<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>yaygın | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/yaygin/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/yaygin</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 22 Jan 2026 08:43:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>yaygın | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/yaygin</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Acıbadem Üniversitesi NeuroConnect Sempozyumu&#8217;nda Sinir Biliminin öncü isimleri bir araya geldi…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/acibadem-universitesi-neuroconnect-sempozyumunda-sinir-biliminin-oncu-isimleri-bir-araya-geldi-607178</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Jan 2026 08:43:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[acıbadem]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[biliminin]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkların]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[nda]]></category>
		<category><![CDATA[neuroconnect]]></category>
		<category><![CDATA[Nörobilim]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sempozyumu]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[yaygın]]></category>
		<category><![CDATA[yön]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607178</guid>

					<description><![CDATA[<p>Acıbadem Üniversitesi, sinir bilimin (nörobilim) güncel araştırma alanlarını ve geleceğe yön veren yaklaşımlarını bir araya getiren “NeuroConnect Sinir Bilimi Günü” ile akademi dünyasında önemli bir buluşmaya ev sahipliği yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/acibadem-universitesi-neuroconnect-sempozyumunda-sinir-biliminin-oncu-isimleri-bir-araya-geldi-607178">Acıbadem Üniversitesi NeuroConnect Sempozyumu&#8217;nda Sinir Biliminin öncü isimleri bir araya geldi…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Acıbadem Üniversitesi, sinir bilimin (nörobilim) güncel araştırma alanlarını ve geleceğe yön veren yaklaşımlarını bir araya getiren “NeuroConnect Sinir Bilimi Günü” ile akademi dünyasında önemli bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Ufuk Avrupa destekli GEMSTONE Projesi kapsamında bu yıl ilk kez düzenlenen uluslararası etkinlik, genç araştırmacılar ile nörobilimin önde gelen bilim insanlarını aynı platformda buluşturdu.</strong></em></p>
<p><em><strong>Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı ve GEMSTONE Projesi Yürütücüsü Prof. Dr. Filiz Onat başkanlığında, Sinir Bilimi Anabilim Dalı koordinasyonunda; ACUTBAT, Acıbadem Üniversitesi Nörobilim Öğrenci Kulübü ve Sinir Bilimi Öğrenci Araştırma Grubu iş birliğiyle gerçekleşen ACU NeuroConnect sempozyumu, nörobilimde ağ temelli yaklaşımlar, gen ve hücre tedavileri, nörodejeneratif hastalıkların mekanizmaları, yapay zekâ ve büyük veri uygulamaları gibi başlıklara odaklandı. Uluslararası etkinliğin bilimsel çerçevesini şekillendiren Prof. Dr. Filiz Onat, “Bugün beyni, izole merkezlerden oluşan bir yapı gibi değil; sürekli iletişim hâlindeki dinamik bir ağ olarak ele alıyoruz. Bu bakış açısı, öğrenme, hafıza ve duygulanım bozukluklarını anlamada devrim niteliğinde” şeklinde konuştu…</strong></em></p>
<p><em><strong>ACU NeuroConnect’in bilimsel temelini oluşturan GEMSTONE Projesi, epilepsi ve Parkinson hastalıklarının nörogelişimsel mekanizmalarını sinir bilim odağında ele alırken; ileri araştırma teknolojileri, genetik ve transgenik modeller ile güçlü uluslararası iş birlikleri aracılığıyla üniversitenin nörobilim alanındaki araştırma kapasitesini ve uluslararası görünürlüğünü güçlendirmeyi amaçlıyor…</strong></em></p>
<p>Nörobilimde son yıllarda yaşanan dönüşümü bütüncül bir bakışla değerlendiren Prof. Dr. Filiz Onat, beynin artık tek tek bölgeler üzerinden değil, etkileşim hâlindeki ağlar üzerinden ele alındığını vurgulayarak, bu yaklaşımın özellikle bilişsel süreçler ve nöropsikiyatrik bozuklukların anlaşılmasında belirleyici olduğunu ifade ediyor. Fonksiyonel görüntüleme tekniklerindeki ilerlemelerin sağlıklı ve hastalıklı beyin arasındaki farkların daha erken ve hassas biçimde saptanmasına olanak tanıdığını belirten Prof. Dr. Filiz Onat, “Yapay zekâ ve büyük veri analizlerinin nörobilime entegrasyonu çok önemli. Yapay zekâ, nörobilimin yerini alan bir araç değil; aksine insan beyninin karmaşıklığını çözebilmemiz için bize yeni bir pencere açıyor” diyor. </p>
<p>Prof. Dr. Filiz Onat, nörobilimin geleceğinde kişiselleştirilmiş tedavilerin belirleyici olacağını vurgulayarak, genetik, çevresel ve nörofizyolojik verilerin birlikte değerlendirilmesinin önemini şu sözlerle ifade ediyor: </p>
<p>“Artık ‘tek hastalık, tek tedavi’ anlayışından uzaklaşıyoruz. Her beynin kendine özgü bir imzası var ve biz bu imzayı okuyabildiğimiz ölçüde etkili tedaviler geliştirebileceğiz”…</p>
<p><strong>Beyin Hastalıklarında Hücre ve Gen Tedavileri </strong></p>
<p>Sempozyumun önemli konuşmacılarından Lund Üniversitesi Sinir Sistemlerinde Beyin Onarımı ve Görüntüleme (Brain Repair and Imaging in Neural Systems, BRAINS) Departmanı Araştırma Yöneticisi Prof. Dr. Deniz Kırık, Parkinson hastalığına yönelik hücre ve gen tedavilerindeki güncel gelişmeleri kapsamlı biçimde ele aldı. Hücre nakline dayalı yaklaşımların son 30 yılda aşamalı olarak geliştiğini belirten Prof. Dr. Deniz Kırık, geçmişten bugüne yaşanan dönüşümü şöyle özetliyor: </p>
<p>“İlk uygulamalarda primer hücreler kullanılıyordu ve en verimli sonuçlar fetüsten elde edilen dopamin hücreleriyle alınıyordu. Ancak teknik ve etik sorunlar nedeniyle, bugün odağımız kök hücre temelli yaklaşımlara kaymış durumda.”</p>
<p>Hayvan deneylerinden elde edilen olumlu sonuçların ardından klinik çalışmaların başladığını ve insan kök hücrelerinden elde edilen dopamin hücrelerinin belirli beyin bölgelerine nakline dayalı çalışmaların önümüzdeki yıllarda önemli sonuçlar verebileceğini vurgulayan Prof. Dr. Deniz Kırık, “Önümüzdeki 3–5 yıl içinde, potansiyeli en yüksek hücre preparatlarının klinik kullanıma girmesini bekliyoruz. Gen tedavilerinde hedef seçimi, hastalığın evresine göre değişiyor. Erken evrede GDNF gibi nörotrofik faktörler, ileri evrelerde ise dopamin sentezine yönelik genler öne çıkıyor. Bugüne kadar örneğin Parkinson hastalığı için kullanılan gen tedavi yöntemlerinde güvenlik açısından ciddi bir sorunla karşılaşmadık” şeklinde konuşuyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Nadir Hastalıklar, Yaygın Hastalıkların Tedavisine Işık Tutuyor  </strong></p>
<p>University College London Nöroloji Enstitüsü, Kas Hastalıkları Departmanı’ndan Klinik Araştırmacı Dr. Rauan Kaiyrzhanov, nadir görülen nörolojik hastalıkların genetik temellerine odaklanan çalışmaların çok önemli olduğuna dikkat çekerek, “Özellikle Orta Asya ve Kafkasya popülasyonlarında akraba evliliklerinin yüksek oranda olması,  nadir genetik hastalıkların görülme sıklığını artırıyor. Yaptığımız bilimsel incelemelerde sadece 1.000 aileyi analiz ederek yaklaşık 100 potansiyel yeni hastalık geni belirledik. Bu durum, henüz keşfedilmemiş birçok hastalık mekanizması olabileceğini gösteriyor” diyor…</p>
<p>Nadir hastalık araştırmalarının yalnızca küçük hasta gruplarıyla sınırlı kalmadığını vurgulayan Dr. Rauan Kaiyrzhanov, bu çalışmaların yaygın hastalıkların anlaşılmasına da doğrudan katkı sunduğunu belirtiyor: “Genetik epilepsilerden ailesel hiperkolesterolemiye kadar birçok nadir hastalık çalışması, bugün milyonlarca insanı etkileyen yaygın hastalıkların tedavi yaklaşımlarını şekillendirdi.”</p>
<p>Dr. Rauan Kaiyrzhanov’a göre, nadir hastalık araştırmaları sayesinde, yaygın hastalıkların tedavisinde de doğrudan ilerlemeler sağlandı: “Ailesel hiperkolesterolemi çalışmaları LDL reseptörlerinin rolünü ortaya koyarak, günümüzde yaygın olarak kullanılan statinler ve PCSK9 inhibitörlerinin geliştirilmesine yol açtı. Ailesel obezite çalışmaları leptin–melanokortin yolaklarını ortaya çıkardı ve bu mekanizmalar güncel obezite tedavilerinin temelini oluşturdu. Neonatal diyabet çalışmaları KATP kanal mutasyonlarını tanımlayarak, bazı hassas tedavilerin önünü açtı ve tip 2 diyabet biyolojisine katkı sağladı. Genetik epilepsi araştırmaları, nöronal iyon kanal bozukluklarını açıklayarak hem epilepsi hem de nöropatik ağrı tedavisinde kullanılan ilaçların mekanizmalarını geliştirdi. BRCA1/2 gibi genetik kanser sendromları ise tarama, korunma ve hedefe yönelik tedavilerin geliştirilmesini sağladı”&#8230;</p>
<p> </p>
<p><strong>Genetik Testler ve Dizileme Teknolojileri Hızla Gelişiyor</strong></p>
<p>Özellikle çocuklar ve yetişkinlerde görülen nadir nörolojik hastalıklar üzerinde çalıştığına değinen Dr. Rauan Kaiyrzhanov gelişimsel gecikme, epileptik ensefalopatiler, hareket bozuklukları, ALS, serebellar ataksi, Huntington hastalığı ve Parkinson alanlarında önemli bilimsel araştırmalar gerçekleştirdiklerine dikkat çekiyor. Son yıllarda bu hastalıkların genetik temelini anlamada çok önemli gelişmeler yaşandığını vurgulayan Dr. Rauan Kaiyrzhanov, “Bu alanlarda birkaç önemli ilerleme kaydedildi. Örneğin Parkinson hastalığında ‘Seed aggregation assay’ yönteminin geliştirilmesi, geç başlangıçlı serebellar ataksinin en yaygın genleri olarak FGF14 ve RFC1’in keşfi ve Huntington hastalığında ATM-130 gen tedavisinin geliştirilmesi bunlar arasında yer alıyor” şeklinde konuşuyor…</p>
<p>Dr. Rauan Kaiyrzhanov’a göre genetik testler ve dizileme teknolojilerinin hızla geliştiği bir çağdayız. Bu gelişmelerin nadir görülen nörolojik hastalıkların tanısına büyük katkı sağladığına dikkat çeken Dr. Rauan Kaiyrzhanov, sözlerini şöyle tamamlıyor: </p>
<p>“Son yıllardaki genetik dizileme alanındaki gelişmeler, nadir hastalıkların tanı ve bakımını kesinlikle iyileştirdi. Her yıl yaklaşık 300 yeni hastalık geni tanımlanıyor. Üçüncü ve dördüncü nesil dizileme teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla, bugün çözülemeyen genetik hastalıkların da aydınlatılması ve bu hastalıkların tedavi edilebilmesi mümkün olacak”…</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/acibadem-universitesi-neuroconnect-sempozyumunda-sinir-biliminin-oncu-isimleri-bir-araya-geldi-607178">Acıbadem Üniversitesi NeuroConnect Sempozyumu&#8217;nda Sinir Biliminin öncü isimleri bir araya geldi…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;de böbrek taşı çok yaygın, sebebi ise…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyede-bobrek-tasi-cok-yaygin-sebebi-ise-601247</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Dec 2025 07:51:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[Böbrek Taşı]]></category>
		<category><![CDATA[Böbrek Taşları]]></category>
		<category><![CDATA[idrar]]></category>
		<category><![CDATA[oluşum]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sebebi]]></category>
		<category><![CDATA[taş]]></category>
		<category><![CDATA[taşı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Üroloji Uzmanı]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaygın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601247</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda dünya genelinde artan ve nüfusun yüzde 10-15’ine ulaşan böbrek taşları ülkemizde çok daha yüksek bir seviyede görülüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-bobrek-tasi-cok-yaygin-sebebi-ise-601247">Türkiye&#8217;de böbrek taşı çok yaygın, sebebi ise…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda dünya genelinde artan ve nüfusun yüzde 10-15’ine ulaşan böbrek taşları ülkemizde çok daha yüksek bir seviyede görülüyor. <strong>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Tekin,</strong> bunun başlıca nedeninin Türkiye’nin “Taş kuşağı” ülkeleri arasında yer alması olduğunu belirterek, “Taş kuşağı ülkelerinin en önemli özelliği sıcak bir iklime sahip olmalarıdır. Uzun süreli sıcak havalarda vücutta artan sıvı kaybına ek olarak yeterince su içilmemesi ve aşırı tuz tüketimi gibi bazı hatalı beslenme alışkanlıkları böbrek taşı oluşumuna zemin hazırlamaktadır” diyor.</p>
<p>Ülkemizde her yıl yaklaşık 1 milyon kişiye böbrek taşı tanısı konulduğuna işaret eden<strong> Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Tekin,</strong> “Genellikle 30-50 yaş arasındaki bireyleri etkileyen böbrek taşları çok şiddetli yan ağrısına neden olmalarının yanı sıra tedavide gecikildiğinde  idrar yolu enfeksiyonu,  böbrekte şişme ve böbrek fonksiyon kaybı gibi ciddi sorunlara yol açabilmektedir” diye konuşuyor. <strong>Prof. Dr. Ali Tekin, </strong> bu noktada böbrek taşlarında erken tanı ve tedavinin önemine dikkat çekerek, çok önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!  </p>
<p><strong>Görülme sıklığı giderek artıyor! </strong></p>
<p>İdrarda bulunan mineraller ve kalsiyum, oksalat ile ürik asit gibi tuzların kristalleşerek birikmeleri sonucu oluşan böbrek taşına pek çok etken yol açabiliyor. Yetersiz sıvı alımı,  aşırı tuz tüketilmesi ve hayvansal proteinden zengin beslenme gibi beslenme hataları, obezite, metabolik sendrom, aile öyküsü, bazı metabolik hastalıklar (hiperkalsiüri, hiperoksalüri, vb), bazı ilaçlar (vitamin D, kalsiyum takviyeleri, vb) ile idrar yolu enfeksiyonları, en önemli faktörleri oluşturuyor.  İdrarda taş oluşumunu önleyen sitrat gibi maddelerin yetersiz olması da süreci hızlandırıyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Tekin,<strong> </strong>son yıllarda böbrek taşının görülme sıklığında artış gözlendiğine işaret ederek, “Bu artışın sebepleri arasında iklim değişikliğiyle birlikte sıcaklık artışı, obezite ve hareketsiz bir yaşam tarzı yer almaktadır. Benzer nedenlere bağlı olarak böbrek taşı görülme yaşında da bir düşüş söz konusudur” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>Kışın yetersiz su tüketimi riski artırıyor!</strong></p>
<p>Kış aylarında böbrek taşlarının oluşum riskinin arttığını vurgulayan Prof. Dr. Ali Tekin,  bunun en önemli sebebinin ise soğuk havalarda susuzluk hissinin azalması nedeniyle yetersiz su tüketimi olduğunu söylüyor. Susuzluğun idrarda bulunan minerallerin yoğunlaşmalarına ve çökerek kristal oluşumuna neden olduklarını aktaran Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Tekin, “Bu kristaller zamanla birikerek taş halini almaktadır. Dolayısıyla, kış aylarında böbrek taşı oluşumunu önlemek için günde ortalama 2 – 2.5 litre su içilmesi çok önemlidir. Ayrıca, düzenli olarak fiziksel egzersiz yapılması, aşırı tuzlu, şekerli ve fast food ağırlıklı gıdaların tüketiminden ise kaçınılması gerekmektedir” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p><strong>En yaygın belirtisi çok şiddetli yan ağrısı!</strong></p>
<p>Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Tekin<strong>,</strong> böbreklerde oluşan taşların özellikle üreter adı  verilen ve böbrek ile mesane arasında yer alan kanala düştüklerinde en sık “renal kolik” denilen çok şiddetli yan ağrısına yol açtıklarının altını çiziyor. Prof. Dr. Ali Tekin, şiddetli ağrıya “İdrardan kan gelmesi, sık sık idrara çıkma, idrarı tam boşaltamama hissi, sürekli idrar varmış hissi, idrar yolunda yanma, bulantı ve kusma”  gibi belirtilerin de eşlik edebildiğini belirtiyor. </p>
<p><strong>Erken tanı ve tedavi çok önemli! </strong></p>
<p>Böbrek taşlarında erken tanı ile hem hastada sorunlar yaşanması önlenerek yaşam konforu artırılıyor hem de tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu, böbrek fonksiyon kaybı ve cerrahi müdahale gibi olası riskler önemli ölçüde azaltılıyor. Böbrek taşlarının tedavisinde; üriner (boşaltım) sistemin taşlardan tümüyle temizlenmeleri hedefleniyor. Özellikle 5-6 mm’den küçük böbrek taşları bol sıvı tüketimi ve fiziksel egzersizler (Yürüyüş, zıplama vs) gibi basit yöntemlerle kendiliğinden düşebiliyor. Doktor tavsiyesiyle kullanılacak olan bazı ilaçlarla bu süreç kolaylaştırılabiliyor. Daha büyük taşlarda ise taşın lokalizasyonuna göre, medikal tedaviler, ESWL (beden dışı şok dalga tedavisi) veya kapalı endoskopik cerrahi tedaviler ile (URS, RIRS, PCNL, vb.) üriner sistem taşlardan tümüyle temizlenebiliyor. </p>
<p><strong>Ameliyatlar endoskopik kapalı yöntemle yapılıyor</strong></p>
<p>Böbrek taşlarının tedaviyle düşürülemediği durumlarda, geçmeyen veya tekrarlayan ağrılarda, böbrek fonksiyon kaybı riskinin arttığı tablolarda ve 2 cm&#8217;den büyük böbrek taşlarında ameliyat gündeme geliyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Tekin, günümüzde ameliyatların neredeyse tümünün, açık cerrahiye gerek kalmadan, endoskopik kapalı yöntemlerle yapıldığına değinerek, “Böbrek taşı ameliyatları, ciddi teknolojik gelişmelerle birlikte, son 20-25 yılda büyük değişim geçirdi. Aşırı büyük taşlar hariç, taşları normal idrar yolundan endoskopik kapalı girişimlerle tedavi edebiliyoruz. Sadece 2-3 mm’lik ince esnek aparatlarla böbreğe kadar ulaşıp, yeni nesil lazerler ile taşları yok edebiliyoruz. Kapalı yöntemler sayesinde hastalarımız ameliyatlardan sonra aynı gün evlerine dönebilmektedirler” diye konuşuyor.</p>
<p><strong>Önlemek tedaviden çok daha kolay! </strong></p>
<p>Teknolojik gelişmeler sayesinde böbrek taşı tedavisi büyük ilerleme kaydetse de önleyici tedbirler alınmazsa hastaların hemen hemen yarısında 5-10 yıl içerisinde tekrar taş gelişimi kaçınılmaz oluyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Tekin, aslında hastaların çoğunda böbrek taşlarının düzeltilebilir sebeplerden kaynaklandığını hatırlatarak “Sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla böbrek taşı oluşumunu önlemek her zaman tedavi etmekten daha kolaydır” diyor.  </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-bobrek-tasi-cok-yaygin-sebebi-ise-601247">Türkiye&#8217;de böbrek taşı çok yaygın, sebebi ise…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dr. Evre Yılmaz: &#8220;Bilimsel Olmayan İlk Yardım Uygulamaları, Hayati Risk Taşıyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dr-evre-yilmaz-bilimsel-olmayan-ilk-yardim-uygulamalari-hayati-risk-tasiyor-586012</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Oct 2025 12:33:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[evre]]></category>
		<category><![CDATA[İlk Yardım]]></category>
		<category><![CDATA[lk]]></category>
		<category><![CDATA[olmayan]]></category>
		<category><![CDATA[uygulama]]></category>
		<category><![CDATA[Yara]]></category>
		<category><![CDATA[yardım]]></category>
		<category><![CDATA[yaygın]]></category>
		<category><![CDATA[yılmaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586012</guid>

					<description><![CDATA[<p>İlk yardım, doğru ve etkin yapıldığında kişinin hayatta kalmasını sağlarken, yanlış uygulandığında ise ikinci bir yaralanmaya veya kalıcı sakatlıklara neden olabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-evre-yilmaz-bilimsel-olmayan-ilk-yardim-uygulamalari-hayati-risk-tasiyor-586012">Dr. Evre Yılmaz: &#8220;Bilimsel Olmayan İlk Yardım Uygulamaları, Hayati Risk Taşıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İlk yardım, doğru ve etkin yapıldığında kişinin hayatta kalmasını sağlarken, yanlış uygulandığında ise ikinci bir yaralanmaya veya kalıcı sakatlıklara neden olabiliyor. Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu İlk ve Acil Yardım Programı akademisyenlerinden Dr. Öğr. Üyesi Evre Yılmaz, ilk yardımın mutlaka eğitim almış kişiler tarafından uygulanması gerektiğini belirterek önemli bilgiler aktardı.<br />“Isı ile Yanmış Bölgeye Tereyağı, Diş Macunu ve Yoğurt Sürülmemelidir”<br />İlk yardımın, acil durumlarda insan hayatını koruyacak basit ama etkili girişimlerle hızlı biçimde uygulanması gerektiğini belirten KTO Karatay Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu İlk ve Acil Yardım Programı akademisyenlerinden Dr. Öğr. Üyesi Evre Yılmaz, “İlk yardım becerisi, acil durumlarda insan hayatını koruyacak basit ama etkili girişimlerin hızlı şekilde uygulanmasını gerektiriyor. Halk arasında yaygın olarak kabul gören, bilimsel temeli zayıf veya yanıltıcı olan bazı uygulamalar, yardımda bulunulan insanlara hem zarar verebiliyor hem de zaman kaybına neden olabiliyor. <br />Örneğin; birçok kişi yanık bölgesine tereyağı, yağ ya da evde hazırlanan merhemler sürmenin yararlı olacağını düşünüyor. Oysaki bu uygulama, yanığın iç ısısını hapsederek cilde zarar veriyor ve enfeksiyon riskini artırabiliyor. Aynı şekilde yoğurt ve diş macunu gibi steril olmayan maddeler yara bölgesine ek mikrop taşıyabiliyor. Doğru yaklaşım, yanan bölgeyi 10–20 dakika boyunca soğuk su ile soğutmak, ardından temiz ve nemli bir bez ile kapatmaktır. Derin yanıklarda ise zaman kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmak gerekiyor” şeklinde konuştu.<br />“Nöbet Geçiren Kişilere Keskin Kokular Koklatılmamalı ve Ağzı Zorla Açmak İçin Kuvvet Uygulanmamalı”<br />Nöbet geçiren birinin ağzını açmaya çalışmanın, ayılması için soğan gibi keskin kokular koklatmanın ya da ellerini açmaya çalışmanın en sık yapılan hatalardan biri olduğunu söyleyen Yılmaz; “Nöbet geçiren birinin ağzını açmaya çalışmak, ayılması için soğan gibi keskin kokular koklatmak ya da ellerini açmaya çalışmak en sık yapılan hatalardan biridir. Bir kişi nöbet geçiriyorsa, bu tür davranışlardan uzak durmak gerekiyor. Bunun yerine, kişinin baş bölgesi korunarak kendine zarar vermesi önlenmeli, kasılmaların bitmesi beklenmeli ve vakit kaybetmeden ambulans çağrılmalıdır” dedi.<br />“Zehirlenme Durumunda Hastayı Kusturmak Kesinlikle Yanlış Bir Uygulamadır”<br />Zehirlenme durumunda zehrin kesinlikle ağız yoluyla çıkarılmaması gerektiğine dikkat çeken Yılmaz; “Zehirlenme vakalarında halk arasındaki en yaygın inanış, etken maddenin ağız yoluyla çıkarılmasıdır. Zehirli maddenin ele temas etmesi durumunda eller bol sabunlu su ile yıkanmalı ve zehirlenen kişi kesinlikle kusturulmaya çalışılmamalıdır. Özellikle yakıcı maddelerin alındığı durumlarda hasta asla kusturulmamalıdır. Bu durum özofagus ve solunum yollarında ek yaralanmalara neden olabilir.  Zehirlenme durumunda da acil tıbbi yardım istenmelidir” ifadelerine yer verdi.<br />“Yılan ve Böcek Sokmalarında Kanın Emilesi Enfeksiyona Sebep Oluyor”<br />Yılmaz; &#8220;Yılan soktuğunda yarayı kesip emmek kesinlikle yanlıştır. Bu uygulama, bulaşıcı hastalık riski de taşır. Böcek ya da yılan sokmalarında, sokulan bölgenin kesilerek kanatılması veya kanın emilip tükürülmesi, işlemi yapan kişiye enfeksiyon bulaşmasına neden olabilir. Bu nedenle, böcek sokmalarında etkilenen bölgenin su ve sabunla temizlenmesi gerekir. Kaşıntı ve ağrının azaltılması için de buz ile soğuk uygulama yapılabilir” dedi.<br />“İlk Yardım Eğitimleri Yaygınlaştırılmalı”<br />İlk yardımın, kritik ve doğru kararların verilmesi ile anlamlı hale geldiğinin altını çizen Yılmaz; “İlk yardım uygulamalarında halk arasında yaygın biçimde kabul görmüş pek çok inanış, bilimsel kanıtlarla desteklenmeyen yanıltıcı bir yaklaşımlardır. İlk yardım, kritik ve doğru kararların verilmesi ile anlamlı hale gelir. Bilinen bu yanlışlar, sağlımız için büyük risk oluşturur ve durumun daha da kötüye gitmesine neden olur. Bu sebeple, toplumda ilk yardım eğitimlerinin yaygınlaştırılması, daha doğru ilk yardımın sağlanabilmesi için gerekli bir yaklaşımdır” diyerek ilk yardımın mutlaka eğitim almış kişilerce uygulanması gerektiğini hatırlattı.</p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-evre-yilmaz-bilimsel-olmayan-ilk-yardim-uygulamalari-hayati-risk-tasiyor-586012">Dr. Evre Yılmaz: &#8220;Bilimsel Olmayan İlk Yardım Uygulamaları, Hayati Risk Taşıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Günümüzün En Yaygın Hastalığı Depresyon Ama…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gunumuzun-en-yaygin-hastaligi-depresyon-ama-576667</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Sep 2025 14:12:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirtiler]]></category>
		<category><![CDATA[Benzer]]></category>
		<category><![CDATA[bozuklukları]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[günümüzün]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[tanısı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tiroid]]></category>
		<category><![CDATA[vitamin]]></category>
		<category><![CDATA[yaygın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576667</guid>

					<description><![CDATA[<p>Depresyon, günümüzde en yaygın ruh sağlığı sorunlarından biri olarak öne çıkıyor. Depresyona yönelik toplumsal farkındalığın artması bir yandan hastalığın erken tanısında önemli rol oynuyor ancak bir dezavatantajı da beraberinde getiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gunumuzun-en-yaygin-hastaligi-depresyon-ama-576667">Günümüzün En Yaygın Hastalığı Depresyon Ama…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Depresyon, günümüzde en yaygın ruh sağlığı sorunlarından biri olarak öne çıkıyor. Depresyona yönelik toplumsal farkındalığın artması bir yandan hastalığın erken tanısında önemli rol oynuyor ancak bir dezavatantajı da beraberinde getiriyor. Çünkü depresyon, benzer belirtiler gösteren farklı hastalıklarla da karıştırılabilir. Harvard Üniversitesi tarafından yapılan araştırmalara göre her 20 kişiden 1’i yanlış depresyon tanısı alıyor olabilir. Anemi, vitamin eksiklikleri, tiroid bozuklukları ve hormonal dengesizlikler gibi durumların depresyonla karıştırılabildiğini belirten <strong>Acıbadem Life Klinik Psikoloğu Cansu Çelik,</strong> ‘Her mutsuzluk depresyon değildir; hem bedeni hem zihni birlikte değerlendirmek tedavi başarısında kritik rol oynar’ diyor.”</p>
<p><strong>SADECE DEPRESYONDA GÖRÜNMEYEN BELİRTİLERE DİKKAT!</strong></p>
<p>Depresyon, günümüzde en yaygın ruh sağlığı sorunlarından biri olarak öne çıkıyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre dünya çapında yetişkinlerin yaklaşık %5’i depresyondan etkileniyor ve kadınlarda bu oran daha yüksek. Depresyonun uzun süreli üzüntü, ilgi kaybı, enerji düşüklüğü, uyku ve iştah değişimleri, konsantrasyon bozuklukları gibi belirtilerle kendini gösterdiğini belirten <strong>Klinik Psikolog Cansu Çelik</strong>, “Depresyon, çoğu zaman psikoterapi, ilaç tedavisi ve yaşam tarzı değişiklikleriyle kontrol altına alınabiliyor. Ancak depresyonun tanısını zorlaştıran faktörlerde mevcut. O da başka sağlık sorunlarının da benzer semptomlar göstermesi” uyarısında bulunuyor. </p>
<p><strong>DEPRESYON, ANEMİDEN MENOPOZA PEK ÇOK PROBLEMLE KARIŞTIRILABİLİR </strong></p>
<p>Harvard Üniversitesi tarafından yapılan araştırmalara göre depresyon tanısı alan her 20 yetişkinden 1’inin teşhisi yanlış olabilir. Bunun da en önemli etkeni başka hastalıkların depresyon belirtileri ile benzer semptomlar göstermesi. Anemi, vitamin eksiklikleri (B12, folat, D vitamini), tiroid bozuklukları, hormonal dengesizlikler, kan şekeri düzensizlikleri ve menopoz gibi durumların tıpkı depresyonda olduğu gibi yorgunluk, motivasyon kaybı, uyku bozuklukları ve duygu durum değişiklikleriyle kendini gösterebildiğini belirten <strong>Acıbadem Life Klinik Psikolog Cansu Çelik, “</strong>Dünya Sağlık Örgütü (WHO), aneminin dünya çapında özellikle kadınlar ve çocuklarda yaygın olduğunu ve tedavi edilmediğinde ruh hali üzerinde olumsuz etkiler yarattığını vurgular. Benzer şekilde, vitamin B12 ve folat eksiklikleri de yorgunluk, konsantrasyon sorunları, unutkanlık ve motivasyon kaybı gibi depresyonla örtüşen belirtiler yaratır. D vitamini eksikliği, kas zayıflığı, enerji düşüklüğü ve duygu durum değişimleriyle yine depresyonu taklit edebilir. Kronik yorgunluk sendromu ve fibromiyalji gibi kas-iskelet sistemi hastalıkları da hem sürekli ağrı hem de uyku bozuklukları yoluyla depresif bir tablo çizebilir. Tiroid bozuklukları, özellikle hipotiroidi, enerji azalması, kilo artışı, depresif ruh hali ve zihinsel yavaşlama gibi belirtilerle kolayca depresyonla karıştırılabilir. Kan şekeri düzensizlikleri ve diyabet, yorgunluk, kilo değişimi, sinirlilik ve motivasyon kaybıyla benzerlik gösterirken, hormonal dengesizlikler —özellikle doğum sonrası depresyonla karıştırılabilecek postpartum tiroidit gibi durumlar— da ayırıcı tanıyı güçleştirir. Menopoz döneminde östrojen seviyelerinin azalmasıyla ortaya çıkan uyku problemleri, duygusal dalgalanmalar ve odaklanma zorlukları ise yine depresyon tanısını düşündürebilir. Tüm bu sağlık sorunlarının ortak noktası, depresyonu andıran ama altta farklı biyolojik nedenlere dayanan semptomlar üretmeleri ve bu nedenle doğru tanı konulmadan tedaviye başlanmasının riskler taşımasıdır” uyarısında bulunuyor. </p>
<p><strong>DEPRESYONDA DOĞRU TANI İÇİN </strong></p>
<p>Günümüzde basit laboratuvar testleri ile anemi, vitamin eksiklikleri, tiroid bozuklukları ve hormonal dengesizlikler gibi depresyonu taklit eden durumların hızla tespit edilebildiğini belirten <strong>Acıbadem Life Klinik Psikolog Cansu Çelik, “</strong>Depresif belirtiler görüldüğünde kan tahlilleri, vitamin düzeyleri ve tiroid fonksiyon testleri gibi biyolojik kontrollerin yapılması, hem doğru tanı hem de etkili tedavi için kritik önem taşıyor. Unutmayın, her mutsuzluk depresyon değildir; zihni ve bedeni birlikte değerlendirmek, hayatın geri kalanını değiştirecek en değerli adımdır” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gunumuzun-en-yaygin-hastaligi-depresyon-ama-576667">Günümüzün En Yaygın Hastalığı Depresyon Ama…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ülkemizde yaygın görülen ama önemsenmeyen sorun: Kalp çarpıntısı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ulkemizde-yaygin-gorulen-ama-onemsenmeyen-sorun-kalp-carpintisi-574778</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Sep 2025 08:24:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[bazı]]></category>
		<category><![CDATA[bilge]]></category>
		<category><![CDATA[Çarpıntı]]></category>
		<category><![CDATA[çarpıntısı]]></category>
		<category><![CDATA[görülen]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kaya]]></category>
		<category><![CDATA[önemsenmeyen]]></category>
		<category><![CDATA[ritim]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[ülkemizde]]></category>
		<category><![CDATA[yaygın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=574778</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde yaygın bir sorun olan ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyen kalp çarpıntısı; kalp yetmezliği, inme veya ani kalp durması gibi ciddi sonuçlara yol açabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ulkemizde-yaygin-gorulen-ama-onemsenmeyen-sorun-kalp-carpintisi-574778">Ülkemizde yaygın görülen ama önemsenmeyen sorun: Kalp çarpıntısı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde yaygın bir sorun olan ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyen kalp çarpıntısı; kalp yetmezliği, inme veya ani kalp durması gibi ciddi sonuçlara yol açabiliyor. <strong>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Kaya Bilge</strong>, kalp çarpıntısının ihmale gelmez bir sorun olduğunu, ancak toplumumuzda çoğu kişinin, bu şikayeti çoğunlukla önemsemeyip, geçici bir durum sandığını belirterek “Bazı aritmiler zararsız olsa da, yalnızca stres ya da heyecandan kaynaklanmaz, kalpte ritim bozukluğu gibi altta yatan ciddi nedenler de olabilir. Bu nedenle çarpıntı şikayeti önemsenmeli, uzman bir aritmi merkezine başvurulmalıdır. Tedavi planı, kişiye özel yapılmalıdır” diyor. </p>
<p>Erken tanı ve doğru tedaviyle pek çok çarpıntının kalıcı olarak kontrol altına alınabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Bilge, ritim bozukluklarının tedavisinde ise, kardiyoloji alanındaki modern yöntemlerden biri olan ‘ablasyon’un öne çıktığını söylüyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Kaya Bilge, kalp çarpıntısına yol açan etkenleri sıraladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p>Kalbin normalden hızlı ya da düzensiz atması olarak tanımlanan kalp çarpıntısı, genetik etkenlerin yanı sıra sağlıksız yaşam alışkanlıklarının da etkisiyle ülkemizde giderek yaygınlaşıyor. <strong>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Kaya Bilge</strong>, kalbin hızlı, düzensiz, tekleme veya “kuş kanadı çırpması” gibi hissedilmesine neden olan kalp çarpıntısına bazı durumlarda göğüs ağrısı, nefes darlığı, baş dönmesi, bayılma, çabuk yorulma ve huzursuzluk gibi şikayetlerin de eşlik ettiğini belirterek “Acil değerlendirilmesi gereken durumların başında; şiddetli göğüs ağrısı, bayılma, ani nefes darlığı, konuşma bozukluğu veya felç bulguları ile gelen çarpıntı yer almaktadır” diyor. Çarpıntı sorunu yaşayan kişilerin kendi kendine teşhis koymak yerine, mutlaka bir kardiyoloji uzmanına başvurması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Bilge “Erken teşhis ve doğru yöntemle hem kalp sağlığını korumak hem de yaşam kalitesini yükseltmek mümkün olabilmektedir” diyor. </p>
<p><strong>Kalp çarpıntısını tetikleyen etkenler!</strong></p>
<p>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Bilge Kaya kalp çarpıntısının en sık tetikleyicilerini şöyle sıralıyor;</p>
<ul>
<li>Aşırı kafein (çay, kahve, enerji içeceği) tüketmek</li>
<li>Uykusuzluk</li>
<li>Stres, anksiyete</li>
<li>Alkol, sigara vb zararlı maddeler</li>
<li>Yoğun egzersiz </li>
<li>Kansızlık</li>
<li>Tiroid bozuklukları</li>
<li>Gebelik</li>
<li>Bazı ilaçlar ve uyarıcı haplar</li>
<li>Elektrolit dengesizlikleri (vücutta su ve tuz dengesizliği)</li>
</ul>
<p><strong>Altta kalp hastalığı mı yatıyor yoksa başka bir sorun mu?</strong></p>
<p>Kalp çarpıntısına yönelik tanıda muayene ve hasta öyküsünün önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Bilge şöyle konuşuyor: “EKG çarpıntı esnasında yakalanırsa en değerli testtir. Ritim izleme (24-48 saatlik holder, 7-14 günlük patch kayıtları, olay kaydedici veya nadir ataklar için implant edilebilir loop kayıt cihazı ile akıllı saat/telefon uyarıları yararlı ipucu olabilir ama tek başına tanı koydurmaz), Ekokardiyografi, Kan Testleri (Tiroid, elektrolitler, kansızlık vb), Efor testi ve gerektiğinde ileri testler yapılarak aritminin tipini kanıtlanmalı, altta yatan kalp hastalığı olup olmadığı saptanmalı ve kişiye özel olarak en uygun tedavi planlanmalıdır.” </p>
<p><strong>Modern sistemler 3 Boyutlu haritalama!</strong></p>
<p>Kalp çarpıntısının en yaygın nedenlerinden biri olan kalpte ritim bozukluğuna karşı ilaç tedavisinin, bazı hastalarda yeterli veya geçici çözüm olabildiğini belirten Prof. Dr. Bilge “İlaçlara rağmen çarpıntısı süren veya ilaçlara tolerans gösteremeyen hastalar başta olmak üzere bazı kişilerde ‘kalpkateter ablasyon’ denilen ablasyon tedavisinin uygulanması gerekiyor. Kateter ablasyonu, ritim bozukluğunun kaynağını kalpte hedefleyerek ısı (radyofrekans) veya soğuk (kriyoterapi) ile ortadan kaldıran girişimsel tedavidir. Birçok aritmide kalıcı çözüm sağlayabilir” diyor. Yöntemin, sedasyon altında yapıldığını yani hastanın bilincinin açık olduğunu ancak ağrı hissetmediğini kaydeden Prof. Dr. Ahmet Kaya Bilge “Bu yöntemde modern sistemler ve 3 Boyutlu haritalama ile radyasyon maruziyeti oldukça düşüktür; bazı işlemler X ışını kullanmadan yapılabilir. Çoğu hasta 2–3 gün içinde işe döner ama kompleks işlemlerde süre uzayabilir. Bazı aritmilerde tekrarlama olabilir, bu durumda yeniden ablasyon veya ilaç düzenlemesi gerekebilir” diye konuşuyor. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ulkemizde-yaygin-gorulen-ama-onemsenmeyen-sorun-kalp-carpintisi-574778">Ülkemizde yaygın görülen ama önemsenmeyen sorun: Kalp çarpıntısı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2 Eylül&#8217;de Uygulama Bazlı Taksi İçin Yeni İhale!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/2-eylulde-uygulama-bazli-taksi-icin-yeni-ihale-570080</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Aug 2025 08:07:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[ibb]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kayıt]]></category>
		<category><![CDATA[plaka]]></category>
		<category><![CDATA[taksi]]></category>
		<category><![CDATA[ulaşım]]></category>
		<category><![CDATA[uygulama]]></category>
		<category><![CDATA[yaygın]]></category>
		<category><![CDATA[yolcu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=570080</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), şehir içi ulaşımda konfor, güvenlik ve erişilebilirliği artırmak amacıyla, uygulama bazlı taksiler için yeni ihaleye çıkacak. 2 Eylül 2025 tarihinde yapılacak ihaleyle 150 yeni taksi daha sisteme katılacak. İhaleye katılmak isteyenler için son başvuru tarihi 1 Eylül 2025. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/2-eylulde-uygulama-bazli-taksi-icin-yeni-ihale-570080">2 Eylül&#8217;de Uygulama Bazlı Taksi İçin Yeni İhale!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), şehir içi ulaşımda konfor, güvenlik ve erişilebilirliği artırmak amacıyla, uygulama bazlı taksiler için yeni ihaleye çıkacak. 2 Eylül 2025 tarihinde yapılacak ihaleyle 150 yeni taksi daha sisteme katılacak. İhaleye katılmak isteyenler için son başvuru tarihi 1 Eylül 2025. </strong></p>
<p><strong>&#8216;Uygulama Bazlı Taksi Taşımacılığı&#8217; hakkında açıklama yapan İBB Genel Sekreter Yardımcısı Doç. Dr. Pelin Alpkökin, “Uygulama bazlı taksiler, dünyada yaygın olarak kullanılan bir model. İBB, hem İstanbullular hem de turistler için bu modern ve güvenli sistemi kademeli olarak yaygınlaştırmayı hedefliyor.” ifadelerini kullandı</strong></p>
<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), uygulama bazlı taksi modeliyle güvenli, dijital ve denetlenebilir ulaşımı yaygınlaştırıyor. <strong>2 Eylül 2025’te</strong> ikinci kez yapılacak ihalede sisteme 150 taksi daha dahil edilerek ulaşım hizmet kalitesinin artırılması hedefleniyor.</p>
<p>Yeni sistemde taksiler yalnızca dijital uygulamalar üzerinden çağrılacak. Böylece yolcu, aracın plakasını, şoför bilgisini ve güzergâhını uygulamadan görebilecek. Kısa mesafe almama, yolcu seçme, fazla ücret talebi gibi sorunların önüne geçilerek güvenli, kayıtlı ve izlenebilir bir ulaşım modeli hayata geçecek.</p>
<p><strong>PELİN ALPKÖKİN: “KÜRESEL STANDARTLARDA BİR SİSTEM”</strong></p>
<p>&#8216;Uygulama Bazlı Taksi Taşımacılığı&#8217; ihalesi hakkında açıklama yapan<strong> İBB Genel Sekreter Yardımcısı Doç. Dr. Pelin Alpkökin; </strong>“Uygulama bazlı taksiler, dünyada yaygın olarak kullanılan bir model. İBB, hem İstanbullular hem de turistler için bu modern ve güvenli sistemi kademeli olarak yaygınlaştırmayı hedefliyor.<strong> </strong>İBB’nin daha önce yaptığı fizibilite çalışmalarına göre, yatırımcılar bu sistemi ortalama beş yılda amorti edebiliyor. İlk beş yıl geri ödeme süreci, sonraki 24 yıl ise tamamen kâr anlamına geliyor. Bu yönüyle, ruhsatlar yatırımcılar için uzun vadeli güvenli bir fırsat sunuyor.</p>
<p><strong>YOLCULAR İÇİN DAHA GÜVENLİ ULAŞIM</strong></p>
<p>İstanbul’da uygulama bazlı taksilere olan talebin ancak beşte biri karşılanabiliyor. Bu yeni taksilerle birlikte arzın artırılması hedefleniyor. Sistemde tüm ödemeler elektronik ortamda gerçekleşiyor ve her yolculuk kayıt altında tutuluyor. Böylece hem yolcular hem de sürücüler açısından çok daha güvenli, şeffaf ve denetimli bir ulaşım hizmeti sağlanıyor.</p>
<p><strong>DURAK ENTEGRASYONU</strong></p>
<p>Yeni taksiler, durak sistemine entegre olacak. Ancak yolda el kaldırarak taksiye binmek mümkün olmayacak. Tüm çağrılar uygulama üzerinden yapılacak ve yolculukların başlangıç-bitiş noktaları kayıt altında tutulacak.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>YATIRIMCILARA UZUN VADELİ GÜVENCE</strong></p>
<p>İhaleyi kazananlar, İBB güvencesiyle 29 yıl boyunca taksi plakasına sahip olacak. Dijital taksi uygulamalarıyla entegre çalışan sistem, yatırımcılara sabit ve öngörülebilir kazanç modeli sunuyor. Temassız ödeme imkânı, düzenli takip ve şeffaf işleyiş sayesinde yatırımcılara her ay düzenli gelir sağlanabilecek.</p>
<p><strong>DENETİMLE KAYIT DIŞI UYGULAMAYA SON</strong></p>
<p>İstanbul’da yıllardır yasal zeminde olmayan plaka kiralama uygulamaları bu modelle kayıt altına alınıyor. Uygulamaya dahil araçlar her yıl <strong>Taşıt Hizmet Kalitesi Uygunluk Kontrolü (TAHKUK)</strong> denetiminden geçecek. Araç donanımı, sürücü davranışı, temizlik ve uygulama entegrasyonu gibi kriterlerle kalite sürekli kontrol altında tutulacak.</p>
<p><strong>TRAFİĞE NEFES ALDIRACAK</strong></p>
<p>Araştırmalara göre İstanbul’da taksilerin zamanının yaklaşık %40’ı yolcu aramakla geçiyor. Bu durum kent trafiğinde ciddi “boş dolaşım yükü” oluşturuyor. Uygulama bazlı sistemle bu oranların düşürülmesi hedefleniyor. Ayrıca her bir taksinin yaklaşık sekiz özel aracı trafikten çektiği göz önünde bulundurulduğunda, modelin trafik rahatlatıcı etkisi öne çıkıyor.</p>
<p><strong>İHALE TAKVİMİ VE KATILIM ŞARTLARI</strong></p>
<p><strong>Son Başvuru Tarihi: </strong>1 Eylül 2025 12.00</p>
<p><strong>İhale Tarihi: </strong>2 Eylül 2025, saat 11:00’de Dr. Mimar Kadir TOPBAŞ Gösteri ve Sanat Merkezi Yenikapı Etkinlik Alanı’nda</p>
<ul>
<li><strong>Plaka Sayısı:</strong> 150</li>
<li><strong>Kullanım Detayları:</strong> Araçlar, mobil uygulama üzerinden çağrılacak olup dijital taksimetre uygulamasına sahip olacak. Uygulama Bazlı Taksiler UKOME kararlarına tabi.</li>
<li><strong>Süre:</strong> İhaleyi kazanan kişilere, 29 yıllığına taksi ruhsatı ve plakası verilecek. İlk yıl plaka devredilemeyecek.</li>
<li><strong>Kontrol:</strong> Araçlar, İBB tarafından belirlenen teknik ve hizmet standartlarına uygun olacak.</li>
<li><strong>Kimler Katılabilir:</strong> 22-69 yaş aralığında, B sınıfı sürücü belgesine sahip, İstanbul’da ikamet eden, sabıka kaydı bulunmayan ve üzerine kayıtlı toplu ulaşım aracı (taksi, minibüs, okul servisi, personel servisi vb.) bulunmayan kişiler ihaleye katılabilir</li>
</ul>
<p>Detaylı bilgi ve başvuru için: <strong>taksi.ibb.istanbul</strong></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/2-eylulde-uygulama-bazli-taksi-icin-yeni-ihale-570080">2 Eylül&#8217;de Uygulama Bazlı Taksi İçin Yeni İhale!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>En yaygın bilgi hırsızına küresel darbe</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/en-yaygin-bilgi-hirsizina-kuresel-darbe-538157</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 May 2025 07:24:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[darbe]]></category>
		<category><![CDATA[hırsızına]]></category>
		<category><![CDATA[küresel]]></category>
		<category><![CDATA[yaygın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=538157</guid>

					<description><![CDATA[<p>Siber güvenlik şirketi ESET, son iki yılın  en yaygın bilgi hırsızlarından biri olan  Lumma Stealer'ı engellemek için küresel olarak koordine edilen bir operasyonda yer aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/en-yaygin-bilgi-hirsizina-kuresel-darbe-538157">En yaygın bilgi hırsızına küresel darbe</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Siber güvenlik şirketi ESET, son iki yılın  en yaygın bilgi hırsızlarından biri olan</strong>  <strong>Lumma Stealer&#8217;ı engellemek için küresel olarak koordine edilen bir operasyonda yer aldı.</strong><strong> Microsoft tarafından yönetilen operasyon, geçtiğimiz yıldan bilinen tüm C&#038;C sunucuları da dahil olmak üzere Lumma Stealer altyapısını hedef aldı ve botnet&#8217;i büyük ölçüde çalışamaz hâle getirdi. ESET, Lumma Stealer geliştiricileri zararlı yazılımı aktif olarak geliştirip sürdürdükleri için hem teknik analiz hem de istatistiksel bilgiler sağladı ve on binlerce örnekten temel verileri çıkardı.</strong></p>
<p>ESET, Microsoft, BitSight, Lumen, Cloudflare, CleanDNS ve GMO Registry ile iş birliği yaparak kötü şöhretli bir hizmet olarak kötü amaçlı yazılım bilgi hırsızı olan Lumma Stealer&#8217;a karşı küresel bir kesinti operasyonu gerçekleştirdi. Operasyon Lumma Stealer altyapısını, özellikle de geçtiğimiz yılın bilinen tüm C&#038;C sunucularını hedef alarak botnet&#8217;i büyük ölçüde çalışamaz hâle getirdi.</p>
<p><strong>Lumma Stealer&#8217;ı izleyen ve araştıran ESET araştırmacısı Jakub Tomanek </strong>yaptığı açıklamada şunları söyledi: &#8220;ESET otomatik sistemleri on binlerce Lumma Stealer örneğini işleyerek C&#038;C sunucuları ve iştirak tanımlayıcıları gibi temel unsurları çıkarmak için bunları inceledi. Bu sayede Lumma Stealer&#8217;ın faaliyetlerini sürekli olarak izleyebildik, iştirakleri kümeleyebildik, geliştirme güncellemelerini takip edebildik ve daha fazlasını yapabildik. Lumma Stealer gibi Infostealer zararlı yazılım aileleri, genellikle gelecekteki çok daha yıkıcı saldırıların habercisidir. Toplanan kimlik bilgileri, siber suç yeraltı dünyasında değerli bir metadır ve ilk erişim aracıları tarafından fidye yazılımı iştirakleri de dahil olmak üzere çeşitli diğer siber suçlulara satılır. Lumma Stealer son iki yıldır en yaygın bilgi hırsızlarından biri oldu ve dünyanın dokunulmadık hiçbir yerini bırakmadı. Bu küresel kesinti operasyonu, Lumma Stealer&#8217;ı uzun süreli takibimiz sayesinde mümkün oldu. Microsoft&#8217;un öncülük ettiği kesinti operasyonu, bilinen tüm Lumma Stealer C&#038;C alan adlarını ele geçirerek Lumma Stealer&#8217;ın bilgi sızdırma altyapısını işlevsiz hâle getirmeyi amaçladı. Ancak ESET, bu kesinti operasyonunun ardından Lumma Stealer faaliyetlerini yakından izlerken diğer bilgi hırsızlarını da takip etmeye devam edecek.”</p>
<p><strong>Düzenli olarak  geliştiriliyor</strong></p>
<p>Lumma Stealer geliştiricileri, kötü amaçlı yazılımı aktif olarak geliştiriyor ve bakımını yapıyordu. ESET, küçük hata düzeltmelerinden dize şifrelemesinin tamamen değiştirilmesine ve ağ protokolü güncellemelerine kadar değişen kod güncellemelerini düzenli olarak tespit etti. Botnet operatörleri ayrıca paylaşılan ağ altyapısını da aktif olarak sürdürdü. ESET, 17 Haziran 2024 ile 1 Mayıs 2025 tarihleri arasında, Telegram tabanlı ölü nokta çözümleyicilerine yönelik ara sıra yapılan güncellemeleri de dahil olmak üzere, her hafta yaklaşık ortalama 74 yeni alanın ortaya çıktığı toplam 3.353 benzersiz C&#038;C alanını gözlemledi. Devam eden bu evrim, Lumma Stealer&#8217;ın oluşturduğu önemli tehdidin altını çiziyor ve kesinti çabalarının önemini vurguluyor.</p>
<p><strong>Abonelik usulü çalışan kötü amaçlı yazılım</strong></p>
<p>Lumma Stealer, kötü amaçlı yazılım kavramını bir hizmet olarak benimsiyor ve iştirakçiler, en son kötü amaçlı yazılım yapılarını ve veri sızıntısı için gerekli ağ altyapısını almak için katmanlarına göre aylık bir ücret ödüyorlar. Katmanlı abonelik modeli, her biri giderek daha sofistike özelliklere sahip olan aylık 250 ila 1000 dolar arasında değişen fiyat aralıklarına sahiptir. Lumma Stealer&#8217;ın operatörleri ayrıca çalınan verileri aracılar olmadan satmak için bir derecelendirme sistemi ile bağlı kuruluşlar için bir Telegram pazarı oluşturdu. Yaygın dağıtım yöntemleri arasında kimlik avı, kırılmış yazılım ve diğer kötü amaçlı yazılım indiricileri yer alıyor. Lumma Stealer, analizi olabildiğince karmaşık hâle getiren az sayıda ama etkili bir anti-emülasyon tekniği kullanmaktadır. Bu teknikler tespitten kaçmak ve güvenlik analistlerinin çabalarını engellemek için tasarlanmıştır.</p>
<p>Microsoft&#8217;un Dijital Suçlar Birimi, Amerika Birleşik Devletleri Georgia Kuzey Bölgesi Bölge Mahkemesi tarafından verilen bir mahkeme kararıyla Lumma Stealer&#8217;ın altyapısının bel kemiğini oluşturan kötü amaçlı alan adlarının kaldırılmasını, askıya alınmasını, el konulmasını ve engellenmesini kolaylaştırdı. ABD Adalet Bakanlığı eş zamanlı olarak Lumma Stealer kontrol paneline de el koyarak Lumma Stealer pazarını ve dolayısıyla Lumma Stealer kötü amaçlı yazılımının alıcılarını hedef aldı. Bu işlem Europol&#8217;ün Avrupa Siber Suç Merkezi (EC3) ve Japonya&#8217;nın Siber Suç Kontrol Merkezi (JC3) ile koordine edilerek yerel Lumma Stealer altyapısının askıya alınması sağladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/en-yaygin-bilgi-hirsizina-kuresel-darbe-538157">En yaygın bilgi hırsızına küresel darbe</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kaspersky, yaygın olarak kullanılan Cinterion modemlerde önemli güvenlik riskleri tespit etti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kaspersky-yaygin-olarak-kullanilan-cinterion-modemlerde-onemli-guvenlik-riskleri-tespit-etti-458629</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 May 2024 08:24:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[cinterion]]></category>
		<category><![CDATA[etti]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[kaspersky]]></category>
		<category><![CDATA[kullanılan]]></category>
		<category><![CDATA[modemlerde]]></category>
		<category><![CDATA[olarak]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[riskleri]]></category>
		<category><![CDATA[tespit]]></category>
		<category><![CDATA[yaygın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=458629</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kaspersky ICS CERT araştırmacıları, Cinterion hücresel modemlerde kritik güvenlik açıkları tespit etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaspersky-yaygin-olarak-kullanilan-cinterion-modemlerde-onemli-guvenlik-riskleri-tespit-etti-458629">Kaspersky, yaygın olarak kullanılan Cinterion modemlerde önemli güvenlik riskleri tespit etti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Söz konusu keşif, uzaktan yetkisiz bir saldırganın istediği kodları çalıştırmasına olanak tanıyan ve milyonlarca endüstriyel cihaz için büyük bir tehdit oluşturan açıkları gözler önüne seriyor. Kaspersky uzmanları, 11 Mayıs&#8217;ta Berlin&#8217;de düzenlenen OffensiveCon&#8217;da keşfedilen güvenlik açıklarıyla ilgili ayrıntıları sundu. </strong></p>
<p>Kaspersky ICS CERT, milyonlarca cihazda yaygın olarak kullanılan ve küresel bağlantı altyapısında hayati önem taşıyan Cinterion hücresel modemlerde ciddi güvenlik açıkları tespit etti. Keşfedilen güvenlik açıkları, uzaktan kod çalıştırmaya ve yetkisiz ayrıcalık yükseltmeye izin veren önemli kusurlar içeriyor ve endüstriyel, sağlık, otomotiv, finans ve telekomünikasyon sektörlerinin temelini oluşturan entegre iletişim ağları ve IoT cihazları için büyük risk oluşturuyor.</p>
<p>Tespit edilen güvenlik açıkları arasında en endişe verici olanı, modemin SUPL mesaj işleyicilerindeki bir yığın taşması güvenlik açığı olan CVE-2023-47610 olarak açıklandı. Bu açık, uzaktan saldırganların SMS yoluyla istedikleri kodu çalıştırmasına olanak tanıyarak modemin işletim sistemine benzeri görülmemiş ölçüde erişim sağlıyor. Bu erişim aynı zamanda RAM ve flash belleğin manipülasyonunu da kolaylaştırarak modemin işlevleri üzerinde tam kontrol sağlama potansiyelini artırıyor. Üstelik bunların tümü kimlik doğrulama ya da cihaza fiziksel erişim gerektirmeden gerçekleştirilebiliyor.</p>
<p>Yapılan detaylı incelemeler, modemlerde çalışan Java tabanlı uygulamalar olan MIDlet&#8217;lerin işlenmesinde önemli güvenlik açıkları bulunduğunu ortaya çıkardı. Saldırganlar dijital imza kontrollerini atlatarak bu uygulamaların bütünlüğünü tehlikeye atabiliyor ve yüksek ayrıcalıklarla yetkisiz kod yürütülmesini sağlayabiliyor. Bulunan açık sadece veri gizliliği ve bütünlüğü için değil, aynı zamanda daha geniş ağ güvenliği ve cihaz bütünlüğü için de önemli riskler oluşturuyor.</p>
<p>Kaspersky ICS CERT Başkanı <strong>Evgeny Goncharov</strong>, bulunan açıkları şöyle yorumladı: <em>“Bulduğumuz güvenlik açıkları, bu cihazların çeşitli sektörlerde yaygın olarak kullanıldığı göz önüne alındığında, kapsamlı küresel bozulma potansiyelini ortaya koyuyor. Olası aksaklıklar ekonomik ve operasyonel etkilerden güvenlik sorunlarına kadar uzanıyor. Modemler tipik olarak matruşka tarzında diğer çözümlere entegre edildiğinden ve bir satıcının ürünleri diğerininkilerin üzerine yerleştirildiğinden, etkilenen son ürünlerin bir listesini derlemek zor. Etkilenen satıcılar riskleri yönetmek için kapsamlı çaba sarf etmek zorunda ve bu risklerin azaltılması da genellikle yalnızca telekom operatörleri tarafından gerçekleştirilebilir. Derinlemesine analizimizin paydaşların acil güvenlik önlemlerini devreye almasına yardımcı olacağını ve gelecekteki siber güvenlik araştırmaları için değerli bir referans noktası oluşturacağını umuyoruz.”</em></p>
<p>Kaspersky, CVE-2023-47610 güvenlik açığının oluşturduğu tehdide karşı koymak için tek bir güvenilir çözüm öneriyor: Gerekli olmayan SMS mesajlaşma özelliklerini devre dışı bırakmak ve sıkı güvenlik ayarlarına sahip özel APN&#8217;ler kullanmak. CVE-2023-47611 ile CVE-2023-47616 arasında kayıtlı diğer sıfır gün güvenlik açıklarıyla ilgili olarak Kaspersky, MIDlet&#8217;ler için sıkı dijital imza doğrulaması uygulanmasını, cihazlara fiziksel erişimin kontrol edilmesini ve düzenli güvenlik denetimleri ve güncellemeleri yapılmasını tavsiye ediyor.</p>
<p>Yapılan keşiflerin devamında, tüm bulgular kamuya açıklanmadan önce proaktif olarak üretici ile paylaşıldı. Gemalto tarafından geliştirilen Cinterion modemler, makineden makineye (M2M) ve IoT iletişimlerinde köşe taşı niteliğinde bileşenler olup, endüstriyel otomasyon ve araç telematiklerinden akıllı ölçüm ve sağlık hizmetlerinin izlenmesine kadar geniş bir uygulama yelpazesini destekliyor. İlk geliştirici olan Gemalto daha sonra Thales tarafından satın alınmıştı. Ardından 2023 yılında Telit, Cinterion modemleri de dahil olmak üzere Thales&#8217;in hücresel IoT ürünleri işini satın aldı.</p>
<p>Kaspersky uzmanları, IoT cihazlarına bağlı sistemleri korumanız için şunları öneriyor:</p>
<ul>
<li>Kritik sistemleri korumaktan sorumlu güvenlik ekibiniz için güncel tehdit istihbaratı sağlayın. Threat Intelligence Reporting hizmeti, mevcut tehditler ve saldırı vektörlerinin yanı sıra savunmasız unsurlar ve bunların nasıl azaltılacağı hakkında içgörüler sağlar.</li>
<li>Güvenilir bir uç nokta güvenlik çözümü kullanın. Kaspersky Next&#8217;teki özel bir bileşen, dosyaların davranışındaki anormallikleri tespit edebilir ve dosyasız kötü amaçlı yazılım etkinliğini ortaya çıkarabilir.</li>
<li>Kurumsal uç noktaların yanı sıra endüstriyel uç noktaları da koruduğunuzdan emin olun. Kaspersky Industrial CyberSecurity çözümü, uç noktalar için özel koruma sağlamanın yanında endüstriyel ağdaki şüpheli ve potansiyel olarak kötü amaçlı etkinlikleri ortaya çıkarmak için ağ izleme içerir.</li>
<li>Üretim sürecinde kaza, insan faktörü veya siber saldırıdan kaynaklanan sorunları ortaya çıkarmak ve kesintiyi önlemek için Kaspersky Machine Learning for Anomaly Detection yardımcı olabilir.</li>
<li>Siber saldırılara karşı doğuştan gelen koruma oluşturmak için Siber Bağışıklık çözümlerini değerlendirin.</li>
<li>Cihazları farklı saldırı vektörlerinden koruyan Kaspersky Embedded Systems Security gibi bir güvenlik çözümü kurun. Cihaz son derece düşük sistem özelliklerine sahipse Kaspersky çözümü cihazı yine de Varsayılan Reddetme senaryosuyla koruyacaktır.</li>
</ul>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaspersky-yaygin-olarak-kullanilan-cinterion-modemlerde-onemli-guvenlik-riskleri-tespit-etti-458629">Kaspersky, yaygın olarak kullanılan Cinterion modemlerde önemli güvenlik riskleri tespit etti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bal arıları tehdit altında! Pestisitlerin yaygın kullanımı, bal arılarını tehdit ediyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bal-arilari-tehdit-altinda-pestisitlerin-yaygin-kullanimi-bal-arilarini-tehdit-ediyor-456947</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 May 2024 08:54:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[altında]]></category>
		<category><![CDATA[arıları]]></category>
		<category><![CDATA[arılarını]]></category>
		<category><![CDATA[bal]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[pestisitlerin]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[yaygın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=456947</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bal arılarının azalmasında doğal ortam kaybı ve kentleşmenin genişlemesi gibi faktörler önemli rol oynadığını dile getiren uzmanlar, iklim değişikliğinin, bitki çeşitliliği üzerinde olumsuz etkilere neden olarak arı popülasyonunu etkilediğini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bal-arilari-tehdit-altinda-pestisitlerin-yaygin-kullanimi-bal-arilarini-tehdit-ediyor-456947">Bal arıları tehdit altında! Pestisitlerin yaygın kullanımı, bal arılarını tehdit ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bal arılarının azalmasının, gıda güvenliği ve ekosistem dengesi üzerinde olumsuz etkilere yol açabildiğini de kaydeden uzmanlar, bal arısı popülasyonlarının azalmasına katkıda bulunan başlıca nedenlerden birinin, pestisitlerin yaygın kullanımı ve bunlara maruz kalınması olduğunu vurguluyor.Formun Üstü</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Program Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Tuğba Kaman, arı ölümleri konusunu değerlendirerek, bal arılarındaki azalmanın önlenmesi için yapılması gerekenleri dile getirdi.</p>
<p><strong>Pestisitlerin yaygın kullanımı bal arısı popülasyonlarının azalmasına neden oluyor!</strong></p>
<p>“Bal arısı popülasyonlarının azalmasının başlıca nedenlerden biri, pestisitlerin yaygın kullanımı ve bunlara maruz kalmadır.” diyen Dr. Öğretim Üyesi Tuğba Kaman, “Özellikle neonikotinoid gibi insektisitler (böcek ilacı), arıların bağışıklık sistemlerini zayıflatır. Navigasyon yeteneklerini bozarak üreme başarısını etkiler ve bu durum zamanla koloni kayıplarına ve popülasyonun azalmasına neden olabilir. Neonikotinoidlerin yanı sıra organofosfatlar ve piretroidler gibi diğer pestisitler de (tarımda kullanılan kimyasallar) bal arıları için risk oluşturmaktadır. Bu kimyasalların bitkilerin elektrik alanını değiştirdiği ve buna bağlı olarak da arıların çiçekleri algılama şeklinin değiştiği bildirilmiştir. Ayrıca bu kimyasallar arılar üzerinde akut veya ölümcül olmayan etkilere sahip olabilir.” dedi.</p>
<p><strong>Doğal ortam kaybı azalma nedeni!</strong></p>
<p>Doğal ortam kaybı, kentleşmenin genişlemesi ve mono kültürlü tarım alanları da bal arılarının azalmasına neden olduğunu anlatan Dr. Tuğba Kaman, “Bal arıları, beslenme ihtiyaçlarını karşılamak için yıl boyunca çeşitli nektar ve polen kaynaklarına güvenir. Bu çeşitli yem kaynaklarının kaybı, temel besin maddelerinin mevcudiyetini sınırlayarak bal arısı kolonilerini zayıflatır ve onları diğer stres etkenlerine karşı daha savunmasız hale getirir.” diye konuştu. </p>
<p><strong>Varroa akarları; arıların bağışıklık sistemlerini zayıflatıyor…</strong></p>
<p>Modern tarım uygulamalarının bal arılarının kritik yiyecek arama dönemlerinde çiçekli bitkileri bulamaması ve beslenme yetersizliklerine neden olabileceğini kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Tuğba Kaman, “Bu da arılarının genel sağlığını ve hayatta kalmasını tehlikeye atabilir. Bal arıları aynı zamanda parazitler ve hastalıklardan kaynaklanan önemli zorluklarla da karşı karşıyadır. Arı akarı (Varroa destructor), dünya çapında bal arısı kolonilerini etkileyen en yıkıcı zararlılardan biridir. Bu parazitik akarlar bal arısı kovanlarını istila ederek arıların kanıyla beslenir ve virüsleri yayar. Varroa akarları; arıların bağışıklık sistemlerini zayıflatıyor ve ömürlerini kısaltıyor. Tedavi edilmezse tüm kolonilerin çökmesine neden olabilir.” diye bilgi verdi.</p>
<p>Bal arılarının çeşitli viral, bakteriyel ve mantar enfeksiyonlarına karşı hassas olduğunu da ifade eden Dr. Kaman, arılarda deformasyonlara ve uçuş yeteneklerinin azalmasına neden olabilen Deforme Kanat Virüsü (DWV) ve arıların sindirim sistemini etkileyen bir mantar hastalığı olan Nosema gibi hastalıkların da bal arısı kolonilerini zayıflattığını kaydetti.</p>
<p><strong>İklim değişikliği de arı popülasyonu etkiliyor…</strong></p>
<p>“İklim değişikliğinin bitki çeşitliliği üzerinde etkileri de arı popülasyonunu doğrudan ve dolaylı olarak etkileyerek arı popülasyonunun azalmasına neden olabiliyor.” diyen Dr. Öğretim Üyesi Tuğba Kaman, “İklim değişikliği özellikle bazı bitkilerde çiçeklenme döneminin etkilemesine, bazı bitkilerde çiçeklerin kaybına neden olabiliyor. Yeterli polen ve nektara ulaşamayan bal arılarında ise açlığa bağlı olarak kayıplar yaşanabiliyor.” dedi.</p>
<p><strong>Arılar polen aktararak bitkinin üremesini kolaylaştırıyor</strong></p>
<p>Arıların ve diğer böceklerin tozlaştırıcılarının ekosistemlerimiz ve biyoçeşitliliğimiz için önemli bir konu olduğunu kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Tuğba Kaman, “Bal arılarının azalması, ekosistemler içindeki karmaşık etkileşim ağını bozabilir ve potansiyel olarak dengesizliklere ve biyolojik çeşitlilik üzerinde kademeli etkilere yol açabilir. Arılar en önemli tozlaştırıcılardan olup bir bitkiden diğerine polen aktararak bitkinin üremesini kolaylaştırırlar. Arı popülasyonunda azalma tozlaşmanın azalmasına neden olur. Bal arıları tarafından azaltılan tozlaşma, bitki türü çeşitliliğinin azalmasına ve bitki topluluklarının kompozisyonunun değişmesine neden olabilir.” diye anlattı. </p>
<p><strong>Arılar dünyadaki gıda ürünlerinin önemli bir kısmının tozlaşmasından sorumlu</strong></p>
<p>Arı popülasyonunun azalmasının insan sağlığına etkilerini de dile getiren Dr. Öğretim Üyesi Tuğba Kaman, “Arılar gibi tozlayıcılar küresel gıda tedarik zinciri için çok önemlidir. Arılarla tozlaşma sayesinde büyük miktarda diyet çeşitliliği sağlanıyor. Ayrıca tozlaşma, mahsullerin verimini, kalitesini ve dayanıklılığını artırabiliyor. Tüm gıda mahsulleri arılar tarafından tozlaşmaz ancak arılar birincil tozlaştırıcılardır ve dünyadaki gıda ürünlerinin önemli bir kısmının tozlaşmasından sorumludur. Tozlaştırıcılar olmadan, yiyecek olarak ihtiyacımız olan mahsullerin çoğunu yetiştiremeyiz. Bu da birçok meyve, sebze ve yemişin üretiminde düşüş yaşanmasına neden olacaktır. Artan gıda fiyatları ve bazı mahsullerin zor bulunması söz konusu olur.” dedi. </p>
<p>Arılar ve diğer polen taşıyıcıların popülasyonlarının sayısı ve çeşitliliğindeki azalmanın, tarımsal verimde potansiyel kayıplarla birlikte gıda güvenliğini de etkileyeceğini vurgulayan Dr. Öğretim Üyesi Tuğba Kaman, “Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO<strong>)</strong>, arı popülasyonu azalmasındaki bu eğilimin devam etmesi halinde bunun küresel beslenme ve gıda bulunabilirliği üzerinde büyük bir etkiye sahip olacağı konusunda uyarıyor.” dedi. </p>
<p><strong>Arıcılara, kovan yönetimi ve hastalıkların önlenmesi konusunda eğitim verilmeli</strong></p>
<p>Bal arılarındaki azalmanın nedenlerini ve etkilerini anlamanın ve etkili koruma stratejileri geliştirmenin önemine işaret eden Dr. Öğretim Üyesi Tuğba Kaman, pestisit kullanımını azaltarak, arı dostu yaşam alanları oluşturmanın bal arılarının azalmasının etkilerinin hafifletilmesinde hayati bir rol oynayacağını, ayrıca arıcılara, kovan yönetimi ve hastalıkların önlenmesi konusunda eğitim verilerek, arı sağlığını geliştiren ve koloni kayıplarını azaltan sürdürülebilir uygulamalar benimsetilmesi gerektiğini de dile getirdi. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bal-arilari-tehdit-altinda-pestisitlerin-yaygin-kullanimi-bal-arilarini-tehdit-ediyor-456947">Bal arıları tehdit altında! Pestisitlerin yaygın kullanımı, bal arılarını tehdit ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadınlarda Yaygın Ama Az Bilinen Hastalığa Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kadinlarda-yaygin-ama-az-bilinen-hastaliga-dikkat-441999</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Feb 2024 21:05:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ama]]></category>
		<category><![CDATA[bilinen]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığa]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlarda]]></category>
		<category><![CDATA[yaygın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=441999</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir hastalık düşünün ki en alakasız görünen organı bile etkileyip, yol açtığı bambaşka sorunlarla kişinin ‘doktor doktor gezmesine’, yıllarca tanısı konulamadığından derdine çare bulamamasına neden olsun! İşte, kadınların hayatını kabusa çevirebilen bu sinsi hastalığın adı;</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadinlarda-yaygin-ama-az-bilinen-hastaliga-dikkat-441999">Kadınlarda Yaygın Ama Az Bilinen Hastalığa Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir hastalık düşünün ki en alakasız görünen organı bile etkileyip, yol açtığı bambaşka sorunlarla kişinin ‘doktor doktor gezmesine’, yıllarca tanısı konulamadığından derdine çare bulamamasına neden olsun! İşte, kadınların hayatını kabusa çevirebilen bu sinsi hastalığın adı; Derin Pelvik Endometriozis! <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Faruk Abike</strong> endometriozisin toplumda sadece ‘çikolata kisti’ olarak algınlanmasının da hastalığın teşhisini geciktirdiğini, bu nedenle bu algının değiştirilmesi gerektiğini vurguluyor. Doç. Dr. Faruk Abike, geçmeyen bağırsak şikayetlerinden cinsel ilişki sırasında ağrıya, idrar yolları sorunlarından kasık, bel ve sırt ağrısına kadar, tutulum yaptığı organa göre birçok şikayete neden olabilen endometriozisin en şiddetli türü olan Derin Pelvik Endometriozisi anlattı, yaşam konforunu artırıcı önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Halk arasında ‘çikolata kisti’ olarak adlandırılan endometriozis, endometrium dokusunun rahim dışındaki bölgelerde tutulum yapması anlamına geliyor. Toplumda sanılanın aksine ‘çikolata kisti’ endometriozisin çeşitlerinden sadece biri olup, çok daha şiddetli türü olarak karşımıza Derin Pelvik Endometriozis çıkıyor! <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Faruk Abike</strong> “Endometriozis hastalığının sadece çikolata kisti olarak algılanması son derece yanlıştır ve bu yanlış algının bir an önce değiştirilmesi gerekir. Çünkü hastada çikolata kisti saptanmamış olsa da, endometriozisin en şiddetli çeşidi olan Derin Pelvik Endometriozis söz konusu olabilir ve mutlaka tedavi edilmesi gerekir” diyor. Birçok hastalığı taklit ederek o hastalıkların şikayetlerine yol açtığı için Derin Pelvik Endometriozisin teşhisinin 10 yılı bile bulabildiğini belirten Doç. Dr. Faruk Abike şöyle konuşuyor: “Derin Pelvik Endometriozis; bağırsakların tıkanmasına, geçmeyen gaz yakınmalarına, dışkılama sırasında ağrıya, ishal ve kabızlığa, cinsel ilişki sırasında ve adet döneminde şiddetli ağrıya, kasık, bel ve sırt ağrılarına neden olabilir. Bağırsak tutulumu olan hastalarda sıklıkla karınlarında sanki hamileymiş gibi şişlik sorunu yaşanır. Anne olmanın önündeki en önemli engellerden de biridir.”</p>
<p> </p>
<p><strong>Erken teşhis ve tedavi için bu önerilere dikkat!</strong></p>
<p> </p>
<p>Özellikle zamanla artan adet sancısı, cinsel ilişki sırasında ağrı, gebe kalamama, bağırsak sorunları ve anormal kanama sorunları olan kadınlarda ultrason veya diğer görüntüleme yöntemlerinde hiçbir patoloji saptanılmasa bile, mutlaka endometriozis konusunda deneyimli bir jinekolog tarafından değerlendirme yapılması gerektiğini belirten Doç. Dr. Faruk Abike “Derin Pelvik Endometriozisin teşhisi klasik görüntüleme yöntemleri ile çok zor olup, bu hastalık konusunda deneyimli olan bir Kadın Doğum Uzmanına jinekolojik muayene ve özel tekniklerle yapılan transvaginal ultrason incelemesi, gerekli durumlarda MR incelemesi ile tanı konulur. Tanı konulduktan sonra, uygun tedavi seçenekleri belirlenir ve hastanın semptomları yönetilir. Bu hastalığın erken tanı ve tedavisi, hastaların yaşam kalitesini artırabilir ve doğurganlık sorunlarını azaltabilir” diyor. Tedavinin kişiye özel yaklaşımlarla; medikal tedavi, diyet değişiklikleri ya da cerrahi müdahale gibi uygulamalarla yapılabileceğini belirten Doç. Dr. Faruk Abike, kişiye özel yaklaşımla hareket edilmesinin çok önemli olduğunu söylüyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Derin Pelvik Endometriozise Karşı Etkili Önlemler!</strong></p>
<p> </p>
<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Faruk Abike, Derin Pelvik Endometriozis hastalığıyla başa çıkmak için önerilerini 7 maddede sıralıyor;    </p>
<p> </p>
<ul>
<li>Doktorunuzla düzenli iletişimde olun. Şikayetlerinizde bir değişiklik olursa veya yeni sorunlar ortaya çıkarsa mutlaka haberdar edin. </li>
<li>Tedavi planınızı aksatmayın. Gerekirse planınızı doktorunuzla gözden geçirin.</li>
<li>Hafif egzersizler yapın ancak aşırı egzersizden kaçının. Doktorunuza danışmadan yeni bir egzersiz programına başlamayın.</li>
<li>Anti-inflamatuar özelliklere sahip besinleri içeren bir diyet benimseyin. C vitamini, omega-3 yağ asitleri ve lif içeren gıdalar, iltihaplanmayı azaltabilir.</li>
<li>Stres hastalık şikayetlerinizi artırabilir. Meditasyon, derin nefes alma teknikleri, yoga veya terapi gibi stres yönetimi tekniklerini uygulayın. </li>
<li>Derin Pelvik Endometriozis ile başa çıkma sürecinde destek gruplarına katılmak, diğer insanlarla deneyimleri paylaşmak ve duygusal destek almak faydalı olabilir.</li>
<li>Sigara içmeyi bırakmak, sağlıklı bir uyku düzeni oluşturmak ve alkol tüketimini sınırlamak gibi yaşam tarzı değişiklikleri genel sağlığınızı iyileştirebilir. </li>
</ul>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadinlarda-yaygin-ama-az-bilinen-hastaliga-dikkat-441999">Kadınlarda Yaygın Ama Az Bilinen Hastalığa Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anne babalar dikkat! Son Günlerde Yaygın Görülen 4 Hastalık!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/anne-babalar-dikkat-son-gunlerde-yaygin-gorulen-4-hastalik-439268</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Feb 2024 17:24:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[babalar]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[görülen]]></category>
		<category><![CDATA[günlerde]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[son]]></category>
		<category><![CDATA[yaygın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=439268</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış aylarında enfeksiyonların bulaş riski kalabalık ve kapalı ortamlarda daha fazla zaman geçirilmesinin de etkisiyle çok daha fazla oluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/anne-babalar-dikkat-son-gunlerde-yaygin-gorulen-4-hastalik-439268">Anne babalar dikkat! Son Günlerde Yaygın Görülen 4 Hastalık!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kış aylarında enfeksiyonların bulaş riski kalabalık ve kapalı ortamlarda daha fazla zaman geçirilmesinin de etkisiyle çok daha fazla oluyor. Yetişkinlere göre bağışıklık sistemi çok daha zayıf olan çocuklar öksürük, hapşırık ve konuşma esnasında havaya yayılan damlacıklardaki virüs ve bakteriler nedeniyle son günlerde çok sık hastalanıyor. <strong>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Elida Yüksel</strong> “Çocukları soğuk hava değil, kapalı ortamlarda kolayca bulaşan mikroplar hasta ediyor. Kirli ellerin yüze sürülmesi, bulunulan ortamın düzenli havalandırılmaması ve öksürüp hapşırırken havaya saçılan virüs ve enfeksiyonlar nedeniyle çocuklar sık hastalanıp okula gidemiyor, iyileştiğinde de çabucak yeniden hasta oluyor” diyor. Son günlerde çocukların en sık kapısını çalan hastalıkları; nezle, grip, akut bronşiyolit ve farenjit olarak sıralayan Dr. Elida Yüksel, bu hastalıkların belirtilerini ve korunmanın yollarını, hastalık kapıyı çaldıysa yapılması gerekenleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Nezle (Soğuk algınlığı)</strong></li>
</ul>
<p>Çocuklarda en sık görülen kış hastalıklarının başında soğuk algınlığı (nezle) geliyor. Burun akıntısı, burun tıkanıklığı, öksürük, hapşırık ve boğazda kaşıntı gibi belirtilerle kendini belli eden soğuk algınlığının tedavisinde; serum fizyolojikle burnun yıkanması, sağlıklı beslenme, C vitamininden zengin sebze ve meyve tüketimi, bol su içilmesi ve dinlenmenin çok önemli olduğunu belirterek, “Aksi taktirde soğuk algınlığı orta kulak iltihabına, akut bakteriyel sinüzite ve alt solunum yolu enfeksiyonuna yol açabilir. Soğuk algınlığı viral enfeksiyon olmasından dolayı tedavisinde antibiyotiğin yeri yoktur. Gereksiz antibiyotik kullanımı vücutta antibiyotik direncine yol açarak fayda yerine ciddi zararlar verir” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Grip</strong></li>
</ul>
<p>Son dönemde çok yaygın görülen influenzanın (grip) kapalı ve kalabalık ortamlarda çok kolay bulaştığını vurgulayan Dr. Yüksel, hastalığın başlıca belirtilerini yüksek ve inatçı ateş, burun akıntısı, boğaz ağrısı, kas ve eklemlerde ağrı, karın ağrısı, titreme, gözlerde kızarıklık, öksürük, bulantı, kusma ve ishal olarak sıralıyor. Çocuklarda yetişkinlerden farklı olarak influenza enfeksiyonlarının öncelikle ishal, kusma ya da gözlerde kızarıklık, sulanma ve kaşıntı ile ortaya çıkabildiğini belirten Dr. Yüksel, mutlaka doktora başvurulması gerektiğini, bakteriyel enfeksiyon söz konusu değilse tedavide antibiyotiklerin faydası olmayacağından gelişigüzel antibiyotikten kaçınılmasının son derece önemli olduğunu söylüyor.  </p>
<ul>
<li><strong>Bronşiyolit </strong></li>
</ul>
<p>Son günlerde özellikle iki yaş altındaki bebeklerde çok sık görülen, viral bir enfeksiyon kaynağı olan bronşiyolit, üst solunum yolu şikayetleri sonrasında gelişen hışıltı ve solunum sıkıntısı olarak tanımlanıyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Yüksel, kalabalık ortamlarda bulunan ve sigara dumanına maruz kalan bebeklerde öncelikle burun akıntısı ve hafif ateşle seyreden hastalığın, akciğerlere inerek solunum sıkıntısı, hızlı nefes alma ve hışıltılı solunuma yol açtığını belirterek “Bu şikayetler olduğunda zaman kaybetmeden doktora başvurulmalıdır aksi taktirde ciddi solunum sıkıntısı, solunum durması (apne), sıvı kayıpları ve kalp yetmezliği gibi çok önemli hastalıklara yol açabilir” uyarısında bulunuyor.</p>
<ul>
<li><strong>Akut farenjit </strong></li>
</ul>
<p>Çok yüksek bulaş riskine sahip olan ve damlacıklar yoluyla bulaşan kış aylarının kabusu farenjit, bademciklerin iltihaplanması anlamına geliyor. Sıklıkla yüksek ateş, üşüme, titreme, yutkunmada zorlanma, boğaz ve kulak ağrısı ile başlayan farenjitte şikayetler artarak ilerliyor. Farenjitin doğru ve zamanında tedavi edilmediği takdirde bademciğe bağlı orta kulak iltihabına hatta kalp romatizmasına zemin hazırlayabildiğini söyleyen Dr. Elida Yüksel “Akut farenjit çoğunlukla viral enfeksiyonlardan kaynaklandığı için gelişigüzel antibiyotik kullanılmamalı, bakteriyel farenjit durumunda doktor gerekli görürse antibiyotik kullanılmalıdır” diyor. </p>
<p><strong>xxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Çocukları kış enfeksiyonlarından korumanın 10 yolu</strong></p>
<ul>
<li>Mevsim sebze ve meyveleri yedirin.</li>
<li>Gün içinde bol sıvı (su, ayran, kefir, çorba) tüketimine özen gösterin. </li>
<li>Çocuğun bulunduğu ortamı düzenli havalandırın.</li>
<li>Açık havada kısa yürüyüşler yaptırın. </li>
<li>Ellerini gün içinde yüzüne götürmeme ve sabunla yıkama alışkanlığı kazandırın. </li>
<li>Kendini okula gidecek kadar iyi hissetmiyorsa evde dinlenmesini sağlayın.</li>
<li>Evde sigara içmeyin. Çocuğun olmadığı ortamda içilse de üzerinize sinen koku çocuğu rahatsız eder. </li>
<li>Çevresinde hasta bir kişi varsa kendini korumak için maske takmaya teşvik edin. </li>
<li>Toplu taşımada tutacakları, kapı kollarını vb ortak alanlarla temastan sonra ellerini yıkaması gerektiğini anlatın. </li>
<li>Avucunun içine değil, kağıt mendile ya da koluna hapşırmasını sağlayın. </li>
</ul>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/anne-babalar-dikkat-son-gunlerde-yaygin-gorulen-4-hastalik-439268">Anne babalar dikkat! Son Günlerde Yaygın Görülen 4 Hastalık!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yetişkinlerin örgün veya yaygın eğitime katılım oranı yüzde 22,9 oldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yetiskinlerin-orgun-veya-yaygin-egitime-katilim-orani-yuzde-229-oldu-401110</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Sep 2023 19:24:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[eğitime]]></category>
		<category><![CDATA[katılım]]></category>
		<category><![CDATA[oldu]]></category>
		<category><![CDATA[oranı]]></category>
		<category><![CDATA[örgün]]></category>
		<category><![CDATA[veya]]></category>
		<category><![CDATA[yaygın]]></category>
		<category><![CDATA[yetişkinlerin]]></category>
		<category><![CDATA[yüzde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=401110</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye'de 18 yaş ve üzeri nüfustan son 12 ayda örgün veya yaygın eğitime katılanların oranı 2016 yılında %22,7 iken, bu oran 2022 yılında %22,9 oldu. En yüksek katılım %51,7 ile 18-24 yaş grubunda gerçekleşti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yetiskinlerin-orgun-veya-yaygin-egitime-katilim-orani-yuzde-229-oldu-401110">Yetişkinlerin örgün veya yaygın eğitime katılım oranı yüzde 22,9 oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye&#8217;de 18 yaş ve üzeri nüfustan son 12 ayda örgün veya yaygın eğitime katılanların oranı 2016 yılında %22,7 iken, bu oran 2022 yılında %22,9 oldu. En yüksek katılım %51,7 ile 18-24 yaş grubunda gerçekleşti. Bunu, %33,2 ile 25-34 yaş grubu takip etti. Örgün veya yaygın eğitim faaliyetlerine 18 yaş ve üzeri erkeklerin %25,5&#8217;i katılırken, kadınlarda bu oran %20,3 olarak gerçekleşti.</p>
<p><strong>Yaygın eğitim faaliyetleri %30,3 ile en fazla hizmetler alanında gerçekleşti</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;de fertlerin son 12 ay içerisinde katıldığı yaygın eğitim faaliyetleri Uluslararası Standart Eğitim Sınıflaması: Eğitim ve Öğretim Alanları 2013 (ISCED-F, 2013)&#8217;e göre değerlendirildiğinde, ilk sırayı %30,3 ile hizmetler aldı; bu eğitim alanını sırasıyla %15,6 ile sağlık ve refah ve %10,1 ile eğitim takip etti. Tarım, ormancılık, balıkçılık ve veterinerlik ise %1,4 ile son sırada yer aldı.</p>
<p>Yaygın eğitim faaliyetlerinin gerçekleştiği eğitim alanlarına yaş gruplarına göre bakıldığında 18-24, 25-34, 35-54 ve 55-64 yaş gruplarında ilk sırayı hizmetler aldı. 65 ve üzeri yaş grubu ise %28,9 ile sanat ve beşeri bilimler alanında, %28,6 ile sağlık ve refah alanında ilk sırada yer aldı.</p>
<p> </p>
<p><strong>Yaygın eğitim sağlayıcıları arasında ilk sırada işverenler yer aldı</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;de 18 yaş ve üzeri fertlerin katıldığı yaygın eğitimlerin sağlayıcısı olarak ilk sırada %40,2 ile işverenler yer aldı. Bunu, %29,6 ile yaygın eğitim kurumları ve %13,7 ile örgün eğitim kurumları takip etti. Eğitim alan kadınlarda yaygın eğitim sağlayıcısı olarak ilk sırada %35,7 ile yaygın eğitim kurumları ve eğitim alan erkeklerde ise %46,9 ile işverenler yer aldı.</p>
<p><strong>Yaygın eğitim kurumları, 18-24 yaş grubunda yaygın eğitim sağlayıcı olarak ilk sırada yer aldı</strong></p>
<p>Katılımcıların yaş gruplarına göre eğitim sağlayıcılarına bakıldığında ise eğitim alan 18-24, 55-64 ve 65 ve üzeri yaş gruplarında sırasıyla %38,1, %38,1 ve %53,1 ile yaygın eğitim kurumları; 25-34 ve 35-54 yaş gruplarında ise sırasıyla %42,6 ve %44,5 ile işverenler ilk sırada yer aldı.</p>
<p><strong>Yaygın eğitime katılımın en önemli nedeni işini daha iyi yapmak oldu</strong></p>
<p>Nedenlerine göre yaygın eğitime katılım incelendiğinde, ilk sırada %60,7 ile işini daha iyi yapmak yer alırken, bunu %53,8 ile ilgisini çeken bir konu hakkında bilgi edinmek ve %47,1 ile katılmaya mecbur olmak takip etti.</p>
<p><strong>Gayriresmî öğrenme en fazla 18-24 yaş grubu nüfusta görüldü</strong></p>
<p>Bilinçli, ancak daha az organize, daha az yapılandırılmış ve kişinin kendisi, ailesi veya toplum tarafından yönlendirildiği, örgün ve yaygın eğitimin dışındaki öğrenme faaliyetleri olarak tanımlanan gayriresmî öğrenme en fazla genç nüfusta görüldü. 2016 yılında 18-24 yaş grubunda yer alan nüfusun %40,5&#8217;i gayriresmî öğrenme katılırken, bu oran 2022 yılında %47,2 oldu.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yetiskinlerin-orgun-veya-yaygin-egitime-katilim-orani-yuzde-229-oldu-401110">Yetişkinlerin örgün veya yaygın eğitime katılım oranı yüzde 22,9 oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fidye yazılımı saldırılarının en yaygın kaynakları neler?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/fidye-yazilimi-saldirilarinin-en-yaygin-kaynaklari-neler-384235</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Jun 2023 12:00:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[fidye]]></category>
		<category><![CDATA[kaynakları]]></category>
		<category><![CDATA[neler]]></category>
		<category><![CDATA[saldırılarının]]></category>
		<category><![CDATA[yaygın]]></category>
		<category><![CDATA[yazılımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=384235</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kaspersky, bir şirket veya kuruluşta meydana gelen güvenlik ihlalleri, saldırılar veya diğer olaylarla ilgili müdahale ve tepki sürecini ölçtüğü “Olay Müdahale” hizmetinden topladığı bilgilerle fidye yazılımı saldırılarının en yaygın kaynaklarını ortaya çıkardı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fidye-yazilimi-saldirilarinin-en-yaygin-kaynaklari-neler-384235">Fidye yazılımı saldırılarının en yaygın kaynakları neler?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kaspersky,</strong> <strong>bir şirket veya kuruluşta meydana gelen güvenlik ihlalleri, saldırılar veya diğer olaylarla ilgili müdahale ve tepki sürecini ölçtüğü “Olay Müdahale” hizmetinden topladığı bilgilerle fidye yazılımı saldırılarının en yaygın kaynaklarını ortaya çıkardı. Yeni Kaspersky raporu, 2022&#8217;deki fidye yazılımı saldırılarının çoğunun halka açık uygulamalardan, güvenliği ihlal edilmiş kullanıcı hesaplarındaki verilerden ve kötü amaçlı e-postalardan yararlanılarak başladığını gösterdi.</strong></p>
<p> </p>
<p>IT Security Economics raporuna göre, 2022 yılında şirketlerin %40&#8217;ından fazlası en az bir fidye yazılımı saldırısıyla karşı karşıya kaldı. KOBİ&#8217;ler kurtarma için ortalama 6 bin 500 dolar harcarken, işletmeler 98 bin dolar ödedi. Bu rakamlar, fidye yazılımı saldırılarının hala yaygın olduğunu ve herhangi bir şirketi herhangi bir zamanda vurabileceğini ortaya koyuyor.</p>
<p>Kaspersky’nin “Siber olayların doğası&#8217;nda yer alan istatistikler” başlığıyla yayınladığı olay müdahale analiz raporu, 2022 yılında Kaspersky uzmanları tarafından incelenen fidye yazılımı saldırılarının neredeyse %43&#8217;ünün kamuya açık uygulamalardan yararlanma ile başladığını, bunu sırasıyla %24 ve %12 ile daha önce güvenliği ihlal edilmiş kullanıcı hesaplarından alınan verilerin ve kötü amaçlı e-postaların izlediğini gösteriyor. Saldırganların amacı haraç almak veya veri şifrelemek değil, kişisel verilerin, fikri mülkiyetin ve diğer hassas bilgilerin madenciliğini yapmak olarak öne çıkıyor.</p>
<p>Vakaların çoğunda, bilinen kimlik bilgileri zaten tehlikeye atılmıştı ve günlük rotasyon politikaları nedeniyle suç keşfedildiğinde analiz edilecek hiçbir iz kalmamıştı. Bu nedenle bu verilerin nasıl sızdırıldığını araştırmak mümkün değildi.</p>
<p>Rapor ayrıca, en uzun süren fidye yazılımı saldırılarının kamuya açık uygulamaların istismarıyla başladığını ve bunların %2&#8217;sinden biraz fazlasının bir yıl ve daha uzun sürdüğünü ortaya koydu.</p>
<p>Kaspersky Global Acil Durum Müdahale Ekibi Başkanı <strong>Konstantin Sapronov</strong>, şunları söyledi: <em>&#8220;Şifreler, yazılım açıkları ve sosyal mühendislikle ilgili devam eden güvenlik sorunları, saldırganlar için ilk erişim vektörleri haline geliyor ve onlara fidye yazılımı faaliyetlerini gerçekleştirmek için sayısız yol sağlıyor. Bu tür faaliyetlerin potansiyelini en aza indirmek için işletmelerin bir parola politikası oluşturması ve kontrol etmesi, yama yönetimi yapması, çalışanların farkındalığını artırması ve düzenli olarak korsan sitelere karşı önlemler alması büyük önem taşıyor.&#8221;</em></p>
<p>Kaspersky uzmanları, işletmeleri olası fidye yazılımı tehditlerinden korumak için şunları öneriyor:</p>
<ol>
<li>Düzenli sistem yedeklemeleri yapın ve mümkünse kayıtlı verileri kurumsal BT ağına bağlı olmayan cihazlarda tutun. Bu, tüm ağın tehlikeye girmesi durumunda bilgileri güvende tutacaktır. </li>
<li>Kritik güvenlik güncellemelerinin yanı sıra işi kolaylaştırabilecek özellikler sağlamak için işletim sistemi veya iş yazılımında güncellemeleri uygulayın. </li>
<li>Kurumsal hizmetlere erişmek için güçlü parolalar, uzak hizmetlere erişmek için çok faktörlü kimlik doğrulama kullanın.</li>
<li>Kimlik avı e-postaları, şüpheli web siteleri veya resmi olmayan kaynaklardan indirilen yazılımlar gibi potansiyel tehditleri özetleyerek karşılaşabilecekleri çeşitli siber güvenlik tehditleri hakkında çalışanlarınızı bilgilendirin. Personelin tetikte olmasını sağlamak için Kaspersky Security Awareness gibi interaktif eğitimleri ve testleri uygulamayı değerlendirin. </li>
<li>Siber suçlular nihai hedeflerine ulaşmadan önce saldırıyı erken aşamalarda tespit etmek ve durdurmak için Kaspersky Incident Response, Kaspersky Endpoint Detection and Response Expert veya Kaspersky Managed Detection and Response gibi hizmet ve çözümleri kullanın.</li>
<li>Kapsamlı bir güvenlik görünümü sunmak ve mevcut tehditleri anında tespit edip karşı koymak için uç nokta, ağ ve bulut verileri de dahil olmak üzere çeşitli veri kaynaklarından telemetri toplayan genişletilmiş tespit ve yanıt çözümleri uygulayarak siber güvenlik araçlarının kullanımını optimize edin.</li>
</ol>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fidye-yazilimi-saldirilarinin-en-yaygin-kaynaklari-neler-384235">Fidye yazılımı saldırılarının en yaygın kaynakları neler?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Normal Doğumdan Uzaklaştıran 6 Yaygın Kaygı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/normal-dogumdan-uzaklastiran-6-yaygin-kaygi-381752</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Jun 2023 08:26:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[doğumdan]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[normal]]></category>
		<category><![CDATA[uzaklaştıran]]></category>
		<category><![CDATA[yaygın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=381752</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hamilelik dönemi kuşkusuz her kadının hayatındaki en önemli ve heyecanlı süreç. Ancak anne adayları bu dönemde pek çok konuda endişeye kapılabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/normal-dogumdan-uzaklastiran-6-yaygin-kaygi-381752">Normal Doğumdan Uzaklaştıran 6 Yaygın Kaygı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hamilelik dönemi kuşkusuz her kadının hayatındaki en önemli ve heyecanlı süreç. Ancak anne adayları bu dönemde pek çok konuda endişeye kapılabiliyor. Özellikle ilk doğumunu yapacak olan anne adaylarında en yaygın görülen kaygılardan biri, doğum korkusu oluyor. Öyle ki İsveç’te yapılan bir araştırma, her 10 kadından birinin doğum korkusu yaşadığını ortaya koyuyor. Avustralya’da ise bu oran yüzde 48 olarak tespit edilmiş. Türkiye’de hamilelerin kaygı düzeyleriyle ilgili yapılan bir araştırmada, katılımcıların yüzde 58.5’inin doğumdan korktukları saptanmış. Anne adayları da çeşitli etkenler nedeniyle yaşadıkları doğum korkusu nedeniyle, aslında sağlığı tehdit eden hiçbir sorun olmasa dahi sezaryen doğumu tercih edilebiliyorlar.  </p>
<p><strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Özge Kaymaz Yılmaz</strong>,<strong> </strong>vajinal doğum korkusunun kadınlar arasında oldukça yaygın görülen bir sorun olduğuna dikkat çekerek, “Ne yazık ki bu korku doğumun doğal döngüsünü bozabiliyor. Doğumun evrelerinde süre değişikliğinin yanı sıra doğumda yaralanmalar gibi fiziksel ve sonrasında posttravmatik stres bozukluğu gibi psikolojik komplikasyonların oluşumuna da neden olabiliyor. Dolayısıyla savunduğumuz ana nokta, anne ve bebeğin sağlığını etkileyecek bir problem söz konusu değilse, vajinal doğumun yapılmasıdır. Unutulmamalıdır ki sezaryen doğum bir kurtarma yöntemidir” diyor. </p>
<p><strong>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Özge Kaymaz Yılmaz</strong>,<strong> </strong>anne adaylarını normal doğumdan uzaklaştıran kaygıları anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu. </p>
<p> </p>
<p><strong>Bebeğin doğumda yaralanacağı kaygısı</strong></p>
<p>Doğum girişiminden kaynaklanabilen bazı sorunlar nedeniyle bebeğin zarar göreceği endişesi, anne adaylarını sezaryene yönelten en yaygın etkenler arasında yer alıyor. Doğum sırasında yaşanabilecek olumsuzluklar arasında; omuz takılmasına bağlı sinir yaralanmaları, kemik travması ve doğum kanalında uzun süre kalmanın bebekte beyin hasarına sebep olması ile bazı enfeksiyonların bulaşma riski yer alıyor. Yapılan çalışmalar, toplumdaki yaygın inanışın aksine doğru yönetilen doğum eyleminde bu tür risklerin az olduğunu gösteriyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Sosyal çevrenin kötü doğum deneyimleri</strong></p>
<p>Doğum deneyimleri, günümüzde kadınların üzerinde en çok konuştukları konulardan biri kuşkusuz. Olumlu geçen vajinal doğumun ardından bile kadınlar lohusalığın getirdiği duygusal yük nedeniyle doğum hikayelerini negatif bir tecrübe olarak hatırlayabiliyorlar. Dolayısıyla çevrelerine normal doğumu çok ağrılı ve sıkıntılı bir süreç olarak anlatabiliyorlar. Dr. Özge Kaymaz Yılmaz, “Yaygın inanışın aksine bu olumsuz hikayeler azınlıkta oluyor ve zor bir süreç yaşanmış olsa da çoğu anne normal doğum yaptığına pişman olmuyor. Doğum korkusuyla baş edebilmenin en etkili yolu ise psikolojik destek almak ve mümkün olduğunca kaygıları hekimle paylaşmaktır” diye konuşuyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Doğum ağrısından kaçınmak</strong></p>
<p>Doğum ağrısı kadının hayatı boyunca karşılaşabileceği en şiddetli ağrı oluyor. Sosyal medya, doğumu deneyimlemiş annelerin tecrübeleri, içinde bulunulan kültürel yapı ve kadının kendi bedenini tanıyamaması gibi etkenlerle bu ağrı korkusu adeta bir<strong> </strong>kabus<strong> </strong>haline gelebiliyor. Dolayısıyla doğum ağrısı yaşama kaygısı anneleri sezaryene yönelten en yaygın nedeni oluşturuyor. Öyle ki yaklaşık her iki kadından birinin ideal doğum şeklinin vajinal doğum olduğuna inanmasına rağmen, doğum ağrısı kaygıları nedeniyle sezaryeni tercih ettiği gözleniyor. Anne adaylarına verilen eğitimler, hekimleriyle süreci birlikte yönetme şansı, ağrı yönetimi için uygulanabilir yöntemler (nefes egzersizleri, yoga, hipnoz, epidural anestezi gibi) doğum ağrılarının büyük oranda hafiflemesini sağlarken doğumun kalitesini de artırıyor. Ayrıca doğumdan hemen sonra anne ve bebeğin ten tene temas etmesi ve her fırsatta emzirebilmek, anne ile bebeğin ruhsal – fiziksel sağlıkları açısından büyük önem taşıyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>İdrar kaçırma kaygısı </strong></p>
<p>Normal doğumdan kaynaklanan pelvik taban travması nedeniyle pelvik bölgesindeki organların<strong> </strong>sarkacağı ve bunun sonucunda idrar kaçırma sorunu yaşanacağı kaygısı da anne adaylarını sezaryene yöneltebiliyor. Vajinal bölgede<strong> </strong>yaralanma korkusu, vajinal doğumdan kaynaklanan idrar ile dışkı kaçırma/zorluk gibi sorunlar anne adaylarının sezaryen doğum istemesine yol açabiliyor. Aslında her hamilelik ile doğum pelvik bölgesindeki organ sarkmaları için risk oluşturuyor ve doğum sonrasında organ koruyucu egzersizler yapılması öneriliyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Vajinal kesilerden korkmak</strong></p>
<p>Vajinal doğumlarda doğum kanalının en son bölümünde gelişebilecek olan yırtıkları önlemek, kimi zaman da doğumu hızlandırmak amacıyla yapılan ve epizyotomi olarak adlandırılan kesiler de sezaryene yönelmenin bir başka önemli nedenini oluşturuyor. Ancak son yıllarda nefes egzersizleri, doğum öncesindeki eğitimler ve bilinçlenme sayesinde epizyotomi oranı önemli ölçüde azalmış durumda. Ayrıca veriler, vajinal kesi girişimlerin doğum sırasındaki anüs yaralanması riskini azalttığını gösteriyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Vakumla doğum / Acil sezaryene geçiş </strong></p>
<p>Doğal vajinal doğum başlangıçta yolunda gitse de, bazen çeşitli etkenler nedeniyle forseps veya vakum gibi aletlerle yapılan operatif vajinal doğuma ya da acil sezaryen doğuma geçiş olabiliyor. Zira, müdahaleli ve sezaryen doğum, yolunda gitmeyen veya eylemin durakladığı dönemde bir kurtarma yöntemi olarak uygulanıyor. Dr. Özge Kaymaz Yılmaz, “Enfeksiyon ve kanama gibi fiziksel sorunlara ek olarak, acil sezaryenle doğum hastalar için genellikle duygusal olarak travmatik bir deneyim oluyor. Bunun sonucunda doğum sonrasında depresyon ve travma sonrası stres bozukluğu sorunları gelişebiliyor. Dolayısıyla anne adayları bu tür travmalardan kaçınmak için sezaryene yönelebiliyor. Aslında normal doğum esnasında sorunlar nadir yaşanıyor. Ayrıca yaşansa dahi komplikasyon riski de günümüzde oldukça azdır.” diyor. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/normal-dogumdan-uzaklastiran-6-yaygin-kaygi-381752">Normal Doğumdan Uzaklaştıran 6 Yaygın Kaygı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cisco araştırdı: En yaygın siber saldırı türü: Web Shell. En çok hedef alınan sektör: Sağlık</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cisco-arastirdi-en-yaygin-siber-saldiri-turu-web-shell-en-cok-hedef-alinan-sektor-saglik-378698</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 May 2023 08:10:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[alınan]]></category>
		<category><![CDATA[araştırdı]]></category>
		<category><![CDATA[cisco]]></category>
		<category><![CDATA[çok]]></category>
		<category><![CDATA[hedef]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[saldırı]]></category>
		<category><![CDATA[sektör]]></category>
		<category><![CDATA[shell]]></category>
		<category><![CDATA[siber]]></category>
		<category><![CDATA[turu]]></category>
		<category><![CDATA[web]]></category>
		<category><![CDATA[yaygın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=378698</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cisco Talos raporuna göre, 2023’ün ilk çeyreğinde siber saldırıların %22’sini “web shell” olarak bilinen kötü amaçlı komut dosyaları oluşturdu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cisco-arastirdi-en-yaygin-siber-saldiri-turu-web-shell-en-cok-hedef-alinan-sektor-saglik-378698">Cisco araştırdı: En yaygın siber saldırı türü: Web Shell. En çok hedef alınan sektör: Sağlık</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Cisco Talos raporuna göre, 2023’ün ilk çeyreğinde siber saldırıların %22’sini “web shell” olarak bilinen kötü amaçlı komut dosyaları oluşturdu. Etkileşimlerin %30&#8217;unda çok faktörlü kimlik doğrulaması (MFA) ya hiç etkinleştirilmedi ya da yalnızca sınırlı hizmetlerde etkinleştirildi. İlk 4 ayda en çok hedef alınan sektör ise sağlık sektörü oldu. Bunu perakende, ticaret ve gayrimenkul izliyor.</strong></em></p>
<p>Dünyanın en büyük ticari tehdit istihbarat ekiplerinden Cisco Talos, en yaygın saldırıları, hedefleri ve eğilimleri derleyen 2023&#8217;ün ilk çeyreğine ilişkin siber güvenlik raporunu yayımladı. Siber saldırıların yaklaşık yüzde 22&#8217;sini, tehdit aktörlerinin internete açık web tabanlı sunucuların güvenliğini aşmasını sağlayan kötü amaçlı komut dosyaları “web shell” oluşturuyor. </p>
<p>Sonuçları yorumlayan <strong>Cisco, EMEA Servis Sağlayıcıları ve MEA Siber Güvenlik Direktörü Fady Younes </strong>şunları söyledi: <strong>&#8220;Siber suçlular, erişimlerini kurumsal ağlara yaymak için güvenlik boşluklarından yararlanarak daha fazla deneyim kazanıyor. Çok çeşitli tehditlerin önüne geçmek ve hareket halindeki risklere yanıt verebilecek bir konumda olmak için, siber savunucular koruma stratejilerini ölçeklendirmelidir. Bu da büyük miktarda veriyi gerçek zamanlı olarak analiz etmek ve potansiyel tehditleri herhangi bir hasara neden olmadan önce tanımlamak için otomasyon, makine öğrenimi ve tahmine dayalı zekâ gibi gelişmiş teknolojilerden yararlanmak anlamına geliyor.&#8221; </strong><br /> </p>
<p><strong>Hangi önlemler alınabilir?</strong><br /> </p>
<p><strong>Fady Younes </strong>alınabilecek tedbirler için de şu bilgileri verdi:<strong> &#8220;Siber tehditler artarken, kuruluşlar kendilerini olası ihlallerden korumak için proaktif önlemler almalıdır. Kurumsal güvenliğin önündeki en önemli engellerden biri, birçok kuruluşta Sıfır Güven mimarisi uygulamalarının bulunmamasıdır. Hassas verilere yetkisiz erişimi önlemek için işletmeler Cisco Duo gibi bir tür MFA uygulamalıdır. Cisco Secure Endpoint gibi uç nokta tespit ve müdahale çözümleri de ağ ve cihazlardaki kötü niyetli faaliyetleri tespit etmek için gereklidir.&#8221;</strong></p>
<p><strong>2023&#8217;ün ilk çeyreğinde gözlemlenen</strong> <strong>4 büyük siber tehdit</strong></p>
<p><strong>Web shell:</strong> Bu çeyrekte, web shell kullanımı 2023&#8217;ün ilk çeyreğinde yanıt verilen tehditlerin yaklaşık dörtte birini oluşturdu. Her web shell’in kendi temel işlevleri olmasına rağmen, tehdit aktörleri genellikle ağ genelinde erişimi yaymak için esnek bir araç seti sağlamak üzere bunları birbirine zincirledi.</p>
<p><strong>Fidye yazılımı: </strong>Fidye yazılımı, etkileşimlerin yüzde 10&#8217;undan azını oluşturdu ve önceki çeyrekteki fidye yazılımı etkileşimlerine (yüzde 20) kıyasla önemli bir düşüş gösterdi. Fidye yazılımı ve fidye yazılımı öncesi saldırıların toplamı, gözlemlenen tehditlerin yaklaşık yüzde 22&#8217;sini oluşturuyordu.</p>
<p><strong>Qakbot emtiası:</strong> Qakbot emtia yükleyicisi, bu çeyrekte ZIP dosyalarını kötü amaçlı OneNote belgeleriyle kullanan etkileşimler arasında gözlemlendi. Saldırganlar, Microsoft&#8217;un Temmuz 2022&#8217;de Office belgelerinde makroları varsayılan olarak devre dışı bırakmasının ardından, kötü amaçlı yazılımlarını yaymak için OneNote&#8217;u giderek daha fazla kullanıyor.</p>
<p><strong>Kamuya açık uygulamaları suistimal etme:</strong> Halka açık uygulamaların suistimali, bu çeyrekte en önemli ilk erişim vektörü oldu ve etkileşimlerin yüzde 45&#8217;ine katkıda bulundu. Bir önceki çeyrekte bu oran yüzde 15&#8217;ti.</p>
<p><strong>En çok hedef olan sektörler: Sağlık, ticaret ve gayrimenkul</strong></p>
<ul>
<li>Rapor, etkileşimlerin yüzde 30&#8217;unun çok faktörlü kimlik doğrulamasından yoksun olduğunu veya yalnızca belirli hesaplarda ve hizmetlerde etkinleştirildiğini gösterdi. </li>
<li>Güvenlik birimlerinin çabaları, Hive fidye yazılımı gibi büyük fidye yazılımı çetelerinin faaliyetlerini çökertti, ancak bu yeni ortaklıkların kurulması için alan da yarattı. </li>
<li>Sağlık hizmetleri bu çeyrekte en çok hedef alınan sektör oldu. Bunu perakende-ticaret, gayrimenkul, gıda hizmetleri ve konaklama sektörleri yakından takip etti. </li>
</ul>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cisco-arastirdi-en-yaygin-siber-saldiri-turu-web-shell-en-cok-hedef-alinan-sektor-saglik-378698">Cisco araştırdı: En yaygın siber saldırı türü: Web Shell. En çok hedef alınan sektör: Sağlık</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
