Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

    Türk Medeni Kanunu’nun 100 Yıllık Serüveni, Medeni Hukuk Sempozyumunda Ele Alındı

    Türk Medeni Kanunu’nun kabulünün 100’üncü yılı dolayısıyla Yeditepe Üniversitesi ile Marmara Üniversitesi Hukuk fakülteleri ve Medeni Hukukçular Derneği iş birliğiyle ‘Medeni Kanunumuzun 100. Yılı Sempozyumu’ düzenlendi.

    Türk Medeni Kanunu'nun kabulünün 100'üncü yılı dolayısıyla Yeditepe Üniversitesi ile

    Türk Medeni Kanunu’nun kabulünün 100’üncü yılı dolayısıyla Yeditepe Üniversitesi ile Marmara Üniversitesi Hukuk fakülteleri ve Medeni Hukukçular Derneği iş birliğiyle ‘Medeni Kanunumuzun 100. Yılı Sempozyumu’ düzenlendi. Açılışta konuşan Yargıtay Başkanvekili Adem Albayrak, “Devletlerin anayasası vardır, bireyin de anayasası Medeni Kanun’dur. Medeni Kanun insanın en mahrem alanlarına dokunur” dedi.

    Sempozyumun ilk günü, 15 Ekim’de Yeditepe Üniversitesi’nde gerçekleştirildi. Program, ‘Türk Kanunu Medenisi ve Cumhuriyet Sergisi’nin açılışıyla başladı. Sergide, Türk Medeni Kanunu’nun 1926’da yürürlüğe girmesinden bugüne kadar geçirdiği değişiklikler ve hukuk alanındaki gelişmeler tarihi belgeler ve görsellerle ziyaretçilere sunuldu.

    Sempozyuma Yargıtay Başkanvekili Adem Albayrak, Yeditepe Üniversitesi Kurucusu ve Onursal Başkanı Bedrettin Dalan, Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman, Atatürk Araştırma Merkezi (ATAM) Başkanı Prof. Dr. Ahmet Kılınç, Medeni Hukukçular Derneği Başkanı ve aynı zamanda Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Osman Gökhan Antalya ve Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Acar’ın yanı sıra akademisyenler ve hukukçular katıldı.

    ‘Bireyin Anayasası Medeni Kanundur’

    Sempozyumun açılışında konuşan Yargıtay Başkanvekili Adem Albayrak, Medeni Kanun’un bireyin hayatındaki yerine değinerek, “Devletlerin anayasası vardır, bireyin de anayasası Medeni Kanun’dur” dedi. Medeni Kanun’un bireyin tüm yaşamına ilişkin kuralları düzenlediğini ifade eden “Medeni Kanun insanın en mahrem alanlarına dokunur. İşte bu nedenle Medeni Kanun, insan hayatına dokunan önemli bir kanun olarak baz alınmalı” diye konuştu. 

    Kanunun tarihsel önemine de değinen Albayrak, “Osmanlı Devleti’nden devralınan birçok şer’i ve örfi yapı, 17 Şubat 1926 tarihinde kabul edilen Medeni Kanun ile yerini laik, milli ve çağdaş bir hukuk düzenine bırakmıştır. Bu yönüyle Medeni Kanun yalnızca teknik bir hukuk metni değildir. Toplumsal yapıyı dönüştürmeyi amaçlayan bir nitelik taşımaktadır” diye konuştu.

    ‘Hukuk Düzenini Kurmak Kadar Uygulamak Da Önemli’

    Cumhuriyet’in yeni bir hukuk düzeni kurma ve kanunları yeniden oluşturma iradesinin tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Albayrak, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Hukuk düzenini kurmak yeterli değil. Ne kadar iyi bir kanun yaparsanız yapın, onu iyi uygulayan olmadığı sürece o kanunun doğru sonuç vermesi mümkün değildir. İyi kanun, iyi uygulayıcı, iyi sonuç. İyi kanun, kötü uygulayıcı, kötü sonuç. İşte bu noktada Sayın Mahmut Esat Bozkurt’u rahmetle, minnetle anmak istiyorum. 1925 yılında o zamanki haliyle adliye vekili olarak görev yapan Mahmut Esat Bozkurt öncülüğünde, Ankara’da bir hukuk mektebinin kurulması için büyük bir çaba ve mücadele verilmiş ve 5 Kasım 1925’te Ankara Adliye Hukuk Mektebi, Mustafa Kemal Atatürk tarafından açılmıştır.” 

    ‘Türk Kadınına Hak Ettiği Yer Yeniden Teslim Edildi’

    Yeditepe Üniversitesi Kurucusu ve Onursal Başkanı Bedrettin Dalan ise Medeni Kanun’un Türk kadınının toplumsal konumunu güçlendirmesi ve çağdaşlaşma sürecinde önemli bir dönüm noktası olduğunu belirtti. Eski Türk toplumlarında kadının güçlü bir yere sahip olduğuna dikkat çeken Dalan, Medeni Kanun’la kadınların evlilik, boşanma ve miras gibi alanlarda haklarının güvence altına alınması ve toplumsal yaşamda hak ettikleri konuma yeniden ulaşmaları için önemli bir adım atıldığını ifade etti. 

    ‘Tarihi Bir Dönüm Noktası Oldu’

    Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman da Türk Medeni Kanunu’nun Cumhuriyet’in çağdaşlaşma sürecindeki önemine dikkat çekerek, “Bundan tam 100 yıl önce, 17 Şubat 1926 tarihinde kabul edilen ve 4 Ekim 1926 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu, Cumhuriyetimizin çağdaşlaşma yolunda attığı en önemli adımlardan biridir. Bu büyük reform yalnızca hukuk sistemimizin yeniden düzenlenmesi anlamına gelmiyordu. Aynı zamanda toplumumuzun geleceğine ilişkin köklü bir tercihi ortaya koyuyordu. Bu tercih, hukukun üstünlüğüne, laikliğe, bireyin hak ve özgürlüklerine ve kadın-erkek eşitliğine dayanan çağdaş bir toplum düzeni kurulması yönündeydi” dedi.

    ‘Güçlü Bir Hukuk Düzeni Nitelikli İnsanlara Da İhtiyaç Duyar’

    Hukuk eğitiminin önemini de vurgulayan Durman, “Bizim için hukuk eğitimi yalnızca mevzuatı bilen ve uygulayan kişiler yetiştirmek değildir. Aynı zamanda adalet duygusu gelişmiş, insan haklarına saygılı, eleştirel düşünebilen ve toplumsal sorumluluk taşıyan bireyler yetiştirmektir. Çünkü biliyoruz ki güçlü bir hukuk düzeni yalnızca iyi hazırlanmış kanunlara değil, o kanunları adalet anlayışıyla yorumlayan ve uygulayan nitelikli insanlara da ihtiyaç duyar” ifadelerini kullandı.

    Prof. Dr. Gökhan Antalya ise “Türk Medeni Kanunu, Cumhuriyetin eti kemiğidir ve onun ruhunun yansıdığı toplumsal yaşam kurallarıdır” dedi. Serginin önemine de dikkat çeken Prof. Dr. Antalya, “Muazzam bir sergi. Mahmut Esat Bozkurt’un büstü de sergide yer alıyor. Bir önemli olayımız daha var. Bir heykeli yeniden gün yüzüne çıkardık, aydınlığa kavuşturduk. Bugün Mahmut Esat Bozkurt’un büstü de sergi salonumuzda bizi karşılıyor” ifadelerini kullandı.

     

    ‘MEDENİ KANUN SIRADAN BİR KANUN DEĞİLDİR’ 

    Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Acar da 1926’da Türk Kanunu Medenisi’nin kabulünün Cumhuriyet’in en önemli hukuk hamlelerinden biri olduğunu belirterek “İnsanımızın çağdaş dünyada yerini alması amaçlanmış, bu doğrultuda önemli yenilikler yapılmıştır. Türk hukukçuları, hakimler ve bilim insanları, 100 yıllık süreçte Medeni Kanun’u uygulamış ve yorumlamıştır. Böylece bu kanunu kendi hukuk kültürümüzün ve hukuk geleneğimizin bir parçası haline getirmiş bulunmaktayız” diye konuştu.

    İkinci Gün Marmara Üniversitesi’nde

    Sempozyum kapsamındaki oturumlarda başlangıç hükümleri, kişiler hukuku, aile hukuku, miras hukuku, eşya hukuku ve borçlar hukuku başlıkları ele alındı. Akademisyenler, kanunun yürürlüğe girmesinden bu yana yaşanan hukuki gelişmeleri, yargı kararlarını ve uygulamada karşılaşılan sorunları değerlendirdi.

    Sempozyumun ikinci günü, 16 Ekim’de Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Göztepe Yerleşkesi’nde gerçekleştirilecek. İki günlük program, Türk Medeni Kanunu’nun 100 yıllık birikimi ve gelecekteki hukuki ihtiyaçların ele alınacağı oturumlarla sona erecek.