<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>yemeden | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/yemeden/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/yemeden</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 26 May 2026 07:18:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>yemeden | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/yemeden</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8220;Onu Yemeden Doymuyorum&#8221; Diyenler!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/onu-yemeden-doymuyorum-diyenler-637909</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 May 2026 07:18:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[demir]]></category>
		<category><![CDATA[diyenler]]></category>
		<category><![CDATA[doymuyorum]]></category>
		<category><![CDATA[İşlenmiş Et]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[Kırmızı Et]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[önü]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[yemeden]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=637909</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kırmızı et pek çok kişi için sofranın ve öğünün vazgeçilmezi arasında yer alıyor. Yüksek protein, demir ve B12 içeriği nedeniyle kırmızı et şimdiye dek hep sağlıklı beslenmenin bir parçası olarak görüldü.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/onu-yemeden-doymuyorum-diyenler-637909">&#8220;Onu Yemeden Doymuyorum&#8221; Diyenler!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kırmızı et pek çok kişi için sofranın ve öğünün vazgeçilmezi arasında yer alıyor. Yüksek protein, demir ve B12 içeriği nedeniyle kırmızı et şimdiye dek hep sağlıklı beslenmenin bir parçası olarak görüldü. Ancak son yıllarda artan bilimsel çalışmalar kırmızı et ile ilgili ezberleri bozabilir. Kırmızı etin faydasını görmenin de, olası zararlı etkileriyle de karşılaşmanın mümkün olduğunu söyleyen <strong>Acıbadem Life Beslenme ve Diyet Uzmanı Zehra Elban</strong> “Kırmızı ve özellikle işlenmiş etlerin yüksek tüketimi; kalp hastalıkları, bazı kanser türleri (özellikle kolorektal kanser), diyabet ve erken ölüm riski ile ilişkilendiriliyor” uyarısında bulunuyor. Peki sofranızdaki kırmızı et zararlı mı, değil mi? <strong>Zehra Elban</strong>, bunu öğrenmek için kendinize sormanız gereken 3 önemli soruyu hatırlatıyor. </p>
<p><strong>PROTEİNDEN, DEMİRDEN ZENGİN AMA… </strong></p>
<p>Kırmızı et denildiğinde ilk akla gelen yüksek protein ve demir içeriğine sahip olduğu. B12 vitamini, çinko, selenyum gibi insan bedeninin sağlıklı işleyişini sürdürebilmesi için zenginlikleri de içeriğinde barındırıyor. Tüm bu özellikleriyle kırmızı et süper gıda gibi görünse de yanlış seçilen kırmızı et zararlı olabilir. </p>
<p><strong>HÜCRELERİ BESLEYEN TEK VE BİRİCİK MADDE DEĞİL!</strong></p>
<p>Kırmızı etin “besleyicilik” algısının tamamen temelsiz olmadığını ifade eden <strong>Acıbadem Life Beslenme ve Diyet Uzmanı Zehra Elban</strong>, “Yüksek kaliteli protein içeriği sayesinde kas kütlesinin korunması ve artışı üzerinde güçlü bir etkisi var. Aynı zamanda B12 vitamini açısından zengin olması, hücre yenilenmesi ve özellikle kırmızı kan hücrelerinin üretimi için önemli bir avantaj sağlıyor. Yüksek demir içeriği ise oksijenin dokulara taşınmasında kritik rol oynuyor; bu da enerji düzeyi ve genel metabolik fonksiyonlar açısından doğrudan belirleyici. Nitekim yaklaşık 85 gramlık bir porsiyon kırmızı et, günlük protein ve B12 ihtiyacının yüksek bir kısmını karşılayabiliyor. Bu yönüyle bakıldığında kırmızı etin gerçekten “hücreleri besleyen” bir tarafı olduğu açık” diyor. </p>
<p>Bu noktada önemli bir detayı belirten <strong>Elban</strong>, bu besin öğelerinin yalnızca kırmızı ete özgü olmadığını, bazı kümes hayvanları, balık, yumurta, çiğ kuruyemişler ve dengeli bir bitkisel beslenme modeliyle de karşılanabildiğini ifade ediyor. </p>
<p><strong>KIRMIZI ETTEKİ O MADDE KORUYUCU DA OLABİLİR, ZARARLI DA!</strong></p>
<p>Kırmızı etin içerdiği “hem demir”in bir yandan demir eksikliği anemisine yönelik koruyucu bir besin. Ancak aynı maddenin oksidatif stresi tetikleyebileceği de belirtiliyor. Özellikle işlenmiş etlerin yüksek tüketiminin kalp hastalıkları, bazı kanser türleri (özellikle kolorektal kanser), diyabet ve erken ölüm riski ile ilişkilendirildiğini belirten <strong>Zehra Elban</strong>, “Bu risk, işlenmiş etlerde çok daha belirgin görünüyor. Bunun altında yatan mekanizmalardan biri, kırmızı ette bulunan hem demir maddesinin çok yüksek miktarda tüketilmesi halinde oksidatif stres süreçlerini tetikleyebilmesi. Oksidatif stres ve düşük düzeyli kronik inflamasyon, birçok kronik hastalığın başlangıç basamağı olarak kabul ediliyor. Buna ek olarak bazı et türlerinin yüksek doymuş yağ içeriği, kolesterol seviyelerini yükselterek kardiyovasküler riskleri artırabiliyor” diyor. </p>
<p><strong>KIRMIZI ET TÜKETMEDEN ÖNCE MUTLAKA SORUN</strong></p>
<p><strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Zehra Elban</strong> kırmızı etin zararlı mı faydalı mı olacağını öğrenmek için sorulması gereken 3 önemli soruyu sıralıyor. </p>
<ol>
<li><strong>Kırmızı eti ne kadar tüketiyorsunuz? </strong></li>
</ol>
<p>Kırmızı et tüketiminde miktar, sağlık üzerindeki etkilerin belirlenmesinde en kritik faktörlerden biri. Dünya Sağlık Örgütü ve birçok uluslararası beslenme rehberi, kırmızı et tüketiminin haftalık toplamda 300–500 gramı aşmamasını öneriyor. Bunun üzerindeki tüketim, özellikle işlenmiş etlerle birlikte olduğunda, kalp-damar hastalıkları ve bazı kanser türleriyle ilişkilendiriliyor. <strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Zehra Elban</strong> kırmızı etin yüksek miktarda ve kontrolsüz tüketiminin oluşturduğu riskin altını çiziyor. </p>
<ol>
<li><strong>Kırmızı eti hangi sıklıkta tüketiyorsunuz? </strong></li>
</ol>
<p>Tüketim sıklığı da en az miktar kadar belirleyici. Günlük kırmızı et tüketimi yerine haftaya yayılan ve aralıklı tüketim, metabolik yükün dengelenmesine yardımcı oluyor. <strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Zehra Elban</strong> haftada 2–3 porsiyon kırmızı et tüketiminin dengeli bir yaklaşım olduğunu belirtiyor. Daha sık tüketim vücutta doymuş yağ alımını artırarak kolesterol seviyelerini etkileyebilir ve uzun vadede kardiyovasküler riskleri yükseltebilir. Kırmızı eti ana öğün yerine daha çok “tamamlayıcı” bir besin olarak konumlandırmak önemli bir strateji olabilir. </p>
<ol>
<li><strong>Tüketeceğiniz kırmızı et işlenmiş mi? </strong></li>
</ol>
<p>Kırmızı etin sağlık üzerindeki etkisini belirleyen en önemli faktörlerden biri de etin işlenmiş olup olmaması diyen <strong>Zehra Elban</strong>, “Salam, sucuk, sosis gibi işlenmiş et ürünleri; koruyucu maddeler, yüksek tuz ve bazı kimyasal bileşenler içerdiği için sağlık açısından daha yüksek risk taşır. Dünya Sağlık Örgütü, işlenmiş etleri “kanserojen” sınıfında değerlendirerek özellikle kolorektal kanser ile ilişkisine dikkat çekmektedir. Buna karşılık taze, işlenmemiş kırmızı etin kontrollü tüketimi çok daha düşük risklidir” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p>Bu noktada dengenin en önemli belirleyici olduğunun altını çizen <strong>Acıbadem Life Beslenme ve Diyet Uzmanı Zehra Elban</strong>, “Kırmızı et doğru miktar ve doğru beslenme bağlamı içinde yer aldığında fayda sağlayabilir. Aynı zamanda antioksidanlardan zengin sebze ve meyvelerle birlikte tüketmek, “hem demir”in olası oksidatif etkilerini dengelemeye yardımcı olabilir. Bağırsak mikrobiyotasını destekleyen liften zengin bir beslenme modeli de bu denklemin önemli bir parçası” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/onu-yemeden-doymuyorum-diyenler-637909">&#8220;Onu Yemeden Doymuyorum&#8221; Diyenler!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gece yemek yemeden duramam diyorsanız…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gece-yemek-yemeden-duramam-diyorsaniz-565014</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Aug 2025 10:40:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[diyorsanız]]></category>
		<category><![CDATA[duramam]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[yemeden]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=565014</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yemek, yaşamımızı sürdürmek için bir gereklilik ve ihtiyaç. Ancak bazı durumlarda yemek yaşamı sürdürmek için ihtiyacın önüne geçerek yanlış bir alışkanlığa ve hatta sağlıklı yaşam için engele dönüşebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gece-yemek-yemeden-duramam-diyorsaniz-565014">Gece yemek yemeden duramam diyorsanız…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yemek, yaşamımızı sürdürmek için bir gereklilik ve ihtiyaç. Ancak bazı durumlarda yemek yaşamı sürdürmek için ihtiyacın önüne geçerek yanlış bir alışkanlığa ve hatta sağlıklı yaşam için engele dönüşebiliyor. Pek çok kronik ve metabolik hastalık riskinin yeme alışkanlıklarıyla bağlantılı olabileceğine dikkat çeken <strong>Acıbadem Life Beslenme ve Diyet Uzmanı Belinda İrem Ardal</strong>, gece yemenin zararlarını anlattı.</p>
<p><strong>KRONİK HASTALIKLARINIZIN NEDENİ GECE YEMEK YEME ALIŞKANLIĞI OLABİLİR!</strong></p>
<p>Yemek, vücudumuzun enerji ihtiyacını karşılamak ve yaşamı sürdürmek için zorunluluk. Gün içinde aldığımız besinler, hem fizyolojik fonksiyonlarımızı destekler hem de zihinsel ve bedensel performansımızı artırır. Ancak, beslenme sadece ne yediğimiz değil, ne zaman yediğimiz de sağlığımız üzerinde belirleyici bir rol oynar. Gece geç saatlerde ağır yemekler tüketmenin uzun vadede çeşitli sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirten <strong>Acıbadem Life Beslenme ve Diyet Uzmanı Belinda İrem Ardal</strong>, gece yemek yemenin <strong>3 önemli zararını</strong> anlattı. </p>
<p><strong>Metabolizma yavaşlar ve kilo alınır</strong></p>
<p>Gece metabolizma doğal olarak yavaşlar. Bu nedenle gece geç saatlerde alınan kaloriler daha fazla yağ olarak depolanır ve kilo alımına sebep olabilir.</p>
<p><strong>Uyku kalitesi bozulur</strong></p>
<p>Gece yemek yemek sindirim sistemini aktif tutar, bu durum uyku düzenini olumsuz etkiler. Özellikle yağlı ve asidik yiyecekler, mide yanması ve reflü şikâyetlerini artırabilir. </p>
<p><strong>İnsülin direnci oluşabilir</strong></p>
<p>Gece yeme alışkanlığı hormonal dengede bozulmalara yol açabilir, insülin seviyeleri yükselir ve uzun dönemde insülin direncine bağlı metabolik sendrom, diyabet ve kalp hastalığı riski artar.</p>
<p>Tüm bunlarla birlikte gece açlığı yaşandığında doğru gıdalarla uyku kalitesinin desteklenebileceğini söyleyen <strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Belinda İrem Ardal</strong>, “hafif protein ve kompleks karbonhidrat içeren atıştırmalıklar, örneğin bir bardak süt veya birkaç ceviz, rahatlatıcı etki yaparak uykuya geçişi kolaylaştırabilir ” dedi. </p>
<p><strong>“İLLE DE GECE” DİYENLERE SAĞLIKLI ÖNERİLER DE VAR</strong></p>
<p>Gece yemek yemenin olumsuz etkilerinden korunmak için ise en sağlıklı yaklaşımın doğru gıdaları seçmek ve yatmadan önce yemek yememek olduğunu belirten <strong>Acıbadem Life</strong> <strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Belinda İrem Ardal, “</strong>yemeklerinizi yatmadan en az 2-3 saat önce tüketmeye özen gösterin. Bu, sindirim sisteminizin rahatlamasını sağlar ve uyku kalitenizi artırır. Eğer gece açlığı kaçınılmazsa düşük kalorili, protein ve lif açısından zengin, sindirimi kolay atıştırmalıklar tercih edebilirsiniz. Bu bir bardak süt veya birkaç ceviz gibi hafif atıştırmalıklar olabilir. Bu şekilde hem açlığınızı yatıştırır hem de uykuya geçişinizi kolaylaştırmış olursunuz” diye konuştu. </p>
<p><strong>VÜCUDUN 24 SAATLİK RİTMİNİ BOZMAYIN</strong></p>
<p>Vücudumuzun biyolojik saatinin, sağlıklı yaşamın temel taşlarından biri olduğunu söyleyen <strong>Acıbadem Life Beslenme ve Diyet Uzmanı Belinda İrem Ardal</strong>, “Yemek yeme zamanlarınız, vücudunuzun doğal ritmiyle uyumlu olmalıdır. Bu denge bozulduğunda, enerji seviyeleriniz düşer ve metabolizma verimliliği azalır” dedi. </p>
<p>“Kahvaltıyı atlamadan güne başlamak, öğle yemeğini düzenli ve dengeli tüketmek, akşam yemeğini ise hafif tutmak, biyolojik saatinize saygı göstermenin en etkili yollarındandır” diyen <strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Belinda İrem Ardal, </strong>ana öğünler arasında uygun ara öğünlerle açlığın kontrol altına alınarak aşırı yeme eğiliminin engellenebileceğini ifade etti. </p>
<p>Doğru zamanlanmış beslenmenin kilo kontrolü sağlamasının yanı sıra uyku kalitesinden hormonal dengeye, bağışıklık sisteminden enerji üretimine kadar sağlığa pek çok olumlu etkisinin olduğunu söyleyen <strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Belinda İrem Ardal, </strong>“sağlıklı bir yaşam için vücudunuzun 24 saatlik ritmini bozmadan beslenmeye özen gösterin” önerisinde bulundu. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gece-yemek-yemeden-duramam-diyorsaniz-565014">Gece yemek yemeden duramam diyorsanız…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Yemek Yemeden de Mutlu Olabilir Miyiz?&#8217;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yemek-yemeden-de-mutlu-olabilir-miyiz-375692</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 May 2023 09:00:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[mıyız]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[yemeden]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=375692</guid>

					<description><![CDATA[<p>Obezite ülkemizde ve dünyada yaygın olarak görülen önemli sağlık sorunlarından birisidir. Obeziteyi vücutta aşırı yağ depolanması olarak tanımlayabiliriz.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yemek-yemeden-de-mutlu-olabilir-miyiz-375692">&#8216;Yemek Yemeden de Mutlu Olabilir Miyiz?&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Obezite ülkemizde ve dünyada yaygın olarak görülen önemli sağlık sorunlarından birisidir. Obeziteyi vücutta aşırı yağ depolanması olarak tanımlayabiliriz. Dünya Sağlık Örgütü’nün yapmış olduğu sınıflandırmaya göre beden kitle indeksi 30 &#8216;un üzerinde olan kişiler obez olarak değerlendirilmektedir. Obezite kişilerin yaşamında fiziksel sosyal ve psikolojik anlamda olumsuz etkilere neden olabilmektedir. Bu etkiler obezitede bazen sonuçken bazen ise obezitenin nedenleri arasında yer almaktadır. Günümüzde obezitenin görülme sıklığının giderek arttığı söylenebilir. Yaygınlaşma obezitenin nedenlerine ve tedavisine yönelik önemi arttırmaktır.</p>
<p><strong>“Obezite tedavisinde ‘hekim-psikolog-diyetisyen-sosyal yaşamın yeniden düzenlenmesi’ bu dört faktör oldukça önemli”</strong></p>
<p>Uzm. Kln. Psk. Müge Leblebicioğlu Arslan, “Hastalar tedavi yöntemi olarak çoğunlukla ilk düşündükleri yöntem cerrahi operasyon, spor yapma ya da diyetisyen desteği olabilmektedir. Ancak tedavide işin psikolojik boyutu ise geri göz ardı edilebilmektedir. Obezitenin nedenleri arasında çevresel, biyolojik, sosyolojik ve psikolojik faktörler söz konusudur. Dolayısıyla buradan baktığımızda obezite tedavisinin etkili ve kalıcı bir çözüm sağlanabilmesi açısından multidisipliner yaklaşımın son derece önemli olduğunu düşünüyorum” dedi.</p>
<p><strong>“Aşırı olan her davranışın altında mutlaka bir ihtiyaç vardır”</strong></p>
<p>Uzm. Kln. Psk. Leblebicioğlu Arslan, “Obez bireylerin çoğunlukla hayattan aldıkları en büyük zevk kaynağı yemek olabilmektedir. Yemek en doğal ihtiyacımız ve çoğumuz yemekten zevk alabiliriz. Bu durum son derece normaldir. Ancak buradaki zevk kişiyi işlevsel olmayan bir boyuta götürmektedir. Yeme davranışındaki aşırılık hayattan alınabilecek diğer zevk kaynaklarına erişimi zorlaştırmaya başlar. Örneğin, kişinin sosyal hayatında meydana gelen düşüşler duygusal bağların güçlü olduğu yakın ilişkilerden uzaklaştırarak yaşamının zevk verebilecek diğer yönlerinden de mahrum kalmasına neden olabilmektedir. Bu durum adete bir kısır döngü gibi yemekle kurulan ilişkiye yatırımı daha da arttırmaktadır. İster davranış yemek yemek olsun ister başka bir şey, aşırı olan her davranışın altında mutlaka bir ihtiyaç vardır. Bastırılan bu ihtiyacın hatırlamama ya da duygusal kaçınmaya yönelik bir işlevi olabilir” diye konuştu.</p>
<p><strong>Obezite cerrahisine başvuran kişilerin ameliyat öncesi ve sonrasında sıklıkla karşılaştığım düşünceler: ‘Yemek yemek dışında nasıl mutlu olurum?’ ‘Yemek yemeden de mutlu olabilir miyim?’ ‘Aşırı yemiyorum ancak içimde sanki bir boşluk var’ </strong></p>
<p>Uzm. Kln. Psk. Leblebicioğlu Arslan, “Obezitenin yaygın tedavi yöntemlerinden biri olan obezite cerrahisi sonrasında kişilerde yemek ile kurulan ilişki aynı olsa da kişinin yeme tutumları istemsizce bambaşka bir hal alabilir. Bu durumu şu örnekle açıklamak isterim; sağlıksız bir ilişkisi içerisinde olan birinin ilişkiyi bitirmiş olması kişinin zihninde de bitirebileceği anlamına gelmeyebilir. Zihin sürekli o ilişkiyle aşırı uğraş içerisindeyse kişi her ne kadar ayrı da olsa olumsuz düşünceleri günlük hayatındaki işlevselliğini olumsuz yönde etkileyebilir.  Dolayısıyla aslında obezite de mesele sadece kişilerin aşırı yemek yeme davranışından ziyade neyi hangi ihtiyaçlarını bastırmaya ya da baş etmekte zorlandığı duygular varsa kaçınmaya yönelik olup olmadığını fark etmektir” diye söyledi.</p>
<p><strong>“Obezite cerrahisi öncesi ve sonrası psikolojik destek çok önemlidir”</strong></p>
<p>Uzm. Kln. Psk. Leblebicioğlu Arslan, “Bahsedilen farkındalık ve değişim psikoterapi ile mümkündür. Dolayısıyla yemeği bir baş etme mekanizması olarak kullanan kişiler cerrahi operasyon sonrasında da psikolojik anlamda zorlanabilirler. Bazen bastırılmaya çalışan duygular, ihtiyaçlar, dürtü ve anılar ameliyat sonrası tetiklenebilir. Bu durumda kişilerin kendisini daha fazla mutsuz hissetmesine neden olabilir. Bu açıdan bakıldığında obezite cerrahisi öncesi ve sonrasında psikolojik destek alınması, kişilerin psikolojik iyi oluş halinin sağlanması ve ameliyat sonrası hayatının daha işlevsel bir hale gelmesi açısından son derece önemli olduğu söylenebilir” diye vurguladı.</p>
<p><strong>‘’Ruh ve beden bir bütündür. Kilonuzu düşürmeye çalışırken, psikolojik iyi oluşunuzu arttırmayı ihmal etmeyin.’’</strong></p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yemek-yemeden-de-mutlu-olabilir-miyiz-375692">&#8216;Yemek Yemeden de Mutlu Olabilir Miyiz?&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
