<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>yetişkinlerde | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/yetiskinlerde/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/yetiskinlerde</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 23 Oct 2025 18:33:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>yetişkinlerde | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/yetiskinlerde</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yetişkinlerde DEHB ve teknoloji kullanımı: Dijital dünyada dikkat sınavı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yetiskinlerde-dehb-ve-teknoloji-kullanimi-dijital-dunyada-dikkat-sinavi-586192</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Oct 2025 18:33:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirti]]></category>
		<category><![CDATA[Bildirim]]></category>
		<category><![CDATA[dehb]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[dünyada]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[yetişkin]]></category>
		<category><![CDATA[yetişkinlerde]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586192</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dijital çağın herkesin dikkatini zorlayan bir dönem olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalından Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, sürekli yanıp sönen bildirimler, bitmeyen içerik akışları, kısa videolar ve sosyal medya platformlarının beynin ‘ödül’ sistemini sık sık uyardığını, DEHB’li bireylerde bu etkinin daha belirgin olduğunu vurguladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yetiskinlerde-dehb-ve-teknoloji-kullanimi-dijital-dunyada-dikkat-sinavi-586192">Yetişkinlerde DEHB ve teknoloji kullanımı: Dijital dünyada dikkat sınavı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Dijital çağın herkesin dikkatini zorlayan bir dönem olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalından Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, sürekli yanıp sönen bildirimler, bitmeyen içerik akışları, kısa videolar ve sosyal medya platformlarının beynin ‘ödül’ sistemini sık sık uyardığını, DEHB’li bireylerde bu etkinin daha belirgin olduğunu vurguladı. Dijital dünyada dikkati korumak için tavsiyelerde bulunan Doğan Bektaş, süre sınırlaması getirilmesini, bildirimlerin azaltılmasını, fiziksel planlayıcılar kullanılmasını, düzenli egzersiz yapılmasını, ekransız zaman dilimleri oluşturulmasını, uyku ve beslenme düzeninin korunmasını tavsiye etti.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalından Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, yetişkinlerde görülen Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) ile teknoloji kullanımı arasındaki bağlantıya ilişkin değerlendirmede bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Ekim ayının Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) Farkındalık Ayı olarak kutlandığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, çocukluk çağında başlayan ancak yaşamın ilerleyen dönemlerinde de devam eden DEHB’nin yalnızca ‘dikkatini toplayamama’ sorunu olmadığını söyledi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>DEHB, yetişkinlikte de belirti verebilir</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, “Bu bozukluk; planlama, organize olma, dürtüleri kontrol etme, zamanı yönetme ve duygusal dengeyi sürdürme becerilerini etkileyen nörogelişimsel bir bozukluktur. Bugün artık biliyoruz ki DEHB çocuklukta tanı konmamış olsa bile yetişkinlikte de belirti verebilir. Ancak bu belirtiler çoğu zaman günlük hayatın karmaşasında gözden kaçar. Kişi, sürekli dağınık hissedebilir, yaptığı işleri tamamlamakta zorlanabilir, e-posta yazarken veya bir toplantıya hazırlanırken kolayca başka bir şeye kayabilir. Zaman kavramı bulanıklaşır; ‘sadece beş dakika’ diye başlayan bir sosyal medya gezintisi, farkına bile varmadan bir saati bulabilir” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Yetişkinlerde DEHB’nin yaşamsal etkileri</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yetişkin DEHB’sinin genellikle üç temel alanda belirti verdiğini ancak bu belirtilerin çocuklukta olduğu kadar gözle görülür olmayabildiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, bunları dikkat eksikliği, dürtüsellik ve aşırı hareketlilik olarak sıraladı: </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Dikkat eksikliği:</span></span></span></b><span><span><span> Uzun süre odaklanmayı gerektiren görevlerde çabuk sıkılma, yapılan işleri yarım bırakma, unutkanlık ve organize olamama sık görülür. Kişi genellikle dağınık hisseder ve öncelik belirlemekte zorlanır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Dürtüsellik:</span></span></span></b><span><span><span> Düşünmeden hareket etme, sabırsızlık, söz kesme veya acele karar verme gibi davranışlar iş ve sosyal ilişkileri zorlayabilir.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Hiperaktivite (içsel huzursuzluk):</span></span></span></b><span><span><span> Çocukluktaki yerinde duramama hali, yetişkinlikte sürekli bir “zihinsel hareketlilik” olarak kendini gösterebilir. Kişi dinlenmekte zorlanır, sürekli bir şeylerle meşgul olma ihtiyacı duyar.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>İş hayatında sorunlar ortaya çıkabiliyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>DEHB’li yetişkinlerin genellikle “potansiyelini kullanamadığını” ifade ettiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş,             “İş performansında dalgalanmalar, sık iş değişiklikleri, randevulara geç kalma, finansal planlama güçlükleri veya ilişkilerde sabırsızlık gibi sorunlarla karşılaşabilirler. Bu durum, zamanla benlik saygısını da etkileyebilir” uyarısında bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Dijital kullanım DEHB’li bireyleri daha fazla etkiler</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dijital çağın herkesin dikkatini zorlayan bir dönem olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, “Sürekli yanıp sönen bildirimler, bitmeyen içerik akışları, kısa videolar ve sosyal medya platformları, beynimizin ‘ödül sistemi’ni sık sık uyarır. DEHB’li bireylerde bu etki daha belirgindir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, “Çünkü beyinleri dopamin gibi ödül ve motivasyonla ilişkili kimyasallara karşı daha duyarlıdır. Hızlı geri bildirim sağlayan içerikler, bu kişiler için adeta çekim alanı oluşturur. Ancak bu durum, dikkat süresinin daha da kısalmasına, odaklanma kapasitesinin azalmasına ve erteleme davranışlarının artmasına yol açabilir. Kaydırılan ekranlar, yeni uyarıcılara kolay geçiş olanağı sunduğu için beyni sürekli bir ‘yenilik arayışında’ tutar. Bu, uzun süreli konsantrasyon gerektiren işlerde performansın düşmesine neden olur” uyarısında bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Uyku düzeni de olumsuz etkileniyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, teknoloji kullanımının aynı zamanda uyku düzenini de etkileyebileceğine dikkat çekerek “Özellikle akşam saatlerinde ekran ışığına maruz kalmak uykuya dalmayı güçleştirir, sabahları yorgun uyanmaya sebep olabilir. Bu da DEHB belirtilerini —dikkat dağınıklığı, sabırsızlık, unutkanlık— daha da belirgin hale getirir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Dijital dünyada dikkati korumak için 6 tavsiye</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Teknolojiyi tamamen hayatımızdan çıkarmak gerçekçi değil; ancak onu bilinçli yönetmek mümkün” diyen Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, tavsiyelerini şöyle sıraladı:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>&#8211; Süre sınırlaması getirin: </span></span></span></b><span><span><span>Pomodoro gibi zaman yönetim teknikleri (25 dakika odaklanma, 5 dakika mola) üretkenliği artırabilir. Sosyal medya için ekran süresi sınırlayıcı uygulamalar kullanmak da faydalıdır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>&#8211; Bildirimleri azaltın: </span></span></span></b><span><span><span>Anlık mesajlar ve bildirimler, DEHB’li bireylerin odaklarını en çok bozan etkenlerdendir. Gerekli olmayan bildirimleri kapatmak, dikkat bölünmesini azaltır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>&#8211; Fiziksel planlayıcılar kullanın: </span></span></span></b><span><span><span>Dijital uygulamalar yerine ajanda, defter veya yazılı listeler, zihni sabitlemeye yardımcı olur. “Yapılacaklar listesi”ni görmek, görev tamamlamayı kolaylaştırır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>-Düzenli egzersiz yapın: </span></span></span></b><span><span><span>Fiziksel aktivite, dopamin ve noradrenalin düzeylerini artırarak dikkat ve motivasyonu destekler. Günlük yürüyüşler, yoga, bisiklet veya dans gibi aktiviteler ruh halini dengelemeye de yardımcı olur.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>-Ekransız zaman dilimleri oluşturun: </span></span></span></b><span><span><span>Yemek saatlerinde, yatmadan önce veya sabah uyanır uyanmaz ekransız kalmak, zihinsel dinlenme sağlar.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>-Uyku ve beslenme düzenini koruyun: </span></span></span></b><span><span><span>Kafein tüketimini azaltmak, düzenli uyku saatleri oluşturmak ve akşamları ekran maruziyetini sınırlamak, belirtileri hafifletebilir.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Teknolojiyi yönetmek, kendini yönetmektir</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Teknoloji doğru kullanıldığında DEHB’li bireylerin yaşamını kolaylaştırabildiğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, “Hatırlatma uygulamaları, zamanlayıcılar, görev yöneticileri ya da dikkat artırıcı uygulamalar doğru şekilde kullanıldığında işlevselliği destekler. Burada önemli olan, teknolojinin kişiyi yönetmemesi; kişinin teknolojiyi kendi yararına kullanmasıdır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Farkındalık, anlama ve destek zamanı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, sözlerini şöyle tamamladı: “DEHB bir karakter özelliği ya da ‘disiplin eksikliği’ değildir; biyolojik temeli olan bir nörogelişimsel farklılıktır. Erken farkındalık, uygun tedavi ve yaşam düzenlemeleriyle, bu bireyler potansiyellerini en verimli şekilde ortaya koyabilirler. Bu farkındalık ayı, DEHB’li yetişkinler ve yakınları için bir hatırlatma niteliğinde:<br />Dijital dünyanın hızına kapılmadan, kendi ritmini bulmak mümkündür ve çoğu zaman, iyileşmenin ilk adımı kendini anlamaktan geçer.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yetiskinlerde-dehb-ve-teknoloji-kullanimi-dijital-dunyada-dikkat-sinavi-586192">Yetişkinlerde DEHB ve teknoloji kullanımı: Dijital dünyada dikkat sınavı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şeker, yetişkinlerde de ağız ve diş sağlığını tehdit ediyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/seker-yetiskinlerde-de-agiz-ve-dis-sagligini-tehdit-ediyor-531178</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 May 2025 10:12:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağız]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[yetişkinlerde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=531178</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, aşırı şeker tüketiminin yetişkinlerde neden olabileceği ağız ve diş sağlığı sorunları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/seker-yetiskinlerde-de-agiz-ve-dis-sagligini-tehdit-ediyor-531178">Şeker, yetişkinlerde de ağız ve diş sağlığını tehdit ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, aşırı şeker tüketiminin yetişkinlerde neden olabileceği ağız ve diş sağlığı sorunları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Şeker, diş eti iltihabına neden olan bakterileri besliyor!</strong></p>
<p>Şekerli yiyeceklerin, dişler üzerinde plak oluşturan bakteriler için mükemmel bir enerji kaynağı olduğunu ifade eden Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, “Bu bakteriler şekeri fermente ederken asit üretir ve bu asit diş minesine saldırarak çürük oluşumuna neden olur. Uzun vadede diş kaybına kadar ilerleyen ciddi problemlere yol açabilir.” dedi.</p>
<p>Güler ayrıca, şeker tüketiminin diş eti iltihabına (gingivitis) sebep olan bakterilerin beslenip plak içerisindeki yerleşimlerini artırdığını ve zamanla ilerleyici boyutta diş eti hastalığına sebep olabildiğini vurguladı.</p>
<p><strong>Şekerin olumsuz etkileri bu yöntemlerle azaltılabilir! </strong></p>
<p>Bu etkileri azaltmak için bazı önlemler alınabileceğini kaydeden<strong> </strong>Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, şunları söyledi:</p>
<p>“Şeker tüketimini sınırlandırın. Özellikle yapışkan ve işlenmiş şeker içeren gıdalardan kaçının. Ağız hijyenine özen gösterin. Yemeklerden sonra dişlerinizi düzenli olarak florürlü diş macunu ile fırçalayın ve diş ipi kullanarak diş aralarını temizleyin. Düzenli diş hekimi kontrollerini ihmal etmeyin. 6 ayda bir diş hekiminizi ziyaret ederek erken müdahaleler için adım atın. Bol su tüketin. Yemeklerden sonra su içmek, ağızdaki asit oranını nötralize eder ve şeker kalıntılarının uzaklaştırılmasına yardımcı olur. Kazein içeren besinler tüketin. Şekerli gıdalardan sonra bir lokmacık olsun peynir, yoğurt gibi kazein içeren ürünleri yarım dakika ağız içinde bekletip tüketerek şekerin olumsuz etkilerini nötrleyin.”</p>
<p><strong>Sağlıklı beslenme alışkanlıkları ağız sağlığını da destekliyor… </strong></p>
<p>Yetişkinlerin diş sağlığına zarar veren şekerli yiyeceklerin tüketimine karşı beslenme alışkanlıkları önerilerinde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, “Şekerli atıştırmalıklar yerine taze meyve, çiğ sebze ve fındık gibi doğal ve besleyici yiyecekler tüketin.” dedi.</p>
<p>Ksilitol içerikli sakız çiğnemenin bakterilerin plak içerisine tutunma gücünü azalttığının çalışmalarla kanıtlanmış olduğunu da sözlerine ekleyen Güler, “Genel olarak sakız çiğnemek tükürük üretimini artırarak ağızdaki asit seviyesini düşürmeye yardımcı olur. Tam tahıllı, lifli gıdalar tüketmek ağız sağlığı için faydalıdır, çünkü bu yiyecekler ağızdaki tükürük akışını destekler. Şekerli içecekler yerine su, soda, ayran gibi diş dostu içecekleri tercih edin.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Şeker ağırlıklı bir diyet, diş etlerinin iltihaplanma riskini artırabilir!</strong></p>
<p>Diş etlerinin, genel sağlığımızdan doğrudan etkilendiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, “Günümüzde besin bolluğu sayesinde çok nadir gördüğümüz bir durum olsa da, C vitamini eksikliği, diş eti iltihaplarına ve kanamalara neden olabilir. Omega-3 yağ asitleri gibi anti-enflamatuar gıdalar ise diş eti hastalıklarının önlenmesine yardımcı olabilir. Aşırı işlenmiş gıdalar ve şeker ağırlıklı bir diyet, bağışıklık sistemimizi etkileyerek ağız içerisindeki bakterilere karşı bizi güçsüz bırakabilir ve diş etlerinin iltihaplanma riskini artırarak diş eti sağlığını tehdit edebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Aşırı şeker tüketimi diş eti yaşlanmasını hızlandırabilir!</strong></p>
<p>Diş eti yaşlanmasının, genetik ve çevresel faktörlerin birleşimiyle ortaya çıktığını da dile getiren Güler, “Ancak aşırı şeker tüketimi bu süreci hızlandırabilir. Şeker, diş eti iltihabını tetikleyen bakterilerin çoğalmasını artırır. Kronik iltihaplanma, zamanla diş eti çekilmesine ve diş destek dokularının kaybına neden olur. Bu süreç yaşlanma belirtilerini hızlandırabilir.” dedi.</p>
<p><strong>Ortodontik tedavi sırasında şekerden uzak durulması tedavinin başarısını artırabilir…</strong></p>
<p>Ortodontik tedavi sırasında dişlerin temizliğinin daha zor olduğunun altını çizen Güler, “Bu nedenle şekerli gıdalar tüketmek, braketlerin çevresinde çürük riskini artırır. Ayrıca, diş eti iltihabı oluşursa tedavi süreci aksayabilir. Ortodontik tedavi sırasında ağız hijyenine daha fazla dikkat edilmesi ve şekerden mümkün olduğunca kaçınılması tedavinin başarısını artırır. Diş sağlığınız için doğru alışkanlıklar edinmek hem ağız hem de genel sağlığınızı korumanın anahtarıdır. Sağlıklı gülümsemeler için şeker tüketimini sınırlandırmayı ve düzenli ağız bakımını ihmal etmeyin!” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/seker-yetiskinlerde-de-agiz-ve-dis-sagligini-tehdit-ediyor-531178">Şeker, yetişkinlerde de ağız ve diş sağlığını tehdit ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yetişkinlerde Aşı Takvimi Hayat Kurtarıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yetiskinlerde-asi-takvimi-hayat-kurtariyor-369569</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Apr 2023 11:12:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[takvimi]]></category>
		<category><![CDATA[yetişkinlerde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=369569</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre aşılama ile her yıl 3 milyon kişinin hayatı kurtuluyor. Toplumdaki aşılama oranının artması hem hastalığın daha hafif geçmesini hem de hızlıca bulaşmasının önüne geçiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yetiskinlerde-asi-takvimi-hayat-kurtariyor-369569">Yetişkinlerde Aşı Takvimi Hayat Kurtarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre aşılama ile her yıl 3 milyon kişinin hayatı kurtuluyor. Toplumdaki aşılama oranının artması hem hastalığın daha hafif geçmesini hem de hızlıca bulaşmasının önüne geçiyor. Koronavirüs sürecinde aşılama nedeniyle yaklaşık 10 milyondan fazla insanın hayatını kaybetmesinin önlendiği tahmin ediliyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Funda Timurkaynak, 24-30 Nisan Aşı Haftası’nda yetişkin aşılama takvimi ile ilgili bilgi verdi. </p>
<p>Aşılar modern dünyanın en önemli icatlarının başında gelmektedir. Yılda 3 milyondan fazla kişinin hayatının kurtulmasını sağlayan aşılar, geçtiğimiz yıllarda belli hastalıklarda başarılar elde edilmesine neden oldu. Çiçek veya kızamık hastalığının dünya üzerinden kalkmış olmasının tek nedeni aşılardır. </p>
<p><strong>Kanseri önleyen aşı Hepatit B</strong></p>
<p>Aşılar bir yandan hastalıklardan korurken, bir yandan da kanser gibi hastalıklara bağlı gelişen olumsuz etkileri önlemektedir. Özellikle Hepatit B aşısı, kanser önleyen aşı olarak bilinmektedir. Doğumdan sonra ilk 24 saat içinde ilk dozu yapılan Hepatit B aşısı, karaciğer kanserini engelleyen bir aşı olarak bilinmektedir. Ülkemizde 10 yıldır yeni doğan bebeklere Hepatit B aşılaması yapılmaktadır. </p>
<p><strong>Ek hastalıkları olanlar aşılama takvimine önem vermeli</strong></p>
<p>Sağlıklı yetişkinlerin aşılama takvimini düzenlemesi önemlidir. Bununla birlikte hastalığı bulunan yetişkinlerin özellikle aşılama takvimine dikkat etmesi gerekmektedir. Diyabet hastaları, kronik bronşiti olan hastalar, astımı olan hastalar, kalp hastaları yani bypass geçirmiş ya da koroner arter hastalığı olanlar, kanser hastaları, kemik iliği nakli olan hastalar veya organ nakli hastalarının kendi durumlarına özel aşılar olması gerekmektedir. Bu ek hastalıkları bulunanlar hastalıklara ya da hastalıkların etkilerine açık hale gelebilmektedir. Sağlıklı bireylerin kolayca atlatabileceği hastalıkları aşı olunmadığı takdirde ölüme kadar giden olumsuz sonuçlarla karşılaşılabilmektedir. </p>
<p><strong>Hastaneye yatışlar aşılarla önlenebilir </strong></p>
<p>Hastalıklar nedeniyle immün yani bağışıklık sistemi baskılanmış olan hastaların her yıl mutlaka grip aşısı olması gerekmektedir. Grip aşısı olanların hastaneye yatışlarının %70 oranında azaldığı belirlenmiştir. Bağışıklık sistemi baskılanan hastaların grip olmasıyla birlikte kalp yetmezliği olanlarda durum kötüleşebilir, bronşit tablosu ağırlaşabilir veya astım atağıyla birlikte solunum sıkıntıları gelişebilir. Hem hastalıkların ağırlaşmaması hem de hastaneye yatışların önlenmesi, hastaların ölüm oranını da azaltmaktadır. Ekim ayının sonunda yeni çıkan grip aşıları yani yıla göre antijeni değişen aşının yaptırılması gerekmektedir. Toplumdaki grip salgınının da önüne geçilebilmektedir. </p>
<p>İmmün sistemi baskılanan, şeker yani diyabet hastalığı olanlar, risk grubundaki hastalar veya ameliyatla dalağı alınmış ya da çalışmayan kişilerin pnömokok yani zatürre aşısı olması önerilmektedir. Dalak mikropları süzen ilk noktadır. Bu nedenle dalağı olmayan veya çalışmayan hastalarda mikroplar filtreden geçirilmeden direkt kana geçmektedir. Pnömokok yani zatürre aşısı özellikle bu hastalara önerilmektedir. </p>
<p>Tetanos aşısı da her 10 yılda bir tüm sağlıklı bireylerin aşılanması gereken bir diğer aşıdır. Yıllar geçtikçe tetanos aşı etkinliğini yitirmektedir. Köpek ısırığı, toz ve toprak ile kontamine olmuş yaralanmalar gibi durumlar söz konusu olduğunda vücutta tetanos gelişebilmektedir. Bu hastalık ölümcül sonuçlar doğurabilmektedir. Bu nedenle her yetişkinin grip aşısı olduğu gibi tetanos aşısı olması gerekmektedir. </p>
<p>Çocukluk yaş gruplarında yapılan meningokok aşısı, menenjit yani beyin zarı iltihabının ölümcül sonuçlarını ortadan kaldırmaktadır. Eğer çocukluk çağında meningokok aşısı yapılmadıysa, Hac ibadetini gerçekleştirmeye giderken, yurtlarda kalınacağı zaman veya kışlada vakit geçirileceği zamanlarda meningogok aşısının olunması gerekmektedir. Meningokok bakterisi solunum yolundan taşınmaktadır. Kişiler hasta görünmese de solunum yolunda taşıdıkları bu bakteri nedeniyle yurt veya kışla gibi kalabalık ortamlarda kolaylıkla salgınlara neden olabilmektedir. Hastalık iyi tedavi edilmezse menenjit yani beyin zarı iltihabı ile ölümcül sonuçlar doğurabilmektedir. </p>
<p><strong>65 yaş üzeri için zona aşısı önemli</strong></p>
<p>Suçiçeği virüsünün dozu artırılarak hazırlanan zona aşısı, 65 yaş üzerindeki yetişkinlere önerilmektedir. Herhangi bir sağlık problemi bulunmasa da zona hastalığı ileri yaşlarda sorunlara yol açabilmektedir. Çocukluk çağında suçiçeği geçirilmiş olunsa bile, zona virüsü hücrelerin sinir uçlarında yer etmektedir. Aktive olduğu zaman çok ağrılı ve özellikle yaşlı hastalarda ağrının kontrol altına alınmasının güçleştiği zona hastalığı ortaya çıkabilmektedir. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yetiskinlerde-asi-takvimi-hayat-kurtariyor-369569">Yetişkinlerde Aşı Takvimi Hayat Kurtarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
