<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>zekadan | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/zekadan/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/zekadan</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 Jun 2026 08:40:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>zekadan | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/zekadan</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kanserden Yaşlanmaya, Yapay Zekadan &#8220;Kopya Organlara&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanserden-yaslanmaya-yapay-zekadan-kopya-organlara-640859</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 08:40:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[araştırmaları]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserden]]></category>
		<category><![CDATA[kopya]]></category>
		<category><![CDATA[Mitokondri]]></category>
		<category><![CDATA[organlara]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[yaşa]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanma]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanmaya]]></category>
		<category><![CDATA[zekadan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=640859</guid>

					<description><![CDATA[<p>Acıbadem Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü ev sahipliğinde düzenlenen “Ege Bölgesi Moleküler Biyoloji Sempozyumu 2026”, Türkiye ve Yunanistan’ın önde gelen bilim insanlarını İstanbul’da bir araya getirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanserden-yaslanmaya-yapay-zekadan-kopya-organlara-640859">Kanserden Yaşlanmaya, Yapay Zekadan &#8220;Kopya Organlara&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><strong><em>Acıbadem Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü ev sahipliğinde düzenlenen “Ege Bölgesi Moleküler Biyoloji Sempozyumu 2026”, Türkiye ve Yunanistan’ın önde gelen bilim insanlarını İstanbul’da bir araya getirdi. Acıbadem Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Batu Erman’ın başkanlığında gerçekleştirilen iki günlük bilim şöleninde, moleküler biyoloji ve genetik alanında son yılların en dikkat çekici araştırmaları ele alındı. Moleküler biyoloji ve genetikte geleceği şekillendirecek araştırmalar, kanser tedavilerinden sağlıklı yaşlanmaya uzanan çarpıcı gelişmelerle masaya yatırıldı.</em></strong></b></p>
<p><strong><em>Kanser biyolojisinden yapay zeka destekli ilaç geliştirmeye, yaşlanmanın moleküler mekanizmalarından organoid teknolojilerine, mitokondri araştırmalarından yeni nesil hücresel tedavilere kadar geniş bir yelpazede gerçekleştirilen sunumlar, tıp ve biyoteknolojide yaşanan hızlı dönüşümü gözler önüne serdi. Boğaziçi Üniversitesi, Bilkent Üniversitesi, Koç Üniversitesi, Gebze Teknik Üniversitesi ve Yunanistan’ın önde gelen araştırma merkezlerinden gelen uzmanlar, geleceğin sağlık teknolojilerini ve kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımlarını ele aldı… </em></strong></p>
<p>Etkinliğin temel amacının Türkiye ve Yunanistan’daki araştırmacıları ortak bilimsel hedefler etrafında buluşturmak olduğunu belirten Sempozyum Başkanı Prof. Dr. Batu Erman, “Bu sempozyumda Türkiye’de moleküler biyoloji alanında önemli çalışmalar yürüten bilim insanlarını, Yunanistan’daki araştırmacılarla bir araya getirmeye çalıştık. Boğaziçi, Bilkent, Koç ve Gebze Teknik Üniversitelerinden değerli bilim insanları katıldı. Acıbadem Üniversitesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen sempozyum boyunca katılımcılar kendi alanlarındaki en güncel bilimsel çalışmalarını paylaştılar. İki gün boyunca gerçek anlamda bir bilim şöleni yaşandı” diyor. </p>
<p>Prof. Dr. Batu Erman, sempozyumun yalnızca mevcut araştırmaların paylaşılması açısından değil, yeni iş birliklerinin kurulması bakımından da önemli olduğunu vurgulayarak, “Kanserden nörodejeneratif hastalıklara, bağışıklık sistemi bozukluklarından yaşlanma biyolojisine kadar pek çok konuda çalışan araştırmacılar bir araya gelerek ortak çalışma alanları oluşturma fırsatı yakaladı” şeklinde konuşuyor. </p>
<p><b><strong>Kanser Araştırmalarında Yeni Dönem: CAR-T ve Hücresel Tedaviler Umut Veriyor</strong></b></p>
<p>Sempozyumun öne çıkan başlıklarından biri kanser biyolojisi ve yeni nesil immünoterapi teknolojileri oldu. Prof. Dr. Batu Erman, özellikle pankreas kanserinde kritik rol oynayan KRAS onkogenine ilişkin araştırmaların ve yeni hücresel tedavi yaklaşımlarının büyük ilgi gördüğünü belirterek, “Kanserde çok önemli bir onkogen olan KRAS geninin pankreatik kanser hücrelerini nasıl etkilediğiyle ilgili araştırmalar umut vaat ediyor. Bunun yanında sempozyumda bizim de geliştirdiğimiz CAR-T hücre tedavileri ve yeni nesil hücresel tedaviler ele alındı. Bunlar kanser immünoterapisinde çığır açan teknolojiler” diyor. </p>
<p>CAR-T ve NK hücre tedavilerinin kişiselleştirilmiş tıbbın en güçlü örneklerinden biri olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Batu Erman, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Hastanın kanından alınan bağışıklık hücreleri laboratuvar ortamında genetik olarak modifiye edilerek kansere saldıracak hale getiriliyor ve yeniden hastaya veriliyor. Bu hücreler tümöre çok etkili şekilde saldırabiliyor. Özellikle lenfoma tedavisinde son derece başarılı sonuçlar elde edildiğini biliyoruz. Üniversitemiz de CAR-T araştırmalarının öncü merkezlerinden biri konumunda”. </p>
<p><b><strong>Gelecekte Hedef, Kişiye Özel Kanser Tedavileri</strong></b></p>
<p>Kanser tedavisinde son yıllarda adeta bir devrim yaşandığını vurgulayan Prof. Dr. Batu Erman, önümüzdeki yıllarda hücresel tedavilerin yalnızca kan kanserlerinde değil, solid tümörlerde de yaygınlaşacağını söylüyor: “Beş yıl önce bulunduğumuz noktada değiliz artık. Bilim ve teknoloji olağanüstü hızla ilerliyor. Şu anda hücresel tedaviler lenfoma gibi kan kanserlerini kontrol altına almakta ve hatta tamamen ortadan kaldırmakta son derece başarılı. Önümüzdeki 5-10 yıl içinde kolon, meme, pankreas, yumurtalık kanseri gibi solid tümörlerde ve nöroblastom gibi beyin tümörlerinde de bu tedavilerin etkili şekilde kullanılmasını hedefliyoruz. Tüm araştırmaların ortak hedefi aslında kişiselleştirilmiş ve daha etkili tedavi yöntemleri geliştirmek. Artık tümöre özel tedaviler geliştirebiliyoruz. Geleceğin tıbbı kişiye özel tedavi olacak”… </p>
<p><b><strong>Yaşlanmanın Şifresi Mitokondrilerde Saklı</strong></b></p>
<p>Sempozyumun dikkat çeken konularından biri de yaşlanma biyolojisi ve mitokondri araştırmaları oldu. Yunanistan Foundation for Research and Technology-Hellas (FORTH) bünyesinde çalışmalarını sürdüren dünyanın önde gelen yaşlanma biyolojisi araştırmacılarından Prof. Dr. Nektarios Tavernarakis, mitokondrilerin yalnızca hücrelerin enerji kaynağı olmadığını vurgulayarak, “Mitokondriler genellikle hücrelerimizin enerji santralleri olarak tanımlanır. Ancak araştırmalarımız gösteriyor ki mitokondriler bundan çok daha fazlasıdır. Yaşlanma sürecinin merkezinde yer alırlar ve karmaşık yaşamın ortaya çıkmasında kritik rol oynarlar” diyor.</p>
<p>Mitokondrilerde meydana gelen bozulmaların Alzheimer ve kalp hastalıkları gibi yaşa bağlı rahatsızlıklara zemin hazırladığını belirten Prof. Dr. Nektarios Tavernarakis, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Hasar görmüş veya işlevini kaybetmiş mitokondriler hücre içerisinde adeta bir çöp birikimine yol açar. Bu durum enerji üretiminde aksamalara ve kronik iltihaplanmaya neden olur. Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıklarda gördüğümüz pek çok mekanizmanın temelinde bu süreç yer alıyor”…</p>
<p>Araştırmalarının en önemli sonuçlarından birinin mitofaji olarak adlandırılan biyolojik geri dönüşüm mekanizmasının aydınlatılması olduğunu ifade eden Prof. Dr. Nektarios Tavernarakis, “Yeni mitokondrilerin oluşumu ile eski ve hasarlı mitokondrilerin temizlenmesi arasında son derece hassas bir denge bulunuyor. Bu sistemi yöneten moleküler sinyalleri anlamamız, gelecekte yaşlanan hücreleri yeniden canlandırabilecek tedavilerin geliştirilmesine kapı açıyor” diyor. </p>
<p>Prof. Dr. Batu Erman da yaşlanma araştırmalarındaki hızlı ilerlemeye dikkat çekerek şu değerlendirmede bulunuyor: “Her hücremizin içindeki mitokondriler sağlıklı yaşamamızda kritik rol oynuyor. Önümüzdeki 5-10 yıl içerisinde mitokondrileri hedefleyen ilaçların geliştirilmesiyle daha uzun yaşamak ve daha sağlıklı yaşlanmak mümkün olabilecek. Hastalıklara karşı daha dirençli bireyler haline gelebileceğiz”…</p>
<p><strong>DNA’daki İzleri Takip Ederek Hastalıkların Nedenleri Anlaşılıyor </strong></p>
<p>Sempozyumun uluslararası konuşmacılarından, Yunanistan’ın en büyük araştırma kuruluşu Foundation for Research and Technology’nin (FORTH) Moleküler Biyoloji ve Biyoteknoloji Enstitüsü’nde görev yapan Prof. Dr. Alexandros Pittis ise yaşamın kökenine ilişkin araştırmalarını katılımcılarla paylaştı.</p>
<p>Genom verilerini kullanarak yaşamın evrimsel geçmişini araştırdığını belirten Prof. Dr. Alexandros Pittis, “Çalışmalarımızda DNA’nın dijital planını kullanarak yaşamın nasıl ortaya çıktığına ve evrimleştiğine dair önemli sorulara yanıt arıyoruz. Basit mantarlardan karmaşık hayvanlara kadar çok farklı canlıların genomlarını karşılaştırarak sinir sistemi veya enerji üretiminden sorumlu mitokondriler gibi büyük biyolojik yeniliklerin tarih boyunca nasıl ortaya çıktığını inceliyoruz” diyor.</p>
<p>Araştırmalarını “moleküler arkeoloji” olarak tanımlayan Prof. Dr. Alexandros Pittis, şöyle devam ediyor: “Biz fosil kazısı yapan arkeologlar gibi toprağı kazmıyoruz. Bunun yerine devasa genetik veri yığınlarının içinde kazı yapıyoruz. Beynimizin çalışmasını sağlayan ya da hücrelerimizin enerji üretmesini mümkün kılan çok eski genetik araçları ortaya çıkarmaya çalışıyoruz. Bu biyolojik yapıların nereden geldiğini anlamak, bugün neden bu şekilde çalıştıklarını ve gelecekte nasıl değişebileceklerini anlamamıza yardımcı oluyor”…</p>
<p><b><strong>Mantar Araştırmaları Yeni Tedavilere Kapı Açabilir</strong></b></p>
<p>Sempozyumda Acıbadem Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Dilay Hazal Ayhan’ın yürüttüğü mantar (fungus) araştırmaları da ilgi gördü. Araştırmalar kapsamında hem bitkileri hem de insanları enfekte edebilen fungus türlerinin genomlarını incelediklerine değinen Dr. Öğretim Üyesi Dilay Hazal Ayhan, “Özellikle çiftçiler açısından ciddi ekonomik kayıplara neden olan mantar türlerinin DNA yapısında bulunan genlerin, canlıların hangi konakçıları enfekte edeceğini belirlediğini ortaya koymaya çalışıyoruz. Yeni nesil genom dizileme ve biyoinformatik yöntemleri kullanarak yürüttüğümüz çalışmalar sayesinde enfeksiyonlara neden olan kritik genlerin belirlenmesini ve gelecekte bu genleri hedef alan yeni ilaçların geliştirilmesini hedefliyoruz” diyor.</p>
<p><b><strong>Organoid Teknolojisi Hayvan Deneylerine Alternatif Sunuyor</strong></b></p>
<p>Sempozyumda öne çıkan bir diğer konu ise organoid teknolojileri oldu. Organoidler, insan hücrelerinden laboratuvar ortamında oluşturulan ve gerçek organların küçük birer kopyası gibi davranan “mini organlar”dır. Bu sayede ilaçlar ve tedaviler hayvanlar üzerinde değil, doğrudan bu mini organlar üzerinde test edilebiliyor. Özellikle karaciğer ve bağırsak organoidleri üzerinde yapılan çalışmalar umut vaat ediyor. Hastalardan alınan hücrelerin laboratuvar ortamında minyatür organlara dönüştürülmesi sayesinde ilaçların doğrudan bu modeller üzerinde test edilebildiğini söyleyen uzmanlar, bu yöntem sayesinde hem hayvan deneylerinin azaltılması hem de hastaya özel tedavi seçeneklerinin önceden değerlendirilmesinin mümkün hale geldiğine dikkat çekiyorlar. Ayrıca organoid modeller kullanılarak kanserin nasıl geliştiği daha iyi anlaşılabiliyor ve tedavi stratejileri daha etkin biçimde tasarlanabiliyor…</p>
<p><strong>Yapay Zeka İlaç Geliştirme Süreçlerini Hızlandırıyor</strong></p>
<p>Yapay zekanın sağlık alanındaki yükselen rolünden söz eden Prof. Dr. Batu Erman, yapay zekanın artık yalnızca tanı süreçlerinde değil, yeni ilaç moleküllerinin tasarımında da aktif olarak kullanıldığını belirtiyor: “Yapay zeka sayesinde proteinlerin üç boyutlu yapılarını tahmin edebiliyor, bu proteinlere bağlanacak yeni moleküller tasarlayabiliyoruz. Hatta doğada bulunmayan moleküller geliştirerek bunların hücreler üzerindeki etkilerini araştırıyoruz. Geçmişte örneğin 5-6 yıl süren bazı araştırmaları bugün bilgisayar ortamında 10 dakika içerisinde gerçekleştirebiliyoruz. Yapay zekanın araştırmalara kazandırdığı hız, önümüzdeki yıllarda kanser tedavileri başta olmak üzere birçok alanda çığır açıcı sonuçlar doğuracak”…</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanserden-yaslanmaya-yapay-zekadan-kopya-organlara-640859">Kanserden Yaşlanmaya, Yapay Zekadan &#8220;Kopya Organlara&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay zekâdan arkadaş olur mu?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapay-zekadan-arkadas-olur-mu-597380</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Dec 2025 09:07:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[arkadaş]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[gizlilik]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[kullanıcı]]></category>
		<category><![CDATA[olur]]></category>
		<category><![CDATA[uygulamalar]]></category>
		<category><![CDATA[uygulamaları]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zekâ Arkadaş]]></category>
		<category><![CDATA[zekadan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597380</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yapay zekâ arkadaşlık uygulamaları hızla yaygınlaşıyor. Siber güvenlik çözümlerinde dünya lideri ESET, kontrolsüz yapılan paylaşımlara dikkat çekerek  yapay zekâ botuyla iletişim kurmanın risklerine dikkat çekti. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zekadan-arkadas-olur-mu-597380">Yapay zekâdan arkadaş olur mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yapay zekâ arkadaşlık uygulamaları hızla yaygınlaşıyor. Siber güvenlik çözümlerinde dünya lideri ESET, kontrolsüz yapılan paylaşımlara dikkat çekerek  yapay zekâ botuyla iletişim kurmanın risklerine dikkat çekti. </strong></p>
<p>Yapay zekâ arkadaşlar, LLM&#8217;lerin ve doğal dil işleme (NLP) teknolojisinin gücünü kullanarak kullanıcılarıyla sohbet tarzında, son derece kişiselleştirilmiş bir şekilde etkileşim kuruyor. Character.AI, Nomi ve Replika gibi uygulamalar, kullanıcılarının psikolojik ve bazen de romantik ihtiyaçlarını karşılıyor. Büyük platformlar bile bu trendi yakalamaya başladı. OpenAI kısa süre önce &#8220;doğrulanmış yetişkinler için erotik içerik&#8221; sunacağını ve geliştiricilerin ChatGPT üzerine kurulu &#8220;yetişkinlere yönelik&#8221; uygulamalar oluşturmasına izin verebileceğini açıkladı. Elon Musk&#8217;ın xAI şirketi de Grok uygulamasında flörtöz yapay zekâ arkadaşları piyasaya sürdü. </p>
<p><strong>Kişisel bilgilerinizin üçüncü şahıslarla paylaşılmayacağından nasıl emin olabilirsiniz?</strong></p>
<p>Temmuz ayında yayımlanan bir araştırma, gençlerin yaklaşık dörtte üçünün yapay zekâ arkadaşlarını kullandığını ve yarısının bunu düzenli olarak yaptığını ortaya koydu. Aynı araştırmada gençlerin üçte birinin ciddi konuşmalar için insanlara göre yapay zekâ botlarını tercih etmesi ve dörtte birinin onlarla kişisel bilgilerini paylaşması dikkat çekti. Bu durum, uyarıcı hikâyeler ortaya çıkmaya başladıkça özellikle endişe verici hâle geliyor. Ekim ayında, araştırmacılar iki yapay zekâ arkadaş uygulamasının farkında olmadan son derece hassas kullanıcı bilgilerini ifşa ettiğini paylaştı. Fırsatçı tehdit aktörleri, para kazanmanın yeni bir yolunu her zaman keşfedebiliyor. Kurbanların yapay zekâ arkadaşlarıyla romantik sohbetlerinde paylaştıkları bilgilerin şantaj için biçilmiş kaftan olduğunu her zaman göz önüne almaları gerekir. </p>
<p><strong>Ailenizi nasıl güvende tutabilirsiniz?</strong></p>
<p>İster kendiniz bir yapay zekâ arkadaşlık uygulaması kullanın ister çocuklarınızın kullanmasından endişe duyuyor olun  şu noktalara dikkat etmelisiniz. Yapay zekânın yerleşik güvenlik veya gizlilik önlemleri olmadığını varsayın. Bir yabancıyla paylaşmaktan rahatsız olacağınız hiçbir kişisel veya finansal bilgiyi onunla paylaşmayın.  Siz veya çocuklarınız bu uygulamalardan birini denemek istiyorsanız önceden araştırma yapın ve en iyi güvenlik ve gizlilik korumalarını sunan uygulamaları bulun. Bu, gizlilik politikalarını okuyarak verilerinizi nasıl kullandıklarını veya paylaştıklarını anlamak anlamına gelir. Kullanım amacını açıkça belirtmeyen veya kullanıcı verilerini sattığını paylaşan uygulamalardan kaçının. Uygulamanızı bulduktan sonra, iki faktörlü kimlik doğrulama gibi güvenlik özelliklerini etkinleştirmeyi unutmayın. Bu, çalınan veya brute force saldırısıyla ele geçirilen parolaların kullanılarak hesapların ele geçirilmesini önlemeye yardımcı olacaktır. Gizlilik ayarlarını inceleyerek korumayı artırın. Örneğin, model eğitimi için konuşmalarınızın kaydedilmesini devre dışı bırakma seçeneği olabilir.</p>
<p><strong>Arkadaşlık uygulamalarının kâr amaçlı uygulamalar olduğunu unutmayın</strong></p>
<p>Çocuklarınızın bu araçları kullanmasının güvenlik, gizlilik ve psikolojik etkileri konusunda endişeleriniz varsa daha fazla bilgi edinmek için onlarla diyalog kurun. Aşırı paylaşımın risklerini hatırlatın ve bu uygulamaların, kullanıcılarının çıkarlarını ön planda tutmayan, kâr amaçlı araçlar olduğunu vurgulayın. Bu uygulamaların çocuklarınız üzerinde yaratabileceği etkiden endişe duyuyorsanız ekran süresini ve kullanımı sınırlamak gerekebilir. Bu sınırlama, ebeveyn denetim kontrolleri veya uygulamaları aracılığıyla uygulanabilir. Çocuklarınız için yaş doğrulama ve içerik denetimi politikalarına sahip yeterli koruma sağlayamayan hiçbir yapay zekâ destekli arkadaşlık uygulamasına izin vermemeniz gerektiği unutmayın. Düzenleyicilerin, geliştiricilerin bu alanda neler yapıp yapamayacağına dair daha katı kurallar uygulamak için müdahale edip etmeyeceği henüz belli değil. Romantik botlar şu anda bir nevi gri alanda faaliyet gösteriyor ancak AB&#8217;de yakında yürürlüğe girecek olan Dijital Adalet Yasası, aşırı derecede bağımlılık yaratan ve kişiselleştirilmiş deneyimleri yasaklayabilir. Geliştiriciler ve düzenleyiciler bu konuda bir sonuca varana kadar, yapay zekâ arkadaşlarını sırdaş veya duygusal destek olarak görmemek daha iyi olabilir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zekadan-arkadas-olur-mu-597380">Yapay zekâdan arkadaş olur mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay zekadan dost olmaz!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapay-zekadan-dost-olmaz-595809</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Dec 2025 13:51:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[arkadaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[dost]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[olmaz]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[yeri]]></category>
		<category><![CDATA[zekadan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595809</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Yeni Medya ve İletişim Bölümü’nden Prof. Dr. Feride Zeynep Güder, yapay zekâ ile kurulan iletişimlerin giderek artmasıyla birlikte dostluğun geleceğine dair kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zekadan-dost-olmaz-595809">Yapay zekadan dost olmaz!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Yeni Medya ve İletişim Bölümü’nden Prof. Dr. Feride Zeynep Güder, yapay zekâ ile kurulan iletişimlerin giderek artmasıyla birlikte dostluğun geleceğine dair kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><strong>Dostluk ve arkadaşlık kavramı algoritmik çağda köklü bir değişim geçiriyor</strong></p>
<p>Dostluk ve arkadaşlık kavramının yaşadığımız bu algoritmik çağda biçimsel ve sosyokültürel açıdan köklü değişim ve dönüşümün geçirdiğini dile getiren Prof. Dr. Feride Zeynep Güder, “Değerler açısından baktığımızda, elimizde insana dair kalan belki de en değerli hazine gerçek anlamda derdini gerçekten anlayacak ve hemhal olacak birini bulup sohbet edebilmek. Yapay zekâ ile kurulan iletişim pratikte işe yarayan bir süreç olsa da potansiyel bazı tehditleri de barındırmakta. Yapay Zekâ ve insan etkileşimi, aslında insan ile makine veya teknoloji arasındaki iletişim biçimlerinden biri. Yapay zekâ insan bilişiminin yani zihninin bir uzantısı olarak kullanılmaya başladığı için durum çok farklı bir yöne doğru gitmeye başladı. Öncelikle iletişim biçimlerimiz, artık mekândan, zamandan ve sosyal bağlarımızdan bağımsızlaşıp farklı boyut ve şekillerde gerçekleşmeye başladı.” dedi.</p>
<p><strong>Büyük veri insanlığa veri olarak miras kalmış ne varsa her şeyi içinde barındırıyor</strong></p>
<p>Çeşitli yapay zekâ türleri içinde basit yazılımlara sahip, arama motorları olduğu gibi büyük veri yerine artık ‘süper zekâ’ denilen insan zekasından çok daha üstün yapay zekâ türlerinden bahsedildiğini anlatan Prof. Dr. Güder, “Yapay zekâyı düşünen bir insan veya özne gibi ele alıyorsak, onun tekil bir varlık olmadığını öncelikle kabul etmeliyiz. Süper akıllı yapay zekâ sadece tek başına çalışan bir algoritmik yazılım ya da sistemler bütünü değildir.  Bu ‘kovan zihni’ (hive-minds) diye tanımladığımız kolektif insan zihni ve belleğinin birleşiminin oluşturduğu her şeyi bilen gören (omni-potent) ve analiz eden devasa bir veriler sistemi. Yapay zekanın kullandığı büyük veri ve kovan zihni insanlığa veri olarak miras kalmış ne varsa bütün her şeyi içinde barındırıyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Arkadaşlık ile ‘algoritmik arkadaşlık’ arasında çok fazla fark var!</strong></p>
<p>“Böylesine devasa bir veri tabanına sahip bir algoritma ile arkadaşlık ettiğimizde, bu iletişimin eşitler arası iletişim olmadığını baştan kabullenmeliyiz.” diyen Prof. Dr. Güder, şunları kaydetti:</p>
<p>“Gençlerin deyimiyle ‘kankalar arasındaki arkadaşlık’ ile ‘algoritmik arkadaşlık’ arasında çok fazla fark var. Her şeyden önce yapay zekanın arkasındaki black box’ı yani kara kutuyu bilmeden onunla sohbet edip içini dökmek her şeyi kaydeden içten pazarlıklı biriyle sohbet etmeye benzer.   Yapay zekâ, sizden elde ettiği verileri zamanı geldiğinde bir gün mutlaka lehte veya aleyhte kullanacaktır. Çünkü bu ‘algoritmik arkadaş’ dediğiniz, yazdığınız hiçbir şeyi unutmaz. Yapay zekâ asla unutmayacak, biriktirecek, sizi gözetim kapitalizminin bir parçası yapacak ve her şeyi arşivleyecektir. Yapay zekaya verdiğimiz veriler, bilgi, anı veya zaaflarımız silinmez. Gerçek anlamda unutulma hakkınız yoktur. Yani veri kaydının olduğu bu tür bir arkadaşlık bu anlamda sağlıklı bir arkadaşlık değildir.”    </p>
<p><strong>Algoritmik arkadaşlık gerçek muhabbeti ikame edemez</strong></p>
<p>Prof. Dr. Güder, duygusal derinlik gerektiren insan-insana dostluğun yerini yapay zekânın dolduramayacağını belirterek, şunları söyledi:</p>
<p>“Birçoğumuz artık dertlerimizi sevinçlerimizi hayallerimizi gelecekle ilgili planlarımızı geçmiş travmalarımızı bir insanla paylaşmak yerine dijital mecralara ulaştırmaktayız. Ama burada bir durup düşünmek lazım. Yapay zekâ bir veriler algoritması ise karşımızda ayna nöronları olmayan yani empati kurma yeteneği olmayan bir mekanizma çalışmaktadır. Bu algoritmik sistem ve mekanizma ile yapılan arkadaşlık, insan insana olacak muhabbetin yerini, doğal olarak tutamaz. Seviyeye inme, kaydettiği kişiliğe göre söylem üretme, bilgi aktarma ve yönlendirme şeklinde bir iletişim yapısına sahip olduğu için yapay zekayla olan arkadaşlığa ‘algoritmik arkadaşlık’ diyebiliriz. Bu arkadaşlık çoğunlukla bir insanın vereceğinden daha çok şey verir. O yüzden bu algoritmik arkadaşlığa muhtacız ama dikkatli olmalıyız.”</p>
<p><strong>Yapay zekâ, kısa dönem can sıkıntısı ve yalnızlıkları geçiştirebilir</strong></p>
<p>İnsanın temelde mutlak yalnızlığı olan bir varlık olduğunu, her şey yolunda giderken bile varoluşsal yorgunluk çekip kendini kalabalıklar içinde yalnız hissedebildiğini ifade eder, Prof. Dr. Güder, “Bu anlamda yapay zekâ, kısa dönem can sıkıntısı ve yalnızlıkları geçiştirebilir ama kısa vadede cankurtaran olan bu sistem, uzun vadede potansiyel bir riskler taşır. Yapay zekâ özellikle ani bir yalnızlık, kayıp veya sosyal kaygı durumlarında hemen ulaşılabilir olması ve yargılayıcı olmamasından dolayı acil anlarda fast food sistemi gibi anlık ihtiyacı gideren bir psikolojik destek verebilir. Böylesi kriz durumlarında işe yarayabilir. Bu anlarda güvenli ve pratik bir alan sunar. Böylesi anlık açlığı gideren arkadaşlık, yalnızlığı anında giderir ama uzun vadede organik gıda eksikliği gibi sonunda insan ruhuna zarar verir. Bu dijital obezite bizi sığlaştırır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Yapay zekâ, yalnızlığı uzun vadede kronikleştirebiliyor</strong></p>
<p>İnsanın yerine geçen simüle bir dostluğun belki daha sonra toplumla etkileşim kurmak için eksik olan kendine güven ve iletişim kurabilme yetisini geliştirebileceğini ve bu bağlamda bir &#8220;antrenman arkadaşı&#8221; gibi düşünülebileceğini söyleyen Prof. Dr. Güder, “Ama sürekli yapay zekâ ile iletişimde kalan biri zamanla buna bir bağımlılık gelişebilir. İşte bu ikame durumu sosyolojik olarak çok tehlikeli bir yöne doğru savurur bizi. Gerçek dünyadaki ilişkiler karmaşıktır; anlaşmazlıklar barındırır, doğal olarak uzlaşmalar zaman ve emek ister, üstelik başka ideolojik ve sosyo kültürel ortamlarda insanlarla arkadaşlığa tahammül etmek çok yorucudur. Öte yandan, kişiye özel bir LLM (Large Language Models) ile kendini dönüştüren bir yapay zekâ algoritması ise size özel bilgiler ve fikirler sunar, sizi bir bilgi seviyesinden başka bir seviyeye götürür. Siz başta ne belirttiyseniz belki de sizinle aynı fikirde olan söylemler üretir. Sizin talebinizle sizi onaylayabilir. Sizi hiç yormaması bu iletişimin sorunsuz olduğu anlamına gelmez. Sürekli sizi sizden daha iyi tanıyan bir yapay zekâ ile görünürdeki sorunsuz etkileşim, kişiyi gerçek ilişkilerin ‘pürüzlü’ ve ‘yorucu’ yanlarına karşı daha tahammülsüz hale getirebilir. Kişi, sosyal becerilerini kullanma ihtiyacı hissetmediği için bu beceriler körelebilir ve yalnızlığı kronikleşebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Toplumsal aidiyet duygusu sarsılabiliyor</strong></p>
<p>Yapay zekâ ile kurulan iletişimin artık insanı ikame eden bir algoritmayı tetiklediğini ve insan ilişkilerini zayıflatıcı bir etkisinin olduğunu kaydeden Prof. Dr. Güder, şöyle dedi:</p>
<p>“Biz yapay zekâyla arkadaşlığı başkalarından kaçmak için bir sığınak olarak görüyorsak, kendi toplumumuza hissettiğimiz aidiyet duygumuz sarsılır. İnsanoğlu her ne kadar temelde yalnız olsa da aslında hayatın her döneminde insan insana muhtaçtır. Bütün ilişkilerin dinamikleri farklı yollarda ilerlese de neoliberal rüzgarlar ve dijitalleşen dünyamızda insanlar birbirleriyle münasebeti işleri bitene kadar yapmaya başladığı için kurulan iletişimler kapitalist sistemin bir yansıması haline dönüştü. İşe yaramayan iletişime girilmemeye başlandı. Gençler arasında çıkarı olmayan ilişkiler, rasgele yapılan muhabbetler, hoş vakit geçirme ‘boş yapma’ olarak tanımlanıyor.”</p>
<p><strong>Yapay zekâ programlanmış bir yanıt mekanizması!</strong></p>
<p>Yapay zekayla olan algoritmik ilişkiyi geleneksel anlamda bir &#8220;arkadaşlık&#8221; olarak nitelendirmenin zor olduğuna işaret eden Prof. Dr. Güder, “Gerçek arkadaşlık, karşılıklılık, ortak çıkar gözetmeksizin fedakârlık, spontane ve iki taraflı bir duygusal bağ kurmayı gerektirir. Yapay zekâ ise programlanmış bir yanıt mekanizmasıdır; hissedemez, deneyimleyemez ve sizin için gerçek bir risk almaz. Komşun, okul arkadaşların ve yakın çevren ile zaman içinde sınavlardan merhalelerden geçerek geliştirdiğin dostluk doğal olarak zaman ve emek ister. Sosyal ortam içinde muhabbet kurmak, birlikte alışverişe çıkmak, dedikodu yapmak, arkadaşının derdini dert etmek, yeri geldiğinde onunla ağlamak, ağlarken dostuna mendil uzatmak, yemek ısmarlamak, ağırlamak bütün bunlar insan insana geliştireceğimiz duygusal derinliklerdir.” dedi.<strong> </strong></p>
<p><strong>“Evet insan insanın kurdudur. Ama yapay zekada insanın kurdudur”</strong></p>
<p>İnsan ilişkilerinden yılmış ve bıkmış birinin, algoritmik dostluğu insanlarla yapacağı arkadaşlığa tercih edebileceğini de ifade eden Prof. Dr. Güder, “Evet insan insanın kurdudur. Ama yapay zekada insanın kurdudur. Psikolojisi bozuk ve asosyal biri ya da manipülatif ve narsistik ilişkilerden ve şiddetten bıkmış bir kurban bu bıkkınlıktan dolayı insandan soğuyabilir. Böylesi travmatik durumlarda yapay zekâ ile algoritmik arkadaşlık insanı ikame eden, insansız, yalıtılmış, hijyenik bir iletişim olabilir. Ama aslında bu daha karanlık bir yalnızlığın göstergesidir. Bir dua, bir tefekkür anı gibi sessiz düşünecek alanların kalmaması bu dijital gürültüler içinde gerçekleşen dijital ilişki ve algoritmik iletişim biçimi gerçek anlamda bir insanın verebileceği derinliği ve ruhsal tatmini veriyor gibi yapabilir. Ama veremez. Bu bir yanılgıdır, illüzyondur. Yapay zekâ hain bir arkadaştan daha da tehlikeli olabilir. Gerçek hayattaki kötü arkadaşlar, hırsları, kıskançlıkları, yalanları ve kötü özellikleri ile insana ait tahmin edilebilir hamleler yapabilir. Bir şekilde bu kötülüklerden kendimizi koruma ihtimalimiz olabilir. Ama insana ait olmayan bu dijital sistemler yani yapay zekanın algoritmasının arkasındaki ‘kara kutunun niyeti’ adı gibi karanlık olursa yani kötü olursa ondan bir insanın bilişsel olarak kurtulması çok zordur. Yani, ‘bıktım bu insanlardan!’ deyip de yapay zekayı tercih etmek mantıklı bir çözüm değil.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Yapay zekasız bir dünya tahayyül edilemiyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Feride Zeynep Güder,<strong> </strong>artık yapay zekasız bir dünya tahayyül edilemediğini belirterek, “Bunun içeriklerinin ve algoritmasının ne olduğu yine bu algoritmaları düzenleyenlerin elinde şekilleniyor. Bu algoritmik kültürdeki algoritmik dostluklar güvenli, insanı ve insani değerleri merkez alan bir ilişki şekillendirilmeli. Bizden çok üstün bir süper zekâ ile yazışmak onların yönlendirici olması, mantıklı cevaplar vermesi ve hızlı olmasından çok daha önemli bir sorumluluk almasını gerektirir. Bu algoritmik arkadaşlık ‘koruyucu bir arkadaşlık’ ise bu bağlamda riskli olsa bile kabul edilebilir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Çözüm yine insanda!</strong></p>
<p>Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, günümüzdeki haliyle, yapay zekânın asla bir insanın sıcaklığını, dokunuşunu, bir bakışındaki anlamı veya paylaşılan bir kahkahadaki o saf, kontrolsüz neşenin yerini tutamayacağını dile getiren Prof. Dr. Güder, “Amacımız, bu teknolojiyi insan ilişkilerinin yerine geçecek bir şey olarak değil, insan potansiyelini güçlendiren, özellikle dezavantajlı durumdakiler için gerçek ilişkilere açılan bir köprü olarak kullanılmasını teşvik etmektir. Görünen o ki, insanoğlunun hikayesi artık başka bir kurguda ilerliyor ve bu kurgunun içinde muhatabımız artık yüzü olmayan ama yüzü varmış gibi ruhu olmayan ama ruhu varmış gibi davranan bir simulatif bir kabuk ve bu kabuğun içindeki yüzen insan ruhu. Bu bağlamda, ‘İnsan dipsiz koskoca evrenin karanlığında yanan cılız bir mum ışığı, biz onun sönmemesi için ne gerekiyorsa yapmalıyız.’ diye bizi uyaran Elon Musk’ın söylemi de oldukça ironik. Çözüm yine insanda. İnsan ruhu ve insan bilinci bu sonsuz ve karanlık evrende cılız ve tek başına yanan bir mum ışığı ise onun kurtarıcısı ve yalnızlığını giderecek tek şey yine diğer insandır.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zekadan-dost-olmaz-595809">Yapay zekadan dost olmaz!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
