<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Anlam | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/anlam/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/anlam</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Jul 2026 08:12:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>Anlam | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/anlam</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>3. Uluslararası Âl-i Beyt Sempozyumu&#8217;ndan insanlığa çağrı…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/3-uluslararasi-al-i-beyt-sempozyumundan-insanliga-cagri-646186</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Jul 2026 08:12:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Ahlaki]]></category>
		<category><![CDATA[al-i]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Anlam]]></category>
		<category><![CDATA[beyt]]></category>
		<category><![CDATA[bütün]]></category>
		<category><![CDATA[çağrı]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[insanlığa]]></category>
		<category><![CDATA[insanlığın]]></category>
		<category><![CDATA[Manifesto]]></category>
		<category><![CDATA[medeniyeti]]></category>
		<category><![CDATA[ndan]]></category>
		<category><![CDATA[rahmet]]></category>
		<category><![CDATA[sempozyumu]]></category>
		<category><![CDATA[temel]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=646186</guid>

					<description><![CDATA[<p>Âlemlere Rahmet Allah Resul’ünün 1500. Yılı Nebevî Mevlid anısına Üsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen “Nebevî Mirasın Işığında İslam Medeniyeti” temalı “3. Al-İ Beyt Sempozyumu” 26-27 Haziran 2026 tarihlerinde Üsküdar Üniversitesi NP Sağlık Yerleşkesi İbni Sina Oditoryumu'nda gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/3-uluslararasi-al-i-beyt-sempozyumundan-insanliga-cagri-646186">3. Uluslararası Âl-i Beyt Sempozyumu&#8217;ndan insanlığa çağrı…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Âlemlere Rahmet Allah Resul’ünün 1500. Yılı Nebevî Mevlid anısına Üsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen “Nebevî Mirasın Işığında İslam Medeniyeti” temalı “3. Al-İ Beyt Sempozyumu” 26-27 Haziran 2026 tarihlerinde Üsküdar Üniversitesi NP Sağlık Yerleşkesi İbni Sina Oditoryumu&#8217;nda gerçekleştirildi.</p>
<p>İnsanlığın karşı karşıya bulunduğu ahlaki, sosyal ve çevresel krizlere Nebevî miras perspektifinden çözüm önerileri sunmak amacıyla gerçekleştirilen sempozyum, yayımlanan kapsamlı manifesto ile sona erdi.</p>
<p><strong>İnsanlığın ilahi hakikatlerden uzaklaşması küresel sorunları derinleştirdi</strong></p>
<p>&#8220;Nebevî Mirasın Işığında İslam Medeniyeti Manifestosu&#8221; başlığıyla kamuoyuyla paylaşılan manifestoda, günümüz dünyasında yaşanan savaşlar, çevre felaketleri, toplumsal çözülmeler ve manevi boşluğun ortak bir krizin farklı yansımaları olduğu ifade edildi. Gazze&#8217;den Sudan&#8217;a, Ukrayna&#8217;dan Myanmar ve Doğu Türkistan&#8217;a kadar yaşanan insani trajedilere dikkat çekilen bildirgede, insanlığın ilahi hakikatlerden uzaklaşmasının küresel sorunları derinleştirdiği belirtildi.</p>
<p>Dünyanın büyük bir ahlaki krizle yüz yüze olduğu bir zamanda Âl-i Beyt Sempozyumu’nu düzenlemenin amacının, başta Müslümanlar olmak üzere bütün insanlığı Nebevî mirası hatırlamaya; onun üzerinde düşünmeye bir davet olduğu kaydedilen manifestoda, şöyle devam edildi:</p>
<p>“Hz. Peygamber&#8217;in beşeriyete hediye ettiği Kur&#8217;an&#8217;ın nuruyla ve penceresiyle kâinata ve topluma bakmaya ve anlamaya bir çağrıdır. İnsanın tarih boyunca kendisine sorduğu ‘Necisin? Nereden geliyorsun? Nereye gidiyorsun? Hayatının anlamı nedir?’ vb. sorulara Nebevi miras ışığında cevap aramaktır. Hz. Peygamber’in (s.a.v.) ‘Size iki şey bırakıyorum…’ hadisinde işaret ettiği iki temel emanet olan Kur’an-ı Kerim ve Âl-i Beyt’in, birbirini tamamlayan ilmî ve manevî rehberliğini akademik yöntemlerle incelemek; bu mirasın insanlığın ortak değerlerine sunduğu katkıyı disiplinler arası bir perspektifle ortaya koymak ve elde edilen bilgi birikimini akademi dışındaki geniş kitlelerle paylaşmaktır.”</p>
<p><strong>Nebevi mirası hatırlamanın önemi…</strong></p>
<p>Nebevi mirası hatırlamanın, Hz. Peygamber&#8217;in (s.a.v.) Hira Mağarası&#8217;nda aldığı ve en yakınlarından başlayarak bütün insanlığa duyurduğu bu nurun, bu manzarayı tamamen nasıl değiştirdiğini anlamaya bir davet olduğu dile getirilen manifestoda, şunlar kaydedildi:</p>
<p>“Hz. Peygamber&#8217;in getirdiği hakikat nuru sayesinde, kâinattaki bütün hareketler, çeşitlilikler, değişimler ve dönüşümler anlamsızlıktan ve kör tesadüflerin oyuncağı olmaktan kurtuldu. Her biri, Allah&#8217;ın kudretini ve hikmetini anlatan birer mektup, yaratılışın sırlarını gösteren birer işaret, Allah&#8217;ın isimlerini yansıtan birer ayna hâline geldi. Böylece bütün kâinat, Allah&#8217;ın hikmetini sergileyen büyük ve anlamlı bir kitaba dönüştü. Aynı nur, insanı diğer canlılardan daha zayıf, daha muhtaç ve daha kırılgan gösteren acziyetini ve ona hüzün, keder, endişe taşıyan aklını da aydınlattı. Bu aydınlanmış akılla insan, kendi aczini ve ihtiyaçlarını Allah&#8217;a yönelmenin bir vesilesi hâline getirerek bütün canlıların üstüne yükseldi. Aczini dua ve kullukla değerlendiren insan, nazlı bir sultan; ihtiyaçlarını Rabbine arz eden insan, yeryüzünün değerli bir emanetçisi (halifesi) oldu. Üstelik bunu zor kullanarak, baskı ve hâkimiyet kurarak yapmamıştır. Asıl fethettiği yerler insanların akılları, kalpleri, ruhları ve gönülleridir. İnsanların sevgisini kazanmış, akıllarına rehber olmuş, nefislerini eğitmiş ve ruhlarına sultanlık etmiştir.”</p>
<p><strong>22 maddelik yol haritası </strong></p>
<p>Veda Hutbesi’nden ve sempozyumda sunulan tebliğlerden ilham alınarak kaleme alınan manifestoda &#8220;varlık ve anlam&#8221;, &#8220;rahmet&#8221;, &#8220;toplumsal dönüşüm&#8221;, &#8220;aile&#8221;, &#8220;gençlik&#8221;, &#8220;yapay zekâ&#8221; ve &#8220;çağımıza çağrı&#8221; başlıkları altında 22 maddelik bir yol haritası ortaya konuldu.</p>
<p>Manifestonun &#8220;varlık ve anlam&#8221; ı ele alan ilk bölümünde, nübüvvetin insanın ve kâinatın anlamını kavramadaki temel rehber olduğu vurgulanırken; bilimin ve teknolojinin ancak vahyin ortaya koyduğu hikmet ve ahlaki ilkelerle buluştuğunda insanlığın gerçek faydasına hizmet edebileceği ifade edildi.</p>
<p>&#8220;Rahmet&#8221; başlığında ise merhametin yalnızca bireysel bir erdem değil, medeniyetin kurucu ilkesi olduğu belirtilerek; insanın yanı sıra hayvanların, doğanın ve tüm canlıların korunmasının Nebevî mirasın ayrılmaz bir parçası olduğu kaydedildi. Çevrenin korunması, sürdürülebilir yaşam ve gelecek nesillere karşı sorumluluk bilinci de bu anlayışın temel unsurları arasında gösterildi.</p>
<p>Toplumsal ve ahlaki dönüşüme ayrılan bölümde ise insan onuru, can ve mal dokunulmazlığı, ırk üstünlüğünün reddi, kadın haklarının korunması, ekonomik adalet, emanet bilinci ve hesap verebilirlik gibi ilkelerin sağlıklı bir toplumun temelini oluşturduğu vurgulandı. Servetin amaç değil emanet olduğu, sömürü yerine adaletin esas alınması gerektiği ifade edildi.</p>
<p><strong>Manifestoda aile, gençlik ve teknolojiye ilişkin mesajlara da geniş yer verildi</strong></p>
<p>Manifestoda aile, gençlik ve teknolojiye ilişkin mesajlara da geniş yer verildi. Ailenin toplumun temel taşı olduğu belirtilirken, dijital çağın aile bağlarını zayıflatmasına karşı sevgi, güven ve merhamet temelli bir aile yapısının korunması gerektiği dile getirildi. Gençlere iradelerini güçlendirmeleri, dijital bağımlılıktan uzak durmaları ve bilgiyle birlikte ahlakı da öncelemeleri tavsiye edilirken; yapay zekânın insanlığın hizmetinde kullanılmasının, ancak bunun ahlaki ilkeler, mahremiyet ve vicdan ekseninde sınırlandırılmasının önemine dikkat çekildi.</p>
<p>Manifestoda &#8220;rahmet medeniyeti&#8221;nin geçmişe duyulan bir özlem değil, geleceği inşa edecek evrensel bir medeniyet tasavvuru olduğu vurgulanarak; insanlığın karşı karşıya bulunduğu ahlaki, sosyal ve çevresel krizlerin çözümünün merhamet, adalet, emanet ve sorumluluk ekseninde yeniden inşa edilecek bir anlayışla mümkün olacağı ifade edildi.</p>
<p><strong>İnsanlığın yaşadığı krizlerin çözümü Nebevî mirasta aranmalı</strong></p>
<p>Manifestonun sonuç bölümünde, 3. Uluslararası Âl-i Beyt Sempozyumu&#8217;nun, Kur&#8217;an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye&#8217;nin insanlık onuruna yakışır bir ahlak ve medeniyetin inşasında en güçlü kurucu esasları ortaya koyduğunu bir kez daha gösterdiği vurgulandı. Nebevî mirasın yalnızca tarihî bir birikim olmadığı, günümüz insanının karşı karşıya bulunduğu ahlaki, sosyal ve manevi sorunlara çözüm sunabilecek evrensel ilkeler içerdiği ifade edildi.</p>
<p>Manifestoda, Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de Allah&#8217;ın &#8220;er-Rahmân&#8221; ve &#8220;er-Rahîm&#8221; isimleriyle rahmetini bütün varlığa yaydığına işaret edilerek, Hz. Muhammed&#8217;in de &#8220;âlemlere rahmet&#8221; olarak gönderilen en güzel örnek olduğu belirtildi. Kur&#8217;an ve Nebevî mirasa samimiyetle bağlı kalan herkesin bu rahmet anlayışının temsilcisi olabileceği ifade edilen bildirgede, Hz. Peygamber&#8217;in &#8220;Size iki şey bırakıyorum; onlara sarıldığınız sürece kurtuluşa erersiniz: Allah&#8217;ın Kitabı ve Âl-i Beytim.&#8221; hadisine atıf yapılarak, Âl-i Beyt&#8217;in Sünnet-i Seniyye&#8217;nin korunması ve yaşatılmasındaki merkezi rolüne dikkat çekildi.</p>
<p><strong>Manevi ve sosyal krizlerin çözümü rahmet, adalet ve tevhitte</strong></p>
<p>Sonuç bölümünde bildirilerde öne çıkan diğer bir hususun da ‘modern dünyanın içine düştüğü manevi ve sosyal krizlerin yegâne çözümünün Nebevi mirasın sunduğu rahmet, adalet ve tevhit ışığında yeniden dirilmekle mümkün olduğuna’ dikkat çekildi.</p>
<p>Kur&#8217;an&#8217;ın evrensel ilkeleri ve Hz. Peygamber&#8217;in sünnetinin, insanın varoluşuna anlam kazandıran, onu yeryüzünün sorumlu bir emanetçisi ve onurlu bir halifesi olarak konumlandıran temel referanslar olduğu ifade edilen manifestoda, yalnızca maddi ilerlemeye dayalı medeniyet anlayışlarının insanlığın yaşadığı sorunları çözmekte yetersiz kaldığına dikkat çekildi. Gerçek gelişmenin ise bilim ve teknolojinin manevi değerler, hikmet ve ahlakla birlikte ele alınmasıyla mümkün olabileceği vurgulandı. </p>
<p><strong>Sempozyum İslam ahlakını kuşanmaya çağıran bir uyanış manifestosu!</strong></p>
<p>Manifestoda, şöyle devam edildi:</p>
<p>“Çağımızda insanlığın üzerine kabus gibi çöken sosyal ve psikolojik çürümüşlüklerin, aileyi özellikle de çocukları ve genç nesilleri pençesinde kıvrandıran sosyal medya, yapay zekâ ve aşırı madde bağımlılıklarının tedavisi de ancak merhamet ve sevgi bağlarıyla güçlenmiş bir irade ve inançla mümkün olabilecektir.   3.  Al-i Beyt sempozyumu, insanlığı merhamet eksenli bir medeniyeti inşa etmeye ve İslam ahlakını kuşanmaya çağıran bir uyanış manifestosudur. Dünyanın efendisi ve insaniyetin saadet vasıtası olmak, ancak Kur’ân’a sarılmak ve onun birinci tefsiri olan Nebevi mirasla mümkündür.</p>
<p>Dünya ‘merhamet, adalet, eşitlik, kardeşlik’ temelinde yeniden inşa edilecekse, bu inşa ancak rahmetle temellenebilir<strong>.</strong> Âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Peygamberi ve nebevi mirasını hatırlamak, o temeli yeniden bulmanın ilk adımıdır. Nebevî miras, sadece asr-ı saadete ait, bugün ancak hasreti çekilen kapanmış bir sayfa değil; geleceğin medeniyetini inşa ve ihya edecek en mükemmel ruhtur. Güneş doğmuş, son aydınlanma yaklaşmıştır; artık gözleri kapatmak sadece kendine karanlık yapmaktır. Asırlardır süren gaflet uykusundan uyanma vaktidir. Kur’ân’ın nuruyla münevver olup hakikî medeniyet-i insaniyeye sarılmak, sadece bir tercih değil, varoluşsal bir zorunluluktur. Eğer Müslümanlar İslâm ahlakının güzelliklerini hayatın her alanında yaşayarak gösterebilse, bütün vicdanlar yine Asr-ı saadetteki gibi Kur’an güneşine pervane olacaklardır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/3-uluslararasi-al-i-beyt-sempozyumundan-insanliga-cagri-646186">3. Uluslararası Âl-i Beyt Sempozyumu&#8217;ndan insanlığa çağrı…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Muharrem ayına anlam katan program</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/muharrem-ayina-anlam-katan-program-644711</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 28 Jun 2026 07:33:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Anlam]]></category>
		<category><![CDATA[ayına]]></category>
		<category><![CDATA[katan]]></category>
		<category><![CDATA[katılımcılar]]></category>
		<category><![CDATA[manevi]]></category>
		<category><![CDATA[muharrem]]></category>
		<category><![CDATA[Muharrem Ayının]]></category>
		<category><![CDATA[Mukaddes Emanetler]]></category>
		<category><![CDATA[musiki]]></category>
		<category><![CDATA[program]]></category>
		<category><![CDATA[tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[ziyaret]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=644711</guid>

					<description><![CDATA[<p>Büyükşehir Belediyesi’nin katkısıyla İzmit Mehmet Ali Paşa Camii’nde gerçekleştirilen “Mâh-ı Muharrem Mukaddes Emanetler Ziyâreti” programı, katılımcıları Muharrem ayının manevi atmosferinde bir araya getirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/muharrem-ayina-anlam-katan-program-644711">Muharrem ayına anlam katan program</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Büyükşehir Belediyesi’nin katkısıyla İzmit Mehmet Ali Paşa Camii’nde gerçekleştirilen “Mâh-ı Muharrem Mukaddes Emanetler Ziyâreti” programı, katılımcıları Muharrem ayının manevi atmosferinde bir araya getirdi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span> </span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b>DUYGU DOLU ANLAR YAŞATTI</b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi ve Kocaeli Engelsiz Umut Platformu iş birliğiyle düzenlenen “Mâh-ı Muharrem Mukaddes Emanetler Ziyâreti” programı, vatandaşları Muharrem ayının manevi atmosferinde bir araya getirdi. İzmit Mehmet Ali Paşa Camii’nde gerçekleştirilen program, söyleşi, tasavvuf mûsikîsi dinletisi ve Mukaddes Emanetler ziyaretiyle katılımcılara duygu dolu anlar yaşattı.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span> </span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b>“YETMİŞ İKİ DİLLİCE” SÖYLEŞİSİ BÜYÜK İLGİ GÖRDÜ</b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Özel bireylerin aktif katıldığı program, Kocaeli Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Cançelik’in gerçekleştirdiği “Yetmiş İki Dillice” başlıklı söyleşiyle başladı. Muharrem ayının manevi iklimine uygun olarak birlik, beraberlik, kardeşlik ve hoşgörü temalarının işlendiği söyleşide, Anadolu irfanının temel değerleri ve Hazreti Yunus Emre’nin insan sevgisini merkeze alan anlayışı katılımcılarla paylaşıldı.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b>TASAVVUF MÛSİKÎSİ GÖNÜLLERE DOKUNDU</b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Söyleşinin ardından Aşk-ı Niyâz Mûsikî Derneği Tasavvuf Müziği Topluluğu, Genel Başkan ve Şef Arif Ustacık yönetiminde sahne aldı. Konuk sanatçı Kemalcan Ergün’ün de eşlik ettiği dinletide Muharrem ayına özel kasideler, ilahiler ve tasavvuf mûsikîsinin seçkin eserleri seslendirildi. Manevi atmosferin hâkim olduğu programda eserler, katılımcılar tarafından büyük bir huşu içinde dinlendi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b>MUKADDES EMANETLER ZİYARET EDİLDİ</b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Programın en anlamlı bölümlerinden biri ise Mukaddes Emanetler ziyareti oldu. Hazreti Peygamber’e (s.a.v.) nispet edilen Hırka-i Saadet, Sakal-ı Şerif ve Sancak-ı Şerif başta olmak üzere İslam tarihinin önemli emanetleri, ziyaretçilere manevi bir yolculuk yaşattı. Katılımcılar emanetleri büyük bir saygı ve hürmetle ziyaret ederek Muharrem ayının manevi iklimini derinden hissetti.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b>ÖZEL BİREYLERLE BİRLİKTE ANLAMLI BULUŞMA</b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Program, özel bireylerin de aktif katılımıyla gerçekleştirildi. Erişilebilirlik esas alınarak planlanan organizasyonda tüm katılımcılar aynı manevi atmosferi birlikte paylaşma imkânı buldu. Büyükşehir Belediyesi’nin kapsayıcı sosyal belediyecilik anlayışını yansıtan etkinlikte, birlik ve beraberlik duygusu ön plana çıktı.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b>MANEVİ DEĞERLER AYNI ÇATI ALTINDA BULUŞTU</b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği program, Muharrem ayının taşıdığı manevi mesajları toplumun her kesimiyle buluşturdu. Söyleşi, tasavvuf mûsikîsi ve Mukaddes Emanetler ziyaretiyle zenginleşen etkinlik, katılımcılardan yoğun ilgi görürken, birlik, beraberlik ve paylaşma duygularının güçlenmesine de katkı sağladı.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span> </span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/muharrem-ayina-anlam-katan-program-644711">Muharrem ayına anlam katan program</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karneval, Babalar Günü&#8217;ne ayrı bir anlam kattı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/karneval-babalar-gunune-ayri-bir-anlam-katti-643233</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 22:01:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Anlam]]></category>
		<category><![CDATA[Anlar]]></category>
		<category><![CDATA[ayrı]]></category>
		<category><![CDATA[babalar]]></category>
		<category><![CDATA[Babalar Günü]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[karneval]]></category>
		<category><![CDATA[kattı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=643233</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmit Millet Bahçesi’nde düzenlenen Karneval Çocuk Şenliği, Babalar Günü’ne özel etkinliklerle baba ve çocukları bir araya getirerek renkli ve unutulmaz anlara sahne oldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karneval-babalar-gunune-ayri-bir-anlam-katti-643233">Karneval, Babalar Günü&#8217;ne ayrı bir anlam kattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>İzmit Millet Bahçesi’nde düzenlenen Karneval Çocuk Şenliği, Babalar Günü’ne özel etkinliklerle baba ve çocukları bir araya getirerek renkli ve unutulmaz anlara sahne oldu.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span> </span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b>BABALAR GÜNÜ COŞKUSU KARNEVAL’A TAŞINDI</b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>İzmit Millet Bahçesi’nin ev sahipliği yaptığı Karneval Çocuk Şenliği, ikinci gününde de yoğun katılım ve büyük bir coşkuyla devam etti. Babalar Günü’ne denk gelen organizasyon, ailelerin birlikte vakit geçirmesine olanak sağlayan özel etkinliklerle daha da anlam kazandı. Gün boyunca düzenlenen atölyeler, yarışmalar ve eğlenceli aktivitelerde çocuklar kadar babalar da etkinliklerin bir parçası oldu. Çocuklarıyla birlikte sahneye çıkan, oyun alanlarında vakit geçiren ve çeşitli yarışmalara katılan babalar, hem eğlenceli anlar yaşadı hem de çocuklarıyla unutulmaz hatıralar biriktirdi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b>BABALAR ÇOCUKLARININ NEŞESİNE ORTAK OLDU</b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Şenlik alanında oluşan samimi ve neşeli atmosfer, Babalar Günü’nün anlam ve önemini bir kez daha ortaya koydu. Aile bağlarını güçlendiren etkinliklerde kahkahalar gün boyu eksik olmazken, baba ve çocukların birlikte yaşadığı mutluluk dolu anlar renkli görüntülere sahne oldu. Çocukların heyecanına ortak olan babalar, Karneval’ın sunduğu etkinliklerle keyifli bir gün geçirdi. Babalar Günü coşkusunun çocukların neşesiyle birleştiği Karneval Çocuk Şenliği, katılımcılara unutulmaz bir hafta sonu yaşattı.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b>ÇOCUKLAR BABALARI İLE AYNI SAHNEDE</b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Babaların yarışmalara ve KADM Futbol’un etkinliğine çocuklarıyla birlikte katılması, şenliğe ayrı bir heyecan ve renk kattı. Yarışmalarda babalar ve çocukları aynı takımda yer alarak hem eğlenceli hem de kıyasıya mücadele dolu anlar yaşadı. Özellikle KADM Futbol etkinliğinde ailelerin sahada birlikte mücadele etmesi, izleyenlerden büyük ilgi görürken tribünlerde coşkulu tezahüratlar yükseldi. Baba-çocuk dayanışmasının en güzel örneklerinin sergilendiği etkinlikler, Babalar Günü’nü unutulmaz kılan anlar arasında yer aldı.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span> </span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karneval-babalar-gunune-ayri-bir-anlam-katti-643233">Karneval, Babalar Günü&#8217;ne ayrı bir anlam kattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İletişimin yüzde 70&#8217;i artık görsel olarak gerçekleşiyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/iletisimin-yuzde-70i-artik-gorsel-olarak-gerceklesiyor-642983</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 21:48:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[70]]></category>
		<category><![CDATA[Anlam]]></category>
		<category><![CDATA[artık]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekleşiyor]]></category>
		<category><![CDATA[görsel]]></category>
		<category><![CDATA[Görsel İletişim]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[izleyici]]></category>
		<category><![CDATA[letişimin]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[mesaj]]></category>
		<category><![CDATA[olarak]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<category><![CDATA[yüzde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=642983</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından toplumsal katkı ve bilim iletişimi misyonuyla düzenlenen Toplum İçin İletişim Eğitim Seminerleri kapsamında gerçekleştirilen “Tasarım Okumaları: Görsel İletişim Alanında Vaka Analizleriyle Farkındalık Yaratmak” başlıklı çevrimiçi seminere yoğun katılım sağlandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iletisimin-yuzde-70i-artik-gorsel-olarak-gerceklesiyor-642983">İletişimin yüzde 70&#8217;i artık görsel olarak gerçekleşiyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından toplumsal katkı ve bilim iletişimi misyonuyla düzenlenen Toplum İçin İletişim Eğitim Seminerleri kapsamında gerçekleştirilen “Tasarım Okumaları: Görsel İletişim Alanında Vaka Analizleriyle Farkındalık Yaratmak” başlıklı çevrimiçi seminere yoğun katılım sağlandı.</p>
<p>Seminerde konuşan Üsküdar Üniversitesi Görsel İletişim Tasarımı Bölüm Başkanı Prof. Dr. And Algül oldu. Görsel iletişimin günümüz toplumsal yaşamındaki belirleyici rolüne dikkat çeken Prof. Dr. Algül, görsellerin yalnızca estetik bir unsur değil, aynı zamanda güçlü bir anlam üretim aracı olduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>İletişimin Yüzde 70’i görseller üzerinden kuruluyor… </strong></p>
<p>Prof. Dr. Algül, günümüzde iletişimin büyük ölçüde görsel unsurlar üzerinden kurulduğunu ifade ederek, “Artık iletişimin yaklaşık yüzde 70’i görsel olarak gerçekleşiyor. Sosyal medya, reklam ve sivil toplum kampanyaları görsel iletişimin en yoğun kullanıldığı alanlar. Bu nedenle bireylerin yalnızca okuryazar değil, aynı zamanda görsel okuryazar olmaları gerekiyor.” dedi.</p>
<p><strong>Kuram ve vaka analizi birlikte ele alındı</strong></p>
<p>Seminerde görsel iletişimi; Roland Barthes, Marshall McLuhan ve Stuart Hall’un kuramsal yaklaşımları üzerinden değerlendiren Prof. Dr. Algül, bu üç ismi seçme nedenini şöyle açıkladı:</p>
<p>“Barthes ve Stuart Hall daha eleştirel bir perspektif sunarken, McLuhan daha geleneksel medya yaklaşımını temsil ediyor. Amacım, görsel anlam üretimini hem geleneksel hem de dijital medya açısından birlikte gösterebilmek.”</p>
<p><strong>Dijital medyada “görünmez reklam”</strong></p>
<p>Dijital platformlarda reklamların artık klasik biçimde sunulmadığını belirten Prof. Dr. Algül, “Bir sosyal medya platformunda örneğin paylaşılan bir içecek, reklam gibi görünmez. Gündelik hayatın doğal bir parçasıymış gibi sunulur.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Algül, aynı içeriğin farklı mecralarda bambaşka anlamlar üretebildiğini ifade ederek, “Aynı içecek markasını televizyonda görmekle dijital platformlarda görmek aynı şey değildir. Televizyonda pasif izleyici ve tek yönlü iletişim varken, sosyal medyada etkileşim ve yeniden üretim vardır. Bu nedenle mesaj da dönüşür.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Aynı görselin herkes tarafından aynı şekilde okunmadığını da dile getiren Prof. Dr. Algül, “İzleyici, mesajı kendi kültürel ve toplumsal konumuna göre çözümler.” dedi.  </p>
<p><strong>UNICEF ve WWF örnekleriyle toplumsal farkındalık</strong></p>
<p>UNICEF ve WWF kampanyalarını görsel iletişim açısından değerlendiren Prof. Dr. Algül, minimalist tasarım, görsel metafor, boşluk kullanımı ve sınırlı renk paleti gibi unsurların toplumsal mesajı güçlendirdiği vurgulandı.</p>
<p>WWF’in panda logosu üzerinden konuşan Prof. Dr. Algül, “Düz anlamda siyah-beyaz bir panda görürüz. Yan anlamda masumiyet ve korunmaya muhtaçlık vardır. Mit düzeyinde ise doğayı korumanın insani bir sorumluluk olduğu fikri üretilir.” dedi.</p>
<p><strong>Görsel iletişim yalnızca estetik bir tercih değil</strong></p>
<p>Prof. Dr. Algül, “Görsel iletişim yalnızca estetik bir tercih değil, aynı zamanda etik ve toplumsal bir sorumluluktur. Tasarım, süslemekten çok fark ettirmek için vardır.” diye konuştu.</p>
<p>Görsellerde kullanılan imgelerin yalnızca görünen anlamla sınırlı olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Algül, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“Eriyen hayvan silüetleri, insan vücuduna dönüşen doğa imgeleri, yok olan ormanlar… Bunlar sadece düz anlam taşımıyor; yan anlam ve mit de üretiyor. Düz anlamda doğa masumiyeti simgelerken, insan tahrip edici güç olarak karşımıza çıkıyor. Tasarımda bu karşıtlıklar çok önemlidir. Bu zıtlıklar izleyicide suçluluk, sorumluluk ve empati duygularını tetikleyerek farkındalık yaratır.”</p>
<p><strong>Çevre temalı afiş ve kampanyalarda üretilen görsel mitler ne anlatıyor?</strong></p>
<p>Çevre temalı afiş ve kampanyalarda üretilen görsel mitlere dikkat çeken Prof. Dr. Algül, “Görsel mitler aracılığıyla çevresel yıkım, doğal bir süreç olmaktan çıkarılıp insan eliyle yaratılan bir kriz olarak sunuluyor. Doğa, kendi kendine yok olan bir unsur değil; insan müdahalesiyle tahrip edilen bir varlık olarak kodlanıyor.” dedi.</p>
<p>Kodlama–kod çözümleme modeli üzerinden yapılan değerlendirmelerde ise görsel mesajların tek bir anlam üretmediği vurgulayan Prof. Dr. Algül, “Üretici tarafından ‘Orman kesilirse yaşam biter’ şeklinde kodlanan mesaj, izleyici tarafından farklı biçimlerde çözümlenebiliyor. Kimisi bunu bir tehdit, kimisi bir çağrı, kimisi ise ahlaki bir sorumluluk olarak algılıyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Prof. Dr. Algül, bazı izleyicilerin mesajı bireysel sorumluluk yerine kurumsal bir sorun olarak gördüğünü ya da görselleri “abartılı ve duygusal” bulabildiğini belirterek, “Farkındalık tek yönlü bir süreç değil. Anlam, izleyicinin toplumsal ve kültürel konumuna göre değişkenlik gösteriyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kampanyalar yalnızca içerikleriyle değil, kullanılan mecralarla da anlam üretiyor</strong></p>
<p>Aynı çevresel mesajın farklı mecralarda farklı etkiler ürettiğini vurgulayan Prof. Dr. And Algül, “Mesajın afiş formunda verilmesi kamu alanında doğrudan görünürlük sağlıyor. Aynı mesaj sosyal medyada paylaşıldığında ise hızlı ve küresel bir farkındalık dalgasına dönüşüyor. Kampanyalar yalnızca içerikleriyle değil, kullanılan mecralarla da anlam üretiyor.” dedi.</p>
<p>Earth Hour gibi küresel katılıma dayalı etkinlikleri örnek gösteren Prof. Dr. Algül, “Mesaj, medyanın doğasıyla bütünleşerek izleyicinin gündelik yaşamına doğrudan müdahale ediyor. Çevresel mesajın etkisi, içeriğin kendisinden çok iletişim aracının deneyimsel gücüyle artıyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Görsel iletişim dönüştürücü bir güç</strong></p>
<p>Genel bir değerlendirmede bulunan Prof. Dr. Algül, görsel iletişimin yalnızca estetik bir üretim alanı olarak görülmemesi gerektiğini söyledi ve “Görsel iletişim araçları, toplumsal sorunların anlaşılmasını, görünür kılınmasını ve bu sorunlara yönelik farkındalık oluşturulmasını sağlar. Vaka analizleriyle bireylerin eleştirel düşünme becerileri gelişir, toplumsal sorumluluk bilinci güçlenir.” dedi.</p>
<p>Gelecekte artırılmış gerçeklik, sanal gerçeklik ve dijital aktivizmin farkındalık yaratmada daha büyük rol oynayacağını ifade eden Prof. Dr. Algül, “Görsel iletişim tasarımı; bilinçlendiren, dönüştüren ve etki yaratan güçlü bir iletişim aracıdır.” diyerek sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iletisimin-yuzde-70i-artik-gorsel-olarak-gerceklesiyor-642983">İletişimin yüzde 70&#8217;i artık görsel olarak gerçekleşiyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kurban Bayramı kültürel hafızayı canlandırıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kurban-bayrami-kulturel-hafizayi-canlandiriyor-637753</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 May 2026 10:38:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Anlam]]></category>
		<category><![CDATA[bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[canlandırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[etme]]></category>
		<category><![CDATA[hafızayı]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[insanın]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel]]></category>
		<category><![CDATA[kurban]]></category>
		<category><![CDATA[Oluş]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[yaşa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=637753</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, NPİSTANBUL Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı ve Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, modern insanın dijitalleşme ve belirsizlik içinde yaşadığı anlam krizine karşı Kurban Bayramı gibi dini ritüellerin, psikolojik, toplumsal ve kültürel etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kurban-bayrami-kulturel-hafizayi-canlandiriyor-637753">Kurban Bayramı kültürel hafızayı canlandırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, NPİSTANBUL Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı ve Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, modern insanın dijitalleşme ve belirsizlik içinde yaşadığı anlam krizine karşı Kurban Bayramı gibi dini ritüellerin, psikolojik, toplumsal ve kültürel etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Esas olan, maddi unsurların arka planındaki anlamı kavramak! </strong></p>
<p>Kurban ibadetine farklı bir bakış açısıyla yaklaşan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “İnsan, bencillik, dünyacılık ve hazcılık ekseninde bir tür ‘hapishane’ içinde yaşıyor. Bu yapı içinde kişi, kontrol duygusuyla bloke olmuş bir halde, daha çok eşyalara ve maddi değerlere bağlanıyor.” dedi.</p>
<p>İnsanın mala, mülke, servete, şöhrete ve makama yönelmesinin, onu anlamdan uzaklaştırdığını ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Oysa esas olan, bu maddi unsurların arka planındaki anlamı kavramak. Bu bağlamda dini ritüeller, özellikle kurban ibadeti, insanın bu çerçeveyi kırması ve gerçeklerle yüzleşmesi için bir fırsat sunuyor. Kurban ibadeti yalnızca sembolik bir anlam taşımıyor, aynı zamanda insanın iç dünyasında da bir dönüşüm sağlıyor. ‘Kurban’ kelimesi köken olarak ‘kurbiyet’ten geliyor ve Allah’a yaklaşmayı ifade ediyor. Bu yönüyle kurban, hem manevi hem de anlam boyutu olan, aynı zamanda mali bir ibadet olarak değerlendirilmeli.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>İbadetler, bireyin bencilliğini kırarak başkalarını fark etmesini sağlar! </strong></p>
<p>Kurban ve benzeri mali ibadetlerin, insanın sahip olduğu şeyleri paylaşmasını sağladığını ve toplumdaki dezavantajlı kesimlerin fark edilmesine katkıda bulunduğunu dile getiren Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Özellikle yılda bir veya birkaç kez et tüketebilen insanların durumuna dikkat çekilmesi, bu ibadetin toplumsal yönünü güçlendiriyor. Zekat gibi ibadetlerle birlikte düşünüldüğünde, kurban bireyde verme, paylaşma ve sorumluluk bilincini geliştiriyor.” dedi.</p>
<p>Bu ibadetlerin, bireyin yalnızca kendisi için yaşama eğilimini kırarak başkalarının varlığını ve ihtiyaçlarını fark etmesine yardımcı olduğunu kaydeden Prof. Dr. Tarhan, böylece insanın maddeden ziyade anlama yönelmesinin teşvik edildiğini söyledi.</p>
<p><strong>Küçük çocuklara kurban ritüeli doğru anlatılmalı! </strong></p>
<p>Kurban ibadetinin çocukluk dönemindeki etkilerini ve bu ritüellerin kültürel kimlik oluşumundaki rolünü kolektif hafıza üzerinden değerlendiren Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Kurban Bayramı ve kurban kesimi gibi dini ritüeller, çocukların zihninde kolektif hafızanın bir parçası olarak yerleşir. Bu hafıza bireyin hem kişisel hem de toplumsal kimliğini şekillendirir. Bu süreç, aynı zamanda aidiyet duygusunu güçlendirir.” dedi.</p>
<p>Kültürel kimliğin kaybının, bireyin başka kültürlerin etkisi altında özne ya da nesne haline gelmesine yol açabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, şunları söyledi:</p>
<p>“Bu nedenle çocukların hem dini hem de milli gerekçelerle bu ritüellere dahil edilmesi önemli. Ancak çocukların kurban kesimi sürecine katılımı konusunda yaşa bağlı farklılıklar var. Özellikle 0–6 yaş döneminde soyutlama becerisinin gelişmemiş olması nedeniyle, sevilen bir hayvanın kesilmesi çocukta travmatik etki oluşturabilir. Bu nedenle küçük yaş grubunda ritüelin anlamının doğru bir şekilde açıklanması gerekir.</p>
<p>Kurban ibadeti çocuğa anlatılırken, bir canın yok oluşu yerine yaşam döngüsü ve paylaşım ön plana çıkarılmalı. İnsanların kasaplardan et temin etmesi, hayvanların kesilmesi ve doğadaki besin döngüsü gibi örneklerle bu sürecin doğal bir yaşam zinciri içinde olduğu açıklanmalı. Bu yaklaşım, çocuğun olaya daha bütüncül ve anlamlı bir çerçeveden bakmasını sağlar.”</p>
<p><strong>Ölümün geçiş olarak anlatılması kaygıyı azaltır! </strong></p>
<p>Ölüm ve yaşam döngüsüne ilişkin anlatıların da çocukların anlam dünyasını şekillendirdiğini aktaran Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Ölümün yok oluş değil, bir geçiş ya da mekan değişimi olarak anlatılması, çocukta oluşabilecek yoğun kaygıyı azaltabilir. İnsanlarda doğuştan gelen sonsuzluk arzusu, ölüm algısıyla birleştiğinde kaygı oluşturur, ancak doğru anlamlandırma ile bu kaygı azaltılabilir.” dedi.</p>
<p>Bu bağlamda, ölümün bu dünyadan başka bir yaşama geçiş olarak ele alınmasının, bireyin yaşamı daha anlamlı görmesine katkı sağlayacağını ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Dünya hayatının geçici bir süreç olarak değerlendirilmesi, insanın bu dünyada yaptığı eylemlerin anlamını güçlendirir. Çocukların ritüellere katılımında paylaşım da önemli. Kurban sürecine harçlıkla katkı sağlama ya da dağıtım aşamalarına katılma çocuğun sürece dahil edilmesi açısından faydalı. Küçük yaşlarda doğrudan kesim sürecine katılım yerine önce zihinsel hazırlık yapılması daha uygun olur. 5–6 yaş sonrasında ise çocuklar, aile eşliğinde ve ritüelin merhamet ve ibadet boyutu vurgulanarak sürece daha aktif şekilde dahil edilebilir. Ailenin tutumu, çocuğun olayı nasıl anlamlandıracağını doğrudan etkiler. Modern insanın en büyük sorunlarından biri belirsizlik. Ölümün açıklanamaması, özgürlük ve yalnızlık gibi kavramların anlamlandırılamaması bireyde kaygı oluşturur. Bu nedenle ritüellerin sağladığı anlam çerçevesi belirsizliği azaltarak paylaşım ve aidiyet duygusunu güçlendirir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Dijital etkileşimler duygusal küntleşmeye yol açıyor! </strong></p>
<p>Modern yaşamın bireylerde oluşturduğu duygusal değişimleri ve bunun toplumsal etkilerini modernizm ve dijitalleşme üzerinden değerlendiren Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Modern yaşam, özellikle dijital etkileşimlerin artmasıyla birlikte çocuklarda ve yetişkinlerde duygusal küntleşmeye yol açtı. Bu durum, insan beynindeki duygusal ayna nöronlar üzerinden açıklanabilir. Motor değil duygusal ayna nöronlar, bireyler arası duygusal aktarımı sağlar ve bu sistemin adeta ‘telsiz internet’ gibi çalışır.” dedi.</p>
<p>İnsanlar arasındaki bilgi aktarımının büyük kısmının sözlü olmayan (non-verbal) iletişimle gerçekleştiğine işaret eden Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Ses tonu, vurgu, kelime seçimi ve söyleyiş biçimi gibi unsurlar duygusal etkide belirleyici olur. Ancak dijital iletişim bu doğal ve sahici etkileşimi azaltarak duygusal küntleşmeye neden oluyor. Buna karşılık yüz yüze etkileşimler, karşı tarafın sevincini ve heyecanını doğrudan görmek, duygusal ayna nöronları aktive ederek bu küntlüğü azaltabiliyor.</p>
<p>Dijital ortamda verilen basit tepkiler, örneğin bir ‘beğeni’ ifadesi, gerçek sosyal etkileşimin yerini tutmaz. Empati gelişimi açısından yüz yüze deneyimler önemli. Bu bağlamda birçok gelişmiş ülkede uygulanan sosyal sorumluluk programlarını örnek gösterilebilir. Öğrencilerin belirli sürelerle bakım evlerinde, dezavantajlı çocuklarla ya da temizlik ve destek işlerinde çalıştırılması empatiyi geliştirir ve sosyal farkındalığı artırır.”</p>
<p><strong>Yardım etme ve paylaşma davranışları insanın biyolojik doğasında yer alıyor! </strong></p>
<p>Dijitalleşmenin sosyal bağları zayıflattığını ve bu nedenle fiziksel deneyimlerin yeniden önem kazandığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Yardım etme ve paylaşma davranışları, dini ya da ideolojik bir temelden bağımsız olarak insanın biyolojik doğasında yer alır. Emek ve zahmetle elde edilen deneyimler beyinde daha kalıcı izler bırakır ve bu durum değer algısını güçlendirir.” dedi.</p>
<p>Bu çerçevede yapılan bilimsel araştırmalara da değinen Prof. Dr. Tarhan, “Budist rahipler ve ortalama bireyler üzerinde yapılan çalışmalarda aynı görsellere verilen tepkilerin farklı olduğu görülmüş. Yardım temalı görüntülere verilen tepkiler, bireyin zihinsel ve duygusal yapısına göre stres ya da mutluluk hormonlarını tetikliyor. Bu durum, anlamlandırmanın duygusal tepkiler üzerindeki belirleyici etkisini gösteriyor.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Kurban Bayramı ve benzeri dini ritüeller sosyal ve duygusal işlevleri destekliyor! </strong></p>
<p>Dezavantajlı bireylerle kurulan ilişkinin yalnızca yardım edilen kişiye değil, yardım eden kişiye de olumlu etkiler sağladığına dikkat çeken Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “İnsanlar yardım ettikçe psikolojik olarak iyi hisseder ve bunun biyolojik bir karşılığı vardır. Yardım etme davranışı insan doğasında yer alan temel bir eğilim.” dedi.</p>
<p>Kurban Bayramı ve benzeri dini ritüellerin sosyal ve duygusal işlevleri desteklediğini açıklayan Prof. Dr. Tarhan, “Bayramlar özellikle çocuklar açısından önemli bir deneyim alanı oluşturuyor. Bayramlar aile içi ilişkileri güçlendiriyor, çatışmaları azaltıyor ve ebeveynlerin çocuklarına daha fazla zaman ayırmasına olanak sağlıyor. Bu yönüyle bayramlar çocukların dünyasında ‘onarıcı günler’ olarak işlev görüyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Dini ritüeller, insanın anlam ve teselli ihtiyacına cevap veriyor! </strong></p>
<p>Tevekkül kavramını ‘vekil tayin etmek’ anlamı üzerinden ele alan Prof. Dr. Tarhan, “Bu yaklaşım modern insanın yaşadığı belirsizlikle ilişkisini değerlendirir. Günümüz insanı, hızlı yaşam temposu, yoğun bilgi akışı ve her şeye anında ulaşabilme imkânına rağmen geleceğe dair ciddi bir belirsizlik içinde yaşıyor. Her yeni bilgi yeni sorular doğuruyor, bu durum da insan zihninde sürekli bir belirsizlik ve sorgulama hali oluşturuyor.” dedi.</p>
<p>İnsanın geçmiş ve geleceği düşünebilen tek varlık olduğunu, zaman algısı ve anlam arayışının da bu belirsizlik duygusunu artırdığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Özellikle sorgulayan bireylerde bu durum varoluşsal bir bunalıma dönüşebilir. Bu noktada dini ritüeller, insanın anlam ve teselli ihtiyacına cevap verir. Hayata anlam yükleyebilmenin, acıların yönetilmesini kolaylaştırır ve bireyin kontrol edemediği durumlarla başa çıkmasını sağlar.” bilgisini paylaştı.</p>
<p><strong>21. yüzyıl yalnızca bilgi değil, bilgelik çağı olmalı!</strong></p>
<p>Modern insanın en temel sorunlarından birinin de ‘kontrol etme’ arzusu olduğunu aktaran Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Her şeyi kontrol etme çabası kaygıyı artırır ve bireyi bir tür ‘kontrol hapishanesi’ içine sokar. Buna karşılık anlam arayışı, sahip olmaktan çok ‘olmayı’ hedefleyen bir yaşam anlayışını öne çıkarır, insanın içsel gelişimini merkeze alır.” dedi.</p>
<p>Bu bağlamda maddi zenginlikten ziyade anlam zenginliğinin önem kazandığının altını çizen Prof. Dr. Tarhan, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bireyin kendi iç dünyasını geliştirmesi gerekir. Dijitalleşme ve hızlı teknolojik değişim, insan ilişkilerinde ve toplumsal yapıda karakter sorunlarını artırabilir. Bu çerçevede, Elon Musk’ın ‘Zekâ çok ucuzladı ama karakter çok pahalılaştı’ sözü, bilgi çağından bilgelik çağına geçiş ihtiyacına işaret ediyor. Modern çağın getirdiği hızlı değişim ve dijitalleşme, sosyal çürüme, hile, entrika ve yalan gibi olguları artırma riski taşıyor. Bu nedenle 21. yüzyıl yalnızca bilgi değil, aynı zamanda bilgelik çağı olması gerekiyor. Aksi halde karakter sahibi bireylerin azalması toplumsal bir sorun haline gelebilir. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kurban-bayrami-kulturel-hafizayi-canlandiriyor-637753">Kurban Bayramı kültürel hafızayı canlandırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sınavda &#8216;anda kalmak&#8217; başarıyı artırıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sinavda-anda-kalmak-basariyi-artiriyor-637424</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 May 2026 12:48:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[anda]]></category>
		<category><![CDATA[Anlam]]></category>
		<category><![CDATA[artırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[başarıyı]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kalmak]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[sınav]]></category>
		<category><![CDATA[sınavda]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=637424</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sınavlara psikolojik hazırlık konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinavda-anda-kalmak-basariyi-artiriyor-637424">Sınavda &#8216;anda kalmak&#8217; başarıyı artırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sınavlara psikolojik hazırlık konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Kaygı, önem verdiğinizin göstergesidir</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sınav kaygısının tamamen olumsuz bir durum olarak görülmemesi gerektiğini ifade ederek, “Sınavda kişinin kaygı hissetmesi gayet istenen, beklenen bir şeydir. Kaygı, sınava önem verdiğini ve zihinsel yatırım yaptığını gösterir. Önemli olan kaygıyı kontrol edebilmektir.” dedi.</p>
<p>Kaygının kontrol edilemediğinde büyüyerek kişinin zihninde “felaket senaryoları” oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, bu durumu psikolojide “katastrofizasyon” olarak tanımladı ve “Kişi sınavı öyle büyütür ki sanki hayatının kıyameti gibi görür. ‘Ya başaracağım ya başaramayacağım’ diye düşünür. Bu siyah-beyaz düşünce tarzı kaygıyı artırır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Büyük hedefleri küçük parçalara bölün</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, öğrencilerin en sık yaptığı hatalardan birinin hedefleri gözünde büyütmek olduğunu dile getirerek, “Bir elmayı birden yiyemezsiniz, parça parça yersiniz. Problemleri de küçülterek çözmek gerekir. Büyük hedefler küçük adımlara bölündüğünde erteleme ortadan kalkar.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Sınav sürecinde en kritik zihinsel dönüşümün “sonuç odaklılıktan süreç odaklılığa geçiş” olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, kontrol edilebilen alanlara odaklanmanın önemine dikkat çekerek, “Sonuç kontrol edilemez ama süreç kontrol edilebilir. ‘Acaba kazanacak mıyım?’ yerine ‘Bugün kaç soru çözeceğim?’ diye düşünmek gerekir. Kontrol edilemeyen şeye odaklanan herkesin kaygısı artar.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Mükemmeliyetçilik ve kıyaslama tuzaktır</strong></p>
<p>Erteleme davranışının arkasında çoğu zaman mükemmeliyetçilik ve kıyaslama eğiliminin yattığını belirten Prof. Dr. Tarhan, öğrencileri şu sözlerle uyardı:</p>
<p>“Bazı kişiler ‘ya hep ya hiç’ diye düşünür. Tam yapamayacaksa hiç yapmamayı tercih eder. Oysa eksik yapmak, hiç yapmamaktan iyidir. ‘Daha iyi, iyinin düşmanıdır. Kendinizi başkalarıyla kıyaslamayın. ‘Hiç çalışmadım’ deyip sınavdan yüksek yapan kişiler vardır. Onlar kendileriyle mücadele ediyor. Kıyaslama motivasyonu düşürür.”</p>
<p><strong>Kaygı doğru yönetilirse performansı artırır</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, sınav öncesi yaşanan fiziksel belirtilerin de doğal olduğunu belirterek, “Sınav öncesi salgılanan bazı hormonlar kişinin performansını artırmak içindir. Kontrollü stres bir enerji gibidir; doğru yönetilirse kişiyi hedefe götürür.” dedi.</p>
<p><strong>Başarı, süreklilikle gelir</strong></p>
<p>Motivasyon kavramına da değinen Prof. Dr. Tarhan, “Motivasyon bir vardır bir yoktur. Sabah vardır akşam yoktur. Başarı, her zaman motive olmak değildir; her şeye rağmen yoluna devam edebilmektir. Sürdürülebilir motivasyon planlı çalışmayla oluşur.” diye konuştu.</p>
<p>Gençlere önemli bir yol haritası da sunan Prof. Dr. Tarhan, erteleme alışkanlığının üstesinden gelmenin temelinde öz farkındalık olduğunu ifade ederek, “Ertelemeyi önlemek için kendimizi tanımamız, duygularımızı yönetmemiz ve hedeflerimizi netleştirmemiz gerekir. Hedefe küçük ama kararlı adımlarla ilerleyen herkes başarıya ulaşabilir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Beyin belirsizliği sevmez</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, insan zihninin belirsizlik karşısında otomatik olarak tehdit algısı geliştirdiğini belirterek, “İnsan beyninin bir tuzağı var: Belirsizliği kabul edemiyor. Belirsizlik olduğunda beyin kontrol duygusunu kaybediyor, ne olacağını bilemediği için korku üretmeye başlıyor. Sınavla ilgili belirsizlik de kaygıyı artırır.” şeklinde konuştu. </p>
<p>Sınavın hayattaki yerinin doğru tanımlanması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, gençlere alternatifli düşünme becerisi kazanmaları gerektiğini söyledi ve “Bu sınav hayat yolunda sadece bir basamaktır. Ölüm kalım meselesi değildir. Bu basamağı geçemezsem B planım, C planım var diyebilmek gerekir. Belirsizliği azaltan şey plan yapmaktır.” önerisinde bulundu.</p>
<p><strong>Anlamsal çerçeveleme zihni yönetir</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, psikolojide “intentional framework” olarak tanımlanan kavrama dikkat çekerek, zihnin anlamlandırma biçiminin kaygıyı doğrudan etkilediğini belirtti ve “Bir konuyu bilinçli şekilde çerçevelerseniz beyin kontrollü çalışır, stresle değil. Anlamsal çerçeveleme yapabilen kişi zihnini yönetebilir. Beynimizi kullanma ustası olmamız gerekiyor.” dedi.</p>
<p><strong>Planlama belirsizliği azaltır</strong></p>
<p>Günlük, orta ve uzun vadeli planlamanın psikolojik güven oluşturduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Bir insan günü planlarsa, yakın ve uzak hedeflerini belirlerse belirsizlik ortadan kalkar. Kurallı ortamlarda güven oluşur. Hukukun üstün olduğu toplumlarda da aynı şekilde öngörülebilirlik vardır ve insanlar kendini güvende hisseder.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Zaman en değerli sermayedir</strong></p>
<p>İnsanın sahip olduğu en kritik kaynaklardan birinin zaman olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “Finansal sermayemiz olduğu gibi psikolojik, sosyal ve zaman sermayemiz de var. Zamanı yönetmek en önemli beceridir. İnsanların harcadığı zamana bakın, hayatlarını anlarsınız. İnsan, yalnızca yemek, içmek, üremek ve barınmak için programlanmış bir varlık değildir. Genetik kodlarımız, diğer canlılardan farklı olarak daha geniş bir anlam ve amaç arayışına işaret eder. Örneğin bir köpeğin hayal dünyasında kemik, bir kedinin dünyasında ise fare ya da balık vardır. Diğer canlıların ekosistem içindeki görevleri genetik olarak belirlenmiştir. Arılar bu sistemin en kritik unsurlarından biridir. Yapılan modellemelere göre arıların yok olması, tozlaşma sürecinin kesintiye uğramasına ve uzun vadede ekosistemin ciddi şekilde zarar görmesine yol açar. Bu da doğadaki her canlının belirli bir işlevi olduğunu gösterir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>İnsan, doğayı aşan bir varlıktır</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, insanın ekosistemdeki rolüne değinerek, bilinç ve irade sahibi olmanın sorumluluk getirdiğini kaydetti ve “İnsan özgür iradesiyle hem iyilik hem kötülük yapabilen bir varlık. Doğaya hükmedebilecek güce sahip. Bu yüzden kendini aşmayı başarması gerekiyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Psikolojideki ihtiyaçlar hiyerarşisine de değinen Prof. Dr. Tarhan, insanın en üst düzey gelişiminin “kendini aşma” ile mümkün olduğunu ifade etti ve “Sadece kendini gerçekleştirmek yetmez; kendini aşmak gerekir. Başkalarına yardım etmek, manevi ihtiyaçları önemsemek, prososyal duygular geliştirmek insanı olgunlaştırır.” dedi.</p>
<p><strong>Zeki ve başarılı olmak yetmez, iyicil olmak gerekir</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, başarı kavramının yeniden tanımlanması gerektiğini söyleyerek, “Zeki ve başarılı olmak tek başına yeterli değil. Zeki ama zararlı işler yapan insanlar var. Başarı için zeki, çalışkan ve iyicil olmak gerekir.” diye konuştu.</p>
<p>Gençlere sınavı doğru konumlandırmaları çağrısında bulunan Prof. Dr. Tarhan, başarısızlık durumunda bile kazanım olduğunu vurguladı ve “Her sınav insanı geliştirir. Başarısız olsanız bile bir şey öğrenirsiniz. Sınav zahmetlidir ama meyvesi tatlıdır.” şeklinde görüşlerini dile getirdi.</p>
<p><strong>Dürtülerini yönetebilmek önemli</strong></p>
<p>İçsel disiplinin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Her sınav insanı geliştirir; bunu özellikle vurgulamak gerekir. Sınav süreci ve hazırlık aşaması zahmetli ve zaman zaman zorlayıcıdır, ancak sonunda elde edilen kazanımlar değerlidir. Başarısız olsanız bile mutlaka bir şeyler öğrenirsiniz; bu da aslında bir tür başarıdır. Bu nedenle sınavın kendisine değil, başarmanın getireceği doyuma odaklanmak gerekir. Sınavın zorluğu hissedildiğinde, çoğu zaman dikkati dağıtan alternatifler ortaya çıkar: ‘Hadi maça gidelim, Biraz bilgisayarla oyalanayım’ ya da ‘Telefonla vakit geçireyim’ gibi düşünceler… İşte tam o anda kişinin kendine şu soruyu sorması önemlidir: ‘Ben neden çalışmak istiyorum?’ Eğer bu soruya güçlü bir ideal ve anlamlı bir hedefle cevap verebiliyorsa, kişi içindeki arzu ve dürtülere ‘dur’ diyebilir. Gerçek özgürlük, her istediğini yapmak değildir. Asıl özgürlük, insanın kendi arzu ve dürtülerini yönetebilmesi, onlara hâkim olabilmesidir. Bu nedenle özgür olmak isteyen bir birey, içindeki ayartıcı ve dikkat dağıtıcı dürtüleri kontrol edebilmeyi öğrenmelidir. Bu beceri yalnızca akademik başarı için değil; aynı zamanda sosyal ilişkilerde, duygusal dengede ve genel yaşam başarısında da belirleyici bir rol oynar.” dedi.</p>
<p><strong>Çıkarcılık kısa vadeli, erdem uzun vadeli kazandırır</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, kısa vadeli hazlar ile uzun vadeli anlam arasında doğru dengeyi kurabilen bireylerin hem akademik hem de yaşam başarısında öne çıktığını vurguladı.</p>
<p>İnsan davranışlarını yönlendiren temel motivasyonlara değinen Prof. Dr. Tarhan, “Çıkarcı olmak mı kârlıdır, erdemli olmak mı kârlıdır diye sorsak çoğu kişi çıkarcı olmanın kârlı olduğunu söyler. Doğrudur; kısa vadede çıkarcılık kazandırır. Ama orta ve uzun vadede kazanan her zaman erdemli olandır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Akademik başarı tek başına yeterli değil</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, günümüzde eğitim anlayışının dönüşmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Gelişmiş ülkelerde artık okullarda sadece akademik başarıya bakılmıyor. Sosyal ve duygusal öğrenme (SEL) programları uygulanıyor. Çünkü akademik başarı tek başına hayat başarısını getirmiyor.” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, başarıyı yalnızca maddi kazançla ilişkilendirmenin ciddi bir hata olduğunu belirterek, “Bir çocuk ‘Benim zaten param var, neden çalışayım?’ diyordu. Çünkü başarıya yüklediği tek anlam paraydı. Oysa başarıya daha büyük, daha derin bir anlam yüklenmeli.” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>Gençlere haz değil, anlam odaklı yaşayın önerisi</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, gençlere “Gelecekte parmakla gösterilen biri olmak istiyorsanız, haz odaklı değil anlam odaklı bir hayat kurun. ‘Hemen olsun’ diyenler değil, bekleyebilenler kazanır.” önerisinde bulundu.</p>
<p>Günümüz gençlerinin en büyük sorunlarından birinin dikkat dağınıklığı olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “Ders çalışırken telefonunuzu başka odaya alın. Bildirimler dikkati böler. Aileler de yemek sırasında telefonları ortadan kaldırmalı.” dedi.</p>
<p><strong>Ergenlik doğal ama riskli bir dönem</strong></p>
<p>Gençlik dönemine de değinen Prof. Dr. Tarhan, “Ergenlikte hatalar yapmak doğaldır. Ancak büyük risklerden kaçınmak gerekir. Bu dönem öğrenme ve gelişim dönemidir.” diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, ebeveynlere de önemli uyarılarda bulunarak, “Anne babalar iyi niyetle destek olmaya çalışırken kaygılarını çocuklara bulaştırabiliyor. ‘Çalışmasan da olur’ demek bazı çocuklarda daha fazla stres oluşturur. En doğru yaklaşım şu: ‘Sen çalış, elinden geleni yap. Sonuç ne olursa olsun önemli değil.’” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Gençler kendi planını yapmalı</strong></p>
<p>Bireysel sorumluluğun önemini vurgulaya Prof. Dr. Tarhan, “Gençler kendi planlarını yapmalı ve ailelerine bunu net şekilde ifade etmelidir. ‘Ben planımı yaptım’ diyebilen bir genç hem kendi kaygısını hem de ailesinin kaygısını yönetebilir.” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, sınav başarısının yalnızca bilgiyle değil; anlam, sabır, öz kontrol ve psikolojik dayanıklılıkla mümkün olduğunu belirterek, gençlerin uzun vadeli hedeflere odaklanmaları gerektiğini ifade etti.</p>
<p><strong>Çocuk, anne babanın uzantısı değildir</strong></p>
<p>Ailelerin çocuklarına yaklaşımında sık yapılan hatalara değinen Prof. Dr. Tarhan, “Çocuk özgüven kazandıkça ailede ‘ben’ olarak kalıp ‘biz’ olmasına izin verilmelidir. Anne baba çocuğu kendi uzantısı gibi görmemeli. ‘Yat’, ‘kalk’ diyerek yönetilecek bir varlık değil. O ayrı bir bireydir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Sınavda ‘anda kalmak’ başarıyı artırır</strong></p>
<p>Sınav anında yaşanan kaygının yönetimine ilişkin pratik öneriler de paylaşan Prof. Dr. Tarhan, “anda kalma” yönteminin önemini vurguladı.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, “Sınav sırasında zor bir soruya takılan öğrenci ‘Eyvah yapamayacağım’ diyerek panikleyebiliyor. Bu durumda yapılacak en doğru şey, önce iyi bilinen soruları çözmektir. Zor sorular işaretlenip sona bırakılmalıdır. İnsan beyni bir tahmin organıdır. İlk akla gelen cevap çoğu zaman doğrudur. Ama onu işaretleyip kalan zamanda tekrar değerlendirmek gerekir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinavda-anda-kalmak-basariyi-artiriyor-637424">Sınavda &#8216;anda kalmak&#8217; başarıyı artırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir&#8217;in binlerce yıllık şifa mirası belgesel oldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmirin-binlerce-yillik-sifa-mirasi-belgesel-oldu-635956</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 17 May 2026 19:33:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Anlam]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[belgesel]]></category>
		<category><![CDATA[belgeseli]]></category>
		<category><![CDATA[binlerce]]></category>
		<category><![CDATA[Eşrefpaşa Hastanesi]]></category>
		<category><![CDATA[hekim]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[miras]]></category>
		<category><![CDATA[mirası]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[şifa]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[yıllık]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=635956</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin belgeseli “Asklepion’un Mirası”, Başkan Dr. Cemil Tugay’ın katılımıyla tanıtıldı. Başkan Tugay, “İzmir bir miras ve o mirası anlamak lazım” diyerek kentin binlerce yıllık sağlık geleneğine dikkat çekti. Ercan Kesal’ın seslendirdiği belgesel, İzmir’in kültürel ve sağlık mirasını izleyiciyle buluşturacak. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirin-binlerce-yillik-sifa-mirasi-belgesel-oldu-635956">İzmir&#8217;in binlerce yıllık şifa mirası belgesel oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin belgeseli “Asklepion’un Mirası”, Başkan Dr. Cemil Tugay’ın katılımıyla tanıtıldı. Başkan Tugay, “İzmir bir miras ve o mirası anlamak lazım” diyerek kentin binlerce yıllık sağlık geleneğine dikkat çekti. Ercan Kesal’ın seslendirdiği belgesel, İzmir’in kültürel ve sağlık mirasını izleyiciyle buluşturacak. </p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan ve antik çağın kutsal sağlık merkezi Bergama Asklepion’dan Eşrefpaşa Hastanesi’ne uzanan sağlık hizmetleri tarihine ışık tutan “Asklepion’un Mirası: Antik Bir İnançtan Eşrefpaşa Hastanesi’ne” belgeselinin galası yapıldı. İzmir Sanat&#8217;taki programa, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir Tabip Odası Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Gül Ergör, Ege Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Ülkü Bayındır, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Başak Bayram, belgeselin seslendirmesini yapan sanatçı ve hekim Ercan Kesal, belgeselde yer alan hekimler ile akademisyenler, sivil toplum temsilcileri, sanatçılar, öğrenciler ve çok sayıda İzmirli katıldı. Büyük beğeni toplayan belgesel gösterimi alkışlarla sona erdi. </p>
<p><strong>“İzmir bir miras ve o mirası anlamak lazım”</strong><br />Gösterimin ardından konuşan Başkan Dr. Cemil Tugay, projeye emek veren herkese teşekkür ederek, hekimliğin hayatında 36 yıl süren bir meslek olduğunu belirtti. İzmir’in kadim kültürüne dikkat çeken Tugay, “Gerçekten çok özel bir şehirde yaşıyoruz. 8 bin 500 yıllık tarihiyle, önemli insanların nefes aldığı, ayak bastığı topraklardayız. İzmir bir miras ve o mirası anlamak lazım. Üzerinde yaşadığımız toprağın ve paylaştığımız kültürün geçmişini bilmek, hayatı anlamlı kılan unsurlardan biridir. Bu kısa ama asil filmin hazırlanmasında gösterilen emek de saygı uyandırıyor” dedi. </p>
<p><strong>Hayata ve hekimliğe dair rehber sözler</strong><br />Başkan Tugay, konuşmasını belgeselin seslendirmesini de yapan sanatçı Ercan Kesal’ın “Hekimlik Sanatları” adlı kitabının son bölümünden alıntı yaparak sonlandırdı. Kitapta, “Hekim kardeşim…” diye başlayan bölümde şu ifadeler yer alıyor:<br />&#8220;Beden üzerinde hak iddia eden tıp biliminin hevesli polislerinden olma. Yaptıklarımızdan değil, yapmadıklarımızdan ve olan bitene sessiz kaldıklarımızdan da sorumluyuz. Yeryüzü bizden önce vardı ve bizden sonra da var olmaya devam edecek. Biz, büyük bir sofranın tesadüfen bu çağda yerini almış misafirlerinden başka bir şey değiliz. Nasibimize düşeni alıp, sofrayı dağıtmadan edebimizle kalkıp gideceğiz.&#8221; </p>
<p><strong>Kesal: İyi ki İzmir’e aşık olmuşum</strong><br />Ercan Kesal, konuşmasında İzmir’de olmaktan duyduğu mutluluğu dile getirerek şunları söyledi:<br />&#8220;Bu filmin ortaya çıkmasına vesile olan herkese teşekkür ederim. Katkıda bulunabildiysem ne mutlu. Film beni derinden duygulandırdı ve burada olma sebebimi daha iyi anlamamı sağladı. İzmir hayatımda hep çok önemli oldu. Tıp fakültesinden sadece hekim değil, her şey çıkar; yaptıklarımız ve uğraştıklarımız hekimlik mesleğiyle taçlanıyor. Film, iyi ki İzmir’de okumuşum, iyi ki İzmir’e aşık olmuşum, iyi ki Ege Üniversitesi mezunuyum dedirtti. Bu emeğin bir parçası olduğum için çok mutluyum.&#8221; </p>
<p><strong>Prof. Dr. Bayındır: Asklepeion’un izleri, Eşrefpaşa’da devam ediyor”</strong><br />Başkan Tugay’ın Tıp Fakültesi eğitiminde öğretim üyeliği yapmış olan Ege Üniversitesi eski rektörü Prof. Dr. Ülkü Bayındır, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay&#8217;ın da hocası olan Ege Üniversitesi eski rektörü Prof. Dr. Ülkü Bayındır, belgeselin bir parçası olmaktan mutluluk duyduğunu belirterek, “Asklepeion kendi zamanında önemli bir tıp merkezi ve çevresine örnek olmuştu. Eşrefpaşa Hastanesi de benzer şekilde, semtin ortasında, hiç ücret almadan sağlık hizmeti veren özgün bir merkezdir. Türkiye’ye tanıtılması gereken bir sosyal belediyecilik örneğidir. Asklepeion’un bıraktığı izleri, Eşrefpaşa da bize bırakmaktadır” dedi. </p>
<p><strong>Prof. Dr. Okyay: Dokunulmayana dokunmaya çalışıyoruz</strong><br />Projenin İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından titizlikle yürütüldüğünü anlatan Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, “Birlikte çalıştığımızda farklı disiplinler bir araya geldiğinde ne güzel işler ortaya çıkıyor. Bu proje, belediyenin kendi personelinin emeğiyle gerçekleşti. Kentler, farklı insanlarla karşılaşmalara olanak sağlar; bu karşılaşmalarda en büyük farklılık ise dezavantajlı kesimlerle ilgilidir. Biz de Eşrefpaşa Hastanesi aracılığıyla en dokunulmayana dokunmaya çalışıyoruz. Bu, halkın kimsesiz olmadığını gösteriyor ve farklı bir yerel yönetim anlayışını ortaya koyuyor” diye konuştu. </p>
<p><strong>6 aylık emeğin ürünü</strong><br />Projenin mimarlarından Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Başak Bayram, belgeselin 6 aylık yoğun bir emeğin ürünü olduğunu belirterek, “Hekimlik, insanın acılarını gören ve hisseden bir meslektir. Her tedavi ve her ölüm, bizde bir iz bırakır. Binalara sadece yapı olarak bakmıyoruz; onlara anlam yüklüyoruz. Hekimlik, insan ayrımı yapmadan çalışılan bir meslek. Bunları size hissettirmek bizim için çok önemliydi” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>Asklepion’dan Eşrefpaşa’ya: İzmir’in Sağlık Mirası</strong><br />İzmir Büyükşehir Belediyesi imzalı belgeselin yönetmenliğini Kültür Sanat Şube Müdürlüğü Sinema Destek Birimi’nden Ahmet Utku Soylu üstlendi. Seslendirmesini ünlü oyuncu, yönetmen, yazar ve hekim Ercan Kesal yaptı. Danışmanlığını Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Başak Bayram ve Dr. Turhan Sofuoğlu’nun yürüttüğü belgeselde, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay ile Prof. Dr. Fehmi Akçiçek, Prof. Dr. Ülkü Bayındır, Prof. Dr. Şerafettin Canda, Prof. Dr. Tülay Canda, Doç. Dr. Akın Ersoy, Prof. Dr. Veli Lök, Prof. Dr. Zafer Öztek, Prof. Dr. Felix Pirson, Orhan Beşikçi ve Ayşegül Güngören konuşmacı olarak yer aldı. </p>
<p><strong>Televizyonlardan üniversitelere gösterim planlanıyor</strong><br />İlk gösterimini yapan “Asklepion’un Mirası: Antik Bir İnançtan Eşrefpaşa Hastanesi’ne” belgeselinin ilerleyen dönemde ulusal ve yerel televizyonlarda yayınlanması hedefleniyor. Ayrıca, belgeselin üniversitelerde, festival ve film günlerinde, özel gösterimlerde, kongrelerde ve dijital platformlarda da izleyiciyle bluşması planlaıyor.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirin-binlerce-yillik-sifa-mirasi-belgesel-oldu-635956">İzmir&#8217;in binlerce yıllık şifa mirası belgesel oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Özel bireyler bir günlüğüne asker oldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ozel-bireyler-bir-gunlugune-asker-oldu-2-635589</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 May 2026 09:08:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Aileler]]></category>
		<category><![CDATA[Anlam]]></category>
		<category><![CDATA[Antalya Büyükşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[asker]]></category>
		<category><![CDATA[bireyler]]></category>
		<category><![CDATA[engel]]></category>
		<category><![CDATA[Engelli Genç]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[günlüğüne]]></category>
		<category><![CDATA[oldu]]></category>
		<category><![CDATA[özel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=635589</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi, 10-16 Mayıs Engelliler Haftası kapsamında bir günlük temsili askerlik görevini yerine getirecek, 15 engelli genç için anlamlı bir asker uğurlama töreni düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ozel-bireyler-bir-gunlugune-asker-oldu-2-635589">Özel bireyler bir günlüğüne asker oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi, 10-16 Mayıs Engelliler Haftası kapsamında bir günlük temsili askerlik görevini yerine getirecek, 15 engelli genç için anlamlı bir asker uğurlama töreni düzenledi. Duygu dolu anların yaşandığı törende gençlerin ellerine geleneksel asker kınası yakılırken, davul zurna eşliğinde coşkulu bir uğurlama gerçekleştirildi. Aileler ise çocuklarının bu özel gününde hem gurur hem de mutluluk yaşadı.</p>
<p>10-16 Mayıs Dünya Engelliler Haftası kapsamında Antalya Büyükşehir Belediyesi Hizmet Binası önünde, temsili askerlik yapacak 15 engelli genç için davul zurna eşliğinde asker uğurlama töreni gerçekleştirildi. Törene Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı ve Türkiye Sakatlar Derneği Başkanı Mehmet Karavural, Engelli Hizmetleri Şube Müdürü Fatin Iltar, birim müdürleri, belediye personeli ile asker adaylarının aileleri katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan törende, gençlere geleneksel asker kınası yakıldı. Kına sırasında duygu dolu anlar yaşanırken, aileler çocuklarının bu anlamlı heyecanına ortak oldu. Bazı aileler ise gözyaşlarını tutamadı.<br />ASKERLİK HEYECANI ENGEL TANIMADI<br />Kına merasiminin ardından engelli gençler ve aileleri, davul zurna eşliğinde halay çekerek bu özel günü coşkuyla kutladı. Boyunlarına al yazmaları takılan ve Türk bayraklarıyla uğurlanan gençler, temsili askerlik heyecanını büyük bir gururla yaşadı. Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Mehmet Karavural da gençlere asker harçlığı vererek mutluluklarına ortak oldu.<br />ENGELLİ GENÇLER ASKER OCAĞINA UĞURLANDI<br />Antalya 3&#8217;üncü Er Eğitim Tugay Komutanlığı’nda bir günlük temsili askerlik görevini yerine getirecek engelli gençler, törenin ardından Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne ait araçlarla birliklerine uğurlandı. Bu özel ve anlamlı günde gençler, vatani görevlerini yerine getirecek olmanın heyecanı ve mutluluğunu yaşarken, aileleri de çocuklarının askerlik gururuna ortak olarak duygu dolu anlar yaşadı.<br />BİR GÜNLÜK ASKERLİK COŞKUSU<br />Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Mehmet Karavural, 10-16 Mayıs Engelliler Haftası’nın kendileri için büyük anlam taşıdığını belirterek, temsili asker uğurlama töreninin çok özel bir etkinlik olduğunu söyledi. Karavural, “Yıllardır sürdürdüğümüz ve artık geleneksel hale gelen bu anlamlı organizasyonda sizlerle bir arada olmaktan mutluluk duyuyoruz. Bugün sizleri büyük bir gururla Peygamber ocağına uğurluyoruz. Askerlik görevinizi sağ salim tamamlayıp tekrar aramıza dönmenizi diliyoruz. Bizleri en güzel şekilde temsil ettiğiniz için hepinize teşekkür ediyorum” dedi.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ozel-bireyler-bir-gunlugune-asker-oldu-2-635589">Özel bireyler bir günlüğüne asker oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Keşif – Anlam – Etki&#8221; temasıyla ilham veren buluşma</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kesif-anlam-etki-temasiyla-ilham-veren-bulusma-635556</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 May 2026 08:49:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Anlam]]></category>
		<category><![CDATA[buluşma]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[ilham]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[keşif]]></category>
		<category><![CDATA[liderlik]]></category>
		<category><![CDATA[profesyonel]]></category>
		<category><![CDATA[şefkat]]></category>
		<category><![CDATA[sistem]]></category>
		<category><![CDATA[temasıyla]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[veren]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=635556</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluslararası Profesyonel Koçluk Derneği ICF Türkiye, Uluslararası Koçluk Haftası kapsamında düzenlediği etkinlikte profesyonel koçları, liderleri, akademisyenleri ve farklı sektörlerden katılımcıları bir araya getirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kesif-anlam-etki-temasiyla-ilham-veren-bulusma-635556">&#8220;Keşif – Anlam – Etki&#8221; temasıyla ilham veren buluşma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası Profesyonel Koçluk Derneği ICF Türkiye, Uluslararası Koçluk Haftası kapsamında düzenlediği etkinlikte profesyonel koçları, liderleri, akademisyenleri ve farklı sektörlerden katılımcıları bir araya getirdi. “Keşif – Anlam – Etki” temasıyla gerçekleştirilen etkinlikte bireysel ve kurumsal dönüşüm, liderlik, şefkat dili, sistem yaklaşımı ve anlam arayışı gibi pek çok başlık ele alındı.</p>
<p>CVK Park Bosphorus Hotel’de hibrit formatta gerçekleştirilen etkinlik, dans gösterisiyle başladı.</p>
<p>Koçluk yolculuğunun çoğu zaman bir keşifle başladığına, anlamla derinleştiğine ve etkiyle görünür hale geldiğine dikkat çekilen etkinlikte, farklı disiplinlerden konuşmacılar deneyimlerini ve bakış açılarını katılımcılarla paylaştı.</p>
<p><strong>“İnsan, görüldüğünü hissettiğinde dönüşüyor”</strong></p>
<p>Etkinliğin açılış konuşmasını yapan ICF Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Çiğdem Karadeniz, insan davranışının yalnızca fiziksel koşullardan değil, ‘görülme ve değer görme’ duygusundan da etkilendiğini vurguladı.</p>
<p>Karadeniz, Western Electric’in Hawthorne fabrikasında gerçekleştirilen çalışan verimliliği deneyinden örnek vererek, çalışanların performansındaki artışın temelinde kendilerine değer verildiğini hissetmelerinin bulunduğunu ifade etti. İnsanların kendilerini başkalarının gözünden anlamlandırdığına dikkat çeken Karadeniz, liderlerin, ailelerin ve kurum kültürlerinin bireylerin yaşamındaki etkisine değindi.</p>
<p>Koçluğun temelinde pozitif anlam üretmek olduğunu belirten Karadeniz, profesyonel koçların bireylerin ve kurumların dönüşüm yolculuğunda önemli bir rol üstlendiğini söyledi.</p>
<p><strong>Ömer Aras deneyimlerini paylaştı</strong></p>
<p>Etkinlik kapsamında konuşan QNB Türkiye Yönetim Kurulu Eski Başkanı ve TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Ömer Aras, ‘Tecrübenin Işığında: Yaşam Yönetim ve Gelişim İlkeleri’ başlıklı konuşmasında kariyer yolculuğundan kesitler paylaştı.</p>
<p>Aras, babasının vefatının ardından iş hayatına daha güçlü bağlandığını ve banka kurma-yönetme süreçlerinde yaşadığı mücadeleleri anlattı. Aile ve eğitimin önemine dikkat çeken Aras, başarı için yetenek ve şansın bir araya gelmesi gerektiğini belirterek, “Şansı ortaya çıkaran şey ise iyi niyettir.” dedi.</p>
<p>Liderlikte doğru insanlarla çalışmanın önemine de değinen Aras, kurumların büyümesi için yöneticilerin kendilerinden daha yetkin kişileri ekiplerine katabilmesi gerektiğini ifade etti.</p>
<p><strong>“Masallar içsel hazineleri keşfetmenin yolu olabilir”</strong></p>
<p>Hikâye anlatıcısı, eğitmen ve yazar Nazlı Çevik Azazi ise ‘Masalın İzinde İçsel Hazine’ başlıklı konuşmasında, masalların bireyin içsel yolculuğunda önemli bir rehber olduğunu söyledi.</p>
<p>Olumsuz iç sesleri masallardaki cadı, büyücü ve ejderhalara benzeten Azazi, kişinin kendi içindeki ‘koç’ ile bağlantı kurabilmesi için bazen dışarıdaki profesyonel bir koçtan yardım alınması gerektiğini ifade etti. Azazi, “Hazineye en yakın olunan yer, çoğu zaman en çok korkulan yerdir.” sözleriyle dikkat çekti.</p>
<p><strong>“Aslında suçlu yok, sistem değişmeye çalışıyor”</strong></p>
<p>Liderlik Gelişim ve İlişki Sistemleri Koçu Gülsün Zeytinoğlu da ‘Sistemden İlham Alan Liderlik’ başlıklı konuşmasında liderlik anlayışının dönüşmesi gerektiğini belirtti.</p>
<p>Sistem odaklı liderliğin sürdürülebilirlik ve aidiyet duygusunu güçlendirdiğini ifade eden Zeytinoğlu, çatışmaların çoğu zaman sistemin yenilenme ihtiyacının bir göstergesi olduğunu söyledi. “Aslında suçlu yok, sistem değişmeye çalışıyor.” diyen Zeytinoğlu, çatışma anlarında ‘Şu anda ortaya çıkmaya çalışan şey ne?’ sorusunun sorulması gerektiğine dikkat çekti.</p>
<p><strong>“Şefkat bir eylemdir”</strong></p>
<p>Eğitmen ve danışman Nihal Şirin Yücelgen ise ‘Şefkatin Dili’ başlıklı konuşmasında şefkatin yalnızca bir duygu değil, aynı zamanda bir eylem olduğunu ifade etti.</p>
<p>Kurumsal yaşamda şefkat kavramının geçmişte yeterince konuşulmadığını söyleyen Yücelgen, bugün bu konunun daha fazla gündeme gelmesinden memnuniyet duyduğunu belirtti. “Kelimeler insan hayatını değiştirir.” diyen Yücelgen, iletişimde şefkat dilinin önemine vurgu yaptı.</p>
<p><strong>Yapay zekâ ve önyargılar ele alındı</strong></p>
<p>Konda Araştırma Genel Müdürü Aydın Erdem ise ‘Önyargıları Aşan Veriler’ başlıklı konuşmasında önyargıların bireysel ve toplumsal etkilerini değerlendirdi.</p>
<p>Yapay zekâ sistemlerinin internetteki içeriklerden beslendiğini belirten Erdem, toplumdaki önyargıların yapay zekâ çıktılarında da görülebildiğini söyledi. Kendi yaptığı çalışmalardan örnekler paylaşan Erdem, yapay zekânın oluşturduğu görsellerin toplumsal önyargılarla büyük ölçüde örtüştüğünü ifade etti.</p>
<p><strong>Kurum kültüründe dönüşüm konuşuldu</strong></p>
<p>Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen ‘Bireyden Kültüre Dönüşüm’ panelinde ise profesyonel koçluğun kurum kültürü üzerindeki etkileri ele alındı.</p>
<p>ICF Türkiye Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Binnur Kayabey’in moderatörlüğünde gerçekleşen panelde; Garanti BBVA İç Koçu Feride Nagehan Öztürk, LC Waikiki Liderlik Dönüşümü ve Liderlik AR-GE Merkezi Genel Müdür Yardımcısı Dr. Gülsüm Çetinkaya, Allianz Türkiye Çevik Ofis Direktörü Serhat Toptancı ve Mikrolink Genel Müdürü Taşkın Öktem konuşmacı olarak yer aldı.</p>
<p><strong>Şirin Payzın’dan “anlam arayışı” vurgusu</strong></p>
<p>Gazeteci-yazar Şirin Payzın da ‘Anlamın Peşinde Bir Yolculuk” başlıklı konuşmasında hayatındaki kırılma anlarından örnekler verdi.</p>
<p>Konfor alanının dışına çıkmanın yaşamındaki en önemli motivasyonlardan biri olduğunu söyleyen Payzın, bazen anlam arayışının kendisinin bile hayata değer kattığını ifade etti. Profesyonel koçlukla tanışmasının bu yolculuğu derinleştirdiğini belirten Payzın, insanın inandığı değerler uğruna mücadele ederken de mutlu olabileceğini söyledi.</p>
<p>Paralel atölye oturumlarının da yer aldığı programın ikinci gününde çevrimiçi oturumlar yapıldı.</p>
<p>3 ayrı ülkeye yapılan canlı bağlantılarla; Dr. Hüseyin Güler ‘Fikirden Değere: Keşfetmek; Anlamlandırmak, Dönüştürmek’, Robin Shohet ‘Cesaret: Etik Bir Kaynak’, Cem Şen ‘Ben ile Ben Olmayanı Ayırabilmek’, Auke Van Nimwegen ile Hamza Zeytinoğlu ‘Davranıştan Ötesini Görebilmek: İlk Bakışta Koçlukta Değerler’ ve Dr. David Rock ‘Beyni Göz Önünde Bulundurarak Koçluk: Dönüşümün Nörobilimi’ konularında sunumlarını gerçekleştirdiler. Ayrıca eş zamanlı yapılan oturumlarla ‘Keşfin Koçluğa Yansıması’, ‘Anlamın Koçluğa Yansıması’ ve ‘Etkinin Koçluğa Yansıması’ konuları da derinlemesine tartışıldı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kesif-anlam-etki-temasiyla-ilham-veren-bulusma-635556">&#8220;Keşif – Anlam – Etki&#8221; temasıyla ilham veren buluşma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kocaelili anneler Anne Şehir Yaşam Merkezi&#8217;ne koştu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kocaelili-anneler-anne-sehir-yasam-merkezine-kostu-634062</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 10 May 2026 13:48:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Anlam]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[anneler]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[kocaelili]]></category>
		<category><![CDATA[koştu]]></category>
		<category><![CDATA[merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[program]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=634062</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, kadınların sosyal hayattaki konumunu güçlendirmeyi hedefleyen özel bir merkezi anlamlı günde hizmete alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kocaelili-anneler-anne-sehir-yasam-merkezine-kostu-634062">Kocaelili anneler Anne Şehir Yaşam Merkezi&#8217;ne koştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, kadınların sosyal hayattaki konumunu güçlendirmeyi hedefleyen özel bir merkezi anlamlı günde hizmete alıyor.</p>
<p>Bu kapsamda Vinsan’da kapılarını açan Anne Şehir Yaşam Merkezi’nin tanıtım etkinliği, Anneler Günü’nde annelerin yoğun katılımıyla anlamlı bir buluşmaya dönüştü.</p>
<p><b>ANNELER GÜNÜ’NDE ANLAMLI TANITIM</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin kadınlara yönelik İzmit Vinsan Tesisleri’nde hayata geçirdiği Anne Şehir Yaşam Merkezi’nin tanıtım programı, Anneler Günü’nde anlamlı ve duygu yüklü bir buluşmaya sahne oldu. Toplumun temel taşı olan annelerin yaşamına dokunmayı amaçlayan merkezin açılış törenine Kocaelili anneler yoğun ilgi gösterdi. Çocuklarıyla birlikte programa katılan anneler, alanda hem sıcak hem de renkli görüntüler oluştururken, Anneler Günü’nün manevi atmosferi törene ayrı bir anlam kattı.</p>
<p><b>GÖNÜLLERE DOKUNAN BULUŞMA NOKTASI</b></p>
<p>Etkinlik alanını dolduran anneler, kendileri için hazırlanan bu özel yaşam merkezini yakından inceleme fırsatı bulurken, alanda gerçekleştirilen atölye ve etkinliklerde keyifli vakit geçiriyor. Program boyunca oluşan yoğun kalabalık, Kocaelili kadınların projeye duyduğu ilgi ve beğeniyi gözler önüne sererken, merkezin yalnızca bir yaşam alanı değil, aynı zamanda gönüllere dokunan bir buluşma noktası olacağını ortaya koydu.</p>
<p><b>MÜZİK EŞLİĞİNDE DOYASIYA EĞLENDİLER</b></p>
<p>Anne Şehir Yaşam Merkezi’nde gün boyu devam eden etkinlikler kapsamında Hasan Kılınçer ve Hüseyin Ayaz tarafından sahnelenen “Anne Ritmi” koreografi gösterisi gerçekleştirildi. Ritim ve dansın uyum içinde buluştuğu gösteri, program alanını adeta coşkuya boğdu.</p>
<p>Müziğin temposuna eşlik eden kadınlar, sahnedeki enerjik performansı ilgi ve heyecanla takip etti. Çocukların da ritme ayak uydurduğu anlar renkli görüntülere sahne olurken, annelerin yüzlerindeki tebessüm programa ayrı bir anlam kattı.</p>
<p><b>KADINLARIN GÜCÜYLE ŞEKİLLENEN BİR ŞEHİR VİZYONU</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin kadınların sosyal, kültürel ve ekonomik açıdan güçlenmesini, aile yapısının korunmasını ve çocuk ile gençlerin gelişiminin desteklenmesini amaçlayan vizyon projelerinden biri olarak öne çıkan Anne Şehir Yaşam Merkezi, kadınların sosyal hayata katılımını artırmasının yanı sıra anneler arasında güçlü bir dayanışma köprüsü kurmasını hedefliyor.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kocaelili-anneler-anne-sehir-yasam-merkezine-kostu-634062">Kocaelili anneler Anne Şehir Yaşam Merkezi&#8217;ne koştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
