<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>baş | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/bas/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/bas</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Apr 2026 17:59:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>baş | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/bas</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Osmangazi Belediyesi&#8217;nde Tasarruf ve Hizmet Vurgusu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyesinde-tasarruf-ve-hizmet-vurgusu-626185</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Apr 2026 17:59:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[gelir]]></category>
		<category><![CDATA[gider]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[meclis]]></category>
		<category><![CDATA[nde]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<category><![CDATA[Osmangazi Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[tasarruf]]></category>
		<category><![CDATA[üyeleri]]></category>
		<category><![CDATA[vurgusu]]></category>
		<category><![CDATA[yap]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=626185</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi’nin 2025 Yılı Faaliyet Raporu, Osmangazi Belediye Meclisi’nde oy birliğiyle ile kabul edildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyesinde-tasarruf-ve-hizmet-vurgusu-626185">Osmangazi Belediyesi&#8217;nde Tasarruf ve Hizmet Vurgusu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi’nin 2025 Yılı Faaliyet Raporu, Osmangazi Belediye Meclisi’nde oy birliğiyle ile kabul edildi. Encümen ve komisyon üyelerinin de belirlendiği meclis toplantısında açıklamalarda bulunan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, yüzde 12’lik tasarruf gerçekleştirdiklerini belirterek, yapılan çalışmalara ilişkin bilgiler verdi.</p>
<p>Osmangazi Belediyesi’nin Nisan Ayı Olağan Meclis Toplantısı, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın başkanlığında gerçekleştirildi. Osmangazi Belediye Meclis Salonu’nda düzenlenen toplantı, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Toplantının açılışında konuşan Başkan Erkan Aydın, Katar’da meydana gelen helikopter kazasında şehit olan Hava Savunma Binbaşı Sinan Taştekin ile ASELSAN çalışanlarına, Ağrı’da askeri araç kazasında şehit olan Piyade Uzman Çavuş Yusuf Akçay’a, Ulaştırma Uzman Çavuş Selman Akarsel’e Allah’tan rahmet, yakınlarına baş sağlığı mesajını iletti.</p>
<p>“Tutuksuz Yargılanmanın Esas Olduğunu Düşünüyoruz ve Talep Ediyoruz”</p>
<p>Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in tutuklanma kararına ilişkin açıklamalarda bulunan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, masumiyet karinesine vurgu yaptı. İki yıllık görevi süresince defalarca yurtdışına gitmiş ve geri dönmüş, delil karartma şüphesi olmayan Mustafa Bozbey’in 10 yıl önce işlediği düşünülen suçlarla ilgili tutuklama kararının verildiğini anımsatan Başkan Aydın, “Biz, gözaltına alınan, tutuklanan her belediye başkanımızdan sonra aynı şeyi söyledik; masumiyet karinesi var, insanlar suçu ispatlanana kadar masumdur. Bu evrensel bir hukuk kuralıdır. Tabii ki yargılanacak, herkes yargılamaya açıktır ancak bunun hukuk kuralları içerisinde olması gerekiyor. Yargılama olduktan sonra suçluysa elbette cezasını çekecek ama suçlu değilse peşinen cezasını çekmiş olacak. Geçen hafta 9 kişi İBB davasında salındı ama yaklaşık 1 yıldır içeride peşinen cezalarını çektiler. 2021 öncesinde isnat edilen suçlardan dolayı yatanlar yüzde 100 suçlu bulunsa 1 gün yatarı var çünkü af çıktı. Fakat 9-10 aydır peşin bir ceza çekiyorlar. Halbuki o gün suçlanıp suçu kesinleşmiş olanların hemen hemen hepsi tahliye edildi ancak Silivri’de yatanların çoğu mahkemeye dahi çıkamadı. Demokrasimiz adına üzüntü verici, sandıkla gelenin sandıkla gitmesi gerekiyor. Tutuksuz yargılanmanın esas olduğunu düşünüyoruz ve bir belediye başkanımızın da bu konu dikkate alınarak yargılanmasını talep ediyoruz” diye konuştu.</p>
<p>700’üncü Yıl Kutlamaları Devam Edecek</p>
<p>Geride bıraktığımız Ramazan ayında yapılan yardımlara ve organizasyonlara ilişkin meclis üyelerine bilgilendirmelerde bulunan Başkan Erkan Aydın, binlerce Osmangazili vatandaşın gönlüne dokunduklarına işaret etti. Bu yıl 21’incisi düzenlenen Osman Gazi’yi Anma ve Bursa’nın Fethi Etkinlikleri ile Bursa’nın Fethi’nin 700’üncü yılına dair kutlamalara değinen Başkan Aydın, fetih duasıyla başladıkları etkinlik zincirini sempozyum ve fetih yürüyüşü ile devam ettirdiklerini söyledi. Başkan Aydın, Nisan ayı boyunca tarihi kent koşusu, köy düğünü ve rahvan at yarışlarıyla 700’üncü yıl etkinliklerinin devam edeceğini dile getirdi.</p>
<p>Kurban Bayramı Öncesi Önemli Bilgilendirme</p>
<p>Başkan Aydın, yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde Kurban Pazarı alanlarına ilişkin de, “13-17 ve 20 Nisan tarihlerinde 6 iş gününde Kurban Bayramı ile ilgili kotra satışları başlayacak. Burada daha önceden devamlı düzenli katılanlara bir öncelik tanınıyor. Gelemeyecek olanların yerine de yeni hak sahiplerine bu satış sunuluyor. 27 Nisan’da hayvanların girişlerine başlanıyor, bayrama 10 gün kala büyükbaş, 5 gün kala küçükbaş alınması durduruluyor. Fiyatlara geçen yıla oranla yüzde 35 bir zam yapılmış durumda. Hem Veysel Karani’de hem Geçit’te iki noktada kurban pazar alanları kurulacak” şeklinde bilgi verdi.</p>
<p>“Kreş Sayımız 10’a Yükselmiş Olacak”</p>
<p>2025 yılı faaliyet raporu görüşüldüğü esnada göreve gelmesinin ardından seçim vaatlerine yönelik olarak tutulan sözleri değerlendiren Başkan Erkan Aydın, ilk 700 gün itibarıyla vaatlerin yaklaşık yüzde 70’inin gerçekleştiğini belirterek, sözlerine şu şekilde devam etti:</p>
<p>“Birçok dağ köyümüzde yağmur suyunun depolanmasını planlıyoruz, Soğanlı Millet Bahçesi’nde depoların tadilat işlemi var. Mürseller ve Dürdane’de ihale dosyasını hazırladık, yakın zamanda ihaleye çıkacağız. Afet konteynerleri sözünü vermiştik. 9’unu koyduk, 30’unun ihalesi yapıldı ve ihale çok yüksek olduğu için iptal edip yenisini yapacağız. Seçimden önce söylediğimiz vaatler, 5 yıllık vaatler. Biz üçte ikisini tamamladık, 10 tanesi için hazırlık aşamasındayız, 13 tanesine de başlayacağız. Soğanlı Millet Bahçesi’nde spor kompleksi projeleri bitti ancak gerek amatör sporlardan gelen taleple, gerek alanı daha verimli kullanmak adına projede değişiklikler yapıldı. Buranın bakan katılımıyla TOKİ tarafından bize natamam bir şekilde devredilmesi, kurak geçen bir dönemde oranın yeşertilememesi, başka bir sıkıntı olarak önümüze geldi. Sonradan öğrendik ki meğer oraya bir inşaatın yüzlerce kamyon atık bedelleri, molozları dökülmüş. Dolayısıyla çimleme yapılamamış. Şu anda 5 kreşimiz var, Küçükbalıklı yüzde 70, Kükürtlü yüzde 40 aşamalarında. Emek’te temel atacağımız kreşin altında Bizans dönemi toplu mezarları çıktı ama şu anda sanırım onunla ilgili bir engel kalmadı. Biz ihbarımızı yaptıktan sonra Müzeler Müdürlüğü gelip tespitlerini yaptı. Orayı da tamamladıktan sonra Panayır’da, Gülbahçe’de, Çekirge’de olmak üzere 2026 sonu ya da 2027 başı gibi sayımız 10’a yükselmiş olacak. Geri kalan 2,5 yılımızda hedefimiz olan 20, 25 sayısını tamamlamak için mücadeleye devam edeceğiz.”</p>
<p>Pazar alanlarını kapatma ile ilgili olarak Hürriyet ve Alemdar’da alanın ihale aşamasında olduğunu, Demirtaş Sakarya Mahallesi’ndeki kapalı Pazar yerinin ihalesinin yapıldığını belirten Başkan Aydın, onun dışında Osmangazi’de 26 açık olup kapatılması gereken Pazar alanı olduğunu kaydetti.</p>
<p>Meclis üyelerinden gelen eleştirilere yanıt veren Başkan Aydın, halı sahalarla ilgili amatör spor kulüplerinin herhangi bir sıkıntısının bulunmadığını söyleyerek, “Osmangazi’de bulunan 68 amatör spor kulübüne talepleri doğrultusunda ayrım yapılmadan, eşit olarak malzemelerini teslim ettik. İnşallah her sene sonunda onlardan gelen talepleri bu şekilde karşılamayı planlıyoruz” dedi.</p>
<p>Başkan Aydın Bütçede Yapılan Tasarruflara Değindi</p>
<p>Yerel seçimler öncesinde sendikayla 3 yıllık yapılan personel sözleşmesinin olduğunu ve bu durumun da kendilerine Türkiye’de ortalama olarak en yüksek maaş ödemesini getirdiğini kaydeden Başkan Erkan Aydın, bütçe planlamalarına ilişkin şunları söyledi:</p>
<p>“Bugün piyasadaki işçilik giderlerinin ortalamasının neredeyse iki buçuk katında bir giderimiz var.Neticede 3 yıllık sendikayla yapılan sözleşme var. İyileştirme yapmanız, kamu gelirlerini artırmanız, mevcudu korumanız lazım. En önemli konulardan bir tanesi, belediyemizde kamu gelirleri ile özel gelirler birbirinden ayrıldı. Kamu gelirlerine haczin önüne geçildi. İkisi birlikteyken ufacık bir miktardaki haciz hepsini engelleyebiliyordu. Bursa’mızda yine yap işlet modeliyle birçok yapı var. Daha önce emlak vergisi vermiyorlarmış. 2022’deki danıştay kararıyla bunların alınabileceğini biz tespit ettik, emlak vergisi beyanı yaptık. Sadece geçen yıl 13 milyon 670 bin TL gibi hiç olmayan bir geliri katmış olduk. Yine kayıt dışı mükelleflerinin sisteme dahil edilmesi, hiç yapılmamış. Sadece bu beyannameler giderek alınarak da 83 milyon TL tutarında ek gelir belediyemize gelir olarak kaydedilmiş. Yine daha önceden tahsil edilmeyen geçiş hakkı bedeli, maden payı gibi bazı gelirlerin tahsilat süreci tarafımızca başlatılmış ve buradaki gelir kaybının önüne geçilmiş oldu. Yine belediye tarihinde hiç olmayan, indirilecek KDV uygulaması, belediye tarihinde ilk. İndirilecek KDV uygulamasını hayata geçirerek, sadece geçen yıl 12 milyon TL tutarında buradan bir tasarruf sağlanmış ve kasada paranın kalması sağlanmış. Genel çerçevede mali disiplinin güçlendirilmesi, personel giderlerinin sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulması ve kamu kaynaklarının etkin kullanılması hedefi doğrultusunda bu çalışmaları yapmışız. Yeni başlayan personeli, ilk 1 yıl süreyle mevcut çalışanın seviyesinden yüzde 20 daha düşük bir bedelle başlatmışız ve bu sayede de yılda yaklaşık 30 milyon TL civarında bir tasarruf sağlamışız.”</p>
<p>“2025 Yılını Yüzde 12 Tasarrufla Bitirmişiz”</p>
<p>Ülkenin ekonomik şartlarındaki zorluğa değinen Başkan Erkan Aydın, sözlerini şöşu şekilde sürdürdü:</p>
<p>“2025 yılı bütçemizde gider olarak yüzde 88.70, gelir olarak da yüzde 85.15 yani tahmini bütçe yüzde 12 tasarrufla bitirmişiz. Gelir gider arasındaki fark yüzde 3,5. Bütün belediyeleri inceleme şansımız yok ama iddia ediyorum Türkiye’de ilk 10’a girecek rasyolarda. Bu iş sadece gelir artırmakla yetmiyor, gideri de kısmak gerekiyor. Bu çerçevede en ufak detayı bile, örnek veriyorum; sadece burada su sebillerini kaldırarak yılda 1,5 milyon TL, kağıt havluyu kaldırarak yılda 1 milyon TL’ye yakın tasarruf elde ediliyor. Bunun gibi üst üste koyduğunuzda gelir gider dengesini kurarak, sağlıklı bir bütçe yürütme, ardından kalan bütçeyle de yatırımı yapmak önemli. Öyle mega projeler yok ama şunu çok net görüyoruz, kreşlerden anneler memnun. Amatör spor kulüplerimize yardımlarla gençlere ve çocuklara yatırım yapıyoruz. OSMEK kurslarında iş hayatına katılan birçok bireyimiz yararlanıyor, kütüphanelerimiz de binlerce insana dokunuyor.”</p>
<p>Encümen ve İhtisas Komisyon Üyeleri Belirlendi</p>
<p>Muhalefet partilerinin temsilcilerinin yaptığı konuşmanın ardından Osmangazi Belediyesi Faaliyet Raporu oy çokluğuyla kabul edildi. Meclis toplantısında encümen ve ihtisas komisyon üyeleri belirlendi. Buna göre Osmangazi Belediye Meclisi 1. Başkan Vekili olarak Recep Çohan, Osmangazi Belediye Meclisi 2. Başkan Vekili ise Sefa Yılmaz seçildi. </p>
<p>Son olarak Başkan Erkan Aydın, Osmangazi Belediyesi meclis üyelerine teşekkür ederek, “Burada her birimiz yerel siyaset yapıyoruz, aynı zamanda hizmet için buradayız. Siyasal partilerin temsilcileri olarak, sizlere oy verenlerin yetkilendirmesi sonucunda buradasınız. Bunu dışarıda da söylüyorum, amaç burada hizmet etmek doğru işleri hep birlikte yapabilmek, muhalefetiyle, iktidarıyla. Neticede bütün bu görevler geçecek. Bizlerin, sizlerin yerinde başkaları bir gün oturacak. Geride iz bırakıp, iyi anılabilmek bütün mesele. Dolayısıyla da bütün bu uyumdan dolayı bütün parti gruplarına, meclis üyelerine teşekkür ediyorum. İnşallah bu şekilde devam ederiz” açıklamalarında bulundu.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyesinde-tasarruf-ve-hizmet-vurgusu-626185">Osmangazi Belediyesi&#8217;nde Tasarruf ve Hizmet Vurgusu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İBB Şehir Tiyatroları&#8217;nda Bu Hafta (8-12 Nisan 2026)</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolarinda-bu-hafta-8-12-nisan-2026-625817</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Apr 2026 18:23:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[8-12]]></category>
		<category><![CDATA[ayşe]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[bb]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hafta]]></category>
		<category><![CDATA[nda]]></category>
		<category><![CDATA[nisan]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[sahne]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatroları]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<category><![CDATA[yönettiği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625817</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 2025-2026 tiyatro sezonunun yeni haftasında 13 oyunla seyirci karşısına çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolarinda-bu-hafta-8-12-nisan-2026-625817">İBB Şehir Tiyatroları&#8217;nda Bu Hafta (8-12 Nisan 2026)</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 2025-2026 tiyatro sezonunun yeni haftasında 13 oyunla seyirci karşısına çıkıyor.</p>
<p>Şehir Tiyatroları’nda bu hafta sanatseverleri Mihail Bulgakov’dan Yiğit Sertdemir’e, Molière’den Shakespeare’e klasik ve modern yazarların eserlerinin ön planda olduğu zengin bir repertuvar bekliyor.  </p>
<p>Bu hafta İtfaiyecinin Sırrı (Yeni Oyun), Köpek Kalbi, Yoldan Çıkan Oyun, Tartuffe, Ağrı Dağı Efsanesi, Geçmişin Gölgesi, Yatak Odası Komedisi, İkinci Perdenin Başı, Sevgili Yelena Sergeyevna, Bir Gece Masalı, Çöpsüz Dünya, Bekçi İle Postacı, Sevdalı Bulut adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.</p>
<p>Oyun biletleri, gişelerden, <b><u>https://sehirtiyatrolari.ibb.istanbul/</u></b>, <u>biletinial.com</u> adreslerinden ve mobil uygulamamızdan temin edilebilir.</p>
<p><b>Bu Haftanın Programı (8-12 Nisan 2026)</b></p>
<p><b>İTFAİYECİNİN SIRRI (6+ Yaş)(Yeni Çocuk Oyunu)</b></p>
<p>Ağaçta kalan minik kediyi mahalleli kurtaramayınca çağırılan itfaiye yetişir ve kediyi kardeşine kavuşturur. Huzurlu geceyi dumanlar kaplayınca minik kediler miyavlayarak mahalleliyi uyandırır. Yangın çıkmıştır ve evde yalnız yaşayan huysuz yaşlı amca uyumaktadır. İtfaiye gelir ve korkusuzca yangına müdahale eder, kediler çok etkilenmişlerdir ve itfaiyeci olmaya karar verirler.</p>
<p><b>Çimen Turunç Baturalp</b>’in yazıp yönettiği oyunda <b>Ada Serdaroğlu, Berrin Akdeniz, Deran Özgen, Elif Verit, Gizem Akkuş, Mesut Çırak, Nilay Bağ, Özgür Efe Özyeşilpınar, Yasemin Tunca, Yiğit Ali Uslu </b>rol alıyor.<b> </b>Oyun,<b> </b>12 Nisan 2026 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>KÖPEK KALBİ (16+ Yaş)</b></p>
<p>1924 yılı… Sovyet Rusya’nın karanlık atmosferinde, toplumsal düzenin ve bürokrasinin içine sıkışmış Profesör Preobrajenski insan beyni ve gençleşme üzerine çalışmaktadır. Ona dünya çapında şöhret kazandıran, insanların gençleşmesini sağlayan bir teknik geliştirmiştir. Beyin araştırmaları sürecinde yeni bir deney yapmayı tasarlar. Sokak köpeği Şarik’e zor bir ameliyatla bir insandan alınan hipofiz ve testisleri nakleder. Fakat ameliyattan sonra beklenmedik değişimler baş gösterir, Şarik insana dönüşmeye başlar. Bu değişim Profesör Preobrajenski’nin evinin kurallarını altüst edecektir. Köpek Kalbi, toplum mühendisliği, çürümüş bürokrasi ve sınıf savaşlarıyla toplumsal barışı yitirmiş bir halk üzerinden, insanı insan yapan şey nedir sorusunu soruyor.</p>
<p><b>Mihail Bulgakov</b>’un yazdığı, <b>Mustafa Kemal Yılmaz</b>’ın çevirdiği, <b>Onur Demircan</b>’ın uyarlayıp yönettiği oyunda <b>Ali Gökmen Altuğ, Caner Çandarlı, İrem Arslan, Onur Şirin</b> rol alıyor. Oyun, 8-11 Nisan 2026 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>YOLDAN ÇIKAN OYUN (13+ Yaş)</b></p>
<p>Bol ödüllü komedi oyunu Yoldan Çıkan Oyun, tiyatro sahnesinde yaşanabilecek en büyük aksilikleri, bol kahkaha ve sürprizlerle seyirciye sunuyor! Amatör bir tiyatro topluluğu, büyük bir hevesle klasik bir cinayet oyununu sahnelemeye hazırlanır. Ancak daha perde açıldığı anda yanlış giden olaylar zinciri durdurulamaz hale gelir. Dekor çöker, aksesuarlar kaybolur, oyuncular repliklerini unutunca doğaçlamaya başlar… Ama ne olursa olsun, oyun devam etmelidir!</p>
<p>Londra’dan Broadway’e uzanan bu muhteşem yapım, fiziksel komediyle absürd mizahı ustalıkla harmanlıyor. Tiyatro sanatıyla ilgili tüm klişeleri ters yüz eden Yoldan Çıkan Oyun, seyirciyi kahkahaya boğmaya hazırlanıyor. Yoldan Çıkan Oyun&#8217;da, her şeyin ters gitmesinden dolayı çok memnun olacaksınız.</p>
<p><b>Henry Lewis, Jonathan Sayer, Henry Shields</b>’in yazdığı, <b>Mehmet Ergen</b>’in çevirdiği, <b>Lerzan Pamir</b>’in yönettiği oyunda <b>Berfu Aydoğan, Hasip Tuz, Hüseyin Tuncel, Onur Demircan, Selen Nur Sarıyar, Serdar Orçin, Tarık Köksal, Volkan Öztürk</b> rol alıyor. Oyun, 8-11 Nisan 2026 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>TARTUFFE (13+ Yaş)</b></p>
<p>Zengin mi zengin bir adamın, ailesindeki ve çevresindeki kimseyi dinlemeden evine yerleştirdiği sahtekar bir sofu ile hem kendi hem de çevresindekilerin hayatını beter etmesini anlatan bu ölümsüz eserde; inancı, aileyi, aşkı, erkek-kadın farklarını, dünümüzü, bugünümüzü, mizahı, müziği, acıyı, hüznü, rahatsız edici türlü anları iç içe ve olanca dinamiğiyle seyircinin karşısına çıkarıyoruz. Orhan Veli’nin olağanüstü çevirisine, şiirlerinden bestelenen şarkıların da eşlik ettiği seyirliğimizle, hayata dair bu acayip bilmeceyi bir kez daha kahkahalarla selamlıyoruz.</p>
<p><b>Molière</b>’in yazdığı, <b>Orhan Veli Kanık</b>’ın çevirdiği, <b>Yiğit Sertdemir</b>’in yönettiği oyunda <b>Bennu Yıldırımlar, Emre Şen, Gürkan Başbuğ, Mehmet Soner Dinç, Murat Garipağaoğlu, Naci Taşdöğen, Nilay Bağ, Semah Tuğsel, Tolga Yeter, Yeşim Koçak, Zeynep Göktay Dilbaz </b>rol alıyor. Oyun, 8-11 Nisan 2026 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>AĞRI DAĞI EFSANESİ(13+ Yaş)</b></p>
<p>Kapısına kadar gelen bir atı geri vermeyerek geleneğine sahip çıkma sorumluluğunu üstlenmek zorunda kalan Ahmet&#8217;le, hem atın hem de bölgenin yönetiminde sözün sahibi olan Mahmut Han&#8217;ın kızı Gülbahar&#8217;ın hikâyesi, Yaşar Kemal&#8217;in usta kaleminde hem kültürün rengi, hem tarihin izi, hem halkın yükünü taşıyan Ağrı Dağı Efsanesi&#8217;ne dönüşmüştür.</p>
<p>Büyük ustanın anlatısına sahne üzerinde soluk vermek için çıktığımız yolculukta, seyircilerimizi Ağrı Dağı Efsanesi&#8217;ni birlikte hayal etmeye davet ediyoruz.</p>
<p><b>Yiğit Sertdemir</b>’in yönettiği oyunda <b>Arda Alpkıray, Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Can Tarakçı, Cihan Kurtaran, Emrah Can Yaylı, Emre Yılmaz, Ertan Kılıç, Hakan Örge, Murat Üzen, Özge Midilli, Serkan Bacak, Uğur Dilbaz, Yeliz Şatıroğlu, Zeynep Ceren Gedikali </b>rol alıyor. Oyun, 8-11 Nisan 2026 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>GEÇMİŞİN GÖLGESİ (16+ Yaş)</b></p>
<p>Terk edilmiş bir binada eski bir polis yıllar önce iş birliği yaptığı doktoru beklemektedir. Açığa çıkması gereken gerçekler, yüzleşmeleri gereken suçları vardır. Büyük bir hesaplaşmaya girerler.</p>
<p><b>Macit Koper</b>’in yazdığı, <b>Barış Dinçel</b>’in yönettiği oyunda <b>Ahmet Saraçoğlu, Bahtiyar Engin</b> rol alıyor. Oyun, 8-11 Nisan 2026 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.</p>
<p><b>YATAK ODASI KOMEDİSİ (16+ Yaş)</b></p>
<p>Oyun, evliliklerinin farklı aşamalarında olan dört çiftin iç içe geçmiş hayatlarını sıra dışı ama komik bir bakışla ortaya koyuyor. Evlilik kavramı, çiftlerin tuhaf nedenlerle sarsılan ve yeniden kurulan ilişkileri üzerinden, geleneksel, alışılagelmiş kalıpların ve kuralların dışına çıkılarak irdeleniyor.</p>
<p><b>Alan Ayckbourn</b>’un yazdığı, <b>Mert Dilek</b>’in çevirdiği, <b>Ali Gökmen Altuğ</b>’un yönettiği oyunda <b>Aslıhan Kandemir, Ayşen Sezerel, Buket Kubilay, Engin Gürmen, Gökçer Genç, Mert Aykul, Nurdan Kalınağa, Özgür Atkın</b> rol alıyor. Oyun, 8-11 Nisan 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>İKİNCİ PERDENİN BAŞI (13+ Yaş)</b></p>
<p>Genç ve umutsuz bir oyuncu olan Muhsin, ünlü tiyatro yönetmeni Afet’in açtığı oyuncu seçmesine girme fırsatı bulur. Böylesi bir dönüm noktasında, hayatta hiçbir şeyin yolunda gitmemiş olmasının gerginliğini yaşamaktadır. Seçmelere saatinde yetişemediğinden dolayı içeri girip girmeme konusunda kararsız kalır.</p>
<p>Herhangi bir mesleğe yeni başlayan pekçok genç için bu tür seçme veya sınavlar aslında kaybolan umutları bulma ve yeniden hayal kurabilmek için önemli bir eşiktir. Muhsin için ise bir adım ötesinde varoluş imtihanı başlayacaktır.</p>
<p><b>Alp Tuğhan Taş</b>’ın yazıp yönettiği oyunda <b>Ebru Üstüntaş, Alp Tuğhan Taş</b> rol alıyor. Oyun, 8-11 Nisan 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.</p>
<p><b>SEVGİLİ YELENA SERGEYEVNA (16+Yaş)</b></p>
<p>İdealist ve ilkeli matematik öğretmeni Yelena Sergeyevna mütevazı evinde annesiyle birlikte yaşamaktadır Okul dışında uzun süredir hasta olan annesiyle de ilgilendiği rutin bir günün sonunda evinin kapısı çalınır. Öğrencileri o gün doğum günü olan öğretmenlerini kutlamak için ellerinde çiçekler ve hediyelerle kapıda durmaktadır. İlk bakışta oldukça sıradan bir kutlama olarak başlayan gece ilerleyen saatlerde bambaşka bir boyut alır. Etekteki taşların dökülmesi ile bu sürpriz ziyaretin masum bir kutlamadan fazlası olduğu ortaya çıkar.</p>
<p>Sovyetler Birliğinde geçen ve Perestroyka’nın ilk yıllarında kaleme alınan oyun, etik çöküşün eşiğindeki bir toplumu mercek altına alıyor. Değerler çatışması ve bireysel çıkarlar uğruna neler yapılabileceği başta olmak üzere bugün hala varlığını koruyan pek çok soruna da ışık tutmayı ihmal etmiyor.</p>
<p><b>Lyudmila Razumovskaya</b>’nın yazdığı, <b>Belgi Paksoy</b>’un çevirdiği, <b>Bora Seçkin</b>’in yönettiği oyunda <b>Ayşecan Tatari, Cihat Faruk Sevindik,</b> <b>Direnç Dedeoğlu, Elyesa Çağlar Evkaya, Hazal Uprak</b><b> </b>rol alıyor. Oyun, 11 Nisan 2026 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BİR GECE MASALI (5+ Yaş)</b></p>
<p>Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır. William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda <b>Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Ceysu Aygen, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan</b> rol alıyor. Oyun, 12 Nisan 2026 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>ÇÖPSÜZ DÜNYA (4+ Yaş)</b></p>
<p>İklim değişikliği ve hava kirliliğinden dolayı bulutların renginin, rüzgârın yönünün değiştiği günlerden bir gün; umutlu, mutlu ve bilinçli bir uçurtma olan Uç Uç kuyruğu koptuğu için bir çöplüğe düşer. Çöplükte, bez bir bebek olan Püsküllü ve atılmış bir koli olan Koli Koli ile tanışır. Çöplüğün kontrolünü elinde tutan Çöpten Kral ve yardımcısı Sinek ile kurulu düzenlerini değiştirmeye çalışan Uç Uç arasında bir mücadele başlar.</p>
<p>Çöpsüz Dünya oyunu sevimli karakterler aracılığıyla tüketim kültürünün bilinçsizce yaygınlaştığı günümüzde “geri dönüşüm, tamir, sıfır atık ve renklerle ayrılmış atık kutuları’’ gibi konuları ele alarak atıklardan arındırılmış bir dünya nasıl mümkün olabilir sorusuna cevaplar arıyor. <b>Arzu Yurtseven</b>’in yazdığı, <b>Nihat Alpteki</b>’nin yönettiği oyunda <b>Eylül Soğukçay, Pınar Demiral, Engin Akpınar, Samet Silme, Mehmet Soner Dinç</b> rol alıyor. Oyun, 12 Nisan 2026 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)</b></p>
<p>Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir. <b>Lodovica Cima, Gabriele Clima</b>’nın yazdığı <b>Ceylan Özçapkın</b>’ın çevirdiği, <b>Derya Yıldırım</b>’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda <b>Melisa Demirhan, Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali</b> rol alıyor. Oyun, 12 Nisan 2026 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde, 12 Nisan 2026 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p><b>SEVDALI BULUT (5+ Yaş) </b></p>
<p>Dünyanın bir yerinde, Ayşe Kız’ın bahçesi dışında kalan her yere ve her şeye sahip olan Kara Seyfi, Ayşe Kız’ın büyük emek ve sevgiyle kurduğu bahçesini de ele geçirmeye çalışmaktadır. Oyun, Sevdalı Bulut, Ayşe Kız ve arkadaşlarının bahçelerini Kara Seyfi’ye karşı koruma çabalarını anlatmaktadır.</p>
<p><b>Nazım Hikmet</b>’in yazdığı, <b>Eftal Gülbudak</b>’ın yönettiği oyunda <b>Ada Alize Ertem, Canan Kübra Birinci, Emre Çağrı Akbaba, Enes Mazak, Erkan Akkoyunlu, Berk Samur, Şeyda Arslan, Yasemin Güvenç</b> rol alıyor. Oyun, 12 Nisan 2026 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p>İyi seyirler…</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolarinda-bu-hafta-8-12-nisan-2026-625817">İBB Şehir Tiyatroları&#8217;nda Bu Hafta (8-12 Nisan 2026)</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Tablet nesli&#8221; kitapla tanışmadan okula başlıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tablet-nesli-kitapla-tanismadan-okula-basliyor-624688</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2026 12:38:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alışkanlık]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[başlıyor]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[ekran]]></category>
		<category><![CDATA[kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kitapla]]></category>
		<category><![CDATA[nesli]]></category>
		<category><![CDATA[okula]]></category>
		<category><![CDATA[okuma]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[tablet]]></category>
		<category><![CDATA[tanışmadan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624688</guid>

					<description><![CDATA[<p>İngiltere’de Kindred Squared tarafından 2024 yılında gerçekleştirilen “School Readiness” (Okula Hazır Olma) araştırması, dijital yerlilerin fiziksel kitaplarla kurduğu ilişkinin zayıfladığını ortaya koydu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tablet-nesli-kitapla-tanismadan-okula-basliyor-624688">&#8220;Tablet nesli&#8221; kitapla tanışmadan okula başlıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İngiltere’de Kindred Squared tarafından 2024 yılında gerçekleştirilen “School Readiness” (Okula Hazır Olma) araştırması, dijital yerlilerin fiziksel kitaplarla kurduğu ilişkinin zayıfladığını ortaya koydu. Araştırmaya göre, her üç çocuktan biri okula başladığında bir kitabı nasıl doğru kullanacağını bilmiyor. Öğretmenler, çocukların kitap sayfalarını çevirmek yerine tablet ekranlarındaki gibi &#8220;kaydırma&#8221; (swipe) hareketi yapmaya çalıştığını rapor ediyor.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü’nden Öğr. Gör. Elif Konar Özkan, 2 Nisan Dünya Çocuk Kitapları Günü kapsamında çocukların kitapla tanışmadan okula başlamasının bilişsel ve duygusal risklerine karşı aileleri uyardı.</p>
<p><strong>“Tablet nesli”nin okuma alışkanlıklarında değişikler dikkat çekici</strong></p>
<p>Yapılan akademik araştırmalar ve çalışmaların, bilişsel ve nörolojik dönüşümlerin sinyallerini verdiğine işaret eden Öğr. Gör. Elif Konar Özkan, “Artık zihnin, belleğin, hafızanın, sinir sisteminin kullanım şekli değişmeye başlamıştır. ‘Tablet nesli’ veya ‘dijital yerli’ diye isimlendirilen neslin dikkat sürelerinde ve okuma alışkanlıklarında değişiklikler dikkati çekmektedir. Özellikle hızlı tempolu dijital oyunlar ve Youtube Kids, TikTok gibi platformlar, bir yandan çocukların dikkat sürelerini ve derin odaklanma becerilerini kısaltır diğer yandan sürekli ve anlık dopamin salgısı ile ödül mekanizmasını aktifleştirir. Dijital uygulamalar, çocuğun dikkatini bir dakika hatta saniye bile bırakmamak üzere kurgulanmıştır ve her şey hazır sunulmaktadır. Kitapla vakit geçirmek ise sabır ve zihinsel faaliyet gerektirir çünkü kitap dinleyen/okuyan çocuk zihninde bir dünya kurar; analiz sentez anlama yorumlama melekeleri sürekli aktiftir. Bu da tembelleştiren dijital faaliyetlerin yanında oldukça yorucu gelebilir.” dedi.</p>
<p><strong>Kitap okuma alışkanlığı kazandırmak güçleşti</strong></p>
<p>Dönem itibariyle okuma alışkanlığı kazandırmayı güçleştiren etkenlerin birden fazla olduğunu kaydeden Öğr. Gör. Elif Konar Özkan, “Kitap okumak için oturmak, uygun kitabı seçmek için ilgi ve ihtiyaçları keşfetmek, bireyin ilgilerini potansiyelini keşfetmek için zaman ayırmak, kitap sayfalarını çevirmek için ince motor becerilerini kullanmak, hikâyenin içine girmek için dinlemek ve/veya okuduğunu anlamak, okuduğunu anlamak için bilişsel çaba ve odaklanma becerisini kullanmak gerekmektedir. Bu eylemler ise dijital yerliler için durağan, yeknesak ve aşırı yavaş gelebilmektedir. Tablet kullanımıyla tıklama ve yüzeysel taramaya alışan çocuk ve genç için (maalesef ki yetişkin için de) metnin duygusal derinliğini kavrama, görünürdeki ve alt metindeki iletileri fark etme zorlaşır. Kitap okuma eylemi hem somut hem soyut bağ kurabilme becerisidir ve bu alışkanlık tüm gelişim alanlarının aktif kullanımını gerektirir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Dijital ekranlar &#8216;Emzik&#8217; gibi kullanılıyor</strong></p>
<p>Ailelere önemli sorumluluklar düştüğünü vurgulayan Öğr. Gör. Elif Konar Özkan, “Çocuklar çevrelerinde ellerinde somut kitap okuyan, kitap okuma alışkanlığı olan, kitaba para ve zaman ayıran yetişkinler görmeli. Kitap okumanın iyi bir şey olduğunu gözlemleyebilmeli ve yaşayabilmeli çocuklar. Özellikle ekranın hiçbir türü ‘dijital dadı/bakıcı’ gibi olmamalı çocuğun hayatında. Yani ebeveynlere zor gelen anlarda; yemek yerken, seyahatte, toplu taşımada, alışverişte vb. denize düştüklerinde sarıldıkları bir yılan kıvamına gelmemeli hiçbir ekran türü. Zorlayıcı anlarda ekranın bir emzik gibi kullanılması çocukların can sıkıntısıyla başa çıkma, gereğinde kendi iç dünyasına dönme, hayal kurma, kurgulama, düşleme ve baş etme yeteneklerinin kaybolmasına neden olur.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Bir çocuğun yetişkinle kitap okuması önemli</strong></p>
<p>Çocukların henüz okula başlamadan önce ortak dikkat becerilerinin gelişebilmesinin önemine vurgu yapan Öğr. Gör. Elif Konar Özkan, “Bir çocuğun yetişkinle kitap okuması, bakması, incelemesi, sayfaları çevirmek, resimler üzerine konuşmak gibi basit eylemler, beyin ve sinir sistemini dijitalle parçalanmış dikkatten koruyacaktır. Bu, aynı zamanda çocuğun merakını diri tutacak, bağ kurma, iletişim, ilişki ve diyalog kurma, empati becerilerini güçlendirecektir. Banyo kitapları, oyuncak kitaplardan başlayarak çocuğun kitapla tanışması/tanıştırılması ve kitaba hayatında yer bulması bu alışkanlığı adım adım oluşturacak önemli davranışlardandır. Önemli günlerde kitabı bir hediye olarak almak yani kitap sevdiğine hediye edilebilecek kıymette bir nesne algısını oluşturmak tabii ki bıktırmadan… Ayrıca etkileşimli okuma etkinlikleriyle çocuğun bu bağını kuvvetlendirmek… Kitapla tanışmadan önce de sözlü kültür unsurlarıyla çocuğu adım adım edebiyat, sanat ve okuma dünyasına sokmak. Nasıl? Ninniler, bilmeceler, maniler, tekerlemeler, masallar gibi sözlü kültür unsurları, kitap okuma alışkanlığına giden yolun başlangıç aşamalarını oluşturur aslında.” şeklinde konuştu.    </p>
<p><strong>Teknoloji yasaklanmamalı, dengelenmeli</strong></p>
<p>Teknolojinin tamamen hayat dışına çıkarılmasının mümkün olmadığını söyleyen Öğr. Gör. Elif Konar Özkan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Teknolojinin tamamen sınırlandırılması mümkün değil çünkü bizler dijital göçmenlerken yeni nesiller bu olgunun içine doğuyorlar yani dijital yerliler. Sinir sistemlerine dijital kullanım becerileri kodlanarak doğuyorlar ki bununla ilgili pek çok karikatür, video ve içerikle de karşılaşmışsınızdır. Doğru kullanım önemli. Dünyanın pek çok yerinde birçok uzmanın ısrarla altını çizdiği her fırsatta vurguladığı şey; beyin ve sinir sistemi gelişimi için özellikle ilk üç yıl ekrandan uzak tutmak ve insani alışkanlıklarla çocuğu donanımlı hale getirmek. Çocuklar 5N1K modunda araştırmacı gazeteciler gibi çevreyi tanımaya çalışırken bu çok da zor olmaz çünkü doğayı ve çevrelerini keşfetmek için doğal bir merakla doğarlar bu dünyaya. Oyun bu dünyayı keşfetmede önemli bir dildir. Tıpkı oyun gibi sözlü kültür unsurları da çocuğun ilgisini çeker ve onu olumlu yönde besler, gelişimi destekler. Bebeklik çağında ninniyle tekerlemeyle tanışan, üç yaş civarında hayatına bilmeceler ve masallar, hikâyeler dahil edilen çocuk aslında zaten kitapların dünyasına adım atmış sayılabilir. Dinlediklerinin bir kısmının kitaplardan okunduğunu fark edince okutmaya istekli ve sonrasında da okumaya meraklı bir çocuk olarak dengeyi sağlayabilir bir sistemle yetişmiş olur. Dijitalin ihtiyaç anında kullanılabilecek bir araç olduğunu, TV ve diğer ekran türlerinin evin baş köşesine kurulmadığını deneyimlediğinde de bu denge sağlamlaşmış olur çocuğun gözünde ve hayatında. “   </p>
<p><strong>Yanlış kitap seçimi çocuğu kitaptan uzaklaştırabilir</strong></p>
<p>Yaş ve gelişim özelliklerine uygun kitap seçiminin önemine değinen Öğr. Gör. Elif Konar Özkan, “Tek başına olmasa da yaş gruplarına göre kitap seçimi tabii ki okuma isteğini olumlu ve/veya olumsuz etkileyen hususlardandır. Çocuğa görelik dediğimizde çocuğu tanımak anahtar kelime. Çünkü çocuğu tanıyıp ilgi, ihtiyaç, istek ve merakları bilinirse ona uygun kitaplar seçilebiliyor. Kucak boyu kitaplardan avuç içi kitaplara kadar pek çok boyutta; çizgi romanlardan resimli kitaplara, şiirden masala, biyografiden hikâyeye ya da yazısız ve resimsiz kitaplara kadar birçok farklı kitap, gelişim özelliklerine göre denenebilir. Yani kitap seçiminde hem biçimsel özellikler hem de içerik özellikleri önemli. Çocuk için seçim yaparken de çocuğun meraklı ama tıpkı kendileri gibi öğretilmekten hoşlanmayan severek ve bağ kurarak öğrenebilen farklı bir birey olduğunun hatırlanması temel şarttır. Nitelikli ve yaşına uygun kitaplarla buluşturulan çocuklar tabii ki kitap okuma alışkanlığını daha kolay kazanabilmektedir.” dedi.</p>
<p><strong>Okullara düşen görev kitabı sevdirmek</strong></p>
<p>Okulların rolüne de değinen Öğr. Gör. Özkan, “Çocukların temel alışkanlıklar hususunda okula hazırlıksız gelmesi, okulun sadece bilgi aktaran ve öğreten değil temel alışkanlıkları yeniden inşa eden bir yapıya dönüşmesini gerekli kılıyor. Tıpkı ‘değerler eğitimi’ gibi. Yani değerler, ahlak ve ‘insan olmak’ temelde ailede kazanılan/kazanılması gereken temel özelliklerken modern kapitalist sistemin zorunlulukları, önce değerler eğitimi genelgesiyle sonra erdem değer eylem modeliyle okullara ve eğitim sistemine verilmiş bir ödev olmuştur. Kitap okuma alışkanlığı da doğru örneklerle temelde çocuğun ailesinde ve çevresinde görerek edindiği bir alışkanlıkken şimdi bu kültürü yerleştirmek ve güçlendirmek okullara ve eğitim sistemine yüklenmiş bir görev gibi kabul ediliyor maalesef. Okullarda kitaplık ve kütüphanelerin olması, kitabın görünür ve kullanılır olması önemli tabii. Eğitimde de sürekli dijitalleştiğimiz için o ortamlarda da kitap ikinci planda kalabiliyor zaman zaman. Öğretmenlerin kitabı önemsemesi, hayatında yer vermesi, okuyan insanlar olarak iyi bir model olması öncelikli görevlerdendir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Çocuğa kitabın dünyası tanıtılmalı</strong></p>
<p>Kitap okuma kültürü için kitaba dair sınavların yapılması değil aksine çocuğun bilişsel ve duygusal dünyasında kitaba dair olumlu bağların kurulması gerektiğini ifade eden Özkan, “Kitapla çocuğun daha çok vakit geçireceği çeşitli etkinlikler; çocuğun kendini yazarın, çizerin yerine koyduğu ve bu hali deneyimlediği anlar, kitabevi ve fuar ziyaretleri, yazar ve çizerlerle tanışma ve sohbet/deneyim imkânı bulma, kütüphanelerde masal dinleme vb. gibi çeşitli etkinliklerle vakit geçirme yani öncelik kitabı ve kitap okumayı sevmek olmalıdır. Kitabı, kitabın dünyasını tanıyıp sevince kitap okuma alışkanlığı da güçlenecektir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tablet-nesli-kitapla-tanismadan-okula-basliyor-624688">&#8220;Tablet nesli&#8221; kitapla tanışmadan okula başlıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı yaş almanın merkezi Menemen olacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/saglikli-yas-almanin-merkezi-menemen-olacak-624420</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Apr 2026 12:04:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[almanın]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[hizmetler]]></category>
		<category><![CDATA[hizmetleri]]></category>
		<category><![CDATA[menemen]]></category>
		<category><![CDATA[Menemen Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[olacak]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624420</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her yaştan hemşehrisi için çalışmalarını en yaşanabilir kent olma hedefiyle sürdüren Menemen Belediyesi, ilçenin çınarları için yeni bir adım daha attı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-yas-almanin-merkezi-menemen-olacak-624420">Sağlıklı yaş almanın merkezi Menemen olacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><i>Her yaştan hemşehrisi için çalışmalarını en yaşanabilir kent olma hedefiyle sürdüren Menemen Belediyesi, ilçenin çınarları için yeni bir adım daha attı. Huzur Eli Projesi (HEP Yanında) ile birlikte kurulacak yaşlı destek hizmetleri birimi, 65 yaş üstü vatandaşlar için görev yapacak. Projenin tanıtım toplantısında konuşan Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, &#8220;Büyüklerimiz bu toprakların hafızasıdır ve bizim de başımızın tacıdır.&#8221; dedi.</i></b></p>
<p>Menemen Belediyesi, Aile ve Sosyal hizmetler Bakanlığı desteğiyle hayata geçirilen HEP Yanında &#8211; Huzur Eli Projesi için tanıtım töreni gerçekleştirdi. 65 yaş üzeri vatandaşların günlük yaşamlarını kolaylaştırmak ve yaşam kalitesini artırmak amacıyla oluşturulan projenin tanıtım töreni, Menemen Belediyesi Kültür Merkezi&#8217;nde gerçekleştirildi. YADES programı kapsamındaki proje için düzenlenen tanıtım toplantısına Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan ile birlikte Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İzmir İl Müdür Yardımcısı Nadir Maşalacı, Menemen İlçe Sağlık Müdürü Burak Çetin, AK Parti Menemen İlçe Başkanı Hakkı Durmaz, MHP Menemen İlçe Başkanı Barbaros Çalışçı, ilçe protokolü, gaziler, yaş almışlar ve vatandaşlar katıldı.</p>
<p><b>65 yaş üstü için uzman bir birim kurulacak</b></p>
<p>Salonda bulunan konuklara proje hakkında detaylı bilgilendirmeyi proje koordinatörü Mehmet Baytar yaptı.Menemen Belediyesi bünyesinde alanında uzman isimlerle yaşlı destek hizmetleri birimi kurulmasını da içeren proje kapsamında proje ekibi dijital bir izleme ve takip sistemi oluşturarak ihtiyaçları kategorize edecek. Yaşlıların kişisel bakımı, sağlık desteği, beslenme ve çeşitli ihtiyaçları, kurulacak birimin çalışma alanı olacak. Moral etkinlikleri, psikolojik destek ve farkındalık çalışmaları yapılacak. Eğitim, isteyenler için istihdam ve ailelere bilinçlendirme çalışmaları yapılacak. Menemen Belediyesi&#8217;nin yürütücülüğündeki projenin ortağı İzmir İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı olurken, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı da YADES Programı kapsamında fonlayıcı olarak yer alacak.</p>
<p><b>&#8220;Hep yanınızdayız&#8221;</b></p>
<p>Projenin tanıtım toplantısında konuşan Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, &#8220;Kıymetli büyüklerimiz; sizler bu şehrin hafızasısınız, bu toprakların duasısınız, bizim baş tacımızsınız. Menemen&#8217;de hiçbir büyüğümüz yalnız değildir. Hiçbir ailemiz çaresiz değildir. Çünkü hep yanınızdayız.&#8221; dedi.</p>
<p>Menemen&#8217;de yaşlılara yönelik hizmetlere değinen Başkan Pehlivan, &#8220;Evde bakım hizmetlerinden sağlık desteklerine, ambulans hizmetlerinden sosyal yardımlara kadar, Menemen’de hangi büyüğümüz ne zaman bir ihtiyaçla karşılaşsa; o ihtiyaca ortak olmak ve çözüm üretmek için var gücümüzle çalıştık, hamdolsun çalışmaya da devam ediyoruz. Lezzeti ve hijyeni uygun fiyatla sunduğumuz Aynısefa Sosyal Tesislerimizden, tamamen ücretsiz spor ve kültür kurslarımıza kadar birçok hizmetimizde büyüklerimizin mutluluğunu öncelik bildik. Bugün ise bu anlayışımızı; daha güçlü bir yapıya kavuşturmanın ve tek çatı altında toplamanın haklı gururunu yaşıyoruz. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın destekleriyle, Türkiye’deki en kapsamlı YADES birimlerinden birini Menemen’imizde hayata geçiriyoruz. İlçemizde yaşayan 65 yaş üstü büyüklerimiz; kendi evlerinden kopmadan, sağlık takibinden kişisel bakıma, ev temizliğinden sıcak yemeğe, psikososyal destekten sosyal ve kültürel etkinliklere kadar hayatlarını kolaylaştıran bütüncül hizmetlere artık daha kapsamlı, daha düzenli ve daha sürdürülebilir şekilde ulaşabilecek. Sadece büyüklerimizin değil… Onlara emek veren, onların yükünü omuzlayan kıymetli yakınlarının da yanında olacağız.&#8221; dedi.</p>
<p><b>&#8220;Belediyemizin hizmetlerinden çok memnunuz&#8221;</b></p>
<p>Tanıtım toplantısında, Menemen Belediyesi&#8217;nin yaşlılara yönelik hizmetlerinden faydalanan çınarlara da söz verildi. İşte o isimlerin yorumları:</p>
<p><b>Abdülkadir Elçi:</b>Bütün dertlerimizi belediyemize anlatıyoruz. İsteklerimizi yazılı ve sözlü olarak ilettiğimizde yerine getirildiğini görüyoruz. Bu nedenle hizmetleri ve bizlere gösterdikleri ilgiden dolayı belediyemizden çok memnunuz.</p>
<p><b>Hacer Esenli: </b>Yaklaşık 4 yıldır Menemen Belediyesi&#8217;nden destek almaktayım. İlk günden bugüne çok güzel bir ekiple bana çok destek verdiler. Eve gelen temizliğe yardımcı olan şahane bir ekip var. Ben bunun için öncelikle temizlik ekibine, Başkan Aydın Pehlivan&#8217;a ve ekibine teşekkür ediyorum. Kanser hastasıyım ve onun mücadelesi için belediyeye gelip başvurmuştum. Hepinize çok teşekkür ediyorum.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-yas-almanin-merkezi-menemen-olacak-624420">Sağlıklı yaş almanın merkezi Menemen olacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Otizmde aileye destek zorluklarla başa çıkmada kritik rol oynuyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/otizmde-aileye-destek-zorluklarla-basa-cikmada-kritik-rol-oynuyor-624411</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Apr 2026 11:48:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[aileye]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[babalar]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[başa]]></category>
		<category><![CDATA[çıkmada]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[kritik]]></category>
		<category><![CDATA[otizm]]></category>
		<category><![CDATA[otizmde]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşa]]></category>
		<category><![CDATA[zorluklarla]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624411</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk ve Egen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü kapsamında, otizm tanısı alan çocukların ailelerinin yaşadığı duygusal ve sosyal zorluklar ile çocuklarının bakım ve gelişim sürecinde karşılaştıkları güçlükler hakkında bilgi verdi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/otizmde-aileye-destek-zorluklarla-basa-cikmada-kritik-rol-oynuyor-624411">Otizmde aileye destek zorluklarla başa çıkmada kritik rol oynuyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk ve Egen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü kapsamında, otizm tanısı alan çocukların ailelerinin yaşadığı duygusal ve sosyal zorluklar ile çocuklarının bakım ve gelişim sürecinde karşılaştıkları güçlükler hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Anne babalar tanımlayamadıkları davranışlarla baş başa kalıyor!</strong></p>
<p>Otizm gibi gelişimsel bozukluğu olan çocuğa sahip ailelerde aile içi ilişkilerde sorunlar ortaya çıkabileceğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Anne babalar otizmli çocuklarında karşılaştıkları ve tanımlayamadıkları bir dizi davranışla baş başa kalır.” dedi.</p>
<p>İletişim kuramayan bir çocuğun gereksinimleri ve isteklerini anlamaya çalışmanın, tuhaf ve alışılmamış davranışlarıyla baş etmenin, çocuk tehlikeleri tanıyamıyorsa sürekli olarak kontrol etmeye çalışmanın aileleri yorabileceğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Luş, bazı ailelerde suçluluk duygusunun ön plana çıkabildiğini, bazılarının ise aşırı kaygılanıp panik yaşayabildiklerini ifade etti.  </p>
<p><strong>Ebeveynler ilk başta büyük üzüntü yaşayabiliyor!</strong></p>
<p>Özellikle ilk tanı konulduğu zaman ailelerin, otizmin nasıl bir hastalık olduğunu bilmediğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Ebeveynler, çocuklarının durumunu ilk başlarda büyük bir üzüntüyle karşılayabiliyor.” dedi.</p>
<p>Ancak zamanla duruma alıştıklarını dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Luş, “Bazen diğer aile fertleri otizm konusunda bilinçli olmadıkları için anne babaları yalnız bırakabiliyor. Bazı aileler hangi eğitim kurumunun çocukları için daha iyi olacağı gibi konularda karar vermede zorlanabiliyor.” şeklinde konuştu..  </p>
<p><strong>Anne babalar kendilerini çevrelerinden soyutlayabiliyor!</strong></p>
<p>Çocukların öz bakım becerilerini çok geç kazanmasının da aileleri çok zorlayabildiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, şunları söyledi:</p>
<p>“Çocuğun geç yaşa kadar tam anlamıyla tuvalet eğitimini tamamlayamıyor olması, bazen yemeği kendi kendine yememesi gibi durumlarda bazı anne babalar, çocuklarına bakabilmek için iş hayatlarında, kendi özel hayatlarında birçok şeyden vazgeçip kendilerini çevrelerinden soyutlayabiliyor. Bazen de ebeveynler durumu kabullenmede çok zorluk yaşayıp, depresyon gibi psikiyatrik hastalıklara yakalanabiliyor. </p>
<p>Girdikleri ortamlarda çocuklarının sorunlu davranışlar sergilemeleri anne babaların çaresiz hissettikleri, bazen öfkelendikleri durumlardan biri. Çocuklarına farklı bir gözle bakılması ve dışlanması da aileleri oldukça üzen bir durum. Aileler çocuklarının da diğer çocuklar gibi görülmesini ister.”</p>
<p><strong>Ailelerin başa çıkabilmesi için sosyal destek mekanizmaları önemli!</strong></p>
<p>Ailelerin, çocuklarının geleceğine yönelik endişe duyduklarının da altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Çocuklarının ileride kendi kendilerine nasıl bakacağı, tek başlarına yaşamlarını nasıl sürdüreceği gibi konular önemli bir endişe kaynağı.</p>
<p>Anne babaların otizmli bir çocuğa sahip olmakla ilgili zorluklarla başa çıkması için sahip oldukları sosyal destek mekanizmaları çok önemli. Yeterli sosyal destek sistemlerine sahip olmak anne babaları daha güçlü hale getirir. Yerel yönetimlerin ve gönüllü kuruluşların çalışmaları, sosyal hizmet uzmanlarının özel eğitim merkezlerinin, çocuk psikiyatri kliniklerinin sayılarının arttırılması önemli.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/otizmde-aileye-destek-zorluklarla-basa-cikmada-kritik-rol-oynuyor-624411">Otizmde aileye destek zorluklarla başa çıkmada kritik rol oynuyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İBB Şehir Tiyatroları Nisan Ayında 42 Oyunu Seyirciyle Buluşturuyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolari-nisan-ayinda-42-oyunu-seyirciyle-bulusturuyor-623121</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2026 12:39:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[42]]></category>
		<category><![CDATA[ayında]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[bb]]></category>
		<category><![CDATA[Çevirdiği]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kara]]></category>
		<category><![CDATA[nisan]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[oyunu]]></category>
		<category><![CDATA[sahne]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatroları]]></category>
		<category><![CDATA[yazdığı]]></category>
		<category><![CDATA[yönettiği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623121</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 2025-2026 tiyatro sezonunun yeni ayında 42 oyunla seyirci karşısına çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolari-nisan-ayinda-42-oyunu-seyirciyle-bulusturuyor-623121">İBB Şehir Tiyatroları Nisan Ayında 42 Oyunu Seyirciyle Buluşturuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 2025-2026 tiyatro sezonunun yeni ayında 42 oyunla seyirci karşısına çıkıyor.</p>
<p>Nisan ayında tiyatroseverleri Euripides’ten Musahipzade Celal’e, Nazım Hikmet’ten Shakespeare’e klasik ve modern yazarların eserlerinin öne çıktığı zengin bir repertuvar bekliyor.</p>
<p>Bu ay; İtfaiyecinin Sırrı (Yeni Oyun), Adiller (Konuk Oyun), İfigenya, Yenilmez, Hayat Der Gülümserim, Yaşamak Mı Yoksa Ölmek Mi, Kahvaltıya Kalsana, Oscar, Gidion’un Düğümü, İkinci Perdenin Başı, Köpek Kalbi, Yoldan Çıkan Oyun, Tartuffe, Ağrı Dağı Efsanesi, Geçmişin Gölgesi, Yatak Odası Komedisi, Sevgili Yelena Sergeyevna, Savaş ve Barış, Gök Kubbe, Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım, Maviydi Bisikletim, Sivrisinekler, Yaftalı Tabut, Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin, Uçurtmanın Kuyruğu, Gölge, Çingene Boksör, Öksüzler, Fosforlu Cevriye, Haramiler, Cadı Kazanı, Bir Ziyaret, Ben Medea Değilim, Öylece Durur Zaman, Fındıkkıran, Bir Gece Masalı, Çöpsüz Dünya, Bekçi İle Postacı, Sevdalı Bulut, Masal, Benim Küçük Yıldızım, Sesler Ülkesi adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.</p>
<p>Biletlerinizi https://sehirtiyatrolari.ibb.istanbul/, biletinial.com adreslerinden ve mobil uygulamamızdan temin edilebilirsiniz.</p>
<p><b>Nisan 2026 Programı</b></p>
<p><b>İTFAİYECİNİN SIRRI (6+ Yaş)(Yeni Çocuk Oyunu)</b></p>
<p>Ağaçta kalan minik kediyi mahalleli kurtaramayınca çağırılan itfaiye yetişir ve kediyi kardeşine kavuşturur. Huzurlu geceyi dumanlar kaplayınca minik kediler miyavlayarak mahalleliyi uyandırır. Yangın çıkmıştır ve evde yalnız yaşayan huysuz yaşlı amca uyumaktadır. İtfaiye gelir ve korkusuzca yangına müdahale eder, kediler çok etkilenmişlerdir ve itfaiyeci olmaya karar verirler.</p>
<p><b>Çimen Turunç Baturalp</b>’in yazıp yönettiği oyunda <b>Ada Serdaroğlu, Berrin Akdeniz, Deran Özgen, Elif Verit, Gizem Akkuş, Mesut Çırak, Nilay Bağ, Özgür Efe Özyeşilpınar, Yasemin Tunca, Yiğit Ali Uslu </b>rol alıyor.<b> </b>Oyun,<b> </b>12, 19<b> </b>Nisan 2026 tarihlerinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>ADİLLER (Bursa B. B.) (Konuk Oyun)(16+ Yaş)</b></p>
<p>Camus’un 1949 yılında kaleme aldığı ve tarihî bir hadise üzerine inşa ettiği Adiller&#8217;de, yirminci yüzyıl başında, Moskova&#8217;da, devrimci bir örgütün Grandük Sergey&#8217;e suikast girişimini konu alır. Benzer amaçlar, idealler ve acılarla bir araya gelmiş, sıfatı ne olursa olsun bir &#8220;insan&#8221;ın yaşamına son vermenin eşiğinde bulunan örgüt üyeleri, &#8220;insan&#8221;la yüzleşmek zorunda kalacakları o &#8220;son anda&#8221; en büyük sınavlarını vereceklerdir. Ülküsü uğruna işkencelere maruz kalmış, hayallerini, duygularını yitirmiş, gelecek nesillerin özgürlüğü için yaşamını sürdüren Stepan, ölüm ve yıkımdan sonsuza dek kurtulmak, sevgiyi ve aşkı geri kazanmak uğruna bu savaşa katılmaya razı olan Yanek ve Dora, vazifesiyle insani arzuları arasına sıkışmış olan Annenkov, masum çocukların ölümüne sebep olabileceği ortaya çıkan bu suikastı ve sonuçlarını sorgulamaya başladıkları noktada, varoluş amaçlarını, eylemlerinin haklılığını, insana ve yaşama karşı ne kadar adil olduklarını da sorgulamaya başlamış olurlar.</p>
<p><b>Albert Camus</b>’un yazdığı, <b>Ayberk Erkay</b>’ın çevirdiği, <b>Emre Feza Soysal</b>’ın yönettiği oyunda <b>Aykan Yılmaz, Erdem Kahraman, Günay Yunus Güney, Hilal Öztunca,</b> <b>Nihan Doğa,</b> <b>Osman Murat Erten, Serdar Soyer, Sergen Bölük, Yusuf Serdaroğulları, </b>rol alıyor.<b> </b>Oyun,<b> </b>15-18<b> </b>Nisan 2026 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>İFİGENYA(16+ Yaş)</b></p>
<p>Doğu ile Batı arasındaki ilk büyük savaş: Akha ordusu, Truva seferine çıkmak üzeredir. Birleşik ordu donanmasının sıkıştığı limandan kurtulup harekete geçebilmesi için rüzgâra ihtiyacı vardır. Başkomutan Agamemnon, Artemis’in kutsal geyiklerinden birini öldürdüğü için tanrıça da onun rüzgârını kesmiş ve herkesi bu limana hapsetmiştir. Doksan dokuz kralın ordusu hastalıktan kırılırken, öfkeyle bekleyen askerlerin gözü Agamemnon’dadır. Başkomutan’ın sadece kendisi ve makamı değil, başta ailesi olmak üzere, tüm ülke tehlikededir. Agamemnon’un yapabileceği tek bir şey kalmıştır: En değerli varlığı olan kızı Iphigenia’yı tanrılara kurban vermek!..</p>
<p><b>Euripides</b>’in yazdığı <b>Serdar Biliş</b>’in yönettiği oyunda <b>Yağmur Topçu, Elvan Boran, Yıldıray Şahinler </b>rol alıyor. Oyun, 1-4 Nisan 2026 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>YENİLMEZ (16+ Yaş)</b></p>
<p>Ekonomik kriz sebebiyle Londra’da yaşamaları imkânsız hale gelen Oliver ve Emily çifti, Londra’dan İngiltere’nin kuzeyindeki küçük bir kasabaya taşınırlar ve burada “gerçek” insanlarla tanışmaya karar verirler. Taşralı komşuları Alan ve Dawn’ı evlerine davet ederler. Farklı sınıflara ait insanlar arasında büyük bir hayal kırıklığı ile başlayan ve giderek tuhaflaşan ilişkiler trajik sonuçların ortaya çıkmasına sebep olur.</p>
<p><b>Torben Betts</b>’in yazdığı, <b>Nazlı Gözde Yolcu</b>’nun çevirdiği, <b>Nihat Alpteki</b>’nin yönettiği oyunda <b>Gizem Akkuş, Gökçer Genç, Nurdan Kalınağa, Tankut Yıldız</b> rol alıyor. Oyun, 1-4 Nisan 2026 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>HAYAT DER GÜLÜMSERİM (13+ Yaş)</b></p>
<p>Yıllarca olağanüstü kadın karakterlere hayat vermiş bir oyuncu, AVM yapılmak üzere yıkılacak bir sahneye veda eder. Anlatılmaya değer bulunmayan farklı sınıflardan kadınların sıcak ve aşina hayat hikâyeleri, ilk kez aktarılır.</p>
<p><b>Özen Yula</b>’nın yazıp yönettiği oyunda <b>Sema Keçik, Serkan Bacak</b> rol alıyor. Oyun, 1-4 Nisan 2026 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>YAŞAMAK MI, YOKSA ÖLMEK Mİ (13+ Yaş)</b></p>
<p>1939 yılı, Polonya’nın Nazi birliklerince işgalinin hemen öncesi. Varşova’da bir tiyatroda Hitler karşıtı bir oyunun provaları sürmektedir. Oyun siyasi sebeplerle yasaklanarak yerine Hamlet konulur. Almanların Polonya’yı işgali üzerine tiyatro kapanır. İşsiz kalan oyuncular, bir Alman casusunun engellenmesi için çalışırlar. Provasını yaptıkları oyun sayesinde, Nazilerin kılığına girer ve zaman zaman umutsuzlaşan ve gitgide çetrefilleşen bir savaşı sürdürürler.</p>
<p><b>Nick Whitby</b>’nin yazdığı, <b>Yücel Erten</b>’in çevirdiği, <b>Hüseyin Köroğlu</b>’nun yönettiği oyunda <b>Aziz Sarvan, Emre Narcı, Emre Şen, Erkan Akkoyunlu, Gürkan Başbuğ, Hüseyin Köroğlu, Özgür Ali Kuruçay, Şenay Saçbüker, Tarık Köksal, Ümit Bülent Dinçer, Vildan Türkbaş, Volkan Ayhan, Yasemin Tunca, Yonca İnal</b> rol alıyor. Oyun, 1-4 Nisan 2026 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>KAHVALTIYA KALSANA</b> <b>(16+ Yaş)</b></p>
<p>Üç kişilik bir sahne güldürüsü olan &#8220;Kahvaltıya Kalsana&#8221;, Ray Cooney ve Gene Stone tarafından 1970 yılında yazılan &#8220;Why not Stay for Breakfast?&#8221; adlı yapıtın bir uyarlamasıdır&#8230; Oyun, kimileri için artık köhneleşmiş sayılan değerlere sıkıca tutunarak yaşamaya çalışan &#8220;istikrar abidesi&#8221; devlet memuru Nurettin Kavak ile, henüz hangi değerlere sarılacağına bile tam olarak karar veremeyecek bir yaştayken, anne olmak durumunda kalan Burcu Güvenir&#8217;in traji-komik karşılaşmasını anlatır. Ülkemizde yaşanan sosyal ve kültürel alt-üstlüğün naif bir yansıması olarak ele alınan oyunda, Burcu ve Nurettin&#8217;in öyküsüyle sevginin, iyiliğin, değişebilme ve değiştirebilmenin umudu ve sevinci aktarılmaya çalışılır&#8230;</p>
<p><b>Ray Cooney-Gene Stone</b>’un yazdığı, <b>Ragıp Yavuz</b>’un çevirdiği, uyarladığı ve yönettiği oyunda <b>Can Ertuğrul, Derya Çetinel, Kamer Karabektaş</b> rol alıyor. Oyun, 1-4 Nisan 2026 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde, 15-18 Nisan 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>OSCAR (13+ Yaş)</b></p>
<p>Christian Jacqueline&#8217;e aşıktır, Colette ise Oscar&#8217;a. Christian uzun süredir sevdiği kızı Mösyö Bernard&#8217;dan isteme niyetindedir. Colette ise babası Mösyö Bernard&#8217;a söylediği yalanla sevgilisi ile evlenme planları yapmaktadır. Ancak ne Christian doğru kızı ister ne de Colette doğru adamla evlenmek üzeredir. Birkaç dakikada sarpa saran olaylar hiç de kolay çözülecek gibi gözükmemektedir.</p>
<p><b>Claude Magnier</b>’in yazdığı, <b>Asude Zeybekoğlu</b>’nun çevirdiği, <b>Ersin Umulu</b>’nun yönettiği oyunda <b>Abdullah Topal, Aslı Aybars, Aslı Şahin, Cem Karakaya, Ceylan Çete, Çağrı Büyüksayar, Hakan Gümüş, Hüseyin Emre Şen, İrem Erkaya, Neslihan Ayşe Öztürk, Oğuzhan Oğuz</b> rol alıyor. Oyun, 1-4 Nisan 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>GIDION’UN DÜĞÜMÜ (16+ Yaş)</b></p>
<p>Corryn Fell oğluna neden uzaklaştırma cezası verildiğini öğrenmek için okula gelir. Öğretmen veli görüşmesi, gerilim dolu bir görüşmeye dönüşür. Oyun eğitim sistemini eleştirirken, sosyal medyanın yarattığı toplumsal baskı ve şiddeti ele alır. Aile, ahlak, sanat, çocukluk ve hayal gücüne dair düşüncelerimizi sorgulamamıza neden olur.</p>
<p>Oyun; Amerikan Eleştirmenler Birliği Ödülü ile Çağdaş Amerikan Tiyatrosu Festivali’nde (CATF) Seyirci Ödülünü almıştır. “Çocukluk masum olmak demek değildir&#8230; Masumiyeti hızla kaybetme durumudur. <b>Johnna Adams</b>’ın yazdığı, <b>Beliz Coşar</b>’ın çevirdiği, <b>Ersin Umulu</b>’nun yönettiği oyunda <b>Özge Özder, Özgür Kaymak</b> rol alıyor. Oyun, 1-4 Nisan 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.</p>
<p><b>İKİNCİ PERDENİN BAŞI (13+ Yaş)</b></p>
<p>Genç ve umutsuz bir oyuncu olan Muhsin, ünlü tiyatro yönetmeni Afet’in açtığı oyuncu seçmesine girme fırsatı bulur. Böylesi bir dönüm noktasında, hayatta hiçbir şeyin yolunda gitmemiş olmasının gerginliğini yaşamaktadır. Seçmelere saatinde yetişemediğinden dolayı içeri girip girmeme konusunda kararsız kalır.</p>
<p>Herhangi bir mesleğe yeni başlayan pekçok genç için bu tür seçme veya sınavlar aslında kaybolan umutları bulma ve yeniden hayal kurabilmek için önemli bir eşiktir. Muhsin için ise bir adım ötesinde varoluş imtihanı başlayacaktır.</p>
<p><b>Alp Tuğhan Taş</b>’ın yazıp yönettiği oyunda <b>Ebru Üstüntaş, Alp Tuğhan Taş</b> rol alıyor. Oyun, 4 Nisan 2026 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde, 8-11 Nisan, 29 Nisan-2 Mayıs 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.</p>
<p><b>KÖPEK KALBİ (16+ Yaş)</b></p>
<p>1924 yılı… Sovyet Rusya’nın karanlık atmosferinde, toplumsal düzenin ve bürokrasinin içine sıkışmış Profesör Preobrajenski insan beyni ve gençleşme üzerine çalışmaktadır. Ona dünya çapında şöhret kazandıran, insanların gençleşmesini sağlayan bir teknik geliştirmiştir. Beyin araştırmaları sürecinde yeni bir deney yapmayı tasarlar. Sokak köpeği Şarik’e zor bir ameliyatla bir insandan alınan hipofiz ve testisleri nakleder. Fakat ameliyattan sonra beklenmedik değişimler baş gösterir, Şarik insana dönüşmeye başlar. Bu değişim Profesör Preobrajenski’nin evinin kurallarını altüst edecektir. Köpek Kalbi, toplum mühendisliği, çürümüş bürokrasi ve sınıf savaşlarıyla toplumsal barışı yitirmiş bir halk üzerinden, insanı insan yapan şey nedir sorusunu soruyor.</p>
<p><b>Mihail Bulgakov</b>’un yazdığı, <b>Mustafa Kemal Yılmaz</b>’ın çevirdiği, <b>Onur Demircan</b>’ın uyarlayıp yönettiği oyunda <b>Ali Gökmen Altuğ, Caner Çandarlı, İrem Arslan, Onur Şirin</b> rol alıyor. Oyun, 8-11 Nisan 2026 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>YOLDAN ÇIKAN OYUN (13+ Yaş)</b></p>
<p>Bol ödüllü komedi oyunu Yoldan Çıkan Oyun, tiyatro sahnesinde yaşanabilecek en büyük aksilikleri, bol kahkaha ve sürprizlerle seyirciye sunuyor! Amatör bir tiyatro topluluğu, büyük bir hevesle klasik bir cinayet oyununu sahnelemeye hazırlanır. Ancak daha perde açıldığı anda yanlış giden olaylar zinciri durdurulamaz hale gelir. Dekor çöker, aksesuarlar kaybolur, oyuncular repliklerini unutunca doğaçlamaya başlar… Ama ne olursa olsun, oyun devam etmelidir!</p>
<p>Londra’dan Broadway’e uzanan bu muhteşem yapım, fiziksel komediyle absürd mizahı ustalıkla harmanlıyor. Tiyatro sanatıyla ilgili tüm klişeleri ters yüz eden Yoldan Çıkan Oyun, seyirciyi kahkahaya boğmaya hazırlanıyor. Yoldan Çıkan Oyun&#8217;da, her şeyin ters gitmesinden dolayı çok memnun olacaksınız.</p>
<p><b>Henry Lewis, Jonathan Sayer, Henry Shields</b>’in yazdığı, <b>Mehmet Ergen</b>’in çevirdiği, <b>Lerzan Pamir</b>’in yönettiği oyunda <b>Berfu Aydoğan, Hasip Tuz, Hüseyin Tuncel, Onur Demircan, Selen Nur Sarıyar, Serdar Orçin, Tarık Köksal, Volkan Öztürk</b> rol alıyor. Oyun, 8-11 Nisan 2026 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>TARTUFFE (13+ Yaş)</b></p>
<p>Zengin mi zengin bir adamın, ailesindeki ve çevresindeki kimseyi dinlemeden evine yerleştirdiği sahtekar bir sofu ile hem kendi hem de çevresindekilerin hayatını beter etmesini anlatan bu ölümsüz eserde; inancı, aileyi, aşkı, erkek-kadın farklarını, dünümüzü, bugünümüzü, mizahı, müziği, acıyı, hüznü, rahatsız edici türlü anları iç içe ve olanca dinamiğiyle seyircinin karşısına çıkarıyoruz. Orhan Veli’nin olağanüstü çevirisine, şiirlerinden bestelenen şarkıların da eşlik ettiği seyirliğimizle, hayata dair bu acayip bilmeceyi bir kez daha kahkahalarla selamlıyoruz.</p>
<p><b>Molière</b>’in yazdığı, <b>Orhan Veli Kanık</b>’ın çevirdiği, <b>Yiğit Sertdemir</b>’in yönettiği oyunda <b>Bennu Yıldırımlar, Emre Şen, Gürkan Başbuğ, Mehmet Soner Dinç, Murat Garipağaoğlu, Naci Taşdöğen, Nilay Bağ, Semah Tuğsel, Tolga Yeter, Yeşim Koçak, Zeynep Göktay Dilbaz </b>rol alıyor. Oyun, 8-11 Nisan 2026 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>AĞRI DAĞI EFSANESİ(13+ Yaş)</b></p>
<p>Kapısına kadar gelen bir atı geri vermeyerek geleneğine sahip çıkma sorumluluğunu üstlenmek zorunda kalan Ahmet&#8217;le, hem atın hem de bölgenin yönetiminde sözün sahibi olan Mahmut Han&#8217;ın kızı Gülbahar&#8217;ın hikâyesi, Yaşar Kemal&#8217;in usta kaleminde hem kültürün rengi, hem tarihin izi, hem halkın yükünü taşıyan Ağrı Dağı Efsanesi&#8217;ne dönüşmüştür.</p>
<p>Büyük ustanın anlatısına sahne üzerinde soluk vermek için çıktığımız yolculukta, seyircilerimizi Ağrı Dağı Efsanesi&#8217;ni birlikte hayal etmeye davet ediyoruz.</p>
<p><b>Yiğit Sertdemir</b>’in yönettiği oyunda <b>Arda Alpkıray, Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Can Tarakçı, Cihan Kurtaran, Emrah Can Yaylı, Emre Yılmaz, Ertan Kılıç, Hakan Örge, Murat Üzen, Özge Midilli, Serkan Bacak, Uğur Dilbaz, Yeliz Şatıroğlu, Zeynep Ceren Gedikali </b>rol alıyor. Oyun, 8-11 Nisan 2026 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>GEÇMİŞİN GÖLGESİ (16+ Yaş)</b></p>
<p>Terk edilmiş bir binada eski bir polis yıllar önce iş birliği yaptığı doktoru beklemektedir. Açığa çıkması gereken gerçekler, yüzleşmeleri gereken suçları vardır. Büyük bir hesaplaşmaya girerler.</p>
<p><b>Macit Koper</b>’in yazdığı, <b>Barış Dinçel</b>’in yönettiği oyunda <b>Ahmet Saraçoğlu, Bahtiyar Engin</b> rol alıyor. Oyun, 8-11 Nisan 2026 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.</p>
<p><b>YATAK ODASI KOMEDİSİ (16+ Yaş)</b></p>
<p>Oyun, evliliklerinin farklı aşamalarında olan dört çiftin iç içe geçmiş hayatlarını sıra dışı ama komik bir bakışla ortaya koyuyor. Evlilik kavramı, çiftlerin tuhaf nedenlerle sarsılan ve yeniden kurulan ilişkileri üzerinden, geleneksel, alışılagelmiş kalıpların ve kuralların dışına çıkılarak irdeleniyor.</p>
<p><b>Alan Ayckbourn</b>’un yazdığı, <b>Mert Dilek</b>’in çevirdiği, <b>Ali Gökmen Altuğ</b>’un yönettiği oyunda <b>Aslıhan Kandemir, Ayşen Sezerel, Buket Kubilay, Engin Gürmen, Gökçer Genç, Mert Aykul, Nurdan Kalınağa, Özgür Atkın</b> rol alıyor. Oyun, 8-11 Nisan 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>SEVGİLİ YELENA SERGEYEVNA (16+Yaş)</b></p>
<p>İdealist ve ilkeli matematik öğretmeni Yelena Sergeyevna mütevazı evinde annesiyle birlikte yaşamaktadır Okul dışında uzun süredir hasta olan annesiyle de ilgilendiği rutin bir günün sonunda evinin kapısı çalınır. Öğrencileri o gün doğum günü olan öğretmenlerini kutlamak için ellerinde çiçekler ve hediyelerle kapıda durmaktadır. İlk bakışta oldukça sıradan bir kutlama olarak başlayan gece ilerleyen saatlerde bambaşka bir boyut alır. Etekteki taşların dökülmesi ile bu sürpriz ziyaretin masum bir kutlamadan fazlası olduğu ortaya çıkar.</p>
<p>Sovyetler Birliğinde geçen ve Perestroyka’nın ilk yıllarında kaleme alınan oyun, etik çöküşün eşiğindeki bir toplumu mercek altına alıyor. Değerler çatışması ve bireysel çıkarlar uğruna neler yapılabileceği başta olmak üzere bugün hala varlığını koruyan pek çok soruna da ışık tutmayı ihmal etmiyor.</p>
<p><b>Lyudmila Razumovskaya</b>’nın yazdığı, <b>Belgi Paksoy</b>’un çevirdiği, <b>Bora Seçkin</b>’in yönettiği oyunda <b>Ayşecan Tatari, Cihat Faruk Sevindik,</b> <b>Direnç Dedeoğlu, Elyesa Çağlar Evkaya, Hazal Uprak</b><b> </b>rol alıyor. Oyun, 11 Nisan 2026 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde, 22-25 Nisan 2026 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>SAVAŞ VE BARIŞ (16+ Yaş)</b></p>
<p>1805 ve 1820 arasında geçen, tarihsel bir anlatı özelliği de taşıyan “Savaş ve Barış” Napolyon’un 1812’de Rusya’yı işgalinin hemen öncesinde hayatları tümüyle değişen Rus aristokrasisini konu edinir. Bir yanda aşk ilişkileri, aile ve salon hayatını anlatılırken, savaş ve savaşın geri dönülemez yıkımı da devam etmektedir. Savaş ve Barış, birçok yönüyle bir tarih anlatısının özelliklerini taşırken, aynı zamanda yaşama, inançlara, insanın yaşama amacına dair felsefi düşünceleri barındıran, politik ve sosyolojik çıkarımların yer aldığı destansı bir eserdir. Savaş ve muharebelerin, Napolyon ve Kutuzov gibi tarihi şahsiyetlerin arka fonu oluşturduğu oyunda, aşk hikâyeleri, kişisel zaaflar, aile içi çatışmalar ve kayıplar toplumun genelinden oyundaki her bir karaktere kadar uzanan bir panorama oluşturur. Lev Tolstoy’un yazdığı, Eva Mahkovic’in uyarladığı, Aslı Önal’ın çevirdiği, Aleksandar Popovski’nin yönettiği oyunda <b>Ahmet Kahvecioğlu,</b> <b>Ayşegül İşsever, Berfin Berber, Boran Bağcı, Can Başak, Defne Gürmen Yüksel, Deran Özgen, Dilara Demirdüzen, Doğan Altınel, Ersin Bağcıoğlu, İpek Uğuz, Melisa Demirhan, Mesut Çırak, Murat Bavli, Mutlu Güney, Ogeday Erkut, Osman Kaba, Salih Şimşek, Sefa Turan, Ümit Bülent Dinçer, Ümit Can Kaya, Yağmur Topçu</b> rol alıyor. Oyun, 15-18 Nisan 2026 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>GÖK KUBBE (16+ Yaş)</b></p>
<p>Dört ay önce tanımadığı bir adamın atının sırtında evinden ayrılmış olan Sally, biriktirdiği parasını alıp kaçmak üzere evine döndüğünde kocasıyla karşılaşır. Bölgenin güçlü ve zengin ailesi Wax’lerin çocuğu öldürülmüştür. Cinayeti işleyen adam asılmış, ancak o sırada onunla birlikte olan Sally, hamile olduğunu söylediği için asılması ertelenmiştir. Mübaşir olarak görevlendirilen Coombes, hem çamaşırcılık hem de bölgede ebelik yapan Elizabeth’e, Sally’nin gebe olup olmadığını anlamak için bir araya getirilen jüriye katılması gerektiğini söylemek üzere evine gelir. Mahkeme 12 kadından, Sally’nin gebe olup olmadığı hakkında görüşlerini bildirmeleri istemiştir. Dönemin yasalarına göre, Sally şayet hamileyse, asılmaktan kurtulup Amerika’ya sürgün edilecektir. Bir karar çıkana kadar mum, ateş ve yiyecek bulunmayan bir odada tutulan kadınlar, Sally hakkında bir yargıya varmaya çalışırken, kendi geçmişlerine, bağlarına ve kadın olmaya dair gerçekler de açığa çıkacak, başka bir kadının hayatı üzerine adil bir karar vermek, sandıkları kadar kolay olmayacaktır.</p>
<p>Lucy Kirkwood’un yazdığı, Özden Gököz’ün çevirdiği, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda <b>Ada Alize Ertem, Aslıhan Kandemir, Betül Kızılok Bavli, Canan Kübra Birinci, Çağlar Polat, Demet Bozkaya Şalt, Eraslan Sağlam, Eylül Soğukçay, Ezgim Kılınç, Fatma İnan, Gözde İpek Köse, Işıl Zeynep Karaalp, Serap Öztürk, Yağmur Ulusoy Göktürk, Zeliha Güney </b>rol alıyor. Oyun, 15-18 Nisan 2026 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>GÖZLERİMİ KAPARIM VAZİFEMİ YAPARIM (13+ Yaş)</b></p>
<p>Epik Tiyatro’nun büyük ustası Haldun Taner, bu kült eserinde 31 Mart Vakası’ndan 71 Muhtırası’na kadar bireysel ve toplumsal anlamda yaşanan dönüşümlerin yanı sıra hiç değişmeyen şeylerin taşlamasını yapıyor. Oyunda yoksul bir aileden gelen, hayatı sorgulamadan yaşayan “dürüst” Vicdani ile varlıklı bir ailede doğan, servetine servet katarak yükselebilmek için her yolu mubah gören Efruz isimli iki zıt karakterin hayat hikâyesi aktarılıyor. Hiciv, mizah ve yer yer hazin hikâyelerle ilerleyen oyun, sınıfsal farklılıkların birey ve sosyal yaşam üzerindeki etkileri, insan tabiatı, vatan sevgisi, iyilik-kötülük gibi konulara dair sorular sorduruyor. Vicdani kendi gibi olanlara şöyle sesleniyor: “Ey benim kardeşlerim/ İbret olsun hayatım/ Açın ne olur gözünüzü,/ Sakın siz de benim gibi/ Safçasına/ Plak olmayın&#8221;</p>
<p><b>Haldun Taner</b>’in yazdığı <b>Yelda Baskın</b>’ın yönettiği oyunda <b>Alp Tuğhan Taş, Aybar Taştekin, Cafer Alpsolay, Can Alibeyoğlu</b>, <b>Doğan Şirin, Emrecan Karakurum, Özgür Atkın, Özgür Dağ, Seda Çavdar</b>, <b>Yiğit Ali Uslu</b> rol alıyor. Oyun, 15-18 Nisan 2026 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>MAVİYDİ BİSİKLETİM (13+ Yaş)</b></p>
<p>İlk gençlik yıllarını geçirdiği İzmir&#8217;e duyduğu özlemin ve ilk aşkının izinden giden bir adamın, anılarına yaptığı bu yolculuk, bizi 1950&#8217;lerin İzmir&#8217;inden günümüze taşıyor. <b>Dinçer Sümer</b>’in yazdığı <b>Ersin Umulu</b>’nun yönettiği oyunda <b>Çağrı Büyüksayar</b> rol alıyor. Oyun, 15-18 Nisan 2026 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde, 2 Mayıs 2026 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p><b>SİVRİSİNEKLER (16+ Yaş)</b></p>
<p>Alice, Cenevre’de Higgs Bozonu’nun varlığını kanıtlamak için yapılan “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı” projesinde çalışan bir bilim insanıdır. Kendisi gibi bilim insanı olan kocası, çocukları Luke küçükken ortadan kaybolmuştur ve bu onların hayatındaki kara deliktir. <b>Lucy Kirkwood</b>’un yazdığı, <b>Ali Gökmen Altuğ</b>’un yönettiği oyunda <b>Ayşin Atav, Yeliz Gerçek, Senan Kara Tutumluer, Özgür Dereli, Ahhan Şener, Pınar Demiral, Volkan Öztürk, Ümran İnceoğlu, Pınar Pamuk</b> rol alıyor. Oyun, 15-18 Nisan 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.</p>
<p><b>YAFTALI TABUT (16+ Yaş)</b></p>
<p>Adına tarihin dipnotlarında rastlayabildiğimiz, Türkiye’nin ilk kadın oyun yazarı, kuramcı, aktivist, sosyal ve siyasi yaşamın her alanında öncü Fatma Nudiye Yalçı’nın hikâyesi. 1920’lerde başlayan mücadelesine Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve Nazım Hikmet de eşlik ediyor.</p>
<p><b>Bilgesu Erenus</b>’un yazdığı, <b>Yelda Baskın</b>’ın yönettiği oyunda <b>Bensu Orhunöz, Ceren Hacımuratoğlu, Derya Keykubat, Lale Kabul, Mana Alkoy</b>, <b>Selin Türkmen, Şenay Bağ </b>rol alıyor. Oyun, 18 Nisan 2026 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde, 22-25 Nisan 2026 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>SEN İSTANBUL&#8217;DAN DAHA GÜZELSİN (16+ Yaş)</b></p>
<p>Bir ailenin üç kadını; anneanne, kız ve torun… Üçünün ortak yazgısı, aynı mekanda, dile gelenlerden daha çok içlerinden sessiz sedasız geçen cümlelerde gizli… Erkeklerin yalnız ve eksik bıraktığı yaşamlarında, birbirlerine tutunurken ve giderek birbirine benzerken, geçmiş, şimdi ve gelecek içiçe geçiyor. Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin, İstanbul fonunda Ayfer, Başak ve Melis’in hikâyesini anlatıyor. Kadının değişmeyen hikâyesini…</p>
<p>“Kucağıma almışım seni… yürümüşüz beraber, çelik tellere bakmışım, çimentoya, karşıdan yeni yeni çıkan uzun binalara… yerdeki asfalta bakmışım… yolun yarısında yorulanların sigara dumanları arasından geçmişiz, ter kokusu her yer Allah kahretsin, “boğaz havasının içine ettiniz” diye bağırdım. ‘gel kız eve gidiyoruz, sen İstanbul’dan daha güzelsin’ O gün hayatımın en güzel günüymüş, meğerse…”</p>
<p><b>Murat Mahmutyazıcıoğlu</b>’nun yazdığı, anlatı geleneğiyle tiyatronun çağdaş araçlarını buluşturan oyun, “üç anlatıcı’lı bir kurguyla ilerliyor. Mekânın birliğine hikâyenin parçalanmışlığı ekleniyor ve farklı bir kurgu ortaya çıkıyor. Bu kurgu, geçmiş, gelecek ve şimdide çakılı kalmış üç hikâyeyi birleştiriyor. Zamanla üç hikâye de tekleşiyor ve ‘kadın’ın hikâyesine dönüşüyor…</p>
<p>Oyunda <b>Esin Umulu, Şebnem Köstem, Yeliz Şatıroğlu</b> rol alıyor. Oyun, 22-25 Nisan 2026 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>UÇURTMANIN KUYRUĞU (13+ Yaş)</b></p>
<p>Çocukluğu babası tarafından otoriteyle bezenmiş, sıkı bir disiplinle yetiştirilmiş, bu disiplin ve otorite kendisi için saplantıya dönüşmüş bir adam, hayatına son vermeye karar verir. İntihar mektubunu yazıp bitirdiği an kapı çalar. Karşısında ilk defa gördüğü, tanımadığı bir misafir vardır. Gelen adam hayatına ve tüm çocukluğuna dair her şeye hakimdir. Zaman geçtikçe sohbet ilgi çekici bir hal alır. Etkileyici bir iç hesaplaşma başlar.<b> Savaş Dinçel</b>’in yazdığı, <b>Barış Dinçel</b>’in yönettiği oyunda <b>Ali Yoğurtçuoğlu</b>, <b>Gün Koper </b>rol alıyor. Oyun, 22-25 Nisan 2026 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>GÖLGE (16+ Yaş)</b></p>
<p>Bir insanın düşünceleri davranışlarını ne kadar etkileyebilir? İç sesimiz olmadan yaşayabilir miydik? Peki bazı düşüncelerimiz başka bir kişi olarak karşımıza dikilseydi ne olurdu? Oyun, Carl Jung’un “gölge” kavramı ekseninde oyunculuk eğitimi almış bir kadının iç dünyasıyla, mesleğiyle, sosyokültürel çevresiyle olan çatışmalarını sahneye taşıyor.</p>
<p><b>Yağmur Topçu</b>’nun yazdığı, <b>Ahmet Kahvecioğlu</b>’nun yönettiği oyunda <b>Ahmet Kahvecioğlu,</b> <b>Berfin Berber, Yağmur Topçu </b>rol alıyor. Oyun, 22-25 Nisan 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>ÇİNGENE BOKSÖR(16+ Yaş)</b></p>
<p>1920’lerin boks yıldızı Johann Wilhelm Trollmann’ın trajik yaşantısından yola çıkılarak yazılan oyun, kurgusal bir karakter olan Hans’ın tanıklığıyla seyirciye aktarılıyor. Çocukluk dönemlerinde tanışan ikili, güçlü bir arkadaşlık bağıyla yılları geride bırakır. Kendine has stiliyle yıldızlaşan çingene boksör Ruki, Nazi Almanya’sının faşizan politikalarına ve ayrımcılığa maruz kalır. Almanya Şampiyonu olsa da bu unvan kendisine verilmez ve hep kaybetmeye mahkûm edilir. Yoksul mahallelerde başlayıp toplama kamplarına kadar süren, ölümüne dostluğun çarpıcı öyküsü…</p>
<p><b>Rike Reiniger</b>’in yazdığı <b>Cafer Alpsolay</b>’ın yönettiği oyunda <b>Ercan Demirhan</b> rol alıyor. Oyun, 22-25 Nisan 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.</p>
<p><b>ÖKSÜZLER (16+ Yaş)</b></p>
<p>Çağdaş İngiliz tiyatrosunda toplumsal yaşama dair eleştirel yaklaşımıyla tanınan Dennis Kelly, dışarıdaki kirlenmiş ve tehlikeli dünyaya rağmen mutlu aile hayatı kurmaya çalışan çiftin hayallerinin bir gecede nasıl alt üst olabileceğini gösteriyor. Aile, kadının erkek kardeşi tarafından kriminal bir olayın içine çekiliyor. Çember daraldıkça insan tabiatının karanlık yönleri ortaya çıkmaya başlıyor; bütün bireysel değerler ve aile bağları çözülüyor. Ahlakın, vicdanın, sadakatin, iyilik ve kötülüğün sınırları çarpıcı olay örgüsü etrafında sorgulanıyor.</p>
<p>Gençlik Günleri &#8220;İç Yapımlar&#8221; kapsamında genç oyuncularımızın hazırladığı oyun 2025 sezonunda repertuarımıza kazandırıldı. </p>
<p><b>Dennis Kelly</b>’nin yazdığı, <b>Selin Girit</b>’in çevirdiği, <b>Ogeday Erkut</b>’un yönettiği oyunda <b>Ersin Bağcıoğlu, İpek Uğuz,</b> <b>Ogeday Erkut</b><b> </b>rol alıyor. Oyun, 25 Nisan 2026 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p><b>FOSFORLU CEVRİYE (16+ Yaş)</b></p>
<p>Anne babasını tanımadığı için gökteki yıldızlardan doğduğuna inanan, denizin kucağında bir sokak çocuğu olarak büyüyen, Galata mevkiinde karnını doyurabilmek için “icra-i sanat” eyleyen Cevriye, sıradan bir sokak kızı değil aslında İstanbul sokaklarının ta kendisidir. Hastalık ve soğuktan ölüme yaklaştığı o gece, karşısına çıkan esrarengiz bir Adam sayesinde hayata ve kara sevdaya tutunur. Cevriye’nin daha önce tanıdığı erkeklere hiç benzemeyen ve ona “siz” diye hitap eden bu Adam aslında gizli yaşayan bir idam mahkûmudur. Cevriye onu tanıdığı günden sonra artık bambaşka bir “insan” olmuştur. Hapis, sürgün, aradan geçen zaman ve türlü belalara rağmen bu aşktan vazgeçmeyen Cevriye, sevdiği için her şeyi göze alacaktır.</p>
<p>Oyunda 1930-40’lı yılların İstanbul’u zengin tasvirleriyle sunuluyor. Mahallelerin arka sokaklarında, hapishanelerinde, batakhanelerinde hayata tutunmaya çalışan kadınların, annelerin, çocukların ve afili delikanlıların otoriteyle olan ilişkisi çarpıcı öykülerle aktarılıyor. </p>
<p>Suat Derviş, 60’lı yılların başında Türkiye’ye döndüğünde siyasi-mesleki ve maddi anlamda zorlu bir dönemden geçiyordu. “Fosforlu Cevriye” romanını yayınevlerine teklif ediyor fakat ne yazık her seferinde reddediliyordu. Suat Hanım’ın büyük arzusu, bu eserin yayınlanmasından öte, bir “müzikal” olarak oyunlaştırıldığını görmekti… Bunun için ilk görüştüğü kişi genç aktris Gülriz Sururi idi… Gülriz Hanım’ın da arzusu oyunu Şehir Tiyatroları’nda sahnelemekti…</p>
<p>“Karanlık bir gecede gökten düşüp parçalanan bir yıldız gibi…”  kalbimizde iz bırakan Suat Derviş’e, Reşat Fuat Baraner’e, Nazım Hikmet’e ve Gülriz Sururi’ye sevgiyle…</p>
<p>Oyunda <b>Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Binnur Özpınar, Direnç Dedeoğlu, Çağatay Palabıyık, Elif Verit, Emre Yılmaz, Esra Ede, Hakan Örge, Irmak Örnek, Nur Saçbüker Otan, Samet Silme, Tuğrul Arsever, Yağmur Damcıoğlu Namak, Yunus Erman Çağlar, Zeynep Ceren Gedikali </b>rol alıyor. Oyun, 29 Nisan-2 Mayıs 2026 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>HARAMİLER (16+ Yaş)</b></p>
<p>Musahipzade Celal’in üç farklı oyunundan oluşturulan bir uyarlamayla, halkın başına musallat olan harami yöneticiler ekseninde gelişen olayları, modern bir bakış açısı ve hicivle sahneye taşıyor.</p>
<p><b>Musahipzade Celal</b>’in yazdığı, <b>Engin Alkan</b>’ın uyarlayıp yönettiği oyunda <b>Aslı Nimet Altaylar, Damla Cangül Yiğit, Elçin Atamgüç, Enes Mazak, Eyşan Dönmez, Göksel Arslan, Melih Tuma, Müslüm Tamer, Pelin Budak, Reyhan Karasu, Yusuf Akçay, Zafer Kırşan</b> rol alıyor. Oyun, 29 Nisan-2 Mayıs 2026 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>CADI KAZANI (13+ Yaş)</b></p>
<p>Yıl 1692… ABD’de Salem kasabası…Cadılıkla suçlanan insanlar… Büyük tartışmalara, ardından işkencelere, nihayetinde de idamlara varan mahkemeler… Çıkarları için ‘liste’lerce insanları ölüme sürükleyen ‘insan’lar… İnancı kullanarak; önce toplumsal yaşamı, sonra hukuku, nihayetinde onuru yok etmeye çalışan ‘baştakiler’ ve buna sebep olmayı yahut seyirci kalmayı seçen halk… Tiyatro yazınının en önemli isimlerinden Arthur Miller’ın, 1952’de gerçek olaylardan yola çıkarak yazdığı bu ölümsüz eser; ilk kez Şehir Tiyatrosu’ndan seyircilerini selamlıyor.</p>
<p><b>Arthur Miller</b>‘ın yazdığı, <b>Sabahattin Eyüboğlu-Vedat Günyol</b>’un çevirdiği, <b>Yiğit Sertdemir</b>’in yönettiği oyunda <b>Berfu Aydoğan, Berna Adıgüzel, Burak Davutoğlu, Canan Kübra Birinci, </b><b>Seda Yılmaz, Emre Çağrı Akbaba, Eraslan Sağlam, Ersin Sanver, Ezgim Kılınç, Fatma İnan, Engin Akpınar, Mehmet Bulduk, Nilay Yazıcıoğlu, Onur Demircan, Ozan Gözel, Rozet Hubeş, Selçuk Yüksel, Selen Nur Sarıyar, Zeki Yıldırım</b> rol alıyor. Oyun, 29 Nisan-2 Mayıs 2026 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BİR ZİYARET</b> <b>(16+ Yaş)</b></p>
<p>“Gençliğinde sevgilisi Alfred tarafından terk edilip kasabadan kovulan Claire, yıllar sonra dünyanın en zengin kadını Bayan Zachanassian olarak geri döner. Yoksulluğa sürüklenen kasaba halkına servet vaat eder; fakat bunun tek bir bedeli vardır: İntikam. ‘Bir Ziyaret’, paranın gücü karşısında çöken ahlakı ve toplumsal ikiyüzlülüğü trajikomik bir dille gözler önüne seriyor.“</p>
<p><b>Friedrich Dürrenmatt</b>’ın yazdığı, <b>Zahide Gökberk</b>’in çevirdiği, <b>Yıldırım Fikret Urağ</b>’ın yönettiği oyunda <b>Aslı Akın Narcı, Aslı Menaz, Aslı Şahin, Berk Samur, Buğra Can Ildırışık, Burhan Yeşilyurt, Cengiz Tangör, Cüneyt Arda Pamuk, Çağlar Ozan Aksu, Elyesa Çağlar Evkaya, Ergun Üğlü, Fatih Aksüt, Gökhan Eğilmezbaş, Gülsüm Alkan, Hakan Gümüş, Mehmet Avdan, Musa Arslanali, Müge Çiçek, Nagehan Erbaşı, Neşe Ceren Aktay, Ömer Naci Boz, Özgür Efe Özyeşilpınar, Selim Can Yalçın, Şebnem Köstem, Yalçın Avşar, Yasemin Güvenç, Yılmaz Aydın</b> rol alıyor. Oyun, 29 Nisan- 2 Mayıs 2026 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde</p>
<p><b>BEN MEDEA DEĞİLİM</b> <b>(16+ Yaş)</b></p>
<p>“Ben Medea Değilim” oyununda yakın geçmişte “katil” sıfatı yakıştırılan bir Kadın’ın, tiyatro sahnesinde gösteriyi ve seyirciyi manipüle ederek kendi hikâyesine ve aslında her kadının kendi gerçeğine yönlendirdiğini görüyoruz. <b>Allison Gregory</b>’nin yazdığı, <b>Hülya Karakaş</b>’ın yönettiği oyunda <b>Şirin Asutay, Berrin Koper, Kamer Karabektaş, Ozan Akif Serman</b> rol alıyor. Oyun, 29 Nisan-2 Mayıs 2026 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.</p>
<p><b>ÖYLECE DURUR ZAMAN (16+ Yaş)</b></p>
<p>Sarah 40’lı yaşlarının başında bir basın fotoğrafçısıdır, uzun yıllar başta Ortadoğu olmak üzere pek çok savaş bölgesinde çalışmıştır. Sarah Irak’ta bulunduğu sırada çok yakınında patlayan bir bomba sonucu yüzünden yaralanmış, kısa bir tedavinin ardından ülkesine dönmüştür. Şimdi uzun zamandır ayrı kaldığı evinde erkek arkadaşı James ile beraberdir. Her şeyin yolundaymış gibi devam ettiği birkaç günün sonunda çiftin görmezden gelmeye çalıştığı sorunlar gün yüzüne çıkmaya, ilişkilerini biçimlendirmeye başlar.</p>
<p>Oyun, Pulitzer ödüllü yazar Donald Marguiles tarafından kaleme alınmıştır. Oyunda, çevresindeki gelişmelere duyarsız bir topluma eleştirinin yanı sıra bireylerin iç hesaplaşmaları da taze tutulmakta, pek çok konuda seyircinin de kendini sorgulaması sağlanmaktadır.</p>
<p><b>Donald Margulies</b>’in yazdığı, <b>Irmak Bahçeci</b>’nin çevirdiği, <b>Mehmet Ergen</b>’in yönettiği oyunda <b>Mert Tanık, Murat Coşkuner, Pervin Bağdat, Sevil Akı</b> rol alıyor. Oyun, 29 Nisan-2 Mayıs 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>FINDIKKIRAN (7+ Yaş)</b></p>
<p>Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada, sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor. <b>E.T.A Hoffmann</b>’ın masalından <b>Dilşad Çelebi</b>’nin uyarladığı, <b>Lerzan Pamir</b>’in yönettiği oyunda <b>Asrın Gurur Kuyucak,</b> <b>Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın</b> rol alıyor. Oyun, 5 Nisan 2026 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde, 19 Nisan 2026 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BİR GECE MASALI (5+ Yaş)</b></p>
<p>Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır. William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda <b>Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Ceysu Aygen, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan</b> rol alıyor. Oyun, 5, 12 Nisan 2026 tarihlerinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>ÇÖPSÜZ DÜNYA (4+ Yaş)</b></p>
<p>İklim değişikliği ve hava kirliliğinden dolayı bulutların renginin, rüzgârın yönünün değiştiği günlerden bir gün; umutlu, mutlu ve bilinçli bir uçurtma olan Uç Uç kuyruğu koptuğu için bir çöplüğe düşer. Çöplükte, bez bir bebek olan Püsküllü ve atılmış bir koli olan Koli Koli ile tanışır. Çöplüğün kontrolünü elinde tutan Çöpten Kral ve yardımcısı Sinek ile kurulu düzenlerini değiştirmeye çalışan Uç Uç arasında bir mücadele başlar.</p>
<p>Çöpsüz Dünya oyunu sevimli karakterler aracılığıyla tüketim kültürünün bilinçsizce yaygınlaştığı günümüzde “geri dönüşüm, tamir, sıfır atık ve renklerle ayrılmış atık kutuları’’ gibi konuları ele alarak atıklardan arındırılmış bir dünya nasıl mümkün olabilir sorusuna cevaplar arıyor. <b>Arzu Yurtseven</b>’in yazdığı, <b>Nihat Alpteki</b>’nin yönettiği oyunda <b>Eylül Soğukçay, Pınar Demiral, Engin Akpınar, Samet Silme, Mehmet Soner Dinç</b> rol alıyor. Oyun, 5, 12 Nisan 2026 tarihlerinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)</b></p>
<p>Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir. <b>Lodovica Cima, Gabriele Clima</b>’nın yazdığı <b>Ceylan Özçapkın</b>’ın çevirdiği, <b>Derya Yıldırım</b>’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda <b>Melisa Demirhan, Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali</b> rol alıyor. Oyun, 5, 12 Nisan 2026 tarihlerinde Ümraniye Sahnesi’nde, 12, 19 Nisan 2026 tarihlerinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p><b>SEVDALI BULUT (5+ Yaş)</b></p>
<p>Dünyanın bir yerinde, Ayşe Kız’ın bahçesi dışında kalan her yere ve her şeye sahip olan Kara Seyfi, Ayşe Kız’ın büyük emek ve sevgiyle kurduğu bahçesini de ele geçirmeye çalışmaktadır. Oyun, Sevdalı Bulut, Ayşe Kız ve arkadaşlarının bahçelerini Kara Seyfi’ye karşı koruma çabalarını anlatmaktadır.</p>
<p><b>Nazım Hikmet</b>’in yazdığı, <b>Eftal Gülbudak</b>’ın yönettiği oyunda <b>Ada Alize Ertem, Canan Kübra Birinci, Emre Çağrı Akbaba, Enes Mazak, Erkan Akkoyunlu, Berk Samur, Şeyda Arslan, Yasemin Güvenç</b> rol alıyor. Oyun, 5, 12, 19 Nisan 2026 tarihlerinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>MASAL (5+Yaş)</b></p>
<p>Hakkından ve ihtiyacından fazla yiyeceği çalarak açlığa sebep olan yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı üç çocuk fantastik bir yolculuğa çıkar. Birçok engelin aşıldığı yolculuk sürecinde bireysellikten birlikte hareket etmeye, yardımlaşma ve adaletli paylaşıma kadar çocukların düşünce ve eylemleri değişir. Açlığın tüm çocuklar için yaşamsal bir sorun olduğunu fark eden çocuklar, açgözlü yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı mücadeleyi büyütür. <b>Eftal Gülbudak</b>’ın yazıp yönettiği oyunda <b>Ceren Hacımuratoğlu, Ercan Demirhan, Yeliz Şatıroğlu, Onur Şirin, Volkan Öztürk</b> rol alıyor. Oyun, 5 Nisan 2026 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)</b></p>
<p>Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.</p>
<p><b>Cengiz Özek</b>’in yazıp yönettiği oyunda <b>Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Pınar Pamuk, Aslı Menaz </b>rol alıyor. Oyun, 19 Nisan 2026 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>SESLER ÜLKESİ (4+ Yaş)</b></p>
<p>Uzun zamandır çocuklar tarafından ihmal edilen Keman, Piyano, Flüt kendileri gibi çalınmayan arkadaşları Gitarı da yanlarına alarak Sesler Ülkesine dönmeleri gerektiğini anlatırlar. Gitar kendisini çalmayan Deniz’i uyandırır.  Gitar, Deniz’den ayrılmak istemediği için onu da Sesler Ülkesinde bir yolculuğa çıkarmaya karar verir. Böylece ilk kez Sesler Ülkesini bir çocuk ziyaret eder.</p>
<p>Sesler Ülkesinde enstrümanları ve müziği yakından tanıyan Deniz, Vivaldi, Mozart ve enstrümanlara hayran kalır ve enstrümanların hepsini öğrenmeye heveslenir. Enstrümanlar, Deniz’e kendini beğendirmek için bir yarışa girer ve akordları bozulur. Beethoven enstrümanların akordunu düzeltir ve onları orkestra şefi gibi yöneterek bir eser çaldırır. Aralarındaki uyumu hatırlayan enstrümanlar ve çalacağı enstrümana karar veren Deniz mutludur.</p>
<p><b>Gizem Padar</b>’ın yazdığı, <b>Nihat Alpteki</b>’nin yönettiği oyunda <b>Aslı Şahin, Bahar Çebi, Cihat Faruk Sevindik, Çağlar Polat, Damla Cangül Yiğit, Lale Kabul</b> rol alıyor. Oyun, 19 Nisan 2026 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p> </p>
<p>İyi seyirler…</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolari-nisan-ayinda-42-oyunu-seyirciyle-bulusturuyor-623121">İBB Şehir Tiyatroları Nisan Ayında 42 Oyunu Seyirciyle Buluşturuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmangazi Girişimcilik Zirvesi Geleceğe Işık Tuttu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/osmangazi-girisimcilik-zirvesi-gelecege-isik-tuttu-622953</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2026 08:13:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[geleceğe]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[girişimci]]></category>
		<category><![CDATA[girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[işık]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<category><![CDATA[Osmangazi Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[projeler]]></category>
		<category><![CDATA[tuttu]]></category>
		<category><![CDATA[zirvesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622953</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi’nin düzenlediği Girişimcilik Zirvesi, iş dünyasının deneyimli isimleri ile genç girişimci adaylarını buluştururken; aynı zamanda yenilikçi projelerin, doğru kaynak kullanımının ve teknolojik dönüşüme uyumun önemine dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazi-girisimcilik-zirvesi-gelecege-isik-tuttu-622953">Osmangazi Girişimcilik Zirvesi Geleceğe Işık Tuttu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Osmangazi Belediyesi’nin düzenlediği Girişimcilik Zirvesi, iş dünyasının deneyimli isimleri ile genç girişimci adaylarını buluştururken; aynı zamanda yenilikçi projelerin, doğru kaynak kullanımının ve teknolojik dönüşüme uyumun önemine dikkat çekti.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Osmangazi Belediyesi, girişimcilik ekosistemine katkı sunmaya ve yeni iş fikirlerinin filizlenmesine öncülük etmeye devam ediyor. Bu vizyon doğrultusunda düzenlenen Osmangazi Girişimcilik Zirvesi, yoğun katılım eşliğinde Osmangazi Gösteri Merkezi’nde gerçekleştirildi. Gün boyu süren etkinlik, iş dünyasının deneyimli isimleri ile girişimci adaylarını aynı çatı altında buluşturdu. Girişimcilik kültürünün yaygınlaştırılması, gençlerin yenilikçi fikirlerle desteklenmesi ve yerel ekonominin güçlendirilmesi amacıyla hayata geçirilen zirveye; Osmangazi Belediye Başkan Yardımcıları Mutlu Esendemir, Mücahit Yıldızhan ve Sefa Yılmaz’ın yanı sıra belediye meclis üyeleri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve çok sayıda genç girişimci adayı katıldı.</span></span></span></p>
<p><span><span><b><span>“Sorunları Aşmak İçin Girişimcilere İhtiyacımız Var”</span></b></span></span></p>
<p><span><span><span>Osmangazi Girişimcilik Zirvesi’nin açılış konuşmasını gerçekleştiren Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir, zirvenin önemine ve içinde bulunulan küresel koşullara dikkat çekti. Esendemir, zirvenin Osmangazi Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Müdürlüğü’nün uzun süredir yürüttüğü titiz çalışmalar sonucunda hayata geçirildiğini belirterek, sözlerine şu şekilde devam etti: </span></span></span></p>
<p><span><span><span>“Bu zirveyi, çok kritik günlerde düzenliyoruz. Son 72 saatte dünya ekonomisindeki çalkantılar ve yanı başımızda Ortadoğu’daki savaşın dünya ekonomisine olan etkisi, bu zirvenin önemini bir kez daha artırdı. Çünkü, bu ekonomideki düzensizlik ve tehdit, şüphesiz bize yüksek enflasyon, işsizlik gibi çığ gibi büyüyen sorunlarla gelecek. Bu sorunlarla baş başa kalacağız. Bu sorunları aşmak için girişimcilere ve yeni projelere çok fazla ihtiyacımız var. Bu sorunların altından kalkabilecek en önemli projeler de, gençlerin sürdürülebilir, yarınlarına ışık tutacak projeleri olacaktır. Geçtiğimiz sene su kesintileri oldu, su kesintilerinin nedeni tabii küresel ısınma ve giderek azalan su kaynaklarımız. Hanelerde kullanılan toplam suyun sadece yüzde 3’ü, yüzde 97’si ise işletmeler tarafından kullanılıyor. Bizim bu susuzluğu, su sıkıntılarını gidermemiz için yeni projelere ihtiyacımız var. Bu nedenle, bugün ortaya konulacak ve devam edecek projeler, geleceğimize ışık tutacak.”</span></span></span></p>
<p><span><span><b><span>İş Dünyasının Başarılı İsimleri Deneyimlerini Paylaştı</span></b></span></span></p>
<p><span><span><span>Karaca International Genel Müdürü Ömer Barbaros Yiş’in ilham veren konuşmasıyla başlayan Osmangazi Girişimcilik Zirvesi’nde, House of Hunny Kurucusu Balca Alper Picht, Fonangels.com Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Kuş ve SECE Hayvancılık Kurucusu Seval Şengör, iş hayatlarındaki tecrübelerini aktararak girişimcilik yolculuğunda karşılaşılan zorluklar ve bu zorlukların nasıl fırsata dönüştürülebileceği üzerine önemli değerlendirmelerde bulundu.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Dijitalleşmenin tüm sektörleri kökten değiştirdiğine dikkat çeken Karaca International Genel Müdürü Ömer Barbaros Yiş, özellikle e-ticaret, veri analitiği ve otomasyonun iş süreçlerinde vazgeçilmez hale geldiğini belirtti. Yiş, teknolojiyi doğru kullanan girişimlerin rekabette öne geçtiğini vurguladı. House of Hunny Kurucusu Balca Alper Picht de, girişimciliğin yalnızca iyi bir fikirle başlamadığını, bu fikrin doğru strateji ile desteklenmesi gerektiğine işaret ederek, kendi girişim serüveninden örnekler sundu. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>Başarılı bir girişimcilik hikayesiyle gençlerde hayranlık uyandıran Balca Alper Picht, hedeflere inanmanın ve asla o hedeften vazgeçmemenin de öneminin altını çizdi. Fonangels.com Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Kuş, girişimciliğin her noktada önem teşkil ettiğinin altını çizerek, değişen ve dönüşen dünyaya uyum sağlamanın önemini ifade etti. Zirvenin son konuşmacısı Sece Hayvancılık Kurucusu Seval Şengör ise şirketinin ilk adımından günümüze kadar olan süreçte yaşadığı deneyimleri ve girişimciliğe dair özgün anekdotlarını gençlerle paylaştı.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Osmangazi Girişimci Zirvesi’nde aynı zamanda ‘B2B Eşleşmeleri’ gerçekleştirildi. Osmangazi Gösteri Merkezi’ndeki fuaye alanında yapılan B2B Eşleşmeleri’nde genç girişimci adayları, sektöründe uzman yatırımcılar ve iş insanlarıyla bir araya gelerek fikirlerini paylaştı.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Gün boyu süren zirvede protokol üyeleri, konuşmacılara plaket takdiminde bulundu.</span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazi-girisimcilik-zirvesi-gelecege-isik-tuttu-622953">Osmangazi Girişimcilik Zirvesi Geleceğe Işık Tuttu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nilüfer Belediyespor&#8217;u play-off heyecanı sardı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/nilufer-belediyesporu-play-off-heyecani-sardi-622881</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Mar 2026 18:02:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[belediyespor]]></category>
		<category><![CDATA[bursa]]></category>
		<category><![CDATA[güzel]]></category>
		<category><![CDATA[heyecanı]]></category>
		<category><![CDATA[nilüfer]]></category>
		<category><![CDATA[or]]></category>
		<category><![CDATA[Play-Off]]></category>
		<category><![CDATA[sardı]]></category>
		<category><![CDATA[sezon]]></category>
		<category><![CDATA[takım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622881</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyespor Kadın Voleybol Takımı, Aras Kargo ile oynayacağı play-off maçının hazırlıklarını sürdürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nilufer-belediyesporu-play-off-heyecani-sardi-622881">Nilüfer Belediyespor&#8217;u play-off heyecanı sardı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyespor Kadın Voleybol Takımı, Aras Kargo ile oynayacağı play-off maçının hazırlıklarını sürdürüyor. Nilüfer Belediyespor Başkanı Muharrem Or, “Güçlü bir takımız. İyi işler yaptık diye düşünüyorum. Bursalılara güzel maçlar izlettirdik. Hedefimiz Avrupa” dedi.</p>
<p>Vodafone Sultanlar Ligi’nde normal sezonu 6’ncı olarak tamamlayan Nilüfer Belediyespor Kadın Voleybol Takımı, play-off maçlarına hazırlanıyor. Cengiz Göllü Spor Salonu’nda yapılan antrenman öncesinde konuşan Başkan Muharrem Or, ligin kendileri için güzel geçtiğini ve iyi performans sergilediklerini söyledi. Bulundukları yerden memnun olduklarını dile getiren Or, “Yani sezonun son 2-3 maçını zaten play-off’u garantileyerek girdik. İlk maçımızı İzmir’de Aras Kargo ile oynayacağız. Güçlü bir takımız. Yani takım olmayı başardık. Başkan olarak, yönetim kurulu ve branş sorumlusu arkadaşlarımla beraber iyi işler yaptık diye düşünüyorum. Bursalılara güzel maçlar izlettirdik sene içinde. Tribünleri doldurmayı başardık. Hedefimiz Avrupa. Olmazsa da dünyanın sonu değil” dedi.</p>
<p>“HERKES GÖREVİNİ YAPTI”</p>
<p>Tüm toplantılarda ekibe takım oyununun önemini vurguladığını dile getiren Or, “Bu bir spor. Yenmek de var, yenilmek de var. Kazanmak da var, kaybetmek de var. Ama her şeyden önce güzel, centilmence ve sportmenliğe uygun bir şekilde oyunumuzu oynadık. Yani sadece biz oyunumuzu oynamaya uğraştık. Bizim takımda çok sivrilen bir oyuncu yok mesela. Herkes kendi görevini yaptı ve maçı kazanmaya oynadık, çoğu maçta da biz hedefimize ulaştık. O nedenle de zaten buradayız” diye konuştu.</p>
<p>“DESTEK BEKLİYORUZ”</p>
<p>Belediye takımı olarak Sultanlar Ligi’nde 2 takımın bu yıl alt lige düşmesiyle tek kaldıklarını ifade eden Or, “Gelecek takımların içinden belediye takımı olur mu bilmiyorum ama hakikaten ekonomik olarak bizleri zorlayan bir sistem var. Bursa&#8217;nın markalarının bizlere bu takımı yaşatması için, sürdürebilmemiz için destek olması gerekiyor. Bursa sanayisinin bizi desteklemesi lazım.  Çünkü Bursa&#8217;da tek kadın takımıyız biz şu an” dedi.</p>
<p>Bursalı voleybol seyircisinin sahip çıkmalarını isteyen Or, takımı yalnız bırakmamalarını istedi.</p>
<p>“SEYİRCİLERİMİZİ BEKLİYORUZ”</p>
<p>Nilüfer Belediyespor Eker Kadın Voleybol Takımı Baş Antrenörü Gökhan Durmaz ise, “Normal sezonu 6’ıncı sırada bitirdik. Şimdi 5-8 sıralamaları için play-off’larımız var. İlk maçımızı Pazar günü İzmir’de Aras Kargo ile oynayacağız. Daha sonrasında ikinci maçımızı 12 Nisan’da burada kendi evimizde oynayacağız. Tüm seyircilerimizi bekliyoruz. Buraya kadar gelmişken Avrupa’ya gitmek istiyoruz. Bunun anahtarı Aras Kargo maçı. İnşallah bugüne kadar yaptığımızın aynısını yine yapacağız” dedi.</p>
<p>“GÜZEL BİR SEZON GEÇİRDİK”</p>
<p>Takım kaptanı Buse Ünal Pehlivan, güzel bir sezon geçirdiklerini söyledi. Takım içinde iyi bir enerji olduğunu dile getiren Pehlivan, “Hedefimiz doğrultusunda sezonu bitirmek istiyoruz. Umarım çalışmalarımızın da karşılığını alırız” dedi.</p>
<p>Takım antrenmanında oyuncu Breana Edwards’ın doğum günü de kutlandı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nilufer-belediyesporu-play-off-heyecani-sardi-622881">Nilüfer Belediyespor&#8217;u play-off heyecanı sardı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İBB Şehir Tiyatroları&#8217;nda Bu Hafta (25-29 Mart 2026)</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolarinda-bu-hafta-25-29-mart-2026-622394</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Mar 2026 13:29:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[25-29]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[bb]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hafta]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kara]]></category>
		<category><![CDATA[mart]]></category>
		<category><![CDATA[nda]]></category>
		<category><![CDATA[sahne]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[seyirci]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatroları]]></category>
		<category><![CDATA[yazdığı]]></category>
		<category><![CDATA[yönettiği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622394</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 2025-2026 tiyatro sezonunun yeni haftasında 14 oyunla seyirci karşısına çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolarinda-bu-hafta-25-29-mart-2026-622394">İBB Şehir Tiyatroları&#8217;nda Bu Hafta (25-29 Mart 2026)</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 2025-2026 tiyatro sezonunun yeni haftasında 14 oyunla seyirci karşısına çıkıyor.</p>
<p>Şehir Tiyatroları’nda bu hafta sanatseverleri Musahipzade Celal’den Arthur Miller’a, Donald Margulies’ten Cengiz Özek’e klasik ve modern yazarların eserlerinin ön planda olduğu zengin bir repertuvar bekliyor. </p>
<p>Bu hafta Haramiler, Cadı Kazanı, Öylece Durur Zaman, Fosforlu Cevriye, Köpek Kalbi, Geçmişin Gölgesi, Sivrisinekler, Maviydi Bisikletim, Sevdalı Bulut, Masal, Benim Küçük Yıldızım, Fındıkkıran, Bekçi İle Postacı, Çöpsüz Dünya adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.</p>
<p>Oyun biletleri, gişelerden, <b>https://sehirtiyatrolari.ibb.istanbul/</b>, <u>biletinial.com</u> adreslerinden ve mobil uygulamamızdan temin edilebilir.</p>
<p><b> Orhan Veli Şiirleri “Birdenbire” Etkinliğinde Seyirciyle Buluşuyor</b></p>
<p>İstanbul Şiirle Buluşuyor, repertuvar oyunlarımızın yanında şair-şiir eşleşmesi üzerinden geliştirilen yeni ve farklı bir etkinlik konseptini seyircinin ilgisine sunuyor. Seyirci, yönetmen ve oyuncular eşliğinde, dekor, kostüm, müzik ve görsel tasarımla birlikte sahne imkânları kullanılarak, Orhan Veli’nin şiir evreninin içerisinde oluşturulan bir mekânda etkinliğin konuğu olacak.</p>
<p><b>Hümay Güldağ</b>’ın uyarladığı, yönettiği ve oyuncu olarak yer aldığı etkinliğin müziğini Cihan Kurtaran, dekor tasarımını Cihan Aşar, kostüm tasarımını Ahsen Nur Yaman, ışık tasarımını Gökhan Davulcu, efekt tasarımını Özgür Yaşar İşler yapıyor. Etkinlik 29 Mart 2026 tarihinde Müze Gazhane Meydan Sahne’de.</p>
<p><b>Bu Haftanın Programı (25-29 Mart 2026)</b></p>
<p><b>HARAMİLER (16+ Yaş)</b><b> </b></p>
<p>Musahipzade Celal’in üç farklı oyunundan oluşturulan bir uyarlamayla, halkın başına musallat olan harami yöneticiler ekseninde gelişen olayları, modern bir bakış açısı ve hicivle sahneye taşıyor.</p>
<p><b>Musahipzade Celal</b>’in yazdığı, <b>Engin Alkan</b>’ın uyarlayıp yönettiği oyunda <b>Aslı Nimet Altaylar, Damla Cangül Yiğit, Elçin Atamgüç, Enes Mazak, Eyşan Dönmez, Göksel Arslan, Melih Tuma, Müslüm Tamer, Pelin Budak, Reyhan Karasu, Yusuf Akçay, Zafer Kırşan</b> rol alıyor. Oyun, 25-28 Mart 2026 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>CADI KAZANI (13+ Yaş)</b></p>
<p>Yıl 1692… ABD’de Salem kasabası…Cadılıkla suçlanan insanlar… Büyük tartışmalara, ardından işkencelere, nihayetinde de idamlara varan mahkemeler… Çıkarları için ‘liste’lerce insanları ölüme sürükleyen ‘insan’lar… İnancı kullanarak; önce toplumsal yaşamı, sonra hukuku, nihayetinde onuru yok etmeye çalışan ‘baştakiler’ ve buna sebep olmayı yahut seyirci kalmayı seçen halk… Tiyatro yazınının en önemli isimlerinden Arthur Miller’ın, 1952’de gerçek olaylardan yola çıkarak yazdığı bu ölümsüz eser; ilk kez Şehir Tiyatrosu’ndan seyircilerini selamlıyor.</p>
<p><b>Arthur Miller</b>‘ın yazdığı, <b>Sabahattin Eyüboğlu-Vedat Günyol</b>’un çevirdiği, <b>Yiğit Sertdemir</b>’in yönettiği oyunda <b>Berfu Aydoğan, Berna Adıgüzel, Burak Davutoğlu, Canan Kübra Birinci, </b><b>Seda Yılmaz, Emre Çağrı Akbaba, Eraslan Sağlam, Ersin Sanver, Ezgim Kılınç, Fatma İnan, Engin Akpınar, Mehmet Bulduk, Nilay Yazıcıoğlu, Onur Demircan, Ozan Gözel, Rozet Hubeş, Selçuk Yüksel, Selen Nur Sarıyar, Zeki Yıldırım</b> rol alıyor. Oyun, 25-28 Mart 2026 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>ÖYLECE DURUR ZAMAN (16+ Yaş)</b></p>
<p>Sarah 40’lı yaşlarının başında bir basın fotoğrafçısıdır, uzun yıllar başta Ortadoğu olmak üzere pek çok savaş bölgesinde çalışmıştır. Sarah Irak’ta bulunduğu sırada çok yakınında patlayan bir bomba sonucu yüzünden yaralanmış, kısa bir tedavinin ardından ülkesine dönmüştür. Şimdi uzun zamandır ayrı kaldığı evinde erkek arkadaşı James ile beraberdir. Her şeyin yolundaymış gibi devam ettiği birkaç günün sonunda çiftin görmezden gelmeye çalıştığı sorunlar gün yüzüne çıkmaya, ilişkilerini biçimlendirmeye başlar.</p>
<p>Oyun, Pulitzer ödüllü yazar Donald Marguiles tarafından kaleme alınmıştır. Oyunda, çevresindeki gelişmelere duyarsız bir topluma eleştirinin yanı sıra bireylerin iç hesaplaşmaları da taze tutulmakta, pek çok konuda seyircinin de kendini sorgulaması sağlanmaktadır.</p>
<p><b>Donald Margulies</b>’in yazdığı, <b>Irmak Bahçeci</b>’nin çevirdiği, <b>Mehmet Ergen</b>’in yönettiği oyunda <b>Mert Tanık, Murat Coşkuner, Pervin Bağdat, Sevil Akı</b> rol alıyor. Oyun, 25-28 Mart 2026 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>FOSFORLU CEVRİYE (16+ Yaş)</b></p>
<p>Anne babasını tanımadığı için gökteki yıldızlardan doğduğuna inanan, denizin kucağında bir sokak çocuğu olarak büyüyen, Galata mevkiinde karnını doyurabilmek için “icra-i sanat” eyleyen Cevriye, sıradan bir sokak kızı değil aslında İstanbul sokaklarının ta kendisidir. Hastalık ve soğuktan ölüme yaklaştığı o gece, karşısına çıkan esrarengiz bir Adam sayesinde hayata ve kara sevdaya tutunur. Cevriye’nin daha önce tanıdığı erkeklere hiç benzemeyen ve ona “siz” diye hitap eden bu Adam aslında gizli yaşayan bir idam mahkûmudur. Cevriye onu tanıdığı günden sonra artık bambaşka bir “insan” olmuştur. Hapis, sürgün, aradan geçen zaman ve türlü belalara rağmen bu aşktan vazgeçmeyen Cevriye, sevdiği için her şeyi göze alacaktır.</p>
<p>Oyunda 1930-40’lı yılların İstanbul’u zengin tasvirleriyle sunuluyor. Mahallelerin arka sokaklarında, hapishanelerinde, batakhanelerinde hayata tutunmaya çalışan kadınların, annelerin, çocukların ve afili delikanlıların otoriteyle olan ilişkisi çarpıcı öykülerle aktarılıyor. </p>
<p>Suat Derviş, 60’lı yılların başında Türkiye’ye döndüğünde siyasi-mesleki ve maddi anlamda zorlu bir dönemden geçiyordu. “Fosforlu Cevriye” romanını yayınevlerine teklif ediyor fakat ne yazık her seferinde reddediliyordu. Suat Hanım’ın büyük arzusu, bu eserin yayınlanmasından öte, bir “müzikal” olarak oyunlaştırıldığını görmekti… Bunun için ilk görüştüğü kişi genç aktris Gülriz Sururi idi… Gülriz Hanım’ın da arzusu oyunu Şehir Tiyatroları’nda sahnelemekti…</p>
<p>“Karanlık bir gecede gökten düşüp parçalanan bir yıldız gibi…”  kalbimizde iz bırakan Suat Derviş’e, Reşat Fuat Baraner’e, Nazım Hikmet’e ve Gülriz Sururi’ye sevgiyle…</p>
<p>Oyunda <b>Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Binnur Özpınar, Direnç Dedeoğlu, Çağatay Palabıyık, Elif Verit, Emre Yılmaz, Esra Ede, Hakan Örge, Irmak Örnek, Nur Saçbüker Otan, Samet Silme, Tuğrul Arsever, Yağmur Damcıoğlu Namak, Yunus Erman Çağlar, Zeynep Ceren Gedikali </b>rol alıyor. Oyun, 25-28 Mart 2026 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>KÖPEK KALBİ (16+ Yaş)</b></p>
<p>1924 yılı… Sovyet Rusya’nın karanlık atmosferinde, toplumsal düzenin ve bürokrasinin içine sıkışmış Profesör Preobrajenski insan beyni ve gençleşme üzerine çalışmaktadır. Ona dünya çapında şöhret kazandıran, insanların gençleşmesini sağlayan bir teknik geliştirmiştir. Beyin araştırmaları sürecinde yeni bir deney yapmayı tasarlar. Sokak köpeği Şarik’e zor bir ameliyatla bir insandan alınan hipofiz ve testisleri nakleder. Fakat ameliyattan sonra beklenmedik değişimler baş gösterir, Şarik insana dönüşmeye başlar. Bu değişim Profesör Preobrajenski’nin evinin kurallarını altüst edecektir. Köpek Kalbi, toplum mühendisliği, çürümüş bürokrasi ve sınıf savaşlarıyla toplumsal barışı yitirmiş bir halk üzerinden, insanı insan yapan şey nedir sorusunu soruyor.</p>
<p><b>Mihail Bulgakov</b>’un yazdığı, <b>Mustafa Kemal Yılmaz</b>’ın çevirdiği, <b>Onur Demircan</b>’ın uyarlayıp yönettiği oyunda <b>Ali Gökmen Altuğ, Caner Çandarlı, İrem Arslan, Onur Şirin</b> rol alıyor. Oyun, 25-28 Mart 2026 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.</p>
<p><b>GEÇMİŞİN GÖLGESİ (16+ Yaş)</b></p>
<p>Terk edilmiş bir binada eski bir polis yıllar önce iş birliği yaptığı doktoru beklemektedir. Açığa çıkması gereken gerçekler, yüzleşmeleri gereken suçları vardır. Büyük bir hesaplaşmaya girerler.</p>
<p><b>Macit Koper</b>’in yazdığı, <b>Barış Dinçel</b>’in yönettiği oyunda <b>Ahmet Saraçoğlu, Bahtiyar Engin</b> rol alıyor. Oyun, 25-28 Mart 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>SİVRİSİNEKLER (16+ Yaş)</b></p>
<p>Alice, Cenevre’de Higgs Bozonu’nun varlığını kanıtlamak için yapılan “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı” projesinde çalışan bir bilim insanıdır. Kendisi gibi bilim insanı olan kocası, çocukları Luke küçükken ortadan kaybolmuştur ve bu onların hayatındaki kara deliktir. <b>Lucy Kirkwood</b>’un yazdığı, <b>Ali Gökmen Altuğ</b>’un yönettiği oyunda <b>Ayşin Atav, Yeliz Gerçek, Senan Kara Tutumluer, Özgür Dereli, Ahhan Şener, Pınar Demiral, Volkan Öztürk, Ümran İnceoğlu, Pınar Pamuk</b> rol alıyor. Oyun, 25-28 Mart 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.</p>
<p><b>MAVİYDİ BİSİKLETİM (13+ Yaş)</b></p>
<p>İlk gençlik yıllarını geçirdiği İzmir&#8217;e duyduğu özlemin ve ilk aşkının izinden giden bir adamın, anılarına yaptığı bu yolculuk, bizi 1950&#8217;lerin İzmir&#8217;inden günümüze taşıyor. <b>Dinçer Sümer</b>’in yazdığı <b>Ersin Umulu</b>’nun yönettiği oyunda <b>Çağrı Büyüksayar</b> rol alıyor. Oyun, 28 Mart 2026 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p><b>SEVDALI BULUT (5+ Yaş)</b></p>
<p>Dünyanın bir yerinde, Ayşe Kız’ın bahçesi dışında kalan her yere ve her şeye sahip olan Kara Seyfi, Ayşe Kız’ın büyük emek ve sevgiyle kurduğu bahçesini de ele geçirmeye çalışmaktadır. Oyun, Sevdalı Bulut, Ayşe Kız ve arkadaşlarının bahçelerini Kara Seyfi’ye karşı koruma çabalarını anlatmaktadır.</p>
<p><b>Nazım Hikmet</b>’in yazdığı, <b>Eftal Gülbudak</b>’ın yönettiği oyunda <b>Ada Alize Ertem, Canan Kübra Birinci, Emre Çağrı Akbaba, Enes Mazak, Erkan Akkoyunlu, Berk Samur, Şeyda Arslan, Yasemin Güvenç</b> rol alıyor. Oyun, 29 Mart 2026 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>MASAL (5+Yaş)</b></p>
<p>Hakkından ve ihtiyacından fazla yiyeceği çalarak açlığa sebep olan yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı üç çocuk fantastik bir yolculuğa çıkar. Birçok engelin aşıldığı yolculuk sürecinde bireysellikten birlikte hareket etmeye, yardımlaşma ve adaletli paylaşıma kadar çocukların düşünce ve eylemleri değişir. Açlığın tüm çocuklar için yaşamsal bir sorun olduğunu fark eden çocuklar, açgözlü yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı mücadeleyi büyütür. <b>Eftal Gülbudak</b>’ın yazıp yönettiği oyunda <b>Ceren Hacımuratoğlu, Ercan Demirhan, Yeliz Şatıroğlu, Onur Şirin, Volkan Öztürk</b> rol alıyor. Oyun, 29 Mart 2026 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)</b></p>
<p>Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.</p>
<p><b>Cengiz Özek</b>’in yazıp yönettiği oyunda <b>Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Pınar Pamuk, Aslı Menaz </b>rol alıyor. Oyun, 29 Mart 2026 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>FINDIKKIRAN (7+ Yaş) </b></p>
<p>Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada, sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor. <b>E.T.A Hoffmann</b>’ın masalından <b>Dilşad Çelebi</b>’nin uyarladığı, <b>Lerzan Pamir</b>’in yönettiği oyunda <b>Asrın Gurur Kuyucak,</b> <b>Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın</b> rol alıyor. Oyun, 29 Mart 2026 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)</b></p>
<p>Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir. <b>Lodovica Cima, Gabriele Clima</b>’nın yazdığı <b>Ceylan Özçapkın</b>’ın çevirdiği, <b>Derya Yıldırım</b>’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda <b>Melisa Demirhan, Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali</b> rol alıyor. Oyun, 29 Mart 2026 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>ÇÖPSÜZ DÜNYA (4+ Yaş)</b></p>
<p>İklim değişikliği ve hava kirliliğinden dolayı bulutların renginin, rüzgârın yönünün değiştiği günlerden bir gün; umutlu, mutlu ve bilinçli bir uçurtma olan Uç Uç kuyruğu koptuğu için bir çöplüğe düşer. Çöplükte, bez bir bebek olan Püsküllü ve atılmış bir koli olan Koli Koli ile tanışır. Çöplüğün kontrolünü elinde tutan Çöpten Kral ve yardımcısı Sinek ile kurulu düzenlerini değiştirmeye çalışan Uç Uç arasında bir mücadele başlar.</p>
<p>Çöpsüz Dünya oyunu sevimli karakterler aracılığıyla tüketim kültürünün bilinçsizce yaygınlaştığı günümüzde “geri dönüşüm, tamir, sıfır atık ve renklerle ayrılmış atık kutuları’’ gibi konuları ele alarak atıklardan arındırılmış bir dünya nasıl mümkün olabilir sorusuna cevaplar arıyor. <b>Arzu Yurtseven</b>’in yazdığı, <b>Nihat Alpteki</b>’nin yönettiği oyunda <b>Eylül Soğukçay, Pınar Demiral, Engin Akpınar, Samet Silme, Mehmet Soner Dinç</b> rol alıyor. Oyun, 29 Mart 2026 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p>İyi seyirler…</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolarinda-bu-hafta-25-29-mart-2026-622394">İBB Şehir Tiyatroları&#8217;nda Bu Hafta (25-29 Mart 2026)</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Sıradan şeylerden mutlu olmak, basit ama anlamlı bir yaşam tarzı sürmek, uzun ömrün sırrıdır!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-siradan-seylerden-mutlu-olmak-basit-ama-anlamli-bir-yasam-tarzi-surmek-uzun-omrun-sirridir-622346</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Mar 2026 12:43:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[beden]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu]]></category>
		<category><![CDATA[nevzat]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[şeylerden]]></category>
		<category><![CDATA[sıradan]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[uzun]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[zihinsel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622346</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Sağlıklı Yaşlanma-Longevity konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-siradan-seylerden-mutlu-olmak-basit-ama-anlamli-bir-yasam-tarzi-surmek-uzun-omrun-sirridir-622346">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Sıradan şeylerden mutlu olmak, basit ama anlamlı bir yaşam tarzı sürmek, uzun ömrün sırrıdır!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Sağlıklı Yaşlanma-Longevity konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>İnsanlık tarihinde ortalama yaşam süresi giderek artıyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Longevity (uzun ömür) kavramının, özellikle son yıllarda öne çıkan bir konu haline geldiğini ifaden ederek, “Çünkü insanlık tarihinde ortalama yaşam süresi giderek artıyor. 100 yıl kadar önce dünya genelinde ortalama ömür 40’lı yaşlardaydı. Günümüzde ise Türkiye&#8217;de bu süre kadınlarda ortalama 78, erkeklerde ise 74-76 yaş aralığına kadar yükseldi. Küresel ölçekte de benzer bir artış söz konusu. Yaşam süresi uzadıkça, daha önce nadir görülen sağlık sorunları da artmaya başladı. Geçmişte insanlar daha erken yaşta hayatını kaybettiği için Alzheimer gibi hastalıklar fazla ortaya çıkmıyordu. Ancak bugün insanlar 70 yaş ve üzerine çıktığında Alzheimer riski belirgin şekilde artıyor. Unutkanlık daha sık görülüyor. Eğer kişi sağlıklı bir yaşam tarzı benimsememişse, ömrü uzasa da pek çok hastalıkla mücadele etmek zorunda kalıyor. Oysa yapılan araştırmalar, hastalıkların yüzde 60-70’inin doğrudan yaşam tarzıyla ilişkili olduğunu gösteriyor. Bu çok ciddi bir oran. Diyabetten depresyona kadar birçok hastalık, sağlıksız beslenme, yetersiz hareket, stresli yaşam gibi faktörlerle ortaya çıkıyor. Yani kişi doğru yaşasa, doğru beslense bu hastalıkların pek çoğu önlenebilir.” dedi.</p>
<p><strong>Artık yaşam tarzı psikoterapisi adı verilen bir yaklaşım uygulanıyor</strong></p>
<p>Günümüzde yaşam tarzı eğitimlerine tüm dünyada ağırlık verilmeye başlandığını kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Artık yaşam tarzı psikoterapisi adı verilen bir yaklaşım uygulanıyor. Bu yöntem, hasta olmadan önce kişiye sağlıklı yaşama becerileri kazandırmayı amaçlıyor. Bu, aynı zamanda pozitif psikoterapinin de bir türü. Sağlıklı yaşamı desteklemek için duygusal zeka çalışmaları da yapılıyor. Buradaki amaç, sadece uzun yaşamak değil; sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürebilmek.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Beden farkındalığı önemli…</strong></p>
<p>Sağlıklı yaşam tarzı eğitiminde en çok önem verilen konulardan birinin beden farkındalığı olduğunu da belirten Prof. Dr. Tarhan, “Kişinin kendi bedenini tanıması, fark etmesi gerekir. Bir kişiye bakıyorsunuz, obez. Beden kitle indeksi 30’un üzerinde. Ama ‘Su içsem yarıyor’ diyor. Aslında farkında olmadan sürekli bir şeyler yiyor, atıştırıyor. Gerçekte ne yediğinin farkında değil. Benzer şekilde, bazı kişiler ‘Hiç uyumadım’ diyor. Aslında uyumuş ama uyku farkındalığı yok; uyuduğunun farkında değil. Beynimiz algılayan bir organ olduğu için beden farkındalığı çok önemli. Çünkü kişi bedeninin sinyallerini ne kadar iyi tanırsa, o kadar doğru kararlar verir. Farkındalık yanlışsa, alınan karar da yanlış olur.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Zihinsel farkındalık en az bedensel farkındalık kadar önemli</strong></p>
<p>Bedeni tanımanın, güçlü ve zayıf yönlerini bilmenin çok önemli olduğunu, “Hangi gıdalar bana iyi geliyor, hangileri dokunuyor? Nasıl beslenirsem daha sağlıklı olurum? Boyum, kilom ne durumda? Uyku düzenim nasıl? Su tüketimim yeterli mi? Metabolik dengem nasıl?” sorularının yanıtlarının beden farkındalığıyla ilgili odluğunu anlatan Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bir de zihinsel farkındalık var. Bu da en az bedensel farkındalık kadar önemli. Zihinsel farkındalık, kişinin psikolojik durumunu, olayları nasıl algıladığını ve nasıl tepki verdiğini içerir. Bir olay yaşanıyor, bir ipucu alıyoruz ve buna alışkanlıkla, otomatik bir yanıt veriyoruz. Hoşumuza giden bir şey olduğunda hemen tepki veriyoruz. Oysa bu tepkiler, zihinsel çarpıtmalar ya da çocuklukta öğrenilmiş yanlış kalıp yargılardan kaynaklanıyor olabilir. Zihinsel yanlış kalıp yargılarımız var. Bunları düzeltmek gibi, kendimizi geliştirmek gibi bir hedefimiz yoksa çocukluğumuz öğrendiğimiz zihinsel kalıpları, kalıp yargılar aynen devam ettiriyoruz. Halbuki şartlar değişmiş, ortam değişmiş ama siz değişmemişsiniz. Hastalıklar başlıyor. Ruhsal hastalıklarda zihin farkındalığı önemli. Bedensel hastalıklarda da beden farkındalığı önemli. Bunun birinci şartı kişinin kendini tanıması. Kendini iç iç keşif yolculuğu. Hem bedensel farkındalık açısından hem zihinsel farkındalık açısından kendini tanımak ilk adım. Buna öz bilinç deniyor. Kendinin farkına varmak. Bunu fark ettikten sonra öz yönetim başlıyor. Güçlü zayıf yönlerini yönetmek başlıyor.”</p>
<p><strong>Yalnızlık bazen seçilmiş bir durum olabilir</strong></p>
<p>İnsanın diğer canlılardan farklı olarak ilişkisel bir varlık olduğunu, sosyal yapıdan izole olan insanın mutsuz olacağını kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Elbette yalnızlık bazen seçilmiş bir durum olabilir. Tasavvufta da bu tür yalnızlıklar, kişinin kendini geliştirmesi için teşvik edilir. Eski zamanlarda insanlar çilehanelere çekilerek manevî gelişim sağlamaya çalışmışlardır. Ancak günümüzde, bu tür bir yalnızlığı sürdürebilmek ve onunla gelişmek oldukça zordur. Artık insanlar sosyal hayatın içinde, ilişkilerini yöneterek gelişmek zorundadır. Sağlıklı ve mutlu bir yaşam için kişinin sosyal hayatın içinde ilişkilerini yönetebilmesi gerekir.” dedi.</p>
<p><strong>Yeme alışkanlıkları sade ve sağlıklı</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, mavi bölgeler denilen Japonya, İtalya ve Yunan adalarında örneklerine rastlanan bölgelerde yaşayan insanların ortak bazı özellikleri bulunduğunu, en bilinenlerinden birinin Japonya’daki Okinawa Adası olduğu olduğunu ve bu insanların hem uzun yaşadıklarını hem de sağlıklı bir yaşam sürdürdüklerini anlatarak, “Bir diğer ortak özellikleri de beslenme biçimleri. Yeme alışkanlıkları oldukça sade ve sağlıklı. Bitkisel temelli, renkli tabaklara ağırlık veriyorlar. Sebze odaklı besleniyorlar; meyve tüketimi daha az, ama sebze tüketimi oldukça fazla. Bu kişilerin yaşam felsefeleri de dikkat çekici. Hayata bakışları haz odaklı değil, anlam odaklı. Mesela yemek yerken doymadan kalkıyorlar. Bu, onların en belirgin alışkanlıklarından biri.” diye konuştu.</p>
<p>Midenin her seferinde tıka basa doldurulması durumunda sindirimi sağlamak için midenin genişlemek zorunda kaldığını, her öğünde azıcık genişleyen midenin, bir süre sonra doyma hissini kaybettiğini dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Sonunda kişi doyamaz hale gelir ve obezite gelişebilir. Oysa çözüm çok daha basittir: Her öğünde tam doymadan sofradan kalkmak. Tam doymadan sofradan kalkabilen kişilerin midesi büyümüyor. Hava boşluğu kaldığı için sindirim de kolay oluyor. Ve vücutta toksinler de birikmiyor. Yediklerimize dikkat etmemiz gerekiyor. Çünkü yediklerimiz bağırsaktaki mikrobiyotayı oluşturuyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Anadolu irfanını unuttuk</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, günlük hayatın hızı içinde yapılan 20 dakikalık meditasyon seansının, zihni sakinleştirdiğini ifade ederek, “Mevlana sufi meditasyon şeklinde yapmış. Sema meditasyonu şeklinde yapmış. Bu uygulamalar, bireye kendini gözlemleme ve öz-eleştiri fırsatı sunar. Kişi, ‘Bugün neleri doğru, neleri yanlış yaptım, yanlışlarımdan ne öğrendim?’ sorularını sorarak gelişir. Böylece eleştiriye açık bir zihniyet oluşur ve sürekli öğrenme kültürü benimsenir. Vahşi kapitalizmin tehlikeli virajlarında koşturuyoruz şu anda Türkiye olarak. Böyle olunca Anadolu irfanını unuttuk, kadim kültürümüzü unuttuk.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Meditatif meditasyonun ilk aşaması, kişinin zihinsel olarak rahatlaması</strong></p>
<p>Meditatif meditasyonun ilk aşamasının, kişinin zihinsel olarak rahatlaması olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Kişi kendisine mantra tarzında kişi bir kelime seçiyor. O kelimeyi 20 dakika boyunca düşünüyor, hayal ediyor. Bu esnada beyin, günlük rutinden çıkar. Artık zihni ‘Bu niye böyle oldu, şu neden böyle?’ gibi alışılmış sorular sormaz. Bunun yerine, kişi bu kelimeyle birlikte yeni anlamlar üretir, hayal kurar, zihinsel olarak yaratıcı bir sürece girer. İkinci aşama ise fiziksel egzersizdir. Kişi bu sırada vücudunu gevşetmeye yönelik egzersizler yapar. Üçüncü unsur ise ses. Meditasyonu destekleyecek bir müzik, doğa sesi (su, kuş sesi vb.) ya da geçmişte kişiye iyi hissettiren bir melodi kullanılabilir. Böylece zihinsel, fiziksel ve işitsel boyut birlikte devreye girer. Bu üç unsur bir araya geldiğinde meditasyon etkili olur. Çünkü bu sayede beynin farklı bölgeleri aynı anda aktive edilir. Beş duyumuz harekete geçer: işitsel, görsel, fiziksel&#8230; İnce motor, kaba motor, sözel ve duygusal beceriler hep birlikte çalışır. Beynin tüm alanları aktive olur.”</p>
<p><strong>Her gün 20’şer dakikalık meditatif eylemler oldukça faydalı</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, her gün 20’şer dakikalık meditatif eylemlerin oldukça faydalı olduğuna işaret ederek, “Ancak burada önemli olan, kişinin zihnini tamamen bu eyleme verebilmesidir. Mesela birçok insan biliyorum ki dini ritüellerini yerine getiriyor, ibadet ediyor ama aklı başka yerde. Aklını ve duygularını ibadete veremediği için bu, meditatif bir eyleme dönüşmüyor. Oysa kişi zihnini ve duygularını tamamen o ana verebildiğinde, işte o zaman bu eylem gerçekten meditatif olur. Bu yaklaşım terapilerde de kullanılıyor.” dedi.</p>
<p>Aşırıya kaçan yalnızlık anlayışının bencillik ve ben-merkezcilik oluşturduğunu, kişinin yalnızca kendi çıkarlarını düşünmesinin sağlıklı olmadığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Seçilmiş yalnızlık, doğru dozda yapıldığında faydalıdır. Ancak aşırıya kaçarsa, kişi kendini ermiş gibi görmeye başlar ve dini narsizm gibi tehlikeli bir duruma düşebilir. Tıpkı etnik narsizmde olduğu gibi, dini narsizm de tehlikelidir. Her şeyin doğru ölçüde ve zamanında olması gerekir” dedi.</p>
<p><strong>Sıradan şeylerden mutlu olmak uzun ömrün de sırrı…</strong></p>
<p>Sağlıklı bir yaşam için üç temel unsurun dengeli olması gerektiğini, bunların maddi varlıklar, sağlık ve bilgeliği kapsadığını söyleyen Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Bu üç şeyi akıl tepsisine koyarak, dengeli bir şekilde yaşamak, uzun ömürlü ve sağlıklı bir yaşam sürmeyi sağlar. Sıradan şeylerden mutlu olmak, basit ama anlamlı bir yaşam tarzı sürmek, uzun ömrün sırrıdır. Mizahı çok kullanan, pozitif etkileşim içinde olan insanlar, çevrelerindeki kişilere huzur verirler. Bir insanın yanında kendinizi huzurlu hissetmiyorsanız, kaygılı hissediyorsanız o kişi negatif bir kişidir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Stresle baş etmede mizah çok etkili</strong></p>
<p>Negatif enerjisi olan bireylerin çevresine huzursuzluk yaydığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Eğer bir insanın yanında kendinizi huzurlu değil, kaygılı hissediyorsanız o kişi negatif bir kişidir. Pozitif ruh halindeki kişiler ise güven verir, şaka kaldırır, mizahı kullanır, hatta kendileriyle dalga geçebilirler. Böyle kişiler gerçekten daha uzun yaşıyorlar. Stresle baş etmede mizah çok etkilidir. Kayserili bir vatandaş ağır hastalanıyor. Ailesi etrafında toplanınca, &#8216;Hepiniz buradaysanız dükkânda kim var?&#8217; diyor. Herkesi güldürüyor. İnsan ilişkilerinde mizahı kullanabilen kişiler daha uzun ömürlü oluyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Bireyin önce kendisinde değişimi başlatması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Başkalarını düzeltmeye çalışmadan önce kendimize odaklanmalıyız. Farkındalık geliştiren bireyler hem daha sağlıklı kararlar alır hem de ilişkilerde daha az hata yapar.” dedi.</p>
<p><strong>Kadınlar duygusal beyin yapıları sayesinde daha uzun yaşıyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, kadınların erkeklerden daha uzun yaşamasının ardındaki biyolojik ve psikolojik nedenleri değerlendirdi ve kadın beyninin yapısal özelliklerinin uzun yaşamda önemli rol oynadığını ifade ederek, “Küresel verilere baktığımızda kadınların erkeklere kıyasla daha uzun yaşadığı görülüyor. Bunun en temel nedenlerinden biri, kadın beyninin duygulara ve şefkate odaklı çalışmasıdır.” dedi.</p>
<p>Kadınların annelik içgüdüsü ve duygusal yapılarıyla daha empatik olduklarını vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Erkek beyni daha çok avcı karakterde, sol beyin ağırlıklı çalışır; mantık, analiz ve savaşma güdüsüne odaklıdır. Kadın beyni ise sağ beyinle, yani duygular, estetik, sanat ve şefkatle ilişkilidir. Bu yapısal fark, kadınların kendilerini aşmaya ve iç huzura daha fazla odaklanmalarını sağlıyor. Empati yetenekleri de erkeklere kıyasla daha gelişmiş. Bu da uzun ve sağlıklı yaşam için avantaj sağlıyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Mutlu evlilik yaşam süresini uzatıyor</strong></p>
<p>Araştırmaların evli bireylerin ortalama olarak daha uzun yaşadığını ortaya koyduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, bunun ancak mutlu bir evlilik söz konusu olduğunda geçerli olabileceğine dikkat çekti. Prof. Dr. Tarhan, “Eğer evlilik huzursuzsa, çiftler sürekli çatışma halindeyse, bu durumda uzun yaşamak pek mümkün değil. Modern çağın bize dayattığı rekabetçi evlilik modelinde, kadın ve erkek arasında ego savaşları yaşanıyor. Oysa ideal olan, yol arkadaşlığına dayalı, tamamlayıcı bir evliliktir.” dedi.</p>
<p>Evliliğin bireyler arasında bir güç mücadelesine dönüşmesinin ilişkiyi zayıflattığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Rekabetçi evliliklerde taraflar 1+1 gibi ayrı varlıklar olarak kalır. Ama ortak amaçta hareket eden kişilerse iki tane bir yan yana gelince 11 kişi gibi oluyor.” diye konuştu.</p>
<p>Geleneksel kültürde eşlerin ‘Refik’ ve ‘Refika’ yani ‘yol arkadaşı’ olarak tanımlandığını hatırlatan Prof. Dr. Tarhan, “Bu anlayışta çiftler birbirlerini domine etmeye çalışmaz, aksine birlikte güçlenirler. Gerçek bir evlilik, iki ayrı bireyin birleşerek daha büyük bir anlam yaratmasıdır.” diye sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-siradan-seylerden-mutlu-olmak-basit-ama-anlamli-bir-yasam-tarzi-surmek-uzun-omrun-sirridir-622346">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Sıradan şeylerden mutlu olmak, basit ama anlamlı bir yaşam tarzı sürmek, uzun ömrün sırrıdır!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kendine nazik olmak zayıflık değil!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kendine-nazik-olmak-zayiflik-degil-622074</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Mar 2026 12:39:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hata]]></category>
		<category><![CDATA[kendine]]></category>
		<category><![CDATA[nazik]]></category>
		<category><![CDATA[olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Öz Şefkat]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[şefkat]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflık]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622074</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İpek Erol, öz şefkatin ne olduğu, bireyin psikolojik sağlığı ve dayanıklılığı üzerindeki etkileri ile nasıl geliştirilebileceği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kendine-nazik-olmak-zayiflik-degil-622074">Kendine nazik olmak zayıflık değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İpek Erol, öz şefkatin ne olduğu, bireyin psikolojik sağlığı ve dayanıklılığı üzerindeki etkileri ile nasıl geliştirilebileceği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Öz şefkat, zor anlarda kendimize anlayışlı ve destekleyici olmaktır!</strong></p>
<p>Modern yaşamın bireylerden güçlü, üretken, başarılı ve dayanıklı olmalarını beklediğini aktaran Klinik Psikolog İpek Erol, “Fakat bu beklentiler artarken, insanların kendilerine karşı daha anlayışlı olmaları gerektiği gerçeği çoğu zaman göz ardı ediliyor.” dedi.</p>
<p>Tam da bu noktada, son yıllarda psikoloji literatüründe giderek daha fazla yer bulan ‘öz şefkat’ kavramının devreye girdiğini dile getiren Erol, “Öz şefkat, bireyin zorlandığı anlarda kendisine karşı yargılayıcı değil; anlayışlı, kapsayıcı ve destekleyici bir tutum geliştirebilmesidir. Hata yaptığında kendini sertçe eleştirmek yerine, yaşanan deneyimi insan olmanın doğal bir parçası olarak görebilmeyi içerir. Bu yaklaşım, özellikle Kristin Neff’in çalışmalarıyla psikoloji alanında kavramsallaşmış ve bilimsel olarak ölçülebilir hale gelmiştir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Psikolojik sağlamlık açısından daha sürdürülebilir bir iç dayanak…</strong></p>
<p>“Araştırmalar, öz şefkat düzeyi yüksek bireylerin depresyon ve anksiyete belirtilerini daha az yaşadığını; stresle daha etkili baş edebildiğini ve psikolojik dayanıklılıklarının daha yüksek olduğunu gösteriyor.” diyen Klinik Psikolog İpek Erol, öz şefkatin, bireyi hayattan ve sorumluluklardan geri çeken bir rahatlık halinden ziyade zorlayıcı deneyimlerle daha sağlıklı bir iç ilişki kurabilme kapasitesi olduğunu kaydetti.</p>
<p>Toplumda sıkça karıştırılan özsaygı ve öz şefkat kavramlarına değinen Erol, şunları söyledi:</p>
<p>“Özsaygı, bireyin kendini değerli hissetmesinden temel alır ancak çoğu zaman başarı, performans ve başkalarıyla kıyaslama üzerinden şekillenir. Kişi kendini değerli ve başarılı hissettiğinde artar, olası bir başarısızlıkta ise daha kırılgan hale gelir. Öz şefkat ise koşulsuzdur. Kişi başarısız olduğunda da hata yaptığında da kendisiyle bağını koparmaz. Özsaygı ‘iyiyim çünkü başardım’ derken; öz şefkat ‘zorlanıyorum ama yine de değerliyim’ diyebilmeyi mümkün kılar. Bu yönüyle öz şefkat, psikolojik sağlamlık açısından daha sürdürülebilir bir iç dayanak sunar.”</p>
<p><strong>Öz şefkat geliştirilebilir bir beceri!</strong></p>
<p>Öz şefkatin doğuştan gelen bir özellik olmadığına vurgu yapan Klinik Psikolog İpek Erol, “Öz şefkat geliştirilebilir bir beceridir.” dedi.</p>
<p>Günlük yaşamda bunun ilk adımının, kişinin kendi iç sesiyle temas etmesi olduğunu kaydeden Erol, “Zor bir anda kendimize söylediğimiz cümleleri fark etmek önemli bir başlangıçtır. Aynı durumu yaşayan bir yakınımıza söylemeyeceğimiz sözleri kendimize söylüyorsak, burada şefkat yerine eleştiri devrededir. Kişinin kendisine şefkat geliştirmesi için; duyguları bastırmadan fark etmesi, hata anlarında ‘yalnız değilim’ düşüncesini hatırlaması, kendine karşı kullandığı dili yumuşatması ve bedensel regülasyonu destekleyen nefes ve farkındalık egzersizlerinden yararlanması etkili adımlardır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Kişinin kendine karşı yumuşak olması zayıflık gibi algılanıyor! </strong></p>
<p>Psikolojik değerlendirme araçları ve terapötik süreçlerin, bireyin öz şefkat düzeyini fark etmesine ve güçlendirmesine yardımcı olabileceğine işaret eden Klinik Psikolog İpek Erol, “Pek çok kişi için öz şefkat, düşündüğünden daha zor bir deneyimdir. Bunun temel nedenlerinden biri, ‘kendine karşı yumuşak olmanın zayıflık olduğu’ inancıdır. Özellikle eleştirel ebeveyn tutumlarıyla büyüyen bireylerde, sert iç ses bir motivasyon kaynağı gibi algılanabilir.” dedi.</p>
<p>Ayrıca travmatik yaşam deneyimleri, negatif düşünce kalıpları ve mükemmeliyetçiliğin, öz şefkatin önündeki önemli engeller olduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog İpek Erol, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Terapötik süreçte sıkça görülen bir durum şudur; kişi kendine şefkat göstermeye başladığında önce rahatsızlık hisseder. Bu durum yanlış bir şey yapıldığını değil, alışılmamış ama iyileştirici bir alana girildiğini gösterir.</p>
<p>Öz şefkat, erken yaşlarda öğrenilebilen ve yaşam boyu koruyucu etkisi olan bir beceridir. Çocuklar için en güçlü öğretici, yetişkinlerin kendi hatalarına nasıl yaklaştıklarıdır. Ebeveynin ‘ben de hata yaptım ama bunu telafi edebilirim’ diyebilmesi, çocuğa güçlü bir iç mesaj verir.</p>
<p>Gençlerle çalışırken ise öz şefkat, özellikle sosyal karşılaştırma ve yetersizlik duygularına karşı önemli bir denge unsurudur. Ergenlere, zorlanan bir arkadaşlarına nasıl yaklaştıklarını fark ettirmek ve aynı dili kendilerine yöneltmelerini sağlamak etkili bir yöntemdir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kendine-nazik-olmak-zayiflik-degil-622074">Kendine nazik olmak zayıflık değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Op. Dr. Devseren: Toplumun yüzde 40’ı baş ağrısı sorunu yaşıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/op-dr-devseren-toplumun-yuzde-40i-bas-agrisi-sorunu-yasiyor-621892</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Mar 2026 07:09:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[40]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[devseren]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[op]]></category>
		<category><![CDATA[toplumun]]></category>
		<category><![CDATA[yüzde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621892</guid>

					<description><![CDATA[<p>Baş ağrısı sorunu. Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op.Dr. Nimet Özalp Devseren, toplumda en çok yaygın olan baş ağrısı tipleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/op-dr-devseren-toplumun-yuzde-40i-bas-agrisi-sorunu-yasiyor-621892">Op. Dr. Devseren: Toplumun yüzde 40’ı baş ağrısı sorunu yaşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Baş ağrısı sorunu. <span>Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op.Dr. Nimet Özalp Devseren, toplumda en çok yaygın olan baş ağrısı tipleri hakkında bilgi verdi. </span></p>
<p><span>Özel ENTO Cerrahi Tıp Merkezi’nde görevli Devseren, “Baş ağrıları toplumda son derece yaygın bir problemdir. Dünya Sağlık Örgütüne göre toplumun yüzde 40’ı baş ağrısı sorunlarıyla uğraşıyor. Yaygın olmakla birlikte her başağrısı tipi aynı değildir. En sık görülen baş ağrısı problemlerini  ‘migren’ , ‘gerilim tipi baş ağrısı’ , ‘sinüs hastalıklarına bağlı baş ağrıları’ olarak sayabiliriz” dedi. </span></p>
<p><b><b>“7-10 Gün Arası Baş Ağrısı Çekiyorsanız Doktora Başvurun”</b></b></p>
<p><span>Op. Dr. Devseren, baş ağrısı rahatsızlığı çekenlerin özellikle 7 ila 10 gündür baş ağrısı çekiyorlarsa bir doktora başvurmaları gerektiği uyarısında bulundu. Ağrı tipleri ve belirtileri hakkında bilgi veren KBB Uzmanı Devseren şunları söyledi: “Migrendeki ağrı keskin zonklayıcı ve genellikle kafanın tek tarafını tutan ağrı ile karakterizedir. Baş ağrısı ile birlikte mide bulantısı, sürekli yorgunluk hissi, dengesizlik hissi, bulanık görme gibi semptomlar eşlik edebilir. Migren nörolojik bir altyapıya sahip, hatta genetik geçiş gösteren bir hastalıktır.” </span><span>Bir diğer baş ağrı tipinin gerilim tipi baş ağrıları olduğunu belirten Devseren, “Gün içinde tükettiğimiz yiyecek, içecek ile, rakım değişikliği ve stresten tetiklenebilen bir ağrı tipidir. Daha donuk, daha sızlayıcı, şakakları mengene ile sıkıyormuşsun gibi bir ağrı ile karaterizedir. Migren ile gerilim tipi, sinüs tipi baş ağrısının belirtileri birbirlerine benzeyebilir. Sinüs kaynaklı baş ağrıları öncesinde nezle, grip gibi viral bir hava yolu enfeksiyonu geçirilmiş oluyor.” şeklinde konuştu. </span></p>
<p><b><b>Baş Ağrısı Semptomları ve Tedavisi</b></b></p>
<p><span>“Ön yüzde bir dolgunluk, basınç hissi, öne eğilmekle ve yatmakla daha çok şiddetlenen bir baş ağrısı olur” vurgusunda bulunan Op. Dr. Nimet Devseren, “Bu baş ağrısı ile birlikte sinüs hastalıklarında çoğunlukla burun tıkanıklığı ve geniz akıntısı, öksürük, koku alamama gibi semptomlar eşlik edebilir. KBB muayenesi, endoskopik bakılarla, sinüs tomografisi çekilerek ağrıda ayırıcı tanıya gidilebilir. Enfeksiyona bağlı olabilir, alerjik burun etlerine bağlı sinüsler havalanmıyor ve bası altında kalmış olabilir. Sinüslerin içinde mukus ve retansiyon kisti olacak denilen yer kaplayıcı ekstra lezyonlara bağlı sinüs problemi olabilir. Bu problemlerin bazıları ilaçla, bazıları ise cerrahi müdahale ile tedavi edilebilir.” açıklaması yaptı. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı) </span></p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/op-dr-devseren-toplumun-yuzde-40i-bas-agrisi-sorunu-yasiyor-621892">Op. Dr. Devseren: Toplumun yüzde 40’ı baş ağrısı sorunu yaşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Kocaman Ve Kaymakam Öztürk&#8217;ten Şehit Ailelerine Anlamlı Ziyaret</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-kocaman-ve-kaymakam-ozturkten-sehit-ailelerine-anlamli-ziyaret-621748</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Mar 2026 09:52:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ailelerine]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[kartepe]]></category>
		<category><![CDATA[kaymakam]]></category>
		<category><![CDATA[kocaman]]></category>
		<category><![CDATA[öztürk]]></category>
		<category><![CDATA[şehit]]></category>
		<category><![CDATA[Şehit Aileleri]]></category>
		<category><![CDATA[ten]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621748</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kartepe Kaymakamı Hasan Öztürk ve Kartepe Belediye Başkanı Av. M. Mustafa Kocaman vatan uğruna canlarını feda eden kahraman şehitlerimizin emanetlerini yalnız bırakmadı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-kocaman-ve-kaymakam-ozturkten-sehit-ailelerine-anlamli-ziyaret-621748">Başkan Kocaman Ve Kaymakam Öztürk&#8217;ten Şehit Ailelerine Anlamlı Ziyaret</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kartepe Kaymakamı Hasan Öztürk ve Kartepe Belediye Başkanı Av. M. Mustafa Kocaman vatan uğruna canlarını feda eden kahraman şehitlerimizin emanetlerini yalnız bırakmadı. <br />Kartepe Kaymakamı Hasan Öztürk ve Kartepe Belediye Başkanı Av. Mustafa Kocaman, 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü dolayısıyla, Kartepeli şehitler Jandarma Astsubay Fatih Karagöz ve Yılmaz Ertan’ın ailelerini hanelerinde ziyaret etti. <br />Şehit Aileleri Baş Tacımız<br />Ziyaretler sırasında şehit aileleriyle yakından ilgilenen Başkan Kocaman, şehit ailelerinin her zaman yanlarında olduklarını vurguladı. Duygusal anların yaşandığı görüşmelerde, vatanın bölünmez bütünlüğü için can veren kahramanlar bir kez daha rahmet ve minnetle anıldı.<br />Dualar Birlikte Edildi<br />Kaymakam Hasan Öztürk ve Kartepe Belediye Başkanı Av. M. Mustafa Kocaman, ailelerin bayramlarını da tebrik ederek tüm imkânlarıyla şehit ailelerinin yanlarında olduğunu vurguladı. Şehit aileleri de nazik ziyaretlerinden dolayı Başkan Kocaman ve Kaymakam Öztürk’e teşekkürlerini iletti.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-kocaman-ve-kaymakam-ozturkten-sehit-ailelerine-anlamli-ziyaret-621748">Başkan Kocaman Ve Kaymakam Öztürk&#8217;ten Şehit Ailelerine Anlamlı Ziyaret</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Pehlivan, şehit ailelerini ziyaret etti, &#8220;Başımızın tacısınız&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-pehlivan-sehit-ailelerini-ziyaret-etti-basimizin-tacisiniz-621691</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Mar 2026 08:48:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ailelerini]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[başımızın]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[etti]]></category>
		<category><![CDATA[gazi]]></category>
		<category><![CDATA[menemen]]></category>
		<category><![CDATA[pehlivan]]></category>
		<category><![CDATA[program]]></category>
		<category><![CDATA[şehit]]></category>
		<category><![CDATA[şehitleri]]></category>
		<category><![CDATA[ziyaret]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621691</guid>

					<description><![CDATA[<p>Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü'nde şehit ailelerini evlerinde ziyaret etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-pehlivan-sehit-ailelerini-ziyaret-etti-basimizin-tacisiniz-621691">Başkan Pehlivan, şehit ailelerini ziyaret etti, &#8220;Başımızın tacısınız&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><i>Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü&#8217;nde şehit ailelerini evlerinde ziyaret etti. Aziz vatanımızın bağımsızlığı için can veren şehitlerimizin ve ailelerinin her zaman yanında olacaklarını belirten Başkan Pehlivan, “Bu toprakları bize yurt kılan şehitlerimizi rahmet ve minnetle anarken, aziz emanetleri olan ailelerini de canımızdan bir parça biliyoruz.&#8221; dedi.</i></b></p>
<p>18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü’nde Menemen&#8217;in her yerinde anma programları düzenlendi. Gurur ve minnetle örülü programların ilk adresi Yıldıztepe Şehitliği oldu. Şehitler için saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan törene Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, Menemen Kaymakamı Vedat Yılmaz, Menemen Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Kaçar, Menemen Garnizon Komutanı Topçu Albay Zekeriya Tosun, AK Parti Menemen İlçe Başkanı Hakkı Durmaz, MHP Menemen İlçe Başkanı Barbaros Çalışçı, şehit aileleri ve gaziler ile vatandaşlar katıldı. Gerçekleştirilen tören ve okunan dualar sonrasında Başkan Pehlivan ve protokol üyeleri, şehitlerin kabirlerine karanfil bıraktı.</p>
<p><b>Çanakkale Zaferi 111 yaşında</b></p>
<p>Şehitlik ziyareti sonrası Menemen Belediyesi Kültür Merkezi oldu. Burada Menemen İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesinde öğrenciler ve öğretmenlerin, Çanakkale&#8217;de yazılan destanın 111. yıl dönümüne ilişkin hazırladıkları program izlendi. Bir diğer programdaysa Başkan Pehlivan Türkiye Harp Malülü, Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Menemen Temsilciliği&#8217;ne ziyaret gerçekleştirildi. Burada dernek temsilcisi Fatih Aslan ile bir araya gelen Pehlivan, şehitlerin çok kıymetli emaneti olan ailelerinin ve kahraman gazilerin yanında olduğunu bir kez daha vurguladı.</p>
<p><b>Şehit ailelerine evlerinde ziyaret</b></p>
<p>Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan&#8217;ın 18 Mart programındaki diğer ziyaretleri ise şehit ailelerinin evleri oldu. Şehit Ali Elibol&#8217;un Kazımpaşa Mahallesi&#8217;nde yaşayan eşi Sezer Elibol ve Şehit Yılmaz Demir&#8217;in İsmet İnönü Mahallesi&#8217;nde yaşayan annesi Zarife Demir&#8217;i ziyaret eden Başkan Pehlivan, &#8220;Şehitlerimiz bu milletin baş tacıdır. Onlar, bu toprakların bağımsızlığı için canını veren aziz kahramanlardır. Kahramanlarımızın geride bıraktıkları aziz emanetleri olan ailelerini bizler de canımızdan bir parça biliyoruz. Menemen Belediyesi olarak hem şehitlerimizin hatıralarının yaşatılması, hem de ailelerimizin her türlü ihtiyacında ilk yetişen olmak için hassasiyet gösteriyoruz. Başta Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bu topraklara ömrünü adamış tüm şehit ve gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyorum.&#8221; dedi.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-pehlivan-sehit-ailelerini-ziyaret-etti-basimizin-tacisiniz-621691">Başkan Pehlivan, şehit ailelerini ziyaret etti, &#8220;Başımızın tacısınız&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çanakkale&#8217;nin 111. Yılında Torbalı&#8217;da Anlamlı Buluşma</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/canakkalenin-111-yilinda-torbalida-anlamli-bulusma-621679</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Mar 2026 08:39:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[111]]></category>
		<category><![CDATA[aileleri]]></category>
		<category><![CDATA[anlamlı]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[buluşma]]></category>
		<category><![CDATA[çanakkale]]></category>
		<category><![CDATA[Evladını]]></category>
		<category><![CDATA[gaziler]]></category>
		<category><![CDATA[iftar]]></category>
		<category><![CDATA[kahraman]]></category>
		<category><![CDATA[kıymetli]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[şehit]]></category>
		<category><![CDATA[torbalı]]></category>
		<category><![CDATA[vatan]]></category>
		<category><![CDATA[yılında]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621679</guid>

					<description><![CDATA[<p>18 Mart Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümünde şehit yakınları, gaziler ve gazi aileleri için iftar daveti düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/canakkalenin-111-yilinda-torbalida-anlamli-bulusma-621679">Çanakkale&#8217;nin 111. Yılında Torbalı&#8217;da Anlamlı Buluşma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span>18 Mart Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümünde şehit yakınları, gaziler ve gazi aileleri için iftar daveti düzenlendi. Her fırsatta şehitlerimizin kabirlerini ziyaret eden, kabirlerin bakımını yaptıran, şehit aileleri ve gazileri düzenli olarak ziyaret eden Torbalı Belediye Başkanı Övünç Demir, bu kez Ramazan ayının manevi atmosferinde kurulan iftar sofrasında şehit yakınları, gaziler ve gazi aileleriyle buluştu.  Aydın Sezer Düğün Salonu’nda düzenlenen iftar programına Torbalı Belediye Başkanı Övünç Demir’in yanı sıra Cumhuriyet Halk Partici Torbalı İlçe Başkanı İbrahim Özel, belediye başkan yardımcıları, meclis üyeleri, şehit yakınları, gaziler ve aileleri katıldı. İftar öncesinde salonu dolaşan Başkan Demir, masaları tek tek ziyaret ederek davetliler ile yakından ilgilendi.  Program, aziz şehitlerin ruhuna ithafen gerçekleştirilen Kur’an-ı Kerim tilaveti ve dualarla başladı. Duygu dolu anların yaşandığı programda katılımcılar aynı sofrada buluşarak oruçlarını birlikte açtı. İftar programının ardından sahne alan semazen grubu ise etkileyici bir sema gösterisi sundu. Manevi atmosferin hâkim olduğu programda birlik, beraberlik ve vefa duyguları ön plana çıktı. Katılımcılar, böyle anlamlı bir günde bir araya gelmenin önemine vurgu yaptı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>DEMİR: SİZLER BENİM KIRMIZI ÇİZGİMSİNİZ</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Gerçekleşen iftar programında konuşan Torbalı Belediye Başkanı Övünç Demir;</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>“Cennet Mekan Şehitlerimizin Çok kıymetli aileleri, Kahraman gazilerimiz, Değerli büyüklerim, kıymetli hemşehrilerim; Hepiniz hoş geldiniz, şeref verdiniz. Soframıza bereket, gönlümüze güç verdiniz. Bugün çok büyük, çok kutlu, çok da gururlu bir günün içindeyiz. Bugün, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111. yıl dönümü. Çanakkale, yalnızca bir savaşın adı değildir. Çanakkale, bir milletin imanla ayağa kalktığı yerdir. Çanakkale, yedi düvele “Dur!” dediğimiz yerdir. Çanakkale, vatan söz konusu olduğunda bu milletin neleri göze alacağını bütün dünyaya gösterdiği yerdir. Orada öyle bir ruh vardır ki; yaş hesabı yoktur, makam hesabı yoktur, dünya hesabı yoktur. Orada yalnızca vatan vardır. Bayrak vardır. Ezan vardır. Millet vardır. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, Çanakkale’de bu toprakları bize vatan kılan bütün kahramanlarımızı rahmetle, minnetle ve saygıyla anıyorum. Rabbim hepsinin makamını ali eylesin. Şehitlerimiz cennetin en güzel köşesindedir. Onlar en ulvi makamda, milletimizin duasında, devletimizin kalbindedir.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Kıymetli misafirlerimiz, Bugün burada andığımız Çanakkale şehitleriyle, bugün bu salonda bulunan siz kıymetli ailelerimizin acısı elbette aynı zamanın acısı değildir; ama aynı vatanın acısıdır. Aynı bayrağın acısıdır. Aynı toprağın bedelidir. Bugün aramızda bulunan siz değerli büyüklerim; vatani görevi sırasında gözünü kırpmadan canını ortaya koymuş, bu millet rahat uyusun diye ömrünü, canını, gençliğini feda etmiş kahramanlarımızın emanetlerisiniz. Sizler benim kırmızı çizgimsiniz. Sizler, bu vatanın sessiz ama en ağır yükünü taşıyan insanlarsınız. Bir evladını toprağa veren ana… Bir eşini kaybeden yürek… Bir babasının adını duasında yaşatan evlat… İnanın, sizin taşıdığınız acının tarifi yok. Ama bilin ki, bu millet o emaneti de, o hatırayı da, o fedakârlığı da asla unutmaz. Biz de unutmayız.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Bu yüzden geçtiğimiz haftalarda ilçemizdeki bütün şehit mezarlıklarımızı tek tek ziyaret ettik. Temizlettik, yıkattık, düzenlettik. Yıpranan yerlerini onardık. Kırığını, döküğünü tamir ettik. Solan yazıları yeniledik. Baş uçlarındaki şanlı Türk bayraklarımızı yenileriyle değiştirdik. Fatihalar okuduk, şehitliklerimizin mezarlarını adeta cennet bahçesine döndürdük. Ama bunları bir belediye hizmeti olsun diye yapmadık. Bunları bir annenin evladının saçını okşar gibi yaptık. Bir annenin oğluna gösterdiği şefkatle yaptık. Çünkü biz biliyoruz ki orası sıradan bir yer değil. Orası başımızı dik tutan kahramanların makamıdır. Bugün sabah da şehitliğimizdeydik. 111. yıl vesilesiyle, başta Çanakkale şehitlerimiz olmak üzere bütün şehitlerimizin huzurunda saygıyla durduk. Anlı şanlı istiklal marşımızı hep bir ağızdan okuduk. Dualar ettik. Karanfiller sunduk.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Kıymetli annelerimiz, kıymetli babalarımız, kıymetli ailelerimiz; Şunu bugün burada, gözünüzün içine baka baka söylemek istiyorum: Ben bu kürsüde sadece Belediye Başkanı olarak konuşmuyorum. Eğer sizler de kabul buyurursanız evladınızın yeri kesinlikle dolmaz ama ben oğlunuz Övünç olarak konuşuyorum. Bakın burada analarımız var. Evladını vatan toprağına vermiş analarımız. Ben onların bir damla gözyaşına kurban olurum. Sizin üzüntünüzü tamamen dindiremem, biliyorum. Ama şunu bilin: Bu şehirde sizin yalnız olmadığınızı hissettirmek benim boynumun borcudur. 24 saat emrinizdeyim</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Ne zaman “Gel evladım” derseniz, ben evladınız olarak koşarım. Çünkü Siz benim kırmızı çizgimsiniz. Kahraman gazilerimiz; Sizler de bu milletin yaşayan şeref madalyalarısınız. Sizlerin de 24 saat emrindeyim.  Ne zaman isterseniz, Siz “Gel” deyin ben bir evladınız olarak kapınızda olurum.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Değerli misafirlerimiz, Bu mübarek Ramazan akşamında aynı sofrada buluşmanın ayrı bir anlamı var. Çünkü iki gün sonra Ramazan Bayramı’na kavuşacağız. İnşallah bayrama girerken; kalbimizde bir kırgınlık, soframızda bir eksik, dualarımızda bir boşluk kalmasın. Biz bugün burada sadece aynı sofrayı bölüşmüyoruz. Vefayı, minneti bölüşüyoruz.  Ve aynı milletin aynı yürekte atan vicdanını paylaşıyoruz. Rabbim birliğimizi daim etsin. Bu millete bir daha evlat acısı göstermesin. Şehitlerimizin ruhlarını şad eylesin. Gazilerimize sağlıklı, huzurlu ömürler ihsan eylesin. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Çanakkale’den bugüne bu vatan için can veren tüm kahramanlarımızı bir kez daha rahmetle, minnetle ve saygıyla anıyorum. Soframız Halil İbrahim bereketiyle dolsun. Birliğimiz, beraberliğimiz eksilmesin. Ayağınıza sağlık. İyi ki geldiniz, İyi ki varsınız. Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Sizleri çok seviyorum Allah’a emanet olun” ifadelerini kullandı.</span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/canakkalenin-111-yilinda-torbalida-anlamli-bulusma-621679">Çanakkale&#8217;nin 111. Yılında Torbalı&#8217;da Anlamlı Buluşma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şehir Tiyatroları 27 Mart Dünya Tiyatro Günü&#8217;nü 7 Oyunla Kutluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sehir-tiyatrolari-27-mart-dunya-tiyatro-gununu-7-oyunla-kutluyor-621101</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Mar 2026 10:48:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[27]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kara]]></category>
		<category><![CDATA[mart]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[sahne]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatroları]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[yazdığı]]></category>
		<category><![CDATA[yönettiği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621101</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nü ücretsiz sahneleyeceği 7 oyunla kutluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sehir-tiyatrolari-27-mart-dunya-tiyatro-gununu-7-oyunla-kutluyor-621101">Şehir Tiyatroları 27 Mart Dünya Tiyatro Günü&#8217;nü 7 Oyunla Kutluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nü ücretsiz sahneleyeceği 7 oyunla kutluyor.</p>
<p>Dünya Tiyatro Günü’nde sanatseverleri Musahipzade Celal’den Arthur Miller’a, Donald Margulies’den Suat Derviş’e klasik ve modern yazarların eserlerinin ön planda olduğu zengin bir repertuvar bekliyor. </p>
<p>Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde <b>Haramiler,</b></p>
<p>Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde <b>Cadı Kazanı</b>,</p>
<p>Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde <b>Öylece Durur Zaman,</b></p>
<p>Ümraniye Sahnesi’nde <b>Fosforlu Cevriye,</b></p>
<p>Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde <b>Köpek Kalbi</b>,</p>
<p>Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde <b>Geçmişin Gölgesi</b>,</p>
<p>Müze Gazhane Meydan Sahne’de <b>Sivrisinekler</b> adlı oyunlarımız 27 Mart 2026 Cuma günü ücretsiz olarak sahne alacak.</p>
<p>Ücretsiz oyun davetiyeleri gişelerden, https://sehirtiyatrolari.ibb.istanbul/, biletinial.com adreslerinden ve mobil uygulamamızdan temin edilebilir.<b> </b></p>
<p><b>Sahnelenecek Oyunlar</b></p>
<p><b>HARAMİLER (16+ Yaş)</b></p>
<p><b> </b>Musahipzade Celal’in üç farklı oyunundan oluşturulan bir uyarlamayla, halkın başına musallat olan harami yöneticiler ekseninde gelişen olayları, modern bir bakış açısı ve hicivle sahneye taşıyor.</p>
<p><b> Musahipzade Celal</b>’in yazdığı, <b>Engin Alkan</b>’ın uyarlayıp yönettiği oyunda <b>Aslı Nimet Altaylar, Damla Cangül Yiğit, Elçin Atamgüç, Enes Mazak, Eyşan Dönmez, Göksel Arslan, Melih Tuma, Müslüm Tamer, Pelin Budak, Reyhan Karasu, Yusuf Akçay, Zafer Kırşan</b> rol alıyor.</p>
<p><b>CADI KAZANI (13+ Yaş)</b></p>
<p>Yıl 1692… ABD’de Salem kasabası…Cadılıkla suçlanan insanlar… Büyük tartışmalara, ardından işkencelere, nihayetinde de idamlara varan mahkemeler… Çıkarları için ‘liste’lerce insanları ölüme sürükleyen ‘insan’lar… İnancı kullanarak; önce toplumsal yaşamı, sonra hukuku, nihayetinde onuru yok etmeye çalışan ‘baştakiler’ ve buna sebep olmayı yahut seyirci kalmayı seçen halk… Tiyatro yazınının en önemli isimlerinden Arthur Miller’ın, 1952’de gerçek olaylardan yola çıkarak yazdığı bu ölümsüz eser; ilk kez Şehir Tiyatrosu’ndan seyircilerini selamlıyor.</p>
<p><b>Arthur Miller</b>‘ın yazdığı, <b>Sabahattin Eyüboğlu-Vedat Günyol</b>’un çevirdiği, <b>Yiğit Sertdemir</b>’in yönettiği oyunda <b>Berfu Aydoğan, Berna Adıgüzel, Burak Davutoğlu, Canan Kübra Birinci, </b><b>Seda Yılmaz, Emre Çağrı Akbaba, Eraslan Sağlam, Ersin Sanver, Ezgim Kılınç, Fatma İnan, Engin Akpınar, Mehmet Bulduk, Nilay Yazıcıoğlu, Onur Demircan, Ozan Gözel, Rozet Hubeş, Selçuk Yüksel, Selen Nur Sarıyar, Zeki Yıldırım</b> rol alıyor.</p>
<p><b>ÖYLECE DURUR ZAMAN (16+ Yaş)</b></p>
<p>Sarah 40’lı yaşlarının başında bir basın fotoğrafçısıdır, uzun yıllar başta Ortadoğu olmak üzere pek çok savaş bölgesinde çalışmıştır. Sarah Irak’ta bulunduğu sırada çok yakınında patlayan bir bomba sonucu yüzünden yaralanmış, kısa bir tedavinin ardından ülkesine dönmüştür. Şimdi uzun zamandır ayrı kaldığı evinde erkek arkadaşı James ile beraberdir. Her şeyin yolundaymış gibi devam ettiği birkaç günün sonunda çiftin görmezden gelmeye çalıştığı sorunlar gün yüzüne çıkmaya, ilişkilerini biçimlendirmeye başlar.</p>
<p>Oyun, Pulitzer ödüllü yazar Donald Marguiles tarafından kaleme alınmıştır. Oyunda, çevresindeki gelişmelere duyarsız bir topluma eleştirinin yanı sıra bireylerin iç hesaplaşmaları da taze tutulmakta, pek çok konuda seyircinin de kendini sorgulaması sağlanmaktadır.<b> </b></p>
<p><b>Donald Margulies</b>’in yazdığı, <b>Irmak Bahçeci</b>’nin çevirdiği, <b>Mehmet Ergen</b>’in yönettiği oyunda <b>Mert Tanık, Murat Coşkuner, Pervin Bağdat, Sevil Akı</b> rol alıyor.</p>
<p><b>FOSFORLU CEVRİYE (16+ Yaş)</b></p>
<p>Anne babasını tanımadığı için gökteki yıldızlardan doğduğuna inanan, denizin kucağında bir sokak çocuğu olarak büyüyen, Galata mevkiinde karnını doyurabilmek için “icra-i sanat” eyleyen Cevriye, sıradan bir sokak kızı değil aslında İstanbul sokaklarının ta kendisidir. Hastalık ve soğuktan ölüme yaklaştığı o gece, karşısına çıkan esrarengiz bir Adam sayesinde hayata ve kara sevdaya tutunur. Cevriye’nin daha önce tanıdığı erkeklere hiç benzemeyen ve ona “siz” diye hitap eden bu Adam aslında gizli yaşayan bir idam mahkûmudur. Cevriye onu tanıdığı günden sonra artık bambaşka bir “insan” olmuştur. Hapis, sürgün, aradan geçen zaman ve türlü belalara rağmen bu aşktan vazgeçmeyen Cevriye, sevdiği için her şeyi göze alacaktır.</p>
<p>Oyunda 1930-40’lı yılların İstanbul’u zengin tasvirleriyle sunuluyor. Mahallelerin arka sokaklarında, hapishanelerinde, batakhanelerinde hayata tutunmaya çalışan kadınların, annelerin, çocukların ve afili delikanlıların otoriteyle olan ilişkisi çarpıcı öykülerle aktarılıyor. </p>
<p>Suat Derviş, 60’lı yılların başında Türkiye’ye döndüğünde siyasi-mesleki ve maddi anlamda zorlu bir dönemden geçiyordu. “Fosforlu Cevriye” romanını yayınevlerine teklif ediyor fakat ne yazık her seferinde reddediliyordu. Suat Hanım’ın büyük arzusu, bu eserin yayınlanmasından öte, bir “müzikal” olarak oyunlaştırıldığını görmekti… Bunun için ilk görüştüğü kişi genç aktris Gülriz Sururi idi… Gülriz Hanım’ın da arzusu oyunu Şehir Tiyatroları’nda sahnelemekti…</p>
<p>“Karanlık bir gecede gökten düşüp parçalanan bir yıldız gibi…”  kalbimizde iz bırakan Suat Derviş’e, Reşat Fuat Baraner’e, Nazım Hikmet’e ve Gülriz Sururi’ye sevgiyle…</p>
<p>Oyunda <b>Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Binnur Özpınar, Direnç Dedeoğlu, Çağatay Palabıyık, Elif Verit, Emre Yılmaz, Esra Ede, Hakan Örge, Irmak Örnek, Nur Saçbüker Otan, Samet Silme, Tuğrul Arsever, Yağmur Damcıoğlu Namak, Yunus Erman Çağlar, Zeynep Ceren Gedikali </b>rol alıyor. </p>
<p><b>KÖPEK KALBİ (16+ Yaş)</b></p>
<p>1924 yılı… Sovyet Rusya’nın karanlık atmosferinde, toplumsal düzenin ve bürokrasinin içine sıkışmış Profesör Preobrajenski insan beyni ve gençleşme üzerine çalışmaktadır. Ona dünya çapında şöhret kazandıran, insanların gençleşmesini sağlayan bir teknik geliştirmiştir. Beyin araştırmaları sürecinde yeni bir deney yapmayı tasarlar. Sokak köpeği Şarik’e zor bir ameliyatla bir insandan alınan hipofiz ve testisleri nakleder. Fakat ameliyattan sonra beklenmedik değişimler baş gösterir, Şarik insana dönüşmeye başlar. Bu değişim Profesör Preobrajenski’nin evinin kurallarını altüst edecektir. Köpek Kalbi, toplum mühendisliği, çürümüş bürokrasi ve sınıf savaşlarıyla toplumsal barışı yitirmiş bir halk üzerinden, insanı insan yapan şey nedir sorusunu soruyor.</p>
<p><b>Mihail Bulgakov</b>’un yazdığı, <b>Mustafa Kemal Yılmaz</b>’ın çevirdiği, <b>Onur Demircan</b>’ın uyarlayıp yönettiği oyunda <b>Ali Gökmen Altuğ, Caner Çandarlı, İrem Arslan, Onur Şirin</b> rol alıyor.</p>
<p><b>GEÇMİŞİN GÖLGESİ (16+ Yaş)</b></p>
<p>Terk edilmiş bir binada eski bir polis yıllar önce iş birliği yaptığı doktoru beklemektedir. Açığa çıkması gereken gerçekler, yüzleşmeleri gereken suçları vardır. Büyük bir hesaplaşmaya girerler.</p>
<p><b>Macit Koper</b>’in yazdığı, <b>Barış Dinçel</b>’in yönettiği oyunda <b>Ahmet Saraçoğlu, Bahtiyar Engin</b> rol alıyor.</p>
<p><b>SİVRİSİNEKLER (16+ Yaş)</b></p>
<p>Alice, Cenevre’de Higgs Bozonu’nun varlığını kanıtlamak için yapılan “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı” projesinde çalışan bir bilim insanıdır. Kendisi gibi bilim insanı olan kocası, çocukları Luke küçükken ortadan kaybolmuştur ve bu onların hayatındaki kara deliktir. <b>Lucy Kirkwood</b>’un yazdığı, <b>Ali Gökmen Altuğ</b>’un yönettiği oyunda <b>Ayşin Atav, Yeliz Gerçek, Senan Kara Tutumluer, Özgür Dereli, Ahhan Şener, Pınar Demiral, Volkan Öztürk, Ümran İnceoğlu, Pınar Pamuk</b> rol alıyor.</p>
<p>İyi seyirler…</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sehir-tiyatrolari-27-mart-dunya-tiyatro-gununu-7-oyunla-kutluyor-621101">Şehir Tiyatroları 27 Mart Dünya Tiyatro Günü&#8217;nü 7 Oyunla Kutluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadir Gecesi, Ramazan ayının en kıymetli gecesi olarak kabul ediliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kadir-gecesi-ramazan-ayinin-en-kiymetli-gecesi-olarak-kabul-ediliyor-620653</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Mar 2026 09:02:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[ayının]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[dua]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[gecesi]]></category>
		<category><![CDATA[ibadet]]></category>
		<category><![CDATA[kabul]]></category>
		<category><![CDATA[kadir]]></category>
		<category><![CDATA[Kadir Gecesi]]></category>
		<category><![CDATA[kıymetli]]></category>
		<category><![CDATA[olarak]]></category>
		<category><![CDATA[öngören]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620653</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Reşat Öngören, Kadir Gecesi’nin manevi değerini anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadir-gecesi-ramazan-ayinin-en-kiymetli-gecesi-olarak-kabul-ediliyor-620653">Kadir Gecesi, Ramazan ayının en kıymetli gecesi olarak kabul ediliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Reşat Öngören, Kadir Gecesi’nin manevi değerini anlattı.</p>
<p><strong>Kur’an-ı Kerim’in indirilmeye başlandığı gece…</strong></p>
<p>Kadir Gecesi’nin, Ramazan ayının en kıymetli gecesi olarak kabul edildiğini kaydeden Prof. Dr. Reşat Öngören, “Kur’an-ı Kerim’in indirilmeye başlandığı gece olarak bilinen Kadir Gecesi’nin, ilahi rahmet ve bağışlanmanın zirveye çıktığı zaman dilimlerinden biri olduğu ifade ediliyor.” dedi.</p>
<p>Ramazan ayının Kur’ân-ı Kerim’de anılan yegane ay olduğunu dile getiren Prof. Dr. Reşat Öngören, “Nitekim Kur’an âyetlerinin indirilmeye başlandığı Kadir gecesi Ramazan ayı içinde yer alır. Öte yandan Peygamber Efendimizin her Ramazan’da o zamana kadar inmiş olan âyetleri Cebrail (a.s.) ile karşılıklı okudukları (mukabele) bilinmektedir. O yüzden Ramazan ayına ‘Kur’an ayı’ denilmiştir.” diye konuştu.</p>
<p>Kadir Gecesi’nin kandil geceleri arasında en önemlisi kabul edildiğini belirten Prof. Dr. Öngören, Kadir Gecesi’nin yalnızca bireysel ibadet açısından değil, toplumsal huzur ve dayanışma açısından da önemli bir fırsat sunduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>Bu gecede yapılan ibadet, dua ve tövbeler ayrı bir anlam taşıyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Öngören, “Ramazan ayı içerisinde idrak edilen bu mübarek gecede yapılan ibadet, dua ve tövbeler, manevi arınma ve yenilenme açısından ayrı bir anlam taşıyor” diye konuştu.</p>
<p>Kur’an-ı Kerim’de “bin aydan daha hayırlı” olarak nitelendirilen Kadir Gecesi’nin, Allah’ın rahmet ve mağfiret kapılarının sonuna kadar açık olduğu özel bir zaman dilimi olduğuna işaret eden Prof. Dr. Öngören, bu gecenin en iyi şekilde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Zira “bin aylık” bir zaman dilimi 83 yıllık bir ömre karşılık geliyor; uzun yaşamış bir insan ömrü. O zaman gecenin her saniyesi ayrı bir önem kazanıyor. Bütün geceyi dua, tespih ve ibadetlerle değerlendirmek, uzunca bir ömrü ibadetlerle günahsız tamamlamak anlamına geliyor.</p>
<p><strong>Peygamberimizin Kadir Gecesi’ne rastlanıldığında yapılmasını tavsiye ettiği dua </strong></p>
<p>Peygamber Efendimizin Ramazan&#8217;ın son 10 gününde itikaftan bahsettiğini dile getiren Prof. Dr. Öngören, “İtikaf yalnız başına, topluma karışmadan Allah&#8217;ı zikirle meşgul olmak. Yani kulun yanına hiç kimseyi almadan Allah ile baş başa kalması. Dolayısıyla Ramazan içerisinde oruç sebebiyle aç kalmakla “riyazet” var, İtikaf vesilesiyle “halvet” var. Gece ve gündüz istiğfar ile bağışlanma var. Nitekim Peygamber Efendimizin Kadir gecesi için tavsiye ettiği dua tam da bağışlanma talebi üzerine. Hazreti Ayşe validemiz, &#8216;Ben Kadir Gecesi&#8217;ne ulaşırsam ne yapayım?&#8217; diye sorduğunda, şu duayı oku buyuruyor: Allahümme inneke afüvvün kerîmün tuhibbül afve fa&#8217;fü annî. Türkçesini de söyleyebilirsiniz: Allah&#8217;ım! Sen çok affedicisin, kerîmsin (cömert ve lütufkârsın), affetmeyi seversin; beni de affet.” diye sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadir-gecesi-ramazan-ayinin-en-kiymetli-gecesi-olarak-kabul-ediliyor-620653">Kadir Gecesi, Ramazan ayının en kıymetli gecesi olarak kabul ediliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nilüfer&#8217;de babalar eğitimlerini tamamladı sertifikalarını aldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/niluferde-babalar-egitimlerini-tamamladi-sertifikalarini-aldi-620647</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Mar 2026 09:00:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[açev]]></category>
		<category><![CDATA[aldı]]></category>
		<category><![CDATA[baba]]></category>
		<category><![CDATA[babalar]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimlerini]]></category>
		<category><![CDATA[nilüfer]]></category>
		<category><![CDATA[Şadi Özdemir]]></category>
		<category><![CDATA[sertifikalarını]]></category>
		<category><![CDATA[tamamladı]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620647</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi ve Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV) iş birliğiyle hayata geçirilen Baba Destek Programı’nı (BADEP) başarıyla tamamlayan babalar sertifikalarını aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/niluferde-babalar-egitimlerini-tamamladi-sertifikalarini-aldi-620647">Nilüfer&#8217;de babalar eğitimlerini tamamladı sertifikalarını aldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Nilüfer Belediyesi ve Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV) iş birliğiyle hayata geçirilen Baba Destek Programı’nı (BADEP) başarıyla tamamlayan babalar sertifikalarını aldı. 13 hafta süren eğitimleri tamamlayan babalara sertifikalarını Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir verdi.</b></p>
<p>Nilüfer Belediyesi Ferhat Bakgör Kreş ve Gündüz Bakımevi’nde eğitim gören çocukların babalarına yönelik düzenlenen Baba Destek Programı (BADEP) tamamlandı. AÇEV iş birliğiyle gerçekleştirilen ve çocukların gelişiminde babanın rolünü güçlendirmeyi hedefleyen programın sonunda katılımcılar için sertifika töreni düzenlendi.<br />Törene; Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Bukle Erman, AÇEV Bursa Saha Koordinatörü Burhan Külcü, AÇEV Eğitimcisi İsmail Çevik ve veliler katıldı. AÇEV eğitimcisi İsmail Çevik tarafından yürütülen 13 haftalık eğitim süresince babalara; demokratik aile ilişkiler, anne-baba tutumları, empati, çocuk gelişimi ve çocukla kaliteli zaman geçirme gibi konularda eğitimler verildi.</p>
<p><b>BAŞKAN ŞADİ ÖZDEMİR’DEN EĞİTİM VURGUSU</b><br />Törende konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, toplumda anne ve baba olmanın genellikle deneme yanılma yoluyla öğrenildiğine dikkat çekerek eğitimlerin önemine vurgu yaptı. Ebeveynlik eğitimlerinin evlilik öncesi zorunlu hale getirilmesi gerektiğini ifade eden Başkan Şadi Özdemir, “Hayat mücadelesi içinde çocuklarımıza gerekli zamanı ayıramayabiliyoruz. Anneler, çocuklarla daha fazla baş başa kalıyor ve büyük yük üstleniyorlar. Nilüfer bir kadın şehri; kadınların özgürleşmesi ve çocuklarımızın sağlıklı yetişmesi için kreşlerimizin sayısını artırıyoruz” dedi.<br />Programa 13 hafta boyunca düzenli katılan babalara teşekkür eden Başkan Şadi Özdemir, “İşinizden, gücünüzden fedakarlık ettiniz. Zaman ayırdınız, emek verdiniz. Çocuklarınızın geleceği için çok sağlam temeller attınız” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>“BABALARIN ÇOCUKLARIYLA GEÇİRDİĞİ ZAMAN ÇOK ETKİLİ”</b><br />AÇEV Bursa Saha Koordinatörü Burhan Külcü ise babaların çocuk gelişimi üzerindeki bilimsel etkilerine değindi. Özellikle 0-6 yaş döneminin kritik olduğunu belirten Külcü, “Yale Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, babaların çocuklarıyla geçirdiği zamanın, çocukların gelişimi üzerinde son derece olumlu bir etkisi olduğunu, biyolojik olarak da oksitosin hormonunu artırdığını kanıtladı. Çocuğuna bakan, yakınlık ve kontrol kuran babaların çocukları, ileriki yaşlarda akademik olarak daha başarılı oluyor ve baba-çocuk iletişimi çok daha güçlü temellere oturuyor” diye konuştu.</p>
<p>Tören, açılış konuşmalarının ardından eğitimi başarıyla tamamlayan babalara sertifikalarının Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir tarafından verilmesiyle sona erdi.</p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/niluferde-babalar-egitimlerini-tamamladi-sertifikalarini-aldi-620647">Nilüfer&#8217;de babalar eğitimlerini tamamladı sertifikalarını aldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Deveciler&#8217;den Şehit Aileleri ve Gaziler Onuruna İftar</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-devecilerden-sehit-aileleri-ve-gaziler-onuruna-iftar-620572</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Mar 2026 14:22:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aileleri]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[burhaniye]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[deveciler]]></category>
		<category><![CDATA[gaziler]]></category>
		<category><![CDATA[onuruna]]></category>
		<category><![CDATA[şehit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620572</guid>

					<description><![CDATA[<p>Burhaniye Belediyesi tarafından ilçedeki şehit aileleri ve gaziler onuruna Blue Port Hotel'de iftar yemeği düzenlendi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-devecilerden-sehit-aileleri-ve-gaziler-onuruna-iftar-620572">Başkan Deveciler&#8217;den Şehit Aileleri ve Gaziler Onuruna İftar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Burhaniye Belediyesi tarafından ilçedeki şehit aileleri ve gaziler onuruna Blue Port Hotel&#8217;de iftar yemeği düzenlendi. </p>
<p>Burhaniye Belediye Başkanı Ali Kemal Deveciler&#8217;in ev sahipliğinde düzenlenen iftar programına; Burhaniye Kaymakamı Cumali Atilla, Burhaniye İlçe Garnizon Komutanı Topçu Binbaşı Yusuf Kaya, Burhaniye İlçe Emniyet Müdürü Faik Karabaş, Burhaniye İlçe Jandarma Komutanı Yarbay Ünal Bayhan, Burhaniye Belediye Başkan Yardımcıları Ayten Tuna, Oktay Erbalaban, Tamer Midilli, Ahmet Demir, Burhaniye Belediye Meclis Başkan Vekili Tarık Erdil, belediye birim müdürleri, şehit aileleri ve gaziler katıldı.</p>
<p>Şehit aileleri ve gazilerle bir araya gelmekten büyük bir onur duyduğunu ifade eden Başkan Ali Kemal Deveciler, &#8220;Şehit ailelerimiz ve gazilerimizle aynı sofrayı paylaşmak bizler için büyük bir onurdur. Bu anlamlı buluşma bizim için son derece kıymetli. Şehitlerimizin bizlere emaneti olan aileleri ve vatanımız için fedakarlık gösteren gazilerimiz her zaman baş tacımızdır.&#8221; dedi.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-devecilerden-sehit-aileleri-ve-gaziler-onuruna-iftar-620572">Başkan Deveciler&#8217;den Şehit Aileleri ve Gaziler Onuruna İftar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Özarslan İftar Sofrasında Berberlerle Buluştu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-ozarslan-iftar-sofrasinda-berberlerle-bulustu-619405</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Mar 2026 08:23:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ahilik]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[berber]]></category>
		<category><![CDATA[berberlerle]]></category>
		<category><![CDATA[buluştu]]></category>
		<category><![CDATA[esnaf]]></category>
		<category><![CDATA[esnafı]]></category>
		<category><![CDATA[ftar]]></category>
		<category><![CDATA[keçiören]]></category>
		<category><![CDATA[Keçiören Belediye Başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[özarslan]]></category>
		<category><![CDATA[sofrasında]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619405</guid>

					<description><![CDATA[<p>Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan, Mevlana Kültür Merkezi’nde düzenlenen iftar programında Ankara’da faaliyet gösteren berber ile güzellik salonları esnafı ve aileleriyle bir araya geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-ozarslan-iftar-sofrasinda-berberlerle-bulustu-619405">Başkan Özarslan İftar Sofrasında Berberlerle Buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan</b>, Mevlana Kültür Merkezi’nde düzenlenen iftar programında Ankara’da faaliyet gösteren berber ile güzellik salonları esnafı ve aileleriyle bir araya geldi. Ramazan ayının manevi atmosferinin yaşandığı programda, berberlik mesleğinin ahilik kültürünü temel alan bir meslek olduğu vurgulandı.</p>
<p>İftar programına Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan’ın yanı sıra; Ankara Berberler Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı Sezayi Kara, Keçiören Berber Esnafı Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Davut Akyüz, Ankara Kahveciler Odası Başkanı İsa Güven, Ankara Ayakkabıcılar Odası Başkanı Hüseyin Uzun, Ankara Anahtarcılar, Kilitçiler ve Çilingirler Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı Bahattin Polat, muhtarlar, başkan yardımcıları, İYİ Parti Keçiören Gençlik Kolları Başkanı Erdem Çalışkan, STK temsilcileri, berber ve aileleri katıldı.</p>
<p><b>“Esnafa hizmetkâr olan bir belediyecilik yapıyoruz”</b></p>
<p><b>Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan</b>, programa katılan berberlere hitaben yaptığı konuşmada Keçiören’deki esnafın destekçisi olmaya devam edeceklerini vurgulayarak şunları söyledi: “Yüce Türk milletinin asil insanları, Ahilik Teşkilatı’nın kıymetli alperenleri hepinizi saygıyla selamlıyorum. Rabbime şükürler olsun on bir ayın sultanı ramazanda yine berber ve güzellik salonlarımızın o güzel esnafıyla, aileleriyle ve onları temsil eden kurum, kuruluş ve odaların kıymetli başkanlarıyla bugün burada orucumuzu açmanın onur ve gururunu yaşıyoruz. Elhamdülillah üçüncü kez buluşuyoruz. Bundan sonra da buluşmaya devam edeceğiz. Çünkü bizler Keçiören’de her zaman esnafına zulmeden değil yanında olan, hizmetkâr olan bir belediyecilik yapıyoruz. Ve öyle de devam edeceğiz. Bizde ‘halka hizmet, Hakk’a hizmettir’ temel şiardır. Biz bu şiarı, bize bu vatan coğrafyasını emanet eden dedelerimizden, Horasan erenlerinden, Ahilik kültüründen emanet olarak aldık. Bu kültürün kodları bizlere emanettir. Onun için biz esnafımızı başımızın tacı olarak görüyoruz. Bizler kimsenin başına baş olmaya değil, herkese hizmetkâr olmaya geldik ve öyle de devam edeceğiz. Yüce Mevla’m birliğimizi, beraberliğimizi daim eylesin. Bizim için bayrak, vatan, millet vazgeçilmezdir. Bu noktada her zaman Hz. Ali Efendimiz gibi dimdik duracağız. Şimdiden Kadir Geceniz mübarek olsun. Sonrasında da birlik ve beraberliğimizi pekiştirdiğimiz Ramazan Bayramı’na kavuşmayı Mevla’m hepimize nasip etsin. Bayramınız şimdiden mübarek olsun. Ne mutlu Türk’üm diyene.”</p>
<p><b>“Her zaman yanınızdayız”</b></p>
<p><b>Ankara Berberler Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı Sezayi Kara </b>ise esnafa verdiği desteklerden dolayı Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan’a teşekkür ederek şunları dile getirdi: “Keçiören Belediye Başkanımızın ev sahipliğinde bugün Keçiören’deyiz. Kendisine camiam adına canı gönülden teşekkür ediyorum. Ne zaman Keçiören’de bir işimiz olsa, ne zaman etkinlik yapacağız desek Keçiören Belediye Başkanımıza ulaştığımızda hiçbir zaman ikiletmedi. Kendisinden Allah razı olsun. Her zaman da yanınızda olduğumuzu belirtmek istiyorum Sayın Başkanım.”</p>
<p><b>“Sadece saç ve sakal kesmiyoruz; gönül kazanıyoruz, güven inşa ediyoruz”</b></p>
<p><b>Keçiören Berber Esnafı Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Davut Akyüz </b>da berberliğin gönül kazanılan bir meslek olduğunu belirterek şu mesajları paylaştı: “Bu güzel organizasyona öncülük eden, esnafımıza desteğini esirgemeyen Sayın Belediye Başkanımız Dr. Mesut Özarslan’a şahsım ve derneğim adına çok teşekkür ediyorum. Bizler emeğin, alın terinin kutsallığını bilen Ahilik yüzünün temsilcileriyiz. Ahilik bize sadece bir meslek öğretmedi; bize dürüstlüğü, paylaşmayı, kardeşliği öğretmiştir. Bu yüzden mesleğimiz yalnızca bir geçim kapısı değil, aynı zamanda ahlak ve kardeşlik yoludur. Biz sadece saç ve sakal kesmiyoruz; gönül kazanıyoruz, güven inşa ediyoruz. Her dükkân bir okuldur, her koltuk bir komşu demektir. Mahalle kültürünü yaşatıyor, kırgınlıkları yumuşatıyor, kardeşliği güçlendiriyoruz. Esnaf güçlü olursa mahalle güçlü olur, mahalle güçlü olursa Keçiören’imiz güçlü olur.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-ozarslan-iftar-sofrasinda-berberlerle-bulustu-619405">Başkan Özarslan İftar Sofrasında Berberlerle Buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Girişimde Kadın Zirvesi&#8217;nin ikincisi düzenlendi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/girisimde-kadin-zirvesinin-ikincisi-duzenlendi-619285</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Mar 2026 11:48:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Antalya Büyükşehir Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[düzenlendi]]></category>
		<category><![CDATA[eko]]></category>
		<category><![CDATA[girişimci]]></category>
		<category><![CDATA[girişimde]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[ikincisi]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[özdemir]]></category>
		<category><![CDATA[zirvenin]]></category>
		<category><![CDATA[zirvesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619285</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Akdeniz Girişimci İş Kadınları Derneği işbirliğiyle 'Girişimde Kadın Zirvesi’nin ikincisi düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/girisimde-kadin-zirvesinin-ikincisi-duzenlendi-619285">Girişimde Kadın Zirvesi&#8217;nin ikincisi düzenlendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p><span><span><span>Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Akdeniz Girişimci İş Kadınları Derneği işbirliğiyle &#8216;Girişimde Kadın Zirvesi’nin ikincisi düzenlendi. Zirvede konuşan Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir, “Bir kadın üretmeye başladığında yalnızca bir işletme büyümez. Bir aile güçlenir, bir şehir gelişir, bir ülkenin geleceği değişir” diye konuştu. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>Antalya Büyükşehir Belediyesi ve AGİDER işbirliğinde geçtiğimiz yıl ilki gerçekleştirilen ‘Girişimde Kadın Zirvesi&#8217;nin ikincisi Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Perge Salonu&#8217;nda gerçekleştirildi. Zirvede, Antalyalı kadınlar ve öğrenciler ilham veren hikayelerini baş aktörlerinden dinledi. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>KADIN ÜRETİNCE AİLESİ, ŞEHRİ VE ÜLKESİ GELİŞİR </span></span></span></p>
<p><span><span><span>Zirvenin açılış konuşmasını yapan Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir, bir toplumun kalkınmasının kadınların üretimde, ekonomi, sanatta ve karar mekanizmalarda güçlü şekilde yer almasından geçtiğine vurgu yaptı. Başkan Vekili Özdemir, “Kadın girişimciliği sadece iş kurmak değildir. Bir fikri bir cesareti gerçeğe dönüştürmektir. Bir kadın üretmeye başladığında yalnızca bir işletme büyümez. Bir aile güçlenir, bir şehir gelişir, bir ülkenin geleceği değişir” diye konuştu. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>CESUR FİKİRLER YARININ GÜÇLÜ EKONOMİSİNİ KURACAK</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Büşra Özdemir, Antalya’nın doğasıyla kültürüyle üretim gücü ve girişimcilik ruhuyla Türkiye’nin en güçlü şehirlerinden biri olduğunu, bu şehrin en büyük gücünün hayallerinden vazgeçmeyen, üreten, risk alan ve geleceğe inanan kadınlar olduğunu kaydetti. Başkan Vekili Özdemir, konuşmasında şunlara değindi: “Kadınların ekonomik hayatta daha fazla yer alması için sizlerle beraber projeler üretmeye, girişimciliği güçlendirmeye ve kadınların fikirlerini büyütebileceği fırsatlar yaratmaya devam ediyoruz. Bugünün küçük fikirleri yarının büyük markalarıdır. Bugünün cesur adımları yarının güçlü ekonomisini kurar. Zirvenin yeni başarı hikayelerinin başladığı bir yolculuk olduğunu düşünüyorum. Zirvenin ilham dolu verimli ve güçlü işbirliklerine vesile olmasını diliyorum. Kadın varsa üretim vardır, umut vardır. Kadın varsa gelecek vardır.” </span></span></span></p>
<p><span><span><span>DÜNYA DÖNÜŞÜMDE GİRİŞİMCİLİK ÖNEM TAŞIYOR </span></span></span></p>
<p><span><span><span>AGİDER Başkanı Gökçen Atmaca da Antalya Büyükşehir Belediyesi işbirliğiyle zirvenin ikincisini düzenlemekten dolayı çok mutlu olduklarını söyleyerek, “İlk zirveyi düzenlerken iken amacımız girişimcilik eko sistemine katkı sağlayacak bir buluşma noktası oluşturmak,  deneyim paylaşımını teşvik etmek ve yeni işbirliklerine zemin hazırlamaktı. Bugün bu buluşmanın büyüyerek devam ettiğini görmek bizler için kıymetli. Dünya hızlı bir dönüşüm süreci içinde. Teknolojide yaşanan gelişmeler yeni iş modelleri ve değişen ekonomik dinamikler girişimciliği her zamankinden önemli yere taşıyor. Kurumların sivil toplumun ve girişimcilik ekosisteminin birlikte hareket etmesi sürdürülebilir ve güçlü ekonomik yapı için önemli bir gerekliliktir” diye konuştu. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>DENEYİMLERİNİ GENÇLERLE PAYLAŞTILAR </span></span></span></p>
<p><span><span><span>Gökçen Atmaca moderatörlüğünde gerçekleşen panelde; kadın girişimciler Başak Topbaştekin, Gaye Gül Ersan ve Zeynep Özcan deneyimlerini, yola nasıl çıktıklarını, başarı hikayelerini, finansal ve sosyal konularda karşılaştıkları zorlukları katılımcılarla paylaştı. Zirvenin sonunda S2B (Öğrenci-Girişimci Eşleşmesi) etkinliği de gerçekleştirildi. </span></span></span></p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/girisimde-kadin-zirvesinin-ikincisi-duzenlendi-619285">Girişimde Kadın Zirvesi&#8217;nin ikincisi düzenlendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Baş Ağrınızın Sebebi Fazla Kilolarınız Olabilir mi?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bas-agrinizin-sebebi-fazla-kilolariniz-olabilir-mi-619084</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Mar 2026 07:42:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[ağrınızın]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyatı]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[Baş Ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[ciddi]]></category>
		<category><![CDATA[fazla]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[kilolarınız]]></category>
		<category><![CDATA[migren]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[sebebi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619084</guid>

					<description><![CDATA[<p>Baş ağrınızın nedeninin fazla kilolarınızın olabileceğini hiç düşündünüz mü? Fazla kilo yalnızca estetik bir sorun değil; beyni, hormon dengesini ve ağrı mekanizmalarını etkileyen ciddi bir sağlık problemi olarak ifade ediliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bas-agrinizin-sebebi-fazla-kilolariniz-olabilir-mi-619084">Baş Ağrınızın Sebebi Fazla Kilolarınız Olabilir mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Baş ağrınızın nedeninin fazla kilolarınızın olabileceğini hiç düşündünüz mü? Fazla kilo yalnızca estetik bir sorun değil; beyni, hormon dengesini ve ağrı mekanizmalarını etkileyen ciddi bir sağlık problemi olarak ifade ediliyor. Bu nedenle sağlıklı kilo kaybı; daha az baş ağrısı, daha kaliteli bir yaşam ve artan bir enerji anlamına geliyor. İşte tam da bu noktada, kilo kontrolünün yalnızca bir görünüm meselesi olmadığı; bütüncül bir sağlık kazanımı sunduğu gerçeği öne çıkıyor. Obezite cerrahisi sonrasında yalnızca kilo kaybı sağlanmakla kalmıyor; hormon dengesi düzenleniyor, hareket kapasitesi artıyor ve enerji seviyesi yükseliyor. Özellikle migren sorunu yaşayan hastalarda baş ağrıları belirgin şekilde hafifliyor, atakların sıklığı ve şiddeti azalıyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Op. Dr. Vahit Mutlu, obezite cerrahisi sonrası baş ağrısı ve migren ataklarındaki iyileşmelere değinerek bariatrik cerrahi hakkında önemli bilgiler verdi.</p>
<p><strong>Obezite ameliyatı sadece tartıyı değil yaşam kalitesini de değiştiriyor</strong></p>
<p>Obezite yalnızca fazla kilo anlamına gelmez. Aynı zamanda diyabet, tansiyon, eklem ağrıları, nefes darlığı ve özgüven kaybı gibi birçok sorunu da beraberinde getirir. Laparoskopik tüp mide ameliyatı (sleeve gastrektomi), günümüzde obezite tedavisinde en sık uygulanan yöntemlerden biridir. Ancak bu ameliyatın etkisi sadece kilo kaybı ile sınırlı değildir.</p>
<p>Yapılan bilimsel çalışmalara bakıldığında tüp mide ameliyatı sonrası hastalar ciddi oranda kilo vermekte, kan şekeri ve tansiyon değerlerinde düzelme görülmekte, günlük hareket kapasitesi artmakta, eklem ve bel ağrıları azalmakta, kişinin özgüveni ve sosyal yaşamı olumlu yönde değişmektedir. Kısacası obezite ameliyatı ise sadece kilo verdiremez; hayat kalitesini artırır, hastalık riskini azaltır ve kişinin kendine olan güvenini yeniden kazandırır.</p>
<p><strong>Obezite cerrahisi neden bu kadar etkili?</strong></p>
<p>Tüp mide ameliyatı ile mide hacmi küçültülür. Bu sayede kişi daha az yemekle doyar. Aynı zamanda iştah hormonu olarak bilinen ghrelin hormonunda azalma olur. Bu da açlık hissinin kontrol altına alınmasına yardımcı olur. Obezite cerrahisi bir “mucize” değil, bir tedavi aracıdır. Başarılı sonuç için doğru hasta seçimi, düzenli doktor kontrolleri, beslenme kurallarına uyum ve aktif bir yaşam tarzı oldukça önemlidir.<strong> </strong></p>
<p><strong>Kilo verince migren azalır mı?</strong></p>
<p>Baş ağrısı hayatımızın bir döneminde neredeyse hepimizin yaşadığı bir sorundur. Ancak bazı kişiler için bu ağrılar sadece “ara sıra” değil; haftalarca, aylarca hatta yıllarca süren bir mücadele haline gelmiştir. Özellikle migren hastaları için yaşam kalitesi ciddi şekilde etkilenmektedir. Peki fazla kilo ile baş ağrısı arasında bir bağlantı var mı? Bilimsel veriler bu bağlantıya dikkat çekmektedir.</p>
<p>Obezite; vücutta iltihabi süreçleri artırabilir, hormon dengesini etkileyebilir ve beyindeki ağrı mekanizmalarını hassaslaştırabilir. Araştırmalar, özellikle genç kadınlarda obezite ile migren arasında güçlü bir ilişki olduğunu göstermektedir. Fazla kilo arttıkça migren görülme sıklığı artabilmekte, ataklar daha şiddetli olmakta, ağrılar kronikleşmektedir.</p>
<p><strong>Obezite cerrahisi sonrası baş ağrısında iyileşme oranı yüksek</strong></p>
<p>Obezite cerrahisi yalnızca kilo vermek için yapılan bir işlem değildir. Diyabet, tansiyon, uyku apnesi gibi birçok hastalıkta iyileşme sağladığı gibi, bazı hastalarda baş ağrısında da ciddi rahatlama sağlayabiliyor. Elbette her baş ağrısı kilo ile ilişkili değildir. Ancak; vücut kitle indeksi yüksek, kronik ve şiddetli migreni olan, hayat kalitesi ciddi şekilde düşmüş hastalarda</p>
<p>kilo kontrolü ve gerekirse cerrahi tedavi, multidisipliner bir yaklaşımla değerlendirilebilir.</p>
<p> </p>
<p>Yapılan çalışmalarda obezite cerrahisi geçiren hastalar incelendi. Özellikle migreni olan hastalarda ameliyat sonrası baş ağrısının şiddetinin belirgin şekilde azaldığı kaydedildi. Günlük hayatı etkileme düzeyi düştü ve ağrı süresi kısaldı. Bazı hastalarda ise atak sıklığında da azalma görüldü. Migren hastalarında iyileşme, gerilim tipi baş ağrısına göre daha belirgindi. Kısacası, kilo kaybı sadece tartıdaki rakamı değil, ağrının hayat üzerindeki yükünü de azaltabilmektedir.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bas-agrinizin-sebebi-fazla-kilolariniz-olabilir-mi-619084">Baş Ağrınızın Sebebi Fazla Kilolarınız Olabilir mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünya YALNIZLIK SALGINI ile Karşı Karşıya</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dunya-yalnizlik-salgini-ile-karsi-karsiya-618832</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Mar 2026 08:43:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[karşıya]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[salgını]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[yalnız]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızlık]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618832</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalabalık şehirler, yoğun bir hayat temposu, hiç susmayan telefonlar… Ancak günün sonunda milyonlarca insan, kimseye anlatamadığı bir duyguyla baş başa kalıyor: Yalnızlık…</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunya-yalnizlik-salgini-ile-karsi-karsiya-618832">Dünya YALNIZLIK SALGINI ile Karşı Karşıya</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kalabalık şehirler, yoğun bir hayat temposu, hiç susmayan telefonlar… Ancak günün sonunda milyonlarca insan, kimseye anlatamadığı bir duyguyla baş başa kalıyor: Yalnızlık…</p>
<p>Uzmanlara göre bu tablo artık bireysel bir ruh haliyle açıklanamaz durumda. Dünya, bilimsel literatürde “Yalnızlık Salgını” <em>(Loneliness Epidemic)</em> olarak tanımlanan, sessiz ama etkisi çok derin bir salgınla karşı karşıya.</p>
<p>2025 ve 2026 yıllarında yayımlanan uluslararası araştırmalar, yalnızlığın kişisel bir mesele olmaktan çıkıp küresel bir halk sağlığı krizine dönüştüğünü ortaya koyuyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre bugün dünya genelinde her altı kişiden biri kronik yalnızlık yaşıyor.</p>
<p>Uzmanlar, yalnızlığın sigara kullanımı, obezite ve hareketsizlik kadar ciddi bir ölüm riski taşıdığı konusunda uyarıyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2025 tarihli raporuna göre yalnızlık ve sosyal izolasyon, dünya genelinde yılda yaklaşık 871 bin ölüme katkıda bulunuyor. Bu da saatte ortalama 100 ölümün, doğrudan ya da dolaylı olarak yalnızlıkla ilişkili olduğu anlamına geliyor.</p>
<p><strong>Yalnızlık Sadece Ruhu Değil, Bedeni de Hasta Ediyor</strong></p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Oğuzhan Zahmacıoğlu, yalnızlığın klinik etkilerinin artık görmezden gelinemeyecek düzeyde olduğunu vurguluyor:</p>
<p>“Son iki yılda yayımlanan geniş kapsamlı bilimsel araştırmalar, yalnızlığın yalnızca ruhsal bir durum olmadığını açıkça gösteriyor. Kalp hastalıkları, diyabet, demans ve erken ölüm riskini ciddi biçimde artırıyor. Yalnızlık beyinde sürekli bir tehdit algısı yaratıyor; kortizol yükseliyor, bağışıklık sistemi baskılanıyor ve vücut uzun süreli bir stres hali içinde kalıyor.”</p>
<p>2025–2026 döneminde yayımlanan bilimsel araştırmalara göre yalnız bireylerde demans riski yaklaşık yüzde 50, kalp hastalığı riski yüzde 29, inme riski yüzde 32 oranında artıyor. Erken ölüm riski de yalnız yaşayan ve kendini yalnız hisseden bireylerde belirgin biçimde yükseliyor.</p>
<p><strong>Gençler Kalabalıklar İçinde Yalnız</strong></p>
<p>Yalnızlık denince akla genellikle yaşlılar gelse de, son veriler asıl risk grubunun gençler olduğunu gösteriyor. Yeditepe Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Başkanı Doç. Dr. Berke Kırıkkanat, bu tabloyu “Modern Yalnızlık Paradoksu” olarak tanımlıyor:</p>
<p>“Gençler sürekli çevrim içi, sürekli bağlantıda. Ama bu bağlantılar derinlik taşımıyor. Araştırmalar, 18–25 yaş grubunda yalnızlık oranlarının bazı ülkelerde yüzde 60’a ulaştığını gösteriyor. Bu, ‘kimsem yok’ yalnızlığı değil; kalabalıklar içinde hissedilen anlaşılamama ve duygusal güvencesizlik.”</p>
<p>Sosyal medyanın yoğun kullanımı ve yüz yüze temasın azalması gibi nedenler, bu duygunun gençler arasında daha da derinleşmesine yol açıyor.</p>
<p><strong>Türkiye’de Tablo Farklı Değil</strong></p>
<p>TÜİK’in 2026 verilerine göre, tek kişilik hane sayısı 5,5 milyonu aşmış durumda. Son on yılda yalnız yaşayanların sayısındaki artış yüzde 60’ın üzerinde. En yüksek oranlar İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerde görülüyor.</p>
<p>Doç. Dr. Oğuzhan Zahmacıoğlu’na göre bu artış, toplumsal dönüşümün kaçınılmaz bir sonucu:</p>
<p>“Bireyselleşme sosyal bağları zayıflatıyor. Yalnızlık artık istisna değil, gündelik hayatın bir parçası haline geliyor.”</p>
<p><strong>Yapay Zeka ve Sosyal Medyanın Etkisi</strong></p>
<p>2025 ve 2026 yıllarında yalnızlıkla mücadelede yapay zeka destekli sohbet uygulamaları ve dijital yoldaşlar hızla yaygınlaştı. Bazı çalışmalar bu araçların kısa vadede yalnızlık hissini azalttığını gösterse de, uzmanlar temkinli.</p>
<p>Doç. Dr. Berke Kırıkkanat bu noktada uyarıyor: “Yapay zeka kişiye ‘duyulma’ hissi verebiliyor. Ancak bu, gerçek ilişkilerin yerini tutmuyor. Aşırı kullanımda sosyal beceriler körelebiliyor ve kişi gerçek hayattan daha da kopabiliyor. Sosyal medya ise insanları birbirine bağlamak yerine çoğu zaman karşılaştırma, yetersizlik ve dışlanmışlık duygusunu besliyor.”</p>
<p><strong>Yalnızlık Duygusu Kişisel Zayıflık Değil</strong></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü ve OECD raporları, yalnızlıkla mücadelenin yalnızca bireysel terapi ya da kişisel çabayla çözülemeyeceğini ortaya koyuyor. Uzmanlara göre sorun, bireylerin değil, modern yaşamın yapısında yatıyor. Bu nedenle çözümün sağlık sistemlerinden şehir planlamasına, eğitim politikalarından sosyal yaşama kadar geniş bir toplumsal çerçevede ele alınması gerekiyor.</p>
<p>Son yıllarda bazı ülkelerde hayata geçirilen “sosyal reçeteleme” modelleri bu yaklaşımın somut örnekleri arasında yer alıyor. Bu modeller, bireyleri topluluk etkinliklerine ve sosyal alanlara yönlendirerek yalnızlık hissini azaltmayı hedefliyor. İlk sonuçlar umut verici olsa da, bu adımların kalıcı ve yaygın hale getirilmesinin kritik olduğu vurgulanıyor.</p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları ABD Başkanı Doç. Dr. Oğuzhan Zahmacıoğlu, yalnızlığın yapısal boyutuna dikkat çekiyor: “Yalnızlık bir karakter kusuru değil, modern yaşamın ürettiği yapısal bir sorun.”</p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü Başkanı Doç. Dr. Berke Kırıkkanat ise çözümün yönünü şu sözlerle özetliyor: “Toplum olarak daha fazla bağlantıya değil, daha fazla anlamlı bağa ihtiyacımız var.”</p>
<p>Özetle araştırmalar şunu gösteriyor: Bireylerin yalnızlık duygusu görmezden gelindiğinde, en kalabalık toplumlar bile zamanla içten içe yalnızlaşıyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunya-yalnizlik-salgini-ile-karsi-karsiya-618832">Dünya YALNIZLIK SALGINI ile Karşı Karşıya</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Özarslan ve Eşi Filiz Özarslan Kadınlarla İftar Sofrasında Buluştu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-ozarslan-ve-esi-filiz-ozarslan-kadinlarla-iftar-sofrasinda-bulustu-618749</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Mar 2026 07:43:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[eşi]]></category>
		<category><![CDATA[filiz]]></category>
		<category><![CDATA[ftar]]></category>
		<category><![CDATA[güzel]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlarla]]></category>
		<category><![CDATA[keçiören]]></category>
		<category><![CDATA[Mahalle Muhtarı]]></category>
		<category><![CDATA[özarslan]]></category>
		<category><![CDATA[şehit]]></category>
		<category><![CDATA[sofrasında]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618749</guid>

					<description><![CDATA[<p>Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan ve eşi Filiz Özarslan, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Mevlana Kültür Merkezi’nde düzenlenen iftar programında kadınlarla bir araya geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-ozarslan-ve-esi-filiz-ozarslan-kadinlarla-iftar-sofrasinda-bulustu-618749">Başkan Özarslan ve Eşi Filiz Özarslan Kadınlarla İftar Sofrasında Buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan</b> ve eşi<b> Filiz Özarslan</b>, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Mevlana Kültür Merkezi’nde düzenlenen iftar programında kadınlarla bir araya geldi. Ankara ve Keçiören’de yaşayan çok sayıda kadını buluşturan iftar programında şehit yakını kadınlar ve Türkiye Karate Federasyonu Premier Ligi Genel Klasmanı şampiyonu sporcular da yer aldı. Ramazan ayının maneviyatının yaşandığı iftarda, kadının Türk toplumundaki önemi vurgulandı.</p>
<p>İftar programına; <b>Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan </b>ve<b> </b>eşi<b> Filiz Özarslan</b>’ın yanı sıra; Mardin Nusaybin’de şehit edilen Piyade Astsubay Çavuş Arif Çakır’ın annesi Nazife Çakır ve eşi Semra Çakır, AK Parti Keçiören Kadın Kolları Başkanı Merve Biberoğlu Erdoğan, Anahtar Parti İlçe Başkan Yardımcısı Gizem Güzel, Anahtar Parti Keçiören İlçe Kadın Kolları Yönetim Kurulu üyeleri, Ankara Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı Şükrü Orhan ve yönetimi, Ayvalı Mahalle Muhtarı Hüsniye Aydın, Ufuktepe Mahalle Muhtarı Dilek Sarı Kılıç, Uyanış Mahalle Muhtarı Zahide Uslu, Kanuni Mahalle Muhtarı Arzu Adıgüzel, Pınarbaşı Mahalle Muhtarı Meral Doğan, Şehit Kubilay Mahalle Muhtarı Sultan Bilecen, Şefkat Mahalle Muhtarı Burcu Yüksel Dinler, Keçiören Gençlik Derneği yönetim kurulu ve kadın üyeleri, Türkiye Karate Federasyonu Premier Ligi genel klasman şampiyonları, AHİD Ankaralılar ve Ankara’ya Hizmet Edenler Derneği Kadın Kolları Başkanı Nihal Türkmen, Bolulu Kadınlar Derneği Başkanı Aynur Arabacıoğlu, Başkent Çınar Spor Kulübü Başkanı Sema Nur Çınar, Ankaragücü ve Milli Takım Kondisyoneri, Marvel’s Gym Fitness Eğitmeni Sevda Özgül ile birlikte milli sporcular, antrenörler ve sanat, sağlık, siyaset, bilim ile iş dünyasından çok sayıda kadın katıldı.</p>
<p><b>“Bu toplum varsa kadınlar sayesinde vardır”</b></p>
<p><b>Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan,</b> davetlilere hitaben yaptığı konuşmada, kadınların Türk toplumunda önemli bir yere sahip olduğunu belirterek şunları söyledi: “Türk kadınının gönlü imanlıdır, yüreği maneviyatlıdır ve hedefleri millidir. Başta Rasulullah (s.a.v.) Efendimizin annesi Amine anamız, eşleri Hatice anamız ve diğerleri; Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ümüzün kıymetli annesi Zübeyde Hanım ve bu ülkenin değerleri; Nene Hatunlar, Şerife Bacılar, Kara Fatmalar, Halide Edip Adıvarlar… Gönlü bu vatan coğrafyasında olan, bizleri yetiştiren, gelecek nesilleri oluşturan ve bizlere emanet eden o elleri öpülesi güzel analarım; hepinizi ellerinizden öpüyorum. Kadınlar Gününüz kutlu olsun. Bu toplum varsa kadınlar sayesinde vardır. Türk toplumu öyle ataerkil bir yapıda değildir, anaerkil bir yapıdadır. Ertuğrul Gazi savaş meydanlarında hak, hukuk, adalet için mücadele ettiğinde; obasına, devletin yönetimine Hayme Ana bakmıştır. Onun için sizler bizim için çok kıymetlisiniz. Biz kadınlara olan hürmeti, Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) Efendimizin Hatice anamızla yaptığı ticaretten anlarız. Onun için kadınlar sadece evde değil, toplumun her noktasında başımızın tacıdır. Keçiören’de, ‘halka hizmet, Hakk’a hizmet’ mantığıyla çalışıyoruz. Bu yolculuğumuzda beni hiçbir zaman yalnız bırakmayan muhtarlarım var. Hele hele o kadın muhtarlarım var ya, baş üstünde gezdirilecek insanlar. Sonsuz şükranlarımı sunuyorum sizlere. Kadın muhtarının olduğu bir mahallede biz biliriz; kimse yatağa aç girmez, üşüyerek, titreyerek girmez. Evladı sabah kalktığında servise verilmezse canla başla verdirir, yaşlısına baktırır, engellisine baktırır. Kısacası kadın, toplumun en üstündedir. İyi ki varsınız. Ne mutlu Türk’üm diyene!”</p>
<p><b>“Emekçi tüm kadınlara selam ediyorum”</b></p>
<p><b>AK Parti Keçiören Kadın Kolları Başkanı Merve Biberoğlu Erdoğan </b>ise yaptığı konuşmada 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü şu sözlerle kutladı: “8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle; azimle, kararlılıkla, emeğiyle mücadele veren tüm emekçi kadınlara selam ediyorum. Eşini, evladını, babasını şehit vermiş şehit annelerinin, şehit eşlerinin, şehit kızlarının ve kardeşlerinin günlerini tebrik ediyorum. Her zaman yanlarında olduğumu bir kez daha ifade etmek istiyorum. Gazze’den Suriye’ye, Suriye’den Yemen’e, Sudan’a, Doğu Türkistan’a; tüm gönül ve kültür coğrafyamızın acılı hanımefendilerinin de gününü kutluyorum. Acılarını paylaştığımızı bir kez daha ifade ediyorum.”</p>
<p><b>“Kız kardeşlerimin Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum”</b></p>
<p><b>Anahtar Parti Keçiören İlçe Başkan Yardımcısı Gizem Güzel</b> de “Belediye Başkanımız Mesut Özarslan Beyefendi’ye daveti için teşekkür ediyorum. Buradaki bütün kız kardeşlerimin Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum.” dedi.</p>
<p><b>“Kadın sadece bir birey değil, bir milletin ruhudur”</b></p>
<p>Kadınların Türk toplumundaki milli ve manevi değerine dikkat çeken <b>AHİD Ankaralılar ve Ankara’ya Hizmet Edenler Derneği Kadın Kolları Başkanı Nihal Türkmen, </b>“Türk-İslam medeniyetinde kadın sadece bir birey değil, bir milletin ruhudur. Anadır, öğretmendir, yol göstericidir. Nene Hatun’dur, Şerife Bacı’dır. Gerektiğinde ocağın başında, vatanın yükünü omuzlayan bir iradedir. İslam’ın izzet verdiği, Türk töresinin baş tacı ettiği başta şehit ve gazi annelerimiz olmak üzere tüm kadınlarımızın ve tüm siz kıymetli hanımefendilerin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>“İyi ki varsınız”</b></p>
<p><b>Bolulu Kadınlar Derneği Başkanı Aynur Arabacıoğlu</b> yaptığı konuşmada, “Bizleri bir araya getirdiği için Sayın Başkanımıza ve eşine teşekkür ediyorum. Burada bulunan bütün misafirlerimizin, sivil toplum kuruluşlarının ve muhtarlarımızın ayaklarına sağlık. Dünya Kadınlar Günümüz kutlu olsun. İyi ki varsınız.” diyerek memnuniyetini ifade etti.</p>
<p><b>“Hayatı güzelleştirmeye devam ediyoruz”</b></p>
<p><b>Mardin Nusaybin’de şehit olan Piyade Astsubay Çavuş Arif Çakır’ın eşi Semra Çakır, </b>yaptığı konuşmada, “Bu güzel günde iftar davetinde ve Kadınlar Günü’nde sizlerle olmaktan çok mutluyum. Güçlü kadınlar, hepimiz çok güçlüyüz. Hayatı güzelleştirmeye devam ediyoruz. İyi ki varsınız. Keçiören&#8217;in kıymetli hanımefendileriyle birlikte iftarda olmaktan çok gurur duyuyorum.” diye konuştu.</p>
<p><b>“Dünya Kadınlar Günü&#8217;nü canı gönülden kutluyorum”</b></p>
<p>Keçiören’deki kadın muhtarları temsilen konuşan <b>Şehit Kubilay Mahalle Muhtarı Sultan Bilecen</b>, “Keçiören&#8217;in güzel hanımları, hepinizin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü&#8217;nü canı gönülden kutluyorum. Çok teşekkür ediyorum.” sözleriyle duygularını ifade etti.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-ozarslan-ve-esi-filiz-ozarslan-kadinlarla-iftar-sofrasinda-bulustu-618749">Başkan Özarslan ve Eşi Filiz Özarslan Kadınlarla İftar Sofrasında Buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İçişleri Bakanı Çiftçi Konya&#8217;da &#8220;Gazze Gönül Sofrası İftarı&#8221;nda Gazzeli Ailelerle Buluştu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/icisleri-bakani-ciftci-konyada-gazze-gonul-sofrasi-iftarinda-gazzeli-ailelerle-bulustu-618449</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Mar 2026 12:29:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[bakanı]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[çiftçi]]></category>
		<category><![CDATA[çişleri]]></category>
		<category><![CDATA[gazze]]></category>
		<category><![CDATA[gazzeli]]></category>
		<category><![CDATA[gönül]]></category>
		<category><![CDATA[iftar]]></category>
		<category><![CDATA[kardeş]]></category>
		<category><![CDATA[konya]]></category>
		<category><![CDATA[misafir]]></category>
		<category><![CDATA[sofrası]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618449</guid>

					<description><![CDATA[<p>İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, “Gazze Gönül Sofrası İftarı” programında, Konya’da misafir edilen Gazzeli ailelerle bir araya geldi.  </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/icisleri-bakani-ciftci-konyada-gazze-gonul-sofrasi-iftarinda-gazzeli-ailelerle-bulustu-618449">İçişleri Bakanı Çiftçi Konya&#8217;da &#8220;Gazze Gönül Sofrası İftarı&#8221;nda Gazzeli Ailelerle Buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, “Gazze Gönül Sofrası İftarı” programında, Konya’da misafir edilen Gazzeli ailelerle bir araya geldi.  Bakan Çiftçi, Konya’nın Gazze’den gelen 157 haneyi bağrına bastığını, onlara kucak açtığını belirterek, “Bu tablo, ensar-muhacir kardeşliğidir. Konya’mız, Gazze’den yüreği yaralı gelen kardeşlerini aynı ruhla karşılamıştır. Bu sadece bir misafirperverlik örneği değildir. Bu, İslam medeniyetinin özüdür çünkü medeniyetimiz insanı yük görmez, emaneti baş tacı eder” dedi. Konya Valisi İbrahim Akın, “Devletimiz her zaman Filistin davasının ve mazlum kardeşlerimizin yanında olmuş, onların haklı mücadelesine destek vermiştir. Bizler de Konya olarak bu kadim kardeşliğin bir parçası olmaktan yüreğimizi ve soframızı sizlerle paylaşmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz” dedi. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, “Bir yerde umut varsa, o umut tüm kalpleri aydınlatır. Sizler, savaşın ağır yükünü omuzlarınızda taşıyarak, acıya ve imtihana sabrederek buraya geldiniz. Şunu bilmenizi isterim ki; Türkiye’nin her şehrinde olduğu gibi Konya’da da her daim sizlerin yanında olan büyük bir aile var” diye konuştu.</strong></p>
<hr/>
<p>İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Konya’da misafir edilen Gazzeli ailelerle iftar sofrasında buluştu.</p>
<p>Selçuklu Kongre Merkezi’nde Konya Valiliği ev sahipliğinde düzenlenen “Gazze Gönül Sofrası İftarı” programı Kur’an tilavetiyle başladı. Yapılan duaların ardından iftar edildi.</p>
<p>Programda konuşan Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, göreve yeni başlayan İçişleri Bakanı Çiftçi’nin Konya’da bulunmasından büyük mutluluk duyduklarını belirterek, hayırlı olsun dileklerini iletti.</p>
<p><strong>“HER DAİM YANINIZDA OLDUK, BUNDAN SONRA DA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”</strong></p>
<p>Ramazan’ın kalplerin birbirine yaklaştığı, sofraların bereketlendiği, kardeşliğin yeniden hatırlandığı mübarek bir ay olduğunu vurgulayan Başkan Altay, “Müminler bir vücudun azaları gibidir. Bir yerde acı varsa, o acıyı tüm ümmet hisseder. Bir yerde umut varsa, o umut tüm kalpleri aydınlatır. Gazzeli kardeşlerimiz, savaşın ağır yükünü omuzlarınızda taşıyarak, acıya ve imtihana sabrederek buraya geldiniz. Şunu bilmenizi isterim ki; Türkiye’nin her şehrinde olduğu gibi Konya’da da her daim sizlerin yanında olan büyük bir aile var. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Türkiye olarak sinmeyeceğiz, susmayacağız, unutmayacağız; Gazze’yi hiçbir zaman yalnız bırakmayacağız’ ifadesinde belirttiği üzere, her daim yanınızda olduk, bundan sonra da olmaya devam edeceğiz” diye konuştu.</p>
<p><strong>“GAZZELİ KARDEŞLERİMİZİ BURADA SADECE MİSAFİR DEĞİL, KONYA’MIZIN BİR PARÇASI OLARAK GÖRÜYORUZ”</strong></p>
<p>Konya Valisi İbrahim Akın da sözlerine göreve yeni başlayan İçişleri Bakanı Çiftçi’yi tebrik ederek başladı.</p>
<p>Osmanlı’dan beri Filistin ile kurulan gönül bağının bugün de aynı sıcaklıkla devam ettiğini vurgulayan Vali Akın, “Ecdadımızın Kudüs’e gönderdiği dualar bugün bizim yüreklerimizde aynı samimiyetle yankılanıyor. Çünkü Kudüs bizim için bütün Müslümanların ortak davası, ilk kıblemiz ve peygamberler yurdudur. Bu mübarek belde bizlere ecdadımızın emaneti. İşte bu yüzden Gazzeli kardeşlerimizi burada sadece misafir değil, Konya’mızın bir parçası olarak görüyor, onların hüznünü hüznümüz sevincini sevincimiz biliyoruz. Kıymetli Gazzeli kardeşlerim, bilmenizi isterim ki burası sizin de evinizdir. Konya’mızda Ramazan’ın bereketini paylaşırken dualarımızda Filistin’in ve tüm Müslüman kardeşlerimizin selameti ile huzuru için niyazda bulunuyoruz. Devletimiz her zaman Filistin davasının ve mazlum kardeşlerimizin yanında olmuş, onların haklı mücadelesine destek vermiştir. Bizler de Konya olarak bu kadim kardeşliğin bir parçası olmaktan yüreğimizi ve soframızı sizlerle paylaşmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz” dedi.</p>
<p><strong>“MEDENİYETİMİZ İNSANI YÜK GÖRMEZ, EMANETİ BAŞ TACI EDER”</strong></p>
<p>İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Konya’nın mazlumlara kucak açan şehirlerden biri olduğunu söyledi.</p>
<p>Konya’nın Gazze’den gelen 157 haneyi bağrına bastığını, onlara kucak açtığını belirten Bakan Çiftçi, “Konya’mız, bu merhametin en net göstergesidir. Bu tablo, ensar-muhacir kardeşliğidir. Konya’mız, Gazze’den yüreği yaralı gelen kardeşlerini aynı ruhla karşılamıştır. Bu sadece bir misafirperverlik örneği değildir. Bu, İslam medeniyetinin özüdür, çünkü medeniyetimiz insanı yük görmez, emaneti baş tacı eder. İnancımız mazlumu uzak görmez, kardeş bilir. Bizim tarihimiz, sığınana sırt dönmez, sahip çıkar” diye konuştu.</p>
<p>Bakan Çiftçi, tarih boyunca kültür ve medeniyetin mayalandığı bu toprakların bugün de aynı ruhla büyük ve güçlü Türkiye yürüyüşüne güç kattığını dile getirdi.</p>
<p><strong>“UFKUNU KENDİ BÜYÜTEN BİR TÜRKİYE VAR”</strong></p>
<p>Son zamanlarda bölgede tırmanan hadiselerle dünyada hızla değişen dengelerin, Türkiye’nin geldiği noktanın kıymetini daha iyi gösterdiğine işaret eden Bakan Çiftçi, “Artık önünü göremeyen, hedefini başkalarının çizdiği, istikametini dışarıdan belirleyen bir Türkiye yok. Rotasını kendi çizen, ufkunu kendi büyüten bir Türkiye var. Savunma sanayiinden yerli ve milli teknolojiye, sağlık sisteminden güvenlik altyapısına kadar pek çok alanda çığır açan bir Türkiye var. Bugün, muhterem Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ikinci yüzyılımızın güçlü vizyonu olan Türkiye Yüzyılı hedefleriyle yol alıyoruz. Konya, bu vizyonda öncü şehirlerimizden biridir. Üretimde, tarımda, sanayide, ihracatta, inovasyonda, savunma sanayiinde gösterdiği atılımlarla Türkiye Yüzyılı’nın taşıyıcı sütunlarından biridir” ifadelerini kullandı.</p>
<p>İftar programına, Gazzeli aileler ile AK Parti İl Başkanı Fatih Özgökçen, MHP İl Başkanı Remzi Karaarslan, milletvekilleri, üniversitelerin rektörleri, oda başkanları ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/icisleri-bakani-ciftci-konyada-gazze-gonul-sofrasi-iftarinda-gazzeli-ailelerle-bulustu-618449">İçişleri Bakanı Çiftçi Konya&#8217;da &#8220;Gazze Gönül Sofrası İftarı&#8221;nda Gazzeli Ailelerle Buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Göztepe&#8217;nin Avrupa zaferine Başkan Tugay da eşlik etti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/goztepenin-avrupa-zaferine-baskan-tugay-da-eslik-etti-618038</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Mar 2026 08:29:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[başa]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[eşlik]]></category>
		<category><![CDATA[göztepe]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[maçları]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[şampiyonası]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[zaferine]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618038</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sutopunda kulüpler düzeyinde ilk kez bir Avrupa Şampiyonası organizasyonuna ev sahipliği yapan İzmir’de, Avrupa Kadınlar Sutopu Şampiyonası Challenger Kupası 2. tur eleme maçları heyecanı yaşanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/goztepenin-avrupa-zaferine-baskan-tugay-da-eslik-etti-618038">Göztepe&#8217;nin Avrupa zaferine Başkan Tugay da eşlik etti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sutopunda kulüpler düzeyinde ilk kez bir Avrupa Şampiyonası organizasyonuna ev sahipliği yapan İzmir’de, Avrupa Kadınlar Sutopu Şampiyonası Challenger Kupası 2. tur eleme maçları heyecanı yaşanıyor. Halkapınar Olimpik Yüzme Havuzu’nda düzenlenen müsabakada, İzmir Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü ile güç birliği yapan  Göztepe Kadın Sutopu Takımı, Sirens ASC’ye karşı 27-16 galip geldi. Müsabakayı izleyen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, genç sporcuların yapılacak yeni tesisler, yatırımlar ve altyapı çalışmalarıyla birçok branşta uluslararası arenada büyük başarılara imza atacaklarını söyledi.</p>
<p>Avrupa Kadınlar Sutopu Şampiyonası Challenger Kupası 2. tur eleme maçları,  Halkapınar Olimpik Yüzme Havuzu’nda başladı.  Tribünlerin halka açık olduğu, ücretsiz  izlenebilen müsabakalar 8 Mart’a kadar devam edecek.  İzmir Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü bünyesinde şehre iki kez Avrupa şampiyonluğu gururu yaşatan başarılı sporcuların yer aldığı Göztepe Kadın Sutopu Takımı ile Malta’dan Sirens ASC karşılaştı. Sutopu branşında kulüpler düzeyinde ilk defa Avrupa Şampiyonası maçları İzmir’de yapılırken, karşılaşmayı İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Gençlik ve Spor İzmir İl Müdürü Murat Eskici ile birlikte izledi.  Göztepe Kadın Sutopu Takımı, Sirens ASC’ye karşı 27-16 galip geldi.</p>
<p><strong>“İlham olacaklar”</strong></p>
<p>Maçı değerlendiren Başkan Tugay, “İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Göztepe güçlerini birleştirdi ve ortaya bu güzel takım çıktı. İzmir Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin kadın su topu takımı, Türkiye&#8217;de Avrupa şampiyonluğu olan takımlardan biri. Bugün de inanılmaz güzel bir sonuç elde ettiler. Başa baş gidecek gibi görünen bir maçta 11 sayı farkla yendiler. Kulüpler düzeyinde ilk defa Avrupa Şampiyonası maçları İzmir’de düzenleniyor. Bu güzel havuzda böyle başarılı gençlerimizle, kadın sporcularımızla bu tabloya şahitlik etmek bizim için gurur. Ben İzmir&#8217;e sporu çok yakıştırıyorum, sanatı çok yakıştırıyorum. Gençlerimizin çok daha büyük başarılara imza atacağını biliyorum, buna inanıyorum. Kızlarımız böyle başarılar elde ettikçe başka çocuklara da ilham olacaklar” ifadelerini kullandı.  Tugay, “Yeni yapacağımız tesislerle, yeni yatırımlarla, altyapı çalışmalarıyla birçok branşta uluslararası arenada büyük başarılara imza atacaklar. Bu güzel tabloyu oluşturan herkese çok teşekkür ediyorum” dedi.</p>
<p><strong>“Spor Kenti İzmir”</strong></p>
<p>“Spor Kenti İzmir” hedefi doğrultusunda İzmir’den olimpiyatlara sporcu yetiştirmek üzere yoğun çalışmalar yürütülürken İzmir Büyükşehir Belediyesi, Gençlik ve Spor İzmir İl Müdürlüğü ve Göztepe Spor Kulübü, şampiyonanın İzmir’de oynanması için çalışmalar yürüttü. Organizasyon, İzmirliler tarafından da ilgiyle takip edildi. Avrupa Kadınlar Sutopu Şampiyonası Challenger Kupası 2. tur eleme maçlarına Türkiye’den Göztepe Kadın Su Topu Takımı, Dalton Koleji Spor Kulübü ve Nevşehir Belediyesi Spor Kulübü, Malta’dan Sirens ASC, Hırvatistan’dan VK Jadran Split ve İngiltere’den London Otter katılıyor.</p>
<p><strong>Yarışma günleri ve saatleri</strong></p>
<p>İlk gün müsabakalarının ardından 6 Mart Cuma günü saat 17.30’da Nevşehir Belediyesi Spor Kulübü ile Sirens ASC, 19.00’da VK Jadran Split ile Dalton Koleji Spor Kulübü, 20.30’da Göztepe Kadın Sutopu Takımı ile London Otter karşılaşacak. 7 Mart Cumartesi günü saat 09.30’da London Otter- Sirens ASC, 11.15’te Göztepe-Dalton Koleji, 13.00’te Nevşehir Belediyesi-VK Jadran Split, 17.30’da Dalton Koleji- Sirens ASC, 19.00’da Göztepe-VK Jadran Split, 20.30’da Nevşehir Belediyesi-London Otter karşı karşıya gelecek. 8 Mart Pazar günü ise saat 10.00’da ise Sirens ASC ile VK Jadran Split, 11.30’da London Otter ile Dalton Koleji Spor Kulübü, 13.00’te Göztepe Kadın Sutopu Takımı ile Nevşehir Belediyesi Spor Kulübü arasında maçlar yapılacak.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/goztepenin-avrupa-zaferine-baskan-tugay-da-eslik-etti-618038">Göztepe&#8217;nin Avrupa zaferine Başkan Tugay da eşlik etti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ergenlikte başlayan ani ve belirgin değişikliklere dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ergenlikte-baslayan-ani-ve-belirgin-degisikliklere-dikkat-617509</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Mar 2026 09:00:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[ani]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[başlayan]]></category>
		<category><![CDATA[Belirgin]]></category>
		<category><![CDATA[bozukluk]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[değişikliklere]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlikte]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Hülya Ensari]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617509</guid>

					<description><![CDATA[<p>Madde kullanım bozukluğunun çoğu zaman davranış değişiklikleriyle kendini gösterdiğini belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hülya Ensari, ani arkadaş çevresi değişikliği, akademik performansta düşüş, uyku ve iştah düzensizliği, aşırı para harcama veya ihtiyacında artış gibi belirtilerin mutlaka dikkate alınması gerektiğini söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ergenlikte-baslayan-ani-ve-belirgin-degisikliklere-dikkat-617509">Ergenlikte başlayan ani ve belirgin değişikliklere dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span>Madde kullanım bozukluğunun çoğu zaman davranış değişiklikleriyle kendini gösterdiğini belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hülya Ensari, ani arkadaş çevresi değişikliği, akademik performansta düşüş, uyku ve iştah düzensizliği, aşırı para harcama veya ihtiyacında artış gibi belirtilerin mutlaka dikkate alınması gerektiğini söyledi. İçe kapanma veya irritabilite (çabuk sinirlenme) artışı, göz kızarıklığı, kilo değişimi gibi fiziksel belirtilerin de önemli bir işaret olduğunu söyleyen Prof. Dr. Hülya Ensari, “Aileler özellikle ergenlik döneminde başlayan ani ve belirgin değişikliklere dikkat etmelidir. Mutlaka ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanına danışılmalıdır” dedi.</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hülya Ensari, Yeşilay Haftası kapsamında madde ve alkol bağımlılığı, tedavi yöntemleri ve bağımlılıkla mücadele konusunda bilgiler verdi. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Madde bağımlılığı, ruhsal bir bozukluktur</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Madde kullanımının bir ruhsal bozukluk olduğunu belirten Prof. Dr. Hülya Ensari, “En son uluslararası kabul edilen Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabına göre (DSM-5), “kötüye kullanım” ve “bağımlılık” ayrımı kaldırılmış; bunlar tek bir başlık altında, hafif, orta ve ağır düzey olarak sınıflandırılmıştır. Madde kullanım bozukluğu, klinik olarak belirgin bozulmaya veya sıkıntıya yol açan, sorunlu bir madde kullanım örüntüsü ile karakterize bir ruhsal bozukluktur. Bu bozukluk; bilişsel, davranışsal ve fizyolojik belirtilerle seyreder ve kişinin madde kullanımını kontrol etme kapasitesinde azalma ile tanımlanır” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Bağımlılığın kriterleri var</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Halk arasındaki bilinir haliyle madde (uyuşturucu) bağımlılığı diyebilmek için bazı kriterlerin bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Hülya Ensari, “Bağımlılık yapıcı bir maddenin planlanandan daha fazla ya da uzun süreli kullanımı, maddeyi bırakma veya azaltma girişimlerine rağmen başarısız olunması, madde temini ve kullanımına aşırı zaman ayrılması tanı kriterlerinin başında gelmektedir. Madde kullanımına karşı şiddetli istek (craving) duyulması, iş, okul ve aile sorumluluklarında aksamaya neden olması ve yaşanılan sosyal sorunlara rağmen kullanımı sürdürme çabasının olması tanı konulmasında önemli kriterler arasında yer almaktadır” dedi. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Son bir yıl içinde en az ikisi varsa bağımlılık tanısı konulabilir</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Prof. Dr. Hülya Ensari, madde bağımlılığı tanı kriterleri arasında her geçen gün daha fazla madde alımına ihtiyaç göstermek yani tolerans gelişimi olması ve maddenin alınmadığı zamanlarda maddeye özel yoksunluk belirtileri yaşanmasının da yer aldığını belirterek “Son bir yıl içinde tüm bu sayılanlardan en az ikisi bile bulunuyorsa madde bağımlılığı tanısı için yeterli olmaktadır” diye konuştu. Prof. Dr. Hülya Ensari, tanı koyarken de belirtilerin şiddetine göre hafif, orta ve ağır düzeyde bağımlılık şeklinde sınıflandırma yapıldığını söyledi.     </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Bağımlılık, nörobiyolojik değişimlerle seyreden bir hastalık</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Bağımlılığın yalnızca davranışsal değil, nörobiyolojik değişimlerle seyreden bir beyin hastalığı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Hülya Ensari, “Bağımlılıkta özellikle mezolimbik dopamin sistemi etkilenmekte, tekrar eden kullanım nöroadaptasyona ve kompulsif davranış örüntüsüne yol açmaktadır” dedi. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Bağımlılık yapıcı maddeler</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Prof. Dr. Hülya Ensari, DSM-5’e göre madde kullanım bozukluklarının farklı farmakolojik gruplar altında sınıflandırıldığını belirterek bunları şöyle sıraladı:</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>1. Tütün (Nikotin</span></b><span>): Yüksek bağımlılık potansiyeline sahiptir. Dopamin salınımını artırır ve yoksunluk belirtileri belirgindir. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>2. Alkol:</span></b><span> GABAerjik sistemi güçlendirir, glutamaterjik sistemi baskılar. Tolerans ve yoksunluk gelişir. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>3. Opiyatlar (Opioidler):</span></b><span> Morfin, eroin, kodein, metadon vb. µ-opioid reseptör agonistleridir. Yüksek bağımlılık ve ciddi yoksunluk riski taşır. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>4. Uyarıcılar (Stimülanlar</span></b><span>): Amfetamin, kokain, MDMA; dopamin ve noradrenalin artışı yapar. Psikotik belirtiler gelişebilir. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>5. Sedatif-Hipnotikler</span></b><span>: Barbitüratlar, benzodiazepinler; GABA üzerinden etki eder. Ani kesilme nöbet riski oluşturabilir. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>6. Halüsinojenler</span></b><span>: LSD, psilosibin vb.; serotonerjik sistem üzerinden algı değişikliklerine yol açar. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>7. Uçucu Maddeler</span></b><span>: Tiner, benzen, yapıştırıcılar; özellikle ergenlerde nörotoksisite riski taşır. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>8. Kannabis:</span></b><span> THC içeriği ile algı ve bilişsel işlevleri etkiler; yatkın bireylerde psikoz riskini artırabilir. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>9. Diğer Maddeler</span></b><span>: PCP, ketamin, GHB, anabolik steroidler ve nitritler farklı mekanizmalarla bağımlılık riski taşır. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Alkol kullanım bozukluğu, ruhsal hastalıklarla eş zamanlı seyredebiliyor</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Alkol kullanım bozukluğunun DSM-5’e göre; alkolün problemli bir kullanım örüntüsü ile klinik olarak belirgin bozulma ya da sıkıntıya yol açması durumu olduğunu belirten Prof. Dr. Hülya Ensari, “Tanı ölçütleri madde kullanım bozukluğu ile paraleldir ve yine son 12 aylık dönem esas alınır. Alkol kullanım bozukluğunda genetik yatkınlık, erken yaşta başlama, erkek cinsiyet (epidemiyolojik olarak daha yüksek oran), eşlik eden psikiyatrik bozukluklar, travma öyküsü, yüksek stres düzeyi risk faktörleri arasında sayılabilir. Alkol kullanım bozukluğu, sıklıkla depresyon ve anksiyete bozuklukları ile eş zamanlı seyretmektedir” dedi. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Aileler madde bağımlılığında bu belirtilere dikkat etmeli      </span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Madde kullanım bozukluğunun çoğu zaman davranış değişiklikleriyle kendini gösterdiğini belirten Prof. Dr. Hülya Ensari, “Ani arkadaş çevresi değişikliği, akademik performansta düşüş, uyku ve iştah düzensizliği, aşırı para harcama veya ihtiyacında artış, son zamanlarda içe kapanma veya irritabilite (çabuk sinirlenme) artışı, göz kızarıklığı, kilo değişimi vb. fiziksel belirtiler görülmesi halinde ailelerin aklına madde kullanımı ihtimali gelmelidir. Aileler özellikle ergenlik döneminde başlayan ani ve belirgin değişikliklere dikkat etmelidir. Ancak kesin tanı klinik değerlendirme ile ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı tarafından konur. Suçlayıcı değil destekleyici bir iletişim yaklaşımı erken müdahale açısından kritik öneme sahiptir” diye konuştu. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Tedavi multidisipliner yaklaşım ile toplum temelli yaklaşım gerektiriyor</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Madde kullanım bozukluğunun tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu kaydeden Prof. Dr. Hülya Ensari, “Tedavi multidisipliner yaklaşım ile toplum temelli bir yaklaşım gerektirir. Tıbbi değerlendirme ve detoksifikasyon, farmakolojik tedaviler (maddeye özgü), bilişsel davranışçı terapiler, motivasyonel görüşmeler, aile terapileri, grup terapileri, rehabilitasyon ve relaps önleme programları ile bireyin ihtiyacına özgü tıbbi ve psikolojik takip, tedavi ve rehabilitasyon planlanır. Yine bireyin ihtiyacına özel sosyal, ekonomik, barınma ve iş desteği kurumlararası iş birliği ile sağlanarak madde kullanım bozukluğu olan bireyin damgalanmadan, toplumla bütünleşmesi hedef alınır. Nüks görülebilir; bu durum tedavinin başarısız olduğu anlamına gelmez; hastalığın kronik doğasının bir parçası olduğunu kabul edip; tedavi ve rehabilitasyon sürecine devam edilir” diye konuştu. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Madde bağımlılığının önlenmesinde ailelere önemli görevler düştüğünü ifade eden Prof. Dr. Hülya Ensari, “Öncelikle aile içinde açık ve güvenli iletişimin temelleri atılmalıdır. Çocuğun/gencin kendisini ifade etmesine imkân sağlanmalıdır. ‘Hayır’ diyebilme becerisinin geliştirilmesi önemlidir. Bunların yanı sıra stres yönetimi, stresle sağlıklı baş etme yöntemi olarak spor, sanat ve güvenli sosyal etkinliklere yönlendirme etkili yöntemler arasında yer almaktadır” dedi. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Yaşam becerileri erken yaşlardan itibaren kazandırılmalıdır</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Erken yaşta yaşam becerileri eğitiminin kazandırılmasının da madde bağımlılığının önlenmesinde etkili olduğunu kaydeden Prof. Dr. Hülya Ensari, “Özellikle ergenlik döneminde yargılayıcı, eleştirici yaklaşımdan uzak; aşırı koruyucu kollayıcı da olmadan, ilişkilerde sınır koymasını bilen, arkadaş seçimine özen gösteren, özgüvenli, aile bağları güçlü bireyler yetiştirmek ailelerin birincil görevi olmalıdır” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Aileden başlayarak topluma da önemli görevlerin düştüğünü belirten Prof. Dr. Hülya Ensari, “Toplum olarak iyi birer rol model olma sorumluluğunu üstlenmemiz gerekiyor. Evde önce aile, sonra okulda öğretmenler bu rolü üstlenirken; artık sosyal medya kullanıcısı olarak hepimiz ve özellikle de medya iletişim kanallarında bağımlılık yapıcı maddeleri özendirici reklam, tutum ve davranışlardan uzak olmak gerekiyor. Madde ve alkol kullanım bozuklukları; biyolojik, psikolojik ve sosyal etmenlerin etkileşimi ile ortaya çıkan kronik beyin hastalıklarıdır. Erken tanı, damgalamanın azaltılması, önleyici toplum temelli programlar ve erişilebilir ruh sağlığı hizmetleri bağımlılıkla mücadelede temel stratejilerdir” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Bağımlılıkla topyekûn mücadele gerekiyor</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Uyuşturucu madde ve alkol kullanım bozukluğu ile mücadelede toplumsal desteğin önemini vurgulayan Prof. Dr. Hülya Ensari, sözlerini şöyle tamamladı:</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>“Koruyucu önlemlerden sonra erken müdahale için damgalama ile mücadele, bağımlılığın irade sorunu olmaktan çıkıp; kronik bir beyin hastalığı olduğu bilincinin topluma yayılması son derece önemlidir. Bağımlılığın her türlüsünün tedavi edilebilir bir durum olduğu bilinci ile topyekûn mücadele yapılmalıdır. Bunun için Alo 191 Uyuşturucu ile Mücadele Danışma ve Destek Hattı, aile hekimlikleri, sağlıklı yaşam merkezleri, en yakın devlet hastanesindeki ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı poliklinikleri, AMATEM, ÇEMATEM, YEDAM (Yeşilay Danışmanlık Merkezi)’ne başvurabilir; danışmanlık ve destek alabilirsiniz.”</span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ergenlikte-baslayan-ani-ve-belirgin-degisikliklere-dikkat-617509">Ergenlikte başlayan ani ve belirgin değişikliklere dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İyilik Kılavuzu&#8217;nda onlar &#8220;Baş Tacı&#8221; oldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/iyilik-kilavuzunda-onlar-bas-taci-oldu-617419</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Mar 2026 07:55:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[görev]]></category>
		<category><![CDATA[iyilik]]></category>
		<category><![CDATA[kılavuzu]]></category>
		<category><![CDATA[nda]]></category>
		<category><![CDATA[oldu]]></category>
		<category><![CDATA[onlar]]></category>
		<category><![CDATA[şehit]]></category>
		<category><![CDATA[tacı]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[yilik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617419</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin “İyilik Kılavuzu Yarışması” kapsamında hareket eden Akademi Lise öğrencileri, “Baş Tacı" görevini yerine getirdi. Gençler, Şehit Tevfik Bıçakçı’nın kabrini ziyaret ederek dualar okudu ve çiçek bıraktı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iyilik-kilavuzunda-onlar-bas-taci-oldu-617419">İyilik Kılavuzu&#8217;nda onlar &#8220;Baş Tacı&#8221; oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin “İyilik Kılavuzu Yarışması” kapsamında hareket eden Akademi Lise öğrencileri, “Baş Tacı&#8221; görevini yerine getirdi. Gençler, Şehit Tevfik Bıçakçı’nın kabrini ziyaret ederek dualar okudu ve çiçek bıraktı.</p>
<p><b>İYİLİK FİKRİNİ MERKEZE ALAN YARIŞMA</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Ramazan ayının bereketiyle iyiliğin rehberi olarak gönüllere dokunuyor. İyilik fikrini merkeze alan İyilik Kılavuzu Yarışması, &#8220;Baş Tacı Projesi&#8221; ile devam etti. Bu kapsamda Büyükşehir&#8217;e bağlı Akademi Lise öğrencileri, Şehit Tevfik Bıçakçı&#8217;nın kabrine giderek hem şehidimizi yad etti hem de ailesine moral verdi.</p>
<p><b>AİLEYE MORAL VE TOPLUMSAL SORUMLULUK</b></p>
<p>Ziyaret sadece bir görev değil, gençlerin toplumsal duyarlılığını artıran ve Ramazan’ın paylaşma ruhunu somutlaştıran anlamlı bir etkinlik oldu. Şehit ailesiyle buluşan öğrenciler, hem şehide saygılarını sundu hem de ailesine moral verdi.</p>
<p><b>BAŞ TACI PROJESİ NEDİR ?</b></p>
<p>“Baş Tacı”, İyilik Kılavuzu Yarışması’nda şehit ve gazi ailelerine yönelik bir projedir. Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri Derneği, KİHMED, Sivil Toplum Kuruluşları ile İlişkiler Dairesi Başkanlığı ve Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’nın ortak yürüttüğü bu çalışma, gençlere toplumsal sorumluluk ve gönüllülük bilincini aktarmayı hedefliyor. Büyükşehir&#8217;e bağlı Akademi Lise öğrencileri de yarışmanın bir görevi olarak bu anlamlı çalışmada yer aldı.</p>
<p><b>GENÇLER RAMAZAN BOYUNCA GÖREVDE</b></p>
<p>“İyilik Kılavuzu Yarışması” ile öğrenciler, Ramazan boyunca farklı değerler etrafında görevler yaparak hem kendilerini hem de çevrelerini iyilikle buluşturuyor. Bu kapsamda yapılan ziyaretler ve sosyal sorumluluk projeleri, gençlerin değerler eğitimi ile toplumsal farkındalığını güçlendiriyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iyilik-kilavuzunda-onlar-bas-taci-oldu-617419">İyilik Kılavuzu&#8217;nda onlar &#8220;Baş Tacı&#8221; oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Özarslan, Ordulularla İftar Sofrasında Buluştu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-ozarslan-ordulularla-iftar-sofrasinda-bulustu-616959</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2026 10:53:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[akkuş]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[beraber]]></category>
		<category><![CDATA[buluştu]]></category>
		<category><![CDATA[Dernek Başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[ftar]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[keçiören]]></category>
		<category><![CDATA[Keçiören Belediye Başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[ordu]]></category>
		<category><![CDATA[Ordulu]]></category>
		<category><![CDATA[ordulularla]]></category>
		<category><![CDATA[özarslan]]></category>
		<category><![CDATA[sofrasında]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616959</guid>

					<description><![CDATA[<p>Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan, Mevlana Kültür Merkezi’nde düzenlenen iftar programında Ordulularla bir araya geldi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-ozarslan-ordulularla-iftar-sofrasinda-bulustu-616959">Başkan Özarslan, Ordulularla İftar Sofrasında Buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan,</b> Mevlana Kültür Merkezi’nde düzenlenen iftar programında Ordulularla bir araya geldi. Akkuş Damyeri Tuzak Yeşilgüneycik ve Civar Köyleri Sosyal Kültürel Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (AKDATDER) üyeleri ile çok sayıda Ordulu vatandaşın katıldığı programda birlik beraberlik mesajları paylaşıldı.</p>
<p>İftar programına; Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan’ın yanı sıra; önceki dönem İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, 2022–2024 Zagreb Büyükelçisi ve önceki dönem Dışişleri Bakan Yardımcısı Yavuz Selim Kıran, Ordu Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi Hasan Baday, Keçiören Belediye Meclis Üyesi Ferudun Ergül, Ordu Ünye Belediye Meclis Üyesi İsa Türk, AK Parti Keçiören İlçe Başkanvekili İsmail Özel, AK Parti Akkuş İlçe Başkanı İbrahim Demir, Anadolu Ordu Dernekler Federasyonu Başkanı Mehmet Duman, Akkuş Damyeri Tuzak Yeşilgüneycik Civar Köyleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Dernek Başkanı Sinan Yapar, Kızılelma Dernek Başkanı Recep Demirci, Ordu Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Resul Demir, Ankara Akkuş Çavdar Derneği Başkanı Metin Yılmaz, Ordu Akkuş Karaçal Dernek Başkanı Mustafa Konaş, Akdayder Dernek Başkanı İlhami Küçük, Ortabölme Dernek Başkanı Mehmet Polat, Konak Yardımlaşma ve Dayanışma Dernek Başkanı Meryem Karataş, STK temsilcileri, Ordulu dernek ve federasyon yöneticileri, muhtarlar, meclis üyeleri, başkan yardımcıları ve çok sayıda Ordulu vatandaş katıldı.</p>
<p><b>“Ayrım yapmadan hizmet ediyoruz”</b></p>
<p><b>Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan</b> katılımcılara hitaben yaptığı konuşmada, Keçiören’de ayrım yapmaksızın her kesime eşit hizmet sunduklarını belirterek şu mesajları paylaştı: “Bugün de sizin gibi kıymetli hemşehrilerimizle bir arada iftar yapmanın feyzini, bereketini ve onurunu yaşıyoruz. Allah’ımıza şükürler olsun ki bugün üzerinde yaşadığımız bir vatan coğrafyamız var. Bu topraklar öyle kolay kazanılmamıştır. Bu toprakların tarih kokan bir kültürü, iman dolu bir geçmişi vardır. Nasıl ki Hoca Ahmet Yesevi ve Horasan erenleri Anadolu coğrafyasını ilmik ilmik dokurken hem Türkleştirmiş hem İslamlaştırmışsa, bizlere de büyük bir emanet ve bir dava bırakmışlardır. Bu davanın adı insanlık davasıdır. Bu davanın adı Nizam-ı Âlem, Î’la-yı Kelimetullah davasıdır. Keçiören’imizde halkımıza söz verdik. Parti rozetine bakmaksızın, kapımıza kim gelirse gelsin, oy veren ya da vermeyen ayrımı yapmadan, ‘halka hizmet Hakk’a hizmettir’ anlayışıyla hizmet ediyoruz. Elhamdülillah, bizim bulunduğumuz yerde kimse yatağa aç girmiyor. Kimse üşüyerek, titreyerek yatağa girmiyor. Yaşlılarımızın ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Sabah evladı okula gidemiyorsa servis desteğini sağlıyoruz. Engellimize sahip çıkıyoruz. Bütün bunları hak dava anlayışıyla, sorumluluğumuzun bilinciyle yapıyoruz. Biz kimsenin başına baş olmaya değil, herkese hizmetkâr olmaya geldik. Ordulu hemşehrilerimiz bizim başımızın tacıdır. Ne mutlu Türk’üm diyene.”</p>
<p><b>“Aynı değerler etrafında kenetlenmemiz en büyük zenginliğimizdir”</b></p>
<p>Ramazan ayının birlik, paylaşma ve kardeşlik ruhu etrafında bir araya gelmek olduğunu söyleyen <b>Önceki Dönem İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin </b>konuşmasında şunları dile getirdi: “Keçiören Belediye Başkanımız ve ekibinin ev sahipliğinde derneğimizin daveti üzerine bir araya gelmiş bulunuyoruz. Birlik ve beraberlik içerisinde, huşu içinde iftar açmanın gururunu ve mutluluğunu yaşıyoruz. Bu güzel organizasyonda emeği geçen başta dernek yöneticilerimiz olmak üzere, önceki dönem başkanlarımıza ve bugün hizmet yarışını sürdüren tüm kardeşlerimize teşekkür ediyorum. Ankara’da yaşayan Ordulu hemşehrilerimizin bu tür programlarda bir araya gelmesi, dayanışmamız ve kardeşliğimiz adına son derece kıymetlidir. Ramazan ayı; birlik, paylaşma ve kardeşlik ayıdır. Bu akşam aynı sofrada buluşmamız, aynı duaya ‘âmin’ dememiz, aynı değerler etrafında kenetlenmemiz en büyük zenginliğimizdir.”</p>
<p><b>“Keçiören’de her zaman güçlü bir hemşehri dayanışması görüyoruz”</b></p>
<p><b>2022–2024 Zagreb Büyükelçisi ve Önceki Dönem Dışişleri Bakan Yardımcısı Yavuz Selim Kıran </b>ise<b> </b>Ordu ve Akkuşlularla iftar sofrasında buluşmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek şunları ifade etti: “Keçiören Belediye Başkanımızın ev sahipliğinde bir araya gelmiş olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Ramazanın manevi iklimini hep birlikte paylaşmanın huzurunu ve mutluluğunu yaşıyoruz. Keçiören’de yaşayan Akkuşlu hemşerilerimizin ortaya koyduğu dayanışma ve kardeşlik duygusu gerçekten takdire şayandır. Bulundukları her yere değer katan, katkı sunan hemşehrilerimizi gönülden tebrik ediyorum. Keçiören’de her zaman güçlü bir hemşehri dayanışması görüyoruz. Bu birliktelik, sadece sosyal bir buluşma değil; aynı zamanda ortak değerler etrafında kenetlenmenin en güzel örneğidir. Bu güzel tabloya öncülük eden Keçiören Belediye Başkanımız Sayın Dr. Mesut Özarslan’a huzurlarınızda teşekkür ediyorum.”</p>
<p><b>“Keçiören sıradan bir ilçe değildir”</b></p>
<p><b>AK Parti Keçiören İlçe Başkanvekili İsmail Özel </b>de<b> </b>Keçiören’in sıradan bir ilçe olmadığını vurgulayarak mesajlarını şu sözlerle paylaştı: “Bugün her zamankinden daha fazla birlik ve beraberliğe ihtiyacımız var. Aynı sofrada buluştuğumuz bu ramazan akşamları, kardeşliğimizi pekiştiren en önemli vesilelerdir. Bir olacağız, beraber olacağız, güçlü Türkiye yolunda omuz omuza yürüyeceğiz. Keçiören sıradan bir ilçe değildir; büyük ve güçlü bir ilçedir. Bu ilçeye hizmet etmek bir onurdur.”</p>
<p><b>AK Parti Akkuş İlçe Başkanı İbrahim Demir</b> katılımcıları selamlamak üzere yaptığı konuşmada, ramazan ayının hayırlı olmasını diledi.</p>
<p><b>“Her zaman birlik ve dayanışma içinde olduk”</b></p>
<p><b>Anadolu Ordu Dernekler Federasyonu Başkanı Mehmet Duman </b>ise iftar programı için teşekkür ederek,<b> </b>“Bizleri bir araya getiren dernek yönetimimize ve ev sahipliği yapan Keçiören Belediye Başkanımız Sayın Mesut Özarslan’a teşekkür ediyorum. Böylesine güzel bir birliktelikte hemşehrilerimizle aynı sofrayı paylaşmaktan büyük bir mutluluk duyuyoruz. Biz Ordulular olarak her zaman birlik ve dayanışma içinde olduk.” diye konuştu.</p>
<p><b>“Birlik ve beraberlik içinde yürümeye devam ediyoruz”</b></p>
<p><b>Akkuş Damyeri Tuzak Yeşilgüneycik Civar Köyleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Dernek Başkanı Sinan Yapar,</b> programa katılanlara teşekkür ederek, “Çıktığımız bu yolda omuz omuza, birlik ve beraberlik içinde yürümeye; dayanışmamızı güçlendirerek büyümeye devam ediyoruz. Başta Keçiören Belediye Başkanımız olmak üzere, bakanlarımıza, meclis üyelerimize, muhtarlarımıza ve uzaktan yakından katılım sağlayan herkese şükranlarımı sunuyorum.” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-ozarslan-ordulularla-iftar-sofrasinda-bulustu-616959">Başkan Özarslan, Ordulularla İftar Sofrasında Buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Küresel Yapay Zeka Deneyimi Yerel Dönüşümü Hızlandırabilir mi?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kuresel-yapay-zeka-deneyimi-yerel-donusumu-hizlandirabilir-mi-616879</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2026 09:19:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[deneyimi]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşümü]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[hızlandırabilir]]></category>
		<category><![CDATA[küresel]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>
		<category><![CDATA[yerel]]></category>
		<category><![CDATA[yönetişim]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616879</guid>

					<description><![CDATA[<p>Veri ve yapay zeka alanında dünya lideri olan SAS ile “The Global Center on AI Governance” tarafından yayımlanan yeni rapor; yapay zeka alanındaki ilerlemenin yalnızca teknolojik yetkinlikle değil, aynı zamanda güvenilir yapay zekâ yaklaşımı, güçlü veri yönetişimi ve kapsayıcı strateji çerçeveleriyle şekillendiğini vurguluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kuresel-yapay-zeka-deneyimi-yerel-donusumu-hizlandirabilir-mi-616879">Küresel Yapay Zeka Deneyimi Yerel Dönüşümü Hızlandırabilir mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Veri ve yapay zeka alanında dünya lideri olan SAS ile “The Global Center on AI Governance” tarafından yayımlanan yeni rapor; yapay zeka alanındaki ilerlemenin yalnızca teknolojik yetkinlikle değil, aynı zamanda güvenilir yapay zekâ yaklaşımı, güçlü veri yönetişimi ve kapsayıcı strateji çerçeveleriyle şekillendiğini vurguluyor. Rapora göre, yapay zeka ekosisteminde sürdürülebilir değer yaratmak, teknoloji yatırımlarını &#8220;güven&#8221; merkezli yönetişim ve yetenek gelişimi ile aynı çizgide buluşturmaktan geçiyor.</strong></p>
<p>Küresel yapay zeka uçurumunun derinleşmesini önleme konusu, özellikle Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu başta olmak üzere son haftalarda uluslararası gündemde geniş yer tutuyor.</p>
<p>SAS Güvenilir Yapay Zeka Baş Uzmanı Dr. Josefin Rosén ile Global Center on AI Governance’dan Dr. Rachel Adams ve Selamawit Engida Abdella tarafından kaleme alınan <em>“Kısıtlamadan Kapasiteye: Küresel Güney’de Yapay Zeka Anlatısını Dönüştürmek”</em> başlıklı rapor, doğru yatırım yapıldığında; veri eksikliği, altyapı yetersizliği veya eğitim noksanlığı gibi engellerin nasıl birer avantaja dönüştürülebileceğini ortaya koyuyor.</p>
<p><strong>SAS Güvenilir Yapay Zeka Baş Uzmanı Dr. Josefin Rosén</strong>, konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu: &#8220;<em>Küresel yapay zeka uçurumu, yeni bir eşitsizlik biçimi yaratma riski taşıyor. Ancak yatırımları; yapay zeka yetkinlikleri, temsil gücü yüksek veriye erişim ve kapsayıcı yönetişim modelleri gibi doğru alanlara yönlendirirsek, Küresel Güney, yapay zekanın geleceğini şekillendirmede aktif ve anlamlı bir rol üstlenebilir. Buradaki asıl mesele, bakış açısını kısıtlamalardan fırsatlara kaydırmaktır.&#8221;</em></p>
<p>Raporda özellikle iki temel faktöre dikkat çekiliyor:</p>
<ul>
<li><strong>Büyüyen, dijital yerli bir nüfus:</strong> Dünya genç nüfusunun çoğunluğu Küresel Güney&#8217;de bulunuyor ve bu nesil dijital teknolojilerle iç içe büyüyor.</li>
<li><strong>Yapay zeka yönetişimini temelden inşa etme fırsatı:</strong> Miadını doldurmuş teknik sistemlere (legacy systems) sahip olmayan ülkeler, etik ve sürdürülebilir modelleri en baştan geliştirme şansına sahip.</li>
</ul>
<p><strong>Global Center on AI Governance CEO&#8217;su Dr. Rachel Adams</strong> ise şunları ekledi: &#8220;<em>Bu bir yardım meselesi değil, potansiyeli değerlendirme ve küresel istikrara katkıda bulunma meselesidir. Dünyanın büyük bir kısmını dışlayan bir yapay zeka gelişimi, hem ekonomik hem de jeopolitik güvenliği sarsma riski barındırır. Bu rapor, daha kapsayıcı bir yapay zeka ekosisteminin sadece mümkün değil, aynı zamanda zorunlu olduğunu gösteriyor</em>.&#8221;</p>
<p>Rapor, günümüzdeki yapay zeka geliştirme süreçlerinin genellikle Batı merkezli modellere ve kapsayıcı olmayan verilere dayandığı, bunun da bağımlılık riskini artırarak Küresel Güney&#8217;in kendi kaderini tayin etme gücünü zayıflattığı konusunda uyarıda bulunuyor. Öte yandan; kırsal bölgelerde yapay zeka eğitimi, yerel dil modellerine yapılan yatırımlar ve kamu, akademi ile iş dünyası arasındaki yenilikçi iş birlikleri gibi somut çözüm örnekleri de sunuluyor.</p>
<p>Raporu değerlendiren <strong>SAS Türkiye ve Orta Asya Genel Müdürü Rasim Eğri</strong> şu ifadeleri kullandı: “<em>Yapay zekadaki küresel deneyim önemli bir referans çerçevesi sunuyor. Ancak sürdürülebilir ve ölçülebilir değer yaratmak için bu birikimin yerel mevzuata, veri yapılarına ve sektör dinamiklerine uyarlanması şart. Gerçek dönüşüm, veriden değer üretilerek topluma katkı sağlandığı noktada anlam kazanır. Şeffaflık, hesap verebilirlik ve güçlü veri yönetişimi ilkeleriyle yaklaşıldığında, güvenilir yapay zeka hem kurumlar hem de ülkeler için uzun vadeli rekabet avantajı sağlar ve bu değeri gelecek nesiller için korur. Türkiye&#8217;de yapay zeka adaptasyonunun hızlandığı bu dönemde, küresel en iyi uygulamalar ile yerel öncelikler arasında doğru dengeyi kurmak kritik önem taşıyor.</em>”</p>
<p>Yapay zeka, yalnızca teknolojik bir değişim değil, aynı zamanda ekonomik ve idari bir dönüşümü temsil ediyor. Bugün atılan stratejik adımlar, ülkelerin yapay zeka çağında sadece birer &#8220;teknoloji tüketicisi&#8221; mi kalacağını yoksa aktif birer &#8220;değer üreticisi ve oyun kurucu&#8221; mu olacağını belirleyecek.</p>
<p>Rapor ayrıca; eğitim seferberliği, dijital altyapı yatırımları, veri egemenliği yönetimi ve yapay zeka modellerinin eğitimine daha fazla insanı dahil etmek için sentetik veri kullanımı gibi konularda somut strateji önerileri içeriyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kuresel-yapay-zeka-deneyimi-yerel-donusumu-hizlandirabilir-mi-616879">Küresel Yapay Zeka Deneyimi Yerel Dönüşümü Hızlandırabilir mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Genellikle masum nedenlerden kaynaklansa da</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/genellikle-masum-nedenlerden-kaynaklansa-da-616609</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Feb 2026 07:39:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artış]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[Genellikle]]></category>
		<category><![CDATA[horlama]]></category>
		<category><![CDATA[kaynaklansa]]></category>
		<category><![CDATA[masum]]></category>
		<category><![CDATA[nedenlerden]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[oran]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Uyku Apnesi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616609</guid>

					<description><![CDATA[<p>Vücudun gece boyunca yeterince nefes alamadığını haber veren bir alarm sistemi olan horlama, sosyal bir sorun olmasının dışında, kişinin kendi sağlığı için de ciddi bir risk göstergesi olabiliyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genellikle-masum-nedenlerden-kaynaklansa-da-616609">Genellikle masum nedenlerden kaynaklansa da</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Vücudun gece boyunca yeterince nefes alamadığını haber veren bir alarm sistemi olan horlama, sosyal bir sorun olmasının dışında, kişinin kendi sağlığı için de ciddi bir risk göstergesi olabiliyor. <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Zerrin Boyacı,</strong> bu nedenle alarmı susturmak değil, neden çaldığını araştırmak gerektiğini belirterek, “Horlama normal bir durum değildir. Her horlayan kişide ciddi bir hastalık olmayabilir; ancak hayati risk taşıyan her uyku apnesi hastalığı önce horlama ile başlar. Dolayısıyla, horlamayı basit bir ses problemi olarak görmek yerine, bir sağlık sinyali olarak değerlendirmek gerekmektedir” diyor.  Eskiden  daha çok orta yaş ve üzeri bireylerde görülen horlamaya artık 20’li yaş grubunda da sık rastlandığına işaret eden <strong>Doç. Dr. Zerrin Boyacı,</strong> gençlerde artış gösteren obezitenin bu durumun en önemli nedenleri arasında yer aldığını vurgulayarak,  “Bilgisayar başında uzun süreli oturma, düzensiz uyku alışkanlıkları, fast food ve şeker içeren yiyeceklerle beslenme ve buna bağlı kilo artışı gençlerde horlama riskini artırmaktadır. Özellikle boyun çevresindeki yağ dokusu arttıkça üst solunum yolu daralmakta ve horlama ortaya çıkmaktadır” diyor. </p>
<p><strong>Modern yaşamla birlikte giderek artıyor </strong></p>
<p>Horlama; uyku sırasında üst solunum yolundaki dokuların daralma veya gevşeme nedeniyle titreşmeleri sonucu ortaya çıkan ses olarak tanımlanıyor. Dünya genelinde erişkin nüfusun yaklaşık yüzde 30–40’ında zaman zaman horlama görülürken, düzenli ve kronik horlama oranı yüzde 20 civarında seyrediyor. Horlamanın görülme sıklığı ileri yaşlarda giderek artıyor. Öyle ki 30 yaş altı erkeklerde yüzde 10 oranında rastlanırken, 60 yaş üzerinde bu oran yüzde 60’a yükseliyor. Erkeklerde daha sık görülmekle birlikte, menopoz sonrası kadınlarda oran belirgin şekilde artıyor. Türkiye’de de benzer rakamlar söz konusu. Ayrıca, son yıllarda hem dünyada hem ülkemizde horlama sıklığında artış gözlendiği belirtiliyor. Bu yükselmenin en önemli nedenleri arasında; obezite, hareketsiz yaşam tarzı, uyku düzensizliği, stres, alerjik hastalıklar ve sigara kullanımındaki artış gösteriliyor.</p>
<p><strong>Horlamanın önemli nedenleri</strong></p>
<p>Doç. Dr. Zerrin Boyacı, kişinin aile ve sosyal hayatında önemli sorunlar oluşturabilen horlamaya yol açan etkenleri şöyle özetliyor: </p>
<p><strong>Obezite:</strong> İdeal kilonun yüzde 15 daha fazlasına sahip olan kişilerde horlama riski artmaktadır. Bunun nedeni ise boyun çevresindeki yağlanmanın üst solunum yolunu daraltması. Kadınlarda boyun çevresinin 38,10 cm’nin ve  erkeklerde 43,18 cm’nin üzerinde olması kritik değer olarak hesaplanmış.</p>
<p><strong>Burun tıkanıklığı:</strong> Septum deviasyonu, konka hipertrofisi, burun çatısının darlığı gibi statik bozukluklar ile alerjik rinit, sinüzit ve polip gibi enflamatuar bozukluklar önemli sebeplerini oluşturmaktadır.</p>
<p><strong>Büyük geniz eti ve bademcikler:</strong> Özellikle gençlerde hava yolunu daraltabilmektedir.</p>
<p><strong>Alkol ve sigara kullanımı:</strong> Kas gevşemesi ve mukozal ödem artışına sebep olmaktadır. </p>
<p><strong>Sırtüstü uyuma: </strong>Dil kökünün geriye düşmesine yol açabilmektedir. </p>
<p><strong>Uyku apnesinin ilk sinyali olabiliyor!</strong></p>
<p>Horlama ile beraber görülen ve gece ani ölümlere sebep olabilen uyku apnesi üst solunum yolunun tamamen kapanması sonucu oluşuyor.<strong>  </strong>Horlama genellikle masum nedenlerden kaynaklansa da yaşamsal risk taşıyan uyku apnesinin ilk sinyali olabiliyor!<strong> </strong>Özellikle gece nefes durmaları, sabahları yorgun uyanma, baş ağrısından yakınma, gün içinde uyku hali, dikkat ve konsantrasyon bozukluğu gibi sorunlardan biri bile horlamaya eşlik ediyorsa, zaman kaybetmeden hekime başvurmak yaşamsal önem taşıyor. </p>
<p><strong>Uyku apnesi ani ölüme bile yol açabiliyor!</strong></p>
<p>Uyku apnesinde erken tanı ve tedavi büyük önem taşıyor. Bunun nedeni ise uyku apnesinin; hipertansiyon, kalp ritim bozuklukları, kalp krizi, inme ve diyabet gibi ciddi sağlık sorunlarına, hatta gece ani ölüme bile  yol açabilmesi. Ayrıca, insülin direnci ve kilo artışıyla kısır döngü oluşabiliyor. Tedavi edilmemiş uyku apnesi olan bireylerde trafik kazası riski de 2–7 kat artıyor. Uzun süreli uyku apnesi aynı zamanda beyinde hasara neden olarak; hafıza problemleri ve erken bilişsel gerileme riskini de artırabiliyor. Doç. Dr. Zerrin Boyacı, erken değerlendirmenin olası ciddi komplikasyonların önlenmesinde kritik rol oynadığını aktarıyor. </p>
<p><strong>Etkili ve kalıcı çözüm mümkün! </strong></p>
<p>Erken teşhis, doğru tedavi ve yaşam tarzı değişiklikleriyle horlamanın büyük oranda kontrol altına alınabildiğini belirten Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Zerrin Boyacı, “Horlama kader değildir. Doğru değerlendirmeyle çoğu hastada etkili ve kalıcı çözümler mümkündür. Önemli olan, geceleri bu sesi duymazdan gelmemektir” diye konuşuyor. Tedavinin kişiye özel planlandığını ve altta yatan nedene göre şekillendirildiğini vurgulayan Doç. Dr. Zerrin Boyacı, &#8220;Basit işlemler arasında yer alan radyofrekans uygulamaları, lazer destekli işlemler ve kişiye özel burun ile ağız içi apareyler, yaygın olarak başvurulan yöntemlerdir” diyor. </p>
<p><strong>Uyku apnesinde altın standart: CPAP maskesi!</strong></p>
<p>Horlamaya uyku apnesi eşlik ediyorsa, tedavide altın standart yöntemin CPAP maskesi olduğunu ifade eden Doç. Dr. Zerrin Boyacı, bu tedavinin uyku sırasında hava yolunun açık kalmasını sağlayarak, solunum durmalarını önlediğini ve hastanın gece boyunca yeterli oksijen almasına yardımcı olduğunu belirtiyor.  </p>
<p><strong>Cerrahi yöntem gündeme gelebiliyor</strong></p>
<p>Özellikle ileri düzey ve yapısal sorunların eşlik ettiği tablolarda cerrahi seçenekler gündeme geliyor. Doç. Dr. Zerrin Boyacı, uyku apnesi olanlarda maske kullanmak istemeyenler için maksillofasyal ilerletme operasyonuna, yani çenenin öne alınması ameliyatına başvurulduğunu söyleyerek, şu bilgileri paylaşıyor: “Bu ameliyatın başarı oranı yüzde 97’ye kadar ulaşmaktadır. Bunun yanı sıra dil ve dil köküne yönelik cerrahiler ile yumuşak damağa yönelik cerrahi girişimler de horlamanın ve üst solunum yolu daralmasının giderilmesinde tercih edilen yöntemler arasında bulunmaktadır.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genellikle-masum-nedenlerden-kaynaklansa-da-616609">Genellikle masum nedenlerden kaynaklansa da</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İBB Şehir Tiyatroları Mart Ayında 40 Oyunu Seyirciyle Buluşturuyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolari-mart-ayinda-40-oyunu-seyirciyle-bulusturuyor-616435</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2026 09:23:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[40]]></category>
		<category><![CDATA[ayında]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[bb]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kara]]></category>
		<category><![CDATA[mart]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[oyunu]]></category>
		<category><![CDATA[sahne]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatroları]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yazdığı]]></category>
		<category><![CDATA[yönettiği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616435</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 2025-2026 tiyatro sezonunun yeni ayında 40 oyunla seyirci karşısına çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolari-mart-ayinda-40-oyunu-seyirciyle-bulusturuyor-616435">İBB Şehir Tiyatroları Mart Ayında 40 Oyunu Seyirciyle Buluşturuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 2025-2026 tiyatro sezonunun yeni ayında 40 oyunla seyirci karşısına çıkıyor.</p>
<p>Mart ayında tiyatroseverleri Haldun Taner’den Musahipzade Celal’e, Orhan Veli’den Shakespeare’e klasik ve modern yazarların eserlerinin öne çıktığı zengin bir repertuvar bekliyor.</p>
<p>Bu ay; Ödüllü (Ortaoyunu), Bir Ata Krallığım (Konuk Oyun), Bir Ziyaret, Yaşamak Mı Yoksa Ölmek Mi, Gök Kubbe, Öksüzler, Ben Medea Değilim, İkinci Perdenin Başı, Uçurtmanın Kuyruğu, Öylece Durur Zaman, Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım, Oscar, Haramiler, Yaftalı Tabut, Sevgili Yelena Sergeyevna, Gidion’un Düğümü, Gölge, Savaş ve Barış, Yoldan Çıkan Oyun, Kahvaltıya Kalsana, Ağrı Dağı Efsanesi, Yenilmez, Tartuffe, Cadı Kazanı, Fosforlu Cevriye, Köpek Kalbi, Geçmişin Gölgesi, Sivrisinekler, Maviydi Bisikletim, Merhaba Çocuk, Benim Küçük Yıldızım, Sevdalı Bulut, Rüya, Elma Kurdu Kırtık, Bir Gece Masalı, Sesler Ülkesi, Masal, Fındıkkıran, Bekçi İle Postacı, Çöpsüz Dünya adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.</p>
<p>Biletlerinizi https://sehirtiyatrolari.ibb.istanbul/, biletinial.com adreslerinden ve mobil uygulamamızdan temin edebilirsiniz.</p>
<p><b>Orhan Veli Şiirleri “Birdenbire” Etkinliğinde Seyirciyle Buluşuyor</b></p>
<p>İstanbul Şiirle Buluşuyor, repertuvar oyunlarımızın yanında şair-şiir eşleşmesi üzerinden geliştirilen yeni ve farklı bir etkinlik konseptini seyircinin ilgisine sunuyor. Seyirci, yönetmen ve oyuncular eşliğinde, dekor, kostüm, müzik ve görsel tasarımla birlikte sahne imkânları kullanılarak, Orhan Veli’nin şiir evreninin içerisinde oluşturulan bir mekânda etkinliğin konuğu olacak.</p>
<p><b>Hümay Güldağ</b>’ın uyarladığı, yönettiği ve oyuncu olarak yer aldığı etkinliğin müziğini Cihan Kurtaran, dekor tasarımını Cihan Aşar, kostüm tasarımını Ahsen Nur Yaman, ışık tasarımını Gökhan Davulcu, efekt tasarımını Özgür Yaşar İşler yapıyor. Etkinlik 15, 29 Mart 2026 tarihlerinde Müze Gazhane Meydan Sahne’de.</p>
<p><b>Mart 2026 Programı</b></p>
<p><b> ÖDÜLLÜ (ORTAOYUNU)</b></p>
<p>“Kavuklu bekârdır ve yine işsizdir. Pişekârla yıllar sonra karşılarlar, hal hatır sorulduktan sonra Kavuklu Pişekâr’dan kendisine bir iş bulmasını ister. Pişekâr da varlıklı bir aile dostunun yakın zamanda vefat ettiğini, bekar bir kızı olduğunu ve o kızın bileğini büken erkekle evleneceğini vaat ettiğini söyler. Hikâye bu ya kızın kolunda efsunlu bir pazuband vardır. Kavuklu hemen niyetini ortaya koyar. Kız ile buluşturulur, kız ile kavuklu birbirine vurulur, hemen bilek güreşine tutuşurlar derken herkesin bileğini büken kız kavukluya yenilir. Anne bu durumdan pek hoşnut olmaz. Kız da kavuklunun kendisi için mücadele edip etmeyeceğini ölçmek için pehlivanlarla güreş yapmasını ister. Bu güreş için bir para ödülü konulur. Pişekâr ünlü pehlivanlara mektup yazar ve sırayla pehlivanlar gelmeye başlar; kavuklu sevdiği kıza, pehlivanlar da para ödülüne kavuşmak için güreşe tutuşurlar. Arnavut, Yahudi, Acem, Laz, Kayserili, Matiz gelir ve bizim Kavuklu hepsini tesadüfen! tuşa getirerek yener. Peki, âşıklar kavuşur mu, pehlivanlar para ödülünü nasıl alır?</p>
<p> </p>
<p>Oyunda <b>Barış Çağatay Çakıroğlu, Burhan Yeşilyurt, Cihan Kurtaran, Çağlar Ozan Aksu, Gülsüm Alkan, Murat Üzen, Özgür Dağ, Seda Yılmaz, Serkan Bacak, Yılmaz Aydın</b> rol alıyor. Oyun, 2, 9, 16 Mart 2026 tarihlerinde Müze Gazhane Meydan Sahne’de.</p>
<p><b>BİR ATA KRALLIĞIM (Konuk Oyun)(Adana Şehir Tiyatroları)</b></p>
<p>W.Shakespeare’in eserlerinden Başar Sabuncu’nun derleyip uyarladığı “Bir Ata Krallığım’’da insanın ihtiraslarına yenilişi gözler önüne serilirken; insan ruhunun nasıl sınandığına şahit oluruz. İktidar hırsıyla dünyanın kötülüğe bulandığı bir atmosferde; Shakespeare’in trajedilerinden en can alıcı bölümler sizlerle&#8230;</p>
<p><b>Yiğit Sertdemir</b>’in yönettiği oyunda <b>Cevher Hikmet Güzey, Uğur İzgi, Nimet Görkem Kayar, Fatih Sarı, Tufan Naharcı, İzel Cavlak Boyacı, Halil İbrahim Kurum, Hüseyin İnan Biçer, Başar Uğur, Ayhan Özşahin, Seren Sarıtaş</b> rol alıyor. Oyun, 4-7 Mart 2026 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BİR ZİYARET</b> <b>(16+ Yaş)</b></p>
<p>“Gençliğinde sevgilisi Alfred tarafından terk edilip kasabadan kovulan Claire, yıllar sonra dünyanın en zengin kadını Bayan Zachanassian olarak geri döner. Yoksulluğa sürüklenen kasaba halkına servet vaat eder; fakat bunun tek bir bedeli vardır: İntikam. ‘Bir Ziyaret’, paranın gücü karşısında çöken ahlakı ve toplumsal ikiyüzlülüğü trajikomik bir dille gözler önüne seriyor.“</p>
<p><b>Friedrich Dürrenmatt</b>’ın yazdığı, <b>Zahide Gökberk</b>’in çevirdiği, <b>Yıldırım Fikret Urağ</b>’ın yönettiği oyunda <b>Aslı Akın Narcı, Aslı Menaz, Aslı Şahin, Berk Samur, Buğra Can Ildırışık, Burhan Yeşilyurt, Cengiz Tangör, Cüneyt Arda Pamuk, Çağlar Ozan Aksu, Elyesa Çağlar Evkaya, Ergun Üğlü, Fatih Aksüt, Gökhan Eğilmezbaş, Gülsüm Alkan, Hakan Gümüş, Mehmet Avdan, Musa Arslanali, Müge Çiçek, Nagehan Erbaşı, Neşe Ceren Aktay, Ömer Naci Boz, Özgür Efe Özyeşilpınar, Selim Can Yalçın, Şebnem Köstem, Yalçın Avşar, Yasemin Güvenç, Yılmaz Aydın</b> rol alıyor. Oyun, 4-7 Mart 2026 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>YAŞAMAK MI, YOKSA ÖLMEK Mİ (13+ Yaş)</b></p>
<p>1939 yılı, Polonya’nın Nazi birliklerince işgalinin hemen öncesi. Varşova’da bir tiyatroda Hitler karşıtı bir oyunun provaları sürmektedir. Oyun siyasi sebeplerle yasaklanarak yerine Hamlet konulur. Almanların Polonya’yı işgali üzerine tiyatro kapanır. İşsiz kalan oyuncular, bir Alman casusunun engellenmesi için çalışırlar. Provasını yaptıkları oyun sayesinde, Nazilerin kılığına girer ve zaman zaman umutsuzlaşan ve gitgide çetrefilleşen bir savaşı sürdürürler.</p>
<p><b>Nick Whitby</b>’nin yazdığı, <b>Yücel Erten</b>’in çevirdiği, <b>Hüseyin Köroğlu</b>’nun yönettiği oyunda <b>Aziz Sarvan, Emre Narcı, Emre Şen, Erkan Akkoyunlu, Gürkan Başbuğ, Hüseyin Köroğlu, Özgür Ali Kuruçay, Şenay Saçbüker, Tarık Köksal, Ümit Bülent Dinçer, Vildan Türkbaş, Volkan Ayhan, Yasemin Tunca, Yonca İnal</b> rol alıyor. Oyun, 4-7 Mart 2026 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>GÖK KUBBE (16+ Yaş)</b></p>
<p>Dört ay önce tanımadığı bir adamın atının sırtında evinden ayrılmış olan Sally, biriktirdiği parasını alıp kaçmak üzere evine döndüğünde kocasıyla karşılaşır. Bölgenin güçlü ve zengin ailesi Wax’lerin çocuğu öldürülmüştür. Cinayeti işleyen adam asılmış, ancak o sırada onunla birlikte olan Sally, hamile olduğunu söylediği için asılması ertelenmiştir. Mübaşir olarak görevlendirilen Coombes, hem çamaşırcılık hem de bölgede ebelik yapan Elizabeth’e, Sally’nin gebe olup olmadığını anlamak için bir araya getirilen jüriye katılması gerektiğini söylemek üzere evine gelir. Mahkeme 12 kadından, Sally’nin gebe olup olmadığı hakkında görüşlerini bildirmeleri istemiştir. Dönemin yasalarına göre, Sally şayet hamileyse, asılmaktan kurtulup Amerika’ya sürgün edilecektir. Bir karar çıkana kadar mum, ateş ve yiyecek bulunmayan bir odada tutulan kadınlar, Sally hakkında bir yargıya varmaya çalışırken, kendi geçmişlerine, bağlarına ve kadın olmaya dair gerçekler de açığa çıkacak, başka bir kadının hayatı üzerine adil bir karar vermek, sandıkları kadar kolay olmayacaktır.</p>
<p>Lucy Kirkwood’un yazdığı, Özden Gököz’ün çevirdiği, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda <b>Ada Alize Ertem, Aslıhan Kandemir, Betül Kızılok Bavli, Canan Kübra Birinci, Çağlar Polat, Demet Bozkaya Şalt, Eraslan Sağlam, Eylül Soğukçay, Ezgim Kılınç, Fatma İnan, Gözde İpek Köse, Işıl Zeynep Karaalp, Serap Öztürk, Yağmur Ulusoy Göktürk, Zeliha Güney </b>rol alıyor. Oyun, 4-7 Mart 2026 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>ÖKSÜZLER (16+ Yaş)</b></p>
<p>Çağdaş İngiliz tiyatrosunda toplumsal yaşama dair eleştirel yaklaşımıyla tanınan Dennis Kelly, dışarıdaki kirlenmiş ve tehlikeli dünyaya rağmen mutlu aile hayatı kurmaya çalışan çiftin hayallerinin bir gecede nasıl alt üst olabileceğini gösteriyor. Aile, kadının erkek kardeşi tarafından kriminal bir olayın içine çekiliyor. Çember daraldıkça insan tabiatının karanlık yönleri ortaya çıkmaya başlıyor; bütün bireysel değerler ve aile bağları çözülüyor. Ahlakın, vicdanın, sadakatin, iyilik ve kötülüğün sınırları çarpıcı olay örgüsü etrafında sorgulanıyor.</p>
<p>Gençlik Günleri &#8220;İç Yapımlar&#8221; kapsamında genç oyuncularımızın hazırladığı oyun 2025 sezonunda repertuarımıza kazandırıldı. </p>
<p><b>Dennis Kelly</b>’nin yazdığı, <b>Selin Girit</b>’in çevirdiği, <b>Ogeday Erkut</b>’un yönettiği oyunda <b>Ersin Bağcıoğlu, İpek Uğuz,</b> <b>Ogeday Erkut</b><b> </b>rol alıyor. Oyun, 4-7 Mart 2026 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BEN MEDEA DEĞİLİM</b> <b>(16+ Yaş)</b></p>
<p>“Ben Medea Değilim” oyununda yakın geçmişte “katil” sıfatı yakıştırılan bir Kadın’ın, tiyatro sahnesinde gösteriyi ve seyirciyi manipüle ederek kendi hikâyesine ve aslında her kadının kendi gerçeğine yönlendirdiğini görüyoruz. <b>Allison Gregory</b>’nin yazdığı, <b>Hülya Karakaş</b>’ın yönettiği oyunda <b>Şirin Asutay, Berrin Koper, Kamer Karabektaş, Ozan Akif Serman</b> rol alıyor. Oyun, 4-7 Mart 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>İKİNCİ PERDENİN BAŞI (13+ Yaş)</b></p>
<p>Genç ve umutsuz bir oyuncu olan Muhsin, ünlü tiyatro yönetmeni Afet’in açtığı oyuncu seçmesine girme fırsatı bulur. Böylesi bir dönüm noktasında, hayatta hiçbir şeyin yolunda gitmemiş olmasının gerginliğini yaşamaktadır. Seçmelere saatinde yetişemediğinden dolayı içeri girip girmeme konusunda kararsız kalır.</p>
<p>Herhangi bir mesleğe yeni başlayan pekçok genç için bu tür seçme veya sınavlar aslında kaybolan umutları bulma ve yeniden hayal kurabilmek için önemli bir eşiktir. Muhsin için ise bir adım ötesinde varoluş imtihanı başlayacaktır.</p>
<p><b>Alp Tuğhan Taş</b>’ın yazıp yönettiği oyunda <b>Ebru Üstüntaş, Alp Tuğhan Taş</b> rol alıyor. Oyun, 4-7 Mart 2026 tarihleri arasında, 18, 21 Mart 2026 tarihlerinde Müze Gazhane Meydan Sahne’de.</p>
<p><b>UÇURTMANIN KUYRUĞU (13+ Yaş)</b></p>
<p>Çocukluğu babası tarafından otoriteyle bezenmiş, sıkı bir disiplinle yetiştirilmiş, bu disiplin ve otorite kendisi için saplantıya dönüşmüş bir adam, hayatına son vermeye karar verir. İntihar mektubunu yazıp bitirdiği an kapı çalar. Karşısında ilk defa gördüğü, tanımadığı bir misafir vardır. Gelen adam hayatına ve tüm çocukluğuna dair her şeye hakimdir. Zaman geçtikçe sohbet ilgi çekici bir hal alır. Etkileyici bir iç hesaplaşma başlar.<b> Savaş Dinçel</b>’in yazdığı, <b>Barış Dinçel</b>’in yönettiği oyunda <b>Ali Yoğurtçuoğlu</b>, <b>Gün Koper </b>rol alıyor. Oyun, 7 Mart 2026 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p><b>ÖYLECE DURUR ZAMAN (16+ Yaş)</b></p>
<p>Sarah 40’lı yaşlarının başında bir basın fotoğrafçısıdır, uzun yıllar başta Ortadoğu olmak üzere pek çok savaş bölgesinde çalışmıştır. Sarah Irak’ta bulunduğu sırada çok yakınında patlayan bir bomba sonucu yüzünden yaralanmış, kısa bir tedavinin ardından ülkesine dönmüştür. Şimdi uzun zamandır ayrı kaldığı evinde erkek arkadaşı James ile beraberdir. Her şeyin yolundaymış gibi devam ettiği birkaç günün sonunda çiftin görmezden gelmeye çalıştığı sorunlar gün yüzüne çıkmaya, ilişkilerini biçimlendirmeye başlar.</p>
<p>Oyun, Pulitzer ödüllü yazar Donald Marguiles tarafından kaleme alınmıştır. Oyunda, çevresindeki gelişmelere duyarsız bir topluma eleştirinin yanı sıra bireylerin iç hesaplaşmaları da taze tutulmakta, pek çok konuda seyircinin de kendini sorgulaması sağlanmaktadır.</p>
<p><b>Donald Margulies</b>’in yazdığı, <b>Irmak Bahçeci</b>’nin çevirdiği, <b>Mehmet Ergen</b>’in yönettiği oyunda <b>Mert Tanık, Murat Coşkuner, Pervin Bağdat, Sevil Akı</b> rol alıyor. Oyun, 11-14 Mart 2026 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde, 25-28 Mart 2026 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b> GÖZLERİMİ KAPARIM VAZİFEMİ YAPARIM (13+ Yaş)</b></p>
<p>Epik Tiyatro’nun büyük ustası Haldun Taner, bu kült eserinde 31 Mart Vakası’ndan 71 Muhtırası’na kadar bireysel ve toplumsal anlamda yaşanan dönüşümlerin yanı sıra hiç değişmeyen şeylerin taşlamasını yapıyor. Oyunda yoksul bir aileden gelen, hayatı sorgulamadan yaşayan “dürüst” Vicdani ile varlıklı bir ailede doğan, servetine servet katarak yükselebilmek için her yolu mubah gören Efruz isimli iki zıt karakterin hayat hikâyesi aktarılıyor. Hiciv, mizah ve yer yer hazin hikâyelerle ilerleyen oyun, sınıfsal farklılıkların birey ve sosyal yaşam üzerindeki etkileri, insan tabiatı, vatan sevgisi, iyilik-kötülük gibi konulara dair sorular sorduruyor. Vicdani kendi gibi olanlara şöyle sesleniyor: “Ey benim kardeşlerim/ İbret olsun hayatım/ Açın ne olur gözünüzü,/ Sakın siz de benim gibi/ Safçasına/ Plak olmayın&#8221;</p>
<p><b>Haldun Taner</b>’in yazdığı <b>Yelda Baskın</b>’ın yönettiği oyunda <b>Alp Tuğhan Taş, Aybar Taştekin, Cafer Alpsolay, Can Alibeyoğlu</b>, <b>Doğan Şirin, Emrecan Karakurum, Özgür Atkın, Özgür Dağ, Seda Çavdar</b>, <b>Yiğit Ali Uslu</b> rol alıyor. Oyun, 11-14 Mart 2026 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>OSCAR (13+ Yaş)</b></p>
<p>Christian Jacqueline&#8217;e aşıktır, Colette ise Oscar&#8217;a. Christian uzun süredir sevdiği kızı Mösyö Bernard&#8217;dan isteme niyetindedir. Colette ise babası Mösyö Bernard&#8217;a söylediği yalanla sevgilisi ile evlenme planları yapmaktadır. Ancak ne Christian doğru kızı ister ne de Colette doğru adamla evlenmek üzeredir. Birkaç dakikada sarpa saran olaylar hiç de kolay çözülecek gibi gözükmemektedir.</p>
<p><b>Claude Magnier</b>’in yazdığı, <b>Asude Zeybekoğlu</b>’nun çevirdiği, <b>Ersin Umulu</b>’nun yönettiği oyunda <b>Abdullah Topal, Aslı Aybars, Aslı Şahin, Cem Karakaya, Ceylan Çete, Çağrı Büyüksayar, Hakan Gümüş, Hüseyin Emre Şen, İrem Erkaya, Neslihan Ayşe Öztürk, Oğuzhan Oğuz</b> rol alıyor. Oyun, 11-14 Mart 2026 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b> HARAMİLER (16+ Yaş)</b></p>
<p>Musahipzade Celal’in üç farklı oyunundan oluşturulan bir uyarlamayla, halkın başına musallat olan harami yöneticiler ekseninde gelişen olayları, modern bir bakış açısı ve hicivle sahneye taşıyor.</p>
<p><b> Musahipzade Celal</b>’in yazdığı, <b>Engin Alkan</b>’ın uyarlayıp yönettiği oyunda <b>Aslı Nimet Altaylar, Damla Cangül Yiğit, Elçin Atamgüç, Enes Mazak, Eyşan Dönmez, Göksel Arslan, Melih Tuma, Müslüm Tamer, Pelin Budak, Reyhan Karasu, Yusuf Akçay, Zafer Kırşan</b> rol alıyor. Oyun, 11-14 Mart 2026 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde, 25-28 Mart 2026 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b> YAFTALI TABUT (16+ Yaş)</b></p>
<p>Adına tarihin dipnotlarında rastlayabildiğimiz, Türkiye’nin ilk kadın oyun yazarı, kuramcı, aktivist, sosyal ve siyasi yaşamın her alanında öncü Fatma Nudiye Yalçı’nın hikâyesi. 1920’lerde başlayan mücadelesine Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve Nazım Hikmet de eşlik ediyor.</p>
<p><b>Bilgesu Erenus</b>’un yazdığı, <b>Yelda Baskın</b>’ın yönettiği oyunda <b>Bensu Orhunöz, Ceren Hacımuratoğlu, Derya Keykubat, Lale Kabul, Mana Alkoy</b>, <b>Selin Türkmen, Şenay Bağ </b>rol alıyor. Oyun, 11-14 Mart 2026 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.</p>
<p><b> SEVGİLİ YELENA SERGEYEVNA (16+Yaş)</b></p>
<p>İdealist ve ilkeli matematik öğretmeni Yelena Sergeyevna mütevazı evinde annesiyle birlikte yaşamaktadır Okul dışında uzun süredir hasta olan annesiyle de ilgilendiği rutin bir günün sonunda evinin kapısı çalınır. Öğrencileri o gün doğum günü olan öğretmenlerini kutlamak için ellerinde çiçekler ve hediyelerle kapıda durmaktadır. İlk bakışta oldukça sıradan bir kutlama olarak başlayan gece ilerleyen saatlerde bambaşka bir boyut alır. Etekteki taşların dökülmesi ile bu sürpriz ziyaretin masum bir kutlamadan fazlası olduğu ortaya çıkar.</p>
<p>Sovyetler Birliğinde geçen ve Perestroyka’nın ilk yıllarında kaleme alınan oyun, etik çöküşün eşiğindeki bir toplumu mercek altına alıyor. Değerler çatışması ve bireysel çıkarlar uğruna neler yapılabileceği başta olmak üzere bugün hala varlığını koruyan pek çok soruna da ışık tutmayı ihmal etmiyor.</p>
<p><b>Lyudmila Razumovskaya</b>’nın yazdığı, <b>Belgi Paksoy</b>’un çevirdiği, <b>Bora Seçkin</b>’in yönettiği oyunda <b>Ayşecan Tatari, Cihat Faruk Sevindik,</b> <b>Direnç Dedeoğlu, Elyesa Çağlar Evkaya, Hazal Uprak</b><b> </b>rol alıyor. Oyun, 11-14 Mart 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde, 21 Mart 2026 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p><b>GIDION’UN DÜĞÜMÜ (16+ Yaş)</b></p>
<p>Corryn Fell oğluna neden uzaklaştırma cezası verildiğini öğrenmek için okula gelir. Öğretmen veli görüşmesi, gerilim dolu bir görüşmeye dönüşür. Oyun eğitim sistemini eleştirirken, sosyal medyanın yarattığı toplumsal baskı ve şiddeti ele alır. Aile, ahlak, sanat, çocukluk ve hayal gücüne dair düşüncelerimizi sorgulamamıza neden olur.</p>
<p>Oyun; Amerikan Eleştirmenler Birliği Ödülü ile Çağdaş Amerikan Tiyatrosu Festivali’nde (CATF) Seyirci Ödülünü almıştır. “Çocukluk masum olmak demek değildir&#8230; Masumiyeti hızla kaybetme durumudur. <b>Johnna Adams</b>’ın yazdığı, <b>Beliz Coşar</b>’ın çevirdiği, <b>Ersin Umulu</b>’nun yönettiği oyunda <b>Özge Özder, Özgür Kaymak</b> rol alıyor. Oyun, 11-14 Mart 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.</p>
<p><b>GÖLGE (16+ Yaş)</b></p>
<p>Bir insanın düşünceleri davranışlarını ne kadar etkileyebilir? İç sesimiz olmadan yaşayabilir miydik? Peki bazı düşüncelerimiz başka bir kişi olarak karşımıza dikilseydi ne olurdu? Oyun, Carl Jung’un “gölge” kavramı ekseninde oyunculuk eğitimi almış bir kadının iç dünyasıyla, mesleğiyle, sosyokültürel çevresiyle olan çatışmalarını sahneye taşıyor.</p>
<p><b>Yağmur Topçu</b>’nun yazdığı, <b>Ahmet Kahvecioğlu</b>’nun yönettiği oyunda <b>Ahmet Kahvecioğlu,</b> <b>Berfin Berber, Yağmur Topçu </b>rol alıyor. Oyun, 14 Mart 2026 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p><b>SAVAŞ VE BARIŞ (16+ Yaş)</b></p>
<p>1805 ve 1820 arasında geçen, tarihsel bir anlatı özelliği de taşıyan “Savaş ve Barış” Napolyon’un 1812’de Rusya’yı işgalinin hemen öncesinde hayatları tümüyle değişen Rus aristokrasisini konu edinir. Bir yanda aşk ilişkileri, aile ve salon hayatını anlatılırken, savaş ve savaşın geri dönülemez yıkımı da devam etmektedir. Savaş ve Barış, birçok yönüyle bir tarih anlatısının özelliklerini taşırken, aynı zamanda yaşama, inançlara, insanın yaşama amacına dair felsefi düşünceleri barındıran, politik ve sosyolojik çıkarımların yer aldığı destansı bir eserdir. Savaş ve muharebelerin, Napolyon ve Kutuzov gibi tarihi şahsiyetlerin arka fonu oluşturduğu oyunda, aşk hikâyeleri, kişisel zaaflar, aile içi çatışmalar ve kayıplar toplumun genelinden oyundaki her bir karaktere kadar uzanan bir panorama oluşturur. Lev Tolstoy’un yazdığı,  Eva Mahkovic’in uyarladığı, Aslı Önal’ın çevirdiği, Aleksandar Popovski’nin yönettiği oyunda <b>Ahmet Kahvecioğlu,</b> <b>Ayşegül İşsever, Berfin Berber, Boran Bağcı, Can Başak, Defne Gürmen Yüksel, Deran Özgen, Dilara Demirdüzen, Doğan Altınel, Ersin Bağcıoğlu, İpek Uğuz, Melisa Demirhan, Mesut Çırak, Murat Bavli, Mutlu Güney, Ogeday Erkut, Osman Kaba, Salih Şimşek, Sefa Turan, Ümit Bülent Dinçer, Ümit Can Kaya, Yağmur Topçu</b> rol alıyor. Oyun, 18, 21 Mart 2026 tarihlerinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b> YOLDAN ÇIKAN OYUN (13+ Yaş)</b></p>
<p>Bol ödüllü komedi oyunu Yoldan Çıkan Oyun, tiyatro sahnesinde yaşanabilecek en büyük aksilikleri, bol kahkaha ve sürprizlerle seyirciye sunuyor! Amatör bir tiyatro topluluğu, büyük bir hevesle klasik bir cinayet oyununu sahnelemeye hazırlanır. Ancak daha perde açıldığı anda yanlış giden olaylar zinciri durdurulamaz hale gelir. Dekor çöker, aksesuarlar kaybolur, oyuncular repliklerini unutunca doğaçlamaya başlar… Ama ne olursa olsun, oyun devam etmelidir!</p>
<p>Londra’dan Broadway’e uzanan bu muhteşem yapım, fiziksel komediyle absürd mizahı ustalıkla harmanlıyor. Tiyatro sanatıyla ilgili tüm klişeleri ters yüz eden Yoldan Çıkan Oyun, seyirciyi kahkahaya boğmaya hazırlanıyor. Yoldan Çıkan Oyun&#8217;da, her şeyin ters gitmesinden dolayı çok memnun olacaksınız.</p>
<p><b>Henry Lewis, Jonathan Sayer, Henry Shields</b>’in yazdığı, <b>Mehmet Ergen</b>’in çevirdiği, <b>Lerzan Pamir</b>’in yönettiği oyunda <b>Berfu Aydoğan, Hasip Tuz, Hüseyin Tuncel, Onur Demircan, Selen Nur Sarıyar, Serdar Orçin, Tarık Köksal, Volkan Öztürk</b> rol alıyor. Oyun, 18, 21 Mart 2026 tarihlerinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b> KAHVALTIYA KALSANA</b> <b>(16+ Yaş)</b></p>
<p>Üç kişilik bir sahne güldürüsü olan &#8220;Kahvaltıya Kalsana&#8221;, Ray Cooney ve Gene Stone tarafından 1970 yılında yazılan &#8220;Why not Stay for Breakfast?&#8221; adlı yapıtın bir uyarlamasıdır&#8230; Oyun, kimileri için artık köhneleşmiş sayılan değerlere sıkıca tutunarak yaşamaya çalışan &#8220;istikrar abidesi&#8221; devlet memuru Nurettin Kavak ile, henüz hangi değerlere sarılacağına bile tam olarak karar veremeyecek bir yaştayken, anne olmak durumunda kalan Burcu Güvenir&#8217;in traji-komik karşılaşmasını anlatır. Ülkemizde yaşanan sosyal ve kültürel alt-üstlüğün naif bir yansıması olarak ele alınan oyunda, Burcu ve Nurettin&#8217;in öyküsüyle sevginin, iyiliğin, değişebilme ve değiştirebilmenin umudu ve sevinci aktarılmaya çalışılır&#8230;</p>
<p><b>Ray Cooney-Gene Stone</b>’un yazdığı, <b>Ragıp Yavuz</b>’un çevirdiği, uyarladığı ve yönettiği oyunda <b>Can Ertuğrul, Derya Çetinel, Kamer Karabektaş</b> rol alıyor. Oyun, 18, 21 Mart 2026 tarihlerinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>AĞRI DAĞI EFSANESİ(13+ Yaş)</b></p>
<p>Kapısına kadar gelen bir atı geri vermeyerek geleneğine sahip çıkma sorumluluğunu üstlenmek zorunda kalan Ahmet&#8217;le, hem atın hem de bölgenin yönetiminde sözün sahibi olan Mahmut Han&#8217;ın kızı Gülbahar&#8217;ın hikâyesi, Yaşar Kemal&#8217;in usta kaleminde hem kültürün rengi, hem tarihin izi, hem halkın yükünü taşıyan Ağrı Dağı Efsanesi&#8217;ne dönüşmüştür.</p>
<p>Büyük ustanın anlatısına sahne üzerinde soluk vermek için çıktığımız yolculukta, seyircilerimizi Ağrı Dağı Efsanesi&#8217;ni birlikte hayal etmeye davet ediyoruz.</p>
<p>Oyunda <b>Arda Alpkıray, Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Can Tarakçı, Cihan Kurtaran, Emrah Can Yaylı, Emre Yılmaz, Ertan Kılıç, Hakan Örge, Murat Üzen, Özge Midilli, Serkan Bacak, Uğur Dilbaz, Yeliz Şatıroğlu, Zeynep Ceren Gedikali </b>rol alıyor. Oyun, 18, 21 Mart 2026 tarihlerinde Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>YENİLMEZ (16+ Yaş)</b></p>
<p>Ekonomik kriz sebebiyle Londra’da yaşamaları imkânsız hale gelen Oliver ve Emily çifti, Londra’dan İngiltere’nin kuzeyindeki küçük bir kasabaya taşınırlar ve burada “gerçek” insanlarla tanışmaya karar verirler. Taşralı komşuları Alan ve Dawn’ı evlerine davet ederler. Farklı sınıflara ait insanlar arasında büyük bir hayal kırıklığı ile başlayan ve giderek tuhaflaşan ilişkiler trajik sonuçların ortaya çıkmasına sebep olur.</p>
<p>Torben Betts’in yazdığı, Nazlı Gözde Yolcu’nun çevirdiği, Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda <b>Gizem Akkuş, Gökçer Genç, Nurdan Kalınağa, Tankut Yıldız</b> rol alıyor. Oyun, 18, 21 Mart 2026 tarihlerinde Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.</p>
<p><b>TARTUFFE (13+ Yaş)</b></p>
<p>Zengin mi zengin bir adamın, ailesindeki ve çevresindeki kimseyi dinlemeden evine yerleştirdiği sahtekar bir sofu ile hem kendi hem de çevresindekilerin hayatını beter etmesini anlatan bu ölümsüz eserde; inancı, aileyi, aşkı, erkek-kadın farklarını, dünümüzü, bugünümüzü, mizahı, müziği, acıyı, hüznü, rahatsız edici türlü anları iç içe ve olanca dinamiğiyle seyircinin karşısına çıkarıyoruz. Orhan Veli’nin olağanüstü çevirisine, şiirlerinden bestelenen şarkıların da eşlik ettiği seyirliğimizle, hayata dair bu acayip bilmeceyi bir kez daha kahkahalarla selamlıyoruz.</p>
<p><b>Molière</b>’in yazdığı, <b>Orhan Veli Kanık</b>’ın çevirdiği, <b>Yiğit Sertdemir</b>’in yönettiği oyunda <b>Bennu Yıldırımlar, Emre Şen, Gürkan Başbuğ, Mehmet Soner Dinç, Murat Garipağaoğlu, Naci Taşdöğen, Nilay Bağ, Semah Tuğsel, Tolga Yeter, Yeşim Koçak, Zeynep Göktay Dilbaz </b>rol alıyor. Oyun, 18, 21 Mart 2026 tarihlerinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>CADI KAZANI (13+ Yaş)</b></p>
<p>Yıl 1692… ABD’de Salem kasabası…Cadılıkla suçlanan insanlar… Büyük tartışmalara, ardından işkencelere, nihayetinde de idamlara varan mahkemeler… Çıkarları için ‘liste’lerce insanları ölüme sürükleyen ‘insan’lar… İnancı kullanarak; önce toplumsal yaşamı, sonra hukuku, nihayetinde onuru yok etmeye çalışan ‘baştakiler’ ve buna sebep olmayı yahut seyirci kalmayı seçen halk… Tiyatro yazınının en önemli isimlerinden Arthur Miller’ın, 1952’de gerçek olaylardan yola çıkarak yazdığı bu ölümsüz eser; ilk kez Şehir Tiyatrosu’ndan seyircilerini selamlıyor.</p>
<p><b>Arthur Miller</b>‘ın yazdığı, <b>Sabahattin Eyüboğlu-Vedat Günyol</b>’un çevirdiği, <b>Yiğit Sertdemir</b>’in yönettiği oyunda <b>Berfu Aydoğan, Berna Adıgüzel, Burak Davutoğlu, Canan Kübra Birinci, </b><b>Seda Yılmaz, Emre Çağrı Akbaba, Eraslan Sağlam, Ersin Sanver, Ezgim Kılınç, Fatma İnan, Engin Akpınar, Mehmet Bulduk, Nilay Yazıcıoğlu, Onur Demircan, Ozan Gözel, Rozet Hubeş, Selçuk Yüksel, Selen Nur Sarıyar, Zeki Yıldırım</b> rol alıyor. Oyun, 25-28 Mart 2026 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>FOSFORLU CEVRİYE (16+ Yaş)</b></p>
<p>Anne babasını tanımadığı için gökteki yıldızlardan doğduğuna inanan, denizin kucağında bir sokak çocuğu olarak büyüyen, Galata mevkiinde karnını doyurabilmek için “icra-i sanat” eyleyen Cevriye, sıradan bir sokak kızı değil aslında İstanbul sokaklarının ta kendisidir. Hastalık ve soğuktan ölüme yaklaştığı o gece, karşısına çıkan esrarengiz bir Adam sayesinde hayata ve kara sevdaya tutunur. Cevriye’nin daha önce tanıdığı erkeklere hiç benzemeyen ve ona “siz” diye hitap eden bu Adam aslında gizli yaşayan bir idam mahkûmudur. Cevriye onu tanıdığı günden sonra artık bambaşka bir “insan” olmuştur. Hapis, sürgün, aradan geçen zaman ve türlü belalara rağmen bu aşktan vazgeçmeyen Cevriye, sevdiği için her şeyi göze alacaktır.</p>
<p>Oyunda 1930-40’lı yılların İstanbul’u zengin tasvirleriyle sunuluyor. Mahallelerin arka sokaklarında, hapishanelerinde, batakhanelerinde hayata tutunmaya çalışan kadınların, annelerin, çocukların ve afili delikanlıların otoriteyle olan ilişkisi çarpıcı öykülerle aktarılıyor. </p>
<p>Suat Derviş, 60’lı yılların başında Türkiye’ye döndüğünde siyasi-mesleki ve maddi anlamda zorlu bir dönemden geçiyordu. “Fosforlu Cevriye” romanını yayınevlerine teklif ediyor fakat ne yazık her seferinde reddediliyordu. Suat Hanım’ın büyük arzusu, bu eserin yayınlanmasından öte, bir “müzikal” olarak oyunlaştırıldığını görmekti… Bunun için ilk görüştüğü kişi genç aktris Gülriz Sururi idi… Gülriz Hanım’ın da arzusu oyunu Şehir Tiyatroları’nda sahnelemekti…</p>
<p>“Karanlık bir gecede gökten düşüp parçalanan bir yıldız gibi…”  kalbimizde iz bırakan Suat Derviş’e, Reşat Fuat Baraner’e, Nazım Hikmet’e ve Gülriz Sururi’ye sevgiyle…</p>
<p>Oyunda <b>Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Binnur Özpınar, Direnç Dedeoğlu, Çağatay Palabıyık, Elif Verit, Emre Yılmaz, Esra Ede, Hakan Örge, Irmak Örnek, Nur Saçbüker Otan, Samet Silme, Tuğrul Arsever, Yağmur Damcıoğlu Namak, Yunus Erman Çağlar, Zeynep Ceren Gedikali </b>rol alıyor. Oyun, 25-28 Mart 2026 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>KÖPEK KALBİ (16+ Yaş)</b></p>
<p>1924 yılı… Sovyet Rusya’nın karanlık atmosferinde, toplumsal düzenin ve bürokrasinin içine sıkışmış Profesör Preobrajenski insan beyni ve gençleşme üzerine çalışmaktadır. Ona dünya çapında şöhret kazandıran, insanların gençleşmesini sağlayan bir teknik geliştirmiştir. Beyin araştırmaları sürecinde yeni bir deney yapmayı tasarlar. Sokak köpeği Şarik’e zor bir ameliyatla bir insandan alınan hipofiz ve testisleri nakleder. Fakat ameliyattan sonra beklenmedik değişimler baş gösterir, Şarik insana dönüşmeye başlar. Bu değişim Profesör Preobrajenski’nin evinin kurallarını altüst edecektir. Köpek Kalbi, toplum mühendisliği, çürümüş bürokrasi ve sınıf savaşlarıyla toplumsal barışı yitirmiş bir halk üzerinden, insanı insan yapan şey nedir sorusunu soruyor.</p>
<p><b>Mihail Bulgakov</b>’un yazdığı, <b>Mustafa Kemal Yılmaz</b>’ın çevirdiği, <b>Onur Demircan</b>’ın uyarlayıp yönettiği oyunda <b>Ali Gökmen Altuğ, Caner Çandarlı, İrem Arslan, Onur Şirin</b> rol alıyor. Oyun, 25-28 Mart 2026 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.</p>
<p><b>GEÇMİŞİN GÖLGESİ (16+ Yaş)</b></p>
<p>Terk edilmiş bir binada eski bir polis yıllar önce iş birliği yaptığı doktoru beklemektedir. Açığa çıkması gereken gerçekler, yüzleşmeleri gereken suçları vardır. Büyük bir hesaplaşmaya girerler.</p>
<p><b>Macit Koper</b>’in yazdığı, <b>Barış Dinçel</b>’in yönettiği oyunda <b>Ahmet Saraçoğlu, Bahtiyar Engin</b> rol alıyor. Oyun, 25-28 Mart 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>SİVRİSİNEKLER (16+ Yaş)</b></p>
<p>Alice, Cenevre’de Higgs Bozonu’nun varlığını kanıtlamak için yapılan “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı” projesinde çalışan bir bilim insanıdır. Kendisi gibi bilim insanı olan kocası, çocukları Luke küçükken ortadan kaybolmuştur ve bu onların hayatındaki kara deliktir. <b>Lucy Kirkwood</b>’un yazdığı, <b>Ali Gökmen Altuğ</b>’un yönettiği oyunda <b>Ayşin Atav, Yeliz Gerçek, Senan Kara Tutumluer, Özgür Dereli, Ahhan Şener, Pınar Demiral, Volkan Öztürk, Ümran İnceoğlu, Pınar Pamuk</b> rol alıyor. Oyun, 25-28 Mart 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.</p>
<p><b>MAVİYDİ BİSİKLETİM (13+ Yaş)</b></p>
<p>İlk gençlik yıllarını geçirdiği İzmir&#8217;e duyduğu özlemin ve ilk aşkının izinden giden bir adamın, anılarına yaptığı bu yolculuk, bizi 1950&#8217;lerin İzmir&#8217;inden günümüze taşıyor. <b>Dinçer Sümer</b>’in yazdığı <b>Ersin Umulu</b>’nun yönettiği oyunda <b>Çağrı Büyüksayar</b> rol alıyor. Oyun, 28 Mart 2026 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p><b>MERHABA ÇOCUK (7-77 Yaş)</b></p>
<p>Mustafa Kemal’in mücadeleci ruhu ve bağımsız karakteri çocukluk dönemindeki sosyokültürel olaylarla, okuduğu kitaplar ve etkilendiği kişilerle karakterize olmuştur. Atatürk’ün askerlik, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet dönemine dair her günü ve neredeyse her saati belge ve kitaplarla kayıt altındadır.</p>
<p>Ancak ne yazık ki, onun karakterini, dehasını, iradesini ve daha pek çok niteliğini belirleyen “çocukluk dönemi”ne dair pek az çözümleme yapılmıştır.</p>
<p>Şehir Tiyatroları, sadece “Yetim Mustafa”nın “Ulu Önder”e dönüşme sürecini değil, özellikle günümüzde, bir insanın yaşamında “çocukluk evresi”nin ne kadar önemli olduğunu, klasikleşmiş “anma etkinliği”yle değil bir oyunla aktarmayı amaçlıyor.</p>
<p><b>Gökhan Aktemur</b>’un yazdığı, <b>Yiğit Sertdemir</b>’in yönettiği oyunda <b>Barış Çağatay Çakıroğlu, Can Alibeyoğlu, Can Tarakçı, Emrecan Karakurum, Emre Yılmaz, Gülsüm Alkan, Mert Aykul, Özgür Dereli, Şenay Bağ, Zeynep Göktay Dilbaz</b> rol alıyor. Oyun, 8,15 Mart 2026 tarihlerinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)</b></p>
<p>Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.</p>
<p><b>Cengiz Özek</b>’in yazıp yönettiği oyunda <b>Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Pınar Pamuk, Aslı Menaz </b>rol alıyor. Oyun, 8,15 Mart 2026 tarihlerinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde, 22, 29 Mart 2026 tarihlerinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>SEVDALI BULUT (5+ Yaş)</b></p>
<p>Dünyanın bir yerinde, Ayşe Kız’ın bahçesi dışında kalan her yere ve her şeye sahip olan Kara Seyfi, Ayşe Kız’ın büyük emek ve sevgiyle kurduğu bahçesini de ele geçirmeye çalışmaktadır. Oyun, Sevdalı Bulut, Ayşe Kız ve arkadaşlarının bahçelerini Kara Seyfi’ye karşı koruma çabalarını anlatmaktadır.</p>
<p><b>Nazım Hikmet</b>’in yazdığı, <b>Eftal Gülbudak</b>’ın yönettiği oyunda <b>Ada Alize Ertem, Canan Kübra Birinci, Emre Çağrı Akbaba, Enes Mazak, Erkan Akkoyunlu, Berk Samur, Şeyda Arslan, Yasemin Güvenç</b> rol alıyor. Oyun, 8,15 Mart 2026 tarihlerinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>RÜYA(5+Yaş)</b></p>
<p>Hayvanat bahçesini ziyaret eden Özgür, doğal yaşam alanlarından kopartılıp kafese konan hayvan dostlarını rüyasında görür. Artık harekete geçme zamanıdır ve Özgür onları kurtarmakta kararlıdır. <b>Özge Midilli-Ertan Kılıç</b>’ın yazdığı <b>Özge Midilli</b>’nin yönettiği oyunda <b>Alp Tuğhan Taş, Neşe Ceren Aktay, Pınar Aygün, Direnç Dedeoğlu, Gülce Çakır, Mehtap Gündoğdu Akbulut, Nilay Bağ, Nilay Yazıcıoğlu </b>rol alıyor. Oyun, 8,15 Mart 2026 tarihlerinde Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>ELMA KURDU KIRTIK (4-7 Yaş)</b></p>
<p>Elma Kurdu Kırtık 7 yaş altı çocuklara yönelik, kuklaların kullanıldığı, canlı müzik eşliğinde oynanan eğlenceli bir çocuk oyunudur. Haylaz bir elma kurdunun mükemmel elmayı bulmak için çıktığı yolculuğu anlatır. Sahip olduklarına değer vermeyen, çevresindekileri hor gören Kırtık bu yolculukta aradığı mükemmel elmaya ulaşmak yerine çok daha kıymetli bir şeyin farkına varır. Çocukların sosyal çevreleriyle olan ilişkilerine dikkat çeken oyun somut nesnelerle soyut kavramları ilişkilendirerek çocuğun algısını geliştirmeyi amaçlamaktadır. Çocuğun günlük yaşamında yaşadığı çelişkileri renkli bir hayal dünyasında yeniden yaratan oyun çocuğa kendi gerçekliğine dışarıdan bakabilme şansı verir. <b>B. Çağatay Çakıroğlu </b>ve<b> Ö. Barış Bakova</b>’nın yazıp <b>B. Çağatay Çakıroğlu</b>’nun yönettiği oyunda; <b>Elyesa Çağlar Evkaya </b>ve<b> Seda Çavdar</b> rol alıyor. Oyun, 8,15 Mart 2026 tarihlerinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BİR GECE MASALI (5+ Yaş)</b></p>
<p>Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır. William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda <b>Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Ceysu Aygen, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan</b> rol alıyor. Oyun, 8,15 Mart 2026 tarihlerinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p><b>SESLER ÜLKESİ (4+ Yaş)</b></p>
<p>Uzun zamandır çocuklar tarafından ihmal edilen Keman, Piyano, Flüt kendileri gibi çalınmayan arkadaşları Gitarı da yanlarına alarak Sesler Ülkesine dönmeleri gerektiğini anlatırlar. Gitar kendisini çalmayan Deniz’i uyandırır.  Gitar, Deniz’den ayrılmak istemediği için onu da Sesler Ülkesinde bir yolculuğa çıkarmaya karar verir. Böylece ilk kez Sesler Ülkesini bir çocuk ziyaret eder.</p>
<p>Sesler Ülkesinde enstrümanları ve müziği yakından tanıyan Deniz, Vivaldi, Mozart ve enstrümanlara hayran kalır ve enstrümanların hepsini öğrenmeye heveslenir. Enstrümanlar, Deniz’e kendini beğendirmek için bir yarışa girer ve akordları bozulur. Beethoven enstrümanların akordunu düzeltir ve onları orkestra şefi gibi yöneterek bir eser çaldırır. Aralarındaki uyumu hatırlayan enstrümanlar ve çalacağı enstrümana karar veren Deniz mutludur.</p>
<p><b>Gizem Padar</b>’ın yazdığı, <b>Nihat Alpteki</b>’nin yönettiği oyunda <b>Aslı Şahin, Bahar Çebi, Cihat Faruk Sevindik, Çağlar Polat, Damla Cangül Yiğit, Lale Kabul</b> rol alıyor. Oyun, 22, 29 Mart 2026 tarihlerinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>MASAL (5+Yaş)</b></p>
<p>Hakkından ve ihtiyacından fazla yiyeceği çalarak açlığa sebep olan yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı üç çocuk fantastik bir yolculuğa çıkar. Birçok engelin aşıldığı yolculuk sürecinde bireysellikten birlikte hareket etmeye, yardımlaşma ve adaletli paylaşıma kadar çocukların düşünce ve eylemleri değişir. Açlığın tüm çocuklar için yaşamsal bir sorun olduğunu fark eden çocuklar, açgözlü yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı mücadeleyi büyütür. <b>Eftal Gülbudak</b>’ın yazıp yönettiği oyunda <b>Ceren Hacımuratoğlu, Ercan Demirhan, Yeliz Şatıroğlu, Onur Şirin, Volkan Öztürk</b> rol alıyor. Oyun, 22, 29 Mart 2026 tarihlerinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>FINDIKKIRAN (7+ Yaş)</b></p>
<p>Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada, sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor. <b>E.T.A Hoffmann</b>’ın masalından <b>Dilşad Çelebi</b>’nin uyarladığı, <b>Lerzan Pamir</b>’in yönettiği oyunda <b>Asrın Gurur Kuyucak,</b> <b>Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın</b> rol alıyor. Oyun, 22, 29 Mart 2026 tarihlerinde Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)</b></p>
<p>Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir. <b>Lodovica Cima, Gabriele Clima</b>’nın yazdığı <b>Ceylan Özçapkın</b>’ın çevirdiği, <b>Derya Yıldırım</b>’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda <b>Melisa Demirhan, Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali</b> rol alıyor. Oyun, 22, 29 Mart 2026 tarihlerinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>ÇÖPSÜZ DÜNYA (4+ Yaş)</b></p>
<p>İklim değişikliği ve hava kirliliğinden dolayı bulutların renginin, rüzgârın yönünün değiştiği günlerden bir gün; umutlu, mutlu ve bilinçli bir uçurtma olan Uç Uç kuyruğu koptuğu için bir çöplüğe düşer. Çöplükte, bez bir bebek olan Püsküllü ve atılmış bir koli olan Koli Koli ile tanışır. Çöplüğün kontrolünü elinde tutan Çöpten Kral ve yardımcısı Sinek ile kurulu düzenlerini değiştirmeye çalışan Uç Uç arasında bir mücadele başlar.</p>
<p>Çöpsüz Dünya oyunu sevimli karakterler aracılığıyla tüketim kültürünün bilinçsizce yaygınlaştığı günümüzde “geri dönüşüm, tamir, sıfır atık ve renklerle ayrılmış atık kutuları’’ gibi konuları ele alarak atıklardan arındırılmış bir dünya nasıl mümkün olabilir sorusuna cevaplar arıyor. <b>Arzu Yurtseven</b>’in yazdığı, <b>Nihat Alpteki</b>’nin yönettiği oyunda <b>Eylül Soğukçay, Pınar Demiral, Engin Akpınar, Samet Silme, Mehmet Soner Dinç</b> rol alıyor. Oyun, 22, 29 Mart 2026 tarihlerinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p>İyi seyirler…</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolari-mart-ayinda-40-oyunu-seyirciyle-bulusturuyor-616435">İBB Şehir Tiyatroları Mart Ayında 40 Oyunu Seyirciyle Buluşturuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Özarslan, Erzurum Kültürünü Keçiören&#8217;de Yaşattı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-ozarslan-erzurum-kulturunu-keciorende-yasatti-616090</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Feb 2026 08:03:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Ak Parti]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[beraber]]></category>
		<category><![CDATA[erzurum]]></category>
		<category><![CDATA[güzel]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[keçiören]]></category>
		<category><![CDATA[Keçiören Belediye Başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[kültürünü]]></category>
		<category><![CDATA[özarslan]]></category>
		<category><![CDATA[vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşattı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616090</guid>

					<description><![CDATA[<p>Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan, Mevlana Kültür Merkezi’nde düzenlenen iftar programında Erzurumlularla bir araya geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-ozarslan-erzurum-kulturunu-keciorende-yasatti-616090">Başkan Özarslan, Erzurum Kültürünü Keçiören&#8217;de Yaşattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan</b>, Mevlana Kültür Merkezi’nde düzenlenen iftar programında Erzurumlularla<b> </b>bir araya geldi. Erzurum kültürünün yaşatıldığı programda oruçlar dualarla açılırken, birlik ve beraberlik mesajları paylaşıldı. </p>
<p>İftar programına; Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan’ın yanı sıra; AK Parti Erzurum Milletvekili Abdurrahim Fırat, AK Parti Erzurum Milletvekili Mehmet Emin Öz, Anayasa Mahkemesi Üyesi Recai Akyel, ERVAK Erzurumlular Vakfı Genel Başkanı Süreyya Güngör, ESAV Erzurum Vakfı Genel Başkanı Veysel Karani Aksungur, AK Parti Keçiören İlçe STK Başkanı Erdal Çakıroğlu, Olimpiyat Şampiyonu Milli Halterci Halil Mutlu, Erzurumspor 2. Başkanı Veysi Ayhan, Serhat Dadaş Derneği Başkanı Vehbi Ünaldı, Erzurum’u Sevenler Derneği Başkanı Kürşat Turan, Erzurum Palandöken Eğitim Kültür Derneği Başkanı Harun Ayhan, Erzurum Karayazı Köprüköy Derneği Başkanı Özgür Dallı, Horasan Dönertaş Köyü Dernek Başkanı Levent Gökdemir, Ankara Pazarcılar Esnaf Odası Başkanı Recep Ayhan, STK temsilcileri, Erzurumlu hemşehri dernekleri ve federasyon yöneticileri, Keçiören Belediyesi meclis üyeleri, başkan yardımcıları, muhtarlar ve çok sayıda Erzurumlu vatandaş katıldı.</p>
<p><b>“Her zaman hizmetkârınız olacağım”</b></p>
<p>Programda davetlilere hitap eden <b>Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan</b>, Erzurumlularla iftar yapmaktan onur ve şeref duyduğunu belirterek şunları söyledi: “Her yıl olduğu gibi bu sene de bu memleketin gerçek yüzü dediğimiz; yiğitliğiyle, tarih boyu kahramanlığıyla, imanının kuvvetiyle ve damarlarındaki kanın asaletiyle, yiğit insanlarıyla, Erzurumlu hemşerilerimle beraber iftar yapmanın onur ve gururunu yaşıyorum. Anadolu coğrafyasında olsun, onun ötesindeki Misak-ı Millî sınırlarımızın içerisinde olsun, tarih şuurunda yer edinmiş kültür coğrafyamızda olsun Türk’ün o güzel öz kültür kodlarını görürsünüz. Bu öz kültür kodları öyle basit kazanılmamıştır. Bunun bir tarihî gerçekliği, bunun bir iman şekli vardır. Bu iman tarzı Anadolu coğrafyasında insanlığın hizmetine dönüşmüştür. Bunun adını koyan Hoca Ahmet Yesevî ve Horasan erenleri, Anadolu coğrafyasını ilmik ilmik işlemiş, günümüze bizlere yurt edindirmişlerdir. Hizmet aşkıyla Keçiören’imizde de Ankara’mızda da elimizden geldiğince hiç kimseyi ayırt etmeden, ‘Halka hizmet, Hakk’a hizmettir’ mantığıyla çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bir kardeşiniz olarak buradan sesleniyorum: Her zaman sizler benim yanımda durdunuz. Ben sizleri mahcup etmemek adına tek bir felsefe üzerine gittim. Biz sizlerin başına baş olmaya değil, hizmetkâr olmaya geldik. Erzurumlu dadaşlar, sizler benim başımın tacısınız. Her zaman hizmetkârınız olacağım. Ne mutlu Türk’üm diyene.”</p>
<p><b>”Kardeşliğimiz daima artacaktır”</b></p>
<p><b>AK Parti Erzurum Milletvekili Abdurrahim Fırat, </b>Erzurumluların Türkiye’nin dört bir yanında güçlü bir yapıya sahip olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu: “Bugün Keçiören Belediye Başkanımızın ve vakıflarımızın sunduğu iftar programında bir araya geldik. Biz de Erzurum’un selamını sizlere getiriyoruz.<b> </b>Bir kardeşlik hukuku içerisinde Erzurum’da; güneyi ve kuzeyiyle, Kürdü ve Türküyle, Alevi ve Sünni’si ile bir birlik ve kardeşlik ruhu vardır. İnşallah bu ruh Türkiye’nin tamamına yayılacaktır. Kardeşliğimiz daima artacaktır.”</p>
<p><b>“Erzurumlular kültürlerini beraberlerinde götürüyorlar”</b></p>
<p><b>AK Parti Erzurum Milletvekili Mehmet Emin Öz </b>ise<b> </b>Erzurumluların hemşehricilik kültürünün gelişkin olduğunu belirterek şunları dile getirdi: “Erzurum’un en büyük anlamlarından birisi şu: Gittikleri her yere kendi kültürlerini de beraberlerinde götürüyorlar. Kendi sıcaklıklarını, kendi hemşehriciliklerini beraberlerinde götürüyorlar. Mesut Başkanımıza böyle değerli hemşerilerimizi bir araya getirdiği için çok teşekkür ediyorum. Bizi davet ettiği için ESAV Vakfı Başkanımız Veysel abiye ve diğer derneklere, vakıflara, hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum.”</p>
<p><b>“Ramazanı güzel bir şekilde idrak ediyoruz”</b></p>
<p>Erzurum kültürünü Ankara’da yaşattıklarını söyleyen <b>ESAV Erzurum Vakfı Genel Başkanı Veysel Karani Aksungur</b> şöyle konuştu:  “Erzurum’da ramazanı yaşamak bir başka. Şimdi artık Ankara’da da ramazanı güzel bir şekilde idrak ediyoruz. Bu konuda Sayın Belediye Başkanımıza da teşekkür ediyorum. Ramazanda tüm şehirlere ve Erzurum’a sofrasını açtı. ESAV Vakfı olarak Erzurum’un o güzel kültürünü şehrimizde, Ankara’mızda canlandırmaya çalışıyoruz. Bu kültürü yaşatmaya gayret ediyoruz. Bu güzel gecenin, bu güzel iftarın hayırlara vesile olmasını diliyorum.”</p>
<p><b>“Erzurum hepimiz için bir sevda”</b></p>
<p><b>ERVAK Erzurumlular Vakfı Genel Başkanı Süreyya Güngör</b> de Erzurumluların milli ve manevi değerlere bağlılığına işaret ederek şunları dile getirdi:  “Bizleri bir araya getiren Keçiören Belediye Başkanımız Sayın Dr. Mesut Özarslan başta olmak üzere bu güzel atmosferin yaşanmasına vesile olan tüm dostlara huzurlarınızda teşekkür etmek istiyorum. Erzurum hepimiz için bir sevda. Havasıyla, suyuyla, insanıyla ve kahramanlarıyla dadaş çelik bir yaydır. Bayrağı aşkı, devletine olan bağlılığı, milletiyle olan bütünleşmesi, İslam sancaktarlığı asla tartışılmaz. Mevlana Kültür Merkezi’ndeki bu birliğimiz, beraberliğimiz, dayanışmamız inanın yarınlarımız için çok ama çok önemli. Kardeşliğimizi daim kılalım. Zulmün karşısında, mazlumun yanında durma konusunda kararlı olalım.”</p>
<p><b>“Kültürümüzü ve kardeşliğimizi paylaşıyoruz”</b></p>
<p>Konuşmasında birlik ve beraberlik mesajı veren<b> AK Parti Keçiören İlçe STK Başkanı Erdal Çakıroğlu, </b>“Bu mübarek ramazan akşamında bizleri bu sofrada buluşturan Keçiören Belediye Başkanımız Sayın Mesut Özarslan’a ve kıymetli hemşehri dayanışmasının güzel bir örneğini sergileyen Erzurumlular Derneği’ne gönülden teşekkür ediyorum. Rabbim birlik ve beraberliğimizi daim eylesin. Bu sofrada sadece ekmeğimizi değil; gönlümüzdeki memleket hasretini, kültürümüzü ve kardeşliğimizi paylaşıyoruz.” dedi.</p>
<p><b>“Her zaman yanındayız”</b></p>
<p><b>Erzurumlu vatandaşlardan</b> <b>İsmail Gözüm</b> de kürsüye gelerek, “Keçiören Belediye Başkanımıza bize böyle güzel imkânlar tanıdığı için şükranlarımızı sunuyorum. Erzurumlular olarak Keçiören’de her zaman, her yerde yanında olacağız Allah’ın izniyle. Erzurumlulara verdiğin değerden dolayı minnettarız.” diye konuştu.</p>
<p><b> </b></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-ozarslan-erzurum-kulturunu-keciorende-yasatti-616090">Başkan Özarslan, Erzurum Kültürünü Keçiören&#8217;de Yaşattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Pehlivan, şehit aileleri ve gazilerle iftar sofrasında buluştu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-pehlivan-sehit-aileleri-ve-gazilerle-iftar-sofrasinda-bulustu-615319</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Feb 2026 10:53:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aileleri]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[birlik]]></category>
		<category><![CDATA[gaziler]]></category>
		<category><![CDATA[gazilerle]]></category>
		<category><![CDATA[geldi]]></category>
		<category><![CDATA[iftar]]></category>
		<category><![CDATA[menemen]]></category>
		<category><![CDATA[pehlivan]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[şehit]]></category>
		<category><![CDATA[Şehit Aileleri]]></category>
		<category><![CDATA[sofrasında]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615319</guid>

					<description><![CDATA[<p>Birlik ve beraberliğin en güzel örneklerinin sergilendiği Ramazan, iftar sofralarıyla da gönül buluşmalarına ev sahipliği yapıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-pehlivan-sehit-aileleri-ve-gazilerle-iftar-sofrasinda-bulustu-615319">Başkan Pehlivan, şehit aileleri ve gazilerle iftar sofrasında buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><i>Birlik ve beraberliğin en güzel örneklerinin sergilendiği Ramazan, iftar sofralarıyla da gönül buluşmalarına ev sahipliği yapıyor. Şehit aileleri, gaziler ve STK&#8217;lar, Menemen Belediyesi&#8217;nin düzenlediği iftarda bir araya geldi. Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, &#8220;Ne şehitlerimizi unuturuz, ne de emanetlerini yere düşürürüz.&#8221; dedi.</i></b></p>
<p>Mübarek Ramazan Ayı kapsamında iftar programları düzenleyen Menemen Belediyesi, ilk iftar sofrasında şehit aileleri, gaziler, STK&#8217;lar ve ilçe protokolünü ağırladı. Tepe Sosyal Tesisleri&#8217;nde düzenlenen iftara Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan eşi  Filiz Pehlivan ile birlikte katılırken, Menemen Kaymakamı Vedat Yılmaz, Menemen Garnizon Komutanı Topçu Albay Zekeriya Tosun, Menemen Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Kaçar, AK Parti İzmir İl Kadın Kolları Başkanı Emel Dalkıran, AK Parti Menemen İlçe Başkanı Hakkı Durmaz, MHP Menemen İlçe Başkanı Barbaros Çalışçı, kamu kurum ve kuruluşları ile STK&#8217;ların başkan ve yöneticileri, muhtarlar, şehit aileleri ve gaziler katıldı.</p>
<p><b>&#8220;Şehit aileleri ve gazilerimiz başımızın tacı&#8221;</b></p>
<p>Tasavvuf dinletisi ve semah ile başlayan gecede, ezanın okunması ve oruçların açılmasının ardından bir konuşma yapan Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, &#8220;Bu sofra; vefanın, kardeşliğin, millet olmanın ve aynı bayrağın altında tek yürek olmanın sofrasıdır.&#8221; dedi. Başkan Pehlivan, &#8220;Çanakkale’den Yemen’e, Sakarya’dan terörle mücadeleye kadar bu topraklar uğruna canını feda eden tüm şehitlerimiz bu milletin baş tacıdır. Gazilerimiz ise bu milletin yaşayan onur nişanıdır. Bugün huzur içinde bir aradaysak, ay yıldızlı bayrağımız gökyüzünde özgürce dalgalanıyorsa, bunu şehitlerimizin fedakârlığına, gazilerimizin cesaretine borçluyuz. Kıymetli şehit ailelerimiz ve gazilerimiz; Menemen Belediyesi olarak sizlere sadece sözle değil, hizmetle “başımızın tacısınız” diyoruz. Sosyal desteklerde öncelik, belediye hizmetlerinde kolaylık, anma ve vefa programları, şehitlerimizin hatırasını yaşatacak çalışmalar… Bunların hiçbiri bir görev değildir. Bunların tamamı bizim için bir vefa borcudur. Çünkü biz şuna inanıyoruz: Şehidini unutan millet, istikbalini kaybeder. Biz ne şehidimizi unuturuz ne de emanetini yere düşürürüz. Sayın Kaymakamımız Vedat Yılmaz’ın önderliğinde, devletimizin tüm kurumlarıyla, muhtarlarımızla, siyasi partilerimizle STK’larımızla, şehit ailelerimiz ve gazilerimizle, 220 bini aşkın hemşehrimizle birlikte dayanışmayla ve uyum içinde Menemen’in ihtiyaçlarına odaklanan bir anlayışla çalışıyoruz. Bu şehirde vatandaşımızın derdine derman olacak her adımda bizlerle omuz omuza olan herkese yürekten teşekkür ediyorum.&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>&#8220;Şehitlerimizin emanetine layık olma gayreti içindeyiz&#8221;</b></p>
<p>Menemen Kaymakamı Vedat Yılmaz da Ramazan&#8217;ın önemine dikkat çekti. Yılmaz, &#8220;Ramazan ayında sizlerle birlikte bu iftar sofrasında bulunmanın onur ve şerefini taşıdığımı dile getirir saygı ve sevgilerimi sunarım. 11 ayın sultanı Ramazan sonsuz rahmeti ve bereketiyle geldi. Ramazan, kendimizi hatırlatmak, arınmak, can ve ruh vermek için geldi. Ramazan; iftar sevinciyle, sahurun bereketiyle, rahmet rüzgarlarıyla geldi. Gönülleri imar etmek, hoşgörüyü paylaşmak adına geldi. Ramazan bizlere kurtuluş için, Allah’ımıza kavuşmak için geldi. Rahmet ve mağfiret ayı bizlere birçok şeyi hatırlatmak için geldi. Biz huzurla bu iftarı yapıyorsak, şehadete eren şehitlerimizin ve şehadete gidip geri dönen gazilerimiz sayesindedir. Ramazan bizlere bunları hatırlatmak için geldi. Bizler şehitlerimizin emanetlerine olan görevlerimizi, onlara layık olacak çalışmalar yapabilmenin gayreti içindeyiz. İnşallah sizlerin rızasıyla bu görevimizi gerçekleştirdiğimizi düşünüyorum. Biz bugün rahatça iftarımızı yapıyorsak şehadete eren şehitlerimizin ve şehadete gidip dönen gazilerimizin sayesindedir. Bayrama da hep birlikte kavuşarak hep birlikte beraberliğimizi daim edeceğiz. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere bizlere bu toprakları vatan kılan tüm şehitlerimize rahmet diliyorum.&#8221; dedi.</p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-pehlivan-sehit-aileleri-ve-gazilerle-iftar-sofrasinda-bulustu-615319">Başkan Pehlivan, şehit aileleri ve gazilerle iftar sofrasında buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ramazan Ayını Sağlıklı Geçirmemizi Sağlayan 5 Öneri!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ramazan-ayini-saglikli-gecirmemizi-saglayan-5-oneri-615246</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Feb 2026 09:49:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ayını]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[geçirmemizi]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[iftarda]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[protein]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[sağlayan]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[sahur]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yeme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615246</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan ayı, yeme-içme düzeninin, uyku saatlerinin ve günlük aktivitenin değiştiği; bu nedenle planlı beslenmenin hem konforu hem de sağlık sonuçlarını belirgin şekilde etkilediği bir dönemdir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazan-ayini-saglikli-gecirmemizi-saglayan-5-oneri-615246">Ramazan Ayını Sağlıklı Geçirmemizi Sağlayan 5 Öneri!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan ayı, yeme-içme düzeninin, uyku saatlerinin ve günlük aktivitenin değiştiği; bu nedenle planlı beslenmenin hem konforu hem de sağlık sonuçlarını belirgin şekilde etkilediği bir dönemdir. Ramazan ayında orucun birçok kişide kilo ve bazı metabolik göstergelerde hafif iyileşmeler sağlayabildiği; ancak aşırı/yanlış iftar, yetersiz sıvı, kötü uyku ve düzensiz fiziksel aktiviteyle bu durum tersine dönebiliyor. Ancak tüm bu önerilerin yanında, diyabet (özellikle insüline bağımlı), böbrek hastalığı, ileri kalp yetmezliği, gebelik/emzirme, ileri yaş gibi durumları olanların veya farklı klinik hastalığı olanların ramazan için mutlaka hekime danışması öneriliyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uz. Dyt. Nihan Yakut, Ramazan ayında beslenme önerileri ile ilgili bilgi verdi. </p>
<ol>
<li><strong>Kan şekeri dalgalanmalarını azaltmak oruç tutarken yardımcı olabilir! </strong></li>
</ol>
<p>Ramazan ayında oruç tutarken beslenmede bazı hedefler konulması gerekmektedir. İftara kadar aç kalan vücut iftarda kan şekeri dalgalanmalarıyla karşı karşıya kalabilmektedir.</p>
<ul>
<li><strong>Kan şekeri dalgalanmalarını azaltmak:</strong> Çok hızlı sindirilen karbonhidratlar (şerbetli tatlılar, beyaz ekmek/pilav/makarna ağırlığı) iftardan sonra ani kan şekeri yükselmeleri, ardından erken acıkma ve tatlı isteğine neden olabilir. Bu durum özellikle iftardan hemen sonra görülen halsizlik ve düşük enerjiyi beraberinde getirebilmektedir. Düşük/orta glisemik yük, lif ve protein dengesi daha stabil enerji sağlar.  </li>
<li><strong>Kas kaybını sınırlamak:</strong> Uzun açlık aralığında günlük protein dağılımı önem kazanır. Sahur ve iftarda kaliteli protein (yumurta, yoğurt/kefir, peynir, balık-tavuk-et, baklagil) planlamak kas volümünü korumak için oldukça etkilidir. Ramazan modelini inceleyen güncel derlemeler, uygun makro dağılımıyla vücut kompozisyonunun daha iyi korunabildiğini vurgulamaktadır.  </li>
<li><strong>Hidrasyonu korumak:</strong> Özellikle uzun günlerde ve sıcak iklimde, iftar–sahur arasında suyu “toplam hedef” olarak görmek gerekir. Su tüketiminde ideal hedef için kg başına 30-35 ml su gerekmektedir. Yani 50 kg bir kişi için en az 1,5 litre su tüketilmelidir. Düşük su tüketimi, baş ağrısı, kabızlık, odaklanmada güçlük, yavaş metabolizma ile sonuçlanabilmektedir. </li>
<li><strong>Uyku–sirkadiyen ritme destek olmak:</strong> Gece geç saatlerde ağır yemek, reflü ve uyku kalitesini bozabilir. Ramazan döneminde uyku ve yaşam davranışlarının değiştiğini gösteren çalışmalar, planlamayı daha da önemli kılar.  Özellikle sahura kadar oturmak veya uykudan feragat etmemek için sahura hiç kalkmamak gibi süreçler daha zorlayıcı olabilmektedir. </li>
</ul>
<p>Ramazan ayında en sık ortaya çıkan şikayetler; kabızlık, reflü ve baş ağrısıdır. Bunlarla baş etmek için bazı önlemler alınabilmektedir. </p>
<ul>
<li>Kabızlık: Lif (sebze, baklagil, tam tahıl), iftar–sahur arası yeterli su, sahurda yoğurt/kefir, yürüyüş.</li>
<li>Reflü/hazımsızlık: İftarı bölmek, kızartma ve çok yağlı/çok baharatlıdan kaçınmak, yatmadan 2–3 saat önce yemeyi bitirmek.</li>
<li>Baş ağrısı: Kademeli kafein azaltımı, düzenli su planı, sahuru atlamamak, uyku düzenini korumak.  </li>
<li><strong>İftarda yemeye yavaş başlamak metabolizmayı rahatlatıyor </strong></li>
</ul>
<p>Ramazan ayı boyunca en sık yapılan hata orucu tek öğünde “tıkınır” gibi açmaktır. Hızlı yenilen yemek hem mideyi yoruyor hem de daha tokluk sinyalini düzenliyor. </p>
<p>1. adım (0–10 dakika): </p>
<p>1–2 bardak su </p>
<p>1–2 hurma (veya 1 porsiyon meyve), istenirse küçük bir çorba.</p>
<p>2. adım (10–20 dakika): 10–15 dakikalık ara (mümkünse kısa yürüyüş/namaz arası). Bu ara, tokluk sinyallerinin gelmesini kolaylaştırır.</p>
<p>3. adım (ana öğün): “Tabak modeli” uygulayın:<br /> </p>
<ul>
<li>Tabağın yarısı: salata/haşlanmış-sebze yemekleri</li>
<li>Tabağın çeyreği: protein (balık/tavuk/et/yoğurt-baklagil)</li>
<li>Tabağın çeyreği: tam tahıl veya nişastalı grup (bulgur, tam buğday, kepekli ürünler; porsiyon kontrollü)<br /> </li>
</ul>
<p>Tatlı olacaksa: Şerbetli yerine sütlü/meyveli seçenekleri küçük porsiyonla; mümkünse iftardan 1–2 saat sonra tüketin. Böylece ana öğündeki aşırı enerji yükünü azaltmış olursunuz.</p>
<p>Karaciğer hastalıkları olanlarda da bireysel değerlendirme gerekir; beslenme gereksinimi ve malnütrisyon riski olanlarda hekim-diyetisyen planı şart olmaktadır.</p>
<ol>
<li><strong>Sahuru atlamak gün içinde halsizliği artırır! </strong></li>
</ol>
<p>Sahuru atlamak, gün içinde halsizlik ve iftarda aşırı yeme riskini artırır. Özellikle lif + protein + sağlıklı yağ kombinasyonu daha uzun tokluk sağlar. Aynı zamanda bedenin ihtiyacı olan bütün besin öğelerini eksiksiz almayı kolaylaştırır. </p>
<p>Örnek sahur seçenekleri olarak; </p>
<ul>
<li>Yumurta + yoğurt/kefir + tam tahıllı ekmek + salatalık-domates</li>
<li>Yulaf + yoğurt/süt + chia/keten + ceviz/badem + tarçın + meyve (ölçülü)</li>
<li>Baklagil bazlı seçenek: Nohutlu/mercimekli salata + ayran/yoğurt<br /> Ramazan beslenmesi üzerine pratik öneriler ve diyabet kılavuzları, sahurda düşük glisemik indeksli karbonhidrat, yeterli protein ve sıvıyı özellikle vurgular.  </li>
</ul>
<p>Sahurda kaçınılması gerekenler: Aşırı tuzlu (salamura, çok tuzlu peynir), çok baharatlı ve kızartmalar → gün içinde susuzluğu artırabilir; şekerli hamur işleri → hızla acıktırabilir.</p>
<ol>
<li><strong>İftar ve sahur arası sıvı alımını düzenlemek önemli </strong></li>
</ol>
<p>Oruçluyken sıvı alınamadığı için, iftar–sahur arası sıvı alımını düzenlemek hayati önem taşıyor. İftarda 1-2 bardak su ile başladıktan sonra, ana öğün sonrası 1–2 bardak, teravih/akşam arası 1–2 bardak ve yine sahura kadar aralıklı 2–3 bardak su içmek gerekiyor. <br /> Toplam hedef kişiye göre değişmektedir. İdrar renginin açık saman rengi olması pratik bir göstergedir. Ramazan modelini değerlendiren derlemeler, hidrasyonun performans ve baş ağrısı üzerinde belirleyici olabildiğini belirtmektedir.</p>
<p>Kafein: Kahve/çay bazı kişilerde diürezi (idrarda artış) artırabilir ve uykuya zarar verebilir; miktarı sınırlı tutmak gerekmektedir. </p>
<ol>
<li><strong>Ramazan ayında egzersizlerinizi de planlayarak devam ettirin </strong></li>
</ol>
<p>Ramazan ayında egzersizler tamamen bırakmadan zamanlaması planlanarak yapılması gerekir. Gün içinde veya iftara yakın hafif orta seviye aktiviteler yani yürüyüş veya esneme hareketleri oruç tutarken de yapılabilir. Daha yoğun antrenmanlarda ise iftardan 1–2 saat sonra (sıvı ve enerji alımı sonrası) yapılmasında fayda vardır. Sporcularda Ramazan orucu sırasında yük–toparlanma dengesinin hassaslaştığını bildiren çalışmalar, aşırı yoğunluğu azaltma ve hidrasyonu planlamayı önermektedirler.  </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazan-ayini-saglikli-gecirmemizi-saglayan-5-oneri-615246">Ramazan Ayını Sağlıklı Geçirmemizi Sağlayan 5 Öneri!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Özarslan, özel gereksinimli bireyler ve sporcularla iftarda buluştu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-ozarslan-ozel-gereksinimli-bireyler-ve-sporcularla-iftarda-bulustu-615141</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Feb 2026 13:18:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[bireyler]]></category>
		<category><![CDATA[Derneği Başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[engelliler]]></category>
		<category><![CDATA[gereksinimli]]></category>
		<category><![CDATA[iftarda]]></category>
		<category><![CDATA[Keçiören Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[mesut]]></category>
		<category><![CDATA[olmaya]]></category>
		<category><![CDATA[özarslan]]></category>
		<category><![CDATA[özel]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[sporcularla]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[yanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615141</guid>

					<description><![CDATA[<p>Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan, Mevlana Kültür Merkezi’nde düzenlenen iftar programında özel gereksinimli bireyler ile sporcuları ağırlayıp birlikte iftar yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-ozarslan-ozel-gereksinimli-bireyler-ve-sporcularla-iftarda-bulustu-615141">Başkan Özarslan, özel gereksinimli bireyler ve sporcularla iftarda buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan, Mevlana Kültür Merkezi’nde düzenlenen iftar programında özel gereksinimli bireyler ile sporcuları ağırlayıp birlikte iftar yaptı.</p>
<p>İftar programına; Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan’ın yanı sıra; Gençlik ve Spor Bakanlığı Genel Müdür Yardımcısı Hakan Bebek, Olimpiyat Şampiyonu Milli Halterci Halil Mutlu, Hokey Federasyonu Başkanı Mustafa Çakır, Görme Engelliler Spor Federasyonu Başkanı Ayhan Yıldırım, Uluslararası Tüm Engelliler ve Yaşlılar Kimsesizler Federasyonu Başkanı Güldane Kaya Kaçar, Vatanseverler Partisi Genel Başkanı Yılmaz Gülüm, Türkiye Taekwondo Federasyonu Başkanı Bahri Tanrıkulu, Taekwondo Federasyonu Yönetim Kurulu Asbaşkanı İbrahim Özbay, Görme Engelliler Spor Federasyonu Genel Sekreteri Yusuf Açıkalın, Özel Sporcular Federasyonu Başkan Vekili Ensar Kurt, AK Parti Keçiören İlçe Yönetimi ve Engelliler Komisyonu Üyeleri, Keçiören İlçe Spor Müdürü Ömer Alışık, Özürlüler Eğitim ve Danışma Vakfı Başkanı Selim Türker, Taekwondo Federasyonu Bilim Kurulu Başkanı Dr. Bayram Şahin, Ankara Engelliler Derneği Başkanı Erdal Atay, Bir Damla Yardımlaşma Derneği Başkanı Şengül Canik, Engellilerimizi Yaşatalım Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Şenol Altunbay, İnsan Kitap Toplum Araştırmaları Derneği Başkanı Ahmet Sandal, Leman Gebizli Tüm Engellilere Umut Işığı Derneği Ankara İl Başkanı Alisa Çiçek Akyol, Tokat İş Adamları Derneği Başkanı Fezair Tatlıdil, Kamu-Der Engelliler Komisyonu Başkanı Hasan Hüseyin Alaz, özel gereksinimli bireyler ve aileleri, özel gereksinimli sporcular, muhtarlar, belediye başkan yardımcıları ve meclis üyeleri katıldı.</p>
<p><b>“En büyük icraatlarımızı engelli kardeşlerim için yaptık”</b></p>
<p><b>Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan, </b>yaptığı konuşmada<b> </b>özel gereksinimli bireylere destek olmaya devam edeceklerini vurgulayarak şunları söyledi: “Türk sporu gücünü kendi özünden, millî tarihinden, kendi anatomisinden alır. Bizler yüce Türk milletinin asil insanlarıyız. Bu değerlerin en başında, Türk milletini yüce yapan, ulu kılan Resulullah Efendimiz’in sancaktarlığını yapmış olmamızdır. Bizleri dimdik tutan; Hz. Ali Efendimiz’in adaleti, Ehl-i Beyt’in yolu, Hoca Ahmet Yesevi ve Horasan Erenleri’nin Anadolu coğrafyasında ilmik ilmik işlediği ve bizlere verdiği tedrisattır. Nerede engelli kardeşim varsa, bu Keçiören coğrafyasında bizim başımızın tacı olmuştur. Her zaman yanlarında olmaya devam edeceğim. En büyük icraatlarımızı engelli kardeşlerim için yaptık ve bundan sonra da bu işler böyle devam edecektir. Hangi sporcumuz uluslararası arenada bizim şampiyonlarımız gibi şanlı Türk bayrağını kaldırırsa, büyük kazançtayız demektir. Onun için sporcu kardeşlerimiz de başımızın tacıdır, bu böyle biline! Biz kimsenin başına baş olmaya değil, herkese hizmetkâr olmaya geldik ve öyle de devam edeceğiz. Allah yaptığınız ibadetleri kabul ve makbul eylesin. Ne mutlu Türk’üm diyene.”</p>
<p><b>“Sporcunun yanında olanların her zaman yanındayız”</b></p>
<p><b>Olimpiyat Şampiyonu Milli Halterci Halil Mutlu</b> ise sporcuların her zaman yanında yer alan Başkan Özarslan’a teşekkür ederek şu mesajları paylaştı: “Yerel yöneticilerden, sporcuların ve gençlerin yanında olmalarını bekliyorum. Biz sporcular da sporcunun yanında olanların her zaman yanındayız. Genç kardeşlerimizin yanında olmasından dolayı Başkanımıza teşekkür ediyorum. Biz de her zaman kendilerine destek vermeye hazırız. Gençlerimize başarılar diliyor, Başkanımıza da desteklerinin artarak devam etmesini temenni ediyorum.”</p>
<p><b>“Herkesin gönlümde ayrı bir yeri var”</b></p>
<p><b>KAMU-DER Engelliler Komisyonu Başkanı Hasan Hüseyin Alaz</b> da konuşmasında, “Bugün burada bulunan herkesin gönlümde ayrı bir yeri var. Hep birlikte olmaktan büyük mutluluk duyuyorum.” dedi.</p>
<p><b>“Başkanımızın engellilere yaklaşımı göstermelik değildir”</b></p>
<p><b>Keçiören Belediye Başkan Danışmanı Erol Sayyıdan</b> ise Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan’ın engellilere ile yaşlılara karşı içten ve vicdani bir duruşu olduğunun altını çizerek duygularını şu sözlerle ifade etti: “Engellilerimizle birlikte olmayı kendisine şiar edinmiş olan kıymetli Başkanımız Mesut Özarslan’a bizleri böyle anlamlı bir buluşmada bir araya getirdiği için çok teşekkür ediyorum. Engelliler konusunda Başkanımızın samimiyetini yıllar öncesinden beri yakından biliyoruz. Onun yaklaşımı asla göstermelik değildir. Engellilere ve yaşlılarımıza karşı içten ve vicdani bir duruşu vardır. Biz de her zaman yanında olmaya devam edeceğiz.” </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-ozarslan-ozel-gereksinimli-bireyler-ve-sporcularla-iftarda-bulustu-615141">Başkan Özarslan, özel gereksinimli bireyler ve sporcularla iftarda buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Özarslan, Ramazan&#8217;ın İlk İftarını Şehit Aileleri ve Gazilerle Yaptı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-ozarslan-ramazanin-ilk-iftarini-sehit-aileleri-ve-gazilerle-yapti-614692</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Feb 2026 08:09:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[Belediye Başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[ftarını]]></category>
		<category><![CDATA[gaziler]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[keçiören]]></category>
		<category><![CDATA[lk]]></category>
		<category><![CDATA[özarslan]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[şehit]]></category>
		<category><![CDATA[Şehit Aileleri]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[vatan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614692</guid>

					<description><![CDATA[<p>Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan ve eşi Filiz Özarslan, ramazanın ilk iftarında Mevlana Kültür Merkezi’nde şehit aileleri, gaziler, muhtarlar, Türkiye Gaziler ve Şehit Aileleri Vakfı ile Emniyet Teşkilatı Vazife Malulü ve Şehit Aileleri Vakfı (EMŞAV) üyelerini ağırladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-ozarslan-ramazanin-ilk-iftarini-sehit-aileleri-ve-gazilerle-yapti-614692">Başkan Özarslan, Ramazan&#8217;ın İlk İftarını Şehit Aileleri ve Gazilerle Yaptı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan ve eşi Filiz Özarslan, ramazanın ilk iftarında Mevlana Kültür Merkezi’nde şehit aileleri, gaziler, muhtarlar, Türkiye Gaziler ve Şehit Aileleri Vakfı ile Emniyet Teşkilatı Vazife Malulü ve Şehit Aileleri Vakfı (EMŞAV) üyelerini ağırladı.</p>
<p>Programa Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan ve eşi Filiz Özarslan’ın yanı sıra; Keçiören Kaymakamı Dr. Mehmet Akçay, AK Parti Keçiören İlçe Başkanı Ömer Faruk İslam, Türkiye Gaziler ve Şehit Aileleri Vakfı Genel Başkanı Gazi Lokman Aylar,  Emniyet Teşkilatı Vazife Malulü ve Şehit Aileleri Vakfı Genel Sekreteri Yavuz Arslanca, Keçiören İlçe Emniyet Müdürü Selçuk Arslan, Kırıkkaleli Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Cemal Sertkaya, Keçiören Muhtarlar Derneği Başkanı Muhammet Ekrem Kılıç, belediye başkan yardımcıları, meclis üyeleri, birim müdürleri, muhtarlar, şehit aileleri ve gaziler katıldı.</p>
<p><b>“İlk orucu sizlerle açmaktan onur ve gurur duyuyorum”</b></p>
<p><b>Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan, </b>katılımcılara hitaben yaptığı konuşmada<b> </b>ramazan ayının ilk gününde şehit aileleri, gaziler ve muhtarlarla oruç açmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek şunları söyledi: “Ailemizin baş tacı, gönüllerimizin baş tacı dediğimiz sizlerle orucumu açmaktan onur ve gurur duyuyorum. Biz bir şeyin yolcusuyuz. O yolculuğun adı hak yolculuğudur. Elhamdülillah, ‘halka hizmet, Hakk’a hizmettir’ anlayışıyla devam ediyoruz. Biz öyle bir ulu milletiz ki, bu millet olma özelliğimiz ırki olarak üstünlükten değil, Rasulullah (s.a.s.) Efendimizin senelerdir sancaktarlığını yaptığımız içindir. Biz yüce Türk milletinin evlatları olarak hep mazlumun yanında olmuşuzdur. Şehitlerimiz, gazilerimiz bizim başımızın tacıdır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ümüzün ve onun mübarek silah arkadaşlarının bize eşsiz olarak bıraktığı Cumhuriyet’imizin koruyucusu sizlersiniz. Biz gerisini tanımıyoruz. Bundan sonra da başımızın üstünde yer alacaksınız.”</p>
<p><b>“Keçiören’in hizmetkârıyız”</b></p>
<p>Şehit ailelerine ve gazilere seslenen <b>Başkan Özarslan</b>, “Ülkemiz zor dönemlerden geçiyor.” diyerek şu mesajları verdi: “Tarih, coğrafya değişmeye başlamış. Coğrafyada hareketlilikler var. Etrafımızı düşmanlar sarmış. Hariciye meseleleri kol gezerken, Hakkâri’sinin, Diyarbakır’ının, Erzurum’unun, Sivas’ının, Kars’ının, Muğla’sının, İstanbul’unun, Konya’sının Antalya’sının insanı yekvücut olmalı. Bu noktada Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Bilge Lider Devlet Bahçeli’nin başlatmış olduğu bu milli mücadelede yanlarında durmamız gerekiyor. Sizin incineceğiniz hiçbir nokta yoktur. O terörist başına, başkanımın dediği gibi, hâlâ terörist başı deriz. Ama o Doğu Anadolu’da, Güneydoğu Anadolu’daki ve şu an her zaman içimizde yaşayan Kürt kardeşlerimiz de, Lazlar da, Çerkezler de bu toplumun gerçek insanlarıdır. Hiç kimsenin kimseden üstünlüğü yoktur, hemşerilerim. Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de Hucurat Suresi 13. ayette der ki, ‘biz insanları kavim kavim yarattık ki birbirlerini iyi tanısınlar, bilsinler. Ne Arap’ın Acem’e, ne Acem’in Arap’a üstünlüğü vardır. Üstünlük ancak ve ancak takvadadır.’ buyuruyor Cenab-ı Hak. Onun için biz de bu yolda olmalıyız. Milliyetçiliğimiz, vatan-millet sevgimiz tabii ki her zaman ilelebet payidar kalacaktır. Bu işimiz vatan, bayrak, Misak-ı Milli sınırlarımızdır.<b> </b>Bu kardeşiniz de Keçiören’de, halkın başına baş olmaya değil, hizmetkâr olmaya geldi ve öyle devam edecektir. Ramazan-ı şerifleriniz mübarek olsun. Ne mutlu Türk’üm diyene.”</p>
<p><b>“Bayrak, vatan, özgürlük bizim için çok önemli”</b></p>
<p><b>Keçiören Kaymakamı Dr. Mehmet Akçay</b> ise şehit aileleri ve gazilere hitaben yaptığı konuşmada duygularını şu sözlerle ifade etti: “Biz, bu memlekete kolayca kavuşmadık. Binlerce şehidimizin sayesinde, sizlerin de çoluğu çocuğu, şehitleri sayesinde, vücudunu siper eden gazilerimiz sayesinde bu vatanda hür ve bağımsız olarak yaşamaya devam ediyoruz. Bayrak bizim için çok önemli. Vatan bizim için çok önemli. Özgürlük bizim için çok önemli. Bu uğurda çok fedakârlıklar verildi. Şehitleri olan bir mesleğin mensubuyum. Beraber çalıştığımız arkadaşlarla emniyet teşkilatımız olsun, jandarma teşkilatı olsun, gururumuz Türk Silahlı Kuvvetleri olsun, şehit arkadaşları olan bir insanım. Hem sizleri görüyoruz hem de onlar da bizimle birlikte. Tabii ki çok zor bir durum; Allah sabır versin. Tüm şehitlerimize Allah rahmet eylesin. Başta Cumhuriyet’imizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, ebediyete irtihal eden tüm gazilerimize Allah rahmet eylesin. Yaşayan gazilerimize de Allah sağlık ve selamet versin.”</p>
<p><b>“Üzerinde yürüdüğümüz toprağı vatan yapan şehitlerdir”</b></p>
<p><b>AK Parti Keçiören İlçe Başkanı Ömer Faruk İslam</b> da şehit aileleri ve gazilerle bir arada olmaktan duyduğu mutluluğu dile getirerek şöyle konuştu: “Üzerinde yürüdüğümüz toprağı vatan yapan şehitlerdir. Bu vatanı yaşanılabilir kılan, anlamlı hale getiren işte o şehit anasının duası, şehit babasının gözyaşıdır. Bizim adımız Ömer ise, kâğıda yazdığımız harflerin dışında Ömer’i Ömer yapan da bu ananın, babanın duasıdır. Bizleri bir araya getiren, bu toplantıya vesile olan kıymetli Belediye Başkanımız Mesut Özarslan’a huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Şehit ve gazi aileleri için nasıl kapıları yıprattığına, nasıl dolaştığına, kapı kapı gezip de bizleri sahaya indirdiğine şahit olduğum Lokman Aylar Başkan’ımıza da teşekkür ediyorum. Allah hepinizden razı olsun.”</p>
<p><b>“Şehitlerimiz bu milletin evladıdır”</b></p>
<p><b>Türkiye Gaziler ve Şehit Aileleri Vakfı Genel Başkanı Sayın Lokman Aylar </b>ise Başkan Mesut Özarslan’ın şehit ailelerine ve gazilere her zaman kapısını açtığını hatırlatarak şu mesajları paylaştı: “Kimimiz bu cennet vatan, ay yıldızlı bayrağımız ve ezanlarımız için bacağını, kimimiz gözünü, kimimiz geleceğini verdi. Bugün burada, bu vatan için bedel ödemiş kahraman gazilerimiz ve şehitlerimizin kıymetli aileleriyle bir arada bulunmanın onurunu yaşıyoruz. Elleri öpülesi şehit annelerim, şehit babalarım; evlat acısını teselli edecek hiçbir söz yoktur. Allah hiçbir anne babaya evlat acısı yaşatmasın. Şehitlerimiz artık sadece sizlerin değil, bu milletin de evladıdır. Geride bıraktıkları emanetler hepimize emanettir. İnşallah bu emanetlere hep birlikte sahip çıkacağız. Bizleri bir araya getiren Sayın Belediye Başkanımız Mesut Özarslan’a teşekkür ediyorum. Şehit ve gazilerimize her daim gönlünü ve kapısını açtı, bizi yalnız bırakmadı. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Ne mutlu Türk’üm diyene.”</p>
<p><b>“Bu vatan şehitlerimizin emanetidir”</b></p>
<p><b>Emniyet Teşkilatı Vazife Malulü ve Şehit Aileleri Vakfı Genel Sekreteri Yavuz Arslanca</b> da “Bizler biliyoruz ki bu vatan, aziz şehitlerimizin emanetidir. Onların kıymetli hatırası önünde saygıyla eğiliyor, emanetleri olan ailelerinin her zaman yanında olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz. Ramazan ayı; vefanın, paylaşmanın ve birlik olmanın en güçlü şekilde hissedildiği mübarek bir zaman dilimidir. Bu anlamlı buluşmada bir araya gelmemize vesile olan başta Sayın Belediye Başkanımız ve Sayın Kaymakamımız olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyor, ruhları şad, mekânları cennet olsun diyorum.” diye konuştu.</p>
<p><b>“Sizler bu milletin baş tacısınız”</b></p>
<p><b>Keçiören Muhtarlar Derneği Başkanı Muhammet Ekrem Kılıç,</b> iftar buluşması için Başkan Özarslan’a teşekkürlerini ileterek: “Bizleri aynı sofrada buluşturan Belediye Başkanımıza gönülden teşekkür ediyorum. Aynı sofrayı paylaşmak, aynı duaya âmin demek bizleri birbirimize daha da yakınlaştırmakta, birlik ve beraberliğimizi güçlendirmektedir. Şehitlerimizin bizlere emaneti olan kıymetli ailelerimiz, sizler bu milletin baş tacısınız. Sizlerin yanında olmak bizler için bir görev değil, bir vefa borcudur.” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-ozarslan-ramazanin-ilk-iftarini-sehit-aileleri-ve-gazilerle-yapti-614692">Başkan Özarslan, Ramazan&#8217;ın İlk İftarını Şehit Aileleri ve Gazilerle Yaptı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İftarda hızlı ve aşırı yemek metabolizmayı zorluyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/iftarda-hizli-ve-asiri-yemek-metabolizmayi-zorluyor-614072</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Feb 2026 09:59:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[ftarda]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı]]></category>
		<category><![CDATA[iftar]]></category>
		<category><![CDATA[metabolizmayı]]></category>
		<category><![CDATA[mide]]></category>
		<category><![CDATA[sindirim]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tatlı]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<category><![CDATA[zorluyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614072</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Görevlisi Kübra Şahin, Ramazan’da beslenme konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iftarda-hizli-ve-asiri-yemek-metabolizmayi-zorluyor-614072">İftarda hızlı ve aşırı yemek metabolizmayı zorluyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Görevlisi Kübra Şahin,<strong> </strong>Ramazan’da beslenme konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>İftarda hızlı ve aşırı yemek tokluk mekanizmasını bozuyor</strong></p>
<p>Ramazan ayında uzun süreli açlığın ardından iftarda hızlı ve aşırı yemek yemenin sindirim sistemi başta olmak üzere metabolik dengeyi olumsuz etkilediğini kaydeden Öğr. Gör. Kübra Şahin, “Aşırı yemek yemenin kalp ve dolaşım sistemi üzerinde de etkileri bulunmaktadır. Sindirim için mide ve bağırsaklara yönelen kan akışı, kalbin yükünü artırabilmektedir. Özellikle yaşlı bireyler ve kronik hastalığı olanlarda çarpıntı ve halsizlik gibi şikâyetler daha sık ortaya çıkabilmektedir. Ayrıca hızlı yemek tokluk mekanizmasını bozmaktadır. Beynin ‘doydum’ sinyalini geç algılaması, farkında olmadan fazla enerji alımına neden olmaktadır.” dedi.</p>
<p><strong>Mide hacmi ani şekilde genişliyor ve hazımsızlığa yol açıyor</strong></p>
<p>Gün boyu boş kalan mideye kısa sürede büyük porsiyonlarda besin alınmasının, mide hacminin ani şekilde genişlemesine neden olduğunu da söyleyen Beslenme Uzm. Kübra Şahin, “Bu durum şişkinlik, mide ağrısı, hazımsızlık ve reflü şikayetlerini beraberinde getirmektedir. Hızlı yemek, yeterli çiğnemenin önüne geçtiği için sindirim sürecini daha da zorlaştırmaktadır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Reaktif hipoglisemi görülebiliyor</strong></p>
<p>Uzun açlık sonrası özellikle karbonhidrat ağırlıklı ve hızlı tüketilen öğünlerin kan şekerinin ani yükselmesine yol açtığını da ifade eden Şahin, “Buna bağlı olarak insülin salınımı artar ve kısa süre sonra halsizlik, baş dönmesi ve uyku haliyle kendini gösteren reaktif hipoglisemi görülebilmektedir. Bu dalgalanmaların uzun vadede insülin direnci ve kilo artışı riskini artırmaktadır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>İftara çorbayla başlayın!</strong></p>
<p>Uzun süren açlığın ardından iftara çorba, hurma ya da suyla başlanmasının hem doygunluk hissinin sağlanması hem de sindirim problemlerinin önlenmesi açısından etkili olduğunu belirten Şahin, “İftara su veya çorba ile başlanması, mide hacminin yavaş yavaş genişlemesini sağlayarak şişkinlik, mide ağrısı ve hazımsızlık riskini azaltıyor. Sıvı içeriği yüksek bu besinler, mide asidinin daha dengeli salınmasına katkı sağlıyor. Hurma ise içerdiği doğal şekerler sayesinde kan şekerinin kontrollü bir şekilde yükselmesine yardımcı oluyor. Aynı zamanda lif içeriğiyle bağırsak hareketlerini uyararak sindirimi destekliyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>İftarda hemen tatlı yemeyin!</strong></p>
<p>Hızlı ve arka arkaya tüketilen ağır öğünlerin, mide ve kan şekeri üzerinde olumsuz etkiler oluşturabildiğini anlatan Öğr. Gör. Kübra Şahin, şöyle devam etti:</p>
<p>“Ana yemek sonrası mide besinlerin sindirim açısından yoğun şekilde çalışmaya başlıyor. Bu aşamada hemen tatlı tüketilmesi, mideye ek bir sindirim yükü bindirerek şişkinlik, hazımsızlık ve reflü şikâyetlerini artırabiliyor. Özellikle şerbetli ve yağlı tatlılar mide boşalmasını geciktirerek sindirim sürecini zorlaştırıyor. Ayrıca kan şekerinde ani yükselmelere neden olabiliyor. Bu durum, kısa süre sonra halsizlik ve uyku haliyle kendini gösteren kan şekeri dalgalanmalarına yol açabiliyor. Ana yemekten sonra en az 1–2 saat beklenmesini ve tatlı tercihlerinde sütlü veya meyve bazlı seçeneklere yönelinmesi hem sindirim sistemini rahatlatır hem de kilo kontrolünü sağlar.”</p>
<p><strong>Çorbadan sonra 15-20 dakika ara verin </strong></p>
<p>Gün boyu süren açlığın ardından iftara ağır ve büyük porsiyonlarla başlanmasının, mide hacminin ani şekilde genişlemesine neden olduğunu hatırlatan Öğr. Gör. Kübra Şahin, “Bu durum şişkinlik ve mide rahatsızlıklarını artırıyor. İftara çorba, su veya hurma gibi hafif besinlerle başlanması ve 15-20 dakika kısa bir ara verilmesi sonrası az yağlı / ızgara et yemeği, kurubaklagil, sebze yemeği, salata, ayran, cacık gibi yemeklerle devam edilmesi hem doygunluk hissinin sağlanması hem de sindirim problemlerinin önlenmesi açısından etkili olacaktır.” dedi.</p>
<p><strong>İftarda yavaş yiyin</strong></p>
<p>Yeterince çiğnenmeden tüketilen besinlerin sindirim yükünü artırırken, tokluk hissinin geç algılanmasına yol açtığını kaydeden Şahin, “Bu nedenle yavaş yemek ve porsiyon kontrolü yapılması önemlidir. İftarda aşırı yağlı, kızartılmış ve baharatlı besinlerin tercih edilmesi reflü riskini artırabiliyor. O nedenle haşlama, fırın veya ızgara yöntemleriyle hazırlanmış yemekleri tercih etmeliler. Tatlı tüketiminin ise ana yemekten hemen sonra değil, 1-2 saat geçtikten sonra tüketilmesi gerekir.  Sıvı tüketimi de iftar sonrası halsizlik ve şişkinliği etkileyen faktörler arasındadır. Yemek sırasında aşırı sıvı tüketiminin mideyi gereğinden fazla doldurduğu, bunun yerine sıvının iftar ile sahur arasına yayılması gerekmektedir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Çayı iftardan 2 saat sonra için</strong></p>
<p>Vücudun ihtiyacı olan suyun; metabolik su, günlük içtiğimiz sıvılar (çay, kahve, taze sıkılmış meyve suları, ayran, komposto suyu vb.) ve yediğimiz yiyeceklerle sağlandığını anlatan Öğr. Gör. Kübra Şahin, “İftar ve sahur arasında sıvı gereksinimini karşılamak için ortalama 2–2,5 litre su tüketilmelidir ve bunun zaman dilimine yayılması önerilmektedir. Gazlı içecekler, aşırı kafeinli içecekler ve şekerli içeceklerin ise iftar sonrası dönemde mide şikâyetlerini artırabileceği için bu tür içecekler yerine su, ayran veya şekersiz bitki çayları tercih edilmelidir. Yemekten hemen sonra çay ve kahve tüketilmesi önerilmemektedir. Bu içeceklerde bulunan bazı bileşenler, demirin emilimini azaltmaktadır. Bu nedenle çay ve kahvenin, yemekten en az iki saat sonra tüketilmesi daha uygundur.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Ana yemekten 1–2 saat sonra hafif bir ara öğün yapın</strong></p>
<p>Ara öğün planlamasının da iftar sonrası denge açısından önemli olduğunu dile getiren Öğr. Gör. Kübra Şahin, “Ana yemekten yaklaşık 1–2 saat sonra yapılacak hafif bir ara öğün, kan şekeri dengesini korumaya yardımcı oluyor. Bu ara öğünlerde süt ve yoğurt gibi protein içeren besinler, meyve ve bir miktar kuruyemiş, şerbetli ve ağır tatlılar yerine sütlü veya meyve bazlı tatlılar gibi sağlıklı seçenekler tercih edilmelidir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iftarda-hizli-ve-asiri-yemek-metabolizmayi-zorluyor-614072">İftarda hızlı ve aşırı yemek metabolizmayı zorluyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anne Şehir&#8217;den Ramazan öncesi altın tavsiyeler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/anne-sehirden-ramazan-oncesi-altin-tavsiyeler-613854</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Feb 2026 12:53:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[diyetisyen]]></category>
		<category><![CDATA[öncesi]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[seren]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tatlı]]></category>
		<category><![CDATA[tavsiyeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613854</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi bünyesinde hizmet veren Anne Şehir Merkezleri, Ramazan öncesi vatandaşlara sağlıklı beslenme konusunda önemli uyarılarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/anne-sehirden-ramazan-oncesi-altin-tavsiyeler-613854">Anne Şehir&#8217;den Ramazan öncesi altın tavsiyeler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi bünyesinde hizmet veren Anne Şehir Merkezleri, Ramazan öncesi vatandaşlara sağlıklı beslenme konusunda önemli uyarılarda bulundu. Diyetisyen Seren Avcı Tatlısevim, uzun süren açlık döneminde vücudu korumanın yolunun dengeli planlamadan geçtiğini söyleyerek, bu dönemde vatandaşlara sağlıklı beslenmenin önemli püf noktalarını anlattı.</p>
<p><b>“SAHURU ATLAMAK KAS KAYBINA NEDEN OLABİLİR”</b></p>
<p>Ramazan’da yaklaşık 12-13 saatlik açlık süresine dikkat çeken Diyetisyen Seren, sahurun atlanmaması gerektiğini vurgulayarak, “Sahur yapmazsak kalori açığı oluşur ve kilo verebiliriz. Ancak burada hedef sadece kilo vermek değil, sağlıklı ve yağdan kilo vermek. Çünkü sahuru atlamak kas kaybına neden olabilir” dedi. Sahurda özellikle protein ağırlıklı kahvaltı öneren Tatlısevim, “Yumurta, peynir, süt ve kefir gibi tok tutan besinler ön plana çıkmalı. Reçel, bal, pekmez ve turşu gibi kan şekerini hızlı yükselten gıdalardan uzak durulmalı ve beyaz ekmek yerine tam tahıllı ürünlerin tercih edilmeli” dedi.</p>
<p><b>İFTARDA 10-15 DAKİKALIK MOLA ÖNEMLİ</b></p>
<p>İftarı suyla açmanın en doğru başlangıç olduğuna vurgu yapan Diyetisyen Seren, ardından hurma veya zeytin gibi hafif iftariyelikler ve çorbanın geldiğini söyledi. Çorbadan sonra verilecek 10-15 dakikalık aranın önemli olduğuna dikkat çeken Seren, “Uzun süren açlıktan sonra mideyi birden yüklememek gerekiyor. Çorbadan sonra verilen kısa mola sindirimi rahatlatıyor. Bu sürede namaz kılmak ya da sofrayı toparlamak gibi küçük molalar vermek, sağlıklı bir geçiş sağlıyor. Ana menüde ise kızartma yerine haşlama, ızgara veya fırın yemekleri tüketilebilir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>“HAFTADA BİR KEZ SÜTLÜ TATLI TÜKETİLEBİLİR”</b></p>
<p>Haftada bir kez bir porsiyon sütlü tatlı tüketilebileceğini belirten Seren, şerbetli tatlılardan uzak durulmasını öneriyor. Ayrıca tatlı yaparken kişi sayısına göre porsiyon ayarlamanın önemine dikkat çeken Seren, “4 kişilik bir aileyseniz, 4 porsiyonluk tatlı yapın. Ertesi güne kalırsa iki gün üst üste tatlı tüketilmiş oluyor” dedi.</p>
<p><b>HALSİZLİK VE BAŞ AĞRISI ÖNLENEBİLİR</b></p>
<p>Ramazan’da en sık şikâyet edilen konuların başında halsizlik ve baş ağrısı geliyor. Diyetisyen Tatlısevim bunun en önemli nedenlerinden başında yetersiz su tüketimi olduğunu belirtip, “İftar ile yatış saati arasında en az 1,5 litre su tüketilmeli. Sahurda da içilen suyla birlikte günlük ihtiyaç tamamlanabilir. Çay ve kahve suyun yerini tutmaz. Her içilen kahve için ekstra su tüketmek gerekir. Günlük 4-5 bardak açık çay ve 2 fincan kahve sınırı aşılmamalı” uyarasında bulundu.</p>
<p><b>RAMAZAN SADECE AÇ KALMAK DEĞİL</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı çatısı altında hizmet veren Anne Şehir Merkezleri, Ramazan’ın yalnızca aç kalmak değil, bedeni koruma ve bilinçli beslenme süreci olduğunu hatırlatıyor. Bu konuya da değinen Diyetisyen Tatlısevim, “Ramazan ayı sadece aç kalmak ya da sadece o belirli süre aç kalıp, sonrasında canımızın istediği her şeyi yemek değil. Burada asıl önemli olan bedenimizin ihtiyaçlarına iyi kulak verebilmek, sağlığımızı bu noktada korumak ve geliştirmektir. Herkese hayırlı bir Ramazan diliyor, bedenlerinin sağlığını ihmal etmemelerini öneriyorum” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/anne-sehirden-ramazan-oncesi-altin-tavsiyeler-613854">Anne Şehir&#8217;den Ramazan öncesi altın tavsiyeler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dijital Dünyada Omurga Sağlığı İçin 7 Öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dijital-dunyada-omurga-sagligi-icin-7-oneri-613319</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Feb 2026 07:43:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[boyun]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[dünyada]]></category>
		<category><![CDATA[ekran]]></category>
		<category><![CDATA[Ekran Kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[omurga]]></category>
		<category><![CDATA[Omurga Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613319</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dijital teknolojiler günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası olarak hayatın her alanında yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijital-dunyada-omurga-sagligi-icin-7-oneri-613319">Dijital Dünyada Omurga Sağlığı İçin 7 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dijital teknolojiler günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası olarak hayatın her alanında yer alıyor. Ancak ekran karşısında geçirilen sürenin artması ve bilinçsiz kullanım; omurga sağlığı başta olmak üzere kas-iskelet sistemi ve ruhsal denge üzerinde olumsuz etkilere yol açabiliyor. Uzun süre ekran başında kalmak boyun, omuz ve bel ağrılarıyla birlikte duruş bozukluklarına, uyku kalitesinde azalmaya ve dikkat süresinde kısalmaya neden olabiliyor. Bu nedenle dijital kullanımın omurga sağlığı üzerindeki etkilerini değerlendirmek büyük önem taşıyor. Memorial Göztepe Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Doç. Dr. İlknur Topal Yarat, dijital ekran kullanımının omurga sağlığına etkileri ve alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Dijital teknolojiler omurga sağlığını nasıl etkiliyor?</strong></p>
<p>İnsan vücudu uzun süreler boyunca sabit bir pozisyonda kalmak üzere tasarlanmamıştır. Bu nedenle hareketsiz yaşam biçimi, zamanla yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik stresin de artmasına yol açar. Ekran karşısında uzun süre hareketsiz kalmak; omurganın doğal eğriliklerinin bozulmasına, kas grupları arasında dengesizliklerin gelişmesine ve eklemlere binen yükün artmasına neden olur. </p>
<p><strong>Bel ve sırt ağrıları, duruş bozuklukları kaçınılmaz </strong></p>
<p>Özellikle başın öne eğik pozisyonda kalması, boyun omurlarına normalin çok üzerinde baskı uygulanmasına yol açar. Bu durum zamanla boyun, bel ve sırt ağrıları, postür (duruş) bozuklukları ve kas spazmları ile kendini gösterebilir. Ayrıca çene sıkma, gerilim tipi baş ağrıları, omuz ve üst sırt bölgesinde sertlik sık görülen şikayetler arasındadır. Uzun süreli ekran kullanımı uyku kalitesinde azalma, dikkat ve konsantrasyon süresinde kısalma gibi bilişsel sorunlara da zemin hazırlayabilir. Tüm bu fiziksel etkiler, beraberinde huzursuzluk, yorgunluk ve ruhsal dengesizlik belirtilerini de getirebilir.</p>
<p><strong>Her yaşta omurga sağlığı için risk oluşturuyor</strong></p>
<p>Uzun süreli ve kontrolsüz dijital ekran kullanımı, her yaş grubunda omurga sağlığı açısından önemli riskler barındırır. Özellikle çocukluk döneminde artan ekran süresi; boyun eğriliği ve skolyoz gelişimine zemin hazırlayabilir. Sağlıklı bir omurga gelişimi için çocuklarda günlük ekran süresinin ideal olarak 1-2 saati aşmaması önerilir. Yetişkinlerde uzun süreli masa başı ve ekran kullanımı postür bozukluklarına, boyun ve bel problemlerine neden olabilir. Omuz, dirsek ve el bileği ağrıları sık görülen şikayetler arasındadır ve zamanla kronik kas-iskelet sorunlarına dönüşebilir. </p>
<p>Daha ileri yaşlarda ekran karşısında geçirilen sürenin artması, hareketsizlikle birlikte kas kütlesinde azalmaya (sarkopeni) ve omurga problemlerinin belirginleşmesine yol açabilir. Bu durum yaşam kalitesini düşürürken, düşme riski, bağımlılık davranışları ve erken ölüm riskinde artışla da ilişkilendirilmektedir. Yaş grubu ne olursa olsun, aşırı dijital ekran kullanımı; dikkat, hafıza ve bilişsel işlevlerde bozulma ile birlikte ruhsal sağlığı olumsuz etkileyerek bağımlılık riskini artırabilir.</p>
<p><strong>Bilinçli dijital kullanım omurga sağlığını destekler</strong></p>
<p>Dijital dünyada yer almak günümüzde kaçınılmazdır. Ancak ekran kullanımını dengeli ve bilinçli şekilde yönetmek, hem fiziksel hem de ruhsal sağlığın korunmasında önemli rol oynar. Teknolojinin yaşamı yönetmesine izin vermek yerine, kullanım sınırlarını bireyin kendisinin belirlemesi gerekir. Omurga sağlığını koruyarak dijital araçları kullanmak mümkündür. Günlük hayata eklenecek birkaç küçük alışkanlık değişikliği, ekran kullanımının olumsuz etkilerini azaltabilir. Ekranların yalnızca iş ve gereklilik durumlarında kullanılması, teknolojinin bir eğlence aracı değil ihtiyaç aracı olarak görülmesi önem taşır. Çalışma sürelerinin bölünmesi, düzenli aralar verilmesi, esneme ve hafif egzersizlerin günlük rutine eklenmesi omurganın korunmasına katkı sağlar.</p>
<p><strong>Sağlıklı bir omurga için 7 pratik öneri</strong></p>
<p>Dijital ekran kullanımının omurga üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak için günlük yaşamda uygulanabilecek basit ama etkili alışkanlıklar büyük önem taşır. Bu öneriler, hem masa başı çalışanlar hem de uzun süre ekran karşısında vakit geçiren bireyler için yol gösterici olabilir:</p>
<ol>
<li>Her 30 dakikada bir 5 dakika mola verin. Kısa molalar kasların gevşemesine ve omurganın rahatlamasına yardımcı olur.</li>
<li>Her 60 dakikada ayağa kalkın ve yürüyün. Kan dolaşımını artırarak kas-iskelet sisteminin yükünü azaltır.</li>
<li>Boyun, omuz, bel ve el bileklerini düzenli olarak esnetin. Esneme hareketleri kas sertliğini ve spazm riskini azaltır.</li>
<li>Ekranı göz hizasında konumlandırın. Başın sürekli aşağıda veya yukarıda kalması boyun omurlarına aşırı yük bindirir.</li>
<li>Sandalye yüksekliği ile kol ve bilek pozisyonunu ergonomik hale getirin. Eklemlere binen yükü azaltarak uzun vadeli ağrıların önüne geçer.</li>
<li>Basit nefes egzersizleri uygulayın. Nefes egzersizleri hem fiziksel rahatlama sağlar hem de zihinsel stresi azaltır.</li>
<li>Haftada en az 3 gün düzenli egzersiz yapın. Düzenli fiziksel aktivite omurga sağlığını destekler ve kas gücünü artırır.</li>
</ol>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijital-dunyada-omurga-sagligi-icin-7-oneri-613319">Dijital Dünyada Omurga Sağlığı İçin 7 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şehitlerin isimleri Keçiören&#8217;deki Kütüphane ve Gün Evinde yaşayacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sehitlerin-isimleri-keciorendeki-kutuphane-ve-gun-evinde-yasayacak-613271</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Feb 2026 15:38:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Açılış]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[deki]]></category>
		<category><![CDATA[evinde]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[halk]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[isimleri]]></category>
		<category><![CDATA[keçiören]]></category>
		<category><![CDATA[kütüphane]]></category>
		<category><![CDATA[onur]]></category>
		<category><![CDATA[özarslan]]></category>
		<category><![CDATA[parti]]></category>
		<category><![CDATA[şehit]]></category>
		<category><![CDATA[şehitlerin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613271</guid>

					<description><![CDATA[<p>Keçiören Belediyesi tarafından inşa edilen Şehit Demet Sezen Halk Kütüphanesi ile Şehit Gülşah Güler Gün Evi, Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan’ın katıldığı törenle hizmete açıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sehitlerin-isimleri-keciorendeki-kutuphane-ve-gun-evinde-yasayacak-613271">Şehitlerin isimleri Keçiören&#8217;deki Kütüphane ve Gün Evinde yaşayacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Keçiören Belediyesi tarafından inşa edilen Şehit Demet Sezen Halk Kütüphanesi ile Şehit Gülşah Güler Gün Evi, <b>Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan</b>’ın katıldığı törenle hizmete açıldı. Keçiören Kamil Ocak Mahallesi’nde bulunan Ebulfez Elçibey Parkı içerisindeki tesislerin açılışına ilçe sakinleri yoğun ilgi gösterdi.</p>
<p>Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda şehitler için Kur’an-ı Kerim tilaveti yapıldı. Programa; Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan’ın yanı sıra Türkiye Gaziler ve Şehit Aileleri Vakfı Genel Başkanı Gazi Lokman Aylar, Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği Genel Başkanı Cahit Koca ve eşi Meral Koca, Keçiören Şube Başkanı Emine Keskin Aras, Emniyet Teşkilatı Vazife Malulü ve Şehit Aileleri Vakfı Genel Sekreteri Yavuz Arslanca, Demokrat Parti Ankara İl Başkanı Ali İhsan Aşur, Demokrat Parti Keçiören İlçe Başkanı Ahmet Kaya, Anahtar Parti Keçiören ilçe yönetimi, Ankara Pazarcılar Odası Başkanı Recep Ayhan, Kars Dernekler Federasyonu Başkanı Nuri Deniz, Elazığ Harput Kültür Derneği Başkanı Süleyman Kürklüoğlu, Keçiören Muhtarlar Derneği Başkanı Muhammet Ekrem Kılıç, Kamil Ocak Mahalle Muhtarı Kemal Kuşdoğan, ASİDEF yöneticileri, Bolulu Dernekler Federasyonu, Ankara Bolulu Dernekleri ve Batı Karadeniz Platformu üyeleri, belediye meclis üyeleri, mahalle muhtarları, Şehit Gülşah Güler’in annesi Emine Güler ile babası Hüseyin Güler ve çok sayıda vatandaş katıldı. Şehit Demet Sezen’in ailesi ise Ankara dışında olmaları nedeniyle açılış törenine katılamadı.</p>
<p><b>“Halka hizmet, Hakk’a hizmettir şiarıyla hizmet ediyoruz”</b></p>
<p><b>Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan</b>, açılışta şehit ailelerine ve katılımcılara seslenerek, şunları söyledi: “Bugün burada onur ve gururla hem kütüphanemizin hem de Kadınlar Gün Evi’mizin açılışında hep beraber bulunuyoruz. Şükürler olsun ki Keçiören’imizde böylesine ‘halka hizmet, Hakk’a hizmettir’ şiarıyla oluşturduğumuz tesislere, şehitlerimizin isimlerini koymuş bulunmanın onur ve gururunu hep birlikte yaşıyoruz. Bundan sonra da yaşamaya devam edeceğiz. Çünkü bizler söz verdik; ilçemizde kimse yatağa aç girmeyecek, yaşlısına ve engellisine sahip çıkılacak, kadınlarımıza da her zaman değer verilecektir. Bugün Kamil Ocak Mahallesi sakinlerinin rahatça kullanacağı Kadınlar Gün Evi’nin açılışını gerçekleştiriyoruz. Ayrıca öğrencilerimize sahip çıkarak, gelecek nesillere düzgün bir vatan coğrafyası oluşturmak için kütüphanemizi açıyoruz. Geldiğimiz günden bugüne kadar verdiğimiz sözleri tek tek yerine getirmeye başladık ve devam ediyoruz.”</p>
<p><b>“Mazbatayı aldığım gün parti rozetini çıkarttım, Türkiye Cumhuriyeti rozeti taktım”</b></p>
<p>Herkese eşit hizmet anlayışıyla çalışmalarına devam ettiğini vurgulayan <b>Başkan</b> <b>Özarslan,</b> konuşmasını şöyle sürdürdü: “Buradan tekrar söylemek istiyorum; bizler sizlerin başına baş olmaya değil, hizmetkâr olmaya geldik. Biz kimseyi ayırt etmedik, etmeyeceğiz. Mazbatayı aldığım gün parti rozetini çıkarttım, Türkiye Cumhuriyeti rozeti taktım ve hizmetime devam ettim. Cumhuriyet Halk Partili kardeşlerimin de hakkı, hukuku üzerimde. Onları mahcup etmeyeceğim. Belki kendi partilerinin kendilerine vermediği ehemmiyeti daha insani yönüyle, daha hizmetkâr yönüyle bu kardeşiniz verecek. Buradan söz veriyorum; biz kimseyi ayırt etmedik, etmeyeceğiz. Biz toplumun her kesimiyle beraber olacağız ve herkese hizmet edeceğiz.</p>
<p>Bu millet bu günlere kolay gelmedi. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emanet ettiği siz yiğit insanlara hizmet etmek bizim görevimiz. Bizler Tanrı Dağı kadar Türk, Hira Dağı kadar Müslüman Türk milletiyiz ve öyle de olmaya devam edeceğiz. Dava insanlık davasıdır. Atalarımızın bize bıraktığı nizam-ı âlem, Î’lâ-yı kelimetullah davasını devam ettireceğiz. Kimse de bunun önünde duramayacaktır. Biz toplumun her kesimiyle beraber olacağız, onlara hizmetkâr kalacağız. Asla ve katiyen parti ayrımı yapmadan halkımıza hizmet edeceğiz. Partizanlık yapanlar, halkın içerisinde kibirle bakanlar utansın kendi halkından. Kötü söz sahibi olanlar utansın kendinden. Bizler halkın hizmetkârı olmaya ve onların emrinde olmaya devam edeceğiz. Bu topraklar şehitlerimizin ve gazilerimizin kanlarıyla vatan olmuştur. Onlar sayesinde şanlı Türk bayrağımız dalgalanıyor. Onları doğuran analara ne mutlu, kendilerine ne mutlu; cennettedirler ve Peygamber Efendimize komşu, firdevs makamındadırlar. Elhamdülillah bize de şehitlerimizin isimlerini halka hizmet birimlerinde yaşatmak nasip oldu. Buradan söz veriyorum; sizlerin hizmetkârı olmaya devam edeceğim ve sizi mahcup etmeyeceğim. Ne mutlu Türk’üm diyene.”</p>
<p><b>“Hep içimde bir sesleniş vardı, dün bu müjdeyi aldık”</b></p>
<p>Törende yaptığı konuşmada Başkan Özarslan’a teşekkür eden <b>Şehit Gülşah Güler’in babası Hüseyin Güler</b>, kızının adının yaşatılmasının kendileri için büyük bir onur olduğunu şu sözlerle ifade etti: “Kıymetli Başkanım, böyle bir şeyi düşünmeniz bizi çok onurlandırdı. İnanın iki, üç aydır hep içimde bir sesleniş vardı: ‘Acaba kızımın adı da Ankara’da bir yere verilir mi?’ diye. Biz dün bu müjdeyi aldık. İçimizdeki duayı Cenab-ı Allah sizlere muhakkak bildirmiştir. Onun için emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.”</p>
<p><b>“Bu ülke şehitlerimizin ve gazilerimizin kanlarıyla vatan olmuştur”</b></p>
<p><b>Türkiye Gaziler ve Şehit Aileleri Vakfı Genel Başkanı Lokman Aylar,</b> şehitlerin emanetlerinin yaşatılmasının önemine vurgu yaparak şöyle konuştu: “Açılışını yapacağımız bu güzel kütüphane için kıymetli başkanımıza ve emeği geçen herkese sonsuz teşekkür ediyorum. Şehit annesi ve babası olmanın ne kadar zor olduğunu biliyoruz; bu ülke şehitlerimizin ve gazilerimizin kanlarıyla vatan olmuştur. Al Sancaklı bayrağımızın dalgalanması, bu yiğitlere borçludur. O kahramanlara ve onları doğuran analara selam olsun. Bir kez daha Sayın Başkana ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Ne mutlu Türk’üm diyene.”</p>
<p><b>“Şehit ve gazi ailelerimize vermiş olduğunuz desteklerden dolayı Allah razı olsun”</b></p>
<p><b>Emniyet Teşkilatı Vazife Malulü ve Şehit Aileleri Vakfı Genel Sekreteri Yavuz Arslanca</b> yaptığı konuşmada duygularını şu sözlerle ifade etti: “Bugüne kadar yapmış olduğunuz hizmetlerden dolayı, şehit ve gazi ailelerimize vermiş olduğunuz desteklerden dolayı Allah razı olsun Sayın Başkanım. Böyle güzel bir günde, böyle güzel bir kütüphaneyi şehitlerimizin ismiyle şereflendirdiğiniz için Allah razı olsun.”</p>
<p><b>“Şehitlerimizin adını yaşatabilmek çok büyük bir onurdur”</b></p>
<p>Şehitlerin adının yaşatılmasının kendileri için büyük bir onur olduğunu belirten <b>Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği Genel Başkanı Cahit Koca </b>ise<b>, </b>“Bir emekli asker olarak şehit kardeşimizin adının burada yaşatılmasından son derece mutluluk duydum. İnce düşünceleri için Keçiören Belediyesi’ne, çalışanlarına ve Sayın Başkanıma sonsuz teşekkürler ediyorum. Şehitlerimizin adını yaşatabilmek bizler adına da çok büyük bir onurdur.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>“Kütüphanemize ve gün evimize mutlaka sahip çıkacağız”          </b></p>
<p>Kütüphane ve gün evinin mahalle için önemine değinen <b>Kamil Ocak Mahalle Muhtarı Kemal Kuşdoğan, </b>hizmetlerinden dolayı Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan’a teşekkür ederek “Mahallemiz, kütüphanemize ve gün evimize mutlaka sahip çıkacak ve layıkıyla kullanacaktır. Kütüphanemizin ismini aziz şehitlerimizle taçlandırdığı için ayrıca teşekkür ederim.” dedi.</p>
<p><b>Başkan Özarslan, Atatürk portresi hediye etti</b></p>
<p>Program kapsamında Başkan Özarslan tarafından Şehit Gülşah Güler’in annesi Emine Güler ile babası Hüseyin Güler’e plaket ve Atatürk portresi takdim edildi. Kurdele kesimiyle Şehit Demet Sezen Halk Kütüphanesi ve Şehit Gülşah Güler Gün Evi resmen hizmete açıldı. Açılış sonrası Başkan Özarslan ve beraberindeki davetliler, tesislerde incelemelerde bulundu.</p>
<p><b>Hain darbe girişiminde şehit oldular</b></p>
<p><b>Şehit Gülşah Güler,</b> 24 yaşında komiser yardımcısı olarak görev yapıyordu. Resim öğretmenliği ve Polis Akademisi eğitimini birlikte tamamlayan Güler, görevinin 10’uncu ayında, 15 Temmuz hain darbe girişimi sırasında Gölbaşı Özel Harekat Daire Başkanlığı’na düzenlenen bombalı saldırıda şehit düştü. <b>Şehit Demet Sezen</b> ise 31 yaşında özel harekât polisi olarak görev yapıyordu. 15 Temmuz gecesi Gölbaşı Özel Harekât Daire Başkanlığı’na yönelik saldırıda şehit düşen Sezen, 3 yaşındaki oğlunu babasına emanet ederek göreve gitmişti.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sehitlerin-isimleri-keciorendeki-kutuphane-ve-gun-evinde-yasayacak-613271">Şehitlerin isimleri Keçiören&#8217;deki Kütüphane ve Gün Evinde yaşayacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kardeş kıskançlığı doğal bir süreç!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kardes-kiskancligi-dogal-bir-surec-613098</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Feb 2026 10:08:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğa]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[doğal]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveyn]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[kardeş]]></category>
		<category><![CDATA[Kardeş Kıskançlığı]]></category>
		<category><![CDATA[kıskançlığı]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[süreç]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613098</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk – Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Lale Allahyarova, kardeş kıskançlığı ve bu süreçte ebeveynlerin dikkat etmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kardes-kiskancligi-dogal-bir-surec-613098">Kardeş kıskançlığı doğal bir süreç!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk – Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Lale Allahyarova, kardeş kıskançlığı ve bu süreçte ebeveynlerin dikkat etmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Kıskançlık çevresel faktörlerle, çocuğun kendisiyle, mizacıyla ya da yaş aralığıyla ilgili olabilir! </strong></p>
<p>Kardeş kıskançlığının, neredeyse her görüşmede ailelerle gündeme alınan bir konu olduğunu ifade eden Dr. Lale Allahyarova, “Çünkü psikiyatrik bir rahatsızlık olmasa bile, farklı belirtilerle neredeyse her ailede görülebilecek bir durum.” dedi.</p>
<p>Kardeş kıskançlığını hayatın doğal akışında olması gereken bir süreç olarak tanımlayan Dr. Allahyarova, “Kardeşi doğana kadar ebeveynin sevgisini ve ilgisini tek başına alan çocuk, bunu birisiyle paylaşmak durumunda kalır. Çocuklar her zaman aynı tepkiyi vermez; kardeş geldiğinde ne tepki vereceğini belirleyen birçok faktör vardır. Bu faktörler çevresel olabilir, çocuğun kendisiyle, mizacıyla ya da yaş aralığıyla ilgili olabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>1,5–3,5 yaş aralığındaki çocuklarda kardeş kıskançlığı daha sık görülüyor! </strong></p>
<p>Özellikle 1,5–3,5 yaş aralığındaki bir çocuğun, kardeşi doğduktan sonra kardeş kıskançlığı hissetme ihtimalinin daha yüksek olduğuna dikkat çeken Dr. Lale Allahyarova, “Bunun öncelikli sebebi, çocuklarda kalıcı hafızanın iki yaştan sonra oluşmaya başlamasıdır. Kardeşi olan bir çocuk, kendisine hiç bakım verilmemiş ve yeni doğan çocuğa hep bakım veriliyormuş gibi bir algıya sahip olabilir.” dedi.</p>
<p>Bu yaş aralığındaki bir çocuğun hâlâ ebeveynine bağımlı bir ilişki sürdürdüğünü ve ilgi, güvenlik, beslenme gibi ihtiyaçlarının ebeveyn tarafından karşılanmasına muhtaç olduğunu hatırlatan Dr. Allahyarova sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Bu ihtiyaçları daha fazla gereksinimi olan bir bebekle paylaşmak çocuk için zorlayıcıdır. Altı yaş ve üzeri yaş farkının olması da kardeş kıskançlığı için bir risk faktörüdür. Uzun zamandır tek başına sevgi ve ilgi alan bir çocuk, bunu uzun bir aradan sonra biriyle paylaşmakta zorlanabilir. Kardeş kıskançlığının daha az yoğun görülebileceği yaş aralığı ise iki kardeş arasındaki 4–5 yaş farkıdır. Ancak bu kesin bir belirteç değildir; ebeveyn tutumu ve çocuğun mizacı gibi birçok faktör süreci etkiler.”</p>
<p><strong>Kardeş kıskançlığı doğal bir durum; önemli olan sağlıklı yönetilmesi! </strong></p>
<p>Kardeş kıskançlığı yaşayan çocukların tepkilerinin farklı olabileceğini dile getiren Dr. Lale Allahyarova, “Bazı çocuklar kardeşini görmezden gelerek, sanki yokmuş gibi davranabilir. Bu, hiçbir tepki olmadığı anlamına gelmez; duygularını ifade edemeyen bir çocukla karşı karşıya olabiliriz.” dedi.</p>
<p>Bazı çocukların kardeşine fiziksel şiddet uygulayarak, bazılarının ise ‘keşke gelmeseydin’ ya da ‘keşke kardeşim olmasaydı’ gibi sözlerle duygularını ifade edebildiklerine işaret eden Dr. Allahyarova, “Bu süreci yönetmek oldukça önemlidir. Kardeş doğmadan önce ve sonrasında ebeveynlerin dikkat etmesi gereken noktalar vardır. Kardeş kıskançlığı doğal bir durumdur; ancak çocuğun bu duyguyu sağlıklı bir şekilde işleyebilmeyi öğrenmesi gerekir. Aksi halde benzer rekabet durumlarını okulda ya da ileriki yaşamında da yaşayabilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Kıskançlığı yönetme sürecinde gerçekçi olunması gerekir!</strong></p>
<p>“Kardeş doğmadan önce, tek çocukken çocuğu aşırı şımartmamak ve her istediğini yerine getirmemek önemlidir.” uyarısını yapan Dr. Allahyarova, gebelik planı varsa ya da gebelik mevcutsa, çocuğa bu durum hakkında bilgi verilmesinin ve çocuğu hazırlamanın önemli olduğunu aktardı.</p>
<p>Bu süreçte gerçekçi olunması gerektiğine vurgu yapan Dr. Allahyarova, şunları söyledi:</p>
<p>“Çocuğa, ‘sana bir oyun arkadaşı gelecek, birlikte oynayacaksınız’ gibi ifadeler yerine, ‘sen küçükken seni böyle besliyorduk, bezliyorduk; o da öyle olacak’ gibi somut ve gerçekçi açıklamalar yapılmalı. Kardeş doğduktan sonra büyük çocuğu kıskançlıkla etiketlemek doğru değildir. Çocuk ‘keşke olmasaydı’ ya da ‘nefret ediyorum’ dediğinde ayıplamak ya da suçlamak yerine dinlemek, anlamak ve ‘bazen ben de yoruluyorum, bazen ben de sinirleniyorum; bu sevmiyoruz anlamına gelmez’ mesajını vermek gerekir. Çocuğa, aynı kişiye karşı hem sevgi hem kızgınlık hissedilebileceği anlatılmalı.</p>
<p>Kıyaslamaktan kaçınmak çok önemli. ‘Sen büyüksün’ ya da ‘sen küçüksün’ gibi ifadelerle sorumluluk yüklemek doğru değil. Ebeveynler bile bu süreci yönetmekte zorlanırken, çocuğun bunu tek başına yönetmesini beklemek gerçekçi olmaz.”</p>
<p><strong>Dengeyi korumak önemli! </strong></p>
<p>Çocuklar arasında kavga olduğunda ebeveynin cezalandırıcı ya da taraf tutan bir rolde olmaması gerektiğini kaydeden Dr. Lale Allahyarova, “Taraf tutmadan, ‘bu konuda anlaşmalısınız; ya birlikte oynayacaksınız ya da sırayla oynayacaksınız’ gibi yönlendirmeler yapılabilir. Gerekirse her iki çocuğa da eşit şekilde sınır konulabilir. Burada önemli olan dengeyi korumaktır.” dedi.</p>
<p>Bazen tüm doğru tutumlara rağmen sürecin zor ilerleyebileceğini de dile getiren Dr. Allahyarova, “Ebeveynler her şeyi doğru yapsa da her zaman istenen sonuç alınmayabilir. Ancak destek almak mümkündür. Kardeş kıskançlığı yaşayan bir çocuk için destek gerekip gerekmediği bazı durumlara bağlıdır. Çocuk duygularını bastırıyorsa ya da kardeş doğumundan sonra gerileme (regresyon) gösteriyorsa destek almak önemlidir. Örneğin tuvalet eğitimini tamamlamış bir çocuk altına kaçırmaya başlayabilir, tekrar bezlenmek isteyebilir, kendi başına yemek yemeyi bırakabilir ya da emzik isteyebilir. Bu durumlar çocuğun daha fazla ilgi alabilmek için geliştirdiği bir baş etme mekanizmasıdır. Aynı şekilde kardeşe yönelik şiddet davranışları da profesyonel destek gerektirebilir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Amaç kıskançlığı bitirmek değil, çocuğa rekabetle sağlıklı baş etmeyi öğretmek! </strong></p>
<p>Bu süreçte ebeveynin küçük çocuğu büyükten koruyan ya da büyük çocuğu dışlayan bir tutum sergilememesi gerektiğinin altını çizen Dr. Lale Allahyarova, “Çocukların ilişkisi ebeveyn gözetiminde sürdürülmeli; ancak büyük çocuğa da sorumluluk verilerek ailenin bir parçası olduğu hissettirilmelidir. Örneğin bebeğin bezini getirmesini istemek ya da beslenme sırasında küçük görevler vermek bu açıdan faydalı olabilir.” dedi.</p>
<p>Psikiyatrik destek sürecinde ebeveyn tutumları üzerine çalışıldığı ve çocuk için oyun terapisi önerilebildiği bilgisini paylaşan Dr. Allahyarova, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Oyun, çocuğun dilidir. Çocuk ifade edemediği duyguları oyun aracılığıyla yansıtır. Bastırılan duyguların oyunda ortaya çıkması ve kabul görmesi, çocuğun gerçek hayatta da bu duygularla daha sağlıklı baş etmesini sağlar.</p>
<p>Burada amaç kardeş kıskançlığını tamamen ortadan kaldırmak değildir. Rekabet her zaman olacaktır. Önemli olan, bu rekabeti baş edilebilir düzeyde tutmak ve çocuğa ileriki yaşamında karşılaşacağı rekabet durumlarıyla baş etmeyi öğretmektir. Evdeki kardeşle yaşanan rekabet, aslında çocuğu hayata hazırlayan bir deneyimdir.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kardes-kiskancligi-dogal-bir-surec-613098">Kardeş kıskançlığı doğal bir süreç!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Seray Şahiner, son romanını doğduğu şehir Bursa&#8217;da anlattı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/seray-sahiner-son-romanini-dogdugu-sehir-bursada-anlatti-612779</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Feb 2026 09:03:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[bursa]]></category>
		<category><![CDATA[doğduğu]]></category>
		<category><![CDATA[mizah]]></category>
		<category><![CDATA[romanını]]></category>
		<category><![CDATA[şahiner]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[seray]]></category>
		<category><![CDATA[son]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=612779</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği Koza Buluşmaları’nın konuğu olan ödüllü yazar Seray Şahiner, son romanı “Vatan Millet Samatya”nın arka planını okurlarıyla paylaştı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/seray-sahiner-son-romanini-dogdugu-sehir-bursada-anlatti-612779">Seray Şahiner, son romanını doğduğu şehir Bursa&#8217;da anlattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği Koza Buluşmaları’nın konuğu olan ödüllü yazar Seray Şahiner, son romanı “Vatan Millet Samatya”nın arka planını okurlarıyla paylaştı. Göç, medya ve aile kavramlarının ele alındığı söyleşide Şahiner, mizahın hem bir silah hem de ateşkes olduğunu söyledi.</b></p>
<p>Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen Koza Buluşmaları, edebiyat dünyasının önemli isimlerini okurlarla buluşturmaya devam ediyor. Koza Kütüphane’de gerçekleşen ve Hakan Akdoğan’ın moderatörlüğünü üstlendiği söyleşinin bu ayki konuğu çağdaş Türk edebiyatının sevilen kalemlerinden Seray Şahiner oldu. “Suskunluğun Aile Albümü: Vatan Millet Samatya” başlıklı etkinlikte Şahiner, edebiyata bakış açısını, yazarlık serüvenini ve son romanının ortaya çıkış hikayesini anlattı. Söyleşiyi, Nilüfer Belediye Meclis Üyesi Furkan Yavuz ve çok sayıda edebiyatsever ilgiyle takip etti.</p>
<p><b>“KARAKTERİN YOLCULUĞU BAŞLADIĞI YERE DÖNER”</b></p>
<p>Konuşmasına Bursa ile olan kişisel bağına değinerek başlayan Seray Şahiner, 41 yıl önce Zübeyde Hanım Doğumevi’nde dünyaya geldiğini hatırlattı. Doğduğu kente bir yazar olarak gelmekten mutluluk duyduğunu belirten Şahiner, çocukluğuna dair bir anısını şu sözlerle paylaştı:</p>
<p>“Karakterin yolculuğu hep başladığı yere döner. Dönerken de bir şeyler öğrenmiş oluyor. Annem yıllarca bana doğduğum hastanenin ilk çocuğu olduğumu, ayak izimin alınıp duvara asıldığını anlattı. Hatta ‘Bu insanlık için küçük, dünya için büyük bir adım’ denildiğine inandırdı. 13 yaşında bunun, çocuğun kendini önemsemesi için yapılmış bir şaka olduğunu öğrendim. Ancak o yaşa kadar bu his bana iyi gelmişti.”</p>
<p>Son kitabı Vatan Millet Samatya üzerinden Türkiye’nin yakın tarihine, göç olgusuna ve değişen toplumsal yapıya değinen Şahiner, romanın 1970’lerden 1993’e uzanan bir İstanbul anlatısı olduğunu ifade etti. Şahiner, kitaptaki karakterlerin yaratım sürecinde dönemin siyasi atmosferinden ve medyasından beslendiğini vurguladı.</p>
<p><b>“MİZAH HEM SİLAH HEM ATEŞKES”</b></p>
<p>Yazım dilindeki mizah unsurlarına da değinen Şahiner, mizahı zorluklarla baş etmede bir savunma mekanizması olarak gördüğünü belirtti. Mutsuzluk propagandasının çok hızlı yayıldığına dikkat çeken Şahiner, “Mizah hem silah hem ateşkes. Kriz anlarında gülmek zorunda kalıyoruz. Çok neşeli olduğumuz için değil, bazen öfkeli olduğumuz için bunu yapıyoruz. O biat edilmiş kasvet hali insanı içten içe örseliyor” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Gazetecilik geçmişinin romanlarındaki diyalog yapısını güçlendirdiğini belirten Şahiner, insanların doğal konuşma ritmini yakalamak için yaptığı gözlemleri aktardı. Röportajlarında insanların nerede duraksadığını, nerede bağlaç kullandığını analiz ettiğini söyleyen yazar, “Karakter benden ne kadar uzaksa, o kadar iyi bir yazara dönüşüyorum. Onları konuştururken bildiklerimi sadece benim bilmem, karakterlere büyük laflar ettirmemem gerekiyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Söyleşinin sonunda katılımcıların sorularını da yanıtlayan Seray Şahiner’e, Nilüfer Belediye Meclis Üyesi Furkan Yavuz günün anısına hediye verdi. Yazar Şahiner, okurları için kitaplarını da imzaladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/seray-sahiner-son-romanini-dogdugu-sehir-bursada-anlatti-612779">Seray Şahiner, son romanını doğduğu şehir Bursa&#8217;da anlattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Boyunda kesi yapılmadan lazer ve robot destekli tedavi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/boyunda-kesi-yapilmadan-lazer-ve-robot-destekli-tedavi-612288</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Feb 2026 08:09:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[boyun]]></category>
		<category><![CDATA[boyunda]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[destekli]]></category>
		<category><![CDATA[gırtlak]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[kanserler]]></category>
		<category><![CDATA[kesi]]></category>
		<category><![CDATA[lazer]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[robot]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yapılmadan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=612288</guid>

					<description><![CDATA[<p>Baş ve boyun kanserleri, dünya genelinde giderek artan önemli bir halk sağlığı sorunu olarak öne çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/boyunda-kesi-yapilmadan-lazer-ve-robot-destekli-tedavi-612288">Boyunda kesi yapılmadan lazer ve robot destekli tedavi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Baş ve boyun kanserleri, dünya genelinde giderek artan önemli bir halk sağlığı sorunu olarak öne çıkıyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre; dünyada her yıl yaklaşık 650 bin yeni baş ve boyun kanseri vakası görülüyor ve yaklaşık 330 bin kişi bu kanserler nedeniyle yaşamını yitiriyor.   Türkiye’de ayrıntılı veriler sınırlı olmakla birlikte, baş ve boyun kanserlerinin en sık rastlanan tiplerinden biri olan gırtlak (larinks) kanseri için yılda 4 binin üzerinde vaka bildirildiğini açıklayan bazı ulusal ve uluslararası veri tabanları mevcut. <strong>Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları</strong> <strong>Uzmanı Prof. Dr. Bülent Evren Erkul</strong>, tüm kanser türlerinde olduğu gibi baş ve boyun kanserlerinde de erken tanının yaşamsal önem taşıdığını belirterek, “Erken evrede yakalandığında, baş ve boyun kanserlerinin tedavisinde başarı oranı yüzde 90’lara kadar çıkabilmektedir. Ayrıca, hastaların konuşma, yutma ve nefes alma gibi hayati fonksiyonları korunabilmektedir. Ancak hastalar, özellikle ses kısıklığı veya ağız içindeki yaralar gibi belirtilerin “grip ve benzeri enfeksiyonlardan” kaynaklandığını düşünerek, hekime oldukça geç başvurmakta,  bu durum da tedaviyi zorlaştırmaktadır” diyor. </p>
<p><strong>Erkeklerde gırtlak, kadınlarda tiroit kanseri daha yaygın! </strong></p>
<p>Baş ve boyun kanserleri;  bu bölgelerde yer alan farklı organ ve dokulardan gelişebilen birçok kanser türünü kapsayan genel bir tanım.  Sıklıkla daha genç yaşlarda görülen tiroit kanseri ayrı tutulduğunda, baş ve boyun kanserleri genellikle çevresel faktörlerin tetiklemesi ve özellikle sigara ile alkol kullanımının belirgin rolü nedeniyle ileri yaşlarda daha sık görülüyor. Ülkemizde baş ve boyun kanserleri arasında erkeklerde gırtlak (larinks) kanserine,  kadınlarda ise tiroit kanserine daha yaygın rastlanıyor. </p>
<p><strong>Bu yakınmalar 2 haftadan uzun sürdüyse, dikkat! </strong></p>
<p>Baş ve boyun kanserlerinde erken tanıya yönelik bir tarama prosedürü olmadığını ifade eden Prof. Dr. Bülent Evren Erkul<strong>,</strong> bu nedenle baş ve boyun bölgesinde ortaya çıkan şikayetlerin ihmal edilmemesi gerektiği uyarısında bulunuyor. Belirtilerin tümörün yerleştiği yere göre farklılık gösterebildiğini söyleyen Prof. Dr. Bülent Evren Erkul, dikkat edilmesi gereken sinyalleri şöyle özetliyor: “En sık karşılaşılan gırtlak ve ağız içi (dil, ağız tabanı, damak, diş eti, yanak) kanserlerinde ses kısıklığı ile ağız içinde geçmeyen yaralar görülmektedir. Daha nadir olarak görülen burun içindeki tümörlerde; burun kanamaları, burun tıkanıklığı, yüz ve ağızda ağrı ile yaralar ortaya çıkabilmektedir. Bunlara ek olarak baş ve boyun bölgesinde şişlik ile kitleler de gelişebilmektedir.&#8221; Prof. Dr. Evren Erkul, bu şikayetlerin 2 haftadan uzun sürmesi durumunda mutlaka bir hekime başvurulması gerektiğinin altını çiziyor.</p>
<p><strong>En önemli risk faktörü sigara! </strong></p>
<p>Tütün ürünleri ile alkol kullanımı, baş ve boyun kanserlerinin en önemli sebeplerini oluşturuyor. Prof. Dr. Bülent Evren Erkul, kanser tanısı alan hastaların yaklaşık 90’ından fazlasında sigara kullanımının etkili olduğunu vurgulayarak,  şu bilgileri paylaşıyor: “Sigara; özellikle gırtlak, ağız içi, geniz, yutak ve yemek borusunun giriş bölümündeki tümörler için önemli bir risk faktörüdür. Sigara ve alkolün beraber kullanılması durumunda bu risk 1.5-2 kat artmaktadır. Dolayısıyla, baş ve boyun kanserleri riskini azaltmak için tütün ürünlerinden uzak durmak son derece önemlidir.” </p>
<p><strong>Human Papilloma Virüsü’ne dikkat! </strong></p>
<p>Çevresel faktörler (Hava kirliliği, mesleksel toksik maddelere kronik maruziyet), kötü ağız hijyeni, eski diş tedavilerinde kullanılan ve kanserojen içerikli materyaller, kronik yaralar ile sağlıksız beslenme alışkanlıkları da baş ve boyun kanserleri riskini artıran önemli faktörler arasında yer alıyor. Bunların yanı sıra genetik yatkınlık ve sonradan gelişen bazı genetik bozukluklar  da etkili olabiliyor. Ayrıca yapılan çalışmalar, son yıllarda HPV (Human Papilloma Virüsü) enfeksiyonlarının özellikle dil kökü ve bademcik kanserlerinde önemli bir etken olduğunu ortaya koyuyor. Bunların yanı sıra Epstein Barr Virüsü’ne bağlı geniz kanserleri de görülebiliyor. </p>
<p><strong>Lazer ve robot destekli cerrahi ön plana çıkıyor</strong></p>
<p>Baş ve boyun kanserlerinde cerrahi tedavi önemli bir yer tutarken, bazı durumlarda kemoterapi, radyoterapi ve immünoterapi yöntemleriyle kombine edilmiş tedaviler uygulanıyor. Prof. Dr. Bülent Evren Erkul, baş ve boyun kanserlerinin tedavisinde lazer yöntemi ve robot destekli cerrahinin son yıllarda giderek daha yaygın kullanıldığını belirterek,  “Bu ileri teknolojik yöntemler komplikasyon riskini azaltırken, kesilerin küçük olmaları sayesinde hastaların daha kısa süreli yatışla taburcu olabilmelerini sağlamaktadır” diye konuşuyor. Prof. Dr. Bülent Evren Erkul,<strong> </strong>gırtlak bölgesindeki tümörlerde<strong> </strong>lazer yönteminin; özellikle dil kökü ile gırtlağın üst kısmında yer alan tümörlerde ise robot destekli cerrahinin öne çıktığını ifade ediyor. </p>
<p><strong>Ağız içinden giriliyor, boyunda kesi yapılmıyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Bülent Evren Erkul, bazı gırtlak ve yutak kanserlerinde, tümörün yerleşim yerinin uygun olması halinde lazerle cerrahinin boyunda herhangi bir kesi yapılmadan, ağız içinden girilerek gerçekleştirildiğini söylüyor. Özellikle Human Papilloma Virüsü’ne bağlı gelişen küçük boyutlu dil kökü ve bademcik tümörlerinin de robot yardımlı cerrahiyle, kesi yapılmaksızın, ağız içinden çıkarılabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Evren Erkul, sözlerini şöyle tamamlıyor: “Ayrıca, komplikasyonları azaltan ve tedavinin başarısını artıran navigasyon yardımlı endoskopik sinüs tümör cerrahileri ve sinir monitorizasyonu eşliğinde gerçekleştirilen cerrahiler, özellikle tükürük bezi ile tiroit tümörlerinde artık çok daha sık kullanılmaktadır.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/boyunda-kesi-yapilmadan-lazer-ve-robot-destekli-tedavi-612288">Boyunda kesi yapılmadan lazer ve robot destekli tedavi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sigarayı bırakmada içsel motivasyon önemli bir adım!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sigarayi-birakmada-icsel-motivasyon-onemli-bir-adim-611857</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Feb 2026 12:03:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Adım]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[bırakma]]></category>
		<category><![CDATA[bırakmada]]></category>
		<category><![CDATA[çetin]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[içsel]]></category>
		<category><![CDATA[motivasyon]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[sigarayı]]></category>
		<category><![CDATA[süreci]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611857</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, 9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü kapsamında sigarayı bırakma sürecindeki engeller hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sigarayi-birakmada-icsel-motivasyon-onemli-bir-adim-611857">Sigarayı bırakmada içsel motivasyon önemli bir adım!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, 9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü kapsamında sigarayı bırakma sürecindeki engeller hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Sigara, duygusal düzenleme aracı haline gelmiş olabilir!</strong></p>
<p>Sigarayı bırakmak isteyen bireylerde en sık karşılaşılan motivasyon engelleri hakkında açıklama yapan Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Nikotinin yarattığı fiziksel bağımlılık, stresle baş etme becerilerinin sigaraya bağlanmış olması, daha önceki başarısız bırakma denemelerinin yarattığı özgüven kaybı ve ‘bırakırsam hayatımdan bir şey eksilecek’ düşüncesi engel olarak öne çıkar.” dedi.</p>
<p>Pek çok kişinin sigarayı yalnızca bir madde değil, günlük hayatı düzenleyen bir destek mekanizması olarak algıladığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Çetin, “Bu algı bırakma kararını psikolojik olarak zorlaştırır. ‘İstiyorum ama bırakamıyorum’ diyen kişilerde genellikle güçlü bir bağımlılık, yüksek kaygı ve yetersizlik duygusu ön plandadır; kişi denemek ister ama başarısızlıktan korkar. ‘İstesem bırakırım ama istemiyorum’ diyenlerde ise çoğu zaman savunma mekanizmaları devrededir; kişi bağımlılığını kabul etmek yerine kontrol algısını korumaya çalışır. Her iki durumda da ortak nokta, sigaranın kişinin duygusal düzenleme aracı haline gelmiş olmasıdır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Sigarayı kendi isteğiyle bırakmak, dış baskıyla bırakmaya göre daha kalıcı!</strong></p>
<p>Nikotinin beyinde dopamin salınımını artırarak sigaranın hızlı ve güçlü bir ödül olarak kodlanmasına neden olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Zamanla beyin, rahatlama, keyif ve stres azalmasını sigarayla eşleştirir.” dedi.</p>
<p>Bu kodlamanın; sigaranın sağladığı geçici rahatlamanın fark edilmesi, alternatif ödül ve rahatlama yollarının geliştirilmesi ve nikotin yoksunluğunun uygun tedaviyle yönetilmesiyle kırılabileceğine işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Çetin, “Beyin yeni alışkanlıklar öğrenebilir; önemli olan ona doğru alternatifleri sunmaktır. Sigarayı kendi isteğiyle bırakmak, dış baskıyla bırakmaya göre çok daha kalıcıdır çünkü davranış değişikliği içsel motivasyonla desteklenir. Kendi kararını veren birey, zorluklarla karşılaştığında sorumluluğu dış faktörlere değil kendine bağlar ve süreci daha sürdürülebilir şekilde yönetir. Zorla ya da sadece çevre baskısıyla bırakılan sigarada nüks riski belirgin olarak daha yüksektir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Kişiye özel motivasyon kaynakları bırakma sürecini daha güçlü hale getirebilir! </strong></p>
<p>Sağlık motivasyonunun önemli olmakla birlikte tek başına her birey için yeterli olmadığına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Özellikle gençlerde ve uzun süredir sigara içenlerde sağlık riskleri soyut ve uzak algılanabilir. Estetik kaygılar, maddi kazanç, çocuklara iyi bir rol model olma, özgürlük hissi ve performans artışı gibi kişiye özel motivasyon kaynakları bırakma sürecini çok daha güçlü hale getirebilir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Eski ritüellerin yerine yenileri konmalı!</strong></p>
<p>Sigara içme ritüellerinin, nikotinden bağımsız olarak güçlü koşullanmalara yol açtığına ve bırakma motivasyonunu sabote ettiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Kahveyle, stresle ya da molalarla eşleşmiş sigara davranışı otomatikleşir. Bu ritüellerin yerine kısa yürüyüşler, nefes egzersizleri, şekersiz sakız, su içme ya da zihni meşgul eden küçük alışkanlıklar koymak, beynin eski eşleşmeleri çözmesine yardımcı olur.” dedi.</p>
<p><strong>Bağımlılığa karşı atılabilecek en güçlü adım vazgeçmemek! </strong></p>
<p>‘Bir tane içsem bir şey olmaz’ düşüncesinin, bağımlılığın en sık kullandığı bilişsel tuzaklardan biri olduğunun altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Çetin, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Beyin, kontrolün geri kazanıldığı yanılgısını yaratır ancak tek bir sigara, bağımlılık devresini yeniden aktive eder ve çoğu zaman eski kullanım düzeyine hızlı bir dönüşe yol açar. Bu düşünce masum görünse de nükslerin en yaygın nedenlerinden biridir.</p>
<p>Sigarayı bırakmayı defalarca deneyip başaramamış kişilere şunu söylemek isterim: Bu bir irade zayıflığı değil, tedavi edilmesi gereken bir bağımlılıktır. Her başarısız deneme, aslında bir öğrenme sürecidir ve doğru yöntem, doğru destek ve doğru zamanla başarı mümkündür. Vazgeçmemek, bağımlılığa karşı atılabilecek en güçlü adımdır.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sigarayi-birakmada-icsel-motivasyon-onemli-bir-adim-611857">Sigarayı bırakmada içsel motivasyon önemli bir adım!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Psikolojik danışman, mali müşavir gibi zorunlu hale geldi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/psikolojik-danisman-mali-musavir-gibi-zorunlu-hale-geldi-611854</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Feb 2026 12:02:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artık]]></category>
		<category><![CDATA[bağ]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[danışman]]></category>
		<category><![CDATA[değişim]]></category>
		<category><![CDATA[geldi]]></category>
		<category><![CDATA[hale]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kişinin]]></category>
		<category><![CDATA[mali]]></category>
		<category><![CDATA[müşavir]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[Seans]]></category>
		<category><![CDATA[sürecin]]></category>
		<category><![CDATA[terapi]]></category>
		<category><![CDATA[zorunlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611854</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, terapi sürecine dair her şey konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikolojik-danisman-mali-musavir-gibi-zorunlu-hale-geldi-611854">Psikolojik danışman, mali müşavir gibi zorunlu hale geldi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, terapi sürecine dair her şey konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Terapiste olan ihtiyaç gerçek mi, yapay mı?</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, modern çağda terapinin yalnızca bir tedavi değil, bir yaşam gereksinimi hâline geldiğini belirterek, “Geçenlerde bir anne anlatıyordu; çocuğu terapiste gidiyormuş. ‘Anne, sen de çocukken gittin mi terapiye?’ diye sormuş. Anne de ‘Hayır, hiç gitmedim, ihtiyaç da hissetmedim’ demiş. Bu diyalog günümüzün gerçeğini gösteriyor. Şimdi ergenler bile terapi ihtiyacı hissediyor. Peki bu ihtiyaç gerçek mi, yoksa yapay mı? Tartışmalı bir konu. Modernizm, insanın stres yönetimini zayıflattı. İnsan artık problemlerini çözmekte zorlanıyor, duygusal baskı altında hissediyor. Böyle durumlarda terapi bir zorunluluk hâline geliyor.” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, günümüzde terapiye olan ihtiyacın artışını değerlendirerek, “Modern insan artık yalnız, beklentilerini yönetemiyor, ilişkiler yüzeyselleşti. Bu da terapiste yönelimi artırdı. Artık bir mali müşavir, hukuk danışmanı gibi ‘psikolojik danışman’ sahibi olmak modern yaşamın bir gerekliliği hâline geldi.” diye konuştu.</p>
<p>Modern yaşamın insanın stres eşiğini zorladığını ifade eden Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:</p>
<p>“İlk çağlarda bir insan aslanla, kaplanla karşılaştığında nabzı yılda birkaç kez 140’a çıkardı. Bugün ise şehir trafiğinde, iş hayatında, her gün nabzı 140’a çıkan insanlar var. Stresörler arttı, beklentiler çoğaldı. İnsan artık her istediğini ihtiyaç zannediyor. Halbuki insanın ihtiyaçları sınırsız değil, istekleri sınırsız. Modern çağ, insanı bu farkı unutturdu.”</p>
<p><strong>Yalnızlık artık küresel bir tehdit hâline geldi</strong></p>
<p>Yalnızlığın artık küresel bir tehdit hâline geldiğini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, modern insanın “derin bağ” kurma kapasitesini kaybettiğini ifade etti:</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, “Birleşmiş Milletler, küresel ölçekte üç büyük sorun tanımlıyor; gelir eşitsizliği, iklim değişikliği ve yalnızlık. Yalnızlık çağın salgını hâline geldi. İnsan artık çok arkadaş sahibi ama güvenli, derin ilişkiler kuramıyor. Aile içinde bile güvenli bağ kuramayan gençler, bu ilişkiyi terapistle kurmaya çalışıyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Klasik terapi yaklaşımları yerini “pozitif psikoterapi”ye bıraktı</strong></p>
<p>Klasik terapi yaklaşımlarının artık yerini “pozitif psikoterapi”ye bıraktığını söyleyen Prof. Dr. Tarhan, “Kişi değişim ihtiyacı hissediyorsa ama bunu nasıl yapacağını bilmiyorsa, pozitif psikoterapi devreye girer. Bu yaklaşımda patolojiye değil, potansiyele odaklanırız. Kişinin güçlü karakter özelliklerini ortaya çıkarıp, zayıf yönlerini bu kaynaklarla yönetmesini öğretiriz. Bu, yara açmadan iyileştirme yaklaşımıdır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Nörobilim alanındaki gelişmelerin psikoterapiyi dönüştürdüğünü vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Beyindeki mutlulukla ilgili alanların pozitife odaklı terapilerde daha aktif olduğu görüldü. Negatife odaklı terapiler, kişiyi geçmişe hapsederken; pozitife odaklı olanlar psikolojik bağışıklığı güçlendiriyor. Bu da travmalarla baş etmede daha kalıcı sonuçlar veriyor.” dedi.</p>
<p><strong>Güven oluşmadan terapi olmaz</strong></p>
<p>Bir terapinin en temel unsurlarından birinin “terapötik ittifak” olduğunu kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Hiç kimseye anlatamadığı bir şeyi terapistine anlatacak. Eğer terapist geçmişteki danışanlarının isimlerini söylüyorsa, orada güven oluşmaz. Bu, mesleki etik sorunudur. Terapötik ittifak için güven, şeffaflık, samimiyet ve aktif dinleme şarttır. Samimi bir terapist, karşısındaki kişinin beynindeki ayna nöronları harekete geçirir. Bu nedenle güvenin oluştuğu her terapide, duygusal iyileşme çok daha hızlı gerçekleşir.” diye konuştu.</p>
<p>Ayrıca “nonverbal iletişimin” yani mimik, jest ve beden dilinin terapi sürecinde sözcükler kadar önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “İnsanlar sadece sözle değil, duyguyla iletişim kurar. Bazen bir bakış, bir mimik bin kelimeden daha etkilidir. O sıcaklık hissi, terapinin yarısını çözer.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Her terapi kişiye özel</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, terapi sürecinin kişiselleştirilmesi gerektiğini ifade ederek, “Biz genelde 10 seanslık bir hedefle başlıyoruz. Önce kişilik testleri, ilişki değerlendirme ölçekleri yapıyoruz. Kişinin iç ve dış dünyasını, söylemediklerini projektif testlerle anlamaya çalışıyoruz. Sonra hangi terapi yönteminin uygun olduğuna karar veriyoruz. Tıpkı iyi bir tamircinin çantasında her aletin bulunması gibi, terapistin de araçları farklıdır. Bazen bilişsel davranışçı terapi, bazen nörofeedback, bazen psikanaliz gerekir.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Psikiyatrist ve psikologların ekip çalışmasının önemine vurgu yapan Prof. Dr. Tarhan, “İnsanı biyopsikososyal ve spiritüel bir bütün olarak ele almak gerekir. Biyolojik altyapı bozuksa, psikolojik müdahaleler tek başına yeterli olmaz. Bu nedenle ilaç tedavisiyle birlikte terapi planı en ideal sonuçları verir. Terapide amaç sadece yarayı görmek değil, kişinin kendini yeniden inşa etmesine yardımcı olmaktır.” dedi.</p>
<p><strong>“Terapist önyargılarını vestiyere asmalı”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, terapistin kimlik rollerinden sıyrılıp, danışan karşısında yalnızca “klinis­yen” rolünde olması gerektiğini dile getirerek, “Terapide paylaşılabilecekler var, paylaşılamayacaklar var. Terapistin kişinin özeline, özrüne ve kutsalına saygı duyması gerekir. Mesela birinin kekemeliği olabilir, bu onun özrüdür. Ya da farklı bir alt kültüre mensup olabilir. Terapist bunu hissettirmemeli. Ön yargılarını vestiyere asmalı. Dışarıda anne, baba, eş, iş insanı, hatta politik kimliği olabilir ama terapide sadece klinisyen kimliğiyle bulunmalı. O role giremeyen, kategorik düşünce yapısına sahip olmayan kişi terapi yapamaz. Her vakayı ayrı değerlendirmek gerekir. Bir gün içinde on farklı vaka görebilirsiniz. Önceki vakayı rafa kaldırmadan yeni vakaya odaklanamazsınız. Bu yüzden yazılı not almak çok değerlidir. Danışan, ‘Benim anlattıklarım önemli, terapistim not alıyor’ duygusunu yaşar. O notlar sonraki seanslarda kullanıldığında güven ilişkisi güçlenir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Nasihatle terapi aynı değil</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, terapiyi nasihatten ayıran temel farkın “yapılandırılmış bir süreç” olması gerektiğini belirterek, “Bazı kişiler nasihat arıyor. Oysa terapi nasihat değildir. Terapi, kişinin ihtiyaçlarına göre yapılandırılmış bir süreçtir. Hedef belirlenir, yol haritası çizilir. Terapist, başlangıçta değerlendirme ölçekleriyle kişinin durumunu ölçer, terapi sonunda da aynı ölçeklerle değişimi gözlemler. Subjektif ve objektif veriler karşılaştırılır. Böylece terapinin somut etkisi izlenir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>İnsan akışı değiştiremiyorsa bakışı değiştirmeli</strong></p>
<p>Danışanların büyük bölümünün sorunlarını dış etkenlere bağladığını belirten Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Terapiye gelenlerin yüzde 70–80’i problemi dış nedenlere bağlıyor; eşine, topluma, ekonomiye… Oysa insan akışı değiştiremiyorsa bakışını değiştirmelidir. Kişinin psikolojik kaynakları güçlü olsa bile düşünce çarpıtmaları varsa bunları kullanamaz. Zihinsel esneklik kazandırmak terapi sürecinin önemli bir hedefidir. Biz buna ‘kognitif fleksibilite’ diyoruz. Yani sadece A planı değil, B ve C planlarını da görebilmeli insan.”</p>
<p><strong>Ego savaşları ilişkilere zarar veriyor</strong></p>
<p>Aile ve çift terapilerinde sıkça gözlenen durumun “karşı tarafın değişmesini bekleme” olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Yakın ilişkilerde taraflar genellikle birbirini değiştirmeye çalışıyor. Oysa ‘İlişkimizin geleceği için doğru olan nedir?’ sorusunu sormak gerekir. Çoğu kişi ‘Eşim düzelirse ben de düzelirim’ diyor. Her iki taraf da böyle düşününce ego savaşları başlıyor. Değişim önce kendinden başlamalı. Terapi de bu farkındalığı kazandırmakla başlar.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Değişim isteğinin terapiye başlamanın en önemli koşulu olduğunu söyleyen Prof. Dr. Tarhan, “Bir kişi sürekli eşini, patronunu, çevresini anlatıyor ama kendinden hiç bahsetmiyorsa bu kişi değişim istemiyor demektir. O yüzden terapide ilk hedef değişim motivasyonu oluşturmaktır. Terapiste gitmeyi kabul etmek bile yüzde 50 iyileşme anlamına gelir. Çünkü bu bir olgunluk göstergesidir.” dedi.</p>
<p><strong>Terapide rahatlama değil değişim hedeflenir</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, terapi sürecinde “rahatlama” yerine “değişim” hedefinin altını çizerek, “Bazıları ‘Terapiden çıktım, çok rahatladım’ diyor. Oysa terapinin amacı rahatlama değil, değişimdir. Terapi bir basamak gibidir; kişi her seansta bir adım yukarı çıkmalıdır. Amaç belirlenmeli, bağ kurulmalı ve kişiye ödevler verilmelidir. Bu, terapötik sürecin yapıtaşlarından biridir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Terapötik ilişkinin duygusal boyutuna da değinen Prof. Dr. Tarhan, “Bazı kişiler terapisti bir bağlanma nesnesi olarak görür; annesi, eşi ya da hayatındaki eksik rolün yerine koyar. Buna ‘transferans’ diyoruz. Terapist, böyle bir durumda profesyonel sınırlarını korumalı ve gerekiyorsa danışanı başka bir uzmana yönlendirmelidir. Aksi hâlde terapi bozulur.” diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, aile içi ilişkilerdeki güç savaşlarına da değinerek, “Bazı kişiler gerçekten ‘hastayı eden’ kişiler oluyor. Ama kişi izin vermezse kimse onu hasta edemez. Kontrol duygusu yüksek, empati yoksunu bireyler karşı tarafı köleleştirmeye çalışıyor. Bu sürdürülebilir değil. Evliliğin ilk dönemlerinde ‘hayır deme becerisi’ kazandırmak çok önemli. ‘Bunu senin için yapıyorum ama doğru değil’ diyebilmek, ilişkileri dengede tutar.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Terapinin nihai amacının kişinin kendine tarafsız bakabilmesi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Bir insan yaşadığı soruna tarafsız olamıyorsa çözüm üretemez. Hep kendini haklı gören kişi, kendi kör noktasını göremez. Terapide hem danışanın hem terapistin kendi ön yargılarına karşı bağımsız olması gerekir. Gerçek değişim ancak bu farkındalıkla mümkündür.” dedi.</p>
<p><strong>10 seanslık bir terapi almak kişinin kendine yatırımı</strong></p>
<p>Terapiye gitmenin bir “lüks” olarak değil, kişinin ruhsal sağlığına yaptığı orta ve uzun vadeli bir yatırım olarak görülmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Tarhan, “Tabii lüks gibi gözüküyor ama kişi böyle durumlarda kaybedeceği şeyleri düşündüğü zaman, on seanslık bir terapi almak aslında orta-uzun vadeli bir yatırımdır. Bu, ileride birçok hata yapmasını, yalnız kalmasını, depresyona girmesini önler. Her olayı bir travma olarak değil, geliştiren bir deneyim olarak görebilmek mümkündür. Hayatın olumlu ve olumsuz yönlerini birlikte görebilmeli, ama odağı olumludan yana kurabilmeliyiz.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Kişinin bunu kendi başına başaramadığı durumlarda “bir bilenden yardım almasının son derece insani ve faydalı” olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Hayat yolunda ilerlerken karşına bir engel çıktıysa ve sen aşamıyorsan, danışırsın. Bu konuda yüzlerce hasta görmüş bir uzman, ‘Bu açıdan bak, şöyle yaparsan düzelir’ diyebilir. Eskiden insanlar bu rehberliği bilge kişilerden alırdı, şimdi bunu mesleki formasyon almış terapistler yapıyor.” diye konuştu.</p>
<p>Terapi sürecinde kültürel uyumun önemine de değinen Prof. Dr. Tarhan, “Terapi eğitiminin içinde bile bu vurgulanır: Kişinin kültürünü, kimliğini ve değerlerini bilmek gerekir. Danışan kendi değerlerini anlamayan bir terapistten fayda göremez. Kültürüne uygun terapistle çalışan kişi daha hızlı yol alır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Yapay zekâ terapinin süresini kısaltacak ama yerini alamaz</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, yapay zekânın terapi sürecindeki rolünü değerlendirerek, “Yapay zekâdan faydalanılabilir. Terapiste gitmeden önce kişi yapay zekâya sorular sorabilir, düşüncelerini tartabilir. Bu, seans sayısını azaltabilir. Belki on seansta yapılacak terapi altı seansta tamamlanabilir. Ama yapay zekâ bilinçli bir varlık değildir. Onu terapist yerine koyarsanız sizi yönetir, çocuk gibi yönlendirir. O yüzden alınan bilgileri terapistle birlikte değerlendirmek gerekir.” şeklinde sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikolojik-danisman-mali-musavir-gibi-zorunlu-hale-geldi-611854">Psikolojik danışman, mali müşavir gibi zorunlu hale geldi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>11. Milli Ekonomi Modeli Kongresi Viyana’da Başlıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/11-milli-ekonomi-modeli-kongresi-viyanada-basliyor-611566</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Feb 2026 08:11:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DÜNYA]]></category>
		<category><![CDATA[11]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[başlıyor]]></category>
		<category><![CDATA[düzen]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[kongre]]></category>
		<category><![CDATA[kongresi]]></category>
		<category><![CDATA[milli]]></category>
		<category><![CDATA[modeli]]></category>
		<category><![CDATA[viyana]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611566</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prof. Dr. Haydar Baş tarafından ortaya konulan Milli Ekonomi Modeli (MEM), uluslararası akademik platformda bir kez daha kapsamlı biçimde ele alınacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/11-milli-ekonomi-modeli-kongresi-viyanada-basliyor-611566">11. Milli Ekonomi Modeli Kongresi Viyana’da Başlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>11. Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi, 7-8 Şubat tarihlerinde Avusturya’nın başkenti Viyana’da gerçekleştirilecek.</p>
<p><strong>50’yi Aşkın Akademisyen ve İktisatçı Katılacak</strong></p>
<p>İki gün sürecek kongrede, 21 ülkeden 50’yi aşkın akademisyen ve iktisatçı tebliğ sunacak.</p>
<p>Kongre kapsamında düzenlenecek 9 ayrı oturumda;</p>
<p>• Küresel ekonomik krizlerin çözüm yolları</p>
<p>• Daha adil ve barışçıl bir ekonomik düzen arayışı</p>
<p>• Milli Ekonomi Modeli’nin sunduğu tezler</p>
<p>çok yönlü biçimde değerlendirilecek.</p>
<p><strong>Uluslararası Üniversitelerden Güçlü Katkı</strong></p>
<p>Uluslararası Bağımsız Ekonomi Modeli Birliği tarafından düzenlenen kongre, önemli akademik kurumların katkısıyla hayata geçiriliyor.</p>
<p>Kongreye destek veren kurumlar arasında:</p>
<p>• Viyana Teknik Üniversitesi</p>
<p>• Viyana Bilim Kulübü</p>
<p>• Malezya Taylor Üniversitesi</p>
<p>• Bosna Hersek Zenica Üniversitesi</p>
<p>yer alıyor.</p>
<p><strong>Kapanış Konuşmasını Hüseyin Baş Yapacak</strong></p>
<p>Kongrenin kapanış konuşmasını ise Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş gerçekleştirecek.</p>
<p>Bugüne kadar düzenlenen on ayrı uluslararası kongrede dünya akademik çevrelerinde büyük ilgi gören model, sürdürülebilir büyüme ve ekonomik istikrar için güçlü bir alternatif olarak görülüyor.</p>
<p><strong>Milli Ekonomi Modeli: İnsanı Merkeze Alan Çözüm</strong></p>
<p>Prof. Dr. Haydar Baş’ın ortaya koyduğu Milli Ekonomi Modeli;</p>
<p>insanı merkeze alan yaklaşımı,</p>
<p>vatandaşın tüketim kabiliyetini artırarak üretimi tetikleyen yapısı</p>
<p>ve milli para anlayışıyla ekonomi bilimine özgün bir bakış kazandırıyor.</p>
<p>Model, aynı zamanda Bağımsız Türkiye Partisi tarafından parti programı haline getirilerek Türkiye’nin yaşadığı ekonomik krizlere yönelik somut proje ve önerilerle kamuoyuna sunuldu.</p>
<p><strong>Viyana’da Ekonominin Geleceği Tartışılacak</strong></p>
<p>7-8 Şubat tarihlerinde Viyana’da düzenlenecek bu önemli kongrede, dünyanın farklı ülkelerinden akademisyenler bir araya gelerek ekonomik krizlerin çözümüne dair yeni perspektifler ortaya koyacak.</p>
<p>11. Milli Ekonomi Modeli Kongresi, daha adil, güçlü ve sürdürülebilir bir dünya ekonomisi için önemli bir buluşma olma niteliği taşıyor.</p>
<p>Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/11-milli-ekonomi-modeli-kongresi-viyanada-basliyor-611566">11. Milli Ekonomi Modeli Kongresi Viyana’da Başlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title> Dursun Aydın Özbek: “Sponsorluk iş birliklerimiz sayesinde hem kulübümüz hem de markalar kazanıyor”</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dursun-aydin-ozbek-sponsorluk-is-birliklerimiz-sayesinde-hem-kulubumuz-hem-de-markalar-kazaniyor-2-611536</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Feb 2026 08:10:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[aydın]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[birliklerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[corendon]]></category>
		<category><![CDATA[dursun]]></category>
		<category><![CDATA[futbol]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[özbek]]></category>
		<category><![CDATA[sayesinde]]></category>
		<category><![CDATA[sponsorluk]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611536</guid>

					<description><![CDATA[<p>Brand &#038; Sports Summit 2026, “Oyunu Değiştirenler” temasıyla Kadıköy Paribu Art’ta gerçekleşti. Zirve kapsamında düzenlenen Corendon Sport Talks’un konuğu olan Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Dursun Aydın Özbek, sporda sponsorluğun stratejik rolünü anlatarak, finansal sürdürülebilirlik ve tesisleşmenin önemine değindi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dursun-aydin-ozbek-sponsorluk-is-birliklerimiz-sayesinde-hem-kulubumuz-hem-de-markalar-kazaniyor-2-611536"> Dursun Aydın Özbek: “Sponsorluk iş birliklerimiz sayesinde hem kulübümüz hem de markalar kazanıyor”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Spor ve iletişim dünyasının önde gelen profesyonellerini bir araya getiren Brand &#038; Sports Summit, 5–6 Şubat 2026 tarihlerinde Kadıköy Paribu Art’ta “Oyunu Değiştirenler” temasıyla gerçekleştirildi. Spor ve iletişim endüstrileri arasında güçlü bir köprü kuran zirve; sporda değişen yaklaşımların, yeni iş modellerinin ve ilham veren uygulamaların ele alındığı özgün bir paylaşım platformu olma özelliğini bu yıl da sürdürdü.</p>
<p>Zirvenin ana destekçileri arasında yer alan yenilikçi hava yolu markası Corendon Airlines’ın spora yaptığı katkıların önemli bir yansıması olan Corendon Sport Talks, Brand &#038; Sports Summit kapsamında gerçekleştirildi. 6 Şubat’ta Hürriyet Gazetesi Spor Müdürü Mehmet Arslan’ın moderatörlüğünde düzenlenen oturumun konuğu, Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Dursun Aydın Özbek oldu. “Sporda Sponsorluğun Stratejik Önemi” başlığıyla gerçekleşen oturumda, sponsorluk çalışmalarının kulüpler için taşıdığı kritik rol, sürdürülebilir başarıya katkısı ve Galatasaray’ın bu alandaki uzun vadeli vizyonu ele alındı.</p>
<p><strong>Hedeflere ulaşma yolunda desteğin önemi</strong></p>
<p>Galatasaray Spor Kulübü’nün misyonunun; sporun ve olimpik branşların sevilmesine ve yaygınlaşmasına katkı sağlamak olduğunu vurgulayan Özbek, “Türkiye’de ve Avrupa’da başarılı olmayı hedefliyoruz. Bu hedeflere ulaşmak için güçlü desteklere ihtiyaç var. Sponsorluklar bu noktada devreye giriyor. Sponsorlarımız, Galatasaray gibi bir dünya markasıyla iş birliği yapmaktan büyük memnuniyet duyuyor. Sponsorluk iş birliklerimiz sayesinde hem kulübümüz hem de markalar kazanıyor” dedi.</p>
<p><strong>Hedef sponsorluk gelirini 100 milyon avronun üzerine taşımak</strong></p>
<p>Kulübün sponsorluk gelirlerine ilişkin de önemli bilgiler paylaşan Özbek, bu sezon 85–90 milyon avro bandında sponsorluk desteği sağlandığını, hedeflerinin bu rakamı 100 milyon avronun üzerine taşımak olduğunu belirtti. Sponsorluk anlayışlarının yalnızca logo görünürlüğüyle sınırlı olmadığını vurgulayan Özbek, “Markalarla projeler geliştirerek, iş ortaklıkları kurarak birlikte değer yaratmayı önemsiyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Stadyum deneyimini geliştiren yenilikler</strong></p>
<p>Stadyum deneyimini geliştirmeye yönelik yatırımlara da değinen Özbek, ailelerin statlara daha fazla gelmeye başladığını, bu doğrultuda etkinliklerin yeniden kurgulandığını söyledi. Özbek, LED alanlarının artırılmasıyla sponsor görünürlüğünün güçlendirildiğini belirtti.</p>
<p>Özbek, yayın gelirlerindeki düşüşe dikkat çekerek, “400 milyon avroluk bütçemizin yalnızca 11–12 milyon avrosu naklen yayın gelirlerinden geliyor. Bu nedenle faaliyet dışı gelirleri artırmaya odaklanıyoruz” dedi.</p>
<p><strong>Tüm branşlar Aslantepe’de toplanıyor</strong></p>
<p>Riva ve Florya projelerinin kulüp için stratejik öneme sahip olduğunu ifade eden Özbek, bu projelerin meyvelerini vermeye başladığını belirtti. Finansal sürdürülebilirliği sağladıklarını söyleyen Özbek, tesisleşme vizyonuna da dikkat çekti. Futbol dışında 17 branşta faaliyet gösteren Galatasaray’ın tüm branşlarını Aslantepe’de toplayacak, 365 gün yaşayan büyük bir tesis projesinin temelinin mart–nisan aylarında atılacağını açıkladı. Özbek ayrıca, Mecidiyeköy ve Kemerburgaz futbol tesisleri gibi projelerin de başarıyla ilerlediğini sözlerine ekledi.</p>
<p><strong>Temel misyon: Avrupa’da başarı</strong></p>
<p>Genç taraftar kitlesiyle iletişimi güçlendirmeye büyük önem verdiklerini belirten Özbek, Z kuşağına yönelik dijital projeler ve sosyal medya çalışmalarıyla Avrupa’daki birçok kulübü geride bırakan erişim rakamlarına ulaştıklarını ifade etti. Avrupa’da başarılı olmanın Galatasaray’ın temel misyonlarından biri olduğunu vurgulayan Özbek, finansal disiplinle birlikte sportif başarıyı da aynı anda hedeflediklerini dile getirdi.  Özbek, “UEFA&#8217;da karşılaştığımız takımları yenen, yarışmacı bir takım kurmak zorundayız” diye konuştu.</p>
<p><strong>Taraftarlara mesaj</strong></p>
<p>Konuşmasının sonunda taraftarlara özel bir mesaj ileten Özbek, Galatasaray’ın gücünün arkasında taraftar tutkusunun yer aldığını belirterek, “Biz taraftarlarımızla birlikte büyüyoruz. Onlar yanımızda olduğu sürece başaramayacağımız hiçbir şey yok” dedi.</p>
<p><strong>Spora değer katan yayın serisi: Corendon Sport Talks</strong></p>
<p>Havacılık ve turizm sektörlerinde hayata geçirdiği yeniliklerle milyonlarca yolcuyu hayallerindeki destinasyonlara ulaştıran Corendon Airlines, 20. kuruluş yılı kapsamında hayata geçirdiği Corendon Sport Talks video serisiyle spora verdiği desteği sürdürmeye devam ediyor. Sporun birleştirici gücünü merkeze alan bu özel projede, Türk spor tarihine iz bırakan isimlerin ilham veren hikâyeleri geniş kitlelerle buluşuyor.</p>
<p>Spor dünyasına farklı bir bakış sunmayı hedefleyen Corendon Sport Talks’un 2025-2026 yıllarında yayınlanan bölümlerinde konuk olan isimler şöyle:</p>
<p>Onvo Antalyaspor Teknik Direktörü Emre Belözoğlu ve Corendon Turizm Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Yıldıray Karaer</p>
<p>Beşiktaş JK eski başkanı, iş insanı ve spor yöneticisi Hüseyin Yücel, FIFA eski hakemi ve futbol yorumcusu Fırat Aydınus</p>
<p>Muratpaşa Belediyesi Spor Kulübü Genç Kızlar Voleybol Takımı&#8217;ndan Dora Badem, Yaren Çalışkan ve Selvi Alpaslan</p>
<p>Gazeteci, sunucu ve futbol yorumcusu Ersin Düzen, eski milli futbolcu ve futbol yorumcusu Nihat Kahveci ile eşi sunucu Fulya Sever Kahveci</p>
<p>Eski milli basketbolcu ve TBF Sportif Direktörü Alper Yılmaz ile eski milli basketbolcu ve Türkiye Basketbol Federasyonu Başkan Vekili Harun Erdenay</p>
<p>Corendon Alanyaspor&#8217;un teknik direktörü João Pereira</p>
<p>Profesyonel Tur Rehberi, Turizm Pazarlama Uzmanı ve Sürdürülebilir Turizm Gönüllüsü Ceylan Şensoy ile biricik annesi Milli Atlet ve Antrenör Çiçek Solon Şensoy</p>
<p>Corendon Alanyaspor kaptanı, Türk millî futbolcu Efecan Karaca</p>
<p>Corendon Airlines Tahtalı Run to Sky yarışının organizatörlerinden ve Merrell Skyrunner® World Series direktörü Andres Olivera ve Amerikalı profesyonel koşucu Morgan Eliiot</p>
<p>Triatlet ve içerik üreticisi Fatih Topçu</p>
<p>Fenerbahçe Kadın Futbol Takımı Kaptanı, Türk Millî Futbolcu Yağmur Uraz</p>
<p>Spor Spikeri ve Sunucu Ertem Şener</p>
<p>Spor spikeri, sunucu ve gazeteci Fuat Akdağ</p>
<p>Ünlü oyuncu ve sunucu Selçuk Yöntem</p>
<p>Eski milli futbolcu ve teknik direktör Arda Turan</p>
<p>Hull City AFC futbol takımı sahibi Acun Ilıcalı</p>
<p>Polonya asıllı Alman futbolcu Lukas Podolski</p>
<p>Türk teknik direktör ve eski millî futbolcu Mustafa Denizli</p>
<p>2024 Avrupa Güreş Şampiyonası altın madalya sahibi milli güreşci Nesrin Baş</p>
<p>A Milli Kadın Voleybol Takımı Liberosu ve Eczacıbaşı Dynavit kaptanı Simge Aköz</p>
<p>Argeus Travel &#038; Events Yönetici Ortağı ve Salomon Cappadocia Ultra-Trail Organizatörü Aydın Ayhan Güney ile; belgesel yapımcısı, Sport Point Extreme CEO’su ve Kurucu Ortağı, ayrıca Skechers Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi ve Kurucu Ortağı Orkun Olgar</p>
<p>Wellness &#038; Yoga Eğitmeni, Sunucu ve Yazar Ece Vahapoğlu, Joy of Athletics &#038; Gurme Run Kurucusu, Eski Milli Triatlet Bahar Saygılı ve Team Corendon ekibinde yer alan Corendon Airlines çalışanlarından Uçuş Operasyon Uzmanı Ali Özkan ile Uçuş Ağı Planlama ve Zamanlama Müdür Yardımcısı Ceren Küçükçetin</p>
<p>Dünya ve Avrupa Karate Şampiyonu, Milli sporcu Serap Özçelik Arapoğlu</p>
<p>Eski Futbolcu ve Teknik Direktör Yılmaz Vural</p>
<p>Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dursun-aydin-ozbek-sponsorluk-is-birliklerimiz-sayesinde-hem-kulubumuz-hem-de-markalar-kazaniyor-2-611536"> Dursun Aydın Özbek: “Sponsorluk iş birliklerimiz sayesinde hem kulübümüz hem de markalar kazanıyor”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nilüfer&#8217;de kentsel dönüşümde yeni model</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/niluferde-kentsel-donusumde-yeni-model-611224</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Feb 2026 13:13:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[bölge]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşümde]]></category>
		<category><![CDATA[kentsel]]></category>
		<category><![CDATA[Kentsel Dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[model]]></category>
		<category><![CDATA[nilüfer]]></category>
		<category><![CDATA[Nilüfer Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[vatandaş]]></category>
		<category><![CDATA[vatandaşla]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611224</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi, kentsel dönüşüm sürecinde vatandaşı yüklenici firmalarla baş başa bırakmayan, belediye güvenceli modeli hayata geçiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/niluferde-kentsel-donusumde-yeni-model-611224">Nilüfer&#8217;de kentsel dönüşümde yeni model</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Nilüfer Belediyesi, kentsel dönüşüm sürecinde vatandaşı yüklenici firmalarla baş başa bırakmayan, belediye güvenceli modeli hayata geçiriyor. Nilüfer’de ilk defa belediye tarafından uygulanacak kentsel dönüşüm çalışmasının tanıtım toplantısında konuşan Başkan Şadi Özdemir, “Amacımız hızlı değil, yarım kalmayan güvenli bir dönüşüm” dedi.</b></p>
<p>Ülke tarihimizin en büyük doğal felaketlerinden olan 6 Şubat Kahramanmaraş Depremleri’nin 3’üncü yıl dönümünde Nilüfer İlçe Afet ve Acil Durum Yönetim Merkezi’nde düzenlenen toplantıda, Nilüfer Belediyesi’nin kentsel dönüşüm ve afet hazırlıkları ele alındı. Toplantıya Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Baran Güneş, CHP Nilüfer İlçe Başkanı Özgür Şahin ile Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, meclis üyeleri ve çok sayıda davetli katıldı.</p>
<p><b>NİLÜFER TARİHİNDE İLK BÖLGESEL DÖNÜŞÜM</b></p>
<p>Toplantıda yapılan sunumda, Nilüfer Belediye Meclisi’nin Kasım 2025’te oybirliğiyle aldığı kararla Barış Mahallesi’nde 1,17 hektarlık ve Esentepe Mahallesi’nde 10,22 hektarlık olmak üzere toplam 11,39 hektarlık iki bölgenin “Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı” ilan edildiği duyuruldu. Bursa Büyükşehir Belediyesi’nden sağlanan yetki devriyle gerçekleştirilen bu adım, Nilüfer Belediyesi tarihinde bölgesel ölçekte ilk kentsel dönüşüm uygulaması olma özelliği taşıyacak.</p>
<p>Sunumda, kentsel dönüşümün iki mahalleyle sınırlı tutulmayacağının bilgisi de paylaşıldı. Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin kentsel dönüşüm strateji belgesi çalışmaları kapsamında ilçe genelinde 26 riskli bölge belirlendi. Bu bölgeler risk düzeyi, aciliyet ve uygulanabilirlik kriterlerine göre önceliklendirildi. Dönüşüm çalışmalarının ilk etapta yapılaşma geçmişi daha eski ve zemin riskleri belirgin olan doğu hattındaki Barış Mahallesi ile İhsaniye-Esentepe-Karaman hattından başlanacağı duyuruldu.</p>
<p><b>NİLKENT KENTSEL DÖNÜŞÜM A.Ş. KURULDU</b></p>
<p>Nilüfer Belediyesi, kentsel dönüşüm sürecini yürütmek üzere Nilkent Kentsel Dönüşüm A.Ş.’yi kurdu. Belediye bünyesinde ayrıca ilk olarak Kentsel Tasarım Müdürlüğü kuruldu ve Kentsel Dönüşüm Bürosu da faaliyete geçirildi. Böylece uzlaşma, sözleşme, uygulama ve denetim süreçleri tek merkezden, şeffaf biçimde yürütülecek.</p>
<p>Başkan Şadi Özdemir, modelin 1990’da Ankara’da uygulanan Portakal Çiçeği Vadisi kentsel dönüşüm projesinden esinlendiğini belirtti. O dönem Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olan Murat Karayalçın ile projenin genel müdürlüğünü yapan Faruk Göksu’nun da Nilüfer’deki kentsel dönüşüm çalışmalarına fahri danışmanlık yapacağını açıkladı.</p>
<p><b>“VATANDAŞLA YÜKLENİCİ KARŞI KARŞIYA GELMEMELİ”</b></p>
<p>Parsel bazlı kentsel dönüşümün sorunu çözemediğini uzun süredir dile getirdiğini vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, “Belki binayı sağlamlaştırıyorsunuz ama o binanın altından ne geçiyor? Oraya kimse bakmıyor. Bir de onu yükselterek yaşam kalitesini düşürüyoruz” dedi.</p>
<p>Geçmişte vatandaşla yüklenici firmaların doğrudan karşı karşıya bırakılmasının ağır sonuçlar doğurduğunu ifade eden Başkan Şadi Özdemir, “Şu anda evlerinde olmayan, 8 – 9 senedir yapısı tamamlanmamış, belediyeden ruhsat almamış kaçak yapılar var. Vatandaşlar evsiz durumda, evlerinin bitmesini bekliyorlar” diye konuştu.</p>
<p>Başkan Şadi Özdemir, yeni modelde vatandaşla sözleşmeleri ve birebir görüşmeleri belediyenin üstleneceğini, inşaat işlerini belediye şirketinin yürüteceğini anlattı. Vatandaşın muhatabının artık belediye olacağını belirterek şunları söyledi: “Vatandaş işine bakar, muhatabı belediyedir ve günün sonunda belediye o işi bitirip vatandaşlara hak sahibi olarak verir.”</p>
<p><b>BARIŞ MAHALLESİ PİLOT BÖLGE OLARAK BELİRLENDİ</b></p>
<p>Dönüşüme Barış Mahallesi’nden başlanacağının bilgisini veren Başkan Şadi Özdemir, bu tercihte mahalledeki mülkiyet sayısının az olması ve yapıların daha zayıf durumda bulunmasının belirleyici olduğunu söyledi. Başkan Şadi Özdemir, “Birkaç vatandaş oradaki mülkiyetin yüzde 50’sinden fazlasına sahip. Hem de oradaki yapılar daha zayıf “ dedi. Başkan Şadi Özdemir, Barış Mahallesi’ndeki dönüşümde taşınmazlarda yapı bulunup bulunmadığı, yapının niteliği ve kat sayısına bakılarak bir dönüşüm planlandığını ve vatandaşa fazla yük çıkarılmadan sürecin tamamlanabileceğini ifade etti.</p>
<p>Barış Mahallesi’ndeki kentsel dönüşüm projesinin uzlaşma, planlama ve uygulama süreçleriyle birlikte yaklaşık 24 ay içinde tamamlanması öngörülüyor. Ardından İhsaniye – Karaman – Esentepe hattında yaklaşık 70 hektarlık geniş ölçekli alana 4 etap halinde geçilecek.</p>
<p><b>BAŞKÖY’E DEPREM LOJİSTİK MERKEZİ PLANLANIYOR</b></p>
<p>Toplantıda kentsel dönüşümün yanı sıra afet hazırlıkları da ele alındı. Başkan Şadi Özdemir, 6 Şubat depremlerinde saha edindiği gözlemleri paylaşarak, afet sonrasının en az kadar deprem kadar yıkıcı olabildiğini vurguladı. Başkan Şadi Özdemir, “Bir deprem oluyor, arkadan üç-beş gün başka bir deprem daha oluyor. Gözünün önünde kurtarılacak var, alet yok, insanlar annesini, kardeşini, çocuğunu kaydediyor” dedi.</p>
<p>Olası bir Marmara depreminde İstanbul’un da etkileneceğini ve Bursa’nın başlangıçta yeterli destek alamayabileceğini belirten Başkan Şadi Özdemir, Başköy’de 300 dönümlük hazineye ait bir alanda deprem lojistik merkezi kurulması için talepte bulunduklarını açıklayarak, “Merkezde arama-kurtarma ekipmanları, gıda stokları, geçici barınma malzemeleri, iş makineleri parkı ve TIR parkını bir arada planladık. Bir afet durumunda burada bulunan merkezden ihtiyaçları karşılayabileceğiz” diye konuştu</p>
<p>Başkan Şadi Özdemir konuşmasını, “İnşallah başarılı oluruz, başkalarına da örnek oluruz” diyerek tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/niluferde-kentsel-donusumde-yeni-model-611224">Nilüfer&#8217;de kentsel dönüşümde yeni model</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Epilepside düzenli ilaç kullanımı tedavinin en kritik parçası</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/epilepside-duzenli-ilac-kullanimi-tedavinin-en-kritik-parcasi-611188</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Feb 2026 12:49:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[epilepside]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[İlaçların]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[kritik]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[parçası]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavinin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611188</guid>

					<description><![CDATA[<p>Epilepsi tedavisinde kullanılan antiepileptik ilaçların çoğunun hastada nöbetlerin sıklığını ve şiddetini azalttığını belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, “Düzenli ve doğru dozda kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70–80’inde nöbetler kontrol altına alınabilir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/epilepside-duzenli-ilac-kullanimi-tedavinin-en-kritik-parcasi-611188">Epilepside düzenli ilaç kullanımı tedavinin en kritik parçası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Epilepsi tedavisinde kullanılan antiepileptik ilaçların çoğunun hastada nöbetlerin sıklığını ve şiddetini azalttığını belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, “Düzenli ve doğru dozda kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70–80’inde nöbetler kontrol altına alınabilir. İlaçların aksatılması nöbetlerin yeniden başlamasına, şiddetlenmesine ve ciddi sağlık risklerine yol açabilir” dedi. Epilepsi hastalarında ilaç kullanımının tedavinin en kritik parçası olduğunu vurgulayan Bilgin Topçuoğlu, ilaçların doğru şekilde alınmasının nöbetlerin kontrol altına alınmasını sağladığını ve yaşam kalitesini yükselttiğini söyledi.</p>
<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, 9 Şubat Uluslararası Epilepsi Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada epilepsi hastalarında düzenli kontrol ve ilaç kullanımının önemine ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>
<p>Hastalığın seyri kişiden kişiye değişiyor</p>
<p>Epilepsi hastalığında düzenli doktor kontrolünün önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, “Epilepsi hastalarında düzenli doktor kontrolü, nöbetlerin kontrol altında tutulması, ilaçların etkinliğinin ve yan etkilerinin izlenmesi, yaşam kalitesinin artırılması açısından kritik öneme sahiptir. Tedavi süreci kişiye özel olduğu için düzenli takip, hastalığın seyrini doğrudan etkiler. Epilepsi hastalarında doktor kontrolü için tek bir standart süre yoktur çünkü bu hastalığın seyri kişiden kişiye değişir” diye konuştu. </p>
<p>Kontrol dönemleri her hasta için farklılık gösterebilir</p>
<p>Doktor kontrolünün hastalığın tanı ve tedavi süreçlerine göre farklılık gösterebileceğini ifade eden Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, bu dönemleri şöyle sıraladı: </p>
<p>Tanı ve tedavi başlangıcı: İlaç başlandıktan sonra genellikle ilk birkaç ay içinde sık kontroller yapılır. Bu dönemde ilacın etkinliği ve yan etkileri yakından izlenir.</p>
<p>Tedavi oturduktan sonra: Nöbetler kontrol altına alındığında kontroller 3–6 ayda bir yapılabilir.</p>
<p>İlaç değişikliği veya yeni şikâyetler olduğunda: Daha sık kontroller gerekebilir.</p>
<p>Çocuk ve genç hastalarda: Gelişim ve öğrenme süreci izlendiği için kontroller daha düzenli ve sık yapılır.</p>
<p>İlaç tedavisiyle nöbetlerin sıklığı ve şiddeti azalır</p>
<p>Epilepsi tedavisinde en temel yöntemin antiepileptik ilaçlar olduğunu kaydeden Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, “Bu ilaçlar nöbetleri tamamen ortadan kaldırmasa da çoğu hastada nöbetlerin sıklığını ve şiddetini azaltır. Düzenli ve doğru dozda kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70–80’inde nöbetler kontrol altına alınabilir. İlaçların aksatılması nöbetlerin yeniden başlamasına, şiddetlenmesine ve ciddi sağlık risklerine yol açabilir. Epilepsi hastalarında ilaç kullanımı, tedavinin en kritik parçasıdır. İlaçların doğru şekilde alınması nöbetlerin kontrol altına alınmasını sağlar ve yaşam kalitesini yükseltir” diye konuştu.</p>
<p>İlaç kullanımında 6 önemli nokta!</p>
<p>İlaç kullanımında dikkat edilmesi gereken önemli noktalara değinen Bilgin Topçuoğlu, bunları şöyle sıraladı:</p>
<p>1. Düzenli ve zamanında kullanım: İlaçlar doktorun belirttiği saatlerde alınmalıdır. Doz atlamak veya ilacı geç almak, nöbet riskini artırır.</p>
<p>2. İlacı kendi kendine bırakmamak: Antiepileptik ilaçlar ani şekilde kesilmemelidir. Doktor kontrolü olmadan ilaç bırakmak, nöbetlerin şiddetlenmesine ve “status epileptikus” gibi hayati risklere yol açabilir.</p>
<p>3. Yan etkileri takip etmek: Baş dönmesi, yorgunluk, kilo değişiklikleri gibi yan etkiler görülebilir. Şiddetli yan etkilerde mutlaka doktora başvurulmalıdır.</p>
<p>4. Düzenli doktor kontrolü: İlaçların kan düzeyleri ve organ fonksiyonları (karaciğer, böbrek) düzenli testlerle izlenmelidir. Doktor, gerektiğinde doz ayarlaması veya ilaç değişikliği yapar.</p>
<p>5. İlaç etkileşimlerine dikkat: Bazı ilaçlar (antibiyotikler, doğum kontrol hapları vb.) antiepileptik ilaçlarla etkileşebilir. Yeni bir ilaç başlanmadan önce mutlaka doktora danışılmalıdır.</p>
<p>6. Yaşam tarzı ile desteklemek: Düzenli uyku, sağlıklı beslenme ve stres yönetimi ilaçların etkinliğini artırır. Alkol ve uyarıcı maddelerden uzak durulmalıdır.</p>
<p>İlaçların aksatılması ya da bırakılması önemli riskler oluşturabilir</p>
<p>Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, doktor önerisi olmadan ilacın bırakılması ya da ilaç dozlarının düzensiz kullanımının olumsuz pek çok etkiye yol açabileceği uyarısında da bulunarak “Antiepileptik ilaçlar, beynin elektriksel aktivitesini dengelemeye çalışır; bu denge bozulduğunda nöbetler yeniden ortaya çıkabilir veya şiddetlenebilir. Olası etkiler arasında nöbetlerin tekrarı ve şiddetlenmesi, tedaviye direnç gelişmesi, yan etkilerin artması ve günlük yaşamı etkileyecek önemli riskler oluşabilir” uyarısında bulundu. </p>
<p>Oruç tutmak isteyen, mutlaka doktoruna danışmalı</p>
<p>Ramazan ayında oruç tutmak isteyen epilepsi hastalarının mutlaka doktorlarına danışması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, sözlerini şöyle tamamladı: “Açlık ve susuzluk, kan şekeri düşüklüğü ve ilaçların kandaki seviyesinin değişmesi, nöbet riskini artırır ve uyku düzensizliği, nöbetleri tetikleyebileceği için oruç tutmak isteyen epilepsi hastalarının mutlaka nöroloji uzmanına danışmaları gerekir. Epilepsi hastaları için oruç tutmak kişisel sağlık durumuna bağlıdır. Uzun süredir nöbet geçirmeyen ve doktor onayı alan bazı hastalar oruç tutabilir ancak ilaçların düzenli kullanımı, uyku ve beslenme düzeni mutlaka korunmalıdır.”</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/epilepside-duzenli-ilac-kullanimi-tedavinin-en-kritik-parcasi-611188">Epilepside düzenli ilaç kullanımı tedavinin en kritik parçası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gençlerde kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı şikayetleri yaygınlaşıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/genclerde-kalp-carpintisi-ve-gogus-agrisi-sikayetleri-yayginlasiyor-611095</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Feb 2026 08:33:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[çarpıntısı]]></category>
		<category><![CDATA[cebeci]]></category>
		<category><![CDATA[ciddi]]></category>
		<category><![CDATA[gençlerde]]></category>
		<category><![CDATA[göğüs]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[şikayetleri]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[yeme]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611095</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde ve dünyada kalp hastalıklarının görülme sıklığı hızla artıyor. Son yıllarda genç yaş grubunda kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı şikayetleriyle sağlık kuruluşlarına başvuranların sayısında dikkat çekici bir artış yaşanıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genclerde-kalp-carpintisi-ve-gogus-agrisi-sikayetleri-yayginlasiyor-611095">Gençlerde kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı şikayetleri yaygınlaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde ve dünyada kalp hastalıklarının görülme sıklığı hızla artıyor. Son yıllarda genç yaş grubunda kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı<strong> </strong>şikayetleriyle sağlık kuruluşlarına başvuranların sayısında dikkat çekici bir artış yaşanıyor. Eskiden daha çok ileri yaş hastalığı olarak bilinen kalp-damar sorunları, günümüzde değişen yaşam tarzı, stres, sağlıksız beslenme ve hareketsizlik nedeniyle gençleri de tehdit eder hale geldi. <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebec</strong>i “Kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı günümüzde belirgin artış göstermiştir. Bunun altında masum nedenler kadar, hayati riske yol açabilecek kalp kaynaklı ciddi etkenler de yatabildiği için, gereksiz kaygıyı azaltmak ama riskli durumları da kaçırmamak amacıyla doktor muayenesi büyük önem taşımaktadır” diyor. Prof. Dr. Cebeci, kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısına yol açan 9 hatalı alışkanlığı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p>Kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı kimi zaman masum nedenlerden kaynaklanabilirken, kimi zaman da önemli kalp hastalıklarının ilk belirtisi olabiliyor. <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci</strong>, özellikle son yıllarda yanlış yaşam alışkanlıklarının etkisiyle bu iki sorunun yaygınlaştığını belirterek şöyle konuşuyor: “Son yıllarda hem gençlerde hem de yetişkinlerde kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı şikayetiyle başvuran hasta sayısında belirgin bir artış dikkat çekiyor. Hastalar çarpıntıyı çoğunlukla “kalbim hızlandı”, “tekli atımlar oluyor”, “göğsümde bir boşluk hissi”, “aniden çarpmaya başlıyor” şeklinde tarif ediyor. Göğüs ağrısı ise sık olarak batma, sıkışma, yanma tarzında; çoğu zaman eforla ilişkisi net olmayan, kısa süreli ve tekrarlayıcı özellikte anlatılıyor. Genç hastalarda bu şikayetlere sıklıkla nefes alamama hissi, baş dönmesi, huzursuzluk ve ölüm korkusu eşlik edebiliyor.”</p>
<p><strong>Modern yaşam tarzı en önemli etkenlerden biri ancak…</strong></p>
<p>Modern yaşam tarzının ve sağlıksız yaşam alışkanlıklarının, bu şikayetlerin artışında başı çektiğini belirten Prof. Dr. Cebeci sözlerine şöyle devam ediyor: “En sık karşılaştığımız hataların başında; yoğun kafein tüketimi, stresi yönetememek, sigara ve tütün ürünleri, uyku bozuklukları, bilinçsiz kullanılan zayıflama ürünleri ve takviyeler, burun spreyleri, hareketsizlik, uzun süre ekran karşısında kalma, aşırı tuzlu ya da çok ağır yemekler, ani ve plansız egzersizler, yeterli ısınma yapmadan spora başlamak, hızlı yeme alışkanlığı, gece geç saatlerde yemek yeme geliyor. Özellikle gençlerde, altta yatan ciddi bir kalp hastalığı olmaksızın hissedilen çarpıntı ve göğüs ağrılarının en sık nedenlerinden birinin de; sürekli kaygı hali ve bastırılmış anksiyete olduğunu görüyoruz. Tüm bunlar otonom sinir sistemi dengesini bozarak, kalbin normal ritmini olumsuz etkileyebilir ve çarpıntıya zemin hazırlar.” </p>
<p><strong>Diyabet, obezite ve metabolik hastalıklar da çok etkili</strong></p>
<p>Prof. Dr. Cebeci; obezite, hipertansiyon, kas-iskelet sistemi kaynaklı ağrılar, mide-yemek borusu hastalıkları, akciğer enfeksiyonları, koroner arter hastalığı, diyabet ve tiroit hastalıklarının toplumda sık görülmesinin de, kalp kaynaklı şikayetlerin artmasına yol açtığını vurguluyor. Kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı durumunda; olası ritim bozukluğu, yapısal kalp hastalığı veya metabolik nedenlerin ayrıntılı öykü, fiziki muayene ve uygun tetkiklerle mutlaka dışlanması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Cebeci “Her kalp çarpıntısı veya göğüs ağrısı mutlaka ciddi bir kalp hastalığı anlamına gelmez. Ancak bu şikayetlerin altında masum etkenler gibi ciddi nedenler de olabilir. Bu nedenle mutlaka doktora başvurulmalı, iki yakınma ayrı ayrı değerlendirilmelidir” diyor. </p>
<p><strong>Tedavi edilmezse!</strong></p>
<p>Her kalp çarpıntısı ya da göğüs ağrısının kalıcı bir kalp hastalığına yol açmayacağını, ancak altta ciddi bir neden yatıyorsa ve tedavisiz bırakılırsa ciddi sonuçlara yol açabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci sözlerine şöyle devam ediyor: “Kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı hayati riske yol açabilecek hastalıkların ilk habercisi de olabilir. Bu nedenle şikayetlerin ciddiye alınması, doğru zamanda doğru değerlendirme yapılması büyük önem taşır. Örneğin; çarpıntının nedeni tiroit hastalığıysa, hormonal dengesizlik tedavi edildiğinde şikayetler büyük ölçüde azalır. Ancak uzun süre tedavi edilmezse gelişen ritim bozukluğu kalıcı hale gelebilir. Ayrıca göğüs ağrısı gençlerde sıklıkla kalp dışı nedenlere bağlı olsa da; eforla artıyorsa, baskı ve sıkışma tarzındaysa, kola, çeneye veya sırta yayılıyorsa, nefes darlığı ve baş dönmesi eşlik ediyorsa mutlaka ciddiye alınmalıdır. Sonuç olarak; kalp, genç yaşta da sinyal verir. Bu sinyalleri doğru okumak, gelecekte oluşabilecek kalıcı kalp hasarlarını ve hayati riskleri önlemenin en etkili yoludur. Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, stres azaltıcı alışkanlıkların geliştirilmesi sağlıklı ve mutlu bir gelecek için temel esaslardır.”</p>
<p><strong>xxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Çarpıntı ve göğüs ağrısına yol açan hatalı alışkanlıklar;</strong></p>
<p><strong>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci, </strong>kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısına yol açan 9 hatalı alışkanlığı şöyle sıralıyor;</p>
<ul>
<li>Aşırı kafein tüketimi </li>
<li>Sigara ve alkol </li>
<li>Düzensiz uyku saatleri</li>
<li>Uzun süre ekran karşısında kalma</li>
<li>Sağlıksız beslenme (Aşırı tuzlu, ağır yemekler, hızlı yemek yeme, gece geç saatlerde yemek yeme vb)</li>
<li>Hareketsiz yaşam</li>
<li>Ani ve plansız egzersizler, uzun süre egzersiz yapmama, yeterli ısınma yapmadan spora başlama</li>
<li>Stresle baş etme yöntemlerinin yetersizliği, sürekli kaygı hali ve bastırılmış anksiyete</li>
<li>Bilinçsiz kullanılan zayıflama ürünleri, bitkisel takviyeler, sporcu destekleri, burun spreyleri</li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genclerde-kalp-carpintisi-ve-gogus-agrisi-sikayetleri-yayginlasiyor-611095">Gençlerde kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı şikayetleri yaygınlaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MISIRLI Underwear &#038; Socks 2026&#8217;da Üretimde ve Perakendede Büyümeyi Hızlandıracak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/misirli-underwear-socks-2026da-uretimde-ve-perakendede-buyumeyi-hizlandiracak-610555</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Feb 2026 08:32:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[2025 Yılı]]></category>
		<category><![CDATA[2026]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[büyümeyi]]></category>
		<category><![CDATA[fiyat]]></category>
		<category><![CDATA[maliyet]]></category>
		<category><![CDATA[milyon]]></category>
		<category><![CDATA[misirli]]></category>
		<category><![CDATA[perakendede]]></category>
		<category><![CDATA[rekabet]]></category>
		<category><![CDATA[socks]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[underwear]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<category><![CDATA[üretimde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610555</guid>

					<description><![CDATA[<p>1927’den bu yana Türk tekstil sektörünün köklü oyuncularından olan MISIRLI Underwear &#038; Socks, 2025 yılı sonuçlarını ve 2026 vizyonunu açıkladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/misirli-underwear-socks-2026da-uretimde-ve-perakendede-buyumeyi-hizlandiracak-610555">MISIRLI Underwear &#038; Socks 2026&#8217;da Üretimde ve Perakendede Büyümeyi Hızlandıracak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1927’den bu yana Türk tekstil sektörünün köklü oyuncularından olan MISIRLI Underwear &#038; Socks, 2025 yılı sonuçlarını ve 2026 vizyonunu açıkladı. Sektör genelinde ihracatın daraldığı ve kârlılığın düştüğü zorlu bir yılda, cirosunu <strong>55</strong> milyon dolar seviyesinde korumayı başaran şirket; başarısını ‘çift kutuplu üretim modeli’ ve ‘bir kaldıraç olarak sürdürülebilirlik’ stratejilerine dayandırdı.</p>
<p><strong>Tekstilde Oyunun Kuralları Değişti</strong> </p>
<p>2025 yılını, sadece ayakta kalınan değil, geleceğin temellerinin atıldığı bir ‘dönüşüm yılı’ olarak tanımlayan <strong>MISIRLI Underwear &#038; Socks Yönetim Kurulu Üyesi Murat Eren Taşçı,</strong> sektörün mevcut şartlarını ve kendi pozisyonlarını şu sözlerle değerlendirdi: &#8220;Küresel pazarlarda fiyat odaklı rekabet, Uzak Doğu&#8217;nun hakimiyeti nedeniyle sürdürülemez bir noktaya geldi. Bu şartlarda rekabet için artık yalnızca iyi veya yalnızca uygun fiyatlı ürün üretmek yetmiyor; iş modelinizin de akıllı olması gerekiyor. 2025’te rasyonel bir kararla üretim stratejimizi çift kutuplu bir yapıya dönüştürdük. Bu modelde Türkiye’yi Ar-Ge, inovasyon ve katma değerli ürünlerin merkezi olarak konumlandırdık; Mısır’daki üretim yatırımımız ise global fiyat rekabetinde elimizi güçlendiren, fiyat hassasiyeti yüksek pazarlar ve farklı müşteri segmentlerine odaklı bir hacim merkezi rolünü üstleniyor. Daralan piyasa koşullarına rağmen Türkiye’de üretimi korumayı ve büyütmeyi stratejik bir sorumluluk olarak benimsiyoruz.&#8221;</p>
<p><strong>Türkiye’de Gümüş İplik ve Pilot Çorabı, Mısır’da 30 Milyon Çift Kapasite</strong></p>
<p>MISIRLI Underwear &#038; Socks İstanbul, Yozgat ve Kütahya’daki fabrikalarında, teknolojik altyapıları ve 1.200 kişilik nitelikli iş gücüyle yüksek kaliteli sessiz lüks segmentine odaklanıyor. Türkiye’nin kendileri için bir inovasyon üssü olduğunu belirten <strong>Taşçı</strong>; “Gümüş iplikli antibakteriyel ürünler ve pilotlar için özel üretilen teknik kompresyon çorapları gibi niş ve yüksek katma değerli koleksiyonlarımızı ülkemizde geliştiriyor ve üretiyoruz.” dedi.</p>
<p>Öte yandan, 10 milyon dolarlık yatırımla 2025 yılında Mısır’da devreye alınan fabrika ise şirketin rekabet kalkanı olarak konumlanıyor. <strong>Taşçı</strong>, “Mısır’daki maliyet avantajını, Türkiye’deki üretim kalitemizle birleştirdik. Yıllık 30 milyon çift ek kapasite yaratan bu tesisimiz sayesinde, Çin gibi rakiplerle fiyat konusunda başa baş rekabet ederken, kalite konusunda onlara fark atıyoruz.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Sürdürülebilirlik Hem Tasarruf Hem de İhracat Kozu</strong> </p>
<p>MISIRLI Underwear &#038; Socks’in 2025’teki başarılı performansında rol oynayan bir diğer kritik faktör ise şirketin 19 yıldır bilfiil sürdürdüğü yenilenebilir enerji ve sürdürülebilirlik yatırımları oldu. Şirket, İstanbul ve Yozgat’taki üretim tesislerini akıllı fabrika standartlarına taşıyarak enerji bağımsızlığını ilan etti.</p>
<p>Sürdürülebilirliği çevresel etkinin yanı sıra bir verimlilik kaldıraçı olarak ele aldıklarını belirten <strong>Taşçı</strong>, şu verileri paylaştı: “4,2 milyon dolarlık güneş enerjisi sistemi yatırımımız sayesinde, 2025 yılında elektrik maliyetimizde yüzde 100 tasarruf sağladık. Yağmur suyu geri kazanım sistemlerimizle su maliyetimizi yüzde 38 düşürdük. Bugün üretimimizin yüzde 90’ını karbon nötr gerçekleştiriyoruz.&#8221;</p>
<p><strong>Taşçı</strong>, bu yeşil dönüşümün ihracat kapasitesine etkisini ise şöyle özetledi: &#8220;Sürdürülebilir altyapımız enerji maliyetlerini düşürmenin ötesinde bizi global ligde de rakiplerimizden ayrıştırıyor. Uluslararası standartlardaki karbon nötr üretim gücümüz; Hugo Boss, Tommy Hilfiger ve Calvin Klein gibi sürdürülebilirlik hassasiyeti yüksek küresel devlerin üretici iş ortağı olarak bizi tercih etmesindeki en büyük etkenlerden.&#8221;</p>
<p><strong>Omnichannel Perakende Altyapısı</strong></p>
<p>Üretim tarafında maliyetleri kontrol altına alan MISIRLI Underwear &#038; Socks, 2025 yılında bu gücü markalaşmaya odaklamaya başladı. Nişantaşı’nda açılan deneyim mağazasıyla perakende atağını başlatan marka, yeni dönemde yurt içinde ve yurt dışı mağazalaşmanın yanı sıra e-ticarete odaklanacak. Bu yıl 100 mağazaya ulaşmayı planlayan ve e-ticaret hacmini artırmayı hedefleyen şirketin yurt dışındaki ilk adresi ise Kıbrıs olacak.</p>
<p>2026 vizyonunu özetleyen <strong>Taşçı</strong>, sözlerini şöyle noktaladı: &#8220;Fiziksel mağaza, e-ticaret ve tüm temas noktalarını kapsayan omnichannel perakende altyapımızla kesintisiz bir müşteri deneyimi sunmaya başladık. Bu yıl, bir asırlık mirasımızdan aldığımız güçle üretmeye ve ülkemizi küresel pazarlarda daha güçlü temsil etmeye odaklanırken, Türkiye’ye katma değer sağlamayı ve istihdam yaratmayı sürdüreceğiz.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/misirli-underwear-socks-2026da-uretimde-ve-perakendede-buyumeyi-hizlandiracak-610555">MISIRLI Underwear &#038; Socks 2026&#8217;da Üretimde ve Perakendede Büyümeyi Hızlandıracak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Basit bir &#8216;boyun tutulması&#8217; gibi görülüyor, ama!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/basit-bir-boyun-tutulmasi-gibi-goruluyor-ama-610492</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Feb 2026 07:19:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[basit]]></category>
		<category><![CDATA[boyun]]></category>
		<category><![CDATA[Boyun Fıtığı]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[görülüyor]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[kol]]></category>
		<category><![CDATA[ömür]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tutulması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610492</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzun saatler masa başında çalışma, hareketsiz yaşam tarzı ve yanlış duruş alışkanlıkları boyun sağlığını ciddi şekilde tehdit ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/basit-bir-boyun-tutulmasi-gibi-goruluyor-ama-610492">Basit bir &#8216;boyun tutulması&#8217; gibi görülüyor, ama!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun saatler masa başında çalışma, hareketsiz yaşam tarzı ve yanlış duruş alışkanlıkları boyun sağlığını ciddi şekilde tehdit ediyor. Ağrı boyunla sınırlı kalmayıp omuzlara, kollara ve hatta parmaklara kadar yayılabiliyor. Çoğu zaman basit bir ‘tutulma’ olarak görülen ve ötelenen boyun ağrısı her zaman masum olmayıp, bazı durumlarda altta yatan ciddi bir sorunun, yani boyun fıtığının habercisi olabiliyor. <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. İsmail Yüce</strong>, “Boyun ağrısına eşlik eden kol ya da kollarda ağrı, uyuşma, his ya da kas gücü kaybı şikayetleri var ise boyun fıtığı öncelikli tanılarımız arasında yer alır” diyor. Boyun fıtığıyla günümüzde artık gençlerde de sık karşılaşıldığını belirten Doç. Dr. Yüce, günlük yaşamda yapılan bazı hataların da boyun fıtığına zemin hazırladığını söylüyor. Boyun fıtığı tedavisinde cerrahiye en son yöntem olarak başvurulduğunu, son yıllarda teknolojideki gelişmeler sayesinde ameliyatta minimal invaziv yöntemlerin hastaya büyük konfor sağladığını vurgulayan Doç. Dr. İsmail Yüce, boyun fıtığına yol açan 5 etkeni, korunma ve tedavi yollarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Uzun süre hareketsiz kalmak</strong></li>
</ul>
<p>Masa başında saatlerce aynı pozisyonda oturmak, boyun kaslarının zayıflamasına ve omurlar arasındaki disklerin baskı altında kalmasına neden olur. Zamanla bu baskı disklerin yapısını bozarak fıtık oluşumuna zemin hazırlar. </p>
<ul>
<li><strong>Yanlış duruş ve oturma alışkanlıkları</strong></li>
</ul>
<p>Öne eğik baş pozisyonu, kambur oturmak/durmak ya da bilgisayar ekranına yanlış açıyla bakmak boyun omurgasına normalin birkaç katı yük bindirir. Bu durum uzun vadede disklerin kaymasına ve sinirlere baskı yapmasına yol açabilir.</p>
<ul>
<li><strong>Telefon ve tabletin aşırı kullanımı</strong></li>
</ul>
<p>Sürekli aşağıya bakarak telefonla vakit geçirmek, modern çağda ‘teknoloji boynu’ olarak adlandırılan bir soruna neden oluyor. Doç. Dr. İsmail Yüce “Bu alışkanlık, özellikle çocuklarda ve gençlerde boyun kasları ve omurgada zorlanma, ağrı ve duruş bozukluğu oluşturmakla birlikte boyun fıtığı riskini ciddi şekilde artırıyor. Bu nedenle bilgisayar ekranının göz hizasında olması, cep telefonuna bakarken başı öne eğmek yerine cihazın göz seviyesinde tutulması, gün içinde sık sık mola verilmesi, otururken sırtın dik tutulması büyük önem taşımaktadır” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Zayıf boyun ve sırt kasları</strong></li>
</ul>
<p>Kaslar omurgayı destekleyen doğal bir korse gibidir. Hareketsizlik nedeniyle zayıflayan kaslar boyun omurlarını yeterince koruyamaz ve diskler daha kolay zarar görür. Düzenli boyun egzersizleriyle boyun ve sırt kaslarını güçlendirmek gerekiyor. </p>
<ul>
<li><strong>Ani hareketler ve yanlış yük kaldırma</strong></li>
</ul>
<p>Doç. Dr. Yüce boyun fıtığının, omurların arasında yer alan kıkırdak benzeri diskin yapısının bozulmasıyla ortaya çıktığı gibi, ani ve kontrolsüz şiddetli hareket ya da travma ile kısa sürede de meydana gelebildiğini belirterek şöyle konuşuyor: “Ani boyun hareketleri, ağır yükleri eğilerek kaldırmak ya da spor sırasında hatalı pozisyonlar disklerde yırtılmalara ve fıtık oluşumuna neden olabilir. Özellikle spora başlamadan önce mutlaka ısınma hareketleri yaparak vücudu esnetmek, ağır yük kaldırırken dizlerden güç almak ve ani boyun hareketlerinden kaçınmak koruyucu etki sağlamaktadır.”</p>
<p> </p>
<p><strong>xxxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Cerrahi tedavi nadiren gerekiyor</strong></p>
<p>Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. İsmail Yüce, boyun fıtığında cerrahi tedavinin nadiren gerektiğini belirterek şöyle konuşuyor: “Öncelikli olarak boyun fıtığı olan hastalarımızın çok azını ameliyat ederek tedavi ediyoruz. Konservatif tedaviler dediğimiz cerrahi dışı tedaviler ilk seçeneklerimiz olmaktadır. Egzersizler ve fizik tedavi uygulamaları, bunların arasında ilk sıralarda yer alır. Cerrahi tedavinin öncelikli sebepleri şiddetli, dayanılmaz, ilaç tedavisine yanıt vermeyen ve hayat kalitesini bozan ağrı, kol ya da kollarda güçsüzlük, his kaybı şikayetleridir.”</p>
<p><strong>xxxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Minimal invaziv cerrahi büyük konfor sağlıyor</strong></p>
<p>Cerrahi tedavinin amacının, boyun omurları arasında yer alan diskin sinir köküne ya da omur iliğe oluşturduğu basıyı ortadan kaldırmak olduğunu belirten Doç. Dr. Yüce, son yıllarda gelişen teknolojinin de sayesinde omurgaya yabancı cisim koymadan yapılan ameliyatların hastaya büyük konfor sağladığını söylüyor. Doç. Dr. Yüce yöntemi şöyle anlatıyor: “Cerrahi tedavide önemli olan fıtığın oluşturduğu basıyı ortadan kaldırırken boyun omurlarının doğal dinamiğini bozmamaktır. Minimal invaziv cerrahi tedavilerde ise omurgalar arasına materyal konulmadığı ve boyun omurga dinamiği bozulmadığı için hasta ameliyatın ertesi günü taburcu edilmekte ve çok kısa sürede günlük yaşantısına dönmekte, ameliyat sonrasında boyunluk kullanımı gerekmemektedir.”</p>
<p>                                                                                               </p>
<p><strong> </strong></p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/basit-bir-boyun-tutulmasi-gibi-goruluyor-ama-610492">Basit bir &#8216;boyun tutulması&#8217; gibi görülüyor, ama!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şehit Yakınları ve Gazilerle Gönül Buluşması</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sehit-yakinlari-ve-gazilerle-gonul-bulusmasi-610327</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Feb 2026 09:19:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[buluşması]]></category>
		<category><![CDATA[gaziler]]></category>
		<category><![CDATA[gazilerle]]></category>
		<category><![CDATA[gönül]]></category>
		<category><![CDATA[Kartepe Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[şehit]]></category>
		<category><![CDATA[yakınları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610327</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kartepe Belediyesi, şehit aileleri ve kahraman gazileri anlamlı bir buluşmada misafir etti. Kartepe Belediyesi Kahvaltı Evi’nde gerçekleşen programda, şehit yakınları ve gaziler samimi bir ortamda bir araya geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sehit-yakinlari-ve-gazilerle-gonul-bulusmasi-610327">Şehit Yakınları ve Gazilerle Gönül Buluşması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kartepe Belediyesi, şehit aileleri ve kahraman gazileri anlamlı bir buluşmada misafir etti. Kartepe Belediyesi Kahvaltı Evi’nde gerçekleşen programda, şehit yakınları ve gaziler samimi bir ortamda bir araya geldi.</strong></p>
<p><strong>Dernek Başkanı Arlı’dan Teşekkür</strong></p>
<p><strong>Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Kocaeli Şube Başkanı Şaban Arlı, Kartepe Belediyesi’nin misafirperverliği ve yüksek hizmet kalitesinden dolayı teşekkür ederek, belediyenin yaklaşımının kendileri için son derece kıymetli olduğunu belirtti. Bu tür programların birlik ve beraberlik duygusunu güçlendirdiğine dikkat çeken Arlı, Kartepe Belediyesi’nin toplumun her kesimine dokunan sosyal belediyecilik anlayışını vurgulayarak “Böylesine uyumlu ve özverili bir ekiple Kartepe’ye değer kattığınız tüm çalışma arkadaşlarınıza camiamız adına teşekkür ediyor, başarılarınızın devamını diliyoruz” dedi.</strong></p>
<p><strong>Başkan Yardımcısı Orhan Akyüz Ev Sahipliği Yaptı</strong></p>
<p><strong>Kartepe Belediyesi Kahvaltı Evi’nde düzenlenen buluşmada misafirlerle yakından ilgilenen Kartepe Belediyesi Başkan Yardımcısı Orhan Akyüz, şehit yakınları ve gazilerin her zaman baş tacı olduğunu ifade etti. Akyüz, şehit aileleri ve gazilere yönelik her çalışmanın bir vefa borcu olduğunu belirterek, Kartepe Belediyesi olarak her zaman yanlarında olmaya devam edeceklerini söyledi.</strong></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sehit-yakinlari-ve-gazilerle-gonul-bulusmasi-610327">Şehit Yakınları ve Gazilerle Gönül Buluşması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İBB Şehir Tiyatroları&#8217;nda Bu Hafta (4-8 Şubat 2026)</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolarinda-bu-hafta-4-8-subat-2026-610074</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Feb 2026 11:22:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[4-8]]></category>
		<category><![CDATA[alıyor]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[bb]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[hafta]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[nda]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[sahne]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[şubat]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatroları]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<category><![CDATA[yönettiği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610074</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 2025-2026 tiyatro sezonunun yeni haftasında 14 oyunla seyirci karşısına çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolarinda-bu-hafta-4-8-subat-2026-610074">İBB Şehir Tiyatroları&#8217;nda Bu Hafta (4-8 Şubat 2026)</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 2025-2026 tiyatro sezonunun yeni haftasında 14 oyunla seyirci karşısına çıkıyor.</p>
<p>Şehir Tiyatroları’nda bu hafta sanatseverleri Lyudmila Razumovskaya’dan E.T.A Hoffmann’a, Haldun Taner’den Yağmur Topçu’ya klasik ve modern yazarların eserlerinin ön planda olduğu zengin bir repertuvar bekliyor.</p>
<p>Bu hafta Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım, Köpek Kalbi, Sevgili Yelena Sergeyevna, Oscar, Gölge, Kahvaltıya Kalsana, Çingene Boksör, Yaftalı Tabut, Sesler Ülkesi, Rüya, Bir Gece Masalı, Fındıkkıran, Masal, Bekçi ile Postacı adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.</p>
<p>Oyun biletleri, gişelerden, <b><u>https://sehirtiyatrolari.ibb.istanbul/</u></b>, <u>biletinial.com</u> adreslerinden ve mobil uygulamamızdan temin edilebilir.</p>
<p><b>Orhan Veli Şiirleri “Birdenbire” Etkinliğinde Seyirciyle Buluşuyor</b></p>
<p>İstanbul Şiirle Buluşuyor, repertuvar oyunlarımızın yanında şair-şiir eşleşmesi üzerinden geliştirilen yeni ve farklı bir etkinlik konseptini seyircinin ilgisine sunuyor. Seyirci, yönetmen ve oyuncular eşliğinde, dekor, kostüm, müzik ve görsel tasarımla birlikte sahne imkânları kullanılarak, Orhan Veli’nin şiir evreninin içerisinde oluşturulan bir mekânda etkinliğin konuğu olacak.</p>
<p><b>Hümay Güldağ</b>’ın uyarladığı, yönettiği ve oyuncu olarak yer aldığı etkinliğin müziğini Cihan Kurtaran, dekor tasarımını Cihan Aşar, kostüm tasarımını Ahsen Nur Yaman, ışık tasarımını Gökhan Davulcu, efekt tasarımını Özgür Yaşar İşler yapıyor. Etkinlik 8 Şubat tarihinde 19.00’da Müze Gazhane Meydan Sahne’de.</p>
<p><b>Bu Haftanın Programı (4-8 Şubat 2026)</b></p>
<p><b>GÖZLERİMİ KAPARIM VAZİFEMİ YAPARIM (13+ Yaş)</b></p>
<p>Epik Tiyatro’nun büyük ustası Haldun Taner, bu kült eserinde 31 Mart Vakası’ndan 71 Muhtırası’na kadar bireysel ve toplumsal anlamda yaşanan dönüşümlerin yanı sıra hiç değişmeyen şeylerin taşlamasını yapıyor. Oyunda yoksul bir aileden gelen, hayatı sorgulamadan yaşayan “dürüst” Vicdani ile varlıklı bir ailede doğan, servetine servet katarak yükselebilmek için her yolu mubah gören Efruz isimli iki zıt karakterin hayat hikâyesi aktarılıyor. Hiciv, mizah ve yer yer hazin hikâyelerle ilerleyen oyun, sınıfsal farklılıkların birey ve sosyal yaşam üzerindeki etkileri, insan tabiatı, vatan sevgisi, iyilik-kötülük gibi konulara dair sorular sorduruyor. Vicdani kendi gibi olanlara şöyle sesleniyor: “Ey benim kardeşlerim/ İbret olsun hayatım/ Açın ne olur gözünüzü,/ Sakın siz de benim gibi/ Safçasına/ Plak olmayın&#8221;</p>
<p><b>Haldun Taner</b>’in yazdığı <b>Yelda Baskın</b>’ın yönettiği oyunda <b>Alp Tuğhan Taş, Aybar Taştekin, Cafer Alpsolay, Can Alibeyoğlu</b>, <b>Doğan Şirin, Emrecan Karakurum, Özgür Atkın, Özgür Dağ, Seda Çavdar</b>, <b>Yiğit Ali Uslu</b> rol alıyor. Oyun, 4-7 Şubat 2026 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>KÖPEK KALBİ (16+ Yaş)</b></p>
<p>1924 yılı… Sovyet Rusya’nın karanlık atmosferinde, toplumsal düzenin ve bürokrasinin içine sıkışmış Profesör Preobrajenski insan beyni ve gençleşme üzerine çalışmaktadır. Ona dünya çapında şöhret kazandıran, insanların gençleşmesini sağlayan bir teknik geliştirmiştir. Beyin araştırmaları sürecinde yeni bir deney yapmayı tasarlar. Sokak köpeği Şarik’e zor bir ameliyatla bir insandan alınan hipofiz ve testisleri nakleder. Fakat ameliyattan sonra beklenmedik değişimler baş gösterir, Şarik insana dönüşmeye başlar. Bu değişim Profesör Preobrajenski’nin evinin kurallarını altüst edecektir. Köpek Kalbi, toplum mühendisliği, çürümüş bürokrasi ve sınıf savaşlarıyla toplumsal barışı yitirmiş bir halk üzerinden, insanı insan yapan şey nedir sorusunu soruyor.</p>
<p><b>Mihail Bulgakov</b>’un yazdığı, <b>Mustafa Kemal Yılmaz</b>’ın çevirdiği, <b>Onur Demircan</b>’ın uyarlayıp yönettiği oyunda <b>Ali Gökmen Altuğ, Caner Çandarlı, İrem Arslan, Onur Şirin</b> rol alıyor. Oyun, 4-7 Şubat 2026 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>SEVGİLİ YELENA SERGEYEVNA (16+Yaş)</b></p>
<p>İdealist ve ilkeli matematik öğretmeni Yelena Sergeyevna mütevazı evinde annesiyle birlikte yaşamaktadır Okul dışında uzun süredir hasta olan annesiyle de ilgilendiği rutin bir günün sonunda evinin kapısı çalınır. Öğrencileri o gün doğum günü olan öğretmenlerini kutlamak için ellerinde çiçekler ve hediyelerle kapıda durmaktadır. İlk bakışta oldukça sıradan bir kutlama olarak başlayan gece ilerleyen saatlerde bambaşka bir boyut alır. Etekteki taşların dökülmesi ile bu sürpriz ziyaretin masum bir kutlamadan fazlası olduğu ortaya çıkar.</p>
<p>Sovyetler Birliğinde geçen ve Perestroyka’nın ilk yıllarında kaleme alınan oyun, etik çöküşün eşiğindeki bir toplumu mercek altına alıyor. Değerler çatışması ve bireysel çıkarlar uğruna neler yapılabileceği başta olmak üzere bugün hala varlığını koruyan pek çok soruna da ışık tutmayı ihmal etmiyor.</p>
<p><b>Lyudmila Razumovskaya</b>’nın yazdığı, <b>Belgi Paksoy</b>’un çevirdiği, <b>Bora Seçkin</b>’in yönettiği oyunda <b>Ayşecan Tatari, Cihat Faruk Sevindik,</b> <b>Direnç Dedeoğlu, Elyesa Çağlar Evkaya, Hazal Uprak</b><b> </b>rol alıyor. Oyun, 4-7 Şubat 2026 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>OSCAR (13+ Yaş)</b></p>
<p>Christian Jacqueline&#8217;e aşıktır, Colette ise Oscar&#8217;a. Christian uzun süredir sevdiği kızı Mösyö Bernard&#8217;dan isteme niyetindedir. Colette ise babası Mösyö Bernard&#8217;a söylediği yalanla sevgilisi ile evlenme planları yapmaktadır. Ancak ne Christian doğru kızı ister ne de Colette doğru adamla evlenmek üzeredir. Birkaç dakikada sarpa saran olaylar hiç de kolay çözülecek gibi gözükmemektedir.</p>
<p><b>Claude Magnier</b>’in yazdığı, <b>Asude Zeybekoğlu</b>’nun çevirdiği, <b>Ersin Umulu</b>’nun yönettiği oyunda <b>Abdullah Topal, Aslı Aybars, Aslı Şahin, Cem Karakaya, Ceylan Çete, Çağrı Büyüksayar, Hakan Gümüş, Hüseyin Emre Şen, İrem Erkaya, Neslihan Ayşe Öztürk, Oğuzhan Oğuz</b> rol alıyor. Oyun, 4-7 Şubat 2026 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>GÖLGE (16+ Yaş)</b></p>
<p>Bir insanın düşünceleri davranışlarını ne kadar etkileyebilir? İç sesimiz olmadan yaşayabilir miydik? Peki bazı düşüncelerimiz başka bir kişi olarak karşımıza dikilseydi ne olurdu? Oyun, Carl Jung’un “gölge” kavramı ekseninde oyunculuk eğitimi almış bir kadının iç dünyasıyla, mesleğiyle, sosyokültürel çevresiyle olan çatışmalarını sahneye taşıyor.</p>
<p><b>Yağmur Topçu</b>’nun yazdığı, <b>Ahmet Kahvecioğlu</b>’nun yönettiği oyunda <b>Ahmet Kahvecioğlu,</b> <b>Berfin Berber, Yağmur Topçu </b>rol alıyor. Oyun, 4-7 Şubat 2026 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.</p>
<p><b>KAHVALTIYA KALSANA</b> <b>(16+ Yaş)</b></p>
<p>Üç kişilik bir sahne güldürüsü olan &#8220;Kahvaltıya Kalsana&#8221;, Ray Cooney ve Gene Stone tarafından 1970 yılında yazılan &#8220;Why not Stay for Breakfast?&#8221; adlı yapıtın bir uyarlamasıdır&#8230; Oyun, kimileri için artık köhneleşmiş sayılan değerlere sıkıca tutunarak yaşamaya çalışan &#8220;istikrar abidesi&#8221; devlet memuru Nurettin Kavak ile, henüz hangi değerlere sarılacağına bile tam olarak karar veremeyecek bir yaştayken, anne olmak durumunda kalan Burcu Güvenir&#8217;in traji-komik karşılaşmasını anlatır. Ülkemizde yaşanan sosyal ve kültürel alt-üstlüğün naif bir yansıması olarak ele alınan oyunda, Burcu ve Nurettin&#8217;in öyküsüyle sevginin, iyiliğin, değişebilme ve değiştirebilmenin umudu ve sevinci aktarılmaya çalışılır&#8230;</p>
<p><b>Ray Cooney-Gene Stone</b>’un yazdığı, <b>Ragıp Yavuz</b>’un çevirdiği, uyarladığı ve yönettiği oyunda <b>Can Ertuğrul, Derya Çetinel, Kamer Karabektaş</b> rol alıyor. Oyun, 4-7 Şubat 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>ÇİNGENE BOKSÖR(16+ Yaş)</b></p>
<p>1920’lerin boks yıldızı Johann Wilhelm Trollmann’ın trajik yaşantısından yola çıkılarak yazılan oyun, kurgusal bir karakter olan Hans’ın tanıklığıyla seyirciye aktarılıyor. Çocukluk dönemlerinde tanışan ikili, güçlü bir arkadaşlık bağıyla yılları geride bırakır. Kendine has stiliyle yıldızlaşan çingene boksör Ruki, Nazi Almanya’sının faşizan politikalarına ve ayrımcılığa maruz kalır. Almanya Şampiyonu olsa da bu unvan kendisine verilmez ve hep kaybetmeye mahkûm edilir. Yoksul mahallelerde başlayıp toplama kamplarına kadar süren, ölümüne dostluğun çarpıcı öyküsü…</p>
<p><b>Rike Reiniger</b>’in yazdığı <b>Cafer Alpsolay</b>’ın yönettiği oyunda <b>Ercan Demirhan</b> rol alıyor. Oyun, 4-7 Şubat 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.</p>
<p><b>YAFTALI TABUT (16+ Yaş)</b></p>
<p>Adına tarihin dipnotlarında rastlayabildiğimiz, Türkiye’nin ilk kadın oyun yazarı, kuramcı, aktivist, sosyal ve siyasi yaşamın her alanında öncü Fatma Nudiye Yalçı’nın hikâyesi. 1920’lerde başlayan mücadelesine Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve Nazım Hikmet de eşlik ediyor.</p>
<p><b>Bilgesu Erenus</b>’un yazdığı, <b>Yelda Baskın</b>’ın yönettiği oyunda <b>Bensu Orhunöz, Ceren Hacımuratoğlu, Derya Keykubat, Lale Kabul, Mana Alkoy</b>, <b>Selin Türkmen, Şenay Bağ </b>rol alıyor. Oyun, 7 Şubat 2026 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p><b>SESLER ÜLKESİ (4+ Yaş)</b></p>
<p>Uzun zamandır çocuklar tarafından ihmal edilen Keman, Piyano, Flüt kendileri gibi çalınmayan arkadaşları Gitarı da yanlarına alarak Sesler Ülkesine dönmeleri gerektiğini anlatırlar. Gitar kendisini çalmayan Deniz’i uyandırır.  Gitar, Deniz’den ayrılmak istemediği için onu da Sesler Ülkesinde bir yolculuğa çıkarmaya karar verir. Böylece ilk kez Sesler Ülkesini bir çocuk ziyaret eder.</p>
<p>Sesler Ülkesinde enstrümanları ve müziği yakından tanıyan Deniz, Vivaldi, Mozart ve enstrümanlara hayran kalır ve enstrümanların hepsini öğrenmeye heveslenir. Enstrümanlar, Deniz’e kendini beğendirmek için bir yarışa girer ve akordları bozulur. Beethoven enstrümanların akordunu düzeltir ve onları orkestra şefi gibi yöneterek bir eser çaldırır. Aralarındaki uyumu hatırlayan enstrümanlar ve çalacağı enstrümana karar veren Deniz mutludur.</p>
<p><b>Gizem Padar</b>’ın yazdığı, <b>Nihat Alpteki</b>’nin yönettiği oyunda <b>Aslı Şahin, Bahar Çebi, Cihat Faruk Sevindik, Çağlar Polat, Damla Cangül Yiğit, Lale Kabul</b> rol alıyor. Oyun, 8 Şubat 2026 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>RÜYA(5+Yaş)</b></p>
<p>Hayvanat bahçesini ziyaret eden Özgür, doğal yaşam alanlarından kopartılıp kafese konan hayvan dostlarını rüyasında görür. Artık harekete geçme zamanıdır ve Özgür onları kurtarmakta kararlıdır. <b>Özge Midilli-Ertan Kılıç</b>’ın yazdığı <b>Özge Midilli</b>’nin yönettiği oyunda <b>Alp Tuğhan Taş, Neşe Ceren Aktay, Pınar Aygün, Direnç Dedeoğlu, Gülce Çakır, Mehtap Gündoğdu Akbulut, Nilay Bağ, Nilay Yazıcıoğlu </b>rol alıyor. Oyun, 8 Şubat 2026 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BİR GECE MASALI (5+ Yaş)</b></p>
<p>Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır. William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda <b>Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Ceysu Aygen, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan</b> rol alıyor. Oyun, 8 Şubat 2026 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>FINDIKKIRAN (7+ Yaş)</b></p>
<p>Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada, sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor. <b>E.T.A Hoffmann</b>’ın masalından <b>Dilşad Çelebi</b>’nin uyarladığı, <b>Lerzan Pamir</b>’in yönettiği oyunda <b>Asrın Gurur Kuyucak,</b> <b>Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın</b> rol alıyor. Oyun, 8 Şubat 2026 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>MASAL (5+Yaş)</b></p>
<p>Hakkından ve ihtiyacından fazla yiyeceği çalarak açlığa sebep olan yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı üç çocuk fantastik bir yolculuğa çıkar. Birçok engelin aşıldığı yolculuk sürecinde bireysellikten birlikte hareket etmeye, yardımlaşma ve adaletli paylaşıma kadar çocukların düşünce ve eylemleri değişir. Açlığın tüm çocuklar için yaşamsal bir sorun olduğunu fark eden çocuklar, açgözlü yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı mücadeleyi büyütür. <b>Eftal Gülbudak</b>’ın yazıp yönettiği oyunda <b>Ceren Hacımuratoğlu, Ercan Demirhan, Yeliz Şatıroğlu, Onur Şirin, Volkan Öztürk</b> rol alıyor. Oyun, 8 Şubat 2026 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)</b></p>
<p>Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir. <b>Lodovica Cima, Gabriele Clima</b>’nın yazdığı <b>Ceylan Özçapkın</b>’ın çevirdiği, <b>Derya Yıldırım</b>’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda<b> Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Melisa Demirhan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali</b> rol alıyor. Oyun, 8 Şubat 2026 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p>İyi seyirler…</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolarinda-bu-hafta-4-8-subat-2026-610074">İBB Şehir Tiyatroları&#8217;nda Bu Hafta (4-8 Şubat 2026)</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Toksik kişilikler empati yapmaz, sadece &#8216;hep bana&#8217; der!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-toksik-kisilikler-empati-yapmaz-sadece-hep-bana-der-610023</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Feb 2026 10:38:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[empati]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[kişiler]]></category>
		<category><![CDATA[kişilik]]></category>
		<category><![CDATA[kişilikler]]></category>
		<category><![CDATA[nevzat]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[taraf]]></category>
		<category><![CDATA[tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[toksik]]></category>
		<category><![CDATA[yöntem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610023</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, toksik kişilikler ve ilişkiler konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-toksik-kisilikler-empati-yapmaz-sadece-hep-bana-der-610023">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Toksik kişilikler empati yapmaz, sadece &#8216;hep bana&#8217; der!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, toksik kişilikler ve ilişkiler konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Yılanın zehri dozunda ilaç olur, fazlası öldürür</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, toksik kişiliklerin bireysel ilişkilerde ve toplumsal hayatta yarattığı risklere dikkat çekerek, “Yılanın zehri dozunda ilaç olur, fazlası öldürür. İnsan karakterindeki bazı özellikler de böyledir. Yerinde ve ölçülü kullanıldığında faydalı olabilir, ama manipülatif şekilde kullanılırsa toksik hale gelir” dedi.</p>
<p><strong>Zorba ve kurban ilişkisi ortaya çıkar</strong></p>
<p>Toksik ilişkilerde genellikle manipülasyonun ön planda olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “Normal görünen bir ilişki, manipülasyon başladığında toksikleşir. Bu ilişkilerde zorba ve kurban vardır. Zorba kişiler adaylarını iyi seçer, manipüle eder, üzerinde baskı kurar. Bazı kişiler bunu kasıtlı yapar, bazıları ise karakterinin gereği olarak farkında olmadan yapar. İki tür kişilikten söz ediyoruz: Kasten manipüle edenler ve bunu doğru zannettiği için yapanlar.” diye konuştu.</p>
<p><strong>B tipi kişilikler empati yoksunudur</strong></p>
<p>Kişilik bozukluklarını da işaret eden Prof. Dr. Tarhan, “Özellikle B tipi kişilikler risk taşır. Narsistik, antisosyal, histrionik ve paranoid kişilik bozuklukları toksik ilişkilere zemin hazırlar. Bu kişiliklerin ortak özelliği empati yoksunluğudur. Egoları çok yüksektir, eleştiriye kapalıdırlar. Eleştiriyi tehdit olarak algılar, hemen dost-düşman ayrımı yaparlar. Böyle kişiler karar verici pozisyonda olduklarında büyük tehlike doğar.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Karanlık üçlü kanser hücresi gibi</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, narsistik kişilik, Makyavelistlik ve antisosyal eğilimlerin birleşimine “karanlık üçlü” denildiğini belirterek, “Bu üçlü bir araya geldiğinde kanser hücresi gibi davranır. Kanser hücresi sınırsızdır, sorumsuzdur, doyumsuzdur. Sadece kendini büyütür, çevresini yutar. Toksik kişilikler de aynıdır. Empati yapmaz, sadece ‘hep bana’ der. Vücudumuzda bağışıklık sistemi kanser hücresine sınır koyar, durdurur. İnsan ilişkilerinde de aynı yöntem geçerlidir: Sınır koymazsanız toksik kişilikler büyür.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Niyet analizi yapılmalı</strong></p>
<p>Toksik kişiliklerle baş etmede en kritik noktanın “niyet analizi” olduğunu söyleyen Prof. Dr. Tarhan, “Bir kişi manipülasyonu kasten mi yapıyor, yoksa doğru olduğuna inanarak mı yapıyor? Bu ayrımı yapmak gerekir. Hukuktaki gibi kasti suç ile taksirli suç arasında fark vardır. Kasten yapanlara karşı daha dikkatli olmak gerekir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Hayır diyemeyenler hasta oluyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, özellikle aile içindeki toksik ilişkilerin ağır psikiyatrik tablolar doğurabileceğini ifade ederek, “Üç çocuklu bir kadın ağır depresyonla geldi. Evde kayınvalideyle yaşıyorlardı. Kayınvalide iyi niyetliydi ama evin tüm düzenini o belirliyordu. Eşi de tamamen annesinin tarafını tutuyordu. Kadın hiçbir sınır koymamıştı, hep fedakârlık yapmıştı. Sonunda ağır depresyona girdi ve hastaneye yatırmak zorunda kaldık. Oysa sorun kayınvalide değil, kadının sınır koyamamasıydı. Fedakârlık şeması ve merhamet yorgunluğu dediğimiz tablo buydu.” dedi.</p>
<p><strong>Kendine zarar verme özgürlüğü yok</strong></p>
<p>Fedakârlığın kültürel olarak yüceltildiğini ancak kişinin kendi ruh sağlığını hiçe saymasının kabul edilemeyeceğini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Bizim kültürümüzde ‘evi dişi kuş yapar’ anlayışı vardır. Ama kişi kendi haklarını yok sayarsa, ‘aman olay çıkmasın’ diye sürekli taviz verirse sonunda hasta olur. İnsanın başkasına zarar verme özgürlüğü olmadığı gibi, kendine zarar verme özgürlüğü de yoktur. Bu nedenle toksik ilişkilerde en önemli korunma mekanizması, sınır koyma becerisidir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Toksik kişilikler farklı yöntemlerle insanları köleleştiriyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, toksik kişiliklerin farklı yöntemlerle insanları köleleştirdiğini belirterek, “Kimisi överek, kimisi azarlayarak, kimisi şiddetle köleleştirir. Ama yöntem değişse de amaç aynıdır; karşı tarafı kontrol altına almak” dedi.</p>
<p><strong>Antisosyaller şiddet uygular, narsistler överek köleleştirir</strong></p>
<p>Toksik kişiliklerin davranışlarını örneklendiren Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Egosu yüksek kişiler farklı yöntemler kullanır. Narsistik kişilik, eşini över, yüceltir. Ardından ‘bana her istediğimi yapacaksın’ der, köle-efendi ilişkisi kurar. Başkaları ise eşini aşağılar, özgüvenini yerle bir eder, depresyona sokar ama bunu ‘senin için yaptım’ diye sunar. Yani biri överek köleleştirir, diğeri ezerek köleleştirir. Antisosyal kişiliklerse daha da farklıdır, sosyal normları yoktur, merhametleri yoktur, suça beceriklidirler, çok rahat şiddet uygularlar.”</p>
<p><strong>İçine atmak en büyük hata</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, toksik ilişkilerde en çok yapılan hatanın sessizlik olduğunu belirterek, “Kurban olan taraf genelde ‘aman olay çıkmasın, çocuklar etkilenmesin’ diyerek içine atıyor. Bu, en büyük hatadır. Oysa yapılması gereken güzellikle sınır koymaktır. ‘Bu yaptığın yanlış, ben bunu onaylamıyorum. Ama evliliğimizin geleceği için katlanıyorum’ denirse karşı taraf savunmaya geçmez” diye konuştu.</p>
<p><strong>Ego savaşları orman kanununa döner</strong></p>
<p>İlişkilerdeki ego savaşlarına da işaret eden Prof. Dr. Tarhan, “Şu an ‘o bağırınca sen de bağır, o bir şey fırlatıyorsa sen de fırlat’ gibi öneriler var. Bu yöntem ego savaşlarını körükler. Ego savaşlarının olduğu yerde orman kanunları geçerli olur. Güçlü zayıfı ezer. Ekonomik veya fiziksel gücü fazla olan kazanır. Oysa burada hisseden beyin değil, düşünen beyin kullanılmalı. Karşı taraf bağırmaya başladığında ‘yavaş konuşur musun, seni anlamak istiyorum’ demek çok etkilidir. Çünkü bağırarak yavaş konuşmak mümkün değildir. Böylece düşünen beyin devreye girer ve öfke kırılır.” dedi.</p>
<p><strong>Fırtınalara dayanabilen ilişkiler uzun ömürlüdür</strong></p>
<p>Evliliklerde üç dönem olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Tarhan, “Birinci dönem romantizm, ikinci dönem ego savaşları, üçüncü dönem bağlılıktır. Asıl kırılma ikinci dönemde olur. Bu dönemde sorun çözme becerilerini kullanan çiftler bağlılık dönemine geçer. İşte o zaman ömür boyu süren bir aşk doğar.</p>
<p><strong>Narsistler sert duvara çarptığında değişir</strong></p>
<p>B tipi kişiliklerin eleştiriye kapalı olduklarını vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Narsistik, antisosyal, histrionik kişilikler eleştiriyi tehdit olarak görür. Ama hayatın sert duvarına çarpınca değişmeye başlarlar. Narsistik yaralanma yaşadıklarında yalnız kaldıklarını fark ederler. Etraflarındaki ilişkilerin sahte olduğunu anlarlar. Çünkü insanlar onları değil, menfaatlerini seviyordur. Bu kişilerin değer verdiği şey para, makam ya da ailesi olabilir. Onun zarar gördüğünü fark ettiklerinde hızla dönüşürler. Eşi ‘artık ayrılacağım’ dediğinde, narsist bir eş birdenbire özeleştiriye başlar” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Toksik ilişkilerde bazen iki toksik birleşir…</strong></p>
<p>Tarhan, toksik ilişkilerin yalnızca tek taraflı olmayabileceğini de anlatarak, “Narsistik biriyle toksik özellikteki bir başka kişi birleşebiliyor. Bazen borderline kişiliklerde de toksik ilişkiler olur. ‘Senden nefret ediyorum, Allah belanı versin’ deyip ardından ‘sakın beni bırakma’ diyen bölünmüş duygular buna örnektir.” diye konuştu.</p>
<p>Toksik kişiliklerin çoğunda çocukluk travmalarına rastlandığını söyleyen Prof. Dr. Tarhan, “Çözülmemiş travmalar Etna Yanardağı gibidir, uyur ama bir gün patlar. Psikoterapide farklı başa çıkma yöntemleri vardır. Problem odaklı, duygu odaklı, bedensel ve spiritüel başa çıkma yolları vardır. Kişinin kişilik profiline göre hangisi uygunsa onu kullanıyoruz. Şimdi pozitif psikoterapi ön plana çıktı. Yani kişiyi geçmiş travmalara boğmadan savunma mekanizmalarını güçlendirip ego gücünü artırıyoruz” dedi.</p>
<p><strong>Evin küçük hükümdarı gibi büyütülüyorlar</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, toksik kişilik özellikleri taşıyan bireylerin hem aile içi hem de sosyal hayatta ciddi yıkımlara yol açabileceğini belirterek, “Bu kişiler empati yoksunu, haz ve çıkar odaklıdır. Beyinlerinde ‘ver’ butonu yoktur, sadece ‘al’ butonuyla hareket ederler.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Toksik kişiliklerin genellikle çocuklukta yanlış yetiştirme tarzıyla şekillendiğini dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Böyle kişilere bakarsanız çocukluklarında hep altın tepside her şey sunulmuştur. Evin küçük hükümdarı gibi büyütülmüşlerdir. Prens ve prenses gibi büyütülmüş, hep almaya yönelik yetiştirilmişlerdir. Bu yüzden karşı tarafın acısını, hakkını göremezler.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Toksik kişilerin eleştiriye tahammülsüz olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Bu kişiler kendilerine ‘hayır’ diyeni düşman gibi görürler. Haksızlık yaptıklarının farkında değildirler. Onlara karşı eleştirel duruş sergilemek cesaret ister. Bu kişiler güçlü olanın yanında köleleşir, zayıfları ezerler. Çıkar odaklıdırlar. Yalan söylemekte zorlanmaz, manipülasyona başvururlar. Dost ve düşman diye ayırırlar. İtaat etmeyenleri tehdit olarak görürler.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Öz güvenleri düşük, sıradan olmaktan korkuyorlar</strong></p>
<p>Dışarıdan güçlü gibi görünen bu kişilerin aslında öz güven sorunu yaşadığını dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Bu kişilerin arka planında sıradan olma korkusu vardır. Kendilerini yetersiz ve değersiz hissederler. Bu yüzden güçlü rol oynamaya çalışırlar. Çoğu zaman narsistik yaralanma yaşadıklarında intihara eğilimli olabilirler, bazen de eşini öldürüp kendini öldürebilirler.” dedi.</p>
<p><strong>İlişkilerde başarısız oluyorlar</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, toksik kişiliklerle yaşayanların da ağır bedeller ödediğini ifade ederek,<strong> </strong>şöyle devam etti:</p>
<p>“Böyle durumlarda ilaç tedavisi tek başına yeterli olmaz. Çift terapisi, stres ve ilişki yönetimi eğitimleri gerekir. Eğer taraflarda iyi niyet varsa, altın orta nokta kuralıyla adım adım ilerleyerek sağlıklı bir ilişki kurulabilir. Hataların fark edilmesi ve yöntem değişikliği önemlidir. Aksi halde bu kişiler sürekli aynı çatışmaları tekrarlar. Bu kişiler mantıksal zekâda çok başarılı olabilirler, ancak duygusal ve sosyal zekâları düşük olduğu için ilişkilerinde başarısız olurlar. Duygusal okuryazarlık geliştirilmezse en yakınlarına bile zarar verebilirler. Çözüm; farkındalık, öz eleştiri ve doğru yöntemleri öğrenmektir.”</p>
<p><strong>Dışarıya melek gibi görünüyorlar</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, toksik kişilikler ve narsizm üzerine yaptığı değerlendirmelerde, bu kişilerin farklı alt türleri bulunduğuna işaret ederek, “Dışarıya melek gibi görünen, evde zorba olan pasif-agresif narsistler vardır. Bazıları mükemmeliyetçi narsisttir; kendisini mükemmel görür ve herkesi aşırı kontrol ederek domine etmeye çalışır. Bir de alçak gönüllü rolü oynayan narsistler vardır. Çıkarlarına dokunana kadar melek gibidirler, fakat bir gün çıkarlarına ters düşerseniz aniden canavara dönüşürler.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Kişiyi tanımak için stres anlarına bakmak lazım</strong></p>
<p>Narsistik özelliklerin en çok zorlayıcı durumlarda ortaya çıktığını dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Bir insanın gerçek kişiliği ya stres, kayıp, ticari kriz ya da uzun bir yolculuk sırasında ortaya çıkar. Çünkü maskeler uzun süreli ilişkilerde düşer. Kişiyi anlamak için sadece görünen davranışlarına değil, kriz anlarında nasıl davrandığına da bakmak gerekir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Bağlanma bozukluğu olanlar kurban olur</strong></p>
<p>Toksik kişiliklerin karşısında en çok zarar gören grubun “bağlanma sorunları” olan kişiler olduğuna dikkat çeken Prof. Dr.  Tarhan, “Bu kişiler özgüveni düşük, yalnızlığa tahammül edemeyen bireylerdir. Çocukluk çağında annesiyle ya da babasıyla sağlıklı bağlanma kuramayan kişiler, ileride yanlış kişilere yapışır. Onlar için ilişki bir yara bandı gibidir. Yara bandı yarayı kapatır ama iyileştirmez; acıtır, kanatır, kişi yine aynı ilişkiye sarılır. İşte patolojik bağlanmalar böyle oluşur.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Genetik kader değildir</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, kişilik bozukluklarının çocukluk travmaları ve genetik yatkınlıklarla ilişkisine de değinerek, “Genetik yüzde 30-40 etkilidir ama geri kalan yüzde 60-70 epigenetik mekanizmalardır. Yani aileden öğrenilen yanlış davranış kalıplarıdır. Kişi bunları fark ederse değiştirebilir. Yaşanan hayat olayları, şoklar bu değişim için fırsattır. Epigenetik mekanizmaları doğru şekilde çalıştıran bir kişi kaderini değiştirebilir.” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-toksik-kisilikler-empati-yapmaz-sadece-hep-bana-der-610023">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Toksik kişilikler empati yapmaz, sadece &#8216;hep bana&#8217; der!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ders ziline 48 saat kala zihinsel hazırlık yapılmalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ders-ziline-48-saat-kala-zihinsel-hazirlik-yapilmali-609546</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 Jan 2026 12:39:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[48]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[ders]]></category>
		<category><![CDATA[Ekran Kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[hazır]]></category>
		<category><![CDATA[hazırlık]]></category>
		<category><![CDATA[kala]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[okula]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[saati]]></category>
		<category><![CDATA[süreci]]></category>
		<category><![CDATA[tatil]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[zihinsel]]></category>
		<category><![CDATA[ziline]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609546</guid>

					<description><![CDATA[<p>İlk, orta ve lise kademesindeki öğrenciler, yarıyıl tatilinin ardından okula dönmeye hazırlanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ders-ziline-48-saat-kala-zihinsel-hazirlik-yapilmali-609546">Ders ziline 48 saat kala zihinsel hazırlık yapılmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İlk, orta ve lise kademesindeki öğrenciler, yarıyıl tatilinin ardından okula dönmeye hazırlanıyor. Okul zilinden önceki 48 saatin zihinsel hazırlığın somutlaştırılması gereken belirleyici bir evre olduğunu söyleyen İstanbul Atlas Üniversitesi’nden Uzman Klinik Psikolog Banu Dirice Karcı, ev içinde okul saatlerine benzer bir kahvaltı ve yemek saati düzenine geçmenin, erken uyumanın ve akşam saatlerinde ekran kullanımının sınırlandırılmasının okula zihinsel olarak hazırlanmaya katkı sağlayacağını söyledi.<br />İstanbul Atlas Üniversitesi’nden Uzman Klinik Psikolog Banu Dirice Karcı, iki haftalık sömestr tatilinin sona ermesinin ardından okula uyum sürecine ilişkin değerlendirmede bulundu.<br />Geçiş dönemi zorluğu yaşanabilir<br />İki haftalık bir aradan sonra okulun kurallı yapısına dönmenin, çocuklarda konfor alanından çıkmanın yarattığı doğal bir direnç oluşturabileceğini belirten Banu Dirice Karcı, “Bu süreçte çocuklarda ‘okula gitmek istememe, ‘odaklanma güçlüğü’ veya sabahları görülen ‘aşırı isteksizlik’ en sık rastlanan durumlardır. Bazen bu psikolojik süreç; karın ağrısı, mide bulantısı veya baş ağrısı gibi bedensel şikayetlerle (psikosomatik belirtiler) kendini gösterebilir. Ebeveynler bu tepkileri, birer disiplin sorunu veya şımarıklık olarak değil, çocuğun yeni düzene alışmaya çalışırken yaşadığı bir ‘geçiş dönemi zorluğu’ olarak görmeli ve sabırlı bir tutum sergilemelidir” tavsiyesinde bulundu.<br />Uyku saati erkene çekilmeli<br />Okula alışma sürecinde uyku düzeninin sağlanmasının önemli olduğunu belirten Banu Dirice Karcı ,“Uyku düzeni, sadece fiziksel bir dinlenme süreci değil, çocuğun gün içinde karşılaştığı duygusal stresle başa çıkma kapasitesini belirleyen en temel unsurdur. Tatil sonrası uykusuz kalan bir çocukta gözlemlenen huzursuzluk ve tepkisellik, aslında yorgun düşen sinir sisteminin bir savunma mekanizmasıdır. Bu noktada uyku saatini kademeli olarak erkene çekmek ve uyku öncesinde çocukla yapılacak samimi, sakin sohbetlerle günün değerlendirmesini yapmak, zihninin yeni güne karşı güvende ve hazır hissetmesini sağlar” dedi.<br />İlk hafta uyum sürecine odaklanılmalı<br />Okula adaptasyonu kolaylaştırmak adına, ilk hafta akademik performanstan ziyade okula uyum sürecine odaklanılması gerektiğini vurgulayan Banu Dirice Karcı, “İlk hafta çocuğun bilişsel kapasitesini zorlamadan rutinlere dönüşü desteklenmelidir. Buna ek olarak, yeni dönemde işlenecek konulara dair yapılabilecek ufak ve keyifli ön hazırlıklar, akademik bir baskıdan ziyade zihinsel bir ‘ısınma turu’ işlevi görerek çocuğun derslere karşı yabancılık çekmesini önleyecektir” diye konuştu.<br />Teknoloji ve ekran kullanımı sınırlı ve kontrollü olmalı<br />Genel olarak teknoloji ve ekran kullanımının sınırlı ve kontrollü şekilde olması gerektiğini kaydeden Banu Dirice Karcı, “Bu süreçte de teknoloji ve ekran kullanımını kademeli olarak azaltmak, beynin dopamin dengesini koruyarak odaklanma becerisini arttırır. Özellikle, akşam saatlerinde ekran kullanımını sınırlayıp ev içi uyaranları düşürmek, beyindeki kaygı seviyesini azaltarak çocuğun ertesi günün sorumluluklarını birer tehdit olarak değil, yönetilebilir görevler olarak algılamasına olanak tanır” dedi.<br />48 saat önceden zihinsel hazırlık yapılmalı<br />Okula başlamadan birkaç gün önce evde yapılabileceklere de değinen Uzman Klinik Psikolog Banu Dirice Karcı, “Okul zilinden önceki 48 saat, zihinsel hazırlığın somutlaştırılması gereken belirleyici bir evredir. Ev içinde okul saatlerine benzer bir kahvaltı ve yemek saati düzenine geçmek, biyolojik hazırlığı başlatır. Çantanın birlikte düzenlenmesi veya okul kıyafetleriyle birlikte kullanılacak küçük bir kişisel aksesuarın (sevdiği bir çanta süsü, toka veya saat gibi) seçimi türünden hazırlıklar, beynin ‘hazırlık’ moduna geçmesini sağlayan önemli sinyallerdir” diye konuştu. <br />Yoğun tempodan şikâyet edilmemeli<br />Ebeveynleri kaygılarını çocuğa hissettirmemesi gerektiğini belirten Uzman Klinik Psikolog Banu Dirice Karcı, sözlerini şöyle tamamladı:<br />“Bu evrede en kritik nokta, ebeveynlerin kendi kaygı ve yakınmalarını çocuğun yanında dile getirmemesidir. Yetişkinlerin okulun getirdiği yoğun tempodan şikâyet etmesi, çocuğun okulu bir &#8220;yük&#8221; olarak kodlamasına neden olabilir. Ayrıca bu süreçte başvurulan ‘tatil bittiği için üzülme’ gibi duyguları baskılayıcı söylemler yerine; çocuğun duyguları ifade etmesine izin verilmeli, sonrasında okulda özlediği bir arkadaşını veya sevdiği bir aktiviteyi hatırlatmak gibi pozitif bir odak noktası oluşturulmalıdır. Unutulmamalıdır ki; tatilin bittiğine değil, okulun sunduğu sosyal kazanımlara, yeni keşiflere ve bireysel başarı duygusuna vurgu yapan dürüst bir iletişim dili, öğrencinin psikolojik dayanıklılığını pekiştirerek süreci bir krizden gelişim fırsatına çevirecektir.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ders-ziline-48-saat-kala-zihinsel-hazirlik-yapilmali-609546">Ders ziline 48 saat kala zihinsel hazırlık yapılmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Lozan Mübadelesi&#8217;nin 103. Yılında Osmangazi&#8217;de Tarihe Işık Tutan Söyleşi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/lozan-mubadelesinin-103-yilinda-osmangazide-tarihe-isik-tutan-soylesi-609514</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 Jan 2026 09:03:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[103]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[bursa]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[eski]]></category>
		<category><![CDATA[lozan]]></category>
		<category><![CDATA[milli]]></category>
		<category><![CDATA[mübadele]]></category>
		<category><![CDATA[mübadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<category><![CDATA[Osmangazi Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[tarihe]]></category>
		<category><![CDATA[yılında]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609514</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi’nin, mübadelenin 103. yılı dolayısıyla düzenlediği “Mübadelenin 103. Yılında Bursa Hafızası, Türkiye’nin Sesi: Mübadil Portreler” başlıklı söyleşide, eski Milli Savunma ve Milli Eğitim Bakanı, Bursa Milletvekili Turhan Tayan değerlendirmelerde bulundu</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/lozan-mubadelesinin-103-yilinda-osmangazide-tarihe-isik-tutan-soylesi-609514">Lozan Mübadelesi&#8217;nin 103. Yılında Osmangazi&#8217;de Tarihe Işık Tutan Söyleşi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span>Osmangazi Belediyesi’nin, mübadelenin 103. yılı dolayısıyla düzenlediği “Mübadelenin 103. Yılında Bursa Hafızası, Türkiye’nin Sesi: Mübadil Portreler” başlıklı söyleşide, eski Milli Savunma ve Milli Eğitim Bakanı, Bursa Milletvekili Turhan Tayan değerlendirmelerde bulundu</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Lozan Mübadelesi’nin 103. yıl dönümünde kentin toplumsal belleğine ışık tutan Osmangazi Belediyesi, Osmangazi Kent Konseyi iş birliği ile eski Milli Savunma ve Milli Eğitim Bakanı, 19-20-21 ve 24. Dönem Bursa Milletvekili Turhan Tayan’ı konuk ettiği anlam dolu bir söyleşi düzenledi. Şadırvanlı Han Eğitim Akademisi’nde yoğun ilgi dahilinde gerçekleşen “Mübadelenin 103. Yılında Bursa Hafızası, Türkiye’nin Sesi: Mübadil Portreler” programına Osmangazi Belediyesi Başkanvekili Necati Gezer, Osmangazi Kent Konseyi Başkanı Sevim Sakallı ve yürütme kurulu üyeleri, Demirtaş Lozan Mübadilleri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Hüseyin Çildem ve dernek yönetimi ve çok sayıda vatandaş katıldı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Söyleşi öncesinde konuşma yapan Osmangazi Kent Konseyi Başkanı Sevim Sakallı, kendisinin de bir mübadil çocuğu olduğunu anımsatarak, Lozan Mübadelesi’nin 103. yıl dönümünde anlamlı bir etkinlik gerçekleştirdiklerini dile getirdi. Eski Bursaspor Teknik Direktörü ve Osmangazi Kent Konseyi Yürütme Kurulu üyesi Adnan Örnek ise, sporculuk yaşamından da örnekler vererek, bir mübadele torunu olarak, oradaki ruhu ve geçmişi yaşatmak adına mücadele içerisinde yer aldığını kaydetti. Demirtaş Lozan Mübadilleri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Hüseyin Çildem de yaptığı konuşmada etkinlik nedeniyle Osmangazi Belediyesi ve Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a desteklerinden dolayı teşekkür etti. Osmangazi Kent Konseyi’nin bir başka yürütme kurulu üyesi İsmail Kılık ise, Lozan Anlaşması’ndan bahsederek, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına minnetlerini sunduklarını kaydetti.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“Dönmek Zorunda Kaldılar Ama Dağılmadılar, Dostluklarını Sürdürdüler”</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Konuşmaların ardından Osmangazi Kent Konseyi Genel Sekreteri Sosyolog Mutlu Çınar’ın moderatörlüğünde eski Milli Savunma ve Milli Eğitim Bakanı, 19-20-21 ve 24. Dönem Bursa Milletvekili Turhan Tayan’ın düşüncelerini aktardığı söyleşiye geçildi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Bursa’nın mübadele sürecinde çok değerli bir kent olduğunun altını çizen Tayan, şöyle konuştu;</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>“Zamanında suyun ötesine gitmiş olanlar, tarihin akışı içerisinde geri dönmek mecburiyetinde kaldılar ancak dağılmadılar, birbirleriyle akrabalıklarını, dostluklarını sürdürdüler, devam ettirdiler ve anılarını bugünlere getirdiler. Bugün de burada birçok arkadaşı görüyorum, sabah Mudanya’da da denize karanfil bıraktık. Anılarımızı, hatırlarımızı yaşatmış oluyoruz. Osmangazi Belediye Başkanımız sayın Erkan Aydın önderliğinde çok aktif bir faaliyet sürdürülüyor, bu faaliyetlerin bir tanesine de davet ettikleri için kendilerine teşekkür ediyorum. Güzel bir çabadır, Osmangazi Belediyesi birçok alanda güzel işler yapıyor ama kültürel, tarihsel alanda da insanları baş başa, yalnız bırakmıyor. Onları anılarıyla buluşturuyor.”</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Zamanında büyük sıkıntıların yaşandığını da sözlerine ekleyen Turhan Tayan, “Birinci Dünya Savaşı, kardeşlerimizi orada yaşayamaz bir duruma düşürmüştür. Değerli dostlar, kimseyi Allah savaş ile baş başa bırakmasın. Savaş çok zor bir şeydir ama kapınızı çalarsa, kendinizi korumak, yurdunuzu, neslinizi, toprağınızı can pahasına korumak mecburiyetindesiniz. İşte böyle bir ortamda mübadele anlaşması yapmışlar.” ifadelerini kullandı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Söyleşinin ardından eski Milli Savunma ve Milli Eğitim Bakanı, 19-20-21 ve 24. Dönem Bursa Milletvekili Turhan Tayan’a, Osmangazi Kent Konseyi yetkililerince teşekkür plaketi takdim edildi.</span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/lozan-mubadelesinin-103-yilinda-osmangazide-tarihe-isik-tutan-soylesi-609514">Lozan Mübadelesi&#8217;nin 103. Yılında Osmangazi&#8217;de Tarihe Işık Tutan Söyleşi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İBB Şehir Tiyatroları Şubat Ayında 40 Oyunu Seyirciyle Buluşturuyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolari-subat-ayinda-40-oyunu-seyirciyle-bulusturuyor-609346</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Jan 2026 13:18:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[40]]></category>
		<category><![CDATA[ayında]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[bb]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kara]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[oyunu]]></category>
		<category><![CDATA[sahne]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[şubat]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatroları]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yazdığı]]></category>
		<category><![CDATA[yönettiği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609346</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 2025-2026 tiyatro sezonunun yeni ayında 40 oyunla seyirci karşısına çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolari-subat-ayinda-40-oyunu-seyirciyle-bulusturuyor-609346">İBB Şehir Tiyatroları Şubat Ayında 40 Oyunu Seyirciyle Buluşturuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 2025-2026 tiyatro sezonunun yeni ayında 40 oyunla seyirci karşısına çıkıyor.</p>
<p>Şubat ayında tiyatroseverleri Haldun Taner’den Musahipzade Celal’e, Tolstoy’dan Savaş Dinçel’e klasik ve modern yazarların eserlerinin öne çıktığı zengin bir repertuvar bekliyor.</p>
<p>Bu ay; Lüküs Hayat (Konuk Oyun), Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım, Köpek Kalbi, Sevgili Yelena Sergeyevna, Oscar, Gölge, Kahvaltıya Kalsana, Çingene Boksör, Yaftalı Tabut, Fosforlu Cevriye, Öylece Durur Zaman, Yaşamak Mı Yoksa Ölmek Mi, Haramiler, Uçurtmanın Kuyruğu, Yenilmez, Gidion’un Düğümü, İkinci Perdenin Başı, Tartuffe, Geçmişin Gölgesi, Yoldan Çıkan Oyun, Bir Ziyaret, Ben Medea Değilim, Gök Kubbe, Öksüzler, Ağrı Dağı Efsanesi, Savaş ve Barış, Cadı Kazanı, Sivrisinekler, Maviydi Bisikletim, Sesler Ülkesi, Rüya, Bir Gece Masalı, Fındıkkıran, Masal, Bekçi İle Postacı, Merhaba Çocuk, Benim Küçük Yıldızım, Çöpsüz Dünya, Sevdalı Bulut, Elma Kurdu Kırtık adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.</p>
<p>Biletlerinizi https://sehirtiyatrolari.ibb.istanbul/, biletinial.com adreslerinden ve mobil uygulamamızdan temin edilebilirsiniz.</p>
<p><b>Orhan Veli Şiirleri “Birdenbire” Etkinliğinde Seyirciyle Buluşuyor</b></p>
<p>İstanbul Şiirle Buluşuyor, repertuvar oyunlarımızın yanında şair-şiir eşleşmesi üzerinden geliştirilen yeni ve farklı bir etkinlik konseptini seyircinin ilgisine sunuyor. Seyirci, yönetmen ve oyuncular eşliğinde, dekor, kostüm, müzik ve görsel tasarımla birlikte sahne imkânları kullanılarak, Orhan Veli’nin şiir evreninin içerisinde oluşturulan bir mekânda etkinliğin konuğu olacak.</p>
<p><b>Hümay Güldağ</b>’ın uyarladığı, yönettiği ve oyuncu olarak yer aldığı etkinliğin müziğini Cihan Kurtaran, dekor tasarımını Cihan Aşar, kostüm tasarımını Ahsen Nur Yaman, ışık tasarımını Gökhan Davulcu, efekt tasarımını Özgür Yaşar İşler yapıyor. Etkinlik 8, 22 Şubat 2026 tarihlerinde Müze Gazhane Meydan Sahne’de, 7 Şubat 2026 Cumartesi günü Feshane’de, 12 Şubat 2026 Perşembe günü Baruthane’de.</p>
<p><b>Şubat 2026 Programı</b></p>
<p><b>LÜKÜS HAYAT (7+Yaş) (Konuk Oyun)</b></p>
<p>Bundan yaklaşık bir asır önce, Cumhuriyetin 10. yıl dönümü kutlamalarına bir süre kala,1933. &#8220;Lüküs Hayat&#8221;ın bir operet olarak yaratıldığı tarihe seyahat ediyoruz. Söz konusu lüks hayatı bizzat yaşayan toplum panoramasına.</p>
<p>İş bu Mûsikili Temâşa; muasır medeniyetler seviyesine erişme arzusunda süratli adımlarla çağa ayak uydurması icab eden bir ulusun hülyasınıı gözler önüne serer. </p>
<p>Şark ile garbın adeta tokalaştığı Boğaziçi&#8217;nde, bir nispet merkezi olan lüks bir köşk içindeki züğürt topluluk; 1930’lar kent yaşamının alegorisidir. Haliyle “bugün” dediğimiz zaman diliminin arsız ruhunun izdüşümüdür.</p>
<p>Yabancı kültür furyasına ve lüks yaşam cereyanına kendini kaptırmış onlarca farklı sosyal banttan fani kişiliklerinin gülünç koşuşturmasının peşinde; insanı birbirinden çalmaya zorlayan bu toplum konjonktürünü röntgenler, çuvaldızı kendimize batırmaya doyamayız.</p>
<p>NKT iftihar ile takdim eder;“Hasreti Çekilen Eski Bir Dost Gibi;  Lüküs Hayat”</p>
<p><b>Oğuz Utku Güneş, Arzu Daştan Mutlu, Gökçe Işıl Tuna</b>’nın yazdığı, <b>Oğuz Utku Güneş</b>’in yönettiği oyunda <b>Ayşe Gülerman, Adem Mülazim, Ayşe Güreşci, Batuhan Pamukçu, Barış Ayas, Duygu Yakasız, Ayşe Elif Kesoğlu, Hande Ağaoğlu, İbrahim Ersoylu, Mehmet Yıldırım, Mesut Özsoy, Mert Çifci, Peker Sabuncu, Sibel Curciali, Sultan Ahmet Çakır, Zeynep Çelik Küreş</b> rol alıyor. Oyun, 25-28 Şubat 2026 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p> </p>
<p><b>GÖZLERİMİ KAPARIM VAZİFEMİ YAPARIM (13+ Yaş)</b></p>
<p>Epik Tiyatro’nun büyük ustası Haldun Taner, bu kült eserinde 31 Mart Vakası’ndan 71 Muhtırası’na kadar bireysel ve toplumsal anlamda yaşanan dönüşümlerin yanı sıra hiç değişmeyen şeylerin taşlamasını yapıyor. Oyunda yoksul bir aileden gelen, hayatı sorgulamadan yaşayan “dürüst” Vicdani ile varlıklı bir ailede doğan, servetine servet katarak yükselebilmek için her yolu mubah gören Efruz isimli iki zıt karakterin hayat hikâyesi aktarılıyor. Hiciv, mizah ve yer yer hazin hikâyelerle ilerleyen oyun, sınıfsal farklılıkların birey ve sosyal yaşam üzerindeki etkileri, insan tabiatı, vatan sevgisi, iyilik-kötülük gibi konulara dair sorular sorduruyor. Vicdani kendi gibi olanlara şöyle sesleniyor: “Ey benim kardeşlerim/ İbret olsun hayatım/ Açın ne olur gözünüzü,/ Sakın siz de benim gibi/ Safçasına/ Plak olmayın&#8221;</p>
<p><b>Haldun Taner</b>’in yazdığı <b>Yelda Baskın</b>’ın yönettiği oyunda <b>Alp Tuğhan Taş, Aybar Taştekin, Cafer Alpsolay, Can Alibeyoğlu</b>, <b>Doğan Şirin, Emrecan Karakurum, Özgür Atkın, Özgür Dağ, Seda Çavdar</b>, <b>Yiğit Ali Uslu</b> rol alıyor. Oyun, 4-7 Şubat 2026 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.<b> </b></p>
<p><b>KÖPEK KALBİ (16+ Yaş)</b></p>
<p>1924 yılı… Sovyet Rusya’nın karanlık atmosferinde, toplumsal düzenin ve bürokrasinin içine sıkışmış Profesör Preobrajenski insan beyni ve gençleşme üzerine çalışmaktadır. Ona dünya çapında şöhret kazandıran, insanların gençleşmesini sağlayan bir teknik geliştirmiştir. Beyin araştırmaları sürecinde yeni bir deney yapmayı tasarlar. Sokak köpeği Şarik’e zor bir ameliyatla bir insandan alınan hipofiz ve testisleri nakleder. Fakat ameliyattan sonra beklenmedik değişimler baş gösterir, Şarik insana dönüşmeye başlar. Bu değişim Profesör Preobrajenski’nin evinin kurallarını altüst edecektir. Köpek Kalbi, toplum mühendisliği, çürümüş bürokrasi ve sınıf savaşlarıyla toplumsal barışı yitirmiş bir halk üzerinden, insanı insan yapan şey nedir sorusunu soruyor.</p>
<p><b>Mihail Bulgakov</b>’un yazdığı, <b>Mustafa Kemal Yılmaz</b>’ın çevirdiği, <b>Onur Demircan</b>’ın uyarlayıp yönettiği oyunda <b>Ali Gökmen Altuğ, Caner Çandarlı, İrem Arslan, Onur Şirin</b> rol alıyor. Oyun, 4-7 Şubat 2026 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b> SEVGİLİ YELENA SERGEYEVNA (16+Yaş)</b></p>
<p>İdealist ve ilkeli matematik öğretmeni Yelena Sergeyevna mütevazı evinde annesiyle birlikte yaşamaktadır Okul dışında uzun süredir hasta olan annesiyle de ilgilendiği rutin bir günün sonunda evinin kapısı çalınır. Öğrencileri o gün doğum günü olan öğretmenlerini kutlamak için ellerinde çiçekler ve hediyelerle kapıda durmaktadır. İlk bakışta oldukça sıradan bir kutlama olarak başlayan gece ilerleyen saatlerde bambaşka bir boyut alır. Etekteki taşların dökülmesi ile bu sürpriz ziyaretin masum bir kutlamadan fazlası olduğu ortaya çıkar.</p>
<p>Sovyetler Birliğinde geçen ve Perestroyka’nın ilk yıllarında kaleme alınan oyun, etik çöküşün eşiğindeki bir toplumu mercek altına alıyor. Değerler çatışması ve bireysel çıkarlar uğruna neler yapılabileceği başta olmak üzere bugün hala varlığını koruyan pek çok soruna da ışık tutmayı ihmal etmiyor.</p>
<p><b>Lyudmila Razumovskaya</b>’nın yazdığı, <b>Belgi Paksoy</b>’un çevirdiği, <b>Bora Seçkin</b>’in yönettiği oyunda <b>Ayşecan Tatari, Cihat Faruk Sevindik,</b> <b>Direnç Dedeoğlu, Elyesa Çağlar Evkaya, Hazal Uprak</b><b> </b>rol alıyor. Oyun, 4-7 Şubat 2026 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde, 25-28 Şubat 2026 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.</p>
<p><b>OSCAR (13+ Yaş)</b></p>
<p>Christian Jacqueline&#8217;e aşıktır, Colette ise Oscar&#8217;a. Christian uzun süredir sevdiği kızı Mösyö Bernard&#8217;dan isteme niyetindedir. Colette ise babası Mösyö Bernard&#8217;a söylediği yalanla sevgilisi ile evlenme planları yapmaktadır. Ancak ne Christian doğru kızı ister ne de Colette doğru adamla evlenmek üzeredir. Birkaç dakikada sarpa saran olaylar hiç de kolay çözülecek gibi gözükmemektedir.</p>
<p><b>Claude Magnier</b>’in yazdığı, <b>Asude Zeybekoğlu</b>’nun çevirdiği, <b>Ersin Umulu</b>’nun yönettiği oyunda <b>Abdullah Topal, Aslı Aybars, Aslı Şahin, Cem Karakaya, Ceylan Çete, Çağrı Büyüksayar, Hakan Gümüş, Hüseyin Emre Şen, İrem Erkaya, Neslihan Ayşe Öztürk, Oğuzhan Oğuz</b> rol alıyor. Oyun, 4-7 Şubat 2026 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>GÖLGE (16+ Yaş)</b></p>
<p>Bir insanın düşünceleri davranışlarını ne kadar etkileyebilir? İç sesimiz olmadan yaşayabilir miydik? Peki bazı düşüncelerimiz başka bir kişi olarak karşımıza dikilseydi ne olurdu? Oyun, Carl Jung’un “gölge” kavramı ekseninde oyunculuk eğitimi almış bir kadının iç dünyasıyla, mesleğiyle, sosyokültürel çevresiyle olan çatışmalarını sahneye taşıyor.</p>
<p><b>Yağmur Topçu</b>’nun yazdığı, <b>Ahmet Kahvecioğlu</b>’nun yönettiği oyunda <b>Ahmet Kahvecioğlu,</b> <b>Berfin Berber, Yağmur Topçu </b>rol alıyor. Oyun, 4-7 Şubat 2026 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.</p>
<p><b>KAHVALTIYA KALSANA</b> <b>(16+ Yaş)</b></p>
<p>Üç kişilik bir sahne güldürüsü olan &#8220;Kahvaltıya Kalsana&#8221;, Ray Cooney ve Gene Stone tarafından 1970 yılında yazılan &#8220;Why not Stay for Breakfast?&#8221; adlı yapıtın bir uyarlamasıdır&#8230; Oyun, kimileri için artık köhneleşmiş sayılan değerlere sıkıca tutunarak yaşamaya çalışan &#8220;istikrar abidesi&#8221; devlet memuru Nurettin Kavak ile, henüz hangi değerlere sarılacağına bile tam olarak karar veremeyecek bir yaştayken, anne olmak durumunda kalan Burcu Güvenir&#8217;in traji-komik karşılaşmasını anlatır. Ülkemizde yaşanan sosyal ve kültürel alt-üstlüğün naif bir yansıması olarak ele alınan oyunda, Burcu ve Nurettin&#8217;in öyküsüyle sevginin, iyiliğin, değişebilme ve değiştirebilmenin umudu ve sevinci aktarılmaya çalışılır&#8230;</p>
<p><b>Ray Cooney-Gene Stone</b>’un yazdığı, <b>Ragıp Yavuz</b>’un çevirdiği, uyarladığı ve yönettiği oyunda <b>Can Ertuğrul, Derya Çetinel, Kamer Karabektaş</b> rol alıyor. Oyun, 4-7 Şubat 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>ÇİNGENE BOKSÖR(16+ Yaş)</b></p>
<p>1920’lerin boks yıldızı Johann Wilhelm Trollmann’ın trajik yaşantısından yola çıkılarak yazılan oyun, kurgusal bir karakter olan Hans’ın tanıklığıyla seyirciye aktarılıyor. Çocukluk dönemlerinde tanışan ikili, güçlü bir arkadaşlık bağıyla yılları geride bırakır. Kendine has stiliyle yıldızlaşan çingene boksör Ruki, Nazi Almanya’sının faşizan politikalarına ve ayrımcılığa maruz kalır. Almanya Şampiyonu olsa da bu unvan kendisine verilmez ve hep kaybetmeye mahkûm edilir. Yoksul mahallelerde başlayıp toplama kamplarına kadar süren, ölümüne dostluğun çarpıcı öyküsü…</p>
<p><b>Rike Reiniger</b>’in yazdığı <b>Cafer Alpsolay</b>’ın yönettiği oyunda <b>Ercan Demirhan</b> rol alıyor. Oyun, 4-7 Şubat 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.</p>
<p><b>YAFTALI TABUT (16+ Yaş)</b></p>
<p>Adına tarihin dipnotlarında rastlayabildiğimiz, Türkiye’nin ilk kadın oyun yazarı, kuramcı, aktivist, sosyal ve siyasi yaşamın her alanında öncü Fatma Nudiye Yalçı’nın hikâyesi. 1920’lerde başlayan mücadelesine Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve Nazım Hikmet de eşlik ediyor.</p>
<p><b>Bilgesu Erenus</b>’un yazdığı, <b>Yelda Baskın</b>’ın yönettiği oyunda <b>Bensu Orhunöz, Ceren Hacımuratoğlu, Derya Keykubat, Lale Kabul, Mana Alkoy</b>, <b>Selin Türkmen, Şenay Bağ </b>rol alıyor. Oyun, 7 Şubat 2026 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde</p>
<p><b>FOSFORLU CEVRİYE (16+ Yaş)</b></p>
<p>Anne babasını tanımadığı için gökteki yıldızlardan doğduğuna inanan, denizin kucağında bir sokak çocuğu olarak büyüyen, Galata mevkiinde karnını doyurabilmek için “icra-i sanat” eyleyen Cevriye, sıradan bir sokak kızı değil aslında İstanbul sokaklarının ta kendisidir. Hastalık ve soğuktan ölüme yaklaştığı o gece, karşısına çıkan esrarengiz bir Adam sayesinde hayata ve kara sevdaya tutunur. Cevriye’nin daha önce tanıdığı erkeklere hiç benzemeyen ve ona “siz” diye hitap eden bu Adam aslında gizli yaşayan bir idam mahkûmudur. Cevriye onu tanıdığı günden sonra artık bambaşka bir “insan” olmuştur. Hapis, sürgün, aradan geçen zaman ve türlü belalara rağmen bu aşktan vazgeçmeyen Cevriye, sevdiği için her şeyi göze alacaktır.</p>
<p>Oyunda 1930-40’lı yılların İstanbul’u zengin tasvirleriyle sunuluyor. Mahallelerin arka sokaklarında, hapishanelerinde, batakhanelerinde hayata tutunmaya çalışan kadınların, annelerin, çocukların ve afili delikanlıların otoriteyle olan ilişkisi çarpıcı öykülerle aktarılıyor. </p>
<p>Suat Derviş, 60’lı yılların başında Türkiye’ye döndüğünde siyasi-mesleki ve maddi anlamda zorlu bir dönemden geçiyordu. “Fosforlu Cevriye” romanını yayınevlerine teklif ediyor fakat ne yazık her seferinde reddediliyordu. Suat Hanım’ın büyük arzusu, bu eserin yayınlanmasından öte, bir “müzikal” olarak oyunlaştırıldığını görmekti… Bunun için ilk görüştüğü kişi genç aktris Gülriz Sururi idi… Gülriz Hanım’ın da arzusu oyunu Şehir Tiyatroları’nda sahnelemekti…</p>
<p>“Karanlık bir gecede gökten düşüp parçalanan bir yıldız gibi…”  kalbimizde iz bırakan Suat Derviş’e, Reşat Fuat Baraner’e, Nazım Hikmet’e ve Gülriz Sururi’ye sevgiyle…</p>
<p>Oyunda <b>Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Binnur Özpınar, Direnç Dedeoğlu, Çağatay Palabıyık, Elif Verit, Emre Yılmaz, Esra Ede, Hakan Örge, Irmak Örnek, Nur Saçbüker Otan, Samet Silme, Tuğrul Arsever, Yağmur Damcıoğlu Namak, Yunus Erman Çağlar, Zeynep Ceren Gedikali </b>rol alıyor. Oyun, 11-14 Şubat 2026 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>ÖYLECE DURUR ZAMAN (16+ Yaş)</b></p>
<p>Sarah 40’lı yaşlarının başında bir basın fotoğrafçısıdır, uzun yıllar başta Ortadoğu olmak üzere pek çok savaş bölgesinde çalışmıştır. Sarah Irak’ta bulunduğu sırada çok yakınında patlayan bir bomba sonucu yüzünden yaralanmış, kısa bir tedavinin ardından ülkesine dönmüştür. Şimdi uzun zamandır ayrı kaldığı evinde erkek arkadaşı James ile beraberdir. Her şeyin yolundaymış gibi devam ettiği birkaç günün sonunda çiftin görmezden gelmeye çalıştığı sorunlar gün yüzüne çıkmaya, ilişkilerini biçimlendirmeye başlar.</p>
<p>Oyun, Pulitzer ödüllü yazar Donald Marguiles tarafından kaleme alınmıştır. Oyunda, çevresindeki gelişmelere duyarsız bir topluma eleştirinin yanı sıra bireylerin iç hesaplaşmaları da taze tutulmakta, pek çok konuda seyircinin de kendini sorgulaması sağlanmaktadır.</p>
<p><b>Donald Margulies</b>’in yazdığı, <b>Irmak Bahçeci</b>’nin çevirdiği, <b>Mehmet Ergen</b>’in yönettiği oyunda <b>Mert Tanık, Murat Coşkuner, Pervin Bağdat, Sevil Akı</b> rol alıyor. Oyun, 11-14 Şubat 2026 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>YAŞAMAK MI, YOKSA ÖLMEK Mİ (13+ Yaş)</b></p>
<p>1939 yılı, Polonya’nın Nazi birliklerince işgalinin hemen öncesi. Varşova’da bir tiyatroda Hitler karşıtı bir oyunun provaları sürmektedir. Oyun siyasi sebeplerle yasaklanarak yerine Hamlet konulur. Almanların Polonya’yı işgali üzerine tiyatro kapanır. İşsiz kalan oyuncular, bir Alman casusunun engellenmesi için çalışırlar. Provasını yaptıkları oyun sayesinde, Nazilerin kılığına girer ve zaman zaman umutsuzlaşan ve gitgide çetrefilleşen bir savaşı sürdürürler.</p>
<p><b>Nick Whitby</b>’nin yazdığı, <b>Yücel Erten</b>’in çevirdiği, <b>Hüseyin Köroğlu</b>’nun yönettiği oyunda <b>Aziz Sarvan, Emre Narcı, Emre Şen, Erkan Akkoyunlu, Gürkan Başbuğ, Hüseyin Köroğlu, Özgür Ali Kuruçay, Şenay Saçbüker, Tarık Köksal, Ümit Bülent Dinçer, Vildan Türkbaş, Volkan Ayhan, Yasemin Tunca, Yonca İnal</b> rol alıyor. Oyun, 11-14 Şubat 2026 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>HARAMİLER (16+ Yaş)</b></p>
<p>Musahipzade Celal’in üç farklı oyunundan oluşturulan bir uyarlamayla, halkın başına musallat olan harami yöneticiler ekseninde gelişen olayları, modern bir bakış açısı ve hicivle sahneye taşıyor.</p>
<p><b>Musahipzade Celal</b>’in yazdığı, <b>Engin Alkan</b>’ın uyarlayıp yönettiği oyunda <b>Aslı Nimet Altaylar, Damla Cangül Yiğit, Elçin Atamgüç, Enes Mazak, Eyşan Dönmez, Göksel Arslan, Melih Tuma, Müslüm Tamer, Pelin Budak, Reyhan Karasu, Yusuf Akçay, Zafer Kırşan</b> rol alıyor. Oyun, 11-14 Şubat 2026 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde, 25-28 Şubat 2026 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>UÇURTMANIN KUYRUĞU (13+ Yaş)</b></p>
<p>Çocukluğu babası tarafından otoriteyle bezenmiş, sıkı bir disiplinle yetiştirilmiş, bu disiplin ve otorite kendisi için saplantıya dönüşmüş bir adam, hayatına son vermeye karar verir. İntihar mektubunu yazıp bitirdiği an kapı çalar. Karşısında ilk defa gördüğü, tanımadığı bir misafir vardır. Gelen adam hayatına ve tüm çocukluğuna dair her şeye hakimdir. Zaman geçtikçe sohbet ilgi çekici bir hal alır. Etkileyici bir iç hesaplaşma başlar.<b> Savaş Dinçel</b>’in yazdığı, <b>Barış Dinçel</b>’in yönettiği oyunda <b>Ali Yoğurtçuoğlu</b>, <b>Gün Koper </b>rol alıyor. Oyun, 11-14 Şubat 2026 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.</p>
<p><b>YENİLMEZ (16+ Yaş)</b></p>
<p>Ekonomik kriz sebebiyle Londra’da yaşamaları imkânsız hale gelen Oliver ve Emily çifti, Londra’dan İngiltere’nin kuzeyindeki küçük bir kasabaya taşınırlar ve burada “gerçek” insanlarla tanışmaya karar verirler. Taşralı komşuları Alan ve Dawn’ı evlerine davet ederler. Farklı sınıflara ait insanlar arasında büyük bir hayal kırıklığı ile başlayan ve giderek tuhaflaşan ilişkiler trajik sonuçların ortaya çıkmasına sebep olur.</p>
<p>Torben Betts’in yazdığı, Nazlı Gözde Yolcu’nun çevirdiği, Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda <b>Gizem Akkuş, Gökçer Genç, Nurdan Kalınağa, Tankut Yıldız</b> rol alıyor. Oyun, 11-14 Şubat 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>GIDION’UN DÜĞÜMÜ (16+ Yaş)</b></p>
<p>Corryn Fell oğluna neden uzaklaştırma cezası verildiğini öğrenmek için okula gelir. Öğretmen veli görüşmesi, gerilim dolu bir görüşmeye dönüşür. Oyun eğitim sistemini eleştirirken, sosyal medyanın yarattığı toplumsal baskı ve şiddeti ele alır. Aile, ahlak, sanat, çocukluk ve hayal gücüne dair düşüncelerimizi sorgulamamıza neden olur.</p>
<p>Oyun; Amerikan Eleştirmenler Birliği Ödülü ile Çağdaş Amerikan Tiyatrosu Festivali’nde (CATF) Seyirci Ödülünü almıştır. “Çocukluk masum olmak demek değildir&#8230; Masumiyeti hızla kaybetme durumudur. <b>Johnna Adams</b>’ın yazdığı, <b>Beliz Coşar</b>’ın çevirdiği, <b>Ersin Umulu</b>’nun yönettiği oyunda <b>Özge Özder, Özgür Kaymak</b> rol alıyor. Oyun, 11-14 Şubat 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.</p>
<p><b>İKİNCİ PERDENİN BAŞI (13+ Yaş)</b></p>
<p>Genç ve umutsuz bir oyuncu olan Muhsin, ünlü tiyatro yönetmeni Afet’in açtığı oyuncu seçmesine girme fırsatı bulur. Böylesi bir dönüm noktasında, hayatta hiçbir şeyin yolunda gitmemiş olmasının gerginliğini yaşamaktadır. Seçmelere saatinde yetişemediğinden dolayı içeri girip girmeme konusunda kararsız kalır.</p>
<p>Herhangi bir mesleğe yeni başlayan pekçok genç için bu tür seçme veya sınavlar aslında kaybolan umutları bulma ve yeniden hayal kurabilmek için önemli bir eşiktir. Muhsin için ise bir adım ötesinde varoluş imtihanı başlayacaktır.</p>
<p><b>Alp Tuğhan Taş</b>’ın yazıp yönettiği oyunda <b>Ebru Üstüntaş, Alp Tuğhan Taş</b> rol alıyor. Oyun, 14 Şubat 2026 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde, 18-21 Şubat 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.</p>
<p><b>TARTUFFE (13+ Yaş)</b></p>
<p>Zengin mi zengin bir adamın, ailesindeki ve çevresindeki kimseyi dinlemeden evine yerleştirdiği sahtekar bir sofu ile hem kendi hem de çevresindekilerin hayatını beter etmesini anlatan bu ölümsüz eserde; inancı, aileyi, aşkı, erkek-kadın farklarını, dünümüzü, bugünümüzü, mizahı, müziği, acıyı, hüznü, rahatsız edici türlü anları iç içe ve olanca dinamiğiyle seyircinin karşısına çıkarıyoruz. Orhan Veli’nin olağanüstü çevirisine, şiirlerinden bestelenen şarkıların da eşlik ettiği seyirliğimizle, hayata dair bu acayip bilmeceyi bir kez daha kahkahalarla selamlıyoruz.</p>
<p><b>Molière</b>’in yazdığı, <b>Orhan Veli Kanık</b>’ın çevirdiği, <b>Yiğit Sertdemir</b>’in yönettiği oyunda <b>Bennu Yıldırımlar, Emre Şen, Gürkan Başbuğ, Mehmet Soner Dinç, Murat Garipağaoğlu, Naci Taşdöğen, Nilay Bağ, Semah Tuğsel, Tolga Yeter, Yeşim Koçak, Zeynep Göktay Dilbaz </b>rol alıyor. Oyun, 18-21 Şubat 2026 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>GEÇMİŞİN GÖLGESİ (16+ Yaş)</b></p>
<p>Terk edilmiş bir binada eski bir polis yıllar önce iş birliği yaptığı doktoru beklemektedir. Açığa çıkması gereken gerçekler, yüzleşmeleri gereken suçları vardır. Büyük bir hesaplaşmaya girerler.</p>
<p><b>Macit Koper</b>’in yazdığı, <b>Barış Dinçel</b>’in yönettiği oyunda <b>Ahmet Saraçoğlu, Bahtiyar Engin</b> rol alıyor. Oyun, 18-21 Şubat 2026 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>YOLDAN ÇIKAN OYUN (13+ Yaş)</b></p>
<p>Bol ödüllü komedi oyunu Yoldan Çıkan Oyun, tiyatro sahnesinde yaşanabilecek en büyük aksilikleri, bol kahkaha ve sürprizlerle seyirciye sunuyor! Amatör bir tiyatro topluluğu, büyük bir hevesle klasik bir cinayet oyununu sahnelemeye hazırlanır. Ancak daha perde açıldığı anda yanlış giden olaylar zinciri durdurulamaz hale gelir. Dekor çöker, aksesuarlar kaybolur, oyuncular repliklerini unutunca doğaçlamaya başlar… Ama ne olursa olsun, oyun devam etmelidir!</p>
<p>Londra’dan Broadway’e uzanan bu muhteşem yapım, fiziksel komediyle absürd mizahı ustalıkla harmanlıyor. Tiyatro sanatıyla ilgili tüm klişeleri ters yüz eden Yoldan Çıkan Oyun, seyirciyi kahkahaya boğmaya hazırlanıyor. Yoldan Çıkan Oyun&#8217;da, her şeyin ters gitmesinden dolayı çok memnun olacaksınız.</p>
<p><b>Henry Lewis, Jonathan Sayer, Henry Shields</b>’in yazdığı, <b>Mehmet Ergen</b>’in çevirdiği, <b>Lerzan Pamir</b>’in yönettiği oyunda <b>Berfu Aydoğan, Hasip Tuz, Hüseyin Tuncel, Onur Demircan, Selen Nur Sarıyar, Serdar Orçin, Tarık Köksal, Volkan Öztürk</b> rol alıyor. Oyun, 18-21 Şubat 2026 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BİR ZİYARET</b> <b>(16+ Yaş)</b></p>
<p>“Gençliğinde sevgilisi Alfred tarafından terk edilip kasabadan kovulan Claire, yıllar sonra dünyanın en zengin kadını Bayan Zachanassian olarak geri döner. Yoksulluğa sürüklenen kasaba halkına servet vaat eder; fakat bunun tek bir bedeli vardır: İntikam. ‘Bir Ziyaret’, paranın gücü karşısında çöken ahlakı ve toplumsal ikiyüzlülüğü trajikomik bir dille gözler önüne seriyor.“</p>
<p><b>Friedrich Dürrenmatt</b>’ın yazdığı, <b>Zahide Gökberk</b>’in çevirdiği, <b>Yıldırım Fikret Urağ</b>’ın yönettiği oyunda <b>Aslı Akın Narcı, Aslı Menaz, Aslı Şahin, Berk Samur, Buğra Can Ildırışık, Burhan Yeşilyurt, Cengiz Tangör, Cüneyt Arda Pamuk, Çağlar Ozan Aksu, Elyesa Çağlar Evkaya, Ergun Üğlü, Fatih Aksüt, Gökhan Eğilmezbaş, Gülsüm Alkan, Hakan Gümüş, Mehmet Avdan, Musa Arslanali, Müge Çiçek, Nagehan Erbaşı, Neşe Ceren Aktay, Ömer Naci Boz, Özgür Efe Özyeşilpınar, Selim Can Yalçın, Şebnem Köstem, Yalçın Avşar, Yasemin Güvenç, Yılmaz Aydın</b> rol alıyor. Oyun, 18-21 Şubat 2026 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BEN MEDEA DEĞİLİM</b> <b>(16+ Yaş)</b></p>
<p>“Ben Medea Değilim” oyununda yakın geçmişte “katil” sıfatı yakıştırılan bir Kadın’ın, tiyatro sahnesinde gösteriyi ve seyirciyi manipüle ederek kendi hikâyesine ve aslında her kadının kendi gerçeğine yönlendirdiğini görüyoruz. <b>Allison Gregory</b>’nin yazdığı, <b>Hülya Karakaş</b>’ın yönettiği oyunda <b>Şirin Asutay, Berrin Koper, Kamer Karabektaş, Ozan Akif Serman</b> rol alıyor. Oyun, 18-21 Şubat 2026 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.</p>
<p><b>GÖK KUBBE (16+ Yaş)</b></p>
<p>Dört ay önce tanımadığı bir adamın atının sırtında evinden ayrılmış olan Sally, biriktirdiği parasını alıp kaçmak üzere evine döndüğünde kocasıyla karşılaşır. Bölgenin güçlü ve zengin ailesi Wax’lerin çocuğu öldürülmüştür. Cinayeti işleyen adam asılmış, ancak o sırada onunla birlikte olan Sally, hamile olduğunu söylediği için asılması ertelenmiştir. Mübaşir olarak görevlendirilen Coombes, hem çamaşırcılık hem de bölgede ebelik yapan Elizabeth’e, Sally’nin gebe olup olmadığını anlamak için bir araya getirilen jüriye katılması gerektiğini söylemek üzere evine gelir. Mahkeme 12 kadından, Sally’nin gebe olup olmadığı hakkında görüşlerini bildirmeleri istemiştir. Dönemin yasalarına göre, Sally şayet hamileyse, asılmaktan kurtulup Amerika’ya sürgün edilecektir. Bir karar çıkana kadar mum, ateş ve yiyecek bulunmayan bir odada tutulan kadınlar, Sally hakkında bir yargıya varmaya çalışırken, kendi geçmişlerine, bağlarına ve kadın olmaya dair gerçekler de açığa çıkacak, başka bir kadının hayatı üzerine adil bir karar vermek, sandıkları kadar kolay olmayacaktır.</p>
<p>Lucy Kirkwood’un yazdığı, Özden Gököz’ün çevirdiği, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda <b>Ada Alize Ertem, Aslıhan Kandemir, Betül Kızılok Bavli, Canan Kübra Birinci, Çağlar Polat, Demet Bozkaya Şalt, Eraslan Sağlam, Eylül Soğukçay, Ezgim Kılınç, Fatma İnan, Gözde İpek Köse, Işıl Zeynep Karaalp, Serap Öztürk, Yağmur Ulusoy Göktürk, Zeliha Güney </b>rol alıyor. Oyun, 18-21 Şubat 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>ÖKSÜZLER (16+ Yaş)</b></p>
<p>Çağdaş İngiliz tiyatrosunda toplumsal yaşama dair eleştirel yaklaşımıyla tanınan Dennis Kelly, dışarıdaki kirlenmiş ve tehlikeli dünyaya rağmen mutlu aile hayatı kurmaya çalışan çiftin hayallerinin bir gecede nasıl alt üst olabileceğini gösteriyor. Aile, kadının erkek kardeşi tarafından kriminal bir olayın içine çekiliyor. Çember daraldıkça insan tabiatının karanlık yönleri ortaya çıkmaya başlıyor; bütün bireysel değerler ve aile bağları çözülüyor. Ahlakın, vicdanın, sadakatin, iyilik ve kötülüğün sınırları çarpıcı olay örgüsü etrafında sorgulanıyor.</p>
<p>Gençlik Günleri &#8220;İç Yapımlar&#8221; kapsamında genç oyuncularımızın hazırladığı oyun 2025 sezonunda repertuarımıza kazandırıldı. </p>
<p><b>Dennis Kelly</b>’nin yazdığı, <b>Selin Girit</b>’in çevirdiği, <b>Ogeday Erkut</b>’un yönettiği oyunda <b>Ersin Bağcıoğlu, İpek Uğuz,</b> <b>Ogeday Erkut</b><b> </b>rol alıyor. Oyun, 21 Şubat 2026 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p><b>AĞRI DAĞI EFSANESİ(13+ Yaş)</b></p>
<p>Kapısına kadar gelen bir atı geri vermeyerek geleneğine sahip çıkma sorumluluğunu üstlenmek zorunda kalan Ahmet&#8217;le, hem atın hem de bölgenin yönetiminde sözün sahibi olan Mahmut Han&#8217;ın kızı Gülbahar&#8217;ın hikâyesi, Yaşar Kemal&#8217;in usta kaleminde hem kültürün rengi, hem tarihin izi, hem halkın yükünü taşıyan Ağrı Dağı Efsanesi&#8217;ne dönüşmüştür.</p>
<p>Büyük ustanın anlatısına sahne üzerinde soluk vermek için çıktığımız yolculukta, seyircilerimizi Ağrı Dağı Efsanesi&#8217;ni birlikte hayal etmeye davet ediyoruz.</p>
<p>Oyunda <b>Arda Alpkıray, Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Can Tarakçı, Cihan Kurtaran, Emrah Can Yaylı, Emre Yılmaz, Ertan Kılıç, Hakan Örge, Murat Üzen, Özge Midilli, Serkan Bacak, Uğur Dilbaz, Yeliz Şatıroğlu, Zeynep Ceren Gedikali </b>rol alıyor. Oyun, 25-28 Şubat 2026 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>SAVAŞ VE BARIŞ (16+ Yaş)</b></p>
<p>1805 ve 1820 arasında geçen, tarihsel bir anlatı özelliği de taşıyan “Savaş ve Barış” Napolyon’un 1812’de Rusya’yı işgalinin hemen öncesinde hayatları tümüyle değişen Rus aristokrasisini konu edinir. Bir yanda aşk ilişkileri, aile ve salon hayatını anlatılırken, savaş ve savaşın geri dönülemez yıkımı da devam etmektedir. Savaş ve Barış, birçok yönüyle bir tarih anlatısının özelliklerini taşırken, aynı zamanda yaşama, inançlara, insanın yaşama amacına dair felsefi düşünceleri barındıran, politik ve sosyolojik çıkarımların yer aldığı destansı bir eserdir. Savaş ve muharebelerin, Napolyon ve Kutuzov gibi tarihi şahsiyetlerin arka fonu oluşturduğu oyunda, aşk hikâyeleri, kişisel zaaflar, aile içi çatışmalar ve kayıplar toplumun genelinden oyundaki her bir karaktere kadar uzanan bir panorama oluşturur. Lev Tolstoy’un yazdığı,  Eva Mahkovic’in uyarladığı, Aslı Önal’ın çevirdiği, Aleksandar Popovski’nin yönettiği oyunda <b>Ahmet Kahvecioğlu,</b> <b>Ayşegül İşsever, Berfin Berber, Boran Bağcı, Can Başak, Defne Gürmen Yüksel, Deran Özgen, Dilara Demirdüzen, Doğan Altınel, Ersin Bağcıoğlu, İpek Uğuz, Melisa Demirhan, Mesut Çırak, Murat Bavli, Mutlu Güney, Ogeday Erkut, Osman Kaba, Salih Şimşek, Sefa Turan, Ümit Bülent Dinçer, Ümit Can Kaya, Yağmur Topçu</b> rol alıyor. Oyun, 25-28 Şubat 2026 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>CADI KAZANI (13+ Yaş)</b></p>
<p>Yıl 1692… ABD’de Salem kasabası…Cadılıkla suçlanan insanlar… Büyük tartışmalara, ardından işkencelere, nihayetinde de idamlara varan mahkemeler… Çıkarları için ‘liste’lerce insanları ölüme sürükleyen ‘insan’lar… İnancı kullanarak; önce toplumsal yaşamı, sonra hukuku, nihayetinde onuru yok etmeye çalışan ‘baştakiler’ ve buna sebep olmayı yahut seyirci kalmayı seçen halk… Tiyatro yazınının en önemli isimlerinden Arthur Miller’ın, 1952’de gerçek olaylardan yola çıkarak yazdığı bu ölümsüz eser; ilk kez Şehir Tiyatrosu’ndan seyircilerini selamlıyor.</p>
<p><b>Arthur Miller</b>‘ın yazdığı, <b>Sabahattin Eyüboğlu-Vedat Günyol</b>’un çevirdiği, <b>Yiğit Sertdemir</b>’in yönettiği oyunda <b>Berfu Aydoğan, Berna Adıgüzel, Burak Davutoğlu, Canan Kübra Birinci, </b><b>Seda Yılmaz, Emre Çağrı Akbaba, Eraslan Sağlam, Ersin Sanver, Ezgim Kılınç, Fatma İnan, Engin Akpınar, Mehmet Bulduk, Nilay Yazıcıoğlu, Onur Demircan, Ozan Gözel, Rozet Hubeş, Selçuk Yüksel, Selen Nur Sarıyar, Zeki Yıldırım</b> rol alıyor. Oyun, 25-28 Şubat 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>SİVRİSİNEKLER (16+ Yaş)</b></p>
<p>Alice, Cenevre’de Higgs Bozonu’nun varlığını kanıtlamak için yapılan “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı” projesinde çalışan bir bilim insanıdır. Kendisi gibi bilim insanı olan kocası, çocukları Luke küçükken ortadan kaybolmuştur ve bu onların hayatındaki kara deliktir. <b>Lucy Kirkwood</b>’un yazdığı, <b>Ali Gökmen Altuğ</b>’un yönettiği oyunda <b>Ayşin Atav, Yeliz Gerçek, Senan Kara Tutumluer, Özgür Dereli, Ahhan Şener, Pınar Demiral, Volkan Öztürk, Ümran İnceoğlu, Pınar Pamuk</b> rol alıyor. Oyun, 25-28 Şubat 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.</p>
<p><b>MAVİYDİ BİSİKLETİM (13+ Yaş)</b></p>
<p>İlk gençlik yıllarını geçirdiği İzmir&#8217;e duyduğu özlemin ve ilk aşkının izinden giden bir adamın, anılarına yaptığı bu yolculuk, bizi 1950&#8217;lerin İzmir&#8217;inden günümüze taşıyor. <b>Dinçer Sümer</b>’in yazdığı <b>Ersin Umulu</b>’nun yönettiği oyunda <b>Çağrı Büyüksayar</b> rol alıyor. Oyun, 28 Şubat 2026 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p><b>SESLER ÜLKESİ (4+ Yaş)</b></p>
<p>Uzun zamandır çocuklar tarafından ihmal edilen Keman, Piyano, Flüt kendileri gibi çalınmayan arkadaşları Gitarı da yanlarına alarak Sesler Ülkesine dönmeleri gerektiğini anlatırlar. Gitar kendisini çalmayan Deniz’i uyandırır.  Gitar, Deniz’den ayrılmak istemediği için onu da Sesler Ülkesinde bir yolculuğa çıkarmaya karar verir. Böylece ilk kez Sesler Ülkesini bir çocuk ziyaret eder.</p>
<p>Sesler Ülkesinde enstrümanları ve müziği yakından tanıyan Deniz, Vivaldi, Mozart ve enstrümanlara hayran kalır ve enstrümanların hepsini öğrenmeye heveslenir. Enstrümanlar, Deniz’e kendini beğendirmek için bir yarışa girer ve akordları bozulur. Beethoven enstrümanların akordunu düzeltir ve onları orkestra şefi gibi yöneterek bir eser çaldırır. Aralarındaki uyumu hatırlayan enstrümanlar ve çalacağı enstrümana karar veren Deniz mutludur.</p>
<p><b>Gizem Padar</b>’ın yazdığı, <b>Nihat Alpteki</b>’nin yönettiği oyunda <b>Aslı Şahin, Bahar Çebi, Cihat Faruk Sevindik, Çağlar Polat, Damla Cangül Yiğit, Lale Kabul</b> rol alıyor. Oyun, 8,15 Şubat 2026 tarihlerinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>RÜYA(5+Yaş)</b></p>
<p>Hayvanat bahçesini ziyaret eden Özgür, doğal yaşam alanlarından kopartılıp kafese konan hayvan dostlarını rüyasında görür. Artık harekete geçme zamanıdır ve Özgür onları kurtarmakta kararlıdır. <b>Özge Midilli-Ertan Kılıç</b>’ın yazdığı <b>Özge Midilli</b>’nin yönettiği oyunda <b>Alp Tuğhan Taş, Neşe Ceren Aktay, Pınar Aygün, Direnç Dedeoğlu, Gülce Çakır, Mehtap Gündoğdu Akbulut, Nilay Bağ, Nilay Yazıcıoğlu </b>rol alıyor. Oyun, 8, 15 Şubat 2026 tarihlerinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BİR GECE MASALI (5+ Yaş)</b></p>
<p>Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır. William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda <b>Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Ceysu Aygen, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan</b> rol alıyor. Oyun, 8, 15 Şubat 2026 tarihlerinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>FINDIKKIRAN (7+ Yaş)</b></p>
<p>Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada, sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor. <b>E.T.A Hoffmann</b>’ın masalından <b>Dilşad Çelebi</b>’nin uyarladığı, <b>Lerzan Pamir</b>’in yönettiği oyunda <b>Asrın Gurur Kuyucak,</b> <b>Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın</b> rol alıyor. Oyun, 8, 15 Şubat 2026 tarihlerinde Ümraniye Sahnesi’nde</p>
<p><b>MASAL (5+Yaş)</b></p>
<p>Hakkından ve ihtiyacından fazla yiyeceği çalarak açlığa sebep olan yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı üç çocuk fantastik bir yolculuğa çıkar. Birçok engelin aşıldığı yolculuk sürecinde bireysellikten birlikte hareket etmeye, yardımlaşma ve adaletli paylaşıma kadar çocukların düşünce ve eylemleri değişir. Açlığın tüm çocuklar için yaşamsal bir sorun olduğunu fark eden çocuklar, açgözlü yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı mücadeleyi büyütür. <b>Eftal Gülbudak</b>’ın yazıp yönettiği oyunda <b>Ceren Hacımuratoğlu, Ercan Demirhan, Yeliz Şatıroğlu, Onur Şirin, Volkan Öztürk</b> rol alıyor. Oyun, 8, 15 Şubat 2026 tarihlerinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)</b></p>
<p>Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir. <b>Lodovica Cima, Gabriele Clima</b>’nın yazdığı <b>Ceylan Özçapkın</b>’ın çevirdiği, <b>Derya Yıldırım</b>’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda <b>Melisa Demirhan, Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali</b> rol alıyor. Oyun, 8, 15 Şubat 2026 tarihlerinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde, 22 Şubat, 1 Mart 2026 tarihlerinde Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>MERHABA ÇOCUK (7-77 Yaş)</b></p>
<p>Mustafa Kemal’in mücadeleci ruhu ve bağımsız karakteri çocukluk dönemindeki sosyokültürel olaylarla, okuduğu kitaplar ve etkilendiği kişilerle karakterize olmuştur. Atatürk’ün askerlik, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet dönemine dair her günü ve neredeyse her saati belge ve kitaplarla kayıt altındadır.</p>
<p>Ancak ne yazık ki, onun karakterini, dehasını, iradesini ve daha pek çok niteliğini belirleyen “çocukluk dönemi”ne dair pek az çözümleme yapılmıştır.</p>
<p>Şehir Tiyatroları, sadece “Yetim Mustafa”nın “Ulu Önder”e dönüşme sürecini değil, özellikle günümüzde, bir insanın yaşamında “çocukluk evresi”nin ne kadar önemli olduğunu, klasikleşmiş “anma etkinliği”yle değil bir oyunla aktarmayı amaçlıyor.</p>
<p><b>Gökhan Aktemur</b>’un yazdığı, <b>Yiğit Sertdemir</b>’in yönettiği oyunda <b>Barış Çağatay Çakıroğlu, Can Alibeyoğlu, Can Tarakçı, Emrecan Karakurum, Emre Yılmaz, Gülsüm Alkan, Mert Aykul, Özgür Dereli, Şenay Bağ, Zeynep Göktay Dilbaz</b> rol alıyor. Oyun, 22 Şubat, 1 Mart 2026 tarihlerinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)</b></p>
<p>Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.</p>
<p><b>Cengiz Özek</b>’in yazıp yönettiği oyunda <b>Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Pınar Pamuk, Aslı Menaz </b>rol alıyor. Oyun, 22 Şubat, 1 Mart 2026 tarihlerinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>ÇÖPSÜZ DÜNYA (4+ Yaş)</b></p>
<p>İklim değişikliği ve hava kirliliğinden dolayı bulutların renginin, rüzgârın yönünün değiştiği günlerden bir gün; umutlu, mutlu ve bilinçli bir uçurtma olan Uç Uç kuyruğu koptuğu için bir çöplüğe düşer. Çöplükte, bez bir bebek olan Püsküllü ve atılmış bir koli olan Koli Koli ile tanışır. Çöplüğün kontrolünü elinde tutan Çöpten Kral ve yardımcısı Sinek ile kurulu düzenlerini değiştirmeye çalışan Uç Uç arasında bir mücadele başlar.</p>
<p>Çöpsüz Dünya oyunu sevimli karakterler aracılığıyla tüketim kültürünün bilinçsizce yaygınlaştığı günümüzde “geri dönüşüm, tamir, sıfır atık ve renklerle ayrılmış atık kutuları’’ gibi konuları ele alarak atıklardan arındırılmış bir dünya nasıl mümkün olabilir sorusuna cevaplar arıyor. <b>Arzu Yurtseven</b>’in yazdığı, <b>Nihat Alpteki</b>’nin yönettiği oyunda <b>Eylül Soğukçay, Pınar Demiral, Engin Akpınar, Samet Silme, Mehmet Soner Dinç</b> rol alıyor. Oyun, 22 Şubat, 1 Mart 2026 tarihlerinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>SEVDALI BULUT (5+ Yaş)</b></p>
<p>Dünyanın bir yerinde, Ayşe Kız’ın bahçesi dışında kalan her yere ve her şeye sahip olan Kara Seyfi, Ayşe Kız’ın büyük emek ve sevgiyle kurduğu bahçesini de ele geçirmeye çalışmaktadır. Oyun, Sevdalı Bulut, Ayşe Kız ve arkadaşlarının bahçelerini Kara Seyfi’ye karşı koruma çabalarını anlatmaktadır.</p>
<p><b>Nazım Hikmet</b>’in yazdığı, <b>Eftal Gülbudak</b>’ın yönettiği oyunda <b>Ada Alize Ertem, Canan Kübra Birinci, Emre Çağrı Akbaba, Enes Mazak, Erkan Akkoyunlu, Berk Samur, Şeyda Arslan, Yasemin Güvenç</b> rol alıyor. Oyun, 22 Şubat, 1 Mart 2026 tarihlerinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>ELMA KURDU KIRTIK (4-7 Yaş)</b></p>
<p>Elma Kurdu Kırtık 7 yaş altı çocuklara yönelik, kuklaların kullanıldığı, canlı müzik eşliğinde oynanan eğlenceli bir çocuk oyunudur. Haylaz bir elma kurdunun mükemmel elmayı bulmak için çıktığı yolculuğu anlatır. Sahip olduklarına değer vermeyen, çevresindekileri hor gören Kırtık bu yolculukta aradığı mükemmel elmaya ulaşmak yerine çok daha kıymetli bir şeyin farkına varır. Çocukların sosyal çevreleriyle olan ilişkilerine dikkat çeken oyun somut nesnelerle soyut kavramları ilişkilendirerek çocuğun algısını geliştirmeyi amaçlamaktadır. Çocuğun günlük yaşamında yaşadığı çelişkileri renkli bir hayal dünyasında yeniden yaratan oyun çocuğa kendi gerçekliğine dışarıdan bakabilme şansı verir. <b>B. Çağatay Çakıroğlu </b>ve<b> Ö. Barış Bakova</b>’nın yazıp <b>B. Çağatay Çakıroğlu</b>’nun yönettiği oyunda; <b>Elyesa Çağlar Evkaya </b>ve<b> Seda Çavdar</b> rol alıyor. Oyun, 22 Şubat, 1 Mart 2026 tarihlerinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p>İyi seyirler…</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolari-subat-ayinda-40-oyunu-seyirciyle-bulusturuyor-609346">İBB Şehir Tiyatroları Şubat Ayında 40 Oyunu Seyirciyle Buluşturuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Masum Bir Kutlamadan Etik Bir Çöküşe: &#8220;Sevgili Yelena Sergeyevna&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/masum-bir-kutlamadan-etik-bir-cokuse-sevgili-yelena-sergeyevna-609068</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Jan 2026 12:38:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[çöküşe]]></category>
		<category><![CDATA[etik]]></category>
		<category><![CDATA[kutlama]]></category>
		<category><![CDATA[kutlamadan]]></category>
		<category><![CDATA[masum]]></category>
		<category><![CDATA[sergeyevna]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[sevgili]]></category>
		<category><![CDATA[yelena]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609068</guid>

					<description><![CDATA[<p>"Sevgili Yelena Sergeyevna”, bir doğum günü kutlamasıyla başlayıp gençlerin zorbalığıyla kabusa dönüşen bir geceyi gözler önüne seriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/masum-bir-kutlamadan-etik-bir-cokuse-sevgili-yelena-sergeyevna-609068">Masum Bir Kutlamadan Etik Bir Çöküşe: &#8220;Sevgili Yelena Sergeyevna&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>&#8220;Sevgili Yelena Sergeyevna”, bir doğum günü kutlamasıyla başlayıp gençlerin zorbalığıyla kabusa dönüşen bir geceyi gözler önüne seriyor. Oyun, doğrularımızla, yanlışlarımızla, düşüncelerimizle, duygularımızla, davranışlarımızla sınanacağımız bir yolculuğu anlatıyor.</b></p>
<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları <b>Lyudmila Razumovskaya</b>’nın<b> </b>yazdığı, <b>Belgi Paksoy’</b>un çevirdiği, <b>Bora Seçkin</b>’in yönettiği &#8220;Sevgili Yelena Sergeyevna&#8221; oyununu seyirciyle buluşturdu.</p>
<p>&#8220;Sevgili Yelena Sergeyevna&#8221;, 28 Ocak 2026 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde ilk gösterimini yaptı.</p>
<p>Oyunun ilk gösterimine, Genel Sanat Yönetmeni Yardımcısı Emrah Özertem ve ekibi yalnız bırakmayan oyunun çevirmeni Belgi Paksoy’un yanı sıra çok sayıda basın mensubu ve sanatçı katıldı.</p>
<p><b>İzlenmesi Gereken Sarsıcı Bir Baş Yapıt</b></p>
<p>Oyun, masum bir kutlamayla gelen bir sevgi gösterisiyle başlar. Ancak bu kutlamanın altındaki karanlık niyet çok geçmeden ortaya çıkar. Öğrencilerin asıl amacı, matematik sınav kağıtlarının saklandığı kasanın anahtarını almaktır…</p>
<p>&#8220;Sevgili Yelena Sergeyevna&#8221;, eğitim sistemindeki rekabetin, gençleri nasıl birer canavara dönüştürebileceğini ve vicdanın, hırs karşısında nasıl savunmasız kalabileceğini anlatan, izlenmesi gereken sarsıcı bir baş yapıt.</p>
<p>Dramaturgisini Hande Ören’in, dekor ve kostüm tasarımını Almila Altunsoy’un, ışık tasarımını Özcan Çelik’in, efekt tasarımını Emrah Can Yaylı’nın yaptığı, fotoğraflarını Ahmet Çelikbaş’ın çektiği oyunda <b> Ayşecan Tatari, Cihat Faruk Sevindik,</b> <b>Direnç Dedeoğlu, Elyesa Çağlar Evkaya, Hazal Uprak </b>rol alıyor.</p>
<p>Oyun, 29-31 Ocak 2026, 4-7 Şubat 2026 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde, 25-28 Şubat 2026 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.</p>
<p><b>Oyunun Konusu:</b></p>
<p>İdealist ve ilkeli matematik öğretmeni Yelena Sergeyevna mütevazı evinde annesiyle birlikte yaşamaktadır. Okul dışında uzun süredir hasta olan annesiyle de ilgilendiği rutin bir günün sonunda evinin kapısı çalınır. Öğrencileri o gün doğum günü olan öğretmenlerini kutlamak için ellerinde çiçekler ve hediyelerle kapıda durmaktadır. İlk bakışta oldukça sıradan bir kutlama olarak başlayan gece ilerleyen saatlerde bambaşka bir boyut alır. Etekteki taşların dökülmesi ile bu sürpriz ziyaretin masum bir kutlamadan fazlası olduğu ortaya çıkar.</p>
<p>Sovyetler Birliğinde geçen ve Perestroyka’nın ilk yıllarında kaleme alınan oyun, etik çöküşün eşiğindeki bir toplumu mercek altına alıyor. Değerler çatışması ve bireysel çıkarlar uğruna neler yapılabileceği başta olmak üzere bugün hala varlığını koruyan pek çok soruna da ışık tutmayı ihmal etmiyor.</p>
<p>İyi seyirler…</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/masum-bir-kutlamadan-etik-bir-cokuse-sevgili-yelena-sergeyevna-609068">Masum Bir Kutlamadan Etik Bir Çöküşe: &#8220;Sevgili Yelena Sergeyevna&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kemer Belediyesi Taziye Evi hizmete girdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kemer-belediyesi-taziye-evi-hizmete-girdi-608661</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Jan 2026 12:49:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[evi]]></category>
		<category><![CDATA[girdi]]></category>
		<category><![CDATA[hizmete]]></category>
		<category><![CDATA[kemer]]></category>
		<category><![CDATA[taziye]]></category>
		<category><![CDATA[Taziye Evi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608661</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu öncülüğünde Göynük Mahallesi’nde yapımı tamamlanan Kemer Belediyesi Taziye Evi hizmete girdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kemer-belediyesi-taziye-evi-hizmete-girdi-608661">Kemer Belediyesi Taziye Evi hizmete girdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu öncülüğünde Göynük Mahallesi’nde yapımı tamamlanan Kemer Belediyesi Taziye Evi hizmete girdi. Taziye Evi’ni kullanan vatandaşları ziyaret eden Başkan Topaloğlu, cenaze sahiplerine baş sağlığı dileklerinde bulundu.</p>
<p>Göynük Mahallesi’nde eski okulun bahçesinde yapılan ve hizmete giren Taziye Evi’ni ziyareti sırasında Başkan Topaloğlu’na, Kemer Belediye Başkan Yardımcısı Semih Top, Kemer Belediye Meclis Üyeleri Mehmet Akın ve Ali Akar eşlik etti.</p>
<p>Başkan Topaloğlu, yaptığı açıklamada, “Göynük Mahallesi’nde eski okulun bahçesinde bir lojman vardı. Orayı Göynük Belediyesi döneminde biz kamulaştırmıştık. Gerekli düzenlemeleri yaparak burayı taziye evine dönüştürdük. Vatandaşlarımız burada her zaman hizmet alabilecek. Taziye Evi’ni kullanan ailemize de baş sağlığı ve sabırlar diliyorum.” dedi.</p>
<p>Erkek ve kadın girişlerinin ayrı olduğu Kemer Belediyesi Taziye Evi’nde masalar, sandalyeler, çay ocağı, iki tuvalet, abdest alma yerlerinin olduğu belirtildi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kemer-belediyesi-taziye-evi-hizmete-girdi-608661">Kemer Belediyesi Taziye Evi hizmete girdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üniversite öğrencilerinde ruh sağlığı alarm veriyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/universite-ogrencilerinde-ruh-sagligi-alarm-veriyor-608562</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Jan 2026 11:49:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[alarm]]></category>
		<category><![CDATA[artış]]></category>
		<category><![CDATA[Ayas]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencileri]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencilerinde]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[veriyor]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608562</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nature dergisinde yayımlanan bir araştırma, dünya genelinde üniversite öğrencileri arasında ruh sağlığı sorunlarının son on yılda ciddi biçimde arttığını ve mevcut destek sistemlerinin bu artışı karşılamakta yetersiz kaldığını ortaya koydu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/universite-ogrencilerinde-ruh-sagligi-alarm-veriyor-608562">Üniversite öğrencilerinde ruh sağlığı alarm veriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Nature dergisinde yayımlanan bir araştırma, dünya genelinde üniversite öğrencileri arasında ruh sağlığı sorunlarının son on yılda ciddi biçimde arttığını ve mevcut destek sistemlerinin bu artışı karşılamakta yetersiz kaldığını ortaya koydu.</p>
<p>Küresel ölçekte 72 bin 288 lisans öğrencisinin katıldığı araştırma, dünya genelindeki üniversitelerde ciddi bir ruh sağlığı krizi yaşandığına, son on yılda lisans öğrencileri arasında kaygı, depresyon, intihar düşüncesi ve kendine zarar verme vakalarının belirgin biçimde arttığına dikkat çekti.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Hazal Ayas, dikkat çeken bu araştırmayı değerlendirdi.</p>
<p><strong>Pandemi, ruh sağlığı açısından da bir krizdi</strong></p>
<p>Araştırmanın, üniversitelerdeki ruh sağlığı krizinin Covid-19 Pandemisi döneminde artış gösterdiğini ve sonrasında biraz azalma eğilimi olduğunu vurguladığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Hazal Ayas, “Fakat yine de 2013’ten bu yana bir artıştan söz edilebilir. Pandemiyi yalnızca fizyolojik bir sağlık krizi olarak değil hem fizyolojik sağlığa hem sosyal hayata hem de ruh sağlığına yönelik bir kriz olarak tanımlayabiliriz. Dolayısıyla ruh sağlığı alanındaki sorunlarda görülen pandemi dönemdeki artış, kriz olarak tanımlanabilir.” dedi.</p>
<p><strong>Ruhsal bozuklukların en hızlı artış gösterdiği yaş grubu 20-29 yaş aralığı</strong></p>
<p>Ruh sağlığı sorunlarının yalnızca bireysel zorluklardan kaynaklanmadığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Hazal Ayas, “Pandemi dönemi aktif olarak sona erse de psikolojik anlamdaki etkilerinin sona ermesi daha uzun soluklu olacaktır. Bunun yanında Dünya Sağlık Örgütü ruhsal bozuklukların en hızlı artış gösterdiği yaş grubu 20-29 yaş aralığı olarak belirlemiştir. Bu yaş dönemindeki artışın, bireysel sorunlardan öte biyolojik ve toplumsal nedenlerden kaynaklandığı düşünülmektedir. Özellikle şizofreni, bipolar bozukluk gibi bazı psikotik özellikli bozuklukların başlangıç yaşı ortalama olarak (19-25) bu döneme denk gelmektedir. Bu tamamen ruhsal bozukluğun ortaya çıkışına yönelik biyolojik bir nedendir. Bunun yanında bu yaş döneminin getirdiği bazı bireysel ve toplumsal nedenler de bu hastalıkların oraya çıkışında önemli stres faktörü olabilmektedir.”</p>
<p><strong>Üniversiteye geçiş psikolojik olarak kırılgan bir dönem</strong></p>
<p>Üniversiteye geçiş sürecinin gençler için neden bu kadar hassas olduğuna değinen Dr. Öğr. Üyesi Hazal Ayas, şöyle devam etti:</p>
<p>“Biyolojik nedenlerin yanında, toplumsal açıdan bakıldığında üniversite dönemi; aileden bağımsızlaşılan, sorumlulukların arttığı, akran ilişkilerinin yoğunlaştığı, mali problemlerin oluşabildiği, zaman yönetiminin önem kazandığı bir dönmedir. Tüm bu sayılanlara mali zorluklar, gelecek endişeleri gibi daha çok sosyoekonomik açıdan dezavantajlı koşullar eşlik ettiğinde kaygı bozukluğu, depresyon gibi ruhsal bozuklukların oluşmasına zemin hazırlamaktadır. Dolayısıyla üniversite dönemindeki değişim ve bağımsızlık tek başına gençlerin gelişimi, olgunlaşması, yetişkinliğe adım atılması için avantaj sağlarken, bu döneme mali dezavantaj, gelecek endişeleri, sosyal destek eksikliği, politik endişeler gibi olumsuz durumlar dezavantaja çevirebilir ve gençlerin ruh sağlığında kırılganlık yaratabilir. Fakat unutmamak gerekir ki üniversite dönemindeki bu bağımsızlaşma girişimleri ve üniversite yaşam deneyimleri gençlerin yetişkinlik dönemi için çok önemli bir temel oluşturmaktadır. Özellikle ailesinden ayrı şehirde bulunan üniversite öğrencileri için bu çok daha önemli ve kazandırıcı bir deneyim olmaktadır.”</p>
<p><strong>Psikolojik esneklik ve duygu düzenleme çok önemli</strong></p>
<p>Kaygı ve depresyon oranlarındaki artışı da ele alan Dr. Ayas, “Bireylerin psikolojik dayanıklılığının belirleyicisinin, başına gelen olaylardan çok başına gelen olayları nasıl yorumladığı olduğu düşünülmektedir. Dolayısıyla psikolojik esneklik bireylerin karşılaştıkları zorlu yaşam olaylarına karşı daha az ruhsal bozukluk geliştirmeleri için önemli faktördür. Duyguları tanıma, ifade edebilme ve düzenleyebilme becerileri psikolojik esneklik ve psikolojik dayanıklılık için geliştirilmesi gereken önemli becerilerdir.” dedi.</p>
<p>Belirsizlik, gelecek kaygısı ve başarısızlık korkusunun, öğrencilerin ruh sağlığı üzerindeki etkisine de dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Hazal Ayas, “İçinde bulunan ekonomik zorluklar, gelecek endişeleri, sosyal açıdan dezavantajlı gruplarda ruh sağlığı için önemli risk faktörleri olarak değerlendirilmektedir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Koruyucu ruh sağlığı hizmetleri güçlendirilmeli</strong></p>
<p>Üniversitelerde sunulan psikolojik danışmanlık hizmetlerinin daha erişilebilir hale getirilmesi gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Hazal Ayas, “Üniversitelerdeki psikolojik destek birimlerinin; oryantasyonlarda daha iyi tanıtılması, öğrenciler açısından ulaşılabilir olması, alanında uzman profesyonelleri çalıştırması çok önemlidir. Bunun yanında üniversitelerin koruyucu ruh sağlığına yönelik çalışmalar yapmaları da önemlidir.</p>
<p><strong>Dezavantajlı gruplardaki öğrenciler ekonomik ve sosyal açıdan desteklenmeli</strong></p>
<p> Dr. Öğr. Üyesi Hazal Ayas, koruyucu ruh sağlığına yönelik çalışmaların, ruhsal problemler ortaya çıkmadan önlemeye yönelik çalışmalar olduğu için, en az ruh sağlığı müdahale programları kadar önemli olduğunu ifade ederek, “Bu nedenle özellikle üniversitelerde; öğrencilerin sosyal becerileri geliştirici kulüp etkinliklerine önem verilmesi ve desteklenmesi, öğrencilerin yaşadığı hem akademik hem de diğer zorlukla baş edebilmeleri ve olumlu yaşam deneyimleri kazanabilmeleri adına etkinlik, festival, şenlik gibi organizasyonların düzenlenmesi, dezavantajlı gruplardaki öğrencilerin ekonomik ve sosyal açıdan desteklenmesi üniversite öğrencilerinin ruh sağlığına yönelik önemli koruyucu hizmetler olarak önem arz etmektedir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p><strong>13 yıldan bu yana Pozitif Psikoloji dersi…</strong></p>
<p>Davranış bilimleri ve sağlık alanında ülkemizin ilk tematik üniversitesi olan ve kurulduğu günden beri pozitif psikoloji alanında önemli çalışmalar yürüten Üsküdar Üniversitesi’nde 2013 yılından bu yana Pozitif Psikoloji dersleri zorunlu ders olarak veriliyor.</p>
<p><strong>Dünyanın sayılı üniversitelerine öncü oldu </strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi, bu alanda öncü olarak dünyanın sayılı üniversitelerinden yıllarca önce bu dersi akademik ders programına alan ilk üniversite oldu. Mutluluk dersleri, pozitif psikoloji alanında ülkemizde yapılan çalışmaların önemini de hatırlattı. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/universite-ogrencilerinde-ruh-sagligi-alarm-veriyor-608562">Üniversite öğrencilerinde ruh sağlığı alarm veriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ev İçi Hava Kirliliği KOAH Riskini Artırıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ev-ici-hava-kirliligi-koah-riskini-artiriyor-608526</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Jan 2026 11:09:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[artırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[çi]]></category>
		<category><![CDATA[ev]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[kirliliği]]></category>
		<category><![CDATA[koah]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608526</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış sezonunda pek çok insanın zamanının büyük bölümünü ev ve ofis gibi kapalı alanlarda geçirmesi, bazı sağlık risklerini de beraberinde getiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ev-ici-hava-kirliligi-koah-riskini-artiriyor-608526">Ev İçi Hava Kirliliği KOAH Riskini Artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kış sezonunda pek çok insanın zamanının büyük bölümünü ev ve ofis gibi kapalı alanlarda geçirmesi, bazı sağlık risklerini de beraberinde getiriyor. Bunlardan biri de akciğer sağlığımızı tehdit eden KOAH (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı). Akciğerlerdeki hava yollarının kalıcı olarak daraldığı, ilerleyici kronik bir solunum hastalığı olarak tanımlanan KOAH; sigara dumanı, zararlı partiküller ve çeşitli gazlara maruziyet sonrasında zamanla hava yollarının daralmasıyla gelişiyor. Vakaların yüzde 70-80’i sigara kullanımına bağlıyken, sigara içmeyen bireylerde de pasif sigara dumanına maruziyet, KOAH için önemli bir risk faktörü. </p>
<p><strong>Biyomas Maruziyeti Nedir?</strong></p>
<p>Sigara kullanmayan kişilerde görülen KOAH vakalarının büyük bölümünün baş sorumlusu, ev içi hava kirliliği. Bu kirliliğin en önemli kaynağı ise “biyomas maruziyeti.” Isınma ya da yemek pişirme sırasında odun, kömür ya da tezek gibi yakıtların kullanılmasıyla ortaya çıkan duman ve zararlı partiküller, uzun vadede hastalığın gelişme riskini artırıyor. Bunun yanı sıra; ev içinde yetersiz havalandırma, özellikle filtre temizliği yeterince yapılmayan klimalar, toz tutan halı ve kilim kullanımı, kimyasal içeren temizlik malzemeleri ve evde açık alanda çamaşır kurutulması gibi faktörler de akciğer sağlığımızı olumsuz etkiliyor. Tüm bunlar KOAH&#8217;lı bireylerin akciğer dokularındaki iltihabı artırırken <em>KOAH</em> semptomlarını da şiddetlendirebiliyor. </p>
<p><strong>Belirtiler Önemsenmiyor, Doktora Başvurma Oranları Düşük </strong></p>
<p>KOAH, genellikle sessiz başlayan ve zamanla şiddetlenerek nefes darlığı ile kendini gösteren bir hastalık. Kronik öksürük, balgam çıkarma, hırıltı ve göğüste sıkışma hissi hastalığın en sık görülen belirtilerinden. Ancak risk grubunda bulunan birçok kişi, ya belirti olmadığı ya da şikâyetlerini önemsemediği için doktora başvurmakta gecikiyor. </p>
<p><strong>İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Fidan Yıldız</strong>, KOAH tanısında erken tanının önemine dikkat çekiyor ve bu konuda en önemli tetkikin solunum fonksiyon testi (spirometri) olduğunu söylüyor. Ancak tanıyı desteklemek amacıyla akciğer grafisi, kan oksijen seviyesi ölçümü ile kan ve egzersiz testleri de kullanılıyor. KOAH tedavisi ise yalnızca ilaçla sınırlı değil. Özellikle tütün kullanımının bırakılması, düzenli takip ve hasta-hekim iş birliği, tedavinin başarısında belirleyici rol oynuyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ev-ici-hava-kirliligi-koah-riskini-artiriyor-608526">Ev İçi Hava Kirliliği KOAH Riskini Artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nöralterapi ile ağrılara müdahale edilebiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/noralterapi-ile-agrilara-mudahale-edilebiliyor-608388</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Jan 2026 11:48:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[ağrılara]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[edilebiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[enjeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[müdahale]]></category>
		<category><![CDATA[nöralterapi]]></category>
		<category><![CDATA[sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608388</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Asiye Gülsüm Kakı, nöralterapinin ne olduğu, nasıl etki ettiği ve hangi durumlarda kullanıldığı hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/noralterapi-ile-agrilara-mudahale-edilebiliyor-608388">Nöralterapi ile ağrılara müdahale edilebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Asiye Gülsüm Kakı, nöralterapinin ne olduğu, nasıl etki ettiği ve hangi durumlarda kullanıldığı hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Nöralterapi ile sinir hücrelerinde bozulan elektriksel uyarı iletimi düzenlenebiliyor!</strong></p>
<p>Nöralterapinin, vücuttaki sinir sistemi bozukluklarını düzenlemek amacıyla lokal anesteziklerin çok düşük dozlarda belirli noktalara enjeksiyonu ile yapılan tamamlayıcı bir tedavi yöntemi olduğunu dile getiren Dr. Asiye Gülsüm Kakı, “Burada ki amaç anestezi oluşturmak değil, sinir hücrelerinde bozulan elektriksel uyarı iletimini düzenlemektir.” dedi.</p>
<p>Nöralterapide kullanılan lokal anesteziklerin düşük dozlarda, iyon kanalları ve membran stabilitesi üzerinde düzenleyici etki sağladığını aktaran Dr. Kakı, “Böylelikle antiinflamatuar, vazodilatör ve nöromodülatör etkileri ortaya çıkar. Bu etki sayesinde  Nöralterapi otonom sinir sistemini düzenler, vücuttaki bozulmuş elektriksel alanları (bozucu alanlar) dengelemeye yardımcı olur, kan dolaşımını ve doku beslenmesini destekler, ağrı ve fonksiyon bozukluklarının azalmasına katkı sağlar. Kısaca nöralterapinin etkisi  sadece lokal değil, sistemik etkisi sayesinde vücut regülasyonunu  sağlayan bir tedavi yöntemidir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Nöralterapi, bozucu alanların etkisini azaltmayı hedefliyor!</strong></p>
<p>Nöral terapideki bozucu alan tanımına açıklık getiren Dr. Asiye Gülsüm Kakı, şunları söyledi:</p>
<p>“Vücutta daha önce geçirilmiş; ameliyat izleri, travmalar, enfeksiyonlar, diş ve çene problemleri gibi durumlar, sinir sistemi üzerinde sürekli uyarı oluşturarak başka bölgelerde şikâyetlere yol açabilir. Nöralterapi, bu bozucu alanların etkisini azaltmayı hedefler. Bozucu alanların oluşturduğu bozulmuş elektriksel iletimi düzenleyerek otonom sinir siteminin regülasyonunu sağlar.”</p>
<p><strong>Nöralterapi birçok hastalıkta tercih edilebiliyor!</strong></p>
<p>Nöralterapinin hangi durumlarda destekleyici tedavi olarak tercih edilebileceğine değinen Dr. Asiye Gülsüm Kakı, “Baş, boyun ve bel ağrıları, migren ve gerilim tipi baş ağrıları, kas ve eklem ağrıları, fibromiyalji, sinir sıkışmaları, spor yaralanmaları, ameliyat veya travma sonrası ağrılar, sindirim sistemi fonksiyon bozuklukları, adet düzensizlikleri ve bazı jinekolojik şikâyetler, stres ve otonom sinir sistemi dengesizlikleri nöralterapinin kullanılabildiği hastalıklar arasında yer alır.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Nöralterapi nasıl uygulanır?</strong></p>
<p>Nöralterapi uygulamasında öncelikle hastadan şikayetlerin başlangıcı, tetikleyen sebepler, geçirilmiş enfeksiyonlar ve operasyonlar, beslenme şekli gibi detaylı öykü alındığını kaydeden Dr. Asiye Gülsüm Kakı, “Ardından detaylı fizik muayene yapılır.” dedi.</p>
<p>Enjeksiyon için tetik noktalar, sinir çıkışları, skarlar (yara dokuları) gibi noktaların belirlendiğini aktaran Dr. Kakı, “Belirlenen noktalara enjeksiyon yapılır. Uygulama genellikle ince uçlu iğnelerle yapılsa da bazı bozucu alan yada organ patolojilerinde, ganglion enjeksiyonlarında (sinir düğümlerine yapılan enjeksiyonlar) derin enjeksiyonlar tercih edilebilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Nöralterapi bazı durumlarda uygulanamaz! </strong></p>
<p>Seans sayısının kişiye ve şikâyete göre değiştiğini vurgulayan Dr. Asiye Gülsüm Kakı, “Enjeksiyon sonrası hastalarda değişik refleks yanıtlar (nöralterapide buna fenomen denir) görülebilir. Bu fenomenler enjeksiyon bölgesi ve sıklığını planlamada yol göstericidir.” dedi.</p>
<p>Nöralterapinin kimlere uygulanamayacağı hakkında da bilgi veren Dr. Kakı, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Lokal anestezik alerjisi olanlar, ciddi kalp ritim bozukluğu olanlar, bazı özel durumlarda hamileler ve  kanama bozukluğu olanlarda uygulanmaz. Nöralterapi sonrası, enjeksiyon yerinde kızarıklık, kısa süreli baş dönmesi, geçici ağrı artışı olabilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/noralterapi-ile-agrilara-mudahale-edilebiliyor-608388">Nöralterapi ile ağrılara müdahale edilebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beslenmede Büyük Değişim: Karbonhidrat Gitti, Protein Geldi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/beslenmede-buyuk-degisim-karbonhidrat-gitti-protein-geldi-608265</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Jan 2026 08:28:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[beslenmede]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[değişim]]></category>
		<category><![CDATA[geldi]]></category>
		<category><![CDATA[gitti]]></category>
		<category><![CDATA[karbonhidrat]]></category>
		<category><![CDATA[kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Murat Baş]]></category>
		<category><![CDATA[protein]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608265</guid>

					<description><![CDATA[<p>ABD Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı ile Tarım Bakanlığı tarafından 7 Ocak 2026 tarihinde açıklanan 2025–2030 Amerikan Beslenme Rehberi, uzun yıllardır uygulanan klasik besin piramidini önemli ölçüde değiştirerek kamuoyunun ve bilim dünyasının gündemine oturdu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beslenmede-buyuk-degisim-karbonhidrat-gitti-protein-geldi-608265">Beslenmede Büyük Değişim: Karbonhidrat Gitti, Protein Geldi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>ABD Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı ile Tarım Bakanlığı tarafından 7 Ocak 2026 tarihinde açıklanan 2025–2030 Amerikan Beslenme Rehberi, uzun yıllardır uygulanan klasik besin piramidini önemli ölçüde değiştirerek kamuoyunun ve bilim dünyasının gündemine oturdu. Karbonhidratların geri plana çekildiği, protein ve yağ tüketiminin daha görünür hale geldiği yeni piramit modeli, obezite ve metabolik hastalıklarla mücadelede farklı bir yaklaşımı temsil ederken, beraberinde pek çok tartışmayı da gündeme getirdi.</strong></em></p>
<p><em><strong>Yeni rehber, şekerli içeceklerin, yüksek sodyum içeren ürünlerin ve ultra-işlenmiş gıdaların sınırlandırılmasını güçlü biçimde vurgularken; protein tüketiminin artırılması, doymuş yağlara yönelik söylemin yumuşatılması ve alkolle ilgili belirsiz ifadeler nedeniyle temkinli yorumlanması gereken bir çerçeve sunuyor. Acıbadem Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Murat Baş, yeni beslenme piramidinin beslenme biliminde yaşanan dönüşümün bir yansıması olduğunu belirterek, “Bu rehber, tek başına bir devrim değil; beslenme alanında süregelen arayışın ve değişen önceliklerin bir sonucu olarak okunmalı” değerlendirmesinde bulunuyor. </strong></em></p>
<p><strong>Protein Vurgusu Güçleniyor, Kaynak Tartışması Sürüyor</strong></p>
<p>Yeni rehber, günlük protein alımını artırmayı ve hayvansal protein kaynaklarını önceki dönemlere kıyasla daha olumlu bir çerçevede sunmayı öneriyor. Prof. Dr. Murat Baş, bu yaklaşımın belirli risk grupları için anlamlı olduğunu ancak genel nüfus için dikkatle ele alınması gerektiğini vurguluyor: “Kas kaybı, yaşlanma ve metabolik sağlık açısından protein alımının önemi giderek artıyor. Ancak burada miktar kadar, proteinin hangi kaynaktan sağlandığı da büyük önem taşıyor. Bitkisel proteinler, deniz ürünleri ve yağsız hayvansal kaynaklar önceliklendirilmeden yapılan artışlar, uzun vadede kalp-damar sağlığı açısından risk oluşturabilir”… Prof. Dr. Murat Baş’a göre “daha fazla protein” mesajı, kişisel sağlık durumu ve yaşam tarzı dikkate alınmadan genelleştirilmemeli.</p>
<p><strong>Doymuş Yağ ve Kolesterol: Sınırlar Korunuyor, Sorular Artıyor</strong></p>
<p>Yeni rehber, doymuş yağlara yönelik dili yumuşatırken günlük enerjinin yüzde 10’undan fazlasının doymuş yağdan gelmemesi önerisini sürdürüyor. Bununla birlikte tam yağlı süt ürünleri ve kırmızı etin daha görünür hale gelmesi, uygulamada nasıl bir denge kurulacağı sorusunu gündeme getiriyor. Bu noktada yanlış algı riskine dikkat çeken Prof. Dr. Murat Baş, “Son yıllarda kolesterol ve yağ konusundaki bilimsel yaklaşımlar değişti. Ancak bu durum, doymuş yağın tamamen zararsız olduğu anlamına gelmiyor. Kalp-damar hastalıkları hâlâ önemli bir halk sağlığı sorunu. Yağın kaynağı, tüketim miktarı, lif alımı ve bireysel yatkınlık birlikte değerlendirilmediğinde, rehber yanlış yorumlanabilir” şeklinde konuşuyor. </p>
<p>Yeni piramitte tahıl grubu alt sıralara çekilirken, özellikle rafine karbonhidratların sınırlandırılması hedefleniyor. Prof. Dr. Murat Baş, bu yaklaşımın temel olarak olumlu olduğunu ancak önemli bir ayrım yapılması gerektiğini belirtiyor: “Rafine edilmiş tahılların azaltılması, kan şekeri kontrolü ve kilo yönetimi açısından yerinde bir adım. Ancak tam tahıllar, lif ve mikro besin öğeleri bakımından önemli bir kaynaktır. Bu besinlerin gereksiz yere kısıtlanması sindirim sistemi sağlığı ve kalp-damar riski açısından sorun yaratabilir. Mesele tahılı tamamen azaltmak değil, doğru tahılı doğru miktarda tüketmektir”…</p>
<p><strong>Ultra-İşlenmiş Gıdalarda Net Mesaj</strong></p>
<p>Rehberin en geniş bilimsel uzlaşı sağlanan yönü, ultra-işlenmiş gıdalara karşı ortaya koyduğu net tutum oldu. Şekerli içeceklerin, aşırı sodyum içeren ürünlerin ve yüksek derecede işlenmiş gıdaların sınırlandırılması, kalp hastalığı, diyabet ve obezite ile mücadelede temel hedefler arasında yer alıyor. Prof. Dr. Murat Baş bu başlığı rehberin en güçlü yönü olarak değerlendirerek, “ABD’nin kendi yarattığı bir beslenme kültürünü yeniden sorgulaması önemli bir kırılma noktası. Ultra-işlenmiş gıdalarla kronik hastalıklar arasındaki ilişki artık açık biçimde ortaya konmuş durumda. Bu konuda verilen mesajlar bilimsel olarak son derece yerinde” ifadelerini kullanıyor. Ancak Prof. Dr. Murat Baş, her işlenmiş gıdanın aynı kategoride değerlendirilmemesi gerektiğini, bazı zenginleştirilmiş ürünlerin dezavantajlı gruplar için koruyucu rol oynayabildiğini de ekliyor. </p>
<p>Yeni rehber, önceki dönemlerde yer alan net tüketim sınırlarını kaldırarak yalnızca “daha az alkol, daha iyi sağlık” ifadesine yer veriyor. Prof. Dr. Murat Baş, bu yaklaşımın halk sağlığı açısından riskli olabileceğine dikkat çekiyor: “Davranış değişikliği için net sınırlar ve açık mesajlar önemlidir. Alkol tüketimi konusunda belirsiz ifadeler, yanlış yorumlara ve rehberin etkisinin azalmasına yol açabilir”…</p>
<p><strong>Genel Değerlendirme: Tek Bir Piramit Yeterli Değil</strong></p>
<p>Prof. Dr. Murat Baş’a göre yeni Amerikan Beslenme Rehberi, beslenme bilimindeki temel tartışmaları yeniden gündeme taşıyor. “Ne kadar protein, hangi protein, ne kadar yağ, ne kadar işlenmişlik fazla?” sorularının hâlâ net yanıtları bulunmadığını vurgulayan Prof. Dr. Murat Baş, “Sağlıklı beslenme, tek bir piramit ya da tek bir modelle tanımlanamaz. Genel beslenme örüntüsü, yaşam tarzı, fiziksel aktivite düzeyi ve bireysel riskler birlikte ele alınmalıdır. Bu rehber, önemli mesajlar içeriyor; ancak her birey için birebir uygulanacak bir reçete olarak görülmemelidir. Sonuç olarak yeni Amerikan Beslenme Rehberi, şeker ve ultra-işlenmiş gıdaların azaltılması konusunda güçlü ve bilimsel açıdan sağlam bir çerçeve sunarken; protein, doymuş yağ ve alkol başlıklarında daha dikkatli ve kişiselleştirilmiş yorumlara ihtiyaç olduğunu gösteriyor. Sağlıklı beslenmenin anahtarı, tek bir piramitte değil; dengeli, çeşitli ve bireye özgü bir beslenme yaklaşımında yatıyor” şeklinde sözlerini tamamlıyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beslenmede-buyuk-degisim-karbonhidrat-gitti-protein-geldi-608265">Beslenmede Büyük Değişim: Karbonhidrat Gitti, Protein Geldi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ünlü oyuncu Meltem Cumbul sordu Uzmanlar anlattı: &#8220;RAHİM AĞZI KANSERİ ÖNLENEBİLİR&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/unlu-oyuncu-meltem-cumbul-sordu-uzmanlar-anlatti-rahim-agzi-kanseri-onlenebilir-608042</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Jan 2026 08:33:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anlattı]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[cumbul]]></category>
		<category><![CDATA[farkında]]></category>
		<category><![CDATA[hpv]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Kanserleri]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[meltem]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[oyuncu]]></category>
		<category><![CDATA[Rahim Ağzı Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[sordu]]></category>
		<category><![CDATA[ünlü]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608042</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde giderek yaygınlaşan kadın kanserleri, erken teşhis edildiğinde büyük ölçüde tedavi edilebiliyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/unlu-oyuncu-meltem-cumbul-sordu-uzmanlar-anlatti-rahim-agzi-kanseri-onlenebilir-608042">Ünlü oyuncu Meltem Cumbul sordu Uzmanlar anlattı: &#8220;RAHİM AĞZI KANSERİ ÖNLENEBİLİR&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde giderek yaygınlaşan kadın kanserleri, erken teşhis edildiğinde büyük ölçüde tedavi edilebiliyor. Hatta bir kanser türü var ki; ondan aşı ile korunmak mümkün. Ancak milyonlarca kadın bu gerçeğin farkında değil! İşte, Ocak ayı Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında,<strong> Acıbadem Ankara Hastanesi, Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği</strong> ve <strong>Sağlık Gönüllüleri Derneği </strong>güçlerini birleştirerek, bilgiyi güçle buluşturmak ve önlenebilir bu kanserin farkındalığını artırmak için <strong>‘Güç Sende’ söyleşisi</strong> gerçekleştirdi.  </p>
<p><strong>Moderatörlüğünü ünlü oyuncu ve yönetmen Meltem Cumbul’un</strong> üstlendiği toplumsal farkındalık etkinliğinde, hekimler ve sivil toplum dernekleri bilim, deneyim ve dayanışma için buluştu. <strong>Acıbadem Ankara Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanları Doç. Dr. Emre Özgü ve Dr. Elif Demir ile Pİ Kadın Kanserleri Derneği Başkanı Seral Çelik</strong> rahim ağzı kanserine dair çarpıcı gerçekleri, korunma yollarını ve toplumsal gücün önemini anlattı.</p>
<p><strong>Doç. Dr. Emre Özgü: “Aşılama mutlaka yaygınlaştırılmalı”</strong></p>
<p>Etkinlikte konuşan <strong>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Emre Özgü</strong>, rahim ağzı kanserinin, aşı ile önlenebilen tek kanser türü olduğunu vurgulayarak, 66 ülkenin ulusal aşılama programı içinde yer aldığını belirtti. Doç. Dr. Özgü şöyle konuştu: “Her dört kadından üçü hayatlarının bir döneminde HPV virüsü ile karşılaşıyor. Yaklaşık yüzde 95 oranında cinsel ilişki ile bulaşan HPV vücuda girdikten sonra yüzde 80’i birinci senede, yüzde 90’ı da ikinci senede bağışıklık sistemi tarafından temizlenir. Temizlenmeyen yüzde 10 rahim ağzında değişiklikler yaparak rahim ağzı kanserine dönüşebiliyor. Rahim ağzı kanserini önlemede en etkili yöntemlerden biri HPV aşısıdır. HPV aşısı bağışıklık sistemini güçlendirerek virüsü vücuttan daha hızlı atmayı sağlar. Çocuklarımızı aşılayabilirsek rahim ağzı kanseri, aşı ile engelleyebildiğimiz tek kanser türü olarak tıp literatüründe yerini alacaktır. Bu kapsamda 9 ila 15 yaş arasındaki tüm çocukların aşılanmasında büyük fayda bulunmaktadır. 11-13 yaş grubunda yüksek bir bağışıklık yanıtı alınabiliyor. Tüm anne babalar çocuklarına bu aşıyı yaptırmalı; bir baba olarak ben de kendi çocuğumun aşılanmasını planlıyorum.”</p>
<p><strong>Dr. Elif Demir : “Düzenli tarama testleri ve aşı kritik önem taşıyor”</strong></p>
<p><strong>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Elif Demir</strong> de konuşmasında, rahim ağzı kanserinin aşı ile önlenebilen tek kanser türü olduğu konusunda toplumsal farkındalığı artırmanın çok önemli olduğunu vurguladı. Dr. Demir şöyle konuştu: “Yaygın bir aşılama programının sağlanması özellikle genç kızların aşılanmasının sağlanması gerekiyor. Ancak sadece kız çocukları değil, erkek çocukların da kendilerini ve partnerlerini korumaları için aşılanması çok büyük önem taşıyor.  Kadınlarda HPV aşısı üst yaş sınırı olmadan tüm kadınlara yapılabiliyor. Çocukluk çağında iki doz aşı yeterli iken erişkin dönemde üç doz aşı uygulanmaktadır. “</p>
<p>Kanser oluşmadan problemlerin çözülmesinin çok önemli olduğunu vurgulayan Dr. Demir sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>“Korunmada HPV aşısı, düzenli jinekolojik muayenelerin yapılması, Smear ve HPV DNA testi çok önemli. Jinekolojik muayeneye insanlar çekinerek geliyorlar ama bu muayeneler ve tarama testleri hayat kurtarıcı rol oynuyor. HPV kaçınabileceğimiz bir virüs değil ama korunma yolları mevcut. Rahim ağzı kanseri hem önlenebilir hem de erken teşhis edilebilir bir hastalıktır. HPV pozitifliği aslında utanılacak bir durum değildir. İnsanların yüzde 80’i, hayatlarında bir kere HPV ile karşılaşmaktadır önemli olan bunu zamanında saptayabilmek ve aşı ile önüne geçebilmektedir.”</p>
<p><strong>Pİ Kadın Kanserleri Derneği Başkanı Seral Çelik: “HPV olsan bilir miydin?”</strong></p>
<p><strong>Pİ Kadın Kanserleri Derneği Başkanı Seral Çelik</strong> etkinlikte, rahim ağzı kanserine yönelik toplumsal farkındalığın yeterli olmadığını belirterek şöyle konuştu: “Kadınlarımızın büyük çoğunluğunun kendi üreme organlarının sağlığı ile ilgili temel kavramları dahi bilmekten uzak olduklarını gözlemliyoruz. Tabii hal böyle olunca hastalıkların fark etmeleri de zor oluyor. Öyle ki birbirlerinden tamamen farklı hastalıklar olan rahim ağzı kanseri ile rahim kanserini karıştırabiliyorlar ya da rahim ağzı kanserini başlı başına bir organın kanseri olarak görmeyip, sadece ‘rahim kanserinin başlangıcı’ sanabiliyorlar. Ayrıca doğru bilinen pek çok yanlış da var”</p>
<p>Bu nedenle ülke çapında HPV ve Rahim ağzı kanseri hakkında farkındalık kampanyası başlattıklarını anlatan Çelik sözlerine şöyle devam etti: “Kampanyamızın sloganı; ‘HPV olsan, bilir miydin?’. Bir soruyla başladık bu kampanyaya. Rahim ağzı kanserinin baş sorumlusunun Human Papilloma Virüs yani kısa adıyla HPV olduğunu vurgulamak istiyoruz.  Bu virüsün ne olduğu ve yol açtığı hastalıkları konuşuyoruz. Maalesef ki yeterince bilinmediğini görüyoruz. Çok kişi HPV’yi ilk kez duymuş oluyor ya da başka bir virüs sanıyor. İşte bu yüzden öncelikle HPV hakkında bilgi vermek istiyoruz. Özellikle kadında yol açtığı rahim ağzı kanseri hastalığının toplumsal farkındalığını artırmak istiyoruz. Nedenlerini, korunma yollarını ve tedavisini anlatıyoruz. Uzmanlarımızla birlikte çeşitli söyleşiler düzenliyoruz,  sosyal medya adreslerimizden bu bilgiyi tüm toplumla buluşturmaya çalışıyoruz.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/unlu-oyuncu-meltem-cumbul-sordu-uzmanlar-anlatti-rahim-agzi-kanseri-onlenebilir-608042">Ünlü oyuncu Meltem Cumbul sordu Uzmanlar anlattı: &#8220;RAHİM AĞZI KANSERİ ÖNLENEBİLİR&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükakın: &#8220;Sizler sadece öğrenci değil, gönül elçilerimizsiniz&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyukakin-sizler-sadece-ogrenci-degil-gonul-elcilerimizsiniz-607468</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Jan 2026 07:52:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[büyükakın]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[elçilerimizsiniz]]></category>
		<category><![CDATA[gönül]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[program]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[sizler]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Öğrenciler]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607468</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli’deki üniversitelerde eğitim gören uluslararası öğrenciler, “Gönül Elçileri” programında bir araya geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyukakin-sizler-sadece-ogrenci-degil-gonul-elcilerimizsiniz-607468">Büyükakın: &#8220;Sizler sadece öğrenci değil, gönül elçilerimizsiniz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli’deki üniversitelerde eğitim gören uluslararası öğrenciler, “Gönül Elçileri” programında bir araya geldi. Barış ve kardeşlik vurgularının şarkılara, konuşmalara yansıdığı programda konuşan Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, “Sakın gurbette olduğunuzu düşünmeyin. Biz her zaman yanınızdayız. Sizler sadece öğrenci değil, gönül elçilerimizsiniz” dedi.</p>
<p><b>PROGRAMA KATILIM YOĞUNDU</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, üniversite eğitimi için dünyanın dört bir yanından Kocaeli’ne gelen öğrencileri kent hakkında bilgilendirmek ve birbirleriyle tanışmalarını sağlamak amacıyla “Uluslararası Öğrenciler Gönül Elçileri” programı düzenledi. Kocaeli Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen programa Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Kocaeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nuh Zafer Cantürk, Gebze Teknik Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hasari Çelebi, AK Parti İl Başkanı Dr. Şahin Talus, MHP İl Başkanı Tuncay Batı, Kocaeli Uluslararası Öğrenciler Derneği Başkanı Nebi Karakoyun, AK Parti İzmit İlçe Başkanı Halil Güngör Dokuzlar, MHP İzmit İlçe Başkanı İlker Kazan, kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri, akademisyenler ve yüzlerce uluslararası öğrenci katılım gösterdi.</p>
<p><b>BÜYÜKAKIN: BURASI SİZİN EVİNİZ</b></p>
<p>Programın açılış konuşmasını yapan Uluslararası Öğrenci Temsilcileri Gülnur Garlıyeva ile Zaman Maniş, Kocaeli’nin öğrenciler için en güzel şehirlerden biri olduğunu belirtti. Başkan Büyükakın ise konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Kendi evlatlarım başka bir şehirde okurken onlar için ne hissediyorsam, bu şehirde eğitim gören her bir gencimiz için de aynısını hissediyorum. Zaman içinde kültürümüzü daha iyi anladığımızda göreceksiniz. Bizim medeniyetimizde insan merkezdedir, gönül kırmamak en yüce değerdir. Gençler; gurbette olduğunuzu sanmayın. Başınız sıkışırsa biz her zaman yanınızdayız. Sizler sadece öğrenci değil, gönül elçilerimizsiniz.</p>
<p><b>GENÇLERİN İLK TERCİHİ TÜRKİYE</b></p>
<p>Türkiye’de 198 farklı ülkeden 350 bin evladımız var. Bu sayı itibarıyla Türkiye, dünyada 10. Avrupa’da 5. sırada yer alıyor. Sayılar ortada. Öğrencilerin Türkiye’yi değil de yurtdışını tercih ettiğini söylüyorlar. Bu tamamen şehir efsanesi. Kocaeli’de 4.203 uluslararası öğrencimiz var. Aileleri ve sevdiklerinden ayrılıp bu şehirde belli bir süre eğitim gördükten sonra büyük ihtimalle kendi ülkesine dönecek 4.203 evladımız var. Önemli olan bu güzelliği dünyaya yaymak. Kötülüğü tamamen ortadan kaldırmak mümkün değil. Ama iyiliği çoğaltarak kötülüğün azaltmak mümkün. İnsanı merkeze alan değerleri yücelten bir felsefeyle bakmanız lazım ki yaşadığınız şehirler daha güzel yerler olsun.”</p>
<p><b>VALİ: BİZİM BAŞ TACIMIZSINIZ</b></p>
<p>Vali İlhami Aktaş da programda bir konuşma yaptı. Aktaş, “Dünyanın en güzel coğrafyasında karşılaşabileceğiniz, dünyanın en mümtaz milletinin yaşadığı bir ülkeye gelmiş bulunuyorsunuz. Bu anlamda şanslı olduğunuzu düşünüyorum. Kocaeli, eğitimle ilgili Türkiye’de söz sahibi illerden birisi. Sizler Avrupa’da ya da başka bir ülkede akademik kariyerinize devam edebilirdiniz. Ancak inanın Türkiye’deki ortamı, huzuru, misafirperverliği hiçbir yerde bulamazsınız. Dünyanın hiçbir ülkesinde bizim ülkemizdeki gibi öğrenciler baş tacı edilmez. Hepsi sizlere ticari bir gözle bakar. Bizde misafir çok kutsaldır, misafire çok hürmet edilir” dedi.</p>
<p><b>ÖĞRENCİLERE NASİHATLER VERDİ</b></p>
<p>Vali Aktaş öğrencilere de nasihatler vererek, “Derslerinizi aksatmadan ülkemizin imkânlarından faydalanmanız hem geleceğininiz açısından hem de bizim açımızdan çok önemli. Bizim sizden tek isteğimiz kendi örf ve adetleriniz ve ülkenizin tanıtımı ile ilgili tüm çalışmalarınızı yapmanız ancak bizim de örf, adet ve geleneklerimize uygun bir şekilde davranarak herhangi bir kırgınlığa yol açacak davranışlardan uzak durmanız.”</p>
<p><b>REKTÖR: PAYDAŞIMIZ ÇOK GÜÇLÜ</b></p>
<p>Rektör Prof. Dr. Nuh Zafer Cantürk, “Sadece Kocaeli Üniversitesi’nde bugün 2 bine yakın uluslararası öğrencimiz eğitim hayatını sürdürüyor. Biz onları hiçbir zaman yabancı olarak görmüyoruz. Onlar bizim için bu şehrin, bu ülkenin, bu üniversitenin doğal bir parçası, farklı kültürlerin taşıyıcısı ve gönül elçileridir. Kocaeli’de uluslararası öğrencilerimize her zaman büyük bir hassasiyetle yaklaşan, sosyal hayata katılımlarını önemseyen, kültürel uyumlarını destekleyen çok güçlü bir paydaşımız var. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin uluslararası öğrencilerimize yönelik çok sayıda etkinliği oluyor. Kocaeli Üniversitesi adına Tahir Başkanımıza ve tüm belediye ekibine gönülden teşekkür ediyorum. Gençlerimize gösterdiğiniz ilgi, verdiğiniz destek ve kurduğunuz bu gönül köprüleri bizim için son derece kıymetlidir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>BÜYÜKAKIN’A TEŞEKKÜR ETTİLER</b></p>
<p>Dünyanın farklı coğrafyalarından gelen öğrencileri buluşturmayı, kültürler arası kardeşlik ve dostluk bağlarının güçlendirilmesini amaçlayan programda; Kocaeli’nin tanıtımının yer aldığı ve uluslararası öğrencilere yönelik faaliyetleri kapsayan videolar izletildi. Uluslararası öğrenciler daha sonra davetlilere ülkelerinin geleneksel dans gösterileriyle müzik dinletisi sundu. Uluslararası öğrenciler Başkan Büyükakın’a misafirperverliği, samimiyeti, nezaketi, şehir ve ülke tanıtımı için sağladığı desteklerden dolayı teşekkür etti. Program günün anısına çekilen hatıra fotoğrafıyla sona erdi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyukakin-sizler-sadece-ogrenci-degil-gonul-elcilerimizsiniz-607468">Büyükakın: &#8220;Sizler sadece öğrenci değil, gönül elçilerimizsiniz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sınav Stresine Karşı Altın Kurallar: Dengeli Çalışma ve Doğru Beslenme Şart</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sinav-stresine-karsi-altin-kurallar-dengeli-calisma-ve-dogru-beslenme-sart-606998</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Jan 2026 11:08:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[dengeli]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[gerektiğini]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[kurallar]]></category>
		<category><![CDATA[performans]]></category>
		<category><![CDATA[sınav]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[stresi]]></category>
		<category><![CDATA[stresine]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606998</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstinye Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Diyetisyen Pınar Hamurcu, vize ve final dönemlerinde artan stresin en önemli nedenlerinin gerçekçi olmayan çalışma planları ve düzensiz beslenme olduğunu belirterek, dengeli çalışma, yeterli uyku ve doğru beslenmenin akademik performans için kritik rol oynadığını vurguladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinav-stresine-karsi-altin-kurallar-dengeli-calisma-ve-dogru-beslenme-sart-606998">Sınav Stresine Karşı Altın Kurallar: Dengeli Çalışma ve Doğru Beslenme Şart</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İstinye Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Diyetisyen Pınar Hamurcu, vize ve final dönemlerinde artan stresin en önemli nedenlerinin gerçekçi olmayan çalışma planları ve düzensiz beslenme olduğunu belirterek, dengeli çalışma, yeterli uyku ve doğru beslenmenin akademik performans için kritik rol oynadığını vurguladı.</strong></p>
<p>Vize ve final dönemleri üniversite öğrencileri için yoğun stresin yaşandığı zamanlar olarak öne çıkıyor. İstinye Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Diyetisyen Pınar Hamurcu, sınav dönemlerinde stresle baş etmenin yollarını, doğru çalışma planının ve beslenmenin önemini anlattı.</p>
<p><strong>Gerçekçi Çalışma Planı Stresi Azaltıyor</strong></p>
<p>Doç. Dr. Hamurcu’ya göre sınav dönemlerinde yaşanan stresin en önemli nedenlerinden biri plansız ve gerçekçi olmayan çalışma programları. Kısa sürede çok şey başarmaya çalışmanın öğrencilerde kaygıyı artırdığını belirten Hamurcu, etkili bir çalışma planının yalnızca ders saatlerinden ibaret olmaması gerektiğini vurguluyor. Hamurcu, “Uyku, beslenme ve dinlenme sürelerini içeren dengeli bir plan, öğrencinin kontrol duygusunu güçlendirir” diyerek özellikle sınavı yakın ve zorlayıcı derslere öncelik verilmesini öneriyor. Uzun ve kesintisiz çalışma saatleri yerine 25–50 dakikalık odaklanmış çalışma periyotlarının kısa molalarla desteklenmesinin hem verimi artırdığını hem de zihinsel tükenmeyi azalttığını ifade ediyor.</p>
<p><strong>Uyku ve Beslenme İhmal Edilmemeli</strong></p>
<p>Sınav haftalarında “daha çok çalışmak” adına uykunun ve öğünlerin ihmal edilmesinin ciddi bir hata olduğuna dikkat çeken Hamurcu, yetersiz uykunun dikkat, hafıza ve öğrenme süreçlerini olumsuz etkilediğini söylüyor. Düzensiz beslenmenin de zihinsel performansı düşürerek stresi artırdığını belirten Hamurcu, çalışma planlarının mutlaka esnek olması gerektiğini vurguluyor.</p>
<p><strong>Aşırı Kafein ve Fast Food Performansı Düşürüyor</strong></p>
<p>Sınav dönemlerinde artan kafein tüketimi ve fast food alışkanlıklarının kısa vadede enerji verse de uzun vadede zihinsel performansı olumsuz etkilediğini ifade eden Hamurcu, aşırı kafeinin kaygı, çarpıntı ve uyku bozukluklarına yol açabileceğini belirtiyor. Günlük kafein tüketiminin 400 mg’ın altında tutulması ve özellikle akşam saatlerinde sınırlandırılması gerektiğini söylüyor. Fast food tarzı besinlerin ise kan şekerinde ani dalgalanmalara neden olarak dikkat azalması ve duygu durum değişikliklerine yol açabildiğini belirten Hamurcu, bu durumun sınav dönemlerinde öğrenme sürecini zorlaştırdığını dile getiriyor.</p>
<p><strong>Hafıza İçin Ne Tüketilmeli</strong></p>
<p>Doğru beslenmenin sınav başarısında kilit rol oynadığını vurgulayan Doç. Dr. Hamurcu, rafine şekerler yerine kompleks karbonhidratların tercih edilmesini öneriyor. Yeterli protein alımının dikkat ve odaklanmayı desteklediğini belirten Hamurcu, yumurta, süt ürünleri, balık, tavuk, kuru baklagiller ve yağlı tohumların önemli protein kaynakları olduğunu ifade ediyor. Hafıza ve bilişsel işlevler için özellikle omega-3 yağ asitleri, B grubu vitaminleri ve magnezyumun önemine dikkat çeken Hamurcu; balık, ceviz, yeşil yapraklı sebzeler, tam tahıllar ve kuruyemişlerin beslenme düzeninde mutlaka yer alması gerektiğini söylüyor. Ayrıca yeterli su tüketiminin bile dikkat ve kısa süreli hafıza üzerinde belirleyici olduğunun altını çiziyor.</p>
<p><strong>“Sınavlar Değerinizi Belirlemez”</strong></p>
<p>Stres yaşayan öğrencilere seslenen Doç. Dr. Hamurcu, her öğrencinin stresle baş etme düzeyinin farklı olduğunu hatırlatıyor. Stresin doğal bir tepki olduğunu ancak yoğun ve sürekli hale geldiğinde performansı olumsuz etkileyebileceğini belirtiyor. “Sınavlar, bireyin değerini belirleyen nihai ölçütler değildir” diyen Hamurcu, öğrencilerin bu süreci başarısızlık korkusu yerine öğrenmenin bir parçası olarak görmelerinin stres algısını azalttığını söylüyor. Mükemmeliyetçi beklentilerden uzak durulması gerektiğini vurgulayan Hamurcu, sınavların geçici olduğunu; ancak bu süreçte kazanılan stresle baş etme becerilerinin yaşam boyu kalıcı olduğunu ifade ediyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinav-stresine-karsi-altin-kurallar-dengeli-calisma-ve-dogru-beslenme-sart-606998">Sınav Stresine Karşı Altın Kurallar: Dengeli Çalışma ve Doğru Beslenme Şart</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Keçiören&#8217;de Genç Sporcular İçin &#8220;Sağlıklı Zihin, Güçlü Beden&#8221; Sempozyumu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/keciorende-genc-sporcular-icin-saglikli-zihin-guclu-beden-sempozyumu-606688</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Jan 2026 10:12:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[keçiören]]></category>
		<category><![CDATA[Keçiören Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[sporcular]]></category>
		<category><![CDATA[vatan]]></category>
		<category><![CDATA[zihin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606688</guid>

					<description><![CDATA[<p>Keçiören Belediyesi, gençlerin sağlıklı bireyler olarak yetişmesi amacıyla bağımlılıkla mücadele çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/keciorende-genc-sporcular-icin-saglikli-zihin-guclu-beden-sempozyumu-606688">Keçiören&#8217;de Genç Sporcular İçin &#8220;Sağlıklı Zihin, Güçlü Beden&#8221; Sempozyumu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Keçiören Belediyesi, gençlerin sağlıklı bireyler olarak yetişmesi amacıyla bağımlılıkla mücadele çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Alkol, sigara, uyuşturucu madde, kumar ve internet bağımlılığı gibi risk alanlarında gençlere destek veren Keçiören Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü’ne bağlı Bağımlılıkta Danışmanlık ve Rehberlik Merkezi (BADAM), bu kapsamda yeni bir farkındalık etkinliğine daha imza attı.</p>
<p>Neşet Ertaş Sanat ve Gösteri Merkezi’nde 12–18 yaş arası genç sporculara yönelik düzenlenen <strong>“Sağlıklı Zihin, Güçlü Beden”</strong> temalı sempozyum, yoğun katılımla gerçekleştirildi. Alanında uzman psikologların sunum yaptığı programa; Keçiören Belediye Başkan Yardımcıları Emir Can Tunç ve Selçuk Karadağ, Emekli Vali Yardımcısı ve eski Keçiören Kaymakamı Ali Galip Saral ve eşi, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hasan Hüseyin Atar, Ankara Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Semiyha Tuncel, Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu Başkanı Murat Kandazoğlu, siyasi parti temsilcileri, spor kulübü yöneticileri, belediye meclis üyeleri, muhtarlar ile çok sayıda vatandaş katıldı.</p>
<p><b> “Bağımlılıkları spor ve eğitimle yeneceğiz”</b></p>
<p>Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan’ı temsilen konuşma <b>yapan Keçiören Belediye Başkan Yardımcısı Emir Can Tunç,</b> “Biz büyük Keçiören ailesi olarak her birinizi kendi aile ferdimiz sayıyor, her birinizin derdini kendi derdimiz sayıyor, sizin gamınızla dertleniyoruz, sizin mutluluğunuzla sevinç duyuyoruz. Bizler bu çerçevede üzerimize düşen sorumlulukların farkındayız. Bağımlılıkla mücadelede koruyucu önlem olarak yaptığımız işlerin başında spora destek vermek geliyor. Bu kapsamda göreve geldiğimiz günden beri bünyemizde var olan spor branşlarının sayısını arttırdık ve hem ülke içinde hem ülke dışında çok güzel başarılara imza attık. BADAM son bir yıl içinde kurulmuş olmasına rağmen çok ciddi başarılara imza attı. Çocuklarımız bu sayede kötü alışkanlıklardan uzak duruyor. Bu illeti sporla ve eğitimle yeneceğiz. Bu nedenle mücadelemize aralıksız devam edeceğiz.” dedi.</p>
<p><b>“Spor kulüpleri geniş kapsamlı eğitim yuvalarıdır”</b></p>
<p>Spor kulüplerinin yalnızca spor dallarında değil birçok konuda okul niteliğinde olduğunu vurgulayan <b>Amatör Spor Kulüpleri Federasyon Başkanı Murat Kandazoğlu</b> ise “Çocuklar ve gençlerimizi kötü alışkanlıklardan uzak tutmak, zihin ve beden sağlığını diri tutmak için eğitim ve spor en kuvvetli silahımız. Bu bağlamda hem teknoloji bağımlılığı hem madde bağımlılığı konusunda ciddi bir mesai harcıyoruz. Bizler gençlerimizin eğitimlerini hazır hale getirerek ailelerine hazır bir genç nesil yetiştirme noktasında onları sağlıklı bir şekilde evlerine götürmek ve onların vatandaşlarına bağlı gençler olarak yetişmesini sağlama çabasındayız. Amatör Spor Kulübü dediğiniz zaman, oranın bir okul olduğunu, sosyal projeler noktasında sorumluluk alarak bağımlılık ve diğer alanlarda çok önemli işler yaptığını hiçbir zaman aklımızdan çıkartmayalım. Spor olmadan çocuklarımızı birlik ve beraberlik duygusuyla yetiştirmemiz oldukça güçtür. Bizlere her zaman destek veren Keçiören Belediyesi’ne teşekkür ederiz.” diye konuştu.</p>
<p><b>“Yükselen gençlik Cumhuriyet’i biz kurduk, onu yaşatacak ve yüceltecek olan sizlersiniz”</b></p>
<p><b>Emekli Vali Yardımcısı ve eski Keçiören Kaymakamı Ali Galip Saral</b> da yıllar sonra Keçiören&#8217;de bulunmaktan büyük bir mutluluk duyduğunu belirterek şunları söyledi: “Yirmi yıl önce Keçiören&#8217;de beş yıl hizmet yapmak benim hayatımda en önemli izlerden birisi oldu. Kırk yıllık kamu hizmetim süresince en fazla değer verdiğim, en fazla çalışma arzusu duyduğum yerleşim yerlerinden birisiydi Keçiören oldu. Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün ‘Yükselen gençlik Cumhuriyet’i biz kurduk, onu yaşatacak ve yüceltecek olan sizlersiniz.’ sözünü hatırlatmak istiyorum.”</p>
<p><b>“Bağımlılık, vatanımız için bir güvenlik ve beka meselesidir”</b></p>
<p>Sempozyumun moderatörlüğünü yürüten <b>Keçiören Belediyesi Sağlık İşleri Müdürü Dr. Gazi Altın</b>, en güçlü bağımlılığın özgürlük olduğunu hatırlatarak şu mesajları paylaştı: “Unutmayın, en güçlü bağımlılık özgürlüktür. Onu korumak sizin elinizde. Değerli Başkanımız Dr. Mesut Özaslan&#8217;ın bir sözü var: ‘Hiçbir Türk evladının damarlarında dolaşan asil kanda bağımlılık yapan etkenleri bulundurmayacağız.’ Bağımlılık yapıcı şeylere bulaşmış her bir ferdimiz vatan toprağından kopmuş bir karış toprak demektir. Diğer bir ifade ile bağımlılık, vatanımız için bir güvenlik ve beka meselesidir. Bu nedenle gençlerimizi bu olumsuz davranışlardan uzaklaştırmak bizler için en değerli ve ulvi görev olacaktır.”</p>
<p><b>Genç sporcular için koruyucu güç, farkındalık, özdenetim ve sınırlar</b></p>
<p>Sempozyumda, amatör ve lisanslı sporcuların performans baskısı, sürekli rekabet ve sakatlanma korkusu nedeniyle bağımlılık açısından risk altında olabildiğine dikkat çekildi. Bu süreçte stres, öfke ve hayal kırıklığı gibi zor duygularla sağlıklı şekilde baş etme, özdenetim geliştirme ve anlık hazlar yerine uzun vadeli hedeflere odaklanmanın önemi vurgulandı. Akran baskısı ve dijital riskler karşısında sınır koyabilmenin ve “hayır” diyebilmenin güçlü bir duruş olduğu hatırlatılırken; sporun yalnızca başarı değil, güvenli, saygılı ve çocuğun bedensel-ruhsal iyilik halini önceleyen bir alan olması gerektiğinin altı çizildi.</p>
<p><b>Gençler yoğun ilgi gösterdi</b></p>
<p>Sunumların ardından gençlerin sorularını yanıtlayan uzmanlar, katılımcılardan gördükleri ilgiden memnun kaldı. Etkinliğin sona ermesiyle beraber Keçiören Belediye Başkan Yardımcısı Emir Can Tunç, katılımcılara çiçek ve hediye takdiminde bulundu. Hatıra fotoğrafının ardından sempozyum sona erdi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/keciorende-genc-sporcular-icin-saglikli-zihin-guclu-beden-sempozyumu-606688">Keçiören&#8217;de Genç Sporcular İçin &#8220;Sağlıklı Zihin, Güçlü Beden&#8221; Sempozyumu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Acıbadem Üniversitesi&#8217;nde Düzenlenen Sempozyumda Sanal Kumar Bağımlılığı Ele Alındı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/acibadem-universitesinde-duzenlenen-sempozyumda-sanal-kumar-bagimliligi-ele-alindi-606673</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Jan 2026 09:39:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[acıbadem]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[düzenlenen]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hal]]></category>
		<category><![CDATA[kumar]]></category>
		<category><![CDATA[nde]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sanal]]></category>
		<category><![CDATA[Sanal Kumar]]></category>
		<category><![CDATA[sempozyumda]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606673</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sanal dünya, hayatı kolaylaştırıyor; ancak aynı zamanda yeni ve görünmez bağımlılık alanları da yaratıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/acibadem-universitesinde-duzenlenen-sempozyumda-sanal-kumar-bagimliligi-ele-alindi-606673">Acıbadem Üniversitesi&#8217;nde Düzenlenen Sempozyumda Sanal Kumar Bağımlılığı Ele Alındı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Sanal dünya, hayatı kolaylaştırıyor; ancak aynı zamanda yeni ve görünmez bağımlılık alanları da yaratıyor. Bunların başında ise sanal kumar bağımlılığı geliyor. Acıbadem Üniversitesi’nde düzenlenen “Sanal Kumar Bağımlılığı Sempozyumu”, dijital çağın en hızlı yayılan ancak en az fark edilen sanal kumar bağımlılığını tüm boyutlarıyla gözler önüne seriyor. Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Kurt’un liderliğinde gerçekleştirilen sempozyum, bu tehlikenin artık bireysel sınırları aştığını, Türkiye için de ciddi bir toplumsal risk haline geldiğini ortaya koyuyor.</strong></em></p>
<p><em><strong>Dünya genelinde sanal kumar ve çevrim içi bahis pazarı bugün 300 milyar dolara yaklaşan bir ekonomik hacim yaratıyor. Her yıl milyonlarca yeni kullanıcı bu dijital sistemin içine çekiliyor; kumar bağımlılığı, Dünya Sağlık Örgütü tarafından davranışsal bozukluk olarak tanımlanmasına rağmen hızla yayılıyor. Türkiye’de ise tablo daha da çarpıcı bir hal almış durumda. Sanal kumar ve yasa dışı bahis pazarının yıllık yaklaşık 120 milyar dolarlık bir ciroya ulaştığı ifade ediliyor. Sadece geçen yıl yaklaşık 42 bin yasa dışı kumar ve bahis sitesi kapatılmış olmasına rağmen dijital platformlar üzerinden kumara erişim her geçen gün daha da kolaylaşıyor. Uzmanlar, yasa dışı kumar ağlarında yaklaşık 100 bin kişinin aktif olarak çalıştığını, bu yapının dolandırıcılık, hırsızlık, şiddet ve intihar vakalarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu vurguluyor. Fiziksel mekânlardan dijital ekranlara taşınarak artık bir tık uzaklıkta, kolaylıkla ulaşılabilir olan kumar, özellikle gençler için yüksek risk taşıyan, denetimi zor ve etkisi yıkıcı bir bağımlılık alanı oluşturuyor. İşte bu tablo, sanal kumarın yalnızca bireysel bir sorun değil, acil müdahale gerektiren ve aslında önlenebilen ciddi bir toplumsal tehlike olduğunu açıkça ortaya koyuyor…</strong></em></p>
<p>Araştırmalar; sanal kumarın sadece bir oyun değil, bireyin psikolojisini, ailesini ve yaşamını derinden etkileyen bir bağımlılık türü olduğunu gözler önüne seriyor. “Sanal kumar Türkiye için ciddi bir halk sağlığı tehdidi” diyen Prof. Dr. Murat Kurt, kumarın bireyin ruh sağlığını olumsuz etkilediği gibi, aile yapısını, ekonomik düzeni ve toplumsal güvenliği de tehdit ettiğine, ayrıca borçlanmayı artırarak aile içi şiddeti tetiklediğine ve suç oranlarını beslediğine de dikkat çekiyor. Prof. Dr. Murat Kurt, “Araştırmalar, sanal kumar bağımlılığı yaşayan bireylerde depresyon, anksiyete ve intihar girişimi riskinin birkaç kat arttığını gösteriyor” diyor. </p>
<p><b><strong>Kumar Mekan Değiştiriyor; Ödül Kazanmak Hızlanıyor</strong></b></p>
<p>Prof. Dr. Murat Kurt, sanal kumarın klasik kumardan en büyük farkının erişilebilirlik olduğunu anlatıyor. Eskiden kumar oynamak için belirli mekânlara gitmek gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Murat Kurt, “Bugün sanal dünya bu uzaklığı ortadan kaldırıyor. İnsanlar mekâna gitmiyor, mekân insanların ayağına geliyor” diyerek sanal kumarın artık günün her saati, herkesin kolaylıkla ulaşabildiği bir alan haline geldiğini vurguluyor. </p>
<p>Dijitalleşme, kumarda ödül süreçlerini de hızlandırıyor. İnsanlar kısa sürede kazanıyor ya da kaybediyor. Bu hız, uzun vadeli düşünmeyi de zorlaştırıyor. Prof. Dr. Murat Kurt, paranın soyutlaşmasının risk algısını ciddi biçimde değiştirdiğini ifade ederek, “Para artık elde tutulan somut bir nesne olmaktan çıkıyor, ekranda görünen bir sayıya dönüşüyor. Bir dokunuşla transfer ediliyor, kazanılıyor ya da kaybediliyor. Bu soyutluk, kayıpların boyutuna ilişkin algıyı zayıflatıyor, harcanan paranın fark edilmesini zorlaştırıyor ve bireyi daha fazla risk almaya itiyor” şeklinde konuşuyor. </p>
<p><b>“Aslında Kazanırdım” Düşüncesi, Bağımlılığa İtiyor<strong> </strong></b></p>
<p>Sanal kumar, aslında ilk başlarda sadece kazanmak için oynanan bir oyun olarak görülmüyor. Ancak zamanla stresle baş etme, yalnızlık duygusunu bastırma ve can sıkıntısını giderme aracı haline geliyor. Prof. Dr. Murat Kurt, birçok insanın sanal kumara kazanmak için değil, yalnız kalmamak için yöneldiğini söylüyor: “Dijital dünya, can sıkıntısına izin vermiyor; sosyal medya, oyunlar ve dijital içerikler sürekli bir uyarım sağlıyor. Özellikle gençlerin günde ortalama 7-8- saatlerini akıllı telefon başında geçirmesi, bu bağımlılığa zemin hazırlıyor. Bu yoğun dijital maruziyet, bireyleri sanal kumar ve bahis reklamlarına karşı daha savunmasız hale getiriyor”&#8230;</p>
<p>Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanı, ASUMA-Suç ve Şiddetle Mücadele, Uygulama ve Araştırma Merkezi Direktörü Prof. Dr. Oğuz Polat, sanal kumar bağımlılığının psikolojik döngüsüne dikkat çekiyor. Sanal kumarın, özellikle “yakın ıska” etkisinin bağımlılığı beslediğini söyleyen Prof. Dr. Oğuz Polat, “Kıl payı kaçırılan her oyundan sonra kişide ‘aslında kazanırdım’ düşüncesi oluşuyor. Bu duygu aşılamadığında ‘bir sonrakinde kesin olacak’ inancı devreye giriyor. Bu inanç, oynama süresini uzatıyor, harcanan parayı artırıyor ve bağımlılığı giderek derinleştiriyor” diyor. </p>
<p><b><strong>Aileler Dağılıyor, Hayatlar Çöküyor</strong></b></p>
<p>Uzmanlara göre sanal kumar bağımlılığı belirli evrelerden oluşuyor. İlk aşamada kazanma duygusu hâkim oluyor ve kişi kendini kontrol altında hissediyor. Ardından kayıpların arttığına ve kişinin kaybettiklerini telafi etmeye çalıştığına dikkat çeken Prof. Dr. Oğuz Polat, “Süreç ilerledikçe umutsuzluk ve çaresizlik duyguları yoğunlaşıyor. Son aşamada ise tükenmişlik ve çöküş yaşanıyor. Bu noktada bireyin yalnızca maddi durumu değil, psikolojik sağlığı, aile ilişkileri ve iş yaşamı da ciddi biçimde zarar görüyor” diyor… Prof. Dr. Oğuz Polat’a göre bağımlılık ilerledikçe bireysel iflaslar yaşanıyor, borçlar artıyor, aile içi çatışmalar derinleşiyor, boşanmalar artıyor, çocuklar ihmal ediliyor. Kumar bağımlılığı, hırsızlık, dolandırıcılık ve şiddet gibi suçlara da zemin hazırlıyor. Bazı vakalarda sürecin, intiharla bile sonuçlandığına dikkat çeken Prof. Dr. Oğuz Polat, “Kumar bağımlılığı aslında bir irade sorunu değil, bir ‘başa çıkma’ sorunu” diyor. </p>
<p><b><strong>Erken Müdahale Hayat Kurtarıyor</strong></b></p>
<p>Uzmanlara göre sanal kumar bağımlılığı önlenebilir, hatta tedavi edilebilir bir sorun. Erken farkındalık ise, bu noktada kritik bir rol oynuyor. Burada özellikle ailelere büyük sorumluluk düşüyor. Ailelerin, çocuklarının dijital dünyadaki davranışlarını yakından takip etmesi, yargılayıcı olmayan bir iletişim dili kurması ve sağlıklı baş etme yollarını desteklemesi büyük önem taşıyor. Psikolojik destek, profesyonel tedavi yaklaşımları ve toplumsal farkındalık çalışmaları da bu bağımlılıkla mücadelede kilit rol oynuyor. </p>
<p>Prof. Dr. Murat Kurt, sanal kumar bağımlılığıyla mücadelenin bireysel çabalarla sınırlı kalmaması gerektiğini; ailelerden eğitim kurumlarına, medyadan kamu otoritelerine kadar herkesin bu konuda sorumluluk alması gerektiğini vurguluyor. Çünkü sanal kumar, görmezden gelindikçe büyüyor; fark edildikçe ve doğru müdahalelerle ele alındıkça kontrol altına alınabiliyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/acibadem-universitesinde-duzenlenen-sempozyumda-sanal-kumar-bagimliligi-ele-alindi-606673">Acıbadem Üniversitesi&#8217;nde Düzenlenen Sempozyumda Sanal Kumar Bağımlılığı Ele Alındı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Göz Ovalama Masum Olmayabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-goz-ovalama-masum-olmayabilir-2-606600</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Jan 2026 08:39:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[görme]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[Keratokonus]]></category>
		<category><![CDATA[Kornea]]></category>
		<category><![CDATA[masum]]></category>
		<category><![CDATA[olmayabilir]]></category>
		<category><![CDATA[ovalama]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606600</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuklarda 7 yaşından itibaren başlayabilmesine rağmen çoğu zaman 20’li yaşlara kadar fark edilmeyen ve 40’lı yaşlara kadar ilerlemeye devam edebilen keratokonusun belirtilerine dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Osman Bulut Ocak, şunları söyledi: “Gözlerde sürekli alerji ya da kaşıntı olması, ilerleyici miyopi veya astigmatizma, gözlüğe rağmen net görememe, ışığa hassasiyet ve göz kamaşmaları keratokonusun en belirgin belirtileridir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-goz-ovalama-masum-olmayabilir-2-606600">Çocuklarda Göz Ovalama Masum Olmayabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklarda 7 yaşından itibaren başlayabilmesine rağmen çoğu zaman 20’li yaşlara kadar fark edilmeyen ve 40’lı yaşlara kadar ilerlemeye devam edebilen keratokonusun belirtilerine dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Osman Bulut Ocak, şunları söyledi: “Gözlerde sürekli alerji ya da kaşıntı olması, ilerleyici miyopi veya astigmatizma, gözlüğe rağmen net görememe, ışığa hassasiyet ve göz kamaşmaları keratokonusun en belirgin belirtileridir. Bu şikâyetlerin görülmesi hâlinde vakit kaybetmeden uzman bir göz hekimine başvurulmalıdır. Çünkü keratokonus, erken teşhis ve tedavi edilmediği takdirde ilerleyen dönemlerde ciddi görme sorunlarına yol açabilir.”</p>
<p><strong>Ebeveynlerde Varsa Çocukta da Risk Artıyor</strong></p>
<p>Keratokonusun, gözün saydam tabakası olan korneanın incelmesi ve sivrileşmesi sonucu görme kaybı ile karakterize bir hastalık olduğunu ifade eden Doç. Dr. Osman Bulut Ocak, “Genetik yatkınlık hastalığın gelişiminde önemli rol oynar. Ebeveynlerinde keratokonus bulunan çocuklarda, yaklaşık %7 oranında aynı hastalığa yakalanma riski vardır. Keratokonusta kornea yapısı bozulup düzensiz bir yüzey hâline geldiği için çocuklar çoğu zaman gözlükle dahi net göremediklerinden şikâyet ederler. Tanıda keratometrik ölçümlerde artış, kornea kalınlığında azalma ve düzensiz astigmatizma gibi bulgular saptanır. Kesin tanı ise kornea topografisi ile konur. Topografi sayesinde hastalığın evresi belirlenir ve buna uygun tedavi planı oluşturulur” dedi.</p>
<p><strong>Akademik Başarının Anahtarı: Sağlıklı Gözler</strong></p>
<p>Eğitim hayatında ilerledikçe kitaplarda yazıların küçülmesi ve okuma yoğunluğunun artmasının gözler üzerindeki yükü her geçen yıl artırdığını belirten Doç. Dr. Ocak, “Öğrenmenin yaklaşık %80’i görsel yollarla gerçekleşir. Bu nedenle özellikle gözlük kullanan çocuklarda numara değişimlerinin düzenli olarak takip edilmesi son derece önemlidir. Yanlış ya da yetersiz gözlük numarası, göz yorgunluğunu artırarak dikkat dağınıklığına yol açabilir” dedi.</p>
<p>Okul çağında en sık karşılaşılan görme problemlerini ise şöyle sıraladı:</p>
<ul>
<li><strong>Keratokonus:</strong> Çocukluk çağında erişkinlere kıyasla daha hızlı ilerleyebilir. Erken teşhis edilmezse ciddi görme kaybına neden olabilir.</li>
<li><strong>Göz Tembelliği (Ambliyopi):</strong> Erken yaşta tespit edilmediğinde kalıcı görme kaybına yol açabilir.</li>
<li><strong>Kırma Kusurları: </strong>Miyopi, hipermetropi ve astigmatizma akademik başarıyı olumsuz etkileyebilir.</li>
<li><strong>Gizli Şaşılık:</strong> Odaklanma güçlüğü ve baş ağrısına neden olarak çocuğun okuma isteğini azaltabilir.</li>
</ul>
<p><strong>Ebeveynler Bu Belirtilere Dikkat!</strong></p>
<p>Çocukların hal ve hareketlerini izleyerek gözünde bir sorun olup olmadığının anlaşılabileceğine dikkat çeken Doç. Dr. Ocak’a göre aşağıdaki belirtiler görüldüğünde uzman doktora başvurması gerekiyor;</p>
<ul>
<li>Televizyonu yakından izlemek veya kitap okurken çok yaklaştırmak</li>
<li>Tahtadaki yazıları görebilmek için gözlerini kısmak</li>
<li>Okuma yaparken satır atlamak veya okuduğunu anlamada güçlük çekmek </li>
<li>Sık sık gözlerini ovuşturmak, alerji, kaşıntı, sulanma veya kızarıklık</li>
<li>Işığa karşı aşırı hassasiyet ve odaklanma anında baş ağrısı şikayeti</li>
<li>Devamlı ilerleyen miyopi ve astigmat</li>
<li>Gözlüklerinizden bir türlü memnun olamama</li>
<li>Gözlüğe rağmen net görüş elde edememe</li>
</ul>
<p><strong>CCL Tedavisi ile Keratokonusu Durdurmak Mümkün</strong></p>
<p>Keratokonus tedavisinde çapraz bağlantı yöntemi olan CCL (Corneal Cross Linking) tedavisinin kullanıldığını belirten Doç. Dr. Osman Bulut Ocak, “Hastalara CCL uygulanabilmesi için, kornea kalınlığının en az 400 mikron olması gerekli. Hastanın tedaviye uygunluğunu, tedavi öncesinde yapılan kornea kalınlığı ve topografi ölçümleri sayesinde belirleyebiliyoruz. Tedavinin başarısında kritik nokta, hastalığın erken teşhis edilerek hastanın hızlıca tedaviye yönlendirilmesidir. Kornea nakline kadar varacak ciddi sonuçlar doğurabilen bu rahatsızlığın erken teşhisi, hastalığın kontrol altına alınabilmesi açısından büyük önem taşıyor” diyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-goz-ovalama-masum-olmayabilir-2-606600">Çocuklarda Göz Ovalama Masum Olmayabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Göz Ovalama Masum Olmayabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-goz-ovalama-masum-olmayabilir-606516</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Jan 2026 15:18:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[görme]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[Keratokonus]]></category>
		<category><![CDATA[Kornea]]></category>
		<category><![CDATA[masum]]></category>
		<category><![CDATA[olmayabilir]]></category>
		<category><![CDATA[ovalama]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606516</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuklarda 7 yaşından itibaren başlayabilmesine rağmen çoğu zaman 20’li yaşlara kadar fark edilmeyen ve 40’lı yaşlara kadar ilerlemeye devam edebilen keratokonusun belirtilerine dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Osman Bulut Ocak, şunları söyledi: “Gözlerde sürekli alerji ya da kaşıntı olması, ilerleyici miyopi veya astigmatizma, gözlüğe rağmen net görememe, ışığa hassasiyet ve göz kamaşmaları keratokonusun en belirgin belirtileridir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-goz-ovalama-masum-olmayabilir-606516">Çocuklarda Göz Ovalama Masum Olmayabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklarda 7 yaşından itibaren başlayabilmesine rağmen çoğu zaman 20’li yaşlara kadar fark edilmeyen ve 40’lı yaşlara kadar ilerlemeye devam edebilen keratokonusun belirtilerine dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Osman Bulut Ocak, şunları söyledi: “Gözlerde sürekli alerji ya da kaşıntı olması, ilerleyici miyopi veya astigmatizma, gözlüğe rağmen net görememe, ışığa hassasiyet ve göz kamaşmaları keratokonusun en belirgin belirtileridir. Bu şikâyetlerin görülmesi hâlinde vakit kaybetmeden uzman bir göz hekimine başvurulmalıdır. Çünkü keratokonus, erken teşhis ve tedavi edilmediği takdirde ilerleyen dönemlerde ciddi görme sorunlarına yol açabilir.”</p>
<p><strong>Ebeveynlerde Varsa Çocukta da Risk Artıyor</strong></p>
<p>Keratokonusun, gözün saydam tabakası olan korneanın incelmesi ve sivrileşmesi sonucu görme kaybı ile karakterize bir hastalık olduğunu ifade eden Doç. Dr. Osman Bulut Ocak, “Genetik yatkınlık hastalığın gelişiminde önemli rol oynar. Ebeveynlerinde keratokonus bulunan çocuklarda, yaklaşık %7 oranında aynı hastalığa yakalanma riski vardır. Keratokonusta kornea yapısı bozulup düzensiz bir yüzey hâline geldiği için çocuklar çoğu zaman gözlükle dahi net göremediklerinden şikâyet ederler. Tanıda keratometrik ölçümlerde artış, kornea kalınlığında azalma ve düzensiz astigmatizma gibi bulgular saptanır. Kesin tanı ise kornea topografisi ile konur. Topografi sayesinde hastalığın evresi belirlenir ve buna uygun tedavi planı oluşturulur” dedi.</p>
<p><strong>Akademik Başarının Anahtarı: Sağlıklı Gözler</strong></p>
<p>Eğitim hayatında ilerledikçe kitaplarda yazıların küçülmesi ve okuma yoğunluğunun artmasının gözler üzerindeki yükü her geçen yıl artırdığını belirten Doç. Dr. Ocak, “Öğrenmenin yaklaşık %80’i görsel yollarla gerçekleşir. Bu nedenle özellikle gözlük kullanan çocuklarda numara değişimlerinin düzenli olarak takip edilmesi son derece önemlidir. Yanlış ya da yetersiz gözlük numarası, göz yorgunluğunu artırarak dikkat dağınıklığına yol açabilir” dedi.</p>
<p>Okul çağında en sık karşılaşılan görme problemlerini ise şöyle sıraladı:</p>
<ul>
<li><strong>Keratokonus:</strong> Çocukluk çağında erişkinlere kıyasla daha hızlı ilerleyebilir. Erken teşhis edilmezse ciddi görme kaybına neden olabilir.</li>
<li><strong>Göz Tembelliği (Ambliyopi):</strong> Erken yaşta tespit edilmediğinde kalıcı görme kaybına yol açabilir.</li>
<li><strong>Kırma Kusurları: </strong>Miyopi, hipermetropi ve astigmatizma akademik başarıyı olumsuz etkileyebilir.</li>
<li><strong>Gizli Şaşılık:</strong> Odaklanma güçlüğü ve baş ağrısına neden olarak çocuğun okuma isteğini azaltabilir.</li>
</ul>
<p><strong>Ebeveynler Bu Belirtilere Dikkat!</strong></p>
<p>Çocukların hal ve hareketlerini izleyerek gözünde bir sorun olup olmadığının anlaşılabileceğine dikkat çeken Doç. Dr. Ocak’a göre aşağıdaki belirtiler görüldüğünde uzman doktora başvurması gerekiyor;</p>
<ul>
<li>Televizyonu yakından izlemek veya kitap okurken çok yaklaştırmak</li>
<li>Tahtadaki yazıları görebilmek için gözlerini kısmak</li>
<li>Okuma yaparken satır atlamak veya okuduğunu anlamada güçlük çekmek </li>
<li>Sık sık gözlerini ovuşturmak, alerji, kaşıntı, sulanma veya kızarıklık</li>
<li>Işığa karşı aşırı hassasiyet ve odaklanma anında baş ağrısı şikayeti</li>
<li>Devamlı ilerleyen miyopi ve astigmat</li>
<li>Gözlüklerinizden bir türlü memnun olamama</li>
<li>Gözlüğe rağmen net görüş elde edememe</li>
</ul>
<p><strong>CCL Tedavisi ile Keratokonusu Durdurmak Mümkün</strong></p>
<p>Keratokonus tedavisinde çapraz bağlantı yöntemi olan CCL (Corneal Cross Linking) tedavisinin kullanıldığını belirten Doç. Dr. Osman Bulut Ocak, “Hastalara CCL uygulanabilmesi için, kornea kalınlığının en az 400 mikron olması gerekli. Hastanın tedaviye uygunluğunu, tedavi öncesinde yapılan kornea kalınlığı ve topografi ölçümleri sayesinde belirleyebiliyoruz. Tedavinin başarısında kritik nokta, hastalığın erken teşhis edilerek hastanın hızlıca tedaviye yönlendirilmesidir. Kornea nakline kadar varacak ciddi sonuçlar doğurabilen bu rahatsızlığın erken teşhisi, hastalığın kontrol altına alınabilmesi açısından büyük önem taşıyor” diyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-goz-ovalama-masum-olmayabilir-606516">Çocuklarda Göz Ovalama Masum Olmayabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Psikolojik sağlamlık, hızla dijitalleşen bu çağda kritik önem taşıyor!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-psikolojik-saglamlik-hizla-dijitallesen-bu-cagda-kritik-onem-tasiyor-606426</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Jan 2026 09:51:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[ders]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[hızla]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[nevzat]]></category>
		<category><![CDATA[Pozitif Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[sağlamlık]]></category>
		<category><![CDATA[tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606426</guid>

					<description><![CDATA[<p>Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği’nin (AIFD) stratejik partnerliğini üstlendiği, Zero Medya ev sahipliğinde bu yıl ilk kez düzenlenen Golden Pulse Health Summit, 15 Ocak 2026’da İstanbul’da gerçekleştirildi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-psikolojik-saglamlik-hizla-dijitallesen-bu-cagda-kritik-onem-tasiyor-606426">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Psikolojik sağlamlık, hızla dijitalleşen bu çağda kritik önem taşıyor!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği’nin (AIFD) stratejik partnerliğini üstlendiği, Zero Medya ev sahipliğinde bu yıl ilk kez düzenlenen Golden Pulse Health Summit, 15 Ocak 2026’da İstanbul’da gerçekleştirildi. </p>
<p>Sağlık, iletişim ve teknoloji ekseninde çok sayıda başlığın ele alındığı zirvede, Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, NPİSTANBUL Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı ve Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Dijital Çağda Psikolojik Sağlamlık” başlıklı bir konuşma yaptı.</p>
<p><strong>Beyin biyolojik bir bilgisayar gibi çalışıyor</strong></p>
<p>Konuşmasına organizasyon için teşekkür ederek başlayan Prof. Dr. Tarhan, yapay zekâ, beyin ve insan davranışı arasındaki ilişkiye dikkat çekti ve 2024 yılında fizik ödülünü alan Geoffrey Hinton ve John Hopfield örneğini vererek, “Bir psikolog ve bir genetikçi fizik ödülü aldı. Bu çok ezber bozan bir durum. Bunun nedeni yapay sinir ağları. Beynin nasıl çalıştığı üzerine yapılan çalışmalar, beynin biyolojik bir bilgisayar gibi çalıştığını ve kuantum dinamiğiyle ilişkili olduğunu gösteriyor. Yapay zekâ da bu anlayışın üzerine inşa ediliyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>İnsan beyni de algoritmalarla çalışıyor</strong></p>
<p>Yapay zekânın geçmiş verileri tarayarak geleceğe dair tahminler ürettiğini ve bugünü buna göre şekillendirdiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, “İnsan beyni de aynı şekilde algoritmalarla çalışır. Yapay zekânın kullandığı dil modelleri, beynin kullandığı dil modellerini taklit etmeye çalışıyor. Bir çocuk ne kadar çok insanla temas ederse beyni o kadar gelişir. Bugün hepimiz, farkında olmadan yapay zekânın veri kaynağı hâline geliyoruz” diye konuştu.</p>
<p><strong>Değerler, beynimizdeki trafik levhaları gibidir</strong></p>
<p>Karar verme süreçlerinde değerlerin rolüne dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Değerler, hayatta ilerlerken karşımıza çıkan trafik levhaları gibidir. ‘Yalan söyle, söyleme’, ‘dürüst ol, olma’, ‘merhametli ol, olma’ gibi seçenekler beynimizde olasılık hesaplarıyla değerlendirilir. Beyin bir tahmin makinesi gibi çalışır ve karar verir” dedi.</p>
<p>Bu süreçte ön beynin, özellikle frontal lobun belirleyici rol oynadığını vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, sağlıklı bireylerle şizofreni hastalarının beyin görüntüleri arasındaki farklara değindi.</p>
<p>“Ön beyin, insanı insan yapan bölgedir” diyen Prof. Dr. Tarhan, “Ön beyin olmasaydı ne medeniyet olurdu ne de insan. Bu bölgede oluşan hasarlar, kişinin kişiliğini tamamen değiştirebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Bilinç, kuantum ve yapay zekâ tartışması</strong></p>
<p>Bilinç kavramını “farkındalık” olarak tanımlayan Prof. Dr. Tarhan, insanın evrendeki konumunun bilincinde olan, amaçlı davranabilen bir varlık olduğunu ifade etti.</p>
<p>Kuantum fiziğine de atıfta bulunan Prof. Dr. Tarhan, “İnsan kuantum dinamiği içerisinde subjektif bir gözlemcidir. Gözlemci etkisi, çift yarık deneyiyle bilinir. Bilinç olduğu için gözlemliyoruz ve madde dediğimiz şey ortaya çıkıyor. Sanki bir simülasyonun içindeyiz” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Yapay zekânın bilinç sahibi olup olamayacağına ilişkin tartışmalara da değinen Prof. Dr. Tarhan, “Yapay zekânın bilinç sahibi olabilmesi için evrendeki tüm olasılıkları aynı anda bilmesi gerekir. Big Bang’i ve öncesini bilmesi gerekir. Bu, şu an mümkün değil; biz evrensel bilginin yüzde birine bile sahip değiliz” dedi.</p>
<p><strong>İnsanın içinde narsisistik bir parça var</strong></p>
<p>Konuşmasında psikanalizin şu anda 90’lı yaşlarda yaşayan son temsilcilerinden birisi psikanalist Otto Kernberg’in görüşlerine de yer veren Prof. Dr. Tarhan, insanın içinde “kötü bir parça” bulunduğunu belirterek, “Bu narsisistik parça kanser hücresine benzer; sınırsız, sorumsuz ve doyumsuzdur. Sadece kendi çıkarını düşünür. Ne yazık ki bu özelliklere sahip kişiler, bugün küresel ölçekte güçlü pozisyonlara da gelebiliyor ve çok tehlikeli kararlar alabiliyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Bu gücün nükleer enerji gibi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Tarhan, “İyiye kullanılırsa yapıcı, kötüye kullanılırsa yıkıcı olur. Değerler ve anlam, bu gücün yönünü belirler” diye konuştu.</p>
<p><strong>İnsan sadece kendisi için yaşayan benmerkezci bir varlık değil</strong></p>
<p>Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisine de değinen Prof. Dr. Tarhan, 2017 yılında yapılan çalışmalarda “kendini aşma” (self-transcendence) kavramının, “kendini gerçekleştirme”nin de üzerine yerleştirildiğini hatırlattı.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, “İnsan sadece kendisi için yaşayan benmerkezci bir varlık değil. Başkalarına yardım etmek ve anlam üretmek, günümüz pozitif psikolojisinin temel başlıkları arasında” diye konuştu.</p>
<p>Beynin nöroplastik yapısına dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, beynin her yaşta yeni bağlantılar kurabildiğini, beynin yoğun ve nitelikli kullanıldığında, hastalıklara rağmen yeni yollar oluşturabildiğini dile getirdi.</p>
<p>Mutluluğu Aristoteles’in tanımladığı şekilde hedonik ve ödomanik olarak ikiye ayıran Prof. Dr. Tarhan, “Haz odaklı mutluluk kısa sürelidir ve dopaminle ilişkilidir. Anlam ve sorumluluk temelli mutluluk ise serotonin ve oksitosinle ilgilidir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Bağışıklık sistemi, duygusal diyaloglarımızı adeta ‘dinliyor’</strong></p>
<p>“Bağışıklık sistemi, duygusal diyaloglarımızı adeta ‘dinler’. Beyin ile bağışıklık sistemi arasında çift yönlü bir iletişim vardır; bu iki sistem sürekli olarak birbirleriyle konuşur.” diyen Prof. Dr. Tarhan, “Benzer bir etkileşim kalp ile beyin arasında da söz konusudur. Kalbin içinde yaklaşık 40 bin nörondan oluşan küçük bir sinir ağı, adeta ‘küçük bir beyin’ gibi çalışır. Beyinden kalbe giden afferent sinir liflerinin oranı yaklaşık yüzde 20 iken, kalpten beyne giden liflerin oranı yüzde 80’dir. Ayrıca kalpteki nöronların oluşturduğu elektromanyetik alanın, beyin nöronlarına kıyasla daha güçlü olduğu bilinmektedir. Bu veriler, kalbin yalnızca mekanik bir pompa olmadığını; beyinle sürekli bilgi alışverişi yapan işlevsel bir organ olduğunu göstermektedir. Aynı şekilde bağışıklık sistemi ile mide-bağırsak aksı da beyinle etkileşim hâlindedir. Beslenme biçimi ve bağırsak mikrobiyotası, stresle başa çıkma kapasitesini doğrudan etkiler. Bu nedenle probiyotik ve prebiyotik ağırlıklı beslenme, psikolojik ve fizyolojik dayanıklılık açısından önemli bir rol oynamaktadır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Yalnızlık, küresel bir tehdit</strong></p>
<p>Günümüz dünyasında yalnızlığın giderek arttığına dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Birleşmiş Milletler’e göre geleceğin üç büyük tehdidi; gelir eşitsizliği, iklim değişikliği ve yalnızlık. 2018’de İngiltere’de yapılan bir araştırma, özellikle 16-24 yaş grubunda yalnızlık oranlarının çok yüksek olduğunu gösteriyor. Bu nedenle İngiltere, Yalnızlık Bakanlığı kurdu. Gençlerdeki sosyal izolasyon, bugün en az yaşlılardaki yalnızlık kadar ciddi bir sorun” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p><strong>Çözüm “Pozitif Psikoloji”de şekilleniyor</strong></p>
<p>Golden Pulse Health Summit’te konuşan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, dünyada psikolojik sağlamlığa yönelik geliştirilen bilimsel yaklaşımlara dikkat çekerek, çözümün “Pozitif Psikoloji” ekolünde şekillendiğini söyledi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, “Bu problemlere karşı dünyada ne yapılıyor diye baktığımızda karşımıza Pozitif Psikoloji çıkıyor. Psikolojik sağlamlığın bilim dalı artık Pozitif Psikoloji olarak kabul ediliyor” dedi.</p>
<p>Psikolojik sağlamlığın, hızla dijitalleşen ve belirsizliklerin arttığı bir çağda kritik önem taşıdığını vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Harvard Üniversitesi, 2015 yılında Pozitif Psikoloji dersini müfredatına koydu. Bu derste beden-beyin ilişkisi, öz şefkat (self-compassion), merhamet, minnettarlık, mutluluk, anlam, değerler ve meditasyon gibi başlıklar öğretiliyor. Bu bir moda değil, bilimsel bir ihtiyaçtı.” diye konuştu.</p>
<p>Pozitif Psikoloji dersinin kısa sürede büyük ilgi gördüğünü belirten Prof. Dr. Tarhan, “Yale Üniversitesi 2018’de bu dersi açtı ve ‘çığır açan ders’ olarak tanımladı. Harvard da aynı ifadeyi kullanıyor. 2021’de New York Times, pandemi döneminde bu dersin web sayfasının 3 milyon kişi tarafından takip edildiğini haber yaptı. Yani 3 milyon insan mutluluk ve psikolojik sağlamlık eğitimi aldı” ifadesinde bulundu. </p>
<p><strong>Pandemi sonrası dünyada konforculuk yaygınlaştı</strong></p>
<p>Pandemi sonrasında küresel ölçekte yeni bir yaşam anlayışının ortaya çıktığını dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Pandemiden sonra ‘Dünyaya bir defa geldim, kafama göre yaşayacağım’ anlayışı yaygınlaştı. ‘Niye bu kadar çalışayım, niye kendimi zorlayayım?’ yaklaşımı özellikle genç kuşakta çok belirgin. Aynı parayı alacaksam niye daha fazla çabalayayım diyorlar. Bu durum girişimcilik, yaratıcılık ve yenilikçiliği ciddi şekilde aşağı çekmeye başladı.” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, Silikon Vadisi örneğine de değinerek, “Silikon Vadisi’ni ayakta tutanların büyük çoğunluğu göçmenler; özellikle Hindistan ve Çin kökenliler.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Pozitif Psikoloji, intihar salgınına karşı da kullanılıyor</strong></p>
<p>Pozitif Psikoloji uygulamalarının yalnızca akademik değil, toplumsal bir ihtiyaçtan doğduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Bristol Üniversitesi, 2019 yılında bu dersi ‘intihar salgınına karşı’ müfredata koyduklarını açıkladı. İngiltere ve Japonya’da Yalnızlık Bakanlığı kuruldu. İngiltere’de bu bakanlık, 2016 yılında bir milletvekilinin ölümü sonrası Başbakanlık kararıyla kuruldu.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Üsküdar Üniversitesi Pozitif Psikoloji dersini 2013’te başlattı!</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi’nin bu alanda erken adım atan kurumlardan biri olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, şunları söyledi:</p>
<p>“Harvard bu dersi 2015’te koydu ama biz Üsküdar Üniversitesi olarak 2013’te başlattık. Övünmek için söylemiyorum ama bu küresel gidişi erken fark ettik. Şu anda bu ders bizde sadece seçmeli değil, zorunlu ders. Ön lisans, lisans ve yüksek lisans düzeyinde uygulanıyor. Bugüne kadar yaklaşık 50 bin mezunumuz bu dersi aldı.”</p>
<p>Dersin etki analizlerinin de yapıldığını ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Ön test ve son testler uyguladık. ‘Arkadaşımla aram düzeldi’, ‘madde kullanıyordum bıraktım’, ‘kendimi daha iyi hissediyorum’ gibi geri bildirimler aldık. Bu sonuçları bilimsel yayınlara dönüştürdük” dedi.</p>
<p><strong>Küresel tehdit narsisizm epidemisi…</strong></p>
<p> </p>
<p>Konuşmasında “Narsisizm Epidemisi” kavramına da dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, narsisistik kişilik özelliklerinin giderek arttığını belirtti ve “1980’lerde Narsisistik Kişilik Envanteri skorları düşüktü. 2005’ten sonra ciddi bir artış var ve bugün daha da yüksek. Bu, bir tür kişilik salgınıdır. Narsisistik kişiler toksiktir; güç ellerindeyse ezerler, orman kanunlarıyla hareket ederler. ‘Güçlüysem her şey benim hakkım’ anlayışı hâkimdir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Para artıyor, mutluluk artmıyor</strong></p>
<p>Mutluluk ve ekonomik refah arasındaki ilişkiye de değinen Prof. Dr. Tarhan, “1950 ile 2000 arasında kişi başı gelir 35 bin dolardı, bugün ABD’de 70 bin doları geçti. Ama mutluluk puanı aynı seviyede kaldı. Bu istatistik ‘parayla saadet satın alınmaz’ sözünü doğruluyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Psikolojik sağlamlığın temel basamakları</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, psikolojik sağlamlığın yedi temel ayağı olduğunu belirterek, bunları şöyle sıraladı:</p>
<p>“Birincisi duygusal düzenleme; olumsuz duyguları tanıyıp olumluya odaklanabilmek. İkincisi umut ve iyimserlik. Üçüncüsü öz yeterlilik; yani ‘başa çıkabilirim’ inancı. Sağlıklı benlik değerini içten alır, narsisistik benlik ise dış onaya bağımlıdır.”</p>
<p>Bilişsel esnekliğin önemine de dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “İnatçılık, bilişsel esnekliğin karşıtıdır. Bilişsel esnekliği olmayan kişiler, duvara toslasa bile geri adım atmaz” dedi.</p>
<p>Anlam bulmanın psikolojik dayanıklılıktaki rolünü vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, Viktor Frankl’ın Logoterapi yaklaşımına atıfta bulunarak, “İnsan, acıya anlam yükleyebildiği ölçüde o acıyı yönetebilir” diye konuştu.</p>
<p><strong>Stres karşısında üç kişilik tipi var</strong></p>
<p>Stresle baş etme biçimlerini üç tip üzerinden özetleyen Prof. Dr. Tarhan, “A tipi kişiler yakınmacıdır; ağlar, enerji emer ve yalnız kalırlar. C tipi kişiler teflon gibidir; kendileri yanmaz ama etrafındakileri yakar. Psikolojik sağlamlığı olan B tipi kişiler ise kauçuk gibidir; esner, öğrenir ve tekrar güçlenir. Eğer biz stres karşısında soğukkanlı kalma becerisini istiyorsak kauçuk tip olacağız. Esneyeceğiz, karşı taraftan bir şeyler öğreneceğiz ve onu yöneteceğiz. ‘Ne öğretti bana?’ diyeceğiz. Her olay bir tehdit değil, fırsat boyutu da vardır. Fırsat boyutuna odaklanarak geleceğe bakabilen kimseler kendi olumlu ruh halini bozmadan olumsuzu yönetebilir. Onun için hastalıklar bizim düşmanımız değil, sadece bizim yönetmemiz gereken yol arkadaşımızdır. Hastalıklar ya da acılar bunlar bizim düşmanımız değil, yönetmemiz gereken şeyler, kaçınamayacağımız gerçekler. Olaylara bu şekilde bakmak psikolojik sağlamlığı oluşturuyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Takım çalışmasının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, konuşmasını kaz sürüsü metaforuyla tamamladı:</p>
<p>“Kazlar dönüşümlü liderlik yaparak kıtalar arası uçar. Takım zekâsı, bireysel dehadan üstündür. Aynı amaç etrafında, farklı mizaçtaki insanlar birlikte hareket edebiliyorsa gerçek psikolojik sağlamlık oradadır.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-psikolojik-saglamlik-hizla-dijitallesen-bu-cagda-kritik-onem-tasiyor-606426">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Psikolojik sağlamlık, hızla dijitalleşen bu çağda kritik önem taşıyor!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay Zekaya İlişkinizdeki Sorunları Anlatmayın</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapay-zekaya-iliskinizdeki-sorunlari-anlatmayin-605935</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Jan 2026 20:24:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[anlatmayın]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[esin]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[lişkinizdeki]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zekaya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605935</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde çiftler, aralarındaki anlaşmazlıkları çözmek için giderek artan oranda yapay zeka uygulamalarına başvuruyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zekaya-iliskinizdeki-sorunlari-anlatmayin-605935">Yapay Zekaya İlişkinizdeki Sorunları Anlatmayın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bu eğilimin ilişkilerde yeni bir savunma alanı yarattığına dikkat çeken Çift Terapisti Dr. Psk. Sevilay Abudaram, partneriyle konuşmak yerine sorunu bir algoritmaya danışmanın sistemik teoride “üçgenleşme” olarak adlandırılan savunma mekanizmasının dijital bir yansıması olduğunu vurguluyor.</strong></p>
<p>İlişkilerde yaşanan sorunlar ve belirsizlikler karşısında çiftler, giderek daha sık yapay zekaya yöneliyor. Partnerler, eşiyle yüzleşmenin getireceği kaygı, hüzün, korku gibi zor duygulardan kaçmak için yapay zekayı bir tampon olarak kullanıyor. Bir başka deyişle, ilişkilerine bir üçüncüyü dahil ediyor. Yapay zekaya başvuran kişi yapay zekayla ittifak kurmaya çalışarak, partnerine karşı elini güçlendirmeyi amaçlıyor ve böylelikle partnere karşı bir savunma alanı yaratıyor. Bu tablo, ilişkide adeta bir mücadele alanı oluşmasına ve eşlerin birbirlerine kimin haklı olduğunu ispat etmeye çalışmasına neden olan sağlıksız bir durumu ortaya çıkarıyor.</p>
<p>İlişkilerde sorunlar yaşandığında ya da belirsizliklerle karşı karşıya kalındığında, bireylerin en sık hissettiği duyguların başında çaresizlik, kaygı ve üzüntü geliyor. Bu duygularla birlikte, sorunun hızlıca çözülmesi ve belirsizliklerin ortadan kalkması yönünde güçlü bir beklenti oluşuyor. <strong>Çift Terapisti Dr. Psk. Sevilay Abudaram</strong>, partnerle konuşup sorunu masaya yatırmak ve çözüm üretmek yerine, daha kolay ve zahmetsiz olduğu düşünülen ChatGPT gibi yapay zeka uygulamalarına yönelme eğilimi öne çıktığını belirtiyor.</p>
<p><strong>Yapay Zeka, İlişkilerde Belirsizlikten Kaçışın Dijital Yolu</strong></p>
<p>Eşlerin bu yollara başvurmasındaki en önemli sebebin belirsizliklerden kurtulmak olduğunu söyleyen <strong>Çift Terapisti Dr. Psk. Sevilay Abudaram</strong>, “Sorun yaşandığında, eşiyle yaşadığı problemlerin çözülemeyeceğine dair yoğun kaygı ve korku hisseden bireyler, partnerleriyle konuşmayı ya da tartışmayı tercih etmeyip bu duygularla yüzleşmek yerine, çözümü yapay zeka asistanlarına danışmakta arıyor. Bu tutum sorun yokmuş gibi davranma, odağı başka bir noktaya kaydırma ya da eşin ne düşündüğünü varsayma gibi hatalı baş etme biçimlerinin teknolojik bir yansımasıdır. Eşiyle tartışan bireylerin, haklı olup olmadıklarını ya da partnerlerinin ne hissettiğini ChatGPT’ye sorması ise oldukça endişe verici bir tabloyu ortaya koyuyor. Teknoloji hayatı kolaylaştırsa da bir ilişkiyi bir algoritmaya emanet etmek, o ilişkiyi farkında olmadan sona doğru sürükleyebiliyor.</p>
<p>Oysa asıl mesele, bir sorun ya da tartışma yaşandığında kişinin eşinin gözündeki ve gönlündeki yerinden emin olamaması ne kadar değerli, ne kadar sevilebilir ve ne kadar vazgeçilmez olduğunu sorgulamasıdır. Bu güven duygusu zedelendiğinde, birey yanıtını bilmediği soruları ChatGPT’ye yöneltme eğilimi gösteriyor. İlişkiyi iyileştirmek ve daha sağlıklı hale getirmek amacıyla kurulan bu yapay zeka ittifakları ise çoğu zaman ilişkinin daha da karmaşıklaşmasına neden oluyor. Bireyin kendisini daha güvensiz, daha kaygılı ve daha korkulu hissetmesine yol açıyor.” açıklamalarında bulundu.</p>
<p><strong>İlişkilerde Yapay Zekaya Başvurmanın 2 Temel Yansıması</strong></p>
<p><strong>Çift Terapisti Dr. Psk. Sevilay Abudaram</strong>, çiftlerin yapay zekaya yönelmesinin temelinde belirsizlikten kurtulma isteğinin yattığını belirterek bu durumu iki ana başlık altında değerlendiriyor:</p>
<p><strong>1. Zihin okuma:</strong> Eşinin zihnini okumaya çalışmak, başvurulan yollardan biri. Zihin okuma, kaygıları dindirme, belirsizlikleri belirli hale getirmeye çalışma, partnerinin hareketlerinin sebebini anlamaya çalışmak için başvurulan bir yoldur. İlişkisinde yaşadıklarını ChatGPT’ye sorarak, eşinin ne düşündüğünü anlamaya çalışıp, hislerinin ne olduğunu öğrenmeye çalışırlar. Böylelikle, eşiyle iletişim kurmadan, konuşmadan, aklından geçenleri ChatGPT’ye sorup öğrendiğini var sayarak, olasılıklar üzerine kurulu bir ilişki yaşamış olur. Gerçek ilişkiden uzak, -mış gibi yaşanan bir ilişki olur. Kanlı canlı partneriyle bu ilişkiyi yaşamak varken, yapay zeka üzerinden ilişki kurar. Bu şekilde eşiyle sorunsuz bir ilişki yaşayacağı hayaline kapılır. Ancak, bu büyük bir hayaldir.</p>
<p><strong>2. İlişkide üçgenleşme:</strong> Bir diğer başvurulan yol başka birinden akıl almak. Günümüzde bu akıl alınan kaynak yapay zeka uygulamaları oluyor. Bu durum, eskiden saatlerce arkadaşlarla dertleşmek, onlardan akıl almak, anneyle konuşmak, partnerin yakın arkadaşlarıyla konuşarak onun tarafını öğrenmek şeklinde olurdu. Gerek yapay zekaya gerek başka insanlara sormak tamamen yanlış olup, ilişkinin altına dinamit koyan hareketlerdir. Hele ki bu yapay zeka olduğunda daha da risklidir. Çünkü alacağınız cevaplar bir algoritmaya göre geleceğinden ne sizin ilişkinize özgü ne partnerinize özgü yanıtlar olacaktır.</p>
<p>İstemik açıdan baktığımızda, eşinizle aranızdaki sorunu bir robota sormak, modern bir &#8216;zihin okuma&#8217; hatasıdır. Siz eşinizin gözlerinin içine bakarak, onun ses tonundaki titremeyi duyarak almanız gereken cevabı, soğuk bir ekrandan okumaya çalışıyorsunuz. Bunu ilişkisel tembellik olarak tanımlıyoruz. İlişkinizin ihtiyacı olan şey &#8216;mantıklı&#8217; bir veri analizi değil, &#8216;duygusal&#8217; bir temastır. Yapay zeka size &#8216;haklısınız&#8217; diyebilir, ama o gece sarılıp uyuyacağınız kişi yapay zeka değil, eşinizdir. İlişkinizi verilere değil, birbirinizin kalbine ve niyetine emanet edin.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zekaya-iliskinizdeki-sorunlari-anlatmayin-605935">Yapay Zekaya İlişkinizdeki Sorunları Anlatmayın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Bed Rotting&#8217; Sanıldığı Kadar Masum Değil!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bed-rotting-sanildigi-kadar-masum-degil-605872</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Jan 2026 20:20:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[bed]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[kişinin]]></category>
		<category><![CDATA[klinik]]></category>
		<category><![CDATA[masum]]></category>
		<category><![CDATA[rotting]]></category>
		<category><![CDATA[sanıldığı]]></category>
		<category><![CDATA[Yatakta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605872</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son dönemde sosyal medyada ‘bed rotting’ akımı ile sıkça karşılaşıldığını belirten uzmanlar, bu durumun masum bir dinlenme hali değil; çoğu zaman ruhsal zorlanmaların sessiz bir işareti olduğunu söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bed-rotting-sanildigi-kadar-masum-degil-605872">&#8216;Bed Rotting&#8217; Sanıldığı Kadar Masum Değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bu davranışın, kişinin dış dünyadan izole bir şekilde kendini yenileme çabası gibi görülebileceğini aktaran Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Bir kimsenin günlerini yatakta geçirmesi, onun duygularını düzenleme konusunda zorlandığı anlamını taşıyabilir. Bu kavramın özünü ortaya koyan davranış, kişinin ‘duygularım o kadar yoğun ya da o kadar boş ki, onlarla yüzleşmek yerine kendimi uyuşturmayı seçiyorum’ deme şeklidir.” dedi. Dinlenme kişiyi yenilerken, bed rottingin daha yorgun, suçlu ve hayattan kopuk hissettirebildiğini aktaran Beyaz, özellikle depresyonda bu durumun, hem hastalığın sonucu hem de onu besleyen bir kısır döngüye dönüşebildiğini vurguladı.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, son dönemde sosyal medyada sıkça karşılaşılan ‘bed rotting’ kavramı hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Bed rotting bir tanı değil, uzadığında zararlı olabilen bir geri çekilme davranışı!</strong></p>
<p>‘Bed rotting’ kavramının, özellikle son zamanlarda sosyal medyada akım şeklinde popülerleşip karşımıza çıkan, bireylerin yorganın altına saklanmış, yanında atıştırmalıkları, elinde telefonuyla saatlerce yataktan çıkmayan hali olarak tarif edilebileceğini aktaran Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Bu durum bir nevi psikolojide geri çekilme savunma mekanizmasının modern ve biraz da dijitalleşmiş bir hali.” dedi.</p>
<p>Klinik literatürde böyle resmi bir tanı söz konusu olmadığını, bunun daha çok bir davranış biçimi olduğunu ifade eden Beyaz, “Bu durum bir tanı olmasa da, bu davranışın bir semptom olma ihtimali olabilir. Yani kişinin dış dünyanın hızı, gürültüsü ve talepleri karşısında, bunaldığı ve yetişemediğini düşündüğü durumlarda bir çeşit rahatlama kaçınması; dış dünyadan izole bir şekilde kendini yenileme çabası gibi. Buradaki önemli husus,  kişinin rahatlayabilmek için bu eyleme yöneldikten sonra bunun uzaması onun lehine işlemeyebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Yatakta kalmak kişiyi daha yorgun hissettiriyorsa bu dinlenme değil, psikolojik bir alarmdır!</strong></p>
<p>Yatakta uzun süre kalmanın ne zaman dinlenme ne zaman psikolojik bir sorun sinyali olarak değerlendirilmesi gerektiğine değinen Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Bu ikisi arasında önemli bir fark var ve bunu fark etmek mümkün.” dedi.</p>
<p>Bu farklara açıklık getiren Beyaz, şunları söyledi:</p>
<p>“Dinlenme, şarj olmak, yenilenmek gibidir. Bittiğinde yataktan daha enerjik, tazelenmiş vaziyette gündelik hayata dönmeye istekli kalkılır. Dinlenme bir onarım sürecidir. Ama bed rotting dediğimiz şeyde durum daha farklı. Eğer yataktan çıkıldığında ya da yatmaya devam edilirken daha yorgun, daha uyuşmuş, suçlu ve zihinsel olarak bulanık hissediliyorsa, bu artık bir dinlenme değil de bir tür kaçıştır. Yatakta geçirilen zaman keyif vermekten ziyade, zamanı öldürmeye ve düşüncelerini susturmaya yarıyorsa, burada psikolojik bir alarm çalıyor denilebilir. Vücut burada ‘baş edemiyorum’ demektedir. Yatakta keyif yapmakla, birkaç gün boyunca duş almadan yatmak arasındaki fark, niyet ve sonuçtaki duygudur aslında.”</p>
<p><strong>Depresyonu besleyen bir kısır döngüye neden oluyor!</strong></p>
<p>Yatakta çürüme davranışının depresyon, tükenmişlik sendromu ve anksiyete ile etkileşimi bulunduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Tükenmişlik sendromunda, bu davranış bedenin iflas bayrağını çekmesidir. Öz enerji o kadar bitmiştir ki, kişi biyolojik olarak hareket edemez hale gelir.” dedi.</p>
<p>Anksiyetede ise yatağın bir tür sığınak gibi görüldüğünü dile getiren Beyaz, “Dış dünya tehditlerle doludur ve yorganın altı, o tehditlerin ulaşamayacağı güvenli bir liman olarak algılanabilir. Ancak en güçlü bağ depresyonla kurulur. Depresyonda olan çökkünlük hali nedeniyle kişiye kolunu kaldırmak bile büyük yük kaldırmak gibi gelir. ‘Bed rotting’, depresyonun hem bir sonucu hem de onu besleyen bir etkeni gibi. Kişi depresif olduğu için yatar, yattıkça hayatı kaçırır, hayatı kaçırdıkça daha çok depresif hisseder. Bu kısır döngü, kişiyi yavaş yavaş daha da olumsuz bir hale getirir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Bed rotting, kişinin hayata katılım isteğinin azaldığını gösterir! </strong></p>
<p>Bed rottingin, kişinin duygusal olarak ne yaşadığının bir göstergesi olabileceğine işaret eden Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bed rotting kavramı tanımıyla uyumlu olacak şekilde bir kimsenin günlerini yatakta geçirmesi, onun duygularını düzenleme konusunda zorlandığı anlamını taşıyabilir. Bu kavramın özünü ortaya koyan davranış, kişinin ‘duygularım o kadar yoğun ya da o kadar boş ki, onlarla yüzleşmek yerine kendimi uyuşturmayı seçiyorum’ deme şeklidir. Yani  bunu kişinin hayattan kopmaya başladığının, daha doğrusu hayata katılım gösterme isteğinde bir azalma olduğunun işareti olarak görebiliriz. Bu izole hal ile kişi yatakta kaldıkça, dış dünyadaki rolünü donduruyor gibi olur ve bu hal uzadıkça da, o rollere geri dönmek daha endişe edilesi bir hale gelir.”</p>
<p><strong>Bed rotting, bir semptom olarak başlar; kontrolsüz bırakıldığında bir probleme dönüşür! </strong></p>
<p>Bed rottingin bir semptom mu, yoksa başlı başına ele alınması gereken bir problem mi olduğu konusunu değerlendiren Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Aslında her ikisinin de bir karşılığı bulunmakta. ‘Bed rotting’, günlük hayatın stresi veya tükenme gibi altta yatan bir sorunun semptomudur; bir sonuçtur. Ancak kontrolsüz bırakıldığında da, kendi başına bir problem haline dönüşebildiğini söyleyebiliriz. Çünkü uzun süre yatakta vakit geçirmek uyku hijyenini bozar, beslenme düzenine zarar verir, sosyal bağlar zayıflayabilir ve fiziksel sağlığı da bir miktar tehdit eder. Yani yangının dumanı olarak başlar ama müdahale edilmediğinde de yangının kendisi haline gelebilir. Bu yüzden terapide bunu sadece bir depresyon belirtisi olarak geçiştirmeyiz; aynı zamanda davranışsal aktivasyon teknikleriyle kırılması gereken, başlı başına zararlı bir alışkanlık döngüsü olarak ele alırız.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Sorunlardan kaçınmak onların olduğundan daha şiddetli algılanmasına neden olur!</strong></p>
<p>Bed rotting eğilimi olan bireylerin öncelikle gerçekçi, basit ancak ısrarlı adımlarla başlaması gerektiğini vurgulayan Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Bazı kurallar belirlemeli ve buna uymaya gayret gösterilmeliler.” dedi.</p>
<p>Yatağın sığınılacak bir liman olmadığının altını çizen Beyaz, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Yatak sadece uyku için kullanılmalı. Film izlemek, yemek yemek ya da telefona bakmak için yatak yerine muhakkak koltuğa geçilmeli. Bed rotting hali oluyorsa da kısa süreliğine de olsa yataktan çıkaracak diş fırçalama, markete gidip gelme gibi bazı hedefler koyulabilir. Sonrasında yataktan çıkmak daha kolaylaşacaktır. Odanın karanlık veya loş olmaması sağlanmalı bu vesileyle de özellikle sabahları uyanınca güneş ışığını alabilmek, beynindeki ‘uyan’ sinyallerini tetikler ve ruh halini düzenleyen serotonin üretimini artırır. Bu öneriler işe yaramadığında, ruhsal bir çökkünlük ve beraberinde de isteksizlik baş gösterdiğinde, günlük sorumluluklar hatta kişisel hijyen ihmal edilmeye başlandığında yardım için sinyaller çalıyor demektir. Unutulmamalı ki sorunlardan kaçınmak onları olduğundan daha şiddetli bir şekilde algılamamızla sonuçlanır.” </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bed-rotting-sanildigi-kadar-masum-degil-605872">&#8216;Bed Rotting&#8217; Sanıldığı Kadar Masum Değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Milas Belediyesi Üreticilere Yönelik Desteklerini Sürdürüyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/milas-belediyesi-ureticilere-yonelik-desteklerini-surduruyor-605833</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Jan 2026 17:34:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[dağıtım]]></category>
		<category><![CDATA[derince]]></category>
		<category><![CDATA[destekleme]]></category>
		<category><![CDATA[desteklerini]]></category>
		<category><![CDATA[mahalle]]></category>
		<category><![CDATA[milas]]></category>
		<category><![CDATA[saman]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürüyor]]></category>
		<category><![CDATA[tören]]></category>
		<category><![CDATA[üreticiler]]></category>
		<category><![CDATA[üreticilere]]></category>
		<category><![CDATA[yem]]></category>
		<category><![CDATA[yönelik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605833</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kırsal kalkınma hamlesini sürdüren Milas Belediyesi, yerel üreticilere yönelik ücretsiz yem desteğine bir yenisini daha ekledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/milas-belediyesi-ureticilere-yonelik-desteklerini-surduruyor-605833">Milas Belediyesi Üreticilere Yönelik Desteklerini Sürdürüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span>Kırsal kalkınma hamlesini sürdüren Milas Belediyesi, yerel üreticilere yönelik ücretsiz yem desteğine bir yenisini daha ekledi.  Artan maliyetler karşısında zorlanan üreticileri desteklemek amacıyla başvuru şartlarını sağlayan 204 üreticiye yem çuvalı ve saman balyası dağıtımı gerçekleştirildi. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Mülkiyeti belediyeye ait arazilerde ekimi yapılan karakılçık buğday ve tritikale hasadının ardından kalan otlardan oluşan saman balyaları ve Milas Ziraat Odası kuruluşu olan Milas Yem Fabrikası’ndan alınan yemler Bafa ve Derince Mahallelerinde gerçekleştirilen törenlerle, Akçalı, Bafa, Danişment, Gölyaka, Kapıkırı, Karahayıt, Pınarcık, Şenköy, Derince, Eğridere, Ekindere, Etrenli, Günlük, Karşıyaka ve Sakarkayalı üreticilere dağıtıldı.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>612 paket saman balyası, 408 paket yem çuvalı üreticilerle buluşturuldu…</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Muhtarlıklardan alınan taleplere göre 10 baş altı hayvan varlığına sahip üreticilere yapılan dağıtımlarda toplamda 612 paket saman balyası, 408 paket yem çuvalı üreticilerle buluşturuldu. Milas Belediyesi tarafından yapılan çalışma hayvancılıkla uğraşan vatandaşların yüzünü güldürdü.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Protokol desteklemenin önemine vurgu yaptı…</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Saygı duruşu ve İstiklal Marşımızın okunmasıyla başlayan törenler protokol konuşmaları ile devam etti.Programda konuşan Derince Muhtarı Abdullah Ulaş Çetin, Muhtarlar Derneği Başkanı İlhan Şimşek ve Milas Ziraat Odası Başkanı Kahraman Akar, yapılan destekleme çalışmalarının önemine vurgu yaparak Milas Belediye Başkanı Fevzi Topuz’a teşekkür etti. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Üreticilerimizin her zaman yanındayız…</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Dağıtım töreninde konuşan Milas Belediye Başkanı Fevzi Topuz, &#8220;Kalkınma kırsaldan başlar anlayışıyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Toprağına sahip çıkan, alın teri döken üreticimiz başımızın tacıdır. Artan girdi maliyetleri karşısında üreticilerimizin yükünü hafifletmek amacıyla gerçekleştirdiğimiz yem ve saman dağıtımlarına bir yenisini daha ekledik. Mülkiyeti belediyemize ait olan arazilerimizde ekimini yaptığımız karakılçık buğday ve tritikale bitkilerinin hasadının ardından elde edilen otlardan oluşan saman balyalarını ve Milas Yem Fabrikası’ndan alımı yapılan yemleri Bafa ve Derince Mahallelerimizde gerçekleştirdiğimiz törenlerle Akçalı, Bafa, Danişment, Gölyaka, Kapıkırı, Karahayıt, Pınarcık, Şenköy, Derince, Eğridere, Ekindere, Etrenli, Günlük, Karşıyaka ve Sakarkaya Mahalleli olmak üzere 204 üreticimizle buluşturduk. Sürdürülebilir kırsal kalkınma anlayışımızla hayata geçirdiğimiz projelerle üreticilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz” dedi. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span>​<b><span><span>Üreticilerden Başkan Topuz’a Teşekkür</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span>​<span><span>Yem desteğinden faydalanan üreticiler, desteklemelerin kendileri için büyük bir ekonomik rahatlama sağladığını belirtti. Yem ve saman balyalarını teslim alan üreticiler destekleme projesinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek Milas Belediye Başkanı Fevzi Topuz’a teşekkür etti.</span></span> </span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Katılım yoğundu…</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Gerçekleştirilen törene Milas Belediye Başkanı Fevzi Topuz’un yanı sıra Belediye Başkan Yardımcısı Ali Özgür, belediye meclis üyeleri, Milas Ziraat Odası Başkanı Kahraman Akar, Muhtarlar Derneği Başkanı İlhan Şimşek, muhtarlar ve mahalle sakinleri katıldı. İki mahallede gerçekleştirilen tören dağıtımların ardından son buldu. </span></span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/milas-belediyesi-ureticilere-yonelik-desteklerini-surduruyor-605833">Milas Belediyesi Üreticilere Yönelik Desteklerini Sürdürüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dinlenme mi, kaçış mı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dinlenme-mi-kacis-mi-605714</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Jan 2026 11:35:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[beyaz]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[dinlenme]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[halı]]></category>
		<category><![CDATA[kaçış]]></category>
		<category><![CDATA[kişinin]]></category>
		<category><![CDATA[Yatakta]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605714</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, son dönemde sosyal medyada sıkça karşılaşılan ‘bed rotting’ kavramı hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dinlenme-mi-kacis-mi-605714">Dinlenme mi, kaçış mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, son dönemde sosyal medyada sıkça karşılaşılan ‘bed rotting’ kavramı hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Bed rotting bir tanı değil, uzadığında zararlı olabilen bir geri çekilme davranışı!</strong></p>
<p>‘Bed rotting’ kavramının, özellikle son zamanlarda sosyal medyada akım şeklinde popülerleşip karşımıza çıkan, bireylerin yorganın altına saklanmış, yanında atıştırmalıkları, elinde telefonuyla saatlerce yataktan çıkmayan hali olarak tarif edilebileceğini aktaran Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Bu durum bir nevi psikolojide geri çekilme savunma mekanizmasının modern ve biraz da dijitalleşmiş bir hali.” dedi.</p>
<p>Klinik literatürde böyle resmi bir tanı söz konusu olmadığını, bunun daha çok bir davranış biçimi olduğunu ifade eden Beyaz, “Bu durum bir tanı olmasa da, bu davranışın bir semptom olma ihtimali olabilir. Yani kişinin dış dünyanın hızı, gürültüsü ve talepleri karşısında, bunaldığı ve yetişemediğini düşündüğü durumlarda bir çeşit rahatlama kaçınması; dış dünyadan izole bir şekilde kendini yenileme çabası gibi. Buradaki önemli husus,  kişinin rahatlayabilmek için bu eyleme yöneldikten sonra bunun uzaması onun lehine işlemeyebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Yatakta kalmak kişiyi daha yorgun hissettiriyorsa bu dinlenme değil, psikolojik bir alarmdır!</strong></p>
<p>Yatakta uzun süre kalmanın ne zaman dinlenme ne zaman psikolojik bir sorun sinyali olarak değerlendirilmesi gerektiğine değinen Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Bu ikisi arasında önemli bir fark var ve bunu fark etmek mümkün.” dedi.</p>
<p>Bu farklara açıklık getiren Beyaz, şunları söyledi:</p>
<p>“Dinlenme, şarj olmak, yenilenmek gibidir. Bittiğinde yataktan daha enerjik, tazelenmiş vaziyette gündelik hayata dönmeye istekli kalkılır. Dinlenme bir onarım sürecidir. Ama bed rotting dediğimiz şeyde durum daha farklı. Eğer yataktan çıkıldığında ya da yatmaya devam edilirken daha yorgun, daha uyuşmuş, suçlu ve zihinsel olarak bulanık hissediliyorsa, bu artık bir dinlenme değil de bir tür kaçıştır. Yatakta geçirilen zaman keyif vermekten ziyade, zamanı öldürmeye ve düşüncelerini susturmaya yarıyorsa, burada psikolojik bir alarm çalıyor denilebilir. Vücut burada ‘baş edemiyorum’ demektedir. Yatakta keyif yapmakla, birkaç gün boyunca duş almadan yatmak arasındaki fark, niyet ve sonuçtaki duygudur aslında.”</p>
<p><strong>Depresyonu besleyen bir kısır döngüye neden oluyor!</strong></p>
<p>Yatakta çürüme davranışının depresyon, tükenmişlik sendromu ve anksiyete ile etkileşimi bulunduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Tükenmişlik sendromunda, bu davranış bedenin iflas bayrağını çekmesidir. Öz enerji o kadar bitmiştir ki, kişi biyolojik olarak hareket edemez hale gelir.” dedi.</p>
<p>Anksiyetede ise yatağın bir tür sığınak gibi görüldüğünü dile getiren Beyaz, “Dış dünya tehditlerle doludur ve yorganın altı, o tehditlerin ulaşamayacağı güvenli bir liman olarak algılanabilir. Ancak en güçlü bağ depresyonla kurulur. Depresyonda olan çökkünlük hali nedeniyle kişiye kolunu kaldırmak bile büyük yük kaldırmak gibi gelir. ‘Bed rotting’, depresyonun hem bir sonucu hem de onu besleyen bir etkeni gibi. Kişi depresif olduğu için yatar, yattıkça hayatı kaçırır, hayatı kaçırdıkça daha çok depresif hisseder. Bu kısır döngü, kişiyi yavaş yavaş daha da olumsuz bir hale getirir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Bed rotting, kişinin hayata katılım isteğinin azaldığını gösterir! </strong></p>
<p>Bed rottingin, kişinin duygusal olarak ne yaşadığının bir göstergesi olabileceğine işaret eden Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bed rotting kavramı tanımıyla uyumlu olacak şekilde bir kimsenin günlerini yatakta geçirmesi, onun duygularını düzenleme konusunda zorlandığı anlamını taşıyabilir. Bu kavramın özünü ortaya koyan davranış, kişinin ‘duygularım o kadar yoğun ya da o kadar boş ki, onlarla yüzleşmek yerine kendimi uyuşturmayı seçiyorum’ deme şeklidir. Yani  bunu kişinin hayattan kopmaya başladığının, daha doğrusu hayata katılım gösterme isteğinde bir azalma olduğunun işareti olarak görebiliriz. Bu izole hal ile kişi yatakta kaldıkça, dış dünyadaki rolünü donduruyor gibi olur ve bu hal uzadıkça da, o rollere geri dönmek daha endişe edilesi bir hale gelir.”</p>
<p><strong>Bed rotting, bir semptom olarak başlar; kontrolsüz bırakıldığında bir probleme dönüşür! </strong></p>
<p>Bed rottingin bir semptom mu, yoksa başlı başına ele alınması gereken bir problem mi olduğu konusunu değerlendiren Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Aslında her ikisinin de bir karşılığı bulunmakta. ‘Bed rotting’, günlük hayatın stresi veya tükenme gibi altta yatan bir sorunun semptomudur; bir sonuçtur. Ancak kontrolsüz bırakıldığında da, kendi başına bir problem haline dönüşebildiğini söyleyebiliriz. Çünkü uzun süre yatakta vakit geçirmek uyku hijyenini bozar, beslenme düzenine zarar verir, sosyal bağlar zayıflayabilir ve fiziksel sağlığı da bir miktar tehdit eder. Yani yangının dumanı olarak başlar ama müdahale edilmediğinde de yangının kendisi haline gelebilir. Bu yüzden terapide bunu sadece bir depresyon belirtisi olarak geçiştirmeyiz; aynı zamanda davranışsal aktivasyon teknikleriyle kırılması gereken, başlı başına zararlı bir alışkanlık döngüsü olarak ele alırız.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Sorunlardan kaçınmak onların olduğundan daha şiddetli algılanmasına neden olur!</strong></p>
<p>Bed rotting eğilimi olan bireylerin öncelikle gerçekçi, basit ancak ısrarlı adımlarla başlaması gerektiğini vurgulayan Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Bazı kurallar belirlemeli ve buna uymaya gayret gösterilmeliler.” dedi.</p>
<p>Yatağın sığınılacak bir liman olmadığının altını çizen Beyaz, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Yatak sadece uyku için kullanılmalı. Film izlemek, yemek yemek ya da telefona bakmak için yatak yerine muhakkak koltuğa geçilmeli. Bed rotting hali oluyorsa da kısa süreliğine de olsa yataktan çıkaracak diş fırçalama, markete gidip gelme gibi bazı hedefler koyulabilir. Sonrasında yataktan çıkmak daha kolaylaşacaktır. Odanın karanlık veya loş olmaması sağlanmalı bu vesileyle de özellikle sabahları uyanınca güneş ışığını alabilmek, beynindeki ‘uyan’ sinyallerini tetikler ve ruh halini düzenleyen serotonin üretimini artırır. Bu öneriler işe yaramadığında, ruhsal bir çökkünlük ve beraberinde de isteksizlik baş gösterdiğinde, günlük sorumluluklar hatta kişisel hijyen ihmal edilmeye başlandığında yardım için sinyaller çalıyor demektir. Unutulmamalı ki sorunlardan kaçınmak onları olduğundan daha şiddetli bir şekilde algılamamızla sonuçlanır.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dinlenme-mi-kacis-mi-605714">Dinlenme mi, kaçış mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay zekâda sırada ne var?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapay-zekada-sirada-ne-var-605015</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Jan 2026 15:05:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kuantum]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sırada]]></category>
		<category><![CDATA[var]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[yardımcı]]></category>
		<category><![CDATA[zekada]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605015</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yapay zekâ, gerçek etkisinin belirleyici olduğu yeni bir döneme giriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zekada-sirada-ne-var-605015">Yapay zekâda sırada ne var?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yapay zekâ, gerçek etkisinin belirleyici olduğu yeni bir döneme giriyor. Birkaç yıllık deneme ve keşfin ardından 2026, yapay zekânın bir araç olmaktan çıkıp bir ortak hâline geldiği; çalışma, üretme ve problem çözme biçimlerimizi dönüştürdüğü yıl olacak. Yapay zekâ, farklı sektörlerde yalnızca soruları yanıtlayan bir araçtan, insanlarla birlikte çalışan ve uzmanlıklarını güçlendirmelerine destek sunan bir iş ortağı olmaya doğru evrilecek. </p>
<p>Yapay zekâ ajanları dijital meslektaşlar hâline gelirken ve insan yönlendirmesiyle belirli görevleri üstlenirken, kurumlar da yeni risklere ayak uydurmak için güvenliği güçlendiriyor. Öte yandan bu gelişmeleri destekleyen altyapı da olgunlaşıyor; daha akıllı ve daha verimli hâle geliyor. Microsoft, 2026’da izlenmesi gereken 7 trendi şöyle sıralıyor;</p>
<p><strong>1 — Yapay zekâ, insanların birlikte başarabileceklerini artıracak</strong></p>
<p><strong>Microsoft Yapay Zekâ Deneyimleri Ürün Şefi Aparna Chennapragada’ya</strong> göre 2026, teknoloji ve insanlar arasındaki ittifakların yeni çağı olacak. Son yıllarda odak yapay zekânın soruları yanıtlaması ve problemleri mantık yürüterek çözmesi üzerineyken, sıradaki dalga gerçek iş birliği üzerine olacak. “<em>Gelecek insanları değiştirmekle ilgili değil; onları güçlendirmekle ilgili</em>” diyen Cheenapragada’ya göre yapay zekâ ajanları dijital çalışma arkadaşlarımız olacak. Üç kişilik bir ekibin, yapay zekânın veri işleme, içerik oluşturma ve kişiselleştirme gibi işleri üstlendiği bir dünyada, küresel bir kampanyayı birkaç günde başlatabilecek noktaya geleceğiz. İnsanlar ise strateji ve yaratıcılığı yönetecek. <strong>Chennapragada</strong>’nın meslek profesyonellerine tavsiyesi ise yapay zekâ ile rekabet etmek yerine onunla birlikte çalışmayı öğrenmeleri. Ona göre önümüzdeki yıl “insan rolünü elimine edenlerin değil onu ileri taşıyanların yılı” olacak.</p>
<p><strong>2 &#8211; Yapay zeka ajanları, iş gücüne katılırken yeni güvenlik önlemleriyle donatılacak</strong></p>
<p><strong>Microsoft Güvenlik Kurumsal Başkan Yardımcısı Vasu Jakkal&#8217;a</strong> göre, yapay zeka ajanları 2026&#8217;da çoğalacak ve günlük işlerde daha büyük bir rol oynayarak, araçlardan ziyade takım arkadaşları gibi davranacaklar. “<em>Kuruluşlar bu ajanlara görevlerde ve karar alma süreçlerinde yardımcı olmaları için güvendikçe, güvenlik alanından başlayarak onlara duyulan güvenin oluşturulması çok önemli olacak. Ajanların, kontrolsüz risk taşıyan &#8216;çift ajan&#8217; haline gelmelerini önlemek için insanlarla benzer güvenlik korumalarına sahip olması gerekiyor</em>&#8221;  diyor <strong>Jakkal.</strong> Bu, her ajana net bir kimlik vermek, erişebileceği bilgi ve sistemleri sınırlamak, oluşturduğu verileri yönetmek ve onu saldırganlardan ve tehditlerden korumak anlamına geliyor. Güvenlik ise sonradan eklenen bir şey olmaktan çıkıp ortamsal, otonom ve yerleşik bir unsura dönüşüyor. Ayrıca, saldırganlar yapay zekayı yeni yollarla kullandıkça, savunucuların da bu tehditleri tespit etmek ve daha hızlı yanıt vermek için güvenlik ajanlarını kullanacağını görüyoruz.</p>
<p><strong>3- Yapay zeka, dünya sağlık çalışanı açığını kapatmaya hazır</strong></p>
<p><strong>Microsoft Yapay Zeka&#8217;nın Sağlıktan Sorumlu Başkan Yardımcısı Dr. Dominic King</strong>, sağlık alanında kullanılan yapay zekanın bir dönüm noktası olduğunu söylüyor. “<em>Yapay zekanın teşhis uzmanlığının ötesine geçip semptom triyajı ve tedavi planlaması gibi alanlara da yayıldığını göreceğiz</em>” diyen <strong>King</strong>, sözlerine şöyle devam ediyor: “<em>Sağlık hizmetlerine erişim küresel bir sorun. Dünya Sağlık Örgütü, 2030 yılına kadar 11 milyon sağlık çalışanı açığı öngörüyor; bu da 4,5 milyar insanın temel sağlık hizmetlerinden mahrum kalmasına yol açacak bir açık</em>”. Bu noktada Microsoft Yapay Zeka&#8217;nın Teşhis Orkestratörü (MAI-DxO) sistemi başarısıyla dikkat çekiyor. Bu sistem 2025 yılında karmaşık tıbbi vakaları %85,5 doğrulukla çözdü; bu oran, deneyimli hekimlerin ortalama %20&#8217;lik doğruluk oranının çok üzerinde. Copilot ve Bing uygulamaları da halihazırda günde 50 milyondan fazla sağlık sorusunu yanıtlıyor.</p>
<p><strong>4 &#8211; Yapay zeka araştırma sürecinin merkezinde yer alacak</strong></p>
<p><strong>Microsoft Araştırma Başkanı Peter Lee</strong>, yapay zekanın iklim modellemesi, moleküler dinamik ve malzeme tasarımı gibi alanlarda çığır açan gelişmeleri hızlandırdığını söylüyor. Ancak bir sonraki sıçrama geliyor. 2026&#8217;da yapay zeka sadece makaleleri özetlemek, soruları yanıtlamak ve rapor yazmakla kalmayacak; fizik, kimya ve biyolojideki keşif sürecine aktif olarak katılacak. <strong>Lee</strong>, &#8220;<em>Yapay zeka hipotezler üretecek, bilimsel deneyleri kontrol eden araçlar ve uygulamalar kullanacak ve hem insan hem de yapay zeka araştırma meslektaşlarıyla iş birliği yapacak&#8221;</em> diyor. Bu değişim, yakında her bilim insanının yeni deneyler önerebilen ve hatta bunların bazı kısımlarını yürütebilen bir yapay zeka laboratuvar asistanına sahip olabileceği bir dünya yaratıyor. </p>
<p><strong>5- Yapay zeka altyapısı daha akıllı ve verimli hale gelecek</strong></p>
<p><strong>Microsoft Azure&#8217;un Baş Teknoloji Sorumlusu, Bilgi Güvenliği Sorumlusu Yardımcısı ve Teknik Uzmanı Mark Russinovich</strong>&#8216;e göre, yapay zekanın büyümesi artık sadece daha fazla ve daha büyük veri merkezleri inşa etmekle ilgili değil. Bir sonraki dalga, her bir bilgi işlem gücünün en iyi şekilde kullanılmasını sağlamakla ilgili. <strong>Russinovich</strong>, &#8220;<em>En etkili yapay zeka altyapısı, bilgi işlem gücünü dağıtılmış ağlar üzerinde daha yoğun bir şekilde paketleyecektir. Gelecek yıl, maliyetleri düşürecek ve verimliliği artıracak esnek, küresel yapay zeka sistemlerinin, yani yeni nesil bağlantılı yapay zeka süper fabrikalarının yükselişine tanık olacağız. Yapay zeka artık sadece büyüklüğüyle değil, ürettiği zekanın kalitesiyle ölçülecek</em>&#8221; diyor.</p>
<p><strong>6 &#8211; Yapay Zeka, kod dilini ve arkasındaki bağlamı öğreniyor</strong></p>
<p>Yazılım geliştirmede patlama yaşanıyor ve GitHub&#8217;daki aktivitelerin 2025&#8217;te yeni seviyelere ulaştığı görülüyor. Geliştiricilerin her ay 43 milyon isteği yanıtlamış olması, ekiplerin kodlarında değişiklik önerme ve inceleme yöntemlerinden birinde bir önceki yıla göre %23&#8217;lük bir artış anlamına geliyor. Bu değişiklikleri izleyen yıllık commit (kod gönderimi) sayısı ise bir önceki yıla göre %25 artarak 1 milyara ulaştı. Bu benzeri görülmemiş hız, yapay zekanın yazılımın nasıl oluşturulduğu ve geliştirildiği konusunda giderek daha merkezi bir rol oynamasıyla birlikte sektörde büyük bir değişime işaret ediyor.</p>
<p><strong>GitHub&#8217;ın Baş Ürün Sorumlusu Mario Rodriguez</strong>, bu muazzam hacimden &#8220;depo zekası&#8221; olarak bahsediyor ve 2026&#8217;nın yeni bir avantaj getireceğinin habercisi olduğunu söylüyor. Basitçe ifade etmek gerekirse, &#8220;depo zekası&#8221;, yalnızca kod satırlarını değil, bunların arkasındaki ilişkileri ve geçmişi de anlayan yapay zeka anlamına geliyor. Bir dönüm noktasında olduğumuza işaret eden <strong>Rodrigez</strong>, “<em>Yapay zeka ekiplerin oluşturdukları her şeyi depoladıkları ve organize ettikleri ana merkezler olan kod depolarındaki kalıpları analiz ederek neyin değiştiğini, nedenini ve parçaların nasıl bir araya geldiğini anlayabilir. Bu bağlam, daha akıllı önerilerde bulunmasına, hataları daha erken yakalamasına ve hatta rutin düzeltmeleri otomatikleştirmesine yardımcı olur. Sonuç, geliştiricilerin daha hızlı hareket etmesine yardımcı olan daha yüksek kaliteli yazılım olacaktır. Depo zekası, daha akıllı, daha güvenilir yapay zeka için yapı ve bağlam sağlayarak rekabet avantajı haline gelecektir</em>” diyor.</p>
<p><strong>7 &#8211; Bilgisayar bilimindeki bir sonraki sıçrama, çoğu insanın düşündüğünden daha yakın</strong></p>
<p><strong>Microsoft Discovery ve Quantum&#8217;dan Sorumlu Başkan Yardımcısı Jason Zander</strong>, ‘’<em>Kuantum hesaplama uzun zamandır bilim kurgu gibi geliyordu. Ancak araştırmacılar, kuantum makinelerinin klasik bilgisayarların çözemediği sorunları ele almaya başlayacağı çağa giriyorlar. Kuantum avantajı olarak adlandırılan bu atılım, toplumun en zorlu sorunlarını çözmeye yardımcı olabilir. Şimdi farklı olan şey, kuantumun yapay zeka ve süper bilgisayarlarla birlikte çalıştığı hibrit bir sisteme geçiş. Yapay zeka verilerdeki kalıpları bulur. Süper bilgisayarlar devasa simülasyonlar çalıştırır. Ve kuantum, molekülleri ve malzemeleri modellemek için çok daha yüksek doğruluk sağlayacak yeni bir katman ekliyor. Bu ilerleme, hataları tespit edip düzeltebilen ve hesaplama yapabilen fiziksel kuantum bitleri olan mantıksal kuantum bitlerindeki gelişmelerle örtüşüyor; bu da güvenilirliğe doğru kritik bir adım. Microsoft&#8217;un Majorana 1&#8217;i, daha sağlam kuantum sistemlerine doğru önemli bir gelişmeyi işaret ediyor. Majorana 1, kırılgan kuantum bitlerini doğal olarak daha kararlı ve güvenilir hale getiren bir tasarım olan topolojik kuantum bitleri kullanılarak inşa edilen ilk kuantum çipi olduğu gibi, aynı zamanda hataları yakalamak ve düzeltmek için tasarlanmış tek kuantum çözümü. Bu mimari, tek bir çip üzerinde milyonlarca kuantum biti bulunan makinelerin yolunu açarak, karmaşık bilimsel ve endüstriyel sorunlar için gereken işlem gücünü sağlıyor. Kuantum avantajı, malzemelerde, tıpta ve daha birçok alanda çığır açacak gelişmelere yol açacak. Yapay zeka ve bilimin geleceği sadece daha hızlı olmayacak, temelden yeniden tanımlanacak</em>&#8221; diyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zekada-sirada-ne-var-605015">Yapay zekâda sırada ne var?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Microsoft 2026’nın En Önemli 7 Yapay Zekâ Trendini Açıkladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/microsoft-2026nin-en-onemli-7-yapay-zeka-trendini-acikladi-604807</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Jan 2026 09:21:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[2026]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kuantum]]></category>
		<category><![CDATA[microsoft]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[trendini]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=604807</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yapay zekâ, gerçek etkisinin belirleyici olduğu yeni bir döneme giriyor. Birkaç yıllık deneme ve keşfin ardından 2026, yapay zekânın bir araç olmaktan çıkıp bir ortak hâline geldiği; çalışma, üretme ve problem çözme biçimlerimizi dönüştürdüğü yıl olacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/microsoft-2026nin-en-onemli-7-yapay-zeka-trendini-acikladi-604807">Microsoft 2026’nın En Önemli 7 Yapay Zekâ Trendini Açıkladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p> Yapay zekâ, farklı sektörlerde yalnızca soruları yanıtlayan bir araçtan, insanlarla birlikte çalışan ve uzmanlıklarını güçlendirmelerine destek sunan bir iş ortağı olmaya doğru evrilecek. </p>
<p>Yapay zekâ ajanları dijital meslektaşlar hâline gelirken ve insan yönlendirmesiyle belirli görevleri üstlenirken, kurumlar da yeni risklere ayak uydurmak için güvenliği güçlendiriyor. Öte yandan bu gelişmeleri destekleyen altyapı da olgunlaşıyor; daha akıllı ve daha verimli hâle geliyor. Microsoft, 2026’da izlenmesi gereken 7 trendi şöyle sıralıyor;</p>
<p><strong>1 — Yapay zekâ, insanların birlikte başarabileceklerini artıracak</strong></p>
<p><strong>Microsoft Yapay Zekâ Deneyimleri Ürün Şefi Aparna Chennapragada’ya</strong> göre 2026, teknoloji ve insanlar arasındaki ittifakların yeni çağı olacak. Son yıllarda odak yapay zekânın soruları yanıtlaması ve problemleri mantık yürüterek çözmesi üzerineyken, sıradaki dalga gerçek iş birliği üzerine olacak. “Gelecek insanları değiştirmekle ilgili değil; onları güçlendirmekle ilgili” diyen Cheenapragada’ya göre yapay zekâ ajanları dijital çalışma arkadaşlarımız olacak. Üç kişilik bir ekibin, yapay zekânın veri işleme, içerik oluşturma ve kişiselleştirme gibi işleri üstlendiği bir dünyada, küresel bir kampanyayı birkaç günde başlatabilecek noktaya geleceğiz. İnsanlar ise strateji ve yaratıcılığı yönetecek. <strong>Chennapragada</strong>’nın meslek profesyonellerine tavsiyesi ise yapay zekâ ile rekabet etmek yerine onunla birlikte çalışmayı öğrenmeleri. Ona göre önümüzdeki yıl “insan rolünü elimine edenlerin değil onu ileri taşıyanların yılı” olacak.</p>
<p><strong>2 &#8211; Yapay zeka ajanları, iş gücüne katılırken yeni güvenlik önlemleriyle donatılacak</strong></p>
<p><strong>Microsoft Güvenlik Kurumsal Başkan Yardımcısı Vasu Jakkal&#8217;a</strong> göre, yapay zeka ajanları 2026&#8217;da çoğalacak ve günlük işlerde daha büyük bir rol oynayarak, araçlardan ziyade takım arkadaşları gibi davranacaklar. “Kuruluşlar bu ajanlara görevlerde ve karar alma süreçlerinde yardımcı olmaları için güvendikçe, güvenlik alanından başlayarak onlara duyulan güvenin oluşturulması çok önemli olacak. Ajanların, kontrolsüz risk taşıyan &#8216;çift ajan&#8217; haline gelmelerini önlemek için insanlarla benzer güvenlik korumalarına sahip olması gerekiyor&#8221;  diyor <strong>Jakkal.</strong> Bu, her ajana net bir kimlik vermek, erişebileceği bilgi ve sistemleri sınırlamak, oluşturduğu verileri yönetmek ve onu saldırganlardan ve tehditlerden korumak anlamına geliyor. Güvenlik ise sonradan eklenen bir şey olmaktan çıkıp ortamsal, otonom ve yerleşik bir unsura dönüşüyor. Ayrıca, saldırganlar yapay zekayı yeni yollarla kullandıkça, savunucuların da bu tehditleri tespit etmek ve daha hızlı yanıt vermek için güvenlik ajanlarını kullanacağını görüyoruz.</p>
<p><strong>3- Yapay zeka, dünya sağlık çalışanı açığını kapatmaya hazır</strong></p>
<p><strong>Microsoft Yapay Zeka&#8217;nın Sağlıktan Sorumlu Başkan Yardımcısı Dr. Dominic King</strong>, sağlık alanında kullanılan yapay zekanın bir dönüm noktası olduğunu söylüyor. “Yapay zekanın teşhis uzmanlığının ötesine geçip semptom triyajı ve tedavi planlaması gibi alanlara da yayıldığını göreceğiz” diyen <strong>King</strong>, sözlerine şöyle devam ediyor: “Sağlık hizmetlerine erişim küresel bir sorun. Dünya Sağlık Örgütü, 2030 yılına kadar 11 milyon sağlık çalışanı açığı öngörüyor; bu da 4,5 milyar insanın temel sağlık hizmetlerinden mahrum kalmasına yol açacak bir açık”. Bu noktada Microsoft Yapay Zeka&#8217;nın Teşhis Orkestratörü (MAI-DxO) sistemi başarısıyla dikkat çekiyor. Bu sistem 2025 yılında karmaşık tıbbi vakaları %85,5 doğrulukla çözdü; bu oran, deneyimli hekimlerin ortalama %20&#8217;lik doğruluk oranının çok üzerinde. Copilot ve Bing uygulamaları da halihazırda günde 50 milyondan fazla sağlık sorusunu yanıtlıyor.</p>
<p><strong>4 &#8211; Yapay zeka araştırma sürecinin merkezinde yer alacak</strong></p>
<p><strong>Microsoft Araştırma Başkanı Peter Lee</strong>, yapay zekanın iklim modellemesi, moleküler dinamik ve malzeme tasarımı gibi alanlarda çığır açan gelişmeleri hızlandırdığını söylüyor. Ancak bir sonraki sıçrama geliyor. 2026&#8217;da yapay zeka sadece makaleleri özetlemek, soruları yanıtlamak ve rapor yazmakla kalmayacak; fizik, kimya ve biyolojideki keşif sürecine aktif olarak katılacak. <strong>Lee</strong>, &#8220;Yapay zeka hipotezler üretecek, bilimsel deneyleri kontrol eden araçlar ve uygulamalar kullanacak ve hem insan hem de yapay zeka araştırma meslektaşlarıyla iş birliği yapacak&#8221; diyor. Bu değişim, yakında her bilim insanının yeni deneyler önerebilen ve hatta bunların bazı kısımlarını yürütebilen bir yapay zeka laboratuvar asistanına sahip olabileceği bir dünya yaratıyor. </p>
<p><strong>5- Yapay zeka altyapısı daha akıllı ve verimli hale gelecek</strong></p>
<p><strong>Microsoft Azure&#8217;un Baş Teknoloji Sorumlusu, Bilgi Güvenliği Sorumlusu Yardımcısı ve Teknik Uzmanı Mark Russinovich</strong>&#8216;e göre, yapay zekanın büyümesi artık sadece daha fazla ve daha büyük veri merkezleri inşa etmekle ilgili değil. Bir sonraki dalga, her bir bilgi işlem gücünün en iyi şekilde kullanılmasını sağlamakla ilgili. <strong>Russinovich</strong>, &#8220;En etkili yapay zeka altyapısı, bilgi işlem gücünü dağıtılmış ağlar üzerinde daha yoğun bir şekilde paketleyecektir. Gelecek yıl, maliyetleri düşürecek ve verimliliği artıracak esnek, küresel yapay zeka sistemlerinin, yani yeni nesil bağlantılı yapay zeka süper fabrikalarının yükselişine tanık olacağız. Yapay zeka artık sadece büyüklüğüyle değil, ürettiği zekanın kalitesiyle ölçülecek&#8221; diyor.</p>
<p><strong>6 &#8211; Yapay Zeka, kod dilini ve arkasındaki bağlamı öğreniyor</strong></p>
<p>Yazılım geliştirmede patlama yaşanıyor ve GitHub&#8217;daki aktivitelerin 2025&#8217;te yeni seviyelere ulaştığı görülüyor. Geliştiricilerin her ay 43 milyon isteği yanıtlamış olması, ekiplerin kodlarında değişiklik önerme ve inceleme yöntemlerinden birinde bir önceki yıla göre %23&#8217;lük bir artış anlamına geliyor. Bu değişiklikleri izleyen yıllık commit (kod gönderimi) sayısı ise bir önceki yıla göre %25 artarak 1 milyara ulaştı. Bu benzeri görülmemiş hız, yapay zekanın yazılımın nasıl oluşturulduğu ve geliştirildiği konusunda giderek daha merkezi bir rol oynamasıyla birlikte sektörde büyük bir değişime işaret ediyor.</p>
<p><strong>GitHub&#8217;ın Baş Ürün Sorumlusu Mario Rodriguez</strong>, bu muazzam hacimden &#8220;depo zekası&#8221; olarak bahsediyor ve 2026&#8217;nın yeni bir avantaj getireceğinin habercisi olduğunu söylüyor. Basitçe ifade etmek gerekirse, &#8220;depo zekası&#8221;, yalnızca kod satırlarını değil, bunların arkasındaki ilişkileri ve geçmişi de anlayan yapay zeka anlamına geliyor. Bir dönüm noktasında olduğumuza işaret eden <strong>Rodrigez</strong>, “Yapay zeka ekiplerin oluşturdukları her şeyi depoladıkları ve organize ettikleri ana merkezler olan kod depolarındaki kalıpları analiz ederek neyin değiştiğini, nedenini ve parçaların nasıl bir araya geldiğini anlayabilir. Bu bağlam, daha akıllı önerilerde bulunmasına, hataları daha erken yakalamasına ve hatta rutin düzeltmeleri otomatikleştirmesine yardımcı olur. Sonuç, geliştiricilerin daha hızlı hareket etmesine yardımcı olan daha yüksek kaliteli yazılım olacaktır. Depo zekası, daha akıllı, daha güvenilir yapay zeka için yapı ve bağlam sağlayarak rekabet avantajı haline gelecektir” diyor.</p>
<p><strong>7 &#8211; Bilgisayar bilimindeki bir sonraki sıçrama, çoğu insanın düşündüğünden daha yakın</strong></p>
<p><strong>Microsoft Discovery ve Quantum&#8217;dan Sorumlu Başkan Yardımcısı Jason Zander</strong>, ‘’Kuantum hesaplama uzun zamandır bilim kurgu gibi geliyordu. Ancak araştırmacılar, kuantum makinelerinin klasik bilgisayarların çözemediği sorunları ele almaya başlayacağı çağa giriyorlar. Kuantum avantajı olarak adlandırılan bu atılım, toplumun en zorlu sorunlarını çözmeye yardımcı olabilir. Şimdi farklı olan şey, kuantumun yapay zeka ve süper bilgisayarlarla birlikte çalıştığı hibrit bir sisteme geçiş. Yapay zeka verilerdeki kalıpları bulur. Süper bilgisayarlar devasa simülasyonlar çalıştırır. Ve kuantum, molekülleri ve malzemeleri modellemek için çok daha yüksek doğruluk sağlayacak yeni bir katman ekliyor. Bu ilerleme, hataları tespit edip düzeltebilen ve hesaplama yapabilen fiziksel kuantum bitleri olan mantıksal kuantum bitlerindeki gelişmelerle örtüşüyor; bu da güvenilirliğe doğru kritik bir adım. Microsoft&#8217;un Majorana 1&#8217;i, daha sağlam kuantum sistemlerine doğru önemli bir gelişmeyi işaret ediyor. Majorana 1, kırılgan kuantum bitlerini doğal olarak daha kararlı ve güvenilir hale getiren bir tasarım olan topolojik kuantum bitleri kullanılarak inşa edilen ilk kuantum çipi olduğu gibi, aynı zamanda hataları yakalamak ve düzeltmek için tasarlanmış tek kuantum çözümü. Bu mimari, tek bir çip üzerinde milyonlarca kuantum biti bulunan makinelerin yolunu açarak, karmaşık bilimsel ve endüstriyel sorunlar için gereken işlem gücünü sağlıyor. Kuantum avantajı, malzemelerde, tıpta ve daha birçok alanda çığır açacak gelişmelere yol açacak. Yapay zeka ve bilimin geleceği sadece daha hızlı olmayacak, temelden yeniden tanımlanacak&#8221; diyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/microsoft-2026nin-en-onemli-7-yapay-zeka-trendini-acikladi-604807">Microsoft 2026’nın En Önemli 7 Yapay Zekâ Trendini Açıkladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İBB Şehir Tiyatroları&#8217;nda Bu Hafta (14-19 Ocak 2026)</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolarinda-bu-hafta-14-19-ocak-2026-604076</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Jan 2026 11:36:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[14-19]]></category>
		<category><![CDATA[alıyor]]></category>
		<category><![CDATA[aslı]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[bb]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[hafta]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kara]]></category>
		<category><![CDATA[nda]]></category>
		<category><![CDATA[ocak]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[sahne]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[seyirci]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatroları]]></category>
		<category><![CDATA[yönettiği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=604076</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 2025-2026 tiyatro sezonunun yeni haftasında 14 oyunla seyirci karşısına çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolarinda-bu-hafta-14-19-ocak-2026-604076">İBB Şehir Tiyatroları&#8217;nda Bu Hafta (14-19 Ocak 2026)</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 2025-2026 tiyatro sezonunun yeni haftasında 14 oyunla seyirci karşısına çıkıyor.</p>
<p>Şehir Tiyatroları’nda bu hafta sanatseverleri Friedrich Dürrenmatt’tan Torben Betts’e, Suat Derviş’ten Cengiz Özek’e klasik ve modern yazarların eserlerinin ön planda olduğu zengin bir repertuvar bekliyor.</p>
<p>Bu hafta Bir Ziyaret, Yenilmez, Yoldan Çıkan Oyun, Fosforlu Cevriye, Köpek Kalbi, Ben Medea Değilim, Gidion’un Düğümü, İkinci Perdenin Başı, Merhaba Çocuk, Benim Küçük Yıldızım, Masal, Fındıkkıran, Rüya, Çöpsüz Dünya adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.</p>
<p>Oyun biletleri, gişelerden, <b><u>https://sehirtiyatrolari.ibb.istanbul/</u></b>, <u>biletinial.com</u> adreslerinden ve mobil uygulamamızdan temin edilebilir.</p>
<p><b>Şehir Tiyatroları Sömestir Tatilinde Perdelerini Çocuklar İçin Açıyor</b></p>
<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, sömestir tatilindeki çocuklar için perdelerini pazartesi günleri de açıyor.</p>
<p>Şehir Tiyatroları her pazar sahnelenen çocuk oyunlarının yanı sıra 19 Ocak Pazartesi günü de birbirinden eğlenceli oyunlarla minik seyircilerin karşısına çıkacak.</p>
<p><b>Orhan Veli Şiirleri “Birdenbire” Etkinliğinde Seyirciyle Buluşuyor</b></p>
<p>İstanbul Şiirle Buluşuyor, repertuvar oyunlarımızın yanında şair-şiir eşleşmesi üzerinden geliştirilen yeni ve farklı bir etkinlik konseptini seyircinin ilgisine sunuyor. Seyirci, yönetmen ve oyuncular eşliğinde, dekor, kostüm, müzik ve görsel tasarımla birlikte sahne imkânları kullanılarak, Orhan Veli’nin şiir evreninin içerisinde oluşturulan bir mekânda etkinliğin konuğu olacak.</p>
<p><b>Hümay Güldağ</b>’ın uyarladığı, yönettiği ve oyuncu olarak yer aldığı etkinliğin müziğini Cihan Kurtaran, dekor tasarımını Cihan Aşar, kostüm tasarımını Ahsen Nur Yaman, ışık tasarımını Gökhan Davulcu, efekt tasarımını Özgür Yaşar İşler yapıyor. Etkinlik 18 Ocak tarihinde 19.00’da Müze Gazhane Meydan Sahne’de.</p>
<p><b>Bu Haftanın Programı (14-19 Ocak 2026)</b><b> </b></p>
<p><b>BİR ZİYARET</b> <b>(16+ Yaş)</b></p>
<p>“Gençliğinde sevgilisi Alfred tarafından terk edilip kasabadan kovulan Claire, yıllar sonra dünyanın en zengin kadını Bayan Zachanassian olarak geri döner. Yoksulluğa sürüklenen kasaba halkına servet vaat eder; fakat bunun tek bir bedeli vardır: İntikam. ‘Bir Ziyaret’, paranın gücü karşısında çöken ahlakı ve toplumsal ikiyüzlülüğü trajikomik bir dille gözler önüne seriyor.“</p>
<p><b>Friedrich Dürrenmatt</b>’ın yazdığı, <b>Zahide Gökberk</b>’in çevirdiği, <b>Yıldırım Fikret Urağ</b>’ın yönettiği oyunda <b>Aslı Akın Narcı, Aslı Menaz, Aslı Şahin, Berk Samur, Buğra Can Ildırışık, Burhan Yeşilyurt, Cengiz Tangör, Cüneyt Arda Pamuk, Çağlar Ozan Aksu, Elyesa Çağlar Evkaya, Ergun Üğlü, Fatih Aksüt, Gökhan Eğilmezbaş, Gülsüm Alkan, Hakan Gümüş, Mehmet Avdan, Musa Arslanali, Müge Çiçek, Nagehan Erbaşı, Neşe Ceren Aktay, Ömer Naci Boz, Özgür Efe Özyeşilpınar, Selim Can Yalçın, Şebnem Köstem, Yalçın Avşar, Yasemin Güvenç, Yılmaz Aydın</b> rol alıyor. Oyun, 14-17 Ocak 2026 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>YENİLMEZ (16+ Yaş)</b></p>
<p>Ekonomik kriz sebebiyle Londra’da yaşamaları imkânsız hale gelen Oliver ve Emily çifti, Londra’dan İngiltere’nin kuzeyindeki küçük bir kasabaya taşınırlar ve burada “gerçek” insanlarla tanışmaya karar verirler. Taşralı komşuları Alan ve Dawn’ı evlerine davet ederler. Farklı sınıflara ait insanlar arasında büyük bir hayal kırıklığı ile başlayan ve giderek tuhaflaşan ilişkiler trajik sonuçların ortaya çıkmasına sebep olur.</p>
<p>Torben Betts’in yazdığı, Nazlı Gözde Yolcu’nun çevirdiği, Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda <b>Gizem Akkuş, Gökçer Genç, Nurdan Kalınağa, Tankut Yıldız</b> rol alıyor. Oyun, 14-17 Ocak 2026 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>YOLDAN ÇIKAN OYUN (13+ Yaş)</b></p>
<p>Bol ödüllü komedi oyunu Yoldan Çıkan Oyun, tiyatro sahnesinde yaşanabilecek en büyük aksilikleri, bol kahkaha ve sürprizlerle seyirciye sunuyor! Amatör bir tiyatro topluluğu, büyük bir hevesle klasik bir cinayet oyununu sahnelemeye hazırlanır. Ancak daha perde açıldığı anda yanlış giden olaylar zinciri durdurulamaz hale gelir. Dekor çöker, aksesuarlar kaybolur, oyuncular repliklerini unutunca doğaçlamaya başlar… Ama ne olursa olsun, oyun devam etmelidir!</p>
<p>Londra’dan Broadway’e uzanan bu muhteşem yapım, fiziksel komediyle absürd mizahı ustalıkla harmanlıyor. Tiyatro sanatıyla ilgili tüm klişeleri ters yüz eden Yoldan Çıkan Oyun, seyirciyi kahkahaya boğmaya hazırlanıyor. Yoldan Çıkan Oyun&#8217;da, her şeyin ters gitmesinden dolayı çok memnun olacaksınız.</p>
<p><b>Henry Lewis, Jonathan Sayer, Henry Shields</b>’in yazdığı, <b>Mehmet Ergen</b>’in çevirdiği, <b>Lerzan Pamir</b>’in yönettiği oyunda <b>Berfu Aydoğan, Hasip Tuz, Hüseyin Tuncel, Onur Demircan, Selen Nur Sarıyar, Serdar Orçin, Tarık Köksal, Volkan Öztürk</b> rol alıyor. Oyun, 14-17 Ocak 2026 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>FOSFORLU CEVRİYE (16+ Yaş)</b></p>
<p>Anne babasını tanımadığı için gökteki yıldızlardan doğduğuna inanan, denizin kucağında bir sokak çocuğu olarak büyüyen, Galata mevkiinde karnını doyurabilmek için “icra-i sanat” eyleyen Cevriye, sıradan bir sokak kızı değil aslında İstanbul sokaklarının ta kendisidir. Hastalık ve soğuktan ölüme yaklaştığı o gece, karşısına çıkan esrarengiz bir Adam sayesinde hayata ve kara sevdaya tutunur. Cevriye’nin daha önce tanıdığı erkeklere hiç benzemeyen ve ona “siz” diye hitap eden bu Adam aslında gizli yaşayan bir idam mahkûmudur. Cevriye onu tanıdığı günden sonra artık bambaşka bir “insan” olmuştur. Hapis, sürgün, aradan geçen zaman ve türlü belalara rağmen bu aşktan vazgeçmeyen Cevriye, sevdiği için her şeyi göze alacaktır.</p>
<p>Oyunda 1930-40’lı yılların İstanbul’u zengin tasvirleriyle sunuluyor. Mahallelerin arka sokaklarında, hapishanelerinde, batakhanelerinde hayata tutunmaya çalışan kadınların, annelerin, çocukların ve afili delikanlıların otoriteyle olan ilişkisi çarpıcı öykülerle aktarılıyor. </p>
<p>Suat Derviş, 60’lı yılların başında Türkiye’ye döndüğünde siyasi-mesleki ve maddi anlamda zorlu bir dönemden geçiyordu. “Fosforlu Cevriye” romanını yayınevlerine teklif ediyor fakat ne yazık her seferinde reddediliyordu. Suat Hanım’ın büyük arzusu, bu eserin yayınlanmasından öte, bir “müzikal” olarak oyunlaştırıldığını görmekti… Bunun için ilk görüştüğü kişi genç aktris Gülriz Sururi idi… Gülriz Hanım’ın da arzusu oyunu Şehir Tiyatroları’nda sahnelemekti…</p>
<p>“Karanlık bir gecede gökten düşüp parçalanan bir yıldız gibi…”  kalbimizde iz bırakan Suat Derviş’e, Reşat Fuat Baraner’e, Nazım Hikmet’e ve Gülriz Sururi’ye sevgiyle…</p>
<p>Oyunda <b>Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Binnur Özpınar, Direnç Dedeoğlu, Çağatay Palabıyık, Elif Verit, Emre Yılmaz, Esra Ede, Hakan Örge, Irmak Örnek, Nur Saçbüker Otan, Samet Silme, Tuğrul Arsever, Yağmur Damcıoğlu Namak, Yunus Erman Çağlar, Zeynep Ceren Gedikali </b>rol alıyor. Oyun, 14-17 Ocak 2026 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>KÖPEK KALBİ (16+ Yaş)</b></p>
<p>1924 yılı… Sovyet Rusya’nın karanlık atmosferinde, toplumsal düzenin ve bürokrasinin içine sıkışmış Profesör Preobrajenski insan beyni ve gençleşme üzerine çalışmaktadır. Ona dünya çapında şöhret kazandıran, insanların gençleşmesini sağlayan bir teknik geliştirmiştir. Beyin araştırmaları sürecinde yeni bir deney yapmayı tasarlar. Sokak köpeği Şarik’e zor bir ameliyatla bir insandan alınan hipofiz ve testisleri nakleder. Fakat ameliyattan sonra beklenmedik değişimler baş gösterir, Şarik insana dönüşmeye başlar. Bu değişim Profesör Preobrajenski’nin evinin kurallarını altüst edecektir. Köpek Kalbi, toplum mühendisliği, çürümüş bürokrasi ve sınıf savaşlarıyla toplumsal barışı yitirmiş bir halk üzerinden, insanı insan yapan şey nedir sorusunu soruyor.</p>
<p><b>Mihail Bulgakov</b>’un yazdığı, <b>Mustafa Kemal Yılmaz</b>’ın çevirdiği, <b>Onur Demircan</b>’ın uyarlayıp yönettiği oyunda <b>Ali Gökmen Altuğ, Caner Çandarlı, İrem Arslan, Onur Şirin</b> rol alıyor. Oyun, 14-17 Ocak 2026 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BEN MEDEA DEĞİLİM</b> <b>(16+ Yaş)</b></p>
<p>“Ben Medea Değilim” oyununda yakın geçmişte “katil” sıfatı yakıştırılan bir Kadın’ın, tiyatro sahnesinde gösteriyi ve seyirciyi manipüle ederek kendi hikâyesine ve aslında her kadının kendi gerçeğine yönlendirdiğini görüyoruz. <b>Allison Gregory</b>’nin yazdığı, <b>Hülya Karakaş</b>’ın yönettiği oyunda <b>Şirin Asutay, Berrin Koper, Kamer Karabektaş, Ozan Akif Serman</b> rol alıyor. Oyun, 14-17 Ocak 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>GIDION’UN DÜĞÜMÜ (16+ Yaş)</b></p>
<p>Corryn Fell oğluna neden uzaklaştırma cezası verildiğini öğrenmek için okula gelir. Öğretmen veli görüşmesi, gerilim dolu bir görüşmeye dönüşür. Oyun eğitim sistemini eleştirirken, sosyal medyanın yarattığı toplumsal baskı ve şiddeti ele alır. Aile, ahlak, sanat, çocukluk ve hayal gücüne dair düşüncelerimizi sorgulamamıza neden olur.</p>
<p>Oyun; Amerikan Eleştirmenler Birliği Ödülü ile Çağdaş Amerikan Tiyatrosu Festivali’nde (CATF) Seyirci Ödülünü almıştır. “Çocukluk masum olmak demek değildir&#8230; Masumiyeti hızla kaybetme durumudur. <b>Johnna Adams</b>’ın yazdığı, <b>Beliz Coşar</b>’ın çevirdiği, <b>Ersin Umulu</b>’nun yönettiği oyunda <b>Özge Özder, Özgür Kaymak</b> rol alıyor. Oyun, 14-17 Ocak 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.</p>
<p><b>İKİNCİ PERDENİN BAŞI (13+ Yaş)</b></p>
<p>Genç ve umutsuz bir oyuncu olan Muhsin, ünlü tiyatro yönetmeni Afet’in açtığı oyuncu seçmesine girme fırsatı bulur. Böylesi bir dönüm noktasında, hayatta hiçbir şeyin yolunda gitmemiş olmasının gerginliğini yaşamaktadır. Seçmelere saatinde yetişemediğinden dolayı içeri girip girmeme konusunda kararsız kalır.</p>
<p>Herhangi bir mesleğe yeni başlayan pekçok genç için bu tür seçme veya sınavlar aslında kaybolan umutları bulma ve yeniden hayal kurabilmek için önemli bir eşiktir. Muhsin için ise bir adım ötesinde varoluş imtihanı başlayacaktır.</p>
<p><b>Alp Tuğhan Taş</b>’ın yazıp yönettiği oyunda <b>Ebru Üstüntaş, Alp Tuğhan Taş</b> rol alıyor. Oyun, 17 Ocak 2026 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p><b>MERHABA ÇOCUK (7-77 Yaş)</b></p>
<p>Mustafa Kemal’in mücadeleci ruhu ve bağımsız karakteri çocukluk dönemindeki sosyokültürel olaylarla, okuduğu kitaplar ve etkilendiği kişilerle karakterize olmuştur. Atatürk’ün askerlik, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet dönemine dair her günü ve neredeyse her saati belge ve kitaplarla kayıt altındadır.</p>
<p>Ancak ne yazık ki, onun karakterini, dehasını, iradesini ve daha pek çok niteliğini belirleyen “çocukluk dönemi”ne dair pek az çözümleme yapılmıştır.</p>
<p>Şehir Tiyatroları, sadece “Yetim Mustafa”nın “Ulu Önder”e dönüşme sürecini değil, özellikle günümüzde, bir insanın yaşamında “çocukluk evresi”nin ne kadar önemli olduğunu, klasikleşmiş “anma etkinliği”yle değil bir oyunla aktarmayı amaçlıyor.</p>
<p><b>Gökhan Aktemur</b>’un yazdığı, <b>Yiğit Sertdemir</b>’in yönettiği oyunda <b>Barış Çağatay Çakıroğlu, Can Alibeyoğlu, Can Tarakçı, Emrecan Karakurum, Emre Yılmaz, Gülsüm Alkan, Mert Aykul, Özgür Dereli, Şenay Bağ, Zeynep Göktay Dilbaz</b> rol alıyor. Oyun, 18, 19 Ocak 2026 tarihlerinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)</b></p>
<p>Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.</p>
<p><b>Cengiz Özek</b>’in yazıp yönettiği oyunda <b>Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz </b>rol alıyor. Oyun, 18, 19 Ocak 2026 tarihlerinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>MASAL (5+Yaş)</b></p>
<p>Hakkından ve ihtiyacından fazla yiyeceği çalarak açlığa sebep olan yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı üç çocuk fantastik bir yolculuğa çıkar. Birçok engelin aşıldığı yolculuk sürecinde bireysellikten birlikte hareket etmeye, yardımlaşma ve adaletli paylaşıma kadar çocukların düşünce ve eylemleri değişir. Açlığın tüm çocuklar için yaşamsal bir sorun olduğunu fark eden çocuklar, açgözlü yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı mücadeleyi büyütür. <b>Eftal Gülbudak</b>’ın yazıp yönettiği oyunda <b>Ceren Hacımuratoğlu, Ercan Demirhan, Yeliz Şatıroğlu, Onur Şirin, Volkan Öztürk</b> rol alıyor. Oyun, 18 Ocak 2026 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>FINDIKKIRAN (7+ Yaş)</b></p>
<p>Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada, sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor. <b>E.T.A Hoffmann</b>’ın masalından <b>Dilşad Çelebi</b>’nin uyarladığı, <b>Lerzan Pamir</b>’in yönettiği oyunda <b>Asrın Gurur Kuyucak,</b> <b>Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın</b> rol alıyor. Oyun, 18, 19 Ocak 2026 tarihlerinde Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>RÜYA(5+Yaş)</b></p>
<p>Hayvanat bahçesini ziyaret eden Özgür, doğal yaşam alanlarından kopartılıp kafese konan hayvan dostlarını rüyasında görür. Artık harekete geçme zamanıdır ve Özgür onları kurtarmakta kararlıdır. <b>Özge Midilli-Ertan Kılıç</b>’ın yazdığı <b>Özge Midilli</b>’nin yönettiği oyunda <b>Alp Tuğhan Taş, Neşe Ceren Aktay, Pınar Aygün, Direnç Dedeoğlu, Gülce Çakır, Mehtap Gündoğdu Akbulut, Nilay Bağ, Nilay Yazıcıoğlu </b>rol alıyor. Oyun, 18, 19 Ocak 2026 tarihlerinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>ÇÖPSÜZ DÜNYA (4+ Yaş)</b></p>
<p>İklim değişikliği ve hava kirliliğinden dolayı bulutların renginin, rüzgârın yönünün değiştiği günlerden bir gün; umutlu, mutlu ve bilinçli bir uçurtma olan Uç Uç kuyruğu koptuğu için bir çöplüğe düşer. Çöplükte, bez bir bebek olan Püsküllü ve atılmış bir koli olan Koli Koli ile tanışır. Çöplüğün kontrolünü elinde tutan Çöpten Kral ve yardımcısı Sinek ile kurulu düzenlerini değiştirmeye çalışan Uç Uç arasında bir mücadele başlar.</p>
<p>Çöpsüz Dünya oyunu sevimli karakterler aracılığıyla tüketim kültürünün bilinçsizce yaygınlaştığı günümüzde “geri dönüşüm, tamir, sıfır atık ve renklerle ayrılmış atık kutuları’’ gibi konuları ele alarak atıklardan arındırılmış bir dünya nasıl mümkün olabilir sorusuna cevaplar arıyor. <b>Arzu Yurtseven</b>’in yazdığı, <b>Nihat Alpteki</b>’nin yönettiği oyunda <b>Eylül Soğukçay, Pınar Demiral, Engin Akpınar, Samet Silme, Mehmet Soner Dinç</b> rol alıyor. Oyun, 18, 19 Ocak 2026 tarihlerinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p>İyi seyirler…</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolarinda-bu-hafta-14-19-ocak-2026-604076">İBB Şehir Tiyatroları&#8217;nda Bu Hafta (14-19 Ocak 2026)</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>VR terapiyle korkular aşılabiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/vr-terapiyle-korkular-asilabiliyor-603430</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Jan 2026 09:37:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[araç]]></category>
		<category><![CDATA[aşılabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[Danışanın]]></category>
		<category><![CDATA[deneyim]]></category>
		<category><![CDATA[Dişçi]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>
		<category><![CDATA[korkular]]></category>
		<category><![CDATA[terapi]]></category>
		<category><![CDATA[terapiyle]]></category>
		<category><![CDATA[vr]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=603430</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Can Karpat, VR terapinin psikoterapide kaygı ve fobilerle baş etmede geleneksel yaklaşımları nasıl güçlendirdiği, güvenli ve kontrollü bir araç olarak nasıl kullanıldığı hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vr-terapiyle-korkular-asilabiliyor-603430">VR terapiyle korkular aşılabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Can Karpat, VR terapinin psikoterapide kaygı ve fobilerle baş etmede geleneksel yaklaşımları nasıl güçlendirdiği, güvenli ve kontrollü bir araç olarak nasıl kullanıldığı hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>VR terapisi, bir terapi ekolü değil; kanıta dayalı yaklaşımları güçlendiren bir araç!</strong></p>
<p>Psikoterapinin, her zaman danışanın iç dünyasına açılan bir kapı olduğunu aktaran Klinik Psikolog Can Karpat, “Ancak bazı kapılar vardır ki, sadece konuşarak aralanmaz.” dedi.</p>
<p>Sanal gerçeklik (VR) terapisinin tam da bu noktada, modern psikoterapinin dikkat çeken araçlarından biri olarak karşımıza çıktığını vurgulayan Karpat, “VR terapisi, bir terapi ekolü değil; mevcut, kanıta dayalı yaklaşımların etkisini artıran bir araçtır. Özellikle kaygı bozuklukları ve fobilerde, danışanın gerçek hayatta kaçındığı durumlarla güvenli bir ortamda yüzleşmesini sağlar. Seans odasında yaratılması mümkün olmayan deneyimler, VR sayesinde kontrollü ve yapılandırılmış bir şekilde terapötik sürece dâhil edilir. Böylece VR, danışanı gerçek yaşama hazırlayan güçlü bir köprü işlevi görür.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>VR terapide korku anlatılmaz, yaşanır! </strong></p>
<p>VR terapiyi geleneksel terapilerden ayıran temel özelliklere değinen Klinik Psikolog Can Karpat, “Geleneksel terapilerde danışan, korktuğu durumları ya anlatır ya da hayal eder. VR terapide ise bu durum ‘yaşanır’. Sanal gerçeklik, danışanın görsel ve işitsel olarak deneyimin içine girmesini sağlar. Terapist, ortamın yoğunluğunu, süresini ve içeriğini anlık olarak kontrol edebilir. Bu da terapötik süreci daha ölçülebilir, tekrarlanabilir ve güvenli hâle getirir. En önemli farklardan biri de kaçınma davranışının azalmasıdır; çünkü danışan, gerçek hayatta yüzleşmeye hazır olmadığı durumları önce sanal ortamda deneyimler. Bu, terapi sürecini hem hızlandırır hem de derinleştirir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>VR terapi, korkuyla baş etme deneyimini adım adım kazandırıyor! </strong></p>
<p>Dişçi korkusu gibi spesifik fobilerde de VR terapisi uygulandığını ifade eden Klinik Psikolog Can Karpat, “Dişçi korkusu, çoğu zaman sadece ağrı korkusundan ibaret değildir. Kontrol kaybı, çaresizlik, geçmişte yaşanan olumsuz deneyimler bu korkunun temelini oluşturur.” dedi.</p>
<p>VR terapide, bu korkunun aşamalı olarak ele alındığını kaydeden Karpat, şunları söyledi:</p>
<p>“Danışan önce bir bekleme salonunda bulunur, sonra dişçi koltuğuna oturur, alet seslerini duyar ve en son müdahaleye yaklaşır. Senaryolar, danışanın korku düzeyine ve geçmiş deneyimlerine göre özel olarak hazırlanır. Amaç, danışanı bir anda korkunun içine atmak değil; korkuyla baş edebileceğini adım adım deneyimlemesini sağlamaktır. </p>
<p>VR terapinin en dikkat çekici yönlerinden biri, etkisinin görece kısa sürede gözlemlenebilmesidir. Hafif ve orta düzey dişçi fobilerinde birkaç seans içinde kaygı düzeyinde belirgin bir düşüş görülür. Daha derin, travmatik geçmişi olan vakalarda ise süreç biraz daha uzayabilir. Ancak çoğu danışan, VR terapi sonrasında ilk kez gerçek bir dişçi randevusuna gitmeyi mümkün görmeye başlar. Bu, terapi açısından son derece kritik bir eşiktir.”</p>
<p><strong>VR terapi, doğru yapılandırıldığında kişinin kendine olan güvenini dönüştürür!</strong></p>
<p>Her güçlü araç gibi VR terapinin de dikkatli kullanılması gerektiğine dikkat çeken Klinik Psikolog Can Karpat, “En büyük risklerden biri, danışanın henüz hazır olmadığı bir düzeyde maruz bırakılmasıdır. Ayrıca bazı danışanlar VR’ı bir oyun gibi algılayabilir ya da teknolojiye karşı direnç gösterebilir.” dedi.</p>
<p>Zaman zaman baş dönmesi veya mide bulantısı gibi fiziksel yan etkiler görülebildiğini de ifade eden Karpat, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bu nedenle VR terapisi, klinik deneyim ve etik duyarlılık gerektirir; tek başına bir çözüm olarak sunulmamalıdır.</p>
<p>VR terapinin en değerli kazanımı, danışanın ‘başa çıkabilirim’ duygusunu içselleştirmesidir. Seanslar sonrasında kaçınma davranışları azalır, bedensel kaygı tepkileri hafifler. Uzun vadede ise bu kazanımlar yalnızca dişçi korkusuyla sınırlı kalmaz. Danışan, diğer tıbbi işlemler ve stresli durumlar karşısında da daha dayanıklı hâle gelir. VR terapi, doğru yapılandırıldığında, sadece bir korkuyu değil; kişinin kendine olan güvenini de dönüştürür.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vr-terapiyle-korkular-asilabiliyor-603430">VR terapiyle korkular aşılabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İBB Şehir Tiyatroları Ocak Ayında 33 Oyunu Seyirciyle Buluşturuyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolari-ocak-ayinda-33-oyunu-seyirciyle-bulusturuyor-603211</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Jan 2026 12:04:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[33]]></category>
		<category><![CDATA[ayında]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[bb]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kara]]></category>
		<category><![CDATA[ocak]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[oyunu]]></category>
		<category><![CDATA[sahne]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatroları]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<category><![CDATA[yazdığı]]></category>
		<category><![CDATA[yönettiği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=603211</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 2025-2026 tiyatro sezonunun yeni ayında 33 oyunla seyirci karşısına çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolari-ocak-ayinda-33-oyunu-seyirciyle-bulusturuyor-603211">İBB Şehir Tiyatroları Ocak Ayında 33 Oyunu Seyirciyle Buluşturuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 2025-2026 tiyatro sezonunun yeni ayında 33 oyunla seyirci karşısına çıkıyor.</p>
<p>Ocak ayında tiyatroseverleri Donald Margulies’ten Musahipzade Celal’e, Tolstoy’dan Macit Koper’e klasik ve modern yazarların eserlerinin öne çıktığı zengin bir repertuvar bekliyor.</p>
<p>Bu ay; Sevgili Yelena Sergeyevna (Yeni Oyun), Cadı Kazanı, Oscar, Öylece Durur Zaman, Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım, Kahvaltıya Kalsana, Yaftalı Tabut, Sivrisinekler, Gölge, Bir Ziyaret, Yenilmez, Yoldan Çıkan Oyun, Fosforlu Cevriye, Köpek Kalbi, Ben Medea Değilim, Gidion’un Düğümü, İkinci Perdenin Başı, Haramiler, Maviydi Bisikletim, Öksüzler, Geçmişin Gölgesi, Çingene Boksör, Savaş ve Barış, Uçurtmanın Kuyruğu, Merhaba Çocuk, Benim Küçük Yıldızım, Masal, Fındıkkıran, Rüya, Çöpsüz Dünya, Bir Gece Masalı, Sesler Ülkesi, Sevdalı Bulut adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.</p>
<p>Biletlerinizi https://sehirtiyatrolari.ibb.istanbul/, biletinial.com adreslerinden ve mobil uygulamamızdan temin edilebilirsiniz.</p>
<p><b>Orhan Veli Şiirleri “Birdenbire” Etkinliğinde Seyirciyle Buluşuyor</b></p>
<p>İstanbul Şiirle Buluşuyor, repertuvar oyunlarımızın yanında şair-şiir eşleşmesi üzerinden geliştirilen yeni ve farklı bir etkinlik konseptini seyircinin ilgisine sunuyor. Seyirci, yönetmen ve oyuncular eşliğinde, dekor, kostüm, müzik ve görsel tasarımla birlikte sahne imkânları kullanılarak, Orhan Veli’nin şiir evreninin içerisinde oluşturulan bir mekânda etkinliğin konuğu olacak.</p>
<p><b>Hümay Güldağ</b>’ın uyarladığı, yönettiği ve oyuncu olarak yer aldığı etkinliğin müziğini Cihan Kurtaran, dekor tasarımını Cihan Aşar, kostüm tasarımını Ahsen Nur Yaman, ışık tasarımını Gökhan Davulcu, efekt tasarımını Özgür Yaşar İşler yapıyor. Etkinlik 18 Ocak, 1 Şubat tarihlerinde 19.00’da Müze Gazhane Meydan Sahne’de.</p>
<p><b>Ocak 2026 Programı</b></p>
<p><b>SEVGİLİ YELENA SERGEYEVNA (16+Yaş)</b></p>
<p>İdealist ve ilkeli matematik öğretmeni Yelena Sergeyevna mütevazı evinde annesiyle birlikte yaşamaktadır Okul dışında uzun süredir hasta olan annesiyle de ilgilendiği rutin bir günün sonunda evinin kapısı çalınır. Öğrencileri o gün doğum günü olan öğretmenlerini kutlamak için ellerinde çiçekler ve hediyelerle kapıda durmaktadır. İlk bakışta oldukça sıradan bir kutlama olarak başlayan gece ilerleyen saatlerde bambaşka bir boyut alır. Etekteki taşların dökülmesi ile bu sürpriz ziyaretin masum bir kutlamadan fazlası olduğu ortaya çıkar.</p>
<p>Sovyetler Birliğinde geçen ve Perestroyka’nın ilk yıllarında kaleme alınan oyun, etik çöküşün eşiğindeki bir toplumu mercek altına alıyor. Değerler çatışması ve bireysel çıkarlar uğruna neler yapılabileceği başta olmak üzere bugün hala varlığını koruyan pek çok soruna da ışık tutmayı ihmal etmiyor.</p>
<p><b>Ludmilla Razumovskaya</b>’nın yazdığı, <b>Belgi Paksoy</b>’un çevirdiği, <b>Bora Seçkin</b>’in yönettiği oyunda <b>Hazal Uprak, Ayşecan Tatari, Direnç Dedeoğlu, Elyesa Çağlar Evkaya, Cihat Faruk Sevindik</b> rol alıyor. Oyun, 28-31 Ocak 2026 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>CADI KAZANI (13+ Yaş)</b></p>
<p>Yıl 1692… ABD’de Salem kasabası…Cadılıkla suçlanan insanlar… Büyük tartışmalara, ardından işkencelere, nihayetinde de idamlara varan mahkemeler… Çıkarları için ‘liste’lerce insanları ölüme sürükleyen ‘insan’lar… İnancı kullanarak; önce toplumsal yaşamı, sonra hukuku, nihayetinde onuru yok etmeye çalışan ‘baştakiler’ ve buna sebep olmayı yahut seyirci kalmayı seçen halk… Tiyatro yazınının en önemli isimlerinden Arthur Miller’ın, 1952’de gerçek olaylardan yola çıkarak yazdığı bu ölümsüz eser; ilk kez Şehir Tiyatrosu’ndan seyircilerini selamlıyor.</p>
<p><b>Arthur Miller</b>‘ın yazdığı, <b>Sabahattin Eyüboğlu-Vedat Günyol</b>’un çevirdiği, <b>Yiğit Sertdemir</b>’in yönettiği oyunda <b>Berfu Aydoğan, Berna Adıgüzel, Burak Davutoğlu, Canan Kübra Birinci, </b><b>Seda Yılmaz, Emre Çağrı Akbaba, Eraslan Sağlam, Ersin Sanver, Ezgim Kılınç, Fatma İnan, Engin Akpınar, Mehmet Bulduk, Nilay Yazıcıoğlu, Onur Demircan, Ozan Gözel, Rozet Hubeş, Selçuk Yüksel, Selen Nur Sarıyar, Zeki Yıldırım</b> rol alıyor. Oyun, 7-10 Ocak 2026 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde, 28-31 Ocak 2026 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>OSCAR (13+ Yaş)</b></p>
<p>Christian Jacqueline&#8217;e aşıktır, Colette ise Oscar&#8217;a. Christian uzun süredir sevdiği kızı Mösyö Bernard&#8217;dan isteme niyetindedir. Colette ise babası Mösyö Bernard&#8217;a söylediği yalanla sevgilisi ile evlenme planları yapmaktadır. Ancak ne Christian doğru kızı ister ne de Colette doğru adamla evlenmek üzeredir. Birkaç dakikada sarpa saran olaylar hiç de kolay çözülecek gibi gözükmemektedir.</p>
<p><b>Claude Magnier</b>’in yazdığı, <b>Asude Zeybekoğlu</b>’nun çevirdiği, <b>Ersin Umulu</b>’nun yönettiği oyunda <b>Abdullah Topal, Aslı Aybars, Aslı Şahin, Cem Karakaya, Ceylan Çete, Çağrı Büyüksayar, Hakan Gümüş, Hüseyin Emre Şen, İrem Erkaya, Neslihan Ayşe Öztürk, Oğuzhan Oğuz</b> rol alıyor. Oyun, 7-10 Ocak 2026 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>ÖYLECE DURUR ZAMAN (16+ Yaş)</b></p>
<p>Sarah 40’lı yaşlarının başında bir basın fotoğrafçısıdır, uzun yıllar başta Ortadoğu olmak üzere pek çok savaş bölgesinde çalışmıştır. Sarah Irak’ta bulunduğu sırada çok yakınında patlayan bir bomba sonucu yüzünden yaralanmış, kısa bir tedavinin ardından ülkesine dönmüştür. Şimdi uzun zamandır ayrı kaldığı evinde erkek arkadaşı James ile beraberdir. Her şeyin yolundaymış gibi devam ettiği birkaç günün sonunda çiftin görmezden gelmeye çalıştığı sorunlar gün yüzüne çıkmaya, ilişkilerini biçimlendirmeye başlar.</p>
<p>Oyun, Pulitzer ödüllü yazar Donald Marguiles tarafından kaleme alınmıştır. Oyunda, çevresindeki gelişmelere duyarsız bir topluma eleştirinin yanı sıra bireylerin iç hesaplaşmaları da taze tutulmakta, pek çok konuda seyircinin de kendini sorgulaması sağlanmaktadır.</p>
<p><b>Donald Margulies</b>’in yazdığı, <b>Irmak Bahçeci</b>’nin çevirdiği, <b>Mehmet Ergen</b>’in yönettiği oyunda <b>Mert Tanık, Murat Coşkuner, Pervin Bağdat, Sevil Akı</b> rol alıyor. Oyun, 7-10 Ocak 2026 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde, 28-31 Ocak 2026 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.</p>
<p><b>GÖZLERİMİ KAPARIM VAZİFEMİ YAPARIM (13+ Yaş)</b></p>
<p>Epik Tiyatro’nun büyük ustası Haldun Taner, bu kült eserinde 31 Mart Vakası’ndan 71 Muhtırası’na kadar bireysel ve toplumsal anlamda yaşanan dönüşümlerin yanı sıra hiç değişmeyen şeylerin taşlamasını yapıyor. Oyunda yoksul bir aileden gelen, hayatı sorgulamadan yaşayan “dürüst” Vicdani ile varlıklı bir ailede doğan, servetine servet katarak yükselebilmek için her yolu mubah gören Efruz isimli iki zıt karakterin hayat hikâyesi aktarılıyor. Hiciv, mizah ve yer yer hazin hikâyelerle ilerleyen oyun, sınıfsal farklılıkların birey ve sosyal yaşam üzerindeki etkileri, insan tabiatı, vatan sevgisi, iyilik-kötülük gibi konulara dair sorular sorduruyor. Vicdani kendi gibi olanlara şöyle sesleniyor: “Ey benim kardeşlerim/ İbret olsun hayatım/ Açın ne olur gözünüzü,/ Sakın siz de benim gibi/ Safçasına/ Plak olmayın&#8221;</p>
<p><b>Haldun Taner</b>’in yazdığı <b>Yelda Baskın</b>’ın yönettiği oyunda <b>Alp Tuğhan Taş, Aybar Taştekin, Cafer Alpsolay, Can Alibeyoğlu</b>, <b>Doğan Şirin, Emrecan Karakurum, Özgür Atkın, Özgür Dağ, Seda Çavdar</b>, <b>Yiğit Ali Uslu</b> rol alıyor. Oyun, 7-10 Ocak 2026 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>KAHVALTIYA KALSANA</b> <b>(16+ Yaş)</b></p>
<p>Üç kişilik bir sahne güldürüsü olan &#8220;Kahvaltıya Kalsana&#8221;, Ray Cooney ve Gene Stone tarafından 1970 yılında yazılan &#8220;Why not Stay for Breakfast?&#8221; adlı yapıtın bir uyarlamasıdır&#8230; Oyun, kimileri için artık köhneleşmiş sayılan değerlere sıkıca tutunarak yaşamaya çalışan &#8220;istikrar abidesi&#8221; devlet memuru Nurettin Kavak ile, henüz hangi değerlere sarılacağına bile tam olarak karar veremeyecek bir yaştayken, anne olmak durumunda kalan Burcu Güvenir&#8217;in traji-komik karşılaşmasını anlatır. Ülkemizde yaşanan sosyal ve kültürel alt-üstlüğün naif bir yansıması olarak ele alınan oyunda, Burcu ve Nurettin&#8217;in öyküsüyle sevginin, iyiliğin, değişebilme ve değiştirebilmenin umudu ve sevinci aktarılmaya çalışılır&#8230;</p>
<p><b>Ray Cooney-Gene Stone</b>’un yazdığı, <b>Ragıp Yavuz</b>’un çevirdiği, uyarladığı ve yönettiği oyunda <b>Can Ertuğrul, Derya Çetinel, Kamer Karabektaş</b> rol alıyor. Oyun, 7-10 Ocak 2026 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde, 24 Ocak 2026 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p><b>YAFTALI TABUT (16+ Yaş)</b></p>
<p>Adına tarihin dipnotlarında rastlayabildiğimiz, Türkiye’nin ilk kadın oyun yazarı, kuramcı, aktivist, sosyal ve siyasi yaşamın her alanında öncü Fatma Nudiye Yalçı’nın hikâyesi. 1920’lerde başlayan mücadelesine Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve Nazım Hikmet de eşlik ediyor.</p>
<p><b>Bilgesu Erenus</b>’un yazdığı, <b>Yelda Baskın</b>’ın yönettiği oyunda <b>Bensu Orhunöz, Ceren Hacımuratoğlu, Derya Keykubat, Lale Kabul, Mana Alkoy</b>, <b>Selin Türkmen, Şenay Bağ </b>rol alıyor. Oyun, 7-10 Ocak 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>SİVRİSİNEKLER (16+ Yaş)</b></p>
<p>Alice, Cenevre’de Higgs Bozonu’nun varlığını kanıtlamak için yapılan “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı” projesinde çalışan bir bilim insanıdır. Kendisi gibi bilim insanı olan kocası, çocukları Luke küçükken ortadan kaybolmuştur ve bu onların hayatındaki kara deliktir. <b>Lucy Kirkwood</b>’un yazdığı, <b>Ali Gökmen Altuğ</b>’un yönettiği oyunda <b>Ayşin Atav, Yeliz Gerçek, Senan Kara Tutumluer, Özgür Dereli, Ahhan Şener, Pınar Demiral, Volkan Öztürk, Ümran İnceoğlu, Pınar Pamuk</b> rol alıyor. Oyun, 7-10 Ocak, 28-31 Ocak 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.</p>
<p><b>GÖLGE (16+ Yaş)</b></p>
<p>Bir insanın düşünceleri davranışlarını ne kadar etkileyebilir? İç sesimiz olmadan yaşayabilir miydik? Peki bazı düşüncelerimiz başka bir kişi olarak karşımıza dikilseydi ne olurdu? Oyun, Carl Jung’un “gölge” kavramı ekseninde oyunculuk eğitimi almış bir kadının iç dünyasıyla, mesleğiyle, sosyokültürel çevresiyle olan çatışmalarını sahneye taşıyor.</p>
<p><b>Yağmur Topçu</b>’nun yazdığı, <b>Ahmet Kahvecioğlu</b>’nun yönettiği oyunda <b>Ahmet Kahvecioğlu,</b> <b>Berfin Berber, Yağmur Topçu </b>rol alıyor. Oyun, 10 Ocak 2026 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde, 21-24 Ocak 2026 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BİR ZİYARET</b> <b>(16+ Yaş)</b></p>
<p>“Gençliğinde sevgilisi Alfred tarafından terk edilip kasabadan kovulan Claire, yıllar sonra dünyanın en zengin kadını Bayan Zachanassian olarak geri döner. Yoksulluğa sürüklenen kasaba halkına servet vaat eder; fakat bunun tek bir bedeli vardır: İntikam. ‘Bir Ziyaret’, paranın gücü karşısında çöken ahlakı ve toplumsal ikiyüzlülüğü trajikomik bir dille gözler önüne seriyor.“</p>
<p><b>Friedrich Dürrenmatt</b>’ın yazdığı, <b>Zahide Gökberk</b>’in çevirdiği, <b>Yıldırım Fikret Urağ</b>’ın yönettiği oyunda <b>Aslı Akın Narcı, Aslı Menaz, Aslı Şahin, Berk Samur, Buğra Can Ildırışık, Burhan Yeşilyurt, Cengiz Tangör, Cüneyt Arda Pamuk, Çağlar Ozan Aksu, Elyesa Çağlar Evkaya, Ergun Üğlü, Fatih Aksüt, Gökhan Eğilmezbaş, Gülsüm Alkan, Hakan Gümüş, Mehmet Avdan, Musa Arslanali, Müge Çiçek, Nagehan Erbaşı, Neşe Ceren Aktay, Ömer Naci Boz, Özgür Efe Özyeşilpınar, Selim Can Yalçın, Şebnem Köstem, Yalçın Avşar, Yasemin Güvenç, Yılmaz Aydın</b> rol alıyor. Oyun, 14-17 Ocak 2026 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>YENİLMEZ (16+ Yaş)</b></p>
<p>Ekonomik kriz sebebiyle Londra’da yaşamaları imkânsız hale gelen Oliver ve Emily çifti, Londra’dan İngiltere’nin kuzeyindeki küçük bir kasabaya taşınırlar ve burada “gerçek” insanlarla tanışmaya karar verirler. Taşralı komşuları Alan ve Dawn’ı evlerine davet ederler. Farklı sınıflara ait insanlar arasında büyük bir hayal kırıklığı ile başlayan ve giderek tuhaflaşan ilişkiler trajik sonuçların ortaya çıkmasına sebep olur.</p>
<p>Torben Betts’in yazdığı, Nazlı Gözde Yolcu’nun çevirdiği, Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda <b>Gizem Akkuş, Gökçer Genç, Nurdan Kalınağa, Tankut Yıldız</b> rol alıyor. Oyun, 14-17 Ocak 2026 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde, 31 Ocak 2026 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p><b>YOLDAN ÇIKAN OYUN (13+ Yaş)</b></p>
<p>Bol ödüllü komedi oyunu Yoldan Çıkan Oyun, tiyatro sahnesinde yaşanabilecek en büyük aksilikleri, bol kahkaha ve sürprizlerle seyirciye sunuyor! Amatör bir tiyatro topluluğu, büyük bir hevesle klasik bir cinayet oyununu sahnelemeye hazırlanır. Ancak daha perde açıldığı anda yanlış giden olaylar zinciri durdurulamaz hale gelir. Dekor çöker, aksesuarlar kaybolur, oyuncular repliklerini unutunca doğaçlamaya başlar… Ama ne olursa olsun, oyun devam etmelidir!</p>
<p>Londra’dan Broadway’e uzanan bu muhteşem yapım, fiziksel komediyle absürd mizahı ustalıkla harmanlıyor. Tiyatro sanatıyla ilgili tüm klişeleri ters yüz eden Yoldan Çıkan Oyun, seyirciyi kahkahaya boğmaya hazırlanıyor. Yoldan Çıkan Oyun&#8217;da, her şeyin ters gitmesinden dolayı çok memnun olacaksınız.</p>
<p><b>Henry Lewis, Jonathan Sayer, Henry Shields</b>’in yazdığı, <b>Mehmet Ergen</b>’in çevirdiği, <b>Lerzan Pamir</b>’in yönettiği oyunda <b>Berfu Aydoğan, Hasip Tuz, Hüseyin Tuncel, Onur Demircan, Selen Nur Sarıyar, Serdar Orçin, Tarık Köksal, Volkan Öztürk</b> rol alıyor. Oyun, 14-17 Ocak 2026 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde, 21-24 Ocak 2026 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>FOSFORLU CEVRİYE (16+ Yaş)</b></p>
<p>Anne babasını tanımadığı için gökteki yıldızlardan doğduğuna inanan, denizin kucağında bir sokak çocuğu olarak büyüyen, Galata mevkiinde karnını doyurabilmek için “icra-i sanat” eyleyen Cevriye, sıradan bir sokak kızı değil aslında İstanbul sokaklarının ta kendisidir. Hastalık ve soğuktan ölüme yaklaştığı o gece, karşısına çıkan esrarengiz bir Adam sayesinde hayata ve kara sevdaya tutunur. Cevriye’nin daha önce tanıdığı erkeklere hiç benzemeyen ve ona “siz” diye hitap eden bu Adam aslında gizli yaşayan bir idam mahkûmudur. Cevriye onu tanıdığı günden sonra artık bambaşka bir “insan” olmuştur. Hapis, sürgün, aradan geçen zaman ve türlü belalara rağmen bu aşktan vazgeçmeyen Cevriye, sevdiği için her şeyi göze alacaktır.</p>
<p>Oyunda 1930-40’lı yılların İstanbul’u zengin tasvirleriyle sunuluyor. Mahallelerin arka sokaklarında, hapishanelerinde, batakhanelerinde hayata tutunmaya çalışan kadınların, annelerin, çocukların ve afili delikanlıların otoriteyle olan ilişkisi çarpıcı öykülerle aktarılıyor. </p>
<p>Suat Derviş, 60’lı yılların başında Türkiye’ye döndüğünde siyasi-mesleki ve maddi anlamda zorlu bir dönemden geçiyordu. “Fosforlu Cevriye” romanını yayınevlerine teklif ediyor fakat ne yazık her seferinde reddediliyordu. Suat Hanım’ın büyük arzusu, bu eserin yayınlanmasından öte, bir “müzikal” olarak oyunlaştırıldığını görmekti… Bunun için ilk görüştüğü kişi genç aktris Gülriz Sururi idi… Gülriz Hanım’ın da arzusu oyunu Şehir Tiyatroları’nda sahnelemekti…</p>
<p>“Karanlık bir gecede gökten düşüp parçalanan bir yıldız gibi…”  kalbimizde iz bırakan Suat Derviş’e, Reşat Fuat Baraner’e, Nazım Hikmet’e ve Gülriz Sururi’ye sevgiyle…</p>
<p>Oyunda <b>Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Binnur Özpınar, Direnç Dedeoğlu, Çağatay Palabıyık, Elif Verit, Emre Yılmaz, Esra Ede, Hakan Örge, Irmak Örnek, Nur Saçbüker Otan, Samet Silme, Tuğrul Arsever, Yağmur Damcıoğlu Namak, Yunus Erman Çağlar, Zeynep Ceren Gedikali </b>rol alıyor. Oyun, 14-17 Ocak 2026 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>KÖPEK KALBİ (16+ Yaş)</b></p>
<p>1924 yılı… Sovyet Rusya’nın karanlık atmosferinde, toplumsal düzenin ve bürokrasinin içine sıkışmış Profesör Preobrajenski insan beyni ve gençleşme üzerine çalışmaktadır. Ona dünya çapında şöhret kazandıran, insanların gençleşmesini sağlayan bir teknik geliştirmiştir. Beyin araştırmaları sürecinde yeni bir deney yapmayı tasarlar. Sokak köpeği Şarik’e zor bir ameliyatla bir insandan alınan hipofiz ve testisleri nakleder. Fakat ameliyattan sonra beklenmedik değişimler baş gösterir, Şarik insana dönüşmeye başlar. Bu değişim Profesör Preobrajenski’nin evinin kurallarını altüst edecektir. Köpek Kalbi, toplum mühendisliği, çürümüş bürokrasi ve sınıf savaşlarıyla toplumsal barışı yitirmiş bir halk üzerinden, insanı insan yapan şey nedir sorusunu soruyor.</p>
<p><b>Mihail Bulgakov</b>’un yazdığı, <b>Mustafa Kemal Yılmaz</b>’ın çevirdiği, <b>Onur Demircan</b>’ın uyarlayıp yönettiği oyunda <b>Ali Gökmen Altuğ, Caner Çandarlı, İrem Arslan, Onur Şirin</b> rol alıyor. Oyun, 14-17 Ocak 2026 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BEN MEDEA DEĞİLİM</b> <b>(16+ Yaş)</b></p>
<p>“Ben Medea Değilim” oyununda yakın geçmişte “katil” sıfatı yakıştırılan bir Kadın’ın, tiyatro sahnesinde gösteriyi ve seyirciyi manipüle ederek kendi hikâyesine ve aslında her kadının kendi gerçeğine yönlendirdiğini görüyoruz. <b>Allison Gregory</b>’nin yazdığı, <b>Hülya Karakaş</b>’ın yönettiği oyunda <b>Şirin Asutay, Berrin Koper, Kamer Karabektaş, Ozan Akif Serman</b> rol alıyor. Oyun, 14-17 Ocak 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>GIDION’UN DÜĞÜMÜ (16+ Yaş)</b></p>
<p>Corryn Fell oğluna neden uzaklaştırma cezası verildiğini öğrenmek için okula gelir. Öğretmen veli görüşmesi, gerilim dolu bir görüşmeye dönüşür. Oyun eğitim sistemini eleştirirken, sosyal medyanın yarattığı toplumsal baskı ve şiddeti ele alır. Aile, ahlak, sanat, çocukluk ve hayal gücüne dair düşüncelerimizi sorgulamamıza neden olur.</p>
<p>Oyun; Amerikan Eleştirmenler Birliği Ödülü ile Çağdaş Amerikan Tiyatrosu Festivali’nde (CATF) Seyirci Ödülünü almıştır. “Çocukluk masum olmak demek değildir&#8230; Masumiyeti hızla kaybetme durumudur. <b>Johnna Adams</b>’ın yazdığı, <b>Beliz Coşar</b>’ın çevirdiği, <b>Ersin Umulu</b>’nun yönettiği oyunda <b>Özge Özder, Özgür Kaymak</b> rol alıyor. Oyun, 14-17 Ocak 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.</p>
<p><b>İKİNCİ PERDENİN BAŞI (13+ Yaş)</b></p>
<p>Genç ve umutsuz bir oyuncu olan Muhsin, ünlü tiyatro yönetmeni Afet’in açtığı oyuncu seçmesine girme fırsatı bulur. Böylesi bir dönüm noktasında, hayatta hiçbir şeyin yolunda gitmemiş olmasının gerginliğini yaşamaktadır. Seçmelere saatinde yetişemediğinden dolayı içeri girip girmeme konusunda kararsız kalır.</p>
<p>Herhangi bir mesleğe yeni başlayan pekçok genç için bu tür seçme veya sınavlar aslında kaybolan umutları bulma ve yeniden hayal kurabilmek için önemli bir eşiktir. Muhsin için ise bir adım ötesinde varoluş imtihanı başlayacaktır.</p>
<p><b>Alp Tuğhan Taş</b>’ın yazıp yönettiği oyunda <b>Ebru Üstüntaş, Alp Tuğhan Taş</b> rol alıyor. Oyun, 17 Ocak 2026 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p><b>HARAMİLER (16+ Yaş)</b></p>
<p>Musahipzade Celal’in üç farklı oyunundan oluşturulan bir uyarlamayla, halkın başına musallat olan harami yöneticiler ekseninde gelişen olayları, modern bir bakış açısı ve hicivle sahneye taşıyor.</p>
<p><b>Musahipzade Celal</b>’in yazdığı, <b>Engin Alkan</b>’ın uyarlayıp yönettiği oyunda <b>Aslı Nimet Altaylar, Damla Cangül Yiğit, Elçin Atamgüç, Enes Mazak, Eyşan Dönmez, Göksel Arslan, Melih Tuma, Müslüm Tamer, Pelin Budak, Reyhan Karasu, Yusuf Akçay, Zafer Kırşan</b> rol alıyor. Oyun, 21-24 Ocak 2026 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde, 28-31 Ocak 2026 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>MAVİYDİ BİSİKLETİM (13+ Yaş)</b></p>
<p>İlk gençlik yıllarını geçirdiği İzmir&#8217;e duyduğu özlemin ve ilk aşkının izinden giden bir adamın, anılarına yaptığı bu yolculuk, bizi 1950&#8217;lerin İzmir&#8217;inden günümüze taşıyor. <b>Dinçer Sümer</b>’in yazdığı <b>Ersin Umulu</b>’nun yönettiği oyunda <b>Çağrı Büyüksayar</b> rol alıyor. Oyun, 21-24 Ocak 2026 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>ÖKSÜZLER (16+ Yaş)</b></p>
<p>Çağdaş İngiliz tiyatrosunda toplumsal yaşama dair eleştirel yaklaşımıyla tanınan Dennis Kelly, dışarıdaki kirlenmiş ve tehlikeli dünyaya rağmen mutlu aile hayatı kurmaya çalışan çiftin hayallerinin bir gecede nasıl alt üst olabileceğini gösteriyor. Aile, kadının erkek kardeşi tarafından kriminal bir olayın içine çekiliyor. Çember daraldıkça insan tabiatının karanlık yönleri ortaya çıkmaya başlıyor; bütün bireysel değerler ve aile bağları çözülüyor. Ahlakın, vicdanın, sadakatin, iyilik ve kötülüğün sınırları çarpıcı olay örgüsü etrafında sorgulanıyor.</p>
<p>Gençlik Günleri &#8220;İç Yapımlar&#8221; kapsamında genç oyuncularımızın hazırladığı oyun 2025 sezonunda repertuarımıza kazandırıldı. </p>
<p><b>Dennis Kelly</b>’nin yazdığı, <b>Selin Girit</b>’in çevirdiği, <b>Ogeday Erkut</b>’un yönettiği oyunda <b>Ersin Bağcıoğlu, İpek Uğuz,</b> <b>Ogeday Erkut</b><b> </b>rol alıyor. Oyun, 21-24 Ocak 2026 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>GEÇMİŞİN GÖLGESİ (16+ Yaş)</b></p>
<p>Terk edilmiş bir binada eski bir polis yıllar önce iş birliği yaptığı doktoru beklemektedir. Açığa çıkması gereken gerçekler, yüzleşmeleri gereken suçları vardır. Büyük bir hesaplaşmaya girerler.</p>
<p><b>Macit Koper</b>’in yazdığı, <b>Barış Dinçel</b>’in yönettiği oyunda <b>Ahmet Saraçoğlu, Bahtiyar Engin</b> rol alıyor. Oyun, 21-24 Ocak 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>ÇİNGENE BOKSÖR(16+ Yaş)</b></p>
<p>1920’lerin boks yıldızı Johann Wilhelm Trollmann’ın trajik yaşantısından yola çıkılarak yazılan oyun, kurgusal bir karakter olan Hans’ın tanıklığıyla seyirciye aktarılıyor. Çocukluk dönemlerinde tanışan ikili, güçlü bir arkadaşlık bağıyla yılları geride bırakır. Kendine has stiliyle yıldızlaşan çingene boksör Ruki, Nazi Almanya’sının faşizan politikalarına ve ayrımcılığa maruz kalır. Almanya Şampiyonu olsa da bu unvan kendisine verilmez ve hep kaybetmeye mahkûm edilir. Yoksul mahallelerde başlayıp toplama kamplarına kadar süren, ölümüne dostluğun çarpıcı öyküsü…</p>
<p><b>Rike Reiniger</b>’in yazdığı <b>Cafer Alpsolay</b>’ın yönettiği oyunda <b>Ercan Demirhan</b> rol alıyor. Oyun, 21-24 Ocak 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.</p>
<p><b>SAVAŞ VE BARIŞ (16+ Yaş)</b></p>
<p>1805 ve 1820 arasında geçen, tarihsel bir anlatı özelliği de taşıyan “Savaş ve Barış” Napolyon’un 1812’de Rusya’yı işgalinin hemen öncesinde hayatları tümüyle değişen Rus aristokrasisini konu edinir. Bir yanda aşk ilişkileri, aile ve salon hayatını anlatılırken, savaş ve savaşın geri dönülemez yıkımı da devam etmektedir. Savaş ve Barış, birçok yönüyle bir tarih anlatısının özelliklerini taşırken, aynı zamanda yaşama, inançlara, insanın yaşama amacına dair felsefi düşünceleri barındıran, politik ve sosyolojik çıkarımların yer aldığı destansı bir eserdir. Savaş ve muharebelerin, Napolyon ve Kutuzov gibi tarihi şahsiyetlerin arka fonu oluşturduğu oyunda, aşk hikâyeleri, kişisel zaaflar, aile içi çatışmalar ve kayıplar toplumun genelinden oyundaki her bir karaktere kadar uzanan bir panorama oluşturur. Lev Tolstoy’un yazdığı,  Eva Mahkovic’in uyarladığı, Aslı Önal’ın çevirdiği, Aleksandar Popovski’nin yönettiği oyunda <b>Ahmet Kahvecioğlu,</b> <b>Ayşegül İşsever, Berfin Berber, Boran Bağcı, Can Başak, Defne Gürmen Yüksel, Deran Özgen, Dilara Demirdüzen, Doğan Altınel, Ersin Bağcıoğlu, İpek Uğuz, Melisa Demirhan, Mesut Çırak, Murat Bavli, Mutlu Güney, Ogeday Erkut, Osman Kaba, Salih Şimşek, Sefa Turan, Ümit Bülent Dinçer, Ümit Can Kaya, Yağmur Topçu</b> rol alıyor. Oyun, 28-31 Ocak 2026 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>UÇURTMANIN KUYRUĞU </b><b>(13+ Yaş)</b></p>
<p>Çocukluğu babası tarafından otoriteyle bezenmiş, sıkı bir disiplinle yetiştirilmiş, bu disiplin ve otorite kendisi için saplantıya dönüşmüş bir adam, hayatına son vermeye karar verir. İntihar mektubunu yazıp bitirdiği an kapı çalar. Karşısında ilk defa gördüğü, tanımadığı bir misafir vardır. Gelen adam hayatına ve tüm çocukluğuna dair her şeye hakimdir. Zaman geçtikçe sohbet ilgi çekici bir hal alır. Etkileyici bir iç hesaplaşma başlar.<b> Savaş Dinçel</b>’in yazdığı, <b>Barış Dinçel</b>’in yönettiği oyunda <b>Gün Koper, Ali Yoğurtçuoğlu</b> rol alıyor. Oyun, 28-31 Ocak 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>MERHABA ÇOCUK (7-77 Yaş)</b></p>
<p>Mustafa Kemal’in mücadeleci ruhu ve bağımsız karakteri çocukluk dönemindeki sosyokültürel olaylarla, okuduğu kitaplar ve etkilendiği kişilerle karakterize olmuştur. Atatürk’ün askerlik, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet dönemine dair her günü ve neredeyse her saati belge ve kitaplarla kayıt altındadır.</p>
<p>Ancak ne yazık ki, onun karakterini, dehasını, iradesini ve daha pek çok niteliğini belirleyen “çocukluk dönemi”ne dair pek az çözümleme yapılmıştır.</p>
<p>Şehir Tiyatroları, sadece “Yetim Mustafa”nın “Ulu Önder”e dönüşme sürecini değil, özellikle günümüzde, bir insanın yaşamında “çocukluk evresi”nin ne kadar önemli olduğunu, klasikleşmiş “anma etkinliği”yle değil bir oyunla aktarmayı amaçlıyor.</p>
<p><b>Gökhan Aktemur</b>’un yazdığı, <b>Yiğit Sertdemir</b>’in yönettiği oyunda <b>Barış Çağatay Çakıroğlu, Can Alibeyoğlu, Can Tarakçı, Emrecan Karakurum, Emre Yılmaz, Gülsüm Alkan, Mert Aykul, Özgür Dereli, Şenay Bağ, Zeynep Göktay Dilbaz</b> rol alıyor. Oyun, 11, 18, 19 Ocak, 1 Şubat 2026 tarihlerinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)</b></p>
<p>Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.</p>
<p><b>Cengiz Özek</b>’in yazıp yönettiği oyunda <b>Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz </b>rol alıyor. Oyun, 11, 18, 19 Ocak 2026 tarihlerinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde, 25, 26 Ocak 2026 tarihlerinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde, 1 Şubat 2026 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>MASAL (5+Yaş)</b></p>
<p>Hakkından ve ihtiyacından fazla yiyeceği çalarak açlığa sebep olan yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı üç çocuk fantastik bir yolculuğa çıkar. Birçok engelin aşıldığı yolculuk sürecinde bireysellikten birlikte hareket etmeye, yardımlaşma ve adaletli paylaşıma kadar çocukların düşünce ve eylemleri değişir. Açlığın tüm çocuklar için yaşamsal bir sorun olduğunu fark eden çocuklar, açgözlü yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı mücadeleyi büyütür. <b>Eftal Gülbudak</b>’ın yazıp yönettiği oyunda <b>Ceren Hacımuratoğlu, Ercan Demirhan, Yeliz Şatıroğlu, Onur Şirin, Volkan Öztürk</b> rol alıyor. Oyun, 11, 18 Ocak Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde, 25, 26 Ocak, 1 Şubat tarihlerinde Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>FINDIKKIRAN (7+ Yaş)</b></p>
<p>Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada, sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor. <b>E.T.A Hoffmann</b>’ın masalından <b>Dilşad Çelebi</b>’nin uyarladığı, <b>Lerzan Pamir</b>’in yönettiği oyunda <b>Asrın Gurur Kuyucak,</b> <b>Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın</b> rol alıyor. Oyun, 11, 18, 19 Ocak tarihlerinde Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>RÜYA(5+Yaş)</b></p>
<p>Hayvanat bahçesini ziyaret eden Özgür, doğal yaşam alanlarından kopartılıp kafese konan hayvan dostlarını rüyasında görür. Artık harekete geçme zamanıdır ve Özgür onları kurtarmakta kararlıdır. <b>Özge Midilli-Ertan Kılıç</b>’ın yazdığı <b>Özge Midilli</b>’nin yönettiği oyunda <b>Alp Tuğhan Taş, Neşe Ceren Aktay, Pınar Aygün, Direnç Dedeoğlu, Gülce Çakır, Mehtap Gündoğdu Akbulut, Nilay Bağ, Nilay Yazıcıoğlu </b>rol alıyor. Oyun, 11, 18, 19 Ocak 2026 tarihlerinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>ÇÖPSÜZ DÜNYA (4+ Yaş)</b></p>
<p>İklim değişikliği ve hava kirliliğinden dolayı bulutların renginin, rüzgârın yönünün değiştiği günlerden bir gün; umutlu, mutlu ve bilinçli bir uçurtma olan Uç Uç kuyruğu koptuğu için bir çöplüğe düşer. Çöplükte, bez bir bebek olan Püsküllü ve atılmış bir koli olan Koli Koli ile tanışır. Çöplüğün kontrolünü elinde tutan Çöpten Kral ve yardımcısı Sinek ile kurulu düzenlerini değiştirmeye çalışan Uç Uç arasında bir mücadele başlar.</p>
<p>Çöpsüz Dünya oyunu sevimli karakterler aracılığıyla tüketim kültürünün bilinçsizce yaygınlaştığı günümüzde “geri dönüşüm, tamir, sıfır atık ve renklerle ayrılmış atık kutuları’’ gibi konuları ele alarak atıklardan arındırılmış bir dünya nasıl mümkün olabilir sorusuna cevaplar arıyor. <b>Arzu Yurtseven</b>’in yazdığı, <b>Nihat Alpteki</b>’nin yönettiği oyunda <b>Eylül Soğukçay, Pınar Demiral, Engin Akpınar, Samet Silme, Mehmet Soner Dinç</b> rol alıyor. Oyun, 25, 26 Ocak, 1 Şubat tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde, 11, 18, 19 Ocak 2026 tarihlerinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BİR GECE MASALI (5+ Yaş)</b></p>
<p>Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır. William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda <b>Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Ceysu Aygen, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan</b> rol alıyor. Oyun, 25, 26 Ocak, 1 Şubat tarihlerinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>SESLER ÜLKESİ (4+ Yaş)</b></p>
<p>Uzun zamandır çocuklar tarafından ihmal edilen Keman, Piyano, Flüt kendileri gibi çalınmayan arkadaşları Gitarı da yanlarına alarak Sesler Ülkesine dönmeleri gerektiğini anlatırlar. Gitar kendisini çalmayan Deniz’i uyandırır.  Gitar, Deniz’den ayrılmak istemediği için onu da Sesler Ülkesinde bir yolculuğa çıkarmaya karar verir. Böylece ilk kez Sesler Ülkesini bir çocuk ziyaret eder.</p>
<p>Sesler Ülkesinde enstrümanları ve müziği yakından tanıyan Deniz, Vivaldi, Mozart ve enstrümanlara hayran kalır ve enstrümanların hepsini öğrenmeye heveslenir. Enstrümanlar, Deniz’e kendini beğendirmek için bir yarışa girer ve akordları bozulur. Beethoven enstrümanların akordunu düzeltir ve onları orkestra şefi gibi yöneterek bir eser çaldırır. Aralarındaki uyumu hatırlayan enstrümanlar ve çalacağı enstrümana karar veren Deniz mutludur.</p>
<p><b>Gizem Padar</b>’ın yazdığı, <b>Nihat Alpteki</b>’nin yönettiği oyunda <b>Aslı Şahin, Bahar Çebi, Cihat Faruk Sevindik, Çağlar Polat, Damla Cangül Yiğit, Lale Kabul</b> rol alıyor. Oyun, 25 Ocak tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>SEVDALI BULUT (5+ Yaş)</b></p>
<p>Dünyanın bir yerinde, Ayşe Kız’ın bahçesi dışında kalan her yere ve her şeye sahip olan Kara Seyfi, Ayşe Kız’ın büyük emek ve sevgiyle kurduğu bahçesini de ele geçirmeye çalışmaktadır. Oyun, Sevdalı Bulut, Ayşe Kız ve arkadaşlarının bahçelerini Kara Seyfi’ye karşı koruma çabalarını anlatmaktadır.</p>
<p><b>Nazım Hikmet</b>’in yazdığı, <b>Eftal Gülbudak</b>’ın yönettiği oyunda <b>Ada Alize Ertem, Canan Kübra Birinci, Emre Çağrı Akbaba, Enes Mazak, Erkan Akkoyunlu, Berk Samur, Şeyda Arslan, Tuğçe Açıkgöz, Yasemin Güvenç</b> rol alıyor. Oyun, 25, 26 Ocak, 1 Şubat tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p>İyi seyirler…</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolari-ocak-ayinda-33-oyunu-seyirciyle-bulusturuyor-603211">İBB Şehir Tiyatroları Ocak Ayında 33 Oyunu Seyirciyle Buluşturuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Milli Şef İnönü Konak&#8217;ta doğduğu evde anıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/milli-sef-inonu-konakta-dogdugu-evde-anildi-601806</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Dec 2025 14:20:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ani]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[barış]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[devlet]]></category>
		<category><![CDATA[doğduğu]]></category>
		<category><![CDATA[evde]]></category>
		<category><![CDATA[inönü]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet İnönü]]></category>
		<category><![CDATA[konak]]></category>
		<category><![CDATA[milli]]></category>
		<category><![CDATA[nönü]]></category>
		<category><![CDATA[şef]]></category>
		<category><![CDATA[ta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601806</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Başbakanı ve 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü için vefatının 52’nci yıldönümünde, doğduğu evde düzenlenen anma töreninde konuşan Başkan Mutlu, “Mustafa Kemal Atatürk’ün, İsmet İnönü’nün ve tüm cumhuriyet kahramanlarının anısını yaşatmak, ideallerini gelecek kuşaklara aktarmak üzere çalışmalarımıza hiç durmadan devam edeceğimizi bir kez daha haykırmak istiyorum” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/milli-sef-inonu-konakta-dogdugu-evde-anildi-601806">Milli Şef İnönü Konak&#8217;ta doğduğu evde anıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Başbakanı ve 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü için vefatının 52’nci yıldönümünde, doğduğu evde düzenlenen anma töreninde konuşan Başkan Mutlu, “Mustafa Kemal Atatürk’ün, İsmet İnönü’nün ve tüm cumhuriyet kahramanlarının anısını yaşatmak, ideallerini gelecek kuşaklara aktarmak üzere çalışmalarımıza hiç durmadan devam edeceğimizi bir kez daha haykırmak istiyorum” dedi.</b></p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Başbakanı ve 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, ebediyete uğurlanışının 52’nci yıldönümünde, Konak Belediyesi’nin İsmet İnönü Anı Evi’nde düzenlediği törenle anıldı. Törene Konak Belediye Başkanı nilüfer Çınarlı Mutlu’yla birlikte CHP Konak İlçe Başkanı Serkan Kalmaz ve ilçe yöneticileri, Atatürkçü Yaşam Derneği (ADD) İzmir Şubesi, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) İzmir Şubesi ve 68’liler Platformu yöneticileri, Konak Belediyesi Meclis Üyeleri ile muhtarlar katıldı. Duygu ve gurur dolu anların yaşandığı tören konuşmalarının ardından konuklar, Konak Belediyesi’nin İnönü’nün hatırasını yaşattığı İsmet İnönü Anı Evi’ni gezdi.</p>
<p><b>Mutlu: Yolumuzdan bir adım bile geri atmadan çalışmaya devam ediyoruz</b></p>
<p>Törende konuşma yapan Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, böyle anmalarda ve özel günlerde hep birlikte olmanın önemini vurguladı. İnönü’nün Konaklı olmasından ayrıca gurur duyduklarını açıklayan Başkan Mutlu, şunları söyledi:</p>
<p>“Cumhuriyetimizin ikinci Cumhurbaşkanı, Kurtuluş Savaşımızın eşsiz komutanı İsmet İnönü’nün doğduğu evin Konak’ta olmasından çok gurur duyuyorum. Bunu, Konak için kıymetli ve eşsiz bir miras olarak görüyorum. Türkiye Cumhuriyeti’ni, tarihe, laik ve demokratik bir cumhuriyet olarak kazandıran bu büyük devlet adamının Konaklı olması bizim için büyük bir gurur, onur. Burada başladığı hayat yolculuğunu, Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün en yakınında, onunla birlikte Kurtuluş savaşı cephelerinde, unutulmaz Lozan Antlaşmasının çetin görüşmelerinde, ülkemizin çok partili yaşama geçirilmesinde, demokrasi mücadelesinde sürdüren çok onurlu, çok değerli bir hayat. Bizler de onun namuslu, cesur ve aydın yolunda yürümek üzere yola çıktık. Yolumuzdan da bir adım bile geri atmadan çalışmaya devam ediyoruz. Böyle özel günlerde bir arada olmamız, birbirimizi yalnız bırakmamız, hep birlikte değerlerimize sahip çıkmamız önemli. Mustafa Kemal Atatürk’ün, İsmet İnönü’nün ve tüm cumhuriyet kahramanlarının anısını yaşatmak, ideallerini gelecek kuşaklara aktarmak üzere çalışmalarımıza hiç durmadan devam edeceğimizi bir kez daha haykırmak istiyorum.”</p>
<p><b>Gürel: Onların yazdığı tarih dünyaya mal olmuştur</b></p>
<p>Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Genel Başkan Başdanışmanı ve Atatürk Araştırmacısı Yazar Ahmet Gürel de konuşmasında İnönü’nün başarılarını ve halkçı, devletçi kimliğini anlattı. Gürel, “Atatürk’ün İnönü’yü çok sevdiğini biliyoruz. Atatürk, onu ulusun ters dönmüş alın yazısını değiştiren bir kişi olarak nitelendiriyor. Lozan’ın baş delegesi, İnönü’dür. Atatürk ona halkçı, devletçi politikayı emanet etmiştir. İsmet İnönü, Atatürk’e saldırmak isteyenlerin ilk hedefiydi. Onların yükselttikleri ulusal değerler, yıkmak istedikleri amaçlardır. Ama bu uğraş beyhudedir. Çünkü onların yazdığı tarih dünyaya mal olmuştur” diye konuştu.</p>
<p><b>Tamtürk: Laikliği, çağdaşlığı, bilimi, barışı, kamucu devlet aklını daima savundu</b></p>
<p>Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) İzmir Şube Başkanı Aslı Tamtürk ise İsmet İnönü’nün akılcı, kamucu ve barışçıl özelliklerine dikkat çektiği konuşmasında şu sözlere yer verdi:</p>
<p>“İsmet İnönü, Atatürk devrimlerini sürdüren ve tamamlayan bir liderdi. Bizler için laikliği, çağdaşlığı, bilimi, barışı, kamucu devlet aklını daima savundu. Milli Şef İsmet İnönü’nün en büyük başarılarından biri Lozan Barış Konferansıydı. Orada eşit yurttaşlık konusundaki ısrarı, ulusumuzun Lozan masasında diğer devletlerle eşit temsil edilmesi konusundaki dirayeti, barışı öncelemesi ve gösterdiği stratejik zekanın örnek olması gerekiyor. Diğer büyük başarısı da İkinci Dünya Savaşı’nda gösterdiği duruş ile barışı savunmasıydı.”  </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/milli-sef-inonu-konakta-dogdugu-evde-anildi-601806">Milli Şef İnönü Konak&#8217;ta doğduğu evde anıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Dostluk duygusunu kaybettiğimiz için yalnızız&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-dostluk-duygusunu-kaybettigimiz-icin-yalniziz-601695</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Dec 2025 09:05:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[dostluk]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[duygusunu]]></category>
		<category><![CDATA[gençler]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kaybettiğimiz]]></category>
		<category><![CDATA[nevzat]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[yalnız]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızlık]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601695</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi tarafından bu yıl “Gençlik ve Yalnızlık” temasıyla düzenlenen “7. Uluslararası Yalnızlık Sempozyumu”, Merkez Yerleşke Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-dostluk-duygusunu-kaybettigimiz-icin-yalniziz-601695">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Dostluk duygusunu kaybettiğimiz için yalnızız&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi tarafından bu yıl “Gençlik ve Yalnızlık” temasıyla düzenlenen “7. Uluslararası Yalnızlık Sempozyumu”, Merkez Yerleşke Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>
<p>Sempozyumun açılış konuşmalarını Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazife Güngör ve Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı yaptı.</p>
<p><strong>Gelecekte insanlığı bekleyen büyük tehlike yalnızlık!</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, yalnızlık konusunu gündeme getirmelerinin temel nedeninin gelecekte insanlığı bekleyen büyük bir tehlikeyi fark etmeleri olduğunu ifade ederek, “Yalnızlık Sempozyumu’nun yedincisini gerçekleştiriyoruz. Bir psikiyatrist olarak yalnızlığın neden bu kadar önemli olduğunu özellikle gelecekte bekleyen tehlikeyi gördüğümüz için gündeme getirme ihtiyacı hissettik.” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, günümüzde literatürde giderek daha fazla tartışılan “Kaliforniya Sendromu” kavramına dikkat çekerek, “Bu sendromun dört temel belirtisi var. Kaliforniya Sendromu’nun birinci belirtisi hedonizmdir; yani haz odaklı yaşam felsefesi. Aslında Aristoteles bunu 2500 yıl önce söylemişti. İki tür mutluluk vardır: Biri hedonik mutluluk, yani haz mutluluğu; diğeri ise ödomanik mutluluk, yani anlam mutluluğu.” diye konuştu.</p>
<p><strong>“İnsan ancak anlam peşinde koştuğunda gerçekten mutlu olabiliyor”</strong></p>
<p>Haz ve anlam mutluluğunun nörobiyolojik karşılıklarının da ortaya konduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, modern yaşamın anlam mutluluğunu ihmal ettiğini vurguladı ve “Haz mutluluğu beyinde dopaminle ilişkilidir; kısa vadeli ve geçicidir. Anlam mutluluğu ise serotoninle ilgilidir; daha yavaş salgılanır ama daha kalıcıdır. Kapitalist sistem hedonik mutluluğu tercih etmiş, anlam mutluluğunu ihmal etmiştir. Oysa insan ancak anlam peşinde koştuğunda gerçekten mutlu olabiliyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisine de değinen Prof. Dr. Tarhan, psikolojide uzun süre göz ardı edilen önemli bir noktaya dikkat çekerek, “Maslow, son dönemde vefatından önce ihtiyaçlar hiyerarşisinin en tepesine ‘kendini gerçekleştirme’yi değil, ‘kendini aşma’yı koymuştu. Kendini aşmanın en üst noktasında ise başkalarına yardım etmek ve manevi ihtiyaçlar vardı. Bu gerçek 2017 yılında açıklandı.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>“Bencil insan, yaşlılık veya zorluk anlarında derin bir yalnızlık hissi yaşar”</strong></p>
<p>Kaliforniya Sendromu’nun ikinci belirtisinin egoizm ve narsisizm olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, özellikle gençler arasında narsisizmin hızla yayıldığını söyledi.</p>
<p>“ABD’de ‘Narsisizm Epidemisi’ adıyla kitaplar yayımlandı. Narsisizm, egoizmin kişilik haline gelmesidir. Bencil insan, güçlü ve sağlıklı olduğu zaman iyidir; ancak hastalık, yaşlılık veya zorluk anlarında derin bir yalnızlık hissi yaşar.” diye konuşan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bu sürecin kaçınılmaz olarak yalnızlık ve depresyonu beraberinde getirdiğini vurguladı.</p>
<p><strong>Dünyada depresyon küresel ölçekte artıyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, “Kaliforniya Sendromu’nun üçüncü belirtisi yalnızlık, dördüncü belirtisi ise mutsuzluk ve depresyondur. Bugün dünyada depresyonun küresel ölçekte artışında bir virüs mü var diye araştırılıyor. Aslında burada virüs, hedonizm virüsüdür.” dedi.</p>
<p>Yalnızlıkla baş etmenin yolunun anlam odaklı bir yaşamdan geçtiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, insanın yalnızlığı kendini değiştirmek ve olgunlaşmak için bir fırsata dönüştürebileceğini anlattı.</p>
<p><strong>Gençler yaşlılardan daha yalnız</strong></p>
<p>Gençlik ve yalnızlık arasındaki ilişkiye de değinen Prof. Dr. Tarhan, İngiltere’de yapılan geniş kapsamlı bir araştırmanın çarpıcı sonuçlarını paylaştı ve “Manchester Üniversitesi ve BBC’nin 55 bin kişiyle yaptığı araştırmada, 16-24 yaş arası gençlerin yüzde 40’ı ‘çok yalnızım’ diyor. 75 yaş üzerindekilerde bu oran yüzde 27. Yani gençler, yaşlılardan daha yalnız.” diye konuştu.</p>
<p>Yalnızlığın artık devlet politikalarını da etkilediğini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “İngiltere 2018’de, Japonya ise 2021’de Yalnızlık Bakanlığı kurdu. Birleşmiş Milletler, geleceği bekleyen üç büyük tehlike tanımlıyor: Gelir eşitsizliği, iklim değişikliği ve yalnızlık.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Gençlerdeki yalnızlığın nedeni dijital yalnızlık!</strong></p>
<p>Gençlerde yalnızlığın en önemli nedenlerinden birinin dijital yalnızlık olduğunu da belirten Prof. Dr Tarhan, “Dijital dünyada ilişki çok ama derinlik yok. Sosyal paylaşım var ama duygusal paylaşım yok. Sosyal medya aslında sosyal değil; sanal medyadır. Duygusal aktarımın olmadığı yerde yalnızlık vardır.” dedi.</p>
<p>Konuşmasının sonunda, sağlıklı ve mutlu bir yaşamın temelinde derin ve anlamlı ilişkilerin yer aldığını vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, Harvard Üniversitesi’nin 75 yıl süren araştırmasına atıfta bulunarak, “En uzun, en mutlu ve en sağlıklı yaşayanlar; zengin, ünlü veya başarılı olanlar değil, derin ve anlamlı ilişkileri olan kişiler.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Türk kültüründeki “dost” kavramının altını çizen Prof. Dr. Tarhan, “Dost, insanın kendini yalnız hissettiğinde konuşabileceği kişidir. Güvenli ilişki kurabildiği, zor anında yanında olan kişidir. Dostluk duygusunu kaybettiğimiz için yalnızız. Anadolu irfanına, Doğu bilgeliğiyle Batı’nın bilimsel birikimini sentezlemeye ihtiyacımız var. Bu sorun ancak böyle çözülebilir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Nazife Güngör: “Yalnızlık, gündelik yaşamın içine yerleşmiş bir problem haline geldi”</strong></p>
<p>Konuşmasına sempozyuma katılanları selamlayarak başlayan Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazife Güngör, “Önemli bir sempozyum, çok önemli bir konu. Son derece ciddi; çağımızın temel problemlerinden biriyle karşı karşıyayız.” dedi.</p>
<p>Yalnızlığın artık gündelik hayatın doğal bir parçası haline geldiğini vurgulayan Prof. Dr. Güngör, bireylerin yalnızlaşmasını sadece teorik bir mesele olarak değil, yaşanan ve hissedilen bir gerçeklik olarak değerlendirdi ve “Bugün artık bireylerin yalnızlaştığını sadece akademik metinlerde değil, günlük konuşmalarımızın içinde de dile getiriyoruz. Çünkü görüyoruz, hissediyoruz ve yaşıyoruz. Yalnızlık, gündelik yaşamın içine yerleşmiş bir problem haline geldi.” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Teknolojiyle birlikte aile içi ilişkiler zayıfladı”</strong></p>
<p>Yalnızlaşmanın tarihsel kökenlerine de değinen Prof. Dr. Güngör, modernleşme süreciyle birlikte aile yapısında yaşanan dönüşümlerin bu süreci hızlandırdığına dikkat çekti. Prof. Dr. Güngör, “Aslında modernleşmeyle birlikte bireyin yalnızlaşmaya başladığını söyleyebiliriz. Bunun en önemli nedenlerinden biri büyük aileden, geleneksel aileden çekirdek aileye geçiştir. Elbette çekirdek ailenin modern yaşam açısından olumlu yönleri vardı; sanayileşmiş kentlerin bir gereği haline gelmişti. Ancak bu dönüşüm, kuşaklar arası kopuşu da beraberinde getirdi.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Aile yapısındaki bu parçalanmanın zamanla daha derin bir yalnızlaşmaya dönüştüğünü belirten Prof. Dr. Güngör, “Teknolojiyle birlikte aile içi ilişkiler zayıfladı. Çekirdek ailelerde bile ebeveynlerle çocukların arasına teknoloji girdi. Bu aracıyla birlikte aile bireyleri giderek birbirinden kopmaya başladı. İlk etapta bu durum özerklik ve özgürlük hissi verdi; hatta bir süre bunun keyfi yaşandı. Ancak zaman içinde aile bireylerinin aynı evin içinde bile birbirleriyle iletişim kurmadığını, kursalar bile bunu artık bir araç üzerinden yaptıklarını görmeye başladık.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>“Yalnızlıktan haz almaya başladık”</strong></p>
<p>Günümüzde bireylerin sanal dünya ile kurduğu ilişkinin gerçek sosyal ilişkilerin yerini aldığını söyleyen Prof. Dr. Güngör, “Artık her birimiz elimizdeki mobil telefonların sunduğu sanal dünyayla ilişki kuruyoruz. Bir kafeye sohbet etmek için gidiyoruz, aynı masada oturuyoruz ama birkaç dakika sonra hepimiz o kafenin dışındayız. Aynı masadayız ama her birimiz başka bir dünyadayız.” dedi.</p>
<p>Bu sürecin en tehlikeli boyutunun yalnızlıktan haz almaya başlanması olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Güngör, “Garip bir yalnızlaşma ve kopma yaşıyoruz. Daha da vahimi, yalnızlıktan haz almaya başladık. Bireylerin birbirine ihtiyaç duymamaya başlaması çok büyük bir tehlike. Oysa insan dediğimiz varlık sosyal bir varlıktır. Bugün bu sosyal varlık olma halinin çelişkilerini derin biçimde yaşamaya başladık.” diye konuştu.</p>
<p>Modern ve postmodern süreçlerin bireyi ve aileyi parçaladığını belirten Prof. Dr. Güngör, insanın artık hem gerçek hem de sanal dünyada parçalı bir yaşam sürdürdüğünü ifade etti ve “Bir yandan somut gerçeklikte yaşıyoruz, diğer yandan sanal gerçeklikte var oluyoruz. Bu da bizi parçalı hale getiriyor. İlk başta keyif verici gibi görünen bu durum, zamanla insanın kendi çelişkileriyle yüzleştiği çok daha vahim bir süreci beraberinde getiriyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>“Makinelerle birlikte bir şeyleşme sürecine girdik”</strong></p>
<p>Teknolojinin insanı makinelere bağımlı hale getirdiğini söyleyen Prof. Dr. Güngör, bu süreci “şeyleşme” kavramıyla açıkladı ve “Birbirimizden uzaklaşırken makinelerle bütünleşmeye başladık. Makinelere eklemlendik. İnsan olmaktan, birey olmaktan uzaklaşıp, makinelerle birlikte bir şeyleşme sürecine girdik. Bu son derece kaygı verici bir durum.” dedi.</p>
<p>Duyguların ve zihinsel süreçlerin de bu dönüşümden etkilendiğini vurgulayan Prof. Dr. Güngör, “Duygularımız yumuşuyor, hatta olumsuz anlamda duygularımızdan arınmaya başlıyoruz. Zihnimizi yapay zekâya, duygularımızı sanal âleme teslim ediyoruz. Bunun sonucunda yalnızlaşma ve yabancılaşmanın iç içe geçtiği çok garip bir sürecin tam ortasında bulunuyoruz.” diye sözlerini tamamladı.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Süleymanlı: “Gençlerimiz zaman zaman kendilerini duyulmamış ve yalnız hissetmektedir”</strong></p>
<p>Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı ve Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, Kazakistan’ın başkenti Astana’dan çevrimiçi katılarak gençlerin dijital çağda giderek derinleşen yalnızlık deneyimlerine dikkat çekti.</p>
<p>Bu yıl sempozyumun ana temasının özellikle gençlik olarak belirlendiğini vurgulayan Prof. Dr. Süleymanlı, dijitalleşmenin gençlerin sosyal ilişkilerini dönüştürdüğüne işaret ederek, “Dijital çağın sunduğu tüm iletişim imkânlarına rağmen, sosyal medya üzerinden sürekli etkileşim içinde olan gençlerimiz zaman zaman kendilerini duyulmamış ve yalnız hissetmektedir. Bu tablo, gençlerin yaşadığı yalnızlığın bireysel tercihlerden ziyade içinde bulundukları toplumsal koşullarla yakından ilişkili olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.” dedi.</p>
<p>Sempozyum süresince gençlerin yalnızlık deneyimlerini şekillendiren çok sayıda başlığın ele alınacağını belirten Prof. Dr. Süleymanlı, “Göçmen gençlikten üniversite gençliğine, dijital kuşaktan sosyal medya fenomenlerine, otizmli gençlerin özgün yalnızlık deneyimlerinden yurt dışında öğrenim gören gençlerin yaşadığı yalnızlık olgusuna kadar pek çok başlığı karşılaştırmalı bir bakış açısıyla ele alacağız. Bu gruplar, günümüzde yalnızlığın yeni ve farklı görünümlerini en yoğun biçimde deneyimleyen toplumsal kesimler arasında yer almaktadır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>‘Gençlik, Dijitalleşme ve Yalnızlık’ araştırması</strong></p>
<p>Her yıl olduğu gibi bu yıl da kapsamlı bir alan araştırmasının sempozyum kapsamında paylaşılacağını dile getiren Süleymanlı, “Sempozyumumuz kapsamında Method Research Company ile iş birliği içerisinde Türkiye genelinde gerçekleştirdiğimiz ‘Gençlik, Dijitalleşme ve Yalnızlık’ başlıklı geniş kapsamlı alan araştırmasının bulgularını da değerlendireceğiz.</p>
<p>Sempozyumun yalnızca sorunları tespit etmeyi değil, çözüm üretmeyi hedeflediğini vurgulayan Prof. Dr. Süleymanlı, “Biz burada yalnızlığı kader gibi kabullenen bir yaklaşımı değil; dönüştürülebilir bir toplumsal mesele olarak ele alan bir anlayışı güçlendirmeyi amaçlıyoruz. Yalnızca sorunları tanımlayan değil, aynı zamanda çözüm üreten bir akademik zemin oluşturmayı önemsiyoruz.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Yalnızlığın evrensel bir mesele olduğunun altını çizen Prof. Dr. Süleymanlı, “Sempozyumda bu yıl Azerbaycan, Finlandiya, İsviçre, Kazakistan, Rusya ve Özbekistan olmak üzere altı ülkeden yüz yüze ve çevrim içi katılımla geniş bir uluslararası temsil sağlanmıştır. Bu tablo, yalnızlık olgusunun sınırları aşan, evrensel bir sorun olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır.” dedi.</p>
<p><strong>Dijitalleşen dünyada gençlerin yalnızlık serüveni ele alındı</strong></p>
<p>Moderatörlüğünü Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin’in yaptığı birinci oturumda; Düzce Üniversitesi’nden Prof. Dr. Metin Kılıç “Modernleşen Aile ve Dijitalleşen Gençlik”, Finlandiya Kızılhaçı’ndan Annakatriina Jylhä ve Tommi Korhonen “Yalnızlığın Gönüllülükle Önlenmesi”, Marmara Üniversitesi’nden Doç. Dr. Müge Akbağ “Gençlikte İlişkisel İhtiyaçlar” ve çevrim içi katılımıyla Prof. Dr. Mustafa Koç “Duyguda Yaşayan Gençliğin Yalnızlık Mücadelesi” başlıklı sunumlarını gerçekleştirdi.</p>
<p><strong>Türkiye’de Gençliğin Yalnızlığı Araştırması sonuçları açıklandı</strong></p>
<p>Sempozyumun en dikkat çekici bölümlerinden birinde; Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin ve Method Research Company’den Hale Aslı Kılıç tarafından hazırlanan “Türkiye’de Gençlik, Yalnızlık ve Dijitalleşme: Güncel Araştırma Bulguları” ilk kez kamuoyuyla paylaşıldı.</p>
<p>Öğleden önceki ikinci oturumda ise; NEET (ne eğitimde ne istihdamda olan) gençlerden göçmen gençlere, otizmli bireylerden uluslararası öğrencilere kadar geniş bir yelpazede “Gençlik ve Toplumsal Yalnızlık Deneyimleri” ele alınacak. Doç. Dr. Cihan Ertan, Dr. Gökhan Özcan, Uzman Klinik Psikolog Buse Duran Birlik, Serden Ferhatoğlu Anıl (İsviçre), Nuriye Novruzova (Konuşma Terapisti) ve Sümeyra Yaman (Çocuk Gelişimi Uzmanı) gençlikte yalnızlığın psikopatolojik ve sosyolojik boyutlarını değerlendirildi.</p>
<p>Sempozyumun öğleden sonraki bölümü çevrim içi olarak devam etti. Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı moderatörlüğündeki bu bölümde; Rusya (RUDN Üniversitesi), Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan ve Azerbaycan’dan katılan bilim insanları, kendi ülkelerindeki gençlik yalnızlığı, siber politikalar ve sosyal medya düzenlemeleri üzerine sunumlar yaptı. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-dostluk-duygusunu-kaybettigimiz-icin-yalniziz-601695">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Dostluk duygusunu kaybettiğimiz için yalnızız&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gülşah Durbay Bakırköy&#8217;de anıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gulsah-durbay-bakirkoyde-anildi-601382</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Dec 2025 09:35:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[anıldı]]></category>
		<category><![CDATA[bakırköy]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[Belediye Başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[Durbay]]></category>
		<category><![CDATA[gülşah]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601382</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden Manisa Şehzadeler Belediye Başkanı Gülşah Durbay Bakırköy’de anıldı. Bakırköy Belediyesi Kent Lokantası’nda sunulan yemekler, merhume Durbay hayrına vatandaşlara ücretsiz olarak ikram edildi. Bakırköy Belediye Başkanı Doç. Dr. Ayşegül Ovalıoğlu, vatandaşlara yemek dağıttı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gulsah-durbay-bakirkoyde-anildi-601382">Gülşah Durbay Bakırköy&#8217;de anıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden Manisa Şehzadeler Belediye Başkanı Gülşah Durbay Bakırköy’de anıldı. Bakırköy Belediyesi Kent Lokantası’nda sunulan yemekler, merhume Durbay hayrına vatandaşlara ücretsiz olarak ikram edildi. Bakırköy Belediye Başkanı Doç. Dr. Ayşegül Ovalıoğlu, vatandaşlara yemek dağıttı.</p>
<p>Bakırköy Belediyesi Kent Lokantası bu kez geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden Manisa Şehzadeler Belediye Başkanı Gülşah Durbay anısına ücretsiz hizmet verdi. Bakırköy Belediye Başkanı Doç. Dr. Ayşegül Ovalıoğlu, vatandaşlara ücretsiz yemek ikramında bulundu. Kent Lokantası’na gelen yurttaşlar, bu anlamlı organizasyon için Bakırköy Belediyesi’ne teşekkür ederek, merhum Başkan Gülşah Durbay ile ilgili duygu ve düşüncelerini paylaştı. Vatandaşlar, Durbay’ın halkçı ve sosyal belediyecilik anlayışıyla toplumda bıraktığı izleri saygıyla andıklarını ifade etti.</p>
<p><b>“ASLA UNUTMAYACAĞIZ”</b></p>
<p>Merhume Başkan Durbay için baş sağlığı dileklerini paylaşan Bakırköy Belediye Başkanı Doç. Dr. Ayşegül Ovalıoğlu, “Güler yüzlü, inançlı ve mücadeleci bir yol arkadaşımızı kaybettik. Çok üzgünüz. Genç yaşta aramızdan ayrılan Gülşah Başkanımız hem partide hem de Manisa’da çok sevilen bir isimdi. Biz de adını ve anısını Bakırköy’de yaşatmak için Kent Lokantası’nda bir araya geldik. Tüm komşularımıza teşekkür ediyorum. Gülşah Başkanımızı asla unutmayacağız” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gulsah-durbay-bakirkoyde-anildi-601382">Gülşah Durbay Bakırköy&#8217;de anıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aynı Şeyi Defalarca Düşünüyorsanız…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ayni-seyi-defalarca-dusunuyorsaniz-600897</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Dec 2025 07:35:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aynı]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[beden]]></category>
		<category><![CDATA[defalarca]]></category>
		<category><![CDATA[düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[düşünüyorsanız]]></category>
		<category><![CDATA[duygular]]></category>
		<category><![CDATA[klinik]]></category>
		<category><![CDATA[şeyi]]></category>
		<category><![CDATA[sıkı]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<category><![CDATA[zihinsel]]></category>
		<category><![CDATA[zihni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=600897</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zihinsel yük arttıkça beden alarm veriyor: Uyku bozuluyor, nefes değişiyor, mide hassaslaşıyor…</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ayni-seyi-defalarca-dusunuyorsaniz-600897">Aynı Şeyi Defalarca Düşünüyorsanız…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Zihinsel yük arttıkça beden alarm veriyor: Uyku bozuluyor, nefes değişiyor, mide hassaslaşıyor… Günümüzde pek çok kişinin ortak şikâyeti aynı: “Düşüncelerim bir türlü durmuyor.” Uzmanlara göre bu durum yalnızca yoğun düşünce trafiğiyle açıklanmıyor; duygusal sıkışmışlık, stresin artması ve bedenin sessiz tepkileri zihni daha da yoruyor. <strong>Acıbadem Life Klinik Psikoloğu Ertuğ Gözeri</strong>, zihinsel ve bedensel yükün birbirine sıkı sıkıya bağlı olduğunu vurgulayarak ruh sağlığını korumak için önemli uyarılarda bulunuyor.</p>
<p><strong>DÜŞÜNCELERİN HIZINA DUYGULAR YETİŞEMİYOR</strong></p>
<p>Günlük hayatta pek çok kişiden aynı cümleyi duyarız: “Düşüncelerim bir türlü durmuyor.” Düşüncelerin durmaması çoğu zaman fazla düşünmekten çok daha derin bir sürecin işaretidir. <strong>Acıbadem Life Klinik Psikoloğu Ertuğ Gözeri</strong>’ ye göre zihnin hızlanması, kişinin duygularına yaklaşmakta zorlandığı ya da içsel bir sıkışmışlık yaşadığı dönemlerde belirginleşiyor. “Zihin, duygulara temas etmekte güçlük çektiğinde devreye girer ve düşünce üretimini artırarak kendini korumaya çalışır” diyen <strong>Gözeri</strong>, bu durumun stres sisteminin doğal bir sonucu olduğunu vurguluyor. Tehdit algısı yükseldiğinde zihnin fark edilmez bir tempo artışına girdiğini belirten <strong>Klinik Psikolog</strong> <strong>Gözeri</strong>, “Bu nedenle aynı düşüncenin defalarca tekrarlanması, detaylarda kaybolma ya da durmak bilmeyen iç konuşmalar çoğu zaman zihnin yardım çağrısı niteliğinde. İnsan bir çıkış yolu bulamadığında düşünceler hızlanır; içteki gürültü dış dünyanın sesini bastırmaya başlar” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p><strong>ÇOK DÜŞÜNMEK ZİHNİNİZİ YORMUYOR; </strong></p>
<p>Zihinsel yorgunluğun yalnızca “çok düşünmekle” açıklanmadığını, kişinin içten içe sıkıştığında, duygularına yaklaşmakta zorlandığında ya da stres yükü arttığında zihnindeki trafiğin hızlandığını ifade eden <strong>Klinik Psikolog Ertuğ Gözeri</strong>, “Zihin yorulduğunda beden sessizce devreye girer. Stres sistemi sık aktive olduğunda yalnızca kafa karışmaz; uyku düzeni bozulur, kaslar gerilir, mide hassaslaşır, nefesin ritmi değişir. Yani zihin ve beden birbirinden bağımsız değildir, biri zorlandığında diğeri mutlaka bir yerden sinyal verir” diyor. </p>
<p><strong>ZİHNİNİZ YARDIM ÇIĞLIĞINI UYKUSUZLUK, KALP, MİDE SORUNLARIYLA YANSITABİLİR</strong></p>
<p>Kişinin çıkış yolu bulamadığında düşüncelerinin hızlandığını ve içteki gürültünün dış dünyanın sesini bastırmaya başladığını belirten Gözeri; “Bu dönemde stres yavaş yavaş birikir ve biriken bu yük sonunda kendini bedende gösterir: baş ağrısı, mide yanması, kalp çarpıntısı, omuz–boyun gerginliği, uykuya dalma güçlüğü… Bunların her biri zihinsel yorgunluğun bedensel yankılarıdır” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p><strong>BEDENİNİZ DUYGULARI İŞARET EDİYOR</strong></p>
<p>Her insanın taşıyabileceği yükün farklı olduğuna dikkat çeken <strong>Acıbadem Life Klinik Psikoloğu Ertuğ Gözeri</strong>; “Üstelik bu yük çoğu zaman fark ettirmeden, sessizce artar. Bu tablonun merkezinde duygular yer alır. <strong>Pek çok kişi duygusunu söylemediğinde sorunun çözüldüğünü sanır; oysa bastırılan duygu kaybolmaz, yalnızca başka bir yerden geri döner. B</strong>u psikolojide <em>duygusal bastırma</em> olarak tanımlanır. Bilimsel araştırmalar da bu durumu doğruluyor: Bastırılan duygular, bedenin stres tepkisini artırarak <strong>kortizol seviyelerini yükseltiyor</strong>. Yani kişi o duyguyu kelimelere dökmese bile, <strong>beden o yükü taşımayı sürdürüyor</strong> ve bir noktada farklı belirtiler üzerinden sinyal vermeye başlıyor” diyor. </p>
<p><strong>STRES DÜŞÜNCELERİ, DÜŞÜNCELER DUYGULARI BESLİYOR</strong></p>
<p>Stres, düşünceler ve duyguların birbirini sürekli besleyen üç halka olduğunu söyleyen <strong>Klinik Psikolog Ertuğ Gözeri</strong>; “Kişi içsel olarak sıkıştığında, en basit günlük işler bile gözünde büyüyebilir; zihinsel gürültü, normalde kolaylıkla yönetilebilecek işleri zorlaştırır. Bu noktada duyguları bastırmak yerine onları tanımaya çalışmak, gün içinde kendimize kısa nefes molaları ya da birkaç dakikalık zihinsel ara yaratmak bu yükü hafifletebilir. Uzun süren, kişiyi sosyal hayattan koparan ve günlük hayat akışını engelleyen süreçlerde ise mutlaka uzmana başvurmak, yardım almaktan çekinmemek gerekir ” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p><strong>Acıbadem Life Klinik Psikoloğu Ertuğ Gözeri</strong>, iyileşme sürecindeki en kritik adımın farkındalık olduğunu belirtiyor: “Zihinsel ve bedensel yüklerinizi fark ettiğiniz an, değişim başlamış demektir. Görünür olan her duygu ve stres faktörü, dönüşümün kapısını aralar.” diyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ayni-seyi-defalarca-dusunuyorsaniz-600897">Aynı Şeyi Defalarca Düşünüyorsanız…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İBB Şehir Tiyatroları&#8217;nda Bu Hafta (24-28 Aralık 2025)</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolarinda-bu-hafta-24-28-aralik-2025-600650</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Dec 2025 12:20:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[24-28]]></category>
		<category><![CDATA[aralık]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[bb]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[hafta]]></category>
		<category><![CDATA[Kadı]]></category>
		<category><![CDATA[kız]]></category>
		<category><![CDATA[nda]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatroları]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<category><![CDATA[yönettiği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=600650</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 2025-2026 tiyatro sezonunun yeni haftasında 14 oyunla seyirci karşısına çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolarinda-bu-hafta-24-28-aralik-2025-600650">İBB Şehir Tiyatroları&#8217;nda Bu Hafta (24-28 Aralık 2025)</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 2025-2026 tiyatro sezonunun yeni haftasında 14 oyunla seyirci karşısına çıkıyor.</p>
<p>Şehir Tiyatroları’nda bu hafta sanatseverleri Molière’den Musahipzade Celal’e, Nazım Hikmet’ten William Shakespeare’e klasik ve modern yazarların eserlerinin ön planda olduğu zengin bir repertuvar bekliyor.</p>
<p>Bu hafta Haramiler, Gök Kubbe, Tartuffe, Yoldan Çıkan Oyun, Köpek Kalbi, Öksüzler, Gidion’un Düğümü, Gidiş Dönüş Moskova (Retro), Çöpsüz Dünya, Sevdalı Bulut, Sesler Ülkesi, Rüya, Bir Gece Masalı, Elma Kurdu Kırtık adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.</p>
<p>Oyun biletleri, gişelerden, <b><u>https://sehirtiyatrolari.ibb.istanbul/</u></b>, <u>biletinial.com</u> adreslerinden ve mobil uygulamamızdan temin edilebilir.</p>
<p><b>Bu Haftanın Programı (24-28 Aralık 2025)</b><b> </b></p>
<p><b>HARAMİLER (16+ Yaş)</b></p>
<p>Haramiler müzikali akrabası Şeyhülislam Efendisi’nin kayırmasıyla devletin en üst mertebelerine erişebilmiş Kadı Yakup Efendi’nin Saray’a dek uzanan ikbal yolculuğu ekseninde gelişen olayları anlatıyor.</p>
<p>Halkın başına musallat olan harami yöneticiler, çürümüş bürokrasi, malları gasp edilen yetim bir kız, gözü dönmüş papazlar, büyülerle muskalarla yolunu bulan cinci hocalar ve en önemlisi mağdur edilmiş halk bu oyunun en önemli figürleri olarak karşımıza çıkıyor.</p>
<p>Musahipzade Celal’in Fermanlı Deli Hazretleri, Aynaroz Kadısı ve Atlı Ases oyunundan oluşturulan füzyon bir adaptasyonla kaleme alınan oyun mizahın, hicvin ve müziğin yumuşak kucağında kocaman bir yangını gözler önüne seriyor.</p>
<p><b>Musahipzade Celal</b>’in yazdığı, <b>Engin Alkan</b>’ın uyarlayıp yönettiği oyunda <b>Aslı Nimet Altaylar, Damla Cangül Yiğit, Elçin Atamgüç, </b><b>Emre Ertunç, Enes Mazak, Eyşan Dönmez, Göksel Arslan, Melih Tuma, Müslüm Tamer, Pelin Budak, Reyhan Karasu, Yusuf Akçay, Zafer Kırşan</b> rol alıyor. Oyun, 24-27 Aralık tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>GÖK KUBBE (16+ Yaş)</b></p>
<p>Dört ay önce tanımadığı bir adamın atının sırtında evinden ayrılmış olan Sally, biriktirdiği parasını alıp kaçmak üzere evine döndüğünde kocasıyla karşılaşır. Bölgenin güçlü ve zengin ailesi Wax’lerin çocuğu öldürülmüştür. Cinayeti işleyen adam asılmış, ancak o sırada onunla birlikte olan Sally, hamile olduğunu söylediği için asılması ertelenmiştir. Mübaşir olarak görevlendirilen Coombes, hem çamaşırcılık hem de bölgede ebelik yapan Elizabeth’e, Sally’nin gebe olup olmadığını anlamak için bir araya getirilen jüriye katılması gerektiğini söylemek üzere evine gelir. Mahkeme 12 kadından, Sally’nin gebe olup olmadığı hakkında görüşlerini bildirmeleri istemiştir. Dönemin yasalarına göre, Sally şayet hamileyse, asılmaktan kurtulup Amerika’ya sürgün edilecektir. Bir karar çıkana kadar mum, ateş ve yiyecek bulunmayan bir odada tutulan kadınlar, Sally hakkında bir yargıya varmaya çalışırken, kendi geçmişlerine, bağlarına ve kadın olmaya dair gerçekler de açığa çıkacak, başka bir kadının hayatı üzerine adil bir karar vermek, sandıkları kadar kolay olmayacaktır.</p>
<p><b>Lucy Kirkwood</b>’un yazdığı, <b>Özden Gököz</b>’ün çevirdiği, <b>Ali Gökmen Altuğ</b>’un yönettiği oyunda <b>Ada Alize Ertem, Aslıhan Kandemir, Betül Kızılok Bavli, Canan Kübra Birinci, Çağlar Polat, Demet Bozkaya Şalt, Eraslan Sağlam, Eylül Soğukçay, Ezgim Kılınç, Fatma İnan, Gözde İpek Köse, Işıl Zeynep Karaalp, Serap Öztürk, Yağmur Ulusoy Göktürk, Zeliha Güney </b>rol alıyor. Oyun, 24-27 Aralık tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>TARTUFFE (13+ Yaş)</b></p>
<p>Zengin mi zengin bir adamın, ailesindeki ve çevresindeki kimseyi dinlemeden evine yerleştirdiği sahtekar bir sofu ile hem kendi hem de çevresindekilerin hayatını beter etmesini anlatan bu ölümsüz eserde; inancı, aileyi, aşkı, erkek-kadın farklarını, dünümüzü, bugünümüzü, mizahı, müziği, acıyı, hüznü, rahatsız edici türlü anları iç içe ve olanca dinamiğiyle seyircinin karşısına çıkarıyoruz. Orhan Veli’nin olağanüstü çevirisine, şiirlerinden bestelenen şarkıların da eşlik ettiği seyirliğimizle, hayata dair bu acayip bilmeceyi bir kez daha kahkahalarla selamlıyoruz.</p>
<p><b>Molière</b>’in yazdığı, <b>Orhan Veli Kanık</b>’ın çevirdiği, <b>Yiğit Sertdemir</b>’in yönettiği oyunda <b>Bennu Yıldırımlar, Emre Şen, Gürkan Başbuğ, Mehmet Soner Dinç, Murat Garipağaoğlu, Naci Taşdöğen, Nilay Bağ, Özge Kırdı, Semah Tuğsel, Tolga Yeter, Yeşim Koçak, Zeynep Göktay Dilbaz </b>rol alıyor. Oyun, 24-27 Aralık tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>YOLDAN ÇIKAN OYUN (13+ Yaş)</b></p>
<p>Bol ödüllü komedi oyunu Yoldan Çıkan Oyun, tiyatro sahnesinde yaşanabilecek en büyük aksilikleri, bol kahkaha ve sürprizlerle seyirciye sunuyor! Amatör bir tiyatro topluluğu, büyük bir hevesle klasik bir cinayet oyununu sahnelemeye hazırlanır. Ancak daha perde açıldığı anda yanlış giden olaylar zinciri durdurulamaz hale gelir. Dekor çöker, aksesuarlar kaybolur, oyuncular repliklerini unutunca doğaçlamaya başlar… Ama ne olursa olsun, oyun devam etmelidir!</p>
<p>Londra’dan Broadway’e uzanan bu muhteşem yapım, fiziksel komediyle absürd mizahı ustalıkla harmanlıyor. Tiyatro sanatıyla ilgili tüm klişeleri ters yüz eden Yoldan Çıkan Oyun, seyirciyi kahkahaya boğmaya hazırlanıyor. Yoldan Çıkan Oyun&#8217;da, her şeyin ters gitmesinden dolayı çok memnun olacaksınız.</p>
<p><b>Henry Lewis, Jonathan Sayer, Henry Shields</b>’in yazdığı, <b>Mehmet Ergen</b>’in çevirdiği, <b>Lerzan Pamir</b>’in yönettiği oyunda <b>Berfu Aydoğan, Hasip Tuz, Hüseyin Tuncel, Onur Demircan, Selen Nur Sarıyar, Serdar Orçin, Tarık Köksal, Volkan Öztürk</b> rol alıyor. Oyun, 24-27 Aralık 2025 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>KÖPEK KALBİ (16+ Yaş)</b></p>
<p>1924 yılı… Sovyet Rusya’nın karanlık atmosferinde, toplumsal düzenin ve bürokrasinin içine sıkışmış Profesör Preobrajenski insan beyni ve gençleşme üzerine çalışmaktadır. Ona dünya çapında şöhret kazandıran, insanların gençleşmesini sağlayan bir teknik geliştirmiştir. Beyin araştırmaları sürecinde yeni bir deney yapmayı tasarlar. Sokak köpeği Şarik’e zor bir ameliyatla bir insandan alınan hipofiz ve testisleri nakleder. Fakat ameliyattan sonra beklenmedik değişimler baş gösterir, Şarik insana dönüşmeye başlar. Bu değişim Profesör Preobrajenski’nin evinin kurallarını altüst edecektir. Köpek Kalbi, toplum mühendisliği, çürümüş bürokrasi ve sınıf savaşlarıyla toplumsal barışı yitirmiş bir halk üzerinden, insanı insan yapan şey nedir sorusunu soruyor.</p>
<p><b>Mihail Bulgakov</b>’un yazdığı, <b>Mustafa Kemal Yılmaz</b>’ın çevirdiği, <b>Onur Demircan</b>’ın uyarlayıp yönettiği oyunda <b>Ali Gökmen Altuğ, Caner Çandarlı, İrem Arslan, Onur Şirin</b> rol alıyor. Oyun, 24-27 Aralık tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.</p>
<p><b>ÖKSÜZLER (16+ Yaş)</b></p>
<p>Çağdaş İngiliz tiyatrosunda toplumsal yaşama dair eleştirel yaklaşımıyla tanınan Dennis Kelly, dışarıdaki kirlenmiş ve tehlikeli dünyaya rağmen mutlu aile hayatı kurmaya çalışan çiftin hayallerinin bir gecede nasıl alt üst olabileceğini gösteriyor. Aile, kadının erkek kardeşi tarafından kriminal bir olayın içine çekiliyor. Çember daraldıkça insan tabiatının karanlık yönleri ortaya çıkmaya başlıyor; bütün bireysel değerler ve aile bağları çözülüyor. Ahlakın, vicdanın, sadakatin, iyilik ve kötülüğün sınırları çarpıcı olay örgüsü etrafında sorgulanıyor.</p>
<p>Gençlik Günleri &#8220;İç Yapımlar&#8221; kapsamında genç oyuncularımızın hazırladığı oyun 2025 sezonunda repertuarımıza kazandırıldı. </p>
<p><b>Dennis Kelly</b>’nin yazdığı, <b>Selin Girit</b>’in çevirdiği, <b>Ogeday Erkut</b>’un yönettiği oyunda <b>Ersin Bağcıoğlu, İpek Uğuz,</b> <b>Ogeday Erkut</b><b> </b>rol alıyor. Oyun, 24-27 Aralık tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>GIDION’UN DÜĞÜMÜ (16+ Yaş)</b></p>
<p>Corryn Fell oğluna neden uzaklaştırma cezası verildiğini öğrenmek için okula gelir. Öğretmen veli görüşmesi, gerilim dolu bir görüşmeye dönüşür. Oyun eğitim sistemini eleştirirken, sosyal medyanın yarattığı toplumsal baskı ve şiddeti ele alır. Aile, ahlak, sanat, çocukluk ve hayal gücüne dair düşüncelerimizi sorgulamamıza neden olur.</p>
<p>Oyun; Amerikan Eleştirmenler Birliği Ödülü ile Çağdaş Amerikan Tiyatrosu Festivali’nde (CATF) Seyirci Ödülünü almıştır. “Çocukluk masum olmak demek değildir&#8230; Masumiyeti hızla kaybetme durumudur. <b>Johnna Adams</b>’ın yazdığı, <b>Beliz Coşar</b>’ın çevirdiği, <b>Ersin Umulu</b>’nun yönettiği oyunda <b>Özge Özder, Özgür Kaymak</b> rol alıyor. Oyun, 24-27 Aralık tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.</p>
<p><b>GİDİŞ DÖNÜŞ MOSKOVA (RETRO) (13+ Yaş)</b></p>
<p>Eşinin ölümünden sonra Moskova’da kızı ve damadının yanında yaşamaya başlayan Nikolai Mihayloviç Çmutin, sakin ve huzurlu bir yaşam sürmek umuduyla köyüne gitmek istemektedir. Babasının köyde tek başına yaşayamayacağını düşünen kızı Ludmilla ve bir türlü anlaşamadığı damadı Leonid ise onu evlendirme planları yapmaktadır. Leonid, Çmutin’in birini eş olarak seçmesini umut ederek üç yalnız kadını eve davet eder. Üç gelin adayının da aynı anda eve gelmesiyle planlar karışacaktır.</p>
<p><b>Alexander Galin</b>’in yazdığı, <b>Hale Kuntay</b>’ın çevirdiği, <b>Engin Gürmen</b>’in yönettiği oyunda <b>Aybar Taştekin, Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Esra Ülger, Hikmet Körmükçü, Mahperi Mertoğlu, Zihni Göktay</b> rol alıyor. Oyun, 27 Aralık tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p><b>ÇÖPSÜZ DÜNYA (4+ Yaş)</b></p>
<p>İklim değişikliği ve hava kirliliğinden dolayı bulutların renginin, rüzgârın yönünün değiştiği günlerden bir gün; umutlu, mutlu ve bilinçli bir uçurtma olan Uç Uç kuyruğu koptuğu için bir çöplüğe düşer. Çöplükte, bez bir bebek olan Püsküllü ve atılmış bir koli olan Koli Koli ile tanışır. Çöplüğün kontrolünü elinde tutan Çöpten Kral ve yardımcısı Sinek ile kurulu düzenlerini değiştirmeye çalışan Uç Uç arasında bir mücadele başlar.</p>
<p>Çöpsüz Dünya oyunu sevimli karakterler aracılığıyla tüketim kültürünün bilinçsizce yaygınlaştığı günümüzde “geri dönüşüm, tamir, sıfır atık ve renklerle ayrılmış atık kutuları’’ gibi konuları ele alarak atıklardan arındırılmış bir dünya nasıl mümkün olabilir sorusuna cevaplar arıyor. <b>Arzu Yurtseven</b>’in yazdığı, <b>Nihat Alpteki</b>’nin yönettiği oyunda <b>Eylül Soğukçay, Pınar Demiral, Engin Akpınar, Samet Silme, Mehmet Soner Dinç</b> rol alıyor. Oyun, 28 Aralık tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>SEVDALI BULUT (5+ Yaş)</b></p>
<p>Dünyanın bir yerinde, Ayşe Kız’ın bahçesi dışında kalan her yere ve her şeye sahip olan Kara Seyfi, Ayşe Kız’ın büyük emek ve sevgiyle kurduğu bahçesini de ele geçirmeye çalışmaktadır. Oyun, Sevdalı Bulut, Ayşe Kız ve arkadaşlarının bahçelerini Kara Seyfi’ye karşı koruma çabalarını anlatmaktadır.</p>
<p><b>Nazım Hikmet</b>’in yazdığı, <b>Eftal Gülbudak</b>’ın yönettiği oyunda <b>Ada Alize Ertem, Canan Kübra Birinci, Emre Çağrı Akbaba, Enes Mazak, Erkan Akkoyunlu, Berk Samur, Şeyda Arslan, Tuğçe Açıkgöz, Yasemin Güvenç</b> rol alıyor. Oyun, 28 Aralık tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>SESLER ÜLKESİ (4+ Yaş)</b></p>
<p>Uzun zamandır çocuklar tarafından ihmal edilen Keman, Piyano, Flüt kendileri gibi çalınmayan arkadaşları Gitarı da yanlarına alarak Sesler Ülkesine dönmeleri gerektiğini anlatırlar. Gitar kendisini çalmayan Deniz’i uyandırır.  Gitar, Deniz’den ayrılmak istemediği için onu da Sesler Ülkesinde bir yolculuğa çıkarmaya karar verir. Böylece ilk kez Sesler Ülkesini bir çocuk ziyaret eder.</p>
<p>Sesler Ülkesinde enstrümanları ve müziği yakından tanıyan Deniz, Vivaldi, Mozart ve enstrümanlara hayran kalır ve enstrümanların hepsini öğrenmeye heveslenir. Enstrümanlar, Deniz’e kendini beğendirmek için bir yarışa girer ve akordları bozulur. Beethoven enstrümanların akordunu düzeltir ve onları orkestra şefi gibi yöneterek bir eser çaldırır. Aralarındaki uyumu hatırlayan enstrümanlar ve çalacağı enstrümana karar veren Deniz mutludur.</p>
<p><b>Gizem Padar</b>’ın yazdığı, <b>Nihat Alpteki</b>’nin yönettiği oyunda <b>Aslı Şahin, Bahar Çebi, Cihat Faruk Sevindik, Çağlar Polat, Damla Cangül Yiğit, Lale Kabul</b> rol alıyor. Oyun, 28 Aralık tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>RÜYA(5+Yaş)</b></p>
<p>Hayvanat bahçesini ziyaret eden Özgür, doğal yaşam alanlarından kopartılıp kafese konan hayvan dostlarını rüyasında görür. Artık harekete geçme zamanıdır ve Özgür onları kurtarmakta kararlıdır. <b>Özge Midilli-Ertan Kılıç</b>’ın yazdığı <b>Özge Midilli</b>’nin yönettiği oyunda <b>Alp Tuğhan Taş, Neşe Ceren Aktay, Pınar Aygün, Direnç Dedeoğlu, Gülce Çakır, Mehtap Gündoğdu Akbulut, Nilay Bağ, Nilay Yazıcıoğlu </b>rol alıyor. Oyun, 28 Aralık tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BİR GECE MASALI (5+ Yaş)</b></p>
<p>Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır. <b>William Shakespeare</b>’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda <b>Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Ceysu Aygen, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan</b> rol alıyor. Oyun, 28 Aralık tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>ELMA KURDU KIRTIK (4-7 Yaş)</b></p>
<p>Elma Kurdu Kırtık 7 yaş altı çocuklara yönelik, kuklaların kullanıldığı, canlı müzik eşliğinde oynanan eğlenceli bir çocuk oyunudur. Haylaz bir elma kurdunun mükemmel elmayı bulmak için çıktığı yolculuğu anlatır. Sahip olduklarına değer vermeyen, çevresindekileri hor gören Kırtık bu yolculukta aradığı mükemmel elmaya ulaşmak yerine çok daha kıymetli bir şeyin farkına varır. Çocukların sosyal çevreleriyle olan ilişkilerine dikkat çeken oyun somut nesnelerle soyut kavramları ilişkilendirerek çocuğun algısını geliştirmeyi amaçlamaktadır. Çocuğun günlük yaşamında yaşadığı çelişkileri renkli bir hayal dünyasında yeniden yaratan oyun çocuğa kendi gerçekliğine dışarıdan bakabilme şansı verir. <b>B. Çağatay Çakıroğlu </b>ve<b> Ö. Barış Bakova</b>’nın yazıp <b>B. Çağatay Çakıroğlu</b>’nun yönettiği oyunda; <b>Elyesa Çağlar Evkaya </b>ve<b> Seda Çavdar</b> rol alıyor. Oyun, 28 Aralık tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p>İyi seyirler…</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolarinda-bu-hafta-24-28-aralik-2025-600650">İBB Şehir Tiyatroları&#8217;nda Bu Hafta (24-28 Aralık 2025)</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Milas Belediyesi &#8216;Taziye Evi&#8217; İçin Temel Atma Töreni Gerçekleştiriyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/milas-belediyesi-taziye-evi-icin-temel-atma-toreni-gerceklestiriyor-600125</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Dec 2025 18:37:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[Taziye Evi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=600125</guid>

					<description><![CDATA[<p>Milas Belediyesi, yakınlarını kaybeden vatandaşların baş sağlığı dileklerini daha rahat bir ortamda kabul edebilecekleri Taziye Evi için yapım çalışmalarına başlıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/milas-belediyesi-taziye-evi-icin-temel-atma-toreni-gerceklestiriyor-600125">Milas Belediyesi &#8216;Taziye Evi&#8217; İçin Temel Atma Töreni Gerçekleştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Milas Belediyesi, yakınlarını kaybeden vatandaşların baş sağlığı dileklerini daha rahat bir ortamda kabul edebilecekleri Taziye Evi için yapım çalışmalarına başlıyor.<br />Milas’ta ikamet eden vatandaşların yoğun talepte bulundukları taziye evi yapımı için temel atma töreni Milas Belediyesi tarafından gerçekleştirilecek. Vefat eden vatandaşların ailelerinin başsağlığı dileklerini kabul etmek üzere bulunduğu sosyal mekânlar olan taziye evleri, cenaze sonrası yas sürecinde, aile bireylerinin dost, akraba, komşu ve tanıdıklarla bir araya gelerek taziye ziyaretlerini karşılamasını ve yas sürecinin birlikte yaşanmasını sağlıyor. <br />İlçemiz için önemli bir hizmet olacak Taziye Evi’nin yapım çalışmaları Aydınlıkevler Mahallesi Sebahattin Akyüz Fen Lisesi arkasında başlayacak. Taziye evinin bünyesinde kadın ve erkek taziye salonları, mutfak, idari ofis, kadın ve erkek mescit, kadın- erkek abdesthane, kadın-erkek ve engelli tuvaletleri bulunacak.<br />Temel atma töreni Aydınlıkevler Mahallesi Sebahattin Akyüz Fen Lisesi arkasında bulunan alanda 20 Aralık 2025 Cumartesi günü saat 13.00’te gerçekleşecek. <br />Başkan Topuz’dan törene davet…<br />Önemli bir hizmeti hayata geçireceklerini belirten Milas Belediye Başkanı Fevzi Topuz, “Yakınlarını kaybeden vatandaşlarımızın baş sağlığı dileklerini daha rahat bir ortamda kabul edebilecekleri Taziye Evi için yapım çalışmalarına başlıyoruz. Oldukça kapsamlı bir alanı hayata geçireceğimiz çalışmanın ilk adımlarından biri olan temel atma törenine tüm vatandaşlarımızı davet ediyorum” dedi. </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/milas-belediyesi-taziye-evi-icin-temel-atma-toreni-gerceklestiriyor-600125">Milas Belediyesi &#8216;Taziye Evi&#8217; İçin Temel Atma Töreni Gerçekleştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Panik atak fizyolojik bir yanıt ve kontrol altına alınabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/panik-atak-fizyolojik-bir-yanit-ve-kontrol-altina-alinabilir-599980</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Dec 2025 17:51:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[adrenalin]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[nefes]]></category>
		<category><![CDATA[panik]]></category>
		<category><![CDATA[yırtıcı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599980</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Emine Yağmur Zorbozan, panik bozukluğun ortaya çıkma mekanizması ve tehlikeli bir durum olup olmadığı hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/panik-atak-fizyolojik-bir-yanit-ve-kontrol-altina-alinabilir-599980">Panik atak fizyolojik bir yanıt ve kontrol altına alınabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Emine Yağmur Zorbozan, panik bozukluğun ortaya çıkma mekanizması ve tehlikeli bir durum olup olmadığı hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Vücutta olanlar, hayatta kalmaya yönelik fizyolojik tepkiler! </strong></p>
<p>Panik bozukluğun halk arasında panik atak olarak da bilinen bir anksiyete krizi olduğunu dile getiren Dr. Emine Yağmur Zorbozan, “Sebebi de kafamızda dolaşan olumsuz otomatik düşünceler, tehlike algısı gibi birtakım nedenlerdir.” dedi. </p>
<p>Vücutta, bir tehlike ile karşılaşıldığında böbrek üstü bezlerinden adrenalin adı verilen bir hormon salgılandığını aktaran Dr. Zorbozan, “Doğada bir yırtıcı ile karşılaştığınızı düşünün, o yırtıcıdan kaçmanız gerekecek. Böbrek üstü bezlerinizden adrenalin salgılanıyor. Yırtıcıdan kaçmak için ne olması gerekiyor? Hızlı koşmanız gerekiyor. Öncelikle kollarınıza ve bacaklarınıza yoğun bir kan pompalanması gerekiyor. Bu kanı pompalayan organımız da kalbimiz. Kanı temizleyen organımız da akciğerlerimizdir. Dolayısıyla kalbinizde ciddi bir çarpıntı başlıyor. Sonrasında kanı temizlemek için sık nefes alıp vermeye başlıyorsunuz. Etrafı daha iyi görebilmek için gözbebekleriniz büyüyor. Kanın gittiği yerlerde, kollarda, bacaklarda uyuşma, karıncalanma, titreme gibi belirtiler ortaya çıkıyor. Bütün bunlar adrenalin etkisiyle olan, hayatta kalmak için oluşturduğumuz bir fizyolojik mekanizmadır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Panik bozukluktan kimse ölmez! </strong></p>
<p>Doğadaki süreçte bunlar yaşanırken, panik atakta da tam olarak aynı şeylerin yaşandığını ifade eden Dr. Emine Yağmur Zorbozan, “Zihnimizi bir deniz gibi düşünebiliriz; bu denizin içinde pek çok düşünce yüzüp durur. Ancak ‘burada kalp krizi geçirip öleceğim’, ‘başıma bir iş gelecek’ ya da ‘sevdiklerime bir şey olacak’ gibi otomatik ve olumsuz bir düşünce, bilinçli zihin tarafından yakalanır. Bu düşüncenin ardından böbreküstü bezlerinden adrenalin salgılanır ve kişi, tıpkı doğada bir yırtıcıdan kaçıyormuşçasına tepkiler vermeye başlar.” dedi.</p>
<p>Panik bozuklukla ilgili bazı önemli noktalara değinen Dr. Zorbozan, “Birinci söyleyeceğim şey şu, adrenalinin ömrü iki dakikadır. Yani iki dakika sonra vücuttan parçalanıp gidecek bir şey. Bir diğeri, adrenalin hayatta kalma hormonudur. Dolayısıyla panik bozukluktan kimse ölmez. Hatta biz kalbi duranlara, ölümle burun buruna gelen insanlara adrenalin yapıyoruz. Adrenalin tam aksine sizi hayatta tutmak için salgılanan bir hormon. Panik bozukluktan ötürü vücudumuzda gerçekleşen her şey sağlıklı tepkilerdir. Sağlığınıza herhangi bir zarar vermesi mümkün değil.” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>Panik atak tek başına bir hastalık değil, bir belirti! </strong></p>
<p>Panik bozuklukla nasıl baş edileceği konusunda önerilerde bulunan Dr. Emine Yağmur Zorbozan, “Öncelikle bunun fizyolojik bir yanıt olduğunu bileceğiz ve panik bozukluktan ötürü kalp krizi geçirmeyeceğimizi, ölmeyeceğimizi, bayılmayacağımızı kabul edeceğiz.” dedi.</p>
<p>Doğada bir yırtıcıdan kaçarken bayılmanın olası bir durum olmadığının altını çizen Dr. Zorbozan, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bilinç kaybı, delirme gibi semptomların olması mümkün değil. Öncelikle bu bilinci oturtacağız. Sonrasında da derin nefes alarak adrenalin yanıtını baskılamamız gerekiyor. 3-6-3 kuralı bu gibi durumlarda uygulanabilir. 3 saniye boyunca derin bir nefes alıp, 6 saniye boyunca nefesinizi tutuyorsunuz, sonrasında bu nefesi 3 saniyede veriyorsunuz. Bunu birkaç kez tekrarladığınızda vücuttaki parasempatik sinir sistemi aktive olur ve adrenalin yanıtı baskılanır. Panik nöbetlerle bireysel olarak baş etmekte zorlanıyorsanız ilaç tedavisi de panik nöbetin tedavisinde kullanılabilir. Panik atak tek başına bir hastalık değil, aslında bir belirtidir. Yaygın anksiyete bozukluğunda, depresyonda, obsesif kompulsif bozukluklarda, başka bir takım ruhsal hastalıklarda da görülebilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/panik-atak-fizyolojik-bir-yanit-ve-kontrol-altina-alinabilir-599980">Panik atak fizyolojik bir yanıt ve kontrol altına alınabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alper Hamurcu&#8217;dan Aydın Büyükşehir Belediyespor&#8217;a Veda Mesajı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/alper-hamurcudan-aydin-buyuksehir-belediyespora-veda-mesaji-599934</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Dec 2025 01:14:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[alper]]></category>
		<category><![CDATA[aydın]]></category>
		<category><![CDATA[Aydın Büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[belediyespor]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[hamurcu]]></category>
		<category><![CDATA[veda]]></category>
		<category><![CDATA[voleybol]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599934</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aydın Büyükşehir Belediyespor Kadın Voleybol Takımı’ndaki başantrenörlük görevinden ayrılan Alper Hamurcu, Aydın Büyükşehir Belediyespor'a bir veda mesajı yayımladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alper-hamurcudan-aydin-buyuksehir-belediyespora-veda-mesaji-599934">Alper Hamurcu&#8217;dan Aydın Büyükşehir Belediyespor&#8217;a Veda Mesajı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Aydın Büyükşehir Belediyespor Kadın Voleybol Takımı’ndaki başantrenörlük<br />görevinden ayrılan Alper Hamurcu, Aydın Büyükşehir Belediyespor&#8217;a bir<br />veda mesajı yayımladı.</p>
<p>Değerli Aydın Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü ailesi,<br />Kıymetli Aydın taraftarı ve saygıdeğer yöneticilerimiz,</p>
<p>Yaklaşık yedi yıldır büyük bir gurur ve sorumlulukla yürüttüğüm Aydın<br />Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü A Kadın Voleybol Takımı Baş<br />Antrenörlüğü görevimden ayrılmış bulunuyorum.</p>
<p>Bu kararı almak benim için son derece zor oldu. Aydın’da yıllar boyunca<br />emek verdiğimiz birçok şeyi geride bırakarak, istemeden de olsa değer<br />verdiğim insanları kırarak ayrılıyorum. Ancak tüm duygusal ağırlığına<br />rağmen, aldığım bu kararın kişisel değil, tamamen kulübün menfaatleri<br />doğrultusunda, sağlıklı bir gelecek adına atılmış doğru bir adım<br />olduğuna inanıyorum.</p>
<p>Bu süreçte birlikte yaşadığımız başarılar, zorluklar ve unutulmaz anlar<br />benim için her zaman çok kıymetli olacaktır. Aydın şehrinin voleybola<br />olan tutkusu, tribünlerde hissettiğimiz destek ve camianın bize duyduğu<br />güven, mesleki hayatımda her zaman özel bir yerde duracaktır.</p>
<p>Görev sürem boyunca; başta Sayın Özlem Çerçioğlu olmak üzere, her zaman<br />ve her koşulda bizlerin yanında duran Kulüp Başkanımız Polat Bora<br />Mersin’e, Voleybol Şube Sorumlumuz Volkan Zeytin’e, tüm yönetim kurulu<br />üyelerimize, kulübümüzün emek veren tüm paydaşlarına, her koşulda<br />benimle birlikte yol yürüyen tüm teknik ekip arkadaşlarıma, sevgili<br />abimiz ve menajerimiz Sabri Can’a, sahada büyük bir özveriyle mücadele<br />eden tüm oyuncu arkadaşlarıma ve desteğini hiçbir zaman esirgemeyen<br />büyük Aydın taraftarına gönülden teşekkür ediyorum.</p>
<p>Bugün yollarımız ayrılıyor olsa da, Aydın Büyükşehir Belediyesi Spor<br />Kulübü’nün her zaman başarıyla anılmasını ve Türk voleyboluna değer<br />katmaya devam etmesini yürekten diliyorum.</p>
<p>Saygılarımla,<br />Alper Hamurcu</p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alper-hamurcudan-aydin-buyuksehir-belediyespora-veda-mesaji-599934">Alper Hamurcu&#8217;dan Aydın Büyükşehir Belediyespor&#8217;a Veda Mesajı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nilüfer Belediyesi &#8220;Spor Manifestosu&#8221;nu açıkladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/nilufer-belediyesi-spor-manifestosunu-acikladi-599802</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Dec 2025 12:38:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[açıkladı]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[Manifesto]]></category>
		<category><![CDATA[manifestosu]]></category>
		<category><![CDATA[nilüfer]]></category>
		<category><![CDATA[Nilüfer Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[nü]]></category>
		<category><![CDATA[Şadi Özdemir]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599802</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi, kentin spor vizyonunu ve geleceğe dair stratejik yaklaşımını ortaya koyan “Nilüfer Spor Manifestosu”nu düzenlediği özel bir geceyle kamuoyuna duyurdu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nilufer-belediyesi-spor-manifestosunu-acikladi-599802">Nilüfer Belediyesi &#8220;Spor Manifestosu&#8221;nu açıkladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Nilüfer Belediyesi, kentin spor vizyonunu ve geleceğe dair stratejik yaklaşımını ortaya koyan “Nilüfer Spor Manifestosu”nu düzenlediği özel bir geceyle kamuoyuna duyurdu. Türkiye’de bir belediye tarafından sporun bir kamu politikası ve yaşam kültürü olarak ele alındığı ilk manifesto olma özelliğini taşıyan belge, sporu yalnızca sportif başarılarla sınırlamayan bütüncül bir anlayış ortaya koyuyor.</b></p>
<p>Sağlıklı kentleşme, kapsayıcı toplumsal katılım ve genç nesillerin potansiyelini artırmak hedefiyle yola çıkan Nilüfer Belediyesi, bugün Türkiye’de bir ilk olma özelliği taşıyan “Spor Manifestosu”nu kamuoyuna açıkladı. Manifesto, sporu sadece bir yaşam biçimi olarak ele almakla kalmayıp, sosyo-kültürel kalkınmanın da merkezine yerleştirerek toplumsal dönüşümün en etkin aracı olarak tanımlıyor.</p>
<p>Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir tarafından açıklanan ve kapsamlı bir analiz, hedef ve eylem planını bir araya getiren manifesto; eğitimden sağlığa, kent güvenliğinden gençlik politikalarına kadar uzanan geniş bir perspektifte sporun rolünü yeniden tanımlıyor.</p>
<p>Nilüfer Belediyesi’nin, kentin sporla kurduğu bağı güçlendirmek ve bu alandaki vizyonunu kurumsal bir çerçeveye oturtmak amacıyla hazırladığı “Nilüfer Spor Manifestosu”, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Baran Güneş, Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, Türkiye Voleybol Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Ersin Yılmaz, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, meclis üyeleri, Nilüfer Belediyespor Kulübü Başkanı Muharrem Or ile iş dünyası temsilcileri, sporcular ve kulüp yöneticilerinin katılımıyla gerçekleştirilen özel bir organizasyonla paylaşıldı.</p>
<p>“SPOR NİLÜFER’İN YAŞAM KÜLTÜRÜDÜR”</p>
<p>Gecede Nilüfer’in spor anlayışını, vizyonunu ve geleceğini şekillendiren “Spor Manifestosu”nu açıklayan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, “Spor, Nilüfer’in yaşam kültürüdür” mesajını verdi. Başkan Şadi Özdemir, sporu sadece yarışma ve başarıyla sınırlayan anlayışın ötesine geçiren Nilüfer Spor Manifestosu ile kentin planlamasından gençlik politikalarına, halk sağlığından toplumsal dayanışmaya kadar yaşamın her alanına yayılan, kapsayıcı ve eşitlikçi bir yaşam kültürü olduğunu vurguladı.</p>
<p>Manifesto ile seçim döneminde “100 Güldüren Projeler” kapsamında vaat ettikleri spor vizyonunu somutlaştırdıklarını belirten Başkan Şadi Özdemir; sporu toplumun ahlakını ve disiplinini güçlendiren bir değer olarak gören Mustafa Kemal Atatürk’ün yaklaşımından ilham aldıklarını söyleyerek, manifestonun temel felsefesini şu sözlerle açıkladı:</p>
<p>“Biz sporu sadece başarıya indirgemiyoruz. Sadece kupa kazanmak olarak görmüyoruz. Bizim için spor; önleyici, koruyucu ve birleştiricidir. Gençler için bir okul, kadınlar için güçlenme alanı, toplum için ise dayanışmadır. Spor yapan genç hayata tutunur, çocuklar kendini yalnız hissetmez. İşte tam da bu yüzden Nilüfer’de sporu bir kamu sorumluluğu olarak ele alıyoruz.”</p>
<p>Başkan Şadi Özdemir, mahallelerdeki erişilebilir spor alanlarından bisiklet yollarına, gençlere ve kadınlara yönelik programlardan engelli bireyler için oluşturulan olanaklara kadar birçok çalışmanın bu manifestonun bir parçası olduğunu dile getirdi. Konuşmasını “Bu daha başlangıç” diyerek tamamlayan Başkan Şadi Özdemir, Nilüfer’in sporla büyüyen hikayesini Nilüferlilerle birlikte yazmaya devam edeceklerini söyledi.</p>
<p>“BAŞARI TESADÜF DEĞİL, İSTİKRARIN ÜRÜNÜDÜR”</p>
<p>Nilüfer Belediyespor Kulübü’nün Türkiye’nin en köklü ve çok branşlı yapılarından biri olduğuna dikkat çeken Nilüfer Belediyespor Kulübü Başkanı Muharrem Or da, elde edilen başarıların planlı çalışma ve güçlü altyapı sayesinde geldiğini vurguladı.</p>
<p>Konuşmasında Nilüfer’in yetiştirdiği voleybolculardan Öykü Saruhan’ın hikayesine atıfta bulunan Muharrem Or, “Öykü’nün başarısı yalnızca bireysel bir yeteneğin sonucu değil; doğru zamanda verilen desteklerin ve sabırla kurulan bir altyapının ürünüdür. Bizim gücümüz sadece kazandığımız kupalarda değil; çocuklara verdiğimiz umut ve gençlere açtığımız yolda yatıyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p>KATILIMCILARIN GÖRÜŞLERİ ALINDI</p>
<p>Açılış konuşmalarının ardından katılımcıların görüşleri alındı. “Ortak bir spor kültürü yaratmak kentin geleceğini nasıl şekillendirir?” sorusundan yola çıkılarak yapılan ankette konukların önerilerini topladı. Anket sonuçlarının manifestonun sahadaki karşılığını güçlendireceği belirtildi.</p>
<p>Etkinlikte, Nilüfer’de spor kültürüne emek veren sporcular ile Süperlig ve Türkiye 1. lig takımları arasındaki tek kadın baş antrenör olan İlknur Kurtuluş, Nilüfer Belediyespor Hentbol Başantrenörü Gökhan Durmaz ve Nilüfer Belediyespor Eker Voleybol A Takımı destekçisi Eker Spor Kulübü Başkanı Ece Eker’e “Onur ve Katkı Belgesi” verildi. Türkiye Voleybol Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Ersin Yılmaz da, daha nice sporcuların yetişmesine duyduğu inancı temsilen, Milli Takım imzalı formayı Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve Kulüp Başkanı Muharrem Or’a takdim ederken, Başkan Özdemir ve Or da Nilüfer Belediyespor Eker Voleybol A Takımı sporcularının imzaladığı formayı Yılmaz’a hediye etti.</p>
<p>ÖZETLE NİLÜFER SPOR MANİFESTOSU</p>
<p>Öte yandan Nilüfer Spor Manifestosu, belediyelerin geleneksel spor hizmetlerinin ötesine geçerek; sporu kent planlaması, gençlik politikaları, halk sağlığı ve toplumsal dayanışma başlıklarıyla birlikte ele alan stratejik bir çerçeve sunuyor. Manifesto; sporun yalnızca rekabet ve başarı odaklı değil, yaşam boyu katılımı teşvik eden, kapsayıcı ve eşitlikçi bir toplumsal araç olduğuna dikkat çekiyor.</p>
<p>“SPOR, HERKES İÇİN BİR YAŞAM HAKKI”</p>
<p>Nilüfer Spor Manifestosu, günlük yaşamda sporu herkes için ulaşılabilir kılmayı amaçlıyor. Bu çerçevede belgenin temel hedefleri şöyle öne çıkıyor:</p>
<p>Her Yaştan Kentliye Açık Spor İmkanları: Okullar, parklar ve meydanlar başta olmak üzere kentin günlük yaşam alanlarında sporun doğal olarak yer alması.</p>
<p>Gençlik ve Toplum Odaklı Yaklaşım: Gençlerin sadece sportif başarı değil, aynı zamanda sosyal bağ, öz güven ve yaşam becerileri geliştireceği alanlar yaratmak.</p>
<p>Toplumsal Sağlık ve Refah: Sporu, fiziksel sağlığın ötesine taşıyarak ruh sağlığı ve toplumsal dayanışmanın temel bir bileşeni olarak konumlandırmak.</p>
<p>Kapsayıcılık ve Fırsat Eşitliği: Dezavantajlı gruplar, kadınlar, yaşlılar ve özel gereksinimli bireyler için eşit katılım imkânları sağlamak.</p>
<p>Manifesto; sporun yalnızca rekabet ya da başarıya odaklı bir faaliyet olmadığını; toplumun her bireyinin yaşam kalitesini yükselten, sosyal bağları güçlendiren, eşitlikçi bir araç olduğunu vurguluyor.</p>
<p>TÜRKİYE’DE BİR İLK: STRATEJİK SPOR POLİTİKASI</p>
<p>Belediyeler geleneksel olarak spor tesisleri inşa eder, kulüpleri destekler veya gençlik programları yürütür. Ancak Nilüfer’in Spor Manifestosu, bu çalışmaların ötesine geçerek sporu stratejik bir kamu politikası haline getiriyor ve bütüncül bir sosyal dönüşüm aracı olarak tanımlıyor. Sporun kent planlamasından eğitim politikalarına, toplumsal sağlığa kadar uzanan geniş bir vizyonla ele alınması, bu yaklaşımı Türkiye’de benzersiz kılıyor.</p>
<p>Sporun kent yaşamına entegrasyonu ve herkese ulaşan fırsatlar sunması, manifestonun en çarpıcı yönlerinden biri. Bu vizyon, yalnızca yarışma odaklı değil; hayat boyu spor, katılımcı topluluklar ve sağlıklı nesiller yaratma perspektifini benimsiyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nilufer-belediyesi-spor-manifestosunu-acikladi-599802">Nilüfer Belediyesi &#8220;Spor Manifestosu&#8221;nu açıkladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Omurga kırıkları kış aylarında artıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/omurga-kiriklari-kis-aylarinda-artiyor-599389</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Dec 2025 07:32:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[kemik]]></category>
		<category><![CDATA[kırık]]></category>
		<category><![CDATA[Omurga Kırıkları]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599389</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde hareketsiz (sedanter) yaşam tarzına, yaşla birlikte kasların ve kemik kaybının hızlanmasının da eklenmesi özellikle 60 yaş üzerindeki kişilerde ciddi bir sağlık tehdidini beraberinde getiriyor: Kemik erimesine bağlı omurga kırıkları!</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/omurga-kiriklari-kis-aylarinda-artiyor-599389">Omurga kırıkları kış aylarında artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde hareketsiz (sedanter) yaşam tarzına, yaşla birlikte kasların ve kemik kaybının hızlanmasının da eklenmesi özellikle 60 yaş üzerindeki kişilerde ciddi bir sağlık tehdidini beraberinde getiriyor: Kemik erimesine bağlı omurga kırıkları! <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Ali Erhan Kayalar</strong> “Kemik erimesi olan kişilerde; bazen önemsenmeyen sandalyeden kaymalar ya da düz zeminde tökezlemeyle oluşan düşmeler 60 yaş üzeri bireylerde omurga kırıklarının en önemli nedenlerinden birini oluşturuyor. Menopozdan sonra kemik erimesinin hızlanmasıyla özellikle kadınlarda çok yaygın görülen bu sorun, küçük travmaları bile büyük bir tehdide dönüştürebiliyor” diyor. Özellikle yağışlı havalarda ve kış mevsiminde omurga kırıkları ile çok daha fazla karşılaştıklarını belirten Doç. Dr. Kayalar, kemik erimesine bağlı omurga kırıkları ve tedavisine yönelik açıklamalar yaptı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p>Ani başlayan bel ağrınızın şiddeti istirahate rağmen hafiflemiyor, “düşme bile sayılmaz” dediğiniz bir tökezlemede omurga kırığı teşhisi alıyorsunuz! İşte bu ve benzeri durumlarla karşılaşanların sayısı son yıllarda hızla artıyor. <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Ali Erhan Kayalar</strong> “Özellikle menopoz sonrası hızla artan kemik ve kas kaybına, hareketsizlik ve ilerleyen yaş da eklendiğinde omurga kırıkları en fazla kadınlarda görülüyor. Dünya genelinde 60 yaşın üzerinde hem kadınlarda hem de erkeklerde önemli bir sorun olan omurga kırıkları yaşam kalitesini çok ciddi oranda azaltırken, tedavide geç kalındığında başkasına bağımlı bir yaşama da neden olabiliyor” diyor. Sağlıklı bir omurga için kemik kalitesi kadar omurganın etrafındaki kasların da güçlü olması gerektiğini, bunun da temel şartının düzenli egzersiz ve sağlıklı beslenme olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Kayalar sözlerine şöyle devam ediyor: “Özellikle hareketsiz bir yaşam tarzının hakim olduğu son yıllarda, diz ve kalça ağrısının da çok sık görülmesi nedeniyle hareketsiz kalan birçok yaşlıda, bel kasları çok zayıflıyor. Böyle olunca omurga adeta savunmasız kalıyor ve en küçük darbede kırık oluşabiliyor. Özellikle kış aylarında ıslak ve kaygan zeminin de etkisiyle omurga kırıklarının görülme sıklığında artış yaşandığını belirten Doç. Dr. Kayalar “Kış aylarında, karlı havalarda kayarak popo üstü düşmelere ve sakrum (kuyruk sokumu kırığı) kırığına çok sık rastlıyoruz. Kaygan ve buzlu zeminde yürürken çok daha fazla dikkat edilmesi gerekir. İlaçla ve istirahatle geçmeyen kuyruk sokumu kırıklarında minimal invaziv kuyruk sokumunu çıkardığımız cerrahi müdahalelerle hastalar rahatça oturabiliyor ve yıllarca oturma simitlerine mahkum kalmıyor” diyor.</p>
<p><strong>Mutlaka doktora başvurun</strong></p>
<p>“Basit bir tökezleme, geçer” demeyip, istirahata rağmen geçmeyen ağrıların devam ettiği durumlarda mutlaka doktora başvurulması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Kayalar, ilaç tedavisinden fayda sağlanamadığında girişimsel ağrı işlemleri, durum daha da ciddi ise cerrahi işlemle tedaviyi gerçekleştirdiklerini söylüyor. Son yıllarda teknoloji ve tıptaki baş döndürücü gelişmeler sayesinde tedavide çok büyük ilerlemeler kaydedildiğini belirten Doç. Dr. Kayalar, eskiden bu hastalara açık cerrahi yapılırken artık kapalı ameliyatla tedavinin çok konforlu, çok daha başarılı ve çok hızlı olabildiğini vurguluyor. </p>
<p><strong>Kapalı yöntemle çimento dolgusu</strong></p>
<p>Omurga kırıklarının en çok bel ve sırt bileşkesinde görüldüğüne dikkat çeken Doç. Dr. Ali Erhan Kayalar tedavide yeni dönemi şöyle anlatıyor: “Bugün omurga kırıklarında artık çoğu hastada açık ameliyata gerek kalmıyor. Kırık kemik içerisine özel bir çimento benzeri dolgu maddesi veriyoruz. Bu işleme vertebroplasti diyoruz. Eğer kırıkla beraber kemiğin çöktüğü durumlar varsa önce kemiği yükseltip düzeltmeye yarayan kifoplasti tekniğini kullanıyoruz. Üstelik hastamızı tamamen uyutmuyoruz. Genel anestezi yerine sadece sedasyon dediğimiz kontrollü uyutma sağlıyoruz. Yaklaşık bir saatlik işlemle hastamız iki saat sonra kendi başına yürüyebiliyor. Aynı günün akşamı, en geç ertesi sabah taburcu oluyor.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/omurga-kiriklari-kis-aylarinda-artiyor-599389">Omurga kırıkları kış aylarında artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mevsimsel depresyonun önlenmesi için bu tavsiyelere dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mevsimsel-depresyonun-onlenmesi-icin-bu-tavsiyelere-dikkat-599175</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Dec 2025 09:21:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[belirtiler]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[depresyonun]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[mevsimsel]]></category>
		<category><![CDATA[Mevsimsel Depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[önlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[tavsiyelere]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599175</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halk arasında “kış depresyonu” olarak da bilinen mevsimsel depresyonun önlenmesinde gün ışığından olabildiğince yararlanılması büyük önem taşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mevsimsel-depresyonun-onlenmesi-icin-bu-tavsiyelere-dikkat-599175">Mevsimsel depresyonun önlenmesi için bu tavsiyelere dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Halk arasında “kış depresyonu” olarak da bilinen mevsimsel depresyonun önlenmesinde gün ışığından olabildiğince yararlanılması büyük önem taşıyor. İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hasan Belli, “Mevsimsel depresyonun oluşumunda en güçlü teori, gün ışığı miktarındaki azalmanın beyin kimyasını etkilemesidir. Güneş ışığının azalması, beyinde duygu durumu, uyku ve iştahı düzenleyen serotonin ve melatonin gibi hormonların dengesini bozar” dedi. Mevsimsel depresyonun önlenmesi için alınması gereken tedbirlere dikkat çeken Prof. Dr. Hasan Belli, “Güneş ışığından mümkün mertebe faydalanmak gerekir. Ev ve iş yerleri aydınlık tutulmalıdır. Açık havada yürüyüş ve fiziksel aktiviteler ihmal edilmemelidir. Dengeli beslenme oldukça önemlidir. Niteliksiz karbonhidratlardan uzak durulmalı ve omega-3 açısından zengin besinler alınmalıdır. Sosyal bağlar canlı tutulmalı ve sosyal aktiviteler düzenlenmelidir. Her gün aynı saatte yatılıp kalkılmalıdır. Uyku saatlerinin doğal ritminden sapmasına izin verilmemelidir” dedi.<br />İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hasan Belli, halk arasında kış depresyonu olarak da bilinen mevsimsel depresyona ilişkin değerlendirmede bulundu.<br />Gün ışığının azalması, beyin kimyasını etkiliyor<br />Mevsimsel depresyonun, “klinik olarak mevsimsel döngülerle ilişkili depresyon” olarak adlandırılabildiğini kaydeden Prof. Dr. Hasan Belli, “Mevsimsel depresyonun temel özelliği, depresyon belirtilerinin yılın belirli mevsimlerinde, genellikle sonbahar ve kış aylarında başlaması, diğer mevsimlerde ise semptomların ya tamamen geçmesi ya da bozukluk şiddetine erişmeyecek düzeye gerilemesidir. Bu doğal gidiş, sürecin güneş ışığı ile doğrudan ilişkili olduğuna en büyük delalettir. Bu durum, sadece ‘kendini kötü hissetme’ ile tanımlanmaz, günlük işlevselliği bozacak düzeyde bir klinik tablo ile seyreder” dedi. <br />Kış depresyonu, mevsimsel depresyonun alt türü<br />Mevsimsel depresyon ile kış depresyonunun tamamen aynı olmadığını belirten Prof. Dr. Hasan Belli, “Mevsimsel depresyon, halk arasında daha çok ‘kış depresyonu’ veya ‘kış hüznü’ olarak bilinir çünkü vakaların büyük çoğunluğu sonbahar-kış aylarında görülür. Ancak mevsimsel depresyonun nadir de olsa ‘yaz tipi’ de bulunmaktadır. Yaz tipinde belirtiler genellikle ilkbahar-yaz aylarında başlar ve uykusuzluk, iştahsızlık, huzursuzluk ve kaygı daha ön planda olabilir. Kış tipi ise daha yaygındır ve aşırı uyku isteği, karbonhidrat düzeyi yüksek gıdalar kaşı aşırı yönelme, iştah artışı ve kilo alma gibi ‘tipik olmayan depresyon’ belirtileriyle karakterizedir. Dolayısıyla ‘mevsimsel depresyon’ daha kapsayıcı bir terimken, ‘kış depresyonu’ onun en sık görülen alt türü olarak değerlendirilebilir” diye konuştu.<br />Kış hüznü, normal ve geçici bir durumdur<br />Kış aylarında depresif duyguların ortaya çıkmasının normal olduğunu belirten Prof. Dr. Hasan Belli, “Kış aylarında havanın erken kararması, soğuk, kapalı hava ve sosyal aktivitelerin azalması nedeniyle bir miktar hüzün, enerji düşüklüğü ve içe kapanma eğilimi birçok insan için normal ve geçici bir durumdur. Buna bazen ‘kış hüznü’ denir. Ancak bu duygular, kişinin günlük sorumluluklarını yerine getirmesine engel olmuyorsa ve haftalar boyunca süren derin bir çökkünlük haline dönüşmüyorsa, patolojik bir depresyondan farklıdır. Güneşin bol olduğu zamanlarda insanların çoğunluğu, kendilerini daha neşeli ve huzurlu hissederler. Kış aylarında görülen depresyonun çeşitli nedenleri vardır. Bunun nedenleri; en başta ışık eksikliği dile getirilebilir. Güneş ışığındaki azalma, serotonin üretimini düşürür ve melatonin üretimini artırır. Melatonin uykunun düzenlenmesinde önemli roller oynar. Bu dengesizlik, enerji kaybı, uyku düzensizliği ve çökkün duygu duruma yol açar. Ayrıca soğuk hava nedeniyle sosyalleşme çabaları, fiziksel aktivite ve dışarı çıkma eğilimi azalır. Bu durumlar psikobiyolojik etkileri ile depresyona girmeye zemin hazırlayabilir. Kasvetli duygulanım ve karanlık hava, olumsuz düşünce kalıplarını ve karamsarlığı tetikleyebilir. Mevsimsel özellikli depresyonların güneş ışığının yıl boyunca az olduğu ülkelerde daha yaygın olması bu etmene bağlanabilir” şeklinde konuştu.<br />Çökkün duygu durum tablosuna dikkat!<br />Mevsimsel depresyonun belirtilerinin klasik depresyon belirtileriyle büyük oranda örtüştüğünü ancak bazılarının mevsime özgü olduğunu ifade eden Prof. Dr. Hasan Belli, “Sıklıkla çökkün duygu durum tabloya hakimdir. Bu durum sürekli üzüntü, umutsuzluk hisleri ve düşünceleri ve değersizlik deneyimleri ile tanımlanabilir. Ayrıca daha önce keyif alınan uğraşlara karşı ilgisizlik görülür.  Bu ilgisizlik çeşitli hobileri, sosyal faaliyetleri kapsayabilir. Aşırı yorgunluk, enerji kaybı, fazla uyumaya meyilli olma, aşırı karbonhidratlı gıda tüketme, kilo alımı, dikkati toparlayamama, sosyal çekilme, kollarda ve bacaklarda ağırlık hissi, huzursuzluk ya da zihinsel yavaşlama diğer önemli bulgulardır” dedi.<br />Mevsimsel depresyon 4-5 ay sürebilir<br />Mevsimsel depresyonun sonbaharda başlayarak ilkbahara kadar sürebildiğini ifade eden Prof. Dr. Hasan Belli, “Mevsimsel depresyon, genelde bir döngüseldir ve tanımlanan zaman aralıklarında, mevsimsel değişikliklerle ilişkilidir. Belirtiler genellikle sonbahar aylarında başlar, kış boyunca en şiddetli halini alır ve ilkbahar aylarında güneş ışığının artmasıyla birlikte hafifleyerek ya da tamamen ortadan kalkarak düzelir. Bu, ortalama 4-5 aylık bir süreyi kapsar. Ancak bu süre kişiden kişiye, yaşanılan coğrafyanın enlemine ve o yılın hava koşullarına göre değişiklik gösterebilir. Bazı vakalarda, depresyon hali iyi tedavi edilmezse her döngüde semptomlar tekrarlayabilir” uyarısında bulundu. <br />Ne zaman uzmana başvurmak gerekir?<br />&#8220;Kış hüznü&#8221; ile klinik düzeydeki &#8220;mevsimsel depresyon&#8221; arasındaki en kritik ayrımın, işlevselliğin bozulması olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Hasan Belli, “Bazı durumlarda mutlaka bir ruh sağlığı uzmanına başvurulmalıdır. Bu durumlar şöyle sıralanabilir: Belirtiler her gün, günün büyük bölümünde hissediliyorsa, işe ya da okula gitmek, ev işlerini yapmak, sosyal ilişkileri sürdürmek büyük ölçüde zorlaştıysa veya imkânsız hale geldiyse mutlaka uzmana danışılmalıdır. Uyku ve iştah düzensizlikleri yaşam kalitesini ciddi şekilde etkiliyorsa, umutsuzluk, çaresizlik düşünceleri yoğunsa, ölüm veya intihar düşünceleri varsa vakit kaybedilmeden bir uzman hekime başvurulmalıdır. İntihar düşüncelerinin olması vakanın oldukça şiddetli olduğunu ve aciliyet arz ettiğini gösterir. Kısacası ‘Biraz keyifsizim’ değil de ‘Artık hiçbir şey yapamıyorum, hayat çekilmez geliyor’ noktasına gelindiğinde profesyonel destek alınması hayati önem taşır” uyarısında bulundu.<br />Tedavi edilmezse kronikleşebilir<br />Mevsimsel depresyona zamanında müdahalenin önemini vurgulayan Prof. Dr. Hasan Belli, “Mevsimsel depresyon tedavi edilmezse, sadece birkaç aylık bir sorun olmaktan çıkıp kronikleşebilir ve kişinin hayatında ciddi yeti yitimlerine sebep olabilir. Öncelikle iş, okul performansında düşme ve sosyal ilişkilerde geri çekilmeye sebep olabilir. Diğer depresyon tiplerinde olduğu gibi alkol ve diğer kötüye kullanılan maddelere yönelimi artırabilir. Mevsimsel depresyon sağlıksız beslenme, hareketsizlik ve yoğun stres nedeniyle başka tıbbi hastalıklara zemin hazırlayabilir. Depresyonun şiddetli biçimlerinde intihar riski, azımsanmayacak düzeyde yüksektir” uyarısında bulundu.<br />Ev ve iş yerleri aydınlık tutulmalı<br />Mevsimsel depresyonun önlenmesi için alınması gereken tedbirlere dikkat çeken Prof. Dr. Hasan Belli, “Öncelikle biyolojik nedenselliği zayıflatmak için güneş ışığından mümkün mertebe faydalanmak gerekir. Gündüz saatlerinde bu imkân daha olanaklı hale gelir. Ev ve iş yerleri aydınlık tutulmalıdır. Eğer imkân varsa açık havada yürüyüş ve fiziksel aktiviteler ihmal edilmemelidir. Egzersizin kendisi tüm depresyon biçimlerinde fayda sağlayabilir. Bununla birlikte dengeli beslenme oldukça önemlidir. Niteliksiz karbonhidratlardan uzak durulmalı ve omega-3 açısından zengin besinler alınmalıdır. Ayrıca sosyal bağlar canlı tutulmalı ve sosyal aktiviteler düzenlenmelidir” dedi.<br />Uyku düzenine dikkat!<br />Mevsimsel depresyonun önlenmesinde bir diğer önemli hususun da uyku düzeni olduğunu belirten Prof. Dr. Hasan Belli, “Her gün aynı saatte yatılıp kalkılmalıdır. Uyku saatlerinin doğal ritminden sapmasına izin verilmemelidir. Stres yönetimine de dikkat etmek gerekir. Stresli uğraşlardan uzak durmaya çalışmak koruyucu olabilir. Eğer birey geçmiş yıllarda da benzeri sorunlar yaşamışsa ve bu sorunlar şiddetli arazlara sebep olmuşsa depresyonun hemen başlangıcında profesyonel yardım arayışı son derece önemlidir” uyarısında bulundu.<br />Mevsimsel depresyon ihmal edilmemeli<br />Mevsimsel depresyonun ihmal edilmemesi gereken bir bozukluk olduğunu kaydeden Prof. Dr. Hasan Belli, “Bu doğal bir ‘tembellik’ veya ‘mizaç ve karakter’ özelliği değil, biyolojik temelli bir gerçekliktir. Farkındalık ve erken müdahale son derece önemlidir. Birey kendinde ya da bir yakınında belirtiler fark ettiğinde erken müdahale olanaklarını araştırmalıdır” dedi. <br />Mevsimsel depresyon tedavi edilebilir<br />Mevsimsel depresyonun oldukça etkili bir şekilde tedavi edilebildiğini belirten Prof. Dr. Hasan Belli, tedavi yaklaşımlarını şöyle sıraladı:<br />Fototerapi (Işık Tedavisi): En spesifik ve etkili tedavi yöntemlerinden biridir. Özel bir cihazdan sabahları 30 dakika kadar parlak beyaz ışığa maruz kalmak, güneş ışığının eksikliğini telafi ederek beyin kimyasını düzenler. Etkisi genellikle birkaç gün ila iki hafta içinde görülmeye başlar.<br />Psikoterapi: Çeşitli psikoterapi biçimleri tedavide kullanılmaktadır. Psikoterapiler olumsuz düşünce kalıplarını değiştirmeye, davranışları aktiviteyle yeniden düzenlemeye ve mevsimsel değişikliklere uyum sağlayacak beceriler geliştirmeye odaklanır. Bunlara ilaveten bazı terapi ekolleri olumsuz duygulanımlara odaklanarak bunlarla baş edebilme kapasitesini artırırlar. <br />İlaç Tedavisi: Şiddetli vakalarda, çeşitli antidepresan ilaçlar doktor kontrolünde kullanılabilir. Daha önce de benzeri karakterde depresyon döngüleri deneyimlemiş kişilerde, belirtiler başlamadan önce koruyucu amaçlı olarak antidepresan tedavi başlanıp, mevsim geçince kademeli olarak kesilebilir.<br />D Vitamini Takviyesi: Kışın güneş ışınlarının az olması nedeniyle düşen D vitamini seviyeleri depresyonu şiddetlendirebilir. Doktor önerisiyle takviye alınabilir. </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mevsimsel-depresyonun-onlenmesi-icin-bu-tavsiyelere-dikkat-599175">Mevsimsel depresyonun önlenmesi için bu tavsiyelere dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanama Bozukluğu Olan Kişilerin Sinüzit Tedavisinde de Kullanılabiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanama-bozuklugu-olan-kisilerin-sinuzit-tedavisinde-de-kullanilabiliyor-599172</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Dec 2025 09:07:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[Kanama]]></category>
		<category><![CDATA[kişilerin]]></category>
		<category><![CDATA[kullanılabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[olan]]></category>
		<category><![CDATA[Sinüs]]></category>
		<category><![CDATA[Sinüzit]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisinde]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yöntem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599172</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yarattığı iş gücü kaybı, kişilerin yaşam konforunu bozması sürekli ilaç kullanmak gerekliliği gibi birçok etken sinüzit sorunu yaşayan kişilerin yaşamlarını ciddi şekilde etkileyebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanama-bozuklugu-olan-kisilerin-sinuzit-tedavisinde-de-kullanilabiliyor-599172">Kanama Bozukluğu Olan Kişilerin Sinüzit Tedavisinde de Kullanılabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Yarattığı iş gücü kaybı, kişilerin yaşam konforunu bozması sürekli ilaç kullanmak gerekliliği gibi birçok etken sinüzit sorunu yaşayan kişilerin yaşamlarını ciddi şekilde etkileyebiliyor. Özellikle son yıllarda daha çok gündeme gelen “Balon sinoplasti” yönteminin, hiçbir dokuyu kesmeden uygulanması sayesinde önemli bir seçenek haline geldiğini söyleyen KBB, Baş ve Boyun Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Yavuz Selim Pata “Bu sayede güvenli ve komplikasyon riskini belirgin şekilde azaltan bir seçenek oluşturuyor. Ayrıca kesisiz olması nedeniyle kanama bozukluğu yaşayan hastalarda da kullanılabiliyor” dedi </em></p>
<p><strong>SİNÜZİT GİDEREK ARTIYOR; ALERJİLER VE KALABALIK YAŞAM ETKİLİ </strong></p>
<p>Giderek kalabalıklaşan dünya, yaşam alanlarımızın yapaylaşması hem alerjilerde artışa hem de daha sık enfeksiyonlarla karşılaşmamıza neden oluyor. Günümüzde sinüzit hastalığının artış gösterdiğini ve özellikle bu iki durumun da etkisiyle sinüzitin kronikleştiğini söyleyen Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi KBB ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Yavuz Selim Pata hastalığın mutlaka tedavi edilmesi gerekliliğini şu cümlelerle aktardı: “Sürekli yüz bölgesinde dolgunluk, baş ağrısı, yorgunluk, nefes alamama ve bozuk uyku hayat standardımızı ve mutluluğumuzu ciddi şekilde azaltıyor. İş gücü kaybına neden oluyor. Beraberinde sürekli ilaç kullanımı gerekliliği de ekonomik kayıp yaratıyor. Bu nedenle sinüzit mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalık.” </p>
<p>Riski düşük olmakla birlikte tedavi edilmediği taktirde sinüzitin kulağa yayılıp orta kulak iltihabına neden olabileceğini hatırlatan Prof. Dr. Pata, “Hatta, göze doğru yayılıp görme kaybına hatta ve hatta beyne ilerleyip menenjit gelişmesine, beyin absesi oluşumuna bile neden olabilir” dedi. </p>
<p><strong>“BALON SİNOPLASTİ DOKULARA ZARAR VERMEDEN KANAMASIZ UYGULANABİLİYOR” </strong></p>
<p>Sinüzit tedavisinde kullanılan ve özellikle son yıllarda öne çıkan balon sinoplasti yönteminin kanamasız şekilde uygulanabildiğini belirten Prof. Dr. Yavuz Selim Pata, “Elimizde bıçak, makas gibi kesici bir alet olmadan çalışıyoruz. Hiçbir dokuyu zedelemiyor, çevre yapılara herhangi bir temasla zarar vermiyoruz. Böylece kanama riski en aza iniyor ve cerrahi süreç çok daha kontrollü ilerliyor” dedi. Balon sinoplastinin dokuları koruyan ve iyileşme sürecini hızlandıran bir yöntem olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Pata, 2005’te Amerika’da geliştirilen, Türkiye’de ise 2006’dan bu yana uygulanan bu tekniğin klasik ameliyatlarla aynı tedavi başarısına sahip olduğunu söyledi. </p>
<p>Prof. Dr. Pata, sözlerine şöyle devam etti: “Balon sinoplasti ameliyatında dokulara hiçbir zarar vermeden sinüs ağızlarını açıyoruz. Klasik cerrahilerle karşılaştırıldığında elde edilen sonuçların birbirine denk olduğunu görüyoruz. Ancak bu yöntemde doku bütünlüğü korunuyor ve kanama riski ortadan kalkıyor. Dolayısıyla sinüzit hastalıklarının cerrahi tedavisinde önemli bir alternatif olarak kullanılmaya devam ediyor” diye konuştu. </p>
<p><strong>DOĞRU HASTA SEÇİMİ ÖNEMLİ </strong></p>
<p>Balon sinoplastinin genellikle genel anestezi altında uygulandığını aktaran Prof. Dr. Pata, süreçle ilgili şu bilgileri aktardı: “Hastamız genel anestezi altında uyurken sinüs kanalının ağzını bulup balonu ilerletiyoruz. Balon tam sinüsün ağzına geldiğinde şişiriyoruz. Balon şiştiğinde o bölgedeki daralmış sinüs kanalı genişliyor ve sinüsün havalanması sağlanıyor. Sinüsün içine hava girince de kronik sinüzit haftalar içerisinde yavaş yavaş düzeliyor ve hastalık tamamen geçiyor.” </p>
<p>Her sinüzit hastasının bu yönteme uygun olmadığının altını çizen Prof. Dr. Pata, “Nadiren nazal polip dediğimiz oluşumlar olabilir; polipli kronik sinüzitli hastalarda balon sinoplasti tek başına sonuç vermez ama endoskopik sinüs cerrahisiyle birlikte kombine şekilde kullanılırsa sonuçlar çok daha iyi olur. Bunun dışındaki birçok hastada balon sinoplasti uygulanabilir” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>‘KANAMA RİSKİ OLAN HASTALARDA KULLANILABİLİYOR” </strong></p>
<p>“Balon sinoplastinin önemli kazanımlarından biri kanamasız bir yöntem olması” diyen Prof. Dr. Pata, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bazı hastalarda, kanaması zor duran ya da kanama hastalığı olan durumlar olabilir. Klasik ameliyatlarda bu hastaları takip etmek zordur cümlesi yerine bu hastaları standart cerrahi yöntemler ile ameliyat etmek zordur. Balon sinoplasti ise hiçbir yeri kesmediğimiz ve dokulara zarar vermediğimiz için kanamasız bir yöntemdir. Bu nedenle kanama riski olan hastalarda çok önemli kazanım sağlar.” </p>
<p><strong>“GÜNLÜK YAŞAMA HIZLI DÖNÜŞ SAĞLANABİLİYOR” </strong></p>
<p>İşlemin hasta konforu açısından önemli kazanımları olduğunu belirten Prof. Dr. Pata, “Kesme, kanatma, travma oluşturma gibi bir durum olmadığı için hastalar aynı gün taburcu oluyor. Çoğu kişi 3–5 saat içinde günlük aktivitelerine dönebiliyor” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>“AYLARCA SÜREN BURUN TIKANIKLIĞINI BASİT NEZLE SANMAYIN” </strong></p>
<p>Uzun süreli tıkanıklığın farklı patolojilere işaret edebileceğini belirten Prof. Dr. Pata, “Burun kemiği eğriliği, alerji, sinüzit, polip hatta nadiren tümör gibi nedenler olabilir” dedi. Günümüzde sinüzit hastalığının artış gösterdiğini belirten Prof. Dr. Pata şöyle devam etti: “Hem kalabalık ortamlarda yaşamamız nedeniyle daha sık enfeksiyon geçiriyoruz hem de yaşam alanlarımız yapaylaştıkça alerjiler artıyor. Her iki durum da üst solunum yolları enfeksiyonu sıklığını artırıp sinüzit olmamıza ve zaman içerisinde sinüzitin kronikleşmesine yol açabilir. Sürekli dolgunluk, baş ağrısı, yorgunluk, nefes alamama ve bozuk uyku hayat konforunu ciddi şekilde azaltıyor. İş gücü kaybına neden oluyor. Sürekli ilaç kullanımı da ekonomik kayıp yaratıyor. Bu nedenle sinüzit mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalık.”</p>
<p><strong>‘GÜNCEL TEDAVİLERLE YÜZDE YÜZE YAKIN BAŞARI SAĞLANIYOR’ </strong></p>
<p>Modern tedavi yöntemlerinin oldukça etkili olduğunu söyleyen Prof. Dr. Yavuz Selim Pata, “Eskiden sinüzit ameliyat ile tedavi edilmez, edilemez yine tekrarlar diye bilinir ve kabul edilirdi. Günümüzde ise modern teşhis ve tedavi yöntemleri kullanılarak birçok hastalık gibi kronik sinüzitlerde başarı ile tedavi edilebilmektedir. Sinüzit ameliyatları iyi bir cerrah tarafından doğru yöntemler kullanılarak yapılır ise başarı oranı oldukça yüksektir. Doğru tanı ve doğru yöntemle sinüzit bir daha tekrarlamayacak şekilde tedavi edilebiliyor” ifadelerini kullandı. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanama-bozuklugu-olan-kisilerin-sinuzit-tedavisinde-de-kullanilabiliyor-599172">Kanama Bozukluğu Olan Kişilerin Sinüzit Tedavisinde de Kullanılabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Koçluk modern çağın pusulası oluyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kocluk-modern-cagin-pusulasi-oluyor-599136</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Dec 2025 08:22:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[bütün]]></category>
		<category><![CDATA[çağın]]></category>
		<category><![CDATA[icf]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kat]]></category>
		<category><![CDATA[koç]]></category>
		<category><![CDATA[koçluk]]></category>
		<category><![CDATA[modern]]></category>
		<category><![CDATA[oluyor]]></category>
		<category><![CDATA[parça]]></category>
		<category><![CDATA[pusulası]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599136</guid>

					<description><![CDATA[<p>Koçluk mesleğinin küresel öncüsü ICF Türkiye, iki yılda bir ev sahipliği yaptığı Koçluk Konferansı’nın 10’uncusunda liderleri, profesyonel koçları, insan kaynakları profesyonellerini ve iş dünyasının karar vericilerini bir araya getirdi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kocluk-modern-cagin-pusulasi-oluyor-599136">Koçluk modern çağın pusulası oluyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Koçluk mesleğinin küresel öncüsü ICF Türkiye, iki yılda bir ev sahipliği yaptığı Koçluk Konferansı’nın 10’uncusunda liderleri, profesyonel koçları, insan kaynakları profesyonellerini ve iş dünyasının karar vericilerini bir araya getirdi. </p>
<p>Bu yılki teması “İnsan. İlişki. Gelecek.” olan konferans, 3 Aralık’ta yüz yüze İstanbul Maslak 42 Venue’de ve çevrimiçi, 4 Aralık’ta ise çevrimiçi olarak gerçekleşti.</p>
<p>Anlamlı bağların, kolektif dönüşümün ve sürdürülebilir bir geleceğin altını çizen konferans, koçluk dünyasına ışık tutarak koçluğun dönüştürücü gücünü iş dünyasının merkezine taşıdı.</p>
<p><strong>Balcı: “Koçluk bireylerden kurumlara ve toplumlara uzanan bir dokuya sahip” </strong></p>
<p>İlham dolu bir dans gösterisi ile başlayan konferansın sunuculuğunu Hilal Ergenekon üstlendi. </p>
<p>ICF Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Beyza Erdem Balcı, 10. Koçluk Konferansı’nın açılışında yaptığı konuşmada etkinliğin bir hayalin ürünü olduğunu vurgulayarak, farklı sektörlerden profesyonel koçların, koç olmayanların ve koçluğu merak edenlerin bir araya geldiği geniş katılımlı bir buluşma hedeflediklerini ve bu hayalin gerçeğe dönüştüğünü ifade etti.</p>
<p>Açılışta sunulan dans performansının koçluk yolculuğundaki iç sesleri ve sabotörlerle baş etme sürecini anlattığını belirten Balcı, derneğin 20 yılı aşkın süredir Türkiye’de faaliyet gösterdiğini hatırlatarak şunları söyledi:</p>
<p>“Koçluk bireylerden kurumlara ve toplumlara uzanan bir dokuya sahip. Bu yılın temasını ‘İnsan, İlişki ve Gelecek’ olarak belirledik. Bu tema sade görünmesine rağmen güçlü ve derin bir anlam taşıyor. Koçluk bir bakışta, bir sessizlikte veya doğru bir soruda ortaya çıkan bir sanat.”</p>
<p><strong>Balcı: “Koçluk bugün etik, empati ve farkındalıkla bir pusula görevi üstleniyor” </strong></p>
<p>Konuşmasında, konferansın teması üzerinden ‘İnsan: Ben kimim?’, ‘İlişki: Biz kimiz?’, ‘Gelecek: Nereye gidiyoruz?’ sorularına dikkat çeken Beyza Erdem Balcı, “Teknolojinin hızlı değişiminin yarattığı karmaşaya rağmen insanların anlaşılma, görülme ve ait olma ihtiyacı değişmedi. Koçluk bugün etik, empati ve farkındalıkla bir pusula görevi üstleniyor.” dedi. </p>
<p>ICF Global’in yaptığı araştırmalardan veriler paylaşan Beyza Erdem Balcı, “Koçluk alan yöneticilerin yüzde 70’i liderlik becerilerinde gelişme görüyor, koçluğa yatırım yapan şirketlerin yüzde 86’sı yatırımlarının en az altı kat geri döndüğünü belirtiyor ve çalışanların yüzde 80’i tatminlerinin arttığını ifade ediyor. Bu veriler koçluğun bireyden topluma yayılan güçlü bir dönüşüm etkisine işaret ediyor.”</p>
<p>ICF Türkiye’nin 2005’ten bu yana profesyonel koçluğun etik ilkelerini ve yetkinliklerini yaygınlaştırmak üzere çalıştığını aktaran Balcı, yaklaşık 500 üyesiyle toplumda yaratılan değişimden gurur duyduklarını söyleyerek konuşmasını tamamladı.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Kılıç: “Her bütün başka bir bütünün parçası, her parça başka bir parçanın bütünü olabilir”</strong></p>
<p>Konferansta, ‘Nasıl daha iyi ve güzel bir yaşam kurarız? Beyin Bilimin yanıtı’ başlıklı bir sunum gerçekleştiren beyin cerrahisi profesörü, bilim insanı Prof. Dr. Türker Kılıç, “Enformasyon işleyen her sistem zaman içinde zekâ üretiyor. Bu yaşamın temel prensiplerinden biri.” dedi.</p>
<p>Zekânın ortaya çıktığı andan itibaren artık yalnızca oluştuğu organizmaya değil, yaşamın bütününe ait bir fenomen haline geldiğini vurgulayan Prof. Dr. Kılıç, ‘Doğal zekâ &#8211; yapay zekâ’ ayrımının da aslında insan merkezli bir kültürel algının ürünü olduğunu aktardı. </p>
<p>Prof. Dr. Kılıç, bu yaklaşımın kökeninin 1943’te Schrödinger’in ‘Hayat Nedir?’ sorusuna dayandığını hatırlattı ve şöyle devam etti:</p>
<p>“Schrödinger, inorganik evrenden moleküllerin, moleküllerden hücrenin, hücreden beynin, beyinden zihnin, zihinden kültürün ve nihayet uygarlığın ortaya çıkmasını, termodinamiğin ikinci yasasıyla açıklanamayan bir ‘oluş’ zinciri olarak tanımlıyor. Bu zincirin ortak noktası enformasyonun işlenmesi ve her katmanda yeni bir bütünün önceki parçaların basit toplamından daha fazla anlam taşıması. Parçaların bütünle, bütünün parçayla kurduğu ilişkiler yeni modüller ve yeni kültürel yapıların kapısını açıyor. Her bütün başka bir bütünün parçası, her parça başka bir parçanın bütünü olabilir.”</p>
<p><strong>Prof. Dr. Kılıç: “Sizlerin, kendinizi ve etrafınızdakileri tırtıldan kelebeğe dönüştürme katkılarına minnettarım”</strong></p>
<p>2016’da ortaya konan zekâ–bilinç sınıflandırmalarına değinen Prof. Dr. Türker Kılıç, “Bazı sistemler bilinçli olup zeki olmayabilir, bazıları ise zeki olup bilinç taşımayabilir.” dedi.</p>
<p>Bu farklılaşmanın, bilgi işleyen sistemlerin benzersiz örüntüler üretme kapasitesinden kaynaklandığını ifade eden Prof. Dr. Kılıç, “Bu kapsamda ortaya çıkan yeni kültürel boyut, varlık anlayışını da dönüştürüyor. Mevcut kültürümüz ‘sahip olmak’ üzerine kurulu. Bu yapı beynin Locus Coeruleus merkezini ödül mekanizması üzerinden sürekli sahiplenme dürtüsüyle besliyor. Bu merkez, sahip olmaya dayanmayan; merakla başlayan, iyilik ve yaratıcılıkla gelişen ve anlam üretimiyle sonuçlanan bir süreçle de tatmin edilebilir. ‘Anlam yaratmak’, yaşam ağı içinde daha önce var olmayan bir örüntü ortaya koymak demektir. Bu dönüşüm tırtılın kelebeğe dönüşmesine benzer. Tırtıl ve kelebek aynı genoma sahip fakat dönüşüm ancak belirli bir eşiğin aşılmasıyla gerçekleşir. Her birey değerlidir ve her bireyin dönüşümü için eşik değerinin oluşması gerekir. Bu dönüşümün ön şartı tırtılın kendini sindirebilmesidir. Bu benzetme Türkiye için de geçerli, toplumsal dönüşüm ancak bu içsel sindirme ve yeniden yapılanma ile mümkün olur.” şeklinde konuştu. </p>
<p>Prof. Dr. Kılıç konuşmasını, “Her birinizin önce bireysel olarak, sonra da eğitim verdiğiniz kişileri bir tırtıldan kelebeğe dönüştürmedeki katkılarınıza minnettarım.” sözleriyle tamamladı.</p>
<p><strong>Sekman: “Bir işi en iyi ‘bilen’, en iyi ‘becerebilen’ ve en iyi ‘bilinen’ sen ol!”</strong></p>
<p>‘Gelecek İnsanı: Başarıyı Düşünmek, Düşünerek Başarmak’ başlıklı bir sunum yapan yazar ve başarı uzmanı Mümin Sekman, 25 yılı aşkın birikimini koçluk bakış açısına uyarlanmış şekilde paylaştı. Sekman, başarı kavramı üzerine yürüttüğü çalışmaların kişisel gelişim alanındaki yolculuğunu belirlediğini ve bu birikimi sade bir model altında topladığını belirtti.</p>
<p>Konuşmasında dört tür bilgi kategorisinden söz eden Sekman, “Başarıyı anlamak için teorik ve pratik bilgiyi, içsel ve dışsal süreçleri birlikte değerlendirmek gerekiyor. Dijital çağda ‘sahte başarı’ görünürlükleri arttı, gerçek üretime dayanmayan imajlar bireylerde psikolojik yıpranmaya yol açabiliyor. Sürdürülebilir başarı ancak kişinin karakteriyle uyumlu yollarla mümkün. Ben yıllarca ‘3 B’ kuralını savundum ve anlattım insanlara. Bir işi özellikle kişisel performansa dayalı bir iş yapıyorsan; bir işi en iyi ‘bilen’, en iyi ‘becerebilen’ ve en iyi ‘bilinen’ sen ol. Üçü de eşit derecede önemli.” dedi.</p>
<p><strong>Liberman: “Masallar dönüştürücüdür”</strong></p>
<p>Masallarla büyümüş bir anlatıcı olan Judith Malika Liberman ‘Masalların Gücü’ başlıklı sunumunda, masalların neden çocuklar ve yetişkinler tarafından hâlâ bu kadar sevildiğini, kimi zaman travmatik görünse de neden iyileştirici bir güce sahip olduğunu ve koçlukta metaforların neden bu kadar etkili olduğunu anlattı. </p>
<p>Liberman’e göre masallar, rasyonel aklı aşarak duygusal tarafımıza ulaşır; bu yüzden dönüştürücüdür. İnsanların kendi hikâyelerini yeniden kurmasına, duygularını anlamasına ve davranışlarını değiştirmesine yardımcı olurlar. Kısacası, masallar sadece çocuklar için değil; hepimiz için bir rehberdir, çünkü yaşadıklarımızı önce hikâye olarak anlamlandırırız.</p>
<p><strong>Kıran: “Şefkatin empati ve sempatiden en önemli farkı eylem motivasyonu”</strong></p>
<p>Kurumsal hayattaki 15 yıllık deneyiminin ardından yönünü psikoloji alanına çeviren Uzman Klinik Psikolog Kıvılcım Kıran, ‘Evrimsel Avantajımız: Bağlar ve Prososyal Duyguların Geleceği’ başlıklı konuşmasında koçluk eğitimi sırasında kendi ilgi alanını daha net gördüğünü ifade etti. </p>
<p>Özellikle ‘prososyal duygular’ ve ‘şefkat’ üzerine odaklanan Kıran, şefkatin empati ve sempatiden en önemli farkının ‘eylem motivasyonu’ olduğunun altını çizerek, prososyal duyguların insan beynine evrimsel olarak işlenmiş olduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>Siminovitch: “Koçluk karşılaşmasına ne getiriyorsunuz?”</strong></p>
<p>Dorothy E. Siminovitch ise ‘Karmaşıklığa Meydan Okuma: Farkındalık ve Var Olma’ başlıklı konuşmasına, Türkçe bir selamla başlayarak salondaki sıcak karşılamanın kültürler arası bağın gücünü gösterdiğini söyledi. Koçluk topluluğunun ortak etik değerlere sahip olduğunu vurgulayan Siminovitch, dinleyicilere “Koçluk karşılaşmasına ne getiriyorsunuz?” sorusunu yönelterek kişisel farkındalığın önemine dikkat çekti.</p>
<p>Herkesin ‘özgün bir ilacı’ olduğunu belirten Siminovitch, bu benzersiz katkının koçluk sürecine taşınması gerektiğini ifade etti. Dünyanın karmaşık hale geldiğini, bu nedenle koçların farkındalık, dinleme ve varlık becerilerinin kritik olduğunu söyledi. Konuşmasında, direncin bir tehdit değil geri bildirim olduğunu hatırlatarak, korku yaşayan danışanlarla çalışırken koçların önce kendi regülasyonlarını sağlaması gerektiğini vurguladı ve kısa bir nefes egzersizi yaptırdı.</p>
<p><strong>“Koçluğu geleceğin kuşaklarına nasıl taşıyacağız?”</strong></p>
<p>ICF Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Beyza Erdem Balcı ve Vedat Erol ICF Converge 2025’in öne çıkan trendlerini aktarmak üzere ‘ICF Converge 2025 Yankıları: Global Trendlerin Türkiye’ye Entegrasyonu’ başlıklı özel bir paylaşım oturumu düzenledi. Balcı ve Erol, ABD San Diego’da Ekim ayında gerçekleşen konferansın küresel koçluk gündemine ışık tuttu.</p>
<p>Balcı, Türkiye’yi temsil eden az sayıda katılımcıdan biri olmanın gurur verici olduğunu belirterek, “Orada yalnız olmadığımızı görmek ve ülkemiz adına katkı sunmak büyük mutluluk verdi.” dedi. Erol ise konferansın ana odağının ‘koçluğun dünyada nereye evrildiğini görmek’ olduğunu, göç, kuşak farklılıkları ve kapsayıcılık gibi konuların artık mesleğin merkezinde yer aldığını vurguladı.</p>
<p>Oturum sonunda Balcı ve Erol ortak bir soruya dikkat çekti: “Koçluğu geleceğin kuşaklarına nasıl taşıyacağız?”</p>
<p>Konferansın çevrimiçi gerçekleşen ikinci gününde ise; Richard E. Boyatzis ‘Etkili Koçluğun Bilimi’, Marcia Reynolds ‘Rahatsızlık Alanında Liderlik: Zorlu Konuşmalardan Anlamlı Değişime’, Tamer Dövücü ‘İlişkilerde Aidiyet, Sahiplenme Dengesi’, Dr. Marilyn Atkinson ‘Gelecek İnsan: Yapay Zekâ ve Hız Çağında İlişkileri Yeniden Hayal Etmek’, oturum sponsorları Berkay Kösebay, Dilek Yıldırım, Oğuz Kösebay ‘Yapay Zeka Desteği ile Koçluk Pratiğinize Ayna Tutun’, Sandra Bobkin ile Lydia Roy ‘Koçlukta Yapay Zekanın Evrimi: Liderlik ve Yönetici Koçlarından Stratejik Bakış Açıları’, Fatih Mustafa Çelebi ‘Çalışan Sağlığına Veri Odaklı Yaklaşım’, James E. Varnham ‘Yapay Zeka ile Düşünmek: İnsan Potansiyelini ortaya çıkarmanın yolu komut vermek değil, iş birliği yapmaktır’ ve ICF Global Yapay Zeka Direktörü Susan Caesar da ‘Etik, İnsan ve Gelecek: Koçlukta Yapay Zekâyı Yeniden Tanımlamak’ başlıklı sunumlarını gerçekleştirdiler.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kocluk-modern-cagin-pusulasi-oluyor-599136">Koçluk modern çağın pusulası oluyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hipnoterapi içsel gücü ortaya çıkarıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hipnoterapi-icsel-gucu-ortaya-cikariyor-598987</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Dec 2025 11:52:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[birey]]></category>
		<category><![CDATA[çıkarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[gücü]]></category>
		<category><![CDATA[hayatın]]></category>
		<category><![CDATA[hipnoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[içsel]]></category>
		<category><![CDATA[ortaya]]></category>
		<category><![CDATA[öztekin]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[sessizliği]]></category>
		<category><![CDATA[sürecin]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=598987</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İhsan Öztekin, içsel sessizliğin kökenleri, birey üzerindeki etkileri ve hipnoterapinin bu sessizliği içten dışa dönüştürücü gücü hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hipnoterapi-icsel-gucu-ortaya-cikariyor-598987">Hipnoterapi içsel gücü ortaya çıkarıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İhsan Öztekin, içsel sessizliğin kökenleri, birey üzerindeki etkileri ve hipnoterapinin bu sessizliği içten dışa dönüştürücü gücü hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Günlük hayatın koşturmacası insanı bedensel ve psikolojik olarak tüketiyor! </strong></p>
<p>İçimizdeki sessizliğin iki farklı anlamı olduğunu ifade eden Klinik Psikolog İhsan Öztekin, “Olumlu yönüyle ele alındığında, bu sessizlik güçlü ve özgüvenli bir kişiliğe sahip bireyin bilinçli bir tercihidir.” dedi.</p>
<p>Günlük hayatın bitmek bilmeyen koşturmacasının insanı yıpratıp yorduğunu, bedensel ve psikolojik olarak tükettiğini kaydeden Öztekin, “Bu noktada yapılması gereken, tükenme sürecine girmeden kendini bu hızlı dönen yaşam çarkının döngüsünden bilinçli olarak çekebilmek, kendine ve kendinle baş başa kalmaya alan açmaktır. Böylece dışsal yolculuktan içsel yolculuğa geçiş mümkün olur. Amaç hayatın sonuna kadar dünyadan ve insanlardan uzak, sessiz bir yaşam sürmek değil. Asıl değerli olan, insanların arasında yaşarken bu içsel sessizliği koruyabilmektir. Bu sayede zihin berraklaşır; toplumun gürültüsünden uzaklaşarak derinlerde gömülü kalmış, gün yüzüne çıkamamış benlik yeniden canlanır. Aynı zamanda toplumla aramızdaki bağın daha sağlıklı bir şekilde kurulmasına olanak tanır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>İçsel sessizliğin temeli çocuklukta atılır!</strong></p>
<p>İçsel sessizliğin olumsuz yönünün ise genellikle ilk çocukluk dönemine dayandığını aktaran Öztekin, şunları söyledi:</p>
<p>“Sürekli maruz kalınan aşağılayıcı, değersizleştirici sözler, tutum ve davranışlar bu sürecin temelini oluşturur. Bunlara eklenen ilgisizlik ve sevgisizlik, ‘ayıp’, ‘günah’, ‘yasak’, ‘yapma’, ‘yapamazsın’, ‘sen beceremezsin’ gibi ifadelerle birleşir. İtiraza izin vermeyen, sürekli ‘evet’ demeye alıştıran ancak bireye çoğu zaman ‘hayır’ diyen dış sesler, içsel sessizliği besler.</p>
<p>Bu sürecin sonucunda özgüven eksikliği, değersizlik hissi, ‘ben başaramam’, ‘yapamam’ düşünceleri ve hayır diyememe ortaya çıkar. Kolu kanadı kırılmış, pasif, silik ve ezik bir kişilik gelişebilir. Düşünce ve duyguların rahatça ifade edilememesi, sağlıklı sosyal ilişki ve iletişim kuramama, karşı cinsle ilişki kurmakta, sürdürmekte ya da gerektiğinde sonlandırmakta zorlanma sık görülür. Zamanla birey sosyal ortamlardan uzaklaşır, kabuğuna çekilir ve kendini korumaya almaya çalışır. İç dünyada derin bir sessizlik hâkim olur.”</p>
<p><strong>Süreç, içten dışa doğru tersine çevrilebilir! </strong></p>
<p>Bu noktada hipnoterapinin güçlü etkisinin devreye girdiğini dile getiren Klinik Psikolog İhsan Öztekin, “Derinlerdeki sessizlik dünyasına girilerek yapılan etkili dokunuşlarla süreç tersine çevrilebilir. İçten dışa doğru bir yolculuk başlar.” dedi.</p>
<p>Bireyin, içindeki kafesten çıkarak ve önündeki engelleri teker teker aşarak dünyaya ve insanlara ‘artık ben de varım’ diyebileceğine dikkat çeken Öztekin, “Artık ezen, susturan ve değersizleştiren sesler yerini; gerçek değerin ve gerçek gücün fark edilmesini sağlayan içsel seslere bırakır. Bu aşamada bireye ‘sesini çıkar, sessiz kalma; ‘ne değişecek’ deme’ çağrısı yapılır. Hiçbir şey değişmese bile sen değişeceksin. Düşüncelerini dile getir, inanmadığın şeylere itiraz et. Kendin ol. Kendine başkalarının gözünden bakma. İnsanların sana neden utanman ya da neden utanmaman gerektiğini söylemelerine izin verme. Başkalarının sana biçtiği hayatı değil, kendi istediğin ve zevk aldığın hayatı yaşa. Sevmediğin şeyleri söylemekten, istemediğin şeyleri yapmamaktan çekinme. ‘Hayır’ de. Yalnızlıktan korkma; kendi başına da var olabilirsin. Yalnızlıktan korktukça kendinden uzaklaşırsın. Geçmişteki hataların nedeniyle kendini suçlama; onları pişmanlık değil, birer öğretmen olarak gör&#8230;” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Hipnoterapi iki yönlü bir dönüşüm sağlıyor! </strong></p>
<p>Hipnoterapinin iki yönlü etkisinin bu noktada açıkça görüldüğüne işaret eden Klinik Psikolog İhsan Öztekin, “Bir yandan, bireyin içinde var olan ancak sürekli bastırıldığı için dışa vurulamayan olumlu özellikleri ortaya çıkarır. Özgüven, sosyal ortamlarda kendini rahatça ifade edebilme, hayır ya da olmaz diyebilme becerileri güçlenir. Tüm bunlar yapılırken ‘acaba kırılır mı, kızar mı, küser mi, beni yanlış anlar mı, beni terk eder mi?’ gibi düşünce ve korkulardan arınmış bir zihinsel duruma ulaşılır.” dedi.</p>
<p>Hipnoterapinin diğer yönlü etkisinin ise dışsal olumsuzluklardan kaynaklanan ve sağlıklı bir bireyde bulunmaması gereken özelliklerin ortadan kaldırılmasına yönelik olduğunu vurgulayan Öztekin sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Aşırı ve kontrolsüz öfke, korkular, kaygılar, şüpheler, güvensizlikler ve takıntılar bu süreçte ele alınır ve etkileri azaltılır. Hipnoterapi sürecinde ilk seans, bireyi tanıma, sorunları belirleme ve psikoterapi sürecinin çözüme yönelik olarak planlanmasıyla geçer. Hipnoterapiye karar verilmesi hâlinde, sonraki seanslardan itibaren kişiye özel olarak hazırlanmış güçlü ve etkili telkinler uygulanır. Bu telkinler ardışık ve sistematik bir şekilde verilir. Bu süreç sonunda birey; özel hayatından aile yaşamına, sosyal hayatından karşı cinsle ilişkilerine ve cinsel yaşamına, çalışma hayatından eğitim hayatına kadar yaşamının her alanında daha güçlü, daha başarılı, kendine güvenen ve çok daha mutlu bir birey olarak hayatını sürdürebilir.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hipnoterapi-icsel-gucu-ortaya-cikariyor-598987">Hipnoterapi içsel gücü ortaya çıkarıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güç Kaybı, Konuşma ve Anlama Güçlüğüne Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/guc-kaybi-konusma-ve-anlama-guclugune-dikkat-598471</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Dec 2025 08:52:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[anlama]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[Beyin Kanaması]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[geçiren]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[güçlüğüne]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[inme]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[konuşma]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=598471</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde yılda 12-15 milyon, ülkemizde ise her sene yaklaşık 150 bin kişi inme geçiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/guc-kaybi-konusma-ve-anlama-guclugune-dikkat-598471">Güç Kaybı, Konuşma ve Anlama Güçlüğüne Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde yılda 12-15 milyon, ülkemizde ise her sene yaklaşık 150 bin kişi inme geçiriyor. Tüm dünyada ölüm nedenleri arasında ülkeye göre değişmekle birlikte inme 2-5’inci sırada yer alırken; erken tanı, hızlı müdahale ve modern tedavi uygulamaları sayesinde hem hayati risk azalıyor hem de kalıcı hasarların önüne geçilebiliyor. Memorial Şişli ve Göztepe Hastaneleri Nörorehabilitasyon ve Robotik Fizik Tedavi Merkezi Başkanı Prof. Dr. Engin Çakar bu yıl 5’incisini düzenlediği Mucize Organ Beyin Sempozyumu’nda inme konusunda önemli açıklamalarda bulunurken, inme geçiren hastalar da iyileşme süreçleri ile ilgili deneyimlerini paylaştı.</p>
<p><strong>Kalıcı hasarların önüne geçmek mümkün</strong></p>
<p>İnme, beyne giden kan akımının tıkanması ya da beyin damarlarında meydana gelen kanama sonucu gelişen ani başlangıçlı ve acil müdahale gerektiren, hayati risk yaratabilen bir rahatsızlıktır. İnme geçiren kişilerde vücutta güç kaybı, uyuşma, konuşma ya da anlama güçlüğü gibi belirtiler aniden ortaya çıkar. Bazı sinirsel felç bulguları geri döndürülebilir olsa da, uygun ve hızlı tedavi sağlanmadığında çoğu zaman kalıcı hasara yol açabilir. İnme gibi erken müdahale gerektiren bir diğer durum olan beyin hasarları ise travmalar, beyin tümörleri, kalp durmasına bağlı olarak beynin oksijensiz kalmasıyla gelişmektedir. Bu nedenle hastalıkların zamanında tedavi edilmesi hem yaşam şansını artırır hem de kalıcı sakatlık riskini belirgin bir şekilde azaltabilmektedir.</p>
<p><strong>Yürüme robotları felçli hastaları tekrar ayağa kaldırıyor</strong></p>
<p>Felçli hastaların erken dönemde müdahale ile yatağa bağımlılıktan kurtulması mümkün olabilmektedir. Son yıllarda inme ve beyin hasarı tedavisinde yaşanan önemli gelişmeler, hastaların yaşam kalitesini artırmakta ve bağımsız hareket edebilme potansiyellerini iyileştirmektedir. Fizik tedavi ve rehabilitasyon hekimi liderliğinde alanında uzman fizyoterapist, ergoterapist ve konuşma-yutma terapisti eşliğinde kişiye özel planlanan çeşitli fizik tedavi yöntemleri, uygulanan nörorehabilitasyon teknikleri ve el-kol ve yürüme robotları sayesinde hastalara hem yürüme yetileri yeniden kazandırılmakta hem de ince motor becerilerini geri gerilebilmektedir. Böylelikle hastaların önemli bir bölümü yatağa bağımlılıktan kurtularak kısmi veya tam bağımsızlığa kavuşmaktadır.</p>
<p><strong>“İnme Benim Miladım Oldu”</strong></p>
<p>Memorial Göztepe Hastanesi Konferans Salonu’nda düzenlenen “Mucize Organ Beyin Sempozyumu” inme geçiren hastaların ilham veren hikayeleri ile büyük ilgi gördü. 16 yaşında inme geçirerek uzun bir süre yatağa bağımlı olan ancak Prof. Dr. Engin Çakar ve ekibinin tedavi uygulamaları ile yeniden hayata dönen Sude Yılmaz, hayatını inmeden önce ve sonra olarak ikiye ayırdığını belirtti.  2 kez beyin kanaması geçiren ve şuan 22 yaşında olan Sude Yılmaz yaşadığı süreci şöyle anlattı; “Hastalıkla tanışmam çok genç yaşta oldu. Daha öncesinde ara ara başım ağrıyordu; o gün arkadaşlarımdan ilaç almıştım. Daha sonra eve geldim. Normal bir baş ağrısı sandığım için hastaneye gitmeyi hiç düşünmemiştim. O gün sınavıma çalışıyordum, ailem dışarıdaydı. O sırada başım aniden çok şiddetli ağrımaya başlamış. Bu kısmı hatırlamıyorum. Normalde hiçbir ağrı için komşuya gitmem ama o gün komşumuza gidip ‘Başım çok ağrıyor, bu normal değil. Beni hastaneye götürün.’ demişim. Hastaneye vardığımızda baygınmışım ve beyin kanaması geçirmeye başlamışım. Ailem geldiğinde o hastanede beni tutmamış çünkü yeterli donanıma sahip değilmiş; başka bir hastaneye sevk edilmişim. İlk beyin kanaması durdurulmuş. Hatta kendime geldiğimde anneme, ‘Anne bugün sınavım vardı, ben neden buradayım?’ demişim. Bir–iki saat sonra ‘Sude Yılmaz ikinci beyin kanamasını geçirmiştir’ anonsu yapılmış.</p>
<p><strong>‘Yenilgiyi Bekleyen Değil, Kazanmak İçin Savaşmayı Seçen Olun’</strong></p>
<p>İlk beyin kanamasının ardından kendisini tamamen iyi hissettiğini ancak ikinci kanamanın hayatını değiştirdiğini söyleyen Yılmaz, “İlk beyin kanamasından sonra her şey normalleşmişken, ikinci kanamadan sonra tamamen felç geçirmişim. Yürüyemiyor, göremiyor, hareket edemiyor; hayatla ilgili tüm fonksiyonlarımı kaybetmişim. Kendimi bile tanımıyordum, ailemi de tanımıyordum. İkinci kanama durdurulduktan sonra benim için adeta milattan önce ve milattan sonra gibi bir dönem başladı. Milattan sonrası; yeniden yürümeyi, konuşmayı, görmeyi, kendimi tanımayı öğrendiğim uzun bir süreçti. Özel nörorehabilitasyon programı ve robotik fizik tedavinin ve doktorlarımızın desteği sayesinde bugün buradayım. Bu süreçte mücadele eden herkese söylemek istediğim şu: İnme başlangıçta bir yaşam mücadelesi iken sonrasında ise özgürlük savaşıdır. Yenilgiyi bekleyen değil, kazanmak için savaşmayı seçen olun” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>‘Kimse Umudunu Kaybetmesin! Tedaviye İnanın Ve Bununla Sonuna Kadar Mücadele Edin!’</strong></p>
<p>İnme geçiren hastalardan bir diğeri ise 52 yaşındaki Armağan Erdoğan, 2018 yılında iş yerinde yaşadığı ani baş ağrısı sonrası gelişen süreci şöyle anlattı: “2018 yılının Ağustos ayında iş yerinde çalışırken başım ağrımaya başladı. Şirkette doktorlarımız vardı; tansiyonumu ölçmelerini istedim. Ancak kısa süre sonra baygınlık geçirdim ve hastaneye kaldırıldım. Beyin kanaması geçirdiğimi öğrendim. Hemen ameliyat edildim ve yaklaşık yirmi gün yoğun bakımda kaldım. Ardından taburcu oldum. Eylül ayının başında ikinci bir beyin kanaması daha geçirdim. Bu süreçten sonra tamamen ağır bir tablo gelişti. Uzun bir yoğun bakım döneminin ardından robotik fizik tedavi ile rehabilitasyon kliniğinde özel nörorehabilitasyon tedavisi almaya başladım. Aralık ayında, elimde bastonla yürüyebilir hâle gelerek tedavimi tamamladım. Şimdi hayatıma devam edebiliyorum ve yardımsız bastonsuz özgürce yürüyebiliyorum; kendi işlerimi yapıyorum, evime bakabiliyorum, araba kullanabiliyorum. Geçen yaz yüzmeye başladım. Bunlar benim için çok büyük adımlar. Bunları yapabildiğim için herkese teşekkür borçluyum. Hiç kimse vazgeçmesin. Çünkü bu tedavi mümkün. Bence kimse umudunu kaybetmesin, tedaviye inansın ve bununla sonuna kadar mücadele etsin”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/guc-kaybi-konusma-ve-anlama-guclugune-dikkat-598471">Güç Kaybı, Konuşma ve Anlama Güçlüğüne Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmangazi Belediyespor Yoluna Kayıpsız Devam Ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyespor-yoluna-kayipsiz-devam-ediyor-598049</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Dec 2025 16:38:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[belediyespor]]></category>
		<category><![CDATA[devam]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[kayıpsız]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<category><![CDATA[Osmangazi Belediyespor]]></category>
		<category><![CDATA[takım]]></category>
		<category><![CDATA[voleybol]]></category>
		<category><![CDATA[yoluna]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=598049</guid>

					<description><![CDATA[<p>Arabica Coffee House Erkekler Voleybol 1. Ligi’nde Osmangazi Belediyespor, evinde Arkas Spor’u 3-0’lık net bir skorla geçerek sahadan galibiyetle ayrıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyespor-yoluna-kayipsiz-devam-ediyor-598049">Osmangazi Belediyespor Yoluna Kayıpsız Devam Ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span>Arabica Coffee House Erkekler Voleybol 1. Ligi’nde Osmangazi Belediyespor, evinde Arkas Spor’u 3-0’lık net bir skorla geçerek sahadan galibiyetle ayrıldı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Arabica Coffee House Erkekler Voleybol 1. Ligi’nde mücadele veren Osmangazi Belediyespor, 15. Hafta müsabakasında İzmir temsilcisi Arkas Spor’u ağırladı. TVF Cengiz Göllü Voleybol Salonu’nda oynanan zorlu randevu karşılıklı sayılarla başlarken, çekişme setin son anlarına dek sürdü. Ivan’ın üst üste bulduğu sayılar ile hücum etkinliğini koruyan Osmangazi Belediyespor, ilk seti 25-23 kazanarak setlerde 1-0 öne geçti. Başa baş mücadele ikinci sette de devam ederken, son bölüme doğru 21-19’luk skor avantajı yakalayan Bursa temsilcisi, psikolojik üstünlüğü de elinde tutarak bu seti de 25-23 kazanıp rahatladı. Üçüncü sete de dirençli ve hızlı başlayan Osmangazi Belediyespor, setin ortalarına doğru yakaladığı 4 sayılık farkı korudu ve rahat bir oyun çıkardığı bu bölümü de 25-21 önde bitirerek, müsabakayı 3-0’lık net bir skor ile kazandı. Bu sonucun ardından Osmangazi Belediyespor, ligde beşinci galibiyetini elde ederken, İzmir ekibine ise üçüncü mağlubiyetini aldırdı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Çekişmeli geçen mücadeleden kayıpsız ayrılan Osmangazi Belediyesporlu oyuncular ve teknik heyet, galibiyeti doyasıya kutladı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“Hak Ettiğimiz Yerde Bitireceğimize İnanıyorum”</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Galibiyetten ötürü sporcuları ve teknik ekibi tebrik eden Osmangazi Belediyespor Kulübü Başkanı Fatih Karayılan, şöyle konuştu:</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>“Ligin iddialı ekiplerinden Arkas Spor’u evimizde 3-0’lık net bir skor ile yendik. Bu başarıda emeği geçen sporcularımızı kutluyorum. Teknik ekibi tebrik ediyorum. 2 maçımız kaldı, ilk devrenin sonunda. Bu 2 takım da ligde üstümüzde olan takımlar, inşallah bunları da yenip hak ettiğimiz yerde bitireceğimize inanıyorum.” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“Maçın Genelinde De Kontrol Elimizdeydi”</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Osmangazi Belediyespor Erkek Voleybol Takımı Başantrenörü Güner </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Karakaya ise, galibiyetten ötürü mutlu olduklarını kaydederek “Rakip takımı da tebrik ederiz, köklü kulüplerinden biri ülke voleybolumuzun. Biz yeni yapılanmaya çalışıyoruz. İlk senemiz, ligde takımlar birbirini yenebilecek durumda. İstediklerimizi sergileyebildiğimizi düşünüyoruz ama bazı yerlerde ders çıkarmamız gereken noktalar var, bunun üzerinde ısrar ediyoruz. Çalışıyoruz. Sabırlı olmamız gerekiyor. İyi niyetli, genç oyuncu kadromuz var. Daha yukarıya gideceğini düşünüyorum. Maçın genelinde de kontrol elimizdeydi, çok istedik. Yöneticilerimize, belediyemize, emeği geçenlere teşekkür ederiz.” ifadelerini kullandı.</span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyespor-yoluna-kayipsiz-devam-ediyor-598049">Osmangazi Belediyespor Yoluna Kayıpsız Devam Ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tepe Kurumsal, teknolojiyle yeniden tasarlanan hizmet ekosistemini tanıttı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tepe-kurumsal-teknolojiyle-yeniden-tasarlanan-hizmet-ekosistemini-tanitti-598004</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Dec 2025 13:52:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[ekosistemini]]></category>
		<category><![CDATA[entegre]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kurumsal]]></category>
		<category><![CDATA[modeli]]></category>
		<category><![CDATA[odak]]></category>
		<category><![CDATA[tasarlanan]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[teknolojiyle]]></category>
		<category><![CDATA[tepe]]></category>
		<category><![CDATA[Tepe Kurumsal]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<category><![CDATA[yeniden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=598004</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin 81 ilinde, güvenlikten temizliğe, yemekten iş sağlığı ve güvenliğine kadar geniş bir yelpazede faaliyet gösteren Tepe Kurumsal, sürdürdüğü dönüşüm çalışmalarını tamamlayarak altı markasını tek bir çatı altında topladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tepe-kurumsal-teknolojiyle-yeniden-tasarlanan-hizmet-ekosistemini-tanitti-598004">Tepe Kurumsal, teknolojiyle yeniden tasarlanan hizmet ekosistemini tanıttı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye’nin 81 ilinde, güvenlikten temizliğe, yemekten iş sağlığı ve güvenliğine kadar geniş bir yelpazede faaliyet gösteren Tepe Kurumsal, sürdürdüğü dönüşüm çalışmalarını tamamlayarak altı markasını tek bir çatı altında topladı. Tepe Kurumsal, tüm hizmetlerin aynı kalite standardıyla yönetildiği ve operasyonların tek merkezden koordine edildiği bir modeli benimseyerek; robotik sistemler, IoT, yapay zeka ve fintech çözümleri gibi teknolojileri hizmet süreçlerine entegre ediyor. Bu sayede işletmelerin iş yükünü azaltmayı, süreçleri sadeleştirmeyi ve zaman kazandırarak verimliliği artırmayı sürdürüyor.</strong></p>
<p>Türkiye’de 30 yılı aşkın süredir, Kurumsal Hizmetler pazarına öncülük eden marka, yeni yapısını, hizmet modelini ve gelecek hedeflerini düzenlediği bir basın toplantısıyla kamuoyuna duyurdu.<strong> Tepe Kurumsal Yönetim Kurulu Başkanı Levent Güler</strong> ve <strong>Tepe Kurumsal İcra Kurulu Başkanı Murat Altıkardeşler’in sözcülüğünde </strong>gerçekleştirilen toplantıda teknolojinin ve dijitalleşmenin baş döndüren hızına uyum sağlayabilen, yeni teknolojileri kullanan bütünleşmiş bir modelin kurumlara sağladığı verimliliğin altı çizildi.<strong> </strong></p>
<p>Yeni yapılanma ile <strong>Tepe Güvenlik, Tepe Tesis Yönetimi, Tepe Gurme, Tepe ONE, Tepe İSG ve Tepe PRO</strong> markaları <strong>Tepe Kurumsal</strong> çatı markası altında, tek organizasyon olarak faaliyet göstermeye devam edecek. Böylece fiziki güvenlikten elektronik güvenlik teknolojilerine, entegre tesis yönetiminden profesyonel temizlik ve teknik bakıma; kurumsal yemek hizmetlerinden iş sağlığı ve güvenliği çözümlerine, endüstriyel hijyen tedarikine kadar tüm hizmetler tek merkezden, bütünleşik bir mimari ile sunulacak.</p>
<p><strong>“Teknolojiyi arkamıza alarak 1 milyar dolarlık ciro hedefliyoruz”</strong></p>
<p><strong>Tepe Kurumsal Yönetim Kurulu Başkanı Levent Güler,</strong> Tepe Kurumsal’ın Bilkent Holding bünyesinde yer aldığını ve yüzde 100 Türk sermayesiyle kurularak birçok iş kolunda faaliyet gösterdiğini söyledi. 1986 yılında Bilkent Üniversitesi tarafından kurulan Bilkent Holding’in yurtiçi ve yurtdışında inşaat, mobilya, perakende, savunma sanayi, güvenlik, sigorta, turizm, enerji ve gayrimenkul gibi birçok sektörde faaliyet gösterdiğini, TAV ve İDO gibi iştirakleriyle havalimanı ve deniz otobüsleri işletmeciliğinde de etkin olarak yer aldığını belirtti.</p>
<p>Levent Güler sözlerine şöyle devam etti, “Bilkent Holding bünyesinde yer alan Tepe Kurumsal olarak 81 ilde, Türkiye’nin ilk 500’ünde yer alan birçok büyük markaya, hastanelere, kamu kurumlarına, limanlara, bankalara hizmet veriyoruz ve istikrarlı büyümemizi sürdürüyoruz. Biz, sürdürülebilir bir büyüme için yerli sermayenin gücüne inanıyor ve bu doğrultuda ülke ekonomisine katkıda bulunmak için çalışıyoruz. Geçtiğimiz her gün, iş dünyasının tek noktadan erişilebilen, teknolojik ve sürdürülebilir çözümlere olan ihtiyacı artıyor. Biz de bu ihtiyaca daha güçlü yanıt verebilmek için hizmetlerimizin entegre yapısını yeni bir kurumsal mimari altında daha bütüncül bir modele taşıdık. Önümüzdeki dönemde veriye dayalı yönetim ve süreç verimliliği odağında müşterilerimize daha fazla değer sunmaya devam edeceğiz” dedi. </p>
<p>Levent Güler sözlerine şöyle devam etti: “Teknoloji ve dijitalleşme, artık her sektörde olduğu gibi bizim de en kritik odak alanlarımızdan biri haline geldi. Bu alandaki yatırımlarımızın gücüyle, hizmet sunduğumuz tüm sektörlerde operasyonel mükemmeliyeti bambaşka bir seviyeye taşıyoruz. Entegre yapımız ve stratejik hedeflerimiz doğrultusunda, önümüzdeki dönemde 1 milyar dolarlık ciro büyüklüğüne ulaşmayı hedefliyoruz.”</p>
<p><strong>3 çizginin olduğu her yerde, tüm hizmetler tek merkezden ve tek standartla sunuluyor</strong></p>
<p>Toplantıda şirketin yenilenen yapılanmasını, büyüme vizyonunu ve 2026 hedeflerini paylaşan <strong>Tepe Kurumsal İcra Kurulu Başkanı Murat Altıkardeşler</strong>, geçtiğimiz yıl itibarıyla tüm hizmet süreçlerini yeniden ele aldıklarını ve teknoloji odaklı yeni bir yapıya geçtiklerini söyledi. Altıkardeşler, altı markanın tek bir çatı altında birleştirilmesinin müşteriye daha sade ve öngörülebilir bir hizmet modeli sunduğunu, operasyonları ise daha verimli bir yapıya taşıdığını vurgulayarak, “Türkiye’nin dört bir yanındaki güvenlik, temizlik, yemek, teknik bakım, İSG ve tesis yönetimi süreçlerini artık ortak bir akıl ve ortak standartla yönetiyoruz. Bugün duyurduğumuz yeni model, iş yükünü azaltmayı, süreçleri sadeleştirmeyi, zaman kazandırmayı ve böylece verimliliği artırmayı hedefliyor” dedi. Tepe Kurumsal’ın dönüşümünü “Tepe yenileniyor” sözleriyle özetleyen Altıkardeşler, “Artık sahada üç çizgimizi gördüğünüz her yerde tüm hizmet ihtiyaçlarınız tek merkezden, tek standartla ve eksiksiz şekilde çözülüyor. Bu sadece bir iş modeli değil; yerli, milli ve sorumluluk duygusuyla kurulmuş bütünleşik bir hizmet ekosistemidir” dedi.</p>
<p><strong>“400 Milyar TL büyüklüğünde bir pazardayız ve şirketler hizmetlerde entegrasyon bekliyor”</strong></p>
<p>Murat Altıkardeşler konuşmasında sektörün büyüklüğüne de dikkat çekerek şunları söyledi: “Bugün entegre tesis yönetimi, güvenlik, yemek ve İSG hizmetlerini kapsayan pazarın büyüklüğü yaklaşık 400 milyar TL’ye ulaşmış durumda. Şirketlerin artık çok net bir beklentisi var: entegrasyon ve tek noktadan hizmet. Bizim ortaya koyduğumuz yeni model tam olarak bu ihtiyaca cevap veriyor. Tüm hizmetlerin tek elden yönetimi, tek fatura, tek muhatap ve tek takip sistemiyle sunulması işverenler için ciddi bir zaman tasarrufu sağlıyor. İSG’den sarf malzeme tedarikine kadar uzanan tüm operasyonların aynı merkezden yönetilmesi ise şirketlerin kendi ana işine odaklanmasını çok daha kolay hale getiriyor.”</p>
<p><strong>Tepe Kurumsal, 2026’da yurt dışı açılımını hedefleri arasına aldı</strong></p>
<p>Tepe Kurumsal, dijitalleşme ve entegre hizmet mimarisi üzerine kurduğu yeni yapıyı yalnızca Türkiye ile sınırlı görmüyor. Şirket 2026’da hizmet modelini bölgesel bir marka haline getirme hedefiyle yurt dışı açılım planlarını da devreye alıyor. Avrupa başta olmak üzere farklı coğrafyalarda uygulanabilir bir operasyon mimarisi oluşturmayı amaçlayan Tepe Kurumsal, teknoloji odaklı hizmet yaklaşımını global ölçekte konumlandırmayı hedefliyor.</p>
<p><strong>Yeni kurumsal kimliğin temeli: Müşteri, Çalışan ve Sürdürülebilir Gelecek</strong></p>
<p>Yeni kurumsal kimliğin temelinin üç önemli odaktan oluştuğunu belirten Murat Altıkardeşler şöyle konuştu: “Müşteri, Çalışan ve Sürdürülebilir Gelecek… Bu üç başlık, yalnızca yeni kimliğimizin değil, aynı zamanda yürüttüğümüz tüm dönüşüm projelerinin ortak referans noktası. Artık bütün hizmet modelimizi bu üç eksen üzerinde şekillendiriyoruz. Müşteri odağında oldukça güçlü bir konumdayız. Türkiye’de yerli pazarın yaklaşık yüzde 10’una hitap ediyoruz. Bugün 2.000’den fazla müşterimize, 10.000’in üzerinde projede hizmet sunuyoruz. Sadece 2025 yılında 200 yeni markayı bünyemize kattık. Çoklu hizmet satışlarında bu yıl yüzde 20 büyüdük, gelecek yıl için ise yüzde 50 artış hedefliyoruz. Her yıl yüzde 10 seviyesinde organik büyüme gösteriyoruz.” dedi.</p>
<p><strong>Tepe Kurumsal’ın hedefi: EFQM 5 Yıldız Yetkinlik Belgesi </strong></p>
<p>EFQM Mükemmellik Modeli’nde 2026 yılı için ödül başvurusu hazırlıklarını yürüttüklerini söyleyen Murat Altıkardeşler, şöyle konuştu: “Altı şirketimizin katılımıyla kapsamlı bir özdeğerlendirme süreci yürüttük ve EFQM Mükemmellik Modeli’nde 2026 yılı için ödül başvurusu hazırlıklarımıza başladık. Kurumsal dönüşüm programımızın merkezine EFQM modelini yerleştirdik ve bu yaklaşımı hem mavi yaka hem de beyaz yaka çalışanlarımıza yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Modelin tüm yedi kriteri kapsamında çalışmalarımızı tamamlayarak özdeğerlendirme sürecini sonuçlandırdık. Odak grup çalışmaları, eğitimler ve farkındalık programlarıyla gelişim yolculuğumuzu sürdürüyoruz. Bu süreçte EFQM 5 Yıldız Yetkinlik Belgesi için başvurumuzu hazırlıyor ve yıl içerisinde Yetkinlik Ödülü almayı hedefliyoruz.” </p>
<p><strong>“2030 hedefimiz: Entegre hizmetten entegre veriye geçiş”</strong></p>
<p>Tepe Kurumsal’ın “sürdürülebilir gelecek” vizyonunu anlatan Altıkardeşler, kendilerini yalnızca temizlik, güvenlik veya yemek hizmeti sunan bir grup değil; veriye dayalı, dijitalleşmiş ve sürdürülebilirlik odaklı bir hizmet platformu olarak konumlandırdıklarını söyledi. HR, CRM, mobil uygulama ve bulut teknolojilerini kapsayan dört temel üzerinden 100’ün üzerinde dijital sürecin yeniden yapılandırıldığını; insansız temizlik araçları, IoT uygulamaları, veri odaklı yönetim sistemleri ve otomasyon yatırımlarının hızla büyüdüğünü belirtti. “Bugün bir AVM’de güvenliği sağlayan ekipten, aynı kampüste yemeği yapan ve tesis yönetimini yürüten ekibe kadar tüm operasyon Tepe Kurumsal çatısı altında birleşiyor. Odaklandığımız ve hayata geçirmek üzere olduğumuz operasyonların tek ekrandan izlenebildiği, risklerin önceden tahmin edildiği ve enerjinin optimize edildiği bir yapı hedefliyoruz. Bizim için 2030 sadece ‘entegre hizmet’ değil, aynı zamanda ‘entegre veri’ demek” sözleriyle geleceğe ilişkin yol haritasını paylaştı.</p>
<p><strong>Tepe Kurumsal Türkiye’nin istihdam sıralamasında 9. Sırada</strong></p>
<p>Konuşmasının sonunda çalışan odağı kapsamında Bilkent Holding çatısı altında yaklaşık 40.000 kişinin bulunduğunu, bunun 30.000’inin Tepe Kurumsal çatısı altında görev yaptığını söyleyen Altıkardeşler, şirketin Türkiye’nin istihdam sıralamasında 9. sırada yer aldığını ve kadın istihdamını artırmaya yönelik çalışmaların sürdüğünü aktardı. Tepe Akademi aracılığıyla yılda 1 milyonun üzerinde eğitim verildiğini, çalışan bağlılığını güçlendiren sadakat programlarının devrede olduğunu, Tepe Hayat yapısıyla deprem, yangın ve acil durumlara yönelik profesyonel eylem planları oluşturulduğunu dile getirdi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tepe-kurumsal-teknolojiyle-yeniden-tasarlanan-hizmet-ekosistemini-tanitti-598004">Tepe Kurumsal, teknolojiyle yeniden tasarlanan hizmet ekosistemini tanıttı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Maltepeli kadınlara &#8220;Ailede Psikolojik Dayanıklılık&#8221; eğitimleri verildi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/maltepeli-kadinlara-ailede-psikolojik-dayaniklilik-egitimleri-verildi-597497</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Dec 2025 14:05:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[ailede]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[dayanıklılık]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Gökkaya]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlara]]></category>
		<category><![CDATA[kriz]]></category>
		<category><![CDATA[maltepeli]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[verildi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597497</guid>

					<description><![CDATA[<p>Maltepe Belediyesi’nin toplum sağlığını güçlendirmek, erişilebilir danışmanlık ve rehabilitasyon hizmeti sunmak için hizmete açtığı Sosyal Etkileşim ve Destek Merkezi’nin (SEDEM), Maltepeli kadınlara yönelik eğitimleri tamamlandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/maltepeli-kadinlara-ailede-psikolojik-dayaniklilik-egitimleri-verildi-597497">Maltepeli kadınlara &#8220;Ailede Psikolojik Dayanıklılık&#8221; eğitimleri verildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Maltepe Belediyesi’nin toplum sağlığını güçlendirmek, erişilebilir danışmanlık ve rehabilitasyon hizmeti sunmak için hizmete açtığı Sosyal Etkileşim ve Destek Merkezi’nin (SEDEM), Maltepeli kadınlara yönelik eğitimleri tamamlandı. Ücretsiz düzenlenen eğitimler Maltepe Belediyesi’ne bağlı Esenkent, Gülsuyu, Cevizli, Küçükyalı, Fındıklı ve Başıbüyük Kadın Danışma Merkezi’nde verildi.</p>
<p>3 Kasım’da başlayan eğitimler bugün Başıbüyük Kadın Danışma Merkezi’ndeki eğitimle tamamlandı. Eğitimde SEDEM’de görevli Sosyal Hizmet Uzmanı ve Aile Danışmanı Güliz Gökkaya, Maltepeli kadınlar ile bir araya geldi. Gökkaya,  ailenin sadece aynı evde yaşayan bireylerin oluşturduğu bir topluluk değil sevgi, sabır, anlayış ve paylaşımın olduğu bir sistem olduğunu söyledi. Kriz ve kriz yönetimiyle ilgili katılımcıları bilgilendiren Gökkaya “Kriz beklenmedik bir durumdur. Kriz durumunda insanlar genellikle önce inkâr eder sonra öfkelenir ardından kabullenmeye geçer. Burada amaç krizi yok saymak değil krizle birlikte yaşamayı öğrenmektir. Kriz yönetimi duyguların kontrolüyle başlar. Bazen öfke, suçlama, sessizlik gibi tepkiler olur ama önemli olan duyguların bastırılmaması, paylaşılmasıdır. Kriz yönetimi aynı zamanda yardım istemeyi bilmektir. Bu bazen belediyeden bazen psikologdan bazen de sadece bir dostun olabilir.” şeklinde sözlerine devam etti.  Birlikte baş etme becerileri konusuyla ilgili de sunum yapan Gökkaya “Birlikte baş etme ben yerine biz diyebilme halidir. Bu süreçte açık iletişim, duyguların paylaşılması, sabır, ortak karar verme, birlikte yemek, sohbet, yürüyüş gibi günlük küçük rutinler önemlidir.” şeklinde konuştu. Gökkaya, sorunların çözümünde sosyal destek ve yardım kanalları hakkında katılımcıları bilgilendirerek soruları da yanıtladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/maltepeli-kadinlara-ailede-psikolojik-dayaniklilik-egitimleri-verildi-597497">Maltepeli kadınlara &#8220;Ailede Psikolojik Dayanıklılık&#8221; eğitimleri verildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Damızlık koç desteği kuzulama oranlarında artış sağladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/damizlik-koc-destegi-kuzulama-oranlarinda-artis-sagladi-597467</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Dec 2025 13:37:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[artış]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[damızlık]]></category>
		<category><![CDATA[Damızlık Koç]]></category>
		<category><![CDATA[desteği]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[Irk]]></category>
		<category><![CDATA[kalite]]></category>
		<category><![CDATA[koç]]></category>
		<category><![CDATA[kuzulama]]></category>
		<category><![CDATA[Merinos]]></category>
		<category><![CDATA[oranlarında]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[sağladı]]></category>
		<category><![CDATA[verim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597467</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin tarım ve hayvancılığı güçlendirmek amacıyla uyguladığı “Damızlık Koç Desteği Projesi”, sürülerde kuzulama oranlarını gözle görülür şekilde artırdı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/damizlik-koc-destegi-kuzulama-oranlarinda-artis-sagladi-597467">Damızlık koç desteği kuzulama oranlarında artış sağladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin tarım ve hayvancılığı güçlendirmek amacıyla uyguladığı “Damızlık Koç Desteği Projesi”, sürülerde kuzulama oranlarını gözle görülür şekilde artırdı. Üreticiler, özellikle ikiz ve üçüz doğum oranlarındaki artışın sağladığı verimden oldukça memnun.<b> </b></p>
<p><b>DESTEK SAYESİNDE SÜRÜLER GÜÇLENDİ</b></p>
<p>Kocaeli’nin farklı ilçelerinde küçükbaş hayvancılıkla uğraşan yetiştiriciler, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından dağıtılan damızlık koçlardan oldukça memnun. Destek sayesinde sürülerinin güçlendiğini belirten üreticiler, projenin doğrudan olumlu etkisini kısa sürede gördüklerini ifade ediyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Muhtarlık İşleri Dairesi Başkanlığı tarafından uygulanan “Damızlık Koç Desteği Projesi” kapsamında 2025 yılında Bandırma Koyunculuk Araştırma Enstitüsü’nden temin edilen 145 baş Karacabey Merinosu ırkı damızlık koç, yüzde 50 hibe ile geçen mayıs ayında yetiştiricilere teslim edilmişti. Kocaeli İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği’nin talebi üzerine yürütülen ve 466 işletmeyi kapsayan proje, il genelinde ve küçükbaş hayvancılıkta verimliliği ile genetik kaliteyi artırmayı hedefliyor.</p>
<p><b>VERİMLİLİK VE GENETİK KALİTE ARTIYOR</b></p>
<p>Yetiştiricilere dağıtılan kaliteli damızlık koçlar sayesinde doğan kuzu sayısında belirgin artış görüldü. Proje kapsamında güçlenen sürülerde yalnızca ikizlik ve üçüzlük kuzulama oranları değil, ırkın genel sağlık durumu da iyileşti. Daha sağlam yapılı ve hastalıklara dayanıklı koçlardan alınan verim, et ve süt kalitesine de yansıdı. Üreticiler, yeni nesil kuzuların daha sağlıklı olduğunu, etlerinin daha lezzetli ve süt verimlerinin önceki yıllara göre daha yüksek seyrettiğini belirtiyor. Destekleme uygulamasının hem ekonomik hem de genetik açıdan bölgedeki hayvancılığa büyük katkı sağladığı ifade ediliyor.</p>
<p><b>“EN KALİTELİ ANAÇLAR VERİLİYOR”</b></p>
<p>Büyükşehir Belediyesi’nin en kaliteli anaçları yüzde 50 hibeyle yetiştiriciye verdiğini söyleyen Kocaeli İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Mustafa Çakır, “Birliğimiz 2010 yılında hayvan kaynaklarının korunması, geliştirilmesi, yaygınlaştırılması ve pazarlanması amacıyla Tarım Bakanlığı’nın izniyle kuruldu. 2011 yılında Tarım Bakanlığı ile ortaklaşa Halk Elinde Karacabey Merinos Islah Projesi yaptık, bu proje 2016’da bitti. Daha sonra Kocaeli Büyükşehir Belediyemiz konuyu ele aldı ve ıslah programını bütün il geneline yaydı. Şu anda Büyükşehir Belediyemizin katkılarıyla yürütüyoruz. İki yıldan beri gerek Karacabey’den gerek Bandırma’daki devlet üretme çiftliklerinden en kaliteli anaçları alıp yetiştiricimize yüzde 50 hibe desteği ile veriyor. Bu ilimizde çok büyük katkı sağladı. Şu anda üyelerimizin elindeki bütün hayvanların tamamını ıslah ediyoruz.” dedi.</p>
<p><b>“BÜYÜKŞEHİR SAYESİNDE YENİ KAN GELDİ”</b></p>
<p>Birliğe kayıtlı anaç hayvan sayısının 30 bin civarında olduğunu belirten Çakır, “Birinci dönem 150, ikinci dönem 125 üyemiz faydalandı. Damızlık koç küçükbaş hayvancılığın temelini oluşturuyor. Koç kaynakları ilimize uzak olduğu için küçük işletmelerimizin koç temin etmesi zor oluyordu. Yıllardır damızlık koç değişimi yapılamayınca akrabalık oranı yükseldi, gen kaynaklarımız geriledi. Büyükşehir’in projesiyle yeni kan geldi” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>“ET VE SÜT ÜRETİMİNDE ARTIŞ OLDU”</b></p>
<p>Damızlık koçların hem üretici hem de kent ekonomisi için olumlu katkı sağladığını vurgulayan Çakır, “Bu koçları kullanmak suretiyle işsizlik oranımız düştü, bir birim hayvandan aldığımız canlı ağırlık verimi artmaya başladı. Et ve süt üretiminde artış oldu, tüketicimiz daha uygun fiyata et ve süt bulabiliyor. Yetiştiricilerin gelirleri arttığı için gençler köyden kente göç etmemeyi düşünüyor, babalarından işi devralıp devam ediyorlar. Son yıllarda genç kadınlardan çok talep geliyor. Şu anda 15-20 genç kadın üyemiz var. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Başkanımız gelene kadar böyle bir destek gündemde değildi. Kendileri geldikten sonra sektörümüze el attılar. Mazot, gübre, büyükbaş hayvancılık destekleri gibi çok yaygın bir tarım politikası izliyorlar. Çok teşekkür ediyorum, desteklerinin devamını diliyorum” şeklinde konuştu.</p>
<p><b>“İKİZLİK, ÜÇÜZLÜK ORANI ÇOK YÜKSEK”</b></p>
<p>Yüzde 50 hibeli koçlarla ırk değiştirdiklerini söyleyen Gebzeli üretici ve Pelitli Mahalle Muhtarı Fuat Atabey ise, “Burada 500 anaç koyun var. Kısıtlı bir alanda atadan dededen gelen bir meslek yapıyoruz. Güzel bir hayvancılık hastalığımız var. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Tahir Büyükakın’a bizlere verdiği desteklerden dolayı çok teşekkür ediyoruz. Gerçekten 3 senedir güzel bir katılım sağladı. Bize yüzde 50 hibeli koç dağıtımı yaptı ve bu sayede ırk değiştirdik. Hayvanlarımız tamamen Merinos ırkına döndü. Çok güzel verim alıyoruz. İkizlik, üçüzlük oranı çok yüksek. Büyükşehir Belediye Başkanımız bütün çiftçimizin arkasında şekilde duruyor. Gübre desteği, mazot desteği, fide desteği… Bütün imkânlardan bizi yararlandırıyor, esirgemiyor. Kendilerine halkımız adına teşekkür ediyoruz” dedi.</p>
<p><b>KARACABEY MERİNOSU TÜRKİYE’NİN MİLLİ IRKI</b></p>
<p>Türkiye’nin yerli koşullarında geliştirilen milli ırk Karacabey Merinosu, hem yün hem de et yönünden yüksek verim sağlayan özellikleriyle öne çıkıyor. Erişkin koçlar 90-120 kg, koyunlar 60-85 kg canlı ağırlığa ulaşırken, 6 aylık kuzular 38-45 kg’a kadar büyüyor. İyi bakım ve kaliteli damızlık koç kullanımıyla ikizlik oranı yüzde 160-200’ü, birçok işletmede ise yüzde 220’yi aşıyor. Yün kalitesi dünya standartlarında inceliği 19-23 mikron arasında değişiyor, yıllık kırkımda koyun başına 3,5-5 kg, koç başına 5-7 kg temiz yün elde ediliyor. Karkas randımanı yüzde 50 civarında, et kalitesi oldukça yüksek. 90 yıldır Türkiye’nin iklim, mera ve hastalık koşullarına göre seçilerek ıslah edildiği için ithal merinos ırklarına göre çok daha dayanıklı olan Karacabey Merinosu, hızlı büyüme ve yüksek verimiyle yetiştiricilerin “bir numaralı damızlık tercihi” konumuna yükseldi. Üreticiler, bu ırkla yapılan çalışmaların kısa sürede sürü kalitesini ve işletme karlılığını artırdığını vurguluyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/damizlik-koc-destegi-kuzulama-oranlarinda-artis-sagladi-597467">Damızlık koç desteği kuzulama oranlarında artış sağladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yasemin Adar Spor Salonu Keçiören&#8217;de Kadınların Hizmetinde</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yasemin-adar-spor-salonu-keciorende-kadinlarin-hizmetinde-597109</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 06 Dec 2025 08:21:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[adar]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[gurur]]></category>
		<category><![CDATA[hizmetinde]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadınların]]></category>
		<category><![CDATA[keçiören]]></category>
		<category><![CDATA[salonu]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[yasemin]]></category>
		<category><![CDATA[Yasemin Adar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597109</guid>

					<description><![CDATA[<p>Keçiören Belediyesi tarafından kapsamlı yenileme çalışmaları yapılan Yasemin Adar Spor Salonu, Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan ve eşi Filiz Özarslan’ın ev sahipliğinde düzenlenen programla hizmete açıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yasemin-adar-spor-salonu-keciorende-kadinlarin-hizmetinde-597109">Yasemin Adar Spor Salonu Keçiören&#8217;de Kadınların Hizmetinde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Keçiören Belediyesi tarafından kapsamlı yenileme çalışmaları yapılan Yasemin Adar Spor Salonu, <b>Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan </b>ve eşi <b>Filiz Özarslan</b>’ın ev sahipliğinde düzenlenen programla hizmete açıldı. Kadınların ve kız çocuklarının sağlıklı yaşam ve spor faaliyetlerine erişimini artırmak amacıyla hayata geçirilen salon, 5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü’nde vatandaşların kullanımına sunuldu.</p>
<p>Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programa, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Kadir Ulusoy, Kalecik Belediye Başkanı Satılmış Karakoç, Gençlik ve Spor Bakanlığı Spor Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı, Dünya ve Avrupa Şampiyonu, Olimpiyat Üçüncüsü Milli Güreşçi Yasemin Adar, Olimpiyat, Dünya ve Avrupa Şampiyonu Milli Güreşçi, Türkiye Güreş Federasyonu Başkanı Taha Akgül, İYİ Parti Keçiören İlçe Başkanı Haluk Baran, Cumhuriyet Halk Partisi Keçiören İlçe Kadın Kolları Başkanı Birsen Çakıcı, Keçiören Spor Kulübü Başkanı Abdullah Çakmar, sporcular, antrenörler, muhtarlar, belediye meclis üyeleri, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile çok sayıda vatandaş katıldı.</p>
<p><b>“Yasemin Adar Spor Salonu ile kadınlarımıza yeni bir yaşam alanı sağladık”</b></p>
<p>Programda katılımcılara hitaben konuşan <b>Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan</b>, “Bugün, büyük bir onur ve gururla ismini verdiğimiz Yasemin Adar Spor Salonu&#8217;nu kapsamlı yenileme çalışmaları ile mahallemize kazandırıyoruz. Bu ismin, taşıdığı maneviyat ve değerle bu tesise çok yakıştığına, ilham vereceğine yürekten inanıyoruz.” dedi.</p>
<p>Yasemin Adar’ın Türk milletine büyük gururlar yaşattığını hatırlatan <b>Başkan Özarslan</b>, konuşmasının devamında şunları söyledi: “Yasemin Adar, Türk bayrağını gururla göklere taşıyarak bizlere milli ve manevi duygular yaşatmıştır. Aynı ruhla bu spor merkezi de kadınlarımıza güç, gençlerimize ilham olacaktır. Biz biliyoruz ki yüce Türk milletini millet yapan sadece kökeni değil, taşıdığı milli ve manevi değerleridir. Türk kadını, bu milletin mayasıdır. Kara Fatmalarla, Nene Hatunlarla, Halide Ediplerle birlikte Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yanında durmuş, bu milletin kaderini omuzlamıştır. Bugün de Yasemin Adarlar yetiştirmeye devam eden Türk kadını, başımızın tacıdır. Bizler, bu yapıların tamamlanıp milletimize hizmet etmesi için var gücümüzle çalışıyoruz. Çünkü bizim derdimiz; söz verdiğimiz gibi, halkımıza baş olmak değil, hizmetkâr olmaktır. Öyle de olmaya devam edeceğiz. Buralarda emeği geçen herkesten Allah razı olsun. Ne mutlu Türk’üm diyene!&#8221;</p>
<p><b>“Keçiören’de adımı taşıyan bu tesis benim için gurur kaynağı”</b></p>
<p>Programda konuşma yapan <b>Gençlik ve Spor Bakanlığı Spor Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı Yasemin Adar</b>, tesise adının verilmesinden dolayı büyük bir gurur yaşadığını belirterek şunları söyledi: “Keçiören Belediyesi tarafından kadınlara özel Yasemin Adar Spor Salonu&#8217;nun faaliyete geçtiği bu anlamlı günde sizlerle bir arada olmaktan büyük onur duyuyorum. Adımı taşıyan bu tesisin, kadınların sporla buluşmasına yönelik önemli bir yatırım olarak ilçemize kazandırılması benim için ayrı bir gurur kaynağıdır. Bu spor salonunun hayata geçirilmesine öncülük eden; kadınların spora erişimini artırma konusundaki güçlü iradesi ve desteklerinden dolayı Keçiören Belediye Başkanımız Sayın Dr. Mesut Özarslan’a ve emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunuyorum. Spor hayatım boyunca elde ettiğim başarıların temelinde, kadınlara imkân sunulduğunda her alanda büyük başarılara ulaşabileceklerine olan inancım yer almaktadır. Bu tesisin de aynı inanç doğrultusunda birçok kadının gelişimine katkı sağlayacağına yürekten inanıyorum. Kadınlara özel olarak tasarlanan bu spor salonunun Keçiören’e hayırlı olmasını diliyorum.”</p>
<p><b>“Dünya Kadın Hakları Günü’nde kadınlara özel tesis açılması çok kıymetli”</b></p>
<p><b>İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Kadir Ulusoy</b> ise yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Dünya Kadın Hakları Günü’nde kadınlarımıza özel bir tesisin açılması son derece kıymetli. Burası, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün başkenti Ankara. Atatürk, Türk kadınlarına, dünya kadınlarından çok daha önce seçme ve seçilme hakkı tanıyarak büyük bir vizyon ortaya koymuştur. Bu doğrultuda, Başkent’te kadınlara yönelik böyle bir spor tesisinin hayata geçirilmesi ayrı bir değer taşıyor. Keçiören Belediye Başkanımız Sayın Mesut Özarslan’ın, Milli Güreşçimiz Yasemin Adar’ın adını bu spor salonuna vererek attığı bu adım da takdir ve teşvik açısından çok değerli. Bu yaklaşımı için kendisine teşekkür ediyor, bu tür tesislerin sayısının artmasını temenni ediyorum.”</p>
<p><b>“Mesut Başkanımız, Keçiören’e ciddi bir ivme kazandırdı”</b></p>
<p><b>Kalecik Belediye Başkanı Satılmış Karakoç</b>, konuşmasında Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan’ın spora verdiği desteğin önemine dikkat çekerek “Mesut Başkanımız göreve geldiğinden bu yana Keçiören’e ciddi bir ivme kazandırdı. Başkanımızın özellikle spora yönelik çalışmaları takdire şayandır. Son iki yıldır Keçiören’de düzenlediği Geleneksel Taha Akgül Karakucak Güreşleri, Türkiye’nin en büyük ödüllü organizasyonlarından biri hâline geldi. Milli Güreşçimiz Yasemin Adar’ın isminin bu tesise verilmesi son derece gurur verici. Başkanımıza teşekkür ediyor, spor salonunun Keçiören’e hayırlı olmasını diliyorum.” diye konuştu.</p>
<p><b>“Mesut Başkan, kadınlara verdiği değeri bir kez daha gösterdi”</b></p>
<p><b>Türkiye Güreş Federasyonu Başkanı Taha Akgül</b> de yaptığı konuşmada Keçiören’de Türk güreşi adına çok anlamlı bir gün yaşadıklarını belirterek şunları ifade etti: “Genel Müdürümüz Yasemin Adar’ın adının bu tesise verilmesi, kadın güreşinde dünyaya Türk kadınının gücünü göstermiş efsane sporcumuzun isminin yaşatılması bizler için büyük bir gurur kaynağıdır. Bu kararı alan ve hayata geçiren Keçiören Belediye Başkanımıza ve ekibine, Türk güreşi adına teşekkür ediyorum. Sayın Mesut Başkanımız sadece güreşe değil, sporun tüm branşlarına her zaman katkı sağlıyor. Kadınlara özel bu spor salonuyla onlara verdiği değeri bir kez daha gösterdi. Herkesin rahatlıkla ulaşabileceği bu tesisin, kadınların spora katılımını artıracağına inanıyorum. Emeği geçen herkese gönülden teşekkür ediyor, bu spor salonunun Türk sporuna hayırlı olmasını diliyorum.”</p>
<p><b>Uzman antrenörler eşliğinde ücretsiz eğitim</b></p>
<p>Kafkas Mahallesi’nde bulunan Yasemin Adar Spor Salonu, modern ekipmanlarla donatılarak kadınların çeşitli spor dallarında faaliyet gösterebileceği şekilde hazırlandı. Salonda, kadınlara pilates, zumba ve taekwondo; kız çocuklarına ise karate, taekwondo ve judo gibi branşlarda eğitimler verilecek. Uzman antrenörler ve sağlık personeli eşliğinde ücretsiz, düzenli ve güvenli spor imkânı sunan tesis, ilçedeki kadınların sosyal etkileşim ve dayanışma içinde sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazanmalarını hedefliyor.</p>
<p><b>“Başkanımızdan Allah razı olsun”</b></p>
<p>Spor salonunun yenilenerek donanımlı hale getirilmesinden dolayı Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan’a teşekkür eden mahalle sakinleri, “Başkanımızdan Allah razı olsun, bütün kadınlar için güzel bir spor merkezi oldu.” sözleriyle memnuniyetlerini ifade etti.</p>
<p>Başkan Mesut Özarslan, programın sonunda Gençlik ve Spor Bakanlığı Spor Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı, Dünya ve Avrupa Şampiyonu, Olimpiyat Üçüncüsü Milli Güreşçi Yasemin Adar’a plaket ve Atatürk resmi takdim etti.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yasemin-adar-spor-salonu-keciorende-kadinlarin-hizmetinde-597109">Yasemin Adar Spor Salonu Keçiören&#8217;de Kadınların Hizmetinde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gloria Hotels &#038; Resorts&#8217;te 2026 yılına görkemli karşılama: Buray konseri ve ayrıcalıklı deneyimler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gloria-hotels-resortste-2026-yilina-gorkemli-karsilama-buray-konseri-ve-ayricalikli-deneyimler-596734</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Dec 2025 15:21:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[2026]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[gloria]]></category>
		<category><![CDATA[Gloria Hotels & Resorts]]></category>
		<category><![CDATA[görkemli]]></category>
		<category><![CDATA[hotels]]></category>
		<category><![CDATA[lüks]]></category>
		<category><![CDATA[misafirleri]]></category>
		<category><![CDATA[resort]]></category>
		<category><![CDATA[resorts]]></category>
		<category><![CDATA[te]]></category>
		<category><![CDATA[yılbaşı]]></category>
		<category><![CDATA[yılına]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596734</guid>

					<description><![CDATA[<p>Akdeniz’in prestijli merkezi Belek’te yer alan Gloria Hotels &#038; Resorts, lüks ve müziği buluşturan görkemli yılbaşı programlarıyla 2026 yılına unutulmaz bir başlangıç yapmaya hazırlanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gloria-hotels-resortste-2026-yilina-gorkemli-karsilama-buray-konseri-ve-ayricalikli-deneyimler-596734">Gloria Hotels &#038; Resorts&#8217;te 2026 yılına görkemli karşılama: Buray konseri ve ayrıcalıklı deneyimler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Akdeniz’in prestijli merkezi Belek’te yer alan Gloria Hotels &#038; Resorts, lüks ve müziği buluşturan görkemli yılbaşı programlarıyla 2026 yılına unutulmaz bir başlangıç yapmaya hazırlanıyor. Gloria Serenity Resort ve Gloria Golf Resort misafirleri için hazırlanan ortak galanın doruk noktasında ünlü sanatçı Buray sahne alarak akıllarda iz bırakacak bir performansa imza atacak.  Gloria Verde Resort ise konseptine özel, şık ve ayrıcalıklı bir yılbaşı programı ile lüks deneyimi farklı bir boyuta taşıyor.</b></p>
<p>Gloria Hotels &#038; Resorts, yılın en iddialı kutlamasına ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Ünlü sanatçı Buray’ın konseri; büyüleyici şovlar, gastronomi deneyimleri ve lüksün zirveye çıktığı konaklama ayrıcalıklarıyla birleşerek, misafirlerini 2026 yılına göz kamaştırıcı ve enerjik bir başlangıç yapmaya davet ediyor.</p>
<p>Gloria Serenity Resort ve Gloria Golf Resort misafirleri için hazırlanan ortak Yılbaşı Galası, yılın son gecesi Manyas Balo Salonu’nda gerçekleşecek. Özenle hazırlanan hoş geldiniz kokteyli ile başlayacak olan gecede, sahne performanslarıyla tanınan Infinity Band, Myrna Shendzeleva ve Ezgi Akay ritmi giderek yükseltecek. Eğlencenin doruk noktası ise, sevilen şarkılarıyla Buray’ın görkemli sahne şovu olacak. Yeni yılın ilk dakikaları özel Mezdeke Show ile karşılanacak ve parti, Insomnia Club’da sabahın  ilk saatlerine kadar devam edecek. Bu görkemli kutlama, Gloria Serenity Resort ve Gloria Golf Resort’ün misafirlerine temposu hiç düşmeyen, sürprizlerle dolu ve ayrıcalıklı bir gece yaşatacak.</p>
<p>Gloria Verde Resort misafirleri için ise otelin kendine has şıklığı ve doğayla iç içe konseptiyle uyumlu, tamamen özel bir yılbaşı programı sunuluyor. Gloria Verde Resort’te konaklayan misafirler, lüks oda ve süitlerde konforlu konaklama ve spa deneyimi ile dinlenmiş bir şekilde yeni yıla girerken, kendilerine özel hazırlanan programda da şık ve konsept eğlencelerle keyifli anlar yaşayacaklar.</p>
<p>Gloria Hotels &#038; Resorts, yılbaşı galasının dahil olduğu konaklama paketleriyle misafirlerine yalnızca     bir eğlence gecesi değil; ışıltısı, ritmi, enerjisi ve lüksüyle 2026’ya güçlü bir başlangıç sunan, yeni yılın   ilk günlerine yayılan özel bir tatil programı hazırlıyor. Müzik, gastronomi ve konforun buluştuğu bu unutulmaz atmosfer, misafirleri, yeni yıla adım atarken hem büyüleyici hem de ayrıcalıklı bir deneyime davet ediyor.</p>
<p><b>Gloria Hotels &#038; Resorts Hakkında: </b>Özaltın Holding’e ait olan Gloria Hotels &#038; Resorts markası, Antalya- Belek Bölgesinde yaklaşık 2.400.000 m² alan üzerine kurulmuş olup, 1997 yılından itibaren faaliyetlerine devam etmektedir. Toplamda 1275 oda, süit ve ultra lüks villa konseptiyle, 30 farklı oda kategorisine sahip olan Gloria Hotels &#038; Resorts, misafirlerine kişiselleştirilmiş ve yüksek konforlu bir hizmet sunmak amacıyla hayata geçirilmiştir. Bulunduğu konum itibariyle aynı zamanda konuklarına doğa ile baş başa tatil imkanı sunan Gloria Hotels &#038; Resorts, yılın her donemi misafirlerine ayrıcalıklı bir tatil deneyimi sunmaktadır.</p>
<p>Bünyesinde farklı kategorilerde prestijli ödüllere sahip olan ve kendi sınıfının en başarılı uc adet, 5 yıldızlı oteli olan Gloria Serenity Resort, Gloria Golf Resort ve Gloria Verde Resort markaları ile uzun yıllardır turizm sektöründe hizmet veren Gloria Hotels &#038; Resorts aynı zamanda Avrupa’nın en özel spor yatırımı olan Gloria Sports Arena ile 50’den fazla branşta spor yapılabilen modern kompleks olma özelliğiyle sektöre onculuk etmektedir.</p>
<p>Ünlu Fransız mimar Michel Gayon tarafından tasarlanmış olan Gloria Golf Club, Türkiye’nin en büyük, Avrupa’nın ise ikinci büyük golf sahası unvanıyla bölgedeki tek Trackman Driving Range alanı ve toplamda 45 delikli üç adet golf sahasıyla, golf sporunun ülkemizdeki en önemli temsilcileri arasında yer almaktadır. Yapmış olduğu yenilikler ve vizyoner bakış acısıyla faaliyetlerine devam eden Gloria Hotels &#038; Resorts, ayrıca uluslararası standartlarda tüm ihtiyaçlara yönelik toplantı gereksinimlerini karşılamakla birlikte ayrıca Gloria Convention Center ile de uzun yıllardır prestijli organizasyonlara ev sahipliği yapmaktadır.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gloria-hotels-resortste-2026-yilina-gorkemli-karsilama-buray-konseri-ve-ayricalikli-deneyimler-596734">Gloria Hotels &#038; Resorts&#8217;te 2026 yılına görkemli karşılama: Buray konseri ve ayrıcalıklı deneyimler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Denizli’de HPV Aşısı Programına Kayıtlar Başladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/denizlide-hpv-asisi-programina-kayitlar-basladi-595459</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Nov 2025 04:29:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[aşısı]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[başladı]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[denizli]]></category>
		<category><![CDATA[hpv]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kayıtlar]]></category>
		<category><![CDATA[programına]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595459</guid>

					<description><![CDATA[<p>Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin, çağımızın amansız hastalıklarından kanserle mücadeleye önemli katkı sağlayacak ücretsiz HPV aşısı programına başvurular başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/denizlide-hpv-asisi-programina-kayitlar-basladi-595459">Denizli’de HPV Aşısı Programına Kayıtlar Başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu’nun talimatıyla ekonomik sıkıntılar nedeniyle sağlık hizmetlerine erişmekte zorluk çeken ailelere yönelik hayata geçirilen ücretsiz HPV aşısı müracaatları başladı. ,</p>
<p>Birçok kanser türüne karşı koruyucu özelliği bulunan ancak Sağlık Bakanlığının rutin aşı takvimi içinde yer almayan HPV aşısı için müracaatlar online yapılıyor. https://apps.denizli.bel.tr/hpvasisidestegi/ ve https://denizli.bel.tr/basvurular adreslerinden alınmaya başlayan müracaatlar 31 Aralık 2025’te sona erecek.</p>
<p>Başvuruların ardından gerekli şartları taşıyan; Dünya Sağlık Örgütü önerilerine göre, 9-14 yaşındaki kız ve erkek çocuklarına 0 ve 6. ayda uygulanmak üzere 2 doz, 15-30 yaş aralığındaki kadın ve kız çocuklarına 0, 2 ve 6. ayda uygulanmak üzere 3 doz, 15-21 yaş aralığındaki erkeklere ve erkek çocuklarına 0, 2 ve 6. ayda uygulanmak üzere 3 doz dokuz valanlı ücretsiz HPV aşısı yapılacak.</p>
<p><strong>“SAĞLIK HİZMETLERİNE ULAŞMAK AYRICALIK DEĞİL TEMEL BİR HAKTIR”</strong></p>
<p>Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu birçok kanser türüne karşı önleyiciliği bulunan HPV’nin yüksek maliyetli bir aşı olduğunu belirtti.</p>
<p>Maddi durumu iyi olmayan vatandaşlara yönelik sunulan söz konusu projenin sosyal sorumluluk gereği olduğunu vurgulayan Başkan Çavuşoğlu, “Yüksek maliyeti nedeniyle ihtiyaç sahibi ailelerimizin erişmekte zorlandığı bu kanser önleyici aşıyı ücretsiz sağlayarak, koruyucu halk sağlığı alanında da önemli bir boşluğu dolduracağız. Sağlık hizmetlerine ulaşmak ayrıcalık değil temel bir haktır. Örnek projemizle insanlarımızın huzurlu, sağlıklı ve mutlu bir hayat sürmesine katkı koymaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>HPV NEDİR, NEDEN ÖNEMLİDİR?</strong></p>
<p>Human Papilloma Virüs ( HPV ) Aşısı: İnsanlarda genital siğil, prekanseröz genital lezyonlar (servikal, vajinal, vulvar, anal), serviks kanseri, vajinal kanser, vulvar kanser, anal kanser, penil kanser, baş boyun kanserleri ve rekürren respiratuar papillomatozisin en önemli sebeplerinden olan HPV&#8217;ye karşı geliştirilen aşı anti-kanser as¸ılardan biri olması açısından oldukça önemlidir.</p>
<p>Henüz Türkiye’de rutin as¸ı uygulamaları içerisinde yer almayan aşı ücrete tabi olarak eczanelerden temin edilebilmektedir. Kadınların yüzde 80&#8217;i yaşamlarının bir noktasında en az bir HPV türüne maruz kalır. HPV virüsünün en yaygın belirtisi özellikle genital bölge başta olmak üzere, el, ayak, ağız, boğazda ortaya çıkan siğillerdir.</p>
<p>HPV aşısı, bilimsel olarak kanıtlanmış, güvenli ve etkili bir koruyucu sağlık önlemidir. Özellikle 9-14 yaş arasında uygulandığında en yüksek koruma sağlar. Kız çocukları kadar erkek çocuklarının da aşılanması önerilir. Aşı, virüsle karşılaşmadan önce bağışıklık sistemini güçlendirerek koruma sağlar. Rahim ağzı kanseri başta olmak üzere HPV kaynaklı birçok kanser türüne karşı koruyucudur.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/denizlide-hpv-asisi-programina-kayitlar-basladi-595459">Denizli’de HPV Aşısı Programına Kayıtlar Başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kolay bulaşıyor, ciddi belirtilere neden oluyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kolay-bulasiyor-ciddi-belirtilere-neden-oluyor-595364</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 Nov 2025 07:35:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[ateş]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[belirtiler]]></category>
		<category><![CDATA[belirtilere]]></category>
		<category><![CDATA[bulaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[bulaşma]]></category>
		<category><![CDATA[ciddi]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[kişiler]]></category>
		<category><![CDATA[kolay]]></category>
		<category><![CDATA[oluyor]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595364</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, grip hastalığının belirtileri, bulaşma yolları, risk grupları, ciddi komplikasyonları ve korunmanın en etkili yolu olan grip aşısı hakkında bilgi verdi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kolay-bulasiyor-ciddi-belirtilere-neden-oluyor-595364">Kolay bulaşıyor, ciddi belirtilere neden oluyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, grip hastalığının belirtileri, bulaşma yolları, risk grupları, ciddi komplikasyonları ve korunmanın en etkili yolu olan grip aşısı hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Grip, ani ateş ve şiddetli kas-eklem ağrıları ile başlar!</strong></p>
<p>Grip hastalığının, Influenza adı verilen bir virüs tarafından oluşturulan, bir enfeksiyon hastalığı olduğunu aktaran Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Ani olarak 39°C üzerinde ateş, şiddetli kas ve eklem ağrıları, halsizlik, bitkinlik, titreme, baş ağrısı ve kuru öksürük gibi belirtiler ile başlar.” dedi.</p>
<p>Sonrasında hastalık tablosuna boğaz ağrısı, burun akıntısı, hapşırma, gözlerin akması ve kanlanması gibi belirtilerin eklendiğini ifade eden Dr. Mamçu, “Bazı vakalarda da karın ağrısı, bulantı, kusma görülebilir. Ateşin 39°C’nin üzerinde olması, şiddetli kas ağrıları ve halsizlik nedeniyle hastalığı ayakta geçirmek zorlaşır ve hastaların 3 ila 7 gün yatarak dinlenmesi gerekebilir. Yaklaşık bir hafta içinde belirtiler kaybolur ancak halsizlik belirtilerin kaybolmasından sonra da 2 haftaya kadar devam edebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Ciddi sonuçlara neden olabilen grip, soğuk algınlığı ile karıştırılabiliyor! </strong></p>
<p>Özellikle çocuklarda, yaşlılarda ve kalp hastalığı, akciğer hastalığı, böbrek hastalığı, şeker hastalığı gibi kronik hastalığı olan kişilerde çok daha ağır seyrettiğine dikkat çeken Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Hatta ölüme kadar varabilen ciddi sonuçlara yol açabilir.” dedi.</p>
<p>Bu kadar ciddi tablolara yol açabilen grip hastalığının halk arasında sıklıkla soğuk algınlığı ile karıştırıldığına işaret eden Dr. Mamçu, şöyle devam etti:</p>
<p>“Soğuk algınlığı ateş yükselmeden, hafif kırgınlık, burun akıntısı, hapşırma gibi belirtiler ile kendini gösterir. Halsizliğe yol açmadığı için yatak istirahati gerektirmez ve grip ile kesinlikle karıştırılmamalı. Ayrıca grip, özellikle çocuklar ve yaşlılarda ikincil enfeksiyonlara zemin hazırlar. Orta kulak iltihabı, zatürre, beyin zarı ve beyin dokusu enfeksiyonları gibi komplikasyonlara neden olabilir. Sözü edilen bu kadar özelliğin üstüne hastalığın spesifik tedavisinin olmadığını da eklersek ne kadar önemli bir sorun ile karşı karşıya olduğumuz daha iyi anlaşılabilir.” </p>
<p><strong>Grip, çok kolay bulaşan ve önlemesi zor bir hastalık!</strong></p>
<p>Grip hastalığına neden olan Influenza virüsünün çok kolay ve hızlı bulaştığının altını çizen Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Öksürük ve hapşırıklar ile etrafa saçılan damlacıkların hava yolu ile taşınması, hasta kişiler ile direkt temas edilmesi ve hasta kişilerin ağız-burun akıntıları ile temas etmiş eşyalar ile temas başlıca bulaşma yollarıdır.” dedi.</p>
<p>Hasta kişilerden etrafa saçılan virüs parçacıklarının havada asılı kalabilme yeteneğinde olmasının bulaşıcılığı daha da arttırdığını dile getiren Dr. Mamçu, “Hasta bir kişinin bir ortama girip çıkması bile o ortamda bulunan kişileri hastalığın bulaşması açısından risk altına sokar. Bu nedenle grip evde, iş yerinde, okullarda, kreşlerde, toplu taşıma araçlarında çok kolay bulaşır. Mikrobu kapmış ancak henüz belirtileri başlamamış kişilerde yani hastalığın kuluçka süresince de bulaştırma mümkündür. Bulaşma yolları oldukça basit ve bulaşması bu kadar kolay olan bir hastalığın bulaşma yollarına karşı önlem almanın çok zor olduğu hatta olanaksız olduğu açıktır.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Gripten korunmanın en etkili ve ekonomik yolu aşılanma!</strong></p>
<p>Grip hastalığına yakalandıktan sonra kullanılan ağrı kesiciler, ateş düşürücüler ve antigribal ilaçların sadece geçici bir rahatlama sağlayabildiğini kaydeden Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Gripten korunmanın en etkili ve ekonomik yolu  ‘aşılanma’dır.” dedi. </p>
<p>Dünyanın önde gelen sağlık otoritelerinin paylaştığı, kimlerin hangi durumlarda aşılanması gerektiğine dair bilgilere değinen Dr. Mamçu sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bronşiyal astım hastaları, kalp ve damar sistemi hastalıkları olanlar, şeker hastalığı gibi kronik hastalığı olanlar, kronik böbrek hastaları, 65 yaşından büyük kişiler, bağışıklık sistemi çeşitli nedenlerle baskılanmış kişiler, grip mevsimi sırasında gebeliklerinin ikinci yada üçüncü 3 aylık dönemi içerisinde bulunacak olan gebeler, huzurevleri veya kışlalar toplu halde yaşanılan yerlerde kalanlar, sağlık personeli ve hastane görevlileri ile yüksek risk altındaki kişilere virüsü bulaştırabilecek kişilerin mutlaka aşılanması öneriliyor. Ayrıca toplum hizmetinde çalışanlar, okul ve kreş gibi virüsün kolaylıkla bulaşabildiği kalabalık ortamlarda bulunanlar, sık seyahat edenler, gribin yol açacağı iş gücü kaybını engellemek isteyenler ile grip olmak istemeyen herkesin grip aşısı olması tavsiye ediliyor. </p>
<p>Grip aşısı  tüm kış sezonu boyunca uygulanabilir. Ancak aşıdan tam yarar sağlanması açısından grip salgınlarının başlamasından önce aşının uygulanması gerekir. Bu nedenle en uygun zaman sonbahar aylarıdır.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kolay-bulasiyor-ciddi-belirtilere-neden-oluyor-595364">Kolay bulaşıyor, ciddi belirtilere neden oluyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Belediye Başkanı Rasim Arı, Galatasaray Sutopu Kadın Takımı&#8217;nı Ağırladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/belediye-baskani-rasim-ari-galatasaray-sutopu-kadin-takimini-agirladi-595328</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 Nov 2025 07:21:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[arı]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[galatasaray]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[nevşehir]]></category>
		<category><![CDATA[Nevşehir Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[rasim]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[sutopu]]></category>
		<category><![CDATA[takımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595328</guid>

					<description><![CDATA[<p>Galatasaray Sutopu Kadın takımı Nevşehir Belediye Başkanı Rasim Arı’yı makamında ziyaret etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/belediye-baskani-rasim-ari-galatasaray-sutopu-kadin-takimini-agirladi-595328">Belediye Başkanı Rasim Arı, Galatasaray Sutopu Kadın Takımı&#8217;nı Ağırladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Galatasaray Sutopu Kadın takımı Nevşehir Belediye Başkanı Rasim Arı’yı makamında ziyaret etti. Kadınlar 1. Lig Altın grubunda mücadele eden Nevşehir Belediyesi Spor Kulübü Kadın Sutopu takımının davetiyle Nevşehir’e gelen Galatasaray Sutopu Kadın takımı Nevşehir Belediye Başkanımız Rasim Arı’yı makamında nezaket ziyaretinde bulundu. Nevşehir Belediyesi Başkanlık Makamında gerçekleşen ziyaret kapsamında Baş Antrenör Vladimir Markovic ve Yardımcı antrenör Rauf Denizer ile birlikte toplam 15 kadın sporcu Başkan Arı’yla güncel spor konuları hakkında görüş alışverişinde bulunurken Başkan Arı Nevşehir genelinde yapılan ve yapılacak olan spor yatırımları hakkında misafirlerine bilgiler verdi. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>Nevşehir Belediyesi Spor Kulübü Sutopu kadın takımı 5-8 Aralık 2025 tarihleri arasında Çekya’da düzenlenecek olan Challenger Cup ve Galatasaray Sutopu Kadın takımı ise Conference Cup müsabakalarına katılacaklar. Avrupa’da düzenlenecek müsabakalar öncesinde ikili kamp programı kapsamında Nevşehir Belediyesi Spor Kulübü ile Galatasaray Sutopu kadın takımları 29 Kasım 2025 Cumartesi günü saat 16.30’da Nevşehir Spor Kompleksi Yarı Olimpik Yüzme havuzunda hazırlık müsabakasında karşı karşıya gelecekler.   </span></span></span></p>
<p><span><span><span>Belediye Başkanı Rasim Arı, ziyaretlerinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek kulüp teknik kadrosuna ve sporculara Nevşehir’in doğal ürünlerinden oluşan bir hediye paketi hediye ederek teşekkür etti. Başkan Arı, yarın oynanacak olan Galatasaray – Nevşehir Belediyesi SK sutopu müsabakası için bütün Nevşehir halkını davet etti.</span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/belediye-baskani-rasim-ari-galatasaray-sutopu-kadin-takimini-agirladi-595328">Belediye Başkanı Rasim Arı, Galatasaray Sutopu Kadın Takımı&#8217;nı Ağırladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İBB Şehir Tiyatroları Aralık Ayında 36 Oyunu Seyirciyle Buluşturuyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolari-aralik-ayinda-36-oyunu-seyirciyle-bulusturuyor-595283</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Nov 2025 13:05:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[36]]></category>
		<category><![CDATA[aralık]]></category>
		<category><![CDATA[ayında]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[bb]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[kara]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[oyunu]]></category>
		<category><![CDATA[sahne]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatroları]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yazdığı]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<category><![CDATA[yönettiği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595283</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 2025-2026 tiyatro sezonunun yeni ayında 36 oyunla seyirci karşısına çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolari-aralik-ayinda-36-oyunu-seyirciyle-bulusturuyor-595283">İBB Şehir Tiyatroları Aralık Ayında 36 Oyunu Seyirciyle Buluşturuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 2025-2026 tiyatro sezonunun yeni ayında 36 oyunla seyirci karşısına çıkıyor.</p>
<p>Aralık ayında tiyatroseverleri Musahipzade Celal’den Bulgakov’a, Bilgesu Erenus’tan Arthur Miller’a klasik ve modern yazarların eserlerinin öne çıktığı zengin bir repertuvar bekliyor.</p>
<p>Bu ay; Öylece Durur Zaman (Yeni Oyun), Haramiler (Yeni Oyun), Yaftalı Tabut, Yoldan Çıkan Oyun, Kahvaltıya Kalsana, Savaş ve Barış, Hayat Der Gülümserim, Maviydi Bisikletim, Gidion’un Düğümü, İkinci Perdenin Başı, Uçurtmanın Kuyruğu, Cadı Kazanı, Ağrı Dağı Efsanesi, Geçmişin Gölgesi, Sivrisinekler, Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım, Yaşamak mı Yoksa Ölmek mi, Oscar, Gölge, Çingene Boksör, Öksüzler, Gök Kubbe, Tartuffe, Köpek Kalbi, Gidiş Dönüş Moskova (Retro), Çöpsüz Dünya,  Bir Gece Masalı, Merhaba Çocuk, Benim Küçük Yıldızım, Masal, Sevdalı Bulut, Sesler Ülkesi, Fındıkkıran, Rüya, Bekçi ile Postacı, Elma Kurdu Kırtık adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.</p>
<p>Biletlerinizi https://sehirtiyatrolari.ibb.istanbul/, biletinial.com adreslerinden ve mobil uygulamamızdan temin edilebilirsiniz.</p>
<p><b>Orhan Veli Şiirleri “Birdenbire” Etkinliğinde Seyirciyle Buluşuyor</b></p>
<p>İstanbul Şiirle Buluşuyor, repertuvar oyunlarımızın yanında şair-şiir eşleşmesi üzerinden geliştirilen yeni ve farklı bir etkinlik konseptini seyircinin ilgisine sunuyor. Seyirci, yönetmen ve oyuncular eşliğinde, dekor, kostüm, müzik ve görsel tasarımla birlikte sahne imkânları kullanılarak, Orhan Veli’nin şiir evreninin içerisinde oluşturulan bir mekânda etkinliğin konuğu olacak.</p>
<p><b>Hümay Güldağ</b>’ın uyarladığı, yönettiği ve oyuncu olarak yer aldığı etkinliğin müziğini Cihan Kurtaran, dekor tasarımını Cihan Aşar, kostüm tasarımını Ahsen Nur Yaman, ışık tasarımını Gökhan Davulcu, efekt tasarımını Özgür Yaşar İşler yapıyor. Etkinlik 7, 14, 21 Aralık 2025 tarihlerinde 19.00’da Müze Gazhane Meydan Sahne’de.</p>
<p><b>Aralık 2025 Programı</b></p>
<p><b>ÖYLECE DURUR ZAMAN (Yeni Oyun) (16+ Yaş)</b></p>
<p>Sarah 40’lı yaşlarının başında bir basın fotoğrafçısıdır, uzun yıllar başta Ortadoğu olmak üzere pek çok savaş bölgesinde çalışmıştır. Sarah Irak’ta bulunduğu sırada çok yakınında patlayan bir bomba sonucu yüzünden yaralanmış, kısa bir tedavinin ardından ülkesine dönmüştür. Şimdi uzun zamandır ayrı kaldığı evinde erkek arkadaşı James ile beraberdir. Her şeyin yolundaymış gibi devam ettiği birkaç günün sonunda çiftin görmezden gelmeye çalıştığı sorunlar gün yüzüne çıkmaya, ilişkilerini biçimlendirmeye başlar.</p>
<p>Oyun, Pulitzer ödüllü yazar Donald Marguiles tarafından kaleme alınmıştır. Oyunda, çevresindeki gelişmelere duyarsız bir topluma eleştirinin yanı sıra bireylerin iç hesaplaşmaları da taze tutulmakta, pek çok konuda seyircinin de kendini sorgulaması sağlanmaktadır.</p>
<p><b>Donald Margulies</b>’in yazdığı, <b>Irmak Bahçeci</b>’nin çevirdiği, <b>Mehmet Ergen</b>’in yönettiği oyunda <b>Mert Tanık, Murat Coşkuner, Pervin Bağdat, Sevil Akı</b> rol alıyor. Oyun, 10-13 Aralık, 17-20 Aralık 2025 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>HARAMİLER (Yeni Oyun) (16+ Yaş)</b></p>
<p>Musahipzade Celal’in üç farklı oyunundan oluşturulan bir uyarlamayla, halkın başına musallat olan harami yöneticiler ekseninde gelişen olayları, modern bir bakış açısı ve hicivle sahneye taşıyor.</p>
<p><b>Musahipzade Celal</b>’in yazdığı, <b>Engin Alkan</b>’ın uyarlayıp yönettiği oyunda <b>Aslı Nimet Altaylar, Damla Cangül Yiğit, Elçin Atamgüç, Enes Mazak, Eyşan Dönmez, Göksel Arslan, Melih Tuma, Müslüm Tamer, Pelin Budak, Reyhan Karasu, Yusuf Akçay, Zafer Kırşan</b> rol alıyor. Oyun, 17-20 Aralık, 24-27 Aralık, 2-3 Ocak tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>YAFTALI TABUT (16+ Yaş)</b></p>
<p>Adına tarihin dipnotlarında rastlayabildiğimiz, Türkiye’nin ilk kadın oyun yazarı, kuramcı, aktivist, sosyal ve siyasi yaşamın her alanında öncü Fatma Nudiye Yalçı’nın hikâyesi. 1920’lerde başlayan mücadelesine Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve Nazım Hikmet de eşlik ediyor.</p>
<p><b>Bilgesu Erenus</b>’un yazdığı, <b>Yelda Baskın</b>’ın yönettiği oyunda <b>Bensu Orhunöz, Ceren Hacımuratoğlu, Derya Keykubat, Lale Kabul, Mana Alkoy</b>, <b>Selin Türkmen, Şenay Bağ </b>rol alıyor. Oyun, 3-6 Aralık 2025 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde, 3 Ocak 2026 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p><b>YOLDAN ÇIKAN OYUN (13+ Yaş)</b></p>
<p>Bol ödüllü komedi oyunu Yoldan Çıkan Oyun, tiyatro sahnesinde yaşanabilecek en büyük aksilikleri, bol kahkaha ve sürprizlerle seyirciye sunuyor! Amatör bir tiyatro topluluğu, büyük bir hevesle klasik bir cinayet oyununu sahnelemeye hazırlanır. Ancak daha perde açıldığı anda yanlış giden olaylar zinciri durdurulamaz hale gelir. Dekor çöker, aksesuarlar kaybolur, oyuncular repliklerini unutunca doğaçlamaya başlar… Ama ne olursa olsun, oyun devam etmelidir!</p>
<p>Londra’dan Broadway’e uzanan bu muhteşem yapım, fiziksel komediyle absürd mizahı ustalıkla harmanlıyor. Tiyatro sanatıyla ilgili tüm klişeleri ters yüz eden Yoldan Çıkan Oyun, seyirciyi kahkahaya boğmaya hazırlanıyor. Yoldan Çıkan Oyun&#8217;da, her şeyin ters gitmesinden dolayı çok memnun olacaksınız.</p>
<p><b>Henry Lewis, Jonathan Sayer, Henry Shields</b>’in yazdığı, <b>Mehmet Ergen</b>’in çevirdiği, <b>Lerzan Pamir</b>’in yönettiği oyunda <b>Berfu Aydoğan, Hasip Tuz, Hüseyin Tuncel, Onur Demircan, Selen Nur Sarıyar, Serdar Orçin, Tarık Köksal, Volkan Öztürk</b> rol alıyor. Oyun, 3-6 Aralık 2025 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde, 24-27 Aralık 2025 tarihleri arasında ve 2-3 Ocak 2026 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde</p>
<p><b>KAHVALTIYA KALSANA</b> <b>(16+ Yaş)</b></p>
<p>Üç kişilik bir sahne güldürüsü olan &#8220;Kahvaltıya Kalsana&#8221;, Ray Cooney ve Gene Stone tarafından 1970 yılında yazılan &#8220;Why not Stay for Breakfast?&#8221; adlı yapıtın bir uyarlamasıdır&#8230; Oyun, kimileri için artık köhneleşmiş sayılan değerlere sıkıca tutunarak yaşamaya çalışan &#8220;istikrar abidesi&#8221; devlet memuru Nurettin Kavak ile, henüz hangi değerlere sarılacağına bile tam olarak karar veremeyecek bir yaştayken, anne olmak durumunda kalan Burcu Güvenir&#8217;in traji-komik karşılaşmasını anlatır. Ülkemizde yaşanan sosyal ve kültürel alt-üstlüğün naif bir yansıması olarak ele alınan oyunda, Burcu ve Nurettin&#8217;in öyküsüyle sevginin, iyiliğin, değişebilme ve değiştirebilmenin umudu ve sevinci aktarılmaya çalışılır&#8230;</p>
<p><b>Ray Cooney-Gene Stone</b>’un yazdığı, <b>Ragıp Yavuz</b>’un çevirdiği, uyarladığı ve yönettiği oyunda <b>Can Ertuğrul, Derya Çetinel, Kamer Karabektaş</b> rol alıyor. Oyun, 3-6 Aralık 2025 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>SAVAŞ VE BARIŞ (16+ Yaş)</b></p>
<p>1805 ve 1820 arasında geçen, tarihsel bir anlatı özelliği de taşıyan “Savaş ve Barış” Napolyon’un 1812’de Rusya’yı işgalinin hemen öncesinde hayatları tümüyle değişen Rus aristokrasisini konu edinir. Bir yanda aşk ilişkileri, aile ve salon hayatını anlatılırken, savaş ve savaşın geri dönülemez yıkımı da devam etmektedir. Savaş ve Barış, birçok yönüyle bir tarih anlatısının özelliklerini taşırken, aynı zamanda yaşama, inançlara, insanın yaşama amacına dair felsefi düşünceleri barındıran, politik ve sosyolojik çıkarımların yer aldığı destansı bir eserdir. Savaş ve muharebelerin, Napolyon ve Kutuzov gibi tarihi şahsiyetlerin arka fonu oluşturduğu oyunda, aşk hikâyeleri, kişisel zaaflar, aile içi çatışmalar ve kayıplar toplumun genelinden oyundaki her bir karaktere kadar uzanan bir panorama oluşturur. Lev Tolstoy’un yazdığı,  Eva Mahkovic’in uyarladığı, Aslı Önal’ın çevirdiği, Aleksandar Popovski’nin yönettiği oyunda <b>Ahmet Kahvecioğlu,</b> <b>Ayşegül İşsever, Berfin Berber, Boran Bağcı, Can Başak, Defne Gürmen Yüksel, Deran Özgen, Dilara Demirdüzen, Doğan Altınel, Ersin Bağcıoğlu, İpek Uğuz, Melisa Demirhan, Mesut Çırak, Murat Bavli, Mutlu Güney, Ogeday Erkut, Osman Kaba, Salih Şimşek, Sefa Turan, Ümit Bülent Dinçer, Ümit Can Kaya, Yağmur Topçu</b> rol alıyor. Oyun, 3-6 Aralık 2025 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>HAYAT DER GÜLÜMSERİM (13+ Yaş)</b></p>
<p>Yıllarca olağanüstü kadın karakterlere hayat vermiş bir oyuncu, AVM yapılmak üzere yıkılacak bir sahneye veda eder. Anlatılmaya değer bulunmayan farklı sınıflardan kadınların sıcak ve aşina hayat hikâyeleri, ilk kez aktarılır.</p>
<p><b>Özen Yula</b>’nın yazıp yönettiği oyunda <b>Sema Keçik, Serkan Bacak</b> rol alıyor. Oyun, 3-6 Aralık 2025 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.</p>
<p><b>MAVİYDİ BİSİKLETİM (13+ Yaş)</b></p>
<p>İlk gençlik yıllarını geçirdiği İzmir&#8217;e duyduğu özlemin ve ilk aşkının izinden giden bir adamın, anılarına yaptığı bu yolculuk, bizi 1950&#8217;lerin İzmir&#8217;inden günümüze taşıyor. <b>Dinçer Sümer</b>’in yazdığı <b>Ersin Umulu</b>’nun yönettiği oyunda <b>Çağrı Büyüksayar</b> rol alıyor. Oyun, 3-6 Aralık 2025 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde, 13 Aralık 2025 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p><b>GIDION’UN DÜĞÜMÜ (16+ Yaş)</b></p>
<p>Corryn Fell oğluna neden uzaklaştırma cezası verildiğini öğrenmek için okula gelir. Öğretmen veli görüşmesi, gerilim dolu bir görüşmeye dönüşür. Oyun eğitim sistemini eleştirirken, sosyal medyanın yarattığı toplumsal baskı ve şiddeti ele alır. Aile, ahlak, sanat, çocukluk ve hayal gücüne dair düşüncelerimizi sorgulamamıza neden olur.</p>
<p>Oyun; Amerikan Eleştirmenler Birliği Ödülü ile Çağdaş Amerikan Tiyatrosu Festivali’nde (CATF) Seyirci Ödülünü almıştır. “Çocukluk masum olmak demek değildir&#8230; Masumiyeti hızla kaybetme durumudur. <b>Johnna Adams</b>’ın yazdığı, <b>Beliz Coşar</b>’ın çevirdiği, <b>Ersin Umulu</b>’nun yönettiği oyunda <b>Özge Özder, Özgür Kaymak</b> rol alıyor. Oyun, 3-6 Aralık, 24-27 Aralık, 2-3 Ocak tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.</p>
<p><b>İKİNCİ PERDENİN BAŞI (13+ Yaş)</b></p>
<p>Genç ve umutsuz bir oyuncu olan Muhsin, ünlü tiyatro yönetmeni Afet’in açtığı oyuncu seçmesine girme fırsatı bulur. Böylesi bir dönüm noktasında, hayatta hiçbir şeyin yolunda gitmemiş olmasının gerginliğini yaşamaktadır. Seçmelere saatinde yetişemediğinden dolayı içeri girip girmeme konusunda kararsız kalır.</p>
<p>Herhangi bir mesleğe yeni başlayan pekçok genç için bu tür seçme veya sınavlar aslında kaybolan umutları bulma ve yeniden hayal kurabilmek için önemli bir eşiktir. Muhsin için ise bir adım ötesinde varoluş imtihanı başlayacaktır.</p>
<p><b>Alp Tuğhan Taş</b>’ın yazıp yönettiği oyunda <b>Ebru Üstüntaş, Alp Tuğhan Taş</b> rol alıyor. Oyun, 6 Aralık 2025 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p><b>UÇURTMANIN KUYRUĞU </b><b>(13+ Yaş)</b></p>
<p>Çocukluğu babası tarafından otoriteyle bezenmiş, sıkı bir disiplinle yetiştirilmiş, bu disiplin ve otorite kendisi için saplantıya dönüşmüş bir adam, hayatına son vermeye karar verir. İntihar mektubunu yazıp bitirdiği an kapı çalar. Karşısında ilk defa gördüğü, tanımadığı bir misafir vardır. Gelen adam hayatına ve tüm çocukluğuna dair her şeye hakimdir. Zaman geçtikçe sohbet ilgi çekici bir hal alır. Etkileyici bir iç hesaplaşma başlar.<b> Savaş Dinçel</b>’in yazdığı, <b>Barış Dinçel</b>’in yönettiği oyunda <b>Gün Koper, Ali Yoğurtçuoğlu</b> rol alıyor. Oyun, 10-13 Aralık 2025 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>CADI KAZANI (13+ Yaş)</b></p>
<p>Yıl 1692… ABD’de Salem kasabası…Cadılıkla suçlanan insanlar… Büyük tartışmalara, ardından işkencelere, nihayetinde de idamlara varan mahkemeler… Çıkarları için ‘liste’lerce insanları ölüme sürükleyen ‘insan’lar… İnancı kullanarak; önce toplumsal yaşamı, sonra hukuku, nihayetinde onuru yok etmeye çalışan ‘baştakiler’ ve buna sebep olmayı yahut seyirci kalmayı seçen halk… Tiyatro yazınının en önemli isimlerinden Arthur Miller’ın, 1952’de gerçek olaylardan yola çıkarak yazdığı bu ölümsüz eser; ilk kez Şehir Tiyatrosu’ndan seyircilerini selamlıyor.</p>
<p><b>Arthur Miller</b>‘ın yazdığı, <b>Sabahattin Eyüboğlu-Vedat Günyol</b>’un çevirdiği, <b>Yiğit Sertdemir</b>’in yönettiği oyunda <b>Berfu Aydoğan, Berna Adıgüzel, Burak Davutoğlu, Canan Kübra Birinci, </b><b>Seda Yılmaz, Emre Çağrı Akbaba, Eraslan Sağlam, Ersin Sanver, Ezgim Kılınç, Fatma İnan, Engin Akpınar, Mehmet Bulduk, Nilay Yazıcıoğlu, Onur Demircan, Ozan Gözel, Rozet Hubeş, Selçuk Yüksel, Selen Nur Sarıyar, Zeki Yıldırım</b> rol alıyor. Oyun, 10-13 Aralık 2025 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>AĞRI DAĞI EFSANESİ (13+ Yaş)</b></p>
<p>Kapısına kadar gelen bir atı geri vermeyerek geleneğine sahip çıkma sorumluluğunu üstlenmek zorunda kalan Ahmet&#8217;le, hem atın hem de bölgenin yönetiminde sözün sahibi olan Mahmut Han&#8217;ın kızı Gülbahar&#8217;ın hikâyesi, Yaşar Kemal&#8217;in usta kaleminde hem kültürün rengi, hem tarihin izi, hem halkın yükünü taşıyan Ağrı Dağı Efsanesi&#8217;ne dönüşmüştür.</p>
<p>Büyük ustanın anlatısına sahne üzerinde soluk vermek için çıktığımız yolculukta, seyircilerimizi Ağrı Dağı Efsanesi&#8217;ni birlikte hayal etmeye davet ediyoruz.</p>
<p><b>Yiğit Sertdemir</b>’in yönettiği oyunda <b>Arda Alpkıray, Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Can Tarakçı, Cihan Kurtaran, Emrah Can Yaylı, Emre Yılmaz, Ertan Kılıç, Hakan Örge, Murat Üzen, Özge Midilli, Serkan Bacak, Uğur Dilbaz, Yeliz Şatıroğlu, Zeynep Ceren Gedikali </b>rol alıyor. Oyun, 10-13 Aralık 2025 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>GEÇMİŞİN GÖLGESİ (16+ Yaş)</b></p>
<p>Terk edilmiş bir binada eski bir polis yıllar önce iş birliği yaptığı doktoru beklemektedir. Açığa çıkması gereken gerçekler, yüzleşmeleri gereken suçları vardır. Büyük bir hesaplaşmaya girerler.</p>
<p><b>Macit Koper</b>’in yazdığı, <b>Barış Dinçel</b>’in yönettiği oyunda <b>Ahmet Saraçoğlu, Bahtiyar Engin</b> rol alıyor. Oyun, 10-13 Aralık 2025 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.</p>
<p><b>SİVRİSİNEKLER (16+ Yaş)</b></p>
<p>Alice, Cenevre’de Higgs Bozonu’nun varlığını kanıtlamak için yapılan “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı” projesinde çalışan bir bilim insanıdır. Kendisi gibi bilim insanı olan kocası, çocukları Luke küçükken ortadan kaybolmuştur ve bu onların hayatındaki kara deliktir. <b>Lucy Kirkwood</b>’un yazdığı, <b>Ali Gökmen Altuğ</b>’un yönettiği oyunda <b>Ayşin Atav, Yeliz Gerçek, Senan Kara Tutumluer, Özgür Dereli, Ahhan Şener, Pınar Demiral, Volkan Öztürk, Ümran İnceoğlu, Pınar Pamuk</b> rol alıyor. Oyun, 10-13 Aralık 2025 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.</p>
<p><b>GÖZLERİMİ KAPARIM VAZİFEMİ YAPARIM (13+ Yaş)</b></p>
<p>Epik Tiyatro’nun büyük ustası Haldun Taner, bu kült eserinde 31 Mart Vakası’ndan 71 Muhtırası’na kadar bireysel ve toplumsal anlamda yaşanan dönüşümlerin yanı sıra hiç değişmeyen şeylerin taşlamasını yapıyor. Oyunda yoksul bir aileden gelen, hayatı sorgulamadan yaşayan “dürüst” Vicdani ile varlıklı bir ailede doğan, servetine servet katarak yükselebilmek için her yolu mubah gören Efruz isimli iki zıt karakterin hayat hikâyesi aktarılıyor. Hiciv, mizah ve yer yer hazin hikâyelerle ilerleyen oyun, sınıfsal farklılıkların birey ve sosyal yaşam üzerindeki etkileri, insan tabiatı, vatan sevgisi, iyilik-kötülük gibi konulara dair sorular sorduruyor. Vicdani kendi gibi olanlara şöyle sesleniyor: “Ey benim kardeşlerim/ İbret olsun hayatım/ Açın ne olur gözünüzü,/ Sakın siz de benim gibi/ Safçasına/ Plak olmayın&#8221;</p>
<p><b>Haldun Taner</b>’in yazdığı <b>Yelda Baskın</b>’ın yönettiği oyunda <b>Alp Tuğhan Taş, Aybar Taştekin, Cafer Alpsolay, Can Alibeyoğlu</b>, <b>Doğan Şirin, Emrecan Karakurum, Özgür Atkın, Özgür Dağ, Seda Çavdar</b>, <b>Yiğit Ali Uslu</b> rol alıyor. Oyun, 17-20 Aralık 2025 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>YAŞAMAK MI, YOKSA ÖLMEK Mİ (13+ Yaş)</b></p>
<p>Polonya’nın Nazi işgalinin hemen öncesinde, Varşova Tiyatrosu’nda Hitler karşıtı bir oyunun genel provası yapılmaktadır. Diplomatik bir skandala yol açma ihtimali yüzünden son anda gelen bir haberle sansür kurulu tarafından oyun yasaklanır.</p>
<p>Daha önce oynadıkları “Hamlet“i yeniden gündeme almak zorunda kalırlar. Tiyatronun sanat yönetmeni ve ünlü oyuncusu Jozef Tura Hamlet’i oynamaktadır. Karısı Maria da ünlü bir oyuncudur ve çok hayranı vardır. Kısa bir süre sonra Almanlar Polonya’yı işgal eder. Tiyatro kapanır ve oyuncular işsiz kalırlar. Ancak tiyatronun genel sanat yönetmeninin karısı Maria’ya âşık olan havacı bir teğmen aracılığıyla, aralarına sızan bir Alman casusun Polonya’daki direnişçilerin adlarını oluşturduğu listeyi Nazilere iletmek üzere olduğunu öğrenirler. Casusa engel olmak için herkes üzerine düşeni yapacaktır ve rollerini gerçek hayata taşıma zamanı gelmiştir. Ellerinde sadece sanatsal enstrümanları vardır yani oyunculuk, kostüm ve dekorları.</p>
<p><b>Nick Whitby</b>’nin yazdığı, <b>Yücel Erten</b>’in çevirdiği, <b>Hüseyin Köroğlu</b>’nun yönettiği oyunda <b>Aziz Sarvan, Emre Narcı,</b> <b>Emre Şen, Erkan Akkoyunlu, Gürkan Başbuğ, Hüseyin Köroğlu, Özgür Ali Kuruçay, Şenay Saçbüker, Tarık Köksal, Ümit Bülent Dinçer, Vildan Türkbaş, Volkan Ayhan, Yasemin Tunca, Yonca İnal</b> rol alıyor. Oyun, 17-20 Aralık 2025 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>OSCAR (13+ Yaş)</b></p>
<p>Christian Jacqueline&#8217;e aşıktır, Colette ise Oscar&#8217;a. Christian uzun süredir sevdiği kızı Mösyö Bernard&#8217;dan isteme niyetindedir. Colette ise babası Mösyö Bernard&#8217;a söylediği yalanla sevgilisi ile evlenme planları yapmaktadır. Ancak ne Christian doğru kızı ister ne de Colette doğru adamla evlenmek üzeredir. Birkaç dakikada sarpa saran olaylar hiç de kolay çözülecek gibi gözükmemektedir.</p>
<p><b>Claude Magnier</b>’in yazdığı, <b>Asude Zeybekoğlu</b>’nun çevirdiği, <b>Ersin Umulu</b>’nun yönettiği oyunda <b>Abdullah Topal, Aslı Aybars, Aslı Şahin, Cem Karakaya, Ceylan Çete, Çağrı Büyüksayar, Hakan Gümüş, Hüseyin Emre Şen, İrem Erkaya, Neslihan Ayşe Öztürk, Oğuzhan Oğuz</b> rol alıyor. Oyun, 17-20 Aralık 2025 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>GÖLGE (16+ Yaş)</b></p>
<p>Bir insanın düşünceleri davranışlarını ne kadar etkileyebilir? İç sesimiz olmadan yaşayabilir miydik? Peki bazı düşüncelerimiz başka bir kişi olarak karşımıza dikilseydi ne olurdu? Oyun, Carl Jung’un “gölge” kavramı ekseninde oyunculuk eğitimi almış bir kadının iç dünyasıyla, mesleğiyle, sosyokültürel çevresiyle olan çatışmalarını sahneye taşıyor.</p>
<p><b>Yağmur Topçu</b>’nun yazdığı, <b>Ahmet Kahvecioğlu</b>’nun yönettiği oyunda <b>Ahmet Kahvecioğlu,</b> <b>Berfin Berber, Yağmur Topçu </b>rol alıyor. Oyun, 17-20 Aralık 2025 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.</p>
<p><b>ÇİNGENE BOKSÖR(16+ Yaş)</b></p>
<p>1920’lerin boks yıldızı Johann Wilhelm Trollmann’ın trajik yaşantısından yola çıkılarak yazılan oyun, kurgusal bir karakter olan Hans’ın tanıklığıyla seyirciye aktarılıyor. Çocukluk dönemlerinde tanışan ikili, güçlü bir arkadaşlık bağıyla yılları geride bırakır. Kendine has stiliyle yıldızlaşan çingene boksör Ruki, Nazi Almanya’sının faşizan politikalarına ve ayrımcılığa maruz kalır. Almanya Şampiyonu olsa da bu unvan kendisine verilmez ve hep kaybetmeye mahkûm edilir. Yoksul mahallelerde başlayıp toplama kamplarına kadar süren, ölümüne dostluğun çarpıcı öyküsü…</p>
<p><b>Rike Reiniger</b>’in yazdığı <b>Cafer Alpsolay</b>’ın yönettiği oyunda <b>Ercan Demirhan</b> rol alıyor. Oyun, 17-20 Aralık 2025 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.</p>
<p><b>ÖKSÜZLER (16+ Yaş)</b></p>
<p>Çağdaş İngiliz tiyatrosunda toplumsal yaşama dair eleştirel yaklaşımıyla tanınan Dennis Kelly, dışarıdaki kirlenmiş ve tehlikeli dünyaya rağmen mutlu aile hayatı kurmaya çalışan çiftin hayallerinin bir gecede nasıl alt üst olabileceğini gösteriyor. Aile, kadının erkek kardeşi tarafından kriminal bir olayın içine çekiliyor. Çember daraldıkça insan tabiatının karanlık yönleri ortaya çıkmaya başlıyor; bütün bireysel değerler ve aile bağları çözülüyor. Ahlakın, vicdanın, sadakatin, iyilik ve kötülüğün sınırları çarpıcı olay örgüsü etrafında sorgulanıyor.</p>
<p>Gençlik Günleri &#8220;İç Yapımlar&#8221; kapsamında genç oyuncularımızın hazırladığı oyun 2025 sezonunda repertuarımıza kazandırıldı. </p>
<p><b>Dennis Kelly</b>’nin yazdığı, <b>Selin Girit</b>’in çevirdiği, <b>Ogeday Erkut</b>’un yönettiği oyunda <b>Ersin Bağcıoğlu, İpek Uğuz,</b> <b>Ogeday Erkut</b><b> </b>rol alıyor. Oyun, 20 Aralık 2025 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde, 24-27 Aralık, 2-3 Ocak tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>GÖK KUBBE (16+ Yaş)</b></p>
<p>Dört ay önce tanımadığı bir adamın atının sırtında evinden ayrılmış olan Sally, biriktirdiği parasını alıp kaçmak üzere evine döndüğünde kocasıyla karşılaşır. Bölgenin güçlü ve zengin ailesi Wax’lerin çocuğu öldürülmüştür. Cinayeti işleyen adam asılmış, ancak o sırada onunla birlikte olan Sally, hamile olduğunu söylediği için asılması ertelenmiştir. Mübaşir olarak görevlendirilen Coombes, hem çamaşırcılık hem de bölgede ebelik yapan Elizabeth’e, Sally’nin gebe olup olmadığını anlamak için bir araya getirilen jüriye katılması gerektiğini söylemek üzere evine gelir. Mahkeme 12 kadından, Sally’nin gebe olup olmadığı hakkında görüşlerini bildirmeleri istemiştir. Dönemin yasalarına göre, Sally şayet hamileyse, asılmaktan kurtulup Amerika’ya sürgün edilecektir. Bir karar çıkana kadar mum, ateş ve yiyecek bulunmayan bir odada tutulan kadınlar, Sally hakkında bir yargıya varmaya çalışırken, kendi geçmişlerine, bağlarına ve kadın olmaya dair gerçekler de açığa çıkacak, başka bir kadının hayatı üzerine adil bir karar vermek, sandıkları kadar kolay olmayacaktır.</p>
<p><b>Lucy Kirkwood</b>’un yazdığı, <b>Özden Gököz</b>’ün çevirdiği, <b>Ali Gökmen Altuğ</b>’un yönettiği oyunda <b>Ada Alize Ertem, Aslıhan Kandemir, Betül Kızılok Bavli, Canan Kübra Birinci, Çağlar Polat, Demet Bozkaya Şalt, Eraslan Sağlam, Eylül Soğukçay, Ezgim Kılınç, Fatma İnan, Gözde İpek Köse, Işıl Zeynep Karaalp, Serap Öztürk, Yağmur Ulusoy Göktürk, Zeliha Güney </b>rol alıyor. Oyun, 24-27 Aralık, 2-3 Ocak tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>TARTUFFE (13+ Yaş)</b></p>
<p>Zengin mi zengin bir adamın, ailesindeki ve çevresindeki kimseyi dinlemeden evine yerleştirdiği sahtekar bir sofu ile hem kendi hem de çevresindekilerin hayatını beter etmesini anlatan bu ölümsüz eserde; inancı, aileyi, aşkı, erkek-kadın farklarını, dünümüzü, bugünümüzü, mizahı, müziği, acıyı, hüznü, rahatsız edici türlü anları iç içe ve olanca dinamiğiyle seyircinin karşısına çıkarıyoruz. Orhan Veli’nin olağanüstü çevirisine, şiirlerinden bestelenen şarkıların da eşlik ettiği seyirliğimizle, hayata dair bu acayip bilmeceyi bir kez daha kahkahalarla selamlıyoruz.</p>
<p><b>Molière</b>’in yazdığı, <b>Orhan Veli Kanık</b>’ın çevirdiği, <b>Yiğit Sertdemir</b>’in yönettiği oyunda <b>Bennu Yıldırımlar, Emre Şen, Gürkan Başbuğ, Mehmet Soner Dinç, Murat Garipağaoğlu, Naci Taşdöğen, Nilay Bağ, Özge Kırdı, Semah Tuğsel, Tolga Yeter, Yeşim Koçak, Zeynep Göktay Dilbaz </b>rol alıyor. Oyun, 24-27 Aralık, 2-3 Ocak tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>KÖPEK KALBİ (16+ Yaş)</b></p>
<p>1924 yılı… Sovyet Rusya’nın karanlık atmosferinde, toplumsal düzenin ve bürokrasinin içine sıkışmış Profesör Preobrajenski insan beyni ve gençleşme üzerine çalışmaktadır. Ona dünya çapında şöhret kazandıran, insanların gençleşmesini sağlayan bir teknik geliştirmiştir. Beyin araştırmaları sürecinde yeni bir deney yapmayı tasarlar. Sokak köpeği Şarik’e zor bir ameliyatla bir insandan alınan hipofiz ve testisleri nakleder. Fakat ameliyattan sonra beklenmedik değişimler baş gösterir, Şarik insana dönüşmeye başlar. Bu değişim Profesör Preobrajenski’nin evinin kurallarını altüst edecektir. Köpek Kalbi, toplum mühendisliği, çürümüş bürokrasi ve sınıf savaşlarıyla toplumsal barışı yitirmiş bir halk üzerinden, insanı insan yapan şey nedir sorusunu soruyor.</p>
<p><b>Mihail Bulgakov</b>’un yazdığı, <b>Mustafa Kemal Yılmaz</b>’ın çevirdiği, <b>Onur Demircan</b>’ın uyarlayıp yönettiği oyunda <b>Ali Gökmen Altuğ, Caner Çandarlı, İrem Arslan, Onur Şirin</b> rol alıyor. Oyun, 24-27 Aralık, 2-3 Ocak tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.</p>
<p><b>GİDİŞ DÖNÜŞ MOSKOVA (RETRO) (13+ Yaş)</b></p>
<p>Eşinin ölümünden sonra Moskova’da kızı ve damadının yanında yaşamaya başlayan Nikolai Mihayloviç Çmutin, sakin ve huzurlu bir yaşam sürmek umuduyla köyüne gitmek istemektedir. Babasının köyde tek başına yaşayamayacağını düşünen kızı Ludmilla ve bir türlü anlaşamadığı damadı Leonid ise onu evlendirme planları yapmaktadır. Leonid, Çmutin’in birini eş olarak seçmesini umut ederek üç yalnız kadını eve davet eder. Üç gelin adayının da aynı anda eve gelmesiyle planlar karışacaktır.</p>
<p><b>Alexander Galin</b>’in yazdığı, <b>Hale Kuntay</b>’ın çevirdiği, <b>Engin Gürmen</b>’in yönettiği oyunda <b>Aybar Taştekin, Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Esra Ülger, Hikmet Körmükçü, Mahperi Mertoğlu, Zihni Göktay</b> rol alıyor. Oyun, 27 Aralık 2025 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p><b>ÇÖPSÜZ DÜNYA (4+ Yaş)</b></p>
<p>İklim değişikliği ve hava kirliliğinden dolayı bulutların renginin, rüzgârın yönünün değiştiği günlerden bir gün; umutlu, mutlu ve bilinçli bir uçurtma olan Uç Uç kuyruğu koptuğu için bir çöplüğe düşer. Çöplükte, bez bir bebek olan Püsküllü ve atılmış bir koli olan Koli Koli ile tanışır. Çöplüğün kontrolünü elinde tutan Çöpten Kral ve yardımcısı Sinek ile kurulu düzenlerini değiştirmeye çalışan Uç Uç arasında bir mücadele başlar.</p>
<p>Çöpsüz Dünya oyunu sevimli karakterler aracılığıyla tüketim kültürünün bilinçsizce yaygınlaştığı günümüzde “geri dönüşüm, tamir, sıfır atık ve renklerle ayrılmış atık kutuları’’ gibi konuları ele alarak atıklardan arındırılmış bir dünya nasıl mümkün olabilir sorusuna cevaplar arıyor. <b>Arzu Yurtseven</b>’in yazdığı, <b>Nihat Alpteki</b>’nin yönettiği oyunda <b>Eylül Soğukçay, Pınar Demiral, Engin Akpınar, Samet Silme, Mehmet Soner Dinç</b> rol alıyor. Oyun, 7, 21, 28 Aralık, 4 Ocak tarihlerinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BİR GECE MASALI (5+ Yaş)</b></p>
<p>Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır. William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda <b>Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Ceysu Aygen, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan</b> rol alıyor. Oyun 7, 14 Aralık 2025 tarihlerinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde, 21, 28 Aralık, 4 Ocak tarihlerinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>MERHABA ÇOCUK (7-77 Yaş)</b></p>
<p>Mustafa Kemal’in mücadeleci ruhu ve bağımsız karakteri çocukluk dönemindeki sosyokültürel olaylarla, okuduğu kitaplar ve etkilendiği kişilerle karakterize olmuştur. Atatürk’ün askerlik, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet dönemine dair her günü ve neredeyse her saati belge ve kitaplarla kayıt altındadır.</p>
<p>Ancak ne yazık ki, onun karakterini, dehasını, iradesini ve daha pek çok niteliğini belirleyen “çocukluk dönemi”ne dair pek az çözümleme yapılmıştır.</p>
<p>Şehir Tiyatroları, sadece “Yetim Mustafa”nın “Ulu Önder”e dönüşme sürecini değil, özellikle günümüzde, bir insanın yaşamında “çocukluk evresi”nin ne kadar önemli olduğunu, klasikleşmiş “anma etkinliği”yle değil bir oyunla aktarmayı amaçlıyor.</p>
<p><b>Gökhan Aktemur</b>’un yazdığı, <b>Yiğit Sertdemir</b>’in yönettiği oyunda <b>Barış Çağatay Çakıroğlu, Can Alibeyoğlu, Can Tarakçı, Emrecan Karakurum, Emre Yılmaz, Gülsüm Alkan, Mert Aykul, Özgür Dereli, Şenay Bağ, Zeynep Göktay Dilbaz</b> rol alıyor. Oyun, 7, 14 Aralık 2025 tarihlerinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)</b></p>
<p>Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.</p>
<p><b>Cengiz Özek</b>’in yazıp yönettiği oyunda <b>Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz </b>rol alıyor. Oyun, 7, 14 Aralık 2025 tarihlerinde Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>MASAL (5+Yaş)</b></p>
<p>Hakkından ve ihtiyacından fazla yiyeceği çalarak açlığa sebep olan yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı üç çocuk fantastik bir yolculuğa çıkar. Birçok engelin aşıldığı yolculuk sürecinde bireysellikten birlikte hareket etmeye, yardımlaşma ve adaletli paylaşıma kadar çocukların düşünce ve eylemleri değişir. Açlığın tüm çocuklar için yaşamsal bir sorun olduğunu fark eden çocuklar, açgözlü yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı mücadeleyi büyütür. <b>Eftal Gülbudak</b>’ın yazıp yönettiği oyunda <b>Ceren Hacımuratoğlu, Ercan Demirhan, Yeliz Şatıroğlu, Onur Şirin, Volkan Öztürk</b> rol alıyor. Oyun, 7, 14 Aralık 2025 tarihlerinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>SEVDALI BULUT (5+ Yaş)</b></p>
<p>Dünyanın bir yerinde, Ayşe Kız’ın bahçesi dışında kalan her yere ve her şeye sahip olan Kara Seyfi, Ayşe Kız’ın büyük emek ve sevgiyle kurduğu bahçesini de ele geçirmeye çalışmaktadır. Oyun, Sevdalı Bulut, Ayşe Kız ve arkadaşlarının bahçelerini Kara Seyfi’ye karşı koruma çabalarını anlatmaktadır.</p>
<p><b>Nazım Hikmet</b>’in yazdığı, <b>Eftal Gülbudak</b>’ın yönettiği oyunda <b>Ada Alize Ertem, Canan Kübra Birinci, Emre Çağrı Akbaba, Enes Mazak, Erkan Akkoyunlu, Berk Samur, Şeyda Arslan, Tuğçe Açıkgöz, Yasemin Güvenç</b> rol alıyor. Oyun, 7, 14 Aralık 2025 tarihlerinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde, 21, 28 Aralık, 4 Ocak tarihlerinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>SESLER ÜLKESİ (4+ Yaş)</b></p>
<p>Uzun zamandır çocuklar tarafından ihmal edilen Keman, Piyano, Flüt kendileri gibi çalınmayan arkadaşları Gitarı da yanlarına alarak Sesler Ülkesine dönmeleri gerektiğini anlatırlar. Gitar kendisini çalmayan Deniz’i uyandırır.  Gitar, Deniz’den ayrılmak istemediği için onu da Sesler Ülkesinde bir yolculuğa çıkarmaya karar verir. Böylece ilk kez Sesler Ülkesini bir çocuk ziyaret eder.</p>
<p>Sesler Ülkesinde enstrümanları ve müziği yakından tanıyan Deniz, Vivaldi, Mozart ve enstrümanlara hayran kalır ve enstrümanların hepsini öğrenmeye heveslenir. Enstrümanlar, Deniz’e kendini beğendirmek için bir yarışa girer ve akordları bozulur. Beethoven enstrümanların akordunu düzeltir ve onları orkestra şefi gibi yöneterek bir eser çaldırır. Aralarındaki uyumu hatırlayan enstrümanlar ve çalacağı enstrümana karar veren Deniz mutludur.</p>
<p><b>Gizem Padar</b>’ın yazdığı, <b>Nihat Alpteki</b>’nin yönettiği oyunda <b>Aslı Şahin, Bahar Çebi, Cihat Faruk Sevindik, Çağlar Polat, Damla Cangül Yiğit, Lale Kabul</b> rol alıyor. Oyun, 21, 28 Aralık, 4 Ocak tarihlerinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>FINDIKKIRAN (7+ Yaş)</b></p>
<p>Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada, sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor. <b>E.T.A Hoffmann</b>’ın masalından <b>Dilşad Çelebi</b>’nin uyarladığı, <b>Lerzan Pamir</b>’in yönettiği oyunda <b>Asrın Gurur Kuyucak,</b> <b>Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın</b> rol alıyor. Oyun, 21 Aralık 2025 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>RÜYA(5+Yaş)</b></p>
<p>Hayvanat bahçesini ziyaret eden Özgür, doğal yaşam alanlarından kopartılıp kafese konan hayvan dostlarını rüyasında görür. Artık harekete geçme zamanıdır ve Özgür onları kurtarmakta kararlıdır. <b>Özge Midilli-Ertan Kılıç</b>’ın yazdığı <b>Özge Midilli</b>’nin yönettiği oyunda <b>Alp Tuğhan Taş, Neşe Ceren Aktay, Pınar Aygün, Direnç Dedeoğlu, Gülce Çakır, Mehtap Gündoğdu Akbulut, Nilay Bağ, Nilay Yazıcıoğlu </b>rol alıyor. Oyun, 28 Aralık, 4 Ocak tarihlerinde Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)</b></p>
<p>Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir. <b>Lodovica Cima, Gabriele Clima</b>’nın yazdığı <b>Ceylan Özçapkın</b>’ın çevirdiği, <b>Derya Yıldırım</b>’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda <b>Melisa Demirhan, Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali</b> rol alıyor. Oyun, 21 Aralık 2025 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p><b>ELMA KURDU KIRTIK (4-7 Yaş)</b></p>
<p>Elma Kurdu Kırtık 7 yaş altı çocuklara yönelik, kuklaların kullanıldığı, canlı müzik eşliğinde oynanan eğlenceli bir çocuk oyunudur. Haylaz bir elma kurdunun mükemmel elmayı bulmak için çıktığı yolculuğu anlatır. Sahip olduklarına değer vermeyen, çevresindekileri hor gören Kırtık bu yolculukta aradığı mükemmel elmaya ulaşmak yerine çok daha kıymetli bir şeyin farkına varır. Çocukların sosyal çevreleriyle olan ilişkilerine dikkat çeken oyun somut nesnelerle soyut kavramları ilişkilendirerek çocuğun algısını geliştirmeyi amaçlamaktadır. Çocuğun günlük yaşamında yaşadığı çelişkileri renkli bir hayal dünyasında yeniden yaratan oyun çocuğa kendi gerçekliğine dışarıdan bakabilme şansı verir. <b>B. Çağatay Çakıroğlu </b>ve<b> Ö. Barış Bakova</b>’nın yazıp <b>B. Çağatay Çakıroğlu</b>’nun yönettiği oyunda; <b>Elyesa Çağlar Evkaya </b>ve<b> Seda Çavdar</b> rol alıyor. Oyun, 28 Aralık, 4 Ocak tarihlerinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p>İyi seyirler…</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolari-aralik-ayinda-36-oyunu-seyirciyle-bulusturuyor-595283">İBB Şehir Tiyatroları Aralık Ayında 36 Oyunu Seyirciyle Buluşturuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yakın Mesafeden Okuma Sonrası Baş Ağrısına Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yakin-mesafeden-okuma-sonrasi-bas-agrisina-dikkat-594819</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Nov 2025 09:31:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrısına]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[görme]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[mesafe]]></category>
		<category><![CDATA[mesafeden]]></category>
		<category><![CDATA[okuma]]></category>
		<category><![CDATA[Presbiyopi]]></category>
		<category><![CDATA[sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yakın]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594819</guid>

					<description><![CDATA[<p>Görme kayıplarının önde gelen nedenleri arasında yer alan ve genellikle 40 yaş sonrası ortaya çıkan presbiyopi, 2015 yılında 1.8 milyar kişide görülürken 2030 yılında bu sayının 2,1 milyara kadar çıkacağı tahmin ediliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yakin-mesafeden-okuma-sonrasi-bas-agrisina-dikkat-594819">Yakın Mesafeden Okuma Sonrası Baş Ağrısına Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Görme kayıplarının önde gelen nedenleri arasında yer alan ve genellikle 40 yaş sonrası ortaya çıkan presbiyopi, 2015 yılında 1.8 milyar kişide görülürken 2030 yılında bu sayının 2,1 milyara kadar çıkacağı tahmin ediliyor. Yaşlanmanın doğal bir sonucu olarak gelişen, önlem alınmadığı takdirde 65 yaşına kadar da ilerlemesini sürdürebilen presbiyopi, okumayı, telefon ve bilgisayar gibi dijital materyalleri veya yakın mesafedeki nesneleri görmeyi de zorlaştırarak bireyin sosyal ve mesleki yaşamı olumsuz etkileyebiliyor. Görme bozukluğunun yanında genel göz sağlığını da etkileyebilen bu rahatsızlık, göz yorgunluğu ve baş ağrılarına da neden olabiliyor. Erken teşhis ve uygun tedavilerle yakını görme rahatsızlığı olan presbiyopinin ilerlemesi yavaşlatılabiliyor. Memorial Bodrum Hastanesi Göz Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Aytek Coşar, presbiyopinin nedenleri ve tedavi yöntemleri hakkında önemli bilgiler paylaştı.</p>
<p><strong>Yaşlanmanın doğal bir sonucu olarak gelişiyor</strong></p>
<p>Presbiyopi, göz merceğinin yaşla birlikte esnekliğini kaybetmesiyle ortaya çıkar. Genç yaşlarda mercek şekil değiştirerek yakına odaklanabilirken, 40’lı yaşlardan itibaren bu esneklik azalır. Diyabet, kalp hastalıkları gibi sistemik rahatsızlıklar veya bazı ilaçların (antihistaminikler, antidepresanlar) uzun süreli kullanımı presbiyopiyi erken tetikleyebilir. Ayrıca, hipermetropi gibi mevcut görme kusurları da riski artıran faktörlerdendir. Presbiyopi belirtileri sürekli hale gelmişse, bu durum altta yatan başka sağlık sorunlarının habercisi olabilir. Bu nedenle, yalnızca gözlük kullanmak yerine kapsamlı bir göz muayenesi yapılması gerekir. Erken teşhis ve doğru tedavi, hem görme kalitesini artırır hem de genel göz sağlığının korunmasına yardımcı olur.</p>
<p><strong>Yakın mesafe okumadan sonra başınız ağrıyorsa </strong></p>
<p>40’lı yaşların başlarında ortaya çıkan ve 65 yaşına kadarda ilerleme şiddetini artıran presbiyopi, yaşam kalitesini doğrudan etkileyen bir görme bozukluğudur. Presbiyopinin en önemli belirtileri şunlardır; </p>
<ul>
<li>Okurken harfleri daha net hale getirmeme</li>
<li>Normal mesafede yazıları bulanık görme</li>
<li>Yakın mesafeden okuma sonrası göz yorgunluğu veya baş ağrısı </li>
</ul>
<p><strong>Düzenli göz muayenelerinizi ihmal etmeyin</strong></p>
<p>Presbiyopi tedavisi, kişinin yaşam tarzına ve görme ihtiyaçlarına göre planlanır. Gözlük veya kontakt lens en yaygın çözümlerdir; ancak son yıllarda çok odaklı mercek ameliyatları (multifokal IOL implantları) öne çıkmaktadır. Bu yöntemle, doğal mercek yerine yerleştirilen özel lensler sayesinde yakın, orta ve uzak mesafeler netleştirilir, böylece gözlük bağımlılığı önemli ölçüde azalır. Yılda en az bir kez yapılan göz muayenesi, presbiyopinin ilerlemesini önlemede büyük önem taşır.</p>
<p><strong>Önlem alınmayan presbiyopi ciddi görme kaybına neden olabilir</strong></p>
<p>Belirtiler geçmiyorsa, bir göz hastalıkları uzmanına başvurmak gerekir. Bazı durumlarda presbiyopi, katarakt veya başka göz hastalıklarıyla bağlantılı olabilir. Bu hastalıkların tedavi edilmesiyle birlikte presbiyopi belirtileri de gerileyebilir.</p>
<p> <strong>Presbiyopi yavaşlatmak için bu 10 öneriye kulak verin!</strong></p>
<p>1. Yılda en az bir kez göz muayenesi yaptırın.</p>
<p>2. Okuma sırasında yeterli aydınlatma kullanın.</p>
<p>3. Dijital ekranlarda yazı boyutunu büyütün.</p>
<p>4. Göz yorgunluğunu önlemek için 20-20-20 kuralını uygulayın (her 20 dakikada 20 saniye boyunca 20 metre uzağa bakın).</p>
<p>5. Meyve, sebze ve omega-3 açısından zengin beslenin.</p>
<p>6. Sigara içmeyin, alkol tüketimini sınırlayın.</p>
<p>7. Güneş gözlüğü kullanarak UV ışınlarından korunun.</p>
<p>8. Göz kuruluğu için doktor tavsiyesiyle nemlendirici damlalar kullanın.</p>
<p>9. Gözlük bağımlılığını azaltmak için çok odaklı mercek ameliyatlarını değerlendirin.</p>
<p>10. Şikayetleriniz artarsa hemen uzmana danışın.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yakin-mesafeden-okuma-sonrasi-bas-agrisina-dikkat-594819">Yakın Mesafeden Okuma Sonrası Baş Ağrısına Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şehit ve Gazi Yakınları Destek Ofisi hizmete açıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sehit-ve-gazi-yakinlari-destek-ofisi-hizmete-acildi-594503</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2025 11:36:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[açıldı]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[gazi]]></category>
		<category><![CDATA[hizmete]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadınların]]></category>
		<category><![CDATA[ofisi]]></category>
		<category><![CDATA[özgür]]></category>
		<category><![CDATA[saray]]></category>
		<category><![CDATA[şehit]]></category>
		<category><![CDATA[yakınları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594503</guid>

					<description><![CDATA[<p>Saray Belediyesi tarafından hayata geçirilen Şehit ve Gazi Yakınları Destek Ofisi, Saray Atatürk Kültür Merkezi’nde Salı günü saat 14.00’de düzenlenen törenle hizmete açıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sehit-ve-gazi-yakinlari-destek-ofisi-hizmete-acildi-594503">Şehit ve Gazi Yakınları Destek Ofisi hizmete açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Saray Belediyesi tarafından hayata geçirilen Şehit ve Gazi Yakınları Destek Ofisi, Saray Atatürk Kültür Merkezi’nde Salı günü saat 14.00’de düzenlenen törenle hizmete açıldı. Açılış törenine Saray Belediye Başkanı Abdül Taşyasan, Saray Belediye Başkan Yardımcıları Özgür Cari, Sertaç Akgül, Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı Çerkezköy Şube Başkanı ve Türk Hava Kurumu Çerkezköy Şube Başkanı Hayırsever Serkan Karagöz, Türkiye Muharip Gaziler Derneği Saray Şube Başkanı Hüseyin Taşkın ve Muharip Gaziler, şehit aileleri,  siyasi parti ve STK temsilcileri ve muhtarlar katıldı.<br />BAŞKAN TAŞYASAN: “SİZLER BİZİM BAŞ TACIMIZSINIZ”<br />Programın açılış konuşmasını yapan Saray Belediye Başkanı Abdül Taşyasan, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:<br />“Ülkemiz, vatanımız, cumhuriyetimiz, ülkemizin geleceği için gözünü kırpmadan canını feda eden kahraman gazilerimiz ve şehitlerimizin değerli aileleri. Sizler bizim her zaman onur ve gurur kaynağımızsınız. 11 Kasım’da Gürcistan-Azerbaycan sınırında meydana gelen askeri uçak kazası yüreğimizi yaktı. Muratlı ilçemiz Kırkkepenekli Mahallemizden evladımız Hava Astsubay İlker Aykut ile Lüleburgazlı Astsubay Berkay Karaca’nın şehadeti hepimizi derinden yaraladı.<br />Bugün huzur içinde yaşayabiliyorsak, bu topraklarda bağımsız ve özgürsek, bunu &#8220;Vatan sağ olsun!&#8221; diyerek canlarını feda eden aziz şehitlerimize ve kahraman gazilerimize borçluyuz. Ruhları şad, mekanları cennet olsun. Allah hepsinden razı olsun.<br />Bize düşen görev, onları asla unutmamak. Bu topraklarda nasıl yaşadığımızı ve vatanımızın bölünmez bütünlüğü için ne bedeller ödendiğini unutmadık, unutmayacağız. Biz de var gücümüzle çalışmaya, sizlere layık olmaya devam edeceğiz. Sizler bizim baş tacımızsınız. Biz de sizler için, geride kalanlar için, çocuklarımız için elimizden geleni yapacağız. <br />Bu ofis, şehit ve gazi yakınlarının ihtiyaçlarına en hızlı şekilde cevap vermek için kuruldu. Burada onların sorunlarına çözüm bulmak, haklarını korumak ve yaşamlarını kolaylaştırmak için çalışacağız. Psikolojik destek, sosyal destek ve eğitim desteği sağlayacağız. Şehit ve gazi aileleri arasında dayanışmayı güçlendireceğiz. Mevlit ve taziye işlemlerinde ailelerimize destek olacağız. İyi günde, kötü günde her zaman yanınızdayız. Kapımız size her zaman açık. Şehidimizin anısı için, gazimizin onuru için, bu memleketin evlatları için çalışmaya, üretmeye devam edeceğiz.<br />BAŞKAN TAŞYASAN: “KADINA YÖNELİK HER TÜRLÜ ŞİDDETİN KARŞISINDAYIZ”<br />Bugün 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü. Kadınların yaşam hakkına, özgürlüğüne ve eşitliğine sahip çıkmak için ses yükselttiği gün. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun verilerine göre; <br />2024 yılında 349 kadın öldürüldü, 259 kadın şüpheli şekilde ölü bulundu.<br />2025 yılının ilk 6 ayında 136 kadın öldürüldü, 145 kadın şüpheli şekilde ölü bulundu.<br />Kadına yönelik şiddet, tüm insanlığa karşı işlenen bir suçtur. Şiddetin hiçbir bahanesi olamaz. Kadınların yaşam hakkını ve özgürlüğünü korumak hepimizin sorumluluğudur. Kadınların değer görmedikleri, ayrımcılığa uğradıkları şiddete maruz kaldıkları bir ortamda toplumun barış, huzur ve refahından söz edilemez. <br />25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü&#8217;nde kadınların maruz kaldığı her türlü sözlü ve fiziksel şiddeti kınıyorum. Kadına yönelik her türlü şiddetin, baskının karşısındayız. Kadınların özgür, eşit ve güven içinde yaşayabileceği bir toplum için omuz omuza mücadeleye devam edeceğiz.”<br />Konuşmaların ardından Şehit ve Gazi Yakınları Destek Ofisi’nin açılış kurdelesi kesilerek ofisin hizmet süreci resmen başlatıldı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sehit-ve-gazi-yakinlari-destek-ofisi-hizmete-acildi-594503">Şehit ve Gazi Yakınları Destek Ofisi hizmete açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Öğretmenler Günü İnegöl&#8217;de Törenlerle Kutlandı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ogretmenler-gunu-inegolde-torenlerle-kutlandi-594073</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Nov 2025 17:42:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[kutlandı]]></category>
		<category><![CDATA[negöl]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmen]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmenler]]></category>
		<category><![CDATA[Öğretmenler Günü]]></category>
		<category><![CDATA[program]]></category>
		<category><![CDATA[tören]]></category>
		<category><![CDATA[törenlerle]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594073</guid>

					<description><![CDATA[<p>1928 yılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Millet Mektepleri Başöğretmenliği unvanını kabul ettiği 24 Kasım Öğretmenler Günü, yurt genelinde olduğu gibi İnegöl’de de düzenlenen törenlerle kutlandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ogretmenler-gunu-inegolde-torenlerle-kutlandi-594073">Öğretmenler Günü İnegöl&#8217;de Törenlerle Kutlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span>1928 yılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Millet Mektepleri Başöğretmenliği unvanını kabul ettiği 24 Kasım Öğretmenler Günü, yurt genelinde olduğu gibi İnegöl’de de düzenlenen törenlerle kutlandı.</span></span></p>
<p><span><span>İnegöl’de 24 Kasım Öğretmenler Günü kutlama programı, sabah 10.00’da Atatürk Anıtı önünde gerçekleştirilen çelenk töreniyle baladı. Kaymakam Eren Arslan ve Belediye Başkanı Alper Taban’ın da katıldığı törende, Milli Eğitim Müdürlüğü çelengi öğrenciler ve Milli Eğitim Müdürü Halil İbrahim Zengin tarafından anıta bırakıldı.</span></span></p>
<p><span><span><b>BEŞİNCİ MEVSİMDE HÜZÜNLÜ KUTLAMA</b></span></span></p>
<p><span><span>Atatürk anıtındaki tören sonrası, öğretmenler günü kutlama programı 10.30’da Beşinci Mevsim Kültür Sanat Merkezinde Prof. Dr. Selçuk Yahşi Ortaokulu tarafından hazırlanan programla devam etti. Salonda bir yandan öğretmenler gününün mutluluğu yaşanırken, diğer yandan İnegöl’de hayatını kaybeden lise öğrencisinin hüznü vardı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasıyla başlayan öğretmenler günü programında bazı sahne gösterileri, vefat eden öğrencinin hüznü nedeniyle iptal edildi.</span></span></p>
<p><span><span><b>MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ ZENGİN, VEFAT EDEN ÖĞRENCİYİ ANDI</b></span></span></p>
<p><span><span>Video gösterileri ve müzik dinletilerinin sunulduğu programda, günün anlam ve önemine ilişkin konuşan Milli Eğitim Müdürü Halil İbrahim Zengin, “24 Kasım, Millet Mekteplerinin açılışı ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün baş öğretmen unvanını alması vesilesiyle 1981 yılından bu yana öğretmenler günü olarak kutlanan, bizim için bir vefa günüdür. Ne yazık ki bugün Zeki Konukoğlu Anadolu Lisesi’nden bir öğrencimizi kaybetmenin tarifsiz acısıyla buradayız. Bir öğretmen için öğrencisini kaybetmek, kelimelerin taşımakta zorlandığı bir yüktür. Çünkü öğrenci, sadece sınıfta oturan bir çocuk değildir. Umutla baktığımız bir gelecektir. Yarınlara dair kurduğumuz hayaldir. Bu acı nedeniyle, Prof. Dr. Selçuk Yahşi Ortaokulu tarafından büyük emeklerle hazırlanan programın birçok bölümünü çıkardık. Uzun zamandan beri hazırlık yapan idarecilerimize, öğretmen ve öğrencilerimize teşekkür ediyorum” dedi.</span></span></p>
<p><span><span><b>NESİLLERİN YETİŞMESİNDE EN BÜYÜK KATKI VERENLER ÖĞRETMENLERİMİZ</b></span></span></p>
<p><span><span>İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban da hayatını kaybeden öğrenci için çok üzüldüklerini dile getirerek; “Öğrencimize Allah’tan rahmet, ailesine ve arkadaşlarına başsağlığı diliyorum. Bugün çok kıymetli bir gündeyiz. Tüm öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutluyorum. Nesillerin yetişmesinde en büyük katkı verenler, öğretmenlerimiz. Her ne kadar anne-babalar çocuk yetiştirse de öğretmenler bu işi meslek olarak yapıyor. İşiniz çok zor farkındayım. Öğretmenlerimizin hepimizin üzerinde çok büyük katkı ve destekleri var” diye konuştu.</span></span></p>
<p><span><span><b>ÖĞRETMENLİK, BİR MESLEKTEN ÖTE</b></span></span></p>
<p><span><span>Kaymakam Eren Arslan ise öğretmenliğin aslında bir görev, bir meslek gibi olmadığını ifade ederek; “Tüm mesleklerden farklı olduğunu biliyoruz. Oku diye başlayan inancımız, ilmi Çin’de de olsa arayın diye bizlere görev olarak verilen inancımız, bana bir harf öğretenin 40 yıl kölesi olurum diyen inancımızın paydaşları olarak öğretmene verilmesi gereken değer ve kıymetli anlatacak söz bulamıyorum. Bizlerin hayatında esin kaynağı olan büyük öğretmenlere çok ihtiyacımız var. İnşallah tüm öğretmenlerimiz milletimize, gençlerimize esin kaynağı olacak, istikamet çizecek bir anlayışla görevlerini inşa ederler ve geleceğin büyük Türkiye’sini inşa ederler. Bu duygularla ben de elim bir şekilde kaybettiğimiz öğrencimize Allah’tan rahmet diliyorum. Tüm öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutluyorum” diye konuştu.</span></span></p>
<p><span><span>Konuşmalar sonrası emekli öğretmenlere hizmet şeref belgelerinin takdimi yapıldı. Şiirlerle süslenen programda, mesleğe yeni başlayan öğretmenlerin yemin töreni de gerçekleştirildi. 24 Kasım Öğretmenler Günü kapsamında düzenlenen çeşitli yarışmalarda dereceye giren öğrencilere ödüllerinin takdim edilmesiyle program son buldu.</span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ogretmenler-gunu-inegolde-torenlerle-kutlandi-594073">Öğretmenler Günü İnegöl&#8217;de Törenlerle Kutlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akciğerden kalbe, kanserden inmeye!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/akcigerden-kalbe-kanserden-inmeye-2-593539</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Nov 2025 07:43:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[akciğerden]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[Elektronik Sigara]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[inmeye]]></category>
		<category><![CDATA[kalbe]]></category>
		<category><![CDATA[kanserden]]></category>
		<category><![CDATA[koah]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sevim]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=593539</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde ölüm nedenleri arasında üçüncü sırada yer alan KOAH’nın (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı) en önemli nedenini sigara, puro, pipo, nargile ve elektronik sigara kullanımı ile pasif içicilik yani bu maddelerin dumanına maruz kalmak oluşturuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akcigerden-kalbe-kanserden-inmeye-2-593539">Akciğerden kalbe, kanserden inmeye!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde ölüm nedenleri arasında üçüncü sırada yer alan KOAH’nın (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı) en önemli nedenini sigara, puro, pipo, nargile ve elektronik sigara kullanımı ile pasif içicilik yani bu maddelerin dumanına maruz kalmak oluşturuyor. <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tülin Sevim</strong> “Son yıllarda hızla yaygınlaşan KOAH, solunum yollarında kalıcı tıkanıklık ve nefes darlığına yol açan, ilerleyici bir hastalıktır. Belirtileri arasında sürekli ve şiddetli öksürük, balgam ve nefes darlığı bulunan KOAH, günümüzde dünya genelinde 40 yaş üstü insanların yaklaşık yüzde 10’unda görülmektedir” diyor. Prof. Dr. Tülin Sevim, <strong>19 Kasım Dünya KOAH Günü</strong> kapsamında yaptığı açıklamada, gençler arasında da özellikle sigara ve e-sigara  kullanımının artması sonucu, tehlikenin hızla yaygınlaştığı KOAH hastalığını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p>Tek bir sigaranın dumanında 7 binden fazla kimyasal madde bulunuyor ve 70 tanesi de kanser yapıcı madde sınıfında yer alıyor. Üstelik, yapılan çalışmalar; sigara kullanmayıp, pasif içiciliğe maruz kalmanın da zarara yol açabildiğini ortaya koyuyor. O zararlardan birinin de, dünyada ölüm nedenleri arasında üçüncü sırada yer alan KOAH yani Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı olduğunu vurgulayan <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tülin Sevim</strong> şöyle konuşuyor: “Yapılan birçok çalışmada; aktif sigara içiminin KOAH gelişimi için en önemli risk faktörü olduğu kanıtlanmıştır. Son yıllarda yapılan çalışmalarda; pasif içiciliğin de KOAH gelişimine neden olduğu gösterilmiştir. 25 bin 592 hastayı kapsayan bir meta-analizde pasif içicilerde KOAH gelişme riskinin, pasif içici olmayan kişilere göre 2,25 kat arttığı saptanmıştır. Pasif içicilik yılda 1,2 milyon insanın ölümüne yol açmaktadır.”</p>
<p><strong>Pasif içicilik çocukları da, gençleri de vuruyor!</strong></p>
<p>Pasif içicilik, başkalarının içtiği tütün ürününden (sigara, puro, pipo, nargile vb) kaynaklanan dumanın solunması anlamına geliyor. Pasif içiciliğin özellikle çocukların akciğerlerine ve bağışıklık sistemine büyük zarar verdiğini belirten Prof. Dr. Sevim sözlerine şöyle devam ediyor: “Sigara dumanına maruz kalındığında; gözlerde tahriş, sulanma, yanma, baş ağrısı, burunda rahatsızlık, öksürük, boğaz ağrısı, nefes darlığı ve astım hastalığının alevlenmesi gibi şikayetler hemen ortaya çıkabilmektedir. Ebeveynleri sigara içen veya sigara içilen ortamlarda bulunan bebek ve çocuklar en riskli gruptur. Pasif içicilik çocukların akciğerlerine ve bağışıklık sistemine büyük zarar vermektedir, ani bebek ölümleri daha sık görülmektedir. Bu çocuklarda akut solunum yolu enfeksiyonları, bronşit, zatürre, orta kulak iltihabı ve astım atağı yaşıtlarına göre daha sıktır. İleri yaşlarda da akciğer hastalığına yakalanma riskleri daha fazladır. Pasif içicilik erişkinlerde de; kalp hastalığı, felç (inme), akciğer kanseri ve KOAH gibi hastalıklar için risk oluşturmaktadır. Sigara içmediği halde sigara dumanına maruz kalan kişilerde koroner arter hastalığı riski yüzde 25–30 artmıştır. Bu kişilerde felç riskinin de yüzde 20-30 arttığı bildirilmektedir.”</p>
<p><strong>Elektronik sigaranın yıkıcı tahribatı çok yüksek!</strong></p>
<p>Elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünlerinin, son 10 yıl içinde tütün endüstrisi tarafından dünya genelinde ‘daha az zararlı’ olarak pazarlandığını ancak yapılan çalışmaların bunun tam tersine işaret ettiğini vurgulayan Prof. Dr. Sevim şöyle konuşuyor: “Yapılan araştırmalarda; elektronik sigaralarda 16 binden fazla çeşit tatlandırıcı saptanmıştır. Araştırmalarda, elektronik sigarayı denemiş gençlerin ve çocukların, daha sonra sigara içmeye başladığı; daha önce sigara içip bırakan yetişkinlerin ise elektronik sigara kullandıklarında yeniden sigaraya başlama risklerinin 4-6 kat arttığı gösterilmiştir. Elektronik sigara kullanan gençlerin sigara, esrar gibi diğer bağımlılıklara geçiş yaptığı da bildirilmektedir. Bu veriler, elektronik sigaraların, nikotin bağımlılığının sürmesine yol açtığının kanıtıdır. Nikotin, eroin, kokain gibi maddelerle eşdeğer bağımlılık gücüne sahip bir maddedir. Bu ürünlerin, en az geleneksel tütün ürünleri kadar ciddi boyutlarda sağlık zararları vardır.”</p>
<p><strong>Akciğerden kalbe, kanserden inmeye!</strong></p>
<p>Elektronik sigaralarda bulunan toksik kimyasal maddelerin solunum yollarında inflamasyon, bronşit, astım ve EVALI hastalığına neden olduğunu belirten Prof. Dr. Tülin Sevim “EVALI, elektronik sigara/vaping kullanımına bağlı gelişen akut akciğer hasarıdır ve ölüme neden olabilmektedir. Elektronik sigaranın zararları solunum yolları ile sınırlı kalmamaktadır” diyor. Elektronik sigara kullanımının pıhtılaşma bozuklukları, hipertansiyon, kalp hızının artması, ateroskleroz, mide bulantısı, ağız kuruluğu, kas titremesi, baş dönmesi, baş ağrısı, uyku bozuklukları gibi daha birçok soruna yol açabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Sevim sözlerine şöyle devam ediyor: “Deneysel veriler, uzun süreli elektronik sigara kullanımının karaciğer, kalp ve böbreklerde hasara neden olduğunu göstermektedir. Elektronik sigaralarda yer alan aromatikler, sadece kendi başlarına bile, hücre ölümüne yol açabilmektedir. Ayrıca çalışmalarda elektronik sigara kullananlarda akciğer kanserinin kullanmayanlara göre daha sık görüldüğü gözlenmiştir. Dünya genelinde elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünlerinin kullanımı, daha önce sigara içmemiş gençler arasında hızla artmaktadır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akcigerden-kalbe-kanserden-inmeye-2-593539">Akciğerden kalbe, kanserden inmeye!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güvenmediğiniz yerden hizmet almayın!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/guvenmediginiz-yerden-hizmet-almayin-593449</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Nov 2025 13:54:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[almayın]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[Denetim]]></category>
		<category><![CDATA[gelme]]></category>
		<category><![CDATA[gerektiği]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[güvenmediğiniz]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlama]]></category>
		<category><![CDATA[işletmeler]]></category>
		<category><![CDATA[sertifika]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[yerden]]></category>
		<category><![CDATA[Zehirlenme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=593449</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Biyogüvenlik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kaan Yılancıoğlu, Fatih’te 4 kişilik ailenin hayatını kaybetmesine neden olan zehirlenme olayını değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/guvenmediginiz-yerden-hizmet-almayin-593449">Güvenmediğiniz yerden hizmet almayın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Biyogüvenlik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kaan Yılancıoğlu, Fatih’te 4 kişilik ailenin hayatını kaybetmesine neden olan zehirlenme olayını değerlendirdi.</p>
<p><strong>“Bu zehirlenme vakaları bir günlük sorunlar değil.”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Kaan Yılancıoğlu, “Almanya&#8217;dan Türkiye’ye gelen ailemizin durumu gerçekten çok vahim bir trajedi. Yaşananlar hepimizi derinden üzdü ve öfkelendirdi. Çünkü bu tip olaylar, basit ihmaller ve vurdumduymazlığın sonuçları olarak karşımıza çıkıyor.” dedi.</p>
<p>“Bu zehirlenme vakaları bir günlük sorunlar değil.” diyen Prof. Dr. Yılancıoğlu, farklı gıda zehirlenmesi örneklerinin günlük hayatın içinde sıkça yaşandığını ancak bu tip büyük trajediler yaşanmadan gündeme gelmediğini vurguladı.</p>
<p><strong>“Ciddi bir eğitim eksikliği söz konusu”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Yılancıoğlu, gündelik dikkatsizliklerin de zaman zaman ölümcül sonuçlara yol açabildiğini belirterek, “Bir deterjanın içeriği bilinmeyen bir su şişesine doldurulması, tuz ruhu ve çamaşır suyunun karıştırılması gibi örneklerle her gün çok sayıda zehirlenme vakası yaşanıyor. Bu olaylar büyük bir toplumsal sorun. Bunları basit bir ihmal olarak da görmemek gerekiyor. Ciddi bir eğitim eksikliği söz konusu.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Hiçbirimizin aklına toksik bir kimyasalla ilaçlama yapılmış olabileceği gelmez!</strong></p>
<p>Gıda zehirlenmesinin aslında bir enfeksiyon olduğunu ifade eden Prof. Dr. Yılancıoğlu, şöyle devam etti: </p>
<p>“Bu enfeksiyon sizi diyareye, yani halk arasındaki adıyla ishale sürükleyebilir; mideniz bulanabilir, halsizlik hissedebilirsiniz. Bazı durumlarda ertesi gün toparlanacak şekilde hafif mide rahatsızlıkları da görülebilir. Sonuç olarak bu tablo bir enfeksiyondur. Ancak ciddi bir durumda nefes darlığı yaşıyorsanız, şiddetli kas krampları ve ağrılar başlıyorsa, yoğun bir uyku hali, mide bulantısı, baş ağrısı, anlam kaymaları veya çift görme gibi belirtiler ortaya çıkıyorsa elbette acilen hastaneye başvurursunuz. Fakat hiçbirimizin aklına deterjanla hazırlanmış bir kahvenin içilebileceği ya da konakladığınız otelde havalandırma yapılmadan son derece toksik bir kimyasalla ilaçlama yapılmış olabileceği gelmez.”</p>
<p><strong>Gazların çoğu kokusuz ve tatsız…</strong></p>
<p>Yaşanan otel vakasında kimyasal kaynaklı zehirlenme ihtimaline dikkat çeken Prof. Dr. Yılancıoğlu, fumigasyon tipi gazla yapılan ilaçlamalarda ortamın mutlaka birkaç gün kapalı tutulması, ardından uzun süre havalandırılması gerektiğini hatırlattı. </p>
<p>Prof. Dr. Yılancıoğlu, “Bu gazların çoğu kokusuz ve tatsızdır. İnsanlar zehirlendiklerini ancak ciddi semptomlar başladığında anlayabilir. Bu nedenle işletmelerin sorumluluğu çok büyük.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Merdiven altı ürün ve yetkisiz kişilerce ilaçlama yapılmamalı!</strong></p>
<p>İlaçlamanın, yalnızca Sağlık Bakanlığı ve Tarım Bakanlığı tarafından sertifikalandırılmış uzman firmalar tarafından yapılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Yılancıoğlu, “İlaçlama kesinlikle merdiven altı ürünlerle ya da yetkisiz kişilerce yapılmamalıdır. Kullanılan kimyasalların sertifikaları kontrol edilmeli, yapılacak işlem komşulara ve yönetime mutlaka bildirilmelidir. Fumigasyon uygulanacaksa yalnızca hedef daire değil, diğer katlar da etkilenebilir. Bu yüzden herkesin bilgilendirilmesi şarttır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>İşletmelerin sorumluluklarını görmezden gelme lüksü yok!</strong></p>
<p>Toplumsal farkındalığın artırılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Yılancıoğlu, denetimlerin caydırıcı biçimde sürmesi gerektiğini ve işletmelerin sorumluluklarını görmezden gelme lüksünün olmadığına dikkat çekti.</p>
<p>Prof. Dr. Yılancıoğlu, “Buradan özellikle işletmelere seslenmek istiyorum: Sürekli ‘denetim, denetim’ diyoruz ama her bir insanın başına ne bir polis ne de bir zabıta dikilebilir. İstediğiniz kadar denetim yapılsın, kişiler kendi sorumluluklarını bilmediği sürece maalesef zehirlenme vakaları da ölümler de devam eder. Öncelikle bunun anlaşılması gerekiyor. Çünkü bu insanlar toplumun içinden; hepimizin arkadaşı, dostu veya komşusu. Ölenler de öyle, bu ölümlere sebebiyet verenler de öyle. Toplum olarak bu büyük dersle yüzleşmemiz gerekiyor. İkincisi, denetimlerin hiçbir şekilde taviz verilmeden ve caydırıcı biçimde sürdürülmesi şart.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“İzinsiz ve sertifikasız hiç kimseden hizmet alınmamalı”</strong></p>
<p>İnsanların elbette dışarıda yemek yiyeceğini kahve içeceğini bunun toplumsal bir ihtiyaç olduğunu dile getiren Prof. Dr. Kaan Yılancıoğlu, “Ancak vatandaşlar mümkün olduğunca güvendikleri, mutfağını görebildikleri, şeffaf işletmeleri tercih etmeli. İlaçlama yaptıracak olan vatandaşların da uzmanların sertifika ve izinlerini mutlaka kontrol etmeleri gerekiyor. İzinsiz ve sertifikasız hiç kimseden hizmet alınmamalı. Ayrıca ilaçlama yapılacaksa evden bir iki gün uzak kalınması gerektiği unutulmamalı. İşletmeler için de aynı durum geçerli. Eve döndükten sonra ortam mutlaka 4–5 saat boyunca havalandırılmalı. Ancak bu şekilde güvenli bir ortam sağlanabilir. İlaçlama yapacak olanların durumu komşulardan veya yönetimden gizlememesi de hayati önem taşıyor. İnsanların hayatı böylesine dramatik biçimde son bulmamalı. O ailenin yaşadığı trajedi çok acı. Toplumsal olarak bunu anlamamız ve sorumluluklarımızdan kaçmamamız gerekiyor.” şeklinde sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/guvenmediginiz-yerden-hizmet-almayin-593449">Güvenmediğiniz yerden hizmet almayın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tedavi Edilmeyen Omuz Ağrıları Kalıcı Hasara Yol Açabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tedavi-edilmeyen-omuz-agrilari-kalici-hasara-yol-acabilir-593301</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Nov 2025 08:25:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[ağrıları]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[edilmeyen]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[hasara]]></category>
		<category><![CDATA[kalıcı]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[kol]]></category>
		<category><![CDATA[omuz]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=593301</guid>

					<description><![CDATA[<p>Omuz, vücudun en aktif eklemlerinden biri olarak gün içinde hareket kabiliyetimiz açısından önemli rol oynuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tedavi-edilmeyen-omuz-agrilari-kalici-hasara-yol-acabilir-593301">Tedavi Edilmeyen Omuz Ağrıları Kalıcı Hasara Yol Açabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Omuz, vücudun en aktif eklemlerinden biri olarak gün içinde hareket kabiliyetimiz açısından önemli rol oynuyor. Ancak özellikle ileri yaş, travmalar veya tekrarlayıcı zorlanmalar sonucu gelişen rotator manşet yırtıkları, omuz fonksiyonlarını ciddi şekilde kısıtlayarak yaşam konforunu olumsuz etkileyebiliyor. Rotator manşet yırtıklarının erken dönemde fark edilmemesi, kaslarda zayıflama ve tendonlarda geri dönüşsüz problemlere neden olabiliyor. Erken dönemde istirahat, fizik tedavi, omuz egzersizleri, çeşitli ilaçlar ve steroid enjeksiyonları ile tedavide başarılı sonuçlar alınabiliyor. Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Op. Dr. Ahmet Serhat Aydın, rotator manşet yırtıkları ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><b>Omuz ağrısı ve gece artan rahatsızlık dikkat çekici</b></p>
<p>Rotator manşet; supraspinatus, infraspinatus, subscapularis ve teres minor adlı dört kasın tendonlarının birleşmesiyle oluşan bir yapıdır. Bu kas ve tendonlar, omuz eklemini stabilize eder ve kolun kaldırılması, dönmesi gibi temel hareketleri sağlar. Rotator manşet yırtıkları; düşme, ağır yük kaldırma, ani kol hareketleri ya da yaşa bağlı doku zayıflığı gibi nedenlerle ortaya çıkabilir. Omuzda ağrı ve hareket kısıtlılığı, kolu kaldırırken veya arkaya uzatırken ağrı hissi, gece artan omuz ağrısı, özellikle etkilenen taraf üzerine yatamama, güç kaybı ve kolu baş seviyesinin üzerine kaldıramama en sık karşılaşılan belirtiler arasındadır. </p>
<p><b>Tedavi ertelenirse kalıcı kas zayıflığı gelişebilir</b></p>
<p>Rotator manşet yırtıkları erken dönemde fark edilmezse, kaslarda zayıflama ve tendonlarda geri dönüşsüz değişiklikler ortaya çıkabilir. Bu nedenle erken tanı ve tedavi çok önemlidir. Erken dönemde tanı alan hastalarda; istirahat, fizik tedavi ve omuz egzersizleri, ağrı kesici ve antiinflamatuar ilaçlar, steroid enjeksiyonları ile tedavi mümkün olabilir.  Ancak yırtığın büyük olduğu veya konservatif tedavilere yanıt alınamadığı durumlarda artroskopik cerrahi uygulanır. Bu yöntemle küçük kesilerden girilerek yırtık tendonlar onarılır ve omuz eklemine normal fonksiyonu yeniden kazandırılır.</p>
<p><b>Erken müdahale, başarılı sonuçların anahtarıdır</b></p>
<p>Ameliyat sonrası süreçte erken dönemde kontrollü fizik tedaviye başlanması, başarılı sonuçlar için oldukça önemlidir. Erken dönemde yapılan değerlendirme ve uygun tedaviyle omuz fonksiyonları tamamen geri kazanılabilir. Omuz sağlığını korumak önemlidir; bu nedenle tekrarlayan ağır kaldırmalardan kaçmak, spor veya egzersiz sırasında ani kol hareketlerinden uzak durmak, kas gücünü korumak için düzenli egzersiz yapmak önerilmektedir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tedavi-edilmeyen-omuz-agrilari-kalici-hasara-yol-acabilir-593301">Tedavi Edilmeyen Omuz Ağrıları Kalıcı Hasara Yol Açabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Belediye Başkanı Rasim Arı, Sahir Solmaz&#8217;ın Cenaze Törenine Katıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/belediye-baskani-rasim-ari-sahir-solmazin-cenaze-torenine-katildi-592616</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Nov 2025 16:28:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[arı]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[nevşehir]]></category>
		<category><![CDATA[rasim]]></category>
		<category><![CDATA[sahir]]></category>
		<category><![CDATA[solmaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592616</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nevşehir Belediye Başkanı Rasim Arı, Milliyetçi Hareket Partisi 25. Dönem Nevşehir Milletvekili Adayı, Ankara Ülkü Ocakları eski başkanlarından Veteriner Hekim Sahir Solmaz’ın cenaze törenine katıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/belediye-baskani-rasim-ari-sahir-solmazin-cenaze-torenine-katildi-592616">Belediye Başkanı Rasim Arı, Sahir Solmaz&#8217;ın Cenaze Törenine Katıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Nevşehir Belediye Başkanı Rasim Arı, Milliyetçi Hareket Partisi 25. Dönem Nevşehir Milletvekili Adayı, Ankara Ülkü Ocakları eski başkanlarından Veteriner Hekim Sahir Solmaz’ın cenaze törenine katıldı. Ülkücü camia, Veteriner Hekim Sahir Solmaz’ın ani ölümüyle büyük bir üzüntü yaşadı. Ankara Ülkü Ocakları Eski Başkanlarından, MHP’nin Nevşehir Milletvekili Adayı olan Solmaz, kalp krizi sonucu hayata gözlerini yumdu.<br />Nevşehir’in Türkeli Beldesi’nde kılınan cenaze namazına İyi Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Nevşehir Belediye Başkanı Rasim Arı ve Ankara Büyük Şehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş başta olmak üzere çok sayıda il, ilçe ve belde belediye başkanları, siyasi parti il başkanları, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, kamu kurum ve kuruluşlarından yöneticiler ile ülkücü camianın önde gelen isimleri Merhum Sahir Solmaz’ın cenazesine katıldı. Topaklı merkez camiinde öğlen namazına müteakip kılınan cenaze namazıyla sonsuzluğa uğurlanan Merhum Solmaz’a Allah’tan rahmet ve mağfiret dileyen Belediye Başkanı Rasim Arı, merhumun yakınlarına baş sağlığı dileklerinde bulundu.  </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/belediye-baskani-rasim-ari-sahir-solmazin-cenaze-torenine-katildi-592616">Belediye Başkanı Rasim Arı, Sahir Solmaz&#8217;ın Cenaze Törenine Katıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akciğerden kalbe, kanserden inmeye!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/akcigerden-kalbe-kanserden-inmeye-592442</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Nov 2025 08:28:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[akciğerden]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[Elektronik Sigara]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[inmeye]]></category>
		<category><![CDATA[kalbe]]></category>
		<category><![CDATA[kanserden]]></category>
		<category><![CDATA[koah]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sevim]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592442</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde ölüm nedenleri arasında üçüncü sırada yer alan KOAH’nın (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı) en önemli nedenini sigara, puro, pipo, nargile ve elektronik sigara kullanımı ile pasif içicilik yani bu maddelerin dumanına maruz kalmak oluşturuyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akcigerden-kalbe-kanserden-inmeye-592442">Akciğerden kalbe, kanserden inmeye!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde ölüm nedenleri arasında üçüncü sırada yer alan KOAH’nın (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı) en önemli nedenini sigara, puro, pipo, nargile ve elektronik sigara kullanımı ile pasif içicilik yani bu maddelerin dumanına maruz kalmak oluşturuyor. <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tülin Sevim</strong> “Son yıllarda hızla yaygınlaşan KOAH, solunum yollarında kalıcı tıkanıklık ve nefes darlığına yol açan, ilerleyici bir hastalıktır. Belirtileri arasında sürekli ve şiddetli öksürük, balgam ve nefes darlığı bulunan KOAH, günümüzde dünya genelinde 40 yaş üstü insanların yaklaşık yüzde 10’unda görülmektedir” diyor. Prof. Dr. Tülin Sevim, <strong>19 Kasım Dünya KOAH Günü</strong> kapsamında yaptığı açıklamada, gençler arasında da özellikle sigara ve e-sigara  kullanımının artması sonucu, tehlikenin hızla yaygınlaştığı KOAH hastalığını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p>Tek bir sigaranın dumanında 7 binden fazla kimyasal madde bulunuyor ve 70 tanesi de kanser yapıcı madde sınıfında yer alıyor. Üstelik, yapılan çalışmalar; sigara kullanmayıp, pasif içiciliğe maruz kalmanın da zarara yol açabildiğini ortaya koyuyor. O zararlardan birinin de, dünyada ölüm nedenleri arasında üçüncü sırada yer alan KOAH yani Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı olduğunu vurgulayan <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tülin Sevim</strong> şöyle konuşuyor: “Yapılan birçok çalışmada; aktif sigara içiminin KOAH gelişimi için en önemli risk faktörü olduğu kanıtlanmıştır. Son yıllarda yapılan çalışmalarda; pasif içiciliğin de KOAH gelişimine neden olduğu gösterilmiştir. 25 bin 592 hastayı kapsayan bir meta-analizde pasif içicilerde KOAH gelişme riskinin, pasif içici olmayan kişilere göre 2,25 kat arttığı saptanmıştır. Pasif içicilik yılda 1,2 milyon insanın ölümüne yol açmaktadır.”</p>
<p><strong>Pasif içicilik çocukları da, gençleri de vuruyor!</strong></p>
<p>Pasif içicilik, başkalarının içtiği tütün ürününden (sigara, puro, pipo, nargile vb) kaynaklanan dumanın solunması anlamına geliyor. Pasif içiciliğin özellikle çocukların akciğerlerine ve bağışıklık sistemine büyük zarar verdiğini belirten Prof. Dr. Sevim sözlerine şöyle devam ediyor: “Sigara dumanına maruz kalındığında; gözlerde tahriş, sulanma, yanma, baş ağrısı, burunda rahatsızlık, öksürük, boğaz ağrısı, nefes darlığı ve astım hastalığının alevlenmesi gibi şikayetler hemen ortaya çıkabilmektedir. Ebeveynleri sigara içen veya sigara içilen ortamlarda bulunan bebek ve çocuklar en riskli gruptur. Pasif içicilik çocukların akciğerlerine ve bağışıklık sistemine büyük zarar vermektedir, ani bebek ölümleri daha sık görülmektedir. Bu çocuklarda akut solunum yolu enfeksiyonları, bronşit, zatürre, orta kulak iltihabı ve astım atağı yaşıtlarına göre daha sıktır. İleri yaşlarda da akciğer hastalığına yakalanma riskleri daha fazladır. Pasif içicilik erişkinlerde de; kalp hastalığı, felç (inme), akciğer kanseri ve KOAH gibi hastalıklar için risk oluşturmaktadır. Sigara içmediği halde sigara dumanına maruz kalan kişilerde koroner arter hastalığı riski yüzde 25–30 artmıştır. Bu kişilerde felç riskinin de yüzde 20-30 arttığı bildirilmektedir.”</p>
<p><strong>Elektronik sigaranın yıkıcı tahribatı çok yüksek!</strong></p>
<p>Elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünlerinin, son 10 yıl içinde tütün endüstrisi tarafından dünya genelinde ‘daha az zararlı’ olarak pazarlandığını ancak yapılan çalışmaların bunun tam tersine işaret ettiğini vurgulayan Prof. Dr. Sevim şöyle konuşuyor: “Yapılan araştırmalarda; elektronik sigaralarda 16 binden fazla çeşit tatlandırıcı saptanmıştır. Araştırmalarda, elektronik sigarayı denemiş gençlerin ve çocukların, daha sonra sigara içmeye başladığı; daha önce sigara içip bırakan yetişkinlerin ise elektronik sigara kullandıklarında yeniden sigaraya başlama risklerinin 4-6 kat arttığı gösterilmiştir. Elektronik sigara kullanan gençlerin sigara, esrar gibi diğer bağımlılıklara geçiş yaptığı da bildirilmektedir. Bu veriler, elektronik sigaraların, nikotin bağımlılığının sürmesine yol açtığının kanıtıdır. Nikotin, eroin, kokain gibi maddelerle eşdeğer bağımlılık gücüne sahip bir maddedir. Bu ürünlerin, en az geleneksel tütün ürünleri kadar ciddi boyutlarda sağlık zararları vardır.”</p>
<p><strong>Akciğerden kalbe, kanserden inmeye!</strong></p>
<p>Elektronik sigaralarda bulunan toksik kimyasal maddelerin solunum yollarında inflamasyon, bronşit, astım ve EVALI hastalığına neden olduğunu belirten Prof. Dr. Tülin Sevim “EVALI, elektronik sigara/vaping kullanımına bağlı gelişen akut akciğer hasarıdır ve ölüme neden olabilmektedir. Elektronik sigaranın zararları solunum yolları ile sınırlı kalmamaktadır” diyor. Elektronik sigara kullanımının pıhtılaşma bozuklukları, hipertansiyon, kalp hızının artması, ateroskleroz, mide bulantısı, ağız kuruluğu, kas titremesi, baş dönmesi, baş ağrısı, uyku bozuklukları gibi daha birçok soruna yol açabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Sevim sözlerine şöyle devam ediyor: “Deneysel veriler, uzun süreli elektronik sigara kullanımının karaciğer, kalp ve böbreklerde hasara neden olduğunu göstermektedir. Elektronik sigaralarda yer alan aromatikler, sadece kendi başlarına bile, hücre ölümüne yol açabilmektedir. Ayrıca çalışmalarda elektronik sigara kullananlarda akciğer kanserinin kullanmayanlara göre daha sık görüldüğü gözlenmiştir. Dünya genelinde elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünlerinin kullanımı, daha önce sigara içmemiş gençler arasında hızla artmaktadır.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akcigerden-kalbe-kanserden-inmeye-592442">Akciğerden kalbe, kanserden inmeye!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hasta ve yakınları Büyükşehir&#8217;in baş tacı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hasta-ve-yakinlari-buyuksehirin-bas-taci-591791</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Nov 2025 12:57:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[tacı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yakınları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591791</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, şehir dışından tedavi için Kocaeli’ye gelen hasta ve yakınlarına ücretsiz konaklama hizmeti sunuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hasta-ve-yakinlari-buyuksehirin-bas-taci-591791">Hasta ve yakınları Büyükşehir&#8217;in baş tacı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, şehir dışından tedavi için Kocaeli’ye gelen hasta ve yakınlarına ücretsiz konaklama hizmeti sunuyor. İzmit’teki Barınma ve Konaklama Merkezi’nde verilen bu hizmet sayesinde vatandaşlar, tedavi süreçlerinde sıcak bir yatak, temiz bir oda ve üç öğün yemek imkânına hiçbir ücret ödemeden ulaşabiliyor.</p>
<p><b>TEDAVİ SÜRECİNDE GÜVENLİ VE KONFORLU LİMAN</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, sosyal hizmet alanındaki desteklerini sürdürüyor. Bu hizmetlerden biri olan “Barınma ve Konaklama Hizmeti”, Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’na bağlı Sosyal Hizmetler Şube Müdürlüğü tarafından yürütülüyor. Farklı şehirlerden Kocaeli’ye tedavi amacıyla gelen hasta ve hasta yakınlarına sunulan bu destek sayesinde misafirler, konforlu bir ortamda konaklayarak tedavi süreçlerini daha huzurlu bir şekilde tamamlayabiliyor. İzmit’teki Barınma ve Konaklama Merkezi’nde hizmet alan vatandaşlara ücretsiz barınma, yemek, hijyen ve sosyal destek imkânı sağlanıyor.</p>
<p><b>“GEREKİRSE SIRTIMIZDA TAŞIRIZ DEDİLER”</b></p>
<p>Van’dan tedavi için Kocaeli’ne geldiğini belirten Serdar Oktar Bozkurt, aldığı hizmetten duyduğu memnuniyeti şu sözlerle dile getirdi: “Kalp ve böbrek hastasıyım. Büyükşehir’in Çağrı Merkezi 153’ü arayıp ne yapacağımı sordum, hemen yönlendirdiler. Buraya gelmeden önce böyle bir hizmet olduğunu bilmiyordum. Bir gece rahatsızlandım, personel o kadar içten ilgilendi ki, ‘Amca bize haber verseydin, gerekirse seni sırtımızda taşırdık’ dediler. En yakınlarımdan bile böyle ilgi görmedim.”</p>
<p><b>“20 GÜNDÜR BURADAYIM, HER ŞEY DÖRT DÖRTLÜK”</b></p>
<p>Yaklaşık 20 gündür merkezde konaklayan Bozkurt, “Günde üç öğün sıcak yemeğimiz çıkıyor. Yataklar mis gibi, odalar tertemiz. Hatta odalar o kadar sıcak ki bazen pencereyi açmak zorunda kalıyoruz. Personelin güler yüzü her şeye bedel. Başta Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ederim. Burada gerçekten evimizde gibiyiz” dedi.</p>
<p><b>“GÖREVLİLER HER KONUDA YARDIMCI OLUYOR”</b></p>
<p>Düzce’den gelen Gülsüm İşitmir ise eşiyle birlikte yaklaşık bir aydır merkezde kaldıklarını belirterek, “Nasıl bir ortama gideceğimizi çok düşündük ama buraya geldiğimizde içimiz rahatladı. Burada çayımızdan yemeğimize kadar her şey düşünülmüş. Görevli arkadaşlar her konuda yardımcı oluyor. Burada diğer arkadaşlarla tanıştık, birbirimize moral veriyoruz” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hasta-ve-yakinlari-buyuksehirin-bas-taci-591791">Hasta ve yakınları Büyükşehir&#8217;in baş tacı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Aydın&#8217;a Ovaakça&#8217;da hizmet teşekkürü</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-aydina-ovaakcada-hizmet-tesekkuru-591547</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Nov 2025 11:58:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aydın]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[mahalle]]></category>
		<category><![CDATA[ovaakça]]></category>
		<category><![CDATA[şehit]]></category>
		<category><![CDATA[talepler]]></category>
		<category><![CDATA[teşekkür]]></category>
		<category><![CDATA[teşekkürü]]></category>
		<category><![CDATA[vatandaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[yaptığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591547</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, vatandaşların istek ve taleplerini dinlemek, çözüm önerileri sunmak amacıyla gerçekleştirdiği mahalle ziyaretlerinden bir yenisini Ovaakça Santral, Eğitim, Merkez ve Çeşmebaşı Mahallelerine gerçekleştirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-aydina-ovaakcada-hizmet-tesekkuru-591547">Başkan Aydın&#8217;a Ovaakça&#8217;da hizmet teşekkürü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, vatandaşların istek ve taleplerini dinlemek, çözüm önerileri sunmak amacıyla gerçekleştirdiği mahalle ziyaretlerinden bir yenisini Ovaakça Santral, Eğitim, Merkez ve Çeşmebaşı Mahallelerine gerçekleştirdi. </span></span></span></p>
<p><span><span><span> Her gittiği mahallede büyük bir ilgi alakayla karşılanan Başkan Erkan Aydın, mahalle buluşmaları kapsamında Ovaakça Santral, Eğitim, Merkez ve Çeşmebaşı Mahalleleri sakinleriyle bir araya gelerek istek ve taleplerini dinledi. Ovaakça Düğün Salonunda gerçekleştirilen buluşmaya vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Mahalle sakinleri yapılmasını istedikleri hizmetleri tek tek söz alarak Başkan Aydın’a aktardı. Vatandaşların taleplerini not alan Başkan Erkan Aydın, imkanlar dahilinde en kısa sürede yerine getirileceğinin sözünü verdi. </span></span></span></p>
<p><span><span> </span></span><span><span><b><span>“Şehitlerimize Allah’tan Rahmet Yakınlarına Sabır Ulusumuza Baş Sağlığı Diliyorum”</span></b></span></span></p>
<p><span><span><span>Azerbaycan Kurtuluş Günü’nden dönerken kargo uçağının düşmesi sonucu şehit olan 20 askerimize Allah’tan rahmet dileyerek sözlerine başlayan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, “Şehit olan 20 askerimize Allah’tan rahmet yakınlarına sabır ulusumuza baş sağlığı diliyorum. 2 şehidimiz Bursa Yenişehir ve Harmancık’tan Harmancık’taki şehidimiz 2 sene önce aynı gün çocukluk arkadaşı şehit olmuş, 2 gün önce düşen uçakta aynı kaderi şehidimizde yaşadı şehitlerimizin mekanları cennet olsun” dedi.</span></span></span></p>
<p><span><span><b><span>“Bu Şartlar Altında Elimizden Gelenin En İyisini Yapmaya Çalışıyoruz” </span></b></span></span></p>
<p><span><span><span>Mahalle kahvaltılarında daha çok vatandaşları dinlediklerini belirten Başkan Aydın, “Amacımız bir arada olmak. Her gittiğimiz mahallede muhtarlarımız, birim müdürlerimiz, başkan yardımcılarımız ve meclis üyelerimizle irtibattalar o irtibatın sonucu da ilimizden gelen imkanlar doğrultusunda çözüm ve hizmet üretiyoruz. Vatandaşlarla ve temsilcisi muhtarlarımızla daha çok talepleri anlatırlar sağolsun Ovaakça Mahallesi muhtarları yaptığımız hizmetleri takdir ettiler bende muhtarlarımıza teşekkür ediyorum. Ülkenin içinde bulunduğu şartlar belli talepler sınırsız imkanlar sınırlı bu şartlar altında bizde elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Yaptığımız hizmetin vatandaşa, mahalleye, Osmangazi ve Bursa’ya yapıldığının bilincinde olarak maksimum çabayla çalışmaya çalışıyoruz. Sabahın erken saatlerinde başlayarak gecenin geç saatlerine  kadar Osmangazi ve Bursa’nın her köşesinde vatandaşlarımızla temasta bulunarak imkanlar dahilinde çözüm üretmeye çalışıyoruz. Bizim mahalle buluşmalarının asıl amacı da odur” şeklinde konuştu. </span></span></span></p>
<p><span><span><b><span>“Ovaakça’ya Yaptığı Hizmetlerden Dolayı Başkanımıza Teşekkür Ediyorum”</span></b></span></span></p>
<p><span><span><span> Toplantıda söz alan Ovaakça Eğitim Mahallesi Muhtarı İsmet Ermiş, “Ovaakça’da sağlık ocağı için bir mücadelemiz vardı. Ama bazı resmi prosedürlere takılarak bugüne kadar o işi biz başaramamıştık. Resmi prosedürleri kolaylaştırarak Ovaakça’ya sağlık ocağı kazandırdığı için Başkanımız Erkan Aydın’a teşekkür ediyorum. Uzun yıllardır Ovaakça halkımızın mesire ve festival yeri olarak kullandığı alanı Orman Bölge Müdürlüğü’yle yaptığı protokol çerçevesinde 49 yıllığına kiralayarak Ovaakça halkının hizmetine sunduğu için Erkan Aydın, başkanımıza bir teşekkür daha etmek istiyorum” diye konuştu.</span></span></span></p>
<p><span><span><span> Toplantıda söz alan Ovaakça Çeşmebaşı Mahallesi Muhtarı Sevim Yılmaz, Ovaakça Merkez Mahallesi Muhtarı İsmail Taşdemir ve Ovaakça Santral Mahallesi Muhtarı Yasemin Vatansever, yaptığı hizmetlerden dolayı Başkan Erkan Aydın’a teşekkür etti. </span></span></span></p>
<p><span><span><span> Ovaakça Santral, Eğitim, Merkez ve Çeşmebaşı Mahallesi sakini vatandaşlar ise mahallelerine yapılan hizmetlerden dolayı Başkan Aydın’a teşekkür ederek işlerinde başarılar diledi. </span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-aydina-ovaakcada-hizmet-tesekkuru-591547">Başkan Aydın&#8217;a Ovaakça&#8217;da hizmet teşekkürü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeşiltepe Mahallesi Yeni Muhtarlık Binası Hizmete Açıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yesiltepe-mahallesi-yeni-muhtarlik-binasi-hizmete-acildi-591244</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Nov 2025 08:23:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[açıldı]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[bina]]></category>
		<category><![CDATA[binası]]></category>
		<category><![CDATA[devlet]]></category>
		<category><![CDATA[halk]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[hizmete]]></category>
		<category><![CDATA[keçiören]]></category>
		<category><![CDATA[mahallesi]]></category>
		<category><![CDATA[muhtarı]]></category>
		<category><![CDATA[muhtarlar]]></category>
		<category><![CDATA[muhtarlık]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[yeşiltepe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591244</guid>

					<description><![CDATA[<p>Keçiören Belediyesi tarafından yapımı tamamlanan Yeşiltepe Mahallesi Muhtarlık Binası düzenlenen törenle hizmete açıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yesiltepe-mahallesi-yeni-muhtarlik-binasi-hizmete-acildi-591244">Yeşiltepe Mahallesi Yeni Muhtarlık Binası Hizmete Açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Keçiören Belediyesi tarafından yapımı tamamlanan Yeşiltepe Mahallesi Muhtarlık Binası düzenlenen törenle hizmete açıldı. Açılış töreni, <b>Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan,</b> CHP Keçiören İlçe Başkanı Görkem Cevahir Yıldırım, İYİ Parti Keçiören İlçe Başkanı Haluk Baran, Aşağı Eğlence Mahalle Muhtarı ve Keçiören Muhtarlar Derneği Başkanı Muhammet Ekrem Kılıç, Yeşiltepe Mahalle Muhtarı İhsan Eray Nizam, belediye meclis üyeleri, muhtarlar, Anahtar Parti Keçiören ilçe yöneticileri ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile Yeşiltepe sakinlerinin katılımıyla gerçekleşti.</p>
<p><b>“Hakkın hakkı için halka hizmet esastır”</b></p>
<p>Açılış, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Törende katılımcılara hitaben konuşan <b>Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan</b>, sunulan hizmetlerin ve yapılan açılışların devlet ve millet dayanışmasının bir göstergesi olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi:</p>
<p>“Muhtarlıklar devlet yönetiminin en önemli birimleridir. Ufak gibi görünse de devletin ta kendisidir. Biz bir devlet kuruluşunun açılışında bulunuyoruz. Vatanın ilelebet payidar kalması, bu kurumların yaşatılmasına bağlıdır. Bizim için ‘Hakkın hakkı için halka hizmet’ anlayışı esastır. Hiç kimse halkın üzerinde değildir. Ben dâhil, Belediyemizde görev alan tüm arkadaşlarım dâhil, bizler halkın başına baş olmaya değil, hizmetkâr olmaya geldik. Bu görev, inanç ve vicdanla yürütülür. Çünkü bir gün herkes o iki metrekarede hesap verecektir. Halkına hizmet eden, onunla birlikte olan kurtuluşa erer; aksi halde cehennemin dibini boylar. Benim en büyük yol arkadaşlarım muhtarlarımdır. Bugün burada, geçmişte yıkılan bir muhtarlığın yerine, halkımız için, devletimiz için yeni bir binayı kazandırmanın mutluluğunu yaşıyoruz. ‘Milleti yaşat ki devlet yaşasın, devleti yaşat ki halka hizmet gelsin’ anlayışı bizim baş düsturumuzdur. Yolumuz Hz. Muhammed Mustafa’nın, adaletin simgesi Hz. Ali’nin ve Ehlibeyt’in yoludur. Bugün burada Yeşiltepe halkımıza hizmet etmenin onurunu yaşıyoruz. Bilinsin ki biz her zaman halkımızın hizmetkârı olmaya devam edeceğiz. Yüce Mevlam hayırlı uğurlu etsin. Ne mutlu Türk’üm diyene!”</p>
<p>Başkan Özarslan konuşmasında, ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları bir kez daha rahmetle anıp, Yeşiltepe Mahallesi’nde vefat eden vatandaşlar için de taziyelerini iletti.</p>
<p><b>“Muhtarlık demokrasinin temel taşıdır”</b></p>
<p>Yaptığı konuşmada, muhtarlık kurumunun demokrasinin temel taşı olduğunu ifade eden<b> CHP Keçiören İlçe Başkanı Görkem Cevahir Yıldırım ise, “</b>Demokrasinin temel taşı olan muhtarlarımız, Belediyemiz ile vatandaş arasındaki en güçlü köprü görevini görüyor. Bir derdi, bir sıkıntısı, bir çözüm arayışı olduğunda vatandaşlarımız ilk olarak muhtarlarımızla iletişime geçiyor. O yüzden burası sadece bir bina değil; güvenin, dayanışmanın ve hizmetin de simgesidir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak yerelde demokrasinin ve halka hizmetin en temel unsuru olan muhtarlarımızın her zaman yanındayız. Onların güçlü olması, demokrasimizin ve toplumsal refahımızın güçlü olması anlamına geliyor. Bugün burada emeği geçen başta Belediye Başkanımız Sayın Dr. Mesut Özarslan olmak üzere tüm belediye emekçilerine teşekkür ediyorum. Muhtarımıza ve mahallemize hayırlı olmasını diliyorum.” diye konuştu.</p>
<p><b>“Mesut Başkan güzel bir muhtarlık binası yaptı”</b></p>
<p><b>Aşağı Eğlence Mahalle Muhtarı ve Keçiören Muhtarlar Derneği Başkanı Muhammet Ekrem Kılıç,  </b>yapılan yeni binanın önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Biliyorsunuz, Yeşiltepe Muhtarlığımız bir binanın altında, güneş görmeyen, ısıtma sistemi olmayan bir yerde hizmet sunuyordu. Biz yıllardır bunun mücadelesini verdik. En sonunda Allah’ın aslanı Mesut Başkanımıza bir ricada bulunduk. Sağ olsun kendisi bizi hiç kırmadı, güzel bir muhtarlık yaptı. Sayın Başkanımıza teşekkür ediyorum. Muhtarımız bu binada Yeşiltepe’mize inşallah hayırlı hizmetlerde bulunur. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.”</p>
<p><b>“Mahallemize kazandırılan hizmetten memnunuz”</b></p>
<p><b>Yeşiltepe Muhtarı İhsan Eray Nizam</b> da yaptığı konuşmada Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan’a teşekkür ederek memnuniyet duygularını şu sözlerle dile getirdi: “Mahallemize böyle bir hizmeti kazandırdığı için Sayın Başkanımıza buradan özellikle teşekkür etmek istiyorum. Yeni binamız mahallemize hayırlı olsun.”</p>
<p>Yeşiltepe Mahallesi Muhtarlık Binası, kurdele kesim merasiminin ardından hizmete açıldı. Başkan Özarslan, <b>Yeşiltepe Mahalle Muhtarı İhsan Eray Nizam</b>’a Atatürk tablosu hediye ederek çalışmalarında başarılar diledi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yesiltepe-mahallesi-yeni-muhtarlik-binasi-hizmete-acildi-591244">Yeşiltepe Mahallesi Yeni Muhtarlık Binası Hizmete Açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AgeSA, Müşterileriyle Kurduğu Güçlü Bağı 11. Müşteri Buluşmaları&#8217;nda Pekiştirdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/agesa-musterileriyle-kurdugu-guclu-bagi-11-musteri-bulusmalarinda-pekistirdi-590478</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Nov 2025 11:39:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[agesa]]></category>
		<category><![CDATA[bağı]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[deneyim]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyaçları]]></category>
		<category><![CDATA[kurduğu]]></category>
		<category><![CDATA[müşteri]]></category>
		<category><![CDATA[müşterileriyle]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=590478</guid>

					<description><![CDATA[<p>Müşterilerinin beklenti ve ihtiyaçlarını her zaman ön planda tutan ve kusursuz müşteri deneyimini odağına alan AgeSA, sektörde bir ilke imza atarak başlattığı AgeSA Müşteri Buluşmaları’nın 11.’sini gerçekleştirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/agesa-musterileriyle-kurdugu-guclu-bagi-11-musteri-bulusmalarinda-pekistirdi-590478">AgeSA, Müşterileriyle Kurduğu Güçlü Bağı 11. Müşteri Buluşmaları&#8217;nda Pekiştirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Müşterilerinin beklenti ve ihtiyaçlarını her zaman ön planda tutan ve kusursuz müşteri deneyimini odağına alan AgeSA, sektörde bir ilke imza atarak başlattığı AgeSA Müşteri Buluşmaları’nın 11.’sini gerçekleştirdi. AgeSA’nın müşterilerinin deneyimlerini ve görüşlerini ilk ağızdan duymak, onlarla piyasalara ve yatırım dünyasına ilişkin güncel bilgiler paylaşmak amacıyla gerçekleştirdiği etkinliğe, AgeSA yönetim ekibi, müşterileri ve çalışanları katıldı.</p>
<p>AgeSA Hayat ve Emeklilik Pazarlama ve Strateji Genel Müdür Yardımcısı Roşan Dilek’in açılış konuşmasıyla başlayan etkinliğin ilk bölümünde, yüz yüze gerçekleşen ve canlı yayınla ülke genelindeki tüm AgeSA çalışanları tarafından da izlenen ‘Müşterilerimizi Dinliyoruz” paneli yer aldı.  Direkt Satış ve Acenteler Genel Müdür Yardımcısı Özgür Erdoğan’ın moderatörlünü üstlendiği, AgeSA müşterilerinin ihtiyaçlarını ve beklentilerini derinlemesine anlamak, geri bildirimlerle müşteri odaklı hizmet anlayışını daha ileri taşımak amacıyla düzenlenen bu panelde, AgeSA müşterileri konuk edilerek yaşadıkları deneyim ilk ağızdan dinlendi. Etkinliğin ikinci bölümünde AgeSA Yatırımlar Baş Sorumlusu Tuğrul Gemici ve Ak Portföy Genel Müdür Yardımcısı Emrah Ayrancı, yatırım dünyasındaki güncel duruma, fon piyasalarına ve AgeSA’nın BES fonlarına ilişkin kapsamlı bilgiler paylaştı. Program, Dr. Hakan Özerol’un Türkiye ve dünya ekonomisine dair güncel analizleri ve değerlendirmeleriyle son buldu.</p>
<p><strong>“Başarının temelini müşterimizi anlamakta, ihtiyaçlarını doğru okumakta ve her zaman empatiyle yaklaşmakta görüyoruz.” </strong></p>
<p>Müşteri buluşmalarının AgeSA’nın kurum kültürünün temel bir parçası olduğunu ve her geçen yıl daha verimli ve faydalı bir şekilde geçtiğini belirten <strong>AgeSA Hayat ve Emeklilik Pazarlama ve Strateji Genel Müdür Yardımcısı Roşan Dilek</strong>, “Müşteri Buluşmaları, bizim için bir etkinliğin ötesinde; müşterilerimizi dinlediğimiz, birlikte düşündüğümüz ve geleceğe dair yolumuzu birlikte şekillendirdiğimiz özel bir paylaşım alanı. Başarının temelini müşterimizi anlamakta, ihtiyaçlarını doğru okumakta ve her zaman empatiyle yaklaşmakta görüyoruz. Bu anlamda her zaman beklentilerin ötesine geçen çözümler sunmayı hedefliyoruz. Biliyoruz ki güçlü bağlar birlikte oluşturduğumuz güvenle, samimiyetle ve sürdürülebilir ilişkilerle kurulur. Bu nedenle gelen her geri bildirimi; gelişimimize yön veren, bizi daha iyisini yapmak için motive eden bir değer olarak görüyoruz.  Amacımız; her an ’İyi ki AgeSA var’ dedirtecek bir deneyim sunmak” dedi. </p>
<p><strong>“Her temasta hızlı, zahmetsiz ve pürüzsüz bir yolculuk sunmak için çalışıyoruz.”</strong></p>
<p>Her bireyin kendine özgü ihtiyaçları olduğunu bilerek, derin veri analizleriyle bu ihtiyaçları önceden görmeye ve en uygun çözümleri tasarlamaya odaklandıklarını vurgulayan <strong>Roşan Dilek</strong>, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bizim için önemli olan, deneyimin her aşamasını kusursuz hale getirmek. Bunun için altyapımızı sürekli geliştiriyor, bize temas edilen her noktada hızlı, zahmetsiz ve pürüzsüz bir yolculuk sunmak için çalışıyoruz. Kısa vadeli kazanımların ötesine geçerek, uzun vadede güvene dayalı ve değer üreten bir yol arkadaşlığı kurmayı hedefliyoruz. Teknolojiyi sadece bir araç olarak değil, stratejik bir ortak ve yeniliklerin önünü açan güçlü bir unsur olarak görüyoruz. Bu anlayışla, birikim yolculuğunu sadeleştirmek ve herkes için daha kolay hale getirmek amacıyla ‘Otomatik Tavsiye Uygula’ hizmetini hayata geçirdik. Yatırım dünyasında farklı temalara odaklanan sekiz yeni fonla katılımcılarımıza daha geniş seçenekler sunduk. Yapay zekâ ile kişiye özel yatırım önerileri geliştirirken, AgeSA Mobil uygulamamız üzerinden BES satışını da mümkün hale getirdik. Yeni ürün alan müşterilerimizin yanında olmayı önemsiyor, Hoş Geldin aramalarıyla sistemin sunduğu avantajları paylaşıyor, fon seçimi ve devlet katkısı gibi konularda rehberlik ediyoruz. Tüm bu sürecin ardında müşterilerimizden gelen değerli içgörüler, paydaşlarımızın desteği ve çalışanlarımızın tutkusu var. AgeSA olarak bundan sonra da empatiyle yaklaşarak her bir müşterimize özel deneyimler tasarlamaya, onların yaşamına değer katan çözümler üretmeye devam edeceğiz.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/agesa-musterileriyle-kurdugu-guclu-bagi-11-musteri-bulusmalarinda-pekistirdi-590478">AgeSA, Müşterileriyle Kurduğu Güçlü Bağı 11. Müşteri Buluşmaları&#8217;nda Pekiştirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Keçiören&#8217;de Yöresel Lezzetler Final Heyecanı Yaşandı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/keciorende-yoresel-lezzetler-final-heyecani-yasandi-590187</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 08 Nov 2025 07:57:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[Bin Tl]]></category>
		<category><![CDATA[federasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[final]]></category>
		<category><![CDATA[heyecanı]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[kategorisinde]]></category>
		<category><![CDATA[keçiören]]></category>
		<category><![CDATA[lezzetler]]></category>
		<category><![CDATA[ödül]]></category>
		<category><![CDATA[teşekkür]]></category>
		<category><![CDATA[yarışma]]></category>
		<category><![CDATA[yaşandı]]></category>
		<category><![CDATA[yöresel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=590187</guid>

					<description><![CDATA[<p>Keçiören Belediyesi tarafından Türkiye Aşçılar Federasyonu iş birliğiyle Fatih Stadı’nda düzenlenen ve 5 gün süren 2. Geleneksel Serhat İlleri Yöresel Yemek Yarışması’nda dereceye giren 30 hünerli el, ödüllerini aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/keciorende-yoresel-lezzetler-final-heyecani-yasandi-590187">Keçiören&#8217;de Yöresel Lezzetler Final Heyecanı Yaşandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Keçiören Belediyesi tarafından Türkiye Aşçılar Federasyonu iş birliğiyle Fatih Stadı’nda düzenlenen ve 5 gün süren <b>2. Geleneksel Serhat İlleri Yöresel Yemek Yarışması</b>’nda<b> </b>dereceye giren 30<b> </b>hünerli el, ödüllerini aldı. Heyecan dolu yarışmanın final töreni <b>Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan</b> ve eşi <b>Filiz Özarslan</b>’ın ev sahipliğinde yoğun katılımla gerçekleşti. Başkan Dr. Mesut Özarslan’a, aşçılık mesleğine verdiği emek ve kattığı değer dolayısıyla Türkiye Aşçılar Federasyonu tarafından madalya da takdim edildi.</p>
<p><b>Heyecan ve sevinç bir arada yaşandı</b></p>
<p>Yarışmada<b> </b>kete, hıngel ve kavut<b> </b>kategorilerinde birinciliği göğüsleyen lezzet ustalarının isimleri Ankara 47. Noter Başkâtibi Tevfik Kadri Anarat tarafından sırayla açıklandı. Birinciliği göğüsleyen yarışmacılar ve aileleri büyük sevinç yaşarken, <b>kete</b> kategorisinde <b>birinci 500 bin TL</b>, <b>hıngel</b> kategorisinde <b>birinci 300 bin TL</b> ve <b>Kavut</b> kategorisinde ise <b>birinci 100 bin TL</b> ödül kazandı. Her kategorilerde ilk 10’a giren yarışmacılara takdim edilen tüm ödüller, Serhat İlleri Federasyonu, bölgede faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları ve iş insanlarının sponsorluğunda karşılandı.</p>
<p>Keçiören’de büyük bir gastronomi şölenine sahne olan yarışmanın finali saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Programa; CHP PM Üyesi Saniye Barut, CHP Keçiören İlçe Başkanı Görkem Cevahir Yıldırım, CHP Altındağ İlçe Başkanı Gökhan Urun, Ankara Ordu Dernekler Federasyonu Başkanı Mehmet Duman, Kars Dernekler Federasyonu Başkanı Nuri Deniz, Kars Ardahan Iğdır Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Dr. Erdoğan Yıldırım, Tüm Özel Halk Otobüsleri Birliği Genel Başkanı Ercan Soydaş, Ankara Sivaslı Dernekler Federasyonu Başkanı Maksut Yücegöğ, Türkiye Aşçılar Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Açıköz, Başkent Aşçılar Derneği Başkanı Gökhan Yılmaz, Erzurumlular Dayanışma Federasyonu Başkan Vekili Ümit Kırmızı, Atatürkçü Düşünce Derneği Keçiören Şube Başkanı Halime Şentürk, Keçiören Belediye Başkan Danışmanı İlahiyatçı Yazar Ayşe Sucu, belediye meclis üyeleri, muhtarlar, yarışmacıların aileleri ve çok sayıda vatandaş katıldı.</p>
<p><b>“Bu yarışma köklerimize ve kültürümüze sahip çıkmanın bir göstergesidir”</b></p>
<p><strong>Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan</strong>, 2. Geleneksel<b> </b>Serhat İlleri Yöresel Yemek Yarışması’nın ödül töreninde yaptığı konuşmada birlik ve beraberliğe, hizmet anlayışlarına ve milli değerlere vurgu yaparak şunları söyledi:</p>
<p>“Biz kimsenin başına baş olmaya gelmedik, sizlerin hizmetkârı olmaya geldik. Her gün adım adım, karış karış Keçiören’in nasıl hizmetkârı oluruz, onun gayreti içindeyiz. Bizim derdimiz makam, mevki değil; gönüllere girmek, dua almak. Halkımızın derdiyle dertleniyor, sevinciyle seviniyoruz. Vatandaşlarımızın dertlerini, taleplerini dinliyoruz. Belediye başkanlığı masa başında değil, milletin arasında yapılır. Bu yarışma sadece bir yemek yarışması değil; köklerimize, kültürümüze sahip çıkmanın bir göstergesidir. Serhat illerimiz Kars, Ardahan, Iğdır bu ülkenin kültürel zenginliğinin temellerindendir. Biz bu toprakların mayasından gelen kardeşlik ruhunu yaşatıyoruz. Her yörenin bir lezzeti, her lezzetin de bir hikâyesi var. Bu hikâyeleri gelecek nesillere taşımak, geçmişe vefa göstermektir. Biz kuru kuruya bir milliyetçilikten bahsetmiyoruz. Bizim milliyetçiliğimiz, insanlığa hizmet eden, adaleti önceleyen, çalışkanlığı esas alan bir anlayıştır. Gerçek dindarlık da budur. Biz Hoca Ahmet Yesevi’nin, Horasan Erenleri’nin, Alperenlerin yolundan gelen bir milletiz. Onların öğrettiği gibi insanı sevmek, adaletten sapmamak, hizmeti ibadet bilmek bizim yolumuzdur. Halka hizmet, Hakk’a hizmettir. Biz bu anlayışla çalışıyoruz. Keçiören’in her köşesinde, her mahallesinde vatandaşımıza dokunacak işler yapmaya devam edeceğiz. Çünkü biz birlikte güçlüyüz, birlikte Keçiören’iz. Ne mutlu Türk’üm diyene.”</p>
<p><b>“Bu yarışma çok kıymetli”</b></p>
<p><b>Cumhuriyet Halk Partisi PM Üyesi Saniye Barut</b> ise yaptığı konuşmada Keçiören Belediyesi’nin toplumun her kesimine eşit hizmet sunduğunu vurgulayarak şunları dile getirdi: “Belediye Başkanımız seçimden bu yana hiçbir ayrım yapmadan hizmet ediyor. Kadınların her ilden katılım sağladığı bu yarışma çok kıymetli. Her yıl katılım artıyor. Keçiören halkı gerçekten çok şanslı. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.”</p>
<p><b>“Bu yarışmanın asıl kazananı birlik ve beraberliğimiz”</b></p>
<p><b>Cumhuriyet Halk Partisi Keçiören İlçe Başkanı Görkem Cevahir Yıldırım</b> da konuşmasında dayanışma ve kardeşlik vurgusu yaparak, “5 gün boyunca Serhat illerimizin kültürünü yaşatan tüm katılımcılara teşekkür ediyorum. Bu yarışmanın asıl kazananı birlik, beraberliğimiz ve kardeşlik kültürümüzdür. Bu güzel organizasyon için Başkanımız Dr. Mesut Özarslan ve ekibini kutluyorum.” dedi.</p>
<p><b>“Herkes kazandı, kaybeden yok”</b></p>
<p><b>Kars Ardahan Iğdır Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Dr. Erdoğan Yıldırım</b>, Keçiören’de düzenlenen organizasyonda bir araya gelmekten mutluluk duyduğunu dile getirerek, “Belediye Başkanımız Mesut Özarslan hem Kars, Ardahan ve Iğdır’a hem de Ankara ve Keçiören’e olan bağlılığını her zaman gösteriyor. Biz de buna şahidiz. Burada sadece Serhat illerinin değil, tüm Türkiye’nin yemekleri var. Herkes kazandı, kaybeden yok.” diye konuştu.</p>
<p><b>“Başkanımız büyük destek veriyor”</b></p>
<p><b>Ankara Sivaslı Dernekler Federasyonu Başkanı Maksut Yücegöğ</b> de konuşmasında Başkan Mesut Özarslan’a teşekkür ederek, “15 gün önce de Sivaslılar olarak buradaydık. Başkanımız da bir Sivaslı olarak bu etkinliklere büyük destek veriyor. Biz de Sivas’ın özgün yemeklerini tanıtıyoruz. Bu konuda Başkanımıza teşekkür ediyoruz.” ifadelerine yer verdi.</p>
<p><b>“Yürekten teşekkür ediyorum”</b></p>
<p><b>Kars Dernekler Federasyonu Başkanı Nuri Deniz</b> ise yaptığı konuşmada, Keçiören Belediyesi’ne ve emeği geçenlere teşekkür ederek, “İkincisini düzenlediğimiz yarışmamızda jüri üyelerimize, sanatçılarımıza, yarışmacılarımıza ve en önemlisi bu organizasyona öncülük eden Keçiören Belediye Başkanımız Sayın Dr. Mesut Özarslan’a yürekten teşekkür ediyorum.” dedi.</p>
<p><b>“Büyük mutluluk duyuyorum”</b></p>
<p><b>Erzurumlular Dayanışma Federasyonu Başkan Vekili Ümit Kırmızı</b> konuşmasında Keçiören Belediyesi’ne teşekkür edip, “İkinci kez düzenlenen bu kültür ve dayanışma etkinliğinde bir arada olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Bu birlikteliğin artarak devam etmesini diliyorum.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>“Etkinlik benim için ayrı bir gurur”</b></p>
<p><b>Türkiye Aşçılar Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Açıköz,</b> yaptığı konuşmada, Keçiören’de bulunmaktan duyduğu mutluluğu dile getirerek, “Ben de bir Keçiörenliyim, 20 yıldan fazla bu ilçede yaşadım. Böyle bir etkinliğin burada yapılması benim için ayrı bir gurur. Turizmin kelebekleri dediğimiz aşçılarımızla ülkemizi her yerde temsil ediyoruz. Bu yarışma sadece Keçiören’e değil, tüm Türkiye’ye örnek olmalı.” diye konuştu.</p>
<p><b>Dereceye girenler noter tarafından açıklandı</b></p>
<p>Protokol konuşmalarının ardından <b>Ankara 47. Noter Başkâtibi Tevfik Kadri Anarat, </b>noter imzalı zarf içindeki ödül kazanan isimleri sırayla açıkladı. Sonuçların duyurulduğu esnada heyecan dolu anlar yaşanırken, birincilerin ve dereceye girenlerin öğrenilmesiyle birlikte bu heyecan yerini sevince bıraktı. Programda, Tulpar Dans Topluluğu tarafından Kafkas dans gösterisi sergilenirken, sazı eline alan âşıkların keyifli atışmaları da etkinliğe renk kattı.</p>
<p><b>Birinci 500 bin TL kazandı</b></p>
<p>Kete kategorisinde birinci Güler Bayram 500 bin TL, ikinci Yeşim Kahraman 250 bin TL, üçüncü Pakize Ünlü ise 125 bin TL ödülün sahibi oldu. Hıngel kategorisinde birinci Emine Çiçek 300 bin TL, ikinci Dudu Atar 150 bin TL, üçüncü Ayça Çelik ise 75 bin TL ödül kazandı. Kavut kategorisinde birinci Betül Şimşek 100 bin TL, ikinci Remziye Pala 50 bin TL, üçüncü Songül Ünal da 25 bin TL ödül aldı. Her kategoride 10 yarışmacı dereceye girme başarısı gösterirken; Serhat İlleri Federasyonu, bölgede faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları ve iş insanlarının sponsorluğundaki para ödülleri Başkan Özarslan ve protokol heyeti tarafından yarışmacılara takdim edildi.</p>
<p><b>Toplam 562 yarışmacı ter döktü</b></p>
<p><b>Toplam 562</b> yarışmacının 5 gün boyunca hünerlerini sergileyerek en lezzetli yemeği yapmak için mücadele ettiği yarışma, Fatih Stadı’na kurulan çadırlarda gerçekleştirildi. Yarışma, şartnamede yer alan kurallar ile puanlama sistemine göre uzman jüri üyeleri ve noter huzurunda yapıldı. Her çadırda yarışmacılar için gerekli malzemeler hazır bulunduruldu ve belirlenen süre sonunda hazırlanan yemekler görevliler aracılığıyla jüriye teslim edilerek tarafsız bir puanlama sağlandı. <b>Kete</b> kategorisinde <b>327</b>, <b>hıngel</b> kategorisinde <b>183,</b> <b>kavut</b> kategorisinde <b>52</b> yarışmacı büyük ödüle ulaşmak için kıyasıya yarıştı.</p>
<p><b>Ödüller sponsorlar tarafından karşılandı</b></p>
<p>Yarışmada takdim edilen para ödülleri Serhat İlleri Federasyonu, sivil toplum kuruluşları ve iş insanlarının sponsorluğunda karşılanırken; <b>Keçiören Belediyesi kasasından herhangi bir harcama yapılmadı.</b></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/keciorende-yoresel-lezzetler-final-heyecani-yasandi-590187">Keçiören&#8217;de Yöresel Lezzetler Final Heyecanı Yaşandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EÜ&#8217;de Cumhuriyet döneminde sağlık politikaları konuşuldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eude-cumhuriyet-doneminde-saglik-politikalari-konusuldu-589857</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Nov 2025 11:37:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[döneminde]]></category>
		<category><![CDATA[Eü]]></category>
		<category><![CDATA[fakültesi]]></category>
		<category><![CDATA[hekim]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[konuşuldu]]></category>
		<category><![CDATA[politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[temel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=589857</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi(EÜ) Eczacılık Fakültesi tarafından “Cumhuriyet ve Atatürk”  günleri etkinlikleri kapsamında “Sağlığın Yüzyılı: Cumhuriyet Döneminde Türkiye'de Sağlık Politikaları ve Sağlık Örgütlenmesinin Kısa Tarihçesi” adlı konferans gerçekleşti. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eude-cumhuriyet-doneminde-saglik-politikalari-konusuldu-589857">EÜ&#8217;de Cumhuriyet döneminde sağlık politikaları konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi(EÜ) Eczacılık Fakültesi tarafından “Cumhuriyet ve Atatürk”  günleri etkinlikleri kapsamında “Sağlığın Yüzyılı: Cumhuriyet Döneminde Türkiye&#8217;de Sağlık Politikaları ve Sağlık Örgütlenmesinin Kısa Tarihçesi” adlı konferans gerçekleşti.  EÜ Eczacılık Fakültesi Konferans Salonunda yapılan etkinliğe, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erhan Eser konuşmacı olarak katıldı. Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hande Gürer Orhan’ın yanı sıra akademisyen ve öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte, Cumhuriyet dönemindeki sağlık politikaları 4 dönem şeklinde irdelenerek anlatıldı.</p>
<p>Konferansta konuşan Prof. Dr. Hande Gürer Orhan, “Bugün burada ilk paydaşımız olan sağlık grupları arasındaki hekimler grubundan bir halk sağlıkçısı gözünden Cumhuriyet kazanımlarını bir arada değerlendirmek bizim için önemlidir. Ayrıca, gerçekten bir bilim insanı ve uzman olarak, her dönemin artılarını ve eksilerini, neleri kazandırdıklarını objektif bir şekilde ortaya koymaları takdire şayandır. Çünkü tarihten ders almadığımız sürece aynı hataları tekrar etme veya yanlışa düşme riskimiz artar. Prof. Dr. Erhan Eser hocamızın paylaştıklarıyla, her dönemin artılarını ve eksilerini görme fırsatımız oldu. Hocamıza ve katılım gösteren herkese teşekkür ederim” diye konuştu</p>
<p><b>“Kuruluş yılları ve Dr. Refik Saydam&#8217;ın koruyucu hekimlik modeli”</b></p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin sağlık tarihini dört döneme ayırarak inceleyen Prof. Dr. Erhan Eser, “ İlk dönem olan Refik Saydam devrinde, savaş sonrası koşullarda salgın hastalıklar ve yüksek anne ölümleri gibi ağır şartlar hüküm sürüyordu. Buna rağmen, Büyük Millet Meclisi&#8217;nin kurulmasından sadece 10 gün sonra ‘Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı’ tesis edildi. İlk Sağlık Bakanı Refik Saydam, tedavi hizmetlerini belediyelere devrederek tüm odağını koruyucu hekimliğe ve sıtma gibi salgınlarla mücadeleye verdi. Bu mücadelenin asıl kahramanları, at sırtında köy köy dolaşan fedakâr sağlık memurlarıydı. Dönemin ihtiyaçlarına göre cüzam ve frengi gibi hastalıklar için özel sağlık personeli yetiştirilirken, doktorun olmadığı yerlerde eczacılar hayati bir rol üstlendi. Her hastalık için ayrı birimler kuran dikey bir örgütlenme modeli benimsenmiş ve kırsal kesimdeki zorunlu hizmet uygulaması da bu dönemde başlamıştı” dedi</p>
<p><b>“Behçet Uz döneminde kurumsallaşma ve planlama hamleleri”</b></p>
<p>Prof. Dr. Erhan Eser, “İkinci dönem, hem İnönü hem de Menderes hükümetlerinde görev yapan Behçet Uz tarafından şekillendirildi. Bu devirde, günümüzde dahi geçerliliğini koruyan ‘Umum Hıfzıssıhha Kanunu’ gibi temel yasalar çıkarıldı ve  aşı-ilaç denetimini yapan ‘Hıfzıssıhha Enstitüsü’ kuruldu. Uz, her kırk köye bir sağlık merkezi kurma projesini hayata geçirirken, ‘Milli Sağlık Planı’ ile Türkiye&#8217;yi sağlık bölgelerine ayırarak çok sayıda tıp fakültesinin de temelini attı. İkinci Dünya Savaşı&#8217;nın zorlu koşullarında yeniden baş gösteren salgınlarla mücadele edildi. Bir verem uzmanı olan Behçet Uz, bu hastalığı bir ‘fakir hastalığı’ olarak görerek ‘Verem Savaşı Kanunu&#8217;nu çıkardı. Ayrıca, 1945&#8217;te ‘İşçi Sağlığı Sigortaları&#8217;nı kurarak Türkiye&#8217;deki ilk sosyal güvence sisteminin temellerini attı, Özel İdare hastanelerini devletleştirdi ve meslek örgütlerine yasal bir statü kazandırdı” diye konuştu</p>
<p><b>“Nusret Fişek zamanında devrim niteliğindeki sosyalleştirme yasası”</b></p>
<p>Prof. Dr. Erhan Eser, “1960 ihtilalinin ardından başlayan üçüncü döneme, Nusret Fişek&#8217;in devrim niteliğindeki ‘Sosyalleştirme Yasası’ damgasını vurdu. Fişek, meclis dağılmadan hemen önce, o dönemde yeterli destek görmemesine rağmen bu yasayı geçirerek koruyucu ve tedavi edici hizmetleri birleştiren çağdaş bir yatay sağlık modeli kurmayı başardı. Sistemin temelini, birkaç bin nüfusa bir ebenin düştüğü sağlık evleri ve bunlara bağlı sağlık ocakları oluşturuyordu. Bu modelin pilot bölgelerde bebek ölüm hızını on kat düşürmesi büyük bir başarı olsa da, bürokrasinin direnci ve halkın koruyucu hizmetler yerine hastane talep etmesi nedeniyle tüm ülkeye yayılması 1983&#8217;ü buldu. Bu dönemde, elektriksiz dağ köylerine hekim bulma sorunu ve 1982&#8217;de gelen zorunlu hizmet yasasıyla hekimlerin yaşadığı zorluklar öne çıktı” dedi.</p>
<p><b>“Performans sistemi ve günümüz sağlık politikaları”</b></p>
<p>Prof. Dr. Erhan Eser, “Dördüncü ve son dönem, ‘Recep Akdağ dönemi’ olarak nitelendirilmekte olup, temel özellikleri performansa dayalı ödeme sistemi ve sözleşmeli personel uygulamasıdır. Sosyal Sigortalar Kurumu hastanelerinin tek çatı altında toplanması olumlu bir adım olarak görülse de, primli Genel Sağlık Sigortası&#8217;nın ‘çifte vergilendirme’ yarattığı ve halkın sağlık harcamalarının önemli bir kısmını hâlâ cebinden ödediği eleştirisi getiriliyor. Bu modelde, kişiye yönelik hizmetler Aile Hekimliğine, toplumsal görevler ise İlçe Sağlık Müdürlüklerine bırakılarak hizmetler bölünmüştür. ” diye konuştu.</p>
<p> Konferans, katılımcıların sorularının cevaplanmasının ardından son buldu.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eude-cumhuriyet-doneminde-saglik-politikalari-konusuldu-589857">EÜ&#8217;de Cumhuriyet döneminde sağlık politikaları konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İBB Şehir Tiyatroları&#8217;nda Bu Hafta (5‑10 Kasım 2025)</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolarinda-bu-hafta-5%e2%80%9110-kasim-2025-588791</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Nov 2025 14:19:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[bb]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[hafta]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kara]]></category>
		<category><![CDATA[kasım]]></category>
		<category><![CDATA[nda]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatroları]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<category><![CDATA[yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[yönettiği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588791</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, tiyatro sezonunun yeni haftasında 14 oyunla seyirci karşısına çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolarinda-bu-hafta-5%e2%80%9110-kasim-2025-588791">İBB Şehir Tiyatroları&#8217;nda Bu Hafta (5‑10 Kasım 2025)</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, tiyatro sezonunun yeni haftasında 14 oyunla seyirci karşısına çıkıyor.</p>
<p>Şehir Tiyatroları’nda bu hafta sanatseverleri Mihail Bulgakov’dan Gökhan Aktemur’a, Yağmur Topçu’dan Macit Koper’e klasik ve modern yazarların eserlerinin ön planda olduğu zengin bir repertuvar bekliyor.</p>
<p>Bu hafta Merhaba Çocuk (Yeni Oyun), Yoldan Çıkan Oyun, Köpek Kalbi, Gölge, Geçmişin Gölgesi, Öksüzler, Tartuffe, Gidion’un Düğümü, Hayat Der Gülümserim, Benim Küçük Yıldızım, Masal, Fındıkkıran, Sevdalı Bulut, Bir Gece Masalı adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.</p>
<p>10 Kasım 2025 tarihinde Atatürk’ü anmak için “Merhaba Çocuk” adlı oyunumuz ücretsiz sahnelenecektir. Ücretsiz davetiyelerinizi 4 Kasım 2025 saat 11.00’den itibaren https://sehirtiyatrolari.ibb.istanbul/, biletinial.com adreslerinden ve mobil uygulamamızdan temin edebilirsiniz.</p>
<p><b>Bu Haftanın Programı (5-10 Kasım 2025)</b></p>
<p><b>MERHABA ÇOCUK (Yeni Oyun) (7-77 Yaş)</b></p>
<p>Mustafa Kemal’in mücadeleci ruhu ve bağımsız karakteri çocukluk dönemindeki sosyokültürel olaylarla, okuduğu kitaplar ve etkilendiği kişilerle karakterize olmuştur. Atatürk’ün askerlik, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet dönemine dair her günü ve neredeyse her saati belge ve kitaplarla kayıt altındadır.</p>
<p>Ancak ne yazık ki, onun karakterini, dehasını, iradesini ve daha pek çok niteliğini belirleyen “çocukluk dönemi”ne dair pek az çözümleme yapılmıştır.</p>
<p>Şehir Tiyatroları, sadece “Yetim Mustafa”nın “Ulu Önder”e dönüşme sürecini değil, özellikle günümüzde, bir insanın yaşamında “çocukluk evresi”nin ne kadar önemli olduğunu, klasikleşmiş “anma etkinliği”yle değil bir oyunla aktarmayı amaçlıyor.</p>
<p><b>Gökhan Aktemur</b>’un yazdığı, <b>Yiğit Sertdemir</b>’in yönettiği oyunda <b>Barış Çağatay Çakıroğlu, Can Alibeyoğlu, Can Tarakçı, Emre Can Karakurum, Emre Yılmaz, Gülsüm Alkan, Mert Aykul, Özgür Dereli, Şenay Bağ, Zeynep Göktay Dilbaz</b> rol alıyor. Oyun, 10 Kasım 2025 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>YOLDAN ÇIKAN OYUN (13+ Yaş)</b></p>
<p>Bol ödüllü komedi oyunu Yoldan Çıkan Oyun, tiyatro sahnesinde yaşanabilecek en büyük aksilikleri, bol kahkaha ve sürprizlerle seyirciye sunuyor! Amatör bir tiyatro topluluğu, büyük bir hevesle klasik bir cinayet oyununu sahnelemeye hazırlanır. Ancak daha perde açıldığı anda yanlış giden olaylar zinciri durdurulamaz hale gelir. Dekor çöker, aksesuarlar kaybolur, oyuncular repliklerini unutunca doğaçlamaya başlar… Ama ne olursa olsun, oyun devam etmelidir!</p>
<p>Londra’dan Broadway’e uzanan bu muhteşem yapım, fiziksel komediyle absürd mizahı ustalıkla harmanlıyor. Tiyatro sanatıyla ilgili tüm klişeleri ters yüz eden Yoldan Çıkan Oyun, seyirciyi kahkahaya boğmaya hazırlanıyor. Yoldan Çıkan Oyun&#8217;da, her şeyin ters gitmesinden dolayı çok memnun olacaksınız.</p>
<p><b>Henry Lewis, Jonathan Sayer, Henry Shields</b>’in yazdığı, <b>Mehmet Ergen</b>’in çevirdiği, <b>Lerzan Pamir</b>’in yönettiği oyunda <b>Berfu Aydoğan, Hasip Tuz, Hüseyin Tuncel, Onur Demircan, Selen Nur Sarıyar, Serdar Orçin, Tarık Köksal, Volkan Öztürk</b> rol alıyor. Oyun, 5-8 Kasım 2025 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>KÖPEK KALBİ (16+ Yaş)</b></p>
<p>1924 yılı… Sovyet Rusya’nın karanlık atmosferinde, toplumsal düzenin ve bürokrasinin içine sıkışmış Profesör Preobrajenski insan beyni ve gençleşme üzerine çalışmaktadır. Ona dünya çapında şöhret kazandıran, insanların gençleşmesini sağlayan bir teknik geliştirmiştir. Beyin araştırmaları sürecinde yeni bir deney yapmayı tasarlar. Sokak köpeği Şarik’e zor bir ameliyatla bir insandan alınan hipofiz ve testisleri nakleder. Fakat ameliyattan sonra beklenmedik değişimler baş gösterir, Şarik insana dönüşmeye başlar. Bu değişim Profesör Preobrajenski’nin evinin kurallarını altüst edecektir. Köpek Kalbi, toplum mühendisliği, çürümüş bürokrasi ve sınıf savaşlarıyla toplumsal barışı yitirmiş bir halk üzerinden, insanı insan yapan şey nedir sorusunu soruyor.</p>
<p><b>Mihail Bulgakov</b>’un yazdığı, <b>Mustafa Kemal Yılmaz</b>’ın çevirdiği, <b>Onur Demircan</b>’ın uyarlayıp yönettiği oyunda <b>Ali Gökmen Altuğ, Caner Çandarlı, İrem Arslan, Onur Şirin</b> rol alıyor. Oyun, 5-8 Kasım 2025 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>GÖLGE (16+ Yaş)</b></p>
<p>Bir insanın düşünceleri davranışlarını ne kadar etkileyebilir? İç sesimiz olmadan yaşayabilir miydik? Peki bazı düşüncelerimiz başka bir kişi olarak karşımıza dikilseydi ne olurdu? Oyun, Carl Jung’un “gölge” kavramı ekseninde oyunculuk eğitimi almış bir kadının iç dünyasıyla, mesleğiyle, sosyokültürel çevresiyle olan çatışmalarını sahneye taşıyor.</p>
<p><b>Yağmur Topçu</b>’nun yazdığı, <b>Ahmet Kahvecioğlu</b>’nun yönettiği oyunda <b>Ahmet Kahvecioğlu,</b> <b>Berfin Berber, Yağmur Topçu, </b>rol alıyor. Oyun, 5-8 Kasım 2025 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>GEÇMİŞİN GÖLGESİ (16+ Yaş)</b></p>
<p>Terk edilmiş bir binada eski bir polis yıllar önce iş birliği yaptığı doktoru beklemektedir. Açığa çıkması gereken gerçekler, yüzleşmeleri gereken suçları vardır. Büyük bir hesaplaşmaya girerler.</p>
<p><b>Macit Koper</b>’in yazdığı, <b>Barış Dinçel</b>’in yönettiği oyunda <b>Ahmet Saraçoğlu, Bahtiyar Engin</b> rol alıyor. Oyun, 5-8 Kasım 2025 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p> </p>
<p><b>ÖKSÜZLER (16+ Yaş)</b></p>
<p>Çağdaş İngiliz tiyatrosunda toplumsal yaşama dair eleştirel yaklaşımıyla tanınan Dennis Kelly, dışarıdaki kirlenmiş ve tehlikeli dünyaya rağmen mutlu aile hayatı kurmaya çalışan çiftin hayallerinin bir gecede nasıl alt üst olabileceğini gösteriyor. Aile, kadının erkek kardeşi tarafından kriminal bir olayın içine çekiliyor. Çember daraldıkça insan tabiatının karanlık yönleri ortaya çıkmaya başlıyor; bütün bireysel değerler ve aile bağları çözülüyor. Ahlakın, vicdanın, sadakatin, iyilik ve kötülüğün sınırları çarpıcı olay örgüsü etrafında sorgulanıyor.</p>
<p>Gençlik Günleri &#8220;İç Yapımlar&#8221; kapsamında genç oyuncularımızın hazırladığı oyun 2025 sezonunda repertuarımıza kazandırıldı. </p>
<p><b>Dennis Kelly</b>’nin yazdığı, <b>Selin Girit</b>’in çevirdiği, <b>Ogeday Erkut</b>’un yönettiği oyunda <b>Ersin Bağcıoğlu, İpek Uğuz,</b> <b>Ogeday Erkut</b><b> </b>rol alıyor. Oyun, 5-8 Kasım 2025 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.</p>
<p><b>TARTUFFE (13+ Yaş)</b></p>
<p>Zengin mi zengin bir adamın, ailesindeki ve çevresindeki kimseyi dinlemeden evine yerleştirdiği sahtekar bir sofu ile hem kendi hem de çevresindekilerin hayatını beter etmesini anlatan bu ölümsüz eserde; inancı, aileyi, aşkı, erkek-kadın farklarını, dünümüzü, bugünümüzü, mizahı, müziği, acıyı, hüznü, rahatsız edici türlü anları iç içe ve olanca dinamiğiyle seyircinin karşısına çıkarıyoruz. Orhan Veli’nin olağanüstü çevirisine, şiirlerinden bestelenen şarkıların da eşlik ettiği seyirliğimizle, hayata dair bu acayip bilmeceyi bir kez daha kahkahalarla selamlıyoruz.</p>
<p><b>Molière</b>’in yazdığı, <b>Orhan Veli Kanık</b>’ın çevirdiği, <b>Yiğit Sertdemir</b>’in yönettiği oyunda <b>Bennu Yıldırımlar, Emre Şen, Gürkan Başbuğ, Mehmet Soner Dinç, Murat Garipağaoğlu, Naci Taşdöğen, Nilay Bağ, Özge Kırdı, Semah Tuğsel, Tolga Yeter, Yeşim Koçak, Zeynep Göktay Dilbaz </b>rol alıyor. Oyun, 5-8 Kasım 2025 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>GIDION’UN DÜĞÜMÜ (16+ Yaş)</b></p>
<p>Corryn Fell oğluna neden uzaklaştırma cezası verildiğini öğrenmek için okula gelir. Öğretmen veli görüşmesi, gerilim dolu bir görüşmeye dönüşür. Oyun eğitim sistemini eleştirirken, sosyal medyanın yarattığı toplumsal baskı ve şiddeti ele alır. Aile, ahlak, sanat, çocukluk ve hayal gücüne dair düşüncelerimizi sorgulamamıza neden olur.</p>
<p>Oyun; Amerikan Eleştirmenler Birliği Ödülü ile Çağdaş Amerikan Tiyatrosu Festivali’nde (CATF) Seyirci Ödülünü almıştır. “Çocukluk masum olmak demek değildir&#8230; Masumiyeti hızla kaybetme durumudur. <b>Johnna Adams</b>’ın yazdığı, <b>Beliz Coşar</b>’ın çevirdiği, <b>Ersin Umulu</b>’nun yönettiği oyunda <b>Özge Özder, Özgür Kaymak</b> rol alıyor. Oyun, 5-8 Kasım 2025 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.</p>
<p><b>HAYAT DER GÜLÜMSERİM (13+ Yaş)</b></p>
<p>Yıllarca olağanüstü kadın karakterlere hayat vermiş bir oyuncu, AVM yapılmak üzere yıkılacak bir sahneye veda eder. Anlatılmaya değer bulunmayan farklı sınıflardan kadınların sıcak ve aşina hayat hikâyeleri, ilk kez aktarılır.</p>
<p><b>Özen Yula</b>’nın yazıp yönettiği oyunda <b>Sema Keçik, Serkan Bacak</b> rol alıyor. Oyun, 8 Kasım 2025 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)</b></p>
<p>Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.</p>
<p><b>Cengiz Özek</b>’in yazıp yönettiği oyunda <b>Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz </b>rol alıyor. Oyun, 9 Kasım 2025 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>MASAL (5+Yaş)</b></p>
<p>Hakkından ve ihtiyacından fazla yiyeceği çalarak açlığa sebep olan yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı üç çocuk fantastik bir yolculuğa çıkar. Birçok engelin aşıldığı yolculuk sürecinde bireysellikten birlikte hareket etmeye, yardımlaşma ve adaletli paylaşıma kadar çocukların düşünce ve eylemleri değişir. Açlığın tüm çocuklar için yaşamsal bir sorun olduğunu fark eden çocuklar, açgözlü yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı mücadeleyi büyütür. <b>Eftal Gülbudak</b>’ın yazıp yönettiği oyunda <b>Ceren Hacımuratoğlu, Ercan Demirhan, Yeliz Şatıroğlu, Onur Şirin, Volkan Öztürk</b> rol alıyor. Oyun, 9 Kasım 2025 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>FINDIKKIRAN (7+ Yaş)</b></p>
<p>Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada, sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor. <b>E.T.A Hoffmann</b>’ın masalından <b>Dilşad Çelebi</b>’nin uyarladığı, <b>Lerzan Pamir</b>’in yönettiği oyunda <b>Asrın Gurur Kuyucak,</b> <b>Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın</b> rol alıyor. Oyun, 9 Kasım 2025 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>SEVDALI BULUT (5+ Yaş)</b></p>
<p>Dünyanın bir yerinde, Ayşe Kız’ın bahçesi dışında kalan her yere ve her şeye sahip olan Kara Seyfi, Ayşe Kız’ın büyük emek ve sevgiyle kurduğu bahçesini de ele geçirmeye çalışmaktadır. Oyun, Sevdalı Bulut, Ayşe Kız ve arkadaşlarının bahçelerini Kara Seyfi’ye karşı koruma çabalarını anlatmaktadır.</p>
<p><b>Nazım Hikmet</b>’in yazdığı, <b>Eftal Gülbudak</b>’ın yönettiği oyunda <b>Ada Alize Ertem, Canan Kübra Birinci, Emre Çağrı Akbaba, Enes Mazak, Erkan Akkoyunlu, Berk Samur, Şeyda Arslan, Tuğçe Açıkgöz, Yasemin Güvenç</b> rol alıyor. Oyun, 9 Kasım 2025 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BİR GECE MASALI (5+ Yaş)</b></p>
<p>Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır. William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda <b>Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Ceysu Aygen, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan</b> rol alıyor. Oyun, 9 Kasım 2025 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p>İyi seyirler…</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolarinda-bu-hafta-5%e2%80%9110-kasim-2025-588791">İBB Şehir Tiyatroları&#8217;nda Bu Hafta (5‑10 Kasım 2025)</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hava Jimnastiği Dünya Kupası başladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hava-jimnastigi-dunya-kupasi-basladi-588439</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Nov 2025 10:33:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[başladı]]></category>
		<category><![CDATA[Belediye Başkan]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[jimnastiği]]></category>
		<category><![CDATA[kemer]]></category>
		<category><![CDATA[kupası]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588439</guid>

					<description><![CDATA[<p>Küresel Hava Gücü Atletizm Federasyonu tarafından Kemer’de düzenlenen Hava Jimnastiği Dünya Kupası başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hava-jimnastigi-dunya-kupasi-basladi-588439">Hava Jimnastiği Dünya Kupası başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Küresel Hava Gücü Atletizm Federasyonu tarafından Kemer’de düzenlenen Hava Jimnastiği Dünya Kupası başladı.</p>
<p>Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu’nun Göynük Belediye Başkanlığı döneminde Kemer’e kazandırdığı Kemer Belediyesi Göynük Atatürk Spor Salonu’nda düzenlenen organizasyonun açılışına, Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu, Kemer Belediye Başkan Vekili Mustafa Bilici, Küresel Hava Gücü Atletizm Federasyonu Başkanı (GAPAF) Natalia Baş ve sporcular katıldı.</p>
<p>Saygı duruşunda bulunulmasının ardından İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan organizasyon, sporcuların geçiş töreniyle devam etti.</p>
<p>Türkiye’nin en önemli spor destinasyonları arasında yer alan Kemer’de düzenlenen organizasyona, 14 ülkeden 200 sporcu katılıyor.</p>
<p>7-18+ yaş gruplarında farklı kategorilerde gerçekleştirilen etkinlikte sporcular, dereceye girebilmek için kıyasıya mücadele ediyor.</p>
<p>Renkli görüntülerin ortay çıktığı etkinlikle ilgili açıklama yapan Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu, “Kemer, spor organizasyonlarının merkezi olmaya devam ediyor. Hava Jimnastiği Dünya Kupası’nın Kemer’de düzenlenmesinden dolayı büyük mutluluk duyuyoruz. Kemerimizin adını spor alanında ulusal ve uluslararası platformlarda duyurmaya devam edeceğiz. Organizasyona katılan tüm sporculara başarılar diliyorum.” dedi.</p>
<p>Organizasyon, yarın yapılacak olan mücadelelerin ardından ödül töreni ile sona erecek.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hava-jimnastigi-dunya-kupasi-basladi-588439">Hava Jimnastiği Dünya Kupası başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İBB Şehir Tiyatroları Kasım Ayında 35 Oyunu Seyirciyle Buluşturuyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolari-kasim-ayinda-35-oyunu-seyirciyle-bulusturuyor-588333</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Oct 2025 17:55:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ayında]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[bb]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kara]]></category>
		<category><![CDATA[kasım]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[oyunu]]></category>
		<category><![CDATA[sahne]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatroları]]></category>
		<category><![CDATA[yazdığı]]></category>
		<category><![CDATA[yönettiği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588333</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 2025-2026 tiyatro sezonunun yeni ayında 35 oyunla seyirci karşısına çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolari-kasim-ayinda-35-oyunu-seyirciyle-bulusturuyor-588333">İBB Şehir Tiyatroları Kasım Ayında 35 Oyunu Seyirciyle Buluşturuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 2025-2026 tiyatro sezonunun yeni ayında 35 oyunla seyirci karşısına çıkıyor.</p>
<p>Kasım ayında tiyatroseverleri Molière’den Bulgakov’a, Haldun Taner’den Friedrich Dürrenmatt’a klasik ve modern yazarların eserlerinin öne çıktığı zengin bir repertuvar bekliyor.</p>
<p>Bu ay; Merhaba Çocuk (Yeni Oyun), Kahvaltıya Kalsana (Yeni Oyun), Kısa Süren Saltanat (Konuk Oyun-Bursa Ş.T.), Yoldan Çıkan Oyun, Köpek Kalbi, Gölge, Geçmişin Gölgesi, Öksüzler, Tartuffe, Gidion’un Düğümü, Hayat Der Gülümserim, Fosforlu Cevriye, Bir Ziyaret, Ben Medea Değilim, Yaftalı Tabut, Maviydi Bisikletim, Gök Kubbe, Sivrisinekler, Savaş ve Barış, Ağrı Dağı Efsanesi, İkinci Perdenin Başı, Uçurtmanın Kuyruğu, Yenilmez, Bir Halk Düşmanı, Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım, Cadı Kazanı, Çingene Boksör, Benim Küçük Yıldızım, Masal, Fındıkkıran, Sevdalı Bulut, Sesler Ülkesi, Bir Gece Masalı, Bekçi ile Postacı, Çöpsüz Dünya adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.</p>
<p>10 Kasım 2025 tarihinde Atatürk’ü anmak için “Merhaba Çocuk” adlı oyunumuz ücretsiz sahnelenecektir. Ücretsiz davetiyelerinizi 4 Kasım 2025 saat 11.00’den itibaren https://sehirtiyatrolari.ibb.istanbul/, biletinial.com adreslerinden ve mobil uygulamamızdan temin edilebilirsiniz.</p>
<p><b>Kasım 2025 Programı</b></p>
<p><b>MERHABA ÇOCUK (Yeni Oyun) (7-77 Yaş)</b></p>
<p>Mustafa Kemal’in mücadeleci ruhu ve bağımsız karakteri çocukluk dönemindeki sosyokültürel olaylarla, okuduğu kitaplar ve etkilendiği kişilerle karakterize olmuştur. Atatürk’ün askerlik, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet dönemine dair her günü ve neredeyse her saati belge ve kitaplarla kayıt altındadır.</p>
<p>Ancak ne yazık ki, onun karakterini, dehasını, iradesini ve daha pek çok niteliğini belirleyen “çocukluk dönemi”ne dair pek az çözümleme yapılmıştır.</p>
<p>Şehir Tiyatroları, sadece “Yetim Mustafa”nın “Ulu Önder”e dönüşme sürecini değil, özellikle günümüzde, bir insanın yaşamında “çocukluk evresi”nin ne kadar önemli olduğunu, klasikleşmiş “anma etkinliği”yle değil bir oyunla aktarmayı amaçlıyor.</p>
<p><b>Gökhan Aktemur</b>’un yazdığı, <b>Yiğit Sertdemir</b>’in yönettiği oyunda <b>Barış Çağatay Çakıroğlu, Can Alibeyoğlu, Can Tarakçı, Emre Can Karakurum, Emre Yılmaz, Gülsüm Alkan, Mert Aykul, Özgür Dereli, Şenay Bağ, Zeynep Göktay Dilbaz</b> rol alıyor. Oyun, 10 Kasım, 16 Kasım 2025 tarihlerinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>KAHVALTIYA KALSANA</b> <b>(Yeni Oyun)(16+ Yaş)</b></p>
<p>Üç kişilik bir sahne güldürüsü olan &#8220;Kahvaltıya Kalsana&#8221;, Ray Cooney ve Gene Stone tarafından 1970 yılında yazılan &#8220;Why not Stay for Berakfast?&#8221; adlı yapıtın bir uyarlamasıdır&#8230; Oyun, kimileri için artık köhneleşmiş sayılan değerlere sıkıca tutunarak yaşamaya çalışan &#8220;istikrar abidesi&#8221; devlet memuru Nurettin Kavak ile, henüz hangi değerlere sarılacağına bile tam olarak karar veremeyecek bir yaştayken, anne olmak durumunda kalan Burcu Güvenir&#8217;in traji-komik karşılaşmasını anlatır. Ülkemizde yaşanan sosyal ve kültürel alt-üstlüğün naif bir yansıması olarak ele alınan oyunda, Burcu ve Nurettin&#8217;in öyküsüyle sevginin, iyiliğin, değişebilme ve değiştirebilmenin umudu ve sevinci aktarılmaya çalışılır&#8230;</p>
<p><b>Ray Cooney-Gene Stone</b>’un yazdığı, <b>Ragıp Yavuz</b>’un çevirdiği, uyarladığı ve yönettiği oyunda <b>Can Ertuğrul, Derya Çetinel, Kamer Karabektaş</b> rol alıyor. Oyun, 26-29 Kasım 2025 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>KISA SÜREN SALTANAT (Konuk Oyun-Bursa Ş.T.)</b></p>
<p>Yazarın 1957’de yayımlanan tek politik taşlaması “Kısa Süren Saltanat”, demokratik çarelerin tükendiği bir yönetim krizini, yeniden monarşiyi ilan ederek çözmeye çalışan zamansız bir Fransa fonunda geçer. Karısı ve kızıyla mütevazı evinin terasında teleskobuyla yıldızları inceleyerek neredeyse münzevi bir yaşam süren, kral soyunun son temsilcisi Mösyö Pippin Heristal, ertesi gün kendini Versailles Sarayı’nda Fransa Kralı olarak buluverir!</p>
<p>Steinbeck’in hayali Paris’inde, uzlaşmamaya yeminli siyasi partiler, arsız aristokratlar, her yanı kaplamış tozlar, yumurtalar, havyarlar havalarda uçuşurken, Büyük Charlemagne’ın soyundan gelen IV. Pippin ve ailesini nasıl bir gelecek beklemektedir?</p>
<p><b>John Steinbeck</b>’in yazdığı, <b>Emrah Eren</b>’in yönettiği oyunda <b>Murat Liman, Nihal Türkseven Erten, Mehmet Eren Topçak, Tuba Bayram, Yüksel Hakverdi, Faruk Oğur, Aykan Yılmaz</b> rol alıyor. Oyun, 19-22 Kasım 2025 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>YOLDAN ÇIKAN OYUN (13+ Yaş)</b></p>
<p>Bol ödüllü komedi oyunu Yoldan Çıkan Oyun, tiyatro sahnesinde yaşanabilecek en büyük aksilikleri, bol kahkaha ve sürprizlerle seyirciye sunuyor! Amatör bir tiyatro topluluğu, büyük bir hevesle klasik bir cinayet oyununu sahnelemeye hazırlanır. Ancak daha perde açıldığı anda yanlış giden olaylar zinciri durdurulamaz hale gelir. Dekor çöker, aksesuarlar kaybolur, oyuncular repliklerini unutunca doğaçlamaya başlar… Ama ne olursa olsun, oyun devam etmelidir!</p>
<p>Londra’dan Broadway’e uzanan bu muhteşem yapım, fiziksel komediyle absürd mizahı ustalıkla harmanlıyor. Tiyatro sanatıyla ilgili tüm klişeleri ters yüz eden Yoldan Çıkan Oyun, seyirciyi kahkahaya boğmaya hazırlanıyor. Yoldan Çıkan Oyun&#8217;da, her şeyin ters gitmesinden dolayı çok memnun olacaksınız.</p>
<p><b>Henry Lewis, Jonathan Sayer, Henry Shields</b>’in yazdığı, <b>Mehmet Ergen</b>’in çevirdiği, <b>Lerzan Pamir</b>’in yönettiği oyunda <b>Berfu Aydoğan, Hasip Tuz, Hüseyin Tuncel, Onur Demircan, Selen Nur Sarıyar, Serdar Orçin, Tarık Köksal, Volkan Öztürk</b> rol alıyor. Oyun, 5-8 Kasım 2025 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde, 19-22 Kasım 2025 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>KÖPEK KALBİ (16+ Yaş)</b></p>
<p>1924 yılı… Sovyet Rusya’nın karanlık atmosferinde, toplumsal düzenin ve bürokrasinin içine sıkışmış Profesör Preobrajenski insan beyni ve gençleşme üzerine çalışmaktadır. Ona dünya çapında şöhret kazandıran, insanların gençleşmesini sağlayan bir teknik geliştirmiştir. Beyin araştırmaları sürecinde yeni bir deney yapmayı tasarlar. Sokak köpeği Şarik’e zor bir ameliyatla bir insandan alınan hipofiz ve testisleri nakleder. Fakat ameliyattan sonra beklenmedik değişimler baş gösterir, Şarik insana dönüşmeye başlar. Bu değişim Profesör Preobrajenski’nin evinin kurallarını altüst edecektir. Köpek Kalbi, toplum mühendisliği, çürümüş bürokrasi ve sınıf savaşlarıyla toplumsal barışı yitirmiş bir halk üzerinden, insanı insan yapan şey nedir sorusunu soruyor.</p>
<p><b>Mihail Bulgakov</b>’un yazdığı, <b>Mustafa Kemal Yılmaz</b>’ın çevirdiği, <b>Onur Demircan</b>’ın uyarlayıp yönettiği oyunda <b>Ali Gökmen Altuğ, Caner Çandarlı, İrem Arslan, Onur Şirin</b> rol alıyor. Oyun, 5-8 Kasım 2025 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>GÖLGE (16+ Yaş)</b></p>
<p>Bir insanın düşünceleri davranışlarını ne kadar etkileyebilir? İç sesimiz olmadan yaşayabilir miydik? Peki bazı düşüncelerimiz başka bir kişi olarak karşımıza dikilseydi ne olurdu? Oyun, Carl Jung’un “gölge” kavramı ekseninde oyunculuk eğitimi almış bir kadının iç dünyasıyla, mesleğiyle, sosyokültürel çevresiyle olan çatışmalarını sahneye taşıyor.</p>
<p><b>Yağmur Topçu</b>’nun yazdığı, <b>Ahmet Kahvecioğlu</b>’nun yönettiği oyunda <b>Ahmet Kahvecioğlu,</b> <b>Berfin Berber, Yağmur Topçu, </b>rol alıyor. Oyun, 5-8 Kasım 2025 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde, 15 Kasım 2025 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p><b>GEÇMİŞİN GÖLGESİ (16+ Yaş)</b></p>
<p>Terk edilmiş bir binada eski bir polis yıllar önce iş birliği yaptığı doktoru beklemektedir. Açığa çıkması gereken gerçekler, yüzleşmeleri gereken suçları vardır. Büyük bir hesaplaşmaya girerler.</p>
<p><b>Macit Koper</b>’in yazdığı, <b>Barış Dinçel</b>’in yönettiği oyunda <b>Ahmet Saraçoğlu, Bahtiyar Engin</b> rol alıyor. Oyun, 5-8 Kasım 2025 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde, 26-29 Kasım 2025 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.</p>
<p><b>ÖKSÜZLER (16+ Yaş)</b></p>
<p>Çağdaş İngiliz tiyatrosunda toplumsal yaşama dair eleştirel yaklaşımıyla tanınan Dennis Kelly, dışarıdaki kirlenmiş ve tehlikeli dünyaya rağmen mutlu aile hayatı kurmaya çalışan çiftin hayallerinin bir gecede nasıl alt üst olabileceğini gösteriyor. Aile, kadının erkek kardeşi tarafından kriminal bir olayın içine çekiliyor. Çember daraldıkça insan tabiatının karanlık yönleri ortaya çıkmaya başlıyor; bütün bireysel değerler ve aile bağları çözülüyor. Ahlakın, vicdanın, sadakatin, iyilik ve kötülüğün sınırları çarpıcı olay örgüsü etrafında sorgulanıyor.</p>
<p>Gençlik Günleri &#8220;İç Yapımlar&#8221; kapsamında genç oyuncularımızın hazırladığı oyun 2025 sezonunda repertuarımıza kazandırıldı. </p>
<p><b>Dennis Kelly</b>’nin yazdığı, <b>Selin Girit</b>’in çevirdiği, <b>Ogeday Erkut</b>’un yönettiği oyunda <b>Ersin Bağcıoğlu, İpek Uğuz,</b> <b>Ogeday Erkut</b><b> </b>rol alıyor. Oyun, 5-8 Kasım 2025 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde, 29 Kasım 2025 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p><b>TARTUFFE (13+ Yaş)</b></p>
<p>Zengin mi zengin bir adamın, ailesindeki ve çevresindeki kimseyi dinlemeden evine yerleştirdiği sahtekar bir sofu ile hem kendi hem de çevresindekilerin hayatını beter etmesini anlatan bu ölümsüz eserde; inancı, aileyi, aşkı, erkek-kadın farklarını, dünümüzü, bugünümüzü, mizahı, müziği, acıyı, hüznü, rahatsız edici türlü anları iç içe ve olanca dinamiğiyle seyircinin karşısına çıkarıyoruz. Orhan Veli’nin olağanüstü çevirisine, şiirlerinden bestelenen şarkıların da eşlik ettiği seyirliğimizle, hayata dair bu acayip bilmeceyi bir kez daha kahkahalarla selamlıyoruz.</p>
<p><b>Molière</b>’in yazdığı, <b>Orhan Veli Kanık</b>’ın çevirdiği, <b>Yiğit Sertdemir</b>’in yönettiği oyunda <b>Bennu Yıldırımlar, Emre Şen, Gürkan Başbuğ, Mehmet Soner Dinç, Murat Garipağaoğlu, Naci Taşdöğen, Nilay Bağ, Özge Kırdı, Semah Tuğsel, Tolga Yeter, Yeşim Koçak, Zeynep Göktay Dilbaz </b>rol alıyor. Oyun, 5-8 Kasım 2025 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>GIDION’UN DÜĞÜMÜ (16+ Yaş)</b></p>
<p>Corryn Fell oğluna neden uzaklaştırma cezası verildiğini öğrenmek için okula gelir. Öğretmen veli görüşmesi, gerilim dolu bir görüşmeye dönüşür. Oyun eğitim sistemini eleştirirken, sosyal medyanın yarattığı toplumsal baskı ve şiddeti ele alır. Aile, ahlak, sanat, çocukluk ve hayal gücüne dair düşüncelerimizi sorgulamamıza neden olur.</p>
<p>Oyun; Amerikan Eleştirmenler Birliği Ödülü ile Çağdaş Amerikan Tiyatrosu Festivali’nde (CATF) Seyirci Ödülünü almıştır. “Çocukluk masum olmak demek değildir&#8230; Masumiyeti hızla kaybetme durumudur. <b>Johnna Adams</b>’ın yazdığı, <b>Beliz Coşar</b>’ın çevirdiği, <b>Ersin Umulu</b>’nun yönettiği oyunda <b>Özge Özder, Özgür Kaymak</b> rol alıyor. Oyun, 5-8 Kasım, 19-22 Kasım 2025 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.</p>
<p><b>HAYAT DER GÜLÜMSERİM (13+ Yaş)</b></p>
<p>Yıllarca olağanüstü kadın karakterlere hayat vermiş bir oyuncu, AVM yapılmak üzere yıkılacak bir sahneye veda eder. Anlatılmaya değer bulunmayan farklı sınıflardan kadınların sıcak ve aşina hayat hikâyeleri, ilk kez aktarılır.</p>
<p><b>Özen Yula</b>’nın yazıp yönettiği oyunda <b>Sema Keçik, Serkan Bacak</b> rol alıyor. Oyun, 8 Kasım 2025 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p><b>FOSFORLU CEVRİYE (16+ Yaş)</b></p>
<p>Anne babasını tanımadığı için gökteki yıldızlardan doğduğuna inanan, denizin kucağında bir sokak çocuğu olarak büyüyen, Galata mevkiinde karnını doyurabilmek için “icra-i sanat” eyleyen Cevriye, sıradan bir sokak kızı değil aslında İstanbul sokaklarının ta kendisidir. Hastalık ve soğuktan ölüme yaklaştığı o gece, karşısına çıkan esrarengiz bir Adam sayesinde hayata ve kara sevdaya tutunur. Cevriye’nin daha önce tanıdığı erkeklere hiç benzemeyen ve ona “siz” diye hitap eden bu Adam aslında gizli yaşayan bir idam mahkûmudur. Cevriye onu tanıdığı günden sonra artık bambaşka bir “insan” olmuştur. Hapis, sürgün, aradan geçen zaman ve türlü belalara rağmen bu aşktan vazgeçmeyen Cevriye, sevdiği için her şeyi göze alacaktır.</p>
<p>Oyunda 1930-40’lı yılların İstanbul’u zengin tasvirleriyle sunuluyor. Mahallelerin arka sokaklarında, hapishanelerinde, batakhanelerinde hayata tutunmaya çalışan kadınların, annelerin, çocukların ve afili delikanlıların otoriteyle olan ilişkisi çarpıcı öykülerle aktarılıyor. </p>
<p>Suat Derviş, 60’lı yılların başında Türkiye’ye döndüğünde siyasi-mesleki ve maddi anlamda zorlu bir dönemden geçiyordu. “Fosforlu Cevriye” romanını yayınevlerine teklif ediyor fakat ne yazık her seferinde reddediliyordu. Suat Hanım’ın büyük arzusu, bu eserin yayınlanmasından öte, bir “müzikal” olarak oyunlaştırıldığını görmekti… Bunun için ilk görüştüğü kişi genç aktris Gülriz Sururi idi… Gülriz Hanım’ın da arzusu oyunu Şehir Tiyatroları’nda sahnelemekti…</p>
<p>“Karanlık bir gecede gökten düşüp parçalanan bir yıldız gibi…”  kalbimizde iz bırakan Suat Derviş’e, Reşat Fuat Baraner’e, Nazım Hikmet’e ve Gülriz Sururi’ye sevgiyle…</p>
<p>Oyunda <b>Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Binnur Özpınar, Direnç Dedeoğlu, Çağatay Palabıyık, Elif Verit, Emre Yılmaz, Esra Ede, Hakan Örge, Irmak Örnek, Nur Saçbüker Otan, Samet Silme, Tuğrul Arsever, Yağmur Damcıoğlu Namak, Yunus Erman Çağlar, Zeynep Ceren Gedikali </b>rol alıyor. Oyun, 12-15 Kasım 2025 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BİR ZİYARET</b> <b>(16+ Yaş)</b></p>
<p>“Gençliğinde sevgilisi Alfred tarafından terk edilip kasabadan kovulan Claire, yıllar sonra dünyanın en zengin kadını Bayan Zachanassian olarak geri döner. Yoksulluğa sürüklenen kasaba halkına servet vaat eder; fakat bunun tek bir bedeli vardır: İntikam. ‘Bir Ziyaret’, paranın gücü karşısında çöken ahlakı ve toplumsal ikiyüzlülüğü trajikomik bir dille gözler önüne seriyor.“</p>
<p><b>Friedrich Dürrenmatt</b>’ın yazdığı, <b>Zahide Gökberk</b>’in çevirdiği, <b>Yıldırım Fikret Urağ</b>’ın yönettiği oyunda <b>Aslı Akın Narcı, Aslı Menaz, Aslı Şahin, Berk Samur, Buğra Can Ildırışık, Burhan Yeşilyurt, Cengiz Tangör, Cüneyt Arda Pamuk, Çağlar Ozan Aksu, Elyesa Çağlar Evkaya, Ergun Üğlü, Fatih Aksüt, Gökhan Eğilmezbaş, Gülsüm Alkan, Hakan Gümüş, Mehmet Avdan, Musa Arslanali, Müge Çiçek, Nagehan Erbaşı, Neşe Ceren Aktay, Ömer Naci Boz, Özgür Efe Özyeşilpınar, Selim Can Yalçın, Şebnem Köstem, Yalçın Avşar, Yasemin Güvenç, Yılmaz Aydın</b> rol alıyor. Oyun, 12-15 Kasım 2025 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde, 26-29 Kasım 2025 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BEN MEDEA DEĞİLİM</b> <b>(16+ Yaş)</b></p>
<p>“Ben Medea Değilim” oyununda yakın geçmişte “katil” sıfatı yakıştırılan bir Kadın’ın, tiyatro sahnesinde gösteriyi ve seyirciyi manipüle ederek kendi hikâyesine ve aslında her kadının kendi gerçeğine yönlendirdiğini görüyoruz. <b>Allison Gregory</b>’nin yazdığı, <b>Hülya Karakaş</b>’ın yönettiği oyunda <b>Şirin Asutay, Berrin Koper, Kamer Karabektaş, Ozan Akif Serman</b> rol alıyor. Oyun, 12-15 Kasım 2025 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>YAFTALI TABUT (16+ Yaş)</b></p>
<p>Adına tarihin dipnotlarında rastlayabildiğimiz, Türkiye’nin ilk kadın oyun yazarı, kuramcı, aktivist, sosyal ve siyasi yaşamın her alanında öncü Fatma Nudiye Yalçı’nın hikâyesi. 1920’lerde başlayan mücadelesine Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve Nazım Hikmet de eşlik ediyor.</p>
<p><b>Bilgesu Erenus</b>’un yazdığı, <b>Yelda Baskın</b>’ın yönettiği oyunda <b>Bensu Orhunöz, Ceren Hacımuratoğlu, Derya Keykubat, Lale Kabul, Mana Alkoy</b>, <b>Selin Türkmen, Şenay Bağ </b>rol alıyor. Oyun, 12-15 Kasım 2025 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>MAVİYDİ BİSİKLETİM (13+ Yaş)</b></p>
<p>İlk gençlik yıllarını geçirdiği İzmir&#8217;e duyduğu özlemin ve ilk aşkının izinden giden bir adamın, anılarına yaptığı bu yolculuk, bizi 1950&#8217;lerin İzmir&#8217;inden günümüze taşıyor. <b>Dinçer Sümer</b>’in yazdığı <b>Ersin Umulu</b>’nun yönettiği oyunda <b>Çağrı Büyüksayar</b> rol alıyor. Oyun, 12-15 Kasım 2025 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.</p>
<p><b>GÖK KUBBE (16+ Yaş)</b></p>
<p>Dört ay önce tanımadığı bir adamın atının sırtında evinden ayrılmış olan Sally, biriktirdiği parasını alıp kaçmak üzere evine döndüğünde kocasıyla karşılaşır. Bölgenin güçlü ve zengin ailesi Wax’lerin çocuğu öldürülmüştür. Cinayeti işleyen adam asılmış, ancak o sırada onunla birlikte olan Sally, hamile olduğunu söylediği için asılması ertelenmiştir. Mübaşir olarak görevlendirilen Coombes, hem çamaşırcılık hem de bölgede ebelik yapan Elizabeth’e, Sally’nin gebe olup olmadığını anlamak için bir araya getirilen jüriye katılması gerektiğini söylemek üzere evine gelir. Mahkeme 12 kadından, Sally’nin gebe olup olmadığı hakkında görüşlerini bildirmeleri istemiştir. Dönemin yasalarına göre, Sally şayet hamileyse, asılmaktan kurtulup Amerika’ya sürgün edilecektir. Bir karar çıkana kadar mum, ateş ve yiyecek bulunmayan bir odada tutulan kadınlar, Sally hakkında bir yargıya varmaya çalışırken, kendi geçmişlerine, bağlarına ve kadın olmaya dair gerçekler de açığa çıkacak, başka bir kadının hayatı üzerine adil bir karar vermek, sandıkları kadar kolay olmayacaktır.</p>
<p><b>Lucy Kirkwood</b>’un yazdığı, <b>Özden Gököz</b>’ün çevirdiği, <b>Ali Gökmen Altuğ</b>’un yönettiği oyunda <b>Ada Alize Ertem, Aslıhan Kandemir, Betül Kızılok Bavli, Canan Kübra Birinci, Çağlar Polat, Demet Bozkaya Şalt, Eraslan Sağlam, Eylül Soğukçay, Ezgim Kılınç, Fatma İnan, Gözde İpek Köse, Işıl Zeynep Karaalp, Serap Öztürk, Yağmur Ulusoy Göktürk, Zeliha Güney </b>rol alıyor. Oyun, 12-15 Kasım 2025 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>SİVRİSİNEKLER (16+ Yaş)</b></p>
<p>Alice, Cenevre’de Higgs Bozonu’nun varlığını kanıtlamak için yapılan “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı” projesinde çalışan bir bilim insanıdır. Kendisi gibi bilim insanı olan kocası, çocukları Luke küçükken ortadan kaybolmuştur ve bu onların hayatındaki kara deliktir. <b>Lucy Kirkwood</b>’un yazdığı, <b>Ali Gökmen Altuğ</b>’un yönettiği oyunda <b>Ayşin Atav, Yeliz Gerçek, Senan Kara Tutumluer, Özgür Dereli, Ahhan Şener, Pınar Demiral, Volkan Öztürk, Ümran İnceoğlu, Pınar Pamuk</b> rol alıyor. Oyun, 12-15 Kasım 2025 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.</p>
<p><b>SAVAŞ VE BARIŞ (16+ Yaş)</b></p>
<p>1805 ve 1820 arasında geçen, tarihsel bir anlatı özelliği de taşıyan “Savaş ve Barış” Napolyon’un 1812’de Rusya’yı işgalinin hemen öncesinde hayatları tümüyle değişen Rus aristokrasisini konu edinir. Bir yanda aşk ilişkileri, aile ve salon hayatını anlatılırken, savaş ve savaşın geri dönülemez yıkımı da devam etmektedir. Savaş ve Barış, birçok yönüyle bir tarih anlatısının özelliklerini taşırken, aynı zamanda yaşama, inançlara, insanın yaşama amacına dair felsefi düşünceleri barındıran, politik ve sosyolojik çıkarımların yer aldığı destansı bir eserdir. Savaş ve muharebelerin, Napolyon ve Kutuzov gibi tarihi şahsiyetlerin arka fonu oluşturduğu oyunda, aşk hikâyeleri, kişisel zaaflar, aile içi çatışmalar ve kayıplar toplumun genelinden oyundaki her bir karaktere kadar uzanan bir panorama oluşturur. Oyunda <b>Ayşegül İşsever, Berfin Berber, Can Başak, Defne Gürmen Yüksel, Deran Özgen, Dilara Demirdüzen, Doğan Altınel, Ersin Bağcıoğlu, İlker Sami Kılıç, İpek Uğuz, Levent Üzümcü, Melisa Demirhan, Mesut Çırak, Murat Bavli, Mutlu Güney, Nevzat Sinan Taştan, Ogeday Erkut, Osman Kaba, Salih Şimşek, Sefa Turan, Taha Karakaş, Yağmur Topçu</b> rol alıyor. Oyun, 19-22 Kasım 2025 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>AĞRI DAĞI EFSANESİ (13+ Yaş)</b></p>
<p>Kapısına kadar gelen bir atı geri vermeyerek geleneğine sahip çıkma sorumluluğunu üstlenmek zorunda kalan Ahmet&#8217;le, hem atın hem de bölgenin yönetiminde sözün sahibi olan Mahmut Han&#8217;ın kızı Gülbahar&#8217;ın hikâyesi, Yaşar Kemal&#8217;in usta kaleminde hem kültürün rengi, hem tarihin izi, hem halkın yükünü taşıyan Ağrı Dağı Efsanesi&#8217;ne dönüşmüştür.</p>
<p>Büyük ustanın anlatısına sahne üzerinde soluk vermek için çıktığımız yolculukta, seyircilerimizi Ağrı Dağı Efsanesi&#8217;ni birlikte hayal etmeye davet ediyoruz.</p>
<p>Oyunda <b>Arda Alpkıray, Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Can Tarakçı, Cihan Kurtaran, Emrah Can Yaylı, Emre Yılmaz, Ertan Kılıç, Hakan Örge, Murat Üzen, Özge Midilli, Serkan Bacak, Uğur Dilbaz, Yeliz Şatıroğlu, Zeynep Ceren Gedikali </b>rol alıyor. Oyun, 19-22 Kasım 2025 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>İKİNCİ PERDENİN BAŞI (13+ Yaş)</b></p>
<p>Genç ve umutsuz bir oyuncu olan Muhsin, ünlü tiyatro yönetmeni Afet’in açtığı oyuncu seçmesine girme fırsatı bulur. Böylesi bir dönüm noktasında, hayatta hiçbir şeyin yolunda gitmemiş olmasının gerginliğini yaşamaktadır. Seçmelere saatinde yetişemediğinden dolayı içeri girip girmeme konusunda kararsız kalır.</p>
<p>Herhangi bir mesleğe yeni başlayan pekçok genç için bu tür seçme veya sınavlar aslında kaybolan umutları bulma ve yeniden hayal kurabilmek için önemli bir eşiktir. Muhsin için ise bir adım ötesinde varoluş imtihanı başlayacaktır.</p>
<p><b>Alp Tuğhan Taş</b>’ın yazıp yönettiği oyunda <b>Ebru Üstüntaş, Alp Tuğhan Taş</b> rol alıyor. Oyun, 19-22 Kasım 2025 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.</p>
<p><b>UÇURTMANIN KUYRUĞU </b><b>(13+ Yaş)</b></p>
<p>Çocukluğu babası tarafından otoriteyle bezenmiş, sıkı bir disiplinle yetiştirilmiş, bu disiplin ve otorite kendisi için saplantıya dönüşmüş bir adam, hayatına son vermeye karar verir. İntihar mektubunu yazıp bitirdiği an kapı çalar. Karşısında ilk defa gördüğü, tanımadığı bir misafir vardır. Gelen adam hayatına ve tüm çocukluğuna dair her şeye hakimdir. Zaman geçtikçe sohbet ilgi çekici bir hal alır. Etkileyici bir iç hesaplaşma başlar.<b> Savaş Dinçel</b>’in yazdığı, <b>Barış Dinçel</b>’in yönettiği oyunda <b>Gün Koper, Ali Yoğurtçuoğlu</b> rol alıyor. Oyun, 19-22 Kasım 2025 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>YENİLMEZ (16+ Yaş)</b></p>
<p>Ekonomik kriz sebebiyle Londra’da yaşamaları imkânsız hale gelen Oliver ve Emily çifti, Londra’dan İngiltere’nin kuzeyindeki küçük bir kasabaya taşınırlar ve burada “gerçek” insanlarla tanışmaya karar verirler. Taşralı komşuları Alan ve Dawn’ı evlerine davet ederler. Farklı sınıflara ait insanlar arasında büyük bir hayal kırıklığı ile başlayan ve giderek tuhaflaşan ilişkiler trajik sonuçların ortaya çıkmasına sebep olur.</p>
<p>Torben Betts’in yazdığı, Nazlı Gözde Yolcu’nun çevirdiği, Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda <b>Gizem Akkuş, Gökçer Genç, Nurdan Kalınağa, Tankut Yıldız</b> rol alıyor. Oyun, 22 Kasım 2025 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BİR HALK DÜŞMANI (13+ Yaş)</b></p>
<p>Kentin yegâne gelir kaynağı olan kaplıcalarla ilgili araştırmasından şüphelerini haklı çıkartan bir sonuç alan Dr. Stockman’ın mücadelesi, Ibsen’in güçlü kalemiyle, “halkın yararı” sayılan şeyin, çıkar prizmasında şekil değiştirmesini anlatan bir “mesel”e dönüşüyor.</p>
<p><b>Henrik Ibsen</b>’in yazdığı, <b>Dilek Başak Carelius</b>’un çevirdiği, <b>Orhan Alkaya</b>’nın yönettiği oyunda <b>Barış Çağatay Çakıroğlu, Burçak Çöllü, Cem Baza, Derya Yıldırım, Gökhan Mete, Hakan Arlı, Hazal Uprak, Mert Tanık, Müge Akyamaç, Rahmi Elhan, Tankut Yıldız </b>rol alıyor. Oyun, 26-29 Kasım 2025 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>GÖZLERİMİ KAPARIM VAZİFEMİ YAPARIM (13+ Yaş)</b></p>
<p>Epik Tiyatro’nun büyük ustası Haldun Taner, bu kült eserinde 31 Mart Vakası’ndan 71 Muhtırası’na kadar bireysel ve toplumsal anlamda yaşanan dönüşümlerin yanı sıra hiç değişmeyen şeylerin taşlamasını yapıyor. Oyunda yoksul bir aileden gelen, hayatı sorgulamadan yaşayan “dürüst” Vicdani ile varlıklı bir ailede doğan, servetine servet katarak yükselebilmek için her yolu mubah gören Efruz isimli iki zıt karakterin hayat hikâyesi aktarılıyor. Hiciv, mizah ve yer yer hazin hikâyelerle ilerleyen oyun, sınıfsal farklılıkların birey ve sosyal yaşam üzerindeki etkileri, insan tabiatı, vatan sevgisi, iyilik-kötülük gibi konulara dair sorular sorduruyor. Vicdani kendi gibi olanlara şöyle sesleniyor: “Ey benim kardeşlerim/ İbret olsun hayatım/ Açın ne olur gözünüzü,/ Sakın siz de benim gibi/ Safçasına/ Plak olmayın&#8221;</p>
<p><b>Haldun Taner</b>’in yazdığı <b>Yelda Baskın</b>’ın yönettiği oyunda <b>Alp Tuğhan Taş, Aybar Taştekin, Cafer Alpsolay, Can Alibeyoğlu</b>, <b>Doğan Şirin, Emrecan Karakurum, Özgür Atkın, Özgür Dağ, Seda Çavdar</b>, <b>Yiğit Ali Uslu</b> rol alıyor. Oyun, 26-29 Kasım 2025 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>CADI KAZANI (13+ Yaş)</b></p>
<p>Yıl 1692… ABD’de Salem kasabası…Cadılıkla suçlanan insanlar… Büyük tartışmalara, ardından işkencelere, nihayetinde de idamlara varan mahkemeler… Çıkarları için ‘liste’lerce insanları ölüme sürükleyen ‘insan’lar… İnancı kullanarak; önce toplumsal yaşamı, sonra hukuku, nihayetinde onuru yok etmeye çalışan ‘baştakiler’ ve buna sebep olmayı yahut seyirci kalmayı seçen halk… Tiyatro yazınının en önemli isimlerinden Arthur Miller’ın, 1952’de gerçek olaylardan yola çıkarak yazdığı bu ölümsüz eser; ilk kez Şehir Tiyatrosu’ndan seyircilerini selamlıyor.</p>
<p><b>Arthur Miller</b>‘ın yazdığı, <b>Sabahattin Eyüboğlu-Vedat Günyol</b>’un çevirdiği, <b>Yiğit Sertdemir</b>’in yönettiği oyunda <b>Berfu Aydoğan, Berna Adıgüzel, Burak Davutoğlu, Canan Kübra Birinci, </b><b>Seda Yılmaz, Emre Çağrı Akbaba, Eraslan Sağlam, Ersin Sanver, Ezgim Kılınç, Fatma İnan, Engin Akpınar, Mehmet Bulduk, Nilay Yazıcıoğlu, Onur Demircan, Ozan Gözel, Rozet Hubeş, Selçuk Yüksel, Selen Nur Sarıyar, Zeki Yıldırım</b> rol alıyor. Oyun, 26-29 Kasım 2025 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>ÇİNGENE BOKSÖR(16+ Yaş)</b></p>
<p>1920’lerin boks yıldızı Johann Wilhelm Trollmann’ın trajik yaşantısından yola çıkılarak yazılan oyun, kurgusal bir karakter olan Hans’ın tanıklığıyla seyirciye aktarılıyor. Çocukluk dönemlerinde tanışan ikili, güçlü bir arkadaşlık bağıyla yılları geride bırakır. Kendine has stiliyle yıldızlaşan çingene boksör Ruki, Nazi Almanya’sının faşizan politikalarına ve ayrımcılığa maruz kalır. Almanya Şampiyonu olsa da bu unvan kendisine verilmez ve hep kaybetmeye mahkûm edilir. Yoksul mahallelerde başlayıp toplama kamplarına kadar süren, ölümüne dostluğun çarpıcı öyküsü…</p>
<p><b>Rike Reiniger</b>’in yazdığı <b>Cafer Alpsolay</b>’ın yönettiği oyunda <b>Ercan Demirhan</b> rol alıyor. Oyun, 26-29 Kasım 2025 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.</p>
<p><b>BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)</b></p>
<p>Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.</p>
<p><b>Cengiz Özek</b>’in yazıp yönettiği oyunda <b>Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz </b>rol alıyor. Oyun, 9, 16, 23, 30 Kasım 2025 tarihlerinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>MASAL (5+Yaş)</b></p>
<p>Hakkından ve ihtiyacından fazla yiyeceği çalarak açlığa sebep olan yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı üç çocuk fantastik bir yolculuğa çıkar. Birçok engelin aşıldığı yolculuk sürecinde bireysellikten birlikte hareket etmeye, yardımlaşma ve adaletli paylaşıma kadar çocukların düşünce ve eylemleri değişir. Açlığın tüm çocuklar için yaşamsal bir sorun olduğunu fark eden çocuklar, açgözlü yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı mücadeleyi büyütür. <b>Eftal Gülbudak</b>’ın yazıp yönettiği oyunda <b>Ceren Hacımuratoğlu, Ercan Demirhan, Yeliz Şatıroğlu, Onur Şirin, Volkan Öztürk</b> rol alıyor. Oyun, 9, 16 Kasım 2025 tarihlerinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde, 30 Kasım 2025 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>FINDIKKIRAN (7+ Yaş)</b></p>
<p>Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada, sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor. <b>E.T.A Hoffmann</b>’ın masalından <b>Dilşad Çelebi</b>’nin uyarladığı, <b>Lerzan Pamir</b>’in yönettiği oyunda <b>Asrın Gurur Kuyucak,</b> <b>Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın</b> rol alıyor. Oyun, 9, 16 Kasım 2025 tarihlerinde Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>SEVDALI BULUT (5+ Yaş)</b></p>
<p>Dünyanın bir yerinde, Ayşe Kız’ın bahçesi dışında kalan her yere ve her şeye sahip olan Kara Seyfi, Ayşe Kız’ın büyük emek ve sevgiyle kurduğu bahçesini de ele geçirmeye çalışmaktadır. Oyun, Sevdalı Bulut, Ayşe Kız ve arkadaşlarının bahçelerini Kara Seyfi’ye karşı koruma çabalarını anlatmaktadır.</p>
<p><b>Nazım Hikmet</b>’in yazdığı, <b>Eftal Gülbudak</b>’ın yönettiği oyunda <b>Ada Alize Ertem, Canan Kübra Birinci, Emre Çağrı Akbaba, Enes Mazak, Erkan Akkoyunlu, Berk Samur, Şeyda Arslan, Tuğçe Açıkgöz, Yasemin Güvenç</b> rol alıyor. Oyun, 9, 16 Kasım 2025 tarihlerinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde, 23, 30 Kasım 2025 tarihlerinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BİR GECE MASALI (5+ Yaş)</b></p>
<p>Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır. William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda <b>Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Ceysu Aygen, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan</b> rol alıyor. Oyun, 9, 16 Kasım 2025 tarihlerinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde, 23, 30 Kasım 2025 tarihlerinde Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>SESLER ÜLKESİ (4+ Yaş)</b></p>
<p>Uzun zamandır çocuklar tarafından ihmal edilen Keman, Piyano, Flüt kendileri gibi çalınmayan arkadaşları Gitarı da yanlarına alarak Sesler Ülkesine dönmeleri gerektiğini anlatırlar. Gitar kendisini çalmayan Deniz’i uyandırır.  Gitar, Deniz’den ayrılmak istemediği için onu da Sesler Ülkesinde bir yolculuğa çıkarmaya karar verir. Böylece ilk kez Sesler Ülkesini bir çocuk ziyaret eder.</p>
<p>Sesler Ülkesinde enstrümanları ve müziği yakından tanıyan Deniz, Vivaldi, Mozart ve enstrümanlara hayran kalır ve enstrümanların hepsini öğrenmeye heveslenir. Enstrümanlar, Deniz’e kendini beğendirmek için bir yarışa girer ve akordları bozulur. Beethoven enstrümanların akordunu düzeltir ve onları orkestra şefi gibi yöneterek bir eser çaldırır. Aralarındaki uyumu hatırlayan enstrümanlar ve çalacağı enstrümana karar veren Deniz mutludur.</p>
<p><b>Gizem Padar</b>’ın yazdığı, <b>Nihat Alpteki</b>’nin yönettiği oyunda <b>Aslı Şahin, Bahar Çebi, Cihat Faruk Sevindik, Çağlar Polat, Damla Cangül Yiğit, Lale Kabul</b> rol alıyor. Oyun, 23, 30 Kasım 2025 tarihlerinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)</b></p>
<p>Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir. <b>Lodovica Cima, Gabriele Clima</b>’nın yazdığı <b>Ceylan Özçapkın</b>’ın çevirdiği, <b>Derya Yıldırım</b>’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda <b>Melisa Demirhan, Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali</b> rol alıyor. Oyun, 23 Kasım 2025 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>ÇÖPSÜZ DÜNYA (4+ Yaş)</b></p>
<p>İklim değişikliği ve hava kirliliğinden dolayı bulutların renginin, rüzgârın yönünün değiştiği günlerden bir gün; umutlu, mutlu ve bilinçli bir uçurtma olan Uç Uç kuyruğu koptuğu için bir çöplüğe düşer. Çöplükte, bez bir bebek olan Püsküllü ve atılmış bir koli olan Koli Koli ile tanışır. Çöplüğün kontrolünü elinde tutan Çöpten Kral ve yardımcısı Sinek ile kurulu düzenlerini değiştirmeye çalışan Uç Uç arasında bir mücadele başlar.</p>
<p>Çöpsüz Dünya oyunu sevimli karakterler aracılığıyla tüketim kültürünün bilinçsizce yaygınlaştığı günümüzde “geri dönüşüm, tamir, sıfır atık ve renklerle ayrılmış atık kutuları’’ gibi konuları ele alarak atıklardan arındırılmış bir dünya nasıl mümkün olabilir sorusuna cevaplar arıyor. <b>Arzu Yurtseven</b>’in yazdığı, <b>Nihat Alpteki</b>’nin yönettiği oyunda <b>Eylül Soğukçay, Pınar Demiral, Engin Akpınar, Samet Silme, Mehmet Soner Dinç</b> rol alıyor. Oyun, 23, 30 Kasım 2025 tarihlerinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p>İyi seyirler…</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolari-kasim-ayinda-35-oyunu-seyirciyle-bulusturuyor-588333">İBB Şehir Tiyatroları Kasım Ayında 35 Oyunu Seyirciyle Buluşturuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnmeden Koruyan 6 Altın Önlem</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/inmeden-koruyan-6-altin-onlem-586946</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Oct 2025 13:00:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[aza]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[inme]]></category>
		<category><![CDATA[kol]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[koruyan]]></category>
		<category><![CDATA[nmeden]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586946</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüm dünyada yılda 17 milyon kişi inme geçiriyor, 6 milyonu hayatını kaybediyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre her yıl ülkemizde 150 bin kişi inme geçiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/inmeden-koruyan-6-altin-onlem-586946">İnmeden Koruyan 6 Altın Önlem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tüm dünyada yılda 17 milyon kişi inme geçiriyor, 6 milyonu hayatını kaybediyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre her yıl ülkemizde 150 bin kişi inme geçiriyor. Beyin ve damar hastalıkları, ülkemizdeki tüm ölümlerin yüzde 6&#8217;sını oluştururken, inme ölüm nedenleri arasında üçüncü sırada yer alıyor. İnmede erken müdahale büyük önem taşıyor. Öyle ki 4,5 saat içinde yapılan müdahaleler bireyde sakatlık ve ölüm riskini en aza indirebiliyor. Umut veren bir başka haber ise inme vakalarının % 90&#8217;ının sağlıklı yaşam tarzı değişiklikleri ve risk faktörlerinin kontrolüyle önlenebilmesidir. Memorial Antalya Hastanesi Girişimsel Nöroloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Elif Sarıönder Gencer “29 Ekim Dünya İnme Günü” nedeniyle, inmeden korunma yolları hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı. </p>
<p><strong>Zaman Beyindir: İlk 4,5 Saat Kritik Önemde</strong></p>
<p>İnme tedavisinde inme belirtilerinin fark edilmesi hayati önem taşımaktadır. Yüzün bir tarafında asimetri, ani kol veya bacak güçsüzlüğü, konuşma güçlüğü, ani görme sorunları, denge kaybı veya ani şiddetli baş ağrısı gibi belirtiler görüldüğünde zaman kaybetmeden uzman yardımı almak gerekir. İlk 4,5 saat içinde yapılan müdahaleler, sakatlık ve ölüm oranlarını önemli ölçüde azaltabilir. Bu nedenle &#8220;zaman beyindir&#8221; teması, inme tedavisinde en önemli ilke olarak öne çıkmaktadır.</p>
<p>İnme tedavisi konusunda son yıllarda ülkemizde önemli adımlar atılmıştır. 2019 yılında başlatılan sertifikasyon süreciyle 57 kapsamlı inme merkezi ve 51 birincil inme merkezi oluşturulmuş; bu merkezler, nüfusun yaklaşık yüzde 85&#8217;ini kapsayarak ülke genelinde inme tedavisine erişimi kolaylaştırmıştır.</p>
<p><strong>Birkaç Küçük Değişiklikle İnme Riskini En Aza İndirebilirsiniz</strong></p>
<p>İnmenin en önemli nedenleri arasında; ileri yaş, genetik faktörler, sigara, yüksek tansiyon, diyabet, kötü kolesterolün yüksek olması, fiziksel aktivite eksikliği ve obezitedir. Sigara, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, kötü kolesterolün yüksek olması, fiziksel aktivite eksikliği ve obezite gibi risk faktörlerin farkında olmak inme görülme riskini azaltabilir. İnme atağı olsa bile inmeden sonra yaşama ihtimalini artırarak sakatlığın derecesini azaltır. Bu nedenle özellikle yüksek tansiyon ve diyabet hastalarının yüksek kolesterol düzeyleri olan insanların kan şekeri, kan basıncı ve kandaki kötü kolesterol düzeylerini sıkı olarak kontrol altına alması gerekir. Tüm bunların yanında aşağıdaki önlemleri de alarak inme riskini en aza indirmek mümkün; </p>
<ul>
<li>Dengeli ve sağlıklı beslenmek</li>
<li>Düzenli fiziksel aktiviteye özen göstermek</li>
<li>Sigara ve alkolden uzak durmak</li>
<li>Kan basıncı ve diyabet kontrolünü ihmal etmemek</li>
<li>Düzenli sağlık kontrolleri yaptırmak</li>
<li>Aile hekimi takibi ve tarama programlarına katılmak</li>
</ul>
<p><strong>AF inme riskini 5 kat artırıyor</strong></p>
<p>Kalp ve damar hastalıkları arasında Atrial Fibrilasyon (AF) ve karotis arter darlıkları, inme riskini önemli ölçüde artıran durumlardır. Atrial fibrilasyon, kalbin düzensiz atmasına neden olan bir ritim bozukluğu olup, inme riskini yaklaşık 5 kat artırmaktadır. Kalpteki düzensiz kasılmalar nedeniyle kan pıhtıları oluşabilir ve bu pıhtılar beyne giderek felce yol açabilir. 65 yaş üstü bireylerde yüzde 8-10 oranında görülen AF, çoğu zaman belirtisiz seyredebilir veya çarpıntı, nefes darlığı ve yorgunluk gibi semptomlarla kendini gösterebilir.</p>
<p><strong>Düzenli kontrol şart! </strong></p>
<p>AF&#8217;nin erken tanısı için düzenli nabız kontrolü ve elektrokardiyografi (EKG) tetkiki önerilmektedir. Tanı konulduktan sonra, inme riskini azaltmak için kan sulandırıcı ilaçlar kullanılır. Ayrıca ritim kontrolü sağlayan ilaçlar, elektriksel kardiyoversiyon veya kateter ablasyonu gibi girişimsel yöntemler de tedavi seçenekleri arasındadır. Karotis arter darlığı ise, boyundaki ana atardamarlarda plak birikimi sonucu daralma oluşmasıdır ve iskemik inmelerin yüzde 20-30&#8217;undan sorumludur. Risk faktörleri arasında yüksek tansiyon, diyabet, sigara, yüksek kolesterol ve ileri yaş yer alır. Karotis darlığı genellikle belirtisiz seyreder, ancak geçici iskemik atak (TIA) veya inme ile kendini gösterebilir. Erken tanı için Doppler ultrasonografi gibi görüntüleme yöntemleri kullanılır. Tedavide yaşam tarzı değişiklikleri, antiplatelet ilaçlar ve kolesterol düşürücü ilaçların yanı sıra, ciddi darlıklarda karotis endarterektomi (cerrahi plak temizliği) veya karotis stent yerleştirilmesi gibi girişimsel yöntemler uygulanır. Bu tedaviler, inme riskini yüzde 80&#8217;e varan oranlarda azaltabilir.</p>
<p>Unutmayın, inme her yaşta ve her an karşımıza çıkabilir. İnme belirtilerini bilmek ve hızlı hareket etmek, hayat kurtarır. Siz ya da çevrenizdekilerde ani konuşma bozukluğu, yüz, kol veya bacakta güçsüzlük, görme kaybı, baş dönmesi ya da ani ve şiddetli baş ağrısı gibi belirtiler fark ederseniz, vakit kaybetmeden inme konusunda donanımlı bir hastaneye başvurmak gerekir. Çünkü erken tanı ve müdahale inmede sağ kalım oranını artırarak engelli kalma riskini en aza indirebilmektedir.  </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/inmeden-koruyan-6-altin-onlem-586946">İnmeden Koruyan 6 Altın Önlem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Sinemasının Usta İsimleri Film-Yön Jürisinde</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turk-sinemasinin-usta-isimleri-film-yon-jurisinde-586591</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 09:53:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[film-yön]]></category>
		<category><![CDATA[jürisinde]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[simleri]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[sinemasının]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[usta]]></category>
		<category><![CDATA[yönetmen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586591</guid>

					<description><![CDATA[<p>24 Ekim - 2 Kasım 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilecek 62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde Film Yönetmenleri Derneği (FİLM-YÖN) Jürisi’nde bu yıl Nazif Tunç, Seçkin Yasar ve Serdar Akar yer alıyor.  </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turk-sinemasinin-usta-isimleri-film-yon-jurisinde-586591">Türk Sinemasının Usta İsimleri Film-Yön Jürisinde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>24 Ekim &#8211; 2 Kasım 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilecek 62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde Film Yönetmenleri Derneği (FİLM-YÖN) Jürisi’nde bu yıl Nazif Tunç, Seçkin Yasar ve Serdar Akar yer alıyor.  </p>
<p>Sinemaya eleştirmenlikle başlayan Nazif Tunç, 1992&#8217;de “Kurdoğlu &#8211; Bu Yola Baş Koyduk” ile yönetmen koltuğuna oturdu. 200’da Halk Film’i kurarak 100’e yakın televizyon filmi ve dizisinin yönetmenliğini üstlendikten sonra “Karınca” ve “Altın Buzağı” filmleriyle sinemaya döndü. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Sinema- Televizyon Bölümü’nde ders veren Tunç, ulusal film festivallerinde danışma kurulu ve seçici kurul üyelikleri ile Kültür Bakanlığı Sinema Destekleme kurullarında da görev aldı. Tunç; Film Yapımcıları Meslek Birliği (FİYAB) Yönetim Kurulu üyesi ve başkan yardımcısı olmanın yanı sıra “Korkut Ata Türk Dünyası Film Festivali”ni gerçekleştiren Uluslararası Sinema Derneği’nin de başkanı. </p>
<p>İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Grafik Sanatlar Bölümü’nü bitiren Seçkin Yasar, sanat dünyasına, kültür ve sanat üzerine röportajlar yaparak adım attı. Politika gazetesinin sanat sayfasını yönetti, 1978 Antalya Film Festivali ile Balkan Film Şenliği organizasyonlarında görev aldı. Halit Refiğ&#8217;in yönettiği ve bir klasik olan “Yorgun Savaşçı” dizisinde Refiğ’e asistanlık yaparak başladığı yolculukta Refiğ’in yanı sıra Atıf Yılmaz, Memduh Ün ve Ömer Kavur’un da aralarında olduğu ustalarla birlikte çalıştı. Yönetmenliğini üstlendiği ilk uzun metraj “Sarı Tebessüm”, 1993-1994 sezonunda en çok izlenen üçüncü Türk filmi olmuştu. İkinci filmi “Sevgilim İstanbul” ise Yeni Delhi Film Festivali’nde “En İyi Film” ödülüne layık görüldü. </p>
<p>1990’da, Mimar Sinan Üniversitesi Sinema-TV Bölümü öğrencisiyken, Mahinur Ergun&#8217;un yönettiği “Med-Cezir Manzaraları” adlı filmle yönetmen yardımcısı olarak sektöre katılan Serdar Akar, 1994-1997 yılları arasında pek çok televizyon dizisinin yönetmenliğini üstlendi. 1998’de birbirine geçmiş çapraz senaryoya sahip iki film “Gemide” ve “Laleli&#8217;de Bir Azize” filmlerinin senaryosunu kaleme aldı, “Gemide”nin yönetmenliğini de yaptı. 2000 yılında “Dar Alanda Kısa Paslaşmalar”ı yazıp yönetti. 2001 yılında “Maruf” filmine imze attı. 2005&#8217;te ilk kez başkasına ait bir senaryonun yöneterek “Kurtlar Vadisi Irak”ı çekti. 2006&#8217;da Filmakar yapım şirketini kurarak “Barda” filmini yaptı. Bir yıl sonra Tarkan Karlıdağ ile kurduğu Adam Film ile “Elveda Rumeli” dizisine başladı. Adam Film bünyesi hayata geçirdiği Tiyatroadam ile “Albay Kuş” adlı oyunun süpervizörlüğünü üstlendi. 2009’da Beren Saat ve Erkan Petekkaya&#8217;nın başrollerini paylaştığı “Gecenin Kanatları” isimli filmi vizyona girdi. 2010-2011 yılları arasında “Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi” dizisiyle “Behzat Ç. Seni Kalbime Gömdüm” ve “Behzat Ç. Ankara Yanıyor” sinema filmlerini yönetti. Son yıllarda “İnadına Yaşamak” ve “Cinayet” dizilerini çeken Akar, 2013&#8217;te Kemal Uzun ile birlikte “Çanakkale: Yolun Sonu” filminin başına geçti. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turk-sinemasinin-usta-isimleri-film-yon-jurisinde-586591">Türk Sinemasının Usta İsimleri Film-Yön Jürisinde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meme kanseri hastalarının yüzde 90&#8217;ına koruyucu cerrahi uygulanıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-hastalarinin-yuzde-90ina-koruyucu-cerrahi-uygulaniyor-586346</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Oct 2025 11:33:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalarının]]></category>
		<category><![CDATA[Hastanın]]></category>
		<category><![CDATA[ına]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[koruyucu]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[Meme Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[Raşa]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yüzde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586346</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir zamanlar meme kanseri, kadınlar için hem sağlık hem de beden bütünlüğü açısından korkutucu bir anlam taşırken, artık durum çok farklı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-hastalarinin-yuzde-90ina-koruyucu-cerrahi-uygulaniyor-586346">Meme kanseri hastalarının yüzde 90&#8217;ına koruyucu cerrahi uygulanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bir zamanlar meme kanseri, kadınlar için hem sağlık hem de beden bütünlüğü açısından korkutucu bir anlam taşırken, artık durum çok farklı. Modern cerrahi teknikler sayesinde birçok kadın, meme kaybı yaşamadan sağlığına kavuşabiliyor. “Ameliyatta meme mutlaka alınır” düşüncesinin hatalı olduğunu belirten</strong> <strong>Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Genel Cerrah Op. Dr. Kemal Raşa, “Günümüzde meme kanseri tanısı koyduğumuz hastaların en az yüzde doksanında meme koruyucu cerrahiler uyguluyoruz. Yani memenin tamamını almak yerine, yalnızca tümörlü dokuyu çevresindeki sağlıklı meme dokusuna zarar vermeden çıkararak tedaviyi başarıyla gerçekleştirebiliyoruz” dedi.</strong></p>
<p>Hastanın memesinin küçük, tümörünün ise büyük olduğu durumlarda memenin tamamının alınmasının gündeme gelebileceğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Genel Cerrah Op. Dr. Kemal Raşa, “Ayrıca, kalıtsal açıdan riskli hastalarda yapılan genetik analizlerde BRCA1 veya BRCA2 gibi anlamlı mutasyonlar saptanırsa, bu durumda da memeyi korumak yerine o memeyi, hatta her iki memeyi birden önleyici olarak çıkarmak tercih edilebilir. Bu olasılıklar dışında ise önceliğimiz, sistemik ilaç tedavisiyle kitleyi küçültüp memeyi mümkün olduğunca yerinde tutmak. Yani 1970–80’lerdeki ‘meme kanseri = memenin alınması’ anlayışı artık tamamen değişti” dedi.</p>
<p><strong>Memenin estetik görünümü için hastanın kendi dokusundan faydalanılıyor</strong></p>
<p>Ameliyat sonrası memede şekil bozukluğu oluşumunun çok nadir görüldüğünü ifade eden Raşa, “Çünkü biz, memedeki kitleyi çıkardıktan sonra estetik görünümün bozulmaması için hastanın kendi dokusundan faydalanarak farklı kaydırma ve şekillendirme teknikleriyle bir anlamda memeye doğal formunu yeniden kazandırıyoruz. Sonuç olarak, meme kanseri cerrahilerini genellikle kabul edilebilir düzeyde deformite ile estetik açıdan tatmin edici bir görünümle tamamlamak mümkün. Meme koruyucu ameliyatı gerçekleştirdiğimiz hastaların büyük çoğunluğunda, eğer özel bir yandaş hastalık, kırılganlık veya ek risk faktörü yoksa, hastanede bir gece yatış yeterli oluyor. Memenin tamamının çıkarıldığı ve rekonstrüksiyon (yeniden yapılandırma) yapılan hastalarda ise yatış süresi 2–3 gün civarında seyrediyor” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Tedavinin başarılı olabilmesi için multidisipliner yaklaşım şart</strong></p>
<p>Meme kanserinin çok katmanlı bir hastalık olduğu için çok disiplinli bir yaklaşım ve tedavi gerektirdiğini vurgulayan Raşa, “Meme kanserinde son 15–20 yılda tedavi oranlarının bu kadar iyileşmesindeki en büyük unsurlardan biri de multidisipliner yaklaşımdır. Cerrahi, radyoterapi ve kemoterapi gibi sistemik tedaviler bir arada ve uyum içinde kullanıldığında sonuçlar çok daha başarılı olur. Ek olarak bu tedavileri; tümörün boyutu, yayılımı, biyolojik tipi, hastanın yaşı ve bireysel önceliklerine göre kişiselleştirdiğimizde yani tüm hastalara ‘kopyala-yapıştır’ şeklinde tek tip bir tedavi planı değil, bireyselleştirilmiş bir tedavi uyguladığımızda sonuçların anlamlı şekilde iyileştiğini söylemek de mümkün. Bu farkındalıkla artık tüm hastalarımızda yalnızca cerrahi tedaviyi değil, aynı zamanda faydası olabilecek ilaç ve ışın tedavilerini de birlikte değerlendiriyor, elimizdeki tüm tedavi yöntemlerini içeren kapsamlı bir yol haritası oluşturuyoruz” dedi.</p>
<p><strong>Ameliyat sonrası kalıcı hareket kısıtlılığı ile nadiren karşılaşılıyor </strong></p>
<p>Ameliyat sonrasında kalıcı hareket kısıtlılığının oldukça nadir görüldüğünü belirten Raşa, “Ancak koltuk altı lenf bezlerinin geniş kapsamlı olarak temizlendiği, yani ‘diseksiyon’ adı verilen ameliyatlar uygulandığında, o bölgedeki dokulara yakın çalışıldığı için sinirler etkilenebilir ve bu durum zaman zaman hastanın kolunu ya da omzunu rahatça hareket ettirmesini zorlaştırabilir. Özellikle hareketlerini kendi haline bırakan veya kırılgan yaş grubundaki hastalarda bu oranın biraz daha yüksek olabildiğini görüyoruz. Bunu önleyebilmek için, hastanın aktif katılımıyla ameliyattan hemen sonra kol hareketlerine başlanması kıymetli. Bu proaktif yaklaşım sayesinde, hastaların yalnızca çok küçük bir bölümünde omuz veya kol hareketlerinde kalıcı kısıtlılık görülüyor” dedi.</p>
<p><strong>Tedavi sürecinde psikolojik destek büyük fark yaratıyor</strong></p>
<p>Meme, kadının cinsel kimliğini tamamlayan önemli bir uzuv olduğu için, meme kanseri cerrahisi ister koruyucu ister mastektomi şeklinde olsun, psikolojik etkileri kaçınılmazdır diyen Raşa, “Bu nedenle tedavi süreci başlamadan önce tüm hastalarımıza psikolog görüşmesi öneriyoruz. Medikal onkoloji ekibimizle birlikte çalışan psikologlarımız, hastaların yaşayabilecekleri psikolojik zorluklarla baş etmelerine ve beden algısındaki değişimlere uyum sağlamalarına yardımcı oluyor. Ayrıca hasta destek grupları da sürece büyük katkı sağlıyor; hastalar deneyimlerini paylaşarak bu zorlu hastalığı birlikte daha güçlü atlatabiliyor” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-hastalarinin-yuzde-90ina-koruyucu-cerrahi-uygulaniyor-586346">Meme kanseri hastalarının yüzde 90&#8217;ına koruyucu cerrahi uygulanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meme Kanserinde Ruhsal İyileşme İçin 5 Öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/meme-kanserinde-ruhsal-iyilesme-icin-5-oneri-585783</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Oct 2025 10:33:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[beden]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinde]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[ruhsal]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yeniden]]></category>
		<category><![CDATA[yileşme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585783</guid>

					<description><![CDATA[<p>Meme kanseri, her yıl milyonlarca kadının yaşamını etkileyen ve kadınlarda en sık görülen kanser türü olarak kabul ediliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanserinde-ruhsal-iyilesme-icin-5-oneri-585783">Meme Kanserinde Ruhsal İyileşme İçin 5 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Meme kanseri, her yıl milyonlarca kadının yaşamını etkileyen ve kadınlarda en sık görülen kanser türü olarak kabul ediliyor. Tanı konulduğu andan itibaren sadece bedensel bir tedavi süreci değil, aynı zamanda ruhsal bir yeniden yapılanma dönemi de başlıyor. Uzmanlar, fiziksel iyileşmenin yanında psikolojik desteğin de tedavinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguluyor. Memorial Göztepe Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Uzm. Psi. Arzu Beyribey, meme kanseriyle mücadele sürecinde ruhsal dayanıklılığın önemi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Tanı anında şok, kaygı ve belirsizlik duyguları hakim olur</strong></p>
<p>Kanser tanısını duymak, birçok kadın için hayatın durduğu bir an anlamına gelebilir. “Kanser” kelimesi, sadece bir teşhis değil; ölüm, kayıp ve belirsizlik kavramlarını da beraberinde getirir. Bu dönemde hastalar genellikle şok, inkâr, öfke ve yoğun kaygı yaşarken; psikolojik destek, bilgi kirliliğini azaltmak ve yalnızlık hissini gidermek açısından kritik önem taşır.</p>
<p><strong>Cerrahi süreç ve kadınlık kimliği</strong></p>
<p>Meme kanseri tedavi sürecinde memenin tamamen alınması ya da sınırlı bir kısmın çıkarılması sadece fiziksel değil, duygusal izler de bırakabilmektedir. Meme; kadınlık, annelik ve toplumsal kimliğin sembolü olarak algılandığı için, kaybı ya da şekil değişikliği benlik algısında sarsılmalara yol açabilir. Memenin kaybı ya da şekil değişikliği, kişide “ben hala aynı kadın mıyım?” endişesi ve bedensel bütünlüğün zedelenmesi hissi doğurabilir. “Aynaya bakmaya korkuyorum”, “Eşim beni çekici bulacak mı?” gibi sorular; psikolojik travmanın kaçınılmaz olduğunun bir göstergesidir. Bu süreçte psikolojik destek çok önemlidir. Cerrahi sonrası rekonstrüksiyon fiziksel bir onarım sağlasa da, kadının kendi bedenini yeniden kabullenmesi ve özsaygısını inşa etmesi için psikoterapi büyük önem taşır. </p>
<p><strong>Yorgunluk ve sosyal izolasyon aşaması</strong></p>
<p>Kemoterapi, radyoterapi ve hormon tedavileri, bedeni olduğu kadar ruhu da etkiler. Saç dökülmesi, kilo değişimleri ve yorgunluk gibi yan etkiler, kişinin sosyal çevresinden uzaklaşmasına ve depresif duygulara sürüklenmesine neden olabilir.  Bu süreç depresyon, kaygı bozuklukları, uyku sorunları ve sosyal izolasyonla el ele ilerler. Kimi hastalar sevdiklerinden uzaklaşırken kimileri, toplumdan gelen “artık kırılgansın”, “iyi misin?” gibi iyi niyetli ama yargılayıcı bakışlar nedeniyle içine daha da kapanabilir. Bu noktada bilişsel davranışçı terapi (CBT), mindfulness uygulamaları ve grup terapileri hem kaygıyı azaltır hem de yalnızlık hissini hafifletir. Psikolojik destek, tıbbi tedavinin tamamlayıcısı olarak hastaların yaşam kalitesini artırır.</p>
<p><strong>Çiftlerin iletişimi de etkilenebilir</strong></p>
<p>Meme kanseri sadece bireysel değil, aynı zamanda ilişkisel bir mücadeledir. Cerrahi sonrası yaşanan bedensel değişiklikler, çift ilişkilerinde mesafe yaratabilmektedir. Kadın “Eşim beni hâlâ çekici bulacak mı?” diye kaygılanırken, partneri “Ona nasıl yaklaşmalıyım?” ikilemiyle baş başa kalabilir. Bu noktada çift terapisi ve psikoseksüel terapi, açık iletişimi güçlendirmeye destek olabilir. İlişkilerin yeniden güven, sevgi ve anlayış temeline oturmasını sağlar. </p>
<p><strong>Hayata yeniden dönüşle başlayan hastalanma korkusu</strong></p>
<p>Tedavi tamamlandığında hastalarda çoğu zaman yeni bir kaygı başlar; hastalığın tekrarlama korkusu. Bu nedenle her ağrı ya da kontrol, yeni bir endişeye dönüşebilir. Ancak bu dönem aslında, doğru yaklaşımlarla psikolojik destek sağlandığında, “travma sonrası büyüme”nin de mümkün olduğu bir dönemdir. Birçok kadın bu süreçte hayatın anlamını yeniden tanımlar, ilişkilerini güçlendirir ve kendi iç dayanıklılığını keşfeder. Bu dönemde psikolojik destek almak; kaygıları yönetmek, olumlu baş etme stratejileri geliştirmek ve bireyin kendi iç gücünü keşfetmesini sağlamak açısından vazgeçilmezdir.</p>
<p><strong>Beden ve ruhun ortak iyileşmesi sağlanmalı</strong></p>
<p>Meme kanseri tedavi sürecinde beden ile ruh eşzamanlı iyileştiğinde, gerçek iyileşme kalıcı olur. Çünkü gerçek iyileşme yalnızca tümörün alınmasıyla değil, hastanın yaşam sevincini ve özgüvenini yeniden kazanmasıyla mümkündür. Bu dönemde hasta yakınlarının da dikkat etmesi gereken noktalar var. Örneğin “güçlü olmalısın” demek yerine duygulara alan tanıyın. Beden değişimlerine eleştirel yaklaşmayın; sevgi ve destek diliyle konuşun. Beraber yemek yapmak, refakat etmek gibi basit destekler kişinin yalnızlık hissini azaltır.</p>
<p><strong>Ruhun iyileşmesi için 5 öneri</strong></p>
<ul>
<li>Duygularınızı paylaşın ve profesyonel destek alın.</li>
<li>Bedeninizdeki değişimle uyum sağlamak için kendinize zaman tanıyın.</li>
<li>Grup terapilerine katılın; benzer deneyimlerin paylaşımı yalnızlık hissini azaltır.</li>
<li>Cinsel veya çift sorunlarında uzman desteğine başvurun.</li>
<li>Tekrar hastalanma korkusuyla başa çıkmak için nefes, gevşeme ve farkındalık tekniklerini deneyin. </li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanserinde-ruhsal-iyilesme-icin-5-oneri-585783">Meme Kanserinde Ruhsal İyileşme İçin 5 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnegöl Belediyesi İle İlçeler Arası &#8220;Tarım Ve Hayvancılıkta Güç Birliği&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/inegol-belediyesi-ile-ilceler-arasi-tarim-ve-hayvancilikta-guc-birligi-585613</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Oct 2025 14:53:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[arası]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[hayvancılıkta]]></category>
		<category><![CDATA[İnegöl Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[lçeler]]></category>
		<category><![CDATA[le]]></category>
		<category><![CDATA[negöl]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>
		<category><![CDATA[yıkama]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585613</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnegöl Belediyesi, ilçeler arası iş birliğiyle Bursa hayvancılığının gelişmesine ve üreticilerin sorunlarına çözüm bulunmasına katkı sunuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/inegol-belediyesi-ile-ilceler-arasi-tarim-ve-hayvancilikta-guc-birligi-585613">İnegöl Belediyesi İle İlçeler Arası &#8220;Tarım Ve Hayvancılıkta Güç Birliği&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnegöl Belediyesi, ilçeler arası iş birliğiyle Bursa hayvancılığının gelişmesine ve üreticilerin sorunlarına çözüm bulunmasına katkı sunuyor.</p>
<p>İnegöl Belediyesi, Başkan Alper Taban’ın öncülüğünde hayata geçirilen “Tarımda İnegöl Modeli” kapsamında kırsal kalkınmaya yönelik desteklerini sürdürüyor. Yenilikçi, katma değerli ve sürdürülebilir üretim anlayışıyla çiftçilerin yanında olan İnegöl Belediyesi, sadece İnegöl’e değil, çevre ilçelere de sunduğu desteklerle Bursa tarım ve hayvancılığına katkı sağlamaya devam ediyor.</p>
<p>KÜÇÜKBAŞ HAYVANLARIN PROBLEMİNE ÇÖZÜM SAĞLAYACAK DESTEK<br />Son olarak İnegöl Belediyesi envanterinde yer alan Küçükbaş Hayvan Yıkama Havuzu Makinesi, Yenişehir ilçesindeki bir çiftçinin talebi üzerine bölgeye gönderildi. Makine, küçükbaş hayvanlarda sıkça görülen kaşıntı ve deri problemlerinin önlenmesine katkı sağlayarak üreticilere büyük kolaylık sundu.</p>
<p>“İNEGÖL BELEDİYESİ’NE TEŞEKKÜR EDİYORUM”<br />Kırsal Toprakocak Mahallesi’nde çiftçilik yapan Rıza Yücesan destek sağladıkları için İnegöl Belediyesi’ne ve Başkan Alper Taban’a teşekkür etti. İlçeler arası güç birliğinin çiftçilerin sorunlarına çözüm üreteceğini söyleyen üretici Yücesan, “Dört yüz baş koyunumuz var ve uzun süredir kaşıntı problemi yaşıyorduk. Çeşitli yöntemler denedik ancak çözüm bulamadık. Yılda iki kez kırkım yapmamıza rağmen kaşıntı sorunu çözülmemişti.  Veteriner hekimlerimizle istişare edip aşılama ve ilaçlama sonrası yıkama sisteminin çözüm olacağını düşündük. İnegöl Belediyesi’nin Küçükbaş Hayvan Yıkama Havuzu Makinesinin olduğunu öğrenince talepte bulunduk. Sağ olsunlar makineyi teslim ettiler. Şimdiye kadar yıkama yapan üreticilerin memnun kaldığını öğrenince biz de yıkama işlemlerine başladık ve faydalı olacağını umuyoruz. İnegöl Belediyesi’ne ve Başkan Alper Taban’a biz çiftçiler için yaptıkları bu destekten dolayı teşekkür ediyoruz.” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/inegol-belediyesi-ile-ilceler-arasi-tarim-ve-hayvancilikta-guc-birligi-585613">İnegöl Belediyesi İle İlçeler Arası &#8220;Tarım Ve Hayvancılıkta Güç Birliği&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir İtfaiyesi&#8217;nden baş döndüren kurtarma operasyonu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmir-itfaiyesinden-bas-donduren-kurtarma-operasyonu-584846</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Oct 2025 14:53:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[döndüren]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarma]]></category>
		<category><![CDATA[metre]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[operasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[tfaiyesi]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584846</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bornova’da bir fabrikanın bacasına temizlik yapmak amacıyla çıkan iki işçi, iskelenin çökmesi sonucu metrelerce yükseklikte mahsur kaldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-itfaiyesinden-bas-donduren-kurtarma-operasyonu-584846">İzmir İtfaiyesi&#8217;nden baş döndüren kurtarma operasyonu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bornova’da bir fabrikanın bacasına temizlik yapmak amacıyla çıkan iki işçi, iskelenin çökmesi sonucu metrelerce yükseklikte mahsur kaldı. İşçileri kurtarmak için İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı ve AFAD ekipleri yaklaşık dört saat süren zorlu bir çalışma yürüttü. Ekipler, 90 metrelik merdivenli aracı kullanarak işçileri kurtarmayı başardı.</p>
<p>Bornova’da Ankara Caddesi üzerinde bulunan bir çimento fabrikasına ait 70 metre yüksekliğindeki bacaya temizlik amacıyla çıkan 2 işçi, iskelenin çökmesi sonucu yaklaşık 10 metre aşağıya düşerek baca içerisinde mahsur kaldı. Olayın ihbar edilmesi üzerine bölgeye İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı ve AFAD ekipleri sevk edildi. Ekipler, 90 metrelik merdivenli araçla bacanın üst kısımlarına doğru çıkarak işçilere ulaştı. Ekipler, yaklaşık dört saatlik titiz ve kontrollü çalışmaların ardından işçileri mahsur kaldıkları yerden kurardı. Sağlık durumlarının iyi olduğu belirlenen işçiler, tedbir amacıyla 112 Acil Sağlık ekiplerine teslim edildi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-itfaiyesinden-bas-donduren-kurtarma-operasyonu-584846">İzmir İtfaiyesi&#8217;nden baş döndüren kurtarma operasyonu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Anoreksiyada tedaviyi reddetmek, pasif bir intihar davranışı!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-anoreksiyada-tedaviyi-reddetmek-pasif-bir-intihar-davranisi-583989</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Oct 2025 11:20:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anoreksiya]]></category>
		<category><![CDATA[anoreksiyada]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[beden]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[beynin]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[nevzat]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[reddetmek]]></category>
		<category><![CDATA[tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tedaviyi]]></category>
		<category><![CDATA[yeme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583989</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, yemek bozukluğu ve anoreksiya nervoza konusunu tüm yönleriyle anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-anoreksiyada-tedaviyi-reddetmek-pasif-bir-intihar-davranisi-583989">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Anoreksiyada tedaviyi reddetmek, pasif bir intihar davranışı!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, yemek bozukluğu ve anoreksiya nervoza<strong> </strong>konusunu tüm yönleriyle anlattı.</p>
<p><strong>Anoreksiya nervoza basit bir zayıflama takıntısı değil</strong></p>
<p>Anoreksiya nervozanın, basit bir zayıflama takıntısı değil, beynin beden algısını bozan, yüzde 15 ölüm oranına sahip ciddi bir &#8220;nöropsikiyatrik hastalık&#8221; olduğunu belirten Tarhan, &#8220;Anoreksiya vakalarında küresel bir artış gözleniyor; bu artış Türkiye&#8217;de de belirgin bir şekilde hissediliyor. Anoreksiya nervoza, yalnızca bir yeme bozukluğu değil, aynı zamanda bir nöropsikiyatrik hastalıktır. 29 kiloya düşmüş bir kişi, beyninin oynadığı oyun yüzünden kendini 150 kilo gibi algılıyor. Bu noktadan sonra nasihat fayda etmez, bu bir pasif intihardır ve zorunlu tedavi gerekir.&#8221; dedi.</p>
<p>Toplumda genellikle &#8220;şımarıklık&#8221; veya &#8220;şov&#8221; olarak yanlış anlaşılan anoreksiyanın, aslında beynin beden imajıyla ilgili ağlarının (network) bozulduğu, maddi ve biyolojik bir hastalık olduğunu vurgulayan Tarhan, “Bu durum, yalnızca psikolojik değil, nöropsikolojik bir süreçtir. Geçmişte, bu kişilerin isterlerse iyileşebileceği düşünülüyordu. Ancak güncel beyin araştırmaları, bu bireylerin nöral ağlarının bozulduğunu ortaya koyuyor. Bugün, SW-LORETA gibi beyin haritalama yöntemleri sayesinde, kişinin beynindeki işlevsel alanları yeme bozukluğu veri tabanlarıyla karşılaştırabiliyoruz. Bu haritalamalar, bozulmaları açıkça ortaya koyuyor. Beyin görüntülerinin kişiye gösterilmesi, tedaviyi kabul etmelerini de kolaylaştırıyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Hastalık basit bir yeme bozukluğu gibi başlıyor</strong></p>
<p>Hastalığın genellikle basit bir yeme bozukluğu gibi başladığını ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Başlangıç dönemlerinde çözüm görece daha kolaydır. Ancak hastalık ilerledikçe beynin nöroplastisitesi bozulur. Normalde ‘patika’ gibi olan nöral yollar, beden imajı konularında ‘otoban’ haline gelir. Beyin, bu patolojik durumu otomatik olarak normal kabul etmeye başlar. Bu noktadan sonra nasihat, ikna ya da inandırma yöntemleri etkisiz hale gelir; uzun süreli hastane yatışları ve çok yönlü tedavi protokolleri gerekir. Kişinin beden kitle indeksi (BKİ) 18’in altına düştüğünde, anoreksiya tanısı konulabilir. Ancak bu noktada bile birey kendisini sağlıklı ve normal olarak algılayabilir. Beden dismorfik ölçekleri kullanıldığında, kişiye kendi beden görüntüsü gösterildiğinde dahi, birey görüntüyü sağlıklı kabul edebilir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>“Madde bağımlıları ile anoreksiya hastalarının beyinleri büyük ölçüde benzerlik gösteriyor”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, “Bu tür hastalara genotipleme de uyguluyoruz. Beyinlerinde serotonin ve dopamin gen polimorfizmleri bulunabiliyor. Mutlulukla ilişkili genler polimorfik çıkıyor; yani beynin dopamini hızla tükettiği saptanabiliyor. Stres altında dopamin ihtiyacı arttığında kişi daha fazla haz aramaya başlıyor ve haza karşı daha duyarlı hale geliyor. Eğer kişi fiziksel görünümü kutsallaştıran bir kültürel ortamda yetişmişse, bu haz arayışını beden üzerinden gerçekleştirebiliyor. Aynı mekanizmayı başka bireyler madde kullanımıyla tatmin etmeye çalışıyor. Nitekim, madde bağımlılarının beyinleriyle anoreksiya hastalarının beyinlerindeki genetik alt mekanizmalar büyük ölçüde benzerlik gösteriyor. Serotonin taşıyıcı genin yavaş çalışması da kişiyi strese daha duyarlı hale getiriyor. Böyle bireyler, küçük bir stres durumunda bile depresyon veya anksiyete geliştirebiliyor. Bunlar risk genleridir; doğrudan hastalık geni değildir. Ancak bu genetik yapı, hastalığın biyolojik boyutunu oluşturur ve bu, bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Eğer bireyde biyolojik yatkınlık saptanırsa tedavi sürecinde çok daha sistematik ve kararlı ilerliyoruz. Elbette biyolojik yatkınlık olmadan da kişi anoreksik hale gelebilir. Bu gibi durumlarda ise kişinin anlam arayışı ve yaşam felsefesi büyük önem kazanıyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Anoreksiyada ölüm oranı yüksek!</strong></p>
<p>Kilo alma korkusunun bireyin beynini adeta bloke ettiğini dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Bu nedenle hastaları genellikle nazogastrik sonda ile besliyoruz; bazı vakalarda doğrudan karın üzerinden mideye (gastrostomi yoluyla) beslenme uygulanıyor. Hastalar kesinlikle gıdasız bırakılmıyor. Ancak anoreksiyada ölüm oranı yüksektir: Her 100 vakadan 15’i kaybedilmektedir. Adet düzensizlikleri baş gösterir, kalp ritmi bozulur, kan değerleri düşer. Tüm bu bulgular hastaya gösterilse bile hasta hâlâ ‘yemeyeceğim’ diyebilir. Çünkü ‘kiloluyum’ şeklindeki bozuk algısı devam eder. Bu, kişinin bilinçli tercihi değil, bozulmuş beyin algısının bir sonucudur. Bu noktada güçlü nöromodülasyon tedavileri, genetik polimorfizmleri dikkate alan bireyselleştirilmiş müdahaleler devreye girer. 29 kiloya düşüp, tüm hormonal dengesi bozulmuş ama uygun tedaviyle tamamen iyileşmiş birçok vaka gördüm. Bu nedenle hiçbir hasta için ‘düzelmez’ denilmemelidir.” dedi.</p>
<p><strong>Yemek yemeyi reddedenler sonda ya da damar yoluyla beslenmeli</strong></p>
<p>Bir hastanın, tedavi sürecinde tüm destek yöntemlerine rağmen bir ay gibi kısa sürede vefat etmesinin durumun ne denli hızlı ve yıkıcı ilerleyebildiğini gösterdiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Yemek yemeyi reddeden bireylerde, mutlaka nazogastrik sonda ile ya da damar yoluyla (parenteral) beslenme sağlanmalıdır. Bu, sadece tıbbi değil, aynı zamanda yaşamsal bir zorunluluktur.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, erkeklerde anoreksiyanın oldukça nadir görüldüğünü, ancak bunun görülmeyecek anlamına da gelmediğini söyledi.</p>
<p><strong>VR (sanal gerçeklik) gözlükleri tedavinin bir parçası</strong></p>
<p>Günümüzde değerlilik ölçütünün değiştiğini ve artık popüler olan, görünür olanın değerli kabul edildiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bu durum, özellikle yeme bozukluklarının ortaya çıkmasında ve derinleşmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Biz tedavide, özellikle başlangıç döneminde, hastalarımıza ‘beden nötralitesi’ yaklaşımını kazandırmaya çalışıyoruz. Yani, kişinin ‘Bedenimle değil, bedenimin işleviyle varım. Bedenim, hayatımı sürdürebilmem için bir araçtır’ düşüncesini benimsemesi hedeflenmektedir. Hastanede kullandığımız VR (sanal gerçeklik) gözlükleri ile hastaya kendi beden imajı üç boyutlu olarak gösterilir. Bu görüntü çoğu zaman kişide yoğun anksiyeteye yol açar. Ancak bu görüntüye maruz kalma terapisi sayesinde kişi zamanla duyarsızlaşır, beyin de bu korkuya karşı yeni bir algı geliştirmeye başlar. Bu süreç, sadece klasik terapiyle değil, nöropsikiyatrik müdahalelerle yürütülmelidir.”</p>
<p><strong>Bireyin öz değer algısını yalnızca dış görünüşe bağlaması</strong></p>
<p>Tedavi sürecinde aile dinamiklerinin mutlaka araştırıldığını, eğer fiziksel görünümün yüceltildiği, hatta kutsallaştırıldığı bir aile ortamı varsa, çocuğun ‘Eğer fiziksel olarak güzel ya da inceysem değerliyim, değilsem değersizim.’ algısı geliştirmesine neden olduğunu anlatan Tarhan, “Bu, bireyin öz değer algısını yalnızca dış görünüşe bağlamasına neden olur. Aslında bu, popülariteyi kutsallaştıran küresel sistemin bir sonucudur. Üstelik bu durum, çoğu zaman sanatsal özgürlük kılıfı altında sunulmaktadır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Tedaviyi reddetmek pasif intihar</strong></p>
<p>Eskiden hâkim olan anlayışın, “Kişi isterse tedavi edilir, istemezse edilmez” şeklinde olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Günümüzde bu anlayış, hâlâ birçok toplumda geçerliliğini koruyor. Ancak bu yaklaşım artık geçersizdir. Anoreksiya gibi durumlarda tedaviyi reddetmek, aslında pasif bir intihar davranışıdır. Bu nedenle, zorunlu tedavi uygulanmalıdır. Gerekirse mahkeme kararıyla hastaneye yatırma süreci başlatılır.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Bu tür vakalarda genellikle ailelerin ve yakın çevrenin aşırı yumuşak ve duygusal bir tutum sergileyebildiğini de ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Onu ikna edelim, istemediği hiçbir şeyi yapmayalım” gibi iyi niyetli ama hatalı yaklaşımlar ortaya çıkabildiğini, oysa hastanın, farklı bir gerçeklikte yaşadığını söyledi.</p>
<p><strong>Ailelerin şefkatli tutumu zarar da verebiliyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, “Onu ikna etmek mümkün değildir, çünkü onun beyni farklı bir evrende işlemektedir. Bu, özgürlük değil; beynin bozulmuş bir işleyişinin sonucudur. Böyle durumlarda aileden zorunlu istem formu alınır, ardından mahkeme kararıyla yatış sağlanır. Bu yaklaşım, nörobilimin sunduğu güncel bilgiler ışığında şekillenmiştir. Geçmişte bu tür durumlar, kişinin kendine zarar verme özgürlüğü veya bir çeşit ötenazi olarak görülürdü. Ancak artık biliyoruz ki, bu bir hastalıktır ve kişinin beyin biyolojisi değişmiştir. Aileler çocuklarını sevdikleri için değil, fazla şefkat gösterdikleri için bu hataya düşerler. ‘Aman, zorla tedavi olmasın’ derken, aslında şefkat suistimaline açık bir zemin oluşur. Oysa bazen gerçek şefkat, doğru olanı yapabilme cesaretini göstermektir.” dedi.</p>
<p><strong>İllegal zayıflama iğneleri erken yaşta demans ve Alzheimer riskini artırıyor</strong></p>
<p>Bugün piyasada bulunan bazı illegal zayıflama iğnelerinin, beynin açlık-tokluk merkezine ciddi zararlar verdiğini de dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Bu maddeler, erken yaşta demans ve Alzheimer riskini artırır. Kullanıcılar bu ilaçları alırken doğru karar verdiklerini zannederler, çünkü o anda haz sistemi aktif haldedir ve beyin bunu ödül olarak algılar. Bu noktada, dijital vitrinlerin yani sosyal medyanın etkisi çok büyüktür. Bu platformlarda sunulan beden imgelerine özenen bireyler, kendi beden algılarını yitirir. Kişi, duygularını yönetmeyi öğrendiğinde, bu sahte vitrinlere karşı ‘hayır’ deme becerisi kazanıyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-anoreksiyada-tedaviyi-reddetmek-pasif-bir-intihar-davranisi-583989">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Anoreksiyada tedaviyi reddetmek, pasif bir intihar davranışı!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Baş ağrısı sonbaharda artıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bas-agrisi-sonbaharda-artiyor-583907</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Oct 2025 08:33:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[artıyor]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[Baş Ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[oranında]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[sonbahar]]></category>
		<category><![CDATA[sonbaharda]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583907</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sonbahar mevsiminde, hava basıncı dalgalanmaları, nem oranındaki değişimler ve sıcaklık düşüşlerinin yanı sıra yaşam tarzının farklılaşması nedeniyle baş ağrısının görülme sıklığı belirgin şekilde artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bas-agrisi-sonbaharda-artiyor-583907">Baş ağrısı sonbaharda artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sonbahar mevsiminde, hava basıncı dalgalanmaları, nem oranındaki değişimler ve sıcaklık düşüşlerinin yanı sıra yaşam tarzının farklılaşması nedeniyle baş ağrısının görülme sıklığı belirgin şekilde artıyor. Geçen yılın verilerine göre, ülkemizde sonbaharda baş ağrısı şikayetiyle nöroloji kliniklerine başvuran hastaların sayısında yaz aylarına nazaran yüzde 20 oranında artış yaşanmış. Ani hava değişimlerinde, özellikle rüzgârlı ve yağışlı günlerde nem oranının yükselmesi nedeniyle gerilim tipi baş ağrısı ile migren atakları sıklığının yüzde 15-25 oranında arttığı belirtiliyor. <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Elvan Cevizci Akkılıç,</strong>  sonbahar aylarında baş ağrısını en sık hava değişiminin tetiklediğini belirterek, “Sonbaharda hava sıcaklıkları hızla değişebilmekte, özellikle ani sıcaklık düşüşü, rüzgar veya yağışlı hava baş ağrısını tetikleyebilmektedir. Bu yüzden, dışarı çıkarken hava durumunu kontrol edip, uygun kıyafetler giymek ve başı koruyacak şapka ya da bere kullanmak faydalı olur. Ayrıca, sonbaharla birlikte yaşam alışkanlıklarındaki değişimlere dikkat etmek önem taşımaktadır” uyarısında bulunuyor. <strong>Nöroloji Uzmanı</strong> <strong>Dr. Elvan Cevizci Akkılıç,</strong> sonbaharda baş ağrısını tetikleyen etkenleri anlattı; önemli öneriler ve uyarılara bulundu. </p>
<p><strong>Değişen hava koşulları </strong></p>
<p>Sonbaharda hava basıncı dalgalanmaları, nem oranındaki değişiklikler ve aniden soğuyan hava beyin ile boyundaki damar ve sinirleri etkiliyor. Bunun sonucunda gerilim tipi baş ağrısı ile migreni tetikleyebiliyor. Beyin damarlarını daha fazla etkilediği için özellikle rüzgârlı ve yağışlı günlere dikkat etmek gerektiğini belirten Nöroloji Uzmanı Dr. Elvan Cevizci Akkılıç, “Ayrıca sonbahar aylarında günlerin kısalması ve güneş ışığına maruz kalma süresinin azalması, melatonin ile serotonin hormonlarının dengelerinin bozulması da baş ağrısını tetikleyebilmektedir” diye konuşuyor.  </p>
<p><strong>Artan stres yükü </strong></p>
<p>Sonbahar okul ve iş temposunun yoğunlaştığı bir dönem. Buna bağlı olarak artan stres kortizol seviyesini yüzde 30-40 oranında yükselterek migren ve gerilim tipi baş ağrılarını tetikleyebiliyor. Dolayısıyla, meditasyon,<strong> </strong>yoga ve nefes egzersizleri gibi stres yönetimi teknikleriyle stresi kontrol altına almaya çalışın. <br /><strong>Alerjik reaksiyon ve sinüzit</strong></p>
<p>Sonbaharda artan polen ve tozlar alerjik reaksiyonları tetikleyebiliyor. Alerjik rinit ve alerjik rinit nedeniyle gelişen sinüzit, baş ağrısının (özellikle frontal bölgede) sıklığını yüzde 30-40 oranında artırıyor. Alerjik rinite bağlı baş ağrısını önlemek için hava durumunu ve polen raporlarını takip ederek alerjenlerin yoğun olduğu zamanlarda dışarı çıkmamaya çalışın.</p>
<p><strong>Uyku kalitesinin bozulması</strong></p>
<p>Sonbaharda günlerin kısalması ve hava değişiklikleri, melatonin (uyku hormonu) üretimini etkileyerek uyku kalitesinin bozulmasına, yani uyku sürecinin kesintiye uğramasına veya uyku derinliğinin azalmasına neden olabiliyor.  Nöroloji Uzmanı Dr. Elvan Cevizci Akkılıç, <strong> </strong>kalitesiz uykunun da beyin fonksiyonlarını olumsuz etkileyerek baş ağrısını tetikleyebildiğini söylüyor.  Dr. Elvan Cevizci Akkılıç,   “Uyku eksikliği aynı zamanda kasların gevşemesini engellemekte ve boyun-omuz bölgesinde gerilime yol açmaktadır. Bu durum, gerilim tipi baş ağrılarının ortaya çıkmasını kolaylaştırmaktadır.  Baş ağrısını önlemek için her gün aynı saatte yatıp aynı saatte kalkmaya çalışılmalı. Vücut buna alışınca uyku döngüsü yeniden düzenlenecektir” bilgisini veriyor.</p>
<p><strong>Yetersiz su tüketimi</strong></p>
<p>Sonbahar mevsiminde hava sıcaklığının düşmesiyle birlikte su tüketiminin azalması   dehidratasyona, yani vücudun susuz kalmasına neden olabiliyor. Dehidratasyon baş ağrılarının yüzde 20’sinde tetikleyici oluyor. Bunun sebebi  ise vücut susuz kaldığında beyin çevresindeki dokularda ve kan dolaşımında sıvının azalması. Bu durum, beyin zarlarının gerilmesine ve sinirlerin hassaslaşmasına yol açarak baş ağrısını tetikleyebiliyor. Dolayısıyla, dehidratasyona bağlı baş ağrısı riskini azaltmak için günde 2-3 litre su içmeye özen gösterin. </p>
<p><strong>Çay ve kahvenin fazla tüketilmesi </strong></p>
<p>Sonbaharda genellikle havaların soğuması ve günlerin kısalması yorgunluğa neden olabiliyor. Dolayısıyla, enerjiyi artırmak ve uyanıklığı sağlamak için kahve ile çay gibi kafein içeren içecekler daha fazla tüketiliyor. Kafein, merkezi sinir sistemi üzerinde uyarıcı olduğu için hassas kişilerde sinir sistemini gereğinden fazla uyararak baş ağrısı riskini  yüzde 10-15 oranında artırıyor. Günlük kafein alım miktarınız ortalama 300 mg olmalı. Bu miktar 3-4 fincan kahveye denk geliyor.</p>
<p><strong>Beslenme düzeninin değişmesi</strong></p>
<p>Yoğun iş ve okul temposuyla birlikte öğün atlama, yetersiz beslenme ve hazır paket gıdayla beslenme oranları artıyor. Açlık ve karbonhidrat ağırlıklı beslenmek kan şekeri düzensizliğine ve bunun sonucunda baş ağrısına yol açabiliyor. Bu nedenle, öğün atlamamaya ve mümkün olduğunca protein ağırlıklı tencere yemeği tüketmeye özen gösterin, hazır paket gıdalardan ise uzak durmaya dikkat edin.</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;KUTU BİLGİSİ &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</strong></p>
<p><strong>Baş ağrısına bu yakınmalar eşlik ediyorsa, dikkat! </strong><strong> </strong></p>
<p>Baş ağrılarının büyük çoğunluğu zararsız olsa da bazı durumlar tümör, anevrizma ve menenjit gibi ciddi sağlık sorunlarının habercisi olabiliyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Elvan Cevizci Akkılıç, erken müdahale ve tedavinin hayat kurtarabildiğine dikkat çekerek, mutlaka hekime başvurulması gereken baş ağrısının özelliklerini şöyle özetliyor:</p>
<p>Ani ve şiddetli başlangıçlı olması veya dakikalar içinde zirveye ulaşması, &#8220;Hayatımın en kötü baş ağrısı&#8221; olarak tarif edilmesi.</p>
<p>Görme kaybı, çift görme, konuşma bozukluğu, güçsüzlük, uyuşma, denge kaybı ve bilinç bulanıklığı gibi nörolojik sorunların eşlik etmesi. </p>
<p>50 yaş üstünde yeni başlayan baş ağrısı veya mevcut ağrının sıklık ile şiddetini değiştirmesi (Daha önce sıkıştırıcı tarzda olan ağrının bıçak saplanır tarzda veya şimşek çakar tarzda olması gibi)</p>
<p>Ateş, kilo kaybı  ve   gece terlemesi gibi sistemik sorunların yaşanması. </p>
<p>Kafa travması sonrasında ortaya çıkması. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bas-agrisi-sonbaharda-artiyor-583907">Baş ağrısı sonbaharda artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuzun baş ağrısına bu belirtiler eşlik ediyorsa…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-bas-agrisina-bu-belirtiler-eslik-ediyorsa-583028</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Oct 2025 09:06:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[ağrısına]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[Baş Ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[belirtiler]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuzun]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[ediyorsa]]></category>
		<category><![CDATA[eşlik]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[nedenler]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583028</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuklarda son yıllarda ekran kullanım süresinin uzaması, uyku düzensizlikleri, okul stresi ve sağlıksız beslenme nedeni ile baş ağrısı sorunu yaygınlaşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-bas-agrisina-bu-belirtiler-eslik-ediyorsa-583028">Çocuğunuzun baş ağrısına bu belirtiler eşlik ediyorsa…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklarda son yıllarda ekran kullanım süresinin uzaması, uyku düzensizlikleri, okul stresi ve sağlıksız beslenme nedeni ile baş ağrısı sorunu yaygınlaşıyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Nur Aydınlı,<strong> </strong>baş ağrısının masum nedenleri olduğu gibi, ciddi hastalıklara işaret eden tehlikeli nedenlerinin de olabildiğini belirterek “Ülkemizde özellikle okul çağı çocuklarında baş ağrısı yaygın bir sağlık sorunu haline gelmiştir. İlköğretim çağındaki çocukların yaklaşık yarısı, lise çağındaki çocukların ise üçte ikisinin değişen sıklıklarla baş ağrısı yaşadığı saptanmıştır. Baş ağrısının altında bazen açlık ve susuzluk gibi basit nedenler yatabilirken, bazen de ciddi sorunlardan kaynaklanabilir” diyor. Bu nedenle ailelerin özellikle bazı belirtilere çok dikkat etmeleri gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Aydınlı, çocuklarda baş ağrısına yol açan etkenleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Uyku düzeni ve beslenme bozuklukları </strong></li>
</ul>
<p>Yetersiz uyku, düzensiz uyku saatleri, açlık ve susuzluk çocuklarda baş ağrısı gelişimine zemin hazırlar. Düzenli uyku ve yeterli beslenme ağrıları azaltabilir.</p>
<ul>
<li><strong>Psikolojik Stres ve Anksiyete</strong></li>
</ul>
<p>Çocuklarda okul stresleri, arkadaş ilişkileri veya aile problemleri baş ağrısını tetikleyebilir. Bu durumlarda ebeveynlerin davranışları ve çocuğa yaklaşımları önemlidir, psikolojik destek gerekli olabilir.</p>
<ul>
<li><strong>Migren </strong></li>
</ul>
<p>Migren çocuklarda çok sık görülen baş ağrısı tipidir. Zonklayıcı, genellikle tek taraflıdır ve ışık, ses hassasiyeti, mide bulantısı gibi eşlik eden semptomlar olabilir. Atağı başlatan tetikleyiciler stres, açlık, uyku düzensizliği olabilir.</p>
<ul>
<li><strong>Göz sorunları </strong></li>
</ul>
<p>Yanlış numaralı gözlük kullanımı, göz yorgunluğu, ekrana uzun süre maruz kalma veya göz hastalıkları baş ağrısına neden olabilir. Özellikle okul çağındaki çocuklarda görme muayenesi ve uygun gözlük seçimi önemlidir.</p>
<ul>
<li><strong>Gerilim tipi baş ağrısı</strong></li>
</ul>
<p>Çocuklarda en sık görülen baş ağrısı türlerinden biri de gerilim tipi baş ağrısıdır. Stres, okul baskısı, duruş bozukluğu, psikolojik sıkıntılar bu baş ağrısına yol açabilir. Ağrı genellikle baş çevresinde sıkıştırıcı veya baskı hissi şeklindedir.</p>
<ul>
<li><strong>Sinüzit ve Enfeksiyonlar</strong></li>
</ul>
<p>Soğuk algınlığı, sinüs enfeksiyonu gibi durumlarda sinüslerin iltihaplanması baş ağrısı oluşturabilir. Bu ağrılar genellikle yüz ve başın ön kısmında hissedilir, burun tıkanıklığı gibi belirtilerle birlikte olur.</p>
<ul>
<li><strong>Kafa travmaları ve organik nedenler </strong></li>
</ul>
<p>Kafa yaralanmaları, kafa içi basınç artışları, nadiren tümör gibi ciddi nedenler de baş ağrısının sebebi olabilir ve mutlaka ciddi değerlendirme gerektirir. </p>
<p><strong>xxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Bu belirtiler varsa zaman kaybetmeyin</strong></p>
<p>Çocuklarda baş ağrısı konusunda toplumda en sık yapılan hatalar arasında; yanlış ağrı kesici kullanımı, baş ağrısını ihmal etme veya stres ve psikolojik etkenleri göz ardı etme geliyor. Prof. Dr. Nur Aydınlı, baş ağrısına özellikle bazı belirtiler eşlik ediyorsa zaman kaybetmeden çocuk nöroloğu veya sağlık kuruluşuna başvurmak gerektiğini belirterek, baş ağrısında ihmale gelmez durumları şöyle sıralıyor; </p>
<p>•        Ani başlayan, şiddetli veya sürekli ilerleyici baş ağrıları varsa</p>
<p>•        Baş ağrısına kusma, mide bulantısı, görme bozukluğu, bilinç değişikliği eşlik ediyorsa</p>
<p>•        Baş ağrısı uykudan uyandırıyorsa veya sabahları daha şiddetliyse</p>
<p>•        Kafa travması sonrası baş ağrısı varsa</p>
<p>•        Ağrı kesiciye yanıt vermiyorsa</p>
<p>•        Haftada iki veya daha fazla tekrarlıyorsa</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-bas-agrisina-bu-belirtiler-eslik-ediyorsa-583028">Çocuğunuzun baş ağrısına bu belirtiler eşlik ediyorsa…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beyin de dengesini kaybedebiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/beyin-de-dengesini-kaybedebiliyor-581918</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Oct 2025 14:09:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[Denge Kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[dengesini]]></category>
		<category><![CDATA[İç Kulak]]></category>
		<category><![CDATA[kaybedebiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[metin]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=581918</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Barış Metin, beyinde denge kaybının nedenleri, belirtileri, teşhis yöntemleri ve tedavi seçenekleri ile yaşam kalitesine etkisi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beyin-de-dengesini-kaybedebiliyor-581918">Beyin de dengesini kaybedebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Barış Metin, beyinde denge kaybının nedenleri, belirtileri, teşhis yöntemleri ve tedavi seçenekleri ile yaşam kalitesine etkisi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Beyin, beyincik ve iç kulak arasındaki iletişimin bozulması beynin dengesini de bozuyor!</strong></p>
<p>Beyinde denge kaybının, günlük yaşamda fark edilmese bile kişinin hayat kalitesini ciddi şekilde etkileyen bir sağlık sorunu olduğunu dile getiren Prof. Dr. Barış Metin, “Düşme riskini artıran, baş dönmesi ve sersemlik hissiyle kendini gösteren bu durumun ardında basit nedenler olabileceği gibi ciddi hastalıklar da yatabilir.” dedi.</p>
<p>Beyinde denge kaybının, merkezi sinir sisteminde dengeyi sağlayan beyin, beyincik ve iç kulak arasındaki iletişimin bozulması sonucu ortaya çıktığını aktaran Prof. Dr. Metin, “Bu durum, kişinin yürüme, oturma veya ayakta durma gibi temel hareketlerinde dengesizlik, sendeleme veya baş dönmesi hissetmesine yol açar. Denge, yalnızca beyincik tarafından değil, gözler, iç kulak ve sinir sisteminden gelen bilgilerin bütünleşmesiyle sağlanır. Bu sistemdeki en küçük bir aksama bile kişinin günlük yaşamını zorlaştıran semptomlara neden olabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Beyinde denge kaybı pek çok nedenle ortaya çıkabilir!</strong></p>
<p>Denge kaybının en sık ileri yaş grubunda görülse de gençlerde de rastlanabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Barış Metin, “Beyinde denge kaybı pek çok nedenle ortaya çıkabilir. Yaşla birlikte beyincik dokusunda hücresel kayıplar ve sinir iletim hızının düşmesi dengeyi etkiler.” dedi.</p>
<p>Beyincik hasarının ve koordinasyon merkezinin etkilenmesinin yürüyüşte bozulma ve yalpalamaya yol açabileceğini aktaran Prof. Dr. Metin, diğer problemleri şöyle sıraladı:</p>
<p>“İç kulak problemleri, yani vestibüler sistemdeki enfeksiyonlar ve Meniere hastalığı dengeyi doğrudan bozabilir. Beyin tümörleri nedeniyle oluşan basınç artışı dengeyi etkiler. İnme ve damar tıkanıklığı gibi sorunlar beyne giden kan akışının azalmasına neden olarak ani denge kaybına yol açabilir. Multipl skleroz, Parkinson gibi nörolojik hastalıklar sinir iletimini etkiler. Özellikle B12 eksikliği sinir sistemini olumsuz etkileyerek denge sorunlarını tetikler.”</p>
<p><strong>Çeşitli fiziksel belirtilerle kendini gösterebilir! </strong></p>
<p>Beyinde denge kaybının belirtilerine değinen Prof. Dr. Barış Metin, “Yürüme veya ayakta durmada sağa sola yalpalama, sürekli veya tekrarlayan baş dönmesi, mide bulantısı ve kusma, kulakta uğultu ve baş ağrısı, bulanık görme veya çift görme, ileri vakalarda konuşmada bozulma, kas güçsüzlüğü ve titreme ortaya çıkabilir. Bazı hastalar odanın döndüğünü hissederken, bazıları ayaklarının altındaki zemin kayıyormuş gibi tarif eder. İleri vakalarda bilinç bulanıklığı görülebilir.” dedi.</p>
<p>Denge kaybının kaynağını belirlemek için bazı yöntemler kullanıldığını ifade eden Prof. Dr. Metin, “Hastanın hikayesi dinlenir ve fiziksel muayeneyapılır. MR veya BT gibi görüntüleme yöntemleri ile beyin tümörü, kanama veya damar tıkanıklığı olup olmadığı tespit edilir. Romberg testi başta olmak üzere denge ölçümleri yapılır. İç kulak kaynaklı sorunlar ile vitamin eksiklikleri ve metabolik nedenler araştırılır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Doğru teşhis ve tedavi ile denge kaybı düzelebilir!</strong></p>
<p>Tedavinin, altta yatan nedene göre planlandığını kaydeden Prof. Dr. Barış Metin, “Neden tespit edildikten sonra, ilaç tedavisi, fizik tedavi ve rehabilitasyon, cerrahi müdahale, yaşam tarzı düzenlemeleri ve psikolojik destek yöntemlerinden biri veya birkaçı hastaya önerilebilir.” dedi.</p>
<p>Beyinde denge kaybının, kendi başına ölümcül olmasa da düşme riskini artırarak özellikle yaşlılarda kırık ve yaralanma riskini yükseltebileceğinin altını çizen Prof. Dr. Metin, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Çoğu durumda doğru teşhis ve tedavi ile denge kaybı düzelebilir veya kontrol altına alınabilir. Bu duruma en sık B12 vitamini eksikliği yol açarken, yoğun stres ve anksiyete de bazı kişilerde baş dönmesi ve dengesizlik hissi yaratabilir. Denge kaybı yaşayan kişilerin öncelikle nöroloji uzmanına başvurması önerilir; iç kulak kaynaklı sorunlarda KBB uzmanı da değerlendirme yapabilir. Her zaman kalıcı olmamakla birlikte, altta yatan neden tedavi edilirse denge genellikle düzelir. Ayrıca vestibüler rehabilitasyon ve denge egzersizleri, beynin denge mekanizmasının yeniden uyum sağlamasına yardımcı olabilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beyin-de-dengesini-kaybedebiliyor-581918">Beyin de dengesini kaybedebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Jilet Gibi Boğaz Ağrısı&#8221; Çocuklarda COVID Belirtisi Olabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/jilet-gibi-bogaz-agrisi-cocuklarda-covid-belirtisi-olabilir-580493</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Sep 2025 08:26:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisi]]></category>
		<category><![CDATA[boğaz]]></category>
		<category><![CDATA[Boğaz Ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[covid]]></category>
		<category><![CDATA[ishal]]></category>
		<category><![CDATA[jilet]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[Nimbus]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[Semptom]]></category>
		<category><![CDATA[test]]></category>
		<category><![CDATA[varyantı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=580493</guid>

					<description><![CDATA[<p>Burun tıkanıklığı veya akıntısı, öksürük, halsizlik, ateş, titreme, baş ve kas ağrıları, ishal, kusma ve bazen tat‑koku kaybı… </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/jilet-gibi-bogaz-agrisi-cocuklarda-covid-belirtisi-olabilir-580493">&#8220;Jilet Gibi Boğaz Ağrısı&#8221; Çocuklarda COVID Belirtisi Olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Burun tıkanıklığı veya akıntısı, öksürük, halsizlik, ateş, titreme, baş ve kas ağrıları, ishal, kusma ve bazen tat‑koku kaybı… Koronavirüs döneminden alışık olunan tüm bu belirtiler tekrar gündeme geliyor. Bu kez mevsimsel grip gibi atlatılan yeni salgın, özellikle çocuklarda test yapıldığında COVID olarak kendini gösteriyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Acil Servis Sorumlusu Dr. Öğretim Üyesi Süleyman Alpar, çocuklarda COVID salgınıyla ilgili bilgi verdi. </p>
<p><strong>Üst solunum yolu enfeksiyonu gibi gözlemleniyor </strong></p>
<p>Nimbus (NB.1.8.1) ve Stratus (XFG) gibi yeni Omicron alt varyantlarının ortaya çıkması, dünya genelinde yavaş seyreden bir yaz dalgasına yol açtı. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve ABD verileri, özellikle çocuklar ve yaşlılar gibi hassas gruplarda test pozitifliğinin ve acil servis başvurularının arttığını, ancak hastanelerin kapasitesini zorlayacak düzeye ulaşmadığını göstermektedir. Türkiye’de resmi veriler olmasa da benzer bir artış eğilimi gözlemlenmektedir. Acil serviste karşılaşılan COVID‑19 vakaları, 2024‑2025 sezonunda Omicron soylarının etkisiyle genelde üst solunum yolu enfeksiyonu tablosu çizmektedir. Burun tıkanıklığı veya akıntısı, öksürük, halsizlik, ateş veya titreme, baş ve kas ağrıları, boğaz ağrısı, hapşırma, nefes darlığı, ishal, mide bulantısı/kusma ve bazen tat‑koku kaybı gibi semptomlar en sık görülenler arasındadır. Yeni varyantlarda da bu belirtiler ateş, öksürük, hapşırma, burun akıntısı, baş ve kas ağrıları şeklindedir. Bazı hastalarda bu tabloya ishal ve bulantı gibi sindirim sistemi şikayetleri de eklenebilmektedir. </p>
<p><strong>“Jilet gibi boğaz ağrısı” varsa dikkat edin </strong></p>
<p>Öne çıkan Nimbus (NB.1.8.1) varyantı, halk arasında “jilet gibi boğaz ağrısı” olarak tarif edilen daha keskin boğaz ağrısı ile dikkat çekmektedir. İngiltere Ulusal Sağlık Servisi yetkilileri, bu varyantın belirgin bulgularının keskin boğaz ağrısı ve boyundaki lenf bezlerinde şişme olduğunu; bunun dışında yorgunluk, ateş ve kas ağrısı gibi klasik COVID semptomlarının da görüldüğünü bildirmektedir. Ülkemizdeki ise Nimbus’un burun akıntısı, baş ağrısı, yorgunluk, hapşırma ve boğaz ağrısının yanı sıra mide bulantısı, kusma ve ishal gibi sindirim sistemi ile ilgili şikayetler yapabildiği gözlemlenmektedir. ABD’deki vakaların yaklaşık %43’ünden de Nimbus varyantının sorumlu olduğu ortaya çıkmaktadır. </p>
<p>Stratus (XFG) varyantı ise Avrupa ve Hindistan’da yaygınlaşmaktadır ve semptomları Omikron’un diğer soylarıyla benzer seyretmektedir. Hastalarda titreme, nefes darlığı, boğaz ağrısı, yorgunluk, baş ağrısı, bulantı‑kusma, kas ağrıları, ishal ve bazı durumlarda tat/koku kaybı görülmektedir. Bazı hastalarda ses kısıklığına yol açtığı da bildirilmektedir.</p>
<p>Doktora başvuran hastaların çoğunda üst solunum yolu enfeksiyonu belirtileri görülmektedir. Nimbus varyantıyla boğaz ağrısının daha keskin tarif edilmesi ve bazı kişilerde bulantı‑ishal gibi şikayetlerin olması dışında önceki dalgalara göre belirgin bir semptom değişikliği yoktur. Bu nedenle, bu belirtilerin grip ve diğer virüslerle karışabileceğini hatırlamak, gerektiğinde test yaptırarak tanıyı netleştirmek önem taşımaktadır.</p>
<p><strong>PCR ve antijen testleri tarama için önemli! </strong></p>
<p>Uluslararası kılavuzlar, COVID‑19 tanısında nükleik asit amplifikasyon testlerini (PCR veya benzeri NAAT) öncelikli yöntem olarak kabul etmektedir. PCR, virüsün genetik materyalini tespit ettiği için en güvenilir yöntemdir; hızlı antijen testleri ise daha çabuk sonuç verir ancak duyarlılıkları daha düşüktür ve ilk test negatif çıksa bile birkaç gün arayla tekrarlanması gerekir. Semptomu olan kişilerin test yaptırması ve test sonucu netleşene kadar izolasyonda kalması tavsiye edilmektedir.</p>
<p>Enfeksiyon hastalıkları rehberleri, yalnızca semptomlara bakarak COVID tanısı koymanın doğru olmadığını, tanının PCR veya hızlı antijen testleriyle doğrulanması gerektiğini özellikle belirtiyor. Eğer bir temas öyküsü varsa, semptomsuz kişiler için de test önerilebilir; ancak hiçbir temas veya belirti olmayan bireylerde rutin tarama yapılması gerekmiyor.</p>
<p><strong>Okulların başlamasıyla birlikte çocuklarda artış gözlemleniyor</strong></p>
<p>Dünya genelindeki veriler incelendiğinde, yaz sonunda ve okullar açılmadan hemen önceki dönemde vaka artışının en çok küçük çocukları etkilediği görülmektedir. Amerika’da 2025 yazı boyunca acil servis başvuruları genel olarak artmış durumdadır ve en yüksek oranların 0‑4 yaş grubunda görüldüğü bildirilmektedir. Ağustos 2025’te acil servis başvurularının %15,2 yükseldiği ve artışın genç çocuklarda belirgin olduğu gösterilmektedir, buna rağmen hastaneye yatış ve ölüm oranlarının düşük seyrettiği söylenebilir.</p>
<p>Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi de COVID aktivitesinin düşük bir tabandan yavaşça arttığını, ancak doktora başvuruların önceki sezonlarla benzer veya daha düşük düzeyde olduğunu belirtmektedir. Nimbus varyantının diğer Omicron soylarına göre ekstra bir tehdit oluşturmadığı ve mevcut aşıların koruyuculuğunu etkilemediği ifade edilmektedir.</p>
<p><strong>Kronik hastalıkları olan ve bağışıklığı düşük çocuklara dikkat! </strong></p>
<p>Ülkemizde yaz tatili sonrası kreş ve okul öncesi çağdaki çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonu şikâyetleriyle acil servise başvuranların arttığı gözlemlenmektedir. Çoğu çocuk vakası hafif seyretmekte; ateş ve üst solunum yolu belirtileri ön planda olmakta ve destekleyici tedavi ile evde izolasyon genellikle yeterli olmaktadır. Ancak kronik hastalığı olan veya bağışıklık sistemi zayıf çocukların aşı hatırlatma dozlarını yaptırmaları konusunda özellikle dikkatli olunması önerilmektedir..</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/jilet-gibi-bogaz-agrisi-cocuklarda-covid-belirtisi-olabilir-580493">&#8220;Jilet Gibi Boğaz Ağrısı&#8221; Çocuklarda COVID Belirtisi Olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;nin şampiyon atları Menemen&#8217;de yarıştı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyenin-sampiyon-atlari-menemende-yaristi-580454</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Sep 2025 08:06:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[ait]]></category>
		<category><![CDATA[atları]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[gelen]]></category>
		<category><![CDATA[kategorisinde]]></category>
		<category><![CDATA[menemen]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[Rahvan At Yarışları]]></category>
		<category><![CDATA[şampiyon]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yarış]]></category>
		<category><![CDATA[yarıştı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=580454</guid>

					<description><![CDATA[<p>Menemen'de 11. Geleneksel Rahvan At Yarışları şölen havasında yapıldı. 184 rahvan atın piste çıktığı yarışlar, Türkiye'nin dört bir yanından atçılığa gönül verenleri Menemen'de buluşturdu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyenin-sampiyon-atlari-menemende-yaristi-580454">Türkiye&#8217;nin şampiyon atları Menemen&#8217;de yarıştı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><i>Menemen&#8217;de 11. Geleneksel Rahvan At Yarışları şölen havasında yapıldı. 184 rahvan atın piste çıktığı yarışlar, Türkiye&#8217;nin dört bir yanından atçılığa gönül verenleri Menemen&#8217;de buluşturdu. Alana rahvan at üzerinde vatandaşları selamlayarak gelen Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, “Menemen bir yandan modern projelerle geleceğe yürürken, diğer yandan asırlık gelenekleriyle köklerine bağlı bir kenttir. Gelecek yıl rahvan at yarışlarımızı uluslararası düzeyde yapacağız” dedi.</i></b></p>
<p>Türkiye&#8217;nin en iyi rahvan atları, Menemen&#8217;de görsel bir şölen oluşturdu. Menemen 11. Geleneksel Rahvan At Yarışları, Seyrek Arena&#8217;da gerçekleştirildi. Yarışlarda en büyük baş kategorisindeki yarışa bir vefa örneği olarak kısa süre önce vefat eden Seyrekli rahvan atçılardan Dedeoğlu Kasap Ali olarak tanınan Alaattin Özeren&#8217;in adı verildi. Yarışları Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan ile birlikte MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, MHP Bursa İl Başkanvekili Ferhat Daysalı,Rahvan Atlı Spor Kulüpleri Federasyonu Genel Başkanvekili Zeki Genellioğlu, Menemen Kaymakamı Vedat Yılmaz ve Menemen protokolü de tribünden takip etti.</p>
<p>Bu yıl rekor bir katılımla tam 184 atın ve binicisinin kıyasıya yarışına sahne olan 11. Geleneksel Rahvan At Yarışları, Türkiye&#8217;nin dört bir tarafından ata ve rahvan atçılığa gönül verenleri buluştururken, Menemen&#8217;in birçok farklı noktasından düzenlenen ring seferlerle birlikte Menemenlilerin de yoğun ilgisine sahne oldu. Mehteran ve zeybek gösterisiyle coşkunun doruğa ulaştığı yarışlarda, Başkan Pehlivan da geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi geleneği bozmadı ve yarış alanına elinde Türk Bayrağı ile at üstünde girdi.</p>
<p><b>&#8220;Geleneklerimize bağlıyız&#8221;</b></p>
<p>Yarışlar nedeniyle bir konuşma yapan Başkan Pehlivan, atçılığın Türk kültürü açısından önemine değindi. Başkan Pehlivan, &#8220;Tarih boyunca nice başarıya imza atmış milletimiz, atları evcilleştiren ilk millettir. Asya’dan Avrupa’ya kadar kıtalar boyunca süren akınlarımızda ve zaferlerimizde en büyük yoldaşımız atlarımız olmuştur.Menemen Belediyesi olarak bizler, bilime, sanayiye, teknolojiye ve yeniliklere ne kadar destek oluyorsak, geleneklerimize de bir o kadar bağlıyız. Kültürümüzü korumak ve yeni nesillere aktarmak, bizim için çok önemli bir vazifedir. Bu sebeple Menemen Geleneksel Rahvan At Yarışları’nı göreve geldiğimden beri her yıl sürdürmekten ve sizlerle birlikte olmaktan onur duyuyorum, gurur duyuyorum.&#8221; dedi.</p>
<p><b>Başkan Pehlivan&#8217;dan 3 müjde birden</b></p>
<p>Konuşmasında Menemen&#8217;de yeni açılacak 3 tesisin müjdesini de veren Başkan Aydın Pehlivan, &#8220;Cumhuriyet Bayramı kutlamaları kapsamında 28 Ekim günü, Kurtuluş Savaşı Müzemizi büyük bir coşkuyla açıyoruz. Kasım ayında Kent Gözü projemizi hayata geçiriyoruz. Yine Kasım ayında, büyük beğeni gören kafe restoranlarımızın üçüncüsünü hizmetinize sunuyoruz.&#8221; dedi.</p>
<p><b>&#8220;İhanet girişiminin önünde dimdik duracağız!&#8221;</b></p>
<p>Konuşmasında Menemen&#8217;e yapılmak istenen çöp tesisine de tepki gösteren Başkan Pehlivan, &#8220;Birileri ne yazık ki tüm bu güzellikleri yok etmek ister gibi, Menemen’e çöplük yapmak istiyor. Her gün binlerce ton çöpü, Menemen’in bereket fışkıran topraklarının üstünde vahşi bir depolamayla istiflemek istiyor. Menemen’e karşı bu ihanet girişiminin önünde dimdik duracağız. Bizler Menemenliler olarak atalarımızın emaneti ve evlatlarımıza miras olacak olan bu güzel kentin karanlığa teslim edilmesine izin vermeyeceğiz!&#8221; dedi.</p>
<p><b>İşte şampiyonlar</b></p>
<p>Kıyasıya geçen yarışlarda ithal A kategorisinde Oktay Dönmez&#8217;e ait Tulpar birinci olurken, B kategorisindeyse Nazım Sunar&#8217;a ait Maverink birinciliği göğüsledi. Üçlü tay kategorisinde Zekiler Gıda adına yarışan Gökkule, dörtlü tayda İbrahim Ongün&#8217;e ait Haydi, deste kategorisinde İsmail Onbaşıoğlu&#8217;na ait Derman, küçük ortada Hüseyin Güder&#8217;e ait Bahtiyar, büyük ortada Zekiler Gıda&#8217;ya it Atakan, başaltında Yücel Akkaya&#8217;ya ait Paşam, baş kategorisinde Mustafa Küçükmeral&#8217;e ait Dizel, ikili taylarda Süleyman Duransoy&#8217;a ait Konan, beşli taylarda Alican Kahraman&#8217;a ait Bahriyeli birinci oldu. Kadınlar kategorisindeyse birinciliği Esma Arslan göğüslerken, köylü nörtnal kategorisinde kazanan Recep Konuk oldu.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyenin-sampiyon-atlari-menemende-yaristi-580454">Türkiye&#8217;nin şampiyon atları Menemen&#8217;de yarıştı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklar için sağlık sporda…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklar-icin-saglik-sporda-579191</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Sep 2025 10:47:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[beden]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[fiziksel]]></category>
		<category><![CDATA[gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[sporda]]></category>
		<category><![CDATA[uzman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=579191</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, çocukların fiziksel ve ruhsal gelişimi için sporun önemi, psikolojik faydaları ve ebeveynin motivasyondaki rolünden bahsetti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklar-icin-saglik-sporda-579191">Çocuklar için sağlık sporda…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, çocukların fiziksel ve ruhsal gelişimi için sporun önemi, psikolojik faydaları ve ebeveynin motivasyondaki rolünden bahsetti.</p>
<p><strong>Çocuğun hem fiziksel hem ruhsal gelişimi için düzenli sporun önemli…</strong></p>
<p>Çocukluk döneminin, hem bedensel hem de ruhsal gelişimin en yoğun olduğu evre olduğunu ifade eden Uzman Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, “Düzenli spor aktiviteleri, kas-iskelet yapısını güçlendirir, obezite riskini azaltır ve motor becerilerin gelişimini destekler.” dedi.</p>
<p>Ancak yalnızca fiziksel faydalarıyla değil, çocuğun kendi bedenini tanıması ve olumlu bir beden algısı geliştirmesi açısından da büyük önem taşıdığına dikkat çeken Yıldırım, “Sporla birlikte çocuk, kendi sınırlarını ve kapasitesini öğrenir, ‘bedenim bana ait ve güçlü’ hissini geliştirir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Düzenli fiziksel aktivite, endorfin salgısını artırarak stres ve kaygıyı azaltıyor!</strong></p>
<p>Sporun çocukların psikolojik sağlığı üzerindeki etkisinin oldukça belirgin olduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, “Düzenli fiziksel aktivite, endorfin salgısını artırarak stres ve kaygıyı azaltır.” dedi.</p>
<p>Çocuğun zorlandığı ya da öfkelendiği anlarda sporu bir ‘duygusal regülasyon aracı’ olarak kullanabilmesinin, sağlıklı baş etme becerilerini pekiştirdiğini de sözlerine ekleyen Yıldırım, şöyle devam etti:</p>
<p>“Ayrıca takım sporlarında yaşanan işbirliği ve paylaşım, sosyal bağları güçlendirirken çocuğa aidiyet duygusu kazandırır.</p>
<p>Nöropsikolojik açıdan bakıldığında, sporun dikkat, hafıza ve yürütücü işlevler üzerinde doğrudan etkileri vardır. Düzenli egzersiz, beynin öğrenme ve hafıza ile ilişkili bölgelerini (hipokampus) aktive eder. Bu sayede çocuk, derslerinde daha uzun süre odaklanabilir, problem çözme becerisi artar ve akademik performansında gözle görülür bir yükseliş olur.”</p>
<p><strong>Ebeveynin örnek olup başarıyı takdir etmesi motivasyonu artırır…</strong></p>
<p>Ebeveynlerin burada kritik bir rolü olduğuna vurgu yapan Uzman Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, “Çocuğu spora motive ederken ‘başarı odaklı’ değil, ‘süreç odaklı’ yaklaşmak önemlidir.” dedi.</p>
<p>Çocuğun yaptığı aktiviteden keyif aldıkça sporu hayatının doğal bir parçası haline getireceğini aktaran Yıldırım, “Ebeveynin rol model olması, çocuğun ilgisini fark edip desteklemesi ve küçük başarıları takdir etmesi, motivasyonu güçlendirir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Spor bir ‘yükümlülük’ değil, ‘zevk alınan bir yaşam alanı’ olarak sunmalı!</strong></p>
<p>Çocuk spora başlarken göz önünde bulundurulması gereken noktalara da değinen Uzman Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Çocuğun yaşına, gelişim düzeyine ve ilgisine uygun bir spor dalı seçilmeli. Rekabetçi yaklaşım yerine, destekleyici ve güven verici bir tutum benimsenmeli. Çocuğun başarısızlıkla karşılaşabileceği ihtimali doğal görülmeli, bu anlar öğrenme fırsatına dönüştürülmeli. Aile, sporu bir ‘yükümlülük’ değil, ‘zevk alınan bir yaşam alanı’ olarak sunmalı.</p>
<p>Spor, yalnızca bedensel değil, ruhsal dayanıklılığın ve sağlıklı bir benlik algısının gelişiminde de temel bir araç. Çocuğa sporu kazandırırken asıl hedef, onun kendini güçlü, değerli ve yeterli hissetmesini sağlamak olmalı.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklar-icin-saglik-sporda-579191">Çocuklar için sağlık sporda…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Omzunuz ağrıyor ve kolunuzu kıpırdatamıyorsanız…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/omzunuz-agriyor-ve-kolunuzu-kipirdatamiyorsaniz-578059</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Sep 2025 10:20:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrıyor]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[Durumlarda]]></category>
		<category><![CDATA[eklem]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[Kemiği]]></category>
		<category><![CDATA[kıpırdatamıyorsanız]]></category>
		<category><![CDATA[kolunuzu]]></category>
		<category><![CDATA[omuz]]></category>
		<category><![CDATA[omzunuz]]></category>
		<category><![CDATA[protez]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=578059</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan vücudunun en hareketli eklemlerinden biri olan omuz ekleminin hareket kabiliyeti oldukça yüksektir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/omzunuz-agriyor-ve-kolunuzu-kipirdatamiyorsaniz-578059">Omzunuz ağrıyor ve kolunuzu kıpırdatamıyorsanız…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan vücudunun en hareketli eklemlerinden biri olan omuz ekleminin hareket kabiliyeti oldukça yüksektir. Omuz, geniş hareket kapasitesi nedeniyle travma ve hasarlanmaya da oldukça açık bir bölgedir. Bu eklemde ortaya çıkan ağrı ve hareket kısıtlılığı gibi sorunlar yaşam kalitesini büyük ölçüde düşürmektedir. Omuz ekleminin kısmen ya da tamamının protez ile değiştirilmesi şeklinde gerçekleştirilen omuz protezi ameliyatı hastaya yaşam konforunu geri kazandırmaktadır. Memorial Bahçelievler Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ufuk Özkaya, omuz ağrıları ve protez ameliyatı hakkında detaylı bilgi verdi.</p>
<p><strong>Protez cerrahisi omzunuzdaki yükü alıyor</strong></p>
<p>Omuz eklemi, üst kol kemiği olan humerus’un baş kısmı ile kürek kemiği (skapula) üzerindeki glenoid adı verilen yuva bölümünden oluşmaktadır. Her iki kemiğin eklem yüzeyinde kıkırdak, kıkırdağı besleyici eklem sıvısını üreten eklem kapsülü bulunmaktadır. Omuz eklemi, vücudumuzdaki diğer eklemlerden daha geniş bir hareket aralığına sahip olmasından dolayı bazı durumlarda omuz ekleminin kısmen ya da tamamının protez ile değiştirilmesi gerekebilmektedir.</p>
<p>Tanıda genellikle röntgen filmi çoğu zaman yeterli olmaktadır. Bazı durumlarda; kemik bütünlüğünü değerlendirmek için Bilgisayarlı Tomografi, omuz eklemindeki kas ve liflerin durumunu değerlendirmek için Manyetik Rezonans Görüntüleme (MR) de yapılabilmektedir. Bunun yanı sıra hastalarda sinir hasarı olabileceğinden şüphelenildiği durumlarda sinirlerin değerlendirilmesi için bir EMG testi veya sinir iletim tetkikleri de istenebilmektedir.</p>
<p>Omuz protezi ameliyatı, ilerleyici omuz eklem hastalıklarında ve diğer tedavi yöntemlerinin etkili olmadığı durumlarda hem ağrıyı hafifletmek hem de hareket kabiliyetini geri kazandırmak için etkili bir yöntemdir. Bu ameliyat diğer tedavi yöntemlerinden fayda sağlanamadığı durumlarda yapılmaktadır. Genellikle ilk uygulanan tedavi yöntemleri ilaç tedavisi, eklem içi iğne tedavileri ve fizik tedavidir. Ameliyat kararı, yalnızca detaylı tetkikler ve uzman görüşü sonrasında verilmelidir.  Omuz ağrısı, hareket kısıtlılığı ya da eklem işlev bozukluğu varsa geç kalmadan bir ortopedi ve travmatoloji uzmanına başvurulmalıdır.</p>
<p><strong>Sizde de bu hastalıklar varsa dikkat!</strong></p>
<ul>
<li>Omuz ekleminin artrozu (kireçlenmesi)</li>
<li>Omuz ekleminin ilerleyici harabiyeti ile seyreden romatizmal hastalıklar</li>
<li>Humerus başının beslenmesinin ve yapısının bozulduğu avasküler nekroz</li>
<li>Kırık tedavisinin ve iyileşmesinin ameliyatsız veya plak vida ile mümkün olmadığı yaşlı hastalardaki parçalı omuz kırıkları</li>
<li>İyi huylu ve kötü huylu tümörler </li>
<li>Ciddi düzeyde omuz liflerinin yırtılması sonucu gelişen kireçlenme, ağrı ve fonksiyon bozuklukları</li>
</ul>
<p><strong>Hastaya özel protez yöntemi belirleniyor</strong></p>
<p>Omuz protezi gereken hastalarda omuzun durumuna göre farklı protez çeşitleri bulunmaktadır. Tüm omuz protez çeşitleri temel olarak bir baş ve başın oturduğu yuvadan oluşmaktadır.  Ancak tasarım ve çalışma prensipleri farklıdır. Bu protezler yarım omuz protezi, total omuz protezi ve ters omuz protezi olarak sıralanabilmektedir. Hangi hastaya hangi protez yönteminin uygulanacağına hekim muayene ve tetkikler sonrasında karar vermektedir.</p>
<ul>
<li><strong>Yarım Omuz Protezi</strong></li>
</ul>
<p>Bu protez tipinde omuz ekleminin yarısı değiştirilmektedir. Glenoid denilen eklem yuvasına protez parçası yerleştirilmez. Humerus kemiğinin kanal kısmına yerleştirilen sap kısmının üzerine metal baş takılmaktadır. Bu metal baş, hastanın doğal eklem yuvasına oturarak çok parçalı humerus üst uç kırıklarının tedavisinde tercih edilmektedir.</p>
<ul>
<li><strong>Tam Omuz Protezi</strong></li>
</ul>
<p>Bu omuz protezinde, eklem yuvasına plastik polietilen soket (yuva), protez ameliyatlarında kullanılan özel bir yapıştırıcı ile (çimento) kemiğe tutturulmaktadır. Alt tarafta ise humerus (üst kol) kemiği kanalının içine yerleştirilen sap (titanyumdan imal edilir) kısmı üzerine metal baş (krom-kobalttan imal edilir) yerleştirilmektedir. Bu protezin yapılması için hastanın omuz eklemini saran liflerin (rotator manşet) sağlam olması ve işlev görmesi gerekmektedir.</p>
<ul>
<li><strong>Ters Omuz Protezi</strong></li>
</ul>
<p>Normal omuz ekleminde humerus üst ucundaki top gibi olan baş kısım hafif çukur olan yuvaya oturtulmaktadır. Omuz eklemini çevreleyen tendonlar, hem eklemi sabitlemekte hem de hareket etmesine yardımcı olmaktadır. Ancak bazen tendonlar ciddi şekilde hasar görerek yırtılır veya işlev göremez hale gelir. Bu gibi durumlarda klasik tam omuz protezinde kullanılan protezi yerinde tutacak ve/veya hareket ettirecek tendonlar olmadığından, omuz işlev görmeyecektir. Ters omuz protez tipinde de protez parçaları metal ve plastiktir, ancak tersine çevrilmiştir. Metal baş kısmı eklem yuvasına takılmaktadır. Humerus kemiğinin üst ucuna ise metal sap üzerine plastik polietilen yuva eklenebilmektedir. İleri yaştaki hastalarda omuz liflerinin yırtık olduğu ve işlevsel olmadığı durumlarda protez, omuz etrafındaki kasların gücü ile ekleme hareket ve fonksiyon kazandırmaktadır. </p>
<p><strong>Omuz protezinden sonra günlük yaşama dönüş </strong></p>
<p>Ameliyat sonrası işe dönüş süresi omuz hareketlerine ve kas gücüne bağlıdır. 3 hafta sonra masa başı çalışmaya dönüş mümkündür. Daha ağır fiziksel aktivitenin ve gücün gerektiği işlere dönüş ortalama 4-6 ay isteyebilmektedir. Bu süreçte fizik tedavi ile eklem hareketleri artırılmakta ve kaslar güçlendirilmektedir. Ameliyattan sonraki ilk ay, beş kilodan daha ağır bir şey kaldırılmaması gerekmektedir. Ayrıca kolu yukarı kaldırmak, bir şeye uzanmak, itmek veya çekmek gibi faaliyetlerden kaçınmak gereklidir.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/omzunuz-agriyor-ve-kolunuzu-kipirdatamiyorsaniz-578059">Omzunuz ağrıyor ve kolunuzu kıpırdatamıyorsanız…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pankreas alanında çalışan uzmanlar bu kez Türkiye&#8217;de eğitim gördü</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/pankreas-alaninda-calisan-uzmanlar-bu-kez-turkiyede-egitim-gordu-576697</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Sep 2025 15:19:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[alanında]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[çalışan]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[hekimler]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kez]]></category>
		<category><![CDATA[liderlik]]></category>
		<category><![CDATA[pankreas]]></category>
		<category><![CDATA[programı]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576697</guid>

					<description><![CDATA[<p>Genellikle sinsice ilerleyen ve ileri evrelere kadar belirti vermeyen pankreas kanserinin tüm dünyada ve ülkemizde görülme sıklığı son yıllarda hızla artmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/pankreas-alaninda-calisan-uzmanlar-bu-kez-turkiyede-egitim-gordu-576697">Pankreas alanında çalışan uzmanlar bu kez Türkiye&#8217;de eğitim gördü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Genellikle sinsice ilerleyen ve ileri evrelere kadar belirti vermeyen pankreas kanserinin tüm dünyada ve ülkemizde görülme sıklığı son yıllarda hızla artmaya devam ediyor. Uzmanlar, pankreas kanserinin 2030 yılında ölüme yol açan kanser türleri arasında 4. sıradan 2. sıraya yükseleceği konusunda uyarıda bulunuyor. Bu korkutucu rakamları önlemeye çalışan bilim insanlarının hız kesmeyen çalışmaları ise yüz güldürüyor. Teşhis ve tedavisinde yaşanan gelişmelere paralel olarak pankreas kanserinde erken tanı imkanı artarken, tedavilerden de oldukça başarılı sonuçlar alınıyor; bu sayede hastaların yaşam süreleri ve kaliteleri yükseliyor! </p>
<p><strong>Dünyanın çeşitli ülkelerinden hekimler eğitim aldı</strong></p>
<p>Pankreas kanserinin tedavisinde baş döndüren gelişmeleri aktarmak, hekimlerin bu alanda uzmanlaşmalarını sağlamak amacıyla tıp dünyası da eğitimlerine hız kesmeden devam ediyor. Acıbadem Maslak Hastanesi’nde,<strong> </strong>geçtiğimiz günlerde, <strong>Avrupa Pankreas Derneği Başkanı Prof. Dr. Güralp Onur Ceyhan </strong>liderliğinde gerçekleşen ve üç gün süren <em><strong>Pancreas 2000 </strong></em>eğitim programında, dünyanın çeşitli ülkelerinden pankreas kanserinin tanı ile  tedavisinde rol alan ve genel cerrahi, onkoloji, gastroenteroloji gibi farklı uzmanlardan oluşan 40 kadar bilim insanına, güncel bilimsel gelişmeler aktarıldı.</p>
<p><strong>Bilimsel çalışma ve liderlik eğitimi verildi</strong></p>
<p>Avrupa başta olmak üzere 25’ten fazla ülkeden katılımcıya ev sahipliği yapan <em><strong>Pancreas 2000 </strong></em>eğitim programı, zaman zaman farklı ülkelerden hekimlerin katılımıyla uluslararası bir platforma dönüştü. Pankreas eğitim programının adresi bu kez Acıbadem Maslak Hastanesi oldu. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Güralp Onur Ceyhan, Avrupa Pankreas Derneği’nin (European Pancreatic Club/ EPC) gerçekleştirdiği <em>Pancreas 2000</em> eğitim programının pankreas hastalıkları alanında uzmanlaşacak olan hekimleri yetiştirmeyi amaçlayan öncü bir eğitim girişimi olduğunu belirtti. Prof. Dr. Güralp Onur Ceyhan, “Eğitim programının ana hedefi; pankreas alanında bilimsel çalışmalar ve bu alanda liderlik yapabilecek nitelikte hekimler yetiştirmek ve aralarında önemli bir network sağlamaktır. <em>Pancreas 2000</em> eğitim programı sadece tıbbi bilgi aktarımı değil, aynı zamanda uluslararası iş birliği, liderlik gelişimi ve bilimsel üretkenlik açısından da eşsiz bir platform olanağı sunmaktadır” diye konuştu. </p>
<p><strong>Türkiye bölgesel liderlik merkezi oldu!</strong></p>
<p>Katılımcılarını 2.5 ila 3 yıl süren yoğun bir süreçte bilimsel araştırma yapma, proje geliştirme, yayın hazırlama ve liderlik becerileri edinme gibi alanlarda destekleyen <em>Pancreas 2000</em>  eğitim programından şimdiye kadar 11  sınıf mezun oldu.   <strong>Avrupa Pankreas Derneği Başkanı </strong>ve aynı zamanda 2019 yılından itibaren süren<strong> </strong><em><strong>Pancreas 2000</strong></em><strong> </strong>projesinin <strong>Direktörü Prof. Dr. Güralp Onur Ceyhan, </strong>eğitim programının pankreas hastalıklarıyla mücadelede dünya genelinde güçlü bir etki yaratmaya devam ettiğini belirterek, “2000 yılında kurulan <em>Pancreas 2000</em> eğitim programı, pankreas hastalıklarına yönelik bilimsel araştırmaları ve multidisipliner iş birliğini teşvik eden öncü bir eğitim girişimidir. Bilimsel liderlik ve iş birliğini odağına alan bu değerli platform, Türkiye’yi bu alanda bölgesel bir liderlik merkezi haline getirmiştir” dedi. </p>
<p><strong>Multidisipliner işbirliğinin önemi vurgulanıyor</strong></p>
<p><em>Pancreas 2000</em> eğitim programı, pankreas hastalıkları alanında bilimsel araştırma ve liderlik potansiyeli olan hekimleri bir araya getirerek, bu zorlu hastalıkla mücadelede multidisipliner işbirliğinin önemini vurguluyor.  Prof. Dr. Güralp Onur Ceyhan, “Programın en önemli özelliği, pankreas alanındaki tüm ekiplerin, yani cerrahların gastroenterologların, onkologların ve diğer uzmanların bir arada entegre ve multidisipliner bir yaklaşımla çalışmalarına olanak sağlamasıdır. Bu sayede, gerçek klinik uygulamalara paralel bilimsel çalışmalar yürütülmektedir” diye konuştu.  Bu bilimsel çalışmaları ilk fikirden proje haline getirip, ardından uluslararası bir çalışmaya döndürüp, sonuçları elde ederek ve en son aşama olarak yayınlanana kadar ilerlerken destek vermek, <em>Pancreas 2000</em> eğitim projesinin ana amaçlarından birini oluşturuyor. </p>
<p><strong>Liderlik yetenekleri geliştiriliyor</strong></p>
<p>Eğitim sürecinde katılımcıların bilimsel çalışma süreçlerinin her aşamasında desteklendiklerini vurgulayan Prof. Dr. Güralp Onur Ceyhan, “Programın temel özelliklerinden biri de katılımcıların liderlik becerilerinin profesyonel bir lider tarafından geliştirilmesidir. Çünkü pankreas alanında lider olabilmek için sadece teknik bilgi değil, aynı zamanda güçlü iletişim ve organizasyon yeteneklerine de sahip olunması gerekmektedir” diyerek sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/pankreas-alaninda-calisan-uzmanlar-bu-kez-turkiyede-egitim-gordu-576697">Pankreas alanında çalışan uzmanlar bu kez Türkiye&#8217;de eğitim gördü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Keçiören&#8217;de Gaziler Günü Yoğun Katılımla Kutlandı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/keciorende-gaziler-gunu-yogun-katilimla-kutlandi-576027</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Sep 2025 09:37:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[biri]]></category>
		<category><![CDATA[gaziler]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[katılımla]]></category>
		<category><![CDATA[keçiören]]></category>
		<category><![CDATA[kutlandı]]></category>
		<category><![CDATA[şehit]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[yoğun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576027</guid>

					<description><![CDATA[<p>Keçiören Belediyesi, Keçiören Kaymakamlığı ve Türkiye Gaziler ve Şehit Aileleri Vakfı iş birliğinde 19 Eylül Gaziler Günü dolayısıyla ilçedeki Atatürk Ankara Milli Mücadele Müzesi’nde (Eski Çoban Mektebi) program düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/keciorende-gaziler-gunu-yogun-katilimla-kutlandi-576027">Keçiören&#8217;de Gaziler Günü Yoğun Katılımla Kutlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Keçiören Belediyesi, Keçiören Kaymakamlığı ve Türkiye Gaziler ve Şehit Aileleri Vakfı iş birliğinde <strong>19 Eylül Gaziler Günü</strong> dolayısıyla ilçedeki Atatürk Ankara Milli Mücadele Müzesi’nde (Eski Çoban Mektebi) program düzenlendi.</p>
<p>Program, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayıp Kur’an-ı Kerim tilaveti ve protokol konuşmaları ile devam etti. Programa; Keçiören Kaymakamı <strong>Dr. Mehmet Akçay</strong>, CHP Ankara Milletvekili <strong>Semra Dinçer</strong>, Keçiören Belediye Başkanı <strong>Dr. Mesut Özarslan</strong>, Türkiye Gaziler ve Şehit Aileleri Vakfı Başkanı <strong>Lokman Aylar</strong>, CHP Keçiören İlçe Başkanı Berk Kılıç, AK Parti Keçiören İlçe Başkanı Kadir Karapınar, BBP Keçiören İlçe Başkanı Halit Siyemoğlu, DEVA Partisi Keçiören İlçe Başkanı Ali Ölmez, Anahtar Parti Keçiören İlçe Başkanı Hamza Serhat Yeniçeri, Keçiören İlçe Emniyet Müdürü <strong>Yavuz Kahraman</strong>, Keçiören İlçe Jandarma Komutanı <strong>J. Asb. Kd. Bçvş. Adem Eker</strong><b>,</b> siyasi partilerin kadın ve gençlik kolları temsilcileri, sivil toplum kuruluşları, belediye meclis üyeleri, muhtarlar, gaziler ile aileleri katıldı.</p>
<p><b>“Gazilerimiz baş tacımızdır”</b></p>
<p>Programda katılımcılara hitaben yaptığı konuşmada, gaziliğin Türk milleti için en yüce mertebelerden biri olduğunu vurgulayan <b>Keçiören Belediye Başkanı</b> <strong>Dr. Mesut Özarslan</strong>, “Gazilik, Türk milleti için en yüce mertebelerden biridir. Biz bugün bu topraklarda özgürce nefes alabiliyorsak, al bayrağımız dalgalanabiliyorsa, minarelerimizden ezan sesleri yankılanabiliyorsa bu kahraman gazilerimizin sayesinde olmuştur. Gazilerimiz bu ülkenin onurudur, gururudur. Bizler, onların emanetine sahip çıkmak zorundayız. Şehitlerimiz ve gazilerimiz sayesinde bugün dimdik ayaktayız. Keçiören’de kimse aç kalmayacak, kimse yatağa aç girmeyecek, kimse üşümeyecek. Gazilerimiz de daima baş tacımız olacak. Bizim için en önemli görev, onların yanında olmak, ihtiyaçlarını gidermek ve hak ettikleri değeri göstermektir. Ben sizin hizmetkârınızım. Kapımız her daim sizlere açıktır. Sizlerle birlikte, sizlerin desteğiyle daha güçlü bir Keçiören inşa edeceğiz. Bu vesileyle tüm şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi şükranla anıyor; hayatta olan gazilerimize sağlıklı ve uzun ömürler diliyorum.” dedi.</p>
<p><b>“Gazilerimiz, yarınlarımızın teminatıdır”</b></p>
<p>Şehit ve gazilerin, Türkiye Cumhuriyeti için yaptıkları fedakârlıkların asla unutulmayacağını söyleyen <b>CHP Ankara Milletvekili <strong>Semra Dinçer</strong></b> ise, “Eğer sizi unutur, yok sayarsak yarınlarımızı kaybederiz. Bu yüzden gazilerimizin tüm haklarının verilmesi boynumuzun borcudur. Gazilerimizin günü kutlu olsun, ebediyete intikal eden tüm gazilerimize ve şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>“Keçiören, Milli Mücadele’nin merkezlerinden biridir”</b></p>
<p><b>Keçiören Kaymakamı</b> <strong>Dr. Mehmet Akçay</strong> da Kurtuluş Savaşı yıllarında Keçiören’in taşıdığı öneme vurgu yaparak, “Atatürk, Anadolu Ajansı’nı burada kurdu. Bu topraklarda kalabilmek şehitlerimizin kanı ve gazilerimizin fedakârlıklarıyla mümkün olmuştur. Gazilerimiz bizim ortak paydamızdır. Kaymakamlık olarak elimizden gelen her türlü desteği vermeye devam edeceğiz.” diye konuştu.</p>
<p><b>“Gazilerimizin onur mücadelesini sürdüreceğiz”</b></p>
<p><b>Türkiye Gaziler ve Şehit Aileleri Vakfı Başkanı</b> <strong>Lokman Aylar</strong> ise konuşmasında gazilerin yaşadığı sorunlara değindi. Gazilerin, şehit olamamanın üzüntüsünü taşıdığını belirten Aylar, “Birimizin kolu, birimizin bacağı, birimizin gözü vatan uğruna feda edildi. Şerefimiz gazilik nişanıdır.” dedi.<br />Gazilerin özlük haklarında yaşanan eşitsizliklerin giderilmesi gerektiğini de hatırlatan Lokman Aylar, gazilerin geçim sıkıntısı, 15 Temmuz gazilerine maaş bağlanması ve Kıbrıs ile Kore gazilerinin çocuklarına istihdam sağlanması taleplerini yineleyerek sürecin takipçisi olacaklarını vurguladı. Programda davetlilere yemek ikramında da bulunuldu.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/keciorende-gaziler-gunu-yogun-katilimla-kutlandi-576027">Keçiören&#8217;de Gaziler Günü Yoğun Katılımla Kutlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda görme kusurları okul başarısını etkiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-gorme-kusurlari-okul-basarisini-etkiliyor-576012</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Sep 2025 09:00:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[başarısını]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[etkiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[görme]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[Göz Muayenesi]]></category>
		<category><![CDATA[Göz Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[kusurları]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencilerin]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenme]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[Okula Başlama]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576012</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuklarda okula başlama döneminde yapılacak kapsamlı bir göz muayenesinin öğrenme sürecini destekleyeceğini belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Müdürü Öğr. Gör. İlkay Altunsoy, öğrenme sürecinde göz sağlığının önemli rol oynadığını belirterek görme kusurlarının okul başarısını etkilediğini söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-gorme-kusurlari-okul-basarisini-etkiliyor-576012">Çocuklarda görme kusurları okul başarısını etkiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Çocuklarda okula başlama döneminde yapılacak kapsamlı bir göz muayenesinin öğrenme sürecini destekleyeceğini belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Müdürü Öğr. Gör. İlkay Altunsoy, öğrenme sürecinde göz sağlığının önemli rol oynadığını belirterek görme kusurlarının okul başarısını etkilediğini söyledi.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Müdürü, Optisyenlik Ana Bilim Dalı Öğr. Gör. İlkay Altunsoy, okula başlangıç sürecinde çocuklarda göz muayenesinin önemine dikkat çekti.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Öğrenme sürecinde göz sağlığı önemli rol oynuyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Okula başlayan her çocuğun yepyeni bir öğrenme serüvenine adım attığını belirten Altunsoy, “Bu serüvende dikkat, hafıza ve motivasyon kadar görme sağlığı da kritik bir rol oynar. Çünkü öğrenmenin büyük kısmı görsel yolla gerçekleşir. Okumak, yazmak, tahtayı takip etmek, bilgisayarı kullanmak gibi pek çok akademik beceri, ancak sağlıklı bir görme ile mümkündür” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Dönem başlarken göz muayenesi şart</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Okula başlamadan önce göz muayenesinin önemli olduğunu ifade eden Altunsoy, “Çocuklar görme sorunlarını her zaman fark edemez ya da dile getiremez ve aileler de çoğu zaman bu durumu gözden kaçırabilir. Oysa çocuğun yazıları deftere yamuk yazması, tahtayı görmekte zorlanması, ekrana ya da tahtaya bakarken başını bir yöne doğru eğmesi, sık sık baş ağrısı yaşaması veya okuma sırasında kelimeleri karıştırması aslında bir görme kusurunun işareti olabilir. Bu nedenle okula başlamadan önce yapılacak kapsamlı bir göz muayenesi, mevcut sorunları erkenden fark etmeyi ve çocuğun öğrenme sürecini desteklemeyi sağlar” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Göz muayenesiyle sorunlar kolayca çözülebilir</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Görme kusurlarının okul başarısını olumsuz etkilediğini kaydeden Altunsoy, “Miyopi, hipermetropi ya da astigmat gibi düzeltilmemiş görme kusurları, çocuğun derse odaklanmasını zorlaştırır ki bu da kitaptaki harflerin bulanık görülmesine, tahtadaki yazıların seçilememesine yol açar. Bu durum ders başarısını düşürür, öğrenme isteğini azaltır ve zamanla özgüven kaybına neden olabilir. Oysa zamanında yapılan bir göz muayenesiyle bu sorunlar kolayca çözülebilir. Böylece çocuk daha rahat öğrenir, derse katılımı artar ve okul performansı yükselir. Araştırmalar da gözlük veya kontakt lens ile düzeltilen görme kusurlarının öğrencilerin hem akademik hem de sosyal hayatlarını olumlu etkilediğini ortaya koymaktadır” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Okul süresince düzenli göz kontrolü şart</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Ailelere tavsiyelerde bulunan Öğr. Gör. İlkay Altunsoy, “Çocuğunuzu okula başlamadan önce mutlaka göz hekimine götürün. Görme kusuru varsa tedavi ve gözlük kullanımını ihmal etmeyin. Çocuğun göz sağlığını sadece okul öncesinde değil, okul süresince de düzenli olarak kontrol ettirin” dedi.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Öğrencilerin göz sağlığının korunmasında eğitimcilerin yapması gerekenlere de değinen Öğr. Gör. İlkay Altunsoy, “Öğrencilerin sık sık gözlerini kısarak ve başını eğerek tahtaya bakması, deftere eğilerek yazması, sık hata yapması veya baş ağrısından şikâyet etmesi görme sorununun işareti olabilir. Bu durumlarda aileyle iletişim kurarak muayeneye yönlendirin” diyerek diğer tavsiyelerini şöyle sıraladı: </span></span></span></span></span></span></span></p>
<ul>
<li><span><span><span><span><span><span><span>Harfleri karıştıran, satır atlayan veya okumaktan kaçınan çocuklarda göz sağlığı sorunu ihtimalini göz önünde bulundurun.</span></span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span><span>Okullarda düzenli göz taramaları yapılması için okul yönetimiyle iş birliği yapın.</span></span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span><span>Akıllı tahta, bilgisayar veya tablet kullanılan derslerde öğrencilerin ekrana mesafesini takip edin, gerektiğinde materyalleri daha büyük puntolarla hazırlayın.</span></span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span><span>Görme problemi yaşayan çocukların ders başarısızlığını kişisel yetersizlik gibi algılamasını önleyin, onları motive edecek geri bildirimler verin.</span></span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span><span>Rehber öğretmen ve okul sağlığı birimiyle iş birliği yaparak öğrencilerin göz sağlığını yakından takip edin.</span></span></span></span></span></span></span></li>
</ul>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Göz muayeneleri ihmal edilmemeli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Sağlıklı görmenin yalnızca bir sağlık konusu değil, aynı zamanda eğitim başarısının temel taşlarından biri olduğunu belirten Öğr. Gör. İlkay Altunsoy, “Çocukların dünyayı net görmeleri, öğrenmeye açık bir zihinle okula başlamaları için göz muayeneleri ihmal edilmemelidir. Göz sağlığına yapılacak küçük bir yatırım, aslında onların geleceğine yapılmış en büyük yatırımlardan biridir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-gorme-kusurlari-okul-basarisini-etkiliyor-576012">Çocuklarda görme kusurları okul başarısını etkiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Batıl inançların aşırılığı ruh sağlığını olumsuz etkiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/batil-inanclarin-asiriligi-ruh-sagligini-olumsuz-etkiliyor-575478</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Sep 2025 16:00:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[aşırılığı]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[batıl]]></category>
		<category><![CDATA[Batıl İnançlar]]></category>
		<category><![CDATA[etkiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[İnançlar]]></category>
		<category><![CDATA[inançların]]></category>
		<category><![CDATA[karar]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel]]></category>
		<category><![CDATA[olumsuz]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=575478</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, batıl inançların psikolojik, kültürel ve nörobiyolojik temelleri, sağladığı faydalar ve olası zararları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/batil-inanclarin-asiriligi-ruh-sagligini-olumsuz-etkiliyor-575478">Batıl inançların aşırılığı ruh sağlığını olumsuz etkiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, batıl inançların psikolojik, kültürel ve nörobiyolojik temelleri, sağladığı faydalar ve olası zararları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Belirsizlikle başa çıkmada batıl inançlar, psikolojik bir araç olarak kullanılır!</strong></p>
<p>Batıl inançların temelinde, insan zihninin belirsizlik karşısında geliştirdiği başa çıkma mekanizmaları yattığını dile getiren Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, “Psikolojik olarak insanlar, kontrol edemedikleri durumlarda anlam arayışı içerisindedir.” dedi.</p>
<p>Araştırmaların, stresli ve öngörülemez olaylarla karşılaşıldığında beynin tehdit algısını azaltmak için çeşitli bilişsel stratejiler geliştirdiğini gösterdiğini aktaran Güven, “Bu stratejilerden biri de nedensellik yanılsamasıdır. İnsan beyni, rastlantısal olayları birbirine bağlayarak sahte neden-sonuç ilişkileri kurma eğilimindedir. Örneğin, sınav öncesinde aynı kıyafeti giydiğinde başarılı olduğunu gören bir öğrenci, bu davranışın ‘şans getirdiğine’ inanabilir. Bu inanç, gerçekte bilimsel bir temele dayanmasa da kişinin kaygısını azaltır ve öznel bir kontrol hissi sağlar. Dolayısıyla batıl inançlar, psikolojik anlamda belirsizlikle baş etmenin ve zihinsel huzuru korumanın bir yolu olarak işlev görür.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Kaygıyı azaltıp psikolojik dayanıklılığı destekleyebilir!</strong></p>
<p>Stresli veya kriz dönemlerinde batıl inançlara yönelme eğiliminin, psikolojide ‘algılanan kontrol’ kavramıyla açıklandığını kaydeden Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, “İnsan, yaşamı üzerinde kontrol sahibi olduğunu hissettiğinde kaygı düzeyi azalır.” dedi.</p>
<p>Ancak hastalık, ekonomik kriz, iş kaybı ya da duygusal travma gibi zorlayıcı dönemlerde kontrol duygusunun zayıfladığını ifade eden Güven, “Bu noktada batıl inançlar, kişiye psikolojik bir ‘sığınak’ sunar. 2008 ekonomik krizi döneminde yapılan bir araştırmada, belirsizlik yaşayan bireylerin batıl ritüellere daha sık başvurduğu saptanmış. Çünkü uğurlu objeler taşımak veya belirli ritüelleri uygulamak gibi sembolik davranışlar kişinin zihninde güvenlik algısını pekiştirir. Böylece batıl inançlar, kaygıyı düzenleyen, duygusal dayanıklılığı artıran ve belirsizlik karşısında psikolojik istikrarı destekleyen bir araç haline gelir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Batıl inançlara aşırı bağımlılık, öz yeterlilik duygusunu zayıflatıp karar verme kapasitesini azaltabilir!</strong></p>
<p>Batıl inançların, bireyin psikolojik kaynaklarını hem olumlu hem de olumsuz yönde etkileyebileceğine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Bir yandan, batıl inançlar ‘psikolojik destek’ işlevi görerek özgüveni artırabilir. Uğurlu olduğuna inanılan bir nesneyi taşıyan kişi, riskli bir karar anında daha cesur davranabilir. Bu durum, plasebo etkisine benzer. İnanç, bireyin öznel deneyimini ve performansını güçlendirebilir. Ancak aşırı düzeyde batıl inançlara bağımlı olmak, öz yeterlilik duygusunu zayıflatabilir. Birey, kendi yetenekleri yerine ‘dışsal’ faktörlere güvenmeye başladığında bağımsız karar alma kapasitesi azalır. Bu, bilişsel çarpıtmaların devreye girdiği bir süreçtir. Özellikle yüksek düzeyde belirsizlik kaygısı yaşayan kişilerde, batıl inançların karar verme süreçlerini rasyonel temelden uzaklaştırarak uzun vadede psikolojik esnekliği sınırladığı görülmektedir.”</p>
<p><strong>Kültürel normlarla da derin bir ilişki içerisinde…</strong></p>
<p>Batıl inançların, yalnızca bireysel psikoloji ile değil, kültürel normlarla da derin bir ilişki içerisinde olduğuna değinen Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, “Sosyal psikoloji araştırmaları, bireylerin inançlarının önemli bir bölümünün, içinde bulundukları toplumun değerleri ve ritüelleri tarafından şekillendiğini gösteriyor.” dedi.</p>
<p>Bazı toplumlarda ‘13’ sayısının uğursuzlukla ilişkilendirilirken, bazı Asya kültürlerinde ‘8’ sayısının şansı temsil ettiğini hatırlatan Güven, “Bu kültürel farklılıklar, bireylerin günlük tercihlerini, karar verme süreçlerini ve sosyal davranışlarını etkiler. Sosyal öğrenme kuramına göre, bireyler çevrelerinden model aldıkları inanç ve davranışları içselleştirirler. Bu nedenle, toplumsal düzeyde yaygın olan batıl inançlar, bireyler üzerinde sosyal baskı yoluyla daha da güçlenir. Sonuç olarak, kültürel bağlam, batıl inançların benimsenme düzeyini ve bireylerin bu inançları hangi yaşam alanlarına entegre edeceğini doğrudan belirler.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Batıl inançlar nörobiyolojik temellere de sahip!</strong></p>
<p>Nörobilimsel araştırmaların, batıl inançların beynin öğrenme ve ödül mekanizmalarıyla yakından ilişkili olduğunu gösterdiğini aktaran Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, “Beynin dopamin sistemi, ödül beklentisi ve alışkanlık oluşumunda önemli bir rol oynar. Eğer bir kişi belirli bir davranışın ardından olumlu bir sonuç yaşarsa, beyin bu iki olayı birbirine bağlayarak davranışı pekiştirir.” dedi.</p>
<p>Ayrıca, yüksek kaygı seviyelerinde beynin amigdala ve prefrontal korteks bölgeleri arasındaki iletişimin farklılaştığının belirten Güven, bu durumun da tehdit algısının artmasına ve batıl inançlara yatkınlığın yükselmesine neden olduğunu söyledi ve batıl inançların yalnızca kültürel ve psikolojik değil, aynı zamanda nörobiyolojik temellere de sahip olduğuna dikkat çekti.</p>
<p><strong>Batıl inançlar aşırıya kaçtığında ruh sağlığını olumsuz etkileyebilir!</strong></p>
<p>Araştırmaların, batıl inançların belirli sınırlar içerisinde psikolojik faydalar sağlayabileceğini ortaya koyduğunu da ifade eden Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bu faydalar arasında stres yönetimi, motivasyonun artması ve umut duygusunun güçlenmesi sayılabilir. Örneğin, sporcuların ‘uğurlu’ ritüeller uygulaması, öz güvenlerini artırarak performanslarını dolaylı olarak destekler. Bununla birlikte, batıl inançların aşırıya kaçması psikolojik rahatsızlık riskini beraberinde getirir. Obsesif-kompulsif bozukluk (OKB) benzeri tekrarlayıcı ritüellerin oluşumu, bu aşırılığın bir yansımasıdır. Dolayısıyla batıl inançlar, dengeli düzeyde işlevsel bir başa çıkma stratejisi olabilirken, kontrol kaybına yol açacak boyuta ulaştığında bireyin psikolojik sağlığını olumsuz etkileyebilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/batil-inanclarin-asiriligi-ruh-sagligini-olumsuz-etkiliyor-575478">Batıl inançların aşırılığı ruh sağlığını olumsuz etkiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ülkemizde yaygın görülen ama önemsenmeyen sorun: Kalp çarpıntısı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ulkemizde-yaygin-gorulen-ama-onemsenmeyen-sorun-kalp-carpintisi-574778</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Sep 2025 08:24:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[bazı]]></category>
		<category><![CDATA[bilge]]></category>
		<category><![CDATA[Çarpıntı]]></category>
		<category><![CDATA[çarpıntısı]]></category>
		<category><![CDATA[görülen]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kaya]]></category>
		<category><![CDATA[önemsenmeyen]]></category>
		<category><![CDATA[ritim]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[ülkemizde]]></category>
		<category><![CDATA[yaygın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=574778</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde yaygın bir sorun olan ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyen kalp çarpıntısı; kalp yetmezliği, inme veya ani kalp durması gibi ciddi sonuçlara yol açabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ulkemizde-yaygin-gorulen-ama-onemsenmeyen-sorun-kalp-carpintisi-574778">Ülkemizde yaygın görülen ama önemsenmeyen sorun: Kalp çarpıntısı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde yaygın bir sorun olan ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyen kalp çarpıntısı; kalp yetmezliği, inme veya ani kalp durması gibi ciddi sonuçlara yol açabiliyor. <strong>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Kaya Bilge</strong>, kalp çarpıntısının ihmale gelmez bir sorun olduğunu, ancak toplumumuzda çoğu kişinin, bu şikayeti çoğunlukla önemsemeyip, geçici bir durum sandığını belirterek “Bazı aritmiler zararsız olsa da, yalnızca stres ya da heyecandan kaynaklanmaz, kalpte ritim bozukluğu gibi altta yatan ciddi nedenler de olabilir. Bu nedenle çarpıntı şikayeti önemsenmeli, uzman bir aritmi merkezine başvurulmalıdır. Tedavi planı, kişiye özel yapılmalıdır” diyor. </p>
<p>Erken tanı ve doğru tedaviyle pek çok çarpıntının kalıcı olarak kontrol altına alınabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Bilge, ritim bozukluklarının tedavisinde ise, kardiyoloji alanındaki modern yöntemlerden biri olan ‘ablasyon’un öne çıktığını söylüyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Kaya Bilge, kalp çarpıntısına yol açan etkenleri sıraladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p>Kalbin normalden hızlı ya da düzensiz atması olarak tanımlanan kalp çarpıntısı, genetik etkenlerin yanı sıra sağlıksız yaşam alışkanlıklarının da etkisiyle ülkemizde giderek yaygınlaşıyor. <strong>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Kaya Bilge</strong>, kalbin hızlı, düzensiz, tekleme veya “kuş kanadı çırpması” gibi hissedilmesine neden olan kalp çarpıntısına bazı durumlarda göğüs ağrısı, nefes darlığı, baş dönmesi, bayılma, çabuk yorulma ve huzursuzluk gibi şikayetlerin de eşlik ettiğini belirterek “Acil değerlendirilmesi gereken durumların başında; şiddetli göğüs ağrısı, bayılma, ani nefes darlığı, konuşma bozukluğu veya felç bulguları ile gelen çarpıntı yer almaktadır” diyor. Çarpıntı sorunu yaşayan kişilerin kendi kendine teşhis koymak yerine, mutlaka bir kardiyoloji uzmanına başvurması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Bilge “Erken teşhis ve doğru yöntemle hem kalp sağlığını korumak hem de yaşam kalitesini yükseltmek mümkün olabilmektedir” diyor. </p>
<p><strong>Kalp çarpıntısını tetikleyen etkenler!</strong></p>
<p>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Bilge Kaya kalp çarpıntısının en sık tetikleyicilerini şöyle sıralıyor;</p>
<ul>
<li>Aşırı kafein (çay, kahve, enerji içeceği) tüketmek</li>
<li>Uykusuzluk</li>
<li>Stres, anksiyete</li>
<li>Alkol, sigara vb zararlı maddeler</li>
<li>Yoğun egzersiz </li>
<li>Kansızlık</li>
<li>Tiroid bozuklukları</li>
<li>Gebelik</li>
<li>Bazı ilaçlar ve uyarıcı haplar</li>
<li>Elektrolit dengesizlikleri (vücutta su ve tuz dengesizliği)</li>
</ul>
<p><strong>Altta kalp hastalığı mı yatıyor yoksa başka bir sorun mu?</strong></p>
<p>Kalp çarpıntısına yönelik tanıda muayene ve hasta öyküsünün önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Bilge şöyle konuşuyor: “EKG çarpıntı esnasında yakalanırsa en değerli testtir. Ritim izleme (24-48 saatlik holder, 7-14 günlük patch kayıtları, olay kaydedici veya nadir ataklar için implant edilebilir loop kayıt cihazı ile akıllı saat/telefon uyarıları yararlı ipucu olabilir ama tek başına tanı koydurmaz), Ekokardiyografi, Kan Testleri (Tiroid, elektrolitler, kansızlık vb), Efor testi ve gerektiğinde ileri testler yapılarak aritminin tipini kanıtlanmalı, altta yatan kalp hastalığı olup olmadığı saptanmalı ve kişiye özel olarak en uygun tedavi planlanmalıdır.” </p>
<p><strong>Modern sistemler 3 Boyutlu haritalama!</strong></p>
<p>Kalp çarpıntısının en yaygın nedenlerinden biri olan kalpte ritim bozukluğuna karşı ilaç tedavisinin, bazı hastalarda yeterli veya geçici çözüm olabildiğini belirten Prof. Dr. Bilge “İlaçlara rağmen çarpıntısı süren veya ilaçlara tolerans gösteremeyen hastalar başta olmak üzere bazı kişilerde ‘kalpkateter ablasyon’ denilen ablasyon tedavisinin uygulanması gerekiyor. Kateter ablasyonu, ritim bozukluğunun kaynağını kalpte hedefleyerek ısı (radyofrekans) veya soğuk (kriyoterapi) ile ortadan kaldıran girişimsel tedavidir. Birçok aritmide kalıcı çözüm sağlayabilir” diyor. Yöntemin, sedasyon altında yapıldığını yani hastanın bilincinin açık olduğunu ancak ağrı hissetmediğini kaydeden Prof. Dr. Ahmet Kaya Bilge “Bu yöntemde modern sistemler ve 3 Boyutlu haritalama ile radyasyon maruziyeti oldukça düşüktür; bazı işlemler X ışını kullanmadan yapılabilir. Çoğu hasta 2–3 gün içinde işe döner ama kompleks işlemlerde süre uzayabilir. Bazı aritmilerde tekrarlama olabilir, bu durumda yeniden ablasyon veya ilaç düzenlemesi gerekebilir” diye konuşuyor. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ulkemizde-yaygin-gorulen-ama-onemsenmeyen-sorun-kalp-carpintisi-574778">Ülkemizde yaygın görülen ama önemsenmeyen sorun: Kalp çarpıntısı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ordu’da Kışlık Sebze Seferberliği: 200 Bin Fide Üreticilerle Buluşuyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/orduda-kislik-sebze-seferberligi-200-bin-fide-ureticilerle-bulusuyor-574662</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Sep 2025 15:36:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[bin]]></category>
		<category><![CDATA[fide]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[kışlık]]></category>
		<category><![CDATA[ordu]]></category>
		<category><![CDATA[sebze]]></category>
		<category><![CDATA[seferberliği]]></category>
		<category><![CDATA[vatandaşlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=574662</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ordu Büyükşehir Belediyesi bu yıl ilk defa üretimini yaptığı 200 bin adet brokoli, karnabahar ve beyaz baş lahana fidesinin dağıtımına başlarken vatandaşlarda dağıtım noktalarında fidelerini almaya başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/orduda-kislik-sebze-seferberligi-200-bin-fide-ureticilerle-bulusuyor-574662">Ordu’da Kışlık Sebze Seferberliği: 200 Bin Fide Üreticilerle Buluşuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Birçoğu ilk kez bu tür fideleri deneyecek olan vatandaşlar geçmişten bugüne yapılan yazlık ve kışlık fide dağıtımlarını da çok beğendiklerini belirtti.Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler öncülüğünde ilin tarımına destek sağlamak amacıyla kurulan Fide Üretim Tesisi’nde üretim hiç durmuyor.</p>
<p>Önceki yıllarda üretilen marul, domates, hıyar, biber ve patlıcan gibi yazlık ve kışlık sebze fideleri ile üreticilerin beğenisini ve takdirini kazanan Büyükşehir Belediyesinin seralarında şimdi ise kış hazırlığı yapılıyor. Bu kapsamda önceki yıllardan farklı olarak üretim desenini genişleten Büyükşehir Belediyesi bu kez ise brokoli, karnabahar ve beyaz baş lahana olmak üzere kışlık sebze fidelerinin üretilmesi için çalışma başlattı. Fide Üretim Tesisi’nde ekilen tohumlar yetişerek 200 bin adet fideye ulaştı.</p>
<p><strong>BİRÇOK ÜRETİCİ İLK KEZ DENEYECEK</strong></p>
<p>Büyükşehir Belediyesi kış sezonu için tohumdan üretilen 200 bin kışlık sebzelerden olan brokoli, karnabahar ve beyaz baş lahana fidesini de 1 TL katkı payı ile üreticilerle buluşturuyor. Stantların kurulması ile fide dağıtım noktalarına gelen vatandaşlar, fidelerini almaya başladı.</p>
<p><strong>VATANDAŞLARDAN BAŞKAN GÜLER’E TEŞEKKÜR</strong></p>
<p>Büyükşehir Belediyesinin kendi seralarında ürettiği fidelerden alan vatandaşlar, duygu ve düşüncelerini dile getirdi. Uygulamadan dolayı çok memnun kaldıklarını aktaran vatandaşlar, kendi sebzelerini kendileri üretmek amacıyla fide dağıtımlarını çok beğendiklerini belirttiler. Büyükşehir Belediyesinin tarım çalışmalarına da değinen vatandaşlar, tüm bu destekleri dolayısıyla Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler’e teşekkürlerini ilettiler.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/orduda-kislik-sebze-seferberligi-200-bin-fide-ureticilerle-bulusuyor-574662">Ordu’da Kışlık Sebze Seferberliği: 200 Bin Fide Üreticilerle Buluşuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ardında Bu Sendrom Yatıyor Olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ardinda-bu-sendrom-yatiyor-olabilir-574545</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Sep 2025 11:22:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alma]]></category>
		<category><![CDATA[ardında]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[Başkalarını]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyaçlarını]]></category>
		<category><![CDATA[life]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[sendrom]]></category>
		<category><![CDATA[sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[yatıyor]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<category><![CDATA[zamanla]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=574545</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toplumda kadın olmak genellikle uyumlu, anlayışlı ve fedakâr olmakla eş tutuluyor. Ancak uyumlu ve sorunsuz bir tablo çizmek uğruna her isteğe “evet” demek, başkalarını memnun etmek pahasına kendi ihtiyaçlarını yok saymak, zamanla duygusal yorgunluk ve tükenmişlik getiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ardinda-bu-sendrom-yatiyor-olabilir-574545">Ardında Bu Sendrom Yatıyor Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Toplumda kadın olmak genellikle uyumlu, anlayışlı ve fedakâr olmakla eş tutuluyor. Ancak uyumlu ve sorunsuz bir tablo çizmek uğruna her isteğe “evet” demek, başkalarını memnun etmek pahasına kendi ihtiyaçlarını yok saymak, zamanla duygusal yorgunluk ve tükenmişlik getiriyor. Bu durum, psikolojide mükemmeliyetçilik sendromu olarak tanımlanıyor. <strong>Acıbadem Life Klinik Psikolog Cansu Karaman</strong>, özellikle kadınlarda sık görülen bu davranış kalıbının ciddi sonuçlara yol açabileceğini vurguluyor. </p>
<p>İnsanları memnun etmeye çalışmak, mükemmeliyetçilik ve başkalarının ihtiyaçlarını kendi önceliklerinin önüne koymak… Bu davranışlar ilk bakışta olumlu gibi görünse de, aslında kişinin ruhsal sağlığını zedeleyen bir sendromun habercisi olabilir. Toplumsal beklentilere uyum sağlamak adına sürekli başkalarını memnun etmeye odaklanan kişiler, kendi ihtiyaçlarını geri plana atıyor. Zamanla bu durum, duygusal yorgunluk, tükenmişlik ve özgüven kaybına yol açabiliyor. <strong>Acıbadem Life Klinik Psikolog Cansu Karaman, </strong>mükemmeliyetçilik sendromunun 4 belirtisini sıralıyor.  </p>
<p><strong>Onay ararlar</strong></p>
<p>Bu sendromu yaşayan kişiler için başkalarının düşünceleri ve yorumları adeta bir pusula gibidir. Sürekli onay alma ihtiyacı, bireyin kendi kararlarını sorgulamasına ve özgüveninin zedelenmesine yol açar. Olumsuz bir tepki ya da eleştiri, bu kişilerde normalden çok daha büyük bir kaygı yaratır.</p>
<p><strong>Başkalarını kırmaktan korkarlar </strong></p>
<p>“Hayır” diyememek, bu sendromun en belirgin işaretlerinden biridir. Başkalarını kırmaktan, hayal kırıklığına uğratmaktan korkan kişiler, kendi sınırlarını korumakta zorlanır. Oysa sürekli “evet” demek, sağlıksız bir dengeye ve kişinin kendi ihtiyaçlarının yok sayılmasına neden olur.</p>
<p><strong>Kendi ihtiyaçlarını ihmal ederler</strong></p>
<p>Mükemmel bir tablo çizmek uğruna bireylerin sıklıkla başkalarının mutluluğunu kendi mutluluklarının önüne koyduklarını belirten <strong>Acıbadem Life Klinik Psikolog Cansu Karaman,</strong> “Kendi isteklerini, dinlenme zamanlarını, hatta sağlıklarını bile ikinci plana atabilirler. Bu durum uzun vadede kişinin hem ruhsal hem de fiziksel refahını olumsuz etkiler” ifadelerini kullandı.   </p>
<p><strong>Yorgun ve tükenmiş hissederler</strong></p>
<p>Sürekli başkalarını mutlu etmeye çalışmak, zamanla ağır bir duygusal yük haline gelir. Kendi isteklerini bastırmak ve daima uyumlu görünmek isteyen kişilerde tükenmişlik, değersizlik hissi ve hatta depresif belirtiler görülebilir. Bu yorgunluk, günlük yaşamı da olumsuz etkiler.</p>
<p><strong>MÜKEMMEL OLMAK ZORUNDA DEĞİLSİNİZ! 7 ÖNEMLİ ÖNLEM</strong></p>
<p> “Sağlıklı sınırlar koymak ve kendi ihtiyaçlarına öncelik vermek, duygusal ve psikolojik iyilik hali için kritik bir gerekliliktir” diyen <strong>Acıbadem Life</strong> <strong>Klinik Psikolog Cansu Karaman, </strong>bu sendrom ile baş etmede kullanılabilecek 8 adımı paylaştı. </p>
<p><strong>Fark Edin</strong></p>
<p>Değişimin ilk adımının farkındalık olduğunu söyleyen <strong>Acıbadem Life</strong> <strong>Klinik Psikolog Cansu Karaman,</strong> “Kendinizi sürekli başkalarının ihtiyaçlarını karşılarken ve onların beklentilerine göre hareket ederken buluyorsanız, bu davranışın sizde yarattığı duyguları gözlemleyin. “Ben bunu gerçekten istediğim için mi yapıyorum, yoksa onay almak için mi?” sorusu bu farkındalığı geliştirmenize yardımcı olabilir” diyor.</p>
<p><strong>Kendi İhtiyaçlarınızı Anlayın</strong></p>
<p>Duygusal, fiziksel ve zihinsel ihtiyaçlarınızı tanımak; sağlıklı sınırlar koyabilmenin temelini oluşturur. Dinlenmeye, yalnız kalmaya, keyif almaya veya destek görmeye ihtiyaç duyduğunuz anları fark edin. Kendi ihtiyaçlarınızı tanıdıkça, başkalarının beklentileriyle aranıza sağlıklı bir mesafe koyabilirsiniz.</p>
<p><strong>Sınırlarınızı netleştirin</strong></p>
<p>Başkalarını kırmaktan korkmadan “hayır” diyebilmek, aslında bencillik değil; kendinize ve ilişkilerinize değer vermektir. Sınırlarınızı net bir şekilde ifade ettiğinizde, hem kendinizi daha güçlü hissedersiniz hem de karşınızdakilerle daha sağlıklı bağlar kurarsınız.</p>
<p><strong>Kendi Değerlerinizi Belirleyin!</strong></p>
<p>Toplumun, ailenin veya çevrenizin beklentileri yerine kendi değerlerinizi keşfetmek; kimliğinizi güçlendirir. “Benim için gerçekten önemli olan nedir?” sorusu, hayatınıza yön vermede yol gösterici olur. Değerlerinizin farkına vardığınızda, başkalarını memnun etmek yerine kendi doğrularınıza göre yaşamaya başlarsınız.</p>
<p><strong>Kendinize Şefkat Gösterin</strong></p>
<p>“Başkalarına gösterdiğiniz anlayış ve empatiyi kendinize de gösterebilmelisiniz” diyen<strong> Acıbadem Life Klinik Psikolog Cansu Karaman, </strong>hata yaptığınızda kendinizi eleştirmek yerine, bir dostunuza nasıl davranırdınız diye düşünmeyi öneriyor. Kendi kendine şefkat geliştirmenin olumsuz duygularla baş edilmesini kolaylaştırdığını ve ruhsal dayanıklılığı artırdığını belirtiyor. </p>
<p><strong>Destek Alın</strong></p>
<p>Bu süreçte yalnız olmadığınızı bilmek çok önemlidir. Güvendiğiniz bir arkadaş, aile üyesi veya bir uzmandan destek almak, yükünüzü hafifletebilir. Profesyonel yardım almak ise duygusal süreçleri daha sağlıklı yönetmenize yardımcı olur.</p>
<p><strong>Küçük Adımlarla Başlayın</strong></p>
<p>Değişimin bir anda gerçekleşmediğini söyleyen <strong>Acıbadem Life</strong> <strong>Klinik Psikolog Cansu Karaman, “</strong>Küçük adımlar atarak başlamak, sürecin sürdürülebilir olmasını sağlar. Örneğin, küçük bir ricaya “şu an uygun değilim” demek bile büyük bir adımdır. Küçük zaferler, zamanla büyük dönüşümlere yol açar” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ardinda-bu-sendrom-yatiyor-olabilir-574545">Ardında Bu Sendrom Yatıyor Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DEÜ Ev Sahipliğinde &#8220;İşgalden Kurtuluşa: Batı Anadolu&#8217;da Yunan Mezalimi&#8221; Paneli Düzenlendi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/deu-ev-sahipliginde-isgalden-kurtulusa-bati-anadoluda-yunan-mezalimi-paneli-duzenlendi-574460</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Sep 2025 08:40:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[anadolu]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[batı]]></category>
		<category><![CDATA[deü]]></category>
		<category><![CDATA[ev]]></category>
		<category><![CDATA[eylül]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kurtuluş]]></category>
		<category><![CDATA[kurtuluşa]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sahipliğinde]]></category>
		<category><![CDATA[şgalden]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[yunan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=574460</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) ve Türk Tarih Kurumu’nun (TTK) iş birliği ve İzmir Valiliği’nin desteğiyle düzenlenen “İşgalden Kurtuluşa Batı Anadolu’da Yunan Mezalimi” başlıklı panel, İzmir’in kurtuluşunun 103. yıl dönümü etkinlikleri kapsamında gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deu-ev-sahipliginde-isgalden-kurtulusa-bati-anadoluda-yunan-mezalimi-paneli-duzenlendi-574460">DEÜ Ev Sahipliğinde &#8220;İşgalden Kurtuluşa: Batı Anadolu&#8217;da Yunan Mezalimi&#8221; Paneli Düzenlendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) ve Türk Tarih Kurumu’nun (TTK) iş birliği ve İzmir Valiliği’nin desteğiyle düzenlenen “İşgalden Kurtuluşa Batı Anadolu’da Yunan Mezalimi” başlıklı panel, İzmir’in kurtuluşunun 103. yıl dönümü etkinlikleri kapsamında gerçekleştirildi.</p>
<p><b>AÇILIŞTA İZMİR’İN KURTULUŞ RUHU VURGULANDI</b></p>
<p>Panelin açılış konuşmasını yapan DEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Dilşen İnce Erdoğan, konuşmasına Balçova Salih İşgören Polis Karakolu’na yönelik saldırıyı kınayarak başladı ve şehitlere rahmet, ailelerine baş sağlığı, yaralılara acil şifalar diledi. Erdoğan, ardından şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“Bugün Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinin simgesi olan, kurtuluşun ve kuruluşun şehri İzmir’deyiz. 9 Eylül, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde yürütülen yalnızca askerî bir zafer değil; Türk milletinin yeniden doğuşunun ve özgürlüğüne kavuşmasının hikâyesidir. 9 Eylül, milletimizin geleceğine duyduğu güvenin, özgürlük aşkının ve vatan sevgisinin ifadesidir.”</p>
<p><b>TARİHSEL HAFIZANIN SORUMLULUĞU</b></p>
<p>Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yüksel Özgen, konuşmasında tarihin milletlerin hafızası olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:</p>
<p>“1919 ile 1922 yılları arasında Batı Anadolu’da Yunan ordusu ve Rum çeteler tarafından icra edilen vahşet, gerek savaş hukuku gerekse insanlık vicdanı nezdinde telafisi imkânsız tahribatlar bırakmıştır. Manisa, Salihli, Alaşehir, Afyon, Uşak ve nihayet İzmir… Bu kadim şehirler Yunan mezalimine bizzat tanık olmuştur. Bilinmelidir ki bu vahşet yalnızca Türk kaynaklarında değil, müttefik devletlerin harp heyetlerinin raporlarında da doğrulanmıştır. Batı Anadolu’da Yunan mezalimi belgelerle sabittir ve inkârı mümkün olmayan tarihî bir gerçektir. Amacımız intikam ya da nefret duyguları değil; hakikatin tüm açıklığıyla ortaya konulması ve milletimizin sesine tercüman olmaktır.”</p>
<p><b>BİRLİK VE DAYANIŞMA MESAJI</b></p>
<p>Bu tür panellerdeki amacın düşman oluşturmak olmadığını belirten T.C. Dışişleri Bakanlığı Kuzeydoğu Akdeniz Genel Müdürü Büyükelçi Burak Özügergin ise şu ifadeleri kullandı: Özügergin, &#8220;Amacımız, tarihi doğru okuyan, anlayan, yalanlar ve iftiralar karşısında güçlü ve bilinçli tezlerle gerçekleri anlatabilen, bunu yaparken karışlıklı kin ve nefreti gütmeyecek olgunluğa erişmiş nesiller yetiştirmektir. Türk milletinin karakteri bunu bizim açımızdan Yunanistan&#8217;a kıyasla daha kolay yapabilmektedir. Dostluk elimizi Yunanistan&#8217;a karşı olabildiğince uzatırken her iki tarafın da samimiyet, iyi niyet ve iş birliği temelinde kazançlı çıkacağı bir gelecek için çabalamaya devam ediyoruz.&#8221;</p>
<p><b>AKADEMİK KATKILAR</b></p>
<p>Panelin bilimsel oturumunda ise akademisyenler İzmir’in işgal ve kurtuluş sürecini farklı yönleriyle ele aldı. Prof. Dr. Haluk Selvi (SAÜ), işgalin kamuoyundaki yansımalarını değerlendirirken; panelde hem oturum başkanı hem de konuşmacı olarak yer alan DEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Dilşen İnce Erdoğan (DEÜ), kentin kaderini uluslararası perspektiften yorumladı. Prof. Dr. Mehmet Emin Elmacı (DEÜ) ise kurtuluşun hemen ardından yaşanan İzmir Yangını’nı tarihsel belgeler ışığında aktardı.</p>
<p><b>DEÜ’DEN GELECEK NESİLLERE MESAJ</b></p>
<p>Panelin sonunda, DEÜ’nün adını aldığı 9 Eylül ruhunu gelecek kuşaklara aktarma kararlılığı bir kez daha vurgulandı. Üniversite yönetimi, “Tarih yazmak, yalnızca olup biteni kaydetmek değil; aynı zamanda doğruluk ve sorumlulukla geleceğe yön vermektir. Dokuz Eylül Üniversitesi, bu bilinçle İzmir’in kurtuluş hafızasını bilimsel çalışmalar ve ortak etkinliklerle yaşatmaya devam edecektir” açıklamasında bulundu.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deu-ev-sahipliginde-isgalden-kurtulusa-bati-anadoluda-yunan-mezalimi-paneli-duzenlendi-574460">DEÜ Ev Sahipliğinde &#8220;İşgalden Kurtuluşa: Batı Anadolu&#8217;da Yunan Mezalimi&#8221; Paneli Düzenlendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nilüfer Belediyespor ikide iki yaptı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/nilufer-belediyespor-ikide-iki-yapti-573209</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 07 Sep 2025 12:34:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[hentbol]]></category>
		<category><![CDATA[ikinci]]></category>
		<category><![CDATA[Nilüfer Belediyespor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=573209</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ardventure Hentbol Erkekler Süper Ligi’nin ikinci haftasında Trabzon Büyükşehir Belediye Spor Kulübü’nü ağırlayan Nilüfer Belediyespor Erkek Hentbol Takımı, rakibini 40-36 mağlup ederek, ligin ikinci haftasını da galibiyetle tamamladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nilufer-belediyespor-ikide-iki-yapti-573209">Nilüfer Belediyespor ikide iki yaptı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ardventure Hentbol Erkekler Süper Ligi’nin ikinci haftasında Trabzon Büyükşehir Belediye Spor Kulübü’nü ağırlayan Nilüfer Belediyespor Erkek Hentbol Takımı, rakibini 40-36 mağlup ederek, ligin ikinci haftasını da galibiyetle tamamladı.</p>
<p>Nilüfer Belediyespor Erkek Hentbol Takımı, Ardventure Hentbol Erkekler Süper Ligi’nin ikinci haftasını kendi evinde aldığı galibiyetle tamamladı. Bursa temsilcisi, Trabzon Büyükşehir Belediye Spor Kulübü ile yaptığı mücadeleden 40-36’lık skorla galip ayrılarak ligde yoluna kayıpsız devam etti.</p>
<p>Nilüfer Belediyesi Üçevler Spor Tesisi’nde oynanan mücadeleyi Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları Okan Şahin ve Mahmut Demiröz, Nilüfer Belediyespor Kulübü Başkanı Muharrem Or, Nilüfer Belediye Meclis Üyeleri, Bursa Muhtarlar Derneği Başkanı Erol Yılmazer de izledi.</p>
<p>Taraftarının desteğini arkasına alan Nilüfer Belediyespor, başa baş geçen mücadelenin ilk yarısını 17-16 önde tamamladı. İkinci yarıda da her iki takımın hücumda etkili oyunu devam ederken, bu devreyi 23-20 üstün bitiren Nilüfer Belediyespor, sahadan 40-36’lık skorla galip ayrılmayı başardı.</p>
<p>Bu galibiyetle ligdeki ikinci maçından da zaferle ayrılan ve puanını 4’e yükselten Nilüfer Belediyespor Erkek Hentbol Takımı, ligin üçüncü haftasında, 13 Eylül’de Mihalıççık Belediyesi’ne konuk olacak.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nilufer-belediyespor-ikide-iki-yapti-573209">Nilüfer Belediyespor ikide iki yaptı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Büyükakın: &#8220;Çok mutluyuz&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-buyukakin-cok-mutluyuz-573179</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 06 Sep 2025 16:26:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[dev]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[istasyon]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[körfezray]]></category>
		<category><![CDATA[metre]]></category>
		<category><![CDATA[Tbm]]></category>
		<category><![CDATA[tünel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=573179</guid>

					<description><![CDATA[<p>Körfezray Metrosu’nda yerin altını kazacak olan TBM’ler, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun katıldığı törenle tünel açma çalışmalarına başladı. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç.Dr.Tahir Büyükakın, tarihi bir gün yaşadıklarını belirtti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-buyukakin-cok-mutluyuz-573179">Başkan Büyükakın: &#8220;Çok mutluyuz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Körfezray Metrosu’nda yerin altını kazacak olan TBM’ler, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun katıldığı törenle tünel açma çalışmalarına başladı. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç.Dr.Tahir Büyükakın, tarihi bir gün yaşadıklarını belirtti.</p>
<p><b>KATILIM SON DERECE YÜKSEKTİ</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile birlikte yürüttüğü Körfezray Metrosu’nda tarihi bir gün yaşandı. Bir süre önce Seka Devlet Hastanesi İstasyonu’na getirilen Tünel Açma Makinesi (Tunnel Boring Maching) TBM’lerin 2&#8217;si, montajlarının tamamlanması sonrasında ilk tünel kazısına başladı. Bu tarihi an için TBM’lerin bulunduğu istasyonda tören düzenlendi. Törene Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç.Dr.Tahir Büyükakın, AK Parti Kocaeli Milletvekilleri Veysel Tipioğlu, Mehmet Akif Yılmaz ve Radiye Sezer Katırcıoğlu, ilçe belediye başkanları, AK Parti İl Başkanı Şahin Talus, MHP İl Başkanı Tuncay Batı, siyasi parti temsilcileri ve STK yöneticileri katıldı. Binlerce kişi de hem alanda hem de sosyal medyada bu tarihi ana tanıklık etti.</p>
<p><b>BÜYÜKAKIN; KOCAELİ LOKOMOTİF BİR ŞEHİR</b></p>
<p>&#8220;Tarihi bir güne şahitlik ediyoruz&#8221; diyerek sözlerine başlayan Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç.Dr.Tahir Büyükakın, şunları söyledi: &#8220;Kocaeli çok büyük bir şehir. Türkiye açısından baş öneme sahip bir şehir. Hem limanlarıyla hem de sanayi kuruluşları ile Türkiye&#8217;nin lokomotifi bir şehir ve büyümeye devam eden bir şehir. Böyle şehrin beraberinde getirdiği yükler, problemler de var. Özellikle trafiğin bu büyüme ile beraber olduğunu da biliyoruz.</p>
<p><b>TOPLU TAŞIMA TEŞVİK EDİLMELİ</b></p>
<p>Kocaeli’nin vizyon anlamında yapılması gereken şey toplu taşımanın teşvik edilmesi. Toplu taşımanın tüm ulaşımdaki payı, hali hazırda yüzde 16 seviyesinde. Bunu 32’ye çıkarmamız gerek. Raylı taşımanın seviyesi de toplu taşıma içerisinde yüzde 7 seviyesinde. Bunu da yüzde 14’e çıkarmamız lazım. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi olarak bütün planlamalarımızı ve bakanlık ile görüşmelerimizi bu doğrultuda yürütüyoruz. Gebze-Darıca Metrosu ve şu anda TBM’leri devreye alacağımız Kuzey Metro çalışması ile birlikte Güney Metrosu’nda alan proje çalışmalarını başlattık.</p>
<p><b>CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN&#8217;A TEŞEKKÜR</b></p>
<p>Sayın Bakanımıza da bir kez daha arz ettik. Onun da yakın zamanda devreye alınması ile birlikte Kocaeli toplu taşıma sistemi hem hızlı, hem güvenli hem de entegre bir toplu taşıma sistemine doğru gidiyor. İnanılmaz bir şey yapılıyor burada aslında. Çok zorlu koşullarda, çok zor şartlarda çalışmalar yapılıyor. Ben hem Bakanlık yetkililerine hem de müteahhit personellerine çok teşekkür ediyorum. Zorlu şartlarda büyük emek veriyorlar.  Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan&#8217;a ve Ulaştırma Bakanımız Sayın Abdulkadir Uraloğlu&#8217;na bu proje için kentimiz adına teşekkür ediyorum. Kazasız belasız hızlı bir şekilde projenin hayata alınması, Kocaeli için büyük bir yaşam kaynağı olacak.&#8221;</p>
<p><b>KOCAELİ&#8217;DEN İSTANBUL&#8217;A BAĞLANTI</b></p>
<p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu da konuşmasında raylı sistemlerin önemine değindi. Hayata geçirdikleri projelerle Kocaeli&#8217;yi İstanbul&#8217;a bağlayacaklarını belirten Bakan Uraloğlu, &#8220;Yapımı devam eden Gebze OSB-Darıca Metrosu günde 330 bin yolcuya hizmet verecek. Gar İstasyonu ile Marmaray Hattı’na, Adliye İstasyonu’nda ise ileride yapılacak bir metro hattı ile Sabiha Gökçen Havalimanı’na erişim sağlanacak.</p>
<p><b>KOCAELİ, KÖRFEZRAY İLE NEFES ALACAK</b></p>
<p>Tamamlandığında şehrin nabzını hızlandıracak olan Körfezray’ı, sadece bir ulaşım projesi değil, aynı zamanda Kocaeli’nin ekonomik ve sosyo-kültürel kalkınmasına güç katacak bir hamle olarak görüyoruz. Kocaeli’nin doğu-batı aksında, 28,5 kilometre uzunluğunda çift hat olarak inşa edilecek ve 18 istasyon ile Körfez-Derince-İzmit-Kartepe hattında hizmet verecek. İlk yıllarında günde yaklaşık 300 bin yolcuya hizmet verecek hattımızın yolcu sayısının ileride 500 bine ulaşacağını öngörüyoruz. Modern mühendislik tekniklerini kullanacağız. Tüm kazıları Nisan 2028’de tamamlamayı planlıyoruz.</p>
<p><b>10 İSTASYON 2028’DE AÇILACAK</b></p>
<p>İlk etapta Derince Eğitim Araştırma Hastanesi- Otogar arası 10 istasyon ile 14 kilometrelik hattı 2028 sonunda, hattın tamamını ise 2029 sonunda tamamlamayı hedefliyoruz. Körfezray, Kocaeli’nin mevcut ve planlanan ulaşım ağlarıyla tam bir entegrasyon da sağlayacak. Bu sayesŞde, Kocaeli’nin dört bir yanına hızlı, güvenli ve konforlu bir ulaşım imkânı sunacağız. Proje, Kocaeli’nin daha geniş bölgelerine hizmet verecek ve şehrin kent içi ulaşım altyapısını geleceğe taşıyacak” dedi.</p>
<p><b>BUTONA BASILARAK TBM&#8217;LER ÇALIŞTIRILDI</b></p>
<p>Büyükşehir Belediye Başkanı Doç.Dr.Tahir Büyükakın ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu&#8217;nun konuşmalarının ardından protokol üyeleri butona basarak, dev köstebeklerin tünel kazı işlemine başlamalarını sağladı. Böylece 2 TBM 25 metre derinliğindeki istasyondan tünel kaçmaya başladı.</p>
<p><b>GÜNDE 12 METRE KAZACAK</b></p>
<p>Halk arasında dev köstebekler olarak bilinen TBM’lerin her biri 100 metre uzunluğunda. Toplam ağırlığı 670 ton, genişliği ise 7 metre. Körfezray Metrosu inşaatında toplam 6 TBM kullanılacak. 2 TBM, ilk etapta İzmit Doğu İstasyonu istikametinde tünel açacak ve günde 12 metreye kadar ilerleyebilecek.</p>
<p><b>6 TBM AYNI ANDA SAHADA</b></p>
<p>Körfez istikametinde ise 2 ay içinde 4 TBM birden devreye alınacak. Böylece, 6 TBM’nin aynı anda tünel kazma işlemini yürütmesi ile birlikte çalışmalar son derece hızlı ve kesintisiz yürütülecek. TBM’lerin her biri 100 metre uzunluğunda. Toplam ağırlığı 670 ton, genişliği ise 7 metre civarında. 24 saat boyunca durmaksızın çalışma kapasitesine sahip TBM’ler, birçok noktada 20 metre derinlikte kazı yapacak. Bazı noktalarda ise derinlik 70 metreye kadar inebilecek. TBM’ler, çok düşük seslerde yerin altını delen makineler olarak biliniyor. Bu nedenle tüm işlemler sırasında, hiçbir şekilde gürültü sorunu yaşanmayacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-buyukakin-cok-mutluyuz-573179">Başkan Büyükakın: &#8220;Çok mutluyuz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalp krizi riski gece saatlerinde artıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kalp-krizi-riski-gece-saatlerinde-artiyor-572485</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Sep 2025 09:05:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[apnesi]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[saatlerinde]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=572485</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toplumda kalp krizi atlatan kişilerin genellikle gece saatlerinde ya da sabaha karşı fenalaştığı konuşulur.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-krizi-riski-gece-saatlerinde-artiyor-572485">Kalp krizi riski gece saatlerinde artıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Toplumda kalp krizi atlatan kişilerin genellikle gece saatlerinde ya da sabaha karşı fenalaştığı konuşulur. İlk bakışta bu durum bir tesadüf gibi görünse de aslında gerçek farklıdır. Kalple ilgili rahatsızlıkların gece saatlerinde oluşma riskinin arttığını açıklayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nermina Alagiç, “03.00-07.00 saatleri arasında kalp krizi veya ritim bozukluğu tehlikesi artar. Bunun temel nedeni vücudumuzun uyku düzenini ayarlayan biyolojik saatimiz sirkadiyen ritmin etkileridir. Bedenimiz, uyanmamızı kolaylaştırmak ve günün stresini kaldırabilmemiz için sabaha karşı kortizol ve katekolamin isimli adrenalin benzeri hormonlar salgılar. Bu hormonlar da tansiyonu, nabzı ve pıhtılaşmayı artırır, damarları daraltır. Dolayısıyla özellikle bu saatlerde damar tıkanıklığı problemi olan hastalarda kalp krizi tehlikesi artar” dedi.</strong></p>
<p>Sirkadiyen ritim yani vücudun doğal biyolojik saatinin bozulması, kalp damar sistemi üzerinde çok yönlü olumsuz etkilere neden olabilir. Özellikle gece vardiyasında çalışanlar ve farklı zaman dilimlerine seyahat ederek sıklıkla jet lag yaşayanlar çoğunlukla uykusuz kalır, düzensiz beslenir dolaysıyla da stres hormonları yükselir. Vücut saatinin sürekli bozulmasının, uzun vadede kalp hastalıkları riskini artıracağına dikkat çeken Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nermina Alagiç, “Tütün kullanımı, hareketsiz yaşam, yüksek kolesterol, obezite gibi risk faktörlerini en aza indirerek sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla kalp sağlığını korumalıyız” dedi.</p>
<p><strong>Erken müdahale hayat kurtarıyor </strong></p>
<p>Kalp krizinde müdahale zamanlamasının çok kritik olduğunun altını çizen Uzm. Dr. Alagiç, “Yalnızca hayata tutunmak için değil kriz sonrasında kalp yetmezliği yaşamamak için de zamanlama çok önemli. Özellikle gece saatlerinde gelişen semptomlarda hastaların zaman kaybetmeden hızlıca bir sağlık merkezine başvurmaları şart. Bu belirtiler; göğüste sıkışma, baskı, yanma tarzında ağrı, ağrının sol kola, çeneye veya sırta yayılması, nefes darlığı, soğuk terleme, baş dönmesi, bayılma, çarpıntı, bilinç değişikliği veya panik hissi olarak sıralanabilir. Hastaların ambulans arandıktan sonra efor sarfetmemeleri gerekir. Sarf edilen efor kalbi daha fazla çalıştıracağı için durumu kötüleştirebilir. Ayrıca fenalaşan ve ambulansı çağıran kişinin, tek başına yaşıyorsa müdahalenin gecikmemesi için dış kapıyı açık bırakması önerilir” dedi.</p>
<p><strong>Tedavi edilmeyen uyku apnesi de kalp krizine zemin hazırlıyor</strong></p>
<p>Gece saatlerinde meydana gelen kalp krizinin bir başka sorumlusunun uyku apnesi olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Alagiç, “Gece boyunca tekrarlayan üst hava yolu tıkanıklıklarıyla, ara ara nefesin belli sürelerde duraksamasına yol açan uyku apnesi, kalp rahatsızlıklarını tetikleyebilir. Bu yüzden uyku apnesi, kalp damar sağlığı için ciddi bir tehdit oluşturur ve mutlaka tanı alıp tedavi edilmeli” dedi.</p>
<p>Uzm. Dr. Alagiç, gece saatlerinde kalp sağlığını korumak için 6 öneri paylaştı.</p>
<ol>
<li>Sirkadiyen ritmin korunması için her gün aynı saatte uyuyup uyanmaya özen gösterilmeli.</li>
<li>Yatmadan önce ağır yemekler, alkol ve kafein tüketiminden uzak durulmalı.</li>
<li>Fiziksel aktivite genel sağlık için çok önemli olsa da zamanlamasına dikkat edilmeli. Uyku saatine yaklaştıkça bedensel faaliyetlerden kaçınılmalı.</li>
<li>Nefes egzersizi ve meditasyon gibi stres yönetimi teknikleri ile günlük yaşamın gerginliği azaltılmalı.</li>
<li>İlaç kullanan özellikle gece hipertansiyonu olan kişilerde, gece dozlarına dikkat edilmeli.</li>
<li>Uyku apnesi gibi uyku bozuklukları olan hastalar polisomnografi yani uyku testine başvurulabilir.</li>
</ol>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-krizi-riski-gece-saatlerinde-artiyor-572485">Kalp krizi riski gece saatlerinde artıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cep telefonu kamburluğu: Yeni neslin sessiz tehlikesi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cep-telefonu-kamburlugu-yeni-neslin-sessiz-tehlikesi-571648</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Sep 2025 17:53:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[avcı]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[kalıcı]]></category>
		<category><![CDATA[omurga]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[telefon]]></category>
		<category><![CDATA[uzun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=571648</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahı Op. Dr. İdris Avcı, telefon, tablet kullanımı ve yanlış oturma alışkanlıkları gibi duruş bozukluklarının omurga sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerinden bahsetti. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cep-telefonu-kamburlugu-yeni-neslin-sessiz-tehlikesi-571648">Cep telefonu kamburluğu: Yeni neslin sessiz tehlikesi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahı Op. Dr. İdris Avcı, telefon, tablet kullanımı ve yanlış oturma alışkanlıkları gibi duruş bozukluklarının omurga sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerinden bahsetti.</p>
<p><strong>Sürekli başı öne eğmek omurgaya binen yükü artırıyor!</strong></p>
<p>Telefonu başı öne eğerek kullanmanın ‘text neck’ olarak bilinen tabloya yol açacağını dile getiren Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahı Op. Dr. İdris Avcı, “Baş öne eğildikçe omurgaya binen yük artar; örneğin normalde 5–6 kilogram olan baş ağırlığı, 45 derece öne eğildiğinde 20 kilograma kadar çıkabilir.” dedi.</p>
<p>Bu durumun boyun kaslarında aşırı gerginlik, sırt ağrısı, baş ağrısı ve ilerleyen dönemde disklerde yıpranma ve fıtık riskini artırdığını ifade eden Avcı, uzun vadede omurga dizilimini bozarak kalıcı duruş bozukluklarına zemin hazırlayacağını vurguladı.</p>
<p><strong>Duruş bozukluğuyla başlayarak kalıcı hale gelebilir! </strong></p>
<p>Yanlış oturuş alışkanlığının kalıcı kamburluk veya bel fıtığına yol açabileceğini kaydeden Op. Dr. İdris Avcı, “Özellikle uzun süre masa başında kambur oturmak omurgada kalıcı şekil bozukluklarına neden olabilir.” dedi.</p>
<p>Genç yaşlarda ‘duruş bozukluğu’ şeklinde başlayan kamburluğun, ilerleyen yıllarda kemik yapının uyum sağlamasıyla kalıcı hale geleceğini aktaran Avcı, “Aynı şekilde, sürekli öne eğilerek veya destek almadan oturmak bel bölgesindeki disklerin üzerine fazla yük bindirir. Bu da zaman içinde bel fıtığı gelişimine zemin hazırlayabilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Çocukluk ve ergenlikte tablet/telefon kullanımı omurga gelişimini olumsuz etkiliyor!</strong></p>
<p>Çocukluk ve ergenlik dönemini omurga gelişiminin en kritik olduğu dönem olarak tanımlayan Op. Dr. İdris Avcı, “Uzun süreli tablet veya telefon kullanımı sırasında eğilme ve kambur durma, büyüme çağındaki kemiklerde şekil bozukluklarına neden olabilir. Omuzlarda öne kapanma, sırt kaslarında dengesizlik, omurgada eğrilikler görülebilir. Ayrıca hareketsizlik obezite, kas zayıflığı ve genel sağlık sorunlarına da yol açar.” uyarısını yaptı.</p>
<p>Günlük hayatta omurgayı korumak için edinilebilecek basit alışkanlıklara değinen Avcı, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Dik durmayı unutmayın. Telefonu göğüs hizasında kullanın, başınızı eğmeyin. Çalışma masanızı boyunuza uygun ayarlayın, monitörünüz göz hizasında olsun. Uzun süre oturmayın; her 30–40 dakikada bir kalkıp esneme hareketleri yapın. Düzenli egzersiz yapın. Özellikle core (karın ve sırt) kaslarını kuvvetlendirmek, omurgayı korur. Orta sertlikte yatak kullanın ve uzun süre yüzüstü yatmaktan kaçının.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cep-telefonu-kamburlugu-yeni-neslin-sessiz-tehlikesi-571648">Cep telefonu kamburluğu: Yeni neslin sessiz tehlikesi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir, bağımlılıkla mücadelede umut oluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-bagimlilikla-mucadelede-umut-oluyor-571599</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Sep 2025 09:26:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=571599</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, bağımlılıkla mücadele kapsamında açtığı merkezlerde 7/24 yatılı eğitim desteği sunuyor. Öfke, stres ve pişmanlık gibi duygularla baş etme becerileri kazandıran merkez, yüzlerce kişiye yeni bir başlangıç imkânı tanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-bagimlilikla-mucadelede-umut-oluyor-571599">Büyükşehir, bağımlılıkla mücadelede umut oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, bağımlılıkla mücadele kapsamında açtığı merkezlerde 7/24 yatılı eğitim desteği sunuyor. Öfke, stres ve pişmanlık gibi duygularla baş etme becerileri kazandıran merkez, yüzlerce kişiye yeni bir başlangıç imkânı tanıyor.</p>
<p><b>40 KİŞİ KAPASİTELİ İKİ MERKEZ</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’na bağlı Sağlık İşleri Şube Müdürlüğü bünyesinde 2022 yılından bu yana bağımlılık sorunu yaşayan vatandaşlara yönelik hizmetler sürüyor. Toplam 40 kişi kapasiteli iki merkezde üç ay süren özel bir eğitim programı uygulanıyor.</p>
<p><b>BİREYSEL VE GRUP TERAPİLERİ</b></p>
<p>Program süresince bireysel ve grup psikoterapileri, manevi değerler eğitimi, bağımlılık üzerine hazırlanmış dersler ve sosyal aktiviteler yer alıyor. Danışanların öfke, stres, pişmanlık gibi riskli duygularla başa çıkabilme becerisini kazandıran merkez, bağımlılıkla mücadeleye destek olarak topluma değer katıyor.</p>
<p><b>AİLELERE YEDİ HAFTALIK EĞİTİM</b></p>
<p>Sadece bağımlı bireyler değil, aileler de programın bir parçası oluyor. 7 haftalık eğitimlerle ailelerin bağımlılık hastalığını doğru tanıması ve sağlıklı baş etme yöntemleri geliştirmesi sağlanıyor. Eğitim sürecinde ayrıca bağımlılığı geride bırakmış eski kullanıcılar rehberlik yaparak danışanların motivasyonunu artırıyor.</p>
<p><b>MEZUNİYET VE YENİDEN KATILIM İMKÂNI</b></p>
<p>Üç ayın sonunda danışanlar ve aileleri değerlendirilerek “mezuniyet” sürecine geçiyor. Riskli görülen bireyler yeniden programa dahil edilerek iyilik hallerinin sağlam temellere oturtulması sağlanıyor. Bu süreçte bağımlılıktan kaynaklı yasal süreçler ve sağlık problemleri de takip ediliyor.</p>
<p><b>TOPLUMSAL HUZURA KATKI</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışıyla yürüttüğü çalışmalarla sadece birey ve ailelerini değil, suç oranlarını azaltarak toplumun huzurunu da artırmayı hedefliyor. Ayrıca bu programın diğer kurum ve kuruluşlara da örnek olması amaçlanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-bagimlilikla-mucadelede-umut-oluyor-571599">Büyükşehir, bağımlılıkla mücadelede umut oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Menopozda kadın sağlığı ihmale gelmez!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/menopozda-kadin-sagligi-ihmale-gelmez-571146</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Sep 2025 08:27:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kemik]]></category>
		<category><![CDATA[menopoz]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=571146</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadınların hayatındaki doğal ve güçlü bir eşik olan menopoz, dönüşümün ve içsel gücün yeniden keşfedildiği çok özel bir dönem olarak karşımıza çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menopozda-kadin-sagligi-ihmale-gelmez-571146">Menopozda kadın sağlığı ihmale gelmez!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadınların hayatındaki doğal ve güçlü bir eşik olan menopoz, dönüşümün ve içsel gücün yeniden keşfedildiği çok özel bir dönem olarak karşımıza çıkıyor. <strong>Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Gülfem Başol</strong> “Menopoz, yaşamdan kopuş değil, yeniden dengeye geliş sürecidir. Her kadın, kendi ikinci baharınının mimarıdır. İkinci baharda kendinizi yenilemeniz, doğru bilgi, bilinçli tercihler ve düzenli sağlık takibi ile bu dönemi daha sağlıklı, daha özgür ve daha huzurlu geçirebilmeniz mümkündür. Kendinize kulak verin, bedeninizin sesine duyarlı olun ve bu yeni dönemi bir fırsat gibi kucaklayın” diyor. Doç. Dr. Gülfem Başol, menopozda kendinizi yenilemenizin, ‘İkinci bahar’ olarak da adlandırılan bu dönemi fiziksel, ruhsal ve zihinsel açıdan sağlıklı geçirebilmenizin basit ama etkili yollarını sıraladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>
<ul>
<li><strong>Uyku düzeninize dikkat edin</strong></li>
</ul>
<p>Menopoz döneminde östrojenin azalmasıyla birlikte birçok kadında uykuya dalmakta güçlük, gece terlemeleri ve sık uyanmalar görülür. Oysa kaliteli uyku, bağışıklık sisteminden ruh haline kadar birçok şeyi doğrudan etkiler. Akşamları ağır yemeklerden kaçınmak, mavi ışık yayan ekranları sınırlamak, ılık bir duş ya da bitki çayları gibi küçük dokunuşlar uyku kalitesini artırır. Gerekirse bir uzmandan destek almak, uyku sorunlarını kronik hale gelmeden çözmek için önemlidir.</p>
<ul>
<li><strong>Sağlıklı ve bilinçli beslenin</strong></li>
</ul>
<p>Menopozla birlikte kemik erimesi riski, kilo artışı ve insülin direnci gibi durumlar ön plana çıkar. Kalsiyum ve D vitamini açısından zengin gıdalar (yoğurt, kefir, sardalya, yeşil yapraklı sebzeler) kemik sağlığı için vazgeçilmezdir. Protein alımına dikkat edilmesi kas kaybını engeller. Lif açısından zengin sebzeler ve tam tahılların tüketilmesi, şeker ve işlenmiş gıdaların azaltılması önemlidir. Doktorun tetkikler sonrası ihtiyacınıza göre vereceği kalsiyum ve D vitamini, magnezyum ve omega-3 yağ asitleri büyük fayda sağlar. Ancak vitamin ve takviye kullanımında bilinçli olmak son derece önemlidir. Çünkü gelişigüzel alınan takviyeler karaciğer ve böbrek fonksiyonlarını zorlayabilir, bazıları ilaçlarla etkileşime girebilir. En doğru yol, kişiye özel beslenme ve takviye planını bir uzman eşliğinde belirlemektir.</p>
<ul>
<li><strong>Sigaradan uzak durun</strong></li>
</ul>
<p>Sigara kullanımı menopozu hem erken başlatabilir hem de semptomların şiddetini artırabilir. Yapılan bilimsel çalışmalar, sigara içen kadınlarda sıcak basması, kemik kaybı ve kalp hastalığı riskinin daha yüksek olduğunu göstermektedir. Ayrıca sigara, östrojenin vücutta etkili kullanılmasını engelleyerek hormon dengesini daha da bozabilir. Bu dönemde sigarayı bırakmak sadece menopoz şikayetlerini hafifletmekle kalmaz, genel yaşam kalitesini de ciddi oranda artırır.</p>
<ul>
<li><strong>Bu yanlışlara düşmeyin!</strong></li>
</ul>
<p>Doç. Dr. Gülfem Başol “Menopoz döneminde çok sık karşılaşılan yanlışlardan biri, “nasılsa geçti artık” diyerek kadın sağlığını ihmal etmektir. Oysa bu dönem, meme sağlığından kalp-damar sağlığına kadar düzenli kontrollerin daha da önemli hale geldiği bir evredir. Bir diğer yaygın hata, hormon tedavilerine kulaktan dolma bilgilerle yaklaşmak veya tümden reddetmektir. Oysa uygun hastaya, uygun doz ve formda verilen hormon replasman tedavileri (HRT), sıcak basmaları, uykusuzluk, ruh hali değişiklikleri, vajinal kuruluk gibi şikayetleri azaltmada oldukça etkilidir. Aynı zamanda kemik erimesi ve kalp hastalıklarına karşı koruyucu etkisi de olabilir. HRT her kadın için uygun olmayabilir; ancak bu tedavi seçeneği, doğru hasta seçiminde oldukça yüz güldürücü sonuçlar verir” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Düzenli egzersiz yapın</strong></li>
</ul>
<p>Fiziksel aktivite sadece kilo kontrolü için değil; kemik sağlığı, kas gücü, ruh hali ve hatta sıcak basmaları üzerinde bile olumlu etkiler sağlar. Haftada en az 3-4 gün 30 dakika tempolu yürüyüş, yoga veya hafif ağırlık egzersizleri hem vücuda hem zihne iyi gelir. Egzersiz, endorfin salgısını artırarak ruh halini iyileştirir; böylece menopozun getirdiği dalgalanmalarla baş etmek daha kolay olur.</p>
<ul>
<li><strong>Mutlaka düzenli doktor kontrollerinizi yaptırın</strong></li>
</ul>
<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Gülfem Başol “Menopozla birlikte değişen hormon dengesi, kemik sağlığı, meme ve rahim sağlığı açısından düzenli kontrolleri zorunlu kılar. Kemik yoğunluğu ölçümü, mamografi, smear testi gibi taramalar bu dönemde aksatılmamalıdır. Aynı zamanda kardiyovasküler risklerin artma ihtimali nedeniyle kan basıncı, kolesterol ve kan şekeri düzeylerinin takibi de önemlidir. Sağlıkla geçen bir ikinci bahar için yılda bir yapılan rutin kontrol, hayat kurtarıcı olabilir.</p>
<ul>
<li><strong>Hayatı yeniden keşfedin, kendinize alan açın </strong></li>
</ul>
<p>Menopoz sadece biyolojik bir süreç değil, aynı zamanda kadınlık bilincinin yeniden tanımlandığı bir yolculuktur. Artık çocuk büyütme telaşı azalmış, iş hayatında belli bir noktaya gelinmiştir. Bu zamanı, ertelediğiniz hobiler, seyahatler, kitaplar ve dostluklarla taçlandırın. Meditasyon, nefes çalışmaları ya da sanatsal uğraşlar, zihinsel detoks etkisi yaratır. Çünkü ikinci bahar, sadece bedensel değil; ruhsal bir uyanış dönemidir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menopozda-kadin-sagligi-ihmale-gelmez-571146">Menopozda kadın sağlığı ihmale gelmez!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Aydoğdu Karaaslan gençlerde dijital yorgunluğa ve ekran bağımlılığına dikkat çekti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-aydogdu-karaaslan-genclerde-dijital-yorgunluga-ve-ekran-bagimliligina-dikkat-cekti-570637</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Sep 2025 08:32:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[ekran]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=570637</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde genç nüfus, dijital çağın en yoğun kullanıcıları arasında yer alıyor. Akıllı telefonlar, sosyal medya platformları ve çevrimiçi oyunlar, gündelik yaşamın adeta vazgeçilmez parçaları haline geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-aydogdu-karaaslan-genclerde-dijital-yorgunluga-ve-ekran-bagimliligina-dikkat-cekti-570637">Doç. Dr. Aydoğdu Karaaslan gençlerde dijital yorgunluğa ve ekran bağımlılığına dikkat çekti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde genç nüfus, dijital çağın en yoğun kullanıcıları arasında yer alıyor. Akıllı telefonlar, sosyal medya platformları ve çevrimiçi oyunlar, gündelik yaşamın adeta vazgeçilmez parçaları haline geldi. Ancak ekran başında geçirilen uzun saatler, gençlerin hem psikolojik hem zihinsel hem de fiziksel sağlığını tehdit ediyor. Teknolojinin gelişimi ve kullanımın yaygınlaşması ile ortaya çıkan  “dijital yorgunluk” kavramı olarak tanımlanan bu durum, son yıllarda bireylerde sıklıkla görülüyor. Dijital yorgunluk, özellikle öğrencilerde dikkat dağınıklığı yaratarak öğrenme motivasyonlarının düşmesine ve dolayısıyla akademik başarılarının etkilenmesine neden oluyor. Ege Üniversitesi Gazetecilik Bölüm Başkan Yardımcısı ve Bilişim Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. İlknur Aydoğdu Karaaslan, gençlerde dijital yorgunluğa ve ekran bağımlılığına dikkat çekti.</p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü raporuna göre, “18-24” yaş arası gençlerin günde ortalama 9 saat ekran karşısında zaman geçirdiğini ve bunun ideal sınırın çok üstünde olduğunu ifade eden Doç. Dr. İlknur Aydoğdu Karaaslan “Uzun süre ekran karşısında zaman geçirmek sosyal hayatımızı ciddi anlamda etkilemektedir. Bu durum bireylerin sosyal yaşamdan uzaklaşmasını sağlayarak yalnızlık hissinin oluşmasına neden olmaktadır. Dolayısıyla bireyler giderek iletişimden uzaklaşarak yalnızlaşmaktadır. Bunların yanı sıra baş ağrısı, boyun ağrısı, bel ağrısı, obezite gibi fiziksel sağlık sorunlarına da yol açmaktadır. Dijital araçları hayatımızın birçok alanında kullandığımızdan ötürü dijital yorgunluk kavramından kurtulmak mümkün değildir. Gençlerin uzun saatler boyunca tablet, telefon gibi diğer dijital araçlardan uzak kalamaması ‘dijital yorgunluk’ olarak tanımlanmaktadır. Dijital yorgunluk kavramı teknoloji bağımlılığı kavramı ile içi içedir. Dijitalleşme ile birlikte iletişim,  sosyal medya platformları,  oyun, alışveriş, eğitim, finans uygulamaları gibi birçok alanda hayatımız kolaylaşmıştır. Dijitalleşme denince anlatacak çok şey var tabi ki. Bu nedenle dijitalleşmenin avantaj ve dezavantajlarını bilerek, kontrollü kullanmamız gerekir” dedi.</p>
<p>Dijital yorgunluğun azaltılması ile ilgili öneriler sunan Doç. Dr. Aydoğdu Karaaslan, “Gençler dijital ortamlarda fazla vakit geçirmek yerine yüz yüze iletişim kurarak gerçek sosyal etkileşimleri artırabilirler. Zaman zaman dijital detoks yapabilirler, bildirimlerini sınırlayabilirler. Gençlerin dijital platformları daha verimli kullanabilmeleri için, gündelik yaşamlarındaki zaman yönetimini bilinçli bir şekilde planlamaları, bu platformları kullanırken belirli bir amaç için kullanmaları, dijital ortamları eğitim ve özellikle dil öğrenmek için kullanmaları gerekir” diye konuştu.</p>
<p>“<b>Dijital dünyada kaybedilen zaman akademik başarıyı etkiliyor”</b></p>
<p><b>         </b>Doç. Dr. Aydoğdu Karaaslan, “Her geçen gün daha fazla ekran karşısında vakit geçiren gençler, farkında olmadan en değerli kaynaklarını; yani zamanlarını kaybediyorlar. Ders çalışmaya, kitap okumaya, aile ve arkadaşlarla yüzyüze vakit geçirmeye ayrılabilecek saatler, çoğunlukla sosyal medya akışında veya oyun ekranında tükeniyor. Bu durum yalnızca akademik başarıyı değil, aynı zamanda gençlerin kişisel gelişimini ve sosyal ilişkilerini de olumsuz etkiliyor. Dijital yorgunluğun en somut yansımalarından biri, derslere ve akademik çalışmalara odaklanmada yaşanan güçlükler. Uzun süreli ekran kullanımı, dikkat süresini kısaltıyor ve öğrenme verimliliğini düşürüyor. Bu da gençlerin eğitim hayatında önemli kayıplara yol açıyor” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-aydogdu-karaaslan-genclerde-dijital-yorgunluga-ve-ekran-bagimliligina-dikkat-cekti-570637">Doç. Dr. Aydoğdu Karaaslan gençlerde dijital yorgunluğa ve ekran bağımlılığına dikkat çekti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nilüfer Belediyespor Erkek Hentbol Takımı yeni sezonu galibiyetle açtı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/nilufer-belediyespor-erkek-hentbol-takimi-yeni-sezonu-galibiyetle-acti-570233</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Aug 2025 16:52:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=570233</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyespor Erkek Hentbol Takımı, 2025-2026 Ardventure Erkekler Hentbol Süper Ligi’nin ilk haftasında deplasmanda karşılaştığı Önallar Giresunspor'u 29-22 mağlup ederek sezona galibiyetle başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nilufer-belediyespor-erkek-hentbol-takimi-yeni-sezonu-galibiyetle-acti-570233">Nilüfer Belediyespor Erkek Hentbol Takımı yeni sezonu galibiyetle açtı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyespor Erkek Hentbol Takımı, 2025-2026 Ardventure Erkekler Hentbol Süper Ligi’nin ilk haftasında deplasmanda karşılaştığı Önallar Giresunspor&#8217;u 29-22 mağlup ederek sezona galibiyetle başladı.</p>
<p>Nilüfer Belediyespor Erkek Hentbol Takımı, 2025-2026 Ardventure Erkekler Süper Ligi’ne galibiyetle başladı. Sezonun ilk maçında Giresun deplasmanına konuk olan Bursa temsilcisi, Önallar Giresunspor karşısında sahadan 29-22’lik skorla galip ayrıldı.<br />
Giresun Hüseyin Avni Alparslan Spor Salonu’nda oynanan mücadelenin ilk yarısı başa baş bir mücadeleye sahne oldu. Nilüfer Belediyespor, soyunma odasına 14-13’lük skorla bir sayılık üstünlükle girdi.<br />
Karşılaşmanın ikinci yarısında ise oyunun kontrolünü tamamen eline alan Nilüfer Belediyespor, hem savunmada hem de hücumda sergilediği etkili performansla farkı açmaya başladı. İkinci devrede temposunu artıran ve rakibine kolay sayı şansı tanımayan Bursa temsilcisi, bu yarıyı 15-9 önde tamamlayarak maç sonunda sahadan 29-22’lik skorla galip ayrılmayı başardı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nilufer-belediyespor-erkek-hentbol-takimi-yeni-sezonu-galibiyetle-acti-570233">Nilüfer Belediyespor Erkek Hentbol Takımı yeni sezonu galibiyetle açtı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zamansız Kitaplar Müzesi kapılarını araladı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zamansiz-kitaplar-muzesi-kapilarini-araladi-570236</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Aug 2025 16:49:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aydın]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[bursa]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[müze]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=570236</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda açılışını yaptığı Zamansız Kitaplar Müzesi’yle geçmişin izlerini taşıyan 3 bin kitabı kitap severlerle buluşturdu. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zamansiz-kitaplar-muzesi-kapilarini-araladi-570236">Zamansız Kitaplar Müzesi kapılarını araladı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda açılışını yaptığı Zamansız Kitaplar Müzesi’yle geçmişin izlerini taşıyan 3 bin kitabı kitap severlerle buluşturdu.</p>
<p>Kültür mirasına katkı sunmak amacıyla arşivinde bulunan 3 bin kitabı gün yüzüne çıkartan Osmangazi Belediyesi, her biri geçmişin izlerini taşıyan kitapları Zamansız Kitaplar Müzesi’nde kitap severlerle buluşturdu. 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda Seyyid Usul Kültür Merkezi’nde kapılarını açan müzede 1929 ve 1990 yılları arasında basılmış nadir eserler bulunuyor. Müzede bulunan yaklaşık 3 bin seçkin eser Türk edebiyat tarihi açısından önemli örnekler sunarken Cumhuriyetin kuruluş yıllarında yayımlanan roman ve hikâyeler, dönemin toplumsal yapısını ve edebi anlayışını yansıtıyor. Müzenin açılışına Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Bursa Uludağ Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyati Bölümü Ögretim Üyesi Prof. Dr. Hatice Şahin, Nilüfer Belediyesi Başkanvekili Okan Şahin, CHP Parti Meclis Üyesi Canan Taşer, CHP Bursa Gençlik Kolları Başkanı Berkcan Bora, Osmangazi Belediyespor Başkanı Fatih Karayılan, Türkiye Muharip Gaziler Derneği Bursa Şube Başkanı Adem Erdem ile dernek üyeleri, başkan yardımcıları, muhtarlar ve vatandaşlar katıldı.</p>
<h2>MÜZEMİZDE 1929 İLE 1990 YILLARI ARASINDA BASILMIŞ 3 BİNE YAKIN KİTAP VAR</h2>
<p>Kitapları tamamen bağış usulüyle hiç bir masrafı olmadan müzeye kazandırdıklarını ifade eden Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, “Bugün 30 ağustos Zafer Bayramı, başta Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, olmak üzere silah arkadaşlarını aziz şehitlerimizi bu vatan uğruna bir saniye bile hayatlarını düşünmeden feda eden bütün şehitlerimizi saygı, minnet ve rahmetle anıyorum. Büyük Atatürk 26 Ağustos’ta büyük taarruzu başlatmadan önce İngilizler bu cepheleri 4-5 ayda geçerse bir günde geçmiş sayacağımız dediği o kadar kuvvetli bir hattı Afyon civarlarında konuşlandırmışlardı. 4-5 ayda geçilemez denilen cepheyi Atatürk, öyle bir planla bir gecede darmaduman etti. 15 gün gibi bir sürede 500 kilometrelik bir yolu geçerek düşmanı denize dökmesiyle başarıya ulaştı. Savaş cephesinde dahi Reşat Nuri Gültekin’in Çalı Kuşu’nun ilk baskılarını bomba sesleri altında okumaya devam etti ve hayatı boyunca 5 bine yakın kitap okudu. Bugün Zamansız Kitaplar Müzesi’nin açılışı, bu kitap alışkanlığının özellikle gençlerimize kazandırılması, okumanın önemini ve okuduğunu anlayarak yorumlamanın hayata geçirmenin değerini hep birlikte hayata geçireceğiz. Açılışını yaptığımız Zamansız Kitaplar Müzesi’nde 1929 ile 1990 arasında basılmış 3 bine yakın kitap var, bu kitaplar tamamen bağış usulüyle hiç bir masrafı olmadan müzemize kazandırdık. Burası içeri girdiğinizde okumanın engin dünyasıyla baş başa kalabileceğiniz Bursa ve Osmangazi için değerli bir mekan, emeği geçen herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum” dedi.</p>
<h2>BU MERKEZ SESSİZ RAFLARIN ÖTESİNDE</h2>
<p>Bugün burada sadece bir müzenin değil aydınlık geleceğin kapıları aralandığını belirten Bursa Uludağ Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyati Bölümü Ögretim Üyesi Prof.Dr. Hatice Şahin, “15 yüzyıldan itibaren Bursa’ya farklı görünümlerde farklı etkinliklerle katkı veren Seyyid Usul Kültür Merkezi Osmangazi Belediyesi’nin çabalarıyla birde müze kimliğini üstlenmiştir. Bugün burada sadece bir müzenin değil bilginin, köklü geçmişin ve aydınlık geleceğin kapıları aralanmaktadır. Bu merkez sessiz rafların ötesinde Bursa’nın çocuklarının hayal kurduğu, gençlerinin fikir alışverişinde bulunduğu yetişkinlerinin öğrenmeye devam ettiği bir yaşam alanı olarak geleceğe doğru yol alacaktır” şeklinde konuştu.  Zamansız Kitaplar Müzesi’nin açılışının ardından Başkan Erkan Aydın ve protokol üyeleri müzeyi gezdi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zamansiz-kitaplar-muzesi-kapilarini-araladi-570236">Zamansız Kitaplar Müzesi kapılarını araladı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklukta DEHB tanısı alan her üç kişiden birinde belirtiler devam ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklukta-dehb-tanisi-alan-her-uc-kisiden-birinde-belirtiler-devam-ediyor-569884</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Aug 2025 13:44:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[bektaş]]></category>
		<category><![CDATA[dehb]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[Dürtü]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yetişkinlikte]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=569884</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yetişkinlikte görülen Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğunun (DEHB) kişiyi pek çok yönden etkileyebileceğini belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalından Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, “Dalgınlık ya da unutkanlık diye geçiştirilen bazı sorunların arkasında DEHB olabilir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklukta-dehb-tanisi-alan-her-uc-kisiden-birinde-belirtiler-devam-ediyor-569884">Çocuklukta DEHB tanısı alan her üç kişiden birinde belirtiler devam ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yetişkinlikte görülen Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğunun (DEHB) kişiyi pek çok yönden etkileyebileceğini belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalından Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, “Dalgınlık ya da unutkanlık diye geçiştirilen bazı sorunların arkasında DEHB olabilir. Yetişkinlikte bile doğru tanı ve tedaviyle daha düzenli, verimli ve dengeli bir yaşam mümkündür” dedi. Araştırmalara göre çocuklukta tanı alan her üç kişiden birinde yetişkinlikte belirtilerin sürdürdüğünü kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, “Yaş ilerledikçe belirtilerin şekli değişebilir. Çocuklarda daha çok hareketlilik göze çarparken, yetişkinlerde dikkatsizlik, zaman yönetiminde zorluk, plansızlık ve dağınıklık ön plana çıkabilir” dedi.<br />
İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalından Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, yetişkinlerde görülen Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) etkileri ve tedavilerine ilişkin değerlendirmede bulundu.<br />
DEHB’li beyin farklı şekilde tepki veriyor<br />
DEHB’yi “beynin dikkat, planlama, dürtü kontrolü ve hareket düzenleme mekanizmalarını etkileyen süreğen bir nöropsikiyatrik bozukluk” olarak tanımlayan Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, “Bu kişilerdeki durum nöroçeşitliliğe (neurodivergent) bağlıdır. Nörotipik kişilerle karşılaştırıldığında DEHB&#8217;li kişilerin iki ana beyin bölgesinde farklılıklar vardır: frontal lob ve bazal gangliyonlar. Frontal lob, yönetici işlevler, dikkat, karar verme ve dürtü kontrolünde önemli bir rol oynarken, bazal gangliyonlar ödül işleme ve hareket için hayati önem taşır. DEHB&#8217;li kişi, bir görev üzerinde çalışırken nörotipik bir beyinden daha farklı şekilde tepki verir” dedi.<br />
Yetişkinlikte görülen DEHB, pek çok yönüyle etkileyebiliyor<br />
Yetişkinlikte görülen DEHB’nin kişiyi pek çok yönüyle etkileyebileceğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, “Çoğu zaman belirtiler çocukluk çağında başlar ancak etkileri yaşam boyu sürebilir. Sadece ders çalışmayı ya da okul başarısını değil; iş, sosyal yaşam, ilişkiler ve günlük görevler gibi birçok alanı etkiler. Ağırlıklı olarak dikkatsizliğin görüldüğü tip ve ağırlıklı olarak hiperaktif /dürtüsel tip olarak iki farklı tipte görülebilir. Bu nedenle her DEHB vakası birbirinin aynı şikayetlerle başvurmayabilir” diye konuştu.<br />
Yaş ilerledikçe belirtilerin şekli değişebiliyor<br />
DEHB’nin sadece çocukluk dönemiyle sınırlı olmadığını, yetişkinlikte de görülebildiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, “Araştırmalar, çocuklukta tanı alan her üç kişiden birinin yetişkinlikte de belirtilerini sürdürdüğünü gösteriyor. Yaş ilerledikçe belirtilerin şekli değişebilir. Çocuklarda daha çok hareketlilik göze çarparken, yetişkinlerde dikkatsizlik, zaman yönetiminde zorluk, plansızlık ve dağınıklık ön plana çıkabilir. Çocukluktan bu yana uzun yıllar DEHB belirtileri ile yaşayan yetişkinler, bu belirtilerle baş etmek için yöntemler bulabilir ve aldıkları önlemler ile işlevselliklerini koruyabilirler, örneğin eşyalarını sık sık bir yerlerde unutan birisinin odadan çıkmadan önce masada neler olduğunu kontrol etmeyi alışkanlık haline getirmesi gibi. Fakat yetişkin DEHB vakalarında kişilerin aldığı tüm bu önlemlere rağmen günlük hayatlarını etkileyecek düzeyde sorunlar yaşadıklarını görmekteyiz” dedi.<br />
Ailede DEHB öyküsü, riski artırıyor<br />
DEHB’nin kesin nedeni bilinmemekle birlikte, genetik yatkınlığın önemli bir rol oynadığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, “Ailede DEHB öyküsü bulunması riski artırır. Ayrıca beyin kimyasındaki farklılıklar, gebelik ve doğum sırasındaki bazı risk faktörleri, çocukken kurşun gibi toksinlere maruz kalmak gibi erken çocukluk dönemindeki olumsuz çevresel koşullar da etkili olabilir. Eski binalarda daha sık rastlanan boyalarda ya da borularda yer alan kurşunun çocukta DEHB riskini artırdığı gösterilmiştir. Annenin gebelikte sigara, alkol ya da madde kullanımının çocukta DEHB riskini artırır. Erken doğum ve düşük doğum ağırlığı da DEHB riskini artıran faktörlerdendir” dedi.<br />
Çocukluk döneminde belirtiler başlıyor<br />
DEHB’nin genellikle çocuklukta başladığını ancak bazı kişilerde belirtilerin çocuklukta fark edilmediği veya hafif seyrettiği için tanı konulmadığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, “Yetişkinlikte artan sorumluluklar, iş ve aile yaşamının getirdiği stres, bu belirtileri daha görünür hale getirebilir. Yani ‘sonradan ortaya çıktı’ gibi görünse de çoğu zaman kökeni çocukluğa dayanır, kronik bir bozukluktur” dedi.<br />
Bu belirtilere dikkat!<br />
Yetişkinlerde görülen DEHB belirtilerinin kişinin yaşamında olumsuz etkileri olabileceğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, bu belirtileri şöyle sıraladı:<br />
-Başlanan işleri tamamlayamama<br />
-Toplantılarda veya konuşmalarda dikkat kaybı<br />
-Zaman yönetiminde güçlük<br />
-Organizasyon becerilerinde yetersizlik, plan yapamama<br />
-Dürtüsel kararlar alma, öfke patlamaları<br />
-Dürtüsellik fiziksel olarak tehlikeli etkinliklere girişme, sırasını bekleyememe, diğerlerinin konuşmalarını bölmeyi içerebilir. Dürtüsel davranış kişilerarası ilişkilerde sorunlara, tartışmalara neden olabilir. DEHB olguları ödüllerin gecikmesine dayanamazlar ve dürtüsel davranışlarla kısa dönemdeki ödülleri uzun dönemdeki daha büyük ödüllere tercih ederler.<br />
-Sık eşya kaybetme, unutkanlık<br />
-Trafikte riskli davranışlar<br />
-İlişkilerde gerginlik ve çatışma<br />
-Kontrolsüz alışveriş yapma, dürtüselliğin bir belirtisi olarak görülebilir.<br />
İlişkilerde sorunlara yol açabilir<br />
DEHB’nin tedavi edilmediğinde kişinin yaşamını olumsuz yönde etkileyebileceği uyarısında bulunan Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, “Kişinin iş verimliliğini düşürebilir, ilişkilerde sorunlara yol açabilir. Sık iş değiştirme, maddi sorunlar, düşük özgüven, kaygı ve depresyon gibi ek ruhsal problemlerle sonuçlanabilir. Bazı kişilerde hızlı araç kullanma ve madde kullanımı gibi riskli davranışlar daha sık görülür” dedi.<br />
Dalgınlık ya da unutkanlık diye geçiştirilmemeli<br />
Yetişkinlerde DEHB’nin tedavi edilebileceğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, doğru tanı ve tedaviyle verimli ve dengeli yaşamın mümkün olabileceğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı: “Tedavi yaklaşımı genellikle iki ana ayağa dayanır: İlaç tedavisi ve psikoterapi. İlaçlar dikkati toplama, dürtü kontrolünü artırma ve hiperaktiviteyi azaltma konusunda etkilidir. Psikoterapi ise özellikle zaman yönetimi, planlama, problem çözme ve duygusal düzenleme becerilerini geliştirmeye yardımcı olur. Erken tanı ve doğru tedavi ile yaşam kalitesi belirgin şekilde iyileşebilir. ‘Dalgınlık’ ya da ‘unutkanlık’ diye geçiştirilen bazı sorunların arkasında DEHB olabilir. Yetişkinlikte bile doğru tanı ve tedaviyle daha düzenli, verimli ve dengeli bir yaşam mümkündür.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklukta-dehb-tanisi-alan-her-uc-kisiden-birinde-belirtiler-devam-ediyor-569884">Çocuklukta DEHB tanısı alan her üç kişiden birinde belirtiler devam ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanından ailelere okul öncesi uyarılar</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanindan-ailelere-okul-oncesi-uyarilar-569822</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Aug 2025 13:17:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[okula]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[süreci]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=569822</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, yeni eğitim yılı öncesinde çocukların duygusal olarak okula hazırlanmasını destekleyen önemli çalışmalar yürütüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanindan-ailelere-okul-oncesi-uyarilar-569822">Uzmanından ailelere okul öncesi uyarılar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, yeni eğitim yılı öncesinde çocukların duygusal olarak okula hazırlanmasını destekleyen önemli çalışmalar yürütüyor. Bu bağlamda uzmanlar, ayrılık kaygısı ve fiziksel şikayetlerin doğal olduğunu belirterek, ailelere kademeli oryantasyon süreci öneriyor.</p>
<p><b>DUYGUSAL HAZIRLIK OKUL BAŞLANGICINDA ÖNEMLİ</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’na bağlı Çocuk Hizmetleri Şube Müdürlüğü, yeni eğitim yılı öncesinde çocukların duygusal olarak okula hazırlanmasını destekleyen önemli çalışmalar yürütüyor. Bu bağlamda Lokomotif Çocuk Köyü Psikoloğu Sümeyye Saraçoğlu, yeni eğitim dönemi öncesinde ailelere dikkat edilmesi gereken noktaları anlattı. Saraçoğlu, okul öncesi sürecin en kritik unsurunun anne, baba ve çocuk arasındaki sağlıklı iletişim olduğunu vurgulayarak, “Yeni bir eğitim yılı başlarken, veliler genellikle okul formaları, kırtasiye malzemeleri ve gerekli belgelerle ilgilenir. Ancak, çocukların duygusal olarak okula hazır olup olmadığını da göz önünde bulundurmak çok önemlidir. Okula başlamak, özellikle ilk kez okula gidecek ya da yeni bir kademeye geçecek çocuklar için büyük bir değişimdir” dedi.</p>
<p><b>AYRILIK KAYGISI VE FİZİKSEL BELİRTİLER YAŞANABİLİR</b></p>
<p>Psikolog Saraçoğlu, bu dönemde çocuklarda görülebilecek tepkilere ilişkin şu uyarılarda bulundu: “Bazı çocuklar ağlama, içe kapanma, huzursuzluk gibi davranışlar gösterebilir. Ayrıca baş ağrısı, mide bulantısı gibi fiziksel şikâyetler de yaşanabilir. Bu tür tepkiler, ayrılık kaygısının doğal yansımalarıdır ve çoğunlukla geçicidir.”</p>
<p><b>ORYANTASYON SÜRECİYLE KORKULAR AZALTILABİLİR</b></p>
<p>Saraçoğlu, ayrılık kaygısıyla başa çıkmak için ailelerin oryantasyon sürecini kademeli olarak uygulaması gerektiğini de belirtip, “Çocuğunuza ‘Geri döneceğim, sen de geri döneceksin’ mesajını net ve tutarlı bir şekilde verin. Duygularını bastırmak yerine, anlamasına ve isimlendirmesine yardımcı olun. Tüm bu önlemlere rağmen fiziksel şikâyetler uzun süre devam eder veya günlük yaşamı olumsuz etkilerse, mutlaka uzman desteği alınmalıdır. Bu, çocuğunuzun uyum sürecini kolaylaştıracaktır. Yeni eğitim döneminde çocukların duygusal olarak desteklenmesi, okula adaptasyon sürecini sağlıklı ve verimli kılmak için büyük önem taşıyor” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanindan-ailelere-okul-oncesi-uyarilar-569822">Uzmanından ailelere okul öncesi uyarılar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rahvan At Yarışları Heyecanında Sıra Gölcük Koşusunda</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/rahvan-at-yarislari-heyecaninda-sira-golcuk-kosusunda-569354</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Aug 2025 15:41:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[gölcük]]></category>
		<category><![CDATA[Yarışlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=569354</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye'nin dört bir yanından rahvan at yarışçılarının katılacağı, Gölcük Belediyesi altın kemerli Geleneksel Rahvan At Yarışları Gölcük Koşusu 31 Ağustos Pazar günü başlıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/rahvan-at-yarislari-heyecaninda-sira-golcuk-kosusunda-569354">Rahvan At Yarışları Heyecanında Sıra Gölcük Koşusunda</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye&#8217;nin dört bir yanından rahvan at yarışçılarının katılacağı, Gölcük Belediyesi altın kemerli Geleneksel Rahvan At Yarışları Gölcük Koşusu 31 Ağustos Pazar günü başlıyor.</p>
<p>Gölcük, geleneksel spor dalların olan rahvan at yarışçılarının buluşma noktası olmaya devam ediyor. Türkiye Geleneksel Atlı Spor Dalları Federasyonu, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Gölcük Belediyesi ve Gölcük Değirmendere Rahvan Atçılar Kulübü işbirliğiyle düzenlenen, Gölcük Belediyesi Geleneksel Rahvan At Yarışları Gölcük Koşusu heyecanı,  31 Ağustos Pazar günü yaşanacak. Gölcük Rahvan At Bakım ve Konaklama Tesisi Koşu pistinde saat 10.00&#8217;da başlayacak yarışlara, bu yıl da Türkiye&#8217;nin dört bir yanından rahvan at yarışçıları katılacak.</p>
<p><b>10 KATEGORİDE YARIŞLAR YAPILACAK</b></p>
<p>Gölcük Belediyesi Rahvan At Bakım ve Konaklama Tesisi Koşu Pisti’nde yapılacak ödüllü yarışlar; Baş, Baş Altı, Büyük Orta, Küçük Orta, Deste, Dörtlü Tay, Üçlü Tay, İkili Tay, İthal Atlar(A) ve İthal Atlar(B) kategorilerinde büyük heyecana sahne olacak.</p>
<p><b>BAŞKAN SEZER DAVET ETTİ</b></p>
<p>Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer yaptığı açıklamada: “Gölcük Belediyesi olarak ata sporcularımızdan olan rahvan atçılığa destek olmayı sürdürüyoruz. Hemşehrilerimizi yarışları ve gösterileri izlemeye davet ediyorum” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/rahvan-at-yarislari-heyecaninda-sira-golcuk-kosusunda-569354">Rahvan At Yarışları Heyecanında Sıra Gölcük Koşusunda</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EÜ Spor Kulübü Sualtı Ragbisi Takımı başarıya doymuyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eu-spor-kulubu-sualti-ragbisi-takimi-basariya-doymuyor-569027</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Aug 2025 08:21:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[erkekler]]></category>
		<category><![CDATA[şampiyon]]></category>
		<category><![CDATA[şampiyonu]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[takımı]]></category>
		<category><![CDATA[takımlar]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=569027</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesinde Rektör Prof. Dr. Necdet Budak’ın göreve gelmesinin ardından tekrar yapılanan EÜ Spor Kulübü, sporun her branşına nitelikli sporcular yetiştirmeye devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eu-spor-kulubu-sualti-ragbisi-takimi-basariya-doymuyor-569027">EÜ Spor Kulübü Sualtı Ragbisi Takımı başarıya doymuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesinde Rektör Prof. Dr. Necdet Budak’ın göreve gelmesinin ardından tekrar yapılanan EÜ Spor Kulübü, sporun her branşına nitelikli sporcular yetiştirmeye devam ediyor. Kulüp bünyesindeki takımlar ve sporcular, katılım gösterilen ulusal ve uluslararası turnuvalardan dereceyle dönüyor. EÜ Spor Kulübünün en başarılı olduğu dallardan birisi olan sualtı ragbisinde elde edilen dereceler özellikle genç kategorilerde oldukça dikkat çekiyor.</p>
<p>EÜ Spor Kulübü Sualtı Ragbisi Takımı Baş Antrenörü Hakan Toğar, takımın kuruluş süreci ve başarılarıyla ilgili bilgiler verdi. Toğar, “Sualtı Ragbi Takımımız,  2018 yılının sonlarında kuruldu. Alt yapıya önem vererek tüm yaş grubu kategorilerinde Türkiye ve Avrupa çapında başarılar elde etti.  6 sene gibi kısa sürede pandemi gibi bir zor bir dönemi de atlatarak tecrübeli antrenörlerimiz, kulübün etkin yönetimi,  sporcularımızın azmi ve velilerimizin kararlılığı  ile bir çok başarıya imza attık. 2022 yılında Erkekler 21 Yaş Altı Kategorisinde Türkiye ikinciliği, kadınlarda Türkiye üçüncülüğü; 2023 yılında Erkekler 21 Yaş Altı Kategorisinde Türkiye ikinciliği, kadınlarda Türkiye üçüncülüğü elde ettik. Yine 2023 yılında ilk defa düzenlenen 15 Yaş Altı Türkiye Şampiyonasında erkeklerde Türkiye şampiyonu, kadınlarda Türkiye ikincisi olduk. 2024 yılında Erkekler 21 Yaş Altı Kategorisinde Türkiye Şampiyonu, kadınlarda Türkiye ikinciliği, 15 Yaş Altı Kategorisinde erkeklerde ve kadınlarda Türkiye şampiyonu olduk. 2025 yılında hem erkek hem de kadın 21 yaş altı takımlarımız Türkiye şampiyonluğu elde etti. Bu yıl ilk defa İzmir Şampiyonaları yapılmaya başlandı. Hem 21 hem de 15 yaş altı kategorilerinde kadın ve erkek takımlarımız İzmir şampiyonu oldular. Elit Erkekler kategorisinde de son 5 yılın şampiyon takımıyız. Elit Erkek Takımımız, Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupasında altıncı oldu. Özel Salzburg Kupasını kazandık. Kadın Elit Takımımız da ilk kez katıldığı turnuvada Türkiye şampiyonu oldu. Elit kadın ve erkek takımlarımız 20205 yılını İzmir Şampiyonu olarak tamamladılar” dedi.</p>
<p><b>“Genç milli takımlara oyuncu gönderiyoruz”</b></p>
<p>Milli takıma da oyuncu gönderdiklerini ifade eden Toğar, “ 2024 yılında Türkiye 21 Yaş Sualtı Ragbisi Milli Takımımızın 15 kişilik kadrolarına Ege Üniversitesi Spor Kulübü Sualtı Ragbi Takımı adına; 8 Kadın sporcu ve 7 Erkek sporcu göndermenin gururunu yaşadık. Türkiye,  kadınlarda 21 yaş altı kategoride Avrupa ikincisi,  erkekler 21 yaş altı kategoride Avrupa şampiyonu oldu” diye konuştu.</p>
<p>Kulübün, sporculara kazandırdığı özellikleri anlatan Hakan Toğar, “ Kontak sporları arasında dünyanın en zor branşı olarak gösterilen sualtı ragbisinin en büyük özelliği dünyanın tek üç boyutlu sporu olmasıdır. Gücün, çevikliğin, dayanıklılığın ve zekânın mükemmel bir bütünlük gösterdiği sualtı ragbisinde sporcularımıza uzun bir alt yapı sürecinde çeşitli özellikler kazandırıyoruz. Dürüst, onurlu, saygılı, takım ruhu gelişmiş lider bir birey olmayı öğretiyoruz. Çok yönlü düşünme, hızlı ve doğru karar verme özelliklerinin yanında zorluklar karşısında asla pes etmeyen mücadeleci bir kişilik, atletik ve güçlü bir fizik, aerobik ve aneorobik performansın en üst düzeyde olduğu bir kondisyon kazandırıyoruz. Azimli, programlı ve kararlı vizyonumuz ile zor bir eğitim süreci gerektiren sualtı ragbi branşında yurt dışı başarılarımızı artırarak ülke içi yaş grubu şampiyonalarının hepsinde şampiyon olmayı amaçlamaktayız. Milli takımlar kamplarına ve milli takıma çok sayıda sporcu yetiştirdik. Antrenör olarak da milli takımlarda görev aldık” dedi.</p>
<p>EÜ Spor Kulübü Sualtı Ragbisi takımında Başantrenör olarak Hakan Toğar, Altyapı Antrenörü olarak Köksal Özükor, Yardımcı Antrenör olarak Berkan Mert Sürücüoğlu görev yapıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eu-spor-kulubu-sualti-ragbisi-takimi-basariya-doymuyor-569027">EÜ Spor Kulübü Sualtı Ragbisi Takımı başarıya doymuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Başım ağrımıyor, sinüzit değildir&#8221; diye düşünmeyin!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/basim-agrimiyor-sinuzit-degildir-diye-dusunmeyin-569006</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Aug 2025 07:57:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akut]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[belirtiler]]></category>
		<category><![CDATA[boğaz]]></category>
		<category><![CDATA[burun]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[Sinüs]]></category>
		<category><![CDATA[Sinüzit]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=569006</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yüzümüzde sinüs olarak adlandırılan boşlukların içinde yer alan mukoza örtüsünün iltihaplanmasıyla karakterize bir hastalık olan sinüzit, yaşam kalitesini oldukça düşürebilen bir hastalık.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/basim-agrimiyor-sinuzit-degildir-diye-dusunmeyin-569006">&#8220;Başım ağrımıyor, sinüzit değildir&#8221; diye düşünmeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yüzümüzde sinüs olarak adlandırılan boşlukların içinde yer alan mukoza örtüsünün iltihaplanmasıyla karakterize bir hastalık olan sinüzit, yaşam kalitesini oldukça düşürebilen bir hastalık. Sinüs boşluklarının enfeksiyonu olarak da tanımlanan ve akut ile kronik olmak üzere iki gruba ayrılan sinüzitin şiddeti ise hastadan hastaya değişiyor. <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Dilaver Özturan,</strong> günümüzde alerjen faktörlerin artması, sigara kullanımı ve  kapalı ortamlarda daha fazla zaman geçirilmesi nedeniyle tüm dünyada kronik sinüzitin görülme sıklığının giderek arttığına işaret ederek, “Özellikle kronik sinüzitin tedavisinde gecikildiğinde enfeksiyonun vücutta yayılması sonucunda ciddi sağlık sorunları gelişebilmektedir. Öyle ki sinüsler göze ve beyne çok yakın organlardır. Dolayısıyla, sinüzit nadiren de olsa göz apseleri, görme kaybı ve menenjit olarak bilinen beyin zarı iltihaplanmasına neden olabilir. Ayrıca, astım tanısı konulan pek çok hastada kronik sinüzit hastalığı eşlik edebilmektedir. Bu, sinobronşial hastalık olarak adlandırılır” diyor.</p>
<p><strong>Belirtiler 2 hafta içinde geçmezse, dikkat! </strong></p>
<p>Sinüzit tedavi edilmezse tablo gittikçe kronikleşiyor ve ameliyat gerektirecek hale gelebiliyor. Ayrıca ciddi sağlık sorunlarına da yol açabildiği için sinüzitte erken teşhis ve tedavi büyük bir önem taşıyor. Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Dilaver Özturan, <strong> </strong>bu nedenle<strong> </strong>akut sinüzitin belirtileri 2 hafta içinde düzelmezse mutlaka bir hekime başvurmak gerektiği uyarısında bulunarak, “Erken teşhis sayesinde sinüzitin kronikleşmesi önlenebilmekte ve hastaların yaşam kaliteleri yükseltilebilmektedir” diye konuşuyor.</p>
<p><strong>Polenlerden sigara kullanımına…</strong></p>
<p>Akut sinüzit genellikle kış aylarında üst solunum yolu enfeksiyonlarına eşlik ederken, kronik sinüzit ise yaz – kış fark etmeden her mevsim oluşabiliyor. Baş bölgemizde bulunan hava dolu boşluklar olan sinüsler, boğazımızın ve yutağımızın ıslak olmasını sağlayan ve mukus olarak adlandırılan sağlıklı salgılar üretiyorlar.  Mukuslar burun boşluğu kanalıyla boğaz ve yemek borusuna ulaşıyorlar. Sinüslerin içinde yer alan mukoza zarı çeşitli etkenler nedeniyle şiştiğinde bu drenaj bozuluyor ve mukuslar sinüsler içinde birikmeye başlıyorlar. Sinüslerin mukuslarla dolu olması ise virüs, bakteri ile mantarların bu bölgede kolayca üremelerine ve yayılmalarına neden oluyor.  Enfeksiyon başlayınca genel hastalık hali oluşuyor, mukoza zarı daha çok şişerken zamanla polip denilen yapılara da dönüşebiliyor. Klima, sigara kullanımı, polenler ve diğer alerjenler, geniz eti, burun içi deviasyonlar, hava kirliliği ile tozlu ortamlar, sinüzitin gelişimini en çok kolaylaştıran  sebepleri oluşturuyor.</p>
<p><strong>Kronik sinüzit sinsi belirtiler ile seyrediyor! </strong></p>
<p>Akut sinüzit; baş ağrısı, gözlerde sulanma, ateş, yüz ve gözlerin çevresinde dolgunluk hissi ile burun akıntısı gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Kronik sinüzitin ise sinsi belirtilerle seyrettiğini vurgulayan Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Dilaver Özturan, “Örneğin, sinüzitin en temel belirtilerinden olan baş ağrısı kronik sinüzitte gelişmez.  Bu nedenle, kronik sinüzit tanısı konulduğunda hastalarımız ‘Ama benim başım ağrımıyor’ sözleriyle şaşkınlıklarını ifade ederler. Ayrıca kronik sinüzitte, akut sinüzitin tipik belirtilerinin aksine koku ve tat alma kaybı,   burun tıkanıklığı ile geniz akıntısı, öksürük, nefes darlığı ve halsizlik gibi belirtiler ön plandadır” diyor.</p>
<p><strong>Cerrahi müdahale gerekebiliyor! </strong></p>
<p>Sinüzit tedavisi; hastalığın tipine (akut veya kronik), şiddetine ve sebebine (alerji, anatomik sorun gibi) göre planlanıyor.  Akut sinüzitlerin bir kısmı kendiliğinden düzelebiliyor. Kronik sinüzitin ise mutlaka tedavi edilmesi gerekiyor. Sinüzit, ilaç tedavisi (ateş varsa antibiyotik tedavisi gibi)  ve yaşam tarzı düzenlemeleriyle kontrol altına alınabiliyor. Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Dilaver Özturan,<strong> </strong>ancak sinüzit bu tedavilerle düzelmiyorsa cerrahi yönteme başvurmak gerektiğini belirterek, “Cerrahi yöntemde temel amaç, sinüs kanallarının açılması ve drenajının, yani sinüslerin içinde yer alan sıvının dışarı çıkarılmasıdır” diyor. Endoskopik cerrahinin tedavide çok kıymetli bir yöntem olduğuna değinen Prof. Dr. Dilaver Özturan, “Bunun nedeni ise endoskopik yöntemin güvenilir bir teknik olması ve bu sayede mukoza kaybı ile kanama gibi sorunlara yol açmamasıdır. Böylelikle ameliyat sonrasında hastanın konforu bozulmaz. Hastalar genel olarak bir veya iki günde normal yaşamlarına dönebilmektedirler” bilgisini veriyor.</p>
<p><strong>Sinüziti önlemek için 5 kritik kural!</strong></p>
<ul>
<li>Sigara içmeyin, içilen mekanlarda bulunmayın.</li>
<li>Kalabalık ve tozlu ortamlardan uzak durun.</li>
<li>Bol bol denize girin veya günde 2-3 kez deniz suyu ile burnunuzu yıkayın.</li>
<li>Bilinen bir alerjiniz varsa mutlaka tedavi olun.</li>
<li>Burun eğriliği, geniz eti veya burun konkalarında şişme gibi sorunlarınız varsa, tedavi için hekiminize başvurun.</li>
</ul>
<p><strong> </strong></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/basim-agrimiyor-sinuzit-degildir-diye-dusunmeyin-569006">&#8220;Başım ağrımıyor, sinüzit değildir&#8221; diye düşünmeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nilüfer Belediyespor, Süper Kupa&#8217;yı Nilüfer&#8217;e getirdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/nilufer-belediyespor-super-kupayi-nilufere-getirdi-568415</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Aug 2025 17:56:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[hentbol]]></category>
		<category><![CDATA[kupa]]></category>
		<category><![CDATA[takımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=568415</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hentbol Erkekler Süper Kupası’nı kazanan Nilüfer Belediyespor Erkek Hentbol Takımı, şampiyonluk kupasını Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’e törenle takdim etti. Başkan Şadi Özdemir, “Şampiyonluğu buraya taşıdığınız için hepinizi yürekten kutluyorum” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nilufer-belediyespor-super-kupayi-nilufere-getirdi-568415">Nilüfer Belediyespor, Süper Kupa&#8217;yı Nilüfer&#8217;e getirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hentbol Erkekler Süper Kupası’nı kazanan Nilüfer Belediyespor Erkek Hentbol Takımı, şampiyonluk kupasını Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’e törenle takdim etti. Başkan Şadi Özdemir, “Şampiyonluğu buraya taşıdığınız için hepinizi yürekten kutluyorum” dedi.</strong></p>
<p>Nilüfer Belediyespor Erkek Hentbol Takımı, kazandığı 2025 Hentbol Erkekler Süper Kupası’nı Nilüfer’e getirdi. Nilüfer Belediyesi Halk Evi önünde düzenlenen coşkulu törene Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, Nilüfer Belediyespor Kulübü Başkanı Muharrem Or, baş antrenör İlknur Kurtuluş, hentbol takımı oyuncuları, teknik ekip, Nilüfer Belediyespor kulüp yöneticileri ve Nilüferliler katıldı. Nilüfer Belediyespor Erkek Hentbol Takımı, şampiyonluk kupasını Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’e takdim etti.</p>
<p>Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir yaptığı konuşmada, tüm ekibe teşekkür etti. Büyük mücadeleler sonucunda takımın bunu hak ettiğini dile getiren Başkan Şadi Özdemir, “Hepsine helal olsun. İlk defa Bursa’da Hentbol Süper Ligi’nde ikinciliği ve Süper Kupa’yı aldık. Beni de hentbol sevdalısı yaptılar. Ekip olmadan başarı elde etmek çok zordur. Sezon boyu müthiş bir emek verdiler. Şampiyonluğu buraya taşıdıkları için hepsini yürekten kutluyorum” dedi.</p>
<p>BİR EKOL YARATIYORUZ<br />
Nilüfer Belediyespor Kulübü Başkanı Muharrem Or ise İlknur Kurtuluş ve takım ile güzel bir yol yürüdüklerini söyledi. Or, “İnanıyorum ki Bursa Nilüfer hentbolun başkenti olacak. Bir ekol yaratıyoruz. Başkanımız Şadi Özdemir ve yöneticilere destekleri için teşekkür ederim” dedi.</p>
<p>Türkiye Hentbol tarihinde kupa kazanan ilk kadın baş antrenör olan İlknur Kurtuluş, başarının ardından kendisine destek olan ekibine teşekkür etti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nilufer-belediyespor-super-kupayi-nilufere-getirdi-568415">Nilüfer Belediyespor, Süper Kupa&#8217;yı Nilüfer&#8217;e getirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Seyahatiniz hastalığa davetiye çıkarmasın!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/seyahatiniz-hastaliga-davetiye-cikarmasin-567737</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Aug 2025 16:20:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[sorunlar]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[Ülkeler]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=567737</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, özellikle uluslararası seyahatlerde karşılaşılabilecek enfeksiyon hastalıkları, risk grupları, alınması gereken önlemler ve seyahat sonrası dikkat edilmesi gereken sağlık sorunları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/seyahatiniz-hastaliga-davetiye-cikarmasin-567737">Seyahatiniz hastalığa davetiye çıkarmasın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, özellikle uluslararası seyahatlerde karşılaşılabilecek enfeksiyon hastalıkları, risk grupları, alınması gereken önlemler ve seyahat sonrası dikkat edilmesi gereken sağlık sorunları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Seyahat enfeksiyonları üç grupta ele alınıyor!</strong></p>
<p>Seyahat hastalıklarının yolculuk yapılan yere, yolculuk şekline ve gidilen yerde yapılan aktivitelere bağlı olarak ortaya çıkan sağlık problemleri olduğunu dile getiren Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Seyahat enfeksiyonları genel olarak bulaşıcı hastalıklar, seyahatin kendisinden kaynaklı sorunlar, çevresel ve bölgesel faktörlerden kaynaklı sorunlar şeklinde üç grupta ele alınabilir.” dedi.</p>
<p>Hangi durumlarda ne tür hastalıklar görülebileceğine değinen Mamçu, “Tropikal bölgelerde sıtma, sarı humma, dengue, Zika, kolera, tifo, hepatit A-B gibi enfeksiyonlar sık görülür. Kirli su ve yiyeceklerle seyahat ishali bulaşabilir. Jet lag (zaman farkı yorgunluğu), derin ven trombozu (uzun süre hareketsiz oturmaya bağlı pıhtı oluşumu) ve seyahat hastalığı (motion sickness – araç tutması) gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Yüksek irtifa hastalığı, güneş çarpması, sıcak çarpması, dehidratasyon, soğuk iklimlerde donma, hipotermi, böcek ve hayvan ısırıkları ile karşılaşılabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Seyahat edenlerin yüzde 65’i az ya da çok etkilendikleri bir sağlık sorunu yaşıyor!</strong></p>
<p>Günümüzde yılda 1.2 milyar insanın uluslararası seyahat ettiğini ve her yıl bu sayının arttığını aktaran Dr. Dilek Leyla Mamçu, “2030’da sayının 2 milyara ulaşacağı öngörülüyor. Seyahatlerin yarısından fazlası, gelişmekte olan ülkelere yapılıyor.” dedi.</p>
<p>Hastalıkların daha çok gelişmiş ülkeden gelişmemiş ülkeye seyahatte ortaya çıktığına dikkat çeken Mamçu, şunları söyledi:</p>
<p>“Gelişmiş alt yapıları olan ülkelere kıyasla bazı Afrika ülkeleri, Güney Doğu Asya ve Güney Amerika’ da bazı bölgeler  daha fazla risk içerir. Ayrıca ülkelerden bağımsız olarak, hijyen ve sanitasyon şartlarının sağlıklı olmadığı, su kaynaklarının kirli olduğu bölgelerde enfeksiyonlar daha sık görülür. Yapılan çalışmalara göre seyahat edenlerin yüzde 65’i gittikleri bölgede az ya da çok etkilendikleri bir sağlık sorunu yaşıyor. Bu sorunların önemli bir kısmı diyare, solunum yolu enfeksiyonu, deri hastalıkları gibi çoğu hafif ve kendini sınırlayan özellikte hastalıklar. Bununla beraber, daha ciddi sorunlara yol açan enfeksiyonlarla da karşılaşılabiliyor, seyahat edenlerin bir kısmı seyahatini yarıda keserek ülkesine dönmek zorunda kalabiliyor.”</p>
<p><strong>Seyahatten en geç dört hafta önce Seyahat Hastalıkları Kliniğine başvurulmalı!</strong></p>
<p>ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC) ve Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nün (WHO) hem hastalar hem de hekimler için yararlı web siteleri bulunduğunu hatırlatan Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Bu kaynaklar, dünyanın tüm ülkelerinde ortaya çıkan hastalık ve salgınları yakından izleyerek sık sık güncelleniyor.” dedi.</p>
<p>Alınacak önlemlerin gidilecek ülkeye, kalınacak süreye ve yapılacak aktiviteye göre değiştiğini dile getiren Mamçu, “Ülkemizde Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü, yurt dışına çıkacaklara seyahat sağlığı hizmeti sunuyor. Bölgelere göre  WHO ve CDC’nin önerdiği aşılar; gidilen bölgeye, kalınacak süreye, kişinin bağışıklık durumuna  ve o anda mevcut salgın hastalık durumuna göre değişebileceği için mutlaka  konunun uzmanları tarafından  Seyahat Hastalıkları Kliniklerinde uygulanmalı. Sahra altı Afrika, Uzak Asya gibi bazı coğrafi bölgelere gitmeden önce aşılama ile yeterli düzeyde bağışıklık oluşturulmalı. Bu da en az 3- 4 hafta süreceği için planlanan seyahatten en geç dört hafta önce sağlık kuruşuna başvurulmalı.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Seyahatle ilişkili hastalıklar açısından bazı kişiler ‘yüksek riskli yolcu’!</strong></p>
<p>Seyahat öncesi bir Enfeksiyon Hastalıkları uzmanına danışmanın seyahatle ilişkili hastalıkların önlenmesinde kritik öneme sahip olduğunu belirten Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Temel sağlık değerlendirmesi, seyahat programının gözden geçirilmesi, uygun aşıların uygulanması ve danışmanlık hizmetleri için uzmana başvurulabilir.” dedi.</p>
<p>Seyahatle ilişkili hastalıklar açısından bazı kişilerin ‘yüksek riskli yolcu’ olarak tanımlandığına dikkat çeken Mamçu, “Bunlar; ciddi sağlık sorunları nedeniyle yakın zamanda hastaneye yatış öyküsü olanlar, kronik hastalıkları olanlar, immün yetmezliği olanlar, çocuklar ve yaşlılar, gebelik veya emzirme dönemindeki kadınlar, özellikle kaliteli tıbbi hizmetten uzak, gelişmekte olan ülkelere yolculuk edecek<strong> </strong>yolcular, uzun süreli seyahat edecekler, sırt çantalılar ve insani yardım, tıbbi hizmet amacıyla seyahat edenler. Özellikle bu kişiler seyahat öncesi bir Seyahat Hastalıkları Kliniğine başvurmalı.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>En sık sıtma ile karşılaşılıyor…</strong></p>
<p>Seyahat dönüşünde altı hafta içinde ateş , sarılık, baş ağrısı, uykuya eğilim, kanamalar   veya  nörolojik bulguların varlığında mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğinin altını çizen Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Başvuruda  seyahat ve seyahatte yapılan yüzme, mağaracılık, trekking gibi aktiviteler anlatılmalıdır.” dedi.</p>
<p>En sık saptanan ateşli hastalığın sıtma olduğunu kaydeden Mamçu, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Sıtmanın kuluçka süresi bir yılı bulabilir. Ateş, nezle hali, terleme, üşüme gibi şikayetlerle başlayabilir. Sıtma dışında; gidilen ülkenin mikrobik yapısına ve vücudun bağışıklık durumuna bağlı olarak, ülkemizde görülmeyen pek çok tropikal hastalık görülebilir.</p>
<p>Bununla birlikte Türkiye’ye gelen yabancı turistler açısından, ülkemizin alt yapı, hijyen ve sanitasyon şartları yeterli olup, WHO tarafından seyahat öncesi herhangi bir önlem önerilmeyen ülkeler arasında. Bununla beraber Güneydoğu veya Çukurova Bölgesi’nde sıtma, Güneydoğu’da tifo, amipli dizanteri, bruselloz, leyişmaniyoz ve Tokat, Sivas, Erzurum, Trabzon gibi Kelkit Vadisi çevre illerinde Kırım-Kongo hemorajik ateşi hastalıklarına karşı dikkatli olmak gerekebilir.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/seyahatiniz-hastaliga-davetiye-cikarmasin-567737">Seyahatiniz hastalığa davetiye çıkarmasın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmangazi Belediyespor voleybol takımı yeni sezona hazır</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyespor-voleybol-takimi-yeni-sezona-hazir-566825</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Aug 2025 13:23:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[aydın]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=566825</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyespor, tanışma toplantısıyla yeni sezona start verdi. Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, “Bursa’nın kalbi Osmangazi diyoruz; sporun da kalbi Osmangazi olsun” diyerek takıma başarı dileklerini iletti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyespor-voleybol-takimi-yeni-sezona-hazir-566825">Osmangazi Belediyespor voleybol takımı yeni sezona hazır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyespor, tanışma toplantısıyla yeni sezona start verdi. Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, “Bursa’nın kalbi Osmangazi diyoruz; sporun da kalbi Osmangazi olsun” diyerek takıma başarı dileklerini iletti.</p>
<p>Osmangazi Belediyespor, Arabica Coffee House Erkekler Voleybol 1. Ligi’nde mücadele edeceği yeni sezon öncesi bir araya geldi. Sukaypark Spor Tesisleri’nde düzenlenen tanışma toplantısına Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Osmangazi Belediyespor Kulübü Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Karayılan, Baş Antrenör Güner Karakaya, Yardımcı Antrenör Onur Çakıllıtepe, İstatistik Antrenörü Berkay Köse, Fizyoterapist Hasancan Dal ve İdari Menajer Bekir Metin katıldı.</p>
<p>Toplantıda konuşan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, takıma başarı dileklerinde bulunarak, “Hem Osmangazi’mizi hem Bursa’mızı en iyi şekilde temsil edeceğinize inanıyoruz. Osmangazi Belediyesi olarak sporun her branşında var olmak istiyoruz. Çocuklarımızı ve gençlerimizi spora teşvik ederek kötü alışkanlıklardan uzaklaştırmak, hayatlarında daha başarılı olmalarına katkı sunmak en büyük hedefimiz” dedi.</p>
<p>Başkan Erkan Aydın, düzenlenen mini voleybol turnuvasında bin 500 çocuğu buluşturduklarını hatırlatarak, hentbol, su topu, atletizm gibi branşlarda da gençlere destek vermeye devam edeceklerini belirtti. Başkan Aydın, “Sizlerin yanınızdayız. Bursa’nın kalbi Osmangazi diyoruz; sporun da kalbi Osmangazi olsun” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>“YETİŞEN ÇOCUKLARIMIZ BURSA’DA KALSIN”</b></p>
<p>Osmangazi Belediyespor Kulübü Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Karayılan ise yeni sezona güçlü bir kadroyla girdiklerini vurgulayarak, “Takımımızı kurduk, transferlerimiz devam ediyor. Bursa’da yetişen çocuklarımızın Bursa’da kalmasını istiyoruz. Bu sene 1. Lig’de Osmangazi’mizi temsil edeceğiz. Oyuncularımız büyük fedakârlık yaparak sahada mücadele edecek. Sakatlıksız, başarılı bir sezon diliyorum” dedi</p>
<p>Toplantının devamında Osmangazi Belediyespor’un yeni transferleri Berat Akaray, Kutay Erden, Burak Köse, Gürkan Tok, Eren Arı, Kadir Terlik, Efe Karabuğa, Yiğit Yıldız, Semih Bulut, Arda Şenay, Samet Akyıldız ve Burak Topcu da kendilerini tanıtarak takımdaki yerlerini aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyespor-voleybol-takimi-yeni-sezona-hazir-566825">Osmangazi Belediyespor voleybol takımı yeni sezona hazır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zayıflama iğneleri kalıcı bir çözüm mü?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zayiflama-igneleri-kalici-bir-cozum-mu-566673</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Aug 2025 09:53:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akın]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=566673</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son dönemde popülaritesi artan zayıflama iğneleri, obezite ve fazla kiloyla mücadelede yeni bir umut kaynağı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zayiflama-igneleri-kalici-bir-cozum-mu-566673">Zayıflama iğneleri kalıcı bir çözüm mü?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Son dönemde popülaritesi artan zayıflama iğneleri, obezite ve fazla kiloyla mücadelede yeni bir umut kaynağı. Ancak bu tedavi yöntemini anlamak ve doğru şekilde kullanmak, sağlık açısından çok önemli. Zayıflama iğnelerinin, vücutta yemek yedikten sonra salgılanan ve kan şekerini düzenleyen GLP-1 hormonunun etkilerini taklit ettiğini açıklayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Fulya Akın, “Bu ilaçlar, şekerli ve yağlı yiyecekleri yeme isteğini azaltarak vücut ağırlığı ve yağ kütlesini düşürür. Aynı zamanda; beyindeki iştah merkezini etkileyerek tokluk hissini artırır ve açlığı bastırır. Midenin boşalma hızını yavaşlatarak yiyeceklerin midede daha uzun süre kalmasını sağlar böylece tokluk süresi uzar ve daha az yiyecek tüketilir. Ayrıca kan şekerindeki ani dalgalanmaları önleyerek tatlı krizlerini de azaltabilir” dedi.</strong></p>
<p>Zayıflama iğneleri bazı hastalar için uygun olmakla birlikte mutlaka bir doktor kontrolüne ihtiyaç duyar. Potansiyel yan etkiler arasında; mide bulantısı, kusma, ishal veya kabızlık, karın ağrısı, hazımsızlık, baş ağrısı ve yorgunluk olduğunu ifade eden Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Fulya Akın, “Bu ilaçlar, yan etkileri dışında kullanım hatasına bağlı olarak da ciddi problemlere yol açabilir. Yanlış doz, riskli gruplar tarafından kullanım ya da merdiven altı yerlerden temin edilen ilaçlar gibi faktörler nedeniyle hayatı tehdit edebilen hassas bir konudur. Üstelik zayıflama iğneleriyle verilen kiloların kalıcılığının, eş zamanlı yaşam tarzı değişikliklerine bağlı olduğunu unutmamak gerekir. İlaç bırakıldıktan sonra iştah kontrolü mekanizması ortadan kalkacağı için yeniden kilo alımı riski yüksektir” dedi.</p>
<p><strong>İlaçlarla birlikte alışkanlıklar da değiştirilmeli</strong></p>
<p>Prof. Dr. Akın, “Çalışmalar, ilacı bırakan kişilerin önemli bir kısmının verdiği kiloları geri aldığını gösterir. Bu nedenle, kullanım süresi boyunca sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz gibi yaşam tarzı değişikliklerinin benimsenmesi, kalıcı kilo kontrolü için kritik. Tek başına enjeksiyon, bir miktar kilo kaybı sağlayabilir ancak sürdürülebilir ve sağlıklı bir kilo yönetimi için yeterli değildir.  Bu ilaçların, iştah eksikliğiyle beraber tokluk hissini artırarak yaşam tarzı değişikliklerini kolaylaştıracağına odaklanmak gerekir. Kalıcı başarı içinse sağlıklı ve dengeli beslenme alışkanlıkları kazanmak, porsiyon kontrolü yapmak ve düzenli fiziksel aktiviteyi hayatın bir parçası haline getirmek şarttır. Aksi takdirde, verilen kiloların geri alınması kaçınılmaz” dedi.</p>
<p><strong>Emzirme döneminde uzak durulmalı</strong></p>
<p>Özellikle hamilelik veya emzirme döneminde uzak durulması gereken bir yöntem olduğunu dile getiren Prof. Dr. Akın, “Bu ilaçlar, tiroid kanseri, şiddetli böbrek veya karaciğer yetmezliği, pankreas iltihabı, ciddi kalp hastalıkları ve bazı sindirim sistemi rahatsızlıkları gibi durumlarda da oluşturacağı riskler nedeniyle tercih edilmez. Genellikle; vücut kitle indeksi 30 ve üzerinde olan obez bireyler ve vücut kitle indeksi 27 üzerinde olup obeziteyle ilişkili en az bir ek sağlık sorunu bulunanlarda faydalanılır” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Kısa sürede verilen kilolar çoğunlukla geri alınıyor</strong></p>
<p>Sosyal medyada karşılaşılan ‘mucize’ sonuçların gerçeği yansıtmadığını söyleyen Prof. Dr. Akın, “Bu tür paylaşımlar; kısa vadeli sonuçlar içeren ve kişisel farklılıkların göz ardı edildiği çarpıtılmış bir tablo sunar. Oysa kilo kaybı hızı kişiden kişiye değişir. Genetik, başlangıç kilosu, metabolizma hızı, eşlik eden hastalıklar ve yaşam tarzı değişikliklerine uyum gibi faktörler kilo verme hızını etkiler. Kısa sürede verilen aşırı kilolar genellikle sürdürülebilir değildir ve hızla geri alınabilir. Sağlıklı kilo kaybı, yavaş ve istikrarlı bir süreçtir. Doktor ve diyetisyen gözetiminde, kişinin genel sağlık durumu ve ihtiyaçları doğrultusunda planlanan kişiye özel bir yaklaşımla mümkündür. Unutulmamalıdır ki, obezite ve fazla kilo tedavisine başlarken gerçekçi beklentilere sahip olmak ve bilimsel verilere dayalı uzman görüşlerini dikkate almak esastır” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zayiflama-igneleri-kalici-bir-cozum-mu-566673">Zayıflama iğneleri kalıcı bir çözüm mü?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gırtlak Kanseri Vakalarının Yüzde 95&#8217;inden Fazlası Sigarayla İlgili</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/girtlak-kanseri-vakalarinin-yuzde-95inden-fazlasi-sigarayla-ilgili-566609</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Aug 2025 08:11:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[ses]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=566609</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özellikle son 20 yılda küresel boyutta gırtlak kanseri vakalarında belirgin artış gözlendiğine işaret eden KBB ve Boş, Boyun Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Nihal Seden Boyoğlu, “İstatistiklere göre gırtlak kanseri vakalarında yüzde 50’nin üzerinde artış gözleniyor. Bunun temel nedeni ise yaşlanan nüfus olarak gösteriliyor” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/girtlak-kanseri-vakalarinin-yuzde-95inden-fazlasi-sigarayla-ilgili-566609">Gırtlak Kanseri Vakalarının Yüzde 95&#8217;inden Fazlası Sigarayla İlgili</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Özellikle son 20 yılda küresel boyutta gırtlak kanseri vakalarında belirgin artış gözlendiğine işaret eden KBB ve Boş, Boyun Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Nihal Seden Boyoğlu, “İstatistiklere göre gırtlak kanseri vakalarında yüzde 50’nin üzerinde artış gözleniyor. Bunun temel nedeni ise yaşlanan nüfus olarak gösteriliyor” dedi. Gırtlak kanseri vakalarının büyük çoğunluğunun sigara ve alkolle ilişkili olduğunun altını çizen Doç. Dr. Boyoğlu, Türkiye’de özellikle 50 yaş altı kişilerde kanser oranlarında artış bildiriliyor. Gençlerde tütün ve tütün ürünleri kullanımın artışı da düşünüldüğünde bu durum gırtlak kanseri vakaları için de bir uyarı olarak görülebilir” diye konuştu. </em></p>
<p>Tüm kanserlerin yaklaşık yüzde birini oluşturan gırtlak kanseri için özellikle 50 yaş ve üzeri erkekler risk altında. Ancak kadınlarda ve gençlerde sigara içme oranlarının artmasına bağlı olarak riskin bu grup için de arttığına işaret eden Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi KBB, Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Nihal Seden Boyoğlu, gırtlak kanseri vakalarının yüzde 95’inden fazlasının sigarayla ilişkili olduğunu vurguladı.</p>
<p>“Gırtlak, boğazımızın önemli bir parçası; ses tellerini barındıran bu yapı sayesinde konuşabiliyoruz. Ancak boğazdaki bu küçük yapı, hayati bir tehlikenin de başlangıç noktası olabiliyor” diyen Doç. Dr. Boyoğlu, bu kanser türünün genellikle ses tellerinden başladığını ve en erken belirtisinin ses değişiklikleri olduğuna işaret etti.</p>
<p><strong>ERKEN TANIYLA TEDAVİ YÜKSEK</strong></p>
<p>Gırtlak kanserine ait belirtilerin farklı hastalıklarla benzerlik gösterdiği için erken uyarı işaretlerinin fark edilmesiyle tedavi şansının yüksek olduğunu söyleyen Doç. Dr. Boyoğlu, sözlerine şöyle devam etti: “İki haftadan uzun süren ses kısıklığı, seste kalınlaşma veya boğukluk varsa mutlaka bir KBB uzmanına başvurulmalı” diyen Doç. Dr. Boyoğlu, şunları anlattı: Gırtlak kanseri en sık ses telleri bölgesinden başlar. Bu nedenle en sık ve en erken belirti ses değişiklikleridir. İki haftadan uzun süren ses kısıklığı, seste kalınlaşma, seste çatallanma veya boğuklaşma varsa mutlaka hekim muayenesi gerekir. Bunun yanında daha az rastlanan belirtiler arasında; geçmeyen boğaz ağrısı veya öksürük, yutkunma sırasında sorun, gıdaların takılması veya ağrı, kulak ağrısı, boyun veya boğazda kitle veya şişlik, nefes darlığı yer alır.”</p>
<p><strong>EN YÜKSEK RİSK; SİGARA VE ALKOL KULLANICILARINDA</strong></p>
<p>Gırtlak kanserinin başlıca risk faktörlerinin tütün ürünleri ve yoğun alkol kullanımı olduğunu belirten Doç. Dr. Boyoğlu, sözlerine şöyle devam etti: “Bu iki etken birlikte kullanıldığında risk katlanır. Gırtlak kanseri genellikle 40 yaşından sonra ortaya çıkıyor; 50-69 yaş arası erkeklerde görülen kanserlerin yaklaşık yüzde 3’ü bu türden oluşuyor. Erkeklerde daha sık görülmesine rağmen, sigara ve alkol kullanan kadınların da ciddi risk altında olduğu unutulmamalı.”</p>
<p><strong>ŞÜPHE VARSA BİYOPSİ ŞART</strong></p>
<p>“Muayene sonrası eğer gırtlak kanserinden şüphelenilirse tanı koymak için mutlaka biyopsi alınması gerekir” diyen Doç. Dr. Boyoğlu, tanı süreciyle ilgili şu bilgileri verdi: “Biyopsi genel anestezi altında KBB hekimi tarafından yapılan kısa süren bir prosedürdür. Ağız içinden gırtlak bölgesine ulaşıldığı için dışarıdan görülecek hiçbir kesi ya da yara izine neden olmaz, dikiş gerektirmez. Ek hastalığı yoksa ya da anesteziden ötürü gözlem altında tutulması gerekmiyorsa, hasta aynı gün içerisinde taburcu olabilir. Bu prosedür aynı zamanda hekimin ayrıntılı gırtlak muayenesi yapmasına olanak tanır. Olası bir kanser tanısı durumunda kanserin gırtlak içerisindeki yaygınlığı hakkında bilgi verir. Çünkü tanı sonrası seçilecek tedavi türü kanserin yaygınlığına göre çeşitlilik göstermektedir.”</p>
<p><strong>TEDAVİ HER HASTA İÇİN ÖZEL PLANLANIYOR</strong></p>
<p>Doç. Dr. Boyoğlunun verdiği bilgiye göre, gırtlak kanseri tedavisinde cerrahi veya radyoterapi, bazı durumlarda da her ikisi birden kullanılabiliyor. Genel tedavi planlaması da; Hastanın genel tıbbi durumu ve diğer hastalıklar, gırtlağın yapısı ve özellikleri, tümörün evresi ve yayılımı, gırtlağın sağlıklı çalışıp çalışmaması ya da daha önce kanser tedavisi alınıp alınmadığı gibi özellikler dikkate alınarak her hasta için baş-boyun kanseri ile ilgilenen hekimler tarafından değerlendirme yapılarak hastayla hastaya özel belirleniyor.</p>
<p>Uygulanan tedavi yöntemleriyle ilgili Doç. Dr. Boyoğlu, sözlerine şöyle sürdürdü: “Erken evre kanserlerde lazer gibi teknikler kullanılarak, boyun hiç açılmadan ağız içinden tedavi mümkündür. Açık ameliyata göre kapalı ameliyatların iyileşme süreci her zaman daha hızlıdır. Ancak eğer kanser yayılımı lazer ile ameliyat yapmaya uygun değilse açık ameliyat yapılabilir. Açık ameliyatların da farklı yöntemleri bulunmaktadır. Kanserin gırtlak içerisinde etkilediği yere ve yayılımına göre açık ameliyatlarda da bazen gırtlağın hepsi bazen de bir kısmının alınması söz konusudur.”</p>
<p><strong>“SİGARA VE ALKOL KESİNLİKLE BIRAKILMALI”</strong></p>
<p>Sigara içmenin, tütün kullanmak ve alkol almanın kanser tedavisinin etkinliğini azaltacağının altını çizen Doç. Dr. Boyoğlu, “Gırtlak kanserinin tedavi edildikten sonra tekrarlayabileceği unutulmamalı. Sigara içmeye ve içki içmeye devam eden gırtlak kanserli hastaların iyileşme olasılığı daha düşüktür ve ikinci bir tümör geliştirme olasılığı daha yüksektir. Bunun yanında kanser tedavisinden sonra sık ve dikkatli takip de çok önemlidir.” Şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>UNUTMAYIN: ERKEN TEŞHİS HAYAT KURTARIR</strong></p>
<p>KBB ve Boş, Boyun Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Nihal Seden Boyoğlu, özellikle sesini yoğun kullanan meslek gruplarında (öğretmenler, çağrı merkezi çalışanları, sanatçılar vb.) ses kısıklığının sık görülse de hafife alınmaması gerektiğini vurgulayarak, sözlerini şöyle tamamladı; “Uzun süren belirtiler karşısında zaman kaybetmeden bir KBB uzmanına başvurmak, gırtlak kanserinin erken evrede teşhis edilmesini ve tedavi şansının artmasını sağlıyor.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/girtlak-kanseri-vakalarinin-yuzde-95inden-fazlasi-sigarayla-ilgili-566609">Gırtlak Kanseri Vakalarının Yüzde 95&#8217;inden Fazlası Sigarayla İlgili</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ankara&#8217;nın kalbinden kırsalına uzanan eşsiz bir yolculuk</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ankaranin-kalbinden-kirsalina-uzanan-essiz-bir-yolculuk-566345</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Aug 2025 15:39:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[bilkent]]></category>
		<category><![CDATA[bisiklet]]></category>
		<category><![CDATA[parkur]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[yarış]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=566345</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin en prestijli amatör yol bisikleti yarışlarından biri olan Maximum Gran Fondo Başkent, 2025 yılında dördüncü kez Ankara’da düzenleniyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ankaranin-kalbinden-kirsalina-uzanan-essiz-bir-yolculuk-566345">Ankara&#8217;nın kalbinden kırsalına uzanan eşsiz bir yolculuk</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin en prestijli amatör yol bisikleti yarışlarından biri olan Maximum Gran Fondo Başkent, 2025 yılında dördüncü kez Ankara’da düzenleniyor. Yarış, 24 Ağustos 2025 Pazar günü sabah 08.00’de Bilkent Center’dan verilecek startla başlayacak. Katılımcılar, Başkent’in simge bulvarlarından kırsalın doğal güzelliklerine uzanan parkurlarda unutulmaz bir deneyim yaşayacak.</p>
<p>Gran Fondo Başkent; Ankara Valiliği, Ankara Büyükşehir Belediyesi, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Ankara Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ve Türkiye Bisiklet Federasyonu katkılarıyla, 78 Event organizasyonuyla hayata geçirilecek. Yarış, sporu şehir kültürüyle buluşturan, çevre bilincini artıran, toplumsal dayanışmayı destekleyen, sağlıklı yaşamı teşvik eden ve bisiklet turizmini geliştiren bir model olarak öne çıkıyor. İş Bankası’nın kredi kartı markası Maximum Kart’ın isim sponsorluğunu üstlendiği yarışa ayrıca Skoda, MOSSO, SPX, Sports International, Bilkent Center ve Bilkent Otel &amp; Konferans Merkezi, Rova Teknoloji, Koru Hastanesi, Bilintur ve Tepe Emlak destek veriyor.</p>
<p>Maximum Gran Fondo Başkent, amatör ve profesyonel bisikletçilerin aynı heyecanı yaşadığı bir organizasyon. Ankara’nın hem modern şehir dokusunu hem de doğal güzelliklerini katılımcılara bir arada sunan parkurlarıyla düzenlenen organizasyonda, Başkent’in tarihi ve kültürel açıdan önemli bölgelerinden kırsalına uzanan eşsiz bir yolculuk yaşanacak. Farklı yaş gruplarından amatör sporcuları, şehir bisikletçilerini, kulüp sporcularını bir araya getirecek olan yarış trafiğe kapalı, asfalt zeminli ve güvenli rotada düzenlenecek.</p>
<p>Bine yakın katılımcı ile Bilkent Center önünden başlayacak Maximum Gran Fondo Başkent 2025, uzun parkur, kısa parkur, paralimpik ve tandem kategorilerinde yapılacak. Başlangıcın ardından kısa ve uzun etaplarda, sürüş keyfi kadar strateji ve dayanıklılığın da ön planda olduğu bir parkurda mücadele heyecanı yaşanacak. Teknik inişler, kontrollü tırmanışlar ve geniş düzlüklerle dolu parkurun özellikle şehir merkezinde yer alan tırmanış bölümü, yarışın kaderini belirleyecek en kritik noktalardan biri olacak. Katılımcılar, Ankara’nın simgesi Atakule önünden geçip İncek, Tulumtaş Mahallesi ile Halaçlı ve Koparan mahallelerinden bitişe doğru ilerleyerek Bilkent’te yarışı tamamlayacak.</p>
<h3><strong>Parkurlar Bir Yolculuk Anlatıyor</strong></h3>
<p>Maximum Gran Fondo Başkent’in kısa ve uzun parkurları, yalnızca bir yarış rotası değil; Ankara’nın kalbinden kırsalına uzanan eşsiz bir yolculuk sunuyor.</p>
<h3><strong>Kısa Parkur – 56,6 km / 1.096 m tırmanış</strong></h3>
<p>Bilkent Center’dan start alan bisikletçiler, modern kampüsler ve şehrin dinamik sokakları arasından yola çıkıyor. Çankaya’ya doğru ilerledikçe Hoşdere ve Simon Bolivar Caddeleri, kentin kozmopolit yaşamını gözler önüne seriyor. Turan Güneş Bulvarı’nda ise elçiliklerin görkemli binaları ve yemyeşil bulvarlar pedal ritmine eşlik ediyor.</p>
<p>Şehir merkezinden kırsala doğru geçiş Ahlatlıbel ve Taşpınar çevresinde başlıyor. Bozkır manzaraları, kısa parkuru küçük ama unutulmaz bir keşif yolculuğuna dönüştürüyor. Angora Bulvarı üzerinden Bilkent’e geri dönüşte ise sporcuları kalabalık bir seyirci kitlesi karşılıyor.</p>
<h3><strong>Uzun Parkur – 90,9 km / 1.386 m tırmanış</strong></h3>
<p>Kısa parkurun şehir atmosferini tamamlayan bisikletçiler, uzun parkurla birlikte daha zorlu ve macera dolu bir deneyime adım atıyor. Turgut Özal Bulvarı’na çıkıldığında şehir geride bırakılıyor, bozkırın dinginliği ve kırsalın doğal güzellikleri başlıyor.</p>
<p>Tulumtaş ve Halaç mahalleleri, Anadolu’nun kırsal ruhunu hissettirirken; Koparan bölgesi geniş tarım arazileriyle sporculara doğayla baş başa kalmanın huzurunu yaşatıyor. Beslenme istasyonları, uzun yolun kahramanlarına enerji verirken dönüşte Eğlence Caddesi adının hakkını veriyor: şehir tekrar karşınıza çıkıyor, tempo yükseliyor. Kanuni Sultan Süleyman ve Angora bulvarları üzerinden Bilkent Center’a dönüşte ise büyük bir bisiklet şöleni coşkulu seyirci desteğiyle taçlanıyor.</p>
<p>Maximum Gran Fondo bisiklet yarışı sadece bir spor etkinliği değil, Başkent Ankara’nın farklı yüzlerini anlatan bir yolculuk olacak.</p>
<h3><strong>Ellerinde güllerle bisikletçileri karşılayan Tulumtaş Mahallesi, Bisiklet Mahallesi oluyor…</strong></h3>
<p>Bisikleti sadece bir ulaşım aracı değil, sosyal yaşamın, sağlıklı bireylerin ve çevre dostu şehirlerin ayrılmaz bir parçası olarak tanımlayan bir yaklaşımla hareket eden Maximum Gran Fondo Başkent 2025’te önemli bir projeye de imza atılacak. Tulumtaş Mahalle Muhtarlığı iş birliğiyle Türkiye’nin İlk Bisiklet Mahallesi-Tulumtaş Mahallesi projesi hayata geçirilecek. Proje kapsamında her yaş grubuna güvenli bisiklet eğitimleri verilecek ve Tulumtaşlı çocuklardan bisiklet takımı kurulacak. Tulumtaş Mahallesi bisiklet tutkusu ve heyecanı ile bisiklet severler için keyifli bir rota olarak konumlanacak.</p>
<h3><strong>Pedal Çeviren Bir Başkent, Birlikte Büyüyen Bir Spor Kültürü</strong></h3>
<p>Ankara’nın sporla, doğayla ve aktif yaşamla bütünleştiği en önemli bisiklet organizasyonlarından biri olan ve her yıl yüzlerce amatör bisikletçiyi bir araya getiren yarış, Türkiye’nin dört bir yanından ve farklı ülkelerden katılımcıları ağırlayarak başkentin spor turizmi potansiyelini gözler önüne seriyor.</p>
<p>Tarihi ve doğal zenginliklerle bezenmiş güzergâh üzerinde yapılan yarış, katılımcılara unutulmaz bir deneyim yaşatırken, Ankara’nın kentsel hareketliliğine ve sosyal yaşamına canlılık katıyor.</p>
<p><strong>Parkur Bilgileri:</strong></p>
<p><strong>Uzun Parkur – 90,9 km:</strong></p>
<ul>
<li>Toplam tırmanış: 1.386 m</li>
<li>Rota: Bilkent – İncek – Gölbaşı – Beytepe – Bilkent</li>
</ul>
<p><strong>Kısa Parkur – 56,6 km:</strong></p>
<ul>
<li>Toplam tırmanış: 1.096 m</li>
<li>Rota: Bilkent – Çankaya – Beytepe – Bilkent</li>
</ul>
<p><strong>Organizasyon Takvimi:</strong></p>
<ul>
<li>23 Ağustos 2025 Cumartesi
<ul>
<li>12.00 – 19.00: Kit ve çip dağıtımı (EXPO alanı)</li>
<li>18.00: Teknik bilgilendirme toplantısı</li>
</ul>
</li>
<li>24 Ağustos 2025 Pazar
<ul>
<li>06.00 – 07.00: Son kontroller</li>
<li>08.00: Yarış başlangıcı</li>
<li>12.30 – 14.30: Ödül töreni</li>
</ul>
</li>
</ul>
<p>Start-Finish alanında Bilkent Center açık otoparkında kurulacak EXPO alanı, sporcu deneyim alanları, markalı stantlar ve çocuklar için özel etkinliklerle ailelere hitap eden bir atmosfer oluşturulacak. Katılımcılara organizasyon tişörtü, teknik çanta ve madalya gibi hediyeler sunulacak. Yarış sonrası fotoğraf ve video çekimleriyle bu özel gün ölümsüzleştirilecek.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ankaranin-kalbinden-kirsalina-uzanan-essiz-bir-yolculuk-566345">Ankara&#8217;nın kalbinden kırsalına uzanan eşsiz bir yolculuk</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dijital içerikler dopamini sömürüyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dijital-icerikler-dopamini-somuruyor-566027</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Aug 2025 08:39:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anlam]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[Dopamin]]></category>
		<category><![CDATA[dopamini]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[erol]]></category>
		<category><![CDATA[içerik]]></category>
		<category><![CDATA[içerikler]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[sömürüyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=566027</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, dijital çağda sosyal medya ve hızlı dijital içerik tüketiminin beyindeki etkileri, olumsuz sonuçları ve dengeli kullanımın önemi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijital-icerikler-dopamini-somuruyor-566027">Dijital içerikler dopamini sömürüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, dijital çağda sosyal medya ve hızlı dijital içerik tüketiminin beyindeki etkileri, olumsuz sonuçları ve dengeli kullanımın önemi hakkında bilgi verdi.</p>
<h3><strong>Beynin dikkat sistemi dijitalleşmeyle doğrudan hedef alınıyor ve bilişsel fonksiyonlar etkileniyor</strong></h3>
<p>Çağımızın en büyük getirisi olan dijitalleşmenin kişinin dış dünyayla kurduğu ilişki biçimlerini dönüştürmekle kalmadığını aktaran Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, “Aynı zamanda zihinsel yapılanmasını, duygusal düzenleme kapasitesini ve davranış örüntülerini de belirgin şekilde etkiliyor. Özellikle sosyal medya platformlarının işleyişi kullanıcıya sürekli yeni, çarpıcı ve yüksek uyarım içeren içerikler sunuyor. Bu da beynin dikkat sistemini doğrudan hedef alıyor ve bilişsel fonksiyonlar üzerinde belirgin bir etki yaratıyor.” dedi.</p>
<p>İnsan beyninde dikkat sisteminin merkezinde yer alan prefrontal korteksin, dış uyaranlar arasında seçim yapmayı, dikkat odağını sürdürmeyi ve dürtüleri kontrol etmeyi sağladığını kaydeden Erol, “Sosyal medya uygulamaları, özellikle reels, shorts, stories gibi kısa süreli içeriklerle bu bölgeleri sürekli uyararak, dopaminerjik ödül sisteminde yapay bir aşırı duyarlılık oluşturur.” şeklinde konuştu.</p>
<h3><strong>Dijital içerik tüketimi dopamin dengesini bozuyor! </strong></h3>
<p>Beynin, doğası gereği hazla bağlantılı olan dopamin salınımını öğrenme, keşfetme ve bağlantı kurma gibi anlamlı aktivitelerde deneyimlemeye programlandığını ifade eden Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, “Ancak dijital içeriklerin hızlı tüketimi, bu dopaminerjik sistemi kolay hazlar üzerinden uyarır ve uzun vadede dopaminin doğal salınımını bozar.” dedi.</p>
<p>Bu durumun, nörobiyolojik düzlemde ödül sisteminde tolerans gelişimine, haz eşiğinin yükselmesine ve sıradan uyarıcıların artık yeterli tatmin sağlamamasına neden olduğuna dikkat çeken Erol, şöyle devam etti:</p>
<p>“Diğer bir ifadeyle kişi artık basit bir yürüyüşten, kitap okumaktan ya da bir sevdiği insanlarla zaman geçirmekten keyif alamamaya başlar, çünkü beyin yüksek uyarana koşullanmıştır. Bu değişimlerin davranış boyutunda karşılığı ise dikkat eksikliği, dürtüsel kararlar, tahammülsüzlük, sabırsızlık, düşük içsel motivasyon ve ilişkilerde yüzeysellik olarak kendini gösterir. Özellikle genç bireylerde odaklanma zorluğu ve içsel huzursuzluk şikayetleriyle başvuran vakalarda, temel sorun çoğu zaman dikkat eksikliğinden değil, haz eşiğinin yükselmesinden ve odaklanma sürelerinin kısalmasından kaynaklanır. Beyin artık kendi başına sessiz bir ortamda kalmakta zorlanır, dışardan keyif veren bir uyarıcı olmadığında boşluk ya da anlamsızlık hissiyle yüzleşir.”</p>
<h3><strong>Sağlıklı psikoloji, olumsuz duygulara da yer açabilmeyi gerektirir! </strong></h3>
<p>Psikolojik yansımaları açısından ele alındığında ise haz odaklı zihinsel yapılanmanın kişinin duygu düzenleme becerilerini zayıflattığının görüldüğüne vurgu yapan Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, “Anlam üretimi, sabretme, bekleme, belirsizliğe tahammül etme gibi zihinsel beceriler körelir. Oysa sağlıklı bir psikolojik işleyiş için yalnızca pozitif uyaranlarla değil, olumsuz duygularla da temas edebilme ve bu duygulara yer açabilme becerisi gerekir.” dedi.</p>
<p>Haz odaklı sistemin, bireyi sürekli olumlu deneyimlere yönlendirdiğini dile getiren Erol, “Bu nedenle hüzün, öfke, yalnızlık gibi duygularla karşılaşıldığında birey bunlarla baş etmek yerine kaçınma, bastırma ya da anlık dikkat dağıtma yollarına başvurur. Bu durum duyguların işlenmeden zihinde kalmasına, uzun vadede ise anksiyete, boşluk hissi ve duygusal tükenmişlik gibi belirtilere neden olabilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<h3><strong>Sosyal medya dengeli kullanıldığında içsel kontrol yeniden kazanılır!</strong></h3>
<p>Dijital çağın sunduğu imkânlardan tamamen uzaklaşmanın gerekli olmadığının altını çizen Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, “Yönetilebilir hale gelmesi için kişinin ekran karşısında geçirdiği zamanı bilinçli bir şekilde yapılandırması, dijital farkındalık kazanması ve dopamin sistemini düzenleyen doğal aktivitelere yönelmesi büyük önem taşır.” dedi.</p>
<p>Bu süreçte yapılabilecek bazı temel müdahalelerden bahseden Erol, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Günde belirli saatlerde telefondan tamamen uzaklaşmak, özellikle günün ilk ve son saatlerinde ekran maruziyetini azaltmak. Egzersiz yapmak, doğada vakit geçirmek, üretken faaliyetlerde bulunmak; çizim, yazı, el işi gibi, anlamlı sohbetler ve gönüllülük faaliyetleri gibi etkinliklere katılmak. Meditasyon, nefes çalışmaları, mindful yürüyüşler gibi pratiklerle dikkat kasını yeniden güçlendirmek. Anlık iyi hissetmelerin uzun vadeli doyum sağlamadığını; sürdürülebilir tatminin ancak değer temelli anlam yüklü eylemlerle mümkün olduğunu içselleştirmek. Başkalarının paylaştığı görüntülerin gerçekliği yansıtmadığını, hayatın yalnızca en iyi anlarından oluşmadığını hatırlamak.</p>
<p>Kişi sosyal medya kullanımı pasif değil dengeli bir eyleme dönüştürürse içsel kontrol hissini yeniden kazanmaya başlar.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijital-icerikler-dopamini-somuruyor-566027">Dijital içerikler dopamini sömürüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Geçmeyen ses değişikliği baş-boyun kanseri habercisi olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gecmeyen-ses-degisikligi-bas-boyun-kanseri-habercisi-olabilir-565421</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Aug 2025 08:41:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[başboyun]]></category>
		<category><![CDATA[bölge]]></category>
		<category><![CDATA[boyun]]></category>
		<category><![CDATA[burun]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[geçmeyen]]></category>
		<category><![CDATA[habercisi]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[ses]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Tümörler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=565421</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde her yıl bir buçuk milyondan fazla insanda ortaya çıkan baş-boyun bölgesi kanserleri ile ilgili risk, sigara kullananlarda 5- 25 kat daha fazla artırıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gecmeyen-ses-degisikligi-bas-boyun-kanseri-habercisi-olabilir-565421">Geçmeyen ses değişikliği baş-boyun kanseri habercisi olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde her yıl bir buçuk milyondan fazla insanda ortaya çıkan baş-boyun bölgesi kanserleri ile ilgili risk, sigara kullananlarda 5- 25 kat daha fazla artırıyor. HPV virüsü, alkol ve güneş ışınlarının da sebep olabildiği bu kanser türü, tümörün yerine göre farklı belirtilerle ortaya çıkıyor. Gırtlakta gelişen tümörler, ses değişikliği ve yutma güçlüğüyle; burun bölgesine yerleşen kötü huylu tümörler ise geçmeyen burun tıkanıklıkları ve kanamalarıyla kendisini belli edebiliyor. Tüm kanserlerin %10’unundan fazlasını oluşturan baş-boyun kanserleri erken tanı ile vücudun diğer bölgelerine yayılması engellenerek tedavi edilebiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Seyit Mehmet Ceylan, baş-boyun kanserlerinin sebepleri, belirtileri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>HPV aşısıyla baş-boyun kanseri riskini azaltabilirsiniz</strong></p>
<p>Kanser türleri içerisinde erkeklerde 5. kadınlarda ise 12. sırada olan baş- boyun bölgesi kanserlerine dünyada her yıl yaklaşık 890 bin kişi yakalanmaktadır. Baş- boyun bölgesinde bulunan tiroid ve özofagus kanserleriyle birlikte bu rakam 1,5 milyonun üzerine çıkmaktadır.</p>
<p>Kadınlarda tiroid, erkeklerde ise gırtlak (larinks) kanseri sıklık açısından ilk sıradadır. Tütün ve alkol kullanımı yanında Epstein Barr virüsü (EBV) ve insan papilloma virüsü de (HPV) baş-boyun bölgesi kanserlerinde önemli bir risk faktörünü oluşturmaktadır. Gelişmiş ülkelerde sigara kullanımı azalmasına rağmen baş- boyun kanserlerindeki artışın bir nedeni olarak HPV enfekte kişi sayısındaki artış gösterilmektedir. HPV aşısı yaptırmak baş-boyun kanserleri açısından koruma sağlamaktadır. Oluşumu çevresel ve genetik sebeplerin yer aldığı komplike bir süreç olan baş-boyun kanserleri;</p>
<ul>
<li>Gırtlak (larinks) kanseri</li>
<li>Ağız boşluğu( ağız tabanı, dil, yanak mukozası vb.) kanserleri</li>
<li>Dudak kanseri</li>
<li>Yutak (farinks) kanseri</li>
<li>Geniz (nazofarinks) kanseri</li>
<li>Burun ve sinüs kaynaklı kanserler</li>
<li>Tükürük bezinden köken alan kanserler olarak sıralanabilir. Bunlara ilave olarak tiroid, özofagus (yemek borusu), baş boyun bölgesinde yer alan cilt kanserleri ve diğer bağ dokusu kökenli kanserler, farklı kökenli olup baş boyun bölgesini tutan kanserler de baş boyun bölgesinde yer alır.</li>
</ul>
<p><strong>Tedaviye rağmen geçmeyen burun tıkanıklığını hafife almayın</strong></p>
<p>Gırtlakta gelişen tümörün ilk belirtisi ses değişikliği, boyunda şişlik, yutma güçlüğü, boğaz ağrısı olurken, burun, sinüsler ve nazofarinkste (genizde) yerleşen tümörler burun tıkanıklığı, burun kanaması, baş ve yüz ve kulak ağrılarına neden olabilmektedir. Gırtlaktaki tümörler uzun süre ses değişiklikleri yapmadan ileri boyutlara ulaşabilmekte ve boyun bölgesine yayılabilmektedir. İki haftadan uzun süren ses değişikliği, burun tıkanıklıkları, katı gıda yutulmasında güçlük, ağız içinde oluşan yaralar, yanakta veya boyunda çıkan ağrısız şişlikler baş-boyun bölgesi kanserlerinin belirtilerinden olabilir. Bu belirtileri yaşayan kişilerin özellikle de sigara kullananların zaman kaybetmeden alanında uzman bir Kulak Burun Boğaz hastalıkları doktoruna görünmesi gerekir.</p>
<p><strong>Hastaya özel tedavi planlaması yapılıyor</strong></p>
<p>Baş-boyun bölgesi kanserleri erken tanı ile başarılı bir şekilde tedavi edilebilmektedir. Erken tanı, tedavi süreçlerini kısaltarak fonksiyon kayıplarını en aza indirmektedir. Kanserli bölge tedavi edilirken hastanın yaşam kalitesini en az etkileyecek yöntemler tercih edilmektedir. Organ koruyucu tedaviler, endoskopik yani kapalı yöntemlerle gerçekleştirilen cerrahi seçenekler tercih edilmektedir. Günümüzde uygulanan modern yaklaşım baş boyun kanserli hastaların multidisipliner yöntemle tedavi edilmesine yöneliktir. Tedavi sürecinde medikal onkolog, radyasyon onkoloğu ve baş boyun cerrahı aktif rol oynamaktadır.</p>
<p><strong>Lazerle endoskopik ameliyat hastanede kalış süresini azaltıyor</strong></p>
<p>Baş-boyun bölgesi kanserlerine yönelik tedavi seçeneklerinde sadece cerrahi ya da radyoterapi olabileceği gibi; ileri evre tümörlerde cerrahi, radyoterapi ve kemoterapiden oluşan kombine tedaviler de uygulanabilmektedir. Son yıllarda öne çıkan immunoterapi yöntemi de baş-boyun kanserlerinin tedavisinde umut vadeden bir uygulamadır. Baş-boyun bölgesi kanserlerinin tedavi süreçlerinde cerrahi tedavi önemli bir yere sahiptir. Uygulanacak cerrahi seçenekler ve uygulanma şekli hakkında hastanın yeterince bilgilendirilmesi ve karar süreçlerine bilgilendirilmiş bir şekilde katılımının sağlanması güncel yaklaşımın önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Günümüzde tedaviye yönelik bu yaklaşım kadar önem kazanan bir başka prensip de yaşam kalitesinin korunmasıdır. Yaşam kalitesinin korunması günümüzde ilaç ve ışın tedavisindeki gelişmeler kadar cerrahi tedavilerin de teknolojik gelişmeler doğrultusunda evrim geçirmesiyle mümkün olabilmektedir. Günümüzde en çok değişen cerrahi yaklaşım endoskopik olarak yapılan kapalı ameliyatların ağırlık kazanmasıdır. Lazer yardımıyla endoskopik olarak gerçekleştirilen larinks (gırtlak) kanseri ameliyatları iyileşmenin hızlı olması ve dolayısıyla daha az hastanede kalma gibi avantajlara sahiptir. Burun ve sinüs tümörlerinde kapalı endoskopik ameliyatlar artık dışarıdan kesiyle yapılan ameliyatların yerini almıştır. Cerrahi navigasyon sistemleri cerrahın kapalı yöntemlerle tümör ameliyatını gerçekleştirmesine yönelik kolaylıklar sağlamıştır.</p>
<p><strong>Fonksiyon kayıpları doku transferi ile en aza indirilebiliyor</strong></p>
<p>Baş-boyun kanserlerinin tedavisinde tercih edilen cerrahi yöntemde, ortaya çıkabilecek fonksiyon kayıplarını en aza indirmek için doku transferleri yapılabilmektedir. Gerek komşu bölgelerden, gerekse vücudun uzak bölgelerinden yapılabilecek transferler ile fonksiyon kaybı en aza indirilebilmektedir. Son yıllarda tıp alanına da giren 3D teknolojisi, rekonstrüksiyon amacı ile kullanılabilecek, kişiye özel rekonstrüksiyon materyallerinin üretilebilmesinin önünü açmıştır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gecmeyen-ses-degisikligi-bas-boyun-kanseri-habercisi-olabilir-565421">Geçmeyen ses değişikliği baş-boyun kanseri habercisi olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eskişehir Orman Yangını Şehitleri İçin Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Baş sağlığı Mesajı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eskisehir-orman-yangini-sehitleri-icin-cumhurbaskani-erdogandan-bas-sagligi-mesaji-557398</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 08:22:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[cumhurbaşkanı]]></category>
		<category><![CDATA[erdoğandan]]></category>
		<category><![CDATA[eskişehir]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[mesajı]]></category>
		<category><![CDATA[orman]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[şehitleri]]></category>
		<category><![CDATA[yangını]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=557398</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Eskişehir’de orman yangınına müdahale sırasında şehit düşen orman çalışanları ve AKUT gönüllüleri için taziye mesajı yayımladı. Orman Genel Müdürlüğü de şehitler için başsağlığı dileklerinde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eskisehir-orman-yangini-sehitleri-icin-cumhurbaskani-erdogandan-bas-sagligi-mesaji-557398">Eskişehir Orman Yangını Şehitleri İçin Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Baş sağlığı Mesajı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan mesajında, Eskişehir&#8217;deki orman yangınına müdahale ederken 5 orman çalışanı ve 5 AKUT gönüllüsü kardeşimizin şehit olduğunu büyük bir üzüntüyle öğrendiğini ifade ederken, &#8220;Ormanlarımızı korumak için canları pahasına mücadele veren kardeşlerimize Allah&#8217;tan rahmet, ailelerine ve milletimize başsağlığı diliyorum.&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Ayrıca Orman Genel Müdürlüğü de &#8220;Başımız sağ olsun&#8221; diyerek yayımladığı başsağlığı mesajında, &#8220;Eskişehir Seyitgazi&#8217;de çıkan ve Afyonkarahisar sınırına ulaşan orman yangınına müdahale sırasında 5 orman personelimiz ve 5 AKUT personeli gönüllümüz şehit olmuştur. Şehitlerimize Allah&#8217;tan rahmet, ailelerine ve teşkilatımıza başsağlığı dileriz&#8221; ifadeleri yer aldı.</p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/07/cumhurbaskani-erdogandan-eskisehir-orman-yangini-sehitlerine-taziye-mesaji-0-4yKZQvrV.png" /></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eskisehir-orman-yangini-sehitleri-icin-cumhurbaskani-erdogandan-bas-sagligi-mesaji-557398">Eskişehir Orman Yangını Şehitleri İçin Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Baş sağlığı Mesajı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Baş Ağrısı Kanserin Yeniden Sinyali Olabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bas-agrisi-kanserin-yeniden-sinyali-olabilir-556969</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Jul 2025 08:26:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[kanserin]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[sinyali]]></category>
		<category><![CDATA[yeniden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=556969</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beyin metastazının, vücudun başka bir bölgesinde başlayan kanserin beyin dokularına, zarlarına veya kafatasına yayılması anlamına geldiğini açıklayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Nöroşirurji Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Kanser hücreleri, genellikle kan dolaşımı yoluyla beyne ulaşır ve burada yeni bir tümör oluşturur.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bas-agrisi-kanserin-yeniden-sinyali-olabilir-556969">Baş Ağrısı Kanserin Yeniden Sinyali Olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Beyin metastazının, vücudun başka bir bölgesinde başlayan kanserin beyin dokularına, zarlarına veya kafatasına yayılması anlamına geldiğini açıklayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Nöroşirurji Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Kanser hücreleri, genellikle kan dolaşımı yoluyla beyne ulaşır ve burada yeni bir tümör oluşturur. Beyin metastazlarının belirtileri, tümörün büyüklüğüne, yerine ve çevre dokular üzerindeki etkisine bağlı olarak değişebilir. En yaygın belirtiler arasında ise; baş ağrısı, bulantı ve kusma, epileptik ataklar, görme bozuklukları, kol veya bacaklarda güçsüzlük veya uyuşma, hafıza sorunları veya dikkat kaybı, kişilik ya da davranış değişiklikleri, denge bozuklukları, konuşma veya hareket bozuklukları yer alır. Bu belirtilere sahip kanser atlatmış hastaların beyin metastazı şüphesi ile bir sağlık merkezine başvurması önemli” dedi.</strong></p>
<p>Beyin metastazlarının genellikle; akciğer, meme, melanom yani cilt, böbrek ve kolorektal kanser türlerinde oluştuğunu ifade eden Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Nöroşirurji Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Multidisipliner yaklaşımın, kişiye özel tedavide kilit bir rolü var. Kanser hastalarına multidisipliner bir yaklaşım gerektiği için şüpheli bir hastanın değerlendirilmesinde Beyin ve Sinir Cerrahisine ek olarak Tıbbi Onkoloji, Radyasyon Onkolojisi, Radyoloji, Nöroloji ve Patolojinin kanıta dair görüşleri alınır. Bu uzmanlıklardan oluşan nöro-onkoloji tümör kurulundaki değerlendirme sonucunda hasta için en uygun tedavi planı seçilir. Örneğin kanama riskine sahip bazı beyin metastazlarında ani şekilde genel durum bozukluğu oluşabilir. Bu tür riskler varsa cerrahi tedavi önceliklenir” dedi.</p>
<p><strong>Şüpheli durumlarda biyopsi şart</strong></p>
<p>Hastaların kanser taramalarında adını sıklıkla duyduğu PET-CT’nin, beyin metastazlarını göstermede yetersiz kalabileceğine vurgu yapan Göçmen, “Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG) bu alandaki en önemli yöntemdir. Ayrıca Bilgisayarlı Tomografi (BT) de yardımcı bir görüntüleme yöntemi olarak tercih edilebilir. Şüpheli lezyonlarda ise kesin tanı için beyin biyopsisi şarttır. Kan testleri ve diğer görüntüleme yöntemleri ise tanıya destek ve tedavi takibi amaçlı kullanılır. Tedavi; metastazların sayısına, boyutuna, hastanın genel sağlık durumuna ve kanserin türüne bağlı olarak değişir. Beyindeki metastazların büyümesini durdurmak ya da küçültmek için de radyoterapiden faydalanılır. Bunların yanında kemoterapi, hedefe yönelik tedavi ve immünoterapi de kullanılır. Hastanın şikayetlerini hafifletmek ve yaşam kalitesini artırmak için ise palyatif bakımdan destek alınır” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Erken tanı her zaman hayat kurtarıyor</strong></p>
<p>Erken tanının, beyin metastazlarının etkili bir şekilde tedavi edilmesinde kritik rol oynadığının altını çizen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Nöroşirurji Uzmanı Dr. Emre Zorlu, “Belirtiler fark edildiğinde bir uzmana başvurmak hayati önem taşıyor. Belirli risk faktörleri varsa örneğin hasta daha önce akciğer kanseri atlatmışsa, belirli aralıklarla nörolojik muayene ve görüntüleme ile mutlaka izlenmeli. Karmaşık bir sağlık problemi olduğu için multidisipliner bir yaklaşım gerektiren beyin metastazlarında erken tanı, etkili tedavi ve hasta yönetimi bu yüzden çok önemli&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Hasta yakınlarının desteği kıymetli</strong></p>
<p>Beyin metastazı tanısı alan bir hastanın hem kendisinin hem de ailesinin tedavi sürecinde aktif rol alması gerektiğini vurgulayan Zorlu, “Doktorun önerdiği tedavi planına uyum sağlamak ve düzenli kontrolleri aksatmamak tedavi başarısını artırabilir. Beyin metastazlarıyla mücadele zorlayıcı bir süreç olsa da doğru tedavi ve destekle yaşam kalitesini artırmak mümkün. Esas tedavi planına ek olarak psikolojik destek almak ve sağlıklı bir yaşam tarzını benimsemek, bu süreçte büyük fark yaratabilir” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bas-agrisi-kanserin-yeniden-sinyali-olabilir-556969">Baş Ağrısı Kanserin Yeniden Sinyali Olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Baş ağrınızın sebebi klima olabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bas-agrinizin-sebebi-klima-olabilir-551171</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 05 Jul 2025 07:35:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrınızın]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[klima]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[sebebi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=551171</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Şafak Sahir Karamehmetoğlu, yaz aylarında sıklıkla görülen klima çarpması sorununa değinerek, korunma yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bas-agrinizin-sebebi-klima-olabilir-551171">Baş ağrınızın sebebi klima olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Şafak Sahir Karamehmetoğlu, yaz aylarında sıklıkla görülen klima çarpması sorununa değinerek, korunma yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>20 dereceden düşük, 24 dereceden yüksek ortamlarda klima çarpması görülebilir!</strong></p>
<p>Klima çarpması, özellikle yaz aylarında görülen ve klima kullanırken bazı noktalara dikkat edilmediğinde kendisini belli eden bir sağlık sorunu olduğunu dile getiren Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Şafak Sahir Karamehmetoğlu, “Sıcak havalarda serinlemek amacıyla kullanılan klimalar vücut ısısını sabit tutmada bazen sorunlar ortaya çıkarabilir. Ortamda sıcaklık düştüğünde vücudumuzun ısısını sabit tutan mekanizmalar ekstra bir çaba sarf etmek durumunda kalır. Bunun neticesinde bazı belirti ve bulgular ortaya çıkabilir.” dedi.</p>
<p>Birçok hastalıkta olduğu gibi klima çarpmasında da koruyucu önlemlerin uygulanmasının daha kolay ve daha etkili olduğuna vurgu yapan Karamehmetoğlu, “Klima çarpmasının en önemli nedenlerinden bir tanesi klimanın yanlış kullanımıdır. İdeal ortam sıcaklığı 22 derecedir. 20 dereceden daha düşük, 24 dereceden daha yüksek ortamlarda klima çarpması görülebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Klima, kullanım kılavuzuna uygun kullanılmalı!</strong></p>
<p>Klima kullanımının bir diğer olumsuz etkisinin ortamın nem oranının değişmesi olduğunu aktaran Prof. Dr. Şafak Sahir Karamehmetoğlu, “Buna bağlı olarak hava kuruluğu ortaya çıkar. Klima kullanılan ortamlarda nem oranının yüzde 50 olması gerekir. Klimalı ortamlarda, havadaki nemin azalması ve ortamın kuruması gözlerde ve üst solunum yollarında tahrişe neden olabilir. Ek olarak ortamın nem dengesinin bozulması dehidrasyon (sıvı açığı) yol açabilir, buna bağlı olarak ağızda, gözlerde kuruluk, susuzluk ortaya çıkar.” dedi.</p>
<p>Klima kullanırken kullanma kılavuzuna uygun olarak hareket edilmesi gerektiğini de sözlerine ekleyen Karamehmetoğlu, şöyle devam etti:</p>
<p>“Ortamın daha önce belirttiğimiz ideal sıcaklık ve nem seviyesine göre ayarlanması gerekir. Klimadan gelen havanın doğrudan vücuda yönlendirilmemesi, klimanın karşısında uzun süre kalınmaması ve serinlemenin dengeli bir şekilde sağlanması önemlidir. Klimanın düzenli olarak temizlenmesi ve bakımının uygun şekilde yapılması da sağlanmalı. Düzenli olarak temizlenmeyen veya değiştirilmeyen filtreler iç ortam hava kalitesinin bozulmasına ve sağlık sorunlarına yol açabilir.”</p>
<p><strong>Farklı belirtiler klima çarpmasının bir sonucu olabilir!</strong></p>
<p>Klima çarpması belirtilerinin kişiden kişiye değişiklik göstermekle birlikte baş ağrısı, burun akıntısı, öksürük ve yüksek ateş gibi belirti ve bulguların sıkça görüldüğünü dile getiren Prof. Dr. Şafak Sahir Karamehmetoğlu, “Ek olarak kas ağrıları da görülebilir. Özellikle fibromyalji, miyofasyal ağrı sendromu gibi yumuşak doku romatizmalarıyla sıkça karşılaşılır.” dedi.</p>
<p>Ani ısı değişimi karşısında vücutta meydana gelen değişikliklerin titreme, ellerde ve ayaklarda üşüme gibi şikâyetlere neden olabileceğine dikkat çeken Karamehmetoğlu, “Baş ağrısına klima ortamının neden olduğu düşük nem seviyesi sebep olabilir. Bazı araştırmalar bakımı yapılmayan klimaların da baş ağrısına neden olabileceğini gösteriyor. Klima çarpmasıyla birlikte halsizlik ve yorgunluk hissi ortaya çıkabilir. Vücut aşırı ısı değişimiyle mücadele etmek için fazladan enerji harcamak zorunda kalır, bunun neticesinde halsizlik ve yorgunluk ortaya çıkabilir. Sıvı ve elektrolit dengesinin bozulması da halsizliğe neden olabilir. Klima çarpması durumunda , burun tıkanıklığı, kas ve eklem ağrıları gibi semptomlar da ortaya çıkabilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Klima çarpmasının bir tedavisi yok ama korunmak mümkün!</strong></p>
<p>Klima çarpması belirtilerinin soğuk algınlığı veya grip gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarının belirtileri ile benzerlik göstermesinin tanı konmasını zorlaştırabileceğine değinen Prof. Dr. Şafak Sahir Karamehmetoğlu, “Klima çarpmasını teşhis edebilecek bir laboratuvar testi yoktur. Dehidrasyon riskine karşı bazı tahliller yapılmasını istenebilir.” dedi.</p>
<p>Klima çarpmasının spesifik bir tedavi yöntemi olmadığını da kaydeden Karamehmetoğlu, belirti ve bulgulara yönelik tedavi uygulanabileceğini söyledi. </p>
<p>Klima çarpmasından korunmak için önerilerde bulunan Karamehmetoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Klimayı 21-22 derece 2 saat çalıştırıp ardından kapatmak hava kalitesinin bozulmasını ve klima çarpmasını önlemeye yardımcı olabilir. Klimadan gelen havayı doğrudan vücuda yönlendirmekten, klima karşısında oturmaktan veya yatmaktan kaçınılmalı. Düzenli aralıklarla klima filtrelerinin değiştirilmesi ve klima bakımının yapılması ortamın hava kalitesinin bozulmasını önler. Klimanın yanlış kullanımına bağlı ortaya çıkan dehidrasyon riskini azaltmak için bol sıvı tüketilmeli. Klima, önerilen süre boyunca çalıştırıldıktan sonra kapatılmalı, bulunulan ortamın camları açılarak temiz havanın içeri girmesine izin verilmeli.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bas-agrinizin-sebebi-klima-olabilir-551171">Baş ağrınızın sebebi klima olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Deprem Korkusuyla Baş Etmek İçin 7 Öneri!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/deprem-korkusuyla-bas-etmek-icin-7-oneri-529995</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 May 2025 09:15:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[etmek]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[korkusuyla]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=529995</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kişinin olası deprem riskleri nedeniyle kendisi ve sevdikleri için yoğun korku hissetmesi olarak tanımlanan deprem korkusu (Sismofobi, Seismophobia), bugün artık pek çok insanın ortak sorunu haline dönüştü. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deprem-korkusuyla-bas-etmek-icin-7-oneri-529995">Deprem Korkusuyla Baş Etmek İçin 7 Öneri!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kişinin olası deprem riskleri nedeniyle kendisi ve sevdikleri için yoğun korku hissetmesi olarak tanımlanan deprem korkusu (Sismofobi, Seismophobia), bugün artık pek çok insanın ortak sorunu haline dönüştü. Sarsıntının getirdiği korku ve endişe insanlarda çaresizlik duygusunu ve anksiyeteyi de artırıyor. <strong>İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Işıl Göğcegöz</strong> anormal durumlara verilen anormal tepkilerin, bizi hayatta tutma amacı taşıdığını ve bu yüzden hepsinin çok doğal olduğunu belirtiyor. Ancak kişinin günlük hayatını olumsuz yönde etkileyen deprem korkusunun; baş ağrısı, baş dönmesi, yorgunluk, bulantı, hafıza bulanıklığı, dikkat sorunları, uyku bozukluğu ve anksiyete gibi başa çıkılması zor olan pek çok etkisi olduğuna dikkat çeken Göğceğiz, bu durumları yaşayan kişilerin mutlaka bir uzmana başvurması gerektiğini öneriyor. </p>
<p><strong>Deprem Korkusu Nasıl Tedavi Ediliyor?</strong></p>
<p>İlerleyen ve tedavi edilmeyen deprem korkusu, akut stres bozukluğu veya travma sonrası stres bozukluğu gibi ciddi psikolojik rahatsızlıklara da kapı aralıyor. Oysa erken müdahale, sorunun derinleşmesini engelliyor. Kişiye özel uygulanacak tedavi yöntemlerinin, kişiye deprem korkusuyla başa çıkma becerisi kazandırmayı amaçladığını belirten <strong>İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Işıl Göğcegöz, </strong><strong>bazı basit önlemlerle yaşam kalitesinin artırılabileceğini söylüyor:  </strong></p>
<ol>
<li><strong>Destek İsteyin:</strong> Kendinizi güvende hissedeceğiniz bir yaşam alanında kalın. Yaşam alanınız riskliyse destek isteyin. </li>
<li><strong>Uzak Durun:</strong> Deprem korkusunu aktif tutan haberlerden ve sosyal medya paylaşımlarından mümkün olduğunca uzak durun. </li>
<li><strong>Güncelleyin:</strong> Temel yaşam ihtiyaçlarınız için hazırladığınız çantanızdaki malzemeleri belirli periyotlarla kontrol ederek güncelleyin.</li>
<li><strong>Teknolojiden yararlanın:</strong> Acil durumlar için kullanılan mobil uygulamaları telefonunuza indirin. </li>
<li><strong>Sabitleyin:</strong> Çevresel güvenliğe dair hazırlıklar rahatlamanızı sağlar. Evinizde devrilme riski taşıyan eşyalarınızı duvara sabitleyin.</li>
<li><strong>Paylaşın:</strong> Korku anlarınızda duygularınızı yakınlarınızla paylaşmaktan çekinmeyin.  </li>
<li><strong>Azaltın:</strong> Nefes ve gevşeme teknikleriyle sakinleşerek kaygınızı azaltın.  </li>
</ol>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deprem-korkusuyla-bas-etmek-icin-7-oneri-529995">Deprem Korkusuyla Baş Etmek İçin 7 Öneri!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Psikolojik destek almak sorun ve zorluklarla baş etmeyi öğretiyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/psikolojik-destek-almak-sorun-ve-zorluklarla-bas-etmeyi-ogretiyor-457957</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 May 2024 21:08:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[almak]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[etmeyi]]></category>
		<category><![CDATA[öğretiyor]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[zorluklarla]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=457957</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ruh sağlığı hizmeti sunan en önemli meslek gruplarından biri olan psikologlar, bireylerin baş etmekte zorlandığı yaşam olaylarında ya da anlam arayışlarında süreçlerine eşlik eden profesyoneller olarak önemli görevler üstleniyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikolojik-destek-almak-sorun-ve-zorluklarla-bas-etmeyi-ogretiyor-457957">Psikolojik destek almak sorun ve zorluklarla baş etmeyi öğretiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Suna Ömerbaşoğlu, psikolojik destek almanın kimi zaman zayıflık, yetersizlik ya da başarısızlık olarak değerlendirilebildiğini, ruhsal sağlık okur yazarlığının artmasıyla beraber bu önyargıların azaldığını söyledi. </b></p>
<p> </p>
<p>İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Suna Ömerbaşoğlu, 10 Mayıs Psikologlar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada ruh sağlığının korunmasında psikologların rolüne ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>
<p><b>Psikologlar, baş etme becerilerini geliştirmeye yardımcı olurlar</b></p>
<p>Psikologların ruh sağlığı hizmeti sunan en önemli meslek gruplarından biri olduğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi Suna Ömerbaşoğlu, “Psikologlar, bireylerin baş etmekte zorlandığı yaşam olaylarında ya da anlam arayışlarında süreçlerine eşlik eden profesyonellerdir. Bireylerin baş etme becerilerini geliştirmeleri ve kendi anlam dünyalarını inşa etmelerini kolaylaştırmak için yargısız ve destekleyici bir tutumla psikoterapi süreçlerini yürütürler. Bu süreçte birey adına karar vermeyen ya da bireyin kararlarına müdahale etmeyen psikologların temel amacı bireyin, terapiye veya terapiste bağımlı olmadan, karşılaştığı sorunların türünden bağımsız olarak olay ya da durumlar karşısında daha güçlü ve bağımsız hissedebilmesi ve daha çözüm odaklı olabilmesidir” diye konuştu.</p>
<p><b>Psikoterapi süreci herkes için farklılık gösterir</b></p>
<p>Psikoterapi sürecinin herkes için farklı ve kendine özgü olduğunu kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Suna Ömerbaşoğlu, bu sürecin bir yolculuğa benzediğini belirterek şunları söyledi: “Bu süreci şu metaforla açıklamak daha da somutlaşmasına yardımcı olacaktır. Psikoterapi sürecini iki şehir arasında yapılacak bir yolculuk olarak ele aldığımızda, yolculuk yapılan aracın şoför koltuğunda danışan (psikoterapiye başvuru yapan birey), kopilot koltuğunda ise psikolog (terapist) oturmaktadır. Her ne kadar iki şehir arasındaki mesafe kilometre olarak bilinse de her yolculukta varılmak istenen şehre ulaşma süresi birçok faktöre bağlı olarak nasıl değişiyorsa her bir danışanın terapi süresi de kendine özgüdür.</p>
<p><b>Terapist danışan yerine kararlar almaz</b></p>
<p>Terapist yol boyunca var olan dinlenme tesislerine, akaryakıt istasyonlarına, yolların özelliklerine ya da alternatif yollara hâkim olmakla birlikte danışanın bu konularla ilgili seçimlerine müdahale etmez, onun yerine kararlar almaz. Danışanın bu konularla ilgili yaptığı seçimler ve karar alma süreçlerini gözlemler. Bu süreçler birlikte sorgulanarak kişinin kendi zihinsel süreçlerine dair farkındalığının artırılması ve işlevsel şekilde yeniden yapılandırılması hedeflenir. Bu sayede kişinin karar alma ve sorun çözme kapasitesi süreç içinde artar.”</p>
<p><b>Etiketlenme kaygısı oluşabiliyor</b></p>
<p>Psikolojik destek almanın kimi zaman bazıları tarafından zayıflık, yetersizlik ya da başarısızlık olarak değerlendirilebildiğini kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Suna Ömerbaşoğlu, “Günümüzde giderek değişmekle birlikte çoğu kişi için psikolojik destek aldığını söylemek utanç kaynağı olabilmektedir. Bireyler, ‘deli’ damgası yemekten eskisi kadar kaygılanmasa da psikolojik destek almayı zayıflık, yetersizlik ya da başarısızlık olarak nitelendirebilmektedir” dedi.</p>
<p><b>Ruhsal sağlık okur yazarlığı arttıkça bakış açısı değişiyor</b></p>
<p>Ruhsal sağlık okur yazarlığının artmasıyla beraber kişilerin sadece doktor yönlendirmesi olmadan da psikoloğa başvurabildiğini ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Suna Ömerbaşoğlu, “Psikolojik destek alma söz konusu olduğunda toplumumuzda doğru bilinen yanlışlardan bir tanesi de sadece depresyon, kaygı bozukluğu gibi klinik bir durum söz konusu olduğunda ve doktor yönlendirirse psikoloğa gidilmesi gerektiği yönündeki inanıştır. Bir hekim tarafından gerekli görülmesi, kişilerin başvuru yapmalarını genellikle hızlandırmakla birlikte ruhsal sağlık okur yazarlığının yavaş yavaş da olsa giderek yükselmesiyle kişiler artık hekim yönlendirmesi olmadan da bu tür başvurular için uzman arayışına girebilmektedir” diye konuştu.</p>
<p><b>İki haftadan uzun süren şikayetlerde psikoloğa başvurulmalı</b></p>
<p>Ruh sağlığı ile ilgili şikayetlerin iki haftadan uzun sürmesi halinde uzman bir psikoloğa başvurulması gerektiğini söyleyen Dr. Öğretim Üyesi Suna Ömerbaşoğlu, “Depresyon, travma sonrası stres bozukluğu, kaygı bozuklukları gibi klinik tabloların yanı sıra bu tabloları düşündürecek uyku sorunları, iştahta dikkat çeken bir artış ya da azalma ve buna bağlı olarak kiloda artış ya da azalma, bunalmışlık hali, her şeyin yük gelmesi, kişinin hiçbir şey yapmak istememesi, keyif alamama, sık sık ağlamaklı hissetme, huzursuzluk ve her an kötü bir şey oluverecekmiş gibi hissetme gibi durumlar psikolojik destek için en sık başvuru sebepleri arasında yer almaktadır. Zaman zaman kişilerin böyle hissetmesi normal olmakla birlikte bu durumların iki haftadan uzun sürmesi ve kişinin günlük yaşam kalitesini düşürmesi söz konusu olduğunda alanında uzman bir psikoloğa başvurulmalıdır” tavsiyesinde bulundu.</p>
<p><b>Kronik hastalıkların tedavi süreçlerinde destek önemli</b></p>
<p>Psikolojik desteğin kronik ağrılar, kanser ve ömür boyu devam eden kronik hastalıkların yönetilmesi sürecinde önemli bir yeri olduğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi Suna Ömerbaşoğlu, “Daha az bilinen bir durum olmakla birlikte migren, fibromiyalji ve miyofasial ağrı sendromları gibi kronik ağrı problemleri, kanser, kronik böbrek yetmezliği, yüksek tansiyon gibi kronik hastalık yaşayan bireylerin hastalığa uyum süreçlerinin sağlıklı yönetiminde psikolojik destek önemli bir yer tutmaktadır. Çünkü bu hastalıkların nedenleri arasında psikolojik zorlanmalar olabildiği gibi tedavi sürecine uyum sağlanmasında ve kişinin işlevselliğinin yükseltilmesinde de psikolojik destek önemli rol oynar” dedi.</p>
<p><b>Günlük yaşamda karşılaşılan sorunlarla başa çıkmak için destek alınabilir</b></p>
<p>İletişim sorunları ve cinsel sorunlar başta olmak üzere ilişkisel sorunlar yaşayanların da psikolojik destek alabileceğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Suna Ömerbaşoğlu, “İş stresini yönetememe gibi durumların yanı sıra günlük hayatın akışı içinde herhangi bir konuda belirsizlik yaşayan, karar almakta zorlanan, stresini işlevsel şekilde yönetemeyen herkes psikolojik destek almak için başvurabilir. Tüm bunların yanı sıra aktif herhangi bir sorun tanımlamasa da yaşam kalitesini yükseltmek, kendi iç dünyasını daha yakından tanıyarak kendi anlamlarını inşa etmek isteyen herkes psikoloğa başvurabilir” diye konuştu.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikolojik-destek-almak-sorun-ve-zorluklarla-bas-etmeyi-ogretiyor-457957">Psikolojik destek almak sorun ve zorluklarla baş etmeyi öğretiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Astigmat bulanık görme ve baş ağrısına neden oluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/astigmat-bulanik-gorme-ve-bas-agrisina-neden-oluyor-453186</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Apr 2024 13:54:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrısına]]></category>
		<category><![CDATA[astigmat]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[bulanık]]></category>
		<category><![CDATA[görme]]></category>
		<category><![CDATA[neden]]></category>
		<category><![CDATA[oluyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=453186</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toplumda yaygın rastlanan bir görme sorunu olan astigmat, günlük yaşantıda gözün görme işlevini olumsuz etkileyerek bulanık görmeye sebep oluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/astigmat-bulanik-gorme-ve-bas-agrisina-neden-oluyor-453186">Astigmat bulanık görme ve baş ağrısına neden oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Toplumda yaygın rastlanan bir görme sorunu olan astigmat, günlük yaşantıda gözün görme işlevini olumsuz etkileyerek bulanık görmeye sebep oluyor.</strong></p>
<p><strong>Astigmat belirtilerinin kişiden kişiye farklılık gösterebildiğini ancak en yaygın belirtisinin bulanık görme olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Burcu Usta Uslu “Astigmata bağlı görülebilen diğer semptomlar; geceleri görme zorluğu, okurken erken yorulma, baş ağrısı, nesneleri ve şekilleri kenarları uzamış şekilde görme, gözü kısarak bakma ihtiyacı, çift görme ve gözde ağrı, yanma veya rahatsızlık, ışıklarda dağılma hissi, olarak sıralanabilir” açıklamasında bulundu.</strong></p>
<p>Astigmat, gözün kornea veya içindeki lensin eğriliğindeki uyumsuzluktan kaynaklanan bir görme kusurudur. Astigmatın genellikle doğuştan geldiğini ve miyop veya hipermetropi ile birlikte görülebildiğini paylaşan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Burcu Usta Uslu, “Tedavi için bir göz doktoru tarafından gözlük veya lens reçete edilebilir. Bununla birlikte gerekli durumlarda cerrahi yöntemlere de başvurulabilir” dedi.</p>
<p>Hastalığın çoğunlukla yapısal olarak aktarıldığı için önleyici önlemler bulunmadığının altını çizen Dr. Burcu Usta Uslu, “Ancak semptomlardan bir veya birden fazlasının ortaya çıkması durumunda bir sağlık kuruluşuna başvurmak altta yatan nedenin erken dönemde teşhis ve tedavi edilmesi açısından önemli. Alerjik bireylerde çocukluk çağında gözü kaşımak korneada dikleşme ve incelme yaratarak astigmata sebep olabiliyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Astigmata sahip bireyler uzaktaki nesneleri dalgalı görüyor</strong></p>
<p>Göz küresinin yuvarlak bir topa benzer ama elipsoid bir şeklinde olduğunu paylaşan Dr. Burcu Usta Uslu, “Bu durumda göz küresine gelen ışık eşit şekilde bükülerek net bir görüntünün oluşmasını sağlar. Korneanın ideal yuvarlak şeklini kaybetmesi ise göze gelen ışığın bir yöne daha fazla bükülmesine sebep olur. Işığın bir tarafta daha fazla bükülmesi nesnelerin yalnızca bir kısmının odakta olduğu anlamına gelir. Bu durum sonucunda uzakta bulunan nesneler bulanık ve dalgalı görünebilir. Astigmat kornea yapısının normalden daha kavisli olması anlamına gelen tıbbi bir terimdir. Bazı durumlarda lensin yapısından kaynaklanabilen astigmat da olabilir. Bu durum göze giren ışığın dengesiz bir şekilde bükülmesine ve mesafe fark etmeksizin görmenin etkilenmesine neden olur. Astigmat, kornea veya mercekte oluşan bir problem sonucunda ortaya çıkabilir. Korneada bir kusur veya çarpıklık olması durumunda kornea astigmatizması meydana gelir. Mercekte bir bozulma olduğunda ise merceksi astigmatizma oluşur” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Ailede astigmat vakası varsa risk artıyor</strong></p>
<p>Astigmatizmaya neyin sebep olduğunun henüz net olarak bilinmediğini hatırlatan Dr. Burcu Usta Uslu, “Genetik faktörler kadar göz kapaklarının kornea üzerinde çok fazla baskı oluşturması da astigmat oluşumuna yol açabiliyor. Bebeklikten yetişkinlik dönemine kadar farklı yaş aralığına sahip bireylerde görülebilen rahatsızlığın oluşumunu tetikleyen risk faktörlerinden bazılarını aile geçmişinde astigmatlık gibi göz hastalıkları öyküsü, miyop veya hipermetrop görme kusurları, korneanın hasar görmesi, katarakt ve gözü kaşımak, travmatize etmek de oluşturuyor” dedi.</p>
<p><strong>Hastalığın ilerlemesini önlemek için düzenli muayene şart</strong></p>
<p>Astigmat tedavisinde astigmatın derecesine ve bireysel özelliklere göre farklı yöntemler uygulanabildiğini anlatan Dr. Burcu Usta Uslu, “Şiddetli olmayan astigmat sonucunda ortaya çıkan belirtiler gözlük veya lens kullanımı ile iyileştirilebilir. Tedavide kullanılan gözlük camları bulanık görmeye neden olan kornea veya merceğin şekline karşı koymak için kavislidir. Astigmatın daha şiddetli olduğu durumlarda gaz geçirgen özelliğe sahip sert kontakt lensler veya hibrid lensler tercih edilebilir. Bu tedavide uyurken kullanılan lensler ile kornea yeniden şekillendirilir. Korneada oluşan yeni şekli korumak için lens kullanımının belirli aralıklarla devam etmesi gerekir. Korneada incelme ile birlikte seyreden astigmatik bazı vakalarda (kertakonus) crosslinking tedavisi de akla getirilmeli” şeklinde konuştu. </p>
<p>Astigmatın yüksek olduğu yaşam kalitesini bozan bazı durumlarda tedavi için cerrahi uygulamalar kullanılabileceğini paylaşan Dr. Burcu Usta Uslu, “Lazer göz ameliyatı, gözün ışığı daha iyi odaklayabilmesi için korneayı yeniden şekillendirir. Düzenli aralıklarla doktor muayenesine gitmek astigmatın erken dönemde teşhis ve tedavi edilmesine, böylelikle ilerleyişinin önlenmesine yardımcı olabilir” hatırlatmasında bulundu.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/astigmat-bulanik-gorme-ve-bas-agrisina-neden-oluyor-453186">Astigmat bulanık görme ve baş ağrısına neden oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuzu zararlı uygulamalarla baş başa bırakmayın</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocugunuzu-zararli-uygulamalarla-bas-basa-birakmayin-453029</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Apr 2024 10:54:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[başa]]></category>
		<category><![CDATA[bırakmayın]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuzu]]></category>
		<category><![CDATA[uygulamalarla]]></category>
		<category><![CDATA[zararlı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=453029</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuklar telefonlarında çok fazla zaman geçiriyorlar. Verilere göre 9-16 yaş arası Avrupalı çocukların yüzde 80'i her gün telefonlarından internete giriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzu-zararli-uygulamalarla-bas-basa-birakmayin-453029">Çocuğunuzu zararlı uygulamalarla baş başa bırakmayın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çocuklar telefonlarında çok fazla zaman geçiriyorlar. Verilere göre 9-16 yaş arası Avrupalı çocukların yüzde 80&#8217;i her gün telefonlarından internete giriyor.</strong></p>
<p><strong>Birleşik Krallık&#8217;ta çocukların yüzde 91&#8217;i 11 yaşına geldiklerinde  bir cep telefonuna sahip oluyor. Bu cihazlar ve onlara yüklenen uygulamalar eğlence, sosyalleşme ve öğrenme için harika bir araç olabilirken aynı zamanda riskleri de beraberinde getiriyor. </strong></p>
<p><strong>Dijital güvenlik şirketi ESET, uygulamalardan kaynaklanan risklere dikkat çekerek çocukların korunmasına yönelik  önerilerini paylaştı. </strong></p>
<p>Akıllı telefon uygulamaları çocuklar için dijital dünyaya açılan bir kapı. Ancak aynı zamanda onları istismar edici reklamlara, uygunsuz içeriğe, güvenlik ve gizlilik risklerine de maruz bırakabilirler. Karmaşık gizlilik ayarları, şeffaf olmayan gizlilik politikaları, yasal boşluklar, zayıf yaptırımlar ve kendi farkındalık eksikliğimiz ebeveynlerin karşılaştığı zorlukları daha da artırıyor. Sorunun büyük bir kısmı, veri kullanımı konusunda şeffaflığın olmamasından ve ebeveynlerin aksine çocukların çıkarlarını her zaman göz önünde bulundurmayan uygulama geliştiricilerinden kaynaklanıyor.</p>
<p><strong>Dikkat edilmesi gereken başlıca uygulama riskleri</strong></p>
<ul>
<li><strong>Aşırı veri toplama: </strong>Yaş, e-posta adresi, konum ve uygulama etkinliği gibi kişisel bilgiler reklamcılar için altın madeni olabilir. Geliştiriciler tarafından üçüncü taraf izleyiciler aracılığıyla paylaşılırsa, istismar edici reklamcılıkla ilgili endişeleri artırır ve bir veri güvenliği riskini temsil eder; yani, üçüncü bir tarafın ihlal edilme olasılığı oluşabilir.</li>
<li><strong>Uygunsuz reklamlar: </strong>Özellikle küçük çocukları hedef alan reklamlar, onların kendilerine pazarlama yapıldığını fark edememelerini istismar edebilir. Reklamlar uygunsuz içerik de içerebilir. </li>
<li><strong>Uygulama içi satın alımlar: </strong>Bazı uygulamalar, özellikle oyun dünyasında kullanıcıların bir oturum sırasında alışveriş yapmalarına olanak tanır. Çocuklar, geliştiricilerin onları para harcamaya yönlendirmesine karşı daha duyarlı olabilirler. Bu da sonuçta bir ebeveyn olarak size pahalıya mal olabilir.</li>
<li><strong>Sınırlı ebeveyn denetimi: </strong>Bazı çocuk uygulamaları, yeterli ebeveyn denetiminden yoksundur, bu da uygulamayı kullanırken çocuklarınızın maruz kaldığı riskleri en aza indirmenizi zorlaştırır.</li>
<li><strong>Sınırlı gizlilik bilgisi: </strong>Birçok yargı alanındaki düzenleyici gerekliliklere rağmen çocuk uygulamaları, çocuğunuzun verilerinin nasıl kullanılacağını ve korunacağını belirsiz hale getiren opak gizlilik veya güvenlik politikalarına sahip olabilir. </li>
<li><strong>Aşırı paylaşım: </strong>Bazı uygulamalar, çocukların diğer kullanıcılarla paylaştıkları bilgi miktarını kısıtlamaları için sınırlı ve belirgin araçlar sunarak onları siber zorbalar, veri hırsızları ve dolandırıcılar açısından risk altına sokabilir.</li>
<li><strong>Uygunsuz içerik: </strong>Uygulamalar, çocuklarınızın diğer kullanıcılar tarafından paylaşılanlar da dahil olmak üzere yaş aralığına uygun olmayan içeriklere erişmesini sağlayabilir. Sosyal medya siteleri, resim ve video paylaşan potansiyel olarak büyük kullanıcı havuzu göz önüne alındığında özellikle risklidir. Moderatörlerin uygunsuz bulunan içerikleri yakalaması ve kaldırması zaman alabilir.</li>
<li><strong>Güvenlik riskleri: </strong>Mobil uygulamalar da önemli güvenlik riskleri oluşturmaktadır. Güvenlik düşünülerek tasarlanmamış olanlar güvenlik açıkları, yanlış yapılandırmalar ve veri şifreleme eksikliği gibi diğer riskleri içerebilir. Bu açıklar, tehdit aktörleri tarafından çocuğunuzun uygulama girişleri de dahil olmak üzere verilerini çalmak, onları premium ücretli hizmetlere kaydetmek veya sosyal medya ve oyun hesaplarını ele geçirmek için kullanılabilir. Alternatif olarak, siber şantaj yapmak için çocuğunuzun cihazına erişimi kullanabilirler. </li>
</ul>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Uygulamalardan kaynaklanan güvenlik riskleri nasıl azaltılır?</strong></p>
<ol>
<li><strong>Çocuklarınızla konuşun: </strong>Çocuklarınızı<strong> </strong>kişisel bilgilerini korumanın önemi ve güvenlik ve gizlilik risklerinin olası sonuçları hakkında eğitin. Açıklık politikası, çevrimiçi bilgi paylaşımı konusunda herhangi bir karar almadan önce ilk başvuracakları kişinin siz olmanız gerektiği konusunda onlara güven verin.</li>
<li><strong>Araştırmanızı yapın: </strong>Çocuğunuzun indirmek istediği herhangi bir uygulamayı izin vermeden önce mutlaka inceleyin. Gizlilik politikalarını ve gizlilik ve güvenlik konusundaki itibarlarını kontrol edin. </li>
<li><strong>Kontrolü elden bırakmayın: </strong>Çocuğunuzun mahremiyetine saygılı olun ancak uygulama kullanımlarını ve izinlerini izlemek için zaman zaman kontrol edeceğinizi bilmelerini sağlayın. Neleri indirebileceklerini ve hangi özelliklere erişebileceklerini sınırlamak için ebeveyn kontrol yazılımı kullanmayı düşünün (örneğin, mesajlaşma veya sosyal özellikleri devre dışı bırakmak). Bu tür yazılımlar ayrıca güvenli gezinmeyi sağlayacak ve internet kullanım raporları sunacaktır.</li>
<li><strong>Güvenliğe odaklanın: </strong>Çocuğunuzun cihazına saygın bir satıcıdan güvenlik yazılımı indirin. Her zaman en son yazılım sürümüyle güncel olduğundan ve parola korumalı olduğundan emin olun. Destekleyen tüm uygulamalar için iki faktörlü kimlik doğrulamayı (2FA) açın. Ve çocuğunuzun yalnızca resmi uygulama mağazalarından uygulama indirdiğinden emin olun.</li>
<li><strong>Reklamları engelleyin: </strong>Android veya iOS&#8217;ta ilgili ayarlara girerek çocuğunuzun akıllı telefonunda reklam izlemeyi kapatın.</li>
<li><strong>Çocuk dostu uygulamalar seçin: </strong>Android cihazlar için Google Play&#8217;de Çocuklar sekmesi altında &#8220;Öğretmen onaylı&#8221; uygulamaları arayın. Uygulamalar &#8220;yaşa uygunluk, deneyim kalitesi, zenginleştirme ve keyif&#8221; kriterlerine göre derecelendirilir.</li>
</ol>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzu-zararli-uygulamalarla-bas-basa-birakmayin-453029">Çocuğunuzu zararlı uygulamalarla baş başa bırakmayın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Baş dönmesi hastalık mı, belirti mi? &#8216;Kristallerin oynaması&#8217; diye bir şey yok!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bas-donmesi-hastalik-mi-belirti-mi-kristallerin-oynamasi-diye-bir-sey-yok-451727</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Apr 2024 17:38:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[belirti]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[diye]]></category>
		<category><![CDATA[dönmesi]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[kristallerin]]></category>
		<category><![CDATA[oynaması]]></category>
		<category><![CDATA[şey]]></category>
		<category><![CDATA[yok]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=451727</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hastaların genellikle ‘Benim kristallerim oynadı’ ifadesini kullandığını kaydeden uzmanlar, hastanın sabit bakışta dünyanın döndüğünü görmesi ya da denge bozukluğu yaşamasına baş dönmesi denildiğini söylüyor. “Baş dönmesi hastalık değil, bir belirtidir.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bas-donmesi-hastalik-mi-belirti-mi-kristallerin-oynamasi-diye-bir-sey-yok-451727">Baş dönmesi hastalık mı, belirti mi? &#8216;Kristallerin oynaması&#8217; diye bir şey yok!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hastaların genellikle ‘Benim kristallerim oynadı’ ifadesini kullandığını kaydeden uzmanlar, hastanın sabit bakışta dünyanın döndüğünü görmesi ya da denge bozukluğu yaşamasına baş dönmesi denildiğini söylüyor. “Baş dönmesi hastalık değil, bir belirtidir.” diyen KBB Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, kulaktan gelen baş dönmeleri, beyinden gelen baş dönmeleri ve diğer hastalıklardan gelen baş dönmelerinin bu belirtiye sebep olabildiğini dile getirdi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, Dünya Vertigo Farkındalık Haftası kapsamında baş dönmesi hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Baş dönmesi hastalık değil</strong></p>
<p>Hastaların genellikle ‘Benim kristallerim oynadı’ ifadesini kullandığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Fakat böyle bir durum yoktur. Hasta baş dönmesini, rahatsızlığını ifade etmek için kullanır. Gerçek bir baş dönmesi ya da gerçek olmayan hâlsizlik ve hafif baş dönmelerini çeşitli şekillerde ifade edilebilir. Bu durumun herhangi bir ölçütü yoktur. Bu yüzden hasta bu durumu doktora çeşitli şekillerle ifade eder. Hasta, eğer sabit bakışta dünyanın döndüğünü görüyor ya da denge bozukluğu yaşıyorsa bu duruma baş dönmesi deniliyor. Baş dönmesi hastalık değil, bir belirtidir. Kulaktan gelen baş dönmeleri, beyinden gelen baş dönmeleri ve diğer hastalıklardan gelen baş dönmeleri bu belirtiye sebep olabilmektedir. </p>
<p><strong>İlaçlar yalnızca baş dönme durumunu engelliyor</strong></p>
<p>Kulaktan gelen baş dönmeleri için çeşitli teoriler bulunduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, şöyle devam etti:</p>
<p>“Birinci teori, iç kulaktaki sıvının orta kulağa akmasıdır. Bu tür durumlarda cerrahi yöntemle kulak açılır, bakılır ve bir akıntı varsa tedavi edilir. İkinci teori, vasküler teoridir. Yani oradaki mikro damarlar tıkanarak yeteri kadar iç kulağı besleyemiyordur ve bu durumdan ötürü baş dönmesi meydana geliyordur. Üçüncü teori ise oradaki kristallerin dökülmesine ya da birikmesine bağlı olarak tekrar bir baş dönmesi oluşmasıdır. Bu çeşitli teorilerin çeşitli tedavileri bulunmaktadır. Örneğin mikrovasküler bir rahatsızlık varsa ona bağlı damar genişletici ilaçlar verilir. Bazı baş dönme kesici ilaçlar da bulunmaktadır. Fakat hastalar verilen bu ilaçları baş dönmesi ilacı olarak düşünmekte ve baş dönmesi rahatsızlığı yaşadığı durumlarda tekrardan kullanırlar. Bu ilaçlar yalnızca baş dönme durumunu engellemektedir.”  </p>
<p><strong>Baş dönmesi çok geniş bir konu</strong></p>
<p>Kulak burun boğaz uzmanının ilk olarak kulak zarına baktığını ve kulak zarında bir problem yoksa işitme testi isteyeceğini anlatan Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “İşitme testlerinde yüksek ve alçak frekanslardaki işitme kaybını varlığını ölçmeye çalışılır. Kalorik testler de bulunmaktadır. Bu testler, iç kulaktaki denge merkezinin sağlam olup olmadığını gösterir. Bir diğer test ise Doppler testidir. Bu test ile iç kulağa giden kan miktarının ölçümü yapılır. İkinci olarak, beyin herhangi bir hasar olup olmadığını kontrol etmek için beyin MR’ı çekilmektedir. Bunlardan sonra kardiyoloji ön plana çıkar. Kalpte ritim bozukluğu baş dönmesi oluşturabilir. Son olarak ise dahiliyeye de gidilebilir. Dahiliye kan tahlillerinizi yapar ve baş dönmesine sebebiyet verebilecek bir durumun olup olmadığını kontrol eder. Baş dönmesi çok geniş bir konudur. Baş dönmesi olan kişi herhangi bir teoriye kendisini bağlamadan doktora gidecek ve yapılan testler sonucu tedavi sürecine geçilecektir.” dedi.</p>
<p><strong>Baş dönmesi olduğunda hangi doktora gidilmeli?</strong></p>
<p>“Baş dönmesi bir belirti olduğundan birden çok sebebi olabilir.” diyen Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Kulaktan gelen baş dönmelerinden dolayı en sık gidilen bölüm kulak burun boğazdır. İkinci olarak sinirsel olarak baş dönmelerinden dolayı nörolojiye gidilebilir. Kalbin doğru çalışmamasına bağlı olarak ya da tansiyon sebepli baş dönmelerinden dolayı kalp doktoruna gidilebilir. Çeşitli kan hastalıklarında da baş dönmesi olabileceğinden dahiliyeye de gidilebilir. Bunların içerisinde tespiti en zor olan çocukların baş dönmesidir. Baş dönmesi bir his olduğundan çocuklar bu durumu tam ifade edememekte, her şeye baş dönmesi diyebilmektedir. Bu yüzden bu tür durumlarda çocuk nörolojisi ilk planda ortaya çıkar.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bas-donmesi-hastalik-mi-belirti-mi-kristallerin-oynamasi-diye-bir-sey-yok-451727">Baş dönmesi hastalık mı, belirti mi? &#8216;Kristallerin oynaması&#8217; diye bir şey yok!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gelişen dünya koşulları, yeni yaşam ve çalışma ortamı baş dönmesini tetikliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gelisen-dunya-kosullari-yeni-yasam-ve-calisma-ortami-bas-donmesini-tetikliyor-450926</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Apr 2024 10:08:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[dönmesini]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[gelişen]]></category>
		<category><![CDATA[koşulları]]></category>
		<category><![CDATA[ortamı]]></category>
		<category><![CDATA[tetikliyor]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=450926</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her geçen gün hayata daha çok dahil olan yeni yaşam ve çalışma koşulları, yıkıcı hızıyla sağlığı da tehdit ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gelisen-dunya-kosullari-yeni-yasam-ve-calisma-ortami-bas-donmesini-tetikliyor-450926">Gelişen dünya koşulları, yeni yaşam ve çalışma ortamı baş dönmesini tetikliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span>Her geçen gün hayata daha çok dahil olan yeni yaşam ve çalışma koşulları, yıkıcı hızıyla sağlığı da tehdit ediyor. </span></strong></p>
<p><strong><span>Pandemiyle birlikte artan çalışma saatlerinin yanı sıra yoğun yaşam koşulları, vertigoyu tetikliyor. Uluslararası Vestibüler Derneği, Dünya Vertigo Farkındalık Haftası’nda “Vertigoya Yön Ver” diyerek, baş dönmesi yapan hastalıkların önceliklerinin nasıl değiştiğine dikkat çekiyor.  Uluslararası Vestibüler Derneği Başkanı Prof. Dr. Nuri Özgirgin, Uzun çalışma saatleri, yoğun teknoloji kullanımı, stres ve uykusuzluğun tetiklediği vertigo, yaşam kalitesini düşürüyor” diyor.</span></strong></p>
<p><span>Denge sorunu ve baş dönmesi şikayetiyle ortaya çıkan vertigo, kişinin yaşam kalitesini yüzde 80 oranında düşürüyor. Uluslararası Vestibüler Derneği, Dünya Vertigo Farkındalık Haftası’nda “Vertigo’ya Yön Ver” parolasıyla hastalığa dikkat çekiyor.</span></p>
<p><strong><span>Vertigo şikâyeti, işten ayrılmaya sebep olabiliyor</span></strong></p>
<p><span>Uluslararası Vestibüler Derneği Başkanı Prof. Dr. Nuri Özgirgin, “Uzun çalışma saatleri, stres ve uykusuzluk Vertigoyu tetikleyen unsurlar arasında yer alıyor. Vertigo çalışanların verimlerini de düşürüyor, hatta işlerinden ayrılmalarına sebep oluyor. Bir çalışmaya göre vertigosu olan kişilerin yüzde 70’i iş yüklerini azaltırken, yüzde 63’ten fazlası bazı günler çalışamıyor, yüzde altısı ise işlerinden ayrılıyor” dedi.</span></p>
<p><strong><span>İlerleyen yaşta risk yükseliyor</span></strong></p>
<p><span>Vertigonun her yaşta görülebildiğini, ancak vestibüler denge sistemi hücrelerinin yaşa bağlı yıpranmasının dengesizlik sorunu yarattığını vurgulayan Prof. Dr. Nuri Özgirgin şöyle devam etti: “65 yaş üzerindeki kişilerin yüzde 20’si denge sorunlarından, 80 yaş üstü nüfusun ise yüzde 85’i dengesizlikten şikâyet ediyor. Yaşa bağlı iç kulak denge hücrelerinde dejenerasyon meydana geliyor. Bu gruptaki kişilerin tedavilerinde vestibüler rehabilitasyon tedavi yaklaşımı olarak ön plana çıkıyor. İlerleyen yaştaki insanların yürümesini desteklerken, düşmelere karşı gerekli önlemlerin alınması gerekiyor.”</span></p>
<p><strong><span>Doğru tanı ile tedavi mümkün</span></strong></p>
<p><span>Yaşam kalitesini ciddi şekilde düşüren bu hastalık bulgusunun doğru tanı ile tedavi edilebildiğini belirten Uluslararası Vestibüler Derneği Başkanı Prof. Dr. Nuri Özgirgin, “Toplumu bu seviyede etkileyen vertigo ile ilgili Uluslararası Vestibüler Derneği olarak başlattığımız farkındalık kampanyasıyla kamuyu bilgilendirmeyi amaçlıyoruz. Dünya ülkelerinden bilim insanlarının katılımıyla kurulan derneğimiz çatısı altında hekimlerin birikimlerine katkı sağlarken, bu konuya dikkat çekmeyi hedefliyoruz” ifadesini kullandı.</span></p>
<p><strong><span>Vertigo ile ilgili öne çıkan notlar:</span></strong></p>
<ul>
<li><span>Tıpta en sık karşılaşılan şikayetler arasında yer alan baş dönmesi, genel nüfusu yüzde 20-30 oranında etkiliyor. Kadınlarda ise baş dönmesi, erkeklere göre 1,5 kat fazla görülüyor. </span></li>
<li><span>Pandemi de vertigo semptomlarını tetikledi. Geçtiğimiz yıllarda gerçekleştirilen araştırmalarda dünya nüfusunun yüzde 10’unda vertigo semptomlarının görüldüğü ifade ediliyor. Dünya ile benzer bir sıklıkta rastlanan bu bulgulardan yola çıkarak, Türkiye’de de yaklaşık 8 milyon kişide vertigo görüldüğü söylenebilir.</span></li>
<li><span>Kafein, sigara, alkol, stres, tuz tüketimi gibi faktörler, vertigo tetikleyicileri olarak bilinir. </span></li>
<li><span>Vertigo, sosyalleşme noktasında da kişinin hayatını sınırlar. Öngörülemeyen vertigo nöbetleri sebebiyle kişiler araç kullanma gibi aktiviteleri bırakırken, çalışma kapasitesini de etkiler.</span></li>
<li><span>Vertigosu olan kişilerin, konulara konsantre olmak ya da hatırlamak noktasında “ciddi zorluk yaşama” olasılığı, vertigosu olmayanlara göre 8 kat fazladır.</span></li>
<li><span>Baş dönmesiyle birlikte migren de zaman zaman görülebilir. Migren, erkeklere göre kadınlarda 5 kat daha sık görülüyor.</span></li>
</ul>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gelisen-dunya-kosullari-yeni-yasam-ve-calisma-ortami-bas-donmesini-tetikliyor-450926">Gelişen dünya koşulları, yeni yaşam ve çalışma ortamı baş dönmesini tetikliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şirin, &#8220;Muhtarlarımız bizim baş tacımız&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sirin-muhtarlarimiz-bizim-bas-tacimiz-441743</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Feb 2024 21:05:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[bizim]]></category>
		<category><![CDATA[muhtarlarımız]]></category>
		<category><![CDATA[şirin]]></category>
		<category><![CDATA[tacımız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=441743</guid>

					<description><![CDATA[<p>İbni Sina Mahallesi Muhtarı Ömer Lütfü Karadeniz’i ziyaret eden AK Parti Derince Belediye Başkan Adayı İbrahim Şirin, halka hizmet noktasında muhtarların çok önemli bir rol üstlendiklerini ifade etti</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sirin-muhtarlarimiz-bizim-bas-tacimiz-441743">Şirin, &#8220;Muhtarlarımız bizim baş tacımız&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İbni Sina Mahallesi Muhtarı Ömer Lütfü Karadeniz’i ziyaret eden AK Parti Derince Belediye Başkan Adayı İbrahim Şirin, halka hizmet noktasında muhtarların çok önemli bir rol üstlendiklerini ifade etti</p>
<p>31 Mart tarihinde yapılacak olan yerel seçimler öncesi çalışmalarını sürdüren AK Parti Derince Belediye Başkan Adayı İbrahim Şirin, SKM programları kapsamında bu kez İbn-i Sina Mahallesi Muhtarı Ömer Lütfü Karadeniz’i ziyaret etti. Ziyarette AK Parti İlçe Kadın Kolları Başkanı Züleyha Uslu, İlçe Gençlik Kolları Başkanı Sefa Bostan, meclis üyeleri ve teşkilat mensupları da yer aldı.</p>
<p> </p>
<p><b>GÖZÜMÜZ KULAĞIMIZ OLACAKSINIZ</b></p>
<p>Muhtar Karadeniz’e çalışmalarında kolaylıklar dileyen İbrahim Şirin, “Muhtarlarımız, halkımızla devlet kurumlarımız arasında köprü vazifesi görmektedir. Muhtarlarımız, inşallah yeni dönemde bizim de gözümüz, kulağımız olacak. İnşallah birlikte daha nice yollar yürümeye devam edeceğiz” dedi. İbn-i Sina Mahallesi Muhtarı Ömer Lütfü Karadeniz de ziyaretlerinden dolayı Başkan Adayı Şirin’e teşekkür ederek, başarılar diledi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sirin-muhtarlarimiz-bizim-bas-tacimiz-441743">Şirin, &#8220;Muhtarlarımız bizim baş tacımız&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükbaş hayvan sayısı bir önceki yıla göre yüzde 2,6 azalarak 16 milyon 583 bin baş oldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyukbas-hayvan-sayisi-bir-onceki-yila-gore-yuzde-26-azalarak-16-milyon-583-bin-bas-oldu-440022</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Feb 2024 19:26:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[azalarak]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[bin]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[büyükbaş]]></category>
		<category><![CDATA[göre]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[milyon]]></category>
		<category><![CDATA[oldu]]></category>
		<category><![CDATA[önceki]]></category>
		<category><![CDATA[sayısı]]></category>
		<category><![CDATA[yıla]]></category>
		<category><![CDATA[yüzde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=440022</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu haber bülteninde yer alan hayvan sayısı, arıcılık, ipek böcekçiliği ve kümes hayvancılığı verilerinin toplanması, işlenmesi ve yayına hazır hale getirilmesinden Tarım ve Orman Bakanlığı; yayımlanmasından Türkiye İstatistik Kurumu sorumludur</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyukbas-hayvan-sayisi-bir-onceki-yila-gore-yuzde-26-azalarak-16-milyon-583-bin-bas-oldu-440022">Büyükbaş hayvan sayısı bir önceki yıla göre yüzde 2,6 azalarak 16 milyon 583 bin baş oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu haber bülteninde yer alan hayvan sayısı, arıcılık, ipek böcekçiliği ve kümes hayvancılığı verilerinin toplanması, işlenmesi ve yayına hazır hale getirilmesinden Tarım ve Orman Bakanlığı; yayımlanmasından Türkiye İstatistik Kurumu sorumludur.</p>
<p>Büyükbaş hayvan kategorisinde, sığır sayısı bir önceki yıla göre %2,6 azalarak 16 milyon 421 bin baş, manda sayısı ise bir önceki yıla göre %5,9 azalarak 161 bin 749 baş oldu.</p>
<p><strong>Küçükbaş hayvan sayısı bir önceki yıla göre %6,9 azalarak 52 milyon 363 bin baş oldu</strong></p>
<p>Küçükbaş hayvan kategorisinde, koyun sayısı bir önceki yıla göre %5,9 oranında azalarak 42 milyon 60 bin baş, keçi sayısı ise bir önceki yıla göre %11,0 oranında azalarak 10 milyon 303 bin baş oldu.</p>
<p> </p>
<p><strong>Yaş ipek kozası üretimi arttı, bal üretimi azaldı</strong></p>
<p>Bal üretimi bir önceki yıla göre %2,9 azalarak 114 bin 886 ton oldu.</p>
<p>Açılan tohum kutusu sayısı bir önceki yıla göre %3,9 oranında azalarak 5 bin 360 adet, yaş ipek kozası üretimi ise bir önceki yıla göre %14,1 oranında artarak 78 ton olarak gerçekleşti.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyukbas-hayvan-sayisi-bir-onceki-yila-gore-yuzde-26-azalarak-16-milyon-583-bin-bas-oldu-440022">Büyükbaş hayvan sayısı bir önceki yıla göre yüzde 2,6 azalarak 16 milyon 583 bin baş oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Obsesif kompulsif bozukluk ile baş edebilmenin 7 etkili yolu !</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/obsesif-kompulsif-bozukluk-ile-bas-edebilmenin-7-etkili-yolu-436395</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Jan 2024 08:54:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[bozukluk]]></category>
		<category><![CDATA[edebilmenin]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[kompulsif]]></category>
		<category><![CDATA[obsesif]]></category>
		<category><![CDATA[yolu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=436395</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ellerinizin sürekli mikrop içinde olduğunu düşünüyor ve bunu önlemek için kendinizi engelleyemez şekilde sürekli yıkıyorsunuz! Sık sık sevdiklerinizi kaybedeceğiniz korkusuna kapılıyor ve bunu kendinizce engellemek için bazı anlamsız hareketler yapıyorsunuz.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/obsesif-kompulsif-bozukluk-ile-bas-edebilmenin-7-etkili-yolu-436395">Obsesif kompulsif bozukluk ile baş edebilmenin 7 etkili yolu !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ellerinizin sürekli mikrop içinde olduğunu düşünüyor ve bunu önlemek için kendinizi engelleyemez şekilde sürekli yıkıyorsunuz! Sık sık sevdiklerinizi kaybedeceğiniz korkusuna kapılıyor ve bunu kendinizce engellemek için bazı anlamsız hareketler yapıyorsunuz. Yolda giderken kaldırım taşlarını ya da herhangi bir nesneyi sayıyor, ancak bu durum her yere gecikmenize yol açıp sorun oluşturduğundan bundan kaçınmak için yolda sadece önünüze bakmak gibi bir ritüel geliştiriyorsunuz! Tıptaki adı Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) olan bu mental bozukluktan kurtulmaya var mısınız? </p>
<p><strong>Acıbadem Maslak Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Oğuzhan Gürdoğan “</strong>Günlük yaşamınız iki hafta veya daha uzun süreli düşünce veya davranışlarınızla kesintiye uğradıysa, obsesyonları &#8216;sessizleştiren&#8217; kompülsif davranışlar size zarar verme potansiyeli taşıyorsa veya kendinize zarar verme riskiyle karşı karşıyaysanız profesyonel yardım almalısınız” diyor. Bu davranışlardan kurtulmak için çoğunlukla psikolojik tedavi almak gerektiğini ancak kişinin bazı kurallara dikkat ederek ve gayret göstererek bu bozukluğun üstesinden gelmesinin de mümkün olabileceğini belirten Uzman Klinik Psikolog Oğuzhan Gürdoğan, Obsesif Kompulsif Bozukluk ile baş edebilmenin 7 etkili yolunu anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>OKB Günlüğü Tutun</strong></li>
</ul>
<p>Bazı insanların diyet yaparken her gün ne yediklerini takip etmek için yiyecek günlükleri tuttuklarını görmüş olabilirsiniz; bir OKB günlüğü de aynı rolü oynuyor. Bir OKB günlüğü, tetikleyicilerinizi takip etmenize veya yenilerini bulmanıza ve genel OKB&#8217;nizin durumunu değerlendirmenize yardımcı olabilir. OKB günlüğünüzü gittiğiniz her yere yanınızda taşıyın ve bir kompulsiyonu tamamladıktan sonra olanları kaydedin.</p>
<ul>
<li><strong>Maruz Kalın ve Yanıt Önleyin! </strong></li>
</ul>
<p>Maruz kalma ve yanıt önleme (ERP), OKB ile yüzleşmenin ve muhtemelen onu hafifletmenin yaygın bir yoludur. ERP kullanırken kişi kendini takıntıya yol açacak bir durumla karşı karşıya bırakır ve daha sonra kompulsiyona girmez. Korkularınızı ve bunları takip eden tetikleyicileri 1&#8217;den 10&#8217;a kadar ciddiyet sırasına göre 10 basamaklı bir merdivende listeleyerek bir OKB merdiveni oluşturmayı deneyin. ERP&#8217;ye başladığınızda birinci seviye tetikleyiciyle başlayın, tetikleyicinizle yüzleştiğinizde kompulsiyonunuzu kullanmadan önce 10 saniye bekleyerek başlayın. Kompulsiyonunuzu kullanmadan önce, görevi yerine getirmeye veya kompulsiyonunuza ihtiyaç duymadan durumla yüzleşmeye hazır olana kadar yavaş yavaş zamanınızı artırın. Tetikleyicilerinizi yendikçe OKB merdiveninizi yükseltin.<strong> </strong></p>
<ul>
<li><strong>Belirtileri önceden belirleyin </strong></li>
</ul>
<p>OKB&#8217;nin semptomları ve alt türleri hakkında daha fazla bilgi edindikten sonra, kendi OKB takıntılarınızı ve kompulsiyonlarınızı, bunların ortaya çıkma yollarını tanımlamaya biraz zaman ayırın. Böylece bir süre sonra obsesyonlarınızın nasıl, ne zaman ve nerede ortaya çıktığını belirlemeniz durumunda, bilmeden kompulsif davranışlar sergileyerek döngüyü beslemek yerine bunları gerçek zamanlı olarak kontrol etmeye daha hazırlıklı olursunuz. </p>
<ul>
<li><strong>Dikkatinizi Yeniden Odaklayın</strong></li>
</ul>
<p>Takıntınızı bir saat ve üzeri sürede düşünüyor ya da deneyimliyorsanız, ayrıca bu takıntıları gidermek için belli başlı davranışlar gerçekleştirme gayretine giriyorsanız dikkatinizi yeniden ana odaklamaya çalışın. Dikkatinizi yeniden odaklamak fiziksel veya zihinsel olarak yapılabilir. Farkındalığınızı artırarak, dikkatinizin ne zaman kaymaya başladığını fark edebilir ve odağınızı olması gereken yere hızla geri getirebilirsiniz. Yeniden odaklanma süresinin sonunda hala takıntınızı tamamlama ihtiyacı hissediyorsanız seansı tekrarlamayı deneyin. <strong> </strong></p>
<ul>
<li><strong>Başarı İçin Kendinizi Ödüllendirin</strong></li>
</ul>
<p>OKB&#8217;nizle başa çıkmaya çalışırken, başarılarınızı kutlamak için de zaman ayırın. Uzman Klinik Psikolog Oğuzhan Gürdoğan “OKB ile mücadele etmek zordur, bu nedenle başarıya ulaşıldığında diğer başarılar gibi kutlanmalıdır. Kendinize meydan okumadan önce ödüllerinizi belirleyin. Örneğin; kompulsiyonunuzu tamamlamadan önce 20 saniye bekleyebilirseniz ödülünüzü devreye sokabilirsiniz. Her senaryo için ödül almanıza veya beklentiler yaratmanıza gerek yok çünkü bu daha fazla stres yaratabilir. Belki haftanın sonunda kaydettiğiniz herhangi bir ilerleme için kendinizi ödüllendirebilirsiniz ya da bir zorunlulukla yüzleşmeye karar verirseniz hemen kendinizi ödüllendirebilirsiniz” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Stresinizi Minimumda Tutun</strong></li>
</ul>
<p>OKB ile yaşamak ve onunla mücadele etmek zor bir iştir ve stres mevcut olduğunda daha da zorlaşabilir. Stresin insanlarda OKB&#8217;yi önemli ölçüde artırdığı gösterilmiştir, bu nedenle stres seviyenizi düşük tutmak çok önemlidir. Günlük programınıza, stresi yok etmek için zaman ayırdığınızdan emin olun. İster koşuya çıkın, ister kitap okuyun, ister biraz televizyon izleyin, her gün bir saatliğine stresinizi atmak için zaman bulmak inanılmaz derecede faydalı olabilir.</p>
<ul>
<li><strong>Kendinize Gerçekleri Hatırlatın</strong></li>
</ul>
<p>“Kendinden şüphe etme ve suçlama döngüsüne girmek kolaydır, ancak bu döngüyü kırmaya çalışın” diyen Uzman Klinik Psikolog Oğuzhan Gürdoğan sözlerine şöyle devam ediyor: “OKB&#8217;ye sahip olduğunuz için kendinizi suçlu hissetmeye başladığınızda, teşhis edilmiş bir tıbbi durumunuz olduğunu kendinize hatırlatın. Astımı olan arkadaşınızın durup ilacını alması gerekse ona kızar mıydınız? Elbette hayır! Bu nedenle normların dışında davranışlar sergilediğinizde veya hafif bir gecikmeye neden olduğunuzda kendinizi suçlu hissetmenize gerek yok. Bu olağan bir durumdur.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/obsesif-kompulsif-bozukluk-ile-bas-edebilmenin-7-etkili-yolu-436395">Obsesif kompulsif bozukluk ile baş edebilmenin 7 etkili yolu !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Baş ağrısında bu sinyallere dikkat !</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bas-agrisinda-bu-sinyallere-dikkat-429870</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Dec 2023 07:24:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrısında]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[sinyallere]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=429870</guid>

					<description><![CDATA[<p>Stres, uykusuzluk ya da gerilim gibi küçük nedenlerle oluşabilen baş ağrıları kimi zaman migren, menenjit, ağır enfeksiyon gibi ciddi durumlarda da ortaya çıkabilir. Liv Hospital Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Nebil Yıldız baş ağrısında dikkat edilmesi gereken sinyalleri anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bas-agrisinda-bu-sinyallere-dikkat-429870">Baş ağrısında bu sinyallere dikkat !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Stres, uykusuzluk ya da gerilim gibi küçük nedenlerle oluşabilen baş ağrıları kimi zaman migren, menenjit, ağır enfeksiyon gibi ciddi durumlarda da ortaya çıkabilir. Liv Hospital Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Nebil Yıldız baş ağrısında dikkat edilmesi gereken sinyalleri anlattı.</strong></p>
<p><strong>Gribal enfeksiyonda baş ağrısı ön plandadır</strong></p>
<p>Enfeksiyonla eş zamanlı gelişen; akut, hastalık kötüleştikçe belirginleşen, tedavisi ile de gerileyen baş ağrıları enfeksiyonla ilişkili olarak kabul edilir. Enfeksiyon gerilim ya da migren tipi baş ağrısını tetikleyebilir, tansiyonun yükselmesine yol açarak da baş ağrısı yapabilir. </p>
<p><strong>Sinüs enfeksiyonlarında burun da tıkanır</strong></p>
<p>Sinüs enfeksiyonlarında ilgili sinüs üzerinde hassasiyet, daha çok alında, burun kemeri ve kökü üzerinde ağrı, hassasiyet, burun tıkanıklığı, burun ve geniz akıntısı, eğilmekle ve eforla artan şiddetli ağrı tanımlanır. Kulak enfeksiyonlarında, kulak arkası ve üzerine, çeneye vuran ağrılarla, boğaz enfeksiyonlarında da boyuna, kulağa, kulak çevresine vuran ağrılarla karşılaşılabilir. Enfeksiyonlarda, özellikle de gribal enfeksiyonlarda yaygın kas ağrıları, kas tutulumları görülebilir, omuz boyun bölgesindeki kas spazmları, kafanın arkasına kulak arkası ve üzerine şakak bölgelerine doğru ağrıya sebep olabilir.</p>
<p><strong>Ağrıyla birlikte ateş varsa dikkat</strong></p>
<p>Baş ağrısı ve ateş birlikteliğinde, kafa içi enfeksiyon (Bakteriel menenjit, apse; fungal, parazitik, viral menenjit, ensefalit) ya da kafa dışı enfeksiyon (göz, kulak, burun, sinüs, boğaz) nedenleri dışlanmaya çalışılır. Bunlara ait belirti ve bulgu yoksa enfeksiyonla beraber başlayan bir baş ağrısı söz konusu ise sistemik enfeksiyona (viral, bakteriyel, fungal) ikincil baş ağrısı olarak kabul edilir. </p>
<p><strong>Menenjit ensede ağrı ve sertlik yapar</strong></p>
<p>Menenjit ile ilişkili baş ağrısı, tüm kafada yaygın ama ensede daha belirgindir ve ense sertliği bulguları eşlik eder. Beyin zarındaki duyusal sinirlerin, bakteriyel toksinler, savunma cevabı ile salınan prostaglandin, sitokin, bradikinin gibi maddelerle, uyarılması ağrıyı başlatır. Ensefalit yani beynin iltihabı gelişirse de kafa içi basıncın artışı ağrıyı daha da arttırır. Baş ağrısı çok ön planda ve şiddetli ise, bulantı kusma ateş eşlik ediyor ve ense sertliği saptanıyorsa menenjit mutlaka düşünülmelidir. Mental ve davranışsal değişiklikler, nöbetler eşlik ediyor ve bazı nörolojik ek belirtiler de olaya katılıyorsa da ensefalit düşünülmelidir. </p>
<p><strong>Covid 19 enfeksiyonunda da baş ağrısı gelişebilir</strong></p>
<p>Tek başına baş ağrısı Covid 19 enfeksiyonu kanıtı olarak kabul edilmiyor. Baş ağrısı ile birlikte ateş ve öksürük, boğaz ağrısı, kas ağrıları, nefes darlığı, halsizlik gibi yakınmaların varlığında belirtilerden biri olarak addedilebilir. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bas-agrisinda-bu-sinyallere-dikkat-429870">Baş ağrısında bu sinyallere dikkat !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atasofya camii baş imam Hatibi Ay &#8221; filistin&#8217;in parayla satıldığı yalandır&#8221;.</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/atasofya-camii-bas-imam-hatibi-ay-filistinin-parayla-satildigi-yalandir-422507</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Nov 2023 08:08:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atasofya]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[camii]]></category>
		<category><![CDATA[filistinin]]></category>
		<category><![CDATA[hatibi]]></category>
		<category><![CDATA[imam]]></category>
		<category><![CDATA[parayla]]></category>
		<category><![CDATA[satıldığı]]></category>
		<category><![CDATA[yalandır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=422507</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nevşehir’de konuşan Ayasofya Camii Baş İmam Hatibi Prof. Dr. Mehmet Emin Ay, “Filistinlilerin toprakların sattıkları tarihi gerçeklere hakikatlere tamamen ters olan bir yalandır. O toprakları Yahudilere satan İngilizlerdir” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/atasofya-camii-bas-imam-hatibi-ay-filistinin-parayla-satildigi-yalandir-422507">Atasofya camii baş imam Hatibi Ay &#8221; filistin&#8217;in parayla satıldığı yalandır&#8221;.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>AYASOFYA CAMİİ BAŞ İMAM HATİBİ AY;</p>
<p>“FİLİSTİN’İN PARAYLA SATILDIĞI YALANDIR&#8221;</p>
<p>Nevşehir’de konuşan Ayasofya Camii Baş İmam Hatibi Prof. Dr. Mehmet Emin Ay, “Filistinlilerin</p>
<p>toprakların sattıkları tarihi gerçeklere hakikatlere tamamen ters olan bir yalandır. O toprakları</p>
<p>Yahudilere satan İngilizlerdir” dedi.</p>
<p>Nevşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü tarafından düzenlenen “Kalbimdeki Filistin” adlı</p>
<p>söyleşi programı Kapadokya Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirildi. Bursa Uludağ Üniversitesi</p>
<p>Öğretim Üyesi ve Ayasofya Camii Baş İmam Hatibi Prof. Dr. Mehmet Emin Ay’ın konuşmacı olarak</p>
<p>katıldığı söyleşi programının moderatörlüğünü Tasavvuf musikisi sanatçısı ve sunucu Necip Karakaya</p>
<p>yaptı.</p>
<p>Nevşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Savran’ın da izlediği programda konuşan Prof. Dr. Mehmet</p>
<p>Emin Ay, Filistin’de yaşananlardan dolayı tüm Müslümanların imtihanda olduğu bir zaman dilimi</p>
<p>içerisinde olduğumuzu belirterek bazı Müslümanların Filistin’deki meselenin yeterince farkında</p>
<p>olmadığını kaydetti. “Mescid-i Aksa’nın bizim için ne mana taşıdığını, Filistin topraklarının neden bu</p>
<p>kadar önemli olduğunu bilmiyoruz” diyen Ay, konuşmasını şöyle sürdürdü;</p>
<p>“Biz gerçekten koparıldık o bağlardan. 250 bin şehit verdiğimiz Çanakkale Savaşı’nda şehitlerin mezar</p>
<p>taşlarını okursanız Kudüs’ten, Gazze’den, Halep’ten, Şam’dan şehitleri görürsünüz. Kudüs işte bize bu</p>
<p>kadar yakındır. Mekke, Medine bizim için ne mana taşıyorsa Kudsü Şerif’te o mana taşır. Bu</p>
<p>toprakların biz Müslümanlar için olan önemini küçük yaşlarda annelerimiz, babalarımız kulaklarımıza</p>
<p>söylemeliydi. Biz yavrularımıza bunları hatırlatmalıydık. 1948 yılından beri bizim içimizde bir dert</p>
<p>olmalıydı Filistin&#8217;de kurdurulan zalim devlet. Ama bunlardan mahrum kaldığımız için şimdi bu</p>
<p>kaybettiklerimiz yüzünden biz Filistin’de, Mescid-i Aksa’da kardeşlerimizi rahat ibadet edemez hale</p>
<p>getirdik. Filistin, Kudüs, Mescid-i Aksa üçlüsünün biz Müslümanlar için ne manaya geldiğini gerçekten</p>
<p>okumalı, araştırmalıyız. Ne gençlerimiz ne de yetişkinlerimiz bu bilgilere sahip değil. ‘Filistinliler</p>
<p>topraklarını sattılar’ diye iftira edildi kardeşlerimize. Asla, bunların hepsi iftiradır. Tarihi gerçekler var,</p>
<p>tezler, araştırmalar var. Bu araştırmaların hiç birisi Filistinli kardeşlerimizi temize çıkarmak için değil.</p>
<p>Gerçeği ortaya çıkarmak için yapılan şeyler bunlar. Asla kardeşlerimiz satmadılar. Biz terk ettikten</p>
<p>sonra o toprakları İngilizler işgal ettiler ve Yahudilere satan, veren İngilizlerdir. Orada bulunmayan</p>
<p>kardeşlerimizin toprak satması gibi bir durum söz konusu değil. Ama bunu maalesef ülkemizde yanlış</p>
<p>anlattılar. “</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/atasofya-camii-bas-imam-hatibi-ay-filistinin-parayla-satildigi-yalandir-422507">Atasofya camii baş imam Hatibi Ay &#8221; filistin&#8217;in parayla satıldığı yalandır&#8221;.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Regl Ağrısıyla Baş Etmenin 10 Yolu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/regl-agrisiyla-bas-etmenin-10-yolu-408149</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Sep 2023 09:38:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrısıyla]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[etmenin]]></category>
		<category><![CDATA[regl]]></category>
		<category><![CDATA[yolu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=408149</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bazı kadınların regl dönemi hafif yorgunluklarla bazı kadınların ise şiddetli ağrılarla geçer ve çoğu zaman bununla nasıl baş edeceğini bilemez</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/regl-agrisiyla-bas-etmenin-10-yolu-408149">Regl Ağrısıyla Baş Etmenin 10 Yolu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bazı kadınların regl dönemi hafif yorgunluklarla bazı kadınların ise şiddetli ağrılarla geçer ve çoğu zaman bununla nasıl baş edeceğini bilemez. Liv Hospital Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Sibel Malkoç regl ağrısıyla baş etmenin yolları hakkında bilgi verdi.</strong></p>
<p>Karnın alt tarafını ellerle ovuşturmak ve sıcak uygulamak oldukça etkili olabilir. Sıcak uyguladığınızda kaslar gevşeyerek ağrıyı azaltabilir.</p>
<p>Ağrı başladığında Ilık bir almak da ağrıyı azaltabilir.</p>
<p>Germe egzersizleri gibi hafif egzersizler, yürüyüş ve yoga gibi aktiviteler yararlı olabilir.</p>
<p>Sigara ve alkol damarlarda daralma etkisi yaratarak ağrıları arttırabilir.</p>
<p>Yeşillikten zengin beslenen kadınlarda regl ağrılarının daha az olduğuna dair bilgiler vardır. Bu dönemde demir içeren besinler daha fazla tüketilmelidir.</p>
<p>Sosyalleşerek veya hobilere yönelerek (kitap okumak, sevdiğiniz bir şey ile uğraşmak gibi) ağrı algısı bir miktar yönetilebilir. </p>
<p>Regl ağrıları fazlaysa ve diyet, beslenme değişiklikleri, ağrı kesicilere cevap vermiyorsa bir doktora mutlaka danışmak gerekir. </p>
<p>Ağrılar anatomik bir problem olmadan da fazla oluyorsa doğum kontrol hapları ile kontrol altına alınabilir. Bir doktora danışarak doğum kontrol haplarını başlamak ağrıyı tümden ortadan kaldırabilir. </p>
<p>Ağrınızın başlayacağını hissettiğinizde uzanın, ağrı kesici alacaksanız hemen başlayın. Çünkü ağrı kesicilerin en etkili olduğu zaman ağrı başlarken aldığınız zamandır. </p>
<p>Adetin ilk 3 gününde alınacak ağrı kesiciler, ağrı oturmadan geçici de olsa ciddi fayda sağlayacaktır.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/regl-agrisiyla-bas-etmenin-10-yolu-408149">Regl Ağrısıyla Baş Etmenin 10 Yolu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Kendine, Kendin ile Baş Başa Kalma Fırsatı Ver&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kendine-kendin-ile-bas-basa-kalma-firsati-ver-405534</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 16 Sep 2023 10:54:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[başa]]></category>
		<category><![CDATA[fırsatı]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[kalma]]></category>
		<category><![CDATA[kendin]]></category>
		<category><![CDATA[kendine]]></category>
		<category><![CDATA[ver]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=405534</guid>

					<description><![CDATA[<p>Daha iyi bir eğitim, daha iyi bir iş, daha iyi bir kariyer gibi bitmek bilmeyen koşturmacanın insanı yıpratıp yorduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog İhsan Öztekin, tükenme sürecine girmeden, kişinin kendini bu çok hızlı dönen yaşam çarkının döngüsünden kurtararak, ‘kendine, kendin ile baş başa kalma fırsatı’ vermenin önemine işaret etti</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kendine-kendin-ile-bas-basa-kalma-firsati-ver-405534">&#8220;Kendine, Kendin ile Baş Başa Kalma Fırsatı Ver&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Daha iyi bir eğitim, daha iyi bir iş, daha iyi bir kariyer gibi bitmek bilmeyen koşturmacanın insanı yıpratıp yorduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog İhsan Öztekin, tükenme sürecine girmeden, kişinin kendini bu çok hızlı dönen yaşam çarkının döngüsünden kurtararak, ‘kendine, kendin ile baş başa kalma fırsatı’ vermenin önemine işaret etti.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog İhsan Öztekin, günlük hayatın koşturmacası ve stresi içerisinde insanın, kendisi ile baş başa kalma isteğinin arttığını ve hatta bunun bir ihtiyaç haline geldiğini söyledi.</p>
<p>Günümüz şartlarının, mutlu ve huzurlu bir yaşamdan çok başarı odaklı bir yaşamı zorladığını da dile getiren Öztekin, şöyle devam etti:</p>
<p>“Daha iyi bir eğitim, daha iyi bir iş, daha iyi bir kariyer. Hep daha fazlası, hep daha yukarıya. Hiç bitmeyen hedefler, sorumluluklar, hayaller. Zaman ile yarışmak, rekabet ortamında diğer insanlar ile devamlı bir yarış halinde olmak.</p>
<p>Bu bitmek bilmeyen koşturmaca insanı yıpratır, yorar. Bedensel ve psikolojik olarak tüketir. Burada yapılması gereken, bu tükenme sürecine girmeden, kendini bu çok hızlı dönen yaşam çarkının döngüsünden kurtararak, ‘kendine, kendin ile baş başa kalma fırsatı’ vererek dışsal yolculuktan içsel yolculuğa geçiş sağlamaktır.”</p>
<p><strong>Tek başına yaşam sürmek iyi gelebiliyor</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog İhsan Öztekin, toplumdan izole bir şekilde tek başına bir yaşam sürmek olarak tanımlanan ‘inziva’ya dikkat çekerek, inzivanın aynı zamanda manevi ve spiritüel amaç da taşıyabileceğine vurgu yaptı.</p>
<p>Öztekin, Budizm’de, tek tanrılı dinlerde, tasavvufi ekollerde inzivaya çekilmeye sıkça rastlandığını ifade ederek, şunları söyledi:</p>
<p>“Tabii dini temelde inzivanın amacı dünyadan ve insanlardan uzaklaşarak ruh ile beden, madde ile mana, dünya ile ahiret arasındaki dengeyi sağlayıp, yaratıcıya daha yakın olmak, ilişkiyi daha derinleştirmek amaçlıdır. Belli zaman diliminde ve belli kurallar içerisinde gerçekleştirilir ve sonlandırılır. Amaç, ömrünün sonuna kadar dünyadan ve insanlardan uzak bir yaşam değildir. Bu durum dini açıdan da istenilen bir durum değildir. Değerli olan, halkın içerisinde yaşarken iyi kul olmayı becerebilmektir.”</p>
<p><strong>Bedensel ve psikolojik sağlığı koruyabilmek için inziva</strong></p>
<p>İnzivanın bugünkü yaşamda dini ritüellerden farklı olarak uygulanma amaçlarına değinen Öztekin, “İnsanlar belirli bir süre yaşamın yıpratıcı, yorucu, günlük ve yoğun çalışmalarından uzaklaşarak, bedensel ve psikolojik sağlıklarını koruyabilmek, enerjilerini tekrar toparlayıp yaşamlarını güçlü bir şekilde devam ettirmeye çalışıyor.” dedi.</p>
<p>Bu amaçla gruplara yönelik birçok organizasyon da düzenlendiğini belirten Öztekin, kişiye özel nefes analizi, doğru ve doğal nefes teknikleri gibi nefes terapileri, uzmanlar eşliğinde resim, müzik, dans, heykel, tiyatro ve el sanatları gibi sanat terapileri , yetişkinlere yönelik, içsel yolculuk, zihin-beden bütünlüğünü ele alan oyun terapileri, şimdiki zaman farkındalığı ve anda kalabilmek için yapılan mindfulness uygulamaları, yoga inzivaları, meditasyon, şamanik inzivalar, reiki, bioenerji, theta healing, tai chi gibi enerji çalışmaları, detoks kampları ve doğa yürüyüşlerini örnek olarak gösterdi.</p>
<p><strong>Toplum ile aramızdaki bağlantıyı daha sağlıklı bir şekilde kurmamız önemli</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog İhsan Öztekin, bugünkü yaşamın en önemli ve etkili faktörü olan uyaran ve uyarıcıların, bireylere ne yapması gerektiğini devamlı hatırlatıp dayattığını anlatarak, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bombardımana tutulan bilinçaltımız açık ve örtülü mesajlar ile dolup taşar. Bu durum, kendimizden geriye kalanı görmemizi zorlaştırır. İşte tam bu noktada inziva gerekli ve yararlıdır. Bir adım geriye çekilerek toplum ile aramıza mesafe koymak, açık bir zihin ile toplumun gürültüsünden uzaklaşarak derinlerde gömülü kalan ve gün yüzüne çıkamayan benliğimizi canlandırır. Aynı zamanda toplum ile aramızdaki bağlantıyı daha sağlıklı bir şekilde kurmamıza olanak sağlar.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kendine-kendin-ile-bas-basa-kalma-firsati-ver-405534">&#8220;Kendine, Kendin ile Baş Başa Kalma Fırsatı Ver&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükbaş hayvan sayısı 2023 yılı Haziran ayında 16 milyon 688 bin baş oldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyukbas-hayvan-sayisi-2023-yili-haziran-ayinda-16-milyon-688-bin-bas-oldu-405348</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Sep 2023 17:54:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[ayında]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[bin]]></category>
		<category><![CDATA[büyükbaş]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[haziran]]></category>
		<category><![CDATA[milyon]]></category>
		<category><![CDATA[oldu]]></category>
		<category><![CDATA[sayısı]]></category>
		<category><![CDATA[yılı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=405348</guid>

					<description><![CDATA[<p>Büyükbaş hayvan kategorisinde, sığır sayısı Haziran ayı sonu itibarıyla bir önceki yılın Aralık ayına göre %2,0 azalarak 16 milyon 521 bin baş, manda sayısı ise %2,9 azalarak 167 bin baş olarak gerçekleşti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyukbas-hayvan-sayisi-2023-yili-haziran-ayinda-16-milyon-688-bin-bas-oldu-405348">Büyükbaş hayvan sayısı 2023 yılı Haziran ayında 16 milyon 688 bin baş oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Büyükbaş hayvan kategorisinde, sığır sayısı Haziran ayı sonu itibarıyla bir önceki yılın Aralık ayına göre %2,0 azalarak 16 milyon 521 bin baş, manda sayısı ise %2,9 azalarak 167 bin baş olarak gerçekleşti.</p>
<p><strong>Küçükbaş hayvan sayısı 2023 yılı Haziran ayında 53 milyon 274 bin baş oldu</strong><br />Küçükbaş hayvan kategorisinde, koyun sayısı Haziran ayı sonu itibarıyla bir önceki yılın Aralık ayına göre %4,7 azalarak 42 milyon 565 bin baş, keçi sayısı ise %7,5 azalarak 10 milyon 709 bin baş olarak gerçekleşti.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyukbas-hayvan-sayisi-2023-yili-haziran-ayinda-16-milyon-688-bin-bas-oldu-405348">Büyükbaş hayvan sayısı 2023 yılı Haziran ayında 16 milyon 688 bin baş oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Baş ağrılarınızın sebebi çene eklem rahatsızlıkları olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bas-agrilarinizin-sebebi-cene-eklem-rahatsizliklari-olabilir-402785</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Sep 2023 21:40:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrılarınızın]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[çene]]></category>
		<category><![CDATA[eklem]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[rahatsızlıkları]]></category>
		<category><![CDATA[sebebi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=402785</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çene eklemi bozukluğunun dengesiz kapanış varlığında ortaya çıkan kas ve sinir hastalığına bağlı bir bozukluk olduğunu belirten uzmanlar, bu rahatsızlığın en çok 20 ile 45 yaş arasında ortaya çıktığının altını çiziyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bas-agrilarinizin-sebebi-cene-eklem-rahatsizliklari-olabilir-402785">Baş ağrılarınızın sebebi çene eklem rahatsızlıkları olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çene eklemi bozukluğunun dengesiz kapanış varlığında ortaya çıkan kas ve sinir hastalığına bağlı bir bozukluk olduğunu belirten uzmanlar, bu rahatsızlığın en çok 20 ile 45 yaş arasında ortaya çıktığının altını çiziyor. Çene eklemi rahatsızlığının en önemli belirtilerinden birinin ağrı olduğuna dikkat çeken Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Hacer Fulya Üçem, bu ağrının çene eklemi bölgesinde, başta, kulakta ya da boğazda olabileceğini ifade ediyor. Çene eklemi rahatsızlığı bulunan kişilerin yarısının herhangi bir tedavi için hekime başvurmadıklarını dile getiren Üçem, ilaç tedavisi ve ağız içi aparey tedavileri ile yüzde 85 oranında başarı elde edilebileceğini söylüyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Diş Hastanesi Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Hacer Fulya Üçem, baş ağrılarına neden olabilen ve baş boyun bölgesindeki ağrılarla karıştırılabilen çene eklem rahatsızlıkları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Baş ağrısı   ve migrenin sebebi çene eklem rahatsızlıkları olabilir</strong></p>
<p>Çene eklemi rahatsızlıklarının en çok 20 ile 45 yaş arasında ortaya çıktığı gözlemlenirken, çene eklemi rahatsızlıklarının çoğu zaman baş ya da kulak ağrısı olarak kendini gösterdiğini biliyor muydunuz?</p>
<p>Çeneler arası ilişkiye &#8216;diş oklüzyonu&#8217; denildiğini belirten Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Hacer Fulya Üçem, “Çene eklemi bozukluğu, dengesiz kapanış varlığında ortaya çıkan kas ve sinir hastalığına bağlı bir bozukluktur. Eklem, kafanın yan bölgesinden geçen sinir, kas ve kan damarlarında baskıya yol açtığında bu baş ağrısı  ve migrene sebep olabilir.” dedi. </p>
<p><strong>Diş kırıkları, sallanan dişler ve nedensiz diş ağrısı görülebilir</strong></p>
<p>Pek çok kişinin dengesiz kapanışa sahip olmalarına karşın bu sorunu bir şekilde tolere edebildiklerini ve belirti göstermediklerini ifade eden Üçem, “Ağrıdan şikâyetçi olanların diş veya diş etleri direkt etkilenmiş olabilir ve baş ağrısından ziyade diş kırıkları, dolgu, sallanan dişler ve nedensiz diş ağrısı gibi şikâyetleri de olabilir. Eğer bu sorunlardan birinden şikâyetçiyseniz hemen bir diş hekimine görünmeniz gerekir.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Çene eklem ağrıları ile kulak ve baş ağrıları karıştırılabilir</strong></p>
<p>Çene eklemi rahatsızlığının en önemli belirtilerinden birinin ağrı olduğuna dikkat çeken Üçem, “Bu ağrı çene eklemi bölgesinde, başta, kulakta ya da boğazda olabilir. Kişiler ağrı nedeniyle ağızlarını tam açamama şikâyeti yaşayabilirler. Çene eklemi kulağın hemen önünde yer alan bir eklemdir bu nedenle çene kemiği ağrısı ile kulak ağrıları sık sık karıştırılabilir. Kişiler baş ağrısı ile çene eklemi rahatsızlığı arasında ilişki kuramasa da bu bölgede çevre kasların bulunması nedeniyle sık sık baş ağrısı şikâyeti görülür. Bir diğer belirtisi ise çene ekleminde gıcırdama ya da sürtünme şeklinde seslerin gelmesidir.” diye konuştu.</p>
<p>Dr. Öğretim Üyesi Hacer Fulya Üçem, çene eklem rahatsızlıklarının diğer belirtilerini ise şöyle sıraladı:</p>
<p>&#8211; Çene fonksiyonu sırasında eklemden ses gelebilir.</p>
<p>&#8211; Ağız açılırken alt çene sağa veya sola kayabilir.</p>
<p>&#8211; Ağız açıklığında kısıtlılık olabilir.</p>
<p>&#8211; Ağız kapalı ya da açık şekilde kilitli kalabilir.</p>
<p>&#8211; Yüz ve/veya baş boyun kaslarında ağrı olabilir.</p>
<p>&#8211; Kulak çınlaması olabilir.</p>
<p>&#8211; Yemek yeme sırasında eklemde şiddetli ağrı olabilir.</p>
<p>&#8211; Alt çene hareketlerinde koordinasyon bozukluğu olabilir.</p>
<p><strong>Sorun çoğunlukla rutin diş muayenesi sırasında tespit ediliyor</strong></p>
<p>Çene eklemi rahatsızlığı bulunan kişilerin yarısının herhangi bir tedavi için hekime başvurmadıklarını dile getiren Üçem, ancak rutin diş muayenesi sırasında çene eklemi sorunları tespit edilebildiğini söyledi.</p>
<p>Çene eklemi rahatsızlığı tedavi seçeneklerine değinen Üçem, “İlaç tedavisi ve ağız içi aparey tedavileri uygulanabilir. Ağız içine yerleştirilen apareyler ile uykuda bruksizmin ortaya çıkarabileceği rahatsızlıklar engellenebilir. Disk kayması, diskin yerinden çıkması gibi durumlarda yine ağız içi apareylerden yararlanılır ve bu tedaviler yüzde 85 oranında başarılı olur. Hastada büyüme anomalisi varsa, tümörler bulunuyorsa ve ağrısı sosyal hayatını etkiliyorsa son çare olarak cerrahi tedaviler tercih edilebilir.” bilgilerini paylaştı. </p>
<p>Tedaviye multidisipliner olarak yaklaşıldığını sözlerine ekleyen Üçem, “Hastada psikolojik nedenler baskın ise psikolojik desteğe yönlendiriyoruz. Çene eklemi ile ilgili sorunlar belirgin ise çene eklemini tedavisi, medikal tedavi, fizyoterapiden fayda görüyoruz. Böylece kalıcı kulak şikâyetleri, çene eklemi şikâyetleri, diş problemleri ve kas ağrılarından kurtulmuş oluyoruz.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Yiyecekler ağrı olan bölgedeki dişlerle çiğnenmeli</strong></p>
<p>Çene eklemi rahatsızlığı olanların dikkat etmesi gereken bazı noktalar olduğunu vurgulayan Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Hacer Fulya Üçem, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Ağzın çok fazla açılmasını gerektirecek hareketlerden kaçınılmalı. Ön dişlerle büyük lokmalar ısırılmamalı, çatal bıçak kullanılarak arka dişlerle yemek yenmeli. Sakız çiğnemekten kaçınılmalı. Sadece tek bir eklemden ağrı geliyorsa özellikle ağrı olan taraftaki dişlerle yemek çiğnenmeli. Uyku pozisyonu yan veya yüzüstü değil, sırt üstü olmalı. Problemin şiddetine göre bölgenin sıcak tutulması gerekebilir. Fındık, ceviz gibi kabuklu yemişler dişlerle kırılmamalı. Çiğnemeye dirençli sert besinlerden kaçınılmalı.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bas-agrilarinizin-sebebi-cene-eklem-rahatsizliklari-olabilir-402785">Baş ağrılarınızın sebebi çene eklem rahatsızlıkları olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dr. Öğr. Üyesi Fatma Turan: &#8220;Sağlıklı ilişkiler, yalnızlık duygusuyla baş edebilmek için önemli&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dr-ogr-uyesi-fatma-turan-saglikli-iliskiler-yalnizlik-duygusuyla-bas-edebilmek-icin-onemli-399827</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Aug 2023 13:54:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[duygusuyla]]></category>
		<category><![CDATA[edebilmek]]></category>
		<category><![CDATA[fatma]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[öğr]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[turan]]></category>
		<category><![CDATA[üyesi]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=399827</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dostu olanlar daha mutlu olurken, olumlu ilişkiler psikolojik iyi oluşa katkı sağlıyor. İnsanın sosyal bir varlık olarak iletişim kurmak istediğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Fatma Turan, doğduğu andan itibaren çevresiyle bir iletişim içinde olan bireylerin varlığını devam ettirebilmesi için ilişkilere ihtiyacı olduğunu belirtiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-ogr-uyesi-fatma-turan-saglikli-iliskiler-yalnizlik-duygusuyla-bas-edebilmek-icin-onemli-399827">Dr. Öğr. Üyesi Fatma Turan: &#8220;Sağlıklı ilişkiler, yalnızlık duygusuyla baş edebilmek için önemli&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dostu olanlar daha mutlu olurken, olumlu ilişkiler psikolojik iyi oluşa katkı sağlıyor. İnsanın sosyal bir varlık olarak iletişim kurmak istediğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Fatma Turan, doğduğu andan itibaren çevresiyle bir iletişim içinde olan bireylerin varlığını devam ettirebilmesi için ilişkilere ihtiyacı olduğunu belirtiyor. “Kendi duygularımızın ve değer yargılarımızın farkında olarak çevremizdeki kişilerle sağlıklı ilişkiler kurmak, yalnızlık duygusuyla baş edebilmemiz için bize önemli katkılar sunuyor” diyen Turan, sağlıklı bir dostluk için ise kişisel sınırların muhafazasına dikkat çekiyor.  Turan, sanal arkadaşlıklar yerine gerçek dostluklar kurulması gerekliliğinin de altını çiziyor…</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Fatma Turan, dostluk ilişkisinin insanın hayatındaki yeri ve önemine dair değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><strong>Olumlu ilişkiler psikolojik iyi oluşumuza katkı sağlıyor</strong></p>
<p>Yapılan bir araştırmaya göre, dostu olanlar çok daha mutlu. Bu da iyi ilişkileri olanların daha mutlu olduğunu ortaya koyuyor.</p>
<p>Kişinin yaşamında diğer insanlarla kurmuş olduğu ilişkilerin önemli bir yere sahip olduğunu belirten Pozitif Psikoloji Koordinatörü Dr. Öğr. Üyesi Fatma Turan, “Günlük yaşamımızda çevremizdeki kişilerle kurduğumuz olumlu ilişkiler kendimizi mutlu hissetmemizi sağlar ve psikolojik iyi oluşumuza önemli katkıda bulunur. Pozitif psikolojinin kurucusu Martin Seligman psikolojik iyi oluşu yeterli düzeyde olan kişilerin; yaşamlarında olumlu duyguları daha sıklıkla yaşayan, çevresindeki kişilerle derin ve  doyurucu ilişkiler kurabilen, hayatının bir amacı ve anlamı olduğuna inanan, kendisini başarılı hisseden, tutkuyla bağlanabildiği, onunla meşgulken zamanı unutabildiği ve keyif alabildiği meşguliyetleri olan özelliklere sahip olduğunu ifade eder. Bu noktadan hareketle çevresindeki kişilerle karşılıklı güvene, saygı ve sevgiye dayalı ilişkiler kurabilen kişilerin kendilerini daha iyi hissettiklerini ve psikolojik iyi oluşlarına önemli katkılarda bulunduklarını ifade edebiliriz. Çevremizde değerlerimizin, duygularımızın ve hassasiyetlerimizin farkında olan kişilerin olması ve onlarla karşılıklı güven, saygı, sevgi çerçevesinde ilişkilerde bulunmak mutluluğumuza önemli katkıda bulunmaktadır.” dedi.</p>
<p><strong>“Varlığımızı devam ettirebilmek için ilişkilere ihtiyacımız var”</strong></p>
<p>İnsanın sosyal bir varlık olarak iletişim kurmak istediğini ve bu yüzden yalnızlığın insana mahsus olmadığını hatırlatan Turan, “Doğduğumuz andan itibaren varlığımızı ortaya koymak ve varlığımızın diğerleri tarafından fark edilmesi, önemsenmesi için birçok davranış sergiliyoruz. Bir bebek ağlama davranışı ile var olduğunu, ihtiyaçları olduğunu ve yaşamının devamı için bu ihtiyaçların karşılanması gerektiğini bize söylüyor. Hem biyolojik hem duygusal ihtiyaçlarımızın karşılanması sonucu bu yaşamda bir anlam bulmaya ve amaç oluşturmaya çalışıyoruz. Yani doğduğumuz andan itibaren çevremizdeki kişilerle bir etkileşim ve iletişim içindeyiz ve yaşamda varlığımızı devam ettirebilmek için ilişkilere ihtiyacımız var. Zaman içerisinde çevremizdeki kişilerle kurduğumuz ilişkiler ve model alma yoluyla, öğrenmeyle biz de ilişki kurmayı öğreniyor, sosyal bir varlık olarak yaşantımıza devam ediyoruz. Bu noktada kendi duygularımızın ve değer yargılarımızın farkında olarak çevremizdeki kişilerle sağlıklı ilişkiler kurmak, yalnızlık duygusuyla baş edebilmemiz için bize önemli katkılar sunuyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Gerçek dostluk ilişkisinde mesafelerin bir önemi yok</strong></p>
<p>Karşılıklı güven duymanın, değer yargıları ve kişisel hassasiyetlere önem vermenin, kişisel sınırlara saygı duyma ve sevgi dostluk bağının temelini oluşturduğunu ifade eden Turan, “İyi bir dostluk ilişkisinde; kişinin kendisi için istediği güzel şeyleri karşısındaki kişi için de istiyor olması ve kendi yaşamında olmasını istemediği olumsuz yaşantıları karşısındaki kişinin de yaşamasını istemiyor olması oldukça önemli bir yere sahiptir. Gerçek bir dostluk ilişkisinde mesafelerin bir önemi yoktur ve bizim toplumumuzda konuyla ilgili ‘iki elim kanda olsa gelirim’ sözü vardır. Burada dostluğa verilen önem ve değer vurgulanmakta, kişinin kendi gücü ve yetenekleri doğrultusunda dostunun bir ihtiyacı olduğunda ona destek olabilmek için pek çok zorluğun üstesinden gelebileceği ifade edilmektedir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Karşılıklı sınırlı iyilik ve sınırlı fedakârlık kavramları önemli</strong></p>
<p>Dostluk ilişkisinin korunması ve sağlıklı bir şekilde devam edebilmesinde; karşılıklı güven, sevgi, saygı, hassasiyetlere önem ve değer vermenin, kişisel sınırları muhafaza etmenin önemli mihenk taşlarını oluşturduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Fatma Turan, “Bu noktadan hareketle dostluk ilişkisinde karşılıklı sınırlı iyilik ve sınırlı fedakârlık kavramları da oldukça önemlidir. Sınırlı derken dostluk adına karşımızda kişinin özel hayatına girmeden, onun ihtiyaçları noktasında kendi yapabileceklerimizi maddi manevi olarak açık ve net bir şekilde ifade ederek davranışlarımızı ortaya koymak önemlidir. ‘Senin için yapabileceğim bir şey var mı? Bu konuda sana nasıl yardımcı olabilirim?’<em><strong> </strong></em>soruları çok değerlidir. Biz genelde dostluk kavramını yanlış anlayabiliyoruz. ‘Senin için her şeyi yaparım, senin her ihtiyacını karşılarım.’ Hiçbirimiz tüm güce sahip değiliz, elimizde sihirli değnekler de yok. Her birimizin kendine ait gerçekleri var, bu gerçeklerin farkında olarak ilişkilerimizi düzenlemek ve davranışlarımızı ortaya koymak durumundayız.” diye konuştu. </p>
<p><strong>Dostluk ve arkadaşlık ilişkisi farklı</strong></p>
<p>“Kişiler, farklı bakış açıları, değer yargıları, hassasiyetleri olan kişilerle arkadaşlık kurabilirler.” diyen Turan, “Bununla birlikte dostluk ilişkilerinde benzer duygulara, düşünce yapılarına, yaşam amacına ve anlamına sahip olmak, değer yargıları ve hassasiyetlerinin benzer olması oldukça önemli bir yere sahiptir.<strong> </strong>Dostluk ilişkisinde kişi, kendiyle ilgili özel paylaşımlarda bulunabilmekte ve sorunlarının çözümü adına yardım talebinde bulunabilmekte iken, arkadaşlık ilişkisinde sınırlar daha belirgindir.” dedi. </p>
<p><strong>Kişi, kendisiyle ilgili farkındalıklarını artırdıkça daha sağlıklı ilişkiler kurabilir</strong></p>
<p>‘Dostunu düşmanını bileceksin’ atasözünün gerçek hayatta uygulanabilir olup olmadığını da değerlendiren Turan, “Dost ya da düşman kavramlarından ziyade bu sözü günlük yaşamda şu şekilde davranışlarımıza yansıtabiliriz. Kişi yaşam olayları içerisinde kendisiyle ilgili farkındalıklarını artırdıkça ilişki içindeki sınırlarını da belirlemekte ve daha sağlıklı ilişkiler kurabilmektedir. Bu noktadan hareketle kişi kendisine saygı duyulduğunu, kendisinin duygu, düşünce, değer ve hassasiyetlerine önem verildiğini hissettiği, motivasyonunu yükselten ilişkilere ve kişilere daha fazla emek verirken, ifade ettiğimiz özelliklere sahip olmayan ilişkiler ve kişilerden  uzak durabilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Sanal arkadaşlıklar yerine gerçek dostluklar kurulmalı</strong></p>
<p>Artan dijitalleşmenin dostluğun ve mutluluğun seyrine etkileri konusunda, günlük yaşamımızda dijital ortamdan uzak kalmamızın mümkün görülmediğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Fatma Turan, “Bu ortamda kişiler kendilerini olduklarından farklı ve kendi gerçeklerinden uzak bir şekilde gösterebilmektedirler. Karşımızdaki kişiyi doğru tanıyabilmek ve kendimizi koruyabilmek adına dijital ortamda oldukça dikkatli ve özenli hareket etmek durumundayız. Özellikle sanal ortamda yeni tanıştığımız kişilere karşı daha sınırlı hareket etmemiz, kendimizle ilgili özel bilgileri ve görselleri paylaşmamamız oldukça önem arz etmektedir.” dedi. </p>
<p>Dijitalleşen dünyada dostluk ilişkisinin daha da önem kazandığını vurgulayan Turan sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Mış gibi yaşamlardan ziyade gerçekten duygularımızı hissedebilecek, ihtiyacımız olduğunda yanımızda olacağını bildiğimiz kişilerle ilişki kurmaya özen göstermeli ve emeğimizi bu yönde ortaya koymalıyız. Genel olarak ilişkilerimizde hatalarımız olabilir ve bu çok olağan bir durumdur. Bununla birlikte ilişkilerdeki hatalarımızı fark edip, karşımızdaki kişiyle bunları açık ve net bir şekilde konuşabilmek ve uzlaşmacı bir şekilde ortak nokta da buluşabilmek hem arkadaşlık hem de dostluk ilişkilerimizin daha sağlıklı bir şekilde devam edebilmesine önemli katkılarda bulunacaktır.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-ogr-uyesi-fatma-turan-saglikli-iliskiler-yalnizlik-duygusuyla-bas-edebilmek-icin-onemli-399827">Dr. Öğr. Üyesi Fatma Turan: &#8220;Sağlıklı ilişkiler, yalnızlık duygusuyla baş edebilmek için önemli&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Kocaman Cemiyetlerin Baş Konuğu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-kocaman-cemiyetlerin-bas-konugu-398435</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Aug 2023 10:10:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[cemiyetlerin]]></category>
		<category><![CDATA[kocaman]]></category>
		<category><![CDATA[konuğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=398435</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kartepe Belediye Başkanı Av.M.Mustafa Kocaman, hemşehrilerinin en mutlu günlerinde yanlarında olmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-kocaman-cemiyetlerin-bas-konugu-398435">Başkan Kocaman Cemiyetlerin Baş Konuğu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Kartepe Belediye Başkanı Av.M.Mustafa Kocaman, hemşehrilerinin en mutlu günlerinde yanlarında olmaya devam ediyor.</b></p>
<p><b>ENES İLE İREM EVET DEDİ</b></p>
<p>Kartepe Belediye Başkanı Av.M.Mustafa Kocaman, Enes Şahin ile İrem Paloluoğlu çiftinin nikahını kıydı. Genç çifti tebrik eden Başkan Kocaman hediyesini verdi.</p>
<p><b>MENEKŞE İLE EMRE DÜNYA EVİNE GİRDİ</b></p>
<p>Kartepe Belediye Başkanı Av.M.Mustafa Kocaman, Menekşe Öz ile Emre Bozkurt çiftinin düğün cemiyetine katıldı. Genç çifti tebrik eden Başkan Kocaman, mutluluklar dileyerek hediyesini verdi.  </p>
<p><b>SERKAN İLE KEVSER ÇOK MUTLU</b></p>
<p>Kartepe Belediye Başkanı Av.M.Mustafa Kocaman, Serkan Cengiz ile Kevser Toprak çiftinin düğün cemiyetine katıldı. Genç çifti tebrik eden Başkan Kocaman, mutluklar dileyerek hediyesini verdi. </p>
<p><b>HÜLYA İLE MUHSİN EVET DEDİ</b></p>
<p>Kartepe Belediye Başkanı Av.M.Mustafa Kocaman, Hülya Uzan ile Muhsin Tekol çiftinin düğün cemiyetine katıldı. Genç çifti tebrik eden Başkan Kocaman, mutluluklar dileyerek hediyesini verdi.</p>
<p><b>HAMZA DELİKANLI OLDU</b></p>
<p>Kartepe Belediye Başkanı Av.M.Mustafa Kocaman, Hamza İsa Temizel’in sünnet cemiyetine katıldı. Temizel ailesini tebrik eden Başkan Kocaman, hayırlı olsun dileğiyle hediyesini verdi. </p>
<p><b>ÖMER İLE EMİR DELİKANLI OLDU</b></p>
<p>Kartepe Belediye Başkanı Av.M.Mustafa Kocaman, Ömer Asaf Avcı ile  Emir Agah Avcı’nın sünnet cemiyetine katıldı. Avcı ailesini tebrik eden Başkan Kocaman, hayırlı olsun dileğiyle hediyesini verdi.</p>
<p><b>ZEKİ DELİKANLI OLDU</b></p>
<p>Kartepe Belediye Başkanı Av.M.Mustafa Kocaman, Zeki Yılmaz’ın sünnet cemiyetine katıldı. Yılmaz ailesini tebrik eden Başkan Kocaman hayırlı olsun dileğiyle hediyesini verdi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-kocaman-cemiyetlerin-bas-konugu-398435">Başkan Kocaman Cemiyetlerin Baş Konuğu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Baş Ağrısı Beyin Tümörü Habercisi mi?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bas-agrisi-beyin-tumoru-habercisi-mi-396183</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Aug 2023 13:10:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[habercisi]]></category>
		<category><![CDATA[tümörü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=396183</guid>

					<description><![CDATA[<p>Baş ağrısı, çoğumuzun hayatında zaman zaman karşılaştığı yaygın bir şikayettir. Ancak, beyin tümörleri gibi ciddi hastalıkların da baş ağrısının bir belirtisi olabileceğini unutmamak gerekir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bas-agrisi-beyin-tumoru-habercisi-mi-396183">Baş Ağrısı Beyin Tümörü Habercisi mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Baş ağrısı, çoğumuzun hayatında zaman zaman karşılaştığı yaygın bir şikayettir. Ancak, beyin tümörleri gibi ciddi hastalıkların da baş ağrısının bir belirtisi olabileceğini unutmamak gerekir. <strong>Egepol Hastaneleri Beyin Omurilik ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Seyhan Orak</strong>, beyin tümörleri ile baş ağrısı arasındaki ilişki ile ilgili merak edilenlere cevaplar veriyor.</p>
<p>Beyin tümörlerinin, kafatası içinde beyin dokusu ve çevre zarlardan gelişen kontrolsüz büyüyen hücrelerin oluşturduğu kitleler olduğunu belirtiyor. Baş ağrısının, beyin tümörlerinin erken evrelerinde nöbetler halinde başlayabileceğini ve zamanla sürekli hale gelebileceğini ifade ediyor. Bu baş ağrısının genellikle alın ve şakak bölgesinde hissedildiğine dikkat çekiyor. Beyin tümörleri, kusma, görme bozuklukları, baş dönmesi, uyuklama gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Ancak bu belirtiler yalnızca beyin tümörüne özgü değildir ve bazı nörolojik hastalıklarda da görülebilir. Bu nedenle her baş ağrısında beyin tümörü ihtimali vardır demek doğru olmaz. Ancak tıbbi protokoller gereği, bu risk göz ardı da edilmez. Tanı ve değerlendirme yapılması için tıbbi görüntüleme doğru bir seçenek olarak kabul edilir.</p>
<p><strong>Beyin Tümörlerinin Nedenleri ve Türleri</strong></p>
<p>Beyin tümörleri oluşumunun tam olarak nedenleri hakkında henüz kesin bilgilere sahip değiliz. Ancak uzmanlar, ailevi yatkınlık, travma ve bazı virüs enfeksiyonlarının beyin tümörlerine yol açabileceğini düşünmektedir. Beyin tümörleri, iyi huylu ve kötü huylu olmak üzere iki ana grupta sınıflandırılabilir. İyi huylu tümörler genellikle kafatası içinde beyin dokusu dışında gelişir ve çoğunlukla cerrahi olarak tamamen çıkarılabilir. Bunların tekrarlama olasılığı düşüktür. Kötü huylu tümörler ise kanserli tümörlerdir ve beyin dokusuna ait olabilirler (glial tümörler) ya da vücudun diğer organlarından beyne metastaz yaparak yerleşebilirler. En sık rastlanan metastazlar akciğer, meme, kalın bağırsak ve mide kanserinin beyne yayılması sonucu görülür. Malign tümörlerin tedavisi, cerrahi müdahaleye ek olarak ışın tedavisi ve kemoterapiyi de içeren kombine tedavi yöntemlerini gerektirebilir.</p>
<p><strong>Erken Teşhis ve Tedavinin Önemi</strong></p>
<p>Her hastalıkta olduğu gibi, beyin tümörlerinde de erken teşhis büyük önem taşır. Beyin dokusunun yenilenme yeteneği olmadığından, tümör dokusunun beyinde kalıcı hasar bırakmadan teşhis edilmesi ve mümkün olduğunca tamamen çıkarılması hayati önem taşır. Modern tanı yöntemleri olan bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans görüntüleme, beyin tümörlerinin erken evrelerinde bile tesadüfen yakalanmasını sağlamaktadır. Bu sayede tedavi şansı artmaktadır. Tedavi yöntemleri üç aşamalıdır: Cerrahi, ışın tedavisi (radyoterapi), ve ilaç tedavisi (kemoterapi). Cerrahi tedavi, genellikle ilk tercih edilen yöntemdir ve tümörün mümkün olduğunca tamamen çıkarılması amaçlanır. Ancak her zaman tam başarı sağlanamayabilir. Bu durumda, hastalarda malign tümörlerde ışın tedavisi ve kemoterapi gibi ek tedavilere başvurulur. İyi huylu tümörlerin cerrahi olarak tamamen çıkarılması genellikle yeterli olur ve diğer tedavi yöntemlerine ihtiyaç duyulmaz.</p>
<p><strong>Beyin Tümörlerinin Belirti Verme Şekilleri</strong></p>
<p>Beyin tümörleri, yerleşik olduğu bölgeye göre farklı belirtiler verebilir. Baş ağrısı, beyin tümörlerinin en sık görülen belirtilerinden biridir ve başlangıçta nöbetler halinde ortaya çıkabilir. Daha sonra baş ağrısı sürekli hale gelebilir ve genellikle alın ve şakaklarda hissedilir. Kusma da beyin içi basıncın artmasına bağlı olarak bulantı olmadan fışkırır şekilde görülebilir, özellikle sabahları aç karnına rahatsız edebilir. Bayılma (epilepsi nöbeti) durumu, beyin kabuğunun tümör tarafından zedelendiği durumlarda görülebilir ve diğer belirtiler olmaksızın tümörün gelişiminin habercisi olabilir. Beyincik bölgesinde yerleşen tümörlerde dengesizlik, baş dönmesi, yürüme bozukluğu gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Konuşma merkezine yerleşen tümörler ise çeşitli konuşma bozukluklarına neden olabilir. Hareket merkezine yakın yerleşen tümörlerde ise vücudun sağ ya da sol tarafında felçlerle karşılaşılabilir. Beyin tümörlerinin belirti verme şekilleri, tümörün yeri ve büyüklüğüne bağlı olarak farklılık gösterebilir.</p>
<p><strong>Beyin Tümörleri ve Diğer Nörolojik Hastalıklar Arasındaki Benzerlikler</strong></p>
<p>Beyin tümörleri belirtileri, yalnızca beyin tümörlerine özgü olmayabilir ve bazı nörolojik hastalıklarla benzerlik gösterebilir. Beyin dokusuna yayılan enfeksiyon hastalıkları, migren, damar tıkanıklıkları ve beyin kanaması gibi pek çok nörolojik hastalık da baş ağrısı, görme bozuklukları, dengesizlik ve epilepsi gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Bu nedenle, herhangi bir belirtiyle başvuran hastalarda beyin tümörü düşünülmeli ve diğer nörolojik hastalıklardan ayırt edici tanı yöntemleri kullanılmalıdır. Bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans görüntüleme, bu konuda büyük bir ilerleme sağlamıştır ve doğru teşhisin erken dönemde konulmasına yardımcı olmaktadır. Beyin tümörleri, hastalığın tanısından tedavisine kadar multidisipliner bir yaklaşım gerektiren karmaşık hastalıklardır ve doğru teşhisle birlikte uygun tedavi planlaması hastaların yaşam kalitesini artırmada büyük rol oynamaktadır.</p>
<p><strong>Beyin Tümörlerinin Yaş Gruplarına Göre Görülme Sıklığı</strong></p>
<p>Toplumda beyin tümörlerinin görülme sıklığı 100.000/5&#8217;tir. Beyin tümörlerinin yaş gruplarına göre görülme sıklığında farklılıklar görülmektedir. 3-12 yaş ve 40-70 yaş aralığında beyin tümörlerine daha sık rastlanmaktadır. Bu yaş gruplarında beyin tümörlerinin görülme sıklığının artmasının nedeni, henüz tam olarak anlaşılmamış olsa da, genetik faktörlerin yanı sıra yaşla birlikte artan risk faktörlerinin etkili olduğu düşünülmektedir. Özellikle çocuklarda beyin tümörleri erken teşhis ve tedavi ile daha iyi sonuçlar alınabilirken, ileri yaşlarda görülen tümörlerde tedavi süreci daha karmaşık olabilir. Bu nedenle, her yaş grubunda baş ağrısı gibi beyin tümörü belirtileri ile başvuran hastaların uzman bir hekim tarafından değerlendirilmesi ve gerekli tanı yöntemlerinin kullanılması hayati önem taşır.</p>
<p><strong>Beyin Tümörleri ile İlgili Farkındalık ve Eğitim</strong></p>
<p>Beyin tümörleri, hayati öneme sahip bir sağlık sorunudur ve toplumda farkındalığın artırılması ve eğitimin yaygınlaştırılması büyük önem taşır. Erken teşhis ve tedavi, beyin tümörlerinde hastalığın seyrini ve hastanın yaşam kalitesini önemli ölçüde etkilemektedir. Sağlık kurumları ve uzmanlar, beyin tümörleri ve belirtileri konusunda halkı bilgilendirmek için çeşitli eğitim programları ve etkinlikler düzenlemelidir. Ayrıca, bilgi ve farkındalık düzeyini artırmak amacıyla medya aracılığıyla da bilgilendirici içerikler sunulmalıdır. Halkın beyin tümörleri konusunda bilinçli ve farkında olması, hastalığın erken teşhisine ve uygun tedaviye erişimi sağlayarak hastaların sağlık durumuna olumlu katkılar sağlayacaktır.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bas-agrisi-beyin-tumoru-habercisi-mi-396183">Baş Ağrısı Beyin Tümörü Habercisi mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Baş dönmesi ve denge probleminiz varsa, kulak kistalleriniz oynamış olabilir  </title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bas-donmesi-ve-denge-probleminiz-varsa-kulak-kistalleriniz-oynamis-olabilir-393239</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Aug 2023 14:00:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[dönmesi]]></category>
		<category><![CDATA[kistalleriniz]]></category>
		<category><![CDATA[kulak]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[oynamış]]></category>
		<category><![CDATA[probleminiz]]></category>
		<category><![CDATA[varsa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=393239</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hepimiz dönem dönem nedenini bilmediğimiz baş dönmeleri yaşayabiliyoruz. Bunu bazen sıcak havaya, bazen yorgunluğa, bazen de kullanılan ilaçlara bağlıyoruz. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bas-donmesi-ve-denge-probleminiz-varsa-kulak-kistalleriniz-oynamis-olabilir-393239">Baş dönmesi ve denge probleminiz varsa, kulak kistalleriniz oynamış olabilir  </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>DİKKAT VERTİGO OLABİLİRSİNİZ …</strong></p>
<p>Hepimiz dönem dönem nedenini bilmediğimiz baş dönmeleri yaşayabiliyoruz. Bunu bazen sıcak havaya, bazen yorgunluğa, bazen de kullanılan ilaçlara bağlıyoruz. </p>
<p>Peki ya öyle değilse? Baş dönmelerinin çok basit sebepleri olabileceği gibi, bazı hastalıkların da habercisi olabilir.</p>
<p><strong>Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi KBB Bölümü Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yıldırım Ahmet Bayazıt; halk arasında kristal oynaması olarak bilinen ‘Benign Paroksismal Pozisyonel Vertigo (BPPV)’ ile ilgili bilgilendirmelerde bulundu</strong></p>
<p>Benign Paroksismal Pozisyonel Vertigo (BPPV), en yaygın olarak görülen baş dönmesi nedenidir. Halk arasında ‘<strong>kristal oynaması’</strong> olarak da ifade edilir. </p>
<p><strong>Kristaller neden oynar?</strong></p>
<p>BPPV’nin hastada ortaya çıkış nedeni bilinmemektedir; ancak <strong>kafa travması</strong>, denge sinirinin iltihaplanması, <strong>üst solunum yolu enfeksiyonu</strong>, bazı cerrahi operasyonlar, ileri yaş, hareket hastalığı, migren, uzun yatak istirahati sonrası görülebilmektedir.</p>
<p>Hastalığın nedeni; iç kulakta bulunan ve yer çekimini algılamamızı sağlayan küçük kalsiyum kristallerinin (kanalitler), iç kulağın vestibül adı verilen bölümünde normalde yapışık olarak durdukları bölgeden koparak iç kulak sıvısı içinde serbest olarak kalmasıdır. Bu durumda kristaller, iç kulağın yanlış kısmında veya yanlış kanalındaki sensörler üzerinde yüzmeye ve/veya sıkışmaya başlar.</p>
<p><strong>Kristal oynaması nasıl belli olur?</strong></p>
<p>BPPV’yi farklı deneyimleyenler olabilir; ancak yine de ortak belirtiler vardır. En sık görülen belirtiler; belirli baş hareketleri ile ortaya çıkan ani başlayan baş dönmesi, mide bulantısı ve bazen kusma hissidir. Bu belirtiler saniyelerden dakikalara kadar bir süre zarfında yoğun hissedilebilir. BPPV çoğunlukla hasta yatağa yattığında veya yataktan kalktığında, yatakta döndüğünde, başını arkaya eğdiğinde veya öne doğru eğildiğinde ortaya çıkmaktadır. Sürekli baş dönmesi ve dengesizlik hissine sahip olabilirler; ancak bu belirtiler atak geçtikçe hafifleyecektir.</p>
<p><strong>Kristal oynaması daha çok kimlerde görülür?</strong></p>
<p>BPPV’nin yaşam boyu ortaya çıkış oranı %2,4’tür ve 60 yaşın üstündeki hastalarda 18-39 yaş arasındaki hastalara kıyasla 7 kat daha fazla görülür. BPPV kadınlarda, her yaş grubundaki erkeklerden daha sık görülür.</p>
<p><strong>Kristal oynaması nasıl tedavi edilir?</strong></p>
<p>Hastalık çoğu zaman kendiliğinden kısa sürede geçer; ancak bazı hastalarda kendiliğinden iyileşme olmaz. Bu hastaların doktor tarafından değerlendirilmesi gerekir. BPPV’de en sık uygulanan tedavi repozisyon manevraları yani kristallerin tekrar orijinal yerine gönderildiği manevralardır. Epley Manevrası, posterior (arka) yarım daire kanalı BPPV’sinde en sık kullanılan manevradır. Lateral (yan) yarım daire kanalı BPPV’sinde ise sıklıkla Barbekü Manevrası kullanılır. Bu manevralar bir seferde %80-90 oranında hastalığın düzelmesini sağlar. Bazen ikinci ya da üçüncü manevrayı yapmak gerekir ve bu sayede hastaların % 90’nında düzelme sağlanır. Başarısız olunan hastalarda habituasyon egzersizleri uygulanarak sorun büyük oranda çözümlenir. Nadiren, tüm tedavilere rağmen hastalarda düzelme olmayabilir. Bu durumda cerrahi tedaviler gündeme gelir. Cerrahi olarak hastalıklı yarım daire kanalı kapatılabilir ya da hastalıklı taraftaki denge siniri kesilebilir.</p>
<p><strong>Kristal oynaması tekrarlar mı?</strong><br />BPPV tekrarlayabilen bir hastalıktır. Hastaların ilk yıl içinde 1/3’ünde, ilk 5 yıl içerisinde ise en az yarısında tekrar BPPV atağı görülmektedir; ancak bu korkulacak bir durum değildir. Genellikle ilk hastalıkta olduğu gibi düzeltici manevralarla tedavi edilir.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bas-donmesi-ve-denge-probleminiz-varsa-kulak-kistalleriniz-oynamis-olabilir-393239">Baş dönmesi ve denge probleminiz varsa, kulak kistalleriniz oynamış olabilir  </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BAS Teknolojisi İşletmeler için Neden Önemli?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bas-teknolojisi-isletmeler-icin-neden-onemli-369965</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Apr 2023 11:00:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[işletmeler]]></category>
		<category><![CDATA[neden]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[teknolojisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=369965</guid>

					<description><![CDATA[<p>Siber güvenliğe milyonlarca yatırım yapılsa bile, şirketler etkin kullanılamayan güvenlik kontrolleri nedeniyle kötü niyetli saldırganların kurbanı olmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bas-teknolojisi-isletmeler-icin-neden-onemli-369965">BAS Teknolojisi İşletmeler için Neden Önemli?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Siber güvenliğe milyonlarca yatırım yapılsa bile, şirketler etkin kullanılamayan güvenlik kontrolleri nedeniyle kötü niyetli saldırganların kurbanı olmaya devam ediyor. Picus Security’nin yakın zamanda yayımladığı The Red Report 2023’e göre<u> </u>yüzlerce farklı atak tekniği kullanan zararlı yazılımlar kurumları tehdit ediyor. Diğer yandan, güvenlik kontrollerini atlatabilen, çok sayıda zararlı aksiyon gerçekleştirebilen ve &#8220;İsviçre çakısı” olarak adlandırılan çok amaçlı zararlı yazılımların artması bekleniyor. Hal böyleyken, organizasyonların siber güvenlik yatırımlarının karşılığını almak için atması gereken en önemli adım Siber İhlal ve Saldırı Simülasyonu (BAS) teknolojilerini kullanmak oluyor. </p>
<p>BAS platformları, otomatik, sürekli ve tekrarlanabilir bir şekilde güvenlik kontrollerinin doğrulanmasını sağlayarak, yatırım getirisini artıran ve güvenlik harcamalarını optimize eden bir çözüm sunuyor. Ancak BAS alanının kurucusu olan <strong>Picus Security Kurucu Ortağı ve Genel Müdür Yardımcısı Dr. Süleyman Özarslan</strong>, bu teknolojilerin bir kez kurulup unutulacak bir çözüm olmadığını ifade ederek şunları aktarıyor: “Sürekli bir siber güvenlik sağlanması için karmaşıklaşarak gelişen siber saldırılara karşı her an hazırlıklı olmak gerekiyor. Bu noktada otomatik olarak, tekrarlanabilir ve sürekli bir şekilde siber güvenliği test edebilen BAS çözümlerinin düzenli olarak kullanılması hayati öneme sahip oluyor”</p>
<p>Güvenlik kontrolü doğrulaması yapan BAS çözümleri, her türlü olası saldırıyı engelleme ve tespit etme katmanlarında hem atomik hem de atak senaryolarıyla performansı test ediyor ve ölçüyor, üstelik kullanılan her güvenlik çözümünün gerektiği gibi çalıştığından emin olmayı da sağlıyor. Gelişmiş BAS platformları, gerçekçi saldırılara ve tehditlere karşı ne kadar hazır olduğunuzu belirlemek için tehdit merkezli doğrulama gerçekleştirebiliyor. Buna ek olarak, saldırıların engellenmesine ve tespit edilmesine yardımcı olmak için kullanılan güvenlik çözümlerine özgü engelleme imzaları ve tespit erme kuralları da sunabiliyorlar. Dolayısıyla, BAS çözümleri şirketlerin güvenlik açıklarını tespit etmek, savunma stratejilerini optimize etmek ve güvenlik yatırımlarının karşılığını tam olarak alabilmeleri için kullanabilecekleri en önemli araç olarak öne çıkıyor.</p>
<p>Otomatik siber ihlal ve saldırı simülasyonunu dünyada ilk sunan şirket olan Picus, gerçek dünyadaki siber suçluların saldırılarını simüle ederek kurumların tehditlere ne kadar hazır olduklarını ölçmelerine ve gerekli optimizasyonları yapmalarına yardımcı oluyor. Yakın zamanda güvenlik etkinliğini doğrulamayı daha kolay ve daha erişilebilir hale getirmek için Bütüncül Güvenlik Doğrulama Platformu&#8217;nun yeni nesil sürümünü yayınlayan şirket, uzmanlık seviyesi ve büyüklüğü ne olursa olsun tüm güvenlik ekipleri için giriş engellerini ortadan kaldırarak BAS teknolojisinin benimsenmesini de sağlıyor. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bas-teknolojisi-isletmeler-icin-neden-onemli-369965">BAS Teknolojisi İşletmeler için Neden Önemli?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Adet dönemi sancılarıyla baş etmek mümkün</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/adet-donemi-sancilariyla-bas-etmek-mumkun-368858</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Apr 2023 09:24:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[adet]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[etmek]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[sancılarıyla]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=368858</guid>

					<description><![CDATA[<p>Adet dönemlerinde kadınlarda uykusuzluk, baş ağrısı, açlık hissi, şişkinlik, ruhsal değişiklikler, göğüslerde ağrı ve özellikle yüzde akne gibi şikayetler görülebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/adet-donemi-sancilariyla-bas-etmek-mumkun-368858">Adet dönemi sancılarıyla baş etmek mümkün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Adet dönemlerinde kadınlarda uykusuzluk, baş ağrısı, açlık hissi, şişkinlik, ruhsal değişiklikler, göğüslerde ağrı ve özellikle yüzde akne gibi şikayetler görülebiliyor. Adet döngüsünün bir kadının üretkenliği açısından çok önemli olduğunu hatırlatan Anadolu Sağlık Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Meltem Çam, “Bu süreçte ortaya çıkan sorunlar ve şikayetler tedaviyle çözülebilir. Bir kadın-doğum hekimi bir kadının aile hekimi gibi olmalı ve bu durumlarda kadının sorunlarını multidisipliner bir yaklaşımla farklı tıbbi branşların desteğini alarak çözmeli. Uygun diyet, egzersiz ve gerekli hallerde ilaç tedavileri denenebilir” açıklamasında bulundu.</strong></p>
<p>Adette sancıya neden olan farklı nedenlerin olabileceğini söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Meltem Çam, “Adet sancılarını yoğun olarak yaşayan kadınlar bir kadın-doğum hekimi tarafından muayene edilmelidir. Ağrı adet döngüsüne bağlı fizyolojik yani doğal olabileceği gibi rahim ve yumurtalıklarda bulunan miyom ve kistler de bu ağrılara neden olabilir. Bu gibi durumlarda tedavi nedene yönelik olarak farklılık gösterebilir. Adet sancıları genellikle yumurtlama fonksiyonu ile ilgilidir. Ağrı kesiciler ve doğum kontrol hapları ağrıları azaltır. Özellikle ağrı kesicilere beklenen adetten 1-2 gün önce başlamak şikayetlerin azalmasına yardımcı oluyor. Adet dönemindeki şikayetler kadının yaşam kalitesini bozuyor ise bir kadın-doğum hekimi ile görüşmesi gerekir” dedi.</p>
<p><strong>Adet ertelemek için sıkça ilaç kullanılmamalı</strong></p>
<p>Adeti ertelemenin bazı ilaçlarla mümkün olabileceğini dile getiren Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Meltem Çam,<strong> </strong>“Özel durumlar haricinde sıkça bu yönteme başvurmak uygun değil.<strong> </strong>Kist ve miyomların tedavisi; bunların yeri, büyüklüğü, hastanın şikayetlerinin şekli, yoğunluğu ve en önemlisi de kadının yaşı ve doğurganlığına göre farklılık gösterir. İlaç tedavileri ve bazen de cerrahi tedaviler gerekebiliyor” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Adet döneminde spor yapmak vücuda iyi geliyor</strong></p>
<p>Adet döngüsü zaman zaman kadının hayatını zorlaştıran bir süreç olabildiğini söyleyen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Meltem Çam,<strong> </strong>“Bu dönemin, kadın hayatının belli bir süresinde yaşanması gereken ve kadına doğurganlığını sağlayan yumurtlama döngüsünün bir sonucu olduğunu unutmayıp bu dönemde karbonhidrat ve tuzdan uzak beslenmeli. Bu dönemi, özellikle de keyif alabileceğiniz; yürüme, koşma, dans gibi aktivitelerle daha keyifli ve mutlu bir zaman haline getirmek mümkün” önerisinde bulundu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/adet-donemi-sancilariyla-bas-etmek-mumkun-368858">Adet dönemi sancılarıyla baş etmek mümkün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlaç sıkıntısı baş gösterdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ilac-sikintisi-bas-gosterdi-366821</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Apr 2023 13:52:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[gösterdi]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[sıkıntısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=366821</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bursa Eczacılar Odası Başkanı Okan Şahin, ülkedeki ilaç tedariği sıkıntısı ve ilaç sektöründeki problemler hakkında Herkes Duysun’a açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ilac-sikintisi-bas-gosterdi-366821">İlaç sıkıntısı baş gösterdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p><b>İlminur ATÇI / HERKES DUYSUN</b><br /> Bursa Eczacılar Odası Başkanı Okan Şahin, ülkedeki ilaç tedariği sıkıntısı ve ilaç sektöründeki problemler hakkında Herkes Duysun’a açıklamalarda bulundu.</p>
<p>İlaçların Türkiye’deki yokluk oranlarını devamlı takip ettiklerini belirten Şahin, “Birkaç ay önce, Kasım sonu Aralık başında ilaç yoklukları %35 seviyesine kadar çıkmıştı. Şu anda ise oranlar biraz daha düşük, ila bandında. Normalde, herkesin sıkıntısız ilaç yokluğu hissetmediği oran %3 ila %5&#8217;tir. Bu oranlar sürekli değişir, çünkü sürekli aynı ilaçlar mevcut değildir. Ancak şu anda ila seviyesinde ilerliyoruz.” dedi.</p>
<p><b>“ÜLKEMİZE İLAÇ GETİRMEK İSTEMİYORLAR”</b></p>
<p>Piyasada olmayan ilaçların genelde antibiyotikler ve bazı grip ilaçları olduğunu vurgulayan Şahin, “Bu ilaçların tedarikinde ve üretiminde sıkıntılar olduğu görülüyor ve bu da sektörü ciddi anlamda etkiliyor. Özellikle yurtdışından gelen ithal ilaçlarda, bazı firmaların maalesef ülkemizdeki Euro kuru sebebiyle artık ülkemize ilaç getirmekten imtina ettikleri görülüyor. Bazı yabancı firmalar bu kur sebebiyle ülkemize ilaç getirmekte zorlanıyorlar. Biz bu firmalarla sürekli görüşmeler yapıyoruz ve bu ilaç sıkıntılarıyla ilgili dolaylı olarak şunu söylemeye çalışıyorlar: Yurtdışında genelde, bir ilaç ham maddesi tedariğinde sıkıntı var. Covid sonrası tedarik zincirleri kırıldığı için bu globaldeki sıkıntı bizleri de etkiliyor. İlaç firmaları da belirli önceliklendirmeler yapmaya başlıyorlar. Bu önceliklendirmede ilaç firmaları şu noktaya geliyor: İşte ben yurtdışında Avrupa&#8217;da başka ülkelerde 1 kutu sattığımla Türkiye&#8217;de bazı ilaçlarda 10 kutu sattığında üretimde ve etken madde tedariğinde sıkıntılar olduğu için aynı karı elde etmek için ülkemizi tercih etmiyor bazı firmalar. Avrupa&#8217;daki daha yüksek fiyat veren ülkelere bu ilaçları sevkiyat yapıyorlar. Tabii bu ciddi bir sıkıntı.</p>
<p>Hatta daha da ileri gittiğimizde bazı ilaç firmaları özellikle yeni teknolojik ilaç dediğimiz tarzdaki üretimlerde yurt dışındaki ülkeleri tercih ediyorlar ve ülkemizden ruhsat dahi almıyorlar. Ruhsat başvurusu bile yapmıyorlar. Bu ilaçlar artık öyle bir noktaya geldi ki Türkiye ilaç pazarının &#8216;u kadar ilaç bunlar ve bu ilaçlar Türk Eczacılar Birliği ve Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından Türkiye&#8217;de ruhsatı olmayan ilaçlar statüsünde getiriliyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><b>“BİR MAĞDURİYET DE SÖZ KONUSU”</b></p>
<p>Şahin geçtiğimiz günlerde, Türkiye&#8217;de ruhsatı olmayan ama yurtdışından gelen bazı ilaçların sahte olduğunun basına yansıdığını hatırlattı ve “Sağlık Bakanlığı da bununla ilgili bazı düzenlemeler yaptı. Bu düzenlemeler neticesinde yurtdışından getirilen Türkiye&#8217;de ruhsatı olmayan ürünlerin her birinden numune alınarak belirli tahliller ve koşulların sağlanması gerektiği çalışması yapıldı. Tabii bu yönetmelik değişikliği çok hızlı olduğu için maalesef bu ürünlerle ilgili tedarik sıkıntısı başladı. Özellikle burada belirli bağımlılıkta kullanılan ilaçlar ve belirli kanser ilaçları bulunuyor. Bu ilaçlar ucuz ilaçlar da değil. En ucuzu 10 bin TL, 15 bin TL olan ilaçlar. İçinde 1 milyon TL olan ilaçlar da bulunuyor. Bu ilaçların tedarikinde son günlerde ciddi anlamda hastalardan çok fazla şikayetler geliyor. Bu kriterlerin altyapısı oluşturulmadan hızlıca geçildiği için buna bu tarz bir mağduriyet de söz konusu. Türkiye&#8217;de ruhsatı bulunmayan ancak SGK ve Türk Eczaacılar Birliği kanalıyla getirilen ilaçlarda da ciddi bir hasta mağduriyeti söz konusu.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>“ÜLKEMİZDE ÜRETİLEN İLAÇLARIN ORAN DÜŞÜK”</b></p>
<p>Bugün dünyada en büyük ilaç etken madde ve yardımcı madde üreticilerinin Çin ve Hindistan olduğunun altını çizen Şahin, “Ülkemize de bu ülkelerden ciddi miktarda ham madde gelmektedir ve ülkemizde üretim noktasında birleştirme yapılmaktadır. Bugün Türkiye’de ilaç pazarının neredeyse yarısı ithal, yarısı ise ülkemizde üretilen ilaçlar olarak gözükmektedir. Ancak tamamen ülkemizde üretilen ilaçların oranı &#8216;u bile geçmemektedir. Geri kalan fark, yurt dışından getirilen maddelerin birleştirilmesi, bir araya getirilmesiyle oluşmaktadır. Burada ilaç firmalarının yaptıklarına da bakmak gerekmektedir. Bütün dünyada nasıl bir yöntem belirleniyor, ne oluyor, ne bitiyor diye. Bir ilaç firmasının ARGE&#8217;ye yeni bir ilaç bulmaya ayırdığı bütçe yaklaşık 2 milyar dolar civarındadır. Bir tane özellikli bir ilacın bulunması için 2 milyar dolar harcanması demektir. Doları 20 TL&#8217;den baz alırsak, bu yaklaşık 40 milyar TL&#8217;ye denk gelir ki Türkiye&#8217;de bu bütçeyi ayıracak hiçbir firma yok. Ama yurtdışındaki firmalar 2 milyar dolar bütçe ayırıyor, daha sonra ruhsatlandırıp tüm dünyada yaklaşık 5 milyar dolarlık ciro yapıyor. Ama maalesef bu bütçelere devlet desteği olmadığı sürece veya belirli projelerde olduğu gibi bir güç birliği yapılmadığı sürece Türkiye bu büyük üreticilerle baş edebilecek noktada olamaz. Burada en güzel örnek, TOGG’da yapılan. Özel sektör ve devletin desteği ile ilaçta ciddi bir araştırma geliştirme ve üretim hamlesi yapılabilir diye düşünüyorum.</p>
<p><b>“SAĞLIKTA ŞİDDET İLE İLGİLİ HABERLER DUYMAK İSTEMİYORUZ”</b></p>
<p>Bursa Eczacılar Odası Başkanı Okan Şahin son zamanlarda basına yansıyan sağlıkta şiddet haberlerinden ciddi derecede rahatsız olduğunu belirtti ve şöyle konuştu;</p>
<p>“Maalesef bu noktada üzgünüz, çünkü bizler özellikle COVID döneminde çok emek verdik. İnsanların hastalardan kaçtığı dönemde o hastalara sağlık hizmeti vermeye çalıştık. Bu noktada da ciddi bir emeğimiz olduğunu düşünüyorum. Bundan sonra da birçok hastalıkta bu emeği vermeye devam edeceğiz. Ancak vatandaşlarımızın sağlık çalışanlarına karşı biraz daha anlayışlı, biraz daha hoşgörülü olmasını istiyoruz. Sağlıkta şiddet ile ilgili haberler duymak istemiyoruz.”</p>
</p></div>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ilac-sikintisi-bas-gosterdi-366821">İlaç sıkıntısı baş gösterdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şampiyon kadın güreşçilerimiz Nesrin Baş ve Ebru Dağbaşı D-Smart&#8217;a konuk oldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sampiyon-kadin-gurescilerimiz-nesrin-bas-ve-ebru-dagbasi-d-smarta-konuk-oldu-360122</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Mar 2023 13:16:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[dağbaşı]]></category>
		<category><![CDATA[dsmarta]]></category>
		<category><![CDATA[ebru]]></category>
		<category><![CDATA[güreşçilerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[konuk]]></category>
		<category><![CDATA[nesrin]]></category>
		<category><![CDATA[oldu]]></category>
		<category><![CDATA[şampiyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=360122</guid>

					<description><![CDATA[<p>D-Smart’ta yayınlanan Gündem Özel programında gazeteci Faik Gürses’in konukları Dünya ve Avrupa şampiyonu güreşçimiz Nesrin Baş ve Avrupa şampiyonu güreşçimiz Ebru Dağbaşı oldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sampiyon-kadin-gurescilerimiz-nesrin-bas-ve-ebru-dagbasi-d-smarta-konuk-oldu-360122">Şampiyon kadın güreşçilerimiz Nesrin Baş ve Ebru Dağbaşı D-Smart&#8217;a konuk oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>D-Smart’ta yayınlanan Gündem Özel programında gazeteci Faik Gürses’in konukları Dünya ve Avrupa şampiyonu güreşçimiz Nesrin Baş ve Avrupa şampiyonu güreşçimiz Ebru Dağbaşı oldu.</p>
<p><strong>Ebru Dağbaşı; önümüzdeki dönem hedeflerini anlattı:</strong></p>
<p>“U20’de Avrupa ikincisi oldum, U20 Dünya Şampiyonası’nda üçüncü oldum, bu sene de U23’te Avrupa üçüncüsü oldum. Sadece altın madalyam eksik. Hedefim U23 Dünya Şampiyonası orada kendimi altın madalyaya yakın görüyorum.” dedi.</p>
<p><strong>Dünya ve Avrupa şampiyonu Nesrin Baş ise şunları söyledi:</strong></p>
<p>“Önemli olan şampiyon olduktan sonra zirvede kalmaya devam etmek. Onun için daha çok çalıştım. Şimdi Olimpiyatlar’a hazırlanıyorum. Maçlara bir hafta kalaya kadar çok sıkı bir çalışma sürecimiz oluyor. Yorgunluktan ağlayacak kadar çalışıyoruz. Turnuvalara hazırlanmak zor bir süreç. Özellikle kadınlar için güreş daha zor bir spor dalı. Ama madalya kazanınca çok mutlu oluyoruz. Avrupa Büyükler Şampiyonası’na gitme olasılığım var. Henüz kesin değil. Kampta belli olacak. Büyükler şampiyonasına gitmek ve orada madalya kazanmak bizim için çok önemli.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Nesrin Baş, maçlara nasıl hazırlandığını ve maçlardaki mücadelesini anlattı:</strong></p>
<p>“Ben kendi maçlarımı çok izlemek istemiyorum. Antrenörlerimiz önce rakiplerimizi analiz ediyor. Bize zayıf yönlerini ve güçlü yönlerini anlatıyorlar. Rakibimin nasıl olduğunu bilmeden mücadele etmek bana daha iyi geliyor. Maç sırasında da antrenörlerimizin maç içinde gördüğü şeyleri dinliyoruz. Ona göre mücadelemize devam ediyoruz”</p>
<p>Programa telefon ile bağlanan Güreş Federasyonu Başkanı Şeref Eroğlu, son dönemde gelen madalyaları değerlendirdi:</p>
<p>“Kadın milli takımımız 2022 ve 2023’te dünyanın sekizinci harikası olarak devam ediyorlar. Gurur duyuyoruz. Federasyona geldiğimizden beri gençlere güvendik. Başarılı olacaklarına inandık. Çok güzel sonuçlar alıyoruz. Şimdi bu gençlerimizden büyükler şampiyonalarında madalyalar bekliyoruz. Romanya’da düzenlenen U23 Avrupa Şampiyonası’nda toplam 17 madalya kazandık. Altın madalya sayısında biraz eksik kaldık. Bu sene Eylül ayındaki Dünya Şampiyonası’nda ilk beşe giren sporcularımız Paris Olimpiyatları’na gidecek. Hedefimiz bu şampiyonadan iyi sonuçlarla dönmek. Bizler de federasyon olarak bu sporcularımızı şampiyonalara en iyi şekilde hazırlamak zorundayız.”</p>
<p><strong>Ebru Dağbaşı kariyer ilerleyişini anlattı:</strong></p>
<p>“Tokat kulübündeydim. Oradaki beden eğitimi öğretmenim Burhan Özel ile görüştü ve onun kulübüne geçtik. Geçen sene U20’deyken Beşiktaş’ın sporcusuyduk ve hala Burhan hoca ile Beşiktaş’ta devam ediyoruz. Kulübümüzden memnunuz, her konuda bizim arkamızdalar. Bizi hiç yalnız bırakmıyorlar.” dedi.</p>
<p><strong>Nesrin Baş da Beşiktaş Kulübü’nden memnuniyetini dile getirerek:</strong></p>
<p>“Kulübümüzden çok memnunuz. Burada olduğum için mutluyum, çünkü bir aile gibiyiz. Her maçtan sonra kazansak da kaybetsek da bizi karşılıyorlar. Kulübümle gurur duyuyorum.”</p>
<p>Beraber çalıştıkları antrenörlerle ilgili olarak iki güreşçimiz şunları söyledi:</p>
<p>Ebru Dağbaşı: İyi ki varlar. Uzun süredir milli takımda fazla vakit geçiriyorlar. Neredeyse bizi ailelerimizden iyi tanıyorlar. Zor anlarımızda yanımızda oluyorlar.</p>
<p>Nesrin Baş: Antrenman yaptığımız zaman doktorumuz var, fizyoterapistimiz var, masörümüz var. Hepsinin çok emeği var. Sadece antrenörler değil görünmeyen isimlerin de çok emeği var.</p>
<p><strong>Edirne’de kampa katılacak olan Ebru Dağbaşı şöyle konuştu:</strong></p>
<p>“Önümüzde büyükler Avrupa Şampiyonası var. Kampta bizden büyük sporcularla beraber bulunacağız. Onların tecrübesinden faydalanacağız. Bu çok önemli ve güzel bir duygu. Onları görünce motivasyonumuz da artıyor. Yasemin Adar gibi önemli güreşçilerimiz ile aynı mindere paylaşma bizim için heyecan verici ve çok faydalı.”</p>
<p><strong>Nesrin Baş son olarak şunları söyledi:</strong></p>
<p>“Biz üst yaş grubundaki ablalarımız sayesinde var oluyoruz. Yasemin ablanın bayrakla koşması, Buse ablanın tekniklerini izleyerek büyüdük. Onları izledikçe eksiklerimizi görüyoruz. Onlarla antrenman yaptıkça kendimizi geliştiriyoruz. Bizi uyarıyorlar, tecrübelerini aktarıyorlar.” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sampiyon-kadin-gurescilerimiz-nesrin-bas-ve-ebru-dagbasi-d-smarta-konuk-oldu-360122">Şampiyon kadın güreşçilerimiz Nesrin Baş ve Ebru Dağbaşı D-Smart&#8217;a konuk oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Baş Ağrısında 5 Önemli Sinyal!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-bas-agrisinda-5-onemli-sinyal-359897</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Mar 2023 09:00:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrısında]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sinyal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=359897</guid>

					<description><![CDATA[<p>Baş ağrısı en sık görülen sağlık problemlerinde ilk sıralarda yer alıyor. Yaşam kalitesini oldukça düşürebilen baş ağrısı sadece yetişkinlerin değil, çocukların da yakındıkları bir sorun.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-bas-agrisinda-5-onemli-sinyal-359897">Çocuklarda Baş Ağrısında 5 Önemli Sinyal!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Baş ağrısı en sık görülen sağlık problemlerinde ilk sıralarda yer alıyor. Yaşam kalitesini oldukça düşürebilen baş ağrısı sadece yetişkinlerin değil, çocukların da yakındıkları bir sorun. Üstelik cep telefonu ve bilgisayar gibi teknolojik cihazların kullanım sürelerinin uzaması baş ağrısının görülme sıklığını artırıyor. Çocuklarda baş ağrısı özellikle yeni başlamışsa ve şiddetli bir ağrı ise ebeveynlerde büyük bir kaygıya neden olabiliyor. <strong>Acıbadem Altunizade Hastanesi Çocuk Nörolojisi Uzmanı Doç. Dr. Hepsen Mine Serin</strong>,<strong> </strong>toplumdaki yaygın inanışın aksine her baş ağrısının tümörün habercisi olmadığını belirterek, “Baş ağrısının çok sayıda nedeni oluyor ve ayrıntılı öykü ile nörolojik muayeneyle tanı rahatlıkla konulabiliyor. Ancak çocuk sık sık baş ağrısından yakınıyor, günlük aktivitelerini yapmakta güçlük çekiyor, okula gitmek istemiyor ve ödevlerini yapamıyorsa mutlaka doktora başvurmak gerekiyor. Ailelerin dikkat etmeleri gereken önemli bir nokta da başı ağrıyan çocuğa sürekli ağrı kesici ilaçlar vermemek olmalı. Zira sık ağrı kesiciler çocukta baş ağrılarının daha uzun, daha şiddetli olmasına yol açabiliyor ve tedaviyi güçleştiriyor.” diyor.</p>
<p><strong>Migren çocuklarda da görülüyor!</strong></p>
<p>Hemen her yaşı etkileyebilen migren çocuklarda da gelişirken, özellikle ergenlik döneminde görülme sıklığı artıyor. Migren gibi ataklar halinde olan ve tekrarlayıcı baş ağrıları çocukların yaşam kalitesi üzerinde olumsuz etkilere neden olabiliyor. Çocuklarda migren belirtileri yetişkinlerden biraz farklı seyredebiliyor. Örneğin ataklar bir saatten kısa sürede hafifleyebiliyor. Genellikle yetişkinlerin tersine ağrı başın iki bölgesini de etkileyebiliyor. Yetişkinlerde olduğu gibi çocuklarda da baş dönmesi, ışık ve kokuya hassasiyet, görme bozukluğu ile halsizlik gibi sorunlar yaşanabiliyor. Detaylı öykünün yanı sıra nörolojik muayene, çocuklarda migren tanısı için yeterli geliyor. Migren tedavisi, baş ağrısını tetikleyen nedenlerin belirlenmesi ve bunlardan kaçınmak, akut baş ağrısı ataklarının tedavisi ve koruyucu tedavi olmak üzere 3 bölüme ayrılıyor. Çocuğun atak sıklığına ve şiddetine göre planlama yapılabiliyor.</p>
<p><strong>Enfeksiyonlardan diş çürüklerine…</strong></p>
<p>Baş ağrısı kafatasının içinde ve dışında bulunan ağrıya duyarlı yapıların çeşitli nedenlerle etkilenmesi sonucu oluşan bir belirti. Çocukluk çağı baş ağrıları ‘pirmer’ ve ‘sekonder’ baş ağrıları olarak iki gruba ayrılıyor.</p>
<p><strong>Primer baş ağrıları:</strong> Migren ve gerilim tipi baş ağrısı çocukluk çağında genellikle de ergenlik döneminde sık görülen baş ağrısı nedenini oluşturuyor.</p>
<p><strong>Sekonder baş ağrıları:</strong> Virüs ve bakteri kaynaklı enfeksiyonlar, burun tıkanıklığı, diş çürükleri, görme bozuklukları, hipertansiyon, beyin tümörü, hidrosefali, beyin kanaması ve kafa travması gibi nedenlere bağlı olarak ortaya çıkıyor.</p>
<p><strong>Baş ağrısında 5 önemli belirtiye dikkat!</strong></p>
<p>Çocuklarda baş ağrıları beyin içinde yer kaplayıcı olaylar, beyin kanaması ve hidrosefali gibi ciddi sorunların habercisi olabiliyor. Bu tür tablolara hızla müdahale edilmesi yaşamsal öneme sahip oluyor. Çocuk Nörolojisi Uzmanı Doç. Dr. Hepsen Mine Serin,<strong> </strong>zaman kaybetmeden hekime başvurulması gereken belirtileri şöyle sıralıyor:</p>
<ul>
<li>Özellikle hayatındaki ilk ve en şiddetli baş ağrısı olması ya da zaman zaman gelişen baş ağrısının şiddetinde artış ile özelliklerinde değişim yaşanması</li>
<li>Baş ağrısına kusmanın eşlik etmesi</li>
<li>Sabah erken saatlerde gelişmesi veya gece uykudan uyandıracak şiddette olması</li>
<li>Çift görme/bulanık görme gibi ek yakınmaların gelişmesi</li>
<li>Kişilik ve davranış değişikliği olması</li>
</ul>
<p><strong>Tedavi nedene yönelik planlanıyor</strong></p>
<p>Çocuklarda baş ağrısının tedavisi için öncelikle altta yatan nedenin tespit edilmesi gerekiyor. Çocuk Nörolojisi Uzmanı Doç. Dr. Hepsen Mine Serin,<strong> </strong>migren ve gerilim tipi baş ağrılarının tedavisinde öncelikle yaşam kalitesini arttıran tedbirlerin<strong> </strong>alındığını belirterek, sözlerine şöyle devam ediyor: “Uzun zamandır ve ataklar halinde olan, ancak çocuğun genel durumunda bozulmaya neden olmayan baş ağrılarında önleyici tedbirler fayda sağlayabiliyor. Migreni tetikleyen besin maddelerini tüketmemek, yemek öğünlerini atlamamak, ekran maruziyetini azaltmak, stres oluşturan faktörlere çözüm sağlamak,  uyku saatlerini çocuğun yaşına uygun olarak düzenlemek, yoğun egzersizden kaçınmak, okul ve ödev zamanlarını ayarlamak gibi yaşam alışkanlıklarında düzenlemeler yapılıyor. Buna rağmen ataklar devam ederse ağrı sıklığını ve şiddetini azaltmak için koruyucu ilaç tedavilerine başlanıyor. Sekonder baş ağrılarında ise altta yatan nedene göre tedavi planlanması yapılıyor” diyor.  </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-bas-agrisinda-5-onemli-sinyal-359897">Çocuklarda Baş Ağrısında 5 Önemli Sinyal!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şehitlerimiz Kalbimizde, Emanetleri ve Gazilerimiz Baş Tacımız</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sehitlerimiz-kalbimizde-emanetleri-ve-gazilerimiz-bas-tacimiz-358261</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Mar 2023 13:42:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[emanetleri]]></category>
		<category><![CDATA[gazilerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[kalbimizde]]></category>
		<category><![CDATA[şehitlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[tacımız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=358261</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Vali Yardımcısı, Gölcük Kaymakam Vekili Ali Ada, Gölcük Deniz Ana Üs ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Aziz Bakıoğlu ve Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, Gölcük’te şehit aileleri ile gazileri ziyaret ettiler.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sehitlerimiz-kalbimizde-emanetleri-ve-gazilerimiz-bas-tacimiz-358261">Şehitlerimiz Kalbimizde, Emanetleri ve Gazilerimiz Baş Tacımız</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Vali Yardımcısı, Gölcük Kaymakam Vekili Ali Ada, Gölcük Deniz Ana Üs ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Aziz Bakıoğlu ve Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, Gölcük’te şehit aileleri ile gazileri ziyaret ettiler.</p>
<p>Gölcük’te şehit aileleri ve gaziler, yalnız bırakılmıyor. 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi&#8217;nin 108.yıl dönümü vesilesiyle, Kocaeli Vali Yardımcısı, Gölcük Kaymakam Vekili Ali Ada, Gölcük Deniz Ana Üs ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Aziz Bakıoğlu ve Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer;  şehit Deniz Akdeniz’in ailesi ve gaziler Ali Büyükbaş ve Aziz Tepe’yi evlerinde ziyaret ettiler. Ziyarette heyet; birlik ve beraberlik mesajlarını ileterek şehitlere rahmet dilediler.</p>
<p><b>ŞEHİT AİLELERİNDEN TEŞEKKÜR</b></p>
<p>Şehit ve gazi aileleri, Protokol üyelerinin ziyaretinden çok mutlu olduklarını dile getirerek, devletin yanlarında olduğunu ve unutulmadıklarından dolayı teşekkürlerini ilettiler. Ziyarette konuşan Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, “Şehitlerimiz kalbimizde, şehitlerimizin emanetleri ve gazilerimiz baş tacımız. Bu vesileyle; vatan ve mukaddesat uğruna canlarını seve seve feda eden aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmetle yad ediyorum” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sehitlerimiz-kalbimizde-emanetleri-ve-gazilerimiz-bas-tacimiz-358261">Şehitlerimiz Kalbimizde, Emanetleri ve Gazilerimiz Baş Tacımız</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuk korku ve kaygılarıyla baş edebilmek için soru sorabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuk-korku-ve-kaygilariyla-bas-edebilmek-icin-soru-sorabilir-357772</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Mar 2023 10:00:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[edebilmek]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kaygılarıyla]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>
		<category><![CDATA[sorabilir]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=357772</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuğun depremle ilgili soruları yaşına uygun şekilde cevaplanmalı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuk-korku-ve-kaygilariyla-bas-edebilmek-icin-soru-sorabilir-357772">Çocuk korku ve kaygılarıyla baş edebilmek için soru sorabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çocuğun depremle ilgili soruları yaşına uygun şekilde cevaplanmalı</strong></p>
<p><strong>Çocukların özellikle depremle ilgili korku ve kaygılarıyla baş etmek için bu konudaki sorularını sık sık sorduğunu belirten Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, bu soruların çocuğun yaşına uygun şekilde cevaplanması gerektiğine dikkat çekti. Ergür, çocukların ebeveynlerini ve büyüklerini gözlemleyerek kaygılarıyla baş etmeye çalıştığının da altını çizdi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, deprem felaketinin ardından çocukların deprem gibi afetlerle ilgili sorularının doğru şekilde yanıtlanmasına ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>
<p>Kahramanmaraş depremleri, sonrasında yaşanan travmalardan çocukların da büyük ölçüde etkilendiğini kaydeden Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, “Hepimiz bu süreçte çok zor şeyler yaşıyoruz. Çok büyük bir felaket atlattık ve çok derin bir acıyla karşı karşıyayız.” dedi.</p>
<p><strong>Yaşlarına uygun şekilde bilgi paylaşılmalıdır</strong></p>
<p>Bu süreçte çocuklara doğru yaklaşımın çok önemli olduğunu belirten Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, “Çocuklarımız için dikkatli davranmak durumundayız. Çocuklarımızın bu dönemde kaygıları ve soruları olabilir. Bu sebeple çocuklarımızı etkilemeyecek düzeyde basite indirgeyerek onlarla yaşlarına uygun şekilde bilgi paylaşmak çok önemli.” dedi.</p>
<p><strong>Çocuklar ebeveynlerini gözlemleyerek baş etmeye çalışırlar</strong></p>
<p>Çocukların olağanüstü durumlarda ebeveynlerini ve büyüklerini gözlemlediğini kaydeden Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, “Çocuklar içerisinde bulunulan durumun ne olduğunu bilebilirler çünkü çocuklar her zaman ve her olayda olduğu gibi felaketler karşısında da ebeveynlerini ve büyüklerini gözlemleyerek, onların kendileri ile paylaştığı bilgileri anlamlandırarak baş edebilirler. Bu yüzden bu süreçte çocukların sorularını mümkün olduğunca basite indirgeyerek cevap vermek çok önemli.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Aynı soruyu defalarca sormasının bir nedeni var</strong></p>
<p>Çocukların aynı soruyu sürekli sormasının da o korkuyla baş etmeye çalışmasının bir işareti olabileceğini ifade eden Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, “Çocuk aynı soruyu tekrar tekrar soruyorsa ve aynı oyunu tekrar tekrar oynuyorsa bu durumla baş etmeye çalışıyor demektir. O yüzden buna engel olmak yerine izin verelim, duygusunu yaşasın ve üstesinden gelsin. Çünkü bu süreci o dönemde anlamlandırırsa ileride travmaların önüne geçmiş olabiliriz.” diye konuştu. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuk-korku-ve-kaygilariyla-bas-edebilmek-icin-soru-sorabilir-357772">Çocuk korku ve kaygılarıyla baş edebilmek için soru sorabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Büyükakın: Sizler bizim misafirimiz baş tacımızsınız</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-buyukakin-sizler-bizim-misafirimiz-bas-tacimizsiniz-352915</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Mar 2023 10:18:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[bizim]]></category>
		<category><![CDATA[büyükakın]]></category>
		<category><![CDATA[misafirimiz]]></category>
		<category><![CDATA[sizler]]></category>
		<category><![CDATA[tacımızsınız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=352915</guid>

					<description><![CDATA[<p>Başkan Büyükakın, Kahramanmaraş’ta yaşanan ve 10 ili etkileyen depremlerin ardından Büyükşehir’in kamp ve tesislerinde misafir edilen afetzedeleri ziyaret etti</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-buyukakin-sizler-bizim-misafirimiz-bas-tacimizsiniz-352915">Başkan Büyükakın: Sizler bizim misafirimiz baş tacımızsınız</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Başkan Büyükakın, Kahramanmaraş’ta yaşanan ve 10 ili etkileyen depremlerin ardından Büyükşehir’in kamp ve tesislerinde misafir edilen afetzedeleri ziyaret etti</p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Kahramanmaraş’ta yaşanan ve 10 ili etkileyen depremlerin ardından Büyükşehir’in Darıca Balyanoz Gençlik Kampı ve Diriliş 3 Hüma Hatun Gençlik Kampında misafir edilen afetzedeleri ziyaret etti. Darıca Belediye Başkanı Muzaffer Bıyık ve AK Parti İlçe Başkanı Ufuk Acay’ın da yer aldığı ziyaretlerde, depremzedelerle yakından ilgilenen Başkan Büyükakın, çocuklara ve gençlere ilgi gösterdi. Depremzede misafirlere, “Bütün bunlar geçecek, hayat tekrar normale dönecek” diyen Başkan Büyükakın, “Hiç endişelenmeyin. Sakın umudunuzu kaybetmeyin. Yaraları hep birlikte saracağız. Milletimiz ve devletimiz var. Bütün Türkiye sımsıkı tek yumruk oldu” dedi.</p>
<p> </p>
<p><b>“BU MİLLET VE BU DEVLET ÇOK BÜYÜK”</b></p>
<p>“Sakın kendinizi burada garip görmeyin” vurgusu da yapan Başkan Büyükakın, “Burada sizin akrabalarınız, kardeşlerimiz ve hemşerileriniz var diye düşünün. Bu büyük zorlukları hep birlikte aşacağız. Tekrar tekrar altını çizerek söylüyorum umudunuzu sakın yitirmeyin. Bu millet ve bu devlet çok büyük. Her şeyin üstesinden geleceğiz. Bu kadar büyük bir afetin altından hep birlikte kalkacağız. Bu zor günler bu şekilde aşılacaktır. Sizler bizim misafirimiz, bizim baş tacımızsınız. Vefat edenlere Allah’tan rahmet, yakınlarına da bir kez daha sabırları diliyorum” ifadelerini sarf etti.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-buyukakin-sizler-bizim-misafirimiz-bas-tacimizsiniz-352915">Başkan Büyükakın: Sizler bizim misafirimiz baş tacımızsınız</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vatikan&#8217;ın Baş Şeytan Çıkarıcısı Peder Gabriel Amorth&#8217;un gerçek notlarından senaryolaştırılan &#8220;Şeytanın Düşmanı&#8221; 5 Mayıs&#8217;ta vizyonda</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/vatikanin-bas-seytan-cikaricisi-peder-gabriel-amorthun-gercek-notlarindan-senaryolastirilan-seytanin-dusmani-5-mayista-vizyonda-352597</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Feb 2023 10:15:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[amorthun]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[çıkarıcısı]]></category>
		<category><![CDATA[düşmanı]]></category>
		<category><![CDATA[gabriel]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[mayısta]]></category>
		<category><![CDATA[notlarından]]></category>
		<category><![CDATA[peder]]></category>
		<category><![CDATA[senaryolaştırılan]]></category>
		<category><![CDATA[şeytan]]></category>
		<category><![CDATA[şeytanın]]></category>
		<category><![CDATA[vatikanın]]></category>
		<category><![CDATA[vizyonda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=352597</guid>

					<description><![CDATA[<p>Korku ve gerilim filmi hayranlarının nefeslerini tutarak izleyeceği “Şeytanın Düşmanı” (The Pope’s Exorcist), 5 Mayıs’ta sinemalarda olacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vatikanin-bas-seytan-cikaricisi-peder-gabriel-amorthun-gercek-notlarindan-senaryolastirilan-seytanin-dusmani-5-mayista-vizyonda-352597">Vatikan&#8217;ın Baş Şeytan Çıkarıcısı Peder Gabriel Amorth&#8217;un gerçek notlarından senaryolaştırılan &#8220;Şeytanın Düşmanı&#8221; 5 Mayıs&#8217;ta vizyonda</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Korku ve gerilim filmi hayranlarının nefeslerini tutarak izleyeceği “Şeytanın Düşmanı” (The Pope’s Exorcist), 5 Mayıs’ta sinemalarda olacak. </strong></p>
<p><strong>Akademi ödüllü ünlü oyuncu Russell Crowe’un, yaşamı boyunca 100.000&#8217;den fazla şeytan çıkarma ayini gerçekleştiren Peder Gabriel Amorth’u canlandırdığı film, İtalyan Katolik rahibin kitaplarında anlattığı hikâyelerden esinleniyor.</strong></p>
<p>Doğaüstü olaylara ilgi duyanların ve korku sineması hayranlarının merakla beklediği <strong>Şeytanın Düşmanı</strong>, sinemaseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. </p>
<p>Vatikan’ın Baş Şeytan Çıkarıcısı Peder Gabriel Amorth’un gerçek notlarından esinlenen filmde, Amorth’un küçük bir çocuğa musallat olan şeytanı çıkartmaya çalışırken Vatikan’ın gizli tutmaya çalıştığı asırlık komplosunu ortaya çıkarması konu alınıyor.</p>
<p>Yaşamı boyunca 100.000&#8217;den fazla şeytan çıkarma gerçekleştiren İtalyan rahip Amorth rolünde Russell Crowe’un yer aldığı filmde, Akademi ödüllü ünlü oyuncuya Daniel Zovatto, Alex Essoe ve Franco Nero eşlik ediyor.</p>
<p>Ülkemizdeki dağıtımını TME Films’in üstlendiği <strong>Şeytanın Düşmanı</strong>, <strong>5 Mayıs</strong>’ta sinemalarda olacak.  </p>
<p><strong>Şeytanın Düşmanı Künyesi:</strong></p>
<p><strong>Yönetmen: </strong>Julius Avery</p>
<p><strong>Senaryo: </strong>Michael Petroni ve Evan Spiliotopoulos</p>
<p><strong>Hikâye: </strong>Michael Petroni ve R. Dean McCreary &#038; Chester Hastings</p>
<p>“An Exorcist Tells His Story” ve “An Exorcist: More Stories” adlı kitapların yazarı: Fr. Gabriele Amorth</p>
<p><strong>Yapımcı: </strong>Doug Belgrad, Michael Patrick Kaczmarek, Jeff Katz</p>
<p><strong>Yürütücü Yapımcılar: </strong>Jo Homewood, Sophie Cassidy, Edward J. Siebert, SJ</p>
<p><strong>Oyuncular: </strong>Russell Crowe, Daniel Zovatto, Alex Essoe ve Franco Nero</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vatikanin-bas-seytan-cikaricisi-peder-gabriel-amorthun-gercek-notlarindan-senaryolastirilan-seytanin-dusmani-5-mayista-vizyonda-352597">Vatikan&#8217;ın Baş Şeytan Çıkarıcısı Peder Gabriel Amorth&#8217;un gerçek notlarından senaryolaştırılan &#8220;Şeytanın Düşmanı&#8221; 5 Mayıs&#8217;ta vizyonda</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dönüştüren travma, baş etme kuvvetini artırıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/donusturen-travma-bas-etme-kuvvetini-artiriyor-352372</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Feb 2023 11:30:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[dönüştüren]]></category>
		<category><![CDATA[etme]]></category>
		<category><![CDATA[kuvvetini]]></category>
		<category><![CDATA[travma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=352372</guid>

					<description><![CDATA[<p>Deprem ve doğal afetler gibi aniden gelişen travmatik olayların kişinin baş etme kuvvetini artırdığını belirten Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, krizlerin dönüştürülebilmesi halinde dersler verebildiğini, bunun da dönüştüren travma olarak adlandırıldığını söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/donusturen-travma-bas-etme-kuvvetini-artiriyor-352372">Dönüştüren travma, baş etme kuvvetini artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Deprem ve doğal afetler gibi aniden gelişen travmatik olayların kişinin baş etme kuvvetini artırdığını belirten Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, krizlerin dönüştürülebilmesi halinde dersler verebildiğini, bunun da dönüştüren travma olarak adlandırıldığını söyledi. Böyle durumlarda yaşanan travmatik olayların değişmediğini ama kişilerin baş etme kuvvetinin arttığına dikkat çeken Taşkın, “Baş etme kuvvetini arttırmak için de üç kavram çok önemlidir. </strong></p>
<p><strong>Bunlar anlamlı üretim, anlamlı ilişki ve kendini aşan amaçtır” dedi. Taşkın, bu üç kavramın kişiyi rutinlere dönmeye, hayatta olan sevdiklerine sıkı sıkı sarılmaya ve hedef edinmeye ittiğini söyledi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi<strong> </strong>Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, travma sonrası büyümeye ilişkin değerlendirmede bulundu. Özgenur Taşkın, deprem, doğal afetler gibi aniden gelişen travmatik olayların kişinin baş etme kuvvetini artırdığını söyledi. </p>
<p><strong>Depremden etkilenmede kişilik özellikleri farklılık gösterebilir</strong></p>
<p>Deprem gibi kriz durumlarında güven problemi yaşayan ve mükemmeliyetçi yapıya sahip olan kişilerin daha fazla zorlanacaklarını kaydeden Taşkın, “Deprem sürecinde ‘travmatize oldum’ söylemini çok duyarız. Fakat burada kişilik özellikleri oldukça önemlidir. Doğal afetlerde ‘mükemmeliyetçi’ kişilerin çok fazla etkileneceği ve bu durumu tolere edemeyecekleri öngörülebilir. Deprem sürecinde kişilerin ‘temel güvenlik’ ihtiyacı derinden sarsıldığı için zaten halihazırda ‘güven problemi yaşayan’, ‘mükemmeliyetçi’ yapıya sahip olanlar bu durumda iki kat daha fazla zorlanacaktır. Depremden sonra psikiyatrik hastalık yaşayan kişiler için tetiklenme görülmesi de olası durumlardan birisidir.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Deprem sonrası hiçbir şey eskisi gibi olmayacak</strong></p>
<p>Deprem sonrasında verilen tepkilerin de kişiden kişiye farklılık gösterebileceğini ifade eden Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Deprem ile birlikte güvenlik ve anlam arayışında ciddi derecede sarsılma meydana gelmesi kişilerdeki güven alanlarını tamamen yıktı ve bu kişiden kişiye de oldukça farklı bir güven ihtiyacı doğurdu. Bu nedenle travma sonrası verilen reaksiyonlar da kişiden kişiye çokça değişecektir. Reaksiyonlar ne kadar kişiden kişiye değişse bile acı ortaktır.   Çok büyük bir acı içerisindeyiz fakat acı dönüştürülebilen bir kavramdır. Acı ile beraber büyüyebiliriz. Deprem sonrası hiçbir şey eskisi gibi olmayacak derken aslında kişinin travma sonrası büyümesini ele almak oldukça önemlidir.” dedi.</p>
<p><strong>Krizler dönüştürüldüğünde ders verebilir</strong></p>
<p>İngiliz başbakanlarından Winston Churchill’in “İyi bir krizi asla ziyan etmeyin” sözlerini hatırlatan Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Krizler bir fırsat değildir fakat dönüştürürsek bize dersler verebilir. Buna da dönüştüren travma denebilir. Böyle durumlarda ise yaşanan travmatik olaylar değişmez ama kişilerin baş etme kuvveti artar. Baş etme kuvvetini arttırmak içinde üç kavram çok önemlidir. Bunlar anlamlı üretim, anlamlı ilişki ve kendini aşan amaçtır. Bu üç kavram ise bizi rutinlerimize dönmeye, hayatta olan sevdiklerimize sıkı sıkı sarılmaya ve hedef edinmeye itiyor. Yaşanan ortak acının bizi birbirimize kenetlemesi, rutinlerimize dönmemiz ve bilim adına yeni hedefler koymamız bizim psikolojik sağlamlılığımız için de oldukça önemli bir faktör olacaktır.” diye konuşu.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/donusturen-travma-bas-etme-kuvvetini-artiriyor-352372">Dönüştüren travma, baş etme kuvvetini artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
