<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>yöntemi | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/yontemi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/yontemi</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 01 Jan 2026 09:21:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>yöntemi | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/yontemi</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sağlıkta iletişim bir tedavi yöntemi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/saglikta-iletisim-bir-tedavi-yontemi-602508</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Jan 2026 09:21:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[nefesi]]></category>
		<category><![CDATA[özdemir]]></category>
		<category><![CDATA[pozitif]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıkta]]></category>
		<category><![CDATA[ses]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[ton]]></category>
		<category><![CDATA[yöntemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=602508</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor (SKS) Daire Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Perfüzyon Kulübü tarafından “Etkili Konuşma, Hitabet ve Kendini Dinletme” başlıklı etkinlik düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikta-iletisim-bir-tedavi-yontemi-602508">Sağlıkta iletişim bir tedavi yöntemi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor (SKS) Daire Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Perfüzyon Kulübü tarafından “Etkili Konuşma, Hitabet ve Kendini Dinletme” başlıklı etkinlik düzenledi. Düzenlenen etkinliğe İletişim Uzmanı Şaban Özdemir konuk oldu. Sağlık alanında iletişimin yalnızca bir “yumuşak beceri” değil; insanı merkeze alan, iyileştirici ve koruyucu bir güç olduğuna dikkat çekildi.</p>
<p>Sağlık alanında öğrencilerin ilgi gösterdiği söyleşide Özdemir, özellikle sağlık çalışanlarının hasta ile kurduğu ilişkinin tedavi sürecine doğrudan etki ettiğini dile getirerek, güçlü iletişimin hastada güven duygusunu artırdığını, bunun da plasebo etkisini tetikleyen önemli bir unsur olduğunu ifade etti.</p>
<p><strong>Hastalar şefkat dolu bir ifade bekliyor…</strong></p>
<p>Sağlık alanında yaşanan şiddet olaylarının önemli bir kısmının iletişim kazalarından kaynaklandığını dile getiren Özdemir, hastaların çoğu zaman tıbbi bilgiden önce şefkatli bir ses, sakin bir ton ve anlaşılma hissi aradığını söyledi.</p>
<p>Özdemir, “Bugün sağlık alanında yaşanan şiddet olaylarının önemli bir kısmı iletişim kazalarından kaynaklı yaşanıyor. Elbette sistemsel aksaklıklar da söz konusu onları bir kenara bırakırsak özellikle sizler sağlıkçı olduğunuz için bunu vurgulamak istiyorum. Sağlıkta güçlü iletişimin plasebo etkisi olduğunu düşünüyorum. Hastalar sağlık personelinin dudakları arasından çıkacak bir sese, şefkat dolu ve güven veren bir ifade bekleyişi içinde. Sağlıkta hastalar sadece vaka olarak görülmemeli. Son teknolojik aletlere sahip olabilirsiniz, donanımlı sağlık komplekslerinde çalışıyor olabilirsiniz ancak sadece reçete etmek bir kimyasal, ilaç vermekten öteye gidemeyecektir. Sağlık alanında iletişimi tedavinin bir parçası olarak görüyorum. Hastalarımızı, danışanlarımızı ve bizlere ihtiyaç duyan kişileri bundan mahrum bırakmamalıyız.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Nefes, en büyük cephanemiz!</strong></p>
<p>İletişimin büyük bölümünün kelimelerle değil; beden dili, ses tonu ve tonlama ile kurulduğuna dikkat çeken Özdemir, iletişimin yaklaşık yüzde 90’ının sözcüklerin ötesinde gerçekleştiğini söyledi.</p>
<p>“En doğru tonlama, kelimeye anlamsal olarak hakkını verebilmektir” diyen Özdemir, bir kelimenin ancak doğru ses, ton ve vurgu ile duygusunun verilebileceğini ifade etti.</p>
<p>Özdemir, “Nefes en büyük cephanemiz. Nefesi doğru, ekonomik ve tasarruflu kullanmak zorundayız. Aldığınız nefesi boğazdan geçirip, ses tellerindeki titreşimi maske bölgesine taşıyıp tınlatacaksınız. Sesi buraya taşıdığınızda hacimsel olarak daha geniş bir alanda yayılıyor sesiniz daha güzel tınlıyor ve ses tellerinize fazla yük binmiyor, zorlanmadan, yorulmadan kolay ve uzun süre konuşabiliyorsunuz. Birçok öğretmenin ses tellerinde nodül gibi sorunlar yaşamasının nedeni de aslında diyafram nefesini doğru alamamaları ve nefesi düzgün kullanmayıp ses tellerine yüklenmeleridir. Spikerler, sunucular ve sesiyle sürekli çalışan kişiler ses tellerini çok fazla yormazlar. Çünkü sesi maske bölgesine taşırlar ve doğru tonlamayı orada yaparlar.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Pozitif yaklaşım iletişimi güçlendiriyor</strong></p>
<p>İletişimde samimiyetin önemini vurgulayan Özdemir, şöyle devam etti:</p>
<p>“İnsanların dilleri gibi beyinleri de konuşuyor. Prof. Dr. Nevzat Tarhan hocamızın da vurguladığı gibi beyinde ayna nöronlar var. Eğer iletişimde samimiyet varsa, beyinler de etkileşime giriyor. Birbirimizi anladıkça, tanıdıkça ve güvendikçe, belki iddialı olacak ama gerçekten bir olmaya, tek olabilmeye başlıyorsunuz. Bu da karşımdaki kişinin bana verebileceği reaksiyonu önceden sezebilmemi sağlıyor, kişi güvendiği için kendisini size açıyor. Benzeşiyorsunuz… İletişim samimi bir şekilde akıyor. İletişim bir manada niyetlerin değiş tokuşu bu bağlamda da. Niyet açık ve samimi olunca ortaya enerji çıkıyor, iki kişinin enerjisi sinerjiye dönüşüyor. Kişilik olarak pozitif biriyim, pozitif olmayı çok seviyorum. Pozitif olmak iletişimin seyrini de belirliyor, iletişimin gücünü artırıyor. Benim en büyük yakıtım pozitif olmak, pozitif enerji. Bu da iletişim hayatının temel kurallarından biri aslında. Pozitif kalabilme ve pozitif olabilme gayreti…”</p>
<p><strong>Heyecan doğru yönetilmeli…</strong></p>
<p>Programda sahne korkusu ve heyecan konusuna da değinen Özdemir, heyecanın bastırılması gereken bir duygu değil, doğru yönlendirildiğinde başarıyı besleyen bir enerji olduğunu, heyecanın ses, beden dili ve mimiklere doğru şekilde aktarılmasının önemine dikkat çekti.</p>
<p><strong>Kalemle konuşma egzersizi ve nefesin gücü</strong></p>
<p>Şaban Özdemir, artikülasyon ve diksiyon çalışmaları için kullandığı “kalem tekniği” ni kendi yaşamından örneklerle aktarırken; doğru nefesin sesi koruyan ve güçlendiren en temel unsur olduğunu vurguladı. Özdemir, diyafram nefesi ve sesi maske bölgesine taşımanın, özellikle sağlık çalışanları ve eğitimciler için sağlıklı ve etkili iletişimde hayati öneme sahip olduğunu belirtti.</p>
<p><strong>Öğrenciler yoğun ilgi gösterdi</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NP Sağlık Yerleşkesi İbni Sina Oditoryumu’nda düzenlenen etkinliğin moderatörlüğünü Sağlık Bilimleri Fakültesi Perfüzyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ali Kocailik üstlendi.</p>
<p>Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği program, soru-cevap bölümüyle interaktif bir şekilde tamamlandı.</p>
<p>Programın sonunda Özdemir’e teşekkür belgesi takdim edildi…</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikta-iletisim-bir-tedavi-yontemi-602508">Sağlıkta iletişim bir tedavi yöntemi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükakın: En doğru ulaşım yöntemi, toplu taşıma sistemi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyukakin-en-dogru-ulasim-yontemi-toplu-tasima-sistemi-597701</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Dec 2025 11:51:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[büyükakın]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[planlama]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[taşıma]]></category>
		<category><![CDATA[toplu]]></category>
		<category><![CDATA[Toplu Taşıma]]></category>
		<category><![CDATA[uitp]]></category>
		<category><![CDATA[ulaşım]]></category>
		<category><![CDATA[Yönetme]]></category>
		<category><![CDATA[yöntemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597701</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve UlaşımPark ev sahipliğindeki UITP Avrasya Konferansı, kent içi ulaşımını uluslararası ölçekte tartışmaya açtı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyukakin-en-dogru-ulasim-yontemi-toplu-tasima-sistemi-597701">Büyükakın: En doğru ulaşım yöntemi, toplu taşıma sistemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve UlaşımPark ev sahipliğindeki UITP Avrasya Konferansı, kent içi ulaşımını uluslararası ölçekte tartışmaya açtı. Toplu taşıma sisteminin en doğru uygulama biçimi olduğunu belirten Başkan Büyükakın, doğru planlama, dijitalleşme, ulaşım bazlı şehir planlaması ve lojistik hareketin yönetimine vurgu yaptı. Büyükakın, kooperatiflere de önemli bir çağrıda bulundu.</p>
<p><b>YENİLİKÇİ SİSTEMLER MASAYA YATIRILDI</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi bir yandan ulaşımla ilgili dev yatırımlarına devam ederken diğer yandan da kentin ulaşımını geleceğe hazırlıyor. Büyükşehir ve UlaşımPark’ın ev sahipliğinde düzenlenen UITP Avrasya Konferansı 2025 de onlardan biri. Kocaeli Kongre Merkezi’nde, “Planlamadan İşletmeye: Etkili Kent içi Raylı Sistemlerin Uygulanması” temasıyla gerçekleştirilen Avrasya Konferansı’nda, kent içi ulaşımda sürdürülebilirlik, yenilikçi raylı sistemler, temiz enerji araçları ve dijitalleşme gibi konular, uluslararası ölçekte tartışıldı.</p>
<p><b>SEKTÖRÜN ÖNDE GELEN İSİMLERİ KOCAELİ’DE</b></p>
<p>Konferansın açılış programında Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Altyapı Yatırımları Genel Müdürü Dr. Yalçın Eyigün, UITP Genel Sekreteri Mohamed Mezghani, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Dr. Hayri Baraçlı, Kocaeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nuh Zafer Cantürk, Gebze Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hacı Ali Mantar, UlaşımPark Genel Müdürü Serhan Çatal ve sektörün önde gelen isimleri yer aldı.</p>
<p><b>25 KALİTE STANDARDI İLE GÜVENLİ ULAŞIM</b></p>
<p>UlaşımPark Genel Müdürü Serhan Çatal, UITP Avrasya Konferansı 2025’e ev sahipliği yapmaktan mutlu olduklarını ifade ederken, vatandaşların güvenle, özgürce ve huzurla hareket etmesi için uluslararası ölçekte sahip olunan 25 kalite standardına ulaştıklarını vurguladı. Çatal, “UlaşımPark, Türkiye’nin bir markası olmuştur” dedi. UITP Genel Sekreteri Mohamed Mezghani ise hafif ulaşım ve metrolarla birlikte gelişime açık olan Kocaeli’ye önem verdiklerini ifade ederken, kentsel gelişimde Kocaeli’nin sağladığı uyumun altını çizdi.</p>
<p><b>BÜYÜKAKIN: ULAŞIMDA RADİKAL OLMALIYIZ</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, “UITP gibi etkili bir kuruluşun bu kadar önemli bir etkinliğini Kocaeli&#8217;de gerçekleştiriyor olmasından büyük bir keyif duyuyorum” diyerek başladığı konuşmasında, ulaşım noktasında radikal ifadeler kullanmak gerektiğini belirtti. Büyükakın, “Bugün aramızda planlamacı arkadaşlar var. Sektörün profesyonelleri var. Ulaşım konusunda biraz radikal konuşmak gerekiyor. Böylece meseleyi daha iyi anlayabiliriz.</p>
<p><b>EN DOĞRU ÇÖZÜM HANGİSİ?</b></p>
<p>Aslında biz ne yapıyoruz? Bir problemle karşı karşıya kalıyoruz ve çözmek için oraya bakmaya başlıyoruz. Bir şehir kurulmuş. O şehrin bazı noktalarına belirli fonksiyonlar yüklenmiş. Ulaşım master planları buna göre yapılıyor. Peki en doğru çözüm hangisi? Hangi toplu taşıma modeli daha doğru? Cevap belli. Toplu taşıma sistemleri, tekil taşımaya göre daha verimli sistemlerdir. Tabii, bazı şeylerin bir finansman maliyeti var ve bulma imkanınız yoksa, gerçekleştirme şansınız da olmuyor. Bizim 2014 yılında yaptığımız bir Ulaşım Master Planımız var. O plan, toplam yolculuk değerinin 2035 yılında 4 katına, yani 8 milyona çıkacağını gösteriyor. Ama şehre baktığınızda, yolların 4 kat genişleyeceği bir çözüm yoktu. Böyle bir şey finansal olarak da imkansızdı. Bunlar uygulama zorlukları” dedi.</p>
<p><b>SADECE BUGÜNÜ PLANLAMAK YETMEZ</b></p>
<p>Ulaşımda bugünden planlama yaparken yarına da dikkat edilmesi gerektiğinin altını çizen Başkan Büyükakın şu noktalara vurgu yaptı: “Bugün yaptığınız bir uygulama, yarın şehir merkezlerine çok daha büyük problemler getirebiliyor. Biz trafiğin akması için viyadükler, battı-çıktılar yapıyoruz. Şehir merkezine girişte sıkışan trafiği açmak için oralardaki şeritleri genişletiyoruz. Aslında insanların, gitmek istediği yere o an için daha kolay erişmesini sağlıyorsunuz ama sorunu tamamen çözmemiş oluyorsunuz. Çünkü hemen ilerideki yolu da açmanız gerekir. Orayı çözmediğiniz zaman bu tarafı çözmenizin tek başına bir anlamı kalmıyor. Geleceği yönetme imkanı olmayan bir problemle karşı karşıyayız. Bu nedenle iki farklı şeyi aynı anda düşünmek zorundasınız. Yani planlama aklımızı gözden geçirmeliyiz. Şehrin gelişim planlarını yaparken öyle planlamalar hazırlayayım ki, yarın yine sıkışıklıkları yaratıp o çözümleri yapacak bir kafa yapısıyla uğraşmayalım.</p>
<p><b>ANAYASADA DÜZENLEMELER OLMALI</b></p>
<p>Sadece bugünün sorunlarına değil, sürdürülebilirliğe de odaklanarak düşünmeliyiz. Bunu yaparken, şehrin diğer bileşenlerini de hesap etmelisiniz. Öte yandan, şehirlerin imarlarına dair anayasal seviyede kısıtlamalar getirmeden yarını yönetme şansınız yok. Anayasal ulaşım düzenlemeleri olmalı. Anayasaya öyle kurallar konulmalı ki, asla aşılamasın. Dünyanın farklı ülkelerinde bu uygulamalar var. Tek-çift plaka, trafiğe çıkış saatlerinin belirlenmesi, şehir merkezlerindeki parklanma ücretini yükseltme gibi düzenlemeler de yapılabilir. Şehirlerin gelişim planlamalarını yaparken aslında karma fonksiyonlu düzenlemelere gitmek lazım. Planlamayı yeniden gözden geçirmek, planlamaya dair yeniden düşünmek gerekir.”</p>
<p><b>YAPAY ZEKADAN YARARLANABİLİRİZ</b></p>
<p>Başkan Büyükakın, planlama dışında dijital değişime de ayak uydurulması gerektiğini belirterek, “İkinci nokta dijitalizasyon. Özellikle yapay zekanın beraberinde getirdiği kolaylıklar ile, toplu taşımayı çok daha efektif bir şekilde yönetmek mümkün olacak. Sensörlü trafik ışıkları buna en güzel örnek. Bir süredir şehrimizde kullanıyoruz. Taktik seviyede bu düzenlemeler yapmak mümkün ama şehri ulaşım bazlı planlama noktasına dikkatinizi çekmek istiyorum. Yani planlama yaparken ulaşım modlarını önceden oraya yerleştirmenin önemli olduğunu bilmelisiniz. Metro, hafif metro veya tramvayın nereye yapılacağını önceden planlamak gerekiyor. Gerçek planlama önce imar kararı ile başlıyor. İmar kararları çok katı kurallar olmadığı müddetçe oraları yönetmek de mümkün olmayacak. Orayı ihmal ettiğinizde bugünü yönetmeye dair elinizdeki araçlar kısıtlanacak. Ama çaresiz de değiliz. Yapay zeka ile birlikte, operasyon ve verimlilik anlamında büyük avantajlar sağlanabilir.</p>
<p><b>LOJİSTİK HAREKETİ DOĞRU YÖNETMELİYİZ</b></p>
<p>Bir başka husus da lojistik hareketliliğin yönetimi. Kocaeli gibi bir endüstri, liman ve tarih kentinde planlama yapmak son derece zorlaşıyor. Coğrafya da planlamayı zorlaştırabiliyor. Türkiye&#8217;de ilk lojistik master planını yapan şehir, Kocaeli. Bunu 2014 yılında hazırlamaya başladık. 2016&#8217;da bitirdik. Kocaeli&#8217;ye her gün 200 bin birim kamyon giriyor. Bu lojistiği yönetmediğiniz zaman toplu taşımanın gerçekliğine dair sağlıklı adımlar da atamazsınız. Toplu taşımanın çözümüne dair üreteceğiniz her meselede, beraberinde diğer hareketleri ve en önemlisi olan lojistik hareketini düşünmek zorundasınız. Başiskele&#8217;deki kavşak projemizi yaparken, bölgedeki sanayi kuruluşları ile görüşerek ulaşım sorununu minimize etmeyi çalışmamız buna güzel bir örnek.</p>
<p><b>ULAŞIM KOOPERATİFLERİNE ÇAĞRI</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi olarak raylı sistem taşımacılığının toplu taşıma içindeki payını 2 katına çıkarmaya karar verdik. Yüzde 7 seviyesinden 14&#8217;e çıkardık. Hedefimiz yüzde 35. Bunun için toplu taşımayı ücretlendirme konusu önemli. Almanya Münih&#8217;teki gibi bir uygulamaya gidilebilir. Oradaki bütün bilet sistemini, belediye kendisi yönetiyor. Toplu taşıma işi yapan kooperatifler, sözleşme karşılığında belediyeye hizmet satar. Taşımacılığı belediye yapar, ücretler belediye tarafından tahsil edilir. Belediye de bunun karşılığında kooperatiflere belirli bir ödeme yapar. Bunun getireceği finansal yükleri kamu üstlenir. Bunun yasal düzenlemesi Türkiye’de henüz yok. Ben bütün platformlarda bunu söylüyorum.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyukakin-en-dogru-ulasim-yontemi-toplu-tasima-sistemi-597701">Büyükakın: En doğru ulaşım yöntemi, toplu taşıma sistemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>En etkili korunma yöntemi sigaradan uzak durmak!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/en-etkili-korunma-yontemi-sigaradan-uzak-durmak-588618</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Nov 2025 10:38:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Akciğer Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[belirti]]></category>
		<category><![CDATA[durmak]]></category>
		<category><![CDATA[Erken Evre]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[korunma]]></category>
		<category><![CDATA[nedeni]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[sigaradan]]></category>
		<category><![CDATA[teşhis]]></category>
		<category><![CDATA[uzak]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yöntemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588618</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyada her yıl 2 milyondan fazla ülkemizde de yaklaşık 41 bin kişiye akciğer kanseri tanısı konuluyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/en-etkili-korunma-yontemi-sigaradan-uzak-durmak-588618">En etkili korunma yöntemi sigaradan uzak durmak!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada her yıl 2 milyondan fazla ülkemizde de yaklaşık 41 bin kişiye akciğer kanseri tanısı konuluyor. Erkeklerde en sık görülen kanser türü olan akciğer kanseri kadınlarda da meme ve kolorektal kanserlerinden sonra 3. sıklıkta görülüyor. Kansere bağlı ölümlerde ilk sırada yer alan akciğer kanserinin en önemli nedeni olarak sigara gösteriliyor. Öyle ki akciğer kanserinin yüzde 85&#8217;inin sigara kullanımı nedeniyle geliştiği belirtiliyor. <strong>Acıbadem Altunizade Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Faysal Dane,</strong> akciğer kanserinden korunmanın veya riski azaltmanın en etkili yolunun  sigara ile tütün ürünlerinin bırakılması ve mümkün olduğunca pasif içicilikten kaçınılması olduğuna dikkat çekerek, “Sigara ve tütün ürünlerinin bırakılmasıyla akciğer kanseri önlenebilmektedir. Ayrıca çevresel risk faktörlerini kontrol etmek ve sağlıklı bir yaşam sürdürmek riskin azaltılmasında büyük bir önem taşımaktadır” diyor. Akciğer kanserinin genellikle erken dönemlerinde belirti vermemesi ve en tipik sinyali olan öksürüğün sigara kullanımına bağlanması nedeniyle sıklıkla ileri evrede teşhis edildiğine vurgu yapan <strong>Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Faysal Dane,</strong> “Tanının gecikmesi de tedaviden etkin sonuç alınamamasına ve bunun sonucunda hastanın yaşamını yitirmesine neden olabilmektedir. Her kanserde olduğu gibi akciğer kanseri de ne kadar erken teşhis edilirse tam şifa şansı o kadar yükselmektedir. Bazen tarama yöntemleriyle tespit edilen çok erken evre akciğer kanserinde hastalarda sadece ameliyat ile şifa sağlanabilmektedir” diyor. </p>
<p><strong>Risk grubundaki 50 yaş ve üzeri kişilere tarama önerisi</strong></p>
<p>Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Faysal Dane, akciğer kanserine aslında tarama yöntemleriyle erken dönemde tanı konulabildiğini belirterek, “Erken evrede teşhis edilebilmesi için yüksek riskli olarak belirlenmiş; yoğun sigara içen veya geçmişte içmiş olan 50 yaş ve üzeri kişilere her yıl düşük radyasyon dozlu bilgisayarlı akciğer tomografi çekimi yapılması önerilmektedir. Bu sayede henüz belirti vermemiş erken evre akciğer kanserinin yakalanması mümkün olabilmektedir” bilgisini veriyor.  </p>
<p><strong>Kadınlarda akciğer kanseri artıyor, çünkü… </strong></p>
<p>Akciğer kanseri, akciğer dokusundaki hücrelerin genetik olarak bazı değişimlere uğradıktan  sonra kontrolsüz çoğalması sonucunda oluşan bir kanser türü. Genel olarak erkeklerde kadınlara oranla yaklaşık 3 ila 3,5 kat daha sık görülüyor. Erkeklerin sigara ve tütün kullanımının kadınlardan çok daha yaygın olmasının bunun başlıca nedeni olduğu düşünülüyor. Ancak, günümüzde kadınlarda sigara kullanımının artmasıyla birlikte akciğer kanseri oranları kadınlarda da yükseliyor ve iki cinsiyet arasındaki fark giderek azalıyor.</p>
<p><strong>Bu kanserin yüzde 85’inden sigara sorumlu!</strong></p>
<p>Akciğer kanserinin en önemli nedeni olarak sigara kullanımı gösteriliyor. Öyle ki akciğer kanserinin yaklaşık yüzde 85&#8217;inin sigarayla ilişkili olduğu belirtiliyor. Sigara dumanında bulunan çok sayıda kimyasal maddenin bir kısmı kanserojen özellik taşıyor. Bu kanserojen maddeler akciğer dokusunda hücrelerin genetik yapısını bozarak akciğer kanserine yol açabiliyor. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Faysal Dane,<strong> </strong>sigaranın bırakılması sonrasında akciğer kanseri riskinin azalması için üzerinden uzun bir süre geçmesi gerektiğini anlatarak, “Ayrıca, uzun dönem yoğun sigara içen kişilerde sigaranın bırakılması riski azaltsa da bu risk hiçbir zaman içmeyenler seviyesine düşmez; çünkü akciğerlerde bir miktar hasar mutlaka oluşmuştur. Bu nedenle, sigaraya hiç başlamamak en doğrusudur” diyor.  Prof. Dr. Faysal Dane, sigaranın yanı sıra hava kirliliği, radon gazı veya asbest maruziyeti, genetik faktörler, pasif içicilik ve ev içi duman maruziyetinin de risk faktörleri arasında yer aldığını söylüyor. </p>
<p><strong>Genellikle tesadüfen teşhis ediliyor</strong></p>
<p>Akciğer kanseri şikayete yol açtığında sıklıkla ileri evrede oluyor. Geç teşhis edilmesinin nedeni ise kanserin çoğunlukla uzun süre belirti vermemesi veya öksürük gibi yakınmaların sigaraya bağlanarak önemsenmemesi. Ayrıca yoğun sigara kullanan hastalarda tarama yöntemlerinin olmaması da geç teşhisin bir diğer sebebini oluşturuyor. Erken evrede çoğunlukla belirti vermemesi nedeniyle bu dönemde ancak rastlantısal çekilen bir görüntüleme yöntemi sonrasında fark ediliyor. İleri evrelerde ise uzun süreli öksürük, kan tükürme, nefes darlığı, boyunda şişme, göğüs bölgesinde ağrı, hırıltı veya ses kısıklığı gibi belirtilerle kendini belli ediyor.  Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Faysal Dane, bu tür belirtilerin mutlaka akciğer kanseri yönünden tetkik edilmesi gerektiğine işaret ederek, “Akciğer grafisi bazı büyük kitleleri veya sıvı toplanmasını gösterebilmektedir. Şüphe olan hastalarda düşük doz bigisayarlı tomografi çekilmesi en uygun olan yöntemdir. Asıl teşhis ise görülen kitleden biyopsi yapılarak alınan numunenin mikroskop altında incelenmesiyle konulmaktadır” diyor. </p>
<p><strong>Tedavide çığır açan gelişmeler yaşanıyor! </strong></p>
<p>Akciğer kanserinin tedavisinde; ameliyat, radyoterapi, kemoterapi, hedefe yönelik ilaçlar ve immünoterapi yöntemlerine başvuruluyor.  Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Faysal Dane, kanser tedavisinde çığır açan immünoterapi ve hedefe yönelik ilaçların son yıllarda akciğer kanserinde de uygun hastalarda hem erken evrede hem de ileri evrelerde  kullanılmaya başlandığını vurgulayarak, sözlerine şöyle devam ediyor: “Eskiden immünoterapi tedavisi bu hastalıkta daha ileri evrede fayda sağlarken, son birkaç yıldır erken evrede de temel oyunculardan biri haline gelmiştir. Aynı şekilde, eğer hastanın tümörü hedefe yönelik ilaçlar için uygunsa,  bu ilaçlara artık hem erken evre hem de ileri evre hastalıkta başvurabilmektedir. Bunların yanı sıra günümüzde hastanın tümöründen alınan bir parçadan kapsamlı gen analizi yapılarak hangi ilacın bu hastanın kanserinde etkili olduğunu tespit etmek mümkün olmaktadır. Tüm bu gelişmeler sayesinde  son yıllarda akciğer kanserinde hastaların yaşam sürelerinde ciddi artışlar kaydedilmiştir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/en-etkili-korunma-yontemi-sigaradan-uzak-durmak-588618">En etkili korunma yöntemi sigaradan uzak durmak!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Batman ve Gaziantep&#8217;te yaratıcı drama yöntemi ile sağlık atölyeleri düzenlendi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/batman-ve-gaziantepte-yaratici-drama-yontemi-ile-saglik-atolyeleri-duzenlendi-588024</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Oct 2025 08:33:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atölyeler]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[batman]]></category>
		<category><![CDATA[Büyükşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[drama]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[engelli]]></category>
		<category><![CDATA[gaziantep]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlara]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[te]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yaratıcı]]></category>
		<category><![CDATA[yöntemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588024</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin sağır ve işitme engelli kadınlara yönelik başlattığı “Yaratıcı Drama Yöntemi ile Kadın Sağlığı Atölyeleri” kent sınırlarını aştı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/batman-ve-gaziantepte-yaratici-drama-yontemi-ile-saglik-atolyeleri-duzenlendi-588024">Batman ve Gaziantep&#8217;te yaratıcı drama yöntemi ile sağlık atölyeleri düzenlendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin sağır ve işitme engelli kadınlara yönelik başlattığı “Yaratıcı Drama Yöntemi ile Kadın Sağlığı Atölyeleri” kent sınırlarını aştı. Tüm sağır ve işitme engelli kadınlara ulaşmayı hedefleyen proje kapsamında Hatay’ın ardından Batman ve Gaziantep’te de atölyeler düzenlendi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Engelli Çalışmaları Şube Müdürlüğü’nün sağır ve işitme engelli kadınlara yönelik olarak başlattığı “Yaratıcı Drama Yöntemi ile Kadın Sağlığı Atölyeleri” İzmir’in ardından ülke geneline yayıldı. Türkiye Sağırlar Milli Federasyonu ve Türkiye Aile Planlaması Vakfı iş birliğiyle yürütülen projede tüm sağır ve işitme engelli kadınlara ulaşmayı hedefleyen İzmir Büyükşehir Belediyesi Engelli Çalışmaları Şube Müdürlüğü uzmanları Hatay’ın ardından Batman ve Gaziantep’te de atölyeler düzenledi.</p>
<p><strong>Başkan Tugay’a teşekkür</strong></p>
<p>Batman’daki atölye yeni kurulan İşitme Engelliler Derneği ev sahipliğinde BATSO Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Batman Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı (BATSO) Abdulkadir Demir, “Her eğitimin insanlar üzerinde mutlak etkileri vardır. Bu da çok önemli bir eğitim. Sağır ve işitme engelli yurttaşlarımıza her alanda yanlarında olduğumuzu hissettirmemiz gerekiyor. Bu çalışmada Batman’ı pilot il seçmelerinden dolayı İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’a ve Sağırlar Federasyonu Başkanı’na teşekkür ediyorum” dedi.</p>
<p>Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Meclis Salonu’nda verilen eğitime, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Engelli, Yaşlı ve Sağlık Hizmetleri Dairesi Başkanı ve Türkiye Sakatlar Konfederasyonu Başkanı Yusuf Çelebi ve Türkiye Sağırlar Milli Federasyonu Başkanı Bülent Tekin de katıldı. Görme engelli Çelebi, eğitimlerden memnuniyet duyduklarını belirterek İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’a teşekkürlerini iletti.</p>
<p><strong>Paylaşarak güçleniyorlar</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Engelli Çalışmaları Şube Müdürlüğü’nde görevli yaratıcı drama ve kadın sağlığı eğitmeni Emel Pektezel, işaret dili ve kadın sağlığı eğitmeni Özlem Özer ve işaret dili tercümanı Melek Uslular tarafından yaratıcı drama yöntemi kullanılarak düzenlenen atölyeler tüm gün sürdü. Atölye çalışmalarına katılan kadınlara toplumsal cinsiyet eşitliği temelinde kendi bedenini tanıma, cinsel sağlık, üreme sağlığı, gebeliği koruyucu ve önleyici yöntemler, güvenli annelik, temizlik, beslenme ve menopoz başlıklarında eğitim verildi. Türkiye’de kendi alanında öncü bir uygulama niteliği taşıyan bu atölyelerde sağır ve işitme engelli kadınlar, kendi dilinde bilgiye ulaşma fırsatı bulurken aynı zamanda deneyim paylaşımı, dayanışma ve güçlenme ortamı da yaşıyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/batman-ve-gaziantepte-yaratici-drama-yontemi-ile-saglik-atolyeleri-duzenlendi-588024">Batman ve Gaziantep&#8217;te yaratıcı drama yöntemi ile sağlık atölyeleri düzenlendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tüp bebeğe destek: PRP yöntemi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tup-bebege-destek-prp-yontemi-576926</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Sep 2025 11:12:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bebeğe]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[işlem]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[prp]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[tüp]]></category>
		<category><![CDATA[Tüp Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[yöntem]]></category>
		<category><![CDATA[yöntemi]]></category>
		<category><![CDATA[yumurtalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576926</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bebek sahibi olmak isteyen bazı çiftler için bu yolculuk zaman zaman uzun ve sabır gerektiren bir süreç olabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tup-bebege-destek-prp-yontemi-576926">Tüp bebeğe destek: PRP yöntemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bebek sahibi olmak isteyen bazı çiftler için bu yolculuk zaman zaman uzun ve sabır gerektiren bir süreç olabiliyor. Ancak tıbbın her geçen gün gelişen imkanları, bu süreci kolaylaştırıyor ve pek çok engelin aşılmasına yardımcı oluyor. Son yıllarda tüp bebek tedavilerinde öne çıkan yöntemlerden PRP’nin (trombositten zengin plazma) giderek daha fazla ilgi gördüğünü belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Tüp Bebek Merkezi Direktörü Prof. Dr. Tayfun Kutlu, “Umut vadeden bu hücresel yaklaşım özellikle düşük yumurtalık rezervine sahip kadınlar için yeni bir alternatif sunuyor. PRP, hastadan alınan az miktarda kanın özel bir işlemle hazırlanıp yumurtalıklara verilmesiyle, oradaki doku yenilenmesini destekleyen bir yöntem” açıklamasında bulundu.</strong></p>
<p>PRP uygulamasında hastadan küçük bir çay bardağının onda biri kadar, yani yaklaşık 10–20 cc kan alınır. PRP’nin, kan hücreleri içinde en fazla büyüme faktörü barındıran trombositleri kullandığı için önemli olduğunu vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Tüp Bebek Merkezi Direktörü Prof. Dr. Tayfun Kutlu, “Hastadan alınan kan özel bir işlemle ayrıştırılır ve trombositten zengin plazma elde edilir. Yaklaşık yarım saatlik hazırlığın ardından elde edilen plazma, tüp bebekteki yumurta toplama işlemine benzer şekilde fakat bu kez tersine, ultrason eşliğinde vajinal yoldan yumurtalıklara enjekte edilir. Hafif anestezi altında gerçekleştirilen işlem ortalama 15–20 dakika sürer. Daha önce dermatoloji ve ortopedide cilt ve kıkırdak yenilenmesi amacıyla kullanılan bu yöntem, artık yumurtalık rezervi azalmış hastalarda da yumurtalıkların canlandırılması için tercih ediliyor” dedi.</p>
<p><strong>Yaş değil yumurtalık rezervi önemli</strong></p>
<p>Yumurtanın olgunlaşma süresi 80 gün olduğundan, PRP’nin etkisini görmek için üç ay beklemek gerekir diyen Prof. Dr. Kutlu, “İşlem tekrarlanabilse de genellikle tek bir uygulamada en yüksek etki bu dönemde alınır ve tam sonuçların 3–6 ay sürdüğü düşünülür. Aynı zamanda PRP tedavisi yaşa göre değil, yumurtalık rezervine göre değerlendirilir. Örneğin genç yaşta da olsa rezervi düşük ve tüp bebek tedavisine yeterli yanıt vermeyen hastalar için uygun olabilir. PRP’ye ihtiyaç duyan hastalar halihazırda tüp bebek aşamasına gelmiş kabul edilir. Bu nedenle yalnızca PRP sonrası doğal gebeliği beklemek çoğunlukla zaman kaybına yol açar. En etkili dönem olan ilk 3–6 ayda tedaviyi tüp bebek süreciyle birleştirmek en doğru yaklaşımdır” dedi.</p>
<p><strong>Deneysel bir tedavi olduğu bilinmeli</strong></p>
<p>PRP tedavisinin henüz deneysel kabul edildiğinin altını çizen Kutlu, “Bazı hastalarda olumlu sonuçlar alınsa da bazı hastalarda belirgin bir fayda görülmeyebiliyor. Bu nedenle yöntemin kesin kanıtlanmış bir tedavi olmadığı bilinmeli. Ayrıca PRP tedavisi özellikle tüp bebekte en yüksek doz ilaçlara rağmen yalnızca bir ya da iki yumurta elde edilebilen ve tekrar denemelerde de sürekli düşük sayıda yumurta gelişen hastalar için uygun bir seçenektir. Yani, ilk denemelerde yeterli sayıda yumurta ve embriyo elde edilmesine rağmen gebelik sağlanamayan hastalar PRP için uygun bir teknik değildir” dedi.</p>
<p><strong>Olası yan etkiler tüp bebekle aynı</strong></p>
<p>Kişinin kendi hücrelerini kullanan bir yöntem olduğu için herhangi bir olumsuz etkiye sahip olmadığını ifade eden Kutlu, “Ancak yine de cerrahi bir işlem olduğu unutulmamalı. Tıpkı tüp bebek uygulamalarında olduğu gibi hastalar işlemin tüm yönleriyle ilgili bilgilendirilir ve bir onay alınır. Teknik olarak benzer bir işlem olduğundan, tüp bebekte bahsettiğimiz riskler burada da geçerlidir. Kanama, enfeksiyon ya da organ ve damar yaralanması gibi riskler her cerrahi işlemde olduğu gibi olasılıklar dahilindedir. Fakat deneyimli sağlık merkezlerinde bu ve benzeri ihtimaller çok düşüktür ve elde edilen faydalar bu risklerden çok daha fazladır” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tup-bebege-destek-prp-yontemi-576926">Tüp bebeğe destek: PRP yöntemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda tek ve kalıcı tedavi yöntemi ameliyat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-tek-ve-kalici-tedavi-yontemi-ameliyat-575736</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Sep 2025 12:37:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[fıtık]]></category>
		<category><![CDATA[kalıcı]]></category>
		<category><![CDATA[karın]]></category>
		<category><![CDATA[kasık]]></category>
		<category><![CDATA[Kasık Fıtığı]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[Testis]]></category>
		<category><![CDATA[yöntemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=575736</guid>

					<description><![CDATA[<p>Karın içindeki doku ve organların, kasık kanalındaki doğumsal bir açıklık yoluyla dışarı çıkması olarak tanımlanan kasık fıtığı, bebeklerde ve çocuklarda en sık rastlanan doğumsal sorunlardan birini oluşturuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-tek-ve-kalici-tedavi-yontemi-ameliyat-575736">Çocuklarda tek ve kalıcı tedavi yöntemi ameliyat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Karın içindeki doku ve organların, kasık kanalındaki doğumsal bir açıklık yoluyla dışarı çıkması olarak tanımlanan kasık fıtığı, bebeklerde ve çocuklarda en sık rastlanan doğumsal sorunlardan birini oluşturuyor. Öyle ki her 100 çocuktan 1 ile 4 arasında kasık fıtığı görülüyor. Kasık fıtıklarının üçte birinin tanısı genellikle ilk altı ay içerisinde konulurken, sonraki yaşlarda da tespit edilebiliyor. <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Çocuk Cerrahisi Uzmanı Dr. Kaan Maşrabacı,</strong> kasık fıtığının bir günlük yenidoğan bebekten daha ileri yaşlara kadar her yaş grubunda görülebildiğini belirterek, “Kasık kanalındaki açıklık testisin inişiyle ilişkili olduğu için kasık fıtıkları erkeklerde kızlara oranla 4 ila 20 kat daha sık görülmektedir” diyor. Çocuklarda kasık fıtığının kendiliğinden iyileşmediğine ve tedavide gecikildiğinde ciddi sağlık sorunlarına yol açabildiğine dikkat çeken <strong>Çocuk Cerrahisi Uzmanı Dr. Kaan Maşrabacı,</strong> “Bu nedenle, kasık fıtığı ameliyatı tanı konulduktan sonra en kısa zamanda yapılmalıdır. Çünkü, zamanında ameliyat ile tedavi edilmezse acil müdahale gerektiren bir tablo olan fıtık boğulmasına neden olabilir. Fıtığın sıkışıp boğulması kasık kanalında sıkışan organlarda kangren (çürüme) meydana gelmesine yol açabilir. Ayrıca erkek çocuklarında kasık kanalından geçen testise ait damarlara baskı yaparak testis gelişimini bozabilir. Zamanında ve deneyimli çocuk cerrahları tarafından gerçekleştirilen ameliyat ise çocukların kısa sürede sağlıklarına kavuşabilmelerini sağlar” diyor. </p>
<p><strong>Pek çok etken zemin hazırlıyor</strong></p>
<p>Çocuklarda kasık fıtığı doğumsal nedene bağlı olarak gelişiyor. Normalde doğumdan sonra kapanması gereken kasık kanalının açık kalması sonucu meydana geliyor. Öne sürülen zemin hazırlayıcı etkenlerin başlıcaları;   prematürite (erken) doğum, düşük doğum ağırlığı, ailenin diğer bireylerinde de kasık fıtığı varlığı, hidrops fetalis, mekonyum peritoniti, assit, cinsiyet gelişim bozuklukları, karın duvarı anomalileri, inmemiş testis, kistik fibroz, bağ dokusu hastalıkları, ventriküloperitoneal (beyin ile karın arasındaki) şantlar ve sürekli periton (karın boşluğu) diyalizi şeklinde sıralanıyor.</p>
<p><strong>Kasık bölgesinde ağrısız şişliğe dikkat!</strong></p>
<p>Bebeklik döneminde oluşan kasık fıtığını anneler çoğu zaman bebeğinin altını değiştirirken fark ediyorlar. Daha büyük çocuklarda ise fıtığın varlığı çocuk giydirilirken veya banyo sırasında görülüyor. Kasık bölgesinde (erkeklerde ayrıca torbasında) beliren ve kendiliğinden veya üzerine bastırılınca kaybolan ağrısız şişlik, tipik belirtisini oluşturuyor. Ikınma, ağlama ve öksürme gibi karın içi basıncının arttığı durumlarda şişlik daha belirgin hale geliyor. Çocuk Cerrahisi Uzmanı Dr. Kaan Maşrabacı, bu şişliklerin sıklıkla ilk muayenede görüldüğünü belirterek, “Görülmediği durumlarda valsalva manevrası, balon şişirtme, çocuğu ayakta gözlemleme veya karın alt kısmına baskı uygulayacak şekilde elle sıvazlama gibi yöntemlerle şişliğin belirmesi sağlanabilir. Kimi zaman inceleme sırasında fıtık saptanmayabilir. Bu durumlarda annenin verdiği öykü tanı için önemlidir” diye konuşuyor.  </p>
<p><strong>Organ kaybına neden olabiliyor! </strong></p>
<p>Çocuklarda kasık fıtığı kendiliğinden iyileşmez, ameliyat tek tedavi yöntemini oluşturur. Çocuk Cerrahisi Uzmanı Dr. Kaan Maşrabacı, kasık fıtığının mümkün olan en kısa zamanda, yani belli bir ay veya yaşa kadar beklemeden ameliyatla tedavi edilmesi gerektiğini anlatarak, “Cerrahi tedavinin gecikmeden yapılması çok önemlidir. Çünkü, erken dönemde ameliyat ile müdahale edilmezse fıtık boğulmasına sebebiyet verebilir. Fıtık boğulmasında, fıtık kesesine girerek sıkışan organların kanlanmaları ve beslenmeleri birkaç saat içinde bozulur ve kangren (çürüme) meydana gelir. Bu da hayati tehlikeyi artırır ve kanlanması bozulan organların çıkarılması gerekir. Acil müdahale gerektiren bu durum genelde bağırsak, nadiren kızlarda over (yumurtalık) kaybına neden olabilir” diyor. </p>
<p><strong>Testislere de zarar verebiliyor!</strong></p>
<p>Kasık fıtığı tedavisinde gecikmenin testislere de zarar verebildiğine işaret eden eden Dr. Kaan Maşrabacı, “Öncelikle, fıtığın sıkışıp boğulması kasık kanalından geçen testise ait damarlara baskı yaparak yumurtanın olumsuz etkilenmesine yol açar. Bunun sonucunda, yumurtanın normal gelişimini bozabilir veya kanlanmasını önleyerek kangrene (çürüme) sebebiyet verip, testis kaybına neden olabilir. Ayrıca çocuğun yetişkin fıtık ameliyatındaki gibi yöntemlerle ameliyat edilmesiyle testise zarar verebilir.  Dolayısıyla, bu ameliyatların mutlaka deneyimli çocuk cerrahları tarafından yapılması gerekir” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>Günübirlik cerrahi uygulanıyor</strong></p>
<p>Çocuk Cerrahisi Uzmanı Dr. Kaan Maşrabacı, çocuklarda kasık fıtığı ameliyatının günübirlik cerrahi olarak uygulandığını vurgulayarak, sözlerine şöyle devam ediyor:  “Kasıktan yapılan 1- 1,5 cm’lik bir kesi ile girilerek fıtık kesesi bağlanır ve açık kalan kasık kanalı kapatılır. Çocuklarda karın kasları dikilmez veya yama konulmaz. Çocukların önemli bir kısmı ameliyattan dört ile beş saat kadar sonra evlerine gidebilir. Dikiş yerlerinde hafif şişlikler olabilir, bu görüntü bir ay içinde kaybolur. Çocuklar ameliyat sonrası genellikle birkaç gün içinde ayağa kalkıp normal aktivitelerine dönebilirler. Ancak ağır aktivitelerden ve oyunlardan bir süre uzak durmaları önem taşır.”  </p>
<p><strong>Fıtığın tekrarlama riski çok düşük</strong></p>
<p>Ameliyat sonrasında fıtığın tekrarlama riskinin çok düşük olduğunu vurgulayan Çocuk Cerrahisi Uzmanı Dr. Kaan Maşrabacı, “Yapılan çalışmalarda, ameliyat sonrasında hem görsel hem de işlevsel olarak herhangi bir sorun gelişmediği ortaya konmuştur” diyor. Dr. Kaan Maşrabacı, ancak sağ ve solda yer alan iki kasık kanalının birbirinden bağımsız olarak fıtık oluşturabileceğini belirterek, “Dolayısıyla, tek taraflı ameliyatlardan sonra öbür kasıkta fıtık gelişme ihtimali vardır. Özellikle sol tarafta kasık fıtığı varsa, sağ tarafta çok yüksek oranda fıtık ortaya çıkabilir. Ancak bu bir tekrarlama değil, diğer kasıkta yeni bir fıtık oluşumudur. Bu ihtimal erkek çocuklarda daha az, kızlarda ise çok daha fazladır” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-tek-ve-kalici-tedavi-yontemi-ameliyat-575736">Çocuklarda tek ve kalıcı tedavi yöntemi ameliyat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Belirtisiz erken teşhiste tüm vücut MR yöntemi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/belirtisiz-erken-teshiste-tum-vucut-mr-yontemi-550141</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Jul 2025 08:20:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisiz]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[teşhiste]]></category>
		<category><![CDATA[tüm]]></category>
		<category><![CDATA[vücut]]></category>
		<category><![CDATA[yöntemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=550141</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gelişen tıbbi görüntüleme teknolojileri sayesinde zor hastalıkları erken evrede tespit etmek günden güne kolaylaşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/belirtisiz-erken-teshiste-tum-vucut-mr-yontemi-550141">Belirtisiz erken teşhiste tüm vücut MR yöntemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gelişen tıbbi görüntüleme teknolojileri sayesinde zor hastalıkları erken evrede tespit etmek günden güne kolaylaşıyor. Modern tıbbın sunduğu en gelişmiş yöntemlerden tüm vücut MR; vücudun herhangi bir bölgesine odaklanmadan, baştan ayağa detaylı bir görüntüleme sunuyor. Özellikle belirti vermeyen hastalıkların erken tanısı için bu işlemin büyük önem taşıdığının altını çizen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Radyoloji Uzmanı Dr. Oktay Karadeniz, “Belirli bir şikâyeti olmayan ancak kapsamlı sağlık taraması yaptırmak isteyen kişiler için tüm vücut MR tercih edilebilir. Bu yöntem sayesinde karşılaşılacak herhangi bir sorunda tedaviye çok daha erken başlanabilir” dedi.</strong></p>
<p>Tüm vücut MR yüksek çözünürlükte görüntüler sağlayarak vücuttaki birçok organ ve dokuyu detaylı şekilde inceleme imkânı sunuyor. İşlemin, Non-invaziv yani girişime ihtiyaç duymaması ve radyasyon içermemesiyle ön plana çıktığını vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Radyoloji Uzmanı Dr. Oktay Karadeniz, “Genellikle kanser taraması, nörolojik hastalıkların erken teşhisi, kas-iskelet sistemi problemleri ve iltihabi hastalıkların belirlenmesinde büyük kolaylık sağlıyor. Kısalan tanı süresiyle de tedavi başarısı artıyor. Hastanın işlem boyunca hareketsiz kalmasını gerektiren görüntüleme yönteminin süresi 45-60 dakika arasında değişiyor” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Metal protez veya kalp pili çekime engel olabilir</strong></p>
<p>Bu teknolojinin de her tıbbi yöntemde olduğu gibi bazı riskleri ve dikkat edilmesi gereken noktaları olduğunu paylaşan Karadeniz, “Özellikle metal protez, kalp pili gibi cihazlara sahip bireylerde çekim yapılamayabilir veya özel önlemler alınması gerekebilir. Ayrıca, kapalı alan korkusu yani klostrofobi yaşayanlarda işlem esnasında rahatsızlık hissi oluşabilir, doktor gerekli görürse hafif bir sakinleştiriciden yardım alınabilir ya da çekim esnasında hastanın istediği bir videoyu izleyebilmesine olanak tanıyan sistemlere sahip yeni nesil cihazlar da tercih edilebilir. Kontrast madde kullanılması gereken durumlarda ise alerjik reaksiyon riski göz önünde bulundurularak hastadan kan tahlili istenebilir. Bu nedenle tüm vücut MR öncesinde hastanın detaylı bir değerlendirmeden geçmesi büyük önem taşır. Tüm bu hazırlıklar, MR’ın daha konforlu geçmesini sağlarken bir yandan da görüntü kalitesini artırarak tanının doğruluğunu güçlendirir” dedi.</p>
<p><strong>Tüm ana organlar detaylı inceleniyor</strong></p>
<p>İsminden de anlaşılacağı üzere tüm vücut MR yönteminin vücuttaki neredeyse tüm ana organları ve dokuları detaylı bir şekilde taradığını dile getiren Karadeniz, “Görüntüleme tekniğinde; beyin, omurilik, boyun, kalp, karaciğer, safra yolları, pankreas, böbrekler, dalak, mesane, üreme organları ve kas-iskelet sistemi incelenebilir. Ayrıca lenf düğümleri, büyük damarlar ve yumuşak dokular da bu kapsamlı taramaya dahil edilir. Bu sayede hem merkezi sinir sistemi hastalıkları hem de iç organ tümörleri gibi ciddi rahatsızlıklar erken dönemde teşhis edilebilir” dedi.</p>
<p><strong>İşlem günlük hayatı sekteye uğratmıyor</strong></p>
<p>Tüm vücut MR’ın hastanın konforu ön planda tutularak belirli adımlar çerçevesinde gerçekleştirildiğinden bahseden Karadeniz, “İşlem sırasında hasta, MR cihazının içine tamamen uzanır ve tarama boyunca hareketsiz kalır. Görüntüleme, vücudun farklı bölgelerinden alınan kesit görüntülerin bilgisayar ortamında birleştirilmesiyle tamamlanır. Bazı durumlarda, damar yolundan kontrast madde verilerek görüntülerin daha net ve ayrıntılı olması sağlanabilir. İşlem biter bitmez hastalar normal hayatlarına hızlıca dönebilir” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/belirtisiz-erken-teshiste-tum-vucut-mr-yontemi-550141">Belirtisiz erken teşhiste tüm vücut MR yöntemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Modifiye kil yöntemi olumlu sonuç verdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/modifiye-kil-yontemi-olumlu-sonuc-verdi-546881</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Jun 2025 08:06:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[kil]]></category>
		<category><![CDATA[modifiye]]></category>
		<category><![CDATA[olumlu]]></category>
		<category><![CDATA[sonuç]]></category>
		<category><![CDATA[verdi]]></category>
		<category><![CDATA[yöntemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=546881</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi İzmir Körfezi'nin temizlenmesi için belirlediği acil eylem planı kapsamında çalışmalarını kesintisiz sürdürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/modifiye-kil-yontemi-olumlu-sonuc-verdi-546881">Modifiye kil yöntemi olumlu sonuç verdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi İzmir Körfezi&#8217;nin temizlenmesi için belirlediği acil eylem planı kapsamında çalışmalarını kesintisiz sürdürüyor. Çiğli İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi’nin dördüncü fazını hizmete alan ve kent tarihindeki en kapsamlı dip tarama çalışmasını yürüten İzmir Büyükşehir Belediyesi, bilim insanlarının önerileri doğrultusunda yeni bir uygulamayı daha hayata geçirecek.</p>
<p><strong>Uluslararası işbirlikleri </strong><br />İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından geçen Kasım ayında düzenlenen “Körfezin Geleceği, İzmir’in Geleceği” başlıklı çalıştay öncesi UNESCO, EPA gibi uluslararası kuruluşlardan destek talep edildi. UESCO Uluslararası Oşinografi Komisyonu Zararlı Alg Patlaması (UNESCO’s International Oceanographic Commission (IOC) Harmful Algal Bloom) birimi ile görüşmeler sağlandı. UNESCO’nun önerisi ile çalıştay kapsamında modifiye kil uygulamasını aktaran Çin Bilimler Akademisi Oşinoloji Enstitüsü (IOCAS) ile çalıştay sonrası İyi Niyet Anlaşması imzalandı. Bunun yanı sıra Berlin Üniversitesi Su Kalitesi Kontrol Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ferdinand Leberecht’e sunulan rapor sonrası en iyi uygulamanın kil olacağı yönünde görüş alındı. Alg patlamalarının neden olduğu balık ölümlerine karşı acil çözüm yöntemi olarak “modifiye kil” yönteminin Körfez’de belirli noktalarda uygulanması kararlaştırıldı. </p>
<p><strong>Uydudan tespit ediliyor</strong><br />İzmir Körfezi’nde düzenli olarak alınan uydu görüntüleriyle sorunlu alanları tespit eden Büyükşehir ekipleri bu yöntemi pilot bölgelerde uygulayarak olumlu sonuçlar elde etti. Uydu görüntüleriyle kil uygulaması öncesinde görüntülenen noktaların kil uygulaması sonrasında iyileşme gösterdiği ortaya konuldu. Nisan ayından bu yana uydu takip sistemi yardımı ile görüntülenen İzmir Körfezi’nde modifiye kil uygulamasının oldukça etkili olduğu tespit edildi. </p>
<p>Aynı gün farklı saatlerde alınan İzmir Körfezi uydu sistemi görüntüleri uygulama öncesi ve uygulama yapıldıktan sonraki farkı açıkça ortaya koydu. Geminin sefer izlerini bile gösteren iki görüntü arasındaki fark kil uygulamasının başarılı olduğunu kanıtladı. Laboratuvar sonuçları da uygulama sonrası alg çöktürme başarısının yüzde 80’e ulaştığını gösterdi. Uygulamanın hiçbir deniz canlısına zarar vermediği de bilimsel olarak tespit edildi.</p>
<p><strong>“Deniz suyu sıcaklıklarının artması bekleniyor”</strong><br />Körfezin Geleceği, İzmir’in Geleceği Çalıştayı’nda ciddi bir süreç yaşandığını ve bu çalıştayın sonuçlarını uygulamaya başladıklarını ifade eden İZSU Genel Müdürlüğü Körfez Ekoloji Danışma Kurulu Üyesi Dr. Işıkhan Güler “Körfez Ekolojisi’nin daha iyi yapılandırılması ile ilgili 3 aşamalı bir projeksiyon çizildi. Acil Eylem Planı nedir, bu doğrultuda neler yapılmalıdır, Körfez’de su kalitesinin iyileştirilmesi için, karasal etkilerin azaltılması için kısa ve uzun vadede neler yapılmalıdır gibi sorularımızın cevapları Körfez Çalıştayı’nda ortaya çıktı. Balık ölümlerini minimize etmek için dünyada uygulanan birkaç yöntem var. Bunlardan biri modifiye kil uygulaması. İzmir Büyükşehir Belediyesi Körfez’de çok yönlü bir çalışma yürütüyor. Körfez’i izleyerek eldeki bilimsel verilerle ölçerek süreci işletiyor. Karasal etkenleri yöneterek birçok farklı adım atıldı. Çalıştayda çıkan sonuçlar da adım adım uygulanmaya çalışılıyor. İklim değişikliği etkileri de kendini göstermeye devam ediyor. Bu durum da Körfez’de alg patlaması tehdidini artırıyor” dedi. </p>
<p><strong>“Olumlu sonuçlar aldık”</strong><br />Orta ve uzun vadeli eylem planının yanı sıra bu yaz acil eylem planı hazırlıklarını da tamamladıklarının altını önemle çizen Dr. Işıkhan Güler, “Balıkların ölümünü engellemek için yöntemlerimizi belirledik. Kimler bu yöntemleri kullanıyor onları tespit ettik ve uzman kişilerle iletişime geçtik. Körfez’de algların patlamasını önleyecek ve diğer canlıları olumsuz etkilemeyen modifiye kil uygulaması çalışmalarını hazırladık. Bu yöntem aslında herkesin bildiği gibi bir kil. Doğrudan denize uygulanmıyor. Suyun içerisinde seyreltilerek alglerin olduğu kısma nüfuz ediliyor. Bizler bunu her gün görüntülediğimiz uydu görüntüleriyle tespit ediyoruz. Hocalarımız ve akademisyenlerimizin katkısıyla kilin deniz canlılarına zararı var mı, etkileri nelerdir… Bunları laboratuvarlarda araştırdık. Kil yönteminin kısa, orta ve uzun vadedeki etkilerini görmek istedik. Pilot bölge seçerek kil yöntemi uygulanan ve uygulanmayan bölgelerdeki malzemelerdeki etkilerine bakmaya çalıştık. Laboratuvardaki deneyler ve uyguladığımız örneklerde kil yönteminin Körfez’e olumlu bir etki sağladığını gördük. Bu konuyla ilgili çalışmalara hazırız. Çevre,  Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na gerekli izinleri almak için yazı yazdık eğer onlar onay verirse bu yıl yaşanabilecek balık ölümlerini minimize etmiş olacağız” diye konuştu.<br />Işıkhan Güler, bir diğer mücadele yöntemi ultrasonik ses uygulaması üzerinde de çalıştıklarını belirterek, ‘Modifiye Kil Uygulaması’ uzun vadede sonuç gösteren bir uygulama değildir. Tıpkı yangına müdahale olarak düşünebilirsiniz bu durumu. Acil olarak yapabileceğimiz çevreyi ve canlıları olumsuz etkilemeyen yöntem olarak ortaya çıkmıştır.” diye konuştu. </p>
<p><strong>Modifiye kil uygulaması hakkında:</strong><br />Modifiye kil uygulaması zararlı alg patlamalarına karşı kullanılan yöntemler arasında yer alıyor. Uygulamada modifiye kil su ile seyreltilip denize dökülüyor ve alglerin etkileri azaltılıyor. Modifiye kil uygulamasında normal kil uygulamasından farklı olarak modifiye kil ile kullanılan kil miktarı düşürülüyor. 1 ton su için 23,2 kg modifiye kil karıştırılarak uygulanıyor. Modifiye kil Çin&#8217;de bu alanda en yaygın kullanılan yöntem olarak dikkat çekiyor. Ayrıca Amerika Birleşik Devletleri ve Şili gibi ülkelerde de kullanılıyor. Hem laboratuvar hem de saha sonuçları, modifiye edilmiş kilin, su kalitesini önemli ölçüde iyileştirebildiğini ve denizel ekosistemler üzerinde olumsuz bir etki yaratmadığını gösteriyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/modifiye-kil-yontemi-olumlu-sonuc-verdi-546881">Modifiye kil yöntemi olumlu sonuç verdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ortopedide Kök Hücre Devrimi: Geleceğin Tedavi Yöntemi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ortopedide-kok-hucre-devrimi-gelecegin-tedavi-yontemi-461084</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 May 2024 13:08:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[geleceğin]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[kök]]></category>
		<category><![CDATA[ortopedide]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yöntemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=461084</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda ortopedi alanında kök hücre tedavisi ve ortobiyolojik uygulamalar büyük bir ilgi ve heyecan yaratıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ortopedide-kok-hucre-devrimi-gelecegin-tedavi-yontemi-461084">Ortopedide Kök Hücre Devrimi: Geleceğin Tedavi Yöntemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Geleneksel tedavi yöntemlerine alternatif sunan bu yenilikçi yaklaşımlar, eklem ve doku hasarlarının onarımında umut vaat ediyor. Peki, kök hücre tedavisi nedir ve ortobiyolojik uygulamalar nasıl çalışır?</p>
<p><strong>Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden, Doç. Dr. Sinan Karaca ‘Ortopedide Kök Hücre Tedavisi’ni anlattı</strong></p>
<p><strong>Kök hücre tedavisi nedir?</strong></p>
<p>Kök hücreler, vücudumuzda çeşitli hücre türlerine dönüşme yeteneğine sahip olan özel hücrelerdir. Bu hücreler, hasarlı dokuları onarabilme ve yenileyebilme potansiyeline sahiptir. Ortopedi alanında kök hücreler, özellikle eklem ve kıkırdak hasarlarının tedavisinde kullanılmaktadır. Kök hücreler, hastanın kendi kemik iliğinden veya yağ dokusundan elde edilebilir ve hasarlı bölgeye enjekte edilerek onarım süreci başlatılır.</p>
<p><strong>Kök hücrelerin nasıl elde edilir?</strong></p>
<p>Kök hücre tedavisinin temelinde, hastanın kendi vücudundan elde edilen kök hücrelerin kullanılması yer alır. Kök hücreler, kemik iliğinden veya yağ dokusundan (özellikle göbek yağından) toplanabilir. Her iki yöntemin de kendine özgü prosedürleri ve avantajları vardır.</p>
<p><strong>       1. Kemik İliğinden Kök Hücre Toplama</strong></p>
<ul>
<li><strong>Hazırlık:</strong> İşlem öncesinde hastaya lokal anestezi uygulanır, böylece işlem sırasında ağrı hissetmesi önlenir.</li>
<li><strong>İşlem:</strong> Genellikle pelvik kemik (kalça kemiği) bölgesinden kök hücreler toplanır. Cerrah, steril bir iğne kullanarak kemik iliğine ulaşır ve buradan sıvı örnekler alır. Bu işlem genellikle 30-60 dakika sürer.</li>
<li><strong>Toplama:</strong> Alınan kemik iliği sıvısı, laboratuvar ortamında işlenir ve kök hücreler ayrıştırılır.</li>
<li><strong>İyileşme:</strong> İşlem sonrasında hastalar genellikle kısa bir dinlenme süresine ihtiyaç duyar ve birkaç gün içinde normal aktivitelerine dönebilirler.</li>
</ul>
<p><strong>2. Göbek Yağından Kök Hücre Toplama</strong></p>
<ul>
<li><strong>Hazırlık:</strong> Göbek yağından kök hücre toplama işlemi, lokal anestezi altında gerçekleştirilir.</li>
<li><strong>Liposuction:</strong> Liposuction adı verilen bir işlemle, hastanın karın bölgesinden (genellikle göbek bölgesinden) yağ dokusu alınır. Bu işlemde ince bir kanül kullanılarak yağ dokusu çekilir. İşlem süresi genellikle 1 saati aşmaz.</li>
<li><strong>İşleme:</strong> Alınan yağ dokusu, laboratuvar ortamında santrifüj edilerek kök hücreler ayrıştırılır.</li>
<li><strong>İyileşme:</strong> Liposuction sonrası iyileşme süreci genellikle hızlıdır ve hastalar birkaç gün içinde normal aktivitelerine dönebilirler.</li>
</ul>
<p><strong>Hangi yöntem daha uygundur?</strong></p>
<p>Kemik iliğinden veya göbek yağından kök hücre toplama yöntemlerinin her biri, hastanın genel sağlık durumu ve tedavi edilecek rahatsızlığın türüne göre seçilir. Kemik iliği yüksek oranda kök hücre içerirken, göbek yağı da önemli miktarda kök hücre barındırır ve toplanması daha az invaziv olabilir. Uzman doktorunuz, sizin için en uygun yöntemi belirleyerek tedavi planınızı oluşturacaktır.</p>
<p><strong>‘Ortobiyolojik Uygulamalar’ nedir?</strong></p>
<p>Ortobiyolojik uygulamalar, biyolojik materyallerin kullanılarak doku iyileşmesini teşvik eden tedavi yöntemleridir. Bu uygulamalar arasında kök hücre tedavisi, PRP (platelet rich plasma &#8211; trombositten zengin plazma) ve büyüme faktörleri gibi yöntemler bulunmaktadır. Bu biyolojik ajanlar, vücudun doğal iyileşme sürecini hızlandırmak için kullanılır ve genellikle minimal invaziv prosedürlerle uygulanır.</p>
<p><strong>Kök hücre tedavisinin avantajları nelerdir?</strong></p>
<ul>
<li><strong>Doğal ve Güvenli:</strong> Kök hücre tedavisi, hastanın kendi hücrelerinin kullanılması nedeniyle alerji veya reddedilme riski taşımaz.</li>
<li><strong>Hızlı İyileşme:</strong> Geleneksel cerrahi müdahalelere göre daha hızlı iyileşme süreci sunar.</li>
<li><strong>Ameliyatsız Çözüm:</strong> Cerrahi olmayan bir yöntem olması, hastaların günlük yaşamlarına hızlıca dönebilmesini sağlar.</li>
<li><strong>Ağrının Azalması:</strong> Ağrının ve iltihabın azalmasına yardımcı olabilir.</li>
</ul>
<p><strong>Hangi durumlarda kullanılır?</strong></p>
<p>Kök hücre tedavisi ve ortobiyolojik uygulamalar, çeşitli ortopedik rahatsızlıkların tedavisinde kullanılabilir. Bunlar arasında:</p>
<p>•             Osteoartrit (kireçlenme)</p>
<p>•             Menisküs yırtıkları</p>
<p>•             Kıkırdak hasarları</p>
<p>•             Tendon ve bağ yaralanmaları</p>
<p>•             Kemik nekrozu (kemik dokusunun ölümü)</p>
<p><strong>Hastalar için öneriler nelerdir?</strong></p>
<p>Kök hücre tedavisi ve ortobiyolojik uygulamaların her hasta için uygun olup olmadığını belirlemek önemlidir. Bu nedenle, bu tedavi yöntemlerini düşünen hastaların öncelikle bir ortopedi uzmanına danışmaları gerekmektedir. Uzman doktorlar, hastanın tıbbi geçmişini değerlendirerek en uygun tedavi planını oluşturacaktır.</p>
<p><strong>Tedavi ve uygulama süreci nasıldır? </strong></p>
<p>Toplanan kök hücreler, özel bir işlemle hasarlı bölgeye enjekte edilir. Bu işlem, genellikle ultrason veya floroskopi gibi görüntüleme teknikleri kullanılarak gerçekleştirilir, böylece kök hücrelerin doğru bölgeye yerleştirilmesi sağlanır. Kök hücreler, zamanla hasarlı dokuları onararak iyileşme sürecini hızlandırır.</p>
<p><strong>İleri teknoloji tedaviler yaşam kalitesini artırıyor</strong></p>
<p>Kök hücre tedavisi ve ortobiyolojik uygulamalar, ortopedi alanında devrim niteliğinde yenilikler sunmaktadır. Hastaların doğal iyileşme sürecini destekleyen bu yöntemler, geleceğin tedavi seçenekleri arasında yer alıyor. Bu ileri teknoloji tedaviler, hastaların yaşam kalitesini artırarak daha sağlıklı ve aktif bir yaşam sürmelerine yardımcı olabilir.</p>
<p>Ortopedi alanındaki bu heyecan verici gelişmeleri takip etmek ve kendi sağlık durumunuz hakkında bilgi sahibi olmak için uzman doktorunuzla görüşmeyi unutmayın.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ortopedide-kok-hucre-devrimi-gelecegin-tedavi-yontemi-461084">Ortopedide Kök Hücre Devrimi: Geleceğin Tedavi Yöntemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Egeli akademisyenler güneşte görülen leke verilerini, veri madenciliği yöntemi ile inceleyecek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/egeli-akademisyenler-guneste-gorulen-leke-verilerini-veri-madenciligi-yontemi-ile-inceleyecek-443873</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Feb 2024 21:00:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[akademisyenler]]></category>
		<category><![CDATA[egeli]]></category>
		<category><![CDATA[görülen]]></category>
		<category><![CDATA[güneşte]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[inceleyecek]]></category>
		<category><![CDATA[leke]]></category>
		<category><![CDATA[madenciliği]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<category><![CDATA[verilerini]]></category>
		<category><![CDATA[yöntemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=443873</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi akademisyenlerinin geliştirdikleri projeler ulusal ve uluslararası kurumlardan destek almaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-akademisyenler-guneste-gorulen-leke-verilerini-veri-madenciligi-yontemi-ile-inceleyecek-443873">Egeli akademisyenler güneşte görülen leke verilerini, veri madenciliği yöntemi ile inceleyecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Ege Üniversitesi akademisyenlerinin geliştirdikleri projeler ulusal ve uluslararası kurumlardan destek almaya devam ediyor. Bu kapsamda yürütücülüğünü Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Esin Sipahi Kılıç’ın üstlendiği “25. Güneş Leke Çevriminin ARIMA İstatistiksel Yöntemi ve Veri Madenciliği Yöntemleri ile Tahmini” başlıklı proje TÜBİTAK 1002-A kapsamında desteklenmeye uygun bulundu. Bu proje çalışması ile mevcut güneş leke verileri üzerine “ARIMA ve Veri Madenciliği” algoritma yöntemleri uygulanarak 25. Güneş çevrimine ilişkin maksimum zamanı, leke sayısı parametreleri için istatistiksel değerlendirmeler yapılacak.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>         Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak,  Prof. Dr. Esin Sipahi Kılıç ve proje ekibini makamında ağırlayarak çalışmalarından dolayı tebrik etti.  </span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Proje hakkında bilgi veren Prof. Dr. Esin Sipahi Kılıç, “Güneş çevrimi, Yer üzerindeki etkisi nedeniyle yüzyıllardır üzerinde çalışılan bir olgudur. 1750’li yıllardan beri, Güneş üzerindeki lekeler gözlemlenir, leke sayıları kaydedilir ve bu sayıların değişimi üzerine çalışılır. Her bir çevrim öncesinde, bilim insanları leke sayılarını farklı yöntemler kullanarak tahmin etmeye çalışmaktadır. Çünkü,  bu leke sayıları yani Güneş etkinliği yalnızca Güneş’in çalışılması için değil, yer üzerindeki elektrik, uydu, iletişim ve hatta insan sağlığını etkilediği için de özellikle incelenmektedir ve bu sektörlerde yapılan uygulamalarda Güneş etkinliğinin önceden tahmin edilmesi çok önemlidir” dedi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b><span>“Güneş rüzgârının etkisi tehlikeli olabilir”</span></b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Güneş çevrimlerindeki leke sayıları hakkında bilgi <span>veren Prof. Dr</span>. Sipahi Kılıç, “Günümüze kadar birçok yöntemle Güneş çevrimlerindeki leke sayıları tahmin edilmeye çalışılmış; maksimum leke sayısının olduğu tarihler belirlenmek istenmiştir. İçinde bulunduğumuz zamanda Güneş’in 25. çevriminin maksimum yapacağı zamana yaklaşmaktayız. Dolayısıyla, farklı yöntemlerle elde edilen ve tutarlı sonuçlar veren yöntemleri kullanmak bu konuda önem arz etmektedir. Proje kapsamında kullanacağımız istatistiksel yöntemler, farklı disiplinlerdeki çalışmalarda da en çok tercih edilen yöntemlerdir. Bu çalışmanın sonuçları ile getirilebilecek farklı bir bakış açısı ve yorum 25. çevrimin maksimum yapacağı tarihin daha büyük hassasiyetle belirlenmesini sağlayabilir” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Güneş rüzgârının etkisinden de bahseden Prof. Dr. Sipahi Kılıç, “Güneş aktivitesi günümüzde yer yüzeyinde çok etkili olmaktadır. Hem hava durumunun beklenmedik değişimi hem de Güneş’in flare aktivitesinden kaynaklı kütle atımı ile yere doğru savrulan Güneş rüzgârının etkisini tüm insanlık görmektedir. Bu durum her ne kadar görsel olarak şölen gibi olsa da birçok alanda tehlike arz etmektedir. Dolayısıyla yapacağımız çalışmanın bulguları literatürde önemli bir yer teşkil edecektir. Günümüzde uzay meteorolojisi olarak da geçen uzay hava olayları, uzay ortamındaki zamana bağlı değişimlerin yer tabanlı teknolojik sistemlere ve insan yaşamına olan etkilerini inceler. Uzay meteorolojisinde en önemli etkiyi oluşturabilecek kaynak Güneş’tir ve Güneş aktivitesinin durumu, uzay çalışmalarını da olumsuz yönde etkilemektedir. Güneş sürekli olarak iyonlardan oluşan parçacıkları güneş rüzgârı olarak uzaya saçmaktadır. Yüklü parçacıkların uzay araçlarının yüzeyinde oluşturduğu yüklenmeler ve daha yüksek enerjili parçacıkların araç içerisine kadar ulaşması çalışmaları olumsuz yönde etkiler. Bu sebeple Güneş leke çevriminin etkisinin önceden tahmin edilmesi önemlidir. Ayrıca Güneş leke çevrimi, sadece uzay havasını etkilemekle kalmaz; Yer üzerindeki birçok alanı etkileyebildiği gibi özelikle de insan yaşamı üzerinde de etkisi büyüktür. Bu durum, bu alanın daha fazla araştırılmasının önemini vurgulamaktadır” dedi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Yürütücülüğünü Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Esin Sipahi Kılıç’ın üstlendiği. projede; Fen Fakültesi İstatistik Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Hayal Boyacıoğlu ve Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü Doktora Öğrencisi Nurhan Özlem Kaya araştırmacı olarak yer alıyor</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-akademisyenler-guneste-gorulen-leke-verilerini-veri-madenciligi-yontemi-ile-inceleyecek-443873">Egeli akademisyenler güneşte görülen leke verilerini, veri madenciliği yöntemi ile inceleyecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sms dolandırılıcıklarına karşı 4 korunma yöntemi !</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sms-dolandiriliciklarina-karsi-4-korunma-yontemi-436410</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Jan 2024 09:08:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[dolandırılıcıklarına]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[korunma]]></category>
		<category><![CDATA[sms]]></category>
		<category><![CDATA[yöntemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=436410</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son günlerde sayısı bir hayli artan kısa mesaj (SMS) dolandırıcılıkları, vatandaşları mağdur etmeye devam ediyor. Gönderdikleri sahte SMS’ler ile devlet kurumlarını ve popüler e-ticaret sitelerini taklit eden siber suçlular vatandaşların kişisel bilgilerini ele geçiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sms-dolandiriliciklarina-karsi-4-korunma-yontemi-436410">Sms dolandırılıcıklarına karşı 4 korunma yöntemi !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Son günlerde sayısı bir hayli artan kısa mesaj (SMS) dolandırıcılıkları, vatandaşları mağdur etmeye devam ediyor. Gönderdikleri sahte SMS’ler ile devlet kurumlarını ve popüler e-ticaret sitelerini taklit eden siber suçlular vatandaşların kişisel bilgilerini ele geçiriyor. Bir kurum adı altında ya da bilinmeyen numaralardan gelen SMS’lere, vatandaşların her zaman şüpheci yaklaşması gerektiğini vurgulayan Bitdefender Antivirüs Türkiye distribütörü Laykon Bilişim&#8217;in Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, SMS dolandırıcılıklarına karşı alınması gereken 4 önlemi sıralıyor.</strong></p>
<p>Kötü amaçlı siber saldırganlar, vatandaşların kişisel verilerini ele geçirmek için çeşitli yöntemler geliştirmeye devam ediyor. Kimlik avı saldırılarının bir türü olan SMS dolandırıcılığı, geçtiğimiz günlerde siber suçluların İBB MEZDA IBS adı altında yüzlerce vatandaşa SMS göndermesiyle tekrar gündeme geldi. Bu SMS dolandırıcılığında olduğu gibi vatandaşlara korku yaratan ya da ödül/çekiliş hakkı kazandığını belirten mesajlar gönderen saldırganlar, kişileri içerikte bulunan zararlı linklere tıklamaya teşvik ediyor. Bir anlık zafiyet göstererek linke tıklayan kişiler, e-devlet şifrelerini, kişisel bilgilerini veya banka hesaplarını saldırganlara altın tepside sunuyor. Vatandaşların bu tür saldırı yöntemlerine karşı farkındalık kazanması gerektiğini ifade eden <strong>Bitdefender Antivirüs Türkiye distribütörü Laykon Bilişim&#8217;in Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, </strong>SMS dolandırıcılıklarına karşı alınması gereken 4 önlemi sıralıyor.</p>
<p><strong>“Hiçbir Resmi Kurum SMS ile Bilgi Talep Etmez”</strong></p>
<p>Kötü amaçlı aktörlerin inandırıcılıkları artırmak için devlet kurumlarının, kargo şirketlerinin veya popüler e-ticaret sitelerinin adlarını taklit ettiğini belirten <strong>Bitdefender Antivirüs Türkiye distribütörü Laykon Bilişim&#8217;in Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu</strong>, “SMS dolandırıcılığı, etki gücü ve inandırıcılığı nedeniyle günümüzde en yaygın saldırı yöntemlerinden biri haline geldi. Rastgele olarak gönderilen bu mesajlar, kişide endişe ya da ödül kazanma hissi yaratarak birçok kişiye ulaşıyor. Ancak hiçbir resmi kurum SMS yoluyla sizlerden kişisel bilgilerinizi talep etmez.” uyarısında bulunarak SMS dolandırıcılıklarına karşı alınması gereken 4 önlemi sıralıyor.</p>
<p><strong>1. <em>Her zaman şüphe ile yaklaşın. </em></strong>Kötü niyetli kişilerin göndereceği SMS’lere tıklandığı anda, tüm kişisel bilgileriniz dolandırıcıların eline kolayca geçebilir. Bu nedenle mesaj kutunuza gelen bir SMS, resmi bir kurum adıyla ya da tanıdığınız birinden gelse dahi her zaman şüphe ile yaklaşılmalı. Bu nedenle mesaj içerisinde yer alan bağlantı linkine kesinlikle tıklanmamalı ve gönderici kısmında yer alan kişi veya kuruluşla iletişime geçilerek yer alan bilgilerin doğruluğu teyit edilmeli.</p>
<p><strong>2. </strong><em><strong>Kişisel bilgilerinizi paylaşmayın. </strong></em>Kişisel veya<strong> </strong>finansal bilgilerinizi SMS üzerinden paylaşmayın. Bankanız, hizmet sağlayıcınız veya başka herhangi bir gerçek şirket, hiçbir zaman kısa mesaj yoluyla hassas bilgiler talep etmeyecektir.</p>
<p><strong>3. </strong><em><strong>Sıkı parola gereksinimleri ve çok faktörlü kimlik doğrulama uygulayın.</strong></em><strong> </strong>Sıkı parola gereklilikleri uygulanarak, uygulamalara ait bilgilerin ele geçirilme olasılığı azaltılabiliyor. Çok faktörlü kimlik doğrulama (MFA), güvenli hesap oturum açma prosedürüne dair hayati önlemler uygulayarak, parola açığa çıksa dahi hesabın ele geçirilmesine engel oluyor.</p>
<p><strong>4. <em>Bilinen, ödüllü ve kapsamlı bir güvenlik çözümü kullanın.</em> </strong>Tek seferde Windows, Mac OS ve Android cihazlarınızı korumak istiyorsanız, Bitdefender Total Security, sizin için mükemmel seçimdir. Bitdefender Total Security ürünü, en gelişmiş zararlı yazılımlara karşı bile zırhlı koruma sağlar ve birden fazla platformda bulunan cihazlarınızdaki kişisel verilerinizi sistem performansını düşürmeden korumak için tasarlanmış özelliklere sahiptir.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sms-dolandiriliciklarina-karsi-4-korunma-yontemi-436410">Sms dolandırılıcıklarına karşı 4 korunma yöntemi !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kronik bel ağrıları RFA yöntemi ile hafifletilebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kronik-bel-agrilari-rfa-yontemi-ile-hafifletilebilir-430891</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Dec 2023 08:41:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrıları]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[hafifletilebilir]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[kronik]]></category>
		<category><![CDATA[rfa]]></category>
		<category><![CDATA[yöntemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=430891</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kronik bel ağrısını hafifletmek için kullanılan tıbbi bir işlem olan Lomber Radyofrekans Ablasyonu’nun (RFA),  özellikle alt sırt veya bel (lomber) bölgesindeki ağrıları hafifletmek için uygulandığını belirten VM Medical Park Ankara Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Onur Akarca, “RFA ilaç, fizik tedavi gibi yöntemler ile geçmeyen ağrılar için kullanılabilecek bir metottur” dedi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kronik-bel-agrilari-rfa-yontemi-ile-hafifletilebilir-430891">Kronik bel ağrıları RFA yöntemi ile hafifletilebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kronik bel ağrısını hafifletmek için kullanılan tıbbi bir işlem olan Lomber Radyofrekans Ablasyonu’nun (RFA),  özellikle alt sırt veya bel (lomber) bölgesindeki ağrıları hafifletmek için uygulandığını belirten VM Medical Park Ankara Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Onur Akarca, “RFA ilaç, fizik tedavi gibi yöntemler ile geçmeyen ağrılar için kullanılabilecek bir metottur” dedi.</strong> </p>
<p>VM Medical Park Ankara Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Onur Akarca, Lomber Radyofrekans Ablasyonu tedavisi hakkında bilgilendirmede bulundu. RFA yönteminin ne olduğundan bahseden Op. Dr. Akarca, “RFA, eğitimli bir tıbbi profesyonel tarafından gerçekleştirilen minimal invaziv bir işlemdir. Radyofrekans enerjisinin ürettiği ısıyı kullanarak, bel bölgesinden beyne ağrı sinyallerini ileten sinirleri hedef alır ve bozar. İlaç ve fizik tedavi gibi yöntemlerle geçmeyen ağrılar için kullanılabilecek bir metottur” diye konuştu.</p>
<p><strong>RADYO FREKANS ENERJİSİ UYGULANIYOR</strong></p>
<p>İşlemin nasıl yapıldığını anlatan Op. Dr. Akarca, “İşlem sırasında özel bir iğne, görüntüleme (röntgen) rehberliğinde etkilenen bölgeye yerleştirilir. İğne doğru bir şekilde konumlandığında, sinir dokusuna termal bir lezyon oluşturmak için radyo frekans enerjisi uygulanır. Bu durum sinirlerin beyne ağrı sinyali gönderme yeteneğini bozar” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>ORTA VE UZUN VADEDE RAHATLAMA SAĞLAYABİLİR</strong></p>
<p>Lomber RFA&#8217;nın amacının kalıcı bir tedavi sunmak değil, uzun süreli ağrı rahatlaması sağlamak olduğunu belirten Op. Dr. Akarca, “Yöntem orta ve uzun vadede rahatlama sağlayabilir. RFA, hastanın aynı gün evine gidebileceği ayaktan yapılan bir işlemdir. Lomber RFA&#8217;nın faydaları azalan ağrı, artan hareketlilik ve ağrı kesici ilaçlara olan ihtiyacın azalmasıdır. Ayrıca hastanın fizik tedavi ve diğer rehabilitasyon programlarına katılma yeteneğini artırabilir” dedi.</p>
<p><strong>UZMAN HEKİME DANIŞMAK ÖNEMLİ</strong></p>
<p>Genellikle güvenli kabul edilse de herhangi bir tıbbi işlem gibi RFA’da potansiyel riskler ve komplikasyonlar olabileceğini söyleyen Op. Dr. Akarca, “Bunlar arasında enfeksiyon, kanama, sinir hasarı veya geçici ağrının kötüleşmesi bulunabilir. Bu riskleri sağlık uzmanınızla tartışmak önemlidir. İşlemden sonra, hastalar genellikle iyileşmeyi en üst düzeye çıkarmak ve ağrı rahatlamasını sürdürmek için fizik tedavi ve rehabilitasyon geçirirler. Unutmayalım ki, RFA&#8217;nın bir tedavi seçeneği olarak uygunluğu, kişinin rahatsızlığının derecesine bağlıdır. Bu yüzden hastanın hekimine başvurarak detaylı muayene olması mutlaka gereklidir” diyerek açıklamalarını sonlandırdı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kronik-bel-agrilari-rfa-yontemi-ile-hafifletilebilir-430891">Kronik bel ağrıları RFA yöntemi ile hafifletilebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Burun estetiğinde konforlu çözüm: Piezo yöntemi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/burun-estetiginde-konforlu-cozum-piezo-yontemi-429213</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Dec 2023 13:01:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[burun]]></category>
		<category><![CDATA[çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[estetiğinde]]></category>
		<category><![CDATA[konforlu]]></category>
		<category><![CDATA[piezo]]></category>
		<category><![CDATA[yöntemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=429213</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hem estetik hem de fonksiyonel ihtiyaçlara, burunda herhangi bir kırma işlemine gerek duymadan kalıcı, güvenli ve konforlu çözüm sağlayan Piezo yöntemi, son dönemde burun ameliyatlarında sıkça uygulanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/burun-estetiginde-konforlu-cozum-piezo-yontemi-429213">Burun estetiğinde konforlu çözüm: Piezo yöntemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hem estetik hem de fonksiyonel ihtiyaçlara, burunda herhangi bir kırma işlemine gerek duymadan kalıcı, güvenli ve konforlu çözüm sağlayan Piezo yöntemi, son dönemde burun ameliyatlarında sıkça uygulanıyor. Piezo yöntemiyle ameliyatların genel anestezi altında ortalama 2 saatte tamamlandığını ve ameliyat sonrasında hastaların bir gecede taburcu olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ahmet Hamdi Önay “Hekim için tecrübe gerektiren Piezo yönteminde burun kırma işlemi yerine ses dalgaları kullanılıyor; bu sebeple hastalar için de oldukça güvenli ve yüz güldüren bir ameliyat yöntemi olduğunu söyleyebiliriz” açıklamasında bulundu.</strong></p>
<p>Yüzün tam ortasında bulunan burun; güzellik algısında büyük pay sahibi, aynı zamanda sağlıklı nefes alabilmek için de özenle çalışan bir sisteme sahip. Burnun sadece yüzümüzde iki tünelden oluşan bir çıkıntıdan ibaret olmadığını vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ahmet Hamdi Önay, “Burun tüneli Latincede oda anlamına gelen çok sayıda sinüse açılıyor. Bu kompleks yapı 24 saat içinde 1 litre sıvı üretebiliyor. İçimize çektiğimiz havayı süzerek bakteriyel filtrasyonu sağlıyor, havayı nemlendirip uygun ısıya getiriyor ve akciğerlerimiz için ideal bir havaya dönüştürüyor. Burnumuz ayrıca dış bölümünde kemik ve kıkırdak yapısının kusursuz tasarımıyla tüm fonksiyonlarını olası travmalara karşı koruma altına alıyor. Haliyle sağlığımız için ihtiyaç olduğunda onu kırmadan yapılacak bir ameliyatı da fazlasıyla hak ediyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Ameliyat sonrası hafif morluk ve şişliklerin görülebildiğini, bunun için buz uygulaması yapılabildiğini paylaşan Op. Dr. Ahmet Hamdi Önay, “Hastalar genellikle ameliyatın ardından 2-3 gün sonra günlük hayatlarına dönmüş oluyor. Böylece estetik ve fonksiyonel sorunlar, burnun doğal yapısı da en üst düzeyde korunarak kalıcı bir çözüme kavuşuyor” dedi.</p>
<p><strong>Burun ameliyatlarında solunum kabiliyetini korumak öncelik</strong></p>
<p>Burnun solunum sisteminde hatta vücuttaki diğer organlar üzerinde çok büyük etkisinin olduğunu söyleyen Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ahmet Hamdi Önay, “Öksürük, baş ağrısı, şuur bulanıklığı, uykusuzluk, halsizlik, çarpıntı ve yorgunluk gibi tüm semptomları yaşamak için burnumuzun iki deliğini sadece 2 gün bir pamukla kapatmak yeterli oluyor. Böylesi uzun süreli yetersiz burun nefesi, vücutta nitrik oksit miktarını düşürerek kronik kalp-damar sistemi hastalıkları riskini de yükseltiyor. Nitrik oksit, vücudumuzun doğal olarak ürettiği, kalp damar sistemini düzenleyen faydalı bir molekül. Öyle ki, burnumuzdan nefes aldığımızda ağzımızla aldığımız nefese göre kanımızda yüzde 10-15 oranında daha fazla oksijenlenme sağlıyor. Tüm bu bilgilere göre burun üzerinde yapılacak her ameliyatın, burnun özel fonksiyonlarına zarar vermeyecek hassasiyetle yapılması çok büyük önem taşıyor. İster fonksiyonel ister estetik amaçlarla yapılsın, öncelikli hedef kuşkusuz burnun doğal fonksiyonlarını, solunum kabiliyetini korumak ve bu yapının zarar görmesini engellemek olmalı” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Piezo yöntemiyle herhangi bir kırma işlemi olmadan burun estetiği mümkün</strong> </p>
<p>Piezo yöntemi kullanılarak yapılan mikrocerrahiyle kemik kıkırdak yapı kırılmadan müdahale edilebildiğini belirten Op. Dr. Ahmet Hamdi Önay, “Üstelik burnun solunum fonksiyonlarını da koruyan Piezo yöntemi ayrıca başta kanama olmak üzere tüm komplikasyonları da en aza indiriyor. Hekim için tecrübe gerektiren Piezo yönteminde kırma işlemi yerine ses dalgaları kullanılıyor. Kısaca; şekil bozukluğuna neden olan kemiğin, ultrasonik ses frekansları kullanılarak kesilip fazla olan parçaların temizlenmesi esasına dayanan bir yöntem. Ülkemizde son yıllarda özellikle estetik ihtiyaçlarla yapılan burun ameliyatlarında bir artış var. Burun ameliyatlarında genellikle eğriliklerin düzeltilmesi için kemik kıkırdak yapının çeşitli aletlerle kırılmaması sonucu burun ana desteğini sağlayan kıkırdak ile kemik yapılarında çökme ve yer değiştirme riski azalıyor. Böylece deviasyon ve estetik ameliyatlar sonrasındaki tekrarlayan nefes sorunlarının görülme olasılığı da düşüyor. Sonuç olarak burun cerrahisinde mikrocerrahi ve Piezo cerrahisi, kalıcı ve güvenli bir yaklaşım yöntemidir” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Yüzde kaç nefes alabildiğiniz artık ölçümlenebiliyor </strong></p>
<p>Burundaki anatomik bir kusura bağlı olarak hava akımındaki tıkanma bölgelerini ve hastanın ne kadar nefes alamadığını “Rhinomanometri” ile ölçebildiklerini paylaşan Op. Dr. Ahmet Hamdi Önay, “Hastanın, ‘Burundan nefes alabiliyorum/alamıyorum’ şeklindeki ifadeleri bazen net olarak gerçeği yansıtmayabiliyor. Oysa ameliyat sonrasındaki burun hava akımındaki artışı da söylem olmaktan çıkarıp rhinomanometri cihazıyla net bir şekilde ölçmek mümkün. Böylece hastanın, ‘Ben yüzde kaç nefes alıyorum?’ sorusuna verilen cevap rakamsal ve statik olarak ortaya konabiliyor. Burnun ameliyat sonrası solunum kazancı da dokümante edilmiş oluyor. Bu özel ölçüm, burnundan yeterli düzeyde nefes alıp almadığını anlayamayan hastalar için farkındalığı da artırıyor” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/burun-estetiginde-konforlu-cozum-piezo-yontemi-429213">Burun estetiğinde konforlu çözüm: Piezo yöntemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Lojistik şirketlerinin uygulaması gereken 4 siber güvenlik yöntemi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/lojistik-sirketlerinin-uygulamasi-gereken-4-siber-guvenlik-yontemi-428223</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Dec 2023 07:28:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[lojistik]]></category>
		<category><![CDATA[siber]]></category>
		<category><![CDATA[şirketlerinin]]></category>
		<category><![CDATA[uygulaması]]></category>
		<category><![CDATA[yöntemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=428223</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda lojistik hizmetlerine olan talep, özellikle de e-ticaret alanında yaşanan sıçrama sonrasında hızla arttı. Sektörün büyümesi, yönetilen tüketici verileri ve zincirin doğasında var olan merkezsizleşme, bu hizmetlerin siber suçluların ilgi odağı haline gelmesine neden oldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/lojistik-sirketlerinin-uygulamasi-gereken-4-siber-guvenlik-yontemi-428223">Lojistik şirketlerinin uygulaması gereken 4 siber güvenlik yöntemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>LOJİSTİK ŞİRKETLERİNİN UYGULAMASI GEREKEN</strong></p>
<p><strong>4 SİBER GÜVENLİK YÖNTEMİ</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Son yıllarda lojistik hizmetlerine olan talep, özellikle de e-ticaret alanında yaşanan sıçrama sonrasında hızla arttı. Sektörün büyümesi, yönetilen tüketici verileri ve zincirin doğasında var olan merkezsizleşme, bu hizmetlerin siber suçluların ilgi odağı haline gelmesine neden oldu. Gartner raporu verileri de ileriye dönük olarak lojistik şirketlerinin %60&#8217;ının üçüncü parti işlemlerini gerçekleştirirken siber güvenlik riskini önemli bir belirleyici olarak değerlendireceğini savunuyor. Bütünleşik siber güvenlik alanında küresel bir lider olan WatchGuard’ın Türkiye ve Yunanistan Ülke Müdürü Yusuf Evmez, e-ticaret ve lojistik sektöründe siber güvenlik önlemlerinin artırılması için gerekli olan 4 yöntemi paylaşıyor. </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Siber suçlular tarafından ilgiyle takip edilen sektörlerin başında gelen e-ticaret ve lojistik sektöründe siber güvenlik önlemlerinin artırılması bir zorunluluk. Sektörün dijitalleşmesi, veri işlemeyi daha verimli ve sevkiyatları daha hızlı şekilde gerçekleştirmeyi sağladığı için tedarik zincirinin gelişmesinin arkasındaki itici faktör haline geldi. Gartner raporu verilerine göre de lojistik şirketlerinin %60&#8217;ı, üçüncü parti işlemlerini gerçekleştirirken siber güvenlik riskini önemli bir belirleyici olarak değerlendiriyor. Özellikle yılın Black Friday ve Cyber Monday gibi dönemlerinde yaşanan yoğunluklarda siber güvenlik önlemlerini artırmak gerekiyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Bütünleşik siber güvenlik alanında küresel bir lider olan WatchGuard Türkiye ve Yunanistan Ülke Müdürü Yusuf Evmez, “Son yıllarda e-ticarette yaşanan artışla birlikte lojistik hizmetlerinin önemi de arttı. Lojistik sektörü giderek dijitalleşerek veri işlemeyi daha verimli hale getiriyor ve sevkiyatların çok daha hızlı nihai tüketiciye ulaşmasını sağlıyor. Dijitalleşme sektörler açısından ne kadar avantaj sağlasa da siber güvenlik açısından da dezavantajlı durumları ortaya çıkarıyor. Sektör büyüdükçe siber suçluların hedefi haline geliyor. Gartner Raporu’na göre, 2025 yılına kadar tedarik zinciri kuruluşlarının yüzde altmışında siber güvenlik riski üçüncü taraf işlemleri ve iş anlaşmaları yaparken önemli bir belirleyici olarak kullanacak.” açıklamalarında bulunarak lojistik şirketleri için önemli olan 4 siber güvenlik yöntemini paylaştı.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>1. Çalışan Eğitimi:</strong> Lojistik operatörlerinin bir siber güvenlik sistemi kurarken karşılaştıkları temel sorunlardan biri ademi merkeziyetçilik. Tedarik zinciri, lojistik deposundan paketi teslim eden teslimat görevlisine kadar siber saldırılara açık olan farklı belirleyicilerden oluşuyor. Bu, kuruluşların zincirdeki her bağlantı için erişilebilir bir protokol oluşturması ve ardından çok yönlü uyumluluğu sağlaması gerektiği anlamına geliyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>2. Siber Sigorta:</strong> Tedarik zinciri, banka hesaplarından adreslere kadar büyük miktarda üçüncü taraf verisini işliyor ve bu bir şirketin bir saldırıya kurban gitmesi durumunda etkiyi büyütmesine neden oluyor. Dahili ve harici taraflardaki hasarı azaltmaya yardımcı olmak için siber sigorta yaptırmak, bir siber saldırı durumunda kurtarmaya yardımcı olacak etkenlerden biri.</p>
<p> </p>
<p><strong>3. Harici Ortak:</strong> Günümüzde bazı durumlarda bir siber güvenlik altyapısı kurmanın en iyi yolunu bulmak zorlaşabiliyor. Ayrıca, yanlış çözümü seçerseniz veya yanlış dağıtılırsa bir saldırının etkileri daha da kötüleşmesine sebep olabiliyor. Ancak siber güvenlik konusunda uzmanlaşmış bir MSP&#8217;den hizmet almak, doğru altyapıyı kurmaya yardımcı olacak yararlı bir çözüm.</p>
<p> </p>
<p><strong>4. Bütünleşik Siber Güvenlik Ağı:</strong> Lojistik hizmetlerinin merkezi olmayan yapısı göz önüne alındığında, şirketler tedarik zincirindeki bağlantı noktaları arasında korumayı birleştiren bir siber güvenlik ağını tercih etmeli. Bu, farklı seviyeleri veya cihazları tehlikeye atabilecek olası güvenlik ihlallerini önlemeye yardımcı oluyor. Tüm uç noktalar için ekstra bir koruma katmanı sağlayan tek bir protokol ve depolanan veriler, herhangi bir siber saldırıya karşı verimli bir şekilde korunmuş oluyor.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/lojistik-sirketlerinin-uygulamasi-gereken-4-siber-guvenlik-yontemi-428223">Lojistik şirketlerinin uygulaması gereken 4 siber güvenlik yöntemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alerji yöntemi için 20 öneri !</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/alerji-yontemi-icin-20-oneri-418048</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Oct 2023 11:40:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alerji]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[yöntemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=418048</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuğunuz hayvanları çok mu seviyor? Hatta eve alma konusunda ısrarcı mı? Aslında bu haksız bir ısrar değil. Ailede bir kedinizin ya da köpeğinizin olması çok güzel, çünkü bu aynı zamanda kızınızın ya da oğlunuzun sorumluluk bilincini kazanmasına da katkı sağlar. Siz de çocuğunuz gibi bir hayvanı sahiplenmeyi istiyor fakat alerjiniz yüzünden olaya uzak mı duruyorsunuz?</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alerji-yontemi-icin-20-oneri-418048">Alerji yöntemi için 20 öneri !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ALERJİ YÖNETİMİ İÇİN 20 ÖNERİ!</p>
<p>KEDİ KÖPEK ALERJİNİZ İÇİN NELER YAPABİLİRSİNİZ?</p>
<p> ALERJİ GEÇMİŞİNE GÖRE EVCİL HAYVAN SEÇİN!</strong></p>
<p><strong>ALERJİNİZİ YÖNETEBİLİRSİNİZ!</strong></p>
<p><strong>Çocuğunuz hayvanları çok mu seviyor? Hatta eve alma konusunda ısrarcı mı? Aslında bu haksız bir ısrar değil. Ailede bir kedinizin ya da köpeğinizin olması çok güzel, çünkü bu aynı zamanda kızınızın ya da oğlunuzun sorumluluk bilincini kazanmasına da katkı sağlar. Siz de çocuğunuz gibi bir hayvanı sahiplenmeyi istiyor fakat alerjiniz yüzünden olaya uzak mı duruyorsunuz?<br /> Hayvanların tüyleri, tüy dökme, tüylerdeki proteinler ve tüylerin taşıdığı alerjenler nedeniyle ortaya çıkan kedi ve köpek alerjilerini yönetmek ve semptomları hafifletmek aslında o kadar da zor değil. Dikkate almanız gereken bazı önemli faktörler var. Bunlar neler mi? Liv Hospital Çocuk Alerji ve İmmünoloji Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mahir İğde açıkladı.</strong></p>
<p><strong>1. Hayvan temasınızı sınırlayın:</strong> Mümkünse, evinizdeki kedi veya köpek temasınızı sınırlayın veya tamamen engelleyin.</p>
<p><strong>2. Sevimli hayvan dostunuzu belirli alanlarda tutun:</strong> Kedinizi veya köpeğinizi evin belirli bölgelerinde tutarak alerjen maruziyetini azaltmayı deneyin.</p>
<p><strong>3. Hava temizleyicileri kullanın</strong>: Özel HEPA filtreli hava temizleyicileri kullanarak evdeki alerjenleri azaltın.</p>
<p><strong>4. Düzenli temizlik yapın:</strong> Düzenli olarak evi süpürün, silin ve toz alın. Özellikle kumaş yüzeyleri ve halıları temiz tutmaya özen gösterin.</p>
<p><strong>5. Evcil hayvanınızı temizleyin:</strong> Evcil hayvanınızı, saç dökmesini azaltacak özel şampuanlarla yıkayın.</p>
<p><strong>6. Giysilerinizi değiştirin ve hemen duş alın:</strong> Evcil hayvanlara temas ettiyseniz, giysilerinizi değiştirin ve duş alın.</p>
<p><strong>7. Alerji dostu yatak seçin:</strong> Alerjik kişiler için evcil hayvanların girmesine izin verilmeyen yatak odaları oluşturun.</p>
<p><strong>8. Alerji geçmişine göre evcil hayvan seçin:</strong> Daha düşük alerjen üreten ırkları seçmek alerji riskinizi azaltabilir.</p>
<p><strong>9. Evcil hayvanınızın tüylerini sık sık fırçalayın:</strong> Bu, dökülen tüyleri ve alerjenleri azaltabilir.</p>
<p><strong>10. Alerji ilaçlarını kullanın:</strong> Doktorunuzun tavsiye ettiği antihistaminikler ve diğer ilaçları kullanın.</p>
<p><strong>11. Alerji aşılarını deneyin:</strong> Uygun durumlarda, alerji aşılarını (immünoterapi) düşünün.</p>
<p><strong>12. Alerjen kapsüllerini kullanın:</strong> Evinizdeki hava girişlerine alerjen kapsüllerini yerleştirin.</p>
<p><strong>13. Yüz maskelerini tercih edinin:</strong> Temas riskini azaltmak için yüz maskeleri kullanın.</p>
<p><strong>14. Alerjen geçirmez kaplamaları kullanın:</strong> Özel kaplamalar ve örtüler kullanarak koltukları ve yastıkları kaplayın.</p>
<p><strong>15. Kontrollü temas sağlayın:</strong> Evcil hayvanlarınıza temas ettikten sonra ellerinizi yıkayın ve gözlerinize, burun ve ağzınıza dokunmaktan kaçının.</p>
<p><strong>16. Alerji dostu halıları ve mobilyaları tercih edin:</strong> Evde kullandığınız malzemeleri alerji dostu seçin.</p>
<p><strong>17. Düzenli veteriner kontrollerini yaptırın:</strong> Evcil hayvanınızın sağlığını düzenli olarak kontrol ettirin ve uygun bakımı sağlayın.</p>
<p><strong>18. Alerjik reaksiyonları izleyin:</strong> Alerjik semptomlarınızı ve reaksiyonlarınızı izleyin ve doktorunuzla paylaşın.</p>
<p><strong>19. Evcil hayvanlarınızı yıkayın:</strong> Evcil hayvanlarınızı düzenli olarak yıkayarak tüylerindeki alerjen miktarını azaltmayı deneyin.</p>
<p><strong>20. Doktora danışın:</strong> Şiddetli alerjik reaksiyonlar veya semptomlarınızı yönetemiyorsanız bir alerji uzmanına danışın.</p>
<p>Unutmayın ki herkesin alerji tepkisi farklıdır ve belirli önlemler herkes için işe yaramayabilir. Alerji yönetimi için en iyi yaklaşımı belirlemek için bir alerji immünoloji uzmanı ile görüşmek önemlidir.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alerji-yontemi-icin-20-oneri-418048">Alerji yöntemi için 20 öneri !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dirençli Hipertansiyonda &#8216;Renal Denervasyon&#8217; Yöntemi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/direncli-hipertansiyonda-renal-denervasyon-yontemi-409611</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Sep 2023 10:26:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[denervasyon]]></category>
		<category><![CDATA[dirençli]]></category>
		<category><![CDATA[hipertansiyonda]]></category>
		<category><![CDATA[renal]]></category>
		<category><![CDATA[yöntemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=409611</guid>

					<description><![CDATA[<p>Koroner arter hastalığından kalp krizine, anevrizmadan böbrek yetersizliğine, inmeden görme kaybına… Uzun yıllar hiçbir belirti vermediği için ‘sinsi hastalık’ olarak nitelendirilen hipertansiyon vücudumuzda geri dönüşümsüz hasara, dahası ölüme bile neden olabilen ciddi bir hastalık</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/direncli-hipertansiyonda-renal-denervasyon-yontemi-409611">Dirençli Hipertansiyonda &#8216;Renal Denervasyon&#8217; Yöntemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Koroner arter hastalığından kalp krizine, anevrizmadan böbrek yetersizliğine, inmeden görme kaybına… Uzun yıllar hiçbir belirti vermediği için ‘sinsi hastalık’ olarak nitelendirilen hipertansiyon vücudumuzda geri dönüşümsüz hasara, dahası ölüme bile neden olabilen ciddi bir hastalık. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre; hipertansiyon dünyada 1.5 milyondan fazla kişiyi etkiliyor ve her yıl yaklaşık 7 milyon kişi yüksek kan basıncının yol açtığı hastalıklar nedeniyle hayatını kaybediyor. Ülkemizde de 60 yaş üzerindeki her 2 kişiden 1’inin hipertansiyon hastası olduğu belirtiliyor. Hipertansiyon yaşam alışkanlıklarında yapılan düzenlemeler ve ilaç tedavisiyle çoğunlukla kontrol altına alınabiliyor. Ancak bazı hastalarda düzenli ve çoklu ilaç kullanımına rağmen kan basıncında hedeflenen düşüş sağlanamıyor. İlaç tedavisine dirençli olan bu tablolarda başvurulan ‘renal denervasyon’ yöntemiyle hastalarda yüz güldüren sonuçlar elde edilebiliyor. <strong>Acıbadem International Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Sezer, </strong>son yıllarda giderek yaygınlaşan renal denervasyon  yöntemiyle, düzenli kullanılan çoklu ilaç tedavisine rağmen düşmeyen kan basıncının kontrol altına alınabildiğini belirterek, “Renal denervasyon yöntemi özellikle çoklu ilaç kullanılmasına rağmen tedaviden sonuç alınamayan dirençli hipertansiyonda veya herhangi bir nedenle tansiyon ilacı kullanamayan hastalarda uygulanıyor. Böbrek atardamarları etrafını saran sempatik sinir ağının tahrip edilerek hipertansiyona sebep olan ‘renin’ hormonu salgısının kontrol altına alınması için yakma esasına dayanan bu yöntemle günde 3-4 farklı ilaç kullanmak zorunda kalan hastaların ilaçları azaltılabiliyor veya tamamen kesilebiliyor. Yöntemin ardından kan basıncı değerlerinde altı ay içinde önemli bir düşüş sağlanabiliyor. Bu sayede hipertansiyona bağlı gelişebilecek ciddi sağlık sorunları önlenebiliyor ve hastaların yaşam kaliteleri yükseltilebiliyor” diyor.</p>
<p><strong>Dirençli hipertansiyonda alternatif yöntem</strong></p>
<p>Hipertansiyon, bir başka deyişle kan basıncının 140/90 mmHg üzerine çıkması, hastanın özel durumu ve olası ek sağlık problemleri de göz önüne alınarak hedef kan basıncı değerine ( </strong>bir ya da birden çok ilaç grubunu kullanmasına tıbbi yönden engeli olan hastaların yanı sıra ilaç uyumsuzluğu gösteren hastalarda da önemli bir alternatif tedavi yöntemidir” diyor.  </p>
<p><strong>Sempatik sinir ağı tahrip ediliyor </strong></p>
<p>Kateter temelli renal denervasyon yönteminde; temel olarak radyofrekans dalgaları veya ultrason dalgaları kullanılıyor. Kasıktaki bir atardamardan girilerek gerçekleştirilen bu yöntemle böbrek damarlarının çevresini saran ve kan basıncının yükselmesine neden olan sempatik sinir ağları mekanik olarak kesiliyor. Radyofrekans dalgaları orta dereceli alternatif akımla oluşturduğu ısı enerjisiyle böbrek damarları çevresindeki sinir ağını kesintiye uğratıyor. Ultrason dalgaları kullanılan sistemde ise bir balon katater üzerine yerleştirilmiş ultrasonografik dalga kaynaklarından salınan enerjiyle böbrek damarlarının çevresindeki sinir ağı tahrip ediliyor. Böylelikle vücutta su ile tuz tutulmasına ve damarların kasılması ile büzüşmesine<strong> </strong>sebep olan renin hormonu ile sempatik sinir sisteminin haberleşmesi kesilerek kan basıncını yükselten mekanizmalar kontrol altına alınmış oluyor. </p>
<p><strong>Kan basıncı kontrolünü sağlıyor!   </strong></p>
<p>Renal denervasyon yönteminin kan basıncının kontrolüne sağladığı katkılara yönelik çalışmalar tüm hızıyla devam ediyor. Yapılan çok sayıda çalışmaların sonuçlarına göre; geniş bir hipertansiyonlu hasta grubunun (Orta şiddetli hipertansiyonu olan hastalardan şiddetli veya dirençli hipertansiyonu olanlara dek) kan basıncı kontrolünde renal denervasyon yönteminden oldukça başarılı sonuçlar elde ediliyor. Yine bu çalışmalarda; kan basıncında sağlanan anlamlı düşüşün sürekli ve kalıcı olduğu tespit edilmiş. </p>
<p><strong>Ciddi yan etki riski yok! </strong></p>
<p>Renal denervasyon işlemi yaklaşık bir saat sürüyor ve genellikle derin sedasyon veya genel anestezi altında gerçekleştiriliyor. Prof. Dr. Murat Sezer, renal denervasyon yönteminin ciddi bir yan etki geliştirme ihtimalinin yok denecek kadar az olduğunu belirterek, “Hastalar işlemden 1 gün sonra hastaneden taburcu ediliyor ve günlük yaşamlarına dönebiliyorlar” diyor. </p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;kutu bilgisi&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p><strong>Hangi sorunlarda fayda sağlıyor? </strong></p>
<p><em>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Sezer, renal denervasyon yönteminin hangi durumlarda uygulandığını şöyle sıralıyor: </em></p>
<ul>
<li>Çoklu ilaç tedavisine rağmen dirençli hipertansiyonu olan hastalar</li>
<li>Çoklu ilaç tedavisini tolere edemeyen / uzun dönem kullanımı tolere edemeyecek olan veya çıkılması gereken dozlara toleransı olmayan hastalar </li>
<li>İlaç uyumu düşük hastalar </li>
<li>İlaç tedavisine ek tıbbi durum (hastalık) sebebiyle engeli olan veya özel durumları olan hastalar</li>
<li>Çok sıkı kan basıncı kontrolüne ihtiyacı olan ciddi kardiyovasküler riske sahip hastalar</li>
<li>İlaç kullanmak istemeyen / uzun süreli (hayat boyu) ilaç kullanımını reddeden hastalar</li>
</ul>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/direncli-hipertansiyonda-renal-denervasyon-yontemi-409611">Dirençli Hipertansiyonda &#8216;Renal Denervasyon&#8217; Yöntemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akne Tedavisinde Altın İğne Yöntemi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/akne-tedavisinde-altin-igne-yontemi-404510</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Sep 2023 10:24:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akne]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[iğne]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisinde]]></category>
		<category><![CDATA[yöntemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=404510</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ergenlik dönemindeki gençlerin yüzde 85‘ini etkileyen akne 30 yaş sonrasında da görülebiliyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akne-tedavisinde-altin-igne-yontemi-404510">Akne Tedavisinde Altın İğne Yöntemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ergenlik dönemindeki gençlerin yüzde 85‘ini etkileyen akne 30 yaş sonrasında da görülebiliyor. Akne skarlarının akne hastalığına bağlı, genellikle yüzde görülen çukur şeklinde kalıcı izler olduğunu ve aknenin kişisel olarak değerlendirilmesi ve buna göre tedavinin belirlenmesi gerektiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Dermatoloji Uzmanı Dr. Hülya Süslü, “Mevcut en iyi tedavi seçenekleri bile, kişinin genetik yapısı ile alakalı olarak aknenin şiddetine bakılmaksızın iz oluşturabilir. Akne izleri, kolajen liflerinin tahribatı sonucu ortaya çıkar. Akne izleri hastaların psikolojik sağlığını olumsuz etkiler ve yaşam kalitesinin düşmesine neden olabilir. Tedavi için lazer tedavileri, fraksiyonel radyofrekans yani altın iğne, PRP, mezoterapi, dermapen, kimyasal peeling, dermal dolgular kullanılıyor” dedi.</strong></p>
<p> </p>
<p>Akne oluşumunda genetik, beslenme, çevresel faktörler ve hormonların rolü olduğunu paylaşan Anadolu Sağlık Merkezi Dermatoloji Uzmanı Dr. Hülya Süslü, “Son yıllarda yapılan çalışmalara göre kan şekerini hızlı yükselten gıdalar insülin ve bazı hormonların seviyesini yükselterek akneyi tetikleyebiliyor. Glisemik indeksi yüksek gıdalar çikolata, patates, beyaz ekmek, şeker, hazır gıdalar, kızartma ve hazır meyve sularıdır. Süt ürünleri ve whey proteini içeren oral takviyeler akne oluşumunu artırabiliyor. Cilt tipimize uygun olmayan kozmetik ürün kullanımı, kortizon içeren ilaçlar, B vitamini takviyeleri, stres, hormonal problemler de akne oluşumunu artırabilir” diye konuştu.</p>
<p><strong>Tedavi birkaç ay sürebilir</strong></p>
<p>Akne tedavisinin dermatologlar tarafından yapıldığını ve kronik bir cilt hastalığı olması sebebiyle tedavi süresinin birkaç ay sürebildiğinin altını çizen Dermatoloji Uzmanı Dr. Hülya Süslü, “Topikal yani krem tedaviler; retinoidler, benzoil peroksit, antibiyotikler ve azelaik asiti içeriyor. Sistemik tedavide antibiyotikler, sistemik retinoidler ve hormonal tedavi kullanılabiliyor. Tedavi kişiye özgün olup her akne hastası özel olarak değerlendirilir ve kişiye en uygun tedavi verilir” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Altın iğne cildin onarılmasını ve yenilenmesini sağlıyor</strong></p>
<p>Altın iğnenin cildin alt katmanlarına radyofrekans enerjisini mikro iğneler ile gönderdiğini, bunun ısı oluşturduğunu ve oluşan ısı ile cilt altında kontrollü hasar meydana geldiğini paylaşan Dermatoloji Uzmanı Dr. Hülya Süslü, “Bu sayede cildin onarılması ve yenilenmesini sağlayan, doğal kolajen üretimini artırır, kan akışını iyileştirir. Cihazın uç kısmına kişiye özel başlıklar takılır. Bu başlıklarda cildin alt tabakalarına radyofrekans enerjisi ileten, derinliği ayarlanabilir 25 adet mikro iğneler bulunur. Bu mikro iğneleme teknolojisi ile cildin en üst tabakasına zarar vermeden, cildin alt tabakalarına radyofrekans enerjisi iletilir. Ciltte kolajen üretimi desteklenip, ciltteki akneye bağlı izlerin düzelmesini sağlarken yan etki oranı da en aza indirilmiş olur” dedi.</p>
<p>Kişiye göre değişiklik göstermekle birlikte altın iğnenin genellikle 3-6 haftada bir, 3-4 seans yapılmasının önerildiğini paylaşan Dr. Hülya Süslü, “Seans sayısını ve aralığını hekim hasta ile beraber ihtiyaca göre belirleyebilir. İlk seanstan sonra bile ciltte yarattığı etki hemen görülür ve etki kademeli olarak her seansta artar. Her yıl tekrarı önerilir ya da belirli aralıklarla idame dozlar önerilir” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>Altın iğne işlemi yaz kış uygulanabilir</strong></p>
<p>Altın iğne işleminde minimum ağrı hissedildiğini, hastanın tedaviden 30 dakika önce uygulanan lokal anestezik krem ile işleme hazırlandığını söyleyen Dermatoloji Uzmanı Dr. Hülya Süslü, “İşlem uygulanacak bölgeye göre 30-60 dakika sürüyor. İşlem sonrasında ciltte kızarıklık oluşması normaldir ve oluşan kızarıklık genellikle birkaç saat içerisinde kendiliğinden kaybolur. Hasta sosyal yaşamına hemen geri dönebilir. İşlem yaz kış uygulanabilir. Bazı hastalarda kızarıklık 3-4 gün sürebilir. İşlem sonrası cilt güneş ışınlarına karşı yüksek koruma faktörlü güneş koruyucu kremler ile korunmalı” diye konuştu. </p>
<p>Altın iğne işleminin dolgu, subsizyon, mezoterapi, PRP işlemleri ile birlikte de uygulanabildiğine dikkat çeken Dr. Hülya Süslü, “Bu kombine yöntemler sayesinde yeni kolajen sentezi gerçekleşirken aynı zamanda cildin ihtiyacı olan tüm vitaminler ve hücresel destek sağlanmış olur. Hamile ve emziren kişilerde, kalp pili olan kişilerde, uygulama bölgelerinde açık yara ya da enfeksiyon varlığında altın iğne işlemi uygulanmamalı” uyarısında bulundu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akne-tedavisinde-altin-igne-yontemi-404510">Akne Tedavisinde Altın İğne Yöntemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İşletmeleri hedef alan en popüler 4 siber saldırı yöntemi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/isletmeleri-hedef-alan-en-populer-4-siber-saldiri-yontemi-401840</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Sep 2023 14:54:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[hedef]]></category>
		<category><![CDATA[işletmeleri]]></category>
		<category><![CDATA[popüler]]></category>
		<category><![CDATA[saldırı]]></category>
		<category><![CDATA[siber]]></category>
		<category><![CDATA[yöntemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=401840</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde dijital dönüşüm hız kazanırken işletmelerin maruz kaldığı siber tehditler de artış gösteriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/isletmeleri-hedef-alan-en-populer-4-siber-saldiri-yontemi-401840">İşletmeleri hedef alan en popüler 4 siber saldırı yöntemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Günümüzde dijital dönüşüm hız kazanırken işletmelerin maruz kaldığı siber tehditler de artış gösteriyor. İşletmeleri hedef alan yazılım istismarları, kurumların veri güvenliğini riske atıp finansal kayıplara neden olabiliyor. Sistemlerin yazılım açıkları taşıması veya bir şekilde yetkisiz taraflarca ele geçirilmesi güvenlik ihlaline, veri kaybına, iş süreçlerinin engellenmesine ve şirketin imajının ve istikrarlı gelir akışının olumsuz etkilenmesine neden oluyor. Siber</strong> <strong>koruma alanında küresel bir lider olan Acronis, işletmeleri hedef alan en yaygın 4 yazılım saldırısını sıralıyor.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Dijital dönüşümün hız kazandığı günümüzde işletmeler verdikleri hizmetleri yürütmek için sürekli genişleyen ağ ve sistemleri kullanıyor. Kullanılan ağ ve sistemler büyüdükçe, şirket ağıyla etkileşime giren cihazların ve kullanıcıların artan hacmini sürdürebilmek için daha fazla güvenliğe ihtiyaç duyuluyor. Sistemlerin yazılım açıkları taşıması veya bir şekilde yetkisiz taraflarca ele geçirilmesi güvenlik ihlaline, veri kaybına, iş süreçlerinin engellenmesine ve şirketin imajının ve istikrarlı gelir akışının olumsuz etkilenmesine neden oluyor. Siber koruma alanında küresel bir lider olan Acronis işletmeleri hedef alan en yaygın 4 yazılım saldırısını sıralıyor.</p>
<p> </p>
<p><em><strong>1. E- Dolandırıcılık:</strong> </em>En yaygın türü kimlik avı e-postaları olarak karşımıza çıkıyor. Başta oturum açma bilgileri ve kredi kartı numaraları olmak üzere bilgi çalmak için kullanılıyor. Saldırı amacıyla gönderilen e-postalar genellikle güvenilir bir kuruluştan gönderilmiş gibi gizlenip kullanıcıyı e-postayı açmaya ve kötü amaçlı bir ek veya bağlantıyla etkileşime girmeye ikna ediyor. Bunu yaparken, kullanıcı farkında olmadan kötü amaçlı yazılımları indirip yükleyebiliyor. Bu durum bireysel kullanıcılar için istenmeyen satın alımlara, kimlik hırsızlığına veya ciddi veri kaybına yol açabiliyor. Yapılan saldırının büyüklüğüne göre kimlik avı, tam kapsamlı bir veri ihlaline dönüşebildiğinden bu noktada çalışanların eğitimi ve istismarı önleme çözümleri şirket ağının korunması açısından kritik bir önem arz ediyor.</p>
<p> </p>
<p><em><strong>2. Kötü Amaçlı Yazılım</strong></em>: Kötü amaçlı yazılımlar ile bilgisayar korsanları, hedef ağın kontrolünü ele geçirerek cihazlara ve verilere zarar vermek veya bunları engellemek için oluşturulan güvenlik sistemlerini aşmaya çalışıyor. Bu yazılımlar biçim ve amaç bakımından farklılık gösterebiliyor. Bazı kötü amaçlı yazılım örnekleri iyi bilinir ve genellikle güvenlik sistemleri için bir zorluk oluşturmazken diğer yazılımlar, ağları ele geçirmek ve tahribata yol açmak için tek bir güvenlik açığına ihtiyaç duyuyor.</p>
<p> </p>
<p><em><strong>3.</strong></em> <em><strong>Fidye Yazılımı: </strong></em>Fidye yazılımı, fidye ödenene kadar veri erişimini kısıtlamak için cihazlara ve ağlara bulaşmak üzere tasarlanmış özel bir yazılım türüdür. Fidye yazılımları, küresel olarak işletmeleri, kamu hizmetlerini ve sağlık kuruluşlarını etkilediği için şirketlere uzun süreli masraflara sebep olabiliyor. Fidye ödemesine ek olarak, işletmeler kesinti süresi, cihaz ve ağlar, çalışan maaşları, kaybedilen iş fırsatları ve diğer ilgili kayıplarla ilgili ek maliyetler yaşayabiliyor. Bu noktada şirketler, fidye yazılımlarını uzak tutmak, minimum kesinti süresi ve iş sürekliliği sağlamak için en üst düzey siber güvenlik çözümlerine ihtiyaç duyuyor.</p>
<p> </p>
<p><em><strong>4. Sıfırıncı Gün Güvenlik Açıkları:</strong></em> Sıfırıncı gün istismarı en tehlikeli saldırı türlerinden biri. Bu tür saldırılar yazılım satıcısı veya hedef sistemi korumakla görevli olan anti virüs programlarının henüz bilemediği yazılım açıklarını hedef alıyor. Genellikle belirli bir uygulamadaki veya belirli dosya türlerindeki (PDF, Word, Flash, Excel, vb.) yazılım açıklarından yararlanmak için web tarayıcılarını ve e-posta eklerini kullanarak sistem savunmasını aştıktan sonra hızla tüm ağlara yayılabiliyor. Bu saldırıların birçok biçimi olduğu biliniyor. Bilgisayar korsanları hatalı sızma saldırısı gerçekleştirmek için sistemdeki bozuk algoritmalardan, hatalı web uygulamalarından, güvenlik duvarlarından, zayıf parola güvenliğinden, korumasız açık kaynak bileşenlerinden, eksik yetkilendirmelerden ve daha fazlasından yararlanabiliyor. Saldırı başarılı olursa hedef ağda yeni yazılım açıkları oluşturulabilir, hassas veriler çalınabilir veya bozulabilir, veriler fidye olarak tutulabilir, kimlik hırsızlığı girişiminde bulunulabilir ve şirket işletim sistemleri bozulabilir. Tüm hedefli saldırılar ve potansiyel tehditler arasında sıfırıncı gün istismarını önleme, şirketin günlük süreçlerini ve önemli proje dosyalarını korumak açısından kritik bir önem taşıyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/isletmeleri-hedef-alan-en-populer-4-siber-saldiri-yontemi-401840">İşletmeleri hedef alan en popüler 4 siber saldırı yöntemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
