<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>yener | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/yener/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/yener</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 11 Feb 2026 11:48:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>yener | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/yener</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>DEÜ Bilim Kafe Sohbetleri&#8217;nin 5&#8217;inci Buluşmasında &#8216;Sporun Dozu, Zamanı ve Sınırları&#8217; Konuşuldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/deu-bilim-kafe-sohbetlerinin-5inci-bulusmasinda-sporun-dozu-zamani-ve-sinirlari-konusuldu-612397</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Feb 2026 11:48:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[buluşmasında]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[deü]]></category>
		<category><![CDATA[inci]]></category>
		<category><![CDATA[kafe]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[rektör]]></category>
		<category><![CDATA[sohbetleri]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[sporun]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[Yaş Grubu]]></category>
		<category><![CDATA[yener]]></category>
		<category><![CDATA[yılmaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=612397</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yükseköğretim Kurulunun (YÖK) Bilim İletişimi Ofisi projesi kapsamında Dokuz Eylül Üniversitesinde düzenlenen Bilim Kafe Sohbetlerinin 5’inci buluşması, Rektörlük Yerleşkesi 15 Temmuz Şehitler Salonunda gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deu-bilim-kafe-sohbetlerinin-5inci-bulusmasinda-sporun-dozu-zamani-ve-sinirlari-konusuldu-612397">DEÜ Bilim Kafe Sohbetleri&#8217;nin 5&#8217;inci Buluşmasında &#8216;Sporun Dozu, Zamanı ve Sınırları&#8217; Konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yükseköğretim Kurulunun (YÖK) Bilim İletişimi Ofisi projesi kapsamında Dokuz Eylül Üniversitesinde düzenlenen Bilim Kafe Sohbetlerinin 5’inci buluşması, Rektörlük Yerleşkesi 15 Temmuz Şehitler Salonunda gerçekleştirildi. Etkinlikte, Dokuz Eylül Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Başhekim Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Özlem Yener, çocukluk döneminden yetişkinliğe uzanan süreçte sporun doğru planlanması, fiziksel gelişimle ilişkisi ve sağlıklı sınırları üzerine değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p>Programa; DEÜ Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Birhan Yılmaz, Genel Sekreter V. Prof. Dr. Dündar Yener ile akademisyenler, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katıldı.</p>
<p><b>“ÖZLEM HOCAMIZ, İZMİR’DE ŞİFA ARAYAN HASTALARIMIZ İÇİN BİR ŞANS”</b></p>
<p>Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren DEÜ Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz, Dr. Öğr. Üyesi Özlem Yener’in üniversiteye kazandırılmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Rektör Yılmaz, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“Özlem Hoca’mız; ülkemizde özellikle güvenlik güçlerinin yaralanmaları, doku, uzuv ve duyu kayıplarında memleketin bir numaralı özelleşmiş hastanesi olan Ankara’daki Gaziler Eğitim ve Araştırma Hastanesinin sorumluluğunu üstlenmiş bir arkadaşımız. Özlem Hoca’mızın İzmir’e gelişini, Dokuz Eylül Üniversitesinin kadrosuna katılışını, İzmir’de sağlığını kaybetmiş ve şifa arayan hastalarımız için bir şans olarak görüyorum.”</p>
<p><b>“SPORUN DOZU HER YAŞTA FARKLI OLMALI”</b></p>
<p>Konuşmasına “Neden spor?” sorusuyla başlayan Dr. Öğr. Üyesi Özlem Yener, sporun bilimsel olarak kanıtlanmış faydalarına dikkat çekti. Yener, egzersizin her yaş grubu için doğru dozda planlanmasının önemini vurgulayarak şunları söyledi:</p>
<p>“Sporun bilimsel olarak kanıtlanmış faydaları var. Artık bunları herkes biliyor; zihinsel, fiziksel ve mental sağlık için spor vazgeçilmezimiz. Burada önemli olan, egzersiz ve sporun dozunu ayırt edebilmektir. Her yaş grubuna uygun dozu ve farklılıkları bilmek oldukça önemli. Bu konuda spor profesyonellerinden destek almak her zaman çok önemli bir konu. Pandemi döneminde spor geçmişi olan bireylerin enfeksiyonu daha rahat geçirdiğini, yalnızca evde kapalı kalmaktan kaynaklanan birçok olumsuzluğu da daha rahat atlattıklarını gördük. Bu süreçten sonra, artık birçok kişi için sporun yaşamın vazgeçilmezi hâline geldiğini görüyoruz ve bizler bu durumdan oldukça mutluyuz.”</p>
<p><b>“HİÇBİR TEKNOLOJİ AÇIK HAVANIN YERİNİ TUTMUYOR”</b></p>
<p>Pandemi süreciyle birlikte spor algısında önemli değişimler yaşandığını belirten Yener, teknolojinin sporla entegrasyonuna da değinerek, “Online görüşmeler üzerinden antrenman programlarının planlandığını ve uygulandığını gördük. Aynı zamanda bilişsel performansı destekleyen, pek çok spor branşını simüle eden teknolojik platformları da gördük. Ancak yine de bizim her zaman söylediğimiz bir şey var, hiçbir teknoloji açık havanın yerini tutmuyor,” dedi.</p>
<p><b>ÇOCUKLARDA KAS GÜCÜ, YETİŞKİNLERDE DENGE ÖN PLANDA</b></p>
<p>Çocukluk ve ergenlik döneminde spor alışkanlığı kazanmanın kritik önem taşıdığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Özlem Yener, bu yaş grubunun anatomik özelliklerine dikkat çekti. Yener, açıklamalarını şu sözlerle sürdürdü:</p>
<p>“Kollajen yoğunluğunun bizlere göre farklı olması sebebiyle, özellikle çocuklarda tendon ve bağ yapıları kemiklere göre daha güçlüdür. Çocuk yaş grubunda kemik hasarlarını daha sık görüyoruz. Çocuklara sporla ilgili önerilerde bulunurken, kemik yapıyı koruyacak en önemli unsurun kas kuvveti olduğunu söylüyoruz. Çocuk yaş grubunda, özellikle boy uzama süreçlerinin devam etmesi nedeniyle kasların boylarının uzun tutulması, esneme ve germe egzersizlerinin hangi spor branşı yapılırsa yapılsın, hatta spor yapılmasa bile mutlaka düzenli şekilde günlük yaşam içinde yapılması gerekiyor.”</p>
<p>Olgun yaş grubundaki bireyler için ise sporun temel amacının performans değil, günlük yaşamda bağımsızlığı korumak olması gerektiğini belirten Yener, bu grupta denge ve koordinasyon çalışmalarının hayati önem taşıdığını belirtti. Haftalık yürüyüş hedefleri ve bireysel spor önerileriyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Yener, açıklamalarını şu sözlerle noktaladı:</p>
<p>“Bu yaş grubunda denge ve koordinasyon daha zayıf olduğu için düşme ve kırık riski göz ardı edilmemeli. Spor yapmanın esas amacı performans değil, fonksiyonel bağımsızlığı korumak olmalıdır. Nihai hedef; düşük ve orta tempoda haftada 150 dakika yürüyüş yapmak ve rekabet içermeyen bireysel sporlarla ilgilenmektir. İdeal hedef ise her gün kısa süreli hareket etmek ve vücudun yeterli şekilde dinlenmesini sağlamaktır.”</p>
<p>Bilim Kafe Sohbetleri, katılımcıların sorularının yanıtlandığı interaktif bölümün ardından sona erdi. Programın sonunda DEÜ Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz, Dr. Öğr. Üyesi Özlem Yener’e teşekkür belgesi takdim etti.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deu-bilim-kafe-sohbetlerinin-5inci-bulusmasinda-sporun-dozu-zamani-ve-sinirlari-konusuldu-612397">DEÜ Bilim Kafe Sohbetleri&#8217;nin 5&#8217;inci Buluşmasında &#8216;Sporun Dozu, Zamanı ve Sınırları&#8217; Konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ünlü şarkıcı Hande Yener, meme kanserini yenme deneyimiyle kadınlara güç verdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/unlu-sarkici-hande-yener-meme-kanserini-yenme-deneyimiyle-kadinlara-guc-verdi-584479</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Oct 2025 10:33:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[Erken Tanı]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hande]]></category>
		<category><![CDATA[hoca]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserini]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[Meme Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[şarkıcı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[ünlü]]></category>
		<category><![CDATA[yener]]></category>
		<category><![CDATA[yenme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584479</guid>

					<description><![CDATA[<p>Meme kanserinde elle yapılan muayenenin hayat kurtarabileceğinin en çarpıcı örneklerinden biri, ünlü sanatçı Hande Yener. 5 yıl önce kendi kendini elle muayene ederken kitle hissedip hemen doktora giden ve meme kanseri olduğunu öğrenen ünlü sanatçı Hande Yener, Acıbadem Maslak Hastanesi’nde düzenlenen etkinlikte meme kanserini nasıl yendiğini ve yaşadıklarını içtenlikle anlattı… </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/unlu-sarkici-hande-yener-meme-kanserini-yenme-deneyimiyle-kadinlara-guc-verdi-584479">Ünlü şarkıcı Hande Yener, meme kanserini yenme deneyimiyle kadınlara güç verdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Meme kanserinde elle yapılan muayenenin hayat kurtarabileceğinin en çarpıcı örneklerinden biri, ünlü sanatçı Hande Yener. 5 yıl önce kendi kendini elle muayene ederken kitle hissedip hemen doktora giden ve meme kanseri olduğunu öğrenen ünlü sanatçı Hande Yener, <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi’nde düzenlenen etkinlikte</strong> meme kanserini nasıl yendiğini ve yaşadıklarını içtenlikle anlattı… </em></p>
<p><em>Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği’nin desteğiyle gerçekleştirilen “Meme Kanserine Karşı  Her Raunda Hazırız” etkinliğine katılan <strong>Acıbadem Üniversitesi Senoloji Enstitüsü Başkanı ve Acıbadem Maslak Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Cihan Uras, Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Sönmez, Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Gül Esen İçten ve Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Nuran Beşe </strong>de tanı ve tedavide en yeni gelişmeleri paylaştılar, katılımcılardan gelen soruları yanıtladılar… </em></p>
<p>Dünya genelinde her 8 kadından biri yaşamı boyunca meme kanserine yakalanma riski taşıyor. Erken evrede tanı alan her 10 kadından 9’u ise meme kanserinden tamamen kurtuluyor. Kadınların ayda bir kendi kendine yapacakları meme muayenesi erken tanıda kritik rol oynuyor. Bunun en önemli örneklerinden biri ünlü sanatçı Hande Yener oldu. 5 yıl önce kendi kendini elle muayene ederken memesinde kitle hissedip hemen doktora giden ve meme kanseri olduğunu öğrenen Hande Yener, o dönem ailesini ve sevenlerini üzmemek için kanser tedavisi gördüğünü kimseye anlatmamıştı. Prof. Dr. Cihan Uras’ın başarıyla gerçekleştirdiği ameliyat ile kanseri yenen Hande Yener, Acıbadem Maslak Hastanesi’nde Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği ve Acıbadem Üniversitesi Senoloji Enstitüsü desteğiyle gerçekleştirilen “Meme Kanserine Karşı Her Raunda Hazırız” etkinliğinde yaptığı konuşmada, “Kadınlara elle muayenenin ve erken teşhisin önemini anlatmak zorundayım” diyerek yaşadığı sancılı süreci tüm detaylarıyla, içtenlikle anlattı. </p>
<p><strong>Hande Yener: “Çok büyük şey yaşayıp, erken tanı sayesinde grip gibi atlattım”</strong></p>
<p>Meme kanserini, kendi kendine elle yaptığı muayene sırasında fark ettiğini, erken tanı ve doğru ellerde doğru tedavi sayesinde hızlıca atlattığını dile getiren Hande Yener konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Erken tanı için kendi kendini elle muayene çok önemli. Açıkçası bu kadar büyük şey yaşayıp, grip atlatmışım gibi çıktım hastalıktan. Değerli hocalarımın sayesinde, çok ağır bir şey yaşayıp çok hafif atlattım. Duyduğumda çok büyük travma yaşadım. Ben kendimi çok seven bir kişiyim, bu nedenle kendi kontrolümü elimle kendime yapıp, kendim buldum. O süreçte pandemi süreciydi, herkes hastanelere gitmekten korkarken ben hastaneye koşa koşa geldim. Henüz Cihan hocamızla tanışmamıştım, klasik jinekolojik kontrolümden birinde doktoruma ‘ben mememde bir şey hissediyorum, bakabilir misiniz?’ dedim. ‘Paniklik bir şey yok, takip ederiz’ deyip eve yolladı. Ama ben bir şey hissediyordum, çünkü bir şey vardı ve 3 ayı zor geçirdim, koşa koşa tekrar doktora gittim. ‘Bir şey var’ dedim. Bana ‘mamografi çektirelim mi?’ dedi, ‘tabi ki’ dedim. Akşam 7’de gittim, çektirdim, laboratuvarın önünde bekliyorum, kimseler yok. Hocalardan birinin odasına girdim. Keşke girmeseydim! O sırada laboratuvardaki doktorun ‘felaket’ diye konuştuğunu duydum. Yığıldım, büyük bir kriz geçirdim, ağlıyorum. Arkadaşımı aradım, ‘Cihan hoca’yı bul’ dedi bana. Hocamız akşam 7’de rapor okumaya hastaneye gidiyormuş. Cihan hoca beni kabul etti, odasına girdiğim an aydınlandım ben. Huzurlu bakışı ve profesyonelliğiyle beni çok rahatlattı. ‘Yarın sabah parça alacağım ama o kadar kötü durumun yok’ dedi. Annemden, ablamdan, oğlumdan, ailemden bir sene sakladım. ‘Hatam neydi, neden böyle oldum’ diye düşündüm. Ertesi gün ameliyat oldum. Bütün ekip odaya girdiler ve hocam elimi tuttu, dedi ki ‘lenfler güzel, hiçbir problem yok, iki üç güne taburcu olabilirsin.’  Direnlerim 15 gün kaldı, evdekiler fark etmesin diye ceplerime sakladım. Sonra ‘bu senin ikinci şansın, işine gücüne git’ dedim kendi kendime. Altın Kelebek’te ödül almaya direnlerimle gittim, direnlerimi vatkalarımın içine soktum belli olmasın diye… Bu süreçte uzaya fırlatılıp geri geldim adeta. 6 ayda bir kontrol oluyorum. Şu an 4. yılımdayım. Emin ellerde, güvende olmak, harika bir doktorla bu süreci atlatmak benim için çok büyük bir şans.” </p>
<p>Sağlığına çok özen gösterdiğini vurgulayan Yener “Hem yokmuş gibi, hem de işin ciddiyetinin farkında olarak adım adım ilerleyip, sağlığım için neler yapabilirim bunu sürekli takip ettiğim için, hala da öyleyim, spor yapıyorum, iyi besleniyorum, uykuma dikkat ediyorum, sebzeyle besleniyorum, bol su içiyorum ve sık sık hocamızı ziyaret ediyorum” diye konuştu. </p>
<p><strong>Prof. Dr. Cihan Uras: “Erken tanı ile meme kanserini tamamen yenmek mümkün”</strong></p>
<p><strong>Acıbadem Üniversitesi Senoloji Enstitüsü Başkanı ve Acıbadem Maslak Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Cihan Uras konuşmasında; </strong>meme kanserinde erken tanı sayesinde hastalıktan büyük oranda hatta tamamen kurtulmanın mümkün hale geldiğini belirterek “Tekrar vurgulamak isterim ki; erken tanı çok önemli. Erken tanı hayat kurtarır. Erken tanının sağlanması da tarama yöntemleri ve kadınlarımızın kendi kendilerini muayene ederek memelerini tanımalarından geçiyor” dedi. Günümüzde meme kanseri tedavisinde çok ciddi ilerlemeler kaydedildiğini belirten Prof. Dr. Uras sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu sayede çok ileri evredeki meme kanserli hastalarımızı iyi bir tedaviyle başlangıç noktasına döndürüp yeniden sağlıklı bir yaşama devam etmelerini sağlayabiliyoruz. Meme kanserlerinin biyolojik yapısını öğrendiğimizden beri her tümöre farklı yaklaşımlarımız var. Bunlar arasında standart kemoterapiler, antihormon tedavileri, immünoterapiler ve ‘akıllı ilaç’ olarak bilinen hedefe yönelik tedaviler var. Bu sayede kadınlarımızı çok daha etkili bir şekilde tedavi ederek sağlıklarına kavuşturabiliyoruz.” </p>
<p><strong>Prof. Dr. Özlem Sönmez: “Birkaç dakikalık bir kontrol, bir ömürlük fark yaratabilir”</strong></p>
<p>Erken tanının meme kanseriyle mücadelede yaşam süresini ve tedavi başarısını belirleyen en kritik faktör olduğunu söyleyen <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Sönmez, “</strong>Basit bir tarama, bir hayatın yönünü değiştirebilir.<strong> </strong>Modern tıpta artık geç kalmak istemeyen değil, erken davranan kadınlar kazanıyor. Çünkü birkaç dakikalık bir kontrol, bir ömürlük fark yaratabilir” dedi. Günümüzde ‘her hastaya aynı tedavi’ döneminin geride kaldığını vurgulayan Prof. Dr. Sönmez sözlerini şöyle sürdürdü: “Her hastaya, kendi biyolojisine uygun en etkili tedavi uygulanabiliyor. Bu yaklaşım tedavideki başarıyı artırırken, yaşam kalitesini koruyor. Bilim artık yalnızca hastalığı değil, hastayı merkeze alıyor. Çünkü her kadının kanseri farklı ve tedavisi de öyle olmalı.  Meme kanseriyle mücadelede bilim artık bir devrim çağında. Yeni nesil hedefe yönelik tedaviler, immünoterapiler ve klinik araştırmalar sayesinde her geçen gün daha fazla kadına umut doğuyor. Her yeni keşif, bir sonraki raundun daha güçlü geçmesini sağlıyor.”</p>
<p><strong>Prof. Dr. Gül Esen İçten: “Mamografi zararlı değil!”</strong></p>
<p>Mamografik taramanın erken tanıda etkinliği kanıtlanmış bir yöntem olduğuna dikkat çeken <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi</strong> <strong>Radyoloji Uzmanı</strong> <strong>Prof. Dr. Gül Esen İçten, </strong>“Mamografi ülkemizdeki tüm hastanelerde ve KETEM tarama merkezlerinde sunulan bir hizmet. Günümüzde sıklığı giderek artan meme kanserinin tanısında gecikmemek için 40 yaşın üzerindeki tüm kadınlar bu hizmetten yararlanmalı. Yanlış bilgilendirmeler nedeniyle kadınlarımız mamografi tetkikinden çekiniyor ve zararlı olduğunu düşünüyor. Mamografi çekimlerinde dikkat edilmesi gereken faktörler, cihaz kalitesi ve incelemeyi değerlendirecek olan radyoloğun tecrübesi” dedi. Buna karşın mamografinin tek başına tüm meme kanserlerini saptayamayacağını vurgulayan Prof. Dr. İçten sözlerine şöyle devam etti: “Özellikle meme dokusu yoğun olan kişilerde erken tanı, tümörün yayılımını değerlendirme ve tedavi sonrası için ek görüntüleme yöntemlerine ihtiyaç var. Erken tanıda risk bazlı yaklaşımlar gelecekte daha çok kullanılacak. Risk durumlarına göre kişiye özel planlanacak incelemeler daha fazla kadının en erken evrede tanı almasını sağlayacak.” </p>
<p><strong>Prof. Dr. Nuran Beşe: “Gereksiz Protez Ameliyatlarından Kaçınılmalı”</strong></p>
<p><strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Uzmanı</strong> <strong>Prof. Dr. Nuran Beşe, </strong>günümüzde tedavi sürelerinin kısaldığını belirterek “Radyoterapiyi çok özel bir durum olmadıkça 15-16 seansta tamamlıyoruz. Tedavilerde hastanın yaşam kalitesini koruyarak mümkün olduğunca en etkili, en minimal uygulamalara yöneliyoruz. Uygun hastalarda tüm meme yerine tümörün bulunduğu bölgeyi yani parsiyel meme ışınlaması uygulayarak kalp ve akciğerin aldığı dozları neredeyse sıfıra indiriyoruz ve radyoterapiyi 5 günde tamamlıyoruz” dedi. Hastaların gereksiz protez ameliyatlarından kaçınmaları gerektiğini de vurgulayan Prof. Dr. Beşe şöyle konuştu: “Gerçekten bir risk varsa -örneğin BRCA 1/2 pozitifliği gibi genetik bir faktör söz konusuysa ya da cerrah tarafından memenin takibi çok zorsa, memede farklı kadranlarda tümör varsa, özetle hekim bu işlemi mutlaka gerekli görüyorsa hastalığın olduğu memenin ya da her ikisinin boşaltılması gündeme gelebilir. Ancak işlem hastanın isteğiyle, ‘her iki meme boşaltılsın ve bu hastalıktan kurtulayım’ yanılsaması ile yapıldığında kozmetik sonuç ne kadar iyi olursa olsun kişi yapay iki meme taşıyor olur ve hiçbir zaman kendi memesi kadar konforlu olamaz. Eğer hastaya implant takıldıktan sonra radyoterapi uygulanması gerekirse bu durumda çok daha dikkatli olunmalı. İmplantı etkileme ve kozmetik sonucu bozma riski ile karşı karşıya oluruz. Bu nedenle hastalar bu kararı tamamen doktorlarına bıraksınlar ve mutlak gerekli ise yaptırsınlar. Sonuçta meme koruyucu cerrahi ve radyoterapi altın standart olarak kabul edilmektedir.”</p>
<p> </p>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/unlu-sarkici-hande-yener-meme-kanserini-yenme-deneyimiyle-kadinlara-guc-verdi-584479">Ünlü şarkıcı Hande Yener, meme kanserini yenme deneyimiyle kadınlara güç verdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul Festivali&#8217;nde Hande Yener ve Serdar Ortaç Rüzgarı Esti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/istanbul-festivalinde-hande-yener-ve-serdar-ortac-ruzgari-esti-390228</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Jul 2023 12:40:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[esti]]></category>
		<category><![CDATA[festivalinde]]></category>
		<category><![CDATA[hande]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[ortaç]]></category>
		<category><![CDATA[rüzgarı]]></category>
		<category><![CDATA[serdar]]></category>
		<category><![CDATA[yener]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=390228</guid>

					<description><![CDATA[<p>Etkinlik dünyasına Türkiye’nin en uzun soluklu ve en geniş kapsamlı festivali olarak damgasını vuran İstanbul Festivali, Festival Park Yenikapı’da tüm hızıyla devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/istanbul-festivalinde-hande-yener-ve-serdar-ortac-ruzgari-esti-390228">İstanbul Festivali&#8217;nde Hande Yener ve Serdar Ortaç Rüzgarı Esti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Etkinlik dünyasına Türkiye’nin en uzun soluklu ve en geniş kapsamlı festivali olarak damgasını vuran İstanbul Festivali, Festival Park Yenikapı’da tüm hızıyla devam ediyor. Festivalin dördüncü gününde Hande Yener ve Serdar Ortaç müzikseverlere unutulmaz anlar yaşattı.</strong></p>
<p>Trendyol Yemek Ana Sponsorluğu’nda ve Sipay’ın Fintek Sponsorluğu’nda gerçekleşen festivalin dördüncü günü saat 16.00’da kapılarını açtı. 6 Ağustos’a kadar devam edecek ve birbirinden farklı etkinliklerin gerçekleşeceği İstanbul Festivali’nin dördüncü gününde de katılımcılar doyasıya eğlendi. </p>
<p>Focus İstanbul Etkinlik Yönetimi tarafından Festival Park Yenikapı’da düzenlenen İstanbul Festivali’nin ana sahnesinde, pop müziğin kraliçesi Hande Yener performansıyla izleyenleri büyüledi. İstanbul Festivali ana sahnesinde Hande Yener, kendisine eşlik eden dansçılarıyla festival alanındaki tüm izleyicileri dans ettirdi. Yener, eski ve yeni sevilen şarkılarını seslendirdi. </p>
<p>Bestelediği şarkılarla yediden yetmişe herkesin hayran olduğu ünlü sanatçı Serdar Ortaç, orkestrası ve dansçıları ile birlikte gecenin son performansını sergiledi. İzleyicileri ile konser boyunca sohbet de eden Ortaç’ın unutulmaz şarkılarına müzikseverler coşkuyla eşlik etti.</p>
<p>İstanbul Festivali’nde, 25 Temmuz Salı günü sırasıyla <strong>Dedublüman</strong> ve <strong>Zeynep Bastık</strong>, 26 Temmuz Çarşamba günü ise önce <strong>Buray</strong> sonra <strong>Hadise</strong> sahne alacak.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/istanbul-festivalinde-hande-yener-ve-serdar-ortac-ruzgari-esti-390228">İstanbul Festivali&#8217;nde Hande Yener ve Serdar Ortaç Rüzgarı Esti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
