<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>boşa | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/bosa/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/bosa</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 19 Mar 2026 10:28:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>boşa | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/bosa</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Mutluluğu kovalamak boşa çıkıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mutlulugu-kovalamak-bosa-cikiyor-621775</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Mar 2026 10:28:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anlam]]></category>
		<category><![CDATA[beyaz]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Şey]]></category>
		<category><![CDATA[boşa]]></category>
		<category><![CDATA[çıkıyor]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kalıcı]]></category>
		<category><![CDATA[kovalamak]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[sürekli]]></category>
		<category><![CDATA[Tatmin]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621775</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, 20 Mart Dünya Mutluluk Günü kapsamında mutluluğun aslında ne demek olduğu, kısa vadeli hazlar yerine uzun vadeli tatminin önemi ve kalıcı huzura giden yollar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mutlulugu-kovalamak-bosa-cikiyor-621775">Mutluluğu kovalamak boşa çıkıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, 20 Mart Dünya Mutluluk Günü kapsamında mutluluğun aslında ne demek olduğu, kısa vadeli hazlar yerine uzun vadeli tatminin önemi ve kalıcı huzura giden yollar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Mutluluk, herkes için farklı anlam taşıyor!</strong></p>
<p>Sanılanın aksine mutluluğun, sürekli yüzde kocaman bir gülümsemeyle etrafa neşe saçmak ya da hiç dert sahibi olmamak gibi bir şey olmadığını ifade eden Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Buna ‘öznel iyi oluş’ demek uygun bir kullanım olabilir. Yani bir insanın hayatının genel olarak ne kadar tatmin edici ve olumlu duygularını, olumsuz duygularına kıyasla ne kadar sık yaşadığıyla ilgili bir durum.” dedi.</p>
<p>İnsanların mutluluğu bambaşka şekillerde yaşamasının sebebinin oldukça insani olan farklı gerekçelere bağlı olduğunu aktaran Beyaz, “Hepimizin parmak izi gibi eşsiz olabilecek bir geçmişi, farklı değer yargıları, genetik yatkınlıkları, kişilikleri ve de yaşanmışlıkları var. Çocukluğunda çok fazla karmaşa yaşamış biri için, sadece sıcak bir evde sessizce kitap okumak güvende hissettirir ve bu onun için oldukça tatmin edici bir mutluluktur. Bir başkası içinse mutluluk sürekli yeni yerler keşfetmek, sınırları zorlamak olarak karşımıza çıkabilir. Yani belirtmeye çalıştığım; farklılıklarımız mutluluğun bizim için ne anlama geldiğini baştan aşağı değiştirebiliyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Mutsuzluğun en büyük nedenlerinden biri kıyaslama davranışı! </strong></p>
<p>Modern yaşamda mutluluğu etkileyen faktörlere değinen<strong> </strong>Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, şunları söyledi:</p>
<p>“Mutsuzluğun günümüzde bir salgın gibi yayılmasına neden olabilecek bazı etkenler var. Mutsuzluğun en büyük nedenlerinden biri kıyaslama davranışı. Özellikle de sosyal medya nedeniyle, artık kendimizi sadece yakınlarımızla değil, dünyanın herhangi bir ucundaki insanların hayatlarının sadece ‘en iyi ve filtreli’ anlarıyla kıyaslıyoruz. Bu da insanın içinde sürekli bir eksiklik, geride kalmışlık hissini tetikleyebiliyor. Bir diğer faktör ise modern hayatın baş döndürücü hızı. İstediğimiz bir yemeğe, diziye, alışverişe anında ulaşmaya o kadar alıştık ki, beynimizin haz-mutluluk süreçleri buradan nasibini fazlasıyla alıyor. Emek verip beklemeyi unuttuk. Hal böyle olunca, anında sonuç vermeyen uzun soluklu ilişkilerden ya da yeni bir beceri edinme süreçlerinden çabucak sıkılıp mutsuzluğa sürükleniyoruz.”</p>
<p><strong>Bağ kurma, yetkinlik ve özgürlük, kalıcı mutluluğu oluşturur!</strong></p>
<p>İnsanın içsel olarak gerçekten huzurlu hissedebilmesi için bilimsel araştırmalar ışığında ön plana çıkan bazı noktalar olduğunu kaydeden Beyaz, “Bunları ruhun temel gıdaları gibi düşünebiliriz. İlki sevilmek ve birilerine ait hissetmek, yani samimi ve doğal bağlar kurabilmek. Diğeri, hayatta bir işe yaradığını, bir şeyleri başarabildiğini görmek ki buna da yetkinlik diyoruz. Bunların dışında da kişinin kendi hayatının direksiyonunda olduğunu idrak etmesi, yani dışarıdan ağır bir baskı görmeden kendi seçimlerini yapabilme özgürlüğü denilebilir. Bu temel kavramlar; bağ kurma, yetkinlik ve özgürlük hissi bir arada olduğunda aslında o kalıcı mutluluktan söz edebiliriz.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Mutluluk kovaladıkça kaçıyor!</strong></p>
<p>Mutluluğu sürekli arama veya zorlamanın günümüzün önemli yanılsamalarından biri olduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Mutluluğu bir hedefe dönüştürmek son derece yıpratıcıdır. ‘Sürekli mutlu olmalıyım, hiç kötü hissetmemeliyim’ baskısı, psikolojide toksik iyimserlik dediğimiz halin ortaya çıkmasına sebebiyet veriyor.” dedi.</p>
<p>Mutluluğu kovaladıkça kaçtığına işaret eden Beyaz, “Çünkü sürekli ‘Şu an mutlu muyum?’ diye kendimizi yoklamaya çektiğimizde aslında içinde bulunulan anın farkındalığı düşüyor. Dahası üzüntü, öfke ya da hayal kırıklığı gibi son derece insani duyguları baskılamak, onları bir düdüklü tencere içine hapsetmek gibi. İnsan sadece neşeyi değil, acıyı da yaşayabildiği ve hatta kabul edebildiği ölçüde sağlıklıdır.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Geçici hazlar yerine anlamlı amaçlar, kalıcı tatmin sağlar! </strong></p>
<p>İnsanların mutluluğu kısa vadeli hazlar yerine uzun vadeli tatmin ile nasıl ilişkilendirebileceği hakkında önerilerde bulunan Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Bu dengeyi kurabilmenin yolu beynimizin ödül sistemini anlamaktan geçiyor.” dedi.</p>
<p>Beynimiz dopamin kaynaklı anlık hazları çok sevdiğini dile getiren Beyaz, “Bir dilim pasta yemek veya sosyal medyada beğeni almak o an harika hissettirir ama etkisi saman alevi gibi çabuk söner ve hemen daha fazlasını isteriz. Kalıcı tatminse bu anlık eğlenceden ziyade hayatın anlamının anlaşılabilmesiyle daha ilgilidir. Zorlu bir sınavda başarıya ulaşmak, bir çocuğun yetişmesine katkı sağlamak veya bir dostun acısında ona yardımcı olabilmek o an pek de eğlenceli ya da haz veren bir şey olmayabilir. Hatta can sıkıcı ve yorucu gelecektir. Ama günün sonunda kendimizi kontrol ederken, işe yarar, anlamlı bir şey yaptığımız yönündeki algımız, kalıcı mutluluğun doğrudan kendisidir. Bu vesileyle hayatımızı yalnızca geçici hazlara değil, daha büyük bir amaca adadığımızda o derin, uzun vadeli tatmin duygusuna ulaşıyoruz.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Zor zamanlarda mutluluğu kovalamak yerine, tutunacak bir neden bulmak daha işlevsel! </strong></p>
<p>Günlük yaşamda mutluluğu artırmak için uygulanabilecek basit ve doğal çeşitli yollar olduğunu aktaran<strong> </strong>Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Hayat kötü giderken gerçekçi olmayıp, her şey harika demekten bahsetmiyorum; ancak çok kötü bir günün sonunda bile küçük de olsa bir şeye şükredebilmek, beynin sürekli felaket arayan radarını yavaşlatabileceği gibi iyi bir nefes de aldırır.” dedi.</p>
<p>Zihni geçmişin pişmanlıklarından ve geleceğin kaygılarından çekip alarak, anın farkındalığını hissettirecek basit şeylere odaklamanın zihni son derece sakinleştirebileceğine dikkat çeken Beyaz, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bununla birlikte bolca fiziksel aktivasyon da zihinsel karamsarlığı en hızlı kıran şeylerden biri. Kayıp, hastalık veya büyük krizler gibi zor yaşam koşullarında insanlardan mutlu olmalarını beklemekse pek gerçekçi bir yaklaşım olmaz. O noktada amacımız mutluluk değil, anlam bulmak ve psikolojik dayanıklılık göstermeye niyet ve gayret etmek olmalı. Zor zamanlarda mutluluğun peşinden koşturmaktansa, ayakta tutabilecek, belki de tutunmaya yarayacak bir neden bulmak çok daha işlevseldir. O zorluk bittiğinde zaten gösterilen çaba çoğu kere kalıcı bir huzur olarak geri dönebilir.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mutlulugu-kovalamak-bosa-cikiyor-621775">Mutluluğu kovalamak boşa çıkıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ünlü Şef Refika Birgül, Gıda İsrafına Dikkat Çekmek ve Boşa Harcama Demek için Çöp Konteynerine Girdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/unlu-sef-refika-birgul-gida-israfina-dikkat-cekmek-ve-bosa-harcama-demek-icin-cop-konteynerine-girdi-457758</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 May 2024 08:54:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[birgül]]></category>
		<category><![CDATA[boşa]]></category>
		<category><![CDATA[çekmek]]></category>
		<category><![CDATA[çöp]]></category>
		<category><![CDATA[demek]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[girdi]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[harcama]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[israfına]]></category>
		<category><![CDATA[konteynerine]]></category>
		<category><![CDATA[refika]]></category>
		<category><![CDATA[şef]]></category>
		<category><![CDATA[ünlü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=457758</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mutfaklarda üstün performanslı ürünleriyle sunduğu temizlik kadar tasarrufa da odaklanan Türkiye’nin bir numaralı bulaşık deterjanı markası Fairy’nin desteğiyle yayınlanan videolarda Refika Birgül, günlük hayatımızda gıdanın nasıl israf edildiğine, bunun önüne nasıl geçilebileceğine ve bereketin önemine dikkat çekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/unlu-sef-refika-birgul-gida-israfina-dikkat-cekmek-ve-bosa-harcama-demek-icin-cop-konteynerine-girdi-457758">Ünlü Şef Refika Birgül, Gıda İsrafına Dikkat Çekmek ve Boşa Harcama Demek için Çöp Konteynerine Girdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Youtube’da yayınlanan bu Bereket serisinde izleyicilere önerilerde bulunarak mutfaklara bereket katacak yöntemler sunuyor. Ülkemizde boşa harcanarak israf edilen gıdaları tespit etmek amacıyla çöp konteynerlerine girerek araştıran Refika Birgül, meyve sebzeden yeşilliğe, ekmekten simit ve keke hala kullanılabilir durumdaki yiyeceklerin atıldığını görünce, “Boşa Harcama” diyerek farkındalık yaratmak amacıyla Bereket video serisini hazırlamaya karar verdi. </strong></p>
<p>Gıda atığı konusunda farkındalık yaratmak ve israfı engellemek amacıyla Fairy&#8217;nin 5 yıl önce Gıda Kurtarma Derneği iş birliğinde başlattığı Boşa Harcama projesinin elçilerinden biri olarak hazırladığı özel içeriklerle takipçilerini bilgilendiren Yemek yazarı ve Şef Refika Birgül, şimdi de çektiği videolarla boşa harcanarak çöpe atılan gıdalara dikkat çekiyor. Türkiye’de evlerin en çok tercih edilen 1 numaralı bulaşık deterjanı markası olarak ürünleri ile sunduğu değeri, yarattığı sosyal faydalarla daha da artıran Fairy’nin desteğiyle “Refika’nın Mutfağı” isimli Youtube kanalından yayınlamaya başlayan yayınlanan video serisi, sunduğu önerilerle mutfaklarda bereket katmanın yollarını da anlatıyor.</p>
<p><strong>Üretilen sebze-meyvenin sadece yüzde 24,5’ini tüketiyoruz</strong></p>
<p>İstanbul’da yaşadığı Kuzguncuk semtinde evine giderken çöp konteynerindeki gıdaların fazlalığını görünce, video kaydı alarak kentlerde yaşanan gıda israfına dikkat çekmek istediğini belirten Yemek yazarı ve şef Refika Birgül, “ Bereket toplumumuzun asırlardır hayatında olan bir kavram. Aslında bugün sürdürülebilirlik diye konuştuğumuz kavramın özü ve bence daha büyük anlamda karşılığı bizim Bereket kavramımız.  Eskiden dededen, neneden, toruna geçen bilgiler gıdayı nasıl kullanmamız, nasıl dönüştürmemiz gerektiğine dair çok güzel bilgilerdi. Bugün artık evler küçüldüğü, mesafeler uzadığı, artık insanlar daha geç yaşlarda çocuk yaptıkları için, dedelerin, nenelerin bunları anlatabilecek zaman ve takatları olmama ihtimali de arttığı için görev bize düştü ve bu bilgileri tekrar hatırlamak ve gençlere akjtarmak için bu videoları hazırlamaya başladık.</p>
<p>Tahminimizin de üzerinde gördük ki meyve sebzeden yeşilliğe, ekmekten simit ve keke hala tüketilebilir durumdaki yiyeceklerin çöpe atılıyor, pazarlarda yerlere dökülüyor. Beş yıl önce Boşa Harcama projesiyle birlikte yol almaya başladığımız ve mutfaklardaki temizlik kadar tasarrufa da büyük önem veren Fairy’nin desteğiyle projemizi hayata geçirdik. Ülkemiz ne yazık ki kişi başına en çok gıda israfının yapıldığı 10 ülke arasında 3. sırada yer alıyor. Satın aldığımız ekmeğin %34’ü, kök sebzelerin %20’si, deniz ürünlerinin %12,5’i, kuru baklagilin %32’si, kırmızı-beyaz etin %17’si, süt ve süt ürünlerinin %41’inin çöpe gittiği belirtiliyor. Ülkemizde günlük israf edilen ekmek sayısı ise 4,9 milyon. Gıda Kurtarma Derneği’nin rakamlarına göre de tarladan tezgâha gelene kadar meyve sebzenin yüzde 50’si israf oluyor. Kalanın yine yarısını da biz ya buzdolabında ya da yemeyerek israf ediyoruz. Yani tarladan, bahçeden çıkan sebze-meyvenin sadece yüzde 24,5’ini tüketiyoruz. Sadece bu gıdalarda değil ekmekte, süt ve süt ürünleri ile ette de bunu görüyoruz. Amacımız, bunu yerinde görmek ve çöp konteynerlerinin içine girerek atılanların ne kadarının gıda ne kadarının başka malzeme olduğunu göstermekti” dedi.</p>
<p><strong>Tüketilebilir durumdaki gıdalar israf ediliyor</strong></p>
<p>Video çekimlerinde hala tüketilebilecek durumdayken israf edilen birçok gıda ile karşılaştıklarını vurgulayan Birgül, “Çöpten kasayla bağ bağ rokalar çıktı. Tamamen kullanmak yerine rokanın sapını kesip atmışlar. Maydanoz bağları arasında sararan kısımlar olunca, olduğu gibi atılmış. Soğanın dış kabuğunu soymak zahmetli diye birkaç katman birden soyularak atılmış. Atılan kısım bir küçük soğan eder. Patates de derin soyularak ziyan edilmiş. Oysa kabuğunu soymaya gerek bile yok. Lif ile dışı temizlendikten sonra kullanılabilir.  Domateslerin, salatalıkların kabuğu üstelik de derin bir şekilde soyulmuş. Oysa kabuğun da birçok faydası var. İyice yıkanarak tüketilebilir. Domates kabukları yenebilir ya da sos ve çorba yapımında kullanılabilir. Hala taze olduğu halde çöpe atılan ekmek, simit ve kekle bile karşılaştık. Bunlar daha sonra ısıtılarak yenmek üzere dondurucuda saklanabilir” diye konuştu.</p>
<p>Gıda israfına yönelik farkındalık çalışmalarının yapılmasının gerektiğini ifade eden Refika Birgül, “Boşa harcadığımız her gıda ile bereketi de engelliyoruz. Bizim çok güzel bir lafımız vardır “Evimizin bereketi kaçmasın” diye, bunu tekrar hatırlayıp kendi hayatımıza uygulamalı ülkemizin de bereketine vesile olmalıyız. Sana verilmiş bir şeyin kıymetini bilmezsen sana niye daha fazlası gelsin? Oysa biz gıda israf etmemeyi, bereketi büyüklerimizden ve bu topraklardan öğrendik. Arada birazcık unutmuş olabiliriz ama inanıyoruz ki boşa harcamamak mümkün ve bu resmi değiştirebiliriz. İşte videoları yapma nedenimiz de bu. Ülkemizde neredeyse her eve giren, hayatımıza kolaylık ve güç katan Fairy, bu video serisine destek oluyor. Bu güç birliği ile farkındalık yaratmaya devam ederek hayal ettiğimiz değişimi beraber gerçekleştireceğiz. Fairy, GKTD iş birliğinde başlattığı ve 5 yılda 55 milyon öğün kurtararak ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasını sağladığı Boşa Harcama projesi ile de gıda israfına dur diyor. Proje kapsamında son olarak Ramazan ayında Türkiye&#8217;nin ilk gezici gıda bankası da devreye alındı ve böylece aylık ulaşılan kişi sayısı 1.2 milyona ulaştı” bilgisini verdi.</p>
<p><strong>Mutfağın bereketini artıracak öneriler:</strong></p>
<p>Dünyada her 3 gıdadan 1’i israf edildiğini hatırlatan Refika Birgül, “İsraf edilen her gıdayla mutfaklarımızın bereketi azalıyor.  Ülkemizde ise yalnızca evlerde kişi başına yılda 93 kilogram gıda israf ediliyor. Tedarik zincirindeki kayıplar ve atıklar da dahil edildiğinde, ülkemizde 26 milyon ton gıda boşa gidiyor. Bu ciddi bir su ve elektrik israfı anlamına da geliyor. Örnek vermek gerekirse Türkiye’de çöpe giden ekmeğin su israfı karşılığı, İstanbul’un bir yılda barajlarından çekilen su miktarına eşit. Oysa kurtardığımız her bir milyon kilogram gıda için 74 milyon litre su yani 40 Olimpik yüzme havuzunu doldurmaya yetecek kadar su kurtarıyoruz. Aynı şekilde 6 milyon kilojul enerji yani bir televizyonu 1.200 yıldan fazla açık bırakmaya eşdeğer enerji tasarruf ediyoruz. Bununla da kalmıyor, 6 milyon kilogram sera gazı emisyonunu engelliyoruz” dedi.</p>
<p>Alışkanlıklarda yapılacak ufak değişikliklerle bu sorunun önüne hep birlikte geçebileceğimizi vurgulayan Birgül, gıdaların boşa harcanmasının önüne geçerek mutfakların bereketini artıracak önlemleri şöyle sıraladı:</p>
<ul>
<li>Tüketilecek kadar gıda alışverişi yapılmalı</li>
<li>Sebze meyvelerin sadece bozulmuş kısımları atılıp sağlam kısımları değerlendirilmeli</li>
<li>Her meyve sebze mevsiminde mümkünse kabuğu ile tüketilmeli</li>
<li>Fazla gelen ekmekler sonra ısıtılıp tüketilmek üzere dondurucuda saklanmalı ya da başka bir yemeğin yapımında değerlendirilmeli</li>
<li>Sebze meyve gibi organik atıklar imkân varsa dikilmeli ya da kompost haline getirilip toprağa geri verilmeli</li>
<li>Çay-kahve telveleri çöpe değil kompost olarak toprağa atılmalı</li>
<li>Artan yemekler çöpe değil sokak hayvanları için uygun yerlere bırakılmalı</li>
<li>Son kullanma tarihi geçen irmik, bulgur, buğday gibi kuru gıdalar kuşlar için toprağa ya da cam önlerine serpilmeli</li>
<li>Gıdalar ve geri dönüştürülebilir çöpler geri dönüşüm için ayrı atılmalı</li>
</ul>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/unlu-sef-refika-birgul-gida-israfina-dikkat-cekmek-ve-bosa-harcama-demek-icin-cop-konteynerine-girdi-457758">Ünlü Şef Refika Birgül, Gıda İsrafına Dikkat Çekmek ve Boşa Harcama Demek için Çöp Konteynerine Girdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlişkide boşa kürek çekiyorsanız &#8216;Breadcrumbing&#8217;e uğruyor olabilirsiniz! Bir bağlanma manipülasyonu: Breadcrumbing ve duygusal istismar…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/iliskide-bosa-kurek-cekiyorsaniz-breadcrumbinge-ugruyor-olabilirsiniz-bir-baglanma-manipulasyonu-breadcrumbing-ve-duygusal-istismar-456104</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 May 2024 07:22:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağlanma]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[boşa]]></category>
		<category><![CDATA[breadcrumbing]]></category>
		<category><![CDATA[breadcrumbinge]]></category>
		<category><![CDATA[çekiyorsanız]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkide]]></category>
		<category><![CDATA[istismar]]></category>
		<category><![CDATA[kürek]]></category>
		<category><![CDATA[manipülasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[olabilirsiniz]]></category>
		<category><![CDATA[uğruyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=456104</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüz ilişkilerinde sıkça karşılaşılan bir durum olan "Breadcrumbing" tekniğinin, ilişkilerde karmaşık duygulara yol açabildiğini kaydeden uzmanlar, aslında ‘ekmek kırıntısı’ anlamına gelen bu manipülasyon tekniğinin, partneri sürekli bir arada tutarak ilişkiyi sürdürme çabası gösteren ancak gerçek bir bağ oluşturmayan kişiler tarafından kullanıldığını söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iliskide-bosa-kurek-cekiyorsaniz-breadcrumbinge-ugruyor-olabilirsiniz-bir-baglanma-manipulasyonu-breadcrumbing-ve-duygusal-istismar-456104">İlişkide boşa kürek çekiyorsanız &#8216;Breadcrumbing&#8217;e uğruyor olabilirsiniz! Bir bağlanma manipülasyonu: Breadcrumbing ve duygusal istismar…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Breadcrumbing’e maruz kalındığını anlamanın mümkün olduğunu ifade eden Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “İlişkilerde boşa kürek çekiyor, ne yaparsanız yapın bir yere varamıyormuşsunuz gibi hissediyorsanız, Breadcrumbing’e uğruyor olabilirsiniz.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, ‘ekmek kırıntısı’ anlamına gelen bir manipülasyon tekniği olan ‘Breadcrumbing’ konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>‘Breadcrumbing’ duygusal bir manipülasyon tekniği</strong></p>
<p>Günümüz ilişkilerinde flört şiddeti başlığı altında ele alınan Love bombing (sevgi bombardımanı),  Gaslighting (kişinin akıl sağlığını ve iradesini sorgulatma) ve Ghosting (hayalet olma) ile bir diğer terimin de Breadcrumbing hakkında bilgi veren Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, günümüz ilişkilerinde sıkça karşılaşılan bir durum olan &#8220;Breadcrumbing&#8221; adlı duygusal manipülasyon tekniğinin, ilişkilerde karmaşık duygulara ve travmatik etkilere yol açabildiğini söyledi.</p>
<p><strong>Ne yaparsanız yapın bir yere varamıyor musunuz?</strong></p>
<p>Aslında ‘ekmek kırıntısı’ anlamına gelen bu manipülasyon tekniğinin, partneri sürekli bir arada tutarak ilişkiyi sürdürme çabası gösteren ancak gerçek bir bağ oluşturmayan kişiler tarafından kullanıldığını kaydeden Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Bu teknik kişinin zamanla romantik ilişkiye girememesini ve girse bile mutlu olamayacağını, eksiğin, hatanın hep kendisinde olacağını düşündüren bir manipülasyon tekniği. İlişkilerde boşa kürek çekiyor, ne yaparsanız yapın bir yere varamıyormuşsunuz gibi hissediyorsanız, Breadcrumbing’e uğruyor olabilirsiniz.” dedi.</p>
<p><strong>‘Bağlanma stilleri’ devreye giriyor…</strong></p>
<p>“Kişiler Breadcrumbing’e maruz kalırken çoğu zaman bunu anlamayabilirler.” diyen Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, şöyle devam etti:</p>
<p>“Burada biz psikologların ilişkilerde çokça ele aldığı bir konu olan ‘bağlanma stilleri’ devreye giriyor. Eğer ‘kaygılı bağlanma stiline’ sahip iseniz, ‘kaçıngan bağlanma stiline’ sahip bir kişiye çekilme ihtimaliniz çok daha yüksek olabilir. Böyle durumlarda ise kaygılı bağlanma stiline sahip olan kişi kaçıngan olan kişinin gösterip geri aldığı ilgiye bile razı olabiliyor. </p>
<p><strong>Yedekte tutulan kişide öz saygıda azalma oluyor</strong></p>
<p>Tam da bu noktada duygusal manipülasyon olan Breadcrumbing devreye giriyor. Breadcrumbing’de ilişki olmasın ama ‘yedekte partner’ bulunsun ister manipülasyonu uygulayan kişi. Sürekli olarak yedekte tutulan kişide ise; öz saygıda azalma, sürekli hatalı hissetme, bir şeyleri yanlış yapıyor hissi, ilişki kurma becerisi olmadığını düşünme, yetersizlik hisleri, kendini beğenmeme, kendine şefkat göstermeme, değersizlik hisleri görülebilir.”</p>
<p><strong>Breadcrumbing’e maruz kaldığınızı nasıl anlarsınız?</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, Breadcrumbing’e maruz kalındığını anlamak için şu bilgileri verdi:</p>
<p>“Bir sorun yaşadığınızda suçlu, abartan, yanlış düşünen sizsinizdir. Tutarsız iletişimde kalır. Alakasız mesajlar atar, birçok soğuk birçok yakındır, algınızı bozar. Ayrılık kararı aldığınızda ya da siz kendinizi ilişkide hissettiğinizde ‘ne ilişkisi’ diyebilir. Size sürekli olarak kendinizden şüphe ettirir. Sizi arafta bırakır. Bir probleminiz olduğunda önemsiz, değersiz görebilir. Çok yakın hissedersiniz, hep telefonun ucundadır, ama vakit geçirmek istediğinizde yok olabilir. </p>
<p>Tüm bu manipülasyonlar sizi kısa vadede etkilemiyor gibi gelebilir, ama uzun vadede travmatik etkiler bırakabilir. Manipülasyon etkisi gelecek ilişkilerinizi de etkileyebilir. Kişide çaresizlik, umutsuzluk ve birçok psikiyatrik hastalığı tetikleyebilir. Böyle bir döngüde olduğunuzu düşünüyorsanız mutlaka bir ruh sağlığı uzmanından destek almalısınız.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iliskide-bosa-kurek-cekiyorsaniz-breadcrumbinge-ugruyor-olabilirsiniz-bir-baglanma-manipulasyonu-breadcrumbing-ve-duygusal-istismar-456104">İlişkide boşa kürek çekiyorsanız &#8216;Breadcrumbing&#8217;e uğruyor olabilirsiniz! Bir bağlanma manipülasyonu: Breadcrumbing ve duygusal istismar…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Türkiye&#8217;de 23 Milyon Hanenin Yüzde 80&#8217;İ Boşa Enerji Tüketiyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyede-23-milyon-hanenin-yuzde-80i-bosa-enerji-tuketiyor-370409</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Apr 2023 09:00:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[boşa]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[hanenin]]></category>
		<category><![CDATA[milyon]]></category>
		<category><![CDATA[tüketiyor]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyede]]></category>
		<category><![CDATA[yüzde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=370409</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sıfır Enerji Binalar alanında yılın en kapsamlı etkinliği olarak bu yıl “ZeroBuild Possible-Sıfır Enerji Mümkün” sloganıyla düzenlenen ZeroBuild Summit’23 4. Uluslararası Sıfır Enerji Binalar Zirvesi, İstanbul’da başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-23-milyon-hanenin-yuzde-80i-bosa-enerji-tuketiyor-370409">&#8220;Türkiye&#8217;de 23 Milyon Hanenin Yüzde 80&#8217;İ Boşa Enerji Tüketiyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sıfır Enerji Binalar alanında yılın en kapsamlı etkinliği olarak bu yıl “ZeroBuild Possible-Sıfır Enerji Mümkün” sloganıyla düzenlenen ZeroBuild Summit’23 4. Uluslararası Sıfır Enerji Binalar Zirvesi, İstanbul’da başladı. 29 Nisan tarihine kadar sürecek zirvede, 17 oturumda 100’e yakın yerli ve yabancı konuşmacı yer alıyor. Zirvenin açılışında konuşan ZeroBuild Summit’23 Direktörü Doç. Dr. Gamze Karanfil Kaçmaz, “Sıfır Enerji Binalar için artık adımlarımızı daha büyük atmalıyız” dedi. Günün önemli konu başlıklarından biri de ‘Sıfır Enerji Binalar’da Finansman’ oldu. VERİMDER İcra Kurulu Başkanı Prof. Dr. Emre Alkin, “Türkiye’de 23 milyon hanenin yüzde 80’i boşa enerji tüketiyor” açıklamasında bulundu. </strong></p>
<p> </p>
<p>Enerji tasarrufunun yanı sıra, Kahramanmaraş merkezli deprem felaketinin ardından yapı ve inşaat sektöründe hızlı bir kentsel dönüşüm gündeme otururken, Avrupa Birliği’nde 1 Ocak 2021 itibariyle zorunlu hale getirilen Sıfır Enerji Binalar’a dönüşümü hızlandırmak ve tüm taraflar özelinde kamuoyu oluşturmak amacıyla düzenlenen ZeroBuild Summit’23, TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde dün başladı. Zirvenin açılış konuşmasını;<strong> ZeroBuild Summit’23 Direktörü Doç. Dr. Gamze Karanfil Kaçmaz, Baymak Kurumsal İletişim Direktörü Belgin Evcimen</strong> ve <strong>NP Betek Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Arzu Uludağ Elazığ</strong> yaptı. <strong> </strong></p>
<p> </p>
<p><strong>ZeroBuild Summit’23 Direktörü Doç. Dr. Gamze Karanfil Kaçmaz</strong>; enerji tasarrufu sağlayan, çevreye dost ve afetlere dayanıklı yapılar olarak dikkat çeken; ısıtma, soğutma, aydınlatma ve diğer tüketimleri için çok düşük miktarda enerji ihtiyacı olan ve bu ihtiyacını da tamamen yenilenebilir enerji kaynaklarından temin eden binalar inşa etmenin, mevcut konut ve hizmet binalarının yenileme çalışmalarında Sıfır Enerji’yi bir prensip olarak benimsemenin mümkün olduğunu belirterek şunları söyledi: “Toplam tüketilen enerjinin yaklaşık yüzde 30’unu sadece binalarda kullanıyoruz. Sıfır Enerji Binalar ile enerji verimliliğinin artırılması, fosil yakıt kullanımının minimuma indirilmesi ve aynı anda yenilenebilir enerji kaynaklarına odaklanılması, enerjide dışa bağımlı olmanın risklerinden korunmamızı sağlarken, bu prensibi benimsemenin gelecek nesillere daha yaşanır bir dünya bırakma sorumluluğumuza da büyük ölçüde katkı sunacağı inancındayız. Artık adımlarımızı daha büyük atmanın zamanı.”</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>“Önümüzdeki Yıl ZeroBuild Okulu’nu Açmayı ve Bilimsel Bir Kongre Hayata Geçirmeyi Hedefliyoruz”</strong></p>
<p>Konuşmacı olarak yer aldığı açılış oturumunda toplumun artık Sıfır Enerji Bina’larla ilgili daha fazla bilgi sahibi olması gerektiğine dikkat çeken <strong>ZeroBuild Institute İcra Direktörü Doç. Dr. Ümit Ünver</strong>; ZeroBuild Institute olarak ilk hedeflerinin Sıfır Enerji Binalar konusunda insanları bilinçlendirmek olduğunu belirtti. Ünver, enstitü olarak hem ülkemizde hem de küresel ölçekte çok önemli çalışmalara imza attıklarını belirterek; “Google Akademik tarafından tanınan uluslararası bir dergi çıkarmaya başladık. Önümüzdeki yıl ZeroBuild Okulu’nu açmayı ve bilimsel bir kongre hayata geçirmeyi hedefliyoruz” açıklamasında bulundu. </p>
<p> </p>
<p><strong>“Eyleme Geçilmezse, Küresel Sıcaklık Artışının 1,5°C ile Sınırlandırılması Hedefi İmkansız Hale Gelecek”</strong></p>
<p><strong>Sürdürülebilir Yapılı Çevre için Uluslararası Girişim-ISBE İcra Direktörü Nils Larsson</strong>, enerji verimliliği açısından potansiyel olarak çok faydalı olabilecek bazı bina performansı kavramlarının görmezden gelindiğinin ya da kısmi olarak uygulandığının altını çizdi.</p>
<p> </p>
<p>Bu noktada, enerji verimliliği yüksek binalar için dizayn sürecinin en önemli unsurlardan biri olduğunu belirten Larsson; “Birçok tasarımcı ve yatırımcı, ne yazık ki dizaynı görsel tasarım kriterleri üzerinden değerlendiriyor. Ancak binanın doğru dizaynı, iklimsel ve çevresel faktörlere göre tasarlanmasıdır. Burada ‘Entegre Dizayn Süreci’ (Integrated Design Process &#8211; IDP) kavramı öne çıkıyor. IDP, iklimsel ve yapısal ihtiyaçları tasarımın en erken sürecinden itibaren merkeze alıyor. Dünyadaki tüm örnekler gösteriyor ki; efektif bir uygulamayla soğutma, ısıtma, aydınlatma gibi sistemlerin enerji girdilerini sürekli kontrol ederek yüksek verim elde edebiliriz” dedi. </p>
<p> </p>
<p>Ayrıca konuşmasında karbon emisyonlarını azaltma ve önleme yollarına da değinen Larsson, Sinerji Alanı Konsepti’ni (Synergy Zone) de tanıtarak; “Bu konsept, farklı kullanım ve yapılandırmalara sahip bina kümelerinin bir araya gelerek termal enerji, yenilenebilir enerji çıktıları veya gri sudaki fazlalıkları ve eksikliklerin dengelenmesini sağlıyor. Ekonomik aktif termal transfere izin verecek şekilde tasarlanmış küçük kümeleri içeriyor ve binalar arasındaki enerji transferini kolaylaştırıyor” diye konuştu. Bu konseptin daha fazla uygulanması gerektiğini belirten ve 2025 yılına kadar karbon emisyonu kesintilerinin yüzde 15,5 oranında azaltılması gerektiğine dikkat çeken Larsson; eyleme geçilmezse, küresel sıcaklık artışının 1,5 derece ile sınırlandırılması hedefinin imkansız hale geleceğini ve bu nedenle konuya acilen müdahale edilmesi gerektiğini vurguladı.</p>
<p> </p>
<p>Açılış oturumuna video mesajı ile katılım gösteren <strong>Aristotle University Thessaloniki Editor in Chief of International Journal of Sustainable Energy and Buildings Journal Prof. Agis M. Papadopoulos</strong> ise hem Yunanistan hem de Türkiye’de oldukça aktif fay hatlarının bulunduğunu hatırlatarak; “Türkiye’nin yaşadığı son büyük depremlerde gördük ki; depreme karşı son düzenlemelere göre inşa edilen binalar, kendileri hasar görseler dahi, bina sakinlerini koruyor. Ayrıca 2010’dan sonra inşa edilen binaların enerji verimliliği ve depreme dayanıklılık performanslarının da oldukça iyi olduğunu söyleyebiliriz. İki ülkenin de gelecek depremlere karşı bu binaların sayısını artırması hayati önem taşıyor” açıklamasında bulundu. </p>
<p> </p>
<p><strong>“Kadıköy Belediyesi Olarak 400 m²’nin Üzerindeki Parsellere Sarnıç Zorunluluğu Getirdik”</strong></p>
<p>Açılış konuşmalarının ardından gerçekleştirilen “Sıfır Enerji Binalar ve Kamu Yaklaşımı” oturumunda; <strong>Kadıköy Belediyesi Başkanı Şerdil Dara Odabaşı, Bursa Valiliği Enerji Yönetimi Bölümü Enerji Yöneticisi Levent Yazıcı</strong> ve <strong>T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğü Enerji Verimliliği ve Tesisat Daire Başkanı Makine Yüksek Mühendisi Murat Bayram</strong> konuşmacı olarak yer aldı. </p>
<p> </p>
<p>Kadıköy Belediyesi’nde hayata geçirilen kentsel dönüşüm süreciyle ilgili bilgiler paylaşan <strong>Kadıköy Belediyesi Başkanı Şerdil Dara Odabaşı</strong>; kentsel dönüşümün depreme dayanıklılığa indirgendiğine, oysaki iklim değişikliğini de kapsayacak şekilde ekonomik, sosyal, çevresel, sürdürülebilir şehirler kurma ilkesi taşıması gerektiğine değindi. Belediye olarak; insan ve doğa bağının kurulması, toplu taşıma, bisiklet yolları, sosyal bütünleşme, kültürel değerlerin yaratılması gibi faktörlerin sürdürülebilir şehirleşmede ana hedefleri arasında yer aldığını belirten Odabaşı atılımlarını şöyle aktardı: “Su verimliliği ve yağmur suyu hasadına ilişkin planlamamız kapsamında; her ne kadar yürürlükteki imar yönetmeliğinde bin metrekarenin üzerindeki parsellerde yapılacak yeni binalarda sarnıç zorunluluğu getirilse de, Kadıköy Belediyesi olarak bu metrekareyi 400 metrekare olarak belirledik. Bu oran Kadıköy’ün yaklaşık yüzde 50’sinden fazlasını kapsıyor. Bununla birlikte, 2 bin metrekarenin üzerindeki parsellerde yağmur suyu toplama tankı projesinin yanında, gri su toplama tankına dair mekanik teçhizat projesi zorunluluğu da getirdik. Binaların dönüşümünde yenilenebilir enerji kaynaklarından güneş panellerinin zorunlu tutulmasına ilişkin çalışma başlattık. Bu uygulamayı Kadıköy’ün bir bölgesinde sınırlı tuttuk. Yaklaşık bin adet yapının bulunduğu ve bu yapıların sadece yüzde 7’sinin yenilendiği sahil adası bölgesinde, bu değişiklik ile minimum 5 kilowatt gücündeki güneş panellerinin kullanımını iskân şartı haline getirdik.”</p>
<p> </p>
<p><strong>“Belediye Olarak Hedefimiz 2030 Yılına Kadar Kurum Binalarımızda Yenilenebilir Enerji Yatırımını 2,5 Megavata Çıkarmak”</strong></p>
<p>İki uygulamanın da öncelikle Kadıköy Belediyesi hizmet binalarında ve parklarında uygulanmaya başlandığına dikkat çeken Odabaşı, “Kadıköy Evlendirme Dairesi’nin çatısına kurduğumuz solar güneş panelleri ile enerji ihtiyacımızın yüzde 40’ını karşılar hale geldik. Hedefimiz; kurum binalarımızda kurulu gücü 1 megavat olan yenilenebilir enerji yatırımını 2024 yılı sonuna kadar gerçekleştirmek ve yaklaşık 700 ton karbondioksit emisyonunun azaltılmasını sağlamak. 2030 yılına kadar ise bu yatırımı 2,5 megavata çıkartmayı planlıyoruz. Karbon salınımlarının azaltılması için hedefimiz; ilçemizde karbon salınımlarının yüzde 40’ına neden olan binalarda enerji verimliliğini artırmak ve enerji performans sınıfının C’den B’ye yükseltilmesi. Kadıköy Belediyesi olarak inşaat metrekaresine bakılmaksızın tüm binalarda Neredeyse Sıfır Enerji Bina uygulanmasını zorunlu tutacağız” dedi.  </p>
<p> </p>
<p><strong>“Son 4 Ayda, 5 Binin Üzerinde Yönetmeliğe Uygun Neredeyse Sıfır Enerji Bina Yapıldı”</strong></p>
<p>Türkiye’de T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın enerji verimliliği merkezinde yaptığı atılımları aktaran<strong> T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğü Enerji Verimliliği ve Tesisat Daire Başkanı Makine Yüksek Mühendisi Murat Bayram, </strong>enerji verimliliği konusunun birçok farklı noktadan ele alınması gerektiğine dikkat çekerek, “Şu an Türkiye’deki konutların ortalama enerji tüketimi metrekare başına 120 kilowatt. Bu bize, binaların enerji tüketimi, yalıtımı, ısıtma ve soğutma sistemleri gibi faktörlere göre değerlendirilerek enerji sınıfının belirlendiği Enerji Kimlik Belgesi sisteminin verdiği bir sonuç. Bu kilovatı süreç içerisinde sürdürülebilir bir şekilde düşürmek için çalışıyoruz. Bir bina, kabuğunun ihtiyaç duyduğu enerjiyi minimumda tutmalı. Bu minimum enerjiyi de yerinde ve yenilenebilir enerji ile karşılamalı. Yani bina, ihtiyaç duyduğunu kendi üretip kendi tüketecek; gelecekteki tüm yapılarımız da bu şekilde olacak. Bu yolculuğa 2023 yılında başladık, 2053 yılında hedefimiz artık tamamen net Sıfır Enerji Binalar’ın hayatımızda olması. Burada mühendis ve mimarların önemi ve değeri artıyor; çünkü bunlara karar verecek olan onlar” açıklamasında bulundu.</p>
<p> </p>
<p>Sıfır Enerji Bina sürecinin ilk fazının Neredeyse Sıfır Enerji Bina sayısını artırmaktan geçtiğini belirten Bayram, “Bakanlık olarak NSEB ile ilgili çok ciddi bir çalışma yaptık; detaylı bir kılavuz hazırladık ve yol haritasını web sitemizden yayınladık. Son 4 aylık sürece baktığımızda, yaklaşık 5 bin tane bina NSEB tanımına uygun olarak yapıldı. Yeni yapılan binalarda, iskân aşamasından ruhsat aşamasına kadar tüm süreçlerde NSEB olup olmadığını takip edebiliyoruz. Bu konuda vatandaşlarımızı desteklemek için enerji kimlik belgesi, NSEB’e yönelik renovasyonlar noktasında teşvik, destek, düşük faizli krediler gibi finansal destekler konusunda da çalışmalarımızı sürdürüyoruz” dedi. </p>
<p> </p>
<p><strong>“Sıfır Enerji Binalar İçin 2050’ye Kadar 23,6 Trilyon Dolara İhtiyaç Var”</strong></p>
<p>Günün önemli konu başlıklarından biri de Sıfır Enerji Binalar’da finansman oldu. “Sıfır Enerji Binalar ve Finansman” başlıklı oturumda, Yapılarda Enerji Verimliliği Derneği &#8211; VERİMDER İcra Kurulu Başkanı Prof. Dr. Emre Alkin ve OECD Türkiye Büyükelçisi ve Yenilenebilir Enerji Araştırmaları Derneği &#8211; YENADER Başkanı Prof. Dr. Kerem Alkin konuşmacı olarak yer aldı.</p>
<p> </p>
<p><strong>OECD Türkiye Büyükelçisi ve Yenilenebilir Enerji Araştırmaları Derneği &#8211; YENADER Başkanı Prof. Dr. Kerem Alkin</strong>, küresel iklim krizinin etkilerinin Avrupa’nın önemli bir kısmında yaşanan kuraklık kriziyle de gözlemlendiğini belirterek; “Önümüzdeki dönemde iklim krizinin yönetimi ve havaya karbon salınımının minimum düzeyde tutulabilmesi için enerji verimliliği konusunda uluslararası teşkilatlar çatısı altında ve ülkelerle bu süreçler nasıl iyileştirilebilir? Rusya Ukrayna savaşı başta olmak üzere, küresel riskler ve küresel tedarik zincirindeki yeniden yapılanma gündemde. Türkiye gibi yakın coğrafyadaki ülkelerden daha fazla ürün tedariki için izlenecek strateji konuşuluyor. Ülkelerin kendi kendilerine yetebilme kapasitelerinin artırılması ve bu bağlamda Çin ve Asya’ya olan bağlılığın azaltılmasıyla ilgili yeni çabalar söz konusu. Rüzgar, güneş, hidro, jeotermal, bio başta olmak üzere tüm yenilenebilir enerji teknolojileri ve kapasitesiyle ilgili olarak başta Türkiye olmak üzere, tüm OECD ülkelerinin attığı büyük adımlar için ülkelere her yıl minimum 1 trilyon dolar civarında yeni yatırım hamleleri planlanıyor. Her yıl düzenli olarak bu tutar ile devam etmesi gereken yenilenebilir enerji yatırımları hamlesi başta olmak üzere enerji verimliliği, yalıtım ve yenilenebilir enerji teknolojileri kapasiteleriyle ilgili yürütülecek olan süreçler ve bu kaynak nasıl sağlanacak? 2050 yılında kadar 23,6 trilyon dolarlık küresel finansman kaynağına ihtiyaç var” diye konuştu.    </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>“Kompozit Malzemelerin Doğru Kullanımıyla Doğalgaz Faturası Yüzde 50’ye Kadar Düşürülebilir</strong></p>
<p><strong>VERİMDER İcra Kurulu Başkanı Prof. Dr. Emre Alkin</strong> ise, Türkiye’de tüketilen enerjinin yüzde 45’inin binalarda tüketildiğine dikkat çekerek, “Burada bir verimlilik açılımı yapmamız lazım. 23 milyon tescilli hanenin yüzde 80’i enerji verimliliğine haiz değil, boşa enerji tüketiyor” dedi.  </p>
<p> </p>
<p>“Dört kişilik bir ailenin bir aylık geçinme maliyetine yani ortalama 25 bin TL’ye binayı verimsizlikten tecrit edebiliyoruz” diyen Emre Alkin, sözlerini şöyle tamamladı: “Fakat, bu kompozit malzemelerin doğru uygulanması gerekiyor. Böyle olursa doğalgaz faturası yüzde 50’ye kadar düşebilir. Her yıl 5-7 milyon dolar arasında enerji tasarrufu yapabiliriz. Bu yatırım, 3 yıl içerisinde amorti edilebiliyor. Burada en önemli konu; finansman. Ancak para kuruluşlarının hep imtina ettikleri bir konu bu. Finansmanın doğru kullanımı konusunda ortada bir güvensizlik de var. Demokrasiye yeni geçiş yapmış ülkelerin finansman sorununu çözmek lazım. Şartlara bağlanmış uluslararası bir finansman, öncelikli konu. Küresel standart belirlenerek bir fonlama sağlanarak adalet ve eşitlik içinde dağıtılması gerekiyor.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-23-milyon-hanenin-yuzde-80i-bosa-enerji-tuketiyor-370409">&#8220;Türkiye&#8217;de 23 Milyon Hanenin Yüzde 80&#8217;İ Boşa Enerji Tüketiyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Boşa Harcama&#8221; ile Gıda Desteğini Ayda 1 Milyon Kişiye Çıkaran Fairy, Depremin Yaralarını Ramazan Ruhuyla Sarıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bosa-harcama-ile-gida-destegini-ayda-1-milyon-kisiye-cikaran-fairy-depremin-yaralarini-ramazan-ruhuyla-sariyor-365312</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Apr 2023 15:14:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[ayda]]></category>
		<category><![CDATA[boşa]]></category>
		<category><![CDATA[çıkaran]]></category>
		<category><![CDATA[depremin]]></category>
		<category><![CDATA[desteğini]]></category>
		<category><![CDATA[fairy]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[harcama]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[kişiye]]></category>
		<category><![CDATA[milyon]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[ruhuyla]]></category>
		<category><![CDATA[sarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[yaralarını]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=365312</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hatay, Gaziantep, Kahramanmaraş ve Adıyaman’daki konteyner kentlerde Ramazan ruhunu yaşatarak birlik ve beraberlik anlayışıyla bölgede umut tohumları yeşertmeyi hedefleyen Fairy, Gıda Kurtarma Derneği iş birliği ile hayata geçirdiği “Boşa Harcama” projesinin yardım kapasitesini artırarak deprem bölgesinde ayda 1 milyon kişiye ulaşmaya başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bosa-harcama-ile-gida-destegini-ayda-1-milyon-kisiye-cikaran-fairy-depremin-yaralarini-ramazan-ruhuyla-sariyor-365312">&#8220;Boşa Harcama&#8221; ile Gıda Desteğini Ayda 1 Milyon Kişiye Çıkaran Fairy, Depremin Yaralarını Ramazan Ruhuyla Sarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hatay, Gaziantep, Kahramanmaraş ve Adıyaman’daki konteyner kentlerde Ramazan ruhunu yaşatarak birlik ve beraberlik anlayışıyla bölgede umut tohumları yeşertmeyi hedefleyen Fairy, Gıda Kurtarma Derneği iş birliği ile hayata geçirdiği “Boşa Harcama” projesinin yardım kapasitesini artırarak deprem bölgesinde ayda 1 milyon kişiye ulaşmaya başladı. Gıda desteğinin yanı sıra Ramazan ruhunu yaşatarak Karagöz-Hacivat gösterisi ile çocukların yüzünü güldürmeyi hedefleyen Fairy, yerel şeflerin yaptığı yöresel tatlı ikramıyla da insanlara   moral aşılamaya çalışıyor.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Hepimizi derinden sarsan depremin hemen ardından ürünlerinin yanı sıra gıda desteği ile bölgeye ulaşan Fairy, çalışmalarını genişleterek Ramazan’ın birleştirici ruhunu umuda dönüştürüyor. 4 yıl önce gıda israfını önlemek ve gıda sektöründe oluşan gıda güvenliğine uygun fazla gıdaları ihtiyaç sahiplerine ulaştırmak amacıyla Gıda Kurtarma Derneği ile “Boşa Harcama” projesini hayata geçiren Fairy, bu iş birliği ile deprem bölgesinin yaralarını da sarıyor. Her bir lokma yemeğin ardındaki değeri bilerek “Boşa Harcama” diyen Fairy, GKTD ile iş birliğini büyüterek, yardım kapasitesini ayda 1 milyon kişiye çıkardı. Ramazan boyunca iftar için hazırlamalarını sağladığı tatlılarla yerel şeflere ekonomik katkı, halka ise moral veren Fairy, kurduğu çay bahçelerinde şeker macunu, ramazan şerbeti gibi ikramların yanı sıra Karagöz-Hacivat gösterileri ile çocukların yüzünü güldürmeye başladı.</p>
<p>P&#038;G olarak depremin ilk gününden bu yana yaraları sarmak ve birlikte iyileşmek için sahada olduklarını ifade eden P&#038;G Türkiye, Kafkasya ve Orta Asya Yönetim Kurulu Başkanı Tankut Turnaoğlu, GKTD ile birlikte gerçekleştirdikleri Boşa Harcama projesini de bölgeye yönlendirdiklerini belirterek, “Gıda bağışı toplama ve dağıtma kapasitesini artırmak amacıyla derneğin alt yapısına yaptığımız soğuk gıda taşımayabilen araç bağışı ile gıda tedarik zincirini güçlendiriyoruz. Gıda Bağış Aracı aktif olarak afet bölgesinde faaliyet göstermeye ve yardımları ülkenin bir noktasından diğerine ulaştırmaya devam ediyor ve daha küçük yerleşim birimlerine gidebiliyor. Şimdiyse daha güçlü bir dayanışma ile gıda yardımımız, çok daha fazla kişiye ulaşıyor” dedi. GKTD’nin altyapısını güçlendirmek amacıyla yeni araç ve donanım yatırımı gerçekleştirdiklerini kaydeden Turnaoğlu, “Bu sayede Ramazan ayından itibaren her ay 1 milyon kişiye gıda desteğinde bulunmaya başladık. Bölgedeki beslenme ihtiyacına katkı sağlamak amacıyla gerçekleştirilen bu proje, Ramazan’ın ardından da aralıksız olarak devam edecek” diye konuştu.</p>
<p><strong>Hedef; bölge halkına moral, çocuklara neşe vermek</strong></p>
<p>Ramazan’ın birleştirici ruhuyla deprem bölgesine umut olmayı hedefleyen Fairy, konteyner ve çadır kentlerde gezici mutfaklarla ile bölge halkına yöresel tatlı ikramında bulunarak biraz olsun halka moral vermeyi de amaçlıyor. Her gün üç ayrı konteyner ve çadır kentte halka tatlı, cevizli baklava, tulumba tatlısı, şekerpare gibi tatlıların yanı sıra Ramazan şerbeti, şeker macunu ikramında bulunduklarını belirten Tankut Turnaoğlu, “Yerel şeflerin ellerinden çıkan bu lezzetler ile onlara ekonomik katkı da sağlamış oluyoruz. Ramazan ayı boyunca bu organizasyonumuzla toplamda 180.000 porsiyon tatlı ve 1.5 ton şerbeti bölgedeki vatandaşlarımıza sunmuş olacağız. Çocukların neşelerini kaybetmeden hayata Ramazan ruhuyla sarılmasını da hedefliyoruz. Bu amaçla, akşamları kurduğumuz çay bahçelerinde Hacivat-Karagöz gösterisi sunarak, çocukların yüzünü güldürebilmek bizi mutlu ediyor. Yaralarımızı hep birlikte sevgiyle sararak iyileşmeye devam edeceğiz” dedi.</p>
<p><strong>Boşa Harcama, Kıymetli Bir Dayanışma Projesine Dönüştü</strong></p>
<p>2000 yılında hayata geçirilen Boşa Harcama Projesi’nin önemli bir dayanışma projesine dönüştüğünü dile getiren Gıda Kurtarma Derneği Kurucusu Olcay Silahlı ise “Fairy ve Gıda Kurtarma Derneği iş birliğinde gerçekleştirilen ve ulusal bağış platformumuz ile desteklediğimiz Boşa Harcama Projesi; gıda israfının önlenmesi adına ilk ulusal iletişim kampanyası olmanın yanı sıra ülkemizin en zor dönemlerinde halkımızın yanında olduğumuz ve ulusal birlik ve beraberliğimizi pekiştiren, zor günlerimizin üstesinden birlikte geldiğimiz kıymetli bir dayanışma projesi olarak da hayat buldu” diye konuştu. Silahlı, gıda desteğinin artırılmasının yönelik olarak düşüncellerini şöyle dile getirdi: “Pandemide başlayan bu dayanışma gücümüzü, ülkemizde yaşanan hazin depremler sonrasında da büyüterek, 1 milyon insanımıza ulaştırmamızı çok kıymetli buluyorum. Depremden etkilenen tüm illerimizde, hayatı yeniden inşa edene ve tüm yaralarımızı sarana değin var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bosa-harcama-ile-gida-destegini-ayda-1-milyon-kisiye-cikaran-fairy-depremin-yaralarini-ramazan-ruhuyla-sariyor-365312">&#8220;Boşa Harcama&#8221; ile Gıda Desteğini Ayda 1 Milyon Kişiye Çıkaran Fairy, Depremin Yaralarını Ramazan Ruhuyla Sarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ekrem İmamoğlu: Mansur Yavaş Başkanımız ve Ben, Bize Duyulan Güveni Boşa Çıkarmayacağız</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ekrem-imamoglu-mansur-yavas-baskanimiz-ve-ben-bize-duyulan-guveni-bosa-cikarmayacagiz-357517</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Mar 2023 12:00:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkanımız]]></category>
		<category><![CDATA[ben]]></category>
		<category><![CDATA[bize]]></category>
		<category><![CDATA[boşa]]></category>
		<category><![CDATA[çıkarmayacağız]]></category>
		<category><![CDATA[duyulan]]></category>
		<category><![CDATA[ekrem]]></category>
		<category><![CDATA[güveni]]></category>
		<category><![CDATA[imamoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[mansur]]></category>
		<category><![CDATA[yavaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=357517</guid>

					<description><![CDATA[<p>İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kahramanmaraş merkezli depremlerde yıkıma uğrayan kentlerden Adana’da düzenlenen “Deprem Eylem Planı Çalışma Toplantısı”nda konuştu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ekrem-imamoglu-mansur-yavas-baskanimiz-ve-ben-bize-duyulan-guveni-bosa-cikarmayacagiz-357517">Ekrem İmamoğlu: Mansur Yavaş Başkanımız ve Ben, Bize Duyulan Güveni Boşa Çıkarmayacağız</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kahramanmaraş merkezli depremlerde yıkıma uğrayan kentlerden Adana’da düzenlenen “Deprem Eylem Planı Çalışma Toplantısı”nda konuştu. </strong></p>
<p><strong>“Çadırların, konteynerların eksik olduğu yerde, hızlıca konut ihalelerinin konuşuluyor olması, büyük bir ayıptır, trajedidir” diyen İmamoğlu, “Oysa merkezi yönetim, bunun yerine bölgesel ölçekte ve katılımcı biçimde, bölgesel kalkınmaya vurgu yapan, hızlı bir ve eylem planı sürecini başlatmalıydı. Konuta kadar uzanan yeniden inşaat süreci, bir bütün olarak kurgulanmalı ve hayata geçirilmeliydi. </strong></p>
<p><strong>Ekranlarda gördük. Bir blok yerinin temelini açıp, ‘Konuta başlıyoruz’ diye televizyonda tam 15 dakika, bir blok, iki blok inşaatlarını göstererek insanlara, ‘Biz size konuk yapıyoruz’ diye tanıtım yapan devletimizin kanalı TRT’den izledim ve utanç duydum. İşte bu eksiği, bilim giderir. Bu eksiği, teknik beceri gider, Bu eksiği, net olarak söyleyeyim, mevcut akıl gideremez. Biz gideririz. Merkezi yönetimin, katılımcı bir bakış açısı ve yerel yönetimlerle birlikte çalışmasını, biz sağlarız. Çünkü, bunu başaramazsak, sorunları gerçekte çözmüş olmayız. Sadece göz boyar ve ertelemiş oluruz” şeklinde konuştu. </strong></p>
<p><strong>Türkiye’nin depremin dışında, başta ekonomik kriz olmak üzere, birçok sorunu olduğunun altını çizen İmamoğlu, “Siyasal ve yönetsel sistemimizin de yeniden kurgulanması şarttır. Cumhuriyet’imizin ikinci yüzyılı başlarken, bu yeniden yapılanma ve reform programı da son derece önemli olacaktır. Ancak bu, yukarıdan aşağıya bir kurgu asla olmamalıdır. Artık Türkiye&#8217;miz, yeni bir başlangıcın eşiğindedir. </strong></p>
<p><strong>Demokratik süreçler içinde, uyumlu çalışmanın önü açılacak ve merkeziyle, yereliyle Türkiye, başta afet meselesi olmak üzere, her konuda birlikte çalışmayı başaracaktır. Bu tür bir yeniden yapılanma sürecinde, Türkiye&#8217;nin en büyük iki şehrinin belediye başkanlarına da aktif bir rol tanımlanmış olmasını ülkemiz adına çok önemsiyor ve sorumluluğumuzun altını bir kez daha çizmek istiyorum. Türkiye&#8217;miz yeniden yapılanırken, yeniden ayağa kalkarken, kentlerimiz deprem karşısında dirençli hale getirilirken, İstanbul ve Ankara Belediye Başkanlarının merkezi yönetim düzeyinde etkili alan olarak açılmasını kıymetli buluyorum. Mansur Başkanımız ve benim, bize duyulan güveni boşa çıkarmayacağımızdan hepiniz emin olunuz” ifadelerini kullandı.</strong></p>
<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), Adana Büyükşehir Belediyesi ve İstanbul Planlama Ajansı (İPA) iş birliğiyle, “Adana Deprem Eylem Planı Çalışma Toplantısı” düzenlendi. Moderatörlüğünü Prof. Dr. Tarık Şengül’ün yaptığı “Bilimin Rehberliğinde Depreme Dayanıklı Kent” konulu panele; Prof. Dr. Alper İlki, Prof. Dr. Bahar Yetiş, Prof. Dr. Barış Binici, Prof. Dr. Ebru Voyvoda, Prof. Dr. Kayıhan Pala, Prof. Dr. Murat Şeker, Prof. Dr. Naci Görür ve Prof. Dr. Süleyman Pampal katıldı. Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen şehirlerden Adana’da düzenlenen toplantının açılış konuşmalarını İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar yaptı. </p>
<p><strong>“DAYANIŞMA VE PAYLAŞIM, HER DUYGUNUN ÖNÜNE GEÇER”</strong></p>
<p>Olası afetler öncesinde, anında ve sonrasında yaşanacak sorunları tespit ederek, problemlerin önlemlerini almakla sorumlu yöneticiler olduklarına vurgu yapan İmamoğlu, “Bu toprakların kültüründe yoğrulmuş hiç kimse bu tür yapılan çalışmalarla ilgili bir teşekkür beklemez. Bu topraklarda afet, yıkım, kayıp söz konusu. Siyasi hesaplar biter, kenetlenip kayıp yaşayanların yanında olunur kayıtsız şartsız. Dayanışma ve paylaşım, her duygunun önüne geçer. O nedenle vazifemiz ve sorumluluğumuz olduğu için bölgedeydik. O nedenle sürecin tahlili, analizi için Zeydan Başkanımızla birlikte İstanbul&#8217;daydık. O nedenle bugün buradayız. Adana’dayız. Yaraları saracağız. Acıları paylaşacağız. Zarar gören kimsenin mağduriyetine ve unutulmasına asla izin vermeyeceğiz” şeklinde konuştu. Sorumluluklarının bu noktada bitmediğini belirten İmamoğlu, “Bizleri Büyükşehir Belediye Başkanı seçen milyonlarca vatandaşımıza karşı, başka sorumluluklarımız da var. Örneğin vatandaşlarımıza depremle ilgili kaygılarına gerçekçi bir biçimde, asla onları yanıltmadan, aldatmadan manipüle etmeden, günü kurtarmak değil, geleceği sağlıklı bir şekilde inşa etmek adına, gerçekçi biçimde yanıt vermek ve olabildiğince kaygıları giderip, sürece dair seferberlik duygusuyla en üst sorumlulukta, birlikte çalışma göreviyle karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>“BİR SİYASETÇİNİN BAŞINA GELEBİLECEK EN KÖTÜ ŞEY, TOPLUMLA OLAN GÜVEN İLİŞKİSİNİ KAYBETMESİDİR”</strong></p>
<p>“Bir siyasetçinin başına gelebilecek en kötü şeylerden biri, sorumluluk taşıdığı toplumla olan güven ilişkisini kaybetmesidir” diyen İmamoğlu, “Hiçbir yöneticiye, hiçbir siyasiye Allah böyle bir şey yaşatmasın. O nedenle, gerçek bir yöneticiyseniz, ahlaklı, namuslu bir yöneticiyseniz, kaygı gidermek adına hiçbir zaman gerçekleri eğip bükemezsiniz. Onun için biz, gerçekleri eğip eğip bükmedik, gizlemedik ve asla bunu yapmayacağız. Durum neyse onu paylaşacağız ki, çözümleri de birlikte üretebilelim. Ama kimsenin toplumumuzun içinde bulunduğu koşullardan, kötü niyetli ve sorumsuz bir biçimde yararlanmasına da izin vermedik, vermeyeceğiz” şeklinde konuştu. Kentleri, bilimin ışığında, depremlere ve afetlere dayanıklı hale getirmenin de yönetici sorumluluğu olduğuna dikkat çeken İmamoğlu, “Daha dün, bir sel oldu ve Şanlıurfa&#8217;da insanlarımızı, daha yeni yapılmış bir altyapı mekanizması yüzünden, kaybetmek zorunda kaldık. Bazen evet afette imkansızı başaramayabilirsiniz. Ama göz göre göre canları kaybettiğiniz zaman, bu gerçekten yöneticilerin ya da yapımcıların, idarecilerin sorumluluğudur. Bunun mutlaka takipçisi olunmalıdır. Merkezi idaresiyle, yerel yönetimiyle, bütün kamu yöneticileriyle, bilimin çizdiği yolda birlikte yol yürürsek, yaşanan hiçbir şeyi yaşamayız. Bunu başarabilmek için ne gerekiyorsa, yapacağız. Ne tür bedel ödenmesi gerekiyorsa, ödeyeceğiz. Kimleri ikna etmemiz gerekiyorsa, ikna edeceğiz. Kimlerle mücadele etmemiz gerekiyorsa, göreceksiniz gözümüzü kırpmadan onlarla mücadele edeceğiz” dedi. </p>
<p><strong>“ADANA&#8217;DAN, HEPİNİZİN HUZURUNDA SÖZ VERİYORUZ…”</strong></p>
<p>Cumhuriyet’in ikinci yüzyılının başlangıcı olan 2023 yılını depremlerle ve afetlerle karşılamanın burukluğunun yaşandığının altını çizen İmamoğlu, şunları söyledi: </p>
<p>“Kahramanmaraş depremi, hepimiz adına, yönetici sorumluluğu, kişiliği, kimliği adına, bu ülkede bir vatandaş olma adına, bir milat olmalıdır; olacak. 99 depremi için de aynı şeyleri söyledik. ‘Bir milat olacak’ dedik. Ama olamadı, başaramadık. Gerekli direnci gösteremedik. Eğri oturalım, doğru konuşalım. Gerekli adımları atamadık. Üzerinden 24 seneye yakın zaman geçmesine rağmen, gerekli tedbirleri alamadık. Gerekli düzenlemeler yapılmadı. Eğer o gün bunlar yapılmış olsaydı, iddiayla söylüyorum ki, en az 50 bin insanımızın öldüğü bu depremde, bu denli insanımızı net olarak kaybetmezdik. Bunca ekonomik yıkım olmazdı. Bugün yaşanan kaygılar olmazdı. O nedenle, buradan, Adana&#8217;dan hepinizin huzurunda söz veriyoruz. Bizler, görevlerimizde olduğumuz sürece, hiçbir zaman böyle bir ortamı memleketimize, milletimize ve şehirlerimize yaşatmayacağız. 2023 yılının hep beraber, en üst seviyede gelişmişlikle karşılayacağımız 100’ncü yıl olmasını çok arzu ederdik. Ama bunu başaramadık. O zaman, başka bir şeyi başarabiliriz. 2023 yılını, çok önemli bir sorumluluk yılı, afetlere ve yıkımlara karşı mücadele açısından da bir milat olarak başlatabiliriz.”</p>
<p><strong>“SADECE BİNA GÜÇLENDİRMESİ İBB’NİN 5 YILLIK BÜTÇESİ KADARDIR”</strong></p>
<p>Bunun, sadece yerel yönetimlerin çabalarıyla değil, vatandaşların, devletin ve ilgili kurum, kuruluşların iş birliği içinde çalışmasıyla başarılabileceğini vurgulayan İmamoğlu, “Arkadaşlarım hesapladılar. İstanbul&#8217;da sadece bina güçlendirmesi için gereken kaynak, en iyimser hesaplamalarla, Büyükşehir Belediyemizin yaklaşık 5 yıllık bütçesi kadar. Yani hiçbir iş yapmayalım, çalışanlarımıza bile maaş ödemeyelim, 4-5 yıl tümüyle kaynaklarımızı güçlendirme için oraya aktarsak bile yetmiyor. Dolayısıyla resim açıktır ve nettir. Başta İstanbul olmak üzere, deprem tehdidi altındaki kentlerimizin hiçbirinin yerel kaynaklarla, belediyelerin kaynaklarıyla bu yaşamsal sorunun çözümü mümkün olmadığı ortadadır. Kahramanmaraş depreminde ülkemizin maddi kaybının 100 milyar dolar civarında olduğu telaffuz ediliyor. Yani Türkiye’nin gayrisafi milli hasılasının 8’de 1’inden bahsediyoruz. Böylesi büyük bir ekonomik kaybın giderilmesi, yerel yönetimlerin çözeceği bir mesele değil” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>“TOKİ” ELEŞTİRİSİ: “SİYASİ VE TİCARİ HESAPLAR, RANTI ÖNE ÇIKARDI”</strong></p>
<p>Konut üretiminin birçok ülkede tümüyle yerel yönetimlerin sorumluluğunda olduğuna dikkat çeken İmamoğlu, şöyle konuştu: </p>
<p>“Türkiye&#8217;de, tamamen kendisini yerel yönetimden uzaklaştırarak oluşumunu sürdüren ve merkezi yönetimin bir aygıtı haline gelmiş olan TOKİ&#8217;dir bu alandan sorumlu olan. Yanlıştır. Geçtiğimiz dönemde kamu arazileri, askeri alanlar, kimi durumda meralar konut üretimini kolaylaştırmak ve ucuzlatmak için bu kurumun emrine verildi. Peki sonuç öyle mi oldu? Ne yazık ki olmadı. Ne yazık ki, siyasi ve ticari hesaplar, rantı öne çıkardı ve deprem gibi, sosyal konut üretmek gibi bu konuları ne acıdır ki teğet geçti. Afete yönelik yapılan düzenlemeler, çıkarılan kanunlar da yerel yönetimlerin dostu olmadı, iş birliğinden kurumları uzaklaştırdı. Hepimiz yaşadık, biliyoruz. Geçtiğimiz dönemin, kentsel dönüşüm denilen kavramla arası iyi olmadı. Halkımızı bu kavramdan uzaklaştırdı. Büyük ölçüde merkezi yönetimin elinde, rant ve iktidar devşirme aracı olarak uygulanmaya çalışıldı. İstanbul&#8217;da bir Fikirtepe örneği var. İnanınız bir şehircilik faciası. Bir bakanlar kurulu kararıyla, kentlerdeki stratejik alanlar, önemli arazi ve kentsel taşınmazlar, merkezi yönetimin yetkili olduğu yerler haline getirildi. Buralarda belediyelerin çivi çakmasına dahi izin verilmedi. Bütün bunlar yapılırken de siyasi ayrışma en yüksek dozda, ne yazık ki kurumlarımıza hissettirildi. Sonuçta; halkın oyuyla göreve gelen belediye başkanları, meclisleri ne yazık ki kentlerinde, deprem ve afet başta olmak üzere, sorunlu işlerin üzerine gidip, çözüp çözümler üretmekten alıkonuldular ve sistem başka bir yöne evrildi.”</p>
<p><strong>“KENTLER, ARTIK BİR RANT DEVŞİRME ALANI OLARAK GÖRÜLMEMELİ”</strong></p>
<p>Karşılarına çıkarılan engellere rağmen, bahane üretmeden etkili bir biçimde görevlerini yapmaya devam ettiklerini kaydeden İmamoğlu, “Ne merkezi yönetimin ne de yerel yönetimlerin kentler artık bir rant devşirme alanı olarak görmesine daha fazla müsaade edilmemeli ve bu konuda etmeyeceğimizi de hepinizin huzurunda taahhüt ediyorum. Örneğin; İstanbul için geçtiğimiz dönemde kullanılan kamu kaynakları, krediler, borçlar, kime hizmet ettiği belli olmayan birtakım projeler için kullanıldı. Bu kaynaklar yapılaşmamış alanlarda inşa edilen ve zaman zaman da doğayı tahrip eden projeler için değil de afet odaklı projeler için kullanılsaydı, inanınız bugün İstanbul&#8217;da depremi konuşmuyor olurduk” diye konuştu. İstanbul’un depreme dayanıklı hale getirilmesi için 85 milyar dolar gerektiğini hesapladıklarını aktaran İmamoğlu, çözüm için yerel yönetimlerin güçlendirilmesi gerektiğine vurgu yaptı. “Deprem sırasında merkezi kurgunun nasıl etkisiz hale geldiğini, merkezi anlayışla süreç yönetildiğinde, afet bölgesinde ne yazık ki sistemli bir yaklaşımın mümkün olmadığını daha dün yaşadığımız depremde hep beraber gördük” diyen İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı: </p>
<p><strong>“TRT’DEN İZLEDİM VE UTANÇ DUYDUM”</strong></p>
<p>“Onun için biz, etkisizliğin etkiye, bu verimsizliği, verimliliğe ve ne yazık ki bu kaynak israfının doğru yönlendirilmeye, yerelin güçlendirilmesiyle mümkün olacağını buradan ilan ediyoruz. Şimdi dönüp bir kez daha kentlerimize, sorunlarına, potansiyellerine ve yerel yönetim yapılarına bakmamız gerekiyor. Hiç zaman geçirmeden acilen bir yönetim reformuna ihtiyaç duyduğumuz nettir. Bu reformun en önemli parçası, kaçınılmaz olarak güçlü yerel yönetimler olmak zorundadır. Ve bizler, yeni dönemde bu reformu mutlaka milletimizle buluşturacağız. Türkiye&#8217;nin bir an önce ulusal, bölgesel ve kentsel düzeylerde güçlü planlama anlayışına da dönmesi gerekiyor. Deprem bölgesinde, ertesi gün telaş içinde, hala artçılarla sarsılan bölgede konut projeleri yapan anlayışı hem ürkerek hem de üzülerek izledik. Çadırların, konteynerların eksik olduğu yerde, hızlıca konut ihalelerinin konuşuluyor olması, büyük bir ayıptır, trajedidir. Oysa merkezi yönetim, bunun yerine bölgesel ölçekte ve katılımcı biçimde, bölgesel kalkınmaya vurgu yapan, hızlı bir ve eylem planı sürecini başlatmalıydı. Konuta kadar uzanan yeniden inşaat süreci, bir bütün olarak kurgulanmalı ve hayata geçirilmeliydi. Ekranlarda gördük. Bir blok yerinin temelini açıp, ‘Konuta başlıyoruz’ diye televizyonda tam 15 dakika, bir blok, iki blok inşaatlarını göstererek insanlara, ‘Biz size konuk yapıyoruz’ diye tanıtım yapan devletimizin kanalı TRT’den izledim ve utanç duydum.”</p>
<p><strong>“BU EKSİĞİ, MEVCUT AKIL GİDEREMEZ; BİZ GİDERİRİZ”</strong></p>
<p>“Dünyanın ve Türkiye&#8217;nin, önümüzdeki birkaç yüzyılına iz bırakacak şekilde inşası konuşulur, tartışılırken, bir yandan depremzedelere geçici konutları yapılarak, onlara tahsis edilme süreci hayata geçirilmesi beklenirken, insanlara basit bir kod, birkaç blok inşaatın temelini atma gayreti ve bina inşaatı gayreti üzücüdür, ürkütücüdür” diyen İmamoğlu, “İşte bu eksiği, bilim giderir. Bu eksiği, teknik beceri gider, Bu eksiği, net olarak söyleyeyim, mevcut akıl gideremez. Biz gideririz. Merkezi yönetimin, katılımcı bir bakış açısı ve yerel yönetimlerle birlikte çalışmasını, biz sağlarız. Çünkü, bunu başaramazsak, sorunları gerçekte çözmüş olmayız. Sadece göz boyar ve ertelemiş oluruz” şeklinde konuştu. Türkiye’nin depremin dışında, başta ekonomik kriz olmak üzere, birçok sorunu olduğunun altını çizen İmamoğlu, “Siyasal ve yönetsel sistemimizin de yeniden kurgulanması şarttır. Cumhuriyet’imizin ikinci yüzyılı başlarken, bu yeniden yapılanma ve reform programı da son derece önemli olacaktır. Ancak bu, yukarıdan aşağıya bir kurgu asla olmamalıdır. Bugün Türkiye&#8217;nin birikimi, merkezi düzeyle yerel yönetimleri, devletle sivil toplumu, her düzeyde birlikte çalışabilecek bir olgunluğa ulaşmak zorundadır. Birlikte çalışmayı, hep birlikte bir kez daha hatırlamamız, unuttuysak da öğrenmemiz ve öğretmemiz gerekir” dedi. </p>
<p><strong>“21. YÜZYIL, ŞEHİRLERİN YÜZYILIDIR”</strong></p>
<p>Devletin her kurumunun ülkenin 86 milyon insanına ait olduğunu kaydeden İmamoğlu, şunları söyledi: </p>
<p>“Bizler, Zeydan Başkan ya da ben, bir dönem için sizden yetki almış insanlar, bu şehrin oy verenlerinin de vermeyenlerinin de tamamının temsilcisidir. Devletimizin bürokrasisi, siyasileri, belediye başkanları, milletvekilleri aynı düşünceye sahip olmayabilirler. Ama halkına hizmet noktasında, hakları ve sorumlulukları noktasında, eşittirler. Dolayısıyla bizler, işte tam da bu anlayışı ülkemize kazandırmak zorundayız. Devlet, vatandaşına karşı gücünü gösteren bir kurum değil; devlet, afetlere karşı gücünü gösteren bir kurum olmak zorundadır. Devlet, vatandaşına şefkatini gösterir, sevgisini gösterir, hizmetini gösterir. Ayrım yapmaksızın gösterir. Artık Türkiye&#8217;miz, yeni bir başlangıcın eşiğindedir. Demokratik süreçler içinde, uyumlu çalışmanın önü açılacak ve merkeziyle, yereliyle Türkiye, başta afet meselesi olmak üzere, her konuda birlikte çalışmayı başaracaktır. Bu tür bir yeniden yapılanma sürecinde, Türkiye&#8217;nin en büyük iki şehrinin belediye başkanlarına da aktif bir rol tanımlanmış olmasını ülkemiz adına çok önemsiyor ve sorumluluğumuzun altını bir kez daha çizmek istiyorum. 21. yüzyıl, şehirlerin yüzyılıdır. Bugün Türkiye&#8217;mizde, nüfusun yüzde 85’i kentlerde yaşamaktadır. Dolayısıyla Türkiye&#8217;miz yeniden yapılanırken, yeniden ayağa kalkarken, kentlerimiz deprem karşısında dirençli hale getirilirken, İstanbul ve Ankara Belediye Başkanlarının merkezi yönetim düzeyinde etkili alan olarak açılmasını kıymetli buluyorum Mansur Başkanımız ve benim, bize duyulan güveni boşa çıkarmayacağımızdan hepiniz emin olunuz.” </p>
<p><strong>“ANADOLU&#8217;NUN DÖRT BİR YANINDA BİRLİKTEN KUVVET DOĞACAK”</strong></p>
<p>Hem yönetme sorumluluğunu üstlendikleri kentlerde hem de Türkiye ölçeğinde çok hızlı ve etkili hareket edeceklerini vurgulayan İmamoğlu, “Ve göreceksiniz, çok güzel sonuçlar alacağız. Afetler bizlere, milletimize diz çöktürmeyecek. Hızlıca tedbirlerini alan, başta deprem ve afetler olmak üzere, yerel yönetimlerin önceliklerini, ihtiyaçlarını en yakından bilen, hisseden, çözümler konusunda ortak aklın peşinde koşan bir yönetime kavuşmanın eşiğindeyiz. İşte bizler, başta Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere, hep birlikte bunu başardığımızda; İstanbul&#8217;da, Ankara&#8217;da, Adana&#8217;da, Hatay&#8217;da, Maraş&#8217;ta, Adıyaman&#8217;da, Edirne&#8217;de, Hakkari&#8217;de, Trabzon&#8217;da, Van&#8217;da işler tamamen değişir. Gerçekten çok güzel günlere erişiriz. Artık yerel yönetimler hükümete, hükümet yerel yönetimlere gücünü göstermeye değil, güç katmaya gelecek. Birbirine güç katacak. Anadolu&#8217;nun dört bir yanında birlikten kuvvet doğacak. Bu ülkenin sahip olduğu kaynakların, zenginliklerin bereketi daha da artacak. Türkiye gibi güçlü, Anadolu gibi bereketli bir yönetimle hep birlikte bu ülkeyi ayağa kaldıracağımızdan hiçbirimizin kuşkusu olmasın. Bu inançla buradayız. Sorunlarla yüzleşen, sorunlara karşı akılla, bilimle hareket eden, işin öncüsü kim ise, gerektiğinde bilim insanları, gerektiğinde teknik insanlar, gerektiğinde iş insanları, gerektiğinde sivil toplum kuruluşları, meslek sahibi insanlarımız, gerektiğinde öğretmenlerimiz, gerektiğinde işçilerimiz, emekçilerimiz, herkesin aklına kıymet gösteren, ona ilgi duyan, gözünün içine bakarak, aynı Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün vatandaşının gözünün içine baktığı gibi, onu dinleyen, anlayan ve geleceği tasarlayan bir devlet olma bilincini memleketimize kazandıracağız. Bu inançla buradayız.”</p>
<p><strong>“HEP BİRLİKTE ELİMİZİ TAŞIN ALTINA KOYACAĞIZ”</strong></p>
<p>“Zeydan Başkanımızla, şehirlerimizle yüzleşip, dertleşip, beraber, ortak akılla sorunu çözmek zorunda olduğumuzu hatırlatmak için buradayız” diyen İmamoğlu, konuşmasını, “Birazdan bilim insanlarımız sorunları anlatacak, çözümleri de anlatacak. Ve hep birlikte elimizi taşın altına koyacağız. İstanbul&#8217;da da öyle, Adana&#8217;da da öyle. Gerektiği yerde binalarımızı güçlendireceğiz. Gerektiği yerlerde binalarımızı yenileyeceğiz. Bundan sonra şehirlerimizle ilgili, kayıtsız şartsız, prensiplerden asla taviz vermeyen yönetimleri göreceksiniz. Vatandaşlarımızın bireysel haklarını koruyacak, ama ondan daha fazla çevreyi koruyacak, doğayı koruyacak, iklimle mücadele edecek, kuraklıkla mücadele edecek, iklim değişikliğinin tahribatlarını azaltacak ve çocuklarımıza, gençlerimize yakışan Adana&#8217;yı, yakışan İstanbul&#8217;u var etme mücadelesini hep birlikte ortaya koyacağız. Kendimi 01 numaralı Adana&#8217;ya yakın hisseden Ekrem İmamoğlu olarak, bu inançla hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Bilim insanlarımızın katılımıyla gerçekleşecek bu toplantıya gösterdiğiniz yoğun ilgiden dolayı, hepinize teşekkür ediyor, ‘Her şey çok güzel olacak’ diyorum” sözleriyle noktaladı. </p>
<p><strong>KARALAR: “ADANA&#8217;NIN MR&#8217;INI ÇEKECEĞİZ”</strong></p>
<p>Konuşmasına, depremin ilk günlerinden itibaren yanlarında olan İBB Başkanı İmamoğlu’na teşekkür ederek başlayan Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Karalar da “Deprem olduğunda, nasıl hızlı müdahale edilir? Adana&#8217;da depremin, Türkiye&#8217;de depremin boyutu nedir? Nereye gider? Hocalarımızı dinleyeceksiniz. Ben uzun boyutlu bunu anlatmayayım. Ama Adana&#8217;da yaptıklarımızı birkaç cümleyle özetlemek istiyorum. Hepiniz biliyorsunuz, yıkılan binanın başında en hızlı olan belediye başkanı benim, eve yakın bir bina olduğu için. Şunu gördüm: Herkes dışarı çıktı bir anda. Ve trafik kilitlendi. Biz alet, edevat, vinci çok geç intikal ettirebildik. Buna bir kere dikkat etmek gerekir değerli arkadaşlar” uyarısında bulundu. Bundan sonra yaşanacak depremlere hazırlıklı olmak adına mikro bölge çalışması yapmaya başladıkları bilgisini paylaşan Karalar, “Adana&#8217;nın MR&#8217;ını çekeceğiz. Nerede deprem olur, nerede hazırlık yapmamız lazım? Aletimizi, edevatımızı, depremle mücadele için, kesici aletler dahil, hiltiler dahil, en yakın nerede olur? Orada konuşlanmak için bir hazırlık yapıyoruz. Bu konuyla ilgili en hazırlıklı iller biz olacağız” dedi. Adana’nın İstanbul, İzmir ve Tekirdağ ile birlikte mikro bölgesi çalışması yapan dördüncü kent olduğuna vurgu yapan Karalar, “Dördünde de Cumhuriyet Halk Partili belediyeler var. Dikkatinizi çekmek istiyorum. Ne yazık ki depremin altında bilimden, fenden uzaklaşanlar kaldı. Ne yazık ki depremin altında, Kızılay kaldı. Ne yazık ki ülkemiz liyakatsiz insanların elinde böyle oldu. Deprem bir gerçek, ama depremin acıları bu kadar çok olmayabilirdi” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ekrem-imamoglu-mansur-yavas-baskanimiz-ve-ben-bize-duyulan-guveni-bosa-cikarmayacagiz-357517">Ekrem İmamoğlu: Mansur Yavaş Başkanımız ve Ben, Bize Duyulan Güveni Boşa Çıkarmayacağız</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Altay: &#8220;2022&#8217;de 3,7 Milyon Metreküp Suyun Boşa Akmasını Engelledik&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-2022de-37-milyon-metrekup-suyun-bosa-akmasini-engelledik-347379</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Jan 2023 02:33:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[akmasını]]></category>
		<category><![CDATA[altay]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[boşa]]></category>
		<category><![CDATA[engelledik]]></category>
		<category><![CDATA[metreküp]]></category>
		<category><![CDATA[milyon]]></category>
		<category><![CDATA[suyun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=347379</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Konya Modeli Belediyecilik çalışmaları kapsamında kendi mühendisleri tarafından tasarlanan sistemle yüzeye çıkmayan fiziki su kayıplarına müdahale ettiklerini, bu sayede 2022 yılında 3,7 milyon metreküp suyun boşa akmasını engelleyerek kullanıma kazandırdıklarını söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-2022de-37-milyon-metrekup-suyun-bosa-akmasini-engelledik-347379">Başkan Altay: &#8220;2022&#8217;de 3,7 Milyon Metreküp Suyun Boşa Akmasını Engelledik&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Konya Modeli Belediyecilik çalışmaları kapsamında kendi mühendisleri tarafından tasarlanan sistemle yüzeye çıkmayan fiziki su kayıplarına müdahale ettiklerini, bu sayede 2022 yılında 3,7 milyon metreküp suyun boşa akmasını engelleyerek kullanıma kazandırdıklarını söyledi.</p>
<p>Başkan Altay, “Küresel iklim değişikliği sebebiyle su azlığı yaşadığımız bu günlerde tasarrufa daha çok önem vermemiz gerekiyor. Su hayattır. Suyumuzu korumak hepimiz görevi” dedi.</p>
<p>Konya Büyükşehir Belediyesi, temiz içme suyunu korumak, arıtmak ve işletme maliyetlerini düşürmek adına su kayıplarıyla mücadelesini sürdürüyor.</p>
<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, su kaynaklarının etkin, verimli, ekonomik ve sürdürülebilir olması için yoğun bir çalışma yürüttüklerini belirterek, fiziki su kayıp ve kaçaklarında önemli bir yol kat edildiğini söyledi.</p>
<p>Merkez ilçelerde oluşturulan bölgesel ölçüm alanları ve basınç yönetim alanları ile her mahallede suyun etkin, verimli, ekonomik, sağlıklı ve güvenli bir şekilde kullanılmasını sağladıklarını belirten Başkan Altay, “Oluşturduğumuz bu alanlara kurulan uzaktan izleme sistemleriyle yüzeye vurmayan fiziki arızaları tespit ediyoruz. Yapılan bu çalışmalarla 2022 yılı içerisinde 3 milyon 716 bin 137 metreküp suyun boşa akmasını engelleyerek kullanıma kazandırdık. Su kazancının yanı sıra işgücü, malzeme, zaman, işletme, boru ömrü ve enerji tasarrufu sağlayarak sürdürülebilir su yönetimini oluşturduk. Önümüzdeki yıllarda bu çalışmalar daha da etkin bir şekilde devam edecek” diye konuştu.</p>
<p><strong>SİSTEMİ KOSKİ MÜHENDİSLERİ TASARLADI</strong></p>
<p>Konya Büyükşehir Belediyesi KOSKİ Genel Müdürlüğü’nün çalışmalarını çok titiz bir şekilde yürüttüğüne dikkat çeken Başkan Altay, tam donanımlı su kayıpları tespit araçları ile 7 gün 24 saat suyun takibini yaptıklarını vurguladı. Başkan Altay, “İçme suyu dağıtım hatlarında oluşturulan şebeke SCADA’sı ile her mahallenin su basıncını ve debisini izleyebiliyoruz. Bu verilerin analizleri kurumumuzda görevli arkadaşlarımız tarafından yapılarak mahalle mahalle çözüm üretiliyor. Abonelerimizden gelen talepler anında çözüme ulaştırılıyor. Konya Modeli Belediyecilik anlayışıyla, öz kaynak ile oluşturulan bu sistem, Türkiye’ye örnek olacak şekilde KOSKİ’mizin kendi mühendisleri tarafından tasarlandı” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>TÜRKİYE’NİN EN İYİ YÖNETİLEN İÇME SUYU ŞEBEKESİ KONYA’DA</strong></p>
<p>Yıllardır verilen mücadeleler neticesinde su kayıplarını önleme konusunda Konya Büyükşehir Belediyesi’nin çok önemli bir noktaya geldiğine dikkat çeken Başkan Altay, “Suyumuzu verimli, etkin ve ekonomik olarak kullanmak için yaptığımız çalışmalar ile kaynağından son kullanıcıya kadar kontrol ettiğimiz sürdürülebilir bir su yönetim sistemimiz oluştu. Küresel iklim değişikliği sebebiyle su azlığı yaşadığımız bu günlerde tasarrufa daha çok önem vermemiz gerekiyor. Su hayattır. Suyumuzu korumak hepimiz görevi. Bu sebeple su tasarrufunu hayatımızın bir parçası haline getirmek dünyamızın geleceği ve yeni nesiller için büyük önem taşıyor” cümlelerini kullandı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-2022de-37-milyon-metrekup-suyun-bosa-akmasini-engelledik-347379">Başkan Altay: &#8220;2022&#8217;de 3,7 Milyon Metreküp Suyun Boşa Akmasını Engelledik&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
