<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bir Şey | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/bir-sey/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/bir-sey</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 19 Mar 2026 10:28:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>Bir Şey | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/bir-sey</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Mutluluğu kovalamak boşa çıkıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mutlulugu-kovalamak-bosa-cikiyor-621775</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Mar 2026 10:28:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anlam]]></category>
		<category><![CDATA[beyaz]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Şey]]></category>
		<category><![CDATA[boşa]]></category>
		<category><![CDATA[çıkıyor]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kalıcı]]></category>
		<category><![CDATA[kovalamak]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[sürekli]]></category>
		<category><![CDATA[Tatmin]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621775</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, 20 Mart Dünya Mutluluk Günü kapsamında mutluluğun aslında ne demek olduğu, kısa vadeli hazlar yerine uzun vadeli tatminin önemi ve kalıcı huzura giden yollar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mutlulugu-kovalamak-bosa-cikiyor-621775">Mutluluğu kovalamak boşa çıkıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, 20 Mart Dünya Mutluluk Günü kapsamında mutluluğun aslında ne demek olduğu, kısa vadeli hazlar yerine uzun vadeli tatminin önemi ve kalıcı huzura giden yollar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Mutluluk, herkes için farklı anlam taşıyor!</strong></p>
<p>Sanılanın aksine mutluluğun, sürekli yüzde kocaman bir gülümsemeyle etrafa neşe saçmak ya da hiç dert sahibi olmamak gibi bir şey olmadığını ifade eden Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Buna ‘öznel iyi oluş’ demek uygun bir kullanım olabilir. Yani bir insanın hayatının genel olarak ne kadar tatmin edici ve olumlu duygularını, olumsuz duygularına kıyasla ne kadar sık yaşadığıyla ilgili bir durum.” dedi.</p>
<p>İnsanların mutluluğu bambaşka şekillerde yaşamasının sebebinin oldukça insani olan farklı gerekçelere bağlı olduğunu aktaran Beyaz, “Hepimizin parmak izi gibi eşsiz olabilecek bir geçmişi, farklı değer yargıları, genetik yatkınlıkları, kişilikleri ve de yaşanmışlıkları var. Çocukluğunda çok fazla karmaşa yaşamış biri için, sadece sıcak bir evde sessizce kitap okumak güvende hissettirir ve bu onun için oldukça tatmin edici bir mutluluktur. Bir başkası içinse mutluluk sürekli yeni yerler keşfetmek, sınırları zorlamak olarak karşımıza çıkabilir. Yani belirtmeye çalıştığım; farklılıklarımız mutluluğun bizim için ne anlama geldiğini baştan aşağı değiştirebiliyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Mutsuzluğun en büyük nedenlerinden biri kıyaslama davranışı! </strong></p>
<p>Modern yaşamda mutluluğu etkileyen faktörlere değinen<strong> </strong>Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, şunları söyledi:</p>
<p>“Mutsuzluğun günümüzde bir salgın gibi yayılmasına neden olabilecek bazı etkenler var. Mutsuzluğun en büyük nedenlerinden biri kıyaslama davranışı. Özellikle de sosyal medya nedeniyle, artık kendimizi sadece yakınlarımızla değil, dünyanın herhangi bir ucundaki insanların hayatlarının sadece ‘en iyi ve filtreli’ anlarıyla kıyaslıyoruz. Bu da insanın içinde sürekli bir eksiklik, geride kalmışlık hissini tetikleyebiliyor. Bir diğer faktör ise modern hayatın baş döndürücü hızı. İstediğimiz bir yemeğe, diziye, alışverişe anında ulaşmaya o kadar alıştık ki, beynimizin haz-mutluluk süreçleri buradan nasibini fazlasıyla alıyor. Emek verip beklemeyi unuttuk. Hal böyle olunca, anında sonuç vermeyen uzun soluklu ilişkilerden ya da yeni bir beceri edinme süreçlerinden çabucak sıkılıp mutsuzluğa sürükleniyoruz.”</p>
<p><strong>Bağ kurma, yetkinlik ve özgürlük, kalıcı mutluluğu oluşturur!</strong></p>
<p>İnsanın içsel olarak gerçekten huzurlu hissedebilmesi için bilimsel araştırmalar ışığında ön plana çıkan bazı noktalar olduğunu kaydeden Beyaz, “Bunları ruhun temel gıdaları gibi düşünebiliriz. İlki sevilmek ve birilerine ait hissetmek, yani samimi ve doğal bağlar kurabilmek. Diğeri, hayatta bir işe yaradığını, bir şeyleri başarabildiğini görmek ki buna da yetkinlik diyoruz. Bunların dışında da kişinin kendi hayatının direksiyonunda olduğunu idrak etmesi, yani dışarıdan ağır bir baskı görmeden kendi seçimlerini yapabilme özgürlüğü denilebilir. Bu temel kavramlar; bağ kurma, yetkinlik ve özgürlük hissi bir arada olduğunda aslında o kalıcı mutluluktan söz edebiliriz.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Mutluluk kovaladıkça kaçıyor!</strong></p>
<p>Mutluluğu sürekli arama veya zorlamanın günümüzün önemli yanılsamalarından biri olduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Mutluluğu bir hedefe dönüştürmek son derece yıpratıcıdır. ‘Sürekli mutlu olmalıyım, hiç kötü hissetmemeliyim’ baskısı, psikolojide toksik iyimserlik dediğimiz halin ortaya çıkmasına sebebiyet veriyor.” dedi.</p>
<p>Mutluluğu kovaladıkça kaçtığına işaret eden Beyaz, “Çünkü sürekli ‘Şu an mutlu muyum?’ diye kendimizi yoklamaya çektiğimizde aslında içinde bulunulan anın farkındalığı düşüyor. Dahası üzüntü, öfke ya da hayal kırıklığı gibi son derece insani duyguları baskılamak, onları bir düdüklü tencere içine hapsetmek gibi. İnsan sadece neşeyi değil, acıyı da yaşayabildiği ve hatta kabul edebildiği ölçüde sağlıklıdır.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Geçici hazlar yerine anlamlı amaçlar, kalıcı tatmin sağlar! </strong></p>
<p>İnsanların mutluluğu kısa vadeli hazlar yerine uzun vadeli tatmin ile nasıl ilişkilendirebileceği hakkında önerilerde bulunan Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Bu dengeyi kurabilmenin yolu beynimizin ödül sistemini anlamaktan geçiyor.” dedi.</p>
<p>Beynimiz dopamin kaynaklı anlık hazları çok sevdiğini dile getiren Beyaz, “Bir dilim pasta yemek veya sosyal medyada beğeni almak o an harika hissettirir ama etkisi saman alevi gibi çabuk söner ve hemen daha fazlasını isteriz. Kalıcı tatminse bu anlık eğlenceden ziyade hayatın anlamının anlaşılabilmesiyle daha ilgilidir. Zorlu bir sınavda başarıya ulaşmak, bir çocuğun yetişmesine katkı sağlamak veya bir dostun acısında ona yardımcı olabilmek o an pek de eğlenceli ya da haz veren bir şey olmayabilir. Hatta can sıkıcı ve yorucu gelecektir. Ama günün sonunda kendimizi kontrol ederken, işe yarar, anlamlı bir şey yaptığımız yönündeki algımız, kalıcı mutluluğun doğrudan kendisidir. Bu vesileyle hayatımızı yalnızca geçici hazlara değil, daha büyük bir amaca adadığımızda o derin, uzun vadeli tatmin duygusuna ulaşıyoruz.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Zor zamanlarda mutluluğu kovalamak yerine, tutunacak bir neden bulmak daha işlevsel! </strong></p>
<p>Günlük yaşamda mutluluğu artırmak için uygulanabilecek basit ve doğal çeşitli yollar olduğunu aktaran<strong> </strong>Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Hayat kötü giderken gerçekçi olmayıp, her şey harika demekten bahsetmiyorum; ancak çok kötü bir günün sonunda bile küçük de olsa bir şeye şükredebilmek, beynin sürekli felaket arayan radarını yavaşlatabileceği gibi iyi bir nefes de aldırır.” dedi.</p>
<p>Zihni geçmişin pişmanlıklarından ve geleceğin kaygılarından çekip alarak, anın farkındalığını hissettirecek basit şeylere odaklamanın zihni son derece sakinleştirebileceğine dikkat çeken Beyaz, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bununla birlikte bolca fiziksel aktivasyon da zihinsel karamsarlığı en hızlı kıran şeylerden biri. Kayıp, hastalık veya büyük krizler gibi zor yaşam koşullarında insanlardan mutlu olmalarını beklemekse pek gerçekçi bir yaklaşım olmaz. O noktada amacımız mutluluk değil, anlam bulmak ve psikolojik dayanıklılık göstermeye niyet ve gayret etmek olmalı. Zor zamanlarda mutluluğun peşinden koşturmaktansa, ayakta tutabilecek, belki de tutunmaya yarayacak bir neden bulmak çok daha işlevseldir. O zorluk bittiğinde zaten gösterilen çaba çoğu kere kalıcı bir huzur olarak geri dönebilir.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mutlulugu-kovalamak-bosa-cikiyor-621775">Mutluluğu kovalamak boşa çıkıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Oyuncu Zeynep Özyağcılar ile 8 Mart&#8217;a özel söyleşi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/oyuncu-zeynep-ozyagcilar-ile-8-marta-ozel-soylesi-618394</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Mar 2026 08:23:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Şey]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[gerektiğini]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[güzel]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[mart]]></category>
		<category><![CDATA[olmak]]></category>
		<category><![CDATA[oyuncu]]></category>
		<category><![CDATA[özel]]></category>
		<category><![CDATA[özyağcılar]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<category><![CDATA[zeynep]]></category>
		<category><![CDATA[Zeynep Özyağcılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618394</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi ile NPİSTANBUL Hastanesi tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında özel bir söyleşi programı gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/oyuncu-zeynep-ozyagcilar-ile-8-marta-ozel-soylesi-618394">Oyuncu Zeynep Özyağcılar ile 8 Mart&#8217;a özel söyleşi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi ile NPİSTANBUL Hastanesi tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında özel bir söyleşi programı gerçekleştirildi. Söyleşide oyuncu Zeynep Özyağcılar,<strong> </strong>Üsküdar Üniversitesi Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda öğrencilerle bir araya geldi. “Beklentileri Değil, Kendini Seç” başlığıyla gerçekleştirilen söyleşinin moderatörlüğünü NPİSTANBUL Hastanesi’nden Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy üstlendi.</p>
<p><strong>Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy: “Kendini seçmek çoğu zaman cesur bir karar, bazen bir dönüm noktası” </strong></p>
<p>Kadınların yaşam yolculuğunda kendi değerlerini keşfetmeleri, toplumsal beklentiler karşısında öz benliklerini koruyabilmeleri ve psikolojik dayanıklılıklarını güçlendirebilmeleri gibi önemli başlıkların ele alındığı program, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne özel anlamlı bir buluşma niteliği taşıdı.</p>
<p>8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle anlamlı bir motto çerçevesinde bir araya gelindiğine vurgu yapan Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, “Hayatımız boyunca çoğu zaman başkalarının bizden ne beklediğini duyarız. Nasıl görünmemiz gerektiğini, nasıl konuşmamız gerektiğini, hangi rollere sığmamız gerektiğini&#8230; İyi bir evlat, mükemmel bir eş, başarılı bir kadın, başarılı bir çalışan gibi birçok roller beklenir bizden. Peki ya biz? Biz ne istiyoruz? Gerçekten kimi seçiyoruz? Kendini seçmek çoğu zaman cesur bir karar, bazen bir dönüm noktası, bazen insanın kendi iç sesiyle yeniden tanışmasıdır. Bugün bu yolculuğu birlikte düşünmek, birlikte konuşmak için buradayız.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Zeynep Özyağcılar: “Her şey ‘yapamazsın’ denildiği zaman başlıyor”</strong></p>
<p>Canlandırdığı karakterler aracılığıyla kadının kırılganlığını, gücünü, çelişkilerini ve dönüşümünü görünür kılan oyuncu Zeynep Özyağcılar, rollerin arkasındaki gerçek kadını, beklentilerle kurulan ilişkiyi, cesareti, seçimleri ve ‘kendin olma’ yolculuğunu dinleyenlerle paylaştı.</p>
<p>Hep kadına dair konuşmaktan, kadınlara dair üretmekten hiçbir zaman vazgeçmediğini ifade eden Özyağcılar, “Ve bunu çok kıymetli buluyorum. Cinsiyet ayrımı tabii ki gözetmiyorum ama birazcık daha konuşulmamış konuları, anlatılmamış, pek anlatılmaya değer bulunmayan kadın hikayelerinin aslında kıymetini paylaşmaktan çok keyif alıyorum.” dedi. </p>
<p>Her şeyin ‘yapamazsın’ denildiği zaman başladığını düşündüğünü ifade eden Özyağcılar, şunları söyledi:</p>
<p>“Bir kadın olarak bir şeye giriştiğin zaman, sıfırdan bir şey yaptığın zaman, hiçbir zaman aksi olmadı. Ne zaman ki herkese rağmen bir şeyler üretmeye ve kendi iç sesimi duymaya başladım ondan sonra güzellikler gelmeye başladı.”</p>
<p><strong>“Kendimiz olmaktan utanır olduk”   </strong></p>
<p>Sanatın ve tiyatronun kişisel gücünün gelişmesine çok katkı sağladığını aktaran Zeynep Özyağcılar, “Tiyatro aslında insanı anlamakla ilgili. Sevgili Yıldız Kenter’in dediği gibi; ‘yüceliklerimizi ve cüceliklerimizi&#8230;’, ilk önce onlarla yüzleşmekle başlıyor. Gerçek kılabilmek için oynadığımız karakterin ilk önce bir içini arıyoruz; kötülüklerini, sırlarını, travmalarını kurcalıyoruz. Bir insanın tiyatrocu ya da oyuncu olması gerekmiyor, herkesin oyunculuk eğitimi alması gerektiğini düşünüyorum. Kendini tanıması, doğru ifade edebilmesi, diyalog kurabilmesi ve o özgüven için.” dedi.</p>
<p>Toplumun kadına dayattığı ‘başarı’ ve ‘güzellik’ gibi kavramlara değinen Özyağcılar, şöyle devam etti:</p>
<p>“Kendimiz olmaktan utanır olduk. Yüzümüzdeki her çizgiden, saçımızdaki her beyaz telden her an birileri bizi yargılıyormuş gibi inanılmaz bir baskı var ve gerçekten oyuna geliyoruz. Biz böyle değildik, bence daha da güzeldik. Ben biraz bunlara karşı duran biriyim. Mesela inat olsun diye hiç saçımı boyamıyorum ben, sırf onlar gibi olmayacağım diye. </p>
<p>Doğal olan her şeyin çok daha güzel olduğunu ve bunun desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum. Sağlıklı olmak başka bir şey. İyi hissetmek için spor yapmak, güçlü olmak, esnek olmak için çabaların hepsine varım. Etrafımda kadınların aşırı müdahalelerle kendilerine ne kadar kötülük yaptıklarını görüyorum ve çok üzülüyorum. Bazıları çok da güzel oluyor ama o ‘beğenmediği kız’ hala içinde. Onu iyileştirmek için hiçbir şey yapmıyor.”</p>
<p><strong>“Güç, inanarak söylenen tek bir cümledir” </strong></p>
<p>Hayat yolculuğunda sevdiği yerde sevdiği işi yapma fırsatı yakaladığını aktaran Zeynep Özyağcılar, dinleyicilere mutluluk için beden ve zihnin aynı anda çalıştığı aktiviteleri yapmaları tavsiyesinde bulundu.</p>
<p>Özyağcılar, “Hani ‘kan ter gözyaşı’ diyorlar ya, ben kan ter gözyaşının çok önemli olduğunu düşünüyorum. Her ne yaparsak yapalım, mesleğimiz ne olursa olsun, ter damlayacak arkadaşlar. Bu fit olmak, genç kalmak için değil; beynimizi korumak için, hayatla daha iyi mücadele edebilmek, daha rahat dayanabilmek için bizim bu teri dökmeye ihtiyacımız var.” dedi. </p>
<p>‘Güçlü kadın’ imajının da toplumda yanlış lanse edildiğine değinen Özyağcılar, “Özellikle dizilerde ağanın annesi olan, kötülük yapan ya da kötülük yapma gücü olan, zengin olan, istediğini yapabilen, dominant olan kadın karakterler ‘güçlü’ olarak gösteriliyor. Bize bu öğretilmeye çalışılıyor. Güç böyle bir şey değil. Asla değil. Bu tamamıyla bir yanılgı. Bu oyunlara gelmememiz lazım. Güç, ölçülü olmakla ilgili. Küçücük bir harekettir güç. Güç, senin inanarak söylediğin tek bir cümledir. Bağırmaya ihtiyacın yok.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Söyleşinin sonunda ‘Pazar Yakınmaları’ adlı kitabının yakında çıkacağı müjdesini veren Zeynep Özyağcılar, etkinliğe katılan öğrenciler arasından 4 kişiye “En Güzel Parçam” tiyatro oyunu için çift kişilik bilet hediye etti. Ayrıca söyleşi sponsoru Maruderm, etkinliğe katılanlara sürpriz hediyeler sundu.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/oyuncu-zeynep-ozyagcilar-ile-8-marta-ozel-soylesi-618394">Oyuncu Zeynep Özyağcılar ile 8 Mart&#8217;a özel söyleşi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>6 Şubat&#8217;tan Mahallelere Uzanan Dayanışma</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/6-subattan-mahallelere-uzanan-dayanisma-611059</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Feb 2026 07:53:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Şey]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[dayanışma]]></category>
		<category><![CDATA[depremin]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[kadıköy]]></category>
		<category><![CDATA[Kadıköy Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[mahallelere]]></category>
		<category><![CDATA[şubat]]></category>
		<category><![CDATA[süreci]]></category>
		<category><![CDATA[tan]]></category>
		<category><![CDATA[Toplar]]></category>
		<category><![CDATA[uzanan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611059</guid>

					<description><![CDATA[<p>6 Şubat depremlerinin ardından bölgeye ilk ulaşan ekiplerden biri olan Kadıköy Belediyesi Kentsel Arama Kurtarma Takımı (BAK Kadıköy), gönüllülerin sahadaki dayanışmasını Kadıköy Afet Gönüllülüğüne dönüştürdü.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/6-subattan-mahallelere-uzanan-dayanisma-611059">6 Şubat&#8217;tan Mahallelere Uzanan Dayanışma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>6 Şubat depremlerinin ardından bölgeye ilk ulaşan ekiplerden biri olan Kadıköy Belediyesi Kentsel Arama Kurtarma Takımı (BAK Kadıköy), gönüllülerin sahadaki dayanışmasını Kadıköy Afet Gönüllülüğüne dönüştürdü.</b><br />Kadıköy Belediyesi, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından harekete geçen ilk belediyelerden biri oldu. Depremin hemen ardından Kadıköy Belediyesi Kentsel Arama Kurtarma Takımı (BAK Kadıköy) bölgeye doğru yola çıkarken, Kadıköy’de de geniş çaplı bir dayanışma süreci başladı. Belediyenin çağrısıyla harekete geçen çok sayıda Kadıköylü, BAK Kadıköy tarafından verilen eğitimlere katılarak Kadıköy Afet Gönüllüsü oldu. Kadıköy Belediyesi Arama Kurtarma (BAK) çatısı altında buluşan gönüllüler, sadece yardım ulaştırmakla kalmayıp, olası bir İstanbul depremine karşı afet gönüllüsü oldu.<br /><b>“SÜRECİN PARÇASI OLDUK”</b><br />Depremin ilk günlerinde belediyeye koşan gönüllülerin ortak motivasyonu “bir işe yarama ve dayanışma” hissiyatıydı. 26 yaşındaki Deniz Barış Gülyurt, oradaki kargaşayı gördüğünde insanların bir şeyler yapmak istediğini ancak ne yapacaklarını bilmediklerini fark ettiğini söylüyor. Depremin ardından harekete geçen Gülyurt, ilkokuldan üniversiteye kadar arkadaş çevresiyle iletişime geçerek Kadıköy Belediyesi’nin yardım çalışmalarına katıldı. Sürecin kısa sürede organize bir dayanışmaya dönüştüğünü belirten Gülyurt, “İnsanlar bir şeyler yapmak istiyordu ama ne yapacağını bilmiyordu. Belediyenin yönlendirmeleriyle bu kargaşa organize bir dayanışmaya dönüştü. Hepimiz bir ucundan tutarak sürecin parçası olduk.” dedi.<br />Depremin ardından gönüllülük çalışmalarını sürdüren Deniz Barış Gülyurt, olası afetlere karşı daha bilinçli hareket edebilmek amacıyla Kadıköy Afet Gönüllüsü olmaya karar verdi. Kadıköy Belediyesi tarafından düzenlenen eğitimlere katılan Gülyurt, bu eğitimlerin hayati önem taşıdığına dikkat çekti. Gönüllülük sürecinin kendisine büyük bir sorumluluk bilinci ve gurur duygusu kazandırdığını ifade eden Gülyurt, tüm Kadıköylüleri Kadıköy Afet Gönüllüsü olmaya davet etti. Gülyurt, doğru eğitim ve bilinçle afetlerin olası etkilerinin azaltılabileceğini vurguladı.<br /><b>“GÖNÜLLÜLÜKTE ENGEL YOK”</b><br />Yaklaşık 10 yıldır Kadıköy’de yaşayan Özden Toplar’ın afet gönüllülüğü süreci, pandemi döneminde Kadıköy Belediyesi tarafından düzenlenen çevrim içi afet eğitimlerine katılmasıyla başladı.  6 Şubat depreminin yaşandığı sabah eşinin uyarısıyla uyandığını anlatan Toplar, belediyenin çağrısına kayıtsız kalmadığını belirterek, “O sabah ne yapmam gerektiğini düşünmeden belediyeye gittim. Herkes bir şey yapmak istiyordu.” dedi.<br />Belediye binasında yaşanan atmosferi “çok yoğun ve duygusal” olarak tanımlayan Toplar, dayanışmanın gücünden etkilendiğini şu sözlerle ifade etti: “İnsanlar hiç tanımadıkları kişiler için canhıraş bir şekilde çalışıyordu. Kimse su içmeyi, yemek yemeyi düşünmüyordu; tek amaç yardım malzemelerinin bir an önce hazırlanıp, yola çıkmasıydı.”<br />Yardım çalışmalarını Kadıköy ile sınırlı tutmayan Toplar, yardım araçlarından birine binerek Hatay’a gitti. Daha önce kısa bir süre önce gittiği kenti yıkılmış hâliyle görmenin kendisini derinden sarstığını dile getiren Toplar, “Hatay’ı o hâliyle görmek çok zordu ama Kadıköy ekibiyle birlikte orada olmak bana güç verdi. Düzenli bir organizasyonun parçası olmak ayakta kalmamı sağladı.” dedi.<br />Deprem sonrası deneyimini Kadıköy Belediyesi bünyesindeki Kadıköy Afet Gönüllüsü çalışmalarıyla sürdürmeye karar veren Özden Toplar, bu sürecin kendisi için daha bilinçli ve profesyonel bir boyut kazandığını ifade etti. Aldığı eğitimler sayesinde teknik donanımının arttığını, kriz anlarında sakin kalabilmeyi öğrendiğini belirten Toplar, afetlerde dışarıdan yardım gelene kadar geçen ilk 72 saatin hayati önem taşıdığına dikkat çekti.<br />Yaşın gönüllülük için bir engel olmadığını vurgulayan Toplar, saha çalışmalarının yanı sıra planlama, koordinasyon ve destek süreçlerinde de pek çok görev üstlenilebileceğini belirtti.<br />Gönüllülük sürecini “doğru yerde ve doğru yolda olmak” olarak tanımlayan Özden Toplar, tüm Kadıköylüleri bu dayanışmanın parçası olmaya davet etti. Toplar, Kadıköy Belediyesi Kentsel Arama Kurtarma Takımı (BAK Kadıköy) bünyesindeki çalışmalarını ise tek bir cümleyle özetledi: “BAK’san yaşatırsın.”<br /><b>“HERKESE İHTİYAÇ VAR”</b><br />Caferağa Mahallesi’nde yaşayan bilgisayar ve tasarım uzmanı Yılmaz Serkanpınar, 6 Şubat depremlerinin ardından yaşadığı çaresizlik hissini gönüllülüğe dönüştüren Kadıköylülerden biri oldu. Serkanpınar, bugün Kadıköy Belediyesi Kentsel Arama Kurtarma Takımı (BAK Kadıköy) bünyesinde mahalle temelli afet hazırlık çalışmalarına katılıyor.<br />6 Şubat sabahı yaşadıklarının kendisi için bir kırılma anı olduğunu belirten Serkanpınar, harekete geçme motivasyonunu şu sözlerle anlattı: “6 Şubat depreminden sonra sosyal medyada gördüklerimiz içimizi burkmaya yetti. Sessiz kalamadım, bir şeyler yapmak istedim.”<br />Mahalle ölçeğinde örgütlenmenin önemine dikkat çeken Serkanpınar, İstanbul’un büyüklüğüne vurgu yaparak,  İstanbul çok büyük. İlk 72 saat ne yapılabilecekse bunu kendimizce yapmaya çalışacağız. Bunu da mahalle içinde, hep beraber yapacağız. Herkese ihtiyaç var.” ifadelerini kullandı.<br /><b> “UNUTABİLECEĞİM BİR ŞEY DEĞİL”</b><br />Dumlupınar Mahallesi’nde eczacılık yapan Berra Kılıç Köme, 6 Şubat depremlerinin ardından yalnızca mesleki bilgisiyle değil, sahada olma ısrarı ve dayanışmaya duyduğu inançla da öne çıkan gönüllülerden biri oldu. Depremin ilk günlerinde belediyede ilaç tasnifi çalışmalarına katılan Köme, aklının ise sürekli deprem bölgesinde olduğunu söylüyor. “Yerimde duramıyordum. Sadece belediyede kolileri koymak bana yetmedi. Bir şeyler yapmam lazım, gitmem lazım dedim.” sözleriyle sahaya gitme arzusunu dile getirdi.<br />Kendi imkânlarıyla Hatay’a ulaşan Köme, orada daha önce hiç tanımadığı BAK Kadıköy ekibiyle bir araya gelmiş ve bir hafta boyunca onlarla birlikte bir cezaevinin koğuşunda konaklamış. Bu süreçte sahada tanık olduğu çalışma disiplinini şu sözlerle anlatıyor: “Bu kadar kocaman bir ekibin bu kadar sinerjik çalışmasına hayran kaldım. Hayatım boyunca unutabileceğim bir şey değil.”<br />Hatay dönüşünde Kadıköy Belediyesi’nin “Kadıköy Afet Gönüllüsü” programına dâhil olan Köme, yaklaşık iki yıldır çeşitli afet eğitimleri alıyor. Bu süreçte edindiği bilgi ve deneyimlerin kendisini hem bireysel hem de toplumsal sorumluluk açısından güçlendirdiğini belirten Köme, motivasyonunu şu sözlerle ifade ediyor: Çok çeşitli eğitimler aldık. Birçok konuda öğreneceğimiz şeyler var. Hilti ile beton kırmayı bile öğrendim. Deprem gerçeği diye bir şey varken neden bilinçlenmeyelim.”dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/6-subattan-mahallelere-uzanan-dayanisma-611059">6 Şubat&#8217;tan Mahallelere Uzanan Dayanışma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Heisrath, &#8220;Ayvalık zeytinyağının diğer yağlarla rekabet edebileceğine inanıyorum&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/heisrath-ayvalik-zeytinyaginin-diger-yaglarla-rekabet-edebilecegine-inaniyorum-590016</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Nov 2025 13:30:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ayvalık]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Şey]]></category>
		<category><![CDATA[diğer]]></category>
		<category><![CDATA[edebileceğine]]></category>
		<category><![CDATA[heisrath]]></category>
		<category><![CDATA[rekabet]]></category>
		<category><![CDATA[üretimi]]></category>
		<category><![CDATA[yağlarla]]></category>
		<category><![CDATA[zeytin]]></category>
		<category><![CDATA[zeytinyağının]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=590016</guid>

					<description><![CDATA[<p>Almanya’nın, Stuttgart kentinden gelen “Tarımsal Seyahat Grubu”, üç gün boyunca Ayvalık’ta incelemelerde bulundu; grup üyeleri, zeytin hasadına ve zeytin sıkımına katılarak tadım yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/heisrath-ayvalik-zeytinyaginin-diger-yaglarla-rekabet-edebilecegine-inaniyorum-590016">Heisrath, &#8220;Ayvalık zeytinyağının diğer yağlarla rekabet edebileceğine inanıyorum&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Almanya’nın, Stuttgart kentinden gelen “Tarımsal Seyahat Grubu”, üç gün boyunca Ayvalık’ta incelemelerde bulundu; grup üyeleri, zeytin hasadına ve zeytin sıkımına katılarak tadım yaptı. Grup Lideri, Çiftçi Danışma Merkezi Başkanı, Jens Heisrath, “Ayvalık zeytinyağının diğer yağlarla rekabet edebileceğine inanıyorum. Çok iyi bir zeytinyağı, ancak şunu da söylemeliyim ki, ben bir uzman değilim. Ama benim değerlendirebileceğim şey, çok hoşumuza gitti ve tadını çok beğendik” dedi. </p>
<p><b>Bu kadar büyük bir ölçekte bizde, Almanya&#8217;da, bilinmeyen bir şey </b></p>
<p>Bütün dünyada tarımsal inceleme gezileri düzenlediklerini, Güney Amerika ve Afrika&#8217;da bulunduklarını belirten Çiftçi Danışma Merkezi Başkanı, Jens Heisrath, yerel koşulları görmek için Türkiye&#8217;ye seyahat yapma fırsatı bulduklarını söyledi. Türkiye&#8217;de bulunan tarımsal ürünlerin çeşitliliğinin gruptaki herkesi büyülediğini vurgulayan, Jens Heisrath, “Karadeniz&#8217;deki çay ve fındıktan başlayarak, dünyada bilinen tüm narenciye ürünlerine, Orta Anadolu&#8217;da, Konya bölgesindeki tahıl üretimine, sebze üretimine, pamuğa – tarımsal üretimin tüm yelpazesine kadar. Bu kadar büyük bir ölçekte bizde, Almanya&#8217;da, bilinmeyen bir şey. Çünkü biz tek tek ürünlere daha çok odaklanmış durumdayız. Yani, bizde tahıl yetiştiriciliği çok güçlü bir şekilde temsil ediliyor. Kanola, silajlık mısır. Bizde çok sayıda işletmenin hayvancılığı var. Biyogaz çok büyük bir rol oynuyor. Bizde özel ürünler dediğimiz şeyler var, yani sebze bir özel üründür. Bizde de biraz var elbette. Ama Türkiye&#8217;de yetiştirilen bu büyük çeşitlilik ve bu, nasıl diyelim, Türkiye&#8217;nin tüm önemli gıda maddeleriyle kendi kendine yetme yeteneğindeki bu büyük pay, o zaman da beni etkilemişti” diye konuştu.</p>
<p><b>Grup üyelerinin hepsinin aktif çiftçiler olduğunu ve hepsinin de kendi çiftliklerinin bulunduğunu hatırlatan Jens Heisrath, Ayvalık’ta yaptıkları incelemelerle ilgili şu değerlendirmeyi yaptı:</b></p>
<p>“Biz çok etkilendik. Zeytinyağı üretimi çok profesyonel. Aslında bu kendiliğinden anlaşılır bir şey ama çok hoşumuza gitti. Bu zeytinyağını tatmak. Tam da hasadın başladığı, zeytinlerin işlendiği bu zamanda bunu görmek bizim için büyük bir şans ve bir onur. Sadece Ayvalık zeytinyağını denedik, başka bir şey denemedik. Yani Ayvalık zeytinyağının diğer yağlarla rekabet edebileceğine inanıyorum. Çok iyi bir zeytinyağı. Ancak şunu da söylemeliyim ki, ben bir uzman değilim. Ama benim değerlendirebileceğim şey, çok hoşumuza gitti ve tadını çok beğendik.Yani çok iyi kalitede. Önemli olan her zaman iyi kalitedir. Önemli olan bir şey daha var: iyi üretim. Yani, bu dünyanın her yerinde aynı, Türkiye&#8217;de, Almanya&#8217;da, Amerika&#8217;da, Rusya&#8217;da olsun fark etmez. İyi bir üretimim varsa &#8211; yani iyi bir kaliteyle iyi bir verim alıyorsam &#8211; ve iyi bir pazarlamam varsa, her zaman bir şansım vardır ve sonunda önemli olan da budur.”</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/heisrath-ayvalik-zeytinyaginin-diger-yaglarla-rekabet-edebilecegine-inaniyorum-590016">Heisrath, &#8220;Ayvalık zeytinyağının diğer yağlarla rekabet edebileceğine inanıyorum&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
