<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>belirtisi | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/belirtisi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/belirtisi</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 26 Mar 2026 08:23:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>belirtisi | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/belirtisi</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kolon Kanserinin 6 Belirtisi İle Karşılaşmadan Önlem Alın</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kolon-kanserinin-6-belirtisi-ile-karsilasmadan-onlem-alin-622962</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2026 08:23:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirti]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisi]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinin]]></category>
		<category><![CDATA[karşılaşmadan]]></category>
		<category><![CDATA[kolon]]></category>
		<category><![CDATA[Kolon Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[le]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[tarama]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622962</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde en sık görülen kanser türlerinden biri olan kolon kanseri, kansere bağlı ölümler arasında da üst sıralarda yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kolon-kanserinin-6-belirtisi-ile-karsilasmadan-onlem-alin-622962">Kolon Kanserinin 6 Belirtisi İle Karşılaşmadan Önlem Alın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde en sık görülen kanser türlerinden biri olan kolon kanseri, kansere bağlı ölümler arasında da üst sıralarda yer alıyor. En sık 50 yaş ve üzerindeki kişilerde görülse de son yıllarda gençlerde de artış gösteriyor. Kalın bağırsağın iç yüzeyinde başlayan bu hastalık, genellikle “polip” adı verilen küçük oluşumlarla başlıyor ve yıllar içinde kansere dönüşebiliyor. Her iki cinsiyette de görülen ve çoğu zaman hiçbir belirti vermeden ilerleyen kolon kanseri erken teşhis edildiğinde büyük oranda tedavi edilebiliyor. Memorial Dicle Hastanesi Gastroenteroloji Bölümünden Doç. Dr. Remzi Beştaş, kolon kanserinde düzenli tarama testleri ve erken tanın önemi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Kolon kanseri dünyada en sık görülen kanserlerden biri</strong></p>
<p>Kolorektal kanserler dünya genelinde en sık görülen üçüncü kanser türü olup, kansere bağlı ölümler arasında ikinci sırada yer almaktadır. En sık görülme yaşı 50 yaş ve üzeri olsa da son yıllarda genç yaş gruplarında da görülmeye başlanmıştır. Ancak bu hastalığın önemli bir özelliği bulunmaktadır. Kolon kanseri erken teşhis edildiğinde tedavi başarısı oldukça yüksek olan kanser türlerinden biridir. Bu nedenle düzenli tarama programlarına katılım ve toplumda farkındalığın artırılması büyük önem taşımaktadır.</p>
<p><strong>Kolon kanseri erken dönemde belirti vermeyebilir</strong></p>
<p>Kolorektal kanserler sinsi seyirli hastalıklar arasında yer alır ve erken evrelerde herhangi bir belirti vermeyebilir. Hastalık ilerledikçe bazı belirtiler ortaya çıkabilir.</p>
<ol>
<li>Dışkıda kan görülmesi, </li>
<li>Uzun süre devam eden kabızlık veya ishal, </li>
<li>Tuvalet alışkanlıklarında değişiklik, </li>
<li>Karın ağrısı ve şişkinlik, açıklanamayan kilo kaybı,</li>
<li>Sürekli yorgunluk ve halsizlik, </li>
<li>Dışkı şeklinde değişiklik ve demir eksikliğine bağlı </li>
</ol>
<p>Bu belirtilerden biri veya birkaçının görülmesi durumunda vakit kaybetmeden bir gastroenteroloji uzmanına başvurmak erken tanı açısından büyük önem taşımaktadır.</p>
<p><strong>Bazı risk faktörleri kolon kanseri riskini artırıyor</strong></p>
<p>50 yaş ve üzeri olmak, ailede kolon kanseri öyküsü bulunması, fazla kırmızı et tüketimi ve liften fakir beslenme gibi sağlıksız beslenme alışkanlıkları, hareketsiz yaşam tarzı, obezite, sigara ve alkol kullanımı ile inflamatuvar bağırsak hastalıkları kolon kanseri riskini artırabilmektedir. Bu risk faktörlerine sahip kişilerin kolon kanseri tarama programlarına daha dikkatli şekilde katılması ve düzenli kontrollerini yaptırması önerilmektedir.</p>
<p><strong>Tarama testleri kanseri ortaya çıkmadan önleyebilir</strong></p>
<p>Kolon kanserinde en önemli basamak erken tanıdır. Kolonoskopi ile bağırsakta oluşabilecek poliplerin tespit edilmesi ve çıkarılması sayesinde kanser gelişimi daha ortaya çıkmadan önlenebilir. Kolon kanseri için önerilen tarama yaşı genellikle 45 olarak kabul edilmektedir. Tarama yöntemleri arasında 10 yılda bir kolonoskopi, yılda bir gaitada gizli kan testi, üç yılda bir gaita DNA testi ve beş yılda bir BT kolonoskopi yer almaktadır. Aile öyküsü bulunan veya yüksek risk grubunda yer alan kişilerde tarama daha erken yaşlarda ve daha sık aralıklarla yapılabilmektedir.</p>
<p><strong>Sağlıklı yaşam alışkanlıkları kolon kanseri riskini azaltabilir</strong></p>
<p>Kolon kanseri riskini azaltmak için yaşam tarzında yapılacak bazı değişiklikler oldukça etkili olabilir.</p>
<ul>
<li>Lif açısından zengin sebze ve meyve tüketmek, </li>
<li>Kırmızı ve işlenmiş et tüketimini azaltmak, </li>
<li>Düzenli egzersiz yapmak, sağlıklı kiloyu korumak, </li>
<li>Sigara ve alkolden uzak durmak </li>
<li>Düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemek kolon kanseri riskini azaltmaya yardımcı olur.</li>
</ul>
<p>Dünya genelinde Mart ayı Kolon Kanseri Farkındalık Ayı olarak kabul edilmektedir ve mavi kurdele ile simgelenmektedir. Bu ay boyunca hastalık hakkında farkındalık oluşturulması ve bireylerin tarama testlerine yönlendirilmesi hedeflenmektedir. Çünkü kolon kanseri erken teşhis edildiğinde büyük oranda tedavi edilebilen bir hastalık olarak öne çıkmaktadır.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kolon-kanserinin-6-belirtisi-ile-karsilasmadan-onlem-alin-622962">Kolon Kanserinin 6 Belirtisi İle Karşılaşmadan Önlem Alın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Epilepsinin en sinsi belirtisi: Sessiz ve kısa nöbetler!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/epilepsinin-en-sinsi-belirtisi-sessiz-ve-kisa-nobetler-599148</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Dec 2025 08:35:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisi]]></category>
		<category><![CDATA[beynin]]></category>
		<category><![CDATA[epilepsi]]></category>
		<category><![CDATA[epilepsinin]]></category>
		<category><![CDATA[kışa]]></category>
		<category><![CDATA[nöbet]]></category>
		<category><![CDATA[nöbetler]]></category>
		<category><![CDATA[Nöroloji]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[sinsi]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599148</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halk arasında sara hastalığı olarak bilinen epilepsi, beynin elektriksel aktivitesinin zaman zaman kontrolden çıkarak tekrarlayan nöbetlere yol açtığı nörolojik bir hastalık. Dünyada yaklaşık 65 milyon, Türkiye’de de yaklaşık bir milyon epilepsi hastası olduğu belirtiliyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/epilepsinin-en-sinsi-belirtisi-sessiz-ve-kisa-nobetler-599148">Epilepsinin en sinsi belirtisi: Sessiz ve kısa nöbetler!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Halk arasında sara hastalığı olarak bilinen epilepsi, beynin elektriksel aktivitesinin zaman zaman kontrolden çıkarak tekrarlayan nöbetlere yol açtığı nörolojik bir hastalık. Dünyada yaklaşık 65 milyon, Türkiye’de de yaklaşık bir milyon epilepsi hastası olduğu belirtiliyor.  Epilepsi ani gelişen nöbetler nedeniyle hastaların iş, aile ve sosyal yaşamlarında ciddi sorunlara neden olabilirken, nadiren de olsa yaşamı tehdit eden tablolara da yol açabiliyor.  <strong>Acıbadem Altunizade Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Aykut Kural,</strong> oysa epilepsi nöbetlerinin doğru tanı ve kişiye özel tedaviyle çoğunlukla kontrol altına alınabildiğine dikkat çekerek, ”Ancak, tedaviden başarılı sonuç alınabilmesinde erken tanı büyük önem taşımaktadır. Erken tanı ile nöbetler daha hızlı kontrol altına alınmakta, nöbetlerin direnç kazanmaları ve beynin tekrarlayan nöbetlerden zarar görmesi önlenebilmektedir. Bunlar sayesinde hastalarımızın çoğu nöbetsiz bir yaşam sürebilmekte ve eğitim ile iş yaşamlarına sorunsuz devam edebilmektedirler. Erken tanı için özellikle gözden kaçabilen belirtilerin bilinmesi ve zaman kaybetmeden hekime başvurulması çok değerlidir” diyor.  </p>
<p><strong> “Dalgın bakışlar” epilepsi sinyali olabilir! </strong></p>
<p>Epilepsi nöbetleri denildiğinde aklımıza ilk olarak ’ağızdan gelen köpükler, bilinç kaybı ve sert kasılmalar’ geliyor. Yaygın inanışın aksine, her epilepsi nöbeti bu şekilde gerçekleşmiyor. Epilepside birçok farklı nöbet tipi mevcut. Belirtiler sorunun beynin hangi bölgesinde başladığı ve ne hızla yayıldığıyla ilgili olarak gelişiyor. Bilinç kaybı, kasılma, dalma, uykuda ani sıçrama, konuşmanın durması, kötü koku duyulması veya déjà-vu gibi tuhaf hisler, epilepsinin en sık görülen belirtilerinden. Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Aykut Kural,<strong> </strong>aslında nöbetlerin toplum tarafından bilinmeyen pek çok sinyali de olduğuna işaret ederek, ”Sadece saniyeler süren kısa donakalma, dalgın bakışlar ve sıçrama nöbetleri de epilepside sık görülür ve çoğu zaman fark edilmez. Bu belirtilerin gözden kaçması ise tanıyı ve tedaviyi geciktirmektedir” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Uzayan nöbetlerde her dakika çok kritik! </strong></p>
<p>Epilepsi nöbetlerinin çoğu 1–2 dakika içinde geçiyor. Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Aykut Kural, ancak 5 dakikadan uzun süren nöbetlerde acil müdahalenin son derece önemli olduğunu vurgulayarak ”Zira, nöbet süresi uzadıkça beynin oksijensiz kalmasına bağlı olarak kalıcı beyin hasarı riski artmaktadır. Bu nedenle, uzayan nöbetlerde her dakika çok kritiktir” uyarısında bulunuyor. </p>
<p><strong>Yapay zeka destekli analizler tanıyı güçlendiriyor</strong></p>
<p>Epilepsinin en yaygın nedenlerini genetik yatkınlık, doğum sırasında oksijen yetersizliği, inme, travma, beyin tümörleri, enfeksiyonlar ve yapısal beyin bozuklukları oluşturuyor. Bazı hastalarda ise belirgin bir neden saptanamayabiliyor ve bu tablo ”idiopatik epilepsi” olarak tanımlanıyor. Epilepsi hastalığında beynin elektriksel sinyallerini kaydederek anormal paternleri gösteren elektroensefalografi (EEG) temel tanı yöntemi olarak kullanılıyor. Gerekli durumlarda manyetik rezonans görüntüleme (MR) ve video-EEG yöntemlerine başvuruluyor. Yapay zekâ destekli EEG analizleri tanıyı güçlendiriyor ve tedaviyi hastaya özel hale getiriyor. </p>
<p><strong>Tedaviyle nöbetsiz bir yaşam mümkün! </strong></p>
<p>Günümüzde epilepsi tedavisinden oldukça başarılı sonuçlar elde ediliyor. Tedavide amaç nöbetleri tamamen durdurmak ve yan etkisiz bir yaşam sağlamak. Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Aykut Kural, epilepsi hastalarının yüzde 65–70’inin doğru ilaç tedavisiyle tamamen nöbetsiz bir yaşam sürebildiklerini vurguluyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/epilepsinin-en-sinsi-belirtisi-sessiz-ve-kisa-nobetler-599148">Epilepsinin en sinsi belirtisi: Sessiz ve kısa nöbetler!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bel ağrısı bel kaymasının belirtisi olabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bel-agrisi-bel-kaymasinin-belirtisi-olabilir-594400</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Nov 2025 14:06:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisi]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[kayması]]></category>
		<category><![CDATA[kaymasının]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594400</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Onur Yaman, bel kaymasının nedenleri, belirtileri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bel-agrisi-bel-kaymasinin-belirtisi-olabilir-594400">Bel ağrısı bel kaymasının belirtisi olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Onur Yaman, bel kaymasının nedenleri, belirtileri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Bel kayması farklı belirtiler gösterebilir!</strong></p>
<p>Bel kaymasının, alt omurlardan birinin diğerinin üzerine kayması sonucu ortaya çıkan klinik bir durum olduğunu aktaran Prof. Dr. Onur Yaman, “Kayan kemiğin veya diskin omuriliğe ya da bacağı besleyen sinirlere bası yapması, çeşitli belirtilere yol açabilir.” dedi. </p>
<p>Bel kaymasının en sık görülen belirtisinin bel ağrısı olduğunu dile getiren Prof. Dr. Yaman, “Kayan kemiğin sinirlere bası yapması durumunda bacaklarda ağrı, uyuşukluk ve kuvvetsizlik görülebilir. Daha ileri vakalarda idrar ve büyük abdest kontrolünde sorunlar yaşanabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Yaşlanmaya bağlı sorunlar bel kaymasının en sık görülen nedeni!</strong></p>
<p>Bel kaymasının çeşitli nedenlerle ortaya çıkabileceğini kaydeden Prof. Dr. Onur Yaman, “Yaşlanmaya bağlı olarak disk ve eklemlerde meydana gelen değişiklikler bel kaymasının en sık görülen nedenlerindendir.” dedi.</p>
<p>Ayrıca travmaların da bel kaymasına yol açabileceğine işaret eden Prof. Dr. Yaman, bazı durumlarda ise doğuştan gelen anatomik farklılıklar nedeniyle bel kaymaları gelişebileceğini ifade etti.</p>
<p><strong>Bel kayması, uygun tanı ve tedavi ile yönetilebilen bir durum!</strong></p>
<p>Bel kaymasının tedavisinde hem konservatif hem de cerrahi yöntemler uygulanabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Onur Yaman, “Konservatif tedavide bel ve kalça kaslarını güçlendiren egzersizler, korse kullanımı ve ağrıya yol açan nedenin ortadan kaldırılması amaçlanır.” dedi.</p>
<p>Bu yöntemlerin, birçok hastada cerrahiye gerek kalmadan semptomların kontrol altına alınmasını sağladığının altını çizen Prof. Dr. Yaman, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Cerrahi tedavi ise, konservatif yöntemlerle şikayetleri geçmeyen veya nörolojik defisiti olan hastalarda uygulanır. Cerrahi endikasyonu, özellikle bacaklarda kuvvetsizlik, idrar kontrol problemleri ve uzun süreli ağrı şikayetleri belirler.</p>
<p>Bel kayması, uygun tanı ve tedavi ile yönetilebilen bir durumdur. Erken tanı ve doğru tedavi yaklaşımı, komplikasyonların önlenmesi açısından büyük önem taşır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bel-agrisi-bel-kaymasinin-belirtisi-olabilir-594400">Bel ağrısı bel kaymasının belirtisi olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hazımsızlık Ciddi Bir Hastalığın Belirtisi Olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hazimsizlik-ciddi-bir-hastaligin-belirtisi-olabilir-593053</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Nov 2025 08:58:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisi]]></category>
		<category><![CDATA[ciddi]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığın]]></category>
		<category><![CDATA[hazımsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[hissi]]></category>
		<category><![CDATA[karın]]></category>
		<category><![CDATA[mide]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[rahatsız]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=593053</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pek çok insan hayatının belli bir döneminde hazımsızlık (dispepsi) sorunu ile karşılaşabiliyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hazimsizlik-ciddi-bir-hastaligin-belirtisi-olabilir-593053">Hazımsızlık Ciddi Bir Hastalığın Belirtisi Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Pek çok insan hayatının belli bir döneminde hazımsızlık (dispepsi) sorunu ile karşılaşabiliyor. Çoğu zaman önemsenmeyen ancak yaşam konforunu olumsuz etkileyen bu sorun; beslenme alışkanlıkları ve stresle ilgili olarak ortaya çıkabiliyor. Bazen de hazımsızlık bazı sorunların habercisi olabileceğinden, özellikle buna eşlik eden ve geçmeyen şiddetli mide ağrıları, kilo kaybı veya kanama varsa vakit kaybetmeden uzman doktora başvurmak gerekiyor. Memorial Kayseri Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Mustafa Kaplan, hazımsızlık ile ilgili bilgi verdi. </p>
<p><strong>Hazımsızlık sindirim sistemi sorunudur</strong></p>
<p>Hazımsızlık, yemek yerken veya yemekten uzun süre sonra bile tokluk hissiyle ortaya çıkan, genelde kramp tarzında karın ağrısı, geğirme ve reflünün eşlik ettiği bir sindirim sistemi sorunudur. Çoğu zaman, altında yatan net bir neden olmayan bu sorun, genellikle beslenme ve yaşam tarzı değişiklikleri, terapi ve ilaçlarla tedavi edilebilir. Dispepsi olarak bilinen hazımsızlık, halk arasında mide rahatsızlığı olarak tanımlanır. Kişi yemeğinin çoğunu bitirmemiş olsa bile, tokluk hissi nedeniyle yeme isteği olmayabilir. Yemekten sonra oluşan rahatsız edici tokluk hissi ağrı ve yanmaya dönüşür. </p>
<p><strong>Mide ekşimesiyle karıştırılmamalı</strong></p>
<p>Mide ekşimesi, mide asidinin mideden çıkıp yemek borusuna geri kaçmasıyla oluşur. Hazımsızlık ve mide ekşimesi semptomları aynı anda ortaya çıkabilir. Dispepsi genellikle hafif bir rahatsızlık olduğundan, birçok insan sorun belirgin hale gelmeden tıbbi yardıma ihtiyaç hissetmez. Dispepsi uzun süreli ve tekrarlayan bir sorun haline geldiğinde, genellikle altta yatan başka bir rahatsızlığın veya bozukluğun sonucu olabilir.</p>
<p><strong>Fonksiyonel hazımsızlık olabilir</strong></p>
<p>Fonksiyonel dispepsi, bağırsak-beyin etkileşiminin bir bozukluğu olarak da ortaya çıkabilir. Bu bozukluk, beyin ve bağırsağın birlikte çalışma biçimindeki sorunlarla ilişkilidir. Birlikte ortaya çıkan semptom gruplarıdır. Bazen bu rahatsızlığa neyin sebep olduğunu tespit edilemeyebilir. Gerekli tetkiklerle teşhis konularak uygun tedavi planlanır.</p>
<p><strong>Hazımsızlığın 7 işareti</strong></p>
<p>Hazımsızlık şu belirtilerle diğer sorunlardan ayrılır;</p>
<ul>
<li>Yemek sırasında erken doyma veya tipik bir yemeği bitirememe durumu. </li>
<li>Yemek yedikten sonra gerekenden daha uzun süren rahatsız edici tokluk hissi.</li>
<li>Göğüs kemiklerinin hemen alt kısmı ile göbek deliği arasındaki bölge olan üst karın bölgesinde hafiften şiddetliye doğru hissedilen tipik ağrı.</li>
<li>Üst karın bölgesinde yanma hissi. </li>
<li>Karın bölgesinde şişkinlik veya sıkışma hissetme.</li>
<li>Bulantı hissi nedeniyle ortaya çıkan kusma.</li>
<li>Besinleri geğirerek çıkarmak.</li>
</ul>
<p>Hazımsızlık nedeniyle bazen mide ekşimesi de görülebilmektedir. Mide ekşimesi, yemek sırasında veya sonrasında göğsün ortasında oluşan ağrı veya yanma hissidir. Bu his boyun ya da sırtta hissedilebilir. </p>
<p><strong>Bu belirtiler varsa dikkat!</strong></p>
<p>Şiddetli veya sürekli karın ağrısı, kilo kaybı veya iştahsızlık, tekrarlayan kusma, siyah renkli dışkı görünümü, yutma güçlüğü, yorgunluk veya halsizlik hissi ile sarılık olarak da adlandırılan cilt veya gözlerin sararması durumları söz konusu ise zaman kaybetmeden bir uzman hekime başvurulmalıdır. Çünkü hazımsızlığın bazı belirtileri reflü, mide ülseri, irritabl bağırsak sendromu veya ciddi mide bağırsak hastalıklarının ilk sinyali olabilmektedir. Belirtileri dikkate almamak daha ciddi mide bağırsak hastalıklarının tedavisinde erken teşhis ihtimalini ortadan kaldırmaktadır. </p>
<p>Hazımsızlığın oluşmaması için bazı pratik önlemler alınabilir;</p>
<ul>
<li>Çay, kahve, asitli ve kafeinli içeceklerin tüketimi azaltılmalı. </li>
<li>Yatakta baş ve omuzlar yukarıda yatılmalı. Bu uyurken mide asidinin yukarı çıkmasını önleyebilir. </li>
<li>Sigara ve alkolden uzak durulmalı.</li>
<li>Eğer fazla kilo sorunu varsa verilmeli. </li>
<li>Yatmadan 3-4 saat önce yemek yenmemeli.</li>
<li>Aşırı baharatlı veya yağlı yiyecekler tüketilmemeli.</li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hazimsizlik-ciddi-bir-hastaligin-belirtisi-olabilir-593053">Hazımsızlık Ciddi Bir Hastalığın Belirtisi Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alzheimer hastalığının 10 uyarıcı belirtisi nedir?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/alzheimer-hastaliginin-10-uyarici-belirtisi-nedir-590196</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 08 Nov 2025 08:01:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisi]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığının]]></category>
		<category><![CDATA[nedir]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıcı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=590196</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. A. Oğuz Tanrıdağ, Alzheimer hastalığının sıradan unutkanlıklarla karıştırılmaması gereken 10 sinsi ve uyarıcı belirtisini açıkladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alzheimer-hastaliginin-10-uyarici-belirtisi-nedir-590196">Alzheimer hastalığının 10 uyarıcı belirtisi nedir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. A. Oğuz Tanrıdağ, Alzheimer hastalığının sıradan unutkanlıklarla karıştırılmaması gereken 10 sinsi ve uyarıcı belirtisini açıkladı.</p>
<p>Prof. Dr. Tanrıdağ, bu belirtilerin bir veya birkaçının sürekli olarak yaşanmasının, vakit kaybetmeden bir uzmana danışmayı gerektirdiğinin altını çizdi.</p>
<p><strong>Alzheimer&#8217;ın 10 uyarıcı belirtisi:</strong></p>
<p><strong>Gündelik Hayatı Felç Eden Unutkanlık:</strong> Özellikle yakın zamanda planlanan randevuları, toplantıları veya alışveriş listesini sık sık unutmak. Bu, basit bir dalgınlığın ötesinde, yeni bilgiyi kaydetmede yaşanan bir soruna işaret eder.</p>
<p><strong>Planlama ve Hesaplamada Güçlük:</strong> Daha önce kolayca yapılan yemek tarifini karıştırmak, faturaları takip edememek veya basit hesaplamalarda zorlanmak.</p>
<p><strong>Bilinir Görevlerde Aksama:</strong> Yıllardır yapılan iş ve ev görevlerinde (evin düzeni, alet kullanımı gibi) kafa karışıklığı yaşamak ve işleri tamamlayamamak.</p>
<p><strong>Zaman ve Mekân Algısının Kaybı:</strong> Her gün gidilen marketin, caminin yolunu şaşırmak. Günleri, ayları veya günün hangi saatinde olduğunu karıştırmak. Evin içinde odaları bulmakta zorlanmak.</p>
<p><strong>Görüntüleri Anlamlandırma Zorluğu:</strong> Yazıları okumakta, şekilleri algılamakta ve mesafeyi kestirmekte zorlanmak. Bu durum, özellikle trafikte ciddi sorunlara yol açabilir. İnsan yüzlerini veya mekânları karıştırmak da bu belirtiye dâhildir.</p>
<p><strong>Konuşma ve Anlamada Bozulma:</strong> Sohbet sırasında doğru kelimeyi bulamamak, cümleleri yarıda bırakmak veya nesnelerin adını hatırlayamamak.</p>
<p><strong>Eşyaları Garip Yerlere Koymak ve Başkalarını Suçlamak:</strong> Gözlüğü buzdolabına, ayakkabıyı yatağın altına koymak gibi olağandışı davranışlar ve sonrasında eşyayı bulamayınca yakınlarını hırsızlıkla suçlama eğilimi.</p>
<p><strong>Yargılama ve Karar Vermede Zayıflama:</strong> Giyilecek kıyafeti seçmek gibi basit kararları bile verememek, para yönetiminde anlamsız ve riskli kararlar almak.</p>
<p><strong>Sosyal Hayattan Elini Eteğini Çekmek:</strong> Düzenli olarak katıldığı arkadaş toplantılarından, hobilerden veya sosyal aktivitelerden sebepsizce uzaklaşmak ve eve kapanmak.</p>
<p><strong>Kişilik ve Davranış Değişiklikleri:</strong> Normalde cömert olan birinin aniden cimrileşmesi, sakin birinin aniden öfkeli veya şüpheci birine dönüşmesi. Hiçbir şeyden zevk alamama (apati) ve abartılı davranışlar sergileme.</p>
<p>Prof. Dr. Tanrıdağ, bu belirtilerin Alzheimer hastalığının beyinde yarattığı bölgesel hasarlardan kaynaklandığını belirterek, erken teşhisin hastalığın ilerleyişini yavaşlatma ve hastanın yaşam kalitesini artırma açısından hayati önem taşıdığını vurguladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alzheimer-hastaliginin-10-uyarici-belirtisi-nedir-590196">Alzheimer hastalığının 10 uyarıcı belirtisi nedir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BİLGİ öğrencisi enkaz altında yaşam belirtisi tespit eden bir cihaz geliştirdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bilgi-ogrencisi-enkaz-altinda-yasam-belirtisi-tespit-eden-bir-cihaz-gelistirdi-588606</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Nov 2025 10:38:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisi]]></category>
		<category><![CDATA[bi]]></category>
		<category><![CDATA[enkaz]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarma]]></category>
		<category><![CDATA[lgi]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencisi]]></category>
		<category><![CDATA[tespit]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588606</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Bilgi Üniversitesi Mekatronik Mühendisliği Bölümü öğrencisi Arif Bayır, 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinden sonra arama kurtarma çalışmalarında yaşanan zorluklardan yola çıkarak Proteo Pack adını verdiği yenilikçi bir cihaz geliştirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bilgi-ogrencisi-enkaz-altinda-yasam-belirtisi-tespit-eden-bir-cihaz-gelistirdi-588606">BİLGİ öğrencisi enkaz altında yaşam belirtisi tespit eden bir cihaz geliştirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Bilgi Üniversitesi Mekatronik Mühendisliği Bölümü öğrencisi Arif Bayır, 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinden sonra arama kurtarma çalışmalarında yaşanan zorluklardan yola çıkarak Proteo Pack adını verdiği yenilikçi bir cihaz geliştirdi. Radar tabanlı sensör sistemi ve yapay zekâ desteğiyle çalışan Proteo Pack, enkaz altında kalan kişilerin kalp atışı ve göğüs hareketlerini tespit ederek yaşam belirtisi olup olmadığını belirliyor.</p>
<p>Kamera veya mikrofon gibi mahremiyeti ihlal edebilecek donanımlar kullanmadan çalışan sistem hem manuel olarak hem de drone’lara entegre biçimde kullanılabiliyor. Böylece kurtarma ekiplerine daha hızlı ve doğru veri sunarak afet bölgelerinde hayat kurtarma ihtimalini artırmayı hedefliyor.</p>
<p><strong>‘Projenin temeli Kahramanmaraş depremleri ile atıldı’</strong></p>
<p>Kahramanmaraş depremlerinde çevresindeki insanların yaşadığı acıyı yakından gözlemlediğini belirten Bayır, “İnsanların çaresizlikle enkaz başında beklediğini görmek, hayatımda gördüğüm en ağır manzaralardan biriydi. İşte tam o günlerde, ‘Bu tabloyu değiştirmek için elimden ne gelir?’ sorusuna yanıt ararken Proteo Pack’in temellerini attım. Mekatronik mühendisliği öğrencisi olarak teknolojiyi yalnızca inovasyon amacıyla değil, hayat kurtarma aracı olarak da kullanabileceğimi düşündüm. Amacım, arama kurtarma ekiplerine zaman kazandırmak ve bir hayatın bile kurtarılmasına katkı sağlamak. Teknolojinin en değerli kullanımı, insan hayatına dokunabildiği anlarda ortaya çıkıyor” dedi. </p>
<p><strong>Hatay’daki kahraman köpek Proteo’dan esinlenildi</strong></p>
<p>Projenin ismi, Hatay’da görev sırasında hayatını kaybeden Meksikalı arama-kurtarma köpeği Proteo’dan ilham alıyor. Bayır, bu tercihi şöyle açıklıyor: “Proteo’nun cesareti ve fedakârlığı, bu teknolojinin ruhunu yansıtıyor. Bu isim hem bir saygı duruşu hem de bu cihazın amacını unutmamak için bir hatırlatma.”</p>
<p>Bayır, Proteo Pack’in geliştirilme sürecinde kurduğu Revor Tech girişimiyle afet teknolojilerinin yanı sıra farklı alanlarda da çözümler geliştiriyor. Şirketin radar tabanlı Revor Care sistemi, yaşlı bireylerin güvenliğini sağlamak amacıyla düşme tespiti yaparken mahremiyeti koruyan bir yapı sunuyor.</p>
<p>Bayır’ın kurucusu olduğu Revor Tech, geliştirdiği Proteo Pack ile uluslararası birçok başarıya da imza attı. Girişim, Social Impact Award 2024 ödülünün yanı sıra Gelecek Vadeden Girişimler 2026’da Sosyal Girişim kategorisinde birincilik ve Red Bull Basement 2024 Türkiye’de ikincilik elde etti. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bilgi-ogrencisi-enkaz-altinda-yasam-belirtisi-tespit-eden-bir-cihaz-gelistirdi-588606">BİLGİ öğrencisi enkaz altında yaşam belirtisi tespit eden bir cihaz geliştirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Jilet Gibi Boğaz Ağrısı&#8221; Çocuklarda COVID Belirtisi Olabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/jilet-gibi-bogaz-agrisi-cocuklarda-covid-belirtisi-olabilir-580493</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Sep 2025 08:26:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisi]]></category>
		<category><![CDATA[boğaz]]></category>
		<category><![CDATA[Boğaz Ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[covid]]></category>
		<category><![CDATA[ishal]]></category>
		<category><![CDATA[jilet]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[Nimbus]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[Semptom]]></category>
		<category><![CDATA[test]]></category>
		<category><![CDATA[varyantı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=580493</guid>

					<description><![CDATA[<p>Burun tıkanıklığı veya akıntısı, öksürük, halsizlik, ateş, titreme, baş ve kas ağrıları, ishal, kusma ve bazen tat‑koku kaybı… </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/jilet-gibi-bogaz-agrisi-cocuklarda-covid-belirtisi-olabilir-580493">&#8220;Jilet Gibi Boğaz Ağrısı&#8221; Çocuklarda COVID Belirtisi Olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Burun tıkanıklığı veya akıntısı, öksürük, halsizlik, ateş, titreme, baş ve kas ağrıları, ishal, kusma ve bazen tat‑koku kaybı… Koronavirüs döneminden alışık olunan tüm bu belirtiler tekrar gündeme geliyor. Bu kez mevsimsel grip gibi atlatılan yeni salgın, özellikle çocuklarda test yapıldığında COVID olarak kendini gösteriyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Acil Servis Sorumlusu Dr. Öğretim Üyesi Süleyman Alpar, çocuklarda COVID salgınıyla ilgili bilgi verdi. </p>
<p><strong>Üst solunum yolu enfeksiyonu gibi gözlemleniyor </strong></p>
<p>Nimbus (NB.1.8.1) ve Stratus (XFG) gibi yeni Omicron alt varyantlarının ortaya çıkması, dünya genelinde yavaş seyreden bir yaz dalgasına yol açtı. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve ABD verileri, özellikle çocuklar ve yaşlılar gibi hassas gruplarda test pozitifliğinin ve acil servis başvurularının arttığını, ancak hastanelerin kapasitesini zorlayacak düzeye ulaşmadığını göstermektedir. Türkiye’de resmi veriler olmasa da benzer bir artış eğilimi gözlemlenmektedir. Acil serviste karşılaşılan COVID‑19 vakaları, 2024‑2025 sezonunda Omicron soylarının etkisiyle genelde üst solunum yolu enfeksiyonu tablosu çizmektedir. Burun tıkanıklığı veya akıntısı, öksürük, halsizlik, ateş veya titreme, baş ve kas ağrıları, boğaz ağrısı, hapşırma, nefes darlığı, ishal, mide bulantısı/kusma ve bazen tat‑koku kaybı gibi semptomlar en sık görülenler arasındadır. Yeni varyantlarda da bu belirtiler ateş, öksürük, hapşırma, burun akıntısı, baş ve kas ağrıları şeklindedir. Bazı hastalarda bu tabloya ishal ve bulantı gibi sindirim sistemi şikayetleri de eklenebilmektedir. </p>
<p><strong>“Jilet gibi boğaz ağrısı” varsa dikkat edin </strong></p>
<p>Öne çıkan Nimbus (NB.1.8.1) varyantı, halk arasında “jilet gibi boğaz ağrısı” olarak tarif edilen daha keskin boğaz ağrısı ile dikkat çekmektedir. İngiltere Ulusal Sağlık Servisi yetkilileri, bu varyantın belirgin bulgularının keskin boğaz ağrısı ve boyundaki lenf bezlerinde şişme olduğunu; bunun dışında yorgunluk, ateş ve kas ağrısı gibi klasik COVID semptomlarının da görüldüğünü bildirmektedir. Ülkemizdeki ise Nimbus’un burun akıntısı, baş ağrısı, yorgunluk, hapşırma ve boğaz ağrısının yanı sıra mide bulantısı, kusma ve ishal gibi sindirim sistemi ile ilgili şikayetler yapabildiği gözlemlenmektedir. ABD’deki vakaların yaklaşık %43’ünden de Nimbus varyantının sorumlu olduğu ortaya çıkmaktadır. </p>
<p>Stratus (XFG) varyantı ise Avrupa ve Hindistan’da yaygınlaşmaktadır ve semptomları Omikron’un diğer soylarıyla benzer seyretmektedir. Hastalarda titreme, nefes darlığı, boğaz ağrısı, yorgunluk, baş ağrısı, bulantı‑kusma, kas ağrıları, ishal ve bazı durumlarda tat/koku kaybı görülmektedir. Bazı hastalarda ses kısıklığına yol açtığı da bildirilmektedir.</p>
<p>Doktora başvuran hastaların çoğunda üst solunum yolu enfeksiyonu belirtileri görülmektedir. Nimbus varyantıyla boğaz ağrısının daha keskin tarif edilmesi ve bazı kişilerde bulantı‑ishal gibi şikayetlerin olması dışında önceki dalgalara göre belirgin bir semptom değişikliği yoktur. Bu nedenle, bu belirtilerin grip ve diğer virüslerle karışabileceğini hatırlamak, gerektiğinde test yaptırarak tanıyı netleştirmek önem taşımaktadır.</p>
<p><strong>PCR ve antijen testleri tarama için önemli! </strong></p>
<p>Uluslararası kılavuzlar, COVID‑19 tanısında nükleik asit amplifikasyon testlerini (PCR veya benzeri NAAT) öncelikli yöntem olarak kabul etmektedir. PCR, virüsün genetik materyalini tespit ettiği için en güvenilir yöntemdir; hızlı antijen testleri ise daha çabuk sonuç verir ancak duyarlılıkları daha düşüktür ve ilk test negatif çıksa bile birkaç gün arayla tekrarlanması gerekir. Semptomu olan kişilerin test yaptırması ve test sonucu netleşene kadar izolasyonda kalması tavsiye edilmektedir.</p>
<p>Enfeksiyon hastalıkları rehberleri, yalnızca semptomlara bakarak COVID tanısı koymanın doğru olmadığını, tanının PCR veya hızlı antijen testleriyle doğrulanması gerektiğini özellikle belirtiyor. Eğer bir temas öyküsü varsa, semptomsuz kişiler için de test önerilebilir; ancak hiçbir temas veya belirti olmayan bireylerde rutin tarama yapılması gerekmiyor.</p>
<p><strong>Okulların başlamasıyla birlikte çocuklarda artış gözlemleniyor</strong></p>
<p>Dünya genelindeki veriler incelendiğinde, yaz sonunda ve okullar açılmadan hemen önceki dönemde vaka artışının en çok küçük çocukları etkilediği görülmektedir. Amerika’da 2025 yazı boyunca acil servis başvuruları genel olarak artmış durumdadır ve en yüksek oranların 0‑4 yaş grubunda görüldüğü bildirilmektedir. Ağustos 2025’te acil servis başvurularının %15,2 yükseldiği ve artışın genç çocuklarda belirgin olduğu gösterilmektedir, buna rağmen hastaneye yatış ve ölüm oranlarının düşük seyrettiği söylenebilir.</p>
<p>Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi de COVID aktivitesinin düşük bir tabandan yavaşça arttığını, ancak doktora başvuruların önceki sezonlarla benzer veya daha düşük düzeyde olduğunu belirtmektedir. Nimbus varyantının diğer Omicron soylarına göre ekstra bir tehdit oluşturmadığı ve mevcut aşıların koruyuculuğunu etkilemediği ifade edilmektedir.</p>
<p><strong>Kronik hastalıkları olan ve bağışıklığı düşük çocuklara dikkat! </strong></p>
<p>Ülkemizde yaz tatili sonrası kreş ve okul öncesi çağdaki çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonu şikâyetleriyle acil servise başvuranların arttığı gözlemlenmektedir. Çoğu çocuk vakası hafif seyretmekte; ateş ve üst solunum yolu belirtileri ön planda olmakta ve destekleyici tedavi ile evde izolasyon genellikle yeterli olmaktadır. Ancak kronik hastalığı olan veya bağışıklık sistemi zayıf çocukların aşı hatırlatma dozlarını yaptırmaları konusunda özellikle dikkatli olunması önerilmektedir..</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/jilet-gibi-bogaz-agrisi-cocuklarda-covid-belirtisi-olabilir-580493">&#8220;Jilet Gibi Boğaz Ağrısı&#8221; Çocuklarda COVID Belirtisi Olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ateşle oynamak nadir bir sorunun belirtisi olabilir! Yangına karşı durdurulamayan tutku: Piromani</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/atesle-oynamak-nadir-bir-sorunun-belirtisi-olabilir-yangina-karsi-durdurulamayan-tutku-piromani-578848</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Sep 2025 13:20:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ateşle]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisi]]></category>
		<category><![CDATA[çıkar]]></category>
		<category><![CDATA[davranışı]]></category>
		<category><![CDATA[nadir]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[oynamak]]></category>
		<category><![CDATA[Piromani]]></category>
		<category><![CDATA[sorunun]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yangın]]></category>
		<category><![CDATA[Yangın Çıkarma]]></category>
		<category><![CDATA[yangına]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=578848</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, piromani ve yangın çıkarma davranışlarının farkları, erken işaretleri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/atesle-oynamak-nadir-bir-sorunun-belirtisi-olabilir-yangina-karsi-durdurulamayan-tutku-piromani-578848">Ateşle oynamak nadir bir sorunun belirtisi olabilir! Yangına karşı durdurulamayan tutku: Piromani</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, piromani ve yangın çıkarma davranışlarının farkları, erken işaretleri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Piromanlar, yangın çıkarma isteğine engel olamıyorlar!</strong></p>
<p>Piromaninin, psikiyatride ‘dürtü kontrol bozuklukları’ sınıfında yer aldığını aktaran Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Bu bozukluğa sahip kişiler, tekrarlayan ve bilinçli olarak yangın çıkarma isteğine engel olamazlar.” dedi.</p>
<p>Tanı için aranan temel ölçütleri sıralayan Aydın, “Birden fazla kez kasıtlı yangın çıkarmak, yangın öncesinde yoğun bir gerginlik veya heyecan yaşamak, yangın sırasında ya da sonrasında rahatlama veya haz duymak, yangının maddi çıkar, öç, ideolojik amaç gibi nedenlerle çıkarılmaması, bu davranışın psikoz, mani veya zayıf muhakeme gibi başka bir durumla açıklanamaması gerekir. Örneğin 17 yaşındaki bir genç, ‘içimdeki sıkışma ancak kibriti çaktığımda geçiyor’ diyorsa ve bu davranıştan maddi bir kazanç elde etmiyorsa, bu tablo piromaniyi düşündürebilir. Elbette kesin tanı yalnızca uzmanlar tarafından konur.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Travmalar yangın çıkarma riskini artırabilir ama her çocuk piromani geliştirmez!</strong></p>
<p>Her yangın çıkaran kişinin piromanik olmadığına dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Yangın çıkarma davranışı, kaza, çıkar sağlama, ideolojik amaç, öfke ya da suç işleme niyetiyle de olabilir. Kundaklama (arson), hukuki bir terimdir ve genellikle zarar verme amacı taşır. Piromani ise tamamen farklıdır. Burada kişi yalnızca yangın çıkarmanın kendisinden haz alır, başka bir amaç yoktur.” dedi.</p>
<p>Araştırmaların, özellikle ergenlerde aile içi çatışma, ebeveyn ilgisizliği, gözetim eksikliği ve travmatik yaşantıların yangın çıkarma davranışlarını artırabileceğini gösterdiğini kaydeden Aydın, “Ancak piromani bu davranışların çok küçük ve nadir bir alt grubudur. Yani travma ve sorunlu aile ortamı yangın çıkarma riskini artırabilir ama her çocuk piromani geliştirmez.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Bu davranışlar piromaniye işaret ediyor olabilir!</strong></p>
<p>Toplum verilerine göre yangın çıkarma davranışının en çok 18–29 yaş arası erkeklerde görüldüğünü dile getiren Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Ancak piromani tanısının kendisi oldukça nadirdir. Kundaklama suçundan hüküm giymiş kişilerin yalnızca yaklaşık yüzde 3’ü piromani kriterlerini karşılar.” dedi.</p>
<p>Piromaniyi düşündürebilecek erken işaretlere dikkat çeken Aydın, şunları söyledi:</p>
<p>“Ateşe, yangınlara, itfaiyeye aşırı ilgi, küçük çaplı ateşler yakma davranışı, yangın öncesinde huzursuzluk, sonrasında rahatlama, yangınların çıkar sağlamak ya da mesaj vermek amacıyla yapılmaması. Aileler ve öğretmenler için uyarı sinyalleri ise şöyle sıralanabilir: Çocuğun gizlice kibrit ya da çakmak taşıması, eşyalarının arasında yanık kokulu materyaller bulunması, sık sık küçük ateşler yakması, yangın sonrası ‘içim ferahladı’ gibi ifadeler kullanması.”</p>
<p><strong>Tedavinin temeli terapi!</strong></p>
<p>Tedavi için piromaniye özgü bir ‘ilaç’ olmadığını hatırlatan Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Ancak tedavi, özellikle psikoterapi ile mümkün.” dedi.</p>
<p>Bilişsel davranışçı terapide dürtüyü fark etme, geciktirme, yerine başka yollar koyma, yangın güvenliği eğitimi gibi teknikler kullanıldığını aktaran Aydın, diğer tedavi yöntemlerinden bahsederek sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Aile temelli programlarda çocuk ve ergenler aileyle birlikte yürütülen programlara alınır ve bunlar çok önemlidir. Multisistemik terapide çocuk, aile, okul, arkadaş çevresi ve toplumla birlikte ele alınır. Bu yöntem, yangın çıkarma davranışı da dâhil olmak üzere birçok riskli davranışı azaltmada etkili bulunmuştur. İlaç desteği eşlik eden depresyon, kaygı, dürtüsellik gibi bazı vakalarda kullanılabilir. Antidepresanlar veya naltrekson gibi ilaçlar vaka bazında tercih edilebilse de kanıtlar sınırlıdır. Tedavi süresi kişiye göre değişir. Çoğunlukla birkaç aylık yoğun terapi ve sonrasında uzun süreli takip gerekir. Başarı oranı, özellikle erken dönemde fark edilirse ve aile-uzman işbirliği sağlanırsa oldukça artar.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/atesle-oynamak-nadir-bir-sorunun-belirtisi-olabilir-yangina-karsi-durdurulamayan-tutku-piromani-578848">Ateşle oynamak nadir bir sorunun belirtisi olabilir! Yangına karşı durdurulamayan tutku: Piromani</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alzheimer belirtisi olabilecek farklılıklar dikkate alınmalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/alzheimer-belirtisi-olabilecek-farkliliklar-dikkate-alinmali-576953</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Sep 2025 12:12:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirtiler]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisi]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[dikkate]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[farklılıklar]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[olabilecek]]></category>
		<category><![CDATA[topçuoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576953</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüm dünyada en sık görülen demans (bunama) tipi olan Alzheimer hastalığında beyin hücre ölümünün çok hızlı ve erken olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, günlük yaşamda ortaya çıkan birtakım değişikliklerin iyi gözlemlenmesi gerektiğini söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alzheimer-belirtisi-olabilecek-farkliliklar-dikkate-alinmali-576953">Alzheimer belirtisi olabilecek farklılıklar dikkate alınmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Tüm dünyada en sık görülen demans (bunama) tipi olan Alzheimer hastalığında beyin hücre ölümünün çok hızlı ve erken olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, günlük yaşamda ortaya çıkan birtakım değişikliklerin iyi gözlemlenmesi gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, “Unutkanlık, plan yapma ve problem çözme yetilerinde zayıflama, halihazırda bildiği görevleri tamamlamada güçlük, yer ya da zamana ait kafa karışıklıkları, konuşma ve yazmada kelime bulma problemi gibi belirtiler mutlaka dikkate alınmalı ve uzmana başvurulmalı” uyarısında bulundu. </span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, 21 Eylül Dünya Alzheimer Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada hastalığın ilerleyici bir nörodejeneratif hastalık olduğunu söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Beyin hücre ölümü, çok hızlı ve erken gerçekleşiyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Alzheimer hastalığının tüm dünyada en sık görülen demans (bunama) tipi olduğunu belirten   </span></span></span><span><span><span>Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu</span></span></span><span><span><span>, “Alzheimer hastalığı, henüz nedeni tam aydınlatılamayan şekilde beyin hücrelerinin programlanandan daha erken ölmesi nedeniyle olmaktadır. Yaşla beraber her kişide beyin hücre ölümü olmaktadır ama Alzheimer hastalığında bu süreç çok hızlı ve erken olmaktadır. Hücre ölümüyle birlikte beyin yavaş büzüşmeye başlar ve küçülür. Alzheimer hastalığı yaşlanmanın doğal bir sonucu değil, ilerleyici bir nörodejeneratif hastalıktır” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Bu belirtiler göz ardı edilmemeli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Alzheimer belirtilerinden bahseden </span></span></span><span><span><span>Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu</span></span></span><span><span><span>, “Unutkanlık, plan yapma ve problem çözme yetilerinde zayıflama, halihazırda bildiği görevleri tamamlamada güçlük, yer ya da zamana ait kafa karışıklıkları, konuşma ve yazmada kelime bulma problemi önemli belirtiler arasındadır. Eşyaları yanlış yere koyma ve sonrasında koyduğu yeri bulamama, muhakeme yeteneğinin bozulması, iş hayatından ve sosyal aktivitelerden kaçınma, duygudurum ve kişilik değişiklikleri de diğer belirtiler arasında sıralanabilir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Mekânsal ilişkiyi anlamada güçlük çekilebiliyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, g</span></span></span><span><span><span>örsel olarak objeleri ve bunların mekânsal ilişkilerini anlamada güçlük çekmenin de bir başka belirti olduğunu söyledi. Bunu bir örnekle açıklayan </span></span></span><span><span><span>Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, “Örneğin p</span></span></span><span><span><span>encereden bakarken gördüğü bir cismi kendine ait bir eşyaya benzetme ve eliyle uzanırsa ya da pencereden aşağıya adım atarsa ona ulaşabileceğini sanmak da belirtiler arasında yer almaktadır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Unutkanlığın farklı nedenleri olabilir</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Her unutkanlığın Alzheimer habercisi olmadığını ancak ciddiye alınması gerektiğini belirten </span></span></span><span><span><span>Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, “</span></span></span><span><span><span>Unutkanlık bir semptomdur. Alzheimer dışında da pek çok hastalık ya da tıbbi durumlarda görülebilir. Bu durumlar ciddiyet açısından bazı vitamin ya da mineral eksikliklerinden beyin tümörlerine kadar geniş bir yelpazede olabilirler. O nedenle unutkanlık yakınması da tüm diğer semptomlar gibi ciddiye alınıp hekime başvurulmalıdır” uyarısında bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Aile öyküsü, kafa travması, depresyon risk faktörleri arasında…</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Alzheimer’da risk faktörlerine dikkat çeken </span></span></span><span><span><span>Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu</span></span></span><span><span><span>, bu faktörleri yaş, aile öyküsü, kafa travması, geçirilmiş depresyon öyküsü, kalp-damar ya da beyin- damar hastalıkları, düşük eğitim düzeyi ve ApoE4 taşıyıcılığı olarak sıraladı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>İşleyen beyin ışıldar</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Alzheimer’in ortaya çıkmasının önlenemeyeceğini ancak bu durumun yaşam koşullarına bağlı olarak daha ileri yaşlara ertelenebileceğini ifade eden </span></span></span><span><span><span>Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“</span></span></span><span><span><span>Her ne kadar hastalığın oluş mekanizmasını önlemeye yönelik tedavi çalışmaları sürse de Alzheimer hastalığının ortaya çıkması, günümüz koşullarında önlenememektedir. Ancak her zaman söylediğimiz gibi, işleyen beyin ışıldar. Eğitimli, sosyal hayatın içinde, üretmeye çalışan insanlarda semptomlar çok daha geç ortaya çıkabilecekken, düşük eğitim düzeyi, sosyal izolasyon, hayatın dışında kalma gibi unsurlar, hastalık belirtilerinin çok daha erken ortaya çıkmasına neden olur. Bu da kişinin yaşam kalitesi açısından çok önem taşır.” </span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alzheimer-belirtisi-olabilecek-farkliliklar-dikkate-alinmali-576953">Alzheimer belirtisi olabilecek farklılıklar dikkate alınmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sessiz kalp krizinin 7 belirtisi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sessiz-kalp-krizinin-7-belirtisi-545550</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Jun 2025 09:18:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisi]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[krizinin]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=545550</guid>

					<description><![CDATA[<p>Oksijen ve besin içeren kanı, vücuttaki tüm sistem ve organlara pompalayarak onları besleyen kalp, yaşamımızın vazgeçilmez başrol oyuncusudur.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-kalp-krizinin-7-belirtisi-545550">Sessiz kalp krizinin 7 belirtisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Oksijen ve besin içeren kanı, vücuttaki tüm sistem ve organlara pompalayarak onları besleyen kalp, yaşamımızın vazgeçilmez başrol oyuncusudur. Sağlıklı yaşam alışkanlıklarından uzaklaşılması saat gibi çalışan bu organın görevlerini düzgünce yerine getirememesine sebep olabilir. Kalple ilgili sağlık problemlerinin bazen sinsi ilerleyebileceğinden bahseden Anadolu Sağlık Merkez Hastanesi’nden Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Özellikle sessiz kalp krizleri, toplumda yeterince bilinmeyen ama ciddi sonuçlara yol açabilen bir konu. Bilinçlenerek ayırt edici belirtileri tanımak, yaşamsal fonksiyonlarda geri dönüşü olmayan rahatsızlıklar yaşanmasını önler” dedi.</strong></p>
<p>Kalp krizi genellikle göğüs ağrısı, kol uyuşması ve nefes darlığı gibi belirtilerle akla geliyor. Ancak her kalp krizinin bu kadar açık sinyaller vermeyebileceğini vurgulayan Anadolu Sağlık Merkez Hastanesi’nden Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Sessiz kalp krizi olarak adlandırdığımız ve sanılandan daha yaygın olan bu komplikasyonda kişi atak geçirdiğinin farkına bile varamıyor. Bu noktada kişilerin sağlık kontrollerini aksatmaması, dengeli beslenmesi, sigara ve alkol gibi zararlı alışkanlıklardan uzak durması, stresi yönetebilmesi ve düzenli egzersiz yapması hayat kurtarıcı faktörler olarak öne çıkıyor. Örneğin günde 30 dakikalık bir yürüyüş bile kalp sağlığı için büyük bir fark yaratıyor” dedi.</p>
<p><strong>Kişi kriz atlattığını tesadüfen öğrenebiliyor</strong></p>
<p>Sessiz kalp krizinde kalp damarlarından biri tıkanmış olsa bile belirtiler şiddetli olmadığı için kişi bunu basit bir mide rahatsızlığı ya da yorgunluk olarak yorumlayabilir diyen Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Bu tür krizler özellikle diyabetliler, kadınlar, 65 yaş üstü bireyler, ailede kalp hastalığı öyküsü olanlar, yoğun stres altında yaşayanlar ve sigara kullananlarda daha sık görülür. Atlatılan rahatsızlık genellikle EKG, kan testleri veya geçmişe dönük yapılan kontroller sırasında ortaya çıkar. Kişi, geçmişte farkında bile olmadan kalp krizi geçirdiğini öğrenince büyük bir şaşkınlık yaşar” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Griple karıştırılabiliyor</strong></p>
<p>Belirtiler çok hafif olduğundan ya da grip, yorgunluk gibi durumlarla karıştırabildiğinden sessiz kalp krizinin fark edilmeyebildiğini belirten Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Özellikle kadınlar ve yaşlılar, kalp krizinin klasik belirtilerini yaşamaz. Kimi zaman da günlük koşuşturmacada bedenin verdiği küçük sinyaller göz ardı edilir. Bu sebeple halsizlik, baş dönmesi, soğuk terleme ve hazımsızlık gibi ilk bakışta kalple ilişkilendirilmeyecek belirtiler yaşayan ve risk grubu içinde bulunan kişiler vakit kaybetmeden bir sağlık merkezine başvurmalı. Kardiyoloji uzmanı gerekli görürse; kalbin elektriksel aktivitesini gösteren EKG, kalp hasarını gösteren troponin, kalbin egzersize tepkisini ölçen efor, kalp kası ve kapakçıklarını inceleyen ekokardiyografi gibi testlerden yardım alınabilir” dedi.</p>
<p><strong>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, sessiz kalp krizi belirtilerini sıraladı:</strong></p>
<ol>
<li>Geçmeyen ve nedeni açıklanamayan sırt, çene veya boyun ağrısı.</li>
<li>Sürekli hissedilen halsizlik ve derin bir bitkinlik.</li>
<li>Sebepsiz mide bulantısı, şişkinlik veya hazımsızlık.</li>
<li>Genellikle gece yaşanan ve nedensizce oluşan soğuk terleme.</li>
<li>Özellikle ayakta dururken yaşanan baş dönmesi ve baygınlık hissi.</li>
<li>Merdiven çıkmak gibi basit eylemlerde alışılmadık zorlanma.</li>
<li>Aralıklı ve hafif hissedilen küçük göğüs sıkışmaları.</li>
</ol>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-kalp-krizinin-7-belirtisi-545550">Sessiz kalp krizinin 7 belirtisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yüzde Ani Gelişen Asimetrik Görünüm İnme Belirtisi Olabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yuzde-ani-gelisen-asimetrik-gorunum-inme-belirtisi-olabilir-529821</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 May 2025 07:38:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[asimetrik]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisi]]></category>
		<category><![CDATA[gelişen]]></category>
		<category><![CDATA[görünüm]]></category>
		<category><![CDATA[inme]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[yüzde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=529821</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her yıl dünya çapında milyonlarca insanı etkileyen inme, doğru zamanda ve uygun şekilde müdahale edilmediğinde yaşam kalitesini düşürüyor, kalıcı sakatlıklar ve hayati riske yol açabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuzde-ani-gelisen-asimetrik-gorunum-inme-belirtisi-olabilir-529821">Yüzde Ani Gelişen Asimetrik Görünüm İnme Belirtisi Olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her yıl dünya çapında milyonlarca insanı etkileyen inme, doğru zamanda ve uygun şekilde müdahale edilmediğinde yaşam kalitesini düşürüyor, kalıcı sakatlıklar ve hayati riske yol açabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü Başkanı Prof. Dr. Engin Çakar, “İnme Farkındalık Ayı” kapsamında inme ve tedavisi konusunda önemli bilgiler verdi.</p>
<p><strong>Tedavi geciktikçe kalıcı hasar riski artıyor</strong></p>
<p>İnme, beyne giden kan akışının kesilmesiyle ortaya çıkan bir durumdur. Beyin dokusuna oksijen ve hayati besinler ulaştırılamadığında, dakikalar içinde beyin hücrelerinin ölümü gerçekleşir. İki ana türü vardır:</p>
<p>&#8211; <strong>İskemik inme: </strong>Beyne kan taşıyan damarlarda tıkanıklık sonucu oluşur.</p>
<p>&#8211; <strong>Hemorajik inme:</strong> Beyinde ya da beyne yakın bir damarın kanaması sonucu meydana gelir.</p>
<p>İnme, hızla müdahale gerektiren ciddi bir sağlık sorunudur. Tedavi geciktikçe, beyin hücrelerinde kalıcı hasar riski artar. İnmenin en önemli belirtilerini tanımanız çok önemlidir, İnme sırasında hızlı müdahale hayati önem taşımaktadır. İşte inmenin en yaygın belirtileri;</p>
<p>1. <strong>Yüzde asimetri:</strong> Yüzün bir tarafında ani düşüklük veya kayma.</p>
<p>2. <strong>Kol veya bacakta güçsüzlük:</strong> Vücudun bir tarafında hareket kaybı veya his kaybı.</p>
<p>3. <strong>Konuşmada zorluk:</strong> Kelimeleri düzgün ifade edememe, peltekleşme veya konuşamama.</p>
<p>4. <strong>Ani görme kaybı veya bulanıklık:</strong> Özellikle tek gözde veya görme alanında daralma.</p>
<p>5. <strong>Yoğun baş ağrısı:</strong> Nedeni açıklanamayan aniden ortaya çıkan, şiddetli baş ağrısı.</p>
<p>6. <strong>Denge ve koordinasyon kaybı:</strong> Yürümede zorluk, ani düşmeler.</p>
<p>Bu belirtiler ortaya çıktığında kişinin zaman kaybetmeden tıbbi yardım alması gerekir. &#8220;F.A.S.T.&#8221; (Face, Arms, Speech, Time) yani “Yüz, Kollar, Konuşma, Zaman” rehberi bu belirtileri kolayca hatırlamak için kullanılan yaygın bir yöntemdir.</p>
<p><strong> Hipertansiyon, diyabet ve obeziteye dikkat!</strong></p>
<p>İnme büyük ölçüde önlenebilir bir sağlık sorunudur. Yüksek tansiyon, diyabet, obezite, sigara ve aşırı alkol tüketimi gibi faktörler inme riskini artırır. Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, stres yönetimi ve kronik hastalıkların kontrol altına alınması, inme riskini önemli ölçüde azaltabilir.</p>
<p><strong> İnme Sonrası Rehabilitasyon ve Robotik Uygulamalarla Sağlıklı Adımlar</strong></p>
<p>İnme geçiren birçok kişi, beynin etkilenen bölgesine göre farklı derecelerde fiziksel ve zihinsel yeti kaybı yaşayabilir. İnme sonrası rehabilitasyon, hastaların eski yaşam kalitesine dönebilmesi için kritik öneme sahiptir. Rehabilitasyon süreci, doktorlar, fizyoterapistler, konuşma terapistleri ve psikologlar gibi birçok branşı bir araya getirir.</p>
<p>Son yıllarda geliştirilen Robotik fizik tedavi uygulamaları, inme rehabilitasyonunda çığır açan bir yenilik olarak öne çıkmaktadır. Bu teknolojiler, hastaların iyileşme süreçlerini hızlandırmak ve daha etkin bir tedavi sunmak için kullanılır. Öne çıkan bazı robotik tedavi yaklaşımları şunlardır:</p>
<p><strong> 1. Robotik Yürüme Sistemleri: </strong>Yürüme yetisini yeniden kazanmak için kullanılan bu sistemler, hastaya destek sağlayan bir dış iskelet (exoskeleton) kullanır. Bu cihazlar sayesinde yeni hareket modellemeleri geliştirilir ve beyin-yürüyüş bağlantısı yeniden yapılandırılır.</p>
<p><strong>2. El &#8211; Kol Kontrolü için Robotik Tedavi:</strong> İnme nedeniyle kas gücünü ve koordinasyonu kaybeden hastalar, robot destekli kollar sayesinde ellerinin ve kollarının işlevini geri kazanabilir.</p>
<p><strong>3. Sanal Gerçeklik (Virtual Reality) Temelli Tedaviler:</strong> Daha eğlenceli ve motivasyon artırıcı bir ortamda rehabilitasyonu mümkün kılar, hastaların reflekslerini ve bilişsel işlevlerini geliştirmeye yardımcı olur.</p>
<p> </p>
<p>Robotik teknolojiler, sadece fiziksel işlevlerin değil, aynı zamanda beynin kendisini yeniden yapılandırma yeteneğini destekler. Beyinde yeniden sinirsel bağlantılar kurarak motor işlevlerin geri kazanımı sağlanabilir. İnme, erken fark edildiğinde ve önleme stratejileri uygulandığında büyük ölçüde önlenebilen bir hastalıktır. Risklerinizi bilmek, sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemek ve belirtileri erken tanımak bu ölümcül veya sakat bırakıcı durumun önlenmesinde kritik önem taşır. İnme sonrası süreçte ise modern teknolojileri içeren rehabilitasyon yöntemleri sayesinde hastaların daha hızlı ve etkin bir şekilde iyileşmesi mümkün olabilir. Bugün her bir birey olarak yapmamız gereken, inme hakkında bilinçlenmek, riskleri azaltıcı önlemler almak ve bu kritik sağlık sorununa karşı yaklaşımımızı yeniden değerlendirmektir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuzde-ani-gelisen-asimetrik-gorunum-inme-belirtisi-olabilir-529821">Yüzde Ani Gelişen Asimetrik Görünüm İnme Belirtisi Olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yürürken Kolları Sallamamak Parkinson Hastalığı Belirtisi Olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yururken-kollari-sallamamak-parkinson-hastaligi-belirtisi-olabilir-425952</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Nov 2023 08:23:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisi]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[kolları]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[parkinson]]></category>
		<category><![CDATA[sallamamak]]></category>
		<category><![CDATA[yürürken]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=425952</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gülümsemekten ağlamaya, çiğnemekten yutkunmaya, adım atmaktan nesneleri tutmaya kadar tüm vücut hareketlerimiz sinir sistemimiz tarafından düzenleniyor. Vücudumuzdaki bu mükemmel düzende oluşan işlev bozuklukları kişinin beden kontrolünü bozan, hareketlerde artma, azalma ya da yavaşlamalara neden olabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yururken-kollari-sallamamak-parkinson-hastaligi-belirtisi-olabilir-425952">Yürürken Kolları Sallamamak Parkinson Hastalığı Belirtisi Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>YÜRÜRKEN KOLLARI SALLAMAMAK PARKİNSON HASTALIĞI BELİRTİSİ OLABİLİR</strong></p>
<p>Gülümsemekten ağlamaya, çiğnemekten yutkunmaya, adım atmaktan nesneleri tutmaya kadar tüm vücut hareketlerimiz sinir sistemimiz tarafından düzenleniyor. Vücudumuzdaki bu mükemmel düzende oluşan işlev bozuklukları kişinin beden kontrolünü bozan, hareketlerde artma, azalma ya da yavaşlamalara neden olabiliyor. Vücut hareketlerinin azalması Parkinson’a neden olurken hareketin artması ise distoni ve huzursuz bacak sendromu gibi rahatsızlıklara yol açabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü’nden Op. Dr. Gülşah Öztürk Özlük “29 Kasım Dünya Hareket Bozuklukları Günü” nedeniyle hareket bozuklukları ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.  </p>
<p><strong>Hareket bozuklukları 30-40’lı yaşlarda da ortaya çıkabiliyor</strong></p>
<p>Hareket bozuklukları hastalıkları; mükemmel bir çalışma ahengine sahip olan sinir sisteminde önemli yeri olan bazal çekirdeklerdeki işlev bozukluklarından kaynaklanmaktadır. Bazal çekirdeklerden talamusa aşırı veya yetersiz veri çıkışı olduğunda hareketlerimizde kısıtlılık ya da istemsiz hareketler gelişebilmektedir. Hareket bozuklukları, hareketlerin artışı veya azalıp yavaşlamasına göre gruplara ayrılmaktadır. Hareketi azaltan veya yavaşlatan en sık gözlenen hastalık Parkinson hastalığıdır. Hareketi artıran hastalıklar ise titreme, distoni, tik rahatsızlıkları, huzursuz bacak sendromu, myoclonus, kore, hemiballismusdur. En sık gözlenen hareket bozukluklarından birisi olan Parkinson hastalığı ileri yaş hastalığıdır. Beyin hücrelerinde harabiyetle giden nörodejeneratif hastalıklarda Alzheimer’dan sonra 2. sıklıkta gözlenmektedir. Parkinson hastalığı genelde 60 yaş ve üzerinde görülür. Ancak hastaların %10’unda 50 yaş öncesi gözlenebilir. Hatta 30-40’lı yaşlarda tanı konulan genetik geçişli Parkinson hastaları vardır. </p>
<p><strong>Mimiklerdeki azalma Parkinson hastalığı belirtisi olabilir</strong></p>
<p>İdypatik Parkinson hastalığı vücudumuzda önemli bir madde olan dopamin yapımında sorumlu hücrelerin harabiyeti nedeniyle ortaya çıkar. En sık gözlenen bulgusu hareketlerde yavaşlamadır. Bu durumun hastalardaki ilk belirtileri yolda yürürken kollarını sallamadan yürümek, mimiklerin azalması ve yürürken ayaklarını sürümesi olabilir. Titreme ilk dikkat çeken bulgularından biridir ama Parkinson hastalığı olanların 4’te birinde titreme görülmeden diğer Parkinson belirtileri gözlemlenebilir.  </p>
<p><strong>Beyin pili hastanın kullanacağı ilaç sayısını azaltabiliyor</strong></p>
<p>Her hastalıkta olduğu gibi hareket bozukluklarında da erken teşhis ve tedavi çok önemlidir. Vücudumuzdaki dopamin yapımından sorumlu olan hücrelerin harabiyeti ile Parkinson hastalığı ortaya çıkmaktadır. Parkinson tedavisi için hastanın öncelikle hareket bozukluklarında uzman bir hekime başvurması gerekir. Parkinson hastalığı öncelikle ilaçla tedavi edilir. İlaç tedavisinden fayda görmüş ama yan etkileri nedeniyle kısıtlı kullanımı olan veya ön planda titremesi olan hastalarda cerrahi tedavi yöntemi olan derin beyin stimulasyonu (halk arasında beyin pili olarak adlandırılır) tedavi seçeneği olarak düşünülebilir. Beyin pilinin hastaya uygun olup olmadığı psikiyatri, nöroloji ve beyin cerrahisi uzmanlarının multidisipliner çalışması ile belirlenmektedir. Tedavi için öncelikle hastada İdyopatik Parkinson hastalığı olup olmadığının net olarak belirlenmesi gerekir. Beyin pili uygulanan İdyopatik Parkinson hastalarında özellikle titreme ve ilaç yan etkisi ile oluşan istemsiz hareketler (diskinezi) tedaviye iyi yanıt verir, bunun yanında beyin pili sonrası kullanılan ilaç düzeyinde azalma sağlanabilmektedir. </p>
<p><strong>Distoni hastalığı ilaç ya da botoks ile tedavi edilebiliyor</strong></p>
<p>Vücuttaki kaslarda anormal kasılmalar sonucu ortaya çıkan şekil bozuklukları distoni hastalığına neden olmaktadır. Distoni; kol, bacak, boyun, gövde ya da tüm beden kaslarını etkileyebilmektedir. Tüm vücudu tutma oranı çocuklarda yetişkinlere göre daha yaygındır. Yetişkinlerde daha çok boyun, kol ve bacakta şekil bozuklukları oluşmaktadır. Distoni hastalığının tedavi seçenekleri ilaç tedavisi ve botulinum toksin (botoks) enjeksiyonlarıdır. Hastaya uygulanan ilaç ya da botoks, kasılmış olan alanların gevşemesini sağlar. Bazı hastalara ise derin beyin stimulasyonu yani beyin pili önerilebilmektedir. Özellikle genetik geçişli birincil distonilerde ve boyunda görülen distonilerde derin beyin stimulasyonu uygulanabilir. </p>
<p><strong>Düzenli yapılan egzersiz hareket bozukluğu riskini azaltabiliyor</strong></p>
<p>Hareket bozukluğu hastalığı olan her birey için olmazsa olmaz önerimiz düzenli olarak yapılan egzersizlerdir. Özellikle hareketlerde yavaşlıkla giden Parkinson hastalığında esnekliği artırabilecek egzersizler için destek alınması önemlidir. Kasılmalar nedeniyle vücutta şekil bozukluğu olan distoni hastalarında da kalıcı şekil bozukluklarını önleme amaçlı egzersizler önerilmektedir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yururken-kollari-sallamamak-parkinson-hastaligi-belirtisi-olabilir-425952">Yürürken Kolları Sallamamak Parkinson Hastalığı Belirtisi Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tekrarlayan zatürre ciddi hastalıkların belirtisi olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tekrarlayan-zaturre-ciddi-hastaliklarin-belirtisi-olabilir-425488</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Nov 2023 06:54:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisi]]></category>
		<category><![CDATA[ciddi]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkların]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[tekrarlayan]]></category>
		<category><![CDATA[zatürre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=425488</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Akciğer dokusunun iltihaplanması olan zatürre (pnömoni), başta bakteriler olmak üzere virüsler ve diğer etkenlerle de gelişebilir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tekrarlayan-zaturre-ciddi-hastaliklarin-belirtisi-olabilir-425488">Tekrarlayan zatürre ciddi hastalıkların belirtisi olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>AŞILAR ZATÜRREDEN KORUYOR<br /> </strong></p>
<p><strong>ZAMANINDA TEDAVİ EDİLMEYEN ZATÜRRE AKCİĞERLERDE HASAR BIRAKABİLİR<br /> </strong></p>
<p><strong>TEKRARLAYAN ZATÜRRE CİDDİ HASTALIKLARIN BELİRTİSİ OLABİLİR</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>“Akciğer dokusunun iltihaplanması olan zatürre (pnömoni), başta bakteriler olmak üzere virüsler ve diğer etkenlerle de gelişebilir. Zatürre tüm dünyada ve ülkemizde çok sık görülen ve ağır geçirildiğinde çocuklarda ölümcül olabilen bir hastalıktır.” diyen Liv Hospital Çocuk Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Erkan Çakır, zatürrede bulaşmanın nasıl olduğunu, zemin hazırlayan faktörleri, belirtilerini, nasıl tanı konulduğunu, akciğerlerde hasar bırakıp bırakmadığını ve çocuklarımızı nasıl korumamız gerektiğini anlattı.</strong></p>
<p> </p>
<p><strong>Zatürrede bulaşma nasıl olur?</strong></p>
<p>Hastalık akciğer ve solunum yolları ile ilgili olduğundan, hapşırma, öksürme ve balgam çıkartma gibi durumlarla kolayca bulaşabilmektedir. Özellikle kreş ve okul gibi kapalı ortamlarda zatürreye neden olan mikroplar kolaylıkla çocuklar arasında yayılabilmektedir. Ağız ve burun sekresyonları ile bulaşmış mendil, çatal, kaşık, bardak, pencere ve kapı kolları ile masa sandalye gibi zeminlerden de hastalık kolayca geçebilmektedir. Bazen dışarıdan mikrop almadan da kendi boğazımız ya da sindirim sistemimizde bulunan mikroplarla da hastalık oluşabilmektedir. Özellikle çocuklarda vücut direncinin düştüğü durumlarda normalde zararsız olan bu mikroorganizmalar zatürreye neden olabilmektedirler. Çocukluk çağında her yaş grubunda zatürreye neden olan mikroplar değişkenlik gösterdiğinden yetişkinlerden farklı olarak çocuklarda zatürre etkenleri çok daha fazla çeşitlilik göstermektedir. Örneğin yeni doğan ya da erken doğmuş bebeklerde etkenler farklı iken, süt çocukluğu, okul öncesi, okul dönemi ve adolesan (ergenlik) dönemlerde de etkenler değişmektedir.<br /> </p>
<p><strong>Zatürreye zemin hazırlayan faktörler nelerdir?</strong></p>
<p>Çocuklarda erken ve düşük ağırlıkta doğma (Prematürite), beslenmenin yetersiz olması, yeterli anne sütü alamama, kalabalık ortamlarda yaşama, aşılanmanın eksik olması, hava ve dış ortam kirliliği ile sigara dumanına maruziyet zatürreye zemin hazırlamaktadır. Bazı çocuklarda zatürre daha fazla ortaya çıkmaktadır. Doğumsal akciğer hastalıklarına sahip olma, kistik fibrozis, solunum tüycüklerinin çalışmaması, astım, sinir ve kas hastalıkları, kalp hastalıkları, down sendromu gibi sendromik hastalıklar, bağışıklık sistem bozuklukları ve yabancı cisim aspirasyonları gibi durumlar dirençli ve tekrarlayan zatürreye neden olabilmektedir. Grip zatürreye zemin hazırlayabildiğinden sık grip geçirenlerde de zatürre daha fazla görülmektedir.<br /> </p>
<p><strong>Zatürrenin belirtileri nelerdir?</strong></p>
<p>Zatürre bazı durumlarda ani başlayan şikayetlerle kendini gösterirken, bazen de yavaş başlayan ve yavaş ilerleyen şekilde ortaya çıkabilir. Belirti ve bulgular zatürrenin etkenine göre değişmekle birlikte halsizlik, yüksek ateş, öksürük, hızlı ve zorlu soluma, iştahsızlık, göğüs ve karın ağrısı, balgam çıkartma ve bazı vakalarda hırıltı görülebilmektedir. Grip gibi başlamış vakalarda hastalığın ikinci ve üçüncü günlerinde alt solunum yollarına ilerlemesi ile solunum zorluğu, ateşte yükselme, bronşlardan hırıltı ve balgam sesi gelmesi gibi alt solunum yolu enfeksiyonu belirtileri de görülmektedir.  <br /> </p>
<p><strong>Zatürre tanısı nasıl konmaktadır?</strong></p>
<p>Zatürre ile uyumlu yukarıda sayılan bulguları olan hastalarda bazen sadece bulgular ve fizik muayeneye dayanılarak tanı koyulurken, bazı vakalarda da akciğer grafisi ve kan tetkikleri başta olmak üzere ilave tetkiklerle zatürre tanısı konulabilmektedir.<br /> </p>
<p><strong>Zatürre tekrarlar mı?</strong></p>
<p>Zatürre normalde uygun bir tedavi ile klinik olarak yaklaşık 10-14 gün, radyolojik olarak ta 4 hafta içerisinde iyileşen bir hastalıktır. Bazı çocuklarda zatürre zamanında iyileşmez, dirençli olabilir ya da tekrarlayabilir. 1 aydan uzun süren klinik ve radyolojik bulguların olması durumunda dirençli zatürreden bahsedilirken, son 1 yılda 2, hayatı boyunca 3’ten fazla zatürre geçirme durumu ise tekrarlayan zatürre olarak nitelendirilmektedir. Zatürre dirençli olduğunda ya da tekrarladığında başta astım ve kronik bronşit olmak üzere, zatürreye zemin hazırlayabilecek diğer hastalıklar, yabancı cisim aspirasyonları, akciğerin doğumsal anomalileri, anatomik problemler, bronş içi problemler ve bağışıklık sistemi hastalıkları araştırılmalı ve bunlara yönelik testler yapılmalıdır.  <br /> </p>
<p><strong>Zatürre her zaman ağır mı geçirilmektedir? Ayaktan tedavi edilebilir mi?</strong></p>
<p>Bazı zatürre olguları hafif atlatılıp evde tedavileri yeterli olurken, bazılarında ise ağır seyir gösterip hastaneye yatış gerektirebilmektedir. Özellikle tedavinin ikinci günü dolmasına rağmen ateşin düşmemesi, solunumun düzelmemesi ya da kötüleşmesi, beslenememe, ağır radyolojik bulguların olması, başlangıçta olmayan göğüs ağrısı gibi durumların ortaya çıkması gibi durumlarda ağır zatürreden şüphelenilmeli ve tekrar doktora başvurulmalıdır.<br /> </p>
<p>Zatürre tedavisinde zatürreye neden olan mikroba yönelik tedaviler, sıvı alım dengesinin düzenlenmesi, istirahat, ağrı kesiciler ve ateş düşürücüler gibi tedaviler kullanılır. Tedavi şekli ve süresi çocuğun durumuna göre değişmektedir.<br /> </p>
<p><strong>Zatürre akciğerlerde hasar bırakır mı?</strong></p>
<p>Zatürre zamanında ve uygun tedavi edildiğinde akciğerlerde hasar bırakmadan iyileşen bir hastalıktır. Tedaviye zamanında başlanmaması, yetersiz tedavi ya da zatürrenin çok ağır geçirildiği bazı durumlarda ise zatürre sırasında ve sonrasında akciğer dokusunda harabiyet, buzlu cam oluşumları, akciğerlerde sönme (Atelektazi), bronşlarda genişleme (Bronşektazi), hava hapisleri ve çeşitli düzeylerde solunum fonksiyon kayıpları meydana gelebilmektedir. Bu yüzden tanının gecikmeden konulması ve yeterli sürede uygun bir tedavi ile hastanın izlenmesi oldukça önemlidir.<br /> </p>
<p><strong>Zatürreden çocuklar nasıl korunmalıdır?</strong></p>
<p>Zatürreden korunmak için yapılacakların başında bulaşmanın engellenmesi gelmektedir. Solunum yolu enfeksiyonlarının sık görüldüğü aylarda kalabalık ortamlardan kaçınma ve maske takma, havalandırmanın sağlanması, beslenme ve uyku düzenine dikkat edilmesi, anne sütü alımının özendirilmesi, kişisel hijyene özen gösterilmesi, sigara dumanına maruz kalınmaması gibi önlemler korunmada çok önemli rol oynamaktadır.<br /> </p>
<p>Çocukluk çağı aşılamalarının zamanında ve eksiksiz yapılması diğer hastalıklardan korunmada olduğu gibi zatürreden korunmada da hayati önem taşımaktadır. Ulusal aşı takvimimizde yer alan ve zatürreye yol açan Streptococcus pneumoniae (pnömokok) ve Haemophilus influenzae’ya karşı aşılar ve bunların yanı sıra zatürre etkeni olabilecek diğer mikroorganizmalar için de verem aşısı, kızamık, boğmaca ve suçiçeği aşısı rutin olarak tüm çocuklara uygulanmalıdır. Risk gruplarına ayrıca grip aşısı yapılması da yine zatürreden korunmada oldukça önemlidir. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tekrarlayan-zaturre-ciddi-hastaliklarin-belirtisi-olabilir-425488">Tekrarlayan zatürre ciddi hastalıkların belirtisi olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dermoid Kistlerin Çok Bilinmeyen 3 Belirtisi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dermoid-kistlerin-cok-bilinmeyen-3-belirtisi-422531</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Nov 2023 08:24:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisi]]></category>
		<category><![CDATA[bilinmeyen]]></category>
		<category><![CDATA[çok]]></category>
		<category><![CDATA[dermoid]]></category>
		<category><![CDATA[kistlerin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=422531</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dermoid kistler, derinin altında ya da vücut içinde küçük şişlikler şeklinde ortaya çıkıyor. Genellikle kanserli olmayan bu hücreler eğer vücut içindeyse başka bir organa baskı yaparak çeşitli sorunlara yol açıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dermoid-kistlerin-cok-bilinmeyen-3-belirtisi-422531">Dermoid Kistlerin Çok Bilinmeyen 3 Belirtisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>DERMOİD KİSTLERİN ÇOK BİLİNMEYEN 3 BELİRTİSİ</strong></p>
<p>Dermoid kistler, derinin altında ya da vücut içinde küçük şişlikler şeklinde ortaya çıkıyor. Genellikle kanserli olmayan bu hücreler eğer vücut içindeyse başka bir organa baskı yaparak çeşitli sorunlara yol açıyor. Vücut içindeki ve estetik kaygılara neden olan cilt altındaki kistler ise ameliyatla alınabiliyor. Memorial Kayseri Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Uz. Dr. Çağdaş Koç, dermoid kistlerle ilgili bilgi verdi.</p>
<p><strong>Küçük topaklar halinde belirginleşiyor</strong></p>
<p>Dermoid kist deri altında oluşan kistik oluşumlardır. Dermoid kistler kese adı verilen bir hücre cebi içinde büyüyen normal dokulardır. Bu dokular cildin içinde veya altında beklenmedik bir yerde ortaya çıkarak büyümektedir. Dermoid kistler, vücudun herhangi bir yerinde olabilmektedir. Cildin yüzeyine yakın olanlar küçük topaklar halinde görülürken, vücudun içinde de gelişmektedir. Yavaş büyüyen bu kitlelerin içleri yağ ve deri hücreleri içerir. Dermoid kistler bir tümör gibi görünse de, bu kistler çoğu zaman tehlikeli değildir. Ortaya çıktığı bölgeye göre başka organlara baskı yapması söz konusu olduğunda ise ameliyatla alınmaları gerekebilir. Dermoid kistler, epidermoid kistler ya da dermal/epidermal inklüzyon kistleri olarak da adlandırılır. </p>
<p><strong>Genelde baş ve boyun bölgesinde çıkıyor</strong></p>
<p>Vücudun çeşitli bölgelerinde ortaya çıkan 10 dermoid kistin 8’den fazlası baş ve boyunda görülmektedir. En sık görülen dermoid kist tipi, periorbital dermoid kisttir. Bu kistler, kaşlardan birinin dış kenarına yakın yerde oluşmaktadır.  </p>
<p>Diğer yaygın dermoid kist tipleri ise şunlardır;</p>
<ul>
<li>Yumurtalık dermoid kisti: Yumurtalığın üzerinde ya da içinde oluşmaktadır.</li>
<li>Spinal dermoid kist: Omurga üzerindeki bölgelerde ortaya çıkar. Belirti vermeyen bu kistler omurgaya veya omurilik sinirlerine baskı yapabilmektedir. Bu nedenle cerrahiyle çıkarılması gerekmektedir.</li>
</ul>
<p>Nadir görülen dermoid kist türleri şunlardır;</p>
<ul>
<li>Epibulbar dermoid kisti: Gözün yüzeyinde ortaya çıkar.</li>
<li>İntrakraniyal dermoid kist: Beyin içinde ortaya çıkan bu kistler tehlikelidir.</li>
<li>Nazal sinüs dermoid kisti: Burnun içinde oluşmaktadır.</li>
<li>Orbital dermoid kist: Göz çukurunun kemikleri çevresinde belirir. </li>
</ul>
<p><strong>Anne karnında gelişmeye başlıyor</strong></p>
<p>Dermoid kistlerin oluşumunun anne rahmindeki bebeklerin erken aşamalarında (fetal gelişim) geliştiği bilinmektedir. Bu kistlerin, cilt katmanlarının normalin dışında büyümesi nedeniyle oluştuğu düşünülmektedir. Bir dermoid kistin oluşması için, ciltte tipik olarak bulunan cilt hücrelerinin, dokuların ve bezlerin bir kesede toplanması gerekir. Bu bezler sıvı üretmeye devam ederek sıklıkla kistin büyümesine neden olur. Bir anlamda embriyonik birleşme sırasında epitel dokusunun o bölgede kalması sonucu oluşmaktadır. </p>
<p><strong>Belirtileri zamanla ortaya çıkıyor</strong></p>
<p>Dermoid kistler birçok insanda belirti vermez. Bazı insanlar büyüdükçe bu kistlerin farkına varmaktadır. Semptomlar dermoid kistin tipine göre değişir. Örneğin periorbital dermoid kistler kaşların kenarına yakın bir yumru şeklinde ortaya çıkmakta ve sarı tonda olabilmektedir. Zamanla, kistler bölgedeki kemiklerin şeklini de değiştirebilmektedir. Yumurtalık dermoid kisti pelvik bölgede ortaya çıkarak, özellikle adet döneminde ağrıya neden olur. Spinal dermoid kistler ise genelde büyüyen bir yapıya sahip olduğu için, omurilik veya sinirleri sıkıştırarak şu belirtilerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır;</p>
<ul>
<li>Yürümekte güçlük.</li>
<li>İdrar kaçırma.</li>
<li>Bacaklarda ve kollarda güç kaybı ve zayıflık.</li>
</ul>
<p><strong>Tek tedavi cerrahi yöntem</strong></p>
<p>Dermoid kistlerin tedavisi cerrahiyle yapılmaktadır. Herhangi bir dermoid kist türü için tek etkili tedavi yapılacak ameliyattır. Hangi ameliyatın yapılacağı dermoid kistin türüne göre belirlenir. </p>
<ul>
<li>Periorbital dermoid kistler lokal anestezi altında cilde yapılacak küçük bir kesiyle kistin çıkarılmasıdır. Cilt dikişlerle kapatılmakta ve mümkün olduğunca deri üzerinde az iz bırakılması amaçlanmaktadır. </li>
<li>Yumurtalık dermoid kistler için minimal invaziv cerrahi (yumurtalık sistektomi) kullanılmaktadır. Kist büyükse, hem yumurtalık hem de kistin alınması gerekebilmektedir.  </li>
<li>Spinal dermoid kistlerin çıkarılması için yapılan cerrahide mikroskop ve hassas aletler (mikrocerrahi) kullanılır. Genel anestezi altında yapılan ameliyat sırasında kistin tamamını çıkarılmaktadır. </li>
</ul>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dermoid-kistlerin-cok-bilinmeyen-3-belirtisi-422531">Dermoid Kistlerin Çok Bilinmeyen 3 Belirtisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sinir Sıkışmasının 6 Önemli Belirtisi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sinir-sikismasinin-6-onemli-belirtisi-413679</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Oct 2023 11:26:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisi]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sıkışmasının]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=413679</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sinirlerin çevresindeki dokuların sinirlere baskı yapması sonucu oluşan sinir sıkışması; ağrı, kaslarda kuvvetsizlik, uyuşma ve karıncalanma ile kendini belli ediyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinir-sikismasinin-6-onemli-belirtisi-413679">Sinir Sıkışmasının 6 Önemli Belirtisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sinirlerin çevresindeki dokuların sinirlere baskı yapması sonucu oluşan sinir sıkışması; ağrı, kaslarda kuvvetsizlik, uyuşma ve karıncalanma ile kendini belli ediyor. Sağlığı olumsuz etkileyerek yaşam konforunu bozan sinir sıkışması birçok nedene bağlı olarak ortaya çıkabiliyor. Sinir sıkışması, tedavi edilmediğinde ise zamanla his ve kas kaybına neden olabiliyor. Memorial Kayseri Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Nergiz Hüseyinoğlu, sinir sıkışması ve nedenleri hakkında bilgi verdi. </p>
<p> </p>
<p>Kas ve kemik arasında ilerleyen sinirler, beyinden aldığı sinyalleri vücuttaki organlara taşıyan kablo benzeri yapılardır. Sinirler, deriden aldıkları dokunma, soğuk, sıcak gibi duyuları da üst merkezlere iletmekle görevlidir. Sinir sıkışması, insan vücudundaki tendon, kemik ve kıkırdak gibi dokuların sinirlere baskı yapması sonucundan ortaya çıkmaktadır. Sinir sıkışmalarına tuzak nöropati denilmektedir. Tuzak nöropatilerin % 90’nını elde meydana gelen ‘karpal tünel sendromu’ oluşturmaktadır. Geçirilen travmalar, ameliyatlar, kırık iyileşmesi sürecinde ortaya çıkan aşırı gelişmiş bağ dokuları da sinir sıkışmasına neden olabilmektedir. Ayrıca fıtıklar, kemik çıkıntıları ve omurilik kanalındaki daralma da sinir sıkışmasına yol açabilmektedir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Sinir sıkışmasının belirtilerini biliyor musunuz? </strong></p>
<p>Sinir sıkışması sonucunda ağrı belirleyici bir özelliktir. Bazı sıkışmalarda ise ağrı ortaya çıkmayabilir. Sinir sıkışması parmaklarda uyuşma ve karıncalanma, kavrama işlemi sırasında güçsüzlükle kendini belli etmektedir. Ayrıca, sıcak ve soğuktan aşırı etkilenme, kaslarda kuvvetsizlik ve terleme bozuklukları ortaya çıkabilmektedir. </p>
<ol>
<li>Geceleri uykudan uyandıran el uyuşması,</li>
<li>Sinir sıkışmasının görüldüğü bölgedeki ödem,</li>
<li>Sıkışmasının olduğu bölge boyunca ortay çıkan ağrı ya da sızı, </li>
<li>İlerlemiş durumlarda güç kaybı.</li>
<li>Hareket ederken kaslarda katılık</li>
<li>El ve parmaklarda karakteristik deformasyonlar</li>
</ol>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Sinirler neden sıkışır?</strong></p>
<p>Dokuların sinirlere uyguladığı baskı sonucunda ortaya çıkan sinir sıkışmasının nedenleri çok fazladır. Sinir sıkışmasının nedenleri arasında aşağıdakiler olabilmektedir. </p>
<ul>
<li>Bel fıtığı sinir sıkışmasının önemli bir nedenidir.</li>
<li>Omurga üzerindeki omurlar arasındaki jölemsi maddenin dış tabakasının yırtılmasıyla ortaya çıkan disk fıtıklaşması sinirleri ve sinir köklerini sıkıştırabilmektedir.</li>
<li>Travma ve yaralanmalar sonrasında sinir sıkışması ortaya çıkabilir.</li>
<li>Oturuş ve duruş bozuklukları önemli bir nedendir.</li>
<li>Ağır spor aktiviteleri sınır sıkışmasına neden olabilir. </li>
<li>Doğumsal anomaliler ve genetik faktörler sinir sıkışmasının nedeni olabilir.</li>
<li>Şeker hastalığı, tiroid düzensizlikleri ile kist ve tümör oluşumları sinir sıkışması oluşturabilir.</li>
</ul>
<p> </p>
<p><strong>Sinir sıkışmasının 4 türü</strong></p>
<p>Sinir sıkışmasının bilinen önemli çeşitleri şunlardır:</p>
<ul>
<li>Karpal tünel sendromu (el bileğinde sinir sıkışması)</li>
<li>Fıtıklaşmış disk (omurga üzerinde sinir ve sinir kökü sıkışması)</li>
<li>Kubital tünel sendromu (dirsekte ulnar sinir sıkışması)</li>
<li>Peroneal sinir sıkışması (bacakta ve dizde sinir sıkışması)</li>
</ul>
<p> </p>
<p><strong>Teşhis için EMG yapılmalı</strong></p>
<p>Sinir sıkışmasının teşhisi hastanın şikayetleri, fiziki muayene, elektrofizyolojık inceleme ve görüntüleme yöntemleri ile konulabilmektedir. Özellikle elektromiyografide (EMG) sinirlere elektrik uyarısı verilerek sinirin çalışıp çalışmadığı ortaya çıkar. Sinirlerin iletimde bir sorun varsa yeri ve derecesi belirlenir. Ayrıca uyarının kasa ulaşıp ulaşmadığı, kasın bu uyarılara yanıtı da değerlendirilmektedir. EMG işlemi sırasında özel bir cihaz ve elektrotlar aracılığıyla kas ve sinirlerden gelen uyarılar dijital ortama veri halinde aktarılmaktadır. Dijital ortamdaki veriler nörologlar tarafından yorumlanmakta ve herhangi bir anormallik durumunun olup olmadığı değerlendirilmektedir. EMG’nin yapılması iki aşamadan oluşmaktadır. Elektrotların cilde yapıştırıldığı yüzey EMG’si ve iğne elektrotunun kas içine girdiği iğne EMG’si olarak iki aşamaya ayrılmaktadır. İlk aşamada sinir iletim durumu belirlenmektedir. Bunun için, hastanın kol veya bacaklarına iletken madde sürülerek kaydedici kablolar bağlanmakta ve uyarıcı elektrot aracılığı ile elektriksel uyarılar verilmektedir. Kaydedici kablolar sayesinde elde edilen veriler bilgisayara aktarılmakta, veriler dijital ortamda işlenmekte ve bilgisayarın ekranına yansıtılmaktadır. İkinci aşamada ise steril iğne belirli kaslara batırılmakta,  kasların istirahatte ve kasılı haldeki elektriksel faaliyeti yine bilgisayar ekranına yansımakta ve doktor tarafından incelenmektedir. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinir-sikismasinin-6-onemli-belirtisi-413679">Sinir Sıkışmasının 6 Önemli Belirtisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Böbrek İltihabının 7 Önemli Belirtisi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bobrek-iltihabinin-7-onemli-belirtisi-411807</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Oct 2023 11:10:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisi]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[iltihabının]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=411807</guid>

					<description><![CDATA[<p>Böbrek iltihabı, farklı nedenlere bağlı olarak gelişebiliyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bobrek-iltihabinin-7-onemli-belirtisi-411807">Böbrek İltihabının 7 Önemli Belirtisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Böbrek iltihabı, farklı nedenlere bağlı olarak gelişebiliyor. Nefrit ya da diğer adıyla ‘piyelonefrit’ olarak bilinen böbrek iltihabı, böbreklerin birinde veya ikisinde birden ilerleyen bir tür idrar yolu enfeksiyonu olarak ortaya çıkıyor. Böbrek iltihabı nedeniyle zamanla böbrek fonksiyonlarında ciddi oranda azalma başlayabiliyor. Bazı kurallara uymak böbrek iltihabının oluşmasını engelleyebiliyor. Böbrek iltihabının oluşmaması için vücudun ihtiyaç duyduğu günlük 1,5-2 litre civarındaki suyu kesinlikle tüketmek gerekiyor. Memorial Kayseri Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Bülent Altunoluk, böbrek iltihabı ve tedavisi ile ilgili bilgi verdi. </p>
<p> </p>
<p><strong>Bir tür idrar yolu enfeksiyonu</strong></p>
<p>Böbrek iltihabı, alt idrar yolları denilen üretra ve mesane kaynaklı enfeksiyonun zamanında ya da doğru tedavi edilememesi sonrası böbreklerin birinde veya ikisinde birden ilerlemesi sonucu meydana gelen bir tür idrar yolu enfeksiyonudur. Böbrek iltihabı genellikle alt idrar yollarındaki enfeksiyonun yayılması sonrası geliştiğinden belirtiler de ona göre değişiklik gösterebilmektedir. Böbrek iltihaplanmasının pek çoğu önce alt idrar yollarında yani mesane veya üretrada başlar. Daha sonra enfeksiyon yukarıya doğru ilerleyerek böbrekte de enfeksiyon gelişir. Alt idrar yolları enfeksiyonunun bu aşamada tedavi edilmemesi sonucu enfeksiyon yukarıya yani böbreğe doğru ilerleyerek daha şiddetli bir tablonun gelişmesine yol açar.</p>
<p>Böbrek iltihabında görülebilen belirtiler şöyledir;</p>
<ul>
<li>İdrar yaparken yanma veya ağrı hissi</li>
<li>Sık idrara gitme isteği</li>
<li>Bulanık, kötü kokulu veya kanlı idrar</li>
<li>Kasıklarda ve göbek altı bölgede ağrı</li>
<li>Karında veya yanlarda (hastalanan böbrek tarafında) ağrı</li>
<li>Bulantı, kusma</li>
<li>Yüksek ateş, üşüme ve titreme </li>
</ul>
<p><strong>İlerlerse hastaneye yatış gerekebilir</strong></p>
<p>Böbrek iltihabında belirtilerin şiddetine göre hafif vakalar ağızdan antibiyotik desteği ile ayaktan takip edilebilir. Yüksek ateşli ve kanda beyaz küre veya CRP yüksekliği olan tüm akut vakalar hastaneye alınmalı ve derhal damardan sıvı ve antibiyotik tedavisine başlanmalıdır. Özellikle kadınlarda tedavi edilmeyen genital enfeksiyonlar, idrar yollarına geçerek enfeksiyon gelişmesine neden olabilir. Vezikoüreteral reflü(mesanedeki idrarın böbreklere doğru geri kaçmasına yol açan doğumsal anomali), böbreklerinde diğer doğumsal anomaliler bulunan (at nalı böbrek, gelişmemiş küçük kalmış böbrek, polikistik böbrek gibi), böbrek taşları bulunan, az su içen, idrarını tutan kimselerde böbrek enfeksiyon gelişme riski yüksektir. Ayrıca diyabet varlığında, nöropatik mesane gelişmişse, sürekli idrar yolu sondası varsa ve ameliyat gerektiren belirgin prostat büyümesi olan hastalar riskli guruptadır. </p>
<p> </p>
<p><strong>Tedaviye başlanmazsa sorun kronikleşir</strong></p>
<p>Böbrek enfeksiyonuna yol açan bakterilerin büyük bölümü bağırsaklarda bulunan mikroorganizmalardır. Böbrek iltihabı, idrar tahlili ile anlaşılabilmektedir. İdrar tahlilinde enfeksiyonu gösteren beyaz kan hücrelerinin ve bakterinin fazla görülmesi, nitrit + saptanması değerlidir. Kan tahlilinde ise beyaz kan hücrelerine ek olarak, CRP ve sedimantasyon yüksekliği görülür. Bu sonuçların hepsi iltihap varlığında yükselir. İdrar kültürü yaptırılarak hastalığa neden olan mikroorganizma saptanır. Ultrasonografi cihazı ile böbrek genişliği, böbrek parankim yapısı, böbrek taşı veya apse olup olmadığı da görülebilmektedir. Uygun tedavi edilmeyen alt idrar yolları enfeksiyonunun böbreklere ilerlemesi sonucunda böbrek iltihabı gelişmektedir. Böbreklere ulaşan enfeksiyon sonucunda hastada yüksek ateş, yan ağrısı, üşüme ve titreme gelişebilmektedir. Bu aşamada hastaneye yatırılarak uygun antibiyotik tedavisi başlanmalıdır. Tam tedavi edilmediği takdirde enfeksiyon kronikleşecektir ve sık sık böbrek iltihaplanması meydana gelecektir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bobrek-iltihabinin-7-onemli-belirtisi-411807">Böbrek İltihabının 7 Önemli Belirtisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Lenfomanın İlk Belirtisi Olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/lenfomanin-ilk-belirtisi-olabilir-404768</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Sep 2023 09:10:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisi]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[lenfomanın]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=404768</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda görülme sıklığı giderek yaygınlaşan lenfoma, bir başka deyişle lenf bezi kanseri, erişkin kanserleri arasında 7. sırada yer alıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/lenfomanin-ilk-belirtisi-olabilir-404768">Lenfomanın İlk Belirtisi Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda görülme sıklığı giderek yaygınlaşan lenfoma, bir başka deyişle lenf bezi kanseri, erişkin kanserleri arasında 7. sırada yer alıyor. Genellikle ergenlik döneminde ve 55 yaş sonrasında gelişen lenfomanın yürekleri ferahlatan özelliği ise günümüzde tedaviden oldukça başarılı sonuçlar elde edilebilmesi. <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Ayşen Timurağaoğlu</strong>, lenfomanın nadir görülen bazı türleri dışında, erken teşhis ve tedaviyle tamamen iyileşme sağlanabilen bir kanser türü olduğuna dikkat çekerek, “Son yıllarda hedefe yönelik akıllı moleküllerin de kullanılmasıyla birlikte lenfoma tedavisinde önemli başarılar elde edilebiliyor. Öyle ki bazı lenfoma türlerinde yüzde 95 oranında başarı sağlanabiliyor. Ayrıca agresif türlerinde dahi hastalık kontrol altına alınabiliyor. Ancak erken tanı için tarama yöntemi olmaması nedeniyle lenfomanın belirtilerini bilmek ve zamanında hekime başvurmak gerekiyor. Lenfomanın ilk sinyali ise genellikle boyun, koltuk altı ve kasık bölgelerinde sebepsiz yere gelişen ağrısız şişlik oluyor. Bu belirtide zaman kaybetmeden hekime başvurmak yaşamsal önem taşıyor” diyor.  </p>
<p> </p>
<p><strong>Çok sayıda alt grubu var</strong></p>
<p>Vücudumuzun çeşitli bölgelerinde yer alan ve enfeksiyon hastalıklarına karşı bariyer görevi yapan lenf düğümleri bağışıklık sistemimizin önemli bileşenlerinden birini oluşturuyor. Lenfoma, lenfosit olarak adlandırılan hücrelerde gelişen kötü huylu hastalıklar olarak tanımlanıyor. Bu lenfositler vücudumuzun hemen her bölgesinde bulunuyorlar, ancak lenfomalar lenf düğümlerinin primer hastalığı oluyor. Sıklıkla da boyun, koltuk altı, kasık, göğüs ve karın boşluğunda yer alan lenf düğümlerine yerleşiyorlar. Lenfoma toplumdaki yaygın inanışın aksine tek bir kanser türü değil. Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Ayşen Timurağaoğlu,<strong> </strong>lenfomanın aslında Hodgkin ve Hodgkin dışı lenfoma olmak üzere iki ana gruba ayrıldığını belirterek, “Bunların da kendi içlerinde alt tipleri bulunuyor. Öyle ki özellikle Hodgkin dışı lenfomanın onlarca alt grubu mevcut” diyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Ağrısız şişlik ilk belirtisi olabilir! </strong></p>
<p>Lenfomanın ilk belirtisi genellikle boyunda, kasıkta veya koltuk altında yer alan lenf düğümlerinde ele gelen şişlik oluyor. Prof. Dr. Ayşen Timurağaoğlu,<strong> </strong>lenf düğümünün büyüme hızının ise hastalığın alt tipine göre değişiklik gösterdiğine işaret ederek, şöyle devam ediyor: “Yavaş seyirli tiplerinde tümör yıllar içinde çok yavaş büyürken, hızlı seyirli lenfomalarda ise büyüme günler içinde fark edilebiliyor. Lenfomalarda, lenf düğümlerinde ağrı olması beklenmiyor, ancak lenf bezi çok hızlı büyümüşse, ağrı yapabiliyor. Yüksek ateş, gece terlemesi ve kilo kaybı lenfomalarda gelişebiliyor. Bu belirtiler genellikle hastalığın evresi ilerlediğinde ortaya çıkıyor. Hodgkin lenfomada ek olarak sebebi açıklanamayan kaşıntı olabiliyor. Bazen tanı hastanın hiçbir yakınması olmayıp başka bir hastalık için yapılan incelemelerde tesadüfen de konulabiliyor”</p>
<p> </p>
<p><strong>Pek çok etken riski artırıyor! </strong></p>
<p>Lenfoma, hangi dokudan kaynaklanırsa kaynaklansın, hücrenin kendi genetiğinde olan bozukluklar nedeniyle kontrolsüz olarak çoğalmasıyla ortaya çıkıyor. Herbisit (yabani bitki öldürücü ilaçlar) ve pestisitler ile (zararlı mikroorganizmaları kontrol altına almakta kullanılan ilaçlar) uğraşmak, AIDS hastalığı, organ nakli yapılması ve genetik geçişli immün yetmezlik riski artırıyor. Helikobakter Pilori (mide mikrobu), Hepatit C ve  Ebstein Barr virüsü (öpücük hastalığı etkeni) gibi bazı virüsler de lenfoma riskini arttıran faktörlerden. İmmün sistemini etkileyen bazı ilaçlar ve bazı otoimmün hastalıklar, kronik antijenik uyarı, lenfoid sistemin sürekli sabit bir uyaranla uyarılması da lenfomanın gelişme riskini artıran etkenler olarak biliniyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Tedavi edilebilen bir kanser türü!</strong></p>
<p>Lenfomanın tanısı, büyümüş olan lenf bezlerinden birinin cerrahi olarak tamamen çıkartılarak patolojik incelenmesiyle konuyor. Uygulanacak olan tedavi protokolü alınan bu patoloji sonucuna göre planlanıyor. Hodgkin dışı lenfomaların bir kısmı çok yavaş seyirli olup, yıllarca tedavisiz izlenebiliyor. Bir kısmı ise çok hızlı ilerliyor, bu nedenle tanı konulduktan sonra hemen tedaviye başlanması büyük önem taşıyor. Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Ayşen Timurağaoğlu, günümüzde nadir görülen bazı türleri dışında lenfomaların tedavisinde yüksek başarı oranları elde edildiğini belirterek, “Lenfomalarda cerrahi tedavi hemen hiç uygulanmıyor. Kemoterapinin yanı sıra akıllı ilaçların da bulunduğu ilaç protokollerine başvuruluyor, bazı hastalarda ışın tedavisi de gerekebiliyor. Akıllı ilaçlar sayesinde yan etkiler çok azalırken, tedavinin etkinliği de bir o kadar artıyor. Bazı alt tiplerinde ise ilk tedavi sürecine yanıt alınsa bile yüksek doz tedaviyle birlikte hastanın kendi kök hücrelerinin verildiği otolog kök hücre nakline ihtiyaç duyulabiliyor” diyor. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/lenfomanin-ilk-belirtisi-olabilir-404768">Lenfomanın İlk Belirtisi Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kulak Ağrısı Kanser Belirtisi Olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kulak-agrisi-kanser-belirtisi-olabilir-397622</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Aug 2023 10:54:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisi]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kulak]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=397622</guid>

					<description><![CDATA[<p>İşitme kaybı, dengesizlik, baş dönmesi, dolgunluk hissi, ağrı, kanama, kulak akıntısı, kulak ağrısı, kulak çınlamaları ve kulaktan ses gelmesi ve kulak kepçesi etrafındaki lenf bezelerine dikkat!</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kulak-agrisi-kanser-belirtisi-olabilir-397622">Kulak Ağrısı Kanser Belirtisi Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İşitme kaybı, dengesizlik, baş dönmesi, dolgunluk hissi, ağrı, kanama, kulak akıntısı, kulak ağrısı, kulak çınlamaları ve kulaktan ses gelmesi ve kulak kepçesi etrafındaki lenf bezelerine dikkat!</p>
<p><strong>Kulak Kanseri Nedir?</strong></p>
<p>Kanser, insan bedeninde herhangi bir dokudaki veya organdaki hücrelerin kontrolsüz bir şekilde çoğalmasıyla ortaya çıkan bir durumdur. Maalesef, bu hastalık günümüzde en sık görülen ve çağımızın vebası olarak tanımlanan hastalıklardan biri.   Bedenimizin herhangi bir bölgesinde ortaya çıkabilen kanser, belirtilere dikkat edilmediği takdirde çok hızlı ilerleyerek tanı ve tedavide gecikmeye, vücutta kalıcı hasarlara hatta ölüme yol açabiliyor. Kulak kanseri de; bu kanser türlerinden bir tanesi.</p>
<p>Peki, kulak kanseri nedir, ne zaman bu kanser türünden şüphelenmeliyiz, tedavi süreci nasıldır?</p>
<p><strong>Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi KBB Bölümünden Doç. Dr. Ayşe Pelin Yiğider,  ‘kulak kanseri’ hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı</strong></p>
<p>Kulak kanseri; kulak deri, deri ekleri, kıkırdak, kas ve kemiklerinden kaynaklanan bir kanserdir. İç kulak yapılarından kaynaklanan ve daha çok kafa içi tümörler olarak karşımıza çıkan kanserler de kulak kanserleridir. Kulak çevresi dokuların kanser hücrelerinin kulak ve ilişkili dokulara direkt yayılımı ile de kulak bölgesinde kanser ile karşılaşabiliriz.</p>
<p><strong>Kulak Kanserinin Nedenleri Nelerdir?</strong></p>
<p>Genel olarak kanser gelişimine yatkınlık sağlayan genetik bozuklukların varlığı başlı başına bir nedendir. Ayrıca, kulak bölgesi deri ve eklerinin kanserleri genel olarak güneş ışığı maruziyetinden kaynaklanır.</p>
<p><strong>Hangi Şikâyetler Kulak Kanserinin Belirtileri Olabilir?</strong></p>
<p>Hastalar gözle görülen yaralar veya geçmeyen lekeler ile başvurabildikleri gibi, kulak ve çene bölgesine yayılan ağrılar ile de başvurabilirler. Bunun dışında işitme kaybı, denge kaybı, yüz felci, baş ağrısı, kulak ve çevresinde normalden farklı bir şişlik ya da ağrı gibi durumlar önemli bulgulardandır.</p>
<p><strong>Kulak Kanseri Tanısı Nasıl Konulur?</strong></p>
<p>Öncelikle yaşadığımız şikâyetleri göz ardı etmeyip hemen bir hekime muayene olmalıyız. Sonrasında hekim istemi doğrultusunda çeşitli tahliller, tomografi, manyetik rezonans görüntüleme, biyopsi gibi sistemlerle kulak kanserinin tanısı konulabilmektedir.</p>
<p><strong>Kulak Kanseri Nasıl Tedavi Edilebilir? </strong></p>
<p>Kulak kanserinin birincil tedavisi cerrahidir. Cerrahi ile tam bir temizlik sağlandıktan sonra dokunun patolojik özelliklerine göre ek olarak kemoterapi ve radyoterapi verilmesi gerekebilmektedir. Cerrahi uygulamaların en önemli basamaklarından biri de tümör temizlenirken oluşan doku kaybının hem estetik ve fonksiyonel açıdan, hem de beyin, boyun damarları gibi hayati yapıları koruma amacıyla telafi edilmesi aşamasıdır. Bu noktada lokal veya uzak fleplerle vücudun başka bölgelerinden getirilen dokular ile yara açıklığı kapatılır.</p>
<p><strong>Kulak Kanserinden Nasıl Korunabiliriz?</strong></p>
<p>Kulak kanserinin en önemli sebeplerinden biri güneşe olan maruziyettir. Bu sebeple, kulak kanserinden korunmak için mümkünse güneş ışığından kaçınmak, gölgede vakit geçirmek, güneşin en sert açılarla geldiği öğle vaktinde güneşin altında olmamak, eğer güneşe maruz kalacağımız bir durumdaysak da kulaklarımızı güneşten koruyacak şekilde kapamak ve solaryum gibi suni bronzlaştırıcı ışınlardan kaçınmak gereklidir.</p>
<p>Bir başka şekilde de; eğer ailemizde bu tür bir kanser geçmişi olan bir birey varsa, kulak bölgemizde veya çevresinde herhangi bir sıkıntı yaşadığımız zaman gecikmeden bir doktor muayenesinden geçmeliyiz. Ağrı, şişlik, lekelenme, işitme kaybı, baş ağrısı, yüz felci, denge kaybı gibi durumlarda mutlaka bir hekime başvurulmalıdır.</p>
<p>Unutulmamalıdır ki; her hastalıkta olduğu gibi kulak kanserinde de erken teşhis çok önemlidir ve eğer kalıcı bir hasar kalmasını istemiyorsak, yaşadığımız durumun belirtilerini iyi kavrayıp bir doktora başvurmamız gereklidir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kulak-agrisi-kanser-belirtisi-olabilir-397622">Kulak Ağrısı Kanser Belirtisi Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kulak Ağrısı Ciddi Hastalıkların Belirtisi Olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kulak-agrisi-ciddi-hastaliklarin-belirtisi-olabilir-369221</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Apr 2023 09:55:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisi]]></category>
		<category><![CDATA[ciddi]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkların]]></category>
		<category><![CDATA[kulak]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=369221</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kulak ağrısı dönem dönem pek çok insanın yaşadığı ve günlük yaşamı oldukça zorlaştıran ağrı tiplerinden biri olarak ifade ediliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kulak-agrisi-ciddi-hastaliklarin-belirtisi-olabilir-369221">Kulak Ağrısı Ciddi Hastalıkların Belirtisi Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kulak ağrısı dönem dönem pek çok insanın yaşadığı ve günlük yaşamı oldukça zorlaştıran ağrı tiplerinden biri olarak ifade ediliyor. Kulak ağrısının en sık nedeni enfeksiyonlar olarak karşımıza çıkıyor ancak bu ağrı kanser gibi ciddi hastalıklardan da kaynaklanabiliyor. Vücudun herhangi bir yerindeki bir ağrı alarm anlamına geliyor ve bu nedenle ciddiye alınıp en erken zamanda doktora başvurulması gerekiyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Kulak Burun Boğaz (KBB) Hastalıkları Bölümü’nden Op. Dr. Mustafa Bilazer, kulak ağrısının nedenleri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.  </p>
<p><strong>Kulak ağrısının nedeni çok önemli</strong></p>
<p>Kulak ağrısının en çok görülen nedeni enfeksiyonlardır. Orta kulak ve dış kulak yolu enfeksiyonları çok ağrılıdır. Orta kulak enfeksiyonu daha çok üst solunum yolu enfeksiyonlarına bağlı olurken dış kulak yolu enfeksiyonu kulağı aşırı kurcalama, hijyenik olmayan denize ve havuza girme sonucu oluşur. Daha az sıklıkla kulak kepçesindeki enfeksiyon ve darbelere bağlı şişmeler, kulak zarına ve dış kulak yoluna basınç yapan kulak kirleri, boğaz ve ağız bölgesindeki enfeksiyon, yara ve kanserlerde, çene eklemi ve diş hastalıklarında da kulağa yansıyan ağrılar görülebilir. Ayrıca nörolojik ve psikolojik hastalıklarda da kulak ağrısı ortaya çıkabilmektedir.</p>
<p><strong>Kulak içi ağrısı da görülebilir</strong></p>
<p>Bazen boğaz enfeksiyonları sırasında, ağızda aft ve yara oluştuğunda kulak içine yansıyan ağrılar olabilir. Ayrıca ağız boşluğu, dil, yutak, gırtlak, geniz bölgelerindeki kanserlerde de kulak ağrısı oluşabilir. Çene eklemindeki ve dişlerdeki hastalıklarda da kulak ağrısı görülebilir. Bununla birlik dişlerini çok sıkan kişilerde de ağrı olabilmektedir. Bu durumda vakit kaybedilmeden uzman yardımı alınmaktadır.<br /> </p>
<p><strong>Mutlaka doktora başvurun</strong></p>
<p>Kulak ağrısı durumunda öncelikle otoskop veya endoskop ile kulağın içine bakılmaktadır. Orta kulak enfeksiyonunda kulak zarı kızarmıştır, orta kulakta iltihap birikmesi de başlamış olabilir. Dış kulak yolu enfeksiyonunda kulak kanalı daralmış, şişmiş ve çok ağrılıdır, hasta kulağına dokunulunca aşırı ağrı hisseder. Kulak muayenesi normalse ağrının nedenini bulmak için burun, geniz, ağız boşluğu, yutak, gırtlak bölümlerini de endoskop ile muayene etmek gerekmektedir.</p>
<p>Dış kulak yolu enfeksiyonlarında antibiyotik içeren damla ve tabletler ile kortizon içeren damlalar kullanılır, bazen dış kulak yolu enfeksiyonuna mantarlar neden olur o zaman antifungal damlalar kullanılır. Orta kulak enfeksiyonunda ise antibiyotik içeren tablet veya iğnelerden yararlanılmaktadır.</p>
<p><strong>Bebeklerde ve çocuklarda da görülebiliyor</strong></p>
<p>Bebekler elini kulağına götürüyor, ağlıyor ve huzursuzsa orta kulak enfeksiyonu veya diş çıkarmaya bağlı olabilir; kulak, burun, boğaz uzmanına muayene ettirmeniz gerekmektedir.</p>
<p>Çocuklarda da genelde orta kulak enfeksiyonu vardır, parasetemol veya ibuprofen içeren ağrı kesiciler, lidokain içeren damlalar verilebilir. İlk fırsatta da kulak, burun, boğaz uzmanına muayeneye gidilmesi önerilmektedir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kulak-agrisi-ciddi-hastaliklarin-belirtisi-olabilir-369221">Kulak Ağrısı Ciddi Hastalıkların Belirtisi Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kronik yorgunluk magnezyum eksikliği belirtisi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kronik-yorgunluk-magnezyum-eksikligi-belirtisi-347802</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Jan 2023 08:51:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisi]]></category>
		<category><![CDATA[eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[kronik]]></category>
		<category><![CDATA[magnezyum]]></category>
		<category><![CDATA[yorgunluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=347802</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan vücudunda en çok bulunan hayati öneme sahip dördüncü mikro element olan magnezyum, 300’den fazla enzimin çalışması için önemli bir role sahip.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kronik-yorgunluk-magnezyum-eksikligi-belirtisi-347802">Kronik yorgunluk magnezyum eksikliği belirtisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İnsan vücudunda en çok bulunan hayati öneme sahip dördüncü mikro element olan magnezyum, 300’den fazla enzimin çalışması için önemli bir role sahip. </strong></p>
<p><strong>Magnezyumun hem hücreler arası hem de hücreler içi sinyaller ilettiğini hatırlatan Anadolu Sağlık Merkezi Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, “Magnezyumun DNA sentezi, protein sentezi, kas kasılması, insülin mekanizması, kan basıncı, üreme gibi birçok mekanizmaya etkisi vardır. Bu element, kas ve sinir uyarılarına karşı duyarlılığı düzenler. Bu sayede fiziksel ve zihinsel olarak sakinleştirir. Magnezyum eksikliği hareket kabiliyetini bozarak fiziksel performansı düşürür” açıklamasında bulundu.</strong></p>
<p>Vücuttaki magnezyum düzeyinin düşmesinin nedenlerini paylaşan Anadolu Sağlık Merkezi Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, “Toprağın magnezyum içeriğinin düşmesiyle sebze ve meyvelerin yetersiz magnezyum içermesi, günlük beslenmede yeterli sebze ve meyve tüketilmemesi, rafine karbonhidrat tüketiminin artması, aşırı kahve tüketimi, bağırsak hastalıkları sebebiyle emilim yetersizliği, gazlı içecekler ve işlenmiş etlerde bulunan fosfatın magnezyum emilimini engellemesi, D vitamini eksikliği, ishal ve aşırı terle vücutta sıvı kaybının fazla olması magnezyum eksikliğinin önemli sebepleridir” dedi.</p>
<p><strong>Magnezyum eksikliği yorgunluk, stres ve migren sebebi</strong></p>
<p>Magnezyum eksikliğinin kronik yorgunluk, kramplar, stres ve anksiyete, migren, diyabet, osteoporoz, konsantrasyon bozukluğu, fibromiyalji, kalp ritminde bozulmalar gibi önemli sorunlara sebep olabildiğini vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, “Vücudumuzda magnezyum seviyesi yeterli olduğunda kendimizi daha enerjik hissederiz. Kan şekeri dengelenir, uyku kalitesi yükselir, kan basıncı düzenlenir, migren ataklarında azalmalar görülür, depresyona iyi gelir ve adet öncesi sendromları azaltır” şeklinde konuştu.  </p>
<p><strong><u>Magnezyum kaynağı 9 besin: </u></strong></p>
<p>Kabak çekirdeği</p>
<p>Pazı</p>
<p>Avokado</p>
<p>Ispanak</p>
<p>Badem</p>
<p>Muz</p>
<p>İncir</p>
<p>Tam tahıllar</p>
<p>Mineralli sular </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kronik-yorgunluk-magnezyum-eksikligi-belirtisi-347802">Kronik yorgunluk magnezyum eksikliği belirtisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Oyun oynarken geçirilen zamanın artması bağımlılık belirtisi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/oyun-oynarken-gecirilen-zamanin-artmasi-bagimlilik-belirtisi-346317</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Jan 2023 08:38:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artması]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisi]]></category>
		<category><![CDATA[geçirilen]]></category>
		<category><![CDATA[oynarken]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[zamanın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=346317</guid>

					<description><![CDATA[<p>Teknolojiyle beraber hayatın bir parçası haline gelen dijital oyunlar, özellikle çocuk ve ergenlerde bağımlılık riski oluşturuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/oyun-oynarken-gecirilen-zamanin-artmasi-bagimlilik-belirtisi-346317">Oyun oynarken geçirilen zamanın artması bağımlılık belirtisi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Teknolojiyle beraber hayatın bir parçası haline gelen dijital oyunlar, özellikle çocuk ve ergenlerde bağımlılık riski oluşturuyor. Tekrar eden davranışların bağımlılığa dönüştüğünü belirten Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Onur Noyan, oyun oynarken geçirilen zamanın giderek artmasının, aileyle geçirilen zamanın azalmasının, oyun oynamasının engellendiği zamanlarda büyük bir sıkıntı ve öfke duymasının bağımlılık belirtisi olduğunu vurguluyor. Çocuğun oynadığı oyun hakkında ebeveynin mutlaka bilgisi olması gerektiğini kaydeden Doç. Dr. Onur Noyan, sağlıklı iletişim kurmak, sınırlar koymak ve sorumluluk vermenin önemine işaret ediyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Onur Noyan, çocuklarda ve ergenlerde oyun bağımlılığına ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>
<p>Doç. Dr. Onur Noyan, internet, akıllı telefonlar ve dijital oyunların hem çocuk ve ergenlerde hem de yetişkin bireylerde yapay da olsa keyif veren, duyguların bastırılması ya da açığa çıkmasında etkili, bağımlılık yapabilen bir araç olarak kullanıldığını söyledi.</p>
<p><strong>Tekrar eden davranışlar bağımlılığa dönüşüyor</strong></p>
<p>Özellikle çocukların, pandemi ile birlikte zamanlarının çoğunu ekran karşısında, sosyal medya ve özellikle internet üzerinden oynanan çevrimiçi/çevrimdışı yani online ya da offline olarak da adlandırılan oyunlar ile geçirdiğini kaydeden Doç. Dr. Onur Noyan, şunları söyledi:</p>
<p>“Tekrar eden davranışların bağımlılığa dönüştüğü değerlendirildiğinde, çok çaba sarf etmeden, kısa yoldan haz elde etmek çocuklar için çok daha cazip hale gelecek ve ekran karşısında geçirilen süre artacaktır. Bir süre sonra akranları ile yüz yüze ya da karşılıklı oyun oynamaktan keyif almamaya başlayacak ve sanal ortam üzerinden oynanan oyunlara eğilim göstermeye başlayacaklardır. Özellikle beyin gelişimi devam eden çocuklar ve ergenlerde fren merkezi olarak tanımladığımız beynin ön tarafının (Frontal bölge) tam olarak gelişmemiş olması sebebi ile çocuklar ve ergenler biyolojik olarak kendilerini durdurmakta zorlanmaktadırlar.”</p>
<p><strong>Oyun oynarken geçirilen zaman giderek artıyorsa dikkat!</strong></p>
<p>Çocuk ve ergenlerin beyinde gelişen biyolojik değişiklikler ile kendilerini durdurmakta zorlanmaya başlayacaklarını ve çeşitli sorunlar ortaya çıkacağını ifade eden Doç. Dr. Onur Noyan, “Oyun oynarken geçirilen zamanın giderek artması, oynamadığı zamanlarda aklının bir köşesinde sürekli oyun oynamak için fırsat yaratma düşüncesinin olması, oyun oynamasının engellendiği zamanlar büyük bir sıkıntı ve öfke duyması hatta şiddet eğilimi göstermesi bağımlılık belirtileridir” uyarısında bulundu. </p>
<p><strong>Aileyle geçirilen süre kısalır</strong></p>
<p>Çocuk ya da ergenin bağımlı olduğunun bazı davranışlarla fark edilebileceğini kaydeden Doç. Dr. Onur Noyan, “Çocuklar sorumluluklarını yerine getirmekte sorun yaşarlar, ders başarıları azalır, arkadaşlık ilişkileri bozulmaya başlar, içe kapanma, davranış değişiklikleri, can sıkıntısı, özgüven eksikliği, beğenilme arzusu, karamsarlık, ani öfke atakları gözlenebilir. Çocukların aileleri ile geçirdikleri süre azalmaya başlar, ilgi alanlarına ilgisi azalmaya başlar” diye konuştu.</p>
<p><strong>Çocuk oyunla kendini kabul ettirmeye çalışır</strong></p>
<p>Çocukların arkadaşları ile birlikte oyun oynamaya başladıklarını, arkadaşlarının oynadığı oyunların dışında kalmak istemediklerini ifade eden Doç. Dr. Onur Noyan, “Çocuklar rakiplerini yener, seviye atlar, hedefine ulaşır ve sonuç olarak başarılı olur. Ortak oynanan oyunlarda kimin hangi ‘seviyede’ olduğu önem kazanır. Gerçek hayatta elde edemediği başarıyı oyunda elde eder. Oyunda arkadaş edinir, sözünü dinleyen birisi olur. Kendini kabul ettirmeye çalışır. Her ne kadar sanal olsa da çocukların oyun sırasında elde ettikleri ‘başarı’ haz verir.  Çocuk kendisini iyi hissettiğini öğrenir. İyi hissetmek, kaçmak için oyun oynamaya devam eder. Devam ettikçe bütün hayatı oyun olmaya başlar. Dış dünyanın olası kötü davranışlarına maruz kalır, zorbalık karşılaşabileceği en büyük risktir. Şiddet içeren oyunlarla fazla zaman geçiren ergenler için şiddet davranışı normalleşmeye başlar. Kendisine ve çevresine şiddet içeren davranışlarda bulunabilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Aileler neler yapabilir?</strong></p>
<p>Ailelerin teknolojik bağımlılıkla mücadele etmek için yapması gerekenlere değinen Doç. Dr. Onur Noyan, bunları şöyle sıraladı:</p>
<p><strong>Farkındalık:</strong> Öncelikli olarak aileler çocuklarının ne oynadığından haberdar olarak ve oynanan oyunun çocuklarının yaşına uygun olup olmadığını kontrol ederek başlamalılar.  Şiddet içeren oyunların yaş kısıtlamalarına dikkat ederek izin vermeliler. Ebeveyn kontrol uygulamaları ile süre, içerik kısıtlaması yapmak ve bunları takip etmek çok önemlidir. </p>
<p><strong>İletişim</strong>: Sağlıklı iletişim kurmak, konuşmasına izin vermek birincil olarak dikkat edilmesi gereken davranışlardır. Koşullu mesajlar vermeden çocuklara saygı ve sevgiyi göstermek. Öncelikle anlamaya çalışmak, yanlış düşünüyor olsa bile sorunları fazla müdahale etmeden iletişim ile çözmeye çalışmak. Ne yaptığını bilmek, takip etmek, kimlerle iletişimde olduğunu bilmek çok önemlidir. </p>
<p><strong>Kaliteli zaman geçirme:</strong> Çocuklarla birlikte olumlu duygular açığa çıkarmaya yardımcı aktivitelere katılmak. Parklara, spor merkezlerine, gençlerle sinema, tiyatroya ve maçlara gitmek.  </p>
<p><strong>Oyun:</strong>Çocuklarla birlikte gerçek zamanlı, teknolojinin dahil olmadığı, klasik karşılıklı ve  ailecek oyunlar oynamak. </p>
<p><strong>Model olma:</strong> Ebeveynler diğer aile üyelerine örnek olmalıdırlar. Evde bilgisayar üzerinden yapacakları işleri “çok acil” olsa bile çocukların yanında yapmamak, “teknolojiyi” belirli zaman aralıklarında ve kısa süreli kullanmak, birlikte kitap, gazete, dergi okuma saatleri planlanmak.</p>
<p><strong>Sorumluluk verme:</strong> Yaşına uygun ev içerisinde yapabileceği sorumluluklar vermek ve bunları takip etmek</p>
<p><strong>Sınır koyma:</strong> 3 yaşından önce çocuklarını bilgisayar, laptop, i-pad ve akıllı telefon ile tanıştırmamak, </p>
<p>3-6 yaş arasında aile gözetiminde eğitim amaçlı kullanıma izin vermek </p>
<p>6-9 yaş arasında aile gözetiminde eğitim amaçlı ve aile oyunları için günlük 2 saat süre kısıtlaması yapmak, şiddet içeren hiçbir oyunu oynamasına izin vermemek, </p>
<p>9-12 yaş arasında özel cihazı olmadan en fazla 2 saat kullanmasını sağlamak,</p>
<p>12-18 yaş arasında aile takibe devam etmeli ama bireysel sorumluluğunda olmalı. </p>
<p><strong>Önlem alma</strong>: Güvenli internet bağlantısı kullanımı sağlamak, arkadaşlarını tanımak, internet kullanımı takip etmek, medya okuryazarlığı gelişmesine yardımcı olmak. Olumsuz yaşam olayları ile baş etme becerisi gelişimini takip etmek, yetersiz ise destek almak. </p>
<p><strong>Hayır diyebilmeli ve özgüveni yerinde olmalı</strong></p>
<p>Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Onur Noyan, sözlerini şöyle tamamladı: “Sonuç olarak hayır diyebilen, özgüveni yerinde, bağlanma problemleri olmayan, sağlıklı baş etme biçimleri geliştirmiş, spor, hobi ve aktivite ile kendi duygularını ifade eden, sanattan keyif alan, sanal mecra yerine gerçek hayattaki başarılar peşinde koşan çocuklar yetiştirmek birincil hedefimiz olmalıdır.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/oyun-oynarken-gecirilen-zamanin-artmasi-bagimlilik-belirtisi-346317">Oyun oynarken geçirilen zamanın artması bağımlılık belirtisi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
