<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>yıkıcı | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/yikici/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/yikici</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 03 Apr 2026 07:42:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>yıkıcı | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/yikici</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Araştırmalara göre dünya giderek daha &#8216;öfkeli&#8217; değil, &#8216;kaygılı&#8217; ve &#8216;üzgün&#8217; hale geliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/arastirmalara-gore-dunya-giderek-daha-ofkeli-degil-kaygili-ve-uzgun-hale-geliyor-624818</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Apr 2026 07:42:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[araştırmalara]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[giderek]]></category>
		<category><![CDATA[göre]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[kaygılı]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[motive]]></category>
		<category><![CDATA[öfke]]></category>
		<category><![CDATA[öfkeli]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[yıkıcı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624818</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde “her zaman mutlu olma” baskısı giderek artarken, öfke çoğu zaman yanlış anlaşılan ve bastırılması gereken bir duygu olarak görülüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/arastirmalara-gore-dunya-giderek-daha-ofkeli-degil-kaygili-ve-uzgun-hale-geliyor-624818">Araştırmalara göre dünya giderek daha &#8216;öfkeli&#8217; değil, &#8216;kaygılı&#8217; ve &#8216;üzgün&#8217; hale geliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Günümüzde “her zaman mutlu olma” baskısı giderek artarken, öfke çoğu zaman yanlış anlaşılan ve bastırılması gereken bir duygu olarak görülüyor. Oysa bilimsel araştırmalar, öfkenin insanın çevresine uyum sağlamasında, engelleri aşmasında ve harekete geçmesinde kritik bir rol oynadığını ortaya koyuyor. Öfke, doğru yönetildiğinde yıkıcı değil, aksine motive edici ve işlevsel bir güç haline gelebiliyor.</strong></p>
<p><strong>Araştırmalar, toplumun düşündüğünün aksine dünyanın giderek daha “öfkeli” değil, daha ziyade “kaygılı ve üzgün” hale geldiğini gösteriyor. Acıbadem Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Kurt, “113 ülkede 1,5 milyondan fazla kişiyle yapılan analizler, son yıllarda duygusal sıkıntının arttığını ancak öfke seviyelerinde anlamlı bir değişim olmadığını ortaya koyuyor. Asıl sorun öfkenin varlığı değil, nasıl ifade edildiği. Öfkenin insani ve evrensel nitelikte temel bir duygu olduğunu unutmamamız lazım. Öfke ifade edilmesi gereken, bastırılmaması gereken bir duygudur. Eğer öfke kontrol edilemezse ve kronik hale gelmeye başlarsa bireye ya da başka birisine zarar vermeye başlar. Öfkeyi sağlıklı bir şekilde kontrol altına almak ise mümkün” diyerek öfke yönetimiyle ilgili önemli bilgiler veriyor… </strong></p>
<p>Öfke, psikoloji araştırmalarında mutluluk, üzüntü, korku, iğrenme ve şaşkınlık ile birlikte altı temel duygu kategorisinden biri olarak kabul ediliyor. Buna rağmen popüler kültürde sürekli pozitif kalma baskısı öfkeyi “zararlı” bir duygu gibi konumlandırıyor. Prof. Dr. Murat Kurt bu yanlış algıya dikkat çekerek, “Sanki her an pozitif kalınması, olumsuz hislerin bir kenara itilmesi ve öfkenin her zaman bastırılması gereken yıkıcı bir duygu olarak ele alınması gerektiği vurgulanıyor. Oysa öfke, bizim değişen çevresel koşullara uyum sağlamamıza yardımcı olan, karşımıza çıkan engelleri aşmamıza yardımcı olan evrimsel değeri yüksek motive edici bir duygudur. Öfke, halk arasında sanki saldırganlıkla eş değermiş gibi algılanıyor. Öfke bir duygudur, saldırganlık ise bu duygunun kontrol edilmeden açığa çıkmış bir davranış formudur” diyor.</p>
<p><strong>Beyinde Öfke Nasıl Kontrol Ediliyor?</strong></p>
<p>Texas Üniversitesi’nden Prof. Dr. Heather Lench ve ekibinin 2023 yılında yayımladığı kapsamlı çalışma, öfkenin performansı artıran motive edici bir duygu olduğunu ortaya koyuyor. Özellikle zorlayıcı görevlerde öfke, bireyi “eyleme hazırlık” durumuna sokuyor. Prof. Dr. Murat Kurt, “Özellikle zorluk düzeyinin yüksek olduğu görevlerde öfke motive edici bir rol üstlenir; ancak bu durum bazen bireylerin etik kuralları ihlal etmesine ya da ahlaki normların dışına çıkmasına neden olabilir” diyor.</p>
<p>Beyin, öfke karşısında otomatik ve kontrolsüz bir patlama yaratmıyor; aksine bir denge mekanizması kuruyor. Prof. Dr. Murat Kurt, “Beynimizdeki Amigdala bölgesi tehdit veya engel algılandığında duygusal tepkiyi ateşler. Ancak aynı anda ventromedial prefrontal korteks devreye girerek bu tepkiyi kontrol eder ve yönetir” diyor. Alkol ve madde kullanımının bu dengeyi bozduğunu belirten Prof. Dr. Murat Kurt, “Bu maddeler kontrol mekanizmasını devre dışı bırakır ve amigdalanın tek başına hareket etmesine neden olur” diyor.</p>
<p><strong>Öfke, Yıkıcı Bir Boyuta Ulaşmamalı </strong></p>
<p>Öfke genellikle bir hedefin engellenmesi, beklenen bir ödülün alınamaması, haksızlığa uğrama, tehdit edilme veya başkalarının planlarımızı etkilemesi sonucu ortaya çıkıyor. Bunun yanında uykusuzluk, sosyal dışlanma ve stres de öfkeyi tetikleyen önemli faktörler arasında yer alıyor. Prof. Dr. Murat Kurt, “Öfke bir olayı nasıl algıladığımız ve nasıl yorumladığımızla doğrudan ilişkilidir; bu nedenle oldukça öznel ve kişiye özgü bir duygudur” diyor.</p>
<p>Öfke; üzüntü, korku veya depresyon gibi geri çekilmeye neden olan duyguların aksine bireyi harekete geçirir. Bir başka deyişle öfke bir “yaklaşma duygusudur.” Prof. Dr. Murat Kurt, “Öfke bireyi pasif bir bekleyişten çıkarıp aktif bir eyleme iter; sınırların korunmasına, adaletsizliğe karşı harekete geçilmesine yardımcı olur. Öfkenin kendisi aslında “kötü” bir duygu değildir. Esas olan öfkenin nasıl ifade edildiğidir, bir başka deyişle öfkeyi dışarıya nasıl yansıttığımız ve öfkenin tetiklediği davranışların yıkıcı bir boyuta dönüşüp dönüşmemesi önemlidir. Böyle baktığımızda öfkenin bireyler açısından işlevsel bir değeri vardır. Bireyi motive eder, engellerin ortadan kaldırılmasına yardımcı olur, sınırların korunmasına yardımcı olur, adaletsizliğe karşı bireyi harekete geçirir” şeklinde konuşuyor. </p>
<p><strong>Dünya Öfkeli Değil, Daha Ziyade Kaygılı Ve Üzgün </strong></p>
<p>Davranışsal bilimler ve psikoloji alanlarında önemli araştırmaları olan bilim insanları Dr. Michael Daly ve Dr. Lucia Macchia tarafından 113 ülkede 1,5 milyondan fazla kişiyle yapılan geniş çaplı analiz, 2009-2021 yılları arasında küresel duygusal sıkıntının %25’ten %31’e çıktığını gösteriyor. Ancak öfke seviyelerinde yalnızca %1.61’lik, istatistiksel olarak anlamlı olmayan bir değişim gözleniyor.</p>
<p>Prof. Dr. Murat Kurt, “Aslında daha öfkeli bir dünyada değil, daha ziyade kaygılı ve üzgün bir dünyada yaşıyoruz. Araştırmalar duygusal sıkıntılardaki artışın özellikle düşük eğitim ve gelir seviyesine sahip gruplarda daha belirgin olduğunu ortaya koyuyor. Bu durum ise ekonomik güvensizliğin ve toplumsal istikrarın bozulmasının biyolojimizi nasıl doğrudan etkilediğinin bir kanıtıdır” diyor.</p>
<p><strong>Önemli Olan Öfkeyi Sağlıklı Bir Şekilde İfade Etmek</strong></p>
<p>Öfke evrensel ve insani bir duygudur; bastırılması değil, sağlıklı bir şekilde ifade edilmesi gerekir. Kontrol edilemediğinde ise saldırganlığa dönüşebilir ve hem bireye hem çevresine zarar verebilir. Prof. Dr. Murat Kurt, “Öfkenin en yıkıcı formu saldırganlıktır. Esas olan, öfkeyi yıkıcı bir davranışa dönüştürmeden sağlıklı bir şekilde ifade edebilmektir” diyor.</p>
<p>Saldırganlığın, bir başkasına bağırmaktan fiziksel olarak zarar vermeye kadar uzanan geniş yelpazedeki birçok davranışı kapsadığına dikkat çeken Prof. Dr. Murat Kurt, “Saldırganlık sadece başkalarına değil bizzat bireyin kendisine yönelik de olabilir. Öfkenin sağlıklı bir şekilde ifade edilememesi, hele bu durumun kronikleşmesi yani sürekli olarak öfkenin bastırılması bireyin kendisine zarar verir; psikosomatik hastalıklara ve depresyona yol açabilir. Esas olan öfkeyi, işlevsel olmayan yıkıcı bir saldırganlığa dönüştürmeden, sağlıklı bir şekilde ifade edebilmektir. Aile içerisinde ve toplumda bireylerin kendisini ifade etmelerine fırsat verildiğinde ve diğerlerinin de yaşam alanlarına saygının esas tutulduğu toplumlarda, öfke sağlıklı bir şekilde ifade edilebilir. Bu durum, toplumun ve bireylerin gelişmesi için itici bir güç kaynağı bile olabilir” şeklinde konuşuyor. </p>
<p><strong>Öfke Kontrol Edilebilir </strong></p>
<p>Öfke kontrolü öğrenilebilir ve geliştirilebilir bir beceri aslında. Prof. Dr. Murat Kurt, “İlk adım, ‘şu an öfkeliyim’ diyebilmek. Eğer bunu kendinize ifade edebilirseniz öfkenin yıkıcı etkilerini kontrol edebilirsiniz. Böylelikle dikkatinizi o an öfkelendiğiniz şeyden başka bir şeye çekebilirsiniz. İkinci aşamada; öfkelendiğiniz ana eşlik eden ya da öfkelenmenize neden olan düşüncelerinizi sorgulayın; düşüncelerinizin, o anki inanışlarınızın abartılı olup olmadığını değerlendirin. Üçüncü aşamada, sizi öfkelendiren şeyleri, yani tetikleyicileri tanıyın. Eğer öfkelendiren şeyleri önceden bilirseniz, kendiniz için olası eylem senaryoları hazırlayabilirsiniz ve böylelikle hazırlıksız yakalanmamış olursunuz. Bir sonraki adım ve en önemlisi; tepkiyi yani dürtüyü kontrol etmek. Öfkelendiren şeye hemen o an tepki vermek mi gerekiyor? Birkaç saniye geç tepki vermek bile öfkenin sağlıklı bir şekilde yönetilmesi için yeterli bir zaman sağlayabilir. Bu zaman zarfında öfkeyi kontrol etmediğinde başına gelebilecek olası kötü senaryoları gözden geçirebilir, alternatif davranışlar geliştirebilir ve böylelikle dürtü kontrolü sağlayabilirsiniz” diyor. </p>
<p>Profesyonel desteğin önemine de dikkat çeken Prof. Dr. Murat Kurt, “Öfke güçlü ama yönetilmesi zor bir duygudur. Bu nedenle öfke kontrolünde zorlanan bireyler psikolojik destek almaktan çekinmemelidir. Psikolojik destek ile birlikte saldırganlığa yol açabilecek hatalı inançlar ve düşünceler ile yıkıcı davranışlar kontrol altına alınabilir” şeklinde konuşuyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/arastirmalara-gore-dunya-giderek-daha-ofkeli-degil-kaygili-ve-uzgun-hale-geliyor-624818">Araştırmalara göre dünya giderek daha &#8216;öfkeli&#8217; değil, &#8216;kaygılı&#8217; ve &#8216;üzgün&#8217; hale geliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dikkat! Bulaşıcı olan stres, yıkıcı etkilere yol açabiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dikkat-bulasici-olan-stres-yikici-etkilere-yol-acabiliyor-355507</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Mar 2023 09:36:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bulaşıcı]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[etkilere]]></category>
		<category><![CDATA[olan]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[yıkıcı]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=355507</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bireyin tehdit edici çevre unsurlarına karşı gösterdiği tepkinin stres olarak tanımlandığını ifade eden uzmanlar, stresin bulaşıcı olduğunu ve baş etme mekanizması öğrenilmediğinde kişilerde yıkıcı etkilere yol açtığını ifade ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dikkat-bulasici-olan-stres-yikici-etkilere-yol-acabiliyor-355507">Dikkat! Bulaşıcı olan stres, yıkıcı etkilere yol açabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bireyin tehdit edici çevre unsurlarına karşı gösterdiği tepkinin stres olarak tanımlandığını ifade eden uzmanlar, stresin bulaşıcı olduğunu ve baş etme mekanizması öğrenilmediğinde kişilerde yıkıcı etkilere yol açtığını ifade ediyor. Stresin öğrenmeyi de zorlaştırdığını vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Dr. Yıldız Burkovik; stres anında kalp atışında hızlanma, mide bulantısı, titreme ve baş dönmesi gibi etkilerin görüldüğüne dikkat çekiyor. Burkovik, stresi azaltmak için fiziki egzersizler yapılmasını, müzik dinlenilmesini, aileden destek alınmasını tavsiye ediyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Dr. Yıldız Burkovik, stresin oluşmasına neden olan faktörler ve etkileri hakkında değerlendirmelerde bulundu, tavsiyelerini paylaştı.</p>
<p><strong>Stres bulaşıcıdır</strong></p>
<p>Bireyin tehdit edici çevre özelliklerine karşı gösterdiği tepkinin stres olarak tanımlandığını belirten Uzman Klinik Psikolog Dr. Yıldız Burkovik, “Stres bulaşıcıdır. Çalışan bir kişiyi etkileyen bir durum varsa diğer kişilere de yayılır. Bu durum domino taşları gibidir. Baş etme mekanizmasını öğrenmedikçe arka arkaya gelen darbeler ya da darbe olarak görülen şeyler kişileri yıkar ve kişi kendini en şanssız kişi olarak görür ve kendini bırakır. Stresle baş etme öğrenilmezse ev ve sosyal çevre ile iletişim bozulur, iş yerinde verimlilik azalır, işten çıkarılma ve istifalar görülür. İşveren doğru bir strateji uygulamazsa kayıplar kaçınılmaz olur” dedi.</p>
<p><strong>Korku ve stres öğrenmeyi olumsuz etkiliyor</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Dr. Yıldız Burkovik, beynimize gelen uyarıların hücreler arasında iletilip değerlendirilmesinde yaklaşık 500 milyar sinapsin görev aldığını söyledi ve sözlerine şöyle devam etti: </p>
<p>“Ancak onların yardımıyla düzenli bir biçimde düşünmek, öğrenmek, tanımak ve hatırlamak mümkün olur. Stres durumunda sinapsların işleyişi bozulur. Stres durumunda adrenalin ve noradrenalin oranı yükselir. Böyle bir durumda bir hücreye ulaşan impulslar bir diğerine geçemez. Bu an panik içinde olduğumuz gerginliği fazla miktarda yaşadığımız andır. Ne kadar iyi öğrenmiş olursak olalım öğrenme alanı bloke olur, bedensel tepkiler ile birlikte düşüncede blokajlar ortaya çıkar. Ayrıca organizma alarm durumuna geçer ve bu nedenle negatif yönde hormonal reaksiyonlar dizisi oluşur ve düşünme ile kaydetme imkanı ortadan kalkar. Eğer öğrenme stressiz olarak, huzurlu ve rahat biçimde gerçekleştiyse daha ayrıntılarla ve daha kalıcı olarak gerçekleşecektir. Çünkü korku ve stres öğrenilenin tam algılanmamasını, anlaşılamamasını sağlayacaktır ve elbette ki arada pek çok kopukluklar olacaktır. Bu sonuç öğrenme için belirli düzeyde stresin yol açtığı kaygıya ihtiyaç olduğunu, herhangi bir kaygı olmadan öğrenmenin zor olduğunu gösteriyor.”</p>
<p><strong>Stres esnasında ve sonrasında etkiler oluşuyor</strong></p>
<p>Stres esnasında kişilerde bazı tepkilerin açığa çıktığını belirten Uzman Klinik Psikolog Dr. Yıldız Burkovik, “Kalp atışında hızlanma çarpıntı, göğüs ağrısı, kaslarda gerilim ve ağrı, kan basıncında yükselme, baş dönmesi, yorgunluk, bayılma hissi, uyuşma, yutkunma güçlüğü, ürperme, göz bebeklerinde büyüme, titreme, ateş basması, nefes alamama, mide bulantısı, sık idrara çıkma veya sıkışma hissi, adet sorunları, ağız kuruması, karın ağrısı ve ishal gibi tepkiler örnek olarak gösterilebilir. Stresin bir de uzun dönem etkileri var. Bunlar da baş ağrısından migrene dönüşmesi, kalp hastalığı, depresyon, hafıza rahatsızlıkları, diyabet, uyku bozuklukları, bağışıklık hastalıkları, psikosomatik hastalıklar, panik ataktan bozukluğa dönüşmesi, kanser, korkular ve fobiler şeklinde sıralanabilir” dedi. </p>
<p><strong>İşte stresi azaltmaya yardımcı olacak tavsiyeler…</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Dr. Yıldız Burkovik, stresi azaltmaya yardımcı olacak eylem ve aktiviteleri şöyle sıraladı:</p>
<ul>
<li>Fiziki Egzersizler (Spor)</li>
<li>Müzik</li>
<li>İçini Dökme ve Stres Danışma</li>
<li>Dua</li>
<li>Aile ve Grup Dayanakları / Grup Desteği</li>
<li>Stres Durumunun İyi ve Doğru Tahlili (Problem Solving)</li>
<li>Boş Kalmamak</li>
<li>Beslenme Alışkanlığı</li>
</ul>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dikkat-bulasici-olan-stres-yikici-etkilere-yol-acabiliyor-355507">Dikkat! Bulaşıcı olan stres, yıkıcı etkilere yol açabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
