<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>zorluyor | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/zorluyor/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/zorluyor</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 03 Apr 2026 07:59:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>zorluyor | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/zorluyor</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Mevsim geçişi cildi zorluyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mevsim-gecisi-cildi-zorluyor-624839</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Apr 2026 07:59:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[cildi]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[Cilt Bariyeri]]></category>
		<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[geçiş]]></category>
		<category><![CDATA[geçişi]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[mevsim]]></category>
		<category><![CDATA[Nem]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[Peeling]]></category>
		<category><![CDATA[Ürünle]]></category>
		<category><![CDATA[zorluyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624839</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış aylarının soğuk, rüzgarlı ve kurutucu etkisinin ardından bahar mevsimine geçiş, cildimiz için önemli bir adaptasyon sürecini beraberinde getiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mevsim-gecisi-cildi-zorluyor-624839">Mevsim geçişi cildi zorluyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kış aylarının soğuk, rüzgarlı ve kurutucu etkisinin ardından bahar mevsimine geçiş, cildimiz için önemli bir adaptasyon sürecini beraberinde getiriyor. Kış boyunca düşük nem, soğuk hava ve kapalı ortamlarda geçirilen uzun süreler cildin bariyerini zayıflatabiliyor ve kuruluğa neden olabiliyor. Bahar aylarıyla birlikte ise sıcaklık artıyor, nem oranı değişiyor ve güneş ışınları daha güçlü hissedilmeye başlıyor. Ayrıca bahar aylarında artan ağaç ve çimen polenleri ile küf sporları gibi çevresel alerjenler de daha yoğun hale geliyor. Bu çevresel etkenler nedeniyle, cilt bakımına dikkat edilmediğinde; ciltte kuruluk, hassasiyet, kızarıklık, pullanma,  lekelenme ve yağ üretiminin artmasına bağlı akne oluşumu gibi sorunlar gelişebiliyor. <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Name Cemşitoğlu,</strong> “Kışın uygulanan yoğun ve besleyici bakım rutinlerinin bahar aylarına uygun şekilde yeniden düzenlenmesi, cildin bu geçiş sürecine daha sağlıklı  uyum sağlaması için çok önemlidir” diyor. <strong>Dermatoloji Uzmanı Dr. Name Cemşitoğlu,</strong> bahar aylarında cilt sağlığının korunmasında üç temel kuralın öne çıktığını belirterek, “İlk olarak, cildi sabah ve akşam nazik bir temizleyici ürünle düzenli olarak temizlemek gerekir. Her gün SPF 50 olan bir güneş koruyucu kullanmak, cilt lekelerini ve güneş hasarını önlemede büyük önem taşır. Bunların yanı sıra cilt tipine uygun, daha hafif yapılı bir nemlendiriciyle cildin nem dengesini korumak da son derece önemlidir. Bu üç basit ama etkili adım, cildin mevsim geçişine daha sağlıklı uyum sağlamasına yardımcı olur ve birçok dermatolojik sorunun önlenmesine önemli katkı sağlar” diye konuşuyor. <strong>Dermatoloji Uzmanı Dr. Name Cemşitoğlu,</strong> bahar aylarında cilt sağlığı için dikkat edilmesi gereken 7 kuralı anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! </p>
<p><strong>Cildinizi günde iki kez temizleyin</strong></p>
<p>Bahar aylarında artan sıcaklık ve nem oranı, cildin sebum üretimini artırabiliyor. Bu durum gözeneklerin tıkanmalarına ve akne oluşumuna zemin hazırlayabiliyor.  Dermatoloji Uzmanı Dr. Name Cemşitoğlu, bu nedenle sabah ve akşam olmak üzere günde iki kez, cilt tipine uygun nazik bir temizleyici ürünle cildin temizlenmesi gerektiğini belirterek, “Cilt pH’ına yakın temizleyicilerin tercih edilmesi cilt bariyerinin korunmasına yardımcı olur. Özellikle akşam temizliği; makyaj, güneş koruyucu ve gün boyunca biriken çevresel kirletici etkenlerin uzaklaştırılması açısından önemlidir” diyor. </p>
<p><strong>Güneşten korunmayı rutin haline getirin</strong></p>
<p>Bahar aylarında UV ışınlarının yoğunluğu artmaya başlıyor ve bu durum ciltte fotoaging (ışığa bağlı yaşlanma) ile pigmentasyon artışına, yani cilt lekelerinin gelişimine yol açabiliyor. Bu nedenle her gün geniş spektrumlu (UVA ve UVB korumalı) ve SPF 50 içeren bir güneş koruyucu kullanımı büyük önem taşıyor.  Dr. Name Cemşitoğlu, “Güneş koruyucular sadece plajda değil, günlük yaşamda da uygulanmalı ve dış ortamda uzun süre kalınacaksa 2-3 saatte bir yenilenmelidir” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>Mevsime uygun nemlendirici kullanın</strong></p>
<p>Cilt bariyerinin sağlıklı olması, çevresel faktörlere karşı cildin direncini artırıyor. Ancak kış aylarında kullanılan yoğun ve yağ bazlı nemlendiriciler, bahar aylarında bazı cilt tiplerine ağır gelebiliyor ve gözeneklerin tıkanmalarına neden olabiliyor. Dolayısıyla, bahar aylarında daha hafif yapılı, su bazlı veya jel formundaki nemlendiricilerin tercih edilmesi öneriliyor. Hyaluronik asit, gliserin ve seramid içeren ürünler, cildin nem dengesini korumaya ve bariyerini güçlendirmeye katkı sağlıyor.</p>
<p><strong>Haftada 1-2 kez peeling yapın, ancak…</strong></p>
<p>Mevsim geçişlerinde, cilt yüzeyinde biriken ölü hücreler, cildin mat ve cansız görünmesine yol açabiliyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Name Cemşitoğlu,<strong> </strong>cilt sağlığı için<strong> </strong>haftada 1-2 kez nazik peeling uygulamalarını önerdiklerine işaret ederek, “Peeling cildin üst tabakasındaki hücre yenilenmesini destekleyerek daha pürüzsüz görünmesine yardımcı olur. Özellikle AHA veya PHA içeren hafif eksfoliyanlar, yani ciltten nazikçe ölü tabakayı arındıran asit içerikli peelingler kontrollü şekilde kullanılabilir” diyor. Ancak aşırı peeling uygulamalarının cilt bariyerine zarar verebileceğini belirten Dr. Name Cemşitoğlu, bu nedenle peeling yönteminin hekimin önerileri doğrultusunda uygulanması gerektiği uyarısında bulunuyor. </p>
<p><strong>Günde 2-2.5 litre su için</strong></p>
<p>Yeterli sıvı alımı, vücudun genel metabolik fonksiyonlarının yanı sıra cilt sağlığı için de önem taşıyor. Özellikle bahar aylarında artan fiziksel aktivite ve terleme nedeniyle vücudun sıvı ihtiyacı da artabiliyor. Su tüketimi tek başına etkili olmasa da sağlıklı bir cilt bakımını destekliyor. Günlük ortalama 2-2.5 litre su tüketimi hücrelerin nem dengesini, bir başka deyişle cilt sağlığı için gerekli olan su miktarını karşılamasıyla cildin daha canlı görünmesine katkı sağlayabiliyor. </p>
<p><strong>Cilt bariyerini destekleyen içerikleri tercih edin</strong></p>
<p>Mevsim geçişleri bazı kişilerde cilt hassasiyetini artırabiliyor. “Bu nedenle cilt bakım ürünlerinde bariyer onarıcı içeriklerin bulunması fayda sağlayabilir” diyen Dr. Name Cemşitoğlu, şu bilgileri paylaşıyor: “Güçlü bir cilt bariyeri cildin çevresel stres faktörlerine karşı daha dirençli olmasını sağlar. Seramidler, niasinamid, panthenol ve hyaluronik asit gibi içerikler cildimizin üst tabakasında bariyer fonksiyonunu destekleyerek, ciltten<strong> </strong>su kaybını azaltmaya yardımcı olur.”</p>
<p><strong>Cildi tahriş edebilen ürünlerden kaçının</strong></p>
<p>Alkol oranı yüksek tonikler, yoğun parfüm içeren kozmetikler veya aşındırıcı peeling ürünleri bazı ciltlerde hassasiyeti artırabiliyor. Özellikle mevsim geçişlerinde cilt bariyeri daha kırılgan hale gelebileceği için bu tür ürünlerden kaçınılması öneriliyor. Dermatolojik olarak test edilmiş, hassas ciltlere uygun ve minimal içerikli ürünlerin tercih edilmesi cilt sağlığı açısından daha güvenli olabiliyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mevsim-gecisi-cildi-zorluyor-624839">Mevsim geçişi cildi zorluyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay Zeka Talebi RAM Piyasasını Zorluyor: Oyun Dünyası İçin Kritik Dönem</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-talebi-ram-piyasasini-zorluyor-oyun-dunyasi-icin-kritik-donem-616243</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Feb 2026 12:52:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[bellek]]></category>
		<category><![CDATA[donanım]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[fiyat]]></category>
		<category><![CDATA[maliyet]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[piyasasını]]></category>
		<category><![CDATA[ram]]></category>
		<category><![CDATA[talebi]]></category>
		<category><![CDATA[üreticiler]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zorluyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616243</guid>

					<description><![CDATA[<p>Coin madenciliği ile yaşanan ekran kartı krizinin ardından şimdi de RAM (bellek) krizi yaşanıyor. Oyunfor olarak bu konunun detaylarını sizler için araştırdık.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-talebi-ram-piyasasini-zorluyor-oyun-dunyasi-icin-kritik-donem-616243">Yapay Zeka Talebi RAM Piyasasını Zorluyor: Oyun Dünyası İçin Kritik Dönem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Coin madenciliği ile yaşanan ekran kartı krizinin ardından şimdi de RAM (bellek) krizi yaşanıyor. Oyunfor olarak bu konunun detaylarını sizler için araştırdık.</p>
<p>Son dönemde bellek piyasasında yaşanan sert fiyat artışlarının temelinde yapay zeka sistemlerinin hızla yayılması bulunuyor. Büyük teknoloji şirketlerinin veri merkezlerine yaptığı yatırım patlaması, özellikle DRAM ve yüksek bant genişlikli bellek (HBM) üretim kapasitesinin önemli bölümünü tüketici elektroniğinden uzaklaştırmış durumda. Yapay zeka sunucuları, klasik PC’lere kıyasla katbekat fazla bellek kullandığı için üreticiler daha karlı olan bu segmente öncelik veriyor. Bu kayma sonucunda tüketici tarafında arz daralırken, fiyatlar da hızlı biçimde yukarı yönlü hareket ediyor.</p>
<p><b>Fiyat artışı ne kadar sürecek?</b></p>
<p>Sektör analizleri, kısa vadede belirgin bir rahatlama beklenmediğine işaret ediyor. Yeni “yarı iletken” fabrikalarının kurulumu ve verimli üretime geçmesi yıllar aldığı için mevcut kapasite sıkışıklığının 2027’ye kadar hissedilmesi muhtemel görünüyor. Bu süreçte bellek sözleşme fiyatlarında dalgalanma devam edebilir ve özellikle DDR5 tarafında yüksek seviyeler korunabilir. Uzmanlar, yapay zeka talebinin yapısal olarak kalıcı hale geldiğini, bu nedenle eski “ucuz RAM” dönemine hızlı bir dönüş beklenmemesi gerektiğini vurguluyor.</p>
<p><b>PC oyun pazarı nasıl etkilenecek?</b></p>
<p>Bellek maliyetlerindeki artışın en hızlı hissedileceği ve hissedilmekte olduğu alanlardan biri oyuncu bilgisayarları. RAM fiyatları doğrudan sistem maliyetine yansıdığı için giriş ve orta segment oyun bilgisayarlarında fiyat artışları kaçınılmaz görünüyor. Ayrıca ekran kartlarında kullanılan GDDR belleklerin de aynı tedarik zincirinden etkilenmesi, GPU fiyatlarının düşmesini zorlaştırabilir. Bu ortamda üreticilerin ya donanım konfigürasyonlarını daha muhafazakar tutması ya da fiyat etiketlerini yukarı çekmesi bekleniyor. Son kullanıcı tarafında ise donanım yükseltme döngülerinin yavaşlaması muhtemel.</p>
<p><b>Yeni nesil konsollar gecikir mi?</b></p>
<p>Şu ana kadar konsol üreticilerinden resmi bir erteleme sinyali gelmiş değil, ancak bellek maliyetlerindeki baskı yakından izleniyor. Modern oyun konsolları birleşik bellek mimarisine bağımlı olduğu için RAM fiyatlarındaki oynaklık doğrudan üretim maliyetini etkiliyor. Bu nedenle sektör gözlemcileri, önümüzdeki dönemde çıkacak ara model veya yeni nesil konsollarda ya daha yüksek lansman fiyatları ya da daha temkinli donanım konfigürasyonları görülebileceğini belirtiyor. En kötü senaryoda ise üreticilerin lansman takvimlerini piyasa koşullarına göre esnetmesi ihtimal dahilinde.</p>
<p><b>Oyun geliştiricileri nasıl tepki verebilir?</b></p>
<p>Donanım maliyet baskısı yalnızca üreticileri değil, oyun stüdyolarını da etkiliyor. Geliştiricilerin önümüzdeki dönemde bellek optimizasyonuna daha fazla odaklanması bekleniyor. Texture streaming, daha agresif veri sıkıştırma teknikleri ve ölçeklenebilir grafik ayarları gibi yöntemler daha yaygın hale gelebilir. Amaç, hem mevcut oyuncu kitlesini dışlamamak hem de artan donanım maliyetlerinin pazar daraltıcı etkisini sınırlamak olacak. Bu süreç aynı zamanda bulut oyun çözümlerine olan ilgiyi de artırabilir.</p>
<p><b>Bellek üreticileri neden kapasiteyi hızla artırmıyor?</b></p>
<p>Küresel bellek üretiminin çok büyük bölümü birkaç dev şirketin kontrolünde bulunuyor ve bu firmalar geçmiş döngülerde yaşanan arz fazlası krizlerinden ders çıkarmış durumda. Yeni yatırımlar milyarlarca dolarlık risk anlamına geldiği için üreticiler kapasiteyi agresif biçimde artırmak yerine karlılığı korumaya odaklanıyor. Üstelik yapay zeka tarafındaki yüksek marjlı ürünler, şirketlerin önceliklerini tüketici RAM’inden uzaklaştırıyor. Bu stratejik tercih, kısa vadede arz sıkışıklığının devam etmesine yol açabilir.</p>
<p><b>2026–2028 dönemi için genel görünüm</b></p>
<p>Mevcut veriler, 2026 boyunca bellek piyasasında sıkı koşulların süreceğine işaret ediyor. 2027 civarında yeni üretim hatlarının devreye girmesiyle fiyat artış hızında bir yavaşlama görülebilir, ancak talep güçlü kaldığı sürece dramatik düşüşler beklenmiyor. Uzun vadede piyasa dengeye otursa bile yapay zeka çağının getirdiği yüksek bellek ihtiyacı, donanım fiyatlarının geçmiş yıllardaki kadar düşük seviyelere inmesini zorlaştırabilir.</p>
<p>Oyunfor’a göre yapay zeka devrimi, teknoloji dünyasında görünmeyen ama derin etkiler yaratan bir donanım dönüşümünü tetikliyor. Bellek üretiminin veri merkezlerine kayması; oyunculardan donanım üreticilerine, hatta oyun tasarımcılarına kadar tüm ekosistemi etkileyen yeni bir maliyet gerçekliği yaratmış durumda. Önümüzdeki birkaç yıl, oyun dünyasında daha pahalı donanım, daha dikkatli nesil geçişleri ve optimizasyon odaklı yazılım yaklaşımının öne çıktığı bir dönem olabilir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-talebi-ram-piyasasini-zorluyor-oyun-dunyasi-icin-kritik-donem-616243">Yapay Zeka Talebi RAM Piyasasını Zorluyor: Oyun Dünyası İçin Kritik Dönem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ramazan&#8217;da kontrolsüz tatlı tüketimi kan şekerini zorluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ramazanda-kontrolsuz-tatli-tuketimi-kan-sekerini-zorluyor-615649</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2026 09:38:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[Diyabet Hastaları]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Şekeri]]></category>
		<category><![CDATA[kontrolsüz]]></category>
		<category><![CDATA[oruç]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[şekerini]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tatlı]]></category>
		<category><![CDATA[tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[zorluyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615649</guid>

					<description><![CDATA[<p> Diyabet, vücudun kan şekerini sağlıklı şekilde dengeleyememesiyle ortaya çıkan bir hastalık.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazanda-kontrolsuz-tatli-tuketimi-kan-sekerini-zorluyor-615649">Ramazan&#8217;da kontrolsüz tatlı tüketimi kan şekerini zorluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong> Diyabet, vücudun kan şekerini sağlıklı şekilde dengeleyememesiyle ortaya çıkan bir hastalık. Diyabet hastaları için düzenli ve dengeli beslenme hayati önem taşır. Ramazan ayında uzun saatler süren açlık ise kan şekeri dengesini bozarak özellikle diyabet hastaları açısından risk oluşturabilir. Oruç kararı öncesinde mutlaka doktora danışılması gerektiğini dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Fulya Akın, “İnsülin takviyesi alanların oruç tutması, kan şekeri seviyesinde ciddi dalgalanmalara yol açabileceği için riskli olabilir” dedi.</strong></p>
<p>Türkiye’de 2024 verileriyle 12 milyondan fazla diyabet hastası bulunduğunu belirten Prof. Dr. Fulya Akın, “Ramazan’da özellikle iftar sonrasında tatlı ve hamur işi tüketiminde belirgin bir artış yaşanıyor. Şerbetli ve yoğun karbonhidrat içeren tatlılar kan şekerini kısa sürede hızla yükseltebilir, ardından ani düşüşlere yol açarak dalgalanmalara neden olabilir. Bu durum diyabet hastaları açısından ciddi risk oluşturur ve kan şekeri kontrolünü zorlaştırır. Bu nedenle diyabet hastaları oruç tutmadan önce mutlaka doktor kontrolünden geçmeli. Özellikle Tip 1 diyabeti olanlara ve kan şekeri kontrolü sağlanamayan Tip 2 hastalarına oruç önermiyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Karbonhidrat ağırlıklı beslenme kan şekerini hızla yükseltiyor</strong></p>
<p>Oruç süresince beslenme alışkanlıklarının daha planlı olması gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Akın, “Ramazan ayı boyunca mideyi uzun süre tok tutan, sindirimi daha yavaş olan, protein ve liften zengin besinler tercih edilmeli. İftarda uzun saatlerin ardından bir anda kızartma gibi ağır yemeklere yüklenmek yerine hafif bir başlangıç yapmak ve ana yemeği yavaş yavaş tüketmek kan şekerinin ani yükselmesini engellemeye yardımcı olur. Beyaz ekmek, pizza, makarna ve pasta gibi rafine karbonhidratların fazla tüketilmesi kan şekeri dengesini bozabilir, bu nedenle bu besin türlerinin de porsiyon kontrolü kıymetli. Ayrıca iftar ile sahur arasında yeterli su içmek hem vücudun susuz kalmasını önler hem de gün içindeki kan şekeri dalgalanmalarını azaltmaya destek olur” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Ek hastalığı olan diyabetliler için oruç daha riskli</strong></p>
<p>Diyabete ek olarak hamile olan ya da böbrek hastalığı bulunan kişilerde riskin daha da arttığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Fulya Akın, “Kan şekerindeki ani değişimler hem anne hem de bebeğin sağlığını olumsuz etkileyebilir. Uzun süre susuz kalmak ise böbrek fonksiyonlarını daha da zorlayabilir. Bu nedenle hamile diyabet hastalarına ve böbrek yetmezliği bulunan diyabetlilere oruç tutmalarını önermiyoruz. Ayrıca böbrek hastalığı olan kişilerde kan şekeri düşüklüğü riski de daha yüksek olabilir” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazanda-kontrolsuz-tatli-tuketimi-kan-sekerini-zorluyor-615649">Ramazan&#8217;da kontrolsüz tatlı tüketimi kan şekerini zorluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İftarda hızlı ve aşırı yemek metabolizmayı zorluyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/iftarda-hizli-ve-asiri-yemek-metabolizmayi-zorluyor-614072</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Feb 2026 09:59:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[ftarda]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı]]></category>
		<category><![CDATA[iftar]]></category>
		<category><![CDATA[metabolizmayı]]></category>
		<category><![CDATA[mide]]></category>
		<category><![CDATA[sindirim]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tatlı]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<category><![CDATA[zorluyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614072</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Görevlisi Kübra Şahin, Ramazan’da beslenme konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iftarda-hizli-ve-asiri-yemek-metabolizmayi-zorluyor-614072">İftarda hızlı ve aşırı yemek metabolizmayı zorluyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Görevlisi Kübra Şahin,<strong> </strong>Ramazan’da beslenme konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>İftarda hızlı ve aşırı yemek tokluk mekanizmasını bozuyor</strong></p>
<p>Ramazan ayında uzun süreli açlığın ardından iftarda hızlı ve aşırı yemek yemenin sindirim sistemi başta olmak üzere metabolik dengeyi olumsuz etkilediğini kaydeden Öğr. Gör. Kübra Şahin, “Aşırı yemek yemenin kalp ve dolaşım sistemi üzerinde de etkileri bulunmaktadır. Sindirim için mide ve bağırsaklara yönelen kan akışı, kalbin yükünü artırabilmektedir. Özellikle yaşlı bireyler ve kronik hastalığı olanlarda çarpıntı ve halsizlik gibi şikâyetler daha sık ortaya çıkabilmektedir. Ayrıca hızlı yemek tokluk mekanizmasını bozmaktadır. Beynin ‘doydum’ sinyalini geç algılaması, farkında olmadan fazla enerji alımına neden olmaktadır.” dedi.</p>
<p><strong>Mide hacmi ani şekilde genişliyor ve hazımsızlığa yol açıyor</strong></p>
<p>Gün boyu boş kalan mideye kısa sürede büyük porsiyonlarda besin alınmasının, mide hacminin ani şekilde genişlemesine neden olduğunu da söyleyen Beslenme Uzm. Kübra Şahin, “Bu durum şişkinlik, mide ağrısı, hazımsızlık ve reflü şikayetlerini beraberinde getirmektedir. Hızlı yemek, yeterli çiğnemenin önüne geçtiği için sindirim sürecini daha da zorlaştırmaktadır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Reaktif hipoglisemi görülebiliyor</strong></p>
<p>Uzun açlık sonrası özellikle karbonhidrat ağırlıklı ve hızlı tüketilen öğünlerin kan şekerinin ani yükselmesine yol açtığını da ifade eden Şahin, “Buna bağlı olarak insülin salınımı artar ve kısa süre sonra halsizlik, baş dönmesi ve uyku haliyle kendini gösteren reaktif hipoglisemi görülebilmektedir. Bu dalgalanmaların uzun vadede insülin direnci ve kilo artışı riskini artırmaktadır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>İftara çorbayla başlayın!</strong></p>
<p>Uzun süren açlığın ardından iftara çorba, hurma ya da suyla başlanmasının hem doygunluk hissinin sağlanması hem de sindirim problemlerinin önlenmesi açısından etkili olduğunu belirten Şahin, “İftara su veya çorba ile başlanması, mide hacminin yavaş yavaş genişlemesini sağlayarak şişkinlik, mide ağrısı ve hazımsızlık riskini azaltıyor. Sıvı içeriği yüksek bu besinler, mide asidinin daha dengeli salınmasına katkı sağlıyor. Hurma ise içerdiği doğal şekerler sayesinde kan şekerinin kontrollü bir şekilde yükselmesine yardımcı oluyor. Aynı zamanda lif içeriğiyle bağırsak hareketlerini uyararak sindirimi destekliyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>İftarda hemen tatlı yemeyin!</strong></p>
<p>Hızlı ve arka arkaya tüketilen ağır öğünlerin, mide ve kan şekeri üzerinde olumsuz etkiler oluşturabildiğini anlatan Öğr. Gör. Kübra Şahin, şöyle devam etti:</p>
<p>“Ana yemek sonrası mide besinlerin sindirim açısından yoğun şekilde çalışmaya başlıyor. Bu aşamada hemen tatlı tüketilmesi, mideye ek bir sindirim yükü bindirerek şişkinlik, hazımsızlık ve reflü şikâyetlerini artırabiliyor. Özellikle şerbetli ve yağlı tatlılar mide boşalmasını geciktirerek sindirim sürecini zorlaştırıyor. Ayrıca kan şekerinde ani yükselmelere neden olabiliyor. Bu durum, kısa süre sonra halsizlik ve uyku haliyle kendini gösteren kan şekeri dalgalanmalarına yol açabiliyor. Ana yemekten sonra en az 1–2 saat beklenmesini ve tatlı tercihlerinde sütlü veya meyve bazlı seçeneklere yönelinmesi hem sindirim sistemini rahatlatır hem de kilo kontrolünü sağlar.”</p>
<p><strong>Çorbadan sonra 15-20 dakika ara verin </strong></p>
<p>Gün boyu süren açlığın ardından iftara ağır ve büyük porsiyonlarla başlanmasının, mide hacminin ani şekilde genişlemesine neden olduğunu hatırlatan Öğr. Gör. Kübra Şahin, “Bu durum şişkinlik ve mide rahatsızlıklarını artırıyor. İftara çorba, su veya hurma gibi hafif besinlerle başlanması ve 15-20 dakika kısa bir ara verilmesi sonrası az yağlı / ızgara et yemeği, kurubaklagil, sebze yemeği, salata, ayran, cacık gibi yemeklerle devam edilmesi hem doygunluk hissinin sağlanması hem de sindirim problemlerinin önlenmesi açısından etkili olacaktır.” dedi.</p>
<p><strong>İftarda yavaş yiyin</strong></p>
<p>Yeterince çiğnenmeden tüketilen besinlerin sindirim yükünü artırırken, tokluk hissinin geç algılanmasına yol açtığını kaydeden Şahin, “Bu nedenle yavaş yemek ve porsiyon kontrolü yapılması önemlidir. İftarda aşırı yağlı, kızartılmış ve baharatlı besinlerin tercih edilmesi reflü riskini artırabiliyor. O nedenle haşlama, fırın veya ızgara yöntemleriyle hazırlanmış yemekleri tercih etmeliler. Tatlı tüketiminin ise ana yemekten hemen sonra değil, 1-2 saat geçtikten sonra tüketilmesi gerekir.  Sıvı tüketimi de iftar sonrası halsizlik ve şişkinliği etkileyen faktörler arasındadır. Yemek sırasında aşırı sıvı tüketiminin mideyi gereğinden fazla doldurduğu, bunun yerine sıvının iftar ile sahur arasına yayılması gerekmektedir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Çayı iftardan 2 saat sonra için</strong></p>
<p>Vücudun ihtiyacı olan suyun; metabolik su, günlük içtiğimiz sıvılar (çay, kahve, taze sıkılmış meyve suları, ayran, komposto suyu vb.) ve yediğimiz yiyeceklerle sağlandığını anlatan Öğr. Gör. Kübra Şahin, “İftar ve sahur arasında sıvı gereksinimini karşılamak için ortalama 2–2,5 litre su tüketilmelidir ve bunun zaman dilimine yayılması önerilmektedir. Gazlı içecekler, aşırı kafeinli içecekler ve şekerli içeceklerin ise iftar sonrası dönemde mide şikâyetlerini artırabileceği için bu tür içecekler yerine su, ayran veya şekersiz bitki çayları tercih edilmelidir. Yemekten hemen sonra çay ve kahve tüketilmesi önerilmemektedir. Bu içeceklerde bulunan bazı bileşenler, demirin emilimini azaltmaktadır. Bu nedenle çay ve kahvenin, yemekten en az iki saat sonra tüketilmesi daha uygundur.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Ana yemekten 1–2 saat sonra hafif bir ara öğün yapın</strong></p>
<p>Ara öğün planlamasının da iftar sonrası denge açısından önemli olduğunu dile getiren Öğr. Gör. Kübra Şahin, “Ana yemekten yaklaşık 1–2 saat sonra yapılacak hafif bir ara öğün, kan şekeri dengesini korumaya yardımcı oluyor. Bu ara öğünlerde süt ve yoğurt gibi protein içeren besinler, meyve ve bir miktar kuruyemiş, şerbetli ve ağır tatlılar yerine sütlü veya meyve bazlı tatlılar gibi sağlıklı seçenekler tercih edilmelidir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iftarda-hizli-ve-asiri-yemek-metabolizmayi-zorluyor-614072">İftarda hızlı ve aşırı yemek metabolizmayı zorluyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Telefon kullanımı boynu 5 kat daha fazla zorluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/telefon-kullanimi-boynu-5-kat-daha-fazla-zorluyor-573625</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Sep 2025 09:24:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağ]]></category>
		<category><![CDATA[boynu]]></category>
		<category><![CDATA[boyun]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[fazla]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[kat]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[omurga]]></category>
		<category><![CDATA[pozisyon]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[telefon]]></category>
		<category><![CDATA[zorluyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=573625</guid>

					<description><![CDATA[<p>Teknolojik cihazlara giderek daha bağımlı hale gelinmesiyle birlikte, omurganın boyun bölgesindeki ilk yedi omuru kapsayan servikal bölgede görülen şikayetlerin de arttığını söylemek mümkün.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/telefon-kullanimi-boynu-5-kat-daha-fazla-zorluyor-573625">Telefon kullanımı boynu 5 kat daha fazla zorluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Teknolojik cihazlara giderek daha bağımlı hale gelinmesiyle birlikte, omurganın boyun bölgesindeki ilk yedi omuru kapsayan servikal bölgede görülen şikayetlerin de arttığını söylemek mümkün. Bu yaygın sağlık sorununun “Tech neck” olarak adlandırıldığından bahseden Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Semih Akı, “Bu kavram; teknolojinin getirdiği yaşam tarzı değişiklerinin özellikle kas ve iskelet sistemimiz üzerindeki olumsuz etkilerini anlatır. Bu viral sağlık sorununa karşı ev veya iş yerlerinde alınabilecek en iyi önlem ergonomik şartlara dikkat etmek. Bilgisayar karşısında oturuş, telefon kullanımı, günlük pozisyon değişiklikleri büyük önem taşır. Hareketsiz yaşam, kas ve iskelet sisteminde yıllar içinde kalıcı hasarlar bırakır. En uygun pozisyon, bir sonraki pozisyondur yani sürekli hareket etmek genel sağlık için çok kıymetli” dedi.</strong></p>
<p>Özellikle telefonu ellerinden düşürmeyen gençler, başlarını öne eğerek uzun süre aynı pozisyonda kalırlar. Bu tehlikeli alışkanlığın boyun kaslarına 5 ila 8 kat daha fazla yük bindirdiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Semih Akı, “Trafikte uzun süre oturmak, ergonomik olmayan toplu taşıma araçlarında yolculuk etmek ya da televizyon karşısında fazla vakit geçirmek de tehlikeli davranışlardır. Hipertansiyon ya da diyabet gibi kronik bir rahatsızlık olan Teck Neck’in tedavisinde sabırlı olmak ve egzersizi bir yaşam biçimine dönüştürmek şarttır. Şikâyetler, egzersiz yaptığınız sürece azalır, bıraktığınızda ise geri döner. Bu nedenle kas-iskelet sisteminin ömür boyu ihtiyaç duyduğu ilaç, egzersiz ve spordur” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Beldeki eğrilikler bağırsak sağlığını etkileyebilir</strong></p>
<p>Saatlerce aynı pozisyonda kalındığında boyun kasları ve disklerinin aşırı yüklenmeye maruz kalarak zorlanacaklarını vurgulayan Prof. Dr. Akı, “İnsanlar genellikle ekran karşısında saatlerini aynı pozisyonda geçirir. Bu durum da en sık karşılaşılan şikâyet olan boyun ağrısına yol açar. Omurga bir çadır direği gibidir; buradaki bir sorun akciğer, kalp, mesane ve bağırsak gibi organlara da yansır. Örneğin sırt bölgesindeki eğrilikler akciğer kapasitesini azaltır, ileri vakalarda kalbi etkiler. Beldeki eğrilikler mesaneye baskı yapar, bağırsak dolaşımını bozar. Omurgayla bağlantılı olarak kürek kemiği, omuz, kalça ve diz eklemleri de olumsuz etkilenebilir. Vücuttaki kas-iskelet sistemi bir domino taşı gibi birbirine bağlı” dedi.</p>
<p><strong>Sabit duruş gerektiren işlerde risk daha fazla</strong></p>
<p>Bu tür kas-iskelet sistemi problemlerinin uzun süre aynı pozisyonda kalmayı gerektiren her meslek grubunun risk altında olduğunu dile getiren Prof. Dr. Akı, “Örneğin hareket edemeyen hastalara yardımcı olmak zorunda olan ya da evde hasta bakımını üstlenen sağlık çalışanları sıklıkla bel ve sırt ağrıları yaşar. Omurga problemleri genel olarak her yaşta ortaya çıkabilir hatta 17–18 yaşındaki gençlerde bile görülebilir. Ancak gençlerde yapısal bozukluklar, orta yaşta fıtıklar ve ileri yaşta eklem kireçlenmeleri daha ön planda” dedi.</p>
<p><strong>Tedaviye geç kalınırsa postür bozuklukları ortaya çıkabilir</strong></p>
<p>Teck Neck tedavi edilmezse; kas ve bağ kısalması, eklem hareketlerinin azalması ve deformasyonların ortaya çıkması gibi ciddi sıkıntılarla karşılaşılabileceğini vurgulayan Akı, “Özellikle boyun hareketleri belirgin şekilde azalır. Hasta günlük yaşamında bu durumun hemen farkına varmayabilir çünkü ihtiyaç duymadığı hareketleri yapmaz. Ancak muayene sırasında kısıtlılık ortaya çıkar. Boyun düzleşmesi, yanlış kullanım ve postür bozukluklarının tipik sonucudur. Boynun öne doğru gitmesi kasları aşırı yük altında bırakır. Normalde omurganın hafif C şeklinde kıvrımı normaldir, bu kaybolduğunda veya tersine döndüğünde ise ciddi postür bozuklukları ortaya çıkar. Boyun düzleşmesi zamanla sırtı ve beli de etkiler, omuz hareketlerini kısıtlar” dedi.</p>
<p><strong>Her gün 10 dakikalık egzersiz ağrıları azaltıyor</strong></p>
<p>Günlük 10–15 dakikalık egzersizlerin hastaların şikayetlerini azaltarak yaşam kalitesini ciddi şekilde artıracağını açıklayan Akı, “Fizik tedavi programları, kayropraktik veya manuel terapi yöntemleri, kas spazmını azaltmaya yönelik enjeksiyonlar, gerekirse kısa süreli ilaç kullanımı da tedaviyi destekleyebilir. Ek olarak kısa süreli korse kullanımı da tavsiye edilebilir fakat mutlaka egzersizle desteklenmelidir. Aksi halde kaslarda erime olur ve alışkanlık gelişir. Asıl amaç kasları güçlendirerek doğal bir korse oluşturmaktır. Pilates, yüzme, tempolu yürüyüş ve bisiklet sürme omurga kaslarını çalıştırarak en doğal korumayı sağlayan aktiviteler arasında” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/telefon-kullanimi-boynu-5-kat-daha-fazla-zorluyor-573625">Telefon kullanımı boynu 5 kat daha fazla zorluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;de ve dünyada siber tehditler sınırları zorluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyede-ve-dunyada-siber-tehditler-sinirlari-zorluyor-546274</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Jun 2025 07:38:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[dünyada]]></category>
		<category><![CDATA[siber]]></category>
		<category><![CDATA[sınırları]]></category>
		<category><![CDATA[tehditler]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyede]]></category>
		<category><![CDATA[zorluyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=546274</guid>

					<description><![CDATA[<p>2025 yılı itibarıyla hem dünyada hem Türkiye’de siber tehditlerin sayısı ve karmaşıklığı artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-ve-dunyada-siber-tehditler-sinirlari-zorluyor-546274">Türkiye&#8217;de ve dünyada siber tehditler sınırları zorluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>2025 yılı itibarıyla hem dünyada hem Türkiye’de siber tehditlerin sayısı ve karmaşıklığı artıyor. Yapay zekâ siber saldırıların biçimini değiştirirken kurumlar çok daha sofistike saldırı türleriyle karşı karşıya kalıyor. Siber güvenlik şirketi ESET’in analizlerine göre yapay zekâ ile şekillenen oltalama ve sosyal mühendislik saldırıları, klasik savunma yöntemlerinin ötesinde önlemler gerektiriyor.</strong></p>
<p>ESET Türkiye Ürün ve Pazarlama Müdürü Can Erginkurban, “Yapay zekâ hem savunmada hem saldırıda etkili. Kurumların dijital dirençlerini artırması, tehditleri erken aşamada tespit edebilmesi ve olaylara hızlı müdahale kapasitesini geliştirmesi gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p><strong>Yapay zekâ destekli saldırılar yaygınlaşıyor</strong></p>
<p>Generatif yapay zekâ, kişiselleştirilmiş ve ikna edici oltalama mesajları üretme konusunda siber suçlulara önemli avantaj sağlıyor. Bu durum, özellikle finans sektörü, KOBİ’ler ve kamu kurumları için ciddi risk anlamına geliyor. Türkiye’de de benzer trendler gözlemleniyor. Yapay zekâ destekli oltalama ve sosyal mühendislik saldırıları bankacılık, KOBİ’ler ve kritik altyapılar için artan risk oluşturuyor.</p>
<p><strong>Kimlik avı ve sosyal mühendislik yeniden şekilleniyor</strong></p>
<p>Klasik phishing, smishing ve vishing gibi yöntemler, artık yapay zekâ ile desteklenen daha hedefli ve inandırıcı kampanyalara evriliyor. Türkiye’de kamuya yönelik ve işletme adresli oltalama saldırıları artıyor. Özellikle bankalar, SGK ve e-devlet hizmetlerine yönelik sahte e-posta ve SMS’lerle kullanıcılar kandırılıyor.</p>
<p><strong>İçeriden gelen tehditlere dikkat</strong></p>
<p>Kasıtlı ya da kazara gerçekleşen iç tehditler de kurumlar için büyük tehlike oluşturuyor. Türkiye’de de eski çalışanların erişim bilgilerinin kullanılmaya devam etmesi sık karşılaşılan bir güvenlik açığına dönüşmüş durumda. Bu nedenle erişim yönetimi ve kullanıcı davranış analizi çözümleri öne çıkıyor.</p>
<p><strong>Fidye yazılımlarındaki yükseliş sürüyor</strong></p>
<p>Cl0p, LockBit ve benzeri fidye yazılımı grupları, baskılara rağmen saldırılarını sürdürüyor. Türkiye’de enerji, üretim ve kamu altyapıları doğrudan hedef alınıyor. Etkili savunma için yedekleme, ağ segmentasyonu ve &#8220;Sıfır Güven&#8221; prensiplerinin uygulanması öneriliyor.</p>
<p><strong>Parola güvenliği hâlâ zayıf halka</strong><br />“123456”, “password” gibi basit parolalar dünya genelinde kullanılmaya devam ediyor. Türkiye’de de benzer zayıf parola kullanımı, sistem sızmalarına zemin hazırlıyor. Türkiye’de dâhili sistemlerde bile 8 karakter, hepsi küçük harf parolalar çok yaygın; bu da sızma riskini artırıyor. Güçlü parolalar, çok faktörlü kimlik doğrulama ve parola yöneticileri bu noktada hayati öneme sahip.</p>
<p><strong>Uzaktan çalışma modeli yeni tehdit alanları doğurdu</strong><br />Kurum ağına kişisel cihazlarla bağlanan çalışanlar, istemeden güvenlik açıkları yaratabiliyor. Türkiye’de BYOD uygulamaları yaygın ancak yeterli denetim mekanizmaları olmadan kullanılması riskli. Mobil cihaz güvenliği ve erişim kontrolü bu süreçte kritik rol oynuyor.</p>
<p><strong>Veri sızıntıları ve yasal riskler artıyor</strong><br />Hem dünyada hem Türkiye’de açık veri tabanları ve yetersiz koruma önlemleri nedeniyle hassas veriler sızabiliyor. KVKK kapsamındaki cezaların artması, veri koruma süreçlerinin daha sistematik yürütülmesini zorunlu kılıyor.</p>
<p><strong>Mobil tehditler ve sahte uygulamalar yükselişte</strong></p>
<p>Gerçek banka ya da sohbet uygulaması gibi görünen zararlı yazılımlar, kullanıcıların verilerini ele geçiriyor. Özellikle Android tarafında güvenlik dışı kaynaklardan uygulama indirilmesi büyük tehdit oluşturuyor. Türkiye’de Google Play dışında indirilen sahte banka ve chatbot uygulamaları çok hızlı artıyor.</p>
<p><strong>Cihaz güvenliği ve IoT riskleri</strong><br />Akıllı cihazların yaygınlaşması, güvenlik açıklarını da beraberinde getiriyor. Türkiye’de akıllı şehir ve fabrika uygulamalarının artması, bu alandaki koruma çözümlerini öncelikli hâle getiriyor. ESET, IoT cihazlar için “gömülü güvenlik çözümleri”, periyodik firmware güncelleme, ağdan izole segmentler oluşturulmasını öneriyor.</p>
<p><strong>Siber direnç yeni dönemin zorunluluğu</strong><br />Artan saldırılar karşısında kurumların yalnızca güvenlik önlemleri almakla kalmayıp, saldırılardan sonra hızlı toparlanma kabiliyetine de sahip olması gerekiyor. Dijital direnç kavramı, özellikle Türkiye’de henüz yeterince yaygın değil ancak kritik önemde.</p>
<p>ESET, uçtan uca güvenlik anlayışıyla; MDR/XDR çözümleri, yapay zekâ destekli analiz sistemleri, mobil ve IoT güvenliği gibi pek çok alanda kurumlara destek veriyor. Türkiye’deki ofisi aracılığıyla kamu, enerji, sağlık ve finans sektörleriyle iş birliğini sürdürüyor, düzenli rapor ve webinarlarla farkındalık sağlamayı hedefliyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-ve-dunyada-siber-tehditler-sinirlari-zorluyor-546274">Türkiye&#8217;de ve dünyada siber tehditler sınırları zorluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni Predator Monitörler, 500 Hz Yenileme Hızı ve 4K QD-OLED Panellerle Sınırları Zorluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yeni-predator-monitorler-500-hz-yenileme-hizi-ve-4k-qd-oled-panellerle-sinirlari-zorluyor-532944</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 May 2025 16:15:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[hızı]]></category>
		<category><![CDATA[monitörler]]></category>
		<category><![CDATA[panellerle]]></category>
		<category><![CDATA[predator]]></category>
		<category><![CDATA[qdoled]]></category>
		<category><![CDATA[sınırları]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[yenileme]]></category>
		<category><![CDATA[zorluyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=532944</guid>

					<description><![CDATA[<p>Acer bugün, oyun ve eğlence için tasarlanmış etkileyici bir monitör serisi tanıttı. Seri, yüksek kare hızlarına sahip oyunlar için netlik ve renk performansında üst düzey özellikler sunan iki yeni 27 inç Predator QD-OLED oyun monitörünü içeriyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-predator-monitorler-500-hz-yenileme-hizi-ve-4k-qd-oled-panellerle-sinirlari-zorluyor-532944">Yeni Predator Monitörler, 500 Hz Yenileme Hızı ve 4K QD-OLED Panellerle Sınırları Zorluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Acer bugün, oyun ve eğlence için tasarlanmış etkileyici bir monitör serisi tanıttı. Seri, yüksek kare hızlarına sahip oyunlar için netlik ve renk performansında üst düzey özellikler sunan iki yeni 27 inç Predator QD-OLED oyun monitörünü içeriyor. “UltraSpeed” Predator X27U F5, etkileyici 500 Hz yenileme hızına ulaşırken, Predator X27 X, 4K çözünürlük ve 240 Hz yenileme hızı ile detayları pürüzsüzleştiriyor. Her iki model de gerçek 10 bit renk kalibrasyonu ve AMD FreeSync<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Premium Pro teknolojisi ile canlı ve yırtılmasız grafikler sunuyor. </p>
<p>Acer, çok işlevli Nitro Google TV akıllı monitör serisini de Acer Nitro GA321QK P ve kavisli Acer Nitro GA341CUR W0 modelleriyle genişletti. Google TV ile kullanıcılar 10.000’den fazla uygulamada sunulan 400.000’den fazla film, dizi ve içeriğe tek bir ekranda erişebiliyor. Yüksek çözünürlüklü panelleri ve 240 Hz’e varan yenileme hızları ile sıradan akıllı monitörlerden ayrılıyor; bu da onları gündelik oyunlar için de ideal hale getiriyor. Ayrıca, ultra ince Acer Nitro PG271K taşınabilir monitör, 4K çözünürlüğü, yerden tasarruf eden tasarımı ve ayarlanabilir ayağıyla çok yönlü bir görüntüleme deneyimi vadediyor.</p>
<p><strong>Predator QD-OLED Oyun Monitörleri           <br /> </strong>Yeni nesil Predator monitörler, üst düzey görsel performans arayan profesyonel ve tutkulu oyunculara hitap ediyor. Predator X27U F5, VESA DisplayHDR TrueBlack 500 sertifikalı, Delta E</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-predator-monitorler-500-hz-yenileme-hizi-ve-4k-qd-oled-panellerle-sinirlari-zorluyor-532944">Yeni Predator Monitörler, 500 Hz Yenileme Hızı ve 4K QD-OLED Panellerle Sınırları Zorluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tekelleşme Küçük Ölçekli Yapay Zeka Şirketlerini Zorluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tekellesme-kucuk-olcekli-yapay-zeka-sirketlerini-zorluyor-456143</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 May 2024 08:54:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[küçük]]></category>
		<category><![CDATA[ölçekli]]></category>
		<category><![CDATA[şirketlerini]]></category>
		<category><![CDATA[tekelleşme]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zorluyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=456143</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yapay zeka teknolojilerinin hızla geliştiği günümüzde, tekelleşme büyük bir sorun olarak ortaya çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tekellesme-kucuk-olcekli-yapay-zeka-sirketlerini-zorluyor-456143">Tekelleşme Küçük Ölçekli Yapay Zeka Şirketlerini Zorluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Büyük teknoloji şirketlerinin pazarı domine etmesi, rekabeti kısıtlamakta ve küçük ölçekli yapay zeka şirketlerini zor durumda bırakıyor.</p>
<p>Türk İstatistik Derneği (TİD) Başkanı Turhan Menteş, yaptığı açıklamada, &#8220;Küçük ölçekli ürün üreten yapay zeka şirketlerinin, çözüm arayan kullanıcılar için özelleşmiş çözümler üretebildiğini&#8221; belirtti. Turhan Menteş ayrıca, yerel ve küçük ölçekli yapay zeka şirketlerinin tercih edilmesinin gelişimi daha hızlandıracağını ve kullanıcıların eğitim süreci ve model mimarisi üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmasını sağlayan bu ürünlerin, aynı zamanda veri gizliliği konusunda da daha güvenli bir ortam sunabileceğine dikkat çekti.</p>
<p>“Ulusal tedbirler alırken, uluslar arası uzlaşma şart oldu”</p>
<p>Tekelleşmenin olumsuz etkilerini azaltmak ve rekabeti korumak için ulusal tedbirlerin yanı sıra uluslararası uzlaşmanın şart olduğunu belirten Menteş açıklamasında şunlara yer verdi ; “Ulusal tedbirlerin yanı sıra uluslararası uzlaşmada  önemlidir. Çünkü yapay zeka teknolojileri, ulusal sınırları aşan bir etkiye sahiptir ve tekelleşme gibi sorunlar küresel boyutta etkiler gösteriyor. Uluslararası bir anlayış ve işbirliği ile yapılacak düzenlemeler, küresel düzeyde rekabetin korunmasına ve inovasyonun teşvik edilmesine katkı sağlayacaktır.  Ancak, ulusal tedbirler de yerel düzeyde rekabeti desteklemek ve küçük ölçekli şirketleri korumak adına oldukça önemlidir. Ulusal ve uluslararası düzeyde uygun politika ve düzenlemelerin birlikte yürütülmesi, yapay zeka alanında adil bir rekabet ortamının oluşturulmasına yardımcı olacaktır”</p>
<p>Küçük ölçekli yapay zeka şirketlerinin, yenilikçi fikirler ve çözümlerle büyük teknoloji şirketlerinin rekabetine karşı gelmeye çalıştığının altını çizen Menteş,   “Bu şirketlerin karşılaştığı bazı zorluklar da var. Daha az finansman ve insan kaynağına sahip olmaları, teknik zorluklarla başa çıkmak zorunda kalmalarına neden oluyor.” Dedi.</p>
<p>Küçük ölçekli yapay zeka şirketlerinin, çözüm arayan kullanıcılara özelleşmiş çözümler sunarak büyük şirketlerin sağlayamayacağı bir hizmet sunduğunu ifade eden Menteş,  bu şirketlerin maliyet kontrolü, uzmanlaşmış alanlarda hizmet verme yeteneği ve sahiplik/lisanslama konularında esneklik gibi avantajları bulunduğunu vurguladı.  Menteş şöyle devam etti ; “Hızlı ve esnek karar alma yetenekleri sayesinde büyük şirketlere göre daha çevik bir yapıya sahip olmaları, müşterilere daha kişiselleştirilmiş ve odaklanmış çözümler sunabilme kabiliyetleri, daha az bürokrasiye ve daha hızlı işlem süreçlerine sahip olmaları gibi unsurlar da bu avantajlar arasında sayılabilir. Ayrıca, küçük şirketlerin genellikle daha yenilikçi ve risk alabilen bir kültürleri olduğundan, daha hızlı ve yenilikçi ürün ve hizmetler geliştirebilme potansiyelleri de bulunmaktadır.”</p>
<p>Türk İstatistik Derneği, Ankara’da “Yapay Zeka “ temalı kongre düzenleyecek</p>
<p>Turhan Menteş, Türk İstatistik Derneği’nin 15-18 Ekim 2024 tarihlerinde Ankara’da “Yapay Zekâ” ana teması ile Uluslararası Veri Bilimi ve İstatistik Kongresi’ni düzenleyeceğini belirterek Kongrede, kişisel verilerin korunmasının getireceği sorunlar ve küçük ölçekli yapay zeka şirketlerinin stratejik önemi gibi konular ele alınacağını ifade etti.  Yapay zeka alanında ulusal düzeyde yapılacak düzenlemelerin önemine dikkat çeken Menteş,   Kongrede özelikle  Türkiye&#8217;de yapay zeka alanında faaliyet gösteren küçük ölçekli şirketlere yönelik özel teşviklerin sağlanması ve ulusal yapay zeka yasasının çıkarılmasına ilişkin görüşlere yer verileceğini ve bu yasanın, küçük şirketlerin rekabet gücünü artırarak inovasyonu teşvik etmesi ve tekelleşmiş yapay zeka şirketlerine karşı milli önlemlerin alınmasına yönelik önerilerin ortaya çıkacağını söyledi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tekellesme-kucuk-olcekli-yapay-zeka-sirketlerini-zorluyor-456143">Tekelleşme Küçük Ölçekli Yapay Zeka Şirketlerini Zorluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Lenovo; ThinkStation P8 ile İş İstasyonlarında Performansın Sınırlarını Zorluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/lenovo-thinkstation-p8-ile-is-istasyonlarinda-performansin-sinirlarini-zorluyor-426440</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Nov 2023 12:40:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[istasyonlarında]]></category>
		<category><![CDATA[lenovo]]></category>
		<category><![CDATA[performansın]]></category>
		<category><![CDATA[sınırlarını]]></category>
		<category><![CDATA[thinkstation]]></category>
		<category><![CDATA[zorluyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=426440</guid>

					<description><![CDATA[<p>Teknoloji devi Lenovo, AMD Ryzen™ Threadripper™ PRO 7000 WX Serisi işlemcilere ve NVIDIA® RTX™ GPU'lara sahip yeni ThinkStation™ P8 tower iş istasyonunu tanıttı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/lenovo-thinkstation-p8-ile-is-istasyonlarinda-performansin-sinirlarini-zorluyor-426440">Lenovo; ThinkStation P8 ile İş İstasyonlarında Performansın Sınırlarını Zorluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Teknoloji devi Lenovo, AMD Ryzen<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Threadripper<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> PRO 7000 WX Serisi işlemcilere ve NVIDIA® RTX<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> GPU&#8217;lara sahip yeni ThinkStation<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> P8 tower iş istasyonunu tanıttı. Önde gelen 5nm &#8220;Zen 4&#8221; mimarisi üzerine kurulu, 96 çekirdeğe ve 192 iş parçacığına kadar destekleyen en yeni AMD Ryzen Threadripper PRO 7000 WX Serisi işlemcilerden güç alan Lenovo ThinkStation P8, yapı bilgi modellemesi (BIM) iş akışları, yazılım geliştirme projeleri veya ürün yaşam döngüsü yönetimi gibi yüksek yoğunluklu ortamlarda öne çıkıyor. </strong></p>
<p>Lenovo<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />, AMD Ryzen<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Threadripper<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> PRO 7000 WX Serisi işlemcilere ve NVIDIA® RTX<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> GPU&#8217;lara sahip yeni ThinkStation<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> P8 tower iş istasyonunu duyurdu. İş istasyonlarından maksimum performans bekleyen profesyoneller için benzersiz performans, güvenilirlik ve esneklik sağlamak üzere tasarlanan yeni iddialı ThinkStation P8, dünyanın AMD Ryzen Threadripper PRO işlemcili ilk iş istasyonu olan ödüllü P620&#8217;nin başarısından güç alıyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Müşteri deneyimi ve inovasyon yenilikçi iş mimarisiyle birleşiyor</strong></p>
<p>Aston Martin&#8217;den ilham alan çok yönlü bir kasada optimize edilmiş termal tasarıma sahip ThinkStation P8, Lenovo&#8217;nun efsanevi güvenilirliğini, müşteri deneyimini ve inovasyonunu AMD ve NVIDIA® tarafından geliştirilen yenilikçi işlem mimarisiyle birleştiriyor.  ThinkStation P8, sonuç odaklı iş akışı çevikliğine yoğunlaşan birden fazla segmentte yoğun iş yükleri için çıtayı yükseltiyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>“ThinkStation P8 beklentilerin ötesine geçecek”</strong></p>
<p><strong>Lenovo İş İstasyonu ve İstemci Yapay Zeka İş Birimi Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Rob Herman </strong>ürüne dair şunları söyledi: &#8220;Lenovo olarak müşterilerimizin değişen ve çeşitli ihtiyaçlarına uyum sağlayabilecek yüksek kaliteli iş istasyonlarına ihtiyaç duyduğunun farkındayız. Bu yüzden AMD ve NVIDIA iş birliğiyle işlem gücü, esneklik ve işletme sınıfı özellikleri bir araya getiren bir iş istasyonu olan ThinkStation P8&#8217;i yarattık. Karmaşık simülasyonlar çalıştırmak, çarpıcı görseller oluşturmak veya çığır açıcı yapay zeka uygulamaları geliştirmek için benzersiz performans ve ölçeklenebilirlik sunmak için geliştirilen ThinkStation P8, bu ihtiyaçların hepsine yanıt verebilecek güçte. Lenovo&#8217;nun sahip olduğu sertifikaların yanı sıra güvenliği ve desteğiyle ThinkStation P8&#8217;in beklentilerin ötesine geçeceğine inancımız tam.&#8221;</p>
<p> </p>
<p><strong>Esnek ve Çok Yönlü ThinkStation P8 Sektör Çözümleri</strong></p>
<p><strong> </strong>Mimarlık, mühendislik, medya ve eğlence, sağlık, eğitim ve araştırma gibi alanlardaki profesyoneller, güçlü ve güvenilir bir iş istasyonun iş başarısı için kritik öneme sahip olduğunu bilir. Yoğun veri kullanımı gerektiren iş akışlarından gerçek zamanlı grafik uygulamalarına ve yapay zeka modeli geliştirmeye kadar karmaşık ve zorlu görevlerin yönetilmesi, bu sektörlerde yürütülen çalışmaların doğal bir parçası olurken kullanıcılar; üretkenlik, yaratıcılık ve inovasyonun sınırlarını zorlamalarını sağlayan yüksek düzeyde yapılandırılabilir, son teknoloji ürünü iş istasyonu çözümlerinden yararlanır. Lenovo iş istasyonları, ayrıca yapay zeka için veri hazırlama, veri temizliği, veri görselleştirme, model seçimi, model puanlama, model eğitimi ve ince ayarların yapılması gibi, veri bilimcilerin iş akışının önemli bir bölümünü oluşturabilen görevler için ideal çözümler olarak öne çıkıyor.</p>
<p>ThinkStation P8 ise bunun gibi en zorlu iş yükleri için geliştirilmiş bir iş istasyonu. Aston Martin iş birliğiyle geliştirilen güçlü termal tasarım, kullanıcıların yüksek işlem gücüne sahip AMD CPU&#8217;ların ve NVIDIA RTX profesyonel ekran kartı seçeneklerinin sınırlarını daha hızlı ve daha uzun süre zorlamasını sağlayarak P8&#8217;i en karmaşık iş akışlarının üstesinden gelmek için ideal hale getiriyor. </p>
<p>Önde gelen 5nm &#8220;Zen 4&#8221; mimarisi üzerine kurulu, 96 çekirdeğe ve 192 iş parçacığına kadar destekleyen en yeni AMD Ryzen Threadripper PRO 7000 WX Serisi işlemcilerden güç alan Lenovo ThinkStation P8, yapı bilgi modellemesi (BIM) iş akışları, yazılım geliştirme projeleri veya ürün yaşam döngüsü yönetimi gibi yüksek yoğunluklu ortamlarda öne çıkıyor. Raf için optimize edilmiş yeni şık ve sağlam kasa, daha zorlu genişletme olanaklarını yönetmek için daha büyük Platinum güç kaynağı seçenekleri sunuyor. Örneğin, üç (3) kadar NVIDIA RTX 6000 Ada Nesli GPU&#8217;lara kadar destekleyen sistem, gerçek zamanlı ışın izleme veya video işleme, simülasyon veya bilgisayar destekli tasarım gibi grafik yoğunluklu uygulamalarda tamamlama süresini önemli ölçüde kısaltıyor. Bileşenlerin birleşik işlem gücü; dijital dünyalar, AR/VR içerik üretme ve gelişmiş yapay zeka modelleri geliştirme gibi, kullanıcıyı içine alan yeni dünyaların kapılarını açıyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/lenovo-thinkstation-p8-ile-is-istasyonlarinda-performansin-sinirlarini-zorluyor-426440">Lenovo; ThinkStation P8 ile İş İstasyonlarında Performansın Sınırlarını Zorluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HUAWEI FreeBuds Pro 3 ses kalitesinin sınırlarını zorluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/huawei-freebuds-pro-3-ses-kalitesinin-sinirlarini-zorluyor-417007</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Oct 2023 10:24:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[freebuds]]></category>
		<category><![CDATA[huawei]]></category>
		<category><![CDATA[kalitesinin]]></category>
		<category><![CDATA[pro]]></category>
		<category><![CDATA[ses]]></category>
		<category><![CDATA[sınırlarını]]></category>
		<category><![CDATA[zorluyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=417007</guid>

					<description><![CDATA[<p>Huawei, yeni nesil TWS kulaklıklarıyla sınıfının lideri sesleri Türkiye'de sunuyor. Üstün akustik, donanım ve yazılım geliştirmeleri ile tüketiciler, yüksek çözünürlüklü Çift Sürücülü Ses Sistemi ve Akıllı ANC 3.0 ile üstün ses kalitesi bekleyebilir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/huawei-freebuds-pro-3-ses-kalitesinin-sinirlarini-zorluyor-417007">HUAWEI FreeBuds Pro 3 ses kalitesinin sınırlarını zorluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>HUAWEI FreeBuds Pro 3 ses kalitesinin sınırlarını zorluyor</strong></p>
<p>Huawei, yeni nesil TWS kulaklıklarıyla sınıfının lideri sesleri Türkiye&#8217;de sunuyor. Üstün akustik, donanım ve yazılım geliştirmeleri ile tüketiciler, yüksek çözünürlüklü Çift Sürücülü Ses Sistemi ve Akıllı ANC 3.0 ile üstün ses kalitesi bekleyebilir.</p>
<p> Huawei&#8217;in TWS kulaklıklar için ses mühendisliğindeki uzmanlığından yararlanan en yeni nesil kulaklıklar, kulakları memnun eden gerçekçi ses kalitesi sunarak HUAWEI FreeBuds&#8217;ın itibarını koruyor.</p>
<p> Yepyeni bir amiral gemisi modeli olan HUAWEI FreeBuds Pro 3, ses doğruluğunu yeniden tanımlamak ve sektörde yeni ölçütler oluşturmak için yenilikçi teknolojiyi kullanıyor. En yeni model, Pure Voice 2.0, Intelligent ANC 3.0 ve Triple Adaptive EQ ile gürültü engellemenin yanı sıra kristal netliğinde iletişim sağlayan yüksek çözünürlüklü çift sürücülü ses sistemi ile zaten sınıfının lideri olan ses deneyimini geliştiriyor. Yeniden tasarlanan model ayrıca akıllı bağlanabilirlik ve yenilenmiş bir tasarıma sahip.</p>
<p> Yeni HUAWEI FreeBuds Pro 3 ile kullanıcılar, en sevdikleri müziklerin, sesli kitapların ve podcast&#8217;lerin keyfini çıkarabilir veya herhangi bir yerden, gürültülü ortamlarda bile ses kısıtlaması olmadan bozulmamış sesli aramalar yapabilirler.</p>
<p> </p>
<p>HUAWEI FreeBuds Pro 3, gecikme olmadan mükemmel, gerçekçi bir dinleme deneyimi sunan yüksek çözünürlüklü çift sürücülü bir ses sistemine sahip olduğundan, sesin 48 kHz ila 14 Hz arasında bir ritmi atlamadan değişmesine izin verir.</p>
<p> Ayrıca HUAWEI FreeBuds Pro 3, L2HC 2.0 ve LDAC kodeklerini destekliyor ve hem HWA hem de Hi-Res Audio Wireless sertifikalarına sahip. Bu çifte onay, kulaklıkların karmaşık ayrıntılar ve dokularla dolu yüksek çözünürlüklü ses üretmesini sağlıyor. HUAWEI FreeBuds Pro 3, her dinleyicinin tercih ettiği müziğin keyfini tam da sevdiği şekilde çıkarmasını garanti eden Üçlü Uyarlanabilir EQ algoritmasını kullanarak, zaman ve mekandan bağımsız olarak kişiselleştirilmiş ve kusursuz bir işitsel deneyim sunuyor.</p>
<p> HUAWEI FreeBuds Pro 3, sesli ve görüntülü aramalar sırasında ses alımını 2,5 kat artıran ve gürültülü ortamlarda bile net iletişim sağlayan Pure Voice 2.0 teknolojisi ile arama kalitesini artırıyor. %50 iyileştirme ile gerçek zamanlı gürültü engelleme sağlayan yapay zeka tabanlı uyarlanabilir bir algoritma olan Intelligent ANC 3.0&#8217;dan yararlanıyor. HUAWEI FreeBuds Pro 3, ister uçakta ister trende olsun, kusursuz bir seyahat ortağıdır.</p>
<p> HUAWEI FreeBuds Pro 3, şarj kutusu ile birlikte kullanıldığında 31 saate kadar dinleme süresi ve tek bir şarjla 6,5 saate kadar uzun ömürlü bir pil ömrü sunuyor. Ayrıca, kullanıcılar kablosuz olarak şarj edebilir ve HUAWEI FreeBuds Pro 3&#8217;lerini hemen kullanmaya başlayabilirler. Bu kulaklıklar ayrıca IP54 derecesi ile toza ve suya dayanıklı olacak şekilde tasarlanmıştır, bu da onları aktif bireyler için ideal hale getirir.</p>
<p> Akıllı özellikleri ve performansı, gelişmiş ve sorunsuz bir deneyim sağlar. Kullanıcılar iki cihazı aynı anda bağlayabilir ve iOS ve Android cihazlar arasında tekrar tekrar eşleştirmeye ve eşleştirmeyi kaldırmaya gerek kalmadan sesi kolayca değiştirebilir ve kesintisiz bağlantı sağlar.</p>
<p> </p>
<p>Kulaklıklar, doğadan ilham alan üç renk seçeneğiyle sunuluyor: Seramik Beyaz, Yeşil ve Gümüş Frost. Şarj kutusu, aşınma ve yıpranmaya karşı %32 daha fazla dayanıklılık sağlayan tek parça nano cam içeriyor.</p>
<p> </p>
<p>Huawei FreeBuds Pro 3, 4.999 TL fiyatla Huawei Online Mağaza üzerinden satışa sunuluyor. 399 TL değerinde 1 yıl kayıp kulaklık desteği, AFBPRO300 kupon koduyla 300 TL ekstra indirim ve vade farksız 3 taksit avantajları da tüketicilere sunulan Huawei fırsatları arasında.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/huawei-freebuds-pro-3-ses-kalitesinin-sinirlarini-zorluyor-417007">HUAWEI FreeBuds Pro 3 ses kalitesinin sınırlarını zorluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tarım Arazilerinde Su ve Elektrik İsrafı Kaynakları Zorluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tarim-arazilerinde-su-ve-elektrik-israfi-kaynaklari-zorluyor-397667</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Aug 2023 11:40:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[arazilerinde]]></category>
		<category><![CDATA[elektrik]]></category>
		<category><![CDATA[israfı]]></category>
		<category><![CDATA[kaynakları]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>
		<category><![CDATA[zorluyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=397667</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıklar, yaşam alanlarını ve tarım arazilerini olumsuz etkilemeye devam ederken suyun hayati önemi bir kez daha gözler önüne seriliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tarim-arazilerinde-su-ve-elektrik-israfi-kaynaklari-zorluyor-397667">Tarım Arazilerinde Su ve Elektrik İsrafı Kaynakları Zorluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıklar, yaşam alanlarını ve tarım arazilerini olumsuz etkilemeye devam ederken suyun hayati önemi bir kez daha gözler önüne seriliyor. Son olarak Diyarbakır’da su kullanımına getirilen yasak ve sınırlamalar, su krizinin geldiği boyutları ortaya koydu. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin 6 ilinde elektrik perakende dağıtım hizmeti veren DEPSAŞ Enerji’nin Genel Müdürü Murat Karagüzel, özellikle tarım arazilerindeki su ve elektrik kullanımlarına değinerek, “Ülkemizin sahip olduğu tatlı su kapasitesinin ortalama yüzde 70’i, tarımsal faaliyetlerde kullanılıyor. Özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yaygın görülen vahşi sulama (salma sulama) yöntemi, içme suyu kaynaklarının bilinçsizce kullanılmasına neden oluyor. Vahşi sulama yapmak için doğrudan şebeke suyu kullanıldığı gibi 800 metreye varan derinlikte sondaj kuyuları açılarak elektrikle su çekiliyor. Sulama esnasında orantısız su dağılımının olduğu bu yöntem, hem su israfına hem de yüksek elektrik tüketimine yol açarken aynı zamanda çiftçiye büyük maliyetler çıkarıyor” şeklinde konuştu. </strong></p>
<p>Değişen mevsim koşullarıyla birlikte baş gösteren kuraklık tehlikesi, yaz mevsiminde hem sosyal hayatta hem de farklı iş kollarında etkisini daha derinden hissettiriyor. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin Ağustos ayı boyunca su kullanımına yönelik getirdiği kısıtlamalar, su krizinin geldiği boyutları ortaya koydu. Alınan kararlara göre hortumla çevre sulamaları yasaklanırken otomobil ve halı yıkama faaliyetlerine sınırlama getirildi. Diğer yandan verimli tarım alanlarıyla bilinen Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki birçok arazide, içme sularının bilinçsizce vahşi sulama (salma sulama) amacıyla kullanılması konunun diğer önemli boyutuna işaret ediyor. Hem şebeke suyu hem de sondaj kuyuları açılarak elde edilen yer altı kaynak sularının kullanıldığı vahşi sulama, su israfına ve enerji maliyetlerinin artmasına sebep oluyor.</p>
<p>Ülkemizin en çok elektrik enerjisinin tüketildiği coğrafyalarından olan Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin 6 ilinde elektrik perakende satış hizmeti veren <strong>DEPSAŞ Enerji’nin Genel Müdürü Murat Karagüzel</strong>, kuraklık tehlikesine karşı tüm çiftçilerin verimli sulama metotlarını kullanması gerektiğinin altını çizdi. Karagüzel yaptığı açıklamalarda sadece Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin, Şırnak, Batman ve Siirt illerinde 123 bin kayıtlı çiftçinin üretim gerçekleştirdiğini vurgulayarak, “Bu 6 ilde 16 milyon dekar ekili tarımsal alan yer alıyor ve bölgedeki 123 bin çiftçinin 65 bini, sadece tarımsal sulamayla üretim gerçekleştiriyor. 800 metreye varan derinlikte açılan sondaj kuyularından elektrikle su çekildikten sonra yapılan vahşi sulama, orantısız su dağılımına sebep olurken hem ürün verimliliğini düşürüyor hem su ve elektrik maliyetlerini artırıyor.” dedi.</p>
<p><strong>Sürdürülebilir tarımsal kalkınma için tasarruf şart</strong></p>
<p>Tarım arazilerinde sürdürülebilir kalkınmanın günümüzde hiç olmadığı kadar kritik önem taşıdığının altını çizen Karagüzel, “Bu kalkınmanın temelinde ise kaynakların iyi değerlendirilmesi ve tasarruf tedbirleri ile optimum verim alınması yatıyor. Ülkemizin sahip olduğu tatlı su kapasitesinin ortalama yüzde 70’i tarımsal faaliyetlerde kullanılıyor. Özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde içme suyunun tarım arazilerinde kullanımı yüksek boyutlara ulaştı. Ayrıca bölgemizde sulama birliklerine bağlı sahalarda ekilen tarım alanlarının yaklaşık yüzde 65’i ise elektrik enerjisi kullanılarak sulanmakta. Bu noktada hem enerji sarfiyatını artıran hem de su kaynaklarını olması gerekenden fazla harcayan, elektrikle kuyudan su çekilerek yapılan vahşi sulama yönteminden vazgeçilmesi gerektiğine dikkat çekmek istiyoruz.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Verimli sulama yöntemleri ile en az yüzde 20 tasarruf mümkün</strong></p>
<p>Karagüzel tarımda yağmurlama, damla ve gece sulaması gibi metotların yaygınlaşmasıyla yıllık yaklaşık yüzde 20 enerji ve su tasarrufunun, üretimde ise yüzde 20’ye varan daha fazla verimliliğin sağlanabileceğini belirterek, “Örneğin bir çiftçi, doğru sulama ile 100 dönüm pamuk ekerse yıllık 50 bin kWh (120 bin TL) tasarruf edebilir. Çiftçilerimizin damla sulama, gece sulaması, hatta rüzgar enerjisi ile çalışan su pompası gibi metotlarla, tarım arazilerinde maksimum verimlilik alacaklarına ve bu sayede yüksek oranda enerji tasarrufu elde edeceklerine inanıyoruz” şeklinde konuştu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tarim-arazilerinde-su-ve-elektrik-israfi-kaynaklari-zorluyor-397667">Tarım Arazilerinde Su ve Elektrik İsrafı Kaynakları Zorluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İş Yerlerindeki Kira Artış Oranları Üreticiyi Zorluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/is-yerlerindeki-kira-artis-oranlari-ureticiyi-zorluyor-380780</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Jun 2023 12:54:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[artış]]></category>
		<category><![CDATA[kira]]></category>
		<category><![CDATA[oranları]]></category>
		<category><![CDATA[üreticiyi]]></category>
		<category><![CDATA[yerlerindeki]]></category>
		<category><![CDATA[zorluyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=380780</guid>

					<description><![CDATA[<p>Enflasyon verilerinin açıklanmasının ardından iş yerlerine yapılacak kira zammı netleşti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/is-yerlerindeki-kira-artis-oranlari-ureticiyi-zorluyor-380780">İş Yerlerindeki Kira Artış Oranları Üreticiyi Zorluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Enflasyon verilerinin açıklanmasının ardından iş yerlerine yapılacak kira zammı netleşti.</p>
<p>Mayıs ayı Enflasyon rakamlarının açıklanmasıyla birlikte iş yerlerini ilgilendiren kira artış oranları da belli oldu. Mayıs ayı verilerine göre iş yerlerinin kira artış oranları yüzde 63,72 olarak belirlendi.</p>
<p>Konutlarda ise yüzde 25 sınırının devam etmesi bekleniyor</p>
<p>Konutlarda ise Temmuz 2023 tarihine kadar Kira Artış oranları yüzde 25 olarak gerçekleştiriliyor. Bu tarihten sonra da Temmuz 2024 yılına kadar kira artışlarının yüzde 25&#8217;te sabit tutulması bekleniyor. Gayrimenkul Uzmanı Gülcan Altınay: “Enflasyon verilerinin açıklanmasıyla birlikte iş yerlerindeki kira artış oranı 63.72 olarak belirlendi. Konutlarda ise %25 olan kira artış sınırının Temmuz 2023’ den sonra da sabit tutulması bekleniyor.” dedi.</p>
<p>İŞ YERLERİNDEKİ KİRA ARTIŞ ORANLARI ÜRETİCİYİ ZORLUYOR</p>
<p>İş yerlerindeki kiracılar, kira artış oranlarından şikayetçiler. İş yerlerinde konutlarda olduğu gibi yüzde 25 kira artış sınırı olmadığı için kiracılar mağdur durumda. Gayrimenkul Uzmanı Gülcan Altınay: “İş yerlerindeki kira artışı üretim yapan kiracıyı zor duruma düşürüyor. Karlılık oranının düşmesinden, kira rakamlarının ve artış oranlarının yükselmesinden şikayetçiler.” dedi.</p>
<p>KONUTTAKİ KİRA ARTIŞ SINIRI EV SAHİBİNİN YÜZÜNÜ GÜLDÜRMÜYOR</p>
<p>Konutlardaki kiracılar için yüzde 25 kira artış sınırı uygulanıyor. Fakat bu uygulamayı sahada her ev sahibi uygulamıyor. Gayrimenkul Uzmanı, Tügem üyesi Gülcan Altınay, ev sahiplerinin de artan enflasyon rakamlarının karşısında, kiralarında uyguladıkları yüzde 25’lik artışın az kaldığını belirttiklerini söylüyor. </p>
<p>KİRA ARTIŞ ORANLARI ÜRETİCİNİN BELİNİ BÜKTÜ</p>
<p>Kira artış oranları arttı esnaf kara kara düşünüyor. Üretici kiralık yer bulmakta sıkıntı çekiyor. Gayrimenkul Uzmanı Gülcan Altınay: “Üretici, arsaların kira fiyatlarındaki artış sebebiyle kiralık işyerlerine yöneldi. Kiralık iş yerlerinde talebin artmasıyla beraber arzda sıkıntı yaşanıyor. Bu da iş yerleri kiralarının artmasını beraberinde getirdi. Üretici karlılık oranının düşmesinden şikayetçi. Yapacakları üretimi artırmayıp mevcut olanı korumaya yöneleceklerinden bahsediyorlar.” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/is-yerlerindeki-kira-artis-oranlari-ureticiyi-zorluyor-380780">İş Yerlerindeki Kira Artış Oranları Üreticiyi Zorluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Geniş aile etkisi evlilikleri zorluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/genis-aile-etkisi-evlilikleri-zorluyor-368723</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Apr 2023 10:26:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[etkisi]]></category>
		<category><![CDATA[evlilikleri]]></category>
		<category><![CDATA[geniş]]></category>
		<category><![CDATA[zorluyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=368723</guid>

					<description><![CDATA[<p>Avrupa’da evlilik iki kişi arasındaki tango, Türkiye’de ise halay gibi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genis-aile-etkisi-evlilikleri-zorluyor-368723">Geniş aile etkisi evlilikleri zorluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Avrupa’da evlilik iki kişi arasındaki tango, Türkiye’de ise halay gibi</strong></p>
<p><strong>Ülkemizdeki evliliklerde ailelerin etkileri, geçmiş yıllara göre azalıyor olsa da halen yaygın bir şekilde devam ettiğini belirten uzmanlar evlilikte yaşanılan sorunların ve boşanmaların nedenlerinin başında, aileler arası anlaşmazlıklar ve buna bağlı müdahalelerin geldiğini söylüyor. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog İhsan Öztekin ailelerin farklı görüşlerde olmasının evlilik kurumunun devamı için en büyük risk ve tehditlerin başında geldiğini belirterek bu durumu şu cümleyle örnekledi: “Avrupa’da evlilik tango gibidir, iki kişi arasında yapılır. Türkiye’de ise halay gibidir. Aileler arasında yapılır, sülaleler karışır.”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog İhsan Öztekin geniş ailenin evlilik üzerindeki etkilerini ve bu etkilerin azaltılması için aileye ve çifte düşen sorumlulukları anlattı. </p>
<p><strong>Kendi yuvaları olması için evlenmelerini isterler </strong></p>
<p>Ailelerin evlilik ile ilgili çocuklarına yansıttıkları tutumlarından bahseden İhsan Öztekin “Aileler çocukları belli bir yaşa geldikten sonra ısrarla evlenmelerini isterler, evlenmeleri için baskı yaparlar ama çocukları evlendikten sonra yine rahat bırakmazlar. Çocuklarının yaşantılarına karışmaya devam ederler. Maddi durumlarından çalışma hayatlarına, tatillerinden ne zaman çocuk yapacaklarına, yedikleri içtikleri, gitmeleri gelmelerine kadar hayatlarının her alanlarına müdahale ederler.” dedi.</p>
<p><strong>Ailelerin farklı görüşlerde olması ilk tehlike sinyallerini veriyor</strong></p>
<p>Sorunların bu noktada başladığının ve tehlike sinyallerin çaldığını söyleyen Öztekin, “Asıl sorun bundan sonra belirir ve aileler arasında anlaşmazlık başlar. Ailelerin farklı görüşlerde olması, evlilik kurumunun devamı için en büyük risk ve tehditlerin başında gelir. Evlilikte yaşanılan sorunların ve boşanmaların nedenlerinin başında, aileler arası anlaşmazlıklar ve buna bağlı müdahaleler gelmektedir.  Kayınpeder-kayınvalide ile birlikte oturmak ya da aile apartmanı olarak aynı binada oturmak ailelerin müdahalesini kolaylaştırır.” şeklinde ifade etti. Ailelerin çocuklarının kurduğu hayata müdahale edip karışmasının başlangıçta iyi niyetli ve işleri kolaylaştırıyor gibi görünse de sonrasında işin içinden çıkılmaz hale getirebildiğini de sözlerine ekledi.</p>
<p><strong>İlk müdahale genelde erkek tarafından geliyor </strong></p>
<p>Evliliğe müdahalenin genelde erkek tarafının annesinden geldiğini belirten Uzman Klinik Psikolog İhsan Öztekin, “Kız tarafı bu müdahaleyi daha sessiz ve el atından yapar. Tabii bunun yanında aileler arası ağır hakaretlere, karakolda ya da hastanede biten kavgalara da rastlanabilmektedir. Bu müdahaleler devam ettikçe en mutlu ailelerde bile ‘senin ailen şunu yaptı’ tartışmaları, karşılıklı öfkeye, suçlamalara ve boşanmaya kadar gidebilecek bir süreci tetikler.” dedi.</p>
<p><strong>Evlilik öncesi oluşan ön yargılar yarardan çok zarar veriyor </strong></p>
<p>Evlilik öncesi kız ve erkek tarafının ailelerinin çocuklarına verdiği nasihatlerin altını çizen Öztekin  “Nasihatler de eşler arasında ön yargılar oluşturuyor ve yarardan çok zarar veriyor. Kıza <strong>‘aman kızım o erkektir, sen alttan al, idare et’ </strong>telkinleri kızın evlilikte ezilmesine neden olurken,<strong> ‘aman kızım kayınvalideni uzak tut, her şeye karıştırma’</strong> gibi telkinler de olumsuz ön yargılara neden olur. Erkek tarafının da <strong>‘eşinin ipini sıkı tut, şımartma yoksa sözünü dinletemezsin, seni parmağında oynatır’ </strong>gibi nasihatler, evlilikte yanlış düşünce ve davranışların kapısını açar.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Hem ailelere hem de çifte sorumluluk düşüyor</strong></p>
<p>Bu durumlarda çözümün, ailelerin ve evli çiftler üzerine düşen sorumluluklarda olduğunu söyleyen Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog İhsan Öztekin, “Aileler her şeyden önce çocuklarının artık büyüdüğünü, kendi başlarına karar verebileceklerini, evli olduğunu, aileden ayrı bir evde ve ayrı bir aile olarak, eşi ile birlikte yaşadığı gerçeğini kabul etmeliler.” dedi.</p>
<p><strong>Evli çiftin ilk sorumluluğu birlikte çekirdek aileyi korumaktır</strong></p>
<p>Öztekin, çiftin tutumu ile ilgili şu önerilerde bulundu “Evli çift de müdahaleler karşısında kendi sınırlarını koymalıdır. Burada her birey kendi ailesine sınır koymaktan sorumludur. Bunu yaparken de ailesi ile saygı ilişkisini bozmadan, gerekirse konuşarak ya da uyararak yapabilmelidir. Mutlu ve sağlıklı bir evlilik için ailelerin müdahalesine izin verilmemelidir. Evli çiftin ilk sorumlulukları eşi ile birlikte çekirdek aileyi korumaktır. Birbirlerine emrivaki yapmamalıdırlar. Bu nedenle kararlar da ortak verilmelidir. Örneğin, <strong>‘canım, yarın akşam annemlere yemeğe gidelim mi, ne dersin’</strong> gibi ortak karar alanına çeken iletişim tarzını benimsemeliler.” dedi.  </p>
<p>Uzman Klinik Psikolog İhsan Öztekin sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Sonuç olarak eşler, aileleri arasında ne sorunlar yaşanırsa yaşansın ve aileye ne kadar müdahale ederlerse etsinler, birbirlerini dinlemeli, kendi aralarında istişare etmeli ve ortak bir noktada buluşup harekete geçmelidirler. Bu tutum, sağlıklı ve mutlu bir evliliğin devamını da sağlayacaktır.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genis-aile-etkisi-evlilikleri-zorluyor-368723">Geniş aile etkisi evlilikleri zorluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
