<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>yetersiz | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/yetersiz/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/yetersiz</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 27 Jan 2026 10:02:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>yetersiz | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/yetersiz</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Maddi Durumu Yetersiz Vatandaşlara Ücretsiz Sosyal Market Desteği</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/maddi-durumu-yetersiz-vatandaslara-ucretsiz-sosyal-market-destegi-608376</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Jan 2026 10:02:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[bağış]]></category>
		<category><![CDATA[durumu]]></category>
		<category><![CDATA[maddi]]></category>
		<category><![CDATA[market]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[ücretsiz]]></category>
		<category><![CDATA[ürün]]></category>
		<category><![CDATA[vatandaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[vatandaşlara]]></category>
		<category><![CDATA[yetersiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608376</guid>

					<description><![CDATA[<p>*Giyim, ayakkabı, çocuk oyuncak grubu, ev tekstil (masa örtüsü, çarşaf vb), bebek için yardımcı malzemelerin bağışçıların adreslerinden ekipler tarafından alınıyor, dilerlerse kendileri de sosyal markete teslim edebilirler</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/maddi-durumu-yetersiz-vatandaslara-ucretsiz-sosyal-market-destegi-608376">Maddi Durumu Yetersiz Vatandaşlara Ücretsiz Sosyal Market Desteği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>*Giyim, ayakkabı, çocuk oyuncak grubu, ev tekstil (masa örtüsü, çarşaf vb), bebek için yardımcı malzemelerin bağışçıların adreslerinden ekipler tarafından alınıyor, dilerlerse kendileri de sosyal markete teslim edebilirler<br />Ayvalık Belediyesi tarafından hayata geçirilen Sosyal Market, maddi durumu yetersiz vatandaşlara ücretsiz giysi ve ayakkabı desteği sağlıyor. Sosyal Market’ten yararlanan vatandaşlar, hiçbir ücret ödemeden ihtiyaçlarını karşılayabiliyor. Eski otogar girişindeki sosyal marketten vatandaşlar ihtiyaçları olan malzemeleri temin edebilecek.<br />2025 yılı içerisinde Sosyal Market’te, kıyafet ve değerlendirilebilir ev eşyalarından oluşan toplam ürünler 2590 vatandaşa ulaştırıldı. Hizmet, Ayvalıklı hayırseverlerin ve bağışçı firmaların katkılarıyla sürdürülüyor.<br />Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin, ayakkabıdan kadın, erkek ve çocuk kıyafetlerine; kazaktan monta kadar geniş bir ürün yelpazesinin bulunduğunu belirterek, Sosyal Market’in bir mağaza titizliğiyle hizmet verdiğini vurguladı.<br />Ergin, bağış yoluyla gelen giysilerin vatandaşlara sunulmadan önce hijyen ve kalite açısından titizlikle kontrol edildiğini, kullanılabilir olduğuna kanaat getirilen ürünlerin raflara yerleştirildiğini ifade etti.<br />Market raflarında, temiz ve giyilebilir durumdaki ürünlerin yanı sıra hiç kullanılmamış giysiler de yer alıyor. İmalatçı firmaların yaptığı bağışlarla ürün çeşitliliği her geçen gün artıyor. Sosyal Market’e bağışta bulunmak isteyen vatandaşlar, Ayvalık Belediyesi Sosyal Hizmetler  Müdürlüğü’ne 444 10 66 veya 0 530 340 27 10 numaralı telefonlardan ulaşabiliyor.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/maddi-durumu-yetersiz-vatandaslara-ucretsiz-sosyal-market-destegi-608376">Maddi Durumu Yetersiz Vatandaşlara Ücretsiz Sosyal Market Desteği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yetersiz uyku ve yüksek şeker içeren gıdalar, beyin sağlığını tehdit ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yetersiz-uyku-ve-yuksek-seker-iceren-gidalar-beyin-sagligini-tehdit-ediyor-602653</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Jan 2026 12:05:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[Beyin Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[beyni]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[gıdalar]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[içeren]]></category>
		<category><![CDATA[ödül]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[sistem]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yetersiz]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=602653</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gündelik yaşamdaki pek çok alışkanlığın beyin sağlığı üzerinde doğrudan etkileri olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, uzun süreli yetersiz uykunun dikkat ve hafızayı zayıflattığını ve öğrenme kapasitesini düşürdüğünü söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yetersiz-uyku-ve-yuksek-seker-iceren-gidalar-beyin-sagligini-tehdit-ediyor-602653">Yetersiz uyku ve yüksek şeker içeren gıdalar, beyin sağlığını tehdit ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span>Gündelik yaşamdaki pek çok alışkanlığın beyin sağlığı üzerinde doğrudan etkileri olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu,</span></b><span> <b>uzun süreli</b> <b>yetersiz uykunun dikkat ve hafızayı zayıflattığını ve öğrenme kapasitesini düşürdüğünü söyledi. Yüksek şeker içeren işlenmiş gıdaların odaklanma güçlüğü ve beyin sisi oluşumuna yol açtığını belirten Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, işlenmiş gıdaların tümünün, beyin için yüksek risk oluşturduğuna dikkat çekti.</b></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, günlük yaşam alışkanlıklarının beyin sağlığı üzerindeki etkilerini değerlendirerek beyin sağlığının korunmasına ilişkin tavsiyelerde bulundu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Günlük yaşam alışkanlıklarının beyin sağlığı üzerindeki etkilerine değinen Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, “Günlük yaşam alışkanlıkları beyin sağlığını etkiliyor. Anlık kısa vadeli etkilenmeler de olabiliyor, uzun vadeli etkilenmeler de olabiliyor. Temennimiz uykusuzluk ve kötü beslenme gibi olumsuz davranışların kısa vadeli etkiler yapması. Düzenli egzersiz yapmak, uyku hijyenini sağlamak gibi iyi alışkanlıklarımızın da uzun vadeli etkiler yapmasını isteriz” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Kronik uykusuzluk demans riskini artırıyor</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Beyni yoran ve daha hızlı yaşlanmasına neden olan alışkanlıkların başında yetersiz uykunun geldiğini belirten Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, “Yetersiz uyku, kısa vadede dikkat, hafıza ve öğrenme kapasitesini etkilerken; uzun vadede kronik uykusuzluğun demans riskini artırdığını biliyoruz. Fiziksel olarak hareketsizlik, kısa vadede enerji düşüklüğü ve zihinsel yorgunluk gibi sonuçlarla kendini gösterirken; uzun vadede yine bilişsel fonksiyonlarda gerileme ve nöron bağlantılarının zayıflaması gibi etkiler ortaya çıkabiliyor” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Uykusuzluk beyni olumsuz etkiliyor</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Uykusuzluğun özellikle beynin hipokampüs, prefrontal korteks ve amigdala bölgeleri üzerinde etkileri olduğunu belirten Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, “Uykusuzluk özellikle hafıza merkezi denilen hipokampüs ve dikkat ve karar verme gibi yüksek entelektüel fonksiyonların kontrol edildiği prefrontal korteks dediğimiz alanları etkileyen bir faktördür. Amigdala, duygusal ve dürtüsel kontrolün sağladığı bir alandır. Bu alan da yetersiz uykudan olumsuz etkilenmektedir” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Hafıza zayıflıyor, öğrenme kapasitesi düşüyor</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Uzun süreli uyku yetersizliğinin, hafızayı zayıflattığını ve öğrenme kapasitesini düşürdüğünü ifade eden Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, “Hipokampüs etkilendiği zaman, hafıza oluşumu ve bilgilerin uzun süreli belleğe aktarılması bozuluyor. Çünkü kısa bellekteki bilgilerin uzun süreli belleğe aktarılması, derin uykuda gerçekleşen bir hadisedir. Prefrontal korteks etkilendiğinde, dikkat ve odak sorunları ortaya çıkabiliyor. Problem çözme ve karar verme yetilerinde aksamalar yaşanabiliyor. Günlük hayatta farkında olmadan birçok entelektüel fonksiyonumuzu kullanırız, gün içerisinde bir sürü problem çözeriz. Örneğin sabah işe gideceğiz, aracımız arızalandı hemen çözüm üretmeye çalışırız. Ya taksiye bineriz ya da başka bir çözüm bulmaya çalışırız. Bunlar problem çözme yeteneklerimizin bir örneğidir” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Abartılı duygusal reaksiyonlar ortaya çıkabiliyor</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Yetersiz uykunun duygusal ve dürtüsel kontrolü sağlayan beyin bölgesi amigdalayı da etkilediğini ifade eden Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, “Amigdala, uykusuzluktan şu şekilde etkileniyor: Aşırı uyarılıyor. Abartılı duygusal reaksiyonlar ve dürtüsel tepkiler ortaya çıkabiliyor. Dolayısıyla kişinin toplumsal uyumu da azalıyor” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Uyku sırasında glimfatik sistem devreye giriyor</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Pandemi sonrası uykunun tamamen gereksiz bir şey gibi algılanmaya başlandığını kaydeden Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, oysa uyku sırasında beyin için çok önemli olan işlemlerin gerçekleştiğini söyledi: “Uyku, özellikle gün içinde saatler yetmediği zaman feragat edilecek şey olarak görülüyor. Oysa uyku sırasında glimfatik sistem dediğimiz özel sistem devreye giriyor, özellikle gün boyunca beyinde biriken toksinleri siliyor. Bu süreç bellek oluşumuna, sinir hücrelerinin onarımına ve birtakım kognitif bozuklukların onarımına yardım eden bir süreç. Glimfatik sistemin aktivasyonunu şöyle anlatabiliriz: Uyku sırasında beyin hücrelerinin arasındaki boşluklar genişliyor ve beyin omurilik sıvısı bu boşluklardan akarak gün içinde biriken toksinleri, amiloid beta gibi zararlı proteinleri temizliyor. Özellikle derin uyku evresinde aktif oluyor. Gün içinde nöronlar çalışarak birtakım metabolik atıklar biriktiriyor. Bunlar yine beyin omurilik sıvısı aracılığıyla uykuda temizleniyor. Glimfatik sistem devreye girince toksinler temizlenir, sinir hücrelerinin arasındaki iletişim de yeniden dengelenmiş olur. Hafıza ve belleğimiz de etkileniyor. Uyku hipokampüsteki kısa süreli hafızayı uzun süreli hafızaya dönüştürme fonksiyonunu indüklüyor. Bu süreçte sinaptik bağlantılar güçleniyor ve öğrenilen bilgiler de kalıcı hale geliyor.”</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>İşlenmiş gıdalar beyin için yüksek risk oluşturuyor</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Beyni olumsuz etkileyen faktörlerden birinin ise kötü beslenme olduğunu belirten Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, “Özellikle yüksek şeker içeren işlenmiş gıdalar, odaklanma güçlüğü ve beyin sisi oluşumuna yol açıyor. İşlenmiş gıdaların tümü, beyin için yüksek risk oluşturuyor. Çünkü bunlar çok yüksek şeker, yüksek oranda tuz ve düşük kaliteli yağlar denilen trans yağ içeriyor. Bu da beynimizin ödül mekanizmasını bozarak bağımlılık yaratıyor. Aslında en büyük problem bu” uyarısında bulundu.  </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Yüksek şeker dopaminerjik ödül mekanizmasını bozuyor</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Beyinde dopaminerjik sistem üzerinden ilerleyen bir ödül mekanizması olduğunu belirten Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, “İhtiyaç sahibi bir insana yardımda bulunduğunuzu ve onun size şükran duyduğunu düşünün. Bu size kendinizi iyi hissettiren ve haz veren bir durum. Bu, size beyninizin ödülü. Dopaminerjik sistemin verdiği bir ödül bu. Normal şartlarda beynimiz, iyi bir şey yaptığımızda bizi ödüllendirir ancak bu işlenmiş gıdaları tükettiğimizde yüksek şeker dopaminerjik ödül mekanizmasını bozar. Dahası enflamasyonu artırır, hafıza ve bilişsel işlevi zayıflatır” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Hipokampüsün yapısı da bozuluyor</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Cips, şeker ve fastfood gibi yüksek şeker içeren işlenmiş gıdaların dopamin salınımını aşırı düzeyde uyardığını belirten Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, “Bu ürünler, sürekli bir ödül alıyormuş gibi beyni uyarıyor. Buna haz tuzağı diyoruz ve beyin bu gıdalara bağımlı hale geliyor. Çünkü bunları tükettiği zaman kendini sürekli iyi hissediyor ancak bir süre sonra uzun vadede dopamin reseptörleri duyarsızlaşıyor. Dolayısıyla motivasyon ve ruh hali bozuluyor; inflamasyon ve oksidatif stres, sinaptik bağlantıları zayıflatıyor. Birtakım hayvan deneyleri var, bu deneylerde hayvanlara kafeterya tipi besinler veriliyor. Hipokampüste yapısal bozulma gözlenmiş. Şimdiye kadar hep elektriksel iletim, nöro transfer dengesi, dopaminal sistemin etkileri konuşulurken hayvan sistemlerinde hipokampüsün yapısının dahi bozulduğu, bellek üzerinde ne kadar olumsuz etkileri olduğu görülüyor” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Yetersiz su tüketimi, beyin fonksiyonlarını nasıl etkiliyor?</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Beyin sağlığı için su tüketiminin de önemine işaret eden Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, “Beynin yüzde 75’i sudan oluşuyor. Yetersiz su içmek, beyin hücrelerinin hacmini küçültüyor ve elektrolit dengesini bozuyor ve toksinlerin temizlenmesini engelliyor. Bu da hafıza, dikkat, konsantrasyon ve ruh hali üzerinde doğrudan olumsuz etki yapıyor. Beyin dokusunun üçte ikisinden fazlası su. Su, sinir hücrelerinin elektriksel iletişimi ve metabolizması için de kritik bir bileşen. Su kaybı olduğunda sodyum ve potasyum gibi iyonların dengesi de bozuluyor ki bunlar sinir iletimi için elzemdir. Sinir iletiminin yavaşlamasıyla bilişsel fonksiyonlar da zayıflıyor. Dehidrasyona bağlı olarak hücre hacmi de küçülüyor, büzülüyor yine aynı şekilde sinaps iletişimi ve bilgi işleme hızını düşürüyor. Yeterli su olmadan toksin temizliği mümkün değil çünkü yine omurilik sıvısının ana içeriği su. Metabolik atıklar da temizlenmemiş oluyor. Bilhassa yaşlılar ve çocuklar dehidrasyon yani susuzluğa karşı çok hassastır. Özellikle demans hastaları az su içtikleri için bile çok ciddi kötüleşme yaşayabilirler” uyarısında bulundu. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Beyin sağlığını korumak için bu önerilere kulak verin</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Beyin sağlığını korumak için yapılması gerekenler konusunda da önerilerini sıralayan Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, şunları söyledi:</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>-Her gün açık havada 20 dakika yürüyüş yapılmalıdır. Egzersiz, BBFN dediğimiz Beyin Kökenli Nörotronik Faktörü artırıcı özelliği sayesinde stresi azaltan, kan akışını düzelten ve artıran etkisi ile uzun vadede uyku düzenini de etkilemektedir.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>&#8211; Uzun vadede uyku düzeninizi mutlaka yoluna koyunuz. Bunun için gerekirse yardım alınmalıdır. Kronik uykusuzluk, bazen ilaç tedavisi ve hekim yardımı gerektiren düzeylere gelebilir. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>&#8211; Sosyal izolasyondan kaçınılmalıdır. Bireylerin yalnız kalmaktan imtina etmesi önemlidir çünkü beyin ne kadar çok uyaran alırsa o kadar çok kendini yenileme, çalışma ve fonksiyon görme yetilerini korur. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>&#8211; Sağlıklı ve dengeli beslenmeye önem verilmelidir. Kişinin eksiği varsa D vitamini ve Omega 3 gibi takviyeler de alınabilir.</span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yetersiz-uyku-ve-yuksek-seker-iceren-gidalar-beyin-sagligini-tehdit-ediyor-602653">Yetersiz uyku ve yüksek şeker içeren gıdalar, beyin sağlığını tehdit ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yetersiz beslenme sporcuların performansını düşürüyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yetersiz-beslenme-sporcularin-performansini-dusuruyor-597590</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Dec 2025 08:38:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[düşürüyor]]></category>
		<category><![CDATA[hülya]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyaçları]]></category>
		<category><![CDATA[performansını]]></category>
		<category><![CDATA[protein]]></category>
		<category><![CDATA[sporcu]]></category>
		<category><![CDATA[sporcuların]]></category>
		<category><![CDATA[takviye]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yetersiz]]></category>
		<category><![CDATA[yiğit]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597590</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, sporcularda beslenme ve takviye kullanımı konusunda önemli değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yetersiz-beslenme-sporcularin-performansini-dusuruyor-597590">Yetersiz beslenme sporcuların performansını düşürüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, sporcularda beslenme ve takviye kullanımı konusunda önemli değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><strong>Sporcular performans yükseltmek için takviyelere yöneliyor</strong></p>
<p>Sporcuların iyi performans göstermek için yüksek başarı arzusuna sahip olduğunu dile getiren Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Bu nedenle performanslarını en yüksek seviyeye ulaştırmak için müsabakalarda kendilerine yardımcı olabileceğine inandıkları takviyelere yönelirler.” dedi.</p>
<p>Vücudun egzersiz sırasında dinlenme anına göre daha fazla kalori harcayacağını ifade eden Yiğit, “Bu yüzden sporcuların enerji ve besin ögesi ihtiyaçları daha yüksektir. Sporcuların besin ögesi ihtiyaçları, yaş, cinsiyet, yağsız vücut ağırlığı, egzersiz şiddeti ve süresine göre farklılık göstermektedir.” diye konuştu. </p>
<p>Yetersiz beslenmenin en iyi sporcuların bile potansiyellerini ortaya koymalarını engelleyebileceğine dikkat çeken Hülya Yiğit, “Sporcular sadece beslenerek vücut ihtiyaçlarını karşılayamayabilirler. Günde 1500 kaloriden az enerji alan ve yeterli beslenmeyen, vejetaryen ve besin alerjisi olan sporcuların bazı besin desteklerini/takviyeleri beslenmelerine eklemeleri gerekebilir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Protein tozları ve protein takviyeleri</strong></p>
<p>Protein takviyelerinin piyasada pek çok çeşidi bulunduğunu belirten Yiğit, şu uyarılarda bulundu:</p>
<p><strong>“</strong>Kazein, whey proteini ve BCAA gibi farklı türler mevcuttur. Son dönemlerde protein sütler ve protein barlar da sıklıkla tercih ediliyor. Bu noktada whey protein oranı yüksek ve ilave şeker içermeyen ürünler kullanılmalıdır. Günlük protein ihtiyacı dayanıklılık ve direnç sporcularında, kiloları başına 2 g proteine kadar çıkabilmektedir. Ancak profesyonel sporcu olmayan bireylerin kiloları başına 1 gram protein almaları yeterlidir, yani sadece beslenme ile gerekli protein ihtiyaçları karşılanacaktır. Eğer kilo kaybı hedefi var ise; vücuda ihtiyaçtan fazla alınan her proteinin yağa dönüştürüleceği unutulmamalıdır.”</p>
<p><strong>Sporcu içecekleri herkes için gerekmiyor</strong></p>
<p>Sporcu içecekleri konusuna da değinen Hülya Yiğit, “Özellikle bir saatten uzun süren futbol, tenis, bisiklet gibi yoğun egzersiz yapan sporcular için tercih edilebilir. Renkli görüntüleri ile oldukça ilgi çekseler de profesyonel sporcu değilseniz ve kalori kısıtlamanız var ise bu ürünleri kullanmanıza gerek yoktur. Çünkü çoğunun şeker oranı da yüksektir. Günlük düzenli egzersiz yapan bir bireyseniz mineral ve sıvı ihtiyacınızı su içerek ve kalsiyum ve magnezyum içeriği yüksek maden suları ile de karşılayabilirsiniz.  Eğer ödem şikayetiniz var ise; sodyumu düşük olan maden suları da tercih edilebilirsiniz.” dedi.</p>
<p><strong>Vitamin–mineral takviyeleri</strong></p>
<p>Sporcularda vitamin ve mineral ihtiyaçlarının daha yüksek olduğunu belirten Yiğit, “Sporcularda hücrelerin enerji metabolizmasını, hormonal dengesini, dayanıklılığını, kardiyovasküler sağlığını korumaları için yeterli miktarda B grubu vitamin, kalsiyum, demir, potasyum, magnezyum almaları önemlidir. Birçok araştırma; E, C vitaminleri, beta karoten gibi antioksidan takviyesinin kas yorgunluğunu azaltabileceğini belirtmiştir. Ayrıca antrenmandan 90 dakika önce tüketilen kırmızı pancar suyunun; betain, nitrik oksit ve antioksidan içeriğinden zengin olması sebebiyle atletik performansı iyileştirdiğini gösteren çalışmalar da mevcuttur.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Karnitin ve Omega-3 takviyeleri</strong></p>
<p>Karnitin ve Omega-3 takviyesi konusunda da bilgi veren Hülya Yiğit, “Karnitin; yağ asitlerinin enerji kaynağı olarak kullanılmasında gerekli, yağların parçalanmasında görevli aminoasit benzeri bir yapıdır. Vücutta doğal olarak üretilmektedir. Takviye almanın yağ oksidasyonunu arttırıcı etkisi olduğunu gösteren çalışmalar yetersizdir. Omega-3 takviyesinin de performansı iyileştirmede, antrenman sonrası toparlanmada, yaralanmayı önlemede olumlu etkileri vardır. Ayrıca vücutta iltihabın azaltılmasında rol oynar. Vejetaryen sporcuların mutlaka takviye alması gerekir” diye konuştu.</p>
<p><strong>Takviye kullanımı profesyoneller için takip gerektirir</strong></p>
<p>Spor takviyeleri piyasasında kontrolsüz şekilde pek çok ürün bulunduğunu hatırlatan Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Piyasada daha adını sayamadığımız birçok besin takviyesi mevcuttur. Spora yeni başlayan bireyler eğer yeterli ve dengeli besleniyor, vücudunun sıvı ihtiyacını karşılıyor ise ekstra bir takviye kullanmalarına gerek yoktur. Ancak profesyonel sporcular için bu durum geçerli değildir. Bu takviyelerin kullanımı mutlaka multidisipliner bir ekip (doktor, diyetisyen, fizyoterapist vb.)  tarafından belirlenmeli ve takip edilmelidir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yetersiz-beslenme-sporcularin-performansini-dusuruyor-597590">Yetersiz beslenme sporcuların performansını düşürüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TEK-SEN Enerji: Mühendis Maaş Zamları Yetersiz</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tek-sen-enerji-muhendis-maas-zamlari-yetersiz-551473</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Jul 2025 08:53:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[maaş]]></category>
		<category><![CDATA[mühendis]]></category>
		<category><![CDATA[teksen]]></category>
		<category><![CDATA[yetersiz]]></category>
		<category><![CDATA[zamları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=551473</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından 3 Temmuz 2025’te açıklanan verilere göre, Haziran ayı enflasyonu aylık yüzde 1.37, yıllık yüzde 35.05 olarak gerçekleşti. Bu veriler doğrultusunda memur ve memur emeklilerine yüzde 15.57, SSK, Bağ-Kur, tarım emeklisi, dul ve yetimlere ise yüzde 16.67 zam oranı belirlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tek-sen-enerji-muhendis-maas-zamlari-yetersiz-551473">TEK-SEN Enerji: Mühendis Maaş Zamları Yetersiz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Memurların enflasyon farkı yüzde 10.06 olarak hesaplanırken, Mühendis Tek-Sen Enerji Sendikası Genel Başkanı Mümin Güler, bu zam oranlarının mühendislerin ekonomik beklentilerini karşılamaktan uzak olduğunu ve özellikle yeni başlayan mühendis maaşlarına dair yanlış bir algı yaratıldığını ifade etti.</p>
<p><strong>“GEÇMİŞ YILLARA DAYALI HAK KAYIPLARININ DA BİR AN ÖNCE GİDERİLMESİ GEREKİYOR”</strong></p>
<p>Kamuoyunda, yeni başlayan bir kamu mühendisinin temmuz ayı zammıyla birlikte 78 bin TL maaş alacağı yönünde bir algı oluşturulduğuna dikkat çeken Güler, bu rakamın gerçeği yansıtmadığını vurguladı.</p>
<p>Yeni başlayan, sendikasız ve 8/1 kademesindeki bir mühendisin maaşının 68 bin TL seviyesinde kaldığını ifade eden Güler, “Daha çarpıcı olan ise, 20 yıla yakın deneyime sahip olanlar bile bu maaşları almıyor. Bu da kamu sektöründe çalışan mühendis ve teknik personelin uzun yıllar süren emeklerinin karşılıksız kalmasına ve enflasyon karşısında alım güçlerinin erimesine neden oluyor. Kamu hizmetlerinin etkinliğinin artırılması ve ülkemizin kalkınması için kritik öneme sahip mühendis ve teknik hizmetler sınıfı çalışanlarının Ek Ödeme Oranı’nın 50 puan artırılması gerekiyor. Ayrıca teknik çalışma ödeneğine ilişkin kanun düzenlemesinin ivedilikle hayata geçirilmesini ve maaş tutarının 136 bin TL seviyesine çıkarılarak, geçmiş yıllara dayalı hak kayıplarının da bir an önce giderilmesini talep ediyoruz” dedi.</p>
<p><strong>“MAAŞ ZAMLARI EKONOMİK SORUNLARA ÇÖZÜM OLMAKTAN OLDUKÇA UZAK”</strong></p>
<p>Yapılan zam oranlarının, kamu sektöründe çalışan mühendis ve teknik personelin alın terini ve mesleki birikimini hiçe saydığının altını çizen Güler, “Enflasyonun gerçek etkileri göz ardı edilerek yapılan bu artışlar, alım gücümüzü korumuyor. Bu ülkenin altyapısından enerjisine, tarımından ulaştırmasına kadar her alanda eliyle, aklıyla, alın teriyle emek veren kamu mühendisleri ve teknik personeline reva görülen maaş artışları ne yazık ki bu&#8230; Takdiri kamuoyuna bırakıyoruz. 2025 Temmuz ayı maaş zamları, kamu sektöründe çalışan mühendis ve teknik personelin ekonomik sorunlarına çözüm olmaktan oldukça uzak ve alım gücünü koruma noktasında yetersiz kalıyor. Hükümetten ek refah payı ve daha adil maaş artışları talep ediyoruz. Mühendis Tek-Sen Enerji Sendikası olarak, meslektaşlarımızın hak ettiği değeri alması için mücadele etmeye, bağımsız ve kararlı duruşumuzla kamu sektöründe çalışan mühendislerin ve teknik personelin sesi olmaya, hak arama mücadelemize ve sesimizi daha da gür çıkarmaya devam edeceğiz. Tüm yetkilileri acil çözümler üretmeye ve taleplerimize kulak vermeye davet ediyoruz” diye konuştu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tek-sen-enerji-muhendis-maas-zamlari-yetersiz-551473">TEK-SEN Enerji: Mühendis Maaş Zamları Yetersiz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünyada 3.5 Milyon Çocuk Temiz Olmayan Su ve Yetersiz Hijyenden Ölüyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dunyada-35-milyon-cocuk-temiz-olmayan-su-ve-yetersiz-hijyenden-oluyor-414360</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Oct 2023 14:10:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dünyada]]></category>
		<category><![CDATA[hijyenden]]></category>
		<category><![CDATA[milyon]]></category>
		<category><![CDATA[olmayan]]></category>
		<category><![CDATA[oluyor]]></category>
		<category><![CDATA[temiz]]></category>
		<category><![CDATA[yetersiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=414360</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüm dünyada çocuklar arasındaki ölümlerin en önemli nedenlerinden birincisinin temiz olmayan su ve gıda kaynakları ile yetersiz hijyen şartları olduğunu kaydeden Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, “5 yaşından küçük toplam çocuk ölümlerinin yüzde 18’i ishale bağlıdır</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunyada-35-milyon-cocuk-temiz-olmayan-su-ve-yetersiz-hijyenden-oluyor-414360">Dünyada 3.5 Milyon Çocuk Temiz Olmayan Su ve Yetersiz Hijyenden Ölüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tüm dünyada çocuklar arasındaki ölümlerin en önemli nedenlerinden birincisinin temiz olmayan su ve gıda kaynakları ile yetersiz hijyen şartları olduğunu kaydeden Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, “5 yaşından küçük toplam çocuk ölümlerinin yüzde 18’i ishale bağlıdır. Uygun teknik ile el yıkamak ishal vakalarını yüzde 50 oranında azaltabiliyor.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, 15 Ekim’in 5 kıtada 70&#8217;den fazla ülkede ‘Küresel El Yıkama Günü’ olarak kutlandığını hatırlatarak, UNICEF tarafından ilk kez 2008’de ilan edilen ‘Küresel El Yıkama Günü’nün, ellerin su ve sabunla yıkanmasının önemini, sağlık alanındaki en etkili ve ucuz müdahale olarak vurgulamayı amaçladığını anlattı.</p>
<p><strong>Çocuk ölümlerinin ikinci nedeni ishal…</strong></p>
<p>UNICEF uzmanlarının, sadece el yıkamakla her yıl bir milyon çocuğun hayatının kurtulabileceğini bildirdiğini kaydeden Dr. Dilek Leyla Mamçu, şöyle devam etti:</p>
<p>“Tüm dünyada temiz olmayan su ve gıda kaynakları ile yetersiz hijyen şartları özellikle çocuklar arasındaki ölümlerin en önemli nedenlerinden biri. İshal ve zatürre gibi hastalıkların her yıl dünyada yaklaşık 3.5 milyon çocuk ölümüne neden olduğu ve bunların yarısından fazlasının 5 yaşından küçük olduğu tahmin ediliyor.”</p>
<p>Çocuklar arasında görülen ölümlerin en yaygın ikinci nedeninin ishal olduğunu da vurgulayan Dr. Dilek Leyla Mamçu, “5 yaşından küçük toplam çocuk ölümlerinin yüzde 18’i ishale bağlıdır. Uygun teknik ile el yıkamak ishal vakalarını yüzde 50 oranında azaltabiliyor.” dedi.</p>
<p><strong>El yıkamanın önemi</strong></p>
<p>Yüzyıllar boyunca su ve sabunla el yıkamanın kişisel hijyenin bir ölçüsü olarak kabul edildiğini kaydeden Dr. Dilek Leyla Mamçu, el yıkamanın önemini şöyle anlattı:</p>
<p>“Gün içinde değişik aktivitelerle eller kirlenir ve hastalık kaynağı olan mikroorganizmalar ellere yerleşir. Gözle görünmeyen bu mikroorganizmalar ağız, burun, deri gibi yollarla vücuda girer ve enfeksiyon yaratır. Başta grip, soğuk algınlığı, zatürre gibi solunum yolu virüsleri yanında ishal, hepatit A gibi birçok bulaşıcı hastalık bakterisi de doğru yıkanmayan eller aracılığı ile bulaşır.”</p>
<p><strong>Sıvı sabun tercih edilmeli ve takılar çıkartılmalı </strong></p>
<p>Dr. Dilek Leyla Mamçu, el yıkamanın önemli kriterlerini de şöyle sıraladı:</p>
<p>&#8211; Su ve sabun kullanılarak yapılmalı, sadece su kullanılması yeterli değil. </p>
<p>&#8211; El yıkamada çok sıcak ve çok soğuk su ellerde tahrişe neden olur, mikroorganizmaların girişine zemin hazırlar.</p>
<p>&#8211; Eller yıkanırken tüm takılar çıkartılmalı.</p>
<p>&#8211; Katı sabunda mikroorganizma üreyebildiği için sıvı sabun kullanılmalı.</p>
<p>&#8211; Kısmen boş sabun dağıtıcısına sabun eklenmemeli. Sıvı sabun yeniden doldurulacaksa tamamen boşaltılıp yıkanmalı, dezenfekte edildikten sonra yeniden sabun eklenmeli.</p>
<p>&#8211; Çok kullanımlık havlular uygun değil.</p>
<p>&#8211; Etkili el yıkama 30 saniye ile 1 dakikalık sürede gerçekleşir. Eller çok kirli ise 3-5 dakika sürebilir.</p>
<p><strong>Gözle görülür kir için antiseptik kullanılmamalı</strong></p>
<p>Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, doğru el yıkamanın nasıl olması gerektiğini şu şekilde anlattı:</p>
<p>“Eller su ile ıslatılır, 3 – 5 ml sıvı sabun alınır, sıvı sabun ile eller el bilekleri, avuç içleri, baş parmaklar ve parmak araları en az 30 saniye ovalanır. Avuç içi, parmak araları, parmak uçları özellikle tırnak dipleri ve baş parmaklarda temizlenecek şekilde iyice yıkanmalıdır. Eller yıkanırken yavaş yavaş 15 &#8211; 20’ye kadar sayılmalıdır. Eller durulandıktan sonra tek kullanımlık havlu ile kurulanmalı, musluk kullanılan havlu ile kapatılıp havlu çöpe atılmalıdır.”</p>
<p>Su ve sabuna ulaşılamayan yerlerde, iş yerlerinde, okullarda, seyahat esnasında, acil durumlarda el antiseptiği kullanılabileceğini de ifade eden Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Ancak hiçbir zaman el yıkamanın yerini tutmaz. Ellerde gözle görünür kir varsa kullanılmaz.” dedi.</p>
<p><strong>Eller ne zaman yıkanmalı?</strong></p>
<p>Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, ellerin ne zaman yıkanması gerektiği konusunda da şu bilgileri verdi:</p>
<p>&#8211; Eller kirli hissedildiği zaman,</p>
<p>&#8211; Yemek hazırlamadan ve yemeden önce, yedikten sonra,</p>
<p>&#8211; İşe başlamadan önce,</p>
<p>&#8211; Tuvaleti kullandıktan sonra,</p>
<p>&#8211; Çöplere dokunduktan sonra,</p>
<p>&#8211; Para alışverişinden sonra,</p>
<p>&#8211; Hasta insanlara dokunmadan önce ve sonra,</p>
<p>&#8211; Burnumuzu   temizledikten   sonra,</p>
<p>&#8211; Herhangi bir kesik ve yaraya dokunduktan sonra,</p>
<p>&#8211; Hapşırdıktan, öksürdükten, burun, kulak karıştırdıktan sonra el yıkamalıyız.</p>
<p>Dr. Dilek Leyla Mamçu, doğru el yıkamanın enfeksiyonlardan korunma ve enfeksiyonların yayılımını önlemede en etkili ve en ucuz yol olduğunu da vurguladı. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunyada-35-milyon-cocuk-temiz-olmayan-su-ve-yetersiz-hijyenden-oluyor-414360">Dünyada 3.5 Milyon Çocuk Temiz Olmayan Su ve Yetersiz Hijyenden Ölüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yetersiz Beslenmeye Bağlı &#8216;Gizli Açlık&#8217; Çocukları Tehdit Ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yetersiz-beslenmeye-bagli-gizli-aclik-cocuklari-tehdit-ediyor-410942</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Oct 2023 16:40:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağlı]]></category>
		<category><![CDATA[beslenmeye]]></category>
		<category><![CDATA[çocukları]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[gizli]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[yetersiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=410942</guid>

					<description><![CDATA[<p>Okula giderken bir poğaça, bir meyve suyu ile beslenen çocukları bekleyen gizli tehlikeye karşı uyaran uzmanlar, yetersiz beslenmenin sadece yemeğin az yenilmesi veya hiç yenilmemesi değil, yenilen yemeğin besleyiciliğinin az olması anlamına da geldiğini söylüyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yetersiz-beslenmeye-bagli-gizli-aclik-cocuklari-tehdit-ediyor-410942">Yetersiz Beslenmeye Bağlı &#8216;Gizli Açlık&#8217; Çocukları Tehdit Ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Okula giderken bir poğaça, bir meyve suyu ile beslenen çocukları bekleyen gizli tehlikeye karşı uyaran uzmanlar, yetersiz beslenmenin sadece yemeğin az yenilmesi veya hiç yenilmemesi değil, yenilen yemeğin besleyiciliğinin az olması anlamına da geldiğini söylüyor. Çocukların gelişme sürecinde kalori ihtiyaçlarının yüksek olduğunu ve daha çok protein, kalsiyum, demir gibi minerallere ihtiyaç duyduklarını belirten Uzman Diyetisyen Hülya Yiğit, “Çocukluk döneminde yetersiz beslenmeye bağlı olarak zeka geriliği, öğrenme güçlüğü, görme sorunları, diş ve dişeti sorunları en sık görülebilen sağlık sorunlarındandır.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Diyetisyen Hülya Yiğit, çocukluk döneminde beslenmenin önemine işaret ederek, ailelere uyarılarda bulundu.</p>
<p>Beslenmenin yaşamın her evresinde çok önemli ifade eden Yiğit, şunları anlattı:</p>
<p>“Ancak; büyüme ve gelişmenin hızlı olduğu çocukluk döneminde daha da önem kazanır. Özellikle son yıllarda gelişmekte olan toplumlarda yetersiz beslenmeye bağlı olarak ‘gizli açlık’ olarak adlandırılan; demir, iyot, çinko gibi hayati önem taşıyan mineraller ve vitaminlerin vücuda yetersiz alınması ile ortaya çıkan tablo ile daha sık karşılaşılıyor. Yetersiz beslenme sadece yemeğin az yenilmesi veya hiç yenilmemesi değil, yenilen yemeğin besleyiciliğinin az olması anlamına da geliyor.”</p>
<p><strong>Her yiyecek besin değeri taşımayabiliyor</strong></p>
<p>Besin kelimesinin kökeninin besleyicilikten geldiğini kaydeden Yiğit, şöyle dedi:</p>
<p>“Vücuda aldığımız her yiyecek besin değeri taşımayabiliyor. Bu kavramdan yola çıkarak özellikle çocukların tüketmeyi çok sevdiği jelibonlar, mısır cipsleri, bisküviler, katı yağ ile yapılan poğaçalar ve paketli meyve sularının besleyiciliklerinin oldukça düşük, yani vitamin-mineral içeriklerinin oldukça zayıf olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü, vücudun hiçbir besin öğesi ihtiyacını karşılamazlar. Sadece enerji verirler. Ayrıca karın çevresini yani iç organları yağlandırma etkileri ve daha çok acıktırma potansiyellerinin olduğunu da unutmamak gerekir.”</p>
<p><strong>Beyin gelişimi için Omega-3 alınması önemli</strong></p>
<p>Hülya Yiğit, çocukların gelişme sürecinde kalori ihtiyaçlarının yüksek olduğunu ve daha çok protein, kalsiyum, demir gibi minerallere ihtiyaç duyduğunu anlatarak, gelişim çağındaki çocukların günlük beslenmeleri konusunda şu bilgileri verdi:</p>
<p>“Her gün en az 2 su bardağı süt, yoğurt veya kefir, 1-2 dilim peynir, toplamda 5 porsiyon sebze ve meyve tüketmeleri gerekir. Özellikle demir eksikliğinin sık görüldüğü bu dönemde haftada en az 3-4 gün hayvansal kaynaklı demir ve protein alımına yönelmek, kırmızı-beyaz et tüketmek önemli. Özellikle beyin gelişimi ve hafızayı güçlendirmek için hayvansal Omega-3 kaynağı olan somon ve uskumru gibi yağlı balıkların da en az haftada 2 gün tüketilmesi gerekir. İçerdikleri magnezyum, potasyum, bitkisel Omega-3 nedeniyle günlük 8-10 adet fındık, ceviz, badem gibi yağlı tohumların ve kuru meyvelerin tüketimini de göz ardı etmemek gerekir.”</p>
<p><strong>Beslenme sadece açlık giderme davranışı değil</strong></p>
<p>Beslenmenin sadece açlığı giderme davranışı olmadığını belirten Hülya Yiğit, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Yetişkinlik temellerinin atıldığı çocukluk döneminde daha da önemlidir. Çocukların ne kadar büyüyüp gelişebilecekleri genetik yapılarıyla ilişkilidir ancak; yapılan araştırmalarda yetersiz ve dengesiz beslenen çocukların, genetik potansiyellerini yakalayamadıkları da görülmekte. Bunlara ek olarak çocukluk döneminde yetersiz beslenmeye bağlı olarak zeka geriliği, öğrenme güçlüğü, görme sorunları, diş ve dişeti sorunları en sık görülebilen sağlık sorunlarındandır.” </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yetersiz-beslenmeye-bagli-gizli-aclik-cocuklari-tehdit-ediyor-410942">Yetersiz Beslenmeye Bağlı &#8216;Gizli Açlık&#8217; Çocukları Tehdit Ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. İlber Ortaylı: Depremde Yaşanan Kayıplar, Kültürel Alışkanlıklar ve Yetersiz Cezalara Bağlanabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-ilber-ortayli-depremde-yasanan-kayiplar-kulturel-aliskanliklar-ve-yetersiz-cezalara-baglanabilir-374028</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 May 2023 11:26:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[alışkanlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[bağlanabilir]]></category>
		<category><![CDATA[cezalara]]></category>
		<category><![CDATA[depremde]]></category>
		<category><![CDATA[ilber]]></category>
		<category><![CDATA[kayıplar]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel]]></category>
		<category><![CDATA[ortaylı]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanan]]></category>
		<category><![CDATA[yetersiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=374028</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prof. Dr. İlber Ortaylı: Sabancı Üniversitesi Yönetim Bilimleri Fakültesi’nin düzenlediği “Toplum ve Afet Risk Yönetimi” temalı seminerlerin altıncısında “Tarihi Değiştiren Afetler” konusu ele alındı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-ilber-ortayli-depremde-yasanan-kayiplar-kulturel-aliskanliklar-ve-yetersiz-cezalara-baglanabilir-374028">Prof. Dr. İlber Ortaylı: Depremde Yaşanan Kayıplar, Kültürel Alışkanlıklar ve Yetersiz Cezalara Bağlanabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Sabancı Üniversitesi Yönetim Bilimleri Fakültesi’nin düzenlediği “Toplum ve Afet Risk Yönetimi” temalı seminerlerin altıncısında “Tarihi Değiştiren Afetler” konusu ele alındı. </strong></em></p>
<p><em><strong> </strong></em></p>
<p><em><strong>Tarihçi ve Yazar Prof. Dr. İlber Ortaylı, aynı şiddette iki ayrı ülkede gerçekleşen depremlerin farklı hasar ve kayıplara yol açabildiğine dikkat çekerek, “Deprem sosyal bir olaydır. Hasar ve yaşanan kayıplar sosyal organizasyona, kültürel alışkanlıklara ve cezaların yetersiz kalmasına bağlanabilir. Japonya’da her yıl şiddetli deprem yaşanıyor. Bu kadar kayıp olmuyor. Bunun üzerinde durmak lazım” dedi.</strong></em></p>
<p><em><strong> </strong></em></p>
<p><em><strong> </strong></em></p>
<p>Sabancı Üniversitesi’nin “Toplum ve Afet Risk Yönetimi” temasıyla gerçekleştirdiği seminerlerin altıncısı <strong>“Tarihi Değiştiren Afetler”</strong> konusu ile devam etti. </p>
<p>9 Mayıs 2023, Salı<strong> </strong>günü gerçekleşen seminerin konukları, Sabancı Üniversitesi Kurumsallaşma ve Toplumsal Katkı Süreçlerinden Sorumlu Rektör Yardımcısı ve İstanbul Politikalar Merkezi Direktörü<strong> Prof. Dr. Fuat Keyman </strong>ile<strong> </strong>Tarihçi ve Yazar<strong> Prof. Dr. İlber Ortaylı</strong> oldu. </p>
<p><strong>Prof. Dr. Fuat Keyman </strong>moderasyonunda gerçekleşen seminerde, tarihi değiştiren afetlerden günümüze uzanan depremlerin yarattığı ağır tahribatlar ve deprem sonrası toparlanma süreçlerine ilişkin konular ele alındı. <strong>Prof. Dr. Fuat Keyman,</strong> “Toplum ve Afet Risk Yönetimi seminerlerimizde afetlere karşı nasıl önlem alınmalı, nasıl yaklaşımlar geliştirilmeli, İstanbul başta olmak üzere tüm Türkiye’yi depreme nasıl dayanıklı hale getirebiliriz gibi konuları ele aldık. 6 Şubat’ta yaşadığımız deprem ilk değildi, depremler hep vardı. Bu seminerimizde de deprem-tarih ilişkisini konuşmak istedik” dedi </p>
<p>Tarihçi ve Yazar<strong> Prof. Dr. İlber Ortaylı, </strong>dünyada belirli fay hatları ve deprem kuşaklarının olduğunu belirterek, şunları söyledi:</p>
<p>“Bunlardan en önemlisi Alpler’den başlayan Trakya, İstanbul’u geçen buradan Karadeniz’in güneyine Erzincan, Erzurum’u geçerek İran’a kayan bir fay hattı. 1971’de Viyana’daydım. Pazar sabahı birileri yatağımı sarsıyor derken bir baktım deprem oluyor. 6.9 şiddetinde deprem olmuş, hiçbir binaya bir şey olmadı. Aynı fay hattındaki oynamalar İran’da da oldu binlerce ölü vardı. Bu da gösteriyor ki deprem sosyal bir olaydır. Hasar ve yaşanan kayıplar buna bağlı. Antakya’da sadece birkaç bina ayakta kaldı. Ayakta kalanların olması aslında yıkılanların sorunlu olduğunu gösteriyor. Bütün binalar gitti. Türkiye’de 7.9’u geçen deprem çok yok. Buna rağmen bu kadar tahribatın olması, sosyal organizasyona, kültürel alışkanlıklara ve cezaların yetersiz kalmasına bağlanabilir. Başka izahı yok. Japonya’da her yıl şiddetli deprem yaşanıyor. Bu kadar kayıp olmuyor. Bunun üzerinde durmak lazım. Oysa Türkler inşaatı çok iyi biliyor ama denetimler ve cezalar yetersiz kalıyor.”</p>
<p>İstanbul’da da tarih boyunca ağır depremler yaşandığını hatırlatan <strong>Prof. Dr. İlber Ortaylı,</strong> “1766 depreminde binlerce kişi öldü. Diğer yıkıcı deprem çok kısa süre sonra 1794’de geldi. Bu depremlerin biri tsunami ile gelmiş. Dalgalar limanı yutmuş. Yenikapı’da daha çok kısa süre önce liman ve gemiler ortaya çıktı. Tarihte de işini iyi yapmayan inşaatçılar vardı. Antakya da tarihte şiddetli depremler geçirip sonra yeniden kurulmuş bir şehir. Tarih boyunca da bu şehir her afet sonrası kötü bir yerde aceleyle kurulmuş” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-ilber-ortayli-depremde-yasanan-kayiplar-kulturel-aliskanliklar-ve-yetersiz-cezalara-baglanabilir-374028">Prof. Dr. İlber Ortaylı: Depremde Yaşanan Kayıplar, Kültürel Alışkanlıklar ve Yetersiz Cezalara Bağlanabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
