<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>aşı | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/asi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/asi</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Mar 2026 12:29:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>aşı | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/asi</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Hepatit sinsi ilerleyebiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hepatit-sinsi-ilerleyebiliyor-622595</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Mar 2026 12:29:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[Bulaş]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[hepatit]]></category>
		<category><![CDATA[Hepatit A]]></category>
		<category><![CDATA[Hepatit B]]></category>
		<category><![CDATA[ilerleyebiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sinsi]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622595</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, hepatitin türleri, bulaş yolları, belirtileri, risk grupları, tedavi ve korunma yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hepatit-sinsi-ilerleyebiliyor-622595">Hepatit sinsi ilerleyebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, hepatitin türleri, bulaş yolları, belirtileri, risk grupları, tedavi ve korunma yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Viral hepatitler</strong> <strong>başlıca iki yolla</strong> <strong>bulaşıyor!</strong></p>
<p>Hepatitin karaciğerin iltihaplanması olarak bilinen bir hastalık olduğunu hatırlatan Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Bu hastalık; virüsler, alkol tüketimi, bazı ilaçlar veya bağışıklık sistemi problemleri gibi çeşitli nedenlerden kaynaklanabilir.” dedi.</p>
<p>Viral hepatite neden olan virüslerin Hepatit A, B, C, D ve E olarak isimlendirildiğini aktaran Dr. Mamçu, “Viral hepatitler başlıca iki yolla bulaşır. İlki dışkı–ağız yoludur. Hepatit A ve Hepatit E virüsleri, virüs taşıyan dışkı ile kirlenmiş su ve besinlerin tüketilmesiyle bulaşır. Virüsle kirlenmiş yüzeylere temas eden ellerin ağıza götürülmesi de bulaşmada önemli rol oynar. Diğer bulaş yolu ise kan ve vücut sıvılarıdır. Hepatit B, Hepatit C ve Hepatit D; korunmasız cinsel temas, ortak enjektör, jilet veya diş fırçası kullanımı, tıbbi işlemler sırasında temas ya da anneden bebeğe geçiş ile bulaşabilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Hepatit B, C ve D virüsleri kronikleşebilir!</strong></p>
<p>Hepatit virüslerinin klinik belirtiler açısından benzerlik gösterdiğini ancak kuluçka süreleri ve hastalığın seyri açısından farklılaştığını belirten Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Kuluçka süresi Hepatit A için 15-45 gün, Hepatit B ve C için 30-180 gün arasında değişir.” dedi.</p>
<p>Hastaların önemli bir kısmında sarılığın hiç görülmeyebileceğine dikkat çeken Dr. Mamçu, şunları söyledi:</p>
<p>“Bu nedenle birçok kişi hastalığı fark etmeden geçirebilir. Çocuklarda ise belirtiler daha hafif seyreder ve çoğu zaman tanı konulmadan iyileşir. Belirti görülen hastalarda halsizlik, iştahsızlık, mide bulantısı, karın sağ üst bölgesinde ağrı, ciltte ve gözlerde sararma, idrar renginde koyulaşma ve kısa süreli ateş görülebilir. Hastalık genellikle 4-6 hafta sürer. Hepatit A ve E tamamen iyileşme ile sonuçlanırken, Hepatit B, C ve D kronikleşebilir. Kronikleşme oranı Hepatit B’de yüzde 5-10, Hepatit C’de ise yüzde 80’e kadar çıkabilir.”</p>
<p><strong>Bazı gruplarda bulaş riski daha yüksek!</strong></p>
<p>Hepatit A ve E’nin hijyen koşullarının yetersiz olduğu ortamlarda daha kolay yayıldığını belirten Dr. Mamçu, “El yıkama alışkanlığının yetersiz olduğu, gıda ve tuvalet hijyeninin sağlanmadığı ortamlarda bulaş riski artar. Özellikle okullar gibi toplu yaşam alanlarında salgınlar görülebilir.” dedi.</p>
<p>Hepatit B ve C açısından riskli gruplar hakkında da bilgi veren Dr. Mamçu, sağlık çalışanları, virüs taşıyıcılarının yakınları, kan transfüzyonu yapılan hastalar, damar içi madde kullanan bireyler ve hemodiyaliz hastalarında bulaş riskinin daha yüksek olduğunu ifade etti.</p>
<p><strong>Tedavi hastaya özel planlanıyor!</strong></p>
<p>Hepatitten şüphelenildiğinde yapılacak kan testleri ile tanı konulduğunu belirten Dr. Mamçu, “Erken tanı hem hastalığın ilerlemesini kontrol altına almak hem de bulaşmayı önlemek açısından kritik öneme sahiptir.” dedi.</p>
<p>Hepatit B ve C tedavisinde virüsün çoğalmasını baskılayan ilaçların kullanıldığını ifade eden Dr. Mamçu, “Tedavi genellikle uzun sürelidir ve hastaya özel planlanır. En önemli nokta, doğru zamanda uygun tedaviye başlanması ve hastaların düzenli olarak izlenmesidir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Aşılar yüksek koruyuculuk sağlıyor!</strong></p>
<p>Hepatit A ve B aşılarının yüksek koruyuculuk sağladığını vurgulayan Dr. Mamçu, “Risk grubundaki kişilerin mutlaka aşılanması gerekir.” dedi.</p>
<p>Türkiye’de uygulanan aşı takvimine göre Hepatit B aşısının doğumda, Hepatit A aşısının ise 18 aylıkken yapıldığını belirten Dr. Mamçu, her iki aşının da ücretsiz olduğunu ve Hepatit B aşısının ömür boyu koruma sağladığını ifade etti. Hepatit C, D ve E için ise henüz aşı bulunmadığını hatırlattı.</p>
<p><strong>Hepatit hastaları bunlara dikkat etmeli?</strong></p>
<p>Hepatit B ve C ile yaşayan bireylerin bulaştırıcılık riskine karşı dikkatli olması gerektiğini belirten Dr. Mamçu, şu uyarılarda bulundu:</p>
<p>“Kan bağışında bulunulmamalı, korunmasız cinsel ilişkiden kaçınılmalıdır. Hastalar düzenli doktor kontrolünde olmalı, 6-12 ayda bir karaciğer testlerini yaptırmalıdır. Alkol tüketilmemeli ve ilaç kullanımı mutlaka doktora danışılarak yapılmalıdır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hepatit-sinsi-ilerleyebiliyor-622595">Hepatit sinsi ilerleyebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Menenjitte en riskli grup, bebekler ve genç erişkinler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/menenjitte-en-riskli-grup-bebekler-ve-genc-eriskinler-622592</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Mar 2026 12:29:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[aşılama]]></category>
		<category><![CDATA[bakteri]]></category>
		<category><![CDATA[bebekler]]></category>
		<category><![CDATA[Bulaş]]></category>
		<category><![CDATA[erişkinler]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[grup]]></category>
		<category><![CDATA[ingilterede]]></category>
		<category><![CDATA[Küme]]></category>
		<category><![CDATA[menenjitte]]></category>
		<category><![CDATA[meningokok]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[riskli]]></category>
		<category><![CDATA[vakalar]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622592</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halk arasında menenjit olarak bilinen meningokok hastalığı, nadir görülmesine rağmen hızlı ilerleyebilen ve ciddi sonuçlara yol açabilen bir bakteri enfeksiyonu olarak tanımlanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menenjitte-en-riskli-grup-bebekler-ve-genc-eriskinler-622592">Menenjitte en riskli grup, bebekler ve genç erişkinler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Halk arasında menenjit olarak bilinen meningokok hastalığı, nadir görülmesine rağmen hızlı ilerleyebilen ve ciddi sonuçlara yol açabilen bir bakteri enfeksiyonu olarak tanımlanıyor. </span></span></span></b><b><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatma Bozkurt, son günlerde İngiltere’de ortaya çıkan menenjit vakalarının geniş çaplı bir salgın olarak değil, sınırlı bir “küme” olarak değerlendirildiğini söyledi. Meningokok hastalığının belirli yaş gruplarında daha sık ortaya çıktığını ifade eden Prof. Dr. Bozkurt, bebekler ve 15–25 yaş arası genç erişkinlerin en riskli grupları oluşturduğunu söyledi. Prof. Dr. Fatma Bozkurt, meningokok hastalığından korunmada en etkili yöntemin aşılama olduğunu kaydetti. </span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatma Bozkurt, son günlerde İngiltere’de görülen vakalarla gündeme gelen menenjit hastalığına ilişkin bilgi verdi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Adölesan ve genç erişkinlerde genel taşıyıcılık oranı yükseliyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Meningokok hastalığının, Neisseria meningitidis adlı bakterinin neden olduğu, nadir görülmesine rağmen hızlı ilerleyebilen ve ciddi sonuçlara yol açabilen bir enfeksiyon olduğunu belirten Prof. Dr. Fatma Bozkurt, “Bu bakteri genellikle nazofarenkste yani boğazın arka kısmında bulunur ve çoğu zaman herhangi bir belirtiye neden olmadan taşınabilir. Toplumda genel taşıyıcılık oranı yüzde 5–10 civarındayken, özellikle adölesan ve genç erişkinlerde bu oran yüzde 20–30’a kadar çıkabilmektedir. Buna rağmen invaziv hastalık yalnızca taşıyıcı bireylerin küçük bir kısmında gelişir” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kalabalık kapalı alanlarda bulaş riski artıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Meningokok bakterisinin esas olarak damlacık yoluyla bulaştığını kaydeden Prof. Dr. Fatma Bozkurt, “Öksürük ve hapşırıkla yayılan solunum damlacıkları, öpüşme, ortak eşya kullanımı ve sigara veya elektronik sigara paylaşımı bulaşta önemli rol oynar. Bununla birlikte meningokok, influenza gibi yüksek bulaşıcılığa sahip değildir; bulaş için genellikle uzun süreli ve yakın temas gereklidir. Bu nedenle hastalık çoğunlukla aynı evde yaşayan bireyler, yurt ortamındaki öğrenciler veya kalabalık kapalı alanlarda uzun süre vakit geçiren kişiler arasında görülür” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>En riskli gruplar; bebekler ve genç erişkinler</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Epidemiyolojik açıdan bakıldığında, meningokok hastalığının belirli yaş gruplarında daha sık ortaya çıktığını ifade eden Prof. Dr. Fatma Bozkurt, “Bebekler ve 15–25 yaş arası genç erişkinler en riskli grupları oluşturur. Özellikle üniversite öğrencileri, hem artmış taşıyıcılık oranı hem de yoğun sosyal temas nedeniyle dikkat çekmektedir. Ayrıca bağışıklık sistemi zayıf olan bireylerde hastalık gelişme riski belirgin şekilde artar” uyarısında bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>“Menenjit” ve “meningokoksemi” şeklinde kendini gösteriyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Klinik olarak meningokok hastalığının “menenjit” ve “meningokoksemi” olarak iki ana tablo ile kendini gösterdiğini söyleyen Prof. Dr. Fatma Bozkurt, “Menenjit durumunda ateş, baş ağrısı, ense sertliği ve ışığa hassasiyet gibi bulgular ön plandadır. Meningokoksemi ise bakterinin kana geçmesiyle oluşur ve daha ağır seyirlidir. Bu tabloda ateş, halsizlik, hipotansiyon ve özellikle basmakla solmayan mor döküntüler görülür. Hastalık bazı durumlarda saatler içinde ilerleyebilir ve yaşamı tehdit eden sonuçlara yol açabilir” şeklinde bilgi verdi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Türkiye’de özellikle serogrup W ön planda yer alıyoır</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Meningokok bakterisinin kapsül yapısına göre farklı serogruplara ayrıldığını kaydeden Prof. Dr. Fatma Bozkurt, şu bilgileri verdi: </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Günümüzde 12’den fazla serogrup tanımlanmış olmakla birlikte, hastalığa en sık neden olanlar A, B, C, W ve Y serogruplarıdır. Bu serogrupların dağılımı coğrafi bölgelere göre değişiklik göstermektedir. Avrupa’da serogrup B daha yaygınken, Türkiye’de özellikle serogrup W ön plandadır. Bu durum, uluslararası seyahatler, özellikle hac ve umre gibi toplu organizasyonlar ve aşılama politikaları ile ilişkilidir.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>İngiltere’deki vakalar salgın değil, sınırlı bir küme</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dünya gündeminde son günlerde yer alan menenjit vakalarını değerlendiren Prof. Dr. Fatma Bozkurt, şunları söyledi:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span> “Son yıllarda İngiltere’de, özellikle Kent ve Canterbury bölgesinde meningokok vakalarının kümelendiği bildirilmiştir. Bu durum geniş çaplı bir salgın olarak değil, sınırlı bir “küme” olarak değerlendirilmektedir ve vakaların çoğunun serogrup B ile ilişkili olduğu görülmüştür. Bu tür lokal kümelenmeler, meningokok hastalığının genellikle geniş çaplı pandemiler yerine belirli sosyal ağlar içinde yayıldığını göstermektedir.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Yayılımlar sınırlı kalır</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Bu noktada önemli bir soru ortaya çıkmaktadır: İngiltere’de görülen bu vakalar Türkiye’ye yayılabilir mi? Teorik olarak, taşıyıcı bireylerin uluslararası seyahatleri yoluyla bakterinin farklı ülkelere taşınması mümkündür. Ancak meningokokun bulaşması için yakın ve uzun süreli temas gerektiğinden, bu tür yayılımlar genellikle sınırlı kalır. Mevcut epidemiyolojik veriler, İngiltere’deki vakaların Türkiye’de geniş çaplı bir artışa yol açtığını göstermemektedir. En olası senaryo, uygun koşullar oluştuğunda küçük ve lokal kümelenmelerin ortaya çıkmasıdır.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>En etkili yöntem aşılama</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Prof. Dr. Fatma Bozkurt, meningokok hastalığından korunmada en etkili yöntemin aşılama olduğunu belirterek “Günümüzde iki temel aşı grubu bulunmaktadır: MenACWY ve MenB aşıları. MenACWY aşısı, A, C, W ve Y serogruplarına karşı kapsül temelli konjuge bir aşı olup hem bireysel koruma sağlar hem de bakterinin taşınmasını azaltarak toplum bağışıklığı oluşturur. MenB aşısı ise kapsülün insan dokularına benzerliği nedeniyle protein temelli olarak geliştirilmiştir ve özellikle bireysel koruma sağlar” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Genç erişkinler ve risk altındaki bireyler için aşılamanın önemi artıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Aşılama stratejilerinin ülkeden ülkeye farklılık gösterdiğini söyleyen Prof. Dr. Fatma Bozkurt, “Örneğin İngiltere’de MenB aşısı bebeklik döneminde rutin olarak uygulanırken, MenACWY aşısı ergenlik döneminde uygulanarak taşıyıcılığın azaltılması hedeflenir. Türkiye’de ise meningokok aşıları rutin ulusal aşı programında yer almamakta, daha çok risk gruplarına ve özel durumlara göre önerilmektedir. Ancak mevcut epidemiyolojik veriler göz önüne alındığında, özellikle genç erişkinler ve risk altındaki bireyler için aşılamanın önemi giderek artmaktadır” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Yerel kümelenmeler dikkatle izlenmeli ve uygun aşılama stratejileri uygulanmalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Meningokok hastalığının nadir görülmesine rağmen hızlı ilerleyen ve ciddi sonuçlara yol açabilen bir enfeksiyon olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Fatma Bozkurt, sözlerini şöyle tamamladı: “Hastalığın kontrolünde yalnızca klinik vakaların tedavisi değil, aynı zamanda taşıyıcılığın ve bulaş dinamiklerinin anlaşılması da büyük önem taşımaktadır. Küresel hareketliliğin arttığı günümüzde, yerel kümelenmelerin dikkatle izlenmesi ve uygun aşılama stratejilerinin uygulanması, hastalığın kontrolünde temel unsurlar arasında yer almaktadır.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menenjitte-en-riskli-grup-bebekler-ve-genc-eriskinler-622592">Menenjitte en riskli grup, bebekler ve genç erişkinler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşı hayat kurtarır</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/asi-hayat-kurtarir-620702</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Mar 2026 09:35:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620702</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmirli Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Süreyya Paksoy, aşılamanın enfeksiyon hastalıklarını önlemede temiz sudan sonra en etkili yöntem olduğunu vurguladı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asi-hayat-kurtarir-620702">Aşı hayat kurtarır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmirli Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Süreyya Paksoy, aşılamanın enfeksiyon hastalıklarını önlemede temiz sudan sonra en etkili yöntem olduğunu vurguladı.</p>
<p><span>Çocuk sağlığında en kritik savunma hattı olan aşılamanın önemi, uzmanlar tarafından bir kez daha hatırlatıldı. Özel ENTO Cerrahi Tıp Merkezi’nde görevli Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Süreyya Paksoy, aşıların tarihsel başarısına dikkat çekerek başladığı konuşmasında, bebek ölüm hızlarının düşmesindeki en büyük payın uygulanan aşı sayısındaki artışa ait olduğunu belirtti. 1970’li yıllarda binde 150’nin üzerinde olan Türkiye’deki bebek ölüm hızı 2024’te binde 9 seviyesine geriledi. </span></p>
<p><b><strong>“Çocuk Felci 1999’dan Beri Türkiye’de Görülmüyor”</strong></b></p>
<p><span>Aşılamanın toplumsal sağlığa etkilerini somut örneklerle anlatan Dr. Paksoy, “Aşılar temiz su sağlamaktan sonra enfeksiyon hastalıklarını önlemede ikinci sırada gelir. Eskiden çok daha az hastalığın aşıları yapılıyordu, bebek ölüm hızları yüksekti. Bebek ölüm hızı bir toplumda bir yıl içinde canlı doğan her 1000 bebekten kaçının bir yaşını doldurmadan öldüğünü gösteren çok önemli bir sağlık göstergesidir. Uygulanan aşı sayısı arttıkça bebek ölüm hızı düştü” dedi. Türkiye’nin çocuk felci konusundaki başarısına değinen Paksoy, “Çocuk felci 1999 yılından beri Türkiye’de görünmüyor. Çocuk felcini bitirebilmek için yıllarca ağızdan ek doz aşılar yapıldı. Bu sayede çocuk felcinden arındırılmış ülke olduk” ifadelerini kullandı.</span></p>
<p><b><strong>Kızamıkta 9. Ay Detayı: Neden Ek Doz Yapılıyor?</strong></b></p>
<p><span>Kızamık vakalarındaki seyri değerlendiren Dr. Süreyya Paksoy, “Kızamık 2019’dan beri hafif salgın düzeyinde seyrediyor. Normalde bir yaşından sonra tek doz Kızamık, Kızamıkçık, Kabakulak aşısı kızamığı önlemek için yeterliyken, 9. aya ek doz kızamık aşısı konuldu” bilgisini paylaştı. Bu uygulamanın nedenini ise şöyle açıkladı: “Çünkü anneden bebeğe geçen antikor denilen bağışıklık maddeleri 9. aydan sonra azalıyor, bir yaşından sonra kayboluyor. Bu yüzden aşıyı bir yaşından sonra yaparsak daha iyi etki görüyoruz. O zamana kadar 9-12 ay arası salgın nedeniyle çocuklar hastalanabilir diye ek bir doz aşı yapılıyor.”</span></p>
<p><b><strong>Rota Virüsü ve İshal Tehlikesi</strong></b></p>
<p><span>Sağlık Bakanlığı’nın rutin takviminin yanı sıra “özel aşı” kategorisindeki aşılara da değinen Paksoy, Rota virüs aşısının önemini şu sözlerle vurguladı: “Çocukların neredeyse tamamı 5 yaşına kadar en az bir defa Rota virüsü ishali olur. Bazen hafif geçer, bazen de ağır geçer ve hastaneye yatışı gerektirebilir. Doktora ve hastaneye ulaşılamayan bölgelerde bu hastalıktan ölüm de olabilir. Ağızdan verilen bu aşıya ilk 15 hafta dolmadan başlanması lazım.”</span></p>
<p><b><strong>“Yan Etki Korkusu Hayat Karartmasın”</strong></b></p>
<p><span>Ailelerin aşı yan etkileri konusundaki endişelerine de değinen Dr. Paksoy, “On binde bir, yüz binde bir ihtimal yan etkisi var diye tedavi edici ilaçları kullanmıyor değiliz. Aynı nedenle bazı yan etkileri var diye aşılardan da vazgeçemeyiz. Aşıların birçoğu ağır hastalığı ve ölümü önlemek için yapılır. Tabii ki en iyisi en az ilaç kullanmaktır ancak aşılar hayat kurtarır” dedi.</span></p>
<p><b><strong>Menenjit Aşılarına “Erken Başlama” Uyarısı</strong></b></p>
<p><span>Meningokok menenjit hastalığının yıkıcı sonuçlarına dikkat çeken Dr. Paksoy, Türkiye’de bu hastalığın seyrek görülse de her zaman var olduğunu belirterek şunları söyledi: “Hastalık soğuk algınlığı belirtileriyle başlar, 12-18 saat içinde vücutta morluklar çıkar. Beyin iltihabı yapabilir, ölümcüllüğü yüzde 10-20 arasındadır. Nekroz dediğimiz doku ölümüne yol açabilir; çocuklar parmaklarını, kollarını, bacaklarını kaybedebilir. İyileşse bile işitme kaybı ve nörolojik sekel kalabiliyor.” Paksoy, dörtlü meningokok menenjiti ve B grubu meningokok menenjiti aşılarına olabildiğince erken 2-3 aylıkken başlanmasında büyük yarar olduğunu ifade etti.</span></p>
<p><b><strong>Zatürre Aşısında Yeni Dönem: 20’li Koruma Başladı</strong></b></p>
<p><span>Pnömokok (zatürre) aşısındaki güncel gelişmeleri aktaran Paksoy, “Sağlık Bakanlığı 13 mikroba karşı olan aşıyı yapıyor. Ancak bu 13 mikroba 7 mikrop daha eklendi ve korunma olanağı 20’ye çıktı. Türkiye’de özel sağlık kurumlarında Ocak 2025’te uygulanmaya başlandı. Sağlık Bakanlığı da stokları bitene kadar 13’lü aşı ile devam ediyor. Sonra onlar da 20’li aşıya geçecekler” dedi. Bu aşının 60 yaş üzeri risk grubuna da önerildiğini hatırlattı.</span></p>
<p><b><strong>Mevsimsel Grip ve HPV Aşısı</strong></b></p>
<p><span>Grip aşısının 5 yaşına kadar tüm çocuklara, 5 yaştan sonra ise ek riski olanlara önerildiğini belirten Dr. Süreyya Paksoy, son olarak HPV aşısına değindi: “9 çeşit virüse karşı koruyan HPV (rahim ağzı, dış genital organ, dile ve boğaz kanseri) aşısını, 9 yaşın üzerindeki tüm kız çocuklarına yapmakta yarar var. Bu virüs alındıktan uzun süre sonra rahim ağzı kanserine yol açabiliyor. Erkek çocuklarına da yapılması önerilir” (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)  </span></p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asi-hayat-kurtarir-620702">Aşı hayat kurtarır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlık çalışanlarının aşılanması ile rol model oluşturulmalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/saglik-calisanlarinin-asilanmasi-ile-rol-model-olusturulmali-615625</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2026 09:19:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[aşılanması]]></category>
		<category><![CDATA[Belirten]]></category>
		<category><![CDATA[çalışanlarının]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkların]]></category>
		<category><![CDATA[influenza]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kızamık]]></category>
		<category><![CDATA[model]]></category>
		<category><![CDATA[oluşturulmalı]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[rol]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615625</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen “2. Aşı ve Aşılamanın Önemi Günleri Sempozyumu”nda aşıyla önlenebilen hastalıkların yanı sıra çocuklarda, yetişkinlerde ve sağlık çalışanlarında aşılamanın koruyucu etkilerine dikkat çekildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglik-calisanlarinin-asilanmasi-ile-rol-model-olusturulmali-615625">Sağlık çalışanlarının aşılanması ile rol model oluşturulmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen “2. Aşı ve Aşılamanın Önemi Günleri Sempozyumu”nda aşıyla önlenebilen hastalıkların yanı sıra çocuklarda, yetişkinlerde ve sağlık çalışanlarında aşılamanın koruyucu etkilerine dikkat çekildi. Sağlık çalışanlarının aşılanmasının öneminden bahseden İstanbul Atlas Üniversitesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Dilek Toprak, sağlık çalışanlarının aşılanmasının toplumda örnek davranış olarak gösterildiğinde genel aşı kabulünü artırabileceğini söyledi.</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Creative Lab.&#8217;da gerçekleştirilen sempozyumun moderatörlüğünü yapan </span></span></span></span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Badur, <span>her yıl 1 milyondan fazla çocuğun aşıya erişemediği için aşıyla korunulabilen hastalıklar nedeniyle yaşamını yitirdiğini söyledi.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Aşılama oranlarının düşmesinde aşı karşıtlığındaki artışın etkili olduğunu kaydeden Prof. Dr. Selim Badur, “<span>Dünya Sağlık Örgütü’nün insanlığı tehdit eden 10 önemli faktör arasında yer verdiği, aşı karşıtlığı önemli bir yer tutuyor. Özellikle bu sorunun dünyada yaygınlaştıını görmekteyiz, ülkemizde de benzer bir durum söz konusu. Ülkemizde 2010’lu yıllarda 100 aile çocuklarını aşılatmak istemezdi. Çocuğunun aşılanmasını istemeyen aile sayısı 2025’te 100 bini aştı, bu çok olumsuz bir durum” dedi.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Aşılama oranlarının düşüşüyle beraber kızamık salgınları ortaya çıkıyor</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>2022‘de yapılan bir yayından örnek veren Prof. Dr. Selim Badur, “1 yaş altı çocuklarda aşılama oranlarında Türkiye yüzde 95 gibi iyi bir yerde. Bu da son zamanlarda azalmakta ve kızamık salgınları ortaya çıkıyor. Çocuklarda nispeten yüksek olan aşılama oranları erişkin aşılamalarına bakılınca yüzde 6’lar civarında olduğunu görüyoruz” dedi. </span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Erişkinlerde aşılama oranları düşük seviyede</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Erişkin aşılamasının da çok önemli olmasına rağmen aşılama oranlarının çok düşük olduğunu belirten Prof. Dr. Selim Badur, yapılan bazı çalışmalarda tetanoz, Hepatit B, özellikle influenza, pnömokok aşılama oranlarının da oldukça düşük seviyelerde olduğunu söyledi. </span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Aşılanma konusunda bilinçlenmenin sağlanması ve aşı konusunda önyargı ve yanlış bilgilerin yayılmasının önlenmesinde bilimsel toplantıların önemli olduğunu kaydeden Prof. Dr. Selim Badur, bu sempozyumun da bu anlamda önemli olduğunu ifade etti.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Prof. Dr. Selda Hançerli, çocukluk çağı aşılamasının önemini anlattı</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selda Hançerli, ulusal çocukluk çağı aşıları ile aşılamanın çocuk sağlığı üzerindeki koruyucu etkilere değindi. Aşının sadece hastalıkları önlemede değil, hastalıkların sonuçlarından da koruduğunu belirten Prof. Dr. Selda Hançerli, “Aşılama yani bağışıklama, immünolojik ajanlarla hastalıkların yok edilmesidir. Korunabilir hastalıkların ortaya çıkışını engellediğiniz zaman hastalıklardan kaynaklanan ölümlerin de önüne geçiyoruz” dedi.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Boğmaca, Hepatit B, kızamk, kızamıkçık, suçiçeği, difteri, tetanoz ve kabakulak gibi pek çok hastalığın aşılama sayesinde önlenebildiğini belirten Prof. Dr. Selda Hançerli, “Şu anda tüm dünyada eridike edilmiş kanıtlanmış tek hastalık çiçek hastalığı. Aşılama sayesinde bir hastalık dünyadan yok oldu. Aşılama sayesinde amacımız bu hastalıkların eksilmesini sağlamak” dedi. Prof. Dr. Selda Hançerli ergenlik dönemindeki aşılamanın da çok önemli olduğunu vurguladı.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Dr. Gamze Şanlıdağ İşbilen: “Aşıyla önlenebilen hastalıklar nedeniyle 42 bin yetişkin yaşamını yitiriyor” </span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Sancaktepe Şehit Prof. Dr. İlhan Varank Şehir Hastanesi’nden Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Gamze Şanlıdağ İşbilen, erişkin aşılamasının önemini vurguladı. Yetişkin aşılamasının son birkaç yıldır hayatımızda olduğunu belirten Dr. Gamze Şanlıdağ İşbilen, bu farkındalığın özellikle pandemi döneminde arttığının altın çizdi. Aşıyla önlenebilen hastalıklar nedeniyle ABD’de her yıl 300 çocuk ölürken 42 bin yetişkinin öldüğünü ifade eden Dr. Gamze Şanlıdağ İşbilen, “Çocukluk döneminde yapılan aşıların koruyuculuğunun erişkinlik döneminde etkisini kaybetmesi nedeniyle erişkinlerde aşılama büyük önem taşıyor” dedi. Dr. Gamze Şanlıdağ İşbilen, tetanoz, boğmaca, difteri, influenza, pinomokok, zatürre ve zona aşılarının yetişkinlerde önleyici etkilerini anlattı.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Prof. Dr. Dilek Toprak:  “Sağlık çalışanlarının aşılanması çok önemli”</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Dilek Toprak ise sağlık çalışanlarının aşılanmasının öneminden bahsetti. Sağlık çalışanları için temel aşı takvimi hakkında bilgi veren  Prof. Dr. Dilek Toprak, Hepatit A, Hepatit B, influenza, kızamık, kabakulak, kızamıkçık, suçiçeği ve meningokok aşılarının yaptırılması gerektiğini söyledi.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Sağlık çalışanları yılda bir kere influenza aşısı olmalı</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Mevsimsel influenza aşısının yılda bir kere yaptırılması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Dilek Toprak, tetanoz ve difteri aşılarının da önemli olduğunu, özellikle tetanoz aşısının 10 yılda bir yaptırılması gerektiğini kaydetti. Sağlık çalışanlarının ülke çapında gerçekleştirilen standart tarama ve bağışıklama programlarına alınması ve hastane yönetimleri tarafından aşı konusunda gerekli kolaylıkların sağlanması gerektiğini belirten Prof. Dr. Dilek Toprak, sağlık çalışanlarının aşılanmasının toplumda örnek davranış olarak gösterildiğinde genel aşı kabulünü artırabileceğini sözlerine ekledi.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglik-calisanlarinin-asilanmasi-ile-rol-model-olusturulmali-615625">Sağlık çalışanlarının aşılanması ile rol model oluşturulmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erişkin Aşılamada En Güncel Yaklaşımlar!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eriskin-asilamada-en-guncel-yaklasimlar-608295</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Jan 2026 09:00:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[aşılamada]]></category>
		<category><![CDATA[aşıları]]></category>
		<category><![CDATA[aşısı]]></category>
		<category><![CDATA[doz]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[erişkin]]></category>
		<category><![CDATA[güncel]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Hepatit A]]></category>
		<category><![CDATA[kişiler]]></category>
		<category><![CDATA[virüsü]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşımlar]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608295</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde çocukluk çağı aşılaması gelişmiş ülkeler seviyesinde olmasına karşın, erişkin aşılaması yan etkilere yönelik önyargılı tutumların da etkisiyle yetersiz seyrediyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eriskin-asilamada-en-guncel-yaklasimlar-608295">Erişkin Aşılamada En Güncel Yaklaşımlar!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde çocukluk çağı aşılaması gelişmiş ülkeler seviyesinde olmasına karşın, erişkin aşılaması yan etkilere yönelik önyargılı tutumların da etkisiyle yetersiz seyrediyor. <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Hülya Kuşoğlu </strong>“Oysa erişkin aşılamada en güncel yaklaşımlar; erişkin aşılamanın sağlıklı bir toplum için vazgeçilmez olduğunu göstermektedir. Çocukluk döneminin devamı olarak düzenli şekilde yapılacak erişkin yaş grubuna özgü aşılamalarla, önemli birçok hastalık önlenebilmekte, enfeksiyonlara karşı koruma sağlanarak, kişinin sağlıklı yaş alması mümkün olabilmektedir” diyor. </p>
<p>Özellikle yaşlılıkta kronik hastalıkların da etkisiyle bağışıklık sisteminin zayıfladığını ve bulaşıcı hastalık riskinin arttığını vurgulayan Dr. Kuşoğlu “Bunun neticesinde erişkinler özellikle yaşlılıkta enfeksiyon hastalıklarını daha ağır geçirmekte hatta hayati riskleri artmaktadır. Aşılamada en güncel yaklaşımlar; bu nedenle özellikle de ileri yaştaki kişilerin aşıyla korunması gerektiğini göstermektedir” diye konuşuyor.  Dr. Hülya Kuşoğlu, en güncel yaklaşımlara göre erişkinlerde mutlaka yapılması gereken aşıları anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Grip aşısı</strong></li>
</ul>
<p>Son dönemde yaygın görülen ve yüksek ateş, kas eklem ağrısı, kuru öksürükle seyreden grip (influenza) akciğer ve kalp hastalıklarına yol açabilmektedir. Grip aşısı hastalanmadan yapıldığında enfeksiyonu tamamen önleyebilirken, pek çok kişide de sürecin hafif geçirilmesini sağlar. Dr. Öğretim Üyesi Kuşoğlu “Gripten korunmanın bilinen en etkin yolu aşıdır. Özellikle yüksek risk grubuna (65 yaş üzeri, hamileler, kronik hastalığı olanlar, 5 yaş altı, sağlık çalışanları vb) mutlaka yaptırılması gereken grip aşısı; hastane yatışı ve ölüm riskini azaltmaktadır” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Zatürre aşıları</strong></li>
</ul>
<p>Pnömokok olarak bilinen (Streptococcus pneumoniae) zatürre, akut menenjit ve sinüzitin en sık bakteriyel etkenidir. Pnömokok aşısı; kronik hastalığı olanlarla bakımevinde kalanlar başta olmak üzere risk grubundaki kişilere mutlaka yapılmalıdır. Dr. Öğretim Üyesi Hülya Kuşoğlu şöyle diyor: “Ülkemizde konjuge 20 valanlı aşının kullanıma girmesi yani pnömokok bakterisinin 20 alt tipini içeren aşının bir defa uygulanması güncel tıp bilgisine göre bir ömür etkili olmaktadır. Önceden 5 yılda bir tekrarlanan aşı artık gerekli olmadığından uygulanmamaktadır. Daha önce hiç pnömokok aşısı yapılmamış kişilere tek doz 20 valanlı aşı yapılması yeterli olacaktır. Solunum yollarını saran RSV virüsünün neden olduğu zatüre hastalığı için de ülkemizde 60 yaş sonrası RSV aşıları uygulanmaktadır. RSV aşısı iki farklı özellikte aşı olarak üretilmektedir. İçinde adjuvan olmayan aşı gebelere de uygulanabilmektedir. Doktor önerisiyle gebelikte de yapılan aşı sayesinde yenidoğan bebek ilk altı ayında RSV virüsüne karşı anneden geçen koruyucu antikorlarla korunmuş olmaktadır. Bu aşı tek doz uygulanmaktadır.”</p>
<ul>
<li><strong>Tetanoz-Difteri aşısı</strong></li>
</ul>
<p>Çocukluk döneminde yapılmış olan bu aşı yıllar içerisinde antikorların azalması nedeniyle erişkinlerde tekrarlanmalıdır. Sağlıklı erişkinler her 10 yılda bir tetanoz-difteri aşısı olmalıdır. Gebelikte 27. ve 36. hafta arasında yapılması gereken bu aşı sayesinde yenidoğan tetanozu önlenmiş olur. Dr. Öğretim Üyesi Hülya Kuşoğlu “Tetanoz bakterisi doğada çok yaygın halde olduğundan bahçede bile olan basit yaralanma, örneğin gül dikeni batmasıyla dahi tetanoz enfeksiyonu gelişebillir” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Hepatit aşıları (Sarılık aşıları)</strong></li>
</ul>
<p>Ülkemizde hepatit aşılarının çocukluk aşı takvimine girmesiyle birlikte Hepatit B ve Hepatit A hastalığı daha az görülmektedir. Ancak 1998’den önce doğmuş olan kişilerde aşı olmadığından erişkinler de Hepatit B ve Hepatit A için aşılanmalıdır. Hepatit B aşısı 6 ay içinde 3 doz, Hepatit A aşısı 6 ay içinde 2 doz olarak uygulanmaktadır. Hepatit A aşısı kirli su ve gıdalarla bulaşan, karaciğerde iltihap yapan bulaşıcı hastalıkları önlerken, Hepatit B aşısı ise siroz ve karaciğer kanserinden de korumaktadır. </p>
<ul>
<li><strong>Zona aşısı</strong></li>
</ul>
<p>Türkiye’de canlı olmayan Zona aşısı 2024’ten bu yana uygulanmaktadır. Ciltte içi sulu yaralara ve haftalarca hatta aylarca sürebilen şiddetli yaygın ağrılara neden olan zona virüsü, görme ve işitme kaybına da yol açabilmektedir. Zona aşısı 6 ay içinde toplam iki doz yapılmaktadır. Özellikle 50 yaş üzeri sağlıklı kişiler ya da 50 yaş altında bağışıklık sistemi zayıf olan veya kronik hastalığı olan kişilere uygulanabilmektedir.</p>
<ul>
<li><strong>HPV aşısı</strong></li>
</ul>
<p>İnsanların yüzde 85’i hayatlarının bir döneminde HPV virüsü ile enfekte olmaktadır. HPV insanda genital siğil, serviks kanseri, vajinal, vulvar, anal kanserler, baş boyun kanserleri vb yol açabilmektedir. Dr. Öğretim Üyesi Hülya Kuşoğlu “Önceden 4 HPV virüsünü içeren aşı uygulanırken artık 9 HPV türünü içeren aşı uygulanmaktadır. Tercihen cinsel aktif olmadan önce tamamlanması istenen bu aşının cinsel aktivite başlaması sonrası da uygulanması önerilmektedir. Altı ay içinde 3 doz uygulanan bu aşı kadınlarda özellikle rahim ağzı kanserini önlemesi açısından kanseri engelleyen iki aşıdan biridir” diyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eriskin-asilamada-en-guncel-yaklasimlar-608295">Erişkin Aşılamada En Güncel Yaklaşımlar!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ünlü oyuncu Meltem Cumbul sordu Uzmanlar anlattı: &#8220;RAHİM AĞZI KANSERİ ÖNLENEBİLİR&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/unlu-oyuncu-meltem-cumbul-sordu-uzmanlar-anlatti-rahim-agzi-kanseri-onlenebilir-608042</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Jan 2026 08:33:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anlattı]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[cumbul]]></category>
		<category><![CDATA[farkında]]></category>
		<category><![CDATA[hpv]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Kanserleri]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[meltem]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[oyuncu]]></category>
		<category><![CDATA[Rahim Ağzı Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[sordu]]></category>
		<category><![CDATA[ünlü]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608042</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde giderek yaygınlaşan kadın kanserleri, erken teşhis edildiğinde büyük ölçüde tedavi edilebiliyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/unlu-oyuncu-meltem-cumbul-sordu-uzmanlar-anlatti-rahim-agzi-kanseri-onlenebilir-608042">Ünlü oyuncu Meltem Cumbul sordu Uzmanlar anlattı: &#8220;RAHİM AĞZI KANSERİ ÖNLENEBİLİR&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde giderek yaygınlaşan kadın kanserleri, erken teşhis edildiğinde büyük ölçüde tedavi edilebiliyor. Hatta bir kanser türü var ki; ondan aşı ile korunmak mümkün. Ancak milyonlarca kadın bu gerçeğin farkında değil! İşte, Ocak ayı Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında,<strong> Acıbadem Ankara Hastanesi, Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği</strong> ve <strong>Sağlık Gönüllüleri Derneği </strong>güçlerini birleştirerek, bilgiyi güçle buluşturmak ve önlenebilir bu kanserin farkındalığını artırmak için <strong>‘Güç Sende’ söyleşisi</strong> gerçekleştirdi.  </p>
<p><strong>Moderatörlüğünü ünlü oyuncu ve yönetmen Meltem Cumbul’un</strong> üstlendiği toplumsal farkındalık etkinliğinde, hekimler ve sivil toplum dernekleri bilim, deneyim ve dayanışma için buluştu. <strong>Acıbadem Ankara Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanları Doç. Dr. Emre Özgü ve Dr. Elif Demir ile Pİ Kadın Kanserleri Derneği Başkanı Seral Çelik</strong> rahim ağzı kanserine dair çarpıcı gerçekleri, korunma yollarını ve toplumsal gücün önemini anlattı.</p>
<p><strong>Doç. Dr. Emre Özgü: “Aşılama mutlaka yaygınlaştırılmalı”</strong></p>
<p>Etkinlikte konuşan <strong>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Emre Özgü</strong>, rahim ağzı kanserinin, aşı ile önlenebilen tek kanser türü olduğunu vurgulayarak, 66 ülkenin ulusal aşılama programı içinde yer aldığını belirtti. Doç. Dr. Özgü şöyle konuştu: “Her dört kadından üçü hayatlarının bir döneminde HPV virüsü ile karşılaşıyor. Yaklaşık yüzde 95 oranında cinsel ilişki ile bulaşan HPV vücuda girdikten sonra yüzde 80’i birinci senede, yüzde 90’ı da ikinci senede bağışıklık sistemi tarafından temizlenir. Temizlenmeyen yüzde 10 rahim ağzında değişiklikler yaparak rahim ağzı kanserine dönüşebiliyor. Rahim ağzı kanserini önlemede en etkili yöntemlerden biri HPV aşısıdır. HPV aşısı bağışıklık sistemini güçlendirerek virüsü vücuttan daha hızlı atmayı sağlar. Çocuklarımızı aşılayabilirsek rahim ağzı kanseri, aşı ile engelleyebildiğimiz tek kanser türü olarak tıp literatüründe yerini alacaktır. Bu kapsamda 9 ila 15 yaş arasındaki tüm çocukların aşılanmasında büyük fayda bulunmaktadır. 11-13 yaş grubunda yüksek bir bağışıklık yanıtı alınabiliyor. Tüm anne babalar çocuklarına bu aşıyı yaptırmalı; bir baba olarak ben de kendi çocuğumun aşılanmasını planlıyorum.”</p>
<p><strong>Dr. Elif Demir : “Düzenli tarama testleri ve aşı kritik önem taşıyor”</strong></p>
<p><strong>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Elif Demir</strong> de konuşmasında, rahim ağzı kanserinin aşı ile önlenebilen tek kanser türü olduğu konusunda toplumsal farkındalığı artırmanın çok önemli olduğunu vurguladı. Dr. Demir şöyle konuştu: “Yaygın bir aşılama programının sağlanması özellikle genç kızların aşılanmasının sağlanması gerekiyor. Ancak sadece kız çocukları değil, erkek çocukların da kendilerini ve partnerlerini korumaları için aşılanması çok büyük önem taşıyor.  Kadınlarda HPV aşısı üst yaş sınırı olmadan tüm kadınlara yapılabiliyor. Çocukluk çağında iki doz aşı yeterli iken erişkin dönemde üç doz aşı uygulanmaktadır. “</p>
<p>Kanser oluşmadan problemlerin çözülmesinin çok önemli olduğunu vurgulayan Dr. Demir sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>“Korunmada HPV aşısı, düzenli jinekolojik muayenelerin yapılması, Smear ve HPV DNA testi çok önemli. Jinekolojik muayeneye insanlar çekinerek geliyorlar ama bu muayeneler ve tarama testleri hayat kurtarıcı rol oynuyor. HPV kaçınabileceğimiz bir virüs değil ama korunma yolları mevcut. Rahim ağzı kanseri hem önlenebilir hem de erken teşhis edilebilir bir hastalıktır. HPV pozitifliği aslında utanılacak bir durum değildir. İnsanların yüzde 80’i, hayatlarında bir kere HPV ile karşılaşmaktadır önemli olan bunu zamanında saptayabilmek ve aşı ile önüne geçebilmektedir.”</p>
<p><strong>Pİ Kadın Kanserleri Derneği Başkanı Seral Çelik: “HPV olsan bilir miydin?”</strong></p>
<p><strong>Pİ Kadın Kanserleri Derneği Başkanı Seral Çelik</strong> etkinlikte, rahim ağzı kanserine yönelik toplumsal farkındalığın yeterli olmadığını belirterek şöyle konuştu: “Kadınlarımızın büyük çoğunluğunun kendi üreme organlarının sağlığı ile ilgili temel kavramları dahi bilmekten uzak olduklarını gözlemliyoruz. Tabii hal böyle olunca hastalıkların fark etmeleri de zor oluyor. Öyle ki birbirlerinden tamamen farklı hastalıklar olan rahim ağzı kanseri ile rahim kanserini karıştırabiliyorlar ya da rahim ağzı kanserini başlı başına bir organın kanseri olarak görmeyip, sadece ‘rahim kanserinin başlangıcı’ sanabiliyorlar. Ayrıca doğru bilinen pek çok yanlış da var”</p>
<p>Bu nedenle ülke çapında HPV ve Rahim ağzı kanseri hakkında farkındalık kampanyası başlattıklarını anlatan Çelik sözlerine şöyle devam etti: “Kampanyamızın sloganı; ‘HPV olsan, bilir miydin?’. Bir soruyla başladık bu kampanyaya. Rahim ağzı kanserinin baş sorumlusunun Human Papilloma Virüs yani kısa adıyla HPV olduğunu vurgulamak istiyoruz.  Bu virüsün ne olduğu ve yol açtığı hastalıkları konuşuyoruz. Maalesef ki yeterince bilinmediğini görüyoruz. Çok kişi HPV’yi ilk kez duymuş oluyor ya da başka bir virüs sanıyor. İşte bu yüzden öncelikle HPV hakkında bilgi vermek istiyoruz. Özellikle kadında yol açtığı rahim ağzı kanseri hastalığının toplumsal farkındalığını artırmak istiyoruz. Nedenlerini, korunma yollarını ve tedavisini anlatıyoruz. Uzmanlarımızla birlikte çeşitli söyleşiler düzenliyoruz,  sosyal medya adreslerimizden bu bilgiyi tüm toplumla buluşturmaya çalışıyoruz.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/unlu-oyuncu-meltem-cumbul-sordu-uzmanlar-anlatti-rahim-agzi-kanseri-onlenebilir-608042">Ünlü oyuncu Meltem Cumbul sordu Uzmanlar anlattı: &#8220;RAHİM AĞZI KANSERİ ÖNLENEBİLİR&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dikkat! Bu hata anne adayını ve bebeği tehdit ediyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dikkat-bu-hata-anne-adayini-ve-bebegi-tehdit-ediyor-606132</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Jan 2026 23:21:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[adayını]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[Bebeği]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[hata]]></category>
		<category><![CDATA[mutlaka]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606132</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dondurucu kış soğuklarının yanı sıra kapalı ve kalabalık alanlarda daha uzun süre kalınması solunum yolu enfeksiyonlarının çok hızlı ve çok kolay bulaşmasına neden olurken, bu durum hamileler için ciddi tehlikeleri de beraberinde getirebiliyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dikkat-bu-hata-anne-adayini-ve-bebegi-tehdit-ediyor-606132">Dikkat! Bu hata anne adayını ve bebeği tehdit ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Acıbadem Taksim Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Meriç Kabakcı, gebelikte bağışıklık sisteminin influenza ve diğer enfeksiyonlara karşı daha savunmasız hale geldiğini belirterek “Son günlerde hamilelerde özellikle influenza ile çok sık karşılaşıyoruz. Bu nedenle anne adayları olası bir burun akıntısı ya da baş ağrısı gibi enfeksiyon belirtilerini hafife alıp &#8216;nasıl olsa geçer’ düşüncesiyle ilaç kullanarak zaman kaybetmemeli, mutlaka kadın hastalıkları ve doğum uzmanına ya da ilgili hekime başvurmalıdır. Aksi taktirde gebelikte bilinçsiz ilaç kullanımı anne ve bebek sağlığı açısından hayati riske yol açabilmektedir” diyor. Alınacak basit ama düzenli önlemlerle enfeksiyon riskini büyük ölçüde azaltmanın mümkün olduğunu vurgulayan Dr. Meriç Kabakcı kış hamileliğinde enfeksiyonlara karşı 7 etkili önerisini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>
<p>Hijyene dikkat edin</p>
<p>Hijyen, kış enfeksiyonlarından korunmanın en etkili yollarından biridir. Eller gün içinde sık sık, en az 20 saniye boyunca sabun ve suyla yıkanmalıdır. Özellikle dışarıdan eve gelindiğinde, toplu taşıma kullanıldıktan sonra ve yemeklerden önce el hijyenine özen gösterilmelidir. El yıkama imkanı olmayan durumlarda alkol bazlı el antiseptikleri kullanılabilir.</p>
<p>Kapalı ve kalabalık ortamlardan uzak durun</p>
<p>Kalabalık ve kapalı ortamlardan mümkün olduğunca uzak durmak, hamileler için önemli bir diğer korunma yöntemidir. Alışveriş merkezleri, toplu taşıma araçları ve havalandırması yetersiz kapalı alanlarda virüsler çok kolay ve çok hızlı bulaşırken, hamilelikte bağışıklık sistemi daha hassas olduğu için bu ortamlarda enfeksiyon kapma riski çok daha fazladır.  Mecbur kalınan durumlarda maske kullanımı ve mesafenin korunması faydalı olacaktır.</p>
<p>Beslenmenize dikkat edin</p>
<p>Kış aylarında beslenme düzeni bağışıklık sistemini desteklemede kilit rol oynar. C vitamini, çinko ve protein açısından zengin besinler bağışıklığın güçlenmesine yardımcı olur. Mevsim sebze ve meyveleri, yeterli süt ve süt ürünleri, iyi pişmiş et ve baklagiller ile yeterli su tüketimi vücudun enfeksiyonlarla savaşma kapasitesini artırır. Herhangi bir vitamin veya takviye kullanımı mutlaka doktor önerisiyle yapılmalıdır.</p>
<p>Uyku düzeninize özen gösterin</p>
<p>Dr. Meriç Kabakcı “Yapılan araştırmalar; yetersiz uykunun bağışıklık sistemini zayıflattığını göstermektedir. Hamilelikte hormonal değişimler uyku düzenini zorlaştırsa da, mümkün olduğunca düzenli ve kaliteli uyumaya çalışmak, vücudun kendini yenilemesini sağlar ve enfeksiyonlara karşı direnci artırır. Günde ortalama 7–9 saat uyumaya özen göstermek, mümkünse aynı saatlerde yatıp kalkmak, aşırı yorgunluktan kaçınmak ve stresi yönetmeyi öğrenmek bağışıklık sistemi açısından büyük fayda sağlayacaktır” diyor. </p>
<p>Ortamı sık sık havalandırın</p>
<p>Ortamın havalandırılması da çoğu zaman göz ardı edilen ancak oldukça etkili bir önlemdir. Kapalı alanlarda biriken mikroplar, havalandırma yapılmadığında daha kolay yayılır. Ev ve iş ortamları günde birkaç kez, kısa süreli de olsa mutlaka havalandırılmalıdır. Soğuk havadan çekinerek camları hiç açmamak, virüslerin kapalı alanda daha kolay yayılmasına neden olabilir.</p>
<p>Aşı olun</p>
<p>Dr. Meriç Kabakcı “Influenza (grip) aşısı hamilelikte güvenle uygulanabilen ve hem anne hem de bebeği koruyan önemli bir önlemdir. Grip aşısı, gebeliğin uygun dönemlerinde doktor kontrolünde güvenle yapılabilir. Kış aylarında sık görülen grip ve benzeri enfeksiyonlar gebelerde daha ağır seyredebildiği için, aşı ile korunmak ciddi komplikasyonların önüne geçebilir. Ancak aşı kararı mutlaka doktorla değerlendirilmelidir” diyor. </p>
<p>Doktora başvurmadan ilaç almayın</p>
<p>Boğaz ağrısı, halsizlik, burun akıntısı ve ateş gibi şikayetler ortaya çıktığında ‘nasıl olsa geçer’ düşüncesiyle doktora danışmadan, rastgele ilaç kullanmak hem anneye hem bebeğe zarar verir. Hamilelikte her ilaç güvenli değildir. Bu nedenle en küçük belirtide bile mutlaka doktora başvurulmalı ve tedavi uzman kontrolünde yapılmalıdır. </p>
<p>Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dikkat-bu-hata-anne-adayini-ve-bebegi-tehdit-ediyor-606132">Dikkat! Bu hata anne adayını ve bebeği tehdit ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hamilelikte enfeksiyon riski artıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hamilelikte-enfeksiyon-riski-artiyor-606007</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Jan 2026 08:49:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artıyor]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[Bağışıklık Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelikte]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[mutlaka]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606007</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dondurucu kış soğuklarının yanı sıra kapalı ve kalabalık alanlarda daha uzun süre kalınması solunum yolu enfeksiyonlarının çok hızlı ve çok kolay bulaşmasına neden olurken, bu durum hamileler için ciddi tehlikeleri de beraberinde getirebiliyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hamilelikte-enfeksiyon-riski-artiyor-606007">Hamilelikte enfeksiyon riski artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dondurucu kış soğuklarının yanı sıra kapalı ve kalabalık alanlarda daha uzun süre kalınması solunum yolu enfeksiyonlarının çok hızlı ve çok kolay bulaşmasına neden olurken, bu durum hamileler için ciddi tehlikeleri de beraberinde getirebiliyor. <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Meriç Kabakcı,</strong> gebelikte bağışıklık sisteminin influenza ve diğer enfeksiyonlara karşı daha savunmasız hale geldiğini belirterek “Son günlerde hamilelerde özellikle influenza ile çok sık karşılaşıyoruz. Bu nedenle anne adayları olası bir burun akıntısı ya da baş ağrısı gibi enfeksiyon belirtilerini hafife alıp &#8216;nasıl olsa geçer’ düşüncesiyle ilaç kullanarak zaman kaybetmemeli, mutlaka kadın hastalıkları ve doğum uzmanına ya da ilgili hekime başvurmalıdır. Aksi taktirde gebelikte bilinçsiz ilaç kullanımı anne ve bebek sağlığı açısından hayati riske yol açabilmektedir” diyor. Alınacak basit ama düzenli önlemlerle enfeksiyon riskini büyük ölçüde azaltmanın mümkün olduğunu vurgulayan Dr. Meriç Kabakcı kış hamileliğinde enfeksiyonlara karşı 7 etkili önerisini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Hijyene dikkat edin</strong></li>
</ul>
<p>Hijyen, kış enfeksiyonlarından korunmanın en etkili yollarından biridir. Eller gün içinde sık sık, en az 20 saniye boyunca sabun ve suyla yıkanmalıdır. Özellikle dışarıdan eve gelindiğinde, toplu taşıma kullanıldıktan sonra ve yemeklerden önce el hijyenine özen gösterilmelidir. El yıkama imkanı olmayan durumlarda alkol bazlı el antiseptikleri kullanılabilir.</p>
<ul>
<li><strong>Kapalı ve kalabalık ortamlardan uzak durun</strong></li>
</ul>
<p>Kalabalık ve kapalı ortamlardan mümkün olduğunca uzak durmak, hamileler için önemli bir diğer korunma yöntemidir. Alışveriş merkezleri, toplu taşıma araçları ve havalandırması yetersiz kapalı alanlarda virüsler çok kolay ve çok hızlı bulaşırken, hamilelikte bağışıklık sistemi daha hassas olduğu için bu ortamlarda enfeksiyon kapma riski çok daha fazladır.  Mecbur kalınan durumlarda maske kullanımı ve mesafenin korunması faydalı olacaktır.</p>
<ul>
<li><strong>Beslenmenize dikkat edin</strong></li>
</ul>
<p>Kış aylarında beslenme düzeni bağışıklık sistemini desteklemede kilit rol oynar. C vitamini, çinko ve protein açısından zengin besinler bağışıklığın güçlenmesine yardımcı olur. Mevsim sebze ve meyveleri, yeterli süt ve süt ürünleri, iyi pişmiş et ve baklagiller ile yeterli su tüketimi vücudun enfeksiyonlarla savaşma kapasitesini artırır. Herhangi bir vitamin veya takviye kullanımı mutlaka doktor önerisiyle yapılmalıdır.</p>
<ul>
<li><strong>Uyku düzeninize özen gösterin</strong></li>
</ul>
<p>Dr. Meriç Kabakcı “Yapılan araştırmalar; yetersiz uykunun bağışıklık sistemini zayıflattığını göstermektedir. Hamilelikte hormonal değişimler uyku düzenini zorlaştırsa da, mümkün olduğunca düzenli ve kaliteli uyumaya çalışmak, vücudun kendini yenilemesini sağlar ve enfeksiyonlara karşı direnci artırır. Günde ortalama 7–9 saat uyumaya özen göstermek, mümkünse aynı saatlerde yatıp kalkmak, aşırı yorgunluktan kaçınmak ve stresi yönetmeyi öğrenmek bağışıklık sistemi açısından büyük fayda sağlayacaktır” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Ortamı sık sık havalandırın</strong></li>
</ul>
<p>Ortamın havalandırılması da çoğu zaman göz ardı edilen ancak oldukça etkili bir önlemdir. Kapalı alanlarda biriken mikroplar, havalandırma yapılmadığında daha kolay yayılır. Ev ve iş ortamları günde birkaç kez, kısa süreli de olsa mutlaka havalandırılmalıdır. Soğuk havadan çekinerek camları hiç açmamak, virüslerin kapalı alanda daha kolay yayılmasına neden olabilir.</p>
<ul>
<li><strong>Aşı olun</strong></li>
</ul>
<p>Dr. Meriç Kabakcı “Influenza (grip) aşısı hamilelikte güvenle uygulanabilen ve hem anne hem de bebeği koruyan önemli bir önlemdir. Grip aşısı, gebeliğin uygun dönemlerinde doktor kontrolünde güvenle yapılabilir. Kış aylarında sık görülen grip ve benzeri enfeksiyonlar gebelerde daha ağır seyredebildiği için, aşı ile korunmak ciddi komplikasyonların önüne geçebilir. Ancak aşı kararı mutlaka doktorla değerlendirilmelidir” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Doktora başvurmadan ilaç almayın</strong></li>
</ul>
<p>Boğaz ağrısı, halsizlik, burun akıntısı ve ateş gibi şikayetler ortaya çıktığında ‘nasıl olsa geçer’ düşüncesiyle doktora danışmadan, rastgele ilaç kullanmak hem anneye hem bebeğe zarar verir. Hamilelikte her ilaç güvenli değildir. Bu nedenle en küçük belirtide bile mutlaka doktora başvurulmalı ve tedavi uzman kontrolünde yapılmalıdır. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hamilelikte-enfeksiyon-riski-artiyor-606007">Hamilelikte enfeksiyon riski artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aileyi Koruyacak Reçete!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/aileyi-koruyacak-recete-605057</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Jan 2026 18:35:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[aileyi]]></category>
		<category><![CDATA[anlam]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kalbi]]></category>
		<category><![CDATA[kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[koruyacak]]></category>
		<category><![CDATA[reçete]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605057</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi; devlet toplumun aklı ise “Aile toplumun kalbidir” onu güçlendirmek, aile yüzyılına katkı sunmak amacıyla Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın kaleminden “Aileye Bilgelik Aşısı” isimli çalışmayı okurla buluşturdu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/aileyi-koruyacak-recete-605057">Aileyi Koruyacak Reçete!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi; devlet toplumun aklı ise “Aile toplumun kalbidir” onu güçlendirmek, aile yüzyılına katkı sunmak amacıyla Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın kaleminden “Aileye Bilgelik Aşısı” isimli çalışmayı okurla buluşturdu.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın, aile kurumunu güçlendirmeyi amaçlayan yeni kitabı “Aileye Bilgelik Aşısı” raflarda.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Yayınları tarafından, Fatma Özten editörlüğünde yayımlanan eser, modern dünyanın aile üzerindeki baskılarına karşı çözüm odaklı bir rehber niteliği taşıyor.</p>
<p><strong>İnsan kalbinin ilk evi, ruhun sığınağı, hayat yolculuğunun en güvenli limanı…</strong></p>
<p>Kitabının önsözünde aileyi “insan kalbinin ilk evi” olarak tanımlayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, aile bağlarının insanın temel psikolojik ihtiyaçlarıyla doğrudan ilişkili olduğuna dikkat çekti. Prof. Dr. Tarhan, “Aile… İnsan kalbinin ilk evi, ruhun sığınağı, hayat yolculuğunun en güvenli limanı. İnsan bu dünyaya gözlerini açtığı anda önce bir yürek hisseder, bir ses duyar, bir dokunuşla tanışır. İşte o anda aile, insanın kalbine bir tohum olarak ekilir” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Modern yaşamın aile yapısını çok yönlü biçimde zorladığını vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, bireyselleşme, dijitalleşme ve duygusal yorgunluğun aile bağlarını zayıflattığını belirtti. Prof. Dr. Tarhan, “Zaman geçer, teknoloji gelişir; ancak insanın derinindeki ihtiyaç hiç değişmez: Sevilmek, anlaşılmak ve bir yere ait olmak. Kökler sallandığında, bütün ağacın sarsıldığını biliyoruz” dedi.</p>
<p>Kitabında aileyi yalnızca bir sosyal yapı olarak ele almadığını vurgulayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, aileyi insanın kendini tanıma ve anlamlandırma sürecinin merkezine yerleştirdi. Bu nedenle kitabın ilk bölümünün bireyin içsel yolculuğuna ayrıldığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “İnsan kendini tanımadan sevmeyi, duygularını anlamadan empatiyi, yaşamın anlamını sorgulamadan aileyi ayakta tutmayı başaramıyor” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p><strong>Eserde, Hz. Mevlâna’nın öğretileri de önemli bir yer tutuyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, Mevlâna’nın sevgi, merhamet ve nefs terbiyesine dair yaklaşımının günümüz aileleri için güçlü bir rehber sunduğunu ifade ederek, “Bugünün aileleri, Mevlâna’nın çağları aşan bilgelik diline her zamankinden daha çok ihtiyaç duyuyor” diye ifade etti.</p>
<p>Kitabın merkezinde evlilik, aile içi denge, empati, duygusal hijyen, öfke ve stres yönetimi gibi başlıklar yer alıyor.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, aileyi sessizce yıpratan görünmez risklere dikkat çekerek, “Aile bozulmadan önce yapılacak en büyük yatırım, ilişkinin duygusal altyapısını güçlendirmektir” ifadesini kullandı.</p>
<p>Çocuk ve gençlik psikolojisine ayrılan bölümlerde ise dijital çağın etkileri, mahremiyet eğitimi, sorumluluk bilinci ve gençlerin ruhsal dayanıklılığı ele alınıyor.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan bu noktada, “Sağlıklı bir toplum ancak sağlıklı ailelerden ve doğru yönlendirilmiş çocuklardan doğar” vurgusunda bulundu.</p>
<p><strong>Güçlü aile bağları travmalar karşısında önemli bir koruyucu unsur</strong></p>
<p>Kitapta ayrıca Viktor Frankl’ın ‘anlam arayışı’ yaklaşımı, nörobilimdeki Default Mode Network (DMN) ve Salience Network (SN) gibi kavramlarla birlikte ele alınıyor.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, güçlü aile bağlarının travmalar karşısında önemli bir koruyucu unsur olduğuna dikkat çekerek, “Acıya anlam yükleyebilen bireyler ve aileler, psikolojik dayanıklılığı daha kolay kazanıyor. Bu da aileyi koruyan bir aşı işlevi görüyor” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Eserin son bölümlerinde değerler, iyilik, yardımlaşma, dayanışma kültürü, yaşlanma, yalnızlık ve engellilik gibi toplumsal konulara yer veriliyor.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, aile kurumunun yalnızca bireysel değil, aynı zamanda toplumsal barışın da temel kaynağı olduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>Kitabın yazılış amacı ne?</strong></p>
<p>Kitabın yazılış amacını ise Prof. Dr. Tarhan, şu sözlerle dile getirdi:</p>
<p>“Bu kitabı yazarken amaçladığım şey; aileyi bozulmadan, yıpranmadan, tükenmeden koruyacak bir ‘aile aşısı’ sunabilmekti. Ailenin korunması için aşı hükmündeki şey aile bilgeliğidir.”</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, eserin okurlarda kalıcı bir etki bırakmasını dileyerek, “Aile bir çatıdan ibaret değildir. Aile, insanlığın kalbidir. Kalbi korumak ise bütün bir toplumu ve gelecek kuşakları korumaktır” dedi.</p>
<p>“Aileye Bilgelik Aşısı” kitabı, 12 bölümden oluşuyor ve aileyi tehdit eden sorunlardan çok, aileyi güçlendiren farkındalıklara odaklanıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/aileyi-koruyacak-recete-605057">Aileyi Koruyacak Reçete!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hpv Aşısı Hakkında Doğru Sandığınız 5 Yanlış</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hpv-asisi-hakkinda-dogru-sandiginiz-5-yanlis-604445</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Jan 2026 08:51:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[aşısı]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[hpv]]></category>
		<category><![CDATA[Hpv Aşısı]]></category>
		<category><![CDATA[işlem]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[koruma]]></category>
		<category><![CDATA[Rahim Ağzı]]></category>
		<category><![CDATA[sandığınız]]></category>
		<category><![CDATA[Tipler]]></category>
		<category><![CDATA[yanlış]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=604445</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rahim ağzı kanseri, dünyada en sık görülen ve aslında önlenebilir kanser türlerinden birisidir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hpv-asisi-hakkinda-dogru-sandiginiz-5-yanlis-604445">Hpv Aşısı Hakkında Doğru Sandığınız 5 Yanlış</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Rahim ağzı kanseri, dünyada en sık görülen ve aslında önlenebilir kanser türlerinden birisidir. Bu kanserin en yaygın nedeni olan HPV virüsüne karşı geliştirilen aşı, hem kadınlarda hem erkeklerde etkili koruma sağlayabiliyor. Ancak toplumda hala bu aşıyla ilgili yanlış bilinen birçok bilgi bulunuyor. Bilimsel gerçekler göz ardı edildiğinde, aşı tereddüdü erken koruma şansını ortadan kaldırabiliyor. Memorial Göztepe Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Prof. Dr. Salih Taşkın, rahim ağzı kanserini önlemek için en önemli iki unsur olan HPV aşısı ve düzenli tarama testleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Rahim ağzı kanseri belirti vermeden de gelişebiliyor </strong></p>
<p>HPV (Human Papilloma Virüsü), cinsel yolla bulaşan en yaygın virüslerden biridir. 100’den fazla tipi bulunan HPV’nin bazı türleri siğillere yol açarken, bazıları rahim ağzı kanseri gibi ciddi hastalıklara neden olabilir. Cinsel olarak aktif kişilerin büyük çoğunluğu yaşamları boyunca en az bir kez HPV ile karşılaşır. Enfeksiyonların çoğu bağışıklık sistemi tarafından kendiliğinden temizlenir; ancak bazı yüksek riskli tipler kalıcı hale gelerek kansere yol açabilir.</p>
<p>Rahim ağzı kanserlerinin neredeyse tamamı yüksek riskli HPV tipleri ile ilişkilidir. Virüs hücrelerde uzun süre kalırsa, yıllar içinde kansere dönüşebilecek hücresel değişiklikler başlar. Bu süreç genellikle belirti vermeden ilerler. Bu nedenle düzenli smear ve HPV testleri hayati önem taşır. Anormal kanama gibi belirtiler erken evrede her zaman olmayabilir ve ancak hastalık ileri evreye ulaştığında ortaya çıkar.</p>
<p><strong>Basit ve ağrısız bir işlem olan smear ve HPV testlerini ihmal etmeyin</strong></p>
<p>Kadınların en çok endişe ettiği işlemlerden biri gibi görünse de smear ve HPV testleri kısa, basit ve ağrısız işlemlerdir. Jinekolojik muayene sırasında küçük bir fırça yardımıyla rahim ağzından örnek alınır. İşlem anestezi gerektirmez ve dakikalar içinde tamamlanır. Laboratuvar incelemesiyle hücresel değişiklikler (smear) ve yüksek riskli HPV tipleri araştırılır. Bu testler, kanser belirtiler ortaya çıkmadan yıllar önce hastalığın tespit edilmesini sağlar.</p>
<p><strong>Aşı sonrası da tarama testlerine devam edin </strong></p>
<p>HPV aşısı hem kız hem de erkek çocuklara önerilir. En ideal uygulama yaşı 9–14 yaş arasıdır. Bu dönemde bağışıklık sistemi en güçlü yanıtı verir. Ancak sonraki yaşlarda da aşı yapılabilir. Aşı tedavi edici değil, koruyucu bir etkidedir. Rahim ağzı kanserine neden olan HPV tiplerinin yüzde 90’ından fazlasına karşı koruma sağlar. Ayrıca genital siğil gibi diğer HPV kaynaklı hastalıkların da önüne geçer. </p>
<p>Tek eşlilik, kondom kullanımı ve sigaradan uzak durmak riski azaltabilir; ancak en güçlü koruma HPV aşısı ile sağlanır. Evet, aşı yüksek oranda koruyucudur; ancak aşının içermediği bazı tipler olduğu için düzenli smear ve HPV testleri aşıdan sonra da devam etmelidir. </p>
<p><strong>HPV aşısı hakkında doğru sandığınız 5 yanlış</strong></p>
<p><em><strong>Yanlış 1</strong></em>: HPV aşısı sadece kız çocukları içindir.</p>
<p><em><strong>Doğru:</strong></em> Aşı hem kızlarda hem erkeklerde koruyucudur.</p>
<p><em><strong>Yanlış 2:</strong></em> Aşı cinsel yaşam başladıktan sonra yapılmalıdır.</p>
<p><em><strong>Doğru:</strong></em> En etkili dönem 9–14 yaş arasıdır.</p>
<p><em><strong>Yanlış 3:</strong></em> HPV aşısı kısırlık yapar.</p>
<p><em><strong>Doğru:</strong></em> Böyle bir etkiyi gösteren hiçbir bilimsel kanıt yoktur. </p>
<p><em><strong>Yanlış 4</strong></em>: Aşı olursam smear ve HPV testine gerek yoktur.</p>
<p><strong>Doğru:</strong> Aşı güçlü koruma sağlar ama içermediği bazı tipler için tarama devam etmelidir. </p>
<p><em><strong>Yanlış 5:</strong></em> Tek eşlilik HPV’den tamamen korur.</p>
<p><em><strong>Doğru:</strong></em> Tek eşlilik riski azaltabilir ama ortadan kaldırmaz. HPV çok yaygındır, en güçlü koruma aşıdır.</p>
<p><strong>Rahim alınmadan tedavi mümkün mü?</strong></p>
<p>Erken evrede saptanan rahim ağzı kanserlerinde, rahim koruyucu cerrahi yöntemler uygulanabilir. “Konizasyon” veya “radikal trakelektomi” gibi yöntemlerle sadece kanserli bölge çıkarılır ve rahim korunur. Bu tekniklerle hasta, hem hastalıktan kurtulur hem de gebelik şansını koruyabilir. Ancak bu yöntemler sadece erken evre ve uygun kriterleri karşılayan hastalarda güvenle uygulanabilir. </p>
<p>Tarama sırasında anormal hücreler tespit edildiğinde, “konizasyon” yani rahim ağzından koni şeklinde doku alınması veya elektrik enerjisi ile anormal bölgenin çıkarılması olan LEEP işlemleri yapılabilir. Bu kısa ve güvenli işlemlerle hastalıklı doku temizlenir ve alınan örnek laboratuvarda incelenir. Bu yöntemler çoğu hastada rahmin korunmasına olanak tanır; yani kadınlar ileride anne olma şansını kaybetmez. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hpv-asisi-hakkinda-dogru-sandiginiz-5-yanlis-604445">Hpv Aşısı Hakkında Doğru Sandığınız 5 Yanlış</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bebeğinizi &#8220;Koza Stratejisi&#8221; İle Enfeksiyonlardan Koruyabilirsiniz</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bebeginizi-koza-stratejisi-ile-enfeksiyonlardan-koruyabilirsiniz-603964</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Jan 2026 08:21:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[aşıları]]></category>
		<category><![CDATA[Bebeği]]></category>
		<category><![CDATA[bebeğinizi]]></category>
		<category><![CDATA[bebekler]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyonlardan]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[koruyabilirsiniz]]></category>
		<category><![CDATA[koza]]></category>
		<category><![CDATA[le]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[stratejisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=603964</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni doğan bebekler ve küçük çocuklar, bağışıklık sistemleri henüz tam olarak gelişmediği için bulaşıcı hastalıklara karşı en savunmasız gruplar arasında yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bebeginizi-koza-stratejisi-ile-enfeksiyonlardan-koruyabilirsiniz-603964">Bebeğinizi &#8220;Koza Stratejisi&#8221; İle Enfeksiyonlardan Koruyabilirsiniz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni doğan bebekler ve küçük çocuklar, bağışıklık sistemleri henüz tam olarak gelişmediği için bulaşıcı hastalıklara karşı en savunmasız gruplar arasında yer alıyor. Havaların da soğumasıyla birlikte duyarlı oldukları bu süreçte boğmaca, grip(influenza), RSV (respiratuar sinsityal virüs) ve benzeri solunum yolu enfeksiyonlarında da artış gözlemleniyor. Bebekler ve henüz aşıları tamamlanmayan küçük çocuklarda bu hastalıklar daha ağır seyrederek ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Çocuklardaki bu riskler, ebeveynler ve diğer aile bireylerinin de aktif rol oynadığı “Koza Stratejisi” olarak tanımlanan koruyucu yaklaşımla en aza indirilebiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Utkucan Uçkun, çocuk ve bebeklerdeki bulaşıcı hastalıkları önleme yöntemleri hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Tüm aile fertleri ve yakınlara önemli görevler düşüyor</strong></p>
<p>Koza stratejisi; ebeveynlerin, kardeşlerin, büyükanne, büyükbaba ve bakıcıların yeni doğan bir bebek için güvenli bir ortam oluşturmasının bir yoludur. Bu korunaklı alanda herkes mikropları bebekten uzak tutmaya çalışır. Akrabaların aşıları günceldir ve el yıkama başta olmak üzere önemli hijyen kurallarına dikkat ederler. Küçük çocuklara, özellikle öksürüyorlarsa veya hasta hissediyorlarsa bebeği öpmemeleri veya çok yaklaşmamaları öğütlenir. Ebeveynlerin, yeni doğan bebeğin kardeşlerinin gittiği kreş veya okullardaki hastalık belirtilerini takip etmesi de gereklidir. Koza stratejisi, yeni doğan bebeği boğmaca, grip (Influenza) ve respiratuar sinsityal virüs (RSV) gibi hastalıklardan korumaya yardımcı olur. Bu enfeksiyonlar solunum problemleri, zatürre, nöbet ve/ya beyin dokusu hasarı gibi ciddi hastalıklara ve/ya komplikasyonlara neden olabilmektedir. Yeni doğmuş bir bebeği kozaladığınızda, onu hasta edebilecek bakteri ve virüslere maruz kalma olasılığını dolaylı olarak azaltabilirsiniz. </p>
<p><strong>Yeni doğan bebekler virüslere karşı daha çok risk altındadır</strong></p>
<p>Yenidoğanların virüs ve bakteri kaynaklı hastalık geliştirme olasılığı, büyük çocuklara ve yetişkinlere göre daha yüksektir. Bağışıklık sistemleri henüz çoğu enfeksiyona nasıl direneceğini öğrenmemiştir. Aşı desteğine ihtiyaçları vardır, ancak bazılarını yaptırmak için henüz çok küçüktürler. Bebekler, boğmacaya karşı koruma sağlayan aşının ilk dozunu 2 aylık olana kadar, grip (Influenza) aşısının ilk dozunu ise 6 aylık olana kadar alamazlar. Aşılarını olmaya başlamadan önceki bu süreçte, yenidoğanlar boğmaca, grip ve/ya RSV gibi hastalıklara maruz kalabilir. Gebeliğin üçüncü üç aylık döneminde (üçüncü trimester) gebenin bu enfeksiyonlara karşı aşılanması, bebeği doğumdan sonra bir süre koruyabilse de; bebeğin kendi bağışıklığını sağlayabilmesi için kendisinin aşılanması gerekir. Dolayısıyla, bu süre zarfında aile bireyleri, bakım verenler veya yenidoğanla sıkı temasta olacak kişilerin, aşılarını güncel tutmaları ve hijyen kurallarına uymaları gerekmektedir. </p>
<p><strong>Arkadaşlarınız ve aileniz için bir mesaj: Bu süreçte hep birlikteyiz</strong></p>
<p>Bir bebeği dünyaya getirmiş olmak, aileniz ve arkadaşlarınızla paylaşmak isteyeceğiniz bir süreçtir. İlk gülümsemelerini ve sevimli esnemelerini görmelerini istersiniz. Ayrıca, gece uyanmalarına ve beslenmelerine uyum sağlarken aile ve arkadaşlarınızın desteğini almak önemlidir. Onları bu sürece dahil etmek ama bir yandan da bebeğinizi enfeksiyonlardan uzak tutmak istersiniz. Önemli olan, desteklerinin bebeğinizi nasıl sağlıklı tuttuğunu görmelerine yardımcı olmaktır. ‘Koza Stratejisi’ne bağlı kalmalarının şu anda alabileceğiniz en iyi destek olduğunu söyleyerek şu açıklamayı yapabilirsiniz; </p>
<ol>
<li>Yenidoğanların mikroplarla temas ettiklerinde hastalık geliştirmeleri daha kolaydır ve bazı hastalıklar ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. </li>
<li>Yenidoğanın bağışıklık sisteminin zararlı mikropları nasıl tanıyacağını öğrenmesi gerekir. Aşılar bu amaçla kullanılır ve ciddi hastalıkları önlemede yardımcıdırlar.</li>
<li>Aşıların etki etmesi zaman alır, bu nedenle bu süreçte aile ve arkadaşlarınızın desteğini görmek oldukça önemlidir.</li>
<li>Önerilen aşıları yaptıran aile bireyleri, arkadaşlar ve bakıcıların enfekte olma, bulaştırma ve dolayısıyla bebeği hasta etme olasılığı daha düşüktür.</li>
<li>El yıkama gibi hijyen önlemleri enfeksiyonu önlemeye yardımcı olur. Ancak bu tek başına bebeğinizi enfeksiyondan korumak için yeterli değildir. Kardeşler, büyükanne, büyükbabalar ve bakıcılar gibi ev halkının aşılarının güncel olduğundan emin olmak ek bir koruma katmanıdır. Yenidoğan bebeğinizi RSV, grip ve boğmacaya karşı korumada sadece ebeveyn olarak sizlerin önerilen aşıları yaptırmasından daha etkili bir yöntemdir.</li>
</ol>
<p><strong>‘Koza Stratejisi’ ve yenidoğan bebekte aşılama birlikte yürütülmelidir</strong></p>
<p>Aşılar, milyonlarca çocuğu bir zamanlar yaygın olarak görülen çok sayıda tehlikeli hastalıktan uzak tutarak, güçlü ve sağlıklı bir şekilde büyümelerine yardımcı olmuştur. Boğmaca, hapşırma ve öksürme yoluyla yayılır. Çoğu yenidoğan, bu mikrobu sıkı temas halinde olduğu insanlardan kapar. Boğmaca, yenidoğanlar için ölümcül sonuçlar doğurabilmektedir. Ancak etraflarındaki herkes aşılarını güncel tutar ve ‘Koza Stratejisi’ne bağlı kalırsa, bebeklerin hastalanma olasılığı oldukça düşüktür. Anneler ve bebekleri genellikle birlikte hastalanırlar. Bu nedenle bebek doğmadan önce ve sonrasında hem annenin hem de bebeğin mümkün olduğunca sağlıklı olmalarını isteriz. Anne adaylarının grip (Influenza), Respiratuar Sinsityal Virüs (RSV) ve Boğmaca (Tdap) aşılarını güncelleme amaçlı kendi doktorlarına danışmaları önemlidir.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bebeginizi-koza-stratejisi-ile-enfeksiyonlardan-koruyabilirsiniz-603964">Bebeğinizi &#8220;Koza Stratejisi&#8221; İle Enfeksiyonlardan Koruyabilirsiniz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rahim Ağzı Kanserinde İlk ve En Güçlü Tedavi: Farkındalık</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/rahim-agzi-kanserinde-ilk-ve-en-guclu-tedavi-farkindalik-603556</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Jan 2026 07:35:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağzı]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinde]]></category>
		<category><![CDATA[lk]]></category>
		<category><![CDATA[rahim]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=603556</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her yıl Ocak ayı boyunca tüm dünyada toplumsal düzeyde farkındalık çalışmalarının yürütüldüğü rahim ağzı kanseri hakkında, İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Behram önemli bilgiler paylaştı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/rahim-agzi-kanserinde-ilk-ve-en-guclu-tedavi-farkindalik-603556">Rahim Ağzı Kanserinde İlk ve En Güçlü Tedavi: Farkındalık</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her yıl Ocak ayı boyunca tüm dünyada toplumsal düzeyde farkındalık çalışmalarının yürütüldüğü rahim ağzı kanseri hakkında, <strong>İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Behram</strong> önemli bilgiler paylaştı. Doç. Dr. Behram; rahim ağzı kanserinden korunmak, sağlıklı bir gelecek ve kaliteli bir yaşam için 3 hayati adıma ihtiyacımız olduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>1. En Güçlü Kalkanınız: HPV Aşısı</strong></p>
<p>Rahim ağzı kanseri vakalarının %99’undan fazlası, cinsel yolla bulaşan HPV (Human Papilloma Virüs) kaynaklı. Ancak aşılar, kansere yol açan yüksek riskli virüs tiplerine karşı %90’ın üzerinde koruma sağlıyor. Bu nedenle dünya genelinde 9 yaşından itibaren hem kız hem de erkek çocukların aşılanması önerilmekte. Tabii aşılanma sadece çocukluk çağıyla sınırlı değil; 26 yaşına kadar (ve hekim önerisiyle 45 yaşına kadar) yapılan aşılar da oldukça etkili. Aşı sadece rahim ağzı kanserinden değil; genital siğillerden ve HPV kaynaklı diğer kanser türlerinden de koruyor.</p>
<p><strong>2. Sadece Birkaç Dakikanızı Ayırın: Tarama Testleri</strong></p>
<p>Kanserleşme, sessiz ilerleyen ve yıllar alan bir süreç. Pap Smear ve HPV DNA testleriyle, hastalık henüz kansere dönüşmeden, hücresel bozulma aşamasındayken (pre-kanseröz dönemde) yakalanabilir. Bu nedenle cinsel aktif her kadının 21 yaşından itibaren düzenli olarak tarama testlerini yaptırması hayati öneme sahip. Jinekolojik muayene sırasında yapılan ve birkaç dakika süren bu işlemde hastalar herhangi bir ağrı da yaşamıyor.</p>
<p><strong>3. Hayat Kurtaran Güç: Erken Tanı</strong></p>
<p>Erken tanı sadece hayatta kalmayı değil, “hayat kalitesini” korumayı da sağlayan bir önlem. Erken evrede yakalanan lezyonlar, günübirlik basit cerrahi müdahalelerle (LEEP vb.) tamamen temizlenebiliyor. Böylece organ kaybı yaşanmasının da önüne geçilmiş oluyor. Geç kalınmış vakalarda ise ameliyatlar ve radyoterapi yöntemlerine başvuruluyor. Erken evrede yakalanan vakalarda iyileşme oranları da oldukça yüksek.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/rahim-agzi-kanserinde-ilk-ve-en-guclu-tedavi-farkindalik-603556">Rahim Ağzı Kanserinde İlk ve En Güçlü Tedavi: Farkındalık</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Sipahi, &#8220;Gripten korunmada en etkili yöntem aşıdır&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-sipahi-gripten-korunmada-en-etkili-yontem-asidir-600957</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Dec 2025 08:05:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağır]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[bireyler]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[gripten]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[korunmada]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[Sipahi]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[toplu]]></category>
		<category><![CDATA[yöntem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=600957</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış aylarının gelmesiyle birlikte Türkiye genelinde grip vakalarında artış yaşanıyor. Grip vakaları, özellikle risk grubunda olan bireyler için tehlike arz ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-sipahi-gripten-korunmada-en-etkili-yontem-asidir-600957">Prof. Dr. Sipahi, &#8220;Gripten korunmada en etkili yöntem aşıdır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kış aylarının gelmesiyle birlikte Türkiye genelinde grip vakalarında artış yaşanıyor. Grip vakaları, özellikle risk grubunda olan bireyler için tehlike arz ediyor. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Oğuz Reşat Sipahi, grip enfeksiyonlarının mevcut durumunu, risk gruplarını ve alınması gereken önlemleri değerlendirdi.</p>
<p>Grip ve soğuk algınlığının toplumda sık sık karıştırıldığını belirten Prof. Dr. Sipahi, “Grip, influenza virüsünün neden olduğu ani başlayan, yüksek ateş ve şiddetli halsizlikle seyreden bir hastalıktır. Soğuk algınlığı ise farklı virüslerin yol açtığı, daha hafif ve yavaş gelişen bir tablodur. Gripte yüksek ateş, kas-eklem ağrısı ve belirgin bitkinlik daha sık görülür, soğuk algınlığı ise burun akıntısı ve boğaz ağrısı ile öne çıkar. Risk grubunda olan 65 yaş üstü bireyler, 5 yaş altı çocuklar, hamileler, kronik hastalığı olanlar ve bağışıklığı baskılanmış kişiler için grip daha ağır seyredebilir.  Ayrıca, üniversite kampüslerinin kalabalık ortamı, yurt yaşamı ve toplu taşıma kullanımı, öğrencileri bulaş açısından riskli gruplar arasına sokuyor” dedi.</p>
<p><b>“Erken tanı ve aşılama hayat kurtarıyor”</b></p>
<p>Gripten korunmada en etkili yöntemin yıllık aşı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Sipahi, “Özellikle öğrenciler, öğretim üyeleri ve sık seyahat edenlerin grip aşısı yaptırması önemlidir. Aşı, hastalığa yakalanma riskini azaltmanın yanı sıra ağır seyir ve hastaneye yatış ihtimalini ciddi oranda düşürüyor. Temel önlemleri almak önemlidir. Ellerin sık sık yıkanması, hasta hissettiğinde toplu alanlardan uzak durulması, toplu taşıma ve kalabalık ortamlarda maske kullanımı, kapalı alanların havalandırılması, öksürürken dirsek içine öksürme, ağır belirtiler varsa tıbbi değerlendirmeye başvurulması gibi önlemlerle daha sağlıklı ortamlar oluşturulabilir. Nefes darlığı, göğüs ağrısı, günlerce süren yüksek ateş ve bilinç değişikliği gibi bulgular gripte ağır seyri düşündürür ve mutlaka sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Kronik hastalığı olan bireylerde durum hızla kötüleşebiliyor, hastaneye erken başvurmaları kritik önem taşıyor” diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Sipahi, “Grip, uygun bağışıklığı olmayan veya risk grubu bireylerde daha ağır seyredebilir. Özellikle nefes darlığı, göğüs ağrısı, 3-4 günden uzun süren 38°C üzeri yüksek ateş, bilinç değişikliği, aşırı halsizlik, tansiyon düşüklüğü ve kronik hastalıkların hızla kötüleşmesi gibi belirtiler ciddiyet göstergesidir ve tıbbi değerlendirme gerektirir. Gribin ağır seyretmesi durumunda zatürre (pnömoni), akut solunum yetmezliği, kalp kası ve/veya kalp zarı iltihabı, sinüzit, orta kulak iltihabı ve nörolojik komplikasyonlar (ensefalit gibi) gelişebilir. Bu gibi durumlarda hastanelere başvurulması gerekmektedir. Grip sonrası öksürük ve halsizlik haftalarca sürebilir, bağışıklık sistemi baskılanmış veya kronik hastalığı olan bireylerde kalp ve beyin fonksiyonlarında kalıcı bozukluklar görülebilmektedir” dedi.</p>
<p><b>“Mevsim geçişlerinde girip salgını artıyor”</b></p>
<p>Mevsim geçişlerinde girip salgınının arttığını vurgulayan Prof. Dr. Oğuz Reşat Sipahi, “Polikliniklerde kesin tanılı influenza vakaları görülmeye başlandı ancak yoğun bakımlarda henüz influenza tanılı hastaya rastlamadık. Önümüzdeki 2–2,5 aylık süreçte, özellikle yılbaşı döneminin etkisiyle grip vakalarında ciddi bir artış bekliyoruz. Toplumun, hem bireysel hem de toplumsal olarak alınacak önlemlere dikkat etmesi gerekiyor” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-sipahi-gripten-korunmada-en-etkili-yontem-asidir-600957">Prof. Dr. Sipahi, &#8220;Gripten korunmada en etkili yöntem aşıdır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni varyant bizi nasıl etkileyecek?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yeni-varyant-bizi-nasil-etkileyecek-599570</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Dec 2025 12:23:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[bizi]]></category>
		<category><![CDATA[etkileyecek]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[H3N2]]></category>
		<category><![CDATA[influenza]]></category>
		<category><![CDATA[İnfluenza A]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Selim Badur]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[varyant]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599570</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde alarma yol açan ve ülkemizde de görülen H3N2 grip virüsünün Türkiye’de nasıl ve ne kadar etkili olacağı merak ediliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-varyant-bizi-nasil-etkileyecek-599570">Yeni varyant bizi nasıl etkileyecek?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span>Dünya genelinde alarma yol açan ve ülkemizde de görülen H3N2 grip virüsünün Türkiye’de nasıl ve ne kadar etkili olacağı merak ediliyor. İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Badur, gündemdeki H3N2 virüsünün yeni değil ancak değişime uğramış bir virüs olduğunu söyledi. Klasik gribe göre daha hızlı yayılabilen yeni varyantın, bazı risk gruplarında daha ağır semptomlara yol açabileceği uyarısında bulunan Prof. Dr. Selim Badur, mevcut aşıların özellikle risk grubundakiler için yeni varyanta karşı koruyuculuğu olduğunu belirtti.</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Badur, gündemdeki H3N2 varyantının yeni bir virüs olmadığını, değişime uğramış bir virüs olduğunu söyledi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Pandemiye neden olan tek virüs: İnfluenza A</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>İnsanlarda pandemiye neden olduğu bilinen tek İnfluenza türünün İnfluenza A virüsü olduğunu kaydeden Prof. Dr. Selim Badur, “İnfluenza A, köken aldığı kuşlardan ve domuzlardan insanlara geçip, viral evrim yoluyla konağa uyum sağlayarak 1918 “İspanyol gribi” ve 2009 “Domuz gribi” gibi yakın tarihimizde de küresel pandemilere yol açmıştır. Son yıllarda İnfluenza A H5 ve H7 alt tipleri gibi insanda yüksek mortaliteye (Yüzde 30–50) neden olan kuş gribi virüsleri ile yüzlerce vaka bildirilmiş ancak yayılım olmamıştır. İnfluenza H5N1 virüsü, Ocak 2025’ten itibaren kümes hayvanları ve memeli türlerinde küresel olarak dolaşmaya başlamıştır. Ancak bu virüsler, henüz insanlarda sürekli bir infeksiyon zinciri oluşturmamıştır” dedi. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>H3N2 yeni bir virüs değil</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Pandemi riski taşıyan ve kanatlılardan bulaşma potansiyeli bulunan bu tür etkenler dışında, özellikle H1N1 ve H3N2 tiplerinin mevsimsel gribe neden olduğunu belirten Prof. Dr. Selim Badur, “Bu tipler, insanlar dışında, domuzlar, atlar, kediler, köpekler, maymunlar, kümes hayvanları ve yabani kuşlar dahil olmak üzere birçok türü infekte edebilmektedir. H3N2 virüsü yeni bir virüs değildir; bilinen ve yıllardır dolaşımda olan İnfluenza A/H3N2 virüsünün, etkenin bilinen ‘kolaylıkla mutasyona uğrama’ özelliğinden dolayı, sıklıkla değişime uğraması şaşırtıcı değildir. Gündemdeki H3N2 varyantının yeni bir virüs olmadığını, ancak değişime uğramış bildik bir virüs olduğunu söyleyebiliriz” diye konuştu.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>İnfluenza sezonu, bu yıl birkaç hafta erken başladı</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Japonya ve İngiltere&#8217;de artan vakalarla ilişkilendirilen bu H3N2 varyantnın tüm kıtalarda tespit edildiğini kaydeden </span></span></span><span><span>Prof. Dr. Selim Badur, “Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC) 20 Kasım’da yaptığı güncellemede, İnfluenza sezonunun, bu yıl önceki yıllara göre birkaç hafta daha erken başladığını ve son haftalardaki yükselişin esas nedeninin de İnfluenza A/H3N2 virüsleri olduğunu belirtmiştir. COVID-19 pandemisinin ardından uzun bir süre çok az genetik veya antijenik değişim gösteren İnfluenza A/H3N2 virüsleri, kuzey yarımkürenin 2024–2025 İnfluenza sezonunda yeniden önemli biçimde evrimleşmeye başlamıştır” dedi. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Klasik gribe göre daha hızlı yayılabiliyor</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Yeni varyantın artık küresel çapta dolaşımda olduğunu kaydeden Prof. Dr. Selim Badur, “Yeni ortaya çıkan A/H3N2 subklad K, artık küresel çapta dolaşımda olup 2025 Mayıs–Kasım döneminde, Avrupa’nın birçok ülkesinde hızla yayılım göstermiştir. </span></span><span><span><span>Klasik gribe göre daha hızlı yayılabilen ve bazı risk gruplarında daha ağır semptomlara yol açabilen bir virüs söz konusudur. Bu salgının normal grip virüsüne göre, daha hızlı yayılarak daha fazla kişiyi hastalandıracağına dair öngörüler bulunmaktadır. Henüz ağır bir hastalık tablosuna yol açtığı konusunda bilgi bulunmamaktadır ancak bulaşma hızının arttığı yönünde bulgular söz konusu olduğundan dikkatle izlenmesi gereken bir virüs ile karşı karşıya olduğumuzu; ancak bugün için etkenin pandemi oluşturacak tipte bir yayılım göstermediğini söyleyebiliriz” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Mevcut aşıların koruyuculuğu var mı?</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Mevcut aşıların özellikle risk grubundakiler için yeni varyanta karşı koruyuculuğu olduğunu belirten Prof. Dr. Selim Badur, “</span></span></span><span><span>İnfluenza A (H3N2) subklad K, aşı referans suşu ile karşılaştırıldığında hemaglütinin geninde K2N, T135K, S144N (+CHO), N158D, I160K, Q173R, K189R, T328A ve S378N değişikliklerini barındırmaktadır<b>. </b>Ancak şu ana kadar gerçek aşı etkinlik verilerinin sınırlı olması nedeniyle mevcut İnfluenza aşısının antijenik olarak uyumsuz varyantlara karşı da çapraz koruma sağlayabilmesi beklenmektedir ve özellikle ağır İnfluenza komplikasyonları açısından yüksek risk altındaki bireyler için kritik bir halk sağlığı aracı olmaya devam etmektedir” dedi. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Virüsün aşıdan tamamen kaçması mümkün değil</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezinin (ECDC), genel nüfus için riski orta düzey olarak belirtirken, ciddi hastalığa yakalanma olasılığı daha yüksek olan kişiler için (özellikle 65 yaş üstü, başka hastalıkları olan, hamile kadınlar veya bağışıklık sistemi zayıf olanlar) riski daha yüksek olarak değerlendirdiğini kaydeden Prof. Dr. Selim Badur, “Grip virüsü yapısında gerçekleşen değişiklikler nedeniyle kısmen bağışıklık sistemimizden kaçabilmektedir. </span><span><span>Ancak, mevcut grip aşıları, etkinlikleri bir miktar azalmış olsa da bu yeni tip için de koruma sağlayacaktır. Söz konusu değişimlere uğrayan virüsün aşıdan tamamen kaçması mümkün değildir” dedi.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Şiddetli titreme ve yüksek ateş görülüyor</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İnsanların dolaşımdaki yeni varyant ile daha önce karşılaşmadıkları için virüsün hızla ve kolayca yayılması beklenen bir durum olduğunu belirten </span></span><span>Prof. Dr. Selim Badur, “<span>Grip virüsleri sürekli mutasyona uğramaktadır ve minör farklılaşmalar sıklıkla görülür. Ancak bazen bugün söz konusu olduğu gibi, daha yoğun farklılaşmalar olabilir. Nitekim bugün dolaşımdaki H3N2 mevsimsel grip virüsünde dokuz mutasyon ortaya çıkmıştır ve bu nedenle mutasyona uğramış virüsün görülme oranında ‘hızlı bir artış’ yaşanması doğaldır. İnsanların bağışık olmamaları nedeniyle bu virüsün neredeyse kesin olarak tüm dünyaya yayılacağını düşünmek şaşırtıcı olmaz. </span>Klinik bulgular açısından, yeni varyantın yol açtığı enfeksiyonlarda şiddetli titreme sık görülmektedir; ayrıca genel grip belirtilerine uyumlu olarak yüksek ateş (39-40 dereceye kadar), şiddetli kas ve eklem ağrısı, kuru, boğulacak gibi bir öksürük söz konusudur. Bu sene dikkat çeken bir bulgu, sık olmasa da hastalarda ishal ve bulantı şikayetlerinin bulunmasıdır” uyarısında bulundu.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><b><span><span>Soğuk algınlığı mı, grip mi yoksa COVID-19 mu?</span></span></b></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Soğuk algınlığı, grip ve COVID-19&#8217;un belirtilerinin büyük ölçüde örtüştüğümü, yine de bazı ipuçlarının ayırıcı tanıda yardımcı olabileceğini kaydeden </span></span><span>Prof. Dr. Selim Badur, “<span>Soğuk algınlığı genellikle yavaş başlar; burun ve boğaz arkasını etkiler. Grip çoğunlukla aniden başlar ve eklem ve kas ağrısı, ateş ve halsizlik daha belirgindir. COVID-19 ise grip benzeri belirtiler göstermenin yanı sıra, koku veya tat kaybı ayırt edici bir işarettir. Ayrıca ‘jilet gibi kesici duygu uyandıran’ bir boğaz ağrısı ve ishal de sık görülür” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Ülkemizde, ilk ara tatilden sonra (17 Kasım) okulların açılması döneminde virüsün görülme sıklığının arttığını belirten Prof. Dr. Selim Badur, “Klasik yayılma özelliği nedeniyle önce çocuklar arasında başlayan yayılım, daha sonra erişkin yaş grubuna sıçramıştır. Bugün için İstanbul’da, çeşitli sağlık kurumlarının verilerine göre, test edilen hastaların yaklaşık yüzde 90’ının grip olduğu saptanmıştır. Hastalık erişkinlerde de çocuklardaki gibi ağır seyretmektedir ve acil servislere başvurular grip nedeniyle giderek artmaktadır” uyarısında bulundu. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Alınması gereken önlemler nelerdir?</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Prof. Dr. Selim Badur, alınması gereken önlemlere ilişkin de şunları söyledi:</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>-İnfluenza aşılaması için hedef grupları şöyle sıralayabiliriz: Sağlık çalışanları, çocuklar ve özellikle de ağır hastalık açısından yüksek risk grubu mensupları (65 yaş üstü kişiler, altta yatan metabolik, pulmoner, kardiyovasküler, nöromüsküler ve diğer kronik hastalığı olanlar, gebeler veya bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler, uzun süreli bakım tesisleri gibi kapalı ortamlarda yaşayanlar) gecikmeden aşılanmalıdır. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>-Yüksek risk grubundaki bireylerde komplikasyon ve hastalık ilerleme riskini azaltmak için, etkilenen kişilerin erken dönemde (ilk 48 saat içinde) antiviral tedavisine başlanmalıdır. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>-Uzun süreli bakım tesisleri gibi kapalı ortamlarda tespit edilen salgınlarda aşılama durumuna bakılmaksızın antiviral profilaksi planlanmalıdır. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>-Sağlık kurumları, İnfluenza sezonunda sağlık sistemi üzerindeki baskıyı azaltmak için hazırlık planlarını gözden geçirmeli, enfeksiyon önleme ve kontrol uygulamalarını güçlendirmelidir. Semptomatik hastaların erken tanısı ve izolasyonu, solunum yolu virüslerinin dolaşımda arttığı dönemlerde personel ve ziyaretçilere maske kullandırılmalı, solunum yolu semptomları gösteren sağlık çalışanları derhal test edilmeli, gerektiğinde antiviral tedavi verilmeli ve mümkünse semptomları iyileşene kadar istirahat verilerek izolasyonu sağlanmalı, el hijyeni, düzenli çevre temizliği ve kapalı alanların havalandırılmasına özen gösterilmelidir. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>-Bulaşmanın nasıl azaltılabileceği (aşılanma, el hijyeni, öksürürken veya hapşırırken ağız ve burnu kapatma, hastayken evde kalma ve kapalı alanları havalandırma) ve ağır hastalığın etkileri konusunda halka yönelik net mesajlar içeren kamu spotları oluşturulmalıdır. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>-Risk değerlendirmesi ve uygun yanıt stratejilerinin belirlenmesi için zamanında yapılan İnfluenza virüsü dizilemesi ve aşı etkinliği izlemesi de dahil olmak üzere sürveyans (izlem) çalışmaları güçlendirilmelidir. </span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-varyant-bizi-nasil-etkileyecek-599570">Yeni varyant bizi nasıl etkileyecek?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Denizli’de HPV Aşısı Programına Kayıtlar Başladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/denizlide-hpv-asisi-programina-kayitlar-basladi-595459</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Nov 2025 04:29:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[aşısı]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[başladı]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[denizli]]></category>
		<category><![CDATA[hpv]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kayıtlar]]></category>
		<category><![CDATA[programına]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595459</guid>

					<description><![CDATA[<p>Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin, çağımızın amansız hastalıklarından kanserle mücadeleye önemli katkı sağlayacak ücretsiz HPV aşısı programına başvurular başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/denizlide-hpv-asisi-programina-kayitlar-basladi-595459">Denizli’de HPV Aşısı Programına Kayıtlar Başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu’nun talimatıyla ekonomik sıkıntılar nedeniyle sağlık hizmetlerine erişmekte zorluk çeken ailelere yönelik hayata geçirilen ücretsiz HPV aşısı müracaatları başladı. ,</p>
<p>Birçok kanser türüne karşı koruyucu özelliği bulunan ancak Sağlık Bakanlığının rutin aşı takvimi içinde yer almayan HPV aşısı için müracaatlar online yapılıyor. https://apps.denizli.bel.tr/hpvasisidestegi/ ve https://denizli.bel.tr/basvurular adreslerinden alınmaya başlayan müracaatlar 31 Aralık 2025’te sona erecek.</p>
<p>Başvuruların ardından gerekli şartları taşıyan; Dünya Sağlık Örgütü önerilerine göre, 9-14 yaşındaki kız ve erkek çocuklarına 0 ve 6. ayda uygulanmak üzere 2 doz, 15-30 yaş aralığındaki kadın ve kız çocuklarına 0, 2 ve 6. ayda uygulanmak üzere 3 doz, 15-21 yaş aralığındaki erkeklere ve erkek çocuklarına 0, 2 ve 6. ayda uygulanmak üzere 3 doz dokuz valanlı ücretsiz HPV aşısı yapılacak.</p>
<p><strong>“SAĞLIK HİZMETLERİNE ULAŞMAK AYRICALIK DEĞİL TEMEL BİR HAKTIR”</strong></p>
<p>Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu birçok kanser türüne karşı önleyiciliği bulunan HPV’nin yüksek maliyetli bir aşı olduğunu belirtti.</p>
<p>Maddi durumu iyi olmayan vatandaşlara yönelik sunulan söz konusu projenin sosyal sorumluluk gereği olduğunu vurgulayan Başkan Çavuşoğlu, “Yüksek maliyeti nedeniyle ihtiyaç sahibi ailelerimizin erişmekte zorlandığı bu kanser önleyici aşıyı ücretsiz sağlayarak, koruyucu halk sağlığı alanında da önemli bir boşluğu dolduracağız. Sağlık hizmetlerine ulaşmak ayrıcalık değil temel bir haktır. Örnek projemizle insanlarımızın huzurlu, sağlıklı ve mutlu bir hayat sürmesine katkı koymaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>HPV NEDİR, NEDEN ÖNEMLİDİR?</strong></p>
<p>Human Papilloma Virüs ( HPV ) Aşısı: İnsanlarda genital siğil, prekanseröz genital lezyonlar (servikal, vajinal, vulvar, anal), serviks kanseri, vajinal kanser, vulvar kanser, anal kanser, penil kanser, baş boyun kanserleri ve rekürren respiratuar papillomatozisin en önemli sebeplerinden olan HPV&#8217;ye karşı geliştirilen aşı anti-kanser as¸ılardan biri olması açısından oldukça önemlidir.</p>
<p>Henüz Türkiye’de rutin as¸ı uygulamaları içerisinde yer almayan aşı ücrete tabi olarak eczanelerden temin edilebilmektedir. Kadınların yüzde 80&#8217;i yaşamlarının bir noktasında en az bir HPV türüne maruz kalır. HPV virüsünün en yaygın belirtisi özellikle genital bölge başta olmak üzere, el, ayak, ağız, boğazda ortaya çıkan siğillerdir.</p>
<p>HPV aşısı, bilimsel olarak kanıtlanmış, güvenli ve etkili bir koruyucu sağlık önlemidir. Özellikle 9-14 yaş arasında uygulandığında en yüksek koruma sağlar. Kız çocukları kadar erkek çocuklarının da aşılanması önerilir. Aşı, virüsle karşılaşmadan önce bağışıklık sistemini güçlendirerek koruma sağlar. Rahim ağzı kanseri başta olmak üzere HPV kaynaklı birçok kanser türüne karşı koruyucudur.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/denizlide-hpv-asisi-programina-kayitlar-basladi-595459">Denizli’de HPV Aşısı Programına Kayıtlar Başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rotavirüsten korumanın 5 temel kuralı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/rotavirusten-korumanin-5-temel-kurali-595160</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Nov 2025 08:39:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[gerekir]]></category>
		<category><![CDATA[hijyen]]></category>
		<category><![CDATA[ishal]]></category>
		<category><![CDATA[korumanın]]></category>
		<category><![CDATA[kuralı]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[Rotavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[rotavirüsten]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[temel]]></category>
		<category><![CDATA[temiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595160</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sonbahar ve kış mevsiminde havaların soğuması ve kapalı alanlarda geçirilen sürenin artması enfeksiyonların hızla ve kolaylıkla yaygınlaşmasına neden oluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/rotavirusten-korumanin-5-temel-kurali-595160">Rotavirüsten korumanın 5 temel kuralı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sonbahar ve kış mevsiminde havaların soğuması ve kapalı alanlarda geçirilen sürenin artması enfeksiyonların hızla ve kolaylıkla yaygınlaşmasına neden oluyor. Dünya genelinde özellikle 5 yaş altındaki çocuklarda yaygın görülen rotavirüs de o enfeksiyonlar arasında ilk sıralarda yer alıyor. <strong>Altunizade Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ekin Pasinlioğlu</strong> özellikle Aralık-Ocak aylarında yoğunlaşan rotavirüsün, her yıl 25 milyon çocuğu etkilediğini,  215 binden fazla çocuğun da hayatını kaybetmesine neden olduğunu belirterek, bu nedenle önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu vurguluyor.</p>
<p>Rotavirüsün kuluçka süresinin yaklaşık iki-dört gün olduğunu, sonrasında ateş ve kusma, ardından günde 10’a kadar çıkabilen ishal, karın ağrısı ve halsizlik gibi şikayetlere yol açtığını  belirten Dr. Pasinlioğlu “Genel olarak her çocuk 5 yaşına gelene kadar en az bir kez rotavirüs enfeksiyonu geçirir. Rotavirüse karşı özel bir antiviral ilaç yoktur. Tedavinin temel amacı, kaybedilen sıvıyı yerine koymaktır. Aileler doktora başvurmak yerine ‘geçer diye beklemek’ ya da gelişigüzel antibiyotik ve ishal kesici ilaç kullanmak gibi hatalara çok sık düşüyorlar. Oysa zaman kaybetmeden mutlaka doktora başvurmak gerekir” diyor.</p>
<p>Dr. Ekin Pasinlioğlu çocukları rotavirüsten korumamada ihmale gelmez 5 önemli kuralı ve en sık yapılan hataları anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>
<p><strong>Aşısını zamanında yaptırın</strong></p>
<p>Rotavirüsten korunmanın en güçlü ve etkili yolunun rotavirüs aşısı olduğunu belirten Dr. Pasinlioğlu şöyle konuşuyor: “Rotavirüse karşı ağızdan uygulanan iki tip aşı vardır. Her ikisi de canlı aşıdır ve etkinlik açısından birbirlerine üstünlükleri yoktur. Aşıya altıncı haftadan itibaren başlanabilir. İlk dozun 14 hafta 6 günden önce yapılması gerekir. Son doz bebek 8 ayı doldurmadan tamamlanmalıdır. Hangi aşıyla başlandıysa o aşı serisine aynı marka ile devam edilmelidir. İlk dozun marka bilgisi bilinmiyorsa 3 dozluk şema uygulanır. Rotavirüs aşısı devlet takviminde bulunmasa da, hekim önerisiyle yapılan aşılama, çocukların hastalığı daha hafif geçirmesine ve ağır sıvı kaybı riskinin azalmasına yardımcı olur.”</p>
<p><strong>El hijyenine dikkat edin</strong></p>
<p>Rotavirüs kirli su ve gıdalar, dışkı ile temas etmiş eller, yüzeyler, oyuncaklar ve kişiden kişiye temas yoluyla çok kolay bulaşır. Özellikle tuvaletin ardından, bez değiştirdikten sonra ve dışarıdan eve gelince mutlaka sabunla en az 20 saniye el yıkamak gerekir. Bez değiştirirken eldiven kullanılması faydalıdır. Kreş gibi kalabalık ortamlarda hijyene dikkat edilmesi ve yüzeylerin iyi temizlenmesi bulaş riskini azaltmada önemlidir. Unutmayın, küçük çocukların ellerini temiz tutmak büyüklerin elindedir!</p>
<p><strong>Oyuncakları ve ortak yüzeyleri sık sık temizleyin</strong></p>
<p>Rotavirüs yüzeylerde saatlerce, hatta bazen günlerce canlı kalabilir. Bebekler oyuncakları ağızlarına götürebildiği için özellikle oyuncakların, mama sandalyesinin tepsisinin, kapı kollarının ve ortak dokunulan yerlerin düzenli olarak temizlenmesi çok önemlidir. </p>
<p><strong>Yiyecek ve içme suyunda hijyene dikkat edin</strong></p>
<p>Biberonlar, emzikler ve mama hazırlanan kaplar hijyen açısından büyük önem taşır. Hazırlanan mamalarla temiz su kullanılması, biberonların düzenli sterilize edilmesi ve yiyeceklerin hijyenik koşullarda yıkanıp saklanması enfeksiyon riskini azaltır. Dışarıda ise çocuğun sadece kendi bardağının kullanılmasına özen gösterilmelidir.</p>
<p><strong>Hasta kişilerle teması sınırlayın</strong></p>
<p>Rotavirüs özellikle çocuklar arasında çok kolay ve çok hızlı bulaşıp yayılabilen bir enfeksiyondur. Çevrede ishal veya kusma şikayeti olan kişiler varsa temasın mümkün olduğunca azaltılması gerekir.</p>
<p><strong>xxxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Dikkat! Bu hatalara çok sık düşülüyor!</strong></p>
<p>Rotavirüse karşı özel bir antiviral ilaç olmadığını, tedavide en kritik noktanın, sıvı kaybını   zamanında yerine koymak olduğunu belirten Dr. Pasinlioğlu şöyle konuşuyor: “Öncelikle bu bir virüs olduğu için antibiyotik etkisizdir, yalnızca uzun hastane yatışlarında ikincil enfeksiyonu önlemek amacıyla kullanılabilir. O nedenle ebeveynler gelişigüzel antibiyotik başlamamalıdır. Kusma ilaçları sadece hastane koşullarında ve doktor gözetiminde kullanılmalıdır. İshal kesiciler bağırsak hareketlerini yavaşlatarak durumu kötüleştirebileceği için kaçınılmalıdır. Ateş, kusma, ishal ve karın ağrısı gibi şikayetler başladığında en kısa sürede doktora başvurulması gerekir ancak ne yazık ki en sık karşılaştığımız problem, ailelerin hastaneye geç başvuru yapması, öncesinde ise bu tür fayda yerine aslında daha zarar veren uygulamalara yönelmeleri oluyor.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/rotavirusten-korumanin-5-temel-kurali-595160">Rotavirüsten korumanın 5 temel kuralı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Influenza son günlerde hızla artıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/influenza-son-gunlerde-hizla-artiyor-592758</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Nov 2025 08:45:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artıyor]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[aşısı]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[günlerde]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[Her Yıl]]></category>
		<category><![CDATA[hızla]]></category>
		<category><![CDATA[influenza]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[son]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592758</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son günlerde görülme sıklığı artan hızla influenza (grip), her yıl dünya genelinde binlerce kişinin ölümüne neden oluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/influenza-son-gunlerde-hizla-artiyor-592758">Influenza son günlerde hızla artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son günlerde görülme sıklığı artan hızla influenza (grip), her yıl dünya genelinde binlerce kişinin ölümüne neden oluyor. <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Cemal Üstün</strong>, influenzanın yüksek ateş, boğaz ve baş ağrısı, burun akıntısı, kas-eklem ağrısı, halsizlik ve öksürükle seyreden bir solunum yolu hastalığı olduğunu belirterek “Oysa influenza başta olmak üzere enfeksiyon hastalıklarının önemli bir kısmı aşılama ile önlenebilir. İnfluenzaya bağlı ölümler çoğunlukla 5 yaş altı ve 65 yaş üstü kişiler ile hamileler ve kronik hastalığı olanlardan oluşmaktadır. İnfluenza virüsü zatürreye yol açabilirken, kalp ve beyin enfeksiyonlarına da zemin hazırlayarak sakatlığa hatta ölüme neden olmaktadır. Bu nedenle her yıl grip aşısının yaptırılması büyük önem taşımaktadır” diyor. Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Cemal Üstün, toplumda grip aşısı hakkında doğru bilinen 7 yanlışı sıraladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Influenza için aşıya gerek yoktur çünkü ciddi bir hastalık değildir: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Influenza (grip) ölümle sonuçlanan ciddi hastalıklara ve ölüme yol açabilen bir hastalıktır. Dünya genelinde her yıl milyonlarca kişiyi etkilemekte ve 300 bin-650 bin arası kişinin ölümüne neden olmaktadır. Bu hastalığa bağlı, ölüm dışı gelişen sakatlık ve insan iş gücü kaybı ise çok daha fazladır. Influenzaya bağlı ölümlerin çoğu 5 yaş altı ve 65 yaş üstü kişiler ile hamileler ve kronik hastalığı olanlardan (diyabet, kanser, obezite, kalp- damar hastalığı vb) oluşmaktadır. </p>
<ul>
<li><strong>“Aşılandım ama yine grip oldum.” Aşı enfeksiyonlardan korumaz: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Her yıl, bir önceki yılda görülen influenza virüsünden elde edilen cansız aşı (öldürülmüş virüs aşısı) uygulanmakta ve yüzde 80’lere kadar koruyuculuk sağlamaktadır.</p>
<p>Aşı sonrası grip benzeri hastalık belirtileri olabilir. Bu durum bağışıklık sisteminin virüse karşı çalıştığının göstergesidir. Ayrıca influenza aşısı sadece influenza virüsüne bağlı en sık görülen mevsimsel gribi engeller. Diğer virüslerle oluşan solunum yolu hastalıklarını etkilemez ki bu hastalıklar daha nadir görülür. </p>
<ul>
<li><strong>Aşının ciddi yan etkileri vardır: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Aşı, hafif grip bulguları ile seyreden belirtilere nadiren neden olabilir. Bu iki-üç gün süren nadir bir durumdur. İnfluenza aşısı cansız aşı olduğundan aşı ile ilgili yan etkiler çok düşük ve önemsizdir. Yan etkiler hastaların ortalama yüzde 3-5’inde görülmektedir. Başlıca yan etkiler; grip benzeri hafif hastalık (kas ağrısı, halsizlik), aşı yapılan yerde ağrı, kızarıklık ve hafif ateştir.</p>
<ul>
<li><strong>Influenza aşısı hamilelikte yapılmaz: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Hamilelikte tüm cansız (inaktif) virüs aşıları güvenle uygulanabilir. Hamilelikte bağışıklık sistemi zayıfladığı için, anne adayları enfeksiyonlara karşı daha hassas hale gelir. Bu nedenle hem anne adayının hem de bebeğin sağlığını korumak açısından grip aşısı yaptırmak elzemdir. Özellikle gebeliğin ikinci ya da son üç aylık dönemlerinde olan anne adaylarının grip aşılarını doktor önerisiyle yaptırmaları, olası komplikasyonların önlenmesi açısından son derece önemlidir. Aşı yalnızca anne adayını değil, doğumdan sonra ilk aylarda bebeği de koruyucu bir bağışıklık sağlar.</p>
<ul>
<li><strong>Geçen yıl aşılandım, bu yıl gerek yok: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Influenza virüsü her yıl yapısını değiştirmekte ve bağışıklık sisteminden kaçmaktadır. Bu nedenle her yıl, bir önceki yıl sık görülen virüs tiplerine göre yeni aşı geliştirilmektedir. Her yıl influenza aşısı yapılmalıdır. Aşı yapıldıktan 7-15 gün sonra etkinliği başlar ve etkinliğinin yüksek olduğu dönem üç aydır. Üç aydan sonra etkinliği önemli derecede düşer. Bu nedenle ülkemizde aşıyı Kasım ayı başında veya ortasında yapmak etkinliği açısından daha faydalıdır.</p>
<ul>
<li><strong>Sağlıklı kişilerin aşıya ihtiyacı yoktur: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Sağlıklı kişiler de risk grubundakilere göre daha az olmakla birlikte hastalığı şiddetli geçirebilir. Çünkü grip virüsü her yıl değişim gösterir ve bağışıklık sistemi bu yeni virüslere karşı savunmasız kalabilir. Kişi genel olarak sağlıklı olsa bile, virüs bulaştığında ciddi hastalık tablosu gelişebilir veya çevresinde risk grubundaki bireylere hastalığı bulaştırabilir. Bu nedenle grip aşısı, sadece kronik hastalığı olanlar için değil, toplum genelinde bulaş zincirini kırmak için de önemlidir.  </p>
<ul>
<li><strong>Aşılar zararlı maddeler içerir: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanan tüm aşılar güveli olup, insan sağlığına zarar veren maddeler içermezler. İnfluenza aşıları da yıllardır milyonlarca kişiye her yıl güvenle uygulanmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü her yıl influenza mevsimi öncesinde özellikle risk grubundaki bireylerin aşılanmasını önermektedir. Bu aşılar ciddi hastalık, hastaneye yatış ve ölüm riskini azaltarak toplum sağlığının korunmasında önemli bir rol oynar.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/influenza-son-gunlerde-hizla-artiyor-592758">Influenza son günlerde hızla artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HPV&#8217;den korunmada aşılamanın önemi büyük</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hpvden-korunmada-asilamanin-onemi-buyuk-592321</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Nov 2025 14:09:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[aşılamanın]]></category>
		<category><![CDATA[Belirterek]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[hpv]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[korunmada]]></category>
		<category><![CDATA[önemi]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592321</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen Human Papilloma Virus (HPV) Paneli’nde  HPV virüsü, virüsten korunma yöntemleri ve aşılamanın önemi vurgulandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hpvden-korunmada-asilamanin-onemi-buyuk-592321">HPV&#8217;den korunmada aşılamanın önemi büyük</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen Human Papilloma Virus (HPV) Paneli’nde  HPV virüsü, virüsten korunma yöntemleri ve aşılamanın önemi vurgulandı. HPV’nin en sık bulaşan enfeksiyonlardan biri olduğunu belirten İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman Engin Akhan, HPV aşısının önemine dikkat çekti. Prof. Dr. Süleyman Engin Akhan, dünyanın pek çok ülkesinde HPV aşısının uygulandığını belirterek özellikle ergenlerde uygulanan aşının koruyuculuğunun yüzde 100 olduğunu söyledi. <br />Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafıından “Bilimsel Etkinlikler Serisi 2025-2026” kapsamnında düzenlenen Human Papilloma Virus (HPV) Paneli’nde uzmanlar tarafından HPV enfeksiyonları, aşılama ve alınacak önlemler tartışıldı. <br />Dr. Ralph A. DeFronzo Oditoryumu’nda gerçekleştirilen panelin açılış konuşmasını yapan İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Badur, Human Papilloma Virus (HPV) konusunun oldukça önemli bir konu olduğunu belirterek virüsün sadece ilginç bir virüs olarak değil pratik açıdan da büyük bir öneme sahip olduğunu söyledi. <br />Prof. Dr. Selim Badur: “HPV aşısı 148 ülkenin aşı takviminde yer alıyor”<br />Ülkemizde zaman zaman HPV aşısının ücretsiz uygulanmasının gündeme geldiğini ancak bazı önyargılar nedeniyle uygulamanın hayata geçirilmediğini belirten Prof. Dr. Selim Badur, “Ama ilginçtir Ortadoğu coğrafyasında Suudi Arabistan başta olmak üzere birçok ülke rutin olarak yıllardan beri bu aşıyı kullanmaktadır. Yılda yaklaşık 350 bin kadar servikal kanser ölümü oluyor. 2025 başından itibaren 148 ülkenin ulusal aşı takviminde yer almakta. Bu aşı işe yarıyor mu? Evet yarıyor. Servikal kanserin çok ciddi oranlarda düştüğünü gösteren Avustralya ve İngiltere verileri var. Bugün biz burada ülkemiz için HPV virüsünün ne kadar önemli olduğuna bakacağız. Türkiye’deki tipler ve aşının önemini, özel bir konu olarak infertiliteyi ve patolojik olarak özelliklerini dinleyeceğiz” dedi.<br />Prof. Dr. Süleyman Engin Akhan: “400’den fazla HPV tipi bulunuyor”<br />İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman Engin Akhan, “HPV İnfeksiyonları ve Aşısı Genel Durum” başlıklı konuşmasında HPV’nin en sık bulaşan hastalıklardan olduğunu belirterek “HPV çok tartışılan bir konudur. Sanki çok rutinmiş gibi anlatılır ama sürekli olarak değişir. Çeşitli kongrelerde de her yıl bilgiler yenilenir. Bugün 400’den fazla HPV tipi olduğu biliniyor. 41 tane anogenital (vulva, penis, anüs) HPV virüsü var. Bunlar tropizm gösteriyor yani elinizdeki siğille genital bölgede çıkan siğil birbirinden tamamen farklı” dedi. <br />HPV enfeksiyonlarının tüm kanserlerin yaklaşık yüzde 5’inin nedeni olduğunu kaydeden Prof. Dr. Süleyman Engin Akhan, “Dünyada en sık cinsel temasla bulaşan hastalıktır. Cinsel aktif bireylerin yüzde 80’inde görülür. Serviks kanserleri dışında anogenital kanserler ve Orofaringeal (baş ve boyun kanseri) kanserlerinin de önemli bir nedenidir” dedi.<br />Ergen evliliği HPV riskini artırıyor<br />18 yaş altı ergen evliliklerinde serviks kanseri riskinin arttığını belirten Prof. Dr. Murat Berkkanoğlu, ilk ilişki yaşının servikal neoplaziler için ciddi bir risk faktörü olduğunu kaydederek “Bir kız çocuğu adet gördükten sonraki bir yıl içinde cinsel aktif olursa serviks kanseri olma riski 26 kat artar” uyarısında bulundu.<br />Genital siğillere dikkat!<br />HPV’den korunmada aşılamanın önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Süleyman Engin Akhan, genital siğillerin kanatılmaması gerektiğini vurgulayarak “Siğiliniz varsa ve siz o bölgedeki tüylerinizi alıyorsanız buradaki virüsü alıp bazal membrana ekmiş oluyorsunuz. Bir kadının ya da erkeğin siğili varsa en az 6 ay ideali bir yıl tüylerini almaması gerekir. Siğilleri hasarladığınız zaman virüsleri bazal membrana itiyorsunuz ve sonra bunlar daha fazla çıkıyor. Siğilleri kanatırsanız ortalama iki yıl içinde yüzde 30 kadar nüks olacağını görürsünüz. Geçmemesinin sebebi budur. Genital siğilden korunmak ya da tekrarını önlemek için birincisi aşılanacaksınız, ikincisi tüylerinizi almayacaksınız, bunlar son derece önemli” diye konuştu.<br />Ergenlerde aşının koruyuculuğu yüzde 100<br />HPV aşısının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Süleyman Engin Akhan, dünyanın pek çok ülkesinde HPV aşısının uygulandığını belirterek özellikle ergenlerde uygulanan aşının koruyuculuğunun yüzde 100 olduğunu söyledi. <br />Prof. Dr. Murat Berkkanoğlu, HPV aşısı ile infertilite ilişkisini araştıran çalışmalara değindi<br />İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Murat Berkkanoğlu “HPV Aşısının İnfertilite Açısından Önemi” başlıklı konuşmasında genital HPV enfeksiyonunun dünya çapında en yaygın cinsel yolla bulaşan viral enfeksiyon olduğunu belirterek üreme çağındaki genel kadın nüfusunda tahmini genel yaygınlık oranının yüzde 10 olduğunu söyledi. HPV enfeksiyonu, HPV aşısı ile infertilite arasındaki ilişkiyi araştıran çalışmalardan örnekler veren Prof. Dr. Murat Berkkanoğlu, aşının infertiliteye yol açtığına ilişkin anlamlı sonuçların bulunmadığını söyledi. Prof. Dr. Murat Berkkanoğlu, “Önümüzde önemli bir hastalık var. Son veriler ve büyük hasta gruplarına baktığımız zaman infertilite ile ilgisi olmadığı gözükmekte. O açıdan değerlendirmek gerekiyor” dedi. <br />Doç. Dr. Gürcan Vural, lezyonların patolojik özelliklerini anlattı<br />İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji Ana Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. Gürcan Vural, “HPV İnfeksiyonu ile Oluşan Hafif Displaziden İnvaziv Kansere Serviks Uteri Lezyonlarının Patolojisi” başlıklı sunumunda HPV virüsünün uzun yıllardır üzerinde çalışılan bir virüs olduğunu belirterek HPV virüsünün yol açtığı lezyonların yapısına ilişkin bilgiler verdi.  Doç. Dr. Gürcan Vural, servikal kanserlerin önlenmesi için düzenli smear testi yapılması, gerektiğinde HPV ve kan testi verilmesi ve mutlaka aşılama yapılması gerektiğinin altını çizdi. </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hpvden-korunmada-asilamanin-onemi-buyuk-592321">HPV&#8217;den korunmada aşılamanın önemi büyük</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üç Aşı ile Vücudunuzu Kışa Hazırlayın!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uc-asi-ile-vucudunuzu-kisa-hazirlayin-591629</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Nov 2025 08:00:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[aşılar]]></category>
		<category><![CDATA[aşısı]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[hazırlayın]]></category>
		<category><![CDATA[kişiler]]></category>
		<category><![CDATA[kışa]]></category>
		<category><![CDATA[Rsv]]></category>
		<category><![CDATA[üç]]></category>
		<category><![CDATA[vücudunuzu]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[zatürre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591629</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış mevsimi yaklaşırken herkesin aklında aynı soru var: “Bu kışı sağlıklı nasıl atlatırım?” Soğuk havalarla birlikte grip, zatürre (pnömoni) ve RSV gibi solunum yolu enfeksiyonlarının görülme sıklığı da artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uc-asi-ile-vucudunuzu-kisa-hazirlayin-591629">Üç Aşı ile Vücudunuzu Kışa Hazırlayın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kış mevsimi yaklaşırken herkesin aklında aynı soru var: “Bu kışı sağlıklı nasıl atlatırım?” Soğuk havalarla birlikte grip, zatürre (pnömoni) ve RSV gibi solunum yolu enfeksiyonlarının görülme sıklığı da artıyor. Uzmanlar, bu dönemde bağışıklık sistemini güçlü tutmanın ve hastalıklardan korunmanın en etkili yolunun aşılanmadan geçtiğini belirtiyor. Grip, RSV ve zatürre aşılarını yaptıran bireyler, hem kendi sağlıklarını koruyor hem de toplumda hastalıkların yayılımının azalmasına katkıda bulunuyor. Memorial Göztepe Hastanesi Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Murat Acat, kış hastalıklarından korunmada aşılanmanın önemini anlattı.</p>
<p><strong>Grip basit bir soğuk algınlığı değil</strong></p>
<p>Grip; yüksek ateş, öksürük, kas ağrısı ve halsizlikle seyreden bulaşıcı bir solunum yolu hastalığıdır. Sıradan soğuk algınlığından farklı olarak zatürre, kalp yetmezliği hatta ölüm gibi ciddi sonuçlara yol açabilir. 65 yaş ve üzerindeki kişiler, çocuklar, hamileler ve astım, KOAH, kalp yetmezliği, kanser, diyabet gibi hastalıkları olanlar bu rahatsızlık açısından özellikle risk altındadır. Grip virüsü her yıl yapısını değiştirdiği için, Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği yeni virüs tiplerine göre aşılar da güncellenmektedir. Bu nedenle her yıl Eylül-Kasım ayları arasında grip aşısının tekrarlanması gerekir. </p>
<p>Aşı, vücudun virüslere karşı antikor üretmesini sağlayarak hastalığın bulaşmasını, ağır seyretmesini ve komplikasyonları önler. Yumurta alerjisine bağlı anafilaksi öyküsü olan kişiler hariç 6 ay üzerindeki çocuklar da dahil her birey grip aşısı yaptırabilir. Aşı özellikle 65 yaş üzeri bireyler, kronik hastalığı olanlar, hamileler, sağlık çalışanları, bağışıklık sistemi zayıf kişiler, bakımevi veya kalabalık ortamlarda yaşayanlar için aşı çok önemlidir. Grip aşıları vücudumuzun virüslere karşı antikor üretmesini sağlar. Hastalığın bulaş riskini azaltmaya yardımcı olur,  ağır geçmesini ya da komplikasyonlarını önlemeyi sağlar.</p>
<p><strong>RSV göründüğünden daha ciddi tablolar yaratabilir</strong></p>
<p>RSV; yani “Respiratuar Sinsityal Virüs”, çoğu kişide hafif bir soğuk algınlığı gibi seyretse de bazı bireylerde ciddi solunum problemlerine yol açabilir. Özellikle 60 yaş üzerindekiler, bebekler ve kronik hastalığı olan bireylerde zatürre, bronşit ve solunum yetmezliği gibi ağır tablolar gelişebilir. RSV’ye karşı geliştirilen aşılar artık ülkemizde de ulaşılabilir durumdadır. Aşılanma ile özellikle 60 yaşın üzerindeki kişiler, kronik hastalığı olan bireyler, 32-36’ıncı gebelik haftaları arasındaki kadınlar koruma sağlayabilirler. Hamilelerin yaptırmış olduğu bu aşı, doğacak bebeklerinin de 6 ay boyunca RSV’ye karşı koruma altında olmasına yardımcı olur.</p>
<p><strong>Zatürre aşısı hayati bir korumadır</strong></p>
<p>Pnömokok bakterileri; zatürre, menenjit, sinüzit ve orta kulak iltihabı gibi ciddi enfeksiyonlara neden olabilir. Bu enfeksiyonlar özellikle yaşlılarda, kronik hastalığı olanlarda ve bağışıklık sistemi zayıf kişilerde ağır seyredebilir. Zatürre yani pnömokok aşısı, sadece zatürre ve menenjiti önlemekle kalmaz, aynı zamanda hastane yatış ve ölüm riskini de azaltır. Ülkemizde üç çeşit zatürre aşısı bulunmaktadır. Yeni geliştirilen aşı, 7 farklı bakteri cinsine karşı da koruyucudur ve yaşam boyu sadece bir kez uygulanır. Daha önce farklı tip pnömokok aşısı yaptıranlar doktorlarına danışarak bu aşıyı olabilirler. </p>
<p><strong>Bağışıklığınızı aşılarla güçlendirin, kışı rahat geçirin!</strong></p>
<p>Yaklaşan kış mevsimiyle en sık olarak karşılaştığımız grip (influenza), zatürre (pnömoni) ve RSV (RespiratuarSinsityal Virüs) enfeksiyonlarıdır. Aslında aşılanma ile bu hastalıklardan korunmak ya da en azından bu hastalıkları ağır geçirmeden atlatmak mümkündür. Grip aşısı önerilen tüm kişilere zatürre aşısının yaptırılması da tavsiye edilir. Herhangi bir sebeple dalak ameliyatı olması gereken kişilerin de zatürre aşısı yaptırmaları gerekmektedir. </p>
<p><strong>Üç aşıyı aynı gün olabilir miyiz?</strong></p>
<p>Grip, RSV ve Prevenar 20 aşılarının üçünü kişi aynı gün yaptırmak istiyorsa, bu üç aşıyı da aynı gün farklı kollardan olabilir. Aşı olunan gün aşı yapılan bölgede hafif ağrı ve kızarıklık olabilir. Yine aynı gün hafif ateş veya yorgunluk gibi yan etkiler yaşanabilir. Ama bu etkiler 1-2 gün içerisinde kendiliğinden geçecektir. Aşılanma ile  hem kendinizi hem de sevdiklerinizi koruyacağınızı düşünün ve bu basit yan etkilerin kaygısına kapılmayın.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uc-asi-ile-vucudunuzu-kisa-hazirlayin-591629">Üç Aşı ile Vücudunuzu Kışa Hazırlayın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Gribin Neden Olduğu 4 Sağlık Sorununa Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-gribin-neden-oldugu-4-saglik-sorununa-dikkat-589599</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Nov 2025 08:35:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[gribin]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[olduğu]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sorunların]]></category>
		<category><![CDATA[sorununa]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=589599</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sonbahar aylarında çocuklar arasında yaygın olarak görülen grip doğru tedavi edilmediğinde önemli sağlık sorunlarına yol açabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-gribin-neden-oldugu-4-saglik-sorununa-dikkat-589599">Çocuklarda Gribin Neden Olduğu 4 Sağlık Sorununa Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sonbahar aylarında çocuklar arasında yaygın olarak görülen grip doğru tedavi edilmediğinde önemli sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Çocuklarda genellikle hafif seyreden viral bir hastalık olan grip; aniden ortaya çıkan ateş, burun akıntısı, boğaz ve kas ağrısı gibi şikayetlerle kendini belli ediyor. Bağışıklık sistemi zayıf olan çocuklarda ise hastalık daha ağır seyredebiliyor. Bu nedenle çocuklardan hastalığın neden olabileceği sorunların oluşmasını engellemek için grip aşısı öneriliyor. Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Samet Özer, çocuklarda grip ve tedavi yöntemleri ile ilgili bilgi verdi. </p>
<p><strong>Bulaşıcılık seviyesi yüksek</strong></p>
<p>Viral bir enfeksiyon olan grip (influenza), akciğerdeki hava yollarını olumsuz yönde etkileyebilen ve bulaşıcılığı yüksek bir hastalıktır. Mevsim geçişlerinde öksürük ile başlar ve yüksek ateş, kırgınlık, eklem ağrıları gibi belirtilerle ortaya çıkar. Havaların soğumasıyla yaygınlaşan grip çocuklarda çoğu zaman bir haftadan kısa bir süre devam eder. Bağışıklığı düşük olan çocuklarda ise tablo daha ağır seyredebilir ve hastaneye yatış gerekebilir. Grip bu çocuklarda akciğer enfeksiyonuna yani zatürreye yol açabilir. </p>
<p><strong>A ve B tipi ağır seyrediyor</strong></p>
<p>A ve B tipi grip virüsleri sonbahar aylarında yaygın hastalıkların nedenidir. Bu iki virüs daha çok insanları etkilemekte ve özellikle kronik hastalığı olan çocukların tedavisinin hastanede yürütülmesi gerekebilmektedir. Grip virüsünün hala günümüzde etkili olmasının en önemli nedeni ise virüslerin sık sık mutasyona uğraması yani değişmesidir. Bu da insanların her yıl yeni bir virüs türü nedeniyle hastalanması anlamına gelir.</p>
<p><strong>Yakın temas bulaş nedeni</strong></p>
<p>Çocuklara grip virüsü, hapşırma veya öksürme sonucu solunum yoluyla bir başkasına geçmektedir. Genellikle virüsün yakın temas nedeniyle okul ve kreş gibi kapalı ortamlarda bulaşıcılığı yüksektir. Çocuktan çocuğa geçen virüs ayrıca kapı kolları, oyuncaklar ve kalem gibi eşyaların yüzeylerinde bulunabilir. Çocuklar enfekte bir kişinin dokunduğu yüzeye temas edip ardından ağzına, burnuna veya gözlerine dokunarak grip virüsünü vücuduna alabilir. Başkalarını enfekte etme riski genellikle hastalığın 5 ya da 7. günü gerçekleşir. Bulaşıcılığın en üst seviyede olduğu dönem belirtiler başlamadan önceki ilk 24 saattir. </p>
<p><strong>Solunum yolu hastalığı gibi başlıyor</strong></p>
<p>Çocuklarda grip bir solunum yolu hastalığı olarak başlar. Zamanla tüm vücudu etkileyen virüs şu belirtilerle ortaya çıkar;</p>
<ul>
<li>39 ile 40 derece arasındaki seyreden yüksek ateş</li>
<li>Şiddeti yüksek vücut ağrısı</li>
<li>Baş ve boğaz ağrısı ile beraber yorgunluk</li>
<li>Burun akıntısı ve burun tıkanıklığıyla beraber başlayan öksürük</li>
<li>Bulantı, kusma ve artan ishal seviyesi</li>
</ul>
<p>Özellikle 5 yaşından küçük, kronik sağlık sorunları olan çocuklarda grip ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Bu çocuklar yüksek risk altında olduğundan, gribi önlemeye yardımcı olmak, gribin beraberinde gelebilecek rahatsızlıklardan onları korumak ve hayati riski azaltmak için mevsimsel grip aşısı uygulanması önemlidir.</p>
<p>Bu yaş grubundaki çocuklarda grip kaynaklı komplikasyonlar ortaya çıkabilir.</p>
<ol>
<li>Zatürre: Akciğerlerin enfeksiyondan etkilenmesi sonucunda tehlikeli bir durum ortaya çıkar.</li>
<li>Dehidratasyon: Vücudun hastalık nedeniyle çok fazla sıvı ve tuz kaybetmesi tabloyu ağırlaştırabilir. </li>
<li>Kalp hastalığı veya astım gibi uzun vadeli sorunların devam etmesi tehlikelidir.</li>
<li>Sinüs sorunları ve kulak enfeksiyonları gibi başka sorunların başlamasına neden olabilmektedir.</li>
</ol>
<p><strong>En iyi korunma yöntemi aşı</strong></p>
<p>Gribin neden olduğu sağlık sorunlarını engellemek için çocukların aşılanması gerekebilir. Çocuklarda gribe karşı en iyi korumayı sağlamak için aşılanma önemlidir. Sonbahar ayları genellikle aşı olmak için uygun zamandır. Aşıyı ilk defa yaptıracak 9 yaş altındaki çocukların iki doz grip aşısına ihtiyacı olabilir. Bu çocuklar için, ikinci dozun ilk dozdan en az dört hafta sonra uygulanması gerekir. Vücudun gribe karşı antikor geliştirmesi aşı uygulandıktan sonra yaklaşık iki hafta olacağından, grip yayılmaya başlamadan önce aşı yaptırmak uygundur. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-gribin-neden-oldugu-4-saglik-sorununa-dikkat-589599">Çocuklarda Gribin Neden Olduğu 4 Sağlık Sorununa Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda bu hastalıklar sık görülüyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-bu-hastaliklar-sik-goruluyor-589314</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Nov 2025 09:42:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[Bağışıklık Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[görülüyor]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[şanlı]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=589314</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sonbaharla birlikte okulların açılması, havaların bir soğuyup bir ısınması ve kapalı alanlarda geçirilen sürenin artması derken, çocuklarda enfeksiyonların ve alerjik hastalıkların sıklığında artış yaşanıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-bu-hastaliklar-sik-goruluyor-589314">Çocuklarda bu hastalıklar sık görülüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sonbaharla birlikte okulların açılması, havaların bir soğuyup bir ısınması ve kapalı alanlarda geçirilen sürenin artması derken, çocuklarda enfeksiyonların ve alerjik hastalıkların sıklığında artış yaşanıyor. <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Manolya Hüma Şanlı</strong> “Zayıflayan bağışıklık sistemi ateş, öksürük, hapşırık, burun akıntısı, bulantı, kusma ve ishal gibi viral ve bakteriyel enfeksiyonlara kolaylıkla davetiye çıkarıyor. Ancak bağışıklık sistemini; günlük yaşantıda alınacak bazı basit önlemlerle güçlendirmek mümkün olabilmektedir” diyor. Dr. Şanlı, çocuklarda bağışıklığı güçlendirmenin 9 etkili yolunu anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Özellikle toplu taşıma araçlarında maske takmak</strong></li>
</ul>
<p>Son dönemde influenza ve covid gibi kış enfeksiyonlarının bulaşma ihtimalinin fazla olduğu toplu taşıma koşullarında öncelikli olacak şekilde düzgün maske kullanımı çok önemlidir. Hijyenik maske kullanımının, üst solunum yolu enfeksiyonlarının bulaş riskini ciddi oranda azalttığı su götürmez bir gerçektir. </p>
<ul>
<li><strong>Yeterli ve kaliteli uyumak</strong></li>
</ul>
<p>Yapılan çalışmalar; saat 22.00-02.00 arasında derin uykuda olmanın, çocuklarda büyüme, gelişme ve bağışıklık sistemi için büyük önem taşıdığını ortaya koymaktadır. Yaşa göre değişmekle birlikte çocuklarda 9-12 saat uyku gerekir. Özellikle karanlıkta, gece uykularında oluşan melatonin, antioksidan özelliği ile vücuttaki bakteri ve toksinlerle savaşır, vücutta doku iyileşme hızını artırır.</p>
<ul>
<li><strong>Bol su içmek</strong></li>
</ul>
<p>Yeterli su tüketimi; zararlı toksinleri vücuttan atarken, cilt, solunum sistemi, mide, bağırsaklar, böbrekler ve kalp-damar sağlığı başta olmak üzere vücudumuzun tüm fonksiyonları için büyük önem taşır. Yetersiz su tüketimi; eklem ağrıları, öksürük, kabızlık, idrar yolu enfeksiyonu, tansiyon düşüklüğü, baş ağrısı ve halsizlik gibi bir çok soruna yol açabilmektedir.  </p>
<ul>
<li><strong>Hijyene dikkat etmek </strong></li>
</ul>
<p>El ve yüz yıkamak, diş fırçalamak, duş almak, ayak hijyenine dikkat etmek çok önemlidir. Özellikle yemek öncesi ve tuvalet sonrası elleri iyice yıkamak enfeksiyonlardan korunmada temel kuraldır. Temiz hava almak ve özellikle sigara dumanından kaçınmak da çocukların bağışıklık sistemi için büyük önem taşımaktadır.  </p>
<ul>
<li><strong>Stresi yönetmeyi öğrenmek</strong></li>
</ul>
<p>Dr. Şanlı “Günümüzde çocuklarda yaygınlaşan aşırı stres, bağışıklık sistemini zayıflatarak enfeksiyonlara kolay yakalanmaya ve iyileşmenin gecikmesine neden olur. Aynı zamanda alerjik hastalıkları artırır, mide ve bağırsak sistemini bozar. Uyku bozukluğu yaparak büyüme hormonu ile tiroid hormonunun çalışma dengesini bozar. Kalp hızını artırarak hipertansiyona zemin hazırlar. Çocuklarla etkinlikler, aile içi pozitif iletişim, arkadaş ilişkileri vb iyileştirilmesi, stresi yönetmeyi öğrenmesi bağışıklık sistemini güçlendirir” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Düzenli egzersiz yapmak</strong></li>
</ul>
<p>Düzenli egzersiz, kan dolaşımını artırarak solunum ve dolaşım sisteminin daha etkin çalışmasını, bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlar. Çocuklar için günlük 1 saat fiziksel aktivite önerilir. Yürüyüş, koşu, bisiklete binme, yüzme veya açık havada oyun gibi aktiviteler çok faydalıdır. Egzersiz alışkanlığı kazanmak, çocukların zihinsel sağlığını da destekler.</p>
<ul>
<li><strong>Aşılarını düzenli yaptırmak</strong></li>
</ul>
<p>Dr. Şanlı “Çocukları sadece hastalandığında değil, sağlıklı oldukları dönemde de çocuk doktoru kontrollerine götürmeliyiz. Rutin aşılarını ihmal etmemeli, doktorumuzun önerdiği özel aşı dediğimiz diğer aşılarla beraber; özellikle her yıl yenilenen grip aşısını geciktirmeden yaptırıp sağlıklı bir bağışıklık sisteminin oluşması için ilk adımı atmalıyız. Aşılar, bağışıklık sistemini mikroplara karşı önceden “hazırlayarak” en güçlü korumayı sağlar” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Gereksiz antibiyotikten kaçınmak</strong></li>
</ul>
<p>Gereksiz antibiyotik kullanımı düzgün bağışıklık sistemini çökertir, yararlı hücre rezervini yok edip zararlı bakterilerin çoğalmasına, vücut direncinin düşmesine neden olur ve ek hastalıklara davetiye çıkarır. Grip ve nezle gibi virüs enfeksiyonlarının tedavisinde antibiyotik fayda sağlamaz. Bu nedenle doktorunuz gerekli görmedikçe antibiyotik kullanmayın.  </p>
<ul>
<li><strong>Dengeli ve sağlıklı beslenmesini sağlamak</strong></li>
</ul>
<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Manolya Hüma Şanlı “Dengeli ve sağlıklı beslenme bağışıklık hücrelerinin gelişimini destekler;<strong> </strong>besinlerden sağlanabilecek protein, demir, çinko, A, C, D ve E vitaminleri ve mineraller bağışıklık hücrelerinin üretimi ve işlevi için gereklidir. Büyüme ve bağışıklık için son derece kıymetli olan balı gibi omega-3’den zengin gıdalar ve fermente ürünler de sofrada mutlaka yerini almalıdır. Şekerli ve işlenmiş gıdalar bağışıklığı baskılar, aşırı şeker ve trans yağ içeren besinler iltihaplanmayı artırır, normal bağışıklık yanıtını bozar bu da hastalıklara yatkınlığı artırır. Tek tip beslenen (örneğin sadece makarna, fast food yiyen) çocuklarda vitamin eksiklikleri görülür ve bu da soğuk algınlığı, grip, zatürre gibi enfeksiyonlara karşı direnci azaltır” diyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-bu-hastaliklar-sik-goruluyor-589314">Çocuklarda bu hastalıklar sık görülüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstilacı Su Sümbülleri Hatay&#8217;da Sürdürülebilir Toplumsal ve Ekonomik Faydaya Dönüşüyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/istilaci-su-sumbulleri-hatayda-surdurulebilir-toplumsal-ve-ekonomik-faydaya-donusuyor-589377</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Nov 2025 09:37:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[bölge]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik]]></category>
		<category><![CDATA[ekosistem]]></category>
		<category><![CDATA[gölü]]></category>
		<category><![CDATA[hatay]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[stilacı]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<category><![CDATA[sümbülleri]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=589377</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Sürdürülebilir İnsani Yardım ve Eğitim Vakfı (TÜRSİYEV), Hatay Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle Türkiye’de daha önce uygulanmamış yenilikçi bir çevre ve kalkınma modelini hayata geçiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/istilaci-su-sumbulleri-hatayda-surdurulebilir-toplumsal-ve-ekonomik-faydaya-donusuyor-589377">İstilacı Su Sümbülleri Hatay&#8217;da Sürdürülebilir Toplumsal ve Ekonomik Faydaya Dönüşüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye Sürdürülebilir İnsani Yardım ve Eğitim Vakfı (TÜRSİYEV), Hatay Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle Türkiye’de daha önce uygulanmamış yenilikçi bir çevre ve kalkınma modelini hayata geçiriyor. 2025 yılında başlayan ve ilk etabı tamamlanan “Asi Nehri ve Kırıkhan Gölbaşı Gölü&#8217;nün Rehabilitasyonu ve Su Sümbüllerinin Geri Dönüşümü Yoluyla Yerel Ekonomiye Katkı Projesi”, ekosistem yönetimi, kadın istihdamı ve sürdürülebilir üretimi bir araya getiriyor, bölgeye sürdürülebilir bir gelecek kazandırmayı hedefliyor.</strong></p>
<p>Asi Nehri ve Kırıkhan Gölbaşı Gölü’nde hızla yayılan istilacı su sümbülleri, görsel bir manzara yaratsa da ekosisteme büyük zarar veriyor. Oksijen dengesini bozan suyun yüzeyini kaplayan su sümbülleri balıkçılığı ve tüm su canlılarını tehdit ediyor. Bitkinin en küçük parçası bile yeniden filizlenerek tehdidin kalıcı hale gelmesine yol açıyor. Bu durum, yalnızca Asi Nehri ve Kırıkhan Gölü’nü değil, suyun döküldüğü Akdeniz’i de etkiliyor. Bu durumdan yola çıkılarak başlatılan <strong>“</strong><strong>Asi Nehri ve Kırıkhan Gölbaşı Gölü&#8217;nün Rehabilitasyonu ve Su Sümbüllerinin Geri Dönüşümü Yoluyla Yerel Ekonomiye Katkı Projesi”</strong>, çevreye, sağlığa, kadına, çocuğa ve ekonomiye dokunacak, bölge için dünyaya açılan bir umut olarak konumlandırılıyor. </p>
<p><strong>TÜRSİYEV</strong> öncülüğü ve <strong>Hatay Büyükşehir Belediyesi</strong> iş birliğiyle çevresel iyileşmenin toplumsal faydayla birleştirildiği projede çevresel sürdürülebilirlik ve sosyal kalkınma aynı çatı altında birleşiyor. Türkiye’de ve bölgede örnek bir model olarak ekosistem yönetimi, kadın istihdamı ve sürdürülebilir üretim bir araya geliyor. İstilacı su sümbülleriyle fiziksel mücadele yöntemleri uygulanarak, bitkilerin kontrollü biçimde toplanması ve çevreye zarar vermeden ayrıştırılarak işlenmeye hazır hale getirilmesi, yalnızca çevresel iyileşme değil, aynı zamanda yüksek sosyoekonomik fayda da sağlanması hedefleniyor. Proje ile Hatay’a özgü geleneksel üretim biçimlerinin, doğayla uyumlu yaşam kültürünün ve bölgeye özgü el işçiliği pratiklerinin yaşatılmasına katkı sunularak kültürel mirasın korunması da amaçlanıyor.</p>
<p>İsviçre merkezli MSC Foundation ve CSD Foundation projenin tüm süreçlerine kaynak sağlarken, Turquoise Coast Environmental Fund (TCEF), Conservation Collective, Türkiye Mozaik Foundation, Turkish Philanthropy Funds ve Sivil Toplum için Destek Vakfı da eğitim faaliyetlerinin planlanması, uygulanması ve çevre bilincinin artırılması proje ayağını üstleniyor. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Hatay İl Kadın Girişimciler Kurulu da kadınların ekonomik ve sosyal güçlenmesi ve sürdürülebilirlik farkındalığı odağında proje destekçileri arasında yer alıyor. </p>
<p><strong>“İstilacı su sümbülleriyle çevresel tehdit toplumsal faydaya dönüşüyor”</strong></p>
<p>Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın uygulandığı örnek bir girişim olarak da konumlanan, Asi Nehri ve Kırıkhan Gölbaşı Gölü ekosistemlerinin sürdürülebilir şekilde iyileştirilmesini hedefleyen projenin ilk etabı tamamlandı. TÜRSİYEV, Hatay Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle özel araç ve ekipmanlarla su sümbüllerinin hasadına başlandığı projede, toplanan bitkiler kurutma ve temizleme alanlarında geri dönüşüm için hazırlanıyor. Belediye tarafından tahsis edilen alanda TÜRSİYEV tarafından kurulan atölyede su sümbüllerinin temizlenmesi, kurutulması ve depolanması gerçekleştiriliyor. </p>
<p>İstihdam olanaklarının artırılması ve kadınların ekonomik olarak güçlendirilmesini hedefleyen eğitimler, Turquoise Coast Environmental Fund (TCEF), Conservation Collective, Türkiye Mozaik Foundation, Turkish Philanthropy Funds ve Sivil Toplum için Destek Vakfı desteği ile Hatay Büyükşehir Belediyesi Halk Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle uzman eğitmenler tarafından verilmeye başlandı. </p>
<p>Toplanan istilacı su sümbüllerinin doğada çürümeye bırakılmadan geri dönüşüm yoluyla doğal hammaddeye dönüştürülecek. Böylece çevresel bir tehdit ekonomik bir fırsata çevrilerek hasat edilen su sümbülleri kadınlar için oluşturulan eğitim programları ile el emeği işlevsel ürünler haline gelecek. Kadınların su sümbüllerini işleyerek sepet ve dekoratif ürünler üreteceği proje ile istilacı bir bitki, Hataylı kadınların emeğiyle katma değere dönüşerek hem hanelere gelir sağlayacak hem de bölgenin yeniden kalkınmasına katkıda bulunacak. Ayrıca TÜRSİYEV, su sümbülünün farklı kullanım alanlarını değerlendirerek yalnızca dekoratif objeler değil, hayvan yemi ve doğal gübre üretimi de gerçekleştirmeyi hedefliyor. Bu sayede projenin sıfır atık vizyonu güçlenirken, Hatay’da çevresel döngüselliği ve sürdürülebilir üretimi bir araya getiren örnek bir model hayata geçiriliyor.</p>
<p><strong>Hatay’ın su sümbülleri kadın emeği ile dünyaya açılacak</strong></p>
<p>Projeye dair görüşlerini paylaşan <strong>TÜRSİYEV Yönetim Kurulu Başkanı Aylin Uçkunkaya</strong> “Asi Nehri ve Kırıkhan Gölbaşı Gölü, istilacı su sümbüllerinin hızla yayılması ve artan kirlilik nedeniyle ciddi çevresel ve sosyoekonomik tehditlerle karşı karşıya. Akdeniz ekosisteminde endemik balık türleri açısından ikinci en zengin havza olan Asi Nehri&#8217;nin korunması, bölgenin eşsiz biyolojik çeşitliliği açısından da kritik önem sahip. Deprem sonrası kanalizasyon altyapısındaki hasarlar, düşük yağış seviyeleri ve artan atık yükü hem nehir hem de göl ekosisteminde kirlilik seviyesini ciddi şekilde yükseltmiş ve bu durum yalnızca sucul yaşamı değil, halk sağlığını da tehdit eder hale gelmiş durumda. Ayrıca, Asi Nehri’nin doğrudan Akdeniz’e ulaşması, deniz ekosistemleri üzerinde de olumsuz etkilere yol açıyor. Hatay Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen temizlik çalışmaları, sorunun çözümünde yalnızca fiziksel müdahalenin yeterli olmadığını; uzun vadeli, bütüncül ve sürdürülebilir bir ekosistem restorasyonu modeli gerektiğini ortaya koydu. Bu kapsamda Halk Eğitim Merkezi ve ilgili kamu kurum ve kuruluşları iş birliğiyle açılan su sümbülü eğitim kursu, çevresel temizlik çalışmalarını katma değerli üretime dönüştürerek kadınlara istihdam sağlayan, yerel ekonomiyi canlandıran ve toplumsal dönüşümü destekleyen yenilikçi bir kalkınma modeli sunuyor” diyerek projenin önemine dikkat çekti. </p>
<p>Su sümbüllerinin geri dönüşüm yoluyla hammaddeye, hammaddelerin ise kadın emeğiyle el sanatlarına dönüşmesinin; doğayla toplumun iyileşmesini buluşturan güçlü bir örnek olacağını vurgulayan <strong>Uçkunkaya</strong> “Kadınlara verilen tasarım ve üretim eğitimleri, yerel zanaat kültürünü yaşatırken çocukların da sürece katılımını teşvik ederek kuşaklar arası bilgi aktarımı desteklenecek. Su taşıma kapasitesi yüksek olan su sümbüllerinin lifleri, Asya ve Güney Amerika’da kağıt, tekstil, hasır ve sepet gibi ürünlerde uzun yıllardır değerlendiriliyor. Hatay’da benzer bir dönüşüm yaratmayı hedefliyoruz. Geri dönüştürülen ürünlerin pazarlanmasına yönelik stratejileri de planlıyoruz. Depremden ağır hasar almış Hatay’da yürütülen bu proje, yalnızca çevresel bir çözüm değil, toplumsal dayanıklılığı güçlendiren bir yeniden doğuş hikâyesi olacak” dedi. </p>
<p><b>Gölün Nefes Alması, Hatay İçin Yenilikçi Bir Umut Olacak</b></p>
<p>Asi Nehri, yalnızca kuşlar için değil, balık türleri açısından da büyük bir biyolojik çeşitliliğe ev sahipliği yapıyor. Bölge halkı tarafından yoğun olarak tüketilen Karabalık (Clarias gariepinus) ve Hatay’a özgü endemik türlerden Capoeta barroisi (Zerzuri), hem ekosistem hem de bölge ekonomisi açısından kritik öneme sahip. Bu nedenle göl ve nehirde yürütülen temizlik çalışmaları, balık popülasyonunun korunması ve sürdürülebilir balıkçılık faaliyetleri için de büyük bir kazanıma olanak sağlayacak. Aynı zamanda gölün doğal yapısının yeniden canlanacağı proje ile su altı yaşamının yanı sıra 194 kuş türünün tespit edildiği alanda, göçmen kuşlar için önemli olan bölge daha güvenli bir durak noktası olacak. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/istilaci-su-sumbulleri-hatayda-surdurulebilir-toplumsal-ve-ekonomik-faydaya-donusuyor-589377">İstilacı Su Sümbülleri Hatay&#8217;da Sürdürülebilir Toplumsal ve Ekonomik Faydaya Dönüşüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gripten korunmak isteyen risk grubundakiler için en güvenli yol: Aşı.</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gripten-korunmak-isteyen-risk-grubundakiler-icin-en-guvenli-yol-asi-588992</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Nov 2025 08:00:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[eller]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[gripten]]></category>
		<category><![CDATA[grubundakiler]]></category>
		<category><![CDATA[grubundakilerde]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[influenza]]></category>
		<category><![CDATA[isteyen]]></category>
		<category><![CDATA[korunmak]]></category>
		<category><![CDATA[korunmanın]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[virüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Vurgulayan]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<category><![CDATA[yolu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588992</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son günlerde influenza (grip) virüsü hızla yayılıyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Süda Tekin, gribin basit bir solunum yolu hastalığı olmadığını vurgulayarak, her yıl dünya genelinde 250-500 bin kişinin hayatını kaybetmesine neden olduğunu ifade ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gripten-korunmak-isteyen-risk-grubundakiler-icin-en-guvenli-yol-asi-588992">Gripten korunmak isteyen risk grubundakiler için en güvenli yol: Aşı.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son günlerde influenza (grip) virüsü hızla yaygınlaşıyor. <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Süda Tekin</strong>, gribin (influenza) basit bir solunum yolu hastalığı olmadığını belirterek, her yıl dünya genelinde 250-500 bin kişinin ölümüne yol açtığını söylüyor. Özellikle risk grubundaki kişilerde gripten korunmanın en etkili yolunun aşı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tekin, evinde yaşlı, çocuk, gebe ya da kronik hastalığı olan sağlıklı kişilerin de aşı yaptırması gerektiğine dikkat çekiyor. Prof. Dr. Süda Tekin, influenzadan korunmanın yollarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>
<p>Okulların açılması ve havaların soğumasıyla birlikte kapalı alanlarda geçirilen süre artarken, gribal enfeksiyonlar hızla yayılıyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Süda Tekin “Grip ya da tıbbi ismiyle influenza, influenza virüsünün yol açtığı bir enfeksiyon hastalığıdır. Çok sık karıştırlan ‘nezle’den farklıdır ve basit bir solunum yolu hastalığı değildir. Her yıl dünyada yaklaşık 3-5 milyon kişiyi etkileyen, 250-500 bin kişinin ölümüne neden olan bir enfeksiyondur” diyor. Gribe neden olan influenza virüsünün yapısının kolaylıkla değişebildiğini, bu nedenle bağışıklık sistemimizden kaçabildiğini belirten Prof. Dr. Tekin “Virüste meydana gelen küçük yapısal değişiklikler, tüm dünyayı etkileyen büyük salgınlara yol açabilmektedir. Grip, halen dünyada aşı ile önlenebilir ölüm nedenleri arasında önemli bir yer tutmaktadır” diye konuşuyor.</p>
<h3><strong>Öksürüp hapşırırken mendil ya da kollarınızı kullanın </strong></h3>
<p>Grip (influenza) virüsünün damlacık yoluyla bulaştığını, öksürme, hapşırma ve yüksek sesle konuşma esnasında hasta kişilerden virüs içeren çok sayıda damlacığın etrafa yayıldığını anlatan Prof. Dr. Süda Tekin sözlerine şöyle devam ediyor: “Bu damlacıkların ağız, burun ya da gözlere de ulaşması ile hastalık çok hızlı ve çok kolay bulaşır. Bu nedenle gripli bir kişi virüsü etrafa yaymamak için öksürüp hapşırırken ağzını bir mendille, mendil bulamıyorsa kolları ile kapatmalıdır. Ellere hapşırmak en tehlikeli olanıdır. Ellere bulaşan virüs buradan, dokunulan her yere yayılır.” Hasta olan kişinin sık sık ellerini yıkaması, su ve sabun bulunamadığı durumda el antiseptikleri ile ellerin ovalanarak temizlenmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Tekin “Enfeksiyonun toplumda yayılmasının engellenmesi amacıyla, özellikle hastalığın ilk günlerinde okula, işe gidilmeyip evde istirahat edilmelidir. Ev halkını korumak için eller sık sık yıkanmalı, oda havalandırılmalıdır. Maske ağız ve burunu tam kapamalı, ıslandığında değiştirilip eller yıkanmalıdır” diyor.</p>
<h3><strong>Evdeki tüm bireyleri yatağa düşürebiliyor!</strong></h3>
<p>Influenzanın (grip) çok kolay ve çok hızlı bulaşması dolayısıyla evdeki tüm bireyleri aynı anda hasta edip yatağa düşürebildiğini, özellikle gebeler, 50 yaş üstündekiler, aşırı kilolular, 5 yaş altındakiler, kronik hastalığı olanlar ve ilaçlar nedeniyle bağışıklık sistemi baskılanmış hastalarda çok daha ağır seyrettiğini vurgulayan Prof. Dr. Süda Tekin “Bu kişilerde grip hastaneye yatışlara, hatta ölümlere neden olmaktadır. Mutlaka doktora başvurup test yaptırılmalıdır.  Gribin tedavisi istirahat ve destek tedavisidir. Ateş düşürücü ilaçlar, bol sıvı alımı önerilir. Ancak risk grubundaki kişiler ve risk grubunda olmasa bile hastalığın ağır seyrederek komplikasyonlara yol açtığı kişilerde doktor önerisiyle doğrudan grip virüsüne etkili ilaçların kullanılması gerekir” diyor.</p>
<h3><strong>En etkili korunma yöntemi; aşılanma</strong></h3>
<p>Gripten ve diğer enfeksiyonlardan korunmada en etkili önlemlerin başında grip aşısının geldiğini vurgulayan Prof. Dr. Süda Tekin şöyle konuşuyor: “Ellerin sık yıkanması, sağlıklı beslenme, mevsime göre giyinme, hasta kişilerle temasın kısıtlanması ve maske takılması çok büyük önem taşıyor. Ancak grip aşısı özellikle risk altındaki kişiler için <strong>en etkili korunma yoludur</strong>.”</p>
<p>Grip (İnfluenza) aşısının 6 aydan büyük herkese önerildiğini, ancak risk gruplarındaki kişiler ve bu kişilerle yakın teması olanların mutlaka aşılanması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Tekin “Grip aşısı için yumurta alerjisi olanlara yapılmaması ile ilişkili uyarı kaldırılmıştır. Ancak daha önce grip aşısı sonrası alerjik tepkime vermiş olanların aşılarını donanımlı bir Aşı Merkezinde yaptırması önerilmektedir” diyor.</p>
<h3><strong>Felç yapmaz, kısırlığa neden olmaz</strong></h3>
<p>Grip aşısının ciddi yan etki yapma olasılığının diğer aşılardan farksız olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Süda Tekin şöyle konuşuyor: “Aşının erişkinlerde görülen en sık yan etkisi enjeksiyon yerinde ağrı ve hassasiyettir. Ülkemizde uygulanan grip aşıları (İİV3 veya İİV4) inaktif (cansız) virüs aşısı olduğundan aşıya bağlı grip gelişmesi mümkün değildir. <strong>Aşı felç yapmaz, kısırlığa neden olmaz ve gebelerde de güvenle yapılabilmektedir. Ülkemizde </strong>2025-2026 dönemi için de DSÖ önerisi 3 valan aşının uygulanmasıdır. Kişiler 3 ya da 4 valan hangi aşıya ulaşabilirler ise bu aşıyı olabilirler.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gripten-korunmak-isteyen-risk-grubundakiler-icin-en-guvenli-yol-asi-588992">Gripten korunmak isteyen risk grubundakiler için en güvenli yol: Aşı.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HPV Aşısı Hem Kadınlar Hem de Erkekler İçin Hayati Önem Taşıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hpv-asisi-hem-kadinlar-hem-de-erkekler-icin-hayati-onem-tasiyor-586051</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Oct 2025 14:00:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[aşısı]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[erkekler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[hpv]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[Lezyon]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Rahim Ağzı Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[test]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586051</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadın sağlığını tehdit eden en önemli enfeksiyonlardan biri olan HPV çoğu zaman basit bir “siğil” olarak görülse de ilerleyen yıllarda rahim ağzı kanseri başta olmak üzere birçok ciddi hastalığa yol açabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hpv-asisi-hem-kadinlar-hem-de-erkekler-icin-hayati-onem-tasiyor-586051">HPV Aşısı Hem Kadınlar Hem de Erkekler İçin Hayati Önem Taşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadın sağlığını tehdit eden en önemli enfeksiyonlardan biri olan HPV çoğu zaman basit bir “siğil” olarak görülse de ilerleyen yıllarda rahim ağzı kanseri başta olmak üzere birçok ciddi hastalığa yol açabiliyor. Üstelik bu virüs sadece kadınları değil, erkekleri de etkiliyor. Bu nedenle, aşının her iki cinsiyette de uygulanması, toplum genelinde bulaşın azaltılmasında ve kanser vakalarının önlenmesinde hayati önem taşıyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum  Jinekolojik Onkoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Doğukan Yıldırım, HPV’nin kadın ve erkek sağlığındaki etkilerine dikkat çekerek, en etkili koruma yöntemlerinden biri olan HPV aşısı hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>HPV sık görülen ama az bilinen bir enfeksiyon</strong></p>
<p>Araştırmalara bakıldığında HPV’nin (Human Papilloma Virüsü) 200’ün üzerinde tipi olduğu görülmektedir. HPV türleri aslında sık görülen ama toplum tarafından az bilinen enfeksiyonlardır. Bunların bir kısmı yalnızca kozmetik sorunlara yol açarken, bir kısmı ise rahim ağzı, vajina, vulva, anüs ve hatta baş-boyun bölgesi kanserlerine kadar uzanan ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. HPV, cinsel yolla bulaşan en yaygın virüslerden biridir. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, cinsel olarak aktif bireylerin yaklaşık yüzde 80’i hayatlarının bir döneminde HPV ile karşılaşmaktadır. Bağışıklık sistemi çoğu zaman virüsleri temizler; ancak HPV 16 ve 18 gibi yüksek riskli tipler kalıcı hale geldiğinde hücrelerde DNA hasarına neden olabilir ve kanserleşme süreci başlayabilir.</p>
<p><strong>HPV yıllar sonra da kansere dönüşebilir</strong></p>
<p>HPV enfeksiyonunun etkileri yalnızca ciltteki siğillerle sınırlı değildir. Virüs, fark edilmeyen hücresel değişikliklerle yıllar sonra kansere dönüşebilir. Benign denilen iyi huylu lezyonlar, en sık görüleni genital siğillerdir ve bunlar kondilom olarak adlandırılır. Genellikle HPV 6 ve 11 tipleriyle ilişkilidir. Kansere dönüşmez, ancak yaşam kalitesini etkileyebilir. Bir diğer lezyon ise premalign; yani kanser öncüsü lezyonlardır. Dışarıdan fark edilmezler, mikroskobik düzeyde ilerleyen lezyonlardır. Servikal intraepitelyal neoplazi (CIN), vulvar intraepitelyal neoplazi (VIN) ve vajinal intraepitelyal neoplazi (VaIN) bu gruptadır. Özellikle CIN 2 ve CIN 3 tedavi edilmezse rahim ağzı kanserine dönüşebilir.</p>
<p><strong>Her yıl 600 bin kadın rahim ağzı kanseri tanısı alıyor</strong></p>
<p>Her yıl dünyada yaklaşık 600 bin kadına rahim ağzı kanseri tanısı konmakta ve maalesef 300 bin kadın bu hastalık nedeniyle yaşamını kaybetmektedir. Rahim ağzı kanserlerinin neredeyse tamamında HPV etken olarak yer alır. Virüs hücre içine yerleşip E6 ve E7 adlı onkojen proteinleri üretir; bu proteinler hücrenin DNA onarım mekanizmalarını bozarak kanserleşme sürecini başlatır.</p>
<p><strong>Sadece 2 test ile kanser riskini önlemek için adım atın</strong></p>
<p>HPV çoğu zaman belirti vermeden ilerler. Bu nedenle düzenli kontroller ve tarama testleri büyük önem taşır. Bu konuda kadınlara önerilen iki test bulunmaktadır. Bunlar Pap Smear ve HPV DNA testidir. Pap Smear testi, hücrelerdeki erken değişiklikleri gösterir. HPV DNA testi ise yüksek riskli tipleri doğrudan tespit eder. Bu iki testin birlikte uygulanması, rahim ağzı kanserinin erken teşhisi ve önlenmesinde altın standarttır.</p>
<p><strong>HPV aşısı kadınlar ve erkekler için koruma sağlar</strong></p>
<p>HPV aşısı, rahim ağzı kanseri dahil birçok HPV ilişkili kanseri önlemede bilimsel olarak kanıtlanmış en güçlü koruma aracıdır. HPV aşısı sadece kız çocukları için değil, erkekler için de koruyucudur. Bulaşmayı azaltır ve genital siğillere karşı da etkilidir. Hem kadınlar hem de erkekler HPV aşısı olabilir. HPV aşısı genellikle 11-12 yaşlarında rutin olarak tavsiye edilir. Cinsel temas ve HPV&#8217;ye maruz kalmadan önce aşılanma idealdir; ancak bu yaşlardan sonra da yapılmasında bir sakınca yoktur. Aşılar, en tehlikeli HPV tiplerine karşı yüksek koruma sağlamaktadır. </p>
<p><strong>Farkındalık, aşılama ve düzenli kontrol şart!</strong></p>
<p>HPV, yalnızca dışarıdan fark edilen siğillerden ibaret değildir; sessizce ilerleyip yıllar sonra da kansere yol açabilir. Bu nedenle aşılama, tarama ve doğru bilgilendirme kadın sağlığının korunmasında temel unsurlardır. HPV ile mücadelede başarı, toplumun bilinçlenmesi, aşının yaygınlaşması ve uzman ellerde yürütülen doğru tedavi ile mümkündür. Aşının yaygın uygulandığı ülkelerde kanser öncüsü lezyonlarda ve rahim ağzı kanseri oranlarında belirgin azalma gözlenmiştir. Türkiye’de aşının henüz ulusal aşı takviminde yer almaması nedeniyle aşılama oranları düşük olsa da, bireysel olarak yaptırmak mümkündür.</p>
<p><strong>İleri evrelerde jinekolojik cerrahi müdahale gerekebilir</strong></p>
<p>HPV’ye bağlı lezyonların tanı ve tedavisinde jinekolojik onkoloji uzmanlarının deneyimi büyük önem taşır. Anormal smear sonuçlarında kolposkopi, biyopsi veya cerrahi gerekebilir. Erken evrelerde konservatif yaklaşımlar yeterli olurken, ileri evrelerde minimal invaziv cerrahi, sentinel lenf nodu biyopsisi ve immünoterapi gibi modern yöntemler uygulanır.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hpv-asisi-hem-kadinlar-hem-de-erkekler-icin-hayati-onem-tasiyor-586051">HPV Aşısı Hem Kadınlar Hem de Erkekler İçin Hayati Önem Taşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Selim Badur: &#8220;İnfluenza virüsü bakterilere zemin hazırlıyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-selim-badur-influenza-virusu-bakterilere-zemin-hazirliyor-584604</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Oct 2025 15:13:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[badur]]></category>
		<category><![CDATA[bakterilere]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[gebeler]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[influenza]]></category>
		<category><![CDATA[nfluenza]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[selim]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<category><![CDATA[virüsü]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584604</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen “Grip ve Grip Aşılarının Önemi” başlıklı panelde, ciddi bir hastalık olan grip, griple mücadele, riskli grupların alması gereken önlemler ve grip aşıları ele alındı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-selim-badur-influenza-virusu-bakterilere-zemin-hazirliyor-584604">Prof. Dr. Selim Badur: &#8220;İnfluenza virüsü bakterilere zemin hazırlıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen “Grip ve Grip Aşılarının Önemi” başlıklı panelde, ciddi bir hastalık olan grip, griple mücadele, riskli grupların alması gereken önlemler ve grip aşıları ele alındı. İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Badur, influenza başta olmak üzere virüslerin çeşitli bakteri enfeksiyonlarına zemin hazırladığını belirterek özellikle risk gruplarında grip aşısının önemini vurguladı.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından “Bilimsel Etkinlikler Serisi 2025-2026” kapsamında düzenlenen ilk etkinlik olan “Grip ve Grip Aşılarının Önemi” panelinde alanında uzman akademisyenler bir araya gelerek grip ve grip aşılarını pek çok yönüyle ele aldı. İstanbul Atlas Üniversitesi Dr. Ralph A. Defronzo Oditoryumu’nda düzenlenen sempozyumda grip virüsü, gripten korunmanın yolları ve grip aşılarına ilişkin bilgi verildi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Prof. Dr. Faruk Aydın: “Grip ciddi sorunlar doğurabilecek bir enfeksiyon hastalığıdır”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Panelin açılış konuşmasını yapan Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Faruk Aydın, özellikle kış aylarında sıkça karşılaşılan ve her yaştan bireyi etkileyen grip (influenza) üzerine bilgi paylaşımında bulunmak, güncel gelişmeleri değerlendirmek ve doğru bilinen yanlışları ele almak istediklerini söyledi. Gribin çoğu zaman hafife alınsa da toplum sağlığı açısından ciddi sonuçlar doğurabilecek bir enfeksiyon hastalığı olduğunu belirten Prof. Dr. Faruk Aydın, “Özellikle risk grubundaki bireyler için erken tanı, etkili korunma yöntemleri ve doğru bilgilendirme büyük önem taşımaktadır. Bu panelde alanında uzman konuşmacılarımız sayesinde grip virüsünün yapısından aşılama politikalarına, toplumda bağışıklık geliştirme stratejilerinden salgın yönetimine kadar birçok önemli konuyu ele alacağız” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Prof. Dr. Selim Badur: “İnfluenza virüsleri bakterilerin işini kolaylaştırıyor”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Badur, “Grip Sadece Grip midir?” başlıklı konuşmasında gribin asla sadece basit bir solunum yolları enfeksiyonu olmadığını belirterek grip enfeksiyonunun ölüme yol açmasının nedenlerine değindi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dünyada çeşitli tarihlerde yaşanan pandemilerde çok sayıda insanın yaşamını yitirdiğini kaydeden Prof. Dr. Selim Badur, “Bu insanlar neden ölüyor? Birincisi influenza virüsleri, bakterilerin işini kolaylaştırıyor. Bir de kendileri çok patojen ve ölümcül olabiliyorlar. Biliyoruz ki influenza başta olmak üzere virüsler, çeşitli bakteri enfeksiyonlarına zemin hazırlamaktalar. Viral enfeksiyonu takiben ikincil bakteri enfeksiyonlarını kolaylaştırıcı birtakım değişimler yaşanıyor. Bariyer işlevi zayıflıyor, bakteri reseptörlerinin önü açılıyor. İmmünolojik parametreler değişiyor ve mikro çevre değişiyor” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>İnfluenza ile kalp krizinden ölüm arasında epidemiyolojik ilişki var</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İngiltere ve Hong Kong’da yapılan bazı çalışmalara değinen Prof. Dr. Selim Badur, “İnfluenza aktivitesinin arttığı aylarda, haftalarda kalp krizinden ölenlerin sayısında artış oluyor. Demek ki aralarında bir ilişki olduğu epidemiyolojik olarak gösteriliyor. Nitekim grip gibi solunum yolları enfeksiyonları yetişkinlerde miyokardit enfeksiyonu ve inme riskini artıyor” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Aşılama ile yoğun bakıma yatışlar azaldı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Gripten korunmada en etkili yöntemlerden biri olan aşılarla ilgili çalışmalardan örnekler veren Prof. Dr. Selim Badur, “Hong Kong’da 60-65 yaş üzeri 30- 32 bin kişiyle yapılan bir çalışmada bu kişilere pnömokok ve influenza aşıları uygulandığında iskemik atak, akut miyokardit enfarktüsü, yoğun bakıma yatışların ciddi olarak azaldığı görülmüş. Grip sadece basit bir solunum yolu enfeksiyonu değil ve nitekim solunum yolu enfeksiyonuna yol açan 200 üzerinde etken var. Bunların içinde gribe karşı aşı var ve bu aşı önemli bir aşı” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Asıl riski virüsün kendi oluşturuyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Özellikle mRNA aşıları ile kardiyovasküler hastalıklar arasında ilişki olduğu yönündeki görüşlerin bilimsel dayanağı olmadığını belirten Prof. Dr. Selim Badur, “Covidle ilgili yapılan çalışmalarda mRNA aşısı sonrası miyokardit riskinin 100 binde 2 olmasına karşın, enfeksiyonun kendisiyle ağır şekilde covid geçirenlerde 100 binde 226 oranında kalp sorunu yaşandığı ortaya çıktı. Demek ki asıl kardiyovasküler soruna yol açan mekanizmayı virüs oluşturuyor” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Zeynep Eran: “Gebelere aşılama öneriliyor”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Zeynep Eran, influenza virüsünün yapısı ve tipleriyle ilgili bilgi verdi. Yaşlılar, KOAH hastaları ve gebelerin de aralarında bulunduğu riskli gruplar için de aşılamanın önemli olduğunu söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Gebelik döneminde aşılamanın önemine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Zeynep Eran, “Riskli grupta gebeler var. Gebelerde ciddi riskler oluşabilir. 1918- 1919, 1957-1958 ve 2009 -2010 yıllarında meydana gelen pandemilerde de gebe kayıpları gözlenmiş. Gebelerin influenza dönemlerinde hastaneye yatış oranları da diğer dönemlere göre iki kat daha fazla. En yüksek hastaneye yatış ilk üç ayda ve doğuma yakın zamandaki dönemde gerçekleşiyor. Kronik hastalığı olan gebelerde hastaneye yatış oranı sağlıklı gebelere oranla daha fazla. Peki bizim gebe bağışıklık hedeflerimiz ne? Hamilelik sırasında anne ve fetüsü korumamız lazım. Bu durumda annenin aşılanması öneriliyor. Doğumdan sonraki haftalarda anne sütüyle beraber 6 ay boyunca antikor bebeği koruyacaktır” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Şenay Zengi: “Okul çağı çocukları toplum bulaşında kilit rol oynuyor”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Şenay Zengi ise pediatrik açıdan gribin önemli sonuçlara yol açacağını belirterek bebek ve çocuklarda aşılamanın önemini anlattı. Dünya genelinde mevsimsel salgınlar yapan yüksek bulaşıcı bir viral hastalık olan influenzanın tüm yaş gruplarını etkilediğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Şenay Zengi, “Ancak 5 yaş altı çocuklar, yaşlılar, kronik hastalığı olan bireyler ciddi komplikasyon riski altındadır. Enfeksiyon okul çağındaki çocuklardan hızlı yayılır ve toplum bulaşında kilit rol oynar” uyarısında bulundu. Grip aşısının grip mevsimi boyunca (eylül-mart ayları arasında) yapılabileceğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Şenay Zengi, “Aşının koruyucu etkisi uygulamadan yaklaşık 2 hafta sonra başlar. Bu nedenle gribin sık görülmeye başladığı dönemden hemen önce aşı olması önerilir. Aşılanmayan kişiler mart ayı sonuna kadar aşı yaptırabilir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-selim-badur-influenza-virusu-bakterilere-zemin-hazirliyor-584604">Prof. Dr. Selim Badur: &#8220;İnfluenza virüsü bakterilere zemin hazırlıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hijyen ve aşı hayat kurtarıyor! B ve C Hepatiti kronikleşebiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hijyen-ve-asi-hayat-kurtariyor-b-ve-c-hepatiti-kroniklesebiliyor-583347</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Oct 2025 11:00:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[Bulaş]]></category>
		<category><![CDATA[bulaşma]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[hepatit]]></category>
		<category><![CDATA[Hepatit A]]></category>
		<category><![CDATA[Hepatit B]]></category>
		<category><![CDATA[hepatiti]]></category>
		<category><![CDATA[hijyen]]></category>
		<category><![CDATA[kişiler]]></category>
		<category><![CDATA[kronikleşebiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583347</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, hepatitin nedenleri, bulaşma yolları, belirtileri, kronikleşme riskleri, tedavi ve korunma yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hijyen-ve-asi-hayat-kurtariyor-b-ve-c-hepatiti-kroniklesebiliyor-583347">Hijyen ve aşı hayat kurtarıyor! B ve C Hepatiti kronikleşebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, hepatitin nedenleri, bulaşma yolları, belirtileri, kronikleşme riskleri, tedavi ve korunma yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Viral hepatitler, dışkı–ağız yolu ile kan ve vücut sıvıları yoluyla bulaşıyor!</strong></p>
<p>Hepatitin karaciğerin iltihaplanması olarak bilinen bir hastalık olduğunu hatırlatan Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Bu hastalık; virüsler, alkol tüketimi, bazı ilaçlar veya bağışıklık sistemi problemleri gibi çeşitli nedenlerden kaynaklanabilir.” dedi.</p>
<p>Viral hepatit yapan virüslerin, Hepatit A, B, C, D, E harfleri ile isimlendirildiğini aktaran Dr. Mamçu, “Viral hepatitler başlıca iki yolla bulaşır. İlki dışkı–ağız yoludur. Hepatit A ve Hepatit E virüsleri bu yolla bulaşır. Virüs taşıyan dışkı ile kirlenmiş su ve besin maddelerinin (sebze ve meyveler) ağızdan alınması suretiyle enfeksiyon gelişir. Virüsle kirlenmiş yüzeylere temas etmiş ellerin ağıza değdirilmesi de kişisel bulaşmada çok önemlidir. Diğer bulaş yolu da kan ve vücut sıvılarıdır. Hepatit B, Hepatit C ve Hepatit D virüsleri bu yolla bulaşır. Bu virüsleri taşıyan kişiler ile korunmasız cinsel temas, ortak enjektör, jilet, diş fırçası kullanımı, akupunktur, diş tedavisi veya sağlık çalışanlarında iğne batması başlıca bulaşma yoludur. Hastalığın, bu virüsleri taşıyan anneden bebeğe geçişi de mümkündür.” açıklamasını yaptı. </p>
<p><strong>B, C ve D virüslerinde kronikleşme riski yüksek!</strong></p>
<p>Hepatit virüslerinin belirti ve klinik tablolar açısından belirgin bir fark göstermemekle beraber, etkiledikleri yaş grupları, kuluçka süreleri, iyileşme şekilleri ve kronikleşme açısından fark gösterdiğini kaydeden Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Kuluçka süreleri A virüsü için 15-45 gün, B ve C virüsü için 30-180 gündür.” dedi. </p>
<p>Hastaların yarısından fazlasında hastalık sırasında gözlerde ve ciltte sarılığın hiç olmaması ya da çok hafif olmasının mümkün olduğuna dikkat çeken Dr. Mamçu sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Bu nedenle pek çok kişi sarılık hastalığı geçirdiğini fark edemez. Çocuklarda belirtiler daha hafif ve kısa süreli olduğundan, özellikle küçük yaş grubundaki çocuklarda hastalık teşhis edilmeden geçebilir. Hastaların bir kısmında ise kuluçka süresini takiben halsizlik, iştahsızlık, mide bulantısı, karnın sağ üst kadranında ağrı, derinin ve gözakının sararması ve idrarın koyulaşması ile başlar. Kısa süren ateş olabilir. Bulaşıcı sarılık genellikle 4-6 haftalık bir hastalıktır. A ve E virüsü ile olanlar sonunda şifa ile sonlanır ve kronikleşme göstermez. B, C ve D virüsleri ile oluşan sarılıklar kronikleşebilir. Bu oran, B virüsü için yüzde 5-10, C virüsü için yüzde 80 kadardır.” </p>
<p><strong>Hepatit A ve E, gıda hijyeni ve genel hijyenin iyi olmadığı koşullarda daha kolay bulaşıyor! </strong></p>
<p>Hangi risk faktörlerinin hepatit bulaşma olasılığını artırdığına değinen Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Hepatit A ve E, el yıkama kurallarına uyulmadığı, gıda hijyeninin iyi olmadığı, tuvalet temizliğinin yeterince yapılmadığı koşullarda daha kolay bulaşır. Özellikle ilkokullarda toplu yaşanılan yerlerde salgınlar yapar.” dedi. </p>
<p>Dr. Mamçu, Hepatit B ve C virüsünün bulaşma riskinin ise sağlık personelinde, virüsü taşıyan kişilerin aile fertlerinde, kan transfüzyonu yapılan kişilerde, damar yolundan ilaç bağımlılarında, diş tedavisi görenlerde, hemodiyaliz hastalarında ve çok eşli ilişki yaşayanlarda daha fazla olduğunu aktardı. </p>
<p><strong>Belirtilerin erken fark edilmesi yayılımın önlenmesi açısından çok önemli! </strong></p>
<p>Hepatitten şüphelenilmesi veya belirti görülmesi durumunda, sağlık kuruluşunda yapılacak virüse özgü kan testleri ile tanı konulduğunu dile getiren Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Belirtilerin erken fark edilmesi ve hastaların tanınması sağlam kişilere bulaşmayı engellemek ve yayılımın önlenmesi açısından çok önemlidir.” dedi. </p>
<p>Hepatit B ve C için mevcut tedavi yöntemlerinden bahseden<strong> </strong>Dr. Mamçu, “Hepatit B ve C virüsünün çoğalmasını durduran veya yavaşlatan, karaciğerin iltihaplanmasını ve hasarını azaltan ilaçlar kullanılır. Bunlar en az 1 yıl ve genellikle daha uzun süre günde bir kez hap olarak alınır. Kronik Hepatit B enfeksiyonu tedavisinde hastanın durumuna ve virüsün yaygınlığına göre tedavi seçenekleri değişebilir. Takip ve tedavide en kritik nokta doğru hekim tarafından doğru zamanda ve doğru ilaç(lar) ile tedaviye başlanması ve hastaların izlenmesidir. Gastroenteroloji veya Enfeksiyon Hastalıkları klinikleri kronik hepatit hastalarını izler. Burada yapılan değerlendirme sonrası güncel kılavuzlara uygun olarak tedavi kararı verilir.” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>Risk grubundaki kişilerin aşılanmaları en önemli tedbir! </strong></p>
<p>Hepatit A ve B aşılarının koruyuculuklarının son derece yüksek olduğunu vurgulayan Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Risk grubundaki kişilerin mutlaka aşılanmaları en önemli tedbirdir.” dedi.</p>
<p>Virüsün bulaşma yoluna göre hijyen önlemlerinin de alınmasını öneren Dr. Mamçu, “Temizliğinden emin olunmayan çiğ gıda ve su tüketiminden kaçınmak, sık sık el yıkamak ve güvenli cinsel ilişki kurmak bulaşmayı önlemek açısından yeterlidir. Hepatit B ve C için bir başkasına ait kan ve vücut sıvılarına doğrudan temastan kaçınmak gerekir.” uyarısında bulundu. </p>
<p><strong>Hepatit B aşısı ömür boyu koruma sağlıyor! </strong></p>
<p>T.C. Sağlık Bakanlığı Bebek ve Çocuk Dönemi Aşı Takvimine göre Hepatit B aşısının doğumda, Hepatit A aşısının ise 18 aylıkken yapıldığını kaydeden Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Her iki aşı da ücretsizdir. Hepatit B aşısı güvenli olup ömür boyu koruma sağlar.” dedi. </p>
<p>Çocukluk çağında aşılanmamış ve yüksek bulaşma riski taşıyan kişilere de aşı önerildiğini ifade eden Dr. Mamçu, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Hepatit A aşısı olmayan erişkinlerde hijyen açısından riskli bölgelere seyahat öncesi aşı yapılmalıdır. Aşı öncesi antikor testiyle bağışıklık durumu kontrol edilebilir. Hepatit C, E ve D için aşı bulunmaz. </p>
<p>Hepatit B ve Hepatit C virüsü ile yaşayan kişiler, kan ve diğer vücut sıvıları ile hastalığı başkalarına bulaştırabileceğini bilmeli. Kan vermemeli ve korunmasız olarak (kondom kullanmadan) bağışık olmayan veya aşılanmamış kişilerle cinsel ilişkiye girmemeliler. Panik göstermemeli, fakat düzenli doktor kontrolünde olmalılar. Her 6-12 ayda bir karaciğer fonksiyon testlerini yaptırmalılar. Alkol almaktan kaçınmalı, herhangi bir nedenle ilaç almak zorunda kalırsa bunu doktora danışmalılar.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hijyen-ve-asi-hayat-kurtariyor-b-ve-c-hepatiti-kroniklesebiliyor-583347">Hijyen ve aşı hayat kurtarıyor! B ve C Hepatiti kronikleşebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zatürreye kadar ilerleyebiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zaturreye-kadar-ilerleyebiliyor-580693</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Oct 2025 10:14:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[antibiyotik]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyonu]]></category>
		<category><![CDATA[gribe]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[Grip Aşısı]]></category>
		<category><![CDATA[ilerleyebiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[İnfluenza Virüsü]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<category><![CDATA[zatürreye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=580693</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sonbahar mevsiminde görülme sıklığı giderek artan grip çocukları halsiz bırakmasının yanı sıra hastane yatışlarına bile yol açabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zaturreye-kadar-ilerleyebiliyor-580693">Zatürreye kadar ilerleyebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sonbahar mevsiminde görülme sıklığı giderek artan grip çocukları halsiz bırakmasının yanı sıra hastane yatışlarına bile yol açabiliyor. Çocuklar ne kadar küçükse influenza virüsünün neden olduğu grip o kadar ağır ve önlenmesi zor olan yan etkilerle seyredebiliyor. <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Erdem Uzunoğlu, </strong>bağışıklık sistemleri henüz çok güçlü olmadığı için özellikle  üç yaşın altındaki çocuklarda grip kaynaklı sorunların daha fazla görüldüğüne dikkat çekerek, “Mesela, influenza virüsünde ilerleyen dönemlerde bağışıklığın zayıf düşmesi ve hastalığa bir de bakteriyel enfeksiyonun eklenmesiyle beraber orta kulak enfeksiyonu, sinüzit ve zatürre sık görülen komplikasyonlardır. Bu hastalıklar nefes darlığı ve yoğun bakıma yatışa neden olabilecek kadar şiddetli seyredebilmektedir” diyor.  </p>
<p><strong>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Erdem Uzunoğlu,</strong> çocukları influenza virüsüne karşı koruyan en etkili önlemin grip aşısı olduğunu belirterek, “Çocuklarımızı gripten korumak için bağışıklık sistemini güçlendirecek ve bulaşma riskini azaltacak önlemler almamız çok önemli. Grip aşısı da bu önlemlerin başında gelmektedir. Okul çağındaki her çocuğun, özellikle astım, kalp hastalığı, diyabet, ağır influenza veya alt solunum yolu enfeksiyonu hikayesi varsa, aşı olmasını şiddetle öneririz. Yine, özellikle evde okula giden büyük çocuk da varsa 6 ay üstündeki bebekler bile aşılanabilir” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>Son derece bulaşıcı bir hastalık! </strong></p>
<p>Sonbaharla birlikte kapalı mekanlarda daha uzun zaman geçirilmesi ve soğuk havalarda virüslerin havada daha uzun süre asılı kalabilmeleri nedeniyle grip enfeksiyonu giderek daha fazla görülüyor. Solunum sisteminin bir parçası olan burun, boğaz ve akciğerlerin enfeksiyonu gribe son derece bulaşıcı özelliğe sahip influenza virüsü yol açıyor. Bu solunum yolu hastalığının ana bulaşma etkeni ise damlacık enfeksiyonu oluyor;  öksüren veya tıksıran kişilerin salgılarının havaya saçılmaları ve bunun başka kişiler tarafından nefes alırken solunum yoluyla bulaşmaları şeklinde gerçekleşiyor. Temas yolu da ikinci bir bulaşma şeklini oluşturuyor. Temastan sonra 24-48 saatte belirtiler başlıyor ve hastalık tablosu hızla kendini gösteriyor. </p>
<p><strong>İlk 48 -72 saat çok önemli! </strong></p>
<p>İnfluenza virüsü bulaştıktan sonra 1–2 günlük kuluçka döneminin ardından ani ortaya çıkan ve 39°C’yi geçen yüksek ateş, aşırı halsizlik, kas ve eklem ağrıları, burun tıkanıklığı ve akıntısı, boğaz ağrısı, kuru öksürük, gözlerde kızarıklık ile yaşarma belirtileriyle seyrediyor. Bazı tablolarda sadece bulantı, kusma ve karın ağrısı ile ortaya çıkıyor. Hastalık, ateş düşürücü, kara mürver ekstresi, Afrika sardunyası ekstresi, burun açıcı spreyler ve tavuk suyu çorbayla atlatılabiliyor. Bazı tablolarda virüs ilaçlarına da başvurulabiliyor. “Öte yandan, çocuk bir yaşın altındaysa,   alerjik alt yapısı, astımı, kalp hastalığı veya bağışıklıkla ilgili sorunları varsa mutlaka antiviral  ilaç kullanılmalıdır” uyarısında bulunan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Erdem Uzunoğlu,<strong> </strong>ilk 48-72 saatte başlandığında antiviral ilaçların daha etkili olduklarını belirterek, “Bu sayede virüsün yol açabildiği komplikasyonları kısmen önlemek mümkün olabilmektedir. Dolayısıyla, ateş 48 saatte sonra hala 39 ve üzeri seyrediyorsa ve çocuk çok halsiz ise doktora götürülmesi iyi olur” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Antibiyotik tedavisiyle geçmiyor, hatta! </strong></p>
<p>Virüs kaynaklı bir hastalık olduğu için gribin antibiyotik tedavisiyle asla iyileşmeyeceğine de işaret eden Dr. Erdem Uzunoğlu, “Antibiyotik tedavisine sadece influenza virüsü üzerine eklenmiş bakteri enfeksiyonu komplikasyonu varsa başvurulmaktadır. Antibiyotiklerin komplikasyondan koruyucu etkisi yoktur, yani influenza olan bir çocuğa ‘zatürre de olmasın’ düşüncesiyle antibiyotik tedavisi başlanması bilimsel verilere aykırıdır. Üstelik, gelişigüzel kullanılan antibiyotikler çocuklarda antibiyotik direncinin gelişmesine, yararlı bakterilerin zarar görmelerine ve bağışıklık sisteminin dengesinin bozulmasına yol açabilir” uyarısında bulunuyor. </p>
<p><strong>En etkili korunma yöntemi grip aşısı!</strong></p>
<p>Çocukları influenza virüsünden korumak için el hijyenine dikkat etme, kalabalık ortamlarda maske takma, bağışıklığı zayıflatacak tarzda beslenmeme (şekerli, un ağırlıklı yememek) son derece önem taşıyor. Bol yeşillik, mor lahana, pancar, kuru ve taze soğan ile sarımsakla beslenmenin yanı sıra yüksek doz D vitamini almak, sık sık açık havaya çıkmak, güneş altında yürüyüşler ve yaşı uygunsa sistematik spor yapmak, çocukların bağışıklığını diri ve güçlü tutuyor. Böylece gribe yakalanma riskini düşürüyor. Ancak, çocukları gripten korumanın en etkili yolu yıllık grip aşısını yaptırmak. Amerikan Pediatri Akademesi 6 ay ve üzerindeki tüm çocukların grip aşısı olmalarını öneriyor. En uygun zaman Ekim – Kasım ayları olsa da grip aşısı tüm grip sezonu boyunca yapılabiliyor. </p>
<p><strong>Grip aşısı gribe yol açmaz! </strong></p>
<p>Toplumda grip aşılarının yeterli koruma sağlayamadığı, hatta gribe yol açabileceği konusunda yaygın bir kanı mevcut. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Erdem Uzunoğlu, grip aşılarının cansız virüslerinden üretildikleri için gribe sebep olmadıklarını vurgulayarak, “Grip aşısı olmuş çocuklar diğer virüslerin yol açtıkları solunum yolu enfeksiyonu geçirebilir ve ebeveynleri grip olduğu yanılgısına kapılabilirler. Yapılan araştırmalar, grip aşısının yüzde 70 – 90 oranında etkili olduğunu göstermektedir. Çocuk aşı olduktan sonra gribe yakalansa bile hastalığı aşı olmamış bir çocuktan çok daha hafif geçirecektir” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>Alerjik reaksiyon riski korkutmasın! </strong></p>
<p>Vücudun alerjik bir reaksiyon gösterme riskinin ise influenza virüsünün sebep olabileceği ağır komplikasyonlardan çok daha düşük olduğuna da değinen Dr. Erdem Uzunoğlu, sözlerine şöyle devam ediyor:<strong> </strong>“Örneğin, çocuk yumurta yediği zaman alerjik şoka girecek kadar ağır bir tabloya giriyorsa, o zaman sadece grip aşısı değil, kızamık, kızamık-kızamıkçık-kabakulak ve suçiçeği aşısı da olmamalıdır. Yoksa yumurtayı fazla yediğinde bazen kabartıları ve kaşıntısı olabildiği söylenen çocuklarda grip aşısına engel bir durum yoktur.” </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zaturreye-kadar-ilerleyebiliyor-580693">Zatürreye kadar ilerleyebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Soğuk algınlığı ve grip artıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/soguk-alginligi-ve-grip-artiyor-579552</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Sep 2025 10:24:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[algınlığı]]></category>
		<category><![CDATA[artıyor]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[bazı]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[mevsim]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=579552</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, hava koşullarının farklı seyrettiği mevsim geçişlerinde karşılaşılabilen enfeksiyon hastalıkları ve korunma yolları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/soguk-alginligi-ve-grip-artiyor-579552">Soğuk algınlığı ve grip artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, hava koşullarının farklı seyrettiği mevsim geçişlerinde karşılaşılabilen enfeksiyon hastalıkları ve korunma yolları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Mevsim geçişleri hastalıklara zemin hazırlıyor!</strong></p>
<p>Mevsim geçişlerinde hava sıcaklıklarının değiştiğini hatırlatan Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Sıcaklıkla birlikte nem oranı değişiyor. Havadaki nem miktarı ve güneş ışınlarının açısı farklılaşıyor. Yani vücudumuzun dünyaya geldiği şartlar ve bu şartların etkileri değişiyor.” dedi.</p>
<p>Hormonal bazı değişikliklerin de yaşandığını ifade eden Dr. Mamçu, “Bunlara bağlı olarak yediğimiz besin ögeleri de farklılaşıyor. Yazın yediklerimizle kışın yediklerimiz aynı değil. En önemlisi çevresel faktörler değişiyor; bazı alerjenler havaya karışıyor ya da bazıları ortadan kayboluyor. Tüm bunlar bağışıklık sistemimizde değişikliklere sebep oluyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Isı değişimi bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden oluyor! </strong></p>
<p>Hem hormonal sistemde hem de bağışıklıkla ilgili işleyişte değişimler meydana geldiğini aktaran Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Güneş enerjisinin azalmasıyla ışığın azalması, melatonin ve serotonin düzeylerini etkiliyor ve bu da D vitamini seviyelerinin düşmesine yol açıyor.” dedi.</p>
<p>Klinik çalışmaların bazı mevsimlerde bazı hastalıkların daha fazla ortaya çıktığını gösterdiğini aktaran Dr. Mamçu, “36–37 dereceye ayarlanmış olan vücut ısımız bu dönemde değişen hava şartlarıyla dengesini sağlayamayabilir ve bu durum bağışıklık sistemimizin zayıflamasıyla bizi hasta edebilir. Bağışıklık sistemi, vücudumuzu yabancı ve zararlı mikroorganizmalara, toksinlere, virüslere, parazitlere karşı korur ve sağlıklı kalmamızı sağlar. Mevsim geçişlerinde özellikle ısı farkları bağışıklık sisteminin zayıflamasına sebep olur. Eğer bu sırada enfeksiyonlara maruz kalır ve koruyucu tedbirleri almazsak, ağır seyirli hastalıklar yaşayabiliriz.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Mevsim geçişlerinde en çok bu hastalıklar görülüyor!</strong></p>
<p>Mevsim geçişlerinde özellikle bazı hastalıkların öne çıktığına dikkat çeken Dr. Dilek Leyla Mamçu, bu hastalıkları şöyle sıraladı:</p>
<p>“Soğuk havalarla birlikte insanlar daha çok kapalı ortamlarda bulunur. Açık havada geçirilen zaman azalır. Okullar ve kreşler açılır, çocuklar bir araya gelir. Alışveriş merkezleri gibi kapalı alanlarda geçirilen süre artar. Bu da solunum yoluyla geçen mikroorganizmaların bulaşmasını hızlandırır. Üst solunum yolu hastalıklarından en çok nezle veya soğuk algınlığı (rinovirüs kaynaklı) görülür. Ayrıca farenjit ve sinüzit de sık karşılaşılan rahatsızlıklardır. Alt solunum yolu hastalıkları da önemlidir. Özellikle KOAH gibi kronik obstrüktif akciğer hastalığı olanlar, bronşit, bronşektazi, astım gibi rahatsızlıkları bulunanlar veya sigara içenlerde alt solunum yolu enfeksiyonlarında akut alevlenmeler görülebilir. Dışarıdan gelen herhangi bir virüs ya da bakteri, zemininde hastalık olan akciğerde kolaylıkla enfeksiyon yaratabilir.</p>
<p>Havadaki nem azalır, ısı değişir. Vücudumuzun en büyük organı olan deride kuruma, çatlama, pullanma ve dökülmeler olabilir. Bu da kaşıma veya temasla enfeksiyonlara yol açabilir ya da mevcut cilt hastalıkları artabilir.</p>
<p>Mevsimsel geçişte çoğumuzda bıkkınlık, çökkünlük, yaz günlerinin bitmesini istememe, karamsarlık gibi depresyon benzeri belirtiler olabilir. Bunların sebebi, vücudumuzda değişen hormonlar ve biyokimyasal dengelerdir.”</p>
<p><strong>Riskli gruplar için aşılar önemli!</strong></p>
<p>Yapılan çalışmaların, mevsim geçişi hastalıklarının genellikle bir hafta-on gün sürebildiğini, bazen bir aya kadar uzayabildiğini gösterdiğini kaydeden Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Bu hastalıklar özellikle ‘kırılgan yaş’ dediğimiz 65 yaş üstü ve 2 yaş altındaki bireylerde, ayrıca kronik böbrek, akciğer veya kalp hastalığı olanlarda, hipertansiyonu veya diyabeti bulunanlarda, kanser ilacı kullananlar gibi bağışıklığı baskılanmış kişilerde daha sık görülür.” dedi.</p>
<p>Bu riskli gruplar için aşıların büyük önem taşıdığını vurgulayan Dr. Mamçu, “Özellikle grip ve zatürre aşıları bu dönemde önerilir. Grip aşısının her yıl tekrarlanması gerekir. Dünya Sağlık Örgütü, ülkede en sık görülen alt tiplere uygun olarak her yıl içeriğini günceller. Türkiye’de eylül-ekim aylarından başlayarak şubat-mart aylarına kadar grip vakaları görülebilir. Özellikle yaşlılar, gebeler, 2 yaş altı çocuklar, kronik hastalığı olanlar, sağlık çalışanları ve grip hastalığını ağır geçirmek istemeyen herkes aşı yaptırmalıdır. ‘Streptococcus pneumoniae’ adlı bakterinin neden olduğu zatürre, bazı kişilerde çok ağır seyredebilir ve ölümcül olabilir. İki çeşit aşı vardır. Birincisi ‘polisakkarit’ aşısıdır ve her yıl tekrarlanması gerekir. Diğeri daha uzun süre koruma sağlayan ve beş yılda bir tekrarlanan aşıdır. Hekimle görüşerek bu aşıyı yaptırmakta yarar vardır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Korunmanın ilk adımı hijyen kurallarına uymak…</strong></p>
<p>Mevsim geçişlerini hastalanmadan atlatmak için önerilerin, diğer bulaşıcı hastalıklara karşı alınan önlemlerle aynı olduğunu ifade eden Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Bulaşıcı hastalık belirtileri olan kişinin kendini izole etmesi hastalık zincirini kırar.” dedi.</p>
<p>Covid pandemisinden hatırladığımız maske, mesafe ve hijyen önlemlerinin tüm bulaşıcı hastalıklar için geçerli olduğunun altını çizen Dr. Mamçu, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Hastaysak evden çıkmamalı, okula veya iş yerine gitmemeli, mecbur kalmadıkça toplu taşıma kullanmamalıyız. Kullanmak zorundaysak maske takmalıyız. Alışveriş merkezleri gibi kalabalık kapalı alanlara girmekten kaçınmalı, evde kırılgan yaş grubundakiler varsa onlarla teması azaltmalıyız. El yıkamak çok önemli. Dokunduğumuz her şey enfekte olabilir, ellerimizi ağzımıza götürerek mikroorganizmaları vücudumuza alabiliriz. Bu nedenle el yıkamaya özen gösterilmeliyiz.</p>
<p>Bunların yanı sıra bol su tüketmek, düzenli uyumak, dengeli beslenmek, yeterince taze sebze ve meyve yemek, günlük vitamin ve mineral ihtiyacını karşılamak, sigara ve alkolden uzak durmak, açık havada egzersiz yapmak, düzenli spor yapmak ve mevsime uygun giyinerek vücut ısısını sabit tutmak önemlidir.</p>
<p>Bazı kişiler takviye veya ilaç kullanmak isteyebilir. Bu, özellikle altta yatan hastalığı olanlar için faydalı olabilir ancak mutlaka doktor veya diyetisyen önerisiyle, bilimsel kanıta dayalı şekilde yapılmalı. Bağışıklık için D vitamini çok önemlidir; düzeyinizi ölçtürerek veya günlük takviye alarak D vitamini desteği sağlanabilir. Gerektiğinde A ve E vitaminleri ile özellikle enfeksiyon dönemlerinde C vitamini (günde 1–2 g) de alınabilir. Selenyum, magnezyum ve çinko gibi antioksidanlar da destek olabilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/soguk-alginligi-ve-grip-artiyor-579552">Soğuk algınlığı ve grip artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Grip basit bir solunum yolu hastalığı değil</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/grip-basit-bir-solunum-yolu-hastaligi-degil-578602</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Sep 2025 17:38:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[Gruplar]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[kişiler]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=578602</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mevsim geçişleriyle beraber görülme sıklığı yaygınlaşan grip, tıbbi adıyla influenza ve üst solunum yolu enfeksiyonları çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı olanlar için önemli risk oluşturuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/grip-basit-bir-solunum-yolu-hastaligi-degil-578602">Grip basit bir solunum yolu hastalığı değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mevsim geçişleriyle beraber görülme sıklığı yaygınlaşan grip, tıbbi adıyla influenza ve üst solunum yolu enfeksiyonları çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı olanlar için önemli risk oluşturuyor. Özellikle gripten korunmanın risk grubundakiler için önemini vurgulayan İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Badur, “Grip basit bir solunum yolu hastalığı değildir. Riskli gruplarda doğrudan ya da kalp krizi, inme riskini artırarak dolaylı ölümlere yol açabilmektedir” uyarısında bulundu. Küresel ısınma sorununa bağlı olarak grip aktivitesinin, ülkemizin de bulunduğu coğrafyada artık kasım sonu gibi başladığını ve mayıs ayı sonuna dek devam ettiğini kaydeden Prof. Dr. Selim Badur, grip aşısının kasım ayından itibaren yapılması gerektiğini söyledi. Gripten korunmada el hijyeni ve maske kullanımının etkili olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Selim Badur, grip aktivitesinin etkili olduğu dönemde kalabalık ortamlara girilmemesini önerdi.</p>
<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Badur, üst solunum yolu enfeksiyonları ile grip arasındaki farklar ile korunma yöntemlerine ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>
<p>Grip (Influenza) her yıl 3-5 milyon kişiyi etkiliyor</p>
<p>Üst solunum yolları enfeksiyonlarına neden olan 200 kadar mikroorganizma saptandığını belirten Prof. Dr. Badur, “Ancak bu listede yer alan etkenler içinde grip etkeni Influenza virüsleri, hem diğerlerine oranla çok daha yaygın görülmeleri, hem de yol açtıkları olumsuzluklar nedeniyle ayrı bir öneme sahiptirler. Grip ya da tıbbi ismiyle ‘influenza’, Influenza virüslerinin yol açtığı bir enfeksiyondur ve basit bir solunum yolu hastalığı değildir. Her yıl dünyada yaklaşık 3-5 milyon kişiyi etkileyen, 250-500 bin kişinin ölümüne neden olan, dünyada aşı ile önlenebilir ölüm nedenleri arasında önemli yer tutan bir hastalıktır; nitekim 2024-2025 sezonunda ABD’de 37 milyon kişinin gribe yakalandığı, 21 milyon hastanın sağlık kurumlarına başvurduğu, 480 bin kişinin hastanelerde yatış gerektirecek kadar ciddi hastalık geçirdiği ve 21 bin kişinin yaşamını yitirdiği hesaplanmıştır” diye konuştu.</p>
<p>Grip “Kamyon çarpmış gibi” hissettiriyor</p>
<p>Gribin belirtilerine dikkat çeken Prof. Dr. Selim Badur, “Grip, ani başlayan ateş ve aşırı halsizlik, öksürük, boğaz ağrısı, baş ağrısı, burunda tıkanıklık, akıntı, kas ve eklem ağrıları ile seyreder. Hastalar gribin bu özellikleri ile karakterize klinik tabloyu sıklıkla ‘kamyon çarpmış’ gibi diye tanımlamaktadır. Ateş, eklem ve kas ağrılarının olmaması, nezle (soğuk algınlığı) gibi daha hafif seyreden diğer solunum yolu hastalıklarını düşündürür” dedi.</p>
<p>Grip riskli gruplarda tehlikeli sonuçlara yol açabilir</p>
<p>Gribin özellikle riskli gruplar üzerindeki etkilerine dikkat çeken Prof. Dr. Selim Badur, “Grip basit bir solunum yolu hastalığı değildir. Riskli gruplarda doğrudan ya da kalp krizi, inme riskini artırarak dolaylı ölümlere yol açabilmektedir” uyarısında bulundu.</p>
<p>Risk grubundakiler ücretsiz aşılanmaktadır</p>
<p>Grip (influenza) ve üst solunum yolu enfeksiyonlarında risk grubunda bulunanların Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından tanımlandığını kaydeden Prof. Dr. Badur, “Risk grupları, aslında aşılanması gerekenler listesinde yer alan bireylerdir; bu grupları listeleyen DSÖ, 65 yaş üstü bireyleri, 6 ay-5 yaş arası çocukları, kronik hastalığı olanları, sağlık çalışanlarını, gebeler ve altta yatan hastalığı olan (astım, diyabet, HIV ile enfekte olanlar, kronik kalp-akciğer-böbrek hastalığı olanlar gibi) kişileri risk grupları olarak tanımlamıştır. Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı ise 65 yaş üstü ve 2 yaş altındakiler, 6 ay-18 yaş arasında olup uzun süreli aspirin kullananlar, diyabet dahil herhangi bir metabolik hastalığı olanlar, astım dahil kronik hastalığı olanlar, kronik kalp-damar ve böbrek hastaları, bağışıklığı baskılanmış kişiler, aşırı kilosu olanlar, huzurevi-bakımevi gibi topluca bir arada yaşanılan yerlerde kalanlar ve gebeleri listesine almıştır. Bu grupların doğal olarak aşılanması gereken gruplar olduğunu da belirtmek gerekir ve ülkemizde söz konusu grupların mensuplarının ücretsiz aşılanmaları söz konusudur” diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Selim Badur, grip (influenza) aşısının 6 aydan büyük herkese önerildiğini belirterek “Ancak risk gruplarındaki kişiler ve bunların yakın temaslıları ve sağlık çalışanları grip aşısının öncelikle yapılması gereken gruplardır” dedi.</p>
<p>Aşılanma, maske kullanımı ve havalandırmaya dikkat!</p>
<p>Okul, işyerleri ve alışveriş merkezleri gibi kalabalık ortamlarda grip ve üst solunum yolları enfeksiyonundan korunmada alınacak önlemlere değinen Prof. Dr. Badur, “Aşılanma, maske kullanımı, havalandırma, özellikle grip aktivitesinin arttığı tarihlerde alışveriş merkezleri gibi kalabalık ortamlarda bulunmamaya özen gösterme, hastalık belirtesi olanlar ile temas etmeme gibi basit görünebilen ancak gayet etkili yaklaşımlar, grip başta olmak üzere tüm solunum yolları enfeksiyonlarının etkenlerinden korunmak için en etkili bireysel önlemlerdir” dedi.</p>
<p>Eller sıkça yıkanmalı</p>
<p>Grip ve enfeksiyonlardan korunmada el hijyenine dikkat çeken Prof. Dr. Badur, “Gribe yakalanmamak için sık el temizliği, sağlıklı beslenme, mevsime göre giyinme, hasta kişilerin okul/iş ortamında bulunmamaları, mutlaka maske ile önlem almaları gibi kişisel önlemlerin yanı sıra özellikle risk altındaki kişiler için en etkili korunma yolu aşılanmaktır. Aynı zamanda bu kişiler, gribin en önemli komplikasyonu ve ölümlerin büyük oranda nedeni olan pnömoni (zatürre) açısından da risk altındadırlar. Doktorlarından bilgi alarak pnömokok aşısı da olmalıdırlar” uyarısında bulundu.</p>
<p>Ellere hapşırmak çok tehlikeli</p>
<p>Grip (influenza) virüsünün damlacık yoluyla bulaştığını belirten Prof. Dr. Badur, “Öksürüp hapşıran kişi, virüs içeren çok sayıda damlacığı etrafa yayar. Bu damlacıkların ağız, burun, gözler ya da ellerimize ulaşması ile hastalık bulaşır. Bu nedenle gripli bir kişi virüsü etrafa yaymamak için öksürüp hapşırırken ağzını bir mendille, mendil bulamıyorsa kolları ile kapatmalıdır. Ellere hapşırmak en tehlikeli olanıdır. Ellere bulaşan virüs buradan dokunulan her yere yayılır. Gripli kişi sık sık ellerini yıkamalıdır. Su ve sabun bulunamadığı durumda el antiseptikleri ile eller ovalanarak da temizlik sağlanabilir. Gribin toplumda yayılmaması için virüsün en çok saçıldığı hastalığın erken günlerinde okula, işe gidilmeyip evde istirahat edilmelidir. Ev halkını korumak için eller sık sık yıkanmalı, oda havalandırılmalıdır. Özellikle yakınında hastalığın ağır seyretmesi riski olan kişiler varsa, hasta kişinin maske takması yararlı olacaktır. Maske ağız ve burunu tam kapamalı, ıslandığında değiştirilip eller yıkanmalıdır” tavsiyesinde bulundu.</p>
<p>Grip en çok bu kişileri etkiliyor</p>
<p>Gribin tüm yaştaki bireyleri etkilediğini; okul devamsızlıklarına ve iş kayıplarına neden olduğunu kaydeden Prof. Dr. Badur, “Ancak özellikle gebeler, 50 yaş üstündekiler, 5 yaş altındakiler, akciğer, kalp hastalığı olanlar, böbrek, karaciğer yetmezliği olanlar, kanser, diyabet gibi hastalıklar veya ilaçlar nedeniyle bağışıklık sistemi baskılanmış hastalar, organ nakli yapılanlar ve aşırı şişman kişiler gripten daha çok etkilenirler. Bu kişilerde grip hastaneye yatışlara, hatta ölümlere neden olmaktadır” dedi.</p>
<p>Grip aşısı ne zaman yapılmalıdır?</p>
<p>Grip aşısının ülkemizin de yer aldığı kuzey yarımkürede, sonbahar aylarında, grip aktivitesi başlamadan uygulanması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Badur, “Özellikle okulların açılması ve havaların serinlemesi ile açık alanlardan kapalı ortamlara geçiş süreci, gribin yaygınlaştığı dönemlerdir. Bu bağlamda ekim-kasım ayları aşılanmak için en uygun zaman dilimidir. Ancak küresel ısınma sorununa bağlı olarak grip aktivitesi, ülkemizin de bulunduğu coğrafyada gittikçe daha geç başlamakta (kasım sonu gibi), buna karşın mayıs ayı sonuna dek devam etmektedir. Ülkemizde Ulusal Sentinel Sürveyans Ağı ile grip hastalığı izlenmektedir. Bu ağ, DSÖ’nün Global İnfluenza Sürveyans ve Yanıt Sistemi ile de bağlantılıdır. Buna göre grip aktivitesi her yıl ekim-kasım aylarında başlayarak şubat ayında zirveye ulaşmakta olup, nisan-mayıs aylarını kapsayan dönemde de sık görülmektedir. Bu durumda zamanında aşı olmayanların sezonun ilerleyen dönemlerinde de grip aşılarını olabilecekleri unutulmamalıdır” uyarısında bulundu.</p>
<p>Her yıl aşı olunması gerekir</p>
<p>Grip aşısının her yıl ve tek doz halinde uygulandığını kaydeden Prof. Dr. Badur, “Tek farklı yaklaşım ilk kez bu aşının uygulanacağı çocuklar için geçerlidir ve kendilerine bir ay ara ile iki kez yarım doz aşı uygulanır. Grip hastalığının geçirilmesiyle veya aşılama ile oluşan bağışıklık uzun soluklu değildir. Aşılanan veya hastalığı geçiren bireyler bir sonraki grip mevsiminde, hatta aynı sezonda hastalığa tekrar yakalanabilir. Ayrıca, virüsün yapısı değiştiği için, takip verilerinden elde edilen bilgilere göre aşı içeriği her yıl yenilenmektedir. Bu nedenle mevsimsel gripten korunmak için her yıl aşı olunması gerekir” dedi.</p>
<p>Sezon içinde grip olanlar da aşı olmalıdır</p>
<p>Daha önce aşısı olmayan ve sezon içinde grip geçiren bir bireyin de grip aşısı olması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Badur, “Grip aşısı içeriğine göre üç/dört farklı influenza virüsüne karşı koruma sağlar. Doğal yolla geçirilen bir influenza enfeksiyonu ise diğer alt türlere karşı çapraz bağışıklık oluşturmaz. Bu nedenle, özellikle risk altındaki bireylerde, daha önce aşı uygulanmamışsa grip hastalığı sonrasında da aşılanma önerilmelidir” dedi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/grip-basit-bir-solunum-yolu-hastaligi-degil-578602">Grip basit bir solunum yolu hastalığı değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Edirne’de Hayvan Hareketlerine Aşı Kısıtlaması Getirildi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/edirnede-hayvan-hareketlerine-asi-kisitlamasi-getirildi-577082</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Sep 2025 19:38:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[edirne]]></category>
		<category><![CDATA[getirildi]]></category>
		<category><![CDATA[hareketlerine]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[kısıtlaması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=577082</guid>

					<description><![CDATA[<p>Edirne İpsala’da hayvan sağlığını koruma ve denetim çalışmaları kapsamında önemli bir adım atıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/edirnede-hayvan-hareketlerine-asi-kisitlamasi-getirildi-577082">Edirne’de Hayvan Hareketlerine Aşı Kısıtlaması Getirildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İlçede başlatılan Rapel aşılaması süresince, merkez, belde ve köylerde hayvan giriş-çıkışları geçici olarak yasaklandı.</p>
<p class="42dc9797403a9e1dgmail-MsoNoSpacing">Yetkililer, yalnızca kesim amacıyla getirilecek hayvanlara izin verileceğini, bunun dışındaki tüm hayvan hareketliliğinin durdurulduğunu açıkladı. Yasak, aşılama süreci tamamlanana kadar devam edecek.</p>
<p class="42dc9797403a9e1dgmail-MsoNoSpacing">lınan kararın, bölgedeki hayvan sağlığını güvence altına almak ve olası hastalık risklerini önlemek amacıyla uygulandığı belirtildi. Bu önlemle birlikte, hayvan yetiştiriciliği yapan işletmelerin ve çiftçilerin sürece hassasiyetle yaklaşmaları bekleniyor.</p>
<p class="42dc9797403a9e1dgmail-MsoNoSpacing">İpsala’daki uygulama, hem yerel hayvancılık faaliyetlerinin sürdürülebilirliği hem de halk sağlığının korunması açısından kritik bir adım olarak değerlendiriliyor.</p>
<p class="42dc9797403a9e1dgmail-MsoNoSpacing"></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/edirnede-hayvan-hareketlerine-asi-kisitlamasi-getirildi-577082">Edirne’de Hayvan Hareketlerine Aşı Kısıtlaması Getirildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Düzenli tarama yöntemleri ve aşı hayat kurtarıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/duzenli-tarama-yontemleri-ve-asi-hayat-kurtariyor-576588</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Sep 2025 10:59:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kanama]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[tarama]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yöntemleri]]></category>
		<category><![CDATA[yumurtalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576588</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyada her yıl  yaklaşık 1.5 milyon Türkiye’de de 15 bin kadına jinekolojik kanser tanısı konuluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/duzenli-tarama-yontemleri-ve-asi-hayat-kurtariyor-576588">Düzenli tarama yöntemleri ve aşı hayat kurtarıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada her yıl  yaklaşık 1.5 milyon Türkiye’de de 15 bin kadına jinekolojik kanser tanısı konuluyor. Yine dünya genelinde yaklaşık 680 bin, ülkemizde ise yaklaşık 6 bin kadın jinekolojik kanserler nedeniyle hayatını kaybediyor. <strong>Acıbadem Altunizade Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum / Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Serkan Erkanlı,</strong> rahim ağzı, rahim ve yumurtalık kanserlerinin en sık görülen   jinekolojik kanserler olduğunu belirterek, “Son yıllarda tüm dünyada rahim ağzı kanserinin görülme sıklığı artmaktadır. Ancak, özellikle aşılama ve tarama programı gelişmiş ülkelerde yüzde 80’e varan oranlarda daha az rastlanmaktadır. Öte yandan, rahim kanseri sıklığı hem dünya genelinde hem de Türkiye’de artış göstermektedir. Kesin nedeni bilinmemekle birlikte obezite, sağlıksız beslenme alışkanlıkları ve kansere yol açabilen maddelere daha fazla maruz kalmanın bu artışta etkili olduğu düşünülmektedir” diyor. </p>
<p>Ülkemizde de yaygın görülen jinekolojik kanserlerde ölüm oranları yüksek olsa da aslında erken tanı ve tedavi yaşam kurtarıyor. <strong> Kadın Hastalıkları ve Doğum / Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Serkan Erkanlı, </strong>jinekolojik kanserlerin önlenmesinde veya erken teşhis   edilmesinde düzenli olarak yapılan jinekolojik muayeneler ile tarama programlarının son derece önemli olduğunu vurgulayarak, “Ergenlik dönemiyle beraber jinekolojik muayeneye başlanması ve bu kontrollerin hiçbir şikayet olmasa bile yılda bir yapılması önerilmektedir. Bu muayeneler esnasında hastanın yaşına ve kendi özel durumuna göre jinekolojik muayene, ultrason ve tarama testleri uygulanmaktadır. Özellikle yıllık düzenli jinekolojik muayeneler, Pap Smear Testi, HPV taraması ve yine HPV aşıları konusunda farkındalığın artması hayat kurtarmaktadır” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>RAHİM AĞZI KANSERİ </strong></p>
<p>Dünyada kadın kanserleri arasında dördüncü sırada görülen rahim ağzı kanseri ülkemizde her yıl yaklaşık 2 bin 500 kadında teşhis ediliyor.  Prof. Dr. Serkan Erkanlı, rahim ağzı kanseri için en önemli risk faktörünün yüksek riskli HPV (Human Papilloma Virüs) enfeksiyonu olduğuna işaret ederek, “Rahim ağzı kanseri yüzde 99’un üzerinde bir oranla bu virüsün rahim ağzı epiteline yerleşmesi ve hücrelerde mutasyon, kontrolsüz büyüme ve kansere dönüşümü tetiklemesiyle ortaya çıkmaktadır” diyor. Sigara içmek, erken yaşta cinsel ilişki yaşamak, çok sayıda cinsel partner öyküsü, erken yaşta hamilelik, çok sayıda doğum yapmak, bağışıklık sisteminin zayıflaması, kortizon tedavisi ve genetik faktör gibi pek çok etken rahim ağzı kanseri riskini artırıyor.  Lekelenme şeklinde gerçekleşen ara kanamalar, cinsel ilişki sırasında veya sonrasında lekelenme veya kanama ise en yaygın görülen ilk sinyallerinden. </p>
<p><strong>HPV aşısı en etkili korunma yöntemi</strong></p>
<p>Rahim ağzı kanseri HPV aşısı ve düzenli yapılan tarama ile önlenebilen bir kanser türü. HPV aşısı bu kanser türüne karşı en etkili korunma yöntemidir. Prof. Dr. Serkan Erkanlı,<strong> </strong>rahim ağzı kanserine neden olan yaklaşık 14 onkolojik Human Papilloma Virüsü’nün olduğunu belirterek, sözlerine şöyle devam ediyor:  “Bunlardan biriyle karşılaşan hasta HPV aşısı ile rahim ağzı kanserinden yüzde 90 oranında korunabilmektedir. HPV aşısının 11-12 yaşlarında yaptırılması önerilmektedir. Ancak 13-26 yaşları arasında da aşı yapılabilir. 26 yaşından sonra ise özellikle 45 yaşına kadar belli durumlarda aşı uygulanabilir.”</p>
<p><strong>Pap Smear ve HPV taraması şart! </strong></p>
<p>HPV aşısı rahim ağzı kanserini  büyük oranda önlense de risk tümüyle ortadan kalkmıyor.  Bu nedenle, aşı sonrasında da rutin rahim ağzı kanseri taramalarının mutlaka yapılması gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Serkan Erkanlı, <strong>  </strong>tarama  sıklığını şöyle anlatıyor:<strong> </strong>“Rahim ağzı kanserine dönüşebilecek olan hücresel değişimleri tespit eden PAP Smear testine 21 yaşında başlanması ve 65 yaşına kadar her 3 yılda bir devam edilmesi gerekmektedir. 30 yaşından sonra ise Human Papilloma Virüsü testi ile primer tarama yapılması önerilmektedir. HPV testine eş zamanlı olarak PAP Smear testi de eklenebilmektedir. HPV bazlı testin sonuçları normal çıktığında bir sonraki testin 5 yılda bir yapılması önerilmektedir. Riskli durumlarda veya sonuçların riske işaret etmesi halinde ise her iki testte süreler kısalabilmektedir.” Kanser öncüsü lezyonlar rahim ağzının anormallik gösteren ince bir katmanının alınması yoluyla büyük oranda tedavi edilebiliyor. Hastalık erken evrelerde yakalandığında tedavi şansı yüzde 95’in üzerine çıkıyor.</p>
<p><strong>RAHİM KANSERİ</strong></p>
<p>Ülkemizde jinekolojik kanserler arasında en sık görülen tipi olan rahim kanseri her yıl yaklaşık 7 bin 800 kadında teşhis ediliyor.   Özellikle menopoz döneminde daha sık görülen rahim kanseri için en önemli risk faktörlerinden biri kadınlık hormonlarından estrojene fazla miktarda maruz kalmak. Bu durum, obezite, dışarıdan alınan hormon ilaçları ve yumurtalıkta hormon salgılayan tümörlere bağlı olabiliyor. Diğer risk faktörleri arasında yumurtlama olmasını önleyen ve adet dönemlerinin uzamasına neden olan etkenler, adetin erken yaşta başlaması (12 yaşından önce) ve geç yaşta menopoza girmek (52 yaşından sonra), obezite, hiç doğum yapmamış olmak yer alıyor. </p>
<p><strong>Anormal vajinal kanamaya dikkat!</strong></p>
<p>Anormal vajinal kanama rahim kanserinin en önemli belirtisini oluşturuyor. Her ay düzenli olan adet kanaması dışındaki kanamalar temelde anormal kanamalar olarak görülüyor. Adet kanaması normalden fazla miktarda oluyorsa, ara dönemde, beklenmedik zamanlarda görülüyorsa, rahim kanseri veya kanser öncesi lezyonlara işaret edebiliyor. Rahim kanseri için günümüzde kabul görmüş bir tarama programı bulunmuyor. Prof. Dr. Serkan Erkanlı,<strong> </strong>hastalığın en önemli belirtisi olan anormal vajinal kanamada veya menopoz döneminde oluşan kanamada mutlaka bir jinekolojik muayene olunması gerektiğini vurgulayarak, “Bu belirtide hekime başvurulduğunda erken teşhis genellikle mümkündür” diyor.  </p>
<p><strong>Erken evrede başarı şansı oldukça yüksek</strong></p>
<p>Özellikle erken evrelerde tedaviden yüzde 95’in üzerinde başarı elde ediliyor. Rahim kanserinde standart tedavi rahim ve yumurtalıkların alınması şeklinde oluyor. Buna ek olarak genellikle rahimle ilişkili olan ve pelvik veya paraaortik bölgelerdeki lenf bezleri de örnekleme amacıyla alınabiliyor.<strong> </strong>Kadın Hastalıkları ve Doğum / Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Serkan Erkanlı, “Cerrahi tedavi sonrasında, patolojik değerlendirme sonuçlarına göre hastalar ek tedavi almadan takip edilebilmekte veya hastalığın tekrar etme riski yüksek ise  kemoterapi, ışın tedavisi (radyoterapi), hormonal tedavi veya akıllı ilaçlar gibi ek tedaviler alabilmektedir” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>YUMURTALIK KANSERİ</strong></p>
<p>Yumurtalık kanseri, jinekolojik kanserler arasında dünyada rahim ağzı ve rahim kanserinden sonra en yaygın görülen 3. kanser türünü oluşturuyor. Ülkemizde her yıl yaklaşık 4 bine yakın kadında teşhis ediliyor. Epiteliyal, germ hücreli ve stromal tümörler olmak üzere 3 temel türü olan yumurtalık kanserinin kesin sebebi bilinmemekle beraber birçok risk faktörü tespit edilmiş. İleri yaş, ailede meme-yumurtalık kanseri öyküsü, hiç doğum yapmamış olmak, adetin erken yaşta başlaması (12 yaş öncesi) ve geç yaşta menopoza girmek (>52 yaş), menopozda kullanılan hormon ilaçları, endometriozis ile infertilite (kısırlık) en önemli  risk faktörleri olarak sıralanıyor. </p>
<p><strong>Düzenli jinekolojik muayene çok önemli!</strong></p>
<p>Yumurtalık kanseri genellikle erken evrelerde belirti vermiyor, hastaların yüzde 60’ından çoğu ileri evrelerde karın şişliği ve hazımsızlık şikayetiyle hekime başvuruyor. Bazı hormon üreten yumurtalık tümörleri de adet düzensizliği ve tüylenme gibi şikayetlere neden olabiliyor. Yumurtalık kanseri için günümüzde kabul görmüş bir tarama programı mevcut değil. Ancak, kadınların düzenli jinekolojik muayenelerinde erken dönemde tespit edilebiliyor. Özellikle erken evrelerde tedavinin başarı şansı yüzde 90’ların üzerine ulaşıyor. Standart tedavi rahim, yumurtalıklar, mide ile bağırsakların üzerini kaplayan ve omentum olarak adlandırılan yağlı dokunun cerrahi olarak çıkarılması ve lenf bezlerinin alınması şeklinde oluyor. İhtiyaç halinde genellikle kemoterapi veya akıllı ilaç tedavisi gibi ek tedavilere başvuruluyor. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/duzenli-tarama-yontemleri-ve-asi-hayat-kurtariyor-576588">Düzenli tarama yöntemleri ve aşı hayat kurtarıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Okullar açıldı, virüs alarmı çaldı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/okullar-acildi-virus-alarmi-caldi-575875</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Sep 2025 16:30:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alarmı]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[belirti]]></category>
		<category><![CDATA[Bulaşıcı Hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[çaldı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[dilek]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[leyla]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[okullar]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=575875</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, okulların açılmasıyla birlikte artan bulaşıcı hastalık riskine karşı uyarılarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/okullar-acildi-virus-alarmi-caldi-575875">Okullar açıldı, virüs alarmı çaldı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, okulların açılmasıyla birlikte artan bulaşıcı hastalık riskine karşı uyarılarda bulundu.</p>
<p><strong>Kapalı alanlarda çocukların yakın teması, bulaşıcı hastalıkların artmasına yol açıyor!</strong></p>
<p>Okulların açılması ile beraber, kapalı alanlarda daha fazla sayıda çocuğun bir araya gelmesi, yakın temas, mesafenin ortadan kalması ve ortak alan kullanımı gibi nedenlerle bulaşıcı hastalıklarda artış olduğunu aktaran Dr. Dilek Leyla Mamçu, “En sık soğuk algınlığı, grip gibi üst solunum yolu enfeksiyonları ve ishal görülür.   Bununla beraber, yeterli bağışıklığı olmayan çocuklar arasında su çiçeği, kızamık, kabakulak ve el-ayak-ağız hastalığı salgınları da görülebilir.” dedi.</p>
<p>Bu hastalıkların genellikle virüsler veya bakteriler yoluyla bulaştığını ifade eden Mamçu, “Halsizlik, kırıklık, kas ağrıları ve yüksek ateş enfeksiyonların genel belirtileridir. Üst solunum yolu enfeksiyonlarında  burun akıntısı, nezle, hapşırık, öksürük, boğaz ağrısı, gözlerde sulanma öne çıkar. Su çiçeği, kızamık, kabakulak, el-ayak-ağız hastalığı gibi öncelikle deriyi tutan hastalıklarda deri döküntüleri ve kaşıntı ilk belirtiler olabilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Aşılar, çocuklara hastalıklara karşı ömür boyu bağışıklık kazandırır!</strong></p>
<p>Ülkemizde çocukluk dönemi aşı takviminde 13 hastalığa karşı rutin aşı uygulaması yapıldığını hatırlatan Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Bunlar; difteri, boğmaca, tetanos, çocuk felci, hepatit B, hepatit A, influenza tip b, tüberküloz, kızamık, kabakulak, kızamıkçık, suçiçeği ve pnömokoktur.” dedi.</p>
<p>Doğumdan itibaren Ulusal Aşı Takvimine uygun olarak rutin aşıları yapılan çocukların 48’inci ayda aşılarının tamamlanmış olacağını kaydeden Mamçu, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Tüm aşıları zamanında ve eksiksiz yapılan çocukların okula başlama yaşları geldiğinde bu hastalıklara karşı vücutlarında yeterli bağışıklığın olduğu kabul edilir. Aşılar sayesinde çocuklar hastalıklara karşı bağışıklık kazanır. Oluşan bağışıklama genellikle ömür boyu vücutta kalır ve hastalık etkeni ile karşılaşınca onu etkisiz kılmak için savaşır. Bağışıklama, aşıyla önlenebilir hastalıkların ve ölümlerin önlenmesi açısından en önemli toplum sağlığı müdahaleleri arasında yer alır.”</p>
<p><strong>Çocuğa hijyen kurallarını öğretmek, ebeveynlerin en önemli görevlerinden biri!</strong></p>
<p>Çocuğa hijyen kurallarını öğretmenin ve el yıkama alışkanlığını kazandırmanın ebeveynlerin en önemli görev ve sorumluluklarından biri olduğunu vurgulayan Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Çocuğun yaşına uygun olarak anlayacağı dilde hastalıklar ve mikroplar anlatılmalı, özellikle ellerini ne zaman ve nasıl yıkayacağı konusunda net ve anlaşılır bilgiler verilmeli.” dedi.</p>
<p>Okul çağı başlamadan önce bu alışkanlığı kazanmış olan bir çocuğun, okulda da bu alışkanlığını sürdürecek, bulaşıcı hastalıklardan önemli derecede korunacağını dile getiren Mamçu, “Tuvalet sonrası ve yemek öncesi ellerin doğru bir şekilde yıkanması,  öksürme veya hapşırma sırasında ağız ve burunun  kapatılması, okul malzemelerinin kişisel olarak kullanılması, giysilerin paylaşılmaması gibi hijyen kuralları okula başlayan çocuklara sık sık hatırlatılmalı.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Hastalık belirtisi varsa çocuk okula gönderilmemeli!</strong></p>
<p>38 derece ve daha yüksek bir ateş seviyesinin ebeveynler ve öğretmenler için dikkat çekici olması gerektiğinin altını çizen Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Beraberinde uykuya eğilim, vücutta veya saçlı deride döküntü, menenjit belirtisi olabileceğinden zaman kaybetmeden bir sağlık  kuruluşuna başvurulmalı.” dedi.</p>
<p>Aşırı ishal ve kusma, cilt ve burun kanamaları, balgamlı öksürük ve aşırı kas ağrısı gibi durumların da bulaşıcı hastalıkların ilk belirtileri olabileceğine işaret eden Mamçu, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bulaşıcı hastalıkların kuluçka süreleri 1-7 gün arasında değişir. Kuluçka süresi içinde bir hastalık hiç belirti vermeyebilir veya hafif semptomlar fark edilebilir. Bu dönemde bulaştırıcı olduğu için çocuk okula gönderilmemeli. Bunun dışında okulda salgın ortamının olması, çocukta yüksek ateş, titreme, terleme, aşırı kusma veya ishal varlığında da çocuk evde kalmalı.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/okullar-acildi-virus-alarmi-caldi-575875">Okullar açıldı, virüs alarmı çaldı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gözlerden kulaklara, dişlerden genel vücut muayenesine…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gozlerden-kulaklara-dislerden-genel-vucut-muayenesine-569470</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Aug 2025 09:42:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[işitme]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[muayenesi]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=569470</guid>

					<description><![CDATA[<p>Okul zilinin çalmasına çok az bir zaman kaldı.  Ebeveynler, okula yeni başlayacak olan çocuklarının okul öncesindeki son hazırlıklarının tatlı bir telaşını yaşıyorlar.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gozlerden-kulaklara-dislerden-genel-vucut-muayenesine-569470">Gözlerden kulaklara, dişlerden genel vücut muayenesine…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Okul zilinin çalmasına çok az bir zaman kaldı.  Ebeveynler, okula yeni başlayacak olan çocuklarının okul öncesindeki son hazırlıklarının tatlı bir telaşını yaşıyorlar. <strong>Acıbadem Kartal Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Pınar Atılkan,</strong> okula başlayacak olan çocukların eğitim sürecini sağlıklı bir şekilde tamamlamalarında genel sağlık kontrollerinin büyük bir öneme sahip olduğuna dikkat çekerek, “Sağlıklı büyüme  ve gelişmenin değerlendirilmesi, hastalıkların erken dönemde saptanması, eksik aşıların tamamlanması, temel kan değerleri ve vitamin değerlerinin okul öncesinde gözden geçirilmesi, uzun soluklu bir maraton olan okul döneminde anne ve babalara hem destek hem de kılavuz olmaktadır” diyor.  <strong>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Pınar Atılkan, </strong>bu kontrollerin bazı hastalıklara erkenden müdahale edilmesini de sağladığını belirterek, “Yine   bu kontrollerde eksik aşılar da tamamlanır. Bu sayede, çocuklarımızı aşıyla önlenebilir hastalıklardan korumamız mümkün olmaktadır. Muayenelerde, çocuğun sosyal, motor ve bilişsel fonksiyonlarının değerlendirilmesi de yapıldığından eksiklerin giderilmesi durumunda okul başarısının da artması sağlanacaktır” diye konuşuyor. Peki, okul öncesinde çocukların hangi sağlık kontrollerinden geçmeleri öneriliyor? <strong>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Pınar Atılkan, </strong>okul öncesinde yapılması gereken muayeneleri anlattı; önemli bilgiler verdi.</p>
<p><strong>Göz muayenesi: Göz tembelliğinden kırma kusurlarına! </strong></p>
<p>Rutin göz muayenesinin dışında, okula başlamadan yapılacak olan göz muayenesi; şaşılık, göz tembelliği, katarakt, kırma kusurları ile kayma gibi sorunların önceden saptanması ve gerekli müdahalelerin (gözlük, operasyon, göz kapama tedavisi gibi) yapılması çocuğun okul başarısını doğrudan etkiliyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Pınar Atılkan,<strong> </strong>görme problemi yaşayan çocukların okulda başarısız ve hırçın olabildiklerini belirterek,  “Unutmayalım ki bazı görme kusurları erken dönemde tedavi edilmelidir, zira ileri yaşta tedavisi güçleşebilir, hatta mümkün olmayabilir” diyor.</p>
<p><strong>Kulak ve işitme muayenesi: İşitme kaybından alerjik tabloya!</strong></p>
<p>Ülkemizde yenidoğan bebeklere işitme testi rutin olarak yapılırken, okul öncesinde işitmenin tekrar değerlendirilmesi son derece önemli. Çünkü, işitme kaybı çocuğun öğrenme güçlüğüne sebep olurken dil gelişimini de olumsuz yönde etkiliyor. Kulak ve işitme muayenelerinde; işitme kaybı, geniz eti ve bademcik problemleri erkenden saptanabiliyor.  İşitme kaybı varsa işitme cihazları; geniz eti, bademcik ve alerjik durumların saptanması durumunda da medikal veya cerrahi yöntemlere başvuruluyor.</p>
<p><strong>Diş muayenesi: Diş çürüğünden ağız ve çenede yapısal bozukluklara</strong></p>
<p>Ağız ile diş bakımı da çocukların büyüme ve gelişimlerini etkiliyor.  Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Pınar Atılkan, okul dönemindeki çocuklarda bu kontrollerin mutlaka yapılması gerektiğini vurgulayarak, “Diş hekiminizin yapacağı rutin kontrollerde ağız ve çene yapısı bozuklukları saptanabilir ve ortodontik tedaviler uygulanabilir. Ayrıca, florür uygulaması gibi dişleri koruyucu tedaviler ile çürük tedavileri de okul öncesinde mutlaka yapılmalıdır” bilgisini veriyor.</p>
<p>Rutin muayene: Vitamin eksikliğinden yüksek tansiyona…</p>
<p>Çocuğunuzun genel doktor muayenesi  de okul öncesinde büyük bir önem taşıyor. Muayene sırasında kan basıncı ve nabız  ölçümleri yapılıyor. Tam kan sayımı, tam idrar tahlili, kan kolesterol-lipid düzeyi, karaciğer ve böbrek fonksiyon testleri, dışkıda parazit incelemesi, tam idrar analizi, ailevi hastalık var ise  açlık kan şekerine mutlaka bakılması gerekiyor. Sık hastalanan çocuklarda bağışıklık sistemi testlerinin de yapılabildiğine işaret eden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Pınar Atılkan, “Bu analizlerde aşı karnesi gözden geçirilmeli, eksik aşılar varsa, okul öncesi dönemde mutlaka tamamlanmalıdır. Son zamanlarda özel olarak uygulanan takvim dışı meningokok aşıları da yapılmalıdır. Ağır spor yapan çocuklarda kardiyolojik muayene de  çok önemlidir” diye konuşuyor. Rutin çocuk hekimi muayenesinde, ayrıca, çocuğun boy ve kilo ölçümlerinin de yapıldığını anlatan Dr. Pınar Atılkan, “Büyüme geriliği saptanan çocuklarda gerekli testlerin istenmesi ve endokrinoloji bölümüne yönlendirilmesi gerekebilir” diyor.</p>
<p><strong>Demir, B12 ve D Vitamini eksikliğinde okul başarısı düşüyor!</strong></p>
<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Pınar Atılkan, çocuğun okul başarısını olumsuz etkileyen demir, B12 ve D vitamini eksikliğinin mutlaka tedavi edilmesi gerektiği uyarısında bulunuyor. Dr. Pınar Atılkan,<strong> </strong>bu vitaminlerin ve demir eksikliğinin neden olduğu sorunları şöyle özetliyor:</p>
<p><strong>B12 vitamini eksikliği:</strong> Tipik bulguları arasında; yorgunluk, konsantrasyon ve öğrenme güçlüğünün yanı sıra unutkanlık, halsizlik, el ve ayaklarda uyuşukluk ile karıncalanma gibi şikayetler yer alıyor. Kabızlık, iştahsızlık, denge sağlamada güçsüzlük, bellekte zayıflama ve kilo kaybı da B12 vitamini eksikliği göstergeleri arasında. B12 eksikliği ayrıca kansızlığa da sebep olarak okul başarısında ciddi bir düşüşe sebep olabiliyor.</p>
<p><strong>Demir eksikliği:</strong> Zekâ işlevleri ve okul başarısı üzerinde olumsuz etkisi olduğu biliniyor. Demir eksikliği anemisi erken tanı konulup tedavi edilmediği durumda, çocukta ileride demir tedavisiyle kan değerleri normale ulaşsa bile beyin gelişiminde demir elementinin rol alması nedeniyle zeka düzeyinde düşüklük görülebiliyor. Demir eksikliği anemisi olan çocuklarda gelişme geriliği, algılamada gerilik ve dikkat dağınıklığı başlayabiliyor. Demir eksikliği anemisi devam ederse, giderek ilerleyen halsizlik, yorgunluk ve iştahsızlık günlük yaşamı da zorlaştırıyor. Ağır demir eksikliği anemisinde kalp yetmezliği de oluşabiliyor.</p>
<p><strong>D vitamini eksikliği: </strong>Halsizlik, kemik ve eklem ağrıları gibi belirtilerle kendini gösteriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gozlerden-kulaklara-dislerden-genel-vucut-muayenesine-569470">Gözlerden kulaklara, dişlerden genel vücut muayenesine…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hepatite kalkan: Aşı, temizlik, doğru bilgi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hepatite-kalkan-asi-temizlik-dogru-bilgi-559129</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Jul 2025 11:44:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[hepatite]]></category>
		<category><![CDATA[kalkan]]></category>
		<category><![CDATA[temizlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=559129</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, hepatit hastalığının türleri, bulaşma yolları, belirtileri, aşı ve tedavi imkânları ile korunma yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hepatite-kalkan-asi-temizlik-dogru-bilgi-559129">Hepatite kalkan: Aşı, temizlik, doğru bilgi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, hepatit hastalığının türleri, bulaşma yolları, belirtileri, aşı ve tedavi imkânları ile korunma yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Hepatitin en sık nedeni virüsler…</strong></p>
<p>Hepatitin karaciğerin iltihaplanması olarak bilinen bir hastalık olduğunu dile getiren Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Etkeni en sık virüslerdir. Hepatit A, B, C, D ve E virüsleri olmak üzere farklı virüs tipleri hepatit yapabilmektedir.” dedi.</p>
<p>Viral etkenler dışında alkol tüketimi, bazı ilaçlar veya bağışıklık sistemi problemlerinin de hepatite neden olabildiğini aktaran Mamçu, “Hepatit B ve Hepatit C virüsleri uzun vadede kronik karaciğer hastalığı, siroz veya karaciğer kanserine yol açabildiği için ayrı bir öneme sahiptir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kronikleşen viral hepatitler tedavi edilmezse siroz ve karaciğer kanseri gelişebilir!</strong></p>
<p>Hepatit virüslerinin belirti ve klinik tablolar açısından belirgin bir fark göstermemekle beraber, etkiledikleri yaş grupları, kuluçka süreleri, iyileşme şekilleri ve kronikleşme açısından fark gösterdiklerini kaydeden Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Kuluçka süreleri A virüsü için 15-45 gün, B ve C virüsü için 30-180 gündür.” dedi.</p>
<p>Hastaların yarısından fazlasında hastalık sırasında gözlerde ve ciltte sarılığın hiç olmaması ya da çok hafif olmasının da mümkün olduğunu ifade eden Mamçu, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Bu nedenle pek çok kişi sarılık hastalığı geçirdiğini fark edemez, ancak o sırada tesadüfen bir kan tetkiki yapılırsa anlaşılabilir. Çocuklarda belirtiler daha hafif ve kısa süreli olduğundan, özellikle küçük yaş gurubundaki çocuklarda hastalık teşhis edilmeden geçip gidebilir. Hastaların bir kısmında ise kuluçka süresini takiben, halsizlik, iştahsızlık, mide bulantısı, karnın sağ üst kadranında ağrı, derinin ve gözakının sararması ve idrarın koyulaşması ile başlar. Kısa süren ateş olabilir. Bulaşıcı sarılık genellikle 4-6 haftalık bir hastalıktır, A ve E virüsü ile olanlar sonunda şifa ile sonlanır ve kronikleşme göstermezler.</p>
<p>B, C ve D virüsleri ile oluşan bulaşıcı sarılıklar kronikleşebilir. Bu oran, Hepatit B virüsü için yüzde 5 -10, Hepatit C virüsü için yüzde 80 kadardır. D virüsü hepatitinde de kronikleşme oranı yüksektir. Bunun sonucu olarak, Türkiye&#8217;de nüfusun yüzde 5 ila 7 kadarı (4 milyona yakın insan) B virüsünü, farkında olmaksızın taşır. Akut hepatitler genellikle iyi seyirli, kendini sınırlayan ve kronikleşmeyen hastalıklardır. Şifa ile iyileşip ve koruyucu bağışıklık bırakırken; kronikleşen viral hepatitlerde, tedavi edilmediği takdirde belirli oranda siroz ve karaciğer kanseri gelişebilir.” </p>
<p><strong>Hijyen kurallarına uymamak, Hepatit A ve E’nin salgınlara yol açmasına neden olabilir!</strong></p>
<p>Hijyenik el yıkama kurallarına uyulmaması, gıda hijyeninin iyi olmaması, tuvalet temizliğine dikkat edilmemesi durumlarında Hepatit A ve Hepatit E’nin daha kolay bulaştığına vurgu yapan Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Özellikle ilkokullarda, kreşlerde ve toplu yaşanılan yerlerde salgınlar yapar. Hijyen açısından sorunlu bölgelere yapılan seyahatlerde ek önlemler almak, temizliğinden emin olunmayan çiğ gıda ve su tüketiminden kaçınmak ve sık sık el yıkamak   dışkı ağız yolu ile bulaşmayı önlemek için yeterlidir.” dedi.</p>
<p><strong>Risk grubundaki kişilerin aşılanmaları, hastalıktan korunmada en önemli tedbir!</strong></p>
<p>Dünyada ve ülkemizde Hepatit A ve Hepatit B’ye karşı aşı bulunduğunu hatırlatan Mamçu, “Her iki aşı da 1998 yılından beri Türkiye Cumhuriyeti Ulusal Aşı takviminde yer alır. Hayatın ilk bir yılında aşılanma tamamlanır ve ömür boyu koruyuculuğu devam eder. Aile Sağlık Merkezlerinde ve diğer sağlık kuruluşlarında yeni doğan döneminden itibaren tüm çocuklara ücretsiz olarak uygulanır. Hepatit C virüsüne karşı aşı henüz bulunmamakta. Ancak etkili tedaviler mevcut ve bu tedaviler Türkiye&#8217;de genel sağlık sigortası kapsamında ücretsiz olarak sunulmakta.” açıklamasını yaptı.</p>
<p>Mamçu ayrıca bu aşılarla ilgili yapılan çok büyük ölçekli çalışmalarda, koruyuculuklarının son derece yüksek olduğu ve herhangi bir yan etki görülmediğinin kanıtlandığına dikkat çekti ve risk grubundaki kişilerin aşılanmalarının hastalıktan korunmada en önemli tedbir olduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>Hepatitlerin nasıl bulaştığının ve nasıl bulaşmadığının doğru bir şekilde bilinmesi gerekir!</strong></p>
<p>Viral hepatitlerin, dünya genelinde ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğunun altını çizen Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından 28 Temmuz ‘Dünya Hepatit Günü’ olarak belirlenmiştir. DSÖ&#8217;nün hedefi, 2030 yılına kadar tüm ülkelerde viral hepatitleri ortadan kaldırmak için birlikte çalışmaktır.” dedi.</p>
<p>Kronik hepatit hastalığında son yıllarda çok önemli gelişmeler kaydedildiğini ve uygun tedavi seçeneklerinin ülkemizde de genel sağlık sigortası kapsamında ücretsiz olarak uygulanmaya başlandığını hatırlatan Mamçu, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Özellikle risk altındaki kişilerin farkındalığının arttırılması ile bulaşma önlenecek, hastalığın erken tespiti ve tedavisi sağlanabilecektir. Bu nedenle Hepatit virüsü taşıyıcısı olan bireylerin takip ve tedavilerinin yapılacağı merkezlere başvurması hem kendi sağlıkları hem de toplum sağlığı açısından son derece önemlidir. Hepatit taşıyıcısı olan bireylerin toplumdan dışlanması<strong> </strong>konusunda eski yıllara göre oldukça mesafe kaydedilmiş olsa da yine de bazı ön yargılar olabiliyor. Hepatitlerin nasıl bulaştığının ve nasıl bulaşmadığının doğru bir şekilde bilinmesi gerekir. Diğer tüm hastalıklarda olduğu gibi, bu konuda da farkındalığın ve bilginin artması yeterli.” </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hepatite-kalkan-asi-temizlik-dogru-bilgi-559129">Hepatite kalkan: Aşı, temizlik, doğru bilgi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanada’da Kızamık Salgını Patlak Verdi: Aşı Karşıtlığı Endişe Yaratıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanadada-kizamik-salgini-patlak-verdi-asi-karsitligi-endise-yaratiyor-556320</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Jul 2025 11:27:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DÜNYA]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[endişe]]></category>
		<category><![CDATA[kanadada]]></category>
		<category><![CDATA[karşıtlığı]]></category>
		<category><![CDATA[kızamık]]></category>
		<category><![CDATA[patlak]]></category>
		<category><![CDATA[salgını]]></category>
		<category><![CDATA[verdi]]></category>
		<category><![CDATA[yaratıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=556320</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kanada'da kızamık vakaları 14 Temmuz itibariyle çoğunluğu çocuk olmak üzere 3 bin 822 olarak açıklandı. Komşu ABD'ye kıyasla vakaların 3 kat daha fazla olması dikkatleri çekerken kızamık salgını yaşanan ilk 10 ülke arasına girdi. Kızamık, Kanada'da 1998'te ortadan kalkmıştı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanadada-kizamik-salgini-patlak-verdi-asi-karsitligi-endise-yaratiyor-556320">Kanada’da Kızamık Salgını Patlak Verdi: Aşı Karşıtlığı Endişe Yaratıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Kanada, ABD ulusal sağlık kurumu CDC verilerine göre kızamık salgını yaşayan <strong>ilk 10 ülke</strong> arasında yer alıyor. Salgının merkez üssü olan Alberta eyaleti, Kuzey Amerika’daki en yüksek kişi başına kızamık yayılma oranına sahip bölge olarak öne çıkıyor.</p>
</div>
<div>
<p>Dünya genelinde kızamık Kuzey Amerika, Avrupa ve İngiltere&#8217;de artış gösteriyor. ABD’deki vakalar bu yıl son 33 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. İngiltere ise 2024 yılında 3 bine yakın doğrulanmış vaka bildirerek 2012’den bu yana en yüksek sayıya ulaştı.</p>
</div>
<div>
<p>Kanada’nın 2025 verileri ise her iki ülkeyi de geçti. Ülkede, 1998’de kızamık hastalığının ortadan kalktığı ilan edildiğinden bu yana bu kadar yüksek sayıda vaka görülmemişti. Daha önceki en yüksek rakam ise 2011 yılında kaydedilmiş ve yaklaşık 750 vaka raporlanmıştı.</p>
</div>
<div>
<p>Aşı, kızamıkla mücadelede en etkili yöntem olarak biliniyor. Son derece bulaşıcı ve tehlikeli bir virüs olan kızamık, zatürre, beyin şişmesi ve ölüme yol açabiliyor. Aşı yüzde 97 oranında etkili ve aynı zamanda kabakulak ve kızamıkçığa karşı da bağışıklık sağlıyor.</p>
</div>
<div>
<p>Ontario’da sağlık yetkilileri, salgının 2024’ün sonlarında başladığını belirtiyor. Bir kişi, New Brunswick’te düzenlenen büyük bir Mennonite toplantısında kızamık kaptıktan sonra evine döndü ve virüs bu şekilde yayılmaya başladı.</p>
</div>
<div>
<p><b>Sebep aşı mı?</b></p>
</div>
<div>
<p><strong>Ontario Halk Sağlığı kurumu</strong> verilerine göre hastalığı kapanların neredeyse tamamı aşısızdı. Bazı uzmanlar Kovid salgını sonrası başlayan &#8216;aşı&#8217; şüphesinin kızamık gibi bulaşıcı ancak aşıyla giderilecek hastalıklara da yansıdığını belirtiyor.</p>
</div>
<div>
<p>Örneğin, <strong>güney Alberta</strong>’da 2019’dan 2024’e kadar geçen sürede uygulanan MMR (Kızamık-Kabakulak-Kızamıkçık) aşısı sayısı <strong>neredeyse yarı yarıya düştü</strong>.</p>
</div>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanadada-kizamik-salgini-patlak-verdi-asi-karsitligi-endise-yaratiyor-556320">Kanada’da Kızamık Salgını Patlak Verdi: Aşı Karşıtlığı Endişe Yaratıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkentliler ABB’nin “Birlik Aşı Aşure” Etkinliğinde Dayanışma İçin Buluştu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskentliler-abbnin-birlik-asi-asure-etkinliginde-dayanisma-icin-bulustu-554005</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Jul 2025 11:16:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[aşure]]></category>
		<category><![CDATA[başkentliler]]></category>
		<category><![CDATA[birlik]]></category>
		<category><![CDATA[buluştu]]></category>
		<category><![CDATA[dayanışma]]></category>
		<category><![CDATA[etkinliğinde]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=554005</guid>

					<description><![CDATA[<p>Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Muharrem Orucu’nun ardından, “Birlik Aşı Aşure” etkinliğinde vatandaşlarla buluştu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskentliler-abbnin-birlik-asi-asure-etkinliginde-dayanisma-icin-bulustu-554005">Başkentliler ABB’nin “Birlik Aşı Aşure” Etkinliğinde Dayanışma İçin Buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, &ldquo;Hazreti Hüseyin&#8217;in yakınları şehit olmadan önce, susuz bırakılmışlardı. Çocuklara dahi, bir yudum suyu vermeyen, onları susuz bırakarak, harap bitap bırakan böyle bir vahşet tarihte görülmedi.&rdquo;</p>
</p>
<p>Ankara Büyükşehir Belediyesi Muharrem Orucu’nun ardından her yıl olduğu gibi bu yıl da &ldquo;Birlik Aşı Aşure&rdquo; etkinliği düzenledi. Sema töreni ve ünlü sanatçılar Sabahat Akkiraz, Erdal Beyazgül, Gökhan Kılıç ve Ersin Perçin konseriyle başlayan ve binlerce Başkentlinin katılımı ile gerçekleşen etkinlikte BELPA Mutfak’ta hazırlanan aşureler dağıtıldı.</p>
</p>
<p>Sözlerine &ldquo;Paylaşmak dayanışma göstermektir&rdquo; diyerek başlayan Yavaş, &ldquo;Paylaştığımız aşure, insanlık tarihinin en acı, en trajik, en kanlı olaylarından biri olan Kerbala’yı simgeliyor. Üzerinde 1345 yıl geçmiş ama yaramız h&acirc;l&acirc; taptaze. Tarihler, 680 yılını gösterdiğinde, Hz. Hüseyin, Yezid&#8217;in emriyle katledilmişti. O Hüseyin ki, peygamberimizin en sevgili torunu, Hz. Ali&#8217;nin göz bebeğiydi. Öyle ki çocuklar dahil 72 kişiyi hunharca katlettiler&rdquo; dedi.</p>
</p>
<p>&ldquo;BÖYLE BİR VAHŞET TARİHTE GÖRÜLMEDİ&rdquo;</p>
</p>
<p>Kerbela’nın hiçbir katliama benzemediğini vurgulayan Yavaş, &ldquo;Hazreti Hüseyin&#8217;in yakınları şehit olmadan önce, susuz bırakılmışlardır. Çocuklara dahi, bir yudum suyu vermeyen, onları susuz bırakarak harap bitap bırakan böyle bir vahşet tarihte görülmedi. O gün bugündür, Anadolu coğrafyamızın temel renklerinden birini oluşturan Alevi-Bektaşi canlarımız, Hüseyin direncini diri tutmak, çocuklara yapılan zulmü unutturmamak ve haksızlığa karşı her zaman Hüseyin’in çizgisine sahip çıktıklarını göstermek için Muharrem Ayı’nda 12 gün oruç tutar. Biliyorum; tuttuğunuz oruç, yas-ı matemi simgeler. Gösterişten uzak, acınızı içinize atarak, mateminizi yaşarsınız. Tutulan matem oruçlarının hak katında kabul görmesini diliyorum&rdquo; diye konuştu.</p>
</p>
<p>&ldquo;25 YILDIR YAPILMAYAN BİRLİK AŞINI YAPIYORUZ&rdquo;</p>
<p>Yavaş, yönetim anlayışı kapsamında kimseyi ayırmadan hizmet ettiklerini belirterek, &ldquo;Çünkü insanları ayırmak hem onlardan vergi almak, para almak ve ondan sonra da oy verdi, vermedi ya da başka bir sebeple onları ayırmak bizim felsefemizde yoktur. Vicdanımıza yakışmaz. Bu nedenle geldiğimizden beri 25 yıldır yapılmayan birlik aşını 2019’dan yılından beri düzenli olarak yapıyoruz. Bu yıl da sonuncusunu yaptık. Şu anda belediye başkanı sayımız arttığı için Ankara&#8217;nın her tarafında bugün birlik aşı var. Kardeşlik, birleşme, birleşme ve dayanışma var&rdquo; dedi.</p>
</p>
<p>YAVAŞ’TAN 2 CEMEVİ MÜJDESİ</p>
</p>
<p>Yavaş konuşmasında vatandaşlara cemevi müjdesi verdi. Yapılması planlanan 2 adet cemevi projesine başlandığını dile getiren Yavaş, sözlerine şöyle devam etti:</p>
</p>
<p>&ldquo;Mamak ve bir tane de Gölbaşı&#8217;na cemevi projemiz var. Bakanlıktan izin aldık. Şu anda projeleri yapılıyor. Mamak&#8217;taki İmrahor Mahallesi’nde. Sosyal tesis projeleri, Mamak Cemevi üç bin metrekare kapalı alanı ve bin 980 metrekare peyzaj alanı olarak planlanmaktadır. Üç katlı olarak projelendirilmiştir. Gölbaşı&#8217;nın da Bahçelievler Mahallesi&#8217;nde bir adet cemevi yapacağız. Bunu da projelendirdik. 2 bin metrekare kapalı alanı 2 bin 500 metrekare peyzaj alanı planlanmakta olup orası iki katlı olacaktır. Buralarda çok amaçlı salonlar, yemekhane, toplantı salonları, emekliler lokali, misafirhane, kütüphane, depolar, otopark hepsi dahil olacaktır. Proje süreçleri başlatılmış olup 2026 yılı yatırım programında vatandaşlarının kullanıma sunulması planlanmaktadır.&rdquo;</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskentliler-abbnin-birlik-asi-asure-etkinliginde-dayanisma-icin-bulustu-554005">Başkentliler ABB’nin “Birlik Aşı Aşure” Etkinliğinde Dayanışma İçin Buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anne Aşı Olursa, Bebek Korunur: Gebelikte Boğmaca Aşısı Rutin Uygulamalar Arasında</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/anne-asi-olursa-bebek-korunur-gebelikte-bogmaca-asisi-rutin-uygulamalar-arasinda-546049</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Jun 2025 11:10:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[arasında]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[aşısı]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[boğmaca]]></category>
		<category><![CDATA[gebelikte]]></category>
		<category><![CDATA[korunur]]></category>
		<category><![CDATA[olursa]]></category>
		<category><![CDATA[rutin]]></category>
		<category><![CDATA[uygulamalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=546049</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gebelikte uygulanan boğmaca aşısı, bebekleri doğumdan sonra karşılaşabilecekleri ciddi enfeksiyonlara karşı korumak amacıyla artık rutin bağışıklama programına dahil edildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/anne-asi-olursa-bebek-korunur-gebelikte-bogmaca-asisi-rutin-uygulamalar-arasinda-546049">Anne Aşı Olursa, Bebek Korunur: Gebelikte Boğmaca Aşısı Rutin Uygulamalar Arasında</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Gebelikte uygulanan boğmaca aşısı, bebekleri doğumdan sonra karşılaşabilecekleri ciddi enfeksiyonlara karşı korumak amacıyla artık rutin bağışıklama programına dahil edildi. Bu yaklaşım sayesinde, bebeklerin bağışıklık sistemi henüz gelişmemişken maruz kalabilecekleri boğmaca gibi yaşamı tehdit edebilecek solunum yolu enfeksiyonlarına karşı erken koruma sağlanması hedefleniyor. Peki boğmaca neden bu kadar tehlikeli? Aşı gebeliğin hangi döneminde yapılmalı, kimlere uygulanıyor? Tüm bu soruları Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Manolya Kara ve Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Zeynep Utkan Korun yanıtladı…</em></p>
<p>Boğmaca, tıbbi adıyla pertussis, solunum yollarını etkileyen, son derece bulaşıcı ve özellikle bebeklerde yaşam kaybına varabilen sonuçlar doğurabilen bakteriyel bir hastalık. Dünya genelinde yıllık 20-40 milyon civarı boğmaca vakası olduğunun tahmin edildiğine dikkat çeken Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Manolya Kara, “Maalesef her yıl yaklaşık 300.000 kişi (çoğu çocuk) boğmaca sebebiyle hayatını kaybetmektedir.” dedi. </p>
<p><strong>YENİDOĞANLARDA HAYATİ RİSK OLUŞTURABİLİYOR!</strong></p>
<p>En büyük riskin bağışıklık sistemi henüz gelişmemiş ve aşı serilerini tamamlamamış yeni doğanlarda olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Kara, “Boğmaca, özellikle bir yaş altı bebeklerde nefes durmasına, beyin içi kanamaya, nöbetlere ve hatta yaşam kaybına yol açabilecek kadar ağır seyredebiliyor” diyerek hastalığın ciddiyetine dikkat çekti. </p>
<p><strong>“İLK HAFTALARDA SOĞUK ALGINLIĞI İLE KARIŞTIRILABİLİYOR”</strong></p>
<p>Hastalığın üç evrede ilerlediğini belirten ve özellikle ilk haftalarda soğuk algınlığıyla karıştırıldığını, bu dönemde bulaşıcılığın da en yüksek seviyede olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Kara, sözlerine şöyle devam etti: “Hastalık genellikle 3 evrede seyreder ve belirtiler zamanla şiddetlenir. Hastalığın başlangıcındaki “kataral evre” yaklaşık 1-2 hafta sürmekte olup, bu evrede hastaları basit bir soğuk algınlığından ayırt etmek mümkün değildir. Hafif ateş, burun akıntısı, hafif öksürük, halsizlik, gözlerde sulanma gibi “nezle” benzeri bulgular gözlenir. Bu dönem, bulaşıcılığın en yüksek olduğu evredir.</p>
<p>Hastalığın 2.evresinde (paroksizmal evre; 2-6 hafta) klinik bulgular belirginleşir. Çocuklarda morarmanın eşlik ettiği peşpeşe öksürük, derin bir iç çekme şeklinde nefes alma ve arkasından çoğu zaman kusma gözlenir. Bu evrede öksürükler o kadar şiddetli olabilir ki, bu sırada hastada beyin içi kanama, kaburgalarda çatlaklar ve nöbet geçirme gibi şiddetli komplikasyonlar gözlenebilir. </p>
<p>Sonraki evrede (iyileşme evresi) öksürük nöbetleri azalır ama haftalarca sürebilir. Genel durum düzelir. Ancak, bu dönemde başka bir solunum yolu enfeksiyonu öksürüğü yeniden alevlendirebilir.”</p>
<p><strong>BOĞMACA BEBEKLERDE ÇOK CİDDİ SEYREDİYOR!</strong></p>
<p>Doç. Dr. Kara, “Boğmaca, yoğun ve kontrol edilemeyen öksürük nöbetlerine neden olur. Bu nöbetler solunum güçlüğüne, kusmaya, bayılmaya ve hatta kaburga kırıklarına yol açabilir. Bebeklerde nefes durmasına (apne) ve ciddi akciğer enfeksiyonlarına neden olabilir. Bu tablo nedeniyle hastalık çok ciddi seyreder.” Dedi. </p>
<p><strong>“KOLAYCA YAYILIR, TOPLUM SAĞLIĞI İÇİN DE RİSK OLUŞTURUR”</strong></p>
<p>Doç. Dr. Manolya Kara’nın verdiği bilgiye göre, boğmaca, öksürük ve hapşırıkla çok kolay yayılabiliyor ve kalabalık yerlerde hızla bulaşabiliyor. Özellikle ergenler ve genç erişkinlerin hastalığı hafif bulgularla geçirebileceğinden, çevreye kolaylıkla bulaştırabileceğine işaret eden Doç. Dr. Kara, “Bunun yanında yaşlılar, bağışıklık sistemi zayıf kişiler ve hamile kadınlar için de risklidir. Toplum bağışıklığı (sürü bağışıklığı) sağlanamazsa salgınlar artabilir. Aşıyla önlenebilir bir hastalık olmasına rağmen, bağışıklığın zamanla azalması ve aşılanma oranlarının düşmesi nedeniyle dönem dönem salgınlar görülebilir. Aşılanmamış kişiler toplumda hastalığın yayılmasına katkıda bulunabilir. Bu nedenle boğmaca önlenmesi gereken, ciddi ve toplum sağlığı açısından önemli bir hastalıktır.” Diye konuştu. </p>
<p><strong>“BEBEKLERİ KORUMANIN EN ETKİLİ YOLU: ANNENİN AŞILANMASI”</strong></p>
<p>Bu tablonun önüne geçmek ve toplumsal korunmaya destek olmak amacıyla atılan bu adımı değerlendiren Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Kadın Hastalıkları, Doğum Uzmanı Dr. Zeynep Ece Utkan Korun, sözlerine şöyle devam etti: “Boğmaca aşısı çocuklara 2. aydan itibaren yapılmaya başlanıyor. Fakat bu süre zarfında bebek tamamen savunmasız durumda kalıyor. Bunun yanında anne adaylarının bağışıklığı, bebeğe doğumdan önce antikor geçişi ile koruma sağlanabiliyor. Eğer anne gebelikte Tdap aşısı olursa, vücudunda oluşan antikorlar plasenta yoluyla bebeğe geçer ve onu doğumdan sonraki ilk aylarda korur. Bu koruma hayati önem taşır. Bu nedenle her gebelikte Tdap aşısı yapılması önerilmektedir.”</p>
<p><strong>AŞI NE ZAMAN VE KİMLERE YAPILACAK?</strong></p>
<p>Yeni uygulama kapsamında boğmaca aşısının gebeliğin 18 ile 36. haftaları arasında, tercihen 20. haftadan sonra yapılacağı bilgisini veren Uzman Dr. Utkan Korun şunları ekledi: “Daha önceki gebeliğinde bu aşıyı olmuş bir kadın, yeni gebeliğinde tekrar yaptırmalı. Çünkü bağışıklık zamanla azalacağı için aşı her gebelikte tekrarlanmalıdır.”</p>
<p>Boğmaca aşısı uygulamasının ABD, İngiltere, Kanada ve birçok Avrupa ülkesinde uzun süredir devam ettiğini hatırlatan Uzm. Dr. Korun, en çok merak edilen konulardan biri olan aşının güvenilirliği konusunda şu bilgileri aktardı: “Bu aşı inaktif, yani ölü aşıdır. Canlı mikrop içermez. Dolayısıyla gebelikte uygulanması güvenlidir. Yan etkileri genellikle hafiftir; enjeksiyon yerinde ağrı, hafif ateş ya da halsizlik gibi geçici durumlar görülebilir.”</p>
<p><strong>ANNE ADAYLARINA ÇAĞRI: AŞINIZI GECİKTİRMEYİN</strong></p>
<p>“Unutmayın, sizin bağışıklığınız, bebeğinizin ilk savunmasıdır” diyerek tüm anne adaylarını bu konuda bilinçli davranmaya davet eden Dr. Zeynep Ece Utkan Korun, sözlerini şöyle tamamladı: “Gebeliğinizin ikinci trimesterine girdiğinizde, takiplerinizi yapan hekiminizle mutlaka bu konuyu görüşün. Aşıyı Aile Sağlığı Merkezinizde veya hastanenizde ücretsiz olarak yaptırabilirsiniz.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/anne-asi-olursa-bebek-korunur-gebelikte-bogmaca-asisi-rutin-uygulamalar-arasinda-546049">Anne Aşı Olursa, Bebek Korunur: Gebelikte Boğmaca Aşısı Rutin Uygulamalar Arasında</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşı kararsızlığı, dünyayı tehdit eden 10 küresel sorundan bir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/asi-kararsizligi-dunyayi-tehdit-eden-10-kuresel-sorundan-bir-522647</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Apr 2025 08:55:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[dünyayı]]></category>
		<category><![CDATA[eden]]></category>
		<category><![CDATA[kararsızlığı]]></category>
		<category><![CDATA[küresel]]></category>
		<category><![CDATA[sorundan]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=522647</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son günlerde özellikle okul çağı çocuklarda artan vaka sayılarıyla gündeme gelen meningokok enfeksiyonları (menenjit), aşı ile korunmayı yeniden gündeme taşıdı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asi-kararsizligi-dunyayi-tehdit-eden-10-kuresel-sorundan-bir-522647">Aşı kararsızlığı, dünyayı tehdit eden 10 küresel sorundan bir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son günlerde özellikle okul çağı çocuklarda artan vaka sayılarıyla gündeme gelen meningokok enfeksiyonları (menenjit), aşı ile korunmayı yeniden gündeme taşıdı. Vakaların çok büyük bir kısmında meningokok aşısının olmadığı dikkat çekerken; özellikle, başta risk grubundaki çocuklar ve yetişkinler olmak üzere herkesin bu konuda güvenilir ve temiz bilgilere erişimi gittikçe daha önemli bir konu haline geliyor. </p>
<p> </p>
<p>Hemen hepsi bulaşıcı olan enfeksiyon hastalıkları, çocukluk yaş grubundaki sağlık sorunlarının en önemli sebeplerinden biri. Bu hastalıklardan korunmaya yönelik aşı uygulamaları ise, çocukluklarda koruyucu sağlık hizmetlerinin önde gelen yapıtaşlarından biri. Aşılama, riskli grupları da (Gebeler, çok küçük bebekler, savunma sistemi yetersizliği olanlar, organ nakli yapılanlar, dalağı alınanlar, böbrek yetmezliği olanlar, kanser hastaları gibi) bu enfeksiyonlara karşı koruyarak bulaşıcılığı engelliyor. </p>
<p> </p>
<p>Özellikle COVID-19 pandemisi sonrası ülkemizde de hızla artan aşı reddi ve aşı kararsızlığı sorununun tekrar ele alınması gerektiğine dikkat çeken İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Serkan Atıcı, aşılarla ilgili bilgi kirliliği ile mücadele edilerek, ailelerin şeffaf ve doğru bilgilendirilmesi gerektiğini belirtiyor ve ekliyor: “Unutulmamalı ki; aşılama oranları düştüğünde, aşılanmamış ya da eksik aşılı çocuk sayısı arttığında, kaybolup gitmekte olan bazı hastalıkları tekrar görmeye; kızamık, meningokok gibi enfeksiyonlarla da daha sık karşılaşmaya başlayacağız. Bu noktada ailelere büyük rol düşüyor. Uzmanlara güvenilmeli ve bu yönde gerekli önlemler alınmalı.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asi-kararsizligi-dunyayi-tehdit-eden-10-kuresel-sorundan-bir-522647">Aşı kararsızlığı, dünyayı tehdit eden 10 küresel sorundan bir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karşıyaka&#8217;dan Türkiye&#8217;ye örnek iş birliği: HPV Aşı Kampanyası başlıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/karsiyakadan-turkiyeye-ornek-is-birligi-hpv-asi-kampanyasi-basliyor-459885</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 May 2024 14:38:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[başlıyor]]></category>
		<category><![CDATA[birliği]]></category>
		<category><![CDATA[hpv]]></category>
		<category><![CDATA[kampanyası]]></category>
		<category><![CDATA[karşıyakadan]]></category>
		<category><![CDATA[örnek]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyeye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=459885</guid>

					<description><![CDATA[<p>Karşıyaka Belediyesi; Karşıyaka Spor Kulübü Voleybol Şubesi tarafından Tınaztepe Galen Bayraklı Hastanesi iş birliğiyle başlatılacak ‘HPV Aşı Kampanyası’nın destekçisi oldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karsiyakadan-turkiyeye-ornek-is-birligi-hpv-asi-kampanyasi-basliyor-459885">Karşıyaka&#8217;dan Türkiye&#8217;ye örnek iş birliği: HPV Aşı Kampanyası başlıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><i>Türkiye’deki spor kulüplerine örnek olacak kampanyanın paydaş toplantısına katılan Belediye Başkanı Yıldız Ünsal “Hep beraber bu projeye sahip çıkacak, yaygınlaşması için çalışacağız” dedi.</i></b></p>
<p>Karşıyaka Spor Kulübü Voleybol Şubesi, kadınlarda meme kanserinden sonra en sık görülen kanser türü olan rahim ağzı kanserine karşı sporcularına yönelik “HPV Aşı Kampanyası” başlatıyor. Karşıyaka Belediyesi ve Tınaztepe Galen Bayraklı Hastanesi’nin desteklediği kampanyanın paydaş toplantısı, Karşıyaka Spor Kulübü Başkanı İlker Ergüllü’nün ev sahipliğinde yapıldı. Toplantıya Karşıyaka Belediye Başkanı Yıldız Ünsal, Tınaztepe Galen Bayraklı Hastanesi Halkla İlişkiler Sorumlusu Fatoş Akçam, Kurumsal Pazarlama Uzmanı Zühal Akar, Ege Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İsmail Mete İtil, KSK Şube Başkanları ve KSK sporcuları katıldı.</p>
<p><b>KSK BU PROJEYLE ÇIĞIR AÇACAK</b></p>
<p>Bu önemli projeye destek vermekten onur duyduğunu belirten Karşıyaka Belediye Başkanı Yıldız Ünsal, konuşmasına şunları kaydetti: “Ben de bir eğitim vakfında uzun yıllar hizmet etmiş biri olarak sosyal projelerin önemini çok iyi biliyorum. Karşıyaka Voleybol Şubesi ziyarete gelerek bu projeden bahsettiğinde çok heyecanlandım. Rahim ağzı kanseri riskini bu aşıyla ortadan kaldırabilmek çok önemli. Bu konuda yapılan çalışmaların biz de bir ucundan tutalım, çabaların sonuca ulaşması için yardımcı olalım istedik. Karşıyaka Belediyesi olarak, tanıtım faaliyetlerine destek vereceğimiz bu projeyi çok önemsiyoruz. Hep beraber sahip çıkmamız gerektiğine inanıyoruz. Uygulamaları ücretsiz olarak üstlenen Tınaztepe Galen Bayraklı Hastanesi’ne teşekkür ediyor, Türkiye’de bu alanda çığır açacak proje için Karşıyaka Spor Kulübü Voleybol Şubesi’ni kutluyorum.”</p>
<p><b>“BÜTÜN KULÜPLER UYGULAMALI”</b></p>
<p>Proje faaliyetleri hakkında bilgi veren KSK Voleybol Şube Başkanı Onur Güner “Velilere bilgilendirme mektupları yazılarak aşı olup olmama konusunda taleplerini toplayacağız. Hızlıca aşılamalara başlayacağız. İsteğimiz sadece Karşıyaka Spor Kulübü ile kalmasın, İzmir’deki bütün spor kulüpleri sahiplenerek kendi sporcularına uygulasınlar. Sloganımız ‘Bir pas da sen ver.’ Yaratacağımız farkındalıkla aşılama sayısının giderek artmasını hedefliyoruz” diye konuştu.</p>
<p><b>“TOPLUMA YAYILMALI”</b></p>
<p>Prof. Dr. İsmail Mete İtil ise rahim ağzı kanserinin bir virüsten kaynaklanan önlenebilir bir kanser olduğunu hatırlatarak “Önlemenin en önemli yolu birincisi aşı, ikincisi tarama testlerinin yapılması. Dünyada meme kanserinden sonra kadınlarda en sık görülen kanser. Maalesef öldürücü yönü çok fazla olan bir kanser. Gençlerimizin, özellikle üreme çağındaki kişilerin aşılanması, bu kanserin önlenmesi için çok önemli. Rahim ağzı kanseri diğer kanser türleri gibi bir anda &#8216;Nereden çıktı bu kanser&#8217; dedirten bir tür değil. HPV-kanser ilişkisi kanıtlanmış bir ilişki. Bu nedenle kampanya çok değerli. Genç kızlarımızdan başlayarak genişleyen bir etki yapması ve topluma yayılmasını diliyoruz” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karsiyakadan-turkiyeye-ornek-is-birligi-hpv-asi-kampanyasi-basliyor-459885">Karşıyaka&#8217;dan Türkiye&#8217;ye örnek iş birliği: HPV Aşı Kampanyası başlıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title> Belirti vermeyen HPV&#8217;ye karşı aşı olmak önemli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/belirti-vermeyen-hpvye-karsi-asi-olmak-onemli-424637</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Nov 2023 08:54:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[belirti]]></category>
		<category><![CDATA[hpvye]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[olmak]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[vermeyen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=424637</guid>

					<description><![CDATA[<p>HPV, 200’den fazla çeşidi bulunan ve cinsel yolla bulaşan hastalıklara sebep olan virüs türlerinden biri.  Neredeyse tüm insanların hayatlarının bir döneminde en az bir tür HPV ile enfekte olduklarını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Taylan Şenol, “Bulaşıcılığı yüksek olan HPV, yani İnsan Papilloma Virüsü’nün yaklaşık 40 çeşidi genital siğillere neden olurken, bazı türleri kansere neden olabilir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/belirti-vermeyen-hpvye-karsi-asi-olmak-onemli-424637"> Belirti vermeyen HPV&#8217;ye karşı aşı olmak önemli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p> <strong>Belirti vermeyen HPV’ye karşı aşı olmak önemli</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>HPV, 200’den fazla çeşidi bulunan ve cinsel yolla bulaşan hastalıklara sebep olan virüs türlerinden biri.  Neredeyse tüm insanların hayatlarının bir döneminde en az bir tür HPV ile enfekte olduklarını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Taylan Şenol, “Bulaşıcılığı yüksek olan HPV, yani İnsan Papilloma Virüsü’nün yaklaşık 40 çeşidi genital siğillere neden olurken, bazı türleri kansere neden olabilir. Çoğu geçici olan HPV enfeksiyonu belirti vermediği için erken evrelerde tanı konulmasını zorlaştırabiliyor. İnsan papilloma virüsünden korunmak için enfeksiyonun risk faktörlerinin bilinmesi ve risk altında olan bireylerin sağlık kuruluşu tarafından izlenmesi çok önemli” açıklamasında bulundu.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Genital siğillere ve kansere neden olan HPV tiplerinin birbirinden farklı olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Taylan Şenol, “HPV ile enfekte olduktan sonra vücutta kanser gelişmesi genellikle yıllar alır. Bağışıklık sistemi vücudun HPV ile mücadelesinde önemli bir rol oynuyor. Bağışıklık sistemi zayıf olan bireyler HPV’ye karşı vücudu korumakta zorlanırken, vücutta HPV&#8217;den kaynaklı sağlık sorunlarının oluşmasını önlemekte güçlük çeker. HPV aşısı üreme sisteminde oluşan kanserler ve HPV’nin neden olduğu diğer kanser türlerini önlemek için geliştirilen etkili ve güvenli bir yöntemdir. Yeni oluşabilecek HPV enfeksiyonlarını önleyen ve bağışıklık sistemini destekleyen HPV aşısı mevcut enfeksiyonu ve hastalıkları önlemez. Bu nedenle HPV&#8217;ye maruz kalmadan önce aşı yapılması, virüsün bulaşmasını önlemede önemli bir yöntem” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p><strong>Çok eşlilik HPV enfeksiyonunun bulaş riskini artırıyor</strong></p>
<p>HPV’nin virüsün bulaştığı yüzey ve cilde temas edilmesiyle veya cinsel ilişki yoluyla bulaştığını hatırlatan Doç. Dr. Taylan Şenol, “Çok eşlilik ve ilk cinsel ilişki yaşının küçük olması cinsel yolla bulaş riskini arttırıyor. HPV bulaş sonucunda genital bölgede siğiller ortaya çıkar. Ayrıca HPV enfeksiyonu bazı kanser türlerinin oluşmasına sebep olabilir. Bunlar; kadınlarda vajina, vulva ve rahim ağzı kanserleri, erkeklerde penis kanseri, kadınlarda ve erkeklerde anal kanserler, bademcik, dil kökü ve boğaz arkası kanserleridir. HPV bulaş riskini azaltacak önlemler almak enfeksiyon riskini azaltmada önemli” dedi.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>HPV enfeksiyonlarından korunmanın 3 yolu</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Aşı olmak</strong></p>
<p>HPV aşısı, enfeksiyondan korunmada etkili ve güvenilir bir yöntemdir. Uygun yaş aralığında, tavsiye edilen dozlarda aşı uygulaması yaptırmak HPV’nin ve neden olduğu hastalıkların önlenmesini sağlar ve virüse karşı vücudu korur. </p>
<p> </p>
<p><strong>Rahim ağzı kanseri taraması yaptırmak</strong></p>
<p>HPV enfeksiyonu kadınlarda rahim ağzı kanserine neden olan bir hastalıktır. HPV’den kaynaklı rahim ağzı kanserini önlemek için doktorunuzun tavsiye ettiği aralıklarla rahim ağzı kanseri taraması yaptırmak önemli.</p>
<p> </p>
<p><strong>Prezervatif kullanmak</strong></p>
<p>HPV’nin yaygın bulaş yollarından biri de korunmasız cinsel ilişkidir. Cinsel yolla HPV bulaşını önlemek için cinsel yaşamı aktif olan bireylerin doğru şekilde prezervatif kullanması gerekir. Bazı durumlarda HPV, prezervatifin kapsamadığı alanlara bulaşabilir ve enfeksiyonun oluşmasına neden olabilir. Bu nedenle prezervatif kullanımının yanı sıra tek eşle cinsel ilişkide bulunmak HPV bulaş riskini azaltmada önemli bir etkendir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/belirti-vermeyen-hpvye-karsi-asi-olmak-onemli-424637"> Belirti vermeyen HPV&#8217;ye karşı aşı olmak önemli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HPV Virüsünden Aşı ile Korunmak Mümkün</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hpv-virusunden-asi-ile-korunmak-mumkun-409593</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Sep 2023 09:54:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[hpv]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[korunmak]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[virüsünden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=409593</guid>

					<description><![CDATA[<p>HPV (Human Papilloma Virüsü) virüsünün kadınlarda cinsel yolla bulaşan, en sık görülen virüs olduğunun altını çizen VM Medical Park Ankara Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gunel Alıyeva, “HPV’nin Türkiye’de görülme sıklığı yüzde 3-4 oranında değişmektedir</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hpv-virusunden-asi-ile-korunmak-mumkun-409593">HPV Virüsünden Aşı ile Korunmak Mümkün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>HPV (Human Papilloma Virüsü) virüsünün kadınlarda cinsel yolla bulaşan, en sık görülen virüs olduğunun altını çizen VM Medical Park Ankara Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gunel Alıyeva, “HPV’nin Türkiye’de görülme sıklığı yüzde 3-4 oranında değişmektedir. Uykusuzluk, alkol, sigara, stres, kemoterapi öyküsü gibi immün sistemi baskılayan durumlarda daha sık görülür” dedi.</strong></p>
<p>HPV virüsünün 200’den fazla çeşidinin olduğunu ve her HPV tipi virüsün kanser olarak düşünülmemesi gerektiğini ifade eden VM Medical Park Ankara Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Alıyeva, “HPV virüsü, 15 onkolojik tip kansere sebep olmaktadır. Uykusuzluk, alkol, sigara, stres, kemoterapi öyküsü gibi immun sistemi baskılayan durumlarda daha sık görülür ve vücuttan daha geç atılır. Başlıca genital siğil ve serviks kanseri, vajen, vulva, anorektal, baş boyun kanserlerinden sorumludur. Bu virüsünün hastalık yapabilmesi için vücudun uzun süre virüse maruz kalması gerekmektedir.   HPV virüsü tamamen asemptomatik (belirtisiz) olabileceği gibi, yoğun kaşıntı, ele gelen kadın ve erkeklerde karnabahar şeklinde siğil oluşturabilmektedir” diye konuştu.</p>
<p><strong>JİNEKOLOJİK MUAYANE İHMAL EDİLMEMELİ</strong></p>
<p>21 yaş üzeri veya 3 yıllık evli kadınlar için jinekolojik muayenenin önemli olduğunu belirten Op. Dr. Alıyeva, düzenli olarak her 3 yılda bir smear testi ve 30 yaş üzerinde her kadının 5 yılda bir HPV tiplendirme için örnek alınarak tarama yaptırması gerektiğini ifade etti.</p>
<p><strong>HPV ŞÜPHESİ VARSA BİYOPSİ ALINABİLİR</strong></p>
<p>Anormal smear ya da yüksek onkojen (kanser yapıcı) olan HPV tip 16 ve tip 18 pozitifliği tespit edilen hastalarda, ilişki sonrası kanama durumlarında, servikste şüpheli oluşum tespit edildiğinde kolposkopi yapılmasının önemini vurgulayan Op. Dr. Gunel Alıyeva, “Kolposkopi serviksin asetik asit veya lügol solüsyonu eşliğinde biyomikroskop ile görüntülenmesi, ihtiyaç halinde şüpheli alanlardan biyopsi alınması işlemidir. Sonuca göre takip sıklığı düzenlenir” dedi.</p>
<p><strong>AŞI YAPTIRMAK KORUNMADA ÖNEMLİ</strong></p>
<p>Son olarak HPV aşısının kimlere uygulanabileceğine dikkat çeken Op. Dr. Alıyeva, “HPV virüsünün neden olduğu siğillerde, siğillerin alınması, dondurulması, yakılması tamamen virüsü yok etmez. HPV aşısı yapılması virüsten korunmada önem arz etmektedir. Bu yüzden de 11-15 yaş kız çocuklarına 6 ay arayla 2 doz, 15 yaş üzeri durumlarda ise 0. 2. ve 6.ayda olmak üzer 3 doz Gardasil Nonavalent aşı (9’lu aşı) önerilmektedir.  Bu aşı hem siğil hem de yüksek kanser yapıcı virüslerden koruma sağlar. Aşı uygulanması HPV enfeksiyonu yaratmaz ve aşı uygulanan hastalarda taramaya devam edilmelidir. Herhangi bir HPV pozitifliği tespit edilen hastalarda da diğer virüslerle karşılaşma ihtimaline karşı koruma sağlayacağı için aşı uygulanmalıdır.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hpv-virusunden-asi-ile-korunmak-mumkun-409593">HPV Virüsünden Aşı ile Korunmak Mümkün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kızamıktan korunmak için aşı şart!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kizamiktan-korunmak-icin-asi-sart-397664</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Aug 2023 11:40:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kızamıktan]]></category>
		<category><![CDATA[korunmak]]></category>
		<category><![CDATA[şart]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=397664</guid>

					<description><![CDATA[<p>Risk grubundakiler için hayati tehlikeye neden olabiliyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kizamiktan-korunmak-icin-asi-sart-397664">Kızamıktan korunmak için aşı şart!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Risk grubundakiler için hayati tehlikeye neden olabiliyor</strong></p>
<p><strong>Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından açıklanan verilere göre Türkiye’nin de içinde bulunduğu Avrupa ülkeleri arasında kızamık vakalarının arttığı görülüyor. Artan kızamık vakalarıyla birlikte hastalığın belirtileri, tedavisi, aşısı gibi konular merak uyandırdı. Konuyla ilgili açıklama yapan Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu</strong>, <strong>kızamığın hafife alınmamasını gerektiğini ve hastalıktan korunmada en etkili yolun toplumun en az yüzde 95’inin aşılanması olduğunu söylüyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, kızamık hastalığı hakkında bilgi verdi. Mamçu kızamığa sebep olan virüs hakkında şunları söyledi: “Kızamık, Paramyxoviridae ailesinden, zarflı, tek parçalı RNA’ya sahip bir virüsün neden olduğu döküntülü bir hastalıktır. Virüs çok bulaşıcıdır ve hava yolu ile bulaşır. Bu virüs, aşılanmamış topluluklarda dahi 2 ya da 3 yılda bir salgın yapar.” </p>
<p><strong>Belirtilere dikkat!</strong></p>
<p>Hastalık belirtilerinin virüs bulaştıktan sonra yaklaşık 8 ila 12 gün sonra ortaya çıktığını belirten Mamçu, “Burun akıntısı, hapşırma ve öksürük gibi soğuk algınlığı belirtileri ile 40 dereceye varabilen yüksek ateş ve halsizlik kızamığın ilk belirtilerdir. Kuru öksürük, boğaz ağrısı, gözlerde kızarıklık ve ışığa duyarlılık ile ağız içinde küçük grimsi beyaz lekeler görülebilir. Yüz ve alından başlayıp vücuda yayılan, birleşme eğiliminde, başlangıçta pembe olup 3-4 gün sonra kahverengileşen, 6-7 gün sonra da hafif pullanarak solan tipik bir döküntüsü vardır. Döküntüler yaklaşık 4 gün kadar devam eder ve hafif bir soyulma ile başladığı gibi yukarıdan aşağıya doğru solarak kaybolur. Döküntülerin solmasıyla birlikte hastanın da ateşi düşer. Yüksek ateş, beslenmenin bozulması, ishal veya kusma ile aşırı sıvı kabı veya komplikasyon gelişmesi durumlarında mutlaka bir sağlık kurumuna başvurulmalıdır.” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>Hastalığın özel bir tedavisi bulunmuyor</strong></p>
<p>Kızamığın özel bir tedavisinin olmadığının altını çizen Mamçu, “Hastanın kaybettiği sıvıyı yerine koymak, ateş ve ağrısını gidermek, gerekirse solunum desteği vermek önemlidir. Eksiklik durumlarında destekleyici olarak A vitamini verilebilir. Kızamık çok bulaşıcı olduğundan hastanın izole edilmesi, maske kullanılması ve risk gruplarından uzak tutulması özellikle çok önemlidir.” dedi.</p>
<p><strong>En çok küçük çocuklarda görülüyor</strong></p>
<p>Mamçu, “Kızamık küçük çocuklarda yaygın olmakla birlikte aşılama yapılmayan veya daha önce kızamık geçirmemiş yetişkinlerde de görülebilir. Bağışıklığı baskılanmış kişiler, gebeler, çok küçükler veya yaşlılar, A vitamini eksikliği ve beslenme yetersizliği olanlar hastalık açısından risk grubundadır. Bu kişilerde kızamık daha ağır seyreder ve ölümcül olabilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Başka hastalıklara da neden olabilir</strong></p>
<p>Kızamığın başka hastalıklara da yol açabileceğini vurgulayan Mamçu, “Orta kulak iltihabı, zatürre, ishal, kalp kası iltihabı, gözde keratit, beyin zarı iltihabı gibi sorunlar en sık görülen komplikasyonlardır. Özellikle zatürre, ölümlerin yüzde 90 nedenidir. Daha seyrek olarak 7 ila 10 yıl sonra başlayan ve beyin fonksiyonlarını bozan SSPE (subakut sklerozan panensefalit) hastalığına da neden olabilir.” dedi.</p>
<p><strong>Kızamıktan korunmada en etkili yol toplumun en az yüzde 95’inin aşılanması</strong></p>
<p>Aşının hastalıkları ve ölümleri engellemenin en basit yolu olduğunun altını çizen Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Kızamık hastalığı, 1980’de yaygın aşılama başlamadan önce, dünya çapında her yıl tahmini 2,6 milyon ölüme neden olurken hızlandırılmış küresel aşılama programları ölümlerin azaltılmasında büyük bir etkiye sahip olmuş, bu sayı 2011’de yılda 158 bine gerilemiştir.” dedi.</p>
<p>Kızamık virüsünün dolaşımının durdurulabilmesi için toplumun yüzde 92-95&#8217;inin kızamık içeren bir aşı ile aşılanması gerektiğini vurgulayan Mamçu sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Yeryüzünde kızamık virüsünün dolaşımı devam ettikçe, toplumun yüzde 100’ü aşılanmış olsa bile, uzun aralıklarla da olsa, kızamık salgınları görülecektir. Ayrıca hastalığı geçirmesine veya aşılanmış olmasına rağmen bağışıklık yanıtı gelişmemiş kişiler hastalığa tekrar yakalanabilirler. Bu yüzden kızamıktan korunmak için alınabilecek en etkili önlem toplumun en az yüzde 95’inin aşılanmasıdır.” </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kizamiktan-korunmak-icin-asi-sart-397664">Kızamıktan korunmak için aşı şart!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rahim Ağzı Kanserine Karşı 9&#8217;lu Aşı Önlemi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/rahim-agzi-kanserine-karsi-9lu-asi-onlemi-381138</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Jun 2023 13:40:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağzı]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[kanserine]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[önlemi]]></category>
		<category><![CDATA[rahim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=381138</guid>

					<description><![CDATA[<p>200’den fazla türü bulunan HPV’nin (Human Papilloma Virus) yaklaşık 40 kadar türü genital bölgede cilt ve mukoza hücrelerinin enfeksiyonuna neden oluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/rahim-agzi-kanserine-karsi-9lu-asi-onlemi-381138">Rahim Ağzı Kanserine Karşı 9&#8217;lu Aşı Önlemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>200’den fazla türü bulunan HPV’nin (Human Papilloma Virus) yaklaşık 40 kadar türü genital bölgede cilt ve mukoza hücrelerinin enfeksiyonuna neden oluyor. HPV’nin neden olduğu rahim ağzı kanseri kadınlarda en sık görülen kanser türleri arasında yer alıyor. Cinsel yolla bulaşan HPV’nin kanser riski yüksek türlerine karşı aşılar geliştiriliyor. HPV 9’lu aşı, kanser riski yüksek 9 HPV türüne karşı koruma sağlayabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Çiğdem Pulatoğlu, rahim ağzı kanseri ve HPV aşıları hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>HPV 9’lu aşı kanser riski yüksek türlere karşı koruma sağlıyor</strong></p>
<p>HPV virüsü bulaştıktan hemen sonra kansere neden olmaz. Kişinin vücudunda belli bir süre kalabilir, hemen etkin hale gelmemektedir. HPV aşıları HPV’nin kanser yapan türlerine karşı koruculuk sağlamaktadır. HPV tip 4 aşısı HPV 6,11,16 ve 18 ‘e karşı koruyuculuğu olan bir aşıdır. 6 ve 11 türleri daha çok genital siğile neden olmaktadır. Genital siğiller genellikle zararsızlardır. HPV’nin kansere neden olan en yüksek riskli 2 türü 16 ve 18’ dir. HPV’nin 31,33,45,52 ve 58 türleri de rahim ağzı kanseri açısından yüksek riskli türlerdir. 9’lu aşı ise HPV 6,11,16,18, 31,33,45,52 ve 58’e karşı koruma sağlamaktadır. HPV’nin 9 türüne karşı koruma sağladığı için 9’lu aşı olarak adlandırılmaktadır. 9’lu aşıda yaş sınırlaması yoktur. 9 yaşından itibaren kız ve erkek çocuklarına uygulanabilmektedir. Ölü bir aşıdır, genellikle kol veya bacaktan kas içine uygulanmaktadır. Yan etkisi olmayan bir aşıdır, diğer aşılarda olduğu gibi aşı yerinde kızarıklık, şişlik ve biraz ağrı yapabilmektedir. HPV 9’lu aşı uzun vadede rahim ağzı kanserine karşı koruma sağlamaktadır. </p>
<p><strong>HPV 4’lü aşı yaptıranlar 9’lu aşıyı da yaptırabiliyor</strong></p>
<p>HPV aşıları konusunda aslında istenilen, cinsel ilişki başlamadan aşının yapılmasıdır. 9 yaşından itibaren kız ve erkek çocuklarına bu aşı uygulanabilir. 9-15 yaş arası çocuklarda HPV 9’lu aşı 2 doz olarak uygulanmaktadır. Bu 2 doz 6 ay arayla uygulanmaktadır. 15 yaşından büyük çocuklarda ise aşı 3 doz halinde uygulanmaktadır. Üç dozun uygulanma şekli ise şöyledir; ilk dozdan 2 ay sonra 2. doz ve 2. dozdan 4 ay sonra da 3. doz vurulmaktadır. Hastanın cinsel hayatı başlamışsa ya da smear testinde bir anomali bulunuyorsa veya HPV testi pozitif çıkmış ise gerekli tedavileri uygulandıktan sonra HPV 9’lu aşı 3 doz şeklinde uygulanabilmektedir. Daha önceden HPV 4’lü aşıyı yaptıranlar da yine 9’lu aşıyı yaptırabilir. 3 doz halinde vurulmuş 4’lü aşının üzerinden 1 yıl geçmişse 9’lu aşı uygulanabilmektedir. Bir yıl geçmemişse bir yılın geçmesi beklenir. HPV 9’lu aşı 4’lü aşının kapsadığı türleri de kapsamaktadır. Aşıların kapsamadığı diğer türler ise aşılara rağmen bulaşabilmektedir.</p>
<p><strong>Aşı olunsa bile düzenli kontroller devam etmeli </strong></p>
<p>Erkekler HPV taşıyıcısı oldukları için HPV aşıları erkeklere de uygulanabilmektedir. HPV virüsü erkeklerde genital siğil, nadir olmakla beraber penis ve anal bölge kanserine neden olabilmektedir.  HPV aşısı erkekleri bu hastalıklardan da korur.  Aşı, aşının kapsadığı HPV türlerinin erkeklere bulaşmasını önler ve erkek taşıyıcı olmadığı için kadına da bu virüsü bulaştırmamaktadır.  HPV aşısı kanser riski yüksek türlere karşı koruma sağlamaktadır. Aşı yaptırılsa bile düzenli smear kontrolleri devam ettirilmediler. HPV 9 ‘lu aşı, genital siğil ve rahim ağzı kanserine yol açan bazı türlere karşı koruma sağlamaktadır fakat düzenli kontroller aksatılmamalıdır. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/rahim-agzi-kanserine-karsi-9lu-asi-onlemi-381138">Rahim Ağzı Kanserine Karşı 9&#8217;lu Aşı Önlemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hamilelikte anneye yapılan aşı yenidoğanı da koruyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hamilelikte-anneye-yapilan-asi-yenidogani-da-koruyor-380756</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Jun 2023 12:24:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anneye]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelikte]]></category>
		<category><![CDATA[koruyor]]></category>
		<category><![CDATA[yapılan]]></category>
		<category><![CDATA[yenidoğanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=380756</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hamilelik hayatın önemli ve farklı bir dönemi. Bu dönemde anne sağlığı için atılan her adım bebeğin sağlığını da birebir etkiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hamilelikte-anneye-yapilan-asi-yenidogani-da-koruyor-380756">Hamilelikte anneye yapılan aşı yenidoğanı da koruyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hamilelik hayatın önemli ve farklı bir dönemi. Bu dönemde anne sağlığı için atılan her adım bebeğin sağlığını da birebir etkiliyor. Annenin hamilelikte yaptırdığı aşı, yeni doğanı pek çok enfeksiyon açısından kendi aşılarını yaptırana kadar koruyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Aydan Biri, gebelikte rutin olarak yapılması gereken aşılara dikkat çekiyor.</p>
<p><strong>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Aydan Biri,</strong> “Bu dönemde yapılacak aşılamanın iki temel amacı var. İlki, annenin yüksek risk altında olduğu bulaşıcı hastalıklara karşı korunmasını sağlamak. Gebelik döneminde annelerin bağışıklık sistemimde değişiklikler oluyor ve hassas hale geliyor. Normal dönemde anneyi daha az etkileyen bir grip enfeksiyonu, gebelik döneminde ağır bir hastalık olarak geçirilmesine yol açabilir. Ayrıca bu dönemde geçirilen hastalıklar, bebeğin sağlığı üzerinde de olumsuz etki yapacağı için aşılama daha da önemli hale geliyor.”</p>
<p><strong>Bağışıklık bebeğe de geçiyor</strong></p>
<p>Hamilelikte yapılan aşılar, annelerde aşıya özgü bir bağışıklık yanıtı oluşmasını sağlıyor ve antikorların plasenta ve anne sütü yoluyla fetusa, bebeğe geçiyor, yaşamın ilk aylarında bebeği hedeflenen patojenlerden doğrudan koruyor. Hem anneyi hem bebeği koruyabilmek için her gebelikte rutin olarak yapılması gereken aşılar arasında influenza, tetanos, difteri, boğmaca sayılabilir. Yaşadığımız pandemi döneminde Covid-19 aşısı da gebelikte yapılması önerilen aşılar arasında yer aldı.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Aydan Biri</strong>, dünyada 50’den fazla ülkede rutin olarak uygulanan 3’lü karma yetişkin tip tetanos, difteri, boğmaca (Tdap) aşısına dikkat çekerek, “Henüz ülkemizde rutin olarak uygulanmasa da kadın doğum hekimlerinin önerileri ve bilinçli annelerin isteği ile hali hazırda rutin uygulamada olan Tetanos ve difteri (Td) aşısının 2. Dozu yerine uygulanabilir. Tdap aşısı, aşılanamayacak kadar küçük bebeklerde boğmacayı önlemek için de etkili ve güvenli bir stratejidir. Dünya çapında çok sayıda çalışma, Tdap gebelik aşılamasının etkinliğini ve güvenliliğini gösteriyor. Tdap gebelik aşısı özellikle yaşamın ilk 3-4 ayında bebekleri boğmacaya karşı koruyor.” dedi.</p>
<p><strong>İlk 3 ayda boğmaca enfeksiyonuna karşı bağışıklık</strong></p>
<p>Yaklaşık 150 bin yenidoğanın dahil edildiği bir çalışmada boğmacayı önlemede Maternal Tdap aşısının aşı etkinliği değerlendirildi. Çalışmada Tdap gebelik aşılamasının aşı etkinliği, yaşamın ilk 2 ayında %91,4 ve yaşamın ilk yılı boyunca %69,0 olarak ölçümlendi. Prof. Dr. Aydan Biri, boğmaca enfeksiyonuna atfedilebilen hastaneye yatış ve ölümlerin büyük çoğunluğunun 3 ay ve daha küçük bebeklerde gerçekleştiğine işaret ederek, “Diğer deyişle ilk 3 ayda bağışıklık önemli. Bebeklerin, kendi aşı serileri 2 aylıkken başlıyor ve bu ilk seri ancak 6. ayda tamamlanıyor. Bu durum, ciddi boğmaca enfeksiyonu açısından yenidoğanlar için önemli bir savunmasızlık penceresi demek ve bu boşluk gebelikte Tdap aşılaması ile maternal antikor geçişinin sağlanması ile kapatılabiliyor. Diğer deyişle gebelikte boğmaca aşılaması erken çocukluk çağı morbidite ve hatta ölüm oranlarını azaltma potansiyeline sahip.” dedi.</p>
<p><strong>Deprem bölgesinde daha fazla enfeksiyon riski var</strong></p>
<p><strong>Prof. Dr. Aydan Biri</strong>, deprem bölgesinde yaşayan hamilelerin bu dönemde bulaşıcı hastalıklara yakalanma riski taşıyan gruplardan olduğunu belirterek sözlerine şöyle devam etti, “Afetlerden sonra gebelerde sağlıklı içme ve kullanma suyu ile uygun gıdaya erişimin sağlanması, folik asit, demir, D vitamini, kalsiyum gibi vitamin ve mineral takviyelerinin sağlanması ve aşılar, bağışıklık sistemini güçlendirmek ve hastalıkları önlemek için son derece önemli. Ülkemizde rutinde uygulanan Td aşılarının bulunamaması durumunda, ek olarak yenidoğanı yüksek bulaşıcılığı olan boğmacadan da koruyabilmek adına Td aşısı yerine Tdap aşısı gebelerde uygulanabilir.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hamilelikte-anneye-yapilan-asi-yenidogani-da-koruyor-380756">Hamilelikte anneye yapılan aşı yenidoğanı da koruyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yetişkinlerde Aşı Takvimi Hayat Kurtarıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yetiskinlerde-asi-takvimi-hayat-kurtariyor-369569</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Apr 2023 11:12:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[takvimi]]></category>
		<category><![CDATA[yetişkinlerde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=369569</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre aşılama ile her yıl 3 milyon kişinin hayatı kurtuluyor. Toplumdaki aşılama oranının artması hem hastalığın daha hafif geçmesini hem de hızlıca bulaşmasının önüne geçiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yetiskinlerde-asi-takvimi-hayat-kurtariyor-369569">Yetişkinlerde Aşı Takvimi Hayat Kurtarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre aşılama ile her yıl 3 milyon kişinin hayatı kurtuluyor. Toplumdaki aşılama oranının artması hem hastalığın daha hafif geçmesini hem de hızlıca bulaşmasının önüne geçiyor. Koronavirüs sürecinde aşılama nedeniyle yaklaşık 10 milyondan fazla insanın hayatını kaybetmesinin önlendiği tahmin ediliyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Funda Timurkaynak, 24-30 Nisan Aşı Haftası’nda yetişkin aşılama takvimi ile ilgili bilgi verdi. </p>
<p>Aşılar modern dünyanın en önemli icatlarının başında gelmektedir. Yılda 3 milyondan fazla kişinin hayatının kurtulmasını sağlayan aşılar, geçtiğimiz yıllarda belli hastalıklarda başarılar elde edilmesine neden oldu. Çiçek veya kızamık hastalığının dünya üzerinden kalkmış olmasının tek nedeni aşılardır. </p>
<p><strong>Kanseri önleyen aşı Hepatit B</strong></p>
<p>Aşılar bir yandan hastalıklardan korurken, bir yandan da kanser gibi hastalıklara bağlı gelişen olumsuz etkileri önlemektedir. Özellikle Hepatit B aşısı, kanser önleyen aşı olarak bilinmektedir. Doğumdan sonra ilk 24 saat içinde ilk dozu yapılan Hepatit B aşısı, karaciğer kanserini engelleyen bir aşı olarak bilinmektedir. Ülkemizde 10 yıldır yeni doğan bebeklere Hepatit B aşılaması yapılmaktadır. </p>
<p><strong>Ek hastalıkları olanlar aşılama takvimine önem vermeli</strong></p>
<p>Sağlıklı yetişkinlerin aşılama takvimini düzenlemesi önemlidir. Bununla birlikte hastalığı bulunan yetişkinlerin özellikle aşılama takvimine dikkat etmesi gerekmektedir. Diyabet hastaları, kronik bronşiti olan hastalar, astımı olan hastalar, kalp hastaları yani bypass geçirmiş ya da koroner arter hastalığı olanlar, kanser hastaları, kemik iliği nakli olan hastalar veya organ nakli hastalarının kendi durumlarına özel aşılar olması gerekmektedir. Bu ek hastalıkları bulunanlar hastalıklara ya da hastalıkların etkilerine açık hale gelebilmektedir. Sağlıklı bireylerin kolayca atlatabileceği hastalıkları aşı olunmadığı takdirde ölüme kadar giden olumsuz sonuçlarla karşılaşılabilmektedir. </p>
<p><strong>Hastaneye yatışlar aşılarla önlenebilir </strong></p>
<p>Hastalıklar nedeniyle immün yani bağışıklık sistemi baskılanmış olan hastaların her yıl mutlaka grip aşısı olması gerekmektedir. Grip aşısı olanların hastaneye yatışlarının %70 oranında azaldığı belirlenmiştir. Bağışıklık sistemi baskılanan hastaların grip olmasıyla birlikte kalp yetmezliği olanlarda durum kötüleşebilir, bronşit tablosu ağırlaşabilir veya astım atağıyla birlikte solunum sıkıntıları gelişebilir. Hem hastalıkların ağırlaşmaması hem de hastaneye yatışların önlenmesi, hastaların ölüm oranını da azaltmaktadır. Ekim ayının sonunda yeni çıkan grip aşıları yani yıla göre antijeni değişen aşının yaptırılması gerekmektedir. Toplumdaki grip salgınının da önüne geçilebilmektedir. </p>
<p>İmmün sistemi baskılanan, şeker yani diyabet hastalığı olanlar, risk grubundaki hastalar veya ameliyatla dalağı alınmış ya da çalışmayan kişilerin pnömokok yani zatürre aşısı olması önerilmektedir. Dalak mikropları süzen ilk noktadır. Bu nedenle dalağı olmayan veya çalışmayan hastalarda mikroplar filtreden geçirilmeden direkt kana geçmektedir. Pnömokok yani zatürre aşısı özellikle bu hastalara önerilmektedir. </p>
<p>Tetanos aşısı da her 10 yılda bir tüm sağlıklı bireylerin aşılanması gereken bir diğer aşıdır. Yıllar geçtikçe tetanos aşı etkinliğini yitirmektedir. Köpek ısırığı, toz ve toprak ile kontamine olmuş yaralanmalar gibi durumlar söz konusu olduğunda vücutta tetanos gelişebilmektedir. Bu hastalık ölümcül sonuçlar doğurabilmektedir. Bu nedenle her yetişkinin grip aşısı olduğu gibi tetanos aşısı olması gerekmektedir. </p>
<p>Çocukluk yaş gruplarında yapılan meningokok aşısı, menenjit yani beyin zarı iltihabının ölümcül sonuçlarını ortadan kaldırmaktadır. Eğer çocukluk çağında meningokok aşısı yapılmadıysa, Hac ibadetini gerçekleştirmeye giderken, yurtlarda kalınacağı zaman veya kışlada vakit geçirileceği zamanlarda meningogok aşısının olunması gerekmektedir. Meningokok bakterisi solunum yolundan taşınmaktadır. Kişiler hasta görünmese de solunum yolunda taşıdıkları bu bakteri nedeniyle yurt veya kışla gibi kalabalık ortamlarda kolaylıkla salgınlara neden olabilmektedir. Hastalık iyi tedavi edilmezse menenjit yani beyin zarı iltihabı ile ölümcül sonuçlar doğurabilmektedir. </p>
<p><strong>65 yaş üzeri için zona aşısı önemli</strong></p>
<p>Suçiçeği virüsünün dozu artırılarak hazırlanan zona aşısı, 65 yaş üzerindeki yetişkinlere önerilmektedir. Herhangi bir sağlık problemi bulunmasa da zona hastalığı ileri yaşlarda sorunlara yol açabilmektedir. Çocukluk çağında suçiçeği geçirilmiş olunsa bile, zona virüsü hücrelerin sinir uçlarında yer etmektedir. Aktive olduğu zaman çok ağrılı ve özellikle yaşlı hastalarda ağrının kontrol altına alınmasının güçleştiği zona hastalığı ortaya çıkabilmektedir. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yetiskinlerde-asi-takvimi-hayat-kurtariyor-369569">Yetişkinlerde Aşı Takvimi Hayat Kurtarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Selim Badur Aşı Haftası&#8217;nda Yaşam Boyu Bağışıklamanın Önemini Vurguladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-selim-badur-asi-haftasinda-yasam-boyu-bagisiklamanin-onemini-vurguladi-369182</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Apr 2023 08:40:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[badur]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklamanın]]></category>
		<category><![CDATA[boyu]]></category>
		<category><![CDATA[haftasında]]></category>
		<category><![CDATA[önemini]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[selim]]></category>
		<category><![CDATA[vurguladı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=369182</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Aşı Haftası özelinde açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Selim Badur, aşıların toplum sağlığına faydalarından bahsetti. Badur, aşıların sadece çocuklar için değil, sağlıklı bir yaşam sürdürülmesi hedeflendiğinde her yaş grubu için gerektiğini vurguladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-selim-badur-asi-haftasinda-yasam-boyu-bagisiklamanin-onemini-vurguladi-369182">Prof. Dr. Selim Badur Aşı Haftası&#8217;nda Yaşam Boyu Bağışıklamanın Önemini Vurguladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dünya Aşı Haftası özelinde açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Selim Badur, aşıların toplum sağlığına faydalarından bahsetti. Badur, aşıların sadece çocuklar için değil, sağlıklı bir yaşam sürdürülmesi hedeflendiğinde her yaş grubu için gerektiğini vurguladı. </strong></p>
<p><strong>Virolog </strong>ve<strong> İmmünolog Prof. Dr. Selim Badur</strong>, düzenli aşı takibi ve aşılama konusunda toplum bilincini artırma amacıyla dünya genelinde her yıl Nisan ayının son haftası kutlanan Dünya Aşı Haftası’nda önemli açıklamalarda bulundu. Yaşam boyu bağışıklamanın ancak her yaşta aşılanarak mümkün olduğunu belirten <strong>Badur</strong>, toplum bağışıklığı kazanımında ilk adımın bireylerin aşı bilincinin artırılması olduğundan bahsetti.  </p>
<p><strong>“Toplumsal bağışıklığın sağlanması aşılarla mümkün”</strong></p>
<p>Bulaşıcı hastalıkların kontrol altına alınmasının aşılarla mümkün olduğunu belirten <strong>Prof. Dr. Selim Badur</strong>: “Bireylerin sağlık hakkının temel bir bileşeni olan aşılama, koruyucu hekimliğin üstlendiği en önemli görevlerinden biridir. Bağışıklamada esas alınan düşünce toplumda, özellikle çocuklarda, aşı ile önlenebilir hastalıkların ortaya çıkışını engellemek ve bu hastalıkların sebep olduğu sekel ve ölüm oranlarını en aza indirmektir. Toplum bağışıklığına odaklanarak hazırlanan rutin aşılama programları ile dünya genelinde aşı ile önlenebilir hastalıklar büyük ölçüde azaltılmıştır. Aşılarla elde edilen bu durumun hayat boyu korunması yaşamın her döneminde gerekli aşıların uygulanması ile mümkündür.”</p>
<p><strong>“Çocukların düzenli bağışıklanmasında ebeveyn farkındalığı büyük rol oynuyor”</strong></p>
<p>Çocukluk çağı aşılamaları konusunda ebeveyn farkındalığına dikkat çeken <strong>Selim Badur:</strong> “Çocukların düzenli bağışıklanmasında ebeveynin rolü oldukça önemlidir. Ebeveynlerin eşzamanlı uygulanan aşılar konusunda endişeye kapıldığını gözlemliyoruz. Ancak bu görüşün aksine, aşıların eşzamanlı ya da belirli aralıklarla uygulanmasının sakıncalı olduğunun bilimsel bir kanıtı yoktur. Çocuklar bilindiği üzere keşfetme evresinde oldukça meraklı oluyor. Bu merak, onların bir yetişkine kıyasla daha fazla insanla, objeyle ya da zeminle temasını doğuruyor ve dolayısıyla mikroplarla daha sık karşılaşıyorlar. Çocukların birçok mikropla hayatlarında ilk defa karşılaştıklarını da düşündüğümüzde aşıların önemi daha da artıyor.”</p>
<p><strong>“Aşılar güvenilir biyolojik ürünlerdir”</strong></p>
<p>Aşıların kullanıma sunulmadan önce oluşturdukları bağışıklık yanıtının, etkinliklerinin ve güvenliliğinin bilimsel çalışmalarla araştırıldığını belirten <strong>Selim Badur</strong>: “Aşılar dünya genelinde toplum bağışıklığını doğrudan etkilemektedir. Bireylere uygulanan aşılara ait veriler, Dünya Sağlık Örgütü, Avrupa İlaç Ajansı, Avrupa Ruhsat Otoritesi, Amerika Birleşik Devletleri Gıda ve İlaç Otoritesi, Amerika Ruhsat Otoritesi gibi dünyaca kabul görmüş otoritelerce incelenir. </p>
<p>Türkiye’de ise aşılar İyi Üretim Prosedürleri kurallarına uygun olarak üretilir ve ulusal sağlık otoritesine bağlı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu tarafından ruhsatlandırılır. Bu nedenle aşılara güven konusunda çeşitli spekülasyonlara mahal vermemeli, aşılamanın önemini hem kendimiz hem de toplum için benimseyerek düzenli aşı olmayı ihmal etmemeliyiz.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Açıklamalarına aşıların salgın hastalıkların önlenmesine olan katkısından bahsederek devam eden <strong>Prof. Dr. Selim Badur</strong>, “Geçmişten günümüze aşıların çok kez bulaşıcı hastalıklar kaynaklı salgınların durdurulmasına ve toplum bağışıklığının kazanımına katkıda bulunduğuna şahit olduk. Aşılar iyi bir planlama ile salgın hastalıklar yaşanmadan felaketlerin önüne geçilmesini mümkün kılar. Hem çocuklar hem de yetişkinler olarak yaşam boyu bağışıklama kapsamında uygulanacak aşıların düzenli takibi ile ölüme yol açabilecek pek çok hastalıktan korunabiliriz.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-selim-badur-asi-haftasinda-yasam-boyu-bagisiklamanin-onemini-vurguladi-369182">Prof. Dr. Selim Badur Aşı Haftası&#8217;nda Yaşam Boyu Bağışıklamanın Önemini Vurguladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TÜBİTAK Aşı ve İlaç Geliştirme Kampüsü Açıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tubitak-asi-ve-ilac-gelistirme-kampusu-acildi-368207</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Apr 2023 15:26:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kampüsü]]></category>
		<category><![CDATA[tübitak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=368207</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye, sağlıkta stratejik bir atılım yaptı. Bu alanda Ar-Ge çalışmalarının yürütüleceği ve inovatif girişimlere ev sahipliği yapacak yeni bir altyapı hizmete girdi. TÜBİTAK Aşı ve İlaç Geliştirme Kampüsü, Ar-Ge ve yenilikçilik alanında en stratejik entegre yapılardan biri olacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tubitak-asi-ve-ilac-gelistirme-kampusu-acildi-368207">TÜBİTAK Aşı ve İlaç Geliştirme Kampüsü Açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye, sağlıkta stratejik bir atılım yaptı. Bu alanda Ar-Ge çalışmalarının yürütüleceği ve inovatif girişimlere ev sahipliği yapacak yeni bir altyapı hizmete girdi. TÜBİTAK Aşı ve İlaç Geliştirme Kampüsü, Ar-Ge ve yenilikçilik alanında en stratejik entegre yapılardan biri olacak.</p>
<p>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, kampüs bileşenlerinden olan biyoteknoloji merkezinde aşı ve ilaçları hücreden başlayarak üretilebileceğini söyledi. Yine yerleşkede bulunan Ulusal Biyolojik ve Kimyasal Test Merkezi’nden bahseden Bakan Varank, “Milli güvenlik ihtiyaçlarımızın önemli bir kısmını kendimiz karşılayacağız” dedi.</p>
<p><strong>MODERN, ENTEGRE TESİS</strong></p>
<p>Sağlık sektöründe hem modern hem entegre bir tesis olma özelliği taşıyan Aşı ve İlaç Geliştirme Kampüsü, TÜBİTAK Gebze Yerleşkesi’nde  resmi törenle açıldı. Törene Bakan Varank’ın yanı sıra Kocaeli Valisi Seddar Yavuz, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcıları Çetin Ali Dönmez, Mehmet Fatih Kacır, TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal, Gebze Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hacı Ali Mantar, eski Kocaeli Üniversitesi Rektörü ve AK Parti Kocaeli Milletvekili Adayı Prof. Dr. Sadettin Hülagü katıldı.</p>
<p>Açılış töreninde bir konuşma yapan Bakan Varank şunları söyledi:</p>
<p>HIFZISIHHADA ÜRETİM 1998’DE DURDURULDU: Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü&#8217;nde 1998 yılına kadar 18 farklı aşı üretiliyordu. Aşı üretimi 1998 yılında durduruldu ve o tarihten itibaren aşı üretimiyle ilgili faaliyet olmadı. 1998 yılında son aşısını üretmiş bir kurumun sorumluluğunu bize yüklemeye çalışanların aksine biz sağlık sektörünün savunma sanayi gibi stratejik öneme sahip olduğunun gayet farkındayız.</p>
<p>41 AR-GE MERKEZİ: TÜBİTAK’ın burs ve destek programlarıyla 2002’den günümüze aşı ve ilaç alanında 5 binden fazla projeye 10,5 milyar lira kaynak aktardık. İlaç alanında faaliyet gösteren Ar-Ge Merkezi sayısını 41’e çıkardık. Teknopark ve Ar-Ge merkezlerindeki aşı ve ilaç sektörüne yönelik çalışmalar yürüten firmalara bugüne kadar 5,5 milyar liranın üzerinde destek sağladık.</p>
<p>HÜCREDEN BAŞLAYARAK: TÜBİTAK Aşı ve İlaç Geliştirme Kampüsü, 3500 metrekare kapalı alan sahip. Medikal Biyoteknoloji Mükemmeliyet Merkezi ile Ulusal Biyolojik ve Kimyasal Test Merkezlerinden oluşuyor. Tüm Türkiye’ye hatta bölgemize hizmet edecek bu önemli yatırımla farklı aşı ve genetik ürünleri, biyoteknolojik ilaç ve aşı adaylarını, hücreden başlayarak üretilebileceğiz.</p>
<p>İNOVATİF PROJELER: Kanser tedavisinde önemli bir yere sahip hücre tedavi sistemlerini, DNA zincirlerini kesmeye ve yeniden birleştirmeye olanak sağlayan embriyo çalışmalarını hayata geçirebileceğiz. Moleküler biyoloji, kimya ve malzeme biliminin kesiştiği inovatif projeler yürütebileceğiz.</p>
<p>MİLLİ GÜVENLİK İHTİYAÇLARI: Açılışını yaptığımız Ulusal Biyolojik ve Kimyasal Test Merkezi&#8217;nde de Türkiye&#8217;nin milli güvenlik ihtiyaçlarının önemli bir kısmını kendimiz karşılayacağız. Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik ve Nükleer (KBRN) tehditlere karşı savunma ürünlerinin, uluslararası standartlarda test ve sertifikasyonlarının bu merkezde biz yapacağız.</p>
<p>ÖNCÜL BİR MERKEZ OLACAK: En büyük sermayemiz insan kaynağımız. Aşı ve ilaç sektöründe çalışacak yeni araştırmacılarımızı da burada yetiştirmiş olacağız. Kampüsümüzün aşı ve ilaç geliştirme, KBRN araştırmaları gibi kritik konularda dünyada öncül bir merkez olacağından hiç şüphemiz yok.</p>
<p><strong>ÜRETİM AŞAMASINDAKİ ALTYAPIYI SUNACAK</strong></p>
<p>TÜBİTAK Başkanı Mandal, Türkiye için kritik iki merkezin açılışını gerçekleştirdiklerini belirterek üniversitelerde geliştirilen temel araştırma düzeyindeki çalışmaların üretim aşamasında ihtiyaç duyduğu gerekli donanım ve altyapıyı bu kampüste ulaşılabileceğini söyledi.</p>
<p><strong>3 MERKEZDEN OLUŞUYOR</strong></p>
<p>TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM) bünyesinde hayata geçen Aşı ve İlaç Geliştirme Kampüsü, aşı ve ilaç alanında çalışacak Medikal Biyoteknoloji Mükemmeliyet Merkezi (MEDİBİYO) ile Ulusal Biyolojik ve Kimyasal Test Merkezi ‘nden(BKTM) oluşuyor.</p>
<p><strong>MEDİBİYO’DA İLAÇ VE AŞI</strong></p>
<p>Tasarım aşamasından üretim süreçlerine kadar aşı ve ilaç geliştirilmesine olanak sağlayan Medikal Biyoteknoloji Mükemmelliyet Merkezi’nde (MEDİBİYO) aşı ve ilaç adaylarının klinik öncesi çalışmaları tamamlanacak. Avrupa Birliği ile Türkiye Cumhuriyeti’nin ortak finansmanı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlı’ğının yürüttüğü Rekabetçi Sektörler Programı kapsamında inşa edilen merkezde, yeni tanı ve tedavi sistemlerin geliştirilmesine yönelik vizyoner projeler üretilecek. Türkiye’de ilaç sektörünün ihtiyaç olan insan gücünü yetiştirecek kapasiteye sahip MEDİBİYO’da özellikle kanser tedavisine yönelik ilaçlar üzerine çalışmalar yürütülecek.</p>
<p><strong>BKTM’DE SAVUNMAYA DÖNÜK ÜRÜNLER</strong></p>
<p>Türkiye’nin milli savunma ihtiyaçlarına yönelik yerli ve milli ürünler üretecek olan BKTM’de, kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer (KBRN) tehditlere karşı savunma ürünleri geliştirilecek. Merkezde, uluslararası standartlarda test ve sertifikasyonlarını yapacak. Bu merkez sayesinde KBRN ürünleri alanında cari açık azalacak.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tubitak-asi-ve-ilac-gelistirme-kampusu-acildi-368207">TÜBİTAK Aşı ve İlaç Geliştirme Kampüsü Açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Konak&#8217;taki can dostlar için aşı mesaisi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/konaktaki-can-dostlar-icin-asi-mesaisi-362696</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Apr 2023 10:24:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[can]]></category>
		<category><![CDATA[dostlar]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[konaktaki]]></category>
		<category><![CDATA[mesaisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=362696</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konak Belediyesi veteriner hekimleri, şehrin sevimli sakinleri sokak hayvanlarının sağlıklı bir hayat sürdürmeleri için saha çalışmalarını hızlandırdı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konaktaki-can-dostlar-icin-asi-mesaisi-362696">Konak&#8217;taki can dostlar için aşı mesaisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Konak Belediyesi veteriner hekimleri, şehrin sevimli sakinleri sokak hayvanlarının sağlıklı bir hayat sürdürmeleri için saha çalışmalarını hızlandırdı. Mevsime bağlı olarak paraziter hastalıklarda yoğunlaşma riski nedeniyle iç ve dış parazit aşılamasına ağırlık verilirken, ilçedeki sokak hayvanları kuduza karşı da aşılanıyor.</b></p>
<p>Konak Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü, havaların ısınmasıyla beraber saha çalışmalarına hız verdi. Hem sevimli sokak hayvanlarının sağlığını hem de toplum sağlığını korumak için harekete geçen belediye ekipleri iç ve dış parazit ile kuduz aşıları öncelikli olmak üzere ilçe genelinde aşılama çalışmalarını yoğunlaştırdı. İlkbaharla beraber özellikle pire, kene gibi parazitler ve uyuz hastalığına sebep olan parazitlerin artması nedeniyle iç ve dış parazit aşılaması ile yaz aylarında daha sık görülen kuduza karşı kuduz aşılamasına ağırlık verildi.</p>
<p><b>Aşı ve sağlık kontrolü tamam</b></p>
<p>Konak Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğünün saha çalışmaları kapsamında Alsancak Nevvar &#8211; Salih İşgören Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi bahçesinde öğretmen ve öğrencilerin sahiplendiği dört köpek ve on kedinin de iç dış parazit ve kuduz aşıları yapıldı. Belediyenin uzman veteriner hekimleri, aşılamanın yanı sıra, okulun bahçesinde yaşayan sevimli dostların sağlık kontrollerini de gerçekleştirdi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konaktaki-can-dostlar-icin-asi-mesaisi-362696">Konak&#8217;taki can dostlar için aşı mesaisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ASAŞ, ASI Sertifikasını Aldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/asas-asi-sertifikasini-aldi-346548</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Jan 2023 08:06:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[aldı]]></category>
		<category><![CDATA[asaş]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[sertifikasını]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=346548</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin en büyük 54’üncü sanayi kuruluşu olan ASAŞ, sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarını ASI Sertifikası ile tescilledi. ASAŞ, sertifikasını yönetim, çevre ve sosyal başlıklı kategorilerde toplam 11 sürdürülebilirlik ilkesinden sorumlu olarak aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asas-asi-sertifikasini-aldi-346548">ASAŞ, ASI Sertifikasını Aldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye’nin en büyük 54’üncü sanayi kuruluşu olan ASAŞ, sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarını ASI Sertifikası ile tescilledi. ASAŞ, sertifikasını yönetim, çevre ve sosyal başlıklı kategorilerde toplam </strong></p>
<p><strong>11 sürdürülebilirlik ilkesinden sorumlu olarak aldı.  ASAŞ Genel Müdürü Derya Hatiboğlu, “Sürdürülebilirliğin karbon ayak izimizi azaltmaktan fazlası olduğu inancıyla, ASI’a katılmanın hem hedeflerimize hem de sürdürülebilir bir geleceğe sahip olmak için verdiğimiz çabaya önemli bir katkı sağlayacağına inanıyoruz” dedi.</strong></p>
<p>Türkiye’nin lider sanayi kuruluşlarından ASAŞ, alüminyumun sorumlu üretimini, tedarikini ve yönetimini işbirliği içinde teşvik etmek için çalışan Aluminium Stewardship Initiative (ASI &#8211; Alüminyum Yönetim Girişimi) tarafından verilen ASI Sertifikası’nı almaya hak kazandı. ASAŞ, bu sertifikayla uluslararası yeşil üretimi desteklediğini ve sürdürülebilir alüminyum üretimine katkı sağladığını bir kez daha kanıtladı.</p>
<p>ASAŞ, sertifikasını ASI tarafından belirlenen yönetim, çevre ve sosyal başlıklı 3 ana kategorideki toplam 11 ilkeyi sağlayarak almaya hak kazandı. Bu standartlar arasında çevresel sorumlulukları kapsayan seragazı emisyonları, su kullanımı biyoçeşitlilik gibi konular yer alırken, yönetim alanı altında iş bütünlüğü, malzeme yönetimi, şeffaflık, sosyal alanda ise insan hakları, çalışan hakları ve iş sağlığı ve güvenliği gibi maddeler yer alıyor.  </p>
<p>Tüm faaliyetlerinde sürdürülebilirliği merkez alan ASAŞ’ın kaynakları verimli kullanmak, çevresel etkilerini en aza indirmek ve çevreye duyarlı üretim yapmak için çalıştığının altını çizen ASAŞ Genel Müdürü Derya Hatiboğlu, “Sürdürülebilirliğin karbon ayak izimizi azaltmaktan fazlası olduğu inancıyla, iklim değişikliğinin beraberinde getirdiği çevresel, sosyal ve ekonomik zorlukları birlikte değerlendiriyoruz. Hammadde temininden başlayarak üretimin son aşamasına kadar her noktaya temas eden sürdürülebilir iş anlayışımızla yenilikçi çözümler yaratarak paydaşlarımıza değer katmak ve hedef pazarlara öncülük etmeyi amaçlıyoruz. ASI’a katılmanın hem hedeflerimize hem de sürdürülebilir bir geleceğe sahip olmak için verdiğimiz çabaya önemli bir katkı sağlayacağına inanıyoruz” dedi.</p>
<p><strong><u>ASAŞ’ın Yeni Yatırımı 45 MN Hybrex %50 Enerji Verimliliğine Sahip</u></strong></p>
<p>Kurulduğu 1990 yılından bu yana istikrarlı büyümesini sürdüren ASAŞ, sürdürülebilirlik bakış açısı çerçevesinde yatırımlarını şekillendiriyor. ASAŞ’ın 2021 yılında kontratını yaptığı 45MN Hybrex Pres Üretim Hattı, dünyada 4500 ton gücünde hybrex özelliği olan ilk pres olmasının yanında Avrupa’nın en modern profil üretim hattı olarak özellikle elektrikli araçların gövde ve batarya kasası profilleri gibi yapısal profilleri üretecek. 45 MN Hybrex yatırımı ayrıca düşük CO2 emisyonu ve sağladığı %50’ye kadar enerji verimliliği ile öne çıkıyor. </p>
<p><strong><u>Her Alanda Verimlilik Hedefleniyor</u></strong></p>
<p>ASAŞ 2021 yılında;</p>
<ul>
<li>Toplam 1.367.716 kWh enerji tasarrufu sağlayarak aylık elektrik tüketiminin yaklaşık %10’u kadar tasarruf sağladı.</li>
<li>Ürün başına atmosfere salınan sera gazını %16 azalttı.</li>
<li>Yılda 200.000 m3 su tasarrufuyla, ürün başına tükettiği su miktarını %19 azalttı. </li>
<li>Tüketmiş olduğu elektrik enerjisinin tamamını yenilenebilir enerji kaynaklardan sağladığını gösteren IREC (Yenilebilir Enerjisi Sertifikası) Sertifikasını da aldı.</li>
<li>Ürün başına oluşan cüruf atığını %35 azalttı.</li>
<li>Oluşan atıklarının %98’ini geri kazandı.</li>
</ul>
<p>2015 yılında sektörünün ilk Ar-Ge merkezi olarak tescillenen ASAŞ, ürün geliştirmelerinin yanı sıra hazırladığı verimlilik odaklı projelerle dikkat çekiyor. ASAŞ, 2021 yılında 8 adet Avrupa Birliği ve 11 TEYDEB projesine imza attı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asas-asi-sertifikasini-aldi-346548">ASAŞ, ASI Sertifikasını Aldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hamilelik Döneminde Hangi Aşı Ne Zaman Yapılmalı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hamilelik-doneminde-hangi-asi-ne-zaman-yapilmali-344558</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Jan 2023 08:37:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[döneminde]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[hangi]]></category>
		<category><![CDATA[yapılmalı]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=344558</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hamilelik, bağışıklık sisteminin zayıfladığı bir dönem olduğu için bulaşıcı hastalıklara karşı hassasiyet artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hamilelik-doneminde-hangi-asi-ne-zaman-yapilmali-344558">Hamilelik Döneminde Hangi Aşı Ne Zaman Yapılmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hamilelik, bağışıklık sisteminin zayıfladığı bir dönem olduğu için bulaşıcı hastalıklara karşı hassasiyet artıyor. Anne adaylarının aşılanmaları anne karnındaki fetüsün ve doğumdan sonra yenidoğanın önlenebilir olan enfeksiyonlara karşı bağışıklık kazanmalarında önemli rol oynuyor. </p>
<p>Aşıların temel amacı, anne adaylarının yüksek risk altında oldukları bulaşıcı hastalıklara karşı korunmalarını sağlamak. Aşılama sayesinde aynı zamanda düşük, bebekte gelişme geriliği ve zekâ geriliği gibi ağır tablolar da önlenebiliyor. İdeali, aşıların hamilelik öncesinde tamamlanması olsa da, hamilelik sırasında da aşı uygulamaları yapılıyor. Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Şafak Yılmaz Baran, her aşının kendine özel bir uygulama takvimi olduğunu belirterek, “Canlı aşılar haricinde hamilelikte uygulanabilen tüm aşılar, hamileliğin ilk 3 aylık dönemi de dahi olmak üzere herhangi bir hamilelik haftasında yapılabiliyor. Ancak yine de, hamileliğin ilk 3 ayı organ gelişimi olan dönemi kapsadığı için aşıların mümkünse 3 aydan sonra uygulanması tercih ediliyor” diyor. Hamilelikte standart aşı takvimine göre yapılması gereken aşıların yetersiz dozda ve sürede uygulandıklarında etkinliklerinin azalacağına dikkat çeken Doç. Dr. Şafak Yılmaz Baran, “Örneğin tetanoz aşısında, doğumdan en geç 2 hafta önce aşı dozunun tamamlanmış olması gerekiyor. Yeterli süre sağlanmadıysa tek doz tetanoz aşısı olan anne ve bebek bu hastalık açısından risk altında oluyor.” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>HANGİ AŞI NE ZAMAN YAPILMALI? </strong></p>
<p>Amerikan Obstetrik ve Jinekoloji Derneği (ACOG) tüm hamileler için rutin olarak tetanoz, difteri, boğmaca, hepatit B ve influenza aşılarını öneriyor. Hamilelikte iyi bir güvenlik profiline sahip olan bu aşılar yenidoğana pasif koruma sağlayabiliyor ve düşüğe neden olmuyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Şafak Yılmaz Baran, hamilelik döneminde yaptırılması yaşamsal öneme sahip olan aşıları şöyle anlatıyor: </p>
<p><strong>İNFLUENZA</strong></p>
<p>İnfluenza aşısı, hamilelikte önerilen bir diğer önemli aşılardan. Doç. Dr. Şafak Yılmaz Baran, influenza enfeksiyonunun hamilelikte daha ağır seyredebildiği için hepatit B enfeksiyonundan daha farklı bir özellik taşıdığına dikkat çekerek, “Zira influenza annede akciğer ile kalp sorunlarında, hastanede yatışta ve düşükte artışa neden olabiliyor” diyor. Bunların yanı sıra hamilelikte influenza aşısının antikorları plasentadan geçerek bebeği koruyor. Bu sayede influenza aşısı anne adaylarının yanı sıra 6 aydan küçük yenidoğanlarda da koruma sağlıyor. </p>
<p><strong>Ne zaman yapılmalı? </strong></p>
<p>Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü, 14. hamilelik haftasından sonra, influenza mevsimi boyunca, (Eylül-Nisan aylarında) hamilelere influenza aşısını öneriyor.</p>
<p><strong>COVID – 19 AŞISI</strong></p>
<p>Covid-19 pandemisinde yapılan çalışmalarda, anne adaylarında, hamile olmayanlara göre bu enfeksiyonun daha ağır seyrettiği izlenmiş. Çalışmalar sonucunda; inaktif Covid-19 aşı uygulamalarının anne adayları ve yenidoğan için hamileliğin her aşamasında etkin ve güvenli olduğu tespit edilmiş. Bu nedenle anne adaylarına T.C. Sağlık Bakanlığı’nın ve Kadın Doğum Derneklerinin önerisi doğrultusunda Covid-19 aşısı tavsiye ediliyor. </p>
<p><strong>Ne zaman yapılmalı? </strong></p>
<p>Covid – 19 aşısını, hamileliğin ilk 12. hafta sonrasına kadar ertelemenin gerekli olduğuna dair bir kanıt mevcut değil. Bu nedenle aşı hamileliğin her döneminde uygulanabiliyor. Bir doz Covid-19 aşısı orijinal alfa varyantına karşı iyi bir koruma sağlıyor, ancak virüsün delta varyantı ile iyi bir bağışıklık seviyesi sağlamak için iki doz gerekiyor. İkinci doz, ilk dozdan 8 hafta sonra uygulanıyor. Omicron varyantına karşı en iyi korumayı sağlamak için bir doz güçlendirici (üçüncü doz) öneriliyor. </p>
<p><strong>TETANOZ – DİFTERİ AŞISI</strong></p>
<p>Tetanoz enfeksiyonu; hamilelikte yaralanma, ısırık, trafik kazası ve yanık gibi durumlarda veya doğum esnasında bebeğin göbek kordonunun (özellikle evde yapılan doğumlarda) hijyenik olmayan bıçak gibi alet ile kesilmesi ya da pansuman edilmesi sonucu gelişebiliyor. Aşılama sayesinde hem hamilelikte ortaya çıkabilecek tetanoz enfeksiyonunun şiddeti azalıyor, hem de buna bağlı gelişebilecek olan erken doğum ve ölü doğum riski düşüyor. Bunların yanı sıra bebekte gelişebilecek olan nörolojik sorunlar da önlenebiliyor. </p>
<p>Difteri hastalığı da solunum yollarında ölümcül sonuçlara yol açabilen bir hastalık. Difteri toksoid aşısı çocukluk çağından itibaren aşı takviminde tetanoz aşısı ile birlikte uygulanıyor. Yaygın aşılama programı ile de dünya genelinde oldukça az görülmeye başlandı. Ancak çocukluk çağında aşılamayla ömür boyu bağışıklık sağlanamadığı için hamilelik durumunda tetanoz aşısı ile birlikte uygulama tekrarı yapılıyor. </p>
<p><strong>Ne zaman yapılmalı?</strong></p>
<p>Tetanoz- Difteri aşı takvimine göre; aşının ilk dozu hamileliğin 4. ayında veya henüz yapılmadıysa 4. aydan sonra ilk muayenede uygulanıyor. İkinci doz, ilk dozdan en az 4 hafta sonra yapılıyor, bu sayede 1-3 yıl koruma sağlanmış oluyor. Bununla birlikte; 2. dozdan en az 6 ay sonra yapılan 3. doz uygulaması ile 5 yıl ve 3. dozdan en az bir yıl sonra ya da bir sonraki hamilelikte uygulanan aşı ile 10 yıl bağışıklık sağlanıyor. Yine aşı takvimine göre; 4. dozdan en az bir yıl sonra ya da bir sonraki hamilelikte uygulanan aşı ile doğurganlık çağı boyunca koruma sağlanıyor. Daha önce beş tam doz ile aşılanan kadınlarda, son 10 yılda ek doz yapılmamışsa, hamilelikte tercihen 20-36 haftalar arasında tek doz aşılama yeterli oluyor. </p>
<p><strong>HEPATİT B AŞISI</strong></p>
<p>Hepatit B aşısı, anne adayının daha önceden bağışıklığı yoksa yapılabiliyor. Hamilelikte geçirilen hepatit B enfeksiyonunun normal popülasyona göre daha ciddi seyretmesi beklenmiyor. Ancak yenidoğana enfeksiyonun aktarılması riski oluyor. Dolayısıyla daha önceden hepatit B enfeksiyonuna bağışıklık kazanmamış olan anne adaylarının hamilelik döneminde aşılanmaları, yenidoğanda ciddi sorunlar oluşturabilen hepatit B virüsünün bulaşma riskini azaltıyor.  </p>
<p><strong>Ne zaman yapılmalı?</strong></p>
<p>Hamileliğin 0, 1 ve 6. aylarında uygulanan aşı hem anneyi hem doğumdan sonra bebeği koruyor. </p>
<p><strong>BOĞMACA AŞISI</strong></p>
<p>Boğmaca aşısı çocukluk çağında aşı takviminde yer alıyor, ancak ömür boyu bağışıklık sağlamıyor. Bu nedenle yüksek riskli hasta grubuna (sağlık çalışanları, bağışıklığı baskılanmış kişilerle yaşayan, küçük çocuklarla yaşayan veya çalışan kişiler) ek doz uygulamaları öneriliyor. </p>
<p><strong>Ne zaman yapılmalı? </strong></p>
<p>Hamilelik döneminde 6. aydan sonra, doğacak bebeği korumaya yönelik, boğmaca aşısının uygulanması tavsiye ediliyor. Bu sayede bebeğe erken dönemlerinde pasif koruma imkânı sağlanabiliyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hamilelik-doneminde-hangi-asi-ne-zaman-yapilmali-344558">Hamilelik Döneminde Hangi Aşı Ne Zaman Yapılmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
