<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>yazılan | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/yazilan/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/yazilan</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 22 May 2026 10:23:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>yazılan | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/yazilan</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Suya Yazılan Sanat ile Yarım Asır</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/suya-yazilan-sanat-ile-yarim-asir-637285</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 May 2026 10:23:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Altın]]></category>
		<category><![CDATA[aşir]]></category>
		<category><![CDATA[belgesel]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[iznik]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sanatı]]></category>
		<category><![CDATA[suya]]></category>
		<category><![CDATA[turan]]></category>
		<category><![CDATA[ustası]]></category>
		<category><![CDATA[yapan]]></category>
		<category><![CDATA[yarım]]></category>
		<category><![CDATA[Yarım Asırlık]]></category>
		<category><![CDATA[yazılan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=637285</guid>

					<description><![CDATA[<p>İznik Belediyesi hayata geçirdiği “Yaşayan İznik Hazineleri” projesinin 45.belgeselinde yarım asırdır Ebru Sanatı yapan Cevdet Turan’ın (70) hayatını ele aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/suya-yazilan-sanat-ile-yarim-asir-637285">Suya Yazılan Sanat ile Yarım Asır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>İznik Belediyesi hayata geçirdiği “Yaşayan İznik Hazineleri” projesinin 45.belgeselinde yarım asırdır Ebru Sanatı yapan Cevdet Turan’ın (70) hayatını ele aldı.</b></p>
<p>Unutulmaya yüz tutmuş el sanatlarının ustaları ile mesleklerinde yarım asrı devirmiş kişilerin hayatları kent hafızasını gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla İznik Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nün “Yaşayan İznik Hazineleri” projesi kapsamında belgeselleştirilmeye devam ediyor. Bu kapsamda son olarak yarım asırdır Ebru Sanatı yapan Cevdet Turan’ın (70) hayatını ele alındı.<br />1956 yılında İznik’in Çamdibi Mahallesi’nde dünyaya gelen Cevdet Turan ilkokulunu Kılıçaslan İlkokulunda, Ortaokulunu ise İznik Ortaokulunda tamamladıktan sonra o yıllarda İznik’te lise olmaması sebebiyle Yenişehir Lisesi’nde eğitimine devam eder.Lise öğreniminin ardından Uludağ Üniversitesi Resim bölümünü kazanarak üniversite hayatına atılır.1979 yılında mezun olduğu üniversiteden sonra 1980 yılında öğretmenlik görevine başlar. İlk görev yeri olan Kırklareli Atatürk Lisesi’nde meslek hayatına atılır. Babasının rahatsızlığı sebebiyle son görev yeri yine İznik olur ve burada emekli olarak hayatına devam eder. Ortaokul öğretmeni Eyüp Ömer Yüksel’den öğrendiği Ebru Sanatını o günlerden bugüne hala devam ettiren Turan tüm bu hayatı ile İznik’teki anılarını anlattığı ‘Yaşayan İznik Hazineleri’ 45.bölümü İznik Belediyesi tarafından yayınlandı.</p>
<p><b>Vefa’ya ve Emeğe Adanmış Ömürler</b></p>
<p>İznik Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nün hayata geçirdiği “Yaşayan İznik Hazineleri” belgesellerinin ilki 75 yıllık fıçı ustası Merhum İsmail Alkış ile gerçekleştirildi. İkinci belgesel ise İznik’e bağlı İnikli Mahallesi’nde ikamet eden 20 yıldır bastonculuk ile uğraşan Şükrü Kaya ile gerçekleştirildi. Üçüncü belgesel dünyaca ünlü Müşküle İğne Oyaları ile dördüncü belgesel 62 yıldır küfe sanatı ile uğraşan Hakkı Ateş (76) ile beşinci belgesel 63 yıldır terzilik sanatını icra eden İsmet Acar (75)  altıncı belgesel İznik’e bağlı Tacir Mahallesi’nde 50 yıldır Sıcak Demir Ustalığı yapan Necip Saraç (62) ile yedinci belgesel 55 yıldır Yorgan Ustalığı yapan Ali Topkara (68) ile sekizinci belgesel 55 yıldır Radyo ve Televizyon Ustalığı yapan Ekrem Sevim ile dokuzuncu belgesel Çömlek Ustası Hasan Yaman (55)  ile onuncu belgesel Saat Ustası Ramis Asa (72) ile on birinci belgesel 70 yıldır Yüncülük mesleği ile uğraşan Süleyman Ferik (84) ile on ikinci belgesel 50 yıldır soba ustası olan Mehmet Topçu (72) ile, on üçüncü belgesel Ahşap Ustası Servet Bağcı (63) ile on dördüncü belgesel yarım asırlık Bisiklet Tamir Ustası Ahmet Aşık (65) ile on beşinci belgesel yarım asırlık terzi ustası Ahmet Turhan (68) ile on altıncı belgesel yarım asırlık matbaa ustası Ramiz Pancar (75) ile on yedinci belgeseli İznikspor’un efsane futbolcusu Kaptan İsmail Hakkı Çelik (69) ile on sekizinci belgeseli yarım asırlık elektrik ustası Mehmet Potur (72) ile on dokuzuncu belgesel yarım asırlık taş ustası Mehmet Arslan (76) ile yirminci belgesel ise otuz sekiz yıldır anahtarcılık ve çilingircilik yapan Kadir Kardaş (64) ile yirmi birinci belgesel kırk üç yıldır motor ustalığı yapan Recep Aksu (65) ile yirmi ikinci belgesel, elli yedi yıldır berberlik yapan Recep Altın (69) ile yirmi üçüncü belgesel elli iki yıldır zirai aletler ustalığı yapan Cemalettin Değirmenci (75) ile yirmi dördüncü belgesel elli üç yıldır ahşap ustalığı yapan İsmail Güneş (78) yirmi beşinci belgesel yarım asırdır esnaflık yapan Kemal Yazan (85) ile yirmi altıncı belgesel yarım asırdır traktör ustalığı yapan Mehmet Eren (65) ile yirmi yedinci belgesel kırk bir yıldır seyyar ve normal bakkalcılık yapan Nurettin Dişli (58) ile yirmi sekizinci belgesel Derbent Dokuma Ustası Hasibe Çiçek (61) ile yirmi dokuzuncu belgesel Batum Göçmeni Osman Nuri Burhan (94) ile otuzuncu belgesel Şair Nazif Sabancı ile otuz birinci belgesel Ressam Erdoğan Solmaz ile (88) otuz ikinci belgesel genç kemençe ustası Ali Öztürk ile otuz üçüncü belgesel sanatçı Hüseyin Acarol ile otuz dördüncü belgesel Mahmut Usta (82) ve Kamil Özbek (78) ile otuz beşinci belgesel müzisyen Faik Doğan (69) ile otuz altıncı belgesel Marangoz Abdullah Çolak (76) ile otuz yedinci belgesel Aşık Fevzi Olgun (78) ile otuz sekizinci belgesel Emekli Öğretmen ve Müzisyen Orhan Hekimoğlu (81) ile otuz dokuzuncu belgesel kırk üç senelik çay bahçesi işletmecisi Murat Sürük (66) ile kırkıncı belgesel Esnaf Kemal Kumcu (72) ile kırk birinci belgesel Eğitimci Mustafa Özen ile kırk ikinci belgesel Ayakkabı Tamircisi (56) Fahrettin Yılmaz ile kırk üçüncü belgesel elli dört yıl Eczacılık yapan İsmail Yücel (84) ile kırk dördüncü belgesel altmış bir yıldır Diş Hekimliği yapan Ünal Güngör (89) ile kırk beşinci belgesel ise yarım asırdır Ebru Sanatını icra eden Cevdet Turan (70) ile gerçekleştirildi.</p>
<p>Yaşayan İznik Hazineleri projesi önümüzdeki süreçte de ustaları ekranlara yansıtmaya devam edecek.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/suya-yazilan-sanat-ile-yarim-asir-637285">Suya Yazılan Sanat ile Yarım Asır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Görmeyen gözlerle değil, vazgeçmeyen bir iradeyle yazılan başarı hikayesi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gormeyen-gozlerle-degil-vazgecmeyen-bir-iradeyle-yazilan-basari-hikayesi-632006</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 20:36:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[banu]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[ders]]></category>
		<category><![CDATA[doktora]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[görmeyen]]></category>
		<category><![CDATA[gözlerle]]></category>
		<category><![CDATA[iradeyle]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[tez]]></category>
		<category><![CDATA[vazgeçmeyen]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<category><![CDATA[yazılan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=632006</guid>

					<description><![CDATA[<p>İngilizce Öğretmenliği bölümünden mezun olduktan sonra KPSS ile atanan ve öğretmenlik mesleğine adım atan Banu Büyükcıngıl’ın hayatı, 2016 yılında Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü ile kesiştiğinde yeni bir boyut kazandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gormeyen-gozlerle-degil-vazgecmeyen-bir-iradeyle-yazilan-basari-hikayesi-632006">Görmeyen gözlerle değil, vazgeçmeyen bir iradeyle yazılan başarı hikayesi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İngilizce Öğretmenliği bölümünden mezun olduktan sonra KPSS ile atanan ve öğretmenlik mesleğine adım atan Banu Büyükcıngıl’ın hayatı, 2016 yılında Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü ile kesiştiğinde yeni bir boyut kazandı.</p>
<p>Görme engeli nedeniyle birçoklarının &#8220;zor&#8221; dediği Osmanlı Türkçesini öğrenip, sonra da Arapça ve Farsça gibi dillerde uzmanlaşan Büyükcıngıl, Şubat 2026’da tamamladığı doktora teziyle akademik camiada büyük takdir topladı.</p>
<p><strong>“Hocam harfleri avcuma çizerek zihnimde canlandırmamı sağladı”</strong></p>
<p>Banu Büyükcıngıl, kendi hikâyesini anlatırken zorlukların nasıl kapı açtığını şu sözlerle ifade ediyor:</p>
<p>&#8220;Doğuştan gelen genetik bir hastalık sebebiyle çok küçük yaşımdan itibaren görme problemi yaşadım. Bu süreçte gören öğrencilerle birlikte eğitim aldım. Lise çağlarında görme yetimi büyük oranda kaybettim. O yıllarda genellikle kitapları ve ders notlarını ses kaydı yaparak ve dinleyerek ders çalışıyordum. İstanbul Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği bölümü mezunuyum. Mezun olduktan sonra bir süre öğretmen olup olmama konusunda kararsız kaldım. Fakat, sonra KPSS sınavına hazırlandım ve iyi bir puanla atandım. Mesleğimin ilk yıllarında oldukça zorlandım. İngilizce öğretmenliğine devam ederken, 2016 yılında Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü’nde Tasavvuf Kültürü ve Edebiyatı programında yüksek lisansa başladım. İlk dönem Osmanlı Türkçesi dersi vardı. Bu dersi alıp almama konusunda tereddütlerim bulunuyordu. Bazı üniversitelerde görme engelliler bu dersten muaf tutulabiliyor. Ancak dersin öğretim üyesi Prof. Dr. Emine Yeniterzi hocam derse katılmamı ve dinlememi tavsiye etti. Bir süre sonra hocamın gayretleri ve teşviki sayesinde dersi daha rahat takip etmeye başladım. Hocam harfleri elime çizerek zihnimde canlandırmamı sağladı.”</p>
<p><strong>Arapça ve Farsça dersleri nasıl başladı?</strong></p>
<p>Osmanlı Türkçesi dersinde edinmiş olduğu tecrübe sonucunda bir sonraki dönem Arapça dersi aldığını da anlatan Banu Büyükcıngıl, “Çevrimiçi özel dersler alarak Arapçamı geliştirdim. 2018 yılında Dr. Öğr. Üyesi Cangüzel Güner Zülfikar Hocam, Enstitüde Uluslararası Yoğunlaştırılmış Tasavvuf Araştırmaları Yaz Okulu Programı düzenleneceğini ve programda Farsça metin incelemesi yapılacağını belirterek beni Farsça öğrenmeye teşvik etti. Programın başlamasına altı ay vardı. Bunun üzerine İranlı Narges Ahmedî’den çevrimiçi Farsça dersleri almaya başladım” dedi.</p>
<p>Banu Büyükcıngıl’ın Yüksek Lisans Tez Danışmanlığını yürütmüş olan <strong>Prof. Dr. Emine Yeniterzi</strong> tecrübesini şöyle aktarıyor<strong>: </strong></p>
<p>“Banu, 2016 yılında Osmanlı Türkçesi dersimde öğrencim oldu. Osmanlı Türkçesi, bilindiği üzere 1928 harf inkılabından önce kullandığımız Arap harfleri ile yazılmaktadır. İlk defa böyle bir öğrenciyle ders yapacaktım. Bu yüzden Banu için de benim için de başlangıçta tedirginliğimiz vardı. Banu, bilgisayarında Arap harflerinin isimlerini seslendiren bir programdan faydalandı. Normalde Osmanlı Türkçesinde harfler bitiştirilerek yazılır, böylece daha kolay okunur. Latin harfleri gibi tek tek yazılarak okunması gayet zordur. Sevgili Banu, bu güçlüğü rahatlıkla aştı. Harfleri hızla zihninde birleştirerek kelimeleri oluşturmaya başladı. Gören iki gözü yoktu ama büyük bir azmi, hızlı bir kavrayışı, güçlü bir idraki vardı. Yer yer bu alfabenin zihninde şekillenmesi için avcuna harfleri parmaklarımla yazdım. Diğer öğrenciler PDF metinleri okurken Banu’nun okuması gereken metinleri Word’de yazmam yeterli oluyordu.</p>
<p>Neticede Banu, diğer öğrencilerle aynı zamanda Osmanlı Türkçesini okumayı ve yazmayı öğrendi. Daha sonra Arapça ve Farsça öğrenmeye başladı. Yüksek lisans tezini kendisi gibi beden gözü kapalı ama gönül gözü açık sûfî bir şair olan Osman Kemâlî’nin şiirleri üzerinde hazırladı. Doktora tezini de 11. yüzyıl sûfî müellifi Abdullah-ı Ensârî’nin daha önce yayımlanmamış Farsça bir eseri üzerinde yaptı. Hem eserin dilimize çevirisini hem de Ensârî’nin üzerinde çalışılmamış önemli bir eserini literatüre kazandırdı. Banu’nun yılmak bilmeyen azmi, derin kavrayışı ve disiplinli çalışmaları ile ortaya koyduğu bu başarılar herkese örnek olacak türdendir.”</p>
<p><strong>Yüksek Lisanstan Doktoraya uzanan başarı</strong></p>
<p>Büyükcıngıl’ın akademik yolculuğundaki en önemli duraklardan biri, 2018 yılının Kasım ayında gerçekleşti. Prof. Dr. Emine Yeniterzi danışmanlığında hazırladığı &#8220;Osman Kemâlî’nin Şiirlerinde Basîret Anlayışı&#8221; başlıklı teziyle yüksek lisansını başarıyla tamamlayan Büyükcıngıl, ardından 2019 yılında Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü’nde &#8220;İslâm Medeniyeti, Düşüncesi, Tarihi ve Edebiyatı&#8221; doktora programına kabul edildi.</p>
<p><strong>Teknolojinin yetmediği yerde &#8220;diz dize&#8221; eğitim</strong></p>
<p>Arapça ve Farsça eserlerin dijitalleştirilmesinde (OCR) yaşanan teknik yetersizlikler, Büyükcıngıl’ı yolundan döndürmedi. Akademik çalışmalarında ses kaydı yöntemini en güvenilir araç olarak belirleyen Büyükcıngıl, çalışma metodunu şu sözlerle özetliyor:</p>
<p>&#8220;Arapça ve Farsça eserler genellikle resim şeklinde PDF veya matbu olduğu için görme engelliler açısından işlevsel olmuyor. Bu sebeple Farsça metinleri, hocamın cümle cümle okuması ve benim eş zamanlı olarak Türkçesinin yazılması şeklinde bir yöntem geliştirdik. Ders sonrası aldığım ses kayıtlarını dinleyerek düzeltmeler yapıyorum. Bu dillerde hâlâ ses kaydı en güvenilir yöntem.&#8221;</p>
<p>Bu titiz çalışma süreciyle Azîz Nesefî’nin<em> Keşfü’l-ḥaḳāyıḳ</em> adlı eserini Türkçeye kazandırmak için yoğun bir mesai harcayan Büyükcıngıl, akademik üretkenliğini her geçen gün artırıyor.</p>
<p>Tasavvufun sadece bir bilgi yığını değil, bir yaşam pratiği olduğunu vurgulayan Büyükcıngıl, eğitim sürecinin ruh dünyasındaki yansımasına dikkat çekiyor. Okuduklarını hayatına tatbik ettikçe daha mutlu ve huzurlu bir insan olduğunu ifade eden Büyükcıngıl, Enstitüdeki eğitimin kendisine sistematik bir düşünce yapısı ve mukavemet kazandırdığını belirtiyor.</p>
<p>Banu Büyükcıngıl, başarısının ardındaki kurumsal desteğe ve hoca-talebe ilişkisinin önemine vurgu yaparak, &#8220;Tasavvuf bilgisini sistematik bir şekilde öğrenmemi sağlayan ve hayata bakışımı değiştiren bu Enstitünün kurulmasına öncülük eden Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan’a, derslerini takip ettiğim Rektör Danışmanı Cemalnur Sargut hocamıza, başta yüksek lisans ve doktora tez danışmanlarım olmak üzere Enstitüdeki tüm hocalarıma müteşekkirim.&#8221; dedi.</p>
<p>Büyükcıngıl’ın Enstitüde Doktora Tez Danışmanı Prof. Dr. Reşat Öngören’in değerlendirmeleriyse şöyle:<strong> </strong>“Banu Büyükçıngıl’ın Doktora konusu olan temel eser tasavvuf alanında yazılmış Farsça bir eserdir. Banu tezi bitirmeden önce eseri Türkçeye çevirerek yayımlamış (<em>Kırk İki Fasılda Erdemler ve Civanmertler</em>, Büyüyenay Yayınları, İstanbul 2025) böylece Fars diline vukufunu ortaya koymuştur. Öğrenci lisans ve yüksek lisansını Enstitümüzde yaptığından tasavvufi kaynaklara vukufiyeti yüksektir. Tasavvufun klasik döneminde (Hicrî III-VI. yüzyıllar) Horasanlı sufi Hace Abdullah Ensarî Herevî (ö. 481/1089) tarafından kaleme alınan bu eser ilk defa Banu’nun çalışmasıyla Doktora seviyesinde değerlendirilerek ilim dünyasının dikkatine sunulmuştur. Dört yüz sayfayı aşkın bir hacme sahip olan bu çalışmada özellikle “tasavvuf eğitiminin” her aşamasında bütün yönleriyle Hz. Peygamber’e aşk ve muhabbetle bağlanmanın vazgeçilmezliği ilmek ilmek işlenmiştir.”</p>
<p>Prof. Dr. Reşat Öngören’in danışmanlığında Şubat 2026’da tamamlanan bu çalışma Prof. Dr. Mahmut Erol Kılıç, Prof. Dr. Emine Yeniterzi, Prof. Dr. Necdet Tosun ve Prof. Dr. Ali Öztürk’ten oluşan jüri tarafından oy birliğiyle başarılı bulunmuştur. Bu çalışma aynı zamanda Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsünde devam etmekte olan ellinin üzerinde Doktora çalışmasından tamamlanmış onuncu tez olma özelliği taşımaktadır.</p>
<p><strong>Akademik dünyada bir rol model</strong></p>
<p>Büyükcıngıl’ın başarısı sadece kişisel bir zafer değil, aynı zamanda bilim dünyası için de taze bir nefes oldu. Enstitüde aldığı dersler ve katıldığı programlarla akademik yolculuğunda kendisine rehber olup, gelişimini takip eden Enstitüdeki Hocaları, onun çalışma disiplini ve karakterini şu sözlerle anlatıyor:</p>
<p><strong>Dr. Öğr. Üyesi H. Dilek Güldütuna: </strong>“Eğitim hayatımız boyunca, sürekli şahsi problemlerini gündeme getiren, mazeretlerin arkasına saklanan ve ilim tahsilini bu mazeretlerle yavaşlatan &#8220;problemli&#8221; profillerle temas etmek, şevkimizi kırıcı olabiliyor. Bu tür sorunlu ve yorucu öğrencilerin tam zıt kutbunda Banu Büyükcıngıl gibi öğrencilere rast gelmek insana yeniden ümit, güven ve geleceğe dair taze enerji yüklüyor. Sahip olduğu özel durumu yani âmâ oluşunu hiçbir zaman bir mazerete ya da imtiyaz arayışına dönüştürmedi. Fiziksel sınırlarını, ilim tahsilinin önüne geçirmek bir yana; hızını yavaşlatmasına bile müsaade etmedi.”</p>
<p><strong>Dr. Öğr. Üyesi Cangüzel Güner Zülfikar: </strong>“Banu’nun gayretine, azim ve sebatına Sufi Texts in English dersimde bizzat şahit oldum. Bütün öğrencilerin çabası ve çalışkanlığı dikkat çekiciydi. Ancak Banu, herkesten daha başarılı ödevleri ve sunumlarıyla sınıf birincisi olmuştu. Kafa gözü gören öğrenciler sunum yaparken hata yapmak korkusuyla mutlaka hazırladıkları slaytları okuma temayülünde olduklarından, sunumları yavaş akar ve maalesef çoğunlukla sıkıcıdır. Banu çalışır, hazırlığını tamamlar, hiçbir kaygı ve korkuya kapılmadan sunumlarını yapardı. Onu dinlemek, zihin haritasındaki berraklığa tanık olmak hem bir zevkti hem de ümit vericiydi. 38 senelik meslek hayatımda hiç onun gibi çalışkan, dürüst, gayretli, azimli, sebatkâr bir öğrencim olmadı. Banu Büyükçıngıl aslında bir güzel ahlâk ve rol modelidir. Zariftir, naziktir, neşelidir, eğlenceli, akademik ve bilimsel araştırmalarında çok ciddiyetle konuların üstüne eğilir. </p>
<p>Onun yaptığı ve yapacağı bütün çalışmaların nice verimli başarılara dönüşeceğine inanarak kendisine ailesiyle sağlık, huzur ve mutluluklar dilerim.”</p>
<p><strong>Eğitimde “insan odaklı” ve “engelleri kaldıran” Üniversite</strong></p>
<p>Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Elif Erhan, Üsküdar Üniversitesinin eğitimde “insanı merkeze alan” yaklaşımının bir slogan olmayıp fiilen yaşandığını böylece bu özel durumların üzerine cesaretle gidebildiklerini ifade etti. Prof. Dr. Erhan, “Görülüyor ki öğrencinin kendisi disiplinli ve çalışkansa iyi bir eğitim kurumu o kişinin önüne çıkabilecek tüm engelleri kaldırabiliyor. Üniversitemizde, eğitim süreçlerinin her basamağında ve akademik etkinliklerde teknik konularda kişiye özel destek sağlanıyor. Yeter ki öğrenci talep etsin ve bilinçli olsun. Gerçek bir “engelsiz üniversite”. Banu’nun başarı hikayesi Üsküdar Üniversitesinin “insan odaklı”lığının dikkat çekici ve aydınlatıcı bir örneğidir. Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü programlarının öğretim üyesi niteliği ve bilimsel kalitesinin yansıra ‘program içerikleri’ hakkında da aslında çok şey söylemektedir. Kişinin kendisini içinde bulduğu, yaşam bağlarını kuvvetlendiren, Dünyayı anlamlandırma ve hayatta mutlu olma sanatını elde etmede tasavvuf düşüncesi ve tasavvufi metinlerin etkisi de dikkat çekicidir.  Zaten öğretmenlik mesleğinden gelen Banu Büyükcıngıl bundan sonraki çalışmalarında akademik düzeyde dersler ve araştırmalarıyla Üniversitemizdeki çalışmalarını sürdürerek örnek olmaya devam edecektir.” Şeklinde ifade etti. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gormeyen-gozlerle-degil-vazgecmeyen-bir-iradeyle-yazilan-basari-hikayesi-632006">Görmeyen gözlerle değil, vazgeçmeyen bir iradeyle yazılan başarı hikayesi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Koray Group&#8217;tan 70 yıllık bir miras: Yapılarla yazılan tarih</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/koray-grouptan-70-yillik-bir-miras-yapilarla-yazilan-tarih-532174</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 May 2025 15:38:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[grouptan]]></category>
		<category><![CDATA[koray]]></category>
		<category><![CDATA[miras]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[yapılarla]]></category>
		<category><![CDATA[yazılan]]></category>
		<category><![CDATA[yıllık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=532174</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kuruluşu 1956 yılına dayanan Koray Group, 70 yıllık tarihinde hem Türkiye hem yurtdışında sayısız imza proje gerçekleştirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/koray-grouptan-70-yillik-bir-miras-yapilarla-yazilan-tarih-532174">Koray Group&#8217;tan 70 yıllık bir miras: Yapılarla yazılan tarih</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kuruluşu 1956 yılına dayanan Koray Group, 70 yıllık tarihinde hem Türkiye hem yurtdışında sayısız imza proje gerçekleştirdi.  Özellikle İstanbul Levent ve Maslak bölgesinde inşa ettiği çağdaş binaları ile bölgenin mimari dönüşümünde önemli rol oynayan Koray Group; QNB Finansbank Kristal Kule, Sabancı Center, Yapı Kredi Bankası Genel Müdürlük Binası gibi projelerle kentsel hafızada iz bıraktı. Ankara’da ise Karum AVM ve İş Bankası Genel Müdürlük Binası gibi yapılar, grubun kurumsal ve kamusal alandaki etkisini yansıtıyor.</p>
<p>Konut projeleri alanında da güçlü bir portföye sahip olan Koray Group, sektörde &#8220;İstanbul İstanbul&#8221; ve &#8220;Kasaba&#8221; gibi premium markalı yaşam projeleriyle farklılaştı. Yurt içindeki faaliyetlerinin yanı sıra Suudi Arabistan, Rusya Federasyonu, Malta, Azerbaycan ve Ürdün gibi ülkelerde de başarılı projeler üstlenen Koray Group, Türkiye’nin uluslararası alanda tanınan inşaat markalarından biri haline geldi.</p>
<p><strong>Koray Group, dünya tarihinin dönüm noktalarına şahitlik etti</strong></p>
<p>1969 yılında insanlık Ay’a ilk adımını attığında, Koray Group da Türkiye’de modern yapılaşmanın simgelerinden biri olan Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü binasını inşa ediyordu. 1989 yılında Berlin Duvarı yıkılarak dünyada yeni bir dönem başlarken Koray Group, aynı yıl İstanbul’un iş dünyasına yön veren yapılardan Yapı Kredi Plaza’yı hayata geçirdi. Bu eş zamanlı gelişmeler, Koray Group’un sadece inşaat sektöründeki liderliğini değil, aynı zamanda tarihi anlara tanıklık ederek çağın değişen ihtiyaçlarına göre şekillenen bir yapı üreticisi olduğunu da gözler önüne seriyor.</p>
<p><strong>Yeni alanlarda büyüme hedefi</strong></p>
<p>Endüstriyel yapılardan üniversitelere, akıllı ofislerden konut projelerine kadar geniş bir yelpazede projeler geliştiren Koray Group, 2017 itibarıyla faaliyet alanlarını çeşitlendirerek yenilenebilir enerji, girişimcilik ve teknoloji odaklı yatırımlara da yönelmeye başladı. Bugün yapı, gayrimenkul geliştirme, enerji ve girişim sermayesi alanlarında faaliyet gösteren Koray Group, 70 yıllık birikimiyle geleceğe değer katan projeler üretmeye devam ediyor.</p>
<p><strong>Koray GYO, Türkiye’de kurulan ilk gayrimenkul yatırım ortaklığı!</strong></p>
<p>1996 yılında Yapı ve Kredi Bankası ile Koray’ın ortak kurduğu gayrimenkul yatırım ortaklığı, Türkiye’de kurulan ilk GYO olarak önemli başarılara imza attı. 2021 yılında diğer ortağın hisselerinin tamamının alınmasıyla Koray GYO olarak Koray Group bünyesine katıldı. Piyasa beklentilerini doğru analiz ederek dünya standartlarında özgün projeler hayata geçiren Koray GYO, son olarak Çekya’da 174.000 m2 arsa üzerine gelir paylaşımı modeliyle proje geliştirmek üzere sözleşme imzaladı.</p>
<p><strong>Orhun Kartal: “70 yıldır ülkemizden aldığımız güçle çok şey inşa ettik”</strong></p>
<p>Koray Group’un 70’inci yılına ilişkin açıklama yapan <strong>Koray Group Yönetim Kurulu Başkanı Orhun Kartal</strong>, “Sayın Ayduk Koray’ın 1956 yılında kurduğu Koray Group, 70 yıl boyunca sadece tarihe tanıklık etmekle kalmadı, aynı zamanda tarih yazmayı da başardı. İstanbul Levent’teki Büyükdere Caddesi’nde inşa ettiğimiz 17 bina, adeta bir ‘Koray City’ yarattı. Kuruluşumuzdan bu yana, çağdaş sanat ve inşaat anlayışını harmanlayarak sanayi tesislerinden prestijli binalara kadar birçok projeyi hayata geçirdik. Brüt beton uygulamasındaki uzmanlığımızla, her geçen gün gelişen inşaat tekniklerini en hızlı ve en verimli şekilde uygulayarak, modern Türk mimarisinin en değerli yapıtlarına imza attık.</p>
<p>Zamanın ruhuna uyum sağladıkça biz de gelişimimizi sürdürdük. Bugün yalnızca bir müteahhitlik firması olmanın ötesine geçtik; Koray Yapı, Koray GYO, Koray Enerji ve Koray GSYO ile geniş bir aile olduk. 70 yılda pek çok başarıya imza attık ve yeniliklerle, yeni yatırımlarımıza devam ederek ülkemize değer katmaya devam ediyoruz” dedi.</p>
<p><strong>Enerjide ve girişimde yeni bir Koray dönemi</strong></p>
<p>Kuruluşundan bu yana inşaat sektörünün öncülerinden olan Koray Group, son yıllarda enerji ve yatırım alanlarında da önemli adımlar atarak faaliyet alanını genişletti. Yenilenebilir enerji alanındaki yatırımlar, grup bünyesindeki <strong>Hun Yenilenebilir Enerji (HUNER)</strong> aracılığıyla yürütülüyor. HUNER; yurtiçi ve yurtdışında elektrik üretim tesislerine yatırım yaparak, bu tesislerin kurulumu, işletilmesi ve enerji satışı alanlarında faaliyet gösteriyor.</p>
<p>Huner çatısı altında faaliyet gösteren <strong>Storemate</strong>, enerji depolama teknolojilerine odaklanıyor. Bu girişim Koray Group’un teknoloji, sürdürülebilirlik ve katma değer üretme vizyonunun somut örneklerini oluşturuyor.</p>
<p>Türkiye dışındaki Avrupa projeleri ise <strong>Koray Energy</strong> markası altında ilerliyor. Güneş, rüzgar ve batarya depolama santralleri alanlarında global ölçekte projeler geliştiren Koray Energy’nin</p>
<p>Yunanistan ve Ukrayna’da işletmede olan iki güneş santrali yatırımı bulunuyor. Ayrıca, yedi farklı Avrupa ülkesinde yenilenebilir enerji santrali yatırımları için iş geliştirme faaliyetlerine devam ediyor.  Koray Energy Avrupa’daki sürdürülebilir enerji projelerinde aktif rol alarak   </p>
<p>Koray Group’un enerji vizyonunun temel taşı olarak öne çıkarak uluslararası büyüme ve çevresel sorumluluk hedeflerini yansıtıyor.</p>
<p>Grubun en genç şirketi olan <strong>Koray Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı (Koray GSYO),</strong> 2025 yılında kuruldu. Türkiye ve dünyadaki yenilikçi girişimlere sermaye desteği sağlayan Koray GSYO, üretim, teknoloji, turizm ve start-up şirketlerine yatırım yapmayı hedefliyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/koray-grouptan-70-yillik-bir-miras-yapilarla-yazilan-tarih-532174">Koray Group&#8217;tan 70 yıllık bir miras: Yapılarla yazılan tarih</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
