<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>zorbalık | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/zorbalik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/zorbalik</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 10 Mar 2026 11:42:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>zorbalık | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/zorbalik</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Maltepe&#8217;de &#8220;Üniversiteye Hazırlanırken Akran İletişimi ve Zorbalık&#8221; semineri düzenlendi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/maltepede-universiteye-hazirlanirken-akran-iletisimi-ve-zorbalik-semineri-duzenlendi-619276</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Mar 2026 11:42:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[hazırlanırken]]></category>
		<category><![CDATA[letişimi]]></category>
		<category><![CDATA[maltepe]]></category>
		<category><![CDATA[semineri]]></category>
		<category><![CDATA[Şengül]]></category>
		<category><![CDATA[üniversiteye]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619276</guid>

					<description><![CDATA[<p>Maltepe Belediyesi’nce üniversiteye hazırlanan Maltepeli öğrencilere yönelik “Üniversiteye Hazırlanırken Akran İletişimi ve Zorbalık” semineri düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/maltepede-universiteye-hazirlanirken-akran-iletisimi-ve-zorbalik-semineri-duzenlendi-619276">Maltepe&#8217;de &#8220;Üniversiteye Hazırlanırken Akran İletişimi ve Zorbalık&#8221; semineri düzenlendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Maltepe Belediyesi’nce üniversiteye hazırlanan Maltepeli öğrencilere yönelik “Üniversiteye Hazırlanırken Akran İletişimi ve Zorbalık” semineri düzenlendi. Cumhuriyet Eğitim Merkezi Rehber Öğretmeni Eda Şengül’ün konuşmacı olarak katıldığı seminer, Yılmaz Mızrak Kültür Merkezi’nde gerçekleşti. Akran zorbalığının günümüzde oldukça yaygın ve önemli problemler arasında yer aldığına değinen Şengül, zorbalığın; bir kişinin veya grubun diğer bir kişi ya da bir gruba birden fazla olumsuz eylemde bulanması olarak gerçekleştiğini ifade etti. </p>
<p><b>ZORBALIK, DERS BAŞARISINDA DÜŞMEYE YOL AÇIYOR</b></p>
<p>Eda Şengül sağlıklı iletişimin temelinde empati ve aktif dinlemenin bulunduğuna değindi. Akran zorbalığının fiziksel, sözel, sosyal ve siber zorbalık gibi farklı boyutları olduğuna değinen Şengül, zorbalığa maruz kalan öğrencilerin kaygı seviyelerinde artış, yoğun korku, çaresiz ve değersiz hissetmenin sık görüldüğünü, ders başarısında düşme, konsantrasyon sorunu, okul reddi gibi akademik problemler de yaşanabildiğini belirtti. Şengül, öğrencilerin zorbalığı tanımaları, zorbalığa maruz kaldıklarında ya da tanıklık ettiklerinde nasıl davranmaları gerektiği ve yardım mekanizmalarına nasıl başvurabilecekleri konusunda bilgilendirme  de yaptı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/maltepede-universiteye-hazirlanirken-akran-iletisimi-ve-zorbalik-semineri-duzenlendi-619276">Maltepe&#8217;de &#8220;Üniversiteye Hazırlanırken Akran İletişimi ve Zorbalık&#8221; semineri düzenlendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gençler, ergenlik, madde kullanımı ve dijital zorbalık kıskacında!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gencler-ergenlik-madde-kullanimi-ve-dijital-zorbalik-kiskacinda-617799</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Mar 2026 11:08:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlik]]></category>
		<category><![CDATA[gençler]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[kıskacında]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[sistem]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617799</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, okullarda artan şiddet olaylarına ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gencler-ergenlik-madde-kullanimi-ve-dijital-zorbalik-kiskacinda-617799">Gençler, ergenlik, madde kullanımı ve dijital zorbalık kıskacında!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, okullarda artan şiddet olaylarına ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. </p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, “Dünya Sağlık Teşkilatı’nın raporları okul şiddetinin küresel ölçekte arttığını gösteriyor. Siber zorbalık belirgin biçimde artıyor. Fiziksel şiddet bazı ülkelerde azalırken bazı ülkelerde artıyor. Türkiye’de de fiziksel şiddetin arttığı gözlemleniyor” dedi.</p>
<p><strong>Ergenlik dönemi nöropsikolojik olarak riskli bir evre</strong></p>
<p>Ergenlik döneminin beyin gelişimi açısından kritik bir süreç olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, dürtü kontrolü ve karar verme süreçlerinin henüz tam olgunlaşmadığını ifade etti ve “Ergenlikte beynin prefrontal korteks dediğimiz, planlama ve dürtü kontrolünden sorumlu bölgesi tam gelişmemiştir. Bu bölge beynin kaptan köşküdür. Bedensel gelişim ruhsal gelişimin önüne geçebilir. Bu nedenle ergenlik bazı literatürde ‘normal şizofrenik dönem’ olarak tanımlanır. Sıra dışı ve rasyonel olmayan davranışlar bu çağın doğasında vardır.” diye konuştu.</p>
<p>Ancak bu nöropsikolojik risklerin tek başına belirleyici olmadığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Çocukta adalet algısı varsa, sıcak, tutarlı ve sınır koyan ebeveynlik varsa, açık iletişim ortamı bulunuyorsa şiddet davranışı azalır. Adalet algısı zedelendiğinde çocuk kendini güvende hissetmez, ahlaki dışlanma yaşar ve şiddeti meşrulaştırır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Hem evde hem okulda adalet algısı bozulursa risk artıyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, çocuğun hem evde hem okulda adaletsizlik algısı yaşamasının şiddet riskini ciddi şekilde artırdığını ifade ederek, “Eğer çocuk hem evde hem okulda kendini haksızlığa uğramış hissediyorsa depresyon ve şiddet eğilimi daha da artar. Bir tarafta güvenli alan varsa denge sağlanabilir. Ancak iki alanda da zedelenme varsa risk büyür.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Açık iletişimin olmadığı, çocuğun zorla konuşturulduğu ya da baskı altında tutulduğu ortamlarda riskin arttığını dile getiren Prof. Dr. Tarhan, özgürlük ve özerklik ihtiyacı karşılanmayan çocuğun kendini tehdit altında hissettiğini ve bu durumun ahlaki kuralları dışlamasına yol açabildiğini söyledi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, “Çocuk kendi ahlaki kurallarını oluşturmaya başlar ve şiddeti normalleştirir. Ailede, okulda ya da toplumda adalet algısının bozulması, şiddet artışında çok önemli bir rol oynar.” dedi.</p>
<p><strong>Ergen zaten nöropsikolojik olarak hazır değil</strong></p>
<p>Ergenlik döneminde beynin karar verme ve dürtü kontrolünden sorumlu prefrontal korteks bölgesinin henüz tam olgunlaşmadığını hatırlatan Prof. Dr. Tarhan, adaletsizlik algısının bu süreci daha da zorlaştırdığını söyledi ve “Ergen adaletsizliğe uğradığını düşündüğünde mantıksal ve duygusal muhakemeyi birlikte kullanarak sağlıklı karar verme kapasitesi zaten sınırlıdır. Bunun üzerine bir de madde kullanımı eklenirse risk katlanır.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Alkol ve madde kullanımının beynin ön bölgesini devre dışı bıraktığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Madde, en sağlıklı insanda bile beynin kaptan köşkü olan prefrontal korteksi baskılar. Kişi düşünmeden konuşur, düşünmeden davranır, birikmiş öfkesini kontrolsüz biçimde dışa vurur. Yanlış senaryolar üretir ve yanlış bir mağduriyet duygusu geliştirir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Bu mağduriyet algısının hem evde hem okulda yaşanması durumunda depresyon ve şiddet riskinin daha da arttığını vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Eğer çocuk yalnızca bir alanda sorun yaşıyorsa diğer alan denge sağlayabilir. Ancak hem evde hem okulda adalet algısı zedelenmişse şiddet ihtimali yükselir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Madde kullanımının riski ciddi biçimde artırdığını da belirten Prof. Dr. Tarhan, “Madde kullanan bir çocuğun okula gitmesi sakıncalıdır. Tedavi gören bir öğrencinin ‘okula gidebilir’ raporu olmadan okula dönmemesi gerekir.” dedi.</p>
<p><strong>Okul iklimi adalet algısıyla doğrudan bağlantılı</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, adalet algısının zedelenmesinin okul iklimini de olumsuz etkilediğini belirterek, “Açık, şeffaf, hesap verebilir ve sorgulanabilir bir sistem yoksa adalet algısı bozulur. Aidiyet duygusu zayıflar. Öğretmenle güven ilişkisi zarar görür. Öğrenci kendini güvende hissetmez.” diye konuştu.</p>
<p>Araştırmaların zorbalık eğilimleri ile okul iklimi arasında güçlü bir ilişki gösterdiğini vurgulayan Prof. Dr.  Tarhan, adil kurallara sahip, herkese eşit davranan bir okul yönetiminin öğrencilerin güven duygusunu artırdığını ifade etti.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, “Gençler sorunlarının çözülebileceğine inanırsa şiddete başvurma ihtimali azalır.” dedi.</p>
<p><strong>Travmaya duyarlı okullar yaygınlaşıyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, özellikle ABD’de “travmaya duyarlı okul” modelinin yaygınlaşmaya başladığını dile getirerek, “Okul şiddeti ABD’de çok yüksek. Okula silah götüren öğrenci sayısının yüz binlerle ifade edildiği bir tablo var. Bu nedenle travmaya duyarlı okullar açılıyor. Bu okullarda sadece akademik disiplin değil, sosyal ve duygusal öğrenme programları uygulanıyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Bu kapsamda öğrencilere sosyal-duygusal beceriler, mindfulness uygulamaları ve pozitif psikoloji temelli çalışmalar yapıldığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Psikolojik sağlamlığı artan bir çocuk hem kendi içindeki şiddeti hem de başkasının şiddetini yönetebilir.” dedi.</p>
<p><strong>Dijital çözüm merkezleri kurulmalı</strong></p>
<p>Okul ikliminde normların net biçimde belirlenmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Haksızlığa uğrayan öğrenciler için dijital çözüm merkezleri oluşturulmalı. Çocuk yaşadığı sorunu mesaj yoluyla iletebilmeli ve belirli süre içinde geri dönüş alabilmeli. Böyle bir sistem işlerse çocuk duygularını biriktirmez, ifade eder ve şiddet riski azalır.” diye konuştu. </p>
<p><strong>Toplumda artan kutuplaşma ve öfke dili ile “çember etkisi”…</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, toplumda artan kutuplaşma ve öfke dilinin gençlerin davranış repertuarını doğrudan etkilediğini belirterek, buna “çember etkisi” adını verdi.</p>
<p>Toplumu iç içe geçmiş halkalara benzeten Prof. Dr. Tarhan, “En iç halkada yöneticiler vardır. Yöneticinin küçük bir hatası ya da kullandığı bir öfke dili, geniş halkalara büyüyerek yansır. Çocuklar ve gençler model alarak öğrenir. Makro modelde öfke varsa mikro modelde de öfke olur.” dedi.</p>
<p>Lider konumundaki kişilerin öfkeyi sorun çözme ya da hak arama yöntemi gibi kullanmasının gençler üzerinde güçlü bir model etkisi oluşturduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Beynin karar verici bölgesi olan frontal korteks 20-25 yaşına kadar tam olgunlaşmaz. 12-15 yaş en riskli dönemdir. 15-25 yaş ikinci derecede risklidir. Bu süreçte gençlerin yaptığı davranışın sonucunu fark etme ve doğru-yanlışı ayırt etme kapasitesi henüz gelişim halindedir” diye konuştu.</p>
<p><strong>Hukuki, sosyal ve ahlaki normlar birlikte korunmalı</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, şiddetin yalnızca bireysel değil normatif bir sorun olduğuna işaret ederek, üç temel normun korunması gerektiğini söyledi ve “Hukuki normlara uymamak en ağır şiddet davranışıdır. Sosyal normlara uymamak, psikolojik taciz gibi davranışları artırır. Ahlaki normların zedelenmesi de farklı şiddet türlerine yol açar. Bu üç norm dengeli biçimde korunmalıdır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Toplumsal travmaların bu normları zayıflatabildiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, “Pandemide yetişkinler yeni düzene adapte oldu ancak ergenler zorlandı. Beklenti ileri yaş gruplarının daha çok etkileneceği yönündeydi fakat en çok ergenler etkilendi. Sosyal medya ile aşırı temas kurdular, gelişimlerine uygun olmayan içeriklere maruz kaldılar.” şeklinde konuştu. </p>
<p>Ailede açık iletişim, sınır ve duygu koçluğu eksikliği olduğunda gençlerin stresle başa çıkmak için sosyal medyaya yöneldiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, “15 yaş altına sosyal medya hesabı açılması mutlaka sınırlandırılmalı. Sosyal medya şiddeti anonimleştiriyor ve sıradanlaştırıyor. Bu çok tehlikeli. Kötülüğü normalleştiriyor.” dedi.</p>
<p><strong>Siber zorbalık davranış eşiğini düşürüyor</strong></p>
<p>Siber zorbalığın çevrimiçi ortamda oluşan bir “cesaret” duygusu ürettiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, “Çevrimiçi ortamda anonimlik hissi oluşuyor. Şiddet sıradanlaşıyor ve normalleşiyor. Oysa yüz yüze ortamda kişi ‘dur, düşün, eyleme geç’ mekanizmasını kullanabilir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, bu mekanizmanın beynin ön bölgesiyle ilgili olduğunu vurgulayarak, “Beynin fren mekanizması GABA sistemiyle, gaz mekanizması ise glutamat sistemiyle ilgilidir. Ergenlerde fren sistemi zayıf, gaz sistemi daha aktiftir. Bu nedenle gençler freni zayıf bir otomobil gibi hareket edebilir.” şeklinde konuştu. </p>
<p>Aile ortamında sıcak, tutarlı ve sınır koyan bir iletişim varsa çocuğun dürtülerini daha iyi yönetebildiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Çocuk böyle bir ortamda yaşadığında öfkesini ailesiyle konuşur, ‘dur ve düşün’ becerisini geliştirebilir.” dedi.</p>
<p><strong>Alkol beyindeki fren sistemini zayıflatıyor</strong></p>
<p>Alkol ve bağımlılık yapan maddelerin beynin “fren mekanizmasını” bozduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Alkol, beyindeki birçok reseptöre bağlanır ancak en belirgin etkisi GABA sistemi üzerindedir. Bu sistem beynin fren mekanizmasıdır. Fren devre dışı kaldığında kişi, gaz sistemi olarak tanımlanan glutamat sisteminin etkisiyle hareket eder. Bu da kontrol kaybına yol açar.” diye konuştu. </p>
<p><strong>Bağımlılık beynin ödül sistemiyle ilgili</strong></p>
<p>Bağımlılığın beyindeki ödül sistemiyle bağlantılı olduğunu kaydeden Prof. Dr. Tarhan, dopaminin bu süreçte temel rol oynadığını ifade etti. Özellikle ergenlik döneminde anlık haz arayışının yüksek olduğuna dikkat çeken Tarhan, sosyal ve duygusal becerilerin yeterince gelişmemiş olması halinde riskin arttığını söyledi ve “Eğer aile yalnızca akademik başarıya odaklanıyorsa ve sosyal-duygusal öğrenme ihmal ediliyorsa, çocukta dürtü kontrolü zayıf olur. Bu beceriler yaşayarak ve aile içindeki psikolojik iklimle gelişir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Üç ebeveynlik tarzı şiddeti tetikleyebiliyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, iyi niyetle benimsenen bazı ebeveynlik tutumlarının çocuklarda öfke ve şiddet davranışlarını artırabildiğini belirterek, üç modele dikkat çekti. Baskıcı ve itaati yücelten aile yapısında sürekli eleştirilen çocukların duygularını bastırdığını, ergenlik döneminde ise ya yoğun bir isyan geliştirdiğini ya da öfkesini kendinden daha zayıf kişilere yönelttiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, bu durumun aile içinde adalet algısını zedeleyerek korku ve güvensizlik kültürüne yol açabileceğini vurguladı.</p>
<p>İhmalkâr ve gevşek disiplinli ailelerde ise sınırların belirsizliği ve yetersiz ilgi nedeniyle çocuğun ilgiyi sevgiyle karıştırdığını, dikkat çekmek için öfke ve şiddet davranışlarına başvurabildiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, aşırı koruyucu, “helikopter” ebeveynlikte ise çocuğun problem çözme becerilerinin yeterince gelişmediğini engellenme karşısında daha kolay şiddete yönelebileceğini kaydetti.</p>
<p><strong>Okullarda akran zorbalığına karşı dijital çözümler</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, akran zorbalığıyla mücadelede dünyada çeşitli yazılımların geliştirildiğini de aktararak, bu sistemlerde zorbalığa maruz kalan öğrencilerin dijital platformlar üzerinden sorular sorabildiğini, yönlendirmeler alabildiğini ve ihtiyaç halinde rehber öğretmene başvurabildiğini söyledi.</p>
<p>Şiddetin önlenmesinde aile, okul ve toplumsal normların birlikte ele alınması gerektiğini belirten Tarhan, özellikle ergenlik döneminde sosyal ve duygusal eğitimin güçlendirilmesinin kritik önem taşıdığını vurguladı.</p>
<p><strong>Okullarda sosyal-duygusal öğrenme programları uygulanmalı</strong></p>
<p>Travmaya duyarlı okul modelinin özellikle gelişmiş ülkelerde yaygınlaştığını belirten Prof. Dr. Tarhan, bu okullarda öğrencilere bilinçli farkındalık (mindfulness), öz bilinç, öz yönetim, empati ve ilişki yönetimi gibi becerilerin kazandırıldığını ifade etti.</p>
<p>Rehber öğretmenler eşliğinde uygulanan programlarda çocukların önce kendilerini tanımayı, ardından duygu ve dürtülerini yönetmeyi öğrendiğini kaydeden Prof. Dr. Tarhan, sosyal bilinç ve empati çalışmalarının da sürecin önemli bir parçası olduğunu söyledi ve “Bu beceriler okulda ve ailede öğretilmezse çocuklar sosyal medyadan yanlış sosyal-duygusal modeller öğreniyor. Günümüzde çocuklar en çok neye maruz kalıyorsa onu modelliyor.” dedi.</p>
<p><strong>Madde kullanımı ve ruhsal bozukluk birlikteliği risk artırıyor</strong></p>
<p>Çocuk ruh sağlığı tedavisinden taburcu edilen ergenlerde okul ve kurumlarla etik çerçevede bilgilendirme mekanizmalarının oluşturulması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Duygu durum bozukluğu duyguları yönetememe hastalığıdır. Buna bir de madde kullanımı eklendiğinde şiddet davranışı riski yükselir. Bu grup en çok intihar vakalarında ve şiddet olaylarında karşımıza çıkıyor.” diye konuştu.</p>
<p>Bu nedenle yalnızca ilaç tedavisinin yeterli olmadığını belirten Prof. Dr. Tarhan, bağımlılık tedavisinde rehabilitasyonun ve “üçüncül koruma” programlarının zorunlu olduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>Güç gösterisini yücelten kültürler riski artırıyor</strong></p>
<p>Toplumda güç gösterisinin erkeklik normu olarak sunulmasının da şiddeti beslediğini kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Şiddetin erkeklik hakkı gibi sunulduğu bir kültürde çocuğun şiddete yönelmemesi çok zor. Hem aileden hem çevreden bunu öğreniyor ve onay görüyor.” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p><strong>Psikolojik sağlamlık eğitimi önerisi</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, çözüm olarak sıcak, tutarlı ve sınır koyan aile ve okul ortamlarının oluşturulması gerektiğini dile getirerek, açık iletişimin hâkim olduğu, sosyal ve duygusal becerilerin sistematik şekilde öğretildiği bir eğitim modeline ihtiyaç olduğunu söyledi.</p>
<p>Bilimsel metodolojisi “psikolojik sağlamlık eğitimi” olan programların müfredata eklenmesi gerektiğini ifade eden Tarhan, empati eğitiminin özellikle önem taşıdığını vurguladı ve “Empati yoksunluğu şiddetin temel nedenlerinden biridir. Çocuğa yaptığı davranışın karşı tarafta ne hissettireceğini öğretmeden kalıcı değişim sağlanamaz” dedi.</p>
<p>Gelişmiş ülkelerde çocuk rehabilitasyon merkezlerinde empati farkındalığı oluşmadan taburcu işlemi yapılmadığını belirten Prof. Dr. Tarhan, kalıcı çözüm için tedavi ile birlikte rehabilitasyon ve sosyal-duygusal eğitim programlarının birlikte yürütülmesi gerektiğini sözlerine ekledi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gencler-ergenlik-madde-kullanimi-ve-dijital-zorbalik-kiskacinda-617799">Gençler, ergenlik, madde kullanımı ve dijital zorbalık kıskacında!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akran zorbalığı yaygınlaşıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/akran-zorbaligi-yayginlasiyor-615243</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Feb 2026 09:48:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[arkadaş]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğa]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[zorba]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalığı]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615243</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda akran zorbalığının yaygınlaşması endişeleri artırıyor. Yapılan araştırmalar; ülkemizde her 3 çocuktan 1’inin akran zorbalığına uğradığını gösteriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akran-zorbaligi-yayginlasiyor-615243">Akran zorbalığı yaygınlaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda akran zorbalığının yaygınlaşması endişeleri artırıyor. Yapılan araştırmalar; ülkemizde her 3 çocuktan 1’inin akran zorbalığına uğradığını gösteriyor. Zorbalık; fiziksel şiddet, dışlama, alay etme, küçük düşürme, tehdit, sosyal medyada ifşa ve dijital taciz gibi farklı şekillerde ortaya çıkabiliyor. <strong>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Barış Sancak</strong> “Son yıllarda dijital ortamın da yaygınlaşmasıyla akran zorbalığı çok daha sık görülmektedir. Akran zorbalığını “çocuklar arasında olur böyle şeyler” diyerek görmezden gelmek sorunu küçültmez, büyütür; çocuğun ruh sağlığını ve akademik geleceğini son derece olumsuz etkiler. Erken fark edilip doğru şekilde müdahale edildiğinde, çocuğa bazı önlemler öğretildiğinde önlenebilir” diyor. Psikiyatri Uzmanı Dr. Sancak, akran zorbalığına uğrayan çocuklarda 7 önemli belirtiyi sıraladı, akran zorbalığına karşı alınabilecek 9 etkili önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.  </p>
<ul>
<li><strong>Yalnız kalmamak</strong></li>
</ul>
<p>Zorbalığın genellikle içe kapanık, sosyal olarak izole edilmiş ve yalnız görülen çocukları hedef aldığını belirten Dr. Barış Sancak “Grup içindeki bir çocuğa yönelme ihtimali belirgin şekilde azalır. Özellikle teneffüslerde, okul çıkışlarında ve servis beklerken çocuğun tek başına olmaması koruyucu bir önlemdir. Bir arkadaşla olmak hem caydırıcıdır hem de güç verir. Bu nedenle güvenli bir arkadaş edinmek etkili bir savunma mekanizmasıdır” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Kararlı şekilde, kısa ve net cümleyle sınır koymak </strong></li>
</ul>
<p>Zorbalık karşısında uzun açıklama yapmak ya da tartışmaya girmek çoğu kez işe yaramaz. Aksine zorbanın ilgisini artırır. Kararlı bir beden dili ve göz temasıyla “Bunu istemiyorum”, “Dur” ya da “Bana böyle seslenmeni istemiyorum” gibi kısa ve net cümleyle sınır koymak, oradan uzaklaşıp bir yetişkine (öğretmen, okul idaresi) başvurmak ve aileye anlatmak en etkili yöntemdir. Yardım istemenin ‘şikayet’ değil, güvenlik talebi olduğu çocuğa öğretilmelidir.  </p>
<ul>
<li><strong>Zorbalığı mutlaka aileye anlatmak </strong></li>
</ul>
<p>Psikiyatri Uzmanı Dr. Sancak “Ne yazık ki birçok çocuk; utandığı, daha fazla hedef alınmaktan korktuğu, ailesini üzmek istemediği ya da kendisinin başa çıkacağını düşündüğü için yaşadığı zorbalığı kimseye anlatmıyor. Birçoğu da ‘abartıyorum sanırlar’ düşüncesine kapılabiliyor. Oysa bir zorbalığa maruz kaldığınızda bunu ailenizle ve okul yöneticilerinizle mutlaka paylaşın. Yaşadıklarınızı içinize atmayın. Böylece sorun daha fazla büyümeden çözülebilir” diyor.  </p>
<ul>
<li><strong>Çocuğu yargılamamak, yanında olduğunuzu hissettirmek</strong></li>
</ul>
<p>Ailelere, çocuklarıyla mutlaka düzenli iletişim kurmalarını ve sorunlarını küçümsememelerini öneren Dr. Barış Sancak şöyle konuşuyor: “Çocuğunuza ‘ne olursa olsun bana anlatabilirsin, seni suçlamam, yanında olurum’ diyerek yaklaşın. ‘Arkadaşın şaka yapmıştır’, ‘çocukça atışma, halledersiniz’ gibi normalleştirici sözlerle yaklaşmayın. Baskı yapmadan, yargılamadan dinleyin. Size her şeyi anlatabileceğini hissetmesi son derece önemlidir.”</p>
<ul>
<li><strong>Güvenli iletişim alanı oluşturmak</strong></li>
</ul>
<p>Çocuğunuza  ‘Bugün okul nasıldı’ yerine, ‘bugün seni en çok mutlu eden şey neydi’, ‘seni zorlayan bir an oldu mu’ gibi açık uçlu sorular sorun. “Bir şey yok” diyorsa hemen vazgeçmeyin. Akşam yatmadan önce sakin bir ortamda, göz teması kurarak konuşmayı deneyin. Soruna hemen çözüm üretmek yerine önce duygusunu anlamaya çalışın. Konuşmak, dinlemek ve işbirliği yapmak en güçlü çözümdür. </p>
<ul>
<li><strong>Zorbalığın tanımını öğretmek</strong></li>
</ul>
<p>Birçok çocuk maruz kaldığı davranışın zorbalık olduğunu fark etmeyebilir. Psikiyatri Uzmanı Dr. Barış Sancak “Çocuğa şunu öğretmek önemlidir: “Bir davranış seni incitiyorsa, tekrar ediyorsa ve dur demene rağmen devam ediyorsa bu zorbalıktır.” Örneğin; sürekli lakap takılması “şaka” değildir. Birçok kez gruba alınmamak “arkadaş seçimi” değil, sistematik dışlama olabilir. </p>
<ul>
<li><strong>Okulla işbirliği kurmak</strong></li>
</ul>
<p>Zorbalık bireysel değil, sistemsel bir mesele olduğundan öğretmen, rehberlik servisi ve okul yönetimiyle mutlaka iletişime geçin. Sorunu dramatize etmeden ama net şekilde ifade edin. Olayların tarihini ve içeriğini not almak süreci kolaylaştırır. Örnek: “Çocuğum arkadaşları tarafından dışlanıyor” demek yerine, “Son üç haftadır teneffüslerde aynı üç öğrenci tarafından oyuna alınmadığını ve alay edildiğini söylüyor” gibi somut bilgi verin. </p>
<ul>
<li><strong>Empati ve tanıklık kültürü geliştirmek</strong></li>
</ul>
<p>Psikiyatri Uzmanı Dr. Sancak “Zorbalık sadece mağdur ve zorba arasında değildir; izleyiciler de sürecin parçasıdır” derken, sözlerine şöyle devam ediyor: “Çocuğunuza şunu öğretin: “Birine yapılan haksızlığa sessiz kalmak, o davranışı güçlendirebilir. Oysa, zorbalığa maruz kalan arkadaşının yanına oturmak, öğretmene haber vermek, “Bence sana yapılan bu davranış doğru değil” demek bile zorbalığı azaltabilir.”</p>
<ul>
<li><strong>Dijital zorbalığa karşı kayıt almak</strong></li>
</ul>
<p>Günümüzde whatsapp grupları, sosyal medya paylaşımları ve çevrim içi oyunlar üzerinden zorbalığın 7/24 devam edebildiğini, bu durumun çocukta çaresizlik hissini artırdığını belirten Dr. Sancak “Özellikle dijital zorbalıkta kanıt saklamak (ekran görüntüsü almak) önemlidir. Zorbalık durumunda çocuğa karşılık vermek yerine kanıt saklamayı, kişiyi engellemeyi ve bir yetişkine bildirmeyi öğretmek gerekir. En önemlisi, çocuk yaşadığının kendi suçu olmadığını ve ailesinin yanında olduğunu net biçimde hissetmelidir” diyor.</p>
<p><strong>xxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxx</strong></p>
<p>Çocuğunuzda bu 7 belirti varsa!</p>
<p>Psikiyatri Uzmanı Dr. Barış Sancak, çocuklarda akran zorbalığına maruz kalındığına işaret eden, ailelerin dikkat etmesi gereken 7 önemli belirtiyi şöyle sıralıyor; </p>
<ul>
<li>Okula gitmek istememe, karın ağrısı veya baş ağrısı şikayetlerinde artış</li>
<li>Ani içe kapanma, odasına çekilme, depresif duygudurum, özgüven kaybı, kaygı bozukluğu</li>
<li>Eşyalarının kaybolması ya da zarar görmesi</li>
<li>Telefonunu saklama, sosyal medya kullanımında ani değişim</li>
<li>Uyku düzeninde bozulma</li>
<li>Beslenmesinde normal olmayan davranışlar, aşırı yeme ya da hiç yememe</li>
<li>Ders başarısında düşüş</li>
</ul>
<p> </p>
<p><strong>xxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Zorbalık yapan çocuğa ailesi nasıl yaklaşmalı?</strong></p>
<p>Psikiyatri Uzmanı Dr. Barış Sancak şöyle diyor: “En önemli nokta, davranışının yanlış olduğunu çok net ifade etmek ama çocuğu ‘kötü’ olarak etiketlememektir. “Sen kötüsün” değil, “Bu yaptığın kabul edilemez” denilmelidir. Bu çocukların bir kısmı empati becerisi zayıf, dürtü kontrolünde zorlanan ya da kendisi de farklı şekillerde zorlanmış çocuklardır. Bu nedenle sebebini anlamak önemlidir. Sadece nasihatle değil, tutarlı sınırlar konularak ve empati eğitimiyle çocuğa davranışının karşı tarafta nasıl bir etki yarattığı gösterilmeli, alternatif davranış yolları öğretilmeli ve tekrar etmemesi için somut bir plan uygulanmalıdır. Okulla işbirliği yapılmalı, gerekirse profesyonel destek alınmalıdır.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akran-zorbaligi-yayginlasiyor-615243">Akran zorbalığı yaygınlaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dr. Yüzbaşıoğlu: &#8220;Akran Zorbalığının Görünmeyen Yüzü Evde Öğrenilen Davranışlardır&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dr-yuzbasioglu-akran-zorbaliginin-gorunmeyen-yuzu-evde-ogrenilen-davranislardir-606778</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Jan 2026 11:32:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bazı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[davranışları]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[evde]]></category>
		<category><![CDATA[görünmeyen]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[Yüzbaşıoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[yüzü]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalığı]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalığının]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606778</guid>

					<description><![CDATA[<p>Akran zorbalığı, eğitim ortamlarında en sık karşılaşılan sorunların başında geliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-yuzbasioglu-akran-zorbaliginin-gorunmeyen-yuzu-evde-ogrenilen-davranislardir-606778">Dr. Yüzbaşıoğlu: &#8220;Akran Zorbalığının Görünmeyen Yüzü Evde Öğrenilen Davranışlardır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span>Akran zorbalığı, eğitim ortamlarında en sık karşılaşılan sorunların başında geliyor. Yapılan bilimsel çalışmalar, zorbalık davranışlarının önemli bir bölümünün çocukların ev ortamında maruz kaldığı iletişim dili ve ebeveyn tutumlarıyla doğrudan ilişkili olduğunu ortaya koyuyor. Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü akademisyeni ve Karatay Çocuk Eğitimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Yasemin Yüzbaşıoğlu, bazı çocukların evde bastırılan öfkesini okulda dışa vurduğunu, bazılarının ise evde öğrendiği “üstünlük” algısını, kendisinden daha güçsüz gördüğü akranları üzerinde denediğini belirterek önemli bilgiler paylaştı.</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Akran zorbalığı, eğitim ortamlarında en sık karşılaşılan sorunlardan biri olarak görülüyor. Çocukların, kendilerine söylenenlerden çok, günlük yaşamda gözlemledikleri davranışları model aldığını belirten KTO Karatay Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü akademisyenlerinden Dr. Öğr. Üyesi Yasemin Yüzbaşıoğlu şunları kaydetti; “Evde sorunların bağırarak çözüldüğü, öfkenin bastırıldığı ya da bireylerin etiketlendiği bir iletişim dili, fark edilmeden çocukların akran ilişkilerine taşınıyor. Bu durum, okul bahçelerinde görülen itme, alay etme, dışlama ve lakap takma gibi davranışların temelini oluşturabiliyor. Araştırmalar, sert, tutarsız ya da aşırı kontrolcü ebeveynlik tutumlarıyla büyüyen çocukların, akran ilişkilerinde daha fazla saldırganlık ve zorbalık davranışı sergileyebildiğini gösteriyor. Ev ortamında sınırların tehdit, korku ya da utandırma yoluyla çizilmesi, çocuğun sınır kavramından ziyade güç ilişkisini öğrenmesine neden oluyor.”</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>“Akran Zorbalığı Her Zaman Fiziksel Değildir”</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Yüzbaşıoğlu, bazı çocukların evde bastırılan öfkesini okulda dışa vurduğunu, bazılarının ise evde öğrendiği üstünlük algısını, kendisinden daha güçsüz gördüğü akranları üzerinde denediğini belirterek; “Özellikle fiziksel cezaya ya da sert otoriteye maruz kalan çocuklarda empati becerileri daha zayıf gelişiyor ve başkalarının duygularını fark etmede güçlük yaşıyorlar.  Zorbalık, fiziksel şiddetle sınırlı değildir. Dışlama, alay etme, bilinçli yok sayma ve lakap takma gibi davranışlar da zorbalık kapsamında değerlendirilmelidir. Zorbalık dendiğinde çoğu ebeveyn kendini otomatik olarak geri çeker. ‘Benim çocuğum öyle bir çocuk değil.’ Oysa zorbalık her zaman yumruk atmak değildir. Bazı ebeveyn tutumları, istemeden de olsa bu davranışları besleyebilir. Çocuğu sürekli başkalarıyla kıyaslamak, sen daha iyisin vurgusunu abartmak, başarıyı insan değerinin önüne koymak, çocuğun hatalarını başkalarının önünde küçümsemek gibi davranışlar, çocuğun kulağına yüksek sesle değil, fısıltıyla yerleşir. Zamanla çocuk, kendi değerini başkalarıyla karşılaştırarak tanımlamaya başlar. Bu durum, ilişkilerde sağlıksız güç arayışlarını ve zorbalık davranışlarını tetikleyebilir” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>“Duyguların İlk Öğretildiği Yer: Ev”</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Duygu düzenleme becerilerinin gelişiminde aile ortamının belirleyici rol oynadığını ifade eden Yüzbaşıoğlu; “Ağlamanın abartı, öfkenin ayıp, korkunun ise saçma olarak görüldüğü evlerde çocuk, duygularını tanımayı ve ifade etmeyi öğrenemiyor. Bastırılan duygular ise okul ortamında saldırgan davranışlar olarak ortaya çıkıyor. Konuşulamayan öfke fiziksel davranışlara, ifade edilemeyen hayal kırıklığı alaya, görülmeyen korku ise güç gösterisine dönüşebilir” şeklinde konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>“Davranışla Verilen Eğitim, Sözcüklerden Daha Etkilidir”</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Akran zorbalığıyla mücadelede en etkili yöntemin, çocuklara uzun öğütler vermekten çok, yetişkinlerin davranışlarında gizli olduğunu vurgulayan Yüzbaşıoğlu; “Hata yaptığında özür dileyebilen, öfkesini yönetebilen, gücünü baskı kurmaktan çok adil ve tutarlı davranarak gösteren ebeveynler, çocuklara kalıcı mesajlar verir. Başkalarının sınırlarına saygı duyan, haklı olmak yerine adil olmayı seçen bir yetişkinle büyüyen çocuk, ilişkilerde gücün nereden geldiğini öğrenir. Bu derste ceza yoktur, nutuk yoktur ama etkisi uzun yıllar süren bir öğrenme vardır” ifadelerine yer verdi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Yüzbaşıoğlu; “Akran zorbalığı yalnızca okulun, öğretmenin ya da öteki çocukların sorunu değildir. Bu mesele çoğu zaman akşam sofralarında kurulan cümlelerde, evde yükselen ses tonlarında, çocuğun duygularına verilen tepkilerde sessizce filizlenir. Zorbalığı konuşurken gözlerimizi çocukların davranışlarına çevirmek kolaydır. Asıl zor olan, ebeveynlerin günlük hayatta verdikleri küçük ama sürekli mesajları fark edebilmektir. Çünkü bazı davranışlar okul bahçesinde görünür hâle gelir ancak onların dili, sınırları ve tonu çok daha önce evin içinde öğrenilmiştir. Okul, çoğu zaman sadece bu öğrenmenin sahnesidir. Senaryo ise çoktan evde yazılmıştır” diyerek önemli tavsiyelerde bulundu.</span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-yuzbasioglu-akran-zorbaliginin-gorunmeyen-yuzu-evde-ogrenilen-davranislardir-606778">Dr. Yüzbaşıoğlu: &#8220;Akran Zorbalığının Görünmeyen Yüzü Evde Öğrenilen Davranışlardır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;de her 7 çocuktan biri akran zorbalığına maruz kalıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyede-her-7-cocuktan-biri-akran-zorbaligina-maruz-kaliyor-591749</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Nov 2025 10:09:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[biri]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuğa Karşı Şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuktan]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[kalıyor]]></category>
		<category><![CDATA[maruz]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[önleme]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalığa]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalığı]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalığına]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591749</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurper Ülküer, 10-14 Kasım Dünya Akran Zorbalığıyla Mücadele Haftası kapsamında çocuğa karşı şiddet ve akran zorbalığı ilişkisini değerlendirerek, bu yılın teması olan “İyiliğin Gücü” ne dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-her-7-cocuktan-biri-akran-zorbaligina-maruz-kaliyor-591749">Türkiye&#8217;de her 7 çocuktan biri akran zorbalığına maruz kalıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurper Ülküer, 10-14 Kasım Dünya Akran Zorbalığıyla Mücadele Haftası kapsamında çocuğa karşı şiddet ve akran zorbalığı ilişkisini<strong> </strong>değerlendirerek, bu yılın teması olan “İyiliğin Gücü” ne dikkat çekti.</p>
<p><strong>Çocuğa karşı şiddetin her biçimi devam ediyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Ülküer, geçtiğimiz yıl Kolombiya’nın başkenti Bogota’da düzenlenen Çocuğa Karşı Şiddetin Önlenmesi Küresel Bakanlar Toplantısı’nın birinci yıl değerlendirmesine değinerek, ülkelerin bu alanda attıkları adımları şöyle değerlendirdi:</p>
<p>“Bir yıl önce ülkeler, çocuğa karşı şiddeti tamamen ortadan kaldırmak için taahhütlerde bulunmuştu. Dünya Sağlık Örgütü ev sahipliğinde yapılan çevrim içi toplantıda, bu sözlerin ne kadar yerine getirildiği konuşuldu. Birçok ülke, özellikle ‘fiziksel ceza’ konusunda ciddi yasal yaptırımlar getirdi. Şiddetin önlenmesi, izlenmesi ve farkındalık oluşturulması konusunda güçlü adımlar atıldı.<br /> Çocuğa karşı şiddetin her biçimi —ihmal, istismar, örseleme— insanlığın acilen çözmesi gereken bir sorun olmaya devam ediyor.”</p>
<p><strong>Çocuğun çocuğa karşı olan şiddeti, akran zorbalığı</strong></p>
<p>Çocuğun çocuğa karşı olan şiddeti yani akran zorbalığının yalnızca fiziksel bir şiddet türü olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Ülküer, “Zorbalık, bir bireyin kasıtlı olarak ve tekrar eden biçimde bir başka kişiye zarar vermesi ya da onu rahatsız etmesiyle ortaya çıkar. Bu yalnızca fiziksel temasla değil, sözel saldırılar, dışlama veya dijital zorbalık gibi eylemlerle de gerçekleşebilir. Genellikle üç temel unsurla tanımlanır; niyet, süreklilik ve güç dengesizliği.” dedi.</p>
<p><strong>Türkiye’de her 7 çocuktan biri zorbalığa maruz kalıyor</strong></p>
<p>UNICEF’in 2024 raporuna göre, zorbalık davranışlarının çocukların yaşam kalitesini derinden etkilediğini kaydeden Prof. Dr. Ülküer, “Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2024 verileri de durumun ciddiyetini ortaya koyuyor. TÜİK’in 2024 araştırmalarına göre; 6-17 yaş arası her 7 çocuktan biri, birden fazla kez akran zorbalığına uğruyor. Özel gereksinimli çocuklar, akran zorbalığına maruz kalma açısından daha yüksek risk altında. Zorbalığa uğrayan çocukların okul devamsızlık oranları artıyor, akademik başarıları düşüyor ve yaşam boyu sürecek travmalar ortaya çıkabiliyor.” diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Ülküer, bu tabloya dikkat çekerek, “Akran zorbalığı, çocuğa karşı şiddetin önemli bir parçasıdır. Şiddet gören çocuklar, ilerleyen süreçte şiddet uygulamaya daha eğilimli hale gelirler.<br /> Bu nedenle, çocuğa karşı şiddetin önlenmesi, akran zorbalığının da önlenmesi açısından kritik önemdedir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Güçlü ebeveynler zorbalığın önlenmesinde kilit rol oynuyor</strong></p>
<p>İngiltere merkezli Akran Zorbalığına Karşı Birliği (Anti Bullying Alliance-ABA) gibi kurumların çalışmalarına da değinen Prof. Dr. Ülküer, zorbalığın önlenmesinde en etkili stratejilerin başında ebeveynlerin güçlendirilmesinin geldiğini vurguladı.</p>
<p>Prof. Dr. Ülküer, akran zorbalığının önlenmesinde en önemli faktörlerden birinin “güçlü ebeveyn-çocuk iletişimi” olduğunu ifade ederek, çocukların ilk öğretmenleri olan ebeveynlerin, bilinçli iletişim kurma becerilerini geliştirmelerinin, zorbalığın erken fark edilmesinde ve önlenmesinde hayati önem taşıdığını söyledi.</p>
<p><strong>Ebeveynlere akran zorbalığıyla mücadelede öneriler</strong></p>
<p>Ebeveynlere bu konuda bazı pratik öneriler sunan Prof. Dr. Ülküer, şöyle devam etti:</p>
<p>“Çocuğunuzla sakin ve yargılamadan konuşabileceğiniz bir zaman ayırın. Açık uçlu sorular sorun; “Bana neler olduğunu anlatabilir misin?” gibi sorularla kendini ifade etmesini sağlayın. Duygusal değişimleri fark edin; okula gitmek istememesi, eşyalarının kaybolması gibi işaretlere dikkat edin.<br />Zorbalığa uğrayan çocuğunuza bunun kendi suçu olmadığını, birlikte çözebileceğinizi hatırlatın.<br /> Zorbalığa tanık olan çocuğunuza iyiliğin önemini anlatın; yetişkine haber vermesini ve zorbalık görene destek olmasını teşvik edin. Zorbalığa karışan çocuğunuzla sakin konuşun; davranışının etkilerini anlamasına ve doğru davranışı öğrenmesine yardımcı olun. Okulla iş birliği yapın ve süreci birlikte takip edin. Empati ve saygı konusunda örnek olun; öfkelendiğinizde bile nazik ve anlayışlı davranarak model oluşturun.”</p>
<p><strong>Her okulda bir ‘zorbalık önleme sorumlusu’ bulunmalı </strong></p>
<p>Prof. Dr. Ülküer, akran zorbalığını önlemede okul sistemlerinin ve eğitim politikalarının önemini dile getirerek, “Öğretmenlerin meslek öncesi ve hizmet içi eğitimlerinde akran zorbalığıyla mücadeleye yer verilmesi gerekiyor. Her okulda bir ‘zorbalık önleme sorumlusu’ bulunmalı. Zorbalık olayları kayıt altına alınmalı ve ilgili kurumlara hızla bildirilmelidir. Ayrıca okullar, ebeveynlerle güçlü bir iletişim içinde olmalıdır.” dedi.</p>
<p><strong>Zorbalık yapan çocukların çoğu da geçmişin mağdurları </strong></p>
<p>Zorbalık döngüsünün kırılabilmesi için mağdurların yanı sıra zorbalık yapan çocuklara da psikolojik destek verilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Ülküer, “Şiddet şiddeti doğurur. Zorbalık yapan çocukların çoğu, geçmişte başka türden şiddetlerin mağdurları olmuştur. Bu nedenle, davranışlarının ardındaki nedenlerin araştırılması ve gerekli psikososyal desteğin sağlanması çok önemlidir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Akran Zorbalığını Önleme Fonu kurulmalı</strong></p>
<p>Prof. Dr. Ülküer, çözüm önerilerini ise şu şekilde sıraladı:</p>
<p>“Politika odaklı araştırmalar yapılmalı; yalnızca “kim” ve “ne” değil, “neden” ve “nasıl” sorularına da yanıt aranmalı.</p>
<p>İzleme ve değerlendirme çalışmaları, mevcut önleme programlarını bilimsel olarak gözden geçirmeli.</p>
<p>Ulusal strateji planı ve bütçe, 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda hazırlanmalı.</p>
<p>Akran Zorbalığını Önleme Fonu kurulmalı; farkındalık çalışmalarının sürdürülebilirliği için kaynak oluşturulmalı.”</p>
<p><strong>İyiliğin gücünü kullanalım ve akran zorbalığının önüne geçelim</strong></p>
<p>Tüm bu gerekçelerden yola çıkarak, TBMM içinde başlatılan Çocuk Hareketi’nin Türkiye Büyük Millet Meclis’i bünyesinde Akran Zorbalığını Önleme Komisyonu kurduğunu ifade eden Prof. Dr. Ülküer, “Komisyon, katılımcı bir bakış açısıyla çalışmalarına başlamış bulunmaktadır. Bu önerilerin hayata geçirilmesinde önemli bir lokomotif olacaktır. Desteklenmesi gereken önemli bir adım. İyiliğin gücünü kullanalım ve akran zorbalığının önüne geçelim.” şeklinde sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-her-7-cocuktan-biri-akran-zorbaligina-maruz-kaliyor-591749">Türkiye&#8217;de her 7 çocuktan biri akran zorbalığına maruz kalıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Bağlantı Hatası&#8221; ile &#8220;Gündüz ve Gece&#8221; Galalarını Altın Portakal&#8217;da Yaptı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baglanti-hatasi-ile-gunduz-ve-gece-galalarini-altin-portakalda-yapti-587081</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Oct 2025 21:55:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aslında]]></category>
		<category><![CDATA[bağ]]></category>
		<category><![CDATA[bağlantı]]></category>
		<category><![CDATA[çünkü]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[galalarını]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[gündüz]]></category>
		<category><![CDATA[hatası]]></category>
		<category><![CDATA[köy]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[oyuncular]]></category>
		<category><![CDATA[portakal]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=587081</guid>

					<description><![CDATA[<p>62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, pek çok yapımın, seyirciyle ilk buluşmasına ev sahipliği yapıyor. Bunlardan ikisi; Gökçen Usta’nın yönettiği “Bağlantı Hatası” ile Ali Altınöz’ün yönettiği “Gündüz ve Gece”ydi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baglanti-hatasi-ile-gunduz-ve-gece-galalarini-altin-portakalda-yapti-587081">&#8220;Bağlantı Hatası&#8221; ile &#8220;Gündüz ve Gece&#8221; Galalarını Altın Portakal&#8217;da Yaptı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, pek çok yapımın, seyirciyle ilk buluşmasına ev sahipliği yapıyor. Bunlardan ikisi; Gökçen Usta’nın yönettiği “Bağlantı Hatası” ile Ali Altınöz’ün yönettiği “Gündüz ve Gece”ydi. </p>
<p>Akran zorbalığını konu alan “Bağlantı Hatası”nın, Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Aspendos Salonu’ndaki gösterimin ardından film ekibi, seyircilerin sorularını cevapladı. Söyleşiye; yönetmen Gökçen Usta ve yapımcı Ömer Faruk Sorak ile genç oyuncular Asena Keskinci, Derinsu Sorak, Utku Coşkun, Fatih Berk Şahin, Arda Akgenç, Arda Görgen, Oğulcan Çiftçioğlu ve Doğum Özüm katıldı. </p>
<p>“Zorbalık da çözümü de ailede başlar”</p>
<p>Senaryoyu birkaç kez baştan yazdıklarını ancak her seferinde yolun ‘aile’ye çıktığını gördüklerini dile getiren yönetmen Usta, “Sonunda filme, ‘zorbalık ailede başlar’ cümlesiyle devam ettik. Ama çözümü de ailede başlar! Araştırmalar gösteriyor ki zorbalığa uğrayan ya da zorbalık yapan çocuklar, aileleriyle en az 6 ay terapiye gittiklerinde çözüme ulaşılıyor” diye konuştu. Usta, filmin adının da buna işaret ettiğini belirterek “Filmimizin adı da bu yüzden Bağlantı Hatası; yani aileyle kurulan sevgi bağının, iletişim bağının kopmasından kaynaklı” dedi. </p>
<p>Filmin yapımcılarından, aynı zamanda yönetmen kimliğiyle tanınan Ömer Faruk Sorak ise akran zorbalığının çok hızlı yayıldığına dikkat çekerek “Filmi yaptığımız dönemle bugün arasındaki farkı görünce bizim filmin çok soft kaldığını düşünüyorum” diye konuştu. Sorak, sözlerini şöyle sürdürdü: </p>
<p>“2006’da ‘Sınav’ filmini çekmiştik; üniversite sınavına giren çocukların gelecek kaygısıyla ilgili bir filmdi. Ama o günden bugüne Türkiye&#8217;de gençlik o kadar başka bir yere evrildi ki! Şu an; geleceğinin farkında bile olmayan, ânı yaşayan ve ânı da aslında o olmadığı halde, ‘mış gibi’ yaşayan bir kitle oluştu” </p>
<p>“Sorun, ekonomik değil” </p>
<p>Filmdeki hikâyenin bir devlet okulunda değil de özel okulda geçmesini özellikle tercih ettiklerini söyleyen Sorak, bu tercihin sebebini de şöyle açıkladı: </p>
<p>“Çünkü ekonomik seviyesi iyi olan ebeveynlerin, çocuklarına okul, servis parası verip ceplerine harçlıklarını koyduklarında görevlerinin bittiğini sanan ebeveynlerin de derdi bu. Özellikle özel okul seçtik ki ekonomik durumu iyi olmayan ebeveynler ve çocukların, ‘paramız olsaydı böyle şeylerin yaşanmadığı okullarda eğitim alırdık’ gibi bir hayali varsa bunun, büyük ölçüde gerçek olmadığını bilsinler” </p>
<p>“Bu film Z kuşağının gururu olmalı”</p>
<p>Filmde hem zorbalık yapan hem de zorbalığa uğrayan çocukları canlandıran genç oyuncularsa kendi tecrübelerinin filmdekinden çok da farklı olmadığını açıkladı:</p>
<p>Asena Keskinci: Senaryoyu okuduğumda dedim ki ben Eylül olmalıyım. Eylül sayesinde aslında bir katarsis yaşayacaktım. Çünkü bizim lisemiz filmdeki liseye o kadar benziyordu ki… Ben de o lisenin mağdurlarından biriydim; sözlü tacizden fiziksel şiddete kadar çok normalleşmişti bizim okulda. Ben bu zorbalığın ne demek olduğunu ve bunun karşısında o çaresizliğin ne demek olduğunu, insanın, annesiyle dahi bunu paylaşamıyor olmasının ne demek olduğunu çok iyi bilen birisiyim. İnsan annesiyle bile paylaşamazken biz bunun filmini yaptık. Z kuşağının gururu olmalıdır bu film. </p>
<p>Derinsu Sorak: Bence liseden önce ortaokulda da bazı şeyler çok normalleşmişti. Eğitim hayatımı çok etkilemişti, okula gitmek istemiyordum bir dönem. Yakın arkadaşlarımın zorbalık yüzünden sakatlandığına dahi şahit oldum, bazıları okul değiştirmek zorunda kaldı. Bu işi okuduğumda heyecanlandım. Çünkü İrem karakteri bana aşırı zıt ama aynı zamanda benzediğimiz yerler de buldum. Zorbalık yapmadım ama zorbalık yapan birinin de nasıl problemlerle savaştığını gördüm; aynanın o yüzünü de görmek güzel oldu. </p>
<p>Utku Coşkun: Benim lisemde de bazı şeyler fazlasıyla normalleştiriliyordu. Hatta ben bundan dolayı sene sonunda okul değiştirdim. Bir arkadaşım vardı, çocuğu zorbalıyorlardı. “Niye yapıyorsunuz?” dediğimde &#8220;Genciz biz, böyle şakalar olur” deniyordu. Ama o şaka değil; çok zarar verici yerlere gidebiliyor fakat kimse umursamıyordu. </p>
<p>“Lütfen ses çıkarın, ‘dur’ deyin!”</p>
<p>Fatih Berk Şahin: Ben biraz zorbaydım lisedeyken. Çünkü farkında değildim. Ne güzel ki şu anda bu konuyu açıklıkla konuşabiliyoruz ve insanlar aslında istemeden birbirlerine yaptıkları kötülüklerin farkına varabiliyor; bu çok kıymetli. </p>
<p>Arda Akgenç: Görmezden geldiğin zaman bir şeyler değişmiyor. Susmaya, görmemeye çalıştım ama görmediğinde bitmiyor; tersine bazen cesaret kazandırabiliyor karşı tarafa. O yüzden insanların birbirini kollaması lazım. Belli sınırlar aşıldığında sesini çıkarıp ‘dur’ demek lazım. Lütfen sesinizi duyurun!</p>
<p>Arda Görgen: Ben zorbalayan da zorbalanan da değildim. Ama yakın arkadaşlarım zorbalayan taraftaydı. Ben onlarla sadece eğleniyordum. Utku&#8217;nun da dediği gibi çünkü aklım ermiyordu. </p>
<p>Oğulcan Çiftçioğlu: Zorbalık bulaşıcı bir şey aslında. </p>
<p>Doğum Özüm: Ben de zamanında birçok kez kilomdan dolayı zorbalığa uğradım. Ama o zaman da hiçbir zaman yapmadığım gibi umutsuzluğa kapılmadım. </p>
<p>İzmir’in köyünde imece usulü bir film: Gündüz ve Gece </p>
<p>Altın Portakal’da günün ikinci galası, “Gece ve Gündüz”dü. yönetmen Ali Altınöz ile oyuncular Muttalip Müjdeci, Özgür Cem Tuğluk ve Gülşah Büktür, AKM Perge Salonu’ndaki gösterimin ardından gerçekleşen söyleşiye katıldı. </p>
<p>Annesinin intiharının ardından memleketine dönen Tufan’ın, bir şeyleri değiştirme çabasının umutsuz hikayesini anlatan hikâyeyi, filmin kurgusunu da yapan Ataberk Kuru ile ortaya çıkardıklarını söyleyen Altınöz, süreci şöyle anlattı: </p>
<p>“Ataberk&#8217;le Bolu&#8217;nun Mudurnu ilçesinde ‘hadi bir hikaye anlatalım, bir şeyler yapalım’ diye başlamıştık. Eski bir film vardır ya &#8220;Taşların Sırrı&#8221;; öyle bir şey yapalım istedik. 3 senelik bir hikayeydi”</p>
<p>“Gülşen’i çocukluğumdan tanıyorum”</p>
<p>Role hazırlanma süreçlerini paylaşan, oyunculardan Muttalip Müjdeci, “Bir Anadolu hikayesi. Çok zor şartlarda ama imece usulü, birlik olarak çalıştık” derken Gülşah Büktür; canlandırdığı, çoklu kişilik bozukluğundan muzdarip olduğu için ahıra kapatılan Gülşen karakteri için çocukluk hatıralarından yararlandığını anlattı: “Bilecik&#8217;te ben çocukken bir kız çocuğu vardı ve eve bağlıyorlardı maalesef. Çok etkilenmiştim; o kızın görüntüsünü hiç unutmuyorum. Salonun ortasında bağlı bir şekilde ve çıkardığı sesler vesaire&#8230; Oradan bir bağ kurdum Gülşen karakteriyle. Benim için çok bildik tanıdık bir hikayeydi Gülşen&#8217;inki” </p>
<p>Oyunculardan Özgür Cem Tuğluk ise çekimleri gerçekleştirdikleri köy ortamından bahsederek “Sanırım burada çoğumuz, şehirde yaşayan insanlarız ve köyün dinamiklerinin ne kadar farklı olduğunu bu filmde gördük. Bazı şeyler bize yanlış veya farklı görünebilir ama o şartlar içindeki, o dinamikler içindeki değer yargıları farklı” dedi. Tuğluk, canlandırdığı Davur karakteri içinse “Davut&#8217;un da kendine göre doğru ve yanlışları var ve çok köşeli, sert bir karakter. Aslında özünde iyi bir insan ve iyilik yapmaya çalışıyor” değerlendirmesinde bulundu. </p>
<p>Çekimlerin köyde gerçekleştirilmesinin avantaj ve dezavantajları sorulduğunda ise oyuncular köyün avantajları üzerinde hemen hemen hemfikirdi. “Aslında bir yönden çok çok iyi; trafik yok” diyen Müjdeci’nin tercihini etkileyen bir diğer şey de çay tiryakisi olması olmuş: “Köydeki kahveden hiç gitmeyeyim istedim. Çaycıyımdır biraz; adam da çok güzel çay yapıyordu! Şahsen İstanbul dışında film çekmeyi çok seviyorum. Neresi olursa olsun yeter ki İstanbul dışında olsun” Tuğluk da “Karaktere girmek çok daha kolay. Çünkü kesintisiz bir süre bilfiil orada yaşıyorsunuz ve kendi adıma biraz daha rahat çıkıyor karakter” sözleriyle rol arkadaşını destekledi. Büktür ise köyün kadınlarıyla kurdukları ve zaman içinde ilerleyen dostluklarının, motivasyon adına büyük katkısı olduğunu dile getirdi. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baglanti-hatasi-ile-gunduz-ve-gece-galalarini-altin-portakalda-yapti-587081">&#8220;Bağlantı Hatası&#8221; ile &#8220;Gündüz ve Gece&#8221; Galalarını Altın Portakal&#8217;da Yaptı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yalçınkaya&#8217;dan akran zorbalığına drama önerisi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yalcinkayadan-akran-zorbaligina-drama-onerisi-582992</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Oct 2025 07:46:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[drama]]></category>
		<category><![CDATA[önerisi]]></category>
		<category><![CDATA[yalçınkaya]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalığına]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=582992</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluslararası 15. Kocaeli Kitap Fuarı’na konuk olan Yazar Cansu Başak Yalçınkaya, çağın hastalığı olan akran zorbalığının drama ile aşılacağına dikkat çekti. Yalçınkaya, ebeveynlerin de drama eğitimi alması gerektiğini ifade etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yalcinkayadan-akran-zorbaligina-drama-onerisi-582992">Yalçınkaya&#8217;dan akran zorbalığına drama önerisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası 15. Kocaeli Kitap Fuarı’na konuk olan Yazar Cansu Başak Yalçınkaya, çağın hastalığı olan akran zorbalığının drama ile aşılacağına dikkat çekti. Yalçınkaya, ebeveynlerin de drama eğitimi alması gerektiğini ifade etti.</p>
<p><b>“ÇOCUKLARIN YÜZDE 30’U MARUZ KALIYOR”</b></p>
<p>Dramanın zorbalık üzerindeki iyileştirici gücüne dikkat çeken Yazar Cansu Başak Yalçınkaya, “Zorbalık; fiziksel ve sözel saldırıdır. Zorbalık sessiz bir krizdir. Dünyada çocukların yüzde 30’u zorbalığa maruz kalıyor. Geleneksel çözüm yöntemleri ne yazık ki işe yaramıyor. Burada drama devreye giriyor. Antik Yunan’da insanların sahnede katarsis deneyimi ile psikolojik sıkıntılarını yendikleri aktarılmıştır” dedi.</p>
<p><b>“TÜRKİYE 11. SIRADA”</b></p>
<p>Ebeveynlerin akran zorbalığındaki rolünün çok önemli olduğunu da ifade eden Yalçınkaya, “Anne babalar da drama ile eğitilmesi gerekiyor.</p>
<p>COVİD sonrası yapılan bir araştırmada 797 kişinin drama ile iyileştiği görülüyor. Zorbalık yapan çocuğa sorumluluk ve destek veriliyor. Bu çocuk daha fazla empati geliştiriyor. Dünyada en fazla zorbalığın yapıldığı ülke, yüzde 70 ile Güney Afrika. Türkiye 11. sırada” diye konuştu.</p>
<p><b>“DRAMA ANLAYIŞ VE DÖNÜŞÜM KAZANDIRIR”</b></p>
<p>Son 3 yıldır verdiği eğitimlerle çocuklardaki değişimleri gözlemlediğini belirten Yalçınkaya, “Drama insan ilişkilerini güçlendirir. Korkuyu cesarete, öfkeyi anlayışa dönüştürür. Duyguları kontrol etme yeteneğini geliştirir. Drama bize anlayış ve dönüşüm kazandırır. Drama temelli zorbalık önleme programı İsviçre’de yüzde 87 oranında başarı yakaladı. Drama ile hep birlikte daha güvenli ve dayanışmacı gelecek mümkün” dedi. Yalçınkaya söyleşi sonunda “Alaycı Memo” kitabını okuyucuları için imzaladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yalcinkayadan-akran-zorbaligina-drama-onerisi-582992">Yalçınkaya&#8217;dan akran zorbalığına drama önerisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her 10 gençten 4&#8217;ü siber zorbalığa uğruyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/her-10-gencten-4u-siber-zorbaliga-ugruyor-580690</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Oct 2025 10:12:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[gençten]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Nevzat Tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[siber]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[uğruyor]]></category>
		<category><![CDATA[yöntem]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalığa]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalığı]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=580690</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, akran zorbalığı konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-10-gencten-4u-siber-zorbaliga-ugruyor-580690">Her 10 gençten 4&#8217;ü siber zorbalığa uğruyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, akran zorbalığı konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Siber zorbalık bireysel eylemlerden çıkarak organize bir yapıya büründü</strong></p>
<p>Günümüzün en büyük tehditlerinden biri olan siber zorbalığın, masum bir sosyal medya atışmasının çok ötesinde, kasıtlı ve organize bir &#8220;psikolojik savaş&#8221; aracına dönüştüğünü belirten Prof. Dr. Tarhan, bu durumun küresel bir tehdit olduğunu ve özellikle gençlerin ruh sağlığını hedef aldığını vurguladı.</p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bir eylemin &#8220;zorbalık&#8221; sayılabilmesi sistematik olması, kasıtlı olması, tekrarlayıcı olması ve taraflar arasında bir güç dengesizliği bulunması şeklinde kriterlerin olması gerektiğini ifade ederek, &#8220;Bu kriterler karşılandığında, ortada net bir suç vardır. Bu suçu işleyenlerin de mutlaka bir bedel ödemesi gerektir, aksi takdirde toplumda güçlü olanın zayıfı ezdiği bir siber anarşi hâkim olur.” dedi.</p>
<p>Siber zorbalığın artık bireysel eylemlerden çıkarak organize bir yapıya büründüğünü belirten Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Bir grup, hedef aldığı kişiyi itibarsızlaştırmak için troll orduları gibi faaliyet gösteriyor. Bu, politik bir proje veya bir psikolojik savaş hamlesi olabilir. İngiltere&#8217;nin 2015 yılında, askeri bir terim olan &#8216;tugay&#8217; ismini kullanarak bir sosyal medya birimi kurması, devletlerin bu alanı ne kadar ciddiye aldığının en net kanıtıdır. Amaç, dezenformasyon yaymak veya hedefleri itibarsızlaştırmaktır.&#8221; ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Siber zorbalık gençler arasında çok yaygın</strong></p>
<p>Siber zorbalığın özellikle gençler arasında endişe verici boyutlara ulaştığını rakamlarla ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Yapılan çalışmalar, akran zorbalığı kurbanı olan gençlerin oranının her üç gençten biri olduğunu gösteriyor. Ancak konu siber zorbalığa gelince bu oran yüzde 40&#8217;lara kadar çıkıyor. Bu, küresel bir ruh sağlığı tehdididir.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Siber zorbalığın gençler üzerindeki yıkıcı etkilerine vurgu yapan Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Bu durum, ergenlerde ciddi okul reddi, akademik başarıda düşüş, içe kapanma, depresyon ve kaygı bozukluklarına yol açıyor.&#8221; dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, özellikle &#8220;akademik zekâsı yüksek ancak sosyal ve duygusal becerileri zayıf&#8221; çocukların zorbalığa karşı daha savunmasız olduğunu ve bu çocukların sosyal iletişim bozuklukları açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.</p>
<p><strong>Evde şiddet varsa çocuk zorbalığı öğreniyor</strong></p>
<p>Zorbalığın temelinde genellikle çocuğun aile içinde öğrendiği yanlış sorun çözme yöntemlerinin yattığını belirten Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Çocukluk agresyonlarında birinci sırada canlı örnekler, yani aile içi tutumlar gelir. Evde &#8216;vurdum mu oturturum&#8217; kültürünü gören çocuk, hak arama yöntemi olarak zorbalığı öğrenir.&#8221; dedi.</p>
<p>Ergenlik döneminin, gençlerin hayatı keşfettiği ve sosyal becerilerini geliştirdiği &#8220;normal şizofrenik bir dönem&#8221; olarak tanımlanabileceğini belirten Prof. Dr. Tarhan, bu süreçte duyguların mantığın önüne geçtiğini ve gençlerin sonunu düşünmeden hareket edebileceğini ifade etti.</p>
<p>&#8220;Ergenden sıfır hata beklemek gerçekçi değil, tam tersine zararlıdır. Gençlerin hata yapma hakkı vardır, çünkü hayatı böyle öğrenirler.&#8221; diyen Prof. Dr. Tarhan, “Aile, özellikle şiddet ve yalan gibi temel konularda net bir tavır alarak çocuğa duygusal ve sosyal sınırları öğretmelidir. Tıpkı bir binanın kapıları, pencereleri gibi, duyguların da sınırları vardır.&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>İyiliklerin yaygınlaştığı bir ortamda zorbalık barınamaz</strong></p>
<p>Zorbalığın sadece vurmakla, kırmakla sınırlı olmadığını belirten Prof. Dr. Tarhan, fiziksel, sözel ve sosyal olmak üzere şiddetin üç farklı yüzü olduğunu, zorbalığı uygulayan kişilerin genellikle özgüven eksikliği yaşadığını ve başkalarını ezerek, değersizleştirerek kendi egolarını tatmin etmeye çalıştıklarını söyledi.</p>
<p>Okullarda artan akran zorbalığına karşı geliştirilen mevcut programların &#8220;kötülükle mücadele&#8221; üzerine odaklanarak eksik kaldığını ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Karanlıkla mücadelenin en güzel yöntemi bir mum yakmaktır. Zorbalığı önlemenin en etkili yolu da sınıflarda iyiliği, paylaşmayı ve yardımlaşmayı artırmaktır. Milli Eğitim, &#8216;Rastgele İyilik Projeleri&#8217;ni acilen politika haline getirmelidir.&#8221; dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, Kaliforniya&#8217;daki okullarda başarıyla uygulanan &#8220;Rastgele İyilik Projesi&#8221; ni örnek göstererek, &#8220;Öğrencilere, bir yaşlı bakımevinde veya bir engelli merkezinde çalışmaları karşılığında kredi veriliyor. Gençler hem mağduriyeti görüyor hem de iyilik yapmanın getirdiği manevi hazzı tadarak bu davranışları pekiştiriyor.&#8221; ifadesinde bulundu.</p>
<p>Akran zorbalığının küresel bir sorun haline geldiğini ve Finlandiya gibi ülkelerin buna çözüm aradığını belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, &#8220;Bizim kültürümüzde sadece kötüyle mücadele etmek yoktur, aynı zamanda iyiyi güçlendirip artırmak vardır. İyiliklerin yaygınlaştığı bir ortamda zorbalık zaten barınamaz.&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>Zorbalığa uğramanın temeli de evde atılıyor</strong></p>
<p>Zorbalığın temelinde genellikle ergenin evde yaşadığı &#8220;insan yerine konulmama&#8221; hissinin yattığını belirten Prof. Dr. Tarhan, ailelere çocuklarıyla iletişim kurma biçimleri konusunda hayati uyarılarda bulunarak, &#8220;Sen adam olmazsın, akılsızsın&#8221; gibi çocuğun kişiliğini hedef alan eleştirilerin, özgüvenini yok edeceğini ve onu zorbalık kurbanı olmaya aday hale getireceğini, doğru eleştirinin &#8220;Sen iyi bir çocuksun ama şu davranışın şu gerekçeyle doğru değil&#8221; diyerek, sadece davranışı ve çabaları gerekçesiyle eleştirmek olduğunu anlattı.</p>
<p>Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, baskı ve korku kültürlerinde yetişen çocukların &#8220;sorma, düşünme, itaat et&#8221; mottosuyla büyüdüğünü, bunun da girişimci ve yenilikçi olamayan, sadece itaat eden nesillere neden olduğunu kaydederek, &#8220;Sessiz sakin bir toplum olur ama ufak bir problemde büyük patlamalar yaşanır.&#8221; dedi. </p>
<p><strong>Aile içinde monolog yerine diyalog esas alınmalı</strong></p>
<p>Zorbalık uygulayan kişilerin de aslında kendi zayıflıklarını kapatmaya çalışan, kendileriyle yüzleşemeyen bireyler olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Bu döngünün kırılabilmesi için aile içinde monolog yerine diyaloğun esas alınması gerekir. Bizim kültürümüzde &#8216;su büyüğün, sus küçüğün&#8217; gibi artık çağa uymayan kalıp düşünceler var. Bu şekilde yetiştirilen &#8216;hanım hanımcık, efendi&#8217; çocuklar, saygılı olsalar da kendilerini ezdirdikleri için zorbalığa kurban olmaya adaydırlar.&#8221; diyerek, bu gençlere &#8220;hayır deme becerileri&#8221; ve girişkenlik eğitimlerinin verilmesinin şart olduğunu söyledi.</p>
<p>Sosyal ve duygusal zekânın, en az akademik zekâ kadar hayati olduğunun altını çizen Prof. Dr. Tarhan, sadece ders çalışmaya odaklanılarak &#8220;proje çocuk&#8221; yetiştirmenin büyük bir hata olduğunu ifade etti.</p>
<p>&#8220;Bu çocuklar okulda birinci olur ama &#8216;kurtlar sofrası&#8217; gibi olan iş hayatında başarısız olurlar, çünkü nerede nasıl davranacaklarını öğrenememişlerdir.&#8221; diyen Prof. Dr. Tarhan, sosyal zekânın da doğuştan gelmediğini, öğrenilebilir bir beceri olduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>Medya şirketlerine çocukları korumaya yönelik yasal zorunluluklar getirilmesi</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, ailelerin ve okulların akran zorbalığı karşısındaki panik halinin yanlış olduğunu belirterek, &#8220;Akran zorbalığını bir tehdit olarak görmeyelim. Bu, çocuğun hayatın zorluklarını öğrenmesi, problem çözmesi ve kendi gemisinin kaptanı olması için bir gelişim fırsatıdır. Görevimiz, çocuklarımızı sera çiçeği gibi büyütmek değil, onları bu fırtınalı denizde yüzmeye hazırlamaktır.&#8221; dedi.</p>
<p>Pandemi döneminin en büyük kurbanlarının, sanılanın aksine yaşlılar değil, dijital bağımlılığa sürüklenen çocuklar olduğunu kaydeden Prof. Dr. Tarhan, Ulaştırma Bakanlığı&#8217;na acil çağrıda bulunarak, Avrupa&#8217;da olduğu gibi medya şirketlerine çocukları korumaya yönelik yasal zorunluluklar getirilmesi gerektiğini, aksi halde bir neslin kaybedileceğini vurguladı.</p>
<p><strong>Problemleri çocuklar aralarında çözmeli</strong></p>
<p>Zorbalık vakalarında ailelerin hemen karşı tarafın ailesini aramasının &#8220;ilkel&#8221; ve &#8220;kolaycı&#8221; bir yöntem olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Problem iki çocuk arasında. Öncelik, aileleri hiç devreye sokmadan, bu iki çocuğun rehber öğretmen eşliğinde sorunu kendi aralarında çözmeyi öğrenmesidir. Asıl amaç olayı çözmekten çok, o olaydan çocuğa bir hayat dersi öğretmek, yani bir fırsat eğitimi yaratmaktır. Gelişmiş eğitim sistemleri buna &#8216;sessiz eğitim&#8217; diyor; sorun, farkında olmadan, ilişkiler içinde çözülüyor.&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>Ergenler dürtüsel ve sonunu düşünmeden hareket edebiliyor</strong></p>
<p>Ergenlerin beyninin ön bölgesinin (frontal lob) henüz tam olgunlaşmadığı için dürtüsel ve sonunu düşünmeden hareket edebileceğini belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, &#8220;Rehber öğretmenler, olayın arkasında kasıt mı, dürtüsellik mi, yoksa bilmeden yapılan bir hata mı olduğunu analiz etmeli. Çözüm, bu analize göre şekillenmelidir.&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, modern ve etkili bir ceza yöntemi olarak, zorbalık yapan öğrenciye &#8220;haftada üç gün bir yaşlı bakımevinde çalışma ve bunu raporlama&#8221; gibi topluma hizmet cezaları verilebileceğini, bu tür uygulamaların Türkiye&#8217;de de yapılabileceğini dile getirerek, &#8220;Buradaki amaç, o gence suçluluk ve pişmanlık duygusu yaşatarak empati kurmasını sağlamak ve onu topluma yeniden kazandırmaktır. Öbür türlü cezalar, gencin paranoid düşüncelerini pekiştirir ve onu &#8216;devamlı savaştaymış&#8217; gibi hissettirerek daha büyük ruhsal sorunlara yol açar.&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Evde yok sayılan çocuklar…</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, kötülük yapmaktan zevk alan zorba çocukların temelinde genellikle &#8220;sevgi yoksunu ama aşırı disiplinle büyütülme&#8221; yattığını belirterek, &#8220;Bu çocuklar kendilerini değersiz hisseder ve başkalarını ezerek ego tatmini yapmayı öğrenirler. Evde yok sayılan bir çocuk, dayak yediğinde bile &#8216;varlığımın farkındalar&#8217; diye düşünür ve öfkeyle beslenerek insanları yönetmeye çalışır.&#8221; ifadesinde bulundu.</p>
<p>Zorbalığın altında yatan derin psikolojik nedenlere dikkat çeken Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bir çocuğa verilebilecek en kötü cezanın onu &#8220;yok saymak&#8221; olduğunu sözlerine ekledi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-10-gencten-4u-siber-zorbaliga-ugruyor-580690">Her 10 gençten 4&#8217;ü siber zorbalığa uğruyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akran zorbalığı kalıcı izler bırakabiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/akran-zorbaligi-kalici-izler-birakabiliyor-571945</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Sep 2025 13:10:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalığı]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=571945</guid>

					<description><![CDATA[<p>Masum görünen şakalar, kırıcı davranışlar ya da şiddete varan eylemler… Son yıllarda akran zorbalığı dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de giderek artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akran-zorbaligi-kalici-izler-birakabiliyor-571945">Akran zorbalığı kalıcı izler bırakabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Masum görünen şakalar, kırıcı davranışlar ya da şiddete varan eylemler… Son yıllarda akran zorbalığı dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de giderek artıyor. Acıbadem Fulya Hastanesi’nden Uzman Psikolog Sena Sivri, özellikle sosyal medya ve dijital iletişim araçlarının yaygınlaşmasıyla birlikte, zorbalığın çeşitlerinin okul koridorlarından cep telefonu ekranlarına kadar taşındığını belirterek “Bireyler arası empati eksikliği, aile içi iletişim sorunları, sosyal beceri gelişimindeki yetersizlikler ve medya aracılığıyla şiddetin normalleştirilmesi akran zorbalığının artışında büyük rol oynuyor. Akran zorbalığı; fiziksel şiddet, sözel zorbalık, sosyal dışlama ve siber zorbalığın (aşağılayıcı mesajlar, fotoğraf paylaşma) yanı sıra bazen de “Sen bizimle oynayamazsın çünkü sen farklısın” ya da “Senin kıyafetlerin çok ucuz” gibi ifadelerle gerçekleştiriliyor” diyor.</p>
<p>Zorbalığa maruz kalan çocukların derin duygusal yaralar alarak kısa vadede özgüven kaybı, okul başarısında düşüş, uyku bozukluğu, baş ya da mide ağrısı gibi sorunlar yaşayabildiğini belirten Sivri, uzun vadede ise depresyon, kaygı bozukluğu ve sosyal fobi gibi kalıcı etkiler ortaya çıkabildiğine dikkat çekiyor.</p>
<p>Zorbalığın önüne geçmek için; çocuğu iyi gözlemlemenin, okul, aile ve bireyler olarak bilinçlenmenin ve önlemler almanın kritik önem taşıdığı vurgulayan Uzman Psikolog Sena Sivri, okulda akran zorbalığına karşı alınabilecek 7 etkili önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>
<ul>
<li><strong>Çocuğunuza bağırıp aşağılamayın! </strong></li>
</ul>
<p>Araştırmalar, ebeveynlerin kendi sosyal ilişkilerindeki tutumlarının çocuklar tarafından doğrudan model alındığını ortaya koyuyor.  Uzman Psikolog Sena Sivri “Evde bağırma, aşağılama gibi davranışların olmaması, çocuğun benzer tutumları benimsemesini engeller. Ebeveynler ve öğretmenler, saygılı ve şiddetten uzak iletişim biçimleriyle çocuğa örnek olmalıdır” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Yargılamadan konuşun ve açık iletişim kurun</strong></li>
</ul>
<p>Çocukla düzenli ve yargılamayan bir şekilde konuşmak, yaşadığı olumsuz deneyimleri anlatabileceği güvenli bir ortam sağlamak çok önemli. Araştırmalar, ebeveynleriyle düzenli iletişim kuran çocukların zorbalığa maruz kaldığında durumu daha çabuk paylaştığını gösteriyor. “Bugün okulda seni üzen bir şey oldu mu?” gibi açık uçlu sorular, kapalı sorulardan daha etkili olurken, çocuğun konuşmasını, yaşadığı bir zorluk varsa daha rahat anlatmasını sağlar.</p>
<ul>
<li><strong>Öğretmeni ve okul yönetimiyle temasta olun</strong></li>
</ul>
<p>Uzman Psikolog Sena Sivri “Okul yönetimi, öğretmenler ve veliler aynı dili konuştuğunda zorbalıkla mücadelede başarı artar. Yapılan bilimsel çalışmalar, zorbalık karşıtı okul politikalarının (örneğin; Sıfır Tolerans Programı) zorbalık oranını yüzde 20’ye kadar azaltabildiğini ortaya koyuyor. Veliler düzenli olarak öğretmeni ve okul yönetimiyle iletişimde olmalı, çocuğun sınıf içi ve sosyal ilişkileri takip edilmelidir” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Güvenli alanlar oluşturun</strong></li>
</ul>
<p>Okulda çocukların kendilerini güvende hissedebileceği alanlar (rehberlik odası, güvenli oyun alanları) zorbalık riskini azaltır. Ayrıca teneffüslerde yeterli sayıda öğretmen gözetimi sağlanması da önemlidir. Araştırmalar, gözetimin yüksek olduğu alanlarda zorbalık vakalarının yüzde 30 oranında düştüğünü gösteriyor.</p>
<ul>
<li><strong>Empati kazandırın</strong></li>
</ul>
<p>Uzman Psikolog Sena Sivri “Zorbalığı önlemenin en etkili yollarından biri çocuklara empati kazandırmaktır. Finlandiya’da uygulanan “KiVa” programı, empati eğitiminin zorbalık vakalarını ciddi oranda düşürdüğünü kanıtladı. Çocuklar, başkalarının duygularını anlamayı öğrendiklerinde zorbalığa yönelme olasılıkları azalır” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>İnternette karşılaşabilecekleri tehlikeleri anlatın</strong></li>
</ul>
<p>Teknoloji ile büyüyen nesil için siber zorbalık ciddi bir risk. Çocuklara, internet ortamında karşılaşabilecekleri riskler ve bu durumda nasıl hareket etmeleri gerektiği öğretilmelidir. Çocuklara “görsel veya mesaj paylaşmadan önce iki kez düşün” alışkanlığı kazandırmak, siber zorbalığı önlemede kritik bir adımdır.</p>
<ul>
<li><strong>Belli etmeden gözlemleyin</strong></li>
</ul>
<p>Akran zorbalığının yalnızca bireysel değil toplumsal bir sorun olduğunu vurgulayan Uzman Psikolog Sena Sivri “Çocuğu ona belli etmeden gözlemleyerek zorbalığa uğradığını ya da arkadaşına zorbalık yaptığını erken fark etmek son derece önemlidir.  Zorbalığa maruz kalan ya da zorbalık uygulayan çocukların her ikisi de psikolojik destek almalıdır. Rehberlik servisi, okul psikoloğu veya çocuk psikiyatristi, yaşanan travmanın etkilerini azaltmada kritik rol oynar. Erken destek, ileride oluşabilecek ciddi ruhsal sorunları önleyebilir” diyor.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akran-zorbaligi-kalici-izler-birakabiliyor-571945">Akran zorbalığı kalıcı izler bırakabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ebeveynlerin en büyük endişesi siber taciz ve zorbalık</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ebeveynlerin-en-buyuk-endisesi-siber-taciz-ve-zorbalik-570593</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Sep 2025 08:18:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[çevrim]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveyn]]></category>
		<category><![CDATA[siber]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=570593</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dijital dünya birçok yönden fiziksel dünyaya benziyor. Bu durum çevrim dışı ortamda sıklıkla gördüğümüz kötü davranışların dijital ortamda da ortaya çıkmasına ve hatta daha da kötüleşmesine neden oluyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ebeveynlerin-en-buyuk-endisesi-siber-taciz-ve-zorbalik-570593">Ebeveynlerin en büyük endişesi siber taciz ve zorbalık</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dijital dünya birçok yönden fiziksel dünyaya benziyor. Bu durum çevrim dışı ortamda sıklıkla gördüğümüz kötü davranışların dijital ortamda da ortaya çıkmasına ve hatta daha da kötüleşmesine neden oluyor. </strong></p>
<p><strong>17 ülkeyi kapsayan 2023 Microsoft araştırmasına göre</strong><strong>,</strong><strong> &#8220;siber zorbalık ve taciz&#8221; dünya çapında ebeveynlerin en büyük endişesi ve ankete katılanların ortalama yüzde 39&#8217;unu meşgul ediyor. Bu durumun devam etmesine izin verilirse çocukların ruh sağlığı ve hatta fiziksel sağlığı üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilir. Bu nedenle, yeni dönemin kabul edilemez çevrimiçi davranışlarda yeni bir dalgalanmaya yol açmamasını sağlamak herkesin görevi. Siber güvenlik şirketi ESET siber zorbalık ile nasıl başa çıkabileceğini irdeledi; bu konu ile ilgili önerilerini paylaştı. </strong></p>
<p>Microsoft tarafından yapılan araştırma, ebeveynlerin çocukların cinsel istismarı, dezenformasyon ve fiziksel şiddet tehditlerinden biraz daha fazla siber zorbalık konusunda endişeli olduğunu gösteriyor. Bu, Pew Research Center&#8217;ın ABD&#8217;deki gençlerin yaklaşık yarısının çevrimiçi tacize maruz kaldığını ve yaşça daha büyük kızların bu tacize daha fazla maruz kaldığını iddia eden araştırmasıyla da örtüşüyor. Bu taciz, isim takma ve yalan haber yaymaktan müstehcen görüntülerin  paylaşılmasına ve fiziksel tehditlere kadar birçok şekilde ortaya çıkabilir. Bu tür faaliyetler, zorbaların akranları üzerinde hakimiyet kurmaya çalıştığı, yeni grupların oluştuğu ve akademik baskının yeni endişeler yarattığı Eylül ayında, yeni okul yılının başında daha da kötüleşebilir. Hem ebeveynler hem de okullar, dönem başında başka konulara odaklanabilir, bu da potansiyel olarak ciddi sorunların gözden kaçmasına neden olabilir. Bu bağlamda, işler kontrolden çıkmadan önce siber zorbalığın uyarı işaretlerini fark edebilmeniz çok önemlidir.</p>
<p><strong>Çocuğumun siber zorbalığa maruz kaldığını nasıl anlarım?</strong></p>
<p>Çocuğunuzun yaşadıklarını size anlatmasını sağlamak, siber zorbalıkla mücadele etmenin ilk ve genellikle en zor kısmıdır. Size anlatmaktan utanabilir veya durumun daha da kötüye gideceğinden korkabilirler. Bu nedenle, bir şeylerin yolunda gitmediğini gösteren ani davranış değişikliklerine dikkat edin. Bunlar arasında olağan dışı ruh hâli değişiklikleri, düşük özgüven, hobilerine ilgisizlik, ekran başında geçirdiği sürenin önemli ölçüde artması veya azalması, okuldan veya sosyal etkinliklerden kaçınma ve notlarının düşmesi sayılabilir. Yorgun görünebilir ve yeme alışkanlıklarında değişiklikler olabilir. Bu konuyu konuşmaya çalıştığınızda savunmaya geçebilirler.</p>
<p><strong>Siber zorbalık ile başa çıkmak için en iyi uygulamalar</strong></p>
<p>Söylemesi kolay, yapması zor olabilir ancak bu tür durumlarda iletişim kanallarını açık tutmaya çalışmak, şüphesiz yapabileceğiniz en olumlu şeydir. Anksiyete ve endişe, hayatımızın sessiz köşelerinde beslenir. Çocuklarınızın, yargılanma veya misilleme korkusu olmadan, karşılaştıkları her türlü sorunu size anlatabileceklerini bilmeleri önemlidir. Aynı nedenle, ciddi bir durum olduğuna inanmadığınız sürece, onların kişisel hayatlarına fazla karışmamak genellikle daha iyidir. &#8220;Her şey yolunda mı?&#8221; gibi açık uçlu sorular sormak, &#8220;Zorbalığa uğruyor musun?&#8221; gibi sorular sormaktan daha iyi olabilir. Ayrıca başkalarının duyamayacağı bir zaman ve yer seçmeye çalışın. Utanç, gençler arasında güçlü bir duygudur ve dürüst konuşmaların önündeki en büyük engeldir.</p>
<p><strong>Çocuklarınızla iletişim kanallarınız açık olsun</strong></p>
<p>Siber zorbalığın riskini azaltmak için yapabileceğiniz daha proaktif şeyler de vardır. Çocuklarınızla çevrimiçi gizlilik ve güvenlik hakkında konuşun. Hangi uygulamaları kullandıklarını anlamak için zaman ayırın ve ayarların yaşlarına uygun ve gizlilik açısından gelişmiş olduğundan emin olun. Sosyal medya sitelerinde ve oyun platformlarında vakit geçirmenin risklerini ve cinsel şantaj ve deepfake çıplak fotoğraflar gibi tehditleri bildiklerinden emin olun. Çevrimiçi etkileşimde bulundukları herkese, özellikle de yüz yüze tanışmadıkları kişilere karşı sağlıklı bir şüphecilik geliştirmeleri gerekir. Yabancılardan gelen istenmeyen arkadaşlık istekleri hemen reddedilmelidir. Bunun bir parçası olarak, çocuklarınızın çevrimiçi ve çevrim dışı arkadaşlarının kim olduğunu tam olarak anlamak yardımcı olabilir.Çocuklarınızın akıllı telefon ayarlarını belirli içeriğe erişimi ve ekran süresini sınırlayacak şekilde ayarlamak veya ebeveyn izleme yazılımı yüklemek olabilir. Bunu yapmak istiyorsanız önce çocuğunuza neden bunu yaptığınızı açıklayın. Onların desteğini alamazsanız kararlı bir gencin elinde planlarınız suya düşebilir.</p>
<p><strong>Çocuğunuzun çevrimiçi zorbalığa maruz kaldığını fark ederseniz panik yapmayın</strong>.</p>
<p>Böyle bir durumu fark ettiğinizde sakin  bir şekilde konuşun, tam olarak ne olduğunu ve çocuğunuzun nasıl hissettiğini öğrenin. Aşırı tepki vermeyin. Yapmanız gereken, çocuğunuza zorbalığı engellemeyi gösterin, ardından ekran görüntüsü alın ve tüm kanıtları saklayın. Olayı ilgili çevrimiçi platformlara bildirin. Gerekirse okulunuzla bir görüşme ayarlayın. Zorbalık ne yazık ki birçok çocuğun hayatının bir parçasıdır. Mobil cihazlara erişim sayesinde zorbalar, eskiden hiç olmadığı kadar evinize girebiliyor. Ebeveynlerin de elinde bazı güçlü araçlar var; empati, sabır, teknoloji bilgisi ve sevgi.  Dikkatli olun. Çocuklarınızın yaşadıklarına dikkat edin. Onlara alan ve destek verin. Teknolojiyi doğru şekilde kullanmayı ve yapılandırmayı öğretin.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ebeveynlerin-en-buyuk-endisesi-siber-taciz-ve-zorbalik-570593">Ebeveynlerin en büyük endişesi siber taciz ve zorbalık</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Siber zorbalıkla ilgili yanlış bilinen 10 gerçek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/siber-zorbalikla-ilgili-yanlis-bilinen-10-gercek-567913</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Aug 2025 14:26:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[çevrimiçi]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveyn]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[onları]]></category>
		<category><![CDATA[siber]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=567913</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocukların ve gençlerin dijital dünyada karşı karşıya kaldığı tehlikeler giderek artarken siber zorbalık da en ciddi tehditlerden biri olarak öne çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siber-zorbalikla-ilgili-yanlis-bilinen-10-gercek-567913">Siber zorbalıkla ilgili yanlış bilinen 10 gerçek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çocukların ve gençlerin dijital dünyada karşı karşıya kaldığı tehlikeler giderek artarken siber zorbalık da en ciddi tehditlerden biri olarak öne çıkıyor. Ebeveynlerin bu konuda doğru bilgilere sahip olması, çocuklarını korumada büyük önem taşıyor. Ancak çevrimiçi tacizle ilgili bazı yanlış inanışlar, alınması gereken önlemleri geciktirebiliyor ya da etkisiz kılabiliyor. Siber güvenlik şirketi ESET siber zorbalık hakkında en yaygın 10 yanlış kanıyı derledi ve önerilerde bulundu.</strong></p>
<p>Cyberbullying Research Center’ın (Siber Zorbalık Araştırma Merkezi) verilerine göre, ABD&#8217;de ortaokul ve lise öğrencilerinin yüzde 58’inden fazlası hayatlarında en az bir kez siber zorbalığa maruz kaldı. Bu oran 2019’da yüzde 37 ve on yıl önce sadece yüzde 24’tü. Ayrıca genç video oyunu oyuncularının yüzde 43’ü çevrimiçi ortamda zorbalık yaşadığını belirtiyor. Bu zorbalık; hakaret, fiziksel tehdit, hatta cinsel içerikli mesajlar gibi farklı şekillerde karşımıza çıkıyor. Hiçbir ebeveyn çocuğunun siber zorbalığa maruz kalmasını istemez. Ancak alternatifin onları dijital dünyadan uzak tutmak olması durumunda, bu yarardan çok zarar verebilir. Önemli olan, uyarı işaretlerine karşı gözlerinizi açık tutmak, açık bir diyalog kurmak, duygusal ve teknik destek sunmaktır.</p>
<p><strong>Siber zorbalık hakkında en yaygın 10 yanlış kanı</strong></p>
<ol>
<li><strong>Çevrimiçi olan çevrimiçi kalır</strong></li>
</ol>
<p>Çoğu çevrimiçi eğilim gibi, zorbalık da teknoloji tarafından mümkün kılınır ancak kökleri insan ruhunun derinliklerine uzanır. Çocukların zorbalık davranışına girmesinin birçok nedeni vardır; akran baskısından düşük özgüvene, dikkat çekme ihtiyacından aile içi şiddete kadar. Sosyal medya gibi dijital platformlar, çocukların başkalarını daha yaygın bir şekilde zorbalığa maruz bırakmasına olanak tanıyabilir. Ancak bu, sadece çevrimiçi ortamla sınırlı değildir. Zorbalar, kurbanlarını çevrimiçi ortamda olduğu kadar gerçek hayatta da eziyet etmek isteyebilir. Bunu yapmasalar bile kurbanlarına verebilecekleri psikolojik zarar, gerçek dünyada da kesinlikle bir etkiye sahiptir.</p>
<ol>
<li><strong>Onlar sadece çocuk</strong></li>
</ol>
<p>Zorbalığı, çocukların büyümesinin normal bir parçasıymış gibi görmezden gelmek, onun potansiyel ciddiyetini küçümseme tehlikesi yaratır. Aslında zorbalık, zorbalığa maruz kalan kişinin sosyal ve duygusal gelişiminde ciddi ve uzun vadeli etkiler yaratabilir. Siber zorbalığın sadece çocukların başına gelen bir şey olmadığı da doğrudur. Trolling, doxing, intikam pornosu ve stalking, çoğumuzun aşina olduğu siber zorbalık türleridir. Amerikalıların beşte ikisi çevrimiçi tacize uğradığını iddia ediyor.</p>
<ol>
<li><strong>Görmezden gelin, kendiliğinden geçer</strong></li>
</ol>
<p>Bu nadiren işe yarar. Aynı mantıkla “zorbalık davranışını bildirmek sadece durumu daha kötüleştirecektir” diye düşünmek de yanlıştır. Bazen görmezden gelmek, zorbaların eylemlerinin etkili olduğuna inanmaları durumunda onları cesaretlendirebilir. Ortak bir eylemde bulunarak ve zorbalara doğrudan karşı çıkarak bir çözüm umudu olabilir.</p>
<ol>
<li><strong>Çocuğum bir sorun varsa bana söyler</strong></li>
</ol>
<p>Çocuğunuz size her zaman tamamen dürüst ve açık davranıyorsa şanslı bir ebeveynsiniz demektir. Çocuklar büyürken birkaç farklı aşamadan geçer ve bu süreçte ebeveynleriyle olan psikolojik ve duygusal ilişkileri değişir. Özellikle ergenlik çağına girdiklerinde bir sorun olduğunu size söylemekten utanabilir veya çok küçük düşmüş hissedebilirler. Başlarına gelenlerin ciddiyetini anlamayabilirler. Ya da bir şey söylerlerse sizi cezalandıracağınızı veya cihazlarını elinden alacağınızı düşünebilirler. Onları yargılamayacağınızı, cezalandırmayacağınızı, destek olacağınızı söyleyerek onları rahatlatmak, onların açılmalarına yardımcı olmak için yapabileceğiniz en iyi şeylerden biridir.</p>
<ol>
<li><strong>Teknolojiyi ortadan kaldırırsanız sorunu çözersiniz</strong></li>
</ol>
<p>Siber zorbalık teknoloji sayesinde mümkün olmaktadır ancak çocuğunuzun akıllı telefonunu elinden alırsanız bu sorun mucizevi bir şekilde ortadan kalkmayacaktır. Okulda zorbalığa maruz kalıyorlarsa tacizin çevrimdışı olarak devam etmesi için bolca fırsat olacaktır. Çocuğunuzun cihazını elinden alarak onu cezalandırmak, zorbaları sevindirecek ve çocuğunuzla olan ilişkinize hiçbir fayda sağlamayacaktır.</p>
<ol>
<li><strong>Çevrimiçi zorbaları tespit etmek neredeyse imkânsızdır</strong></li>
</ol>
<p>Bazen çevrimiçi anonimlik, siber suçların yaygınlaşmasına olanak sağladığı gibi, zorbaları da güçlendirir. Ancak gerçekte, zorbaların çoğu kurbanlarını tanır; ister okul arkadaşları ister eski arkadaşları ister romantik partnerleri olsun. Ayrıca sosyal medya ve diğer platformlar, taciz veya zorbalık yoluyla hizmet şartlarını ihlal ettikleri kanıtlanan bazı kullanıcıların kimliklerini ortaya çıkarabilir.</p>
<ol>
<li><strong>Tespit etmesi kolay</strong></li>
</ol>
<p>Siber zorbalığın zorluğu, sanal ortamda gerçekleşmesidir. Belki fiziksel iz bırakmaz ancak kurbanlara kesinlikle psikolojik zarar verebilir. Bu durum, özellikle çocuklarınızla duyguları hakkında açıkça konuşmakta zorlanan ebeveynler için işleri zorlaştırır. Yukarıda belirtilen nedenlerden dolayı, çocuğunuzun size bir sorun olduğunu söyleyeceğine güvenemezsiniz. Bu nedenle, uyarı işaretlerini daha iyi fark etmeniz gerekir. Davranış, tavır veya akademik performansta ani değişiklikler yararlı bir gösterge olabilir. Ancak bunlar kesin değildir. Nazik bir şekilde sorgulama da gerekli olabilir.</p>
<ol>
<li><strong>Siber zorbalar kötü niyetli dışlanmışlardır </strong></li>
</ol>
<p>Siber zorbaların kimlikleri sonunda ortaya çıktığında gerçek kimlikleri arkadaşlarını ve ailelerini şok edebilir. İnsanlar, gerçek dünyada asla düşünmeyecekleri şeyleri çevrimiçi ortamda söyleyebilir ve yapabilir. Çoğu zorba, kendileri zorbalığa veya istismara uğradıkları, özgüvenleri düşük olduğu, zihinsel sağlık sorunları olduğu veya akran baskısı nedeniyle bu davranışlarda bulunur. Özellikle çocuklarınıza zarar veriyorlarsa onları kötü olarak adlandırmanız kolaydır. Ancak gerçek genellikle bundan daha karmaşıktır.</p>
<ol>
<li><strong>Siber zorbalık çok sayıda intihara neden olmaktadır.</strong></li>
</ol>
<p>Resmî ABD verilerine göre, ergenlerin yüzde 14,9&#8217;u siber zorbalığa maruz kalmış ve %13,6&#8217;sı ciddi intihar girişimi gerçekleştirmiştir. Ancak korelasyon, nedensellik anlamına gelmez. Aslında bir gencin hayatına son vermek istemesinin birçok nedeni olabilir ve siber zorbalık bu nedenlerden biri olabilir veya olmayabilir. Her halükârda, ısrarlı çevrimiçi tacizin toplumun en savunmasız üyelerine yönelik tehlikelerine karşı uyanık olmalıyız.</p>
<ol>
<li><strong>Suçlu, sosyal medya platformları</strong></li>
</ol>
<p>Sosyal medya ve mesajlaşma platformları, siber zorbalığın &#8220;kolaylaştırıcıları&#8221; olarak oynadıkları rol nedeniyle sıklıkla kötüleştirilir. Ancak yasama organları tarafından ekosistemlerini daha iyi denetlemeleri için giderek daha fazla baskı altına alınıyorlar. Örneğin, Birleşik Krallık&#8217;ın Çevrimiçi Güvenlik Yasası, kullanıcılarının refahını sağlamak için belirli çevrimiçi hizmet sağlayıcılara &#8220;bakım yükümlülüğü&#8221; getiren, dünyadaki en sıkı yasalardan biridir. Zorbalık her zaman kolayca fark edilmez. Şartlar, nüanslar, argo ve dilsel özelliklerin bazen algoritmalar tarafından doğru bir şekilde tespit edilmesi zor olabilir. Ancak algoritmalar bu konuda giderek daha iyi hâle geliyor – olması gerektiği gibi. Her halükârda, ebeveynlerin çocuklarıyla sosyal medyanın riskleri ve tuzakları hakkında konuşması önemlidir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siber-zorbalikla-ilgili-yanlis-bilinen-10-gercek-567913">Siber zorbalıkla ilgili yanlış bilinen 10 gerçek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ailelerin endişesi siber zorbalık</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ailelerin-endisesi-siber-zorbalik-554261</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Jul 2025 07:53:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[endişesi]]></category>
		<category><![CDATA[siber]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=554261</guid>

					<description><![CDATA[<p>Okulların kapanmasıyla birlikte çocuklar zamanlarını akıllı telefon, tablet ve bilgisayar başında geçiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ailelerin-endisesi-siber-zorbalik-554261">Ailelerin endişesi siber zorbalık</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Okulların kapanmasıyla birlikte çocuklar zamanlarını akıllı telefon, tablet ve bilgisayar başında geçiriyor. Çevrimiçi geçirilen bu süre, eğlence ve öğrenmenin yanı sıra siber zorbalık riskini de artırıyor. Ebeveynlerin en büyük kaygıları içerisinde çocuklarının internette kimlerle iletişimde olduğu, neler izlediği ve olası dijital tehditlerle nasıl başa çıkacakları yer alıyor. </strong></p>
<p><strong>ESET Türkiye Ürün ve Pazarlama Müdürü Can Erginkurban, “Siber zorbalık günümüzde sadece okul koridorlarında veya sokakta değil, çocuğunuzun ekranında da karşısına çıkıyor. Çocukları yasaklarla değil, onları bilinçlendirerek korumalıyız” dedi.</strong></p>
<p><strong>Siber zorbalık değişiyor: Artık anonim uygulamalar ve oyun sohbetleri öne çıkıyor</strong></p>
<p>Siber zorbalık; bir çocuğun ya da ergenin başka bir çocuk, ergen ya da yetişkin tarafından internet, sosyal medya, mesajlaşma uygulamaları veya oyun içi sohbetler aracılığıyla tehdit edilmesi, aşağılanması veya utandırılması şeklinde tanımlanıyor. Dijital dünya dışında  zorbalık okuldan eve dönünce bitiyordu; şimdi ise bilgisayarda ya da cep telefonundaki bir bildirim her şeyi yeniden başlatabiliyor.</p>
<p><strong>ESET’ten ebeveynlere ve çocuklara 7 altın öneri</strong></p>
<p>Can Erginkurban, çocukları siber zorbalığa karşı korumak için ailelere ve çocuklara şu önerilerde bulundu:</p>
<ul>
<li><strong>Kuralları birlikte koyun:</strong> Bilgisayar, tablet ve telefon kullanım sürelerini çocuğunuzla birlikte konuşarak belirleyin. Neden sınırlı olduğunu açıklayın; böylece kural koymaktan ziyade ortak karar almış olursunuz.</li>
<li><strong>Gizliliği öğretin:</strong> Çocuklar gerçek hayatta yabancılara kişisel bilgilerini vermemeyi bilebilir. Aynı şeyi internette de yapmaları gerektiğini anlatın. Profil gizlilik ayarlarını beraber kontrol edin.</li>
<li><strong>Kamera ve mikrofonlara dikkat:</strong> Akıllı cihazlardaki kameralar kötü niyetli kişilerce uzaktan ele geçirilebilir. Web kameraların ve  mikrofon izinlerini yönetin.</li>
<li><strong>Arkadaş listesine bakın:</strong> Sosyal medyada “herkes” veya “arkadaşının arkadaşı” gibi geniş paylaşımlar yapmayın. Gelen her arkadaşlık isteğini otomatik kabul etmeyin.</li>
<li><strong>Uygulama ve yazılımlar güncel olsun:</strong> İşletim sistemini, uygulamaları ve güvenlik yazılımını  güncel tutun.</li>
<li><strong>Dijital ayak izini hatırlatın:</strong> İnternete yüklenen hiçbir şey tamamen silinmez. Çocuğunuza gönderdiği bir fotoğrafın, kaybolduğunu düşündüğü bir hikâyenin bile ekran görüntüsü alınabileceğini anlatın.</li>
<li><strong>Hangi fotoğrafı paylaşacaklarını düşünmelerini sağlayın:</strong> Çocuklar sadece eğlenceli bir an paylaşmak isterken kötü niyetli kişilerin eline koz verebilir. “Bu fotoğraf başkasının eline geçerse rahatsız olur musun?” diye sorarak farkındalık oluşturun.</li>
</ul>
<p><strong>Yasaklamak değil, anlamasını sağlamak önemli</strong></p>
<p>ESET Türkiye Ürün ve Pazarlama Müdürü Can Erginkurban, “Çocuğunuzla ne izlediğini, kimlerle konuştuğunu, hangi uygulamaları kullandığını açıkça konuşun. Yasaklamak yerine anlamasını ve kendini koruyacak beceriler geliştirmesini sağlamak uzun vadede çok daha etkili bir yöntemdir” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ailelerin-endisesi-siber-zorbalik-554261">Ailelerin endişesi siber zorbalık</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Görünmez Zorbalık: Duygusal Manipülasyona Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gorunmez-zorbalik-duygusal-manipulasyona-dikkat-536963</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 May 2025 11:32:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[görünmez]]></category>
		<category><![CDATA[manipülasyona]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=536963</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sevginin, ilginin ve hatta normal bir iletişimin ardına saklanan görünmez bir güç: Duygusal manipülasyon. Çoğu zaman fark edilmesi zor olan bu psikolojik baskı, bireyin öz benliğini titizlikle hedef alır, özgüvenini adeta kemirir ve karar mekanizmalarını ele geçirir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gorunmez-zorbalik-duygusal-manipulasyona-dikkat-536963">Görünmez Zorbalık: Duygusal Manipülasyona Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sevginin, ilginin ve hatta normal bir iletişimin ardına saklanan görünmez bir güç: Duygusal manipülasyon. Çoğu zaman fark edilmesi zor olan bu psikolojik baskı, bireyin öz benliğini titizlikle hedef alır, özgüvenini adeta kemirir ve karar mekanizmalarını ele geçirir. İster özel ilişkilerde, ister iş hayatında; manipülasyon her yerde kendini gösterebilir. Kadınların ve erkeklerin farklı rollerde sergilediği bu stratejik davranışlar, mağdurun ruhunda derin ve kalıcı izler bırakabilir. Memorial Bahçelievler Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Klinik Psikolog F. Arzu Beyribey, duygusal manipülasyonun anatomisini, etkilerini ve korunma yöntemlerini tüm detaylarıyla anlattı.</p>
<p><strong>Derin psikolojik izler bırakabiliyor</strong></p>
<p>Son dönemlerde toplumda adını sıkça duyuran duygusal manipülasyon, görünürde bir şiddet içermese de, mağdur üzerinde derin psikolojik izler bırakabilen aslında bir psikolojik şiddet biçimidir. Bu manipülasyon türü, bireyin düşüncelerini, duygularını ve kararlarını dolaylı yollarla kontrol etmeye yönelik bir stratejidir. Manipülasyon çoğu zaman ‘normal’ ya da ‘ilgi’ gibi görünen davranış kalıplarıyla gizlenir; fakat etkileri zamanla bireyin öz benliğini sarsacak düzeye ulaşabilir. Oldukça sık karşılaşılan bu durum, özellikle narsisistik, borderline ya da antisosyal özellikler taşıyan bireylerde yaygın görülmektedir.</p>
<p><strong>Manipülatörün kullandığı 4 savunma mekanizması</strong></p>
<p>Duygusal manipülasyon, psikolojide genellikle gaslighting, taşımalı suçlama, sessiz muamele, idealleştirme-değersizleştirme döngüsü, kurban rolüne bürünme gibi davranış örüntüleriyle tanımlanmaktadır. Manipülatör kişi, genellikle mağdurun en hassas noktalarını tanımlayarak, onu suçluluk, utanç veya değersizlik duygularıyla kontrol altına almaktadır. Bu süreçte manipülasyonu uygulayan kişinin kendisine ait kullandığı savunma mekanizmaları bulunmaktadır. Bu savunma mekanizmaları arasında en belirgin olanlar şunlardır:</p>
<ul>
<li>Yansıtma (Projeksiyon): Kendi kabul edemediği duyguları karşı tarafa suçlayarak yansıtır.</li>
<li>İnkar ( Denial): Gerçekliği kabul etmeme yoluyla sorumluluktan kaçar.</li>
<li>Devalüasyon: Önce aşırı yüceltip, ardından değersizleştirerek karşı tarafı kendine bağımlı hale getirir.</li>
<li>Rasyonalizasyon: Yaptığı manipülasyonu, mantıklı gerekçelerle haklı göstermeye çalışır.</li>
</ul>
<p><strong>İlişkilerde duygusal manipülasyon tekniklerini tanıyın</strong></p>
<ul>
<li><strong>Erkeklerin Duygusal Manipülasyonu</strong></li>
</ul>
<p>Toplumsal rollerin de etkisiyle, erkek manipülatörler genellikle daha direkt ve kontrol edici bir yapı sergiler. Bunlar arasında öne çıkanlar şöyle sıralanabilir:</p>
<ul>
<li>Koruma maskesiyle kontrol: “Senin iyiliğin için söylüyorum” diyerek karşı tarafın özgürlük alanını daraltmak.</li>
<li>Sessiz manipülasyon: Karar alma süreçlerinde mağduru değersiz hissettirmek, onun fikirlerini sürekli eleştirmek.</li>
<li>Kıskançlık ve denetim: Partneri izlemek, sosyal çevresini sınırlandırmak ve bu davranışları “aşk” olarak meşrulaştırmak.</li>
</ul>
<p>Bu tip davranışlar, zamanla mağdurun özgüvenini ve karar verme becerisini zayıflatır, bireyin benlik algısında çatlaklara neden olur.</p>
<ul>
<li><strong>Kadınların Duygusal Manipülasyonu</strong></li>
</ul>
<p>Kadın manipülatörlerde ise daha çok dolaylı, pasif-agresif ve duygusal cezalandırıcı tutumlar ön plana çıkar. Bu örüntüler şunları içerebilir:</p>
<ul>
<li>Kurban rolüne bürünme: Tüm sorunların mağduru olduğunu ima ederek, karşı tarafın suçluluk duymasını sağlamak.</li>
<li>İdealleştirip sonra değersizleştirme: Önce aşırı sevgi, bağlılık ve hayranlık gösterip, ardından küçümseyen ve mesafe koyan tutumlar sergilemek.</li>
<li>İnce duygusal şantaj: “Sen beni sevseydin, bunu yapmazdın” gibi ifadelerle karar mekanizmasını etkilemek.</li>
</ul>
<p>Kadın manipülatörler çoğu zaman mağdura ‘duygusal borç’ hissettirerek, onların davranışlarını yönetir. Bu, mağdurun sınırlarını koruyamamasına ve içsel çatışmalar yaşamasına yol açar.</p>
<ul>
<li><strong>İş Yaşamında Duygusal Manipülasyon</strong></li>
</ul>
<p>Manipülasyon yalnızca özel ilişkilerde değil, iş hayatında da oldukça yaygındır. Özellikle hiyerarşik yapılarda, güç sahibi bireyler, bu gücü duygusal manipülasyon aracı olarak kullanabilir.</p>
<p>-Yöneticilerin Manipülatif Davranışları:-</p>
<ul>
<li>Mükemmeliyet tuzağı: Sürekli daha fazlasını istemek, çalışanın yaptığı işleri yeterli görmemek ve motivasyonunu düşürmek.</li>
<li>Psikolojik gaslighting: Çalışanın algılarını sorgulamasına neden olacak şekilde yorum yapmak (“Sen bu toplantıda hiç katkı sunmadın” gibi, oysa kayıtlar aksini gösteriyordur).</li>
<li>İzolasyon: Çalışanı sosyal çevresinden izole etmek, toplantılardan dışlamak, görünmez hale getirmek.</li>
</ul>
<p>Bu tür manipülasyonlar bireyde tükenmişlik sendromu, özgüven kaybı ve hatta depresif belirtiler ortaya çıkarabilir.</p>
<p>-Çalışanların Manipülasyonu:-</p>
<p>Sadece yöneticiler değil, çalışanlar da üstlerini ya da ekip arkadaşlarını manipüle edebilir. Örneğin:</p>
<ul>
<li>Mağduriyet stratejisi: İş yükünden kaçmak için sürekli sağlık sorunları, ailevi problemler dile getirilir.</li>
<li>Bağlılık kisvesi altında kontrol: Fazla yakın ilişkiler kurup, diğer çalışanları dışlamaya çalışmak.</li>
<li>İş yerinde dedikodu: İmaj zedeleme, algı yönlendirme amacıyla bilgi kirliliği yaratmak.</li>
</ul>
<p>Bu tür manipülasyonlar ekip içi güveni zedeler ve kurum kültürünü olumsuz etkiler.</p>
<p><strong>Bu belirtilere dikkat!</strong></p>
<p>Klinik gözlemlere göre, manipülasyona maruz kalan bireylerde en sık gözlenen belirtiler şunlardır:</p>
<ul>
<li>Sürekli suçluluk veya utanç duygusu</li>
<li>Karar alma süreçlerinde zorlanma</li>
<li>Özsaygı kaybı</li>
<li>Sosyal izolasyon ve yalnızlık hissi</li>
<li>Psikosomatik belirtiler (baş ağrısı, mide problemleri)</li>
<li>Uyku bozuklukları</li>
<li>Kaygı bozuklukları ve panik atak</li>
</ul>
<p>Bu belirtiler zamanla kronikleşirse depresyon, yaygın anksiyete bozukluğu ya da travma sonrası stres bozukluğu gibi klinik tablolara evrilebilir.</p>
<p><strong>Manipülasyona maruz kalma durumu çocukluk sürecine bağlı olabilir</strong></p>
<p>İnsanların manipülasyonlara maruz kalmaları çoğu zaman bireyin erken çocukluk yaşantılarında gizlidir. Özellikle koşullu sevgi deneyimlemiş, sınır çizme becerisi gelişmemiş veya duygusal ihmale uğramış bireyler, manipülasyona daha açık hale gelebilmektedir. Bağımlı kişilik özellikleri ya da aşırı empatik yapılar da manipülatörlerin ilgisini çekmektedir.</p>
<p>Bağlanma kuramına göre, kaygılı-bağlı bireyler onay alma ihtiyacıyla sınırlarını ihlal ettirirken, kaçıngan-bağlı bireyler manipülasyonu fark etse bile, çatışmadan kaçınma eğiliminde oldukları için tepki vermemektedir. Bu durum da manipülasyonu uygulayan kişiler tarafından fark edilmektedir.</p>
<p><strong>Duygusal Manipülasyona Karşı 5 Adım!</strong> </p>
<p>İş hayatında, arkadaşlıklarda ve ilişkilerde duygusal manipülasyona karşı savunmasız olmamak için, bazı temel psikolojik becerilerin geliştirilmesi gerekmektedir. Bular şöyle sıralanabilir:</p>
<ol>
<li>Kendini tanıma: Kendi sınırlarını, kırılganlıklarını ve güçlü yanlarını bilmek.</li>
<li>Duygusal farkındalık: Ne hissettiğini, neden hissettiğini anlayabilmek.</li>
<li>Net sınırlar koymak: &#8220;Hayır&#8221; deme becerisi geliştirmek.</li>
<li>İlişkileri gözden geçirme: Kendini sürekli kötü hissediyorsan, bu ilişkiyi sorgulamak.</li>
<li>Profesyonel destek almak: Uzun süreli manipülasyon mağdurları için psikoterapi kaçınılmazdır.<strong> </strong></li>
</ol>
<p><strong>Uzman yardımı almaktan çekinmeyin</strong></p>
<p>Duygusal manipülasyon, görünmeyen ama çok güçlü bir psikolojik baskı biçimidir. Hem bireysel hem de kurumsal düzeyde yarattığı yıkım küçümsenemez. Kadın ve erkek rollerindeki manipülasyon farklılıkları, ilişkilerin doğasını ve güç dinamiklerini şekillendirir. İş yaşamında ise, verimliliği düşüren, tükenmişliği artıran görünmez bir tehdittir. Bu nedenle, bireylerin duygusal farkındalıklarını artırmaları, sınır koyma becerilerini geliştirmeleri ve gerekirse profesyonel yardım almaktan çekinmemeleri çok önemlidir. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gorunmez-zorbalik-duygusal-manipulasyona-dikkat-536963">Görünmez Zorbalık: Duygusal Manipülasyona Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zorbalık Yapan Çocukların da Yardıma İhtiyacı Var!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zorbalik-yapan-cocuklarin-da-yardima-ihtiyaci-var-426631</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Nov 2023 07:25:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyacı]]></category>
		<category><![CDATA[var]]></category>
		<category><![CDATA[yapan]]></category>
		<category><![CDATA[yardıma]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=426631</guid>

					<description><![CDATA[<p>Akran zorbalığına ilişkin bilgi veren Dr. Öğr. Üyesi Ayşen Köse, “Zorbalık yapan çocuklar, aslında çoğunlukla güçsüzlük ve utanç duyguları içindedirler. Okulların zorba çocuklara yanıtı ceza, okuldan uzaklaştırma gibi iyileştirmekten çok bastırmaya yönelik yöntemler olduğunda ise buz dağının altı görmezden gelinmiş olunur” dedi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zorbalik-yapan-cocuklarin-da-yardima-ihtiyaci-var-426631">Zorbalık Yapan Çocukların da Yardıma İhtiyacı Var!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Zorbalık Yapan Çocukların da Yardıma İhtiyacı Var!</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Akran zorbalığına ilişkin bilgi veren Dr. Öğr. Üyesi Ayşen Köse, “Zorbalık yapan çocuklar, aslında çoğunlukla güçsüzlük ve utanç duyguları içindedirler. Okulların zorba çocuklara yanıtı ceza, okuldan uzaklaştırma gibi iyileştirmekten çok bastırmaya yönelik yöntemler olduğunda ise buz dağının altı görmezden gelinmiş olunur” dedi</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Dr. Öğr. Üyesi Ayşen Köse, okullarda “sıfır zorbalık” için “pozitif disiplin, onarıcı adalet, travmaya duyarlı okul anlayışı gibi alternatif yaklaşımların” uygulanmasının önemli olduğunu belirtti</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Akran zorbalığı, fiziksel şiddetin yanı sıra dedikodusunu yapma, isim takma, alay ve tehdit etme, yalnızlaştırma, eşyasına zarar verme, irrite edici bakış ve davranışlar gösterme gibi pek çok farklı şekillerde görülebiliyor. Kaygı ve depresyon, okuldan uzaklaşma gibi sonuçları olabildiği gibi zorbalığa uğrayan çocuğu intihara dahi götürebiliyor. </p>
<p> </p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Ayşen Köse, son günlerde ailelerin gündemini daha çok meşgul eden akran zorbalığına ilişkin bilgi verdi.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Kim Bu Zorbalar?</strong></p>
<p>Zorbalık yapan çocuklar için tek bir profil tanımlamanın mümkün olmadığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Köse, “Zorbalık konusunda yapılan çalışmalar, zorba çocukların genellikle destekleyici olmayan, kaotik aile ortamlarından geldiklerine ve/veya travmatik yaşam deneyimleri olduğuna işaret eder. Örneğin, taciz gören çocuklar genellikle tacizcinin özelliklerini aldıkları için, bu çocukların okulda zorbaya dönüşme ihtimalleri çok yüksektir. Zorbalık yapan çocukların duygusal-sosyal problemleri olduğunu ve kendinden daha güçsüz bulduğu bir çocuğa zulmederek güç, ilgi ve kontrol hissi kazanmaya çalıştıklarını görürüz. Çünkü zorba davranışlar temelde çocukta karşılanmamış ihtiyaçların ifadesidir” dedi.</p>
<p>Zorbalık yapan çocukların şiddet eğilimli, ani ve tahmin edilemez eylemlerde bulunan kişiler olduğunu anımsatan Köse, “Aslında çoğunlukla güçsüzlük ve utanç duyguları içindedirler. Okulların zorba çocuklara yanıtı ceza, okuldan uzaklaştırma gibi iyileştirmekten çok bastırmaya yönelik yöntemler olduğunda ise buz dağının altı görmezden gelinmiş olunur. Zorba çocukların davranışları ele alınırken bir paradigma değişimi şarttır. Okul ortamlarında bu çocuklara en iyi gelecek şey güvenli bağlanma ilişkisi kurabildikleri en az bir yetişkin olması; güven duygusunun ve şefkatli ilişkilerin hâkim olduğu bir okul iklimidir” diye konuştu. </p>
<p> </p>
<p><strong>“Diğer Çocukları da Korkutuyorlar”</strong></p>
<p>Birçok çocuğun zorba çocuklarla aynı safta olarak popülerliğini korumak için izleyici kaldığına işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Ayşen Köse, bazı çocukların ise kendilerinin de mağdur olabileceğinden kokmalarından dolayı izleyici olarak kaldığını, zorbalığa uğrayan çocuğa yardım etmediğini belirtti. </p>
<p>Köse,<strong> “</strong>Bir diğer grup ise hem zorbalık yapan hem de zorbalık mağduru olan öğrenciler. Bu zorba/mağdur grubundaki öğrencilerin iyilik hali ölçümlerinde en olumsuz puanları aldıkları ve desteğe en çok ihtiyacı olan çocuklar oldukları görülmektedir” dedi. </p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Ayşen Köse, araştırmaların, güvene dayalı ve destekleyici ilişkilerin olduğu, adil ve tutarlı, demokratik bir ikliminin hâkim olduğu okullarda zorbalık davranışlarının anlamlı düzeyde azaldığını, zorbalığa tanık olanların da zorbalığa karşı çıkma cesareti gösterebildiklerini ortaya koyduğunu kaydetti. Köse, “Otoriter yaklaşım, öğrencilerin maruz kaldıkları zorbalığı saklamalarına, zorbalığa seyirci kalarak yanıt vermelerine ve dolayısıyla zorbalığın normal sayıldığı bir kültür oluşmasına yol açıyor” dedi. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>“Sıfır Zorbalık için Onarıcı Adalet”</strong></p>
<p>Çocukların kimi zaman zorbalığa uğramanın kendi hataları olduğunu düşünmeleri nedeniyle durumu ailelerinden sakladıklarını kaydeden Ayşen Köse, akran zorbalığına karşı yapılabilecekler konusunda şu bilgileri verdi:<br /> “Bir çocuk size zorbalığa uğradığını söylerse onu sakince dinlemek yapılacak ilk ve en doğru yaklaşım. Sizinle bu konuyu konuştuğu için çocuğu övmeniz, şefkatle yaklaşmanız, onu yalnız bırakmayacağınız konusunda güvence vermeniz ve bu konuda ne yapacağınız konusunda birlikte düşünmeniz önemli. Çocuğunuzdan ya da öğrencinizden ayrıntıları alırken, bazı bilgileri olayların tırmanmasından korktuğu için açıklamama ihtimali olduğunu da aklınızın bir kenarında bulundurmalısınız. Zorbalığın nasıl ele alınacağına yönelik her duruma uygun bir yaklaşım önermek güç, olayların önem derecesi, oluşturacağınız stratejileri belirler. İlk olarak, okul rehberlik servisine başvurmak ve okul psikolojik danışmanı ile durumu değerlendirmek yararlı olacaktır. Siber zorbalık söz konusuysa, ekran görüntülerini almak ve zorba akranı sosyal medyadan hemen engellemek gerekir. Zorbalığa uğrayan çocuğun ailesinin, zorba çocuğun ailesiyle doğrudan iletişime geçmesi çoğu zaman yararlı bir strateji değildir, velilerin okul aracılığıyla temasta bulunması daha yerinde olur. Okullarda ‘sıfır zorbalık’ hedefi için, pozitif disiplin, onarıcı adalet, travmaya duyarlı okul anlayışı gibi alternatif yaklaşımların okul politikası haline gelmesi değerlidir.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zorbalik-yapan-cocuklarin-da-yardima-ihtiyaci-var-426631">Zorbalık Yapan Çocukların da Yardıma İhtiyacı Var!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tufan: Bir masalı anlatmak bir dünya kurmaktır Basılı: Nohut adam hikâyesi zorbalık üzerine</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tufan-bir-masali-anlatmak-bir-dunya-kurmaktir-basili-nohut-adam-hikayesi-zorbalik-uzerine-413061</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Oct 2023 23:08:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[anlatmak]]></category>
		<category><![CDATA[basılı]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[hikyesi]]></category>
		<category><![CDATA[kurmaktır]]></category>
		<category><![CDATA[masalı]]></category>
		<category><![CDATA[nohut]]></category>
		<category><![CDATA[tufan]]></category>
		<category><![CDATA[üzerine]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=413061</guid>

					<description><![CDATA[<p>13. Kocaeli Kitap Fuarı’nda Yazar Tarık Tufan, “Bir Romana Tutunmak” adlı söyleşi ile, çocuk öykü ve roman yazarı Anıl Basılı da “Çocuk Okuma Kulübü” etkinliğinde sevenleriyle buluştu</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tufan-bir-masali-anlatmak-bir-dunya-kurmaktir-basili-nohut-adam-hikayesi-zorbalik-uzerine-413061">Tufan: Bir masalı anlatmak bir dünya kurmaktır Basılı: Nohut adam hikâyesi zorbalık üzerine</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Birçok farklı etkinlik, söyleşi ve özel oturumları ile Kocaeli Kongre Merkezi’nde devam eden 13. Kocaeli Kitap Fuarı’nda Yazar ve Senarist Tarık Tufan, “Bir Romana Tutunmak” adlı söyleşi ile, çocuk öykü ve roman yazarı Anıl Basılı da  “Çocuk Okuma Kulübü” etkinliğinde Selim Sırrı Paşa Salonu’nda sevenleriyle buluştu. Yazar ve Senarist Tarık Tufan söyleşisinde, “Bir masalı anlatmak bir dünya kurmaktır” ifadesini kullanırken, çocuk öykü ve roman yazarı Basılı da, “Nohut adam hikâyesi zorbalık üzerine” açıklamasını yaptı.</p>
<p> </p>
<p><b>“HEPİMİZİN HAFIZASI KENDİ HİKÂYELERİMİZLE DOLU”</b></p>
<p>Yazar Tufan yaptığı söyleşide,  “1994 yılında bir genç üniversitesi iken radyolar yaygınlaşmaya başlamıştı. O yıllarda gece saatlerinde bir radyoda program yapmaya başladım. Saatlerce konuştum o programda. Kendi kendime düşünüyorum. İnsan neden kendini anlatmak ister. İnsanın içindekini ortaya dökmesi veya başka insanlara aktarma isteği acaba nasıl izah edilir. İnsanın bir hikâyeyi anlatmasının daha anlamlı ve daha değerli bir nedeni olmalıdır. Hepimiz hikâyelerimizle varız. Hepimizin hafızası kendi hikâyelerimizle dolu. Hepimiz kendi hikâyemizi anlamlı ve değerli kılmanın derdindeyiz. Bizim hikâyemiz ne kadar derinse o hikâyenin anlamı ve değeri o kadar artar” dedi.</p>
<p> </p>
<p><b>“BİR MASAL ANLATMAK BİR DÜNYA KURMAKTIR”</b></p>
<p>İnsanın dönemsel büyük bir dönüşümden geçtiğini belirten Yazar Tufan, “Bir toplumun kendi düşünüş biçimlerini, ahlak biçimlerini, değerlerini, iyi kötü insanlık durumlarını kendisinden sonraki kuşaklara anlatmasının en derin yolu o toplumun hikâyeleridir, masallarıdır. Masallar ve hikâyeler sadece merak unsurları değil, aynı zamanda o kuşaklara iyinin doğrunun güzelin ne olduğunu anlatmak içindir. Bir masal anlatmak bir dünya kurmak demektir. Bir masal anlatmak bir insanlık ideali çizmek demektir. Bir masal anlatmak bir duygu dünyası yaratmak demektir. Bir masal anlatmak o insanların taze zihinlerinde bir fikri yol açmak demektir. Dolayısı ile masal, bize insanlık hallerinin en saf ve temiz anlarını anlatır” ifadelerini kullandı.     </p>
<p> </p>
<p><b>“İLHAM DENEN ŞEY SİZE GELMEZ”</b></p>
<p>Selim Sırrı Paşa Salonu’nun bir diğer söyleşisini çocuk kitapları yazarı ve gazeteci Anıl Basılı gerçekleştirdi.  “Çocuk Okuma Kulübü” adlı etkinlikte kitapseverlerle bir araya gelen Basılı, etkinlik kapsamında çocuklarla hoşça vakit geçirdi. “Hayaller yaşlanır mı?” sorusuyla söyleşisine başlayan Basılı, “İlham denen şey size gelmez. Birbirimizi dinlememiz çok önemli. Bazen dinleyemezsiniz ama duyabilirsiniz. Gözlemleyerek ilerlerseniz hayat kocaman bir ağaca ve o ağaçta bir sürü yeni toplanmayı bekleyen hikâyelere dönüşmeye başlar” dedi.</p>
<p> </p>
<p><b>“NOHUT ADAM HİKÂYESİ ZORBALIK ÜZERİNE”</b></p>
<p>Çocuklar arasında zorbalığa değinen Basılı, “Birbirimizin fiziksel özellikleriyle alay etmekten keyif alıyoruz bazen. Bazen arkadaşımıza sıska ya da inek diyebiliyoruz. Karşı taraf sizinle alay etmek istiyorsa mutlaka bir neden buluyor. Eğer zorbalığa uğradığınızı düşünüyorsanız hayır demeyi öğrenmelisiniz. Sınırları bilmelisiniz” diyerek çocuklara önemli mesajlar verdi. Zorbalık üzerine deneyimlerini çocuklarla paylaşan Basılı, “Bir grup arkadaşım bana inek öğrenci diyordu. Buna takıldığım çok dönem oldu ama daha sonra birinin kelimesine takılmayacak kadar çok değerli olduğumu fark ettim. Ben gözlük takmayı çok seviyorum isteyen istediğini desin. Başka birinin üzerimde alay edebileceği noktada değilim. Bunu fark ettiğinizde saygı duymaya başlıyordunuz. Benim de yazarı olduğum ‘Nohut Adam’ hikâyesi buna değiniyor” şeklinde konuştu.</p>
<p><b> </b></p>
<p><b>“NASIL YAZAR OLUNUR?”</b></p>
<p>Toplamda 13 kitabı olan Basılı, Şubat ayında yeni çizgi romanının çıkacağını ilk defa söyleşide paylaştı ve yazar olmak isteyen çocuklara tavsiyelerde bulundu. Basılı, “Kitaplar hepimize farklı şekillerde sesleniyor ve bunu kavramaya başlıyoruz. Kitaplar size birbirinizden farklı anlamlar hitap ediyorsa kesinlikle doğru yoldasınız. Yazdığınızın bazen saçma olduğunu düşünüyorsunuz değil mi? Eğer yazdıklarınızın saçma olduğunu düşünüyorsanız doğru yoldasınız. Saçma gelmesi samimiyet demektir. Daha doğru noktadasınız demektir. Ben yazarken saçma olmasına dikkat ediyorum. Yazmayı disiplin olarak kabul ediyorum ve her gün masa başına geçiyorum. Nohut adamı yedi ayda yazdım. İçime sinene kadar devam ettim. Eğer yazarlık yolculuğuna girmek istiyorsanız Türkçemizin çok güzel olması gerekiyor. Çok kitap okuyarak, eleştirerek ve yazarak yazar olunur. Gözlemleyin, görün. Bir yazar neye benzer, nasıl konuşur, mutsuz mu, nasıl biri? Gözlemlediklerinizi yansıtın. Hep aynı sokakta yürüseniz de gözlemleyin. Bunları gözlemlemeniz çok önemli” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tufan-bir-masali-anlatmak-bir-dunya-kurmaktir-basili-nohut-adam-hikayesi-zorbalik-uzerine-413061">Tufan: Bir masalı anlatmak bir dünya kurmaktır Basılı: Nohut adam hikâyesi zorbalık üzerine</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
