<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>yeterli | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/yeterli/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/yeterli</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 27 Mar 2026 09:39:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>yeterli | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/yeterli</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Bitkisel Ürün Denge Tabloları, 2025</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bitkisel-urun-denge-tablolari-2025-623262</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Mar 2026 09:39:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[2024 2025]]></category>
		<category><![CDATA[2025]]></category>
		<category><![CDATA[bitkisel]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekleşti]]></category>
		<category><![CDATA[Tabloları]]></category>
		<category><![CDATA[ürün]]></category>
		<category><![CDATA[ürünleri]]></category>
		<category><![CDATA[yeterli]]></category>
		<category><![CDATA[Yeterlilik Derecesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623262</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bitkisel ürünlerde en yüksek yeterlilik derecesi %594,9 ile kayısı ve zerdalide gerçekleşti</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bitkisel-urun-denge-tablolari-2025-623262">Bitkisel Ürün Denge Tabloları, 2025</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p><strong>Bitkisel ürünlerde en yüksek yeterlilik derecesi %594,9 ile kayısı ve zerdalide gerçekleşti</strong></p>
<p>Tahıl ürünleri toplamı için 2024-2025 piyasa döneminde yurt içi üretimin yurt içi talebi karşılama derecesi (yeterlilik derecesi) %91,1 olarak gerçekleşti. Toplam tahıl üretiminde en büyük paya sahip olan buğdayın yeterlilik derecesi %104,3 (durum buğdayında %202,0, diğer buğdayda %92,3); yem sanayinin en önemli girdilerini oluşturan arpanın yeterlilik derecesi %84,6, mısırın yeterlilik derecesi %73,1, soyanın yeterlilik derecesi ise %4,2 olarak gerçekleşti.</p>
<p><strong> Seçilmiş tarla ürünlerinde yeterlilik dereceleri, 2024-2025</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2026/03/bitkisel-urun-denge-tablolari-2025-0-AvzKaYw4.png"/><br />Meyveler ve içecek bitkilerinde 2024-2025 piyasa döneminde en yüksek yeterlilik derecesi %594,9 ile kayısı ve zerdalide gerçekleşti. Turunçgiller grubunda yer alan meyvelerin tamamında üretimin kendine yeterli olduğu görüldü. Yeterlilik derecesi çayda %96,1, muzda %80,7, cevizde %82,8 oldu.</p>
<p><strong> Seçilmiş meyve ürünlerinde yeterlilik dereceleri, 2024-2025</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2026/03/bitkisel-urun-denge-tablolari-2025-1-lPqUMOJb.png"/><br />Sebze ürünleri toplamı için 2024-2025 piyasa döneminde yurt içi üretimin, yurt içi talebi karşılama derecesi %108,8 oldu. Sebzelerde en yüksek yeterlilik dereceleri sakız kabakta %116,2, hıyarda %115,7, domateste ise %112,3 olarak gerçekleşti.</p>
<p><strong>Seçilmiş sebze ürünlerinde yeterlilik dereceleri, 2024-2025</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2026/03/bitkisel-urun-denge-tablolari-2025-2-sPwfRAuA.png"/></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bitkisel-urun-denge-tablolari-2025-623262">Bitkisel Ürün Denge Tabloları, 2025</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Düzenli ve yeterli diyaliz tedavisi, yaşam kalitesini iyileştiriyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/duzenli-ve-yeterli-diyaliz-tedavisi-yasam-kalitesini-iyilestiriyor-619550</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Mar 2026 11:48:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[Diyaliz]]></category>
		<category><![CDATA[Diyaliz Hastaları]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[iyileştiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[kalitesini]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yeterli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619550</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyalizin hastanın yaşamını sürdürebilmesi için hayati öneme sahip olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Diyaliz Program Başkanı Öğr. Gör. Zeynep Karasoy, düzenli ve yeterli diyaliz tedavisinin; halsizlik, ödem, nefes darlığı gibi belirtilerin azalmasını sağladığını ve yaşam süresini uzattığını söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/duzenli-ve-yeterli-diyaliz-tedavisi-yasam-kalitesini-iyilestiriyor-619550">Düzenli ve yeterli diyaliz tedavisi, yaşam kalitesini iyileştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Diyalizin hastanın yaşamını sürdürebilmesi için hayati öneme sahip olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Diyaliz Program Başkanı Öğr. Gör. Zeynep Karasoy, düzenli ve yeterli diyaliz tedavisinin; halsizlik, ödem, nefes darlığı gibi belirtilerin azalmasını sağladığını ve yaşam süresini uzattığını söyledi. Diyaliz hastalarının dikkat etmesi gereken noktalara değinen Karasoy, “Diyaliz hastaları sıvı tüketimini doktor ve diyetisyen önerilerine göre düzenlemelidir. Tuz, potasyum ve fosfor içeriği yüksek gıdalardan kaçınmalıdır. Diyabet ve hipertansiyon kontrolü sağlanması önemlidir. Seanslara düzenli katılım göstermelidir” dedi.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Diyaliz Program Başkanı Öğr. Gör. Zeynep Karasoy, 12 Mart Dünya Böbrek Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, diyaliz tedavisine ilişkin bilgi verdi ve diyaliz hastalarının dikkat etmesi gerekenlerle ilgili tavsiyelerde bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kronik böbrek hastalığı sessiz ilerliyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Öğr. Gör. Zeynep Karasoy, kronik böbrek hastalığının, dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen, erken dönemde belirti vermediği için “sessiz ilerleyen” önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Diyaliz kronik böbrek yetmezliği olan hastalarda uygulanıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Diyalizin en sık olarak son dönem kronik böbrek yetmezliği olan hastalara uygulandığını belirten Öğr. Gör. Zeynep Karasoy, “Bunun yanında bazı akut böbrek yetmezliği durumlarında da geçici olarak diyaliz gerekebilir. Diyabet, hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları ve genetik böbrek hastalıkları, kronik böbrek yetmezliğinin en önemli nedenleri arasında yer almaktadır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Böbrek fonksiyonları azaldığında diyaliz tedavisi uygulanıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Diyalizin “böbreklerin süzme görevini yeterli düzeyde yerine getiremediği durumlarda, kandaki zararlı atık maddelerin ve fazla sıvının vücuttan uzaklaştırılmasını sağlayan bir tedavi yöntemi” olduğunu belirten Öğr. Gör. Zeynep Karasoy, “Böbrekler normalde kandaki toksinleri temizler, sıvı-elektrolit dengesini sağlar ve asit-baz dengesini düzenler. Böbrek fonksiyonları ciddi düzeyde azaldığında ise diyaliz tedavisi devreye girer” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Diyaliz yaşam kalitesini artırıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Diyalizin hastanın yaşamını sürdürebilmesi için hayati öneme sahip olduğunu belirten Öğr. Gör. Zeynep Karasoy, “Düzenli ve yeterli diyaliz tedavisi; halsizlik, ödem, nefes darlığı gibi belirtilerin azalmasını sağlar ve yaşam süresini uzatır. Ancak tedavi haftada birkaç gün düzenli seans gerektirdiği için hastanın sosyal yaşamını, çalışma hayatını ve psikolojik durumunu etkileyebilir. Bu nedenle multidisipliner bir yaklaşım, hasta eğitimi ve aile desteği büyük önem taşır” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Diyaliz hastaları bu noktalara dikkat etmeli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Diyaliz hastalarının dikkat etmesi gereken noktalara da işaret eden Öğr. Gör. Zeynep Karasoy,bunları şöyle sıraladı:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>•          Sıvı tüketimini doktor ve diyetisyen önerilerine göre düzenlemelidir.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>•          Tuz, potasyum ve fosfor içeriği yüksek gıdalardan kaçınmalıdır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>•          Diyabet ve hipertansiyon kontrolünü sağlamalıdır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>•          Seanslara düzenli katılım göstermelidir.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>•          Fistül veya kateter bakımına özen göstermelidir.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>•          Düzenli hekim kontrollerini aksatmamalıdır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Gereksiz ilaç kullanımından kaçınılmalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Böbrek sağlığını korumanın önemine işaret eden Öğr. Gör. Zeynep Karasoy, böbrek sağlığını korumak için sağlıklı beslenme, yeterli su tüketimi, kan basıncının kontrolü, düzenli egzersiz tavsiyesinde bulundu ve gereksiz ilaç kullanımından kaçınılması gerektiğini söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Toplumsal farkındalık çağrısında bulundu</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Öğr. Gör. Zeynep Karasoy, her yıl mart ayının ikinci perşembe günü kutlanan Dünya Böbrek Günü’nde böbrek sağlığı konusunda bilinçli olma çağrısında bulunarak şunları söyledi:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Erken tanı hayat kurtarır. Basit kan ve idrar testleri ile böbrek hastalıkları erken dönemde tespit edilebilir. Diyabet, hipertansiyon hastaları, ailesinde böbrek hastalığı olanlar gibi risk grubundaki bireylerin düzenli kontrol yaptırmaları önerilmektedir. 12 Mart Dünya Böbrek Günü vesilesiyle toplumumuzu böbrek sağlığı konusunda bilinçli olmaya ve düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemeye davet ediyoruz.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/duzenli-ve-yeterli-diyaliz-tedavisi-yasam-kalitesini-iyilestiriyor-619550">Düzenli ve yeterli diyaliz tedavisi, yaşam kalitesini iyileştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzun açlık kas kaybı riskini artırabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzun-aclik-kas-kaybi-riskini-artirabilir-616682</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Feb 2026 11:39:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Açlık]]></category>
		<category><![CDATA[artırabilir]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[iftarda]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[mide]]></category>
		<category><![CDATA[protein]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[sahur]]></category>
		<category><![CDATA[uzun]]></category>
		<category><![CDATA[yeterli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616682</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, sahura kalkmanın önemi konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzun-aclik-kas-kaybi-riskini-artirabilir-616682">Uzun açlık kas kaybı riskini artırabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, sahura kalkmanın önemi konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Sahur uzun açlığa vücudu hazırlayan temel öğün</strong></p>
<p>Sahurun, gün boyu sürecek uzun açlık dönemine vücudu hazırlayan temel öğün olduğunu vurgulayan Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Sahurda alınan protein, posa, sağlıklı yağlar ve yeterli sıvı; kan şekerinin daha dengeli seyretmesine yardımcı olur. Bu sayede gün içinde ani açlık krizleri, halsizlik, baş dönmesi ve dikkat dağınıklığı daha az görülür. Dedi.</p>
<p><strong>Sahura kalkılmadığında açlık süresi ciddi şekilde uzar</strong></p>
<p>Sahura kalkmadan oruç tutmanın vücut üzerindeki etkilerine değinen Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Sahura kalkılmadığında açlık süresi ciddi şekilde uzar. Bu durum kan şekerinde ani düşmelere, gün içinde çabuk yorulmaya ve konsantrasyon kaybına yol açabilir. Uzun süreli açlık özellikle çalışan bireylerde performans düşüklüğüne neden olabilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Yeterli protein alınmazsa kas kaybı riski artar</strong></p>
<p>Sahurun metabolizma üzerindeki etkisini de değerlendiren Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Sahur yapılmadığında açlık süresi uzar ve vücut, enerji ihtiyacını karşılamak için protein yıkımını artırabilir. Bu durum, özellikle yeterli protein alınmadığında kas kaybı riskini yükseltir. Sahurda protein içeren besinlerin yer alması, kas dokusunun korunmasına ve metabolizmanın gün boyunca daha dengeli çalışmasına katkı sağlar.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Sadece iftarda su içmek yeterli değil</strong></p>
<p>Sıvı tüketiminin önemine de değinen Hatunoğlu, “Sadece iftarda su içmek, vücudun gün boyu kaybettiği sıvıyı telafi etmek için çoğu zaman yeterli olmaz. Sahurda su tüketmek, gün içinde susuzluğa bağlı baş ağrısı ve halsizlik gibi sorunların önüne geçilmesine yardımcı olur.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Doğru planlanan sahur mideyi korur</strong></p>
<p>Sahurun mideyi yorduğu yönündeki inanışa da açıklık getiren Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Doğru planlanmış bir sahur mideyi yormaz, aksine korur. Yağlı, baharatlı ve aşırı tuzlu besinlerden kaçınıldığında sahur mide asidinin dengelenmesine yardımcı olur. Hafif ama besleyici bir sahur, mideyi uzun açlığa karşı daha dayanıklı hale getirir.” dedi.</p>
<p><strong>Sahura kalkamayanlar ne yapmalı?</strong></p>
<p>Sahura kalkamayan kişilerin iftarda daha bilinçli bir beslenme planı uygulaması gerektiğini vurgulayan Hatunoğlu, “Sahura kalkamayan kişilerin iftarda daha dikkatli olması gerekir. İftar çok hızlı yapılmamalı, önce su ve/veya az miktarda bir çorba ile başlanmalıdır. Ana yemekte protein, sebze ve kompleks karbonhidratlara yer verilmelidir. İftardan birkaç saat sonra ise küçük bir ara öğün planlaması yapılabilir. Bu ara öğün, yeterli ve dengeli olursa sahurun eksikliğini telafi etmede yardımcı olabilir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzun-aclik-kas-kaybi-riskini-artirabilir-616682">Uzun açlık kas kaybı riskini artırabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ramazanda sahur ve iftar sonrası diş fırçalamak önemli!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ramazanda-sahur-ve-iftar-sonrasi-dis-fircalamak-onemli-614066</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Feb 2026 09:52:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağız]]></category>
		<category><![CDATA[ayında]]></category>
		<category><![CDATA[bakım]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[fırçalamak]]></category>
		<category><![CDATA[iftar]]></category>
		<category><![CDATA[kokusu]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[ramazanda]]></category>
		<category><![CDATA[sahur]]></category>
		<category><![CDATA[sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[yeterli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614066</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, Ramazan ayında değişen beslenme düzeninin ağız ve diş sağlığı üzerindeki etkileri hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazanda-sahur-ve-iftar-sonrasi-dis-fircalamak-onemli-614066">Ramazanda sahur ve iftar sonrası diş fırçalamak önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, Ramazan ayında değişen beslenme düzeninin ağız ve diş sağlığı üzerindeki etkileri hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Tükürük azaldığında diş yüzeyleri savunmasız hale geliyor!</strong></p>
<p>Ramazan ayında ağız ve diş sağlığını etkileyebilecek bazı özel durumlar ortaya çıkabileceğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Gün boyunca yemek ve su tüketiminin olmaması, ağız içindeki tükürük miktarını azaltabilir.” dedi.</p>
<p>Tükürüğün ağız için doğal bir koruyucu olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Bahar, “Dişleri temizler, asitleri dengeler ve bakterilerin çoğalmasını sınırlar. Tükürük azaldığında diş yüzeyleri daha savunmasız hale gelir. Bu durum çürük oluşumunu kolaylaştırabilir, diş etlerinde hassasiyet ve iltihap riskini artırabilir. Bu nedenle Ramazan ayında ağız kuruluğu, ağız kokusu ve diş eti problemleri biraz daha sık görülebilir. Ancak doğru bakım alışkanlıklarıyla bu riskleri büyük ölçüde azaltmak mümkündür.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Ağız bakımının zamanlamasını doğru yapmak önemli! </strong></p>
<p>Oruç tutan kişilerin gün boyunca ağızda oluşabilecek bakteri ve tartar birikimini azaltmak için alabileceği önlemlere değinen<strong> </strong>Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, şunları söyledi:</p>
<p>“En önemli nokta, ağız bakımının zamanlamasını doğru yapmaktır. Sahurdan sonra ve iftardan sonra dişlerin mutlaka fırçalanmasını öneriyoruz. Diş ipi kullanımı da ihmal edilmemeli. Gün içinde fırçalama yapılamasa bile, ağız hijyeninin bu iki ana zamanda iyi sağlanması bakteri birikimini önemli ölçüde azaltır. Ayrıca sahurda çok şekerli ve yapışkan gıdalardan kaçınmak dişler için koruyucu bir önlemdir. İftar ve sahurda yeterli su tüketimi de ağız sağlığını korumak açısından çok önemlidir.”</p>
<p><strong>İftar ve sahurda asitli içeceklerden uzak durulmalı!</strong></p>
<p>Uzun süre aç kalındığında mide asidinin artabileceği ve bu asidin ağız ortamını da etkileyebileceği bilgisini veren Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Asidik ortam diş minesini zayıflatabilir.” Dedi.</p>
<p>Bunun önüne geçmek için yapılabilecekleri sıralayan Dr. Öğr. Üyesi Bahar, “İftar ve sahurda gazlı içecekler, çok ekşi meyve suları gibi aşırı asitli içeceklerden uzak durmak gerekir. Yemekten hemen sonra diş fırçalamak yerine, ağız suyla çalkalanıp yaklaşık 30 dakika sonra fırçalama yapmak diş minesini korumaya yardımcı olur.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Doğru zamanda yapılan ağız bakımı ve yeterli su tüketimiyle sağlıklı bir ağız yapısı korunabilir!</strong></p>
<p>Ağız kokusunun, Ramazan ayında en sık şikâyet edilen durumlardan biri olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Bu sorun genellikle tükürük azalmasına bağlıdır.” dedi.</p>
<p>Gün içinde ağız kokusunu azaltmak için sahurda soğan, sarımsak gibi kokusu yoğun gıdaların fazla tüketilmemesini öneren Dr. Öğr. Üyesi Bahar, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Sahurdan sonra dişlerin ve özellikle dilin nazikçe temizlenmesi çok etkilidir. İftar ve sahur arasında yeterli su içmek, hem ağız kuruluğunu hem de ağız kokusunu belirgin şekilde azaltır. İftar sonrası şekersiz sakızlar tükürük akışını artırarak destekleyici olabilir.</p>
<p>Ramazan ayında ağız ve diş sağlığını korumak zor değildir; sadece biraz daha bilinçli olmak yeterlidir. Doğru zamanda yapılan ağız bakımı, dengeli beslenme ve yeterli su tüketimiyle hem sağlıklı bir ağız yapısı korunabilir hem de Ramazan süreci daha konforlu geçirilebilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazanda-sahur-ve-iftar-sonrasi-dis-fircalamak-onemli-614066">Ramazanda sahur ve iftar sonrası diş fırçalamak önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kış aylarında kilo almak kolaylaşıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-kilo-almak-kolaylasiyor-606025</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Jan 2026 09:05:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[almak]]></category>
		<category><![CDATA[aylarında]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklığı]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Kaşığı]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[kolaylaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[oldukça]]></category>
		<category><![CDATA[vücut]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yeterli]]></category>
		<category><![CDATA[yiğit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606025</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, kış aylarında kilo kontrolü ve bağışıklığı korumak için yapılması gerekenler hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-kilo-almak-kolaylasiyor-606025">Kış aylarında kilo almak kolaylaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, kış aylarında kilo kontrolü ve bağışıklığı korumak için yapılması gerekenler hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Soğuk mevsimde vücut fizyolojik olarak yağ depolamaya daha müsait! </strong></p>
<p>Hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte vücudun ısı dengesini sağlamak için daha fazla enerji alma eğiliminde olduğunu dile getiren Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Soğuk mevsimde vücut fizyolojik olarak yağ depolamaya daha müsait hale gelebiliyor.” dedi.</p>
<p>Vücudun ısısını koruyabilmek için enerjiyi en kolay şekilde elde etmek istediğini aktaran Yiğit, “Karbonhidratlı, yağlı besinlere yönelim ve iştah artışının nedeni bu durumla bağlantılı. Bu yönelimler sonucunda eğer yeterli kontrol sağlanmazsa istenmeyen kilo artışları görülebilir. Vücut yağ oranının erkeklerde yüzde 25’ten kadınlarda yüzde 30’dan fazla olması vücut işlevleri açısından olumsuz kabul edilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>İlk adım yeterli su tüketimi! </strong></p>
<p>Kış aylarında vücut ısısını dengelemek, yağ oranını dengede tutmak ve sağlıklı kalmak için neler yapılabileceğine değinen Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, ilk adımın yeterli su tüketimi olduğunu vurguladı ve şöyle devam etti:</p>
<p>“Vücut ısısını sağlamak için en temel yaşamsal ögemiz olan suyun yeterli miktarda tüketilmesi önemli. Suyu sadece çay, kahve gibi sıcak içeceklerden almak vücut için yeterli değil. Günlük mutlaka 1,5-2 litre su, sade olarak tercih edilmeli. Su içmenin iştah kontrolünü sağlamak için de oldukça önemli fizyolojik etkisi olduğu unutulmamalı. Özellikle büyük şehirlerde yaşayan bireyler kış aylarında fiziksel olarak daha da kısıtlı olur. Günlük en az 30 dk hafif tempolu bir yürüyüş özellikle kış aylarında sizi hastalıklardan koruyacak ve daha az gün ışığı görmeye bağlı olarak ortaya çıkan depresyona meyilli ruh halinize iyi gelecektir. Eğer yürüyüş yapmak için uygun bir alanınız yok ise, evde adım hareketleri tercih edilebilir.”</p>
<p><strong>Kış aylarında kilo kontrolü ve sağlık için yeterli ve dengeli beslenme kuralları geçerli! </strong></p>
<p>Yeterli vitamin ve mineral almak için günlük en az 3 porsiyon meyve tüketilmesi ve tuzsuz çiğ kuruyemişlere beslenmede yer verilmesi gerektiğine dikkat çeken Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit “Ancak bu besinleri akşam yemeği sonrası değil, gün içinde tercih etmek oldukça önemli. Yoğurt, kefir, tarhana, şalgam suyu tüketerek bağırsak sağlığınızı destekleyebilirsiniz.” dedi.</p>
<p>Kilo kontrolü ve bağışıklık için iyi çalışan bir sindirim sisteminin önemine işaret eden Yiğit, “Ayrıca fındık, ceviz badem gibi kuruyemişler, patlamış mısırlar, tuzlu bisküviler gibi yiyecekler tüketilirken kendimizi sınırlamak oldukça zorlaşır. Bu nedenle özellikle bu yiyecekler tüketilecekse, mutlaka küçük tabaklara konulmalıdır ki ne kadar yediğiniz fark edilsin, porsiyon kontrolü sağlansın. Görüldüğü üzere kış aylarında kilo kontrolü ve sağlık için de yeterli ve dengeli beslenme kuralları geçerli. İçeriği net olarak bilinmeyen yağ yakıcı olarak adlandırılan çaylara, kahvelere ihtiyaç yok.” önerisinde bulundu.</p>
<p><strong>Soğuk havalarda bağışıklığı güçlü tutmak daha da önemli! </strong></p>
<p>Hava sıcaklıklarının düşmesinin ayrıca bakteri ve virüs kaynaklı hava yolu ile bulaşan gribal enfeksiyonlara, hastalıklara yakalanma sıklığını artırdığını da hatırlatan Yiğit, bu nedenle bağışıklık sistemini güçlü tutmanın daha da önem kazandığını vurguladı.</p>
<p>Yeterli beslenmenin, beslenirken dengeli olmanın, güçlü bir bağışıklık sistemi için oldukça önemli olduğunun altını çizen Yiğit, şunları söyledi:</p>
<p>“C ve E vitaminleri, çinko, demir bağışıklığı en çok destekleyen vitamin ve mineraller arasındadır. Günlük beslenmenizde işlenmemiş kırmızı et, hindi eti, balık, yeterli sebze ve meyve tüketerek bu besin ögelerini vücudunuza almış olursunuz. Kefir, ev yoğurdu, tarhana, şalgam suyu, boza gibi probiyotik besinler de güçlü bir bağışıklık için elzemdir.”</p>
<p><strong>Vitaminler besinlerden alındığında daha yüksek biyoyararlanım sağlıyor! </strong></p>
<p>Son yıllarda kış aylarında multivitaminlere yönelimin oldukça yüksek düzeyde olduğunu kaydeden Yiğit, “Vitaminler doğal olarak besinlerden alındığında, birbirleriyle olan sinerjik etkileri nedeniyle biyoyararlanımları daha yüksek olur.” dedi.</p>
<p>Eğer düzenli beslenilemiyor; günlük 2-3 porsiyon meyve, en az 2 porsiyon sebze yemeği/yeşillik yenilemiyorsa, bu noktada multivitamin desteklerinin  tercih edilebileceğini aktaran Yiğit, “Ancak bu destekleri alırken bakanlık onayına mutlaka bakılmalı ve içerikleri incelenmeli. Öte yandan şekerli-tuzlu beslenme alışkanlığınız ve hareketsiz bir yaşantınız var ise, sadece multivitamin kullanarak bağışıklığınızı güçlendirmek oldukça zordur. Çünkü düzenli olarak vücuda alınan, şeker/hazır işlenmiş gıdalar vücutta hücresel stresi arttırarak bağışıklığın zayıflamasına sebep olabilir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Şeker ihtiyacını azaltırken bağışıklığınızı destekleyebilirsiniz! </strong></p>
<p>Bağışıklığın güçlendirilmesi için antioksidan zengini bitkisel ürünlere de beslenmede yer açılması gerektiğini belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, kış aylarında hem şeker ihtiyacını azaltacak, hem de bağışıklığı güçlendirecek ‘Altın Süt’ tarifini paylaşarak sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Altın süt için malzemelerimiz şöyle; 1 su bardağı yarım yağlı süt, 1 tatlı kaşığı toz zerdeçal, 1 tatlı kaşığı zencefil, yarım çay kaşığı karabiber, 1 çay kaşığı tarçın, 1 tatlı kaşığı zeytinyağı veya Hindistan cevizi yağı ve isteğe göre karanfil ve bal da kullanabilirsiniz.</p>
<p>1 bardak sütü ısıtmak için cezveye koyun. Ilıklaşmaya başladıktan sonra 1 çay kaşığı toz zerdeçal, kaynadıktan sonra karabiber ve tarçını ilave edin. En son 1 tatlı kaşığı sızma zeytinyağı veya Hindistan cevizi yağı ilave edip, karıştırarak tüketebilirsiniz.</p>
<p>Eğer düzenli olarak kullandığınız bir ilaç varsa, tüketmeden önce doktorunuza ve diyetisyeninize danışmanızda fayda var.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-kilo-almak-kolaylasiyor-606025">Kış aylarında kilo almak kolaylaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>D vitamini için 15 dakika yeterli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/d-vitamini-icin-15-dakika-yeterli-2-564380</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2025 09:02:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dakika]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[vitamini]]></category>
		<category><![CDATA[yeterli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=564380</guid>

					<description><![CDATA[<p>D vitamini almak için nelere ihtiyacımız var? Uzmanlar, vücudun güneş ile D vitaminini aktif hale getirdiğini ifade ediyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/d-vitamini-icin-15-dakika-yeterli-2-564380">D vitamini için 15 dakika yeterli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>D vitamini almak için nelere ihtiyacımız var? Uzmanlar, vücudun güneş ile D vitaminini aktif hale getirdiğini ifade ediyor.</p>
<p>Kemik sağlığı, bağışıklık sistemi ve düzenli ruh hali için D vitamini olmazsa olmaz. Vücutta halihazırda bulunan bu vitamin etkin hale gelebilmek için güneş ışığına ihtiyaç duyuyor. Güneşlenmenin D vitamini sentezi için en doğal yol olduğunu paylaşan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, “Ancak sağlığımız için D vitamini almak isterken yanlış koşullarda güneşlenme nedeniyle cilt kanseri riskini de artırabiliriz. Güneşten gelen zararlı UV ışınları, melanom yani cilt kanserinin bir numaralı sebeplerinden biri. Bu nedenle doğru güneşlenme bilincini toplum genelinde yaygınlaştırmak önemli” diye konuştu.</p>
<p><b><strong>UV Işınları En Dik Açıyla Geldiği Öğle Saatlerinde Gelir </strong></b></p>
<p>UV ışınlarının en dik açıyla geldiği öğle saatlerinde, cilt hücrelerinin mutasyona uğrayarak cilt kanseri gibi hayati hastalıklar oluşturabileceğini vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, “Kısa süreli D vitamini sentezi için açık tenlilerde 10-15, koyu tenlilerde ise 20-30 dakika yeterli. Güneş ışınları 09.00–10.30 arasında ya da 16.00 sonrasında değerlendirilmeli. Bu süre zarfında kollar, bacaklar ve yüzün yalnızca yüzde 20–25’i açıkta kalmalı. Güneş kremi, şemsiye ya da şapka olmadan öğle saatlerinde güneş altında 10-15 dakikadan fazla kalmak, ciltte DNA hasarına yol açabilir. D vitamininin dostumuz, UV fazlasının ise düşmanımız olduğunu unutmamalıyız” uyarısında bulundu.</p>
<p>Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, cilt kanserine karşı alınabilecek önlemleri sıraladı:</p>
<ol>
<li>Hem UVA hem de UVB korumalı güneş kremleri bebeklikten itibaren yaz-kış düzenli olarak kullanılmalı.</li>
<li>Şapka, güneş gözlüğü ve UV korumalı kıyafetlerle cilt korunmalı.</li>
<li>Yılda en az bir kez büyüteçli bir cihazla cildin kontrol edilmesi anlamına gelen dermoskopi yaptırılmalı. Ailede melanom öyküsü varsa daha sık kontrole gidilmeli.</li>
<li>Vücuttaki tüm leke ve benler takip edilmeli, değişiklik varsa not alınmalı.</li>
<li>Benlerin renk, şekil veya boyutlarında gözle görülür değişiklikler fark edilirse zaman kaybetmeden mutlaka dermatoloğa başvurulmalı.</li>
<li>Dermoskopik kontrol yapılmadan benlere herhangi bir lazer veya cerrahi uygulama yaptırılmamalı.</li>
<li>10.30–16.00 saatleri arasında mümkün olduğunca gölgede kalınmalı, güneş ışığına direkt maruziyetten kaçınılmalı.</li>
<li>Yapay bronzlaşma cihazları cilt kanseri riskini artıracağı için solaryumdan uzak durulmalı.</li>
<li>Özellikle çocuklukta oluşan ciddi güneş yanıkları ileride melanom riskini artıracağı için çocukların hassas cildi büyük özenle korunmalı. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)</li>
</ol>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/d-vitamini-icin-15-dakika-yeterli-2-564380">D vitamini için 15 dakika yeterli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>D vitamini için 15 dakika yeterli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/d-vitamini-icin-15-dakika-yeterli-561459</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Aug 2025 08:24:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dakika]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[vitamini]]></category>
		<category><![CDATA[yeterli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=561459</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kemik sağlığı, bağışıklık sistemi ve düzenli ruh hali için D vitamini olmazsa olmaz. Vücutta halihazırda bulunan bu vitamin etkin hale gelebilmek için güneş ışığına ihtiyaç duyuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/d-vitamini-icin-15-dakika-yeterli-561459">D vitamini için 15 dakika yeterli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kemik sağlığı, bağışıklık sistemi ve düzenli ruh hali için D vitamini olmazsa olmaz. Vücutta halihazırda bulunan bu vitamin etkin hale gelebilmek için güneş ışığına ihtiyaç duyuyor. Güneşlenmenin D vitamini sentezi için en doğal yol olduğunu paylaşan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, “Ancak sağlığımız için D vitamini almak isterken yanlış koşullarda güneşlenme nedeniyle cilt kanseri riskini de artırabiliriz. Güneşten gelen zararlı UV ışınları, melanom yani cilt kanserinin bir numaralı sebeplerinden biri. Bu nedenle doğru güneşlenme bilincini toplum genelinde yaygınlaştırmak önemli” dedi.</strong></p>
<p>UV ışınlarının en dik açıyla geldiği öğle saatlerinde, cilt hücrelerinin mutasyona uğrayarak cilt kanseri gibi hayati hastalıklar oluşturabileceğini vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, “Kısa süreli D vitamini sentezi için açık tenlilerde 10-15, koyu tenlilerde ise 20-30 dakika yeterli. Güneş ışınları 09.00–10.30 arasında ya da 16.00 sonrasında değerlendirilmeli. Bu süre zarfında kollar, bacaklar ve yüzün yalnızca yüzde 20–25’i açıkta kalmalı. Güneş kremi, şemsiye ya da şapka olmadan öğle saatlerinde güneş altında 10-15 dakikadan fazla kalmak, ciltte DNA hasarına yol açabilir. D vitamininin dostumuz, UV fazlasının ise düşmanımız olduğunu unutmamalıyız” uyarısında bulundu.</p>
<p>Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, cilt kanserine karşı alınabilecek önlemleri sıraladı:</p>
<ol>
<li>Hem UVA hem de UVB korumalı güneş kremleri bebeklikten itibaren yaz-kış düzenli olarak kullanılmalı.</li>
<li>Şapka, güneş gözlüğü ve UV korumalı kıyafetlerle cilt korunmalı.</li>
<li>Yılda en az bir kez büyüteçli bir cihazla cildin kontrol edilmesi anlamına gelen dermoskopi yaptırılmalı. Ailede melanom öyküsü varsa daha sık kontrole gidilmeli.</li>
<li>Vücuttaki tüm leke ve benler takip edilmeli, değişiklik varsa not alınmalı.</li>
<li>Benlerin renk, şekil veya boyutlarında gözle görülür değişiklikler fark edilirse zaman kaybetmeden mutlaka dermatoloğa başvurulmalı.</li>
<li>Dermoskopik kontrol yapılmadan benlere herhangi bir lazer veya cerrahi uygulama yaptırılmamalı.</li>
<li>10.30–16.00 saatleri arasında mümkün olduğunca gölgede kalınmalı, güneş ışığına direkt maruziyetten kaçınılmalı.</li>
<li>Yapay bronzlaşma cihazları cilt kanseri riskini artıracağı için solaryumdan uzak durulmalı.</li>
<li>Özellikle çocuklukta oluşan ciddi güneş yanıkları ileride melanom riskini artıracağı için çocukların hassas cildi büyük özenle korunmalı.</li>
</ol>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/d-vitamini-icin-15-dakika-yeterli-561459">D vitamini için 15 dakika yeterli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bilginin yeterli olmadığı alanlardansa güçlü olunan alanlara odaklanılmalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bilginin-yeterli-olmadigi-alanlardansa-guclu-olunan-alanlara-odaklanilmali-536821</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 May 2025 09:24:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[alanlara]]></category>
		<category><![CDATA[alanlardansa]]></category>
		<category><![CDATA[bilginin]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[odaklanılmalı]]></category>
		<category><![CDATA[olmadığı]]></category>
		<category><![CDATA[olunan]]></category>
		<category><![CDATA[yeterli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=536821</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) bir aydan az bir süre kaldı. Sınav tarihi yaklaştıkça adayların sınav stresi de artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bilginin-yeterli-olmadigi-alanlardansa-guclu-olunan-alanlara-odaklanilmali-536821">Bilginin yeterli olmadığı alanlardansa güçlü olunan alanlara odaklanılmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) bir aydan az bir süre kaldı. Sınav tarihi yaklaştıkça adayların sınav stresi de artıyor. İstinye Üniversitesi (İSÜ) Psikoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Gülgün Uzunoğlu Azman, sınava sayılı günler kala adaylara önerilerde bulundu. </p>
<p><strong>Yetersiz sınav hazırlığı sınav stresinin açığa çıkmasında önemli bir etken</strong></p>
<p>“Sınav stresi, kişinin sınavla ilişkili gündemlerde tehdit algılaması sonucu ortaya çıkan fizyolojik, bilişsel ve duygusal bir tepkidir” diyen Dr. Öğr. Üyesi Azman, şöyle devam etti:</p>
<p>“Tehdit unsurlarını kişinin kendisinin ve çevresindekilerin yüksek beklentileri, başarısızlık korkusu ve mükemmeliyetçi bakış açısı oluşturabilmektedir. Aynı zamanda başarısızlık inancı açığa çıkaran ve olumsuz akademik deneyimlerle şekillenen yaşam deneyimleri de tetikleyebilmektedir. Diğer yandan, kişinin sınava hazırlık süreci boyunca gerçekçilikten uzak çalışma planı veya son dakikacılık yapması vb. yetersiz sınav hazırlığı da sınav stresinin açığa çıkmasında önemli bir etken olabilmektedir.”</p>
<p><strong>Uyku düzeninin bozulması, mide bağırsak sorunları kaygının belirtileri</strong></p>
<p>Uyku düzeninin bozulması, mide bağırsak sorunları gibi nedenlerin sınav stresinin bedende gözlenebilen fizyolojik belirtiler olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Azman, şunları söyledi:</p>
<p>“Sınav kaygısı bir düzeye kadar güdüleyici ve başarı için gerekli olurken, kaygının yüksek seyredip yönetilemeyecek düzeyde seyretmesi sınav stresini açığa çıkarmaktadır. Sınav stresinin nasıl deneyimlendiği kişiden kişiye farklılık göstermektedir. Bir kişinin sınav stresi yaşayıp yaşamadığının anlaşılmasında kişinin hayatının farklı alanlarında, günlük hayatındaki sağlıklı işleyişi bozabilecek belirtileri tekrarlı bir şekilde yaşaması ve işlevselliğinin bozulması önemsenir. Sınav stresinin varlığında bedenimizde doğrudan gözlenebilen fizyolojik belirtiler terleme, kalp çarpıntısı, baş ağrısı, gerginlik, bunalma hali, kas gerginliği, uyku düzeninin bozulması, mide bağırsak sorunları ve mide bulantısı gibi fiziksel belirtiler olabilmektedir. Duygusal, mental veya zaman zaman davranışsal olarak kişinin sınav stresi yaşadığını gösteren belirtiler ise kişinin dikkatini toparlamak veya sürdürmekte güçlük yaşaması, unutkan olması, istenmeyen düşüncelerinin kişinin zihnine üşüşmesi; yaşamdan keyif alamama, boşluk, çaresizlik, güvensizlik, öfke veya korku duygularının hissedilmesi; bir şeyleri erteleme, kişinin sınav esnasında kendini boşluktaymış gibi hissetmesi ve sınav esnasında değil de sınavdan çıkınca soruları daha rahat ve doğru çözebilmesi gibi birçok farklı şekilde gözlenebilmektedir. Sınava hazırlık sürecinde, kişinin yaşadığı bu sorunlar sınavla ilişkili performansını ve günlük hayatının işleyişini etkiliyorsa en kısa zamanda bir uzmandan destek alması faydalı olacaktır.”</p>
<p><strong>Zaman yönetimi yapabilmeye yönelik öz değerlendirmeler yapılmalı</strong></p>
<p>Zaman yönetimi yapabilmeye yönelik öz değerlendirmenin önemine dikkat çeken Azman, “Sınava hazırlık süreci uzun ve yorucu bir zaman dilimi olabilmektedir. Sınavdan haftalar önce zaman yönetimi yapabilmeye yönelik de öz değerlendirmeler yapılmalıdır. Bunun için düzenli ve elden geldiğince fazla deneme sınavı çözülmesi faydalı olacaktır. Böylelikle, hangi konularda kişinin hala gelişime açık olduğu anlaşılabilecek, olası zorlantılara zihinsel bir hazırlık yapılabilecek ve kişi test esnasındaki zorlantılarda nasıl bir zamanlama ve yöntemle ilerleyebileceğini belirleyebilecektir. Sınava az bir süre kala kişinin bilgisinin yeterli olmadığı alanlara yatırım yapmasındansa, güçlü olduğu alanlara odaklanıp kendisini parlatması da sınavda olumlu bir perspektifle ilerlemesinde belirleyici olacaktır” dedi.</p>
<p><strong>Düzenli ve tutarlı bir uyku ile beslenme sistemi oluşturulmalı</strong></p>
<p>“En önemlisi, sınavdan önce düzenli ve tutarlı bir uyku ile beslenme sistemi oluşturulmadır” diyen Dr. Öğr. Üyesi Azman, sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>“Her gün aynı saatte yatmak ve uyanmak, 7 ile 9 saat uyku uyuyabilmek, gerekli ise vitamin desteği almak ve renkli ve düzenli beslenmeye özen göstermek başlıca yapılacaklardır. ‘Ne kadar sağlıklı bir beden, o kadar sağlıklı bir zihin’ söylemi akılda tutulmalıdır. Aynı zamanda, alışkanlıklar ve rutinler oluşturmak ve bunlara bağlı kalmak ne ile karşılaşacağını bilen bir zihin yaratacaktır. Böylelikle, zihin bütün odağını fizyolojik ihtiyaçlarındaki belirsizliklerden uzaklaştırıp, öğrenme ihtiyaçlarına çevirebilecektir. Sağlıklı bir zihin için kullanılabilecek yöntemlerden bir diğeri de ‘olumsuz iç konuşmaları tanıyıp dönüştürebilme’ stratejisini kullanmaktır. Öte yandan, sınav stresiyle birlikte kişinin bedeni ve duyguları da kaygıdan uzaklaşmak için regüle olmaya ihtiyaç duyar. Günlük 20-30 dakikalık normal tempo yürüyüşe çıkılması, kısa süreli nefes egzersizlerinin uygulanması veya müzik ve sanat aktivitelerine günlük rutininde kısa da olsa muhakkak yer verilmesi regülasyonu sağlayacak yöntemlerdendir. Ayrıca, kişi kendini mutlu hissettiren minimum bir etkinliğe günlük planında mutlaka yer vermelidir.”</p>
<p><strong>Ebeveynler destekleyici olmaya çalışmalı</strong></p>
<p>Ebeveynlere de önerilerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Azman, “Tüm bunların yanında, sınava girecek kişilerin yakınlarına/ebeveynlerine de oldukça iş düşmektedir. Bu dönemin geçici bir süreç olduğu akılda tutulmalı, yatıştırıcı ve destekleyici olmaya çalışılmalı ve sınava hazırlanan ile iletişimde her zaman ‘daha iyiye’ yüreklendirici bir dil benimsenmelidir” dedi. Adayların da olumsuz düşüncelerden kaçınması gerektiğinin altını çizerek şöyle konuştu:</p>
<p>“Bununla birlikte, sınava hazırlanırken karşılaşılan olumsuzluklar karşısında ‘Başarısız olacağım’ inancına kapılmak ve bu inançla ilerlemek kişiyi çıkmaza sürükleyecektir. Her neyle karşılaşılırsa karşılaşılsın, sınav hakkında olumlu düşünce biçimini benimsemeye özen gösterilmelidir. Ayrıca kişinin kendisini sınavda olanlardan ibaret biriymişçesine atfetmesi de yapılan diğer sınava hazırlık sürecindeki hatalardandır. Sınav kişilik ya da benlik değerlendirmesi içeren bir süreç değil, sadece kişinin sahip olduğu bilgiyi ve bunu nasıl kullandığını değerlendiren bir süreçtir.”</p>
<p><strong> Sınav günü tok olunmalı, sınavdan önce muhakkak rahatlatıcı bir şeyler yapılmalı</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Azman, sınava tok olarak girilmesi gerektiğini belirtirken, sınav anında yaşanabilecek stresi azaltmak için de şu tavsiyelerde bulundu:</p>
<p>“Sınav günü gelip çattığında kişinin kendisini kontrol edebilmesi oldukça güçtür. Bu süreçte sınava hazırlanan kişinin yakınlarına sakin kalmak ve fiziksel, duygusal ve psikolojik olarak sınava girecek kişiye destek olmak gibi bazı görevler düşmektedir. Sınava girecek kişinin ise karnı tok olmalı, uykusu olmamalı ve kişi sınavdan önce muhakkak rahatlatıcı bir şeyler yapmalıdır. Bu rahatlatıcı şeyler sevdiğin birine sarılmak, sevilen enerjik müzikler dinlemek, sevdiğin bir şeyi yemek bile olabilir. Kişi sınav için binaya girmeden önce tüm fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarını karşıladığından emin olmalıdır. Tüm bu olumlu adımlara rağmen sınav başladığında işler iyiye gitmezse de hala yapılabilecekler vardır. Olumlu iç sesini kendisine hatırlatması ve takiben kişinin kendini sınavda, başarılı bir şekilde ve bu başarmışlıkla sınavdan birkaç sene sonra nasıl iyi bir durumda olacağını hayal etmesi regüle olmasına yardımcı olacaktır. Bununla birlikte, nefes egzersizi ile sakinleşmeyi denemek de bir diğer baş etme stratejisi olabilmektedir. Kişi burundan 4 saniye nefes alıp, tutabildiği kadar nefesini tutup (genelde bir 3-4 saniye daha), 4 saniyede de yavaş yavaş, balon üflermiş gibi nefesini ağzından vermelidir. Bunu ara vererek (aksi halde nefes alma ile başı dönebilir), sakinleşene kadar sürdürmeli ve egzersiz boyunca odağı nefesinde ve inip çıkan göğüs kafesinde olmalıdır. Diğer bir strateji ise kas gevşeme egzersizleri olabilmektedir. Sırasıyla baştan başlayıp ayak parmağına kadar olan, tüm kas grubundaki istenilen kasları sıkıp bırakma şeklinde ilerleyen bu yöntem odağı farklılaştırıp kişiyi regüle etmeyi içermektedir. Omuzları yukarı aşağı, arkaya öne şeklinde hareket ettirme de bu tür bir bedeni ve zihni rahatlatmaya yönelik eylemlerdendir. Diğer yandan, en basit şekliyle kişinin gözlerini kapatıp mini molalar vererek derin ve güçlü bir nefes alması ve o kısacık molada kendini güvende-sakin olduğu bir yerde düşlemesi de kişinin kendini düzenlemesinde oldukça yardımcı olacaktır. </p>
<p>Unutmamalı ki sınavdan alınan puan, kişinin insani değerini ölçmez ve genel başarının, başarısızlığın veyahut zekâ düzeyinin bir göstergesi olamaz. Sınav puanı sadece kabiliyetle, ilgi alanıyla, motivasyonla, çalışma düzeni ve alışkanlıklarıyla edinilen bilgi birikiminin değerlendirilmesinin bir neticesidir. Tüm sınav katılımcılarına çokça öz düzenleme gücü ve başarılar.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bilginin-yeterli-olmadigi-alanlardansa-guclu-olunan-alanlara-odaklanilmali-536821">Bilginin yeterli olmadığı alanlardansa güçlü olunan alanlara odaklanılmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;de her 10 kişiden 6&#8217;sı günlük yeterli demir miktarını alamamaktadır</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyede-her-10-kisiden-6si-gunluk-yeterli-demir-miktarini-alamamaktadir-425732</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Nov 2023 13:54:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alamamaktadır]]></category>
		<category><![CDATA[demir]]></category>
		<category><![CDATA[günlük]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[kişiden]]></category>
		<category><![CDATA[miktarını]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyede]]></category>
		<category><![CDATA[yeterli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=425732</guid>

					<description><![CDATA[<p>Demir eksikliği, aynı zamanda dünyada en sık görülen anemi (kansızlık) nedenidir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), dünya çapındaki yaklaşık 810 Milyon kişide demir eksikliği olduğunu belirtmektedir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-her-10-kisiden-6si-gunluk-yeterli-demir-miktarini-alamamaktadir-425732">Türkiye&#8217;de her 10 kişiden 6&#8217;sı günlük yeterli demir miktarını alamamaktadır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>26 Kasım Dünya Demir Eksikliği Günü<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/203c.png" alt="‼" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Türkiye’de her 10 kişiden 6’sı günlük yeterli demir miktarını alamamaktadır</strong></p>
<p> </p>
<p><strong>Demir eksikliği, aynı zamanda dünyada en sık görülen anemi (kansızlık) nedenidir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), dünya çapındaki yaklaşık 810 Milyon kişide demir eksikliği olduğunu belirtmektedir.</strong></p>
<p> </p>
<p>26 Kasım Demir Eksikliği Gününe dikkat çekmek isteyen Orzaks İlaç, demir eksikliğinin psikolojik ve fiziksel gelişim, davranış ve iş performansı üzerindeki etkisi göz önüne alındığında, halk sağlığı açısından ciddi öneme sahip bir sorun olduğunu belirtmektedir. İnsan ve toplum sağlığı için bu eksikliğin erken teşhisi oldukça önemlidir. Demir seviyelerinin takip edilmesi ve sağlık profesyonellerinin önerisiyle demir takviyesi alınması gerektiği belirtilmektedir.  Orzaks İlaç bünyesinde yer alan Ocean Microfer Ailesi, mikroenkapsülasyon teknolojisi ile üretilmiş demir kaynağı içeren günlük demir ihtiyacını karşılamak amacıyla geliştirilmiş bir takviye edici gıdadır.</p>
<p> </p>
<p><strong>Hamile kadınların %40&#8217;ını ve çocukların %42&#8217;sini etkilemektedir.</strong></p>
<p>Dünya çapında beslenme yetersizliği kaynaklı en sık görülen belirtilerden, demir eksikliğine yakından bakalım:</p>
<p> </p>
<ul>
<li>Demir eksikliği, aynı zamanda dünyada en sık görülen anemi (kansızlık) nedenidir. Hamile kadınların %40&#8217;ını ve çocukların %42&#8217;sini etkilemektedir.</li>
<li>Dünya Sağlık Örgütü (WHO), dünya çapındaki yaklaşık 810 milyon kişide demir eksikliği anemisi olduğunu belirtmektedir. </li>
<li>Türkiye’de her 10 kişiden 6’sı günlük yeterli demir miktarını alamamaktadır.</li>
<li>Demir seviyelerinizi ölçtürmeyi ve sağlık profesyonellerinin önerdiği şekilde demir takviyenizi almayı unutmayın.</li>
</ul>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-her-10-kisiden-6si-gunluk-yeterli-demir-miktarini-alamamaktadir-425732">Türkiye&#8217;de her 10 kişiden 6&#8217;sı günlük yeterli demir miktarını alamamaktadır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Trend Micro Siber Risk Endeksi, işletmelerin siber risklere karşı hazırlığının yeterli olmadığını gösteriyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/trend-micro-siber-risk-endeksi-isletmelerin-siber-risklere-karsi-hazirliginin-yeterli-olmadigini-gosteriyor-372426</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 May 2023 12:28:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[endeksi]]></category>
		<category><![CDATA[gösteriyor]]></category>
		<category><![CDATA[hazırlığının]]></category>
		<category><![CDATA[işletmelerin]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[micro]]></category>
		<category><![CDATA[olmadığını]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[risklere]]></category>
		<category><![CDATA[siber]]></category>
		<category><![CDATA[trend]]></category>
		<category><![CDATA[yeterli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=372426</guid>

					<description><![CDATA[<p>Siber riskler azalıyor, ancak işletmelerin yüzde 78'i yeterince hazırlanamadıkları için önümüzdeki yıl siber saldırıların başarıya ulaşma olasılığının daha yüksek olduğuna inanıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/trend-micro-siber-risk-endeksi-isletmelerin-siber-risklere-karsi-hazirliginin-yeterli-olmadigini-gosteriyor-372426">Trend Micro Siber Risk Endeksi, işletmelerin siber risklere karşı hazırlığının yeterli olmadığını gösteriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Siber riskler azalıyor, ancak işletmelerin yüzde 78&#8217;i yeterince hazırlanamadıkları için önümüzdeki yıl siber saldırıların başarıya ulaşma olasılığının daha yüksek olduğuna inanıyor</em></p>
<p>Dünyanın önde gelen siber güvenlik şirketlerinden Trend Micro, siber risklerin ilk kez &#8220;yüksek&#8221; düzeyinden &#8220;orta&#8221; düzeye gerilediğini ancak iç tehditlerin küresel işletmeler için kalıcı bir tehdit oluşturmaya devam ettiğini açıkladı.</p>
<p><strong>Trend Micro Tehdit İstihbaratından Sorumlu Başkan Yardımcısı Jon Clay, </strong>&#8220;Siber Risk Endeksini hazırlamaya başladığımız ilk günden bu yana ilk kez küresel siber risk endeksinin iyileşmekle kalmayıp +0,01 ile pozitif bölgeye geçiş yaptığını gördük. Bu, işletmelerin siber saldırılara karşı hazırlık düzeylerini artırmak için adım atıyor olabilecekleri anlamına geliyor. Ancak, çalışanlar risk kaynağı olmaya devam ettiğinden hala yapılması gereken çok şey bulunuyor. Bunun ilk adımı, tam ve sürekli saldırı yüzeyi görünürlüğü ve kontrolü elde etmek&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Trend Micro Türkiye Ülke Müdürü Hasan Gültekin, </strong>“Siber Risk Endeksinde risk düzeyinin azalması olumlu ancak bu işletmelerin tedbiri elden bırakmaları anlamına gelmiyor. Giderek genişleyen saldırı yüzeyi ve siber saldırılardaki artış daha da tedbirli olmalarını gerektiriyor. Türkiye’deki işletmelere siber saldırılara karşı her zaman hazırlıklı olmaları gerektiğini tekrar hatırlatmak istiyoruz” dedi.</p>
<p>Siber Risk Endeksi, son altı ay içerisinde siber saldırılara karşı hazırlığın Avrupa ve Asya-Pasifik bölgesinde arttığını, Kuzey ve Latin Amerika bölgesinde biraz da olsa gerilediğini ortaya koyuyor. Siber tehditler birçok bölgede azalma eğilimi gösterse de Avrupa&#8217;da artmaya devam ediyor.</p>
<p>Diğer yandan işletmelerin büyük bölümünün önümüzdeki yıl için beklentileri pek de olumlu değil. Siber Risk Endeksi çalışmasına dahil olan işletmelerin büyük bölümü (yüzde 70) müşteri verilerinin ihlali, sızma girişimi (yüzde 69) veya siber saldırıyla karşı karşıya kalma (yüzde 78) olasılığının &#8220;biraz&#8221; ila &#8220;muhtemel&#8221; olduğunu belirtiyor.</p>
<p>Bu rakamlar, son rapora göre sırasıyla yalnızca yüzde 1, yüzde 2 ve yüzde 7&#8217;lik düşüşleri temsil ediyor.</p>
<p>Çalışmada katılımcılar tarafından belirtilen ilk dört tehdit bir önceki çalışmaya göre değişmedi: </p>
<ol>
<li>Clickjacking</li>
<li>Kurumsal E-posta Gizliliğinin İhlali (BEC)</li>
<li>Fidye yazılımları</li>
<li>Dosyasız saldırılar</li>
</ol>
<p>&#8220;Botnetler&#8221; beşinci sırada yer alan &#8220;oturum açma saldırılarının&#8221; yerini aldı.</p>
<p>Küresel katılımcılar ayrıca en önemli beş altyapı riskinden üçünü çalışanların temsil ettiğini belirtti:</p>
<ol>
<li>İhmalkar çalışanlar</li>
<li>Bulut bilişim altyapısı ve sağlayıcıları</li>
<li>Mobil/uzaktan çalışanlar</li>
<li>Nitelikli personel eksikliği</li>
<li>Sanal bilgi işlem ortamları (sunucular, uç noktalar)</li>
</ol>
<p>Ponemon Enstitüsü&#8217;nün başkanı ve kurucusu Dr. Larry Ponemon, &#8220;Hibrit çalışmaya geçiş hız kazandıkça, işletmeler ihmalkar çalışanların ve uzaktan çalışanları desteklemek için kullanılan altyapının yarattığı riskler konusunda haklı olarak endişe duyuyor. Bu riskleri azaltmaya yardımcı olmak için yalnızca teknoloji çözümlerine değil, insanlara ve süreçlere de odaklanmaları gerekiyor&#8221; dedi.</p>
<p>Dünya genelinde işletmeler arasında yapılan çalışmanın sonuçlarına göre, işletmelerin siber hazırlıkla ilgili en büyük endişe alanları arasında şunlar yer alıyor:</p>
<p><strong>İnsanlar: </strong>&#8220;Kurumumun üst düzey yöneticileri güvenliği bir rekabet avantajı olarak görmüyor.&#8221;</p>
<p><strong>Süreçler:</strong> &#8220;Kurumumun BT güvenlik birimi, saldırgan hakkında istihbarat elde etmek için karşı önlemleri (bal küpleri gibi) devreye alma kabiliyetine sahip değil.&#8221;</p>
<p><strong>Teknolojiler:</strong> &#8220;Kurumumun BT güvenlik birimi, iş açısından kritik veri varlıklarının ve uygulamalarının fiziksel konumunu tespit etme becerisine sahip değil.&#8221;</p>
<p>* <em>Altı aylık Siber Risk Endeksi, Ponemon Enstitüsü tarafından 3729 küresel kuruluşla yapılan görüşmeler sonucunda hazırlanmıştır. Endeks -10 ile 10 arasında bir sayısal ölçeğe dayanmakta olup -10 en yüksek risk düzeyini temsil etmektedir. Endeks, siber tehdit puanının siber hazırlık puanından çıkarılmasıyla hesaplanmaktadır.</em></p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/trend-micro-siber-risk-endeksi-isletmelerin-siber-risklere-karsi-hazirliginin-yeterli-olmadigini-gosteriyor-372426">Trend Micro Siber Risk Endeksi, işletmelerin siber risklere karşı hazırlığının yeterli olmadığını gösteriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
