<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>yavaş | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/yavas/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/yavas</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 13 Nov 2025 08:01:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>yavaş | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/yavas</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8216;Yemeklerinizde küçük değişikliklerle kan şekerini kontrol etmek mümkün&#8217;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yemeklerinizde-kucuk-degisikliklerle-kan-sekerini-kontrol-etmek-mumkun-591433</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Nov 2025 08:01:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[değişikliklerle]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[etmek]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Şekeri]]></category>
		<category><![CDATA[Kenger]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[küçük]]></category>
		<category><![CDATA[Nişasta]]></category>
		<category><![CDATA[ogün]]></category>
		<category><![CDATA[pişirme]]></category>
		<category><![CDATA[şekerini]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[yavaş]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<category><![CDATA[yemeklerinizde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591433</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Bilgi Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Emre Batuhan Kenger, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü’nde diyabet hastalarının kan şekeri kontrolünü destekleyecek önerilerde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yemeklerinizde-kucuk-degisikliklerle-kan-sekerini-kontrol-etmek-mumkun-591433">&#8216;Yemeklerinizde küçük değişikliklerle kan şekerini kontrol etmek mümkün&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Bilgi Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Emre Batuhan Kenger, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü’nde diyabet hastalarının kan şekeri kontrolünü destekleyecek önerilerde bulundu. Kenger, diyabetin kan şekerinin kronik olarak yüksek seyretmesiyle karakterize metabolik bir hastalık olduğunu belirterek “Kan şekerini kontrol altında tutmak, diyabetin uzun vadeli komplikasyonlarını önlemek açısından büyük önem taşır. Özellikle beslenme alışkanlıklarında yapılacak basit değişikliklerle, kan şekeri dalgalanmalarını azaltmak ve daha dengeli seyretmesini sağlamak mümkün” dedi. </p>
<p><strong>Yemeğe hangi besinle başladığınız önemli</strong></p>
<p>Besinlerin tüketim sırası, kan şekeri üzerindeki etkisini doğrudan belirliyor. Kenger, öğünlere lifli sebze veya salata ile başlamanın, midede sindirim hızını etkileyerek glikozun kana karışma hızını değiştirdiğini belirtti: “Öğünlere sebze ve proteinle başlayıp karbonhidratı en sona bırakmak kan şekerinin daha kontrollü yükselmesini sağlar. Yapılan araştırmalar, aynı öğünde karbonhidratı sona bırakan bireylerin kan şekeri ve insülin düzeylerinin çok daha düşük olduğunu gösteriyor” dedi. </p>
<p><strong>Pişirme şekli ve sıcaklığı kan şekerini etkiliyor</strong></p>
<p>Yiyeceklerin pişirilme yöntemleri, süresi ve servis sıcaklığının yiyeceklerin glisemik indeksini değiştirebildiğini belirten Kenger, “Karbonhidrat içeren besinlerin pişirilme biçimi, nişastanın yapısını ve sindirim hızını değiştirerek glisemik indeksini etkiler. Bir besin ne kadar uzun süre pişirilir veya işlemden geçirilirse o kadar hızlı sindirilir ve kan şekerini o denli hızlı yükseltir.  Patates gibi nişastalı bir gıdayı fırında çok uzun süre pişirmek veya ezerek püre haline getirmek, nişastayı kolay parçalanır duruma getirip daha yüksek bir glisemik etki yaratabilir. Buna karşın, bazı pişirme ve hazırlama hileleriyle aynı yiyeceğin kan şekerine etkisini azaltmak mümkün” dedi.</p>
<p>Kenger, pişirme sürecinde “dirençli nişasta” oluşturmanın önemine dikkat çekerek “Pişirilip soğutulan pirinç, makarna veya patates daha fazla dirençli nişasta içerir. Bu formdaki nişasta ince bağırsakta sindirilmez, dolayısıyla kan şekerini klasik nişastalar kadar yükseltmez ve bağırsaklardaki faydalı bakteriler için lif benzeri bir görevi olur. Yapılan araştırmalar, taze pişmiş sıcak pilav yerine pişirilip 24 saat buzdolabında soğutulduktan sonra ısıtılan pirincin 2,5 kat daha fazla dirençli nişasta içerdiğini ve tüketildiğinde kan şekerinde daha küçük bir yükselişe yol açtığını gösteriyor. Benzer şekilde, soğutulmuş patatesin glisemik indeksi, sıcak patatese kıyasla da yüzde 25–28 daha düşüktür” dedi.</p>
<p>Kenger, makarna gibi nişastalı yiyeceklerin çok yumuşayana kadar pişirilmesinin, nişastayı fazla jelatinize ederek glisemik indeksini yükselttiğini belirtti. Buna karşın, “al dente” yani biraz daha kısa süre pişirilmiş makarnanın daha yavaş sindirildiğini ve kan şekerini daha yavaş yükselttiğini de vurguladı.</p>
<p><strong>‘Sebzeyi püre yapmak yerine bütün tüketin’</strong></p>
<p>Yiyeceklerin fiziksel formunun önemine değinen Kenger, “Bütün halde tüketilen tahıllar veya sebzeler, meyveler püre veya suyu sıkılmış formlara göre daha düşük glisemik etki gösterir. Aynı besini farklı şekillerde hazırlamak kan şekeri üzerinde farklı etkiler yaratabilir. Daha düşük ısıda veya kısa süre pişirmeyi, yemekleri mümkünse biraz soğutup tüketmeyi, besinlerin lifli kısımlarını öğünlerde bırakmayı deneyerek glisemik yükü azaltabilirsiniz” dedi.</p>
<p><strong>‘Hızlı yemekten kaçının’</strong></p>
<p>Kenger, günlük yaşamda uygulanabilecek bazı pratik önerilere de dikkat çekti. Yemekleri yavaş tüketmenin, yemek sonrası kan şekeri ve insülin seviyelerinin yükselmesini önlediğini belirterek yavaş yemenin hem tokluk sinyallerini artırdığını hem de daha dengeli bir kan şekeri seyri sağladığını vurguladı. Öğün atlamamanın ve porsiyonları dengelemenin de önemli olduğunu ifade eden Kenger, uzun süre aç kalıp ardından fazla yemek yemenin kan şekerinde keskin yükselişlere yol açabileceğini, bu nedenle üç ana ve üç ara öğün şeklinde düzenli beslenmenin faydalı olduğunu söyledi. Ayrıca, günde bir çay kaşığı tarçın tüketiminin açlık kan şekerini düşürmeye ve insülin duyarlılığını artırmaya yardımcı olabileceğini, yemek sonrası 5–10 dakikalık hafif bir yürüyüşün de kan şekeri artışını yavaşlattığını belirtti.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yemeklerinizde-kucuk-degisikliklerle-kan-sekerini-kontrol-etmek-mumkun-591433">&#8216;Yemeklerinizde küçük değişikliklerle kan şekerini kontrol etmek mümkün&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Yavaş Ölüm&#8221; Antalya Altın Portakal&#8217;da!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yavas-olum-antalya-altin-portakalda-587301</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Oct 2025 16:26:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[antalya]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[portakal]]></category>
		<category><![CDATA[yavaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=587301</guid>

					<description><![CDATA[<p>Afşin-Elbistan ovasının yok oluşunu beyaz perdeye taşıyan TEMA Vakfı’nın Yavaş Ölüm belgeseli, 62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali resmi seçkisinde yer alıyor. Belgesel, 30-31 Ekim tarihlerinde izleyiciyle buluşacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yavas-olum-antalya-altin-portakalda-587301">&#8220;Yavaş Ölüm&#8221; Antalya Altın Portakal&#8217;da!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Afşin-Elbistan ovasının yok oluşunu beyaz perdeye taşıyan TEMA Vakfı’nın </strong><em><strong>Yavaş Ölüm</strong></em><strong> belgeseli, 62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali resmi seçkisinde yer alıyor. Belgesel, 30-31 Ekim tarihlerinde izleyiciyle buluşacak.</strong></p>
<p>Bir zamanlar Türkiye’nin en verimli tarım alanlarından biri olan Elbistan Ovası’nın, 50 yıldır termik santrallerin gölgesinde yaşadığı yıkımı anlatan TEMA Vakfı’nın <em><strong>Yavaş Ölüm </strong></em>belgeseli, ova içerisinde yer alan Çoğulhan kasabası ve Alemdar köyündeki yıkımı gözler önüne seriyor.</p>
<p>Belgesel, toprak ve suyun giderek yok oluşunu, hava kirliliğini ve düşen tarımsal verimin yaşam üzerindeki etkilerini çarpıcı görüntülerle aktarıyor. Yönetmen İlkay Nişancı, bölge halkının tanıklıklarıyla termik santrallerin doğaya ve yaşama verdiği zararları ve çevresel adalet arayışını perdeye taşıyor.</p>
<p>Yavaş Ölüm, festival salonlarında iki gün peş peşe, sabah ve akşam gösterimlerinde izlenebilecek.</p>
<p><strong>&#8220;Yavaş Ölüm&#8221; Antalya Altın Portakal Film Festivali Gösterimleri:</strong></p>
<ul>
<li><strong>30 Ekim Perşembe – 11.00</strong></li>
</ul>
<p><strong>Yer:   </strong>Mark Antalya AVM Paribu Cineverse 3</p>
<ul>
<li><strong>31 Ekim Cuma – 19.00</strong></li>
</ul>
<p><strong>Yer:   </strong>Atatürk Kültür Merkezi Perge Salonu</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yavas-olum-antalya-altin-portakalda-587301">&#8220;Yavaş Ölüm&#8221; Antalya Altın Portakal&#8217;da!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yavaş: Su Kesintileri Geçici, 5 Ay Kesinti Olmayacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yavas-su-kesintileri-gecici-5-ay-kesinti-olmayacak-580882</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Oct 2025 19:46:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[ay]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[boru]]></category>
		<category><![CDATA[geçici]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kesinti]]></category>
		<category><![CDATA[kesintileri]]></category>
		<category><![CDATA[olmayacak]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<category><![CDATA[yavaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=580882</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, kuraklık ve barajlardaki düşük su seviyesine rağmen alınan tedbirlerle kalıcı su kesintisine gidilmediğini vurgulayarak, Kesikköprü Barajı’ndaki arızadan kaynaklanan geçici kesintiler hakkında açıklama yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yavas-su-kesintileri-gecici-5-ay-kesinti-olmayacak-580882">Yavaş: Su Kesintileri Geçici, 5 Ay Kesinti Olmayacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Başkent’te yaşanan su kesintisine ilişkin açıklamalarda bulundu. Dünyanın ve Türkiye’nin birçok bölgesinde kuraklık nedeniyle su kaynaklarının azaldığını hatırlatan Yavaş, Ankara’da kalıcı su kesintisi olmaması için tüm tedbirlerin alındığını söyledi.</p>
</p>
<p>Yavaş, geçen yılın ilk 9 ayında barajlara 233 milyon metreküp su gelirken bu yıl aynı dönemde sadece 101 milyon metreküp su geldiğini belirtti. Yavaş, “Biliyorsunuz Ankara&#8217;nın su problemini ilerleyen yıllara çözülmesi için Gerede projesi yapılmıştı. Oralarda bu kuraklıktan etkilendiği için şu anda Gerede Tüneli’nden hiç su gelmiyor. Dolayısıyla Kesikköprü’den gelen suya yüklenmek durumunda kaldık. Kesikköprü’den gelen suyu Sayın Mustafa Tuna döneminde ileri arıtma teknikleri ile arıtıldığı için artık musluktan içilebilir hâle getirmiş bulunmaktaydık” dedi.</p>
<p>Yavaş, Kesikköprü’den sağlanan suyun eski borular nedeniyle sık sık arızaya yol açtığını belirterek, “CTP türü borular zamanında değiştirilmediği için sık sık patlıyor. Aynı anda ikisi birden patladığı için geçici bir şekilde su sıkıntısı yaşıyoruz. Hemen en kısa zamanda 24 saat canlı yayında da göstermek suretiyle ekiplerimiz çalışmakta ve inşallah hemen en kısa zamanda bu tamirat yapıldığı zaman çelik boru döşeniyor artık. İnşallah bir daha başka yerde arıza olmaz. Çelik boru yapılıp bağlandığı takdirde su verilmeye başlanacak” diye konuştu.</p>
</p>
<p>“5 AY BOYUNCA SU KESİNTİSİ OLMAYACAK”</p>
<p>Tamiratın ardından Ankara’da en az 5 ay boyunca su kesintisi yaşanmayacağını kaydeden Yavaş, Ankaralılara da suyun tasarruflu kullanılması çağrısında bulunarak şöyle konuştu:</p>
<p>Yine yağış olmazsa ondan sonra başka tür tedbirlere gideceğiz. Şimdiye kadar bu kuraklıktan Ankara halkının etkilenmemesi için bütün tedbirleri aldık. Ancak borunun patlaması bizim elimizde olan bir şey değil. İnşallah bugünler kısa zamanda atlatılacak ve düzenli olarak su vermeye devam edeceğiz. Ama tabii ki aralık ayından sonra da su kesintisi yapılmamasını istiyorsak hepimiz elimizden gelen tedbiri alıp israf etmeden suyu kullanmaya gayret edeceğiz. Ben bu geçici sıkıntı için özür diliyorum. Elimizde olan bir şey değil. Ancak tamirat yapılır yapılmaz en az 5 ay müddetle Ankara halkına su kesintisi olmadan yine su vermeye devam edeceğimizi bildirmek istiyorum.”</p>
</p>
<p>ASKİ ÇALIŞMALARINI HIZLA SÜRDÜRÜYOR</p>
<p>Sosyal medya üzerinden de konuya ilişkin açıklama yapan Mansur Yavaş, “Kesikköprü hattında yaşanan boru patlaması nedeniyle zorunlu su kesintileri uygulanmaktadır. Bu durum kuraklıktan değil, teknik arızadan kaynaklanmaktadır. Aldığımız tüm tedbirler sonrası aralık ayına kadar herhangi bir kesinti öngörülmüyordu, ancak beklenmeyen bu arıza nedeniyle zorunlu kesintilere gidildi. ASKİ ekiplerimiz Kesikköprü’de çelik boru döşeme çalışmalarını hızla sürdürmekte olup en kısa sürede su dağıtımı normale dönecektir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yavas-su-kesintileri-gecici-5-ay-kesinti-olmayacak-580882">Yavaş: Su Kesintileri Geçici, 5 Ay Kesinti Olmayacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu Belirtiler Alzheimer&#8217;ın Habercisi Olabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bu-belirtiler-alzheimerin-habercisi-olabilir-576561</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Sep 2025 09:51:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alzheimer]]></category>
		<category><![CDATA[belirtiler]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[habercisi]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığın]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[orta]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yavaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576561</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen alzheimer, yalnızca yaşlılığın bir belirtisi olarak değil, beyin hücrelerinin hasar görmesiyle oluşan, hafıza kaybı ve davranış değişiklikleriyle ilerleyen bir hastalık olarak biliniyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-belirtiler-alzheimerin-habercisi-olabilir-576561">Bu Belirtiler Alzheimer&#8217;ın Habercisi Olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen alzheimer, yalnızca yaşlılığın bir belirtisi olarak değil, beyin hücrelerinin hasar görmesiyle oluşan, hafıza kaybı ve davranış değişiklikleriyle ilerleyen bir hastalık olarak biliniyor. İlk belirtiler genellikle unutkanlıkla ortaya çıkarken, ilerleyen evrelerde hastalar günlük işlerini yapamaz hale gelebiliyor. Sağlıklı yaşam tarzı, düzenli beyin egzersizleri ve erken tanı, hastalığın seyir hızını önemli derecede etkiliyor. </p>
<p>Memorial Ankara Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Neşe Yavaşoğlu,  “21 Eylül Dünya Alzheimer Günü” öncesinde, alzheimer hastalığı ve belirtileriyle ilgili bilgi verdi. </p>
<p><strong>Hastalığın altında genetik bozukluk ve stres yatıyor </strong></p>
<p>Dünya genelinde 60 yaş üstünde %5-8, 85 yaşın üstünde %30 oranında alzheimer görülmektedir. Türkiye’de ise 65 yaş üstü %8-10 kişide görülmektedir. Dünyada şu an 55 milyon, Türkiye’de 600 bin kadar Alzheimer hastası bulunmaktadır. Alzheimer hastalığı, beyinde sinir hücresi hasarına neden olan ilerleyici bir nörodejeneratif bozukluktur. Hastalığın oluş mekanizması tam aydınlatılamamıştır. Çalışmalar birçok farklı mekanizmanın rol oynadığını karmaşık bir süreci işaret etmektedir. Hastalığın oluş mekanizması kesin olarak anlaşılamamış olsa da, araştırmalar birkaç temel mekanizmanın rol oynadığını göstermektedir. Beta-amiloid adı verilen bir proteinin birikimi sonucu gelişen Amiloid Plaklar, tau proteininin anormallikleri, inflamasyon ve serbest radikallerin hücrelere zarar vermesi sonucu ortaya çıkan oksidatif stres, özellikle APOE- ε4 geninin varlığı gibi genetik yatkınlık ve epigenetik faktörlerdir.</p>
<p><strong>Alzheimer’ın 10 önemli sinyali!</strong></p>
<ol>
<li>Yakın dönemde olan durumları hatırlayamama, zaman ve mekanı karıştırma,</li>
<li>Eşyaları kaybetme, </li>
<li>Aynı soruları tekrarlama, </li>
<li>Konuşurken kelime bulmada güçlük çekme ve duraksama, </li>
<li>Bilinen yollarda kaybolma, </li>
<li>Yemek tarifi gibi planlama gerektiren işlerde zorlanma</li>
<li>TV izlerken konuyu takipte zorlanma, </li>
<li>Derinlik algısı bozulduğu için merdiven çıkmakta zorlanma, </li>
<li>Davranış değişiklikleri (kolay sinirlenme, huzursuzluk içe kapanma, sosyal yönden gerileme ve kişisel bakımını aksatma.)</li>
<li>Orta dönemde yakınlarını tanımada güçlük, ileri dönemde iletişim kuramama, yürüme ve beslenme gibi temel ihtiyaçlarda bağımlılık </li>
</ol>
<p> Hastalığın tanısında, klinik öykü ve nörolojik muayene, bilişsel testler (MMSE, MOCA), MRI, PET (FDG-PET, Amyloid PET): gibi görüntüleme yöntemleri, beyin omurilik sıvısı veya kan testleri: Plazma p-tau181, p-tau217 vb. biyobelirteçler değerlendirilmektedir. Yaş, kadın cinsiyet, aile öyküsü, genetik mutasyonlar, sigara, alkol, hipertansiyon, diyabet, obezite, kolesterol yüksekliği, hareketsizlik, depresyon, sosyal izolasyon, uyku apnesi, kafa travmaları, hava kirliliği ve toksin maruziyetleri, alzheimera yakalanma riskini artırmaktadır. </p>
<p><strong>Kesin tedavi yok ama belirtiler azaltılabilir</strong></p>
<p>Alzheimer için günümüzde hastalığı tamamen durduran veya geri<strong> </strong>döndüren kesin bir<strong> </strong>tedavi<strong> </strong>yöntemi henüz bulunmamaktadır. Belirtileri azaltmaya yönelik asetilkolinesteraz inhibitörleri, NMDA reseptör antagonisti kullanılmaktadır. Son yıllarda hastalığın ilerlemesini yavaşlatmaya yönelik bazı tedavi seçenekleri de gündemde; bu ilaçlar beyinde biriken amiloid-beta plaklarını azaltmakta, hastalığın ilerlemesini de bir miktar yavaşlatabilmektedir. Ancak beyin ödemi ve mikrokanama gibi yan etkiler meydana gelebileceğinden, kullanımları sınırlamaktadır. </p>
<p><strong>Yaşam tarzı değiştirilmeli ve koruyucu takviyeler alınmalı </strong></p>
<p>Alzheimer beyinde düzensiz proteinlerin yavaş yavaş biriktiği sinsi bir hastalık olmakla birlikte, bu birikimler belirtiler ortaya çıkmadan tam 10-15 yıl önce başlamaktadır. Bu nedenle koruyucu tedaviler almak gerekmektedir. Omega-3 Yağ Asitleri (DHA, EPA), B Vitaminleri, Resveratrol, Koenzim Q10, Ginkgo Biloba Ekstresi vb. çok sayıda araştırılmış takviyeler bulunmaktadır. Ancak bu takviyelerin yan etkileri veya ilaç etkileşimleri nedeni ile doktor önerileri doğrultusunda kullanılmasına dikkat edilmesi gerekmektedir. Aynı zamanda, az kalori tüketimine, haftada en az 150 dakika orta düzey aerobik egzersiz yapmaya (yürüyüş, bisiklet, yüzme), yeni şeyler öğrenme, stresi azaltmak için meditasyon yapmaya, 7-8 saat kaliteli düzenli uyku çekmeye özen gösterilmesi gerekmektedir. Sonuç olarak, Alzheimer’ın genetik geçişi<strong> </strong>%1’den azdır. Büyük çoğunluğunda genetik yatkınlık, yaşam tarzı ve çevresel faktörler etkili olmaktadır<strong>.</strong></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-belirtiler-alzheimerin-habercisi-olabilir-576561">Bu Belirtiler Alzheimer&#8217;ın Habercisi Olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zamanın Yavaş Aktığı Bir Cennet: Hılton Dalaman Sarıgerme Resort &#038; Spa</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zamanin-yavas-aktigi-bir-cennet-hilton-dalaman-sarigerme-resort-spa-563191</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Aug 2025 13:23:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[aktığı]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[cennet]]></category>
		<category><![CDATA[dalaman]]></category>
		<category><![CDATA[hılton]]></category>
		<category><![CDATA[resort]]></category>
		<category><![CDATA[sarıgerme]]></category>
		<category><![CDATA[spa]]></category>
		<category><![CDATA[yavaş]]></category>
		<category><![CDATA[zamanın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=563191</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir yanda Dalaman Çayı'nın huzur veren kıvrımları, diğer yanda çocuk kahkahalarının yankılandığı yemyeşil bahçeler… Hilton Dalaman Sarıgerme Resort &#038; Spa, bu yaz da doğanın kalbinde, zarafetle harmanlanmış bir aile masalına ev sahipliği yapıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zamanin-yavas-aktigi-bir-cennet-hilton-dalaman-sarigerme-resort-spa-563191">Zamanın Yavaş Aktığı Bir Cennet: Hılton Dalaman Sarıgerme Resort &#038; Spa</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir yanda Dalaman Çayı&#8217;nın huzur veren kıvrımları, diğer yanda çocuk kahkahalarının yankılandığı yemyeşil bahçeler… <b>Hilton Dalaman Sarıgerme Resort &#038; Spa</b>, bu yaz da doğanın kalbinde, zarafetle harmanlanmış bir aile masalına ev sahipliği yapıyor. Burası yalnızca bir tatil değil; zamanın yavaş aktığı, her anın kıymetle örüldüğü bir yaşam sanatı…</p>
<p><b>Göl Evleri: Sade Lüksün Sessiz Şiiri</b></p>
<p>Doğayla iç içe, göl yüzeyinden yükselen sabah ışıklarıyla uyanmak… Hilton Dalaman’ın kalbindeki Göl Evleri, dinginliğin ve zarafetin somut hâline dönüşüyor. 142 m²’lik geniş yaşam alanlarında, doğrudan havuza açılan teraslar, mahremiyetin ve konforun kusursuz birleşimini sunuyor. Sessizlik burada bir melodi gibi akar; yıldızlar geceleri göl yüzeyine düşerken, yılın tüm yorgunluğu usulca dağılır.</p>
<p><b>Küçük Kalpler İçin Büyük Mutluluklar</b></p>
<p>Hilton Dalaman’da çocuklar için kurulan dünyalar, yalnızca eğlence değil; keşif, gelişim ve neşe dolu anlarla örülmüş birer masal diyarı… 1.500 m²’lik Carpi Kidz Paradise, minik misafirleri ebru sanatından mini diskoya, doğa yürüyüşlerinden tişört boyamaya uzanan yaratıcı aktivitelerle karşılıyor. Teen Club ise 10–15 yaş arası gençleri sosyal etkinlikler, turnuvalar ve doğa temelli oyunlarla bir araya getiriyor. Çocuklar özgürce oynarken, ebeveynler de gönül rahatlığıyla kendilerine zaman ayırabiliyor.</p>
<p><b>Gastronomide Bir Lezzet Senfonisi</b></p>
<p>Hilton Dalaman’da her öğün, duyulara yazılmış bir şiir gibi… Sarıgerme Ana Restoran’da dünya mutfağıyla tanışırken, A La Turca’da otantik Türk lezzetleriyle geçmişin izini sürebilirsiniz. Asya’nın zarif aromaları TAO’da hayat bulurken, Finesse’de Hindistan rüzgarı sofralara konuk oluyor. Vela’nın Akdeniz esintisi, Alize’nin İtalyan romantizmiyle birleşiyor. Gün boyu devam eden lezzet yolculuğu, Rouge Bar’ın edebiyattan ilham alan kokteylleriyle taçlanıyor.</p>
<p><b>Doğayla İç İçe, Hareketle Canlı</b></p>
<p>Hilton Dalaman yalnızca bir sığınak değil; aynı zamanda hareketin, sporun ve eğlencenin nabzını tutan bir enerji merkezi. 10 yüzme havuzu, 2 aquapark, su sporları, yoga, tenis, okçuluk ve daha fazlası… 650 metrelik özel plajı ise gün batımını izlerken hayatla yeniden bağ kuracağınız bir sahne gibi…</p>
<p><b>Hilton Dalaman: Ailece Unutulmaz Bir Yaz İçin</b></p>
<p>Hilton Dalaman Sarıgerme Resort &#038; Spa, doğaya duyduğu saygıyı, çocuklara sunduğu sevgiyi ve misafirlerine bahşettiği huzuru tek bir tatilde birleştiriyor. Burası, gökyüzünün suya değdiği, kahkahaların doğaya karıştığı, her anın şiire dönüştüğü bir yer…</p>
<p>Bu yaz, çocuklarınızla göz göze gülecek, gölde yansıyan yıldızlarla geceye veda edeceksiniz. Çünkü <b>Hilton Dalaman Sarıgerme Resort &#038; Spa</b>’da zaman değil, anlar değerli.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zamanin-yavas-aktigi-bir-cennet-hilton-dalaman-sarigerme-resort-spa-563191">Zamanın Yavaş Aktığı Bir Cennet: Hılton Dalaman Sarıgerme Resort &#038; Spa</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Polikistik böbrek hastalığı yavaş gelişir, her şey hızla değişir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/polikistik-bobrek-hastaligi-yavas-gelisir-her-sey-hizla-degisir-461489</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 May 2024 11:38:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[değişir]]></category>
		<category><![CDATA[gelişir]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[hızla]]></category>
		<category><![CDATA[polikistik]]></category>
		<category><![CDATA[şey]]></category>
		<category><![CDATA[yavaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=461489</guid>

					<description><![CDATA[<p>Abdi İbrahim Otsuka, 10 Mayıs Polikistik Böbrek Hastalığı Günü’nde kalıtsal, kronik ve ilerleyici bir rahatsızlık olan polikistik böbrek hastalığının, erken tanı ve tedavisine dikkat çekerek hastalığa dair çarpıcı bilgileri derledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/polikistik-bobrek-hastaligi-yavas-gelisir-her-sey-hizla-degisir-461489">Polikistik böbrek hastalığı yavaş gelişir, her şey hızla değişir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span>Abdi İbrahim Otsuka Medikal Direktörlüğü, polikistik böbrek hastalığına (PBH) dair çok faydalı ve çarpıcı bilgiler derledi. </span></p>
<p><span>Kronik, ilerleyici ve kalıtsal bir hastalık olan polikistik böbrek hastalığı böbrekler ve özellikle karaciğer olmak üzere diğer organlarda kist denilen sıvı dolu keselerin çoğalıp büyüdüğü karmaşık bir hastalıktır. Böbrekte oluşan kistler, böbreğin normal dokusunun yerini alır, böbreklerin büyümesine neden olur, böbrek fonksiyonunun azalmasına ve böbrek yetersizliğine yol açar. Polikistik böbrek hastalığı olan kişilerde böbrek kistlerine ek olarak karaciğer kistleri ve damar hastalıkları da görülebilmektedir. </span></p>
<p><strong><span>Bazı hastalarda şikâyet olmadan gelişebilir</span></strong></p>
<p><span>Polikistik böbrek hastalığının en sık rastlanan başlangıç semptomları ise ağrı, idrar yolu infeksiyonu bulguları, makroskopik hematüri (idrarda kan) atakları veya tesadüfen saptanan hipertansiyondur. Ağrı ve hematüri en sık görülen klinik bulgulardır. Aşırı sayıdaki kistler nedeniyle böbrek boyutları büyümüş olan hastalarda ağrı daha sık görülür. </span></p>
<p><span>Otozomal dominant polikistik böbrek hastalığı, son dönem böbrek yetersizliği olgularının %8 &#8211; 10&#8217;undan sorumludur. Buna bağlı olarak, önemli bir morbidite ve mortalite nedenidir. Bazı hastalarda ise bulgu ve şikâyetler görülmeyebilir. </span></p>
<p><span>Böbrek fonksiyonundaki düşüş geri dönüşü olmayan böbrek hasarının habercisidir. Bu hastalarda, özellikle PKD1 mutasyonu olanlarda, böbrek yetersizligi gelişebilmektedir ve ileri evre kronik böbrek hastalığının ortalama başlangıç yaşı 50’dir, son dönem böbrek yetersizliği ortalama 53 yaşında meydana gelir ve yaşam süresi daha kısadır. </span></p>
<p><strong><span>Böbrek naklinin sebepleri arasında 4’üncü sırada geliyor</span></strong></p>
<p><span>Türkiye Nefroloji Derneği verilerine göre 2022 yılında 3621 böbrek nakli yapılmıştır ve nakil sebepleri arasında dördüncü sırada polikistik böbrek hastalığı yer almaktadır. </span></p>
<p><span>Ülkemizde akrabalardan böbrek nakli vakaların yaklaşık %60’nı oluşturmaktadır ve kalıtsal bir hastalık olan PBH’de bu durum nakil sürecini zorlaştırabilir. </span></p>
<p><strong><span>Polikistik böbrek hastalığı progrnozunda erken tanı ve tedavi önemlidir</span></strong></p>
<p><span>Hastalık ilerlemesini yavaşlatmak, böbrek naklini ve diyaliz ihtiyacını geciktirmek için erken dönemde tanı ve uygun tedavi için nefroloji uzmanına başvurmak büyük bir önem taşımaktadır.</span></p>
<p><span>Sağlıklı beslenme ve yaşam tarzı, hastanın ihtiyacına göre semptom tedavisi, böbrek fonksiyonunu korumak için uygulanan tedavi sayesinde semptomlar kontrol altına alınabilir ve çeşitli komplikasyonlar önlenebilir.</span></p>
<p><span>Sizde veya yakınlarınızda bu hastalığın olduğunu düşünüyorsanız mutlaka bir nefroloji uzmanına görününüz.</span></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/polikistik-bobrek-hastaligi-yavas-gelisir-her-sey-hizla-degisir-461489">Polikistik böbrek hastalığı yavaş gelişir, her şey hızla değişir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ekrem İmamoğlu: Mansur Yavaş Başkanımız ve Ben, Bize Duyulan Güveni Boşa Çıkarmayacağız</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ekrem-imamoglu-mansur-yavas-baskanimiz-ve-ben-bize-duyulan-guveni-bosa-cikarmayacagiz-357517</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Mar 2023 12:00:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkanımız]]></category>
		<category><![CDATA[ben]]></category>
		<category><![CDATA[bize]]></category>
		<category><![CDATA[boşa]]></category>
		<category><![CDATA[çıkarmayacağız]]></category>
		<category><![CDATA[duyulan]]></category>
		<category><![CDATA[ekrem]]></category>
		<category><![CDATA[güveni]]></category>
		<category><![CDATA[imamoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[mansur]]></category>
		<category><![CDATA[yavaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=357517</guid>

					<description><![CDATA[<p>İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kahramanmaraş merkezli depremlerde yıkıma uğrayan kentlerden Adana’da düzenlenen “Deprem Eylem Planı Çalışma Toplantısı”nda konuştu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ekrem-imamoglu-mansur-yavas-baskanimiz-ve-ben-bize-duyulan-guveni-bosa-cikarmayacagiz-357517">Ekrem İmamoğlu: Mansur Yavaş Başkanımız ve Ben, Bize Duyulan Güveni Boşa Çıkarmayacağız</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kahramanmaraş merkezli depremlerde yıkıma uğrayan kentlerden Adana’da düzenlenen “Deprem Eylem Planı Çalışma Toplantısı”nda konuştu. </strong></p>
<p><strong>“Çadırların, konteynerların eksik olduğu yerde, hızlıca konut ihalelerinin konuşuluyor olması, büyük bir ayıptır, trajedidir” diyen İmamoğlu, “Oysa merkezi yönetim, bunun yerine bölgesel ölçekte ve katılımcı biçimde, bölgesel kalkınmaya vurgu yapan, hızlı bir ve eylem planı sürecini başlatmalıydı. Konuta kadar uzanan yeniden inşaat süreci, bir bütün olarak kurgulanmalı ve hayata geçirilmeliydi. </strong></p>
<p><strong>Ekranlarda gördük. Bir blok yerinin temelini açıp, ‘Konuta başlıyoruz’ diye televizyonda tam 15 dakika, bir blok, iki blok inşaatlarını göstererek insanlara, ‘Biz size konuk yapıyoruz’ diye tanıtım yapan devletimizin kanalı TRT’den izledim ve utanç duydum. İşte bu eksiği, bilim giderir. Bu eksiği, teknik beceri gider, Bu eksiği, net olarak söyleyeyim, mevcut akıl gideremez. Biz gideririz. Merkezi yönetimin, katılımcı bir bakış açısı ve yerel yönetimlerle birlikte çalışmasını, biz sağlarız. Çünkü, bunu başaramazsak, sorunları gerçekte çözmüş olmayız. Sadece göz boyar ve ertelemiş oluruz” şeklinde konuştu. </strong></p>
<p><strong>Türkiye’nin depremin dışında, başta ekonomik kriz olmak üzere, birçok sorunu olduğunun altını çizen İmamoğlu, “Siyasal ve yönetsel sistemimizin de yeniden kurgulanması şarttır. Cumhuriyet’imizin ikinci yüzyılı başlarken, bu yeniden yapılanma ve reform programı da son derece önemli olacaktır. Ancak bu, yukarıdan aşağıya bir kurgu asla olmamalıdır. Artık Türkiye&#8217;miz, yeni bir başlangıcın eşiğindedir. </strong></p>
<p><strong>Demokratik süreçler içinde, uyumlu çalışmanın önü açılacak ve merkeziyle, yereliyle Türkiye, başta afet meselesi olmak üzere, her konuda birlikte çalışmayı başaracaktır. Bu tür bir yeniden yapılanma sürecinde, Türkiye&#8217;nin en büyük iki şehrinin belediye başkanlarına da aktif bir rol tanımlanmış olmasını ülkemiz adına çok önemsiyor ve sorumluluğumuzun altını bir kez daha çizmek istiyorum. Türkiye&#8217;miz yeniden yapılanırken, yeniden ayağa kalkarken, kentlerimiz deprem karşısında dirençli hale getirilirken, İstanbul ve Ankara Belediye Başkanlarının merkezi yönetim düzeyinde etkili alan olarak açılmasını kıymetli buluyorum. Mansur Başkanımız ve benim, bize duyulan güveni boşa çıkarmayacağımızdan hepiniz emin olunuz” ifadelerini kullandı.</strong></p>
<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), Adana Büyükşehir Belediyesi ve İstanbul Planlama Ajansı (İPA) iş birliğiyle, “Adana Deprem Eylem Planı Çalışma Toplantısı” düzenlendi. Moderatörlüğünü Prof. Dr. Tarık Şengül’ün yaptığı “Bilimin Rehberliğinde Depreme Dayanıklı Kent” konulu panele; Prof. Dr. Alper İlki, Prof. Dr. Bahar Yetiş, Prof. Dr. Barış Binici, Prof. Dr. Ebru Voyvoda, Prof. Dr. Kayıhan Pala, Prof. Dr. Murat Şeker, Prof. Dr. Naci Görür ve Prof. Dr. Süleyman Pampal katıldı. Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen şehirlerden Adana’da düzenlenen toplantının açılış konuşmalarını İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar yaptı. </p>
<p><strong>“DAYANIŞMA VE PAYLAŞIM, HER DUYGUNUN ÖNÜNE GEÇER”</strong></p>
<p>Olası afetler öncesinde, anında ve sonrasında yaşanacak sorunları tespit ederek, problemlerin önlemlerini almakla sorumlu yöneticiler olduklarına vurgu yapan İmamoğlu, “Bu toprakların kültüründe yoğrulmuş hiç kimse bu tür yapılan çalışmalarla ilgili bir teşekkür beklemez. Bu topraklarda afet, yıkım, kayıp söz konusu. Siyasi hesaplar biter, kenetlenip kayıp yaşayanların yanında olunur kayıtsız şartsız. Dayanışma ve paylaşım, her duygunun önüne geçer. O nedenle vazifemiz ve sorumluluğumuz olduğu için bölgedeydik. O nedenle sürecin tahlili, analizi için Zeydan Başkanımızla birlikte İstanbul&#8217;daydık. O nedenle bugün buradayız. Adana’dayız. Yaraları saracağız. Acıları paylaşacağız. Zarar gören kimsenin mağduriyetine ve unutulmasına asla izin vermeyeceğiz” şeklinde konuştu. Sorumluluklarının bu noktada bitmediğini belirten İmamoğlu, “Bizleri Büyükşehir Belediye Başkanı seçen milyonlarca vatandaşımıza karşı, başka sorumluluklarımız da var. Örneğin vatandaşlarımıza depremle ilgili kaygılarına gerçekçi bir biçimde, asla onları yanıltmadan, aldatmadan manipüle etmeden, günü kurtarmak değil, geleceği sağlıklı bir şekilde inşa etmek adına, gerçekçi biçimde yanıt vermek ve olabildiğince kaygıları giderip, sürece dair seferberlik duygusuyla en üst sorumlulukta, birlikte çalışma göreviyle karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>“BİR SİYASETÇİNİN BAŞINA GELEBİLECEK EN KÖTÜ ŞEY, TOPLUMLA OLAN GÜVEN İLİŞKİSİNİ KAYBETMESİDİR”</strong></p>
<p>“Bir siyasetçinin başına gelebilecek en kötü şeylerden biri, sorumluluk taşıdığı toplumla olan güven ilişkisini kaybetmesidir” diyen İmamoğlu, “Hiçbir yöneticiye, hiçbir siyasiye Allah böyle bir şey yaşatmasın. O nedenle, gerçek bir yöneticiyseniz, ahlaklı, namuslu bir yöneticiyseniz, kaygı gidermek adına hiçbir zaman gerçekleri eğip bükemezsiniz. Onun için biz, gerçekleri eğip eğip bükmedik, gizlemedik ve asla bunu yapmayacağız. Durum neyse onu paylaşacağız ki, çözümleri de birlikte üretebilelim. Ama kimsenin toplumumuzun içinde bulunduğu koşullardan, kötü niyetli ve sorumsuz bir biçimde yararlanmasına da izin vermedik, vermeyeceğiz” şeklinde konuştu. Kentleri, bilimin ışığında, depremlere ve afetlere dayanıklı hale getirmenin de yönetici sorumluluğu olduğuna dikkat çeken İmamoğlu, “Daha dün, bir sel oldu ve Şanlıurfa&#8217;da insanlarımızı, daha yeni yapılmış bir altyapı mekanizması yüzünden, kaybetmek zorunda kaldık. Bazen evet afette imkansızı başaramayabilirsiniz. Ama göz göre göre canları kaybettiğiniz zaman, bu gerçekten yöneticilerin ya da yapımcıların, idarecilerin sorumluluğudur. Bunun mutlaka takipçisi olunmalıdır. Merkezi idaresiyle, yerel yönetimiyle, bütün kamu yöneticileriyle, bilimin çizdiği yolda birlikte yol yürürsek, yaşanan hiçbir şeyi yaşamayız. Bunu başarabilmek için ne gerekiyorsa, yapacağız. Ne tür bedel ödenmesi gerekiyorsa, ödeyeceğiz. Kimleri ikna etmemiz gerekiyorsa, ikna edeceğiz. Kimlerle mücadele etmemiz gerekiyorsa, göreceksiniz gözümüzü kırpmadan onlarla mücadele edeceğiz” dedi. </p>
<p><strong>“ADANA&#8217;DAN, HEPİNİZİN HUZURUNDA SÖZ VERİYORUZ…”</strong></p>
<p>Cumhuriyet’in ikinci yüzyılının başlangıcı olan 2023 yılını depremlerle ve afetlerle karşılamanın burukluğunun yaşandığının altını çizen İmamoğlu, şunları söyledi: </p>
<p>“Kahramanmaraş depremi, hepimiz adına, yönetici sorumluluğu, kişiliği, kimliği adına, bu ülkede bir vatandaş olma adına, bir milat olmalıdır; olacak. 99 depremi için de aynı şeyleri söyledik. ‘Bir milat olacak’ dedik. Ama olamadı, başaramadık. Gerekli direnci gösteremedik. Eğri oturalım, doğru konuşalım. Gerekli adımları atamadık. Üzerinden 24 seneye yakın zaman geçmesine rağmen, gerekli tedbirleri alamadık. Gerekli düzenlemeler yapılmadı. Eğer o gün bunlar yapılmış olsaydı, iddiayla söylüyorum ki, en az 50 bin insanımızın öldüğü bu depremde, bu denli insanımızı net olarak kaybetmezdik. Bunca ekonomik yıkım olmazdı. Bugün yaşanan kaygılar olmazdı. O nedenle, buradan, Adana&#8217;dan hepinizin huzurunda söz veriyoruz. Bizler, görevlerimizde olduğumuz sürece, hiçbir zaman böyle bir ortamı memleketimize, milletimize ve şehirlerimize yaşatmayacağız. 2023 yılının hep beraber, en üst seviyede gelişmişlikle karşılayacağımız 100’ncü yıl olmasını çok arzu ederdik. Ama bunu başaramadık. O zaman, başka bir şeyi başarabiliriz. 2023 yılını, çok önemli bir sorumluluk yılı, afetlere ve yıkımlara karşı mücadele açısından da bir milat olarak başlatabiliriz.”</p>
<p><strong>“SADECE BİNA GÜÇLENDİRMESİ İBB’NİN 5 YILLIK BÜTÇESİ KADARDIR”</strong></p>
<p>Bunun, sadece yerel yönetimlerin çabalarıyla değil, vatandaşların, devletin ve ilgili kurum, kuruluşların iş birliği içinde çalışmasıyla başarılabileceğini vurgulayan İmamoğlu, “Arkadaşlarım hesapladılar. İstanbul&#8217;da sadece bina güçlendirmesi için gereken kaynak, en iyimser hesaplamalarla, Büyükşehir Belediyemizin yaklaşık 5 yıllık bütçesi kadar. Yani hiçbir iş yapmayalım, çalışanlarımıza bile maaş ödemeyelim, 4-5 yıl tümüyle kaynaklarımızı güçlendirme için oraya aktarsak bile yetmiyor. Dolayısıyla resim açıktır ve nettir. Başta İstanbul olmak üzere, deprem tehdidi altındaki kentlerimizin hiçbirinin yerel kaynaklarla, belediyelerin kaynaklarıyla bu yaşamsal sorunun çözümü mümkün olmadığı ortadadır. Kahramanmaraş depreminde ülkemizin maddi kaybının 100 milyar dolar civarında olduğu telaffuz ediliyor. Yani Türkiye’nin gayrisafi milli hasılasının 8’de 1’inden bahsediyoruz. Böylesi büyük bir ekonomik kaybın giderilmesi, yerel yönetimlerin çözeceği bir mesele değil” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>“TOKİ” ELEŞTİRİSİ: “SİYASİ VE TİCARİ HESAPLAR, RANTI ÖNE ÇIKARDI”</strong></p>
<p>Konut üretiminin birçok ülkede tümüyle yerel yönetimlerin sorumluluğunda olduğuna dikkat çeken İmamoğlu, şöyle konuştu: </p>
<p>“Türkiye&#8217;de, tamamen kendisini yerel yönetimden uzaklaştırarak oluşumunu sürdüren ve merkezi yönetimin bir aygıtı haline gelmiş olan TOKİ&#8217;dir bu alandan sorumlu olan. Yanlıştır. Geçtiğimiz dönemde kamu arazileri, askeri alanlar, kimi durumda meralar konut üretimini kolaylaştırmak ve ucuzlatmak için bu kurumun emrine verildi. Peki sonuç öyle mi oldu? Ne yazık ki olmadı. Ne yazık ki, siyasi ve ticari hesaplar, rantı öne çıkardı ve deprem gibi, sosyal konut üretmek gibi bu konuları ne acıdır ki teğet geçti. Afete yönelik yapılan düzenlemeler, çıkarılan kanunlar da yerel yönetimlerin dostu olmadı, iş birliğinden kurumları uzaklaştırdı. Hepimiz yaşadık, biliyoruz. Geçtiğimiz dönemin, kentsel dönüşüm denilen kavramla arası iyi olmadı. Halkımızı bu kavramdan uzaklaştırdı. Büyük ölçüde merkezi yönetimin elinde, rant ve iktidar devşirme aracı olarak uygulanmaya çalışıldı. İstanbul&#8217;da bir Fikirtepe örneği var. İnanınız bir şehircilik faciası. Bir bakanlar kurulu kararıyla, kentlerdeki stratejik alanlar, önemli arazi ve kentsel taşınmazlar, merkezi yönetimin yetkili olduğu yerler haline getirildi. Buralarda belediyelerin çivi çakmasına dahi izin verilmedi. Bütün bunlar yapılırken de siyasi ayrışma en yüksek dozda, ne yazık ki kurumlarımıza hissettirildi. Sonuçta; halkın oyuyla göreve gelen belediye başkanları, meclisleri ne yazık ki kentlerinde, deprem ve afet başta olmak üzere, sorunlu işlerin üzerine gidip, çözüp çözümler üretmekten alıkonuldular ve sistem başka bir yöne evrildi.”</p>
<p><strong>“KENTLER, ARTIK BİR RANT DEVŞİRME ALANI OLARAK GÖRÜLMEMELİ”</strong></p>
<p>Karşılarına çıkarılan engellere rağmen, bahane üretmeden etkili bir biçimde görevlerini yapmaya devam ettiklerini kaydeden İmamoğlu, “Ne merkezi yönetimin ne de yerel yönetimlerin kentler artık bir rant devşirme alanı olarak görmesine daha fazla müsaade edilmemeli ve bu konuda etmeyeceğimizi de hepinizin huzurunda taahhüt ediyorum. Örneğin; İstanbul için geçtiğimiz dönemde kullanılan kamu kaynakları, krediler, borçlar, kime hizmet ettiği belli olmayan birtakım projeler için kullanıldı. Bu kaynaklar yapılaşmamış alanlarda inşa edilen ve zaman zaman da doğayı tahrip eden projeler için değil de afet odaklı projeler için kullanılsaydı, inanınız bugün İstanbul&#8217;da depremi konuşmuyor olurduk” diye konuştu. İstanbul’un depreme dayanıklı hale getirilmesi için 85 milyar dolar gerektiğini hesapladıklarını aktaran İmamoğlu, çözüm için yerel yönetimlerin güçlendirilmesi gerektiğine vurgu yaptı. “Deprem sırasında merkezi kurgunun nasıl etkisiz hale geldiğini, merkezi anlayışla süreç yönetildiğinde, afet bölgesinde ne yazık ki sistemli bir yaklaşımın mümkün olmadığını daha dün yaşadığımız depremde hep beraber gördük” diyen İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı: </p>
<p><strong>“TRT’DEN İZLEDİM VE UTANÇ DUYDUM”</strong></p>
<p>“Onun için biz, etkisizliğin etkiye, bu verimsizliği, verimliliğe ve ne yazık ki bu kaynak israfının doğru yönlendirilmeye, yerelin güçlendirilmesiyle mümkün olacağını buradan ilan ediyoruz. Şimdi dönüp bir kez daha kentlerimize, sorunlarına, potansiyellerine ve yerel yönetim yapılarına bakmamız gerekiyor. Hiç zaman geçirmeden acilen bir yönetim reformuna ihtiyaç duyduğumuz nettir. Bu reformun en önemli parçası, kaçınılmaz olarak güçlü yerel yönetimler olmak zorundadır. Ve bizler, yeni dönemde bu reformu mutlaka milletimizle buluşturacağız. Türkiye&#8217;nin bir an önce ulusal, bölgesel ve kentsel düzeylerde güçlü planlama anlayışına da dönmesi gerekiyor. Deprem bölgesinde, ertesi gün telaş içinde, hala artçılarla sarsılan bölgede konut projeleri yapan anlayışı hem ürkerek hem de üzülerek izledik. Çadırların, konteynerların eksik olduğu yerde, hızlıca konut ihalelerinin konuşuluyor olması, büyük bir ayıptır, trajedidir. Oysa merkezi yönetim, bunun yerine bölgesel ölçekte ve katılımcı biçimde, bölgesel kalkınmaya vurgu yapan, hızlı bir ve eylem planı sürecini başlatmalıydı. Konuta kadar uzanan yeniden inşaat süreci, bir bütün olarak kurgulanmalı ve hayata geçirilmeliydi. Ekranlarda gördük. Bir blok yerinin temelini açıp, ‘Konuta başlıyoruz’ diye televizyonda tam 15 dakika, bir blok, iki blok inşaatlarını göstererek insanlara, ‘Biz size konuk yapıyoruz’ diye tanıtım yapan devletimizin kanalı TRT’den izledim ve utanç duydum.”</p>
<p><strong>“BU EKSİĞİ, MEVCUT AKIL GİDEREMEZ; BİZ GİDERİRİZ”</strong></p>
<p>“Dünyanın ve Türkiye&#8217;nin, önümüzdeki birkaç yüzyılına iz bırakacak şekilde inşası konuşulur, tartışılırken, bir yandan depremzedelere geçici konutları yapılarak, onlara tahsis edilme süreci hayata geçirilmesi beklenirken, insanlara basit bir kod, birkaç blok inşaatın temelini atma gayreti ve bina inşaatı gayreti üzücüdür, ürkütücüdür” diyen İmamoğlu, “İşte bu eksiği, bilim giderir. Bu eksiği, teknik beceri gider, Bu eksiği, net olarak söyleyeyim, mevcut akıl gideremez. Biz gideririz. Merkezi yönetimin, katılımcı bir bakış açısı ve yerel yönetimlerle birlikte çalışmasını, biz sağlarız. Çünkü, bunu başaramazsak, sorunları gerçekte çözmüş olmayız. Sadece göz boyar ve ertelemiş oluruz” şeklinde konuştu. Türkiye’nin depremin dışında, başta ekonomik kriz olmak üzere, birçok sorunu olduğunun altını çizen İmamoğlu, “Siyasal ve yönetsel sistemimizin de yeniden kurgulanması şarttır. Cumhuriyet’imizin ikinci yüzyılı başlarken, bu yeniden yapılanma ve reform programı da son derece önemli olacaktır. Ancak bu, yukarıdan aşağıya bir kurgu asla olmamalıdır. Bugün Türkiye&#8217;nin birikimi, merkezi düzeyle yerel yönetimleri, devletle sivil toplumu, her düzeyde birlikte çalışabilecek bir olgunluğa ulaşmak zorundadır. Birlikte çalışmayı, hep birlikte bir kez daha hatırlamamız, unuttuysak da öğrenmemiz ve öğretmemiz gerekir” dedi. </p>
<p><strong>“21. YÜZYIL, ŞEHİRLERİN YÜZYILIDIR”</strong></p>
<p>Devletin her kurumunun ülkenin 86 milyon insanına ait olduğunu kaydeden İmamoğlu, şunları söyledi: </p>
<p>“Bizler, Zeydan Başkan ya da ben, bir dönem için sizden yetki almış insanlar, bu şehrin oy verenlerinin de vermeyenlerinin de tamamının temsilcisidir. Devletimizin bürokrasisi, siyasileri, belediye başkanları, milletvekilleri aynı düşünceye sahip olmayabilirler. Ama halkına hizmet noktasında, hakları ve sorumlulukları noktasında, eşittirler. Dolayısıyla bizler, işte tam da bu anlayışı ülkemize kazandırmak zorundayız. Devlet, vatandaşına karşı gücünü gösteren bir kurum değil; devlet, afetlere karşı gücünü gösteren bir kurum olmak zorundadır. Devlet, vatandaşına şefkatini gösterir, sevgisini gösterir, hizmetini gösterir. Ayrım yapmaksızın gösterir. Artık Türkiye&#8217;miz, yeni bir başlangıcın eşiğindedir. Demokratik süreçler içinde, uyumlu çalışmanın önü açılacak ve merkeziyle, yereliyle Türkiye, başta afet meselesi olmak üzere, her konuda birlikte çalışmayı başaracaktır. Bu tür bir yeniden yapılanma sürecinde, Türkiye&#8217;nin en büyük iki şehrinin belediye başkanlarına da aktif bir rol tanımlanmış olmasını ülkemiz adına çok önemsiyor ve sorumluluğumuzun altını bir kez daha çizmek istiyorum. 21. yüzyıl, şehirlerin yüzyılıdır. Bugün Türkiye&#8217;mizde, nüfusun yüzde 85’i kentlerde yaşamaktadır. Dolayısıyla Türkiye&#8217;miz yeniden yapılanırken, yeniden ayağa kalkarken, kentlerimiz deprem karşısında dirençli hale getirilirken, İstanbul ve Ankara Belediye Başkanlarının merkezi yönetim düzeyinde etkili alan olarak açılmasını kıymetli buluyorum Mansur Başkanımız ve benim, bize duyulan güveni boşa çıkarmayacağımızdan hepiniz emin olunuz.” </p>
<p><strong>“ANADOLU&#8217;NUN DÖRT BİR YANINDA BİRLİKTEN KUVVET DOĞACAK”</strong></p>
<p>Hem yönetme sorumluluğunu üstlendikleri kentlerde hem de Türkiye ölçeğinde çok hızlı ve etkili hareket edeceklerini vurgulayan İmamoğlu, “Ve göreceksiniz, çok güzel sonuçlar alacağız. Afetler bizlere, milletimize diz çöktürmeyecek. Hızlıca tedbirlerini alan, başta deprem ve afetler olmak üzere, yerel yönetimlerin önceliklerini, ihtiyaçlarını en yakından bilen, hisseden, çözümler konusunda ortak aklın peşinde koşan bir yönetime kavuşmanın eşiğindeyiz. İşte bizler, başta Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere, hep birlikte bunu başardığımızda; İstanbul&#8217;da, Ankara&#8217;da, Adana&#8217;da, Hatay&#8217;da, Maraş&#8217;ta, Adıyaman&#8217;da, Edirne&#8217;de, Hakkari&#8217;de, Trabzon&#8217;da, Van&#8217;da işler tamamen değişir. Gerçekten çok güzel günlere erişiriz. Artık yerel yönetimler hükümete, hükümet yerel yönetimlere gücünü göstermeye değil, güç katmaya gelecek. Birbirine güç katacak. Anadolu&#8217;nun dört bir yanında birlikten kuvvet doğacak. Bu ülkenin sahip olduğu kaynakların, zenginliklerin bereketi daha da artacak. Türkiye gibi güçlü, Anadolu gibi bereketli bir yönetimle hep birlikte bu ülkeyi ayağa kaldıracağımızdan hiçbirimizin kuşkusu olmasın. Bu inançla buradayız. Sorunlarla yüzleşen, sorunlara karşı akılla, bilimle hareket eden, işin öncüsü kim ise, gerektiğinde bilim insanları, gerektiğinde teknik insanlar, gerektiğinde iş insanları, gerektiğinde sivil toplum kuruluşları, meslek sahibi insanlarımız, gerektiğinde öğretmenlerimiz, gerektiğinde işçilerimiz, emekçilerimiz, herkesin aklına kıymet gösteren, ona ilgi duyan, gözünün içine bakarak, aynı Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün vatandaşının gözünün içine baktığı gibi, onu dinleyen, anlayan ve geleceği tasarlayan bir devlet olma bilincini memleketimize kazandıracağız. Bu inançla buradayız.”</p>
<p><strong>“HEP BİRLİKTE ELİMİZİ TAŞIN ALTINA KOYACAĞIZ”</strong></p>
<p>“Zeydan Başkanımızla, şehirlerimizle yüzleşip, dertleşip, beraber, ortak akılla sorunu çözmek zorunda olduğumuzu hatırlatmak için buradayız” diyen İmamoğlu, konuşmasını, “Birazdan bilim insanlarımız sorunları anlatacak, çözümleri de anlatacak. Ve hep birlikte elimizi taşın altına koyacağız. İstanbul&#8217;da da öyle, Adana&#8217;da da öyle. Gerektiği yerde binalarımızı güçlendireceğiz. Gerektiği yerlerde binalarımızı yenileyeceğiz. Bundan sonra şehirlerimizle ilgili, kayıtsız şartsız, prensiplerden asla taviz vermeyen yönetimleri göreceksiniz. Vatandaşlarımızın bireysel haklarını koruyacak, ama ondan daha fazla çevreyi koruyacak, doğayı koruyacak, iklimle mücadele edecek, kuraklıkla mücadele edecek, iklim değişikliğinin tahribatlarını azaltacak ve çocuklarımıza, gençlerimize yakışan Adana&#8217;yı, yakışan İstanbul&#8217;u var etme mücadelesini hep birlikte ortaya koyacağız. Kendimi 01 numaralı Adana&#8217;ya yakın hisseden Ekrem İmamoğlu olarak, bu inançla hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Bilim insanlarımızın katılımıyla gerçekleşecek bu toplantıya gösterdiğiniz yoğun ilgiden dolayı, hepinize teşekkür ediyor, ‘Her şey çok güzel olacak’ diyorum” sözleriyle noktaladı. </p>
<p><strong>KARALAR: “ADANA&#8217;NIN MR&#8217;INI ÇEKECEĞİZ”</strong></p>
<p>Konuşmasına, depremin ilk günlerinden itibaren yanlarında olan İBB Başkanı İmamoğlu’na teşekkür ederek başlayan Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Karalar da “Deprem olduğunda, nasıl hızlı müdahale edilir? Adana&#8217;da depremin, Türkiye&#8217;de depremin boyutu nedir? Nereye gider? Hocalarımızı dinleyeceksiniz. Ben uzun boyutlu bunu anlatmayayım. Ama Adana&#8217;da yaptıklarımızı birkaç cümleyle özetlemek istiyorum. Hepiniz biliyorsunuz, yıkılan binanın başında en hızlı olan belediye başkanı benim, eve yakın bir bina olduğu için. Şunu gördüm: Herkes dışarı çıktı bir anda. Ve trafik kilitlendi. Biz alet, edevat, vinci çok geç intikal ettirebildik. Buna bir kere dikkat etmek gerekir değerli arkadaşlar” uyarısında bulundu. Bundan sonra yaşanacak depremlere hazırlıklı olmak adına mikro bölge çalışması yapmaya başladıkları bilgisini paylaşan Karalar, “Adana&#8217;nın MR&#8217;ını çekeceğiz. Nerede deprem olur, nerede hazırlık yapmamız lazım? Aletimizi, edevatımızı, depremle mücadele için, kesici aletler dahil, hiltiler dahil, en yakın nerede olur? Orada konuşlanmak için bir hazırlık yapıyoruz. Bu konuyla ilgili en hazırlıklı iller biz olacağız” dedi. Adana’nın İstanbul, İzmir ve Tekirdağ ile birlikte mikro bölgesi çalışması yapan dördüncü kent olduğuna vurgu yapan Karalar, “Dördünde de Cumhuriyet Halk Partili belediyeler var. Dikkatinizi çekmek istiyorum. Ne yazık ki depremin altında bilimden, fenden uzaklaşanlar kaldı. Ne yazık ki depremin altında, Kızılay kaldı. Ne yazık ki ülkemiz liyakatsiz insanların elinde böyle oldu. Deprem bir gerçek, ama depremin acıları bu kadar çok olmayabilirdi” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ekrem-imamoglu-mansur-yavas-baskanimiz-ve-ben-bize-duyulan-guveni-bosa-cikarmayacagiz-357517">Ekrem İmamoğlu: Mansur Yavaş Başkanımız ve Ben, Bize Duyulan Güveni Boşa Çıkarmayacağız</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
