<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>basit | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/basit/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/basit</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 04 Feb 2026 07:19:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>basit | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/basit</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Basit bir &#8216;boyun tutulması&#8217; gibi görülüyor, ama!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/basit-bir-boyun-tutulmasi-gibi-goruluyor-ama-610492</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Feb 2026 07:19:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[basit]]></category>
		<category><![CDATA[boyun]]></category>
		<category><![CDATA[Boyun Fıtığı]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[görülüyor]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[kol]]></category>
		<category><![CDATA[ömür]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tutulması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610492</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzun saatler masa başında çalışma, hareketsiz yaşam tarzı ve yanlış duruş alışkanlıkları boyun sağlığını ciddi şekilde tehdit ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/basit-bir-boyun-tutulmasi-gibi-goruluyor-ama-610492">Basit bir &#8216;boyun tutulması&#8217; gibi görülüyor, ama!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun saatler masa başında çalışma, hareketsiz yaşam tarzı ve yanlış duruş alışkanlıkları boyun sağlığını ciddi şekilde tehdit ediyor. Ağrı boyunla sınırlı kalmayıp omuzlara, kollara ve hatta parmaklara kadar yayılabiliyor. Çoğu zaman basit bir ‘tutulma’ olarak görülen ve ötelenen boyun ağrısı her zaman masum olmayıp, bazı durumlarda altta yatan ciddi bir sorunun, yani boyun fıtığının habercisi olabiliyor. <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. İsmail Yüce</strong>, “Boyun ağrısına eşlik eden kol ya da kollarda ağrı, uyuşma, his ya da kas gücü kaybı şikayetleri var ise boyun fıtığı öncelikli tanılarımız arasında yer alır” diyor. Boyun fıtığıyla günümüzde artık gençlerde de sık karşılaşıldığını belirten Doç. Dr. Yüce, günlük yaşamda yapılan bazı hataların da boyun fıtığına zemin hazırladığını söylüyor. Boyun fıtığı tedavisinde cerrahiye en son yöntem olarak başvurulduğunu, son yıllarda teknolojideki gelişmeler sayesinde ameliyatta minimal invaziv yöntemlerin hastaya büyük konfor sağladığını vurgulayan Doç. Dr. İsmail Yüce, boyun fıtığına yol açan 5 etkeni, korunma ve tedavi yollarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Uzun süre hareketsiz kalmak</strong></li>
</ul>
<p>Masa başında saatlerce aynı pozisyonda oturmak, boyun kaslarının zayıflamasına ve omurlar arasındaki disklerin baskı altında kalmasına neden olur. Zamanla bu baskı disklerin yapısını bozarak fıtık oluşumuna zemin hazırlar. </p>
<ul>
<li><strong>Yanlış duruş ve oturma alışkanlıkları</strong></li>
</ul>
<p>Öne eğik baş pozisyonu, kambur oturmak/durmak ya da bilgisayar ekranına yanlış açıyla bakmak boyun omurgasına normalin birkaç katı yük bindirir. Bu durum uzun vadede disklerin kaymasına ve sinirlere baskı yapmasına yol açabilir.</p>
<ul>
<li><strong>Telefon ve tabletin aşırı kullanımı</strong></li>
</ul>
<p>Sürekli aşağıya bakarak telefonla vakit geçirmek, modern çağda ‘teknoloji boynu’ olarak adlandırılan bir soruna neden oluyor. Doç. Dr. İsmail Yüce “Bu alışkanlık, özellikle çocuklarda ve gençlerde boyun kasları ve omurgada zorlanma, ağrı ve duruş bozukluğu oluşturmakla birlikte boyun fıtığı riskini ciddi şekilde artırıyor. Bu nedenle bilgisayar ekranının göz hizasında olması, cep telefonuna bakarken başı öne eğmek yerine cihazın göz seviyesinde tutulması, gün içinde sık sık mola verilmesi, otururken sırtın dik tutulması büyük önem taşımaktadır” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Zayıf boyun ve sırt kasları</strong></li>
</ul>
<p>Kaslar omurgayı destekleyen doğal bir korse gibidir. Hareketsizlik nedeniyle zayıflayan kaslar boyun omurlarını yeterince koruyamaz ve diskler daha kolay zarar görür. Düzenli boyun egzersizleriyle boyun ve sırt kaslarını güçlendirmek gerekiyor. </p>
<ul>
<li><strong>Ani hareketler ve yanlış yük kaldırma</strong></li>
</ul>
<p>Doç. Dr. Yüce boyun fıtığının, omurların arasında yer alan kıkırdak benzeri diskin yapısının bozulmasıyla ortaya çıktığı gibi, ani ve kontrolsüz şiddetli hareket ya da travma ile kısa sürede de meydana gelebildiğini belirterek şöyle konuşuyor: “Ani boyun hareketleri, ağır yükleri eğilerek kaldırmak ya da spor sırasında hatalı pozisyonlar disklerde yırtılmalara ve fıtık oluşumuna neden olabilir. Özellikle spora başlamadan önce mutlaka ısınma hareketleri yaparak vücudu esnetmek, ağır yük kaldırırken dizlerden güç almak ve ani boyun hareketlerinden kaçınmak koruyucu etki sağlamaktadır.”</p>
<p> </p>
<p><strong>xxxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Cerrahi tedavi nadiren gerekiyor</strong></p>
<p>Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. İsmail Yüce, boyun fıtığında cerrahi tedavinin nadiren gerektiğini belirterek şöyle konuşuyor: “Öncelikli olarak boyun fıtığı olan hastalarımızın çok azını ameliyat ederek tedavi ediyoruz. Konservatif tedaviler dediğimiz cerrahi dışı tedaviler ilk seçeneklerimiz olmaktadır. Egzersizler ve fizik tedavi uygulamaları, bunların arasında ilk sıralarda yer alır. Cerrahi tedavinin öncelikli sebepleri şiddetli, dayanılmaz, ilaç tedavisine yanıt vermeyen ve hayat kalitesini bozan ağrı, kol ya da kollarda güçsüzlük, his kaybı şikayetleridir.”</p>
<p><strong>xxxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Minimal invaziv cerrahi büyük konfor sağlıyor</strong></p>
<p>Cerrahi tedavinin amacının, boyun omurları arasında yer alan diskin sinir köküne ya da omur iliğe oluşturduğu basıyı ortadan kaldırmak olduğunu belirten Doç. Dr. Yüce, son yıllarda gelişen teknolojinin de sayesinde omurgaya yabancı cisim koymadan yapılan ameliyatların hastaya büyük konfor sağladığını söylüyor. Doç. Dr. Yüce yöntemi şöyle anlatıyor: “Cerrahi tedavide önemli olan fıtığın oluşturduğu basıyı ortadan kaldırırken boyun omurlarının doğal dinamiğini bozmamaktır. Minimal invaziv cerrahi tedavilerde ise omurgalar arasına materyal konulmadığı ve boyun omurga dinamiği bozulmadığı için hasta ameliyatın ertesi günü taburcu edilmekte ve çok kısa sürede günlük yaşantısına dönmekte, ameliyat sonrasında boyunluk kullanımı gerekmemektedir.”</p>
<p>                                                                                               </p>
<p><strong> </strong></p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/basit-bir-boyun-tutulmasi-gibi-goruluyor-ama-610492">Basit bir &#8216;boyun tutulması&#8217; gibi görülüyor, ama!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İyi hissetmenin en basit yolu, yürüyüş…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/iyi-hissetmenin-en-basit-yolu-yuruyus-592294</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Nov 2025 13:39:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Adım]]></category>
		<category><![CDATA[basit]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[hissetmenin]]></category>
		<category><![CDATA[merve]]></category>
		<category><![CDATA[umay]]></category>
		<category><![CDATA[Uzman Klinik Psikolog]]></category>
		<category><![CDATA[yi]]></category>
		<category><![CDATA[yolu]]></category>
		<category><![CDATA[yürüyüş]]></category>
		<category><![CDATA[yürüyüşü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592294</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, yürüyüşün hem zihinsel hem de fiziksel sağlığa etkileri ve özellikle depresyonla mücadeleye katkısı hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iyi-hissetmenin-en-basit-yolu-yuruyus-592294">İyi hissetmenin en basit yolu, yürüyüş…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, yürüyüşün hem zihinsel hem de fiziksel sağlığa etkileri ve özellikle depresyonla mücadeleye katkısı hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Yürümek, bedenin yanında zihnin de en temel ilaçlarından biri!</strong></p>
<p>Birçoğumuz için yürüyüşün, sadece adım sayısını doldurmak ya da kilo vermekle ilgili gibi göründüğünü dile getiren Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Oysa yürümek, bedenin yanında zihnin de en temel ilaçlarından biridir.” dedi.</p>
<p>Özellikle depresyonla mücadelede, yürüyüşün etkilerinin bilimsel olarak defalarca kanıtlandığına vurgu yapan Demir, “Yürüdüğümüzde sadece kaslarımız değil, beynimiz de hareketlenir. Düzenli yürüyüş, serotonin, dopamin ve endorfin gibi ‘iyi hissetme’ kimyasallarının salgılanmasını artırır. Aynı zamanda stres hormonu kortizolün düzeyini düşürür. Yani basit bir yürüyüş, beyinde doğal bir ‘antidepresan’ etkisi yaratır. Bu yüzden bazı araştırmacılar, yürüyüşü ‘hareket eden terapi’ olarak adlandırır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Anahtar kelime ‘motivasyon’ değil, ‘rutin’!</strong></p>
<p>Bir ormanda, deniz kenarında ya da parkta yüründüğünde beynin, ‘sakinleştirici dalga’ olarak bilinen alfa dalgalarını artırdığını ifade eden Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Yeşilin tonları, kuş sesi, rüzgârın yapraklarla dansı… Tüm bunlar bedenimizin ‘tehditte<strong> </strong>değilim’ mesajını algılamasına yardımcı olur.” dedi.</p>
<p>Şehirdeki gürültü, trafik ve yapay ışıkların ise tam tersine stres sistemimizi aktif tuttuğuna dikkat çeken Demir, şunları söyledi:</p>
<p>“Bu yüzden doğada yürüyüş, şehirde yapılan aynı tempodaki yürüyüşten bile daha fazla ruhsal rahatlama sağlar. Depresyonda motivasyonun düşük olması çok normaldir. ‘Canım hiçbir şey yapmak istemiyor’ cümlesi, neredeyse her danışanımın ağzından çıkar. İşte bu yüzden yürüyüşe başlarken motivasyon değil, rutin anahtar kelimedir. 5 dakika bile olsa, her gün aynı saatte evden çıkmayı deneyin. Başlangıçta ‘yürüyüş yapmak için’ değil, ‘kapıdan çıkmak için’ hedef koyun. Çünkü hareket ettikçe motivasyon gelir, tersi değil. Yani o çok sevilen, ‘kendinizi iyi hissettiğiniz için yürümeyin, iyi hissetmek için yürüyün’ sözü aslında doğru.” </p>
<p><strong>Daha çok ekran, daha az hareket ve daha sık depresif ruh hali…</strong></p>
<p>Hafif ve orta düzey depresyonda yürüyüşün, terapi ve/veya ilaç tedavisinin etkisini güçlendirdiğini aktaran Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Ama kişi günlük yaşamını sürdüremeyecek kadar çökkün, kendine bakım yapamıyor ya da intihar düşünceleri yaşıyorsa, yürüyüş tek başına yeterli değildir.” dedi.</p>
<p>Bu durumda mutlaka bir uzmandan profesyonel destek alınmasını öneren Demir, teknolojinin de hareketsizliğe neden olduğuna değinerek “Ekran başında geçen uzun saatler, beynin dopamin sistemini ‘kolay haz’a alıştırıyor. Yani sosyal medya bildirimleriyle minik mutluluklar yaşarken, yürüyüş gibi gerçek yaşam aktivitelerinden alınan haz azalıyor. Sonuç; daha çok ekran, daha az hareket ve daha sık depresif ruh hali… Bu kısır döngüyü kırmanın en etkili yolu, bedeni yeniden devreye sokmak.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“Yürümek bazen konuşmaktan bile iyileştiricidir” </strong></p>
<p>18 Kasım ‘Yürüyüşe Çıkma Günü’nün sadece fiziksel sağlık için değil, zihinsel iyileşme için de bir fırsat olduğunu kaydeden Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Bugün kendinize bir iyilik yapın. Telefonu sessize alın, kulaklığınızı takın ya da sadece sessizliği dinleyin. Bir adım atın. Sonra bir adım daha. Çünkü her adım, beyninize şu mesajı gönderir, ‘ben hâlâ buradayım, hâlâ hareket edebiliyorum’. Ruh sağlığını adım adım iyileştirmek isteyenlere küçük hatırlatma; yürümek bazen konuşmaktan bile iyileştiricidir.” diyerek sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iyi-hissetmenin-en-basit-yolu-yuruyus-592294">İyi hissetmenin en basit yolu, yürüyüş…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Basit Bir Ağrı Kesici Otizm ve DEHB Riskini Artırıyor mu?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/basit-bir-agri-kesici-otizm-ve-dehb-riskini-artiriyor-mu-586311</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Oct 2025 10:20:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[artırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[ateş]]></category>
		<category><![CDATA[basit]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[dehb]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelikte]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kesici]]></category>
		<category><![CDATA[otizm]]></category>
		<category><![CDATA[Parasetamol]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586311</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuklarda dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEBH) 2000’li yıllarda %5 oranındayken, günümüzde bu oran %9’lara kadar çıkabiliyor. Bu rahatsızlıkların ailevi, genetik ya da çevresel faktörlerden kaynaklandığını düşünülüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/basit-bir-agri-kesici-otizm-ve-dehb-riskini-artiriyor-mu-586311">Basit Bir Ağrı Kesici Otizm ve DEHB Riskini Artırıyor mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklarda dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEBH) 2000’li yıllarda %5 oranındayken, günümüzde bu oran %9’lara kadar çıkabiliyor. Bu rahatsızlıkların ailevi, genetik ya da çevresel faktörlerden kaynaklandığını düşünülüyor. Ancak son zamanlarda parasetamol gibi sık kullanılan ilaçların bu rahatsızlıklara neden olduğu yönünde iddialar anne adaylarının kafasında soru işaretleri oluşturabiliyor. Bilimsel veriler, bu konudaki kaygıların çoğunun abartılı olabileceğini gösteriyor. Çünkü bugüne kadar yapılan bilimsel çalışmalar, parasetamol ile otizm veya DEHB arasında doğrudan bir nedensellik kurulamamış olduğunu gösteriyor. Aksine, hamilelikte tedavi edilmemiş yüksek ateşin bebeğe verebileceği zararın, kontrollü ilaç kullanımına göre çok daha ciddi olabileceği kabul ediliyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Taha Takmaz, hamilelikte parasetamol kullanımı ve bebeğe etkisi ile ilgili bilgi verdi. </p>
<p><strong>İlaçlarınızı doktor kontrolünde kullanın</strong></p>
<p>Son 10 yılda yayımlanan bazı gözlemsel yani bilimsel verilere dayalı olmayan çalışmalarda, hamilelikte parasetamol kullanımının çocuklarda otizm veya DEHB riskini az da olsa artırabileceğini iddia edilmektedir. Ancak bu çalışmaların çoğu, annenin kendi beyanına dayanmakta ve kullanılan ilacın dozu, süresi, hangi haftada alındığı gibi ayrıntılar net olmamaktadır. Yani bilimsel verilere göre; hamilelikte enfeksiyon veya grip gibi nedenlerle anne adayının ateşinin çıkması, parasetamol kullanımından daha ciddi riskler doğurabilmektedir. Mevcut klinik uygulamada parasetamol bu durumda en güvenli ve en sık kullanılan seçenektir. Dikkat edilmesi gereken asıl hususlar ise gerektiğinde, en düşük etkili doz, en kısa süre kullanım, kronik ve yüksek dozdan uzak durmaktır.</p>
<p><strong>Yüksek ateş anne ve bebeği için risk oluşturabilir</strong> </p>
<p>Hamilelikte bilinen çiğ balık yememek, ağır sporlardan kaçınmak veya uykuya dikkat etmek gibi tavsiyelerin yanında genellikle doktorlar “parasetamol içeren ilaçları kullanmayın” gibi bir uyarıda bulunmamaktadır. 40 haftaya yakın süren hamilelik sürecinde anne adayları grip dr olabilir, enfeksiyon riskiyle karşılaşabilir veya yüksek ateş şikayetleri yaşayabilir. Bu noktada anne adayını takip eden kadın hastalıkları ve doğum uzmanının hem anneyi hem de bebeği düşünerek önerdiği bazı ilaçlar olabilmektedir. Bu ilaçlar anne adayının iyileşmesi için önemlidir. Anne adayının sağlıklı olması, bebeğin de sağlıklı olması anlamına gelmektedir.</p>
<p>Parasetamol genellikle ateş ve enfeksiyon için kullanılmaktadır; hamilelikte yüksek ateşin kendisinin bile bebek için riskli olabileceği unutulmamalıdır. Yani ilacın kendisi değil, ilacı gerektiren hastalık da otizm ve DEHB’ten sorumlu olabilir. Çoğu zaman altta yatan faktörler; örneğin annenin ateşi, enfeksiyonu veya genetik eğilimler bu ilişkiyi açıklayabilmektedir. Bilimde buna korelasyon denir; korelasyonun varlığı tek başına nedensellik anlamına gelmez.</p>
<p><strong>Araştırmalar otizm ve DEHB’in parasetamol içeren ilaçlarla doğrudan nedensellik ilişkisi olmadığını söylüyor</strong></p>
<p>2024’te JAMA’da (Journal of the American MedicalAssociation) yayımlanan ve 2,5 milyon çocuk içeren İsveç çalışmasında hamilelikte parasetamol kullanımının otizm, DEHB veya zihinsel gerilik riskini artırmadığı gösterilmektedir. Bu sonuç, önceki küçük risk sinyallerinin aslında ailevi, genetik ya da çevresel faktörlerden kaynaklandığını düşündürmektedir. 2025 yılında Mount Sinai Hastanesi’nden çıkan bir derlemede 46 çalışma incelenmiş ve “yüksek kaliteli araştırmalarda risk sinyali biraz daha belirgin” denilmiştir. Harvard’lı araştırmacılar da “nedensellik kanıtlanmamış olsa da, özellikle uzun süreli veya yüksek doz kullanımda temkinli olunmalı” çağrısı yapmıştır.</p>
<p>Bu açıklamalar basında “parasetamol otizm yapıyor” başlıklarıyla yer bularak halk arasında korku ve endişeye neden olsa da bugün ACOG (Amerikan Obstetri ve Jinekoloji Derneği), “Nedensellik yok, parasetamol hâlâ güvenli ve gerekli bir seçenek” demektedir. SMFM (Maternal-Fetal Tıp Derneği), “Kanıtlar sonuçsuz, ama ilacı bırakmak anne-bebek sağlığına zarar verebilir” uyarısında bulunmaktadır. DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü) ise Eylül 2025’te, parasetamol ile otizm arasında tutarlı bir ilişki bulunmadığını açıklamıştır.</p>
<p><strong>Peki neden bazen “risk artışı” iddia ediliyor?</strong></p>
<p>Bilim insanları bazen risk artışı görünmesinin dört temel nedeni olabileceğini belirtmektedir. Parasetamol çoğunlukla ateş ve enfeksiyon için kullanılmaktadır. Asıl riskli olan durum ilaç değil, hastalığın kendisi olabilir. Çalışmalarda annelerden “hamileliğinizde ilaç aldınız mı?” diye sorulmaktadır; bu veri hatalı olabilir, çünkü yıllar sonra alınan bir beyana dayanmaktadır. Tek seferlik kullanım ile aylarca yüksek doz kullanım arasında ayrım olmamaktadır. Bu nedenle bilimsel bir dayanağı yoktur.</p>
<p>Mevcut bilimsel veriler hamilelikte yüksek ateşin tedavi edilmediği takdirde bebek için ciddi riskler doğurabileceğini söylemektedir. Mevcut klinik uygulamada parasetamol bu durumda en güvenli ve en sık kullanılan seçenektir. Dikkat edilmesi gereken asıl hususlar ise; gerektiğinde, en düşük etkili doz, en kısa süre kullanım, kronik ve yüksek dozdan uzak durmak olarak sıralanabilmektedir.</p>
<p>Bugünkü bilgilerimiz; parasetamolün hamilelikte otizme yol açtığına dair güçlü bir kanıt olmaması, büyük ve güvenilir çalışmaların bu iddiayı desteklemiyor oluşu, alandaki değerli ve önemli kuruluşların parasetamolün gerekli olduğunda güvenle kullanılabileceğini söylüyor olması şeklinde özetlenebilir. Ancak bilim kesin bir noktada değildir; yüksek doz ve uzun süreli kullanım konusunda daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğunun da unutulmaması gerekir.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/basit-bir-agri-kesici-otizm-ve-dehb-riskini-artiriyor-mu-586311">Basit Bir Ağrı Kesici Otizm ve DEHB Riskini Artırıyor mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Basit Unutkanlık&#8217; ile Alzheimer unutkanlığı farklı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/basit-unutkanlik-ile-alzheimer-unutkanligi-farkli-576835</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Sep 2025 08:06:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alzheimer]]></category>
		<category><![CDATA[basit]]></category>
		<category><![CDATA[beynin]]></category>
		<category><![CDATA[doğal]]></category>
		<category><![CDATA[farklı]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[tanrıdağ]]></category>
		<category><![CDATA[unutkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[unutkanlık]]></category>
		<category><![CDATA[unutma]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576835</guid>

					<description><![CDATA[<p>NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, basit unutkanlıkla Alzheimer unutkanlığı arasındaki farkı anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/basit-unutkanlik-ile-alzheimer-unutkanligi-farkli-576835">&#8216;Basit Unutkanlık&#8217; ile Alzheimer unutkanlığı farklı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, basit unutkanlıkla Alzheimer unutkanlığı arasındaki farkı anlattı.</p>
<p><strong>Unutmak beynin doğal bir sürecidir</strong></p>
<p>&#8220;Unutma ve unutkanlık farklı şeylerdir. Unutmak beynin doğal bir sürecidir. Unutma, her yaşta herkes için geçerli olağan bir olayken, unutkanlık ise bu durumun süreklilik kazanmasıdır ve incelenmesi gerekir.&#8221; diyen Prof. Dr. Tanrıdağ, beynin doğal unutma kurallarını şöyle sıraladı:</p>
<p>“Çocukluk ve gençlik anıları daha kalıcıdır çünkü o dönemde beynin öğrenme ve bağ kurma kapasitesi en yüksek seviyededir. Sık tekrar edilen bilgiler, daha az tekrar edilenlere göre daha zor unutulur. Duygusal etki yaratan olaylar (büyük başarılar, doğal felaketler, önemli kişisel anlar) sıradan günlere göre çok daha kolay hatırlanır.”</p>
<p><strong>&#8216;Basit unutkanlık&#8217; nedir ve ne zaman normaldir?”</strong></p>
<p>Halk arasında sıkça kullanılan &#8220;basit unutkanlık&#8221; kavramının aslında bir hastalık olmadığını, yaşla birlikte artan doğal unutma sürecini ifade ettiğini belirten Prof. Dr. Tanrıdağ, “Eğer 70 yaşındaki bir kişi, kendi yaş grubu içinde dikkat çeken bir unutkanlık göstermiyor da sadece gençlere oranla daha fazla unutuyorsa, bunun &#8216;basit unutkanlık&#8217; olma olasılığı yüksektir. Önemli olan, kişinin kendi yaşıtlarına göre durumudur.&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>Alzheimer için kırmızı alarm</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tanrıdağ, Alzheimer unutkanlığını basit unutkanlıktan ayıran en hayati farkın, unutulan bilginin türü olduğunu dile getirerek, “Basit unutkanlıklarda kişi hem eski hem de yeni olayları zaman zaman unutabilir. Ancak asıl tehlike sinyali, eskileri çok iyi hatırlarken yakın dönemde yaşananları hatırlamakta güçlük çekmektir. Bu durum, beynin yeni bilgileri kaydetmekte zorlandığını, yani bir &#8216;kayıt zorluğu&#8217; yaşadığını gösterir ve bu kişiler mutlaka incelenmelidir. Örneğin, 40 yıl önceki sınıf arkadaşını tüm detaylarıyla hatırlayan bir kişinin, bir gün önce kiminle telefonda konuştuğunu unutması, basit bir unutkanlıktan çok daha ciddi bir duruma işaret edebilir.” dedi.</p>
<p><strong>Ne zaman doktora başvurulmalı?</strong></p>
<p>Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, iki durumda mutlaka bir uzmana danışılması gerektiğini belirterek, “Kişi, kendi yaş grubundaki arkadaşlarına veya akranlarına göre bariz bir şekilde daha unutkan hale gelmişse. Eski anıları net bir şekilde hatırlamasına rağmen, özellikle son günlerde veya haftalarda yaşanan olayları hatırlamakta belirgin bir zorluk yaşıyorsa.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Bu belirtilerin, olası bir Alzheimer hastalığının erken teşhisi için kritik öneme sahip olduğunun altını çizen Prof. Dr. Tanrıdağ, zamanında yapılacak bir incelemenin hastalığın yönetimi açısından büyük fark yaratacağını sözlerine ekledi</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/basit-unutkanlik-ile-alzheimer-unutkanligi-farkli-576835">&#8216;Basit Unutkanlık&#8217; ile Alzheimer unutkanlığı farklı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Basit bir su kaçması&#8217; diyerek ihmal edilirse!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/basit-bir-su-kacmasi-diyerek-ihmal-edilirse-554240</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Jul 2025 07:39:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[basit]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[diyerek]]></category>
		<category><![CDATA[edilirse]]></category>
		<category><![CDATA[ihmal]]></category>
		<category><![CDATA[kaçması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=554240</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aşırı sıcakların bunalttığı yaz aylarında serinlemek için deniz ve havuza girenlerin sayısı artarken, ‘yüzücü kulağı’ olarak adlandırılan dış kulak yolu enfeksiyonları da hızla yaygınlaşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/basit-bir-su-kacmasi-diyerek-ihmal-edilirse-554240">&#8216;Basit bir su kaçması&#8217; diyerek ihmal edilirse!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Aşırı sıcakların bunalttığı yaz aylarında serinlemek için deniz ve havuza girenlerin sayısı artarken, ‘yüzücü kulağı’ olarak adlandırılan dış kulak yolu enfeksiyonları da hızla yaygınlaşıyor. Tıbbi adı ‘Otitis Eksterna’ olan hastalığın, kulağın dış kısmında yani kulak kepçesi ile kulak zarına kadar olan bölgede gelişen bir enfeksiyon olduğunu belirten <strong>Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz (KBB) Hastalıkları Uzmanı Dr. Semih Yazla</strong> “Genellikle bakterilerin neden olduğu bu sorun, kulağa su kaçmasıyla birlikte başlar. Çoğu zaman “basit bir su kaçmasıdır, geçer” düşüncesiyle ihmal edildiğinde geceleri uyutmayan kulak ağrısına hatta tatili erken kesmek zorunda kalmaya yol açabilir. Tatilinizi sağlıklı geçirmek istiyorsanız kulağınızı korumayı ihmal etmeyin. Basit gibi görünen bir kulak enfeksiyonu bile tatil planlarınızı alt üst edebilir” diyor. </p>
<p>KBB Uzmanı Dr. Yazla, kulakta sıradan bir kaşıntı ile başlayıp kısa sürede ciddi ağrıya ve tedavi edilmediğinde işitme sorunlarına dahi neden olabilen Otitis Eksterna’yı anlattı; yazın bu sinsi tehlikesine karşı alınabilecek 5 etkili önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Kulak tıkacı kullanın</strong></li>
</ul>
<p>Özellikle havuza girerken su geçirmez kulak tıkaçları kullanmak, dış kulak yolunu koruyarak enfeksiyon riskini önemli ölçüde azaltır. Kulak tıkaçları hem sudan hem de mikrobiyal bulaştan korur.</p>
<ul>
<li><strong>Kulağa su kaçarsa kurutun</strong></li>
</ul>
<p>Kulak içindeki nemli ortab mikropların çoğalması için ideal bir zemin oluşturur.</p>
<p>Bu nedenle yüzme esnasında kulağınıza su kaçtıysa mutlaka hafifçe yana eğilerek suyu akıtın, saç kurutma makinesini uzaktan ve düşük ısıda tutarak kulağınızı kurutun. </p>
<ul>
<li><strong>Kulak çubuğu kullanmayın </strong></li>
</ul>
<p>Kulak çubukları kulak kanalındaki koruyucu salgıyı yok eder, hatta kulak yolunu tahriş edebilir. Tahriş olmuş deri, bakterilerin yerleşmesine daha açık hale gelir. Bu nedenle kulak çubuğu kullanma alışkanlığınız varsa bundan vazgeçin. </p>
<ul>
<li><strong>Havuzun hijyenine dikkat edin</strong></li>
</ul>
<p>Temizliği şüpheli havuzlardan uzak durmak en etkili korunma yöntemidir. Özellikle kalabalık, sık kullanılan ve denetimi az olan havuzlarda mikrop riski yüksektir. Bu nedenle hijyeninden şüphe ettiğiniz havuza girmeyin. </p>
<ul>
<li><strong>Kulağınızda bu belirtiler varsa geç kalmayın </strong></li>
</ul>
<p>KBB Uzmanı Dr. Semih Yazla “Özellikle tatil keyfine gölge düşürmemek için insanlar kulaklarına su kaçtığında ‘basit bir su kaçması, geçer’ diyerek doktora başvurmuyor. Yine kulağında bir kaşıntı olduğnda bunun bir sorunun belirtisi olabileceğini bilemeyebiliyor. Ancak kulakta kaşıntı, ağrı, dolgunluk hissi başladıysa hemen hekime başvurmak gerekir. Erken tedaviyle hastalık kolayca atlatılırken, gecikme durumunda şikayetler artar ve sorun daha da ilerleyerek tedavi süreci uzar” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/basit-bir-su-kacmasi-diyerek-ihmal-edilirse-554240">&#8216;Basit bir su kaçması&#8217; diyerek ihmal edilirse!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Basit bir ishal olarak görülüyor, ancak…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/basit-bir-ishal-olarak-goruluyor-ancak-547219</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Jun 2025 10:24:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ancak]]></category>
		<category><![CDATA[basit]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[görülüyor]]></category>
		<category><![CDATA[ishal]]></category>
		<category><![CDATA[olarak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=547219</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mide ve bağırsak sisteminin genellikle enfeksiyon kaynaklı iltihabı olan ve halk arasında “mide gribi” olarak bilinen gastroenterit, ülkemizde çocukluk çağının en sık görülen hastalıklarından biri olarak karşımıza çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/basit-bir-ishal-olarak-goruluyor-ancak-547219">Basit bir ishal olarak görülüyor, ancak…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mide ve bağırsak sisteminin genellikle enfeksiyon kaynaklı iltihabı olan ve halk arasında “mide gribi” olarak bilinen gastroenterit, ülkemizde çocukluk çağının en sık görülen hastalıklarından biri olarak karşımıza çıkıyor. Öyle ki enfeksiyonların yaygın olduğu yaz aylarında çocuk acil servislerinin en kalabalık hasta grubunu,  gastroenterit geçiren çocuklar oluşturuyor. Acıbadem Kartal Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Giray Girgin, sulu ishal, mide bulantısı, kusma ve karın ağrısı gibi sorunlarla acil servise getirilen her iki çocuktan 1’ine gastroenterit tanısı konulduğunu belirterek, “Bu oran, bazı bölgelerde yüzde 60’lara kadar çıkabilir. Dolayısıyla, bu hastalık sadece bireysel değil, aynı zamanda halk sağlığı açısından da önemli bir sorun olarak kabul edilir” diyor. </p>
<p>24 saat içinde iyileşme görülmüyorsa…</p>
<p>Gastroenterit, çoğu zaman toplumda hafif ve geçici bir hastalık gibi algılanıyor; ancak özellikle küçük çocuklarda hızla dehidratasyona yol açabileceği için hayati risk taşıyabilecek klinik bir tabloya dönüşebiliyor. Bu noktada en kritik konu, ebeveynlerin belirtileri erken fark etmeleri ve çocuğun genel durumunu yakından izlemeleri. Acıbadem Kartal Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Giray Girgin, zamanında fark edilip doğru şekilde yönetilirse gastroenterit hastalığının genellikle tamamen düzeldiğini belirterek, “Ancak gecikmiş müdahaleler çocuk sağlığı açısından ciddi sonuçlara yol açabilir. Özellikle küçük çocuklarda hızlı sıvı kaybı (dehidratasyon) gelişirse ve tedavi edilmezse böbrek fonksiyonları bozulabilir, bilinç değişikliği görülebilir ve nadiren de olsa hayati risk oluşabilir. Bu yüzden gastroenterit basit bir ishal gibi görülmemeli, çocuğun genel durumu her zaman öncelikli değerlendirme kriteri olmalıdır. Ayrıca unutulmamalı ki bazı gastroenterit vakaları bakteriyel veya paraziter kökenli olabilir ve evde yapılan müdahaleler yetersiz kalabilir. Bu nedenle, belirtiler başladıktan sonra 24 saat içinde iyileşme görülmüyorsa ya da çocuk sıvı alamıyorsa, mutlaka bir hekime başvurulmalıdır” uyarısında bulunuyor. </p>
<p><strong>Yaz aylarında çok sık görülüyor, çünkü…</strong></p>
<p>Yaz mevsiminin, gastroenterit tablolarının en sık görüldüğü dönemlerden biri olduğu belirtiliyor. Zira, sıcak hava nedeniyle gıdalar daha fazla bozuluyor ve dışarıda tüketilen yiyecek ile içeceklerin hijyen koşullarının kontrolü zorlaşıyor. Ayrıca yüzme havuzları, plajlar ve açık hava aktiviteleri sırasında çocukların kirli suyla temas edebilmeleri de bir başka önemli riski oluşturuyor.</p>
<p><strong>Özellikle 2 yaş altındaki bebekler büyük risk altında!</strong></p>
<p>Gastroenterit her yaş grubunda görülse de en çok 6 ay ile 5 yaş arasındaki çocukları etkiliyor. Özellikle 2 yaş altındaki bebeklerde bağışıklık sisteminin henüz gelişmemiş olması ve vücutlarının sıvı kaybına karşı daha savunmasız olması nedeniyle hastalık daha hızlı ve ağır seyredebiliyor. Dr. Giray Girgin, dolayısıyla bu yaş grubunda enfeksiyonlara karşı hem dikkatli olmanın hem de erken müdahalenin çok daha büyük önem taşıdığını vurguluyor. </p>
<p>“Su içebiliyorsa ciddi bir sorun yoktur” hatasına düşmeyin! </p>
<p>Toplumda sıkça duyulan hatalı inanışlardan biri, “Çocuk bir şey yemese de su içebiliyorsa ciddi bir sorun yoktur” düşüncesi oluyor. “Oysa gastroenterit vakalarında sadece sıvı kaybı değil, elektrolit dengesizlikleri de gelişebilir” uyarısında bulunan Dr. Giray Girgin, şunları söylüyor: “Özellikle küçük yaş grubundaki çocuklar bu dengesizliklere karşı daha hassastır ve hızlı müdahale gerektirecek tablolar ortaya çıkabilir. Bu nedenle ağızdan sıvı alımı tek başına yeterli bir gösterge olarak değerlendirilmemeli, çocuğun genel durumu, idrar çıkışı ve hidrasyon bulguları bütüncül şekilde göz önünde bulundurulmalıdır.”</p>
<p>Halk arasında “mide gribi” olarak biliniyor, ancak! </p>
<p>Halk arasında “mide gribi” olarak bilinse de bu hastalık grip virüsüyle değil; bağırsaklara yerleşen virüs, bakteri veya parazitlerle meydana geliyor. Gastroenteritin en yaygın nedeni ise virüsler oluyor. Özellikle rota virüsün çocukluk çağında en sık rastlanan viral gastroenterit etkeni olduğunu söyleyen Dr. Giray Girgin,  “Rota virüs dışında noro virüs, adeno virüs ve astro virüs gibi başka virüsler de benzer tabloya neden olabilir. Daha nadiren ise bakteriler ve parazitler sorumlu olabilir” bilgisini veriyor.</p>
<p>Bu belirtiler varsa, zaman kaybetmeyin!</p>
<p>Gastroenterit tablosunda çocuklarda en yaygın görülen belirti, sulu ishal oluyor. Buna ek olarak; kusma, karın ağrısı, ateş, halsizlik ve iştahsızlık da sık görülüyor. Hastalık ilerledikçe vücut sıvı kaybediyor; çocukta ağız kuruluğu, gözyaşında azalma ile ciltte kuruluk gibi dehidratasyon bulguları ortaya çıkıyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Giray Girgin, erken tanı sayesinde sıvı kaybı oluşmadan ve genel   durum bozulmadan tedaviye başlanabildiğini vurgulayarak, “Günde 3’ten fazla sulu ishal, her beslenme sonrasında kusma, yüksek ateş, ağızdan sıvı alamama, ağız kuruluğu, idrar yapmama ve bilinç değişikliği gibi durumlarda ebeveynler vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurmalıdır” sözleriyle uyarıda bulunuyor. </p>
<p>Ağır tablolarda hastaneye yatış gerekebilir!</p>
<p>Gastroenterit tanısı genellikle çocuğun öyküsü ve muayeneyle konuyor. Bazı durumlarda, dışkı tahlili, kan testleri veya idrar tetkikleri gerekebiliyor. Tedavide temel amaç; vücudun kaybettiği sıvı ve elektroliti yerine koymak.  Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Giray Girgin, hafif tablolarda vücuttaki sıvı kaybının evde ağızdan sıvı takviyesiyle sağlanabildiğini belirterek, “Şiddetli tablolarda ise hastane ortamında damar yoluyla sıvı tedavisi gerekir. Antibiyotikler sadece bakteri kaynaklı hastalıklarda kullanılır. Bu sebeple, bilinçsiz antibiyotik kullanımından kaçınılmalıdır” diyor. </p>
<p>Bu önlemler hastalıktan koruyor! </p>
<p>Bazı basit önlemlerle çocukları gastroenteritten  korumanın mümkün olduğunu anlatan Dr. Giray Girgin, ebeveynlerin dikkat etmeleri gereken kuralları şöyle özetliyor: “Ellerin sık sık sabunla yıkanması, sebze ile meyvelerin bol suyla iyi yıkanması, dışarıda satılan yiyeceklerden kaçınılması, temiz su tüketilmesi ve oyuncakların temizliğine dikkat edilmesi önemlidir. Ayrıca, rota virüs aşısı da güçlü bir koruyucu önlemdir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/basit-bir-ishal-olarak-goruluyor-ancak-547219">Basit bir ishal olarak görülüyor, ancak…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anne adayları dikkat! &#8220;Basit bir enfeksiyon&#8221; deyip geçmeyin!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/anne-adaylari-dikkat-basit-bir-enfeksiyon-deyip-gecmeyin-530824</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 May 2025 06:37:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[basit]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[deyip]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[geçmeyin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=530824</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hamilelik sürecinde bağışıklık sistemi doğal olarak baskılandığı için grip ve soğuk algınlığından idrar yolu enfeksiyonlarına dek birçok hastalık anne adaylarını daha fazla tehdit ediyor. Bu nedenle bağışıklığın güçlenmesi için bazı önlemler almak her zamankinden daha fazla önem taşıyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/anne-adaylari-dikkat-basit-bir-enfeksiyon-deyip-gecmeyin-530824">Anne adayları dikkat! &#8220;Basit bir enfeksiyon&#8221; deyip geçmeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hamilelik sürecinde bağışıklık sistemi doğal olarak baskılandığı için grip ve soğuk algınlığından idrar yolu enfeksiyonlarına dek birçok hastalık anne adaylarını daha fazla tehdit ediyor. Bu nedenle bağışıklığın güçlenmesi için bazı önlemler almak her zamankinden daha fazla önem taşıyor. <strong>Acıbadem Kartal Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Lala Aslanova</strong> “Hamilelik sürecinde bağışıklık sistemi değişiklik gösterir, akciğer kapasitesi azalır ve kalp daha fazla çalışır. Bu faktörler, viral ve bakteriyel enfeksiyonlara karşı daha hassas hale gelinmesine neden olabilir. Hamilelikte grip, zatürre gibi ciddi komplikasyonlara yol açabilir ve erken doğum riskini artırabilir. Bu nedenle enfeksiyonlara karşı bağışıklığı güçlendirmek çok önemlidir. Özellikle yüksek ateş, kas ve eklem ağrıları, boğaz ağrısı, öksürük, baş ağrısı ya da burun akıntısı/ burun tıkanıklığı varsa mutlaka doktora görünmek gerekir&#8221; diyor. Hamilelik döneminde enfeksiyonlardan korunmak için gerekli önlemleri almanın hem anne hem de bebek sağlığı açısından büyük önem taşıdığını, özellikle doktor önerisi olmadan ağrı kesici, ateş düşürücü veya grip ilaçları kullanılmaması gerektiğini vurgulayan Dr. Aslanova, hamilelikte enfeksiyonlara karşı 8 etkili önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Bu besinleri tüketmeye özen gösterin</strong></li>
</ul>
<p>Hamilelik sürecinde omega-3 yağ asitleri anne adayının bağışıklık sistemini güçlendirirken, vücudu enfeksiyonlara karşı korur. Bu nedenle haftada iki gün balık ve ceviz tüketirken, C vitamini açısından zengin limon ve sivri biber, ayrıca yoğurt, kefir, turşu gibi probiyotik içeriği yüksek besinlere sofranızda mutlaka yer verin. Yumurta, tavuk, kırmızı et ve baklagiller de çok zengin protein kaynaklarıdır. Bu nedenle hamilelikte mutlaka tüketilmelidir. Kuruyemişler, ıspanak ve mercimek gibi çinko ve demir içeren besinler de anne adaylarının bağışıklığını güçlendirmede büyük önem taşır. </p>
<ul>
<li><strong>Bol sıvı tüketin</strong></li>
</ul>
<p>Hamilelikte yeterli sıvı tüketilmesi özellikle de her gün düzenli ve yeterli miktarda su içilmesi hem anne hem de bebeğin sağlığı için kritik önem taşır. Bu nedenle her gün en az 2 litre su içmeye özen gösterin. Yeterli su tüketilmemesi idrar yolu enfeksiyonlarından kabızlık ve ödeme hatta erken doğum riskine dek bir çok önemli soruna yol açabilir. Günlük yeterli su tüketilmesi, vücudunuzu enfeksiyonlara karşı daha dirençli hale getirmeniz için de son derece önemlidir. </p>
<ul>
<li><strong>El hijyenine dikkat edin!</strong></li>
</ul>
<p>Ellerinizi gün içerisinde sık sık yıkayın, gözlerinize, burnunuza ve ağzınıza sürmemeye çalışın. Sabun ve suyla en az 20 saniye ellerinizi yıkamak, virüslerin bulaşmasını önler. Ayrıca dışarıdan geldikten sonra, yemek hazırlamadan ve yemek yedikten sonra, tuvaletin ardından da ellerinizi mutlaka doğru bir şekilde yıkayarak temizleyin. Gün içerisinde su ve sabuna ulaşma imkanı olmadığı durumlarda, özellikle kamuya açık alanlarda eşyalarla ya da yüzeylerle temas ettikten sonra en az yüzde 60 alkol içeren, güvenirliğinden emin olduğunuz bir el dezenfektanı kullanın.</p>
<ul>
<li><strong>Yeterli ve kaliteli uyuyun!</strong></li>
</ul>
<p>Hamilelikte anne adayları çeşitli sorunlardan dolayı yeterince ve kaliteli uyuyamayabiliyor. Ancak yeterli ve kaliteli uyku, bağışıklık sisteminin güçlü olmasını sağlayarak vücudu hastalıklara karşı dirençli hale getiriyor. Uyku sırasında bağışıklık hücreleri yenilendiği ve stres hormonu dengelendiği için anne adayları güne daha zinde başlayabiliyor. Yetersiz ve kalitesiz bir uyku ise bağışıklık sistemini zayıflatırken, enfeksiyonlara karşı yatkınlığı artırıyor. Gün içerisinde anne adayının karamsar ve endişeli bir ruh haline bürünmesine de yol açabiliyor. Bu nedenle her akşam aynı saatte yatağa yatmaya ve her sabah aynı saatte uyanmaya,   karanlık, sessiz, çok sıcak olmayan odada, rahat ettiğiniz pozisyonda uyumaya özen gösterin.  </p>
<ul>
<li><strong>Kalabalık ortamlardan kaçının!</strong></li>
</ul>
<p>Kapalı ve kalabalık ortamlarda hapşırık, öksürük hatta konuşma ile ortama yayılan virüs damlacıkları çok hızlı ve kolay bir şekilde bulaş riski taşıyor. Bağışıklık sistemi hamilelik sürecinde hassas olduğu için kalabalık ortamlarda geçirdiğiniz süre, solunum yolu hastalıklarına yakalanma riskini artırıyor. Bu nedenle toplu taşıma araçları kullanıyorsanız hijyen kurallarına dikkat etmeye, alışveriş merkezlerinden de mümkün olduğunca uzak durmaya dikkat edin. Ayrıca bulunduğunuz ortamı düzenli aralıklarla havalandırmaya özen göstermeniz de sağlıklı bir hamilelik süreci için çok önemlidir. </p>
<ul>
<li><strong>Dengeli ve sağlıklı beslenin</strong></li>
</ul>
<p>Hamilelikte sağlıklı ve dengeli beslenme bağışıklık sisteminin güçlenmesi açısından çok daha fazla önem taşıyor. Bağışıklık sistemini güçlendirmek için bol vitamin ve mineral içeren besinler tüketin. Hamilelikte beslenme hem anne karnında gelişimi devam eden bebeğinizin fiziksel ve zihinsel gelişimi hem de kendi sağlığınız için son derece önem taşıyor. Abur cubur sayılabilecek, besleyici değeri olmayan, şeker deposu besinlerden uzak durarak, mevsim sebze ve meyveleri ile protein, C vitamini, demir ve lif içeriği zengin yiyeceklere yönelin. </p>
<ul>
<li><strong>Hasta kişilerle temastan kaçının</strong></li>
</ul>
<p>Grip veya soğuk algınlığı olan kişilerle yakın temasta bulunmamaya özen gösterin. Enfeksiyonlar öksürük, hapşırık veya dokunma yoluyla çok kolay bulaşabiliyor ve hamilelik sürecinde bağışıklık sistemi daha zayıf olduğu için anne adayının çok daha kolay hasta olmasına neden olarak bebeğin de sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Bu nedenle hasta bir kişi ile mümkün olduğunca yakın temasta bulunmayın, eğer bir arada bulunmak zorunda kalırsanız mutlaka maskenizi takın, ellerinizi sık sık yıkayın ve mesafenizi korumaya çok özen gösterin. </p>
<ul>
<li><strong>Maske takmayı ihmal etmeyin</strong></li>
</ul>
<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Lala Aslanova “Özellikle kalabalık alanlarda bulunmak zorundaysanız maske takarak solunum yoluyla bulaşan enfeksiyonlardan korunabilirsiniz. Hamilelikte bağışıklık sistemi daha hassas olduğu ve hastalıklar daha kolay bulaşıp ağır seyredebildiği için, gerekirse maske kullanarak enfeksiyonların bulaşma riskini azaltabilir, bebeğinizi ve kendi sağlığınızı koruyabilirsiniz” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/anne-adaylari-dikkat-basit-bir-enfeksiyon-deyip-gecmeyin-530824">Anne adayları dikkat! &#8220;Basit bir enfeksiyon&#8221; deyip geçmeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Basit parola kullanıp riske girmeyin</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/basit-parola-kullanip-riske-girmeyin-346035</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Jan 2023 07:06:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[basit]]></category>
		<category><![CDATA[girmeyin]]></category>
		<category><![CDATA[kullanıp]]></category>
		<category><![CDATA[parola]]></category>
		<category><![CDATA[riske]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=346035</guid>

					<description><![CDATA[<p>PayPal’a gerçekleştirilen saldırı sonrasında müşteri adları ve sosyal güvenlik numaraları açığa çıktı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/basit-parola-kullanip-riske-girmeyin-346035">Basit parola kullanıp riske girmeyin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>PayPal’a gerçekleştirilen saldırı sonrasında müşteri adları ve sosyal güvenlik numaraları açığa çıktı</strong></p>
<p><strong>PayPal, kimlik bilgisi doldurma saldırıları yoluyla hesaplarına erişilen ve bazı kişisel verileri açığa çıkan binlerce kullanıcıya veri ihlali bildirimleri gönderiyor. </strong></p>
<p>Kimlik bilgisi doldurma, bilgisayar korsanlarının çeşitli web sitelerindeki veri sızıntılarından kaynaklanan kullanıcı adı ve parola çiftlerini deneyerek bir hesaba erişmeye çalıştığı saldırılardır. PayPal&#8217;dan gelen veri ihlali raporuna göre, 34.942 kullanıcı olaydan etkilendi.</p>
<p><strong>ESET Türkiye ürün ve Pazarlama Müdürü Can Erginkurban </strong>yaşanan olay ile ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:&#8221;Etkilenen hesapların sahipleri şimdiye kadar bilgilendirilmiş olmalıydı. Üstelik ne yazık ki basit bir saldırı sonucunda erişilmiş olabilecek kişisel veri miktarı nedeniyle bu kişiler alarmda olmalılar. Kimlik bilgisi doldurma saldırısı, bir tehdit aktörünün daha önce yapılan bir saldırı sonucunda ortaya çıkmış olan kimlik bilgilerinin başka bir hesapta da denenmesi ile gerçekleşen otomatik bir saldırıdır. Siber suçlular için en kolay saldırı vektörlerinden biri olmaya devam ediyor, ancak kullanıcılar sadece birkaç adımda kolayca savuşturabilir ve hesaplarını koruyabilirler. Artık herkesin, internetteki tüm hesapları, özellikle de finansla bağlantılı olanlar için benzersiz, güçlü parolalar kullanması lazım. Hesaplara erişim çok faktörlü kimlik doğrulaması etkinleştirilerek de zorlaştırılmalıdır. Çok faktörlü doğrulama SMS ile veya bir uygulama ile kolayca sağlanabilir. PayPal&#8217;in halen oturum açma sırasında varsayılan olarak çok faktörlü kimlik doğrulamasını zorunlu tutmaması endişe verici. Eğer zorunlu tutmuş olsalardı kimlik bilgisi doldurma saldırıları başarısız olacaktı.&#8221;</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/basit-parola-kullanip-riske-girmeyin-346035">Basit parola kullanıp riske girmeyin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
