<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>yumurtalık | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/yumurtalik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/yumurtalik</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Feb 2026 08:38:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>yumurtalık | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/yumurtalik</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Menopozu hızlandıran en önemli 3 neden!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/menopozu-hizlandiran-en-onemli-3-neden-615575</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2026 08:38:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bazı]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[hızlandıran]]></category>
		<category><![CDATA[Hormon]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[menopoz]]></category>
		<category><![CDATA[menopozu]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yumurtalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615575</guid>

					<description><![CDATA[<p>Menopoz, kadınlarda bir yıl boyunca kanama ve lekelenme olmadan adet görmeme durumu olarak tanımlanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menopozu-hizlandiran-en-onemli-3-neden-615575">Menopozu hızlandıran en önemli 3 neden!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Menopoz, kadınlarda bir yıl boyunca kanama ve lekelenme olmadan adet görmeme durumu olarak tanımlanıyor. Dünya genelinde ortalama menopoz yaşı 50–51 iken Türkiye’de kadınlar genellikle 47–49 yaş arasında menopoza giriyor. Ancak, bazı etkenler menopoz yaşını birkaç yıl önce çekebiliyor! <strong>Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Cavide Ali,</strong> menopoz yaşının en çok aile öyküsünden ve genetik faktörlerden etkilendiğine dikkat çekerek, “Ayrıca, kanser öyküsü ve tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar, bazı cerrahi müdahaleler ile otoimmün hastalıklar da menopozun erken görülmesine neden olabiliyor. Bu etkenler menopozun değiştirilemez risk faktörlerini oluşturuyor” diyor. Bunların yanı sıra menopoz yaşını öne çeken bazı etkenlerin ise önlenebileceğini vurgulayan <strong>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Cavide Ali, </strong>“Sigara ve nikotin kullanımı, yoğun stres ile uykusuzluk menopozu hızlandıran en önemli üç etkendir. Özellikle sigara alışkanlığı menopozun görülme yaşını ortalama 2 yıl öne çekiyor” uyarısında bulunuyor. <strong>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Cavide Ali, </strong>menopoz sürecini hızlandıran değiştirilebilir risk faktörlerini anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! </p>
<p><strong>Sigara alışkanlığı</strong></p>
<p>Sigara, yumurtalıklardaki foliküllerin daha hızlı tükenmelerine yol açabiliyor. Bunun nedeni ise nikotin ve toksik maddelerin yumurtalık dokusunda hasar oluşturmaları.  2018’de yayımlanan geniş bir meta-analiz, sigara içen kadınların menopoza ortalama 2 yıl daha erken girdiğini gösteriyor. Benzer şekilde Amerikan Üreme Tıbbı Derneği de sigaranın yumurta rezervini azalttığını vurguluyor. </p>
<p><strong>Düşük vücut kitle indeksi (aşırı zayıflık)</strong></p>
<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Cavide Ali, yağ dokusunun sadece enerji deposu değil, aynı zamanda östrojen üretimine katkı sağlayan aktif bir doku olduğunu belirterek, şu bilgileri paylaşıyor: “Çok merkezli çalışmalardaki veriler incelendiğinde, çok zayıf kadınların menopoz yaşının anlamlı şekilde daha erken olduğu görülüyor. Özellikle uzun süreli kalori kısıtlaması yumurtalık fonksiyonlarını olumsuz etkileyebiliyor.”</p>
<p><strong>Kronik stres ve yoğun yaşam temposu</strong></p>
<p>American Journal of Epidemiology Dergisi’nde yayımlanan bir çalışma, yüksek algılanan stres düzeyinin menopozun daha erken yaşta görülme riskini artırabileceğini gösteriyor. Modern çağın önemli bir sorunu olan kronik stres durumunda vücut sürekli “alarm halinde” kalıyor ve stres hormonu olan kortizol yükseliyor. Sürekli yüksek stres, üreme hormonlarının düzenlendiği hipotalamo-hipofizer-ovaryan aksını etkileyebiliyor. Dr. Cavide Ali, “Bu durum, hormon dengesini bozarak, yumurta rezervinin daha hızlı tükenmesine ve menopozun daha erken başlamasına zemin hazırlayabiliyor” diyor. </p>
<p><strong>Uykusuzluk </strong></p>
<p>Düzenli ve kaliteli uyku, over (yumurtalık) sağlığının korunmasında önemli bir faktörü oluşturuyor.  Dr. Cavide Ali,<strong> </strong>vücudun hormon dengesini düzenleyen biyolojik saatin uyku bozukluğundan çok ciddi etkilendiğini belirterek, “Özellikle gece salgılanan melatonin, üreme hormonlarının dengelenmesinde önemli rol oynuyor. Uykusuz kalındığında melatonin hormonu yeterince salgılanamadığı için hipotalamo-hipofizer-ovaryan aks üzerindeki düzenleyici etkisini ve yumurtalıklardaki güçlü antioksidan koruyucu rolünü tam olarak yerine getiremiyor; bu durum artmış oksidatif stres ve bozulmuş GnRH ritmi üzerinden folikül kaybını hızlandırarak menopoz sürecini öne çekebilecek bir zemin oluşturabiliyor. Ayrıca, kronik uykusuzlukta stres hormonu kortizol yükseliyor ve bu da  yumurtalıkları yöneten hormonal sistemi baskılayabiliyor” diye konuşuyor.  2018 yılında yayımlanan bir çalışma, uzun süreli uyku sorunları yaşayan kadınlarda menopozun daha erken görülebileceğini bildiriyor.  2023’te yayımlanan başka birçok merkezli çalışmada da düşük kaliteli uyku ile erken menopoz geçişi arasında anlamlı bir ilişki olduğu vurgulanıyor. </p>
<p><strong>Hatalı beslenme alışkanlıkları</strong></p>
<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Cavide Ali, beslenme alışkanlıklarının da menopoz yaşını etkileyebilen değiştirilebilir risk faktörlerden biri olduğunu vurguluyor. Dr. Cavide Ali, sözlerine şöyle devam ediyor: “Yapılan geniş kapsamlı bir çalışmada, yağlı balık ve baklagil tüketiminin menopoz yaşını geciktirebildiği; buna karşılık rafine karbonhidrat ağırlıklı beslenmenin ise bu süreci önce çekebildiği gösterilmiş. Nurses’ Health Study adlı çalışmanın verileri de bitkisel protein ve yeterli D vitamini alımının erken menopoz riskini azalttığını ortaya koyuyor.  Antioksidanlardan zengin sebze ve meyveler, yumurtalık yaşlanmasında rol oynayan oksidatif stresi azaltarak, koruyucu etki gösterebiliyor. Buna karşılık, yüksek şekerli ve işlenmiş gıdalar ise hormonal dengeyi olumsuz etkileyebiliyor.” </p>
<p><strong>Endokrin bozucu kimyasallar (BPA, ftalatlar)</strong></p>
<p>Plastiklerde bulunan bazı kimyasallar vücutta östrojen benzeri etki gösterebiliyor ve bunun sonucunda östrojen reseptörlerine bağlanarak fizyolojik geri bildirim mekanizmasını bozabiliyor. Bu yalancı östrojenik uyarı hipotalamo-hipofizer aksı baskılayıp, folikül gelişimini düzensizleştirerek, uzun vadede over rezervinin daha hızlı tükenmesine ve menopozun erkene kaymasına zemin hazırlayabiliyor. Journal of Clinical Endocrinology &#038; Metabolism Dergisi’nde yayımlanan bir çalışmada, kanda yüksek düzeyde bazı çevresel toksinler bulunan kadınlarda, menopozun daha erken görülebildiği ortaya konmuş. Bu nedenle, günlük hayatta plastik kullanımını azaltmak, cam ürünlerini tercih etmek ve kimyasal maruziyeti sınırlamak büyük önem taşıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menopozu-hizlandiran-en-onemli-3-neden-615575">Menopozu hızlandıran en önemli 3 neden!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tüp bebeğe destek: PRP yöntemi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tup-bebege-destek-prp-yontemi-576926</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Sep 2025 11:12:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bebeğe]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[işlem]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[prp]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[tüp]]></category>
		<category><![CDATA[Tüp Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[yöntem]]></category>
		<category><![CDATA[yöntemi]]></category>
		<category><![CDATA[yumurtalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576926</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bebek sahibi olmak isteyen bazı çiftler için bu yolculuk zaman zaman uzun ve sabır gerektiren bir süreç olabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tup-bebege-destek-prp-yontemi-576926">Tüp bebeğe destek: PRP yöntemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bebek sahibi olmak isteyen bazı çiftler için bu yolculuk zaman zaman uzun ve sabır gerektiren bir süreç olabiliyor. Ancak tıbbın her geçen gün gelişen imkanları, bu süreci kolaylaştırıyor ve pek çok engelin aşılmasına yardımcı oluyor. Son yıllarda tüp bebek tedavilerinde öne çıkan yöntemlerden PRP’nin (trombositten zengin plazma) giderek daha fazla ilgi gördüğünü belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Tüp Bebek Merkezi Direktörü Prof. Dr. Tayfun Kutlu, “Umut vadeden bu hücresel yaklaşım özellikle düşük yumurtalık rezervine sahip kadınlar için yeni bir alternatif sunuyor. PRP, hastadan alınan az miktarda kanın özel bir işlemle hazırlanıp yumurtalıklara verilmesiyle, oradaki doku yenilenmesini destekleyen bir yöntem” açıklamasında bulundu.</strong></p>
<p>PRP uygulamasında hastadan küçük bir çay bardağının onda biri kadar, yani yaklaşık 10–20 cc kan alınır. PRP’nin, kan hücreleri içinde en fazla büyüme faktörü barındıran trombositleri kullandığı için önemli olduğunu vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Tüp Bebek Merkezi Direktörü Prof. Dr. Tayfun Kutlu, “Hastadan alınan kan özel bir işlemle ayrıştırılır ve trombositten zengin plazma elde edilir. Yaklaşık yarım saatlik hazırlığın ardından elde edilen plazma, tüp bebekteki yumurta toplama işlemine benzer şekilde fakat bu kez tersine, ultrason eşliğinde vajinal yoldan yumurtalıklara enjekte edilir. Hafif anestezi altında gerçekleştirilen işlem ortalama 15–20 dakika sürer. Daha önce dermatoloji ve ortopedide cilt ve kıkırdak yenilenmesi amacıyla kullanılan bu yöntem, artık yumurtalık rezervi azalmış hastalarda da yumurtalıkların canlandırılması için tercih ediliyor” dedi.</p>
<p><strong>Yaş değil yumurtalık rezervi önemli</strong></p>
<p>Yumurtanın olgunlaşma süresi 80 gün olduğundan, PRP’nin etkisini görmek için üç ay beklemek gerekir diyen Prof. Dr. Kutlu, “İşlem tekrarlanabilse de genellikle tek bir uygulamada en yüksek etki bu dönemde alınır ve tam sonuçların 3–6 ay sürdüğü düşünülür. Aynı zamanda PRP tedavisi yaşa göre değil, yumurtalık rezervine göre değerlendirilir. Örneğin genç yaşta da olsa rezervi düşük ve tüp bebek tedavisine yeterli yanıt vermeyen hastalar için uygun olabilir. PRP’ye ihtiyaç duyan hastalar halihazırda tüp bebek aşamasına gelmiş kabul edilir. Bu nedenle yalnızca PRP sonrası doğal gebeliği beklemek çoğunlukla zaman kaybına yol açar. En etkili dönem olan ilk 3–6 ayda tedaviyi tüp bebek süreciyle birleştirmek en doğru yaklaşımdır” dedi.</p>
<p><strong>Deneysel bir tedavi olduğu bilinmeli</strong></p>
<p>PRP tedavisinin henüz deneysel kabul edildiğinin altını çizen Kutlu, “Bazı hastalarda olumlu sonuçlar alınsa da bazı hastalarda belirgin bir fayda görülmeyebiliyor. Bu nedenle yöntemin kesin kanıtlanmış bir tedavi olmadığı bilinmeli. Ayrıca PRP tedavisi özellikle tüp bebekte en yüksek doz ilaçlara rağmen yalnızca bir ya da iki yumurta elde edilebilen ve tekrar denemelerde de sürekli düşük sayıda yumurta gelişen hastalar için uygun bir seçenektir. Yani, ilk denemelerde yeterli sayıda yumurta ve embriyo elde edilmesine rağmen gebelik sağlanamayan hastalar PRP için uygun bir teknik değildir” dedi.</p>
<p><strong>Olası yan etkiler tüp bebekle aynı</strong></p>
<p>Kişinin kendi hücrelerini kullanan bir yöntem olduğu için herhangi bir olumsuz etkiye sahip olmadığını ifade eden Kutlu, “Ancak yine de cerrahi bir işlem olduğu unutulmamalı. Tıpkı tüp bebek uygulamalarında olduğu gibi hastalar işlemin tüm yönleriyle ilgili bilgilendirilir ve bir onay alınır. Teknik olarak benzer bir işlem olduğundan, tüp bebekte bahsettiğimiz riskler burada da geçerlidir. Kanama, enfeksiyon ya da organ ve damar yaralanması gibi riskler her cerrahi işlemde olduğu gibi olasılıklar dahilindedir. Fakat deneyimli sağlık merkezlerinde bu ve benzeri ihtimaller çok düşüktür ve elde edilen faydalar bu risklerden çok daha fazladır” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tup-bebege-destek-prp-yontemi-576926">Tüp bebeğe destek: PRP yöntemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Düzenli tarama yöntemleri ve aşı hayat kurtarıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/duzenli-tarama-yontemleri-ve-asi-hayat-kurtariyor-576588</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Sep 2025 10:59:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kanama]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[tarama]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yöntemleri]]></category>
		<category><![CDATA[yumurtalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576588</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyada her yıl  yaklaşık 1.5 milyon Türkiye’de de 15 bin kadına jinekolojik kanser tanısı konuluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/duzenli-tarama-yontemleri-ve-asi-hayat-kurtariyor-576588">Düzenli tarama yöntemleri ve aşı hayat kurtarıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada her yıl  yaklaşık 1.5 milyon Türkiye’de de 15 bin kadına jinekolojik kanser tanısı konuluyor. Yine dünya genelinde yaklaşık 680 bin, ülkemizde ise yaklaşık 6 bin kadın jinekolojik kanserler nedeniyle hayatını kaybediyor. <strong>Acıbadem Altunizade Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum / Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Serkan Erkanlı,</strong> rahim ağzı, rahim ve yumurtalık kanserlerinin en sık görülen   jinekolojik kanserler olduğunu belirterek, “Son yıllarda tüm dünyada rahim ağzı kanserinin görülme sıklığı artmaktadır. Ancak, özellikle aşılama ve tarama programı gelişmiş ülkelerde yüzde 80’e varan oranlarda daha az rastlanmaktadır. Öte yandan, rahim kanseri sıklığı hem dünya genelinde hem de Türkiye’de artış göstermektedir. Kesin nedeni bilinmemekle birlikte obezite, sağlıksız beslenme alışkanlıkları ve kansere yol açabilen maddelere daha fazla maruz kalmanın bu artışta etkili olduğu düşünülmektedir” diyor. </p>
<p>Ülkemizde de yaygın görülen jinekolojik kanserlerde ölüm oranları yüksek olsa da aslında erken tanı ve tedavi yaşam kurtarıyor. <strong> Kadın Hastalıkları ve Doğum / Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Serkan Erkanlı, </strong>jinekolojik kanserlerin önlenmesinde veya erken teşhis   edilmesinde düzenli olarak yapılan jinekolojik muayeneler ile tarama programlarının son derece önemli olduğunu vurgulayarak, “Ergenlik dönemiyle beraber jinekolojik muayeneye başlanması ve bu kontrollerin hiçbir şikayet olmasa bile yılda bir yapılması önerilmektedir. Bu muayeneler esnasında hastanın yaşına ve kendi özel durumuna göre jinekolojik muayene, ultrason ve tarama testleri uygulanmaktadır. Özellikle yıllık düzenli jinekolojik muayeneler, Pap Smear Testi, HPV taraması ve yine HPV aşıları konusunda farkındalığın artması hayat kurtarmaktadır” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>RAHİM AĞZI KANSERİ </strong></p>
<p>Dünyada kadın kanserleri arasında dördüncü sırada görülen rahim ağzı kanseri ülkemizde her yıl yaklaşık 2 bin 500 kadında teşhis ediliyor.  Prof. Dr. Serkan Erkanlı, rahim ağzı kanseri için en önemli risk faktörünün yüksek riskli HPV (Human Papilloma Virüs) enfeksiyonu olduğuna işaret ederek, “Rahim ağzı kanseri yüzde 99’un üzerinde bir oranla bu virüsün rahim ağzı epiteline yerleşmesi ve hücrelerde mutasyon, kontrolsüz büyüme ve kansere dönüşümü tetiklemesiyle ortaya çıkmaktadır” diyor. Sigara içmek, erken yaşta cinsel ilişki yaşamak, çok sayıda cinsel partner öyküsü, erken yaşta hamilelik, çok sayıda doğum yapmak, bağışıklık sisteminin zayıflaması, kortizon tedavisi ve genetik faktör gibi pek çok etken rahim ağzı kanseri riskini artırıyor.  Lekelenme şeklinde gerçekleşen ara kanamalar, cinsel ilişki sırasında veya sonrasında lekelenme veya kanama ise en yaygın görülen ilk sinyallerinden. </p>
<p><strong>HPV aşısı en etkili korunma yöntemi</strong></p>
<p>Rahim ağzı kanseri HPV aşısı ve düzenli yapılan tarama ile önlenebilen bir kanser türü. HPV aşısı bu kanser türüne karşı en etkili korunma yöntemidir. Prof. Dr. Serkan Erkanlı,<strong> </strong>rahim ağzı kanserine neden olan yaklaşık 14 onkolojik Human Papilloma Virüsü’nün olduğunu belirterek, sözlerine şöyle devam ediyor:  “Bunlardan biriyle karşılaşan hasta HPV aşısı ile rahim ağzı kanserinden yüzde 90 oranında korunabilmektedir. HPV aşısının 11-12 yaşlarında yaptırılması önerilmektedir. Ancak 13-26 yaşları arasında da aşı yapılabilir. 26 yaşından sonra ise özellikle 45 yaşına kadar belli durumlarda aşı uygulanabilir.”</p>
<p><strong>Pap Smear ve HPV taraması şart! </strong></p>
<p>HPV aşısı rahim ağzı kanserini  büyük oranda önlense de risk tümüyle ortadan kalkmıyor.  Bu nedenle, aşı sonrasında da rutin rahim ağzı kanseri taramalarının mutlaka yapılması gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Serkan Erkanlı, <strong>  </strong>tarama  sıklığını şöyle anlatıyor:<strong> </strong>“Rahim ağzı kanserine dönüşebilecek olan hücresel değişimleri tespit eden PAP Smear testine 21 yaşında başlanması ve 65 yaşına kadar her 3 yılda bir devam edilmesi gerekmektedir. 30 yaşından sonra ise Human Papilloma Virüsü testi ile primer tarama yapılması önerilmektedir. HPV testine eş zamanlı olarak PAP Smear testi de eklenebilmektedir. HPV bazlı testin sonuçları normal çıktığında bir sonraki testin 5 yılda bir yapılması önerilmektedir. Riskli durumlarda veya sonuçların riske işaret etmesi halinde ise her iki testte süreler kısalabilmektedir.” Kanser öncüsü lezyonlar rahim ağzının anormallik gösteren ince bir katmanının alınması yoluyla büyük oranda tedavi edilebiliyor. Hastalık erken evrelerde yakalandığında tedavi şansı yüzde 95’in üzerine çıkıyor.</p>
<p><strong>RAHİM KANSERİ</strong></p>
<p>Ülkemizde jinekolojik kanserler arasında en sık görülen tipi olan rahim kanseri her yıl yaklaşık 7 bin 800 kadında teşhis ediliyor.   Özellikle menopoz döneminde daha sık görülen rahim kanseri için en önemli risk faktörlerinden biri kadınlık hormonlarından estrojene fazla miktarda maruz kalmak. Bu durum, obezite, dışarıdan alınan hormon ilaçları ve yumurtalıkta hormon salgılayan tümörlere bağlı olabiliyor. Diğer risk faktörleri arasında yumurtlama olmasını önleyen ve adet dönemlerinin uzamasına neden olan etkenler, adetin erken yaşta başlaması (12 yaşından önce) ve geç yaşta menopoza girmek (52 yaşından sonra), obezite, hiç doğum yapmamış olmak yer alıyor. </p>
<p><strong>Anormal vajinal kanamaya dikkat!</strong></p>
<p>Anormal vajinal kanama rahim kanserinin en önemli belirtisini oluşturuyor. Her ay düzenli olan adet kanaması dışındaki kanamalar temelde anormal kanamalar olarak görülüyor. Adet kanaması normalden fazla miktarda oluyorsa, ara dönemde, beklenmedik zamanlarda görülüyorsa, rahim kanseri veya kanser öncesi lezyonlara işaret edebiliyor. Rahim kanseri için günümüzde kabul görmüş bir tarama programı bulunmuyor. Prof. Dr. Serkan Erkanlı,<strong> </strong>hastalığın en önemli belirtisi olan anormal vajinal kanamada veya menopoz döneminde oluşan kanamada mutlaka bir jinekolojik muayene olunması gerektiğini vurgulayarak, “Bu belirtide hekime başvurulduğunda erken teşhis genellikle mümkündür” diyor.  </p>
<p><strong>Erken evrede başarı şansı oldukça yüksek</strong></p>
<p>Özellikle erken evrelerde tedaviden yüzde 95’in üzerinde başarı elde ediliyor. Rahim kanserinde standart tedavi rahim ve yumurtalıkların alınması şeklinde oluyor. Buna ek olarak genellikle rahimle ilişkili olan ve pelvik veya paraaortik bölgelerdeki lenf bezleri de örnekleme amacıyla alınabiliyor.<strong> </strong>Kadın Hastalıkları ve Doğum / Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Serkan Erkanlı, “Cerrahi tedavi sonrasında, patolojik değerlendirme sonuçlarına göre hastalar ek tedavi almadan takip edilebilmekte veya hastalığın tekrar etme riski yüksek ise  kemoterapi, ışın tedavisi (radyoterapi), hormonal tedavi veya akıllı ilaçlar gibi ek tedaviler alabilmektedir” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>YUMURTALIK KANSERİ</strong></p>
<p>Yumurtalık kanseri, jinekolojik kanserler arasında dünyada rahim ağzı ve rahim kanserinden sonra en yaygın görülen 3. kanser türünü oluşturuyor. Ülkemizde her yıl yaklaşık 4 bine yakın kadında teşhis ediliyor. Epiteliyal, germ hücreli ve stromal tümörler olmak üzere 3 temel türü olan yumurtalık kanserinin kesin sebebi bilinmemekle beraber birçok risk faktörü tespit edilmiş. İleri yaş, ailede meme-yumurtalık kanseri öyküsü, hiç doğum yapmamış olmak, adetin erken yaşta başlaması (12 yaş öncesi) ve geç yaşta menopoza girmek (>52 yaş), menopozda kullanılan hormon ilaçları, endometriozis ile infertilite (kısırlık) en önemli  risk faktörleri olarak sıralanıyor. </p>
<p><strong>Düzenli jinekolojik muayene çok önemli!</strong></p>
<p>Yumurtalık kanseri genellikle erken evrelerde belirti vermiyor, hastaların yüzde 60’ından çoğu ileri evrelerde karın şişliği ve hazımsızlık şikayetiyle hekime başvuruyor. Bazı hormon üreten yumurtalık tümörleri de adet düzensizliği ve tüylenme gibi şikayetlere neden olabiliyor. Yumurtalık kanseri için günümüzde kabul görmüş bir tarama programı mevcut değil. Ancak, kadınların düzenli jinekolojik muayenelerinde erken dönemde tespit edilebiliyor. Özellikle erken evrelerde tedavinin başarı şansı yüzde 90’ların üzerine ulaşıyor. Standart tedavi rahim, yumurtalıklar, mide ile bağırsakların üzerini kaplayan ve omentum olarak adlandırılan yağlı dokunun cerrahi olarak çıkarılması ve lenf bezlerinin alınması şeklinde oluyor. İhtiyaç halinde genellikle kemoterapi veya akıllı ilaç tedavisi gibi ek tedavilere başvuruluyor. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/duzenli-tarama-yontemleri-ve-asi-hayat-kurtariyor-576588">Düzenli tarama yöntemleri ve aşı hayat kurtarıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yumurtalık Rezervinde Azalma Genç Kadınlarda da Artıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yumurtalik-rezervinde-azalma-genc-kadinlarda-da-artiyor-551883</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Jul 2025 14:19:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artıyor]]></category>
		<category><![CDATA[azalma]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlarda]]></category>
		<category><![CDATA[rezervinde]]></category>
		<category><![CDATA[yumurtalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=551883</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yumurtalık rezervi kadının doğurganlık kapasitesini belirleyen en önemli faktörlerden biri olarak kabul ediliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yumurtalik-rezervinde-azalma-genc-kadinlarda-da-artiyor-551883">Yumurtalık Rezervinde Azalma Genç Kadınlarda da Artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Yumurtalık rezervi kadının doğurganlık kapasitesini belirleyen en önemli faktörlerden biri olarak kabul ediliyor. Yaşla birlikte azalması beklenen yumurtalık rezervinin, özellikle son yıllarda 20 yaşlardaki kadınlarda da gözlendiğine işaret eden Kadın Hastalıkları Doğum, Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Zeki Salar, erken dönemde fark edilmeyen bu durumun hem doğurganlık kaybına hem de erken menopoza yol açabileceği uyarısında bulundu.</em></p>
<p>Kadınlarda doğurganlığın temel göstergesi olan yumurtalık rezervi, yıllar içinde doğal olarak azalır. Ancak günümüzde genç yaşlarda da azalma görülmesinin, erken menopoz ve kısırlık riskini artırdığına işaret eden Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Kadın Hastalıkları Doğum, Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Zeki Salar, aile öyküsü ve çevresel faktörlerin etkisiyle giderek yaygınlaşan bu durumun, düzenli kontroller ve erken müdahaleyle yönetilebileceğini anlattı. </p>
<p><strong>“AİLENİZDE ERKEN MENOPOZ ÖYKÜSÜ VARSA BU DURUMU CİDDİYE ALIN!”</strong></p>
<p>Yumurtalık rezervindeki azalmanın sadece yaşla sınırlandırılmaması gerektiğini, genetik yatkınlık, çevresel etkenler ve stresli yaşam tarzının da bu süreci hızlandırabildiğini belirten Op. Dr. Salar, konuyla ilgili şu bilgileri aktardı: “Bir kız çocuğu yaklaşık 1-2 milyon yumurtayla dünyaya gelirken, bu sayı ergenlikte 300-400 bine düşüyor ve yaşla birlikte azalmaya devam ediyor. Ancak kadınlarda yumurta üretimi sürekli olmadığından, bu azalma doğurganlık sürecinin de doğal sınırlayıcısı oluyor. Eskiden 35 yaş civarında görmeye alışık olduğumuz yumurta azalmasını artık 20’li yaşlarda bile görebiliyoruz. Özellikle ailesinde erken menopoz öyküsü olan kadınların yıllık kontrollerini aksatmaması çok önemli.”</p>
<p><strong>“VÜCUDUN VERDİĞİ SİNYALLERE KARŞI UYANIK OLUNMALI”</strong></p>
<p>Kadınların yumurtalık rezervindeki azalma nedeniyle vücudun bazı sinyaller verdiğini söyleyen Op. Dr. Salar, “En net göstergelerden biri adet düzenidir. 28-30 gün olan döngüler 21 güne düşerse, bu durum mutlaka araştırılmalı” dedi. Op. Dr. Salar, sözlerine şöyle devam etti: “Yumurtalık rezervindeki azalma, çoğu zaman sessiz ilerlese de bazı erken uyarı sinyalleriyle kendini gösterebiliyor. Adet döngüsünün sıklaşması, ateş basmaları, duygusal dalgalanmalar ve yorgunluk bu belirtiler arasında. Ancak birçok kadın bu şikayetleri fark etse de günlük yaşamın içinde göz ardı edebiliyor. Bu nedenle kadınların konuyla ilgili uyanık olmalı ve vücutlarını iyi tanımaları gerekli.”</p>
<p><strong>“HER DÜŞÜK REZERV KISIRLIĞI GÖSTERMEZ”</strong></p>
<p>Op. Dr. Salar, yumurtalık rezervindeki düşmenin doğal olarak doğurganlığı etkilese de her zaman doğrudan kısırlık anlamına gelmeyeceğine de işaret ederek şöyle konuştu: “Bu durum elbette, gebelik ihtimalini ve sağlıklı embriyo oluşumunu olumsuz etkileyebiliyor. Çünkü yumurtaların sayısıyla birlikte kalitesi de düşüyor. Bu nedenle özellikle bebek sahibi olmak isteyen kadınların zaman kaybetmeden yumurta dondurma gibi koruyucu yöntemleri tercih etmeleri gerekir.”</p>
<p><strong>TIBBİ DESTEK İÇİN GEÇ KALMAMAK GEREKİR</strong></p>
<p>Bu sorunla karşı karşıya kalan kadınlar için başvurulabilecek tedavi yöntemlerinin bulunduğunu ancak geç kalmamak gerektiğini hatırlatan Op. Dr. Zeki Salar, uygulanabilecek tedavi yöntemleriyle ilgili şu bilgileri aktardı: “Bu yöntemlerin başında yumurta dondurma, tüp bebek ve bazı durumlarda uygulanan PRP ve kök hücre tedavileri geliyor. Ancak bu yöntemlerin herkeste etkili olamayacağını, kişiye özel planlama gerektiği de unutulmamalı. PRP ya da kök hücre tedavileri bazı hastalarda işe yarayabiliyor. Ama burada esas olan geç kalmadan harekete geçmek. Her kadının, özellikle 35 yaş öncesinde, gelecekte anne olma planı varsa bir uzmana danışarak değerlendirme yaptırmaları önemli. Ayrıca dengeli beslenmek, düzenli egzersiz yapmak, stresi yönetebilmek, kimyasallardan ve radyasyondan uzak durmak da doğurganlık üzerinde doğrudan etkili olabildiği için bunlara da dikkat etmek gerekli.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yumurtalik-rezervinde-azalma-genc-kadinlarda-da-artiyor-551883">Yumurtalık Rezervinde Azalma Genç Kadınlarda da Artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DEÜ&#8217;den Kadın Sağlığında Önemli Başarı: 15 Kiloluk Dev Yumurtalık Kisti Başarıyla Çıkarıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/deuden-kadin-sagliginda-onemli-basari-15-kiloluk-dev-yumurtalik-kisti-basariyla-cikarildi-531769</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 May 2025 09:02:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[başarıyla]]></category>
		<category><![CDATA[çıkarıldı]]></category>
		<category><![CDATA[deüden]]></category>
		<category><![CDATA[dev]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kiloluk]]></category>
		<category><![CDATA[kisti]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığında]]></category>
		<category><![CDATA[yumurtalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=531769</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dokuz Eylül Üniversitesi Araştırma Uygulama Hastanesi’nde gerçekleştirilen başarılı operasyonla, 55 yaşındaki bir kadın hastanın karın boşluğunda tespit edilen 15 kilogramlık dev yumurtalık kisti patlatılmadan çıkarıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deuden-kadin-sagliginda-onemli-basari-15-kiloluk-dev-yumurtalik-kisti-basariyla-cikarildi-531769">DEÜ&#8217;den Kadın Sağlığında Önemli Başarı: 15 Kiloluk Dev Yumurtalık Kisti Başarıyla Çıkarıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><i>Dokuz Eylül Üniversitesi Araştırma Uygulama Hastanesi’nde gerçekleştirilen başarılı operasyonla, 55 yaşındaki bir kadın hastanın karın boşluğunda tespit edilen 15 kilogramlık dev yumurtalık kisti patlatılmadan çıkarıldı. Türkiye’de sayılı merkezde uygulanabilen bu tür bir kritik cerrahi girişim, DEÜ’nün sağlık alanındaki öncü rolünü bir kez daha gözler önüne serdi.</i></b></p>
<p>Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ), kadın sağlığı alanında gerçekleştirdiği nitelikli cerrahi müdahalelerle fark yaratmaya devam ediyor. DEÜ Araştırma Uygulama Hastanesi’nde 12 Mayıs 2025 tarihinde gerçekleştirilen ileri düzey bir operasyon ile 55 yaşındaki kadın hastanın sağ yumurtalık kaynaklı karın boşluğunda tespit edilen yaklaşık 40&#215;45 santimetre boyutunda (en ve boy) ve 15 kilogram ağırlığındaki dev bir yumurtalık kisti, başarılı cerrahi müdahale ile çıkarıldı.</p>
<p>Ameliyat, Dokuz Eylül Üniversitesi Araştırma Uygulama Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Güney liderliğinde; Doç. Dr. İbrahim Yalçın, Doç. Dr. Onur Yavuz ve Araş. Gör. Uzm. Dr. Rümeysa Belen Gümüş’ten oluşan deneyimli bir ekip tarafından gerçekleştirildi. Operasyonda anestezi sürecini Prof. Dr. Bahar Kuvaki, çıkarılan kitlenin patolojik değerlendirmesini ise Doç. Dr. Zeynep Bayramoğlu üstlendi.</p>
<p><b>“ZORLU SÜRECİ BAŞARIYLA YÖNETTİK”</b></p>
<p>Operasyonun ardından hastanın genel sağlık durumunun iyi olduğunu belirten Prof. Dr. Mehmet Güney, bu büyüklükteki bir kitlenin patlatılmadan çıkarılmasının hem teknik açıdan hem de hasta güvenliği açısından kritik önem taşıdığını vurguladı. Prof. Dr. Güney, şu değerlendirmelerde bulundu:</p>
<p>“Dev boyutlara ulaşan bu tür kitleler, karın içi basıncını artırarak hastanın yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebilir. Erken tanı ve uygun cerrahi müdahale ile bu riskleri ortadan kaldırmak mümkün. Bu büyüklükte bir kisti çevre dokulara zarar vermeden çıkarmak, ileri düzey cerrahi tecrübe ve ekip uyumu gerektirir. Ekibimiz bu zorlu süreci başarıyla yönetti. Hastamızın ameliyat sonrası yakın takibi sürüyor.”</p>
<p><b>ERKEN TANI VURGUSU</b></p>
<p>DEÜ Araştırma Uygulama Hastanesi’nin İzmir ve Ege Bölgesi’nde kadın sağlığı alanında önemli bir referans merkezi olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Güney, yumurtalık kistlerine ilişkin şu bilgileri paylaştı:</p>
<p>“Yumurtalık kistleri kadınlarda sık görülen, genellikle iyi huylu oluşumlardır. Ancak bazı kistler zamanla büyüyerek karın içinde baskı oluşturabilir, ağrıya neden olabilir ve ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Özellikle menopoz sonrası dönemde ortaya çıkan veya hızlı büyüme gösteren kistlerin mutlaka değerlendirilmesi gerekir. Karın şişliği, adet düzensizliği, kasık ağrısı gibi şikayetleri olan kadınların gecikmeden bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurması büyük önem taşır. Bu tür hastalıkların erken tanı ve tedavisi hem daha kolay hem de daha etkili olur.”</p>
<p>Ameliyat ekibinde yer alan Doç. Dr. İbrahim Yalçın ise DEÜ Araştırma Uygulama Hastanesi’nin kadın hastalıklarında ileri düzey cerrahi uygulamalarıyla hem bölgesel hem de ulusal ölçekte önemli bir merkez konumunda olduğunu ifade etti.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deuden-kadin-sagliginda-onemli-basari-15-kiloluk-dev-yumurtalik-kisti-basariyla-cikarildi-531769">DEÜ&#8217;den Kadın Sağlığında Önemli Başarı: 15 Kiloluk Dev Yumurtalık Kisti Başarıyla Çıkarıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yumurtalık (Over) Kanserinin Erken Teşhisi İçin &#8220;Merak Et Kendini&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yumurtalik-over-kanserinin-erken-teshisi-icin-merak-et-kendini-373944</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 May 2023 09:16:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinin]]></category>
		<category><![CDATA[kendini]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[over]]></category>
		<category><![CDATA[teşhisi]]></category>
		<category><![CDATA[yumurtalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=373944</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk Tıbbi Onkoloji Derneği (TTOD), 8 Mayıs Dünya Yumurtalık (Over) Kanseri Farkındalık Günü'nde hayata geçirdiği “Merak Et Kendini”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yumurtalik-over-kanserinin-erken-teshisi-icin-merak-et-kendini-373944">Yumurtalık (Over) Kanserinin Erken Teşhisi İçin &#8220;Merak Et Kendini&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türk Tıbbi Onkoloji Derneği (TTOD), 8 Mayıs Dünya Yumurtalık (Over) Kanseri Farkındalık Günü&#8217;nde hayata geçirdiği “Merak Et Kendini” projesi ile yumurtalık kanserinde erken teşhisin ve düzenli kontrolün önemini vurguluyor. TTOD web sitesinden erişilebilecek meraketkendini.com üzerinden ziyaretçiler yumurtalık kanseri hakkında merak ettikleri tüm bilgilere ulaşabilecek ve hastalık farkındalıklarını test edebilecek.</strong></p>
<p> </p>
<p>Türk Tıbbi Onkoloji Derneği, 8 Mayıs Dünya Yumurtalık Kanseri Farkındalık Günü&#8217;nde başta kadınlar olmak üzere, tüm toplumu yumurtalık kanseri konusunda bilinçlenmeye davet ediyor. Yumurtalık Kanseri Farkındalık Günü özelinde hayata geçirilen “Merak Et Kendini” projesi kapsamında, derneğin web sitesi üzerinden erişilebilen meraketkendini.com adresini ziyaret edenler, yumurtalık kanseri hakkında tüm bilgilere ulaşabilecek ve hastalık hakkındaki bilgilerini test edebilecek.</p>
<p> </p>
<p><strong>Yumurtalık (over) kanseri Türkiye’de jinekolojik kanserler arasında en sık görülen 2. kanser türü</strong></p>
<p> </p>
<p>Yumurtalık kanseri, erken evrede belirti göstermeyen ve teşhisi ileri aşamalarda yapılabilen bir hastalık. Dünyada kadın kanserleri arasında görülme sıklığı en fazla olan 7. kanser türü olan; Türkiye’de ise jinekolojik kanserler arasında en sık görülen 2. kanser türü olan yumurtalık kanserinde erken tanı ve düzenli kontroller hayati önem taşıyor.</p>
<p> </p>
<p>Yumurtalık kanserinin semptomları arasında kasıkta ağrı hissi, karında şişkinlik, kilo alımı hissi, hazımsızlık, kabızlık, idrar yapma şikayetleri, kilo kaybı ve aşırı yorgunluk yer alıyor. Bu semptomların uzun süre devam etmesi durumunda hastaların geç olmadan bir jinekoloğa başvurması tavsiye ediliyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Yumurtalık (over) kanseri en sık 60-64 yaş arası kadınlarda görülüyor </strong></p>
<p> </p>
<p>Kadınlarda genellikle ileri yaşlarda görülen bir hastalık olan yumurtalık kanserinde, hastaların önemli bir bölümü menopoz sonrası dönemde yer alıyor. En sık 60-64 yaş aralığındaki kadınlarda görülmekle birlikte; teşhis konulan hastaların üçte biri 65 yaş ve üzerinde. Yumurtalık kanseri vakalarının yüzde 10-15’i ise kalıtsal özellik gösteriyor ve bu vakalarda hastalık çoğu zaman normalden 10-15 yaş daha genç yaşlarda görülüyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Yönetim Kurulu üyesi Dr. Gökşen İnanç İmamoğlu</strong> konuyla ilgili şunları söyledi: &#8220;Yumurtalık kanseri maalesef başlangıçta belirti vermeyen, dolayısıyla erken teşhisi zor bir hastalık. Öyle ki bazı durumlarda bu hastalık, farklı hastalıklarla yönelik yapılan testler sonucu tesadüfen teşhis ediliyor. Erken evrede teşhis edilmediğinde ölümcül olabilen bir hastalık olması sebebiyle kadınların yumurtalık kanseri semptomları hakkında bilinçli olması ve düzenli kontrollerini ihmal etmemesi hayati önem taşıyor. Türk Tıbbi Onkoloji Derneği olarak bu yıl Yumurtalık Kanseri Farkındalık Günü&#8217;nde hayata geçirdiğimiz Merak Et Kendini projesi ile yumurtalık kanseri hakkındaki bilinç düzeyini yükseltmek ve erken teşhis oranını artırmayı amaçlıyoruz. Semptomu olsun olmasın, tüm kadınların meraketkendini.com üzerinden yumurtalık kanseri konusunda bilinçlenmeye ve bilgi düzeyini ölçmeleri için hazırlanan testi yapmaya davet ediyorum.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yumurtalik-over-kanserinin-erken-teshisi-icin-merak-et-kendini-373944">Yumurtalık (Over) Kanserinin Erken Teşhisi İçin &#8220;Merak Et Kendini&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tüp Bebek Tedavisinde Yeni Umut: Yumurtalık Dokusu Dondurma</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tup-bebek-tedavisinde-yeni-umut-yumurtalik-dokusu-dondurma-363895</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Apr 2023 10:00:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[dokusu]]></category>
		<category><![CDATA[dondurma]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisinde]]></category>
		<category><![CDATA[tüp]]></category>
		<category><![CDATA[umut]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[yumurtalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=363895</guid>

					<description><![CDATA[<p>Değişen hayat şartları ve sağlık sorunları nedeniyle tercih edilen yumurtalık dokusu dondurma tedavisi, bebek sahibi olmak isteyen kadınlara umut oluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tup-bebek-tedavisinde-yeni-umut-yumurtalik-dokusu-dondurma-363895">Tüp Bebek Tedavisinde Yeni Umut: Yumurtalık Dokusu Dondurma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Değişen hayat şartları ve sağlık sorunları nedeniyle tercih edilen yumurtalık dokusu dondurma tedavisi, bebek sahibi olmak isteyen kadınlara umut oluyor.</p>
<p>Erken dönem menopoz, kanser tedavileri veya herhangi bir nedenle yumurtalıkları ameliyat ile alınmak zorunda kalan kadınların yumurta dokusu dondurma yöntemi sayesinde doğurganlıkları korunmaktadır. Dondurulan yumurtalık dokusu ihtiyaç veya kür halinde özel yöntemler ile çözülerek yine cerrahi olarak yumurtalıklara yerleştirilir ya da transplante edilir. </p>
<p><strong>Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi Tüp Bebek bölümünde, Dr. Öğr. Üyesi Murat Keskin ‘yumurtalık dokusu dondurma’ hakkında bilgiler verdi.</strong></p>
<p>Kadınlar yumurtalıklarında yumurta dolu olarak doğarlar ve ergenlikten itibarende her ay bir tane yumurta yumurtlayarak gebe kalma ve çocuk sahibi olma şansı yakalarlar. Bununla beraber her ay gelişen bu yumurtadan salgılanan Östrojen denen kadınlık hormonu cilt, kalp, kemik metabolizması, cinsellik gibi vücudun tüm bölümlerinin sağlıklı olmasına katkıda bulunmaktadır. Ancak bu yumurtalarında bir ömrü vardır ve her kadın eninde sonunda bu yumurtaları kaybederek menapoza girmektedir.</p>
<p>Kadınlar ortalama 49-50 yaşlarında regl görmemeye başlasalarda yumurtalıklardaki sağlıklı yumurtalar ortalama 45 yaş civarında bitmektedir. Kadınların yaklaşık %1 inde de erken menopoza rastlanmaktadır.</p>
<p>Kadın menopozda östrojen hormonunun azalmasıyla birlikte de erken dönemde ateş basması, nefes darlığı, çarpıntı, psikolojik sorunlar geç dönemde de kemik erimesi, kalp hastalıkları gibi çeşitli problemler yaşamaktadır. Günümüzde insan hayatının uzaması ile kadınlar hayatlarının önemli bir kısmını menapozda geçirmektedir.</p>
<p>Bunun için de çeşitli hormon tedavileri uygulanabilmekle beraber az da olsa meme kanser riskini artırdığına dair bulgular varolduğundan her kadına uygulanmamaktadır. Bu amaçla kadının uzun yıllar daha kendi yumurtalıklarından üretilen östrojen hormonundan mahrum kalmaması sağlanarak menopoz geciktirilebilmektedir.</p>
<p>Bilindiği gibi kanser tedavilerinde uygulanan kemoterapi, radyoterapi gibi yöntemler yada yumurtalık ameliyatları gibi cerrahi işlemler bayanlarda yumurtaların zarar görmesine neden olur ve bu hastaların çocuk sahibi olma şansları yok denecek kadar azalabileceği gibi tamamen de bitebilir. Kanser tedavisi görecek kız çocuklarında ve doğurmamış kadınlarda çocuk sahibi olabilme şanslarını koruyabilmek amacıyla yirmi yıldan uzun süredir uygulanan  yumurtalık dondurma yöntemleri daha da gelişmiş ve günümüzde dondurulan yumurtalık dokusu tekrar hastanın kendisine nakledilerek çocuk sahibi olabilmeleri sağlanmaktadır. Bu yöntem artık deneysel olmaktan çıkmış klinik uygulamada yerini almıştır.</p>
<p>Bu yöntemin yumurta dondurmaya göre en önemli avantajı binlerce yumurta dondurulabilmesidir. Bilindiği gibi günümüzde doğurganlığı korumak için daha yaygın uygulanan yumurta dondurma yöntemi ile dondurulabilecek yumurta sayısının sınırlı olması, bu yöntemin önemli bir dezavantajıdır.</p>
<p>Bu çalışmalar bize yumurtalık dondurma ve tekrar nakletme yönteminin  menopozu da geciktirebileceği fikrini vermiştir. Menopoza girmeden önce alınıp dondurulacak yumurtalık dokusu menapoz sonrası tekrar hastaya nakledilerek yumurtalık fonksiyonlarının devam ettirilmesi ve böylece yine kendi östrojen hormonuna kavuşması mümkündür. Üstelik dondurulan yumurtalık parçaları tek seferde değil bölünerek birkaç kez bu işlem tekrarlanarak kadının uzun yıllar menopoza girmemesi sağlanabileceği ön görülmektedir. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tup-bebek-tedavisinde-yeni-umut-yumurtalik-dokusu-dondurma-363895">Tüp Bebek Tedavisinde Yeni Umut: Yumurtalık Dokusu Dondurma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Egeli bilim insanları, yumurtalık kanserini erken evrede teşhis edecek biyosensör geliştirecek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/egeli-bilim-insanlari-yumurtalik-kanserini-erken-evrede-teshis-edecek-biyosensor-gelistirecek-363038</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Apr 2023 08:26:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[biyosensör]]></category>
		<category><![CDATA[edecek]]></category>
		<category><![CDATA[egeli]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[evrede]]></category>
		<category><![CDATA[geliştirecek]]></category>
		<category><![CDATA[insanları]]></category>
		<category><![CDATA[kanserini]]></category>
		<category><![CDATA[teşhis]]></category>
		<category><![CDATA[yumurtalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=363038</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlık alanında Türkiye’nin en önemli referans merkezlerinden biri olan Ege Üniversitesi (EÜ) nitelikli akademik kadrosu ile tanı ve tedaviye yönelik başarılı projeler üretmeyi sürdürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-bilim-insanlari-yumurtalik-kanserini-erken-evrede-teshis-edecek-biyosensor-gelistirecek-363038">Egeli bilim insanları, yumurtalık kanserini erken evrede teşhis edecek biyosensör geliştirecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık alanında Türkiye’nin en önemli referans merkezlerinden biri olan Ege Üniversitesi (EÜ) nitelikli akademik kadrosu ile tanı ve tedaviye yönelik başarılı projeler üretmeyi sürdürüyor. </p>
<p>EÜ Eczacılık Fakültesi Temel Eczacılık Bölümü Analitik Kimya Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Pınar Kara, Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Ali Ege, Mühendislik Fakültesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Öğretim Üyesi Bilge Kartal Çetin ve doktora öğrencisi Ezgi Kıvrak tarafından önerilen “Jinekolojik Kanserlerin miRNAlar ile Çoklu (Multipleks) Tayinine Yönelik Prototip Nanobiyosensör Geliştirilmesi ve Akıllı Telefon ile Entegrasyonu&#8221; başlıklı proje Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) “A Grubu Acil Ar-Ge Proje Destek Programı” kapsamında desteklenmeye hak kazandı. Egeli akademisyen tarafından geliştirilen projeyle yumurtalık kanserinin erken evrelerde teşhis edilmesine olanak sağlayacak bir biyosensör geliştirmesi hedeflendi.</p>
<p>Bir referans merkezi olarak yeni projelere imza atmayı sürdüreceklerini ifade eden EÜ Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Üniversitemizin alanlarında uzman ve yetkin akademisyenleri, özellikle sağlık alanında ülkemiz için emsal teşkil edecek çalışmalara imza atmaya devam ediyor. Eczacılık Fakültesi Analitik Kimya Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Pınar Kara tarafından geliştirilen proje ile yumurtalık kanserinin erken evrelerde teşhis edilmesi üzerine yoğunlaşılarak, prototip bir biyosensör geliştirilecek. Geliştirilen cihaz aracılığıyla sağlık ve teknoloji buluşturularak, verilerin akıllı telefonlardan da okunabilmesini sağlanacak. Başarısı dolayısıyla Prof. Dr. Pınar Kara Kadayıfcılar hocamızı tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum” diye konuştu.</p>
<p>“Günümüzde kullanılan kanser testlerine alternatif olarak erken evrede düşük maliyetli tanı yöntemlerine ihtiyaç duyulmakta”</p>
<p>Yumurtalık kanseri hakkında bilgi veren Analitik Kimya Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Pınar Kara, “Jinekolojik kanserler arasında yer alan yumurtalık kanseri, belirti vermemesi nedeniyle geç saptanan ve ülkemizde kadınlar arasında en ölümcül olan kanserlerden biridir. Yumurtalık kanserinin teşhisinde günümüzde kullanılan testler; jinekolojik muayene, ultrason ve radyolojik incelemeler ve bir kanser biyobelirteci olan ‘CA-125’ teşhisine dayalı kan testleridir. </p>
<p>Jinekolojik muayeneyle belirti göstermeyen on bin kadından yalnızca bir tanesine doğru teşhis konulabilir. Ultrason ve radyolojik incelemeler ise, hem maliyetli hem de erken evrede teşhis için sınırlı duyarlılık gösteren bir yöntemdir. Günümüzde de yumurtalık kanseri teşhisi için altın standart olarak kabul edilen yöntem ‘CA-125’ testidir. </p>
<p>Klinikte rutin kullanılan bu test, “CA-125” seviyelerini oldukça etkili bir şekilde belirleyebilmesine rağmen, ‘CA-125’ seviyeleri başka hastalıklar varlığında veya mensturasyon, gebelik gibi durumlarda da artış gösterebilmektedir. Ayrıca klinikte kullanılan yöntemlerde pahalı ekipman ve nitelikli eleman gibi faktörlere ihtiyaç duyulmakta. Bu gibi sınırlayıcı durumlar yüzünden günümüzde kullanılan testlerin yerine geçebilecek düşük maliyetli, taşınabilir, nitelikli elemana gerek duyulmayan ve geliştirildikleri takdirde sadece kanser değil çoğu hastalık için teşhis sunabilen alternatif yöntemlere ihtiyaç duyulmakta ” dedi.<br />Gelişen teknoloji sayesinde hastaların kendi ölçüm testlerini yapabildiklerine dikkat çeken Prof. Dr. Pınar Kara, “Yumurtalık kanserinin erken teşhisi için yeni yaklaşımların ve yeni biyobelirteçlerin kesin tayinini yapabilen taşınabilir, küçük boyutlu, hızlı sonuç alınabilen, düşük maliyetli ve yerli analitik cihazlara gereksinim duyuluyor. </p>
<p>Bu cihazların başında da ‘Biyosensörler’ geliyor. Çünkü biyosensörler, ihtiyaç duyulduğu gibi biyolojik önemi olan birçok molekülün hızlı ve güvenilir tayinine olanak tanıyan düşük maliyetli, kesin sonuç sunan, kullanımı kolay cihazlar. En bilindik örneği olan kan şekeri ölçüm cihazları (Glukometreler) sayesinde diyabet hastaları herhangi bir sağlık personeline ihtiyaç duymadan kendi ölçümlerini alıp takip edebiliyorlar. Günümüzde teknolojinin de gelişmesiyle birlikte hastaların kendi testlerini kendilerinin yapabilmesi ve bunların sonuçlarını akıllı telefonları aracılığıyla okuyabilecekleri, saklayabilecekleri ve paylaşabilecekleri yöntemler geliştiriliyor” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Erken teşhis için biyosensör geliştireceğiz”</strong></p>
<p>Proje hakkında bilgi veren Prof. Dr. Pınar Kara, “Biz de projemiz kapsamında yumurtalık kanserinin erken evrelerde teşhis edilmesine olanak sağlayacak bir biyosensör geliştirmeyi hedefledik. Tek bir biyobelirteç tayini kesin tanıya olanak sağlamadığı için birden fazla biyobelirteci eş zamanlı olarak tayin edebilecek bir biyosensör geliştireceğiz. Son zamanlarda rutin analizlerde kullanılan protein biyobelirteçlerinden daha iyi performans gösteren nükleik asit biyobelirteçleri teşhis ve tanı alanında bizlere umut vadediyor. Yaklaşık 30 yıl önce keşfedilen ve bir RNA grubu olan mikroRNA’lar oldukça yeni moleküller. Bu moleküller çeşitli kanserlerde anormal artış gösteriyor. </p>
<p>Ege Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü ile ortak geliştirilecek prototipte, yumurtalık kanseri varlığında artış gösterdiği bilinen iki farklı miRNA molekülünün eş zamanlı teşhisini hedefledik ve son aşama olarak bir akıllı telefon arayüzü ve uygulaması geliştirerek, biyosensörden elde edilecek verilerin akıllı telefonlardan okunabilmesini sağlayacağız. Prototip olarak geliştirilecek bu biyomedikal cihazla diğer kanser türlerinin tayini de zaman içinde gerçekleştirilebilecek. Böylelikle uzun vadede erken dönem kanser taraması için tam teşekküllü hastanelere ve nitelikli eleman ve ekipmanlara gerek kalmadan, herhangi bir sağlık kuruluşunda sadece bir kan örneği alınarak kanser tayini mümkün olabilecek” dedi.<br /> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-bilim-insanlari-yumurtalik-kanserini-erken-evrede-teshis-edecek-biyosensor-gelistirecek-363038">Egeli bilim insanları, yumurtalık kanserini erken evrede teşhis edecek biyosensör geliştirecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
