>, sağlıklı yaşlanmanın anahtarının sindirim sisteminde gizli olduğunu vurguluyor ve bağırsakları genç tutmanın yollarını anlatıyor. </p>
<p><strong>Yaşlanmanın Temeli Bağırsaklarda!</strong></p>
<p>Yaşlanmayı çoğu zaman aynadaki görüntümüzle ya da takvim yaşımızla ilişkilendiririz; oysa gerçek biyolojik yaşımızın önemli bir kısmı bağırsaklarımızda saklıdır. Son yıllarda bilim dünyası, yaşlanma sürecini ve yaşa bağlı hastalıkları anlamada bağırsak mikrobiyotasını merkeze alıyor. Bağırsaklarımızda yaşayan trilyonlarca mikroorganizmanın sindirimden bağışıklığa, ruh hâlinden beyin sağlığına kadar birçok sistemi etkilediğini belirten <strong>Acıbadem Life Danışmanı Prof. Dr. İsmet Tamer</strong>, “Bağırsaklar adeta dinamik bir ekosistem oluşturuyor.  Genç ve sağlıklı bireylerde bu mikroorganizmalar çeşitlilik gösterir ve dengeli bir uyum içinde çalışır. Ancak yaş ilerledikçe bu denge bozulur; faydalı bakterilerin azalması ve iltihap artırıcı türlerin çoğalmasıyla ortaya çıkan bu tablo, tıpta “disbiyozis” olarak adlandırılır ve sağlıksız yaşlanmanın temel biyolojik zeminlerinden biri olarak kabul edilir” diyor. </p>
<p><strong>Mikrobiyota ile Kronik İltihap Arasındaki İlişki…</strong></p>
<p>Yaşla birlikte vücutta ortaya çıkan en önemli biyolojik değişimlerden birinin çoğu zaman belirti vermeden ilerleyen kronik iltihap süreci olduğuna dikkat çeken <strong>Prof. Dr. İsmet Tamer</strong>, “Bilim dünyasında bu tablo “inflammaging” olarak tanımlanır. Bu sessiz iltihaplanma; kalp-damar hastalıkları, tip 2 diyabet, Alzheimer ve bazı kanser türleri için uygun bir zemin oluşturabilir. Bu noktada bağırsaklar kritik bir rol oynar. Bozulmuş bir mikrobiyota dengesi, bağırsak duvarının geçirgenliğini artırarak zararlı maddelerin kana karışmasına yol açabilir. Bunun sonucunda bağışıklık sistemi sürekli tetikte kalır ve vücut, farkında olmadan uzun vadede kendi dokularını yıpratan bir savunma hâline girer” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p><strong>Mikrobiyota, Yediklerimiz ve Hastalıklar Arasındaki İnce Çizgi </strong></p>
<p>Son yıllardaki bilimsel verilerle birlikte tip 2 diyabet ve obezitenin yalnızca kalori fazlasıyla açıklanamayacağını belirten <strong>Acıbadem Life Danışmanı Prof. Dr. İsmet Tamer</strong>, “Bağırsak mikrobiyotası metabolik denge üzerinde belirleyici rol oynar. Bağırsak bakterileri, liften zengin besinleri fermente ederek kısa zincirli yağ asitleri üretir; bu biyolojik bileşikler kan şekeri kontrolünü desteklerken iltihap düzeylerini de baskılamaya yardımcı olur. Ancak yaşla birlikte bu koruyucu bakterilerin azalması, insülin direncinin artmasına zemin hazırlayabilir. Öte yandan bazı bağırsak mikroorganizmaları, özellikle kırmızı et tüketimi sonrasında damar sertliğiyle ilişkilendirilen metabolitlerin oluşumuna katkıda bulunabilir. Bu mekanizmalar, kalp-damar hastalıklarının yaş ilerledikçe daha sık görülmesini açıklayan önemli biyolojik bağlantılar arasında yer alır” diyor. </p>
<p><strong>Alzheimer ve Parkinson’da Mikrobiyota Etkisi </strong></p>
<p>Bağırsaklarla beyin arasında kesintisiz bir iletişim ağı bulunduğunu söyleyen <strong>Prof. Dr. İsmet Tamer</strong>, “Bu biyolojik ilişki “beyin–bağırsak ekseni” olarak tanımlanır. Son yıllarda Alzheimer ve Parkinson hastaları üzerinde yürütülen araştırmalar, bu nörodejeneratif hastalıkların bağırsak mikrobiyotasındaki değişimlerle bağlantılı olabileceğine işaret ediyor. Mikrobiyota dengesinin bozulması yalnızca sindirimi değil, sinir sistemi üzerinden bilişsel fonksiyonları ve ruh hâlini de etkileyebilir. Bu nedenle bazı bireylerde sindirim şikâyetlerine eşlik eden unutkanlık, odaklanma güçlüğü veya duygudurum değişiklikleri görülebilir. Başka bir deyişle, tablo her zaman yalnızca beyinde başlamaz; biyolojik süreç çoğu zaman bağırsak düzeyinde şekillenir” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p><strong>Bağırsaklarınızı Genç Tutmanın Formülü</strong></p>
<p>Mikrobiyota ile ilişkili sorunların bir kader olmadığını belirten <strong>Acıbadem Life Danışmanı Prof. Dr. İsmet Tamer</strong>, “Sağlıklı yaşlanan ve ileri yaşına rağmen aktif yaşamını sürdüren bireylerin mikrobiyota profilleri incelendiğinde, bakteri çeşitliliğinin büyük ölçüde korunduğu görülüyor. Longevity araştırmaları da benzer biçimde, sağlıklı yaş alan bireylerin ortak özelliklerinden birinin zengin ve dengeli bir bağırsak mikrobiyotası olduğunu ortaya koyuyor. Science dergisinde yayımlanan çalışmalarda 90 yaş üzerindeki sağlıklı bireylerde bile bu çeşitliliğin korunabildiği bildiriliyor” diyor. </p>
<p>Üstelik bunun için karmaşık ya da “mucize” çözümlere ihtiyaç yok” diyen <strong>Prof. Dr. İsmet Tamer</strong>, bağırsak yaşının genç kalmasına katkı sağlayan 5 maddeyi sıralıyor. </p>
<ul>
<li>Liften zengin sebze ve meyvelerle beslenmek, </li>
<li>Yoğurt ve kefir gibi fermente gıdaları tüketmek, </li>
<li>Düzenli hareket etmek, </li>
<li>Kaliteli uyumak ve </li>
<li>Gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınmak.</li>
</ul>
<p>Yaşlanmanın yalnızca takvimle ilgili olmadığını belirten <strong>Prof. Dr. Tamer</strong>, “Bağırsaklarımız ne kadar sağlıklıysa, genel sağlığımız da o kadar güçlü kalıyor. Sindirim sistemine özen göstermek, aslında kalbi, beyni ve uzun vadeli yaşam kalitesini korumak anlamına geliyor” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gercek-yasiniz-kimliginizde-degil-bagirsaklarinizda-yaziyor-615524">Gerçek Yaşınız Kimliğinizde Değil, Bağırsaklarınızda Yazıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Yetişkin: &#8220;Sosyal belediyeciliği lafla değil işle anlatıyoruz&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-yetiskin-sosyal-belediyeciligi-lafla-degil-isle-anlatiyoruz-614339</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Feb 2026 09:09:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[belediyeciliği]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[ekmek]]></category>
		<category><![CDATA[Halk Ekmek]]></category>
		<category><![CDATA[işle]]></category>
		<category><![CDATA[lafla]]></category>
		<category><![CDATA[seferihisar]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[yanı]]></category>
		<category><![CDATA[yetişkin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614339</guid>

					<description><![CDATA[<p>Seferihisar Belediyesi, artan hayat pahalılığı ve ekonomik zorluklar karşısında vatandaşların temel gıdaya erişimini kolaylaştırmak amacıyla hayata geçirdiği Halk Ekmek Projesi ile sosyal belediyecilik anlayışını kararlılıkla sürdürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-yetiskin-sosyal-belediyeciligi-lafla-degil-isle-anlatiyoruz-614339">Başkan Yetişkin: &#8220;Sosyal belediyeciliği lafla değil işle anlatıyoruz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Seferihisar Belediyesi, artan hayat pahalılığı ve ekonomik zorluklar karşısında vatandaşların temel gıdaya erişimini kolaylaştırmak amacıyla hayata geçirdiği Halk Ekmek Projesi ile sosyal belediyecilik anlayışını kararlılıkla sürdürüyor.</p>
<p>Belediye bünyesindeki fırında üretilen ekmekler, her sabah erken saatlerde ilçenin farklı noktalarında 10.00 TL fiyatı ile halkla buluşturuluyor.</p>
<p>Seferihisar Belediyesi’ne ait fırınlarda, deneyimli ekmek ustaları tarafından hijyenik koşullarda üretilen Halk Ekmekler, sabah saat 06.00–07.00 itibarıyla dağıtıma çıkıyor. İlçe genelinde Merkez, Tepecik, Turabiye ve Ürkmez olmak üzere dört farklı büfede satışa sunulan ekmekler, uygun fiyatıyla özellikle dar gelirli vatandaşlara önemli bir destek sağlıyor.</p>
<p>“Gün daha doğmadan dayanışma başlıyor”</p>
<p>Günün ilk ışıklarıyla birlikte fırınlarda başlayan üretim süreci, yalnızca ekmek yapımını değil, aynı zamanda toplumsal dayanışmayı da simgeliyor. Seferihisar Belediyesi, Halk Ekmek Projesi ile hem sağlıklı ve güvenilir üretimi hem de adil fiyat politikasını esas alarak vatandaşların yanında olmayı sürdürüyor.</p>
<p>Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin, Halk Ekmek’in yalnızca bir üretim faaliyeti değil, güçlü bir sosyal destek mekanizması olduğunu vurguladı.</p>
<p>Başkan Yetişkin: “Halk Ekmek, sosyal belediyeciliğin somut bir örneğidir”</p>
<p>Belediye Başkanı İsmail Yetişkin açıklamasında şu ifadelere yer verdi:</p>
<p>“Bugün ülkemizde yaşanan ekonomik koşullar, ne yazık ki temel ihtiyaçlara erişimi her geçen gün daha da zorlaştırıyor. Biz Seferihisar Belediyesi olarak şuna inanıyoruz: Ekmek bir ticari ürün değil, temel bir haktır. Halk Ekmek projemizi de tam olarak bu anlayışla hayata geçirdik.”</p>
<p>Yetişkin, belediyenin sosyal politikalarının merkezinde insan odaklı hizmet anlayışının yer aldığını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Belediyemizin fırınlarında, sabahın erken saatlerinde başlayan bir emek var. Ustalarımız makine kullanmadan üretim yapıyor, ekiplerimiz bu ekmekleri ilçemizin dört bir yanına ulaştırıyor. Amacımız hemşehrilerimizin sofrasına güvenilir, sağlıklı ve uygun fiyatlı ekmek ulaştırmak.”</p>
<p>&#8220;Dört Mahallede, aynı amaç; Halkın yanında olmak&#8221;</p>
<p>Halk Ekmek büfelerinin ilçenin farklı noktalarında konumlandırıldığını hatırlatan Başkan Yetişkin, erişilebilirliğin özellikle önemsendiğini ifade etti:</p>
<p>“Merkezden Ürkmez’e, Tepecik’ten Turabiye’ye kadar her noktada hemşehrilerimize ulaşmak istiyoruz. Sosyal belediyecilik, yalnızca bir hizmet sunmak değil; zor zamanlarda halkın yanında durabilmektir. Biz de Seferihisar’da bunu yapıyoruz.  Seferihisar’da kimsenin kendini yalnız hissetmesini istemiyoruz. Dayanışmayı büyüten, paylaşmayı esas alan bir anlayışla çalışmaya devam edeceğiz. Halk Ekmek, bunun en somut örneklerinden biridir.”</p>
<p>Sosyal destek projeleri artarak devam edecek</p>
<p>Seferihisar Belediyesi, Halk Ekmek Projesi’nin yanı sıra sosyal destek çalışmalarını da aralıksız sürdürüyor. Belediye yönetimi, önümüzdeki süreçte de özellikle dar gelirli, emekli ve ihtiyaç sahibi vatandaşlara yönelik projelerin artarak devam edeceğini belirtiyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-yetiskin-sosyal-belediyeciligi-lafla-degil-isle-anlatiyoruz-614339">Başkan Yetişkin: &#8220;Sosyal belediyeciliği lafla değil işle anlatıyoruz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Depreme Disiplinlerarası Bakış: &#8220;Afetler Kader Değil, Hazırlık Meselesidir&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/depreme-disiplinlerarasi-bakis-afetler-kader-degil-hazirlik-meselesidir-614175</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Feb 2026 15:32:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[afetler]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[bakış]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[depreme]]></category>
		<category><![CDATA[depremin]]></category>
		<category><![CDATA[disiplin]]></category>
		<category><![CDATA[Disiplinlerarası]]></category>
		<category><![CDATA[hazırlık]]></category>
		<category><![CDATA[kader]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614175</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstinye Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Lojistik Yönetimi Bölüm Başkanı Fahri Erenel, üniversitenin toplumsal sorumluluk vizyonundan hareketle hazırlanan “Depreme Disiplinlerarası Bakış” kitabının ortaya çıkış sürecini ve amaçlarını anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/depreme-disiplinlerarasi-bakis-afetler-kader-degil-hazirlik-meselesidir-614175">Depreme Disiplinlerarası Bakış: &#8220;Afetler Kader Değil, Hazırlık Meselesidir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstinye Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Lojistik Yönetimi Bölüm Başkanı Fahri Erenel, üniversitenin toplumsal sorumluluk vizyonundan hareketle hazırlanan “Depreme Disiplinlerarası Bakış” kitabının ortaya çıkış sürecini ve amaçlarını anlattı. Depremin tüm boyutlarıyla ele alınmasının risk yönetimi süreçlerine önemli katkı sağlayacağını belirten Erenel, hem akademik dünyada hem de toplum genelinde deprem okuryazarlığının artırılmasının hayati önem taşıdığını ifade etti.</p>
<p><strong>“Risk ve kriz yönetim süreçlerine katkı sağlayabileceğini düşündüm”</strong></p>
<p> Prof. Dr. Fahri Erenel, “Depreme Disiplinlerarası Bakış” kitap fikrinin nasıl doğduğunu şöyle anlatıyor:</p>
<p>“10’uncu yaşını kutlayan İstinye Üniversitesi’nin genç yaşında ulaşmış olduğu başarılı seviyeye, topluma katkı ve toplumsal sorumluluk kapsamında nasıl katkıda bulunabilirim düşüncesi, bu çalışmanın filizlenmesine yol açtı. Daha önce, bu konuda uzman değerli bir hocam ile ‘Acil Durum ve Afet Yönetimine Güncel Bakış’ adlı çalışmayı hazırlamış ve yayınlamıştık. Yaptığım araştırmalar, sahada gördüklerim, afet konusunu farklı boyutlarıyla ortaya koyan çalışmalar olmakla birlikte deprem konusunun bütün boyutlarını kapsayan bir yayın olmadığını ve bu konunun bütün boyutlarıyla ele alınmasının risk ve kriz yönetim süreçlerinin daha etkin yürütülmesine katkı sağlayabileceğini düşündüm. Üniversitemizde mevcut çok sayıda disiplinin nasıl katkı sağlayabileceğini hocalarımızla paylaştığım anda gelen geri bildirimler katkının çok yüksek seviyede olacağını gösterdi ve beni de teşvik etti. Elbette Rektörümüz Prof. Dr. Erkan İbiş’in vizyoner tavrı ve desteği bu çalışmanın hayata geçmesinde önemli rol oynadı. Rektör yardımcımız Prof. Dr. Peyami Çelikcan’ın tıkandığımız noktalarda devreye girerek yol açması ve baskı sürecinde sağladığı katkı son derece değerli. Çalışmanın ortaya çıkmasında, birlikte çalıştığım Dr. Burak Buyun’un hem bölüm yazarı ve hem de kitabın tasarım sürecinde, Prof. Dr. Hasip Pektaş’ın kapak tasarımında sağladığı destek çok önemliydi. Elbette bölüm yazılarıyla katkı sağlayan hocalarımız çalışmanın farkını ortaya koydu. Kısacası bu çalışma İstinye Üniversitesi’nin örnek bir ekip çalışmasının ürünü.”</p>
<p><strong>“İkincisini çıkarmak için çalışmalarımızı sürdüreceğiz”</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Prof. Dr. Erenel, kitabın okurlara sunduklarını ise şöyle özetliyor:</p>
<p>“Afetin hemen her türlüsüne maruz kalan ülkemizde deprem hem kapladığı alan, etkilediği nüfus, meydana gelişi sırasında ve sonrasında yarattığı etkiler açısından önceliğini korumaktadır. Bu afet türü öncesi ve sonrası ile birçok akademik disiplinin ortak çalışmasını gerektirmektedir. Deprem ile mücadeleyi disiplinlerarası bir bakış açısıyla ele almanın tek bir alanda çalışma yapanlara diğer alanlara da bakarak kendi çalışma alanına katkı sağlaması ve çalışma alanında dikkate almadığı veya gözden kaçırdığı farklı değişkenleri görmesini de sağlamak çalışmanın otaya çıkmasındaki amaçlardan biri olmuştur. Ayrıca, kitabı okuyacak olanlarda depremin birçok boyutunu bir arada görerek özellikle risk yönetim sürecinde deprem okuryazarlığı bilincinin artmasına ve bu suretle devletimizin çalışmalarına katkı sağlamakta hedeflerimizden bir olmuştur. Bu çalışmanın diğer bir özelliği de bölüm yazıları arasına deprem konusunda bilgilendirici metinler konulmuş olmasıdır. Çalışmada depremin birçok disiplinini ele almakla birlikte daha farklı disiplinleri de ilgilendirdiğinin farkında olarak zaman içerinde bu çalışmanın ikincisini çıkarmak için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Çalışmaya sadece üniversitemiz kadrosunda yer alan hocalarımız ve öğrencilerimiz katkı sunmamışlar, farklı üniversite ve kurumlardan da katkı sağlanmış olması çalışmayı zenginleştirmiştir.”</p>
<p><strong>“Depremin bir kader olmadığını görecekler”</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Kitabı okuyanların öncelikle depremin bir kader olmadığını göreceklerini belirten Erenel, “Depremin risk ve kriz yönetim süreçlerinde nelerle karşılaşabilecekleri, ne tür tedbirler alabileceklerini ve nasıl hazırlanmaları gerektiği konusunda farkındalık oluşabilecektir. Deprem dahil afetlere birçok disiplin açısından hazırlanılması gerektiğini görebileceklerdir. Deprem hazırlık eğitim programlarında düzenlemeler yapılabilecektir” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Yapılması gerekenlerle ilgili de bilgi veren Profesör, “Depreme hazırlığın birçok disiplini ilgilendiren boyutu bulunmaktadır. Bu boyutları bütüncül bir şekilde bir araya getirecek çalışmalar sürdürülmektedir. Bu çalışmaların daha kapsayıcı olması ve daha geniş kitlelere yayılacak olması özellikle risk yönetimi sürecinin başarısını artırabilecektir. Ayrıca, toplumun her kesimine yayılmış sistemli bir eğitim ve vatandaşları da içine katan değişik zamanlarda ve koşullarda, senaryoya dayalı olarak yapılacak tatbikatlarla hazırlanmamız gerekir. Sık tekrar ve uygulamalarla bilinçli bir alışkanlık haline getirilirse deprem anında doğru hareket tarzı uygulama olasılığı daha yüksek olacaktır. Tatbikatları gerçekçi senaryolara dayalı olarak tüm vatandaşlarımızın katılımıyla gerçekleştirmek planların başarı oranını arttıracak ve büyük yol kat etmemizi sağlayabilecektir” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Afetler toplumlar için asla kader değildir”</strong></p>
<p>Afetlerin toplumlar için kader olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Erenel, şöyle devam etti:</p>
<p>“Afetleri veya afetlerin verebileceği büyük zararlı önlemede çok başarılı adımlar atmış birçok ülke var. 9.5 büyüklük ile dünya tarihinin en şiddetli depremlerden birini yaşayan Şili bu afetten çıkardığı dersle depremle ilgili eğitimlerini artmış, alınacak tedbirleri detaylarıyla planlanmış ve gerçekçi senaryolarla tatbikatlar gerçekleştirerek bir sonraki 8.5 büyüklüğündeki depremden asgari düzeyde zararla etkilenmiştir. Afetler toplumlar için asla kader değildir. Bizler de hazırlık süreçlerini hızlandırarak üniversitelerimize zorunlu afet yönetimi dersleri koymalı ve afetlere gerçekçi bir şekilde hazırlanmalıyız. Anadolu’da bildiğimiz en yıkıcı felaketlerden biri olan 1932 yılında gerçekleşen Erzincan depremini örnek verecek olursak; teknolojinin ve karayollarının gelişmediği, arama kurtarma ekip ve ekipmanlarının yeterli olmadığı bir tarihte, Doğu Anadolu bölgemizin eksi 35 derecelere varan soğuğunda gerçekleşen bu deprem her türlü şartlara hazırlıklı olmamız gerektiğinin bir örneğidir. Bu örnek; afetlere hazırlıkta gerçekçi olmanın, çağa, iklime ve coğrafyaya göre senaryo çizerek tatbikat yapmanın ve elbette eğitimlerde sürekliliği sağlamanın önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.”</p>
<p><strong>“Deprem anında merdivenlere ya da çıkışlara doğru koşmayın”</strong></p>
<p>Vatandaşların deprem anında ilk yapması gerekenlerlerle ilgili de bilgi veren Prof. Dr. Erenel, şunları söyledi:</p>
<p>“Günlük yaşam içinde deprem farklı alanlarda/konumlarda yakalanabiliriz. Evimizde yakalandığımız zaman panik yapmamak gerekir. Hazırlıklar kapsamında düşmesi veya kırılması her türlü obje ve eşyayı sabitlememiz uygun olacaktır. Sağlam sandalyelerle desteklenmiş masa altına veya dolgun ve hacimli koltuk, kanepe, içi dolu sandık gibi koruma sağlayabilecek eşya yanına çömelerek veya uzanarak kendinize hayat üçgeni oluşturun. Başınızı iki elinizin arasına alarak veya bir koruyucu (yastık, kitap vb.) malzeme ile koruyun. Sarsıntı geçene dek bekleyin. Gece uyurken yatağınızın yanında terlik bulundurmayı unutmayın. Cam, pencere, dışarıya bakan duvar ve kapılardan, aydınlatma tesisatı veya armatürü gibi üzerinize düşecek her tür eşyadan uzak durun. Sarsıntı başladığında yataktaysanız orada kalın. Üzerinize düşecek ağır bir eşya yoksa bir yastıkla başınızı koruyun; varsa en yakındaki güvenli alana geçin. Size yakın çok sağlam ve yüke dayanıklı bildiğiniz bir kapı değilse, kapıyı kullanmayın. Merdivenlere ya da çıkışlara doğru koşmayın. Sarsıntı bitene kadar içeride kalın, ancak sarsıntı bitince dışarı çıkmak güvenlidir. Sarsıntı sırasında binayı terk etmeye çalışmayın. Balkona çıkmayın. Balkonlardan ya da pencerelerden atlamayın. Asansör kullanmayın. Merdivenlere koşmayın. Unutmayınız bir düdük bir lamba sizi hayata bağlayacaktır. Yıkıntı altında kalınması halinde paniklemeden durumunuzu kontrol ediniz. Hareket kabiliyetiniz kısıtlanmışsa çıkış için hayatınızı riske atacak hareketlere kalkışmayınız. Enerjinizi en tasarruflu şekilde kullanmak için hareketlerinizi kontrol altında tutunuz. El ve ayaklarınızı kullanabiliyorsanız su, kalorifer, gaz tesisatlarına, zemine vurmak suretiyle varlığınızı duyurmaya çalışın. Sesinizi kullanabiliyorsanız kurtarma ekiplerinin seslerini duymaya ve onlara seslenmeye çalışın. Ancak enerjinizi kontrollü kullanın.”</p>
<p><strong>“Koku alırsanız gaz vanasını kapatın”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Erenel depremden sonra yapılması gerekenlere dair ise, “Depremlerden sonra çıkan yangınlar oldukça sık görülen ikincil afetlerdir. Bu nedenle eğer gaz kokusu alırsanız, doğal gaz vanasını kapatın. Camları ve kapıları açın. Binayı hemen terk edin. Eğer gaz kokusu almıyorsanız sırasıyla elektrik, doğal gaz ve su vanalarını kapatın, soba ve ısıtıcıları söndürün.  Acil durum çantanızı yanınıza alın ve acil durum eylem planı yaptıysanız bu plana sadık kalarak mahalledeki toplanma noktanıza gidin. Radyo ve televizyon gibi kitle iletişim araçlarıyla yapılacak uyarıları dinleyin. Cadde ve sokakları acil yardım araçları için boş bırakın. Her büyük depremden sonra mutlaka artçı depremler olur. Artçı depremler zaman içerisinde seyrekleşir ve büyüklükleri azalır. Artçı depremler hasarlı binalarda zarara yol açabilir. Bu nedenle sarsıntılar tamamen bitene kadar hasarlı binalara girmeyin. Artçı depremler sırasında da ana depremde yapılması gerekenleri uygulayın. Evinizi veya binanızı terk ederken kıymetli eşyalarınızı, kalın giyecek, battaniye gibi eşyaları yanınıza alınız, ayakkabılarınızı giyin, biraz yiyecek ve içme suyu temin edin. Cep telefonlarını gereksiz yere kullanmayın” dedi.</p>
<p><strong>“Deprem öldürmez, ihmal öldürür”</strong></p>
<p>“’Deprem öldürmez, ihmal öldürür’ sözü, depremlerin doğal bir olay olduğunu, ancak bu olayların sonucunda yaşanan can ve mal kaybının çoğunlukla hazırlıksızlık ve ihmallerden kaynaklandığını ifade eder” diyen Erenel sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Bu söz, insanların depreme karşı yeterli önlemleri almadıkları, binaların güvenliğini sağlamadıkları veya acil durum planları yapmadıkları takdirde, depremin yarattığı zararın artacağına dikkat çeker. 45 saniye süren 1999 Marmara Depreminin Türkiye Cumhuriyeti’ne ekonomik maliyeti bağımsız kurumlar tarafından yapılan araştırmalara göre 20 milyar dolardır. Bu maliyet dünya üzerinde afetlerin yarattığı ekonomik etkileri açısından 6. Sırada yer almaktadır. Tüm dünyayı etkileyen pandemi sebebiyle ortaya çıkan ekonomik ve sağlık krizinin tam ortasında gerçekleşebilecek olası bir İstanbul depreminin Türkiye Cumhuriyeti’ni ciddi bir refah kaybına uğratacağı hatta beka sorunlarına dahi yol açabileceği açıkça görülmektedir. Afet ve Acil durumlarda kaybettiğimiz her vatandaşımız, yetiştirilen bir insanın, beşerî sermayemizi oluşturan nitelikli insan gücümüzü elimizden kayması kaybetmemiz dışında, yanan, yıkılan veya kullanılamaz hale gelen her türlü araç, tesis ve binalar ise büyük bir milli servet kaybı olarak karşımıza çıkmaktadır. Meydana gelebilecek afetlerden toplumun en az zararla kurtulabilmesi için gerekli teknik, yönetsel ve yasal önlemlerin afetten önce alınması; önlemenin mümkün olduğu hallerde afetin önlenmesi, mümkün olmadığı hallerde ise kurtarma, ilk yardım ve iyileştirme çalışmalarının mümkün olan en hızlı, verimli ve etkin şekilde gerçekleşmesinin sağlanması son derece önem taşımaktadır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/depreme-disiplinlerarasi-bakis-afetler-kader-degil-hazirlik-meselesidir-614175">Depreme Disiplinlerarası Bakış: &#8220;Afetler Kader Değil, Hazırlık Meselesidir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bornova&#8217;da yaşlı ve engelliler evlerinde yalnız değil</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bornovada-yasli-ve-engelliler-evlerinde-yalniz-degil-613734</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Feb 2026 09:03:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bakım]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[bornova]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[engelli]]></category>
		<category><![CDATA[engelliler]]></category>
		<category><![CDATA[evlerinde]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[hizmetleri]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[yalnız]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613734</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bornova Belediyesi’nin Evde Bakım Hizmeti, yaşlı ve engelli vatandaşlara evlerinde berber, banyo, sağlık ve sosyal destek sunarak hayatlarını kolaylaştırıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bornovada-yasli-ve-engelliler-evlerinde-yalniz-degil-613734">Bornova&#8217;da yaşlı ve engelliler evlerinde yalnız değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bornova Belediyesi’nin Evde Bakım Hizmeti, yaşlı ve engelli vatandaşlara evlerinde berber, banyo, sağlık ve sosyal destek sunarak hayatlarını kolaylaştırıyor. Hizmetten yararlanan vatandaşlar ve aileleri memnuniyetlerini dile getirirken, Belediye Başkanı Ömer Eşki bu çalışmaları ‘Belediyenin şefkat eli’ olarak tanımlayarak yeni kurulan Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Müdürlüğü sayesinde bu örneklerin hem sayısının hem de niteliğinin artacağını söyledi.</p>
<p>Bornova Belediyesi’nin kısa süre önce kurduğu Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Müdürlüğü, uzun yıllardır sürdürdüğü Evde Bakım Hizmeti ile ilçedeki ihtiyaç sahibi yaşlı ve engelli vatandaşlara umut olmaya devam ediyor. Alanında uzman ekipler, yalnızca fiziksel bakım değil, aynı zamanda insani temas ve sosyal destek sağlayarak yaşam kalitesini artırıyor.</p>
<p><b>Berberden banyoya, sağlıktan anne-bebek takibine</b></p>
<p>Müdürlük bünyesinde oluşturulan özel ekipler, yaşlı ve engelli bireylere evlerinde berber ve banyo hizmeti sunuyor. Kişisel bakımlar düzenli olarak yapılırken, ebeler de engelli gebeler ile 0-3 yaş arası bebeklerin sağlık takiplerini gerçekleştiriyor.</p>
<p>Sağlık İşleri Müdürlüğü ekipleri ise tansiyon ve şeker ölçümlerinden fizyoterapist desteğine, ambulans hizmetinden tıbbi malzeme desteğine kadar birçok hizmet ücretsiz olarak sağlanıyor.<b> </b></p>
<p><b>“Bunlar müthiş şeyler, minnettarız”</b></p>
<p>Hizmetten faydalanan vatandaşlar ve yakınları, Bornova Belediyesi’ne duydukları memnuniyeti dile getiriyor.</p>
<p>Annesi için evde bakım hizmeti alan İsmail Ötenbülbül, duygularını şu sözlerle ifade etti:</p>
<p>“Belediyenin bu uygulamaları çok hoşumuza gidiyor. Annem için bu hizmetleri dışarıdan almaya kalksak dünyanın parasını vermemiz gerekir. Bornova Belediyesi sadece çöp toplamıyor, yol yapmıyor. Böyle sosyal destekler çok özel ve çok büyük işler. Profesyonel insanların gelip anneme banyo yaptırması, tırnaklarını kesmesi müthiş şeyler. Bornova Belediyesi’ne minnettarız.”</p>
<p><b> 92 Yaşındaki Suzan Nine: “Allah Başkanımızdan razı olsun”</b></p>
<p>92 yaşındaki Suzan Ötenbülbül ise Başkan Ömer Eşki ile yaşadığı anıyı anlatarak duygulandırdı: “Başkan Ömer Eşki için ‘şeker gibi adam’ demişlerdi. Görmek istedim. Hanımıyla birlikte geldiler, elimi öptü. O kadar efendi bir insan ki… Ambulans hizmeti bizim için büyük bir nimet. Fizyoterapist desteği de alıyoruz. Allah ondan razı olsun.”</p>
<p><b> “Sanki yıllardır tanışıyoruz”</b></p>
<p>Doğuştan engelli 61 yaşındaki Mine Yeni Kapılı’nın abisi Metin Yenikapılı, Evde Bakım Hizmeti ile 12-13 yıldır tanıştıklarını belirtti:</p>
<p>“Kız kardeşim ve rahmetli babamın bakımını yapıyorlardı. Sadece pandemi döneminde mecburi bir ara verilmişti. Bakımlar çok iyi. Sağlık kontrolleri yapılıyor, sohbet ediliyor, önceden haber veriliyor. Bez ve tıbbi malzeme desteği de sağlanıyor. Biz söylemeden, bizim aklımıza gelmeyen şeyleri bile yapıyorlar. Bu hizmetler bir aile ortamında gerçekleşiyor.”</p>
<p><b> “Bir dediğimiz hiç zaman iki olmuyor”</b></p>
<p>Hizmetten faydalanan İbrahim Güvenç (64), “Sayın Başkanımıza bu imkânı sağladığı için teşekkür ederiz” derken, eşi Leman Güvenç ise özellikle berber hizmetine dikkat çekerek, “Engelli hastalarımıza yapılan tüm yardımlar için Bornova Belediyesi’ne ve Başkan Ömer Eşki’ye çok teşekkür ederiz” dedi.</p>
<p>Bekir Altaş (69) da memnuniyetini, “Her türlü ihtiyacımızı görüyorlar, arkadaşlardan çok memnunuz” sözleriyle ifade ederken; kardeşi Nesrin Altaş, “Yemeğimizi bile getiriyorlar. Hizmet çok güzel” dedi.</p>
<p><b>Başkan Eşki: “Sosyal Devletin gereği”</b></p>
<p>Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Müdürlüğü’nün sosyal belediyeciliğin en somut örneklerinden biri olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:</p>
<p>“Yaşlılarımızı ve engelli yurttaşlarımızı yalnız bırakmamak sosyal devlet olmanın gereği, bizim de en temel sorumluluğumuz. Evde Bakım Hizmeti sadece bir bakım hizmeti değil; bir dayanışma, bir gönül bağıdır. Kimseyi kaderiyle baş başa bırakmıyoruz. Bornova’da herkes kendini güvende, değerli ve yalnız olmadığını hissedecek.”</p>
<p><b>Evde Bakım ve Destek Hizmetleri iletişim bilgileri</b></p>
<p>Bornova Belediyesi – Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Müdürlüğü</p>
<p>Engelli Destek Hattı:</p>
<p>0232 999 19 19 – 0232 999 29 29</p>
<p>Dahili Hatlar:</p>
<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/25aa.png" alt="▪" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> 2470: Engelli Destek Hattı / Engelli Gebe ve 0–3 Yaş Çocuk Takibi</p>
<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/25aa.png" alt="▪" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> 2471: Engelli Destek Hattı / Engelli Aracı</p>
<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/25aa.png" alt="▪" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> 2472 – 2473: İdari Ofis</p>
<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/25aa.png" alt="▪" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> 2474: Berber Hizmetleri</p>
<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/25aa.png" alt="▪" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> 2475: Yaşlı Banyo Hizmeti</p>
<p><b> </b></p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bornovada-yasli-ve-engelliler-evlerinde-yalniz-degil-613734">Bornova&#8217;da yaşlı ve engelliler evlerinde yalnız değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>NO APOLOGIES öfkeyle değil, özgürlükle yükseliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/no-apologies-ofkeyle-degil-ozgurlukle-yukseliyor-613409</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Feb 2026 09:48:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[apologies]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[no]]></category>
		<category><![CDATA[öfkeyle]]></category>
		<category><![CDATA[özgürlükle]]></category>
		<category><![CDATA[yükseliyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613409</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği’nin EİB Moda Tasarım Yarışması’nda aldığı ödül sonrasında Türk moda sektöründe zirve basamaklarını ikişer üçer çıkan Türk moda tasarımcısı Emre Erdemoğlu, Fall/Winter 2026 sezonunda sunduğu NO APOLOGIES koleksiyonu ile gücünü yumuşatmayı reddediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/no-apologies-ofkeyle-degil-ozgurlukle-yukseliyor-613409">NO APOLOGIES öfkeyle değil, özgürlükle yükseliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği’nin EİB Moda Tasarım Yarışması’nda aldığı ödül sonrasında Türk moda sektöründe zirve basamaklarını ikişer üçer çıkan Türk moda tasarımcısı Emre Erdemoğlu, Fall/Winter 2026 sezonunda sunduğu NO APOLOGIES koleksiyonu ile gücünü yumuşatmayı reddediyor. “Fazla” olduğu söylenenlere adanan koleksiyon; fazla güçlü, fazla iddialı ve fazla görünür olmayı bilinçli bir tercih olarak sahipleniyor.</p>
<p>Emre Erdemoğlu, koleksiyonunu Moskova Fashion Week kapsamında dördüncü kez uluslararası izleyiciyle buluşturuyor ve global moda takvimindeki istikrarlı varlığını sürdürüyor.</p>
<p>NO APOLOGIES; güçlü omuzlar, yapılandırılmış formlar ve ikinci ten hissi veren deri silüetlerle dikkat çekiyor. Metal detaylar, zımbalar ve troklar savunma değil; karakter ve imza niteliği taşıyor. Yoğun el işçiligi ve parlak yüzeyler, rock’n’roll ruhunu couture disiplinle bir araya getiriyor.</p>
<p>Renk paleti siyah, kırmızı, gümüş ve kırık beyazdan oluşuyor. Siyah hakimiyeti, kırmızı arzuyu ve dinamizmi, kırık beyaz ise dengeyi temsil ediyor. Kadın ve erkek silüetleri arasındaki sınırlar bilinçli olarak silinirken, koleksiyon bir cinsiyeti değil bir enerjiyi vurguluyor.</p>
<p>NO APOLOGIES öfkeyle değil, özgürlükle yükseliyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/no-apologies-ofkeyle-degil-ozgurlukle-yukseliyor-613409">NO APOLOGIES öfkeyle değil, özgürlükle yükseliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sevgi panikle değil, güvenle büyür!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sevgi-panikle-degil-guvenle-buyur-612930</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Feb 2026 11:18:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aydın]]></category>
		<category><![CDATA[bağlanma]]></category>
		<category><![CDATA[büyür]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[güvenle]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[panikle]]></category>
		<category><![CDATA[partneri]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=612930</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Cumali Aydın, 14 Şubat Sevgililer Günü dolayısıyla, romantik ilişkilerde güvenli bağlanmanın ne olduğu, güvensiz bağlanma stillerinin nasıl ortaya çıktığı ve güvenli bağlanmanın nasıl geliştirilebileceği hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sevgi-panikle-degil-guvenle-buyur-612930">Sevgi panikle değil, güvenle büyür!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Cumali Aydın, 14 Şubat Sevgililer Günü dolayısıyla, romantik ilişkilerde güvenli bağlanmanın ne olduğu, güvensiz bağlanma stillerinin nasıl ortaya çıktığı ve güvenli bağlanmanın nasıl geliştirilebileceği hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Güvenli bağlanma, sevginin sürekliliğine dair içsel bir güven hissi oluşturur!</strong></p>
<p>Romantik ilişkilerde güvenli bağlanmanın, kişinin hem kendisini hem partnerini değerli ve güvenilir görmesiyle karakterize olduğunu ifade eden Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Bu kişiler yakınlıktan korkmaz, mesafeden yıkılmaz ve ilişkide sürekli tehdit algısı yaşamaz.” dedi.</p>
<p>Güvenli bağlanma oluşturan kişilerin partneri akşam yemeğine geç kaldığında hemen ‘beni önemsemiyor’ sonucuna varmadıklarını aktaran Aydın, “Önce gerçekçi açıklamaları düşünür. Tartışma yaşandığında ‘demek ki bu ilişki bitiyor’ yerine ‘şu an zorlanıyoruz ama çözebiliriz’ diyebilir. Araştırmalar, güvenli bağlanan bireylerin daha yüksek ilişki doyumu, daha düşük kıskançlık ve daha yapıcı çatışma çözme becerileri gösterdiğini ortaya koyuyor. Çünkü güvenli bağlanma, sevginin sürekliliğine dair içsel bir güven hissi oluşturur; kişi sevgiyi kanıtlarla sürekli doğrulamak zorunda kalmaz.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Güvenli bağlanmayı diğerlerinden ayıran temel fark, duygusal denge ve tutarlılık!</strong></p>
<p>Güvensiz bağlanma stillerinin ise genellikle kaygılı, kaçıngan ve korkulu-kaçıngan olarak üçe ayrıldığına işaret eden Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Çoğunlukla erken dönem ilişki deneyimlerinden beslenir.” dedi.</p>
<p>Güvensiz bağlanan birinin davranışlarına örnekler veren Aydın, şunları söyledi:</p>
<p>“Kaygılı bağlanmada kişi mesajlara geç dönüşte yoğun huzursuzluk yaşayabilir, sık sık ‘beni gerçekten seviyor musun?’ diye sorabilir, partnerinin sosyal ortamlarını tehdit olarak algılayabilir. Kaçıngan bağlanan biri ise partneri duygusal olarak yakınlaşmak istediğinde konuyu değiştirebilir, ‘bu kadar büyütülecek bir şey yok’ diyerek mesafe koyabilir ya da tartışma anında susup geri çekilebilir. Korkulu-kaçıngan bağlanmada ise kişi hem yakınlık ister hem de incinmekten korktuğu için ani geri çekilmeler yaşar; bir gün yoğun ilgi gösterip ertesi gün uzaklaşabilir. Güvenli bağlanmayı diğerlerinden ayıran temel fark, duygusal denge ve tutarlılıktır: Ne yapışma ne de kaçma vardır; sorun olduğunda konuşma ve onarma eğilimi vardır.”</p>
<p><strong>Güvenli bağlanma sabit bir kader değil, geliştirilebilir bir süreç!</strong></p>
<p>Güvenli bağlanmanın geliştirilebilir bir süreç olduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog Cumali Aydın, sabit bir kader olmadığını kaydetti.</p>
<p>Kişinin önce kendi ilişki örüntüsünü ‘neden hemen terk edilme korkusuna kapılıyorum?’ ya da ‘yakınlık artınca neden daralıyorum?’ gibi sorularla fark etmeye başladığını aktaran Aydın, “Ardından duygusal düzenleme becerileri güçlendikçe tepkiler yumuşar; örneğin mesaj geç geldiğinde panik yapmak yerine bekleyebilme kapasitesi artar. Terapötik süreçler, sağlıklı bir partnerle kurulan tutarlı ilişki deneyimi ve açık iletişim bu dönüşümü destekler. Güveni artırmak için tutarlılık (söz–davranış uyumu), açık duygu paylaşımı (‘Sen hep böylesin’ yerine ‘böyle olduğunda kendimi değersiz hissediyorum’), çatışma sonrası onarım ve empatik dinleme kritik önemdedir. Araştırmalar, mutlu çiftlerin tartışmasız değil; tartışma sonrası tamir edebilen çiftler olduğunu gösterir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Güvenli bağlanma, doğru partnerden çok kişinin iç dünyasını düzenleyebilme kapasitesiyle ilgili!</strong></p>
<p>Bireyin içsel gelişiminin, güvenli bağlanmanın temel zemini olduğuna vurgu yapan Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Öz-değeri dış onaya bağlı olan biri, partnerinin küçük bir eleştirisini bile reddedilme olarak algılayabilir; özgüveni daha sağlam biri ise bunu kişisel yıkım olarak yaşamaz.” dedi.</p>
<p>Duygularını tanımayan birinin öfkesini pasif agresif davranışlarla gösterebileceğini; duygusal farkındalığı yüksek birinin ise ‘şu an kırıldım’ diyerek doğrudan ifade edeceğini dile getiren Aydın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Öz-şefkat geliştiren bireyler partnerine karşı da daha yumuşak olur, sınır koymayı öğrenenler ilişki de daha dengeli kalır. Kısacası güvenli bağlanma yalnızca doğru partneri bulmakla ilgili değildir; kişinin kendi iç dünyasını düzenleyebilme kapasitesiyle yakından ilişkilidir. Sağlıklı ilişki, iki mükemmel insanın değil; kendi duygusal sorumluluğunu alabilen iki yetişkinin kurduğu ilişkidir.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sevgi-panikle-degil-guvenle-buyur-612930">Sevgi panikle değil, güvenle büyür!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Konak&#8217;ta kimse yalnız değil: Tekerlekli sandalyesine Konak Belediyesi ile ulaştı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/konakta-kimse-yalniz-degil-tekerlekli-sandalyesine-konak-belediyesi-ile-ulasti-612888</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Feb 2026 10:33:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başvuru]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[kimse]]></category>
		<category><![CDATA[konak]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu]]></category>
		<category><![CDATA[sandalyesine]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[ta]]></category>
		<category><![CDATA[tekerlekli]]></category>
		<category><![CDATA[Tekerlekli Sandalye]]></category>
		<category><![CDATA[yalnız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=612888</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konak Belediyesi Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğüne yaptığı başvuru sonucu tekerlekli sandalyesine kavuşan Hüseyin Al, “Kimsesiz olmadığımızı anladık.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konakta-kimse-yalniz-degil-tekerlekli-sandalyesine-konak-belediyesi-ile-ulasti-612888">Konak&#8217;ta kimse yalnız değil: Tekerlekli sandalyesine Konak Belediyesi ile ulaştı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Konak Belediyesi Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğüne yaptığı başvuru sonucu tekerlekli sandalyesine kavuşan Hüseyin Al, “Kimsesiz olmadığımızı anladık. Nilüfer Başkanımıza teşekkür ediyorum, çok ilgilendiler. Artık benim de bir sandalyem var. Başvuru yaptım hemen üç gün içinde geldi sandalyem. Bu kadar ilgileneceklerini tahmin etmemiştim. Çok şaşırdım, çok mutlu oldum” dedi.</b></p>
<p>Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu’nun “Konak’ta kimse yalnız hissetmeyecek” sözleriyle başlattığı sosyal yardım hizmetleri hamlesi, her geçen gün daha çok Konaklıya ulaşıyor. Konak Belediyesi Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğünün tüm birimleri, belediyeye yapılan başvuruları hızla değerlendirerek, ihtiyaçlı vatandaşlara destek oluyor. Bu çalışmalar kapsamında son olarak müdürlüğün Engelli Danışmanlık ve Destek Hizmetleri Birimi, tekerlekli sandalye ihtiyacı olan Hüseyin Al’a ulaştı. Konak’ta ikamet eden, uzun yıllardır bir tekerlekli sandalyesi olsun isteyen Al, Konak Belediyesi resmi web sitesi üzerinden başvuru yaptı. Başvurusu hızla değerlendirilen Hüseyin Al’a üç gün içinde yepyeni bir tekerlekli sandalye hazırlandı ve evine ulaştırıldı.  Mutluluğu yüzünden okunan Al, sevincini eşiyle paylaştı.</p>
<p><b>“Kimsesiz olmadığımızı anladık”</b></p>
<p>2014 yılında geçirdiği kaza sonucu engelli olan Hüseyin Al, Konak Belediyesi’nden aldığı hizmetin kendisi için çok kıymetli olduğunu, kendilerini yalnız hissetmediklerini dile getirdi ve mutluluğunu şu sözlerle anlattı: “2014’te merdivenlerden düştüm, beyin kanaması geçirdim. Ondan sonra engelli oldum. Eşim Aysel Hanım sağ olsun, hep yanımda. Tekerlekli sandalyem olsun çok istiyordum. Sandalyem yok diye hastanede çok sıra bekliyordum. Düşünüp getirdiğiniz için çok teşekkür ediyorum. Beni çok mutlu ettiniz. Kimsesiz olmadığımızı anladık. Nilüfer Başkanımıza teşekkür ediyorum, çok ilgilendiler. Artık benim de bir sandalyem var. Başvuru yaptım hemen üç gün içinde geldi sandalyem. Bu kadar ilgileneceklerini tahmin etmemiştim. Çok şaşırdım, çok mutlu oldum.”</p>
<p><b>Kolay başvuru, hızlı hizmet</b></p>
<p>Konak Belediyesi Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğünün hizmetlerinden yararlanmak isteyenler, belediyenin web sitesi üzerinden dakikalar içinde kolayca başvuru yapabiliyor. Web sitesindeki “Başvurular” sekmesini tıklayınca açılan https://sosyalhizmetler.konak.bel.tr/ linki altında bulunan kayıt formunu dolduranların belgeleri değerlendirmeye alınıyor ve talepler en kısa sürede karşılanıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konakta-kimse-yalniz-degil-tekerlekli-sandalyesine-konak-belediyesi-ile-ulasti-612888">Konak&#8217;ta kimse yalnız değil: Tekerlekli sandalyesine Konak Belediyesi ile ulaştı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fadime Teyze, Büyükşehir&#8217;le yalnız değil</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/fadime-teyze-buyuksehirle-yalniz-degil-612463</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Feb 2026 07:23:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bakım]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[fadime]]></category>
		<category><![CDATA[hizmetler]]></category>
		<category><![CDATA[le]]></category>
		<category><![CDATA[teyze]]></category>
		<category><![CDATA[yalnız]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=612463</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin yürüttüğü “Gönül Kazan Projesi”, yalnız yaşayan Fadime Özüdoğru’nun da hayatına dokunuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fadime-teyze-buyuksehirle-yalniz-degil-612463">Fadime Teyze, Büyükşehir&#8217;le yalnız değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin yürüttüğü “Gönül Kazan Projesi”, yalnız yaşayan Fadime Özüdoğru’nun da hayatına dokunuyor. Fadime Teyze, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin sunduğu sıcak yemek, ev temizliği ve öz bakım hizmetleriyle destekleniyor.</p>
<p><b>BÜYÜKŞEHİR, FADİME TEYZE’NİN YANINDA</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin yürüttüğü “Gönül Kazan Projesi”, yemek yapma imkânı bulunmayan yaşlı, engelli ve bakıma muhtaç vatandaşların hayatına dokunmaya devam ediyor. Projeden faydalanan isimlerden biri olan 83 yaşındaki Fadime Özüdoğru, yaklaşık 30 yıldır yalnız yaşıyor. Yaşlılığa bağlı birden fazla hastalığı bulunan Fadime Teyze; şeker hastalığı, felç ve menenjit geçmişi nedeniyle günlük yaşamını tek başına sürdürmekte zorlanıyor. Bir dönem görme kaybı da yaşayan Özüdoğru, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin sunduğu sıcak yemek, ev temizliği ve öz bakım hizmetleriyle destekleniyor.</p>
<p><b>GÜNLÜK İKİ ÖĞÜN SICAK YEMEK VE EVDE BAKIM DESTEĞİ</b></p>
<p>Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’na bağlı Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından Fadime Teyze’nin evine hijyenik koşullarda hazırlanan iki öğün sıcak yemek ulaştırılıyor. Bunun yanı sıra ev temizliği ve kişisel bakım hizmetleriyle yaşam koşulları iyileştiriliyor. Özel beslenme ihtiyacı olan vatandaşlar için de hazırlanan menülerle düzenli ve dengeli beslenme sağlanıyor.</p>
<p><b>“YEMEĞİM GELİYOR, YÜZÜM GÜLÜYOR”</b></p>
<p>Aldığı hizmetlerin kendisine büyük kolaylık sağladığını ifade eden Fadime Özüdoğru, “Birçok hastalığım var. Gözlerim hiç görmüyordu, sonradan açıldı. Allah’a şükrediyorum, devlet bana bakıyor” dedi. Her gün kapısına kadar getirilen yemekler sayesinde temel ihtiyaçlarını zahmetsizce karşıladığını belirten Fadime Teyze, “Kahvaltılık ve akşam yemeği getiriyorlar. Çok şükür yüzüm gülüyor. Allah birinin yerine bin versin onlara. Allah bu devletin, askerimizin yüzünü güldürsün, şehitlerimize rahmet etsin” sözleriyle duygularını paylaştı.</p>
<p><b>SAĞLIĞI GÖZETEN, ZAHMETSİZ VE GÜVENLİ HİZMET</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin sosyal belediyecilik anlayışıyla hizmete sunduğu “Gönül Kazan Projesi”, market alışverişi yapamayan ya da dışarı çıkmakta zorlanan ihtiyaç sahibi vatandaşların yemeklerini evlerine kadar ulaştırıyor. Tuzsuz menü gibi özel beslenme seçenekleriyle sağlık koşulları gözetilen vatandaşlar, aynı zamanda ev temizliği ve öz bakım hizmetleriyle de desteklenerek günlük yaşamlarını daha güvenli ve konforlu sürdürüyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fadime-teyze-buyuksehirle-yalniz-degil-612463">Fadime Teyze, Büyükşehir&#8217;le yalnız değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hesaplaşma değil, bir kabulleniş: Nil Dönmez&#8217;den &#8216;Tut Elimi&#8217; yayında!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hesaplasma-degil-bir-kabullenis-nil-donmezden-tut-elimi-yayinda-611980</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Feb 2026 16:38:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[dönmez]]></category>
		<category><![CDATA[elimi]]></category>
		<category><![CDATA[hesaplaşma]]></category>
		<category><![CDATA[kabulleniş]]></category>
		<category><![CDATA[nil]]></category>
		<category><![CDATA[Tut]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611980</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pop ve Rock türlerindeki başarılı üretimleri ile kendine has bir yer edinen Nil Dönmez, üretkenliğini beşinci teklisi “Tut Elimi” ile taçlandırıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hesaplasma-degil-bir-kabullenis-nil-donmezden-tut-elimi-yayinda-611980">Hesaplaşma değil, bir kabulleniş: Nil Dönmez&#8217;den &#8216;Tut Elimi&#8217; yayında!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Pop ve Rock türlerindeki başarılı üretimleri ile kendine has bir yer edinen Nil Dönmez, üretkenliğini beşinci teklisi “Tut Elimi” ile taçlandırıyor.</p>
<p>Bu kez dinleyiciyi daha kişisel bir yolculuğa davet eden ve güçlü vokallerin merkezde olduğu Tut Elimi şarkısı, sade düzenlemesi ile de dikkat çekiyor. Şarkının söz, beste ve düzenlemesi Nil Dönmez ile Hasan Tütün’e ait.</p>
<p>Tut Elimi, özellikle zor zamanlarda hissedilen o kaçınılmaz tutunma ihtiyacını ve kaybolmuşluk hissini son derece samimi bir dille aktarıyor.</p>
<p>Nil Dönmez, yeni şarkısı ile ilgili duygularını ise şu sözlerle ifade ediyor: ‘’Tut Elimi, bir hesaplaşma ya da kavgadan çok, bir kabulleniş ve kaybediş hikâyesi anlatıyor. Konfor alanımdan çıktığım, farklı bir alana cesaret ettiğim bir çalışma oldu. Görmezden gelinen duygularla yüzleşmeyi ve insanın kendiyle yaşadığı sessiz çatışmayı müziğe aktarmaya çalıştım. Şarkının herkesin içinde bir yerlere dokunmasını diliyorum.”</p>
<p>Duygusal derinliğiyle ön plana çıkan Nil Dönmez’in yeni teklisi Tut Elimi ve lyric video klibi, 30 Ocak itibarıyla tüm dijital platformlarda yerini aldı.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hesaplasma-degil-bir-kabullenis-nil-donmezden-tut-elimi-yayinda-611980">Hesaplaşma değil, bir kabulleniş: Nil Dönmez&#8217;den &#8216;Tut Elimi&#8217; yayında!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Stres sadece ruhu değil bedeni de yoruyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/stres-sadece-ruhu-degil-bedeni-de-yoruyor-610522</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Feb 2026 07:52:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[bedeni]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[ruhu]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[yoruyor]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610522</guid>

					<description><![CDATA[<p>Stres, beynin bir durumu tehdit olarak algılamasıyla ortaya çıkan ve hem zihni hem de bedeni etkileyen doğal bir uyarılma hâlidir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/stres-sadece-ruhu-degil-bedeni-de-yoruyor-610522">Stres sadece ruhu değil bedeni de yoruyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Stres, beynin bir durumu tehdit olarak algılamasıyla ortaya çıkan ve hem zihni hem de bedeni etkileyen doğal bir uyarılma hâlidir. Tehlike anında vücut, hayatta kalmak için kasları kasar, kaçmaya ya da savaşmaya hazırlanır. Bu refleksin doğada koruyucu bir işlevi olduğunu ancak modern yaşamda çoğu zaman gereksiz bir gerginliğe yol açtığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Psikolog Dr. Ezgi Dokuzlu Tezel, “Günlük hayatta stres kaynaklarına karşı genellikle fiziksel bir tepki veremeyiz. Kısa süreli stres durumlarında, tehlike geçince parasempatik sistem devreye girer ve kaslar gevşer. Ancak stres uzadığında bu denge bozulur. Kaslar gevşeme sinyali alamaz, kas liflerinde mikro kasılmalar kalıcı hâle gelir. Bunun sonucunda laktik asit ve metabolik atıklar birikir; ağrı, sertlik ve yorgunluk hissi ortaya çıkar” dedi.</strong></p>
<p>Beden ve zihin sürekli etkileşim hâlindedir. Yaşanan psikolojik sıkıntılar ve duygusal problemler zamanla bedene sinyal göndererek fiziksel ağrılar şeklinde ortaya çıkabilir. Kaynağında bedensel bir hastalıktan ziyade psikolojik ya da nöropsikolojik etkenler bulunan ağrı türünün psikosomatik ağrı olarak tanımlandığını açıklayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Psikolog Dr. Ezgi Dokuzlu Tezel, “Kişinin hissettiği ağrı gerçektir ancak nedeni çoğu zaman ilk bakışta anlaşılamaz ve günlük yaşamı zorlaştırır. Genellikle kronik seyir gösterir ve yapılan tetkiklere rağmen tıbbi bir açıklama bulunmaz. Bu durumda hekim, kişiyi psikolog ya da psikiyatri hekimine yönlendirebilir” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>Dolaşım ve sindirim sistemi strese daha duyarlı</strong></p>
<p>Stresin çoğu zaman belirli fiziksel şikâyetlerle ortaya çıktığını vurgulayan Dokuzlu Tezel, “Stres en sık çarpıntı, kalp ağrısı, mide ve sindirim sorunları ile kas ve baş ağrılarına neden olur. Kardiyolojik muayenelerde tıbbi bir neden bulunamamasına rağmen görülen çarpıntı ve kalp ağrısı çoğu zaman psikolojik etkenlerle ilişkilidir. Ya da stres anında sindirim sistemi geri planda kaldığı için şişkinlik, mide doluluğu ve kabızlık sık görülebilir. Ayrıca stres hormonlarının mide asidini artırması yanma ve mide ağrısına yol açabilir. Stresliyken beynin ağrıya verdiği yanıtın değişmesi, kişiyi ağrıya karşı daha hassas hâle getirir. Bunun yanı sıra stres, beslenme düzenini bozarak bazı kişilerde yeme artışı, bazılarında ise iştah kaybı şeklinde kendini gösterebilir” dedi.</p>
<p><strong>Migren ve stres arasında güçlü bir bağ var</strong></p>
<p>Stresin kaslarda ve beyindeki damarlarda olağan dışı kasılmalara yol açabildiğini belirten Dokuzlu Tezel, “Bu durum ağrıdan sorumlu sinirleri hızla uyarır ve beyne ‘ağrı var’ sinyali gönderir. Migren sırasında özellikle alın ve göz çevresindeki damarlara yakın sinirler daha hassas hâle gelir. Stresle birlikte bu hassasiyet artar, damarlar genişler ve ağrıya duyarlılık yükselir. Sonuç olarak migreni olan kişilerde stres, başta alın ve göz çevresi olmak üzere zonklayıcı baş ağrılarını daha kolay tetikleyebilir” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/stres-sadece-ruhu-degil-bedeni-de-yoruyor-610522">Stres sadece ruhu değil bedeni de yoruyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;MasterChef&#8221; değil, &#8220;Gonca Şef&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/masterchef-degil-gonca-sef-609140</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Jan 2026 07:39:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Büyükşehir Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[gonca]]></category>
		<category><![CDATA[hamburger]]></category>
		<category><![CDATA[katılım]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[masterchef]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenciler]]></category>
		<category><![CDATA[şef]]></category>
		<category><![CDATA[takım]]></category>
		<category><![CDATA[yarışma]]></category>
		<category><![CDATA[Yarışmacı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609140</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'nin örnek projesi Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi’nde yemek yarışması düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/masterchef-degil-gonca-sef-609140">&#8220;MasterChef&#8221; değil, &#8220;Gonca Şef&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin örnek projesi Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi’nde yemek yarışması düzenlendi. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyüakın’ın da takip ettiği yarışma, MasterChef heyecanını aratmadı.</p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin hayata geçirdiği ve Türkiye&#8217;ye örnek olan projesi Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi, son derece keyifli ve anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. “İstihdamda Ben de Varım” projesi kapsamında Gonca’nın mutfak atölyesi öğrencileri ile geçen sezonun MasterChef yarışmacıları, “Şefler Gonca’da Yarışıyor” etkinliğinde bir araya gelerek keyifli anlar yaşadı.</p>
<p><b>ÜNLÜ ŞEFLERLE TAKIMLAR KURULDU</b></p>
<p>Etkinliğe MasterChef yarışmacıları Ayten Saner, İlhan Karabulut, Merve Gezgin ve Meryem Sevinç katılım sağladı. Yarışmacılar, her biri yanına dört Gonca öğrencisi alarak iki ayrı ekip oluşturdu. Mavi ve Kırmızı Takım adını alan ekipler, kendilerine verilen 30 dakikalık sürede yarışmanın ana yemeği olan hamburgeri hazırladı. Gerçek MasterChef formatını aratmayan yarışmada jüri koltuğunda üç Gonca öğrencisi yer aldı. Yapılan değerlendirme sonucunda yarışmanın kazananı Kırmızı Takım oldu.</p>
<p><b>BÜYÜKAKIN’DAN &#8216;GONCA ŞEF&#8217; ÖNERİSİ</b></p>
<p>Etkinliğin en anlamlı anlarından biri ise Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ın programa katılması oldu. Yarışmayı ilgiyle takip eden Başkan Büyükakın, kazanan takımı tebrik ederek yarışmacı öğrencilere, “Bundan sonra bu takım Gonca’nın şefleri” sözleriyle moral verdi. Ve yarışmanın isminin &#8220;Gonca Şef&#8221; önerisinde bulundu. Başkan Büyükakın’ın katılımı, hem öğrenciler hem de aileleri için büyük motivasyon kaynağı olurken, engelli bireylerin sosyal hayata aktif katılımının önemine de güçlü bir mesaj verdi.</p>
<p><b>ŞEFLERDEN PROJEYE TAM DESTEK</b></p>
<p>Etkinlik sonrası MasterChef yarışmacıları duygularını paylaştı. Merve Gezgin, “Ben zaten çok duygusal biriyim. Kendimi burada çok değerli hissettim. Çok farklı ve anlamlı bir projeye el attık. İnşallah devamı gelir” dedi. İlhan Karabulut ise, “Bugün Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi’nde hamburger etkinliği yaptık. Çok güzel puanlar aldık ve ekip ruhunu yansıttık. Hamburgerlerimiz gerçekten çok lezzetliydi” ifadelerini kullandı. Meryem Sevinç, “Böyle bir projenin içinde yer almak beni çok mutlu etti. Buna vesile olan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne çok teşekkür ederiz. Onur ve gurur duyduk” diye konuştu. Ayten Saner de duygularını, “Elma şekeri almış çocuk gibi hissediyorum. Kocaeli’de yarışma arkadaşlarımı ağırlamak hayalimdi. Çocukların yüzündeki gülümsemeyi görmek inanılmaz mutluluk verici” sözleriyile dile getirdi.</p>
<p><b>GÜNÜN SONUNDA HAMBURGER İKRAMI</b></p>
<p>Renkli görüntülere sahne olan etkinlik, yarışma sonunda tüm katılımcılara, Gonca personeline ve öğrencilere hamburger ikram edilmesiyle sona erdi. Öğrencilerin mutluluğu yüzlerinden okunurken, gün boyunca yaşanan heyecan ve takım ruhu katılımcılara unutulmaz anlar yaşattı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/masterchef-degil-gonca-sef-609140">&#8220;MasterChef&#8221; değil, &#8220;Gonca Şef&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hava soğuk ama kimse yalnız değil</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hava-soguk-ama-kimse-yalniz-degil-607963</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Jan 2026 07:19:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[barınma]]></category>
		<category><![CDATA[Büyükşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[ekip]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kimse]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk]]></category>
		<category><![CDATA[yalnız]]></category>
		<category><![CDATA[yurttaşlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607963</guid>

					<description><![CDATA[<p>Soğukların etkisini artırdığı İzmir’de Büyükşehir Belediyesi ekipleri sokakta yaşadığı tespit edilen kişilere ulaşarak, barınma ihtiyaçlarının giderilmesine yardımcı oluyor. Yardım talebini kabul edenler kışı geçirebilecekleri güvenli alanlara yerleştiriliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hava-soguk-ama-kimse-yalniz-degil-607963">Hava soğuk ama kimse yalnız değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Soğukların etkisini artırdığı İzmir’de Büyükşehir Belediyesi ekipleri sokakta yaşadığı tespit edilen kişilere ulaşarak, barınma ihtiyaçlarının giderilmesine yardımcı oluyor. Yardım talebini kabul edenler kışı geçirebilecekleri güvenli alanlara yerleştiriliyor.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, sosyal belediyecilik hizmetleri kapsamında soğuk havalarda sokakta yaşayan yurttaşların barınma ihtiyacını karşılamaya yönelik çalışmalarını sürdürüyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Zabıta Dairesi Başkanlığı ekipleri; parklar, sahil şeritleri, köprü altları, kaldırımlar ve ATM kabinleri gibi bölgelere sığınan evsiz kişileri tespit etmek için sabahtan gece geç saatlere kadar denetim ve saha çalışmaları yürütüyor. Ekipler, yurttaşlarla birebir görüşerek barınma olanakları hakkında bilgilendirme yapıyor.</p>
<p><strong>32 kişi sıcak bir alan için yönlendirildi</strong></p>
<p>Zabıta Denetim Şube Müdürlüğü’ne bağlı Konak Zabıta Amirliği, Konak bölgesinde iki ekip halinde görev yapıyor. Aralık ayının son günlerinden itibaren yürütülen çalışmalar kapsamında bugüne kadar 32 sokakta yaşayan kişiye ulaşıldı. Yurttaşlar barınma hizmetleri hakkında bilgilendirilerek sıcak alanlara yönlendirilirken, bunlardan 6’sı barınma talebini kabul etti. Gönüllülük esasına dayalı yürütülen çalışmalarda hiçbir yurttaşın barınma alanlarına zorla yönlendirilmediği bildirildi.</p>
<p><strong>Sahada düzenli denetim</strong></p>
<p>Saha çalışmaları, düzenli denetimlerin yanı sıra İzmir Büyükşehir Belediyesi Hemşehri İletişim Merkezi (HİM) Alo 153 hattı üzerinden gelen ihbarlar doğrultusunda da sürdürülüyor. Yapılan tespitlerin ardından yurttaşlar, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin anlaşmalı olduğu Çankaya Özmalatyalı Oteli ile İzmir Büyükşehir Belediyesi Müyesser Turfan Geçici Erkek Konukevi’ne yönlendiriliyor. Yurttaşların belirlenen merkezlere ulaşımları sağlanıyor ve yerleştirme süreci ekipler tarafından takip ediliyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hava-soguk-ama-kimse-yalniz-degil-607963">Hava soğuk ama kimse yalnız değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erkeklik kanıtlanması gereken bir şey değil!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/erkeklik-kanitlanmasi-gereken-bir-sey-degil-607698</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 24 Jan 2026 07:29:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[benlik]]></category>
		<category><![CDATA[değerini]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[erkeklik]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[kanıtlanması]]></category>
		<category><![CDATA[performans]]></category>
		<category><![CDATA[şey]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607698</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Cumali Aydın, ‘performatif erkeklik’ kavramı üzerinden erkeklerin benlik değerini başarı ve güçle tanımlamasının psikolojik etkileri hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erkeklik-kanitlanmasi-gereken-bir-sey-degil-607698">Erkeklik kanıtlanması gereken bir şey değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Cumali Aydın, ‘performatif erkeklik’ kavramı üzerinden erkeklerin benlik değerini başarı ve güçle tanımlamasının psikolojik etkileri hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Benlik değerini başarı ya da güce bağlayan bireylerde depresyon ve anksiyete riski daha yüksek!</strong></p>
<p>Psikoloji perspektifinden ‘performatif erkeklik’ teriminin, erkeğin kendilik değerini içsel ihtiyaçlarından çok, dışarıdan onay alan davranışlar üzerinden kurması olarak tanımlandığını aktaran Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Yani ‘nasıl hissettiği’ değil, ‘nasıl göründüğü’ önemlidir. Güçlü görünmek, başarılı olmak, kontrol sahibi olmak ve duygusal olarak etkilenmiyor izlenimi vermek, bu performansın temel parçalarıdır.” dedi.</p>
<p>Klinik pratikte bu kavramla örtüşen bazı tekrar eden örüntülerle sıkça karşılaşıldığını ifade eden Aydın, “Duygularını tanımlamakta zorlanan, yardım istemeyi zayıflık olarak gören, ilişkilerde hep ‘veren’ ama aslında duygusal olarak mesafeli kalan erkekler… Bu kişiler çoğu zaman terapiye ‘kaygım var’ ya da ‘öfke patlamaları yaşıyorum’ diye gelir. Ancak sürecin ilerleyen aşamalarında altta yoğun bir değersizlik ve yetersizlik duygusu ortaya çıkar. Bu tablo, psikolojide ‘koşullu benlik değeri’ kavramıyla örtüşür. Araştırmalar, benlik değerini yalnızca başarıya ya da güce bağlayan bireylerde depresyon ve anksiyete riskinin daha yüksek olduğunu gösteriyor.” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>Duygu bastırmanın psikolojik maliyeti yüksek!</strong></p>
<p>Toplumsal mesajların erkeklere çok erken yaşlardan itibaren ‘güçlüysen varsın’ öğretisinde bulunduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Erkek çocuk ağladığında ‘erkek adam ağlamaz’ denir. Korktuğunda ‘abartma’ diye uyarılır; başarısız olduğunda ise değeri sorgulanır.” dedi.</p>
<p>Böylece çocuğun, duygularını değil; sonuçlarını göstermesi gerektiğini öğrendiğini dile getiren Aydın, “Bu süreçte kendilik algısı doğal olarak performansa dönüşür. Erkek, ‘Ben kimim?’ sorusunu ‘Ne kadar başarılıyım?’, ‘Ne kadar dayanıklıyım?’, ‘Ne kadar kontrol sahibiyim?’ sorularıyla yanıtlamaya başlar. Bunun bedeli ise duygusal bastırmadır. En sık bastırılan duygular korku, üzüntü, kırılganlık ve ihtiyaç hissetmedir. Oysa duygu bastırmanın psikolojik maliyeti yüksektir. Araştırmalar, bastırılan duyguların zamanla somatik şikâyetler, öfke patlamaları ve ilişki sorunları olarak geri döndüğünü gösteriyor.” açıklamasını yaptı. </p>
<p><strong>Sürekli güçlü görünme ihtiyacı,</strong> <strong>yetersiz ya da değersiz hissetmesiyle ilişkili!</strong></p>
<p>Sürekli güçlü görünme ihtiyacının, çoğu zaman gerçek bir gücün değil; kırılgan bir benlik algısının göstergesi olduğunu kaydeden Klinik Psikolog Cumali Aydın şunları söyledi:</p>
<p>“Psikodinamik açıdan bakıldığında bu durum, kişinin içsel olarak kendini yetersiz ya da değersiz hissetmesiyle ilişkilidir. Güç ve kontrol, bu duygulara karşı geliştirilen bir savunma mekanizmasıdır. Klinikte sıkça şu tabloyu görürüz; dışarıdan çok başarılı, yönetici pozisyonda, herkesin ‘güçlü’ dediği bir erkek, ancak iç dünyasında yoğun bir kaybetme korkusu yaşar. Kontrolü kaybettiği anlarda kaygı artar, ilişkilerde tahammülsüzlük başlar. Bu durum, psikolojide telafi edici savunmalar olarak adlandırılır. Kişi, içsel eksiklik hissini dışsal güçle kapatmaya çalışır. Ancak bu sürdürülebilir değildir; çünkü performans düştüğünde benlik değeri de çöker.”</p>
<p><strong>Güvenli bağlanma olmadığında çocuklar kendilik değerini performansla telafi etmeye daha yatkın!</strong></p>
<p>Performatif erkeklik inşasının çoğunlukla erken çocuklukta, özellikle 4–6 yaş arasında şekillenmeye başladığına vurgu yapan Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Bu dönem, çocuğun ‘ben kimim’ sorusunu çevresel geri bildirimlerle yanıtladığı kritik bir evredir.” dedi.</p>
<p>Çocuk, duygularını ifade ettiğinde eleştiriliyor, başarı gösterdiğinde ise takdir ediliyorsa, ‘sevilmek için başarmalıyım’ öğretisinin gerçekleştiğini aktaran Aydın, “Ergenlik döneminde bu yapı daha da pekişir. Akran gruplarında güç, rekabet ve dayanıklılık ön plana çıkar. Özellikle duygusal olarak mesafeli, başarı odaklı ya da otoriter baba figürü olan ailelerde performatif kimlik daha güçlü şekilde gelişir. Bağlanma kuramı çalışmaları, güvenli bağlanmanın olmadığı ortamlarda çocukların kendilik değerini performansla telafi etmeye daha yatkın olduğunu gösteriyor.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Duygusal esnekliği yüksek erkeklerin ruh sağlığı da ilişkisel doyumu da daha yüksek!</strong></p>
<p>Sağlıklı erkeklik kavramının, güçle değil esneklikle tanımlanması gerektiğine işaret eden Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Duygularını inkâr etmeyen, ihtiyaç duyduğunda yardım isteyebilen, sınır koyabilen ama aynı zamanda yakınlık kurabilen bir erkeklik…” dedi.</p>
<p>Aydın, bu tanımın içinde olması gerekenleri şöyle sıraladı:</p>
<p>“Duygusal farkındalık ve ifade becerisi, gücün yanında kırılganlığa da alan açabilme, başarı kadar başarısızlığı da tolere edebilme ve kontrol yerine ilişki kurabilme becerisi. Araştırmalar, duygusal esnekliği yüksek erkeklerin hem ruh sağlığının hem de ilişkisel doyumunun daha yüksek olduğunu gösteriyor.” </p>
<p><strong>Erkeklik, sürekli kanıtlanması gereken bir şey değil!</strong></p>
<p>Ailelerin en önemli sorumluluğunun, erkek çocuklara duyguların cinsiyeti olmadığını öğretmek olduğunun altını çizen Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Ağlamak, korkmak, üzülmek zayıflık değil, insan olmanın parçasıdır. Çocuğun yalnızca başarıları değil, çabası ve duygusal deneyimi de görülmelidir.” dedi.</p>
<p>‘Kazandığın için aferin’ yerine ‘zorlandığını gördüm ama vazgeçmedin’ demenin, performans yerine süreç odaklı bir benlik algısı geliştirdiğini ifade eden Aydın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Baba figürünün duygusal varlığı burada kritik önemdedir. Baba, yalnızca otorite değil; duygusal model de olmalıdır.</p>
<p>Erkekliğini bir performans gibi yaşadığını fark eden bir erkeğe şunu söylemek isterim: ‘Bu fark ediş, bir sorun değil; bir başlangıç.’ Bugüne kadar güçlü görünerek hayatta kalmayı öğrenmiş olabilirsiniz. Bu, bir beceridir. Ancak artık yalnızca güçlü değil, gerçek olmayı da öğrenebilirsiniz. Duygularınızı bastırmadan yaşamak sizi zayıflatmaz; aksine daha bütün bir insan yapar. Ve şunu bilmek önemli; erkekliğiniz, sürekli kanıtlanması gereken bir şey değil. Olduğunuz halinizle de değerli olabilirsiniz.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erkeklik-kanitlanmasi-gereken-bir-sey-degil-607698">Erkeklik kanıtlanması gereken bir şey değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Sınırlar gerçek değil, bizim pratiklerimizle inşa ediliyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sinirlar-gercek-degil-bizim-pratiklerimizle-insa-ediliyor-607504</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Jan 2026 08:28:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[akademik]]></category>
		<category><![CDATA[bizim]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[ediliyor]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[inşa]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[pratiklerimizle]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[seminer]]></category>
		<category><![CDATA[serisi]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[sınırlar]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607504</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve İletişim Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Maria Pia Ester Cristaldi ile İtalya Insubria Üniversitesi’nden Dr. Elisa Ramazzina tarafından organize edilen “Entangled Histories: Borders and Cultural Encounters from the Medieval to the Contemporary Era” başlıklı uluslararası seminer serisi, “sınır” kavramını disiplinlerarası bir perspektifle ele alarak yoğun ilgi görüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinirlar-gercek-degil-bizim-pratiklerimizle-insa-ediliyor-607504">&#8220;Sınırlar gerçek değil, bizim pratiklerimizle inşa ediliyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve İletişim Bölümü Dr. Öğr. Üyesi <strong>Maria Pia Ester Cristaldi</strong> ile İtalya <strong>Insubria Üniversitesi</strong>’nden <strong>Dr. Elisa Ramazzina</strong> tarafından organize edilen <strong>“Entangled Histories: Borders and Cultural Encounters from the Medieval to the Contemporary Era”</strong> başlıklı uluslararası seminer serisi, “sınır” kavramını disiplinlerarası bir perspektifle ele alarak yoğun ilgi görüyor.</p>
<p>Dil, iletişim, edebiyat, siyaset ve kültür ekseninde şekillenen seminerler; akademik üretimde sınırların nasıl inşa edildiğini ve bu sınırların nasıl aşılabileceğini tartışmaya açtı. Farklı kıtalardan akademisyenleri bir araya getiren seminer serisi hem akademik hem de toplumsal düzeyde sınır kavramına yönelik farkındalık oluşturmayı hedefledi.</p>
<p>Bu kapsamda Dr. Öğr. Üyesi Maria Pia Ester Cristaldi, seminer serisinin çıkış noktası, amacı ve akademik yaklaşımına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><strong>“Sınırlar sadece siyasetle ilgili değil</strong></p>
<p>Seminer serisinin uzun yıllara dayanan akademik çalışmaların bir sonucu olarak ortaya çıktığını vurgulayan Cristaldi, “Elisa ve ben yaklaşık 13 yıldır yakın arkadaşız ve ikimiz de akademisyeniz. Hem benim hem de Elisa’nın çalışmalarında genelde farklı toplumlar arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları araştırıyoruz. Bunları karşılaştırarak ilerliyoruz. ‘Borders’ yani sınır konusunu seçmemizin nedeni de bu. Çünkü sınırlar sadece siyasetle ilgili değil; dil, iletişim, edebiyat ve kültürle de çok yakından ilişkili. Aslında sınırların gerçek bir şey olmadığını, bizim toplumsal pratiklerimizle, bizim iletişimsel pratiklerimizle inşa ettiğimiz bir şey olduğunu vurgulamaya çalışıyorum. Sınırlar gerçek değil, bizim pratiklerimizle inşa ediliyor.” dedi.</p>
<p><strong>“Sınırların nasıl ortaya çıktığını araştırmamız gerekiyor”</strong></p>
<p>Güncel küresel gelişmelerin de sınır tartışmalarını yeniden gündeme taşıdığını belirten Cristaldi, bu konuların tarihsel arka planla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Cristaldi; “Filistin ve İsrail arasındaki savaş ya da Rusya ve Ukrayna arasındaki çatışmalar bir günlük olaylar değil. Bunların kökenleri yüzyıllar öncesine dayanıyor. Mesela neden birileri Ukraynalı olarak tanımlanıyor, diğerleri Rusyalı olarak değerlendiriliyor? Bunları anlayabilmek için sınırların nasıl ortaya çıktığını araştırmamız gerekiyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Temel hedef farkındalık!</strong></p>
<p>Seminerlerin temel hedefinin sınırlar konusunda bir farkındalık olduğunu belirten Cristaldi; “Aslında aramızda gerçek bir sınır yok. Kültürel, siyasal ya da dini açıdan sınırların yüzyıllar içinde inşa edildiğini göstermeye çalışıyoruz. Bu sınırların nasıl aşılabileceğini de birlikte düşünmek istiyoruz.” dedi.</p>
<p><strong>Farklı kıtalardan akademisyenler Üsküdar’da buluştu</strong></p>
<p>Seminer serisinin uluslararası yapısına özel önem verdiklerini vurgulayan Cristaldi, tek merkezli akademik bakış açılarına mesafeli durduklarını ifade etti. Cristaldi; “Bu tarz seminerlerde genelde ya sadece Batı’nın bakış açısı yansıtılıyor ya da sadece Doğu’nun. Biz herkesi bir araya getirmeye çalıştık. Çin’den akademisyenler var, Japonya’dan araştırmacılar var, İngiltere’den ve Kanada’dan da katılımcılar oldu.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Tüm kategorileri altüst ediyoruz”</strong></p>
<p>Ele alınan konuların sınırları zihinsel olarak da sorgulattığını belirten Cristaldi; “Çin’deki Hristiyan metinlerinin çevirisinden, Kanada’da Japonya çalışan bir araştırmacıya, İtalyan Şamanizmine kadar uzanan konular var. Aslında tüm kategorileri altüst ediyoruz.” dedi.</p>
<p><strong>Dil, iletişim ve basın tarihi çalışmaların merkezinde yer aldı</strong></p>
<p>Çalışmalarında dil ve iletişim ilişkisine özel bir önem verdiğini belirten Cristaldi, dilin toplumsal hafızayla kurduğu bağa dikkat çekti. Cristaldi; “İletişimin en önemli noktası ortak bir dilin olmasıdır. Dil sadece sözlü değil, sözsüz de olabilir. Beni en çok ilgilendiren kısım, dilin sosyal ve siyasal tarafıdır. Bir dilin bir toplum içinde nasıl kullanıldığı, nasıl değiştiği, kelimelere yüklenen anlamlar ve duygular benim için çok önemli.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Dil bir alışkanlık, bir pratiktir…</strong></p>
<p>Dil ve basın tarihi üzerine yaptığı çalışmalara da değinen Cristaldi, dillerin birbirinden bağımsız düşünülemeyeceğinden bahsetti. Cristaldi; “Bir dil otorite tarafından değiştirilebilir ama bu hemen olan bir şey değildir. Zaman alıyor çünkü dili kullanan halktır. Dil bir alışkanlıktır, bir pratiktir. Bir dilden o dilde kullandığımız ifadeleri, kelimeleri kültürel bir birikimden ayrı olarak düşünmek çok zordur. Mesela ‘İnşallah’ kelimesini kaç kişi dini anlamda kullanıyor? Ama yine de kullanmaya devam ediyoruz. Çünkü artık kültürün bir parçası.” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>“Dilde milliyetçilik yoktur”</strong></p>
<p>Bu bağlamda dil üzerinden kurulan sınırların da yapay olduğunu vurgulayan Cristaldi; “Dilde milliyetçilik yoktur. Çünkü insanlar arasında sınırlar yapaydır. Aynı coğrafyayı paylaşıyorsanız kelimeler de ortaklaşır.” dedi.</p>
<p><strong>Dijital beşerî bilimler ve metin madenciliği vurgusu</strong></p>
<p>Çalışmalarında ele aldığı dijital beşerî bilimler ve metin madenciliği çalışmalarının klasik basın ve iletişim araştırmalarına yeni imkânlar sunduğunu belirten Cristaldi; “18. ve 19. yüzyılda çıkan gazeteler modernleşmenin en önemli araçlarıydı. Osmanlı, Rus ve Japon basınını karşılaştırmalı olarak inceleyebiliyoruz. Metin madenciliği sayesinde bu gazetelerdeki ortak kavramları kategori bazlı araştırmak mümkün.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“İnsan ve makine arasındaki etkileşim burada çok önemli”</strong></p>
<p>Bu sürecin disiplinlerarası çalışmayı da zorunlu kıldığını ifade eden Cristaldi; “Ben tek başıma metin madenciliği yapamam. Mühendislerle birlikte çalışıyordum. İnsan ve makine arasındaki etkileşim burada çok önemli.” sözleriyle iş birliğinin önemine dikkat çekti.</p>
<p><strong>“Akademi toplumdan kopuk olmamalı”</strong></p>
<p>Önümüzdeki döneme ilişkin hedeflerini de paylaşan Cristaldi, seminerlerin yalnızca akademik çevreye değil, topluma da hitap etmesini önemsediklerini vurguladı. Cristaldi; “Ben sadece akademisyenleri düşünmüyorum. Öğrencileri ve toplumu da düşünüyorum. Akademinin gerçek faydası toplumla kurduğu bağda ortaya çıkıyor. Bu seminerler herkese açık ve bu bilinçli bir tercih. Akademi toplumdan kopuk olmamalı.” dedi.</p>
<p><strong>Seriler 1 Temmuz’a kadar devam edecek!</strong></p>
<p>Farklı kıtalardan akademisyenleri bir araya getiren seminer serisi 1 Temmuz&#8217;a kadar her Çarşamba 19.00’da düzenlenmeye devam edecek.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinirlar-gercek-degil-bizim-pratiklerimizle-insa-ediliyor-607504">&#8220;Sınırlar gerçek değil, bizim pratiklerimizle inşa ediliyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükakın: &#8220;Sizler sadece öğrenci değil, gönül elçilerimizsiniz&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyukakin-sizler-sadece-ogrenci-degil-gonul-elcilerimizsiniz-607468</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Jan 2026 07:52:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[büyükakın]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[elçilerimizsiniz]]></category>
		<category><![CDATA[gönül]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[program]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[sizler]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Öğrenciler]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607468</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli’deki üniversitelerde eğitim gören uluslararası öğrenciler, “Gönül Elçileri” programında bir araya geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyukakin-sizler-sadece-ogrenci-degil-gonul-elcilerimizsiniz-607468">Büyükakın: &#8220;Sizler sadece öğrenci değil, gönül elçilerimizsiniz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli’deki üniversitelerde eğitim gören uluslararası öğrenciler, “Gönül Elçileri” programında bir araya geldi. Barış ve kardeşlik vurgularının şarkılara, konuşmalara yansıdığı programda konuşan Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, “Sakın gurbette olduğunuzu düşünmeyin. Biz her zaman yanınızdayız. Sizler sadece öğrenci değil, gönül elçilerimizsiniz” dedi.</p>
<p><b>PROGRAMA KATILIM YOĞUNDU</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, üniversite eğitimi için dünyanın dört bir yanından Kocaeli’ne gelen öğrencileri kent hakkında bilgilendirmek ve birbirleriyle tanışmalarını sağlamak amacıyla “Uluslararası Öğrenciler Gönül Elçileri” programı düzenledi. Kocaeli Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen programa Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Kocaeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nuh Zafer Cantürk, Gebze Teknik Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hasari Çelebi, AK Parti İl Başkanı Dr. Şahin Talus, MHP İl Başkanı Tuncay Batı, Kocaeli Uluslararası Öğrenciler Derneği Başkanı Nebi Karakoyun, AK Parti İzmit İlçe Başkanı Halil Güngör Dokuzlar, MHP İzmit İlçe Başkanı İlker Kazan, kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri, akademisyenler ve yüzlerce uluslararası öğrenci katılım gösterdi.</p>
<p><b>BÜYÜKAKIN: BURASI SİZİN EVİNİZ</b></p>
<p>Programın açılış konuşmasını yapan Uluslararası Öğrenci Temsilcileri Gülnur Garlıyeva ile Zaman Maniş, Kocaeli’nin öğrenciler için en güzel şehirlerden biri olduğunu belirtti. Başkan Büyükakın ise konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Kendi evlatlarım başka bir şehirde okurken onlar için ne hissediyorsam, bu şehirde eğitim gören her bir gencimiz için de aynısını hissediyorum. Zaman içinde kültürümüzü daha iyi anladığımızda göreceksiniz. Bizim medeniyetimizde insan merkezdedir, gönül kırmamak en yüce değerdir. Gençler; gurbette olduğunuzu sanmayın. Başınız sıkışırsa biz her zaman yanınızdayız. Sizler sadece öğrenci değil, gönül elçilerimizsiniz.</p>
<p><b>GENÇLERİN İLK TERCİHİ TÜRKİYE</b></p>
<p>Türkiye’de 198 farklı ülkeden 350 bin evladımız var. Bu sayı itibarıyla Türkiye, dünyada 10. Avrupa’da 5. sırada yer alıyor. Sayılar ortada. Öğrencilerin Türkiye’yi değil de yurtdışını tercih ettiğini söylüyorlar. Bu tamamen şehir efsanesi. Kocaeli’de 4.203 uluslararası öğrencimiz var. Aileleri ve sevdiklerinden ayrılıp bu şehirde belli bir süre eğitim gördükten sonra büyük ihtimalle kendi ülkesine dönecek 4.203 evladımız var. Önemli olan bu güzelliği dünyaya yaymak. Kötülüğü tamamen ortadan kaldırmak mümkün değil. Ama iyiliği çoğaltarak kötülüğün azaltmak mümkün. İnsanı merkeze alan değerleri yücelten bir felsefeyle bakmanız lazım ki yaşadığınız şehirler daha güzel yerler olsun.”</p>
<p><b>VALİ: BİZİM BAŞ TACIMIZSINIZ</b></p>
<p>Vali İlhami Aktaş da programda bir konuşma yaptı. Aktaş, “Dünyanın en güzel coğrafyasında karşılaşabileceğiniz, dünyanın en mümtaz milletinin yaşadığı bir ülkeye gelmiş bulunuyorsunuz. Bu anlamda şanslı olduğunuzu düşünüyorum. Kocaeli, eğitimle ilgili Türkiye’de söz sahibi illerden birisi. Sizler Avrupa’da ya da başka bir ülkede akademik kariyerinize devam edebilirdiniz. Ancak inanın Türkiye’deki ortamı, huzuru, misafirperverliği hiçbir yerde bulamazsınız. Dünyanın hiçbir ülkesinde bizim ülkemizdeki gibi öğrenciler baş tacı edilmez. Hepsi sizlere ticari bir gözle bakar. Bizde misafir çok kutsaldır, misafire çok hürmet edilir” dedi.</p>
<p><b>ÖĞRENCİLERE NASİHATLER VERDİ</b></p>
<p>Vali Aktaş öğrencilere de nasihatler vererek, “Derslerinizi aksatmadan ülkemizin imkânlarından faydalanmanız hem geleceğininiz açısından hem de bizim açımızdan çok önemli. Bizim sizden tek isteğimiz kendi örf ve adetleriniz ve ülkenizin tanıtımı ile ilgili tüm çalışmalarınızı yapmanız ancak bizim de örf, adet ve geleneklerimize uygun bir şekilde davranarak herhangi bir kırgınlığa yol açacak davranışlardan uzak durmanız.”</p>
<p><b>REKTÖR: PAYDAŞIMIZ ÇOK GÜÇLÜ</b></p>
<p>Rektör Prof. Dr. Nuh Zafer Cantürk, “Sadece Kocaeli Üniversitesi’nde bugün 2 bine yakın uluslararası öğrencimiz eğitim hayatını sürdürüyor. Biz onları hiçbir zaman yabancı olarak görmüyoruz. Onlar bizim için bu şehrin, bu ülkenin, bu üniversitenin doğal bir parçası, farklı kültürlerin taşıyıcısı ve gönül elçileridir. Kocaeli’de uluslararası öğrencilerimize her zaman büyük bir hassasiyetle yaklaşan, sosyal hayata katılımlarını önemseyen, kültürel uyumlarını destekleyen çok güçlü bir paydaşımız var. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin uluslararası öğrencilerimize yönelik çok sayıda etkinliği oluyor. Kocaeli Üniversitesi adına Tahir Başkanımıza ve tüm belediye ekibine gönülden teşekkür ediyorum. Gençlerimize gösterdiğiniz ilgi, verdiğiniz destek ve kurduğunuz bu gönül köprüleri bizim için son derece kıymetlidir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>BÜYÜKAKIN’A TEŞEKKÜR ETTİLER</b></p>
<p>Dünyanın farklı coğrafyalarından gelen öğrencileri buluşturmayı, kültürler arası kardeşlik ve dostluk bağlarının güçlendirilmesini amaçlayan programda; Kocaeli’nin tanıtımının yer aldığı ve uluslararası öğrencilere yönelik faaliyetleri kapsayan videolar izletildi. Uluslararası öğrenciler daha sonra davetlilere ülkelerinin geleneksel dans gösterileriyle müzik dinletisi sundu. Uluslararası öğrenciler Başkan Büyükakın’a misafirperverliği, samimiyeti, nezaketi, şehir ve ülke tanıtımı için sağladığı desteklerden dolayı teşekkür etti. Program günün anısına çekilen hatıra fotoğrafıyla sona erdi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyukakin-sizler-sadece-ogrenci-degil-gonul-elcilerimizsiniz-607468">Büyükakın: &#8220;Sizler sadece öğrenci değil, gönül elçilerimizsiniz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Elektronik Atıklar Doğaya Değil Geri Dönüşüme</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/elektronik-atiklar-dogaya-degil-geri-donusume-606947</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Jan 2026 08:33:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[atık]]></category>
		<category><![CDATA[atıklar]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[doğaya]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşüme]]></category>
		<category><![CDATA[elektronik]]></category>
		<category><![CDATA[geri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606947</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çankaya Belediyesi’nin Atık Elektrikli ve Elektronik Eşyaların Toplanması ve Geri Dönüşüme Gönderilmesi Projesi tüm hızıyla sürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/elektronik-atiklar-dogaya-degil-geri-donusume-606947">Elektronik Atıklar Doğaya Değil Geri Dönüşüme</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Çankaya Belediyesi’nin Atık Elektrikli ve Elektronik Eşyaların Toplanması ve Geri Dönüşüme Gönderilmesi Projesi tüm hızıyla sürüyor. Belediyenin İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü ekipleri, Ankara Çınar Lions Kulübü yetkilileri tarafından kullanım ömrünü tamamlamış elektrikli ve elektronik cihazları teslim aldı.</b></p>
<p>Çankaya Belediyesi tarafından yürütülen Atık Elektrikli ve Elektronik Eşyaların Toplanması ve Geri Dönüşüme Gönderilmesi Projesi hız kesmeden devam ediyor. Bu kapsamda, Belediyenin İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü ekipleri, Ankara Çınar Lions Kulübü yetkililerinin teslim ettiği kullanım ömrünü tamamlamış elektrikli ve elektronik eşyaları teslim alarak geri dönüşüm sürecine dahil etti. Geri dönüşüme katkı, çevrenin korunması ve sürdürülebilir bir gelecek adına önemli bir örnek oluşturdu.<b> </b></p>
<p><b>KAYNAĞINDA AYRI TOPLAMA BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR</b></p>
<p>Doğayı en fazla kirleten atık türlerinin başında gelen elektronik atıklar, içerdikleri ağır metaller ve zararlı bileşenler nedeniyle kontrolsüz şekilde doğaya bırakıldığında ciddi çevre ve insan sağlığı riskleri oluşturuyor. Elektronik atıkların kaynağında ayrı toplanarak geri dönüşüme gönderilmesi ya da yeniden kullanım projelerinde değerlendirilmesi çevre sağlığı için büyük önem taşıyor. Proje ile geri dönüşüm sayesinde hem tehlikeli atıkların çevreye zarar vermesi önleniyor hem de ülke ekonomisine katkı sağlanarak hammadde ihtiyacının karşılanması ve evsel atık yükünün azaltılması hedefleniyor.</p>
<p><b>SIFIR ATIK HAREKETİNE DAVET</b></p>
<p>Çankaya Belediyesi’nin elektrikli ve elektronik atık toplama uygulaması, sıfır atık hedefleri doğrultusunda örnek bir çevre hizmeti olarak öne çıkıyor. Belediye, bu uygulama ile vatandaşları elektronik atıklarını çöpe atmak yerine geri dönüşüme kazandırmaya teşvik ederken, doğaya duyarlı bir yaşam kültürünün yaygınlaşmasına da katkı sunuyor.</p>
<p>Çankaya Belediyesi, tüm kurum ve vatandaşları elektronik atıklarını ayrı toplayarak sıfır atık hareketine destek vermeye davet ediyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/elektronik-atiklar-dogaya-degil-geri-donusume-606947">Elektronik Atıklar Doğaya Değil Geri Dönüşüme</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Miras Değil Mübarek&#8217; Tiyatro Oyunu İkinci Gösterimiyle Büyük Beğeni Topladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/miras-degil-mubarek-tiyatro-oyunu-ikinci-gosterimiyle-buyuk-begeni-topladi-606249</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 Jan 2026 11:51:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[engelliler]]></category>
		<category><![CDATA[gösteri]]></category>
		<category><![CDATA[gösterimiyle]]></category>
		<category><![CDATA[ikinci]]></category>
		<category><![CDATA[izleyici]]></category>
		<category><![CDATA[kinci]]></category>
		<category><![CDATA[miras]]></category>
		<category><![CDATA[mübarek]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[oyunu]]></category>
		<category><![CDATA[sahne]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[yoğun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606249</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmangazi Kent Konseyi Engelliler Meclisi üyeleri tarafından hazırlanan “Miras Değil Mübarek” adlı tiyatro oyunu, ikinci gösterimiyle sanatseverlerle buluştu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/miras-degil-mubarek-tiyatro-oyunu-ikinci-gosterimiyle-buyuk-begeni-topladi-606249">&#8216;Miras Değil Mübarek&#8217; Tiyatro Oyunu İkinci Gösterimiyle Büyük Beğeni Topladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmangazi Kent Konseyi Engelliler Meclisi üyeleri tarafından hazırlanan “Miras Değil Mübarek” adlı tiyatro oyunu, ikinci gösterimiyle sanatseverlerle buluştu. Yoğun katılımın olduğu gecede engelli bireyler, sahnedeki performanslarıyla profesyonel sanatçıları aratmadı.</p>
<p>Osmangazi Belediyesi, Osmangazi Kent Konseyi ve Osmangazi Engelliler Meclisi iş birliğiyle Osmangazi Gösteri Merkezi’nde sahnelenen oyunun ilk gösterimi, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü, kapsamında Ahmet Vefik Paşa Bursa Devlet Tiyatrosu’nda gerçekleştirilmişti. Altı ayı aşkın süredir süren yoğun çalışmaların ardından ikinci kez sahnelenen oyun, izleyicilerden tam not aldı. Engelli bireylerin başarılı performansları, salonu dolduran izleyiciler tarafından uzun süre ayakta alkışlandı. Üç kardeşin babalarından kalan miras üzerinden gelişen hikâyeyi, eğlenceli bir anlatımla ve hayata dair önemli mesajlarla sahneye taşıyan oyunda, oyuncular sergiledikleri performansla büyük beğeni topladı.</p>
<p><b>“Yoğun Katılımla İkinci Gösterimimizi Sahneledik”</b></p>
<p>‘Miras Değil Mübarek’ tiyatro oyunun ikinci gösterimiyle izleyici karşısına çıktıklarını ifade eden Osmangazi Kent Konseyi Engelliler Meclisi Başkanı Orhan Koca, “Arkadaşlarımız bu oyuna hazırlanmak için altı ay boyunca büyük bir özveriyle çalıştı. Özel gereksinimli bireylerden oluşan ekibimizle büyük bir motivasyonla hazırlandık. İlk oyunumuzu 3 Aralık Dünya Engelliler Günü kapsamında sahnelemiştik. Bugün ise yoğun bir katılımla ikinci gösterimimizi sanatseverlerle buluşturmanın mutluluğunu yaşıyoruz.” diye konuştu.</p>
<p><b>“Aylar Süren Bir Çalışmanın Ürünü”</b></p>
<p>Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a teşekkür ederek sözlerine başlayan oyunun yazarı Huriye Ece Küçük de, “Oyunumuz ikinci kez izleyiciyle buluştu. Bizlere her zaman destek olan Osmangazi Belediye Başkanımız Erkan Aydın’a teşekkür ediyorum. Senaryo süreci aylar süren bir çalışmaydı. Zaman zaman özel gereksinimli bireylerden destek aldık; zor ama çok keyifli bir süreç oldu. 16 kişilik oyuncu kadromuzla sahnelediğimiz oyun çok beğenildi. Bundan sonraki süreçte de kapılarımız herkese açık.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Başarılı sahne performanslarıyla izleyenlerin yoğun beğenisi kazanan engelli bireyler ise “Uzun bir hazırlık sürecinin ardından ikinci kez sahneye çıkmanın mutluluğunu yaşadık. İlk gösterimden sonra çok güzel geri dönüşler almıştık. Bugün salonun tamamen dolu olması bizi çok mutlu etti. İzleyicilere keyifli bir oyun izlettirdiğimiz için gururluyuz.” şeklinde konuştu.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/miras-degil-mubarek-tiyatro-oyunu-ikinci-gosterimiyle-buyuk-begeni-topladi-606249">&#8216;Miras Değil Mübarek&#8217; Tiyatro Oyunu İkinci Gösterimiyle Büyük Beğeni Topladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Bed Rotting&#8217; Sanıldığı Kadar Masum Değil!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bed-rotting-sanildigi-kadar-masum-degil-605872</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Jan 2026 20:20:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[bed]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[kişinin]]></category>
		<category><![CDATA[klinik]]></category>
		<category><![CDATA[masum]]></category>
		<category><![CDATA[rotting]]></category>
		<category><![CDATA[sanıldığı]]></category>
		<category><![CDATA[Yatakta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605872</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son dönemde sosyal medyada ‘bed rotting’ akımı ile sıkça karşılaşıldığını belirten uzmanlar, bu durumun masum bir dinlenme hali değil; çoğu zaman ruhsal zorlanmaların sessiz bir işareti olduğunu söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bed-rotting-sanildigi-kadar-masum-degil-605872">&#8216;Bed Rotting&#8217; Sanıldığı Kadar Masum Değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bu davranışın, kişinin dış dünyadan izole bir şekilde kendini yenileme çabası gibi görülebileceğini aktaran Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Bir kimsenin günlerini yatakta geçirmesi, onun duygularını düzenleme konusunda zorlandığı anlamını taşıyabilir. Bu kavramın özünü ortaya koyan davranış, kişinin ‘duygularım o kadar yoğun ya da o kadar boş ki, onlarla yüzleşmek yerine kendimi uyuşturmayı seçiyorum’ deme şeklidir.” dedi. Dinlenme kişiyi yenilerken, bed rottingin daha yorgun, suçlu ve hayattan kopuk hissettirebildiğini aktaran Beyaz, özellikle depresyonda bu durumun, hem hastalığın sonucu hem de onu besleyen bir kısır döngüye dönüşebildiğini vurguladı.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, son dönemde sosyal medyada sıkça karşılaşılan ‘bed rotting’ kavramı hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Bed rotting bir tanı değil, uzadığında zararlı olabilen bir geri çekilme davranışı!</strong></p>
<p>‘Bed rotting’ kavramının, özellikle son zamanlarda sosyal medyada akım şeklinde popülerleşip karşımıza çıkan, bireylerin yorganın altına saklanmış, yanında atıştırmalıkları, elinde telefonuyla saatlerce yataktan çıkmayan hali olarak tarif edilebileceğini aktaran Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Bu durum bir nevi psikolojide geri çekilme savunma mekanizmasının modern ve biraz da dijitalleşmiş bir hali.” dedi.</p>
<p>Klinik literatürde böyle resmi bir tanı söz konusu olmadığını, bunun daha çok bir davranış biçimi olduğunu ifade eden Beyaz, “Bu durum bir tanı olmasa da, bu davranışın bir semptom olma ihtimali olabilir. Yani kişinin dış dünyanın hızı, gürültüsü ve talepleri karşısında, bunaldığı ve yetişemediğini düşündüğü durumlarda bir çeşit rahatlama kaçınması; dış dünyadan izole bir şekilde kendini yenileme çabası gibi. Buradaki önemli husus,  kişinin rahatlayabilmek için bu eyleme yöneldikten sonra bunun uzaması onun lehine işlemeyebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Yatakta kalmak kişiyi daha yorgun hissettiriyorsa bu dinlenme değil, psikolojik bir alarmdır!</strong></p>
<p>Yatakta uzun süre kalmanın ne zaman dinlenme ne zaman psikolojik bir sorun sinyali olarak değerlendirilmesi gerektiğine değinen Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Bu ikisi arasında önemli bir fark var ve bunu fark etmek mümkün.” dedi.</p>
<p>Bu farklara açıklık getiren Beyaz, şunları söyledi:</p>
<p>“Dinlenme, şarj olmak, yenilenmek gibidir. Bittiğinde yataktan daha enerjik, tazelenmiş vaziyette gündelik hayata dönmeye istekli kalkılır. Dinlenme bir onarım sürecidir. Ama bed rotting dediğimiz şeyde durum daha farklı. Eğer yataktan çıkıldığında ya da yatmaya devam edilirken daha yorgun, daha uyuşmuş, suçlu ve zihinsel olarak bulanık hissediliyorsa, bu artık bir dinlenme değil de bir tür kaçıştır. Yatakta geçirilen zaman keyif vermekten ziyade, zamanı öldürmeye ve düşüncelerini susturmaya yarıyorsa, burada psikolojik bir alarm çalıyor denilebilir. Vücut burada ‘baş edemiyorum’ demektedir. Yatakta keyif yapmakla, birkaç gün boyunca duş almadan yatmak arasındaki fark, niyet ve sonuçtaki duygudur aslında.”</p>
<p><strong>Depresyonu besleyen bir kısır döngüye neden oluyor!</strong></p>
<p>Yatakta çürüme davranışının depresyon, tükenmişlik sendromu ve anksiyete ile etkileşimi bulunduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Tükenmişlik sendromunda, bu davranış bedenin iflas bayrağını çekmesidir. Öz enerji o kadar bitmiştir ki, kişi biyolojik olarak hareket edemez hale gelir.” dedi.</p>
<p>Anksiyetede ise yatağın bir tür sığınak gibi görüldüğünü dile getiren Beyaz, “Dış dünya tehditlerle doludur ve yorganın altı, o tehditlerin ulaşamayacağı güvenli bir liman olarak algılanabilir. Ancak en güçlü bağ depresyonla kurulur. Depresyonda olan çökkünlük hali nedeniyle kişiye kolunu kaldırmak bile büyük yük kaldırmak gibi gelir. ‘Bed rotting’, depresyonun hem bir sonucu hem de onu besleyen bir etkeni gibi. Kişi depresif olduğu için yatar, yattıkça hayatı kaçırır, hayatı kaçırdıkça daha çok depresif hisseder. Bu kısır döngü, kişiyi yavaş yavaş daha da olumsuz bir hale getirir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Bed rotting, kişinin hayata katılım isteğinin azaldığını gösterir! </strong></p>
<p>Bed rottingin, kişinin duygusal olarak ne yaşadığının bir göstergesi olabileceğine işaret eden Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bed rotting kavramı tanımıyla uyumlu olacak şekilde bir kimsenin günlerini yatakta geçirmesi, onun duygularını düzenleme konusunda zorlandığı anlamını taşıyabilir. Bu kavramın özünü ortaya koyan davranış, kişinin ‘duygularım o kadar yoğun ya da o kadar boş ki, onlarla yüzleşmek yerine kendimi uyuşturmayı seçiyorum’ deme şeklidir. Yani  bunu kişinin hayattan kopmaya başladığının, daha doğrusu hayata katılım gösterme isteğinde bir azalma olduğunun işareti olarak görebiliriz. Bu izole hal ile kişi yatakta kaldıkça, dış dünyadaki rolünü donduruyor gibi olur ve bu hal uzadıkça da, o rollere geri dönmek daha endişe edilesi bir hale gelir.”</p>
<p><strong>Bed rotting, bir semptom olarak başlar; kontrolsüz bırakıldığında bir probleme dönüşür! </strong></p>
<p>Bed rottingin bir semptom mu, yoksa başlı başına ele alınması gereken bir problem mi olduğu konusunu değerlendiren Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Aslında her ikisinin de bir karşılığı bulunmakta. ‘Bed rotting’, günlük hayatın stresi veya tükenme gibi altta yatan bir sorunun semptomudur; bir sonuçtur. Ancak kontrolsüz bırakıldığında da, kendi başına bir problem haline dönüşebildiğini söyleyebiliriz. Çünkü uzun süre yatakta vakit geçirmek uyku hijyenini bozar, beslenme düzenine zarar verir, sosyal bağlar zayıflayabilir ve fiziksel sağlığı da bir miktar tehdit eder. Yani yangının dumanı olarak başlar ama müdahale edilmediğinde de yangının kendisi haline gelebilir. Bu yüzden terapide bunu sadece bir depresyon belirtisi olarak geçiştirmeyiz; aynı zamanda davranışsal aktivasyon teknikleriyle kırılması gereken, başlı başına zararlı bir alışkanlık döngüsü olarak ele alırız.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Sorunlardan kaçınmak onların olduğundan daha şiddetli algılanmasına neden olur!</strong></p>
<p>Bed rotting eğilimi olan bireylerin öncelikle gerçekçi, basit ancak ısrarlı adımlarla başlaması gerektiğini vurgulayan Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Bazı kurallar belirlemeli ve buna uymaya gayret gösterilmeliler.” dedi.</p>
<p>Yatağın sığınılacak bir liman olmadığının altını çizen Beyaz, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Yatak sadece uyku için kullanılmalı. Film izlemek, yemek yemek ya da telefona bakmak için yatak yerine muhakkak koltuğa geçilmeli. Bed rotting hali oluyorsa da kısa süreliğine de olsa yataktan çıkaracak diş fırçalama, markete gidip gelme gibi bazı hedefler koyulabilir. Sonrasında yataktan çıkmak daha kolaylaşacaktır. Odanın karanlık veya loş olmaması sağlanmalı bu vesileyle de özellikle sabahları uyanınca güneş ışığını alabilmek, beynindeki ‘uyan’ sinyallerini tetikler ve ruh halini düzenleyen serotonin üretimini artırır. Bu öneriler işe yaramadığında, ruhsal bir çökkünlük ve beraberinde de isteksizlik baş gösterdiğinde, günlük sorumluluklar hatta kişisel hijyen ihmal edilmeye başlandığında yardım için sinyaller çalıyor demektir. Unutulmamalı ki sorunlardan kaçınmak onları olduğundan daha şiddetli bir şekilde algılamamızla sonuçlanır.” </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bed-rotting-sanildigi-kadar-masum-degil-605872">&#8216;Bed Rotting&#8217; Sanıldığı Kadar Masum Değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İran&#8217;da çözüm, sertlik değil reform!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/iranda-cozum-sertlik-degil-reform-604959</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Jan 2026 14:21:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[devlet]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[iranda]]></category>
		<category><![CDATA[protestolar]]></category>
		<category><![CDATA[ran]]></category>
		<category><![CDATA[reform]]></category>
		<category><![CDATA[rejim]]></category>
		<category><![CDATA[sertlik]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tepki]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=604959</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ozan Örmeci, İran’da ülke genelinde yayılan ekonomik koşullara ve hayat pahalılığına tepki gösteren protestolar ve bu süreçte yaşanan can kayıplarını değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iranda-cozum-sertlik-degil-reform-604959">İran&#8217;da çözüm, sertlik değil reform!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ozan Örmeci, İran’da ülke genelinde yayılan ekonomik koşullara ve hayat pahalılığına tepki gösteren protestolar ve bu süreçte yaşanan can kayıplarını değerlendirdi.</p>
<p><strong>Riyalin değer kaybı alım gücünü ciddi biçimde düşürdü</strong></p>
<p>Sahadan sağlıklı bilgi almanın zorlaştığına ve ülkede ciddi internet kısıtlamaları uygulandığına dikkat çeken Prof. Dr. Ozan Örmeci, protestoların başlangıç noktası ve seyriyle ilgili önemli tespitlerde bulundu.</p>
<p><strong>“Protestoların önce ekonomik taleplerle başladığı anlaşılıyor…”</strong></p>
<p>İran’daki protestoların ilk olarak ekonomik taleplerle başladığını belirten Prof. Dr. Örmeci, “Sahadan bilgi almak kolay olmadığı ve İran’da şu sıralar internet üzerinde büyük bir kısıtlamaya gidildiği için doğru bilgilere ulaşmak zor olsa da Türkiye ve Kuzey Kıbrıs’taki İran uzmanlarıyla yaptığım görüşmeler neticesinde protestoların önce ekonomik taleplerle başladığı anlaşılıyor. Özellikle İran para birimi riyalin devalüe olması nedeniyle alım gücü ciddi biçimde düşen vatandaşlar rejime tepki göstermeye başladı.” dedi.</p>
<p><strong>Ekonomik temelli başlayan tepki siyasi nitelik kazandı…</strong></p>
<p>Prof. Dr. Örmeci, ekonomik temelli tepkilerin zamanla siyasi bir nitelik kazandığını vurgulayarak, “İran’daki molla rejiminin geleneksel sorunları olan kadın özgürlükleri, farklı etnik ve dini gruplarla ilişkiler ve hayat standartları düşük olan gençlerin saldırgan aktivizmi gibi temalar üzerinden gelişmiştir. Rejim başlarda silah kullanımını yasaklasa da zamanla karşılıklı şiddet kullanımı başlamış ve nitekim olaylardaki ölü sayısının 500’ü geçtiği belirtilmiştir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Gençler ve kadınlar protestolarda her zaman ön planda</strong></p>
<p>Prof. Dr. Örmeci, İran’daki protesto kültürüne dikkat çekerek, şunları söyledi:</p>
<p>“Yeşil Hareket dönemi ve Mahsa Amini protestolarını incelediğimizde, daha ziyade gençler ve kadınların İran’daki protestolara çok yoğun olarak katıldıkları ve olaylar organize olmasa da genel rejim memnuniyetsizliği nedeniyle patlamaya hazır bir kitlenin İran’da sürekli var olduğu bilinmektedir. Bu defa bu geleneksel muhalif gruplara ekonomik zorluklardan bıkan esnaflar da eklenince, olayların kısa sürede büyümesi zemin kazanmış ve gösteriler daha geniş katılıma sahne olmuştur. Ayrıca göstericilerin sosyal medya platformlarını kullanarak haberleştikleri ve organize oldukları anlaşılınca, bu yönde büyük kısıtlamalara gidilmiş ve İran’daki muhaliflere destek olmak amacıyla Amerikalı iş insanı Elon Musk, Starklink uydularını göndermiştir. Zamanla devletin tedbirleri nedeniyle İran’ın tüm internet erişimi kesilmiştir. Bu bağlamda, elbette yabancı devletlerin kışkırtmaları da bu tarz süreçlerde etkilidir ki İsrail ve ABD’nin İran içerisinde operasyonlar yapabildiğine kısa süre önce tanıklık etmiştik.”</p>
<p><strong>Köklü devlet geleneğine sahip İran’da rejimin yıkılması o kadar da kolay değil!</strong></p>
<p>İran rejiminin, başlarda yumuşak tepkilerine karşın giderek sertleşmeye başladığını ve şiddet kullanan göstericileri şiddetle bastırma amacında olduğunu ifade eden Prof. Dr. Örmeci, “Bu, tüm rejimlerde olduğu gibi otoriter bir yönetim sistemi olan İran’da da geçerli bir durum olup, devlet otoritesinin iç dinamikler nedeniyle kendiliğinden kaybolması ve rejimin yıkılması-Tahran’ın sahip olduğu köklü devlet geleneği nedeniyle-o kadar da kolay değildir. Ancak elbette ABD ve İsrail gibi dış güçlerin doğrudan müdahalesi durumunda olaylar farklı bir yönde gelişebilir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Rejim meşruiyeti sarsılıyor ancak tamamen kaybolmuş değil</strong></p>
<p>Protestoların rejimin meşruiyeti üzerindeki etkisini de değerlendiren Prof. Dr. Örmeci, “Rejim, daha ziyade yolsuzluk, ekonomik kaynakların verimsiz kullanımı, yasakçılık, adam kayırmaya dayalı liyakatsizlik düzeni, beceriksizlik ve ABD gibi tehlikeli büyük devletlerle iyi ilişkiler kuramaması nedeniyle İran halkını zora sokması gibi temalar üzerinden şiddetle eleştirilmektedir. İran halkında protesto ve isyan kültürü çok güçlü olup, 1979’da bundan istifade eden İslamcılar, şimdi bundan yakınmaktadırlar. Protestolar rejimin meşruiyetini ciddi anlamda sarsmakta, ancak meşruiyetin kaybolduğuna dair henüz elde somut bir veri bulunmamaktadır. Çünkü devletin tüm ideolojik aygıtlarıyla yaklaşık 50 yıldır Şahlık anti-propagandasına maruz kalan İran halkının sıfırdan yeni bir ezbere alışması kolay değildir.” dedi.</p>
<p><strong>ABD algısı İran’da değişiyor</strong></p>
<p>ABD’nin olası müdahalesinin protestolara etkisine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Örmeci, “ABD, özellikle de Donald Trump yönetimi, rejimin propaganda çabaları sonucunda İran’da aslında geleneksel bir nefret objesi, hatta Humeyni’nin deyimiyle ‘büyük şeytan’ iken, son yıllarda ülkedeki sosyoekonomik, siyasal ve güvenlik sorunlarının derinleşmesi neticesinde özellikle gençlerin sıcak baktığı bir dış güç haline gelmeye başlamıştır. Keza devrik Şah Pehlevi’nin oğlu Rıza Pehlevi’ye verilen dış ve iç desteğin de son dönemde arttığı görülmektedir. Batı’nın açıklamalarına İran’dan erişim sınırlı olsa da İran’ın yurt dışında yaşayan büyük bir diaspora topluluğunun olması ve bunların genelde rejim karşıtı olması sebebiyle dışarıdaki tepkiler içeriye de kanalize olmaktadır.” şeklinde konuştu.  </p>
<p><strong>Rejim değişimi zor, istikrarsızlık devam edebilir</strong></p>
<p>Protestoların rejim değişimiyle sonuçlanmasının kısa vadede zor olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Örmeci, şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p>“Bu protestoların İran’da rejimi değiştirip değiştiremeyeceğini öngörmek için yeterince somut bilgi ve veri yoktur. Ancak önceki deneyimler temelinde, rejimin yerinde kalacağı ve protestoların hem güvenlik güçlerince bastırılma hem de sönümlenme yoluyla zaman içerisinde cılızlaşacağını öngörebilirim. Bu ise kuşkusuz, İran’ın sorunlarının çözüldüğü anlamına gelmemekte ve ülkenin istikrarsız yönetiminin devam edeceğine delalet etmektedir. Tahran’ın bu konuda aşama yapabilmesi için ABD yaptırımlarının en azından bir bölümünden kurtulması, bunun için de nükleer programı yerine kalkınmaya odaklanması gerekmektedir.”</p>
<p><strong>“Rejimin reform yoluyla dönüşümü Ankara açısından daha kabul edilebilir bir seçenek”</strong></p>
<p>İran’ın öncelikle yaptırımlardan kurtulması ve kalkınmaya odaklanması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Örmeci, “Yine rejimin kadın giyimi, gençlerin yaşamları gibi konularda daha özgürlükçü bir tavır alması yerinde olabilir. Ancak bu tarz sert ideolojilere dayalı rejimler, ilginçtir ki taviz verdikçe yıkılma sürecine de girebilirler. Bu nedenle, Çin’deki 1980’ler deneyimi de göz önünde tutulursa, olayların günlük yaşamı bozduğu bir zamanlamada asayiş ve güvenliğin sağlanması ve sonrasında da kalkınma sürecinin başlatılması yerinde olacaktır. Türkiye açısından da İran’daki gelişmeler kritik mahiyette olup, rejimin devrim yerine reform yoluyla dönüşümü Ankara açısından daha kabul edilebilir bir seçenektir. Ancak bu reformların toplumla bağlantı kuracak olan gerekli sivil toplum kanallarının olmadığı bir ortamda gerçekleştirilmesi de kolay bir iş değildir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iranda-cozum-sertlik-degil-reform-604959">İran&#8217;da çözüm, sertlik değil reform!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Eşki: &#8220;Dijitalleşme bir tercih değil, zorunluluk&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-eski-dijitallesme-bir-tercih-degil-zorunluluk-603916</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Jan 2026 07:37:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[bornova]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[dijitalleşme]]></category>
		<category><![CDATA[eski]]></category>
		<category><![CDATA[merkez]]></category>
		<category><![CDATA[süreci]]></category>
		<category><![CDATA[tercih]]></category>
		<category><![CDATA[zorunluluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=603916</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, Afete Karşı Dirençli Kentler Paneli’nde yaptığı konuşmada Bornova Belediyesi’nin kentsel, yeşil ve dijital dönüşüm vizyonunu anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-eski-dijitallesme-bir-tercih-degil-zorunluluk-603916">Başkan Eşki: &#8220;Dijitalleşme bir tercih değil, zorunluluk&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, Afete Karşı Dirençli Kentler Paneli’nde yaptığı konuşmada Bornova Belediyesi’nin kentsel, yeşil ve dijital dönüşüm vizyonunu anlattı. Dijital ikiz ve akıllı şehir uygulamalarıyla Bornova’nın tüm verilerinin sisteme aktarıldığını belirten Eşki, dijitalleşmenin bir pazarlama aracı değil, kamuya hizmet olduğunu vurguladı. Panel, belediye başkanları, bürokratlar ve sektör temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirildi.</p>
<p>Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, Sampaş Bilişim ve İletişim Sistemleri  tarafından düzenlenen Afete Karşı Dirençli Kentler Panelinde yaptığı konuşmada, Bornova Belediyesi’nin dijitalleşme yolculuğunu ve bu süreci neden stratejik bir öncelik olarak gördüklerini çarpıcı örneklerle anlattı.</p>
<p><b>“Üç temel vizyon belirledik: Kentsel, yeşil ve dijital dönüşüm”</b></p>
<p>Göreve geldikleri günden bu yana net bir yol haritası çizdiklerini vurgulayan Başkan Eşki, Bornova Belediyesi’nin vizyonunu üç temel başlıkta topladıklarını belirterek şunları söyledi: “Kendimize üç tane temel alan seçtik: Kentsel dönüşüm, yeşil dönüşüm ve dijital dönüşüm. Dijitalleşmenin ne kadar hayati bir konu olduğunun farkındayız.</p>
<p>Türkiye’nin küresel ölçekte dijital alanda yeterince temsil edilmediğine dikkat çeken Eşki, Barcelona’da düzenlenen uluslararası bilişim fuarına atıfta bulunarak, “Türkiye’nin tek bir esamesinin bile olmaması ülkemiz adına çok üzücü” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>“Bornova’nın dijital ikizi artık hazır”</b></p>
<p>Dijitalleşmenin Bornova’da yalnızca bir teknoloji yatırımı değil, kurumsal bir dönüşüm süreci olduğunu vurgulayan Başkan Eşki, dijital ikiz uygulamasının bu sürecin en önemli araçlarından biri olduğunu söyledi. Yaklaşık 21 aylık belediye başkanlığı süresinin 18 ayının dijitalleşmeye ayrıldığını ifade eden Eşki, Bornova’nın tüm verilerinin 8–9 ay süren yoğun bir çalışmayla sisteme aktarıldığını belirterek, “Bu bir veri madenciliği süreciydi. İleride bütün belediyeler buna mecbur kalacak. Tıpkı bankacılığın defterlerden IBAN sistemine geçmesi gibi…” diye konuştu.</p>
<p><b>Akıllı Şehirler Merkezi: “Gelip gösterdiğimiz gurur tablosu”</b></p>
<p>Dijital dönüşümün somut çıktılarından birinin de Akıllı Şehirler Merkezi olduğunu dile getiren Başkan Eşki, bu merkezi makam odasının hemen yanına kurduklarını anlattı. Esprili bir dille konuşmasını sürdüren Eşki, şunları söyledi: “Normalde makamlarda çay düğmesi olur. Biz ikinci bir düğme koyduk. ‘Kime hava atmak istiyorsak’ ona basıyoruz. Misafirlerimize ‘gelin bakın biz ne yaptık’ diyoruz.”</p>
<p>Bu merkez sayesinde hem parti genel merkezinden hem de önemli kurumlardan gelen temsilcilere Bornova’nın dijital altyapısını gururla sunduklarını ifade etti.</p>
<p><b>“Bu bir pazarlama değil, memlekete hizmettir”</b></p>
<p>Dijitalleşmenin yalnızca ticari ya da siyasi bir vitrin olmadığını özellikle vurgulayan Başkan Eşki, bu süreci kamu yararı perspektifiyle ele aldıklarını söyleyerek, “Bu yaptığımız iş sadece bir ticaret değil, sadece siyaseten bir pazarlama unsuru da değil. Bu, memlekete yapılan bir hizmettir.” dedi.</p>
<p>Türkiye’de belediyelerde bilgisayar kullanımının öncülerinden biri olan Şekip Birgöl’e atıfta bulunan Eşki, Bornova’nın da dijital dönüşümde öncü belediyelerden biri olacağına dikkat çekti.</p>
<p><b>“Türkiye’de dijitalleşmeyi ilk başlatan belediyelerden biri olmakla övünebiliriz”</b></p>
<p>Konuşmasının sonunda Bornova Belediyesi’nin attığı adımların tarihsel bir anlam taşıdığını ifade eden Başkan Eşki, şu sözlerle vizyonunu özetledi:</p>
<p>“<em>SAMPAŞ Holding Yönetim Kurulu Başkanı Şekip Karakaya</em><b><em> </em></b>‘Türkiye’de ilk bilgisayarı belediyelere ben getirdim’ diyebiliyorsa, biz de bu genç yaşta dijitalleşme sürecini Türkiye’de ilk başlatan belediye olduğumuzla övünebiliriz.”</p>
<p>SAMPAŞ Holding tarafından düzenlenen Afete Karşı Dirençli Kentler Paneli, belediye başkanları, üst düzey bürokratlar ve sektör temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşti. Panelde, kentlerin afetlere karşı daha dirençli hale gelmesi için dijitalleşmenin rolü ele alındı.</p>
<p><b> </b></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-eski-dijitallesme-bir-tercih-degil-zorunluluk-603916">Başkan Eşki: &#8220;Dijitalleşme bir tercih değil, zorunluluk&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güzel koku hijyen göstergesi değil!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/guzel-koku-hijyen-gostergesi-degil-603190</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Jan 2026 11:37:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Dilek Leyla Mamçu]]></category>
		<category><![CDATA[göstergesi]]></category>
		<category><![CDATA[güzel]]></category>
		<category><![CDATA[hijyen]]></category>
		<category><![CDATA[Kimyasallar]]></category>
		<category><![CDATA[koku]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[solunum]]></category>
		<category><![CDATA[temizlik]]></category>
		<category><![CDATA[ürün]]></category>
		<category><![CDATA[yüzey]]></category>
		<category><![CDATA[zarar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=603190</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, temizlik kimyasallarının yanlış ve gereksiz kullanımının insan sağlığına ve çevreye zararları ile doğru ve bilinçli temizlik alışkanlıklarının önemi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/guzel-koku-hijyen-gostergesi-degil-603190">Güzel koku hijyen göstergesi değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, temizlik kimyasallarının yanlış ve gereksiz kullanımının insan sağlığına ve çevreye zararları ile doğru ve bilinçli temizlik alışkanlıklarının önemi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Yanlış kullanılan temizlik kimyasalları sağlığa zarar veriyor!</strong></p>
<p>Ev temizliğinde sık kullanılan yüzey temizleyicileri ve dezenfektanların, çamaşır suyu (sodyum hipoklorit), amonyak, alkoller, kuaterner amonyum bileşikleri ve sentetik kokular gibi kimyasallar içerdiğini aktaran Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Bu maddeler mikropları öldürürken, yanlış veya sık kullanıldığında insan sağlığına da zarar verebilir.” dedi.</p>
<p>Özellikle solunum yolu ile alınan zararlı maddelerin çeşitli sağlık sorunlarına yol açabildiğine işaret eden Dr. Mamçu, “Temizlik sırasında aerosol haline gelen kimyasallar, havada askıda kalan partiküller olarak solunabilir ve bu durum, solunum sisteminde irritasyona, alerjik reaksiyonlara ve hatta astım gibi nezle-boğaz hastalıklarına sebep olabilir. Ayrıca, temizlik kimyasallarının göz irritasyonu üzerindeki etkileri de araştırmalara konu olmuştur. Birçok kimyasal, doğrudan gözle temas ettiğinde yanma, sulanma veya kızarıklık gibi belirtilere neden olur.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Güzel koku olması, yüzeyin daha hijyenik olduğu anlamına gelmez!</strong></p>
<p>Temizlik maddelerinin kokusunun genellikle parfüm ve uçucu kimyasallardan geldiğini hatırlatan Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Koku olması, yüzeyin daha hijyenik olduğu anlamına gelmez.” dedi.</p>
<p>Bazı ürünlerin mikropları öldürmeden sadece kokuyu bastırdığını ifade eden Dr. Mamçu, şöyle devam etti:</p>
<p>“Güçlü koku daha fazla kimyasal solunması demektir. Bu kimyasallar, cilt irritasyonlarından solunum problemlerine kadar geniş bir sağlık spektrumunda olumsuz etkilere neden olabilir. Özellikle çocukların ve hamile kadınların kimyasallara maruz kalma riski, bu maddelerin cinsiyet bazında farklı etkileri ve çevresel etkileri, bilinçli tüketim gerekliliğini daha da ön plana çıkarıyor. </p>
<p>Özellikle çamaşır suyu, asitli ürünler gibi başka temizleyicilerle asla karıştırılmamalı. Zehirli gaz açığa çıkabilir. Gerçek hijyen; doğru ürünün doğru miktarda ve doğru süre uygulanması ile sağlanır.”</p>
<p><strong>Temizlik sırasında ortamın havalandırılması şart!</strong></p>
<p>Masalar, tezgâhlar ve çalışma yüzeylerinin temiz ve dezenfekte edilmiş olmasının bulaşıcı hastalıkların önlenmesi için son derece önemli olduğuna dikkat çeken Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Temizlik malzemelerinin kullanımı esnasında havaya salınan kimyasalların solunmaması ve sonrasında ortamın havalandırılması yararlı olacaktır.” dedi.</p>
<p>Sprey formdaki ürünlerin kapalı alanlarda kullanımının ise daha tehlikeli olduğunu kaydeden Dr. Mamçu, “Temizlik yaparken daha az kimyasal madde solumak için uygun havalandırma yapmak büyük önem taşır. Bu amaçla pencerelerin ve kapıların mutlaka açılması gerekir. İyi bir havalandırma, odanın havasındaki toksik maddelerin en aza indirilmesine yardımcı olur.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Temizlik kimyasalları hassas gruplarda sağlık sorunlarına neden olabiliyor!</strong></p>
<p>Çocuklar, hamileler, yaşlılar ve alerjik bünyelerin bu kimyasallardan nasıl etkilendiğine değinen Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Çocukların solunum yolları daha hassastır. Yüzeylere temas edip ellerini ağızlarına götürebilirler. Kimyasalların bazıları hamilelerde hormonal dengeyi etkileyebilir. Yaşlıların akciğer kapasitesi ve bağışıklık sistemi daha zayıf olabilir. Alerjik bünyeler ve astımlılarda burun akıntısı, hırıltılı solunum görülebilir.” uyarısında bulundu.</p>
<p>Dr. Mamçu, Temizlik sonrası geçmeyen öksürük, nefes almakta zorlanma, baş dönmesi veya mide bulantısı, gözlerde şiddetli yanma, ciltte kızarıklık, kaşıntı veya yanma hissi, astım veya alerji belirtilerinde artış ortaya çıkmasının kullanılan ürüne bağlı olabileceğini hatırlattı. </p>
<p><strong>Gereksiz antibakteriyel ürün kullanımı, sağlık sorunlarına ve çevre kirliliğine yol açıyor! </strong></p>
<p>Antibakteriyel ürünlerin gereksiz kullanımının ne gibi sağlık ve çevre sorunları ortaya çıkarabileceği hakkında bilgi veren Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Dirençli bakterilerin gelişmesi, bağışıklık sisteminin bozulması, cilt florasının bozulması gibi sağlık sorunlarına ve kimyasalların suya karışarak çevre kirliliği oluşturmasına neden olur.” dedi.</p>
<p>Temizlik ürünlerinin içerisinde yer alan zararlı kimyasallardan korunmak için önerilerde bulunan Dr. Mamçu, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Temizlik ürünlerinin etiketlerini doğru okumak çok önemlidir. Hangi ürünün hangi içeriklerle temas etmemesi gerektiği hakkında bilgi sahibi olmak kimyasal reaksiyonla ortaya çıkabilecek olumsuz etkileri minimize eder. Kimyasal içeriği azaltılmış veya tamamen doğal ürünler tercih edilebilir. Evde sirke, karbonat ve limon gibi malzemelerle doğal temizlik ürünleri yapılabilir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/guzel-koku-hijyen-gostergesi-degil-603190">Güzel koku hijyen göstergesi değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dr. Eroğlu &#8220;Bitkiler sadece birer flora değil, medeniyetin kendisidir&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dr-eroglu-bitkiler-sadece-birer-flora-degil-medeniyetin-kendisidir-603172</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Jan 2026 11:21:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[birer]]></category>
		<category><![CDATA[bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[eroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[flora]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=603172</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Etnografya Müzesi tarafından düzenlenen “Canlı Bilimi Perspektifinde Kültür, Tarih ve Gastronomi” söyleşileri kapsamında “Anadolu Bitkilerinin Kültürel Süreklilik ve Kültürel Etkileşimdeki Rolleri” başlıklı söyleşi gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-eroglu-bitkiler-sadece-birer-flora-degil-medeniyetin-kendisidir-603172">Dr. Eroğlu &#8220;Bitkiler sadece birer flora değil, medeniyetin kendisidir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Etnografya Müzesi tarafından düzenlenen “Canlı Bilimi Perspektifinde Kültür, Tarih ve Gastronomi” söyleşileri kapsamında “Anadolu Bitkilerinin Kültürel Süreklilik ve Kültürel Etkileşimdeki Rolleri” başlıklı söyleşi gerçekleştirildi. Moderatörlüğünü Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Temel ve Endüstriyel Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. A. Esra Eren Eroğlu’nun üstlendiği etkinliğe Etnografya Müzesi Müdürü Doç. Dr. Dilek Maktal Canko’nun yanı sıra öğrenciler ve sanatseverler katıldı.  Söyleşide Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Botanik Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Dr. Volkan Eroğlu konuşmacı olarak yer aldı. Dr. Eroğlu, Anadolu coğrafyasındaki bitkilerin medeniyetler arası yolculuğunu ve geçirdiği kültürel süreçleri dinleyicilere aktardı.</p>
<p>Bitkilerin, kültürel aktarımda üstlendiği rolün keşfedilmeyi bekleyen bir alan olduğunu vurgulayan Dr. Volkan Eroğlu, “Anadolu’nun ruhunu kavramak, ancak doğayı, yani yeşili ve toprağı doğru okumaktan geçer. Bitkilerin kültürümüzdeki yeri, hâlâ keşfedilmeyi bekleyen bakir bir alan gibi önümüzde duruyor. Düşünün ki bu coğrafyada medeniyetler değişse de mutfaktan şifaya kadar kurdukları etkileşim hep aynı bitkiler üzerinden ilerledi. Tarihin sıfır noktasına, ‘Bereketli Hilal’e baktığımızda buğdayın, arpanın ve çavdarın anavatanında olduğumuzu görüyoruz. Göbeklitepe’deki o tahıl öğütme taşları bize yerleşik hayatın kapısını bitkilerin açtığını fısıldıyor. Ekmeğin ilk kez mayalandığı, Hititlerin söğüt ağacından bulduğu şifanın bugün modern tıpta aspirine dönüştüğü bu topraklarda, bitkiler sadece birer flora değil, medeniyetin ta kendisidir” dedi.</p>
<p><b>“Doğanın belleğinden medeniyetin köklerine”</b></p>
<p>Dr. Volkan Eroğlu “Bu köklü miras sadece tarlada veya eczada değil; sanatta, ticarette ve inançta da karşımıza çıkıyor. Halılarımızdaki o bitki motifleri öylesine yapılmış süslemeler değil; bereketin, yaşamın ve korumanın görsel bir dilidir. Side sikkelerinden Rüstem Paşa çinilerine kadar izini sürdüğümüz ‘nar’ formu, Sivas Gökmedrese’nin taşlarında donmuş bir hafıza kartı gibidir. Ticarette bile bitkilerin imzası var; keçiboynuzu çekirdeğinin o şaşmaz sabit ağırlığı, İpek Yolu’nda elmasa ve altına ‘karat’ adını vermedi mi? Hititlerden beri yaktığımız ardıç ve defne tütsüleri, bir arınma ritüeli olarak binlerce yıldır sürüyor. Öyle ki, 6 Şubat depremlerinden sonra Hatay’daki anma törenlerinde hâlâ bu kokuların yükselmesi, acılarımız değişse de Anadolu’nun kültürel sürekliliğinin ve doğaya sığınışımızın en somut kanıtıdır” diye konuştu.</p>
<p>Etkinliğin sonunda katılımcıların sorularını yanıtlandı. Ege Üniversitesi Etnografya Müzesi Müdürü Doç. Dr. Dilek Maktal Canko, Dr. Volkan Eroğlu’na “Teşekkür Belgesi” takdim etti.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-eroglu-bitkiler-sadece-birer-flora-degil-medeniyetin-kendisidir-603172">Dr. Eroğlu &#8220;Bitkiler sadece birer flora değil, medeniyetin kendisidir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zihni besinler değil, alışkanlıklar güçlendiriyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zihni-besinler-degil-aliskanliklar-guclendiriyor-602294</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Dec 2025 10:51:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alışkanlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[alp]]></category>
		<category><![CDATA[besinler]]></category>
		<category><![CDATA[bilişsel]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[güçlendiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[içecek]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkili]]></category>
		<category><![CDATA[Uyarılma]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<category><![CDATA[zihinsel]]></category>
		<category><![CDATA[Zihinsel Performans]]></category>
		<category><![CDATA[zihni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=602294</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, besinler ve içeceklerin zihinsel performans üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zihni-besinler-degil-aliskanliklar-guclendiriyor-602294">Zihni besinler değil, alışkanlıklar güçlendiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, besinler ve içeceklerin zihinsel performans üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Bilişsel performans çok boyutlu bir süreçtir ve beslenme bu sürecin yalnızca bir parçası!</strong></p>
<p>Beslenme ve içecek tercihlerinin, bilişsel işlevleri tek başına belirleyen unsurlar olmadığına dikkat çeken Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Daha çok beynin çalıştığı genel fizyolojik zemini etkilerler. Kan şekeri dengesi, sıvı alımı ve bedenin uyarılma düzeyi; dikkat ve zihinsel sürdürülebilirlik üzerinde dolaylı bir rol oynar.” dedi.</p>
<p>Bu etkilerin genellikle kısa süreli ve kişiden kişiye değişkenlik gösterdiğini aktaran Alp, “Sağlıklı bireylerde, tek bir içeceğin hafıza ya da üst düzey bilişsel işlevleri kalıcı biçimde güçlendirmesini beklemeyiz. Bilişsel performans çok boyutlu bir süreçtir ve beslenme bu sürecin yalnızca bir parçasıdır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>‘Zihni keskinleştirme’ algısı, geçici bir uyanıklık hissini yansıtıyor!</strong></p>
<p>‘Zihni keskinleştirme’ ifadesinin bilimsel bir kavramdan ziyade gündelik bir betimleme olduğunu kaydeden Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Nörobilimsel açıdan bu tür içeceklerin oluşturduğu etki çoğu zaman dikkat sistemlerinde geçici bir uyanıklık artışıyla sınırlıdır. Bu durum, bilişsel kapasitenin artmasından çok, mevcut zihinsel durumun daha belirgin hissedilmesiyle ilişkilidir.” dedi.</p>
<p>Kişinin kendini daha ‘açık’ hissetmesinin, her zaman ölçülebilir bir performans artışı anlamına gelmeyebileceğini ifade eden Alp, bu tür ifadelerin bilimsel dikkatle ele alınması gerektiğini söyledi.</p>
<p><strong>Pancar suyunun zihinsel performansa etkisi fizyolojik ve öznel algılarla ilişkili! </strong></p>
<p>Son dönemde pancar suyunun zihinsel performansla ilişkilendirilmesine değinen Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Pancar suyu ile zihinsel performans arasındaki ilişki, doğrudan bilişsel süreçlerden ziyade fizyolojik mekanizmalar üzerinden ele alınır.” dedi.</p>
<p>Pancar suyu içeriğinde yer alan bileşenlerin damar genişlemesini desteklemesinin, beyin kan akışı üzerinde dolaylı bir etki meydana getirebileceğine işaret eden Alp, şöyle devam etti:</p>
<p>“Ancak bu durum, bilişsel işlevlerin otomatik olarak güçlendiği anlamına gelmez. Mevcut araştırmalar, bu etkinin daha çok genel uyanıklık ve bedensel enerjiyle ilişkili olabileceğini düşündürüyor. Bu nedenle pancar suyunun bilişsel etkileri sınırlı ve dolaylıdır.</p>
<p>Pancar suyu sonrası bildirilen ‘zihinsel açılma’ hissi çoğu zaman öznel bir deneyimi yansıtır. Uyanıklık artışı, bedensel farkındalık ve beklenti bu algının oluşmasında etkili olabilir. Nöropsikolojik açıdan gerçek bilişsel değişim, standart testler ve nesnel ölçümlerle değerlendirilir. Kişinin kendini daha iyi hissetmesi, bilişsel işlevlerin gerçekten güçlendiği anlamına gelmeyebilir. Bu nedenle öznel deneyim ile ölçülebilir bilişsel değişim arasındaki ayrım önemlidir.”</p>
<p><strong>Gerçek bilişsel güçlenme öğrenme, tekrar ve nöroplastisite süreçlerini içerir!</strong></p>
<p>Kısa süreli dikkat artışının, beynin uyarılma düzeyindeki geçici bir yükselmeyle ilişkili olduğunu dile getiren Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Bu durum genellikle anlık performansı etkiler ve kalıcı değildir. Gerçek bilişsel güçlenme ise öğrenme, tekrar ve nöroplastisite süreçlerini içerir.” dedi.</p>
<p>Tekil uyaranlar ya da içeceklerin çoğunlukla ilk grupta yer aldığını aktaran Alp, “Bu ayrım, bilişsel etkileri doğru yorumlayabilmek açısından önem taşır. Zihinsel uyarılma oluşturan içecekler her bireyde aynı etkiyi göstermeyebilir. Kaygı bozukluğu, panik atak ya da dikkat düzenleme güçlüğü olan kişilerde bu tür etkiler rahatsızlık hissini artırabilir. Aşırı uyarılma, odaklanmayı kolaylaştırmak yerine zorlaştırabilir. Beynin verimli çalışması, her zaman daha fazla uyarılmayla sağlanmaz. Bu nedenle bireysel farklılıkların göz önünde bulundurulması gerekir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Bilişsel verimlilik çoğu zaman dışsal bir destekten çok, içsel düzenlemeyle ilişkili!</strong></p>
<p>Zihinsel berraklığı destekleyen temel unsurların düzenli uyku, stresin yönetilebilmesi ve dikkat yükünün dengelenmesi olduğunu vurgulayan Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Uyku sürekliliği, özellikle bellek ve yürütücü işlevler için belirleyicidir.” dedi.</p>
<p>Gün içinde zihinsel molalar verebilmenin ve dikkat bölünmelerini azaltmanın da bilişsel verimi desteklediğinin altını çizen Alp, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Fiziksel hareket ve günlük rutinler, beynin düzenleyici sistemlerine katkı sağlar. Bu alışkanlıklar, tekil içecek etkilerinden çok daha kalıcıdır. Zihinsel berraklık arayışında öncelikle kişinin kendi zihinsel ritmini tanıması önerilir. Dikkatin ne zaman düştüğünü ve bunun hangi koşullarda gerçekleştiğini fark etmek önemlidir. Kısa vadeli çözümler yerine, zihinsel yükün nasıl dağıtıldığına odaklanmak daha sürdürülebilir sonuçlar sağlar. Bilişsel verimlilik çoğu zaman dışsal bir destekten çok, içsel düzenlemeyle ilişkilidir. Bu farkındalık, uzun vadede zihinsel performansı daha sağlıklı bir biçimde destekler.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zihni-besinler-degil-aliskanliklar-guclendiriyor-602294">Zihni besinler değil, alışkanlıklar güçlendiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diş kaybı yalnızca estetik bir sorun değil!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dis-kaybi-yalnizca-estetik-bir-sorun-degil-601346</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Dec 2025 09:07:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağız]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[Diş Kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[estetik]]></category>
		<category><![CDATA[Hastanın]]></category>
		<category><![CDATA[implant]]></category>
		<category><![CDATA[kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[Nedenle]]></category>
		<category><![CDATA[Sistemik]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[uygulama]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601346</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Protetik Diş Tedavisi Uzmanı Öğr. Gör. Yaren Dilci Halmedov, diş kaybının nedenleri, ağız ve genel sağlık üzerindeki etkileri, güncel protetik tedavi seçenekleri ve diş kaybını önlemede erken teşhisin önemi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dis-kaybi-yalnizca-estetik-bir-sorun-degil-601346">Diş kaybı yalnızca estetik bir sorun değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Protetik Diş Tedavisi Uzmanı Öğr. Gör. Yaren Dilci Halmedov, diş kaybının nedenleri, ağız ve genel sağlık üzerindeki etkileri, güncel protetik tedavi seçenekleri ve diş kaybını önlemede erken teşhisin önemi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Diş kaybı, fonksiyonel ve sistemik etkileri olan önemli bir sağlık problemi!</strong></p>
<p>Diş kaybının, günümüzde toplumda oldukça yaygın görülen önemli bir sağlık problemi olduğunu ifade eden Öğr. Gör. Yaren Dilci Halmedov, “Çoğu zaman yalnızca estetik bir sorun olarak algılansa da diş kaybının çiğneme, konuşma, beslenme fonksiyonları ve genel yaşam kalitesi üzerinde ciddi etkileri bulunur. Bu nedenle diş kaybı yalnızca görsel açıdan değil, fonksiyonel ve sistemik etkileriyle de değerlendirilmelidir.” dedi.</p>
<p>Diş kaybının en yaygın nedenleri arasında diş çürükleri ve diş eti hastalıklarının yer aldığına dikkat çeken Öğr. Gör. Halmedov, “Bunun yanı sıra travmalar, ağız ve diş bakımının ihmal edilmesi, sigara kullanımı, bazı sistemik hastalıklar ve yaş faktörü de diş kaybı riskini artıran etkenler arasında sayılır. Özellikle diş eti hastalıkları sinsi bir seyir izleyerek çoğu zaman fark edilmeden ilerleyebilir ve ciddi diş kayıplarına yol açabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Diş boşlukları birçok probleme yol açabilir!</strong></p>
<p>Eksik dişlerin, çiğneme fonksiyonunun azalmasına ve ağız içi dengenin bozulmasına neden olduğunu vurgulayan Öğr. Gör. Yaren Dilci Halmedov, “Diş boşlukları oluştuğunda, komşu dişler bu boşluğa doğru kayabilir, karşı çenedeki dişler ise boşluğa doğru uzama eğilimi gösterebilir. Bu durum zamanla kapanış bozukluklarına ve buna bağlı olarak sindirim sistemi problemlerine yol açabilir.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Diş kaybının tedavisine yönelik birçok etkili protetik uygulama bulunuyor…</strong></p>
<p>Günümüzde diş kaybının tedavisine yönelik birçok etkili protetik uygulama bulunduğunu aktaran Öğr. Gör. Yaren Dilci Halmedov, “Tek diş kaybı vakalarında öncelikli olarak implant üstü protezler tercih edilir ve hastalara önerilir. Ancak kemik yetersizliği bulunması ya da hastanın çeşitli nedenlerle implant tedavisine uygun olmaması durumunda, komşu dişlerden destek alınarak köprü protez uygulaması yapılabilir.” dedi.</p>
<p>Çoklu diş kaybı bulunan vakalarda da implant üstü protezlerin ilk tercih olduğunu kaydeden Öğr. Gör. Halmedov, şunları söyledi:</p>
<p>“Bununla birlikte kemik yetersizliği, sistemik hastalıklar veya hastanın maddi durumu gibi nedenlerle implant uygulamasının mümkün olmadığı durumlarda hareketli bölümlü protezler uygulanabilir. Bu protezler, hastanın mevcut dişlerinden destek alan ve doku yüzeyine oturan, halk arasında ‘kancalı protez’ olarak bilinen protezlerdir.</p>
<p>Tam dişsizlik durumlarında ise All-on-X olarak adlandırılan tedavi yöntemi uygulanabilir. Bu yöntemde hastanın alt ve üst çenesine 4, 6 ya da 8 adet implant yerleştirilerek sabit protezler yapılır. Ancak yeterli kemik seviyesinin bulunmaması, sistemik rahatsızlıklar veya implant uygulamasını engelleyen diğer durumlarda, damak protezi olarak da bilinen total protezler tercih edilebilir. Total protezler, damağın yüzeyini kaplayan ve hastanın takıp çıkarabildiği protezlerdir.”</p>
<p><strong>Diş kaybını önlemenin temel anahtarı, erken teşhis!</strong></p>
<p>Diş kaybını önlemenin mümkün olduğunu ve bunun en etkili yolunun düzenli ağız ve diş bakımı olduğunu dile getiren Öğr. Gör. Yaren Dilci Halmedov, “Günde en az iki kez, sabah kahvaltıdan sonra ve akşam yatmadan önce dişlerin fırçalanması önerilir.” dedi.</p>
<p>Bunun yanı sıra diş ipi ve ara yüz fırçası gibi yardımcı ağız bakım ürünlerinden de destek alınmasının büyük önem taşıdığının altını çizen Öğr. Gör. Halmedov, “Düzenli diş hekimi kontrolleri de diş kaybının önlenmesinde kritik bir rol oynar. Erken teşhis edilen çürükler ve diş eti problemleri, henüz ilerlemeden tedavi edilebilir ve diş çekimine gerek kalmadan dişler ağızda tutulabilir. Bu nedenle erken teşhis, diş kaybını önlemenin temel anahtarlarından biridir.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dis-kaybi-yalnizca-estetik-bir-sorun-degil-601346">Diş kaybı yalnızca estetik bir sorun değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Nilüfer&#8217;de gençler misafir değil, karar ortağı&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/niluferde-gencler-misafir-degil-karar-ortagi-600520</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Dec 2025 00:08:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[gençler]]></category>
		<category><![CDATA[gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[karar]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[misafir]]></category>
		<category><![CDATA[nilüfer]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[ortağı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=600520</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üniversite öğrenci topluluklarıyla bir araya gelen Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, öğrenim amacıyla kente gelen ya da kentte yaşayan gençleri Nilüfer’in ayrılmaz bir parçası olarak gördüklerini vurguladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/niluferde-gencler-misafir-degil-karar-ortagi-600520">&#8220;Nilüfer&#8217;de gençler misafir değil, karar ortağı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b>Üniversite öğrenci topluluklarıyla bir araya gelen Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, öğrenim amacıyla kente gelen ya da kentte yaşayan gençleri Nilüfer’in ayrılmaz bir parçası olarak gördüklerini vurguladı. Gençlerin yaşamlarını doğrudan etkileyen kararların, gençlerin katılımıyla alınmasını önemsediklerini belirten Başkan Şadi Özdemir, “Nilüfer’i gençlerle birlikte yönetmek, hayatınızı kolaylaştıracak kararları ortak akılla üretmek istiyoruz” dedi.</b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, üniversitelerin öğrenci toplulukları ile Buzzpark’ta gerçekleştirilen kahvaltıda bir araya geldi. Nilüfer Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Müdürlüğü bünyesinde bu yıl faaliyet göstermeye başlayan Gençlik Hizmetleri Bürosu tarafından düzenlenen buluşmada, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, CHP Bursa Gençlik Kolları Başkanı Berkcan Bora, Nilüfer İlçe Gençlik Kolları Başkanı Yiğit Yalçınsoy, Nilüfer Kent Konseyi Genel Sekreteri Elifhan Köse Çal, Nilüfer Kent Konseyi Gençlik Meclisi Eş Başkanı Elif Varol da hazır bulundu.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Başkan Şadi Özdemir konuşmasında, gençlerin en iyi şirketlerin, en iyi yerlerinde olmasını istediklerini dile getirerek, “Ülkemizin kalkınması açısından da yetişmiş beyinlere ihtiyacı var. Ben sizin kuşağınızdan çok umutluyum. Bizden çok daha ileri, dünya ile iletişim içinde olan bir kuşaksınız” dedi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Öğrenim amacıyla kente gelen ya da kentte yaşayan gençleri Nilüfer’in ayrılmaz bir parçası olarak gördüklerini vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, “Nilüfer, gençlerin yaşamak istediği ve bulunduğu ilçe. Etkinliklerimizde, alanlarda sizlerle daha çok birlikte olmak istiyoruz.” dedi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><strong><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>NİLÜFER YUVANIZ OLSUN</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></strong></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Öğrencilerin bütçesini denkleştirmenin ne kadar zor olduğunu bildiğini dile getiren Başkan Şadi Özdemir, “Görükle’de Nilüfer Kent Lokantası’nı, Nil-Bel Kafeleri, sıcak çorba dağıtımını bunun için hayata geçirdik. Nilüferli olan 2 bin öğrenciye ulaşım desteği veriyoruz. Vize ve final haftalarında Koza Kütüphanesi’nde 7/24 hizmet veriyoruz. Çünkü daha çok ders çalışma ortamı olarak görülüyor. 78 kişilik kız öğrenci yurdumuz var. Şimdi yeni bir yurdun da temelini atacağız. Müzik yapmak isteyenler için sahnelerimiz, tiyatroya gönül verenler için gençlik tiyatromuz ve spordan e-spora kadar yeni alanlarımız var. Nilüfer’de bizim için sizler misafir değil, karar ortağısınız<b>. </b>Nilüfer, gerçek anlamda sizin yuvanız olsun istiyoruz” dedi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><strong><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>DERDİMİZ GELECEĞİNİZ</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></strong></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Gençler, kadınlar, dezavantajlı gruplarla ortak akılla karar vermek istediklerinin altını çizen Başkan Şadi Özdemir, “Her zaman kapımız da gönlümüz de size açık. Derdimiz size daha iyi bir gelecek hazırlamak. Ama sizin adınıza karar vermek değil. Verdiğiniz kararları gerçekleştirmek için ortam yaratmaya çalışmayı amaçlıyoruz. Ortak akılla birlikte yönetim anlayışını benimsiyoruz. O nedenle iş birliği içinde olmak istiyoruz. Kentte yaşayan gençlerin hayatlarını daha kolay hale getirmek için karar süreçlerine katılmanızı arzu ediyoruz” dedi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Başkan Şadi Özdemir, konuşmasının ardından öğrencilerin talep ve önerilerini dinledi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/niluferde-gencler-misafir-degil-karar-ortagi-600520">&#8220;Nilüfer&#8217;de gençler misafir değil, karar ortağı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Altay: &#8220;Türkiye Sadece Bölgesinde Değil, Dünyada Küresel Bir Güç Haline Geldi&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-turkiye-sadece-bolgesinde-degil-dunyada-kuresel-bir-guc-haline-geldi-599014</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Dec 2025 12:22:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[altay]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[Başkan Altay]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesinde]]></category>
		<category><![CDATA[Büyükşehir Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[dünyada]]></category>
		<category><![CDATA[haline]]></category>
		<category><![CDATA[konya]]></category>
		<category><![CDATA[merkez]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<category><![CDATA[yüzyıl]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599014</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Büyükşehir Belediyesi’nin organizasyonuyla ilçelerden gelen gençlerle bir araya geldi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-turkiye-sadece-bolgesinde-degil-dunyada-kuresel-bir-guc-haline-geldi-599014">Başkan Altay: &#8220;Türkiye Sadece Bölgesinde Değil, Dünyada Küresel Bir Güç Haline Geldi&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Büyükşehir Belediyesi’nin organizasyonuyla ilçelerden gelen gençlerle bir araya geldi. Başkan Altay, “Bugün Türkiye sadece bölgesinde değil, dünyada küresel bir güç haline geldi. Bundan sonra hep birlikte bir adım daha atmak zorundayız. Onun için sloganımız ‘Türkiye Yüzyılı.’ İnşallah yeni yüzyıl Türkiye’nin tekrar lider olduğu, bölgesinde ve dünyada söz sahibi olduğu, mazlumların sesini daha gür çıkaran bir ülke haline dönüşecek. Bunun için hep birlikte çaba sarf etmek ve gayret etmek zorundayız” dedi.</strong></p>
<hr/>
<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Büyükşehir Belediyesi’nin organizasyonuyla; Halkapınar, Ereğli, Karapınar, Güneysınır, Çumra, Akören, Akşehir, Çeltik, Yunak, Tuzlukçu, Doğanhisar ve Ilgın ilçelerinden gelen gençlerle bir araya geldi.</p>
<p><strong>“ORTAYA BİR BAŞARI HİKAYESİ ÇIKTI”</strong></p>
<p>Akyokuş Kasrı’nda gerçekleşen programda konuşan Başkan Altay, Konya’nın her dönem belediyecilikte Türkiye’nin en önde gelen şehirlerinden birisi olduğunu söyledi. İktidara yürüyen bir yolcuğun başlangıcında Konya’nın aslında önemli bir yer tuttuğuna dikkati çeken Başkan Altay, “1994 yılında Konya’da yakılan ateş 1999’da Sayın Cumhurbaşkanımızın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olmasıyla devam etti. Bugün gelinen noktada 2014’te yapılan yasa değişikliğiyle merkezdeki belediyecilik faaliyetlerine merkezin dışındaki 28 ilçemizde de başlamış olduk. Zor bir süreçti aslında. Herkes dönüp Konya bu kadar büyük bir coğrafyada bu kadar büyük ilçelerle bu işi nasıl başaracak, bu iş nasıl koordine edilecek derken ortaya bir başarı hikayesi çıktı” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“ÜLKEMİZ SİZLERİN EMEKLERİYLE BÜYÜYECEK VE GELİŞECEK”</strong></p>
<p>Başkan Altay, 2018 yılında görevi devraldıkları günden itibaren ilçeleri geliştirmek için çok yoğun bir çaba sarf ettiklerini belirterek, “Elhamdülillah birçok noktada altyapı işlerini artık tamamladık, ufak tefek eksiklerimiz var, onları yürütüyoruz. Şimdi biraz daha sosyal hayatla ilgili eksiklerin giderilmesi, tarım ve hayvancılıkla uğraşan vatandaşlarımızın gelirinin artırılması konusuna yoğunlaşmış durumdayız. Özellikle bu dönem hem merkez hem de merkez dışındaki ilçelerimizde önceliğimiz Bilgehanelerimiz, Lise Medeniyet Akademilerimiz ve Gençlik Merkezlerimiz. Biliyorsunuz Atmosfer, SİA, Kapsül gibi Konya’da Türkiye’ye marka olmuş gençlik çalışmalarımız var. İnşallah bunu bir model olarak ilçelerimizde de Gençlik Merkezi adı altında açmayı arzu ediyoruz. Bunları geliştirerek devam etmeyi arzu ediyoruz ki oradaki arkadaşlarımız da bu yapılara ulaşabilsinler. Bu yapılarla temas etsinler ve buradaki organizasyonlara dahil olsunlar. Biliyoruz ki ülkemiz sizlerin emekleriyle büyüyecek ve gelişecek” diye konuştu.</p>
<p><strong>“İNŞALLAH YENİ YÜZYIL TÜRKİYE’NİN TEKRAR LİDER OLDUĞU, MAZLUMLARIN SESİNİ DAHA GÜR ÇIKARAN BİR ÜLKE HALİNE DÖNÜŞECEK”</strong></p>
<p>AK Parti’nin 2002’den itibaren büyük bir başarı hikayesi yazdığını vurgulayan Başkan Altay, “Bugün Türkiye sadece bölgesinde değil, dünyada küresel bir güç haline geldi. Her ne kadar eksiklerimiz olsa da milli gelirdeki rakamlarımız, ihracat rakamlarımız, ekonomimizin büyüklüğü bizi belli bir yere getirdi. Bundan sonra hep birlikte bir adım daha atmak zorundayız. Onun için sloganımız ‘Türkiye Yüzyılı.’ İnşallah yeni yüzyıl Türkiye’nin tekrar lider olduğu, bölgesinde ve dünyada söz sahibi olduğu, mazlumların sesini daha gür çıkaran bir ülke haline dönüşecek. Bunun için hep birlikte çaba sarf etmek ve gayret etmek zorundayız. Çalışmadan bir şey başarmak mümkün değil. Arkadaşlar dinlenecek vakit yok” açıklamalarını yaptı.</p>
<p><strong>“BİRLİKTE YOL YÜRÜMEYE VE ÜLKEMİZİ ÇOK DAHA BÜYÜK VE GÜÇLÜ BİR HALE GETİRMEYE DEVAM EDECEĞİZ”</strong></p>
<p>Başkan Altay, ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinde büyük bir dezenformasyon olduğunu belirterek, “Cumhurbaşkanımız baştan beri ne söylüyor? ‘Kimseyle pazarlık yapmıyoruz, kimseye bir sözümüz yok, bu işin tek hedefi var, terörü bitirmek, ayağımızdaki prangalardan kurtulmak.’ Türkiye sadece Türkiye’den ibaret değil. Bölgemizde de huzurun olması gerekiyor. Özellikle Suriye’de, Irak’ın Kuzeyinde bir yapılanma içerisinde. İleride başımızı ağrıtacak organizasyonlara engel olmak için ‘Terörsüz Türkiye’ sürecini yürütüyoruz. Komşunuzda kavga varsa siz evinizde rahat oturamazsanız. Bu topraklara 1071’den beri sahip çıkıyoruz, ne pahasına olursa olsun. Binlerce şehit verdik, on binlerce insanımız bizim için fedai can eyledi. Onların hatırasına halel getirecek bir şeyin içinde aslında olmayız. Bundan da kimsenin endişesi ve şüphesi olmasın. Onun için birlikte hareket etmeye birlikte yol yürümeye ve ülkemizi çok daha büyük ve güçlü bir hale getirmeye devam edeceğiz” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-turkiye-sadece-bolgesinde-degil-dunyada-kuresel-bir-guc-haline-geldi-599014">Başkan Altay: &#8220;Türkiye Sadece Bölgesinde Değil, Dünyada Küresel Bir Güç Haline Geldi&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Menopoz bir bitiş değil, kadının yeni bir versiyonu!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/menopoz-bir-bitis-degil-kadinin-yeni-bir-versiyonu-598501</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Dec 2025 10:52:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bitiş]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[kadının]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[menopoz]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[süreç]]></category>
		<category><![CDATA[süreci]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[versiyonu]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=598501</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Günay Hajiyeva, menopoz psikolojisine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menopoz-bir-bitis-degil-kadinin-yeni-bir-versiyonu-598501">Menopoz bir bitiş değil, kadının yeni bir versiyonu!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Günay Hajiyeva, menopoz psikolojisine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><strong>Menopoz fizyolojik sürecin bir parçası</strong></p>
<p>Menopozun fizyolojik sürecin bir parçası olduğunu ifade eden Dr. Günay Hajiyeva, “Menopoz, overlerde folikül rezervinin tükenmesiyle birlikte giden ve 12 ay adet görmemekle tanısı konulan bir süreçtir. Genellikle 45 ila 55 yaş arasındaki kadınları kapsasa da bazı kişilerde menopozun daha erken başlaması ya da daha geç bitmesi söz konusu olabilir. Bu süreyi etkileyen önemli faktörler arasında genetik yatkınlık öne çıkar; annenin menopoza giriş yaşı bizim için önemli bir referanstır. Ayrıca sigara kullanımı, zararlı alışkanlıklar, otoimmün süreçler ve gebelik sayısı gibi çevresel ve biyolojik faktörler de bu süreci etkileyebilir.” dedi.</p>
<p><strong>Menopoz, bir kadının hayatında önemli bir dönüm noktası</strong></p>
<p>Menopozun, bir kadının hayatında önemli bir dönüm noktası olarak vurgulandığını çünkü hormon sisteminde köklü bir yeniden düzenlemenin söz konusu olduğunu ifade eden Dr. Günay Hajiyeva, “FSH (folikül uyarıcı hormon) değerlerinin yükselmesi, tam zıttı olarak östrojen ve progesteron değerlerinin düşmesi ana belirleyicidir. Östrojen sadece üreme için gerekli bir hormon değildir; aynı zamanda çok güçlü bir nöromodülatördür ve duygusal, ruhsal sistemimizi doğrudan etkiler. Östrojen azalmasıyla birlikte, duyguları yöneten limbik sistemde aktivasyon artışı yaşanırken, bizi frenleyen ve dengeleyen prefrontal korteks savunmasız kalır. Bu mekanizma, kadınların ‘Ben böyle değildim, neler oldu, neden bu şekilde duygu dalgalanmaları yaşıyorum?’ şeklinde söylemlerde bulunmasına yol açar.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Menopoz süreciyle kadının biyolojik ritmi değişiyor</strong></p>
<p>Toplumda menopoz süreciyle ilgili bazı önyargılar bulunsa da kadının değişmediğini ve değişen tek şeyin biyolojik ritmi olduğunu anlatan Dr. Günay Hajiyeva, “Kadının biyolojik ritminin değişmesiyle birlikte, aslında kadınlar bu süreci kendini daha iyi anlamaya, birikimleri evrilerek kendisinin daha iyi bir versiyonuna dönüşmek için bir fırsat noktası olarak görmelidir. Menopoz, kadının daha olgun, kendini daha güncel ve daha derin bir versiyonuna geçiş için bir fırsattır. Bu süreçte sadece hormonal değil, aynı zamanda psikolojik ve sosyal dalgalar da yaşanır. Melatonin, serotonin, adrenalin ve noradrenalin sistemlerinde de değişiklikler söz konusudur. Psikolojik olarak kadınlarda ‘Acaba yeniden nasıl başlayacağım? Bu sürecin sonu mu?’ şeklinde yükler oluşabilir ve bu yükü sosyal faktörler de etkileyebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Psikolojik olarak kaygı artışı en yaygın sorun olarak görülüyor</strong></p>
<p>Bu süreçte en sık karşılaşılan psikolojik faktörlerin başında kaygı artışının geldiğini kaydeden Dr. Günay Hajiyeva, “Östrojenin azalması, vücudumuzdaki en önemli reaksiyon baskılayıcı nörotransmitter olan GABA sisteminde dengesizliğe yol açar, bu da dürtüsellik ve duyguları frenleyememe ile sonuçlanır. Benzer şekilde, serotonindeki dalgalanmalar umutsuzluk, isteksizlik ve hayattan zevk almama gibi depresif duyguları tetikler. Ayrıca odaklanma sorunları, unutkanlık, işi sürdürmekte zorlanma ve bilgiyi geri çağırmakta zorlanma gibi bilişsel fonksiyonlarda da dalgalanmalar görülebilir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Kadın daha tahammülsüz oluyor</strong></p>
<p>Menopozun aile içi ilişkilerde de belirgin etkiler yarattığına işaret eden Dr. Günay Hajiyeva, “Kadının daha tahammülsüz, çabuk sinirlenen ve daha reaktif olması eşlerde şaşkınlık yaratabilir. Erkeklerin şaşkınlığını doğru yönetmek için, kadının kendini net bir şekilde anlatması en önemli çözüm noktalarından biridir. Cinsel isteksizlik, ağrılı birleşmeler veya vajinal kuruluk gibi fizyolojik süreçler de çiftler arasında yanlış anlaşılmalara yol açabilir. Bu durum, kadının isteği ya da eşini sevip sevmemesi ile değil, tamamen biyolojik süreçle ilgilidir ve bu net bir şekilde söylenmelidir.” dedi.</p>
<p><strong>İçinizde 90’a kadar sayın!</strong></p>
<p>Bu duygusal dalgalanmalarla başa çıkmak için pratik önerilerin başında &#8220;90 Saniye Kuralı&#8221;nın geldiğine vurgu yapan Dr. Günay Hajiyeva, “Öfkenin limbik sistemde patlama noktasına ulaştığı süreç ortalama 90 saniye sürer. Bizi sinirlendiren bir olay olduğunda hemen reaksiyon vermek yerine sakin kalmak, tepkiyi ertelemeye çalışmak, derin nefes almak veya 1’den 90’a kadar yavaşça saymak gibi yöntemler, limbik sistemdeki patlamanın çözümlenmesine yardımcı olur ve kontrolün bizde olduğu hissini güçlendirir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Nefes egzersizleri de yardımcı oluyor</strong></p>
<p>Bir diğer önemli başa çıkma yönteminin ise doğru nefes egzersizleri olduğunu kaydeden Dr. Günay Hajiyeva, “Vücudumuzdaki sempatik (savaş-kaç) ve parasempatik (gevşeme) sistemleri dengelemek için doğru nefes tekniği hayati öneme sahiptir. Doğru nefes almada, karın kasları öne doğru bombeleşmeli ve 4 saniye nefes alınmalı, 7 saniye tutulmalı ve 8 saniyede verilmelidir. Bu teknik, vagus sinirini uyararak parasempatik sistemi aktive eder ve negatif düşüncelerin oluşumunu engeller. Ayrıca duygularımızı boşaltmak ve ifade etmek için duygu günlüğü tutmak da süreci sağlıklı yönetmeye yardımcı olur.” ifadesinde de bulundu.</p>
<p><strong>Gece terlemeleri ve sıcak basmaları da uyku bölünmelerini tetikleyebiliyor</strong></p>
<p>Menopoz sürecinde sık görülen bir diğer faktörün de uyku bozuklukları olduğunu söyleyen Dr. Günay Hajiyeva, şöyle devam etti:</p>
<p>“Östrojenin azalmasıyla melatonin dengesi bozulur, sirkadiyen ritim aksar ve uyku düzensizlikleri başlar. Gece terlemeleri ve sıcak basmaları da uyku bölünmelerini tetikleyebilir. Bu yüzden ilk müdahale uykuyu düzenlemek olmalıdır. Uyku hijyenine dikkat etmek (her gün aynı saatte uyumak, yatak odasını sadece uyku ve cinsellik için kullanmak, gece geç saatlerde kafein tüketmemek) bu süreçte kritik rol oynar. Menopoz süreci, premenopozdan postmenopoza kadar toplamda ortalama 4 ila 7 yıl, hatta bazı kadınlarda 10-15 yıl sürebilen uzun bir dönemdir.”</p>
<p><strong>Menopoz dönemini desteklemek için mindfulness önerisi…</strong></p>
<p>Bu uzun süreci daha sağlıklı yönetmek için hobileri ve ilgi alanlarını yeniden şekillendirmek ve uyku hijyeni gibi yaşam tarzı düzenlemelerine odaklanmanın önemli olduğunu belirten Dr. Günay Hajiyeva, “Ancak bazı kadınlar bu süreçte çok zorlanabilir. Kontrol zorlanıyorsa, uyku düzenlenemiyorsa veya duygudurum dalgalanmaları devam ediyorsa profesyonel destek şarttır. Menopoz dönemini desteklemek için mindfulness, pozitif psikoterapi ve bilişsel davranışçı terapi (BDT) gibi yöntemler uygulanabilir; gerekirse ilaç tedavisi de söz konusu olabilir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menopoz-bir-bitis-degil-kadinin-yeni-bir-versiyonu-598501">Menopoz bir bitiş değil, kadının yeni bir versiyonu!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tasavvufta hoşgörü tahammül değil, edeptir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tasavvufta-hosgoru-tahammul-degil-edeptir-597115</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 06 Dec 2025 08:21:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[edeptir]]></category>
		<category><![CDATA[hata]]></category>
		<category><![CDATA[hoşgörü]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[insanları]]></category>
		<category><![CDATA[Kusur]]></category>
		<category><![CDATA[öfke]]></category>
		<category><![CDATA[sabır]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[tahammül]]></category>
		<category><![CDATA[tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[tasavvufta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597115</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü Müdür Yardımcısı ve Tasavvuf Kültürü ve Edebiyatı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Emine Yeniterzi, 7-17 Aralık Mevlana haftası kapsamında, tasavvuf geleneğinde hoşgörü kavramını günümüz dünyasıyla karşılaştırarak kapsamlı bir değerlendirme yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tasavvufta-hosgoru-tahammul-degil-edeptir-597115">Tasavvufta hoşgörü tahammül değil, edeptir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü Müdür Yardımcısı ve Tasavvuf Kültürü ve Edebiyatı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Emine Yeniterzi, 7-17 Aralık Mevlana haftası kapsamında, tasavvuf geleneğinde hoşgörü kavramını günümüz dünyasıyla karşılaştırarak kapsamlı bir değerlendirme yaptı.</p>
<p><strong>‘Her şeyi anlayışla karşılama’ durumu tahammül değil, bir edeptir!</strong></p>
<p>Prof. Dr. Yeniterzi, hoşgörü kavramına işaret ederek, “Hoşgörü kavramı günümüzde; ‘Her şeyi anlayışla karşılayarak olabildiği kadar hoş görme durumu, müsamaha, tolerans’ şeklinde ‘tahammül’ odaklı açıklansa da tasavvuf geleneğinde bu tanımdaki ‘her şeyi anlayışla karşılama’ durumu tahammül değil, bir edeptir; Allah’ın rahmet sıfatının ve Halim isminin kulda tecelli etmesine yönelik bir eylemdir. Bu yüzden sufiler Allah’ın ahlakıyla ahlaklanmak için her canlıya merhamet, her kusura af penceresinden bakarlar.” dedi.</p>
<p><strong>Türk-İslâm kültürü insanları hoşgörülü olmaya teşvik ediyor</strong></p>
<p>Türk-İslâm kültüründe; “Yaratılanı hoş gör Yaratan’dan ötürü” söyleminin insanları hoşgörülü olmaya teşvik ettiğini kaydeden Prof. Dr. Emine Yeniterzi, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bu hoşgörü alanları çeşitlidir. Öncelikle farklılıklara hoşgörü göstermek esastır. Zira İslâm dini din, ırk, renk, dil, mevki gibi farklara yer vermeden insanlar arasında kardeşlik, eşitlik, adalet ve barışı yaymayı teşvik eder. Kur’an-ı Kerim’de bütün insanların tek bir kaynaktan yaratıldığı (Nisâ 4/1) ve Allah nezdinde en değerli olmanın yalnızca Allah’a karşı gelmekten en çok sakınmakla olduğu (Hucurât 49/13) bildirilir. ‘İnsanların tamamı Allah’ın aile fertleri gibidir’ hadis-i şerifi de insanlar arasında ayrım yapılmaması ve yetmiş iki millete birlik gözüyle bakılmasını tavsiye eder; herkesin sevgi ve saygıya layık olduğunu bildirir. Nitekim her şeyi Hak’tan bilen bu anlayış farklılıklara takılmayı ve “öteki” düşüncesini reddeder. Bu yüzden farklılıklara saygı duymak hoşgörünün ilk adımıdır.”</p>
<p><strong>Kötülüğü affetmenin sabırlı ve hoşgörülü olmanın mükâfatı var</strong></p>
<p>Doğrudan bizi<strong> </strong>hedef alan, bize zarar veren hatalı davranışlar karşısında hoşgörülü olmanın olgun ve güçlü insanın tavrı olduğunu da dile getiren Prof. Dr. Emine Yeniterzi, “Kur’an-ı Kerim’de böyle hâller için; ‘Eğer ceza vermek isterseniz, size yapılanın aynıyla mukabele edin. Fakat sabrederseniz, and olsun ki bu sabredenler için daha iyidir’ (Nahl 16/126) ayeti ile hakkımızı aramamız konusunda izin verilmiştir. Ancak ayetin ikinci kısmında hatayı, kötülüğü affetmenin sabırlı ve hoşgörülü olmanın mükâfatı bildirilir. Zira ‘kudreti olduğu hâlde kötülüğü cezalandırmayan, yumuşaklıkla davranan’ anlamındaki Halim isminin sahibi olan Cenab-ı Hak, bu güzel ismini kendinde tecelli ettirenleri, öfkesini yenen, sabreden ve yumuşaklıkla hoşgörüyle davrananları sever.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Her insanda hata veya kusur olabilir</strong></p>
<p>Mükemmelliğin Allah’a mahsus olduğunu söyleyen Prof. Dr. Emine Yeniterzi, “Her insanda hata veya kusur olabilir. Bu durumda kişisel kusurlara takılmadan insanların olumlu özelliklerine odaklanmak ve hataları yüze vurmamak öğütlenir. Tasavvuf edebinde kimsenin kusurunu araştırmamak ve Cenab-ı Hakk’ın Settar ismine uyarak kusurları örtmek gerekir. Nitekim geçmişte dervişlerin giydikleri geniş hırka, dervişin gözüyle gördüğünü eteğiyle örtmesini sembolize ederdi.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Öfkelenince akıl baştan gidiyor…</strong></p>
<p>Hoşgörülü olmanın kolay olmadığını, öncelikle kibre kapılmamak, öfkeyi yenmek ve önyargıdan sakınmak gerektiğini anlatan Prof. Dr. Emine Yeniterzi, “Kibir ve öfke nefisten, önyargı ise acele ve bilgisizlikten kaynaklanır. İnsanların hoşgörüden en uzak hali kızgınlığa esir oldukları zamandır. Öfkelenince akıl baştan gider. Hoşgörü ise duyguları ve mantığı dizginlemekle mümkündür. ‘Öfkelerini yenerler, insanların kusurlarını affederler’ (Âli İmran 3/134) ayeti öfkeyi kontrol etmeyi tavsiye eder. ‘Gerçek yiğit güreşte rakibini yenen değil, öfkelendiği zaman nefsine hâkim olandır’ hadisi de öfkeye hakim olmanın faziletini anlatır. Önyargı da insanlarla iletişimde yeterli bilgi sahibi olmadan varılan peşin hükümlerle insanı yanılgıya düşürür, hoşgörülü davranmaya mani olur.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kendimize nasıl davranılmasını istiyorsak, başkalarına da öyle davranmamız şarttır</strong></p>
<p>Empatinin (duygudaşlık), kısaca kendimizi karşımızdakinin yerine koymak olduğunu ifade eden Prof. Dr. Emine Yeniterzi, “(Sizden biriniz kendisi için istediğini Müslüman kardeşi için de istemedikçe kâmil manada iman etmiş olmaz) hadis-i şerifi İslâm dinindeki empati düşüncesinin temelini oluşturur. Yunus Emre’nin; Sen sana ne sanırsan ayruğa da onu san / Dört kitâbın mânâsı budur eğer var ise mısralarında empatinin anlamı ve iman açısından önemi veciz bir dille ifade edilir. Empati kuramayan insanın hoşgörülü olması mümkün değildir. Herkes birbirinden farklı olabilir, herkes hata yapabilir. Ancak kendimize nasıl davranılmasını istiyorsak, başkalarına da öyle davranmamız şarttır. İnsanlara sevgiyle yaklaşmanın, hoşgörüyle davranmanın en temel gereği bu eşitlik ve birlik şuurunu kazanmakla gerçekleşir.” dedi.</p>
<p><strong>Hoşgörünün bir ayağı da sabır!</strong></p>
<p>Hoşgörünün bir ayağının da sabır olduğunu dile getiren Prof. Dr. Emine Yeniterzi, “Sabırlı olmak zordur, Allah’ın bir adı da Sabûr’dur ama Esmâ-i Hüsnâ’nın doksan dokuzuncu yani sonuncu ismidir. Hz. Peygamber’e ‘En üstün amel nedir’ diye sorulmuş, cevabı; ‘Semahat (hoşgörü, müsamaha) ve sabırdır’ olmuştur. Sabır, dünyevî ve uhrevî her başarının, mutluluğun temeli olduğu gibi imanın, ahlâkın, ilmin, salih amellerin; kısaca iyi ve güzel bütün işlerin başıdır. Hoşgörülü olmak da sabırla gerçekleşir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Tasavvufun özü sevgi…</strong></p>
<p>Hoşgörünün temelindeki en önemli unsurun sevgi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Emine Yeniterzi, şöyle devam etti:</p>
<p>“Tasavvufun özü olan sevgi, insanın yaratılışını temizleyen, kötü huylarını iyileştiren bir şifadır. Şu hikaye konuyu özetler: Bir adam âşık olur. Sevgisinin şiddetinden yerinde duramaz, sokaklarda koşturur. Çocuklar adamı deli zannederek taşlamaya başlarlar. Bir dostu onun hâline üzülür. ‘Seni incitmelerine kıyamıyorum. Eline bir taş alsan da o çocuklara atsan, seni bir daha incitmezler’ der. Âşık çok çarpıcı bir cevap verir: ‘Gönlümü sevgilinin aşkı öylesine kaplamış ki oraya kötülük, kin, nefret giremiyor!’ Nitekim olumlu bakış açısı, bizi olumlu düşünmeye; olumsuz bakış da olumsuz düşünmeye sevk eder. Bu yüzden tenkit değil takdir, ret yerine de kabul gözüyle bakmak hoşgörülü olmamızı kolaylaştırır. ‘Dost ol da dost gör’ diyen Hz. Mevlânâ bize bu bakış açısını öğütler: İyilik aradı mı, insanda kötü şey kalmaz ki.”</p>
<p><strong>Ruhsal dinginliğin yerini sürekli gerginliğin alması insanları hoşgörüden uzaklaştırıyor</strong></p>
<p>Hız ve hazzın esiri olan günümüz dünyasında insanların sürekli bir bilgi bombardımanı ve performans baskısına maruz kalmasının; dikkat dağınıklığı, empati yorgunluğu, bireysel gerginlik ve sürekli tetikte olma hallerine yol açtığını belirten Prof. Dr. Emine Yeniterzi, “Bunun sonucunda bir tür yorgun ruhlar çağını yaşayan insanların birbirini anlama, dinleme ve sabretme dolayısıyla da hoşgörülü olma kapasiteleri zayıflatmaktadır. Aynı zamanda dijital çağda düşünmek yerini anlık tepkilere bırakmış ve sosyal medya beğenilme ve haklı olma isteğini beslemektedir. Bunun sonucunda hız, sabrı ve anlam derinliğini; öfke de anlayışı gölgeliyor. Farklı düşünceler tehdit gibi algılanıyor. Ruhsal dinginliğin yerini sürekli gerginliğin alması insanları hoşgörüden uzaklaştırıyor.” dedi.</p>
<p><strong>Tasavvuf, yorgun ruhlar için bir şifa kaynağı</strong></p>
<p>Günümüzdeki hoşgörüsüzlüğün; nefretin değil hem “ben merkezli” kültürün hem de sürekli zamanın hızına ayak uydurma çabasıyla ortaya çıkan yorgunluğun ürünü gibi göründüğünü ifade eden Prof. Dr. Emine Yeniterzi, “İnsanın iç dünyasını zenginleştiren, derinleştiren, ruhlara şifasıyla dinginlik veren tasavvuf öğretileri ise kendisiyle, toplumla ve Rabbiyle barışık, huzurlu insan reçetesini sunan, insanın iç dengesini onaran manevi bir kaynak oluyor. Günümüz dünyasında hoşgörüyü yeniden hatırlamak hem bireysel huzurun hem de toplumsal barışın anahtarı olabilir. Bunun için tasavvuf âlemini asırlardır şifalandıran Mevlânâ ve Yunus Emre gibi gönül sultanlarını daha yakından tanımaya, okumaya ihtiyacımız var.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tasavvufta-hosgoru-tahammul-degil-edeptir-597115">Tasavvufta hoşgörü tahammül değil, edeptir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Depresyonda &#8216;acil çıkış&#8217; mümkün değil ama süreç kontrol altına alınabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/depresyonda-acil-cikis-mumkun-degil-ama-surec-kontrol-altina-alinabilir-596824</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Dec 2025 08:35:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[acil]]></category>
		<category><![CDATA[Adım]]></category>
		<category><![CDATA[akut]]></category>
		<category><![CDATA[çıkış]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[depresyonda]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[kriz]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[süreç]]></category>
		<category><![CDATA[yardım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596824</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, depresyonun ‘acil çıkış’ ile çözülebilecek bir durum olup olmadığı, kriz anlarında hangi adımların izlenebileceği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/depresyonda-acil-cikis-mumkun-degil-ama-surec-kontrol-altina-alinabilir-596824">Depresyonda &#8216;acil çıkış&#8217; mümkün değil ama süreç kontrol altına alınabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, depresyonun ‘acil çıkış’ ile çözülebilecek bir durum olup olmadığı, kriz anlarında hangi adımların izlenebileceği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Depresyondan ‘acil çıkış’, genellikle mümkün olmayan, gerçek dışı bir beklenti!</strong></p>
<p>Depresyonun, modern yaşamın en yaygın ve zorlayıcı ruh sağlığı sorunlarından biri olduğunu ifade eden Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Özellikle kriz anlarında veya belirtilerin aniden şiddetlendiği akut dönemlerde, bireyler doğal olarak ‘hemen bir çözüm’ veya ‘acil çıkış’ arayışına girerler.” dedi. </p>
<p>‘Depresyondan acil çıkış’ ifadesinin klinik olarak mümkün olup olmadığını değerlendiren Demir, “Klinik psikoloji ve psikiyatri açısından bakıldığında, depresyondan ‘acil çıkış’ ifadesi, genellikle mümkün olmayan, gerçek dışı bir beklentidir. Depresyon, beyindeki nörotransmiter dengesizlikler, bilişsel çarpıtmalar ve davranışsal döngülerle karakterize karmaşık bir hastalıktır. Birkaç saat içinde tamamen iyileşmek, kırık bir kemiğin anında kaynaması gibi, biyolojik ve psikolojik süreçlere aykırıdır. Ancak, bu karamsar olmak gerektiği anlamına gelmez. Gerçekçi olan, akut kriz anlarında belirtileri hızlıca hafifletmek, yıkıcı davranışları önlemek ve profesyonel yardım alana kadar stabilizasyonu sağlamaktır. Bu, ‘acil çıkış’ değil, ‘acil durum yönetimi’ olarak adlandırılabilir. Burada amaç duygusal çöküşün derinleşmesini durdurmak ve kişiyi güvenli bir zemine çekmektir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>En öncelikli bilimsel müdahale, can güvenliğini sağlamak!</strong></p>
<p>Bireyleri en çok ‘hemen bir çözüm’ arayışına iten akut depresyon belirtilerinden bahseden Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Hayattan zevk alamama halinin dayanılmaz bir boyuta ulaşması, sanki fizikselmiş gibi hissedilen yoğun bir iç sıkıntısı ve ruhsal acı, aniden ve zorlayıcı bir şekilde ortaya çıkan intihar düşünceleri ile saatlerce süren uykusuzluk veya tam tersi, yataktan çıkamama hali en acil çözüm arayışının tetikleyicileridir.” dedi.</p>
<p>Ani bir depresif çöküş yaşayan kişinin ilk 24 saat içinde uygulayabileceği, bilimsel olarak desteklenen ve Davranışsal Aktivasyon (Behavioral Activation) ile Duygusal Düzenleme (Emotion Regulation) ilkelerine dayanan adımlar olduğunu aktaran Demir, şöyle devam etti:</p>
<p>“İlk adım acil güvenlik önlemi alınmasıdır. Profesyonel yardım aranmalı, intihar düşüncesi varsa, 112 veya bir kriz hattı aranmalı ya da acil servise başvurulmalı. En öncelikli bilimsel müdahale, can güvenliğini sağlamaktır. Bu, hayat kurtarıcı ilk adımdır. İkinci adım ‘5 dakika kuralı’dır. O anki görevi (yataktan çıkmak, duş almak, bir bardak su içmek) sadece 5 dakika boyunca yapmayı hedefleyin. Bu davranışsal aktivasyon ilkesidir. Depresyon, hareketsizlikle beslenir. Küçük bir başarı bile beynin ödül sistemini hafifçe tetikleyebilir. Üçüncü adım biyolojik düzenleme yapılmasıdır. Vagus siniri aktivasyonu yardımcı olabilir. Yüzünüzü soğuk suyla yıkayın veya ensenize soğuk bir kompres uygulayın. Vagus siniri uyarımı, vücudun ‘savaş ya da kaç’ tepkisini yavaşlatarak, sakinleşme tepkisini hızlandırır. Bu, akut anksiyete ve panik durumunda etkilidir. Nefes egzersizlerinden özellikle kare nefes (4 saniye al, 4 saniye tut, 4 saniye ver, 4 saniye tut) tekniği, vücudun otonom sinir sistemini bilinçli olarak kontrol etmenin ve kalp atış hızını yavaşlatmanın en hızlı yoludur.”</p>
<p><strong>Bu teknikler belirtileri azaltır ama depresyonun nedenini çözmez! </strong></p>
<p>Dördüncü adım olarak ortam değiştirilmesi gerektiğini kaydeden Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Evdeyseniz odanızı değiştirin, mümkünse 10 dakikalık kısa bir yürüyüş yapın. Beyin, bulunduğu ortamla güçlü bir şekilde ilişki kurar. Fiziksel ortamı değiştirmek, beynin düşünce döngüsünü kırmasına yardımcı olur.” dedi.</p>
<p>Dikkat dağıtma tekniklerinin de etkili olabileceğini ifade eden Demir, “5-4-3-2-1 Topraklama Tekniğini (5 gördüğün, 4 dokunduğun, 3 duyduğun, 2 kokladığın, 1 tattığın şeyi söyleme) deneyin. Bu teknik, zihni yıkıcı düşünce döngüsünden o anki gerçekliğe odaklanmaya zorlar. Kısa vadede hızlı etki gösteren müdahaleler, ‘acil çıkış’ sağlamasa da, çöküş anının şiddetini azaltmada oldukça etkilidir. Bu teknikler belirtileri yönetmede son derece etkilidir, ancak depresyonun temel nedenini ortadan kaldırmazlar. Bir ağrı kesici gibidirler; ağrıyı dindirir ama kırığı tedavi etmezler.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Bu belirtiler acil müdahale gerektiriyor!</strong></p>
<p>Depresyonun acil müdahale gerektirdiği durumlar olduğuna vurgu yapan Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Kişinin aktif olarak kendini yaralama veya intihar planları yapması, başkalarına zarar verme düşüncelerinin ortaya çıkması, gerçeklikle bağın koptuğu sanrılar veya halüsinasyonlar görmeye başlaması, günlerce banyo yapmamak, yemek yememek veya su içmemek gibi belirtilerde kişi vakit kaybetmeden acil yardım veya bir ruh sağlığı uzmanına başvurmalı.” dedi.</p>
<p>Demir ayrıca, bu durumların sadece psikolojik değil, aynı zamanda biyolojik ve sosyal bir acil durum olduğunun ve hastane yatışını gerektirebileceğinin altını çizdi.</p>
<p><strong>Depresyon bir irade eksikliği değil, beyin hastalığı!</strong></p>
<p>Toplumda sıkça duyulan ‘moralini yükselt, düşünme, kafanı dağıt’ gibi önerilerin, depresyon yaşayan bir kişi için yetersiz ve hatta zararlı olabileceğine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Depresyon bir irade eksikliği değil, beyin hastalığıdır. Kişinin ‘moralini yükseltme’ gücü, hastalığın kendisi tarafından bloke edilmiştir. Bu tür öneriler, kişiye ‘yeterince çabalamıyorsun’ mesajını verir. Bu da var olan suçluluk ve değersizlik duygularını pekiştirir, kişiyi daha da izole eder.” uyarısını yaptı.</p>
<p>Depresyondaki kişiye acil durumlarda nasıl destek olunması gerektiği konusunda önerilerde bulunan Demir, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Doğrulama ve empati önemli. ‘Şu an ne kadar acı çektiğini anlamaya çalışıyorum. Yalnız değilsin’ gibi ifadelerle duygularını doğrulayın. ‘Kafanı dağıt’ yerine, ‘sana su getireyim mi?’ veya ‘hastaneyi birlikte arayalım mı?’ gibi somut ve basit görevler teklif edin. İntihar riski varsa, kişiyi yalnız bırakmayın ve profesyonel yardım almasını sağlayın. Unutmayın, bu teknikler tedavi değil, akut kriz anını atlatma becerileridir. Depresyon bir maratondur, sprint değil. ‘Acil çıkış’ yerine, ‘güvenli yönetim’ ve profesyonel yardım arayışı en bilimsel ve gerçekçi yaklaşımdır. Kriz anında atılacak her bilinçli küçük adım, iyileşme yolculuğunun bir parçasıdır.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/depresyonda-acil-cikis-mumkun-degil-ama-surec-kontrol-altina-alinabilir-596824">Depresyonda &#8216;acil çıkış&#8217; mümkün değil ama süreç kontrol altına alınabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TEMA Vakfı: COP30 Çözüm Değil, Erteleme Üretti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tema-vakfi-cop30-cozum-degil-erteleme-uretti-595761</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Dec 2025 12:05:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[2035]]></category>
		<category><![CDATA[Ataç]]></category>
		<category><![CDATA[cop30]]></category>
		<category><![CDATA[çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[emisyon]]></category>
		<category><![CDATA[erteleme]]></category>
		<category><![CDATA[finansman]]></category>
		<category><![CDATA[Fosil Yakıt]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[karar]]></category>
		<category><![CDATA[tema]]></category>
		<category><![CDATA[ton]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[üretti]]></category>
		<category><![CDATA[vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595761</guid>

					<description><![CDATA[<p>Brezilya’nın Belém kentinde gerçekleştirilen COP30 İklim Zirvesi, giderek büyüyen iklim krizi tehdidi ile ülkelerin somut adım atma iradesi arasındaki uçurumu bir kez daha ortaya koydu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tema-vakfi-cop30-cozum-degil-erteleme-uretti-595761">TEMA Vakfı: COP30 Çözüm Değil, Erteleme Üretti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Brezilya’nın Belém kentinde gerçekleştirilen COP30 İklim Zirvesi, giderek büyüyen iklim krizi tehdidi ile ülkelerin somut adım atma iradesi arasındaki uçurumu bir kez daha ortaya koydu. TEMA Vakfı, bu yıl &#8220;Hakikat ve Uygulama&#8221; temalarıyla lanse edilen zirvede, fosil yakıtlardan çıkış, emisyon azaltımı ve adil iklim finansmanı gibi kritik konularda somut ve bağlayıcı kararlar alınamadığına dikkat çekti.</strong></p>
<p>TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin Taraflar Konferansı (COP) süreçlerine ilişkin değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi:</p>
<p>&#8220;Bilim, iklim krizinin her geçen gün ağırlaşan etkilerini açıkça ortaya koyuyor. Ancak COP30’da ortaya çıkan tablo, ülkelerin gerekli adımları atma konusundaki isteksizliğinin sürdüğünü ve sürecin her yıl daha da tıkandığını gösteriyor.&#8221;</p>
<p><strong>COP30: Fosil yakıt lobilerinin gölgesinde bir zirve</strong></p>
<p>COP30’un en dikkat çekici yönlerinden biri, iklim değişikliğiyle mücadeledeki ilerlemeyi değerlendirmek üzere düzenlenen zirveye 1.600’den fazla fosil yakıt lobicisinin katılması ve &#8220;sürdürülebilirlik&#8221; söylemi altında görünürlük kazanması oldu. Bu durum, COP süreçlerinin yıllar içinde çözüm yerine ertelemeler üreten ve sermaye çıkarlarını önceleyen bir zemine dönüştüğünü gösterdi.</p>
<p>Zirvenin resmi sonuç bildirgesi olan <strong>Mutirão</strong> metni, petrol ve gaz üreticisi ülkelerin baskısıyla fosil yakıtlara dair ifadelerin tamamen çıkarılması nedeniyle, küresel mücadelede yeni ve bağlayıcı bir yol haritası sunamadı. Bu gelişme, COP28’de kabul edilen &#8220;<strong>enerji sistemlerinde fosil yakıtlardan uzaklaşma</strong>&#8221; kararının bile gerisinde kalındığını ortaya koydu.</p>
<p>Ataç değerlendirmesinde, &#8220;Dünyanın geleceğini yakından ilgilendiren bir süreçte, fosil yakıt lobilerinin bu derece belirleyici bir aktör hâline gelmesi kabul edilemez.&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>1,5°C hedefi kâğıt üzerinde kaldı</strong></p>
<p>Ulusal Katkı Beyanları’na (NDC) ilişkin mevcut tablo ise iklim müzakerelerinin geldiği noktaya dair ciddi kaygılar doğurdu. Birleşmiş Milletler’in analizine göre yeni NDC’ler, 2035 yılına kadar küresel emisyonlarda yalnızca <strong>yüzde 12’lik bir düşüş</strong> öngörüyor. Oysa bilimsel veriler, küresel sıcaklık artışını 1,5°C ile sınırlamak için bu oranın <strong>en az yüzde 60</strong> olması gerektiğine işaret ediyor.</p>
<p>Birçok ülkenin NDC’lerini güçlendirmeyi reddetmesinin, iklim politikalarında yaşanan tıkanmanın açık bir göstergesi olduğunu belirten Ataç, Türkiye’nin sunduğu İkinci Ulusal Katkı Beyanı’nın (NDC 3.0) da benzer bir çelişki barındırdığına dikkat çekti. Ataç, konuya ilişkin şunları söyledi:</p>
<p>&#8220;Türkiye’nin iklim hedefi, 2035’e kadar 466 milyon ton emisyon azaltımı yaparak toplam emisyonları 643 milyon ton CO₂e (karbondioksit eşdeğeri) seviyesine çekmek olarak açıklandı. Bu da 2035 yılında yaklaşık 1,1 milyar tona ulaşacağı öngörülen emisyonlardan <strong>yüzde 41 daha düşük</strong> bir seviyeye işaret ediyor. Ancak TÜİK verileri farklı bir tablo ortaya koyuyor; Türkiye’nin emisyonları 2018’de yaklaşık 530 milyon ton CO₂e iken, 2023’te 552 milyon tona yükseldi. Bu durumda 2035’teki emisyonlar, 2023’e kıyasla aslında <strong>yüzde 16 artmış</strong> olacak. Bu tabloya rağmen hedefin <strong>‘yüzde 41 azaltım’</strong> olarak sunulması, kamuoyunda yanıltıcı bir iklim politikası algısı oluşturuyor.&#8221;</p>
<p><strong>İklim finansmanında yetersizlik ön planda</strong></p>
<p>Zirvenin en kritik başlıklarından biri olan <strong>iklim finansmanı</strong> konusunda ise yetersizlik ön plana çıktı.</p>
<p>Küresel Güney’in uyum ihtiyacı için 2035 yılına kadar yıllık yaklaşık 300 milyar dolar talep edilirken, COP30’da kabul edilen finansman düzeyi 120 milyar dolar ile son derece yetersiz kaldı. Ayrıca mevcut hedef 2030’dan 2035’e ertelendi. </p>
<p>Bu noktada asıl önceliğin azaltım olması gerektiğinin altını çizen Ataç &#8220;İklim uyumu için gerekli finansmanın yıllara yayılarak ertelenmesi, kriz karşısında sorumlulukların görmezden gelinmesidir. Emisyonlar hızla düşmeden uyum politikalarının etkili olamayacağını biliyoruz.&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Adil geçiş söylemde kaldı, karar metinleri ise zayıf </strong></p>
<p>Zirvede hak temelli ifadelerle duyurulan <strong>Adil Geçiş Mekanizması</strong> için herhangi bir finansman ayrılmadı. Afrika ve Küresel Güney ülkelerinin, kritik minerallerin çıkarılmasına ilişkin ağır sosyal ve çevresel risklerin karar metnine eklenmesi yönündeki talepleri de karşılık bulmadı. Çin ve Rusya’nın itirazları sonucu bu bölüm tamamen metinden çıkarıldı.</p>
<p>Oysa enerji dönüşümünün temiz ve yenilenebilir kaynaklara yönelmesi adil geçişin temel ilkelerinden biri. Buna karşın, doğa ve insanlar üzerinde ağır ve geri dönüşü olmayan etkileri defalarca ortaya çıkmış yoğun ve denetimsiz madencilik faaliyetlerinin bu süreçte göz ardı edilmesi, sosyal adalet açısından ciddi bir zafiyet yaratıyor. Bu eksiklik, özellikle Kongo gibi ülkelerde yaşanan ciddi hak ihlallerinin görünmez kılınmasına yol açıyor.</p>
<p>Zirve boyunca yerli halklar ve sivil toplum örgütleri, fosil yakıtlardan çıkış, Amazon’un korunması ve hak temelli bir iklim politikası için güçlü çağrılarda bulundu. Ancak bu talepler, nihai kararlara bağlayıcı şekilde yansımadı.</p>
<p><strong>COP31 Türkiye’de: Şimdi kararlı adımlar atma zamanı</strong></p>
<p>COP30’un Türkiye açısından en önemli çıktısı, COP31 için ev sahibi ülkenin Türkiye olarak belirlenmesi oldu. Müzakere başkanlığı Avustralya tarafından yürütülecek olsa da Türkiye için bu süreç, iklim politikalarını güçlendirmek ve dönüşümü hızlandırmak adına önemli bir fırsat niteliği taşıyor.</p>
<p>2026 yılında Antalya’da gerçekleşecek zirveye ev sahipliği yapmanın, güçlü bir iklim politikası oluşturma, iklim eylemini hızlandırma ve fosil yakıtlardan çıkışı kararlılıkla başlatma sorumluluklarını beraberinde getirdiğini vurgulayan Deniz Ataç, &#8220;Türkiye’nin ev sahipliği; bilime uygun, adil, şeffaf ve kömürden çıkışı içeren gerçek bir iklim politikası açıklamak için kaçırılmaması gereken bir fırsat.&#8221; dedi.</p>
<p>Gerçek dönüşüm için kararlı adımlar atmanın artık ertelenemeyeceğini söyleyen Ataç sözlerini şu şekilde sonlandırdı:</p>
<p>&#8220;TEMA Vakfı olarak iklim krizinin gönüllü taahhütler, belirsiz yol haritaları veya sermayeyi önceleyen müzakere süreçleri ile çözülemeyeceğini vurgulamak istiyoruz. Son 30 yılda yaşanan gecikmeler, karar vericilerin gezegenimiz, doğa ve gelecek adına gerçek bir dönüşüm iradesini ortaya koymasının artık ertelenemez bir zorunluluk olduğunu gösteriyor. COP30 boyunca insanlar toprakları, ormanları, su ve tüm doğal varlıkları koruma taleplerini güçlü bir şekilde dile getirdi. Bizim için sevindirici olan, önümüzdeki yıl fosil yakıt lobilerinin ülkemize gelecek olması değil; COP31’de dünyanın dört bir yanından halkların, toplulukların ve sivil toplumun Antalya’da bir araya gelecek olması.&#8221;</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tema-vakfi-cop30-cozum-degil-erteleme-uretti-595761">TEMA Vakfı: COP30 Çözüm Değil, Erteleme Üretti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Tugay: Geleceği bekleyen değil, geleceği planlayan ve inşa eden bir şehir olmak zorundayız</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-gelecegi-bekleyen-degil-gelecegi-planlayan-ve-insa-eden-bir-sehir-olmak-zorundayiz-594767</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Nov 2025 09:29:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[artık]]></category>
		<category><![CDATA[aş]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[bekleyen]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[geleceği]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[İklim Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[inşa]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[karbon]]></category>
		<category><![CDATA[plan]]></category>
		<category><![CDATA[planlayan]]></category>
		<category><![CDATA[secap]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594767</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı’nın (SECAP) ortak akılla güncellenmesi için düzenlenen çalıştayda, iklim krizi ile mücadelenin parolasını anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-gelecegi-bekleyen-degil-gelecegi-planlayan-ve-insa-eden-bir-sehir-olmak-zorundayiz-594767">Başkan Tugay: Geleceği bekleyen değil, geleceği planlayan ve inşa eden bir şehir olmak zorundayız</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı’nın (SECAP) ortak akılla güncellenmesi için düzenlenen çalıştayda, iklim krizi ile mücadelenin parolasını anlattı. Üretilen ve tüketilen her şeyin dünyaya karbon yükü olarak geldiğini belirten Başkan Tugay, “İzmir’de çöpleri yakarak elektrik üreteceğimiz bir tesis yapacağız. Biz geleceği bekleyen değil, geleceği planlayan ve inşa eden bir şehir olmak zorundayız” dedi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, iklim değişikliği ile mücadele kapsamında 2020 yılında hayata geçirdiği İzmir Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı’nı (SECAP) güncelliyor. Bu kapsamda İzmir Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı ile İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZENERJİ AŞ tarafından Tarihi Havagazı Fabrikası’nda “İklim Değişmeden Biz Değişelim” temasıyla bir çalıştay düzenlendi. Çalıştayın ev sahipliğini İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay yaptı.</p>
<p><strong>İklim krizi ile mücadelede ortak akıl vurgusu  </strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, çalıştayda yalnızca bir plan üzerinde çalışmaktan öte İzmir’in iklim karşısındaki geleceğini ortak akılla yeniden kurmak için bir araya geldiklerini söyledi. İklim krizinin artık uzak bir senaryo olmadığına, hayatın ortasında duran bir gerçek olduğuna dikkat çeken Başkan Cemil Tugay, “Aşırı sıcaklıklar, seller, kuraklık ve orman yangınları. Bunlar artık istisna değil, giderek normalleşen bir tablo. Bu nedenle biz geleceği bekleyen değil, geleceği planlayan ve inşa eden bir şehir olmak zorundayız” dedi. İklim krizi konusunda uygulamaların yerelleştikçe başarıya ulaştığını söyleyen Tugay, “Yerel yönetimler bu nedenle çok değerli ve önemli” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Üretilen ve tüketilen her şey dünyaya karbon yükü olarak geldi”</strong></p>
<p>İklim krizi ile ilgili birçok çalışmayı hayata geçirdiklerini anımsatan Tugay, “Hayatımızda konfor arttıkça elektrik kullanımı arttı. Üretilen ve tüketilen her şey dünyaya karbon yükü olarak geldi. Alınması gereken önlemlerin alınması ve uygulanması için iki yol var. Ya yönetenin kararlar alması, uygulaması lazım. Zoraki kararlar, zoraki uygulamalar… Ya da toplum olarak bu işin doğrusunu öğreniriz, bir kültür olarak benimseriz. Yapmamız gerekeni yaparız. Bunu kültür olarak benimsememiz lazım ” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Ormanları, yeşil dokuyu arttıralım, dengeyi sağlayalım”</strong></p>
<p>İklim krizi ile mücadelede konusunda herkesin üzerine düşeni yapması gerektiğini söyleyen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, şu ifadeleri kullandı: “İklim krizine neden olan bu çağın insanı olmaktan utanıyorum. İnsanlar kötü varlıklar değil ama hata yapan varlıklar. İnsanlar sosyal öğrenici varlıklar. Eğer onlara tüketmeyi, korumamayı öğretirseniz, öyle yetişiyorlar. Bize bunu öğrettiler. Tüketim ekonomisine dayalı sistemin ürünü bunlar. İzmir Büyükşehir Belediyesi, diğer belediyeler, kamuda ve özel sektörde bu konuda duyarlı olan kişi ve kurumlar olarak koyduğumuz bir hedef var. 2030 yılında şehrimizi karbon nötr yapacağız. Bu hedefi gerçekleştirebileceğimizi düşünüyorum. Yeter ki bu konunun önemini bilelim, buna göre çalışalım. Ormanları, yeşil dokuyu arttıralım. Dengeyi sağlayalım.”</p>
<p><strong>“Karbon emisyonundan yüzde 70 elektrik harcaması sorumlu”</strong></p>
<p>Karbon emisyonundan yüzde 70 oranında elektrik harcamasının sorumlu olduğunu ve elektriğin de en çok sanayide kullanıldığını hatırlatan Başkan Tugay, “Konut tüketimleri de ciddi emisyon oranına sahip. Enerjiyi temiz yolla, karbon emisyonuna neden olmadan üretmek mümkün. Bunun için yenilenebilir enerji yatırımlarını arttırmamız lazım. Enerji verimliliği diye bir şey var. Gereksiz enerji tüketimini önlediğimiz zaman yenilenebilir enerji yatırımlarını da daha az yapmış oluyorsunuz. Biz de çöpleri yakarak elektrik üreteceğimiz bir tesis yapacağız. Yatırım yapmak önemli ancak gereksiz enerji tüketimini de durdurmamız lazım. Ardından yenilenebilir enerji yatırımlarına bakalım” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Enerji yoksulluğunun önlenmesi açısından son derece önemli bir görev üstlenebilir”</strong></p>
<p>İZENERJİ AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Erhan Uzunoğlu ise “Çalıştayda ilk kez enerji yoksulluğu temasını ele aldık. Enerjinin çok temel bir insan hakkı olduğunu, enerjiye erişimin bir insan hakkı olduğunu ve gerek maliyet ve gerekse düşük ücretlerden dolayı insanların böyle bir yoksulluk içerisinde olduğunu biliyoruz. SECAP çalışmaları enerji yoksulluğunun önlenmesi açısından son derece önemli bir görev üstlenebilir” dedi.</p>
<p><strong>“Kendi enerjisini, gıdasını, suyunu üreten ülkeler bağımsız olacak”</strong></p>
<p>İstanbul Enerji AŞ Genel Müdürü Dr. Yüksel Yalçın da iklim krizinin etkilerine dikkat çekerek, “Bir devletin topraklarını büyütmesi artık eskisi gibi çok anlamlı değil. Gelecekte risk olarak görülen yaşamsal şartlar, enerji ve su kaynakları. Artık kendi enerjisini, gıdasını, suyunu üretecek ülkeler bağımsız olacak. Bunun için önlem almalıyız. Sanayici artık İzmir’de bir tesis kurarken, kendi enerjisini üreten bir sanayi tesisi kurmak zorunda olduğunu biliyor olmalı. Her yeni yapılan binanın projesi hazırlanırken artık başımızı koyacak bir ev diye değil üstünde güneş enerjisi olan, kendi enerjisini üreten bina modeli de artık kültürümüze yerleşmeli. Bu artık giyim, su ihtiyacı gibi herkesin kabul edeceği bir duruma dönüşmeli” dedi.</p>
<p><strong>Tematik masalarda yol haritası oluşturuldu</strong></p>
<p>Çalıştayda Büyükşehir Belediyesi’nin 2030 yılına kadar sera gazı salımlarının yüzde 40 azaltılması ve iklim değişikliğinin etkilerine uyum sağlayarak kentin dirençliliğinin artırılması için hayata geçirilen çalışmalar anlatıldı. Sürecin üç ana adımdan oluştuğu, bu nedenle SECAP’ın yalnızca bir plan değil; yaşayan, gelişen ve sürekli iyileştirilen bir yol haritasına dönüştüğü vurgulandı. Çalıştayda; azaltım, uyum ve enerji yoksulluğu temaları çerçevesinde farklı sektörlerden temsilcilerin bir araya geldiği tematik masalar oluşturuldu. Kente özgü riskler, ihtiyaçlar, potansiyel eylemler ve sorumluluk alanları değerlendirilerek ortak akıl geliştirildi. Kamudan özel sektöre, sivil toplumdan akademiye uzanan geniş bir paydaş katılımıyla gerçekleşen toplantı, İzmir’in iklim hedeflerine ulaşmasında önemli bir dönüm noktası olacak. Plan, 2028 – 2024 arası yıllar için detaylı emisyon hesapları yapılarak güncellendi. Plana enerji yoksunluğu bölümü eklendi. Yıl sonunda planın güncellenmesi çalışmaları tamamlanmış olacak.</p>
<p><strong>İzmir’in yüzde 40 hedefi için yoğun çalışma</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, iklim değişikliği ile mücadele kapsamında Belediye Başkanları Sözleşmesine (Covenant of Mayors &#8211; CoM) taraf olmuş, Avrupa Birliği stratejilerine uygun olarak 2030 yılına kadar sera gazı salımlarının yüzde 40 azaltılmasını ve iklim değişikliğinin etkilerine uyum sağlayarak kentin dirençliliğinin artırılmasını taahhüt etmişti. Bu kapsamda İzmir Büyükşehir Belediyesi iki önemli plan olan İzmir Yeşil Şehir Eylem Planı (İzmir YŞEP) ve İzmir Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planını (İzmir SECAP) hazırladı.</p>
<p><strong>SECAP süreci üç ana adımdan oluşuyor</strong></p>
<p>İzmir Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı (SECAP) süreci üç ana adımdan oluşuyor. İlk aşamada, mevcut durum analizi yapılarak sera gazı emisyonları, iklim riskleri ve kentteki kırılganlıklar tespit ediliyor. İkinci aşamada, enerji verimliliğinden atık yönetimine, ulaşımda sürdürülebilir çözümlerden doğa temelli uygulamalara kadar pek çok başlıkta somut hedefler ve eylemler geliştiriliyor. Son aşamada ise bu eylemlerin uygulamaya geçirilmesi, sonuçlarının izlenmesi ve belirlenen göstergelere göre düzenli olarak izlenmesi ve değerlendirilmesi hedefleniyor. Böylece SECAP, yalnızca bir plan değil; yaşayan, gelişen ve sürekli iyileştirilen bir yol haritasına dönüşecek.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-gelecegi-bekleyen-degil-gelecegi-planlayan-ve-insa-eden-bir-sehir-olmak-zorundayiz-594767">Başkan Tugay: Geleceği bekleyen değil, geleceği planlayan ve inşa eden bir şehir olmak zorundayız</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Seferihisar&#8217;da &#8220;Kadına Şiddetle Mücadele&#8221; bir gün değil, her gün</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/seferihisarda-kadina-siddetle-mucadele-bir-gun-degil-her-gun-594418</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Nov 2025 14:08:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadına]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[seferihisar]]></category>
		<category><![CDATA[şiddetle]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594418</guid>

					<description><![CDATA[<p>Seferihisar Belediyesi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü kapsamında bu yıl farkındalığı tüm kente yayacak yeni bir çalışma başlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/seferihisarda-kadina-siddetle-mucadele-bir-gun-degil-her-gun-594418">Seferihisar&#8217;da &#8220;Kadına Şiddetle Mücadele&#8221; bir gün değil, her gün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Seferihisar Belediyesi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü kapsamında bu yıl farkındalığı tüm kente yayacak yeni bir çalışma başlattı. Kadına yönelik şiddete dikkat çekmek amacıyla hazırlanan farkındalık otobüsü, 5 gün boyunca Seferihisar sokaklarında dolaşarak vatandaşlarla buluşacak.</p>
<p>Belediye ayrıca, kadınların güçlenmesi ve kendilerini güvende hissetmeleri için ücretsiz öz savunma derslerini de hayata geçirdi. </p>
<p>Dersler, her yaştan kadının erişebileceği şekilde planlanarak ilçe genelinde sürdürülecek.</p>
<p>Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin, 25 Kasım kapsamında yaptığı açıklamada Türkiye’de kadına yönelik şiddetin ulaştığı boyutlara dikkat çekti:</p>
<p>“Sadece 2025 yılında 408 kadın katledildi. Her biri bir yaşam, bir umut, bir gelecek.<br />Biz bu acı tabloya alışmayacağız, sessiz kalmayacağız. Kadınların ve kız çocuklarının güvende olduğu bir Türkiye için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.<br />25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü kapsamında hazırladığımız farkındalık otobüsümüz gün boyunca Seferihisar sokaklarında dolaşacak. Bu çalışma, şiddete karşı ortak irademizi görünür kılmanın bir yolu.<br />Ne Seferihisar’da ne de Türkiye’nin hiçbir yerinde kadınlar yalnız değildir. Kadına karşı şiddete dur diyelim. Çünkü kadınların özgürlüğü, toplumun özgürlüğüdür” </p>
<p>Seferihisar Belediyesi, kadına yönelik şiddete karşı mücadelenin yalnızca etkinliklerle sınırlı olmadığını, her gün devam eden hizmetlerle kadınların yanında durmaya devam edeceğini belirtti.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/seferihisarda-kadina-siddetle-mucadele-bir-gun-degil-her-gun-594418">Seferihisar&#8217;da &#8220;Kadına Şiddetle Mücadele&#8221; bir gün değil, her gün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karşıyaka&#8217;da kadınlar yalnız değil!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/karsiyakada-kadinlar-yalniz-degil-594391</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Nov 2025 14:06:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[danışma]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[karşıyaka]]></category>
		<category><![CDATA[yalnız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594391</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadınlara yönelik sosyal destek hizmetlerini genişleten Karşıyaka Belediyesi, son bir yılda açtığı iki Kadın Danışma Merkezi ile dayanışmaya güç kattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karsiyakada-kadinlar-yalniz-degil-594391">Karşıyaka&#8217;da kadınlar yalnız değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Kadınlara yönelik sosyal destek hizmetlerini genişleten Karşıyaka Belediyesi, son bir yılda açtığı iki Kadın Danışma Merkezi ile dayanışmaya güç kattı. İnönü ve Bostanlı mahallelerinde faaliyet gösteren merkezler; psikolojik, hukuki ve sosyal danışmanlık gibi hizmetlerle çok sayıda kadının yaşamına dokundu. Başkan Yıldız Ünsal, “Dayanışma ağını büyüterek ‘güçlü kadın, güçlü toplum’ hedefine kararlılıkla ilerlemeyi sürdürüyoruz” dedi.</b></p>
<p>Karşıyaka Belediyesi; İnönü Mahallesi’nde Nisan 2025’te hizmete sunduğu Nezihe Muhiddin Kadın Danışma Merkezi ve Kasım 2024’te Bostanlı Mahallesi’nde açtığı Muazzez İlmiye Çığ Kadın Danışma Merkezi ile kadın dayanışmasını güçlendirmeye devam ediyor. Bugüne kadar Karşıyaka’nın dört bir yanından çok sayıda kadının yararlandığı merkezler, ihtiyaç duyulan desteklere daha hızlı ve etkin biçimde ulaşma imkanı sağlıyor.</p>
<p><b>HIZLI, GÜVENLİ, ÜCRETSİZ DESTEK</b></p>
<p>Ücretsiz olarak hizmet veren merkezler; şiddet, istismar, bağımlılık, aile içi sorunlar gibi birçok konuda kadınlara danışmanlık ve rehberlik hizmeti sunuyor. Merkeze başvurular yüz yüze ya da 0232 362 57 77 numaralı hattan Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü’nden randevu alınarak gerçekleştirilebiliyor. İlk görüşmeler gizlilik esasına dayanarak sosyal hizmet uzmanları tarafından yapılıyor. Kadınların ihtiyaçlarına göre psikolog, sosyolog ya da avukat desteği sağlanıyor; gerekli durumlarda ŞÖNİM, İzmir Barosu, sosyal hizmet merkezleri gibi resmi kurumlarla iş birliği kurularak kadınların haklarına ulaşmaları için yol açılıyor. Ayrıca, bireysel desteklerin yanı sıra, kadınların bilinç ve farkındalık düzeylerini artırmak için yasal haklar, aile içi iletişim, sağlıklı yaşam gibi başlıklarda seminerler ve atölyeler de düzenleniyor.</p>
<p><b>“ÖNCÜLÜK ETMEKTE KARARLIYIZ”</b></p>
<p>Toplumsal cinsiyet eşitliğini güçlendirme hedefiyle çalışmalarına devam ettiklerini söyleyen Karşıyaka Belediye Başkanı Yıldız Ünsal “Kadınların yaşamın her alanında güçlü, güvende ve eşit bireyler olarak var olabilmesi için hizmet ağımızı gün geçtikçe büyütüyoruz. Bu amaçla açtığımız merkezlerle kadınlara yalnız olmadıklarını hissettiriyor; seslerini duyurabilecekleri ve nefes alabilecekleri bir alan sunuyoruz. İhtiyaçları olan desteklere de en hızlı şekilde ulaşmalarını sağlıyoruz. Biliyoruz ki toplumun gerçek dönüşümü, kadınların güçlenmesiyle mümkündür. Biz Karşıyaka’da bu dönüşüme öncülük etmeye kararlıyız. Dayanışmayı büyütmeye, kadınların yanında olmaya devam edeceğiz” diye konuştu.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karsiyakada-kadinlar-yalniz-degil-594391">Karşıyaka&#8217;da kadınlar yalnız değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Ersan, &#8220;Öğretmenlik sadece bir meslek değil, bir insan yetiştirme sanatıdır&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-ersan-ogretmenlik-sadece-bir-meslek-degil-bir-insan-yetistirme-sanatidir-594237</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Nov 2025 11:08:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[ersan]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[meslek]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenciler]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmen]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmenler]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmenlik]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[sizleri]]></category>
		<category><![CDATA[yetiştirme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594237</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi(EÜ) Eğitim Fakültesinde, 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla bir etkinlik düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-ersan-ogretmenlik-sadece-bir-meslek-degil-bir-insan-yetistirme-sanatidir-594237">Prof. Dr. Ersan, &#8220;Öğretmenlik sadece bir meslek değil, bir insan yetiştirme sanatıdır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi(EÜ) Eğitim Fakültesinde, 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla bir etkinlik düzenlendi. Eğitim Fakültesi Konferans Salonunda yapılan törene EÜ Rektör Yardımcısı Mehmet Ersan, İzmir İl Milli Eğitim Müdürü Dr. Ömer Yahşi, EÜ Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman Ferda Beytekin, akademisyenler, idari çalışanlar ve öğrenciler katıldı. Etkinlikte, öğretmenlik mesleğinin yaşam boyu öğrenmeyi merkeze alan, gelişen teknolojiyle toplumu dönüştüren ve geleceği inşa eden kutsal bir “insan yetiştirme sanatı” olduğu vurgulandı.</p>
<p>Öğretmenin görevlerinden biri, doğru bilgiyi öğrenmeyi yaşam boyu sürdürülebilir kılmayı öğretmek olduğunu söyleyen Prof. Dr. Mehmet Ersan, “Öğretmenlik sadece bir meslek değil, bir insan yetiştirme sanatıdır. Ülkemizin düşünce dünyasını şekillendiren, toplumun gelişimine yön veren, çocuklarımızın kalbine dokunan en kutsal görevdir. Değerli öğrenciler, sevgili öğretmen adaylarımız, bir yıl sonra, ya da belki birkaç yıl sonra, sınıflara adımınızı attığınızda, artık yalnızca ders anlatan değil; umut veren, yol gösteren, ilham olan bireyler olacaksınız. İçinde bulunduğumuz yüzyıl; değişimin, dönüşümün ve hızla değişen teknolojilerin yaşandığı bir dönemdir. Bu nedenle öğretmenlik, artık sadece bilgi aktarmak değil, doğru bilgiye nasıl ulaşılacağını öğretmek, eleştirel düşünceyi desteklemek, öğrencilerin potansiyelini ortaya çıkarmak ve öğrenmeyi yaşam boyu sürdürülebilir kılmayı öğretmek demektir” dedi.</p>
<p><b>“İyi öğretmen, önce iyi bir öğrenendir”</b></p>
<p>Öğrencilere,  Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk’ün “Öğretmenler! Yeni nesil sizlerin eseri olacaktır” sözünü hatırlatan Prof. Dr. Mehmet Ersan, “Sizlerden beklentimiz; yeniliklere açık olmanız, kendinizi sürekli geliştirmeniz ve çağın gerektirdiği donanıma sahip nitelikli öğretmenler olarak yetişmenizdir. Şunu unutmayın.  İyi öğretmen, önce iyi bir öğrenendir. Sizin öğrenme tutkunuz, öğrencilerinize yansıyacak, onların hayatına ışık olacaktır. Bugün burada Ege Üniversitesi olarak sizlere yalnızca bilgiyi değil, aynı zamanda bir eğitimci duruşu kazandırmayı hedefliyoruz. Çünkü öğretmenlik sabır ister, sevgi ister, vicdan ister. Öğrencisi için dünyayı güzelleştirmeye çalışan öğretmen, toplumun geleceğini de güzelleştirir. Bugün Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün ‘Öğretmenler! Yeni nesil sizlerin eseri olacaktır’ sözünü bir kez daha hatırlıyor ve bu sorumluluğun ne kadar büyük olduğunu görüyoruz. Sizlerin yetiştireceği nesiller, ülkemizin yarınlarını belirleyecek. Bu vesileyle, başta Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, ebediyete intikal etmiş tüm öğretmenlerimizi saygıyla ve rahmetle anıyorum. Halen görev yapan ve gelecekte görev yapacak olan tüm öğretmenlerimizin Öğretmenler Günü&#8217;nü yürekten kutluyorum. Yolunuz açık, gönlünüz aydınlık olsun. 24 Kasım Öğretmenler Günü&#8217;nüz kutlu olsun” diye konuştu.</p>
<p><b>“Asıl mesele duyguyu, empatiyi ve insani değerleri merkeze almaktır”</b></p>
<p>Öğretmenliğin bir insan yetiştirme sanatı olduğunu söyleyen Dr. Ömer Yahşi, “ Öğretmenlik, öğrencisinin başarısını kıskanmayan, aksine tıpkı bir anne-baba gibi onunla gurur duyanların icra ettiği, manevi tatmini hiçbir maddi karşılıkla ölçülemeyecek bir insan yetiştirme sanatıdır. Ancak günümüzde yapay zeka ve veri akışının getirdiği hızlı dönüşümle birlikte öğretmenlik tanımı da değişmektedir; artık bilgiye ulaşmak kolaylaşmışken, asıl mesele duyguyu, empatiyi ve insani değerleri merkeze alarak öğrencilere rehberlik etmek, sürekli güncellenmek ve mazeret üretmeden, atanma kaygısına düşmeden ‘başarı benim hakkımdır’ inancıyla çalışarak girişimci bir ruhla geleceği inşa etmektir. Bu duygularla, bu kutsal mesleği seçtiğiniz için sizleri tebrik ediyor; başta Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere ebediyete irtihal eden tüm öğretmenlerimizi rahmetle anıyor, yolunuzun ve bahtınızın açık olmasını diliyorum” dedi.</p>
<p><b>“Bir öğretmeni asıl değerli kılan adalet, saygı ve etik ilkeler”</b></p>
<p>Amaçlarının nitelikli öğretmenler yetiştirmek olduğunu söyleyen Dekan Prof. Dr. Osman Ferda Beytekin, “Bugün 24 Kasım Öğretmenler Günü&#8217;nü büyük bir gururla kutlarken, mesleğimizin değerini hatırlıyor ve sizlere duyduğumuz umutla geleceğe bakıyoruz. Eğitim Fakültesi olarak temel önceliğimiz; sizleri alanında derin bilgiye sahip, bilimsel düşünceyi rehber edinen ve çağın gerektirdiği yeterliliklerle donanmış bireyler olarak yetiştirmektir. Günümüz dünyasında eğitim, ezberden uzak, deneyimsel öğrenmeyi ve teknoloji entegrasyonunu zorunlu kılmaktadır. Bizler size bu pedagojik donanımı kazandırırken, bir öğretmeni asıl değerli kılan adalet, saygı ve etik ilkeler gibi karakter özelliklerini de benimsetmeyi hedefliyoruz. Unutmayın ki öğretmenlik, yaşam boyu öğrenmeyi gerektiren dinamik bir süreçtir. Sınıfın ötesinde topluma ışık tutan, iletişimi güçlü ve sürekli gelişen eğitimciler olarak öğrencilerinizin hayatını değiştireceğinize inancım tamdır. Bu vesileyle Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve ebediyete intikal etmiş tüm öğretmenlerimizi rahmetle anıyor; mesleğinizi sevgi ve sabırla icra etmeniz temennisiyle 24 Kasım Öğretmenler Günü&#8217;nüzü kutluyorum” diye konuştu.</p>
<p>Etkinliğin sonunda EÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Ersan, İl Milli Eğitim Müdürü Dr. Ömer Yahşi’ye “Teşekkür Belgesi” takdim etti.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-ersan-ogretmenlik-sadece-bir-meslek-degil-bir-insan-yetistirme-sanatidir-594237">Prof. Dr. Ersan, &#8220;Öğretmenlik sadece bir meslek değil, bir insan yetiştirme sanatıdır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Tugay: İzmir değişimin seyircisi değil aktörü olacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-izmir-degisimin-seyircisi-degil-aktoru-olacak-593868</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Nov 2025 07:52:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aktörü]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[değişimin]]></category>
		<category><![CDATA[endüstri]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kamu]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[seyircisi]]></category>
		<category><![CDATA[tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[yaratıcı]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=593868</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ve İzmir Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Geçmiş, Şimdi, Gelecek” temasıyla organize edilen “Create in İzmir EXPO: Kapsül” programında konuştu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-izmir-degisimin-seyircisi-degil-aktoru-olacak-593868">Başkan Tugay: İzmir değişimin seyircisi değil aktörü olacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ve İzmir Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Geçmiş, Şimdi, Gelecek” temasıyla organize edilen “Create in İzmir EXPO: Kapsül” programında konuştu. İnovasyon ve yaratıcılığın önemine değinen Başkan Tugay, değişimin önce kamu kurumlarında başlaması gerektiğini belirterek “İzmir’de belediye olarak yeni bir yönetim anlayışını kurmaya çalışıyoruz. Kamu, yaratıcı insanlarla birlikte çalışan, üreten, tasarlayan aktör olmak zorunda. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin, İzmir’in başarıya ulaşacağına inandığım zihinsel değişim sürecinin sadece seyircisi değil, önemli aktörlerinden biri olacağını söylemek isterim” dedi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın İZFAŞ (İzmir Fuarcılık Hizmetleri Kültür ve Sanat İşleri AŞ) adına Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürüttüğü İzmir Vakfı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ), Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD) ve İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA) iş birliğiyle “Geçmiş, Şimdi, Gelecek” temasıyla organize edilen “Create in İzmir EXPO: Kapsül” programı başladı. Etkinlik, Alsancak Tarihi Havagazı Fabrikası Kültür Merkezi’nde 25 Kasım 2025 tarihine kadar devam edecek.</p>
<p><strong>“İnovasyon ve yaratıcılık konusunda bir kültür oluşturmaya ihtiyacımız var”</strong></p>
<p>Yerel yönetim, sivil toplum kuruluşları ve iş dünyasının temsilcileri ile akademisyenlerin yer aldığı, Create in İzmir proje sunumunun yapıldığı açılış konferansında konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ve İzmir Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Şehrimizin geleceğiyle ilgili neler yapabiliriz konusunu ele alıyoruz. Yaratıcılığı tam olarak nasıl konumlandırmamız gerektiğini önce düşünmeliyiz. Bu bir kamusal görev midir? Aslında toplumun sahip olması gereken bir kültür müdür? Bunun cevabının verilmesi lazım. İnovasyon ve yaratıcılık konusunda bir kültür oluşturmaya ihtiyacımız var. Bir yeri, bir grup insanı, bir lokasyonu tanımlarken bir geçmişi olduğunu bilmeliyiz. Geçmişi bugüne bağlayan bir düşünce içinde bakmamız lazım. Ama bir gelecek de olacak, buna da karar vermemiz lazım” diye konuştu.</p>
<p><strong>“İEF İzmir’in yaratıcı ve yenilikçi kültürüne büyük katkı sağladı”</strong></p>
<p>İzmir’in tarihsel olarak özel bir şehir olduğunu belirten Tugay, “En az 8 bin 500 yıllık bir tarihi var. Liman ve ticaret şehri olarak yerleşim oluşmaya başlamış, zaman içinde çok kültürlü, uluslararası ticaretin güçlü olduğu bir şehir olmuş. Medeniyetin pek çok unsurunun geliştiği, ticaretin, tarımın, edebiyatın geliştiği bir yerdeyiz. İzmir’in yenilikçiliğe açık, çağdaş, özgürlüğüne düşkün bir yapısı var. Örneğin İzmir Enternasyonal Fuarı (İEF) Türkiye’nin en eski uluslararası fuarıdır. Bu şehre pek çok şey katmıştır. İzmir’in yaratıcı, yenilikçi kültürünün gelişmesine büyük katkı sağlamıştır” dedi.</p>
<p><strong>“Kamu yaratıcı insanlarla çalışmalı”</strong></p>
<p>Başkan Tugay, İzmir’in 10 üniversitesiyle, 200 bin civarında üniversite öğrencisiyle, değerli akademik altyapısıyla, tarım teknolojisindeki arayışlarıyla, oyun teknolojisindeki ciddi adımlarıyla, gastronomisiyle çok güçlü potansiyeli olduğunu belirterek, “Ama biz kentin potansiyelinden uzak bir yerde olduğunu söylüyoruz. Genç nüfusu ve çok kültürlü yapısıyla bir şey doğurmak istiyor İzmir, bir şey yapmak istiyor ama bir yerde bir sorun var, önünü tıkıyor. Sorunun kamu yönetimi sisteminde olduğunu düşünüyorum. Taraflı bir siyasi eleştiri değil. Ama bunun üzerine düşünmemiz gerektiğine inanıyorum. Bürokrasiyi ve hiyerarşiyi bu kadar katı şekle getiren, toplumun farklı kesimlerini birbirinden koparan anlayış, inovasyon ve yaratıcılığın önünde engeldir. Ben belediye başkanıyım, belediye bir kamu kurumu, belediyenin en fazla değişmesi gereken kurumlardan biri olduğunu söylüyorum. İzmir’de biz belediye olarak yeni bir yönetim anlayışını kurmaya çalışıyoruz. Kamu, yaratıcı insanlarla birlikte çalışan, düşünen, üreten, tasarlayan aktör olmak zorunda. Kamu, yaratıcı topluluk, akademi üçgeni güçlendiğinde şehirler sadece ekonomik olarak değil, kültürel olarak da sıçrama yaşıyor. Biz İzmir’de bu üçgeni kurmaya kararlıyız” diye konuştu.</p>
<p><strong>“İzmir Büyükşehir Belediyesi değişimin seyircisi değil aktörü olacak”</strong></p>
<p>Yaratıcı ekonomi için uluslararası ağlara katılımı büyüttüklerini belirten Başkan Tugay, “Yaratıcı endüstrilerin şehir ekonomisindeki payı yaklaşık yüzde 0,6. İstihdam payı yaklaşık yüzde 0,9” dedi. </p>
<p>İzmir’in büyüme potansiyelinin bulunduğunu söyleyen Tugay, sözlerine şöyle devam etti: “Hangi alanlarda daha yoğun çalışılacağı bu şehrin insanlarının ve kurumlarının vereceği karardır.</p>
<p><strong>“Genç yeteneklerin önünü açacağına inanıyoruz”</strong></p>
<p>Create in İzmir EXPO Projesi’nin üç gün boyunca şehrin yaratıcı enerjisini, üretim kültürünü, yeteneklerini, hikâyelerini ve geleceğe dair umutlarını bir araya getiren benzersiz bir platform sunacağını belirten İzmir Ekonomi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Hakan Abacıoğlu da, “Üniversite olarak koordinasyonunu üstlendiğimiz proje İzmir’in kültürel ve endüstriyel potansiyelini güçlendirmek için hayata geçirildi. Bu proje, gençlerin yenilikçi fikirleriyle, tasarımcıların, sanatçıların ve yaratıcı profesyonellerin üretimleriyle, uluslararası konuklarımızın deneyimleriyle, akademi, kamu ve özel sektörün iş birliğiyle İzmir’in yaratıcı ekosisteminin büyüme ve gelişme kapasitesini gözler önüne seriyor. Create in İzmir Projesi tam da bu nedenle, şehrin geleceğine yapılan uzun vadeli bir yatırımdır. Create in İzmir EXPO’nun, İzmir’in yaratıcı ekonomideki profilini ulusal ve uluslararası düzeyde güçlendireceğine, yeni iş birliklerine ilham vereceğine, yaratıcı girişimcilerin, tasarımcıların ve genç yeteneklerin önünü açacağına gönülden inanıyoruz”  diye konuştu.</p>
<p><strong>“Yaratıcı ekonomi çalışmalarının artacağını düşünüyoruz”</strong></p>
<p>Yaratıcı endüstrileri destekleme noktasında atılan adımları özetleyen Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü Proje Yönetimi Daire Başkanı Abdulkadir Güventürk, “Yaratıcı ürün ve hizmetlerin artırılmasını hedefliyoruz. Create in İzmir EXPO Projesi kapsamında önümüzdeki üç gün boyunca somut çıktıları paylaşacağız. Bilindiği üzere Bakanlık olarak organize sanayi bölgelerinde, endüstri bölgelerinde çalışma yaparken, teknoloji geliştirme merkezlerini, tasarım merkezlerini de destekliyoruz. İzmir’de yaratıcı ekonomi çalışmalarının artacağını düşünüyoruz” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Örnek bir proje olduğuna gönülden inanıyoruz”</strong></p>
<p>EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı, “Bugün İzmir’in geleceğini şekillendiren bir proje için buradayız. Bu etkinlik İzmir’de yeni endüstriler için kapı aralıyor. EGİAD olarak 35 yıldır geleceğin iş insanlarını yetiştirmek istiyoruz. Yaratıcı endüstriler İzmir’in sürdürülebilir kalkınmasının en güçlü tetikçilerindendir. Bu projenin örnek bir çalışma olduğuna gönülden inanıyoruz” dedi.</p>
<p><strong>“İzmir için yeni bir başlangıç”</strong></p>
<p>İzmir Ekonomi Üniversitesi Yaratıcı Ekonomi Merkezi Müdürü Dr. Gözde Çeviker ise yaptığı sunumla proje hakkında bilgilendirmede bulunarak projeyle ilgili “İzmir için yeni bir başlangıç” mesajını verdi. Buluşmada Create in İzmir için film gösterimi de yapıldı.</p>
<p>EXPO kapsamında, kentlerin kültürel dönüşümü ve yaratıcı şehir modelleri üzerine çalışmalarıyla tanınan Charles Landry ise “Şehirlerin Yaratıcılık ve Hayal Gücü ile Dönüşümü” vizyonunu İzmir özelinde tartıştı.</p>
<p><strong>Program içeriği hakkında</strong></p>
<p>“Geçmiş, Şimdi, Gelecek” temasıyla yola çıkan Create in İzmir EXPO, İzmir’in kültürel birikimini, tasarım ve üretim gücüyle harmanlayarak kentin yaratıcı endüstrilerdeki dönüşümünü uluslararası bir vizyonla ortaya koyacak. Üç gün boyunca moda, tasarım, mimarlık, dijital kültür, gastronomi, reklam, sanat ve oyun alanlarında farklı disiplinleri bir araya getiren paneller, atölyeler, sergiler, film gösterimleri ve deneyim alanları katılımcılarla buluşacak. Kültürel ekonomi alanında küresel ölçekte referans kabul edilen, UNESCO Küresel Yaratıcı Ekonomi Kürsüsü Başkanı ve City University of London öğretim üyesi Prof. Andy Pratt, “Yaratıcı Ekosistem Kurmak ve Sürdürmek” başlıklı konuşmasında, kapsayıcı ekonomik kalkınma, sosyal inovasyon ve kentsel yaratıcılık ekseninde dünyadaki en güncel yaklaşımları paylaştı.</p>
<p>Newcastle Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Menelaos Gkartzios ise 24 Kasım’da “Kırsalda Yaratıcılık: Mekânın Hikayesi” oturumunda kırsal bağlamlarda yaratıcı üretimin nasıl yerel dönüşüme ve sürdürülebilir kalkınmaya katkıda bulunabileceğini tartışacak.</p>
<p>İtalya’nın önde gelen moda tasarımcılarından Silvio Betterelli  moderasyonunda 25 Kasım’da ise  tasarım eğitiminin zanaat, üretim ve yenilik arasında nasıl köprü kurduğu; yaratıcı süreçlerin endüstriyel gerçeklikle nasıl buluştuğu aktarılacak. Etkinlik boyunca geçmiş, şimdi ve geleceği buluşturan İzmir Zaman Makinesi &#8211; Sanal Gerçeklik Deneyimi, kentler arası diyalogların ve sanatçı etkileşimlerinin öne çıktığı Konuk Sanatçılar ve Kentler oturumu, yaratıcı iletişim projelerinin sergileneceği Bumerang Reklam Ödülleri, uluslararası konuşmacıların yer aldığı Creative Talks, gastronomi, tasarım ve sürdürülebilirliği bir araya getiren Ege Mutfak Atölyesi: 3 Kültür 1 Sofra, hikâye anlatımı ve dijital teknolojilerin yaratıcılıkla kesiştiği Dijital Oyun Alanı: İzmir’in Yeni Nesil Ekosistemi Alanı ve Kısa Film &#038; Belgesel Gösterimi katılımcılarla buluşacak.</p>
<p><strong>İki sergi ev sahipliği yapacak</strong></p>
<p>Ayrıca, sergi alanında iki özel sergi ziyaretçilere açık olacak. Sanatçı Özlem Kalmaz’ın doğa, bellek ve dönüşüm üzerine kurduğu kişisel sergisi “Doğanın Belleği: İzmir’den Yankılar” ile proje kapsamında düzenlenen Ideathon ve Creathon süreçlerinde geliştirilen yenilikçi mobilya ve tekstil prototiplerinin yer aldığı Create in İzmir Projesi Sergisi, özgün bir seçki olarak sunulacak. Programda ayrıca Tasarımın İzinde 20 Yıl: 20. EİB Moda Tasarım Yarışması Lansmanı, ardından gerçekleştirilecek Design-to-Market: Fikirden Ürüne, Hayalden Gerçeğe Paneli ile tasarım ve üretim ilişkisi ele alınacak. Design-to-Market Atölyesi: “Illusia” – Hayalden Ürüne ile genç tasarımcıların yaratıcı fikirlerini üretilebilir, sürdürülebilir ve pazar değeri taşıyan ürünlere dönüştürme sürecinde deneyim kazanmalarını sağlanacak. Ege&#8217;nin Tasarım Döngüsü: Doğa &#8211; İnsan &#8211; Üretim Paneli ile Ege’nin kültürel mirasından doğan tasarım kimliğini tartışmaya açacak. Create in İzmir EXPO, genç yaratıcılar, akademisyenler, girişimciler, sektör temsilcileri ve sanatçılar için yalnızca bir etkinlik değil; İzmir’in geleceğini birlikte tasarlama çağrısı olacak.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-izmir-degisimin-seyircisi-degil-aktoru-olacak-593868">Başkan Tugay: İzmir değişimin seyircisi değil aktörü olacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tugay: Zeytinlikleri korumak bir kentin değil tüm ülkenin geleceğini korumaktır</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tugay-zeytinlikleri-korumak-bir-kentin-degil-tum-ulkenin-gelecegini-korumaktir-593524</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Nov 2025 07:36:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[Belediye Başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[bölge]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kentin]]></category>
		<category><![CDATA[korumak]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[tüm]]></category>
		<category><![CDATA[ülkenin]]></category>
		<category><![CDATA[urla]]></category>
		<category><![CDATA[ürün]]></category>
		<category><![CDATA[zeytin]]></category>
		<category><![CDATA[zeytinlikleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=593524</guid>

					<description><![CDATA[<p>Urla Belediyesi ve İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen 2. Uluslararası Urla Zeytin ve Sanat Festivali'nde “Tarım ürünlerinin bölge kalkınmasındaki yeri: Zeytin Yasası” paneli düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tugay-zeytinlikleri-korumak-bir-kentin-degil-tum-ulkenin-gelecegini-korumaktir-593524">Tugay: Zeytinlikleri korumak bir kentin değil tüm ülkenin geleceğini korumaktır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Urla Belediyesi ve İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen 2. Uluslararası Urla Zeytin ve Sanat Festivali&#8217;nde “Tarım ürünlerinin bölge kalkınmasındaki yeri: Zeytin Yasası” paneli düzenlendi. Panelde konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Zeytinliklerin madenciliğe açılması yalnızca bir çevre meselesi değildir; aynı zamanda bir kalkınma, ekonomi ve gıda güvenliği meselesidir. Zeytinlikleri korumak, bir kentin değil; tüm ülkenin geleceğini korumak demektir” dedi. </p>
<p>Urla Belediyesi ve İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen 2. Uluslararası Urla Zeytin ve Sanat Festivali programı kapsamında “Tarım ürünlerinin bölge kalkınmasındaki yeri: Zeytin Yasası” paneli düzenlendi. Köstem Zeytinyağı Müzesi Kurucusu Doç. Dr. Levent Köstem moderatörlüğünde yapılan panele İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay ile Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan, Bozcaada Belediye Başkanı Yahya Göztepe katıldı. Panelde zeytinle ilgili yasanın yanında, zeytinin geleceği ve markalaşması konuşuldu. Başkan Tugay, üreticilere verdikleri destekleri anlattı. </p>
<p><strong>Tugay: Üreticinin geleceğe dair güvenini sarsar</strong><br />Zeytin Yasası hakkında konuşan Başkan Tugay, “Kamuoyunda &#8216;Zeytin Yasası&#8217; olarak bilinen düzenleme teklifine dair endişelerimizi açıkça paylaşmak isterim. Bu teklif, zeytinliklerin madencilik ve enerji faaliyetlerine açılmasına imkân tanıyan hükümler içeriyor. Oysa Türkiye’de yürürlükte olan 3573 sayılı yasa, zeytinliklerin korunmasını açık bir şekilde güvence altına alıyor. 24 Temmuz 2025 tarihinde yürürlüğe giren 7554 sayılı Kanun ile 3213 sayılı Maden Kanunu’nda Geçici 45. Madde ile yapılan değişiklik kapsamında, zeytinlik alanlara ilişkin hükümler yeniden düzenlendi. Maden Kanunu’ndaki bu değişiklik yıllardır zeytinleri koruyan 3573 sayılı kanun ile çelişmektedir. Bu değişiklik, uzun yıllar sonra ürün veren bir tarımsal yatırımın yok edilmesi, yerel geçimin ve kırsal ekonominin zedelenmesi, ekosistemin geri dönüşsüz biçimde tahrip edilmesi, gıda güvenliğinin, ihracat kapasitesinin ve ülke ekonomisinin riske atılması anlamına gelir. Daha da önemlisi, üreticinin geleceğe dair güvenini sarsar. Tarımda güven duygusu kaybolduğunda, bölgesel kalkınma da zarar görür. Taşıma veya ‘eşdeğer alan’ yaratma gibi öneriler teknik olarak da ekonomik olarak da gerçekçi değildir. Zeytin ağacının verimi, toprağın hafızasıyla birlikte büyür; başka yere taşınarak yeniden kurulamaz. Bu nedenle, zeytinliklerin madenciliğe açılması yalnızca bir çevre meselesi değildir; aynı zamanda bir kalkınma, ekonomi ve gıda güvenliği meselesidir. Zeytinlikleri korumak, bir kentin değil; tüm ülkenin geleceğini korumak demektir” dedi. </p>
<p><strong>“İzmir&#8217;in tarımını her anlamda destekleme konusunda çok kararlıyız”</strong><br />Ege Bölgesi&#8217;nin tarım açısından inanılmaz bir bölge olduğunu kaydeden Tugay, “İzmir&#8217;de 350 bin hektarlık alanda tarım yapılıyor. 190 bin hane çiftçilikle uğraşıyor. İzmir&#8217;in birbirinden farklı bir sürü havzası var. Ancak politikaların biraz yerelleşmesi lazım. Bu bakış açısıyla çalışıyoruz. Zeytin çok özel bir yere koyduğumuz ürün, bağcılık da öyle” dedi. <br />Yakın bir zamanda gıdanın en hayati konulardan olacağını belirten Tugay, tarımın doğru konumlanması gerektiğini söyledi. Tugay, “Zeytini inanılmaz çeşitlilikte üretiyoruz. Ege de zeytinin en fazla üretiminin olduğu bölge. Daha kaliteli ürün geliştirilmesi, üretim rekoltesinin artırılması, elde edilen zeytinin doğru işlenmesi, marka yaratılması, markalanmış ürünün pazarlanması konularında becerilerimizin artması lazım” dedi. Tugay ayrıca “Yerel tarım konseyleri olması gerekiyor. Biz İzmir Tarım ve Gıda Konseyi oluşturduk aslında. Ama bölgelerin sorunlarının aynı olmadığını anladık. Daha yerelleştirerek gitmeli, belki Urla&#8217;nın kendisinin tarım ve gıda konseyi olmalı. Biz İzmir&#8217;in tarımını her anlamda destekleme konusunda çok kararlıyız” dedi.</p>
<p><strong>Akın: Tehdit olmaz, çünkü biz varız</strong><br />Destekleri için Başkan Tugay&#8217;a teşekkür eden Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, Balıkesir&#8217;de 13 milyona yakın zeytin ağacı olduğunu söyledi. “Balıkesir&#8217;de zeytinliklerimizin talan edilmesine asla izin vermiyoruz. Biz elimizden geleni yapıyoruz. Zeytin bereketin sembolüdür. Zeytine göre hayatımızı yönlendirmek zorundayız. Bu yasa nedeniyle her şeyi bir kenara bırakacak halimiz yok” dedi. Akın, kentte zeytincilikle ilgili yaptıkları çalışmalar hakkında da bilgiler verdi. </p>
<p><strong>Balkan: Direnmeye devam edeceğiz</strong><br />Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan, “Zeytincilik Yasası 11 kez meclise sunulmuş. Tam 10 kez değiştirilmek istendi, kamu yararı da öne sürülerek zeytinlik alanların enerji ve maden aramalarına açılması üzerine karar aldılar. Zeytin ve üzüm bu topraklarda bize bırakılan en büyük miras. Biz burada mücadelemize devam edeceğiz. Bizler kendimizi zeytine göre şekillendirmeliyiz. Taşımak,  kaybolmasına neden oluyor. Direnmeye devam edeceğiz” dedi. Balkan, kırsal koruma planı için de Başkan Tugay&#8217;a teşekkür etti. </p>
<p><strong>Göztepe: Birlik olup tehdide karşı savaş açmalıyız</strong><br />Bozcaada Belediye Başkanı Yahya Göztepe ise, “3 bin yıllık bağcılık geçmişimiz var. Bizim de bu yıl 6. kez düzenlediğimiz bir zeytin festivalimiz bulunuyor. Bu yasa zeytinciliğin idam fermanıdır. Hep beraber olmalıyız. Günümüzde çok zor koşullarda belediye başkanlıkları yapıyoruz. Büyükşehir belediye başkanlarımız bambaşka tehdit altında. Herkes yaptığını 10 defa düşünüyor. Böyle zamanlarda tek yapabileceğimiz şey birlik olmak. Bir olmalıyız, bu tehdide karşı savaş açmalıyız” şeklinde konuştu.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tugay-zeytinlikleri-korumak-bir-kentin-degil-tum-ulkenin-gelecegini-korumaktir-593524">Tugay: Zeytinlikleri korumak bir kentin değil tüm ülkenin geleceğini korumaktır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Işık: &#8220;Atatürk, sadece geçmişimiz değil, geleceğimizdir&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-isik-ataturk-sadece-gecmisimiz-degil-gelecegimizdir-590988</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Nov 2025 08:15:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[atatürkün]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[gaziemir]]></category>
		<category><![CDATA[geçmişimiz]]></category>
		<category><![CDATA[geleceğimizdir]]></category>
		<category><![CDATA[işık]]></category>
		<category><![CDATA[konser]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=590988</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gaziemir Belediyesi’nin düzenlediği Ata’yı Anma Konseri’nde, Atatürk’ün sevdiği şarkıları seslendiren Mehtap Meral, Gaziemirlilere duygu dolu anlar yaşattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-isik-ataturk-sadece-gecmisimiz-degil-gelecegimizdir-590988">Başkan Işık: &#8220;Atatürk, sadece geçmişimiz değil, geleceğimizdir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gaziemir Belediyesi’nin düzenlediği Ata’yı Anma Konseri’nde, Atatürk’ün sevdiği şarkıları seslendiren Mehtap Meral, Gaziemirlilere duygu dolu anlar yaşattı. Başkan Ünal Işık, “Atatürk’ün açtığı yolda, Cumhuriyet’in ışığında, sonsuza dek yürümeye kararlıyız. Atatürk, sadece geçmişimiz değil, geleceğimizdir” dedi.</p>
<p>Gaziemir Belediyesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Ebedi Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü, ölümünün 87’nci yıl dönümünde özel bir konserle andı. 10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü ve Atatürk Haftası etkinlikleri kapsamında düzenlenen konserde, sanatçı Mehtap Meral sahne aldı.<br />Gaziemir Belediye Başkanı Ünal Işık ile eşi Deniz Işık’ın ev sahipliği yaptığı konsere, Gaziemir Kaymakamı Kudret Kurnaz ile eşi Özge Kurnaz, CHP 26. Dönem İzmir Milletvekili Zeynep Altıok Akatlı, CHP Gaziemir İlçe Başkanı Çağrı Şırlancı ile eşi Nursel Şırlancı, CHP Gaziemir Geçmiş Dönem İlçe Başkanları, belediye meclis üyeleri, muhtarlar, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve çok sayıda Gaziemirli katıldı.</p>
<p>Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen etkinlikte sahneye çıkan Mehtap Meral ve orkestrası, Atatürk’ün sevdiği şarkılar ile Atatürk’ün anısına bestelenen eserleri seslendirdi. Konser boyunca sanatçının söylediği şarkılara eşlik eden Gaziemirliler, Atatürk’e duydukları sevgi ve özlemi hep bir ağızdan dile getirdi. Etkinlikte, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Gaziemir Şubesi Çocuk Korosu da sahne alarak şarkılar seslendirdi. Miniklerin performansı, izleyicilerden büyük alkış aldı.</p>
<p><b>“Atatürk’ün açtığı yolda, Cumhuriyet’in ışığında yürüyeceğiz”</b><br />Atatürk’ün Türk milletine kazandırdığı değerlere ve mirasına sahip çıkmanın önemine vurgu yapan Gaziemir Belediye Başkanı Ünal Işık, “Bu ülkede özgür, eşit ve onurlu bir şekilde yaşayabiliyorsak bunu Mustafa Kemal Atatürk’e borçluyuz. Mustafa Kemal’in önderliğinde kazanılan zaferler ve Atatürk’ün devrimleri, bugün sahip olduğumuz tüm değerlerin temelidir. Dünyada, Atatürk kadar milleti tarafından sevilen, ölümünün üzerinden 87 yıl geçmesine rağmen fikirleriyle yol gösteren başka bir lider yoktur. O sadece bir kurtarıcı değil, aynı zamanda çağdaş bir ulusun, laik ve demokratik Cumhuriyet’in mimarıdır. Ülkemizin her noktasında iyi, güzel, çağdaş olan ne varsa; adalette, bilimde, sanatta, kadının toplumdaki yeri ve öneminde ne kadar ilerlediysek, hepsinde Atatürk&#8217;ün izleri vardır. Bizler, yaşamımızın her anında O’nun fikirlerini, devrimlerini ve bize bıraktığı çağdaşlık mirasını yaşatıyoruz. Atatürk’ün açtığı yolda, Cumhuriyet’in ışığında, bilimin rehberliğinde sonsuza dek yürümeye kararlıyız. Atatürk’ün ilke ve değerlerine sahip çıkarak, bu mirası çocuklarımızla ve torunlarımızla geleceğe taşıyacağız. Çünkü biliyoruz ki Atatürk, sadece geçmişimiz değil, geleceğimizdir. İyi ki bizim liderimiz, iyi ki biz Atatürk’ün aydınlattığı yolda yürüyen yurttaşlarız. Ulusumuzun kurtarıcısı, Ebedi Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü aramızdan ayrılışının 87. yıl dönümünde saygı, özlem ve minnetle anıyorum” diye konuştu. </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-isik-ataturk-sadece-gecmisimiz-degil-gelecegimizdir-590988">Başkan Işık: &#8220;Atatürk, sadece geçmişimiz değil, geleceğimizdir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Afet eğitimi sadece kriz anına değil, travma koşullarına da odaklanmalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/afet-egitimi-sadece-kriz-anina-degil-travma-kosullarina-da-odaklanmali-590861</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Nov 2025 08:34:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[Afet Eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[anına]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[hazırlık]]></category>
		<category><![CDATA[kriz]]></category>
		<category><![CDATA[kurum]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[travma]]></category>
		<category><![CDATA[yeniden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=590861</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda hem Türkiye’de hem de dünyada deprem, sel, orman yangını ve kuraklık gibi afetlerin sayısında hızlı bir artış yaşanıyor. Bu durum, afetlere hazırlık süreçlerinin yeniden gözden geçirilmesini zorunlu kılıyor. İstanbul Bilgi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zeynep Şimşek, 12 Kasım Afet Eğitimi Hazırlık Günü kapsamında artan risk ortamına dikkat çekerek, afet eğitiminin kapsamının genişletilmesi gerektiğini vurguladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/afet-egitimi-sadece-kriz-anina-degil-travma-kosullarina-da-odaklanmali-590861">Afet eğitimi sadece kriz anına değil, travma koşullarına da odaklanmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-start="622" data-end="946">Prof. Dr. Şimşek, “1970’lerde yılda yaklaşık 100 afet kaydedilirken, son 20 yılda bu sayı 400’e ulaştı. Afet eğitimi, yalnızca ‘kriz anında ne yapılmalı’ yaklaşımıyla sınırlı kalmamalı; bireylerin ve kurumların travmatik stres koşulları altında bile etkili bir şekilde hareket edebilme kapasitelerine odaklanmalıdır” dedi.</p>
<p data-start="948" data-end="995"><strong data-start="948" data-end="993">Travmanın biyopsikososyal etkisine dikkat</strong></p>
<p data-start="997" data-end="1421">Afetlerin yalnızca fiziksel hasar yaratmadığını, toplumun güven, kontrol ve dayanıklılık duygularını da derinden etkilediğini belirten Şimşek, eğitim içeriklerinin korku temelli değil, güven, dayanıklılık ve öz yeterlilik odaklı olması gerektiğini söyledi. Riskin büyüklüğünü anlamak, afet sırasında ortaya çıkan davranışları bilmek, doğru tepki vermek ve yeniden travmatizasyondan kaçınmak eğitimlerin temel amacı olmalı.</p>
<p data-start="1423" data-end="1484"><strong data-start="1423" data-end="1482">Travmanın bireysel ve kurumsal etkileri sahada gözlendi</strong></p>
<p data-start="1486" data-end="2139">İstanbul Bilgi Üniversitesi Lisansüstü Program Enstitüsü Travma ve Afet Çalışmaları Uygulamalı Ruh Sağlığı Yüksek Lisans Programı tarafından yapılan saha araştırmaları, 6 Şubat depremleri sonrasında afetin ilk günlerinde yaşanan güvensizlik, kontrol kaybı ve çaresizliğin yalnızca bireyleri değil, kurumlar arası koordinasyonu da olumsuz etkilediğini ortaya koydu. Prof. Dr. Şimşek, “Farklı kurumlar eşzamanlı fakat kopuk biçimde hareket etti, korku ve belirsizlik ortamı iletişimi ve işbirliğini zayıflattı. Bu bulgular, travmanın örgütsel düzeydeki etkilerini bilmenin ve eğitimlere dahil etmenin afet yönetimi için kritik olduğunu gösteriyor” dedi.</p>
<p data-start="2141" data-end="2185"><strong data-start="2141" data-end="2183">Korku yerine ‘öğrenilmiş güven’ modeli</strong></p>
<p data-start="2187" data-end="2597">Şimşek, afet eğitimlerinin travma bilgisiyle yeniden şekillendirilmesi gerektiğini belirtti: “Korku temelli mesajlar uzun vadeli hazırlık davranışlarını azaltıyor. Bireyler bilgi ve beceriye sahip olduklarına inandıklarında hazırlık davranışları kalıcı hale geliyor. Travma bilgili afet eğitimi, sadece ne yapılacağını öğretmekle kalmayıp, bireylerin bunu yapabileceklerine olan inançlarını da desteklemeli.”</p>
<p data-start="2599" data-end="3001">Prof. Dr. Şimşek ayrıca, eğitimlerde tetikleyici uyaranlardan, tehdit edici dilden ve yeniden yaşantılama riski taşıyan uygulamalardan kaçınılması gerektiğini vurguladı: “Nitel çalışmalar, afet sahasında görev yapan personel ve hizmet alan bireylerin yeniden travmatizasyona açık olduğunu gösteriyor. Bu nedenle eğitimler, uzman kişiler tarafından kültürel olarak duyarlı bir şekilde yürütülmelidir.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/afet-egitimi-sadece-kriz-anina-degil-travma-kosullarina-da-odaklanmali-590861">Afet eğitimi sadece kriz anına değil, travma koşullarına da odaklanmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tugay: Eşitliği bir hedef değil, bir yönetim biçimi olarak görüyoruz</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tugay-esitligi-bir-hedef-degil-bir-yonetim-bicimi-olarak-goruyoruz-590034</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Nov 2025 13:45:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[biçimi]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[eshot]]></category>
		<category><![CDATA[eşit]]></category>
		<category><![CDATA[eşitliği]]></category>
		<category><![CDATA[hedef]]></category>
		<category><![CDATA[istihdam]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Şoför]]></category>
		<category><![CDATA[olarak]]></category>
		<category><![CDATA[örnek]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[sur]]></category>
		<category><![CDATA[toplu]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=590034</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de en çok kadın şoför çalıştıran kamu kurumu olan İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde kadın şoför sayısı 290 oldu</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tugay-esitligi-bir-hedef-degil-bir-yonetim-bicimi-olarak-goruyoruz-590034">Tugay: Eşitliği bir hedef değil, bir yönetim biçimi olarak görüyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de en çok kadın şoför çalıştıran kamu kurumu olan İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde kadın şoför sayısı 290 oldu. ESHOT Genel Müdürlüğü’nün, kadın şoför istihdamını artırmak ve toplumsal cinsiyet eşitliği bilincini güçlendirmek amacıyla geliştirdiği “Eşitliğe Sür” projesi kapsamında düzenlenen çalıştay ve sempozyum açılışında konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, kısa sürede kadın şoför sayısını yüzde 60 artırdıklarını söyledi. Başkan Tugay, “Bir kurumda kadın istihdamını artırmak, yalnızca yerel değil, uluslararası ölçekte örnek alınacak bir dönüşümdür. Toplumsal cinsiyet eşitliği bizim için bir ilke değil; hizmet anlayışımızın ayrılmaz bir parçası. Eşitliği bir hedef değil, bir yönetim biçimi olarak görüyoruz” dedi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, toplumsal cinsiyet eşitliğini desteklemek ve toplu ulaşım sektöründe kadın istihdamını artırmak amacıyla “Eşitliğe Sür” Projesi’ni hayata geçirdi. ESHOT Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen ve Fransız Kalkınma Ajansı’nın (AFD) 100 bin Euro’luk hibe desteği sağladığı proje kapsamında 80 kadın şoför iş başı yaparken, proje süreci, kazanımlar ve elde edilen iyi uygulama örneklerini kamuoyu ile paylaşmak için çalıştay ve sempozyum düzenlendi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın ev sahipliğinde Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde düzenlenen programa İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır,  Karaburun Belediye Başkanı İlkay Girgin Erdoğan, Yaşar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Levent Kandiller,  İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı ve ESHOT Genel Müdürü Övünç Özgen, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Hakan Uzun, bürokratlar, kadın şoförler ve akademisyenler katıldı. </p>
<p><strong>Tugay: Atatürk’ün vizyonuna dayanıyor</strong></p>
<p>Kadın şoförleri her gördüğünde mutlu olduğunu ifade ederek konuşmasına başlayan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Bu bir kapanış değil bizim için önemli bir dönüşüm sürecinin kutlamasıdır. Kadınların iş yaşamında eşit olması mücadelesinin sonuna gelmedik. Bunun başlarındayız henüz” dedi. Tugay, “Göreve geldiğimizde, İzmir’de kadın toplu ulaşım şoförlerinin sayısını artıracağımızı söylemiştik. Bugün o sözü bir ölçüde yerine getirmenin gururunu yaşıyoruz. Biz diyoruz ki; kadın üretirse şehir gelişir, görünürse toplumsal adalet güçlenir ve kadın yaşarsa bir toplumda o toplum nefes alır. Bu inancın kökleri, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün vizyonuna dayanıyor” dedi.</p>
<p><strong>Tugay dünyadan örnekler verdi</strong></p>
<p>Dünyadan kadınların iş hayatındaki yerinden örnekler vererek konuşmasına devam eden Tugay, “Berlin ve Toronto örneklerinde kadınlara teknik eğitimler verilerek sektöre erişimleri artırılmış. Sydney’de vardiya planlamasında esneklik ve güvenli tesisler; Londra’da kadın liderlik programları ile istihdam oranları yükselmiş. Bu örnekler gösteriyor ki; eğitim, güvenli ortam ve kurumsal dönüşüm bir arada olduğunda gerçek eşitlik mümkün. Kadınların toplumsal yaşama katılımı, ‘kadın da yapabilir’ meselesi değildir. Şehirleri daha adil ve insani hale getirmenin yoludur. Eşitliğe Sür Projesi işte bu anlayışla şekillendi” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Kısa sürede kadın şoför sayımızı yüzde 60 oranında artırdık”</strong></p>
<p>Kadın istihdamına öncelik verdiklerini aktaran Başkan Tugay, “İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak; itfaiyeden bürokrasiye, çağrı merkezlerinden saha çalışmalarına kadar birçok alanda kadın istihdamına öncelik veriyoruz. Yaklaşık on bir ay önce ‘Sizi direksiyon başında görmek istiyoruz’ demiştim. O gün hedefimiz 72 kadın şofördü. Ancak 80 kadınımızın tüm aşamaları başarıyla geçti ve biz hepsini istihdam ettik. Bu kısa sürede kadın şoför sayımızı yüzde 60 oranında artırdık. Bu sadece bir rakam değil; İzmir’in eşitlik konusundaki kararlılığının somut bir göstergesidir” dedi.</p>
<p><strong>“Yalnızca İzmir’e değil, Türkiye’ye ve dünyaya örnek olacak”</strong></p>
<p>Projenin üç temel amacının olduğunu belirten Tugay, “Kadınlara cesaret vermek önyargıları kırmak, Kadın Akademisi aracılığıyla kadın şoför adaylarına eğitimler sunmak ve bu süreçte edinilen deneyimleri paylaşarak kalıcı bir dönüşüm modeli oluşturmak. Bugün yaptığımız çalıştay ve sempozyum, işte bu üçüncü hedefin en önemli adımıdır. Buradan çıkacak sonuçlar yalnızca İzmir’e değil, Türkiye’ye ve dünyaya örnek olacaktır. ESHOT, Avrupa’nın en büyük toplu ulaşım filolarından birine sahip. Bu ölçekte bir kurumda kadın istihdamını artırmak, yalnızca yerel değil, uluslararası ölçekte örnek alınacak bir dönüşümdür. Kadınların ekonomide, yaşamın her alanında daha görünür olması hepimizin ortak sorumluluğu. Bu çabalar, Birleşmiş Milletler’in sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle de örtüşüyor. Eşitlik için attığımız her adım, “hiç kimse geride kalmasın” diyen evrensel çağrının bir parçası. Bugün itibarıyla kadın şoför sayımız 290’a ulaştı. ESHOT, Türkiye’de en fazla kadın şoför istihdam eden kamu kurumu olma özelliğini de pekiştiriyor. Artık sadece varacağımız yere değil; eşitliğe giden yola da birlikte yön veriyoruz. Toplumsal cinsiyet eşitliği bizim için bir ilke değil; hizmet anlayışımızın ayrılmaz bir parçası. Eşitliği bir hedef değil, bir yönetim biçimi olarak görüyoruz” dedi.</p>
<p><strong>“Yolunuz açık olsun”</strong></p>
<p>Kadın şoförlere seslenen Başkan Tugay, “Sevgili kadın şoförlerimiz;  sizler bu şehrin değişiminin gerçek kahramanlarısınız. Direksiyon başına geçtiğinizde yalnızca yol almıyor; İzmir’i eşitliğe taşıyorsunuz. Yolunuz açık; geleceğiniz İzmir kadar aydınlık olsun” diyerek konuşmasını tamamladı.</p>
<p><strong>Kandiller: Gururluyuz</strong></p>
<p>Yaşar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Levent Kandiller, “Bu proje aslında İzmir’in vizyoner yerel yönetimi şemsiyesi altında çok önemli parçalardan biri. Hem hizmeti veren hem hizmeti alan tarafta aslında toplumsal cinsiyet eşitliği, erişilebilirlik ve güvenlik ilkelerini güçlendirmeyi hedefleyen bir proje. Yaşar Üniversitesi olarak bu projede bilimsel yaklaşım ve veri analiz parçalarında yer alıyoruz. İzmir öncü bir kent ve biz Yaşar Üniversitesi olarak bu öncü kentin kurumlarından biri olmaktan onur duyuyoruz” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Keyik: Bu bir dönüşüm hikayesi</strong></p>
<p>AFD Türkiye Proje Yöneticisi Tülin Keyik ise programa video mesajla katıldı. Keyik mesajında, “Bu proje sadece bir ulaşım projesi değildir. Proje kadınların da şehir yaşamının her alanında yer alabileceğini, direksiyon arkasında da, ön safta da güçlü bir şekilde durabileceğini kanıtlayan bir dönüşüm hikayesidir. Bu vizyonu desteklemekten çok gurur duyuyoruz” dedi.</p>
<p><strong>Kadın şoför sayısı 290’a ulaştı</strong></p>
<p>ESHOT Genel Müdürlüğü’nün Fransız Kalkınma Ajansı (AFD) iş birliğiyle hayata geçirdiği 100 bin Euro hibe destekli proje, kadınların toplu taşımada daha fazla yer almasını sağlayacak öncü bir adım niteliğinde. 2024 yılı temmuz ayında başlayan projede başarılı bulunan 120 adaya İzmir Ekonomi Üniversitesi tarafından 30 saatlik “Farkındalık Eğitimi” verildi. Özel bir sürücü kursu tarafından 10 saatlik saha eğitimi de alan adaylar, ESHOT tarafından direksiyon sınavına alındı. Başarılı olan 80 kadın ESHOT ailesine katılarak direksiyon başına geçti. Proje sonunda, ESHOT Genel Müdürlüğü’nün kadın şoför sayısı 290’a ulaştı. ESHOT, Türkiye’de en fazla kadın toplu ulaşım şoförünü istihdam eden kamu kurumu unvanını korudu. Proje, Yaşar Üniversitesi iş birliği ile yapılan çalıştay ve sempozyum sonrası bilimsel makale ve elde edilen bulguların infografik kitapçık hâline getirilmesin ardından son bulacak. </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tugay-esitligi-bir-hedef-degil-bir-yonetim-bicimi-olarak-goruyoruz-590034">Tugay: Eşitliği bir hedef değil, bir yönetim biçimi olarak görüyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tırnak bakımı sadece estetik değil, sağlık işi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tirnak-bakimi-sadece-estetik-degil-saglik-isi-588242</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Oct 2025 13:27:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bakım]]></category>
		<category><![CDATA[bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[estetik]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[işi]]></category>
		<category><![CDATA[kişiler]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Podolog]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tırnak]]></category>
		<category><![CDATA[Tırnak Bakımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588242</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Podoloji Programı Öğr. Gör. Muharrem Tosun, el ve ayak tırnak bakımı konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tirnak-bakimi-sadece-estetik-degil-saglik-isi-588242">Tırnak bakımı sadece estetik değil, sağlık işi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Podoloji Programı Öğr. Gör. Muharrem Tosun, el ve ayak tırnak bakımı konusunu değerlendirdi.</p>
<h3><strong>“Sertifikasız çalışanların sayısı azımsanmayacak kadar fazla”</strong></h3>
<p>Mahalle arası yerlerde çalışan tırnak bakım uzmanlarının eğitim düzeyi ve sertifika durumlarının farklılık gösterebildiğini ifade eden Öğr. Gör. Muharrem Tosun, “Bazı kişiler güzellik kurslarına katılarak temel eğitimler alsa da birçoğu bu işi tamamen tecrübe yoluyla öğrenmiştir. Sertifikasız çalışanların sayısı azımsanmayacak kadar fazladır. Bu durum, özellikle hijyen ve sağlık açısından risk oluşturabilir çünkü profesyonel eğitim almayan kişilerin enfeksiyon, mantar ve siğil gibi bulaşıcı hastalıklar veya cilt rahatsızlıkları gibi konularda yeterli bilgisi olmayabilir.” dedi.</p>
<h3><strong>“Bu eğitimler tıbbi bilgi içermiyor”</strong></h3>
<p>Tırnak bakım hizmeti veren kişilerin genellikle kısa süreli kurslarla yetkinlik kazandıklarını belirten Öğr. Gör. Muharrem Tosun, “Genellikle kısa süreli güzellik ve bakım kurslarına katılarak manikür-pedikür, el-ayak bakımı ve protez tırnak gibi konularda temel eğitim alırlar. Bu kurslar sonunda bazıları sertifika da elde eder. Ancak bu eğitimler tıbbi bilgi içermez; dolayısıyla sağlıkla ilgili sorunlara müdahale yetkileri yoktur. Yetkinlikleri daha çok estetik ve kozmetik bakım alanıyla sınırlıdır.” diye konuştu.</p>
<h3><strong>“Steril ekipman ve eldiven kullanımı hayati önem taşıyor”</strong></h3>
<p>Hijyen kurallarına uyulmadığında ciddi enfeksiyon riskleri doğabileceğine dikkat çeken Podolog Muharrem Tosun, “Bu kişiler mutlaka her müşteri için steril edilmiş veya tek kullanımlık malzemeler tercih etmelidir. Eldiven kullanımı, ellerin ve çalışma alanının temizliği çok önemlidir. Tırnak mantarı, siğil, enfeksiyon gibi bulaşıcı hastalıkların yayılmasını önlemek için hijyen kurallarına titizlikle uymaları gerekir. Ayrıca herhangi bir sağlık problemi belirtisi gördüklerinde işlem yapmaktan kaçınıp, kişiyi bir uzmana yönlendirmeleri gerekir.” ifadesinde bulundu.</p>
<h3><strong>“Podologlar, ayak sağlığında uzman kişilerdir”</strong></h3>
<p>Podologların yalnızca estetik değil, tıbbi bakıma da odaklandığını belirten Tosun, “Podologlar, özellikle ayak sağlığı alanında uzmanlaşmış kişilerdir. Tırnak batıkları, nasırlar, tırnak mantarı ve deforme tırnak gibi problemlerle ilgilenirler. Ayrıca medikal ayak bakımı yapabilirler. Estetik kaygıdan çok, sağlığı ön planda tutarak, kişiye özel tıbbi bakım uygularlar. Podologlar, sadece tırnak bakımı değil; diyabetik ayak bakımı, sporcu ayak bakımı ve hamilelerde ayak bakımı gibi özel sağlık alanlarında da destek sunarlar.” dedi.</p>
<h3><strong>“Tırnak bakımı, sağlık sorunlarını erken tespit etmede önemli rol oynar”</strong></h3>
<p>Podologların tırnak yapısındaki değişimleri dikkatle incelediğini ifade eden Muharrem Tosun, “Podologlar, bakım esnasında tırnakların rengi, yapısı, kalınlığı ve şekli gibi detaylara dikkat ederek sağlıkla ilgili olası sorunları tespit ederler. Örneğin tırnak mantarı, dolaşım bozuklukları ya da diyabetik komplikasyonlar gibi durumları erken fark edebilirler. Ayrıca bu tarz konularda multidisipliner çalışarak uzman hekimlerle iş birliği yaparlar. Böylelikle probleme zamanında müdahale ederek, ciddi sağlık problemlerinin önüne geçerler. Tedavi sürecinde bilimsel yöntemleri takip edip medikal aletler kullanarak ağrısız ve hijyenik çözümler sunarlar.” şeklinde konuştu.</p>
<h3><strong>“Düzenli tırnak bakımı yaşam kalitesini artırır”</strong></h3>
<p>Tırnak bakımının yalnızca görünüm değil, yaşam kalitesi açısından da önem taşıdığını söyleyen Öğr. Gör. Muharrem Tosun, şöyle devam etti:</p>
<p>“Düzenli tırnak bakımı sadece estetik değil sağlık açısından da önemlidir. Bakım ile tırnakta oluşabilecek mantar, kalınlaşma ve tırnak batması gibi istenmeyen durumların önüne geçilebilmektedir.  Ayrıca bazı hastalıkların belirtileri de tırnaklarda renk ve şekil bozukluğuyla kendisini gösterebilmektedir.   Özellikle yaşlı bireyler ve diyabet hastalarında tırnaklarda kalınlaşma görülmekte olup bu kişiler ev şartlarında kendi tırnaklarını kesmekte zorlanmaktadır bu da kişinin sosyal hayatını olumsuz etkilemektedir. Bu kişilerde yapılacak tırnak bakımıyla yaşam kaliteleri arttırılabilir ayakta oluşabilecek enfeksiyon riskinin önüne geçilebilir.</p>
<p>Podologlar, işlem sırasında bir sağlık problemi fark ettiklerinde öncelikle görev ve sorumlukları dahilinde işlem yapabilmektedirler. Sorumluluklarını aşan durumlarda ise aldıkları eğitim sonucu ilgili kişiyi hangi alandaki bir uzmana yönlendireceğini bilmektedirler Böylelikle sağlık problemine zamanında ve doğru yaklaşımla müdahale edilecek olduğundan bütüncül bir sağlık yaklaşımı da sunmuş olurlar.”</p>
<h3><strong>“Sterilizasyon cihazı kullanımı şart”</strong></h3>
<p>Tırnak bakımında en önemli riskin enfeksiyon bulaşması olduğunu hatırlatan Öğr. Gör. Muharrem Tosun, “Yapılan araştırmalar göstermiştir ki tırnaklarda işlem sırasında görülebilen en önemli risk enfeksiyon bulaşma riskidir. Bu sebeple kullanılacak tüm ekipmanların otoklov gibi sterilizasyon cihazlarında steril edilmesi gerekmektedir. Kişilerin bu konuya özellikle dikkat etmesini rica ediyorum.” diye sözlerine son verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tirnak-bakimi-sadece-estetik-degil-saglik-isi-588242">Tırnak bakımı sadece estetik değil, sağlık işi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KKTC&#8217;de Türkiye ile çatışma değil yeni bir denge hedefleniyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kktcde-turkiye-ile-catisma-degil-yeni-bir-denge-hedefleniyor-587072</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Oct 2025 21:55:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[çatışma]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[Erhürman]]></category>
		<category><![CDATA[halkı]]></category>
		<category><![CDATA[hedefleniyor]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[kktc]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[tepki]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye İle]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=587072</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Havva Kök Arslan, Kuzey Kıbrıs'taki seçim sonuçlarını değerlendirdi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kktcde-turkiye-ile-catisma-degil-yeni-bir-denge-hedefleniyor-587072">KKTC&#8217;de Türkiye ile çatışma değil yeni bir denge hedefleniyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Havva Kök Arslan, Kuzey Kıbrıs&#8217;taki seçim sonuçlarını değerlendirdi.<strong> </strong></p>
<p><strong>Kuzey Kıbrıs Türk halkı son yıllarda biriken tepkisini sandığa yansıttı</strong></p>
<p>“Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) lideri Tufan Erhürman’ın seçimleri açık farkla kazanması, Kuzey Kıbrıs Türk halkının son yıllarda biriken tepkisini sandığa yansıttığını gösteriyor.” diyen Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Bu sonuç, Ankara ile tam uyumlu ancak iç siyasette yolsuzluk iddialarıyla yıpranmış bir yönetim tarzına karşı bir tepki olarak okunabilir. Erhürman’ın seçilmesi, Kıbrıs Türk siyasetinde daha kurumsal, daha dengeli ve toplumun seküler hassasiyetlerine saygılı bir çizginin öne çıkacağına işaret ediyor.” dedi.</p>
<p><strong>“Erhürman, denge mesajı veriyor”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Havva Kök Arslan, bir önceki Cumhurbaşkanı Ersin Tatar döneminde Türkiye ile tam uyumlu bir dış politika yürütüldüğünü hatırlatarak, “Ancak Tufan Erhürman, Türkiye ile iş birliğini sürdürme niyetinde olsa da bu ilişkiyi ‘eşitlik temelinde’ yürütmekten yana. Yani tamamen kopuş değil, daha özerk ve karşılıklı saygıya dayalı bir ilişki anlayışı bekleniyor. Erhürman, ‘Türkiye ile koordinasyon içinde olacağız’ diyerek denge mesajı veriyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Seçim sonuçları tepki oyu olarak görülmeli</strong></p>
<p>Bu seçimin, doğrudan bir çözüm modeli referandumu olmadığına işaret eden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Ancak sonuçlar, halkın federasyona dönüşten ziyade mevcut yönetime ve Türkiye’nin iç işlerine fazla müdahalesine duyduğu rahatsızlığın ifadesi. Dolayısıyla bu sonuç ‘federasyon isteği’nden çok ‘tepki oyu’ olarak görülmeli.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Seçimlere katılım oranının düşük olmasının, halkın genel olarak siyasete ve mevcut partilere duyduğu güvensizliği gösterdiğini de dile getiren Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Seçmenlerin bir kısmı sandığa gitmeyerek tepkisini ortaya koydu. Ancak bu ilgisizlik, siyasal sistemin meşruiyetine değil, yöneten kadroların tutumuna yönelik bir eleştiri niteliğinde.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Erhürman’ın ‘Devlet geleneğimiz devam edecek’ sözlerinin, ‘Kıbrıs Türk halkı kendi kurumlarına sahip çıkar, ancak Türkiye ile ilişkiler de devam edecek’ anlamına geldiğini söyleyen Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Bu, bağımsızlık vurgusunu korurken Türkiye ile ilişkileri koparmak istemeyen bir denge mesajı olarak okunmalı.” dedi.</p>
<p><strong>Türkiye–KKTC ilişkilerinde daha özerk bir diplomatik yaklaşım beklenebilir mi?</strong></p>
<p>Türkiye–KKTC ilişkilerinde daha özerk bir diplomatik yaklaşım beklenebileceğini de ifade eden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Yeni dönemde daha dengeli bir yaklaşım bekleniyor. Erhürman’ın çizgisi, Ankara’ya karşı değil, ancak Ankara’ya tam bağımlı da değil. Özellikle iç işlerine müdahale konusundaki hassasiyetin dikkate alınacağı, karar süreçlerinde KKTC’nin kurumsal iradesine daha fazla önem verileceği düşünülüyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki enerji politikası stratejik bir öncelik olmaya devam ediyor</strong></p>
<p>Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki enerji politikasının Erhürman döneminde de stratejik bir öncelik olmaya devam edeceğini kaydeden eden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Ancak bu süreçte söylem ve üslup farkı görülebilir. Erhürman, sert restleşmeler yerine diplomatik diyalog ve hukuk temelinde hareket etmeyi tercih edebilir. Yani Türkiye’nin pozisyonuna karşı değil, ama yöntemde daha yumuşak bir çizgi.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Güney Kıbrıs Rum Yönetimi liderinin tebrik mesajı ne anlama geliyor?</strong></p>
<p>Güney Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Nikos Hristodulidis’in tebrik mesajının, iki taraf arasında yeniden diyalog zemini oluşturabileceğini söyleyen Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Erhürman, Rum tarafıyla müzakereye tamamen kapalı değil; ancak ‘eşit statü’ ve ‘güvenlik garantileri’ gibi temel konularda geri adım atmayacağını açıkça belirtiyor.” dedi.</p>
<p>Erhürman’ın, iki eşit tarafın tanınmasına dayalı bir müzakere süreci önerdiğine işaret eden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Bu yaklaşım, BM çerçevesinde yeni bir sayfa açılmasına katkı sağlayabilir; ancak Rum tarafının bu önerileri kabul etmesi zor görünüyor. Yine de Erhürman’ın diplomatik dili, Türkiye’nin tezlerini uluslararası alanda daha kabul edilebilir hale getirebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Erhürman yönetimi, Türkiye ile çatışma değil, yeni bir denge kurmayı hedefliyor</strong></p>
<p>Kuzey Kıbrıs’taki seçim sonucunun, yalnızca hükümet değişikliğini değil, halkın ‘saygı, denge ve özerklik’ arayışını da gösterdiğini dile getiren Prof. Dr. Arslan, “Erhürman yönetimi, Türkiye ile çatışma değil, karşılıklı saygıya dayalı yeni bir denge kurmayı hedefliyor. Bu da hem iç siyasette hem de dış politikada daha temkinli ama daha kurumsal bir dönemin işareti olabilir.” diye sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kktcde-turkiye-ile-catisma-degil-yeni-bir-denge-hedefleniyor-587072">KKTC&#8217;de Türkiye ile çatışma değil yeni bir denge hedefleniyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Siber güvenlik olmadan endüstri sürdürülebilir değil</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/siber-guvenlik-olmadan-endustri-surdurulebilir-degil-586868</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Oct 2025 09:31:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[endüstri]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[İhlal]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[olmadan]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[savunma]]></category>
		<category><![CDATA[siber]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[üreticiler]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586868</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde üretim tesisleri artık arızalı makineler nedeniyle değil, siber saldırılar nedeniyle duruyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siber-guvenlik-olmadan-endustri-surdurulebilir-degil-586868">Siber güvenlik olmadan endüstri sürdürülebilir değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Günümüzde üretim tesisleri artık arızalı makineler nedeniyle değil, siber saldırılar nedeniyle duruyor. Fidye yazılımları ve veri ihlalleri, üretim hatlarını sekteye uğratıyor; tedarik zincirlerini zorluyor ve marka güvenini sarsıyor.  </strong></p>
<p>Siber güvenlik alanında dünya lideri olan ESET, üretim sektöründe siber güvenliğin artık bir teknoloji sorunu değil, üretim hatlarını durdurabilen, tedarik zincirini sekteye uğratan, yatırımcıların ve müşterilerin güvenini sarsabilen bir iş riski olduğunun altını çizdi.  Son dönemde otomotiv sektöründe yaşanan olaylar da bu gerçeği gözler önüne seriyor. Stellantis’in veri ihlali açıklaması ve Jaguar Land Rover’ın siber saldırı nedeniyle dört haftalık üretim duruşu, sınırlı kaynaklara sahip küçük ve orta ölçekli üreticiler için ciddi bir uyarı niteliğinde. Siber güvenliği yalnızca yasal uyumluluk gerekliliklerini karşılamak için uygulamak artık yeterli değil. Günümüzün sofistike saldırganları, kimlik avı, sistem izinsiz girişleri ve güvenliği ihlal edilmiş yazılımlar gibi yöntemlerle üreticileri hedef alıyor. Üretim ihlallerinin yüzde 85’i bu tür saldırılardan kaynaklanıyor. Bu nedenle siber güvenlik, yönetişim, kültür ve kaynak yönetimiyle bütünleşik bir strateji olarak ele alınmalı.</p>
<p><strong>Siber güvenlik, diğer stratejik iş riskleri gibi ele alınmalı</strong></p>
<p>Üreticiler genellikle yıllarca, bazen on yıllarca dayanacak şekilde tasarlanmış operasyonel teknolojilerle çalışıyor. Bu sistemler finansal amortismanlarını aşmış olsa da değiştirme masrafları ve kesintiler genellikle yükseltmeleri geciktiriyor. Bir zamanlar son teknoloji olan bu cihazlar modern siber saldırılara karşı savunmasız hâle geliyor ve kuruluşun saldırı yüzeyini genişletiyor. Küçük üreticiler için kritik soru, bir siber olayın potansiyel finansal ve operasyonel etkisinin, eskiyen teknolojinin güncellenmesi veya değiştirilmesinin maliyetinden ne zaman daha ağır basacağıdır.</p>
<p><strong>Güvenlik açıklarını engellemek için neler yapılabilir?</strong></p>
<p>Kimlik avı e-postaları, çalınan kimlik bilgileri ve güvenliği ihlal edilmiş üçüncü taraf yazılımlar, siber suçluların kullandığı ön kapılardır. Üreticiler özellikle savunmasızdır çünkü saldırganlar, fabrikaların kesintiye tahammül edemeyeceğini bilir. Tedarik zincirleri saldırı yüzeyini genişletir. BT ekipleri yetersiz kalır; KOBİ üreticileri nadiren 7/24 izleme için gerekli kaynaklara sahiptir ve hızlı müdahale yetenekleri için gerekli uzmanlıktan yoksundur. Fikri mülkiyet değerlidir; tasarımlar, formüller ve prototipler casusluk veya hırsızlık için kazançlı hedeflerdir. Üreticiler, önce önleme odaklı BT stratejisi, temel savunma önlemlerinin ötesine geçmelidir. Saldırıları engellemek yeterli değildir; üreticiler, tehditleri operasyonları kesintiye uğratmadan önce öngörmeli ve etkisiz hâle getirmelidir.</p>
<p><strong>Eyleme geçirilebilir tehdit istihbaratı</strong>: Fidye yazılımı taktikleri, tedarik zinciri güvenlik açıkları ve kalıcı tehditler hakkında ayrıntılı bilgiler dâhil olmak üzere mevcut tehdit ortamına ilişkin gerçek dünya verileri, ekiplerin gerçekten önemli olan konulara öncelik vermelerini sağlar.</p>
<p><strong>Sürekli izleme</strong>: Uç noktalar, sunucular ve bulut uygulamaları arasındaki etkinlikleri ilişkilendirmek, izinsiz girişi gösterebilecek anormallikleri tespit etmeye yardımcı olur. İzleme, normal BT altyapısının ötesine geçmeli ve teknik olarak mümkünse operasyonel teknolojiyi de kapsamalıdır. BT ve OT izlemeyi tek bir platformda birleştirmek, tehditlerin görünürlüğünü ve tehditleri tahmin etme ve önleme yeteneğini artırır.</p>
<p><strong>Bölümleme ve erişim kontrolü</strong>: Net sistem sınırları ve operasyonel teknolojinin bölümlenmesi, sıkı kimlik yönetimi ve çok faktörlü kimlik doğrulama, saldırganların yanal olarak hareket etmesini engeller.</p>
<p><strong>Güvenlik açığı yönetimi</strong>: Tüm cihaz ve makinelerde otomatik yama ve ürün yazılımı güncellemeleri, saldırganların potansiyel olarak yararlanabileceği boşlukları kapatır.</p>
<p><strong>Yedekleme ve kurtarma</strong>: Tesis dışında depolanan çevrimdışı yedeklemeler ve test edilmiş geri yükleme prosedürleri, kesinti süresini en aza indirerek fidye yazılımının üretimi rehin almasını engeller.</p>
<p>İstihbarat, izleme ve Genişletilmiş Tespit ve Müdahale (XDR) gibi modern yanıt yeteneklerini bir araya getirmek, küçük ve orta ölçekli işletmelerdeki yalın BT ekiplerinin tam bir güvenlik operasyon merkezi kurmadan sağlam savunmalar sürdürmelerini sağlar.</p>
<p><strong>XDR ile BT savunmasını genişletme</strong></p>
<p>Geleneksel uç nokta koruması tek başına yeterli değildir. XDR, cihazlar, sunucular ve bulut sistemleri genelinde algılama ve yanıtı birleştirerek bir saldırının devam ettiğini işaret edebilecek çeşitli farklı kaynaklardan gelen verilerin bütünsel bir görünümünü sağlar. Bu, Yönetilen Tespit ve Müdahale (MDR) hizmetleriyle daha da ileriye götürülebilir. Bu hizmetler sayesinde, küçük BT ekipleri bile 7/24 uzman gözetimi, daha hızlı kontrol ve daha az kör nokta elde ederek fabrikaların ve işletmelerin çalışır durumda kalmasını sağlayan öncelikli önleme yaklaşımını benimseyebilir.</p>
<p><strong>Siber dayanıklılık için iş gerekçesi</strong></p>
<p>Siber saldırılar soyut riskler değildir; operasyonel maliyetlerdir. IBM&#8217;in 2025 Veri İhlali Maliyetleri raporuna göre, ortalama endüstriyel ihlal maliyeti yaklaşık 5 milyon dolardır ancak asıl zarar üretimdeki aksaklıklar, kaçırılan sözleşmeler ve azalan müşteri güveninden kaynaklanmaktadır. Siber güvenliği bir iş riski olarak ele almak, büyümeyi, itibarı ve dayanıklılığı korur. Şirketler eski teknolojinin değiştirilmesini sadece teknik bir yükseltme olarak değil, potansiyel siber olayların iş üzerindeki etkisini azaltmak için stratejik bir hamle olarak değerlendirmelidir. Siber saldırıların maliyeti artmaya devam ederken kuruluşlar siber güvenliği doğrudan operasyonel süreklilik ve finansal dayanıklılıkla ilişkilendiren bütünsel bir bakış açısı benimsemekten fayda sağlar.</p>
<p>Üretim sektöründe, siber güvenlik ekipleri yalnızca siber riskleri azaltmaya odaklanmakla kalmamalı, işletme için potansiyel aksaklıkları ve ekonomik sonuçları en aza indirecek önlemleri önceliklendirmelidir. Siber dayanıklılık, riski tamamen ortadan kaldırmak anlamına gelmez. Kabul edilebilir risk için net bir eşik belirlemek ve baskı altında operasyonların devam etmesini sağlayacak kadar güçlü BT savunmaları oluşturmak anlamına gelir. Endüstri 4.0&#8217;da en akıllı fabrikalar sadece en otomatik olanlar değil, aynı zamanda en siber dayanıklı olanlar da olmalıdır. Siber güvenlik olmadan inovasyon, başka bir deyişle iş riski demektir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siber-guvenlik-olmadan-endustri-surdurulebilir-degil-586868">Siber güvenlik olmadan endüstri sürdürülebilir değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni bir yaşam alanı inşa ediyoruz</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yeni-bir-yasam-alani-insa-ediyoruz-586790</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Oct 2025 10:17:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[alanı]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[ediyoruz]]></category>
		<category><![CDATA[fuar]]></category>
		<category><![CDATA[ihale]]></category>
		<category><![CDATA[inşa]]></category>
		<category><![CDATA[merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586790</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ekipleri, Uluslararası Kocaeli Fuar Merkezi’ndeki altyapı ve hafriyat çalışmalarını hızlı bir şekilde yürütüyor. Yakında ihale hazırlıklarının başlayacağını açıklayan Başkan Büyükakın, projenin sadece fuar merkezi olmadığını, aslında yeni bir yaşam alanı inşa ettiklerini vurguladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-bir-yasam-alani-insa-ediyoruz-586790">Yeni bir yaşam alanı inşa ediyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ekipleri, Uluslararası Kocaeli Fuar Merkezi’ndeki altyapı ve hafriyat çalışmalarını hızlı bir şekilde yürütüyor. Yakında ihale hazırlıklarının başlayacağını açıklayan Başkan Büyükakın, projenin sadece fuar merkezi olmadığını, aslında yeni bir yaşam alanı inşa ettiklerini vurguladı.</p>
<p><b>EKİPLER HIZLI ÇALIŞIYOR</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi büyük bir vizyon örneği olarak, tamamlandığında Marmara Bölgesi’ndeki fuarcılık faaliyetlerini yeniden şekillendirecek Uluslararası Kocaeli Fuar Merkezi Projesi’ni hayata geçiriyor. Cengiz Topel Havalimanı’nın hemen yanındaki 320 dönümlük alanda yapılacak olan yeni Fuar Merkezi’nde çalışmalar başladı. Ulaşım Dairesi Başkanlığı Yol Bakım Şube Müdürlüğü ekipleri, inşaat yapım ihalesi öncesinde alandaki hafriyat ve altyapı işlerini hummalı bir şekilde yürütüyor. 25 gündür alanda olan ekipler, hava şartlarının elvermesi halinde 40 gün içinde tüm tefsiye çalışmalarını tamamlamayı planlıyor.</p>
<p><b>BAŞKAN BÜYÜKAKIN İNCELEME YAPTI</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Genel Sekreter Hayri Baraçlı, Kartepe Belediye Başkanı Mustafa Kocaman ve AK Parti Kartepe İlçe Başkanı Murat Yılmaz ile birlikte hafriyat çalışmalarının yürütüldüğü alandaydı. Büyükşehir ekiplerinin yürüttüğü çalışmalar hakkında bilgi alan Başkan Büyükakın, büyük kültürel etkinliklerin gerçekleştirileceği ve çok amaçlı tasarlanmış bir fuar merkezini Kocaeli’ye kazandıracakları için mutlu olduklarını dile getirdi.</p>
<p><b>KOCAELİ’NİN ÖNÜNÜ AÇTIK</b></p>
<p>Projenin sadece fuar alanı olarak görülmemesini isteyen, aslında yeni bir yaşam alanı inşa ettiklerini vurgulayan Başkan Büyükakın, “Burada fuarlar, kongreler yapılacak. Ve bununla beraber, aslında yeni bir şehir tasarımı ortaya çıkmış olacak. Şöyle ki, daha önce alınmış kararları bazen yeniden gözden geçirmek zorunda kalabiliyoruz. Şehirlerin önünü açmak istiyorsanız, şehirlerin yeni bir yönde ilerlemesini istiyorsanız, geçmiş dönemlerin ihtiyaçlarını karşılayacak fonksiyonların yerine, yeni fırsatlar sağlayacak fonksiyonlar yüklemeniz gerekir.</p>
<p><b>ESKİSİ, ŞEHİRDE SIKIŞMIŞTI</b></p>
<p>Eski şehir merkezinde sıkışmış olan ve daha büyük, daha yeni ihtiyaçları karşılamaya yeterli olmayan alanları şehrin dışında ve yeni ihtiyaçları karşılayacak yapılarla buluşturmanız gerekir. Bir yandan hava ulaşımının diğer yandan şehirler arası ulaşımın ortak noktasında buluşabilecek bir alan gerekiyordu. Önceki fuar alanı, geleneksel şehir merkezinde sıkışmış bir alandı. Onu dışarıya taşımak, bir anlamda etkinlikler döneminde oluşacak trafiği de şehrin dışına taşımak anlamına gelecekti” dedi.</p>
<p><b>HEDEF 2026’DAKİ KİTAP FUARI</b></p>
<p>Uluslararası Kocaeli Fuar Merkezi hakkında da açıklamalarda bulunan Başkan Büyükakın şu bilgileri verdi: “İlk etapta, 3 tane holü olan ve her biri 10 bin metrekare büyüklüğünde bir alan inşa edilecek. Ön tarafındaki yapı ise kongre merkezi, konferans salonları ve giriş hollerinden oluşacak. Burada aşamalı bir inşaat süreci izlenecek. Önce iki holün tamamlanması ve iklim şartları elverişli olursa, bunların 2026’daki Kitap Fuarı’na yetiştirilmesi planlanıyor. Daha sonraki süreçte de diğer holün(3.) ilavesi ve diğer yapıların eklenmesi işleri yapılacak. Uzun vadede Fuar Merkezi toplam 6 hole çıkacak ve üzerindeki yapıların tamamı ilerleyecek. Onlarla birlikte otelin ve merkezin ticari ve parklanma ihtiyaçlarını karşılayacak diğer yapılar da bu alana ilave edilmiş olacak.</p>
<p><b>5 MİLYAR LİRALIK BİR PROJE</b></p>
<p>Şu anda alanda arkadaşlarımız tesviye çalışmalarını yürütüyor. Yaklaşık 25 gündür burada çalışmalar devam ediyor. Aşağı yukarı 40 günlük bir iş daha var. Böylece bu işe ilave bir ihale bedeli ödenmemiş olacak. Kendi kaynaklarımızla yapabileceğimiz her şeyi öncelikli olarak yapmayı planlıyoruz.  Sonrasında da 3 hol ve öndeki yapının bir kısmı için ihaleye çıkılacak. Bu, yaklaşık olarak 5 milyar tutarında bir ihale olacak.</p>
<p><b>İNŞAAT HIZLICA YAPILACAK</b></p>
<p>İnşallah 1-1.5 yıl gibi bir zaman diliminde 2 holü tamamlamayı, diğer 1 yıllık sürede de 3. holü ve önündeki kongre merkezi ile konferans salonlarını tamamlamayı planlıyoruz. Şimdiden hummalı bir çalışma başladı. Arkadaşlarımız burada yaklaşık 40 gün daha çalışacak, alandaki tesviyeyi bitirmiş olacaklar. Bu arada da ihale hazırlıkları tamamlanacak. İhale günü alınacak. Ve inşallah ihaleye çıkılarak hızlı bir şekilde inşaata başlanacak.”</p>
<p> </p>
<p><b>YERİ RASTGELE SEÇİLMİŞ DEĞİL</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Uluslararası Kocaeli Fuar Merkezi’nin yerini belirlerken birçok noktaya dikkat ettiklerini vurgulayarak şunları söyledi: “Bu proje tüm yönleriyle birlikte düşünüldü. Fuar merkezi tasarlanırken buradaki yapıların yüksekliği öyle dikkatli şekilde hazırlandı ki, sanayi fuarlarında sergilenecek büyük çaplı ürünler bile rahatlıkla sığabilecek. Öte yandan buranın bir yandan havalimanına yakın olması diğer taraftan metronun son varış noktası ve aslında bütün operasyonların yürütüleceği bakım noktasının buraya yapılacak olması önemli.</p>
<p><b>OTEL VE AVM DE YAPILACAK</b></p>
<p>Önümüzdeki süreçte bir otel ve outlet tarzı küçük çaplı bir alışveriş merkezinin de yapılması ile birlikte burası bambaşka bir fonksiyona bürünecek. Böylesine bir proje aslında büyük bir fuarcılık yaklaşımını içinde barındırıyor. Biz bunu hazırlarken kentimizdeki odalarla, ticaret erbabıyla, sanayicilerle görüşmeler gerçekleştirdik. Ülkedeki ve yurt dışındaki emsal fuarlarla kıyaslamalarını yaptık. Tasarımını yaparken de tüm ulaşım ağlarının ortak noktasında olmasına önem verdik.</p>
<p><b>TRAFİK SIKINTISI YAŞANMAYACAK</b></p>
<p>İzmit tarafından gelişte direkt giriş yapılan, çıkışta da firkete kavşaktan dönülen, giriş-çıkışlarının rahat olduğu bir alan olmasını sağlayacağız. Alanın çok geniş olması, büyük organizasyonların yapılması açısından da kolaylık sağlayacak. Fuar merkezinin yapılacağı Kartepe bir yanıyla turizm kenti. Ama buradaki fuarcılık faaliyetleri ile birlikte o turizm fonksiyonu da ciddi manada güçlenmiş olacak. Sonrasında buraya diğer otellerin de gelmesiyle birlikte yeni bir şekillenmenin olacağını tahmin ediyoruz.</p>
<p><b>TÜRKİYE’YE ÖRNEK OLACAK</b></p>
<p>Bu proje, aynı zamanda çevredeki kentlere de hizmet etsin. Burası gerçekten ulusal ve uluslar arası fuar merkezi olacak diye düşündük. Bir yere bir yaşam alanı geliyorsa orada kolaylıkları sağlayacak ticari fonksiyonların gelmesi de lazım ki, onları da burada tasarladık. Tamamlandığında gerçekten örnek projelerden bir tanesi ortaya çıkmış olacak. İnşallah örnek alarak, benzerlerini Türkiye’nin diğer illerinde de yaparlar.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-bir-yasam-alani-insa-ediyoruz-586790">Yeni bir yaşam alanı inşa ediyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Makamdan değil mahalleden yönetim: Konak&#8217;ta &#8216;Komşu Buluşmaları&#8217; devam ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/makamdan-degil-mahalleden-yonetim-konakta-komsu-bulusmalari-devam-ediyor-586314</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Oct 2025 10:26:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[buluşmaları]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[komşu]]></category>
		<category><![CDATA[konak]]></category>
		<category><![CDATA[mahalleden]]></category>
		<category><![CDATA[makamdan]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu]]></category>
		<category><![CDATA[ta]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586314</guid>

					<description><![CDATA[<p>‘Komşu Buluşmaları’ kapsamında Başkan Mutlu, makam koltuğunu bu kez Beştepeler’e taşıdı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/makamdan-degil-mahalleden-yonetim-konakta-komsu-bulusmalari-devam-ediyor-586314">Makamdan değil mahalleden yönetim: Konak&#8217;ta &#8216;Komşu Buluşmaları&#8217; devam ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>‘Komşu Buluşmaları’ kapsamında Başkan Mutlu, makam koltuğunu bu kez Beştepeler’e taşıdı. Katılımcı yerel yönetim anlayışıyla gerçekleştirilen buluşmada, Konaklı komşularıyla yüz yüze görüşen Başkan Mutlu, “Tüm müdürlerimiz, başkan yardımcılarımız ve çalışma arkadaşlarımızla birlikte mahallelerimize geliyoruz. Sorunları ilk elden duyma, öğrenme ve buna çözüm üretme şansı elde ediyoruz” dedi.</b></p>
<p>Konak Belediyesi’nin katılımcı yerel yönetim anlayışıyla düzenlediği “Komşu Buluşmaları”nın ikincisi Beştepeler Sosyal Tesisleri’nde bölge sakinlerini bir araya getirdi. 1. Kadriye, 2. Kadriye, Altay, Aziziye, Çimentepe, Dayıemir, Dolaplıkuyu, Kocatepe ve Tınaztepe Mahallelerinde yaşayan Konaklıların akın ettiği etkinlikte, Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, vatandaşlarla birebir görüşerek taleplerini dinledi. Buluşmada, Başkan Mutlu’yla birlikte belediye bürokratları, müdürler, belediye personeli ve mahalle muhtarları da hazır bulundu. Konak Belediyesi’nin kentsel dönüşüm çalışmalarında önemli bir yeri olan Beştepeler bölgesinde yaşayan Konaklılar, en çok Kentsel Dönüşüm ile Plan ve Proje Müdürlüklerine soru yöneltirken, Kadın ve Aile Müdürlüğü, Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü ve Fen İşleri Müdürlüğü de vatandaştan yoğun ilgi gördü. Başkan Mutlu’ya en büyük teşekkür ise Beştepeler Sosyal Tesisleri’ndeki, kadınlara ve çocuklara yönelik hizmetlerden yararlanan kadınlardan geldi.</p>
<p><b>Komşu Buluşmaları devam edecek</b></p>
<p>Başkan Mutlu, Güzelyalı’nın ardından Beştepeler’de de yaşanan yoğun katılımın ve bölge halkından gelen olumlu görüşlerin, Komşu Buluşmaları’nın doğru noktaya parmak bastığının önemli bir göstergesi olduğuna dikkat çekti. Komşu Buluşmaları’nın hız kesmeden devam edeceğini söyleyen Başkan Mutlu, “Komşu Buluşmalarımız devam ediyor. İkincisini Beştepeler’de gerçekleştirdik. Çok yoğun bir katılım vardı. Tüm müdürlerimiz, başkan yardımcılarımız ve çalışma arkadaşlarımızla birlikte mahallelerimize geliyoruz. Sorunları ilk elden duyma, öğrenme ve buna çözüm üretme şansı elde ediyoruz. Katılan herkese, en başta da muhtarlarımız olmak üzere, teşekkür ediyorum. Yeni komşu buluşmalarımızda görüşmek üzere” diye konuştu.   </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/makamdan-degil-mahalleden-yonetim-konakta-komsu-bulusmalari-devam-ediyor-586314">Makamdan değil mahalleden yönetim: Konak&#8217;ta &#8216;Komşu Buluşmaları&#8217; devam ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Menopoz bir hastalık değil, geçici bir adaptasyon süreci! Bu dönemde ruhsal değişimlerle başa çıkmak mümkün!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/menopoz-bir-hastalik-degil-gecici-bir-adaptasyon-sureci-bu-donemde-ruhsal-degisimlerle-basa-cikmak-mumkun-585042</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Oct 2025 15:33:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[azalma]]></category>
		<category><![CDATA[belirtiler]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[değişiklikler]]></category>
		<category><![CDATA[Değişimle]]></category>
		<category><![CDATA[dönemde]]></category>
		<category><![CDATA[erol]]></category>
		<category><![CDATA[geçici]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[Hormon]]></category>
		<category><![CDATA[menopoz]]></category>
		<category><![CDATA[ruhsal]]></category>
		<category><![CDATA[süreci]]></category>
		<category><![CDATA[yaşa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585042</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, menopoz döneminde kadınların yaşadığı biyolojik ve psikososyal değişimlerin ruhsal etkileri hakkında bilgi verdi ve bu dönemde psikolojik sağlığı korumak için uygulanabilecek stratejilerden bahsetti. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menopoz-bir-hastalik-degil-gecici-bir-adaptasyon-sureci-bu-donemde-ruhsal-degisimlerle-basa-cikmak-mumkun-585042">Menopoz bir hastalık değil, geçici bir adaptasyon süreci! Bu dönemde ruhsal değişimlerle başa çıkmak mümkün!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, menopoz döneminde kadınların yaşadığı biyolojik ve psikososyal değişimlerin ruhsal etkileri hakkında bilgi verdi ve bu dönemde psikolojik sağlığı korumak için uygulanabilecek stratejilerden bahsetti. </p>
<p><strong>Menopozdaki ruhsal değişikliklerin temelinde hormonlardaki azalma var!</strong></p>
<p>Menopozun, kadınların hayatında biyolojik bir dönüm noktası olmakla birlikte, kimliğini, ilişkilerini ve duygusal dengeyi derinden etkileyen bir geçiş süreci olduğunu ifade eden Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, “Bu süreçte yaşanan ruhsal değişikliklerin temelinde östrojen ve progesteron hormonlarındaki azalma yatar.” dedi.</p>
<p>Östrojenin, yalnızca üreme fonksiyonlarında değil, serotonin ve dopamin gibi mutluluk ve motivasyonla ilişkili nörotransmitterlerin düzenlenmesinde de kritik rol oynadığını aktaran Erol, “Bu nedenle hormon seviyelerindeki dalgalanmalar, beynin duygulardan sorumlu kısımlarını etkileyerek kadında öfke, huzursuzluk, kaygı, isteksizlik ya da enerji düşüklüğü gibi belirtilere yol açabilir. Bazı kadınlarda bu değişiklikler depresif bir tabloya benzeyebilir, ancak her zaman klinik depresyon anlamına gelmez. Çoğu zaman biyolojik ve psikososyal faktörlerin birlikte şekillendirdiği geçici bir adaptasyon sürecidir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Ruhsal değişimler fizyolojik belirtilerle birlikte seyreder! </strong></p>
<p>Menopoz dönemindeki ruhsal belirtileri yaşla ilişkili diğer psikolojik sorunlardan ayırmanın zor olabileceğini kaydeden Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, “Yaşlanma süreciyle birlikte gelen stres, kaygı ya da yaşam doyumundaki azalma, menopozla karışabilir.” dedi.</p>
<p>Ancak menopozda görülen duygusal değişimlerin karakteristik farkına değinen Erol, şunları söyledi: </p>
<p>“Değişimler, ani duygudurum dalgalanmaları ve sıcak basmaları, gece terlemeleri, uyku bozuklukları, libido azalması gibi fizyolojik belirtilerle birlikte seyreder. Yani burada bir ‘biyolojik tetikleyici’ vardır. Buna karşın yaşa bağlı psikolojik sorunlarda daha çok çocukların evden ayrılması, ebeveyn kaybı, kariyer doyumsuzluğu gibi yaşam olaylarının etkisi ön plandadır. Klinik gözlemde her iki süreç birbiriyle iç içe geçebilir. Dolayısıyla iyi bir değerlendirme hem hormonal hem de psikososyal değişkenleri birlikte ele almalı.”</p>
<p><strong>Menopoz, insan doğasının bir parçası olan doğal bir biyopsikososyal süreç… </strong></p>
<p>Kadınların menopoz sürecinde genellikle öfke, tahammülsüzlük, duygusal kırılganlık, uykuya dalmada güçlük, kaygı ve bazen bedensel yakınmalarla kendini gösteren bir ruhsal dönüşüm yaşadıklarını vurgulayan Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, “Bu belirtiler, kadının yalnızca hormon düzeyindeki değişikliklere değil, aynı zamanda toplumsal rollerdeki dönüşüme de verdiği bir tepkidir.” dedi.</p>
<p>Bu ruhsal değişikliklerin tümünün hastalık olmadığına işaret eden Erol, “Aslında menopoz, insan doğasının bir parçası olan doğal bir biyopsikososyal süreçtir. Ancak belirtiler kadının günlük işlevselliğini bozmaya, sosyal ilişkilerini zedelemeye veya yoğun anksiyete depresyon belirtilerine dönüşmeye başladığında profesyonel destek gerekebilir. Psikoterapi, bilişsel-davranışçı yaklaşımlar ya da psikodinamik yönelimli terapi yöntemleri, bu dönemde kadının kendini yeniden tanımlamasına, bedenindeki değişimle barışmasına ve duygusal dayanıklılığını güçlendirmesine yardımcı olur.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Menopozun bir son değil, farklı bir yaşam evresinin başlangıcı olduğu kabul edilmeli! </strong></p>
<p>Kadınların menopoz döneminde psikolojik sağlıklarını korumak için bazı yöntemler geliştirebileceklerini aktaran Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Öncelikle bu sürecin bir son değil, farklı bir yaşam evresinin başlangıcı olduğunu kabul etmek önemli. Düzenli fiziksel aktivite, dengeli beslenme ve uyku düzeni, östrojenin azalmasıyla zayıflayan nörokimyasal dengeyi destekler. Sosyal bağlantıların sürdürülmesi, arkadaş gruplarıyla paylaşımda bulunmak ve duygularını bastırmak yerine ifade edebilmek psikolojik dayanıklılığı artırır. Mindfulness, yoga, nefes egzersizleri gibi farkındalık temelli uygulamalar hem stres yanıtını düzenler hem de kadının bedenine yeniden güven duymasını sağlar. Gerektiğinde profesyonel bir destek almak bu sürecin daha rahat atlatılmasını sağlayacaktır.” </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menopoz-bir-hastalik-degil-gecici-bir-adaptasyon-sureci-bu-donemde-ruhsal-degisimlerle-basa-cikmak-mumkun-585042">Menopoz bir hastalık değil, geçici bir adaptasyon süreci! Bu dönemde ruhsal değişimlerle başa çıkmak mümkün!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bengi Apak &#8211; &#8216;Büyülü Değil&#8217; 17 Ekim&#8217;de Zorlu PSM Sahnesi&#8217;nde!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bengi-apak-buyulu-degil-17-ekimde-zorlu-psm-sahnesinde-584527</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Oct 2025 12:20:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[apak]]></category>
		<category><![CDATA[bengi]]></category>
		<category><![CDATA[büyülü]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[ekim]]></category>
		<category><![CDATA[sahne]]></category>
		<category><![CDATA[zorlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584527</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin en eski ve ödüllü komedi podcasti O Tarz Mı? ile tanınan komedyen Bengi Apak, kısa sürede büyük ilgi gören tek kişilik stand-up şovu "Büyülü Değil" ile İstanbul'un en sevilen sahnelerinden birine hazırlanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bengi-apak-buyulu-degil-17-ekimde-zorlu-psm-sahnesinde-584527">Bengi Apak &#8211; &#8216;Büyülü Değil&#8217; 17 Ekim&#8217;de Zorlu PSM Sahnesi&#8217;nde!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin en eski ve ödüllü komedi podcasti O Tarz Mı? ile tanınan komedyen Bengi Apak, kısa sürede büyük ilgi gören tek kişilik stand-up şovu &#8220;Büyülü Değil&#8221; ile İstanbul&#8217;un en sevilen sahnelerinden birine hazırlanıyor.</p>
<p>Geçtiğimiz yıldan bu yana yurtiçi ve yurtdışında 100’den fazla kapalı gişe şovla dikkat çeken Bengi Apak, 17 Ekim 2025 Cuma akşamı Zorlu Turkcell Platinum Sahnesi&#8217;nde sahne alacak.</p>
<p>&#8220;Büyülü Değil&#8221; gösterisinde özel olmaya, abartılı büyülü anlara, kabak lifine ve sumaklı soğanlara isyan eden Bengi Apak, izleyiciden tam not alan uzun setiyle katılımcılara kahkaha dolu anlar yaşatacak.</p>
<p><b>Gösteriye yoğun ilgi!</b></p>
<p>Yoğun bir ilginin olduğu bu özel gecenin sınırlı sayıda biletleri ise tükenmek üzere.  </p>
<p><b>Biletler:</b> Passo&#8217;da!</p>
<p><b>Gösteri Takvimi:</b><br />17 Ekim &#8211; İstanbul &#8211; Zorlu Turkcell Platinum Sahnesi<br />18 Ekim &#8211; İstanbul &#8211; Komedi Kulüp<br />25 Ekim &#8211; Londra &#8211; The Comedy Store<br />7 Kasım &#8211; Denizli &#8211; Merkezefendi Kültür Merkezi<br />15 Kasım &#8211; İzmir &#8211; Nazım Hikmet Kültür Merkezi<br />20 Kasım &#8211; Ankara &#8211; Ankara Sanat Tiyatrosu<br />22 Kasım &#8211; Kocaeli &#8211; Alternatif Sahne<br />5 Aralık &#8211; Eskişehir &#8211; Odunpazarı 100. Yıl Kültür Merkezi<br />20 Şubat &#8211; Mersin &#8211; Yenişehir Kültür Merkezi</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bengi-apak-buyulu-degil-17-ekimde-zorlu-psm-sahnesinde-584527">Bengi Apak &#8211; &#8216;Büyülü Değil&#8217; 17 Ekim&#8217;de Zorlu PSM Sahnesi&#8217;nde!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Önce bilinç sonra doğru bir planlama ile önlemek imkansız değil&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/once-bilinc-sonra-dogru-bir-planlama-ile-onlemek-imkansiz-degil-583413</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Oct 2025 15:06:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[bilinç]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[İklim Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[imkansız]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[meclis]]></category>
		<category><![CDATA[önlemek]]></category>
		<category><![CDATA[planlama]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583413</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay'ın başkanlığındaki Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği'nin 44. Olağan Meclis Toplantısı, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin ev sahipliğinde yapıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/once-bilinc-sonra-dogru-bir-planlama-ile-onlemek-imkansiz-degil-583413">&#8220;Önce bilinç sonra doğru bir planlama ile önlemek imkansız değil&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay&#8217;ın başkanlığındaki Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği&#8217;nin 44. Olağan Meclis Toplantısı, İzmir Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin ev sahipliğinde yapıldı. Meclis toplantısının açılışında konuşan Başkan Dr. Cemil Tugay, dünyayı tehdit eden iklim krizi ve karbon emisyonu artışına dikkat çekerek bunu durdurmak için katı kararların alınması gerektiğini söyledi. Başkan Tugay, iklim krizi ile mücadelede birliğin önemli çalışmalar yürüttüğünü aktardı. </p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin ev sahipliğinde düzenlenen Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği’nin 44. Olağan Meclis Toplantısı, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın ev sahipliğinde Swiss Otel İzmir&#8217;de  yapıldı. Birliğe üye büyükşehir, il ve ilçe belediye başkanlarının katıldığı toplantının açılışında konuşan Başkan Dr. Cemil Tugay, Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği&#8217;nin ülkenin eski ve köklü belediye birliklerinden biri olduğunu belirterek, bu birliğin Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nün, şehirlerin daha sağlıklı bir çevreye kavuşması felsefesi çerçevesinde Avrupa Sağlıklı Şehirler Ağı&#8217;nın bir parçası olarak Türkiye&#8217;de Bursa Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin öncülüğünde kurulduğunu hatırlattı.  </p>
<p><strong>“Türkiye&#8217;nin yarısından fazlasında ciddi kuraklık yaşandı”</strong><br />Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği&#8217;nin iklim kriziyle mücadelede önemli çalışmalar yürüttüğünü belirten Başkan Tugay, “Dünyada iklim konusunda en güçlü çalışmaları yerel yönetimler yapabilir. &#8216;Ne yapabiliriz?&#8217; sorusuna hepimizin daha güçlü bir şekilde, hazırladığımız plan doğrultusunda cevap verebiliyor olması lazım. Bu planın yapılabileceği, konuşabileceği meclis tam olarak bu meclis, bu ortam. Bu çatı altında olabilir. Bunu önemsemeliyiz. Bu sene Türkiye&#8217;nin yarısından fazlasında ciddi kuraklık, su problemleri yaşandı. Sonbahara girdik, yağışların devam etmesini umuyoruz. Bu seneyi yeni bir susuzluk krizi yaşamadan atlatmayı umuyoruz” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Durdurmazsak daha da kötüsünü yaşayacağız”</strong><br />Türkiye&#8217;de her yıl iklim krizi nedeniyle kuraklığın arttığını belirten Başkan Dr. Cemil Tugay, sıcaklık artışı ve ona bağlı orman yangınlarına da değindi. Tugay, “Kısa vadede baş etmek için bir şeyler yapılabileceği gerçek ama ana problem, krize neden olan konu karbon emisyonu fazlalığı. Bunu durdurmak için çok net, katı kararların alınması gerektiğini de hatırlamamız lazım. Bunu yapmazsak eğer bu süreç asla durmayacak ve kötünün daha da kötüsünü yaşayacağız” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“Bu imkansız değil”</strong><br />Türkiye&#8217;deki toprakların yüzde 88&#8217;inin çölleşme riskiyle karşı karşıya olduğunu söyleyen Tugay, toprakların organik içeriğini kaybederek verimsiz hale geldiğini, verim alınamadığını belirtti. Yoksulluk, işsizlik, pahalılık, toprağından verim alamayan çiftçiler ve çiftçilik yapmak istemeyen gençlere değinen Tugay, “Herhangi birisi içinde bulunduğumuz olumsuz iklim koşullarının ülkemize getirdiği mali yükü hesaplasa, bütçemizin en az yarısı buraya gidiyor. Bu olumsuzlukları gidermek için yapılacak ekstra masraflara gidiyor. Ülkemiz neden fakirleşsin, neden milli servetimizden kaybedelim? Bunların durması lazım, böylesine basit bir gerçek var ortada. İklim krizini durdurmak, karbon emisyonunu durdurmak, nötr hale getirmek, karbonu bir şekilde yok edebildiğimiz kadar üretebilmek. Bu imkansız değil. Önce bilinç sonra ne yapılması gerektiğine dair bir planla bu işe bakmamız lazım. Bunların konuşulacağı, çalışılacağı, planlanacağı, uygulamada insanların birbirine örnek olacağı yer yine Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği” dedi. </p>
<p><strong>Birliktelik vurgusu</strong><br />Tüm birlik üyelerini yaşanan sorunların çözümü için birlik olmaya davet eden İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Birliğe düşen ne varsa yapmaya hazırız. Yeter ki istekli olalım, kararlı olalım, etkili bir şeyler yapmaktan vazgeçmeyelim. Günü kurtarmayı amaçlayan değil sorunu kökünden çözen işler yapalım” diyerek konuşmasını tamamladı. <br />Açılışın ardından meclis oturumuna geçildi. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/once-bilinc-sonra-dogru-bir-planlama-ile-onlemek-imkansiz-degil-583413">&#8220;Önce bilinç sonra doğru bir planlama ile önlemek imkansız değil&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Yerin Altının Değil, Üstünün Daha Kıymetli Olduğuna İnanıyorum&#8221; diyen Başkan Mesut Ergin: &#8220;Zeytinyağı Ayvalık&#8217;ın Vazgeçilmez Bir Kültürüdür&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yerin-altinin-degil-ustunun-daha-kiymetli-olduguna-inaniyorum-diyen-baskan-mesut-ergin-zeytinyagi-ayvalikin-vazgecilmez-bir-kulturudur-583251</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Oct 2025 17:20:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[altının]]></category>
		<category><![CDATA[ayvalık]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[ergin]]></category>
		<category><![CDATA[kıymetli]]></category>
		<category><![CDATA[nanıyorum]]></category>
		<category><![CDATA[odası]]></category>
		<category><![CDATA[olduğuna]]></category>
		<category><![CDATA[ürün]]></category>
		<category><![CDATA[üstünün]]></category>
		<category><![CDATA[yerin]]></category>
		<category><![CDATA[zeytin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583251</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de ve hatta dünyada ‘zeytin ve zeytinyağı’ denildiğinde ilk akla gelen yer olan Ayvalık, bu yıl 20’si düzenlenen Uluslararası Zeytin Hasat ve Turizm Festivali’ne hazırlanıyor. Ayvalık Ticaret Odası tarafından alınan ‘Coğrafi İşaret’ tesciline de sahip festivalin bu yıl ki lokomotifliğini ise Ayvalık Belediyesi üstlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yerin-altinin-degil-ustunun-daha-kiymetli-olduguna-inaniyorum-diyen-baskan-mesut-ergin-zeytinyagi-ayvalikin-vazgecilmez-bir-kulturudur-583251">&#8220;Yerin Altının Değil, Üstünün Daha Kıymetli Olduğuna İnanıyorum&#8221; diyen Başkan Mesut Ergin: &#8220;Zeytinyağı Ayvalık&#8217;ın Vazgeçilmez Bir Kültürüdür&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Türkiye’de ve hatta dünyada ‘zeytin ve zeytinyağı’ denildiğinde ilk akla gelen yer olan Ayvalık, bu yıl 20’si düzenlenen Uluslararası Zeytin Hasat ve Turizm Festivali’ne hazırlanıyor. Ayvalık Ticaret Odası tarafından alınan ‘Coğrafi İşaret’ tesciline de sahip festivalin bu yıl ki lokomotifliğini ise Ayvalık Belediyesi üstlendi.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, Ayvalık Ticaret Odası, Ayvalık Ziraat Odası, Ayvalık Esnaf Sanatkârlar Odası, ATO bünyesindeki Duyusal Analiz Laboratuvarı olmak üzere 6 paydaş kurum tarafından organize edilen festivalin amacı ise; dünyanın en kaliteli zeytin ve zeytinyağının üretildiği Ayvalık’ın bu ekonomik değerini hak ettiği seviyeye yükseltebilmek…</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Sektörde yaşanılan sorunların yanı sıra özellikle son yıllarda ‘Ayvalık Zeytinyağı’ ismiyle tüketiciye tağşişli ve sahte zeytinyağlarını satan dolandırıcı firmaların ‘Ayvalık’ markasına verdiği zararlar, zeytinin Ayvalık’ın sosyo-ekonomik hayatına katkıları gibi konular festivalde düzenlenecek olan panellerde masaya yatırılacak.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Bu yıl 20’ncisi düzenlenen Uluslararası Zeytin Hasat ve Turizm Festivali programı kapsamında zeytin ve zeytinyağı ile ilgili 11 ayrı panel gerçekleştirilecek. Bu panellerle, zeytinyağı sektöründe yaşanılan sıkıntıların dile getirilmesi yönünde de iyi bir etkinlik olacak. Türkiye’deki teknolojik veya sanayi anlamında katma değerli ürün üretmekte zorlandığını, aslında elimizdeki en büyük argümanların tarım alanları olduğuna işaret eden Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin, “Tarım alanındaki bütün ürünler, aslında bir fırsata dönüştürülebilir. Bana göre, zeytinyağı da o fırsatlardan biridir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Zeytinyağı sektöründe yaşanılan sıkıntıların varlığını hatırlatan Başkan Mesut Ergin, devletin bu sorunlara ciddi bir şekilde el atması ve üreticiyi hakkaniyetle desteklemesi gerektiğini söyledi. Başkan Ergin, “Madencilik Yasası ile zeytinlik alanların veya tarım alanlarının daraltılmasından ziyade, bu alanların mevcut halinin bile korunması gerektiğini düşünüyorum. Bu anlamda da, bence yanlış yasalar çıkarılıyor ve yanlış politikalar uygulanıyor. Sonuçta; geleceğimizi anahtarı bence tarımdan geçiyor. Gelecek nesillerimize güzel bir çevre ve yöneticilerin rant elde edilecek alanlardan ziyade güzel bir Türkiye bırakması gerekiyor. Biz ürünlerimizi katma değerli getirebildiğimiz zaman, bu durum, ülke ekonomimize de olumlu yönde yansıyacaktır. Gelecek zamanlarda küresel ısınmayla beraber; belki de insanların karınları doyurabilmesi, yeterli düzeyde beslenmesi bile tartışılır hale gelecek. Bu yüzden de ben yerin altının değil, üstünün daha kıymetli olduğuna inanıyorum” dedi,</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Daha önceki Ayvalık Zeytin Hasat Festivallerinden birinin sloganın; “Zeytin Altından değerlidir” şeklinde olduğunu hatırlatan Başkan Mesut Ergin, Ayvalık’ ismiyle bu tağşişli ürünleri satmaya çalışanların Ayvalık Zeytinyağı’ markalarına da çok büyük zararlar verdiğini söyledi. Başkan Mesut Ergin, “Biz; Ayvalık Belediyesi olarak tespit ettiğimiz bu firmalarla ilgili mücadelemizi sürdürüyoruz. Sağ olsun, Ayvalık Ticaret Odası da bu anlamda tağşişli ürünlerle ilgili gerekli hukuki süreci de başlatıyor. Ama tabi verilen adresler, o tağşişli ürünü üreten firmalar tarafından her defasında değiştiriliyor. Baktığınız zaman Ayvalık’ta olmayan adresleri verip, bir şekilde satış yapmaya çalışıyorlar. Tabi bu Ayvalık ismine de, Ayvalık zeytinyağına da inanılmaz derecede zarar veriyor.  Bence; bunun tedbiri, çıkarılacak yasalarla alınabilir. Böylelikle daha sıkı bir kontrol mekanizması da hayata geçirilebilir. Ne yazık ki bu konuda, senin-benim mücadelem maalesef kısır kalıyor.  Çıkarılacak çok ciddi yasalarla sadece zeytinyağında değil; et ve süt ürünleri gibi tağşişli ürünlerde de uygulanabilir. Çünkü ülkemizde artık güvenilir beslenme için sağlıklı gıdaya da ulaşmak artık sorun olmaya başladı. Bizim konumuz zeytinyağı olduğu için zeytinyağı adı altında, içine farklı maddeler karıştırılarak piyasaya sürülen ve maalesef zeytinyağı yediğini zanneden tüketicilerimiz kandırılabiliyor. Bunun için de dediğim gibi mücadelenin yerelden ziyade çıkarılacak yasalarla çok ciddi anlamda desteklenmesi ve kontrol altına alması gerekiyor” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yerin-altinin-degil-ustunun-daha-kiymetli-olduguna-inaniyorum-diyen-baskan-mesut-ergin-zeytinyagi-ayvalikin-vazgecilmez-bir-kulturudur-583251">&#8220;Yerin Altının Değil, Üstünün Daha Kıymetli Olduğuna İnanıyorum&#8221; diyen Başkan Mesut Ergin: &#8220;Zeytinyağı Ayvalık&#8217;ın Vazgeçilmez Bir Kültürüdür&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mandıra Filozofu: Her şeye karşıyım, Kocaeli&#8217;ye değil</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mandira-filozofu-her-seye-karsiyim-kocaeliye-degil-583171</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Oct 2025 14:20:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[filozofu]]></category>
		<category><![CDATA[karşıyım]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[mandıra]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[şeye]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[ye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583171</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği Uluslararası 15. Kocaeli Kitap Fuarı; tiyatrocu, yönetmen ve senarist Müfit Can Saçıntı’yı ağırladı. “Mandıra Filozofu” filmiyle hafızalara kazınan Saçıntı, kendine has üslubuyla gerçekleştirdiği söyleşide, izleyicilere hayat, eğitim ve özellikle de gerçek mutluluk kavramı üzerine düşündüren mesajlar verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mandira-filozofu-her-seye-karsiyim-kocaeliye-degil-583171">Mandıra Filozofu: Her şeye karşıyım, Kocaeli&#8217;ye değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği Uluslararası 15. Kocaeli Kitap Fuarı; tiyatrocu, yönetmen ve senarist Müfit Can Saçıntı’yı ağırladı. “Mandıra Filozofu” filmiyle hafızalara kazınan Saçıntı, kendine has üslubuyla gerçekleştirdiği söyleşide, izleyicilere hayat, eğitim ve özellikle de gerçek mutluluk kavramı üzerine düşündüren mesajlar verdi.</p>
<p><b>“KOCAELİ’YE KARŞI OLMAK YÜREK İSTER”</b></p>
<p>Sözlerine Kocaeli’ye özel bir selamla başlayan Saçıntı, “Her şeye karşıyım ama Kocaeli’ye değilim. Burası Kara Fatmaların, Yahya Kaptanların şehri. Kurtuluş Savaşı’nın ruhunu taşıyan bir yer. Kocaeli’ye karşı olmak yürek ister” diyerek salondan büyük alkış aldı.</p>
<p><b>“SÜREKLİ MUTLU OLMA BASKISI BİR HASTALIKTIR”</b></p>
<p>Söyleşinin en dikkat çeken bölümü, Saçıntı’nın mutluluk algısına dair yaptığı felsefi değerlendirmelerdi. Günümüz toplumunun sürekli mutlu olma baskısıyla yaşadığını ifade eden sanatçı, bunun doğal ve sağlıklı olmadığını söyleyerek, “Sürekli mutlu olmak teşhisi konmuş bir hastalıktır. Doğru duyguyu, doğru zamanda, doğru şekilde yaşamak gerekiyor. Düğünde gülecek, cenazede ağlayacaksın. Bu dengeyi kaybettik” dedi. Saçıntı, pazarlama dünyasının mutluluk kavramını nasıl tüketime dönüştürdüğünü de şöyle anlattı: “Pazarlama taktiklerinden biri şu: Markanızla mutluluk arasında bağ kurun. Çünkü böyle yaparsanız daha çok satarsınız. Bütün büyük markalar mutluluk üzerinden bir şey satmaya çalışıyor. Mutluluk da artık ambalajlı bir ürün gibi sunuluyor.”</p>
<p><b>“YUNUS EMRE 700 YIL ÖNCE MUTLULUĞUN SIRRINI VERDİ”</b></p>
<p>Mutluluğun aslında çok daha sade ve insani bir temele dayandığını vurgulayan Saçıntı, konuyu Yunus Emre’nin sözleriyle bağladı;</p>
<p>“Harvard Üniversitesi 85 yıl araştırdı. Mutluluk nedir, nasıl olur? Oysa Yunus Emre 700 yıl önce söylemiş: ‘Sevelim, sevilelim.’ Mutluluğun formülü bu kadar yalın. Ama biz her yerde başka yerde arıyoruz.”</p>
<p><b>SADE, GERÇEKÇİ, İÇTEN BİR SÖYLEŞİ</b></p>
<p>Müfit Can Saçıntı’nın söyleşisi, kitap fuarının en samimi ve düşündüren buluşmalarından biri oldu. Tüketim toplumunda kaybolan değerleri, mutluluk arayışındaki çıkmazları ve hayatın içinden gelen örneklerle, fuara gelen ziyaretçilere unutulmaz bir gün yaşattı. Söyleşi sonunda Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Saçıntı’ya plaket takdim etti.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mandira-filozofu-her-seye-karsiyim-kocaeliye-degil-583171">Mandıra Filozofu: Her şeye karşıyım, Kocaeli&#8217;ye değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her 20&#8217;lik diş çekilmek zorunda değil</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/her-20lik-dis-cekilmek-zorunda-degil-580775</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Oct 2025 11:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağız]]></category>
		<category><![CDATA[çekilmek]]></category>
		<category><![CDATA[çekim]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[Gömük Diş]]></category>
		<category><![CDATA[iyileşme]]></category>
		<category><![CDATA[lik]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[zorunda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=580775</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halk arasında “akıl dişi” olarak bilinen 20 yaş dişleri, genellikle 17–25 yaş aralığında çıkarak genç yetişkinlik döneminde ağız ve diş sağlığını en çok etkileyen sorunlardan biri.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-20lik-dis-cekilmek-zorunda-degil-580775">Her 20&#8217;lik diş çekilmek zorunda değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Halk arasında “akıl dişi” olarak bilinen 20 yaş dişleri, genellikle 17–25 yaş aralığında çıkarak genç yetişkinlik döneminde ağız ve diş sağlığını en çok etkileyen sorunlardan biri. Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Diş Hekimi Arzu Tekkeli, “20 yaş dişleriyle ilgili en yaygın yanılgılardan birine dikkat çekerek, “Toplumdaki yaygın inanış, bu dişlerin mutlaka çekilmesi gerektiği yönünde. Oysa her 20 yaş dişinin çekilmesi şart değil. Çekim kararı, dişin ağız içindeki konumuna, komşu dişlerle ilişkisine ve hastanın genel ağız sağlığına göre verilmeli” dedi.</strong></p>
<p>Çene yapısında yeterli yer olmadığı için tam olarak çıkamayan 20’lik dişler, çoğu zaman gömük ya da yarı gömük şekilde kalabiliyor. Bu durumun da bireylerde ağrı, çürük veya enfeksiyon gibi sağlık problemlerine yol açabileceğini dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Diş Hekimi Arzu Tekkeli, “Yarı gömük diş öndeki dişe baskı yaparak yiyecek artığı birikimine sebep olabilir bunun sonucunda da diş çürüğü ve diş eti enfeksiyonu oluşabilir. Tam gömük dişlerin ise genellikle herhangi bir belirti vermediğini söylemek mümkün. Eğer gömük diş ağrıya veya komşu dişlerde probleme yol açmıyorsa çekilmeyebilir. Ayrıca tamamen çıkmış ve doğru konumlanmış 20 yaş dişleri de düzenli bakım yapıldığında ağızda sağlıklı bir şekilde kalabilir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>20’lik diş çekiminde fark yaratan eşik 35 yaş</strong></p>
<p>Çekim sonrasına da değinen Tekkeli, “Hastalar çoğu zaman diş çekiminin ardından sadece dinlenmenin yeterli olduğunu düşünüyor. Oysa bu süreçte ağız hijyenine dikkat etmek, doktorun verdiği ilaçları düzenli kullanmak ve özellikle ilk gün buz kompresi uygulamak iyileşmeyi hızlandırır, enfeksiyon riskini azaltır. Ayrıca bu dişlerin çekimi için en uygun dönem; vücut direnci yüksek, iyileşme kapasitesi daha fazla olduğu için 35 yaşına kadar olan süreçtir.  Gerekli durumlarda tabii ki 35 yaşından sonra da çekim yapılabilir yalnızca iyileşme süresi biraz daha uzun olur” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Diş Hekimi Arzu Tekkeli, 20 yaş dişleriyle ilgili toplumda yaygın olan doğru bilinen yanlışları sıraladı:</p>
<p><strong>20’lik dişler mutlaka çekilmeli</strong></p>
<p>Her 20’lik dişin çekilmesi gerekmez; karar dişin konumu ve ağız sağlığına göre verilir.</p>
<p><strong>20’lik diş çıkarken çok ağrı yapar</strong></p>
<p>Tam gömük dişler çoğu zaman belirti vermez; ağrı daha çok yarı gömük dişlerde görülür.</p>
<p><strong>20’lik dişler her zaman eğri çıkar</strong></p>
<p>Çene yapısı uygunsa dişler tamamen düzgün de sürebilir.</p>
<p><strong>20’lik diş çekimi çok tehlikelidir</strong></p>
<p>Diş çekimi, deneyimli hekimler tarafından yapıldığında güvenli bir işlemdir. Ek olarak 35 yaş öncesi iyileşme süreci daha hızlıdır.</p>
<p><strong>20’lik dişler hep çürür</strong></p>
<p>Yarı gömük dişlerde yiyecek birikimi çürük riskini artırır ancak tam çıkan dişler düzenli bakımla sağlıklı kalabilir.</p>
<p><strong>20’lik dişler diğer dişleri bozar</strong></p>
<p>Çarpıklığın asıl sebebi genetik ve çene yapısıdır, 20’lik dişler bu durumdan tek başına sorumlu değildir.</p>
<p><strong>Gömülü kalan her 20’lik diş sorun çıkarır</strong></p>
<p>Bazı gömülü dişler hiçbir problem yaratmaz, yalnızca riskli durumlarda çekim gerekir.</p>
<p><strong>20’lik diş çekiminden sonra yüz şişer</strong></p>
<p>Her çekim sonrası yüzde şişlik olacak diye bir kural yoktur. Buz presi, hijyene özen gösterme ve ilaç kullanımı iyileşmeyi hızlandırır.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-20lik-dis-cekilmek-zorunda-degil-580775">Her 20&#8217;lik diş çekilmek zorunda değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aile içi şiddet sadece yetişkinleri değil, çocukları da derinden yaralıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/aile-ici-siddet-sadece-yetiskinleri-degil-cocuklari-da-derinden-yaraliyor-580563</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Sep 2025 09:07:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocukları]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[içi]]></category>
		<category><![CDATA[Luş]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[yetişkinleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=580563</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, 2 Ekim Dünya Şiddete Hayır Günü kapsamında özellikle çocuklara yönelik ebeveyn şiddetinin çocuklar üzerindeki etkilerini ele aldı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/aile-ici-siddet-sadece-yetiskinleri-degil-cocuklari-da-derinden-yaraliyor-580563">Aile içi şiddet sadece yetişkinleri değil, çocukları da derinden yaralıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, 2 Ekim Dünya Şiddete Hayır Günü kapsamında özellikle çocuklara yönelik ebeveyn şiddetinin çocuklar üzerindeki etkilerini ele aldı. </p>
<p><strong>Şiddet gören çocuk, şiddet kullanabilir!</strong></p>
<p>Aile içi şiddete maruz kalan çocukların kaygı belirtileri göstermeye çok açık olduklarını aktaran Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Yeni korkuların eklenmesi, okul başarısında düşüş uyku ve iştah problemleri görülebilir.” dedi.</p>
<p>En sık uyku kalitesinde ve düzeninde bozulma ile gece kabusları ortaya çıktığını ifade eden Luş, “İştahsızlık ve kilo kaybı olabilir, davranış değişiklikleri görülebilir. Şiddet gören çocuklar, kendileri de şiddet kullanabilirler.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Her şiddet türü çocuk için aynı!</strong></p>
<p>Fiziksel, duygusal veya psikolojik şiddetin çocuklar üzerinde aynı etkiye sahip olduğuna vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, şunları söyledi:</p>
<p>“Aile, temel güven duygusunun oluştuğu ilk birimdir ve çok önemli bir yapıdır. Aile bireylerinin uyguladığı şiddetin türü ne olursa olsun bireyi ruhsal ve bedensel olarak olumsuz yönde etkiler. Bakım veren kişiye bağımlılık, aşırı ağlama, öfke ve saldırganlık, zayıf iletişim becerileri; diğer çekingen davranışlar, aşırı agresif davranış veya içe dönme davranışları gözlenebilir. Küçük çocuklarda gecikmiş tuvalet alışkanlığı, işitmede ve görmede zorluklar gibi fiziksel belirtiler de olabilir. Ya da konuşmada gecikme olabilir.”</p>
<p><strong>İlişkiyi iyileştirmek ebeveynlerin sorumluluğu!</strong></p>
<p>Birçok çocuğun kendi evlerinde ebeveynleri arasında yaşanan aile içi şiddete tanık olduklarını dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Ailede kadınlara yönelik şiddet varsa aynı zamanda çocuklara yönelik şiddet de vardır diyebiliriz.” dedi.</p>
<p>Ebeveynlerin öfkeli iken çocuklarıyla iletişim kuramaya çalışmaktan, emir vermekten kaçınmaları gerektiğini altını çizen Luş, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Çocuğu suçlamaktan kaçınarak, onun güven duygusunu yıkmadan iletişim kurmaya çalışmaları gerekir. Çocuğun temas kurmasını beklemeden çocukla temas kurma, ilişki kurmak için çocuğun özür dilemeye zorlanmaması gibi noktalara dikkat edilmeli. Öfke kontrolünü sağlama, aşırı övme ve aşırı yermeden kaçınmak, yani ilişkiyi iyileştirmek ebeveynlerin sorumluluğudur.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/aile-ici-siddet-sadece-yetiskinleri-degil-cocuklari-da-derinden-yaraliyor-580563">Aile içi şiddet sadece yetişkinleri değil, çocukları da derinden yaralıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hamilelikte her bitkisel çay masum değil!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hamilelikte-her-bitkisel-cay-masum-degil-576338</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Sep 2025 09:15:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bitkisel]]></category>
		<category><![CDATA[çay]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[doğum]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelikte]]></category>
		<category><![CDATA[masum]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[yanlış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576338</guid>

					<description><![CDATA[<p>Anne adayları için çok özel ve heyecanlı bir dönem olan hamilelikte, bilgi kirliliği de çokça görülebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hamilelikte-her-bitkisel-cay-masum-degil-576338">Hamilelikte her bitkisel çay masum değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Anne adayları için çok özel ve heyecanlı bir dönem olan hamilelikte, bilgi kirliliği de çokça görülebiliyor. Özellikle de annelik duygusunu ilk kez yaşayan kadınlar; çevreden gelen iyi niyetli tavsiyeler, sosyal medya paylaşımları ve kulaktan dolma bilgiler arasında çoğu zaman kafa karışıklığı yaşayıp bazı hatalara düşebiliyor. <strong>Acıbadem Kartal Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Sinem Bostan Kayaoğlu</strong>, “Hamilelikte doğru ve güvenilir bilgiye ulaşmak kritik önem taşıyor. Oysa toplumumuzda doğru sanılan bazı yanlış inanışlar çok sık karşımıza çıkıp, anne ve bebeğin sağlığını ciddi şekilde riske atabiliyor. Kulaktan dolma bilgiler yerine bilimsel doğrularla ilerlemek, hamileliği, doğumu ve lohusalığı sağlıklı ve huzurlu kılar. Sağlıklı nesiller, bilinçli annelerin doğru adımlarıyla başlar” diyor. Dr. Kayaoğlu, hamilelik sürecinde en sık yapılan 6 hatayı ve doğrularını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>“İki kişilik yemek”: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>“Artık iki canlısın, iki kişilik yemelisin.” cümlesi gebelikte en sık duyulan ve uygulanan yanlışlardan biridir. Hamilelik sürecinde annenin enerji ihtiyacı elbette ki artar; fakat sanılanın aksine bu kadar büyük ölçekte değildir. Günlük beslenmeye ortalama olarak 300–350 kalori eklemek çoğu zaman yeterli olacaktır. Önemli olan porsiyonu arttırmak değil, çeşitli, dengeli ve besin değeri yüksek gıdaları tercih etmektir.</p>
<ul>
<li><strong>Folik asite geç başlamak: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Anne karnındaki bebeklerde beyin ve omurilik taslağı olan nöral tüpün gelişimi ve kapanması gebeliğin erken haftalarında gerçekleşir. Bu dönemde oluşan aksaklıklar, beyin ve omurgayı koruması gereken kemiklerde anatomik bozukluklara yol açabilir. Nöral tüpün doğru şekilde kapanması için folik asite gebelik planlaması sürecinde başlanmalıdır. “Hamile kalınca başlarım” şeklindeki düşünce risk yaratabilir. </p>
<ul>
<li><strong>Doğal olan zararsızdır: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Dr. Sinem Bostan Kayaoğlu “Toplumda oldukça yaygın olan bu yaklaşım gebelikte ciddi riskler doğurabilir. Örneğin; bazı bitkisel çaylar rahim kasılmalarını tetikleyerek erken doğum veya düşük riskini artırabilirken; alınan bazı doğal takviyeler ise kullanılmakta olan ilaçlarla etkileşime girerek zararlı sonuçlara yol açabilmektedir. Bu nedenle gebelik sürecinde doktor onayı olmadan hiçbir ilaç, vitamin ya da bitkisel ürün kullanılmamalıdır” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Hamile kadın yatıp dinlenmeli: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Sağlıklı seyreden gebeliklerde hareket çok önemli olsa da mutlaka doktora danışılmalıdır. Egzersiz yapmak konusunda risk oluşturacak durumlar dışında, başlangıç için en uygun zaman gebeliğin 3. ayından sonradır. Egzersiz yapmak; kilo alımının kontrollü olmasına, ödemleri azaltmaya, uykuyu düzenlemeye, doğumu kolaylaştırmaya ve gebelikten lohusalığa ruhen ve bedenen daha sağlıklı geçmeye yardımcı olur.  </p>
<ul>
<li><strong>Hamileyken diş tedavisi yapılmaz: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Hormonal değişim diş eti hassasiyetini artırdığından çürük, diş eti kanamaları ve iltihabi durumlar gebelik döneminde daha kolay gelişebilmektedir. Tedavinin ertelenmesi annenin yaşam kalitesini bozmakla kalmayıp erken doğum riskini artırabilir. Özellikle ikinci üç aylık dönemde lokal anesteziyle uygulanabilecek diş temizliği, dolgu, kanal tedavisi, diş çekimi vb işlemler hekim onayıyla güvenle yapılabilir.</p>
<ul>
<li><strong>Doğuma hazırlığı ertelemek: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Dr. Kayaoğlu “Hamilelikte özellikle doğumun fizyolojisini ve doğumda karşılaşılabilecek durumları öğrenmek; doğum ekibiyle işbirliği içerisinde kalınmasını desteklerken, anne adayının süreç içindeki kontrol duygusunu da güçlendirmektedir.  Hamilelikte kulaktan dolma bilgiler yerine bilimsel doğrularla ilerlemeniz; gebeliğinizin daha huzurlu, doğumuzun daha güçlü ve lohusalığınızın daha sağlıklı olması için size ışık olacaktır” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hamilelikte-her-bitkisel-cay-masum-degil-576338">Hamilelikte her bitkisel çay masum değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bakırköylü Anneler Yalnız Değil</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bakirkoylu-anneler-yalniz-degil-575043</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Sep 2025 20:13:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[anneler]]></category>
		<category><![CDATA[bakırköylü]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[doğum]]></category>
		<category><![CDATA[yalnız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=575043</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bakırköy Belediyesi, yeni doğum yapan annelerin yanında olmak ve hayatını kolaylaştırmak için hayata geçirdiği “Anne Destek Paketi” hizmetine devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bakirkoylu-anneler-yalniz-degil-575043">Bakırköylü Anneler Yalnız Değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bakırköy Belediyesi, yeni doğum yapan annelerin yanında olmak ve hayatını kolaylaştırmak için hayata geçirdiği “Anne Destek Paketi” hizmetine devam ediyor. İlçede yeni doğum yapan annelere ziyarette bulunan Bakırköy Belediye Başkanı Doç. Dr. Ayşegül Ovalıoğlu, ekibiyle birlikte annenin ve bebeğin sağlık durumunu kontrol ederek destek paketini bizzat takdim etti.</p>
<p>Bakırköy Belediye Başkanı Doç. Dr. Ayşegül Ovalıoğlu’nun göreve gelmesinin ardından ilçede başlatılan sosyal yardım çalışmaları her geçen gün artmaya devam ediyor. Hayata geçirilen “Anne Destek Paketi” ile annelerin ve bebeklerin temel ihtiyaçları Bakırköy Belediyesi tarafından karşılanıyor.</p>
<p><b>Bebek bezinden, hastane çıkış setine kadar her şey var</b></p>
<p>Yeni doğum yapan annelere destek olmak ve ailelerin hayatını kolaylaştırmak için özenle hazırlanan organizer çantada, yenidoğan hastane çıkış seti, bebek bezi, bebek şampuanı, ıslak mendil, pişik kremi, ateş ölçer ve anne için kişisel bakım ürünleri yer alıyor. İlçede yeni doğum yapan anneleri ziyaret ederek destek paketlerini bizzat takdim eden Bakırköy Belediye Başkanı Doç. Dr. Ayşegül Ovalıoğlu, “Doğumda ve yaşam boyunca, her zaman yanınızdayız” dedi. Belediye bünyesindeki Tıp Merkezi çalışanlarıyla birlikte annenin ve bebeğin sağlık durumunu da kontrol eden Başkan Ovalıoğlu, annelerin sorun ve talepleri de dinledi.</p>
<p>Vatandaşlar, başvuru ve bilgi için <b>414 97 77 </b>numaralı hatta, <b>0552 912 73 36</b> numaralı whatsapp hattına veya <u>www.bakirkoy.bel.tr</u> adresine ulaşım sağlayabilir.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bakirkoylu-anneler-yalniz-degil-575043">Bakırköylü Anneler Yalnız Değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tarihi Dokuya Yeni Bir Soluk: Şehrin Yeni Simgesi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tarihi-dokuya-yeni-bir-soluk-sehrin-yeni-simgesi-571840</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Sep 2025 19:38:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=571840</guid>

					<description><![CDATA[<p>Meram Belediyesi, Konya’nın kalbinde hayata geçirilen Şükran Kentsel Dönüşüm Projesi’nde sona yaklaşırken, tarihi miras gün yüzüne çıkıyor, şehir kimliği yeniden inşa ediliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tarihi-dokuya-yeni-bir-soluk-sehrin-yeni-simgesi-571840">Tarihi Dokuya Yeni Bir Soluk: Şehrin Yeni Simgesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sahibata Mahallesi’nde yapılan kazılarda ortaya çıkan Selçuklu döneminin en büyük hamam kalıntısı, özel bir jeodezik cam kubbe ile kapatılarak hem korunacak hem de ziyaretçilerin ilgisine sunulacak.</p>
<p>Meram Belediye Başkanı Mustafa Kavuş, sadece Meram’ın değil, Konya’nın yeni simgelerinden biri olacak projeyi yerinde inceleyip süreç hakkında bilgi aldı.</p>
<p>Proje mühendisleri ile görüşen Başkan Kavuş, incelemeleri sonrasında yaptığı açıklamada, “Şükran Kentsel Dönüşüm Projemiz kapsamında yaptığımız kazılarda ortaya çıkan Selçuklu dönemine ait en büyük hamam kalıntısı için çok özel bir proje gerçekleştiriyoruz. Jeodezik cam kubbe, yalnızca bu nadide eserin korunmasını değil, aynı zamanda modern mimarinin şehrimizin tarihiyle buluşmasını da sağlayacak. Gün ışığını içeri alan, gece ise şehre ayrı bir siluet kazandıracak bu yapı, Konya’nın yeni simgelerinden biri olacak. Yakın zamanda açılışını yaparak hemşehrilerimizin ve misafirlerimizin hizmetine sunacağız. Öte yandan hemen yan binanın altında bulunan çini fırınını da ziyaretçilerimiz için hazırlıyoruz. Tarihe verdiğimiz değer, gelecek nesillere bırakacağımız en önemli miraslardan biri olacak.” diye konuştu.</p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/09/tarihi-dokuya-yeni-bir-soluk-sehrin-yeni-simgesi-0-fUxp7RC1.jpeg" /></p>
<p><strong>BAŞKAN KAVUŞ; “ŞÜKRAN’I TARİHİ YAPAN SADECE PROJENİN BÜYÜKLÜĞÜ DEĞİL KAZILARLA ORTAYA ÇIKAN BİNLERCE YILLIK TARİHTİR” </strong></p>
<p>Şükran Kentsel Dönüşüm Projesi’nin Konya’nın tarihi dokusunu yeniden ayağa kaldırdığını vurgulayan Başkan Kavuş, &#8220;Hamam kalıntısı, çini fırınları, Roma yolu, kilise ve Roma kamu binalarıyla birlikte Suriçi bölgesi yeniden tarihin ve sosyal hayatın merkezi haline geliyor. Çarşıdaki mağazalar, ofisler ve meydan düzenlemeleriyle burası sadece Meramlıların değil, tüm Konyalıların ve dünyanın dört bir yanından gelecek misafirlerin buluşma noktası olacak. Biz, Meram’da tarihi yeniden yaşatıyor, kültürü ve turizmi şehrimize kazandırıyoruz. Her adımda Konya’nın geleceğini tarihle buluşturuyoruz&#8221; dedi.</p>
<p>Kavuş, çalışmalar tamamlandığında, Suriçi Çarşısı ve çevresi yalnızca bir ticaret merkezi değil, aynı zamanda Türkiye’nin en önemli kültür ve turizm duraklarından biri olacağını ifade ederek, &#8220;Konya, Roma’dan Selçuklu’ya, Osmanlı’dan günümüze uzanan medeniyetlerin izlerini taşıyan bir açık hava müzesi kimliğine kavuşacak. Jeodezik cam kubbe ise bu büyük dönüşümün simgesi olarak tarihe adını yazdıracak.” dedi.</p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/09/tarihi-dokuya-yeni-bir-soluk-sehrin-yeni-simgesi-1-vxIK3JOm.jpeg" /></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tarihi-dokuya-yeni-bir-soluk-sehrin-yeni-simgesi-571840">Tarihi Dokuya Yeni Bir Soluk: Şehrin Yeni Simgesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tercihleri yaparken yapay zekâya değil, kolektif zekâya güvenin uyarısı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tercihleri-yaparken-yapay-zekaya-degil-kolektif-zekaya-guvenin-uyarisi-563185</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Aug 2025 13:09:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[güvenin]]></category>
		<category><![CDATA[kolektif]]></category>
		<category><![CDATA[tercihleri]]></category>
		<category><![CDATA[uyarısı]]></category>
		<category><![CDATA[yaparken]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[zekya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=563185</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel, yapay zekâ destekli tercih robotlarına karşı önemli bir uyarılarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tercihleri-yaparken-yapay-zekaya-degil-kolektif-zekaya-guvenin-uyarisi-563185">Tercihleri yaparken yapay zekâya değil, kolektif zekâya güvenin uyarısı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel, yapay zekâ destekli tercih robotlarına karşı önemli bir uyarılarda bulundu.</p>
<p><strong>Tercih dönemi en az sınav dönemi kadar kritik</strong></p>
<p>Tercih döneminin en az sınav dönemi kadar kritik bir dönem olduğunu kaydeden Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel, “Sınav akademik performansı ortaya koydukları bir süreçse, tercih dönemi de doğru karar verebilme becerilerini ortaya koydukları bir süreçtir. Dolayısıyla iki süreç de oldukça kritiktir. Gözlemlediğimiz şu: Gelen aday öğrencilerimizin yüzde 60’ı kendi zihninde bir bölüm kararıyla geliyor ve bunu değiştirmek güç. Yüzde 40&#8217;lık bölüm ise öğretmenleri, arkadaşları, meslek sahibi kişiler ve ailelerinin yönlendirmeleriyle bu kararı veriyor. Dolayısıyla bu, müşterek verilen, kolektif zekâ ile nihai kararın verildiği bir süreçtir. Burada kolektifin altını ısrarla çizeceğim. Adaylar tek başına karar verdiği zaman, o kararın sorumluluğunu tek başına almak gibi bir endişeyi beraberlerinde taşıyorlar. Burada kolektif zekâ ile beraber karar verirlerse, o alanda kimler çalışıyor, o bölümlerde okuyan öğrenciler ne düşünüyor, öğretim üyeleri neler diyor, mezuniyet sonrası iş alternatifleri neler gibi tüm bileşenleri değerlendirme sürecine dahil ederlerse o kadar rasyonel ve istikrarlı bir nihai tercihte bulunurlar.” dedi.</p>
<p><strong>Yapay zekâ tercih robotları ne kadar güvenilir?</strong></p>
<p>Yapay zekâ algoritmalarının duygusal beklentileri ve kişisel tatmini göz ardı ettiğini ifade eden Prof. Dr. Ergüzel, “Yapay zekâ fazlasıyla rasyoneldir. Çünkü bizim kararlarımızın içerisinde rasyonel parametreler olmakla beraber duygusal parametreler de var. İşin içerisine duygu olmadığı, sevmediğiniz zaman, doğru karar olduğunda tereddütleriniz doğal olarak olacaktır. Bir bölümü sevmeniz lazım. Kendimi örnek olarak kullandığım yapay zekâ arayüzleri var. Bana birbirinden o kadar uzakta lisans bölümleri öneriyor ki, eğer ben bir aday öğrenci olsaydım, yapay zekânın önerdiği bölümlerin yüzde 40&#8217;ını tercihlerimin içerisine dahi dahil etmeyeceğimi biliyorum. Çünkü yapay zekâ orada benim duygusal mesafemi, beklentimi veya mezuniyet sonrası iş tatminimi gözetmeden, puan gibi çok somut sayısal bir değer üzerinden değerlendirme yapıyor. O yüzden yapay zekâ algoritmalarının berraklaştırma fonksiyonu olduğunu düşünüyorum. Geniş bir arama uzayını küçültebilir. Ancak netleştirmesi için mutlak surette kolektif zekânın, yani ailenin, tecrübelerin, duygusal parametrelerin devreye girmesi gerekir. Tercih tanıtım dönemlerinde masamıza Endüstri Mühendisliği için gelen ama Yazılım Mühendisliği yazmak üzere kararlı bir şekilde ayrılan çok öğrencimiz var.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Mühendislik düşünen adayların &#8220;algoritmik düşünme&#8221; becerisi olmalı</strong></p>
<p>Mühendislik düşünen adayların kendilerinde araması gereken temel becerinin &#8220;algoritmik düşünme&#8221; olduğunu belirten Prof. Dr. Ergüzel, “Bende mühendislik becerileri var mı?&#8217; sorusunun cevabı şudur: Eğer bir aday, günlük hayatında bir problem gördüğü zaman onu problem olarak tanımlayıp çözümüne ilişkin adım adım, algoritmik bir çözüm geliştirebiliyorsa, hangi mühendislik bölümü olursa olsun gelir ve başarılı olur. Karşıdan karşıya geçerken hangi araçtan sonra geçeceğinizi planlarken bile aklınızda bir algoritma çalıştırırsınız. Artık yeni nesil mühendislik, uzak komşuluktaki disiplinlerle çalışmayı gerektiriyor. Bir mühendis veya Sağlık Bilimleri Fakültesi’ndeki bir öğrenci, sadece kendi alanını bilmemeli. Üniversitemizde, bir Tıp Fakültesi öğrencisi, Yapay Zekâ ve Veri Bilimi dersi alarak, elindeki büyük veriden anlayan bir hekim olarak yetişiyor. Yetiştirdiğimiz mühendisler; hekimden MR datası alıp onu işleyip psikiyatrik hastalıklarla ilgili tanı koyan mühendisler oluyor. Dünya Ekonomik Forumu’na göre, şirketlerin üçte ikisi artık sizin hangi bölümden mezun olduğunuzla değil, problem çözebilme ve çok disiplinli alanlara vakıf olabilme becerinizle ilgileniyor. Bir projeyi tanımlayıp yönetebilmeniz, inanın dört ortalamayla mezun olmanızdan daha makbul.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Sadece diploma değil, kültür ve girişimcilik de önemli</strong></p>
<p>Üniversitede marka dersler olduğunu da söyleyen Prof. Dr. Ergüzel, “1. sınıfta Üniversite Kültürü dersiyle başlıyoruz. 2. yılda Girişimcilik ve Proje Kültürü dersi veriyoruz. Bir veri diyor ki, girişimcilik şirketlerinin olduğu ülkelerde genç işsizlik oranı yüzde 60 daha az. Öğrencilerimizin yüzde 80&#8217;i, mezun olduktan sonra bir yerde istihdam edilmek yerine kendi şirketini açmak istiyor. 3. sınıfta projeli seçmeli derslerimiz var. 4. sınıfta ise Mezuniyet Projesi ile öğrenci artık kendi geliştirdiği ürüne odaklanıyor. Mezuniyet projesini, kendi şirketini kurarak ve TÜBİTAK destekli projelerle ürüne dönüştüren öğrencilerimiz var. Üniversite bir kültürdür; o kültür içerisinde olgunlaşırsınız. Filiz olarak alırız, meyvesi ile mezun ederiz öğrencilerimizi. Bu becerileri ve kültürü diploma olmadan öğrenmek mümkün değil.” dedi.</p>
<p><strong>İngilizce bilmek şart…</strong></p>
<p>İçinde veri olan her meslek veya veri üreten her mesleğin kazandıracağına dikkat çeken Prof. Dr. Ergüzel, “Sağlık bilimleri bunun için müthiş veri üreten bir alan ve çok kıymetli. Ve dil&#8230; Artık ‘İngilizce biliyor musun?’ diye bir soru yok. İngilizce bilmeyen bir mezun, mutlak surette bir gün ‘Keşke bu dil problemimi lisans döneminde çözseydim’ diyecektir. Mühendislik bölümlerimizin pek çoğu İngilizce. ‘Hocam İngilizce yapabilir miyim?’ diye endişelenmeyin. Üniversitemizde bir yıl hazırlık programımız var. O bir yılı mutlaka kullanın, İngilizce probleminizi çözün ve kenara itin.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Ailelere ve adaylara mesaj</strong></p>
<p>Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel, sözlerini tüm adaylara ve ailelerine yönelik umut dolu bir mesajla noktaladı:</p>
<p>&#8220;Hiçbir aday öğrencimiz şunu unutmasın: Doğru tek değildir. Hata yapmaktan korkmasınlar. Hayatlarının herhangi bir döneminde yaptıkları bir hatayı telafi etme fırsatları çok olacaktır. O yüzden çalışmayı, tutkulu olmayı, gayretli olmayı ve yılmamayı, hiçbir zaman mağlubiyeti kabul etmemeyi öncelikli olarak öneriyorum. Ve ailelere: Kolektif zekâ çok önemli. Bir karar vermeden önce mutlak surette bu avantajınızı kullanın.&#8221;</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tercihleri-yaparken-yapay-zekaya-degil-kolektif-zekaya-guvenin-uyarisi-563185">Tercihleri yaparken yapay zekâya değil, kolektif zekâya güvenin uyarısı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Erasmus Yapan Öğrenciler Yalnızca Ülke Değil, Bakış Açısı Değiştiriyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/erasmus-yapan-ogrenciler-yalnizca-ulke-degil-bakis-acisi-degistiriyor-562356</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Aug 2025 09:39:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bakış]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[değiştiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[erasmus]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenciler]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<category><![CDATA[yapan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=562356</guid>

					<description><![CDATA[<p>Erasmus+ ve diğer değişim programlarının öğrencilere sunduğu katkıların önemine dikkat çeken Prof. Dr. Yeşim Ekinci, “Günümüzde uluslararası deneyim artık bir lüks değil, zorunluluk haline geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erasmus-yapan-ogrenciler-yalnizca-ulke-degil-bakis-acisi-degistiriyor-562356">&#8220;Erasmus Yapan Öğrenciler Yalnızca Ülke Değil, Bakış Açısı Değiştiriyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Erasmus+ ve diğer değişim programlarının öğrencilere sunduğu katkıların önemine dikkat çeken Prof. Dr. Yeşim Ekinci, “Günümüzde uluslararası deneyim artık bir lüks değil, zorunluluk haline geldi. Değişim programlarından yararlanan öğrencilerimiz yalnızca ülke değil, bakış açısı değiştiriyor. Bu programlar, öğrencilere akademik vizyon kazandırmanın yanı sıra, kültürel ve kişisel anlamda da büyük bir dönüşüm sağlıyor” diye konuştu.</p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Uluslararası Akademik İlişkiler Koordinatörü Prof. Dr. F. Yeşim Ekinci, Erasmus+ ve diğer değişim programlarının öğrencilere sunduğu katkıları anlattı. </p>
<p>Yeditepe Üniversitesi’nin temel stratejilerinden birinin uluslararasılaşma olduğunu belirten Prof. Dr. Ekinci, “Amacımız dünyayla etkileşim hâlinde olan, kültürel açıdan donanımlı bireyler yetiştirmek. Erasmus+ başta olmak üzere çok sayıda uluslararası program ve ikili iş birliği ile öğrencilerimize bu vizyonu kazandırıyoruz” dedi.</p>
<p><strong>Avrupa’dan Asya’ya Uzanan İş Birliği Ağı</strong></p>
<p>Yeditepe Üniversitesi’nin Avrupa genelinde geniş bir iş birliği ağı oluşturduğuna işaret eden Prof. Dr. Ekinci, “Bugüne kadar Avrupa’nın çok sayıda ülkesindeki yükseköğretim kurumlarıyla başarılı değişim programları yürüttük ve öğrenci hareketliliğinde istikrarlı bir artış yakaladık. Avrupa dışındaki kıtalarla yapılan ikili anlaşmalar sayesinde de uluslararası ağımızı her geçen gün genişletiyoruz. Böylece öğrencilerimize yalnızca Avrupa ile sınırlı kalmayan, çok boyutlu ve zengin bir uluslararası deneyim sunuyoruz” diye konuştu. </p>
<p><strong>“Kariyerlerine de Katkı Sağlıyor”</strong></p>
<p>Değişim programlarının öğrenciler üzerindeki etkisinin çok yönlü olduğuna dikkat çeken Ekinci, “Yurt dışında eğitim gören öğrencilerimiz farklı bir kültür, başka bir dil, yeni bir sosyal çevre ve farklı bir eğitim sistemiyle tanışıyor. Bu deneyim, kişisel gelişimlerine olduğu kadar kariyer yolculuklarına da doğrudan katkı sağlıyor” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>Başvuru Süreci Adım Adım Destekleniyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Ekinci, Erasmus programına başvuru sürecinin, üniversitenin Uluslararası Değişim ve İş Birliği Ofisi tarafından desteklendiğini belirterek, “Başvurudan hibeye kadar tüm aşamalar planlı ve kolay bir şekilde ilerliyor. Süreç boyunca öğrencilere danışmanlık hizmeti sunuyoruz. Yurt dışı eğitim deneyimi öğrenci ile birlikte ailesi için de bir süreç. Özellikle ilk kez yurt dışına çıkacak öğrenciler için aile desteği büyük önem taşıyor” dedi.</p>
<p><strong>Yaratıcı Alanlara İlgi Artıyor</strong></p>
<p>Erasmus+ programının tüm bölümlere açık olduğunu belirten Ekinci, sözlerini şöyle sürdürdü:<br /> “Bazı alanlar daha yoğun ilgi görüyor. Özellikle sosyal bilimler, idari bilimler ve mühendislik gibi geleneksel olarak güçlü alanlar aktifliğini korurken, son yıllarda sanat, tasarım ve gastronomi gibi yaratıcı alanlardan gelen başvurularda da önemli bir artış gözlemleniyor.” </p>
<p><strong>Dijitalleşme ile Yeni Dönem Başladı</strong></p>
<p>Dijitalleşmenin de hızlanmasıyla birlikte, online dersler ve sanal değişim programlarının, coğrafi sınırları ortadan kaldırdığını anımsatan Prof. Dr. Ekinci, bu sayede üniversitelerin öğrencilere daha kapsayıcı ve esnek eğitim modelleri sunduğunu anımsattı. Ekinci “2025-2026 döneminde dijital yeterliliği yüksek, daha esnek bir sistem öne çıkacaktır” dedi. </p>
<p><strong>“Uluslararası Deneyim Artık Lüks Değil, Zorunluluk”</strong></p>
<p>Üniversite adaylarına da seslenen Prof. Dr. Yeşim Ekinci, “Günümüzde uluslararası deneyim artık bir lüks değil, zorunluluk haline geldi. Üniversite seçiminizi yaparken, kurumun sunduğu değişim ve hareketlilik programlarını mutlaka değerlendirin. Çünkü bu programlar, sadece bir diploma kazandırmakla kalmaz; aynı zamanda sizi global dünyaya hazırlayan, dünya vatandaşı bilinci kazandıran eşsiz fırsatlardır.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erasmus-yapan-ogrenciler-yalnizca-ulke-degil-bakis-acisi-degistiriyor-562356">&#8220;Erasmus Yapan Öğrenciler Yalnızca Ülke Değil, Bakış Açısı Değiştiriyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her unutkanlık demans değil!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/her-unutkanlik-demans-degil-562108</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Aug 2025 13:09:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[demans]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[unutkanlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=562108</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, unutkanlığın ne zaman normal bir durum, ne zaman demans gibi ciddi bir sorunun belirtisi olabileceği anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-unutkanlik-demans-degil-562108">Her unutkanlık demans değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, unutkanlığın ne zaman normal bir durum, ne zaman demans gibi ciddi bir sorunun belirtisi olabileceği anlattı.</p>
<p><strong>Günlük hayatta karşılaşılan basit unutkanlıklar genellikle endişe verici değil!</strong></p>
<p>Unutkanlığın hepimizin yaşadığı, çoğu zaman normal kabul edilen bir durum olduğunu aktaran Dr. Celal Şalçini, “Günlük yaşamda unutkanlık çoğu zaman mizah konusu olsa da bazen akıllara ‘her unutkanlık demans belirtisi mi?’ gibi önemli sorular getirir.” dedi.</p>
<p>Günlük hayatta karşılaşılan basit unutkanlıkların genellikle endişe verici olmadığını dile getiren Şalçini, “Anahtarı nereye koyduğumuzu unutmak, birinin ismini hatırlayamamak, markete gidince birkaç şeyi almayı unutmak veya bir kelimeyi dilimizin ucuna gelip de söyleyememek oldukça normal kabul edilir. Bunlar, beynimizin yoğun bilgi akışı içinde zaman zaman yaşadığı geçici aksaklıklardır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Demans, beynin fonksiyonlarında belirgin ve ilerleyici bozulmalarla karakterize!</strong></p>
<p>Yaşlanmayla birlikte hafızada belirli değişiklikler olmasının doğal olduğunu ifade eden Dr. Celal Şalçini, “Yeni bilgileri eskisi kadar hızlı öğrenememek, olayları hatırlamak için biraz daha zamana ihtiyaç duymak gibi durumlar yaşlılıkla birlikte görülebilir. Ancak bu, her yaşlılık dönemi hafıza sorununun demans belirtisi olduğu anlamına gelmez. Demans, beynin fonksiyonlarında belirgin ve ilerleyici bozulmalarla karakterizedir.” dedi.</p>
<p>Unutkanlığın sadece yaşlanma veya demansla ilgili olmadığını da vurgulayan Şalçini, “Stres, yoğun çalışma temposu, uykusuzluk, B12 eksikliği, tiroid bozuklukları, depresyon, anksiyete ve bazı ilaçların yan etkileri gibi birçok faktör unutkanlığa neden olabilir. Bu durumlar genellikle altta yatan neden tedavi edildiğinde veya ortadan kaldırıldığında düzelir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Normal unutkanlıklardan farklı olarak, demans günlük yaşamı ciddi şekilde etkiler!</strong></p>
<p>Hangi unutkanlıkların bir uyarı sinyali olabileceği ve doktora başvurmayı gerektireceğine değinen Dr. Celal Şalçini, “Normal unutkanlıklardan farklı olarak, demans belirtileri genellikle günlük yaşamı ciddi şekilde etkiler ve zamanla kötüleşir.” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Yemek pişirmeyi veya faturaları ödemeyi unutmak gibi günlük görevleri yerine getirmede zorluk; problem çözme ve planlama yeteneğinde azalma, karmaşık işleri organize edememek; zaman ve yer kavramında karışıklık; tanıdık bir yerde kaybolmak gibi görsel-uzamsal yeteneklerde bozulma; kelime bulmada güçlük çekmek veya konuşmayı takip edememek; eşyaları yanlış yerlere koyma ve bulamama, daha sonra mantıksız yerlerde bulmak; basit kararları bile verememek; hobilerden ve sosyal aktivitelerden uzaklaşma; kişilik ve ruh halinde değişiklikler. </p>
<p>Eğer kendinizde veya sevdiklerinizde bu tür belirtilerin bir araya geldiğini ve günlük yaşamı olumsuz etkilediğini fark ederseniz, bir doktora başvurmak önemlidir.”</p>
<p><strong>Unutkanlık hayatın doğal bir parçası ancak beyin sağlığını korumak gerekli…</strong></p>
<p>Demans teşhisi almamış ancak unutkanlık yaşayan bireyler için bazı önerilerde bulunan Dr. Celal Şalçini, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Düzenli egzersiz yapın, dengeli beslenin ve yeterli uyuyun. Beyin sağlığı için bu adımlar çok önemli. Beyninizi aktif tutun. Kitap okuyun, bulmaca çözün, yeni bir dil veya enstrüman öğrenin. Sosyal aktivitelerde bulunun ve sevdiklerinizle vakit geçirin. Meditasyon ve yoga gibi stresi azaltmaya yönelik teknikler öğrenin. Notlar alın, ajanda kullanın, hatırlatıcılar kurun. Unutkanlığınızın altında yatabilecek tıbbi nedenleri araştırmak için doktorunuza danışın.</p>
<p>Unutkanlık çoğu zaman hayatın doğal bir parçasıdır. Ancak bu durum günlük yaşamınızı etkilemeye başladığında veya beraberinde başka belirtilerle ortaya çıktığında, bir uzmana başvurmaktan çekinmeyin. Unutmayın, erken teşhis birçok durumda çok önemlidir.” </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-unutkanlik-demans-degil-562108">Her unutkanlık demans değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kedilerin Hayatımıza Katkıları Sadece Sevgiyle Sınırlı Değil</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kedilerin-hayatimiza-katkilari-sadece-sevgiyle-sinirli-degil-562032</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Aug 2025 10:53:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[hayatımıza]]></category>
		<category><![CDATA[katkıları]]></category>
		<category><![CDATA[kedilerin]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[sevgiyle]]></category>
		<category><![CDATA[sınırlı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=562032</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir sabah işe hazırlanırken ayağınızın dibinde dolanan bir kedinin tüm gününüzün havasını değiştirdiğini fark ettiniz mi hiç? Ya da zor bir günün ardından koltuğa oturduğunuzda, yanınıza kıvrılıp size bakan o pırıl pırıl gözlerin tüm stresinizi alıp götürdüğünü?</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kedilerin-hayatimiza-katkilari-sadece-sevgiyle-sinirli-degil-562032">Kedilerin Hayatımıza Katkıları Sadece Sevgiyle Sınırlı Değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir sabah işe hazırlanırken ayağınızın dibinde dolanan bir kedinin tüm gününüzün havasını değiştirdiğini fark ettiniz mi hiç? Ya da zor bir günün ardından koltuğa oturduğunuzda, yanınıza kıvrılıp size bakan o pırıl pırıl gözlerin tüm stresinizi alıp götürdüğünü?</p>
<p>Dünyada 600 milyondan fazla, Türkiye’de ise yaklaşık 10 milyon kedi insanlarla birlikte yaşıyor. Peki, yalnızca sevimli oldukları için mi onlarla hayatlarımızı paylaşıyoruz? Bilim, bu soruya çok daha derin bir yanıt veriyor. Kediler yalnızca şirin birer ev arkadaşı değil; fiziksel sağlığımızı, ruh hâlimizi ve hatta yaşam süremizi etkileyen görünmez kahramanlar.</p>
<p>8 Ağustos Uluslararası Kedi Günü’nde Royal Canin, kedilerin insan yaşamına kattığı bu mucizevi etkileri araştırmalar ışığında ortaya koyuyor.</p>
<p><strong>Kediler Kalp Dostu</strong></p>
<p>Dünyada ve ülkemizdeki birincil ölüm nedeni kalp-kalp damar ve dolaşım sistemi hastalıkları. Ancak yapılan araştırmalar, kedi sahipliğinin kardiyovasküler hastalıklara karşı koruyucu etkisi olduğunu gösteriyor. 2.400 kedi sahibiyle yapılan uzun dönemli bir çalışmada, geçmişte veya hâlen kedi sahibi olan bireylerin kalp krizi ve felce bağlı ölüm riskinin, kedi sahibi olmayanlara göre anlamlı biçimde daha düşük olduğu tespit edildi. Uzmanlar, bu farkı kedilerin stres algısını azaltma ve bireyleri duygusal olarak dengeleme kabiliyetiyle açıklıyor. Sakinleştirici etkileri sayesinde kediler, ani stresin kalp üzerindeki zararlı etkilerini dengeleyebiliyor.</p>
<p><strong>Ruh Sağlığını Güçlendiriyor, Depresyonla Mücadeleye Destek Oluyorlar</strong></p>
<p>Kedi sahipliği, kaygı ve depresyonla mücadelede önemli bir rol oynuyor. Araştırmalar, hayvan sahiplerinin daha yüksek benlik saygısına, olumlu öz-imaja ve daha düşük yalnızlık düzeyine sahip olduğunu ortaya koyuyor.</p>
<p>Özellikle gençlerde ve yaşlı bireylerde, kedilerle kurulan bağın bir &#8220;amaç duygusu&#8221; kazandırdığı; sosyal izolasyonu azalttığı ve ruh sağlığını iyileştirdiği gözlemleniyor.</p>
<p>İnsan-Hayvan Bağı Araştırma Enstitüsü (HABRI) tarafından yapılan bir ankete göre, aile hekimlerinin yüzde 87’si hayvanların hastalarının ruh hâline olumlu katkı sağladığını belirtiyor.</p>
<p>Bir diğer araştırmada ise, kedi sahiplerinin gün içinde daha fazla güldüğü saptandı. Yine HABRI verilerine göre hayvan sahiplerinin yüzde 96’sı dostlarının hayatlarında olumlu bir etkisi olduğunu düşünüyor; yüzde 85’i hayvanlarının kendilerine neşe getirdiğini, yüzde 82’si onları rahatlattığını, yüzde 73’ü ise ruh sağlıklarını doğrudan iyileştirdiğini ifade ediyor. Kedilerle fiziksel temas, beyinde “bağlanma hormonu” olarak bilinen oksitosin salgılanmasını artırarak; güven, mutluluk ve huzur hissini destekliyor.</p>
<p><strong>Çocukların Bağışıklığını Güçlendiriyor, Alerjiyi Önleyebiliyor</strong></p>
<p>Bilimsel bulgular, yaşamın ilk yılında kediyle birlikte büyüyen çocukların astım ve alerji geliştirme riskinin daha düşük olduğunu gösteriyor. 700&#8217;den fazla bebeği 18 yıl boyunca izleyen bir çalışmada, evinde kediyle yaşayan çocukların ileriki yaşlarda kedi alerjisi geliştirme ihtimalinin yarı yarıya azaldığı tespit edildi. Ayrıca, astım geçmişi olan annelerin bebeklerinde doğumdan itibaren kediyle yaşamanın astım gelişimini önemli ölçüde engellediği ortaya kondu.</p>
<p><strong>Yalnızlığa Karşı Patili Çözüm</strong></p>
<p>Yalnızlık, özellikle ileri yaşlarda ciddi bir sağlık riski oluşturuyor. Yaşlı bireylerle yapılan araştırmalar, hayvan sahipliğinin yalnızlık hissini yüzde 36 oranında azalttığını ve sosyal ilişkileri güçlendirdiğini gösteriyor. Michigan Üniversitesi&#8217;nin 50-80 yaş arası bireylerle yaptığı bir çalışmada, hayvan sahibi olanların %79’u stres seviyesinin azaldığını, yüzde 73’ü hayatlarına yeni bir anlam geldiğini, yüzde 65’i ise diğer insanlarla daha kolay iletişim kurabildiklerini ifade etti.</p>
<p><strong>Hayvanlar İçin Daha İyi Bir Dünya, İnsanlara da İyi Gelir</strong></p>
<p>Royal Canin Türkiye Ülke Müdürü Aslı Çelikkol, kedilerin insanların sağlığına ve ruhuna dokunan özel varlıklar olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Kedilerin bize kattığı fiziksel ve duygusal faydaların çeşitli çalışmalarla da ortaya konması, insan ve hayvan refahının ayrılmaz bir bütün olduğunu gösteriyor. <em>‘Hayvanlar için daha iyi bir dünya’ </em>vizyonumuzun, sadece kedi ve köpeklerin değil, onlarla hayatı paylaşan insanların yaşamına da değer kattığına inanıyoruz. Çünkü biliyoruz ki hayvanlar için daha iyi bir dünyanın, insanlara da iyi geleceği bir gerçek. Bu anlayışla, beslenme çözümlerimizle kedilerin sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürmelerine destek oluyor; anlamlı bağları ve ortak sağlığı birlikte güçlendiriyoruz.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kedilerin-hayatimiza-katkilari-sadece-sevgiyle-sinirli-degil-562032">Kedilerin Hayatımıza Katkıları Sadece Sevgiyle Sınırlı Değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Astronot Ya Da Devlet Başkanı Değil, Günümüzde Çocuklar Blogger Olmayı Hayal Ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/astronot-ya-da-devlet-baskani-degil-gunumuzde-cocuklar-blogger-olmayi-hayal-ediyor-561456</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Aug 2025 08:23:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[astronot]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[blogger]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[devlet]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[günümüzde]]></category>
		<category><![CDATA[hayal]]></category>
		<category><![CDATA[olmayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=561456</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde çocuklar, doğdukları andan itibaren dijital cihazlarla çevrelenmiş durumda ve birçoğu bu cihazlar olmadan bir hayatı hayal bile edemiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/astronot-ya-da-devlet-baskani-degil-gunumuzde-cocuklar-blogger-olmayi-hayal-ediyor-561456">Astronot Ya Da Devlet Başkanı Değil, Günümüzde Çocuklar Blogger Olmayı Hayal Ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Günümüzde çocuklar, doğdukları andan itibaren dijital cihazlarla çevrelenmiş durumda ve birçoğu bu cihazlar olmadan bir hayatı hayal bile edemiyor. Kaspersky’nin araştırma bulgularına göre, Türkiye’de ankete katılan çocukların %35’i gelecekte blogger olmak istiyor. Niyetlerinin ciddiyetini ise, bu çocukların %35’inin hâlihazırda kendi bloglarını geliştirmesi veya gelecekte kullanmak üzere içerik üretmesi gösteriyor.</strong></p>
<p>Ankete katılan çocukların %45’i, blogger olma isteklerinin en önemli sebebinin popüler olma hayali olduğunu belirtti. Genç katılımcıların %37’si ise yalnızca video içerik üretmekten keyif aldıklarını söyledi. İlginç bir şekilde, %27’si blog yazmayı fazla çaba harcamadan para kazanmanın bir yolu olarak görürken, %27’si ise bunun trend ve havalı olduğu için blog yazmayı tercih ediyor.</p>
<p>Ankete katılan ebeveynlerin yalnızca %19’u, çocuklarının blogger olarak kariyer yapmasını açıkça istediğini belirtti. %52’si ise bunu yalnızca çocuk büyüdüğünde kabul edilebilir buluyor. Katılımcıların dörtte biri (%19) ise çocuklarının gelecekte blog yazmasını istemediğini ifade etti. Buna rağmen, ebeveynlerin çoğunluğu (%74) çocuklarının blog çalışmalarını destekliyor ya da en azından buna karşı çıkmıyor.</p>
<p><strong>Kaspersky Orta Doğu, Türkiye ve Afrika Bölgesi Tüketici Kanalı Bölge Başkanı Seifallah Jedidi,</strong> ‘Ebeveynlerin blog yazarlığı hakkındaki görüşlerinden bağımsız olarak, bir blog oluşturmak, sürdürmek ve tanıtmak; çocukların gelecekteki kariyerinde faydalı olabilecek çok çeşitli beceriler gerektiren zor bir iştir. Bu, gençlerin yaratıcılıklarını keşfetmelerine ve kendilerini ifade etme yolları bulmalarına yardımcı olabilir. Blog yazmak ayrıca anne ve babalara, çocuklarının hayatına dair değerli içgörüler sağlayarak ailelerin birbirine daha da yakınlaşmasını sağlar. Ebeveyn desteği, gençlerin hedeflerine emin adımlarla ulaşabilmeleri için ilk adımı atmalarına yardımcı olur ve en önemlisi, siber güvenliği göz önünde bulundurmalarını sağlar’ dedi.”</p>
<p>Kaspersky, ebeveynler ve genç bloggerların, blog dünyasının heyecan verici yeni ortamına güvenli ve emin adımlarla adım atmalarına yardımcı olacak en iyi ipuçlarını hazırladı:</p>
<ul>
<li>Bir sosyal medya hesabı, bir blogger’ın en önemli aracıdır; bu nedenle onu korumak ilk öncelik olmalıdır. <strong>İki faktörlü kimlik doğrulamayı mutlaka etkinleştirin</strong> – bu, hesabınızı ele geçirilme ve çalınma girişimlerine karşı korumaya yardımcı olabilecek güvenilir bir özelliktir.</li>
<li>Güçlü bir parola oluşturmak çok önemlidir ve göründüğü kadar zor değildir. Önemli olan, parolanın benzersiz olmasıdır – e-posta, sosyal medya veya başka herhangi bir hesaptaki parolayı tekrar kullanmayın. </li>
<li>Genç blogger’ın gizlilik konularını anlamasını sağlayın – hangi bilgilerin paylaşılabileceğini, hangilerinin ise gizli tutulması gerektiğini öğretin. Örneğin, kimlik, bilet veya diğer belgelerin herkese açık şekilde paylaşılması iyi bir fikir değildir. Ayrıca, coğrafi etiketlerin (geotag) gizli tutulması ve mevcut konum ile seyahat planlarının paylaşılmaması da önemli noktalardan biridir. </li>
<li>Bir blogger olarak çocuk, çok farklı insanlarla karşılaşacaktır. En başta, yabancılarla hangi konuların konuşulabileceğini ve hangi bilgilerin asla çevrim içi paylaşılmaması gerektiğini konuşun. Tüm takipçiler dostça veya güvenilir olmayabilir, bu nedenle genç bir blogger’ın istenmeyen kişilerden gelecek mesajlara hazırlıklı olması gerekir. En iyi çözüm, şüpheli kullanıcılara cevap vermemek veya onları engellemektir.</li>
<li>Kaspersky Premium gibi doğru araçlarla, ebeveynler çocuklarını siber tehditlere karşı etkili bir şekilde koruyabilir.</li>
</ul>
<p><em>*Anket, Kaspersky&#8217;nin talebiyle Toluna araştırma ajansı tarafından 2023-2024 yıllarında gerçekleştirildi. Çalışma örneklemi, 5 ülkede (Türkiye, Güney Afrika, Mısır, Suudi Arabistan ve BAE) 3 ila 17 yaş arasındaki çocuklar ve ebeveynlerinden oluşan 5000 ebeveyn-çocuk çiftinden toplam 10.000 çevrimiçi görüşmeyi içeriyordu.</em></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/astronot-ya-da-devlet-baskani-degil-gunumuzde-cocuklar-blogger-olmayi-hayal-ediyor-561456">Astronot Ya Da Devlet Başkanı Değil, Günümüzde Çocuklar Blogger Olmayı Hayal Ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Emzirme sadece beslemek değil, bağ kurmak için bir fırsat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/emzirme-sadece-beslemek-degil-bag-kurmak-icin-bir-firsat-561103</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Aug 2025 08:54:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağ]]></category>
		<category><![CDATA[beslemek]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[emzirme]]></category>
		<category><![CDATA[fırsat]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kurmak]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=561103</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, Dünya Emzirme Haftası kapsamında emzirmenin anne-bebek ilişkisine etkisi hakkında açıklamalarda bulundu ve emziremeyen annelerin de hangi yollarla bağ kurabileceğini anlattı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/emzirme-sadece-beslemek-degil-bag-kurmak-icin-bir-firsat-561103">Emzirme sadece beslemek değil, bağ kurmak için bir fırsat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, Dünya Emzirme Haftası kapsamında emzirmenin anne-bebek ilişkisine etkisi hakkında açıklamalarda bulundu ve emziremeyen annelerin de hangi yollarla bağ kurabileceğini anlattı. </p>
<p><strong>Emzirme, sadece beslenme değil, güvenli bağlanmanın temelinin atıldığı duygusal bir süreç!</strong></p>
<p>Bebeklik döneminin, yaşamın en hızlı gelişim gösteren ve bağlanma temellerinin atıldığı evresi olduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, “Bu dönemde, yalnızca beslenme ve bakım değil, duygusal temas da en az fiziksel ihtiyaçlar kadar önemlidir.” dedi.</p>
<p>Emzirmenin ise sadece besleyici değil, aynı zamanda bebeğin psikolojik dünyasının şekillendiği, anneyle bağ kurduğu eşsiz bir etkileşim anı olduğuna vurgu yapan Ülkü, “Bebekler dünyaya geldiklerinde, dünyayı anlamlandırmak için en çok ihtiyaç duydukları şey ‘güvenli bir ilişki’dir. Emzirme sırasında annenin bebeği kucağına alması, ten teması kurması, göz göze gelmesi, yumuşak sesiyle ona hitap etmesi, bebeğin içsel olarak ‘güvendeyim’ mesajını almasını sağlar. Bu anlarda beyinde ‘oksitosin’ adı verilen hormon hem annede hem bebekte salgılanır. Bu hormon, yalnızca fiziksel yakınlık değil, duygusal bağlılık hissini de beraberinde getirir. Bu biyolojik süreçler sayesinde bebek, düzenli olarak sevgi, sıcaklık ve güven deneyimler. İşte bu deneyimler, güvenli bağlanmanın temelidir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Güvenli bağlanan bebekler, özgüveni yüksek ve stresle başa çıkabilen bireyler oluyor! </strong></p>
<p>“Güvenli bağlanma geliştiren bebeklerin ileriki yaşlarda özgüveni yüksek, ilişki kurma becerileri gelişmiş ve stresle baş etme yolları daha sağlıklı bireyler oldukları araştırmalarla da desteklenmiştir.” diyen Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, emzirmenin, sadece annenin bebeğine süt verdiği bir an değil, karşılıklı bir duygu alışverişi olduğunu yineledi.</p>
<p>Emzirme esnasında bebeğin annesinin yüzüne odaklandığını, mimiklerini izlediğini, sesine tepki verdiğini aktaran Ülkü, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Anne ise bebeğin verdiği küçük sinyalleri okumaya başlar. Bu karşılıklı uyum, yani ‘duygusal senkronizasyon’, bebeğin sosyal zekasının temellerini oluşturur. Araştırmalar, duygusal olarak senkronize olunan bebeklerin ilerleyen dönemlerde duygu tanıma, empati kurma ve sosyal ilişkilerde daha becerikli olduklarını gösteriyor.”</p>
<p><strong>Emzirme sırasında annenin kaygı seviyesi azalır, bebek ise sakinleşir! </strong></p>
<p>Emzirme sırasında hem anne hem bebek için doğal bir rahatlama süreci yaşandığını dile getiren Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, “Biyolojik olarak, emzirme esnasında salgılanan oksitosin ve prolaktin hormonları sayesinde annenin kaygı seviyesi azalır, bebek ise sakinleşir. Bu anlar, bebek için içsel regülasyonun temellerinin atıldığı anlardır.” dedi.</p>
<p>Psikolojik olarak ise bu sürecin, annenin annelik kimliğiyle özdeşleşmesine ve bebeğiyle duygusal bağ kurmasına olanak sağladığını kaydeden Ülkü, aynı şekilde bebeğin de annenin kokusunu, sesini ve ritmini tanıyarak duygusal bir güvenlik ağı içinde büyüdüğünü aktardı.</p>
<p><strong>Emziremeyen anneler de bebekleriyle güçlü bir bağ kurabilir!</strong></p>
<p>Herhangi bir sebepten dolayı emziremeyen annelerin de bebekleriyle bağ kurabileceğine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, “Her anne-bebek ilişkisi özeldir ve tek bir doğru yolu yoktur. Anne sütü veremeyen ya da emzirme sürecinde zorluk yaşayan anneler, suçluluk duymadan, bebeğiyle bağını farklı yollarla da güçlendirebilir.” dedi.</p>
<p>Biberonla besleme sırasında da göz teması kurmanın, yumuşak bir ses tonuyla bebeğe konuşmanın, onun bedenine sevgiyle dokunmanın, bebekle birlikte geçirilen kaliteli zaman ve duyarlılığın, güvenli bağlanmanın en önemli yapıtaşları olduğunu vurgulayan Ülkü, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Unutulmamalıdır ki, bağlanma, ‘ne yapıldığı’ kadar ‘nasıl yapıldığıyla’ da ilgilidir. Annenin duyarlılığı, tutarlılığı ve sevgisi, emzirmese dahi bebekle güçlü bir bağ kurmasını sağlar. </p>
<p>Annelik her kadında farklı bir şekilde yaşanır. Emzirme, bu yolculuğun yalnızca bir parçasıdır. Önemli olan, annelerin desteklenmesi, yargılanmadan kabul edilmesi ve her koşulda bebekleriyle kurdukları bağın kıymetinin fark edilmesidir. Sevgi, şefkat ve duygusal temasla beslenen her bağ, bir ömür boyu sürecek güvenli ilişkilerin temelini atar.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/emzirme-sadece-beslemek-degil-bag-kurmak-icin-bir-firsat-561103">Emzirme sadece beslemek değil, bağ kurmak için bir fırsat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çıkanlar ne yazık ki sadece çöp değil; denizlere verilen zarar, gelecek nesillere bırakılan büyük bir ayıp</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cikanlar-ne-yazik-ki-sadece-cop-degil-denizlere-verilen-zarar-gelecek-nesillere-birakilan-buyuk-bir-ayip-560809</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Aug 2025 12:53:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ayıp]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[bırakılan]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[çöp]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[denizlere]]></category>
		<category><![CDATA[gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[nesillere]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[verilen]]></category>
		<category><![CDATA[yazık]]></category>
		<category><![CDATA[zarar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=560809</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin, “Ayvalık Belediyesi ve sivil toplum örgütleri iş birliğinde yürüttüğümüz temizlik kampanyasında, şunu anlatmaya çalışıyoruz, denizlere attığımız her şey, bir gün bize geri döner.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cikanlar-ne-yazik-ki-sadece-cop-degil-denizlere-verilen-zarar-gelecek-nesillere-birakilan-buyuk-bir-ayip-560809">Çıkanlar ne yazık ki sadece çöp değil; denizlere verilen zarar, gelecek nesillere bırakılan büyük bir ayıp</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin, “Ayvalık Belediyesi ve sivil toplum örgütleri iş birliğinde yürüttüğümüz temizlik kampanyasında, şunu anlatmaya çalışıyoruz, denizlere attığımız her şey, bir gün bize geri döner. Doğayı kirleten bizsek, temizlemek de bizim sorumluluğumuz. Temiz bir geleceğe katkısı olmayanların, kirli bir gelecekten şikâyet etmeye de hakkı olmaz.” diyerek, sivil toplum örgütlerine, gönüllü vatandaşlara çağrı yaparak temizlik kampanyalarına dest vermelerini istedi.<br />Turizm sezonuyla birlikte artan nüfus, sorumsuzca gelişigüzel çevreye saçılan atıklar. Orman, deniz, cadde, sokak ve parklara atılan atıklar, gece gündüz demeden her noktaya yetişmeye çalışan belediyenin temizlik ekipleri. Denizin dibinden çıkan sandalyeler, plastikler, cam şişeler, araç lastikleri, balık ağları ve niceleri. Öyle ki; Cunda (Alibey) Adası’nda sahilde denizden çıkan çöpler, bir “utanç tablosu” olarak sergilendi. <br />Denizin üstü temizlendi, yetmedi Ayvalıklı dalgıçlar, Cunda sahilinde “hep birlikte bir utanca daldık” dediler. Sarımsaklı Badavut, adına yakışmayan atıkların çevreye yayılmasıyla birlikte büyük bir görüntü kirliliği oluşturan Cennet Tepesi, Cunda sahilleri, denizin dibi karış karış tarandı. Çıkanlar ne yazık ki sadece çöp değil; denizlere verilen zarar, gelecek nesillere bırakılan büyük bir ayıp.<br />Tema Ayvalık, TURMEPA Temsilciliği, Setur Marina Ayvalık ve katılan çevre duyarlısı gönüllülerin desteğiyle Ayvalık’ta temizlik adına teyakkuz başlatıldı. Yapılan bu çalışmalarla, denizden çıkan tüm atıklar Cunda sahilinde bir “utanç tablosu” olarak sergilendi. Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin, “Ayvalık Belediyesi ve sivil toplum örgütleri iş birliğinde yürüttüğümüz temizlik kampanyasında, şunu anlatmaya çalışıyoruz, denizlere attığımız her şey, bir gün bize geri döner. Doğayı kirleten bizsek, temizlemek de bizim sorumluluğumuz. Temiz bir geleceğe katkısı olmayanların, kirli bir gelecekten şikâyet etmeye de hakkı olmaz.” diyerek, sivil toplum örgütlerine, gönüllü vatandaşlara çağrı yaparak temizlik kampanyalarına dest vermelerini istedi. <br />Cennet Tepesi’nde gerçekleştirilen temizlik kampanyasına katılan Belediye Başkanı Mesut Ergin, eldivenleri giydi, şapkasını başına geçirdi, saatlerce çalı diplerinden pet şişeler, rüzgarla gelen naylonları toplayarak örnek bir davranış sergiledi. <br />Başkan Mesut Ergin burada yaptığı konuşmada, “Bir saatinizi ayırmak toprağa nefes, denize umut olur dedik. 7 yaşındaki Korkut’la, Çevre Gönüllüsü Çetin abiyle, duyarlı vatandaşlarımızla, temizlik emekçilerimizle sadece çöplere değil, umursamazlığa da tepki gösterdik. Cennet Tepesi’nde sadece ellerimizle değil, yüreğimizle de doğayı, Ayvalık’ı koruduk. Aramızda minicik bir yürek vardı: 7 yaşındaki Korkut… Çöp poşetini sırtladı, “doğa bizim evimiz” diyerek saatlerce çalıştı. Korkut’a özel bir teşekkür borçluyuz; onun yaşında biri sorumluluk alıyorsa, bazı büyüklerin bahanesi kalmamıştır. Katılan herkese, özellikle çocuklarımızın emeğine minnettarım. Ayvalık’ın doğası için bir araya gelmeye devam edeceğiz. Doğayı kirletenin ayak izi değil, ayıbı kalmıştı” dedi. <br />Temizlik kampanyası bununla da sınırlı kalmadı. Kum zambakları, sarımsak taş ocakları, pırıl pırıl kumsalları, doğal güzellikleriyle dünyaca ünlü Badavut sahillerinde de büyük bir kampanya gerçekleştirildi. Deniziyle, kumu ve doğasıyla eşsiz Badavut’ta sabahın serinliğinde doğa için bir araya gelindi, temiz bir çevre, sağlıklı bir gelecek için el ele verildi. Jandarma ekipleri, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü görevlileri, gönüllüleri ve belediye personeliyle birlikte Badavut sahilinde kapsamlı bir temizlik çalışması gerçekleştirildi. <br />Cunda (Alibey) Adası, Cennet Tepesi, Sarımsaklı-Badavut sahillerinde gerçekleştiren kampanyaların ardından tüm katılımcılara gerçek duyarlılıkları ve emekleri için yürekten teşekkür ettiğini ileten Başkan Mesut Ergin, “Doğamız için hep birlikte yürümeye devam edeceğiz! Doğayı kirletenin ayak izi değil, ayıbı kalmıştı, gönüllülerimizle, Jandarma’mızla, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü ve belediye emekçilerimizle Badavut temizlendi. Hepsine duyarlılıkları ve emekleri için yürekten teşekkür ediyoruz. Doğamız için hep birlikte yürümeye devam edeceğiz!” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cikanlar-ne-yazik-ki-sadece-cop-degil-denizlere-verilen-zarar-gelecek-nesillere-birakilan-buyuk-bir-ayip-560809">Çıkanlar ne yazık ki sadece çöp değil; denizlere verilen zarar, gelecek nesillere bırakılan büyük bir ayıp</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Girişimcilik Sınavında Üniversitelerin Yeni Rolü, Sadece Fikir Değil Dayanıklılık da Kazandırmak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/girisimcilik-sinavinda-universitelerin-yeni-rolu-sadece-fikir-degil-dayaniklilik-da-kazandirmak-560763</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Aug 2025 12:29:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[dayanıklılık]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[fikir]]></category>
		<category><![CDATA[girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[kazandırmak]]></category>
		<category><![CDATA[rolü]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[sınavında]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitelerin]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=560763</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son on yılda Türkiye’de girişimcilik hareketliliği ivme kazanmış olsa da veriler girişimlerin sürdürülebilirliği konusunda ciddi bir sorunla karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/girisimcilik-sinavinda-universitelerin-yeni-rolu-sadece-fikir-degil-dayaniklilik-da-kazandirmak-560763">Girişimcilik Sınavında Üniversitelerin Yeni Rolü, Sadece Fikir Değil Dayanıklılık da Kazandırmak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son on yılda Türkiye’de girişimcilik hareketliliği ivme kazanmış olsa da veriler girişimlerin sürdürülebilirliği konusunda ciddi bir sorunla karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2015–2024 yılları arasında ülkemizde yaklaşık 384 bin yeni şirket kuruldu. Ancak aynı dönemde 80 binden fazla şirket kapandı. 2024 yılı itibarıyla ise her dört yeni kuruluşa karşı bir şirket kapanıyor.</p>
<p>TÜİK’in güncel raporlarına göre, kurulan girişimlerin yalnızca yüzde 41,6’sı beşinci yılı görebiliyor. Yani her on girişimden altısı beş yıl içinde faaliyetlerine son veriyor. Özellikle erken aşama girişimlerin ilk iki yılda kapanma oranı yüzde 43’ü buluyor. Bu durum, ülke genelinde hem girişimcilik kültürünü hem de ekonomik dinamizmi doğrudan etkileyen bir sorun olarak karşımıza çıkıyor.</p>
<p>Doç. Dr. Ahmet Turan: “Fikir var, ama sistematik dönüşüm eksik”</p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi Müdürü Doç. Dr. Ahmet Turan, verileri şöyle değerlendiriyor:</p>
<p>“Ülkemizde çok parlak fikirler çıkıyor, özellikle üniversiteler bu anlamda büyük bir potansiyele sahip. Ancak bu fikirlerin start-up’a dönüşmesi ve hayatta kalması için gereken sistematik yapı, çoğu zaman eksik kalıyor. Girişimciler teknik olarak güçlü ama pazarlama, finansal planlama, takım kurma ve iş modeli oluşturma konularında zorluk yaşıyor.”</p>
<p>Girişimciler En Çok Nerelerde Zorlanıyor?</p>
<p>Doç. Dr. Turan’a göre, bir girişimin sadece iyi bir fikirle kurulması yeterli değil. Girişimciler çoğunlukla şu alanlarda başarısız oluyor:</p>
<p>İş Modeli Yetersizliği: Girişimcilerin büyük bölümü, fikirlerini nasıl gelir getiren ve sürdürülebilir bir yapıya dönüştüreceğini bilmiyor. Ürün-pazar uyumu, fiyatlandırma stratejisi, müşteri segmentasyonu gibi temel kavramlarda eksiklik yaşanıyor.</p>
<p>Ekip Kurma ve Yönetme: Farklı yetkinliklere sahip kişilerden oluşan bir ekip kurmak çoğu zaman göz ardı ediliyor. Birçok girişim, tek bir alana sıkışmış, homojen ekip yapısı nedeniyle zayıf düşüyor.</p>
<p>Finansal Okuryazarlık Eksikliği: Bütçe yönetimi, yatırım planlaması ve finansal projeksiyonlar gibi kritik alanlarda girişimciler destek almakta geç kalıyor. Yatırımcı sunumları zayıf hazırlanıyor, yatırımcının güveni kazanılamıyor.</p>
<p>Psikolojik Dayanıklılık: Ret almak, belirsizlikle başa çıkmak ve uzun vadeli motivasyon gibi konularda bireysel dayanıklılık da bir sorun. Sabır, esneklik ve tekrar deneme cesareti olmadan girişimlerin ilerlemesi zorlaşıyor.</p>
<p>Üniversiteler Bu Sorunlara Nasıl Yanıt Veriyor?</p>
<p>Yeditepe Üniversitesi’nin Teknoloji Transfer Ofisi, bu sorunlara yönelik çok katmanlı çözümler sunuyor:</p>
<p>Mentorluk ve İş Geliştirme Desteği: Fikirden ürün geliştirmeye, pazarlama stratejisinden yatırımcı görüşmelerine kadar farklı aşamalarda birebir mentorluk hizmeti sunuluyor.</p>
<p>Çapraz Disiplinli Ekipleşme: Farklı fakültelerden öğrencilerin ve akademisyenlerin bir araya gelerek çok yönlü girişim ekipleri kurması destekleniyor.</p>
<p>Fon ve Teşvik Yönlendirmesi: TÜBİTAK BİGG, Horizon Europe, Erasmus+ gibi ulusal ve uluslararası destek programlarına başvuru konusunda rehberlik sağlanıyor.</p>
<p>Girişimcilik Eğitimi ve Atölyeler: Pitch hazırlama, iş modeli tasarımı, MVP oluşturma ve finansal yönetim gibi konularda uygulamalı atölyeler düzenleniyor.</p>
<p>Uluslararasılaşma Stratejisi: Üniversite bünyesinden çıkan girişimlerin yurtdışına açılması için hızlandırıcı programlar, yatırımcı buluşmaları ve çevrimiçi mentorluklarla destek veriliyor.</p>
<p>Neden Kapanıyorlar? Üniversiteler Ne Yapmalı?</p>
<p>Doç. Dr. Ahmet Turan, üniversitelerin sadece fikir üretimiyle sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayarak şunları söylüyor: </p>
<p>“Girişimlerin kapanma nedenlerinin başında yanlış zamanlama, müşteri ihtiyacını doğru analiz edememe ve sürdürülebilir iş modeli kuramama geliyor. Üniversiteler bu süreçte sadece bilgi değil, yapılandırılmış bir ekosistem sunmalı. Girişimcilik artık seçmeli bir konu değil; eğitim, destek, finans ve ağ boyutunda entegre bir sistem olarak kurgulanmalı.”</p>
<p>Başarılı Girişimlerin arkasında Güçlü Üniversiteler Var</p>
<p>“Girişimcilik ekosisteminde başarıyı yalnızca yeni kurulan şirket sayısıyla değil, bu şirketlerin uzun vadeli yaşama oranlarıyla ölçmek gerekiyor” diyen Doç. Dr. Turan, şunları kaydetti:</p>
<p>“Yeditepe Üniversitesi gibi güçlü ve vizyoner üniversiteler, sundukları çok katmanlı destek modelleriyle girişimcilik ekosisteminin en kritik aktörleri arasında yer alıyor. Yeditepe Üniversitesi olarak bizler, fikir aşamasındaki adaylardan başlayarak; hızlandırıcı programlar, gelişmiş Ar-Ge altyapısı, patentle korunan teknolojiler ve finansal destek mekanizmalarıyla girişimciliği çok yönlü destekliyor, bu süreci sürdürülebilir hale getiriyoruz.</p>
<p>Üniversitemizde, Teknoloji Transfer Ofisimiz aracılığıyla bugüne kadar 168 iş fikrine ve 403 girişimciye mentorluk sağladık; bu fikirlerin önemli bir bölümünü başarıyla şirketleştirdik. 2024 yılı itibarıyla, mezunlarının en çok girişim firması kurduğu ilk 10 üniversite arasında yer almaktan gurur duyuyoruz.</p>
<p>‘Girişimcilik Yeditepe’nin Ruhunda Var!’ mottosuyla ve aynı kararlılıkla, girişimciliği desteklemeye devam edeceğiz.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/girisimcilik-sinavinda-universitelerin-yeni-rolu-sadece-fikir-degil-dayaniklilik-da-kazandirmak-560763">Girişimcilik Sınavında Üniversitelerin Yeni Rolü, Sadece Fikir Değil Dayanıklılık da Kazandırmak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Seferihisar&#8217;da Esnaf Yalnız Değil</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/seferihisarda-esnaf-yalniz-degil-560056</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Aug 2025 07:58:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[esnaf]]></category>
		<category><![CDATA[seferihisarda]]></category>
		<category><![CDATA[yalnız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=560056</guid>

					<description><![CDATA[<p>Belediye Başkanı İsmail Yetişkin, Belediye Başkan Yardımcısı Gökhan Pehlivan ve Seferihisar Esnaf Odası Başkanı Rüştü Çelikgil’in katılımıyla yapılan toplantıda, Elektronik Kamu Alımları Platformu (EKAP) ile belediyenin sunduğu doğrudan temin ve ihale ilanlari ele alındı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/seferihisarda-esnaf-yalniz-degil-560056">Seferihisar&#8217;da Esnaf Yalnız Değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Belediye Başkanı İsmail Yetişkin, Belediye Başkan Yardımcısı Gökhan Pehlivan ve Seferihisar Esnaf Odası Başkanı Rüştü Çelikgil’in katılımıyla yapılan toplantıda, Elektronik Kamu Alımları Platformu (EKAP) ile belediyenin sunduğu doğrudan temin ve ihale ilanlari ele alındı.</p>
<p>Toplantıda, esnafların yaşadığı sorunlar konuşularak, çözüm önerileri masaya yatırıldı. Belediye ile esnaf arasındaki iş birliğini güçlendirmek amacıyla gerçekleşen görüşmede Esnaf Odası Başkanı Rüştü Çelikgil belediye ile yapılacak ortak çalışmaların esnafa bu zor süreçte destek olacağını belirtti.<br />Başkan Yetişkin, doğrudan temin yöntemiyle yapılan alımların küçük ve orta ölçekli işletmeler için büyük fırsatlar sunduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: “Bu sistem sayesinde esnaflarımız belediyemizin alımlarina daha kolay katılabilecek, yürüttüğümüz projelere dahil olabilecek. Amacımız, esnaflarımızın belediye ile yapılan alımlarda daha aktif ve bilinçli bir şekilde yer almalarını sağlamak”</p>
<p>Başkan Yetişkin ayrıca, doğrudan temin ve ihale süreçlerine ilişkin bilgilendirme ve rehberlik çalışmalarının sürdürüleceğini vurgulayarak, Halkla İlişkiler Birimi bünyesinde hizmet veren ‘Esnaf Masası’ aracılığıyla esnafa sürekli destek sağlanacağını ifade etti.</p>
<p>Toplantıda konuşan Belediye Başkan Yardımcısı Gökhan Pehlivan ise, yerel esnafın kalkınması için sadece alım süreçlerinde değil, turizm gelirlerinden de daha fazla pay almasını sağlamak üzere çalışmalar yürüteceklerini vurguladı.</p>
<p>“Seferihisar’da turizmi sadece yaz aylarına sıkıştırmayacağız. Tüm yıla yayılmış, sürdürülebilir bir turizm modeli için çalışıyoruz,” diyen Pehlivan, pansiyonlar için fiyat politikası üzerinde çalışacaklarını ve EKAP üzerinden yürütülecek projelerle Seferihisar esnafının kazançlarını artırmayı hedeflediklerini belirtti. Ayrıca, pansiyon ve otellerin restoranlarla yapacağı anlaşmaların destekleneceğini ve bu iş birliklerinin teşvik edileceğini ifade etti.</p>
<p>Seferihisar Belediyesi “Esnaf Masası” yetkilileri, yerel ekonomiyi güçlendirmek ve esnafın kamu projelerinde aktif rol almasını sağlamak için çalışmalarına kararlılıkla devam edeceğini belirtti.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/seferihisarda-esnaf-yalniz-degil-560056">Seferihisar&#8217;da Esnaf Yalnız Değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Murat Çalık Hakkında Açıklama, “Cezaevinde Kalması Uygun Değil”</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/murat-calik-hakkinda-aciklama-cezaevinde-kalmasi-uygun-degil-559564</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Jul 2025 12:05:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çalık]]></category>
		<category><![CDATA[cezaevinde]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[kalması]]></category>
		<category><![CDATA[murat]]></category>
		<category><![CDATA[uygun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=559564</guid>

					<description><![CDATA[<p>Murat Çalık son dakika... TTB Bilim Kurulu, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın cezaevi koşullarında kalmasının uygun olmadığı konusunda bir rapor açıkladı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/murat-calik-hakkinda-aciklama-cezaevinde-kalmasi-uygun-degil-559564">Murat Çalık Hakkında Açıklama, “Cezaevinde Kalması Uygun Değil”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Murat Çalık son dakika… TTB Bilim Kurulu, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’ın cezaevi koşullarında kalmasının uygun olmadığı konusunda bir rapor açıkladı.</p>
<p>Türk Tabipler Birliği Merkez konseyi konu hakkında şu açıklamayı yaptı, “Türk Tabipleri Birliği (TTB), 23 Mart 2025’ten bu yana tutuklu bulunan ve İzmir Bayraklı Şehir Hastanesi’nde tanı-tedavi süreci devam eden İstanbul Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’ın avukatının başvurusu üzerine, ilgili uzmanlık alanlarından hekimlerin katılımıyla bir Bilim Kurulu oluşturmuştu. Mehmet Murat Çalık hakkında düzenlenen tıbbi belgeleri inceleyerek sağlık durumu, hastalığın klinik seyri, hapishane koşullarında tanı-tedavi olanakları ve sağlığının tutukluluğa engel oluşturup oluşturmadığı konularında bilimsel değerlendirmelerini yapan TTB Bilim Kurulu’nun görüş raporu 29 Temmuz 2025 günü İstanbul Tabip Odası’nda düzenlenen basın toplantısı ile paylaşıldı”</p>
<p><b>Kimler Katıldı?</b></p>
<p>Basın toplantısına TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Alpay Azap, Merkez Konseyi II. Başkanı Dr. Pınar Saip, Merkez Konseyi üyeleri Dr. Ali Osman Karababa ve Dr. Nilüfer Ustael, İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Osman Küçükosmanoğlu ile TTB Bilim Kurulu üyeleri Dr. Taner Gören, Dr. Nadir Arıcan ve Dr. Ümit Biçer katıldı. TTB Merkez Konseyi üyeleri Dr. Ali Kanatlı, Dr. Ali Karakoç ve Dr. Güzide Elitez, İzmir Tabip Odası Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Yüce Ayhan ile TTB Bilim Kurulu üyesi Dr. Serap Erdoğan Taycan ise toplantıya çevrimiçi katılım sağladı.</p>
<p><b>Murat Çalık Hakkında Sağlık Hakkı İhlali Var</b></p>
<p>Basın toplantısında ilk sözü alan Dr. Alpay Azap; sağlık hakkının temel ve ertelenemez bir insan hakkı olduğunu hatırlatarak, TTB’nin her zaman sağlık hakkını savunan bir örgüt olarak sağlık alanındaki sorunları ve çözüm önerilerini sürekli dile getirdiğini söyledi. Tutuklu ve hükümlülerin çok ciddi sağlık hakkı ihlallerine maruz bırakıldığına dikkat çeken Azap, TTB’nin de İnsan Hakları Kolu ve çalışma gruplarıyla takipleri sürdürdüğünü ve ihlallerin sonlandırılmasına yönelik girişimlerde bulunduğunu aktardı. Mehmet Murat Çalık için de avukatının başvurusu sonucu alanında uzman hekimlerden oluşan bir Bilim Kurulu oluşturduklarını ifade eden Azap, tetkik ve tedavi ile ilgili belgelerin incelenmesi sonucu hazırlanan rapora göre, hızla çözüm bulunması gereken bir sağlık hakkı ihlali olduğunu vurguladı. Azap, son olarak hem raporun hazırlanmasında emeği geçen hem de Mehmet Murat Çalık’ın teşhis-tedavi süreçlerinde görev alan tüm hekimlere teşekkür etti.</p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/07/murat-calik-hakkinda-aciklama-cezaevinde-kalmasi-uygun-degil-0-DjIvK839.jpeg"/></p>
<p>Dr. Osman Küçükosmanoğlu, Mehmet Murat Çalık’ın hem tutuklanma hem de tanı-tedavi süreçlerine ilişkin genel bir aktarım yaparken; Dr. Pınar Saip ise TTB Bilim Kurulu’nun incelediği belgeler doğrultusunda vardığı sonuçları 9 madde eşliğinde paylaştı. Saip, sunumun sonuç bölümünde şöyle konuştu:</p>
<p>“Tıbbi özgeçmişinde tekrarlama riski bulunduğu için ömür boyu yakın takip gerektiren iki habis hastalık öyküsü Akut Myeloid Lösemi ve Mukoepidermoid Kanser son dönem kısa sürede gelişen kilo kaybı (20 kg), yapılan güncel tetkiklerde sınır değerlerde laboratuvar sonuçları, mide-barsak sisteminde kanama ve iltihaba neden olabilecek değişimler (pangastrit, divertikülit), kolesterol yüksekliği ve insülin direnci ile birlikte miyokard infarktüs riskini artıran kalp koroner arter plağı, klinik tabloyu etkileyerek/tetikleyerek mevcut hastalıkların şiddetini artıran ya da hastalıkların tekrarlamasına neden olan ruhsal değişimler saptanan Mehmet Murat Çalık’ın ceza infaz kurumu koşullarında kalmasının uygun olmadığı kanaatine varılmıştır.</p>
<p>Tutukluluk halinin devam ettirilmesi ceza muhakemesi amaçlarına ulaşmak bakımından “gerekli bir tedbir” olmayıp tutukluluk halinin devamının, tutuklunun içinde bulunduğu sağlık koşulları gereğince ölçüsüz olarak nitelenebileceği ve dolayısıyla tutuklama koruma tedbirine devam etmenin maddi şartlarının mevcut olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.”</p>
<p><b>İzmir Tabip Odası Başkanı Dr Yüce Ayhan, “Gereken Her Şeyi Yapıyoruz”</b></p>
<p>Dr. Yüce Ayhan ise Mehmet Murat Çalık’ın İzmir’e sevki sonrası ailesi ve avukatının talebi doğrultusunda İzmir Tabip Odası olarak süreci izlemeye başladıklarını, tanı-tedavi süreçlerinin yürütüldüğü iki hastanedeki hekimler ile görüştüklerini ve sağlık hizmetinin nitelikli sunumuna ilişkin gereken her şeyin yapıldığını ifade etti. Basın toplantısında son sözü Dr. Alpay Azap aldı. Son yıllarda çok sayıda bilimsel çalışmaya göre stres, üzüntü ve travmaya bağlı olarak kanser riskinin tırmandığına dikkat çeken Azap, <em>“</em>Mehmet Murat Çalık daha önceden de iki ayrı kanseri atlatmış bir kişi olarak, zaten kanser geliştirme riski yüksek birisi. Bu nedenle içinde bulunduğu koşulların bu riski azaltacak şekilde düzenlenmesi ve acilen tutuksuz bir şekilde yargılanması gereklidir” diye konuştu. Konuşmaların ardından basın toplantısı sona erdi. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)</p>
<p>TTB Bilim Kurulu’nun Mehmet Murat Çalık ile ilgili görüşünün özeti için <strong>tıklayın.</strong></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/murat-calik-hakkinda-aciklama-cezaevinde-kalmasi-uygun-degil-559564">Murat Çalık Hakkında Açıklama, “Cezaevinde Kalması Uygun Değil”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Sengel: Sadece bugünü değil, yarını da düşünüyoruz</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-sengel-sadece-bugunu-degil-yarini-da-dusunuyoruz-559322</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Jul 2025 08:13:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[bugünü]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[düşünüyoruz]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[sengel]]></category>
		<category><![CDATA[yarını]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=559322</guid>

					<description><![CDATA[<p>Efes Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel, Kuyumcu Mevkii’nde içme suyu ve altyapı çalışmalarına ilişkin bilgilendirme yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-sengel-sadece-bugunu-degil-yarini-da-dusunuyoruz-559322">Başkan Sengel: Sadece bugünü değil, yarını da düşünüyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Efes Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel, Kuyumcu Mevkii’nde içme suyu ve altyapı çalışmalarına ilişkin bilgilendirme yaptı. Yapılan çalışmalar ile kentin bugünü kadar yarınını da düşündüklerini ifade eden Başkan Sengel; “Kaynaklarımızı en verimli şekilde kullanarak, sadece bugüne değil, geleceğe ilişkin olarak da neler yapabiliriz ve yaptığımız şey ne kadar kalıcı olur diye adım atmaya devam edeceğiz” dedi.</p>
<p>Kuyumcu Mevkii’nden Efes Selçuk’a içme suyu getirilmesi için yapılan çalışmalar hakkında bilgi veren Başkan Sengel; “İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZSU’NUN yapmış olduğu yatırıma ilişkin ara ara gelip bilgilendirme yapacağız demiştik. Hepimizin bildiği üzere iklim krizinin sonuçlarını artık gündelik yaşamımızın içerisinde görüyoruz. Orman yangınları, susuzlukla bire bir karşı karşıya kalmamız, derelerimizin kuruması ve ne yazık ki tarımı da etkileyebilen su krizi ile iklim krizinin sonuçlarıyla karşı karşıyayız” dedi.</p>
<p><b>İZSU’NUN CİDDİ ÇALIŞMALARI DEVAM EDİYOR</b></p>
<p>İklim krizi, kuraklık ve buna bağlı olarak baş gösteren su krizinin günlük hayatı ve tarımsal üretimi giderek daha olumsuz etkilediğini belirten Başkan Sengel, bu durum göz önünde bulundurulduğunda Kuyumcu Mevkii’nde devam eden çalışmaların ayrı bir önem taşıdığına dikkat çekti. Başkan Sengel; “Çevremizde görmüş olduğumuz ilçelerdeki barajlarda artık suyun kalmamış olması, kuyuların ne yazık ki düzensiz olarak kullanılıyor olması, düzensiz yapılanma aslında yaşanan bütün sorunların altyapı sorunu değil, plansızlık sorunu olduğunu da ortaya koyuyor. Bu noktada Efes Selçuk’ta ise çok uzun yıllardan beri talep edilen suyun artık çeşmelerimizi açtığımızda çok daha kaliteli hale gelebilmesi ve suyla ilgili bir problemimizin kalmaması için İzmir Büyükşehir Belediyesi ile İZSU’NUN Kuyumcu Mevkii’nde çok ciddi ve çok kıymetli çalışmaları devam ediyor. Bu çalışmalar şu anda yolun açılması ve daha sonrasında da artık döşemeye geçilmesi ile İZSU’NUN öngörüsü dâhilinde Eylül ayı sonlarına doğru bu bahsettiğimiz kaliteli suya kavuşmamızı sağlayacak” dedi.</p>
<p><b>CESARET ÖRNEĞİ SERGİLEDİK</b></p>
<p>Son olarak çarşıda devam eden çalışmalar ile ilgili değerlendirmede bulunan Başkan Sengel, yaşanan bütün zorluklara karşın Efes Selçuk’ta esnaf ve halkın kazanımı adına cesur bir adım attıklarını belirterek; “İZSU, İZMİR GAZ, TELEKOM gibi bütün kurumların ortaklaşarak liderlik yapmamızı sağlamalarıyla birlikte çarşı içerisindeki altyapı çalışmaları tamamlandı. Üstyapı ile ilgili de ihalemiz gerçekleştikten sonra alan müteahhitte teslim edildi. Halihazırda üstyapıya ilişkin çalışmalar devam ediyor. Elektrik direklerimiz takıldı. Ağaçlandırmalarımız yapıldı. Üç dört tane caddemizin tamamı bitti. Biliyorum biraz eziyetli oldu. Ancak bu hem benim için hem de ekip arkadaşlarım için bir cesaret örneğiydi. Esnafın yoğun olduğu, birçok altyapı kurumunun işin içerisinde olduğu kapsamlı bir işe girdiğimizi en başından itibaren biliyorduk. Ancak söz vermiştik ve bunu gerçekleştirmemiz gerekiyordu. O anlamda benimle birlikte aynı cesareti, aynı özveriyi gösteren bütün ekip arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Altyapısıyla birlikte çarşımızın 30-40 yıldır bekleyen düzenlenmesini sağladık. Esnafımıza, vatandaşlarımıza hem göstermiş oldukları fedakârlık için hem de bizimle aynı bakış açısında birlikte hareket eden, ortaklaşa bir hareket kabiliyeti geliştirdiğimiz herkese teşekkür ediyorum” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-sengel-sadece-bugunu-degil-yarini-da-dusunuyoruz-559322">Başkan Sengel: Sadece bugünü değil, yarını da düşünüyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Orman Yangınları Sadece Doğayı Değil, Sağlığımızı da Tehdit Ediyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/orman-yanginlari-sadece-dogayi-degil-sagligimizi-da-tehdit-ediyor-557907</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 13:07:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[doğayı]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[orman]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığımızı]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[yangınları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=557907</guid>

					<description><![CDATA[<p>Orman yangınlarıyla birlikte ülkemizin ciğerleri yanarken aynı zamanda solunan hava da akciğerleri hasta ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/orman-yanginlari-sadece-dogayi-degil-sagligimizi-da-tehdit-ediyor-557907">Orman Yangınları Sadece Doğayı Değil, Sağlığımızı da Tehdit Ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Orman yangınlarıyla birlikte ülkemizin ciğerleri yanarken aynı zamanda solunan hava da akciğerleri hasta ediyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Ü. Seha Akduman, doğrudan dumana maruz kalmayan ve yangının etki alanında olmayanların dahi sağlığının tehlikede olduğuna dikkat çekti. Özellikle altta yatan KOAH, astım gibi akciğer hastalığı olanlar için tehlikenin daha fazla olabileceğini söyledi. </em></p>
<p>Günlerdir ülkemizin her yerinde yaşanan yangınlar ülkemizin akciğerleri ormanlarımızı etkisi altında aldı. Söndürme çalışmaları devam ederken atmosfere salınan duman da tüm bölgeye yayılıyor. Dolayısıyla solunan havanın kalitesinin ciddi şekilde etkilendiğine işaret eden Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Ü. Seha Akduman, bu durumun başta KOAH, astım gibi akciğer hastaları olmak üzere bölgede yaşayan herkesin sağlığını tehdit ettiğine işaret etti.</p>
<p><strong>YANGINLAR SOLUNAN HAVAYI KİRLETİYOR</strong></p>
<p>Yangın dumanının PM2.5 (2.5 mikrondan küçük partiküller) ve PM10 gibi ince parçacıklar yaydığını anlatan Dr. Öğr. Ü. Seha Akduman, “Bu partiküller akciğerlere ve kan dolaşımına kadar ulaşarak solunum ve kalp hastalıklarının tetiklenmesine neden olur. Çünkü böyle bir felaket anında bu partikül sayısı WHO’nun belirlediği limitlerin kat kat üzerine çıkar. Beraberinde havaya kimyasal maddeler de salınır ve karbondioksit oranı da limitlerin çok aşar. Sonuçta gözlerden cilde, akciğerlerden kalbe kadar geniş bir yelpazede etki alanı bulur. Öksürük, hırıltılı nefes alma gibi şikayetler artarken kalp yetmezliği, kalp krizi ve felç riski de gelişir.”</p>
<p><strong>KOAH HASTALARINDA ATAK RİSKİNİ 5 KAT ARTIRABİLİYOR!</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Ü. Akduman bu konuda özellikle solunum yolu hastalıkları ve kardiyovasküler hastalıklara sahip olan kişilerin risk altında olduğunu belirterek şu bilgileri verdi: “Astım, KOAH, bronşit gibi solunum hastalığı olanlarda yoğun duman hava yollarını tahriş ederek iltihaplanmaya ve spazma yol açar. KOAH hastalarında dumanlı havalarda atak geçirme riski 5 kata kadar çıkabilir. Bu kişilerde nefes darlığı, oksijen yetersizliği, öksürük gibi şikayetler gözlenir. Aynı şekilde hipertansiyon, kalp yetmezliği gibi sorunları olanlarda da duman, damarlarda inflamasyonu tetikleyerek kalp üzerinde ek bir yük oluşturur. Yapılan araştırmalar, hava kirliliğinin yoğun olduğu günlerde kalp krizi riskinin yaklaşık yüzde 42 oranında arttığını gösteriyor. Kardiyovasküler sorunları olanlarda da dumana maruziyet sonrasında çarpıntı, baş dönmesi, halsizlik gibi şikayetler ortaya çıkabilir.”</p>
<p><strong>YAŞLILAR VE ÇOCUKLAR RİSK ALTINDA</strong></p>
<p>Özellikle 65 yaş üzerinde olan kişiler, çocuklar ve hamileler ve bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerin de dikkatli olması gereken grupta yer aldığını anlatan Dr. Öğr. Ü. Seha Akduman, sözlerine şöyle devam etti: “İleri yaştaki kişilerde akciğer fonksiyonları azalır ve bağışıklık sistemi de zayıflar. Beraberinde bu kişilerde kronik hastalık oranı da daha yüksektir. Dolayısıyla dumandan daha fazla etkilenir. Aynı şekilde çocukların akciğerleri henüz gelişme aşamasındadır ve bu da onları çevresel kirleticilere karşı daha savunmasız hale getirir. PM2.5 gibi ince partiküller, çocukların solunum yollarında tahrişe neden olarak astım gelişme riskini artırabilir. Ayrıca, hamilelik döneminde maruz kalınan duman, erken doğum ve düşük doğum ağırlığı riskinin yükselmesine neden olabilir. Özellikle kemoterapi gören hastalarda enfeksiyon ve zatürre riski belirgin şekilde artacağı için önlem almaları gerekir.”</p>
<p><strong>“BOL SU İÇİLMELİ VE İLAÇLARLAR İHMAL EDİLMEMELİ”</strong></p>
<p>Bu risk gruplarına dahil bireylerin, hava kalitesinin kötü olduğu günlerde önlem almaları hayati önem taşıdığının altını çizen Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Ü. Seha Akduman, alınması gereken önlemler konusunda şu bilgileri verdi: “Öncelikle bu grupta yer alan kişiler mümkün olduğunca kendilerini kapalı ortamlarda tutmaya çalışmalı, kapı ve pencereleri sıkıca kapamalı. Ayrıca küçük partiküllere karşı N95/N99 filtreli maskeler kullanmalı. Yine bol su içmek de dumanın solunum yollarındaki mukozanın yapışmasını azaltacaktır. Özellikle düzenli kullanmakta olduğu ilaçları kullanmalı ve kurtarıcı niteliği taşıyan nefes açıcılar yanlarında bulundurulmalı. Kurtarıcı ilaçları kullanmalarına rağmen şikayetlerinde azalma görülmüyorsa mutlaka hekime başvurulmalı.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/orman-yanginlari-sadece-dogayi-degil-sagligimizi-da-tehdit-ediyor-557907">Orman Yangınları Sadece Doğayı Değil, Sağlığımızı da Tehdit Ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rusya Başbakanı’ndan Net Mesaj: Dost Ülkelerden Gelen Yatırımlara Kapımız Kapalı Değil</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/rusya-basbakanindan-net-mesaj-dost-ulkelerden-gelen-yatirimlara-kapimiz-kapali-degil-556222</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Jul 2025 10:13:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DÜNYA]]></category>
		<category><![CDATA[başbakanından]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[dost]]></category>
		<category><![CDATA[gelen]]></category>
		<category><![CDATA[kapalı]]></category>
		<category><![CDATA[kapımız]]></category>
		<category><![CDATA[mesaj]]></category>
		<category><![CDATA[net]]></category>
		<category><![CDATA[rusya]]></category>
		<category><![CDATA[ülkelerden]]></category>
		<category><![CDATA[yatırımlara]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=556222</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rusya Başbakanı Mişustin, ülkenin Uzak Doğu’sunda uluslararası ileri kalkınma bölgelerinin oluşturulmasının yeni yatırımcıları çekeceğini ve Rus bölgelerinin kalkınmasına yardımcı olacağını belirtti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/rusya-basbakanindan-net-mesaj-dost-ulkelerden-gelen-yatirimlara-kapimiz-kapali-degil-556222">Rusya Başbakanı’ndan Net Mesaj: Dost Ülkelerden Gelen Yatırımlara Kapımız Kapalı Değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Rusya’nın Çin’le sınırındaki Blagoveşensk kentinde yeni gümrük ve lojistik terminali ziyaret eden Başbakan Mihail Mişustin, “Rusya, diğer şeylerin yanı sıra, dost ülkelerden gelen yabancı yatırımlara hiçbir zaman kendini kapatmadı” ifadesini kullandı.</p>
</div>
<div>
<p>Yeni yatırımcıların, Rusya’nın sunduğu fırsatlar ile iyi hazırlanmış altyapıya gelmesinin Rus bölgelerin kalkınmasına yardımcı olacağını kaydeden Başbakan, ülkenin Uzak Doğu bölgesinde daha fazla uluslararası ileri kalkınma bölgesinin oluşturulması talimatını verdi.</p>
</div>
<div>
<p>Kalkınma bölgesi aracının dost devletlerle işbirliğinin genişletilmesine yardımcı olacağını kaydeden Mişustin, Asya-Pasifik ülkeleriyle işbirliğini daha aktif geliştirilmesi gerektiğini belirtti.</p>
</div>
<div>
<p>Uzak Doğu&#8217;da teknolojik projeleri ortaklaşa hayata geçirmeye ve katma değeri yüksek, rekabetçi ürünler üretmeye hazır yabancı ortakları memnuniyetle karşıladıklarını söyleyen Rusya Başbakanı, “Artık iyi sonuçlar elde ediliyor. Önemli olan, yatırımcının istikrarlı koşulların sağlanacağından kesinlikle emin olması” dedi.</p>
</div>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/rusya-basbakanindan-net-mesaj-dost-ulkelerden-gelen-yatirimlara-kapimiz-kapali-degil-556222">Rusya Başbakanı’ndan Net Mesaj: Dost Ülkelerden Gelen Yatırımlara Kapımız Kapalı Değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaş Değil, Yaşam Tarzı Beyin Sağlığını Etkiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yas-degil-yasam-tarzi-beyin-sagligini-etkiliyor-556078</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Jul 2025 09:44:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[etkiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=556078</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu yılın 22 Temmuz Dünya Beyin Günü teması “Her Yaşta Beyin Sağlığı.” Çünkü beyin, yalnızca yaşlandıkça değil, hayatın her döneminde özen istiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yas-degil-yasam-tarzi-beyin-sagligini-etkiliyor-556078">Yaş Değil, Yaşam Tarzı Beyin Sağlığını Etkiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yılın 22 Temmuz Dünya Beyin Günü teması “Her Yaşta Beyin Sağlığı.” Çünkü beyin, yalnızca yaşlandıkça değil, hayatın her döneminde özen istiyor.</p>
<p>Dünya Nöroloji Federasyonu tarafından belirlenen bu tema, beyin sağlığının sadece yaşlılık dönemine özgü bir konu olmadığını; yaşamın her aşamasında dikkat edilmesi gereken çok önemli bir konu olduğunu hatırlatıyor.</p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Canan Aykut Bingöl, konuyla ilgili şunları söyledi:</p>
<p>“Beyin sağlığı, sadece unutkanlık başladığında düşünülmesi gereken bir konu değildir. Anne karnındaki gelişimden çocukluğa, yetişkinlikten ileri yaşlara kadar beynimiz her dönemde korunmaya ihtiyaç duyar. Çünkü beynimiz hayatımızın merkezidir: düşünür, karar verir, duygularımızı yönetir, hatırlar ve öğrenir. Onun sağlığı da yaşam kalitemizi doğrudan etkiler.”</p>
<p><strong>Beyin Sağlığı için En Güçlü İlaç Yaşam Tarzı!</strong></p>
<p>Küresel verilere göre, bugün dünyada her iki kişiden biri hayatının bir döneminde bir nörolojik hastalıkla karşılaşıyor. Bu hastalıklar arasında epilepsi, migren, inme, parkinson, alzheimer, dikkat eksikliği ve otizm gibi çok farklı sorunlar yer alıyor.</p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Canan Aykut Bingöl, konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p>“Çocuklar, gençler, yetişkinler, yaşlılar… Her yaş grubunun karşı karşıya kaldığı farklı riskler var. Beyin sağlığı dediğimiz şey, yalnızca bir hastalık ortaya çıktığında devreye giren bir tedavi süreci değil; tam tersine, bu hastalıkları oluşmadan önce önleyebilme becerisidir. Ve bu beceri, günlük yaşam alışkanlıklarımızla doğrudan ilişkilidir.”</p>
<p><strong>Beyin Sağlığını Korumak İçin 6 Öneri</strong></p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Aykut Bingöl, sağlıklı bir beyin için şu önerilerde bulunuyor:</p>
<ul>
<li><strong>Beslenme: </strong>“Akdeniz tipi, doğal besinlere dayalı bir beslenme modeli, beyin dostu bir tercihtir. Renkli sebzeler, meyveler, balık, zeytinyağı, ceviz ve tam tahıllar hem bedenimizi hem zihnimizi korur.”</li>
<li><strong>Hareket: </strong>“Her gün yapılan 30 dakikalık tempolu yürüyüş bile beyne giden kan akışını artırır. Bu da öğrenme, dikkat ve hafıza üzerinde olumlu etki yapar.”</li>
<li><strong>Uyku: </strong>“Beyin, uykuda kendini yeniler. Yetişkinler için ideal olan her gece 7-8 saat kesintisiz, kaliteli uykudur.”</li>
<li><strong>Stres Yönetimi: </strong>“Stres, beynin düşmanıdır. Onu tamamen hayatımızdan çıkaramayız ancak yönetmeyi öğrenebiliriz. Derin nefes almak, doğada zaman geçirmek, sevdiğiniz bir işle uğraşmak bu konuda etkili olur.”</li>
<li><strong>Zihinsel Aktivite: </strong>“Beyin kullanılmazsa körelir. Kitap okumak, bulmaca çözmek, yeni bir beceri öğrenmek beynin canlı kalmasına yardımcı olur.”</li>
<li><strong>Sosyal İlişkiler: </strong>“İnsan sosyal bir varlıktır. Sevdiklerimizle vakit geçirmek, sohbet etmek, birlikte gülmek sadece ruhu değil, zihni de besler.”</li>
</ul>
<p><strong>Beyin Sağlığı Her Yaşta Farklı Şekilde Desteklenmeli!</strong></p>
<p>Prof. Dr. Aykut Bingöl, her yaşın beyin sağlığı açısından farklı ihtiyaçlar taşıdığına dikkat çekiyor:</p>
<p>“Bebeklikte beyin gelişimi için sağlıklı bir gebelik süreci ve güvenli bir doğum çok önemlidir. Çocukluk döneminde ise koruyucu bir çevre ve nitelikli bir eğitim sistemi beyin gelişimini destekler. Ergenlikte duygusal dengeyi sağlayacak ruhsal destek gerekirken, yetişkinlikte sağlıklı yaşam alışkanlıkları ön plana çıkar. İleri yaşlarda ise sosyal bağların güçlendirilmesi ve düzenli sağlık kontrolleri, beyin sağlığının korunmasına katkı sağlar.”</p>
<p><strong>Beyin Sağlığı Yaşam Önceliği Olmalı!</strong></p>
<p>Prof. Dr. Canan Aykut Bingöl, beyin sağlığının önemine şu sözlerle dikkat çekti:</p>
<p>“Beyin sağlığı bir lüks değil, bir yaşam önceliğidir. Herkes, her yaşta, kendi hayatında küçük ama etkili adımlarla beynine iyi bakabilir. Bugün atacağımız adımlar, hem bugünkü hem de gelecekteki zihinsel sağlığımızı belirler. Dünya Beyin Günü vesilesiyle herkesi bu konuda düşünmeye ve harekete geçmeye davet ediyorum.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yas-degil-yasam-tarzi-beyin-sagligini-etkiliyor-556078">Yaş Değil, Yaşam Tarzı Beyin Sağlığını Etkiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tüketim, mutluluğun kalıcı kaynağı değil!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tuketim-mutlulugun-kalici-kaynagi-degil-554998</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 07:39:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[kalıcı]]></category>
		<category><![CDATA[kaynağı]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluğun]]></category>
		<category><![CDATA[tüketim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=554998</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, tüketim alışkanlıklarının psikolojik ve sosyal kökenleri, tüketimin mutlulukla ilişkisi, tüketim bağımlılığının riskleri ve sağlıklı tüketim için bilinçli farkındalığın önemi hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tuketim-mutlulugun-kalici-kaynagi-degil-554998">Tüketim, mutluluğun kalıcı kaynağı değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, tüketim alışkanlıklarının psikolojik ve sosyal kökenleri, tüketimin mutlulukla ilişkisi, tüketim bağımlılığının riskleri ve sağlıklı tüketim için bilinçli farkındalığın önemi hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Uzun vadede mutluluk, tüketimle ilgili değil! </strong></p>
<p>İnsanların acıdan kaçmak, mutluluğu bulmak üzere programlandığını aktaran Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Mutluluk ise günümüzde ekonomik sistemler tarafından para sahibi olmak ve tüketmek ile eşleştirilmekte.” dedi.</p>
<p>Özellikle reklamların mutluluğu pazarlayan bir dille, ürünü aldığımızda mutlu olacağımız algısını yarattığına vurgu yapan Demir, “Ancak son dönemde çalışmalar bize belirli bir miktardan fazla paranın da mutluluk getirmediğini gösteriyor. O halde para ve beraberinde tüketim, insanları uzun vadede mutlu yapmaz.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>İnsanları zaaflarından etkileme amacı ön planda!</strong></p>
<p>Tüketim alışkanlıklarımızı psikolojik, sosyal, kişisel ve ekonomik faktörlerin belirlediğini dile getiren Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Kişilik yapısı olarak duygularını dengeleyebilen kişilikler daha rasyonel düzeyde tüketim kararları alırken, duygusal anlamda dengeyi sağlayamayan kişiler fazlaca dürtüsel kararlar ile alışveriş yapmaya daha yatkındırlar.” dedi.</p>
<p>Kişiliğin dışında tüketim alışkanlıklarımızı belirleyen psikolojik faktörlerden de bahseden Demir, şunları söyledi:</p>
<p>“Bir şeyi ihtiyaç olarak hissetmek ya da sadece haz için tüketmek bir psikolojik faktördür. Sosyal çevreye baktığımızda ailemiz, arkadaşlarımız onların onayladığı, arzuladığı şeylerin kişinin tüketim alışkanlıklarını belirlediğini görüyoruz. İnsan zaafları olan bir varlık. Lüks tüketim alışkanlıklarının insanları mutlu ettiğine dair bir algı mevcut. Kapitalist sistem içinde tüketimin her pencereden teşvik edildiği günümüzde markalar özellikle sevgi, saygı, prestij gibi unsurları ön palana çıkararak satış yapmayı hedefliyor. Reklamlar ise bireylerin algılarını yöneterek, insanlarda reklamlardaki hayata ulaşmak ve o hayatı yaşamak isteği uyandırıyor. İnsanları zaaflarından etkileme amacı ön planda. Bunun için özellikle o kişiyi anlık olarak mutlu edecek duygularına hitap eden yöntemler kullanılır. Çeşitli marka reklamları bir ürünün, materyalin kişiyi özel, başarılı, mutlu kılacağı algısı yaratarak kişinin kendi hayatında bunları bulamayacağını ancak satın alabileceğini vurgular.”</p>
<p><strong>Tüketim alışkanlıkları ihtiyaçlar doğrultusunda değiştirilmeli </strong></p>
<p>Sosyal ve kültürel özelliklerin de tüketim alışkanlıklarının, kişinin ekonomik statüsünü yansıttığı yönünde olduğuna dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Kişiler özellikle belirli markalara sahip ürünler ile zengin hissetmekte, gösterişçi tarzda tüketim alışkanlığı ile bir statü elde ettiğini düşünmekteler. Buradaki motivasyon daha çok kişinin kendisini diğerlerine kabul ettirme, beğendirme isteği.” dedi.</p>
<p>Ancak önemli olanın sosyal prestij değil kişinin yaşamsal ihtiyaçları olduğunu hatırlatan Demir, “Kişiler tüketim alışkanlıklarını ihtiyaçları doğrultusunda değiştirmeli. Satın alacağımız şey bize sosyal statü mü getirecek, ihtiyacımız olduğu için mi alıyoruz noktasında rasyonel açıdan bakmamız gerekiyor.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Tüketim alışkanlıklarının kölesi olmak çeşitli ruhsal bozukluklara neden olabilir! </strong></p>
<p>Çalışmaların lüks tüketim yerine küçük şeyler almanın daha fazla mutluluk getirdiği sonucuna ulaştığına işaret eden Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Diğer yandan alışveriş anında kişilerin vitrin gezerken, tatil seçeneklerini planlarken mutluluk düzeylerinin arttığı da görülmüş. Markalar bu noktada raflarda göz hizamıza yerleştirilen, basit ambalajlı, tüketici ile duygusal bağ kurabilen ürünler tasarlayarak, alışveriş sırasında fonda çalan müzik, mağazanın kokusu gibi detayları dikkate alan nöropazarlama tekniklerinin kullanılması ile satışı oluşturmaya çalışmaktalar.” dedi.</p>
<p>Bir ürün satın alma anında özellikle kredi kartları kullanılırken anlık düzeyde dopamin seviyesinde artış söz konusu olduğunu da kaydeden Demir, “Ancak uzun vadede kişi tüketim alışkanlıklarının esiri olur ve ekonomisini yönetemez hale gelir. İşte bu noktada kişinin özgür hissetmeme durumu ortaya çıkar. Tüketim alışkanlıklarının kölesi olan insan bir süre sonra çeşitli ruhsal bozukluklar geliştirebilir. Alışveriş beynimizde dopamin salınımını arttırdığı için kontrolsüz bir şekilde bağımlılıkları tetikleyebilir.” diyerek sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tuketim-mutlulugun-kalici-kaynagi-degil-554998">Tüketim, mutluluğun kalıcı kaynağı değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Ünsal&#8217;dan Devir Açıklaması: &#8220;Tercih Değil, Zorunluluk!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-unsaldan-devir-aciklamasi-tercih-degil-zorunluluk-554876</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Jul 2025 10:56:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[devir]]></category>
		<category><![CDATA[tercih]]></category>
		<category><![CDATA[ünsaldan]]></category>
		<category><![CDATA[zorunluluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=554876</guid>

					<description><![CDATA[<p>Karşıyaka Belediye Meclisi, Ziya Gökalp Kültür Merkezi ve Bülent Ecevit Kültür Merkezi’nin belediye şirketlerinin borçlarına karşılık SGK’ya devrini görüşmek üzere olağanüstü toplandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-unsaldan-devir-aciklamasi-tercih-degil-zorunluluk-554876">Başkan Ünsal&#8217;dan Devir Açıklaması: &#8220;Tercih Değil, Zorunluluk!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Karşıyaka Belediye Meclisi, Ziya Gökalp Kültür Merkezi ve Bülent Ecevit Kültür Merkezi’nin belediye şirketlerinin borçlarına karşılık SGK’ya devrini görüşmek üzere olağanüstü toplandı. Belediye Başkanlığı’nın yetki talebine ilişkin önerge; oy birliği ile İmar, Hukuk ve Plan Bütçe komisyonlarına havale edildi. Konu hakkında açıklama yapan Karşıyaka Belediye Başkanı Yıldız Ünsal “Yüksek enflasyon, artan maliyetler ve kamu kaynaklarına erişimdeki zorluklar, yerel yönetimler olarak bizleri de derinden etkiliyor. Bu zorlu koşullarda, belediyemizin hem hizmetlerini sürdürebilmesi hem de mali yükümlülüklerini yerine getirebilmesi için bazı zorunlu adımlar atmak durumundayız. Bu bir tercih değil, bir zorunluluktur” dedi.</p>
<p><b>“YÜZDE 40 KESİNTİ” VURGUSU</b></p>
<p>İller Bankası’nın yaptığı kesintiler nedeniyle ekonomik zorluklar yaşadıklarını vurgulayan Başkan Ünsal, şöyle devam etti: “Türkiye’nin mevcut ekonomik durumunu hepimiz yakından biliyoruz. Öncelikle, İller Bankası’nın gelirlerimizden vergi ve sigorta borçları için yüzde 40 kesinti yaptığını belirtmek isterim. Bu kesinti, belediyemizin nakit akışını ciddi şekilde kısıtlamakta ve operasyonel giderlerimizi karşılamakta zorluk çekmemize neden olmaktadır. Ayrıca, İller Bankası’nın kıdem tazminatı ödemeleri için kredi vermemesi ve kamu bankalarının da belediyemize kredi sağlama konusunda imkân sunmaması, mali durumumuzu daha da zorlaştırmaktadır. Bu koşullar altında, belediyemizin ayakta kalabilmesi ve vatandaşlarımıza kesintisiz hizmet sunabilmesi için elimizdeki seçenekler oldukça sınırlıdır. Bu bağlamda, iki kültür merkezimizin Sosyal Sigortalar Kurumu’na devri için meclisimizden karar almayı planlıyoruz.”</p>
<p><b>“ATILMASI GEREKEN BİR ADIM”</b></p>
<p>Belediyenin sigorta borçlarını ödeyememesi durumunda, daha ciddi mali yaptırımlarla karşı karşıya kalabileceklerini söyleyen Başkan Yıldız Ünsal “Bu da hem çalışanlarımızın haklarını hem de vatandaşlarımıza sunduğumuz hizmetleri riske atar. Kültür merkezlerimizin devri, borç yükümüzü hafifletmek ve mali dengemizi yeniden sağlamak için atılması gereken bir adımdır. Türkiye’nin ekonomik koşulları, hepimizin bildiği gibi, hem bireyleri hem de kurumları zorlamaktadır. Ancak, bu zorluklar karşısında elimizden gelenin fazlasını yaparak, belediyemizin sürdürülebilirliğini sağlamaya çalışıyoruz. Bu süreçte, kültür merkezlerimizin devri gibi kararlar, kısa vadede bir kayıp gibi görünebilir; ancak uzun vadede belediyemizin mali yapısını güçlendirecek ve hizmetlerimizin devamını garanti altına alacaktır” diye konuştu.</p>
<p><b>“ZOR GÜNLERİ DAYANIŞMA İLE AŞALIM”</b></p>
<p>Başkan Ünsal, sözlerini şöyle tamamladı: “Sayın meclis üyeleri, bu kararın kolay alınmadığını bilmenizi isterim. Hepimiz, bu şehrin kültürel mirasına ve değerlerine sahip çıkmayı görev biliyoruz. Ancak, mevcut ekonomik gerçekler karşısında, vatandaşlarımızın temel ihtiyaçlarını karşılamak ve belediyemizin mali yükümlülüklerini yerine getirmek öncelikli sorumluluğumuzdur. Sizlerden, bu zorunlu kararı desteklemenizi ve bu zor günleri dayanışma ile aşmamıza katkı sağlamanızı rica ediyorum. Hepinize saygılarımı sunuyor, anlayışınız ve desteğiniz için teşekkür ediyorum.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-unsaldan-devir-aciklamasi-tercih-degil-zorunluluk-554876">Başkan Ünsal&#8217;dan Devir Açıklaması: &#8220;Tercih Değil, Zorunluluk!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Psikolojik destek almak zayıflık değil, farkındalık ve iyileşme arayışı…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/psikolojik-destek-almak-zayiflik-degil-farkindalik-ve-iyilesme-arayisi-554640</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Jul 2025 07:56:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[almak]]></category>
		<category><![CDATA[arayışı]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[iyileşme]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=554640</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, ruh sağlığı sorunlarında psikolojik desteğin önemi ve hangi belirtilerde yardım alınması gerektiği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikolojik-destek-almak-zayiflik-degil-farkindalik-ve-iyilesme-arayisi-554640">Psikolojik destek almak zayıflık değil, farkındalık ve iyileşme arayışı…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, ruh sağlığı sorunlarında psikolojik desteğin önemi ve hangi belirtilerde yardım alınması gerektiği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Duygusal, davranışsal ya da fiziksel belirtiler</strong> <strong>kalıcı hale geldiyse yardım alınmalı!</strong></p>
<p>Duygusal, davranışsal ve fiziksel düzeyde ortaya çıkan bazı belirtilerin, psikolojik desteğe ihtiyaç duyulduğunun sinyalini verdiğini dile getiren Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Sürekli kendini üzgün, çaresiz, yetersiz hissetmek, geleceğe dair umutsuz olmak ya da hiçbir şeyden keyif almamak duygusal düzeyde uyarıcı belirtilerdir.” dedi.</p>
<p>Davranışsal olarak içe kapanma, sosyal ilişkilerden uzaklaşma, iş ya da okul performansında düşüş, öfke patlamaları ya da alkol ve madde kullanımına yönelmenin gözlemlenebileceğini aktaran Aydın, “Fiziksel belirtiler arasında ise nedensiz baş ağrıları, mide problemleri, kas ağrıları, çarpıntı, nefes darlığı gibi stresle ilişkili şikâyetler bulunur. Kişi sabah işe gitmekte zorlanıyor, gün boyu bedeni ağrıyor ve insanlarla görüşmek istemiyorsa, bu durum yalnızca geçici bir yorgunluk olmayabilir. Bu belirtiler iki haftadan uzun sürüyor ve kişinin yaşam kalitesini etkiliyorsa bir uzmana başvurmak gerekir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Duygular kişinin yaşam enerjisini götürmeden destek almak önemli!</strong></p>
<p>Herkesin zaman zaman kendini kötü hissedebileceğini hatırlatan Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Ancak bu duygular uzun süre geçmiyorsa, hayatın farklı alanlarında işlevselliği azaltıyorsa ya da kişi baş etmekte zorlanıyorsa bu durum artık bir uyarı sinyali haline gelir.” dedi.</p>
<p>Bireyin, gün içinde sürekli endişelenmesi, gece uyuyamaması, konsantre olamaması ve sevdikleriyle tartışmalara girmesinin yalnızca geçici bir stres olmadığına vurgu yapan Aydın, “Bu durum bir kaygı bozukluğunun belirtisi olabilir. Aynı şekilde, ilgisizlik ya da ‘hiçbir şeyin anlamı yok’ hissi uzun süredir devam ediyorsa, bu durum depresif bir süreç yaşandığını gösterebilir. Bu duygular kişinin yaşam enerjisini alıp götürmeden, bir uzmandan destek almak oldukça önemlidir.” uyarısını yaptı.</p>
<p><strong>Terapistle yürütülen süreç, kişinin kendini yeniden inşa etmesine olanak tanır!</strong></p>
<p>Hayatın, zaman zaman kontrolümüz dışında gelişen zorlayıcı olaylarla dolu olduğunu ifade eden Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Sevilen birinin kaybı, boşanma süreci, işsizlik, şehir değişikliği ya da ani bir hastalık, kişinin duygusal dengesini sarsabilir.” dedi. </p>
<p>Bu dönemlerde psikolojik destek almanın, yaşanan olayın etkilerini anlamlandırmak, duyguları bastırmadan ifade edebilmek ve sürece sağlıklı şekilde uyum sağlayabilmek açısından önemli olduğuna dikkat çeken Aydın şunları söyledi:</p>
<p>“Örneğin, boşanma süreci yaşayan bir kadın hem kendini suçlu hissedebilir hem de çevresinin baskısıyla baş etmeye çalışabilir. Bu süreçte destek almazsa hem kendi ruh sağlığı bozulabilir hem de çocuklarıyla ilişkisi zarar görebilir. Oysa bir terapistle yürütülen süreç, kişinin kendini yeniden inşa etmesine olanak tanır.”</p>
<p><strong>Psikolojik rahatsızlıklar erken fark edilirse kolay tedavi edilebilir!</strong></p>
<p>“Psikolojik rahatsızlıklar, tıpkı fiziksel hastalıklar gibi erken dönemde fark edilirse daha kolay ve kısa sürede tedavi edilebilir.” diyen Aydın, “Kaygı bozuklukları, depresyon ya da panik atak gibi durumlar ilk belirtilerle birlikte ele alınmazsa, zamanla kronik hale gelebilir ve kişinin yaşam kalitesini ciddi biçimde düşürebilir. İlk panik atağını yaşayan biri bunu kalp krizi zannedip acil servise başvurabilir. Ancak altta yatan neden anlaşılmaz ve yardım alınmazsa, kişi her dışarı çıkışında tekrar atak yaşayacağı korkusuyla evden çıkmamaya başlayabilir. Oysa bu durum erken dönemde bir psikologla çalışılarak kontrol altına alınabilir. Psikoterapi sayesinde hem duygular düzenlenir hem de kişi bu belirtilerle baş etmeyi öğrenir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Psikolojik destek, insanın kendine değer verdiğinin önemli bir işareti!</strong></p>
<p>Toplumda hâlâ ‘psikoloğa gitmek delilik belirtisidir’ ya da ‘güçlü insanlar kendi kendine baş eder’ gibi kalıp yargılar olduğunu aktaran Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Oysa psikolojik destek almak, bireyin farkındalığını artırır, yaşam kalitesini yükseltir ve sağlıklı kararlar almasına katkı sağlar.” dedi.</p>
<p>Tıpkı fiziksel bir rahatsızlıkta doktora gitmek gibi, ruhsal bir zorlanmada psikoloğa gitmenin de bir ihtiyaç olduğunu vurgulayan Aydın, “Üstelik güçlü insanlar destek almaktan çekinmeyen, zorlukları tanıyıp çözüm arayan kişilerdir. Yoğun stres yaşayan bir anne çocuklarına bağırıp sonra suçluluk hissedebilir. Bu döngü onu hem tüketir hem de ilişkilerini zedeler. Bir uzmandan destek alarak bu döngüyü fark etmesi ve değiştirmesi mümkündür. Psikolojik destek, insanın kendine değer verdiğinin önemli işaretlerinden biri olarak kabul edilebilir. Bu algıyı değiştirmek için örnek olmaya, deneyimleri paylaşmaya ve ruh sağlığının bir lüks değil, temel bir ihtiyaç olduğunu vurgulamaya devam etmeliyiz. Bu önyargılarla mücadele etmek için ise eğitim, medya ve açık konuşmalar çok önemlidir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Psikolog ve psikiyatrist, ruh sağlığında birbirini tamamlayan uzmanlar… </strong></p>
<p>Psikoloğa gitmekle psikiyatriste gitmek arasındaki farklara da değinen<strong> </strong>Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Psikologlar, kişilerin duygu, düşünce ve davranışlarını anlamalarına, sorunlarıyla baş etme becerileri geliştirmelerine yardımcı olan ruh sağlığı uzmanlarıdır. Terapi yoluyla kişiye farkındalık kazandırırlar. Psikiyatristler ise tıp eğitimi almış, ilaç yazma yetkisi olan uzmanlardır. Kimi zaman ikisinin birlikte çalışması gerekir. Örneğin, ağır depresyonda olan bir kişi hem ilaç tedavisi almalı hem de terapi sürecine dahil olmalı. Uykusuzluk, halüsinasyon görme, intihar düşünceleri gibi durumlar varsa öncelikle psikiyatriste başvurulması uygundur. Daha hafif düzeyde zorlanmalarda psikolog desteği yeterli olabilir. Her iki uzman da ruhsal sağlığımızı korumak için farklı ama tamamlayıcı roller üstlenir. Bu nedenle çoğunlukla ikisinin bir arada yürütülmesi ruh sağlığımız açısından çok daha faydalı olacaktır.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikolojik-destek-almak-zayiflik-degil-farkindalik-ve-iyilesme-arayisi-554640">Psikolojik destek almak zayıflık değil, farkındalık ve iyileşme arayışı…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Karamürsel&#8217;e söz verdik, sadece bugünü değil, yarını da düşünen bir ulaşım yatırımı yaptık&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/karamursele-soz-verdik-sadece-bugunu-degil-yarini-da-dusunen-bir-ulasim-yatirimi-yaptik-552853</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 08:41:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[bugünü]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[düşünen]]></category>
		<category><![CDATA[karamürsele]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[söz]]></category>
		<category><![CDATA[ulaşım]]></category>
		<category><![CDATA[verdik]]></category>
		<category><![CDATA[yaptık]]></category>
		<category><![CDATA[yarını]]></category>
		<category><![CDATA[yatırımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=552853</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç.Dr.Tahir Büyükakın, yeni yapılan Karamürsel Otobüs Terminali’ni yerinde inceledi. Büyükakın, yakın zamanda hizmete girecek proje için, “Yolcu taşımacılığı artık çok daha konforlu ve düzenli olacak. Karamürsel’e söz verdik. Sadece bugünü değil, yarını da düşünen bir ulaşım yatırımı yaptık” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karamursele-soz-verdik-sadece-bugunu-degil-yarini-da-dusunen-bir-ulasim-yatirimi-yaptik-552853">&#8220;Karamürsel&#8217;e söz verdik, sadece bugünü değil, yarını da düşünen bir ulaşım yatırımı yaptık&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç.Dr.Tahir Büyükakın, yeni yapılan Karamürsel Otobüs Terminali’ni yerinde inceledi. Büyükakın, yakın zamanda hizmete girecek proje için, “Yolcu taşımacılığı artık çok daha konforlu ve düzenli olacak. Karamürsel’e söz verdik. Sadece bugünü değil, yarını da düşünen bir ulaşım yatırımı yaptık” dedi.</p>
<p><b>BAŞKAN BÜYÜKAKIN TERMİNALİ İNCELEDİ</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç.Dr.Tahir Büyükakın, Karamürsel ilçesinde devam eden projeleri yerinde inceledi. Bu kapsamda, kısa süre içinde hizmete alınması planlanan Karamürsel Otobüs Terminali’ni gezen Başkan Büyükakın, mevcut terminalin yetersiz olması sebebi ile yerine inşa edilen Karamürsel Otobüs Terminali ile şehir içi ve şehirlerarası yolcu taşımacılığın çok daha konforlu ve düzenli olacağını ifade etti. Ziyaretlerinde Başkan Büyükakın’a; AK Parti Kocaeli İl Başkanı Dr.Şahin Talus ve AK Parti Karamürsel İlçe Başkanı Mecit Erdoğan da eşlik etti.</p>
<p><b>KARAMÜRSEL’E KONFORLU VE DÜZENLİ ULAŞIM</b></p>
<p>Artan nüfusa bağlı olarak mevcut terminalin yetersiz kalması nedeniyle inşa edilen yeni Karamürsel Otobüs Terminali, şehir içi ve şehirlerarası ulaşımda önemli bir konfor ve düzen sağlayacak. Toplamda bin 885 metrekare alan üzerine kurulan terminal, modern yapısıyla bölge halkına hizmet edecek. Terminalde, şehirlerarası ulaşım için 12 otobüs, kırsal hatlar için 15 midibüs kapasiteli peronlar yer alıyor.</p>
<p><b>56 ARAÇLIK MİSAFİR OTOPARKI YER ALIYOR</b></p>
<p>Ayrıca yolcu ve misafirler için 56 araçlık otopark alanı bulunuyor. Yapı içerisinde ise 10 şehirlerarası ve 4 kırsal hat yazıhanesi bulunurken, vatandaşların her ihtiyacını karşılamaya yönelik birçok sosyal alan terminal projesine dahil edildi. Bu alanlar arasında 2 büfe, bebek bakım odası, bay/bayan WC, emanet ofisi, güvenlik odası, depo, mescitler, restoran, çay ocağı ve 2 fast food alanı yer alıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karamursele-soz-verdik-sadece-bugunu-degil-yarini-da-dusunen-bir-ulasim-yatirimi-yaptik-552853">&#8220;Karamürsel&#8217;e söz verdik, sadece bugünü değil, yarını da düşünen bir ulaşım yatırımı yaptık&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YKS sonuçları öncesi bekleme değil hazırlanma zamanı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yks-sonuclari-oncesi-bekleme-degil-hazirlanma-zamani-551695</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Jul 2025 08:05:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bekleme]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[hazırlanma]]></category>
		<category><![CDATA[öncesi]]></category>
		<category><![CDATA[sonuçları]]></category>
		<category><![CDATA[yks]]></category>
		<category><![CDATA[zamanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=551695</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Eğitim Kurumları ve Rehberlik Hizmetleri Yönetici Yardımcısı Uzm. Psk. Dan. Sevgi Toprakyaran, YKS sonuçlarının açıklanması beklenen 22 Temmuz'a kadar olan sürede adaylara yol haritası sundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yks-sonuclari-oncesi-bekleme-degil-hazirlanma-zamani-551695">YKS sonuçları öncesi bekleme değil hazırlanma zamanı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Eğitim Kurumları ve Rehberlik Hizmetleri Yönetici Yardımcısı Uzm. Psk. Dan. Sevgi Toprakyaran, YKS sonuçlarının açıklanması beklenen 22 Temmuz&#8217;a kadar olan sürede adaylara yol haritası sundu.</p>
<p><strong>Bekleyiş süreci, pek çok aday için stresli olabilir</strong></p>
<p>ÖSYM’nin 2025-YKS sonuçlarının 22 Temmuz 2025 tarihinde açıklayacağını duyurduğunu hatırlatan Sevgi Toprakyaran, “Bu bekleyiş süreci, pek çok aday için stresli olabilir. Ancak bu zamanı doğru değerlendirmek, hem tercih dönemine güçlü bir hazırlık hem de psikolojik rahatlama sağlayabilir. Şimdiden ilgilendiğiniz bölümleri ve üniversiteleri araştırmaya başlayın. YÖK Atlas ve tercih robotlarından geçmiş yılın taban puanlarını, başarı sıralamalarını ve kontenjan bilgilerini inceleyin.<br /> Üniversitelerin web sitelerinden bölümlerin ders içerikleri, staj imkânları, mezunların iş olanakları gibi detaylara ulaşın.” dedi.</p>
<p><strong>Hangi meslek size uygun? </strong></p>
<p>Doğru tercihte kişinin kendini tanımasının önemine işaret eden Rehberlik Uzmanı Sevgi Toprakyaran, “İlgi alanlarınızı, güçlü yönlerinizi ve beklentilerinizi gözden geçirin. Üsküdar Üniversitesi’nin sunduğu Kariyer Testi gibi araçlar, bu konuda size rehberlik edebilir. İlginizi çeken bölümleri listeleyin ve bu bölümlerin hangi üniversitelerde yer aldığını not alın. Bu liste, tercih sürecinde en büyük yardımcınız olacak.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Üniversite ve meslek araştırmaları yapın!</strong></p>
<p>YKS sonrası dinlenmenin elbette önemli olduğunu ancak tamamen tatil moduna geçmek yerine adaylara her gün kısa sürelerle üniversite ve meslek araştırmaları yapmaları önerisinde bulunan Uzm. Psk. Dan. Toprakyaran, bu sayede, tercih döneminde yaşayabilecek kaygının azaltılabileceğini de söyledi.</p>
<p><strong>Bu süreç geleceğine yön verme zamanı</strong></p>
<p>Adaylara 2024-Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzu’nu inceleyerek, bölümlere özel koşulları şimdiden kontrol etmeleri önerisinde de bulunan Sevgi Toprakyaran, “Bazı bölümlerin sağlık raporu, yetenek sınavı ya da belirli başarı sıralaması şartları olabilir. Bu süreç sadece bir bekleyiş değil, geleceğine yön verme zamanı. Kendinizi daha iyi tanıyın, hayallerinizdeki meslekleri araştırın ve hedeflerinizi netleştirin. 2025-Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzu yayınlandıktan sonra adaylara en doğru şekilde destek verilmeye devam edilecek.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yks-sonuclari-oncesi-bekleme-degil-hazirlanma-zamani-551695">YKS sonuçları öncesi bekleme değil hazırlanma zamanı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaz tatili, çocukların ekran başında saatler geçirdiği bir dönem olmak zorunda değil!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yaz-tatili-cocuklarin-ekran-basinda-saatler-gecirdigi-bir-donem-olmak-zorunda-degil-549522</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Jun 2025 13:22:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[başında]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[ekran]]></category>
		<category><![CDATA[geçirdiği]]></category>
		<category><![CDATA[olmak]]></category>
		<category><![CDATA[saatler]]></category>
		<category><![CDATA[tatili]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<category><![CDATA[zorunda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=549522</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, yaz tatilinin çocuklar için anlam ve önemine değinerek ebeveynlerin bu süreci nasıl değerlendirmeleri gerektiğinden bahsetti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-tatili-cocuklarin-ekran-basinda-saatler-gecirdigi-bir-donem-olmak-zorunda-degil-549522">Yaz tatili, çocukların ekran başında saatler geçirdiği bir dönem olmak zorunda değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, yaz tatilinin çocuklar için anlam ve önemine değinerek ebeveynlerin bu süreci nasıl değerlendirmeleri gerektiğinden bahsetti.</p>
<p><strong>Yaz tatili çocuk için bağları güçlendirme, beceriler geliştirme ve desteklenme dönemi…</strong></p>
<p>Okullar kapandığında çocukların ilk heyecanının özgürlük, eğlence ve dinlenme olurken, ebeveynler için tatil döneminin çoğu zaman ‘Bu yaz çocuğuma nasıl faydalı olabilirim?’, ‘Tüm gün ekrana bakmasın diye ne yapmalı?’, ‘İşten fırsat buldukça onunla nasıl kaliteli vakit geçiririm?’ gibi sorular olduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, “Tüm bu soruların ortak bir cevabı var: Kaliteli zaman. Yaz tatili çocuğun gelişimi için sadece bir dinlenme süreci değil, aynı zamanda duygusal bağları güçlendirme, beceriler geliştirme ve psikososyal olarak desteklenme dönemidir.” dedi.</p>
<p>‘Kaliteli zaman’ kavramının ‘sağlıklı gelişim’ anlamına geldiğine dikkat çeken Ülkü, “Çocuklarla geçirilen zamanın uzunluğu değil, içeriği belirleyicidir. Birlikte geçirilen kısa bir zaman dilimi bile, eğer dikkat, ilgi ve etkileşim içeriyorsa çocuğun ruhsal gelişimine önemli katkı sağlar. Özellikle yaz tatili gibi daha esnek dönemlerde bu fırsat çok daha değerlidir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Ekran süresi sınır koyarak değil, alternatif sunarak dengelenebilir! </strong></p>
<p>Araştırmaların, çocuklarla kurulan kaliteli ilişkinin; özgüveni, duygusal dayanıklılığı, problem çözme becerilerini ve sosyal uyumu desteklediğini gösterdiğini kaydeden Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, “Bu bağın özellikle tatil dönemlerinde pekişmesi, çocuğun hem anı dünyasını zenginleştirir hem de gelişim sürecine psikolojik yatırım sağlar.” dedi.</p>
<p>Yaz tatili boyunca çocukların ekran süresinin, okul dönemiyle kıyaslandığında doğal olarak arttığına işaret eden Ülkü, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Bu süre kontrol edilmezse, ekran bağımlılığı gelişebilir. Özellikle 0-12 yaş arası çocuklarda ekran karşısında geçirilen uzun saatler dikkat dağınıklığı, uyku problemleri ve duygusal regülasyon sorunları gibi birçok alanda risk oluşturur.</p>
<p>Ebeveynler ekran süresini sadece sınır koyarak değil, alternatif sunarak dengeleyebilirler. Pazartesi ‘müzik günü, salı ‘hikâye yazma günü’, çarşamba ‘doğa keşfi’ günü gibi her güne anlam yüklenebilir. Basit malzemelerle yapılan deneyler çocuklarda hem merak uyandırır hem de öğrenmeyi eğlenceli hale getirir. Her hafta birlikte bir kitap okuyup üzerine sohbet etmek, hem dil gelişimini destekler hem de aile bağlarını kuvvetlendirir. Çocuğun yaşına uygun görevlerle birlikte yemek yapmak, sorumluluk ve öz güven kazandırır. Boyama, kolaj, geri dönüşüm malzemeleriyle yapılan projeler çocukların üreticiliğini destekler.”</p>
<p><strong>Teknoloji çağında yetişen çocuklar için doğa, bir denge unsuru…</strong></p>
<p>Çocukların doğayla temas ettikçe sadece fiziksel değil, duygusal ve zihinsel olarak da geliştiğini vurgulayan Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, “Araştırmalar doğada zaman geçiren çocukların dikkat sürelerinin uzadığını, kaygı seviyelerinin azaldığını, problem çözme ve yaratıcı düşünme becerilerinin geliştiğini gösteriyor.” dedi. </p>
<p>Ağaçlara dokunmanın, çimenlere uzanmanın, bir böceği gözlemlemenin ya da yürüyüşe çıkmanın basit gibi görünse de çocuk için dünyayı tanımanın, düzeni keşfetmenin, sakinleşmenin ve bedensel farkındalık kazanmanın yolları olduğunu aktaran Ülkü, “Park gezileri, piknikler, deniz kenarı yürüyüşleri ya da şehirdeki doğa müzeleri… Her bir açık hava etkinliği çocuğun dünyasında iz bırakır. Özellikle teknoloji çağında yetişen çocuklar için doğa, bir denge unsuru olur.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Çocukla geçirilen kaliteli zaman, çocuk için çok değerli!</strong> </p>
<p>Her ebeveynin tüm gününü çocuğuna ayıramayabileceğini de ifade eden Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, “Ancak burada önemli olan zamanın niteliğidir. Birlikte geçirilen 20 dakikalık kaliteli bir zaman arka planda telefonun olmadığı, gerçekten karşılıklı temasın kurulduğu bir zaman dilimiyse çocuk için çok değerlidir.” dedi.</p>
<p>Kısıtlı vakti olan ebeveynlere önerilerde bulunan Ülkü, şunları söyledi:</p>
<p>“Rutinleşmiş küçük ritüeller oluşturun. Her akşam 10 dakika kitap okuma, her hafta sonu sabah kahvaltısını birlikte hazırlama gibi tekrar eden, anlamlı anlar yaratın. Günlük içten sohbetler yapın. ‘Bugün seni en çok ne mutlu etti?’, ‘En zorlandığın an neydi?’ gibi sorularla çocuğun duygularına temas edin. Kaliteli teması seçin. Çocukla sadece fiziksel olarak aynı ortamda olmak yetmez. Onun gözlerine bakmak, söylediklerini aktif şekilde dinlemek ve duygularını onaylamak çok kıymetlidir.”</p>
<p><strong>Yaz tatili, anlam üretme, öğrenme ve bağ kurma zamanı olarak değerlendirilmeli!</strong></p>
<p>Yaz tatilinin, çocukların sosyal becerilerini geliştirmek için ideal bir zaman dilimi olduğunu hatırlatan Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, “Ancak sosyal beceriler sadece arkadaş ortamında değil, aile içinde de desteklenebilir.” dedi.</p>
<p>Çocukların sosyal becerilerini geliştirmek için aile içinde yapılabilecek aktivitelere de değinen Ülkü, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Ailece masa oyunları oynayın. Sıra bekleme, kurallara uyma, kaybetmeyi kabullenme gibi sosyal öğrenmeleri destekler. Drama veya hikâye tamamlama oyunları kurun. Duygu tanıma ve empati gelişimine katkı sağlar. Komşu çocuklarıyla etkinlikler organize edin. Küçük piknikler, bisiklet turları veya mahalle etkinlikleri çocukların akran ilişkilerini güçlendirir. Birlikte gönüllülük projelerine katılın. Hayvan barınağını ziyaret etmek, bir yardım kampanyasında görev almak gibi faaliyetler, çocukta aidiyet ve toplumsal sorumluluk bilinci kazandırır.</p>
<p>Yaz tatilini ‘boş zaman’ değil, birlikte anlam üretme, öğrenme ve bağ kurma zamanı olarak değerlendirmek gerekir.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-tatili-cocuklarin-ekran-basinda-saatler-gecirdigi-bir-donem-olmak-zorunda-degil-549522">Yaz tatili, çocukların ekran başında saatler geçirdiği bir dönem olmak zorunda değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Zeydan Karalar: “Avrupa’yla Bağımız Sadece Coğrafi Değil, Ortak Değerler Üzerine Kurulu”</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-zeydan-karalar-avrupayla-bagimiz-sadece-cografi-degil-ortak-degerler-uzerine-kurulu-549428</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Jun 2025 08:53:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[avrupayla]]></category>
		<category><![CDATA[bağımız]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[coğrafi]]></category>
		<category><![CDATA[değerler]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[karalar]]></category>
		<category><![CDATA[kurulu]]></category>
		<category><![CDATA[ortak]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[üzerine]]></category>
		<category><![CDATA[zeydan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=549428</guid>

					<description><![CDATA[<p>Başkan Zeydan Karalar, Avrupa Parlamenter Meclisi’nde Adana’yı ve evrensel vizyonlarını anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-zeydan-karalar-avrupayla-bagimiz-sadece-cografi-degil-ortak-degerler-uzerine-kurulu-549428">Başkan Zeydan Karalar: “Avrupa’yla Bağımız Sadece Coğrafi Değil, Ortak Değerler Üzerine Kurulu”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Başkan Zeydan Karalar şunları söyledi: &ldquo;Bizler, Akdeniz’in sıcaklığını, bereketli Çukurova’nın zenginliğini ve Anadolu’nun çok kültürlü mirasını taşıyan bir şehir olarak; <strong>yerelden Avrupa’ya uzanan bir dayanışma ve iş birliği vizyonuna</strong> sahibiz. Bu vizyon, sadece sınırların ötesine uzanan projeleri değil, aynı zamanda <strong>ortak değerler etrafında birleşen güçlü bir Avrupa yurttaşlığını</strong> da içeriyor.&rdquo;</p>
<p><b>EŞSİZ GÜZELLİKLERE SAHİP, FESTİVALLER ŞEHRİ ADANA</b></p>
<p>Konuşmasında Adana’nın özelliklerini ve eşsiz değerlerini de anlatan Başkan Zeydan Karalar şöyle devam etti: &ldquo;Adana, tarihi boyunca farklı medeniyetlerin, inançların, dillerin ve kültürlerin buluştuğu bir şehir oldu. Bugün de bu çokkültürlülüğü, Avrupa’nın çeşitlilik içindeki birliğine katkı sunacak şekilde yaşatıyor ve geleceğe taşıyoruz. Doğal güzellikleri, verimli toprakları ve Akdeniz ikliminin sunduğu bereketle Adana, sadece bir şehir değil, bir yaşam kültürüdür. Toros Dağları’nın eteklerinden Akdeniz’e uzanan bu topraklar; sıcak, samimi ve dayanışmacı insanlarıyla, tarih boyunca dayanıklılığın ve misafirperverliğin simgesi olmuştur. Binlerce yıllık geçmişi, başta UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesinde yer alan Anavarza Antik Kenti olmak üzere, kazı alanları, tarihi köprüleri, camileri, kiliseleri ve sinagoglarıyla Adana; hem tarihsel derinliği hem de kültürel çeşitliliğiyle gerçek bir Akdeniz metropolüdür.  Aynı zamanda Adana bu köklü tarihi ve kültürü lezzete evirmiş, Türkiye’nin en önemli gastronomi kentlerinden biridir. Yüzyıllar boyunca şekillenmiş zengin mutfak kültürü; kebabıyla, şalgamıyla ve onlarca özgün lezzetiyle sadece Türkiye’nin değil, Avrupa’nın da dikkatini çeken bir mirastır. Uluslararası gastronomi festivallerimiz her yıl yüz binlerce kişiyi bir araya getirerek kültürel etkileşimi teşvik etmektedir. Şehrimiz yalnızca lezzetiyle değil, kültür ve sanat alanındaki festivalleriyle de yıl boyunca yaşam dolu bir takvim sunar. Uluslararası Altın Koza Film Festivali, Türkiye’nin en köklü sinema etkinliklerinden biri olarak Adana’nın sanatla bağını güçlendirirken, her bahar düzenlenen Portakal Çiçeği Karnavalı ise sokakları renklendiren enerjisiyle yüz binlerce ziyaretçiyi kentimizde mutlulukla ağırladığımız bir buluşma noktasıdır. Bu festivaller aracılığıyla Adana, hem kendi kültürünü paylaşmakta hem de farklı halklarla güçlü bağlar kurmaktadır.&rdquo;</p>
<p><b>ÖDÜL FARKLI BELEDİYECİLİK ANLAYIŞIMIZIN TESCİLİDİR</b></p>
<p>Yerel yönetimlerin artık sadece hizmet sunmadığını ifade eden Başkan Zeydan Karalar, sözlerini şöyle sürdürdü: &ldquo;Yerel yönetimler olarak bizler, sadece hizmet sunan değil; aynı zamanda demokrasiyi, barışı, katılımı ve kapsayıcılığı inşa eden kurumlarsak, bu ödül aynı zamanda bu anlayışın da bir teyididir. Bu diploma, Adana’nın yıllardır sürdürdüğü <strong>kardeş şehir ilişkileri</strong>, <strong>uluslararası kültürel etkinlikleri</strong>, <strong>Avrupa gençliğiyle buluşturduğu projeleri</strong>, ve <strong>sivil toplumla kurduğu güçlü iş birliğinin</strong> bir sonucudur. Avrupa’yla kurduğumuz bu köprü, yalnızca bir coğrafya değil, bir değerler bütünüdür. Demokrasi, insan hakları, çevre duyarlılığı, toplumsal cinsiyet eşitliği, gençlik katılımı gibi konular, bizim için sadece gündem değil, aynı zamanda bir yol haritasıdır. Adana Büyükşehir Belediyesi olarak, önümüzdeki dönemde bu yolculuğu daha da ileri taşımaya kararlıyız. Amacımız, sadece Avrupa Diploması almak değil; <strong>Avrupa Bayrağı, Onur Levhası ve nihayetinde Avrupa Ödülü</strong>ne uzanan süreci, somut iş birlikleri ve yenilikçi projelerle destekleyerek tamamlamaktır.&rdquo;</p>
<p><b>ALDI&#286;IMIZ DİPLOMA YALNIZCA BİR ÖDÜL DE&#286;İL BİR SORUMLULUKTUR</b></p>
<p>Başkan Zeydan Karalar, iş birliğinin ve diyaloğun sürmesinin önemine değinerek sözlerini şu sözlerle noktaladı: &ldquo;Bu tören vesilesiyle, Avrupa Konseyi’nin <strong>barış, demokrasi ve insan hakları temelinde birleşmiş bir Avrupa hayalini</strong> destekleyen tüm belediyelere, topluluklara ve bireylere selamlarımızı iletiyoruz. Aynı zamanda, şehirlerimiz arasındaki diyaloğun, iş birliğinin ve karşılıklı öğrenmenin artarak sürmesini diliyoruz. Bugün burada aldığımız bu diploma, bizim için yalnızca bir ödül değil; aynı zamanda bir sorumluluktur. Yerel düzeyde Avrupa değerlerini yaşatmaya ve yaygınlaştırmaya, farklılıklarımızı bir zenginlik olarak görmeye ve dayanışmayı büyütmeye devam edeceğiz. Adana’dan Avrupa’ya uzanan bu köprüde, sizlerle birlikte yürümekten büyük mutluluk ve onur duyuyoruz. <strong>Teşekkür ederim.&rdquo;</strong></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-zeydan-karalar-avrupayla-bagimiz-sadece-cografi-degil-ortak-degerler-uzerine-kurulu-549428">Başkan Zeydan Karalar: “Avrupa’yla Bağımız Sadece Coğrafi Değil, Ortak Değerler Üzerine Kurulu”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Glütensiz beslenme herkes için doğru tercih değil</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/glutensiz-beslenme-herkes-icin-dogru-tercih-degil-548611</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Jun 2025 08:19:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[glütensiz]]></category>
		<category><![CDATA[herkes]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[tercih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=548611</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda özellikle sağlıklı yaşam trendleriyle birlikte glütensiz beslenme de popülerliğini artırdı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/glutensiz-beslenme-herkes-icin-dogru-tercih-degil-548611">Glütensiz beslenme herkes için doğru tercih değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Son yıllarda özellikle sağlıklı yaşam trendleriyle birlikte glütensiz beslenme de popülerliğini artırdı. Ancak glütene karşı hassasiyeti olmayan bireyler için bu yaklaşımın gereksiz olduğunu dile getiren Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, “Glüten; buğday, arpa ve çavdar gibi tahıllarda bulunan doğal bir protein grubudur. Glütenin içindeki bazı proteinler hamura elastikiyet kazandırır ve ekmek gibi mayalı ürünlerin kabarmasına yardımcı olur. Ülkemizde de buğdayı sofralarımızda sık kullandığımız için hemen hemen her yemekte glütenle karşılaşmak olasıdır. Son dönemdeki popüler diyet trendleri yüzünden vücudumuz için gerekli besin öğelerinden zengin gıdalardan glüten içerdiği için uzak durmak yerinde bir tercih değil” dedi.</strong></p>
<p>Glütensiz beslenmenin; çölyak, glüten hassasiyeti ve buğday alerjisi gibi durumlarda zorunlu ve faydalı bir alışkanlık olduğunu vurgulayan Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, “Bir yandan, glüten içeren tam tahıllar örneğin tam buğday, çavdar ve arpa; lif, B vitamini, demir ve magnezyum gibi önemli besin öğeleri açısından zengindir. Bu nedenle sayılan sağlık problemlerine sahip olmayan kişilerin gereksiz yere glütensiz beslenmeye geçmesi, bu besin öğelerinin yetersiz alınmasına ve dengeli beslenmenin bozulmasına neden olabilir. Ayrıca bazı glütensiz ürünler, işlenmiş içerikleri nedeniyle daha fazla şeker, yağ ve kalori içerebilir. Sonuç olarak, glütensiz beslenme herkes için gerekli ya da sağlıklı bir alışkanlık değildir” dedi.</p>
<p><strong>Glüten hassasiyeti özel bir beslenme planı ile teşhis edilebiliyor</strong></p>
<p>Kişide glüten hassasiyeti ya da çölyak var ise ciddi sindirim problemlerinin yaşanabileceğini ifade eden Eren, “Glüten hassasiyeti, kişinin çölyak hastası olmamasına rağmen glütenli gıdalar tükettikten sonra bazı rahatsızlıklar yaşaması anlamına gelir. Yaygın belirtiler arasında; karın ağrısı, şişkinlik, gaz, ishal, kabızlık yer alır. Sindirim dışı şikayetlere ise; baş ağrısı, halsizlik, konsantrasyon bozukluğu ve eklem ağrıları örnek verilebilir. Hassasiyetin tespiti için özel bir tanı yöntemi bulunmadığından, çölyak hastalığı ve buğday alerjisi testlerinden sonra, glütensiz diyetle semptomların düzelip düzelmediğine bakılır. Glüten hassasiyeti, çölyaktan farklı olarak bağırsakta kalıcı hasarlar bırakmaz ancak günlük yaşamı oldukça zorlaştırır” dedi.</p>
<p><strong>Çölyak tedavi edilmezse ciddi problemlere yol açabilir</strong></p>
<p>Çölyak hastalarında glüten, bağışıklık sisteminin ince bağırsaklara saldırmasına yol açar. İnce bağırsakların da bu saldırılar sonucu zarar göreceğini açıklayan Eren, “Çölyakta; sürekli karın ağrısı, şişkinlik, ishal, kabızlık, yorgunluk, kansızlık, kemik yoğunluğunun azalması, ciltte kaşıntılı döküntüler ve depresyon ya da anksiyete görülebilir. Ayrıca buğday alerjisi olan bireylerde glüten, alerjik reaksiyonlara da neden olabilir. Tüm bu ihtimaller göz önünde bulundurularak, sayılan semptomlara sahip kişilerin glüteni sindirip sindiremediği bilimsel olarak incelenmeli” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, glüten içeren ve içermeyen en yaygın besinleri sıraladı:</strong></p>
<p><strong>Glüten içeren besinler:</strong> Buğday, yulaf, arpa ve çavdarın kedisi ve unu ile yapılmış her türlü yiyecek, bulgur, makarna, şehriye, erişte, kuskus, bisküvi, simit, dondurma külahı, ekmek, tarhana, yarma, irmik, kraker, börek, pasta, çörek, sosis, mısır gevrekli süt ürünleri, hazır çorbalar, çok yağ eklenmiş yiyecekler, kaymak, krema, fındık, fıstık, badem, ceviz, baklava, tulumba, revani gibi unlu tatlılar, kek, çikolata, kurabiye, puding gofret, hazır salça, ketçap, unla yapılmış soslar ve hazır satılan çeşni verici yiyecekler.</p>
<p><strong>Glüten içermeyen besinler: </strong>Süt, salep, ıhlamur, çay, ayran, meyve suları, limonata, gazoz, doğal yoğurt, labne peyniri, mascarpone, mozerella gibi taze peynirler, parmesan, et, balık, kümes hayvanları,   yumurta, peynir, pirinç, pirinç unu ve nişasta ile yapılmış yiyecekler, mısır unu ile yapılmış ekmek, patates, glütensiz unlardan yapılmış ekmekler, kinoa, chia, amarant, karabuğday, kurubaklagiller, sebze ve meyveler, şeker, bal, komposto, pekmez, hoşaf, sirke, limon, salamura, turşu, baharatlar, tuz, domates suyu, ev salçası. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/glutensiz-beslenme-herkes-icin-dogru-tercih-degil-548611">Glütensiz beslenme herkes için doğru tercih değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Destek almak &#8216;zayıflık&#8217; değil, iyileşmenin ilk adımı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/destek-almak-zayiflik-degil-iyilesmenin-ilk-adimi-548554</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Jun 2025 07:50:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[adımı]]></category>
		<category><![CDATA[almak]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[iyileşmenin]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=548554</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (SHMYO) Engelli Bakımı ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Öğr. Gör. Gönül Kil Tetik, engelli bireylerin topluma tam katılımı ve bağımsız bir yaşam sürmeleri için rehabilitasyon sürecinin kritik önem taşıdığını anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/destek-almak-zayiflik-degil-iyilesmenin-ilk-adimi-548554">Destek almak &#8216;zayıflık&#8217; değil, iyileşmenin ilk adımı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (SHMYO) Engelli Bakımı ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Öğr. Gör. Gönül Kil Tetik, engelli bireylerin topluma tam katılımı ve bağımsız bir yaşam sürmeleri için rehabilitasyon sürecinin kritik önem taşıdığını anlattı.</p>
<p><strong>Rehabilitasyon süreci bireysel ihtiyaçlara göre değişiklik gösteriyor</strong></p>
<p>Engelli bireyler için rehabilitasyon sürecinin, bireyin engel türüne, şiddetine, yaşına, genel sağlık durumuna ve bireysel ihtiyaçlarına göre değişiklik gösterdiğini ifade eden Öğr. Gör. Gönül Kil Tetik, “Bu süreç, uzmanlar tarafından multidisipliner bir yaklaşımla titizlikle planlanır ve uygulanır. Sürecin ilk adımı olan başlangıç değerlendirmesinde, bireyin durumu çok yönlü olarak ele alınır. Bu kapsamda; tıbbi durumu (nöroloji, ortopedi, psikiyatri), fiziksel fonksiyonları (kas gücü, denge, hareket açıklığı), psikolojik ve bilişsel kapasitesi, sosyal çevresi (aile yapısı, yaşam koşulları) ile eğitimsel ve mesleki geçmişi incelenir. Bu detaylı değerlendirmenin amacı, bireyin ihtiyaçlarını ve potansiyelini belirleyerek kişiye özel bir rehabilitasyon planı oluşturmaktır.&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Rehabilitasyon planı uzmanların ortak çalışmasıyla yürütülüyor</strong></p>
<p>Rehabilitasyon planının fizyoterapist, ergoterapist, psikolog ve özel eğitim öğretmeni gibi birçok uzmanın ortak çalışmasıyla yürütüldüğünü dile getiren Öğr. Gör. Gönül Kil Tetik, şöyle devam etti:</p>
<p>“Tedavi planı; fizik tedavi ve egzersiz programlarından mesleki (iş-uğraş) terapiye, psikososyal destekten aile eğitimine kadar geniş bir yelpazeyi kapsar. İhtiyaç duyulması halinde bu plana konuşma ve dil terapisi, ortez/protez kullanımı ve özel eğitim gibi destekler de dahil edilir. Belirlenen hedefler doğrultusunda günlük, haftalık veya aylık seanslarla uygulanan bu plan, bireyin ilerlemesi düzenli olarak izlenerek dinamik bir şekilde güncellenir. Bu kapsamlı planın hayata geçirilmesi, fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanı, fizyoterapist, ergoterapist, psikolog, psikiyatrist, özel eğitim öğretmeni ve sosyal hizmet uzmanı gibi alanında yetkin, multidisipliner bir ekibin iş birliğini gerektirir. Gerektiğinde diyetisyenler de sürece dahil olur. Rehabilitasyonun süresi ise standart olmayıp kişiye göre büyük farklılıklar gösterir; bu süreç birkaç aydan birkaç yıla kadar uzayabildiği gibi, bazı engellilik durumlarında ömür boyu devam edebilir.”</p>
<p><strong>Fiziksel ve zihinsel engeller için uygulanan rehabilitasyon yöntemlerinin farkları neler?</strong></p>
<p>Fiziksel ve zihinsel engeller için uygulanan rehabilitasyon yöntemlerinin, engelin türüne, derecesine ve bireyin ihtiyaçlarına göre farklılık gösterdiğini de kaydeden Öğr. Gör. Gönül Kil Tetik, “Bu farklar hem hedeflenen alanlarda hem de kullanılan tekniklerde kendini gösterir. Fiziksel engeller daha çok bedensel işlevleri yeniden kazandırmayı hedeflerken, zihinsel engellerde amaç; öğrenme, iletişim ve sosyal yaşama katılım gibi alanlarda bireyin gelişimini sağlamaktır. Bu nedenle rehabilitasyon süreçleri araç, yöntem ve uzmanlık açısından oldukça farklılaşır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Erken teşhis ve zamanında terapi, çocuğun yaşam kalitesini artırıyor</strong></p>
<p>Erken müdahalenin, çocuklarda hem fiziksel hem de zihinsel rehabilitasyonun başarısını büyük ölçüde artırdığına işaret eden Öğr. Gör. Gönül Kil Tetik, “Müdahalenin gecikmesi, çocuğun potansiyelini sınırlayabilir. Bu yüzden özellikle gelişimsel bozukluklar, duyusal eksiklikler ya da motor problemler söz konusu olduğunda, erken teşhis ve zamanında terapi, çocuğun yaşam kalitesini belirleyici düzeyde etkiler.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Bağımsız yaşam becerilerini geliştirmek için yemek yapma da öğretiliyor</strong></p>
<p>Engelli bireylerin bağımsız yaşam becerilerini geliştirmek için yapılanlara dikkat çeken Öğr. Gör. Gönül Kil Tetik, şöyle devam etti:</p>
<p>“Engelli bireylerin bağımsız yaşam becerilerini geliştirmek için birçok temel alanda çalışma yapılır. Bu çalışmalar; kişisel bakım, yemek yapma ve temizlik gibi günlük yaşam becerilerinin kazandırılmasını kapsar. Aynı zamanda, bireylerin kendilerini ifade etmeleri, sosyal ilişkiler kurmaları ve topluma uyum sağlamaları için iletişim ve sosyal becerileri desteklenir. Hareket özgürlüğü için toplu taşıma kullanımı ve güvenli hareketlilik gibi ulaşım becerileri üzerinde durulurken; alışveriş yapma, bütçe oluşturma ve zamanı planlama gibi pratik yetenekler de kazandırılır. Süreç, meslek edindirme, teknoloji kullanımı, kendi sağlığını takip etme ve acil durumlara hazırlıklı olma gibi alanlarda verilen desteklerle tamamlanarak bireyin her yönden güçlenmesi hedeflenir.”</p>
<p><strong>Profesyonel destek almak zayıflık değil…</strong></p>
<p>Rehabilitasyon sürecinde karşılaşılan toplumsal önyargıların hem bireyin psikolojik iyileşmesini hem de topluma yeniden katılımını olumsuz etkileyen en büyük engellerden biri olduğunu söyleyen Öğr. Gör. Gönül Kil Tetik, “Bu süreçte bireyler ne yazık ki; işlevsiz ya da bağımlı olarak görülme, özellikle ruhsal rahatsızlıklarda korkuyla dışlanma ve iyileşme sürecine dair umutsuzluk gibi yanlış algılarla yüzleşmektedir. Ayrıca, profesyonel destek almanın toplumda hâlâ zayıflık olarak görülmesi de sıkça rastlanan bir durumdur. Tüm bu önyargılar, bireyin özgüvenini zedeleyerek yaşam kalitesini düşürmektedir.” dedi.</p>
<p><strong>Toplumu doğru bilgilendirmek şart</strong></p>
<p>Bu yıkıcı algılarla mücadele etmek için ise bütüncül bir yaklaşım benimsendiğine vurgu yapan Öğr. Gör. Gönül Kil Tetik, “Toplumu doğru bilgilendirmek amacıyla eğitim ve farkındalık kampanyaları düzenlenir. Rehabilitasyon sürecini başarıyla tamamlamış bireylerin hikayeleri rol model olarak öne çıkarılır. Bireylerin yalnız hissetmemesi için destek grupları ve psikososyal rehabilitasyon programları hayata geçirilir. Engelliliğe bir eksiklik olarak değil, bir insan hakkı meselesi olarak yaklaşan hak temelli bir anlayış yaygınlaştırılır ve yanlış temsillerin önüne geçmek için medyadaki dilin ve içeriğin düzenlenmesi teşvik edilir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/destek-almak-zayiflik-degil-iyilesmenin-ilk-adimi-548554">Destek almak &#8216;zayıflık&#8217; değil, iyileşmenin ilk adımı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başarısızlık değil, gelişim için bir deneyim!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/basarisizlik-degil-gelisim-icin-bir-deneyim-546373</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Jun 2025 09:07:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[başarısızlık]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[deneyim]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=546373</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, karne döneminde çocukların hissettikleri ve özellikle ailelerin çocuklarıyla iletişiminde kaçınması gerekenler hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/basarisizlik-degil-gelisim-icin-bir-deneyim-546373">Başarısızlık değil, gelişim için bir deneyim!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, karne döneminde çocukların hissettikleri ve özellikle ailelerin çocuklarıyla iletişiminde kaçınması gerekenler hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Önemli olan sonuç değil, çocukların gösterdikleri çaba!</strong></p>
<p>Karne döneminde gelen notların her zaman beklendiği gibi olmayabileceğini hatırlatan Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, “Ancak bu durum, çocukların ya da ergenlerin değerini belirlemez.” dedi.</p>
<p>Yaz tatilinin, kötü geçen bir dönemi telafi etmek, öğrenme eksiklerini fark etmek ve duygusal olarak yeniden toparlanmak için önemli bir fırsat olabileceğini ifade eden Ülkü, “Bu süreçte ailelerin odaklanması gereken en kıymetli şey çocuktaki gelişim ve çabadır. Unutmayalım ki sadece sonuç değil, gösterilen emek de övgüyü hak eder.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Sadece notlar üzerinden değerlendirilen çocuklar, sevildiklerini hissetmeyebilir!</strong></p>
<p>Karne döneminin, birçok ergen için sadece akademik başarılarının değerlendirilmesi değil, aynı zamanda ailelerinin, öğretmenlerinin ve arkadaş çevresinin onlara bakışını etkileyen kritik bir süreç olduğuna dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, “Bu dönemde ergenler, ‘yeterli miyim, başarılı mıyım, ailemi hayal kırıklığına uğrattım mı?’ gibi düşüncelerle baş başa kalabilirler. Özellikle mükemmeliyetçi yapıya sahip ya da sürekli başkalarıyla kıyaslanan ergenlerde kaygı, utanç ve değersizlik duyguları artabilir.” dedi.</p>
<p>Ebeveynlerin karneye değil, çocuğun çabasına odaklanmalarının çok önemli olduğunu vurgulayan Ülkü, “Notlar, çocuğun potansiyelini ya da kişiliğini tam anlamıyla yansıtmaz. Karne, bir sürecin sadece çıktısıdır. Bu çıktının nasıl oluştuğu, hangi koşullarda başarı ya da başarısızlık yaşandığı dikkatle değerlendirilmeli. Ebeveynler çocuklarını sadece notlar üzerinden değerlendirdiklerinde, çocuklar koşulsuz sevildiklerini hissetmeyebilirler. Bu da motivasyon düşüklüğüne, kaygıya ve içe kapanmaya neden olabilir. Oysa çocuklarının yanında olduklarını hissettirmek, onları anlamak ve duygularına alan açmak çok daha uzun vadeli etkiler yaratır.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Başarısızlık, kişisel bir eksiklik değil, gelişimsel bir deneyim olarak görülmeli!</strong></p>
<p>“Düşük notlar, çocuklar için başarısızlıkla özdeşleştiğinde özsaygı zedelenebilir.” diyen Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, bu noktada ebeveyn ve öğretmenlerin çocuklara yaklaşımının oldukça önemli olduğuna işaret etti.</p>
<p>‘Sen zaten tembelsin’ gibi etiketleyici ifadeler yerine, ‘bu dönem istediğin gibi gitmemiş olabilir ama bu sadece bir dönemdi, önümüzdeki dönem için neler yapabiliriz, onları konuşabiliriz’ gibi geçiciliği vurgulayan ve çabaya odaklanan ifadeler kullanmak gerektiğini kaydeden Ülkü, “Ayrıca çocuğun güçlü yönlerini hatırlatmak, başarıyı sadece akademik notlarla sınırlandırmamak ve başarısızlığın kişisel bir eksiklik değil gelişimsel bir deneyim olduğunu vurgulamak, özsaygının korunmasına yardımcı olur.” dedi.</p>
<p><strong>Yeniden motivasyon için önce duygulara alan açmak gerekir!</strong></p>
<p>Bu dönemde bireylerin dış onaya daha fazla ihtiyaç duyduğunu ve sosyal karşılaştırmalar yoğunlaştığını dile getiren Ülkü, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Başarı, hem aile hem çevrede bir değer ölçütü olarak sunulduğunda, ergenler başarısızlık yaşadıklarında bunu kişisel yetersizlik olarak algılayabilirler.</p>
<p>Yeniden motivasyon için önce duygulara alan açmak gerekir. ‘Üzgünüm, istediğin gibi geçmemiş olabilir. Bunu birlikte değerlendirelim’ gibi empatik bir yaklaşım çocuğun yeniden toparlanmasına destek olur. Ardından, hedef belirleme, yapılabilir adımlara bölme ve başarı dışındaki gelişim alanlarını da takdir etme, içsel motivasyonun yeniden oluşmasına katkı sağlar.”</p>
<p><strong>Karne dönemi aile-çocuk iletişimini güçlendirmek için bir fırsat…</strong></p>
<p>Bu dönemde bazı ailelerde iletişimin daha destekleyici hale gelirken, bazı ailelerde eleştiri, kıyaslama ve baskının ön plana çıkabileceğine işaret eden Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, “Çocuklar, notlarının yeterli olmadığını düşündüklerinde ailelerinden uzaklaşabilir, iletişimi azaltabilir ya da öfke patlamaları yaşayabilir. Oysa bu dönem, çocuğun duygusal ihtiyacını fark etmek ve ilişkiyi güçlendirmek için bir fırsat olarak da değerlendirilebilir.” dedi.</p>
<p><strong>Sosyal medya da çocuklarda yetersizlik duygusunu tetikleyebilir!</strong></p>
<p>Ailelerin, karne döneminde çocuklarıyla konuşurken kaçınması gereken ifadelere değinen<strong> </strong>Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“En çok kullanılan ‘senin yaşındayken ben&#8230;’, ‘komşunun çocuğu çok iyi not almış’, ‘bu kadar uğraştım, karşılığı bu mu?’ gibi ifadeler hem kıyaslama hem de değersizlik duygusu yaratır. Bunun yerine, ‘senin için zor bir dönemdi, bunu birlikte konuşabiliriz’ gibi yapıcı ve kapsayıcı bir dil kullanmak gerekir.</p>
<p>Öte yandan sosyal medya, özellikle ergenlik döneminde bireylerin kendilerini başkalarıyla karşılaştırmalarına zemin hazırlayan güçlü bir mecra haline geldi. Karne dönemiyle ilgili yapılan abartılı başarı paylaşımları ya da mizahi aşağılamalar, bazı ergenlerde yetersizlik, değersizlik ya da utanç duygularını tetikleyebilir. Bu nedenle ailelerin ve yetişkinlerin çocukların mahremiyetini gözetmesi ve başarıya dair yapılan paylaşımlarda duyarlı olması önemli.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/basarisizlik-degil-gelisim-icin-bir-deneyim-546373">Başarısızlık değil, gelişim için bir deneyim!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İsrail&#8217;in hedefi rejim değil, nükleer program!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/israilin-hedefi-rejim-degil-nukleer-program-545553</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Jun 2025 09:23:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[hedefi]]></category>
		<category><![CDATA[israilin]]></category>
		<category><![CDATA[nükleer]]></category>
		<category><![CDATA[program]]></category>
		<category><![CDATA[rejim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=545553</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Fehmi Ağca, İran-İsrail savaşını değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/israilin-hedefi-rejim-degil-nukleer-program-545553">İsrail&#8217;in hedefi rejim değil, nükleer program!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Fehmi Ağca, İran-İsrail savaşını<strong> </strong>değerlendirdi.</p>
<p><strong>İran boşluğu hızla dolduracaktır </strong></p>
<p>İsrail hava kuvvetlerince ilk gece yapılan hava taarruzları sonucunda İran’ın üst düzey askeri yöneticilerinin öldürülmesinin, kısa bir süre için İran’ın askeri liderliğinde bir zafiyete neden olabileceğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Fehmi Ağca, “Ancak, askeri hiyerarşi içinde yeterli tecrübeye sahip alt kademedeki personel arasından çok kısa süre içinde yapılan atamalarla bu zafiyetin kısa sürede giderileceği düşünülmektedir.  Nitekim 2 gün dahi dolmadan gerekli atamalar yapılmıştır. Nükleer bilim adamlarının öldürülmesi ise İran’ın bilimsel ve teknolojik kapasitesinde kısa dönemde zafiyet oluşturabilir ve İran’ın nükleer programında gecikmelere neden olabilir. Ancak, İran gibi köklü devlet geleneğine sahip bir ülkede, bilim ve teknoloji kapasitesi sadece belirli sayıdaki bilim adamlarına bağlı değildir. Geriden gelen genç bilim adamları suikast sonucu ya da eceliyle ölen bilim adamlarının yerini alacaktır. Bu maksatla, çeşitli nedenlerle oluşacak bilim adamı açığını telafi edecek şekilde eğitim altyapısının oluşturulduğu düşünülmektedir.” dedi.</p>
<p><strong>Saldırılar rejime desteği artırır</strong></p>
<p>İsrail’in sadece askeri liderleri hedef alıp üst düzey siyasi liderleri henüz hedef almamasının, İran’daki rejimin değiştirilmesine yönelik bir hedefinin olmadığını gösterdiğini de söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Fehmi Ağca, “Diğer yandan üst düzey askeri veya siyasi liderlere yönelik suikast eylemleri İran halkının rejime daha fazla destek vermesine neden olacaktır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Başta ABD olmak üzere Batılı güçler İsrail’i destekliyor</strong></p>
<p>İsrail&#8217;in bu denli açık ve üst düzey hedeflere saldırmasının arkasındaki temel stratejik motivasyonun, İran’ın nükleer silah yapma kapasitesini tamamen ortadan kaldırma konusundaki kararlılığı olduğunu da söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Fehmi Ağca, “Çünkü İsrail’in bekasına yönelik en büyük tehdidin nükleer bir saldırı olacağı değerlendirilmektedir. Diğer yandan başta ABD olmak üzere, özellikle İngiltere ve Almanya gibi Batılı güçler, İsrail’in kendini savunma hakkı olduğunu beyan ederek İsrail saldırganlığını desteklemekte ve İsrail’e doğrudan silah ve mühimmat desteği sağlamaktadır. Batılı devletlerin desteği sayesinde, savaşın ilk gününde 200 uçakla taarruz eden İsrail’in operasyonel kapasitesinin oldukça yüksek olduğu görülmektedir.” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>İran karşı istihbarat konusunda büyük zafiyet içinde</strong></p>
<p>İsrail’in büyük bir isabetle İran’ın askeri liderlerini ve nükleer bilim adamlarını hedef alarak öldürmesinin, İsrail’in istihbarat örgütü MOSSAD’ın İran içinde çok güçlü bir istihbarat ağına sahip olduğunu, İran’ın ise özellikle karşı istihbarat konusunda çok büyük bir zafiyet içinde olduğunu gösterdiğini de anlatan Dr. Öğr. Üyesi Fehmi Ağca, şöyle devam etti:</p>
<p>“Ayrıca, siyasi liderliğin de geçmiş olaylardan ders almadığını ve İsrail’in saldırı olasılığının çok yüksek olduğu son derece hassas bir dönemde üst düzey yöneticilerin ve kritik bilim adamlarının korunması için yeterli tedbirlerin alınmadığını göstermektedir. İran’ın operasyonel askeri kapasitesinin ve özellikle hava savunma sistemlerinin ABD’nin elektronik harp desteği ile, İsrail tarafından yapılan hava taarruzları esnasında etkisiz hale getirildiği anlaşılmaktadır. İran’ın bu ihtimali önceden dikkate alarak gerekli tedbirleri almaması stratejik öngörüsüzlük olarak değerlendirilebilir.”</p>
<p><strong>İsrail’in oldukça etkin hava savunma sistemi var</strong></p>
<p>İran’ın İsrail’e vereceği tepkinin İsrail üzerindeki etkilerinin sınırlı olacağının söylenebileceğini de kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Fehmi Ağca, “İsrail’in oldukça etkin hava savunma sistemi sayesinde İran tarafından yapılacak balistik füze ve dron saldırılarının çok büyük kısmını havada etkisiz hale getirdiği ve sınırlı sayıda füzenin demir kubbeyi delerek hedeflerine ulaştığı gözlenmektedir. Ancak, İran daha etkili hipersonik füzelerini kullanarak İsrail hava savunma sistemini geçerek İsrail’in askeri ve ekonomik hedeflerine önemli hasarlar verebilir. İsrail’in ise bunu göze aldığı anlaşılmaktadır.” dedi.</p>
<p><strong> Hiçbir güç küresel bir savaş istemiyor</strong></p>
<p>ABD’nin Ortadoğu’ya yönelik dış politikasının birinci önceliğinin İsrail’in güvenliği olduğuna da dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Fehmi Ağca, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bu nedenle, ABD İsrail’i uluslararası hukuka aykırı bütün eylemlerine rağmen kayıtsız şartsız desteklemeye devam edecektir. Özellikle askeri silah, teçhizat ve mühimmat desteğini ve istihbarat paylaşımını sürdürmeye devam edecektir. Bu nedenle, İran’ın nükleer altyapısı tamamen bertaraf edilinceye kadar İsrail’e desteğini sürdüreceği değerlendirilmektedir.</p>
<p><strong>Rusya ve Çin’in tutumu ne?</strong></p>
<p>İsrail’in saldırısına, Rusya ve Çin gibi küresel aktörlerin kınama dışında önemli bir tepki vermeyecekleri söylenebilir. Muhtemelen İran’a nükleer silah üretme projesinden vazgeçmesi ve ABD ile bir an evvel anlaşmaya varması yönünde tavsiye ve telkinlerde bulunacaklardır. Mevcut durumda hiçbir gücün küresel bir savaşı istemediği ve bu savaşın bir an evvel durmasını istediği değerlendirilmektedir.”</p>
<p><strong>İran’ın nükleer silah geliştirme projesi hedef</strong></p>
<p>İsrail’in, Ortadoğu’daki mevcut bütün devletleri tehdit olarak algıladığını da vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Fehmi Ağca, “Bu yüzden bazen askeri gücünü kullanarak, bazen de ABD’nin askeri ve siyasi gücünü arkasına alarak hedef ülkelerin yönetimlerini baskı altına almaya veya yönetim değişikliğine zorlamaktadır.  İsrail için en önemli tehdit, aslında karadan sınır komşuları olan Mısır ve Suriye’dir. Bu iki ülkenin günümüz itibarıyla İsrail’e karşı askeri bir hareket yapma kabiliyeti ve siyasi iradesi olmadığı için, en önemli stratejik tehdit olarak İran öne çıkmıştır. Eğer İran’ın nükleer silah geliştirme projesi olmasaydı, İsrail İran’ı hedef almaz ve böyle bir saldırıda bulunmazdı. ABD ve İsrail için temel tehdit, İran rejimi değil, İran’ın nükleer silah yapma kapasitesine ulaşma ihtimalidir. İran’ın bu yeteneği ortadan kaldırılırsa ve ABD’nin istediği şekilde bir anlaşma yapmaya razı olursa bu savaşın devamına gerek duyulmayacaktır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>İran’ın nükleer programı tamamen yok edilene kadar savaşa devam edebilir</strong></p>
<p>İran eğer İsrail’in askeri ve ekonomik tesislerine büyük ölçüde hasar verebilir ve bilhassa askeri ve sivil havaalanlarını tahrip etmek suretiyle, İsrail’in İran’a karşı en etkili gücü olan hava kuvvetlerinin operasyon yapma kabiliyetini bertaraf edebilirse, savaşın daha fazla uzamadan ABD ile acilen bir uzlaşma sağlanabileceğini anlatan Dr. Öğr. Üyesi Fehmi Ağca, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bu noktada ABD’nin siyasi kararı önem kazanacaktır. ABD, böyle bir olasılık halinde İsrail yanında savaşa fiilen iştirak ederek İran’ın nükleer programını tamamen yok edene kadar savaşa devam edebilir. Böylece, İran’ın Hürmüz Boğazını kapatarak Körfez ülkelerinden yapılmakta olan petrol sevkiyatını engelleme kapasitesini ortadan kaldırmaya çalışabilir. Böyle bir gelişme, İran’ın ABD tarafından öne sürülen anlaşma koşullarını kabul etmesini ve savaşın bu şekilde sona ermesini sağlayabilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/israilin-hedefi-rejim-degil-nukleer-program-545553">İsrail&#8217;in hedefi rejim değil, nükleer program!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalp krizi değil, &#8216;Kırık Kalp Sendromu&#8217;!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kalp-krizi-degil-kirik-kalp-sendromu-545328</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Jun 2025 12:26:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kırık]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[sendromu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=545328</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, yoğun stres veya duygusal travmaların tetiklediği ve kalp krizine benzer belirtilerle ortaya çıkan ‘kırık kalp sendromu’ hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-krizi-degil-kirik-kalp-sendromu-545328">Kalp krizi değil, &#8216;Kırık Kalp Sendromu&#8217;!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, yoğun stres veya duygusal travmaların tetiklediği ve kalp krizine benzer belirtilerle ortaya çıkan ‘kırık kalp sendromu’ hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Stres hormonlarının kalp kasına olan etkileri kırık kalp sendromuna neden oluyor!</strong></p>
<p>Kırık kalp sendromunun, yoğun stres, ani üzüntü veya aşırı duygusal travmalar sonucunda kalbin geçici olarak zayıflamasıyla ortaya çıkan bir durum olduğunu aktaran Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Genellikle sevilen birinin kaybı, iş ile ilgili problemler, ayrılık, büyük korkular veya beklenmedik biçimde gerçekleşen ani olaylar tetikleyici olabilir.” dedi.</p>
<p>Yapı itibariyle kalp krizine benzer belirtiler gösterse de, ortaya çıkış nedenleri arasında farklar olduğunu vurgulayan Aydın, “Kalp krizi damar ve kalp damarının durumları ile ilgilidir. Yani doğrudan kalpte ortaya çıkan organik problemlerle ilişkili. Kırık kalp sendromu belirtileriyse stres hormonlarının kalp kasına olan etkilerden dolayı ortaya çıkar. Göğüs ağrısı, bulantı, baş dönmesi, nefes darlığı, çarpıntı, halsizlik ve sersemlik gibi belirtiler görülebilir. Kırık kalp sendromu olan kişilerde yapılan testlerde damar tıkanıklığı gibi problemler görülmez. Yoğun strese bağlı olarak kalpte ve vücutta birtakım belirtiler ortaya çıkar.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Üzüntü, korku, kayıp veya travmatik olaylar tetikleyebiliyor!</strong></p>
<p>Çoğu hastanın, uygun tedaviyle birkaç hafta içinde tamamen iyileştiğini ve kalpte kalıcı bir hasar kalmadığını dile getiren Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Ancak bazı durumlarda, kalp kasının toparlanması daha uzun sürebilir ve nadiren de olsa kalp yetmezliği gibi komplikasyonlara yol açabilir. Özellikle daha önce kalp hastalığı olan veya tekrarlayan ataklar yaşayan kişilerde, kalbin pompalama gücü kalıcı olarak azalabilir.” dedi.</p>
<p>Bu nedenle, stres yönetimi ve sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemenin, kırık kalp sendromunun tekrarlamasını önlemek için önemli olduğuna dikkat çeken Aydın, şunları söyledi:</p>
<p>“Kırık kalp sendromu, vücutta aşırı stresin yol açtığı biyolojik değişiklikler nedeniyle gelişir. Ani ve yoğun duygusal stres, vücutta yüksek miktarda, başta adrenalin olmak üzere, stres hormonu salgılar. Bu hormonlar, kalp kasının anormal bir şekilde kasılmasına ve dolayısıyla kalp fonksiyonunun bozulmasına yol açabilir. Beyin, kalbe sinyaller göndererek bu stres yanıtını yönetmeye çalışırken, kalp kası geçici olarak zayıflar ve sağlıklı bir şekilde pompalama yapamaz. Özellikle ani üzüntü, korku, büyük bir kayıp veya travmatik bir olay, bu sendromun tetikleyicisi olabilir. Aşk acısı ve yas bu durumun oluşmasında etkili olabilecek tetikleyicilerdendir.”</p>
<p><strong>Duygusal hassasiyet riski artırıyor!</strong></p>
<p>Kişilik özelliklerinin, kırık kalp sendromunun gelişiminde etkili olabileceğine değinen Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Araştırmalar, daha duyarlı, aşırı empatik, stresle başa çıkma mekanizmaları zayıf olan ya da aşırı duygusal kişilerde bu sendromun gelişme riskinin daha yüksek olduğunu gösteriyor.” dedi.</p>
<p>Duygusal olarak daha hassas bireylerin, stresli olayları daha yoğun hissedebileceğine ve bu durum kalp üzerinde daha büyük bir baskı yaratabileceğine işaret eden Aydın, “Kişilik özelliklerinin yanı sıra, geçmişte yaşanan travmalar, stresle başa çıkma biçimleri ve sosyal destek düzeyi de risk faktörlerini etkileyebilir. Özetle, duygusal hassasiyet ve stresle başa çıkma yeteneği, kırık kalp sendromu riskini artıran önemli faktörler arasında yer alabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Stres yönetimi kırık kalp sendromu ile başa çıkmak için önemli bir adım!</strong></p>
<p>Kırık kalp sendromu yaşayan bir kişinin, öncelikle duygusal ve psikolojik açıdan desteklenmesi gerektiğini dile getiren Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Bu kişiler için, duygusal travmanın iyileşmesi kadar, psikolojik destek de önemlidir.” dedi.</p>
<p>Öncelikle, kişinin yaşadığı duygusal acıyı anlamak ve onlara empati göstermek gerektiğini kaydeden Aydın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Kişinin stresle başa çıkma becerilerini güçlendirmek, meditasyon, derin nefes almayı öğretmek gibi rahatlama teknikleri sunmak faydalı olabilir. Ayrıca, destek grupları veya terapi seansları gibi profesyonel yardım seçenekleri, kişinin duygusal iyileşme sürecini hızlandırabilir. Kırık kalp sendromunun tekrarını önlemek için, stres yönetimi ve sağlıklı duygusal ifade yolları hakkında rehberlik yapmak da önemli bir adımdır. Sosyal destek ve sevgi dolu bir çevre, kişinin iyileşme sürecinde büyük bir fark yaratabilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-krizi-degil-kirik-kalp-sendromu-545328">Kalp krizi değil, &#8216;Kırık Kalp Sendromu&#8217;!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Müze sadece eser değil, hikâye de sergiler&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/muze-sadece-eser-degil-hikaye-de-sergiler-544007</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Jun 2025 09:05:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[eser]]></category>
		<category><![CDATA[hikye]]></category>
		<category><![CDATA[müze]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[sergiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=544007</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doç. Dr. Dilek Maktal Canko, müzecilikte kurgunun dönüştürücü gücünü Bornova’da anlattı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/muze-sadece-eser-degil-hikaye-de-sergiler-544007">&#8220;Müze sadece eser değil, hikâye de sergiler&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Doç. Dr. Dilek Maktal Canko, müzecilikte kurgunun dönüştürücü gücünü Bornova’da anlattı</b></p>
<p>Ege Üniversitesi Etnografya Müzesi Müdürü ve Ege Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Dilek Maktal Canko, Bornova Belediyesi Müze Müdürlüğü&#8217;nün &#8220;Taşların Hafızası Söyleşi Serisi&#8221; kapsamında “Zamanın Tanıkları: Müzecilik Sanatı” konulu sunumuyla Bornovalılarla buluştu. Doç. Dr. Canko, bir kurgu yaratarak eserlerin sergilendiği müzelerin sayısının artmasının önemine vurgu yaptı.</p>
<p><b> &#8220;Koleksiyonun ötesine geçen bir anlatı gerekli&#8221;</b></p>
<p>Söyleşide, müzeciliğin kazandığı yeni anlamlar ve misyonlar ile dünyada ve Türkiye’deki müzecilik anlayışının geldiği noktaya ilişkin görüşlerini aktaran Doç. Dr. Canko, nesneleri ve sanat eserlerini korumaktan öte bir kurgu yapmanın ve hikâye anlatmanın bu alanda geçerli bir anlayış haline geldiğini söyledi.</p>
<p><b> &#8220;Müzeler, toplumun belleğini canlı tutar&#8221;</b></p>
<p>Müzelerin yalnızca koleksiyonlardan ibaret olmadığının altını çizen Canko, “Müzeler, toplumun belleğini canlı tutup kültürel hafızanın nesilden nesile aktarılmasını sağlarlar” dedi. Müzelerde sergilenen eserlerin bir hikâyenin parçası olarak sunulduğunda daha çok iz bıraktığını, özellikle çocukların da bu şekilde bir bağ kurabildiklerini ve kalıcı bir öğrenme süreci yaşadıklarını dile getiren Canko, “Bu anlamda müzecilik, nesneleri ya da sanat eserlerini koruyan ve saklayan yerler olmaktan ziyade, onlara anlam katarak izleyicilere aktaran yerler haline gelmeye başladı. Bu da müzeciliğin ilk başta olduğu gibi eğitim yönünü ön plana çıkarmaya başladı” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/muze-sadece-eser-degil-hikaye-de-sergiler-544007">&#8220;Müze sadece eser değil, hikâye de sergiler&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dersler değil tencereler kaynadı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dersler-degil-tencereler-kaynadi-543086</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Jun 2025 08:28:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[dersler]]></category>
		<category><![CDATA[kaynadı]]></category>
		<category><![CDATA[tencereler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=543086</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Meslek Fabrikası, gençlerin en uygun bütçe ile en sağlıklı yemekleri yapabilmesi ve temel mutfak becerilerini edinmesi amacıyla “Dersler Değil Tencereler Kaynıyor” projesinin ilk atölyesini yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dersler-degil-tencereler-kaynadi-543086">Dersler değil tencereler kaynadı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Meslek Fabrikası, gençlerin en uygun bütçe ile en sağlıklı yemekleri yapabilmesi ve temel mutfak becerilerini edinmesi amacıyla “Dersler Değil Tencereler Kaynıyor” projesinin ilk atölyesini yaptı. Teorik eğitimin ardından tezgâh başına geçen gençler, tencereleri kaynatıp en ekonomik ve en sağlıklı yemekleri birlikte yedi.  </p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Meslek Fabrikası Şube Müdürlüğü, ekonomik koşullar ve gıda güvenliğinin önemini göz önüne alarak önemli bir proje başlattı. İzmirli gençlerin uygun bütçe ile sağlıklı yemekler yapabilmesi amacıyla başlatılan “Dersler Değil Tencereler Kaynıyor” projesinin ilk atölyesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Örnekköy’de bulunan Meslek Fabrikası Kurs Merkezi’nde başlatıldı. Eğitmen Tülin Korkmaz eşliğinde tezgâh başına geçen gençler, kesme tahtalarının farklı renklerde olmasının sebeplerinden temel mutfak becerilerine kadar pek çok konuda teorik eğitim aldı. Katılımcılar, daha sonra kremalı domates çorbası, makarna, köri soslu tavuk ve Kıbrıs tatlısı yaptı. Atölyenin çok faydalı geçtiğini kaydeden gençler, eğitim sonunda yaptıkları yemekleri birlikte yedi. </p>
<p><strong>Proje devam edecek</strong><br />Proje hakkında bilgi veren Meslek Fabrikası Şube Müdürü Zeki Kapı, Meslek Fabrikası olarak istihdama yönelik mesleki eğitim faaliyetlerini sürdürmenin yanı sıra toplumsal faydayı önceleyen belli projeleri de gerçekleştirdiklerini belirtti. Zeki Kapı, “Proje Geliştirme ve Uygulama Birimimiz, 18-30 yaş arası gençlerle bir çalışma yürüterek gençlerin taleplerini topladı. Bu taleplerin başında ekonomik ve sağlıklı besinlere ulaşım ile temel mutfak becerilerini kazanma yer alıyordu. Bu kapsamda Dersler Değil Tencereler Kaynıyor adlı atölye çalışması gerçekleştiriyoruz. Gençler ekonomik uygunluğu olan sağlıklı besinlerle üç çeşit yemek hazırladı. Bulaş riski yüksek olan ve sağlıklı olmayan besinlerden uzak durmak adına eğitmenimiz tarafından gençlere bilgilendirici sunumlar da yapıldı. Eğitimin sonunda bir sofra kurularak yapılan yemekleri hep beraber yediler. Malzeme desteği sağlayan Bortar Group iş birliği ile düzenlediğimiz projemizi devam ettireceğiz” dedi. </p>
<p><strong>“Artık daha sağlıklı yemek yapabileceğimi düşünüyorum”</strong><br />Atölyeye katılan İzmir Demokrasi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğrencisi Sıla Yıldız, “Bugün bu atölyede temel mutfak becerilerini öğrendik. En uygun bütçe ile hangi sağlıklı yemekleri yapabileceğimizi öğrendik. Bu özellikle öğrenciler için çok önemli. Öğrenciler genelde en kolay şekilde fast-food yemekleri tercih ederken burada sağlıklı besinlere en uygun bütçe ile nasıl ulaşılacağını gördük. Artık her yerde yemek yenmiyor. Örneğin kesme tahtalarının farklı renklerde olmasının anlamını bilmiyordum. Aslında renk katsın diye değilmiş. Bulaş riskini önlemek için farklı ürünlerin farklı tahtalarda kesilmesi gerekiyormuş. Ben yemek yapmayı çok bilmiyorum ama atölyeden sonra daha sağlıklı yemek yapabileceğimi düşünüyorum” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Zor olmayan ve maliyeti az olan yemekler”</strong><br />Dokuz Eylül Üniversitesi İktisat Bölümü öğrencisi Tunç Coşkun Aydemir de “Bugün kremalı domates çorbası, makarna, köri soslu tavuk ve Kıbrıs tatlısı yaptık. Bu yemekler zor olmayan ve maliyeti az olan yemekler. Bir öğrenci için bu yemekleri öğrenmek kolaylık sağlıyor. Evde çok yemek yaptığımız söylenemez. Yumurtadan öteye geçmiyorduk. Buraya öğrenmeye geliyoruz. Bu yüzden atölye faydalı ve keyifli oluyor. Köri soslu tavuğu daha önce yapmamıştım ama yemeyi çok severim. Bundan sonra ben de evde yapabileceğim” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>“Bu yemekleri evde yapabilirim”</strong><br />Uzaktan eğitimle Anadolu Üniversitesi Tıbbi Sekreterlik Bölümü öğrencisi Seçil Mutlu, “Hocamız bize atölyede püf noktaları anlattı. Tahtaların rengine kadar her şeyi öğrendik. Her şeyin maliyeti yüksek olduğu için daha uygun bütçe ile güzel yemek yapabilmeyi öğrendim. Öğrendiğim tarifler güzel menüler oldu. Kendim de evde deneyerek yapabilirim” sözlerine yer verdi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dersler-degil-tencereler-kaynadi-543086">Dersler değil tencereler kaynadı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kendini sevmekle narsisizm aynı şey değil!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kendini-sevmekle-narsisizm-ayni-sey-degil-542167</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Jun 2025 12:15:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aynı]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[kendini]]></category>
		<category><![CDATA[narsisizm]]></category>
		<category><![CDATA[sevmekle]]></category>
		<category><![CDATA[şey]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=542167</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, 4 Haziran Kendine Sarılma Günü kapsamında, bireylerin kendini sevmesi ve kendiyle barışık olmasının öneminden bahsetti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kendini-sevmekle-narsisizm-ayni-sey-degil-542167">Kendini sevmekle narsisizm aynı şey değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, 4 Haziran Kendine Sarılma Günü kapsamında, bireylerin kendini sevmesi ve kendiyle barışık olmasının öneminden bahsetti.</p>
<p><strong>Psikolojik sağlamlığın temel taşlarından biri bireyin kendisini sevebilme kapasitesi…</strong></p>
<p>‘Kendine Sarılma Günü’ gibi günlerin bireylerin kendileriyle olan ilişkilerini gözden geçirmeleri için anlamlı bir fırsat sunduğunu aktaran Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, “Kendine Sarılma Günü, bireylerin kendi iç dünyalarına dönerek kendileriyle barışık olma yolunda önemli bir hatırlatıcıdır.” dedi.</p>
<p>Psikolojik sağlamlığın temel taşlarından birinin de bireyin kendisini sevebilme kapasitesi olduğunu vurgulayan Bal, bunun kesinlikle geliştirilebilen bir beceri olduğuna dikkat çekti.</p>
<p><strong>Her bireyin ‘sağlıklı bir ben’e ihtiyacı var! </strong></p>
<p>Kendini sevmenin, bireyin kendisini kabul etmesi, kendi değerini nesnel ve şefkatli bir biçimde takdir etmesi olarak tanımlanabildiğini kaydeden Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, “Kendini kabul demek bireyin her yönünü olduğu gibi yüceltmek anlamına da gelmemeli. Burada vurgu, kendine acımasızca yaklaşmadan gerekli durumlarda değişime açık olabilmekte.” dedi.</p>
<p>Bu sürecin, kişinin kendine yönelik olumlu tutum geliştirmesi, özsaygısını güçlendirmesi ve kendine karşı eleştirel olmayan, destekleyici bir içsel diyalog geliştirmesi anlamına geldiğini ifade eden Bal, “Bunu gerek tek başına gerek profesyonel destek eşliğinde yapabilen birey, hayatın diğer alanlarında bir zorluk yaşadığında iç motivasyonundan destek alarak ayakta kalmayı başarabilir. Sağlıklı sınırlarda kendini sevme, psikolojik dayanıklılığı artırmakta ve bu sayede bireyin stresle başa çıkma mekanizmalarını olumlu yönde etkilemektedir. Her bireyin ‘sağlıklı bir ben’e ihtiyacı vardır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Kendini seven bireyler, başkalarını da sevme potansiyeline sahiptir!</strong></p>
<p>Kendini sevmenin aynı zamanda kendini görmekten geçtiğini dile getiren Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, “Kendini görmek dediğimiz ifade ötekini yok saymak gibi algılandığında narsistik örüntüleri konuşuyor oluruz. Toplumda kendini sevme ile narsisizm kavramları sıklıkla karıştırılmakla birlikte, klinik açıdan birbirinden net olarak ayrılır.” dedi.</p>
<p>Bazı bireylerde ‘sağlıklı ben’ ihtiyacının, ‘sadece ben’ gibi bir noktaya evrilebileceğine işaret eden Bal, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Bu durumda bireyin kendisi dışındaki diğerlerini görememesi söz konusudur. Bu dengeyi sağlayamayan birey klinikte ‘ben artık bencil olmak istiyorum’ gibi ifadelerde bulunabilir. Kendi ihtiyaçlarına kulak vermenin bencillik gibi algılandığı yanlış bir algı ortaya çıkıyor. Bununla birlikte bencil tutumlarda bulunan kişilerin davranışlarını öz değerlilik, öz farkındalık, öz şefkat gibi kavramlarla açıklaması da uygun değildir.</p>
<p>Narsisizm, kendini aşırı abartma, empati eksikliği ve başkalarının ihtiyaçlarını görmezden gelme eğilimini içerir, büyüklenmeci bir tutum söz konusudur. Buna karşın, kendini sevme, sağlıklı sınırlar içinde, özsaygı ve öz şefkatin varlığı ile karakterizedir. Gerçek anlamda kendini seven bireyler, başkalarını da sevme potansiyeline sahiptir. Hem kendilerinin hem de çevrelerindekilerin ihtiyaçlarına saygı gösterme becerileri gelişmiştir.</p>
<p><strong>Bireyin kendini kabulünü artırmayı ve özsaygısını güçlendirmeyi hedefleyen öneriler…</strong></p>
<p>Kendini sevme sürecinde zorluk yaşayan bireylerde genellikle içsel eleştirinin yüksek, özsaygının düşük olduğuna işaret eden Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, bu bireylerin uygulayabileceği bazı yöntemlerden bahsetti.</p>
<p>Bal, “Bireyin kendine yönelik tutumunu yumuşatmak amacıyla, öz şefkat temelli bilişsel-davranışçı teknikleri uygulanabilir. Olumsuz ve yıkıcı iç seslerin farkına varılması ve bu seslerin destekleyici ifadeler ile yer değiştirilmesi teşvik edilebilir. Mindfulness teknikleri aracılığıyla, bireyin kendisiyle barışık bir ilişki geliştirmesi desteklenebilir. Bu desteği kendi kaynaklarıyla sağlayamayan bireyler için psikoterapi etkili bir yöntemdir. Psikoterapi bireyin kendini kabulünü artırmayı ve özsaygısını güçlendirmeyi hedefler.” önerisinde bulundu.</p>
<p><strong>Kendisiyle barış içinde olmayanlar, başkalarıyla sağlıklı ilişkiler kurmakta da zorlanabilir</strong></p>
<p>Kendiyle barışık olmayan bireylerde, düşük özsaygı ve yüksek kendine yönelik eleştirinin kaygı, depresyon ve stres düzeylerinde artışa yol açtığının gözlemlendiğini vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, “Bu durum, bireyin sosyal ilişkilerinde, iş yaşamında ve genel yaşam doyumunda olumsuz etkiler yaratır.” dedi.</p>
<p>Bununla birlikte kendisiyle barış içinde olmayan bireylerin, çoğu zaman başkalarıyla da sağlıklı ilişkiler kurmakta zorlandığının altını çizen Bal, “Bu da kişilerarası çatışmaların ve yalnızlık duygusunun artmasına neden olabilir. Psikoterapi ile kendini sevme becerisinin geliştirilmesi, bahsedilen psikososyal sorunların azaltılması ve yaşam kalitesinin artırılması açısından öncelikli hedeflerden biridir.” diyerek sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kendini-sevmekle-narsisizm-ayni-sey-degil-542167">Kendini sevmekle narsisizm aynı şey değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AGRICITIES Başkanı Altay: &#8220;Tarımsal Üretimi Desteklemek Artık Bir Ekonomik Tercih Değil, Bir Vatan Borcudur&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/agricities-baskani-altay-tarimsal-uretimi-desteklemek-artik-bir-ekonomik-tercih-degil-bir-vatan-borcudur-536318</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 May 2025 15:26:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[agricities]]></category>
		<category><![CDATA[altay]]></category>
		<category><![CDATA[artık]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[borcudur]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[desteklemek]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik]]></category>
		<category><![CDATA[tarımsal]]></category>
		<category><![CDATA[tercih]]></category>
		<category><![CDATA[üretimi]]></category>
		<category><![CDATA[vatan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=536318</guid>

					<description><![CDATA[<p>Başkanlığını Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay’ın yaptığı Uluslararası Tarım Şehirleri Birliği’nin 3. Olağan Genel Kurul Toplantısı, 10 bin yıl önce dünya üzerinde tarımın ilk yapıldığı yer olan Çatalhöyük’te düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/agricities-baskani-altay-tarimsal-uretimi-desteklemek-artik-bir-ekonomik-tercih-degil-bir-vatan-borcudur-536318">AGRICITIES Başkanı Altay: &#8220;Tarımsal Üretimi Desteklemek Artık Bir Ekonomik Tercih Değil, Bir Vatan Borcudur&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Başkanlığını Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay’ın yaptığı Uluslararası Tarım Şehirleri Birliği’nin 3. Olağan Genel Kurul Toplantısı, 10 bin yıl önce dünya üzerinde tarımın ilk yapıldığı yer olan Çatalhöyük’te düzenlendi. Yurt içinden ve yurt dışından üye belediyelerin katıldığı genel kurulda yeniden birlik başkanlığına seçilen Başkan Altay, Konya’nın tarımsal üretim değeri, tarımsal ticaret ve tarımsal istihdam açısından Türkiye’nin tarım başkenti konumunda olduğunu söyledi. Tarımın artık sadece bir iç mesele değil; sınırları aşan, ülkeler arası ilişkileri şekillendiren, stratejik bir alan hâline geldiğine değinen Başkan Altay, “Pandemi ile başlayan; Rusya-Ukrayna savaşı ve akabindeki tahıl krizi, gıda milliyetçiliği, gıda lojistiği, küresel ekonomik kırılganlıklar ve yeni nesil ticaret savaşları, gıda konusundaki bağımsızlığın ne kadar hayati bir mesele olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Bu anlamda, tarımsal üretimi desteklemek, çiftçiyi korumak, yerli tohumumuzu sahiplenmek; artık bir ekonomik tercih değil, bir vatan borcudur” diye konuştu. Başkan Altay, Filistin&#8217;de tüm dünyanın gözü önünde masumların katledildiğine ve temel gıda maddelerine erişimin de imkânsız hale getirildiğine de vurgu yaptı. Konya Valisi İbrahim Akın, birliğin kuruculuğunu üstlenen Konya’nın toprağa olan kadim bağlılığını küresel biz vizyona dönüştürdüğünü belirterek, tarıma ve birliğe olan katkılarından dolayı Başkan Altay’a teşekkür etti.</strong></p>
<hr />
<p>Uluslararası Tarım Şehirleri Birliği (AGRICITIES) 3. Olağan Genel Kurul Toplantısı, 10 bin yıl önce tarımın doğuşuna tanıklık eden, UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki Çatalhöyük’te gerçekleştirildi.</p>
<p>Yurt içinden ve yurt dışından üye belediyelerin katılımıyla Konya Büyükşehir Belediyesi Çatalhüyük Tanıtım ve Karşılama Merkezi’nde düzenlenen Genel Kurul Toplantısı’nda konuşan Uluslararası Tarım Şehirleri Birliği ve Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, insanlık tarihinin ilk tarımsal faaliyetlerinin gerçekleştirildiği Çatalhöyük’ün mirasını taşıyan topraklarda, Uluslararası Tarım Şehirleri Birliği’nin 3. Olağan Genel Kurul Toplantısı’na ev sahipliği yapmanın mutluluğunu yaşadıklarını söyledi.</p>
<p>Çatalhöyük&#8217;te toprağa ilk tohumu atan ellerin mirasını taşıyan bu şehrin, yalnızca Türkiye&#8217;nin değil, tüm insanlığın tarımsal hafızasını içinde barındırdığını ifade eden Başkan Altay, “İbn Haldun&#8217;un dediği gibi ‘Coğrafya kaderdir.’ Bu söz, sadece dağların ve nehirlerin değil, medeniyetlerin doğuşunu, yükselişini ve hatta dönüşümünü belirleyen derin bir gerçeği anlatır” diye konuştu.</p>
<p><strong>“ÇATALHÖYÜK TANITIM VE KARŞILAMA MERKEZİ SAYESİNDE ÇATALHÖYÜK ARTIK KUSURSUZ BİR ARKEOLOJİK ALAN OLARAK ANILMAYA BAŞLADI”</strong></p>
<p>Çatalhöyük’ün eşsiz mirasını en güzel şekilde tanıtabilmek için; Türkiye&#8217;nin en büyük ahşap konstrüksiyonlu kamu binası olan Çatalhöyük Tanıtım ve Karşılama Merkezi’ni inşa ettiklerini anımsatan Başkan Altay, “Türkiye&#8217;nin kültürel mirasını koruma ve turizm potansiyelini artırma amacı taşıyan bu proje, ahşap mimariyle çevre dostu bir yaklaşım benimseyerek sürdürülebilir bir turizm modeline katkı sağlıyor. Bu proje, sadece Çatalhöyük&#8217;ün canlanmasına katkı sağlamakla kalmayıp aynı zamanda Konya&#8217;nın turizmine değer katacak önemli bir girişimdir. Çatalhöyük Tanıtım ve Karşılama Merkezi sayesinde Çatalhöyük artık kusursuz bir arkeolojik alan olarak anılmaya başladı” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“KONYA’NIN ÜRETMEDİĞİ YA DA ÜRETİMİNİN AZALDIĞI BİR DURUMDA TÜRKİYE’NİN GIDA GÜVENLİĞİ SORUN YAŞAYACAKTIR”</strong></p>
<p>Başkan Altay, insanlık tarihiyle yaşıt bir mirasın üzerinde yükselen Konya’nın, bugün yalnızca Anadolu&#8217;nun değil, tüm insanlığın ortak hafızasında özel bir yere sahip olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:</p>
<p>“Konya’yı sıradan bir şehir olmaktan çıkaran şey; sahip olduğu coğrafi büyüklük ya da ekonomik potansiyel değil, toprakla kurduğu kadim ve derin ilişkidir. Çünkü Konya, sadece bir coğrafi merkez değil; tarım kültürünün filizlendiği, insanın doğayla ilk barışçıl uzlaşmasını yaptığı toprakların adıdır. Türkiye’nin en geniş topraklarına sahip olan Konya’mız; bugün pek çok üründe en fazla üretim yapan şehirlerin başında gelmektedir. Şehrimiz; tarımsal üretim değeri, tarımsal ticaret ve tarımsal istihdam açısından Türkiye’nin tarım başkenti konumundadır. 42 bin kilometre yüzölçümüne sahip şehrimizde; 1 milyon 890 bin hektar tarım arazisine sahibiz. Büyükbaş hayvancılıkta, süt üretiminde, şeker pancarı, buğday, arpa, fasulye, mısır, havuç, kiraz, yağlık ayçiçek gibi ürünlerin üretiminde Türkiye’de birinci sıradayız. Küçükbaş hayvancılıkta, yumurta üretiminde, patates, bezelye, haşhaş, kavun ve vişne gibi ürünlerde Türkiye’de ikinci sıradayız. Tüm bu hususlar bizlere gösteriyor ki; Allah korusun Konya’nın üretmediği ya da üretiminin azaldığı bir durumda Türkiye’nin gıda güvenliği sorun yaşayacaktır. Bu bakımdan Konya’mızdaki tarımsal üretim yalnızca Konya’da yaşayan hemşehrilerimizi değil, tüm Türkiye’yi ilgilendiren bir konudur.”</p>
<p><strong>“GIDA GÜVENLİĞİ OLMAYAN BİR MİLLETİN SİYASİ, EKONOMİK VE KÜLTÜREL BAĞIMSIZLIĞI SADECE BİR YANILSAMADAN İBARETTİR”</strong></p>
<p>Tarımın artık sadece bir iç mesele değil; sınırları aşan, ülkeler arası ilişkileri şekillendiren, stratejik bir alan hâline geldiğine değinen Başkan Altay, “Pandemi ile başlayan; Rusya-Ukrayna savaşı ve akabindeki tahıl krizi, gıda milliyetçiliği, gıda lojistiği, küresel ekonomik kırılganlıklar ve yeni nesil ticaret savaşları, gıda konusundaki bağımsızlığın ne kadar hayati bir mesele olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Bu anlamda, tarımsal üretimi desteklemek, çiftçiyi korumak, yerli tohumumuzu sahiplenmek; artık bir ekonomik tercih değil, bir vatan borcudur. Vatan nasıl sadece sınırlardan ibaret değilse, gıda da sadece rafa dizilmiş ürün değildir. Gıda, toprağın kimliğidir. Gıda, kültürün devamıdır. Gıda, geleceğin teminatıdır. Gıdasını kaybeden, iradesini ve bağımsızlığını da kaybeder. Gıda güvenliği olmayan bir milletin siyasi, ekonomik ve kültürel bağımsızlığı sadece bir yanılsamadan ibarettir” dedi.</p>
<p><strong>“HEDEFLERİMİZİ GERÇEKLEŞTİRMEK İÇİN HER ZAMANKİNDEN DAHA ÇOK MÜCADELE ETMELİ VE DAYANIŞMAMIZI DAHA DA GÜÇLENDİRMELİYİZ”</strong></p>
<p>Başkan Altay, 2019 yılında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle Konya merkezli olarak kurulan Uluslararası Tarım Şehirleri Birliği’nin, tam da bu gerçeğin bilinciyle hareket eden bir kuruluş olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:</p>
<p>“Birliğimiz çatısı altında, tarım ve gıdanın son derece stratejik öneme sahip bir sektör olduğu gerçeğiyle tüm ülkelerin ve şehirlerin birbiri ile etkileşim içinde bulunması ve sektöre olumlu katkı yapmak için gayret gösteriyoruz. Tüm dünyadan üye şehirlerimiz arasında tecrübe paylaşımı, etkileşim, dayanışma ve yardımlaşma yaklaşımı ile ekonomik ve teknik alanlarda iş birliğini geliştirmek için çalışıyoruz. Tarımsal gelişmeleri, akıllı tarım uygulamalarını takip ederek üyelerimizi bilgilendiriyor, üyelerden aktarılan somut projeleri değerlendirerek şehirlerimize katkı sağlıyoruz. Şehir yönetimlerinin tarım alanında kurumsal kapasitelerinin geliştirilmesi için her türlü eğitimi ve araştırma imkanını sağlıyor; ulusal ve uluslararası hibe, fon, kredi ve benzeri kaynaklara ulaşmasında rehberlik etmeye çalışıyoruz. Kuraklık, yoksulluk ve açlıkla mücadele gibi alanlarda korunmaya ve yardıma muhtaç insanlara yönelik çalışmalara destek oluyoruz.”</p>
<p>Küresel iklim değişikliğine karşı çevrenin, su kaynaklarının ve toprak verimliliğinin korunması, geliştirilmesi ve toprağın çoraklaşması riskini önlemeye yönelik Ar-Ge proje çalışmalarına destek verdilerini anlatan Başkan Altay, “İyi tarım uygulamalarını teşvik ediyoruz. Atıl arazilerin kullanılması, susuzluğu dayanıklı ürünlerin teşvik edilmesi önceliklerimiz arasında yer alıyor. Başkanlığım boyunca bu çatı altında ortaya koyduğumuz faaliyetlerle ve tesis ettiğimiz güçlü iş birlikleriyle tarımsal üretimin yarınları adına çok önemli mesafeler kat ettik. Kurduğumuz bu güçlü birliktelikle; ortak akıl, istişare ve dayanışma prensipleriyle hareket ederek, şehirlerimizin tarımsal potansiyelini en verimli şekilde değerlendirmeyi hedefledik. Yürüttüğümüz tüm bu ortak çalışmaların; şehirlerimiz arasındaki iş birliğini artırdığına, karşılıklı tecrübe paylaşımını güçlendirdiğine şahit oluyoruz. Ancak hedeflerimizi gerçekleştirmek için her zamankinden daha çok mücadele etmeli ve dayanışmamızı daha da güçlendirmeliyiz” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>“TARIM ŞEHİRLERİ OLARAK DAYANIŞMA VE ÜRETİM GÜCÜMÜZÜ, SINIRLARIMIZIN ÖTESİNE TAŞIMAK, ADALETLİ BİR GIDA DAĞILIMI SAĞLAMAK MECBURİYETİNDEYİZ”</strong></p>
<p>Günümüz dünyasında iklim değişikliği, su kaynaklarının azalması, tarım arazilerinin yok olması ve artan nüfus baskısının, gıda güvenliğini her zamankinden daha kritik bir hale getirdiğinin altını çizen Başkan Altay, savaşlar ve katliamların; birçok masum insanı hayattan kopardığını ve açlığa sürüklediğini ifade etti. Başkan Altay, “Gıda güvenliği, günümüz dünyasında yalnızca tarımsal üretimle sınırlı olmayan, aynı zamanda insanlığın temel haklarından biri olarak kabul edilen hayati bir meseledir. Tarım şehirlerinin sorumluluğu, sadece kendi sınırları içerisinde üretimi artırmak değil, dünyanın dört bir yanında açlık ve yoksullukla mücadele eden insanlara umut olmaktır. Ne yazık ki, bugün Filistin&#8217;de yaşanan soykırım, tüm dünyanın gözü önünde çocukların, ufacık bebeklerin, masumların katledilmesine sebep olurken, aynı zamanda temel gıda maddelerine erişimi de imkânsız hale getirmektedir. Oradaki kardeşlerimiz, sofralarına ekmek koyamaz, temiz suya ulaşamaz hale gelmiştir. Mevlana Hazretlerinin; ‘Tüm açlar doymadan doymaz oldum. Bütün çıplaklar giyinmedikçe harlı alevlerin karşısında üşüyorum’ ifadesine kulak vererek, tüm insani değerlerimizi yeniden hatırlamalıyız. Bu sebeple, tarım şehirleri olarak dayanışma ve üretim gücümüzü, sınırlarımızın ötesine taşımak, adaletli bir gıda dağılımı sağlamak mecburiyetindeyiz. İnanıyorum ki bu toplantı, herkes için eşit ve adil bir dünya, daha yaşanılabilir bir gelecek adına umut olacaktır” diye konuştu.</p>
<p><strong>“TARIM, ŞEHİRLERİN DE STRATEJİK GÜNDEMİDİR”</strong></p>
<p>İklim krizi, gıda güvensizliği ve ekolojik yıkımın küresel çapta ciddi bir tehdit olarak durduğunu vurgulayan Başkan Altay, “Bu krizler; modern dünyanın doğayla kurduğu ilişkiyi ne kadar bozduğunun ve insanın, kendisini doğanın hakimi değil bir parçası olarak göremediğinin acı bir yansımasıdır. 24 ülkeden 310 üyesi ile Uluslararası Tarım Şehirleri Birliği; şehirleri sadece tarıma hizmet eden değil, aynı zamanda tarım politikaları üreten, yön veren, geleceği şekillendiren yapılar hâline getirme idealine sahiptir. Çünkü artık biliyoruz ki, tarım sadece kırsalın meselesi değildir. Tarım, şehirlerin de stratejik gündemidir. Gıda güvenliğini sağlamak, iklim krizine karşı dirençli yapılar oluşturmak, yerelden küresele sürdürülebilir kalkınmayı başarmak için şehirlerin tarım vizyonuna ihtiyacımız var. Ve biz, bu birliğin öncülüğünü Konya&#8217;nın kadim bilgeliği ve modern diplomasi becerisiyle yapıyoruz. 10 bin yıldır bereketin toprakla, emeğin alın teriyle buluştuğu bu kadim topraklarda, hep birlikte daha güçlü bir gelecek inşa edeceğimize olan inancımı ifade etmek istiyorum. Bu vesileyle, şehir dışından ve yurt dışından gelen tüm katılımcılara, tüm üyelerimize hoş geldiniz diyorum. Uluslararası Tarım Şehirleri Birliği 3. Olağan Genel Kurul Toplantımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>VALİ AKIN BAŞKAN ALTAY’A TEŞEKKÜR ETTİ</strong></p>
<p>Konya Valisi İbrahim Akın da Uluslararası Tarım Şehirleri Birliği’nin öncülüğünü, kurucu şehir olarak Konya’nın üstlenerek toprağa olan kadim bağlılığını küresel bir vizyona dönüştürdüğünü belirterek, kuruluş sürecine liderlik eden ve bugün de birliğin merkez koordinasyonunu başarıyla yürüten Konya Büyükşehir Belediyesi’ne ve katkılarından dolayı Başkan Altay’a teşekkür etti.</p>
<p><strong>“BUGÜN GÜVENLİ, SAĞLIKLI VE SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR GELECEK İNŞA ETME İRADEMİZİ TÜM DÜNYAYLA PAYLAŞIYORUZ”</strong></p>
<p>Uluslararası Tarım Şehirleri Birliği’nin sınırları aşan bir anlayışla, şehir ve ülkeleri tarım dostu politikalarda bir araya getirdiğini ve ortak bir kalkınma zemini oluşturduğunu kaydeden Vali Akın, “Bu birliğin vizyonu, ‘tarım dostu şehirlerle sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek’; şehirlerarası bilgi ve tecrübe paylaşımını teşvik ederek, kırsal kalkınmayı güçlendirmek, genç nesli tarımla yeniden buluşturmak ve gıda güvenliğini evrensel bir değer haline getirmektir. Bugün burada, Uluslararası Tarım Şehirleri Birliği aracılığıyla güvenli, sağlıklı ve sürdürülebilir bir gelecek inşa etme irademizi tüm dünyayla paylaşıyoruz. Bu bilinçle katkı sunan tüm şehirlerimizi ve yöneticilerimizi gönülden kutluyorum” diye konuştu.</p>
<p><strong>“UĞUR İBRAHİM ALTAY BAŞKANIMIZ HEPİMİZİN ÖNÜNDE BİR ROL MODEL”</strong></p>
<p>Konuşmaların ardından Divan Başkanlığını Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan’ın yaptığı Genel Kurul’a geçildi. Doğan, Konya’nın Türkiye’nin tahıl ambarı olduğunu ifade ederek, “Uğur İbrahim Altay başkanımız hepimizin önünde bir rol model. Önemli işlere imza atan, başarılarıyla hepimizi gururlandıran örnek aldığımız bir ağabeyimiz. Çalışmalarında başarılar diliyorum” cümlelerine yer verdi.</p>
<p>Birlik Genel Sekreteri Mücahit Sami Küçüktığlı’nın faaliyet raporunu okumasının ardından yönetim ve denetim kurulu üyeleri seçildi.</p>
<p><strong>FİLİSTİN BEYT HANUN BELEDİYE BAŞKANININ MESAJI İZLENDİ</strong></p>
<p>Daha sonra Filistin Beyt Hanun Belediye Başkanı İmad Advan ve belediye meclisi adına gönderilen görüntülü mesaj katılımcılar tarafından izlendi. Mesajda katil İsrail’in saldırıları sonucu Gazze’nin hayalet şehre döndüğü, Beyt Hanun şehrinden de yaklaşık 70 bin kişinin yurdundan edildiği belirtilirken katledilen masumlar için yardım çağrısında bulunuldu.</p>
<p><strong>“ELİMİZDEKİ DEĞERLERİ KORUMAK VE GELECEK NESİLLERE AKTARMAK İÇİN BÜYÜK GAYRET GÖSTERİLMELİDİR” </strong></p>
<p>Dilek ve temenniler bölümünde konuşan önceki dönem Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem Yüce, gelecek nesiller ve Türkiye’nin kalkınması için tarıma daha fazla önem verilmesi ve çeşitli yeni çalışmalar yapılması gerektiğini vurgulayarak, “Elimizdeki değerleri korumak ve gelecek nesillere aktarmak için büyük gayret gösterilmelidir” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p><strong>“BU ŞEHRİN GERÇEKTEN BAŞARILI BİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI VAR”</strong></p>
<p>Yine önceki dönem Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Zeynel Abidin Beyazgül ise, ev sahipliği için Başkan Altay’a teşekkür ederek, “Konya, Mevlana ile birlikte yetiştirdiği gönül insanlarıyla Anadolu’yu etkilemiş bir şehir. Bu şehrin gerçekten başarılı bir Büyükşehir Belediye Başkanı var. Kendi kendime Konya’ya geldiğimde şöyle dedim; ‘ben geçmişte başkentlik yapmış bir şehirde bulunduğumu hissediyorum’ dedim. Bunda Uğur beyin emeği çok büyük” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Başkanlığa bir kez daha Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay’ın seçildiği Uluslararası Tarım Şehirleri Birliği’nin Yönetim Kurulu Üyeleri ise şu şekilde:</p>
<p>“Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel, Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar, Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Hilmi Güler, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Niğde Belediye Başkanı Emrah Özdemir, Meram Belediye Başkanı Mustafa Kavuş, Yeşilyurt Belediye Başkanı İlhan Geçit, Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, Çankırı Belediye Başkanı İsmail Hakkı Esen, Çubuk Belediye Başkanı Baki Demirbaş, Bayburt Belediye Başkanı Mete Memiş, Kestel Belediye Başkanı Fatih Erol, Niksar Belediye Başkanı Semih Tepebaşı, İncirliova Belediye Başkanı Aytekin Kaya, Karapınar Belediye Başkanı İbrahim Önal, Senirkent Belediye Başkanı Hüseyin Baykal.”</p>
<p>Birliğin Denetim Kurulu üyeleri de şu isimlerden oluştu:</p>
<p>“Gebze Belediye Başkanı Zinnur Büyükgöz, Aziziye Belediye Başkanı Emrullah Akpunar, Ahlat Belediye Başkanı Yavuz Gülmez”</p>
<p>Genel Kurul sonrasında misafirler, Çatalhöyük Tanıtım ve Karşılama Merkezi ve Çatalhöyük Neolitik Kenti’nde incelemelerde bulundu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/agricities-baskani-altay-tarimsal-uretimi-desteklemek-artik-bir-ekonomik-tercih-degil-bir-vatan-borcudur-536318">AGRICITIES Başkanı Altay: &#8220;Tarımsal Üretimi Desteklemek Artık Bir Ekonomik Tercih Değil, Bir Vatan Borcudur&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Mutlu&#8217;dan Kemeraltı mesajı: Artık konuşma değil iş yapma vakti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-mutludan-kemeralti-mesaji-artik-konusma-degil-is-yapma-vakti-533532</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 May 2025 08:25:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[artık]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[kemeraltı]]></category>
		<category><![CDATA[konuşma]]></category>
		<category><![CDATA[mesajı]]></category>
		<category><![CDATA[mutludan]]></category>
		<category><![CDATA[vakti]]></category>
		<category><![CDATA[yapma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=533532</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ahmet Tuncay Karaçorlu İzinde Geçmişten Geleceğe 3. Kemeraltı Çalıştayı’nda konuşan Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, bölgenin tarihi mirası ve sosyal dokusuna sahip çıkmak için hayata geçirilen çalışmalardan bahsetti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-mutludan-kemeralti-mesaji-artik-konusma-degil-is-yapma-vakti-533532">Başkan Mutlu&#8217;dan Kemeraltı mesajı: Artık konuşma değil iş yapma vakti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Ahmet Tuncay Karaçorlu İzinde Geçmişten Geleceğe 3. Kemeraltı Çalıştayı’nda konuşan Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, bölgenin tarihi mirası ve sosyal dokusuna sahip çıkmak için hayata geçirilen çalışmalardan bahsetti. Başkan Mutlu, “Hep birlikte sesimizi, sözümüzü büyüterek; dünyanın en kıymetli çarşılarından birini daha yaşanır kılmak için mücadele edeceğiz. Kemeraltı’nda artık konuşma değil iş yapma vakti” dedi.</b></p>
<p>Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, İzmir’in simgesi Kemeraltı’nda kültürel mirasın korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması hedefiyle düzenlenen Ahmet Tuncay Karaçorlu İzinde Geçmişten Geleceğe 3. Kemeraltı Çalıştayı’na katıldı. Arya Kamalı Uluslararası Kültür ve Sanat Merkezi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen çalıştayın açılış konuşmacıları arasında yer alan Başkan Nilüfer Çınarlı Mutlu, Konak Belediyesi’nin UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi’nde yer alan bölgede hayata geçirdiği çalışmaları katılımcılarla paylaştı. Başkan Mutlu, çalıştay kapsamında açılan “İzmir’in Tarihi Kalbi Kemeraltı” adlı sergiyi de gezdi. Sunumlar, söyleşiler ve atölyelerle zengin bir program sunan çalıştay 21 Mayıs tarihine kadar devam edecek. Çalıştayın sonunda elde edilen bulgular ve öneriler bir sonuç bildirgesinde toplanacak ve ilgili kurumlarla paylaşılacak.</p>
<p><b>Mutlu: Ömrünü bu kente adadı</b></p>
<p>Bu yıl, Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi’nin kurucuları arasında bulunan ve kent suçlarına karşı ön saflarda mücadele veren Ahmet Tuncay Karaçorlu anısına düzenlenen çalıştayda konuşan Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, “Ahmet Tuncay Karaçorlu’yu çok eskiden tanıyorum. Aynı üniversiteden mezunuz. Biz Mimarlar Odası’nda çalışırken, Tuncay’ın emek emek Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi’ni nasıl kurduğuna tanıklık etmiş biriyim. Kordon’da birlikte fotoğraflarımız var. İlk molozlar dökülüp otoyol yapılmaya çalışıldığında biz bir avuç insan Kordon’da direniyorduk. Bizim Gezi’miz de Kordon’du aslında; iş makinelerinin önündeydik. Gerçekten ömrünü bu kent için, bu kentin toprağı, kuşu, doğası için adamış biriydi. Güzel arkadaşımı bir kez daha saygıyla anıyorum” dedi.</p>
<p><b>Daha yaşanır kılmak için mücadele edeceğiz</b></p>
<p>Kemeraltı’nın taşına, sokağına, tarihine sahip çıkmak; dinamik ve yaşayan bir bölge olabilmesi için kararlılıkla çalıştıklarını dile getiren Başkan Mutlu, “Abacıoğlu Hanı’nda kapalı duran bir yerimiz vardı. Göreve gelir gelmez orayı hemen açtık ve ilk Mutluluk Kahvemizi hayata geçirdik. 3-5 yaş arası çocuklara ücretsiz okul öncesi eğitim veren Ayla Ökmen Mutlu Çocuklar Oyun Evimizi hizmete açtık. Kemeraltı’na gelip gezmek isteyen ama çocuğu olan anneler bu merkezimize çocuklarını saatlik de bırakabiliyor. Kemeraltı’nda genellikle elektrik kontaklarından çıkan yangınlar maalesef binalarımıza zarar veriyor. Bunun önüne geçebilmek için elektrik Mühendisleri Odası ile bir iş birliği protokolü imzaladık. Oda, cüzi bir bedelle işyerinin bütün elektrik sistemini denetliyor. Havra Sokağı’nın daha hijyenik ve estetik hale gelmesi için Gıda Mühendisleri Odası ile iş birliği yaptık. 100. Yıl Anı Evimiz, Kemeraltı’nın kalbinde, geçmişin izlerini bugüne taşıyan önemli bir durak. Giriş katında bir İzmir Kitaplığı oluşturuyoruz. Başarıyla sürdürdüğümüz Tarih Gezilerimize, Kemeraltı rotasını da ekledik. Hep birlikte sesimizi, sözümüzü büyüterek; dünyanın en kıymetli çarşılarından birini daha yaşanır kılmak için mücadele edeceğiz. Kemeraltı’nda artık konuşma değil iş yapma vakti” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>Dünya Miras Listesi’ne aldırmak görevimiz olmalı</b></p>
<p>3. Kemeraltı Çalıştayı Sözcüsü Osman Gazi Oktay, başta Konak Galeria ve Kordon’dan otoyol geçirilmesi projelerinin engellenmesi gibi daha pek çok mücadelede Karaçorlu’nun ortaya koyduğu çabalara vurgu yaptı. Kemeraltı’nın yüzyıllar boyunca ticaretin merkezi olduğunun altını çizen Oktay, şunları söyledi: “Bölge, turizm açısından cazibe merkezi haline getirilmesiyle daha da güç kazanacaktır. Bu da Bakanlık ve belediyelerin çarşıya gereken önemi vermesiyle mümkündür. Kemeraltı ve çevresini, UNESCO Dünya Mirası Kalıcı Listesi’ne aldırmak görevimiz olmalıdır.”</p>
<p><b>Başkanımızın mimar olması umut veriyor</b></p>
<p>Kemeraltı tarihi hakkında katılımcılara bilgi veren Restoratör Mimar, Sanat Tarihçisi Prof. Dr. Eser Öztaşçı Gültekin de “Dünyanın en eski çarşılarından birinde Kemeraltı Araştırmaları Merkezi kurmalıyız. Tüm İzmirliler ellerindeki bilgi, belge ve dokümanları paylaşmalılar. Yapılacak restorasyonlarda yapıların bozulmamasını sağlamamız gerekiyor. Başkanımızın da mimar olması bizlere umut veriyor. Güzel şeyler olacak diye umutla bakıyoruz” açıklamasını yaptı.</p>
<p><b>Esnaf gözüyle katkı sağlayacağız</b></p>
<p>Çalıştayın paydaşı olmaktan duydukları memnuniyeti ifade eden Tarihi Kemeraltı Esnaf Derneği Başkanı Semih Girgin ise “Alanın sahiplerinden biriyiz. Bu çalıştay bizim için çok değerli. Esnaf gözüyle biz de katkı sağlayacağız. Burada en doğru olan şey; çözüme bir yerden başlamamız lazım” diye konuştu.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-mutludan-kemeralti-mesaji-artik-konusma-degil-is-yapma-vakti-533532">Başkan Mutlu&#8217;dan Kemeraltı mesajı: Artık konuşma değil iş yapma vakti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir Sağlık Platformu: Kutlama Değil Çözüm İstiyoruz</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmir-saglik-platformu-kutlama-degil-cozum-istiyoruz-530169</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 May 2025 19:51:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[istiyoruz]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kutlama]]></category>
		<category><![CDATA[platformu]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=530169</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Sağlık Platformu, Ebe ve Hemşireler Haftası dolayısıyla yaptıkları basın açıklamasında, taleplerini yineledi; “Haklarımızı alıncaya kadar mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-saglik-platformu-kutlama-degil-cozum-istiyoruz-530169">İzmir Sağlık Platformu: Kutlama Değil Çözüm İstiyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Sağlık Platformu, Ebe ve Hemşireler Haftası dolayısıyla yaptıkları basın açıklamasında, taleplerini yineledi; “Haklarımızı alıncaya kadar mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz” dedi.</p>
<p>İzmir Sağlık Platformu, Ebe ve Hemşireler Haftası dolayısıyla Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi önünde açıklama gerçekleştirdi.  “İnsanca çalışmak istiyoruz”, “Sağlıkta ticaret ölüm demektir”, “Kutlama değil çözüm istiyoruz” sloganları atıldı.</p>
<p><b><strong>“Sağlık emekçilerinin tümü tükenmiştir”</strong></b></p>
<p>Platform adına açıklamayı okuyan SES İzmir 1 No’lu şube başkanı Hava Akcan, sağlıkta dönüşümün getirdiği sorunlara dikkat çekerek, “Sağlıkta dönüşüm; halkımızı, hastalarımızı mağdur etmiş, sağlık emekçilerinin tamamını hasta etmiştir. Sağlık emekçilerinin tümü tükenmiştir. Hemşireler ve ebeler, çığ gibi büyüyen sorunlar karşısında; neler yapılacağını bildikleri halde sözlerinin hiçe sayılması karşısında öfkelidir. Liyakatsiz ve torpilli yöneticilerin, bu kadar sorun karşısında hiçbir problem yokmuş gibi davranarak çalışanlara zorunlu “gönüllü” mesai uzatmaları dayatması, iki birimde birden görevlendirme yapması ve itiraz edenlere “Yer değişikliği ister misin?​” gibi yumuşak tehditlerle yaklaşması çalışanları bıktırmıştır” diye belirtti.</p>
<p><b>İnsanca Çalışma Koşulları Yok</b></p>
<p>“İnsanca çalışma koşullarının olmadığı, bedensel ve ruhsal sağlığın bozulduğu, uzun çalışma saatleri, angarya ve baskının olduğu ortamda; ne iş olsa hemşirenin görevi sayılmaktadır” diyen Akcan, “Bu kadar sağlıksız koşullar karşısında Sağlık Bakanlığı’nın işyerlerinde oluşturduğu Çalışan Sağlığı ve Güvenliği Kurulları ne işe yarar? Çalışanı korumak ve şartları düzeltmek kimin görevidir? Sağlık sistemi can çekişiyor. Halkın vergilerini oluk oluk sermayeye aktardığınız şehir hastaneleri şehirden ve halktan uzak, sorunlar katlanarak büyüyor. Koruyucu sağlık hizmetini yok ettiniz, köyde ve kentte sağlık ocaklarını kapattınız. Sağlık sistemi tıkandı” dedi.</p>
<p><b><strong>“Haklarımızı alıncaya kadar mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz”</strong></b></p>
<p>“Bu 12 Mayıs Hemşireler günü ve haftasında da mesleğimize sahip çıkıyor, taleplerimiz yerine getirilinceye ve haklarımızı alıncaya kadar yan yana durmaya hep birlikte mücadelemizden vazgeçmeyeceğimizi bir kez daha ifade ediyoruz” diyen Akcan İzmir Sağlık Platformunun taleplerini şöyle sıraladı:</p>
<ul>
<li>Personel açığı acilen giderilsin.</li>
<li>Ayda 5 gece üstü  nöbet yasaklansın.</li>
<li>Tüm ek ödemeler maaşa, emekliliğe yansıtılsın.</li>
<li>Gece mesaileri çift vardiya sayılarak mesai saati üzerinden ödensin.</li>
<li>Gebelik testi pozitif olduğu günden itibaren gece çalışması yasaklansın.</li>
<li>Gebe kalan personel acil, yoğun bakım ünitelerinden çekilsin.</li>
<li>Kliniklere 24 saat yardımcı personel verilsin.</li>
<li>5 yıla 1 yıl yıpranma payı verilsin.</li>
<li>Aile Sağlığı Merkezlerinde çalışanların ücretlendirme, statü, çalışma alanlarına dair sorunları çözülsün. <strong>(Evrensel)</strong></li>
</ul>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-saglik-platformu-kutlama-degil-cozum-istiyoruz-530169">İzmir Sağlık Platformu: Kutlama Değil Çözüm İstiyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ÜBYS&#8217;de &#8220;Karar Verici&#8221; Değil &#8220;Standart Koyucu&#8221; Dönem Başladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ubysde-karar-verici-degil-standart-koyucu-donem-basladi-527049</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 May 2025 15:27:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[başladı]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[karar]]></category>
		<category><![CDATA[koyucu]]></category>
		<category><![CDATA[standart]]></category>
		<category><![CDATA[übysde]]></category>
		<category><![CDATA[verici]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=527049</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi ve Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı iş birliği ile organize edilen Bilişim Sistemleri ve Teknolojileri Fuarı Kuşadası’nda başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ubysde-karar-verici-degil-standart-koyucu-donem-basladi-527049">ÜBYS&#8217;de &#8220;Karar Verici&#8221; Değil &#8220;Standart Koyucu&#8221; Dönem Başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi ve Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı iş birliği ile organize edilen Bilişim Sistemleri ve Teknolojileri Fuarı Kuşadası’nda başladı.</p>
<p>Geçtiğimiz yıl beşincisi çalıştay olarak yapılan, her geçen yıl büyüyen yapısı ile altıncısı fuar organizasyonuna dönüştürülen “Karar Vericiler Buluşması: Bilişim Sistemleri ve Teknolojileri Fuarı’nın açılış programı, İKÇÜ Rektörü Prof. Dr. Saffet Köse’nin ev sahipliğinde, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Coğrafi Bilgi Sistemleri Genel Müdürü  T.C. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı Sektörler ve Kamu Yatırımı Genel Müdür Yardımcısı Tolga Balcı, Coğrafi Bilgi Sistemleri Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Yavuz Torun, Sağlık Bakanlığı Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdür Yardımcısı Muhammed Şakir Toprak, T.C. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı  Eğitim ve Kültür Dairesi Başkanı Mehmet Cem Fendoğlu, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Bilgi İşlem Daire Başkanı  Dr. Yasin İnağ, İKÇÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Bilgi İşlem Daire Başkanı Fatih Tunçez, paydaş üniversitelerinden gelen rektörler, Türkiye’nin önde gelen üniversitelerinden gelen akademisyenler, idari personel, kamu ve özel sektörden bilişim teknolojileri ve bilgi yönetim sistemleri alanında çalışan üst düzey profesyonelin katılımıyla yapıldı.</p>
<p><b>En Somut Başarı Örneği</b></p>
<p>Programın açılışında misafirlere seslenen Rektör Prof. Dr. Köse, her yıl genişleyen bir network ağıyla UBYS’ye gösterilen teveccühün en büyük motivasyon kaynağı olduğunu aktardı. Ülkesi için yerli teknolojiler üreten, ortak dijital devlet altyapılarının geliştirilmesine destek olan tüm paydaş kamu kurumlarına teşekkür eden Prof. Dr. Köse, “ÜBYS konusunda çözümler üreten bir yazılımın ötesinde anlamlar ifade ediyor. En başta kamu kurumlarının bu alanda başarılı projeler yapabileceğinin en somut örneği bu proje. ÜBYS piyasada fiyat dengesini sağlayan bir mekanizma olarak da hizmet veriyor. Tüm süreçlerin merkezi bilgi işlem birimi tarafından bütüncül bir şekilde yönetilmesini sağlayan ÜBYS ile kamunun kaynaklarında verimliliğe katkıda bulunma gayreti gösteriyoruz. Kurumsal bilgi teknolojileri altyapısı ne kadar ortak ve standart olursa idamesi de o denli kolay ve düşük maliyetli olacaktır. Bizler her bir paydaşımızın katkısıyla kamu kaynaklarında verimliliğin sağlanabilmesi adına önemli bir sorumluluk almış bulunuyoruz. Ben her zaman söylüyorum; bu proje bir sinerji projesidir, farklı kurumların birlikte çalışarak başarılı olabileceklerinin en güzel göstergesidir” dedi.</p>
<p><b>Akademi İle Bilişim Sektörünün Buluşması</b></p>
<p>Tüm yükseköğretim kurumlarında bir standart oluşturma potansiyeline sahip bir yazılım olan ÜBYS’nin, bilgi teknolojisi harcamaları için de önemli bir tasarruf projesi olduğunun altını çizen Rektör Prof. Dr. Köse, fuar organizasyonu ile kamu ve özel sektör kurumlarını milli teknolojiler paydasında buluşturmayı hedeflediklerini söyledi. Prof. Dr. Köse, “Bilgi teknolojisi harcamalarının büyüklüğü dikkate alındığında kamu kuruluşları bütçesine getirdiği yük önemli rakamlara ulaşmaktadır ve bu türden çözümlerle kamu kaynaklarının etkililiğine katkıda bulunmak mecburiyetindeyiz. Bizler de siz paydaşlarımızla her geçen yıl büyüyen gelişen yüzüyle yenilikçi ve bütünleşik çözümler sunmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Bu yıl ilki yapılan fuar ile akademi ile sektörü buluşturduk ve inanıyorum ki burada önemli iş birliklerine imza atılacak. Cumhurbaşkanımızın işaret ettiği ‘Dijital Seferberlik Dönemi’ ve ‘Milli Teknoloji Hamlesi” kapsamında ÜBYS ile büyük adımları hep birlikte atacağımıza inanıyorum. Gelinen noktada katkı veren tüm kurumlarımızın büyük emeği vardır. Özellikle Strateji ve Bütçe Başkanlığımızın bu konudaki destekleri ve ortaklığı son derece önemli.  Buradan başta Cumhurbaşkanlığı Strateji Bütçe Başkanlığımıza, Sektörler ve Kamu Yatırımları Genel Müdürümüze, Genel Müdür Yardımcımıza, Cumhurbaşkanlığı Strateji Bütçe Başkanlığımıza, Maliye Bakanlığına, üniversitelerimize; başarı hikâyesini birlikte yazdığımız projenin bu noktaya gelmesinde eşsiz katkılar veren siz paydaşlarımıza kalbi şükranlarımı sunuyorum” şeklinde konuştu.</p>
<p><b>Karar Verici Değil, Standart Koyucu Dönem</b></p>
<p>Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığının destekleri ile 2011 yılında proje yolculuğuna başlayan İKÇÜ ÜBYS yazılımının, büyük bir başarı hikayesinin aktörü haline geldiğini ifade eden Strateji ve Bütçe Başkanlığı Sektörler ve Kamu Yatırımı Genel Müdür Yardımcısı Tolga Balcı, öncelikli olarak hedeflenen kamuda tasarruf açısından da etkin bir verimlilik ivmesi yakalandığını vurguladı. Balcı, “Yazılımların yurtdışı kaynaklı olması ülkeler için ulusal bilgi güvenliği yönüyle oldukça önemli bir risk unsuru oluşturmaktadır. Özellikle bu nedenle kamu sektöründe yerli ve milli yazılımların oluşturulması ve kullanılması gereklidir. Bizler kamu sektöründe yerli ve milli yazılımların kullanımının altını çiziyor, bu kapsamda oluşturulan projelerin sonuna kadar destekçisi oluyoruz. 2011 yılında tanıştığımız ÜBYS, süreç içinde kendini yenileyen, sürekli geliştirilebilen, kullanıcına etkin çözümler sunan yapısıyla kamuda etkin bir verimlilik sağladı. Projede yer alan kişiler değişebilir ama değişmeyen ÜBYS’nin kamu kurumlarına örnek bir proje olarak artık rüştünü ispat etmesi oldu. Tüm paydaşların desteğiyle yükselen ÜBYS, İKÇÜ için marka değeri taşıyan ‘milli bir yazılım’ haline geldi. Artık ÜBYS’nin karar verici değil, standart koyucu olduğu bir dönem başladı. Projenin başarısının arkasında başkanlığımızın desteği kadar, disiplinli, özverili, ekip ruhu gerektiren bir çalışma yapısı olduğunu düşünüyorum. Çünkü süreç sorumlularının birbirleriyle sürekli iletişim halinde olmaları, projelerin verimli işleyişi açısından çok önemlidir. Basta Rektör Prof. Dr. Saffet Köse Hocamız ve değerli ekibine, bu projenin oluşumunda ve gelişiminde emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Sektör temsilcileri ile networking imkanı sunan, yerli teknolojilerin gelişimini destekleyen ve akademik dünyayı iş dünyasıyla buluşturan bu fuarın bilişim ekosistemine büyük katkılar sunacağına yürekten inanıyorum” dedi.</p>
<p><b>Türkiye’nin Örnek Bilişim Projesi</b></p>
<p>Strateji ve Bütçe Başkanlığı Eğitim ve Kültür Dairesi Başkanı Mehmet Cem Fendoğlu da bilişim alanında kaydettiği gelişmelerle İKÇÜ’nün ihtisaslaşmayı hak eden bir yükseköğretim kurumu olduğunu kaydetti. Başkan Fendoğlu, “Çıktı; sadece bilgi ve teknoloji olarak değil, üretilen teknolojinin paylaşıma açılmasıyla yerini bulur. Üniversitelerde üretilen bilginin ve projelerin katma değer olarak sektöre aktarılması çok önemlidir. Kaynakların daha etkin ve verimli işletilmesi, kaynak israfının ve tekrar yatırımların önlenmesini teminen örnek bir yazılım olan, Başkanlığımızca desteklenen İKÇÜ ÜBYS kaynaklarını etkin kullanması ve sürekli güncellenmesi yönleriyle ülkemizin başarılı yerli bir yazılımı haline geldi. Bugün burada, 200’e yakın değerli yöneticimizin katılımını görüyorum. Bu da gelinen aşamada hedefin ne kadar büyüdüğünü göstermektedir. Mevcutta İKÇÜ 4 önemli ulusal projeyi yönetiyor ama ÜBYS geldiği kapasite, network ağı olarak en büyüğü haline geldi, Türkiye’nin örnek projesi oldu. Başkanlık olarak projeyi desteklediğimiz için duyduğumuz memnuniyeti yineliyor, emeği olan tüm personele teşekkürlerimi iletiyorum” şeklinde konuştu.</p>
<p><b>Teknolojilerin “Kullanıcısı” Değil “Üreticisi” Konumdayız</b></p>
<p>Fuarla ilgi bilgi veren İKÇÜ Bilgi İşlem Daire Başkanı Fatih Tunçez 18’i bakanlık, 70 üniversite, 33 sektör markası yöneticileriyle birlikte 200’ü aşan katılımcıyı ağırlamaktan büyük mutluluk duyduklarını ifade etti. Gelenekselleşen İKÇÜ ÜBYS buluşmalarının her geçen yıl daha geniş kitlelere ulaştığını aktaran Başkan Tunçez, “Başta savunma sanayi olmak üzere sağlıktan, uzay çalışmalarına, yüksek teknoloji gerektiren projeleri birer birer hayata geçiren ülkemiz mühendisleri, bilişim de de önemli atılımlar yapmaktadır. İKÇÜ, 2022 yılında Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından başlatılan “Yükseköğretimde Büyük Veri Projesi” kapsamında seçilen 8 pilot üniversiteden biri olarak, dijital dönüşüm ve teknoloji geliştirme süreçlerinde önemli bir rol üstlenmektedir. İKÇÜ’lü mühendisler olarak üniversitemizde yapılan test sürecinden iç yapıda yaygınlaştırılmasına uzanan süreçte ÜBYS’ye yeni güncel modüller yazarak kurum dışı paydaşlarımızın karşısına daha geniş bir yazılım ağıyla çıktık. Bilişim ürünlerinin sadece “kullanıcısı” durumunda olmamızın yeterli olmadığının bilinciyle bu teknolojileri “üreten” bir konumda olma azmi ve gayreti içinde 2011 yılından bu yana kendimizi sürekli geliştirdik. Ekibimizce yazılan ÜBYS’nin Yerli ve Milli olması bizler için ayrı bir gurur ve motive kaynağı oldu. İKÇÜ’ye olan teveccühleri desteklerini hiçbir zaman eksik etmeyen başta Strateji ve Bütçe Başkanlığımıza, Bakanlığımıza, tüm paydaş kurumlarımıza minnet borçluyuz. Bundan sonra da tüm kurumların ihtiyaçlarına özel uygulama ve çözümler geliştirmek için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Açılış konuşmalarının ardından çalıştay oturumları ile kamu- özel sektör yöneticileri, bilişim ve teknoloji firmaları ve üniversitelerden gelen üst düzey temsilcilerin katıldığı workshoplara geçildi. İki gün devam edecek “Karar Vericiler Buluşması: Bilişim Sistemleri ve Teknolojileri Fuarı’nın Türkiye’nin dijital dönüşüm vizyonuna katkı sağlayacak yeni iş birliklerine olanak sağlaması bekleniyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ubysde-karar-verici-degil-standart-koyucu-donem-basladi-527049">ÜBYS&#8217;de &#8220;Karar Verici&#8221; Değil &#8220;Standart Koyucu&#8221; Dönem Başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükakın: Romanlar azınlık değil bu memleketin asli unsurudur</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyukakin-romanlar-azinlik-degil-bu-memleketin-asli-unsurudur-524876</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 May 2025 19:19:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[aslı]]></category>
		<category><![CDATA[azınlık]]></category>
		<category><![CDATA[büyükakın]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[memleketin]]></category>
		<category><![CDATA[romanlar]]></category>
		<category><![CDATA[unsurudur]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=524876</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç.Dr.Tahir Büyükakın, bugün katıldığı Roman Şurası’nda önemli açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyukakin-romanlar-azinlik-degil-bu-memleketin-asli-unsurudur-524876">Büyükakın: Romanlar azınlık değil bu memleketin asli unsurudur</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç.Dr.Tahir Büyükakın, bugün katıldığı Roman Şurası’nda önemli açıklamalarda bulundu. Roman vatandaşlarla sürekli istişare halinde olduklarını belirten Başkan Büyükakın, Romanların azınlık değil, memleketin asli unsuru olduğunu da vurguladı.</p>
<p><b>BÜYÜKŞEHİR, ROMANLARI HEP DESTEKLİYOR</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç.Dr.Tahir Büyükakın, İzmit’te bir otelde düzenlenen “Kocaeli Roman Şurası”na katıldı, önemli açıklamalarda bulundu. Kocaeli Roman Şurası’na Başkan Büyükakın’ın yanı sıra; Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, AK Parti Kocaeli Milletvekili Mehmet Akif Yılmaz, Aile Sosyal Politikalar Başkanlığı Sosyal Uyum Daire Başkanı Nevzat Özer, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Doç.Dr.Ali Yeşildal, Akdeniz Üniversitesi’nden Prof. Dr. Suat Kolukırık, siyasi parti ve STK temsilcileri katılım sağladı.</p>
<p><b> 6 AYRI MASADA SORUNLAR ELE ALINDI</b></p>
<p>Roman Şûrası’nda; “Kentlilik Bilinci ve Sosyal Bütünleşme”, “Eğitim, Kültür ve Sanat”, “Çalışma Yaşamına Katılım ve İstihdam Fırsatları”, “Sosyal Hizmet ve Toplumsal Destek”, “Sağlık Hizmetlerine Erişim” ve “Barınma Koşulları ve Sosyal Refah” başlıklarında odak grup masaları oluşturuldu. Her masa özel temalar çerçevesinde Romanların karşılaştığı yapısal sorunlara çözüm önerileri geliştirdi.</p>
<p><b>HER ZAMAN OLDUĞU GİBİ İLGİ ÇOK YÜKSEKTİ</b></p>
<p>Büyükşehir’in düzenli bir şekilde Romanlarla bir araya geldiği toplantılar her zaman büyük ilgi görüyor. Bugün gerçekleştirilen şuraya da ilgi oldukça yoğundu. Kocaeli’de bulunan 32 Roman derneği başkan ve yöneticileri şuraya katılarak hem konuşmaları dinledi hem de görüşlerini bildirdi. Birlikte hareket edilen her etkinlik gibi bu programda da Roman vatandaşlarla birlikte yapılacak çalışmalar gündeme geldi. Roman vatandaşlardan her zaman çok faydalandıklarını belirten Başkan Büyükakın, buluşmaların bundan sonra da devam edeceğini hatırlattı. Başkan Büyükakın, konuşmasında Romanların yaşam koşullarına ilişkin önemli noktalara değindi, Roman vatandaşların yaşadığı sıkıntılara da dikkat çekti. Büyükakın’a etkinlik boyunca büyük bir ilgi vardı.</p>
<p><b>BAŞKAN BÜYÜKAKIN’DAN DESTEK ÇAĞRISI</b></p>
<p>Eğitimde fırsat eşitliği sağlamanın, Roman çocukların geleceği için hayati öneme sahip olduğunu vurgulayan Başkan Büyükakın, ailelere de çağrıda bulundu. Başkan Büyükakın, Büyükşehir Belediyesi olarak çocukların eğitim sürecindeki tüm sorumluluğu üstlenmeye hazır olduklarını belirtti. “Yeter ki o çocuk okula gitsin. Biz, okul masraflarının tamamını karşılamaya hazırız” sözleriyle desteğin kapsamını açıklayan Başkan Büyükakın, maddi imkânsızlıklar içinde olan ailelerin çocukları için tüm ihtiyaçların da belediye tarafından temin edileceğini ifade etti.</p>
<p><b>“BÜYÜKŞEHİR OLARAK KARARLILIKLA ÇALIŞIYORUZ”</b></p>
<p>Başkan Büyükakın ayrıca, “Romanlar azınlık değil, bu memleketin asli unsurudur. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi olarak, Roman kardeşlerimizin yaşam koşullarını iyileştirmek, çocuklarının eğitimine destek olmak ve mahallelerini dönüştürmek için kararlılıkla çalışıyoruz. Her çocuk eğitim hakkına ulaşsın, her aile düzenli bir gelire kavuşsun diye pozitif ayrımcılığı kararlılıkla sürdürüyoruz. Birlikteyiz, bir aradayız, geleceği birlikte kurmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>“ROMAN VATANDAŞLARIMIZ İÇİN CİDDİ ÇALIŞMALAR YAPILIYOR”</b><br />AK Parti Kocaeli Milletvekili Mehmet Akif Yılmaz, şuranın önemine dikkat çekerek, “Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Roman vatandaşlarımız için ciddi çalışmalar yapıyor. Biz de devlet olarak, bu projelerin başarıya ulaşması için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz. Bu şura, Roman vatandaşlarının yaşam şartlarını iyileştirmek adına önemli bir adım olacaktır” şeklinde konuştu.</p>
<p><b> “YAŞAM STANDARTLARINI İYİLEŞTİRMEK İÇİN KARARLIYIZ”</b><br />Kocaeli Valisi İlhami Aktaş ise yaptığı konuşmada, “Roman vatandaşlarımıza yönelik devlet olarak yıllardır önemli projeler yürütüyoruz. Bu projelerin somut sonuçlar vermesi için yerel yönetimlerle el birliğiyle çalışmalarımıza devam edeceğiz. Eğitim, sağlık ve istihdam alanlarında daha fazla fırsat yaratmak, Roman vatandaşlarımızın yaşam standartlarını iyileştirmek için kararlıyız” dedi.</p>
<p><b>“PROJELER SAYESİNDE ÖNEMLİ ADIMLAR ATILDI”</b><br />Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Sosyal Uyum Daire Başkanı Nevzat Özer, 2009 yılından itibaren yürütülen projelerden bahsederek, “2009 yılında başlayan süreçle Roman vatandaşlarımızın yaşam koşullarını iyileştirmek için önemli adımlar atıldı. Stratejik eylem planları ve projeler sayesinde Romanların eğitim, sağlık ve sosyal hizmetlerden daha iyi faydalanmalarını sağlıyoruz” dedi. Kocaeli Valiliği Roman Saha Koordinatörü Engin Akbulut ise, “Sayın Başkanımız Tahir Büyükakın, Roman vatandaşlarımızın yaşam koşullarını iyileştirmek için büyük adımlar attı. Kendilerine teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b> “ROMANLAR BU TOPLUMUN ASLİ EVLATLARIDIR”</b><br />Akdeniz Üniversitesi’nden Prof. Dr. Suat Kolukırık da Roman farkındalığının arttığı bir dönemde, toplumun her kesiminin bu konuda bilinçlenmesi gerektiğini belirterek, “Romanlar, bu toplumun asli evlatlarıdır. Ayrımcılık, Batıdan gelen zararlı düşüncelerdir. Bizim görevimiz, onları toplumsal yapının bir parçası olarak kabul etmek ve dışlamamaktır” dedi. Kolukırık, sosyal kalkınmanın merkezine aileyi koyarak, Romanların toplumsal hayata daha güçlü katılım sağlaması gerektiğini vurguladı.</p>
<p><b>SOMUT ÇÖZÜM ADIMLARI ÜZERİNDE UZLAŞILDI</b></p>
<p>Toplantı sonunda Roman vatandaşlarının eğitimine daha fazla önem verilmesi, sağlık hizmetlerine kolay erişim sağlanması, barınma koşullarının iyileştirilmesi ve istihdam fırsatlarının artırılması gibi somut çözüm adımları üzerinde uzlaşıldı. Şura; yerel yönetimlerin, devletin ve sivil toplum kuruluşlarının birlikte hareket etmesi gerektiği mesajını vererek sona erdi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyukakin-romanlar-azinlik-degil-bu-memleketin-asli-unsurudur-524876">Büyükakın: Romanlar azınlık değil bu memleketin asli unsurudur</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Bilimsel tartışmaların ekranlarda değil, uzmanlar arasında kapalı ortamlarda yapılmalı&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bilimsel-tartismalarin-ekranlarda-degil-uzmanlar-arasinda-kapali-ortamlarda-yapilmali-522866</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Apr 2025 13:07:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[arasında]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[ekranlarda]]></category>
		<category><![CDATA[kapalı]]></category>
		<category><![CDATA[ortamlarda]]></category>
		<category><![CDATA[tartışmaların]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[yapılmalı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=522866</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Silivri açıklarında meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki depremin ardından toplumda yaşanan korku ve kaygı duyguları ile deprem psikolojisi konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bilimsel-tartismalarin-ekranlarda-degil-uzmanlar-arasinda-kapali-ortamlarda-yapilmali-522866">&#8220;Bilimsel tartışmaların ekranlarda değil, uzmanlar arasında kapalı ortamlarda yapılmalı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Silivri açıklarında meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki depremin ardından toplumda yaşanan korku ve kaygı duyguları ile deprem psikolojisi konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Depreme 360 derece açıyla bakmak gerekir</strong></p>
<p>Depreme 360 derece açıyla bakmak gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Sadece yer bilimleri açısından bakma eğilimi kaygıyı artırıyor. Deprem sonrası psikoloji üç aşamadan oluşuyor. İlk 15 gün içerisinde yaşanan akut stres doğaldır ve genellikle kendiliğinden düzelir. Eğer bu durum dört haftayı aşarsa, posttravmatik stres bozukluğu riski ortaya çıkar. Sekiz haftayı geçtiğinde ise profesyonel klinik yardım alınması gerekir.” dedi.</p>
<p><strong>Deprem korkusu kişilik yapısına göre farklılık gösteriyor</strong></p>
<p>Deprem korkusunun kişilik yapısına göre farklılık gösterdiğini söyleyen Prof. Dr. Tarhan, bazı kişilerin dışarıdan sakin görünmesine rağmen içsel panik yaşayabileceğini, bu tür durumlarda soğukkanlılığın bir savunma mekanizması olduğunu, ancak çözüm bulunamadığı takdirde kronik strese dönüşebileceğini belirtti.</p>
<p>Deprem korkusunun artmasında belirsizlik, çaresizlik ve umutsuzluk duygularının büyük etkisi olduğuna işaret eden Prof. Dr. Tarhan, Japonya örneğine vererek, güçlü sistemlerin, toplumun deprem korkusunu azaltmada etkili olduğunu söyledi.</p>
<p><strong>Sorgulamadan inanmamak lazım! </strong></p>
<p>Deprem tahminleriyle ilgili kamuoyunda yapılan çelişkili açıklamaları da değerlendiren Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:</p>
<p>&#8220;Her uzman kendi penceresinden bakarak açıklamalar yapıyor. Bu tür bilimsel tartışmaların ekranlarda değil, uzmanlar arasında kapalı ortamlarda, bilimsel platformlarda yapılması gerekiyor. Resmi kurumlar, uzman görüşlerini bilimsel veriler ışığında değerlendirip toplumla net, güven verici bir dille paylaşmalı. Aksi takdirde halkta daha fazla kaygı ve güvensizlik oluşuyor. Biri diyor ki ‘İstanbul&#8217;u terk edin’. Diğeri ‘Geçti bitti.’ Bunu söylerken sadece kendi penceresinden bakıyorlar. En kötü senaryoya göre hareket ediyorlar. En kötü senaryoya karşı kendi ruh halini topluma yansıtıyor. Onun için şu andaki deprem uzmanlarının söylediklerinin hepsini sorgulamadan inanmamak lazım. Yani fazla iyimser olanı da fazla kötümser olanı da.”</p>
<p><strong>Topluma yeni stres faktörleri eklendi</strong></p>
<p>Deprem sonrası oluşan kronik stresin toplum üzerinde ciddi etkiler oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan “Toplumda kronik bir mutsuzluk hali var. Zaten çalkantılı bir toplumuz, buna yeni stres faktörleri eklendi. Bu tür durumlar grup stresi oluşturur ve sonuçta tartışmalar, kavgalar ve şiddet olayları artar,&#8221; dedi.</p>
<p>Toplumda zaten var olan suç oranlarının daha da artabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, bu gibi dönemlerde liderliğin kritik rol oynadığını ifade etti. Prof. Dr. Tarhan, “Toplum, yöneticilere ve karar vericilere güven duymazsa kriz daha da derinleşir. Liderler gerçekleri gizlerse kaygı artar. Güvenin kaybolduğu yerlerde kimse rahat edemez. Şu an Türkiye’de depremle ilgili plan ve projeler hazırlandı hissi oluşmadı.&#8221; ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>İletişim sistemleri yetersiz kaldı!</strong></p>
<p>Deprem sonrası iletişim sistemlerinin yetersiz kaldığı yönündeki eleştirileri de değerlendiren Tarhan, &#8220;İnternet ve telefon hatları çöktü. Sonrasında sadece özürler geldi. Bu tür afetlere hazırlıkta devletin düzenleyici ve denetleyici rolü çok önemli. Vatandaş vergisini ödüyor; karşılığında etkili kriz yönetimi bekliyor.&#8221; diye konuştu. </p>
<p><strong>Deprem için beyin egzersizleri önerisi</strong></p>
<p>Deprem korkusuyla baş etmek için &#8220;kabul egzersizleri&#8221; yapılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, Japonların da kullandığı &#8216;Acceptance Commitment Therapy&#8217; (Kabul ve Kararlılık Terapisi) tekniklerini önerdi. </p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, egzersizlerin temel adımlarını şöyle açıkladı:</p>
<p>“Korkuya şefkatle yaklaşmak; korkuyu reddetmek yerine onu kabul etmek gerekiyor. Özellikle çocuklar, ebeveynlerinin tepkilerine göre şekilleniyor. Anne-baba soğukkanlı olursa çocuk da korkuyu daha kolay yönetiyor. Nefes ve kas gevşeme egzersizleri; bedenle iletişim kurarak geçmişte aşılmış stresli durumları hatırlamak, şükran duygusunu artırmak önemli. ‘Şu anda sağlıklıyım, şu anda bilincim yerinde’ gibi olumlu düşünceler zihni rahatlatır. Zihinsel sığınak oluşturmak; büyük bir anlamın parçası olduğunu hissetmek kişiye güç verir. İnanç sistemlerinde olduğu gibi yüksek bir varlığa güvenmek, evrende bir düzen olduğunu görmek insanı rahatlatır. Panik anında yalnız olmadığını bilmek çok önemli.”  </p>
<p><strong>Sosyal temas travma etkisini azaltıyor!</strong></p>
<p>Deprem gecesinde insanların aileleriyle birlikte olma ihtiyacının arttığını gözlemlediklerini belirten Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Bu içgüdüsel bir davranış. Sosyal temas travmanın etkisini azaltır.&#8221; dedi. </p>
<p><strong>Travmalar, anlam arayışını yoğunlaştırıyor…</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, travma anlarında insanların anlam arayışının yoğunlaştığını belirterek, &#8220;Böyle anlarda insan hayatı, değerleri, ilişkileri ve benlik algısını yeniden gözden geçirir. Korkuyu kabul egzersizi yapmak, kendine şefkatle yaklaşmak ve geçmişi pozitif değerlendirmek önemlidir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Kontrol duygusu yüksek olan kişilerin korkuyu daha yoğun yaşadığını dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Özellikle panik bozuklukta bu durumun sıkça görülür. Bütçesi milyar doları bulan bir şirketi yöneten bir iş insanı, kendi tansiyonunu yönetemediğini söylemişti. Çünkü insanın kontrol edebileceği ve edemeyeceği şeyler vardır.&#8221; diye konuştu. </p>
<p><strong>Çocuklarda travma yönetimi nasıl olmalı?</strong></p>
<p>Çocukların deprem gibi travmatik olaylardan etkilenme biçiminin yaş gruplarına göre değiştiğini kaydeden Prof. Dr. Tarhan, 0-6 yaş arasındaki çocukların en çok bağlılık ilişkisine ihtiyaç duyduğunu söyledi. Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Deprem anında çocuklar mutlaka anne-baba ile birlikte olmalı. Onların yanında olmak, beyinde güven ve sevgi hormonu oksitosin salgılanmasını artırıyor.&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>6 yaş sonrası çocukların ise olayları sorgulamaya başladığını ifade eden Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Bu yaş grubundaki çocuklar &#8216;Neden oldu? Bana bir şey olur mu? Sana bir şey olur mu?&#8217; gibi sorular sorar. Bu dönemde çocukları susturmak yerine, onları dinlemek çok önemli. Konuşmak değil, duygularını ifade etmelerine izin vermek gerekir.&#8221; dedi.</p>
<p>Anne-baba tutumunun çocukların travmaya karşı dayanıklılığını doğrudan etkilediğini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Büyük insan tepkisi beklemeyelim ama büyük insan gibi yaklaşalım. Çocuğun kendini değerli ve güvende hissetmesi, bu dönemin en önemli kazanımıdır.&#8221; İfadesinde de bulundu.</p>
<p><strong>Gençlerin deprem kaygıları ve psikolojik tepkileri ne?</strong></p>
<p>Gençlerin deprem kaygıları ve psikolojik tepkileri üzerine de değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Tarhan, özellikle ergenlik dönemindeki gençlerin yaşadığı kimlik sorgulamalarının, anlam arayışlarının doğal olduğunu vurguladı.</p>
<p>Ergenlik döneminin “Ben kimim? Nereye yönelmeliyim? Niçin?” gibi soruların yoğunlukla sorulduğu fırtınalı bir dönem olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “Bu yaş grubunda varoluş ve anlam sorgulaması yapmaları sağlıklı bir gelişim göstergesidir. Deprem gibi büyük olaylar da bu sorgulamaları tetikleyebilir. Eğer ergenler bir grup içinde güvenli bir ortamdaysalar birbirlerine desteklerler. Dış arkadaşlık aileden daha önemlidir. Ergenlik döneminin doğası budur. Aileler bu dönemde ergenlere akıl vermekten çok onların fikirlerine başvurmalı. &#8216;Sence ne yapabiliriz?&#8217; gibi sorularla aidiyet duygusu güçlendirilmelidir. Bu yaklaşımın bile terapötik etkisi olur” diye konuştu.</p>
<p><strong>Narsistler depremden daha fazla korkar!</strong></p>
<p>Narsistik kişilerin dışarıdan korkmuyormuş gibi görünebileceklerini ancak depremden en çok korkan gruplardan biri olduklarını ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Narsistik kişiler, güçlü görünme zorunluluğunda oldukları için korkularını gizlerler. Aslında güçlü bir karaktere sahip değillerdir; sadece güçlü rolünü oynarlar. Kritik anlarda, örneğin bir depremde, en hızlı kaçış tepkisini gösterenler arasında olabilirler.&#8221; açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>Zorluklar, daha büyük bir anlamı kavrama fırsatı sunar! </strong></p>
<p>Türkiye&#8217;nin zor bir coğrafyada bulunduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, son dönemde toplumda ‘kalabalıklar içinde yalnızlık’ kavramının yaygınlaştığını belirtti. </p>
<p>“Üzerine bir de deprem kaygısı eklendiğinde toplumda geleceğe dair umutsuzluk duyguları artabiliyor. Ancak Türkiye geçmişte çok daha büyük krizleri aştı. İstiklal Savaşı, I. Dünya Savaşı gibi büyük zorluklar yaşandı. O dönemlerde bir amaç vardı; şimdi de toplum olarak yeni bir amaç belirlememiz gerekiyor.&#8221; diyen Prof. Dr. Tarhan, yaşanan zorlukların insanlara daha büyük bir anlamı kavrama fırsatı sunduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>Kucaklayıcı, kapsayıcı bir ortama ihtiyaç var!</strong></p>
<p>Herkesin kendini sorgulaması gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Türkiye&#8217;de şu andaki bu gerilim ortamını hak etmiyor. Şu anda Türkiye&#8217;yi kucaklayıcı, kapsayıcı bir ortama ihtiyaç var. Şu anda herkesin kendisini sorgulaması gerekiyor. Bu olaylar bize ne öğretti diye düşünmeliyiz.” diye konuştu. </p>
<p>Türkiye&#8217;deki sosyal yapıdaki çözülmelere de dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, aile sistemindeki çöküş, gençlerin evlilikten uzaklaşması, ekonomik sıkıntılar ve yalnızlık gibi sorunların toplumun genel ruh halini olumsuz etkilediğini kaydetti. </p>
<p><strong>Gençlere güven ve adalet duygusu verilirse sorunların büyük kısmı çözülür</strong></p>
<p>Bu olumsuzluklara rağmen, toplumsal barışı sağlayacak ortak bir anlamın bulunabileceğini ancak toplumda ciddi bir kaygı ortamı olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Şu anda toplumda savaş ortamı ruh hali hâkim. İnsanlar gelecekle ilgili güven ve ümit duygusunu hissedemiyor. O yüzden yeni bir amaç ve vizyon ortaya konulması gerekiyor. Kurtuluş Savaşı döneminde olduğu gibi ortak bir amaç etrafında birleşilirse, toplumdaki stresin ve olayların yüzde 50’si azalır.&#8221; dedi.</p>
<p>Toplumun sessiz kalmasının da riskli olduğuna değinen Prof. Dr. Tarhan, karamsarlığa kapılmadan umutla hareket edilmesi gerektiğini vurguladı. Özellikle genç nesilde adalet beklentisinin yüksek olduğunu belirten Tarhan, &#8220;Gençler kötü değil. Masumiyet arayışı içindeler. Onlara güven ve adalet duygusu verirsek, sorunların büyük kısmı çözülür.&#8221; şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bilimsel-tartismalarin-ekranlarda-degil-uzmanlar-arasinda-kapali-ortamlarda-yapilmali-522866">&#8220;Bilimsel tartışmaların ekranlarda değil, uzmanlar arasında kapalı ortamlarda yapılmalı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Efes Selçuk&#8217;ta çocuklar ve aileler yalnız değil</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/efes-selcukta-cocuklar-ve-aileler-yalniz-degil-522280</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Apr 2025 12:25:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[aileler]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[efes]]></category>
		<category><![CDATA[selçukta]]></category>
		<category><![CDATA[yalnız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=522280</guid>

					<description><![CDATA[<p>Efes Selçuk Belediyesi, kadınlara ve çocuklara yönelik sosyal projeleri ile dikkat çekiyor. Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel’in 2019’da göreve gelmesinin ardından hayata geçirdiği Şen Çocuk Atölyeleri ve Mahalle Kütüphaneleri ile çocukların eğitim sürecine katkı sunulmasının yanı sıra ailelere de destek sunuluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/efes-selcukta-cocuklar-ve-aileler-yalniz-degil-522280">Efes Selçuk&#8217;ta çocuklar ve aileler yalnız değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Efes Selçuk Belediyesi, kadınlara ve çocuklara yönelik sosyal projeleri ile dikkat çekiyor. Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel’in 2019’da göreve gelmesinin ardından hayata geçirdiği Şen Çocuk Atölyeleri ve Mahalle Kütüphaneleri ile çocukların eğitim sürecine katkı sunulmasının yanı sıra ailelere de destek sunuluyor. Efes Selçuk’un Belevi ve 14 Mayıs Mahallelerinde bulunan Şen Çocuk Atölyeleri&#8217;nin yanı sıra Mahalle Kütüphaneleri ile çocuklar mutlu, aileler mutlu.</p>
<p>2019 yılından bu yana Efes Selçuk’ta ilk olarak Deppo Efes Soğuk Hava İşletmesi içerisinde yer alan Masal Evi ile tarım işçisi kadınların çocukları için hayata geçen Deppo Efes Masal Evi’nde anneleri tarlada, bahçede ya da soğuk hava deposunda çalışırken çocuklarını Deppo Efes’e emanet ediyor.</p>
<p>Belevi Şen Çocuk Atölyesi ve 14 Mayıs Şen Çocuk Atölyesi’nde 36- 60 aylık çocuklar eğitici ve eğlenceli aktiviteler ile zaman geçiriyor. Şen Çocuk Atölyeleri aynı zamanda kadın istihdamına da katkı sunuyor.</p>
<p>Çocuk Atölyelerinin yanı sıra Mahalle Kütüphaneleri de kentte çocuklara ve ailelere katkı sağlayan projeler arasında yer alıyor. İlk olarak Zafer Mahallesi’nde atıl olarak bulunan Çamlık Parkı’nın yeniden düzenlenmesinin ardından Çamlık Parkı içerisinde yer alan kütüphane çocukların ders çalışmasına olanak sağlıyor.</p>
<p>Son olarak yine Zafer Mahallesi’nde açılışı yapılan Direniş Parkı ve Şükrü Özkaynak Mahalle Kütüphanesi de çocukların oyun oynayabileceği, ders çalışabileceği bir alan olarak ailelerin ve çocukların beğenisini kazandı.</p>
<p><b>HERKESE DOKUNMAK İÇİN ÇALIŞIYORUZ</b></p>
<p>Belediyeciliğin bir kentte yaşayan insanlara dokunmak olduğunu belirten Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel; “Biz bir iş, bir proje üretirken kentte yaşayan herkesin özellikle de kadınların ve çocukların hayatını kolaylaştırmaya çalışıyoruz. Yaşanan ekonomik sıkıntılar en çok çocukların eğitimini ve kadınların yaşam kalitesini etkiliyor. Biz kadınlar üretime katılırken gözleri arkada kalmasın diye Deppo Efes Masal Evi’nde, Çocuk Atölyelerinde çocuklarının bakımını üstleniyoruz. Diğer yandan eğitim gören çocuklarımızın hem bilgi ve dersleri ile daha çok iç içe olmaları, hem de daha çok kitap okumaları ve tüm bunlar yaşanırken oyun oynamaları için parklarla birlikte mahalle kütüphanelerimizin hayata geçirmeye devam ediyoruz. Çocuklar mutluysa, aileler mutlu, haliyle biz de mutluyuz” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/efes-selcukta-cocuklar-ve-aileler-yalniz-degil-522280">Efes Selçuk&#8217;ta çocuklar ve aileler yalnız değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Elim Patinde&#8221; projesiyle Seferihisar&#8217;da sokak hayvanları sahipsiz değil</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/elim-patinde-projesiyle-seferihisarda-sokak-hayvanlari-sahipsiz-degil-460306</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 May 2024 12:24:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[elim]]></category>
		<category><![CDATA[hayvanları]]></category>
		<category><![CDATA[patinde]]></category>
		<category><![CDATA[projesiyle]]></category>
		<category><![CDATA[sahipsiz]]></category>
		<category><![CDATA[seferihisarda]]></category>
		<category><![CDATA[sokak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=460306</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, Seferihisar Belediyesi ve Seferihisar Hayvan Gönüllüleri Topluluğu "Elim Patinde" projesini hayata geçiriyor. Proje sayesinde Seferihisar’daki sokak hayvanları tedavi edilecek ve sahiplendirilecek.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/elim-patinde-projesiyle-seferihisarda-sokak-hayvanlari-sahipsiz-degil-460306">Elim Patinde&#8221; projesiyle Seferihisar&#8217;da sokak hayvanları sahipsiz değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sokak hayvanları için hayati önem taşıyan Elim Patinde projesi Seferihisar’da hayata geçiyor. Avrupa Birliği destekli olan proje, İzmir Büyükşehir Belediyesi, Seferihisar Belediyesi ve Seferihisar Hayvan Gönüllüleri Topluluğu işbirliği ile yürütülecek. Proje kapsamında işbirliği anlaşması yapılan, Prof.Dr. İsmet Sungurbey Sokak Hayvanları Barınağı’nda sokak hayvanlarının tedavisi gerçekleştirilecek. </p>
<p>“TEDAVİ EDİLİP SAHİPLENDİRİLECEKLER”</p>
<p>Seferihisar Milli Eğitim Müdürlüğü’nün desteğiyle okullara da taşınan proje kapsamında öğrencilere yönelik bilinçlendirme çalışması da yapılıyor. Çalışmalar kapsamında Prof.Dr. İsmet Sungurbey Sokak Hayvanları Barınağına götürülen hayvanlara, kısırlaştırma ve tedavi yapıldıklıktan sonra belediye ekipleri tarafından alındıkları bölgelere geri bırakılıyor. Her hafta barınağı ziyaret ederek sokak hayvanlarının kontrollerini sağlayan gönüllüler, tedavisi tamamlanan patili dostları sahiplendirme çalışmaları yürütüyor.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/elim-patinde-projesiyle-seferihisarda-sokak-hayvanlari-sahipsiz-degil-460306">Elim Patinde&#8221; projesiyle Seferihisar&#8217;da sokak hayvanları sahipsiz değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mövenpick Hotel İstanbul Marmara Sea sadece anneleri değil tüm kadınları büyülü dünyasına davet ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/movenpick-hotel-istanbul-marmara-sea-sadece-anneleri-degil-tum-kadinlari-buyulu-dunyasina-davet-ediyor-457176</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 May 2024 21:00:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[anneleri]]></category>
		<category><![CDATA[büyülü]]></category>
		<category><![CDATA[davet]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[dünyasına]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[hotel]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kadınları]]></category>
		<category><![CDATA[marmara]]></category>
		<category><![CDATA[mövenpick]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[sea]]></category>
		<category><![CDATA[tüm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=457176</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zeytinburnu’nda muhteşem manzaraya sahip Mövenpick Hotel İstanbul Marmara Sea, Anneler gününe özel fırsatları ile sadece anneleri değil tüm kadınları büyülü dünyasına davet ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/movenpick-hotel-istanbul-marmara-sea-sadece-anneleri-degil-tum-kadinlari-buyulu-dunyasina-davet-ediyor-457176">Mövenpick Hotel İstanbul Marmara Sea sadece anneleri değil tüm kadınları büyülü dünyasına davet ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Zeytinburnu’nda muhteşem manzaraya sahip Mövenpick Hotel İstanbul Marmara Sea, Anneler gününe özel fırsatları ile sadece anneleri değil tüm kadınları büyülü dünyasına davet ediyor.</p>
<p>İstanbul’un kalbindeki eşsiz konumu, üstün ayrıcalıkları ile hem anneleri hem de tüm kadınları keyifli bir güne davet eden Mövenpick Hotel İstanbul Marmara Sea’nin yüzde 50 indirim kampanyası da tüm kadınlara anneler günü hediyesi…</p>
<p>Gurme lezzetleri ile öne çıkan Mövenpick Hotel İstanbul Marmara Sea, Akdeniz mutfağının eşsiz lezzetlerini sunan <b>Leccino Restaurant’ta </b>saat 11:00 ile 14:00 arasında tüm kadınlara %50 indirim uygulayarak bu özel günü daha da keyifli hale getiriyor.</p>
<p>Anneler bu keyifli anların tadını çıkarırken çocukları da Mövenpick Hotel İstanbul Marmara Sea’nın Little Birds Kids Club’ın da gönüllerince eğlenebilecek. Çocukları güvenle emanet edebileceğiniz Kids Club’ta onlar eğlenirken tüm aile bu özel günün keyfine varabilecek.</p>
<p>Hem bu özel günü ailece deneyimlemek hem de Mövenpick Hotel İstanbul Marmara Sea’nin ayrıcalıklar dünyasını keşfetmek istiyorsanız tek yapmanız gereken rezervasyonunuzu önceden yapmak. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/movenpick-hotel-istanbul-marmara-sea-sadece-anneleri-degil-tum-kadinlari-buyulu-dunyasina-davet-ediyor-457176">Mövenpick Hotel İstanbul Marmara Sea sadece anneleri değil tüm kadınları büyülü dünyasına davet ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Mutlu: Bir gün değil her gün emeğin yanında olacağız</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-mutlu-bir-gun-degil-her-gun-emegin-yaninda-olacagiz-455293</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 May 2024 21:08:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[emeğin]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu]]></category>
		<category><![CDATA[olacağız]]></category>
		<category><![CDATA[yanında]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=455293</guid>

					<description><![CDATA[<p>1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde kutlamaların adresi olan Gündoğdu Meydanı’na yürüyen Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, “Bugün de emeğin hakkı için her yıl olduğu gibi alanlardaydık.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-mutlu-bir-gun-degil-her-gun-emegin-yaninda-olacagiz-455293">Başkan Mutlu: Bir gün değil her gün emeğin yanında olacağız</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde kutlamaların adresi olan Gündoğdu Meydanı’na yürüyen Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, “Bugün de emeğin hakkı için her yıl olduğu gibi alanlardaydık. </b></p>
<p><b>Sadece bir gün değil her gün emeğin ve emekçinin yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.</b></p>
<p>Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde kutlamaların adresi olan Gündoğdu Meydanı’na yürüdü. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir İl Örgütü’nün çağrısıyla Kültürpark Lozan Kapısı önünde toplanan kortejde ilçe örgütü ile birlikte yürüyen Başkan Mutlu, alanda işçilerin ve partililerin yoğun ilgisiyle karşılandı. Emeğin en yüce değer olduğunu her fırsatta vurgulayan ve bu öğreti ile yetiştiğini belirten Başkan Mutlu, kendisiyle fotoğraf çektirmek isteyenleri de kırmadı.</p>
<p><b>Emeğin yanında olmaya devam edeceğiz</b></p>
<p>Alın teriyle çalışıp emek üreten tüm işçilerin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutlayan Başkan Mutlu, “Hayatım boyunca daima emeğin yanında durdum. Emeğin en yüce değer olduğunu bilen ve evlatlarına da bu öğretiyi aşılayan bir ailede büyüdüm. Bugün de emeğin hakkı için her yıl olduğu gibi alanlardaydık. Sadece bir gün değil her gün emeğin ve emekçinin yanında olmaya devam edeceğiz. Yaşasın 1 Mayıs” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-mutlu-bir-gun-degil-her-gun-emegin-yaninda-olacagiz-455293">Başkan Mutlu: Bir gün değil her gün emeğin yanında olacağız</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Epilepsi ile Savaş Derneği ve Abdi İbrahim Dünya Epilepsi Günü&#8217;nde hatırlatıyor: Epilepsi korktuğun gibi değil</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turk-epilepsi-ile-savas-dernegi-ve-abdi-ibrahim-dunya-epilepsi-gununde-hatirlatiyor-epilepsi-korktugun-gibi-degil-446970</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Mar 2024 21:19:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[derneği]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[epilepsi]]></category>
		<category><![CDATA[gibi]]></category>
		<category><![CDATA[gününde]]></category>
		<category><![CDATA[hatırlatıyor]]></category>
		<category><![CDATA[ibrahim]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[korktuğun]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=446970</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk Epilepsi ile Savaş Derneği ve Abdi İbrahim, 26 Mart Dünya Epilepsi Farkındalık Günü kapsamında İstanbul Maslak’ta bir etkinlik gerçekleştirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turk-epilepsi-ile-savas-dernegi-ve-abdi-ibrahim-dunya-epilepsi-gununde-hatirlatiyor-epilepsi-korktugun-gibi-degil-446970">Türk Epilepsi ile Savaş Derneği ve Abdi İbrahim Dünya Epilepsi Günü&#8217;nde hatırlatıyor: Epilepsi korktuğun gibi değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Türk Epilepsi ile Savaş Derneği ve Abdi İbrahim, 26 Mart Dünya Epilepsi Farkındalık Günü kapsamında İstanbul Maslak’ta bir etkinlik gerçekleştirdi. </strong></em></p>
<p><em><strong>Türk ilaç sektörünün lideri Abdi İbrahim’in koşulsuz katkılarıyla gerçekleşen, “Gelin Bugün Epilepsi Konuşalım – Epilepsi Korktuğun Gibi Değil” temalı etkinlikte, epilepsi hakkında doğru bilinen yanlışlara ve toplumdaki ön yargılara değinildi. Özellikle epilepsili bireylerin de çalışabileceğine dikkat çekildi.</strong></em><strong> </strong></p>
<p>Epilepsi, dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 1’ini etkileyen, kısa süreli beyin fonksiyon bozukluğuna bağlı, tedavi edilebilir bir beyin hastalığıdır. Epilepsili bireyler doktorları tarafından verilen tedaviye uyum sağladıkları sürece nöbetleri kontrol altına alınabilir ve günlük yaşantılarına devam edebilirler. Ancak epilepsi hakkında doğru bilinen yanlışlar, toplumu önyargıya itmektedir. Bunlardan biri de epilepsili bireylerin çalışamayacağı yönündeki yanlış bilgidir. </p>
<p>Toplumun bu yanlışlar hakkında bilgilendirilmesi için çalışma hayatının merkezlerinden biri olan İstanbul Maslak’ta Türk Epilepsi ile Savaş Derneği, Abdi İbrahim’in koşulsuz katkısıyla bir etkinlik düzenledi. Etkinlikte kurulan “Mor Kabin” aracılığı ile “Epilepsili Bireyler Çalışabilir” mesajı verildi.</p>
<p>Yoğun ilgi gören etkinlikte çok sayıda insan epilepsi ile ilgili bilinçlendirildi. Mor kabin içindeki fotoğraf çekme aktivitesiyle de bu anlamlı etkinlikten fotoğraflar sosyal medyada paylaşılarak daha geniş bir kitle üzerinde farkındalık yaratıldı.</p>
<p><strong>Türkiye’de yaklaşık 1 milyon epilepsili var</strong></p>
<p>Beyindeki kontrolsüz elektriksel yayılımlar sonucunda epilepsili bireylerde nöbetler oluşur ve bu toplumda “sara hastalığı” olarak bilinir. Epilepsi hemen her yaşta görülebilir. Epilepsi nöbetlerinin çok çeşidi bulunmakla birlikte temelde iki tür nöbet görülür: Parsiyel nöbetler (beyinde bir bölgeye sınırlı başlayan nöbetler) ve jeneralize nöbetler (beyinde yaygın olarak başlayan nöbetler). Türkiye’de halen 1 milyon kadar epilepsili birey bulunuyor.</p>
<p><strong>     Epilepsi ve çalışma hayatı</strong></p>
<p>Çalışma hayatında işe alımlarda kişinin epilepsili olduğunu öğrenen işverenlerin genel tavırlarının değiştiği görülmüştür. İş ortamında yaralanma oranı, işe gitmeme, hastalığa bağlı iş kaybı ve iş üretimi açısından bakıldığında epilepsili bireyler ile sağlıklı bireyler arasında fark olmadığı tekrarlanan çalışmalarda gösterilmiştir. Fakat toplumun epilepsiye bakışı ve epilepsi hakkındaki bilgisizliklerine bağlı olarak bu yüksek işsizlik oranı devam etmektedir.</p>
<p>Türkiye&#8217;de bir takım koruyucu önlemler olsa da bunların yeterli olmadığı görülmektedir. İşverenler, 50 ve üzeri sürekli işçi çalıştırdıkları işyerlerinde yüzde 2 oranında bedensel ve zihinsel engelli bireyi durumlarına uygun işlerde çalıştırmakla yükümlüdür. Bu kanuna göre, engelli birey; beden ve zihin gücünden yüzde 40 ve daha fazla oranda yoksun olduğunu resmi sağlık kurulu raporu ile belgelemiş, bir iş bulmakta genellikle zorluk çeken fakat herhangi bir işyerinde söz konusu yetersizliğe rağmen bazı işleri hemen veya kısa bir alıştırma sonunda yapabilecek durumda olan kimselere denir. Ancak bu kanundan yararlanabilmek için epilepsili bireylerin tedaviye rağmen nöbetlerinin devam etmesi gerekmekte, bu kanun remisyonda (kronik hastalığı olduğu bilinen kişilerde hastalık aktivitesinin bulunmadığı durumlar) epilepsili bireylerin haklarını koruyamamakta ve bu kişilerin önyargılarla işe alınmamaları sorununu çözmemektedir.</p>
<p><strong>Epilepsi nöbeti geçiren birine nasıl yaklaşılmalı? </strong></p>
<ul>
<li>Öncelikle sakin olun. Hastanın yanından ayrılmayın, yardım çağırmak gerekiyorsa başkasını gönderin.</li>
<li>Hastanın hareketlerini durdurmaya ve/veya engellemeye çalışmayın.</li>
<li>Hastayı güvenli bir yere yatırın veya alın.</li>
<li>Ucu sivri veya sert eşyaları hastanın yanından uzaklaştırarak hastayı koruyun.</li>
<li>Sıkı giysileri varsa gevşetin (kravat, kemer gibi), gözlüğünü çıkarın.</li>
<li>Sabit ve rahat olacak bir şekilde onu bir tarafa doğru yatırıp, tükürüğünün dışarı akması sağlayın. Rahat nefes alması için mümkünse ağzını ve solunum yolunu açık tutun.</li>
<li>Asla ağzına bir şey sokmaya (örneğin dişlerini sıkıyorsa açmaya veya su vermeye) çalışmayın.</li>
<li>Çene ile ilgili zorlayıcı hareketler zararlıdır.</li>
<li>Nöbet sırasında ilaç vermeye çalışmayın. Soğan, kolonya vs. koklatmayın.</li>
<li>Epilepsi krizinde yapay solunum veya kalp masajına gerek yoktur.</li>
<li>Hastanın üzerinde epilepsili olduğunu gösteren veya öyle ise sizin neler yapmanız gerektiğini açıklayan bir kart veya sağlık karnesi olup olmadığına bakın.</li>
<li>Nöbetinin bitmesini bekleyin.</li>
<li>Sıklıkla nöbet sonrasında kişi yorgun, ne yaptığını bilemez haldedir, dolayısıyla bu aşamada elinizden geldiğince sakin ve güven verici olun. Açık bir cama veya yola doğru gitme gibi durumlarda yumuşakça engel olun.</li>
<li>Nöbet hakkında verebileceğiniz bütün bilgilerin hem hastaya hem de doktora yardımcı olacağını unutmayın. </li>
</ul>
<p><strong>Hastalar neler yapmalı? </strong></p>
<ul>
<li>Hastalar, hekim ve aileleri ile iş birliği içinde ilaçlarını düzenli olarak kullanmalı.</li>
<li>Nöbeti başlatan durumlar eğer belliyse, nöbeti tetikleyecek durumlardan uzak durulmalı.</li>
<li>Bazı nöbet tipleri uykusuzlukla uyarılabildiğinden vardiyalı çalışmalar ve nöbet gerektiren durumlarda bu tür hastalarda düzenlemeler gerekir. Uzun süreli açlık, aşırı yorgunluk da nöbetleri tetikleyebilir.</li>
<li>Bazı epilepsi türleri ışığa duyarlı olduğundan bu tür hastalar uzun süre bilgisayar karşısında çalışmamalı ve televizyonu uzun süre ve yakından seyretmemeli. </li>
<li>Bu tür hastalar güneşli havalarda şapka giymeli ve güneş gözlüğü kullanmalı.  <strong>  </strong></li>
</ul>
<p><strong>Abdi İbrahim Tower, epilepsi farkındalığı için mora büründü </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Dünya Epilepsi Günü, hastalığın simgesi olan mor renkten hareketle Mor Gün olarak da biliniyor. Mor Gün fikri 2008’de, Kanada’da yaşayan 10 yaşındaki epilepsili Cassidy Megan öncülüğünde ortaya çıktı. Cassidy, bazı kültürlerde yalnızlığı sembolize ettiği ve epilepsililerin çoğunun maruz kaldığı toplumdan izole edilme hissini çağrıştırdığı için mor rengi tercih etti. Mor Gün etkinliği çerçevesinde her yıl 26 Mart’ta insanlar mor renkte giyinerek epilepsi ile ilgili farkındalık yaratmaya çalışıyor. Abdi İbrahim de farkındalık çalışmalarına destek vermek amacıyla, geçmiş senelerde olduğu gibi bu 26 Mart’ta da İstanbul Maslak’taki genel müdürlük binasını mor renkle ışıklandırdı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turk-epilepsi-ile-savas-dernegi-ve-abdi-ibrahim-dunya-epilepsi-gununde-hatirlatiyor-epilepsi-korktugun-gibi-degil-446970">Türk Epilepsi ile Savaş Derneği ve Abdi İbrahim Dünya Epilepsi Günü&#8217;nde hatırlatıyor: Epilepsi korktuğun gibi değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Öfke de duygusal yeme nedeni, hüzün de… Üzgün ya da öfkeli olduğunuzda sorunun çözümü buzdolabında değil!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ofke-de-duygusal-yeme-nedeni-huzun-de-uzgun-ya-da-ofkeli-oldugunuzda-sorunun-cozumu-buzdolabinda-degil-445059</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Feb 2024 21:08:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[buzdolabında]]></category>
		<category><![CDATA[çözümü]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[hüzün]]></category>
		<category><![CDATA[nedeni]]></category>
		<category><![CDATA[öfke]]></category>
		<category><![CDATA[öfkeli]]></category>
		<category><![CDATA[olduğunuzda]]></category>
		<category><![CDATA[sorunun]]></category>
		<category><![CDATA[üzgün]]></category>
		<category><![CDATA[yeme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=445059</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bazı metabolik, psikolojik ya da sosyolojik faktörler nedeniyle kontrol kaybedildiğinde, beslenme sorunları yaşandığına işaret eden uzmanlar, bunlar arasında en sık görülenin duygusal yeme olduğunu söylüyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ofke-de-duygusal-yeme-nedeni-huzun-de-uzgun-ya-da-ofkeli-oldugunuzda-sorunun-cozumu-buzdolabinda-degil-445059">Öfke de duygusal yeme nedeni, hüzün de… Üzgün ya da öfkeli olduğunuzda sorunun çözümü buzdolabında değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bazı metabolik, psikolojik ya da sosyolojik faktörler nedeniyle kontrol kaybedildiğinde, beslenme sorunları yaşandığına işaret eden uzmanlar, bunlar arasında en sık görülenin duygusal yeme olduğunu söylüyor.</strong> </p>
<p><strong>Duygusal yemenin, olumsuz duygulara karşılık olarak gelişen ve aşırı yeme eğilimini gösteren bir davranış bozukluğu olduğunu vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Duygusal yeme özellikle olumsuz emosyonlar denilen yoğun stres, anksiyete, depresyon, kızgınlık, öfke ve hüzün gibi duygu yoğunlukları yaşandığında daha çok tetiklendiği biliniyor.” dedi. </strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, 26 Şubat-3 Mart 2024 tarihleri arasındaki Yeme Bozukluğu Farkındalık Haftasına dikkat çekerek, yeme bozuklukları ve psikoloji konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>En sık görülen yeme bozukluğu; duygusal yeme…</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, sağlıklı olabilmenin ön koşullarından birinin yeterli ve dengeli beslenmek olduğunu ifade ederek, “Bu kontrolü bazı metabolik, psikolojik ya da sosyolojik faktörler nedeni ile kaybettiğimizde çeşitli beslenme sorunları yaşanıyor. Bunlar arasında en sık karşımıza çıkan çeşidi ise duygusal yemedir.” dedi.</p>
<p>Duygusal yemenin, olumsuz duygulara karşılık olarak gelişen ve aşırı yeme eğilimini gösteren bir davranış bozukluğu olduğunu vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Ruh halinde gelişen olumsuzlukları kontrol etme dürtüsü ile ortaya çıkan bu yeme davranışında normalden çok daha fazla yemek yeme, gerekenden daha yağlı, tuzlu ve şekerli yeme davranışları gözleniyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Duygusal yemeyi özellikle olumsuz emosyonlar tetikliyor</strong></p>
<p>Bilim insanlarının farklı duygu durumlarının yemek yeme sürecinde, bireylerin yemek davranışını nasıl etkilediğini araştırdığını kaydeden Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Bunun sonucunda ise duygusal yemenin özellikle olumsuz emosyonlar denilen yoğun stres, anksiyete, depresyon, kızgınlık, öfke ve hüzün gibi duygu yoğunlukları yaşandığında daha çok tetiklendiği ortaya çıkarmıştır.” dedi. </p>
<p><strong>Yalnızlık duygusunda boşluk hissi yemek yiyerek doldurulmaya çalışılıyor</strong></p>
<p>Duygusal yemenin düşük benlik saygısı ve yetersizlik duygularıyla ilişkili olduğunun da saptandığını dile getiren Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, şöyle devam etti:</p>
<p>“Kişilerin hayatlarında yaşadıkları olumsuzluklar yemek alışkanlıklarını ciddi anlamda etkiliyor. Ayrılıklar, aldatılmalar, kayıplar, işsizlik gibi yaşanan olumsuzluklar kişide ciddi anlamdan bir boşluk hissi yaratıyor. Yalnızlık duygusuyla baş edilememesiyle yeme bozuklukları başlayabiliyor ve sonrasında kişiler aidiyet duygusunu yitirebiliyor.  Bu noktada boşluğu yemek yiyerek doldurmaya çalışıyorlar.</p>
<p><strong>“Bitkin ya da sıkılmış olduğunuzda sorunun çözümünü bulacağınız adres buzdolabı değil”</strong></p>
<p>Oysa üzgün, öfkeli, yalnız, bitkin ya da sıkılmış olduğunuzda sorunun çözümünü bulacağınız adres buzdolabı değil. Bilmemiz gereken en önemli nokta, duygusal açlığın yiyecekler ile doldurulamayacağıdır.  İnsan yemek yediği anda kendini iyi hissedebilir ama yemek bittiğinde duygular bitmez üstelik kötü duyguların üstüne bir de fazladan alınan kilolar eklenebilir.”</p>
<p><strong>“Bilinçsizce yemek yeme yerine bilinçli yemeyi öğrenebilirsiniz”</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, sorunun çözümüne ilişkin de şunları kaydetti:</p>
<p>“Duygularınızı ele almanın sağlıklı yollarını bulabilir, bilinçsizce yemek yeme yerine bilinçli yemeyi öğrenebilir, kilonuzu kontrol altına alıp duygusal gıda tüketimine son verebilirsiniz. Eğer siz de duygusal yeme noktasında kendinizi durduramıyorsanız mutlaka psikolojik destek almalısınız.” dedi. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ofke-de-duygusal-yeme-nedeni-huzun-de-uzgun-ya-da-ofkeli-oldugunuzda-sorunun-cozumu-buzdolabinda-degil-445059">Öfke de duygusal yeme nedeni, hüzün de… Üzgün ya da öfkeli olduğunuzda sorunun çözümü buzdolabında değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TikTok &#8220;Gençleri sadece içerik üretmeye değil, sorumlu dijital vatandaşlar olmaya teşvik ediyoruz&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tiktok-gencleri-sadece-icerik-uretmeye-degil-sorumlu-dijital-vatandaslar-olmaya-tesvik-ediyoruz-444925</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Feb 2024 21:01:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[ediyoruz]]></category>
		<category><![CDATA[gençleri]]></category>
		<category><![CDATA[içerik]]></category>
		<category><![CDATA[olmaya]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[sorumlu]]></category>
		<category><![CDATA[teşvik]]></category>
		<category><![CDATA[tiktok]]></category>
		<category><![CDATA[üretmeye]]></category>
		<category><![CDATA[vatandaşlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=444925</guid>

					<description><![CDATA[<p>Video platformu TikTok, MENAT (Ortadoğu, Kuzey Afrika, Türkiye) Bölgesi'nin dört bir yanından gelen güvenlik uzmanlarının katılımıyla gençlerin ruh sağlığını koruma, eleştirel düşünme becerileri ve medya okuryazarlığı konularının ele alındığı bir zirve düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tiktok-gencleri-sadece-icerik-uretmeye-degil-sorumlu-dijital-vatandaslar-olmaya-tesvik-ediyoruz-444925">TikTok &#8220;Gençleri sadece içerik üretmeye değil, sorumlu dijital vatandaşlar olmaya teşvik ediyoruz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Video platformu TikTok, MENAT (Ortadoğu, Kuzey Afrika, Türkiye) Bölgesi&#8217;nin dört bir yanından gelen güvenlik uzmanlarının katılımıyla gençlerin ruh sağlığını koruma, eleştirel düşünme becerileri ve medya okuryazarlığı konularının ele alındığı bir zirve düzenledi. 13 Şubat&#8217;ta Dubai&#8217;de düzenlenen &#8216;Youth Mental Health Summit&#8217; adlı etkinlikte, dijital toplulukların gelecek neslin ruh sağlığı üzerindeki etkisi ile sosyal medya üzerinden anlamlı ve eleştirel bir şekilde etkileşim kurma stratejileri konuşuldu. </p>
<p>&#8220;Genç dijital vatandaşları medya okuryazarlığı ve eleştirel düşünme becerileriyle donatmak&#8221; konulu ilk panele, <em><strong>TikTok&#8217;un EMEA Bölgesi Sosyal Destek, İş Birlikleri ve Güvenlik Başkanı Lynn Sutton</strong></em>&#8216;ın yanı sıra <strong>TikTok&#8217;un Güvenlik Danışma Konseyi üyeleri</strong> <strong>Naila Hamdy</strong> ve <strong>Doç. Dr.</strong> <strong>Akın Ünver</strong> de katıldı. Panelde, genç kitleler için medya okuryazarlığının önemi vurgulandı, gençlerin güvenliğini tehdit eden durumlarda, onlara bilinçli tepki verme becerisi kazandırmanın gerekliliği üzerinde duruldu. </p>
<p>&#8220;Gençlerin ruh sağlığını korumak için dijital topluluklar oluşturmak&#8221; başlıklı ikinci paneldeyse Lynn Sutton, TikTok&#8217;un Güvenlik Danışma Konseyi Üyesi <strong>Maitha Mohamed </strong>ve <strong>Eğitim Psikolojisi Öğretim Görevlisi, Liderlik ve Ruh Sağlığı Eğitmeni ve Konuşmacısı Jana Bou Reslan</strong> yer aldı. Panelde, dijital toplulukların önemi ve sağlıklı bir dijital toplulukta yapıcı diyaloglar çevresinde gelişen içeriklerle kullanıcılar arasında oluşan şefkat bağının olumlu etkileri ele alındı. </p>
<p>TikTok&#8217;u herkes için daha güvenli bir mecra haline getirmek için sürekli çalıştıklarının altını çizen Lynn Sutton, sözlerine şöyle devam etti: <em>&#8220;Önceliğimiz, tüm kullanıcıların güvenli ve sorumlu bir şekilde içeriklere erişebilmesi için gerekli araçlara ve desteğe sahip olmasını sağlamak. Topluluk İlkelerimizi, platformun herkes için olumlu ve kapsayıcı bir alan olarak kalmasını sağlamak üzerine tasarladık. Potansiyel tehlikeleri değerlendirerek harekete geçiyoruz. Bu nedenle burada ele aldığımız konular herkes için güvenli ortamı yaratabilmemiz adına kritik bir önem taşıyor”</em> </p>
<p> </p>
<p>&#8220;<strong>Engel koymak çözüm değil&#8221;</strong></p>
<p>Güvenlik Danışma Konseyi (SAC) üyesi<strong> Ünver</strong><em> </em>ise özellikle bilginin hızla yayıldığı bir çağda, güvenliği sağlamanın engel koymaktan değil, bilinçlenmekten geçtiğine dikkat çekti: &#8220;Karşımıza çıkan içerikleri eleştirel bir gözle değerlendirerek buna uygun önlem almamız gerekiyor. Gençleri sadece içerik üretmeye değil, aynı zamanda sorumlu dijital vatandaşlar olmaya da teşvik etmek önemli. Ancak çözüm yolu olarak engel koymayı seçerseniz, bu engeli aşmak için farklı yollar bulmaya çalışıldığını görürsünüz. TikTok&#8217;ta da karşımıza algoritmayı yanıltma gibi çeşitli ihlal denemeleri çıkıyor. Dolayısıyla anlamlı olan daha fazla kısıtlama ve daha fazla katı kuralın yanı sıra gençleri doğru olanı seçmeye ikna etmek. Burada genç nesil için güvenli dijital topluluklar yaratırken ebeveynlerin de buna dahil olması çok önemli. Ebeveynlerin görüşleri hem gençlerin güvenliği hem de dijital platformlarda sağlıklı ve sorumlu etkileşim kurararken yol gösterici olmaları açısından değer taşıyor.&#8221; dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tiktok-gencleri-sadece-icerik-uretmeye-degil-sorumlu-dijital-vatandaslar-olmaya-tesvik-ediyoruz-444925">TikTok &#8220;Gençleri sadece içerik üretmeye değil, sorumlu dijital vatandaşlar olmaya teşvik ediyoruz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Söğüt, &#8220;Laf değil, hizmet ve eser ürettik&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-sogut-laf-degil-hizmet-ve-eser-urettik-444469</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Feb 2024 21:03:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[eser]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[laf]]></category>
		<category><![CDATA[söğüt]]></category>
		<category><![CDATA[ürettik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=444469</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hereke Ordulular Derneği’ne konuk olan Körfez Belediye Başkanı ve Başkan Adayı Şener Söğüt, “5 yılın sonunda gururla söylüyoruz ki; bu şehirde gönülden gönül işlenmiş bir emek var. Önümüzdeki 5 yılda da gönülleri hizmet ve eserlerle işlemeye devam edeceğiz” dedi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-sogut-laf-degil-hizmet-ve-eser-urettik-444469">Başkan Söğüt, &#8220;Laf değil, hizmet ve eser ürettik&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Körfez Belediye Başkanı ve Başkan Adayı Şener Söğüt, İlçe Seçim Koordinasyon Merkezi tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında Hereke’de Ordulular Derneği’ne konuk oldu. Dernek Başkanı Orhan Tezlik ve üyeler tarafından ilgiyle karşılanan Başkan Söğüt, gördüğü ilgiden dolayı teşekkür etti. Başkan Söğüt, “Sizlerin ilgisi ve sevgisi, ne kadar doğru adımlar atarak hizmet ürettiğimizin de en büyük göstergesi” dedi.</p>
<p> </p>
<p><b>HİZMET VE ESER SİYASETİ</b></p>
<p>“AK Parti’ye olsun, Cumhur İttifakı’na olsun Ordulu hemşehrilerimiz her zaman en güçlü desteği verdi” diyen Başkan Söğüt, “Cumhur İttifakı, eser ve hizmet siyasetinin adresi. Biz laf değil iş üretiyoruz. Bugüne kadar Kocaeli Büyükşehir Belediyemiz ile el ele ahenk içerisinde, birlik ve beraberlik içerisinde ilçemize eser ve hizmetler kazandırdık.</p>
<p> </p>
<p><b>DEĞER KATMAYA DEVAM EDECEĞİZ</b></p>
<p>Altyapıyı yaptık, üstyapıyı yaptık, sahil düzenlemelerini gerçekleştirdik. Hereke Kalemizi ayağa kaldırdık. Körfezimizin en önemli tarihi mekanlarından bir tanesi haline geldi. Adeta Hereke’ye gerdanlık taktık. Her mahallemizde yaptığımız parklar, çevre düzenlemeleri, spor tesisleri ile Körfez’imize değer kattık, katmaya da devam edeceğiz” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-sogut-laf-degil-hizmet-ve-eser-urettik-444469">Başkan Söğüt, &#8220;Laf değil, hizmet ve eser ürettik&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Bu gecede ben değil &#8216;Biz&#8217; olmanın mutluluğuna erelim&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bu-gecede-ben-degil-biz-olmanin-mutluluguna-erelim-443990</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Feb 2024 21:05:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ben]]></category>
		<category><![CDATA[biz]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[erelim]]></category>
		<category><![CDATA[gecede]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluğuna]]></category>
		<category><![CDATA[olmanın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=443990</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Berat Kandili dolayısıyla yayınladığı mesajda gönül zenginliğinin ve kardeşlik duygularının artması temennisinde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-gecede-ben-degil-biz-olmanin-mutluluguna-erelim-443990">&#8220;Bu gecede ben değil &#8216;Biz&#8217; olmanın mutluluğuna erelim&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Berat Kandili münasebetiyle bir mesaj yayınlayan Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, hemşehrilerinin ve İslam âleminin kandilini tebrik etti. Dünyada yaşanan savaşların, gözyaşlarının yerini barışın almasını dileyen Başkan Büyükakın” İnsanoğlu menfaatleri uğruna kendi özünden uzaklaştı. Bu müstesna gecemizde aydınlığa açılan perdeleri -birlik ve beraberlik ruhu ile birlikte- bir bir aralayalım. Ben değil “biz” olmanın mutluluğuna erelim” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Berat Kandilimizin bağışlanma ve af gecesi olduğunu dile getiren Başkan Büyükakın mesajında şunları ifade etti” Rabbimizin bizlere bahşettiği bu fırsat gecesinde kalplerimizi körelten günahlardan uzaklaşmak için el açalım. Benliği ortadan kaldırıp, Yaradan’ımıza yönelelim. Gönül dünyamızı temizleyelim, insan olmanın gerektirdiği sorumluluklarımızı gözden geçirip kendimizi hesaba çekelim. Gönüllerin müstesna bir coşku yaşadığı bu mübarek gecede, insanlığı birbirine yaklaştıracak, dünyanın her yerinde barış ve mutluluğun sağlanması yönünde adımların atılmasının gayreti içinde olalım.</p>
<p> </p>
<p>Bu gece vesilesiyle dünyanın birçok yerinde Müslüman kardeşlerimizin yaşadığı sıkıntıların ortadan kaldırılmasını, dünyaya sevginin hakim olmasını, acı, şiddet ve gözyaşlarının yerini kalıcı bir huzurun ve barışın almasını Yüce Allah&#8217;tan diliyorum&#8221;</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-gecede-ben-degil-biz-olmanin-mutluluguna-erelim-443990">&#8220;Bu gecede ben değil &#8216;Biz&#8217; olmanın mutluluğuna erelim&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tutuş, &#8220;Bahane değil, icraat üreteceğiz&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tutus-bahane-degil-icraat-uretecegiz-443830</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Feb 2024 21:14:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bahane]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[icraat]]></category>
		<category><![CDATA[tutuş]]></category>
		<category><![CDATA[üreteceğiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=443830</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yenidoğan Mahallesi’nde vatandaşlarla buluşan Cumhur İttifakı İzmit Belediye Başkan Adayı Muharrem Tutuş, “İzmit’imizi yeniden hak ettiği hizmetlere kavuşturacağız. Hep beraber el ele vererek kazanacağız. Bahane değil, icraat belediyeciliği, gerçek belediyecilik yapacağız” dedi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tutus-bahane-degil-icraat-uretecegiz-443830">Tutuş, &#8220;Bahane değil, icraat üreteceğiz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cumhur İttifakı İzmit Belediye Başkan Adayı Muharrem Tutuş, Yenidoğan Mahallesi’nde vatandaşlarla buluştu. Bölge sakinlerinin yoğun ilgi gösterdiği programa, İlçe Kadın Kolları Başkanı Pınar Atabay ve İlçe Gençlik Kolları Başkanı Köksal Gümüş de katıldı. Düzenlenen programda vatandaşlar tarafından büyük bir ilgiyle karşılanan Başkan Adayı Tutuş, bölge sakinlerine ilgilerinden dolayı teşekkür etti.</p>
<p> </p>
<p><b>GERÇEK BELEDİYECİLİĞE ÇOK AZ KALDI</b></p>
<p>Düzenlenen programda konuşan Tutuş, “İzmit’in yeniden AK Parti belediyeciliği ile buluşmasına çok az kaldı. Bunun için var gücümüzle, gece gündüz demeden çalışıyoruz. Bir şeyi kazanacaksak onun uğruna iyi niyetle ve gayretle koşacağız. Bu mücadelemiz ve enerjimiz, göreve geldikten sonra da devam edecek” dedi.  İzmit’in AK Parti belediyeciliğine hasret kaldığını ifade eden Tutuş, “Bu hasretliğe son vereceğiz. İzmit’imizi yeniden hak ettiği hizmetlere kavuşturacağız. Hep beraber el ele vererek kazanacağız. Bahane değil, icraat belediyeciliği, gerçek belediyecilik yapacağız” dedi</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tutus-bahane-degil-icraat-uretecegiz-443830">Tutuş, &#8220;Bahane değil, icraat üreteceğiz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bıyık: &#8216;Seçimden seçime değil her zaman aranızda olacağım&#8217;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/biyik-secimden-secime-degil-her-zaman-aranizda-olacagim-443602</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Feb 2024 21:15:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aranızda]]></category>
		<category><![CDATA[bıyık]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[olacağım]]></category>
		<category><![CDATA[seçimden]]></category>
		<category><![CDATA[seçime]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=443602</guid>

					<description><![CDATA[<p>Darıca Belediye Başkanı ve Cumhur İttifakı Darıca Belediye Başkan Adayı Muzaffer Bıyık, saha çalışmalarında vatandaşlar tarafından oldukça sıcak ve samimi bir şekilde karşılanıyor. Gittiği her yerde Darıcalıların yoğun ilgisiyle karşılaşan Başkan Muzaffer Bıyık, “Ben sizden biriyim. Seçimden seçime değil her zaman aranızda olmaya devam edeceğim” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/biyik-secimden-secime-degil-her-zaman-aranizda-olacagim-443602">Bıyık: &#8216;Seçimden seçime değil her zaman aranızda olacağım&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Darıca Belediye Başkanı ve Cumhur İttifakı Darıca Belediye Başkan Adayı Muzaffer Bıyık, saha çalışmalarında vatandaşlar tarafından oldukça sıcak ve samimi bir şekilde karşılanıyor. Gittiği her yerde Darıcalıların yoğun ilgisiyle karşılaşan Başkan Muzaffer Bıyık, “Ben sizden biriyim. Seçimden seçime değil her zaman aranızda olmaya devam edeceğim” dedi.</b></p>
<p>Darıca Belediye Başkanı ve Cumhur İttifakı Darıca Belediye Başkan Adayı Muzaffer Bıyık, Darıcalılarla gönül bağını koparmıyor. Her fırsatta vatandaşların arasında olan Başkan Muzaffer Bıyık, saha çalışmalarında esnaf ve vatandaşlar tarafından oldukça sıcak ve samimi bir şekilde karşılanıyor. Mahalle ziyaretlerinde ve ev toplantılarında da Darıcalılarla samimi diyaloglar kuran Başkan Muzaffer Bıyık, gördüğü ilgi dolayısıyla duyduğu memnuniyeti dile getirdi.</p>
<p><b>BEN SİZDEN BİRİYİM</b></p>
<p>Görev süresi boyunca makamda oturmadan her fırsatta vatandaşlarla iç içe olmaya özen gösterdiğini ifade eden Başkan Muzaffer Bıyık, “Ben de sizden biriyim. Aramızdaki gönül bağı hiçbir zaman kopmadı, kopmayacak. Bugüne kadar hiçbir zaman makamda oturarak siyaset yapmadık. Sadece seçimden seçime vatandaşlarımızı hatırlayanlardan olmadık. Her zaman sokakta, düğünde, cenazede hep yan yana, omuz omuza olduk. Beraber eğlendik, beraber üzüldük. Bundan sonra da muhabbetimiz ve sevgimiz aynı şekilde sağlam temeller üzerinde devam edecek” diye konuştu.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/biyik-secimden-secime-degil-her-zaman-aranizda-olacagim-443602">Bıyık: &#8216;Seçimden seçime değil her zaman aranızda olacağım&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Soyer: &#8220;Bu başarı tesadüf değil&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/soyer-bu-basari-tesaduf-degil-442085</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Feb 2024 21:13:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[soyer]]></category>
		<category><![CDATA[tesadüf]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=442085</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, ESHOT Genel Müdürlüğü yöneticileriyle buluştu. 5 yıllık çalışma döneminde hayata geçirdikleri proje ve çalışmalar için yönetime ve personele teşekkür eden Başkan Soyer, “ESHOT, Türkiye için çok aydınlık, umut veren bir yüz. Türkiye’de hiçbir belediye 692 aracı 5 yıl içinde filosuna katamamıştır; 180 kadın şoförü yoktur. Bu başarılar tesadüf değildir” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/soyer-bu-basari-tesaduf-degil-442085">Soyer: &#8220;Bu başarı tesadüf değil&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, ESHOT Genel Müdürlüğü yöneticileriyle buluştu. 5 yıllık çalışma döneminde hayata geçirdikleri proje ve çalışmalar için yönetime ve personele teşekkür eden Başkan Soyer, “ESHOT, Türkiye için çok aydınlık, umut veren bir yüz. Türkiye’de hiçbir belediye 692 aracı 5 yıl içinde filosuna katamamıştır; 180 kadın şoförü yoktur. Bu başarılar tesadüf değildir” dedi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, toplu ulaşımın can damarı ESHOT Genel Müdürlüğü’nün yöneticileriyle bir araya geldi. İzmir Marina’daki Nefes Restoran’da düzenlenen buluşmaya Başkan Tunç Soyer’in yanı sıra İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Barış Karcı, ESHOT Genel Müdürü Erhan Bey ve ESHOT yöneticileri katıldı.</p>
<p>Toplantıda ESHOT’un başarıları için tüm yönetime ve personele teşekkür eden Başkan Soyer, ”Çocukluğum bu şehirde geçti. ESHOT şoförlerinin benim hayatımda önemli bir izi vardır. Otobüse bindiğimiz anda şoförle babamın selamlaşmasına imrenirdim. ESHOT sadece İzmir için değil Türkiye için çok kıymetli bir kurum. Bahsedilen büyük başarılar tesadüfen ortaya çıkan bir şey değil. Türkiye’de hiçbir belediye 692 aracı 5 yıl içinde filosuna katamamıştır. 180 tane kadın şoför herhalde hiçbir belediyede yoktur. Nereden bakarsanız bakın, neden Türkiye için gurur verici bir kurum olduğu anlaşılıyor” dedi.</p>
<p><strong>“ESHOT, Türkiye için çok aydınlık bir yüz” </strong></p>
<p>Bu başarının tesadüf olmadığını söyleyen Başkan Soyer, “80 yıllık geçmişin ardında bir kurumsal kimlik var. Bu kurumsal kimlik, bir aidiyet ve sevgi getiriyor. Her şeyden kıymetlisi bu. 80 yıllık bir kurum dediğiniz zaman başka bir söz söylemeye gerek yok. 80 yıldır ayakları üzerinde durup sürekli kendini yenileyen, ileri taşıyan bir yapı kurmak, muazzam bir başarı. ESHOT, Türkiye için çok aydınlık, umut veren bir yüz. ESHOT’un kurumsal kimliğinin insanın içini aydınlatan, umut veren bir kurum olduğunu söylemem lazım” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Benim için hayatın anlamı bu”</strong></p>
<p>Başkan Soyer, Türkiye’yi ve İzmir’i iyileştirmek için çalışmaya devam edeceğini ifade ederek, “Bu hikâye burada bitmez. Hepimizin bu memleketle ilgili kaygıları var, inançları var. Ben hep bu memleket için daha fazla ne yapabiliriz kaygısını taşıdım. Siyaset ne bir meslek ne bir araç, sadece bir tutku. Bu memleketin güzel geleceğine inanmak ve onun mümkün olduğunu bilmekle ortaya çıkan bir tutku. Son nefesime kadar nasıl katkı verebilirim bununla geçecek. Herkes için hayatın bir anlamı vardır, benim için hayatın anlamı bu. Muazzam bir gurur duyuyorum ve asla vazgeçmeyeceğim. Siyasetin hayatı iyileştirmekle ilgili bir sanat olduğunu düşündüm hep. O sanatın daha neresinde güzel iş yapmak mümkün olursa onun için çalışacağım” dedi.</p>
<p>Başkan Soyer, “Maalesef çok karanlık bir dönemden geçiyoruz. Tam da o noktada birbirimize sarılmaktan, birbirimize tutunmaktan daha kuvvetli bir şey yok. Bu güzel kurumu bu güzel şehri ileriye taşımak için yapacağınız en iyi şey birbirinize sarılarak çalışmaktır. Asla vazgeçmemenizi rica ederim. İnşallah bu birlikteliğiniz devam etsin; biz de iftihar etmeye devam edelim. 5 yılda ESHOT’la gurur duydum” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“80 yıllık ESHOT’umuzun köklerine can suyu oldunuz”</strong></p>
<p>ESHOT Genel Müdürü Erhan Bey ise, “Sizin döneminizde sadece ESHOT’un filosuna 480 yeni otobüs kattık. İZULAŞ’ın da kattığı 16 otobüsle birlikte 496 araca ulaştık. İZTAŞIT’a aldığımız 196 araçla birlikte İzmir’de sizin 500 otobüs hedefinizi 692 otobüsle taçlandırdık. Toplamda bu otobüslerin yatırım maliyeti 4,5 milyara eş değer. 150 milyon dolarlık yatırımı gerçekleştirmiş olduk. Filo değişimi sizin vizyonunuz ve bize olan desteğinizle gerçekleşti. 80 yıllık ESHOT’umuzun köklerine can suyu oldunuz. Her türlü desteği bize sağlamış oldunuz. Kibar, hoşgörülü yapınızla bize bugüne kadar gösterdiğiniz değer ve katkılarınız için teşekkür ediyorum. Sizlerin desteğiyle İzmir’e çok güzel bir iz bıraktığımızı düşünüyorum” ifadelerini kullandı. </p>
<p>Toplantının ardından Erhan Bey, Başkan Soyer’e ESHOT atölyelerinde üretilen plaket ve ESHOT çalışanı Efe Can Sezer tarafından yapılan portreyi takdim etti. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/soyer-bu-basari-tesaduf-degil-442085">Soyer: &#8220;Bu başarı tesadüf değil&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sevgililer Günü&#8217;nde sosyal medyayı değil, kendi sesinizi dinleyin</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sevgililer-gununde-sosyal-medyayi-degil-kendi-sesinizi-dinleyin-441269</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Feb 2024 15:24:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[dinleyin]]></category>
		<category><![CDATA[gününde]]></category>
		<category><![CDATA[kendi]]></category>
		<category><![CDATA[medyayı]]></category>
		<category><![CDATA[sesinizi]]></category>
		<category><![CDATA[sevgililer]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=441269</guid>

					<description><![CDATA[<p>14 Şubat Sevgililer Günü için geri sayım başlamışken çiftler için de hediye ve kutlama telaşı hız kazandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sevgililer-gununde-sosyal-medyayi-degil-kendi-sesinizi-dinleyin-441269">Sevgililer Günü&#8217;nde sosyal medyayı değil, kendi sesinizi dinleyin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>14 Şubat Sevgililer Günü için geri sayım başlamışken çiftler için de hediye ve kutlama telaşı hız kazandı. Böyle özel günlerde sosyal medyaya yansıtılan “abartılı” hayatların mutsuzluğa neden olabildiğini anlatan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Uzman Psikolog Ezgi Dokuzlu Tezel, “Sosyal medya çoğunlukla başkalarının kusursuz bir hayat yaşadığı algısı yaratabiliyor. Bu durum insanların kendi hayatlarını bu algı ile değerlendirmesine ve kıyas yapmasına neden oluyor. Sevgililer Günü gibi özel günlerde sosyal medyada gördüğümüz tablo ilişkimizi, sevgilimizi yetersiz bulmaya, içsel sorgulamalara ve tedirginliklere yol açabiliyor” dedi. </strong></p>
<p>Anneler Günü, Sevgililer Günü veya doğum günü gibi özel günler sosyal medyada mutluluk yarışına dönüşüyor. Sosyal medyaya yansıtılan yaşamların bireylerde bir kıyas yapma sorunu yaratabildiğini anlatan Uzman Psikolog Ezgi Dokuzlu Tezel, “Bu sonsuz kıyas yüzünden beklentiler artıyor. Özel gün hediyeleri de planları da duygusal bir amaçtan ziyade maddesel bir noktaya taşınıyor” dedi. Tezel, “Bunun nedeni sosyal medyadaki insanların gerçeği olduğu gibi yansıtmamaları. Mükemmel görünen hayatların ardındaki görünmeyen sorunların yalnızca kişinin kendi hayatında olduğu yanılgısı mutsuzluklara yol açıyor” şeklinde konuştu.</p>
<p>Her ilişkinin kendi dinamiği olduğunu hatırlatan Uzman Psikolog Ezgi Dokuzlu Tezel, çiftlere 14 Şubat Sevgililer Günü için çeşitli önerilerde bulundu:</p>
<ul>
<li>Sevgililer Günü vesilesiyle sevdiğiniz kişiye özel sürprizler hazırlamak istiyor olabilirsiniz. Bugünü diğer günlerden farklı kılmak için başkalarının standartlarını takip etmek zorunda değilsiniz. Maddiyattan ziyade odak noktasında sevginin bulunduğu hediyeler seçilmesi ve planlar yapılması ilişkiyi güçlendireceği gibi taraflara da gerçek mutluluğu yaşatacaktır.</li>
<li>Farklı yerler keşfetmek, en azından taraflardan birinin daha önce deneyimlemediği bir etkinlik planlamak, emek barındıran hediyeler tercih etmek unutulmaz anılar biriktirmenize yardımcı olabilir. </li>
<li>Etrafınızda ve özellikle sosyal medyada gördüğünüz diğer çiftlerle kendinizi kıyaslamayın. Sosyal medyada hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını ve her ilişkinin biricik olduğunu unutmayın.</li>
<li>Sizin için önemli olan kendi mutluluğunuz ve partnerinizin mutluluğu olmalı. Başkaları ne düşünür diye düşünerek plan yapmayın. </li>
<li>İnsanların sesini değil sadece partnerinizin ve kendi sesinizi dinleyin. Çift olarak tercihlerinizi hiç kimseye beğendirmek zorunda değilsiniz.</li>
<li>Bir başkasının aldığı hediyeye bakıp kendinizi yıpratmayın. İçinizden ve elinizden gelen her neyse, o sizi gerçekten seven biri için yeterli olacaktır bunu unutmayın.</li>
</ul>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sevgililer-gununde-sosyal-medyayi-degil-kendi-sesinizi-dinleyin-441269">Sevgililer Günü&#8217;nde sosyal medyayı değil, kendi sesinizi dinleyin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tutuş, &#8220;İzmit&#8217;te bahane değil, hizmet dönemini başlatacağız&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tutus-izmitte-bahane-degil-hizmet-donemini-baslatacagiz-440914</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Feb 2024 12:40:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bahane]]></category>
		<category><![CDATA[başlatacağız]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[dönemini]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[izmitte]]></category>
		<category><![CDATA[tutuş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=440914</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cumhur İttifakı İzmit Belediye Başkan Adayı Muharrem Tutuş, partinin kuruluşundan bugüne teşkilatlarda görev alan isimlerin bir araya geldi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tutus-izmitte-bahane-degil-hizmet-donemini-baslatacagiz-440914">Tutuş, &#8220;İzmit&#8217;te bahane değil, hizmet dönemini başlatacağız&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cumhur İttifakı İzmit Belediye Başkan Adayı Muharrem Tutuş, partinin kuruluşundan bugüne teşkilatlarda görev alan isimlerin bir araya geldi</p>
<p>AK Parti İzmit İlçe Başkanlığı Seçim Kordinasyon Merkezi (SKM) tarafından organize edilen programlar kapsamında, Cumhur İttifakı İzmit Belediye Başkan Adayı Muharrem Tutuş parti kuruluşundan buyana görev almış isimlerle bir araya geldi. Yoğun katılım ile gerçekleşen toplantıda konuşan Başkan Adayı Tutuş, &#8220;31 Mart&#8217;tan sonra, vatandaşlarımızın ilgisi ve teveccühü gösteriyor ki, İzmit&#8217;te yeni bir hizmet dönemi başlayacak” dedi</p>
<p> </p>
<p><b>HER BİRİNİZİN EMEĞİ VAR</b></p>
<p>“Her birinizin teşkilatımız üzerinde emekleri var” diyen Tutuş, “Bizler de zamanın emanetçileri olarak emeklerinize sahip çıkmak adına elimizden gelen yapıyoruz. Önceki dönem, Büyükşehir belediye başkanımıza, ilçe belediye başkanlarımıza, bu güne kadar yapmış oldukları hizmetlerden dolayı teşekkür ediyorum. Önceki dönem gerçek belediyecilik, örnek belediyecilik ortaya koyan başkanlarımızın üzerine ne koyabiliyorsak ne hizmet yapabiliyorsak bunu kar sayacağız. Burada asıl amacımız vatandaşımızın gönül rızasını almak. İstişare kültürüne her zaman önem verdim. Sizlerin desteği benim için çok önemli. Bir ve beraber hep birlikte elele İzmit&#8217;te yeni bir dönem başlatacağız.</p>
<p> </p>
<p><b>BATIK BİR BELEDİYE GÖRÜYORUZ</b></p>
<p>Konuşmalarının devamında Başkan Adayı Tutuş, &#8220;İzmit Belediyemiz, Türkiye’nin birçok ilinden büyük bir ilçe dolayısıyla sorumluluğumuzun farkındayız. Bügün gelinen noktada mesleğim itibariyle mali tabloya baktığımızda, batık bir belediye görüyoruz. Maalesef İzmit&#8217;te iş yapan esnaflarımıza, kobilerimize bile borçlu, paralarını ödeyemez hale geldi. Alacaklarını alamayan esnaflarımız belediye önlerinde nöbet tutar hale geldi.</p>
<p> </p>
<p><b>BAHANE DEĞİL, HİZMET ÜRETECEĞİZ</b></p>
<p>&#8216;Yerim dar oynayamıyorum&#8217; bahaneleri ile sosyal medya belediyeciliği ile İzmit tam tamına 5 yılını kaybetti. Bunu inanın üzülerek söylüyorum. Önceki dönem yapılan yatırımlarımız bakımsızlık ve ilgisizlikten çürüyüp gitti. İnanın içim acıyor. İzmitli vatandaşlarımız bunları kendi gözleri ile de gördüler. Sonuçta bizler bu kentin evlatlarıyız. İnşallah 31 Mart&#8217;tan sonra hemşerilerimizin ilgisi ve teveccühü gösteriyor ki, İzmit&#8217;te yeni bir hizmet dönemi başlayacak. İzmitli hemşerilerimizi güçlü, hizmet üreten yeni İzmit Belediyesi ile yeniden tanıştıracağız&#8221; dedi</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tutus-izmitte-bahane-degil-hizmet-donemini-baslatacagiz-440914">Tutuş, &#8220;İzmit&#8217;te bahane değil, hizmet dönemini başlatacağız&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>6 Şubat&#8217;ta sadece yıkım değil duygusal deprem de yaşadık</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/6-subatta-sadece-yikim-degil-duygusal-deprem-de-yasadik-438695</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Feb 2024 15:00:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[şubatta]]></category>
		<category><![CDATA[yaşadık]]></category>
		<category><![CDATA[yıkım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=438695</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, 6 Şubat depremlerinin yıl dönümü dolayısıyla yas ve iyileşme konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/6-subatta-sadece-yikim-degil-duygusal-deprem-de-yasadik-438695">6 Şubat&#8217;ta sadece yıkım değil duygusal deprem de yaşadık</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kişinin sevdiklerini travmatik bir şekilde kaybetmesinin, yaşamında derin bir yara açabileceğini ifade eden uzmanlar, bu yaraları iyileştirmenin zaman alabileceğini, duygusal iyileşme ve başa çıkma becerilerini geliştirme evresinin de yas sürecinin bir parçası olduğunu söylüyor.</strong></p>
<p><strong>Depremin yıldönümünün, acıları tazeleyebileceği ve duygusal zorlukları yeniden canlandırabileceğini vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Kendinizi tanıyın, duygularınızı kabul edin ve gerekli ise destek alın. Bu süreçte herkesten önce kendinize sabır ve şefkat gösterin. Unutmayın ki iyileşme zaman alabilir.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, 6 Şubat depremlerinin yıl dönümü dolayısıyla yas ve iyileşme konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Kişinin sevdiklerini travmatik bir şekilde kaybetmesi, yaşamında derin bir yara açabilir</strong></p>
<p>Bir yıl önce yaşanılan depremin, sadece fiziksel bir yıkım değil, aynı zamanda duygusal bir deprem olarak da adlandırılabileceğini ifade eden Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Kişinin sevdiklerini böyle travmatik bir şekilde kaybetmesi, yaşamında derin bir yara açabilir ve bu yarayı iyileştirmek zaman alabilir. Ancak, bu zorlu süreçte, duygusal iyileşme ve başa çıkma becerilerini geliştirme evresi de yas sürecinin bir parçasıdır.” dedi.</p>
<p><strong>Taşkın: “Bu oldukça normal ve insani bir durum.”</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, depremin yıldönümünün, acıları tazeleyebileceği ve duygusal zorlukları yeniden canlandırabileceğini belirterek, “Bu oldukça normal ve insani bir durumdur. Kişinin bu noktada neden böyle hissediyorum diye kendini sorgulamaması gerekir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Yasın en önemli evrelerinden bir tanesi duyguları ‘inkar’ etmemektir.”</strong></p>
<p>Depremin yıl dönümünde, kişinin kendisine odaklanmasını sağlayacak adımlara işaret eden Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, şöyle devam etti:</p>
<p>“Yasın en önemli evrelerinden bir tanesi duyguları ‘inkar’ etmemektir. Üzüntü, öfke, korku ve hatta kabullenme duygularıyla karşı karşıya olabilirsiniz. Bu duyguları inkâr etmek yerine, onlarla yüzleşmek ve iyi duygular gibi onları da hissetmenin bir gerçek olduğunu hatırlamak oldukça önemlidir. Duygularınızı tanımlamak ve ifade etmek, iyileşme sürecinde önemli bir adımdır.</p>
<p><strong>“İzole olmak eve kapanmak yas sürecinin tamamlanmasına engel.”</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, destek almanın önemine vurgu yaparak, “İzole olmak eve kapanmak yas sürecinin tamamlanmasına engel olacaktır. Böyle bir durumdan sonra kişinin kendisini yalnız hissetmesi doğaldır, ancak destek alabileceğiniz birçok kaynak olabilir. Yakın ilişkiler (aile eğer hayattaysa ve eş dost), terapistler ve destek grupları gibi kaynaklardan yardım isteyin. Birlikte paylaşmak ve duygularınızı ifade etmek, iyileşme sürecinizi destekleyebilir.” dedi.</p>
<p><strong>“Kendinizi duygusal olarak güçlü hissetmek için bedeninize iyi bakmak önemli.”</strong></p>
<p>Öz bakım ve öz şefkatin ihmal edilmemesi gereğine de dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Kendinizi duygusal olarak güçlü hissetmek için bedeninize iyi bakmak önemlidir. Sağlıklı bir yaşam tarzı sürdürmek, egzersiz yapmak, dengeli beslenmek ve yeterince uyumak duygusal iyileşmeyi destekleyebilir. Aynı zamanda öz şefkat ruhunuzu besleyecektir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Anıları kutlayın!</strong></p>
<p>Anıları kutlamanın gerekliliğine işaret eden Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Sevdiklerinizi kaybetmiş olabilirsiniz, ancak onların hatıraları sizinle yaşamaya devam ediyor. Onların yaşamınızdaki anılarını eğer hazır hissediyorsanız yakın çevreniz ile paylaşın. Anıları paylaşmak, sevdiklerinizi hatırlamak, bağı hissetmek adına güçlü bir yoldur. Unutmamalı ki süreç ne kadar zorlu olursa olsun, baki kalan anılardır.” dedi.</p>
<p><strong>Baş etme stratejinizin düşük olduğunu düşünüyorsanız mutlaka destek alın</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, yeni bir anlam bulmanın önemine de vurgu yaparak, “Depremin yıldönümü, kaybınızın acısını yeniden hissetmek oldukça doğaldır.   Kaybınızın size öğrettiklerini düşünün ve bu bir yılda yitirdikleriniz ve baş etme stratejinizi gözden geçirin. Eğer baş etme stratejinizin düşük olduğunu düşünüyorsanız mutlaka destek alın.” dedi.</p>
<p><strong>Duygularınızı kabul edin</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, depremin yıl dönümü dolayısıyla yaptığı değerlendirmeyi şöyle tamamladı:</p>
<p>“Depremin yıl dönümü, duygusal olarak zorlayıcı olacaktır, ancak aynı zamanda iyileşme ve büyüme için önemli bir dönemdir. Kendinizi tanıyın, duygularınızı kabul edin ve gerekli ise destek alın. Bu süreçte herkesten önce kendinize sabır ve şefkat gösterin. Unutmayın ki iyileşme zaman alabilir, ancak her adım sizi daha da güçlü kılacaktır. Yalnız değilsiniz, önce yakın ilişkiler (kimi zaman olmayabilir) ve ardından da sosyallik ve öz regülasyon adına adım atmak oldukça önemli olacaktır. Tüm bu basamaklar yapılamıyorsa bir ruh sağlığı uzmanından destek almak oldukça önemlidir</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/6-subatta-sadece-yikim-degil-duygusal-deprem-de-yasadik-438695">6 Şubat&#8217;ta sadece yıkım değil duygusal deprem de yaşadık</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Asla Geç Değil&#8217; tiyatro oyunu büyük alkış topladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/asla-gec-degil-tiyatro-oyunu-buyuk-alkis-topladi-436046</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Jan 2024 21:26:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[alkış]]></category>
		<category><![CDATA[asla]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[geç]]></category>
		<category><![CDATA[oyunu]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[topladı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=436046</guid>

					<description><![CDATA[<p>Senaryosunu Emine Öney’in yazdığı ve yönettiği “Asla Geç Değil” tiyatro oyunu seyirci ile buluştu. Tiyatro oyununu, Kemer Belediye Başkan Vekili Mustafa Tıraş ve Kemer Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Mehmet Derya Baytekin ve çok sayıda vatandaş izledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asla-gec-degil-tiyatro-oyunu-buyuk-alkis-topladi-436046">&#8216;Asla Geç Değil&#8217; tiyatro oyunu büyük alkış topladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Senaryosunu Emine Öney’in yazdığı ve yönettiği “Asla Geç Değil” tiyatro oyunu seyirci ile buluştu. Tiyatro oyununu, Kemer Belediye Başkan Vekili Mustafa Tıraş ve Kemer Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Mehmet Derya Baytekin ve çok sayıda vatandaş izledi.</p>
<p>Kemer Belediyesi’nin destekleriyle Kemer Sanat Gönüllüleri Tiyatro Topluluğu tarafından Kemer Belediyesi Kültür Salonu’nda sergilenen tiyatro oyunu sanatseverler tarafından büyük beğeni topladı.</p>
<p>Yönetmen yardımcılığı koltuğunda Gülsun Tunçer ile Salihcan Kılınç’ın oturduğu iki perdelik oyun, İstanbul’da yaşlı bir çiftin evine iki öğrencinin gelmesinden sonra hayatlarında yaşanan değişimi anlatıyor.</p>
<p>Yaşlı çiftin komşularıyla bir yetenek yarışmasına girerek, birincilik ödülünü kazanmalarını anlatan oyun, salonu dolduran sanatseverlerden büyük alkış topladı. 1960, 1970, 1980 ve 1990’lı yıllara ait şarkılardan da kesitlerin sunulduğu oyunu izleyenler şarkılara alkışlarla eşlik etti.</p>
<p>Kemer Belediye Başkan Vekili Mustafa Tıraş, oyun sonrasında yaptığı açıklamada, “Emine Öney’in yazıp yönettiği oyun çok anlamlı ve güzeldi. Kemer Belediyesi olarak Kemer’de sanatsal faaliyetleri desteklemeye devam edeceğiz. Tiyatro oyununda emeği geçenlere teşekkür ederim.” dedi.</p>
<p>Emine Öney ise desteklerinden dolayı Kemer Belediye Başkan Vekili Mustafa Tıraş ve Kemer Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Mehmet Derya Baytekin’e teşekkür etti.</p>
<p>Oyun sonrası Başkan Vekili Tıraş ve Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Baytekin oyunculara çiçek verdi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asla-gec-degil-tiyatro-oyunu-buyuk-alkis-topladi-436046">&#8216;Asla Geç Değil&#8217; tiyatro oyunu büyük alkış topladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Varis sadece estetik bir sorun değil !</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/varis-sadece-estetik-bir-sorun-degil-435133</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Jan 2024 15:33:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[estetik]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[varis]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=435133</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şu sıralar şiddetli kramplarla güne merhaba diyor, bacaklarınızda ağrı veya şişlik hissediyorsanız ve küçük yaralarınız geç iyileşiyorsa bedeninizin sesine kulak verin, çünkü tüm bu belirtiler tehlike çanlarının sizin için çaldığı anlamına gelebilir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/varis-sadece-estetik-bir-sorun-degil-435133">Varis sadece estetik bir sorun değil !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Şu sıralar şiddetli kramplarla güne merhaba diyor, bacaklarınızda ağrı veya şişlik hissediyorsanız ve küçük yaralarınız geç iyileşiyorsa bedeninizin sesine kulak verin, çünkü tüm bu belirtiler tehlike çanlarının sizin için çaldığı anlamına gelebilir. “Varis hastalığı, estetik sorunlar yanında günlük hayatı etkileyen ve hayat kalitesini düşüren ciddi şikayetlere de neden olabiliyor.” diyen Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Cem Arıtürk, Varis hastalığına işaret eden 5 bulgunun neler olduğunu anlattı.<br /> </strong>Toplardamarlarda akım ve yapı bozukluğu olarak tarif edilen varis hastalığı toplumda daha çok neden olduğu estetik kaygılar ile ön planda. Ancak varis hastalığı, estetik sorunlar yanında günlük hayatı etkileyen ve hayat kalitesini düşüren ciddi şikayetlere de neden olabiliyor. Hatta ileri dönem hastalarında bacak kaybına kadar ilerleyebilen bazı klinik tablolar da görülebiliyor.</p>
<p><strong>Varis hastalığına işaret eden 5 bulgu </strong></p>
<ol>
<li>Varis hastalığının ilk bulguları olan ağrı, şişlik, dolgunluk gibi şikayetleri eskiye oranla daha sık, sadece yaz aylarında değil kış aylarında da ve günün daha erken saatlerinde yaşıyorsanız,</li>
<li>Bacaklarınıza özellikle sabah saatlerine yakın, uykudan uyandıracak şiddette kramplar giriyorsa,</li>
<li>Diz altı bölgenizde kızarıklık, cilt lezyonları gibi eşlik eden bulgular ve başka bildiğiniz hiçbir neden olmadan kaşıntı oluyorsa,</li>
<li>Bacağınızın bilek üstü bölgesinde ve iç kısmının cilt kalitesinde bozulma, ciltte kalınlaşma ve renkte koyulaşma gibi belirtileriniz başladıysa,</li>
<li>Bir travmaya maruz kalmadan veya çok küçük travmalarla yaralar açılıyor ve bu yaralar normalden geç iyileşiyor veya hiç iyileşmiyorsa çanlar sizin için de çalıyor demek olabilir.
<p> Eğer varis hastalığınız varsa ve yukarıda bahsettiğimiz durumlardan birini yaşıyorsanız mutlaka konusunda uzman bir damar cerrahına muayene olmalı ve tedaviye başlamalısınız. Bu sayede hem oluşabilecek daha ciddi sorunların (bacak kaybına kadar gidebilecek tıbbi süreçlerin) önüne geçmiş hem de şikayetsiz bir hayat yaşamanızı sağlamış olursunuz. </li>
</ol>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/varis-sadece-estetik-bir-sorun-degil-435133">Varis sadece estetik bir sorun değil !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Sadece Gazze Değil, Dünya İşgal Altında&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sadece-gazze-degil-dunya-isgal-altinda-427972</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Dec 2023 10:55:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[altında]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[gazze]]></category>
		<category><![CDATA[işgal]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=427972</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnegöl Belediyesi’nin düzenlediği Kudüs’e Ses Ver konferansında ilçe halkıyla bir araya gelen İletişimci Yazar Said Ercan, “Bugün o cennetten başka çıkış kapısı bulamayan Gazzeli çocuklar, dünyanın işgal altında olduğunu ilan etti bizlere. Kanından başka verecek bir şeyi olmayan küçücük çocuklar, dünyanın küresel sistem altında inim inim inlediğini öğrettiler” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sadece-gazze-degil-dunya-isgal-altinda-427972">&#8220;Sadece Gazze Değil, Dünya İşgal Altında&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<table>
<tbody>
<tr>
<td><strong>“Sadece Gazze Değil, Dünya İşgal Altında”</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td> </p>
<p><b>İnegöl Belediyesi’nin düzenlediği Kudüs’e Ses Ver konferansında ilçe halkıyla bir araya gelen İletişimci Yazar Said Ercan, “Bugün o cennetten başka çıkış kapısı bulamayan Gazzeli çocuklar, dünyanın işgal altında olduğunu ilan etti bizlere. Kanından başka verecek bir şeyi olmayan küçücük çocuklar, dünyanın küresel sistem altında inim inim inlediğini öğrettiler” dedi.</b></p>
<p>İnegöl Belediyesi’nin düzenlediği Kitap Günleri kapsamında İnegöl’e gelen İletişimci Yazar Said Ercan, Pazar akşamı Beşinci Mevsim kültür Sanat Merkezinde düzenlenen “Kudüs’e Ses Ver” konferansında ilçe halkıyla bir araya geldi. İsrail’in vahşetini ve Filistin halkının mücadelesini anlatan Said Ercan, sadece Gazze’nin değil tüm dünyanın işgal altında olduğunu ifade etti.</p>
<p>ANADOLU MAYASI DÜNYAYA YÖN VERİYOR</p>
<p>İnegöl halkının da yoğun ilgi gösterdiği konferansta Türkiye’nin ve Anadolu insanının dünyadaki rolüne değinen Said Ercan, “Dünyanın dört bir yanında beklenen, Müslüman Türkler. Sadece Müslüman ya da sadece Türk değil. Müslüman Türkler bekleniyor. Çünkü biz harekete geçersek, dünya bambaşka bir yer olacak. Evet dünya kadar derdimiz var. Ama biz ayakta duracağız. Neden ayakta duracağız? Çünkü o Gazzeli çocukların bize ihtiyacı var. Bizim Anadolu irfanı dediğimiz, Anadolu mayası dediğimiz bir maya var. Bugün o maya dünyaya yön veriyor ver verecek. Bakın hemen Gazze’nin yanındaki Mısır, kapıyı açamıyor. Bakın Suudi Arabistan kişi başı gelirde Türkiye’den daha önde, dünyanın en büyük petrol üreticilerinden biri ama gıkını çıkaramıyor. İran anca arkadan konuşuyor. Kim var ortada yine… Ukrayna’da bile tahıl koridorunu biz açtık Afrika’daki fakir ülkelere buğday gitsin diye. Türkiye açtı” dedi.</p>
<p>SADECE GAZZE DEĞİL, DÜNYA İŞGAL ALTINDA</p>
<p>Dünyanın küresel sistemin işgali altında olduğuna da vurgu yapan Ercan, “Bugün o cennetten başka çıkış kapısı bulamayan Gazzeli çocuklar, dünyanın işgal altında olduğunu ilan etti bizlere. Suudi Arabistan’da bir duvara yazdılar, kusura bakma Filistin biz de işgal altındayız diye. Dünyanın işgal altında olduğunu öğretti o çocuklar. Kanından başka verecek bir şeyi olmayan küçücük çocuklar dünyanın küresel sistem altında inim inim inlediğini öğrettiler” şeklinde konuştu.</p>
<p>DÜNYANIN GÖZÜ ÖNÜNDE VAHŞET YAŞANIYOR</p>
<p>Konferans sonunda Belediye Başkanı Alper Taban da selamlama konuşması ve hediye takdimi için sahneye davet edildi. Başkan Taban, “Said Ercan hocamıza teşekkür ediyorum bugün hem Kitap Günleri Fuarımızda vatandaşlarımızla bir araya geldiler hem burada bizlerle birlikte oldular. Çok kıymetli bir buluşma oldu. Salonu dolduran siz kıymetli vatandaşlarımıza da teşekkür ediyorum. Nihayet itibariyle tüm dünyanın gözü önünde yaşanan bir vahşet var, zulüm var. İnsan kendisini sorguluyor, sorumlu tutuyor. Kıymetli hocamızın anlattığı gibi yapılabilecek bir şeyler de var. Müslümanlar olarak boykot yapılabilir. İnşallah bu akşam da hepimize vesile olsun. Bizler karınca misali safımızı belirleyelim inşallah. Cenabı Allah oradaki insanların da yardımcısı olsun” diye konuştu. Ardından gecenin anısına Said Ercan’a hediye takdiminde bulundu.</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sadece-gazze-degil-dunya-isgal-altinda-427972">&#8220;Sadece Gazze Değil, Dünya İşgal Altında&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sadece kimlik kartıyla yurt dışı tatili hayal değil!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sadece-kimlik-kartiyla-yurt-disi-tatili-hayal-degil-424713</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Nov 2023 21:03:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[dışı]]></category>
		<category><![CDATA[hayal]]></category>
		<category><![CDATA[kartıyla]]></category>
		<category><![CDATA[kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[tatili]]></category>
		<category><![CDATA[yurt]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=424713</guid>

					<description><![CDATA[<p> Türkiye’nin Lider Seyahat Pazaryeri Enuygun.com, yurt dışında sonbahar-kış tatili yapmak isteyenler için pasaport ve vize gerekliliği olmadan, sadece çipli kimlik kartı ile gidilebilecek yurt dışı rotalarını derledi. Üstelik bu rotalarda Euro olmadan da seyahat etmek mümkün.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sadece-kimlik-kartiyla-yurt-disi-tatili-hayal-degil-424713">Sadece kimlik kartıyla yurt dışı tatili hayal değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sadece kimlik kartıyla yurt dışı tatili hayal değil!</strong></p>
<p><strong> Türkiye’nin Lider Seyahat Pazaryeri Enuygun.com, yurt dışında sonbahar-kış tatili yapmak isteyenler için pasaport ve vize gerekliliği olmadan, sadece çipli kimlik kartı ile gidilebilecek yurt dışı rotalarını derledi. Üstelik bu rotalarda Euro olmadan da seyahat etmek mümkün.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Türkiye’nin Lider Seyahat Pazaryeri Enuygun.com, yıl bitmeden yurt dışı seyahati yapmak isteyenler için Türkiye Cumhuriyeti çipli kimlik kartı ile giriş yapılan ülkeleri derledi. Vize ve pasaport gerekliliği olmadan, bir anda karar verseniz bile engele takılmadan kolayca ziyaret edebileceğiniz ülkeler arasında Gürcistan, Moldova, Azerbaycan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bulunuyor. Ayrıca bu ülkeler ekonomik bir yurt dışı tatilinin de kapılarını aralıyor. </p>
<p>Enuygun.com, Euro haricinde kendi para birimleriyle de gezebileceğiniz pasaportsuz ülkeleri şöyle sıralıyor:</p>
<p><strong>Gürcistan</strong></p>
<p>Gürcistan hem kara yolu hem de hava yolu ile ziyaret edilebilen, doğası kadar mimarisiyle de dikkat çeken bir ülke. İstanbul’dan uçakla bir saat içinde Karadeniz kıyısındaki Batum’da ya da başkent Tiflis’te olabilirsiniz. Ülkeye otobüs seçeneğini değerlendirerek ve manzaranın keyfini çıkararak yolculuk yapmak da mümkün. </p>
<p>Seyahatiniz için Batum’u tercih ederseniz şehirde gezilecek pek çok nokta var. Batum gezilecek yerler listenizde iki aşığın hikayesini anlatan modern Ali ve Nino heykelleri, sahil hattındaki 7 kilometrelik Batum Bulvarı, panoramik dönme dolap, yeşilin tonlarıyla büyüleyen Batum Botanik Bahçesi yer almalı. Yılbaşından önce yurt dışı seyahatine çıkmak isteyenler için Batum uçak bileti fiyatları 1.790 TL’den başlıyor.</p>
<p>Eğer başkent Tiflis’i tercih edecekseniz de mutlaka görmeniz gereken yerler arasında Eski Tiflis ve 4. yüzyıla tarihlenen kalesiyle meşhur Kala bölgesi var. Sameba Katedrali, Rike Park, Özgürlük Meydanı ve Barış Köprüsü de Enuygun.com’un Tiflis’e dair diğer önerileri. </p>
<p>Sadece kimlik kartıyla gidilebilecek yurt dışı rotalarından Gürcistan’ı seçenler ülkedeyken haçapuri ile Gürcü mantısı hinkaliyi mutlaka tatmalı. </p>
<p><strong>Moldova</strong></p>
<p>Çipli kimlik kartıyla 90 güne kadar kalınabilecek Moldova’nın en popüler şehri Kişinev. Direkt uçuşlarla gidilebilecek Kişinev’de gezilecek yerlerin başında Moldova Ulusal Tarih Müzesi geliyor. 14. yüzyılda yaşamış Moldova Prensi Stephen The Great anısına yapılan heykelle bütünleşen Great Central Park, iki meydanı birleştiren uzun bulvar Stefan Cel Mare Bulvarı, Zafer Takı, Katedral Parkı ve Nativity Katedrali ise keşfetmeniz gereken diğer yerler. </p>
<p>Moldova’ya seyahat ederseniz tatmanız gereken lezzetler arasındaysa polenta, lezzetli tavuk yemeği racitura ve erişte çorbası zama bulunuyor. Cazibe noktaları, lezzetli yemekler ve farklı bir kültürün izleriyle dolu bir yolculuk için Moldova’ya uçak biletleri yılbaşına dek dönem için 2.130 TL’den başlıyor.  </p>
<p> </p>
<p><strong>Azerbaycan</strong></p>
<p>Çipli T.C. kimlik kartı ile ziyaret edilebilen ülkelerden Azerbaycan’da vizesiz 90 güne kadar kalınabiliyor. Azerbaycan’ın en çok ziyaret edilen şehirleri Bakü ve Gence, ülke mutfağının lezzetli yemeklerinin sunulduğu restoranlarıyla, keyif veren parkları ve meydanlarıyla, müze, tiyatro salonu ve konser alanlarıyla sıkılmadan günlerce kalınabilecek yerler. Başkent Bakü’nün eski yerleşimi ‘İçeri Şehir’ UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor. Burada Şirvanşahlar Sarayı, Multan Kervansarayı ve Muhammad Camii gibi cazibe merkezlerini ziyaret edebilirsiniz. Öte yandan Hazar Denizi boyunca modern gökdelenlerin oluşturduğu silueti seyre dalabilirsiniz. Pek çok hava limanından direkt uçuşlarla Bakü’ye ulaşılabiliyor. Bakü uçak bileti alarak keyifli bir tatil için ilk adımı atabilirsiniz. Yılbaşına dek olan dönem için Bakü uçak bileti fiyatları 2.950 TL’den başlıyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti</strong></p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının 30 güne kadar ziyaretlerinde çipli kimlik kartlarıyla giriş yapabildiği Kuzey Kıbrıs, yıl bitmeden keyif dolu bir tatil yapabilmek için ideal bir rota. Turizm ülkesi Kuzey Kıbrıs, sosyal hayatı, tarihi, kültürü ve yemekleriyle ziyaretçilerinin beğenisini kazanıyor. Hafta sonu tatillerinde olduğu kadar uzun süreli tatiller için de eşsiz bir rota olan Kıbrıs’ta tarihi bölge Bellapais’in yanı sıra Girne Kalesi ve Selimiye Camii görülebilir. Ülkedeki bir diğer popüler şehir Gazimağusa’da ise Karpaz Yarımadası’nın ucuna yolculuk yapabilir, Dipkarpaz’da günbatımının güzelliğine tanık olabilirsiniz. Türkiye’nin her yerinden direkt ya da aktarmalı uçuşlarla ortalama 1,5-2 saatte ulaşılabilen Kuzey Kıbrıs için biletinizi hemen alabilirsiniz. Yıl bitmeden Kıbrıs’a gitmek isterseniz uçak bileti fiyatları 900 TL’den başlıyor. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sadece-kimlik-kartiyla-yurt-disi-tatili-hayal-degil-424713">Sadece kimlik kartıyla yurt dışı tatili hayal değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Seferihisarlılar soğuk kış günlerinde yalnız değil</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/seferihisarlilar-soguk-kis-gunlerinde-yalniz-degil-424280</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Nov 2023 09:54:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[günlerinde]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[seferihisarlılar]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk]]></category>
		<category><![CDATA[yalnız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=424280</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış aylarının gelmesiyle birlikte kolları sıvayan Seferihisar Belediyesi, ihtiyaç sahibi hanelere ücretsiz yakacak desteği sağlıyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/seferihisarlilar-soguk-kis-gunlerinde-yalniz-degil-424280">Seferihisarlılar soğuk kış günlerinde yalnız değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Seferihisarlılar soğuk kış günlerinde yalnız değil</b></p>
<p>Kış aylarının gelmesiyle birlikte kolları sıvayan Seferihisar Belediyesi, ihtiyaç sahibi hanelere ücretsiz yakacak desteği sağlıyor. </p>
<p>Çalışma kapsamında ilçedeki halk kart sahibi vatandaşlara Seferihisar Belediyesi Kültür ve <br />Sosyal İşler Birimi tarafından, odun ve kömür desteği sağlanmaya başladı. Şu ana kadar yaklaşık 300 haneye destek veren belediye, soba desteği de veriyor.<br /> <br />Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin, &#8220;Havaların soğumasıyla gerek vatandaşlarımız gerekse sokaktaki minik dostlarımız için çalışmalarımız her zaman devam edecek. Hiçbir vatandaşımızın da ısınmayan evi ocağı kalmayacak. Sizler için kollarımızı sıvamaya devam ediyoruz’’ dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/seferihisarlilar-soguk-kis-gunlerinde-yalniz-degil-424280">Seferihisarlılar soğuk kış günlerinde yalnız değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklara Grip Aşısı Yaptırmak İçin Hala Geç Değil!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklara-grip-asisi-yaptirmak-icin-hala-gec-degil-424199</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Nov 2023 09:24:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşısı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklara]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[geç]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[hala]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[yaptırmak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=424199</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mevsimsel grip (influenza) hastalığı ülkemizde sonbaharın kendini göstermesiyle başlayıp kış aylarında da devam ediyor. Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. E. Manolya Kara, influenza (grip) aşılarının önümüzdeki sezonda en yaygın olacağı öngörülen influenza virüsü alttiplerine karşı koruma sağlayan aşılar olduğunu belirterek 6 ayın üzerindeki herkese mevsimsel grip aşısı yapılmasının önemine işaret etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklara-grip-asisi-yaptirmak-icin-hala-gec-degil-424199">Çocuklara Grip Aşısı Yaptırmak İçin Hala Geç Değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<table>
<tbody>
<tr>
<td><strong>Çocuklara Grip Aşısı Yaptırmak İçin Hala Geç Değil!</strong></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Mevsimsel grip (influenza) hastalığı ülkemizde sonbaharın kendini göstermesiyle başlayıp kış aylarında da devam ediyor. Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. E. Manolya Kara, influenza (grip) aşılarının önümüzdeki sezonda en yaygın olacağı öngörülen influenza virüsü alttiplerine karşı koruma sağlayan aşılar olduğunu belirterek 6 ayın üzerindeki herkese mevsimsel grip aşısı yapılmasının önemine işaret etti. Grip aşısı yapılması için en uygun zamanın  henüz sezonun başlamadığı eylül-ekim ayları olduğunu, bununla birlikte  kış aylarında da yapılan grip aşısının koruma sağladığının bilindiğini ifade etti.  </em></p>
<p> </p>
<p>İnfluenza A veya B virüslerinin neden olduğu, her yıl dünya çapında salgınlar halinde ortaya çıkan mevsimsel grip hastalığı ülkemizin de sahip olduğu ılıman iklimlerde kış mevsimlerinde ortaya çıkıyor. Tüm çocukları yakından ilgilendiren bu sorunun özellikle riskli grup olarak kabul edilen iki yaş altı çocuklar için daha çok önem kazandığının altını çizen Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Manolya Kara, influenza nedeniyle hastaneye yatış oranının 5 yaş altı çocuklarda, 5 yaşın üste çocuklara oranla daha fazla olduğunu söyledi. </p>
<p> </p>
<p><strong>INFLUENZA ÇOCUKLARIN YAŞAMINI TEHDİT EDEBİLİYOR!</strong></p>
<p>Dünya genelinde, yılda yaklaşık bir milyar mevsimsel grip vakası gözlendiği ve bunların 3 ila 5 milyon kadarında ciddi hastalık tablosu geliştiğine dikkat çeken Doç. Dr. Kara, “influenzayla ilişkili solunum yolu komplikasyonları nedeniyle yılda 290.000 ila 650.000 kişi hayatını kaybediyor. Kronik hastalığı olanlarda risk daha fazla olmakla birlikte, çocukluk döneminde influenza ilişkili yaşam kayıplarının yaklaşık yarısı, herhangi bir sorun olmayan sağlıklı çocuklarda meydana gelmektedir.” diye konuştu. </p>
<p> </p>
<p><strong>“GRİP BELİRTİLERİ KARIŞTIRILMAMALI”</strong></p>
<p>Grip belirtilerinin genellikle üst solunum yolu enfeksiyonlarıyla karıştırıldığını hatırlatan Doç. Dr. Manolya Kara, grip belirtilerinin virüsü taşıyan bir kişinin enfekte olmasından yaklaşık iki gün sonra başladığını söyleyerek şunları anlattı: “Ani başlangıçlı yüksek ateş, genellikle kuru öksürük  şeklinde görülen öksürük, baş ağrısı, kas ve eklem ağrısı, şiddetli halsizlik, kendini iyi hissetmeme, boğaz ağrısı ve burun akıntısı gibi bulgular gözlenebilir. Ateş ortalama 2-5 gün devam eder. Hastalık seyrinde sinüzit, orta kulak iltihabı, zatüre, miyozit (kas iltihabı), kusma, ishal, daha nadir olarak da bilinç kaybı ve komaya gidebilen nörolojik bulgular gözlenebilir.  Öksürük şiddetli olabilir ve 2 hafta veya daha uzun sürebilir.” </p>
<p> </p>
<p><strong>GRİP AŞISI NE ZAMAN YAPTIRILMALI?</strong></p>
<p>İnfluenza (grip) aşılarının önümüzdeki sezonda en yaygın olacağı öngörülen influenza virüsü alttiplerine   karşı koruma sağlayan aşılar olduğunu ve 6 ayın üzerindeki herkese mevsimsel grip aşısı yapılmasının önerildiğini belirten Doç. Dr. Kara, “Bununla birlikte grip hastalığına bağlı komplikasyon (ağır hastalık) gelişme riski yüksek olan kişilere mutlaka grip aşısı yapılmalıdır. Aşı, tercihen grip vakaları görülmeye başlamadan en az iki hafta önce yapılmış olmalıdır. Ülkemizde grip vakalarının artmaya başladığı bu günlerde, henüz aşı yaptırmayanlar mutlaka aşılanmalıdır” diye konuştu. </p>
<p> </p>
<p><strong>GRİP AŞISI ÇOCUKLARDA HAYAT KURTARICIDIR!</strong></p>
<p>5 yaşın altındaki çocukların (özellikle 2 yaşından küçükler) grip ilişkili ciddi hastalık açısından risk altında olduğunu anlatan Doç. Dr. Manolya Kara, 2022&#8217;de yapılan bir araştırmada, grip aşısının çocuklarda yaşamı tehdit eden ciddi gribe yakalanma riskini yüzde 75 oranında azalttığının gösterildiğini söyledi. Aşının altı aydan büyük çocuklara güvenle uygulanabileceğini anlattı.</p>
<p>Grip aşısının etkinliğinin mevsimsel virüs tipine ve aşı olan kişinin bağışıklık sistemi gibi çeşitli faktörlere bağlı olarak değişkenlik gösterebildiğini belirten Doç. Dr. Manolya Kara, sözlerine şöyle devam etti: “Grip aşısı, kişileri özellikle <em>“ağır hastalık tablosundan”</em> ve <em>“hastane yatışından”</em> korumaktadır. Örneğin; COVID-19 salgını öncesindeki son grip sezonu olan 2019-2020&#8217;de grip aşısının, tahmini 7,5 milyon grip hastalığını ve 6.300 kişide griple ilişkili yaşam kaybını önlediği tahmin edilmektedir. 2021&#8217;de yapılan bir araştırma, grip nedeniyle hastaneye kaldırılan yetişkinler arasında aşılı hastaların, aşılanmamış olanlara kıyasla yoğun bakım ünitesine yatma riskinin yüzde 26, ve gribe bağla yaşam kaybı riskinin yüzde 31 daha düşük olduğunu göstermiştir.” </p>
<p> </p>
<p><strong>AŞI FARKLI SOLUNUM HASTALIKLARINA KARŞI KORUMA SAĞLAMAZ</strong></p>
<p>“Birçok kişi, mevsimsel grip aşısı yaptırmalarına karşın yine de hastalandıklarını söyleyerek aşının etkili olmadığını düşünüyor” diyen Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Manolya Kara, bu soruyu şöyle yanıtladı: “Bir kişinin grip (influenza) aşısı olduktan sonra grip belirtileri göstermesinin birkaç nedeni vardır: İlk olarak; bu kişi gribin yanı sıra rinovirüsler veya COVID-19 gibi başka bir solunum yolu virüsüyle de hastalanabilir. Diğer solunum yolu virüsleri gribe benzer semptomlara neden olabilir. Grip aşıları yalnızca gribe karşı koruma sağlar, diğer hastalıklara karşı koruma sağlamaz. Ayrıca aşılanan kişi, aşılamadan hemen önce ya da aşının koruması için gereken iki haftalık süre içinde virüsle karşılaştıysa hastalık gelişimi önlenemez.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklara-grip-asisi-yaptirmak-icin-hala-gec-degil-424199">Çocuklara Grip Aşısı Yaptırmak İçin Hala Geç Değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Çocuk aklı değil çocuk haklı&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuk-akli-degil-cocuk-hakli-423490</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Nov 2023 09:10:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aklı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[haklı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=423490</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü kapsamında Kültürpark’ta bir dizi etkinlik düzenledi. Yüzlerce çocuğun katılımıyla yapılan etkinlikte çocuklar konser, pandomim ve kukla gösterileriyle eğlencenin tadını doyasıya çıkardı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuk-akli-degil-cocuk-hakli-423490">&#8220;Çocuk aklı değil çocuk haklı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>“Çocuk aklı değil çocuk haklı”</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü kapsamında Kültürpark’ta bir dizi etkinlik düzenledi. Yüzlerce çocuğun katılımıyla yapılan etkinlikte çocuklar konser, pandomim ve kukla gösterileriyle eğlencenin tadını doyasıya çıkardı.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, Birleşmiş Miletler Çocuk Hakları Sözleşmesi&#8217;nin 34. yıldönümünü “Çocuk Aklı Değil, Çocuk Haklı” sloganıyla Kültürpark’ta yüzlerce çocuğun katılımıyla kutladı. Sosyal Projeler Dairesi Başkanlığı Çocuk Belediyesi Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen etkinlik kapsamında çocuk atölyeleri, spor parkurları, farkındalık atölyeleri, bilim istasyonları, kukla gösterileri ve bilgi oyunu ile çocuklar doyasıya eğlendi. Zumba gösterisi, masal dinletisi ve pandomim ile devam eden sahne etkinlikleri sonunda Şubadap Çocuk Konseri ile eğlence doruğa ulaştı. Atölyeler, parkurlar ve gösterilerin hepsi “Uluslararası Çocuk Hakları Sözleşmesi” ile ilişkili olarak tasarlandı. Alanda ayrıca çeşitli ikramlar, çorba servisi, gezici kütüphane ile kitap dağıtımı da yapıldı. HİM (Hemşehri İletişim Merkezi) aracı ve 12 boyutlu sinema aracı da çocuklara hizmet etti.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuk-akli-degil-cocuk-hakli-423490">&#8220;Çocuk aklı değil çocuk haklı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Soyer: &#8220;Sadece İzmir için değil Türkiye için de çok önemli bir adım&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/soyer-sadece-izmir-icin-degil-turkiye-icin-de-cok-onemli-bir-adim-423340</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Nov 2023 07:26:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Adım]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[çok]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[soyer]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=423340</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin Türkiye'nin ilk sürdürülebilirlik merkezini kurmak için açtığı ulusal mimari proje yarışmasında dereceye girenler ödüllendirildi. Başkan Soyer, merkezin iklim krizine karşı 2030'da sıfır karbon hedefinde önemli rol oynayacağını belirterek. “Bu merkezle birlikte iklim krizi ile mücadelede sadece İzmir için değil Türkiye için de çok önemli bir adım atmış oluyoruz” dedi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/soyer-sadece-izmir-icin-degil-turkiye-icin-de-cok-onemli-bir-adim-423340">Soyer: &#8220;Sadece İzmir için değil Türkiye için de çok önemli bir adım&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sürdürülebilirlik Merkezi mimari proje yarışmasında kazananlar belli oldu</strong></p>
<p><strong>Soyer: “Sadece İzmir için değil Türkiye için de çok önemli bir adım”</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin Türkiye&#8217;nin ilk sürdürülebilirlik merkezini kurmak için açtığı ulusal mimari proje yarışmasında dereceye girenler ödüllendirildi. Başkan Soyer, merkezin iklim krizine karşı 2030&#8217;da sıfır karbon hedefinde önemli rol oynayacağını belirterek. “Bu merkezle birlikte iklim krizi ile mücadelede sadece İzmir için değil Türkiye için de çok önemli bir adım atmış oluyoruz” dedi. </p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, iklim krizine karşı 2030’da sıfır karbon hedefinde önemli rol oynayacak Sürdürülebilirlik Merkezi’ni kente kazandırmak için çalışmalarını sürdürüyor. Bayraklı Turan Mahallesi’nde kurulacak, Türkiye’nin ilk, dünyanın sayılı merkezlerinden biri olacak İzmir Sürdürülebilirlik Merkezi (S-Hub) için açılan mimari proje yarışmasında dereceye girenler belli oldu. 56 projenin katıldığı yarışmada ikinci kademeye kalan 8 proje ödüllendirildi. Mimar Tuna Han Koç&#8217;un temsilcisi olduğu ekip yarışmanın birincilik ödülünü aldı. Ödüller Tarihi Bıçakçı Han&#8217;da İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer&#8217;in ev sahipliğinde düzenlenen törenle verildi.</p>
<p><strong>“Çalışmaların her biri birbirinden kıymetli”</strong></p>
<p>Törende konuşan Başkan Soyer, hasta bir gezegende yaşadığımızı ve sürdürülebilirliğin geçmişle gelecek arasında adalet olduğunu belirterek, “Çok geniş bir tedavi metodu uygulanmak zorunda. Geçmişin bilgisinden, erdemlerinden, değerlerinden yola çıkarak bir gelecek inşası söz konusu olabilir. Doğanın sözünü dinlemeli, sesine kulak vermeliyiz. Sürdürülebilirlik Merkezi kurmak için yaklaşık 3 yıldır emek veriyor, üzerinde kafa yoruyoruz.  Ben bunun İzmir’de yaşayan herkes için rehberlik edecek, ilham alınacak boyutları olduğunu düşünüyorum. Biliyorum ki sadece İzmir için değil Türkiye için de çok önemli atmış oluyoruz” dedi. Soyer, “Projesini yarışmayla belirlediğimiz İzmir Büyükşehir Belediyesi ana hizmet binası yerine inşa edilecek anıt yapı ve Sürdürebilirlik Merkezi&#8217;ni nefes aldığımız, gücümüzün yettiği sürece mutlaka hayata geçireceğiz” ifadelerini de kullandı.</p>
<p><strong>Yarışma sonucuna göre ödül alan projeler ise şöyle:</strong></p>
<p><strong>1. Ödül</strong></p>
<p>Ekip temsilcisi mimar Tuna Han Koç, yüksek mimar Fatma Zeynep Altınbaşlı, danışmanlar makine mühendisi Mukadder Gültekin, yüksek inşaat mühendisi Ufuk Ayaz, elektrik mühendisi Ahmet Aksoy, yüksek peyzaj mimarı  Barış Ekmekçi, yardımcılar mimar Feyza Şakar, mimar Ece Işık.</p>
<p><strong>2.Ödül</strong></p>
<p>Ekip temsilcisi mimar Emre Şavural, yüksek mimar Fatih Yavuz,  yüksek mimar Mert Ayaroğlu, mimar Kaan Özdemir, mimar  Kutay Kaynak, yardımcılar mimar Bünyamin Demirel, mimar Sıla Kutlu, iç mimar Sümeyye Nur Kırımlı, mimarlık öğrencisi, Kaan Küllüoğlu, mimarlık öğrencisi Osman Yılmaz, danışmanlar peyzaj mimarları Cemil Hamdi Okumuş,  Paşa Kaya, Ezel Cebi Okumuş, Recai Toylan, inşaat mühendisi Ömür Özger, makine mühendisi Ömer Onur Yücel, elektrik mühendisi Nüvit Sani Karaibrahimoğlu.</p>
<p><strong>3.Ödül</strong></p>
<p>Ekip temsilcisi mimar Ramazan Avcı, mimarlar İrem Malgaş, Bengüsu Yeşiloğlu,  Gülay Karip, Hülya Demirkaya, peyzaj mimarı Elvan Ender, danışmanlar inşaat mühendisi Altan Çalıkyılmaz, elektrik mühendisi Kemal Güravşar, makine mühendisi  Melih Özöner, yardımcılar mimarlık öğrencileri Altuğ Tümer, Esra Ulukavak,  Refik Berk Çıngıloğlu.</p>
<p>Yarışmada birinci seçilen proje 700 bin, ikinci 600 bin, üçüncü ise 400 bin lira ödül aldı. Yarışmada ayrıca seçilen beş projeye 100’er bin liralık mansiyon ödülü verildi.</p>
<p><strong>Mansiyon ödülleri:</strong></p>
<ul>
<li>Birinci Mansiyon Ödülü: İnanç Eray (Mimar-Ekip Temsilcisi) Mustafa Adnan Öğüt (İnşaat Mühendisi) Orhan Murat Gürson (Makine Mühendisi) Özlem Dilda Yaman (Elektrik Mühendisi)</li>
<li>İkinci Mansiyon Ödülü: Ece Avcı (Mimar &#8211; İstanbul Teknik Üniversitesi Ekip Temsilcisi) Bahadır Kantarcı (Mimar &#8211; İstanbul Gedik Üniversitesi Yardımcılar Yunus Emre Görgüç Mimar &#8211; Dokuz Eylül Üniversitesi İpek Üstündağ Mimar &#8211; Kadir Has Üniversitesi Gün Rodoplu Mimar &#8211; Kadir Has Üniversitesi)</li>
<li>Üçüncü Mansiyon Ödülü: Ebru Yılmaz (Y. Mimar Ekip Temsilcisi) Seçkin Kutucu (Y. Mimar) Yonca Kutucu (Mimar)</li>
<li>Dördüncü Mansiyon Ödülü: Gülhis Duygun (Mimar- Ekip Temsilcisi) Neslihan Türkmenoğlu Bayraktar (Mimar) Ahmet Kıvanç Kutluca (Şehir ve Bölge Planlaması) Zeynep Örgev (Mimar)</li>
<li>Beşinci Mansiyon Ödülü: Bora Diken (Mimar -Ekip Temsilcisi) Onur Ertaş (Dr. İnşaat Mühendisi)</li>
</ul>
<p><strong>Jüride kimler yer aldı?</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer, İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Ekolog Dr. Güven Eken, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Y.Çevre Mühendisi Şükran Nurlu, İzmir Büyükşehir Belediyesi Etüt ve Projeler Dairesi Başkanı Y.Mimar Vahyettin Akyol, Prof. Dr. Şehir Plancısı Koray Velibeyoğlu, Doç. Dr. Makine Mühendisi Nurdan Yıldırım, Şehir Plancısı &#8211; Yeşil Bina Uzmanı Murat Doğru’nun danışman jüri üyesi olarak yer aldığı yarışmanın asıl jüri üyeleri Mimar Nevzat Sayın (Jüri Başkanı),  Y. Mimar Bünyamin Derman, Prof. Dr. İnşaat Mühendisi Cemalettin Dönmez, Y. Mimar Aslıhan Demirtaş Cindoruk, Doç. Dr. Mimar Gülsu Ulukavak Harputlugil, Prof. Dr. Mimar Mehmet Bengü Uluengin ve Y. Mimar Özgür Güller’den oluştu. Yedek jüride ise; Prof. Dr. İnşaat Mühendisi Engin Aktaş, Doç. Dr. Mimar Neşe Ganiç Sağlam, Dr. Mimar Seda Erdem, Doç. Dr. Mimar Zeynep Durmuş Arsan yer aldı.</p>
<p><strong>Raportörler</strong></p>
<p>Raportörler Y. Mimar Proje Tasarım ve Geliştirme Şube Müdürü Ebru Kandilci Köran, Y. Mimar Duygu Aral ve Mimar Can Tunçok’un yardımcıları ise Ekonomist Zeynep Bilgili, Mimar Selen Aras Ergenç ile Büro Personeli Bülent Polat oldu.</p>
<p><strong>Hedef 2030&#8217;da sıfır karbon</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, Enerji ve İklim Eylem Planı ve Yeşil Şehir Eylem Planı kapsamında hayata geçirilecek İzmir Sürdürülebilirlik Merkezi’nin sıfır karbon bir yapı olması ve yenilikçi çözümlerle tasarlanması hedeflendi. Kentin sürdürülebilirlik stratejilerinin, politika ve projelerinin üretileceği merkezden üniversiteler, akademisyenler, sivil toplum kuruluşları ve kentliler yararlanacak. Merkez, sıfır emisyonlu çevreye geçişi hızlandırmada,  sürdürülebilirlik alanında kentsel çözüm uygulamalarını tanıtma ve yaygınlaştırmada etkin rol oynayacak.</p>
<p>İklim krizine karşı 2030’da sıfır karbon hedefiyle projelerini hayata geçiren İzmir Büyükşehir Belediyesi, WWF tarafından düzenlenen uluslararası Tek Dünya Kentleri Yarışması’nda (One Planet City Challenge-OPCC) Türkiye şampiyonu olmuştu. Ayrıca İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in iklim kriziyle mücadele vizyonu doğrultusunda İzmir, Avrupa Birliği’nden İklim Nötr ve Akıllı Şehirler Misyonu’na seçilmişti.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/soyer-sadece-izmir-icin-degil-turkiye-icin-de-cok-onemli-bir-adim-423340">Soyer: &#8220;Sadece İzmir için değil Türkiye için de çok önemli bir adım&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyabet hastalarının üçte biri hastalığın farkında değil</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/diyabet-hastalarinin-ucte-biri-hastaligin-farkinda-degil-422189</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Nov 2023 07:40:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[biri]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[farkında]]></category>
		<category><![CDATA[hastalarının]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığın]]></category>
		<category><![CDATA[üçte]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=422189</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyabet hastalarının yaklaşık üçte birinin hasta olduğunun farkında olmadıklarını dile getiren Medical Park Tokat Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Faruk Kutlutürk, “Ailede diyabet, fazla kilo veya obez, gebelik şekeri, fazla kilolu bebek doğurma öyküleri olan; tansiyon ve kalp hastalıkları gibi risk faktörlerini taşıyan kişiler hiçbir şikâyetleri olmasa da diyabet açısından belirli aralıkla tetkik edilmelidir” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabet-hastalarinin-ucte-biri-hastaligin-farkinda-degil-422189">Diyabet hastalarının üçte biri hastalığın farkında değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Diyabet hastalarının üçte biri hastalığın farkında değil</strong></p>
<p><strong>Diyabet hastalarının yaklaşık üçte birinin hasta olduğunun farkında olmadıklarını dile getiren Medical Park Tokat Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Faruk Kutlutürk, “Ailede diyabet, fazla kilo veya obez, gebelik şekeri, fazla kilolu bebek doğurma öyküleri olan; tansiyon ve kalp hastalıkları gibi risk faktörlerini taşıyan kişiler hiçbir şikâyetleri olmasa da diyabet açısından belirli aralıkla tetkik edilmelidir” dedi.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Medical Park Tokat Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Faruk Kutlutürk, diyabet hastalığı hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p> </p>
<p>Diyabetin tanımını yapan Prof. Dr. Kutlutürk, “Diyabet (şeker Hastalığı), başta kalp, böbrek, göz olmak üzere tüm organları olumsuz etkileyen toplumda en sık kronik hastalıklardan biridir. 1921 yılında insülini keşfederek ilk kez bir kronik hastalığın tedavisinde çığır açan Dr Frederic Banting’in doğum günü olan 14 Kasım, Dünya Diyabet Günü olarak kutlanmaktadır. Diyabet önemi anlatmak, diyabet farkındalığını artırmak için çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p><strong>FİZİKSEL AKTİVİTENİN AZ OLMASI DİYABETE NEDEN OLABİLİR</strong></p>
<p>Diyabetin görülme sıklığına değinen Prof. Dr. Kutlutürk, “ÜlkemizAvrupa ülkeleri arasında aynı obezitede olduğu gibi diyabet görülme sıklığı açısından da ilk sıralarda yer almaktadır. Ülkemizde 40 yaş üstü bireylerin yaklaşık üçte biri diyabet veya gizli şeker olarak da adlandırılan diyabet öncesi kan şekeri düzensizliklerini yaşamaktadır. Fiziksel aktivite azlığı, yeme davranış bozuklukları, masa başı çalışma saatlerinin fazlalığı, televizyon, tablet gibi elektronik cihazlara bağımlılığın artması obezite ve diyabetteki artışın nedenlerdir” şeklinde konuştu.</p>
<p> </p>
<p><strong>RİSK FAKTÖRLERİ</strong></p>
<p>Diyabet hastalarının yaklaşık üçte birinin hasta olduğunun farkında olmadıklarını söyleyen Prof. Dr. Kutlutürk, şu bilgileri paylaştı:</p>
<p> </p>
<p>“Ailede diyabet öyküsü, fazla kilolu veya obez, gebelik şekeri öyküsü, fazla kilolu bebek doğurma öyküsü olan, tansiyon ve kalp hastalıkları gibi risk faktörlerini taşıyan kişiler hiçbir şikâyetleri olmasa da diyabet açısından belirli aralıkla tetkik edilmelidir. Diyabet halen kalp hastalıklarının, görme kaybının, diyaliz gerektiren böbrek yetmezliğinin, iyileşmeyen ayak yaralarının en sık nedenidir.”</p>
<p> </p>
<p><strong>SAĞLIKLI BESLENME ALIŞKANLIK HALİNE GETİRİLMELİ</strong></p>
<p>Tedavi yollarından bahseden Prof. Dr. Kutlutürk, “Günümüzde gerek tanı gerekse tedavideki gelişmeler diyabeti tamamen tedavi edilebilir bir hastalık haline getirmiştir. Diyabet için vazgeçilmez olan zamanında tanı konulması, hastanın tedaviye katılımıyla birlikte düzenli kontrollere devam edilmesi, sağlıklı beslenme ve egzersiz alışkanlıklarının kazandırılması ve etkin ilaç veya insülin tedavilerinin uygulanmasıyla sağlıklı bir ömrü mümkün hale getirmektedir. ‘Diyabetin Farkında ol, Farklı ol’ sloganını benimseyerek diyabetten ve diyabetin olumsuz etkilerinden hem kendimizi hem çevremizdekileri koruyabiliriz” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabet-hastalarinin-ucte-biri-hastaligin-farkinda-degil-422189">Diyabet hastalarının üçte biri hastalığın farkında değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İSU genel müdürü Ali Sağlık: endişe değil, tasarruf etmeliyiz</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/isu-genel-muduru-ali-saglik-endise-degil-tasarruf-etmeliyiz-421550</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Nov 2023 10:09:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ali]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[endişe]]></category>
		<category><![CDATA[etmeliyiz]]></category>
		<category><![CDATA[genel]]></category>
		<category><![CDATA[isu]]></category>
		<category><![CDATA[müdürü]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tasarruf]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=421550</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli’nin içme suyu ihtiyacının önemli bir bölümünü karşılayan 51.13 milyon metreküp su depolama kapasitesi bulunan Yuvacık Barajı’nda su seviyesi, geçen yılın aynı dönemine kıyasla %40 daha yüksek seviyede seyrediyor. Normal koşullarda su rezervinin yıl sonuna kadar ihtiyacı karşılayacak seviyede olduğunu belirten İSU Genel Müdürü Ali Sağlık: “Halkımız endişeye kapılmamalı ve su tasarrufuna verilen önem azaltılmadan devam etmeli.” diyerek tüm vatandaşlara tasarruf çağrısında bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/isu-genel-muduru-ali-saglik-endise-degil-tasarruf-etmeliyiz-421550">İSU genel müdürü Ali Sağlık: endişe değil, tasarruf etmeliyiz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İSU GENEL MÜDÜRÜ ALİ SAĞLIK: “ENDİŞE DEĞİL, TASARRUF ETMELİYİZ!”</p>
<p>Kocaeli’nin içme suyu ihtiyacının önemli bir bölümünü karşılayan 51.13 milyon metreküp su depolama kapasitesi bulunan</p>
<p>Yuvacık Barajı’nda su seviyesi, geçen yılın aynı dönemine kıyasla %40 daha yüksek seviyede seyrediyor. Normal</p>
<p>koşullarda su rezervinin yıl sonuna kadar ihtiyacı karşılayacak seviyede olduğunu belirten İSU Genel Müdürü Ali Sağlık:</p>
<p>“Halkımız endişeye kapılmamalı ve su tasarrufuna verilen önem azaltılmadan devam etmeli.” diyerek tüm vatandaşlara</p>
<p>tasarruf çağrısında bulundu.</p>
<p>“SORUMLULUĞUMUZUN BİLİNCİNDEYİZ”</p>
<p>Kocaeli Su ve Kanal İdaresi Genel Müdürü Ali Sağlık, yaptığı açıklamada: “Barajlarımızdaki su seviyesi hakkındaki</p>
<p>endişeleri bir kenara bırakarak su tasarrufu konusunda daha fazla bilinçlenmek ve bu konuda harekete geçmek, bölgenin</p>
<p>su kaynaklarının korunmasına büyük katkı sağlayacaktır. Su kaynaklarımızın sürdürülebilirliği konusundaki</p>
<p>sorumluluğumuzun bilincindeyiz. Su, yaşamsal bir kaynaktır ve bu kaynağın sürdürülebilirliği gelecek nesiller için büyük</p>
<p>bir öneme sahiptir. Bu nedenle, suyun etkili bir şekilde kullanılması ve israf edilmemesi, temel hedeflerimiz arasındadır.</p>
<p>Sürdürülebilir su politikaları, suyun etkin ve dengeli bir şekilde yönetilmesini sağlamaktadır. Yuvacık ve Namazgah</p>
<p>Barajları gibi su kaynaklarını koruma ve sürdürülebilir kullanma çabalarını çağa uygun su politikalarıyla devam ettiriyoruz.</p>
<p>Su kalitesini yükseltmek, kaynakları korumak ve suyun verimli bir şekilde dağıtılmasını sağlamak için çalışmalarımızı</p>
<p>büyük bir kararlılıkla aralıksız sürdürüyoruz.” dedi.</p>
<p>İHSANİYE VE AVCIDERE BARAJLARINDA SONA YAKLAŞILDI</p>
<p>Mevcut su kaynaklarına yenilerinin de eklendiğini belirten Sayın Sağlık: “Büyükşehir Belediyesi Başkanımız Sayın Tahir</p>
<p>Büyükakın’ın öncülüğünde gerçekleşen “Mutlu Şehir Kocaeli” vizyonunun önemli ayaklarından biri olan İhsaniye ve</p>
<p>Avcıdere Barajları’nın devreye alınmasıyla Karamürsel, Gölcük, Ulaşlı ve Ereğli Bölgelerinin su ihtiyacını karşılayacak</p>
<p>projede sona yaklaşıldı. Projenin tamamlanmasıyla beraber İnşallah uzun süre su sıkıntısı yaşamayacağız.” sözleriyle bu</p>
<p>önemli altyapı ağına dikkat çekti.</p>
<p>%25 KAYIP KAÇAK ORANI HEDEFİNE, 5 YIL ÖNCESİNDEN ULAŞILDI</p>
<p>Aralıksız devam eden altyapı yatırımlarının yanında geliştirdikleri birçok proje ile su kayıplarının azaltılması hakkında bilgi</p>
<p>veren İSU Genel Müdürü Ali Sağlık: “Dünyanın birçok bölgesinde değişen iklim koşulları ve kuraklığın etkisinin</p>
<p>artmasından dolayı su kayıplarının azaltılması ve kontrolü daha da önemli hale gelmiştir. “Su Yönetimi Genel</p>
<p>Müdürlüğü’nün 2028 yılı hedefi olarak belirlediği %25 kayıp-kaçak oranı hedefini yaptığımız yatırımlar sayesinde 2023 yılı</p>
<p>itibariyle yakaladık. Böylece Su Yönetimi Genel Müdürlüğünün belirlediği hedefe 5 yıl öncesinden ulaşmış olduk. Bu oranı</p>
<p>daha da azaltmak için çalışmalarımız çağımızın sunduğu ileri teknolojik imkânlar eşliğinde hızla devam etmektedir. Biz bu</p>
<p>kapsamda şehir şebeke hattımızı izole alt bölgelere (İAB) ayırarak su işletme sistemi SUİS, içme suyu SCADA kontrol</p>
<p>merkezi, İKABİS rehberi, STEP testleri, periyodik gece dinleme çalışmaları, yüksek tüketimli abonelerin takibi, geri</p>
<p>kazanım suyu, düzenli sayaç değişimi, basınç kırıcı vana (BKV) sistemleri ve LOGGER ile debi basınç kayıtları gibi su</p>
<p>kaynaklarımızı korumak ve sürdürülebilir su yönetimi ilkelerini hayata geçirmek için birçok proje çerçevesinde kararlılıkla</p>
<p>çalışmaya devam ediyoruz. Kayıp-kaçak ile mücadelemizi sürdürerek suyumuzun hiçbir damlasını israf etmemek için</p>
<p>hedefleri çok daha yukarılara taşıyacağız.” dedi. Tüm bu çalışmalara ek birçok alternatif su kaynaklarının da olduğu</p>
<p>vurgusu yapan Sayın Sağlık: “Sürdürülebilir su yönetiminin sadece idarelerin sorumluluğunda değildir, toplumun her</p>
<p>bireyinin de bu konuya katkı sağlaması büyük önem arz etmektedir.” diyerek tasarruf bilincinin önemine değindi. </p>
<p>“SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR GELECEĞİ BİRLİKTE İNŞA EDEBİLİRİZ”</p>
<p>İSU Genel Müdürü Ali Sağlık : “Su tasarrufu, kişisel yaşam tarzlarımızda önemli bir yer tutmalıdır. Kocaeli halkından, su</p>
<p>tasarrufuna önem vermelerini ve bu konuda duyarlı olmalarını istiyoruz. Su, hepimizin ortak kaynağıdır. İkamesi olmayan</p>
<p>bu vazgeçilmez kaynağımızı korumak da hepimizin sorumluluğudur. Sürdürülebilir su politikalarını desteklemek, gelecekte</p>
<p>su kaynaklarımızın sağlığı ve sürdürülebilirliği için atılacak önemli bir adımdır. Kocaeli Su ve Kanal İdaresi olarak bu</p>
<p>süreçte halkımızın da iş birliği ve desteği büyük bir önem taşıyor. Su kaynaklarını koruma ve su tasarrufunu teşvik etme</p>
<p>konusundaki çabalarımızı birlikte sürdürerek sürdürülebilir bir geleceği hep birlikte inşa edebiliriz.” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/isu-genel-muduru-ali-saglik-endise-degil-tasarruf-etmeliyiz-421550">İSU genel müdürü Ali Sağlık: endişe değil, tasarruf etmeliyiz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tadına göre değil flor oranına göre diş macunu seçilmeli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tadina-gore-degil-flor-oranina-gore-dis-macunu-secilmeli-421189</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Nov 2023 08:40:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[flor]]></category>
		<category><![CDATA[göre]]></category>
		<category><![CDATA[macunu]]></category>
		<category><![CDATA[oranına]]></category>
		<category><![CDATA[seçilmeli]]></category>
		<category><![CDATA[tadına]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=421189</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde her yaş grubundan çocuk için üretilen aynı zamanda da farklı şikayetleri giderdiği söylenen pek çok diş macunu bulunuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tadina-gore-degil-flor-oranina-gore-dis-macunu-secilmeli-421189">Tadına göre değil flor oranına göre diş macunu seçilmeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><u>Diş macunu florürlü mü olmalı yoksa florürsüz mü?</u></strong></p>
<p><strong>TADINA GÖRE DEĞİL FLOR ORANINA GÖRE DİŞ MACUNU SEÇİLMELİ…</strong></p>
<p>Günümüzde her yaş grubundan çocuk için üretilen aynı zamanda da farklı şikayetleri giderdiği söylenen pek çok diş macunu bulunuyor.  Her geçen gün raflarda yerini alan yeni markalarla tanışmak ve hastaların beklentilerine göre kategorize edilen yeni ürünleri de görmek mümkün. Bu ürün çeşitliliği arasından seçim yapmaya çalışan ebeveynlerin kafasında ise tek bir soru ‘Çocuğum için hangi diş macununu tercih etmeliyim?’ <strong>Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Dt. Nurgül Demir </strong>bu sorunun cevabını yanıtlıyor…</p>
<p>“Diş fırçalama alışkanlıklarını yeni yeni kazandırmaya başladığımız çocuk yaş grubundaki hastalarımızın diş macunu seçiminde en çok önem verdikleri, diş macununun ambalajı ve tadı olurken; bizim önceliğimiz içeriği ve flor konsantrasyonudur.” açıklamasında bulunan <strong>Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Dt. Nurgül Demir</strong> sözlerine<strong> </strong>şöyle devam etti: “Karar aşamasında asıl belirleyici olan faktörler ise, çocuğun yaşı ve çürük risk durumudur. Amerikan Pediatrik Diş Hekimleri Akademisi’nin yönergeleri doğrultusunda; ilk süt dişleri çıkmaya başladıktan sonra florlu macun kullanılmaya başlanmalıdır ve 3 yaşa kadar pirinç tanesi, 3 yaştan 6 yaşa kadar bezelye tanesi büyüklüğünde diş macunu kullanılması yeterlidir.”</p>
<p><strong>Hangi tip diş macunu kullanılmalı?</strong></p>
<p>Florun diş çürüğü oluşumunu önleme ve ilerlemesini durdurmada tartışması güç bir öneme sahip olduğunun altını çizen ve çoğu diş macununun içinde temel bileşen olarak yer aldığını aktaran <strong>Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Dt. Nurgül Demir</strong>, “Diş macununun çocuğun yaşına ve çürük risk durumuna göre, hangi konsantrasyonda flor içermesi gerektiği çocuk diş hekimi tarafından belirlenmelidir. Farklı şikayetlere özel olarak üretilen pek çok diş macunu arasından, çocuk yaş grubundaki hastalarımızda kullanılmak üzere bizim için en çok önem taşıyan ise, mine yapısını güçlendirmek için üretilen özel macunlardır. Dişlerin kemik içinde geliştiği dönemde, mineral içeriklerinin yetersiz kalması sebebiyle, dişler beyaz opak lekelerle veya kahverengi yumuşak bir yapıyla sürebilir” dedi.</p>
<p><strong>Mine yapısını güçlendiren macunlar seçilmeli</strong></p>
<p>“Kliniklerimizde çok sık karşılaştığımız ve ebeveynlerin çürükle karıştırdığı bu gibi özel durumlarda mine yapısını güçlendirmesi için özel macunlar tercih etmemiz gerekebilir” açıklamasında bulunan <strong>Dt. Nurgül Demir </strong>sözlerine şöyle devam etti: “Bu macunların içeriğindeki, flor ve kalsiyum gibi bileşenler, hasarlı mineyi onararak, güçlenmesine yardımcı olurken; aynı zamanda dişleri çürüğe sebep olabilecek risk faktörlerine karşı da korur. Çocuklara, günde 2 kez ve çocuğun yaşı için önerilen miktarda diş macunu kullanarak, diş fırçalama alışkanlığı kazandırılmalıdır. Dişler, genç erişkinlik dönemine kadar mutlaka ebeveyn kontrolünde fırçalanmalı; diş fırçalamanın bitiminde macunun tükürtülmesi sağlanmalı veya yapılamıyorsa macun diş yüzeylerinden silinerek uzaklaştırılmalıdır. ‘Uzman bir hekim’ tarafından ‘hastanın çürük risk durumu’na göre, profesyonel olarak, seçilerek önerilen ürünlerin, sadece ‘doğru’ ve ‘yeterli’ kullanımının zararsız olduğunu, özellikle bebek ve çocuk yaştaki hastalarımız için vurgulamak gerekir.”</p>
<p><strong>Dikkat edilmesi gereken 5 madde</strong></p>
<p><strong>1-</strong>Dişler genç erişkinlik dönemine kadar ebeveyn kontrolünde fırçalanmalıdır.</p>
<p><strong>2-</strong>Diş macunundan optimum fayda sağlayabilmemiz için diş fırçalamanın doğru teknikle yapılması önem taşımaktadır. </p>
<p><strong>3-</strong>3 yaşa kadar pirinç tanesi, 3 yaştan 6 yaşa kadar bezelye tanesi büyüklüğünde diş macunu kullanılması yeterlidir.</p>
<p><strong>4-</strong>İlk süt dişleri çıkmaya başladıktan sonra florürlü macun kullanılmaya başlanmalıdır.</p>
<p><strong>5-</strong>Bebek ve çocuk yaş grubundaki hastalarda diş macunu seçimi için mutlaka çocuk diş hekimine danışılmalıdır.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tadina-gore-degil-flor-oranina-gore-dis-macunu-secilmeli-421189">Tadına göre değil flor oranına göre diş macunu seçilmeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Partnerinize ebeveyn değil eş olun!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/partnerinize-ebeveyn-degil-es-olun-418823</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Nov 2023 23:11:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveyn]]></category>
		<category><![CDATA[olun]]></category>
		<category><![CDATA[partnerinize]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=418823</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir ilişkide sorun olmaması için çiftlerden biri kör, diğeri sağır olmalı!</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/partnerinize-ebeveyn-degil-es-olun-418823">Partnerinize ebeveyn değil eş olun!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Partnerinize ebeveyn değil eş olun!</strong></p>
<p><strong>Bir ilişkide sorun olmaması için çiftlerden biri kör, diğeri sağır olmalı!</strong></p>
<p><strong>İlişkilerin, genel olarak sancılı ve gürültülü ‘keşif’ süreçleri olduğunu ifade eden uzmanlar, bir taraftan deli gibi severken, bir taraftan da tartışmalar ve anlaşmazlıkların sık yaşanmasının çoğu zaman, bireylerin ‘eş’ rolüne girmek yerine, birbirlerine ebeveynlik yapacak şekilde ‘anne, baba, çocuk’ rollerine girmesinden kaynaklandığını vurguluyor. Çiftlerden birinin ötekine farkında olmadan ebeveynlik yaptığında, bu durumun karşı tarafta çoğu zaman öfkeye sebep olduğunu kaydeden Psikiyatri Uzmanı Dr. Mert Sinan Bingöl, “Bir ilişkide sorun olmaması için çiftlerden birinin kör, diğerinin sağır olması lazım.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Mert Sinan Bingöl, sağlıklı ve güçlü bir ilişkinin nasıl olması gerektiği konusunu değerlendirdi.</p>
<p>Ünlü yazar John Steinbeck’in ‘Kimsesi yoksa delirir insan. Kim olduğu hiç önemli değildir, yeter ki yanında biri olsun. İnanın bana, insan fazla yalnız kaldı mı hastalanır.’ sözüne atıfta bulunan Psikiyatri Uzmanı Dr. Mert Sinan Bingöl, “Bu bağlamda ilişki kurma ihtiyacı, bebeklik döneminden sonra kaybedilen bütünlüğü yeniden bir başkasıyla bulacağımıza dair umut ile ilgilidir. Bu umutla birilerine bağlanma ihtiyacı hissederiz ve yakınlaşırız.” dedi.</p>
<p><strong>Çiftlerden biri diğerine ebeveynlik yaptığında öfkeye neden olabiliyor</strong></p>
<p>İlişkilerin, genel olarak sancılı ve gürültülü ‘keşif’ süreçleri olduğunu dile getiren Dr. Mert Sinan Bingöl, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bu nedenle tartışmalar da sık yaşanır. Peki bir taraftan deli gibi severken, bir taraftan da tartışmalar, anlaşmazlıklar neden bu kadar sık yaşanır? Bu durumun en önemli sebeplerinden birisi ilişkide yanlış rollere girilmesidir. Tartışmalar, çoğu zaman, bireylerin ‘eş’ rolüne girmek yerine, birbirlerine ebeveynlik yapacak şekilde ‘anne, baba, çocuk’ rollerine girmesinden kaynaklanır. Çiftlerden biri, diğerine farkında olmadan ebeveynlik yaptığında, bu durum karşı tarafta çoğu zaman öfkeye sebep olur.”</p>
<p><strong>Aile değerlerinin ve zevklerinin uyuşmaması da tartışmalara neden olur </strong></p>
<p>Dr. Mert Sinan Bingöl, tartışma ve anlaşmazlıkların sık yaşanmasının nedenlerini şöyle sıraladı:</p>
<p>“Çiftlerden birinin daha pasif, bağımlı ve zayıf karakteri varken, ötekinin aktif, baskın ve daha net duruşunun olması halinde güçlü pozisyondaki partner, zayıf partneri sıklıkla eleştirecek ve her zaman suçlu hissettirecektir. Sosyal medyada gördükleri bireyi yetersiz, eksik hissettirebilir ve bunun sonucunda eşini ve ilişkisini sürekli başkalarıyla kıyaslar. Eleştiri yaparken, eleştirilerin davranışa yönelik değil, partnerin kişiliğine ve bütünlüğüne yönelik yapılması da tartışmanın fitilini ateşleyecek bir noktaya varır. Rol model aldıkları kök aile yapılarının farklı olması nedeniyle eşlerin ilişki kurma biçimlerinin, aile değerlerinin ve zevklerinin uyuşmaması de bir diğer neden. Eşler, ne yazık ki, çoğu zaman birbirlerini değiştirmeye, kontrol etmeye, yönetmeye çalışırlar. Bu hem yıpratıcı hem de boş bir çabadır. Eşlerden biri aşırı kontrolcü, müdahaleci veya dayatmacı yapıdaysa tartışmalar kaçınılmaz olur.”</p>
<p><strong>İlişkiler net, açık, şeffaf iletişimle anlam kazanır</strong></p>
<p>İlişkilerin, kurulacak iletişimin kalitesiyle anlam kazanabileceğini kaydeden Psikiyatri Uzmanı Dr. Mert Sinan Bingöl, “Karşı tarafın neden kırıldığını, nelere alındığını, nelere kızdığını, onun için neyin önemli neyin önemsiz olduğunu ancak ve ancak ‘net, açık, şeffaf’ iletişim kurarak anlayabiliriz.” diye konuştu.</p>
<p>Psikiyatri Uzmanı Dr. Mert Sinan Bingöl, ilişkilerde sağlıklı iletişim dilinin nasıl kurulması gerektiğini de dile getirerek, çiftlerin nelere dikkat ederlerse, ilişkilerinde huzuru yakalayabileceklerini de şöyle sıraladı:</p>
<p>“Şiddet, hakaret ve aldatılma olmadığı sürece; partnerin geçmişi, değerleri, sevdiği ve sevmediği şeyler, yaşam tarzı eleştirilmemeli ve olduğu gibi kabul edilmeli. Kiş duygularını ifade etmeli; üzgünge ‘üzgünüm, tükendiyse ‘tükendim’ demeli. Partnerle rekabet edilmemeli, güç savaşına girilmemeli çünkü eşler birbirinin rakibi değil. Karşı tarafın, pek çok konuda kendi bakış açısı, tercihleri, çıkarımları, duyguları olabileceği baştan kabul edilmeli ve farklılığına saygı gösterilmeli.”</p>
<p><strong>Bir ilişkide sorun olmaması için çiftlerden biri kör, diğeri sağır olmalı</strong></p>
<p>“Bir ilişkide sorun olmaması için çiftlerden birinin kör, diğerinin sağır olması lazım.” diyen Dr. Mert Sinan Bingöl, her zaman her ilişkide sorunlar olacağına vurgu yaptı. Bingöl, “Önemli olan ilişkilerde sorunların varlığı değil, sorunlara çözüm arayışlarına girişmektir. Bu nedenle ‘sorun’ odaklı değil, ‘çözüm’ odaklı olunmalı. Suçlayıcı olan ve karşı tarafa savunma yapma ihtiyacı hissettirecek ‘sen’ dilini kullanmak yerine, kişinin kendi duygularını karşı tarafa aktarmasına yardımcı olacak ‘ben’ dili kullanılmalı.” önerisinde bulundu.</p>
<p>Aşk, sevgi ve cinselliğin uzun soluklu ilişkilerin tatlandırıcıları ve baharatları olduğunun unutulmaması gerektiğini belirten Bingöl, “Çoğu zaman ilişkilerin ‘başlaması’ için; aşk, cinsel çekim veya hoşlanma gerekir hatta bazen bunlar olmadan bile başlayabilir. Ancak uzun soluklu olabilmesi ve sağlıklı bir şekilde ‘sürdürülebilmesi’ için; karşılıklı anlayış, sevgi, saygı ve sorumluluk bilinci gerekir. Bunlar olmadan ilişkinin sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi mümkün değildir.” dedi.</p>
<p><strong>Dokunmayı, elini tutmayı, sarılmayı ihmal etme</strong></p>
<p>İlişkilerde fiziksel temasın önemine de vurgu yapan Dr. Mert Sinan Bingöl, “Dokunmak, el ele tutuşmak ve sarılmak ihmal edilmemeli. Duygusallık ve cinselliğin birbirine karıştırılmaması gerekir. Duygusallık ve cinsellik bir bütündür, biri diğerinden daha kıymetli ya da daha kıymetsiz hale getirilmemeli.” dedi.</p>
<p>Eşlerin sevgilerini sık sık dile getirerek açıkça ifade etmesi, anlayışlı ve tutarlı olması, güven duyması ve güven vermesi gerektiğini de sözlerine ekleyen Bingöl, şöyle devam etti:</p>
<p>“Eşlerin hem kendine ayırdığı özel zamanlar hem hem partnerine ayırdığı zamanlar olmalı. Birbirlerine ‘özgürlük’ alanı tanımalı, birbirlerinin özeline, değerlerine, arkadaşlarına, mesleğine, ailesine ‘saygı’ göstermeliler. ‘Hoşgörü’, ilişkinin ana dinamiği olmalı. Bu bağlamda partnerler birbirlerini sürekli eleştirmek yerine, ‘hoşgörülü’ hareket etmeli, gerektiğinde özür dilemesini bilmeli.”</p>
<p><strong>‘Anlamak ve anlaşılmak’ ciddi bir emek ister</strong></p>
<p>Tüm bunların sağlıklı ve güçlü bir ilişkinin en temel unsuru olduğunu ifade eden Psikiyatri Uzmanı Dr. Mert Sinan Bingöl, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Unutmayın; partnerinizle her zaman, her konuda anlaşmak zorunda değilsiniz, anlaşamayacağınız konular da olacaktır. Bu doğaldır. Bir erkeğin kendini kadının, bir kadının kendini erkeğin yerine koyması ve onun duygularını tam olarak anlayabilmesi gerçekten zor. Bu nedenle ‘anlamak ve anlaşılmak’, ciddi bir emek ister. Bu gerçeğin farkında olarak, daha yapıcı iletişim yolları geliştirilmeli.” Doi numarası: https://doi.org/10.32739/uha.id.42761</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/partnerinize-ebeveyn-degil-es-olun-418823">Partnerinize ebeveyn değil eş olun!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Öfkelenmemek değil, öfkeyi iyi yönetmek önemli!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ofkelenmemek-degil-ofkeyi-iyi-yonetmek-onemli-418403</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Oct 2023 13:10:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[iyi]]></category>
		<category><![CDATA[öfkelenmemek]]></category>
		<category><![CDATA[öfkeyi]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[yönetmek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=418403</guid>

					<description><![CDATA[<p>Öfkenin altında çoğu zaman üzüntü, hayal kırıklığı ve kaygı gibi duygular var olduğunu ifade eden uzmanlar, bu nedenle öfkelenen birini anlamaya çalışma ve öfkesinin nedenlerini bulmaya çalışmanın altta yatan gerçek duygusunu anlamaya yardımcı olacağına dikkat çekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ofkelenmemek-degil-ofkeyi-iyi-yonetmek-onemli-418403">Öfkelenmemek değil, öfkeyi iyi yönetmek önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Öfkenin altında çoğu zaman üzüntü, hayal kırıklığı ve kaygı gibi duygular var olduğunu ifade eden uzmanlar, bu nedenle öfkelenen birini anlamaya çalışma ve öfkesinin nedenlerini bulmaya çalışmanın altta yatan gerçek duygusunu anlamaya yardımcı olacağına dikkat çekiyor. Uzman Klinik Psikolog Aslı Zeynep Başabak Bhais, öfke çok şiddetliyken kişinin onu durdurmasının mümkün olmadığını ifade ederek, öfke ile uygun baş etme stratejileri uygulanmasının terapi ile sağlanabileceğini söyledi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Aslı Zeynep Başabak Bhais, öfkeli bir kişiyle nasıl yapıcı iletişim kurulacağına ilişkin bilgi verdi.</p>
<p>“Öfkeli bir kişiyle yapıcı bir iletişim kurmak istiyorsak ilk adım öfkenin şiddetinin azalmasını beklemektir.” diyen Uzman Klinik Psikolog Aslı Zeynep Başabak Bhais, şunları dile getirdi:</p>
<p>“Çok yoğun duygular yaşarken kişinin bizi dinlemesi ve anlaması zorlaşacağı için yapıcı bir ilişki kuramayız. Bunun için o anda sakin kalmak, onu dinlemeye çalışmak, sorular sorarak anlamaya çalışmak ve sakinleştiğinde konu üzerine konuşmak istediğimizi belirtmek uygun adımlar olabilir.”</p>
<p><strong>Öfkenin altında başka duygular var </strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Aslı Zeynep Başabak Bhais, öfkenin ikinci bir duygu olduğunu ifade ederek, “Öfkenin altında çoğu zaman üzüntü, hayal kırıklığı, kaygı gibi duygular vardır. Bu sebeple öfkelenen birini anlamaya çalışmak, öfkesinin nedenlerini bulmaya çalışmak altta yatan gerçek duygusunu anlamamıza yardımcı olur. Bu da her iki tarafın da bir öfke girdabında kaybolması yerine gerçek duyguların ve düşüncelerin konuşulduğu gerçek bir ilişki kurmalarını sağlar.” şeklinde görüşlerini dile getirdi.</p>
<p><strong>Sağlıklı yaşanan öfke motivasyon sağlıyor</strong></p>
<p>Tıpkı diğer duygular gibi öfkenin de sağlıklı ve olması gereken bir duygu olduğunu vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Aslı Zeynep Başabak Bhais, şöyle devam etti:</p>
<p>“Burada duygu değil duyguyu nasıl dışa vurduğumuz kontrol edilmeli. Öfke yönetiminde de amaç öfkenin kişiye ya da çevresine yıkıcı sonuçları olmayacak şekilde yansıtılmasını sağlamaktadır. Bu şekilde yaşanan öfke kişiye motivasyon, irade, güç, sevdiklerini ve kendisini korumak için inanç sağlar. Ayrıca istediği ve istemediği durumları daha net ifade ettiği için çevresiyle daha sağlıklı ilişkiler kurmasını da sağlar.”</p>
<p><strong>Öfke ile baş etme stratejileri nelerdir</strong></p>
<p>Öfke sorunuyla ilgili terapiye başvuran danışanların çoğu zaman sevdiklerini kırdıkları için pişmanlık hissi ya da iş, aile, sosyal ilişkilerde sorunları olduğunu ifade eden Uzman Klinik Psikolog Aslı Zeynep Başabak Bhais, şunları kaydetti:</p>
<p>“Terapide amaç kişinin öfkesinin nedenlerini anlamak ve onu durdurmaktadır. Ancak öfke çok şiddetliyken kişinin onu durdurması mümkün olmaz. Öfkenin erken aşamalarında kişinin öfkeleneceğine dair ipuçları vardır. Kişinin bu duyguyu fark etmesi ve o sırada birlikte belirlenen öfke ile uygun baş etme stratejilerini uygulamasını sağlamaktadır. İkinci amaç ise kişinin öfkesine sebep olan altta yatan ihtiyacını bulmak ve yeniden yapılandırmaktır.</p>
<p>Birey ya da grup olarak bu konuda sorun yaşayan kişilerin kendini tanıma, duygularını anlama ve duygularını düzenleme üzerine kitaplar okumaları, eğitim almaları da önerilebilir.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ofkelenmemek-degil-ofkeyi-iyi-yonetmek-onemli-418403">Öfkelenmemek değil, öfkeyi iyi yönetmek önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meme Kanseri Tedavisinde Memenin Alınması Şart Değil!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-tedavisinde-memenin-alinmasi-sart-degil-418343</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Oct 2023 11:40:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alınması]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[memenin]]></category>
		<category><![CDATA[şart]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisinde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=418343</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi, Genel Cerrahi Bölümünden Prof. Dr. Abut Kebudi, 1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı için meme kanseri hakkındaki sorularımızı titizlikle yanıtladı. Erken tanıdan, risk taşıyan kişilere kadar pek çok konuda sorumuzu yanıtlayan Kebudi ’nin söyleşisi sizlerle.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-tedavisinde-memenin-alinmasi-sart-degil-418343">Meme Kanseri Tedavisinde Memenin Alınması Şart Değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi, Genel Cerrahi Bölümünden Prof. Dr. Abut Kebudi, 1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı için meme kanseri hakkındaki sorularımızı titizlikle yanıtladı. Erken tanıdan, risk taşıyan kişilere kadar pek çok konuda sorumuzu yanıtlayan Kebudi ’nin söyleşisi sizlerle.</p>
<p><strong>Kadınlar en çok hangi meme şikâyeti ile başvururlar?</strong></p>
<p>Sıklıkla ana şikâyetler memelerde ağrı ve sertliklerdir. Büyük ihtimalle sebepler iyi huylu yapılardır. Burada önemli olan düzenli kontrollerin yapılması ve böylelikle az ihtimal olan ciddi durumların erken tanınmasıdır.</p>
<p><strong>Meme kanserinde erken tanının önemi?</strong></p>
<p>Erken tanı konulduğu zaman en az tedavi ile en iyi sonucu alabilmekteyiz ve ayrıca memenin kozmetik görünümünü iyi tutmak ta daha mümkündür.</p>
<p><strong>Meme kanserinde tarama amaçlı doktora gitme sıklığı?</strong></p>
<p>Öncelikle 40 yaşında itibaren senede bir kontrole gidilmeli ve mamografi de senede bir veya 2 senede bir yapılmalıdır. Ultrason tetkik ise senede bir yapılabilir. 40 yaşında önce de risk durumuna göre uygun sıklıkta doktora gidilmelidir.</p>
<p><strong>Riskli kişiler kimlerdir?</strong></p>
<p>Ailesinde meme kanseri olanlar,</p>
<p>Ailesinde genetik risk gösterilmiş olanlar,</p>
<p>İleri yaş sahibi olan kişiler,</p>
<p>Radyasyona maruz kalanlar,</p>
<p>Kilolu olanlar.</p>
<p><strong>Meme kanserinde tanı nasıl konur?</strong></p>
<p>Önce hastanın şikâyeti (ele gelen sertlik, ciltte kızarıklık, yara, koltukaltında sertlik, meme başı veya ciltte çökme gibi)Bazen hastanın şikâyeti yoktur ve tetkiklerde şüpheli bulgular saptanır. Sonra Fizik muayene+ radyolojik tetkikler (mamografi, ultrason, MR …) uygulanır ve en son tanıyı kesinleştiren tetkik ise yapılacak İnce iğne aspirasyon biyopsisi veya kalın kesici (tru cut) biyopsidir.</p>
<p><strong>Meme kanseri tanısı konduğunda meme mutlaka alınmalı mıdır?</strong></p>
<p>Hayır, hasta uygun evrede ise veya ameliyat öncesi tedavilerle uygun evreye getirilebilmişse Meme Koruyucu dediğimiz ameliyatlar veya onkoplastik ameliyatlar yapılabilir. Bu şekilde hem kanseri tedavi ediyor ve hem de iyi bir kozmetik sonuç alabiliyoruz.</p>
<p><strong>Hem memenin alınması ve hem de iyi bir kozmetik sonuç almak mümkün müdür?</strong></p>
<p>Evet mümkündür. Hastalığın durumu tüm memenin alınmasını gerektiriyorsa, bazı özel durumlar hariç memenin içi boşaltılıp yerine silikon protez konarak iyi bir görünüm sağlanabilmektedir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-tedavisinde-memenin-alinmasi-sart-degil-418343">Meme Kanseri Tedavisinde Memenin Alınması Şart Değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alzheimer yaşlı hastalığı değil, gençleri de vuruyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/alzheimer-yasli-hastaligi-degil-gencleri-de-vuruyor-416827</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Oct 2023 01:24:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alzheimer]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[gençleri]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[vuruyor]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=416827</guid>

					<description><![CDATA[<p>Genetik araştırmaların genç Alzheimer konusunu gündeme getirdiğini dile getiren Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. A. Oğuz Tanrıdağ, 19 yaşındaki bir insanın Alzheimer hastalığına yakalanmasının hiç de sürpriz olmadığını, sahip olunan genetiğin buna neden olabildiğini söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alzheimer-yasli-hastaligi-degil-gencleri-de-vuruyor-416827">Alzheimer yaşlı hastalığı değil, gençleri de vuruyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Genetik araştırmaların genç Alzheimer konusunu gündeme getirdiğini dile getiren Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. A. Oğuz Tanrıdağ, 19 yaşındaki bir insanın Alzheimer hastalığına yakalanmasının hiç de sürpriz olmadığını, sahip olunan genetiğin buna neden olabildiğini söyledi.</strong></p>
<p><strong>Prof. Dr. Tanrıdağ: “19 yaşındaki bir insanın Alzheimer’a yakalanması büyük bir ihtimalle genetik olarak ailesinden gelen bir risk olduğunu gösterir.”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. A. Oğuz Tanrıdağ, Alzheimer hastalığı hakkında bilgi vererek, hastalığın genç yaşta görülebildiğini, bir yaşlı hastalığı olmadığını söyledi.</p>
<p>Çin&#8217;deki bir hafıza kliniğindeki nörologların, 19 yaşındaki bir genç erkeğe Alzheimer hastalığı teşhisi koyduğunu hatırlatan Prof. Dr. Tanrıdağ, “Burada da önyargı var, bazı bilim insanları şaşırdılar çünkü yeteri kadar konu ile ilgili değiller. Yoksa Alzheimer hastalığı ile ilgili detaylı bir bilgiye sahip olan insanlar her zaman için genç vakaların olduğunu bilmektedir.” dedi.</p>
<p>Alzheimer’ın eskiden beri belli bir yaştan sonra karşılaşılan bir hastalık olarak değerlendirildiğini aslında bunun da hastalığın tarihçesiyle uygun olmadığını çünkü Alzheimer hastalığının 1906 yılında 55 yaşında bir insanda tanımlandığını anlatan Prof. Dr. Tanrıdağ, şöyle devam etti:</p>
<p>“Alzheimer yaşlılık hastalığı olarak tanımlanmamıştır. Alzheimer’ın yaşlılık hastalığı olarak tanımlanması çok sonraki yıllarda ortalama yaşam süresinin artmasıyla, yaşam beklentisinin artmasıyla karşılaşan vakaların artmasıyla oluşmuştur yoksa Alzheimer orijinal olarak tanımlandığı zaman yaşlılık hastalığı olarak tanımlanmamıştır.”</p>
<p><strong>19 yaşındaki bir insanın Alzheimer hastalığına yakalanması sürpriz değil</strong></p>
<p>Alzheimer’ın 40’ lı yaşların altında sık görülmediğine işaret eden Prof. Dr. Tanrıdağ, şunları kaydetti:</p>
<p>“Ama bu görülmüyor anlamına gelmez. Yaş meselesi bazı konulardaki bilgilerin ilerlemesiyle gerçekleşmiştir. Bunlardan bir tanesi genetik araştırmalardır. Genetik araştırmalar ile Alzheimer’ın ailesel formlarının olduğu tanımlanmıştır ve ondan sonra genç Alzheimer konusu gündeme gelmiştir. Buna karşılık çocuk gelişim bozuklukları ile ilgili gelişmeler oldukça, hatta doğumdan sonraki ilk aylarda bile Alzheimer patolojisi söz konusu olabilmektedir, bunun örneği Down Sendromudur. Çünkü Down Sendromu olan çocuklar yaşadıkları takdirde 30-35 yaşları civarında, beyinlerinde Alzheimer patolojisi ortaya çıkmaktadır. 19 yaşındaki bir insanın Alzheimer hastalığına yakalanması hiç de sürpriz değildir. Sahip olduğunuz genetik ve popülasyon çalışmalarıyla mümkündür ve bu 19 yaşındaki bir insanın Alzheimer’a yakalanması büyük bir ihtimalle genetik olarak ailesinden gelen bir risk olduğunu gösterir. Bazı kromozomların aileden kendisine devredildiğini ve dolayısıyla erken yaşlarda ortaya çıktığını göstermektedir. 19 yaşında bir Alzheimer’dan söz ediyorsak Dr. Alzheimer’ın tanımladığı hastalıktan söz ediyoruzdur demektir çünkü Nöropatolojik bulgular hiç değişmemiştir.”</p>
<p><strong>Alzheimer ne kadar erken ortaya çıkıyorsa o kadar hızlı ve agresif ilerleyen bir hastalıktır</strong></p>
<p>Prof. Dr. A. Oğuz Tanrıdağ, kural olarak Alzheimer hastalığı ne kadar erken ortaya çıkıyorsa o kadar hızlı ve agresif ilerleyen bir hastalık olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:</p>
<p>“Hastalığın yavaş ilerlemesi çok ileri yaşlarda görüldüğü zaman söz konusu olmaktadır. Bunun da nedeni genç yaşlardaki Alzheimer vakalarından 3 tane kromozom sorumlu olduğu halde ileriki yaşlardaki Alzheimer’dan tek bir kromozomun sorumlu olmasıdır. Dolaysıyla genetik yük genç vakalarda daha fazladır genetik yük daha fazla olduğu için hastalığın ilerlemesi ve kapsamı diğer vakalardan daha geniş çaplı olmaktadır.”</p>
<p><strong>Alzheimer hastalığının ne genç ne yaşlı insanlar için hiçbir tedavisi yok</strong></p>
<p>Nöroloji uzmanı Prof. Dr. A. Oğuz Tanrıdağ, hastalığın hiçbir tedavisi olmadığını kaydederek, “Alzheimer hastalığının genç ve yaşlı insanlar için en son çıkan ilacının 24 yaşında olduğunu hatırlatmak isterim. Son 24 yıldır yeni bir Alzheimer ilacı ortaya çıkmamıştır. 20 yılda Alzheimer’ın beyindeki protein birikintilerini temizlemek amaçlı aşılar imal edilmiştir bu aşılar da ölümlere yol açması sebebiyle araştırmanın belli bir aşamasında geri çekilmiştir ve şu anda yeni bir ilaç yoktur.” diye anlattı.</p>
<p><strong>Gençlerde genetik etki daha fazla</strong></p>
<p>Hastalıkta yaş gençleştikçe genetik etkinin daha fazla olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Tanrıdağ, şunları ifade etti:</p>
<p>“Son 30 yıl içinde risk faktörlerinden yaşlılık 2. ve 3. sebebe düşmüştür, genetik etki 1. sebebe çıkmıştır. Nereden bakarsanız bakın özellikle orta yaş ve genç yaş hastalarda genetik etki, familyan etki, kromozomların görevini yanlış yapması bir numaralı risk faktörüdür.”</p>
<p>Alzheimer’ın sadece genetik olarak aktarılmadığına işaret eden Prof. Dr. Tanrıdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Bazı insanlarda da genetik mutasyon dediğimiz kişinin genleri ile ilgili ortaya çıkmaktadır, ailesinde olsun veya olmasın. İleri yaşlardaki insanlardaki genetik etki yavaşlıyor ve kromozom19 dediğimiz Apolipoprotein i kromozom aslında Alzheimer kromozomundan daha çok damar kromozomu. Dolaysıyla damar sağlığını bozarak Alzheimer’a daha kolay yol açıyor yani genetik etki her yaşta var gençlerden daha fazla var.”</p>
<p><strong>Erken tanı için beyin check-up’ı önemli</strong></p>
<p>Erken tanının önemine vurgu yapan Prof. Dr. A. Oğuz Tanrıdağ, “Erken tanı için bizim gibi beyin check-up’ın yapıldığı kurumlara ve bilinçli, bilgili doktorlara bir an önce başvurmak öncelikle bir numaralı olarak yapılması gereken etken bu” diye uyardı.</p>
<p>Prof. Dr. Tanrıdağ, Alzheimer’da bilinçsiz yaklaşımlar nedeniyle hastalığın orta ve ileri evrelere geldiğinde tanı imkanı olduğunu dile getirerek, bunun da var olan tedavi şansının kaybedilmesi anlamına geldiğini, erken tanı konan hastalarda beyindeki Asetilkolin çevrimini teşvik eden unutkanlığı biraz yavaşlatan tedavi forumlarının daha etkili olduğunu ifade etti.</p>
<p>İlaç tedavisinin ömür boyu kullanması gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Tanrıdağ, genç yaşlarda patolojik olarak veya genetik olarak Alzheimer tanısı konmuş olanların da ömür boyu yavaşlatıcı tedaviyi uygulaması gerektiğini belirtti.</p>
<p><strong>Kronik depresyon Alzheimer’e zemin hazırlıyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tanrıdağ, depresyonun 3 misli daha fazla riski attırdığını ve kronik depresyonun da  Alzheimer’a zemin hazırlayan çok önemli bir etken olduğunu kaydederek, şöyle devam etti:</p>
<p>“Down Sendromu Nörogelişimsel bir bozukluktur ve kromozom 21 ile ilgili bir bozukluktur iki ayağı yerine üç ayağı olan kromozom 21 aynı zamanda genç, erken başlayan Alzheimer’ın kromozomudur dolaysıyla Down Sendromuyla erken başlangıçtaki Alzheimer’ın kromozomal ortaklığı var.”</p>
<p><strong>Genç yaşta başlayan Alzheimer ile geç yaşta başlayan Alzheimer belirtileri birbirinden farklı</strong></p>
<p>Genç yaşta başlayan Alzheimer ile geç yaşta başlayan Alzheimer belirtileri birbirinden farklı olduğuna da dikkati çeken Prof. Dr. Tanrıdağ, “Genç başlangıçta Alzheimer’ın belirtileri o yaşta kolektif olarak beyin gücü nispeten yaştan dolayı daha çok korunmuş olduğu için genellikle psikiyatrik olarak ortaya çıkar ve gündelik yaşam aktivitelerin yeteri kadar yapılamaması, depresyon gibi etkenler ile ortaya çıkabilir. Ne zaman kolektif zayıflama ve yaşlanma eklenir unutkanlık ön plana çıkmaktadır.” dedi.</p>
<p>Alzheimer başlangıcı olan insanların unuttuğunu unuttuğunu dile getiren Prof. Dr. Tanrıdağ, “Böyle bir şey söz konusu olduğu zaman yeniden hatırlayan insanlarda veya öğrenme kadar doğal bir şekilde unutan beyninde, zihninde yer açma amacıyla dikkatini başka tarafa çevirmiş insanlara da boşu boşuna Alzheimer sorgulaması doğru değildir.” dedi.</p>
<p><strong>Alzheimer öldürücü bir hastalık değil</strong></p>
<p>Alzheimer hastalığının kendi başına öldürücü bir hastalık olmadığını da ifade eden Prof. Dr. Tanrıdağ, “Süründürücü bir hastalıktır, genel anlamda gündelik yaşam aktivitelerini etkileyen, kişinin bağımsızlığını etkileyen bir hastalıktır ama araya bir inme, başka bir beyin hastalığı, kalça kırığı, yaşlılık girerse daha fazla kayıp sayısı artmaktadır.” diye anlattı.</p>
<p><strong>Genç insanlar söz konusu olduğunda nörologlara iş düşüyor</strong></p>
<p>Erken başlangıç Alzheimer hastalığının dikkat eksikliği, depresyon veya psikiyatrik bir rahatsızlık gibi ortaya çıktığını dile getiren Prof. Dr. Tanrıdağ, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Genç yaşlarda Alzheimer’ın düşünülmemesi çok doğaldır psikiyatrisin yapacağı iş daha çok Alzheimer dışında psikiyatrik bir sendrom var mı, yok mu onu sorgulaması gerekir. Asıl nörologlara iş düşmektedir. Genç insanlar geldiği zaman nörologların çoğu ‘sende bir şey yok’, ‘bu yaşta olmaz’ diyerek hastalığı geri çevirmektedirler, bu yanlış daha çok nöroloji tarafında ortaya çıkmaktadır. </p>
<p>Alzheimer hastalığı meselesi değil beyine bağlı zihin hastalıkları ile ilgili farkındalık, bilinç başta tıp mensupları olmak üzere çok derece sınırlıdır azdır ve yanlış yönelimlidir.  40 yıldır kronik depresyon tanısı almış sonra unuttuğunu unutan bir hasta haline dönüşmüş bir kişide Alzheimer mutlak sürede sorgulanmalıdır.”</p>
<p>Prof. Dr. A Oğuz Tanrıdağ, ‘Alzheimer’dan Korkma Geç Kalmaktan Korkma’ adlı kitabına atıfta bulunarak, kitabını tavsiye ederek, “Okusunlar, Alzheimer ile normal yaşlanma arasındaki farkı anlasınlar şüphelendikleri zaman ilgili bir doktora götürsünler hastalarını” dedi</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alzheimer-yasli-hastaligi-degil-gencleri-de-vuruyor-416827">Alzheimer yaşlı hastalığı değil, gençleri de vuruyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dr. Koç, &#8220;Türkiye Olarak Dijital Teknolojiyi Sadece Tüketen Değil Üreten Olacağız&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dr-koc-turkiye-olarak-dijital-teknolojiyi-sadece-tuketen-degil-ureten-olacagiz-416228</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Oct 2023 13:54:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[koç]]></category>
		<category><![CDATA[olacağız]]></category>
		<category><![CDATA[olarak]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[teknolojiyi]]></category>
		<category><![CDATA[tüketen]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[üreten]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=416228</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi, 2023-2024 akademik yılına, gerçekleştirilen açılış töreni ile “Merhaba” dedi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-koc-turkiye-olarak-dijital-teknolojiyi-sadece-tuketen-degil-ureten-olacagiz-416228">Dr. Koç, &#8220;Türkiye Olarak Dijital Teknolojiyi Sadece Tüketen Değil Üreten Olacağız&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi, 2023-2024 akademik yılına, gerçekleştirilen açılış töreni ile “Merhaba” dedi. EÜ Prof. Dr. Yusuf Vardar MÖTBE Kültür Merkezinde gerçekleştirilen açılış törenine, İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban, EÜ Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, il protokolü, senato üyeleri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Akademik yılın açılış dersini Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç verdi.</p>
<p>Tören öncesine Cumhuriyet Meydanı’ndaki Atatürk Anıtı’na Rektör Prof. Dr. Necdet Budak ve Ege Üniversitesi senato üyeleri tarafından çelenk sunuldu. Burada bir konuşma gerçekleştiren Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, “Cumhuriyetimizin 100. Yılında tarihi zaferlerle dolu bir milletin asil evlatları olarak bizler Cumhuriyetimizin kazanımlarına sahip çıkarak vatani sorumluluklarının bilincinde nesiller yetiştiriyoruz. 68 yıllık köklü geçmişi, nitelikli akademik kadrosu, güçlü bilimsel çalışmaları, seçkin öğrenci ve mezunlarıyla ülkemizin geleceğine değer katan Üniversitemizde; Cumhuriyetin 100. Yılını Tam akredite, Öğrenci Odaklı, Araştırma Üniversitesi olma gururuyla kutlamanın bahtiyarlığını yaşıyoruz.  2023-2024 eğitim-öğretim yılının ülkemiz ve üniversitemiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum” dedi.</p>
<p>MÖTBE Kültür Salonunda gerçekleştirilen tören, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Ege Üniversitesi tanıtım filminin gösterimi ile başladı.  Akademik yılın ilk dersini veren Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç, “Bugün sizlerle birlikte olmamıza vesile olan Rektörümüz Prof. Dr. Necdet Budak’a teşekkür ediyorum. Geleceği idare edebilmek, onu yönetebilen, kökleri geçmişten gelen, dalları geleceğe uzanan idealist bir nesilden geçiyor. Ülkemizin bu idealist nesle sahip olduğunu da TEKNOFEST kuşağında hep beraber gördük. Yaklaşık bir ay önce toplam 1.1 milyon ziyaretçi İzmir’de TEKNOFEST’e katıldı. Türkiye’nin geleceğe dokunan neslinin TEKNOFEST’e olan ilgisini ve kendilerini geliştirmeyi öğrendiklerini hep birlikte gördük” dedi.</p>
<p>Gençlere seslenen Dr. Koç, “Değerli gençler, bilgi, insanoğlunun varoluşundan bu yana çok büyük bir güç unsuru. Bilginin sağladığı bu güce, günümüzde dijital teknolojileri üreterek ulaşabiliriz. Örneğin yapay zekâ, kuantum, blokzincir, bulut bilişim, 5G gibi yenilikçi teknolojileri üretenler, bu teknolojileri sadece kullananlardan üstün olacaklar. Bu teknolojileri tüketenler değil, üretenler geleceğe yön verecek. Biz de Türkiye olarak tüketen değil üreten olacağız. Dijital dünyada geçirdiğimiz süreler katlanarak artıyor.Alışageldiğimiz her şey dijital evrene taşınıyor. Yenilikçi teknolojilere, nesnelerin internetine verilebilecek örneklerden belki de en güzeli ise Türkiye’nin Otomobili TOGG. TOGG, etrafındaki nesnelerle konuşabilen, içerisinde bize ait teknolojilerin yer aldığı bir sistem olarak geliştiriliyor. Yani bir araba değil akıllı bir cihaz görevi görüyor” dedi.</p>
<p><b>“Tüm kaynaklar tek bir cihaza sığıyor”</b></p>
<p>Yapay zekanın gelişiminden söz eden Dr. Ali Taha Koç, “Yapay zekânın günümüzde yapabildikleri bambaşka boyutlara ulaşmış durumda. Yapay zekâ artık makaleler yazabiliyor, ödevler yapabiliyor, resim çizebiliyor ve daha birçok işimizi kolaylaştırabiliyor.Dijitalleşme, tüm kaynakları tek bir cihaza sığdırmamızı sağladı. Birçok kaynağa kolay ulaşabilen, bu teknolojileri iyi bilen gençlerimiz ise sadece bir alanda değil birden fazla alanda uzmanlaşabiliyorlar. Özellikle yabancı dil öğrenme, yazılım dilleri öğrenme gibi konularda çok daha hızlı öğrenme sağlanabiliyor. Yenilikçi teknolojilerin ve dijitalleşmenin hızlanmasıyla eğitim kurumlarımız nerede olursa olsunlar öğrencilerimize ulaşabiliyor” dedi.</p>
<p><b>“Ara eleman değil aranan eleman olacaklar”</b></p>
<p>Türkiye’de açılan 4 Siber Güvenlik Meslek Yüksekokulundan birinin de Ege Üniversitesinde açıldığını vurgulayan Dr. Koç, “Yükseköğretimde siber güvenlik programlarının oluşturulması ve yaygınlaştırılması amacıyla Yükseköğretim Kurulu ile birlikte 4 üniversitemizde Siber Güvenlik Meslek Yüksekokullarını açtık. Bu okullar siber güvenlik kapasitemizin geliştirilmesinde öncülük ederek, ulusal siber güvenliği sağlayacak. Buradan yetişen elemanlar ara eleman değil aranan elaman olacak. Başta siber güvenlik alanında olmak üzere birçok alanda geleceğin meslekleri ortaya çıkacak” diye konuştu.</p>
<p>Cumhuriyetin 100. Yılını kutlamaya çok az bir zaman kaldığını ifade eden Dr. Koç, “Cumhuriyetimizin 100’üncü yılına girerken önümüzde çok büyük bir hedef yer almakta.İnşallah Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde koymuş olduğumuz Türkiye Yüzyılı vizyonunu her alanda gerçekleştireceğiz. Her alanda baş döndürücü gelişmelerin yaşandığı, teknolojilinin soluksuz bir şekilde ilerlediği çağımızda bu vizyonun hayata geçirilebilmesi için de kamu, özel sektör, akademi dünyamız olmak üzere hepimizin çok çalışması gerekmekte. Bu vizyonun hayata geçebilmesi için de kuşkusuz en çok siz değerli akademisyenlerimize güveniyoruz. Çünkü Türkiye Yüzyılını hayata geçirecek ve yaşatacak olan gençlerimiz sizlerin elinde yetişecekler. Sizlerin elinde yetişen gençlerimiz Türkiye Yüzyılını Dijitalin Yüzyılı, Yenilikçi Teknolojilerin Yüzyılı yapacaklar. 2023-2024akademik yılının başta akademisyenlerimize ve öğrencilerimize olmak üzere tüm eğitim camiamıza hayırlı olmasını diliyorum” dedi.</p>
<p>Konuşmasında öğrencilere seslenen İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban,  “Ne mutlu ki, hocalarımız öğrencileriyle, gençlerimiz de hem arkadaşlarıyla hem de kampüsleriyle buluştular. İnsan hayatının en keyifli olduğu, her şeyden sınırsız keyif aldığı dönem, üniversitedeki öğrencilik hayatıdır. Sizlerin bu dönemi yaşanan doğal afetler ve pandemi ile geçirmiş olmanız maalesef bir kayıp. Bu nedenle, burada olacağınız her yılı dolu dolu değerlendirin. Öğrencilik dönemi  kendinizi donanımlı olarak yetiştirmek için hem de  kendinizi birçok alanda geliştirmek için çaba gösterdiğiniz bir dönem. Kendinizi birçok alanda donanımlı hale getirin ve eğitim-öğretim dönemini arkadaşlarınızla, hocalarınızla ve şehrin güzellikleriyle dolu dolu geçirmeye çalışın. Çünkü bu kadar güzel kampüs ortamları, deneyimli, pırı pırıl akademisyenler sizleri geleceğe hazırlamak için var” dedi.</p>
<p><b>“Sizlerden beklentimiz çok yüksek”</b></p>
<p>Öğrencilere ve akademisyenlere büyük görevler düştüğünü söyleyen Vali  Dr.  Elban, “Bizim sizlerden beklentimiz çok yüksek. Çünkü günümüz dünyasındaki yarış, kaliteli ve akademik donanıma sahip bireylerle olacak. Dolayısıyla, dijitalleşmenin baş döndürücü bir hızla geliştiği bu dönemde sizlerin başta dijital alan olmak üzere her alanda çok iyi yetişmiş olmanız, Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği yolda, muasır medeniyetler seviyesine ulaşabilmemiz için çok iyi yetişmeniz gerekiyor. Bu anlamda, sizlerden beklentilerimiz çok yüksek, üniversite yaşamınızı dolu dolu geçirirken aynı zamanda bu büyük sorumluluğun bilincinde olmanızı da bekliyoruz. Sizlere başarılar dilerken, yeni eğitim-öğretim yılının hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum” diye konuştu.</p>
<p><b>“Gazze’de bir insanlık dramı yaşanıyor”</b></p>
<p>Konuşmasına Gazze’de yaşanan vahim katliamdan duyduğu üzüntüyü dile getirerek başlayan Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, “Gazze’de insanlık dramı yaşanmaktadır. Gazze’deki masumların hiçbir ayrım gözetilmeden sürekli bombardımana maruz bırakılarak katledilmelerini asla kabul etmiyorum. İsrail’in acımasız, insanlıktan nasibini almamış bu vahşiliğini şiddetle tekrar tekrar kınıyorum. Hayatını kaybeden tüm Filistinli kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum” dedi.</p>
<p>Ege Üniversitesi ailesinin bir mensubu olmaktan onur duyduğunu ifade eden Prof. Dr. Budak, “41 yıllık Ege Üniversiteli olarak hem öğrencilik yıllarımı geçirdiğim hem de bir akademisyen olarak mesleğimi icra ettiğim bu köklü kuruma son 6 yıldır gururla rektör olarak hizmet vermekteyim. Görevi devraldığımız günden beri azim ve kararlılıkla Ege Üniversiteli olma bilinciyle ülkemiz ve üniversitemiz için çalışıyoruz. Son 6 yılda çağın gereksinimlerine uygun akademik çeşitliliği ve güçlü teknolojik altyapısı ile dev bir bilim üssü haline gelerek öncü uygulamaları ile köklü tarihine yaraşır yeni başarı hikâyeleri yazdık. Ne mutlu ki bugün Cumhuriyetimizin 100. Yılını; Kurumsal Tam Akredite, Öğrenci Odaklı, Araştırma Üniversitesi hüviyetine sahip Türk yükseköğretim sistemimize örnek, öncü bir üniversite olmanın haklı gururuyla; başımız dik bir şekilde kutluyoruz. Bu yıl bizi en fazla gururlandıran gelişme ise; 2023-2024 Yükseköğretim Akademik Yılı Açılış Töreni&#8217;nde, Ege Üniversitesi olarak; eğitim-öğretim ve araştırma çalışmalarında bilime ve ülkemizin kalkınmasına katkılarımız nedeniyle Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın elinden ‘2023 YÖK Üstün Başarı Ödülü’nü almak oldu” dedi.</p>
<p><b>“Üniversitemizi uluslararası arenada dünya markası haline getireceğiz”</b></p>
<p>Ege Üniversitesi olarak yeni nesilleri en iyi şekilde yetiştirmeyi hedeflediklerini dile getiren Prof. Dr. Budak, “Ege Üniversitesi olarak; aydınlık geleceğin inşasında başrol üstlenecek gençleri ülkemize kazandırıyor olmaktan gurur duyuyoruz. Türkiye Yüzyılını Akademinin Yüzyılı yapmak, geleceğe daha güçlü bir Türkiye miras bırakmak için büyük bir azimle çalışmaya devam ediyoruz.  Ülkesinin hedef ve ideallerine katkı sağlamayı esas almış köklü bilim yuvamızın, nihai hedeflerine ulaşmak için yüksek inançla yılmadan çalışan ve üreten Ege Üniversitesi Ailesine huzurlarınızda bir kez daha şükranlarımı sunuyorum, Önümüzdeki dönem ortak başarılarımıza yenilerini eklemek ve üniversitemizi küresel çapta tanınır kılmak için aynı inançla hep birlikte çalışarak köklü geçmişimizin mirasıyla bilim çağında aydınlık geleceğimizi inşa edeceğiz. Dijitalleşme ve bilim diplomasisi yürüterek uluslararasılaşmada yükseköğretim kurumlarına örnek teşkil eden çalışmaları hayata geçireceğiz. Nihai amacımız Ege Üniversitesini uluslararası arenada bilinen bir dünya markası haline getirmektir” diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Budak, “Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘En Büyük Eserim’ dediği Türkiye Cumhuriyeti’ni Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonuyla azim ve kararlılıkla çalışarak üniversitemizi ve ülkemizi geleceğe daha güçlü, daha müreffeh bir şekilde hazırlayacağız. Üniversitemizin hedeflerine kararlılıkla ilerlemesinde bizlere her türlü desteği veren Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayip Erdoğan başta olmak üzere, YÖK Başkanımız Sayın Prof. Dr. Erol Özvar’a, Bakanlarımıza,  İzmir Valimize, Milletvekillerimize, ilimizin değerli bürokratlarına, tüm kamu kurum ve kuruluşu temsilcilerine bir kez daha teşekkürlerimi sunuyorum” diyerek sözlerini noktaladı.</p>
<p>Öğrenciler adına konuşma gerçekleştiren Ege Üniversitesi Öğrenci Konseyi Başkanı Kadir Gülhan, “Cumhuriyetimizin 100. yılında milli değerlerine bağlı ülkesi ve milleti için çalışıp üreten bireyler olmak için var gücümüzle çalışacağız. Öğrenci odaklı yönetim anlayışı ve üniversitemize kazandırdığı öğrenci odaklı uygulamalarıyla huzurlu ve güvenli bir aile ortamını bizlere sunan ve baba şefkatini bizlerden asla esirgemeyen Sayın Rektörümüz Prof. Dr. Necdet Budak’a şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu.</p>
<p><b>Başarılı öğrenci ve akademisyenlere belgeleri takdim edildi</b></p>
<p>Konuşmaların ardından Ege Üniversitesine dereceyle giren öğrenciler; Mete Karakoyunlu, Gülşen Buğ ve Karya Yağmur Kaç’a belgeleri takdim edildi. Ayrıca çeşitli alanlarda “Yılın Akademisyeni” ödülünü almaya hak kazanan; Prof. Dr. Filiz İçier, Prof. Dr. Fatma Yurt Onaran, Prof. Dr. Tahsin Oğuz Başokçu, Doç. Dr. Çığır Biray Avcı, Doç. Dr. Özlem Barut Selver, Doç. Dr. Pelin Önder Erol, Doç. Dr. Nedim Özdemir, Doç. Dr. Burcu Türkcan ve Öğr. Gör. Dr. Özgün Işık’a ödülleri Rektör Prof. Dr. Necdet Budak tarafından takdim edildi.  </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-koc-turkiye-olarak-dijital-teknolojiyi-sadece-tuketen-degil-ureten-olacagiz-416228">Dr. Koç, &#8220;Türkiye Olarak Dijital Teknolojiyi Sadece Tüketen Değil Üreten Olacağız&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Altay: &#8220;İsrail Savaş Değil, Katliam ve Soykırım Yapıyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-israil-savas-degil-katliam-ve-soykirim-yapiyor-414572</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Oct 2023 20:24:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[altay]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail]]></category>
		<category><![CDATA[katliam]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[soykırım]]></category>
		<category><![CDATA[yapıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=414572</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Büyükşehir Belediyesi Kudüs Çalışma Grubu tarafından düzenlenen “Filistin’de Yükselen İnsani ve Siyasi Kriz Seminer ve Çalıştayı”na katıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-israil-savas-degil-katliam-ve-soykirim-yapiyor-414572">Başkan Altay: &#8220;İsrail Savaş Değil, Katliam ve Soykırım Yapıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Büyükşehir Belediyesi Kudüs Çalışma Grubu tarafından düzenlenen “Filistin’de Yükselen İnsani ve Siyasi Kriz Seminer ve Çalıştayı”na katıldı. Bölgede yaşanan çatışmaların tek sorumlusunun masum insanları kadın çocuk demeden katleden, sürgün eden ve mübarek günlerde Müslümanların en kutsal mekânlarına alçakça saldıran İsrail olduğunu belirten Başkan Altay, “İsrail’in, hiçbir ahlaki ve vicdani ilke gözetmeksizin yürüttüğü bu operasyon, kim ne derse desin bir savaş değil, katliam ve soykırımdır” dedi. Kudüs Çalışma Grubu üyesi gençlere de teşekkür eden Başkan Altay, “Sizler inşallah Filistin’in özgür olacağını, Kudüs’ün özgür olacağını göreceksiniz buna inanıyoruz” diye konuştu.</strong></p>
<p>Konya Büyükşehir Belediyesi bünyesinde gönüllü üniversite öğrencilerinin kurduğu Kudüs Çalışma Grubu tarafından “Filistin’de Yükselen İnsani ve Siyasi Kriz Seminer ve Çalıştayı” düzenlendi.</p>
<p>Büyükşehir Belediyesi Taş Bina Kültür ve Sanat’ta düzenlenen seminerde konuşan Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, dünya genelinde yaşanan acıların ve Filistin, Suriye, Yemen, Somali, Ukrayna gibi coğrafyalardaki insanlık dramının artarak devam ettiğini anımsatarak, çatışma ve trajedilerin sürdüğü bir dönemde, insanlığın bu zorlu sınavda başarılı olmadığını vurguladı.</p>
<p><strong>“BÖLGEDE YAŞANAN HADİSELERİN TEK SORUMLUSU İSRAİL’DİR”</strong></p>
<p>Özellikle Filistin meselesinin, uluslararası toplumun ve dünyadaki otorite sahibi kuruluşların bir haysiyet sınavı haline geldiğini kaydeden Başkan Altay konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:</p>
<p>“Bu konuda verilen sözlerin hiçbirinin tutulmaması, Birleşmiş Milletler ve diğer kuruluşların Filistin halkını yalnız bırakması ve haklarını koruyamaması, insanlık için büyük bir utanç vesilesi oldu. Ortadoğu ve Filistin, Osmanlı Devleti’nin yıkıldığı tarihten bugüne kadar, ne yazık ki hiçbir zaman gün yüzü görmedi ve barış iklimi bir daha buralara hiç uğramadı. Siyonist emellerle hareket eden İsrail yönetimi, bölgede varlık göstermeye başladığı tarihten beri, Filistinlileri sistematik olarak öz vatanlarından kopardı. Yalnızca toprak işgal etmekle kalmayan İsrail, aynı zamanda bir soykırım politikası da güderek, her dönemde acımasız katliamlar gerçekleştirdi. Şüphesiz ki; bölgede yaşanan son hadiselerin ve başlayan çatışmaların tek sorumlusu; masum insanları kadın çocuk demeden katleden, sürgün eden ve mübarek günlerde Müslümanların en kutsal mekânlarına alçakça saldıran İsrail yönetimidir.”</p>
<p><strong>“TÜM BU YAPILANLARDAN GURUR DUYAN BİR ZİHNİYETLE KARŞI KARŞIYAYIZ”</strong></p>
<p>“Yüzbinlerce insanı, adeta bir açık hava hapishanesi olan Gazze Şeridi’ne hapseden Siyonist zihniyet, onca zulmü reva gördüğü bir halkın haklı ayaklanmasına, yine orantısız bir şekilde karşılık veriyor” diyen Başkan Altay, “İsrail’in, hiçbir ahlaki ve vicdani ilke gözetmeksizin yürüttüğü bu operasyon, kim ne derse desin bir savaş değil, katliam ve soykırımdır. Gazze’ye verilen elektriği ve tüm insani yardımları kesen; hastaneleri, ambulansları, sivillerin yaşadığı binaları bombalayan ve tüm bu yapılanlardan adeta gurur duyan bir zihniyetle karşı karşıyayız. Gazze’ye yönelik orantısız ve ahlaki temelden yoksun bu saldırılar, dünyadaki tüm Müslümanların ve vicdan sahibi insanların yüreğinde derin yaralar açtı. Fakat Amerika’nın, Avrupa’nın ve daha pek çok ülkenin; hakkaniyetli ve insani ilkelere dayalı bir tutumdan uzak olduğuna da şahit oluyoruz. Mesele Kur’an-ı Kerim yakmak olunca özgürlük abidesi kesilenler İsrail’i protesto etmeyi bile yasaklayan bir tutum içerisindeler maalesef” diye konuştu.</p>
<p><strong>“KUDÜS’ÜN MAHREMİYETİ VE MESCİD-İ AKSA’NIN STATÜSÜNE HERKES SAYGI GÖSTERİLMELİDİR”</strong></p>
<p>Bölgede barış ve huzurun sağlanmasının İsrail’in katliamlarına bir an önce son vermesiyle mümkün olduğunu ifade eden Başkan Altay, şöyle devam etti: </p>
<p>“Buna karşılık olarak Hamas da aynı şekilde ateşkes ilan etmelidir. Akabinde Gazze’ye uygulanan abluka koşulsuz olarak son bulmalı ve bölgeye uluslararası yardım ulaştırılmalıdır. Daha sonra karşılıklı esir takasıyla masum insanlar evlerine dönmelidir. Bunlar kısa vadede gerçekleşecek çözümler. Barışın uzun vadede sağlanması ise ancak; meşruiyeti Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen, coğrafi bütünlüğe sahip ve başkenti Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletinin kurulması ve tüm dünya tarafından tanınmasıyla mümkündür. Aynı zamanda Kudüs’ün mahremiyeti ve Mescid-i Aksa’nın statüsüne de herkes saygı gösterilmelidir. Bunların dışında hangi yol denenirse denensin; sadece daha fazla yıkıma, gözyaşına ve can kaybına neden olacaktır. Sayın Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği gibi; ‘İsrail’in devlet olarak varlığını sürdürebilmesi ve vatandaşlarının güvenliğini sağlaması ancak bu şekilde sağlanabilir.’ Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde; coğrafyamızı, içine girdiği bu girdaptan en hızlı şekilde çıkarmak için çok yoğun bir diplomasi çabası göstermektedir. Ümit ediyorum ki tüm bu çabalar sonuç verir ve bölgede artık herkesin ihtiyacı olan kalıcı barış hüküm sürer.”</p>
<p><strong>“SİZLER İNŞALLAH KUDÜS’ÜN ÖZGÜR OLACAĞINI GÖRECEKSİNİZ”</strong></p>
<p>Başkan Altay konuşmasının sonunda Kudüs Çalışma Grubu’nun önemine değinerek, “Göreve geldiğimiz andan itibaren Büyükşehir Belediyesi olarak yarışmalarda dereceye giren tüm arkadaşlarımızı Kudüs’e gönderiyoruz. Bireysel olarak ben gördüğüm tüm gençlere önce Mekke-Medine sonra Kudüs’ü ziyaret etmeleri gerektiğini ısrarla ifade ediyorum. Çünkü gittiğimizde görüyoruz ki gözü yaşlı Filistinliler’in bizi görünce yüzlerinde bir tebessüm oluşuyor. Bizi görünce yürekten sarılıyorlar, dua ediyorlar ve beklentilerini ifade ediyorlar. İnşallah bu son yaşananlar oradaki kardeşlerimizin kurtuluşuna vesile olsun diye temenni ediyorum. Dualarımız ve desteğimiz dün olduğu gibi bugün de Filistinli kardeşlerimizin yanındadır. Yüce Rabbim ülkemize, coğrafyamıza ve tüm dünyada barış ve huzur içinde bir gelecek nasip etsin. Bugün bizleri yalnız bırakmayan değerli hocalarımıza teşekkür ediyorum ama asıl teşekkür buraya kayıtla gelen genç kardeşlerimize. Sizler inşallah Filistin’in özgür olacağını, Kudüs’ün özgür olacağını göreceksiniz buna inanıyoruz” diye konuştu.</p>
<p>Daha sonra Avukat Avukat Gülden Sönmez “İsrail’in Uluslararası Hukuk İhlalleri ve Göçe Zorlama Politikaları”, Dr. Öğr. Üyesi Arif Behiç Özcan da “İsrail Ortadoğu’nun Hipergücü Mü?” konulu konuşmalar yaptı.</p>
<p>2 gün süren seminer ve çalıştayda, alanında uzman akademisyenler; “Sömürge Sonrası İngiltere Halefliğinden İsrail’e”, “Filistinli Sivillere Yönelik Güvenlik Sorunları”, “Abluka Bölgelerindeki Kaynak ve Ekonomi Krizi” konu başlıklarında oturumlara katıldı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-israil-savas-degil-katliam-ve-soykirim-yapiyor-414572">Başkan Altay: &#8220;İsrail Savaş Değil, Katliam ve Soykırım Yapıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İş Yerini Harika Yapan Kâr Değil, Kârlı Yapan Harika Olmasıdır!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/is-yerini-harika-yapan-kar-degil-karli-yapan-harika-olmasidir-414032</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Oct 2023 12:24:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[harika]]></category>
		<category><![CDATA[krlı]]></category>
		<category><![CDATA[olmasıdır]]></category>
		<category><![CDATA[yapan]]></category>
		<category><![CDATA[yerini]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=414032</guid>

					<description><![CDATA[<p>1992 yılından bu yana iş yeri kültürü konusunda global otorite olan Great Plce To Work®, her yıl gerçekleştirdiği sayısız çalışan deneyimi anketi verilerine göre bir iş yerini harika yapan şeyin kâr olmadığını, ama harika bir iş yerinin kârlılığı artırdığını tespit etti</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/is-yerini-harika-yapan-kar-degil-karli-yapan-harika-olmasidir-414032">İş Yerini Harika Yapan Kâr Değil, Kârlı Yapan Harika Olmasıdır!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1992 yılından bu yana iş yeri kültürü konusunda global otorite olan Great Plce To Work®, her yıl gerçekleştirdiği sayısız çalışan deneyimi anketi verilerine göre bir iş yerini harika yapan şeyin kâr olmadığını, ama harika bir iş yerinin kârlılığı artırdığını tespit etti. Analizler, çalışan deneyiminin, organizasyonların uzun vadeli sonuçlarının tahmin edilmesinde kullanılan en güçlü göstergelerden biri olduğunu ve kurum kültürüne yatırım yapmanın, organizasyonları daha kârlı hale getirdiğini gösteriyor. İş yeri deneyimi istikrarlı şekilde olumlu seviyeye sahip olan çalışanların iş yerinde kalma olasılığı artarken bu çalışanlar tükenmişlik sorunuyla daha az karşılaşıyor ve işleri için daha fazla çaba göstererek organizasyona daha yüksek inovasyon hızı kazandırıyor. Sonuçta da yüksek güvene dayalı kültüre sahip organizasyonlar daha fazla kâr elde ediyor. Araştırmaya göre Great Place To Work® En İyi İşverenler<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> listelerinde yer alan organizasyonlar, piyasanın geneline kıyasla 3,33 kat daha iyi performans gösteriyor. Bu farkın zaman içerisinde büyüyerek şaşırtıcı bir boyuta ulaşabildiği de gözlemlendi.</p>
<p> </p>
<p><strong>Kurum kültürü zor dönemlerde de finansal başarının kaynağı!</strong></p>
<p>2023 yılında resesyon korkusuyla çok sayıda organizasyon maliyetleri kısma yoluna gitti ve liderler, üzerlerindeki inovasyonu ve kârlılığı artırma baskısının artmasıyla birlikte kurum kültürünün resesyon dönemlerinde ve takip eden yıllarda finansal başarı için önemli bir gösterge olacağını göz ardı ettiler. Ancak verilerin de kanıtladığı gibi kurum kültürü, organizasyonların kârını artırmaya 5 şekilde yardımcı oluyor:</p>
<p> </p>
<p><u>1. Harika iş yerlerinin çalışanları elde tutma oranları daha yüksek</u></p>
<p>Great Place To Work®’ün her yıl hazırladığı en önemli liste olan Türkiye’nin En İyi İşverenleri<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> listesine giren organizasyonların çalışan devir hızı, diğer şirketlere kıyasla yarı yarıya daha düşük. Organizasyonlara epey pahalıya mal olan çalışan devir hızı, yüksek güvene dayalı kültüre sahip organizasyonlarda gözlemlenmezken ayrıca bunların en yetenekli çalışanları bünyelerine katmalarına da yardımcı oluyor. Üstelik En İyi İşverenler<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> listesinde yer alan organizasyonların çalışanlarının işverenlerini başkalarına tavsiye etme olasılıkları da 6 kat daha fazla.</p>
<p> </p>
<p><u>2. Harika iş yerlerinin çalışanları arasında tükenmişlik oranı düşüktür</u></p>
<p>Organizasyonların verimlilik konusunda endişelerinin olduğu şu günlerde aslında tükenmişlik yaşayan çalışanlar, organizasyonun önemli iş hedeflerine ulaşmasına yardımcı olmak yerine &#8220;sessizce istifa” sürecine giriyor veya aktif olarak bir sonraki işlerini arıyorlar. Araştırmacılara göre, iş yerinde yaşanan stresin Türkiye ekonomisine ciddi oranda maliyeti var. Tükenmişlik yaşadığını bildiren çalışanların aktif olarak farklı bir iş arama olasılığı 2,6 kat, hastalık izni alma olasılığı yüzde 63, acil servise başvurma olasılığı ise yüzde 23 daha fazla. Great Place To Work® araştırmasına göre tipik bir organizasyondaki çalışanların yalnızca yüzde 16&#8217;sı tam potansiyelini kullandığını ve geliştiğini belirtirken En İyi İşverenler<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> listelerindeki organizasyonların çalışanlarının yüzde 58’i ise refah/mutluluk seviyelerinin yüksek olduğunu belirtiyor. Aynı şekilde Great Place To Work®’ün çalışan ebeveynlerle ilgili yaptığı araştırmaya göre, bu çalışanlara psikolojik olarak güvenli ve sağlıklı bir çalışma ortamı sunabilen ve onlara önem verdiğini gösteren organizasyonlarda tükenmişlik yaşayan ve istifa eden çalışan ebeveynlerin oranı daha düşük. Bu da organizasyonların iş gücü maliyetinden tasarruf ettiği anlamına geliyor.</p>
<p> </p>
<p><u>3. Harika iş yerlerinin inovasyon hızı daha yüksek</u></p>
<p>Bulundukları organizasyona güvenen çalışanlar, daha yüksek performans gösteriyor ve organizasyona daha fazla katkı sağlıyor. Ayrıca bu çalışanlar inovasyon ve verimlilik oranlarını da yükseltiyorlar. Great Place To Work® araştırmasına göre, organizasyonlar tüm çalışanların inovasyon çalışmalarına dahil olmaya teşvik edildiği ”Innovation by All (Herkes Tarafından Yenilik)” yaklaşımını uyguladıklarında, en yüksek inovasyon seviyelerine ulaşıyorlar. Daha fazla sayıda çalışanın inovasyon süreçlerine dahil edildiğini ve kapsayıcılığın olduğu organizasyonlarda yıllık gelir artışı, çalışanları inovasyon süreçlerine dahil etme puanı daha düşük sonuçlara sahip olan organizasyonlardan 5 kat daha fazla. Tüm bunlara ilave olarak en iyi organizasyonların kapsayıcılık seviyesi daha fazla olan iş yerlerinin gelirlerini yüzde 550 daha hızlı artırması, belirli çalışan gruplarını dışlamanın maliyetinin ne kadar büyük olduğunu gösteriyor.</p>
<p> </p>
<p><u>4. Harika iş yerleri ekonomik resesyonlardan sonra daha hızlı toparlanıyor</u></p>
<p>Ekonomik resesyon dönemlerinde kurum kültürü içerisinde hangi çalışan gruplarının diğer çalışan gruplarına göre daha az dikkate alındığı yada dışlandığı daha da önemli hale geliyor. Araştırmada, farklı çalışan gruplarının kendilerine ekibin gerçek bir üyesi gibi davranılmasının, yeni bir ekibe katıldıklarında hoş karşılanmalarının ve yönetimin dürüst ve yetkin olmasının organizasyonları büyüttüğü görüldü. En iyi örnek, COVID-19 salgınıyla birlikte hemen hemen her organizasyonun, 2020&#8217;de başlayan küresel krizin beraberinde getirdiği zorluklara yanıt vermekte zorlanması ama en hızlı toparlanmanın, yüksek güvene dayalı kültürlere sahip organizasyonlarda gözlenmesi.</p>
<p> </p>
<p><u>5. Harika iş yerlerinin finansal performansı daha yüksek</u></p>
<p>Harika bir kurum kültürünü organizasyonlar için bu kadar değerli kılan tek şey sadece kısa vadeli maliyet tasarrufları değil. Çalışanlara yatırım yapmak, uzun vadede de organizasyonları başarılı kılıyor. Araştırmaya göre En İyi İşverenler<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> listesindeki organizasyonların, finansal olarak yılda yüzde 2 ila yüzde 3 oranında daha iyi performans gösterdikleri tespit edildi. Çalışanlara iyi davranmak, sadece bir çalışan olarak değil, bir insan olarak değer göstermek, yalnızca şirket hisselerinin daha iyi performans göstermesiyle değil, şirketin gelecekteki performansıyla da bağlantılı. Standart şirketlerin, işinden memnun çalışanların oluşturduğu organizasyonların değerini yakalamaları 4-5 yıl sürüyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Harika işyerleri, Great Place To Work® Sertifikası<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> ile belgeleniyor</strong></p>
<p>Great Place To Work®, farklı büyüklük ve sektörlerdeki organizasyonlara 30 yıldan fazla süredir mükemmel iş yeri olmaları ve kendilerini geliştirmeleri konusunda ölçmeler yaparak araştırma ve danışmanlık hizmeti veriyor. Bu bağlamda Great Place To Work®, çalışanların mevcut işyerlerindeki deneyimine odaklanan Trust Index<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> anketi ve Culture Audit<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> for All metodolojisiyle organizasyonun herkes için harika bir iş yeri oluşturmadaki deneyimlerini ölçümlüyor, raporluyor ve yol haritaları çıkartıyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Great Place to Work® hakkında</strong></p>
<p>Great Place to Work® işyeri kültürü konusunda global otorite konumundadır. 1992&#8217;den bu yana gerçekleştirdiği 100 milyondan fazla çalışan anketinden elde ettiği engin bilgiler ile bir işyerini harika hale getiren şeyin ne olduğunu ortaya koymuştur: Güven. Great Place to Work® kuruluşlara kültürlerini ölçme ve tüm çalışanları için yüksek güvene dayalı iş deneyimi oluşturarak daha iyi iş sonuçları elde etme konularında destek olur. Emsalsiz kıyas verilerinden faydalanarak Great Place to Work® Certified<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />listesi ve <em>Fortune</em> dergisinde yıllık olarak yayınlanan 100 Best Companies to Work For® ve World’s Best Workplaces<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> listeleri de dahil olmak üzere ABD ve 60&#8217;tan fazla ülkedeki Best Workplaces<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> listelerinde yer alacak şirketler belirlenir.<em> </em>Tüm faaliyetlerini, tüm kuruluşlara A Great Place to Work For All<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />sertifikasyonuna hak kazanmaları için yardımcı olarak daha iyi bir dünya oluşturma misyonuna uygun olarak gerçekleştirir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/is-yerini-harika-yapan-kar-degil-karli-yapan-harika-olmasidir-414032">İş Yerini Harika Yapan Kâr Değil, Kârlı Yapan Harika Olmasıdır!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mengüç: Âşık ben değil, sen diyebilendir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/menguc-asik-ben-degil-sen-diyebilendir-413040</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Oct 2023 22:54:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[ben]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[diyebilendir]]></category>
		<category><![CDATA[mengüç]]></category>
		<category><![CDATA[sen]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=413040</guid>

					<description><![CDATA[<p>13. Kocaeli Kitap Fuarı’ndaki söyleşisinde aşkı anlatan Müzisyen Hakan Mengüç, aşkın “ben değil, sen” diyebilmek olduğunu vurguladı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menguc-asik-ben-degil-sen-diyebilendir-413040">Mengüç: Âşık ben değil, sen diyebilendir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği 13. Kocaeli Kitap Fuarı’na katılan müzisyen Hakan Mengüç, “Kalbin Uyanış”  adlı bir söyleşi gerçekleştirildi. Kocaelililerin yoğun ilgi gösterdiği söyleşisine ney taksimi ile başlayan Mengüç, dünyanın pek çok noktasında ney üflediğini söyledi.</p>
<p> </p>
<p><b>AŞK ANLATILMAZ, SADECE YAŞANIR</b></p>
<p>Akçakoca Konferans Salonu’ndaki söyleşinde aşkın yolculuğunu anlatan Mengüç, “Dergâhlara alınacaklara âşık olup olmadıkları sorulurdu. Âşık olmayanlar dergâha alınmazdı. Ancak âşık olan birisi verilen emeği anlayabilir. Sufizmde âşıklar pervane kelebeklerine benzetilir. Işık gördüklerinde muma doğru, ateşe doğru giderler. En güzel âşıklar olarak tanımlanmışlardır. O kadar âşıklardır ki artık kendi bedenlerinden vazgeçmişlerdir. Âşık ben değil, sen diyebilendir. Aşk anlatılmaz, sadece yaşanır” dedi.</p>
<p> </p>
<p><b>LEYLA’DAN VAZGEÇMEDEN MEVLA’YA VARILMAZ</b></p>
<p>Konuşmasına devam eden Mengüç, “Dünyanın pek çok noktasında neyi üfleme fırsatı buldum. Hayatlarında hiç duymamış olsalar da herkes de aynı tesir bıraktığını gördüm. Yaradan ile bütünleşmeyi istiyoruz. Ondan ayrı kaldıkça hiçbir haz bize O’nun tadını vermiyor. Farklı şeylere yönelerek aynı tadı almaya çalışıyoruz. Onların da elbette hayatımıza kattığı şeyler vardır. ‘Leyla’dan vazgeçmeden Mevla’ya varılmaz’ deriler” ifadelerini kullandı. Konuşma aralarında ney üfleyen Mengüç, kendisini dinleyenlerin gönüllerine dokundu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menguc-asik-ben-degil-sen-diyebilendir-413040">Mengüç: Âşık ben değil, sen diyebilendir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Altay: &#8220;Kitap Günleri Sadece Konya&#8217;da Değil, Bölgede Takip Edilen Bir Etkinliğe Dönüştü&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-kitap-gunleri-sadece-konyada-degil-bolgede-takip-edilen-bir-etkinlige-donustu-412995</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Oct 2023 21:54:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[altay]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[bölgede]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[dönüştü]]></category>
		<category><![CDATA[edilen]]></category>
		<category><![CDATA[etkinliğe]]></category>
		<category><![CDATA[günleri]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[konyada]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[takip]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=412995</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl 10’uncusu düzenlenen Konya Kitap Günleri ile Konya’da adeta kitap bayramı coşkusu yaşanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-kitap-gunleri-sadece-konyada-degil-bolgede-takip-edilen-bir-etkinlige-donustu-412995">Başkan Altay: &#8220;Kitap Günleri Sadece Konya&#8217;da Değil, Bölgede Takip Edilen Bir Etkinliğe Dönüştü&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl 10’uncusu düzenlenen Konya Kitap Günleri ile Konya’da adeta kitap bayramı coşkusu yaşanıyor. Selçuklu Kongre Merkezi’nde yoğun katılımla başlayan 10. Konya Kitap Günleri’nde kitapseverler yazarlarla ve çok sayıda kültürel faaliyetle buluşuyor. Konya Kitap Günleri’nde kitapseverlerle ve yazarlarla bir araya gelen Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Konya Kitap Günleri’nin artık sadece Konya’da değil, bölgede de takip edilen önemli bir etkinlik haline dönüştüğünü söyledi. Başkan Altay, “Özellikle çocuklarınızın elinden tutup geldiğiniz için teşekkür ediyorum. Bu yaşta onlar kitapla buluşacak ki geleceğin Türkiye’sini inşa edecekler. Biz buna inanıyoruz. Büyük ve güçlü Türkiye Yüzyılı onların emekleriyle çok daha güçlü olacak” dedi. 10. Konya Kitap Günleri, 112 yazar ve 126 yayınevini katılımıyla 15 Ekim Pazar akşamına kadar devam edecek.</strong></p>
<p>Anadolu’nun en büyük kitap etkinliği olan “Konya Kitap Günleri”nin 10’uncusu birbirinden değerli yazarları okurlarıyla buluşturuyor.</p>
<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Selçuklu Kongre Merkezi’nde yoğun katılımla başlayan “Konya Kitap Günleri”ni ziyaret ederek kitapseverlerle ve yazarlarla bir araya geldi. Yazar Saliha Erdim’in söyleşine katılarak salonu dolduran vatandaşlara hitap eden Başkan Altay, etkinliğin her yıl olduğu gibi bu yıl da coşkuyla devam ettiğini ifade etti.</p>
<p> </p>
<p><strong>“KONYA OKUYAN BİR ŞEHİR”</strong></p>
<p>Her yaştan kitapseveri etkinlikte ağırlamaktan büyük mutluluk duyduklarını belirten Başkan Altay, şu değerlendirmelerde bulundu:</p>
<p>“10. Kitap Günlerimiz 15 Ekim Pazar günü akşama kadar devam edecek. 112 yazar, 126 yayıneviyle birlikte kapılarımızı açtık. Konyalılar her zaman olduğu gibi yine çok yoğun ilgi gösteriyor. Özellikle söyleşilerin doluluğu, yazarlarımızın imzalarındaki sıralar ne kadar doğru bir iş yaptığımızın göstergesi. Konya okuyan bir şehir. Kitap Günleri de bunu taçlandıran bir etkinlik olarak her yıl kesintisiz şekilde devam ediyor.”</p>
<p> </p>
<p><strong>“HER YIL BU SALONLAR DİĞER ŞEHİRLERİ İMRENDİRECEK KADAR YOĞUN BİR ŞEKİLDE DOLUYOR”</strong></p>
<p>Selçuklu Kongre Merkezi’nde kapasite kapsamında Anadolu’nun en büyük kitap etkinliğini gerçekleştirdiklerini anımsatan Başkan Altay, “15 Ekim akşamına kadar tüm kitapseverleri buradaki Kitap Günleri’ne davet ediyorum. Burada sadece kitap değil, onlar için adeta bir kültür şöleni hazırladık. Geldiklerinde her yaştan insanımızı çeşitli etkinliklerle karşılamış olacağız” diye konuştu.</p>
<p>Başkan Altay, Konya’nın 5 üniversitesi, 500 bine yakın ortaöğretim öğrencisiyle her zaman genç kalan ve okuyan bir şehir olduğunu vurgulayarak şöyle devam etti:</p>
<p>“Bunun göstergesi de yapmış olduğumuz Kitap Günleri’miz. Her yıl büyüyerek devam ediyor. Aslında sadece kitabın değil, kültürün de çok önemli bir etkinliğini birlikte icra ediyoruz. Bu işleri yaparken en büyük destekçimiz sizlersiniz. Her yıl bu salonlar diğer şehirleri imrendirecek kadar yoğun bir şekilde doluyor. Çok diri bir kalabalık var. Ben hepinize tüm Konyalılar adına teşekkür ediyorum. İnşallah okuyan bir şehir olan Konya’mızda sizleri kitapla buluşturmak için çalışmaya devam edeceğiz. Emeği geçen tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Özellikle söyleşi için gelen yazarlarımıza, yayınevlerimize teşekkür ediyorum. Konya Kitap Günleri artık sadece Konya’da değil bölgede de takip edilen bir etkinlik haline dönüştü. İnşallah gelecek yıldan itibaren daha farklı programlarla, etkinliklerle sizlerle birlikte olmaya devam edeceğiz. Özellikle çocuklarınızın elinden tutup geldiğiniz için ayrıca teşekkür ediyorum. Bu yaşta onlar kitapla buluşacak ki geleceğin Türkiye’sini inşa edecekler. Biz buna inanıyoruz. Büyük ve güçlü Türkiye Yüzyılı onların emekleriyle çok daha güçlü olacak. Tüm kitapseverleri etkinliğimize katılmaya davet ediyorum.”</p>
<p> </p>
<p><strong>KİTAPSEVERLER ETKİNLİKLERDEN MEMNUN</strong></p>
<p>Konya Kitap Günleri’ne katılan kitapseverler de etkinliklerin çok faydalı geçtiğini ifade etti. Gençlerin bu tür faydalı ortamlarda daha çok bulunması gerektiğine dikkati çeken kitapseverler, etkinlikler dolayısıyla Konya Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti.</p>
<p>Konya Kitap Günleri’nin dördüncü gününde yazarlar; Pelin Çift, Tufan Gündüz, Senai Demirci, Hüseyin Kocabıyık, Muammer Ulutürk, Alaaddin Aköz, Abdil Mert, Mine Sota, Can Kemal Özer, Süleyman Ragıp Yazıcılar, Şermin Yaşar kitapseverlerle buluşuyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>15 EKİM’E KADAR DEVAM EDECEK</strong></p>
<p>Konya’da adeta kitap bayramı bayram coşkusu yaşatan, Anadolu’nun en büyük kitap etkinliği olan Konya Kitap Günleri, 15 Ekim’e kadar Selçuklu Kongre Merkezi&#8217;nde 10.00 &#8211; 21.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-kitap-gunleri-sadece-konyada-degil-bolgede-takip-edilen-bir-etkinlige-donustu-412995">Başkan Altay: &#8220;Kitap Günleri Sadece Konya&#8217;da Değil, Bölgede Takip Edilen Bir Etkinliğe Dönüştü&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Manisa&#8217;da yağmursuyu ızgaraları çöplük değil</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/manisada-yagmursuyu-izgaralari-copluk-degil-409936</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Sep 2023 10:36:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çöplük]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[ızgaraları]]></category>
		<category><![CDATA[manisada]]></category>
		<category><![CDATA[yağmursuyu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=409936</guid>

					<description><![CDATA[<p>MASKİ Genel Müdürlüğü ani yağışlarda yaşanabilecek muhtemel su taşkınlarına karşı önlem almak amacıyla Soma ilçesine bağlı Zafer mahallesinde yağmursuyu ızgara temizliği gerçekleştirdi. İdare ise vatandaşları yağmursuyu ızgaralarına çöp atmamaları konusunda uyardı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/manisada-yagmursuyu-izgaralari-copluk-degil-409936">Manisa&#8217;da yağmursuyu ızgaraları çöplük değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Manisa Su ve Kanalizasyon İdaresi (MASKİ) Genel Müdürlüğü, il genelinde ani ve yoğun yağışlardan kaynaklı yaşanabilecek su taşkınlarına karşı yağmursuyu ızgara temizliklerini sürdürüyor. Bu kapsamda Kanalizasyon Dairesi Başkanlığı ekipleri tarafından Soma ilçesine bağlı Zafer mahallesinde temizlik çalışması gerçekleştirildi. Ekipler yağmursuyu ızgaralarının iç kısımlarındaki katı atıklar ve çöpleri temizleyerek taşkınlara karşı önlem aldı.</p>
<p>Temizlik çalışmalarının gece-gündüz demeden sürdüğünü belirten idare, yağmursuyu ızgaralarının çöp alanı olmadığını hatırlatarak, vatandaşların çöp atma konusunda daha duyarlı davranması gerektiğine vurgu yaptı. Mahalle sakinleri de çalışmalardan dolayı Büyükşehir Belediyesi ve MASKİ Genel Müdürlüğü’ne teşekkür etti.</p>
</p></div>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/manisada-yagmursuyu-izgaralari-copluk-degil-409936">Manisa&#8217;da yağmursuyu ızgaraları çöplük değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuğu Kreşe Ağlarken Bırakmak Doğru Değil</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocugu-krese-aglarken-birakmak-dogru-degil-407284</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Sep 2023 14:54:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağlarken]]></category>
		<category><![CDATA[bırakmak]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğu]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[kreşe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=407284</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Ergoterapist Ebru Şirin, ailelerin “Çocuğum kreşe giderken ağlıyor, ne yapmalıyız?” sorusuna dikkat çekerek, ailelere önerilerde bulundu</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugu-krese-aglarken-birakmak-dogru-degil-407284">Çocuğu Kreşe Ağlarken Bırakmak Doğru Değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Ergoterapist Ebru Şirin, ailelerin “Çocuğum kreşe giderken ağlıyor, ne yapmalıyız?” sorusuna dikkat çekerek, ailelere önerilerde bulundu.</p>
<p><strong>Ebeveynleri daha az görmek çocukları olumsuz etkileyebiliyor</strong></p>
<p>Kreşlerin bazı çocukları oldukça zorladığını dile getiren Uzman Ergoterapist Ebru Şirin, “Çocuğun kreşe yeni başlaması veya uzun aradan sonra yeniden devam etmesinde yaşanan zorluklar aileleri tedirgin etmeye devam ediyor. Özellikle ilk kez aileden ve evden ayrılıp sosyalleşmenin ilk basamağı olan kreşe giden bazı çocuklar oldukça zorlanır. Bir çocuk için en güvenilir ortam, sürekli olarak aşina olduğu kişilerin yanıdır. Bu adres de doğrudan ev olarak seçilir. Çocuğun ihtiyaçlarına göre şekillenen ev, çocuk için harika bir limandır ancak kreş ise birçok çocuğun uyum içerisinde olması gereken ve her çocuğun uyması gereken kurallardan oluşur. İşte tam bu noktada çocuklar sınırlar ve kurallar ile karşılaştıklarında ağlamalar, öfkeler ve mutsuzluklar başlayabiliyor. Anne ve babayı daha az saatler görmek bir çocuk için olumsuz etkiler de yaratabiliyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kreş keyifli bir alan olarak çocuğa sunulmalı</strong></p>
<p>Çocuğu okul öncesine hazırlamak ve sosyalliğin ilk basamağı olan kreş için bu süreci iyi yönetmek gerektiğine değinen Şirin, “Ebeveynlerin kreş hakkındaki konuşmaları çocukların yanında tartışmaya dönüşmemeli ve anne babanın kararı ortak olarak çocuğa aktarılmalı.” dedi.</p>
<p>Çocuğa kreşin keyifli bir alan olarak sunulması gerektiğini dile getiren Şirin, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Özellikle çocuk ağlarken kreşe bırakmak, ebeveynden zorla ayırmak doğru değil. Bu ortamın güvenilir olması ve çocuğa sağlanması önemli. Ayrıca kreş dönüşleri anne babalar çocuklara zamanı biraz daha bol ayırmayı ihmal etmemeli. Tüm bunlara rağmen halen uyum problemleri ve ağlamalar devam ediyorsa, çocukların sosyalleşmekte yaşadığı problemler göz ardı edilmemeli. Başka çocuklara yakın olmak, aktivitelerde alışkın olmadığı materyaller kullanmak, motor becerilerini sıralı olarak kullanmak, konuşmak, planlamak, organize olmak ve daha birçok alanda duyusal olarak zorlanıyor olabilir. Çocuğunuzu gözlemleme fırsatı yakalayan öğretmeninin geri dönüşleri ve sizin gözlemleriniz ile bir uzmana başvurmak gerekebilir.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugu-krese-aglarken-birakmak-dogru-degil-407284">Çocuğu Kreşe Ağlarken Bırakmak Doğru Değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sürekli &#8216;Ders Çalış&#8217; Söylemi Doğru Değil! Çocuklar okul Zamanı da Oyun Oynar</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/surekli-ders-calis-soylemi-dogru-degil-cocuklar-okul-zamani-da-oyun-oynar-407215</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Sep 2023 12:54:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[çalış]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[ders]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[oynar]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[söylemi]]></category>
		<category><![CDATA[sürekli]]></category>
		<category><![CDATA[zamanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=407215</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzmanlar, çocukların sosyalleşmeleri ve günlük yaşam becerilerini pratik etmeleri için önemli bir yere sahip olan oyunlar ve oyuncakların, çocuğun gelişimini desteklediğini, empati duygusunu ve yaratıcılığını güçlendirdiğini, sorumluluk almasını ve kendini ifade etmesini sağladığını söylüyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/surekli-ders-calis-soylemi-dogru-degil-cocuklar-okul-zamani-da-oyun-oynar-407215">Sürekli &#8216;Ders Çalış&#8217; Söylemi Doğru Değil! Çocuklar okul Zamanı da Oyun Oynar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Uzmanlar, çocukların sosyalleşmeleri ve günlük yaşam becerilerini pratik etmeleri için önemli bir yere sahip olan oyunlar ve oyuncakların, çocuğun gelişimini desteklediğini, empati duygusunu ve yaratıcılığını güçlendirdiğini, sorumluluk almasını ve kendini ifade etmesini sağladığını söylüyor. Çocuk Gelişimi Uzmanı Elif İpek Tutuş, “Oyun çocuğun işi. Çocuğun sadece erken çocuklukta oyun oynaması, okul döneminde ise sürekli olarak ders çalışmasının söylenmesi doğru değil.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Çocuk Gelişimi Öğr. Gör. Elif İpek Tutuş, oyunun belli bir amaca yönelik olan veya olmayan, kurallı veya kuralsız olarak sergilenen, çocuğun keyifli ve aktif bir şekilde rol aldığı, çocuğun tüm gelişim alanlarını destekleyen bir aktivite olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:</p>
<p><strong>Oyun, hayatın pratiğinde yardımcı oluyor…</strong></p>
<p>“Oyun, çocuğun hayatının bir parçası. Çocuğun hayatında gelişimlerinin desteklenmesi, sosyalleşmesi, günlük yaşam becerilerini pratik etmesi ve her şeyden önce keyifli vakit geçirebilmesi için önemli bir yere sahip. Çocuğun oyunları ve oyuncakları çocuğun yaşına, gelişim özelliklerine ve gelişim alanlarına göre değişiklik gösterebiliyor. Oyun, çocuğun gelişimini destekliyor, empati duygusunu, yaratıcılığını güçlendiriyor; sorumluluk almasını, kendini ifade etmesini sağlıyor ve hayatın pratiğini yapmasına yardımcı oluyor.”</p>
<p><strong>Oyuncaklar çocukların yaşına uygun olmalı </strong></p>
<p>Çocukların yaşına uygun oyuncak seçiminin önemine vurgu yapan Tutuş, “Erken çocuk döneminde çocukların boğazına kaçabilecek küçüklükte, yumuşak olmayan ya da elektrikli oyuncakların seçilmemesi öneriliyor. Sağlam ve dayanıklı oyuncaklar seçmek, seçilen oyuncağın çocuğun yaşına uygun ve işlevsel olup olmadığına dikkat etmek de oldukça önemli.” dedi.</p>
<p><strong>Oyunlar çocuğun kas ve kemik gelişimine katkı sağlıyor</strong></p>
<p>Tutuş, okul öncesi ve okul döneminde çocuğun kaba motor, ince motor, dil, sosyal ve bilişsel gelişimini desteklemeyi amaçlayan; ilerleyen dönemlerde ise okula ve hayata hazırlanmalarını sağlayan oyuncak ve aktiviteler seçmek gerektiğini dile getirerek, şunları anlattı:</p>
<p>“Okul öncesi dönem çocuklarının hayal güçleri oldukça gelişmiştir. Bu dönemde bu becerinin desteklenmesini sağlayan oyun ve oyuncaklar seçilmesi elzem. Bu hususta sembolik oyun oynayabilecekleri, hayatı pratik edebilecekleri ve aktif rol alabilecekleri materyaller tercih edilmeli. Bu materyallere minyatür evcilik oyuncakları örnek verilebilir. Ek olarak bilişsel gelişimi için yap bozlar, basit kutu oyunları, hafıza kartları; motor gelişimi için bloklar legolar, boncuk dizme setleri, ahşap oyuncaklar örnek verilebilir. Hareketli oyunlarla çocuğun kas kemik gelişimine katkı sağlanabilir, kan dolaşımı hızlandırılabilir.”</p>
<p><strong>Tencereler, tahta kaşıklar da birer oyuncak</strong></p>
<p>Oyunların aynı zamanda çocukların duygularını belli etmesine olanak sağlayarak duygusal gelişimini desteklediğini de anlatan Tutuş, şöyle devam etti:</p>
<p>“Çocuğun toplulukla oynadığı oyunlarda sıra alarak, haklarını koruyarak, yardımlaşarak ve iş birliği yaparak sosyal gelişiminin de desteklendiği görülüyor. Peluş oyuncaklar, resimli kitaplar, müzik aletleri de okul öncesi ve okul çocuğunun gelişimini destekleyen temel oyun materyalleri. Hatta sadece bunlar değil evimizde bulunan tahta kaşıklar, tencereler, eski kıyafetler, doğadaki nesneler, atık materyaller, su, kum… Bunların hepsi kendi başına birer oyun materyali haline gelebilir ve bunlarla çeşitli oyun ve aktiviteler kurulabilir.”</p>
<p><strong>Okul döneminde de oyun çok önemli</strong></p>
<p>Sadece okul öncesi değil, ilk ve orta okul döneminde de oyunun çok önemli olduğunu belirten Çocuk Gelişimi Uzmanı Elif İpek Tutuş, “Özellikle eğitici oyunlar, zeka geliştiren kutu oyunları, çocuğun akranlarıyla iş birliği içerisinde bulunarak oynadıkları topluluk aktiviteleri de bu dönemde ön planda. Özellikle bir akran topluluğunda yapılan oyun aktivitelerinde çocuk görgü kurallarını öğrenir, toplumda var olmayı ve haklarını korumayı kavrar, yardımlaşır, sabır ve empati gibi duyguları keşfeder.” dedi.</p>
<p><strong>Sürekli ‘ders çalış’ söylemi doğru değil!</strong></p>
<p>Oyunun çocuğun işi olduğunu belirten Tutuş şöyle devam etti:</p>
<p>“Çocuğun sadece erken çocuklukta oyun oynaması, okul döneminde ise sürekli olarak ders çalışmasının söylenmesi doğru değil. Okul döneminde elbette çocuğun sorumluluklarının üstünde durulmalı fakat oyun hakkı elinden alınmamalı. Okul dönemi çocuklarıyla da düzenli olarak oyun oynanmalı fakat seçilen oyunların yaşına ve gelişim özelliklerine uygun olması sağlanmalı, çocuk bu yönde teşvik edilmeli ve desteklenmeli.”</p>
<p><strong>Oyun, hoşgörü ve yardımlaşmayı da öğretiyor</strong></p>
<p>Bilişsel gelişim oyunlarıyla çocuğun hem akademik alandaki başarısının artacağına hem de toplulukla yapılan aktivitelerle birlikte sosyal anlamda gelişecek hoşgörü, yardımlaşma ve toplum içinde nasıl davranılması gerektiği ile ilgili becerileri öğreneceğine vurgu yapan Tutuş, sözlerini şöyle tamamladı: </p>
<p>“Bu hususta ailelere hafta sonları bilmeceler, kutu oyunları, doğada gezintiler, keşifler ya da atık materyallerden etkinlikler yapmak gibi aktiviteler önerilmekte. Okul zamanında ise çocukların teneffüs aralarında arkadaşlarıyla bir arada olarak aktif bir şekilde oyun oynamasını sağlamak; hem ders aralarında dinlenmesine yardımcı olarak derste konsantrasyonun artmasını sağlayacak hem de arkadaşlarıyla akran ilişkilerini güçlenmesine katkısı olacak.” </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/surekli-ders-calis-soylemi-dogru-degil-cocuklar-okul-zamani-da-oyun-oynar-407215">Sürekli &#8216;Ders Çalış&#8217; Söylemi Doğru Değil! Çocuklar okul Zamanı da Oyun Oynar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alzheimer Yaşlanmanın Kaçınılmaz Sonu Değil</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/alzheimer-yaslanmanin-kacinilmaz-sonu-degil-407026</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Sep 2023 06:54:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alzheimer]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[kaçınılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[sonu]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanmanın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=407026</guid>

					<description><![CDATA[<p>Alzheimer hastalığı, bilişsel gerilemesinin yanında çeşitli nöropskiyatrik davranışsal rahatsızlıklara neden olan, kişinin günlük yaşam faaliyetlerinde bozulmalar ortaya çıkaran bir hastalıktır</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alzheimer-yaslanmanin-kacinilmaz-sonu-degil-407026">Alzheimer Yaşlanmanın Kaçınılmaz Sonu Değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Alzheimer hastalığı, bilişsel gerilemesinin yanında çeşitli nöropskiyatrik davranışsal rahatsızlıklara neden olan, kişinin günlük yaşam faaliyetlerinde bozulmalar ortaya çıkaran bir hastalıktır. Nedeni tam olarak aydınlatılamayan alt beyin hücrelerinin programlanandan daha erken ölmesi nedeniyle oluşmaktadır. Ayrıca geçmişte depresyon öyküsü, damar hastalıkları (tansiyon yüksekliği, şeker hastalığı, kolesterol yüksekliği gibi), ciddi kafa travmaları, APOE4 taşıyıcılığı olası risk faktörlerindendir.</p>
<p><strong>Hastalık 3 evreden oluşmaktadır;</strong></p>
<p><strong><u>1.Erken evrede;</u></strong></p>
<ul>
<li>Sık sık yakın süreli bellek sorunları, </li>
<li>Soru tekrarı,</li>
<li>Yazma ve alet kullanımında zorlanma,</li>
<li>Yeni becerilerin öğrenilememesi,</li>
<li>Kişilik değişikliği,</li>
<li>Hastalığı inkâr etme görülür.</li>
</ul>
<p> </p>
<p><strong><u>2.Orta evrede;</u></strong></p>
<ul>
<li>Problemlerle başa çıkmada artan güçlük,</li>
<li>İlerleyen bellek bozukluğu,</li>
<li>Kaybolma riski yüksek,</li>
<li>Uyku bozukluğu,</li>
<li>Günlük yaşam aktivitelerinde yardıma ihtiyaç duyma,</li>
<li>Yakınlarını tanımada zorluk,</li>
<li>Yeni durumlarla başa çıkamamak.</li>
</ul>
<p> </p>
<p><strong><u>3.İleri evre;</u></strong></p>
<ul>
<li>Yakınları tanıyamaz,</li>
<li>İletişim ileri derecede bozulur,</li>
<li>Yatağa bağımlı olabilir,</li>
<li>Psikiyatrik semptomlar çok daha belirgindir,</li>
<li>Tamamen bakıma muhtaçtır.</li>
</ul>
<p> </p>
<p>Alzheimer hastalığının teşhisinde detaylı nörolojik muayenenin yanı sıra bilgisayarlı tomografi (BT) manyetik rezonans görüntüleme (MR) gibi uygulamalar ve depresyonun araştırılmasına yönelik kişilik teması testlerinde uygulanabilir. Alzheimer hastalığının bilinen kesin bir tedavi yöntemi yoktur, ancak hastalığın oluşturduğu semptomların azaltılması veya ortadan kaldırılması, hastalığın ilerleyişinin yavaşlatılması mümkündür.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alzheimer-yaslanmanin-kacinilmaz-sonu-degil-407026">Alzheimer Yaşlanmanın Kaçınılmaz Sonu Değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sedef Bulaşıcı Değil</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sedef-bulasici-degil-406357</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Sep 2023 08:40:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bulaşıcı]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[sedef]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=406357</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sedef hastalığı ile yaşamak zordur. Hem kronik olması hem yaşam kalitesini olumsuz etkilemesi hem de çeşitli hastalıkların eşlik edebiliyor olması nedeniyle düzenli takip ve tedavisinin aksatılmaması gerekir</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sedef-bulasici-degil-406357">Sedef Bulaşıcı Değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sedef hastalığı ile yaşamak zordur.  Hem kronik olması hem yaşam kalitesini olumsuz etkilemesi hem de çeşitli hastalıkların eşlik edebiliyor olması nedeniyle düzenli takip ve tedavisinin aksatılmaması gerekir. Liv Hospital Dermatoloji Uzmanı Doç. Dr. Tuğba Özkök Akbulut sedef hastalığı ile merak edilenleri anlattı.</strong></p>
<p><strong>Belirtileri nelerdir? </strong></p>
<ul>
<li>Saçlı deride, dizlerde, dirseklerde, kalçada daha sık olmakla birlikte vücudun herhangi bir yerinde kırmızı, kabuklu, kepekli yaralar görülür. </li>
<li>Eklemlerde ağrı, şişlik, şekil bozukluğu, istirahatte iken, sabahları bel ağrısı hastaların üçte birine eşlik eder. </li>
<li>Tırnaklarda nokta nokta çöküntüler, tırnak altında kalınlaşma, tırnak plağında ayrışma gibi tırnak değişiklikleri bazen tek bulgu olabilir.</li>
</ul>
<p><strong>Sedef hastalığı neden olur? </strong></p>
<p>Aslında sedef hastalığının tek bir nedeni yoktur. Genetik yatkınlık zemininde stres, enfeksiyon, travma gibi çok çeşitli faktörlerin etkisiyle ortaya çıkar veya tetiklenir. </p>
<p><strong>Bulaşıcı mıdır?</strong> </p>
<p>Kesinlikle bulaşıcı değildir. </p>
<p><strong>Tedavisi nasıl yapılır? </strong></p>
<p>Hastalığın şiddeti ve yaygınlığına göre tedavi değişmekle birlikte çeşitli kremler, ağızdan alınan ya da enjeksiyon yolu ile belli aralıklarla yapılan ilaçları mevcuttur. Günümüzdeki tıbbi tedaviler ile hastalığın belirtileri ve ilerlemesi durdurulabilir. Burada dikkat edilmesi gereken dermatoloji hekimlerinden tedavi hizmeti almaktır. Sedef hastalığında psikososyal destek iyileşme sürecine büyük katkı sağlar.</p>
<p><strong>Beslenmede Dikkat Edilmesi Gereken 5 Nokta </strong></p>
<ul>
<li>Özellikle kilo aldırma potansiyeli olan üç beyazdan uzak durmaları gerekir (beyaz un, şeker, tuz). </li>
<li>İşlenmiş gıdalar yerine sebze, protein içeren Akdeniz diyeti tarzı beslenme daha uygundur. </li>
<li>Akşam en geç 20.00’den sonra yemek yememek gerekir. </li>
<li>Tok karına meyve yenmemelidir.(Ki bu karaciğerde yağlanmaya yol açar).</li>
<li>Gün içinde en az 2-2,5 litre su içmek vücudun sağlıklı işlemesi için büyük önem arz eder. </li>
</ul>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sedef-bulasici-degil-406357">Sedef Bulaşıcı Değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Çöp Benim Değil Ama İnegöl Benim&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cop-benim-degil-ama-inegol-benim-405283</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Sep 2023 14:08:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ama]]></category>
		<category><![CDATA[benim]]></category>
		<category><![CDATA[çöp]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[inegöl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=405283</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnegöl Belediyesi, 15 Eylül Dünya Çöp Toplama Günü kapsamında Hamzabey Ortaokulu öğrencileriyle birlikte Boğazköy barajı etrafında temizlik etkinliği gerçekleştirdi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cop-benim-degil-ama-inegol-benim-405283">&#8220;Çöp Benim Değil Ama İnegöl Benim&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>İnegöl Belediyesi, 15 Eylül Dünya Çöp Toplama Günü kapsamında Hamzabey Ortaokulu öğrencileriyle birlikte Boğazköy barajı etrafında temizlik etkinliği gerçekleştirdi. Öğrenciler, “Çöp Benim Değil Ama İnegöl Benim” pankartıyla mesaj verdi.</b></p>
<p>2012 yılında Slovenya’da başlayan gönüllü bir temizlik hareketi, günümüze “15 Eylül Dünya Çöp Toplama ve Temizlik Günü” olarak geldi. O gün binlerce gönüllü insanın “Haydi Yapalım” sloganıyla başlattığı bu temizlik seferberliği her yıl düzenli olarak kutlanan Dünya Çöp Toplama Gününe dönüşürken, İnegöl Belediyesi de bugün özelinde Hamzabey Ortaokulu öğrencileriyle özel bir etkinlik gerçekleştirdi.</p>
<p>ÖĞRENCİLER SAHAYA İNDİ</p>
<p>Temizlik konusunda gerçekleştirdiği farkındalık etkinlikleri ve hayata geçirdiği uygulamalarla dikkat çeken İnegöl Belediyesi, 15 Eylül’de de sahaya indi. “Çöp Benim Değil Ama İnegöl Benim” sloganıyla öğrencilerle birlikte temizlik konusundaki hassasiyetin bir kez daha hatırlatılması maksadıyla Boğazköy Barajı mevkiinde çevre temizliği gerçekleştirildi. Belediye Başkan Yardımcısı Fevzi Dülger ile Temizlik İşleri Müdürlüğü personeli, öğrenciler, öğretmenler ve okul idarecileri alanda kısa sürede onlarca çöp torbasını dolduracak çöp toplandı.</p>
<p>“ÇÖP BENİM DEĞİL AMA İNEGÖL BENİM”</p>
<p>Temizliğin yanı sıra topluma mesaj vermek adına yapılan organizasyonda, öğrenciler hazırlanan “Çöp Benim Değil Ama İnegöl Benim” pankartı açarak vatandaşlara hassasiyet çağrısı yaptı. Bu şehir bizim, mesajı verilen etkinlikte, çevre kirliliğinin boyutunu göstermek adına toplanan çöplerin yer aldığı çöp poşetleriyle öğrenciler poz vermeyi de ihmal etmedi. İnegöl Belediyesi tarafından çevre temizliği etkinliğine katılan öğrencilere de kitap hediye edildi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cop-benim-degil-ama-inegol-benim-405283">&#8220;Çöp Benim Değil Ama İnegöl Benim&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Soyer: &#8220;Zor koşullar engel değil, olsa olsa cesaretimizin kaynağıdır&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/soyer-zor-kosullar-engel-degil-olsa-olsa-cesaretimizin-kaynagidir-403546</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 10 Sep 2023 12:10:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[cesaretimizin]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[engel]]></category>
		<category><![CDATA[kaynağıdır]]></category>
		<category><![CDATA[koşullar]]></category>
		<category><![CDATA[olsa]]></category>
		<category><![CDATA[soyer]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=403546</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir'in kurtuluşunun 101. yıldönümü kutlamaları Cumhuriyet Meydanı’ndaki törenle devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/soyer-zor-kosullar-engel-degil-olsa-olsa-cesaretimizin-kaynagidir-403546">Soyer: &#8220;Zor koşullar engel değil, olsa olsa cesaretimizin kaynağıdır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir&#8217;in kurtuluşunun 101. yıldönümü kutlamaları Cumhuriyet Meydanı’ndaki törenle devam ediyor. Dans gösterileriyle görsel şölene dönüşen törende konuşan Başkan Tunç Soyer, “Bu toprakları karanlığa hapsetmek isteyenlere karşı bir kez daha irademizi ortaya koyacağız. Çünkü biz kurtuluşun ve kuruluşun şehri İzmir’iz. İçinden geçtiğimiz zor koşullar bizim için bir engel değil, olsa olsa cesaretimizin kaynağıdır” diye konuştu.</p>
<p>Sabah Zafer Yürüyüşü ile başlayan İzmir&#8217;in kurtuluşunun 101. yıldönümü kutlamaları büyük coşkuyla devam etti. Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen törene katılan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, “Bundan 101 yıl önce atalarımız Büyük Taarruzla taçlanan bağımsızlık yürüyüşünü, 9 Eylül 1922’de İzmir’in düşman işgalinden kurtuluşuyla tamamladı. Bu mücadele aynı zamanda dünyada ezilen ve sömürülen milletlere bir umut oldu. Azim ve kararlılıkla vatanını savunan, birlik içinde bir milletin bağımsızlık tutkusu önünde hiçbir gücün duramayacağını, atalarımız tüm dünyaya gösterdi” dedi. </p>
<p> </p>
<p><strong>“9 Eylül barışın ilk günü olarak tarihe geçti”</strong></p>
<p>9 Eylül’ün İzmir ve ülkemiz için sadece bir tarih değil, aynı zamanda bir hürriyet ve bağımsızlık öyküsünün sembolü olduğunu ifade eden Başkan Tunç Soyer, “Atalarımızın özgürlük aşkı ve inancı, bize Cumhuriyetimizin kapısını araladı. İşte bu yüzden İzmir, kurtuluşun ve kuruluşun şehridir. Atalarımız canlarını vererek, kanlarını akıtarak bu toprakları bize miras bıraktı.  Ve bu büyük zaferin meyvesi barış oldu. 9 Eylül savaşın son, barışın ise ilk günü olarak tarihe geçti. Atatürk iradesini daima dünya halkları arasındaki barışı büyütmekten yana kullandı. Savaştan henüz çıkmış bir devletin politikasını ‘Yurtta Sulh, Cihanda Sulh’ olarak tarif etti. Bu nedenle Mustafa Kemal Atatürk, savaşların olduğu kadar barışların da kahramanıdır. Ulu Önderimiz Mustafa Kemal’in ‘barışın tatlı güneşi’ olarak andığı Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına girerken yine bir araya geleceğiz. Ve bu toprakları karanlığa hapsetmek isteyenlere karşı bir kez daha irademizi ortaya koyacağız.  Çünkü biz Atatürk&#8217;ün bağımsızlığı, Cumhuriyet’i emanet ettiği gençliğiz! Çünkü biz kurtuluşun ve kuruluşun şehri İzmir’iz. İçinden geçtiğimiz zor koşullar bizim için bir engel değil, olsa olsa cesaretimizin kaynağıdır” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p><strong>“Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti!”</strong><br />Cumhuriyet vurgusu yapan Başkan Soyer, “9 Eylül’den aldığımız güç ve ilhamla, asırlık Cumhuriyet çınarının gövdesine daha büyük bir azimle sarılacağız. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılını demokrasiyle ve barışla taçlandıracağız. Tüm bunlara duyduğum sonsuz inançla, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve tüm yol arkadaşlarını derin bir saygı ve rahmetle anıyorum. Atalarımızın canları pahasına kazandığı şanlı zaferin ve kurtuluşumuzun simgesi olan 9 Eylül’ün 101. yılı kutlu olsun. Yaşasın bağımsızlığımız. Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti!” dedi.</p>
<p>Kutlamalar halk dansları ekiplerinin zeybek, çeşitli dans gösterileri ve etkinliklerle devam etti. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/soyer-zor-kosullar-engel-degil-olsa-olsa-cesaretimizin-kaynagidir-403546">Soyer: &#8220;Zor koşullar engel değil, olsa olsa cesaretimizin kaynağıdır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Burası artık arka mahalle değil</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/burasi-artik-arka-mahalle-degil-402389</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Sep 2023 06:10:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[arka]]></category>
		<category><![CDATA[artık]]></category>
		<category><![CDATA[burası]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[mahalle]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=402389</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Acil Çözüm Ekipleri mahallelerin sorunlarını tespit edip, çözümleri  konusunda harekete geçilmesini sağlarken, çalışmaların yapıldığı bölgelerdeki sosyal yaşam da büyük ölçüde değişiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/burasi-artik-arka-mahalle-degil-402389">Burası artık arka mahalle değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Acil Çözüm Ekipleri mahallelerin sorunlarını tespit edip, çözümleri konusunda harekete geçilmesini sağlarken, çalışmaların yapıldığı bölgelerdeki sosyal yaşam da büyük ölçüde değişiyor. Çocukların spor sahalarına, yetişkinlerin park ve kültür tesislerine kavuştuğu mahallelerde vatandaşların yaşadıkları mahalleye ilişkin düşünceleri de değişti. Artık arka mahallelerde değil, kentin vitrininde yer aldıklarını düşünüyorlar. </p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in 2019 yılında göreve gelmesiyle birlikte oluşturulan Acil Çözüm Ekipleri kısa sürede birçok mahallenin çehresini değiştirdi. İzmir’de hizmet yönünden geri kalmış, çok sayıda sorunu bulunan mahallelerde yatırımlar bölge halkından alınan görüşler çerçevesinde hayata geçiriliyor. Yatırımlar halkın öncelikleri doğrultusunda sıralanıyor, belediyenin farklı birimleri eşgüdüm içinde bu bölgelerde çalışma yürütüyor.</p>
<p>Acil Çözüm Ekipleri bünyesindeki saha sorumluları planlanan yatırımların yanı sıra, devam eden ve tamamlanan projeleri de takip etmeyi sürdürüyor. Kurulan tesislerin ilerleyen süreçteki işlevleri de yakından izleniyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>“Tunç Başkanımızın çocuklarımıza armağanı”</strong></p>
<p>Yapım süreci İZDOĞA tarafından koordine edilen, İZBETON başta olmak üzere İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Park ve Bahçeler, Fen İşleri, Yapı İşleri gibi daire başkanlıklarının çalışmalarını yürüttüğü Meriç Mahallesi Yaşayan Parkı’nda hizmete giren futbol sahasının çocukların eğitimi için kullanılması konusunda ise Gençlik ve Spor Dairesi devreye giriyor.  Ücretsiz futbol kursları ile ilgili bilgi veren Spor Okulları Sorumlusu Erol Yılmaz, “Bizim antrenmanlarımız 1 Ağustos’tan itibaren başladı. Halkın ilgisi oldukça yüksek. Gün geçtikçe çocuklarımızın sayıları artıyor. Okulların açılmasıyla beraber kış dönemi programına başlayacağız. Çocuklar oldukça güzel eğitim alıyor, kaliteli vakit geçiriyor. Onlar memnun bizler mutluyuz. Bu saha Tunç Başkanımızın çocuklarımıza bir armağanı oldu.  Bu sahanın kapısı çocuklarımıza her zaman açık” dedi.</p>
<p>Çocukların spor tesislerinden yararlandığı Yaşayan Park’ta yürüyüş yolları, çay bahçesi, piknik alanı, oyun grupları, kondisyon aletleri, portatif basketbol sahası, mahalle bostanı, bitkisel ve mimari peyzaj çalışmaları, kütüphane ve taziye evi de yer alacak. </p>
<p> </p>
<p><strong>Çocuklar ve aileleri çok mutlu</strong></p>
<p>Çocuğunu futbol kursuna getiren Yadigar Kayalar, “Çok memnunum. Çocuğum da çok mutlu. Bu proje mahallemize değer kattı. Çocuklarımızın gelişimini de destekledi” diye konuştu.</p>
<p>Kursa torununu getiren Gülten Ay, “Gerçekten çok memnunuz. Kurs başladığından beri geliyoruz. Torunumun gelişimine, sosyalleşmesine çok büyük katkısı oldu. Bu projeyi destekliyoruz, düşünenlere çok teşekkür ediyoruz. Torunum mutluysa ben ondan daha çok mutluyum” dedi.</p>
<p>Ceylan Evirgen ise, “Böyle güzel bir tesisin olması bizi çok mutlu etti. Çocuklarımız çok aktifler, portatif havuzumuz var oraya da gidiyorlar. Futbol maçı yapıyorlar, sevdiler. Çocuğum sporla alakası olmayan bir çocuktu. Ama şimdi seve seve geliyor. Belediye Başkanımıza teşekkür ederiz” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Celal Kahriman da, “O kadar memnunum ki… Belediye Başkanımıza çok teşekkür ediyorum. Bizim aslında böyle bir şeye ihtiyacımız vardı. Çocuklarımız için vardı. Bazı kulüpler var, hep parayla. Para ödeyebilen var ödeyemeyen var. Burası ücretsiz, belediyemiz karşılıyor. Çok güzel bir şey. Bunu anlamamız, kıymetini bilmemiz gerekir” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p><strong>“Muhtar olarak aldığım hizmetten memnunum”</strong></p>
<p>Acil Çözüm Ekiplerinin çalışmalarından çok memnun olduğunu belirten Bornova Meriç Mahallesi Muhtarı Duygu Bölük, “Açıkçası bu kadar kapsamlı bir şey beklemiyorduk. Belediye başkanımızın inisiyatifiyle vatandaşlarımızın beklentisini üst düzeyde karşılayacak bir tesis ve alan inşa edilmeye başlandı. Spor sahamız yenilendi. Soyunma kabinleri, duşları, güvenliği sağlandı. Çocuklarımızın ücretsiz futbol kursu alabileceği bir tesis haline geldi. Çevre düzenlemesi yapılıyor. Tartan pistimiz olacak. Alt kısımda park var, yenileniyor. Vatandaşların kullanımına bostan açılacak. Yıllar sonra Meriç Mahallesi’nin kadınlarına, gençlerine imkan tanıyan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’e teşekkürlerimi iletmek istiyorum. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin hakkını yiyemem. Beni görev sürem boyunca hiç mağdur etmediler. Vatandaşlarımızın her talebine en hızlı şekilde çözüm üretmeye çalıştılar. Acil çözüm ekibini de önemsiyorum. Vatandaşların evine kadar kapı kapı dolaşarak tek tek not alıyorlar. Muhtar olarak aldığım hizmetten memnunum. Umarım vatandaşlarımız da memnundur” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p>
<p><strong>“Burası artık arka mahalle değil”</strong></p>
<p>Ekipler, kasis, yama asfalt, parke uygulama, temizlik talepleri yerine getirilen Bayraklı Gümüşpala Mahallesi’nde çalışmaları inceledi. Mahallesine aldığı hizmetlerden dolayı memnuniyet duyduğunu aktaran Gümüşpala Muhtarı İsmail Balıkçı, “İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden çok memnunuz. Özellikle acil çözüm ekibi mahallimize geldikten sonra vatandaşlarımızdan çok iyi tepkiler aldık. Vatandaşlarımızın kapısı çalındığında çok şaşırmışlar. 196 numaralı otobüs hattımız başladı. Bu, mahallemiz için çok önemliydi. Çünkü burası Karşıyaka’dan ayrılan bir mahalle, Karşıyaka’yla bağlantımız yoktu. Yaşlılarımız, çocuklarımız, öğrencilerimiz o bölgeye ulaşamıyordu. Otobüsümüz başladıktan sonra vatandaşlarımız hem Tunç Başkan’a hem Büyükşehir’e hem bize teşekkür etti. 40 yıllık sorun çözüme ulaşmış oldu. Açık hava sineması yapıldı. İki tane park projemiz var, ana caddemizde ciddi sorunlar var, çalışmalar yapılıyor. Bunların projelerinin hazırlanması bile bizim için çok büyük önem taşıyor. Vatandaşlarımız daha önce buna inanmıyordu ama acil çözüm ekibi geldikten sonra artık inanıyorlar. Bu bizim için çok önemli. Tunç Başkan’a ve ekibe çok teşekkür ederim. İyi ki varlar.. Şimdi vatandaş ‘evet biz de İzmir’de yaşıyoruz, biz de hizmet alabiliriz’ diyor. Birebir kapı çalmak, vatandaşa temas etmek çok değerli. Hepimiz omzumuza bile dokunulsa ‘evet biz varız’ diye hissederiz. Acil çözüm ekibi özellikle bunu yaptı. Vatandaşlar belediye bizi görüyor diye hissedebiliyor. Burasını artık arka mahalle değil, hizmet gelen bir mahalle olarak görüyorlar” diye konuştu.  </p>
<p> </p>
<p><strong>“Başkan Soyer bizi ‘vatandaş sizin patronunuz’ diyerek yönlendirdi”</strong></p>
<p>2019 yılından bu yana Başkan Tunç Soyer’in önderliğinde çalıştıklarını aktaran Acil Çözüm Ekibi Saha Sorumlusu Merve Ören, “38 mahallede 19 bin 818 hanenin kapısını çaldık. Aldığımız sonuçlarla birden fazla pek çok iş yaptık. Dönüşleri çok olumlu alıyoruz. ‘Siz bu mahallede yaşıyorsunuz biz personel olarak size soruyoruz’ diyoruz. Kamu kaynaklarıyla o mahalleye hizmet götürüyoruz. Bu da vatandaşın talepleriyle oluşuyor. Herkes kendi mahallesinde ne yapılacağına karar verdiği için o mahallede yapılanın kullanım oranı da artıyor. Fırat Fidanlığı’nı yaşayan parka çevirdik, şu an orası büyük ilgi görüyor. Çünkü çay bahçesi, yürüyüş yolları, her şey vatandaşların istediği şekilde yapıldı. Olumlu tepki alıyoruz ve bu da bizi mutlu ediyor. Acilen çözülmesi gereken her sorunu bir iki gün içinde çözüyoruz. Başkanımızın bize ilk göreve başladığımızda söylediği bir cümle vardı; ‘sizin birinci patronunuz bu semtte yaşayan insanlar, vatandaş sizin patronunuz’. Biz bunun bilinciyle çalışıyoruz.  O yüzden kapısını çaldığımız herkes bize o işi veriyorsa eğer, biz o işi yapmak için elimizden geleni yapıyoruz. Acil çözüm ekibinin özeti bu” dedi.  </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/burasi-artik-arka-mahalle-degil-402389">Burası artık arka mahalle değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan İmamoğlu&#8217;ndan &#8216;Marmara Denizi&#8217; uyarısı: Denizlerimizin kirlenmesinin kusuru balıklarda değil</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-imamoglundan-marmara-denizi-uyarisi-denizlerimizin-kirlenmesinin-kusuru-baliklarda-degil-401083</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Sep 2023 18:55:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[balıklarda]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[denizi]]></category>
		<category><![CDATA[denizlerimizin]]></category>
		<category><![CDATA[imamoğlundan]]></category>
		<category><![CDATA[kirlenmesinin]]></category>
		<category><![CDATA[kusuru]]></category>
		<category><![CDATA[marmara]]></category>
		<category><![CDATA[uyarısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=401083</guid>

					<description><![CDATA[<p>İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Vira Bismillah” diyerek yeni avlanma sezonuna başlayan İstanbullu balıkçıları yalnız bırakmadı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-imamoglundan-marmara-denizi-uyarisi-denizlerimizin-kirlenmesinin-kusuru-baliklarda-degil-401083">Başkan İmamoğlu&#8217;ndan &#8216;Marmara Denizi&#8217; uyarısı: Denizlerimizin kirlenmesinin kusuru balıklarda değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Vira Bismillah” diyerek yeni avlanma sezonuna başlayan İstanbullu balıkçıları yalnız bırakmadı. Sabaha karşı 03.00’te Gürpınar Su Ürünleri Hali’nde esnafla bir araya gelen İmamoğlu, sezonun ilk mezadına katıldı. Ülkedeki ekonomik krizden, her kesimin olduğu gibi, balıkçı esnafının da olumsuz etkilendiğini vurgulayan İmamoğlu, bir başka sorunun da denizlerde yaşanan kirlilik olduğunun altını çizdi. “Bunda da kusurlu, denizdeki balıklar değil. Suçu balıklara atacak halimiz yok” diyen İmamoğlu, “Türkiye&#8217;de yaşayan neredeyse üç kişiden bir tanesi Marmara Denizi&#8217;nin civarında yaşıyor. Bu kadar küçük bir bölgeye, bu kadar insanın yığılması… Ve o insanlar burada atığıyla yaşıyor, denizi kirlettiği ölçüyle yaşıyor, sanayisiyle yaşıyor, tarımıyla yaşıyor. Bütün bunlar, denizin bereketini etkileyen hususlar” uyarılarında bulundu. </strong></p>
<p>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, 1 Eylül itibariyle başlayan avlanma sezonunu İstanbullu balıkçılarla karşıladı. Sabaha karşı saat 03.00’te Gürpınar Su Ürünleri Hali’nde balıkçılarla buluşan İmamoğlu’na, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık da eşlik etti. Yeni sezona “Vira bismillah” diyerek başlayan balıkçılar, yılın ilk açık artırmasını da İmamoğlu ile yaptı. İmamoğlu, bir kasa hamsi için 1200 TL’den başlayan mezadı, 1800 TL’ye çıkarak aldı. İmamoğlu, mezadın ardından hal içinde faaliyet gösteren bir lokantada balıkçı esnafına bir konuşma yaptı. Bütün balıkçılara hayırlı bir sezon dileyen İmamoğlu, “Her şeyden önce, bu sektörün içinde olan insanlarımızın ne kadar meşakkatli bir iş icra ettiklerini, gecesiyle, gündüzüyle, bazen aylar süren mücadeleyle insanların sofrasına, denizin bereketini taşımalarını, ne kadar zor bir yolculuk ortaya koyduklarını yakinen biliyorum. Çocukluğumdan beri bu işin içinde olan insanlarla büyüdüm diyebilirim. Her işin kendine göre elbette zorlukları var. Bu işin de bu anlamda kendine göre zorlukları oldukça fazla. Meşakkatli bir iş” dedi. </p>
<p> </p>
<p><strong>“BALIK, GEÇMİŞTE FAKİRİN GIDASIYDI…”</strong></p>
<p>Balığın, geçmiş dönemlerde “fakirin gıdası” olarak tanımlandığını hatırlatan İmamoğlu, “Balık, gıda olarak artık ne yazık ki ülkemizde fakirin dönüp yüzüne bile bakamadığı bir ürün haline gelmiştir. Balıkçılık sektörünün, ülkemizde olan birçok sektör gibi, maliyetlerinin sadece insan emeği olmadığını da biliyoruz. Ki insanımızın da emeğiyle evine götürdüğü ekmeğinin aynı şekilde yaşamını zorlaştıran ekonomiyle de bağlantılı. Ona da maliyeti var. Yani eğer bir şehirde kiralar çok yüksekse, ona da maliyeti var. Ya da yaşamı zorlaştıran diğer unsurlar ne ise, onların da hayatını elbette zorluyor. İyi biliyoruz ki, akaryakıttan birçok malzeme tedarikine varıncaya kadar, balıkçılık sektöründeki maliyeti etkileyen unsurlar da bugünün yüksek enflasyonu ve özellikle kur politikalarının yarattığı ağır yüklerden etkilenmekte. Yakıtla ilgili ÖTV desteğinin son zamanlarda artık anlamsız hale geldiğini, çok da bir şey ifade etmediğini biz de biliyoruz” diye konuştu. </p>
<p> </p>
<p><strong>“DENİZLERİMİZ, ESKİ YILLARDAKİ BEREKETİYLE BİZİ KARŞILAMIYOR”</strong></p>
<p>Ülkedeki ekonomik krizden, her kesimin olduğu gibi, balıkçı esnafının da olumsuz etkilendiğini vurgulayan İmamoğlu, bir başka sorunun da denizlerde yaşanan kirlilik olduğunun altını çizdi. “Denizlerimiz, kabul ederim ki eski yıllardaki bereketiyle bizi karşılamıyor” diyen İmamoğlu, “Bunda da kusurlu, denizdeki balıklar değil. Yani suçu balıklara atacak halimiz yok. Ne yazık ki denizler, insanların kullanımından, yerleşimine birçok husustan aşırı etkilenmekte. Karadeniz, Marmara, balıkçılık konusunda çok özel bir hazinedir. Özellikle bu coğrafyanın balığı, tarihler boyu insanların yaşamlarına, yazısına, çizisine, hayatına, kültürüne zemin oluşturmuştur. Binlerce yıl tarihin derinliğinden bugüne biliyoruz ki, bu coğrafyada balığın bereketi, hep dilden dile konuşulmuş, bugüne kadar gelmiştir. Ama bugün, özellikle Marmara&#8217;yı etkileyen ana unsurlardan bir tanesi, Marmara Bölgesi&#8217;nin civarında aşırı nüfus yerleşimi. Türkiye&#8217;de yaşayan neredeyse üç kişiden bir tanesi Marmara Denizi&#8217;nin civarında yaşıyor. Bu kadar küçük bir bölgeye, bu kadar insanın yığılması… Ve o insanlar burada atığıyla yaşıyor, denizi kirlettiği ölçüyle yaşıyor, sanayisiyle yaşıyor, tarımıyla yaşıyor. Bütün bunlar, denizin bereketini etkileyen hususlar” şeklinde konuştu. </p>
<p> </p>
<p><strong>“BALIKÇILARIMIZA BOL BEREKETLİ BİR MEVSİM DİLİYORUM”</strong></p>
<p>Bu anlamda yoğun tedbirlerin alınması gerektiğinin altını çizen İmamoğlu, “Denizlerin kirletilmemesi konusunda -hayatımda hep öyle tanıdım- belki de en hassas insanlar, balıkçılardır. Balıkçılar, denizden ekmeğinin geldiğini bilirler ve denizi evinden fazla temiz tutmayı ihmal etmezler. Onun için balıkçının da yaşam kaynağı olan, bizlerin de besin kaynağı olan denizlerimizi, mutlaka hep birlikte korumalı ve temiz tutmalıyız” ifadelerini kullandı. İBB olarak, çiftçilerden balıkçılara kadar farklı sektörlere, çeşitli kalemlerde destek verdiklerini belirten İmamoğlu konuşmasını, “Balıkçılarımıza bol bereketli bir mevsim diliyorum. Hepsinin inşallah evlerine bol kazançla ekmek götürmelerini diliyorum” sözleriyle noktaladı. Balıkçılar adına konuşan sektör temsilcileri de verilen destekler ve ziyaretinden dolayı İmamoğlu’na teşekkürlerini sundu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-imamoglundan-marmara-denizi-uyarisi-denizlerimizin-kirlenmesinin-kusuru-baliklarda-degil-401083">Başkan İmamoğlu&#8217;ndan &#8216;Marmara Denizi&#8217; uyarısı: Denizlerimizin kirlenmesinin kusuru balıklarda değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın: Olumsuz duygular hissedildiğinde çözüm buzdolabında değil!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzman-klinik-psikolog-ozgenur-taskin-olumsuz-duygular-hissedildiginde-cozum-buzdolabinda-degil-399240</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 19 Aug 2023 09:40:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[buzdolabında]]></category>
		<category><![CDATA[çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[duygular]]></category>
		<category><![CDATA[hissedildiğinde]]></category>
		<category><![CDATA[klinik]]></category>
		<category><![CDATA[olumsuz]]></category>
		<category><![CDATA[özgenur]]></category>
		<category><![CDATA[psikolog]]></category>
		<category><![CDATA[taşkın]]></category>
		<category><![CDATA[uzman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=399240</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlıklı olabilmenin ön koşullarından birinin yeterli ve dengeli beslenmek olduğunu belirten uzmanlar bazı metabolik, psikolojik ya da sosyolojik faktörlerin çeşitli beslenme sorunlarına yol açtığını söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzman-klinik-psikolog-ozgenur-taskin-olumsuz-duygular-hissedildiginde-cozum-buzdolabinda-degil-399240">Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın: Olumsuz duygular hissedildiğinde çözüm buzdolabında değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sağlıklı olabilmenin ön koşullarından birinin yeterli ve dengeli beslenmek olduğunu belirten uzmanlar bazı metabolik, psikolojik ya da sosyolojik faktörlerin çeşitli beslenme sorunlarına yol açtığını söylüyor. Bunlar arasında en sık olumsuz duygulara karşılık olarak gelişen duygusal yeme sorunuyla karşılaşıldığına dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, yoğun stres, anksiyete, depresyon, kızgınlık, öfke, hüzün gibi duygu yoğunluklarının duygusal yemeyi tetiklediğini söylüyor. Olumsuz duygular yaşanırken sorunun çözümünün buzdolabı olmadığının altını çizen Taşkın, duyguları ele almanın daha sağlıklı yollarının bulunabileceğine vurgu yapıyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, duygusal yeme davranışının altındaki sebeplere dair açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Duygusal yeme, olumsuz duygularla bağlantılı</strong></p>
<p>Sağlıklı olabilmenin ön koşullarından birinin yeterli ve dengeli beslenmek olduğunu belirten Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Bu kontrolü, bazı metabolik, psikolojik ya da sosyolojik faktörler nedeniyle kaybettiğimizde, çeşitli beslenme sorunları yaşamaya başlıyoruz. Bunlar arasında en sık karşımıza çıkansa duygusal yeme.” dedi. </p>
<p>Duygusal yemenin aslında olumsuz duygulara karşılık olarak gelişen aşırı yeme eğilimini ifade eden bir davranış bozukluğu olduğuna vurgu yapan Taşkın, “Ruh halinde gelişen olumsuzlukları kontrol etme dürtüsüyle ortaya çıkan bu yeme davranışında normalden çok daha fazla yemek yemek, gerekenden daha yağlı, daha tuzlu veya daha şekerli yemek davranışlar gözlemlenir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Düşük benlik saygısı ve yetersizlik duygusu duygusal yemeyi tetikliyor</strong></p>
<p>Bilim insanlarının, farklı duygu durumlarının yemek yeme sürecinde bireylerin yeme davranışını nasıl etkilediğini araştırdıklarını aktaran Taşkın, bunun sonucunda da duygusal yemenin, özellikle ‘olumsuz emosyonlar’ denilen yoğun stres, anksiyete, depresyon, kızgınlık, öfke, hüzün gibi duygu yoğunlukları yaşandığında tetiklendiğinin görüldüğünü aktardı.</p>
<p>Duygusal yemenin düşük benlik saygısı ve yetersizlik duygularıyla da ilişkili olduğunun saptandığını dile getiren Taşkın, “Kişilerin hayatlarında yaşadıkları olumsuzluklar yeme alışkanlıklarını ciddi anlamda etkiliyor. Ayrılıklar, aldatılmalar, kayıplar, işsizlik gibi yaşanan olumsuzluklar kişide ciddi anlamda bir boşluk yaratıyor. Yalnızlık duygusuyla baş edememe başlıyor. Aidiyet duygusunu yitiriyorlar ve işte tam bu noktada boşluğu bir şeyler yiyip içmekle doldurmaya çalışıyorlar.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Yemek bittiğinde olumsuz duygular yok olmaz</strong></p>
<p>“Üzgün, öfkeli, yalnız, bitkin ya da sıkılmış olduğumuzda sorunun çözümünü bulacağımız adres buzdolabı değil.” diyen Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, bilinmesi gereken en önemli noktanın duygusal açlığın yiyeceklerle doyurulamayacağı olduğunu söyledi. </p>
<p>İnsanın yediği anda kendini iyi hissedebileceğini ama yemek bittiğinde duyguların gitmeyeceğini vurgulayan Taşkın sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Üstelik o kötü duyguların üstüne bir de fazladan alınan kalori eklenir. Duygularınızı ele almanın daha sağlıklı yollarını bulabilir, bilinçsizce yemek yerine bilinçli yemeyi öğrenebilir, kilonuzu kontrol altına alıp duygusal gıda tüketimine son verebilirsiniz. Eğer siz de duygusal yeme noktasında kendinizi durduramıyorsanız, mutlaka psikolojik destek almalısınız.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzman-klinik-psikolog-ozgenur-taskin-olumsuz-duygular-hissedildiginde-cozum-buzdolabinda-degil-399240">Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın: Olumsuz duygular hissedildiğinde çözüm buzdolabında değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sefer Doğan Özdoğan: Türkiye&#8217;de Girişimci Olmak Zor Değil</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sefer-dogan-ozdogan-turkiyede-girisimci-olmak-zor-degil-397306</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Aug 2023 12:10:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[doğan]]></category>
		<category><![CDATA[girişimci]]></category>
		<category><![CDATA[olmak]]></category>
		<category><![CDATA[özdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[sefer]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyede]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=397306</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pazarlama, perakende, dış ticaret, işletme ve uluslararası ilişkiler üzerine eğitimini tamamlayan Sefer Doğan Özdoğan, girişimcilik ruhunun küçük yaşlardan geldiğinin altını çiziyor ve sektördeki başarılı işlerine bir yenisini daha ekliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sefer-dogan-ozdogan-turkiyede-girisimci-olmak-zor-degil-397306">Sefer Doğan Özdoğan: Türkiye&#8217;de Girişimci Olmak Zor Değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Pazarlama, perakende, dış ticaret, işletme ve uluslararası ilişkiler üzerine eğitimini tamamlayan Sefer Doğan Özdoğan, girişimcilik ruhunun küçük yaşlardan geldiğinin altını çiziyor ve sektördeki başarılı işlerine bir yenisini daha ekliyor. İngiltere de kurulan ve yakın zamanda ilk kez Türkiye’de faaliyete geçireceği yeni projesi ile bir ilke imza atmaya hazırlanıyor.</strong></p>
<p>Türkiye’de ilk defa dünya ile birlikte yaratıcılık, inovasyon ve girişimcilik kavramları aynı anda yoğun olarak kullanılmaya başlandı. Böylelikle girişimcilik, sadece ekonomik alanda değil sosyal alanda da varlığını sürdürmeye ve yeni fikirlerin ortaya çıkmasında kolaylık sağladı. İhtiyaçlara hizmet eden ve fayda sağlayan fikirlerin hayata geçirilmesi ise birçok farklı sektörün yol haritasını belirliyor. Bu doğrultuda kullanıcıların ve üreticilerin yaşadığı eksiklikleri yeni bir girişimcilik örneğiyle ortadan kaldırmaya hazırlanan Sefer Doğan Özdoğan, yakın zamanda hayata geçireceği projesi ile bir ilke imza atacak.</p>
<p><strong>Mimari Tasarımlar Yapay Zekâ ile Buluşacak!</strong></p>
<p>Yakın zamanda ulusal ve uluslararasında örneği olmayan ve ilk kez Türkiye’de faaliyete geçecek olan projesini duyurmaya hazırlanan Sefer Doğan Özdoğan, girişimcilik hikayesiyle de birçok kişiye ilham olmaya hazırlanıyor. Üreticiler, mimarlar, tedarikçiler ve daha fazlasının bir araya geleceği projesini anlatan Özdoğan: ‘Türkiye girişimci olmak için çok fazla fırsatlar sunan bir pazara sahip. Fikri ortaya koymak ve geliştirmek için hedef sektörümüzü ve pazarımızı tecrübe etmemiz gerekiyor. Günümüze uyarlamak sürdürülebilir ve bağlamsal teknolojilerle desteklemek gerekiyor.  Farklı sektörlerdeki deneyimlerimle birçok başarı elde ettim. Aynı zamanda hem Türkiye&#8217;de hem yurt dışında üreticiler, mimarlar ve inşaat firmaları ile ortak projeler yürüttüm. Uzun zamandır ise inşaat ve üretim sektörünün içerisindeyim. Üretici firmaların sorunlarını görmeye başladıkça bu proje üzerinde düşünmeye başladım. Bu süre zarfında Türkiye ve Avrupa&#8217;daki mimarlık firmalarının da ihtiyaçlarını görebilme şansım oldu. Yani aslında bir tarafın eksikliği, diğer tarafın ihtiyacı tamamlandığında ortaya çok güzel bir girişimcilik örneği çıkmış oldu. Biz bugün emeğe dayalı bir şeyi çözüyoruz. Emeğe dayalı hem üreticinin hem tasarımcının hem kullanıcının sorunlarını ortadan kaldırıyoruz. Bunu yaparken bir yandan da bir kullanım değişikliği oluşuyor. Bir alışkanlık gidiyor yerine yeni bir alışkanlık geliyor.  Bu süreç yapay zekaya kadar evrilebilecek. Yeni bir sistem hatta sektör oluşturuyoruz diyebiliriz aslında. Türkiye’de ilk kez faaliyete geçecek olması da ayrı bir mutluluk bizim için. Projemizi duyurmak için gün sayıyoruz.’ açıklamasında bulundu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sefer-dogan-ozdogan-turkiyede-girisimci-olmak-zor-degil-397306">Sefer Doğan Özdoğan: Türkiye&#8217;de Girişimci Olmak Zor Değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>IDEF&#8217;te sadece harp silah ve araçlarımız değil, millî teknoloji hamlemizin ulaştığı seviye de sergilendi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/idefte-sadece-harp-silah-ve-araclarimiz-degil-milli-teknoloji-hamlemizin-ulastigi-seviye-de-sergilendi-392224</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Jul 2023 10:54:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[araçlarımız]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[hamlemizin]]></category>
		<category><![CDATA[harp]]></category>
		<category><![CDATA[idefte]]></category>
		<category><![CDATA[mill]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[sergilendi]]></category>
		<category><![CDATA[seviye]]></category>
		<category><![CDATA[silah]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[ulaştığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=392224</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluslararası savunma sanayisini bir araya getiren Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı (IDEF'23), bu yıl 25-28 Temmuz tarihleri arasında TÜYAP’ta gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/idefte-sadece-harp-silah-ve-araclarimiz-degil-milli-teknoloji-hamlemizin-ulastigi-seviye-de-sergilendi-392224">IDEF&#8217;te sadece harp silah ve araçlarımız değil, millî teknoloji hamlemizin ulaştığı seviye de sergilendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Uluslararası savunma sanayisini bir araya getiren</strong> <strong>Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı (IDEF&#8217;23), bu yıl 25-28 Temmuz tarihleri arasında TÜYAP’ta gerçekleştirildi. Pek çok farklı ülkenin katıldığı fuarı değerlendiren İstinye Üniversitesi (İSÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fahri Erenel, IDEF’in Türkiye’nin jeopolitik gücünün ve teknolojik gelişiminin bir yansıması olduğunu belirtti. Erenel, “Fuarda sergilen sadece yerli ve milli üretim harp silah ve araçlarımız değil, milli teknoloji hamlemizin ulaştığı seviyedir” dedi.</strong></p>
<p>Bu yıl 16’ncısı düzenlenen Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı (IDEF&#8217;23), 25-28 Temmuz tarihleri arasında İstanbul TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi&#8217;nde gerçekleştirildi. Fuara savunma, güvenlik, denizcilik, havacılık ve uzay sanayisi alanlarında faaliyet gösteren yerli ve yabancı firmalar katıldı. Fuara katılan İstinye Üniversitesi (İSÜ) İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fahri Erenel, IDEF’23’ü değerlendirdi. </p>
<p><strong>Çin çok sayıda firması ile fuarda yer aldı</strong></p>
<p>Bu yıl 16’ncı kez düzenlenen IDEF ile ilgili görüşlerini aktaran Prof. Dr. Erenel, şunları söyledi:</p>
<p>“Her fuarda Türk savunma sanayi ürünlerinin çeşitlendiğini ve ARGE çalışmaları yürüten firma sayısı ile katılımcı ülke ve firma sayısının da arttığını gözlemliyoruz. Örneğin, son yıllarda savunma sanayii alanında ciddi bir atılım içinde bulunan Çin’in bu fuarda çok sayıda firma ile yer alıyor olması IDEF’in dünya çapında bir marka olarak tanınması olarak değerlendirilebilir. IDEF, Türkiye’nin jeopolitik gücü ve ülkemizin teknolojik gelişiminin bir yansımasıdır. Bu fuarı diğerlerinden ayrı kılan, Türk savunma sanayii ürünlerinin çoğunun Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından operasyonlarda kullanılmış olmasıdır. Harp silah ve araçlarını bir pazara hızla girerek satabilmek ciddi uğraş gerektirir. Türkiye’nin avantajı sahada kullanılan ve geri bildirimlerle daha geliştirilen sistemlerin tamamını veya önemli bir kısmını üretiyor olmasıdır. Diğer bir konuda Türk savunma sanayi firmalarının çalışmalarını Türk Silahlı Kuvvetleri’nin öngörü odaklı ihtiyaç analizlerinin şekillendiriyor olmasıdır.”</p>
<p><strong>“Harp silah ve araçlarının önemli özelliği kullanım ömürlerinin giderek kısalması”</strong></p>
<p>Erenel, fuarın sektörün geleceğine katkısını ise şu sözlerle özetledi:</p>
<p>“Savunma sanayii, ülkelerin endüstrileşmesinin kuvvet çarpanı olarak görülmektedir, bir ülkenin gelişmişlik seviyesinin yansımasıdır. Teknolojik yeniliklerin büyük kısmının askerî ihtiyaçlarla ortaya çıktığı bilinmektedir. Aynı zamanda bu ürünler önemli bir gelir ve istihdam yaratmaktadır. Diğer sektörler için de yol haritası çizebilmektedir. Güvenlik ve bekanın daha da önem kazandığı günümüzde savunma sanayilerinin teknolojik gelişimlerine hız kesmeden devam etmesi beklenmelidir. SIPRI verileri de ülkelerin savunma harcamalarının her geçen yıl artış gösterdiğini vurgulamaktadır. Bu nedenlerle, bu alandaki AR-GE çalışmaları ve yatırımların artarak devam edeceği öngörülebilir. Harp silah ve araçlarının önemli özelliği günümüzdeki hızlı teknolojik gelişim ve dijitalleşme nedeniyle kullanım ömürlerinin giderek kısalmasıdır. Buna ‘yaratıcı yıkım’ adı verilmektedir. Yeni teknoloji, ‘daha yeni’ sayılabilecek bir önceki teknolojiyi hızla eskitebiliyor. Dolayısıyla günümüzde askeri sistemlerin askeri ve sivil ihtiyaçlar dikkate alınarak planlanması ve üretilmesi dikkate alınmaktadır.”</p>
<p><strong>“Millî ve özgün savunma sanayi ürünlerimiz dikkat çekiyor”</strong></p>
<p>Türkiye’nin katılımcıları heyecanlandıran son atılımları hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Erenel,<strong> “</strong>Savunma sanayimiz Türkiye’de millî ve özgün yüksek teknoloji üretiminin öncü sektörü olmuştur. Millî Teknoloji Hamlesi ile sanayileşme politikaları ile savunma sanayinin uyumu sağlanmıştır. Millî Teknoloji Hamlesi, yüksek teknoloji, katma değerli üretim ve öz yeterlilik kazanımlarının ötesinde anlamlar taşımaktadır. Kendine özgü yönetim sistemi, ana yüklenicileri, alt yüklenicileri, KOBİ’leri, araştırma kuruluşları, üniversiteleri, geliştirdiği özgün ürünleri ve ihracatıyla savunma sanayii, Türkiye’nin en önemli sektörlerinden biri haline gelmiştir. Artık Türkiye’nin millî ve özgün savunma sanayi ürünleri, dünyada savaş paradigmasını ve jeopolitik dengeleri değiştirici unsurlar olarak tanımlanmaktadır,” dedi.</p>
<p><strong>“Özellikle Çin’in katılımı önemli”</strong></p>
<p>Birçok ülkenin fuara katıldığına dikkat çeken Erenel, “Başta Çin olmak üzere Suudi Arabistan gibi ülkelerin geniş kapsamlı katılımları önemli, bir sonraki fuarda Körfez ülkelerinden daha geniş katılımlar olacaktır. Özellikle Çin’in katılımı önemli. 2025 yılını ‘yapay zekâ yılı’ olarak belirleyen Çin’in 5G teknolojisi, robotik sistemleri, ileri teknoloji odaklı çalışmaları dikkatle takip edilmektedir. Geçmiş fuarlara geniş katılım gösteren savunma sanayiinin iki önemli aktörü Rusya ve Ukrayna’nın savaş halinde olmaları nedeni ile, bu ülkelere ait firmalardan çok az katılım olduğu gözlenmiştir. Fuarlar, sadece sistemlerin görücüye çıktığı alanlar değil, karşılıklı iş birliklerinin geliştirildiği, sözleşmelerin imzalandığı, panel ve konferanslarla bilgi aktarımların yapıldığı, yeni bağlantıların oluşturulduğu zeminler olması nedeniyle de önem taşımaktadır. IDEF, bu açıdan önemli bir işleve sahiptir. Fuarda sergilen sadece yerli ve millî üretim harp silah ve araçlarımız değil, millî teknoloji hamlemizin ulaştığı seviyedir,” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Her fuar AR-GE çalışmalarını teşvik mekanizması olarak da görülmeli”</strong></p>
<p>“Fuara ilgi ve katılımın fazlalığı sektöre emek verenleri de heyecanlandırdığı kesindir. Firmalar, için de gözlem, bilgi alışverişi, yeni iş birliklerinin oluşturduğu, derslerin çıkarıldığı, yeni hedeflerin ortaya konulduğu önemli platformlardır. Her fuar aynı zamanda AR-GE çalışmalarını teşvik mekanizması olarak da görülmelidir. Fuarlar, fikirlerin uçuştuğu, uçuşan fikirlerin hayata geçebilmesi için uygun zeminlerin arandığı buluşma noktalarıdır,” diyen Prof. Dr. Erenel, fuarın siviller için de artan önemini ise şu sözlerle anlattı:</p>
<p>“Savunma sanayii siviller tarafından kullanılan birçok sektör için de ürün sağlayabilmektedir: Arama kurtarma, haritacılık, uydu ve iletişim sistemleri, yangın söndürme, iş güvenliği ve benzeri alanlar büyük ölçüde müşterektir. Siber güvenlik, insan güvenliği başta olmak üzere askerî ve sivil ihtiyaçlar günümüzde iç içe geçmiş durumdadır. Savaş ve barış arasındaki çizginin bulanıklaşması gibi, askerî bir malzeme sivil maksatlarla da kullanılabilmektedir. Sadece askerî maksatla üretim önemli ölçüde azalmaktadır. Dual üretim ön plana çıkmaktadır.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/idefte-sadece-harp-silah-ve-araclarimiz-degil-milli-teknoloji-hamlemizin-ulastigi-seviye-de-sergilendi-392224">IDEF&#8217;te sadece harp silah ve araçlarımız değil, millî teknoloji hamlemizin ulaştığı seviye de sergilendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Soyer: İzmir için bahane değil icraat üretiyoruz</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/soyer-izmir-icin-bahane-degil-icraat-uretiyoruz-391058</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Jul 2023 13:26:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bahane]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[icraat]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[soyer]]></category>
		<category><![CDATA[üretiyoruz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=391058</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, 70 milyon liralık yatırımla Torbalı Subaşı Atıksu ve Yağmur Suyu Şebeke inşaatının temelini attı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/soyer-izmir-icin-bahane-degil-icraat-uretiyoruz-391058">Soyer: İzmir için bahane değil icraat üretiyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, 70 milyon liralık yatırımla Torbalı Subaşı Atıksu ve Yağmur Suyu Şebeke inşaatının temelini attı. Bölgenin tüm evsel atık sularının Torbalı Atıksu Arıtma Tesisi’ne bağlanmasını sağlayacak yatırımla ilgili konuşan Başkan Soyer, “İzmir için bahane değil, icraat üretiyoruz. Ülkemizin içinden geçtiği derin ekonomik krize rağmen İzmir’e ve Torbalı’ya verdiğimiz sözleri teker teker yerine getirmeye devam edeceğiz” dedi. Başkan Soyer, 2019’dan bu yana İZSU’nun ilçeye yaptığı yatırım tutarının 1 milyar lira olduğunu söyledi.</p>
<p>İZSU Genel Müdürlüğü tarafından 70 milyon liralık yatırımla projelendirilen Torbalı Subaşı Atıksu ve Yağmur Suyu Şebeke inşaatı başladı. Subaşı’nın uzun yıllardır çözülemeyen kanalizasyon sorununu çözüme kavuşturacak projenin temel atma törenine İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, Torbalı Belediye Başkanı Mithat Tekin ile eşi Fatma Tekin, Beydağ Belediye Başkanı Feridun Yılmazlar,  İZSU Genel Müdürü Ali Hıdır Köseoğlu, meclis üyeleri, muhtarlar, sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve yurttaşlar katıldı.  </p>
<p><strong>Soyer: “Kaçak oranını yüzde 17 seviyesine düşürdük”</strong></p>
<p>Torbalı’nın önemli sanayi kuruluşlarına ev sahipliği yaptığını söyleyen Başkan Tunç Soyer, ilçeye çok sayıda yatırım yaptıklarını söyledi. Yapılan projeleri anlatan Başkan Soyer, “İzmir’in her hanesine kesintisiz ve temiz içme suyu sağlama hedeflerimiz doğrultusunda 230 kilometre içme suyu hattı imalatını 120 milyon lira yatırımla gerçekleştirdik. Daha güçlü bir atıksu altyapısı için 33 kilometre kanal imalatı yaptık. İlçenin artan su ihtiyacı nedeniyle mevcut içme suyu kuyularımızın yetersiz kaldığını tespit ettik ve harekete geçtik. 17 yeni içme suyu kuyusu açarak bölge sakinlerimizi kesintisiz suyla buluşturduk. Bu yıl içinde ilçeye 3 kuyu daha kazandırmak için imalatlarımız devam ediyor. Bunların ardından 6 yeni kuyu daha açarak su sorunu yaşanan bölgelerdeki problemleri kalıcı olarak çözüme kavuşturacağız. Torbalı’da hayata geçirdiğimiz içme suyu imalatlarımız sayesinde altyapıdan kaynaklı su kaybımız da yarı yarıya azaldı. 2019 yılında bölgede yüzde 34 oranlarında seyreden su kayıp kaçak oranlarını yüzde 17 seviyesine düşürdük” dedi.</p>
<p><strong>“Koku ve taşkınlarla mücadele de hızla sürüyor”</strong></p>
<p>İki önemli projenin de sürdüğünü kaydeden Soyer, “Torbalı’yı öncelikle temiz suya ve modern altyapıya kavuşturan İZSU, diğer yandan evsel atık suların ve endüstriyel atıkların bertarafını sağlayan iki büyük arıtma tesisi kuruyor. Torbalı İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi 21 bin metreküp arıtma yapan bir tesisimizdi. Yaptığımız ilaveyle kapasitesini 58 bin metreküpe çıkarıyor, yani neredeyse üç kat artırıyoruz. İnşallah bu tesisimizin açılışını 2023 sonunda hep birlikte yapacağız ve bu yatırımımızla birlikte Torbalı’da 200 bin kişinin atık suyunu bertaraf edeceğiz. Ayrancılar Yazıbaşı Atıksu Arıtma Tesisi’nde de büyük bir kapasite artırımı yapıyoruz. Bu tesisimizin kapasitesini tam 3.5 katına çıkarıyoruz. Şu anda günde 7 bin metreküp atık su arıtan tesisimiz 2024 yılının ilk yarısından itibaren günde 25 bin metreküp su arıtacak. Böylelikle Küçük Menderes’e karışan sanayi atık sularının tamamını temizleyeceğiz. Torbalı Atık Su Arıtma Tesisi ile Ayrancılar Yazıbaşı Atıksu Arıtma Tesislerinin ikinci etap inşaatları için toplam yatırım bedelimiz 600 milyon lira.  İZSU’nun Torbalı bölgesinde kokuyla ve taşkınlarla mücadelesi de hızla sürüyor. Bu kapsamda 2019 yılından bu yana bölgede 22 bin metrelik dere temizliğini tamamladık ve çok sayıda taşkın önleme projesini sürdürüyoruz” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Sözleri teker teker yerine getirmeye devam edeceğiz”</strong></p>
<p>Kanalizasyon sorununu tamamen çözeceklerini söyleyen Soyer, “Torbalı’nın atık su altyapısını güçlendirmek için ilçe genelinde hizmet verecek 221 kilometrelik çok önemli bir atıksu hattı projesini hayata geçiriyoruz. Bu projemizin ilk etabı olan 15 km kanalizasyon ve 2 km yağmur suyu hattının temelini bugün hep birlikte atıyoruz. Bu hat Torbalı Atıksu Arıtma Tesisi’ne bağlanarak Subaşı ve 19 Mayıs mahallelerinin evsel atıklarını güvenli bir şekilde bertaraf edecek. İkinci aşamada ise yıl sonuna kadar 72 kilometrelik Kuşçuburun ve Yazıbaşı atık su hattı ile 5 kilometrelik Pancar atık su hattı ihalemizi yapacağız. Bu mahallelerimizde yaşayan vatandaşlarımızın yıllardır yaşam kalitesini olumsuz etkileyen kanalizasyon sorununu nihai olarak çözeceğiz Nisan ayında Cumhuriyet’in 100. yılında İZSU’dan 100 proje tanıtım lansmanında bu projenin maliyetinin 70 milyon lira olacağını duyurmuştuk. Aradan geçen kısa zamana rağmen maliyet daha şimdiden 100 milyon liralara yaklaştı. Elbette rakamlardaki, maliyetlerdeki bu artış sadece bu projemiz için değil tüm yatırımlarımız için geçerli.  Fakat biz her şeye rağmen kararlıyız. İzmir için bahane değil, icraat üretiyoruz. Ülkemizin içinden geçtiği derin ekonomik krize rağmen İzmir’e ve Torbalı’ya verdiğimiz sözleri teker teker yerine getirmeye devam edeceğiz. İstedikleri kadar engellemeye çalışsınlar hiçbir şekilde bizi durduramazlar” dedi.</p>
<p><strong>“Mücadelemizi nefes almadan sürdürmeye devam edeceğiz”</strong></p>
<p>Hiçbir sıkıntının kendilerini durduramayacağını söyleyen Soyer, “Üzülerek görüyorum ki, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZSU’nun yürüttüğü bu yatırımları görmezden gelerek kamuoyunu yanlış bilgilendirmek üzere seferber olmuş bazı çevreler var. Bunların kim olduğunu ve bunu neden yaptıklarını elbette çok iyi biliyoruz. Fakat sizi bunlarla yoracak değilim. Çünkü doğru bir tanedir. Doğru olan şu… Bizim dönemimizde Torbalı ilçemize İZSU Genel Müdürlüğümüzün yaptığı yatırımların toplamı tam 1 milyar lira. Torbalı&#8217;ya ve İzmir’in diğer 29 ilçesine bu hizmetleri getirmemiz elbette bir lütuf değil, bizim vazifemiz. Biz, Körfez’in koku sorunundan arıtma tesislerine, yağmur suyu hattı ile kanalizasyon hatlarının ayrıştırılmasından ilçelerdeki altyapı sorunlarına kadar İzmir’in uzun yıllardır kangren haline gelmiş tüm sorunlarına karşı mücadelemizi nefes almadan sürdürmeye devam edeceğiz. Ne ekonomik kriz, ne pandemi, ne de algı yönetimi peşinde olan çevreler bizi yıldırabilir. Şüpheniz olmasın ki İZSU’nun birbirinden kıymetli personeli ve yöneticileri, İzmir’in yıllardır süregelen bu sorunlarını bütünüyle çözmek için canla başla çalışıyor” dedi.</p>
<p><strong>Tekin: “Onurunu yaşıyoruz”</strong></p>
<p>Torbalı Belediye Başkanı Mithat Tekin ise “İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Torbalı Belediyesi olarak uyum içinde çalışıyoruz. Birlikte çalışmalarının en güzel örneklerini sergileyerek geride bıraktığımız yıllarda Tunç Başkanımızın öncülüğünde güzel işler yapmanın onurunu yaşıyoruz” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/soyer-izmir-icin-bahane-degil-icraat-uretiyoruz-391058">Soyer: İzmir için bahane değil icraat üretiyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Murat Arslan: Düzenli Veteriner Hekim Kontrolleri Yalnızca Kedilerin Değil, İnsanların da Sağlığını Korur!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-murat-arslan-duzenli-veteriner-hekim-kontrolleri-yalnizca-kedilerin-degil-insanlarin-da-sagligini-korur-389697</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Jul 2023 14:10:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[arslan]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[hekim]]></category>
		<category><![CDATA[insanların]]></category>
		<category><![CDATA[kedilerin]]></category>
		<category><![CDATA[kontrolleri]]></category>
		<category><![CDATA[korur]]></category>
		<category><![CDATA[murat]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[veteriner]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=389697</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Türk Veteriner Hekimler Birliği Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Murat Arslan, koruyucu hekimliğin hayvan sağlığı ve refahı kadar zoonotik hastalık risklerinin önüne geçilebilmesi için de önemli olduğunu vurguladı: </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-murat-arslan-duzenli-veteriner-hekim-kontrolleri-yalnizca-kedilerin-degil-insanlarin-da-sagligini-korur-389697">Prof. Dr. Murat Arslan: Düzenli Veteriner Hekim Kontrolleri Yalnızca Kedilerin Değil, İnsanların da Sağlığını Korur!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Düzenli Veteriner Hekim Kontrolleri Yalnızca Kedilerin Değil,</strong></p>
<p><strong>İnsanların da Sağlığını Korur!</strong></p>
<p><em>Birçok hayvan sahibinin, hayvanları için düzenli veteriner hekim kontrolleri planlamadığını, bu durumun özellikle hastalık semptomlarını ustalıkla gizleyebilen kediler için önemli sağlık riskleri barındırdığını ifade eden Türk Veteriner Hekimler Birliği Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Murat Arslan, “Veterinerlik tıbbında gelişmiş bir ülkeyiz, yeter ki daha fazla hayvanın yaşamını kurtarabilmemiz ve zoonotik hastalık risklerini en aza indirgeyebilmemiz adına kedilerin veteriner hekim kontrolleri aksatılmasın. Düzenli veteriner hekim kontrolleri yalnızca kedilerin değil, insanların da sağlığını korur,” dedi.</em></p>
<p>Dünyada her 10 kediden yalnızca 4’ü düzenli sağlık kontrollerinden geçiriliyor. Kedi sahipleri, kedilerini yalnızca hastalandığında veya yaralandığında veteriner kliniğine götürdüklerini belirtirken, Türkiye’deki kedi sahiplerinde de maalesef benzer bir durum  söz konusu. Araştırmalara göre, günümüzde her 3 kedi sahibinden 1’i kedileri hastalık semptomu göstermesine rağmen kedilerini hemen sağlık kontrollerinden geçirmediğini belirtiyor. Doğaları gereği hastalık semptomlarını ustalıkla gizleyebilen kediler için ise, bu durum ciddi sağlık sonuçlarını beraberinde getiriyor. </p>
<p>Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Türk Veteriner Hekimler Birliği Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Murat Arslan, koruyucu hekimliğin hayvan sağlığı ve refahı kadar zoonotik hastalık risklerinin önüne geçilebilmesi için de önemli olduğunu vurguladı: </p>
<p>“Hayvanseverlik oldukça fazla bilinç, özveri ve sorumluluk gerektiriyor. Yaşamlarını evde geçiren kedilerin veteriner hekimlere daha az götürülmeye ihtiyacı varmış gibi yanlış bir kanı mevcut. Veteriner hekimlik mesleği olarak hayvanlara sağlıklı bir yaşam sunabilmek üzere yeterli donanıma sahibiz, fakat yine de yaşamını kurtarabileceğimiz, hastalıklarını onlara çok fazla zarar vermeden engelleyebileceğimiz oldukça fazla sayıda kedi, düzenli veteriner hekim kontrollerinden geçirilmemeleri sebebiyle sağlığından ve daha da kötüsü hayatından oluyor. Öte yandan, zoonotik hastalıklarla mücadelede ön koşul, hayvan sağlığı hizmetlerinin etkin olarak sürdürülmesi ve ulaşılabilir olmasının sağlanmasıdır. Bu noktada tüm hayvan sahiplerinin farkındalığına ve sorumluluklarını yerine getirmelerine ihtiyacımız var. Daha fazla hayvanın yaşamını kurtarabilmemiz ve insanlar için zoonotik hastalık risklerini kontrol edebilmemiz adına veteriner hekim kontrollerinin aksatılmaması gerekir.”</p>
<p>Arslan sözlerine şu şekilde devam etti: “Koruyucu hekimlik uygulamaları kedinizin sağlığına, birlikte yaşam boyu sürecek dostluğunuza yapılmış değerli bir yatırımdır. Sürdürülebilir bir sağlık ve refah bir yaşam için tedavi edici sağlık uygulamalarına paralel ‘koruyucu hekimlik’ anlayış ve uygulamaları önceliklendirilmelidir. Çünkü korumak tedavi etmekten daha kolay, daha ekonomik ve daha insancıldır. Yapılan çalışmalar, sağlık ile ilgili endişelerin yanında koruyucu hekimlik uygulamalarının hasta sahibi için yarattığı maliyetin, hastalık tedavisinin yarattığı maliyetin çok daha üzerinde olduğunu gösteriyor. Sağlık riskleri ertelemeye gelmez; kedinizin rutini dışına çıkan tüm davranışlarını ve tuvalet, miyavlama, kaşınma gibi size farklı sağlık verileri sunabilecek eylemlerini takip altında tutmalısınız. Şüphelendiğiniz herhangi bir durumda vakit kaybetmeden veteriner hekiminizle iletişime geçmeniz ve düzenli ziyaret planlamanız kedinizin yaşamı için fark yaratan bir adım olabilir.”</p>
<p>İstanbul Veteriner Hekimler Odası (İVHO), Kedici Veteriner Hekimler Derneği (KEDVET), Kedi Hekimliği Derneği (KHEDİ), Klinisyen Veteriner Hekimler Derneği (KLİVET), Küçük Hayvan Veteriner Hekimleri Derneği (KHVHD) ve Acil Veteriner Hekimleri Derneği’nin (TuVECCA) destekleri ile, Royal Canin tarafından hayvan sahiplerini kedileri için düzenli sağlık kontrolleri planlamaya teşvik ederken koruyucu hekimlik uygulamalarının önemi konusunda farkındalık yaratmayı ve kedilere yönelik sağlık hizmetlerini iyileştirmeyi amaçlayan “Kedinizi Veteriner Hekimine Götürün” ulusal farkındalık kampanyası düzenleniyor. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-murat-arslan-duzenli-veteriner-hekim-kontrolleri-yalnizca-kedilerin-degil-insanlarin-da-sagligini-korur-389697">Prof. Dr. Murat Arslan: Düzenli Veteriner Hekim Kontrolleri Yalnızca Kedilerin Değil, İnsanların da Sağlığını Korur!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title> Siber tehdit ve izleme istihbaratı olmadan siber koruma mümkün değil </title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/siber-tehdit-ve-izleme-istihbarati-olmadan-siber-koruma-mumkun-degil-389521</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Jul 2023 09:40:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[istihbaratı]]></category>
		<category><![CDATA[izleme]]></category>
		<category><![CDATA[koruma]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[olmadan]]></category>
		<category><![CDATA[siber]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=389521</guid>

					<description><![CDATA[<p>Siber tehdit istihbaratı ve izleme, modern bir siber saldırıya karşı kuruluşların hazırlıklı olma, eyleme geçirilebilir bilgi toplama ve durdurma aşamalarında kritik önem taşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siber-tehdit-ve-izleme-istihbarati-olmadan-siber-koruma-mumkun-degil-389521"> Siber tehdit ve izleme istihbaratı olmadan siber koruma mümkün değil </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Siber tehdit istihbaratı ve izleme, modern bir siber saldırıya karşı kuruluşların hazırlıklı olma, eyleme geçirilebilir bilgi toplama ve durdurma aşamalarında kritik önem taşıyor. Birçok kuruluş, konu hakkında yeterli bilgi sahibi olmamakla birlikte, saldırıları önlemek için gereken personele ya da uzmanlığa bütçe ayırmadığı için saldırılara karşı savunmasız kalıyor. Siber koruma alanında küresel bir lider olan Acronis, kuruluşların siber tehdit istihbaratı ve izleme çözümleri hakkında bilmesi gerekenleri paylaşıyor.</strong></p>
<p>Siber saldırılar artık sadece kişi ve kuruluşlar için değil, devletleri de kapsayan küresel bir tehdit haline geldi. Uzaktan çalışma modelinin yaygınlaşmasıyla, korumasız ağların kullanılması ve çalışanların kendi cihazlarıyla şirket ağına bağlanması, siber tehdit istihbaratı ve izleme çözümlerine duyulan ihtiyacı her geçen gün daha fazla ortaya koyuyor. Stratejik zeka tabanlı siber tehdit istihbaratı ve izleme çözümleri, kötü amaçlı yazılım saldırılarına karşı kuruluşların güvenlik açıklarını daha iyi anlamalarına, saldırı halinde uygun önlemlerin alınmasına, şirketin ağını ve uç noktalarını gelecekteki saldırılara karşı korumalarına yardımcı oluyor. Aynı işlemlerin gerçekleştirilmesi için 8 bin 774 analistin bir yıl boyunca tam zamanlı çalışması gerekiyor. Doğru bir güvenlik duvarı oluşturmak amacıyla yapay zeka (AI) ve makine öğrenimi ile çalışan siber tehdit istihbaratı ve izleme çözümleri en etkili yöntemler arasında. Siber koruma alanında küresel bir lider olan Acronis, siber tehdit istihbaratı ve izleme çözümleri hakkında bilinmesi gerekenleri paylaşıyor.</p>
<p><strong>Siber Tehdit İstihbaratı Yaşam Döngüsü ve Süreci </strong></p>
<p>Sektör uzmanları, ham verileri istihbarata dönüştüren siber tehdit istihbaratı yaşam döngüsünün beş veya altı yinelemeli süreç adımı olduğunu belirtiyor. CIA ilk önce altı adımlı bir yaşam döngüsü süreci geliştirirken, diğer güvenlik uzmanları yaşam döngüsü sürecini aşağıdaki gibi birleştirerek 5 adıma indiriyor.</p>
<p><strong>1.</strong> <strong>Planlama ve yön</strong>: CISO veya CSO, siber tehdit istihbarat programının amaçlarını ve hedeflerini belirliyor. Bu aşama, korunması gereken hassas bilgilerin ve iş süreçlerinin tanımlanmasını, verileri ve iş süreçlerini korumak için gereken güvenlik operasyonlarını ve neyin korunacağına öncelik verilmesini içeriyor.</p>
<p><strong>2.</strong> <strong>Koleksiyon</strong>: Veriler, açık kaynak aktarımları, şirket içi tehdit istihbaratı, dikey topluluklar, ticari hizmetler ve karanlık web istihbaratı gibi birden çok kaynaktan toplanıyor.</p>
<p><strong>3.</strong> <strong>İşleme</strong>: Toplanan veriler daha sonra daha fazla analiz için uygun bir formatta işleniyor.</p>
<p><strong>4. Analiz</strong>: Veriler farklı kaynaklardan birleştirilerek, analistlerin kalıpları belirleyebilmesi ve bilinçli kararlar alabilmesi için eyleme geçirilebilir istihbarata dönüştürülüyor.</p>
<p><strong>5.</strong> <strong>Yaygınlaştırma:</strong> Tehdit verileri analizi daha sonra uygun şekilde yayınlanıyor ve şirketin paydaşlarına veya müşterilerine dağıtılıyor.</p>
<p>Siber tehdit istihbarat ve yaşam döngüsü, dijital saldırılarla mücadele için tek seferlik bir süreç değil, her siber deneyimi alıp bir sonrakine uygulayan döngüsel bir süreç olarak kuruluşlara destek veriyor.</p>
<p><strong>Siber Güvenlikte Tehdit Modelleme İle İlgili Yanılgılar Neler?</strong></p>
<p>&#8220;Tehdit modelleme&#8221; terimi birçok kullanıcı için çeşitli yanlış anlamalara yol açabiliyor.   Bazıları bu yaklaşımın yalnızca bir uygulama tasarlanırken uygulanabileceğini ya da kod incelemesi ve sızma testi ile kolayca çözülebilen, isteğe bağlı bir görev olarak görüyor. Süreci aşırı karmaşık gereksiz bir faaliyet olarak gören kuruluşlar da bulunuyor. Acronis, genel kanı olarak yerleşen, doğru bilinen yanlışları aşağıdaki şekilde sıralıyor. </p>
<p><strong>1.</strong> <em><strong>Kod incelemesi ve sızma testi, tehdit modellemenin yerini tutmaz</strong></em><strong>. </strong>Kod incelemesi ve sızma testi, herhangi bir uygulama geliştirme sürecinin temel bir parçası olarak koddaki hataları bulmada etkili oluyor. Ancak tehdit modellemesi ile başlatılan özel güvenlik değerlendirmeleri düzeltilmediği takdirde güvenlik ihlali yaratan karmaşık tasarım kusurlarını beraberinde getirebiliyor.</p>
<p><em><strong>2. Tehdit modellemesi dağıtımdan sonra da yapılabilir.</strong></em><strong> </strong>Tehdit modellemesini tasarım aşamasının başında başlatmak en iyi yöntem olarak görülüyor. Bu işlem, dağıtım sonrasında da ilgili yaklaşıma başvurulması gerektiği anlamına geliyor. Uygulama dağıtımdan sonra daha erişilebilir hale geldikçe yeni siber tehditler ortaya çıkabiliyor. Uygulamaya yönelik mevcut tüm tehditlerin değerlendirmesi olmadan, onu tüm olası risklere karşı güvence altına alınamıyor. Dağıtım sonrası aşamadaki zayıflıkların izlenerek uygulama için daha hızlı ve daha etkili iyileştirme sağlanabiliyor.</p>
<p><em><strong>3. Tehdit modelleme, makul bir şekilde yaklaşılırsa karmaşık bir süreç değildir</strong>. </em>Mevcut süreç, bir plan yapılmadan önce incelendiğinde zaman alıcı ve yorucu görünebiliyor. Ancak sistematik adımlar halinde sınıflandırıldığında uygulanabilir görevlere bölünebiliyor. Her görev bir öncekini takip ediyor. Bu nedenle &#8220;komut dosyasına&#8221; uyulduğu sürece tehdit modelleme fazla güçlük çekmeden tamamlanabiliyor.</p>
<p>Siber koruma, araştırma ve tehdit izleme özelliklerini tek bir çatı altında birleştiren Acronis, geliştirdiği Acronis Cyber Protect ürünü ile tüm verileri, uygulamaları ve sistemleri korumak için yedekleme ve siber güvenlik yeteneklerini tek bir çözümde birleştiriyor. Acronis, sektörde ilk kez geliştirdiği bu çözümle siber suçlara karşı mücadele ediyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siber-tehdit-ve-izleme-istihbarati-olmadan-siber-koruma-mumkun-degil-389521"> Siber tehdit ve izleme istihbaratı olmadan siber koruma mümkün değil </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir gün değil hayat boyu beyin sağlığına dikkat edilmeli Yalnızlık insana iyi gelmez, beyne hiç iyi gelmez</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bir-gun-degil-hayat-boyu-beyin-sagligina-dikkat-edilmeli-yalnizlik-insana-iyi-gelmez-beyne-hic-iyi-gelmez-389141</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Jul 2023 08:54:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[beyne]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[boyu]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[edilmeli]]></category>
		<category><![CDATA[gelmez]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[hiç]]></category>
		<category><![CDATA[insana]]></category>
		<category><![CDATA[iyi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığına]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=389141</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beden sağlığının önemli olduğunu, fakat beyin sağlığının bunların ötesine geçtiğini belirten uzmanlar, cildimize nasıl iyi bakıyorsak, beynimize de iyi bakmamız gerektiği konusunda uyarıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bir-gun-degil-hayat-boyu-beyin-sagligina-dikkat-edilmeli-yalnizlik-insana-iyi-gelmez-beyne-hic-iyi-gelmez-389141">Bir gün değil hayat boyu beyin sağlığına dikkat edilmeli Yalnızlık insana iyi gelmez, beyne hiç iyi gelmez</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Beden sağlığının önemli olduğunu, fakat beyin sağlığının bunların ötesine geçtiğini belirten uzmanlar, cildimize nasıl iyi bakıyorsak, beynimize de iyi bakmamız gerektiği konusunda uyarıyor. Dünya Beyin Sağlığı Günü kapsamında beyin sağlığının önemine dikkat çeken Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, iyi bir beyin sağlığının ruhsal, bedensel ve sosyal olarak iyi olmak demek olduğunu söylüyor. Sağlıklı beslenmenin yanında ruhsal iyilik halinin beyin sağlığı için önemli olduğunun altını çizen Tarlacı, yalnızlığın ise beyne iyi gelmediğine vurgu yapıyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, Dünya Beyin Sağlığı Günü kapsamında beyin sağlığının önemine dair açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>İyi bir beyin sağlığı demek, ruhsal, bedensel ve sosyal olarak iyi olmak demek</strong></p>
<p>Bütün bedenimizin tıbbi sağlığının önemli olduğunu, fakat yönetici merkezimiz olan beyin sağlığının bunların ötesine geçtiğini belirten Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, cildimize nasıl iyi bakıyorsak, içimizdeki beynimizin de sağlığına iyi bakmamız gerektiğini söyledi.</p>
<p>Öncelikle sağlığın ne olduğundan bahsetmek gerektiğini dile getiren Tarlacı, “Sağlıklı olmak, bir insanın ruhsal bedensel ve sosyal olarak iyilik hali demek. Bu yönüyle bakıldığı zaman aslında iyi bir beyin sağlığı demek, ruhsal, bedensel ve sosyal olarak iyi olmak demek. Bu üçü bir araya geldiği zaman bir insanın sağlıklı olduğundan bahsedebiliyoruz. Beyin için de bunlar geçerli.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Beyin sağlığı için sağlıklı beslenme çok önemli</strong></p>
<p>Bedensel olarak beynimize nasıl iyi bakacağımızı açıklayan Tarlacı, “Öncelikle beslenirken sadece bedenimizi beslediğimizi düşünmememiz gerekiyor. Beslenmek demek beyni beslemek demektir. Çünkü aldığımızın neredeyse 5’te 1’ini beynimiz kullanıyor. Beslenme konusunda özellikle Ege, Akdeniz diyeti beyin ve kalp damar sağlığı açısından da en ideal beslenme şekli. Ağırlıklı olarak yeşil sebzeler, otlar, meyveler ve deniz ürünlerinden oluşuyor. Beyin sağlığı açısından yapılması gereken en önemli şeylerden bir tanesi sağlıklı beslenmek. Sağlıklı beslenirken de bedene zarar vermemek, alkol ve benzeri bağımlılık yapan maddeleri olabildiğince azaltmak, kısmak ya da kesmek bu işin diğer tarafını oluşturuyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Bardağın dolu tarafını görmeye kendimizi alıştırmalıyız</strong></p>
<p>Beyin sağlığının önemli bir diğer parçasının ruhsal iyilik hali olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Ruhsal iyilik halini sağlayan pek çok parametre var. Aile ilişkileri, toplumun ekonomik durumu, iyi uyku düzeni gibi birçok faktörün etkisi bulunuyor. Ancak olabildiği kadar hayata daha pozitif, daha mutlu, daha şükrederek bakmak ve olumlu kısımları görmek lazım. Elbette ki negatif olumsuz şeyler daha büyük etkiler oluşturuyor ama farkındalığımızı arttırmalıyız. Yaşamdaki bütün sıkıntıların bir şekilde geçeceğini ve geçmek zorunda olduğunu, bunun için sabredilmesi gerektiğini bilmeliyiz. Nefes almak, yürümek, bağımsız hareket etmek, havayı koklamak, görmek gibi dış dünyanın bizi beslediği konulara şükrederek farkındalık oluşturmamız gerekiyor.” dedi.</p>
<p>Böyle düşünüldüğü zaman hayatın derin sıkıntıları karşısında daha dirençli hale gelebileceğimizi belirten Tarlacı, bardağın boş tarafını değil, dibinde bir damla su varsa dolu tarafını da görebilmeye bir şekilde kendimizi alıştırmamız gerektiğini sözlerine ekledi.</p>
<p><strong>Yalnızlık insana iyi gelmez, beyne hiç iyi gelmez</strong></p>
<p>İnsanın tek başına var olabilen bir canlı olmadığına değinen Tarlacı, “Çocuklukta konuşmayı öğrenirken bile başkasının varlığına, konuşmasına ihtiyaç duyarız. Doğuştan dil yeteneğimiz olsa da başkası hayatımızda yoksa konuşmayı asla öğrenemiyoruz ve konuşamıyoruz. Bize öteki gerekiyor. Öteki bazen hayatta sıkıntı yaratabiliyor. Diğer insanların varlıkları bizi sinir edebiliyor ama insan sosyal bir canlı ve diğerlerinin varlığıyla anlam kazanıyor. Diğerlerinin gözünde kendimizi görerek anlamımızı çıkartıyoruz ya da kim olduğumuzu anlıyoruz. Beyin sağlığı açısından özellikle sosyal ilişkileri arttırmak insanlara zaman ayırmak gerekiyor. Aile ve akrabalar sonra arkadaşlar şeklinde bu zincir genişletilebilir. Buradaki önemli nokta şu yalnızlık insana iyi gelmez, beyne hiç iyi gelmez. Beynin çabuk yaşlanmasına, büzüşmesine, pörsümesine neden olur. Dolayısıyla sosyal etkileşimlerimizi olabildiğince güçlü, canlı tutmak ve hayatın bütün renklerini görebilmek gerekiyor. ” dedi.</p>
<p><strong>Bir gün değil hayat boyu beyin sağlığına dikkat edilmeli</strong></p>
<p>Sadece beyin sağlığı gününde değil 365 gün beynimizi dikkate almamız gerektiğine dikkat çeken Tarlacı, “Beyin sağlığınız için farkındalık oluşturmanız gerekiyor. Yaşam boyu sizi yöneten, kararlarınızı vermeyi sağlayan, duygularınızı değerlendiren, problem çözmenizi sağlayan, yaşamdaki sorunlarla başa çıkmanızı duygusal, düşünsel ve davranışsal olarak sağlayan beyin, yönetici ve en değerli organımız. Dolayısıyla sadece bir gün değil tüm yıl hatta yaşamınız boyunca beyninizi dinleyin, ona dikkatinizi verin ve beyin sağlığınıza dikkat edin.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Beyin sağlığını korumak için beslenme, egzersiz, uyku ve stres yönetimi önemli</strong></p>
<p>Beyin sağlığını korumaya yardımcı öneriler de paylaşan Prof. Dr. Sultan Tarlacı, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Sağlıklı ve dengeli beslenmeye özen gösterin. Omega-3 yağ asitleri, B vitamini ve antioksidan içeren besinler tercih edin. Meyve, sebze, tam tahıllar, yağsız proteinler ve sağlıklı yağlarla zenginleştirilmiş bir diyet benimseyin. Trans yağ ve doymuş yağ tüketimini sıfırlayın, fast food ve işlenmiş gıdalardan uzak durun. Düzenli olarak egzersiz yapın. Yürüyüş, yüzme, dans, bisiklete binme gibi beyin sağlığını destekleyen egzersizleri tercih edin. Bulmaca çözme, kitap okuma, müzik dinleme, yeni şeyler öğrenme gibi zihinsel aktiviteleri de unutmayın. Stresten uzak durmaya özen gösterin. Yeni hobiler edinmek, sosyal etkinliklere katılmak, doğayla zaman geçirmek, meditasyon, yoga ve nefes egzersizleri stresinizi yönetmede yardımcı olabilir. Uyku düzeninize dikkat edin ve kaliteli uyumanızı sağlayacak önlemler alın. Sağlık kontrollerinizi düzenli yaptırın. Kullandığınız ilaçlar varsa reçetenize ve doktorunuzun önerilerine sadık kalın. Beyin yaralanmalarına karşı güvenlik önlemleri almayı ihmal etmeyin.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bir-gun-degil-hayat-boyu-beyin-sagligina-dikkat-edilmeli-yalnizlik-insana-iyi-gelmez-beyne-hic-iyi-gelmez-389141">Bir gün değil hayat boyu beyin sağlığına dikkat edilmeli Yalnızlık insana iyi gelmez, beyne hiç iyi gelmez</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Özbaran, &#8220;Ebeveynler karneye değil eğitim sürecine odaklanmalı&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-ozbaran-ebeveynler-karneye-degil-egitim-surecine-odaklanmali-385439</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 Jun 2023 11:54:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveynler]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[karneye]]></category>
		<category><![CDATA[odaklanmalı]]></category>
		<category><![CDATA[özbaran]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[sürecine]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=385439</guid>

					<description><![CDATA[<p>Okullarda eğitim-öğretim yılının son bulmasıyla birlikte hem velileri hem de öğrencileri karne heyecanı sardı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-ozbaran-ebeveynler-karneye-degil-egitim-surecine-odaklanmali-385439">Prof. Dr. Özbaran, &#8220;Ebeveynler karneye değil eğitim sürecine odaklanmalı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Okullarda eğitim-öğretim yılının son bulmasıyla birlikte hem velileri hem de öğrencileri karne heyecanı sardı. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi (EÜTF) Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Burcu Özbaran, karne alan çocuklara yaklaşım konusunda velilere önemli tavsiyelerde bulundu. Prof. Dr. Özbaran, “Karnenin, sadece bir sonuç belgesi olduğu unutulmamalıdır. Önemli olan çocuğun akademik gelişim sürecini en başında dikkatli şekilde takip ederek, sorunlara zamanında önlem almaktır” diye konuştu.</p>
<p>Bilinçli ailelerin, çocuklarının karneleri hakkında hâlihazırda fikir sahibi olduklarını söyleyen Prof. Dr. Özbaran, “Karne, tüm yıl boyunca çalışan, okula giden, sınavlara girmiş bir çocuğa verilen sene sonu belgesi gibi düşünülmelidir. Çocuğun davranışsal, akademik ve sosyal gelişimini takip eden aileler, hâlihazırda çocuğunun karnesinin nasıl geleceğini az çok bilirler. Bu sebeple sadece sene sonunda verilen karneyi görüp çocuğa tepki vermek yerine çocuğun akademik yaşantısını etkileyen faktörleri takip etmek daha yararlı olacaktır. Karnesi zayıf olan çocuğu, son dönemde sadece karneyle değerlendirmektense yıl içinde destekleyerek eksiklerinin giderilmesini sağlamak, koruyucu ruh sağlığı açısından önlemler almak gerekir. Onur kırıcı sözler, fiziksel şiddet gibi yollara başvurmak hiç uygun değildir. Karne bir sonuçtur, dolayısıyla karneye değil çocuğun akademik gelişim sürecine odaklanmak gerekir” dedi.</p>
<p>“Ödüller abartılmamalı”</p>
<p>Başarılı çocukların sözlü olarak onore edilmesinin başlı başına bir ödül olduğunu dile getiren Prof. Dr. Özbaran, “İyi bir karneye sahip olan çocuklara somut ödüllerden ziyade, sözlü olarak memnuniyet ifade etmek, gurur duyulduğunu dile getirmek özgüveni de destekleyici olacaktır. Karnenin kötü gelmesi, çocuklar için hâlihazırda bir ceza gibidir. Bu yüzden çocuğun, aileden kötü karne sebebiyle ekstra bir cezaya tabi tutulması desteklediğimiz bir durum değil. Önemli olan, yıl genelindeki sürece odaklanmaktır. Aynı şekilde karnesi iyi olan çocuğu da abartılı bir şekilde ödüllendirmek o çocuğun hedeflerine akademik başarı için değil, ödül için odaklanmasına neden olacaktır. Bizim istediğimiz, çocuğun ödülden ziyade kendi kişisel gelişimi için iyi bir karne getirmeye çalışması, sene içindeki akademik hedeflerine kendisi için ulaşmaya çalışmasıdır. Özetle, iyi karne çocuk için başlı başına bir ödül niteliğindedir. Karnenin ardından yaz mevsiminde yapılacak kültürel, sportif faaliyetlere odaklanmak, çocuğu kitap okumaya teşvik ederek, gelişiminin desteklenmesi yararlı olacaktır. Bu dönemde çocukları dijital bağımlılıktan ve ekranlardan olabildiğince uzak tutmak da son derece önemlidir” dedi.</p>
<p>“Psikolojik sorunlar erken dönemde teşhis edilebilir”</p>
<p>Psikiyatrik rahatsızlıkların, çocukların eğitim hayatlarını olumsuz etkilediğini belirten Prof. Dr. Özbaran, “Çocuğun akademik hayatı, en başından itibaren ebeveynler tarafından dikkatlice gözlenmelidir. Sorunlara, en başından müdahale etmek, ileride doğacak daha ciddi sorunları önler. Çocukların derslerinden uzaklaşması, ekran bağımlılıklarının artması gibi etkenler dikkat bozukluğunun belirtileri olabilir. Aileler bu durumlarda koruyucu ruh sağlığı adına bir çocuk psikiyatrisiyle iletişime geçmelidir. İleride büyüyecek sorunlar için erken dönemde önlem almak hem aile için hem de çocuk için çok daha kolay olacaktır. Dikkat bozukluğu, özgül öğrenme bozukluğu, kaygı bozukluğu, anksiyete, depresyon, otizm spektrum bozukluğu gibi çocukların gelişimini sekteye uğratacak rahatsızlıkların erken teşhis ve tedavi edilebileceğini ve bu şekilde olumsuz etkilerin hayatı etkilemeden müdahale edilebileceğini bilmek gerekir. Kısaca ailelerin, çocuklarının sosyal hayatlarındaki en küçük dalgalanmaları bile yakından takip ederek sorunların devamı halinde mutlaka bir çocuk psikiyatrisinden destek almaları elzemdir. Çünkü çocukların beyinleri henüz tam eriskin seviyesinde olgunlaşmadığı için psikiyatrik hastalıklar çocukların gelişimlerini bozarak tüm hayatlarını olumsuz etkilemektedir” diye konuştu.</p>
<p>Koruyucu ruh sağlığı önlemlerinden bahseden Prof. Dr. Özbaran, “Koruyucu ruh sağlığı önlemlerinin başında; çocuğun kitap okumaya yönlendirilmesi, spor ve sanata yönelik hobilere teşvik edilmesi, hayattaki tek hedefinin sadece karnede iyi notlar olmadığının anlatılması, iyi bir insan olmak, yardımlaşmayı bilmek gibi sosyal becerilerinin geliştirilmesi gelmektedir. Çocuklar sadece sıkıntılı olduğu alanlarla tanımlanmamalıdır. İyi olduğu alanların desteklenmesi yararlı olacaktır. Çocukların yetenekleri, sadece karne notlarıyla yargılanmamalıdır” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-ozbaran-ebeveynler-karneye-degil-egitim-surecine-odaklanmali-385439">Prof. Dr. Özbaran, &#8220;Ebeveynler karneye değil eğitim sürecine odaklanmalı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Sınav Başarınızın Belirleyicisi Değil Amacınıza Ulaşmanızda Bir Yoldur&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sinav-basarinizin-belirleyicisi-degil-amaciniza-ulasmanizda-bir-yoldur-384711</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Jun 2023 12:00:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[amacınıza]]></category>
		<category><![CDATA[başarınızın]]></category>
		<category><![CDATA[belirleyicisi]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[sınav]]></category>
		<category><![CDATA[ulaşmanızda]]></category>
		<category><![CDATA[yoldur]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=384711</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu hafta sonu gerçekleşecek Yükseköğretim Kurumları Sınavı öncesinde birçok öğrenci sınav stresiyle mücadele ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinav-basarinizin-belirleyicisi-degil-amaciniza-ulasmanizda-bir-yoldur-384711">&#8220;Sınav Başarınızın Belirleyicisi Değil Amacınıza Ulaşmanızda Bir Yoldur&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bu hafta sonu gerçekleşecek Yükseköğretim Kurumları Sınavı öncesinde birçok öğrenci sınav stresiyle mücadele ediyor. Bu dönemde stres nedeniyle bağışıklık sistemi sorunları yaşamamaları için öğrencilere çinko yönünden zengin beslenmeyi öneren Bir Adım Sağlık CEO&#8217;su Uzm. Hemş. Ayşe Şengel, “Yapamadığınız sorulara fazlaca takılmayın, sonra yeniden dönmek için zamanınız kalacaktır. Birkaç soruyu kaçırabilirsiniz ama buna değil başarılı olmaya odaklanın” diyor.</strong></p>
<p> </p>
<p>Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) 17-18 Haziran günlerinde gerçekleşiyor. Bu sınavda başarılı olmanın yolu elbette çalışmak ve sınava iyi hazırlanmaktan geçiyor. Ancak heyecanını yönetebilmek de sınava hazırlanmış olmak kadar büyük önem taşıyor. Bir Adım Sağlık CEO&#8217;su Uzman Hemşire Ayşe Şengel, öğrencilere sınav kaygısı ve bununla baş etmenin yollarına dair önerilerde bulunuyor. Gençler için dönüm noktası olarak görülen YKS’nin önemli olduğunu ama kişinin geleceğinin bu sınava bağlı olmadığının altını çizen Şengel, sınav öncesinde yapılması gerekenlere dair şunları söylüyor: “Uyku sorunları yaşıyorsanız meditasyon yapmayı deneyebilirsiniz. Bu, hem rahatlamanıza hem de uykuya dalmanıza yardımcı olabilir. Sevdiğiniz kişilerle vakit geçirerek, sınav dışında sohbetler ederek kaygınızı bir nebze de olsun azaltabilirsiniz. Ancak sınav stresi kontrol edemeyeceğiniz kadar fazlaysa bir psikologtan destek alabilirsiniz. Bu dönemde yeterli ve dengeli beslenmeye, öğün atlamamaya ve çinkodan zengin besinler tüketmeye özen gösterin. Böylece stres yüzünden bağışıklık sisteminizin etkilenmesini de önlemiş olursunuz.”</p>
<p> </p>
<p><strong>Sınav yerine erken gidin, geç kalma kaygısı yaşamayın</strong></p>
<p>Sınav sabahı tüketilecek bir avuç ceviz ve fındığın kişiyi zinde tutacağını belirten Bir Adım Sağlık CEO&#8217;su Uzm. Hemş. Ayşe Şengel, sınavdan bir gün önce çalışmayı bırakmayı, akşam yatmadan önce yapılacak basit egzersizlerle bedeni ve zihni rahatlatmayı öneriyor. Sınav yerine biraz erken gitmenin geç kalma kaygısını ve dolayısıyla sınav stresini kontrol etmeye yarayacağının altını çizen Şengel, “Sınavı bir oyun gibi düşünün, bitene kadar mümkün olan en yüksek puanı toplamak oyunun misyonu olsun. Yapamadığınız sorulara fazlaca takılmayın, sonra yeniden dönmek için zamanınız kalacaktır. Birkaç soruyu kaçırabilirsiniz ama buna değil başarılı olmaya odaklanın. Unutmayın sınavlar başarınızın belirleyicisi değil amacınıza ulaşmanızda birer yoldur” diyor.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinav-basarinizin-belirleyicisi-degil-amaciniza-ulasmanizda-bir-yoldur-384711">&#8220;Sınav Başarınızın Belirleyicisi Değil Amacınıza Ulaşmanızda Bir Yoldur&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Araştırmaların sonucu Türkiye ekonomisinin ihracatta kur/fiyat rekabeti değil, dıştan alınanı dışa satmaya dayalı bir ekonomik özelliğe sahip olduğunu gösteriyor.</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/arastirmalarin-sonucu-turkiye-ekonomisinin-ihracatta-kur-fiyat-rekabeti-degil-distan-alinani-disa-satmaya-dayali-bir-ekonomik-ozellige-sahip-oldugunu-gosteriyor-384539</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Jun 2023 07:10:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[alınanı]]></category>
		<category><![CDATA[araştırmaların]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[dayalı]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[dışa]]></category>
		<category><![CDATA[dıştan]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomisinin]]></category>
		<category><![CDATA[gösteriyor]]></category>
		<category><![CDATA[ihracatta]]></category>
		<category><![CDATA[kurfiyat]]></category>
		<category><![CDATA[olduğunu]]></category>
		<category><![CDATA[özelliğe]]></category>
		<category><![CDATA[rekabeti]]></category>
		<category><![CDATA[sahip]]></category>
		<category><![CDATA[satmaya]]></category>
		<category><![CDATA[sonucu]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=384539</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Bölgesi’nde üretilen lezzetleri dünyanın dört bir tarafına ulaştırarak 5 yıldır üst üste ihracat rekorları kıran, Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği 1,4 milyar dolar ihracat hedefini aşmaya hazırlanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/arastirmalarin-sonucu-turkiye-ekonomisinin-ihracatta-kur-fiyat-rekabeti-degil-distan-alinani-disa-satmaya-dayali-bir-ekonomik-ozellige-sahip-oldugunu-gosteriyor-384539">Araştırmaların sonucu Türkiye ekonomisinin ihracatta kur/fiyat rekabeti değil, dıştan alınanı dışa satmaya dayalı bir ekonomik özelliğe sahip olduğunu gösteriyor.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Bölgesi’nde üretilen lezzetleri dünyanın dört bir tarafına ulaştırarak 5 yıldır üst üste ihracat rekorları kıran, Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği 1,4 milyar dolar ihracat hedefini aşmaya hazırlanıyor.</p>
<p>Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak, Egeli yaş meyve sebze ihracatçılarının Ocak-Mayıs döneminde yüzde 15 artışla 502 milyon dolar dövizi Türkiye’ye kazandırdığını açıkladı.</p>
<p>“Son bir yıllık dönemde de ihracatımız yüzde 7 yükselişle 1 milyar 312 milyar dolara ulaştı. 2023’ün ilk 5 ayında yaş meyve sebze ürünlerinde en çok ihraç ettiğimiz ilk üç ürünümüz domateste yüzde 68 yükselişle 49 milyon dolar, mandarinde yüzde 14 artışla 11 milyon dolar ve elmada 8 milyon dolarlık ivme kaydettik. En çok ihracat yaptığımız ülkeler, Rusya, Polonya ve Almanya oldu. Rusya’ya yüzde 7 artışla 33 milyon dolar, Polonya’ya yüzde 59 artışla 15 milyon dolar, Almanya’ya ise yüzde 140 artışla 11 milyon dolarlık ihracat yaptık. Meyve sebze mamulleri ihracatımızda ise; yüzde 20 artışla 52 milyon dolarla biber turşuları, yüzde 11 artışla 49 milyon dolarla kurutulmuş domatesler, yüzde 5 artışla 39 milyon dolarla kornişon turşuları ve yüzde 14 artışla 35 milyon dolarla elma suları en çok ihracı gerçekleştirilen ilk dört ürünümüz. Almanya, ABD ve Birleşik Krallık en çok ihracat yaptığımız ülkeler arasında ilk üçte yer alıyor. Yaş meyve sebze sektörümüzde temel pazarımız yıllardır Rusya ve Avrupa Birliği. Mamul sektöründe AB ülkelerinin yanında ABD ve İngiltere temel pazarlar olarak karşımıza çıkıyor.”</p>
<p>Başkan Uçak, “Pazar payımızın artması, rekabet gücümüzü de arttıracak. Bu sebeple Hindistan, Endonezya ve Malezya ticaret heyetlerimizin ardından, yeni açılacak UR-GE projemiz ile alternatif pazar arayışlarımıza devam edeceğiz ve Türk tarım ürünlerinin dünya sofralarında yerini alması için tüm gücümüzü ortaya koyacağız. Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği olarak bu seneki ihracat hedefimizi 1,4 milyar dolar olarak belirledik. Ancak şu anda ihracatımızda 1,4 milyar doları aşan bir ivme var. 2023 yılında 1,5 milyar dolarlık ihracata imza atacağımızı öngörüyoruz. Yeni pazarlardaki gücümüzü ve istikrarımızı korumaya yönelik, Birliğimiz bünyesinde yeni bir UR-GE Projesine başlıyoruz. Gerek URGE projemiz gerekse dünyanın birçok ülkesinde katılım sağladığımız fuarlar aracılığıyla sektörlerimizi en iyi şekilde tanıtmak ve ürünlerimizi daha fazla pazara ulaştırmak için var gücümüzle çalışıyoruz.” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/arastirmalarin-sonucu-turkiye-ekonomisinin-ihracatta-kur-fiyat-rekabeti-degil-distan-alinani-disa-satmaya-dayali-bir-ekonomik-ozellige-sahip-oldugunu-gosteriyor-384539">Araştırmaların sonucu Türkiye ekonomisinin ihracatta kur/fiyat rekabeti değil, dıştan alınanı dışa satmaya dayalı bir ekonomik özelliğe sahip olduğunu gösteriyor.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanser tedavisi tatile engel değil</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisi-tatile-engel-degil-383270</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Jun 2023 11:00:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[engel]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[tatile]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=383270</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde her ne kadar kanser hastalığı giderek yaygınlaşsa da gelişen tedaviler de yüz güldürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisi-tatile-engel-degil-383270">Kanser tedavisi tatile engel değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Günümüzde her ne kadar kanser hastalığı giderek yaygınlaşsa da gelişen tedaviler de yüz güldürüyor. Yeni tedaviler artık hem daha az yan etkili hem de hastanın yaşam kalitesini çok fazla bozmadan yaşamlarını sürdürmelerine imkân sağlıyor. Kanser tedavisi sırasında bazı kurallar çerçevesinde çalışmanın ve tatil yapmanın mümkün olduğunu dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, “Uygulanan tedavinin çeşidi, oluşabilecek yan etkiler, çalışma ortamının durumu gibi faktörler farklılık göstereceği için hastaların hekimleri ile konuşarak bu sürece karar vermesi gerekiyor. Ayrıca, kemoterapi sırasında tatilin bazen mümkün olabileceğini ancak bu durum kemoterapilerin yan etki profiline, veriliş sıklığına, hastanın ek hastalıklarına göre değişkenlik gösterebiliyor” diye konuştu.</strong></p>
<p>Kemoterapi almanın tatile çıkılamayacağı anlamına gelmediğini paylaşan Anadolu Sağlık Merkezi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, “Sistemik tedavi alan hastaların genel fiziksel durumları iyi ise, yapılan kan sayımı değerlerinde düşüklük yoksa, yani nötropeni yaşanmıyorsa, tedavilere bağlı bulantı, kusma, ishal gibi yan etkiler oluşmuyorsa ya da beslenme sorunları oluşmuyorsa hastalar doktorları ile konuşarak tatil planı yapabilirler” dedi.</p>
<p><strong>Gidilecek yerde sağlık hizmetine kolay ulaşılabilmeli</strong></p>
<p>Seyahate çıkarken hastaların yanında bir yakının olması ve gidilecek yerde sağlık hizmetine kolaylıkla ulaşılabilmesi gerektiğini vurgulayan Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, “Gidilecek yere göre seyahat araba ya da uçakla olabilir ancak hastaların araç kullanmaması daha uygun olacaktır. Uçakla seyahat beyin ödemi riski bulunanlarda, ciddi nefes darlığı ya da derin anemisi olanlara tavsiye edilmez” dedi. Tatile çıkmadan önce liste yaparak kullanılan ilaçların, mide koruyucunun, bulantı ve ishal ilacı gibi destek ilaçların, ağrı kesicilerin alındığından emin olunması gerektiğini hatırlatan Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, “Kullandığınız destek ekipmanlar varsa; yürüteç, oksijen tüpü, kolostomi torbası gibi, bunları yanınıza almayı unutmayın. Tatil süresince ilaçların düzenli olarak saatinde alınması çok önemli” diye konuştu. </p>
<p><strong>Güneşten korunmak önemli</strong></p>
<p>Tatilde güneşin zararlı ışınlarından korunmak için tercihen gölgelerde kalınması, şapka, gözlük ve güneş koruyucu krem kullanılmasının ihmal edilmemesi gerektiğini söyleyen Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, “Özellikle güneş ışınlarının yoğun olduğu 11 ile 15 saatleri arası güneşe çıkmayın. Unutmayın bazı kemoterapi ilaçları, biyolojik tedaviler ya da akıllı ilaçlar güneşe maruz kalındığında ciltte hasar oluşturabilir. Yine benzer şekilde radyoterapi aldığınız bölgeniz güneş ışınlarına karşı hassas olabilir. O bölgeleri güneş görmeyecek şekilde kapatmanız uygun olacaktır” hatırlatmasında bulundu. Kıyafet seçiminde terlemeyi önleyecek rahat, keten ve doğal liflerden yapılmış giysilerin tercih edilmesi önerisinde bulunan Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, “Eğer denize ya da havuza girmek isterseniz su yutmamaya özen gösterin çünkü kontamine sulardan birçok enfeksiyon bulaşabilir” dedi.</p>
<p><strong>Açıkta satılan yiyecekler yenmemeli</strong></p>
<p>Yemek yenilen yer ve seçilecek yemeklerin de çok önemli olduğunun altını çizen Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, “Tatilinizin güzel geçmesi için yemek hazırlanan ve sunulan yerin hijyenik olmasına dikkat edin.   Günlük taze pişmiş, açıkta bekletilmemiş yemekler tercih etmenizi, çiğ balık veya deniz ürünü içeren gıdalardan uzak durmanızı, sokaklarda satılan yiyecekleri tüketmemenizi, açık dondurma, pastörize edilmemiş süt ve süt ürünleri tüketmemenizi öneririz. Ayrıca kapalı satılan şişe suyu tercih edin.  Özellikle sıcakta çabuk bozulabilecek mayonez gibi sosları içeren gıdalardan ve yeterince temizlendiğinden emin olmadığınız çiğ yeşilliklerden yapılan salatalardan mutlaka uzak durun, sigara içmeyin ve uykunuza dikkat edin” şeklinde konuştu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisi-tatile-engel-degil-383270">Kanser tedavisi tatile engel değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kemoterapi tansiyon, kalp ve diyabet tedavilerine engel değil</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kemoterapi-tansiyon-kalp-ve-diyabet-tedavilerine-engel-degil-380840</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Jun 2023 14:00:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[engel]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kemoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[tansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[tedavilerine]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=380840</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kemoterapi, insan vücudunda kontrolsüz çoğalarak sağlıklı dokulara zarar veren kanser hücrelerinin büyüme ve çoğalmalarını durdurmayı ve yok etmeyi amaçlayan özel ilaç tedavisidir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kemoterapi-tansiyon-kalp-ve-diyabet-tedavilerine-engel-degil-380840">Kemoterapi tansiyon, kalp ve diyabet tedavilerine engel değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kemoterapi, insan vücudunda kontrolsüz çoğalarak sağlıklı dokulara zarar veren kanser hücrelerinin büyüme ve çoğalmalarını durdurmayı ve yok etmeyi amaçlayan özel ilaç tedavisidir. Kemoterapi sırasında ilaçların yan etkilerini azaltmak için destek tedavi ilaçlarının verilebildiğini paylaşan Anadolu Sağlık Merkezi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Şeref Kömürcü, “Tansiyon yüksekliği, kalp hastalığı, şeker veya enfeksiyon hastalıkları gibi nedenlerle kullanılan ilaçların büyük bir kısmının kemoterapi üzerine olumsuz bir etkisi yoktur, hasta bunlara devam edebilir. Ancak bazı ilaçlar kemoterapi ilaçları ile etkileşebilirler, ilaçların olumlu etkileri azalabilir veya yan etkileri artabilir. Bu nedenle kullanılan tüm ilaçlar mutlaka kemoterapiyi planlayacak hekime bildirilmeli” açıklamasında bulundu.</strong></p>
<p>Kemoterapide ilaçların dozları, uygulama şekilleri ve uygulama sürelerinin hastalığın tipine göre farklılık gösterdiğini ifade eden Anadolu Sağlık Merkezi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Şeref Kömürcü,<strong> “</strong>Hastanın yaşı, genel sağlık durumu, hastalığın yaygınlık derecesi ve hastalık dışı sağlık problemlerine göre de tedavi süresi ve sıklığı değişiyor. Bu nedenle aynı teşhisi olan hastalarda bile farklı tedavi şemaları uygulanabiliyor. Kemoterapi protokollerinde genellikle bir tedavi dönemini bir dinlenme dönemi takip ediyor. Bu faktörler göz önünde tutularak, tedaviler her gün, haftada bir, 14 günde bir, 21 veya 28 günde bir uygulanabiliyor” diye konuştu.</p>
<p><strong>Kemoterapi ilaçları farklı yollarla vücuda aktarılıyor</strong></p>
<p>Kemoterapi ilaçlarının ağız yoluyla tablet veya kapsül olarak, serum içinde veya doğrudan damar içine enjekte edilerek, cilt altına veya kas içine enjeksiyon şeklinde, ayrıca direkt olarak tümörün olduğu bölgeye ilaç verme şeklinde uygulanabildiğini hatırlatan Prof. Dr. Şeref Kömürcü, “Kemoterapi ilaçları hangi yol ile verilirse verilsinler kan ile tüm vücuda dağılarak tümör hücrelerine etkilerini gösterebilirler” dedi.</p>
<p><strong>Kanser tedavisi sürecinde nefes egzersizi ya da yoga faydalı </strong></p>
<p>Kanser tedavisi sürecinin strese veya tükenmişliğe neden olabildiğini ve duygusal yaşantıyı etkileyebileceğini paylaşan Prof. Dr. Şeref Kömürcü, “Bu sorunları kontrol edebilmek için destek alabileceğiniz çeşitli programlar ve yöntemler bulunuyor. Uygulamak istediğiniz herhangi bir rahatlama programını doktorunuzla paylaşarak ve sizin için bir sakıncası olup olmadığını öğrenerek, bu yöntemlerden faydalanabilirsiniz. Masaj terapisi, fiziksel egzersiz, nefes egzersizi veya yoga yapılabilir. Ayrıca aile, yakın çevre ve hasta grupları ile paylaşımlar da çok önemli. Çevrenizdeki pek çok kişi tarafından size tıp dışı çeşitli tedavi yöntemleri önerilecektir. Hasta tüm bu önerilen yöntemlerin bilimsel dayanağını doktorundan öğrenmeden uygulamamalı. Çünkü çok masum olduğunu varsayarak kullandığınız yöntemler gerçek tedavinin etkinliğini azaltabilir veya organ fonksiyonlarını bozabilir” hatırlatmasında bulundu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kemoterapi-tansiyon-kalp-ve-diyabet-tedavilerine-engel-degil-380840">Kemoterapi tansiyon, kalp ve diyabet tedavilerine engel değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul Şiirle Buluşuyor Etkinliğinin Haziran Konuğu Behçet Necatigil: &#8220;Şimdi Değil Sonra&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/istanbul-siirle-bulusuyor-etkinliginin-haziran-konugu-behcet-necatigil-simdi-degil-sonra-378932</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 May 2023 13:38:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[behçet]]></category>
		<category><![CDATA[buluşuyor]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[etkinliğinin]]></category>
		<category><![CDATA[haziran]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[konuğu]]></category>
		<category><![CDATA[necatigil]]></category>
		<category><![CDATA[şiirle]]></category>
		<category><![CDATA[şimdi]]></category>
		<category><![CDATA[sonra]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=378932</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Şehir Tiyatroları, İstanbul Şiirle Buluşuyor başlığıyla düzenlediği etkinliklerde, Haziran ayında Behçet Necatigil’i konuk ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/istanbul-siirle-bulusuyor-etkinliginin-haziran-konugu-behcet-necatigil-simdi-degil-sonra-378932">İstanbul Şiirle Buluşuyor Etkinliğinin Haziran Konuğu Behçet Necatigil: &#8220;Şimdi Değil Sonra&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Şehir Tiyatroları, İstanbul Şiirle Buluşuyor başlığıyla düzenlediği etkinliklerde, Haziran ayında Behçet Necatigil’i konuk ediyor. Yıldıray Şahinler’in Behçet Necatigil’in şiirlerinden yola çıkarak oyunlaştırdığı “Şimdi Değil Sonra”, Müze Gazhane Meydan Sahne’de 4 Haziran 2023 Pazar günü saat 18.00’de seyirciyle buluşacak.</p>
<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Şehir Tiyatroları, sezon başından itibaren sürdürdüğü İstanbul Şiirle Buluşuyor başlıklı etkinliklere, Modern Türk şiirinin önde gelen isimlerinden olan ve “Evler Şairi” olarak tanınan Behçet Necatigil’in şiirlerinden Yıldıray Şahinler’in uyarladığı ve yönettiği “Şimdi Değil Sonra” başlıklı gösteriyle devam ediyor.<br />İBB Şehir Tiyatroları oyuncuları Levent Üzümcü, Ceren Kaçar ve Cihat Faruk Sevindik’in rol aldığı gösterinin sahne ve kostüm tasarımı Ahsen Nur Yaman’a, ışık tasarımı Osman Aktan’a, efekt tasarımı Metin Taşkıran ve Caner Özdemir’e ait.</p>
<p>Şimdi Değil Sonra isimli gösteri, Müze Gazhane Meydan Sahne’de 4 Haziran 2023 Pazar günü saat 18.00’de seyirciyle buluşacak. Ücretsiz olarak gerçekleşecek olan gösterinin davetiyeleri, 1 Haziran Perşembe günü saat 11.00’de gişelerimizden, 11.15’te web sitemizden ve cep uygulamamızdan alınabilecek.</p>
<p>İstanbul Şiirle Buluştu</p>
<p>İBB Şehir Tiyatroları, İstanbul Klasiklerle Buluşuyor başlığıyla duyurduğu Klasikler Sezonu’nun içinde, İstanbul Şiirle Buluşuyor başlığıyla yeni bir etkinlik dizisi oluşturdu. Ücretsiz olarak düzenlenen bu etkinliklerde, usta şairlerimizin şiirleri dramatik bir sunumla ve özgün bir yorumla sahnelendi. Bir yönetmenimizin, belirlenen şairin şiir coğrafyasından şiirleri derleyerek uyarladığı, oyuncuların, dekorun, kostümün ve müziğin buluştuğu gösteri, seyirciye şairin şiir evreninde özel anlar ve özgün bir yolculuk yaşattı.</p>
<p>Solgun Bir Gül Oluyor Dokununca</p>
<p>Şimdi Değil Sonra, Behçet Necatigil’in şiir evrenine özel bir yolculuk. Şairin şiirlerinden Yıldıray Şahinler’in yaptığı uyarlama, merkezine şairin Solgun Bir Gül Oluyor Dokununca şiirini alıyor. “Çoklarından düşüyor da bunca / Görmüyor gelip geçenler / Eğilip alıyorum / Solgun bir gül oluyor dokununca” mısraları motifinde şairin şiir evrenine misafir oluyoruz.<br />“Babamın Edebiyat Öğretmeni”</p>
<p>Behçet Necatigil’in, babasının Kabataş Lisesi’nde edebiyat öğretmeni olduğunu ifade eden Şimdi Değil Sonra’yı uyarlayan ve yöneten Yıldıray Şahinler, bu gösterinin kendi dünyasındaki anlam katmanlarını şöyle anlatıyor: “ Ortamlarda şiir parlatan biri değilim. Hiç olmadım. Hatta şiirsever bile sayılmam. İşin doğrusu bu. Ben tiyatroda söz insanı olamadım hiç. Aksiyon insanıyım. Ne söylendiğiyle değil ne olup bittiği ile ilgilenirim. Sözlerin ardında ve çevresinde ne yattığıyla. Benden bir şiir dinletisi istendiğinde önce şaşırdım bu yüzden. Fakat sahneye taşımamız istenen şair Behçet Necatigil’di. Babamın Kabataş Lisesi’nden edebiyat öğretmeni. Üstelik hocam Yıldız Kenter’in hayran olduğu şair. Konservatuarda şiirlerini bize sürekli çalıştırırdı. Şiirlerinde gizli bir hayat vardı hep. İşte orada yakalandım. O gizli hayatlar, bu oyunda babamın ve onun edebiyat öğretmeninin hayatlarıyla buluşup hayalimde oluşan bir başka hayata dönüşecekti. Biraz onlar, biraz değil. Böylece çıktık yola ve bir şiir dinletisi değil, bir kısa oyun çıktı ortaya. Bu oyun tamamen onun şiirlerinden oluşuyor. Fakat anlattığımız hikâye Behçet Necatigil’in hayat hikâyesi değil. Onun şiirlerinde yaşayan bir adamın hikâyesi. Belki sizin de tanıdığınız biri. Ben tanıyor gibiyim… tam adını buluyorum sanki… ama… ”solgun bir gül oluyor dokununca.”</p>
<p>BEHÇET NECATİGİL KİMDİR?<br />16 Nisan 1916 tarihinde İstanbul&#8217;un Fatih semtinde dünyaya geldi. Babası Kastamonulu Hacı Mehmet Necatî Bey, annesi ise Fatma Bedriye Hanım&#8217;dır.</p>
<p>Necatigil, 1936&#8217;da Kabataş Lisesi’ni bitirdi. 1940’ta İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü&#8217;nden mezun oldu. 1940 yılında Kars Lisesi’ne edebiyat öğretmeni olarak tayin edildi. 1972 yılında İstanbul Çapa Eğitim Enstitüsü’nden emekli oldu.</p>
<p>Şair, 1927 tarihinden itibaren ürün vermeye başlamıştır. Şiirleri Varlık, Vatan Gazetesi, Türk Dili, Kültür Dünyası, Cumhuriyet Gazetesi, Gösteri, Yazko Edebiyat gibi gazete ve dergilerde yayımlanmıştır.</p>
<p>Behçet Necatigil, kendini &#8220;toplumcu realist&#8221; bir şair olarak tanımlar. O, toplumcu realizm anlayışına göre içinde yer aldığı orta hâlli sosyo-ekonomik topluluğun ekonomik ve sosyal sorunlarını realist bir gözlemle sunmayı amaçlamış ve toplumun sosyal sorunlarını kendi bireysel yaşantılarının prizmasından geçirerek vermeye çalışmıştır. Şair, şiirlerinde büyük kişilerin, aristokratların, seçkin ve kahramanların değil, büyük kentte tutunmaya ve var olmaya çalışan orta hâlli vatandaşların hayatına, duygu ve düşüncelerine yer vermiştir. Sanatçı, genellikle karamsar bir dünya görüşüne sahiptir. Hayatın daha çok olumsuz boyutlarını ele alıp irdeler. Şiirlerine neşeden çok hüzün, acı ve sıkıntı hâkimdir. Onun, şiirlerinde işlediği konulara genel olarak bakılırsa şöyle bir değerlendirmede bulunulabilir:</p>
<p>Necatigil, ev ve aile mutluluğuna önem vermiş, hem bireysel hem de sosyal hayatın merkezine &#8220;ev&#8221;i almıştır. Ev, ona göre yaşama biçimlerinin belirleyici unsuru ve sosyo-ekonomik seviyelerin başlıca ölçütüdür. Şair, büyük kentte yaşayan orta hâlli bir vatandaşın bireysel ve sosyal tüm sorunlarını, aşklarını, özlemlerini, beklentilerini, felsefî ve sosyal konulara bakış açılarını değişik boyutlarıyla irdelemeye çalışmıştır. Necatigil, birçok İstanbul şairi gibi İstanbul&#8217;un tarihî ve coğrafî güzelliklerinden çok; İstanbul gibi büyük bir kentte yaşama savaşı veren fakir, orta hâlli insanların sorunlarının şairidir. &#8220;Ev ve aile&#8221;, Necatigil&#8217;in şiirinin başlıca konusudur. Aşk konusunda Necatigil, özellikle ilk gençlik yıllarının sevda duygularına, eski sevgililerin bıraktığı derin acılara ve onların anılarına yer verir.</p>
<p>Türkçenin tüm imkânlarından en iyi şekilde yararlanmaya çalışmış, çoğunda denenmiş değerler yattığına inandığı eski kelimeleri anlam zenginliklerinden dolayı kullanmaktan çekinmemiştir. Şiirde kullandığı kelimelerde anlam ve ses güzelliğine önem vermiştir. Özellikle ilk şiirlerinde atasözlerine, halk deyimlerine ve sonraki şiirlerinde çağın getirdiği bazı teknik kelimelere yer vermiştir.</p>
<p>Necatigil&#8217;in şiirden sonra en fazla yoğunlaştığı edebî türlerden birisi radyo oyunudur. Birçok radyo oyunu yazmış ve yine pek çok roman ve hikâyeyi radyo oyunu olarak uygulamıştır. Türk ve dünya radyolarında yayımlanan bu oyunlar, bir bakıma şiirlerinin hareketli olaylarla açımlanmış biçimleri gibidir. Bu anlamda şiirleriyle radyo oyunları birbirini tamamlayan metinlerdir.</p>
<p>Behçet Necatigil, Cumhuriyet döneminde 1935-1979 yılları arasında toplumcu realist sanat anlayışıyla şiirler yazmış bağımsız bir şair, radyo oyun yazarı, çevirmen, inceleme, araştırma, deneme yazarıdır.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/istanbul-siirle-bulusuyor-etkinliginin-haziran-konugu-behcet-necatigil-simdi-degil-sonra-378932">İstanbul Şiirle Buluşuyor Etkinliğinin Haziran Konuğu Behçet Necatigil: &#8220;Şimdi Değil Sonra&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeşilay&#8217;dan 31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü&#8217;nde Çağrı: &#8220;Bir Gün Değil Bugün&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yesilaydan-31-mayis-dunya-tutunsuz-gununde-cagri-bir-gun-degil-bugun-378770</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 May 2023 09:40:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[bugün]]></category>
		<category><![CDATA[çağrı]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[gününde]]></category>
		<category><![CDATA[mayıs]]></category>
		<category><![CDATA[tütünsüz]]></category>
		<category><![CDATA[yeşilaydan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=378770</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeşilay, 31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü özelinde “Yeni Geliştirilen Tütün ve Nikotin Ürünleri ile Tütün Kontrolü” üzerine “Bir Gün Değil Bugün” çağrısında bulunuldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yesilaydan-31-mayis-dunya-tutunsuz-gununde-cagri-bir-gun-degil-bugun-378770">Yeşilay&#8217;dan 31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü&#8217;nde Çağrı: &#8220;Bir Gün Değil Bugün&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yeşilay, 31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü özelinde “Yeni Geliştirilen Tütün ve Nikotin Ürünleri ile Tütün Kontrolü” üzerine düzenlediği uluslararası sempozyumda, tütünün yanı sıra elektronik sigarayla yeni geliştirilen tütün ve nikotin ürünlerinin yaşamsal risklerine dikkat çekti. Dünyanın çeşitli ülkelerinden, alanında uzman katılımcılarla düzenlenen sempozyumda 31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü dolayısıyla “Bir Gün Değil Bugün” çağrısında bulunuldu.</strong></p>
<p> </p>
<p>31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü nedeniyle “Yeni Geliştirilen Tütün ve Nikotin Ürünleri ile Tütün Kontrolü” üzerine uluslararası sempozyum düzenleyen Yeşilay, yeni geliştirilen tütün ve nikotin ürünlerinin oluşturduğu tehlikeyi ortaya koyan bilgiler paylaştı.<strong> </strong>“Bir Gün Değil Bugün” çağrısında bulunan Yeşilay, erken yaşta başlayan tütün kullanımının bağımlılık riskini artırdığını vurguladı.</p>
<p> </p>
<p><strong>Isıtılmış tütün ürünleri geleneksel sigaradan daha az zararlı değil!</strong></p>
<p>Yeni gelişmekte olan nikotin ve tütün ürünlerine dikkat çeken <strong>Yeşilay Genel Başkanı Prof. Dr. Mücahit Öztürk,</strong> “Isıtılmış tütün ürünleri; zararı azaltılmış veya insanların geleneksel sigarayı bırakmalarına yardımcı olabilecek tütün ürünleri olarak tanıtılmaktadır. Aksine bireyi, kansere sebep olan toksik emisyonlara maruz bırakır. Ayrıca, geleneksel sigaralardan daha az zararlı olduklarını gösteren bir kanıt da yoktur. Elektronik sigaralar ise tütün içermez ancak sağlığa zararlıdır ve güvenli değildir. Kalp ve akciğer hastalığı riskini artırır, fetüse de zarar verebileceğinden hamileler için daha da tehlikelidir” ifadelerinde bulundu.</p>
<p> </p>
<p><strong>Tütün kullanımı erken yaşta başladığında bağımlılık riski artıyor</strong></p>
<p>Yeşilay’ın alkol, tütün, madde, kumar ve teknoloji bağımlılıklarına karşı, bilimsel ve kanıta dayalı bir politika izlediğini kaydeden <strong>Yeşilay Genel Başkanı Prof. Dr. Mücahit Öztürk,</strong> tütün bağımlılığına ilişkin şu bilgileri verdi:</p>
<p>“Yeşilay olarak tütün ürünlerinin kullanımıyla mücadelede yaklaşımımız halk sağlığı temelli ve önleyicilik odaklıdır. İnsanlarımızın tütün ürünlerinin olumsuz etkilerine hiçbir zaman maruz kalmamasını savunuyoruz. Bu ürünlere erken yaşta başlamanın bağımlılık geliştirme riski ile sağlık üzerindeki zararları artırdığına ve tedaviyi zorlaştırdığına dair bilimsel verileri hatırlatmaktayız. Bu sebeple tütün ürünlerinin kullanımı ile mücadelede çocuklara ve gençlere ayrıca özel önem vermekteyiz. T.C. Sağlık Bakanlığı iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz ‘Bırakabilirsin’ mobil uygulamasında da tütün bağımlılığından kurtulmak isteyenlere ihtiyaç duydukları destekleri sunuyoruz.” </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Tütün kullanımı 20’den fazla kanser türü için risk faktörü</strong></p>
<p>“Dünya Sağlık Örgütü ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları; bizlere tütün kullanımına dair dikkate değer bilgiler ile veriler vermektedir. Tütün kullanımı kardiyovasküler ve solunum yolu hastalıkları, 20&#8217;den fazla farklı kanser türü veya kanser alt türü ve diğer birçok sağlık durumu için önemli bir risk faktörüdür. Dünya Sağlık Örgütünün ‘Dünya Sağlık İstatistikleri 2022 Raporu’na göre, 15 yaş ve üzeri dünya nüfusunun tahminen yüzde 22.3&#8217;ü tütün ürünü kullanıyordu; bu oran 2000 yılında dünya nüfusunun yaklaşık üçte biri (yüzde 32.7) kadardı. 2000 yılında 15 yaş ve üzerindeki erkeklerin yaklaşık yarısı (yüzde 49.3) ve kadınların altıda biri (yüzde 16.2) tütün ürünü kullanıyordu. 2020 yılına gelindiğinde, tütün kullanan erkeklerin oranı yaklaşık üçte bire (yüzde 36.7) düşerken, kadınların oranı on üçte bire (yüzde 7.8) düşmüştür. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Elektronik sigaranın satışı 32 ülkede yasaklandı</strong></p>
<p>Prof. Dr. Mücahit Öztürk şu bilgileri de paylaştı: “2019 yılı verileriyle derlenen Ekonomik Kalkınma ve İş birliği Örgütü’nün 2022 yılı Raporu’na göre Avrupa genelinde insanların yüzde 3.6&#8217;sı elektronik sigara veya benzeri elektronik cihazları her gün veya ara sıra kullanmıştır. Bu oran 15-24 yaş arası bireylerde daha yüksektir. Neredeyse tüm Avrupa Birliği ülkelerinde düzenli elektronik sigara kullanımı erkekler arasında kadınlardan daha yaygındır. 15 yaş ve üstü erkeklerin yüzde 4.5&#8217;i, kadınların yüzde 2.6’sı düzenli olarak elektronik sigara kullanmıştır. Daha genç bireyler arasında, 15-24 yaşındaki erkeklerin yüzde 6.4&#8217;ü düzenli olarak elektronik sigara kullanırken; aynı yaştaki kadınların yüzde 3.7&#8217;si düzenli olarak elektronik sigara kullanmıştır.” Ayrıca 111 ülkede elektronik sigarayı yasal olarak düzenleme amacıyla birtakım adımlar atılmaya çalışıldığını da belirten Öztürk: “2,4 milyar nüfusa sahip 32 ülke elektronik sigara satışını yasaklamış, 3,2 milyar insanı kapsayan 79 ülke ise bir veya daha fazla yasal önlemi kabul etmiştir. Elektronik sigara satışını yasaklayan ülkelerden 18&#8217;i orta gelirli, 9’u yüksek gelirli ve geri kalan 5’i düşük gelirli ülkedir. 79 ülke tarafından alınan mevcut düzenlemeler ise ortak bir yaklaşımı olmayan çeşitli önlemleri içermektedir. 84 ülkede ise hâlâ herhangi bir yasak veya düzenleme bulunmamaktadır. Bu durum onları bu ürünün zararlarına ve endüstrinin faaliyetlerine karşı özellikle savunmasız bırakmaktadır” dedi.  </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yesilaydan-31-mayis-dunya-tutunsuz-gununde-cagri-bir-gun-degil-bugun-378770">Yeşilay&#8217;dan 31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü&#8217;nde Çağrı: &#8220;Bir Gün Değil Bugün&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Soyer&#8217;Balçova Arsa Mağdurları&#8217;na müjde &#8220;Sadece imar hakkı değil, konutların anahtarlarını da vereceğiz&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-soyerbalcova-arsa-magdurlarina-mujde-sadece-imar-hakki-degil-konutlarin-anahtarlarini-da-verecegiz-376322</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 May 2023 23:18:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[anahtarlarını]]></category>
		<category><![CDATA[arsa]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[imar]]></category>
		<category><![CDATA[konutların]]></category>
		<category><![CDATA[mağdurlarına]]></category>
		<category><![CDATA[müjde]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[soyerbalçova]]></category>
		<category><![CDATA[vereceğiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=376322</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, uzun yıllardır kent gündeminde yer alan Balçova Arsa Mağdurları’nın sorunlarının çözüm aşamasına geldiğini müjdeledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-soyerbalcova-arsa-magdurlarina-mujde-sadece-imar-hakki-degil-konutlarin-anahtarlarini-da-verecegiz-376322">Başkan Soyer&#8217;Balçova Arsa Mağdurları&#8217;na müjde &#8220;Sadece imar hakkı değil, konutların anahtarlarını da vereceğiz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, uzun yıllardır kent gündeminde yer alan Balçova Arsa Mağdurları’nın sorunlarının çözüm aşamasına geldiğini müjdeledi. Bir basın toplantısı düzenleyen Başkan Soyer, “Biz bu vatandaşlarımıza sadece imar hakkı değil, konutlarının da anahtarını vereceğiz ve ev sahibi yapacağız” dedi. Başkan Soyer, evlerin Halk Konut modeliyle yapılacağını da açıkladı.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer Balçova&#8217;da 1980 yılından bu yana çözülemeyen ve Balçova Arsa Mağdurları olarak sık sık gündeme gelen soruna ilişkin basın toplantısı düzenledi. Bölgedeki imar planları ve kurum görüşleri ile ilgili yapılan toplantıda Balçova Belediye Başkanı Fatma Çalkaya, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Suphi Şahin, Balçova Arsa Mağdurları’nın avukatı Mustafa Kemal Turan ve basın mensupları yer aldı. Başkan Tunç Soyer 40 kurumdan görüş istendiğini ve 37&#8217;sinden olumlu görüş alındığını, sürecin tamamlanmasının ardından imar planları yapılarak vatandaşlara evlerini yapıp teslim edeceklerini açıkladı.<br /> <br /><strong>Soyer: “Engel olan bütün hususlar ortadan kalkmış oldu”</strong><br />İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, “Burada çok uzun bir zamandan, 50 yıllık meseleden bahsediyoruz. Balçova Belediyesi, 50 yıl önce arsa satışı yapmış. Kamunun 50 yıldır mağdur ettiği bu insanlarla ilgili çözüm üretmemiz gerekiyordu. Seyirci kalmamız, bunu yok saymamız, kulak arkası etmemiz mümkün değil. Göreve gelmeden önce, net bir şekilde, kararlı bir şekilde sorunu çözeceğimizi söylemiştim. Geldiğimiz noktada 50 yıldır sorunu kilitleyen orman alanları, ağaçlandırılacak alanlar ve jeolojik sakıncalı alanlarla ilgili çözüm üretmeyi başardık. 40 kurumdan olumlu görüş alınması gerekiyordu, 37 tanesini yani yüzde 95&#8217;ini tamamladık. 3 kurumun daha görüşü kaldı. Ama bu olumlu görüşlerle yüzde 76 zayiatı yüzde 45&#8217;lere indirdik. Orman alanı olarak gözüken 196 bin metrekareyi 38 bine indirdik . Maliye Hazinesi olarak gözüken 109 dönümlük alanı da imar planı içine dahil etme imkanı bulduk. Engel olan bütün hususlar ortadan kalkmış oldu” dedi.</p>
<p><strong>“Ev sahibi yapacağız”</strong><br />Bundan sonra yaşanacak süreci anlatan Başkan Soyer, “Çok hızlı bir şekilde imar planı ile ilgili çözümü ortaya koyabileceğiz. Bir müjde paylaşmak istiyorum; biz bu vatandaşlarımıza bir imar hakkı veriyor olmayacağız sadece, biz konutların anahtarlarını vereceğiz. Oradaki en küçük mülkiyet hakkı sahibi vatandaşımızın dahi anahtarını teslim ederek ev sahibi yapacağız. Nasıl olacak? Belediyemizin şirketleri marifetiyle olacak. Hiçbir hak sahibini borçlandırmamış olacağız, müteahhitle kat karşılığı pazarlık etme noktasına getirmemiş olacağız. Hiçbir vatandaşımızın cebinden 1 kuruş çıkmadan evinin anahtarını teslim etmiş olacağız. Biz belediye olarak elimizi taşın altına koyarak imalatları belediye şirketleriyle yapacağız. Hiçbir vatandaşımızın mağduriyetine izin vermeyeceğiz. Onlara sadece imar hakkı değil, konutlarının anahtarlarını teslim etmiş olacağız. Çok zor bir meseley di. Bunu başardığımız için çok mutluyum. Bölgenin doğal siluetini bozmadan, doğaya saygılı ve doğayı koruyan bir ruhla çalışmaya özen gösterilecek” dedi.<br /> <br /><strong>Halk Konutu modeli olacak</strong><br />Halk Konut modeliyle evleri yapacaklarını belirten Başkan Soyer, “Halk Konut modeli kentsel dönüşümde Türkiye&#8217;ye de bir gün örnek olacağını düşündüğümüz bir model. Biz kamu şirketi, belediye şirketini müteahhit gibi yüzde 1 kar marjıyla imalata sokuyoruz. Müteahhit karını ortadan kaldırıyoruz. Oradaki kat karşılığı yapılacak imalatta Büyükşehir’in şirketi olarak ticari gaye gütmüyoruz. Sanki vatandaş kendi evini yapıyormuş gibi inşaatın imalatını tamamlayabilsin. Büyükşehir’in orada hak sahibi olacaklarının bedeliyle vatandaşlarımızın imalatının yapılabiliyor olması mümkün olacak. Ticari kar peşinde koşmuyor olmamız, hak sahiplerinin böyle bir cümle çerçevesinde hakkına kavuşmasını mümkün kılacak. En küçük mülkiyet sahibi bile bir konut sahibi olacak” dedi.</p>
<p><strong>“Hiçbir kurum buna hayır diyemez”</strong><br />Alanın riskli alan edilmesi gibi ihtimallerin sorulması üzerine Başkan Soyer, “Vatandaşı mağdur edecek bir şey yapamaz devlet. Bizim getirdiğimiz çözüm, hak kaybına yol açacak bir şey olmaz. Kamunun hakkını da koruyacağız. Vatandaşın 50 senelik mağduriyetini giderecek çözüm ortaya koyuyorsak kamunun hiçbir kurumu da buna hayır diyemez. Biz mevzuat çerçevesinde 40 kurumun 37&#8217;sinin olumlu görüşünü almışız. Bu çerçevede planlamayı yapacak bütün altlık oluşmuş durumda. Biz bunu en kısa sürede tamamlayıp getireceğiz. ‘Anahtarınızı teslim ediyoruz’ diyoruz. Buna kamunun hiçbir kurumu, iktidar, hiçbir şekilde karşı çıkamaz. Biz vatandaş için bunu yapıyoruz. Kamuyu zarara uğratmadan yapıyoruz, kamunun hakkını koruyarak yapıyoruz” diye konuştu.</p>
<p><strong>Çözdüğümüz için mutluyuz</strong><br />Kamunun yarattığı 50 senelik mağduriyete dikkat çeken Başkan Soyer, “Hiçbir günahı olmayan vatandaşlar 50 senedir haklarını bekliyorlar. Bizim kaderimiz genellikle 40-50 yıllık meseleleri bizim dönemimizde çözme zorunluluğu doğdu. Bunu çözdüğümüz için çok mutlu olduğumuzu söylemek isterim” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p><strong>Çalkaya: “En kısa sürede müjdeyi vereceğiz”</strong><br />Balçova Belediye Başkanı Fatma Çalkaya, “Yaklaşık 40-50 yıldır büyük bir sorun olan arsa mağdurlarının çözümü konusunda son viraja geldik. 2019&#8217;da yola çıkarken 2024&#8217;e kadar bu arsalarla ilgili gereken çalışmayı yapacağımızı söylemiştim. Umuyorum çok kısa bir süre sonra arsa mağdurları ile ilgili sorun çözülmüş olacak. Balçova ile ilgili bir sorunun çözülmüş olması müjdesini de çok yakında başkanımızla birlikte vermiş olacağız” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-soyerbalcova-arsa-magdurlarina-mujde-sadece-imar-hakki-degil-konutlarin-anahtarlarini-da-verecegiz-376322">Başkan Soyer&#8217;Balçova Arsa Mağdurları&#8217;na müjde &#8220;Sadece imar hakkı değil, konutların anahtarlarını da vereceğiz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağduyu, huzur ve güvenliğin korunmasında önemli! Seçimler önemli ancak hayatın sonu değil!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sagduyu-huzur-ve-guvenligin-korunmasinda-onemli-secimler-onemli-ancak-hayatin-sonu-degil-374930</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 May 2023 13:00:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ancak]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[güvenliğin]]></category>
		<category><![CDATA[hayatın]]></category>
		<category><![CDATA[huzur]]></category>
		<category><![CDATA[korunmasında]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sağduyu]]></category>
		<category><![CDATA[seçimler]]></category>
		<category><![CDATA[sonu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=374930</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzmanlar ‘seçmen psikolojisinin’ uzun zamandır psikolojinin ilgi alanında olduğunu ve bireylerin siyasi tutumlarını şekillendiren psikolojik faktörlerin anlaşılmasına yardımcı olmayı amaçladığını söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sagduyu-huzur-ve-guvenligin-korunmasinda-onemli-secimler-onemli-ancak-hayatin-sonu-degil-374930">Sağduyu, huzur ve güvenliğin korunmasında önemli! Seçimler önemli ancak hayatın sonu değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Uzmanlar ‘seçmen psikolojisinin’ uzun zamandır psikolojinin ilgi alanında olduğunu ve bireylerin siyasi tutumlarını şekillendiren psikolojik faktörlerin anlaşılmasına yardımcı olmayı amaçladığını söylüyor. Seçmen davranışlarının rasyonel ve psikolojik faktörlerin bir bileşimi ile oluştuğunu belirten Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Serdar Nurmedov, ‘taraftar, yandaş ve fanatik psikolojisi’ kavramlarına dikkat çekiyor. Seçimlerin hayatın sonu olmadığının da altını çizen Nurmedov, “Seçimler önemlidir ve doğru kararlar almak için ciddi bir düşünce gerektirir. Ancak seçim sonuçlarının sanılanın aksine hayatın diğer alanları üzerindeki etkisi de sınırlıdır.” diyerek ekliyor: “Unutulmamalıdır ki, kararlarında sağduyulu davranan insanlar, toplum tarafından daha saygın ve güvenilir bulunur. Sağduyulu kararlar almak ve uygulamak, huzur ve güvenliğin korunması açısından son derece önemlidir.”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Serdar Nurmedov, seçmen psikolojisini ve psikolojik yönelimlere göre seçmenlerin oy verme davranışları hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Seçmen psikolojisi, kampanyalarının nasıl düzenleneceği konusunda ipuçları sağlar</strong></p>
<p>‘Seçmen psikolojisinin’, seçmen davranışlarını inceleyen psikolojinin bir araştırma dalı olduğunu belirten Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Serdar Nurmedov, “Genel olarak tanımlamak gerekirse seçmen psikolojisi, bireylerin siyasi tercihlerinin altındaki psikolojik nedenlerini ve bu tercihlerin nasıl oluştuğunu araştırır.” ifadelerini kullandı. </p>
<p>Seçmen psikolojisinin uzun zamandır psikolojinin ilgi alanında olduğunu ve bireylerin siyasi tutumlarını şekillendiren psikolojik faktörlerin anlaşılmasına yardımcı olmayı amaçladığını kaydeden Nurmedov,  “Bu faktörler arasında kişilik özellikleri, ideolojik eğilimler, sosyal baskı, kampanya mesajları, lider imajı ve olayların algılanması gibi unsurlar yer alır. Seçmen psikolojisi, seçim kampanyalarının nasıl düzenleneceği konusunda çok önemli ipuçları sağlar. Aynı zamanda seçim sonuçlarını tahmin etmeye de yardımcı olabilir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Seçmen davranışları ‘rasyonel değerlendirme’ ve ‘psikolojik etkenler’ altında incelenir</strong></p>
<p>Seçmen davranışlarının kabaca iki başlık altında incelendiğini aktaran Nurmedov bu başlıkları ‘rasyonel değerlendirmeye bağlı’ ve ‘psikolojik etkenlere bağlı’ olarak açıkladı.</p>
<p>Seçmenlerin tercihlerinin çoğu zaman rasyonel düşünce sürecinden kaynaklandığının varsayıldığını kaydeden Nurmedov, “Rasyonel değerlendirmeye bağlı tercihleri etkileyen faktörler arasında ekonomik durum, parti ideolojisi, adayın kişiliği, kampanya vaatleri ve medya etkisi yer alır.” dedi.</p>
<p><strong>Psikolojik durum oy tercihlerinde rol oynar</strong></p>
<p>Seçmen davranışının, sadece rasyonel düşünce sürecine dayanmadığını hatırlatan Nurmedov, “Seçmenlerin psikolojik durumları, değerleri, tutumları ve duyguları da oy tercihlerinde rol oynar. Bu psikolojik etkenler grup kimliği, duygusal tepkiler, ilk izlenimler, tutumlar ve kişisel deneyimler şeklinde sıralanabilir. Sonuç itibarıyla seçmen davranışı rasyonel ve psikolojik faktörlerin bir bileşimi ile oluşur.” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>Taraftarlar kazanmak istedikleri için stresli veya endişeli olabilirler</strong></p>
<p>‘Taraftar, yandaş ve fanatik psikolojisi’ kavramlarına da değinen Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Serdar Nurmedov ‘taraftar psikolojisi’ kavramını şöyle açıkladı:</p>
<p>“Taraftarlık esasında bir sanatçı, spor kulübü, siyasi parti veya ideolojinin destekçisi anlamına gelir. Taraftarlık, taraf olduğu grubun başarısına katkıda bulunmak ve onları desteklemek için sergilenen tutumu ifade eder. Bir taraftarın psikolojisi, takımının başarısına ilişkin yoğun duygusal tepkiler içerir. Taraftarlar, takımlarının kazanmasını istedikleri için stresli veya endişeli olabilirler ve kazandıklarında büyük bir coşku hissederler. Benzer şekilde, takımı kaybettiğinde, hayal kırıklığına uğrayabilirler ve hatta üzüntü veya öfke gibi negatif duygular yaşayabilirler. Bununla birlikte taraftarlıkta genelde yıkıcı bir aşırılık yoktur.”</p>
<p><strong>Yandaşlar kendi içinde eleştirir, karşı çıkar ve sorgular</strong></p>
<p>‘Yandaş’ kavramının ‘taraftar’ kavramı ile benzer anlama sahip olmakla birlikte, daha çok siyasi bağlamda kullanıldığını ifade eden Nurmedov, “Bir yandaş, belirli bir siyasi parti veya liderin politikalarına sıkı sıkıya bağlıdır ve onları savunur. Yani, taraftar kavramı daha geniş bir kavram iken, yandaş kavramı siyasi bağlamda kullanılan daha dar bir tanımdır. Yandaşlık psikolojisi, genellikle, diğer insanların farklı bakış açılarına karşı kapalı bir tutum içerir. Bu durum, bazen yandaşların yanıltıcı bilgilere inanmalarına ve gerçekleri göz ardı etmelerine neden olabilir. Bununla birlikte, yandaşlıkta körü körüne bağlanma, liderlerini veya ait hissettikleri grupları putlaştırma ya da mutlak doğru olarak algılama söz konusu değildir. Yeri geldiğinde kendi içinde eleştirir, karşı çıkar ve sorgularlar.” şeklinde tanımladı. </p>
<p><strong>Fanatikler yıkıcı davranışlar sergileyebilir </strong></p>
<p>Fanatik psikolojisi tanımını da açıklayan Nurmedov, ‘fanatik’ teriminin genellikle tutkulu bir şekilde bir fikir, spor takımı, lider veya herhangi bir konuya bağlılık gösteren kişiler için kullanıldığını söyledi. Bireylerin fanatiği olduğu kişiyi münezzeh bir varlık olarak nitelendirdiklerini belirten Nurmedov, “Fanatik psikolojisi, genellikle, bir kişinin belirli bir inanç veya ideolojiye aşırı derecede bağlı olmasından kaynaklanır ve bu bağlılık, kişinin kimliği veya kendine ait bir özellik olarak görülür. Fanatiği olduğu kişi veya ideolojiyi eleştiremez. Başkaları tarafından eleştirildiğinde ise muhalif görüşleri asla kabul etmezler ve körü körüne savunurlar. Yetersiz kaldığını hissettiklerinde ise aşırıya kaçabilirler. Yıkıcı davranışlar sergileyebilirler.” dedi.</p>
<p><strong>Seçimler önemli ancak hayatın sonu değil</strong></p>
<p>Seçimleri hayatın sonu gibi düşünmenin doğru olmadığını vurgulayan Nurmedov, “Seçimler hayatımızın sadece bir bölümünü oluşturur ve hayatımızın sonu değildir. Seçimler önemlidir ve doğru kararlar almak için ciddi bir düşünce gerektirir. Ancak seçim sonuçlarının sanılanın aksine hayatın diğer alanları üzerindeki etkisi de sınırlıdır. Kaybetmek, yeni fırsatlar yaratmak için bir adım olabilir ve hayatımızın diğer alanlarında başarıya ulaşmamıza yardımcı olabilir. Özetle, seçimler önemlidir ancak hayatın sonu değildir.” şeklinde ifade etti.</p>
<p><strong>Sağduyulu insanlar daha saygın ve güvenilir bulunur</strong></p>
<p>Sağduyunun önemine de değinen Nurmedov, “Sağduyu, insanların olaylara mantıklı, gerçekçi ve dengeli bir şekilde yaklaşmasına yardımcı olan ve insanları diğer canlılardan ayıran en önemli özelliklerden biridir. Sağduyu sahibi insanlar, duygularıyla hareket etmek yerine, bilgi ve mantıktan yola çıkarak, doğru kararlar verme eğilimindedirler.” dedi.</p>
<p>Sağduyunun bize özellikle seçim süreci gibi stresli veya zor durumlarda, mantıklı ve soğukkanlı bir şekilde karar vermeyi sağlayacağına dikkat çeken Nurmedov sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Unutulmamalıdır ki, kararlarında sağduyulu davranan insanlar, toplum tarafından daha saygın ve güvenilir bulunur. Toplumda, sağduyulu kararlar almak ve uygulamak, huzur ve güvenliğin korunması açısından son derece önemlidir. Bu nedenle, sağduyu kavramı, toplumsal yaşamın sürdürülmesinde ve geliştirilmesinde kritik bir rol oynar.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sagduyu-huzur-ve-guvenligin-korunmasinda-onemli-secimler-onemli-ancak-hayatin-sonu-degil-374930">Sağduyu, huzur ve güvenliğin korunmasında önemli! Seçimler önemli ancak hayatın sonu değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çalışırken Yalnızca İşinizi Değil, Beslenmenizi de Planlayın!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/calisirken-yalnizca-isinizi-degil-beslenmenizi-de-planlayin-373041</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 May 2023 09:00:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenmenizi]]></category>
		<category><![CDATA[çalışırken]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[işinizi]]></category>
		<category><![CDATA[planlayın]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=373041</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzün hatta haftamızın büyük bir kısmını çalışarak geçiriyoruz ve birçok öğünümüzü dışarıda yemek durumunda kalıyoruz. Evimizde kendi seçtiğimiz malzemelerle yemek yapma süremiz azaldıkça özellikle çalışan insanlar için beslenmenin önemi de gittikçe artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/calisirken-yalnizca-isinizi-degil-beslenmenizi-de-planlayin-373041">Çalışırken Yalnızca İşinizi Değil, Beslenmenizi de Planlayın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzün hatta haftamızın büyük bir kısmını çalışarak geçiriyoruz ve birçok öğünümüzü dışarıda yemek durumunda kalıyoruz. Evimizde kendi seçtiğimiz malzemelerle yemek yapma süremiz azaldıkça özellikle çalışan insanlar için beslenmenin önemi de gittikçe artıyor. </p>
<p>Kurumlar kendi bünyesinde çalışanlara catering hizmeti veriyor olsa da veya kişiler dışarıdan yemek alımı yapsa da doğru planlanmamış öğünler, birçok sağlık sorununa yol açabiliyor. Kalorisi ve besin değerleri doğru hesaplanmamış bu öğünler obezite, kas-iskelet sistemi hastalıkları, uyku bozuklukları, depresyon, guatr, osteomalasi, bel çevresinde yağlanma ve hipertansiyon hastalıklarına sebep olabiliyor. </p>
<p><strong>Beslenme Planlaması Kişiye Özel Olmalı</strong></p>
<p>Uzun vadede insan yaşamını çok fazla etkileyen bu hastalıkları önlemek için çalışma hayatında beslenmekle ilgili görüşlerini paylaşan Infinity Regenerative Clinic Medikal Ekibinden Genetik Bilim Uzmanı &#038; Diyetisyen Dilara Devranoğlu “Çalışan insanların gün içinde tükettiği enerji düşünüldüğünde bu kişilerin dengeli ve sağlıklı beslenmesi büyük önem taşıyor. </p>
<p>Özellikle ofislerde masa başı çalışan kişilerde, fiziksel aktivitenin azalmasına bağlı olarak hastalıkların oluşma riski artıyor. Uzun süre hareketsizlik vücutta yağ kütlesinde birikim gibi sorunlara sebep oluyor ve bu kişinin sağlığını ve sosyal hayatını oldukça olumsuz yönde etkiliyor. </p>
<p>Bu sebeple nasıl işimizi planlayarak her şeyin yolunda gitmesini sağlıyor ve aksiliklerin önüne geçiyorsak, beslenmemizi de planlamamız gerekiyor. Kişilerin beslenmelerinin planlanması; yaş, cinsiyet, beslenme gereksinimi, yeme alışkanlıkları, sağlık durumu, mesai saatleri ve çalışma şartlarına göre özel olarak hazırlanması ve uygulanması gerekir “dedi.</p>
<p>Beslenme planlamasının yalnızca beslenme uzmanları tarafından yapılması gerektiğine de dikkat çekerek bazı önerilerde bulunan Devranoğlu” Beslenme planlaması kişiye özel olmalıdır ama bazı genel önerilerle bile yaşamınızı iyileştirebilirsiniz. </p>
<p>İlk etapta günlük su tüketiminizi ayarlayarak başlamalısınız. Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nün su tüketimi önerisi günde kg başına 30 ml’dir. Siz de kilonuzu 0,03 ile çarparak günlük tüketmeniz gereken su miktarını hesaplayabilirsiniz. Yeterli miktarda su tüketimi metabolizmanızın da daha hızlı çalışmasını sağlar. Hazır yiyecekleri tüketmemeli, yemeklerinizi evde hazırlamaya özen göstermelisiniz.  Kahvaltıda yüksek trans yağ oranına sahip açma, poğaça gibi unlu gıdalar yerine içerisinde yumurta, zeytin, salatalık, roka, maydanoz, peynir gibi kahvaltılıkların bulunduğu bol zeytinyağı eklenmiş bir salata sizi uzun saatler boyunca tok tutacaktır.  Özellikle ara öğünlerde bisküvi, kraker ve çikolata gibi ürünler şeker içeriği sebebiyle kan şekerinizi hızlı bir şekilde yükseltip düşüreceği için bu tip paketli gıdalardan kaçınmalısınız.  Ara öğüne gereksinim duyuyorsanız size enerji verecek olan ceviz, fındık, badem gibi en sağlıklı yağlı tohumlardan porsiyon ölçüsü dahilinde tüketebilirsiniz. Öğle yemeklerinde ise fast-food yerine ev yemeklerini tercih edebilirsiniz. Besin düzeyi yüksek et ürünlerinin yanına zeytinyağlı bir salata veya sebze yemeği ekleyerek, doygunluk sağlayabilirsiniz. Ayrıca tuz tüketiminizi azaltarak, ödem oluşmasını da engelleyebilirsiniz.” dedi.</p>
<p><strong>Her 50 Dakikada Bir 5-10 Dakika Mola Verip, Hareket Etmelisiniz</strong></p>
<p>Ofislerde masa başı çalışanların hareketsiz kalmasının da birçok rahatsızlığa sebep olduğuna değinen Devranoğlu</p>
<p>”Çalışırken her 50 dakikada bir 5-10 dakika ara verebilir, oturduğunuz yerde esneme hareketleri yaparak veya ofis içerisinde yürüyerek bile kaslarınızı rahatlatabilirsiniz. Uzun süre hareketsiz kalmak birçok bel ve boyun rahatsızlığına sebep olabileceği gibi kilo alımına da neden olacaktır. </p>
<p>Ayrıca işe gelirken arabanızı biraz uzak mesafeye park ederek bu mesafeyi yürüyebilir, toplu taşımayla geliyorsanız evinizden birkaç durak önce inerek yürüyüş yapabilirsiniz. “dedi. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/calisirken-yalnizca-isinizi-degil-beslenmenizi-de-planlayin-373041">Çalışırken Yalnızca İşinizi Değil, Beslenmenizi de Planlayın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ekrem İmamoğlu: Kişilerin Değil; Kurumların Önde Olduğu Bir Memleket, Bir Şehir Hayal Ediyorum</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ekrem-imamoglu-kisilerin-degil-kurumlarin-onde-oldugu-bir-memleket-bir-sehir-hayal-ediyorum-368132</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Apr 2023 13:26:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[ediyorum]]></category>
		<category><![CDATA[ekrem]]></category>
		<category><![CDATA[hayal]]></category>
		<category><![CDATA[imamoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[kişilerin]]></category>
		<category><![CDATA[kurumların]]></category>
		<category><![CDATA[memleket]]></category>
		<category><![CDATA[olduğu]]></category>
		<category><![CDATA[önde]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=368132</guid>

					<description><![CDATA[<p>İBB’nin köklü kurumu İSKİ, en büyük içme suyu tüneli projesi Kağıthane-Bahçelievler-Sefaköy İçme Suyu Tüneli’ndeki çalışmalarında yüzde 65’lik ilerleme seviyesine ulaştı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ekrem-imamoglu-kisilerin-degil-kurumlarin-onde-oldugu-bir-memleket-bir-sehir-hayal-ediyorum-368132">Ekrem İmamoğlu: Kişilerin Değil; Kurumların Önde Olduğu Bir Memleket, Bir Şehir Hayal Ediyorum</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İBB’nin köklü kurumu İSKİ, en büyük içme suyu tüneli projesi Kağıthane-Bahçelievler-Sefaköy İçme Suyu Tüneli’ndeki çalışmalarında yüzde 65’lik ilerleme seviyesine ulaştı.</strong></p>
<p><strong>Bugüne kadar 2,2 milyar liralık öz kaynak kullanılarak ilerleyen ve kazısız teknolojiyle gerçekleştirilen projede kullanılan TBM cihazı, İSKİ’nin Eyüpsultan Münzevi Terfi Merkezi’ne ulaştı. Merkezde incelemelerde bulunan Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Yardımcısı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “İSKİ gibi bir kadim kurumun, yüzyıllar sürecek hizmetinin sadece bir zerresi kadar bir bölümüne hizmet eden insanlarız. Kişilerin önde değil; kurumların, kuralların ve kurumsallığın önde olduğu bir memleket, bir şehir hayal ediyorum. Bu hayalin gerçek olmasını da dileyerek, emeği geçen herkese teşekkür ederim” dedi. </strong></p>
<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) köklü kurumu İSKİ’nin en büyük içme suyu tüneli projesi Kağıthane-Bahçelievler-Sefaköy İçme Suyu Tüneli’nde çalışmalar son hızla devam ediyor. Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Yardımcısı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, tünelleri kazan TBM (Tünel Açma Makinesi) cihazının İSKİ’nin Eyüpsultan Münzevi Terfi Merkezi’ne ulaşması nedeniyle düzenlenen inceleme gezisine katıldı. </p>
<p><strong>İMAMOĞLU, BAŞA TARAFINDAN BİLGİLENDİRİLDİ</strong></p>
<p>İmamoğlu, inceleme gezisi sırasında İSKİ Genel Müdürü Şafak Başa tarafından bilgilendirildi. “İstanbul’un günümüzde ve gelecekte artan su ihtiyacını karşılayacak, kuraklık döneminde sigorta görevi görecek olan Melen Suyu’nun İstanbul&#8217;un Avrupa yakasının iç ve batı kesimlerine ulaştırmak amacıyla yapımına başlanan projemizin çok önemli bir aşamasını tamamlamanın memnuniyetini yaşıyoruz” diyen Başa, “İstanbul&#8217;un nüfusunun büyük kısmı Avrupa yakasında ama su kaynaklarımızın çok önemli bir kısmı ise, Asya yakasında. 200 kilometre mesafeden Melen ve Yeşilçay regülatörlerinden her gün, İstanbul&#8217;un Cumhuriyet Arıtma Tesisi&#8217;ne suyumuzu alıyoruz. Burada arıttıktan sonra, yine kuzey tünelleriyle bu suyu Kağıthane&#8217;ye getiriyoruz. Ve oradan Avrupa&#8217;nın iç kesimlerine dağıtıyoruz. Dün itibarıyla mesela 1 milyon 272 bin metreküp suyu, biz, bu şekilde geçirmişiz. Fakat tabii bu su yetersiz. Özellikle Avrupa yakasındaki su kaynaklarımızda şu anda yaşadığımız kuraklıkta da bunu görüyoruz. Daha fazla suyu bizim iç kesimlere ulaştırmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı. </p>
<p> </p>
<p><strong>TÜNELLERİN UZUNLUĞU 20.6 KİLOMETRE OLACAK</strong></p>
<p>Projemizin ana amacını, “Melen&#8217;den gelen suyu, Kağıthane&#8217;ye getirdiğimiz suyu arıttıktan sonra, Avrupa tarafındaki birçok ilçemize ulaştırmak ve alternatif yeni bir kaynak oluşturmak” sözleriyle özetleyen Başa, “Bu noktada tünellerle gelen su, farklı noktalarda, özellikle üç önemli su depomuz olan, şu anda içinde bulunduğumuz Eyüpsultan Münzevi Depo, Bahçelievler Depo ve Sefaköy Depo ile bağlantı sağlanacak, yaklaşık 1,5 milyon metreküplük bir su aktarılacak. İstanbul&#8217;a İSKİ&#8217;nin günde 3 milyon metreküp civarında su verdiğimizi düşünürsek, neredeyse verdiğimiz suyun yarısı kadar bir suyu bu tünellerden aktarabileceğiz. Toplamda tünellerimizin uzunluğu, Kağıthane&#8217;den Bahçelievler&#8217;e kadar 20 bin 614 metre. Devasa tüneller bunlar. Yani 4 metre çapında beton bir tünelden bahsediyorum. Tabii bu beton tünelden su akmayacak. Bunun içerisine 3 metre çapında çelik borular döşeyerek, projeyi tamamlamış olacağız” bilgilerini paylaştı. </p>
<p><strong>“2018’DE BAŞLADI, 2019’DAN İTİBAREN HIZLANDI”</strong></p>
<p>Projenin 2018 yılı itibariyle başladığını aktaran Başa, şunları söyledi:</p>
<p>“Yer teslimi yapıldı. 2019’un Haziran ayı itibariyle proje, göreve gelmenizle beraber hızlandı. Ve şu ana kadar 13 bin 450 metrelik kısmını bitirmiş olduk. Yani toplam hattın yüzde 65’ini tamamlamış olduk Sayın Başkanım. Toplamda bugüne kadar, yüzde 43,5’luk bir parasal nakti gerçekleşmeye ulaştık. Yani kabaca, bugüne kadar başladığımız nokta itibariyle, yapılan işlerin yüzde 98,5’u, yeni dönemde yapılmış oldu. Ve hızla devam ediyoruz. Bugün itibariyle, Kağıthane-Münzevi arasındaki yaklaşık 7 kilometrelik kısmı tamamlamış oluyoruz. Biraz sonra talimatınızla makinemiz buradan çıkacak ve tünelimiz tamamlanmış olacak. Tabii beton tüneli tamamlamak yetmiyor, hemen biz arkasından özellikle ilk etap olarak bu kısmın iç borulama sistemine başlayacağız. Ve dolayısıyla ilk etapta bu kısmı açmış olacağız. Birçok ilçemiz etkileniyor. İçinde bulunduğumuz Eyüpsultan ilçemiz, Bayrampaşa, Fatih, Eyüp, Zeytinburnu ilçeleri öncelikle bu ilk etaptan yararlanmış olacak. Ama projenin tamamına baktığımızda, 9-10 civarında ilçemiz bu projeden yararlanmış olacağız.”</p>
<p><strong>“SU, KAĞITHANE’DEN SEFAKÖY’E TERFİ MERKEZİ OLMADAN ULAŞACAK”</strong></p>
<p>“Suyu getiriyoruz ama iç kesimlere ulaştırmakta sıkıntı yaşıyoruz” diyen Başa, “Boğaz’dan güney hatlarımızla getirdiğimiz suyu, Kennedy Caddesi&#8217;nden boru hatlarımız yetersiz olduğu için arzu ettiğimiz kadar ulaştıramıyoruz bu bölgelere. Bu proje bittiğinde, esasen Kennedy Caddesi&#8217;nin de bir alternatifi olacak ve buradan aşağı, Zeytinburnu tarafına doğru su vereceğimiz için, güneydeki sıkıntılı hatlarımıza da bağlı olmaktan kurtulmuş olacağız. Bu projemizin sağlayacağı bir avantajımız da Kağıthane&#8217;den aldığımız suyu, hiçbir şekilde terfi ettirmeden, tamamen cazibeli bir şekilde ve enerji kullanmadan ta Sefaköy&#8217;e kadar getirmiş olacağız. Böylece, İSKİ&#8217;nin enerji maliyetleri ve dolayısıyla toplam terfi ettirdiği suyu da önemli ölçüde düşürmüş olacağız. Projemizin devamını da arkadaşlar planlıyor. Biz, Küçükçekmece&#8217;yi de geçip, daha da Trakya tarafına doğru suyu götürmek için çalışıyoruz. Bu ana sistemi oluşturduktan sonra, arkadaşlarımız, buradaki depo bağlantıları ve ‘daha iç kesimlere kılçık şeklinde suyu nasıl ulaştırabiliriz’in de proje çalışmalarını ikinci etap itibariyle yapmış oluyorlar” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>“KAZISIZ ÇALIŞIYORUZ, VATANDAŞLARIMIZIN HABERİ OLMUYOR”</strong></p>
<p>Güncel rakamlarla, şu an kadar 2,2 milyar tutarında bir harcamayı yeni dönemde yapmış olduklarının altını çizen Başa, tamamen öz kaynak kullanımıyla hareket ettiklerine vurgu yaptı. “Bereketli bütçe uygulamasının bir sonucunu burada görmüş oluyoruz” diyen Başa, bilgilendirme konuşmasını, “Kredi müracaatlarımız oldu, fakat maalesef şu ana kadar İller Bankası&#8217;ndan 1 lira alamadık. Tamamen İSKİ&#8217;nin öz kaynaklarıyla, yarattığı imkanlarla tamamladığımız bir projemiz. Belki İstanbul&#8217;un ve dolayısıyla Türkiye&#8217;nin en önemli içme suyu projelerinden bir tanesini bu şekilde devam etmiş oluyoruz. Bugün de çok önemli bir merhalesini birlikte açmış oluyoruz. Kazısız teknoloji olması çok önemli. İSKİ, son dönemde kazısız teknolojileri kullanıyor. Eğer biz bu tüneli tamamen yer üstünden yapmış olsaydık, vatandaşımızı çok büyük rahatsız edecektik. Şu ana kadar hiçbir trafik problemi yaşamadan, birçok hemşerimiz burada yapılan çalışmayı görmüyor. Dolayısıyla vatandaşımızı rahatsız etmeden, bugüne kadar bu imalatları yapmış ve devam etmiş olacağız” sözleriyle noktaladı. </p>
<p><strong>İMAMOĞLU’NDAN KURAKLIK UYARISI</strong></p>
<p>Projeyi, “Değerli bir hizmet, değerli bir proje” olarak niteleyen İmamoğlu, “İSKİ&#8217;ye bu hizmetlerinden dolayı teşekkür ediyoruz. Şu anda çok stratejik bir kurumumuz İSKİ. Kuraklığı hep beraber görüyor ve yaşıyoruz. Her damla suyu çok titiz bir şekilde kullanmalı, harcamalı, her damla suyu da biriktirmeyi başarmalı; aynı zamanda tabii kesintisiz bir biçimde içme suyunu evlere ulaştırmalı. Deprem olsa dahi ulaştırmalı. Çok yönlü bir sürecin içindeyiz. Vatandaşlarımızın bu yoğun emeğin karşılığında, lütfen bir damla suyu bile harcarken titiz olmalarını diliyorum, istiyorum. Elbette ki yağmur, kar talep ediyoruz, dua ediyoruz ama şunu da biliyoruz ki; dünyamızı hızlı kirletiyoruz. Bu dünyanın dengesini bozan yine insanoğlu. Bu bağlamda hem iklim değişikliğiyle mücadelede kurallara uymak hem de her damla suyun değerini bilmek ve ona göre harcamak hem de buna göre altyapıyı yapmak kurumların, kişilerin, insanların sorumluluğu. Biz, bu sorumluluğu sonuna kadar taşıyacağız, taşımalıyız” diye konuştu.  </p>
<p><strong>“KURUMUN VE KURALLARIN KALICI OLDUĞU BİR MEKANİZMAYI BU ÜLKEDE VAR ETMELİYİZ”</strong></p>
<p>“İSKİ gibi bir kadim kurumun, yüzyıllar sürecek hizmetinin sadece bir zerresi kadar bir bölümüne hizmet eden insanlarız” İmamoğlu, şunları söyledi: </p>
<p>“Ben, Genel Müdürümüz, genel müdür yardımcılarımız, bütün çalışanlarımız bir parçasıyız. Yani emaneti alıp, emaneti devretmenin asil olduğu bir kurumun içindeyiz. Kurumun ve kuralların kalıcı olduğu bir mekanizmayı bu ülkede var etmeliyiz. Bu teknolojik, bu sistematik gelişimleri şehrin hizmetine sunmak elbette değerlidir. Ama bir mucize değildir. Yani bu teknolojiler vardır. Dünya ölçeğinde vardır. Dünya ölçeğinde başarıdır. Mühim olan, zamanlı finansıyla, yapımıyla bu işlerin hayata geçirilmesi meselesidir aklın, bilimin ışığında. İSKİ&#8217;ye nice başarılar diliyorum. Kurumumuza nice başarılar diliyorum. Kişilerin önde değil; kurumların, kuralların ve kurumsallığın önde olduğu bir memleket, bir şehir hayal ediyorum. Bu hayalin gerçek olmasını da dileyerek, emeği geçen herkese teşekkür ederim.”</p>
<p>İmamoğlu’nun konuşmasının ardından telsizle verdiği talimatla, Münzevi Terfi Merkezi’ne ulaşan TBM cihazı, söz konusu noktadaki son kazısını gerçekleştirdi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ekrem-imamoglu-kisilerin-degil-kurumlarin-onde-oldugu-bir-memleket-bir-sehir-hayal-ediyorum-368132">Ekrem İmamoğlu: Kişilerin Değil; Kurumların Önde Olduğu Bir Memleket, Bir Şehir Hayal Ediyorum</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Büyükakın, &#8220;Ben değil, biz olmayı öğrendiğimiz mahallelerimizde gönül sofralarında buluşuyoruz&#8221; dedi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-buyukakin-ben-degil-biz-olmayi-ogrendigimiz-mahallelerimizde-gonul-sofralarinda-bulusuyoruz-dedi-367619</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Apr 2023 10:17:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[ben]]></category>
		<category><![CDATA[biz]]></category>
		<category><![CDATA[buluşuyoruz]]></category>
		<category><![CDATA[büyükakın]]></category>
		<category><![CDATA[dedi]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[gönül]]></category>
		<category><![CDATA[mahallelerimizde]]></category>
		<category><![CDATA[öğrendiğimiz]]></category>
		<category><![CDATA[olmayı]]></category>
		<category><![CDATA[sofralarında]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=367619</guid>

					<description><![CDATA[<p>Başkan Büyükakın, “Ben değil, biz olmayı öğrendiğimiz mahallelerimizde gönül sofralarında buluşuyoruz” dedi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-buyukakin-ben-degil-biz-olmayi-ogrendigimiz-mahallelerimizde-gonul-sofralarinda-bulusuyoruz-dedi-367619">Başkan Büyükakın, &#8220;Ben değil, biz olmayı öğrendiğimiz mahallelerimizde gönül sofralarında buluşuyoruz&#8221; dedi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Başkan Büyükakın, “Ben değil, biz olmayı öğrendiğimiz mahallelerimizde gönül sofralarında buluşuyoruz” dedi</p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, İlim İrfan Derneği’nin düzenlediği Topçular Mahalle iftarına katıldı. Mahalle sakinleriyle sokak iftarında buluşan Başkan Büyükakın, Topçular Mahalle sakinleriyle bir arada olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Özellikle gençlerle, çocuklarla bir arada olmak benim için her zaman keyiflidir” dedi.</p>
<p><b>“MAHALLE SAKİNLERİMİZE GÖNÜLDEN TEŞEKKÜR EDİYORUM”</b></p>
<p>“Ben değil, biz olmayı öğrendiğimiz mahallelerimizde gönül sofralarında buluşuyoruz. Mahalle sakinlerimizle muhabbet ve sohbetimizi daha da koyulaştırıyoruz” diyen Başkan Büyükakın, “Bu akşam da bizleri en güzel şekilde ağırlayan Topçular Mahalle sakinlerimize gönülden teşekkür ediyorum.” şeklinde konuştu. Mahalle gençleri tarafından ilgi ve sevgiyle karşılaşan Başkan Büyükakın, iftar programının ardından gençlerle fotoğraf çektirdi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-buyukakin-ben-degil-biz-olmayi-ogrendigimiz-mahallelerimizde-gonul-sofralarinda-bulusuyoruz-dedi-367619">Başkan Büyükakın, &#8220;Ben değil, biz olmayı öğrendiğimiz mahallelerimizde gönül sofralarında buluşuyoruz&#8221; dedi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kurumların kaderini krizler değil, kriz yönetimi değiştiriyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kurumlarin-kaderini-krizler-degil-kriz-yonetimi-degistiriyor-364821</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Apr 2023 11:26:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[değiştiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[kaderini]]></category>
		<category><![CDATA[kriz]]></category>
		<category><![CDATA[krizler]]></category>
		<category><![CDATA[kurumların]]></category>
		<category><![CDATA[yönetimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=364821</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kurumların kaderini değiştirenin krizin kendisi değil, kriz yönetimi süreci olduğunu belirten uzmanlar, öngörülebilir kriz sebeplerini saptayan bir kurumun proaktif kriz yönetimi anlayışını benimseyerek olası krizleri engelleyebildiğini ifade ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kurumlarin-kaderini-krizler-degil-kriz-yonetimi-degistiriyor-364821">Kurumların kaderini krizler değil, kriz yönetimi değiştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kurumların kaderini değiştirenin krizin kendisi değil, kriz yönetimi süreci olduğunu belirten uzmanlar, öngörülebilir kriz sebeplerini saptayan bir kurumun proaktif kriz yönetimi anlayışını benimseyerek olası krizleri engelleyebildiğini ifade ediyor. Kriz anlarında doğru bilginin aktarılması ve şeffaflığın dikkate alınmasının da büyük önem taşıdığını vurgulayan Doç. Dr. Pınar Aslan, strateji belirlemenin kriz yönetimini kolaylaştırdığına ve bu süreçte en önemli paydaşın kurum çalışanları olduğuna dikkat çekiyor.</strong></p>
<p> </p>
<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Pınar Aslan, kurumlarda kriz durumlarını değerlendirdi ve kriz süreçlerinin nasıl yönetilmesi gerektiği ile ilgili tavsiyelerde bulundu.</p>
<p><strong>Proaktif yönetimle krizler önlenebiliyor</strong></p>
<p>Krizlerin olağanüstü durumlar olarak değerlendirildiğini ve kurumların normal işleyişinin aksamasına neden olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Pınar Aslan, “Kriz sebepleri öngörülebilir ve öngörülemez olarak ikiye ayrılıyor. Öngörülebilir kriz sebeplerini saptayan bir kurum, proaktif kriz yönetimi anlayışını benimseyerek bu olası krizleri engelleyebilir. Öte yandan, her kurumun öngörülemez krizler yaşama ihtimali de vardır ve özellikle günümüz iletişim teknolojilerinin getirdiği hız, krizlerin patlama ve yayılma hızını artırdığı için her kurumun bu tür krizler yaşayabileceğini söylemek mümkün.” dedi.</p>
<p><strong>Kriz anlarında şeffaflık ilkesi dikkate alınmalı</strong></p>
<p>Kriz durumunda yapılması gerekenler listesinin ilk sırasında şeffaflığın yer alması gerektiğini belirten Doç. Dr. Pınar Aslan, sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>“Kriz anları doğrunun daha da önem kazandığı zamanlardır. Özellikle de günümüz iletişim ortamları göz önünde bulundurulduğunda dezenformasyon ve bilgi boşluğu gibi riskli ortamlardan kaçınmak isteyen bir kurumun kendine yapabileceği en büyük iyiliğin krizin varlığını kabul etmesi ve ne olursa olsun doğruyu söylemekten vazgeçmemesi olduğu anlaşılacaktır. İtibar yönetimi çerçevesinde düşünüldüğünde de kriz anlarında doğruyu söylemeyi seçerek itibara da olumlu katkı yapıldığı, bu sayede en azından minimum hasarla krizden çıkmanın mümkün olduğu unutulmamalı. Kriz anlarında doğru bilginin aktarılması ve şeffaflık sürecinde süreklilik ilkesinin dikkate alınması da büyük önem taşıyor. Hedef kitlenin açıklama ve bilgi akışı beklentisi boşa çıkarılmamalı, ‘En doğru bilgiyi en hızlı şekilde bizden alabilirsiniz’ mesajına ters düşecek davranışlardan kaçınılmalı. Bu sayede hedef kitle, alternatif bir bilgi kaynağı arayışına girme ihtiyacı duymayacaktır.”</p>
<p><strong>Strateji belirlemeden kriz yönetimini başlatmak hata! </strong></p>
<p>Kriz durumunda izlenmesi gereken adımların sırasıyla strateji belirlenmesi, hızlı aksiyon alınması, ön araştırma yapılması, iç iletişim sürecine öncelik verilmesi ve hedef kitlenin bilgilendirilmesi şeklinde olması gerektiğine değinen Doç. Dr. Pınar Aslan, “Strateji belirlemeden kriz yönetimi sürecini başlatmak sık yapılan bir hatadır. Birçok kurum, kriz anında hazırlıksız yakalanmanın verdiği endişeyle düşünmeden harekete geçiyor ve bu da krizin daha da büyümesine neden oluyor. Strateji belirlemek krizi yönetmeyi kolaylaştırıyor. Kriz anında ne olduğunu anlamaya, doğru bilgiye ulaşmaya çalışan kurumun samimiyetle ‘Biz de ne olduğunu anlamaya çalışıyoruz ve araştırıyoruz’ temalı bir mesaj vermesi bile yeterli olacaktır. Bunun yanında hızla eyleme geçilmesi önemlidir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Krizin varlığını kabul etmemek önemli bir hata</strong></p>
<p>Kurumların yaptığı bir diğer hatanın da krizin varlığını kabul etmemek ve eyleme geçme konusunda geç davranmak olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Pınar Aslan, “Bu nedenle krizin varlığını kabul eden bir kurumun belirlediği strateji çerçevesinde hızla eyleme geçmesi, krizin gidişatını değiştirecek bir durumdur. Bu süreçte araştırma yapmak ve duruma dair bilgi sahibi olmak büyük önem taşıyor. Hiçbir araştırma yapmadan, hedef kitlenin ne düşündüğünü bilmeden bir sonraki adımı tayin etmek riskleri de beraberinde getiriyor. Günümüz teknolojilerinin özellikle hedef kitlenin krizi nasıl karşıladığını ölçümleme konusunda büyük bir fırsat sunduğunu söylemek mümkün. Bu nedenle hedef kitle ve medyanın ilk tepkisini araştırıp eyleme geçmek, krize dair yapılacak açıklamanın içeriğinin nasıl olması gerektiğini gösterir yöndedir.” dedi.</p>
<p><strong>Kriz anlarının en önemli paydaşı çalışanlar!</strong></p>
<p>Kriz anlarında dikkat edilmesi gereken en önemli paydaşın kurum çalışanları olduğunun altını çizen Doç. Dr. Pınar Aslan, “Kriz anları iç iletişimin stratejik bir önem kazandığı zamanlardır. Çalışanların herkesten önce bilgilendirilmesi krizin kontrol altına alınabilmesini kolaylaştıracaktır. Günümüzde yaşanan krizleri düşündüğümüzde özellikle de sosyal medyaya sızan videolarda çalışanların olası payının unutulmaması gerekiyor. Doğru bilgilendirilmiş, çalıştığı kuruma güvenen bir çalışan kurumun elçisi olarak önemli bir temsiliyet sağlar ve kriz yönetimi sürecine artı değer katar.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Kriz yönetimi kurumların kaderini değiştiriyor</strong></p>
<p>Doç. Dr. Pınar Aslan, kriz durumunda bir diğer önemli aşamanın hedef kitlenin bilgilendirilmesi olduğunu söyledi ve sözlerini şöyle tamamladı: </p>
<p>“Şeffaflık, süreklilik ve samimiyet hedef kitlenin bilgilendirilmesi sürecinde asla unutulmaması gereken konulardır. Krizler her kurumun karşılaşabileceği olağanüstü durumlardır ve kurumların kaderini değiştiren krizin kendisi değil kriz yönetimi sürecidir. Özellikle hedef kitlenin erişim sağladığı tüm kanallardan bilgilendirilmesi büyük önem taşıyor. İç ve dış hedef kitlesiyle güvene dayalı ve şeffaf bir ilişki kurmayı başarmış bir kurum kriz anlarından minimum hasarla çıkabilecekken itibar yönetimini de başarıyla devam ettirme fırsatı yakalayacaktır.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kurumlarin-kaderini-krizler-degil-kriz-yonetimi-degistiriyor-364821">Kurumların kaderini krizler değil, kriz yönetimi değiştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gölcük&#8217;te Otistik Çocuklar Asla Yalnız Değil</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/golcukte-otistik-cocuklar-asla-yalniz-degil-362513</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Apr 2023 12:00:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[asla]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[gölcükte]]></category>
		<category><![CDATA[otistik]]></category>
		<category><![CDATA[yalnız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=362513</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, Dünya Otizm Farkındalık Günü’nde Gölcük Otizm Derneği’ni ziyaret ederek, özel gereksinimli çocuklarla yakından ilgilendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/golcukte-otistik-cocuklar-asla-yalniz-degil-362513">Gölcük&#8217;te Otistik Çocuklar Asla Yalnız Değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, Dünya Otizm Farkındalık Günü’nde Gölcük Otizm Derneği’ni ziyaret ederek, özel gereksinimli çocuklarla yakından ilgilendi.</p>
<p>Gölcük Belediyesi Ali Yıldırım Sezer; Dünya Otizm Farkındalık Günü vesilesiyle, Gölcük Otizm Derneği’ni ziyaret etti. Ziyarette Başkan Sezer, özel gereksinimli çocuklar ve dernek yöneticileri ile bir araya geldi. Çocuklarla yakından ilgilenen Başkan Sezer, Gölcük Belediyesi’nin engelli ve özel bireyler için yapılan çalışmalar hakkında dernek yöneticileri ve ailelere bilgiler verdi.</p>
<p><b>HUZURLU ORTAMDA EĞİTİMLER SÜRÜYOR</b></p>
<p>Özel gereksinimli bireyler için yapılan çalışmaları anlatan Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, “Otistik çocuklarımız için; Değirmendere Topçular Mahallesi Sezai Karakoç Caddesi’ndeki prefabrik binanın eğitim için yetersiz olması nedeniyle, Çiftlik Mahallesi’nde bulunan ve mülkiyeti Gölcük Belediyesi’ne ait binanın tadilatını tamamlamamızdan sonra, 3 yıldan bu yana öğrencilerimizin burada huzurlu bir ortamda eğitimlerine devam etmelerini sağladık” dedi.</p>
<p><b>ÖZEL EĞİTİM UYGULAMA OKULU İNŞAATI SÜRÜYOR</b></p>
<p>Başkan Sezer, “Gölcük Belediye Meclisi’nde oybirliğiyle aldığımız kararla da Maliye Hazinesine devrettiğimiz ve Milli Eğitim Bakanlığı’na tahsis edilen Değirmendere Gaipler Mezarlığı yakınındaki 4 dönüm arsada Gölcük Özel Eğitim Uygulama Okulu inşaatı tüm hızıyla devam ediyor. Çocuklarımızın geleceği için; Gölcük Otizm Derneğimiz ile diyalog halinde çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/golcukte-otistik-cocuklar-asla-yalniz-degil-362513">Gölcük&#8217;te Otistik Çocuklar Asla Yalnız Değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Küçükçekmece&#8217;de Bir İlk Paranın Değil, Sevgi VE Dayanışmasının Geçtiği Tek Market: Halk Market</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kucukcekmecede-bir-ilk-paranin-degil-sevgi-ve-dayanismasinin-gectigi-tek-market-halk-market-360763</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Mar 2023 17:06:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[dayanışmasının]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[geçtiği]]></category>
		<category><![CDATA[halk]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[küçükçekmecede]]></category>
		<category><![CDATA[market]]></category>
		<category><![CDATA[paranın]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=360763</guid>

					<description><![CDATA[<p>Küçükçekmece Belediyesi, ihtiyaç sahiplerinin temel gıda ve hijyen ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla örnek bir projeye imza atarak, QUDRA 2 Programı ve Alman Uluslararası İşbirliği Kurumu desteği ile “Sosyal Market” projesini hayata geçirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kucukcekmecede-bir-ilk-paranin-degil-sevgi-ve-dayanismasinin-gectigi-tek-market-halk-market-360763">Küçükçekmece&#8217;de Bir İlk Paranın Değil, Sevgi VE Dayanışmasının Geçtiği Tek Market: Halk Market</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Küçükçekmece Belediyesi, ihtiyaç sahiplerinin temel gıda ve hijyen ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla örnek bir projeye imza atarak, QUDRA 2 Programı ve Alman Uluslararası İşbirliği Kurumu desteği ile “Sosyal Market” projesini hayata geçirdi.  Sosyal Market’in ilk fiziksel mekânı olan Küçükçekmece Belediyesi Halk Market’i Fevzi Çakmak Mahallesi’nde açıldı. İhtiyaç sahipleri; ‘paranın değil sevgi ve dayanışmanın geçtiği market’ olarak nitelendirilen Halk Market’ten, tanımlı limitlerde ücretsiz alışveriş yaparak, temel gereksinimlerini karşılayabilecek.</p>
<p>Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi’nin açılışını yaptığı, QUDRA 2 Programı ve Alman Uluslararası İşbirliği Kurumu desteğiyle hayata geçirilen Halk Market’in açılışına, mahalle muhtarları, meclis üyeleri ve vatandaşlar katıldı.</p>
<p><b>Başkan Çebi: Küçükçekmecelilerin yüzünü güldürmeyi amaçlıyoruz</b></p>
<p>Başkan Kemal Çebi, “Hayatım boyunca, sosyal demokrasinin en etkili alanlarından biri olan yerel yönetimlerin sosyal adaleti sağlayıcı, toplumcu, eşitlikçi bir belediyecilik anlayışıyla ele alınması gerektiğini savundum. Bu anlamda Sosyal Market Projemiz, dayanışma ağlarının güçlendirilmesi, sürdürülebilir tüketim alışkanlıklarının kazanılması, kentte eşitlik ve kent adaletinin sağlanması için atılmış önemli bir adımdır. Sosyal Market Projesi, Küçükçekmecelilere eşit fayda sağlamak, sosyal dayanışmayı ön planda tutarak hemşerilerimizin müşterek ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik bir hizmet modeli olarak tasarlandı. Projemizin uygulanma mekânı olan Küçükçekmece Belediyesi Halk Market’ten sosyal hizmet uzmanlarımızın tespit ettiği, gerçekten ihtiyacı olan aileler alışveriş yapacak. İnsanların böyle marketlere, sosyal yardımlara ihtiyacı olmasın isterdik ama ne yazık ki ihtiyaç var.  Biz bu projeyle dayanışma içerisinde olmaya çalışıyoruz. Çocuklarımız yatağa aç girmesin, biz tok yatıyorsak onlar da tok yatsınlar istiyoruz. Bütün derdimiz budur.  Küçükçekmecelilerin yüzünü güldürmek için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz ” diye konuştu.</p>
<p><b>Tanımlanan puanlarla, keyfinde ve yerinde alışveriş imkânı</b></p>
<p>Her türlü gıda ve hijyen malzemelerinin yer aldığı Halk Market’ten, ihtiyaç sahipleri, sosyal inceleme sonrası kendilerine tanımlanan kredilerle alışveriş yapacak.  İlk etapta marketten Fevzi Çakmak, Sultanmurat, Kemalpaşa, Gültepe ve Yeşilova Mahallesi’ndeki dar gelirli olduğu tespit edilen vatandaşlar faydalanacak.</p>
<p><b>Vatandaş, gıda kolisi yerine Halk Market’ten istediğini alacak</b></p>
<p> Küçükçekmece Belediyesi, Halk Market’le birlikte dar gelirli vatandaşlara düzenli olarak verdiği gıda kolisi desteğini rafa kaldırıyor. Bunun yerine vatandaşlara, belirlenen kredi limitleri ölçüsünde, kendi ihtiyaçlarını, önceliklerini kendilerinin belirleyeceği, keyfinde ve yerinde alışveriş yapabilme imkânı sağlanıyor. İlçedeki, diğer mahallere ise yardım kolisi desteği sürecek.</p>
<p>Küçükçekmece Belediyesi’nin geçtiğimiz yıllarda hayata geçirdiği ve dayanışmanın gücüyle her geçen gün büyüyen Gıda Bankası çalışmalarını da Halk Market üzerinden sürdürecek.</p>
<p><b>Başvurular, Sosyal Hizmet Uzmanları tarafından inceleniyor</b></p>
<p>Küçükçekmece Belediyesi Halk Market’ten sosyal hizmet uzmanları tarafından incelemeler yapıldıktan sonra ihtiyaç sahibi olduğu tespit edilen aileler yararlanabiliyor.  Burada alışveriş yapan vatandaşların maddi durumları sıklıkla incelemeye tabii tutularak, güncelleniyor.  İhtiyaç sahibi vatandaşlar başvurularını Küçükçekmece Belediyesi Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü, 444 4 360 numaralı İletişim Merkezi, Çözüm Merkezi veya sosyal medya kanalları üzerinden gerçekleştirebilir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kucukcekmecede-bir-ilk-paranin-degil-sevgi-ve-dayanismasinin-gectigi-tek-market-halk-market-360763">Küçükçekmece&#8217;de Bir İlk Paranın Değil, Sevgi VE Dayanışmasının Geçtiği Tek Market: Halk Market</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Orhan Turan: Rant değil insan merkezli kalkınma</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/orhan-turan-rant-degil-insan-merkezli-kalkinma-357646</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Mar 2023 16:00:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kalkınma]]></category>
		<category><![CDATA[merkezli]]></category>
		<category><![CDATA[orhan]]></category>
		<category><![CDATA[rant]]></category>
		<category><![CDATA[turan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=357646</guid>

					<description><![CDATA[<p>İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi'nde konuşan TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan, “Geleceğin Türkiyesi'nin en önemli özelliği, rant değil insan merkezli kalkınma olmalı. Toplum olarak ortak anlayışa varmamız gerektiğine inanıyorum” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/orhan-turan-rant-degil-insan-merkezli-kalkinma-357646">Orhan Turan: Rant değil insan merkezli kalkınma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi&#8217;nde konuşan TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan, “Geleceğin Türkiyesi&#8217;nin en önemli özelliği, rant değil insan merkezli kalkınma olmalı. Toplum olarak ortak anlayışa varmamız gerektiğine inanıyorum” dedi.</p>
<p>İkinci gününde “Vicdana Davet” sloganıyla devam eden İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi&#8217;nde konuşan TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan, geleceğin Türkiye’si için hayata geçmesi gerekenleri anlattı. Deprem felaketinden bahseden ve bilimin ışığından gidilmesi gerektiğini söyleyen Turan, “Geleceğin Türkiye’sinin en önemli özelliği, rant değil insan merkezli kalkınma olmalı. Toplum olarak ortak anlayışa varmamız gerektiğine inanıyorum. Zaten ekonomik kalkınmanın esas amacı insanların refah ve mutluluğunu yükseltmek olmalı” dedi.</p>
<p><strong>Gelecek Türkiye hayalini anlattı</strong><br />Gelecek Türkiye hayali sorulduğunda verdiği yanıtı aktaran Turan, “Ekonomik istikrarı sağlamış, yatırım ortalamalarını öngörülebilir kılmış, enflasyon sorununu geride bırakmış, makro ekonomik dengeleri güçlü, iyi iş imkanları yaratan, refah seviyesi yüksek bir Türkiye istiyoruz. Aynı anda gelir adaletinin tesis edildiği, bölgesel farklılıkların giderildiği, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlandığı, dil, din, mezhep, ırk, köken ayrımı olmadan herkesin eşit ve özgür yaşadığı, kalkınma sürecinde kimsenin geride bırakılmadığı adil bir toplumsal yapıya sahip olmasını diliyoruz. Ekosistemin dengesinin gözetildiği, karbon nötr kalkınmanın başarıldığı, yeşil bir vatanı gelecek kuşaklara miras bırakabilmesini, diplomasi ve işbirliği ile rol model olan, AB entegrasyonu başta olmak üzere batı dünyası ile ilişkilerini güçlendiren, uluslararası hukuka ve sözleşmelere bağlı olması ge rektiğini söylüyoruz” dedi.</p>
<p><strong>“İnsana yatırım yapmalıyız”</strong><br />Geleceğin Türkiye’sini insanı merkeze koyarak inşa edeceklerini söyleyen Turan,  “İnsana yatırım yaparak, tüm vatandaşlarımız için insani gelişme, yetkinleşmeyi hedeflemeliyiz. Bilim teknoloji ve inovasyonu esas almalı, tüm süreçlerde bilimsel aklı hakim kılmalıyız. Geleceği inşa etmekte kurum ve kuralların önemi konusunu yaklaşan seçimlerde dikkate alarak açmak istiyorum. Yönetişim sistemimizde hukukun üstünlüğünü, demokrasiyi, bir arada yaşamayı, birlikte gelişmeyi, eşit vatandaşlığı nasıl sağlayacağımızı kurum ve kurallarını oluşturmalıyız. Toplumun farklı kesimlerinin ekonomik ve siyasi sürece etkin ve adil bir şekilde dahil olabilmeleri için cumhuriyet değerleriyle demokratik değerleri mutlaka birlikte güçlendirmemiz gerekiyor. Arzu ettiğimiz huzur, barış, istikrar ve refah toplumu ancak demokratik ölçüler içinde her kesimin tem sil edilebildiği bir meclis ile mümkün olur” dedi.</p>
<p><strong>“Bambaşka bir yere taşıyacak”</strong><br />Türkiye&#8217;nin büyük bir potansiyeli olduğunu ifade eden Turan, “Aslolan en ağır sorunları bile meşru zeminde tartışarak çözüm üretebilmektir. Bu bilinçle hareket etmek zorundayız. Hukukun üstünlüğünü ve yargı bağımsızlığını sağlamalı, denge ve denetleme mekanizmalarını çalıştırmalı, çoğunlukçuluğu değil çoğulluğu esas almalı, ifade özgürlüğünü tam olarak tesis etmeli, kamuda hesap verebilirliği yerleştirmeli, atamalarda liyakatı esas kılmalı, özerk kurumların bağımsızlığını güvence altına almalıyız. Bunları sağladığımızda Türkiye&#8217;nin potansiyelinin bizi ikinci yüzyılımızda bambaşka yere taşıyacağına inanıyorum. Türkiye ikinci yüzyılına güçlü bir potansiyelle giriyor. El ele vererek, bu potansiyeli hayata geçirebileceğimize, çok daha güzel bir gelecek kurabileceğimize inanıyorum” dedi.  ; </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/orhan-turan-rant-degil-insan-merkezli-kalkinma-357646">Orhan Turan: Rant değil insan merkezli kalkınma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Öksürük Hastalık Değil Belirtidir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/oksuruk-hastalik-degil-belirtidir-355588</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Mar 2023 10:57:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirtidir]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[öksürük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=355588</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzun süren öksürük; astım, alerji, koah, kronik bronşit, üst solunum yolu problemleri, geniz akıntısı, reflü ve hatta kanser gibi hastalıkların belirtisi olabilir</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/oksuruk-hastalik-degil-belirtidir-355588">Öksürük Hastalık Değil Belirtidir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Uzun süren öksürük;  astım, alerji, koah, kronik bronşit, üst solunum yolu problemleri, geniz akıntısı, reflü ve hatta kanser gibi hastalıkların belirtisi olabilir</strong></p>
<p>Öksürük tüm dünyada hemen her yaşta en sık doktora başvuru sebeplerinden birini oluşturuyor. Tek başına bir hastalık olmayan öksürük, pek çok hastalıkta görülen bir belirtidir. Aslında öksürük hava yollarının temizlenmesinde ve korunmasında rol oynayan bir savunma mekanizmasıdır. Ancak iki haftadan uzun sürüyorsa ve gece uyku kalitesi, iş, okul hayatıyla birlikte yaşam kalitesini bozacak noktaya ulaştıysa mutlaka altta yatan hastalık araştırılmalıdır. Bazen öksürük kanser gibi çok ciddi hastalıkların da ilk belirtisi olabilir. </p>
<p>Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi Göğüs Hastalıkları bölümünden, Dr. Uz. Dr. Hijran Mammadova Orucova ‘Öksürüğün nedenleri ve dikkat edilmesi gerekenler’ hakkında bilgiler verdi.</p>
<p>Genellikle sigara, nargile gibi tütün ürünü kullanan, sık sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçiren insanlar öksürüğü bu sebeplere bağlayarak doktora gitmeyebiliyor ve bu durum tanıda gecikmelere neden oluyor. Kesinlikle geçmeyen, inatçı öksürük şikayetiniz varsa bir uzmanın kapısını çalmakta fayda var. </p>
<p><strong>ÖKSÜRÜK UTANMA HİSSİ, DEPRESYON, RUHSAL HASTALIKLARI DA TETİKLEYEBİLİR</strong></p>
<p>Pandemiden sonra toplumun duyarlı hale gelmesi ile öksürük sadece kişinin kendisi için değil çevresindekiler için de tehlikeli olmaya başladı. İnsanların hapşıran veya öksüren bireylerden rahatsız olduğunu, onlardan uzak durmaya çalıştıklarını görüyoruz.  Bu da diğer insanların yanında öksürdüğü için utanma hissi, diğer insanları rahatsız etme duygusu gibi psikolojik durumlara neden olarak insanların sosyalleşmesini engelliyor, toplumdan uzak kalmağa çalışmasına, depresyon vs. gibi ruhsal hastalıkları tetiklemesine neden oluyor. </p>
<p>Öksürük varsa hastalar kafalarına göre öksürük kesici şuruplar, ilaçlar kullanmamalıdır. Öncelikle öksürük yapabilecek tüm nedenler tek tek incelenmelidir. Öksürüğün şiddeti, karakteri, kuru veya balgamlı olması, gece veya gündüz artış göstermesi, enfeksiyon varsa sonrasında artış ya da azalma olup olmaması, mevsim ve çevresel faktörlerle olan ilişkisi, eşlik eden diğer şikayetlerin olup olmaması araştırılmalıdır. Üst ve alt solunum yolu enfeksiyonlarından sonra sigara içmeyen hastalarda öksürük üç hafta, sigara içen hastalarda ise sekiz haftaya kadar uzayabilir.</p>
<p><strong>Öksürük hastalık değil belirtidir.</strong></p>
<p>Uzun süren ve rahatsız edici öksürük astım, alerji, KOAH, kronik bronşit, üst solunum yolu problemleri, geniz akıntısı, reflü gibi hastalıkların habercisidir. Reflüye bağlı olarak artan öksürük şikâyetine sebep olan etmenler, hastaya yöneltilen sorularla ve yapılan tetkiklerle, daha hızlı çözüme kavuşur. Özellikle yatarken mide asidinin geriye kaçmasına bağlı olarak öksürük artar. Bu hastalarda midede yanma, ekşime meydana gelir. Unutmayalım ki her hastalığın bir nedeni vardır. Öksürük de hastalık değil belirtidir. Klima ve kaloriferlerin de havayı kurutmasıyla öksürüğe sebep olmasını unutmayalım. Kuru hava ortamı, kronik gıcık halinde öksürüğe sebep olabilir. Bunu önlemek için odada bulunan kaloriferlerin üzerine, bir kabın içinde su koyarak ya da oda nemlendirici cihazlar kullanılabilir.</p>
<p><strong>Tansiyon ilaçlarının yan etkilerine dikkat!</strong></p>
<p>Kullanılan bazı ilaçlarının(özellikle tansiyon, kolesterol düşürücü ilaçlar) yan etki yaparak öksürüğe neden olur ve ilacı kullanmaya devam ettikçe öksürük de orantılı olarak devam ediyor. Gerekli araştırmalar yapıldığı takdirde herhangi bir bulguya rastlanmazsa, hastanın düzenli kullandığı ilaçların yan etkilerine bakarak, ilacı değiştirmekte fayda olabilir.</p>
<p>Uzun süren ve tedavi edilmeyen öksürük ciddi sorunlara yol açabilir. Sürekli ve şiddetli öksürüklerde kaslar ve kaburga da kullanıldığı için, ortaya çıkan şiddetli basınca bağlı olarak özellikle yaşlı kişilerde kaburga kırıkları ortaya çıkabiliyor.   Bu denli şiddetli sonuç yaşamayanlarda ise sıklıkla görülen kas ağrılarından dolayı hasta sıkıntı yaşayabiliyor. Ayrıca şiddetli öksürüğe bağlı idrar kaçırma ve hatta bazı kişilerde bayılma atakları bile olabilir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/oksuruk-hastalik-degil-belirtidir-355588">Öksürük Hastalık Değil Belirtidir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Menderes Belediyesi Başkan V. Erkan Özkan: Bir gün değil her gün yanlarındayız</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/menderes-belediyesi-baskan-v-erkan-ozkan-bir-gun-degil-her-gun-yanlarindayiz-354928</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Mar 2023 14:03:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[erkan]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[menderes]]></category>
		<category><![CDATA[özkan]]></category>
		<category><![CDATA[yanlarındayız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=354928</guid>

					<description><![CDATA[<p>8 Mart dünya emekçi kadınlar günü dolayısıyla Menderes Belediyesi Başkan V. Erkan Özkan kadın çalışma arkadaşlarını ve deprem mağdurları için kurulan yardım toplama merkezlerinde ki gönüllü kadın vatandaşları çalışma ortamlarında ziyaret ederek günün anısına karanfil vererek bu anlamlı günlerini kutladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menderes-belediyesi-baskan-v-erkan-ozkan-bir-gun-degil-her-gun-yanlarindayiz-354928">Menderes Belediyesi Başkan V. Erkan Özkan: Bir gün değil her gün yanlarındayız</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span>8 Mart dünya emekçi kadınlar günü dolayısıyla Menderes Belediyesi Başkan V. Erkan Özkan kadın çalışma arkadaşlarını ve deprem mağdurları için kurulan yardım toplama merkezlerinde ki gönüllü kadın vatandaşları çalışma ortamlarında ziyaret ederek günün anısına karanfil vererek bu anlamlı günlerini kutladı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>8 Martı bu yıl daha bir buruk kutluyoruz</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Özkan, “6 Martta Kahramanmaraş merkezli 11 ilimizi etkileyen iki büyük depremin acısı hala dinmemişken, bu anlamlı günü içimiz buruk bir şekilde kutluyoruz.  Deprem bölgelerindeki yaralarımızı sarmak için canla başla çalışan mücadele veren gece gündüz demeden sahada olan, meslek profesyonellerine ve gönüllü kadın vatandaşlarımıza da ayrıca teşekkür ediyor onlarında 8 Mart dünya emekçi kadınlar gününü kutluyorum. Deprem bölgelerinde ki kadınlarımızın yaralarını sarmak için tüm imkan ve olanaklarımızı ilk günden buyana devam ettiriyoruz. Çabamız ve amacımız bir nebze olsun deprem mağduru tüm vatandaşlarımızı bilhassa kadın ve çocuklarımızın yüzünü güldürebilmek o acı dakikaları unutturabilmektir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Özkan konuşmalarına şu şekilde devam etti;</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Maalesef ülkemizde son yıllarda daha çok kendini gösteren bir eğilimle kadına yönelik şiddet haberlerine tanıklık etmekteyiz. Türkiye’nin 100. yılına doğru giderken bu imaj asla bize yakışmamakta. Bir ülke, özellikle bizim gibi her anlamda faklı zenginlikleri olan, kurtuluş savaşı gibi birçok zorlu savaşı kadınlarının desteği sayesinde kazanmış bir millet olarak her türlü kadına şiddet olayları ülkemizin gelecek ve aydınlık yüzyılına yakışmıyor. Biz Menderes Belediyesi olarak eşitlikçi bir anlayışı benimsiyor, kadın çalışma arkadaşlarımız ile omuz omuza ortak akıl eşliğinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Menderes kadın dayanışma merkezi</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Menderes Belediyesi Kadın dayanışma merkezi ile de ilgili bilgi veren Özkan “ kadınlarımızın her anlamda yanlarındayız. Kadın dayanışma merkezimizin kapıları tüm kadınlarımıza özellikle şiddet mağduru kadınlarımıza sonuna kadar açıktır” ifadelerine yer verdi. Kadın dayanışma merkezinde psikolojik ve hukuksal destek verdiklerini söyleyen Özkan; “ihtiyaç halinde belediyenin tüm imkanları ile kadınlarımız ve şiddet mağduru kadınlarımızın yanlarındayız” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Özkan son olarak “Yaşamın her alanında olan üreten, çabalayan hayatımıza farklı değerler katan, eşitlik ve özgürlük mücadelesi veren tüm kadınlarımızın 8 Mart dünya emekçi kadınlar gününü kutluyorum” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menderes-belediyesi-baskan-v-erkan-ozkan-bir-gun-degil-her-gun-yanlarindayiz-354928">Menderes Belediyesi Başkan V. Erkan Özkan: Bir gün değil her gün yanlarındayız</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Krizi değil riski yönetmeye odaklanın</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/krizi-degil-riski-yonetmeye-odaklanin-353488</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Mar 2023 10:18:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[odaklanın]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[yönetmeye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=353488</guid>

					<description><![CDATA[<p>ESET, KOBİ Dijital Güvenlik Hassasiyeti Raporunu yayınladı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/krizi-degil-riski-yonetmeye-odaklanin-353488">Krizi değil riski yönetmeye odaklanın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ESET, KOBİ Dijital Güvenlik Hassasiyeti Raporunu yayınladı</strong></p>
<p><strong>Siber saldırılar giderek artıyor. ESET verileri siber tehdit algılamalarında bir yıldan diğerine yüzde 13’lük bir artış olduğunu gösteriyor. Araştırmalar KOBİ’lerin üçte ikisinin son bir yılda  ihlal yaşadığını ortaya koyuyor. Birçok KOBİ’nin artan giderlerle mücadele ettiği bir zamanda, bir KOBİ’ye yönelik bir ihlalin ortalama maliyetinin 219.000€ olduğu düşünülüyor. Bununla birlikte KOBİ, faaliyetlerini zamanında yedekleyebilir ve çalıştırabilirse, bu maliyet azaltılabilir.  </strong></p>
<p>Siber güvenlik şirketi ESET’in yayınladığı KOBİ Güvenlik Hassasiyet Raporu, işletmelerin  siber saldırıya uğrama olasılıklarını azaltmak için zaman ayırmalarının ve düşünmelerinin yanı sıra savunmaları ihlal edildiğinde takip edebilecekleri süreçleri harekete geçirmelerinin de hayati önem taşıdığını ortaya koyuyor. Haberler büyük şirketleri içeren ihlallere yer verme eğiliminde olsa da, siber suçlular  yalnızca büyük işletmeleri hedef almıyorlar. Manşetlerde daha çok büyük şirketleri hedef alan saldırılar yer alıyor, ancak dijital dünyadaki suçlular her türden şirkete saldırarak dijital güvenlik tehdidi oluşturuyor. </p>
<p>KOBİ’lerin, bir ihlalle karşılaşma ihtimalini düşürmek için önlem almanın yanı sıra en kötü durum senaryosuna hazırlanmaları da çok önemli. İş dünyası liderleri, bir siber saldırının işlerine verebileceği zararı nasıl azaltacaklarını da düşünmeliler. Bu zararlar hassas müşteri veri kayıpları, finansal bilgilerin çalınması veya müşteri güvenini kaybetme şeklinde olabilir.  </p>
<p><strong>Güvenliğe ayak uydurma</strong></p>
<p>ESET’in 2022 yılında 1.200’den fazla KOBİ siber güvenlik karar vericisi ile yaptığı ankette, katılımcıların üçte ikisi son 12 ayda bir ihlal yaşadıklarını veya saldırı olmasına dair güçlü bir belirti ile hareket ettiklerini söyledi. Üçte biri de birden fazla ihlalle karşılaştığını ifade etti. Aynı araştırmaya göre her 10 KOBİ’den 7’si, BT güvenliğine yaptıkları yatırımın pandemi sırasında işletme türüne göre zorunlu olarak yaptıkları değişikliklere ayak uyduramadıkları konusunda uyardı. Yüzde 77’si hibrit çalışmayı kolaylaştırmak için tasarlanmış, Uzak Masaüstü Protokolü (RDP) gibi teknolojileri güvenlik risklerine rağmen kullanmaya devam edeceklerini söyledi. Güvenliği destekleyecek adımlar atmaya yönelen KOBİ’lerin sayısı da araştırmaya göre artıyor. Bu adımlar, çok faktörlü kimlik doğrulama uygulanmasını (%50), kurumsal bir VPN kullanımını (%50), uzaktan erişim araçlarını güncel tutmayı (%49) ve uzaktan erişim araçları için daha güvenli yapılandırmaları kullanmayı (%37) içeriyor. </p>
<p><strong>Araştırma ve yeniden yapılandırma</strong></p>
<p>Bir ihlal yaşayan KOBİ’ler için, saldırıyı araştırmak ve gelecekte benzer saldırıları önlemek için BT sistemlerini yeniden yapılandırmak genellikle birkaç hafta sürerdi. KOBİ’lerin üçte biri (%32) bu durumun 7 ile 12 hafta arasında sürdüğünü ve yalnızca beşte biri (%21) iki haftadan az sürdüğünü söyledi. Bu süreyi kısaltmak için KOBİ’lerin bir siber saldırı durumunda takip edilecek sağlam protokoller oluşturması önemli. Kurtarma süresi değişiklik gösterebilir ancak KOBİ’ler bir ihlalden sonra harekete geçme konusunda hızlı. Araştırmada, bu durumu açıklayan en yaygın yanıtlar arasında BT ekipleri için siber güvenlik eğitimine yatırım yapmak (%42), siber güvenlik risk denetimleri yapmak (%39) ve yeni siber güvenlik araçlarına yatırım yapmak (%38) yer alıyor. Geriye dönüp bakıldığında, KOBİ liderleri, işler kötüleştikten sonra tepki vermek yerine, önlem alarak elde edilebilecek tasarrufları göz önünde bulundurmalıdır. </p>
<p>Siber güvenlik denetimi, riski en aza indirmek için kullanılabileceğinden, tüm KOBİ’ler için akıllı bir hareket. Araştırma, neredeyse 10 KOBİ’den 3’ünün (%27) son altı ayda ve üçte birinin (%33) geçen yıl siber güvenlik denetimi yaptığını gösterdi. Siber güvenlik denetiminin yapıldığı şirketlerin %52’si harici bir BT güvenlik şirketi kullandı ve %40’ı denetimi kendi gerçekleştirdi.  Siber güvenlik denetiminde araştırılan faktörler farklılık gösterse de, bunlar arasında hassas bilgilerin korunması (%44), siber güvenlik tehditlerinin belirlenmesi ve değerlendirilmesi (%39), kaybolan veya çalınan veriler için kurtarma planlarının detaylandırılması (%38) ve çalışan siber farkındalığı (%37) yer alıyor.  </p>
<p><strong>KOBİ’ler yalnız değil</strong></p>
<p>Siber güvenlik şirketi ESET, KOBİ’lere kullanımı kolay yönetim, en son cihaz öğrenimi ve Genişletilmiş Algılama ve Yanıt dahil çeşitli ölçeklenebilir koruma seçenekleri içeren, kurumsal düzeyde çok katmanlı uç nokta koruması sağlıyor. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/krizi-degil-riski-yonetmeye-odaklanin-353488">Krizi değil riski yönetmeye odaklanın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Soyer ikinci Yüksek İstişare Kurulu Toplantısı&#8217;nda konuştu: &#8220;Günü kurtarmaya değil geleceği tasarlamaya hazırlanıyoruz&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-soyer-ikinci-yuksek-istisare-kurulu-toplantisinda-konustu-gunu-kurtarmaya-degil-gelecegi-tasarlamaya-hazirlaniyoruz-346923</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Jan 2023 13:08:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[geleceği]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[hazırlanıyoruz]]></category>
		<category><![CDATA[ikinci]]></category>
		<category><![CDATA[istişare]]></category>
		<category><![CDATA[konuştu]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarmaya]]></category>
		<category><![CDATA[kurulu]]></category>
		<category><![CDATA[soyer]]></category>
		<category><![CDATA[tasarlamaya]]></category>
		<category><![CDATA[toplantısında]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=346923</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin düzenleyeceği İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi hazırlıkları kapsamında Yüksek İstişare Kurulu İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer'in ev sahipliğinde ikinci kez toplandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-soyer-ikinci-yuksek-istisare-kurulu-toplantisinda-konustu-gunu-kurtarmaya-degil-gelecegi-tasarlamaya-hazirlaniyoruz-346923">Başkan Soyer ikinci Yüksek İstişare Kurulu Toplantısı&#8217;nda konuştu: &#8220;Günü kurtarmaya değil geleceği tasarlamaya hazırlanıyoruz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin düzenleyeceği İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi hazırlıkları kapsamında Yüksek İstişare Kurulu İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer&#8217;in ev sahipliğinde ikinci kez toplandı.</p>
<p>Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu&#8217;nun da katılarak destek verdiği toplantıda konuşan Başkan Soyer, “Bugün herkes günü kurtarmakla meşgul. Biz sadece geçmişi değil, iyi tasarlanmış bir geleceği gelecek kuşaklara bırakmak istiyoruz” dedi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından “Geleceğin Türkiyesi’ni inşa ediyoruz” sloganıyla 15-21 Şubat tarihlerinde düzenlenecek İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi’nin Yüksek İstişare Kurulu ikinci kez bir araya geldi. Arkas Holding’in katkılarıyla Swissotel’de düzenlenen toplantıya Türkiye’nin önde gelen iktisatçıları, bilim insanları ile iş dünyası, sendika ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı.</p>
<p>Başkan Tunç Soyer toplantının açılış konuşmasında aylardır sürece katkı koyan herkese teşekkür etti. Başkan Soyer, “Çok heyecanlıyız. Bu yolculuğu başlatırken, heyecanımızın ne kadar paylaşılacağı konusunda kuşkuluyduk. Çünkü önce o heyecanın paylaşılması gerekiyor. Ama gördük ki işçisiyle, çiftçisiyle, akademisyeniyle tüm katılımcılarımız en az bizim kadar heyecanlı, en az bizim kadar hassasiyet ve titizlikle bu sürece katıldı. Şimdiye kadar 9 toplantı yaptık, her toplantımız 6-7 saat sürdü; kimse toplantıyı terk etmedi. İnanılmaz bir katılım oldu” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“Sadece geçmişi değil, iyi tasarlanmış bir geleceği bırakmak istiyoruz”</strong><br />Başkan Soyer, “Yüzyıl önce kongre divan başkanı, ‘Milletimizin mazisinden değil, istikbalinden mesulüz’ diyor. Aslında bizim de niyetimiz bu oldu. Bugün herkes günü kurtarmakla meşgul ama geleceğe dair, vizyon, öngörü maalesef ortaya konmuyor. Bu kongrenin en temel vazifesi, aynı yüzyıl önce olduğu gibi bir geleceğe dair çalışılmış bir tasarım bırakmak olduğunu düşündük. Biz sadece geçmişi değil, iyi tasarlanmış bir geleceği bırakmak istiyoruz. O nedenle yapılan çalışmanın ana hedefi geleceğe dair bu topraklarda yaşayan insanların nasıl bir dünyayla karşılaşacaklarını, karşılaştıkları dünyayla nasıl çözümler üreteceklerini bugünden öngörmeye çalışmak. Bu köklü medeniyetlerin yeşerdiği coğrafyadan dünyaya ilham verecek şeyler ortaya koymalıyız diye düşündük” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Yüksek İstişare Kurulu kongrenin dibacesini (önsöz) yazacak”</strong><br />Yüksek İstişare Kurulu&#8217;nun önemine değinen Başkan Soyer, “Yüksek İstişare Kurulu’nun bizim açımızdan çok temel fonksiyonları var. Birincisi İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi’nin dibacesini yazmak. 21 başlık altında 189 karar var, 54 ilke var. Bütün bu kararların bir dibacesi olacak. O dibaceyi yazmayı bu kurul üstlensin istedik. İkincisi, kongrenin gidişatıyla ilgili son dönemeçte yol göstermek. Sonuncusu ise bu kongrenin sonuçlarının takibini yapmak” dedi.</p>
<p><strong>“Takipçisi olmaya kararlıyız”</strong><br />Alınan kararların takipçisi olacaklarını yineleyen Başkan Soyer, “Biz başından beri sürecin iyi bir dokümantasyonunu yapıyoruz. Hem yazılı, hem görsel olarak kaydediyoruz. Bu işin takipçisi olmaya kararlıyız. Yüzlerce kurumun, bilim insanının bir araya geldiği, kaynaklarını aktardığı çok içtenlikle ortaya çıkan bu çalışmanın, kalıcı iz bırakması arzusundayız. Her sene alınan kararlarla ilgili ne yapıldı, yapılmadı, nasıl yapıldı, takipçisi olmaya kararlıyız” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Hisarcıklıoğlu&#8217;ndan destek</strong><br />Kurulun toplantısına Genç Sürdürülebilirlik Elçileri Eğitim Programı için İzmir’e gelen TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da katıldı. Toplantının ilk bölümünde konuşmacıları dinleyen Hisarcıklıoğlu, “Her türlü desteğimiz ilk günden bu yana devam ediyor. İktisat Kongresi’nde odalarımız ana oyuncular arasında. Sonuçlarını da merakla bekliyoruz. Herkese başarılar diliyorum” dedi.</p>
<p>Toplantının ilk bölümünde İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Güven Eken, İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi sürecindeki uzman toplantıları ve ana kongre programı hakkında bilgilendirme yaptı. İkinci Yüksek İstişare Kurulu toplantısının ilk bölümünde kurul üyeleri, uzman toplantılarının sonuçları ve İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi’yle ilgili görüşlerini dile getirdi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-soyer-ikinci-yuksek-istisare-kurulu-toplantisinda-konustu-gunu-kurtarmaya-degil-gelecegi-tasarlamaya-hazirlaniyoruz-346923">Başkan Soyer ikinci Yüksek İstişare Kurulu Toplantısı&#8217;nda konuştu: &#8220;Günü kurtarmaya değil geleceği tasarlamaya hazırlanıyoruz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hande Kazanova: &#8220;Soyadım Casanova&#8217;dan Değil Kazan Ovası&#8217;ndan Geliyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hande-kazanova-soyadim-casanovadan-degil-kazan-ovasindan-geliyor-345792</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Jan 2023 08:06:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[casanova]]></category>
		<category><![CDATA[casanovadan]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[geliyor]]></category>
		<category><![CDATA[hande]]></category>
		<category><![CDATA[kazan]]></category>
		<category><![CDATA[kazanova]]></category>
		<category><![CDATA[ovasından]]></category>
		<category><![CDATA[soyadım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=345792</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dayı Şov bu hafta oyuncu Naz Çağla Irmak ve astrolog Hande Kazanova’yı ağırladı. Ünlü astrolog isminin İtalyan gezgin Casanova’dan değil, Rusya’daki Kazan Ovası’ndan geldiğini söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hande-kazanova-soyadim-casanovadan-degil-kazan-ovasindan-geliyor-345792">Hande Kazanova: &#8220;Soyadım Casanova&#8217;dan Değil Kazan Ovası&#8217;ndan Geliyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dayı Şov bu hafta oyuncu Naz Çağla Irmak ve astrolog Hande Kazanova’yı ağırladı. Ünlü astrolog isminin İtalyan gezgin Casanova’dan değil, Rusya’daki Kazan Ovası’ndan geldiğini söyledi. İlk dönemlerde astrolojiyle ilgilendiğini dile getirmekte zorlandığını belirten Kazanova, sonrasında kendini “Bu senin mesleğin artık. Bunu da göğsünü gere gere söyleyebilmelisin” diyerek telkin ettiğini anlattı. Ocak ayında yeni filmi </strong><em><strong>Demir Kadın Neslican</strong></em><strong>’ın vizyona gireceğini belirten genç oyuncu Naz Çağla Irmak, kariyerinin başında “torpilli” lafından çok korktuğunu ifade ederek, “Annemin menajeriyle bile çalışmadım. Kendim menajerlik şirketlerine mail yolladım” dedi.</strong></p>
<p>Dayı Şov’da bu hafta sohbet yine hızlı başladı. Hande Kazanova, soyadının aslında İtalyan gezgin Casanova’dan değil, Rusya’daki Kazan Ovası’ndan ve Kazan Türklerinden geldiğini anlattı. Naz Çağla Irmak ise, Dayı’nın sorusu üzerine, ilk isminin hikâyesini paylaştı. Irmak, Facebook’ta “Çağla Irmak” diye aratınca çok fazla sonuç olduğunu görmesi üzerine kendine yeni bir isim koymaya karar verdiğini söyledi. </p>
<p><strong>“Film hakkında kimse şaka yapmadı”</strong></p>
<p>Neslican Tay’ın tüm Türkiye’ye ilham olan gerçek hayat hikâyesinden uyarlanan <em>Demir Kadın Neslican</em> isimli yeni filminden bahseden Irmak, “Set çok güzel geçti. Bu kadar zor bir süreci anlatan bir setin bu kadar keyifli geçeceğini düşünmezdim. Normalde setlerde çok şaka yapılır ya. Film hakkında kimse şaka yapmadı. Bir kez biri hafif bir şaka yaptı ve anladı ki bu sette şaka yapılmayacak” sözleriyle anlattı. </p>
<p><strong>“Babam, ‘Oh be, kurtulduk’ dedi”</strong></p>
<p>Hande Kazanova, on beş yaşından beri gökyüzüyle ilgilendiğini ve çok meraklı, değişik sorular soran bir çocuk olduğunu anlattı. Çocukluğunun geçtiği Foça’dan ayrılıp İstanbul’a üniversite okumak için gideceği zaman babasının esprili tepkisini, “Tek çocuk olmama rağmen, üniversiteyi kazandığım gün babam ‘Oh be kurtulduk’ dedi” sözleriyle aktardı. </p>
<p><strong>“Sağ çıktım mı acaba?”</strong></p>
<p>Naz Çağla Irmak, dram dozu ağır bir iş olan <em>Kırgın Çiçekler</em>’den nasıl sağ çıktığının sorulması üzerine, “Sağ çıktım mı acaba? Valla bilmiyorum ki, on yedi yaşındaydım zaten başladığımda. Ağlamak bir alışkanlık haline gelmişti. Dizide ağlamayınca evde ağlıyordum” dedi.</p>
<p><strong>Bakkal bile astroloji yorumu soruyormuş</strong></p>
<p>Konu astrolojiye kaymadan sohbet edebildiği kimse olmadığını anlatan Hande Kazanova, “Bakkala gidiyorum ekmek almaya, ‘Yavrucuğum ne olacak bu yengeç burçlarının hali?’ diye soruyorlar. Kuaföre gidiyorum, kuaför soruyor. Ya da en yakın arkadaşlarımdan biri aradığında telefonu ilk açtığında, ‘Bu aralar hiç iyi hissetmiyorum. Gökyüzünde bir şey mi var?’ diye lafa başlıyor” dedi. </p>
<p><strong>“O dönemde bunu dile getirmekte zorlandım”</strong></p>
<p>Kazanova, oyunculuktan astrolojiye geçişiyle ilgili, “Astrolojiyi tercih ettim. Astrolojiyle kendimi buldum bir anlamda” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü: “<em>Kurtlar Vadisi</em> bitmiş, hemen arkasından birkaç dizinin içerisinde yer aldım. İnsanlar, ‘Onu bıraktın, bu işlerle mi uğraşıyorsun? Ne alaka?” demeye başladılar.  O dönemde bunu dile getirmekte zorlandım. Sonra bir gün dedim ki, ‘Hande sen bu işin nasıl olduğunu biliyorsun, nasıl emek verildiğini biliyorsun. Bu işte iyi de olacaksın. Sen yönünü çizdin. Bu senin mesleğin artık. Bunu da göğsünü gere gere söyleyebilmelisin’… Ve söylemeye de başladım.” </p>
<p><strong>“Torpilli lafından çok korkuyordum”</strong></p>
<p>Oyuncu Hülya Gülşen’in kızı olan Naz Çağla Irmak, bu sebeple sektöre girmesinin daha kolay olup olmadığına yönelik soruya, “Ben özellikle o torpilli lafından çok korktuğum için, annemin menajeriyle bile çalışmadım. Kendim menajerlik şirketlerine mail yolladım. Ama yani bir noktada onun arkadaşları, onun kızı olarak beni tanıdığı için belki benim isteğim dışında olmuştur” diye yanıt verdi. </p>
<p><strong>Hande Kazanova’dan canlı yayında 2023’ün burç tahminleri</strong></p>
<p>Gel bakalım Yanıma bölümünde bu hafta Dayı’ya Hande Kazanova eşlik etti ve 2023’te burçları nelerin beklediğini anlattı. </p>
<p><strong>Canlı yayında ücretsiz</strong></p>
<p>Kahkaha dolu sohbetler, renkli skeçler ve Paptircem’in keyifli parçalarıyla eğlencenin zirveye taşındığı Dayı Şov, bu sezon perşembe geceleri saat 22.30’da seyircisiyle buluşuyor. Türkiye’nin tek canlı talk show programı, geçen sezon olduğu gibi yine canlı yayınlandığı sırada ücretsiz izlenebiliyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hande-kazanova-soyadim-casanovadan-degil-kazan-ovasindan-geliyor-345792">Hande Kazanova: &#8220;Soyadım Casanova&#8217;dan Değil Kazan Ovası&#8217;ndan Geliyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
