<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>yaygınlaşıyor | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/yayginlasiyor/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/yayginlasiyor</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Apr 2026 07:48:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>yaygınlaşıyor | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/yayginlasiyor</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8216;Yağlı karaciğer&#8217; hastalığı hızla yaygınlaşıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yagli-karaciger-hastaligi-hizla-yayginlasiyor-624589</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2026 07:48:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[hızla]]></category>
		<category><![CDATA[karaciğer]]></category>
		<category><![CDATA[tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[ünal]]></category>
		<category><![CDATA[yağlı]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[zarar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624589</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda ülkemizde de hızla yaygınlaşan obezite, insülin direnci ve yanlış yaşam alışkanlıkları nedeniyle yağlı karaciğer hastalığı her 3 kişiden birinde görülür hale geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yagli-karaciger-hastaligi-hizla-yayginlasiyor-624589">&#8216;Yağlı karaciğer&#8217; hastalığı hızla yaygınlaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda ülkemizde de hızla yaygınlaşan obezite, insülin direnci ve yanlış yaşam alışkanlıkları nedeniyle yağlı karaciğer hastalığı her 3 kişiden birinde görülür hale geldi. Üstelik karaciğer, hasarın yüzde 80’ine kadar belirti vermeden ilerleyebildiği için birçok kişi hastalığını fark ettiğinde geç kalmış oluyor. <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Ümit Ünal</strong>, ‘karaciğer detoksu’ gibi masum görünen uygulamalarınsa sorunun fark edilmeden daha da ilerleyerek karaciğer yetmezliği hatta nakil ihtiyacına kadar götürebildiği uyarısında bulunuyor. Buna karşın erken dönemde yapılacak basit yaşam tarzı değişiklikleriyle karaciğer yağlanmasını önlemenin ve karaciğer sağlığını korumanın mümkün olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ünal, karaciğere ciddi hasar veren 5 hatayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Şok diyetlerle hızlı kilo vermeye çalışmak</strong></li>
</ul>
<p>Kısa sürede verilen kilolar sağlıklı değil, aksine sağlığı tehlikeye atıyor. Çok düşük kalorili diyetler ve hızlı kilo kaybı, karaciğerde yağ depolanmasını artırabiliyor. Yapılan çalışmalar; haftada 1–1.5 kg’dan fazla kilo kaybının, karaciğer üzerindeki stresi artırarak zarar verebildiğini ve hastalığın ilerlemesini tetikleyebileceğini ortaya koyuyor. </p>
<ul>
<li><strong>Sadece diyet yapıp egzersizi ihmal etmek</strong></li>
</ul>
<p>Sadece diyet yapıp egzersiz yapmamak kas kaybına yol açıyor, metabolizmayı olumsuz etkiliyor ve insülin direncini tetikleyerek karaciğer yağlanmasını artırıyor. Düzenli yürüyüş gibi egzersizler, kas dokusunu koruyarak insülin direncini düşürmede ve böylece karaciğer yağlanmasını azaltmada en etkili yöntemlerden birini oluşturuyor. </p>
<ul>
<li><strong>Meyve tüketiminde aşırıya kaçmak</strong></li>
</ul>
<p>İçeriğindeki fruktoz nedeniyle meyve tüketiminde aşırıya kaçmak karaciğer yağlanmasını artıyor ve sağlığa fayda yerine zarar getiriyor. Özellikle meyve suyu gibi liften arındırılmış tüketimi, fruktozun daha hızlı emilmesine yol açıyor ve karaciğer yağlanmasını belirgin şekilde hızlandırıyor. </p>
<ul>
<li><strong>Karaciğeri temizliyor düşüncesiyle ‘bitkisel’ ürünler tüketmek</strong></li>
</ul>
<p>Prof. Dr. Ünal “Toplumumuzda ‘tamamen bitkisel, hiçbir zararı yok’ denilerek içeriği ve dozu bilinmeyen ürünleri, ‘doğal’ algısıyla tüketmek, karaciğere zarar veren en büyük yanlışlardan birini oluşturuyor! İçeriği standardize edilmemiş bitkisel ürünler, karaciğer hasarı hatta nakil gerektiren toksisitelere yol açabiliyor” diyor. Literatürde, bitkisel ürün kullanımına bağlı akut karaciğer yetmezliği ve nakil gerektiren vakalar bildirildiğini belirten Prof. Dr. Ünal “Karaciğerin ekstra detoksa ihtiyacı yoktur; yapısı gereği bazı basit önlemlere dikkat edildiğinde zaten kendini yenileyebilir” diye konuşuyor.  </p>
<ul>
<li><strong>Alkolün “zararsız bir sınırı” olduğuna inanmak</strong></li>
</ul>
<p>Karaciğer hastalığı riskinin kişiden kişiye değiştiğini vurgulayan Prof. Dr. Ünal sözlerine şöyle devam ediyor: “Alkol karaciğerde inflamasyonu artırarak yağlanmanın siroza dönüşme riskini artırıyor. Özellikle  karaciğer yağlanması olan kişilerde az miktarda alkol tüketimi bile hastalığın ilerlemesini hızlandırabiliyor. Bu nedenle alkol tüketiminden uzak durmak gerekir.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yagli-karaciger-hastaligi-hizla-yayginlasiyor-624589">&#8216;Yağlı karaciğer&#8217; hastalığı hızla yaygınlaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Keçiören&#8217;de Sıfır Atık Bilinci Eğitimlerle Yaygınlaşıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/keciorende-sifir-atik-bilinci-egitimlerle-yayginlasiyor-624005</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Mar 2026 07:59:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[atık]]></category>
		<category><![CDATA[bilinci]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimlerle]]></category>
		<category><![CDATA[Geri Dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[keçiören]]></category>
		<category><![CDATA[kurs]]></category>
		<category><![CDATA[sıfır]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaşıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624005</guid>

					<description><![CDATA[<p>Keçiören Belediyesi, çevre ve geri dönüşüm duyarlılığını artırmak amacıyla sıfır atık projesi kapsamında önemli bir eğitim çalışması yürütüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/keciorende-sifir-atik-bilinci-egitimlerle-yayginlasiyor-624005">Keçiören&#8217;de Sıfır Atık Bilinci Eğitimlerle Yaygınlaşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Keçiören Belediyesi, çevre ve geri dönüşüm duyarlılığını artırmak amacıyla sıfır atık projesi kapsamında önemli bir eğitim çalışması yürütüyor. Belediyeye ait KEÇMEK kurs merkezlerinde verilen “Çevre ve Sıfır Atık” eğitimleriyle vatandaşlara atıkların kaynağı olan evlerde geri dönüşümün nasıl yapılması gerektiği uygulamalı olarak anlatılıyor. 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü’ne de dikkat çekilen eğitimlerde, temel hedefin her evde geri dönüşüm alışkanlığı kazandırılması olduğu vurgulanıyor.</p>
<p><b>12 kurs merkezinde kapsamlı eğitim</b></p>
<p>İlçe genelinde 12 farklı kurs merkezinde düzenlenen eğitimlerde, atıkların çevreye verdiği zararlar, atıkların doğru şekilde ayrıştırılması, geri dönüşüm sürecine nasıl dâhil olunacağı ve Keçiören’de uygulanan geri dönüşüm sistemi hakkında detaylı bilgiler paylaşılıyor. Eğitimlerde katılımcılara günlük hayatta kolaylıkla uygulanabilecek pratik yöntemler de aktarılıyor.</p>
<p><b>Elektronik atık kampanyasıyla teşvik</b></p>
<p>Eğitimler kapsamında KEÇMEK kursiyerleri arasında düzenlenecek olan “Elektronik Atık Toplama Kampanyası” hakkında da bilgilendirme yapılıyor. Kampanya çerçevesinde belirlenen süre içerisinde toplanan elektronik atıklar tartılarak ve getirilen atık miktarına göre katılımcılara çeşitli hediyeler verilecek. Bu sayede hem farkındalık artırılacak hem de geri dönüşüme katılım teşvik edilecek.</p>
<p><b>Evlerden mobil merkezlere uzanan sistem</b></p>
<p>Eğitimde, geri dönüşümün yalnızca kurs merkezleriyle sınırlı kalmaması gerektiğine dikkat çekerek, vatandaşların evlerinde atıkları türlerine göre ayrıştırmasının önemine vurgu yapıldı. İlçenin birçok noktasında bulunan mobil atık getirme merkezleri sayesinde, ayrıştırılan atıkların doğru bölmelere bırakılarak geri dönüşüm sürecine kazandırılabileceğinin altı çizildi. Bu uygulamanın yaygınlaşmasıyla doğaya daha geniş çaplı katkı sağlanmasının temel hedef olduğunu belirten eğitimciler, kursiyerlere bu bilincin yaygınlaşmasına katkı sağlamaları noktasında da önemli rol oynayacaklarını hatırlattı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/keciorende-sifir-atik-bilinci-egitimlerle-yayginlasiyor-624005">Keçiören&#8217;de Sıfır Atık Bilinci Eğitimlerle Yaygınlaşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir&#8217;de yağmur suyu hasadı yaygınlaşıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmirde-yagmur-suyu-hasadi-yayginlasiyor-615279</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Feb 2026 10:23:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bina]]></category>
		<category><![CDATA[depo]]></category>
		<category><![CDATA[hasadı]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[mezarlık]]></category>
		<category><![CDATA[sistem]]></category>
		<category><![CDATA[suları]]></category>
		<category><![CDATA[suyu]]></category>
		<category><![CDATA[uygulama]]></category>
		<category><![CDATA[yağmur]]></category>
		<category><![CDATA[Yağmur Suyu]]></category>
		<category><![CDATA[Yağmur Suyu Hasadı]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615279</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, iklim krizi ve kuraklık tehdidine karşı hizmet binalarında yağmur suyu hasadı uygulamalarını yaygınlaştırıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirde-yagmur-suyu-hasadi-yayginlasiyor-615279">İzmir&#8217;de yağmur suyu hasadı yaygınlaşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, iklim krizi ve kuraklık tehdidine karşı hizmet binalarında yağmur suyu hasadı uygulamalarını yaygınlaştırıyor. Çatılara kurulan depolarda biriktirilen yağmur suları yeniden kullanılarak şebeke suyuna olan bağımlılık azaltılıyor, su kaynakları korunuyor. Son olarak ESHOT, İzmir Doğal Yaşam Parkı ve Buca Kaynaklar Mezarlığı’nda yağmur suyu hasadı sistemleri devreye alındı. Uygulamanın kısa süre içinde 32 hizmet binasında daha hayata geçirilmesi planlanıyor.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, iklim değişikliği ve kuraklığın artırdığı su stresine karşı, belediyeye ait hizmet binalarında yağmur suyu hasadı uygulamalarını yaygınlaştırıyor. İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı ile Fen İşleri Dairesi Başkanlığı’nın ilgili birimlerle iş birliği içinde yürütülen çalışmalar kapsamında toplanan yağmur suları; park ve bahçe sulamasında, bina temizliğinde, teknik bakımda ve çeşitli hizmet alanlarında değerlendirilerek şebeke suyundan tasarruf ediliyor. Çalışmalar kapsamında Celal Atik Spor Salonu, Kültürpark Tenis Kortu, HİM Binası ve Eşrefpaşa Hastanesi’nde yağmur suyu hasadı sistemleri kuruldu. ESHOT Gediz Ağır Bakım Tesisleri, Doğal Yaşam Parkı ve Buca Kaynaklar Mezarlığı’nda da sistem devreye alındı.</p>
<p><strong>Mezarlıkların suyu da yağmurdan</strong></p>
<p>Yağmur suyu hasadı uygulamasının yaygınlaştırılacağı alanlardan biri de mezarlıklar oldu. Buca Kaynaklar Mezarlığı’nda başlatılan uygulamayla depolarda biriken yağmur suları; mezarlık alanlarının sulanmasında, bitki bakımında, mezar taşları ile gasilhanelerin temizliğinde kullanılıyor. Mezarlıklar Dairesi Başkanı Ali Kemal Elitaş, İzmir genelinde 30 ilçedeki mezarlıklarda çalışmaları sürdürdüklerini belirterek, kuraklığın artık ciddi bir tehdit haline geldiğini vurguladı. Elitaş, kent genelinde köyler dahil 2 bin 500 mezarlık parseli bulunduğunu ifade ederek, köy mezarlıklarında da yağmur suyu tanklarıyla sistemli bir uygulama yürütmeyi hedeflediklerini söyledi. Toplanan suların yeniden kullanılmasıyla hem önemli ölçüde su tasarrufu sağlanacağını hem de ekonomik katkı elde edileceğini belirten Elitaş, uygulamanın küresel iklim krizine karşı su kaynaklarının korunmasına da destek olacağını kaydetti.</p>
<p><strong>ESHOT ve Doğal Yaşam Parkı’nda aktif kullanım</strong></p>
<p>Yağmur suyu hasadı, ESHOT Gediz Ağır Bakım Tesisleri’nde de devreye alındı. Hasat edilen yağmur suları; motor alt yıkama, parça temizliği ve güneş panellerinin yıkanmasında kullanılarak şebeke suyu tüketimi azaltılıyor. İzmir Doğal Yaşam Parkı’nda kurulan tank sistemleri sayesinde ise 130 türde, 1.500’ü aşkın yaban hayvanının bulunduğu alandaki barınakların temizliği yağmur suyu ile gerçekleştiriliyor. Böylece hem doğal kaynaklar korunuyor hem de sürdürülebilir su yönetimine katkı sağlanıyor.</p>
<p><strong>“Yağmur suyu hasadı önemli”</strong></p>
<p>Su yönetimi ve su kaynaklarının verimli kullanılması amacıyla oluşturulan İzmir Büyükşehir Belediyesi Su Kurulu üyesi, Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Celalettin Şimşek, yürütülen çalışmaların kuraklıkla mücadelede önemli bir adım olduğunu belirtti. İzmir’de son iki yıldır kuraklığa bağlı sorunlar yaşandığını hatırlatan Şimşek, özellikle bin metrekarenin üzerindeki kamu binalarına yerleştirilen yağmur suyu depolarının su tasarrufuna somut katkı sunduğunu ifade etti. Toplanan suların bina temizliği ile park ve bahçelerin sulanmasında kullanıldığını kaydeden Şimşek, bu alanlarda içme suyu yerine alternatif kaynakların değerlendirilmesinin kritik olduğunu vurguladı. Uygulamanın yaygınlaştırılması halinde içme suyu tüketiminde yaklaşık yüzde 10 oranında tasarruf sağlanabileceğine dikkat çeken Şimşek, bunun kent ölçeğinde kayda değer bir kazanım olacağını söyledi.</p>
<p><strong>“Yeni imara açılacak bölgelerde uygulanmalı”</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin sorumluluğundaki park ve bahçelerin genişliğine işaret eden Şimşek, bu alanlarda hasat edilen yağmur suyunun kullanılmasıyla su kaynakları üzerindeki baskının azaltılabileceğini belirtti. Özellikle yeni imara açılan bölgelerde ve inşa edilecek yapılarda yağmur suyu hasadı sistemlerinin zorunlu hale getirilmesinin uzun vadede ciddi tasarruf sağlayacağını ifade etti.</p>
<p><strong>Çok sayıda hizmet binasına depo yerleştirildi</strong></p>
<p>Yağmur suyu hasadı uygulaması; İzmir Doğal Yaşam Parkı, Celal Atik Spor Salonu, Kültürpark Kapalı Tenis Kortu, HİM binası, Eşrefpaşa Hastanesi, ESHOT Gediz Atölyesi ve Buca Kaynaklar Mezarlığı’nda devreye alındı. Zeytinlik Hizmet Binası, Makine İkmal Yerleşkesi, MTK Park Bahçeler Birimi, Mürselpaşa Trafik İşleri Müdürlüğü, Atlas Pavyonu, İsmet İnönü Sanat Merkezi, Gençlik Tiyatrosu, İlber Ortaylı Kütüphanesi, İzmir İtfaiyesi Toros Yerleşkesi, İzmir İtfaiyesi Toros Yerleşkesi, Buca Toros’taki Bilgi İşlem Binası ile İzmir Ulaşım Merkezi’nde (İZUM) ise yağmur suyu depolarının kurulumu sürüyor. Öte yandan Eski İZFAŞ binası, Oğuzlar Ek Hizmet Binası, 30 ilçedeki itfaiye binaları da önümüzdeki süreçte sisteme dahil edilecek.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirde-yagmur-suyu-hasadi-yayginlasiyor-615279">İzmir&#8217;de yağmur suyu hasadı yaygınlaşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akran zorbalığı yaygınlaşıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/akran-zorbaligi-yayginlasiyor-615243</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Feb 2026 09:48:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akran]]></category>
		<category><![CDATA[Akran Zorbalığı]]></category>
		<category><![CDATA[arkadaş]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğa]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[zorba]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalığı]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615243</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda akran zorbalığının yaygınlaşması endişeleri artırıyor. Yapılan araştırmalar; ülkemizde her 3 çocuktan 1’inin akran zorbalığına uğradığını gösteriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akran-zorbaligi-yayginlasiyor-615243">Akran zorbalığı yaygınlaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda akran zorbalığının yaygınlaşması endişeleri artırıyor. Yapılan araştırmalar; ülkemizde her 3 çocuktan 1’inin akran zorbalığına uğradığını gösteriyor. Zorbalık; fiziksel şiddet, dışlama, alay etme, küçük düşürme, tehdit, sosyal medyada ifşa ve dijital taciz gibi farklı şekillerde ortaya çıkabiliyor. <strong>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Barış Sancak</strong> “Son yıllarda dijital ortamın da yaygınlaşmasıyla akran zorbalığı çok daha sık görülmektedir. Akran zorbalığını “çocuklar arasında olur böyle şeyler” diyerek görmezden gelmek sorunu küçültmez, büyütür; çocuğun ruh sağlığını ve akademik geleceğini son derece olumsuz etkiler. Erken fark edilip doğru şekilde müdahale edildiğinde, çocuğa bazı önlemler öğretildiğinde önlenebilir” diyor. Psikiyatri Uzmanı Dr. Sancak, akran zorbalığına uğrayan çocuklarda 7 önemli belirtiyi sıraladı, akran zorbalığına karşı alınabilecek 9 etkili önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.  </p>
<ul>
<li><strong>Yalnız kalmamak</strong></li>
</ul>
<p>Zorbalığın genellikle içe kapanık, sosyal olarak izole edilmiş ve yalnız görülen çocukları hedef aldığını belirten Dr. Barış Sancak “Grup içindeki bir çocuğa yönelme ihtimali belirgin şekilde azalır. Özellikle teneffüslerde, okul çıkışlarında ve servis beklerken çocuğun tek başına olmaması koruyucu bir önlemdir. Bir arkadaşla olmak hem caydırıcıdır hem de güç verir. Bu nedenle güvenli bir arkadaş edinmek etkili bir savunma mekanizmasıdır” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Kararlı şekilde, kısa ve net cümleyle sınır koymak </strong></li>
</ul>
<p>Zorbalık karşısında uzun açıklama yapmak ya da tartışmaya girmek çoğu kez işe yaramaz. Aksine zorbanın ilgisini artırır. Kararlı bir beden dili ve göz temasıyla “Bunu istemiyorum”, “Dur” ya da “Bana böyle seslenmeni istemiyorum” gibi kısa ve net cümleyle sınır koymak, oradan uzaklaşıp bir yetişkine (öğretmen, okul idaresi) başvurmak ve aileye anlatmak en etkili yöntemdir. Yardım istemenin ‘şikayet’ değil, güvenlik talebi olduğu çocuğa öğretilmelidir.  </p>
<ul>
<li><strong>Zorbalığı mutlaka aileye anlatmak </strong></li>
</ul>
<p>Psikiyatri Uzmanı Dr. Sancak “Ne yazık ki birçok çocuk; utandığı, daha fazla hedef alınmaktan korktuğu, ailesini üzmek istemediği ya da kendisinin başa çıkacağını düşündüğü için yaşadığı zorbalığı kimseye anlatmıyor. Birçoğu da ‘abartıyorum sanırlar’ düşüncesine kapılabiliyor. Oysa bir zorbalığa maruz kaldığınızda bunu ailenizle ve okul yöneticilerinizle mutlaka paylaşın. Yaşadıklarınızı içinize atmayın. Böylece sorun daha fazla büyümeden çözülebilir” diyor.  </p>
<ul>
<li><strong>Çocuğu yargılamamak, yanında olduğunuzu hissettirmek</strong></li>
</ul>
<p>Ailelere, çocuklarıyla mutlaka düzenli iletişim kurmalarını ve sorunlarını küçümsememelerini öneren Dr. Barış Sancak şöyle konuşuyor: “Çocuğunuza ‘ne olursa olsun bana anlatabilirsin, seni suçlamam, yanında olurum’ diyerek yaklaşın. ‘Arkadaşın şaka yapmıştır’, ‘çocukça atışma, halledersiniz’ gibi normalleştirici sözlerle yaklaşmayın. Baskı yapmadan, yargılamadan dinleyin. Size her şeyi anlatabileceğini hissetmesi son derece önemlidir.”</p>
<ul>
<li><strong>Güvenli iletişim alanı oluşturmak</strong></li>
</ul>
<p>Çocuğunuza  ‘Bugün okul nasıldı’ yerine, ‘bugün seni en çok mutlu eden şey neydi’, ‘seni zorlayan bir an oldu mu’ gibi açık uçlu sorular sorun. “Bir şey yok” diyorsa hemen vazgeçmeyin. Akşam yatmadan önce sakin bir ortamda, göz teması kurarak konuşmayı deneyin. Soruna hemen çözüm üretmek yerine önce duygusunu anlamaya çalışın. Konuşmak, dinlemek ve işbirliği yapmak en güçlü çözümdür. </p>
<ul>
<li><strong>Zorbalığın tanımını öğretmek</strong></li>
</ul>
<p>Birçok çocuk maruz kaldığı davranışın zorbalık olduğunu fark etmeyebilir. Psikiyatri Uzmanı Dr. Barış Sancak “Çocuğa şunu öğretmek önemlidir: “Bir davranış seni incitiyorsa, tekrar ediyorsa ve dur demene rağmen devam ediyorsa bu zorbalıktır.” Örneğin; sürekli lakap takılması “şaka” değildir. Birçok kez gruba alınmamak “arkadaş seçimi” değil, sistematik dışlama olabilir. </p>
<ul>
<li><strong>Okulla işbirliği kurmak</strong></li>
</ul>
<p>Zorbalık bireysel değil, sistemsel bir mesele olduğundan öğretmen, rehberlik servisi ve okul yönetimiyle mutlaka iletişime geçin. Sorunu dramatize etmeden ama net şekilde ifade edin. Olayların tarihini ve içeriğini not almak süreci kolaylaştırır. Örnek: “Çocuğum arkadaşları tarafından dışlanıyor” demek yerine, “Son üç haftadır teneffüslerde aynı üç öğrenci tarafından oyuna alınmadığını ve alay edildiğini söylüyor” gibi somut bilgi verin. </p>
<ul>
<li><strong>Empati ve tanıklık kültürü geliştirmek</strong></li>
</ul>
<p>Psikiyatri Uzmanı Dr. Sancak “Zorbalık sadece mağdur ve zorba arasında değildir; izleyiciler de sürecin parçasıdır” derken, sözlerine şöyle devam ediyor: “Çocuğunuza şunu öğretin: “Birine yapılan haksızlığa sessiz kalmak, o davranışı güçlendirebilir. Oysa, zorbalığa maruz kalan arkadaşının yanına oturmak, öğretmene haber vermek, “Bence sana yapılan bu davranış doğru değil” demek bile zorbalığı azaltabilir.”</p>
<ul>
<li><strong>Dijital zorbalığa karşı kayıt almak</strong></li>
</ul>
<p>Günümüzde whatsapp grupları, sosyal medya paylaşımları ve çevrim içi oyunlar üzerinden zorbalığın 7/24 devam edebildiğini, bu durumun çocukta çaresizlik hissini artırdığını belirten Dr. Sancak “Özellikle dijital zorbalıkta kanıt saklamak (ekran görüntüsü almak) önemlidir. Zorbalık durumunda çocuğa karşılık vermek yerine kanıt saklamayı, kişiyi engellemeyi ve bir yetişkine bildirmeyi öğretmek gerekir. En önemlisi, çocuk yaşadığının kendi suçu olmadığını ve ailesinin yanında olduğunu net biçimde hissetmelidir” diyor.</p>
<p><strong>xxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxx</strong></p>
<p>Çocuğunuzda bu 7 belirti varsa!</p>
<p>Psikiyatri Uzmanı Dr. Barış Sancak, çocuklarda akran zorbalığına maruz kalındığına işaret eden, ailelerin dikkat etmesi gereken 7 önemli belirtiyi şöyle sıralıyor; </p>
<ul>
<li>Okula gitmek istememe, karın ağrısı veya baş ağrısı şikayetlerinde artış</li>
<li>Ani içe kapanma, odasına çekilme, depresif duygudurum, özgüven kaybı, kaygı bozukluğu</li>
<li>Eşyalarının kaybolması ya da zarar görmesi</li>
<li>Telefonunu saklama, sosyal medya kullanımında ani değişim</li>
<li>Uyku düzeninde bozulma</li>
<li>Beslenmesinde normal olmayan davranışlar, aşırı yeme ya da hiç yememe</li>
<li>Ders başarısında düşüş</li>
</ul>
<p> </p>
<p><strong>xxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Zorbalık yapan çocuğa ailesi nasıl yaklaşmalı?</strong></p>
<p>Psikiyatri Uzmanı Dr. Barış Sancak şöyle diyor: “En önemli nokta, davranışının yanlış olduğunu çok net ifade etmek ama çocuğu ‘kötü’ olarak etiketlememektir. “Sen kötüsün” değil, “Bu yaptığın kabul edilemez” denilmelidir. Bu çocukların bir kısmı empati becerisi zayıf, dürtü kontrolünde zorlanan ya da kendisi de farklı şekillerde zorlanmış çocuklardır. Bu nedenle sebebini anlamak önemlidir. Sadece nasihatle değil, tutarlı sınırlar konularak ve empati eğitimiyle çocuğa davranışının karşı tarafta nasıl bir etki yarattığı gösterilmeli, alternatif davranış yolları öğretilmeli ve tekrar etmemesi için somut bir plan uygulanmalıdır. Okulla işbirliği yapılmalı, gerekirse profesyonel destek alınmalıdır.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akran-zorbaligi-yayginlasiyor-615243">Akran zorbalığı yaygınlaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Annelik hayalini erteleyenler yaygınlaşıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/annelik-hayalini-erteleyenler-yayginlasiyor-613936</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Feb 2026 07:33:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[annelik]]></category>
		<category><![CDATA[Canlı Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[erteleyenler]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hayalini]]></category>
		<category><![CDATA[işlem]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[selam]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[yumurta]]></category>
		<category><![CDATA[Yumurta Dondurma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613936</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda anne olma yaşı eğitim, kariyere odaklanma ya da ekonomik sıkıntılar gibi gerekçelerle ertelenerek çoğunlukla 35’in üzerine çıkarken, yaş ilerledikçe doğurganlık kapasitesi ise azalıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/annelik-hayalini-erteleyenler-yayginlasiyor-613936">Annelik hayalini erteleyenler yaygınlaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda anne olma yaşı eğitim, kariyere odaklanma ya da ekonomik sıkıntılar gibi gerekçelerle ertelenerek çoğunlukla 35’in üzerine çıkarken, yaş ilerledikçe doğurganlık kapasitesi ise azalıyor. İşte bu nedenle, ileride annelik hayaline kavuşabilmek amacıyla pek çok kadın yumurta dondurma konusunda araştırmalar yapıyor. <strong>Acıbadem Altunizade Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Belgin Selam</strong>, “Doğurganlığı koruma yöntemlerinde yumurta dondurmanın yeri önemlidir. Kadın yaşlandıkça, doğurganlığı azalmaktadır. Günümüzde yumurta dondurma düşüncesi, isteği ve uygulamasının arttığını görüyoruz. Bu işlemin 35 yaşından önce yaptırılması yumurta sayısı ve kalitesi açısından önem taşıyor çünkü yaş ilerledikçe elde edilen yumurta sayısı azalıyor ve hamilelik şansı düşüyor” diyor. Prof. Dr. Belgin Selam yumurta dondurma hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Teknolojideki gelişmeler kaliteyi artırıyor</strong></li>
</ul>
<p>Son yıllarda teknoloji ve tıptaki gelişmeler; yumurta dondurmada yeni bilgileri ve uygulamaları gündeme getirdi. 1986 yılında dondurulmuş yumurtalarla ilk kez canlı doğum gerçekleşti. İlk yıllarda işlem için yavaş dondurma tekniği kullanılırken, günümüzde ise yumurtaların vitrifikasyon adı verilen yüksek hızlı dondurma tekniği ile -196 °C derecede sıvı azot tanklarında saklandığını belirten Prof. Dr. Belgin Selam “Vitrifikasyon tekniği ile ilk canlı doğum 1999 yılında gerçekleşti. Teknoloji ve tıptaki gelişmeler ile tüp bebek tedavisinde çözülen vitrifiye embriyoların gebelik oranlarının taze embriyolar ile aynı olduğu izlenmektedir” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>36 yaş ve üzerinde başarı oranı azalıyor!</strong></li>
</ul>
<p>Kadınlarda yaşla birlikte, yumurtalıklarda, üreme hücresi olan yumurta sayısında ve kalitesinde azalma izlenirken anomali oranları da artıyor. 36 yaş ve üzerinde başarı oranlarının anlamlı bir şekilde düşüş gösterdiğine dikkat çeken Prof. Dr. Selam, sözlerine şöyle devam ediyor: “ESHRE Etik ve Hukuk Birimi planlanmış yumurta dondurma işleminin 35 yaş öncesinde yapılmasını, 38 yaş sonrasında uygulanmamasını önermektedir. 38 yaş, klinik gebelik için eşik değeri olarak izlenmektedir. Türkiye’de yumurta dondurma için yaş olarak üst veya alt sınır bulunmamaktadır.”</p>
<ul>
<li><strong>40’lı yaşla birlikte şans iyice azalıyor</strong></li>
</ul>
<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Belgin Selam, yumurta dondurma işlemi için kaç yumurta dondurulması gerektiğine yönelik şu bilgileri veriyor: “Mümkün olduğu kadar çok sayıda olgun yumurta dondurulması tercih edilir. 1 canlı doğum yapma olasılığının yüzde 70 olması için 35 yaşında bir bireyde en az 10 olgun yumurta gerekirken, 40 yaşta ise yaklaşık 35 olgun yumurta gerekmektedir. Yaş arttıkça canlı doğum oranı azalmaktadır. Dondurulmuş ve çözülmüş bir yumurtadan canlı doğum oranı 30–34 yaşta yüzde 8.2, 35–37 yaşta yüzde 7.3, 38–40 yaşta yüzde 4.5, 41–42 yaşta ise yüzde 2.5 olarak rapor edilmektedir.</p>
<ul>
<li><strong>Yumurtalar 5 yıl saklanabiliyor ama…</strong></li>
</ul>
<p>Ülkemizde yönetmeliğe göre; kanser hastalarında kemoterapi ve radyoterapi gibi yumurtalık hücrelerine zarar veren tedaviler ile üreme fonksiyonlarının kaybedilmesine yol açacak yumurtalıkların alınması gibi operasyonlar öncesinde yumurta dondurma işlemi yapılabiliyor. Ayrıca düşük yumurtalık rezervi olup henüz doğurmamış veya aile öyküsünde erken menopoz hikayesi olan kadınlar da yumurta dondurabiliyor. Dondurulan yumurtalar merkezlerde  5 yıl süreyle saklanırken, daha uzun süre saklanması Sağlık Bakanlığı’nın iznine tabi tutuluyor. Başvuruda bulunarak talebin devam ettiğini ifade eden imzalı dilekçe veriliyor. </p>
<ul>
<li><strong>Ortalama 2 haftada tamamlanabiliyor</strong></li>
</ul>
<p>Yumurta dondurma sürecinin yaklaşık 2 haftada tamamlanabildiğini belirten Prof. Dr. Selam, işlemin aşamalarını şöyle özetliyor: “Yumurtaların gelişmesi için adetin ilk günlerinde hormon tedavisi başlanıp, yumurtalıkların cevabına göre hormon iğnelerine 10-12 gün devam edilir. İğneden 34-36 saat sonra, anesteziyle, yumurtalar ultrasonografi eşliğinde toplanır. Uygun gelişim gösteren, olgun yumurtalar hızlı soğutmanın uygulandığı vitrifikasyon yöntemi ile dondurulur ve sıvı nitrojen tanklarında saklanır. Gebelik planlandığında bu yumurtalar çözülerek uygun spermle birleştirilip embriyo elde edilebilir ve kadın rahmine transfer edilebilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/annelik-hayalini-erteleyenler-yayginlasiyor-613936">Annelik hayalini erteleyenler yaygınlaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gençlerde kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı şikayetleri yaygınlaşıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/genclerde-kalp-carpintisi-ve-gogus-agrisi-sikayetleri-yayginlasiyor-611095</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Feb 2026 08:33:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[çarpıntısı]]></category>
		<category><![CDATA[cebeci]]></category>
		<category><![CDATA[ciddi]]></category>
		<category><![CDATA[gençlerde]]></category>
		<category><![CDATA[göğüs]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[şikayetleri]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[yeme]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611095</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde ve dünyada kalp hastalıklarının görülme sıklığı hızla artıyor. Son yıllarda genç yaş grubunda kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı şikayetleriyle sağlık kuruluşlarına başvuranların sayısında dikkat çekici bir artış yaşanıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genclerde-kalp-carpintisi-ve-gogus-agrisi-sikayetleri-yayginlasiyor-611095">Gençlerde kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı şikayetleri yaygınlaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde ve dünyada kalp hastalıklarının görülme sıklığı hızla artıyor. Son yıllarda genç yaş grubunda kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı<strong> </strong>şikayetleriyle sağlık kuruluşlarına başvuranların sayısında dikkat çekici bir artış yaşanıyor. Eskiden daha çok ileri yaş hastalığı olarak bilinen kalp-damar sorunları, günümüzde değişen yaşam tarzı, stres, sağlıksız beslenme ve hareketsizlik nedeniyle gençleri de tehdit eder hale geldi. <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebec</strong>i “Kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı günümüzde belirgin artış göstermiştir. Bunun altında masum nedenler kadar, hayati riske yol açabilecek kalp kaynaklı ciddi etkenler de yatabildiği için, gereksiz kaygıyı azaltmak ama riskli durumları da kaçırmamak amacıyla doktor muayenesi büyük önem taşımaktadır” diyor. Prof. Dr. Cebeci, kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısına yol açan 9 hatalı alışkanlığı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p>Kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı kimi zaman masum nedenlerden kaynaklanabilirken, kimi zaman da önemli kalp hastalıklarının ilk belirtisi olabiliyor. <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci</strong>, özellikle son yıllarda yanlış yaşam alışkanlıklarının etkisiyle bu iki sorunun yaygınlaştığını belirterek şöyle konuşuyor: “Son yıllarda hem gençlerde hem de yetişkinlerde kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı şikayetiyle başvuran hasta sayısında belirgin bir artış dikkat çekiyor. Hastalar çarpıntıyı çoğunlukla “kalbim hızlandı”, “tekli atımlar oluyor”, “göğsümde bir boşluk hissi”, “aniden çarpmaya başlıyor” şeklinde tarif ediyor. Göğüs ağrısı ise sık olarak batma, sıkışma, yanma tarzında; çoğu zaman eforla ilişkisi net olmayan, kısa süreli ve tekrarlayıcı özellikte anlatılıyor. Genç hastalarda bu şikayetlere sıklıkla nefes alamama hissi, baş dönmesi, huzursuzluk ve ölüm korkusu eşlik edebiliyor.”</p>
<p><strong>Modern yaşam tarzı en önemli etkenlerden biri ancak…</strong></p>
<p>Modern yaşam tarzının ve sağlıksız yaşam alışkanlıklarının, bu şikayetlerin artışında başı çektiğini belirten Prof. Dr. Cebeci sözlerine şöyle devam ediyor: “En sık karşılaştığımız hataların başında; yoğun kafein tüketimi, stresi yönetememek, sigara ve tütün ürünleri, uyku bozuklukları, bilinçsiz kullanılan zayıflama ürünleri ve takviyeler, burun spreyleri, hareketsizlik, uzun süre ekran karşısında kalma, aşırı tuzlu ya da çok ağır yemekler, ani ve plansız egzersizler, yeterli ısınma yapmadan spora başlamak, hızlı yeme alışkanlığı, gece geç saatlerde yemek yeme geliyor. Özellikle gençlerde, altta yatan ciddi bir kalp hastalığı olmaksızın hissedilen çarpıntı ve göğüs ağrılarının en sık nedenlerinden birinin de; sürekli kaygı hali ve bastırılmış anksiyete olduğunu görüyoruz. Tüm bunlar otonom sinir sistemi dengesini bozarak, kalbin normal ritmini olumsuz etkileyebilir ve çarpıntıya zemin hazırlar.” </p>
<p><strong>Diyabet, obezite ve metabolik hastalıklar da çok etkili</strong></p>
<p>Prof. Dr. Cebeci; obezite, hipertansiyon, kas-iskelet sistemi kaynaklı ağrılar, mide-yemek borusu hastalıkları, akciğer enfeksiyonları, koroner arter hastalığı, diyabet ve tiroit hastalıklarının toplumda sık görülmesinin de, kalp kaynaklı şikayetlerin artmasına yol açtığını vurguluyor. Kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı durumunda; olası ritim bozukluğu, yapısal kalp hastalığı veya metabolik nedenlerin ayrıntılı öykü, fiziki muayene ve uygun tetkiklerle mutlaka dışlanması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Cebeci “Her kalp çarpıntısı veya göğüs ağrısı mutlaka ciddi bir kalp hastalığı anlamına gelmez. Ancak bu şikayetlerin altında masum etkenler gibi ciddi nedenler de olabilir. Bu nedenle mutlaka doktora başvurulmalı, iki yakınma ayrı ayrı değerlendirilmelidir” diyor. </p>
<p><strong>Tedavi edilmezse!</strong></p>
<p>Her kalp çarpıntısı ya da göğüs ağrısının kalıcı bir kalp hastalığına yol açmayacağını, ancak altta ciddi bir neden yatıyorsa ve tedavisiz bırakılırsa ciddi sonuçlara yol açabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci sözlerine şöyle devam ediyor: “Kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı hayati riske yol açabilecek hastalıkların ilk habercisi de olabilir. Bu nedenle şikayetlerin ciddiye alınması, doğru zamanda doğru değerlendirme yapılması büyük önem taşır. Örneğin; çarpıntının nedeni tiroit hastalığıysa, hormonal dengesizlik tedavi edildiğinde şikayetler büyük ölçüde azalır. Ancak uzun süre tedavi edilmezse gelişen ritim bozukluğu kalıcı hale gelebilir. Ayrıca göğüs ağrısı gençlerde sıklıkla kalp dışı nedenlere bağlı olsa da; eforla artıyorsa, baskı ve sıkışma tarzındaysa, kola, çeneye veya sırta yayılıyorsa, nefes darlığı ve baş dönmesi eşlik ediyorsa mutlaka ciddiye alınmalıdır. Sonuç olarak; kalp, genç yaşta da sinyal verir. Bu sinyalleri doğru okumak, gelecekte oluşabilecek kalıcı kalp hasarlarını ve hayati riskleri önlemenin en etkili yoludur. Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, stres azaltıcı alışkanlıkların geliştirilmesi sağlıklı ve mutlu bir gelecek için temel esaslardır.”</p>
<p><strong>xxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Çarpıntı ve göğüs ağrısına yol açan hatalı alışkanlıklar;</strong></p>
<p><strong>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci, </strong>kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısına yol açan 9 hatalı alışkanlığı şöyle sıralıyor;</p>
<ul>
<li>Aşırı kafein tüketimi </li>
<li>Sigara ve alkol </li>
<li>Düzensiz uyku saatleri</li>
<li>Uzun süre ekran karşısında kalma</li>
<li>Sağlıksız beslenme (Aşırı tuzlu, ağır yemekler, hızlı yemek yeme, gece geç saatlerde yemek yeme vb)</li>
<li>Hareketsiz yaşam</li>
<li>Ani ve plansız egzersizler, uzun süre egzersiz yapmama, yeterli ısınma yapmadan spora başlama</li>
<li>Stresle baş etme yöntemlerinin yetersizliği, sürekli kaygı hali ve bastırılmış anksiyete</li>
<li>Bilinçsiz kullanılan zayıflama ürünleri, bitkisel takviyeler, sporcu destekleri, burun spreyleri</li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genclerde-kalp-carpintisi-ve-gogus-agrisi-sikayetleri-yayginlasiyor-611095">Gençlerde kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı şikayetleri yaygınlaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Antalya Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin örnek projesi yaygınlaşıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/antalya-buyuksehir-belediyesinin-ornek-projesi-yayginlasiyor-599522</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Dec 2025 10:56:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[alanya]]></category>
		<category><![CDATA[antalya]]></category>
		<category><![CDATA[atık]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[çiftçi]]></category>
		<category><![CDATA[hal]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[örnek]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[projesi]]></category>
		<category><![CDATA[üreticiler]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[zirai]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599522</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin zirai atıkların toplanması ve çiftçilerin bilinçlendirilmesi amacıyla başlattığı Çevre Dostu Çiftçi Kart Projesi yaygınlaştırılıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/antalya-buyuksehir-belediyesinin-ornek-projesi-yayginlasiyor-599522">Antalya Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin örnek projesi yaygınlaşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p><span><span><span><span>Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin zirai atıkların toplanması ve çiftçilerin bilinçlendirilmesi amacıyla başlattığı Çevre Dostu Çiftçi Kart Projesi yaygınlaştırılıyor. <span>2022 yılında pilot bölge olarak Kumluca, Finike ve Demre&#8217;de başlayan proje Serik, Aksu ve Kemer’den sonra şimdi de Alanya’da uygulanacak. Proje tarımsal faaliyetlerin yoğun olduğu Alanya’da da yaygınlaştırılması amacıyla </span>Alanya Toptancı Hali’nde üreticilere ve sektör temsilcilerine tanıtıldı. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Çevre ve insan sağlığı açısından büyük risk oluşturan zirai ambalaj atıklarının kontrolsüz şekilde doğaya bırakılmasının önüne geçmeyi amaçlayan Çevre Dostu Çiftçi kart Projesi Alanya’da üreticilere tanıtıldı. Alanya Merkez Hal’de düzenlenen tanıtım toplantısına Alanya Belediyesi Başkan Danışmanı Abdurrahman Açıkalın, Antalya Büyükşehir Belediyesi Alanya Hizmet Birimi Şube Müdürü Gazi Öten, Alanya Hal Derneği Başkanı Adem Kaya ve hal esnafı katıldı. Tanıtım toplantısında Antalya Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı Sıfır Atık ve Çevre Eğitim Şube Müdürü Fulya Koral ve Alanya Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Sevda Çapa katılımcılara bilgi verdi.  HEDEF PROJEYİ ANTALYA’YA YAYMAK</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span>Sıfır Atık ve Çevre Eğitim Şube Müdürü Fulya Koral, zirai ilaç ambalaj atıklarının çevre sağlığı açısından önemli bir risk oluşturduğunu söyledi. Çevre Dostu Çiftçi Kart Projesi’nin hem insan hem de çevre sağlığını koruyan bir proje olduğunu belirten Koral, projeye nasıl katılım sağlanacağını da anlattı. Koral, “Çiftçilerimiz projeye dahil olmak için cep telefonlarından uygulamayı indirerek kayıt oluyor. Kayıt yaptıran üreticilere çipli anahtarlıkları teslim ediliyor. Sonrasında hallere ve tarımsal üretimin yoğun olduğu bölgelere konulan otomatlara attıkları her zirai ilaç ambalaj atığı karşılığında bir gram bir puan olacak şekilde puan kazanıyorlar. Topladıkları puanlar karşılığında da sera naylonu, akülü testere, bambus arı, arı kovanı gibi tarımsal destekli ürünleri alabiliyorlar. Toprağımızı ve suyumuzu korumak için başlattığımız projemizi Antalya’nın tümünde gerçekleştirmeyi hedefliyoruz” dedi.  </span></span></span></p>
<p><span><span><span>ÜRETİCİLER PROJEYE DESTEK VERMEKTEN MUTLU</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Bilgilendirmenin ardından kayıt işlemlerini gerçekleştiren üreticiler de hem çevreyi koruyup hem de hediyeler kazanacakları için mutlu olduklarını söyledi. Üreticiler, projenin yaygınlaştırılması gerektiğini belirterek, zirai ambalaj atıklarının bu şekilde toplanması ile </span></span></span></p>
<p><span><span><span>toprağın ve suyun zehirlememiş olacağını belirterek Projeye öncülük eden Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti. </span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/antalya-buyuksehir-belediyesinin-ornek-projesi-yayginlasiyor-599522">Antalya Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin örnek projesi yaygınlaşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uyku apnesi gençlerde de yaygınlaşıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uyku-apnesi-genclerde-de-yayginlasiyor-596854</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Dec 2025 08:51:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[apnesi]]></category>
		<category><![CDATA[dar]]></category>
		<category><![CDATA[gençlerde]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[solunum]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596854</guid>

					<description><![CDATA[<p>Modern çağın salgın hastalığı obezite nedeniyle günümüzde gençlerde de hızla yaygınlaşan uyku apnesi yaşam kalitesini düşürüp ciddi hastalıklara zemin hazırlarken, ani ölüme de yol açabiliyor! </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uyku-apnesi-genclerde-de-yayginlasiyor-596854">Uyku apnesi gençlerde de yaygınlaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Modern çağın salgın hastalığı obezite nedeniyle günümüzde gençlerde de hızla yaygınlaşan uyku apnesi yaşam kalitesini düşürüp ciddi hastalıklara zemin hazırlarken, ani ölüme de yol açabiliyor! <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Emir Tavşanlı</strong>, tıkayıcı uyku apnesinde hava yolunu çevreleyen kasların uyku esnasında havayolunu daraltıp, solunumun onlarca hatta yüzlerce kez kesintiye uğramasına neden olduğunu belirterek “Uyku apnesi riski erkeklerde 40 yaşından itibaren, kadınlarda da menopoz sonrasında artmaktadır. Yapılan çalışmalar; kilomuzdaki yüzde 10’luk artışın, uyku apnesi riskini 6 kat yükselttiğini göstermektedir” diyor. Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Tavşanlı, uyku apnesinin 9 önemli belirtisini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p>Son yıllarda gerek sağlıksız beslenme alışkanlıkları gerekse hareketsiz yaşam tarzı obezitenin hızla yaygınlaşmasına neden olurken, modern çağın bu salgın hastalığı çok ciddi başka hastalıklara da neden olabiliyor. Onlardan biri de tıkayıcı uyku apnesi! <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Emir Tavşanlı</strong>, günümüzde gençlerde de hızla yaygınlaşan uyku apnesinin yaşam kalitesini düşürdüğünü vurgulayarak şöyle konuşuyor: “Tıkayıcı uyku apnesi; basitçe havayolunu çevreleyen kasların uyku esnasında solunumu etkileyecek derecede havayolunu daraltması olarak tanımlanabilir. Uyanıkken hastalarda herhangi bir solunum sıkıntısı yoksa da, uyku esnasında bu bölgedeki kasların gevşemesi ve daralmanın artmasına bağlı olarak solunumları onlarca hatta yüzlerce kez kesintiye uğramaktadır. Bazı kişilerde yapısal olarak buradaki geçiş yolu dar olmakta ve özellikle kilo alımı ile daha da dar hale gelebilmektedir.”<strong> </strong></p>
<p><strong>Kiloda yüzde 10’luk artış, riski 6 kat yükseltiyor!</strong></p>
<p>Uyku apnesinin tedavi edilmediğinde diyabet, hipertansiyon, kalp ve damar hastalıkları ile beyin damarlarında hasar riskini artırdığını vurgulayan Doç. Dr. Tavşanlı “Tıkayıcı uyku apnesinde nefeste kesilmelerin olduğu dönemde kandaki oksijen oranı düşmekte olup; oksijen seviyelerindeki dalgalanmalar damar yapısında hasarlanma ve yine bunun sonucunda damarlarda tıkanıklıklara neden olabilmektedir. Bu durum aynı zamanda kan şeker düzeyi ve kan basıncı kontrolünün sağlanmasında da zorlanmaya sebep olup; dirençli diyabet ve hipertansiyona yol açabilmektedir. Bu nedenle tedavide geç kalmamak yaşamsal öneme sahiptir” diyor. Uyku apnesi riskinin erkeklerde 40 yaşından itibaren, kadınlarda da menopoz sonrasında arttığını belirten Doç. Dr. Mustafa Emir Tavşanlı, fazla kilonun da çok önemli bir risk unsuru oluşturduğunu vurgulayarak sözlerine şöyle devam ediyor: “Yapılan çalışmalara göre; kilomuzdaki yüzde 10’luk bir artış uyku apnesi riskini 6 kat yükseltmektedir. Ayrıca kişinin boyun yapısı kısaysa, boğazda havanın geçtiği yol yapısal olarak dar bir anatomiye sahipse, apne riski artmaktadır.” </p>
<p><strong>Erken tedavi yaşamsal öneme sahip!</strong></p>
<p>Uyku apnesinin tanısı; hastanın şikayetlerinin yanı sıra bir gecelik uykusunun izlendiği ve beyin aktivitesi, solunum, kalp ritmi ile vücut kas hareketleri gibi çeşitli parametrelerin kaydedildiği ‘polisomnografi’ tetkikiyle konuluyor. Bu tetkiklerde aynı zamanda uyku apnesinin şiddeti de belirleniyor. Doç. Dr. Tavşanlı hastalığın tedavisini şöyle anlatıyor: “Tedavi olarak hastaya gece uyku esnasında kullanacağı bir cihaz yardımıyla, genelde burna takılan bir maskeyle basınçlı hava verilmektedir. Bu yöntemle hava yolundaki tıkanıklığı aşarak solunumun kesintisiz devam etmesi hedeflenmektedir. Hastaların genelinde CPAP dediğimiz sürekli pozitif hava basıncı veren cihaz yeterli olmaktadır. Cihaz tedavisiyle birlikte hastaların fazla kilolarından kurtulmaları, dolayısı ile metabolik tablonun da kontrol altına alınması kolaylaşmaktadır.”</p>
<p><strong>Tıkayıcı uyku apnesinin 9 önemli belirtisi!</strong></p>
<p>Hastaların sıklıkla horlama şikayeti ile geldiklerini, ancak tıkayıcı uyku apnesinde tek belirtinin horlama olmadığını belirten Doç. Dr. Tavşanlı “Hatta basit horlama denilen tabloda apneye rastlanılmayabilir” diyor. Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Emir Tavşanlı, tıkayıcı uyku apnesinin 9 önemli belirtisini şöyle sıralıyor; </p>
<ul>
<li>Gürültülü ve aralıklı horlama</li>
<li>Hastanın nefesindeki kesintilerin çevredekiler tarafından fark edilmesi</li>
<li>Boğulur gibi uyanmak </li>
<li>Gece tuvalete kalkma ihtiyacı hissetmek</li>
<li>Gece özellikle ense ve göğüs üzerinde terlemenin olması</li>
<li>Sabah yorgun kalkmak </li>
<li>Gün içinde uykulu ve yorgun olmak</li>
<li>Sabah baş ağrısıyla uyanmak</li>
<li>Unutkanlık, dikkat ve konsantrasyon bozukluğu </li>
</ul>
<p>Doç. Dr. Tavşanlı “Kendisinde bu tür şikayetler olan kişilerin uyku tıbbı ile ilgilenen bir hekimle en kısa zamanda görüşmesi faydalı olacaktır” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uyku-apnesi-genclerde-de-yayginlasiyor-596854">Uyku apnesi gençlerde de yaygınlaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Saç dökülmesi hem kadınlarda hem erkeklerde yaygınlaşıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sac-dokulmesi-hem-kadinlarda-hem-erkeklerde-yayginlasiyor-594524</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2025 15:00:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[Dökülme]]></category>
		<category><![CDATA[dökülmesi]]></category>
		<category><![CDATA[erkeklerde]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlarda]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[saç]]></category>
		<category><![CDATA[Saç Dökülmesi]]></category>
		<category><![CDATA[uzman]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594524</guid>

					<description><![CDATA[<p>Saç dökülmesi son yıllarda hem kadınlarda hem de erkeklerde giderek artan bir sorun olarak karşımıza çıkıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sac-dokulmesi-hem-kadinlarda-hem-erkeklerde-yayginlasiyor-594524">Saç dökülmesi hem kadınlarda hem erkeklerde yaygınlaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Saç dökülmesi son yıllarda hem kadınlarda hem de erkeklerde giderek artan bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. <strong>Acıbadem Kartal Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Orkhan Bairamov, </strong>saç dökülmesinin sadece genetik nedenlerle değil, yaşam tarzı ve çevresel faktörlerle de yakından ilişkili olduğunu belirterek<strong> </strong>“Saçlarımız dış görünümümüze katkı sağlayan, fiziksel kimliğimizi oluşturan, özgüvenimizi ve ruh halimizi doğrudan etkileyen en önemli estetik yapı taşlarından biridir. Sağlıklı bir bireyde günde 50-100 adet saç teli dökülmesi normal kabul edilir ve bu sayı kadar yeni saç çıkışı olduğu için kozmetik açıdan belirgin fark görülmez. Ancak dökülmenin, bu sayının üstüne çıkması durumunda, nedenini doğru saptamak ve tedavi amaçlı dermatoloji uzmanına danışmak gerekir” diyor. Özellikle modern çağda kaçınılmaz hale gelen stresin de saç dökülmesini artırdığını vurgulayan Dr. Bairamov, saç dökülmesine yol açan 9 önemli etkeni ve alınması gereken önlemleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Genetik etkenler</strong></li>
</ul>
<p>Aile bireylerinde erken yaşta başlayan saçlarda seyrelme öyküsü varsa, bu sonraki nesillerde de benzer şekilde saçlarda dökülmeye neden olabilir. Bu erkek tipi saç dökülmesi (androjenetik alopesi) denilen durum saç dökülmesinin en sık nedenidir ve hem kadınlarda hem de erkeklerde görülebilir.</p>
<ul>
<li><strong>Hormonal etkenler</strong></li>
</ul>
<p>Hamilelik, doğum sonrası, menopoz, polikistik over sendromu gibi nedenlere bağlı olarak saçlarda geçici veya kalıcı seyrelme, dökülmeler görülebilir. Hamilelik ve doğum sonrası gelişen saç dökülmesi çoğunlukla geri dönüşlüdür. Menopoz, polikistik over sendromu olan kişilerde saçlar zamanla incelir ve bazı saç kökleri kaybolur. </p>
<ul>
<li><strong>Stres ve duygusal faktörler</strong></li>
</ul>
<p>Yoğun stres, üzüntü, kaygı ve duygusal çalkantılar saç köklerinin büyüme döngüsünü olumsuz etkileyerek saç dökülmesini hızlandırabilir, ani ve yoğun dökülmeler gelişebilir. Dr. Orkhan Bairamov, strese bağlı saç dökülmesini önlemek için; düzenli ve kaliteli uykuya, her gün yürüyüş veya egzersiz yapmaya, müzik dinlemeye, doğada zaman geçirmeye, hobi edinerek zihni rahatlatmaya ve stresi yönetmeyi öğrenmek için gerekirse uzman desteği almaya özen gösterilmesi gerektiğini vurguluyor. </p>
<ul>
<li><strong>Otoimmün ve metabolik hastalıklar</strong></li>
</ul>
<p>Bağışıklık sistemi bazı durumlarda kendi hücrelerine saldırabiliyor. Hipotiroidi, hipertiroidi, diyabet ve diğer otoimmün hastalıklara bağlı olarak saç zayıflar, incelir ve dökülme görülebilir. Bunlar bazen genel seyrelme, dökülme gibi, bazen de saçkıran (alopesi areata) gibi görülür. </p>
<ul>
<li><strong>Yanlış beslenme ve vitamin eksikliği</strong></li>
</ul>
<p>Dengesiz ve yetersiz beslenme sonucunda demir, vitamin B12, folat, biotin, çinko, selenyum gibi vitamin ve minerallerin eksiklikleri saç sağlığını doğrudan etkiler. Saçın yapı taşı olan keratin, yeterli besin desteği olmadan üretilemez. Sağlıklı saç için dengeli bir beslenme planı ve gerekli görülmesi halinde doktor önerisiyle düzenli vitamin kullanmak büyük önem taşır.</p>
<ul>
<li><strong>Uzun süreli açlık diyeti</strong></li>
</ul>
<p>Günümüzde pek çok kişi, hızlı kilo vermek amacıyla bilinçsiz ve düzensiz açlık diyetlerine başvuruyor. Ancak uzun süreli açlık diyetleri ya da tek tip beslenme alışkanlıkları, saç dökülmesine neden olabilir ve dökülmeyi hızlandırır. Bu nedenle herhangi bir diyet programına başlamadan önce mutlaka bir doktora veya beslenme uzmanına danışın ve size özel, kişisel ihtiyaçlarınıza göre hazırlanmış programı uygulayın.  </p>
<ul>
<li><strong>İlaç kullanımı</strong></li>
</ul>
<p>Bazı ilaçlar vücuttaki hormon dengesini veya saç kökü döngüsünü bozabilir. Özellikle kemoterapi ilaçları, antidepresanlar ve doğum kontrol hapları saç kaybına neden olabilir.   Genelde bu ajanlara bağlı dökülmeler ani başlangıçlı ve yoğun olup çoğunlukla geri dönüşlüdür. Tedavi sona erdiğinde saçlar çoğu zaman yeniden çıkabilir ancak bazı durumlarda kalıcı etkiler de görülebilir.</p>
<ul>
<li><strong>Yanlış bakım ve travma</strong></li>
</ul>
<p>Dermatoloji Uzmanı Dr. Orkhan Bairamov “Aşırı ısı (fön, düzleştirici vb), sık saç boyaması, kimyasal işlemler, sıkı saç toplama gibi uygulamalar sürekli yapıldığında saç kökleri zayıflar ve bu zamanla saç kaybına neden olabilir. Bu nedenle saç boyama gibi kimyasal işlemleri sınırlayın, saç kurutma makinesi, maşa ve düzleştirici gibi uygulamaları sık yapmayın ve aşırı ısıdan kaçının. Topuz veya atkuyruğu gibi saça zarar verecek modeller yerine, gevşek stilleri tercih edin.  Saçınızı tararken geniş dişli tarak kullanın ve nazik olun, kimyasal içerikli bakım ürünleri yerine saçın doğal yapısını destekleyen, besleyici içerikli şampuan ve maskeleri kullanın” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Saçlı deri hastalıkları</strong></li>
</ul>
<p>Saç dökülmesinin önemli nedenlerinden biri de; doğrudan saçlı deriyi etkileyen hastalıklardır. Saçlı derinin mantar ve bakteriyel enfeksiyonları, sedef veya egzama gibi cilt hastalıkları saç köklerinin bulunduğu alanı iltihaplandırarak saçın sağlıklı uzamasını engeller. Kaşıntı, pullanma, yağlanma veya kızarıklık gibi belirtilerle başlayan bu rahatsızlıklar zamanla saç tellerinin kökten zayıflamasına neden olarak dökülme yapabilir. Erken dönemde dermatolojik müdahale ve doğru saç derisi bakımı, saç kaybının önüne geçilmesinde kilit rol oynar. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sac-dokulmesi-hem-kadinlarda-hem-erkeklerde-yayginlasiyor-594524">Saç dökülmesi hem kadınlarda hem erkeklerde yaygınlaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Varis son yıllarda hızla yaygınlaşıyor: Sonbahar ve kış tedavi için ideal dönem</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/varis-son-yillarda-hizla-yayginlasiyor-sonbahar-ve-kis-tedavi-icin-ideal-donem-590923</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Nov 2025 08:44:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bacak]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[hızla]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[özgen]]></category>
		<category><![CDATA[son]]></category>
		<category><![CDATA[sonbahar]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanı]]></category>
		<category><![CDATA[varis]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[yıllarda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=590923</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sonbahar ve kış ayları, solunum yolu enfeksiyonları gibi birçok hastalığın artış gösterdiği dönemler olarak bilinse de, bazı sağlık sorunlarının tedavisi için en uygun zaman dilimini de oluşturuyor. Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Ayça Özgen, varis tedavisinin de bu aylarda yapılmasının avantajlı olduğunu belirterek, “Sıcak havaların etkisinin azalması, tedavi sürecini daha konforlu hâle getirir ve iyileşmeyi hızlandırır” diyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/varis-son-yillarda-hizla-yayginlasiyor-sonbahar-ve-kis-tedavi-icin-ideal-donem-590923">Varis son yıllarda hızla yaygınlaşıyor: Sonbahar ve kış tedavi için ideal dönem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-start="656" data-end="1170">Varis hastalığı, bacak toplardamarlarındaki kapakçıkların görevini yerine getirememesi sonucu damar yapısının bozulması ve genişlemesiyle ortaya çıkıyor. Hem ağrıya yol açması hem de estetik açıdan rahatsız edici olması nedeniyle tıbbi ve kozmetik açıdan önem taşıyor. Dr. Özgen, varisin bacaklarda ağrı, şişlik, yanma, kaşıntı ve gece krampları gibi belirtilerle kendini gösterdiğini vurguluyor. Tedavisi geciken varis, ciltte renk değişiklikleri, ödem ve venöz ülser gibi ciddi komplikasyonlara yol açabiliyor.</p>
<p data-start="1172" data-end="1208"><strong data-start="1172" data-end="1206">Sonbahar ve kış tedaviye uygun</strong></p>
<p data-start="1210" data-end="1534">Dr. Özgen, “Bu mevsimler hem hastaların konforunu bozmaz hem de tedaviden daha hızlı sonuç almamızı sağlar. Lazer, köpük (skleroterapi) ve radyofrekans gibi modern yöntemlerden sonra bir süre varis çorabı kullanılması gerekir. Soğuk havalar cilt iyileşmesini destekler ve güneş ışığının azlığı leke riskini azaltır” diyor.</p>
<p data-start="1536" data-end="1576"><strong data-start="1536" data-end="1574">Dikkat edilmesi gereken belirtiler</strong></p>
<p data-start="1578" data-end="1898">Bacaklarda belirgin damarlar, dolgunluk hissi veya ağrı gibi şikâyetleri olan kişilerin vakit kaybetmeden bir kalp ve damar cerrahisi uzmanına başvurması gerektiğini söyleyen Dr. Özgen, varisin sadece estetik bir sorun olarak görülmemesi gerektiğini, tedavi edilmezse ciddi komplikasyonlar gelişebileceğini belirtiyor.</p>
<p data-start="1900" data-end="1933"><strong data-start="1900" data-end="1931">Varise karşı 8 etkili önlem</strong></p>
<p data-start="1935" data-end="2057">Dr. Özgen, varisin genetik yatkınlığa bağlı olsa da yaşam tarzıyla tetiklenebileceğini belirterek şu önlemleri öneriyor:</p>
<ol data-start="2059" data-end="2807">
<li data-start="2059" data-end="2164">
<p data-start="2062" data-end="2164"><strong data-start="2062" data-end="2092">Uzun süre ayakta kalmayın:</strong> Bacakları zaman zaman kalp seviyesinin üstüne kaldırarak dinlendirin.</p>
</li>
<li data-start="2165" data-end="2284">
<p data-start="2168" data-end="2284"><strong data-start="2168" data-end="2197">Hareketsizlikten kaçının:</strong> Düzenli yürüyüş ve masa başında kısa hareket molalarıyla kan dolaşımını destekleyin.</p>
</li>
<li data-start="2285" data-end="2371">
<p data-start="2288" data-end="2371"><strong data-start="2288" data-end="2319">Bacak bacak üstüne atmayın:</strong> Kan akışını zorlaştıran bu alışkanlıktan kaçının.</p>
</li>
<li data-start="2372" data-end="2448">
<p data-start="2375" data-end="2448"><strong data-start="2375" data-end="2400">İdeal kiloyu koruyun:</strong> Fazla kilolar bacak damarlarına yük bindirir.</p>
</li>
<li data-start="2449" data-end="2544">
<p data-start="2452" data-end="2544"><strong data-start="2452" data-end="2484">Su tüketimine özen gösterin:</strong> Günlük 1,5–2 litre su içmek damar sağlığı için önemlidir.</p>
</li>
<li data-start="2545" data-end="2638">
<p data-start="2548" data-end="2638"><strong data-start="2548" data-end="2594">Yüksek topuklu ayakkabıyı sık kullanmayın:</strong> Baldır kaslarının pompa etkisini azaltır.</p>
</li>
<li data-start="2639" data-end="2724">
<p data-start="2642" data-end="2724"><strong data-start="2642" data-end="2675">Hamam ve saunadan uzak durun:</strong> Aşırı sıcak damarların genişlemesine yol açar.</p>
</li>
<li data-start="2725" data-end="2807">
<p data-start="2728" data-end="2807"><strong data-start="2728" data-end="2751">Sigara kullanmayın:</strong> Damar duvarlarını zayıflatarak varis riskini artırır.</p>
</li>
</ol>
<p data-start="2809" data-end="2938">Dr. Özgen, bu önlemlerle hem varis riskinin azaltılabileceğini hem de tedavi sürecinin daha başarılı geçebileceğini vurguluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/varis-son-yillarda-hizla-yayginlasiyor-sonbahar-ve-kis-tedavi-icin-ideal-donem-590923">Varis son yıllarda hızla yaygınlaşıyor: Sonbahar ve kış tedavi için ideal dönem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocukluk çağının en çok görülen kanseri yaygınlaşıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocukluk-caginin-en-cok-gorulen-kanseri-yayginlasiyor-587720</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Oct 2025 08:26:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çağının]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[görülen]]></category>
		<category><![CDATA[hücreler]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[lösemi]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaşıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=587720</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde çocuk kanserleri arasında ilk sırada yer alan lösemi, son yıllarda giderek yaygınlaşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocukluk-caginin-en-cok-gorulen-kanseri-yayginlasiyor-587720">Çocukluk çağının en çok görülen kanseri yaygınlaşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde çocuk kanserleri arasında ilk sırada yer alan lösemi, son yıllarda giderek yaygınlaşıyor. <strong>Acıbadem Altunizade Hastanesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Canpolat</strong>, hastalığın özellikle 2-5 yaş arasındaki çocuklarda sık görüldüğünü belirterek, anne-babaların sıkı gözlemleri sayesinde erken teşhisin mümkün olduğunu vurguluyor. Çocukluk çağı kanserlerine karşı toplumsal farkındalığın artırılmasının, tedavi başarısında son derece önemli rol oynadığını, bu nedenle her yıl <strong>2-8 Kasım Lösemili Çocuklar Haftası</strong> kapsamında etkinlikler yapıldığını belirten Prof. Dr. Canpolat, löseminin 5 öncü sinyalini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p>Teknolojiyle iç içe, hızlı tüketimin merkezde olduğu modern yaşam, çocuk sağlığını sessiz ama güçlü biçimde tehdit ediyor. Artan hava kirliliği, hazır gıdalar, kimyasal içerikli oyuncaklar ve ekran karşısında geçirilen uzun saatler, çocukluk çağı lösemilerinin görülme oranının son yıllarda artmasına neden oluyor. <strong>Acıbadem Altunizade Hastanesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Canpolat </strong>bu durumun sadece genetik değil, çevresel faktörlerle de yakından ilişkisi olduğunu belirterek “Özellikle içinde bulundouğumuz modern çağda çevresel faktörlerin çok daha etkili olduğunu görüyoruz. Pestisit içeren gıdalar, hava kirliliği, plastik kullanımındaki artış ve elektromanyetik alanlar derken çocukların bağışıklık sistemi zayıflıyor. Ailelerin bu konuda bilinçli olması, erken farkındalık açısından kritik rol oynuyor” diyor. </p>
<p><strong>Sinsice ilerliyor, erken tanı büyük önem taşıyor</strong></p>
<p>Löseminin sinsice ilerleyen bir hastalık olduğu için belirtilerinin de genellikle yorgunluk, solunum yolu enfeksiyonları ya da kansızlık gibi durumlarla karıştırılabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Cengiz Canpolat sözlerine şöyle devam ediyor: “Oysa erken tanı, sadece yaşam süresini değil, tedavinin başarısını da kökten etkiliyor. Erken fark edilen her gün, çocuğun bağışıklık sisteminde önemli kazanımlar sağlıyor. Hastalığın ilk evrelerinde tespit edilmesi durumunda çocukların büyük bölümü tamamen sağlığına kavuşabiliyor. Ancak tanı geciktikçe kanserli hücreler çoğaldığından dolayı tedavi süreci uzuyor, ilaç dozları artıyor ve küçük bedenlerinin yükü ağırlaşıyor. Bu nedenle ailelerin en küçük şüphede bile vakit kaybetmeden uzmana danışmaları gerekiyor.”</p>
<p><strong>Tedavide kişiye özel yaklaşımlar öne çıkıyor</strong></p>
<p>Çocukluk çağı kanserleri içerisinde yüzde 30 ile en sık görüleni lösemi. Bilim dünyası çocukluk çağı lösemisinin tedavisinde son yıllarda büyük bir dönüm noktasına ulaştı. Günümüzde artık sadece kanser hücrelerini yok etmek değil, sağlıklı hücreleri koruyarak yaşam kalitesini yükseltmenin hedeflendiğini vurgulayan Prof. Dr. Cengiz Canpolat şöyle konuşuyor: “Geçmişte lösemi tedavisinde kullanılan kemoterapiler, vücuttaki tüm hızlı bölünen hücreleri etkilerdi. Günümüzde ise hedefe yönelik ilaçlarla sadece lösemi hücrelerine yöneliyoruz. Bu sayede saç dökülmesi, mide bulantısı gibi yan etkiler daha az görülüyor ve çocuklar tedavi sürecini çok daha iyi tolere ediyor.”</p>
<p><strong>Lösemide bu belirtileri ihmal etmeyin!</strong></p>
<p>Prof. Dr. Cengiz Canpolat, löseminin üç öncü belirtisini sıralayarak, anne babalara bu belirtileri kesinlikle dikkate almalarını vurguluyor. İşte o belirtiler;</p>
<ul>
<li><strong>Sebepsiz morluklar</strong></li>
</ul>
<p>Çocuğun cildinde bir çarpma sonucu değil, sebepsiz yere oluşan morluklar erken tanıda çok büyük önem taşıyor. Anne babalar genellikle ‘çocuk bu, sürekli düşüyor’ diyerek bacakların özellikle üst kısımlarında oluşan morlukları geçiştirmemeli. Eğer morluklar sık tekrarlıyor, geç iyileşiyor ya da farklı bölgelerde nedeni belirsiz şekilde ortaya çıkıyorsa mutlaka bir hekim tarafından değerlendirilmesi gerekiyor. </p>
<ul>
<li><strong>Burun ve diş eti kanamaları</strong></li>
</ul>
<p>Çocuklarda ara sıra burun veya diş eti kanaması normal olsa da, bu durum sıklaştığında önemli bir sinyal olabilir. Özellikle kendiliğinden başlayan, uzun süren ya da tekrarlayan burun kanamaları ve fırçalama sırasında kolayca kanayan diş etleri, kanın pıhtılaşma mekanizmasında bir sorun olduğuna işaret edebilir. Bu nedenle bu belirtileri hafife almamak, dikkatle izlemek ve zaman kaybetmeden doktora başvurmak gerekir. </p>
<ul>
<li><strong>Sık tekrarlayan ateş ve enfeksiyonlar</strong></li>
</ul>
<p>Bağışıklık sistemi zayıfladığı için çocuk sık sık ateşlenir, basit bir soğuk algınlığı uzun sürer veya tekrarlayan boğaz iltihapları görülür. Bu durum, vücudun savunma mekanizmasının lösemi hücreleri tarafından baskılandığını gösterebilir. Özellikle sonbahar ve kış aylarında çocuklarda solunum yolu enfeksiyonları yaygınlaştığı için, aileler bu duruma karşı uyanık olmalı, sık tekrarlayan ateş, enfeksiyon ve kol-bacak ağrıları olması durumunda çocuk onkoloji uzmanına başvurmalıdır. </p>
<ul>
<li><strong>Lenf bezlerinde büyüme</strong></li>
</ul>
<p>Çocukların enfeksiyon sırasında özellikle boyun, koltuk altı ya da kasık bölgesinde lenf bezlerinin büyüyebilir. Ancak tedavi süresi sona erdiğinde lenf bezlerinde hala bir küçülme olmamışsa hatta daha da büyümüşse, üzerine dokununca hassasiyet olmuyorsa ve lenf bezi büyümesine yüksek ateş eşlik ediyorsa mutlaka Çocuk Hematoloji ve Onkoloji bölümüne başvurulmalıdır.  </p>
<ul>
<li><strong>Bitmeyen halsizlik ve yorgunluk</strong></li>
</ul>
<p>Eskiden enerjik olan bir çocuğun oyunlara ilgisini kaybetmesi, sık sık dinlenmek istemesi ve yüzünde belirgin bir solgunluk oluşması, kansızlıktan çok daha fazlasını işaret edebilir. Lösemi, kemik iliğindeki sağlıklı hücrelerin yerini kanserli hücrelerin almasıyla oksijen taşıma kapasitesini azaltır. Çocuğunuzun günlük yaşamda hareketlilik seviyesini, uyku düzenini iyi takip ederek geçmeyen halsizlik, yorgunluk ve uykuya dalma güçlüğü durumunda doktora başvurun. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocukluk-caginin-en-cok-gorulen-kanseri-yayginlasiyor-587720">Çocukluk çağının en çok görülen kanseri yaygınlaşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Menisküs yırtığı çocuk ve ergenlerde de yaygınlaşıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/meniskus-yirtigi-cocuk-ve-ergenlerde-de-yayginlasiyor-582396</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Oct 2025 07:42:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[diz]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlerde]]></category>
		<category><![CDATA[menisküs]]></category>
		<category><![CDATA[Menisküs Yırtığı]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[Toker]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[yırtığı]]></category>
		<category><![CDATA[Yırtık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=582396</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda menisküs yırtıkları sadece yetişkin sporcularda değil, çocuk ve ergenlerde de yaygınlaşıyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meniskus-yirtigi-cocuk-ve-ergenlerde-de-yayginlasiyor-582396">Menisküs yırtığı çocuk ve ergenlerde de yaygınlaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda menisküs yırtıkları sadece yetişkin sporcularda değil, çocuk ve ergenlerde de yaygınlaşıyor. <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Berkin Toker</strong> dizlerde bazı şikayetlerin ihmale gelmeyeceğini, aksi taktirde kolayca çözülebilecek sorunların cerrahi gerektirebildiğini belirtirken, “Buna karşın her menisküs yırtığı ameliyat gerektirir algısı da doğru değildir. Günümüzde teknoloji ve tıptaki hızlı gelişmeler sayesinde çoğu yırtıkta ameliyata gerek kalmadan tedavi başarıyla sağlanmaktadır” diyor.  Doç. Dr. Berkin Toker, dizlerde alarm veren belirtileri ve menisküs yırtığına yol açan etkenleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p>Çocuklarda spora katılımın artması, hazırlıksız spora başlama ve basketbol ya da futbol gibi dizin sıkça dönmeye maruz kaldığı branşlarda ani yüklenmeler son yıllarda menisküs yırtıklarında artış görülmesine neden oluyor. Son 10-15 yılda özellikle pediatrik menisküs yırtıkları ile çok daha fazla karşılaştıklarını belirten <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Berkin Toker</strong>, “Özellikle çocuk ve ergen yaş grubunda spora katılımın artması, rekabetçi ortama çocukların daha sık ve daha erken yaşlarda girmeleri ve hatalı davranışlar bunda büyük rol oynuyor. Günümüzde MR gibi görüntüleme yöntemleri de daha yaygın kullanıldığından, tanı konulan olgu sayısında da artış oluyor. Ayrıca doğuştan gelen ve zamanla farklı bir şekil alan (C şekli) diskoid menisküs yapısı da yırtık riskini artırabiliyor” diyor.  </p>
<p><strong>Dizde alarm veren belirtiler!</strong></p>
<p>Menisküs yırtığı olan hastaların genellikle ağrı şikayetiyle başurduğunu, günlük yaşam ve spor aktivitelerinde önemli düşüşler ortaya çıktığını belirten Doç. Dr. Toker, menisküs yırtığında alarm veren sorunları şöyle anlatıyor: “Ani dönme veya çömelme sonrası ağrı ve şişlik, dizde takılma-kilitlenme hissi, merdiven inip çıkarken ağrı ya da dizini tam bükememe en sık görülen şikayetlerin başında geliyor. Özellikle; kilitlenme, şişlik, üzerine basamama, gece ağrısı, dizi tam açıp- kapayamama ve tekrarlayan boşalma-takılma gibi belirtilerin ‘geçer’ diye beklemeden acil değerlendirilmesi gerekir. Genç ve aktif hastalarda bu semptomlar cerrahiyi de gündeme getirebilir.”</p>
<p><strong>Evde dizleri güçlendirmek için!</strong></p>
<p>Sonbahar ve kış aylarında kaygan zemin, kış sporları, ısınma eksikliği ve fiziksel aktivite sürekliliğinin bozulmasının menisküs yırtığı riskini artırdığını belirten Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Berkin Toker diz çevresini kuvvetlendiren basit egzersizlerin birçok diz probleminde olduğu gibi menisküs sağlığı açısından da önemli bir rol oynadığını vurgulayarak sözlerine şöyle devam ediyor: “Bu basit egzersizler birçok eklem içi kaynaklı diz probleminde etkilidir, sonuçları yüz güldürücüdür. Düzgün ve düzenli bir şekilde yapıldığında hastaya önemli faydalar sağlamaktadırlar. Bunların en önemlisi, aynı zamanda en kolay yapılabilir olanları izometrik egzersizlerdir yani kas kasılması prensibine dayanan egzersizlerdir. Bu egzersizler özellikle kuadriseps adındaki diz çevresi kaslarını kuvvetlendirmede çok önemlidir.”</p>
<p><strong> “Her menisküs yırtığı=Ameliyat” algısı yanlış!</strong></p>
<p>Her menisküs yırtığının cerrahi gerektirmediğini, MR’da menisküs yırtığı görülen hastaların çoğunu ameliyatsız yani konservatif şekilde takip ettiklerini belirten Doç. Dr. Toker “Aktivite modifikasyonu, kısa dönem ağrı-ödem kontrol, kişiye özel fizyoterapi ve kuvvetlendirme programı tedavinin temel taşlarıdır. Ama bazı yırtıklarda tedavi cerrahidir. Burada menisküs yırtığının şekli, lokasyonu, hastanın yaşı, beklentisi gibi birçok faktör karar vermede önemlidir” diyor. Tedavide son yıllarda kullanıma giren, menisküs tamirini kolaylaştıran yeni implantların cerrahideki tamir şansını artırdığını vurgulayan Doç. Dr. Toker “Cerrahide ilk hedef menisküsü tamir etmektir. Tamir edilemeyen durumlarda ise menisküsün yırtık olan kısmının çıkarılması yani menisektomi yapılır” diye konuşuyor. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meniskus-yirtigi-cocuk-ve-ergenlerde-de-yayginlasiyor-582396">Menisküs yırtığı çocuk ve ergenlerde de yaygınlaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>35 yaş ve üzeri doğum yaygınlaşıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/35-yas-ve-uzeri-dogum-yayginlasiyor-580931</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Oct 2025 09:26:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[doğum]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[muayenesi]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[perinatoloji]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tarama]]></category>
		<category><![CDATA[testler]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaşıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=580931</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde son yıllarda, kadınların eğitim düzeyinin yükselmesi, kariyer planlamaları, ekonomik gerekçeler ve evlilik yaşının ötelenmesi gibi etkenler, 35 yaş üzeri gebelik oranlarının belirgin şekilde artmasına yol açıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/35-yas-ve-uzeri-dogum-yayginlasiyor-580931">35 yaş ve üzeri doğum yaygınlaşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde son yıllarda, kadınların eğitim düzeyinin yükselmesi, kariyer planlamaları, ekonomik gerekçeler ve evlilik yaşının ötelenmesi gibi etkenler, 35 yaş üzeri gebelik oranlarının belirgin şekilde artmasına yol açıyor. <strong>Acıbadem Kartal Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum, Riskli Gebelik (Perinatoloji) Uzmanı Prof. Dr. Resul Arısoy</strong> “İleri yaş gebelikleri günümüzde giderek artan bir gerçekliktir ve erken doğumdan gebelik zehirlenmesine hatta bebeğin kaybına dek çeşitli riskler içerebildiğinden dolayı multidisipliner yaklaşım ile takip edilmelidir. Gebelik öncesinden başlayan multidisipliner bir yaklaşım, düzenli ve sık takip ile uygun doğum planlaması olumsuz sonuçların önemli ölçüde azaltılmasına önemli katkılar sağlar” diyor. Perinatoloji Uzmanı Prof. Dr. Resul Arısoy, riskli gebelikte anne ve bebeğin sağlığı için alınması gereken 6 etkili önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>
<ul>
<li><strong>Yaşam tarzını iyileştirmek</strong></li>
</ul>
<p>Sağlıklı beslenme, ideal kilo kontrolü ve egzersiz, gestasyonel diyabet (gebelik şekeri) ve hipertansiyon riskini azaltır. Sigara, alkol, kimyasallar, toksik maddeler ve düşüğe, erken doğuma ya da ölü doğuma yol açabilen bazı ilaçlardan (teratojen ilaçlar) uzak durulması, sağlıklı doğum için son derece önem taşımaktadır.  </p>
<ul>
<li><strong>Gebelik öncesi sağlık taraması yaptırmak</strong></li>
</ul>
<p>İleri yaşta planlanan gebeliklerde, gebelik öncesi sağlık taraması yaptırmak kritik öneme sahiptir. Kronik hastalıkların kontrol altında tutulması, genetik danışmanlık alınması, doktor önerisiyle folik asit ve gerekli takviyelerin kullanılması gebelik sonuçlarını olumlu etkilemektedir.</p>
<ul>
<li><strong>Düzenli takip </strong></li>
</ul>
<p>Riskli gebeliklerde doğru haftalarda gebelik muayenesinin yapılmasının, komplikasyonların erken tanısını sağladığını belirten Perinatoloji Uzmanı Prof. Dr. Resul Arısoy sözlerine şöyle devam ediyor: “Gebeliğin muayenesinde rutin testlere, ihtiyaç olursa ileri testler ve taramalar eklenebilir. Perinatoloji kliniklerinde, gebeliğin ilk 11-14 hafta fetal anatomi ve Doppler muayenesi en önemli muayene olup, tüm gebeler bu muayeneyi mutlaka yaptırmalıdır. Bu dönemde bebekteki bazı organ anomalileri tanınabilmektedir. Yine uterin arter doppleri ile gebelik zehirlenmesi ve gelişim kısıtlılığı için risk değerlendirmesi yapılabilmektedir. Riskli grupta diyabet için erken tarama bu haftada yapılmaktadır. Gebeliğin 2. döneminde, 21-23 hafta yine fetal anatomi muayenesi ve Doppler ultrasonografi ile bebeklerin organlarının ve kan akımlarının muayenesi her gebeye önerilmektedir. Yine bu haftalarda rahim ağzı uzunluğu ölçülerek servikal yetmezlik ve erken doğum açısından riskli gruplar tanınabilmektedir. İleri yaş gebeliklerde şeker hastalığı riski diğer gebelere göre belirgin artmış olup, mutlaka şeker yükleme testlerinin yapılması önerilmektedir. Şeker yükleme testlerinin anne ve bebeğe bir zararı yoktur. Gebeliğin 3. döneminde Doppler ultrasonografi ve biyofizik profili gibi yöntemlerle fetal iyilik halinin düzenli değerlendirilmesi önerilmektedir” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Genetik tarama ve tanı testleri yaptırmak</strong></li>
</ul>
<p>35 yaş üzeri gebeliklerde kromozomal anomaliler açısından tarama testleri (Kombine test (ikili test) / üçlü-dörtlü test, NIPT (anne kanında fetal hücre-DNA testi) ve gerektiğinde invaziv tanı yöntemleri (koryonvillüs örneklemesi, amniyosentez,) uygulanmalıdır. Bu yaklaşım,  erken tanı ve doğru gebelik yönetimini mümkün kılar.</p>
<ul>
<li><strong>Kronik hastalıkların takibi</strong></li>
</ul>
<p>Prof. Dr. Arısoy “Hipertansiyon, diyabet ve tiroid bozuklukları gibi kronik hastalıkların gebelik öncesi ve gebelik sırasında kontrolü, komplikasyonların önlenmesinde temel bir basamaktır. Kronik hastalıkların eşlik ettiği gebelerin takip ve doğumları özellikli olup, Perinatoloji kliniklerinde multidisipliner tıp içerisinde takip edilmeleri ve yönetilmeleri önerilmektedir” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Doğumun multidisipliner merkezde gerçekleştirilmesi</strong></li>
</ul>
<p>Riskli gebeliklerin, yenidoğan yoğun bakım olanaklarının bulunduğu merkezlerde, deneyimli ekip eşliğinde gerçekleştirilmesi önerilir. Yine merkezde erişkin yoğun bakım ve ilgili uzmanlıkların olması gebelik sonuçlarını iyileştirmektedir. Bu uygulamalar anne ve bebek komplikasyon ve ölümlerini azaltır.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/35-yas-ve-uzeri-dogum-yayginlasiyor-580931">35 yaş ve üzeri doğum yaygınlaşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gırtlak kanseri kadınlarda ve gençlerde yaygınlaşıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/girtlak-kanseri-kadinlarda-ve-genclerde-yayginlasiyor-578741</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Sep 2025 12:08:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[boğaz]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[gençlerde]]></category>
		<category><![CDATA[gırtlak]]></category>
		<category><![CDATA[Gırtlak Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlarda]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[konuşma]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaşıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=578741</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halk arasında gırtlak kanseri olarak bilinen larenks kanseri, ülkemizde özellikle 50-69 yaş arası erkeklerde en sık görülen kanserler arasında 6. sırada yer alıyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/girtlak-kanseri-kadinlarda-ve-genclerde-yayginlasiyor-578741">Gırtlak kanseri kadınlarda ve gençlerde yaygınlaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Halk arasında gırtlak kanseri olarak bilinen larenks kanseri, ülkemizde özellikle 50-69 yaş arası erkeklerde en sık görülen kanserler arasında 6. sırada yer alıyor. <strong>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları (KBB) Uzmanı Doç. Dr. Yetkin Zeki Yılmaz</strong>, özellikle sigara ve alkol kullanımı ile çok yakın ilişki gösteren gırtlak kanserinin, son yıllarda kadınlarda ve gençlerde de artış gösterdiğini belirterek “Özellikle genç bireylerde yaygınlaşan sigara kullanımının artması, gırtlak kanseri görülme yaşını maalesef erkene çekmiştir” diyor.</p>
<p>Gırtlak kanserinin (larenks kanseri) belirtilerinin çoğunlukla üst solunum yolu enfeksiyonu ile karışabildiği, bu nedenle tanıda geç kalınabildiği uyarısında bulunan Doç. Dr. Yılmaz, özellikle 3 haftadan uzun süren ses kısıklığı ve boğazda takılma hissinin mutlaka araştırılması gerektiğini vurguluyor. KBB Uzmanı Doç. Dr. Yetkin Zeki Yılmaz, gırtlak kanserinde en sık görülen ve ihmale gelmez belirtileri sıraladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>
<p>Sigara ve alkol kullanımı, yapılan tüm bilimsel çalışmalarda gırtlak kanserinin önde gelen nedenleri arasında yer alıyor. <strong>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları (KBB) Uzmanı Doç. Dr. Yetkin Zeki Yılmaz</strong>, “Gırtlak kanserinde en önemli risk faktörleri sigara ve alkol kullanımıdır. Bu ikisinin birlikte kullanılması ise riskin katlanarak artmasına neden olmaktadır. Sigara ve alkolün bırakılması larenks kanser riskini azaltsa da, genç popülasyonda ve kadınlarda sigara kullanım sıklığının artmış olması bu gruplarda görülen larenks kanserlerini arttırmaktadır. Özellikle genç bireylerde yaygınlaşan  sigara kullanımının artması, gırtlak kanseri görülme yaşını maalesef erkene çekmiştir” diyor. Doç. Dr. Yılmaz, diğer önemli risk faktörlerine yönelik şöyle konuşuyor: “Güncel veriler; kötü beslenme alışkanlıkları, obezite, kontrolsüz diyabet gibi metabolik bozuklukların da larenks kanserine bağlı ölüm oranlarını arttırdığını göstermektedir. Özellikle 65 yaş üzeri olanlar, ailede gırtlak kanseri öyküsü bulunanlar, mesleki olarak asbest, boya, ahşap tozu ve metal dumanları gibi zehirli maddelere maruz kalanlar, gastro-özefageal reflü hastaları ve Human Papilloma Virüs (özellikle tip 16) bulunanlarda risk çok daha fazladır.”</p>
<p><strong>Gırtlak kanserinde bu belirtileri önemseyin!</strong></p>
<p>Gırtlak kanserinin en sık ses tellerinden kaynaklandığını, bu nedenle ses kısıklığının ilk ve en erken belirti olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Yılmaz “Fakat gırtlağın üst kesiminden kaynaklanan tümörlerin belirtileri daha sinsi olup; yutma güçlüğü, boğazda takılma hissi vb  müphem semptomlar ile kendini gösterebilir. Bu nedenle tanı alması gecikebilir. Kanlı balgam, nefes darlığı, boyunda şişlik gibi şikayetler sıklıkla ileri evreye işaret eder” diyor.</p>
<p>Ses kısıklığı, yutma güçlüğü ve boğazda takılma hissi gibi belirtilerin larenks kanserine özel olmayıp, basit bir üst solunum yolu enfeksiyonunda bile görülebildiğini belirten Doç. Dr. Yılmaz sözlerine şöyle devam ediyor: “Önemli olan bu belirtilerin ne kadar süre olduğudur. Örneğin; 1 aydır geçmeyen boğazda takılma hissi veya 3 haftadan uzun süren ses kısıklığı gibi şikayetler mevcutsa ve özellikle kişinin sigara ya da alkol kullanımı, kötü beslenme alışkanlıkları vb risk faktörleri de varsa en kısa sürede bir KBB hekimine başvurmalıdır.”</p>
<p><strong>Erken tanı, tedavinin yöntemini belirliyor!</strong></p>
<p>Hastaların başlangıçta basit ses kısıklığı gibi olan bulgularının gecikildiğinde, nefes darlığı, kanlı balgam, ciddi beslenme problemleri, yutamama gibi sorunlara ilerleyeceğini belirten Doç. Dr. Yılmaz, “Bu durumda tedavi daha zorlu olacaktır. Kitlenin giderek büyümesi, gırtlakta tıkanmaya ve acil olarak nefes borusuna delik açılmasına (trakeotomi) neden olabilir” diyor. Erken tanının hayat kurtardığını vurgulayan Doç. Dr. Yılmaz, tanının muayenehane koşullarında ağrısız ve endoskopik olarak yapılabildiğini belirterek “Kişi ne kadar erken tanı alırsa tedavi seçenekleri de daha az girişimsel olacaktır. Her kanserde olduğu gibi larenks kanserinde de erken tanı, hem fonksiyonları korunmuş bir tedavi seçeneği sunar hem de hayat kurtarır” diye konuşuyor.</p>
<p><strong>Tedavide en güncel yöntemler</strong></p>
<p>KBB Uzmanı Doç. Dr. Yetkin Zeki Yılmaz, en güncel tedavi yöntemlerini şöyle anlatıyor: “Konuşma, yutma ve nefes alma larenksin temel görevidir. Erken evre tedavi yöntemlerinde bu fonksiyonların çok büyük kısmı korunabilmektedir. Erken evre tümörlerde tedavi yöntemleri; Trans-oral LAZER Cerrahisi (boğaza delik açılmadan ağız içerisinden, gırtlaktaki tümörün LASER ile çıkarılması), Trans-oral Robotik Cerrahi (boğaza delik açılmadan ağız içerisinden, gırtlaktaki tümörün robotik cerrahi ile çıkarılması), Açık Parsiyel Larenjektomiler (gırtlağın bir kısmı korunarak tümörlü bölgenin çıkarılması) veya Radyoterapidir. İleri evre tümörlerde ise birkaç tedavi yöntemi bir arada uygulanmaktadır. Gırtlağın tamamının alınması konuşma fonksiyonunun bir daha olamayacağı korkusuyla hastalarımız tarafından çekinilen bir cerrahi gibi gözükse de birçok hastamız bu cerrahi sonrası konuşma protezi aparatları ve özefageal konuşma (yemek borusundan konuşma) ile anlaşılabilir bir konuşmaya sahip olabilmektedirler.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/girtlak-kanseri-kadinlarda-ve-genclerde-yayginlasiyor-578741">Gırtlak kanseri kadınlarda ve gençlerde yaygınlaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çevre Dostu Çiftçi Kart projesi yaygınlaşıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cevre-dostu-ciftci-kart-projesi-yayginlasiyor-564868</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Aug 2025 09:10:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[çiftçi]]></category>
		<category><![CDATA[dostu]]></category>
		<category><![CDATA[kart]]></category>
		<category><![CDATA[projesi]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaşıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=564868</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi, zirai ilaç ambalaj atıklarını azaltmak amacıyla hayata geçirdiği “Çevre Dostu Çiftçi Kart Projesi”ni yaygınlaştırıyor. Bu kapsamda Aksu ilçesindeki çiftçilere bilinçlendirme ve otomatların kullanımına yönelik eğitim verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cevre-dostu-ciftci-kart-projesi-yayginlasiyor-564868">Çevre Dostu Çiftçi Kart projesi yaygınlaşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi, zirai ilaç ambalaj atıklarını azaltmak amacıyla hayata geçirdiği “Çevre Dostu Çiftçi Kart Projesi”ni yaygınlaştırıyor. Bu kapsamda Aksu ilçesindeki çiftçilere bilinçlendirme ve otomatların kullanımına yönelik eğitim verdi.</p>
<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi, 2022 yılında hayata geçirdiği “Çevre Dostu Çiftçi Kart Projesi”ni Antalya genelinde yaygınlaştırmayı sürdürüyor. Pilot uygulama olarak Kumluca, Finike ve Demre’de başlatılan proje, Aksu, Serik, Alanya ve Kemer ilçelerine de ulaştı. Projeyi tanıtmak ve farkındalık oluşturmak amacıyla Aksu Belediyesi toplantı salonunda düzenlenen eğitimde, Aksulu çiftçilere; zirai atıkların doğaya bırakıldığında neden olabileceği zararlar, dikkat edilmesi gereken hususlar anlatıldı.</p>
<p>HEM İNSAN SAĞLIĞI HEM ÇEVREYİ KORUYAN UYGULAMA</p>
<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı, Sıfır Atık ve Çevre Eğitim Şube Müdürü Fulya Koral, toplantda zirai atık ambalajlarının tehlikeli atık kategorisinde yer aldığını söyledi. Koral “Antalya, aynı zamanda bir turizm kenti. Zirai atık ambalajlarının ayrı toplanması ve geri kazandırılması amacıyla 2022 yılında ‘Çevre Dostu Çiftçi Kart’ projemizi başlattık. Kumluca, Finike ve Demre ilçelerinin ardından Aksu’da da projeyi hayata geçirdik. Çevre Dostu Çiftçi Kart Projesi, hem insan sağlığını hem de çevreyi koruyan bir uygulama. Projemizi Antalya genelinde yaygınlaştırmak için çalışmalarımıza devam ediyoruz” dedi.</p>
<p>ZİRAİ ATIKLAR DOĞAYA DEĞİL OTOMATLARA ATILACAK<br />
Aksu Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdür Vekili Zeynep Demirel ise Çevre Dostu Çiftçi Kart Projesi’nin Aksu’da üretim yapan çiftçilerin zirai atıklarını doğaya bırakmasını önleyecek önemli bir çalışma olduğunu belirtti. Demirel, “İlçemize 5 adet otomat yerleştirdik ve Büyükşehir Belediyesi’nden çiplerimizi teslim aldık. Zirai ambalaj atıklarının çevreye ve sulara verdiği zararları anlatarak çiftçilerimizi bu atıkları toplamaya teşvik ediyoruz. Ayrıca, toplama karşılığında kazanabilecekleri ödüller ve teslim süreçleri hakkında bilgilendirme yaptık. Desteklerinden dolayı Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür ediyorum” diye konuştu.</p>
<p>BÜYÜKŞEHİR’E TEŞEKKÜR</p>
<p>Aksu Alaylı Mahalle Muhtarı ve aynı zamanda çiftçi olan Süleyman Cihangir Yılmaz, mahallesinde üreticilik yapan çiftçilere projeyi anlatarak yaygınlaştırılmasını sağlayacaklarını söyledi. Yılmaz “Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği Sıfır Atık Projesi toplantısı verimli ve başarılı geçti. Buradan edindiğimiz bilgileri çiftçilerimizle paylaşacağız. Aksu, tarımın başkenti ve burada zirai atık miktarı oldukça fazla. Bu atıkların denizden, sudan ve topraktan arındırılması için sıfır atık kutularına atılması çok faydalı olacaktır. Büyükşehir Belediyesi bu kapsamda çok güzel bir proje geliştirmiş. Kendilerine teşekkür ediyorum” dedi.</p>
<p>Eğitim sonunda üreticilere Çiftçi Kart çipleri teslim edilirken, katılımcı çiftçi ve muhtarlara zeytin fidanı dağıtıldı</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cevre-dostu-ciftci-kart-projesi-yayginlasiyor-564868">Çevre Dostu Çiftçi Kart projesi yaygınlaşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Obezite Ameliyatı Geçirenlerde Revizyon Cerrahisi Girişimi Yaygınlaşıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/obezite-ameliyati-gecirenlerde-revizyon-cerrahisi-girisimi-yayginlasiyor-560769</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Aug 2025 12:29:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyatı]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahisi]]></category>
		<category><![CDATA[geçirenlerde]]></category>
		<category><![CDATA[girişimi]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[revizyon]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaşıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=560769</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde obezite cerrahisinin sıklığı artarken bu ameliyatları takiben ikinci bir cerrahi girişime, yani revizyonel bariatrik cerrahiye duyulan ihtiyaç da artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/obezite-ameliyati-gecirenlerde-revizyon-cerrahisi-girisimi-yayginlasiyor-560769">Obezite Ameliyatı Geçirenlerde Revizyon Cerrahisi Girişimi Yaygınlaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Dünya genelinde obezite cerrahisinin sıklığı artarken bu ameliyatları takiben ikinci bir cerrahi girişime, yani revizyonel bariatrik cerrahiye duyulan ihtiyaç da artıyor. Son yıllarda bu alandaki ihtiyaç ve dolayısıyla artışa işaret eden Genel Cerrahi, Bariatrik ve Metabolik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Anıl Ergin, “Obezite cerrahisinden sonra yeniden kilo alan hastalar farklı nedenlerle revizyonel cerrahi geçirmek zorunda kalabiliyor. Revizyon gereksinimi duyan hastaların oranın bazı çalışmalarda yüzde 60’a kadar çıkabildiği görülüyor” dedi.</em></p>
<p>Revizyonel bariatrik cerrahiyi, “ilk obezite ameliyatından sonra herhangi bir nedenle tekrar ameliyat yapılması durumu” olarak tanımlayan Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Genel Cerrahi, Bariatrik ve Metabolik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Anıl Ergin, bu müdahalelerin en sık nedeninin yeniden kilo alımı – diğer adıyla &#8220;regain&#8221; – olduğunu söyledi. Bunun yanında, reflü, ameliyat sonrası komplikasyonlar, mide darlığı, kaçak, apse gibi sorunların da yeniden cerrahiyi gündeme getirdiğini anlattı. </p>
<p><strong>REVİZYON İHTİYACI YÜZDE 5 İLE YÜZDE 60 ARASINDA DEĞİŞİYOR</strong></p>
<p>Revizyonel cerrahi gereksiniminin hastadan hastaya değişiklik gösterdiğini dolayısıyla çeşitlilik gösterdiğini aktaran Doç. Dr. Ergin, sözlerine şöyle devam etti: “Literatür çalışmaları bu oranın yüzde 5 ila 20 arasında değiştiğini gösterse de bazı çalışmalarda bu oranın yüzde 60’a kadar çıkabildiğini görüyoruz. Bu farklılığın altında yatan nedenler arasında yanlış hasta seçimi, uygun olmayan ameliyat tekniği ve ameliyat sonrası takip eksikliği önemli rol oynuyor. Ancak sistemi düzgün bir şekilde uygulayan, tekniği doğru kullanan ve ameliyat sonrası hasta takibini iyi yapan kliniklerde revizyonel cerrahiye ihtiyaç duyulma oranı çok düşük seviyelerde, yüzde 5–10 civarında seyrediyor. Bu nedenle bu kriterler bizim için son derece önemli.” </p>
<p><strong>OBEZİTE CERRAHİSİNDE ARTIŞ REVİZYONLARI DA GÜNDEME GETİRDİ </strong></p>
<p>Obezite cerrahisinde primer vaka sayısının artmasının revizyonel cerrahi prosedürleri de gündeme getirdiğini söyleyen Doç. Dr. Ergin, “2013 yılında Türkiye’de yılda 3-4 bin civarında olan obezite ameliyatı sayısı, günümüzde 50 binin üzerine çıktı. Bu, gerçekten çok büyük bir artış. Dünya genelinde geçen yıl 500 binin üzerinde bariatrik cerrahi yapıldı. Bu sayı, aslında cerrahiye ihtiyaç duyan hastaların yalnızca yüzde 1’ini temsil ediyor. Ancak ameliyat sayısı arttıkça, doğal olarak revizyon gereksinimi de yükseliyor” dedi.<strong> </strong></p>
<p><strong>REFLÜ, KOMPLİKASYONLAR, YETERSİZ KİLO VERİMİ&#8230;</strong></p>
<p>Yeniden kilo alımının dışında reflü şikâyetlerinin de özellikle tüp mide ameliyatından sonra sık görülen şikayetler olduğu bilgisini veren Doç. Dr. Ergin, “Dolayısıyla revizyonel cerrahinin nedenlerinden biri haline geliyor. Ayrıca ilk ameliyat sonrası oluşabilecek komplikasyonlar – örneğin kaçak, daralma, apse – revizyonel cerrahi prosedürlerin gereksinimini ortaya çıkartıyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“REVİZYON AMELİYATLARI CİDDİ HASTALIKLARIN ÖNLENMESİ İÇİN KRİTİK OLABİLİYOR”</strong></p>
<p>Revizyonel bariatrik cerrahinin sadece kilo kontrolü için değil, aynı zamanda ciddi hastalıkların önlenmesi için de önemli olduğunu belirten Doç. Dr. Ergin, “Örneğin reflü, sadece yaşam kalitesini düşüren bir sorun değil; mide anatomisine zarar verebilen ve hatta yemek borusu kanserine yol açabilen bir durum. Bu nedenle cerrahi düzeltmelerin yapılması hastanın yaşam kalitesi için de kritik öneme sahip” dedi.</p>
<p>Doç. Dr. Ergin sözlerine şöyle devam etti: “Bunun yanında ilk ameliyata bağlı gelişen komplikasyonlar, darlık, kaçak, apse bu tarz komplikasyonların toparlanması da hayati olacağı için revizyonel prosedürlere ihtiyaç olacaktır. Bunun yanında kilo verimi sonrası, örneğin şeker hastalığından kurtulmuş bir hastanın sonrasında geri kilo alımına bağlı kronik hastalıkları geri gelebilir. Dolayısıyla hastalıkla mücadele için revizyon prosedürleri düşünülebilir.</p>
<p><strong>“HER HASTAYA TÜP MİDE OLMAZ”</strong></p>
<p>Obezite cerrahisi söz konusu olduğunda genellikle tüp mide ameliyatı öne çıksa da, her hastaya bu yöntemin uygun olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Ergin, “Doğru hastaya, doğru cerrahi yöntem uygulanmalı. Aksi halde yeniden ameliyat kaçınılmaz olabilir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“RNY GASTRİK BYPASS ÖNE ÇIKIYOR”</strong></p>
<p>Revizyonel cerrahilerde dünya genelinde de en sık tercih edilen yöntemin RNY Gastrik bypass olduğu bilgisini veren Doç. Dr. Ergin, Bunun yanı sıra, tüp mide, SADI (Single Anastomosis Duodenoileal Bypass) ve klasik Duodenal Switch gibi teknikler de hasta özelinde uygulanabiliyor. Sonuçta çok çeşitli vaka ve prosedürler var. Önemli olan doğru hastaya doğru yöntemin uygulanması.”<strong> </strong></p>
<p><strong>BAZI HASTALAR İKİNCİ HATTA ÜÇÜNCÜ KEZ AMELİYAT OLMAK ZORUNDA KALABİLİYOR!</strong></p>
<p>Revizyon cerrahisinin tek seferlik bir müdahale olmadığına da dikkat çeken Doç. Dr. Ergin, “Bazı hastalar ikinci, hatta üçüncü kez ameliyat olmak zorunda kalabiliyor. Çünkü ilk ameliyat sonrası yapılan revizyon da komplikasyonlara yol açabiliyor. Bu nedenle revizyon vakaları, primer vakalara kıyasla daha riskli olabilir. Buradaki kilit nokta; hastanın öncesinde çok iyi değerlendirilmesi, uygun tekniğin uygun şekilde yapılması ve ameliyat sonrası klinik izleminin gerektiği şekilde uygulanmasıdır. Bunlar yapıldığı takdirde revizyon ihtimali düşecektir.” dedi.</p>
<p><strong>“ÖMÜR BOYU TAKİP ŞART”</strong></p>
<p>Revizyon ihtiyacını azaltmanın en önemli yolunun, hastanın ameliyat öncesi ve sonrası süreçte iyi değerlendirilmesi ve sürekli takip edilmesi olduğunun altını çizen Bariatrik ve Metabolik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Anıl Ergin, sözlerini şöyle tamamladı: “Ameliyattan sonra ömür boyu takip bizim için her şeyden önemli. Çünkü revizyon oranlarını düşürmek ve hastanın ilk ameliyattan yeterli faydayı görmesini sağlamak istiyorsak mutlaka bu hastayı yaşam boyu takip etmek zorundayız. Bunun yanında kilo kontrolü, diyet uyumu, egzersiz, yaşam tarzı değişiklikleri ve düzenli endoskopik kontrollerle hastaların geri kilo almasını engellemek mümkün. Ancak bu süreçte hem hasta hem hekim birlikte sorumluluk almalı.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/obezite-ameliyati-gecirenlerde-revizyon-cerrahisi-girisimi-yayginlasiyor-560769">Obezite Ameliyatı Geçirenlerde Revizyon Cerrahisi Girişimi Yaygınlaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İBB&#8217;nin Psikolojik Danışmanlık Merkezleri İstanbul Genelinde Yaygınlaşıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ibbnin-psikolojik-danismanlik-merkezleri-istanbul-genelinde-yayginlasiyor-559105</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Jul 2025 11:28:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[danışmanlık]]></category>
		<category><![CDATA[genelinde]]></category>
		<category><![CDATA[ibbnin]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[merkezleri]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaşıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=559105</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi bireylerin ruh sağlığını desteklemek, yaşam kalitelerini artırmak ve sosyal uyumlarını güçlendirmek amacıyla açtığı Psikolojik Danışmanlık Merkezleri (PDM) ile İstanbul’un dört bir yanında ücretsiz hizmet vermeye devam ediyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibbnin-psikolojik-danismanlik-merkezleri-istanbul-genelinde-yayginlasiyor-559105">İBB&#8217;nin Psikolojik Danışmanlık Merkezleri İstanbul Genelinde Yaygınlaşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İstanbul Büyükşehir Belediyesi bireylerin ruh sağlığını desteklemek, yaşam kalitelerini artırmak ve sosyal uyumlarını güçlendirmek amacıyla açtığı Psikolojik Danışmanlık Merkezleri (PDM) ile İstanbul’un dört bir yanında ücretsiz hizmet vermeye devam ediyor. </strong></p>
<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı Sağlık ve Hıfzıssıhha Şube Müdürlüğü bünyesindeki Psikolojik Danışmanlık Merkezleri İstanbul’un birçok noktasında hizmet veriyor.</p>
<p><strong>MERKEZ SAYISI İKİYE KATLANDI</strong></p>
<p>Ruh sağlığı alanında destek almak isteyen vatandaşlara ücretsiz, kolay erişilebilir olması, adil-eşit bir şekilde fayda sunulması adına <strong>15 olan Psikolojik Danışmanlık Merkez sayısı 6 yıl içinde 31’e çıkarıldı.</strong> 2029 yılına kadar PDM sayının 39 ‘a çıkarılarak İstanbul’un tüm ilçelerinde, vatandaşların kendilerine yakın noktalarda erişip faydalanabileceği merkezler üzerinden hizmet verilmesi planlanıyor.</p>
<p><strong>3-65 YAŞ ARASI İSTANBULLULAR FAYDALANABİLİYOR</strong></p>
<p>Merkezlerde sunulan her bir hizmetten (psikometri, çocuk-ergen psikoterapisi ve danışmanlık, çocuk, ergen, yetişkin psikoterapisi ve danışmanlık, çift ve aile psikoterapisi ile psikiyatrik danışmanlık) 3-65 yaş arası<strong> </strong>İstanbullular ücretsiz bir şekilde faydalanabiliyor. Merkezlerde aynı zamanda beslenme ve yeme bozukluklarında psikolojik destek çalışmaları ve psiko eğitimler de veriliyor. Yaş almış bireyler için hizmete geçmesi planlanan geriatrik psikolojik danışmanlık çalışmalarında ise son aşamaya gelinmiş durumda.</p>
<p><strong>ÜCRETSİZ TESTLER </strong></p>
<p>Alanlarında uzman psikologlar, psikolojik destek hizmetlerini sunarken daha sistematik ve güvenilir bir değerlendirme yapmak adına bireylere zekâ, gelişim, kişilik, dikkat, görsel algı ve bellek alanlarında ücretsiz testler de yapıyor. İBB bünyesindeki PDM&#8217;lerde gerçekleştirilen bu testlerle bireylerin durumları analiz ediliyor ve bu doğrultuda kişiye özel eğitim, terapi veya psikolojik destek programları planlanıyor. Test sonuçları, uzman değerlendirmesi ve gözlemlerle birlikte ele alınıyor.<strong> </strong>Oldukça maliyetli olan ancak İBB tarafından Psikolojik Danışmanlık Merkezleri&#8217;nde ücretsiz uygulanan testlerden bazıları şu şekilde;</p>
<ul>
<li>Zekâ Testleri</li>
<li>Gelişim Ölçekleri</li>
<li>Okul Olgunluğu Testleri</li>
<li>Kişilik Envanterleri Testi</li>
<li>Dikkat Testleri</li>
<li>Görsel Algı Testleri</li>
<li>Bellek Testleri</li>
</ul>
<p><strong>Zekâ Testleri</strong>; bireyin genel zihinsel kapasitesini ölçmek amacıyla gerçekleştiriliyor.</p>
<p><strong>Gelişim Ölçekleri</strong> ile çocukların belirli gelişim dönemlerindeki becerilerini ve yetkinliklerini değerlendirmek, erken çocukluk döneminde gelişim geriliklerini tespit etmek, gelişimsel ilerlemeyi izlemek, eğitim ve rehabilitasyon programlarının planlanması amaçlanıyor.</p>
<p><strong>Okul Olgunluğu Testler</strong>i ile çocuğun okula başlamak için gerekli olan zihinsel, duygusal ve sosyal olgunluğa sahip olup olmadığı, çocuğun okula başlama yaşının belirlenmesi, okul öncesi eğitim ihtiyaçlarının tespiti yapılıyor.</p>
<p><strong>Kişilik Envanterleri Testi</strong> ile bireyin karakter özellikleri, davranış tarzları ve duygusal tepkileri ölçülüyor.</p>
<p><strong>Dikkat Testleri</strong> ile bireyin dikkat süresi, odaklanma yeteneği ve dikkat dağınıklığı analiz ediliyor. Öğrenme bozukluklarının tanısı, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) gibi durumların teşhisi bu testler aracılığıyla gerçekleştiriliyor.</p>
<p><strong>Görsel Algı Testleri</strong> ile bireyin görsel bilgileri nasıl algıladığı ve işlediği hakkında bilgi sağlanması, öğrenme güçlüklerinin belirlenmesi, rehabilitasyon programlarının planlanması ve nöropsikolojik değerlendirmeler yapılıyor.</p>
<p><strong>Bellek Testleri</strong>; bireyin hafıza kapasitelerini, hatırlama yetilerinin ölçülmesi ve bellek bozukluklarının teşhisi noktasında uygulanıyor.</p>
<p><strong>OKULLARDA AİLE VE ÇOCUKLARA YÖNELİK SEMİNERLER DÜZENLENİYOR</strong></p>
<p>İBB, Psikolojik Danışmanlık Merkezleri’nde sunulan yüz yüze danışmanlık hizmetinin yanı sıra okullarda veliler ve çocuklar için seminerler de gerçekleştiriyor. Seminerlerde; aile içi iletişim, çocuklarda sosyal gelişim, ergenlik dönemi gelişim, çocuklarda duygusal farkındalık, çocuklarda özgüven ve sorumluluk geliştirme, mahremiyet, ihmal, istismar, öfke kontrolü, çocuklarda akran zorbalığı, psikolojik sağlamlık, okul başarısı ve ailenin rolü konuları ele alınıyor.</p>
<p><strong>AFET VE KRİZ DURUMLARINDA PSİKOSOSYAL DESTEK </strong></p>
<p>İBB, sürdürülebilir bir sağlık hizmeti anlayışıyla, afet veya kriz durumlarında uzman psikologlarıyla çocuk, ergen ve yetişkinlere psikososyal destek sağlıyor.</p>
<p>2019&#8217;da tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgınının fizyolojik ve psikolojik etkilerine maruz kalan bireylere “Psikolojik Danışmanlık Hattı” ile telefonla uzaktan hizmet verdi.</p>
<p>6 Şubat 2023&#8217;te gerçekleşen ve 11 ilimizi etkileyen Kahramanmaraş merkezli depremde ise çok önemli çalışmalar yürütüldü. İBB, İstanbul’da ikamet eden danışanlara yüz yüze, afet bölgesindeki bireylere ise hem telefonla hem de yerinde hizmet vererek depremzedelerin yanında oldu.</p>
<p><strong>BİLİM TEMELLİ HİZMET YÜRÜTÜYOR</strong></p>
<p>İBB, ruh sağlığı hizmetlerini geliştirmek, bilimsel temellere dayalı çalışmalar yürütmek ve bu alandaki uygulamalara danışmanlık sağlamak amacıyla 2023 yılında Toplum Ruh Sağlığı Bilim Kurulu’nu kurdu. Türk Psikologlar Derneği ve Türkiye Psikiyatri Derneği&#8217;nin yanı sıra çeşitli üniversitelerden psikiyatri, psikoloji, hukuk, sosyal hizmet ve iletişim alanlarında uzman akademisyen ve profesyonellerin katılımıyla oluşturulan Bilim Kurulu, İBB’nin ruh sağlığı alanındaki mevcut ve planlanan hizmetlerine bilimsel destek sunmak, uygulamaların etkinliğini artırmak ve toplum temelli ruh sağlığı politikalarının geliştirilmesine katkı sağlamak amacıyla kapsamlı çalışmalar yürütüyor.</p>
<p><strong>BAŞVURU SÜRECİ </strong></p>
<p>Psikolojik Danışmanlık Merkezlerine tüm başvurular Alo 153 Çözüm Merkezi üzerinden yapılıyor. Kişiler randevu almak için Alo 153 Çözüm Merkezi’ni aradıklarında kendilerine en yakın merkezdeki uzmana randevu oluşturuluyor. İlk görüşme sonrası klinik psikologlar; kişilerin psikoterapi seanslarını planlayıp, gerekli hallerde psikometrik bir değerlendirme veya psikiyatrik görüşme için danışanları kurum bünyesindeki ilgili uzmanlara yönlendiriyor.</p>
<p><strong>HİZMETTEN YARARLANMA KOŞULLARI</strong></p>
<ul>
<li>PDM’lerde kimliksiz işlem yapılmıyor.</li>
<li>Hizmetten faydalanmak için merkezde verilen onam formunun doldurulması gerekiyor.</li>
<li>Çocuk-ergen psikolojik danışmanlık için ilk görüşmeye ebeveyn katılımı zorunlu.</li>
</ul>
<p>Boşanmış ebeveynlerde velayete sahip olan ebeveyn ile merkeze gelinmesi ve velayet evrakının ibraz edilmesi gerekiyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibbnin-psikolojik-danismanlik-merkezleri-istanbul-genelinde-yayginlasiyor-559105">İBB&#8217;nin Psikolojik Danışmanlık Merkezleri İstanbul Genelinde Yaygınlaşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>E-Okul uygulaması yaygınlaşıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/e-okul-uygulamasi-yayginlasiyor-553505</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Jul 2025 08:09:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[eokul]]></category>
		<category><![CDATA[uygulaması]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaşıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=553505</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, gençlerin evlerinden okullarına daha kolay ulaşabilmelerini sağlamak amacıyla E-Okul uygulamasının tanıtımı ve bilinçli kullanımına yönelik eğitim toplantısı düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/e-okul-uygulamasi-yayginlasiyor-553505">E-Okul uygulaması yaygınlaşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, gençlerin evlerinden okullarına daha kolay ulaşabilmelerini sağlamak amacıyla E-Okul uygulamasının tanıtımı ve bilinçli kullanımına yönelik eğitim toplantısı düzenledi.</p>
<p><b>CBS İLE DOĞRU OKUL BELİRLEME</b></p>
<p>E-Okul uygulaması, öğrencilerin adres ve okul bilgilerini Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) ile entegre ederek, öğrencilerin sözel adreslerine değil, coğrafi konumlarına göre okullarının belirlenmesini sağlıyor. Bu sayede öğrenciler, gerçek konumlarına en uygun okullara yönlendiriliyor.Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, her ilçeden şube müdürleri, komisyon üyeleri ve bilgi işlem personellerinin katıldığı eğitim toplantısıyla, E-Okul’un bilinçli ve doğru kullanımını destekliyor.</p>
<p><b>PROJE 12 İLÇEYE YAYILACAK</b></p>
<p>Şu anda yalnızca İzmit ilçesinde hizmet veren bu uygulamanın, Kocaeli’nin 12 ilçesine yayılması planlanıyor. Böylece tüm ilçe milli eğitim müdürlükleri, bu hizmetten faydalanabilecek. Proje sayesinde öğrenciler, evlerine uzak okullar yerine kendi mahallelerindeki nitelikli okullarda eğitim alma imkânı bulacak.</p>
<p><b>DİJİTAL KENT VİZYONUNA KATKI</b></p>
<p>Büyükşehir Belediyesi, bu proje ile eğitim altyapısını dijitalleştirerek akıllı kent vizyonunu güçlendiriyor. Hem çocukların bulundukları konuma rahat ulaşmasını sağlayan hem de dijital kamu yönetimi yaklaşımına destek veren bu çalışma, Kocaeli’nin erişilebilir ve verimli bir şehir yapısına dönüşümüne katkıda bulunuyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/e-okul-uygulamasi-yayginlasiyor-553505">E-Okul uygulaması yaygınlaşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yazın spor yaralanmaları yaygınlaşıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yazin-spor-yaralanmalari-yayginlasiyor-552089</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Jul 2025 07:50:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[yaralanmaları]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[yazın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=552089</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaz aylarında havaların ısınmasıyla birlikte açık hava aktivitelerine olan ilgi artıyor. Ülkemizde özellikle tatil beldelerinde yüzme, plaj voleybolu, tenis, bisiklet, koşu ve su sporları gibi açık havada yapılan aktiviteler yazın en çok tercih edilen spor dalları arasında yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yazin-spor-yaralanmalari-yayginlasiyor-552089">Yazın spor yaralanmaları yaygınlaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında havaların ısınmasıyla birlikte açık hava aktivitelerine olan ilgi artıyor. Ülkemizde özellikle tatil beldelerinde yüzme, plaj voleybolu, tenis, bisiklet, koşu ve su sporları gibi açık havada yapılan aktiviteler yazın en çok tercih edilen spor dalları arasında yer alıyor. Ancak dikkat! Bilinçsiz yapılan hareketler spor yaralanmalarına davetiye çıkarabiliyor! <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Safa Gürsoy</strong> “Özellikle yazın verdiği enerjiyle bazı kurallar göz ardı edilebildiğinden, yaz aylarında spor yaralanmalarında her yaştan kesimde belirgin şekilde artış görülüyor. Üstelik insanlar, tatil ruhu ve &#8216;bir şey olmaz&#8217; düşüncesiyle oluşan sakatlıkları önemsemeyebiliyor, doktora başvurmaktan kaçınabiliyor. Bu ihmaller küçük bir kas zorlanmasının ileride ciddi tendon ya da bağ yaralanmalarına dönüşmesine neden olabiliyor” diyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Safa Gürsoy, yaz sporlarında en sık yapılan 5 yanlışı anlattı, yazın spor yaralanmalarına karşı alınabilecek önlemleri sıraladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.  </p>
<ul>
<li><strong>Spor öncesi yeterince ısınmamak</strong></li>
</ul>
<p>Spor öncesinde yapılan ısınma hareketleri kasları ve eklemleri aktiviteye hazırlar, sakatlanma riskini azaltır. Özellikle plaj voleybolu gibi sıçramalı sporlarda, koşu ve bisiklet gibi tempolu aktivitelerde ısınmadan başlamak, kas gerilmeleri ve bağ yaralanmalarına davetiye çıkarabilir. Isınma süresi en az 5-10 dakika olmalı ve tüm büyük kas gruplarını kapsamalıdır.</p>
<ul>
<li><strong>Doğru ekipman kullanmamak</strong></li>
</ul>
<p>Her sporun kendine özgü ekipmanları vardır. Plajda çıplak ayakla koşmak, uygun ayakkabı olmadan bisiklete binmek ya da koruyucu gözlük takmadan su sporları yapmak sık karşılaşılan hatalardandır. Spor ekipmanlarının doğru kullanımı sadece performansı artırmakla kalmaz, aynı zamanda güvenliği sağlar. Spor ayakkabısının zemine uygunluğu, bisiklet kaskının sağlamlığı gibi detaylara özen göstermek gerekir.</p>
<ul>
<li><strong>Yeterince su içmemek</strong></li>
</ul>
<p>Yaz aylarında artan sıcaklıkla birlikte terleme oranı yükselir ve vücut hızla sıvı kaybeder. Bu durum, kas kramplarından bilinç kaybına kadar uzanan ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Spor yapmadan 30 dakika önce su içmek, aktivite sırasında küçük yudumlarla sıvı alımına devam etmek gerekir. Ancak çoğu kişi susamadan su içmeme hatasına ya da şekerli içecekler tüketerek sıvı aldığı şeklinde yanlış bir düşünceye kapılabiliyor. Şekerli veya kafeinli içecekler su yerine geçmediği için, su ve elektrolit içeren içecekler tercih edilmelidir.</p>
<ul>
<li><strong>Yüksek sıcaklığa aldırış etmemek </strong></li>
</ul>
<p>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Safa Gürsoy “Yüksek sıcaklıklar, kas ve bağ dokularının normalden daha fazla esnemesine ya da susuzlukla birlikte zorlanmasına yol açabilir. Özellikle asfalt gibi sıcak yüzeylerde yapılan koşular ya da güneş altında uzun süreli antrenmanlar, kas krampları, aşırı zorlanmalar ve sıcak çarpmasına bağlı koordinasyon bozukluklarıyla sonuçlanabilir. Isınan kaslar daha çabuk yorulur, bu da sakatlanma riskini artırır. Sıcak saatlerde doğrudan güneş altında egzersiz yapmaktan kaçınmak, serin zaman dilimlerini ve gölgelik alanları tercih etmek ortopedik sakatlanmaları önlemede önemli bir adımdır” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Vücudu aşırı zorlamak ve ağrıyı göz ardı etmek</strong></li>
</ul>
<p>Tatilde enerjik hissetmek doğaldır ama kas yorgunluğu hissedildiğinde spora devam etmek yerine dinlenmek gerekir. Aksi halde kas liflerinde zorlanma, bağlarda incelme ve eklem yaralanmaları gibi tablolarla karşılaşmak mümkündür. “Bir iki güne geçer” denilen ağrılar bazen ciddi spor yaralanmalarının habercisi olabilir. Hafife alınan bir diz ağrısı menisküs yırtığına, önemsenmeyen omuz zorlanması rotator manşet yırtığına dönüşebilir. Ağrının şekli ve süresi göz önünde bulundurularak gerekirse ortopedi uzmanına başvurmak ihmal edilmemelidir. Ani tempolu koşular, uzun süreli tenis maçları ya da yoğun fitness programları özellikle spora ara vermiş bireylerde kas ve eklem sakatlıklarına yol açabilir. Spor seviyesi kişisel kondisyona uygun olmalı, aşama aşama artırılmalıdır.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yazin-spor-yaralanmalari-yayginlasiyor-552089">Yazın spor yaralanmaları yaygınlaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KOP Seracılık Yaygınlaşıyor Projesi&#8217;ne başvurular başladı.</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kop-seracilik-yayginlasiyor-projesine-basvurular-basladi-551112</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Jul 2025 16:35:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[başladı]]></category>
		<category><![CDATA[başvurular]]></category>
		<category><![CDATA[kop]]></category>
		<category><![CDATA[projesine]]></category>
		<category><![CDATA[seracılık]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaşıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=551112</guid>

					<description><![CDATA[<p>Selçuklu’da tarımsal üretimin artırılması, tarımla uğraşan vatandaşların seracılık vesilesiyle gelirlerinin artırılması amacıyla protokolü imzalanarak hayata geçirilen KOP Seracılık Yaygınlaşıyor Projesi için ön başvurular başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kop-seracilik-yayginlasiyor-projesine-basvurular-basladi-551112">KOP Seracılık Yaygınlaşıyor Projesi&#8217;ne başvurular başladı.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Selçuklu’da tarımsal üretimin artırılması, tarımla uğraşan vatandaşların seracılık vesilesiyle gelirlerinin artırılması amacıyla protokolü imzalanarak hayata geçirilen KOP Seracılık Yaygınlaşıyor Projesi için ön başvurular başladı. Proje desteğinden faydalanmak isteyen üreticilerin 14 Temmuz tarihine kadar Selçuklu İlçe Tarım Müdürlüğü’ne şahsen başvuru yapmaları gerekiyor. Destekten Selçuklu ilçe sınırları içerisinde üretim yapan çiftçiler yararlanabilecek. </p>
<p>Selçuklu Belediyesi, Selçuklu İlçe Tarım Müdürlüğü ve KOP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı paydaşlığında hazırlanan projede yüzde 70 oranında hibe desteği ile 42 çiftçiye 525 metrekare sera dağıtımı yapılacaktır. Selçuklu’da seracılık faaliyetleriyle tarımsal üretimi güçlendirecek bu proje, kurumlar arası işbirliğinin güzel bir örneğini oluşturuyor. Proje ile tarımsal üretimde ürün çeşitliliğinin artırılması, hem bölge ekonomisine hem de gıda arzına önemli katkılar sağlanması hedefleniyor. Üretim süreçlerinin yıl geneline yayılmasının amaçlanırken, kırsal mahallelerde tarımla uğraşan çiftçilerin gelirlerinin artırılmasının yanı sıra vatandaşların daha uygun fiyatlı ve daha kaliteli ürünlere erişiminin de kolaylaşması bekleniyor. Proje Selçuklu’da seracılığı geliştirme yönünde ilk adımı oluşturması açısından da büyük önem taşıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kop-seracilik-yayginlasiyor-projesine-basvurular-basladi-551112">KOP Seracılık Yaygınlaşıyor Projesi&#8217;ne başvurular başladı.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Temiz Çevre İçin 5 Ton Atık Toplandı, Güneş Enerjisi Yaygınlaşıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/temiz-cevre-icin-5-ton-atik-toplandi-gunes-enerjisi-yayginlasiyor-545595</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Jun 2025 10:00:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atık]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[enerjisi]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[temiz]]></category>
		<category><![CDATA[ton]]></category>
		<category><![CDATA[toplandı]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaşıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=545595</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Çevre Günü kapsamında, denizlerin korunması ve çevresel etkilerin azaltılması amacıyla önemli çalışmalar hayata geçiriliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/temiz-cevre-icin-5-ton-atik-toplandi-gunes-enerjisi-yayginlasiyor-545595">Temiz Çevre İçin 5 Ton Atık Toplandı, Güneş Enerjisi Yaygınlaşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2024 yılında D-Marin marinalarında 15 tonun üzerinde katı atık yöneten ve bunun %30’unu geri dönüştüren şirket, DPOL2 ve Jellyfishbot sistemleri sayesinde 5 tonun üzerinde deniz çöpü topladı.</p>
<p><strong>BİLİM TEMELLİ HEDEFLERLE DENİZLERİN GELECE&#286;İNE YATIRIM</strong></p>
<p>Bu yılın önemli dönüm noktalarından biri de D-Marin&#8217;in Bilim Temelli Hedefler girişimine (SBTi) resmi olarak katılma kararıydı. Bu kararla birlikte şirket, Paris Anlaşması’nın hedefleriyle uyumlu hareket eden küresel sorumlu işletmeler topluluğuna dahil oldu ve 2030 yılına kadar Kapsam 1 ve 2 emisyonlarını yüzde 42 oranında azaltma taahhüdünde bulundu.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/06/17/d-marin-dunya-cevre-gunu-4-1750146966-46-x750.jpeg"></p>
<p>Çevresel sorumluluğun yalnızca operasyonel bir hedef değil, yatçılığın geleceğini şekillendirecek temel bir ilke olduğunu vurgulayan D-Marin COO&#8217;su Andrea De Santis: &#8220;Dikkatli yatırımlar, iş birliği ve uzun vadeli düşünceyle, sadece en yüksek hizmet standartlarını karşılamakla kalmayıp, denizlerimizin korunmasına da anlamlı bir katkı sağlayan marinalar yaratıyoruz&#8221; dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/temiz-cevre-icin-5-ton-atik-toplandi-gunes-enerjisi-yayginlasiyor-545595">Temiz Çevre İçin 5 Ton Atık Toplandı, Güneş Enerjisi Yaygınlaşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bel fıtığı gençlerde giderek yaygınlaşıyor, çünkü!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bel-fitigi-genclerde-giderek-yayginlasiyor-cunku-538117</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 May 2025 07:01:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[çünkü]]></category>
		<category><![CDATA[fıtığı]]></category>
		<category><![CDATA[gençlerde]]></category>
		<category><![CDATA[giderek]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaşıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=538117</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tablet, telefon veya bilgisayar başında hareket etmeden uzun saatler geçirmek, sporda yanlış teknikle ağırlık kaldırmak, fazla kilolu olmak… </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bel-fitigi-genclerde-giderek-yayginlasiyor-cunku-538117">Bel fıtığı gençlerde giderek yaygınlaşıyor, çünkü!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tablet, telefon veya bilgisayar başında hareket etmeden uzun saatler geçirmek, sporda yanlış teknikle ağırlık kaldırmak, fazla kilolu olmak… Tüm bunlar ve daha pek çok etken nedeniyle bel bölgesinin omurları arasında yer alan diskler kayma veya yırtılma sonucu, sinirler ile omuriliğin geçtiği kanala doğru yer değiştiriyorlar. Bel fıtığı olarak adlandırılan bu tabloda disklerin sinire baskı yapmaları sebebiyle gelişen bel ağrısı, bacaklara yayılan ağrı, uyuşukluk ve kas zayıflığı gibi sorunlar, hastaların günlük aktivitelerini ciddi boyutlarda kısıtlayabiliyor. Genellikle 30-50 yaş arasında başlayan bel fıtığının son yıllarda katlanarak artan bir oranda yükseldiği belirtiliyor.  <strong>Acıbadem International Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Ferda Özdemir,  </strong>üstelik bel fıtığının son yıllarda gençler arasında da giderek daha sık görüldüğüne dikkat çekerek, “Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından 2022 yılında yapılan Türkiye Sağlık Araştırması’na göre;  15 yaş ve üzeri kişilerde son 12 ay içinde bel bölgesi sorunlarının görülme oranı yüzde 29,7 olarak belirlenmiş.  Ülkemizde, 15-49 yaş aralığındaki kadınlar üzerinde yapılan bir çalışmada da; bel ağrısı nedeniyle tanı alanların yüzde 67,5’ine bel fıtığı teşhisi konulduğu bildirilmiş.  Bu veriler, Türkiye’de her yıl bel fıtığı tanısının ne kadar yüksek oranda olduğunu ve görülme yaşının ne kadar düştüğünü göstermektedir” diyor. </p>
<p><strong>Az hareket etmekten hatalı teknikle ağırlık kaldırmaya… </strong></p>
<p>Bel fıtığının son yıllarda dünyada ve ülkemizde gençlerde daha sık görülmesinde modern yaşam tarzı ve çevresel faktörler rol oynuyor.  Fizik Tedavi ve  Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Ferda Özdemir,  <strong>  </strong>gençlerde giderek yaygınlaşan daha az hareket etme şeklindeki yaşam tarzının bel fıtığının gelişiminde çok önemli bir etken olduğunu belirterek, “Spor ve açık hava aktiviteleri yerine; tablet, telefon ve bilgisayar başında hareket etmeden uzun saatler geçirmek ve öne eğilmek ya da kambur oturmak gibi hatalı duruş alışkanlıkları omurganın üzerinde ciddi baskı oluşmaktadır” uyarısında bulunuyor.  Prof. Dr. Ferda Özdemir, gençlerde trend haline gelen ağırlık kaldırmaya yönelik sporun da bu yaş grubunda görülen bel fıtığının bir başka önemli sebebi olduğuna işaret ederek,  “Yanlış teknikle ağırlık kaldırmak veya taşımak da omurga sağlığını olumsuz etkilemektedir. Dolayısıyla, gençlerin ağırlık kaldırma egzersizlerinden önce mutlaka ısınma hareketleri yapmaları ve bir uzmandan ağırlıkları doğru kaldırma konusunda bilgi edinmeleri gerekmektedir” bilgisini veriyor.  Prof. Dr. Ferda Özdemir, çağımızın önemli sorunu olan obezitenin, sürekli stres altında olmanın ve sigara kullanımın da gençlerde yaygın görülen diğer bel fıtığı sebepleri olduğunu söylüyor.</p>
<p><strong>Ani ve zorlayıcı hareket sonrasında başlıyorsa, dikkat! </strong></p>
<p><strong> </strong>Bel bölgesindeki omurlar arasında yer alan diskler, omurganın esnekliğine ve vücut dengesine yardımcı oluyorlar. Bu disklerin yaşlanma, aşırı zorlanma veya ani hareketler nedeniyle zarar görmeleri durumunda fıtık gelişebiliyor ve sinirlere baskı yapabiliyor. Bunun sonucunda, hastada yaşam kalitesini olumsuz etkileyecek boyuta ulaşabilen çeşitli yakınmalar gelişebiliyor. Prof. Dr. Ferda Özdemir, “Özellikle ani ve zorlayıcı hareket sonrasında başlayan bel ağrısının yanı sıra istirahatte bile geçmeyen; öksürme, hapşırma veya ıkınma ile artan; özellikle bacağa yayılan ağrı; ayakta ya da parmaklarda uyuşma ve güçsüzlük, bel fıtığının tipik belirtilerini oluşturmaktadır” diye konuşuyor.   </p>
<p><strong> Tedaviyle ağrı kontrol altına alınıyor</strong></p>
<p><strong> </strong>Bel fıtığının tedavisinde temel hedef;  omurganın hareketliliğini yeniden kazandırmak, sinir üzerindeki baskıyı ortadan   kaldırmak, böylece ağrıyı azaltmak oluyor. Toplumdaki yaygın inanışın aksine, tüm bel fıtığı hastalarının sadece  yüzde 5-10’u ameliyat gerektiriyor. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Ferda Özdemir,<strong> </strong>sinir hasarı olmayan tabloların yüzde 80-90’ında; ilaç, fizik tedavi ve egzersizlerden oluşan konservatif tedaviyle ağrının kontrol altına alınabildiğine dikkat çekerek,  şunları söylüyor: “Bel fıtığında erken teşhis, iyiliğin korunmasında ve hastalığın ilerlemesinin önlenmesinde büyük önem taşımaktadır. Özellikle düzenli yapılan egzersizlerle kaslar güçlenmekte,  omurga daha iyi desteklenmekte ve sinir baskısı azalmaktadır.   Bu etkiler  sayesinde ağrı uzun süreli olarak önemli ölçüde hafiflemekte hatta bazı hastalarda geçmektedir.”  Ancak hasta hatalı duruş, hareketsizlik ve ağır kaldırma gibi istenmeyen hataları yapmaya devam ederse ağrının tekrar başlayabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Ferda Özdemir,   “Düzenli egzersiz yapmak, doğru oturma ve yük kaldırma tekniklerine dikkat  etmek, omurgayı destekleyen kasları güçlendirmek ve kilo kontrolü sağlamak bel fıtığından korunmada önemli faktörlerdir” diyor.  </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bel-fitigi-genclerde-giderek-yayginlasiyor-cunku-538117">Bel fıtığı gençlerde giderek yaygınlaşıyor, çünkü!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karşıyaka&#8217;da Yeniden Kullanım Kültürü Yaygınlaşıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/karsiyakada-yeniden-kullanim-kulturu-yayginlasiyor-408302</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Sep 2023 12:24:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[karşıyakada]]></category>
		<category><![CDATA[kullanım]]></category>
		<category><![CDATA[kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[yeniden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=408302</guid>

					<description><![CDATA[<p>Karşıyaka Belediyesi, yeniden kullanım kültürünü yaygınlaştırmak ve kaynak kullanımında tasarruf sağlamak amacıyla ikinci el pazarları düzenlemeye devam ediyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karsiyakada-yeniden-kullanim-kulturu-yayginlasiyor-408302">Karşıyaka&#8217;da Yeniden Kullanım Kültürü Yaygınlaşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Karşıyaka Belediyesi, yeniden kullanım kültürünü yaygınlaştırmak ve kaynak kullanımında tasarruf sağlamak amacıyla ikinci el pazarları düzenlemeye devam ediyor.</p>
<p> </p>
<p>Eğitim yılının başlaması nedeniyle bu ay ‘kırtasiye malzemesi’ temasıyla planlanan etkinlik, Bostanlı Pazar Yeri’nde gerçekleştirildi. Pazarda tezgah açan çocuklar ve vatandaşlar, ihtiyaç fazlası eşyalarını yeni sahipleriyle buluşturdu.</p>
<p> </p>
<p>Başkan Dr. Cemil Tugay “Sadece tüketen değil üreten ve paylaşan bir toplum olarak geleceği inşa edebiliriz. Bu bilince sahip olan ve pazarımıza katılan herkese teşekkür ediyorum” dedi.</p>
<p> </p>
<p><b>ÇOCUKLAR ÖRNEK OLDU</b></p>
<p>Karşıyaka 2. El Kırtasiye Pazarı’nda kullanılabilir durumdaki okul çantalarından kalemliklere, kalemlerden boyalara, kitaplardan defterlere kadar çeşitli ürünler satışa sunuldu. Pazara ev sahipliği yapan Bostanlı Pazar Yeri’nde yetişkinlerin yanı sıra çok sayıda çocuk da satış yaptı. Ürünlerin büyük kısmı alıcı bulurken, hem tezgah açıp kazanç elde eden vatandaşlar hem de uygun fiyatlarla alışveriş yapma şansı bulan ziyaretçiler pazardan memnun ayrıldı. Ekonomik faydasının yanı sıra sosyal yönüyle de fark yaratan organizasyonda tüketim çılgınlığına karşı farkındalık yaratıldı ve tasarrufun önemine dikkat çekildi.</p>
<p> </p>
<p><b>SIRADAKİ PAZAR 1 EKİM’DE</b></p>
<p>Karşıyaka’nın geleneksel hale gelen 2. El Pazarı’nın bir diğeri 1 Ekim Pazar günü 09.00-19.30 saatleri arasında yine Bostanlı Pazar Yeri’nde yapılacak. Giysi, oyuncak, kadın-erkek aksesuarları, antika eşyalar, orijinal kitap, kaset, dergi gibi ürünler ile elektrikli ve elektronik aletlerin satışa sunulabileceği genel pazar için 28 Eylül’e kadar komşuluk uygulaması Hoplr üzerinden başvuru yapılabilecek. Kura sonuçları 29 Eylül’de aynı uygulamadan duyurulacak. 0531 770 78 19 veya 0232 367 25 65 numaralı telefonlardan da detaylı bilgi alınabilecek.</p>
<p> </p>
<p><b>“KAYNAKLARIMIZI KORUYORUZ”</b></p>
<p>Karşıyaka Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Karşıyakalıların evlerinde atıl duran eşyalarını yeniden kullanıma sunarak hem ekonomik fayda hem de tasarruf sağlıyoruz. Satıcı kullanılmış eşyasından gelir elde ederken, alıcı ise ihtiyacını daha uygun fiyatla karşılamış oluyor. Böylece çok değerli olan kaynaklarımızı daha az tüketiyor, doğaya katkı sunuyoruz. En önemlisi de çocuklarımızı erken yaşlarda yeniden kullanım kültürüyle tanıştırıyor ve bilinçlendiriyoruz. Sadece tüketen değil üreten ve paylaşan bir toplum olarak geleceği inşa edebiliriz. Bu anlayışla gerçekleştirdiğimiz çalışmalardan biri olan pazarımıza katılıp tezgah açan ve ziyaret eden tüm yurttaşlarımıza teşekkür ediyorum” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karsiyakada-yeniden-kullanim-kulturu-yayginlasiyor-408302">Karşıyaka&#8217;da Yeniden Kullanım Kültürü Yaygınlaşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Az Su, Çok Temizlik: Çankaya&#8217;da Mobil Jet Yıkama Araçları Yaygınlaşıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/az-su-cok-temizlik-cankayada-mobil-jet-yikama-araclari-yayginlasiyor-352882</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Mar 2023 09:45:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[araçları]]></category>
		<category><![CDATA[çankayada]]></category>
		<category><![CDATA[çok]]></category>
		<category><![CDATA[jet]]></category>
		<category><![CDATA[mobil]]></category>
		<category><![CDATA[temizlik]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[yıkama]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=352882</guid>

					<description><![CDATA[<p>Güneş enerjisi ile çalışan mobil atık getirme istasyonları, yeni çöp konteynerleri ve yeraltı çöp toplama sistemleri ile kent temizliğinde örnek çalışmalara imza atan Çankaya Belediyesi, su tasarruflu Mobil Jet Yıkama Araçlarını da yaygınlaştırıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/az-su-cok-temizlik-cankayada-mobil-jet-yikama-araclari-yayginlasiyor-352882">Az Su, Çok Temizlik: Çankaya&#8217;da Mobil Jet Yıkama Araçları Yaygınlaşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Güneş enerjisi ile çalışan mobil atık getirme istasyonları, yeni çöp konteynerleri ve yeraltı çöp toplama sistemleri ile kent temizliğinde örnek çalışmalara imza atan Çankaya Belediyesi, su tasarruflu Mobil Jet Yıkama Araçlarını da yaygınlaştırıyor.</p>
<p>Basınçla ve az suyla temizleme özelliğine sahip araçlar, Kızılay gibi yoğun ticari bölgelerde kullanılıyor. Çankaya Belediyesi&#8217;nin Konur, Karanfil ve Sakarya gibi ticari bölgelerde kurduğu yer altı çöp konteynırlarını da düzenli olarak temizleyen araç, 1 ton su kapasitesiyle hiç durmadan 1 saat çalışabiliyor. Temizlik tankerlerine nazaran su tasarrufu sağlayan yüksek basınçlı Mobil Jet Yıkama Aracı; kirli, yağlı, boyalı alanlarda hem sıcak hem de soğuk su püskürtme özelliğine de sahip.</p>
<p><b>JET TEMİZLİK</b><br />Ankara’nın kalbi Çankaya’da vatandaşlara en iyi hizmeti sunmayı amaçlayan Çankaya Belediyesi, Çankaya genelinde yaygınlaştırdığı yeni temizlik ve çöp toplama sistemleriyle hem tasarrufu hem de sağlıklı çevreyi Çankayalılarla buluşturuyor. Mobil jet yıkama araçlarının en önemli özelliği enerji ve zaman tasarrufu sağlaması.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/az-su-cok-temizlik-cankayada-mobil-jet-yikama-araclari-yayginlasiyor-352882">Az Su, Çok Temizlik: Çankaya&#8217;da Mobil Jet Yıkama Araçları Yaygınlaşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
