<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>aza | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/aza/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/aza</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 20 Feb 2026 10:19:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>aza | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/aza</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yoğurt, doğal bir bağırsak kalkanı işlevi görüyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yogurt-dogal-bir-bagirsak-kalkani-islevi-goruyor-614816</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Feb 2026 10:19:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aza]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak]]></category>
		<category><![CDATA[doğal]]></category>
		<category><![CDATA[görüyor]]></category>
		<category><![CDATA[işlevi]]></category>
		<category><![CDATA[kalkanı]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[kolon]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[Sebzeler]]></category>
		<category><![CDATA[yoğurt]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614816</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Gastroenteroloji ve Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, yoğurt başta olmak üzere doğru beslenme alışkanlıklarının kolon kanseri riskini azaltmadaki koruyucu rolü hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yogurt-dogal-bir-bagirsak-kalkani-islevi-goruyor-614816">Yoğurt, doğal bir bağırsak kalkanı işlevi görüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Gastroenteroloji ve<strong> </strong>Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, yoğurt başta olmak üzere doğru beslenme alışkanlıklarının kolon kanseri riskini azaltmadaki koruyucu rolü hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Yoğurt tüketimi kalın bağırsak kanserine karşı koruyucu olabilir! </strong></p>
<p>Bağırsak sağlığı ve beslenme arasındaki ilişkinin son yıllarda bilim dünyasında yoğun bir şekilde araştırıldığını ifade eden Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Yeni yayınlanan çalışmalarda yoğurt tüketiminin bağırsak mikrobiyomuna olumlu yönde etki ederek kalın bağırsak kanserine karşı koruyucu etkileri olduğu saptanmıştır.” dedi.</p>
<p>Günde iki porsiyon yoğurt tüketen bireylerde, özellikle kalın bağırsağın proksimal kolon dediğimiz kısmında, kanser riskinin yüzde 20 düştüğünün görüldüğünü aktaran Prof. Dr. Atamer, “Yoğurdun içeriğindeki probiyotik bakteriler, özellikle laktobasilus ve bifidobakteriyum türleri sayesinde bağırsak florasını dengeleyerek enflamasyon dediğimiz iltihaplanmayı baskılayabilirler, toksinlerin hücre hasarına neden olmasını engelleyebilirler. Araştırmacılar, bu bakterilerin bağırsak mukozasını güçlendirerek kanserojen  bileşiklerin zararını en aza indirmesini sağladığını belirtmektedirler. Yani yoğurt doğal bir kalkan olabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Yoğurt, bağırsak sağlığı için güçlü ve koruyucu bir besin! </strong></p>
<p>Yoğurdun sadece probiyotik bakteriler açısından değil, aynı zamanda biyoaktif bileşikler ve kalsiyum açısından da zengin bir kaynak olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Bunlar da bağırsak bariyerinin güçlenmesini, fonksiyonlarının artmasını ve toksinlerin emiliminin engellenmesini sağlar.” dedi.</p>
<p>Bu nedenle yoğurt gibi fermente gıdaların tüketilmesinin, hem bağırsak mikrobiyotasının dengesini koruyarak iltihaplanmayı baskıladığını hem de uzun vadede kanser riskini azaltabileceğini dile getiren Prof. Dr. Atamer, “Ancak yoğurt seçiminde dikkatli olunması gerekir. Şeker ilaveli veya yapay katkı maddeleri içeren yoğurtlar yerine doğal ve probiyotik açısından zengin ürünlerin tercih edilmeli.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Kolon kanserini önlemek için beslenme önemli! </strong></p>
<p>Kolon kanserlerinin, gastrointestinal kanserler arasında üçüncü sırada yer aldığını hatırlatan Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Bunu önlemek için beslenme son derece önemlidir.” dedi.</p>
<p>Beslenmede yer verilmesi gereken besinlere değinen Prof. Dr. Atamer, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Lifli gıdaların tüketilmesinde fayda vardır. Yüksek lif içeren besinler sindirimi düzenler, bağırsağın temizlenmesini sağlar ve zararlı maddelerin vücuttan atılmasına yardımcı olur. Tam tahıllar, yulaf, arpa, kepekli ekmek ve baklagiller bu gruba girer. Ayrıca lifli gıdalar kolon kanserine karşı koruyucu etkiye sahiptir. Brokoli ve turpgiller, karnabahar, lahana ve Brüksel lahanası gibi sebzeler yüksek oranda antioksidan içerirler. Bu sebzeler kanser hücrelerinin büyümesini engelleyebilirler. Yeşil yapraklı sebzelerden olan ıspanak, pazı, roka gibi sebzeler yüksek oranda lif ve vitamin içerirler. Bu sebzeler vücutta iltihaplanmayı azaltır ve bağışıklık sistemini güçlendirir. Ayrıca folat bakımından zengindirler ve DNA hasarını önlemeye yardımcı olabilirler. </p>
<p>Omega 3 yağ asitleri içeren somon, sardalya ve ceviz gibi besinler antienflamatuar özelliklere sahiptir. Omega 3 yağ asitleri de vücuttaki iltihaplanmayı azaltarak kansere karşı koruyucu etki gösterir. Yaban mersini, çilek, ahududu ve böğürtlen gibi meyveler yüksek oranda antioksidan içerirler. Oksidasyonun yarattığı serbest radikallerin vücuda zarar vermesini engelleyerek kansere karşı koruyucu etkileri vardır. Sarımsağın da kolon kanserine karşı koruyucu etkileri bulunmaktadır. Ayrıca alkolden uzak durulmalı ve düzenli egzersiz yapılmalıdır; bunların da kansere karşı koruyucu etkisi vardır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yogurt-dogal-bir-bagirsak-kalkani-islevi-goruyor-614816">Yoğurt, doğal bir bağırsak kalkanı işlevi görüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir Belediyesi hizmet binalarında uygulayacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-belediyesi-hizmet-binalarinda-uygulayacak-597319</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Dec 2025 08:22:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[aza]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[bina]]></category>
		<category><![CDATA[binalarında]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[olmayan]]></category>
		<category><![CDATA[program]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[Su Kaynakları]]></category>
		<category><![CDATA[Su Yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir]]></category>
		<category><![CDATA[uygulayacak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597319</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin su krizine yenilikçi çözüm getiren “RESWATER-Dirençli Kentsel Su Yönetimi İçin Geleneksel Olmayan Su Kaynakları” projesi  Akdeniz Havzası Sınır Ötesi İş Birliği Programı’ndan (Interreg NEXT MED) hibe almaya hak kazandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-belediyesi-hizmet-binalarinda-uygulayacak-597319">Büyükşehir Belediyesi hizmet binalarında uygulayacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin su krizine yenilikçi çözüm getiren “RESWATER-Dirençli Kentsel Su Yönetimi İçin Geleneksel Olmayan Su Kaynakları” projesi  Akdeniz Havzası Sınır Ötesi İş Birliği Programı’ndan (Interreg NEXT MED) hibe almaya hak kazandı. Büyükşehir hizmet binalarında gri su arıtma sistemi kuracak, arıtılan su bina temizliği ve peyzaj sulamasında kullanılacak. Türkiye’ye örnek olacak uygulama ile hem maliyetlerin düşürülmesi hem de çevresel etkilerin en aza indirilmesi planlanıyor.</p>
<p>Akdeniz Havzası Sınır Ötesi İş Birliği Programı (Interreg NEXT MED) kapsamında hibe almaya hak kazanan projeler açıklandı. İzmir Büyükşehir Belediyesi,  “Dirençli Kentsel Su Yönetimi İçin Geleneksel Olmayan Su Kaynakları-RESWATER” projesi ile hibe almaya hak kazanarak yedi Akdeniz kenti ile birlikte program ortağı oldu. Koordinatörlüğünü Malta Enerji ve Su Bakanlığı’nın yürüttüğü program Akdeniz’de sürdürülebilir su yönetimi için önemli adımlar içeriyor. Proje kapsamında İzmir Büyükşehir Belediyesi hizmet binalarında gri su kullanımına yönelik araştırma, geliştirme ve uygulama çalışmaları yapacak.</p>
<p><strong>İzmir’de sürdürülebilir su yönetimi için örnek proje</strong></p>
<p>Belediye hizmet binalarında merkezi ve konvansiyonel olmayan su kaynakları çözümleri uygulanacak. Bu alanda su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi için kapsamlı bir gri su arıtma ve yağmur suyu hasadı projesi geliştirilecek. Binada oluşan gri su arıtılacak ve arıtılan su, bina içi temizlik ile kamusal alanlar ile peyzaj alanlarının sulanmasında kullanılacak. Uygulama ile hem maliyetlerin düşürülmesi hem de çevresel etkilerin en aza indirilmesi hedefleniyor. Kurulacak sistem, su miktarı ve kalitesini dijital araçlarla izleyerek fizibilite analizlerine olanak sağlayacak. Belediye, proje ortaklarıyla birlikte elde edilen deneyimleri paylaşacak, performans verilerini karşılaştırmalı olarak değerlendirecek ve yerel düzeyde farkındalık çalışmaları, atölye ve etkinlikler düzenleyecek. Proje sayesinde sürdürülebilir su yönetimi konusunda hem yerel hem de bölgesel ölçekte iyi uygulama örneklerinin ortaya konması hedefleniyor.</p>
<p><strong>Amaç sürdürülebilir ve dirençli bir kentsel su yönetimi</strong></p>
<p>Proje, programın “Daha yeşil, sıfır karbon ekonomisine doğru daha düşük karbon tüketimine yönelen ve dirençli bir Avrupa” önceliği kapsamında, “Suya erişimin ve sürdürülebilir su yönetiminin desteklenmesi” özel hedefi doğrultusunda yürütülüyor. Bu kapsamda iklim değişikliği ve nüfus artışı nedeniyle tatlı su kaynaklarına olan talebin giderek arttığı bölgelerde, doğal su kaynaklarına bağımlılığı azaltacak alternatif çözümler araştırılacak. Yine küçük ölçekli ve merkezi olmayan (şebeke dışı) su kaynaklarının kullanımı incelenecek ve gri su ile yağmur suyunun depolanması pilot bölgelerde uygulanacak.</p>
<p><strong>Kentsel su talebinin yüzde 30-50 oranında azaltılması hedefleniyor</strong></p>
<p>Projeyle, konvansiyonel olmayan su kaynaklarının geliştirilmesi ve teşvik edilmesi, elde edilen deneyimlerin hem yerel hem de Akdeniz bölgesi aktörleriyle paylaşılması ve kentsel su talebini yüzde 30-50 oranında azaltma potansiyeli taşıyan çözümlerin fizibilite çalışmalarının yapılması hedefleniyor. Projenin sonuçlarının, sürdürülebilir ve düşük karbonlu su yönetimi politikalarının geliştirilmesine önemli katkılar sağlaması bekleniyor.</p>
<p><strong>Uluslararası güçlü ortaklık</strong></p>
<p>RESWATER Projesi, Akdeniz çanağından geniş bir ortaklık ağını da bir araya getiriyor. Çalışmada; Malta Enerji ve Su Ajansı (Koordinatör), İzmir Büyükşehir Belediyesi, Su Araştırmaları ve Teknolojileri Merkezi (Tunus), Cagliari Üniversitesi (İtalya), Mısır Su Kaynakları ve Sulama Bakanlığı, Akdeniz Bilgi Ofisi / Küresel Su Ortaklığı Vakfı (Yunanistan), Murcia Bölgesi Su Genel Müdürlüğü (İspanya) yer alıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-belediyesi-hizmet-binalarinda-uygulayacak-597319">Büyükşehir Belediyesi hizmet binalarında uygulayacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanından kışa girmeden enerji tasarrufu uyarısı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanindan-kisa-girmeden-enerji-tasarrufu-uyarisi-588330</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Oct 2025 17:55:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[aza]]></category>
		<category><![CDATA[bina]]></category>
		<category><![CDATA[Bulak]]></category>
		<category><![CDATA[çatı]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[Enerji Tasarrufu]]></category>
		<category><![CDATA[girmeden]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[işi]]></category>
		<category><![CDATA[kapı]]></category>
		<category><![CDATA[kışa]]></category>
		<category><![CDATA[pencere]]></category>
		<category><![CDATA[tasarrufu]]></category>
		<category><![CDATA[uyarısı]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanından]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588330</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Müdür Vekili, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Endüstri Mühendisliği Bölüm Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Muhammet Enis Bulak, 31 Ekim Dünya Tasarruf Günü dolayısıyla enerji verimliliğine dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanindan-kisa-girmeden-enerji-tasarrufu-uyarisi-588330">Uzmanından kışa girmeden enerji tasarrufu uyarısı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Müdür Vekili, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Endüstri Mühendisliği Bölüm Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Muhammet Enis Bulak, 31 Ekim Dünya Tasarruf Günü dolayısıyla enerji verimliliğine dikkat çekti.</p>
<p><strong>En çok ısı kaybı dış duvar, pencere ve çatıdan oluyor</strong></p>
<p>Türkiye’de konutlarda ısı kaybının en çok dış duvarlar, pencereler ve çatı bölümlerinde yaşandığını belirten Doç. Dr. Bulak, “Yalıtım bulunmayan duvarlar, tek camlı pencereler ve yetersiz çatı yalıtımı enerji verimliliğini önemli ölçüde azaltıyor. Ayrıca hava sızıntıları ve zemin yalıtımındaki eksiklikler, toplam ısı kaybını artırarak ısınma giderlerini yükseltiyor” dedi.</p>
<p><strong>Basit önlemlerle büyük tasarruf mümkün</strong></p>
<p>Kış aylarında enerji tasarrufu sağlamak için alınabilecek en etkili önlemleri sıralayan Doç. Dr. Bulak, “Binalarda etkili bir ısı yalıtımı uygulanmalı; dış cephe, çatı ve pencere gibi alanlarda ısı kaybı en aza indirilmelidir. Pencere ve kapıların sızdırmazlığını artırmak, termostatik vana ve oda termostatı kullanmak, ısıtma sisteminin verimliliğini yükseltir. Gündüz güneşten yararlanmak, akşamları perdeleri kapatarak sıcak havayı içeride tutmak, düzenli kombi bakımı yapmak ve radyatörleri temiz tutmak ve enerji tasarruflu cihazların tercih edilmesi ısınma maliyetlerini düşürür.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Pencereler enerji verimliliğinde kritik nokta</strong></p>
<p>Pencere ve kapı sistemlerinin toplam ısı kaybının yaklaşık yüzde 20–25’ini oluşturduğunu hatırlatan Doç. Dr. Muhammet Enis Bulak, “Çift camlı, argon gazı dolgulu camlar ve ısı yalıtımlı doğramalar ısı kaybını önemli ölçüde azaltır. Gevşek menteşeler veya hatalı montajlar hava akımı oluşturarak tasarrufu engeller. Özellikle apartman girişleri ve balkon kapılarında çift kapı sistemi, sıcak havanın dışarı kaçmasını önleyerek konforu artırır. Dış kapılarda ise yalıtımlı çelik veya kompozit kapılar tercih edilmeli; alt eşikte rüzgarlık fitilleri kullanılmalıdır. Özellikle apartman girişleri veya balkon kapılarında çift kapı kullanmak, sıcak havanın dışarı kaçmasını önler.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Akıllı termostatlar enerji tasarrufu sağlıyor</strong></p>
<p>Teknolojik çözümlerin enerji verimliliğine önemli katkı sağladığını vurgulayan Doç. Dr. Bulak, şöyle devam etti:</p>
<p>“Akıllı termostatlar ve otomasyon sistemleri sayesinde yaklaşık yüzde 8 ila yüzde 20 arasında enerji tasarrufu sağlanması makul bir beklenti olarak değerlendirilebilir. Uygun koşulların sağlandığı, yani ısıtma sisteminin verimli çalıştığı, kullanıcı alışkanlıklarının bilinçli olduğu ve bina yalıtımının iyi durumda bulunduğu durumlarda bu oran yüzde 20-30 seviyelerine kadar yükselebilir. Bununla birlikte, yalnızca termostatın değiştirilmesi tek başına yüksek verimlilik artışı sağlamaz. Sistemin bütünleşik çalışması, kullanıcı davranışları ve binanın fiziksel özellikleri tasarrufun boyutunu belirleyen temel unsurlardır.”</p>
<p><strong>Yeni binalarda uygulanan “Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği” yeterli mi?</strong></p>
<p>“Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği’nin (BEPY)”, Türkiye’deki yeni ve mevcut binalarda enerji verimliliğini artırmayı hedefleyen önemli bir düzenleme olduğuna işaret eden Doç. Dr. Muhammet Enis Bulak, “Bu yönetmelik kapsamında yeni binaların en az C enerji sınıfı standardını karşılaması ve Enerji Kimlik Belgesi (EKB) alması zorunlu hale getirilmiştir. Ayrıca, duvar, çatı ve pencere gibi yapı elemanlarının ısı geçirgenlik katsayıları ile ısıtma, soğutma ve havalandırma sistemlerinin performansına ilişkin teknik kriterler belirlenmiştir. Ancak, bu teknik düzenlemelere rağmen, kullanıcıların enerji tasarrufu konusunda bilinç ve alışkanlık kazanmamaları durumunda yönetmeliğin hedeflenen düzeyde enerji verimliliği sağlaması mümkün görünmemektedir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Yalıtımda uzun ömürlü sistemler oluşturulmalı</strong></p>
<p>İzolasyon malzemesi seçilirken, suya ve neme karşı dirençli, yangına dayanıklı ve yüksek ses yalıtım kapasitesine sahip ürünlerin tercih edilmesi gerektiğine işaret eden Doç. Dr. Muhammet Enis Bulak, “Uygulama alanına uygun malzeme türü ve kalınlık belirlenerek, uzun ömürlü ve minimum bakım gerektiren sistemler oluşturulmalıdır. Ekonomik açıdan verimli olmasının yanı sıra, çevre dostu ve geri dönüştürülebilir malzemelerin seçimi sürdürülebilirlik açısından önemlidir. Bu sayede enerji tasarrufu sağlanırken yapıların çevresel etkisi azaltılır. Dış cephe ve çatılarda düşük geçirgenlik, iç mekânlarda ise nefes alabilir malzemeler (örneğin taş yünü) tercih edilmelidir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Yüzde 50’ye varan enerji tasarrufu mümkün</strong></p>
<p>Isı yalıtımı yapılan binalarda enerji maliyetlerinde ortalama yüzde 30 ila yüzde 50 arasında azalma sağlandığına da vurgu yapan Doç. Dr. Bulak, “Dış cephe yalıtımı ısı kayıplarını yaklaşık yüzde 40 oranında, çatı yalıtımı ise ek yüzde 20’ye kadar azaltabilir. Pencere ve doğrama yalıtımıyla birlikte toplamda yüzde 50’ye varan enerji tasarrufu mümkündür. Bu iyileştirmeler sadece faturaları düşürmekle kalmaz, aynı zamanda karbon salımını yüzde 30–40 oranında azaltarak çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlar. Dolayısıyla iyi planlanmış bir yalıtım sistemi, hem ekonomik hem de ekolojik açıdan önemli bir kazanç sağlar.” şeklinde sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanindan-kisa-girmeden-enerji-tasarrufu-uyarisi-588330">Uzmanından kışa girmeden enerji tasarrufu uyarısı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnmeden Koruyan 6 Altın Önlem</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/inmeden-koruyan-6-altin-onlem-586946</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Oct 2025 13:00:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[aza]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[inme]]></category>
		<category><![CDATA[kol]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[koruyan]]></category>
		<category><![CDATA[nmeden]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586946</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüm dünyada yılda 17 milyon kişi inme geçiriyor, 6 milyonu hayatını kaybediyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre her yıl ülkemizde 150 bin kişi inme geçiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/inmeden-koruyan-6-altin-onlem-586946">İnmeden Koruyan 6 Altın Önlem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tüm dünyada yılda 17 milyon kişi inme geçiriyor, 6 milyonu hayatını kaybediyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre her yıl ülkemizde 150 bin kişi inme geçiriyor. Beyin ve damar hastalıkları, ülkemizdeki tüm ölümlerin yüzde 6&#8217;sını oluştururken, inme ölüm nedenleri arasında üçüncü sırada yer alıyor. İnmede erken müdahale büyük önem taşıyor. Öyle ki 4,5 saat içinde yapılan müdahaleler bireyde sakatlık ve ölüm riskini en aza indirebiliyor. Umut veren bir başka haber ise inme vakalarının % 90&#8217;ının sağlıklı yaşam tarzı değişiklikleri ve risk faktörlerinin kontrolüyle önlenebilmesidir. Memorial Antalya Hastanesi Girişimsel Nöroloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Elif Sarıönder Gencer “29 Ekim Dünya İnme Günü” nedeniyle, inmeden korunma yolları hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı. </p>
<p><strong>Zaman Beyindir: İlk 4,5 Saat Kritik Önemde</strong></p>
<p>İnme tedavisinde inme belirtilerinin fark edilmesi hayati önem taşımaktadır. Yüzün bir tarafında asimetri, ani kol veya bacak güçsüzlüğü, konuşma güçlüğü, ani görme sorunları, denge kaybı veya ani şiddetli baş ağrısı gibi belirtiler görüldüğünde zaman kaybetmeden uzman yardımı almak gerekir. İlk 4,5 saat içinde yapılan müdahaleler, sakatlık ve ölüm oranlarını önemli ölçüde azaltabilir. Bu nedenle &#8220;zaman beyindir&#8221; teması, inme tedavisinde en önemli ilke olarak öne çıkmaktadır.</p>
<p>İnme tedavisi konusunda son yıllarda ülkemizde önemli adımlar atılmıştır. 2019 yılında başlatılan sertifikasyon süreciyle 57 kapsamlı inme merkezi ve 51 birincil inme merkezi oluşturulmuş; bu merkezler, nüfusun yaklaşık yüzde 85&#8217;ini kapsayarak ülke genelinde inme tedavisine erişimi kolaylaştırmıştır.</p>
<p><strong>Birkaç Küçük Değişiklikle İnme Riskini En Aza İndirebilirsiniz</strong></p>
<p>İnmenin en önemli nedenleri arasında; ileri yaş, genetik faktörler, sigara, yüksek tansiyon, diyabet, kötü kolesterolün yüksek olması, fiziksel aktivite eksikliği ve obezitedir. Sigara, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, kötü kolesterolün yüksek olması, fiziksel aktivite eksikliği ve obezite gibi risk faktörlerin farkında olmak inme görülme riskini azaltabilir. İnme atağı olsa bile inmeden sonra yaşama ihtimalini artırarak sakatlığın derecesini azaltır. Bu nedenle özellikle yüksek tansiyon ve diyabet hastalarının yüksek kolesterol düzeyleri olan insanların kan şekeri, kan basıncı ve kandaki kötü kolesterol düzeylerini sıkı olarak kontrol altına alması gerekir. Tüm bunların yanında aşağıdaki önlemleri de alarak inme riskini en aza indirmek mümkün; </p>
<ul>
<li>Dengeli ve sağlıklı beslenmek</li>
<li>Düzenli fiziksel aktiviteye özen göstermek</li>
<li>Sigara ve alkolden uzak durmak</li>
<li>Kan basıncı ve diyabet kontrolünü ihmal etmemek</li>
<li>Düzenli sağlık kontrolleri yaptırmak</li>
<li>Aile hekimi takibi ve tarama programlarına katılmak</li>
</ul>
<p><strong>AF inme riskini 5 kat artırıyor</strong></p>
<p>Kalp ve damar hastalıkları arasında Atrial Fibrilasyon (AF) ve karotis arter darlıkları, inme riskini önemli ölçüde artıran durumlardır. Atrial fibrilasyon, kalbin düzensiz atmasına neden olan bir ritim bozukluğu olup, inme riskini yaklaşık 5 kat artırmaktadır. Kalpteki düzensiz kasılmalar nedeniyle kan pıhtıları oluşabilir ve bu pıhtılar beyne giderek felce yol açabilir. 65 yaş üstü bireylerde yüzde 8-10 oranında görülen AF, çoğu zaman belirtisiz seyredebilir veya çarpıntı, nefes darlığı ve yorgunluk gibi semptomlarla kendini gösterebilir.</p>
<p><strong>Düzenli kontrol şart! </strong></p>
<p>AF&#8217;nin erken tanısı için düzenli nabız kontrolü ve elektrokardiyografi (EKG) tetkiki önerilmektedir. Tanı konulduktan sonra, inme riskini azaltmak için kan sulandırıcı ilaçlar kullanılır. Ayrıca ritim kontrolü sağlayan ilaçlar, elektriksel kardiyoversiyon veya kateter ablasyonu gibi girişimsel yöntemler de tedavi seçenekleri arasındadır. Karotis arter darlığı ise, boyundaki ana atardamarlarda plak birikimi sonucu daralma oluşmasıdır ve iskemik inmelerin yüzde 20-30&#8217;undan sorumludur. Risk faktörleri arasında yüksek tansiyon, diyabet, sigara, yüksek kolesterol ve ileri yaş yer alır. Karotis darlığı genellikle belirtisiz seyreder, ancak geçici iskemik atak (TIA) veya inme ile kendini gösterebilir. Erken tanı için Doppler ultrasonografi gibi görüntüleme yöntemleri kullanılır. Tedavide yaşam tarzı değişiklikleri, antiplatelet ilaçlar ve kolesterol düşürücü ilaçların yanı sıra, ciddi darlıklarda karotis endarterektomi (cerrahi plak temizliği) veya karotis stent yerleştirilmesi gibi girişimsel yöntemler uygulanır. Bu tedaviler, inme riskini yüzde 80&#8217;e varan oranlarda azaltabilir.</p>
<p>Unutmayın, inme her yaşta ve her an karşımıza çıkabilir. İnme belirtilerini bilmek ve hızlı hareket etmek, hayat kurtarır. Siz ya da çevrenizdekilerde ani konuşma bozukluğu, yüz, kol veya bacakta güçsüzlük, görme kaybı, baş dönmesi ya da ani ve şiddetli baş ağrısı gibi belirtiler fark ederseniz, vakit kaybetmeden inme konusunda donanımlı bir hastaneye başvurmak gerekir. Çünkü erken tanı ve müdahale inmede sağ kalım oranını artırarak engelli kalma riskini en aza indirebilmektedir.  </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/inmeden-koruyan-6-altin-onlem-586946">İnmeden Koruyan 6 Altın Önlem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Lipödemli Bireylerde Anti-inflamatuar Diyet Yaşam Kalitesini Artırıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/lipodemli-bireylerde-anti-inflamatuar-diyet-yasam-kalitesini-artiriyor-585283</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Oct 2025 11:06:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[anti-inflamatuar]]></category>
		<category><![CDATA[artırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[aza]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[bireylerde]]></category>
		<category><![CDATA[diyet]]></category>
		<category><![CDATA[İnflamasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[kalitesini]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[lipödem]]></category>
		<category><![CDATA[lipödemli]]></category>
		<category><![CDATA[Semptom]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585283</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özellikle kadınları daha fazla etkileyen lipödem obezite ile karıştırılabiliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Harika Özkaya Yurttadur, kilo vermek için diyet yapan ama bacaklarındaki ağrılı şişliklerin azalmadığını fark eden kadınların önemli bir kısmının aslında lipödemle mücadele ettiğini söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/lipodemli-bireylerde-anti-inflamatuar-diyet-yasam-kalitesini-artiriyor-585283">Lipödemli Bireylerde Anti-inflamatuar Diyet Yaşam Kalitesini Artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Özellikle kadınları daha fazla etkileyen lipödem obezite ile karıştırılabiliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Harika Özkaya Yurttadur, kilo vermek için diyet yapan ama bacaklarındaki ağrılı şişliklerin azalmadığını fark eden kadınların önemli bir kısmının aslında lipödemle mücadele ettiğini söyledi. Lipödemin sadece fazla kilo olmadığının altını çizen Dyt. Yurttadur, “Bu hastalıkta beslenme yalnızca kilo kontrolü için değil, iltihap ve ağrıyı azaltmak için de tedavinin merkezinde olmalı” dedi. </em></p>
<p>Lipödem, özellikle alt ekstremitede yani bacaklarda orantısız yağ birikimi ve ağrı ile seyreden, kronik ve ilerleyici bir yağ dokusu hastalığı olarak tanımlanıyor. Kadınlarda erkeklere oranla çok daha sık görülen bu sorunun çoğu zaman obezite veya lenfödemle karıştırıldığına dikkat çeken Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Harika Özkaye Yurttadur, lipödemin klasik kilo alımından farklı olarak diyet ve egzersize dirençli, ağrılı bir yağ birikimiyle kendini gösterdiğini anlattı. </p>
<p>Özellikle kadınlarda yüzde 11 oranında görülen lipödemin toplumda yeterince tanınmadığını ancak bu hastalığın kişinin yalnızca fiziksel görünümü değil, yaşam kalitesini ve psikososyal durumunu da yakından etkilediğine işaret eden Dyt. Yurttadur, “Lipödemin tedavisinde en önemli hedefin iltihabı azaltmak, semptomları hafifletmek ve ilerlemeyi durdurmaktır.” diye konuştu. </p>
<p><strong>“BESLENME TEDAVİSİNİN AMACI SADECE KİLO KAYBI DEĞİLDİR!”</strong></p>
<p>Lipödemin genellikle obeziteyle karıştırıldığı için kilo kontrolünün çoğu zaman tedavinin odak noktasını oluşturduğunu söyleyen Dyt. Yurttadur, “Ancak yapılan çalışmalar, enerji açığı oluşturulmasına rağmen lipödemli bireylerin yüzde 95’inde etkilenen bölgelerde yağ kaybının çok az olduğunu gösteriyor. Bu nedenle lipödemde beslenme tedavisinin amacı sadece kilo kaybı değildir; iltihabı azaltmak, ödemi hafifletmek ve genel refahı artırmaktır.” dedi. </p>
<p><strong>AKDENİZ TARZI BESLENME İLK SIRALARDA YER ALIYOR</strong></p>
<p>Lipödem hastalarında kişiye özel, düşük karbonhidratlı, anti-inflamatuar beslenme modelinin semptomların hafiflemesine yardımcı olabileceğinin altını çizen Dyt. Yurttadur, “Bu tür diyetler, sistemik inflamasyonu azaltarak ağrının azalmasına, ödemin kontrolüne ve yaşam kalitesinin artmasına katkı sağlar.” dedi. Hastalar için en uygun beslenme yaklaşımları konusunda şu bilgileri verdi: “Yüksek antioksidan içeriğiyle bilinen Akdeniz diyeti, lipödemli bireylerde inflamasyonu azaltıcı etkisiyle öne çıkar. Zeytinyağı, balık, taze sebze-meyveler, kuruyemişler ve tam tahıllar, vücutta hücre hasarını azaltır ve dolaşımı destekler.” </p>
<p><strong>DÜŞÜK KARBONHİDRATLI BESLENME YARDIMCI OLUR!</strong></p>
<p>Bunun yanında son yıllarda yapılan araştırmaların ketojenik diyetin lipödemde ağrı ve semptom yönetiminde etkili olabileceğini gösterdiğini anlatan Dyt. Yurttadur, sözlerine şöyle devam etti: “Ketojenik Diyet modeli 1920’li yıllardan bu yana epilepsiyi yönetmek için kullanılan bir tedavi yöntemidir. Karbonhidrat alımını günde 20 gramdan daha aza indirgeyerek uygulanmaktadır. Son yapılan araştırmalarda Ketojenik Diyet’in lipödemde ağırlık ve semptom yönetimini iyileştirebileceği gösterilmektedir.”</p>
<p>“Benzer şekilde düşük karbonhidratlı yani , enerjinin yüzde 45’inden azının karbonhidrattan geldiğinde diyetler de ağrıyı azaltabilir, yaşam kalitesini artırabilir” diyen Dyt. Yurttadur, sözlerine şöyle devam etti: “Özetle diyet yaklaşımında önerilen; anti-inflamatuar ve antioksidatif bileşenlerle sistematik inflamasyonu azaltıcı, ödem azaltıcı ve vücut ağırlığını düşürme hedefi olan çoğunlukla düşük karbonhidratlı fakat dönemsel olarak karbonhidrat alımına izin veren döngüsel bir beslenme programı takip edilmelidir.”</p>
<p><strong>DİYETTE OLMASI VE KAÇINILMASI GEREKEN BESİNLER</strong></p>
<p>Genel olarak beslenme alışkanlığı içinde diyette olması ve olmaması gereken besinler konusunda Dyt. Yurttadur şu bilgileri verdi:  “Sistemik inflamasyonu ve ödemi azaltmak, hücre hasarını önlemek için; Zencefil, zerdeçal, sarımsak, soğan, yeşil çay, matcha, rooibos çayı, renkli sebze ve meyveler özellikle koyu yeşil, mor, turuncu renkli olanlar, yaban mersini, böğürtlen, ahududu gibi antosiyanin içeriği yüksek meyveler, ıspanak, pazı, roka, semizotu gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler diyete eklenebilir. Beyaz un, nişasta, hamur işleri, tatlılar, paketli gıdalar vb. glisemik indeksi düşük karbonhidrat kaynakları tercih edilmelidir. Özellikle rafine karbonhidrat önerilmemektedir; Kinoa, karabuğday, esmer pirinç, tam buğday makarna, yulaf, tatlı patates ve sebze grubu kompleks karbonhidrat kaynağı olarak diyete eklenebilir. Kas kütlesini korumak için sağlıklı protein kaynakları önemlidir. Bunun için serbest gezen tavuk, hindi, kırmızı et (ölçülü ve yağsız), yumurta, özellikle somon, sardalya, uskumru gibi omega-3 zengini olanlar balıklar ve mercimek, nohut, fasulye gibi kurubaklagiller tercih edilmeli. Yağ seçiminde de zeytinyağı, avokado, ceviz, badem, chia ve keten tohumu gibi sağlıklı yağlar kullanılmalı. Kinoa, karabuğday, tam buğday makarna, tatlı patates, sebzeler de beslenmeye eklenmesi gerekir. Bunun yanında günde 2–2.5 litre su içmek,  maydanoz, yeşil çay ve ananas gibi doğal diüretikler kullanmak da hidrasyon açısından önemlidir.”</p>
<p><strong>TAKVİYE ÜRÜNLERDEN DESTEK ALINABİLİR</strong></p>
<p>Lipödemli bireylerde basit şeker, trans yağ, aşırı tuz ve işlenmiş gıdalar inflamasyonu artırarak semptomları kötüleştirebileceğini anlatan Dyt. Yurttadur, “Bazı kişilerde süt ürünleri ve gluten de inflamasyonu tetikleyebilir. Alkol ise lenfatik akışı yavaşlatarak toksin atılımını engellediği için mümkün olduğunca tercih edilmemeli. Bunun yanında kişinin genel durumuna göre hekiminin ya da diyetisyeninin önereceği doğrultuda takviye ürünlerden de yararlanılabilir.”</p>
<p><strong>“BESLENME TEDAVİSİ EGZERSİZLE BİRLİKTE YÜRÜTÜLMELİDİR”</strong></p>
<p>Lipödemin konservatif tedavisinde beslenme, egzersiz ve fizik tedavi birlikte yürütülmesi gerektiğini ve hedefin sadece kilo vermek olmadığının altını çizen Dyt. Harika Özkaya Yurttadur, sözlerini şöyle tamamladı:  “İltihabı azaltmak, dolaşımı desteklemek ve semptomları kontrol altına almak tedavinin asıl amacıdır. Bilimsel temelli, anti-inflamatuar bir beslenme yaklaşımıyla lipödemin ilerlemesi yavaşlatılabilir, hastaların yaşam kalitesi belirgin şekilde artırılabilir. Bunun yanında Manuel lenf drenajı ile ödemin azaltılmasına yardımcı olur ve dolaşımı destekler. Yine lenf akışını düzenlemede kompresyon giysileri de yardımcı olur. Lenf ödem hastalarının ayrıca yürüyüş, yüzme, yoga, plates gibi düşük etkili egzersizleri de hayatlarına sokmaları son derece önemlidir.” </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/lipodemli-bireylerde-anti-inflamatuar-diyet-yasam-kalitesini-artiriyor-585283">Lipödemli Bireylerde Anti-inflamatuar Diyet Yaşam Kalitesini Artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir&#8217;den Konyaaltı Sahili&#8217;nde temizlik seferberliği</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-konyaalti-sahilinde-temizlik-seferberligi-574596</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Sep 2025 13:37:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Antalya Büyükşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[atık]]></category>
		<category><![CDATA[aza]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[Büyükşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre Kirliliği]]></category>
		<category><![CDATA[ceza]]></category>
		<category><![CDATA[çöp]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[konyaaltı]]></category>
		<category><![CDATA[nde]]></category>
		<category><![CDATA[sahili]]></category>
		<category><![CDATA[seferberliği]]></category>
		<category><![CDATA[temiz]]></category>
		<category><![CDATA[temizlik]]></category>
		<category><![CDATA[vatandaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=574596</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi, yerli ve yabancı ziyaretçilerin uğrak noktası olan Konyaaltı Sahili’nde çevre kirliliğine karşı sıkı bir denetim çalışması başlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-konyaalti-sahilinde-temizlik-seferberligi-574596">Büyükşehir&#8217;den Konyaaltı Sahili&#8217;nde temizlik seferberliği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p><span><span><span>Antalya Büyükşehir Belediyesi, yerli ve yabancı ziyaretçilerin uğrak noktası olan Konyaaltı Sahili’nde çevre kirliliğine karşı sıkı bir denetim çalışması başlattı. Büyükşehir Belediyesi zabıta ekipleri, çevreyi kirletenlere karşı Kabahatler Kanunu kapsamında idari para cezası uygulayacak. Bu uygulamanın çevre kirliliği konusunda caydırıcı olması amaçlanıyor. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>Antalya Büyükşehir Belediyesi, Antalya’nın dünyaca ünlü Konyaaltı Sahili’nin temiz kalması için çalışmalarını titizlikle sürdürüyor. Yaz aylarında günde yaklaşık 100 bin ziyaretçiyi ağırlayan Konyaaltı Sahili’nde Büyükşehir Belediyesi ekipleri günde ortalama 65 ton atık topluyor. Büyükşehir Belediyesi, Konyaaltı Sahili’nde çevreye atılan çöpleri en aza indirmek amacıyla çevreyi kirletenlere karşı idari para cezası uygulaması başlattı. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>ÇEVRE KİRLİLİĞİNE KARŞI CAYDIRICILIK OLUŞTURMAK</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Uyarı tabelaları ve sözlü olarak bir süredir vatandaşlar bilgilendirilirken, Büyükşehir zabıta ekipleri, sahilde çevreyi kirlettiği tespit edilen kişilere Kabahatler Kanunu çerçevesinde ceza kesiyor. Vardiya usulü bölgede çalışan 25 zabıta personeli denetimleri gün boyu aralıksız sürdürüyor.  Her yıl sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği ile yürütülen temizlik kampanyaları, deniz dibi temizlik faaliyetleri gibi çevre bilinçlendirme çalışmalarının yanı sıra temizlik ekipleri her yıl artan çevre kirliliğine karşı büyük mücadele veriyor. Bu uygulamayla, Konyaaltı Sahili’nde çevreyi kirletenlere karşı caydırıcılık oluşturmak ve çevreye duyarlı olunması amaçlanıyor. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>BÜYÜKŞEHİR VE VATANDAŞ EL ELE</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Çevre Yüksek Mühendisi Lokman Atasoy, Büyükşehir Belediyesi temizlik ekiplerinin Konyaaltı Sahili’ni temiz tutmak adına 7/24 çalıştığını belirterek, “Her yıl arttırdığımız temizlik çalışmalarımıza ve çevre bilinçlendirme faaliyetlerimize rağmen maalesef çevreye atılan çöplerde artış görüyoruz. Bunun önlenmesine katkı sağlamak için çöp atmanın cezası olduğuna dair sahile bilgilendirme tabelalarını yerleştirdik. Çevreye çöp atmanın aslında bir suç olduğunu ve bunun cezası olduğunu hatırlatmak istedik. Amacımız cezalandırmak değil, caydırıcı olmak ve çevreyi koruma alışkanlığı kazandırmak. Bir süredir de Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı zabıta ekiplerimiz cezai işlemleri uygulamaya başladılar. Bu konuda her kesimden çok olumlu dönüşler alıyoruz. Umarız ki ekiplerimiz ceza uygulamak zorunda kalmazlar.  Misafirlerimizden bu konuda destek bekliyoruz. Yapmamız gereken çöpümüzü çöp kutusuna atmak, o kadar. Bu konuda duyarlı olan herkese teşekkür ediyoruz. Vatandaşlarımızla beraber, el ele plajımıza sahip çıkacağız” dedi.  </span></span></span></p>
<p><span><span><span>ÇEVREYE ATILAN ATIK MİKTARI AZALDI</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Antalya Büyükşehir Belediyesi Atık Yönetimi ve İşletmeler Şube Müdürlüğü personeli Şükran Çelik de “Konyaaltı Sahili’nde hafta sonlarında günlük 65 ton yani 5 kamyon civarında atık topluyoruz. Sahilde yüzlerce noktada yeterince çöp kutuları var. Uygulamadan önce çevreye atılan çöp miktarı daha fazlaydı. Yaklaşık 1 ay başlattığımız bu uygulamayla birlikte, atık miktarında önemli bir azalma oldu. Buradaki iş gücü ihtiyacının azalmasıyla birlikte de vaktimizi daha verimli kullanmaya da başladık. Amacımız vatandaşları cezalandırmak veya onları huzursuz etmek değil. Bu uygulamayla birlikte çevre kirliliğini hep birlikte azaltmak istiyoruz” diye konuştu. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ’NE TEŞEKKÜR</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Konyaltı Sahili’nde başlatılan uygulamaya ilgili konuşan Fahriye Zeybek, isimli vatandaş ise “Türkiye’nin en güzel yerinde yaşıyoruz ve buraya çok fazla insan geliyor. Temiz bir çevrede yaşamak hepimizin hakkı. Geldiğimizden beri görüyoruz ki belediye personelleri aktif bir şekilde çalışıyorlar ve her yer temiz. Konyaaltı Sahili bu kadar temiz olduğu için Büyükşehir Belediyemize sonsuz teşekkür ediyorum” dedi.</span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-konyaalti-sahilinde-temizlik-seferberligi-574596">Büyükşehir&#8217;den Konyaaltı Sahili&#8217;nde temizlik seferberliği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tatil Dönüşü Sendromuna Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tatil-donusu-sendromuna-dikkat-567922</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Aug 2025 14:23:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aza]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşü]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[tatil]]></category>
		<category><![CDATA[tatili]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=567922</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaz tatili iş ve okul hayatına ya da günlük yaşamın yoğun temposuna kısa bir ara vermek için önemli bir fırsattır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tatil-donusu-sendromuna-dikkat-567922">Tatil Dönüşü Sendromuna Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz tatili iş ve okul hayatına ya da günlük yaşamın yoğun temposuna kısa bir ara vermek için önemli bir fırsattır<strong>. </strong>Çoğu insan bu dönemi en iyi şekilde değerlendirip tatilin keyfini çıkarabilmektedir. Ancak bazı insanlarda ise tatil ve tatil dönüşleri hayal edildiği kadar keyifli olmayabiliyor. Tatil dönüşünde bekleyen işler ve sorumluluklar, tekrar erken kalkma zorunluluğu ya da trafikte geçirilen zaman, kişide bıkkınlık ve isteksizliğe yol açarak tatil dönüşü sendromuna ya da yaz depresyonuna neden olabilir. Memorial Bodrum Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Uzm. Psk. Semiha Alparslan, yaz depresyonu ve tatil dönüşü ruh sağlığı açısından dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Tatil dönüşü sendromuna yakalanmayın</strong></p>
<p>Uzun zamandır beklenen tatilin ardından depresif hissetmek oldukça yaygın bir durumdur. Rutinlerin bozulduğu, sorumlulukların bir süreliğine rafa kaldırıldığı tatil günlerinden sonra yeniden iş hayatına ya da günlük düzene dönmek zorlayıcı olabilir. Bu durum, “tatil dönüşü sendromu” olarak adlandırılır. Tatil sırasında dinlenmenin yanı sıra bolca keyif alınır, beyin sürekli yeni uyaranlarla karşılaşır. Ancak dönüşte bekleyen işler, yığılmış sorumluluklar, tekrar erken kalkma zorunluluğu ya da trafikte geçirilen zaman, kişide bıkkınlık ve isteksizlik yaratabilir. Bu süreçte “tatilden döndüm, artık hayat yine aynı sıradanlığa girdi” düşüncesi depresif bir ruh haline zemin hazırlayabilir.</p>
<p><strong>Tatil paylaşımlarına bakarken depresyona girmeyin</strong></p>
<p>Yaz depresyonunu tetikleyen unsurlar başında günümüzdeki sosyal medya paylaşımları önemli bir yer tutmaktadır. İmkanı olan kişilerin gittikleri tatil ve bu tatil dönemlerinin görsellerini sosyal medyada paylaşımları, tatile gidemeyen bireylerde eksiklik, yetersizlik ve kıyas duygularını artırarak depresif bir ruh haline yol açabilmektedir. Bu nedenle sosyal medyada sadece “en mutlu anların” paylaşıldığını, gerçeğin tüm yönleri göz önünde bulundurularak bu görseller incelenmesi gerekir.</p>
<p><strong>Tatili sorunlarınızın çözümü olarak görmeyin</strong></p>
<p>Depresyon çoğunlukla kış mevsimiyle ilişkilendirilse de yaz mevsiminde de görülebilir. Yaz mevsiminde depresyon için risk faktörlerine taşıyorsanız belirtiler günlük işlevselliğini etkiliyorsa öncelikle ruh sağlığı açısından uzman desteği almak gerekir. Tüm bunların dışında geçiş sürecini en iyi şekilde yönetebilmek için şu önlemler alınmalıdır:</p>
<p><strong>Beklentiyi gerçekçi tutmak:</strong> Tatilin tüm sorunları çözecek bir kaçış olmadığını bilmek önemlidir. Tatili bir mola olarak görmek, hayal kırıklığını azaltır.</p>
<p><strong>Geçiş süresi tanımak:</strong> Tatilden hemen sonra yoğun işlere girmek yerine bir–iki günü adaptasyon için ayırmak süreci kolaylaştırır.</p>
<p><strong>Dengeli bir serotonin salınımı için uygun saatlerde güneşe çıkın</strong></p>
<p>Depresyon üzerinde etkili olan serotonin ve melatonin hormonlarının salınımı da mevsimlere göre değişir. Yaz aylarında melatonin salgısının azalması uyku bozukluklarını tetikleyebilirken, yeterince güneşe çıkamamak serotonin düzeyini olumsuz etkileyebilir. Bu durum da depresif belirtilerin artmasına yol açabilir.</p>
<p><strong>Düzenli uyku ruh sağlığınıza iyi gelir </strong></p>
<p>Her mevsimin ruh halimiz üzerinde farklı etkileri olsa da, yaz depresyonunu önlemenin en etkili yollarından biri dengeli bir rutin oluşturmaktır. Bu kapsamda alınacak şu birkaç basit önlemle yaz depresyon riskini en aza indirmek mümkün;</p>
<ol>
<li><strong>Uyku düzeni:</strong> Yazın melatonin salgısı azaldığı için uyku kalitesi bozulabilir. Belirli saatlerde yatıp kalkmak, serin ve karanlık bir ortamda uyumak uyku hijyenini destekler.</li>
<li><strong>Beslenme: </strong>Ağır yiyecekler yerine hafif, sebze ve meyve ağırlıklı beslenmek ruhsal dengeyi korur.</li>
<li><strong>Hareket etmek</strong>: Sabah ya da akşam serinliğinde yapılacak yürüyüşler serotonin salınımını artırır, ruh halini iyileştirir.</li>
<li><strong>Küçük molalar:</strong> Tatile gidemeseniz bile gün içinde kısa aralar vermek veya hafta sonu küçük aktiviteler planlamak mini tatil etkisi yaratır.</li>
<li><strong>Sosyal bağlar:</strong> Yakın çevreyle vakit geçirmek ve paylaşımda bulunmak yalnızlık hissini azaltır.</li>
<li><strong>Çalışma alanı:</strong> Çalışma ortamını ferah ve motive edici hale getirmek, yazın sıkışmışlık duygusunu azaltabilir.</li>
</ol>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tatil-donusu-sendromuna-dikkat-567922">Tatil Dönüşü Sendromuna Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KKTC Meclisi&#8217;nde Form Endüstri Tesisleri İmzası: Yangın Anında Duman Riski En Aza İndiriliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kktc-meclisinde-form-endustri-tesisleri-imzasi-yangin-aninda-duman-riski-en-aza-indiriliyor-561887</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Aug 2025 09:23:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[anında]]></category>
		<category><![CDATA[aza]]></category>
		<category><![CDATA[duman]]></category>
		<category><![CDATA[endüstri]]></category>
		<category><![CDATA[form]]></category>
		<category><![CDATA[imzası]]></category>
		<category><![CDATA[indiriliyor]]></category>
		<category><![CDATA[kktc]]></category>
		<category><![CDATA[meclisinde]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[tesisleri]]></category>
		<category><![CDATA[yangın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=561887</guid>

					<description><![CDATA[<p>Form Endüstri Tesisleri’nin distribütörlüğünü üstlendiği Lamilux Duman Tahliye Kapakları, yangın sırasında oluşan dumanı hızlı ve etkin şekilde tahliye ederek, kullanıcıların can güvenliğini sağlamaya ve bina içindeki operasyonların güvenli bir şekilde sürdürülmesine katkıda bulunuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kktc-meclisinde-form-endustri-tesisleri-imzasi-yangin-aninda-duman-riski-en-aza-indiriliyor-561887">KKTC Meclisi&#8217;nde Form Endüstri Tesisleri İmzası: Yangın Anında Duman Riski En Aza İndiriliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Form Endüstri Tesisleri’nin distribütörlüğünü üstlendiği Lamilux Duman Tahliye Kapakları, yangın sırasında oluşan dumanı hızlı ve etkin şekilde tahliye ederek, kullanıcıların can güvenliğini sağlamaya ve bina içindeki operasyonların güvenli bir şekilde sürdürülmesine katkıda bulunuyor. Elektrikli çalışma prensibine sahip bu sistemler, yangın anında otomatik olarak devreye giriyor ve bakım gerektirmeyen uzun ömürlü yapısıyla kamu yapılarında ideal bir çözüm sunuyor.</p>
<p><strong>Form Endüstri Tesisleri imzalı 48V elektrikli, yangın sertifikalı sistem</strong></p>
<p>Projede tercih edilen Lamilux Duman Tahliye Kapakları, uluslararası yangın güvenliği standartlarına uygun test ve sertifikalara sahip. 48V elektrikli mekanizması sayesinde hızlı açılım sağlayan sistem, yüksek güvenlik ihtiyacı duyulan yapılarda etkili bir çözüm oluşturuyor. KKTC Cumhuriyet Meclisi gibi kamuya açık ve kritik öneme sahip yapılarda tercih edilmesi, ürünün güvenilirliğini ve fonksiyonelliğini bir kez daha gözler önüne seriyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kktc-meclisinde-form-endustri-tesisleri-imzasi-yangin-aninda-duman-riski-en-aza-indiriliyor-561887">KKTC Meclisi&#8217;nde Form Endüstri Tesisleri İmzası: Yangın Anında Duman Riski En Aza İndiriliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Göz kuruluğu riski en aza iniyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/goz-kurulugu-riski-en-aza-iniyor-558570</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Jul 2025 14:19:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aza]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[iniyor]]></category>
		<category><![CDATA[kuruluğu]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=558570</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzağı veya yakını bulanık görme, baş ağrısı, göz yorgunluğu, daha iyi görebilmek için gözleri kısma…</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/goz-kurulugu-riski-en-aza-iniyor-558570">Göz kuruluğu riski en aza iniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uzağı veya yakını bulanık görme, baş ağrısı, göz yorgunluğu, daha iyi görebilmek için gözleri kısma… Yaşam kalitesini ciddi boyutlarda düşürebilen bu sorunların sebebi genellikle günümüzde en sık görülen görme bozuklukları olan miyopi ile astigmat oluyor. Son yıllarda ekran başında uzun zaman geçirilmesi nedeniyle görülme sıklığı giderek artan her iki kırma kusuru lazer göz ameliyatıyla düzeltiliyor ve bu sayede gözlük ile lens ihtiyacı ortadan kalkıyor. Üstelik,  dünyada 2023 yılından bu yana ve ülkemizde de son bir yıldır uygulanmaya başlanan bıçaksız ve flepsiz SILK (Smooth Incision Lenticule Keratomileusis ) yöntemi hastalara önemli faydalar sağlıyor.  <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Banu Coşar,</strong> günümüzün miyopi ve astigmat tedavisinde  en yeni göz lazer yöntemi olan SILK ameliyatında tüm işlemlerin sadece 3-4 milimetrelik kesiden gerçekleştiğini ve korneanın doğal yapısının en iyi şekilde korunduğunu belirterek, “Bu sayede, hastalar daha konforlu ve hızlı iyileşme süreci yaşamaktadırlar. Operasyon sonrasında sadece birkaç saat süren hafif bir batma hissedilir. Hastalar ağrı ve sızı sorunu yaşamadıkları için aynı gün normal hayatlarına dönerler. Yöntem ayrıca kornea yapısını klasik yöntemlere nazaran daha çok koruması sayesinde ekstra güvenlik de sağlamaktadır” diyor.  </p>
<p><strong>İşlem 3-4 milimetrelik kesiyle yapılıyor</strong></p>
<p>Flepli lazer cerrahisinde, kornea yüzeyinde ince bir flep (kapak) oluşturuluyor. Ardından bu flep kaldırılıyor ve hemen altında yer alan kornea dokusuna lazer uygulanıyor. Lazer, korneanın şeklini değiştirerek görme kusurlarını düzeltiyor. Son olarak flep yeniden yerine kapatılıyor. Bu yöntem, genellikle 25 – 30 milimetrelik kesiyle gerçekleştiriliyor. Bıçaksız ve flepsiz uygulanan SILK (Smooth Incision Lenticule Keratomileusis) yönteminde ise tüm işlemler sadece 3-4 milimetrelik küçük bir kesiyle yapılıyor. Flepli lazer yönteminin aksine, gözün ön tabakasında kapakçık (flep) oluşturmak yerine, kornea içinden ince bir doku (lentikül), ışığın retinaya doğru şekilde odaklanması için dışarı çıkarılıyor. İşlemin minimal bir kesiyle yapılması   sayesinde gözün doğal yapısı korunmuş oluyor. </p>
<p><strong>Flep kayması riski yaşanmıyor</strong></p>
<p>Flepli uygulanan lazer cerrahisinde flep adlı kapakçık yerinden kayabiliyor. Bu kayma, çoğunlukla ameliyat sonrasındaki erken dönemde flebin işlem sırasında tam oturmaması, gözün sert ovalanması, göze gelen travma veya enfeksiyon gibi sebeplerle oluşuyor. Flep kayması görme bulanıklığı, rahatsızlık, ağrı ve ışık hassasiyeti gibi sorunlara neden olabiliyor. Acil olarak müdahale edilmesi gerekiyor, aksi halde kalıcı görme sorunlarına neden olabiliyor. SILK yönteminde ise<strong> </strong>flep oluşturulmadığı için flep kayması gibi riskler yaşanmıyor. </p>
<p><strong>Göz kuruluğu önlenebiliyor</strong></p>
<p>Flepli lazer cerrahisinde sık görülen bir yan etki olan ameliyat sonrası kuru göz riski de bu yöntemle en aza iniyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Banu Coşar,<strong> </strong>“Flepli lazer yönteminde, işlemlerin 25 – 30 milimetre gibi büyük bir kesiden yapılması nedeniyle, lazerin kurutucu etkisi artmaktadır. Operasyon sonrasında, ilk 6 ay içindeki göz kuruluğu riski, işlemler küçük bir kesiden yapıldığı için SILK yönteminde daha düşük oranda görülmektedir. Dolayısıyla, SILK yöntemi özellikle kuru göz şikayeti yaşayanlar için tercih sebebi olmaktadır” diyor. </p>
<p><strong>Aynı gün normal hayata dönüş imkanı</strong></p>
<p>SILK operasyonunda iki göze yapılan işlemler toplam 15 dakika gibi kısa bir sürede tamamlanıyor. Miyopi 10 dereceye kadar, astigmat 5 dereceye kadar düzeltiliyor.  Tam görme netliği birkaç günde kazanılıyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Banu Coşar,   tüm işlemler sadece 3-4 milimetrik kesiden gerçekleştirildiği için yöntemin klasik lazer operasyonlarına nazaran daha konforlu ve hızlı iyileşme süreci sağladığını vurgulayarak, sözlerine şöyle devam  ediyor: “Operasyon sonrasında gözlerde oluşan batma hissi birkaç saat içinde geçmekte ve hastalar aynı gün normal aktivitelerine dönebilmektedirler. İlk günlerde gözlerin şiddetli ovuşturulmaması, verilen damlaların düzenli kullanılması ve birkaç gün havuz ile denize girilmemesi, tedaviden etkin sonuç alınması için dikkat edilmesi gereken en önemli kuralları oluşturmaktadır.”  </p>
<p><strong>Yöntem kimler için uygun?</strong></p>
<p>SILK (Smooth Incision Lenticule Keratomileusis ) yöntemi için her hasta uygun aday olmuyor. Genellikle 18 yaşını doldurmuş, göz numarası en az bir yıldır sabit olan ve kornea yapısı normal olan kişiler için ideal bir yöntem. Hamilelik, emzirme dönemi ile glokom gibi bazı göz hastalıkları olan hastalara ise iyileşme süreci etkilendiği için SILK yöntemi önerilmiyor. Yapılan göz muayenesinde; göz numarası, kornea kalınlığı ile haritası, göz tansiyonu ve detaylı kornea yapısı inceleniyor. Hastanın gözlerinin SILK yöntemi için uygun olup olmadığı bu testler sayesinde anlaşılıyor. </p>
<p><strong>Sonuçları yüz güldürüyor!</strong></p>
<p>SILK yönteminde başarı oranı da oldukça yüksek. Öyle ki yüzde 95 oranında başarı sağlanıyor, yani SILK lazer tedavisi olan 100 hastanın 95’inin gözlük ihtiyacı ortadan kalkıyor. Yöntem kalıcı bir çözüm sunuyor, ancak bazı kişilerde çok uzun vadede küçük numara değişimleri olabiliyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/goz-kurulugu-riski-en-aza-iniyor-558570">Göz kuruluğu riski en aza iniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;ABD ile İran arasındaki güven en aza inmiş durumda&#8217;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/abd-ile-iran-arasindaki-guven-en-aza-inmis-durumda-544981</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Jun 2025 22:58:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DÜNYA]]></category>
		<category><![CDATA[arasındaki]]></category>
		<category><![CDATA[aza]]></category>
		<category><![CDATA[durumda]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[inmiş]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=544981</guid>

					<description><![CDATA[<p>Macaristan Göç Çalışmaları Enstitüsü'nün önde gelen analistlerinden Mesar Tarık ABD-İran nükleer anlaşma görüşmelerinin devamının imkansız olduğunu ifade etti. tarık, ABD ile İran arasındaki güvenin en aza inmiş durumda olduğuna dikkati çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/abd-ile-iran-arasindaki-guven-en-aza-inmis-durumda-544981">&#8216;ABD ile İran arasındaki güven en aza inmiş durumda&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Mesar Tarık, ABD-İran görüşmelerinin yeniden başlama olasılığını değerlendirdi. Orta Doğu’daki mevcut gerilimler nedeniyle ABD ile İran arasında nükleer anlaşma müzakerelerinin yeniden başlamasının neredeyse imkansız olduğunu açıklayan Tarık şu ifadeleri kulalndı:</p>
</div>
<div>
<div>
<div>
<p><strong>“İran nükleer anlaşması söz konusu olduğunda, mevcut durumda müzakerelerin yeniden başlaması neredeyse imkansız görünüyor. ABD ile İran arasındaki güven en aza inmiş durumda ve açık askeri olaylar diplomatik kanalların işleyişini daha da zorlaştırıyor. Dolayısıyla 2015 anlaşmasını yeniden canlandırmak giderek daha hayali görünüyor.” </strong></p>
</div>
</div>
</div>
<div>
<p>Uzman, özellikle İran nükleer programına devam ederse veya İsrail belirli stratejik hedefleri ulaşılamaz olarak görürse, önümüzdeki günlerde yeni bir saldırı serisi ihtimalinin söz konusu olduğunu belirtti.</p>
</div>
<div>
<p>Tarık, İsrail ile İran arasındaki krizin devam etmesinin diplomatik kanalların daha da daralmasına ve bölgesel ittifak sistemlerinin yeniden şekillenmesine yol açabileceğini belirterek ekonomik açıdan petrol ve enerji piyasalarının yaşanan gelişmelere hassas tepki verdiğini, bunun da küresel döviz kuru dalgalanmalarına ve tedarik risklerine neden olabileceğini ifade etti.</p>
</div>
<div>
<p><b>Müzakere süreci</b></p>
</div>
<div>
<p>İran ile ABD arasında nükleer anlaşma için<strong> altıncı görüşme turu 15 Haziran’da Umman’da </strong>gerçekleştirilmesi planlanmıştı. İsrail’in saldırılarından sonra ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın nükleer anlaşma için <strong>&#8220;ikinci bir şansı olabileceğini&#8221; </strong>söylemişti.</p>
</div>
<div>
<p>İran ve ABD, Umman aracılığıyla İran’ın nükleer dosyası hakkında beş tur dolaylı görüşme gerçekleştirmiş, bunların sonuncusu 23 Mayıs’ta Roma’da yapılmıştı. Bu görüşmenin ardından <strong>İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi,</strong> Umman’ın önerdiği mekanizmaların görüşmelerde ilerleme sağlanmasının önündeki engelleri kaldırmaya yardımcı olabileceğini belirtmiş, böyle bir ilerlemenin bir iki tur içinde mümkün olabileceğini ifade etmişti. </p>
</div>
<div>
<p>Ancak beşinci tur öncesinde taraflar arasındaki çelişkiler artmış, ABD, görüşmelerden önce İran’dan uranyum zenginleştirmesinden vazgeçmesini talep etmişti. İran tarafı ise bu talebi reddederek, ABD’nin Tahran’dan uranyum zenginleştirme teknolojisinden vazgeçmesini ısrarla istemesi halinde tarafların anlaşamayacağını belirtmişti. Bununla birlikte İran, uranyum zenginleştirme seviyesini düşürme olasılığını kabul etmiş ve nükleer faaliyetleri üzerinde daha fazla kontrolün kabul edilebileceğini, böylece İran’ın nükleer programının barışçıl niteliğini göstermek istediğini ifade etmişti.</p>
</div>
<div>
<p>2015 yılında<strong> İran ABD, Çin, Rusya, Almanya, Fransa </strong>ve<strong> İngiltere</strong> ile nükleer faaliyetlerini sınırlandırmaya karşılık ekonomik yaptırımların kaldırılmasına yönelik <strong>Ortak Kapsamlı Eylem Planı (JCPOA)</strong> anlaşması imzalamıştı. Donald Trump yönetimindeki ABD,<strong> Mayıs 2018&#8217;de</strong> JCPOA&#8217;dan çekilmiş ve Tahran&#8217;a yönelik yaptırımları yeniden uygulamaya koymuştu. Buna yanıt olarak İran, nükeer araştırma, santrifüjler ve uranyum zenginleştirme seviyelerine ilişkin kısıtlamalara uymayacağını ve anlaşma kapsamındaki yükümlülüklerini aşamalı olarak azaltacağını duyurmuştu.</p>
</div>
<p>
Kaynak: <a href="https://tr.sputniknews.com/20250615/abd-ile-iran-arasindaki-guven-en-aza-inmis-durumda-1097044925.html">TR Sputnik<br />
</a></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/abd-ile-iran-arasindaki-guven-en-aza-inmis-durumda-544981">&#8216;ABD ile İran arasındaki güven en aza inmiş durumda&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
