<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>yatkın | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/yatkin/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/yatkin</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 31 Oct 2025 10:26:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>yatkın | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/yatkin</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Artık Genetik Testlerle Hastalıklara Olan Yatkınlığınız Saptanabiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/artik-genetik-testlerle-hastaliklara-olan-yatkinliginiz-saptanabiliyor-588075</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Oct 2025 10:26:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artık]]></category>
		<category><![CDATA[çevresel]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[Genetik Testler]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklara]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[olan]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[saptanabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[testlerle]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yatkın]]></category>
		<category><![CDATA[yatkınlığınız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588075</guid>

					<description><![CDATA[<p>Genetik testler sayesinde artık bireylerin hangi hastalıklara yatkın olduğunu önceden belirlemek, buna göre yaşam tarzını şekillendirmek mümkün.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/artik-genetik-testlerle-hastaliklara-olan-yatkinliginiz-saptanabiliyor-588075">Artık Genetik Testlerle Hastalıklara Olan Yatkınlığınız Saptanabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Genetik testler sayesinde artık bireylerin hangi hastalıklara yatkın olduğunu önceden belirlemek, buna göre yaşam tarzını şekillendirmek mümkün. “Genetik testlerle özellikle kanser, nörolojik hastalıklar, kalp-damar hastalıkları gibi pek çok sağlık sorununa karşı <strong>riskleri önceden belirleyebilir, bu sayede erken önlem alabiliriz</strong>&#8221; diyen Acıbadem Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi, Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi <strong>Prof. Dr. Eda Tahir Turanlı</strong>, genetik testlerin sağlıklı yaşlanma ve kronik hastalıkların önlenmesine katkı sağlayabileceğini söylüyor…</strong></em></p>
<p>Uzun yaşamın sırrı yalnızca genlerde değil; yaşam biçimimiz, beslenme alışkanlıklarımız ve çevresel koşullar da sağlıklı yaşlanmanın belirleyicileri arasında. Acıbadem Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi, Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Eda Tahir Turanlı, genetik testlerin artık bireyin gelecekteki hastalık riskini belirlemede çok güçlü bir araç haline geldiğini vurgulayarak, “Aslında doğduğumuz anda, ileride ortaya çıkabilecek hastalıklara karşı genetik yatkınlıklarımız belli. Bunları bilmek, hazırlıklı olabilmek açısından önemli” şeklinde konuşuyor. </p>
<p><strong>Erken Uyarı Sistemi: Genetik Testler</strong></p>
<p>Kronik hastalıkların yalnızca bir kısmı genetik kökenli. Diğer kısmını çevresel faktörler ve yaşam tarzı oluşturuyor. Prof. Dr. Eda Tahir Turanlı, “Genler, çevresel etkenlerle birleştiği zaman bu hastalıklar tetikleniyor ve ortaya çıkıyor. ‘Risk genlerimiz’ olduğu gibi ‘koruyucu genlerimiz’ de var aslında. Bu tip kronik multifaktöryel hastalıklarda genetik yapı tek başına yüzde yüz belirleyici olamıyor. Aynı şekilde çevresel faktörler de tek başına yeterli değil. Hastalığa göre genetik ve çevresel etkilerin oranı değişiyor. Yaşam tarzı, beslenme, stres düzeyi ve çevresel etkenler, genlerimizin nasıl çalıştığını önemli ölçüde etkiliyor” diyor. </p>
<p>Peki genetik testlerle özellikle hangi hastalıklara karşı yatkınlığımız tespit edilebiliyor? Prof. Dr. Eda Tahir Turanlı’ya göre kalp-damar hastalıkları, kanserler, nörolojik, nöropsikiyatrik ve bağışıklık sistemiyle ilişkili multifaktöryel hastalıklarda genetik yatkınlık profilleri, yani genetik risk skorları belirlenebiliyor. Bu sayede kişiler, kendi genetik profillerini öğrenerek yaşam tarzlarını buna uygun şekilde düzenleyebiliyor ve risklerini azaltma yönünde bilinçli adımlar atabiliyor.</p>
<p>Erken tanı, başta kanserlerde hayati önem taşıyor. Sadece kanserde değil, genetik testlerle Alzheimer veya Parkinson gibi hastalıklara yatkınlık dahi tespit edilebiliyor. Prof. Dr. Eda Tahir Turanlı, “10 yıl sonra Alzheimer olma ihtimalinizi öğrendiğinizde bunu engelleyemezsiniz ama hayatınızı buna göre planlayabilirsiniz” şeklinde konuşuyor. </p>
<p><strong>Kimler Genetik Test Yaptırmalı?</strong></p>
<p>Henüz toplum genelinde tarama programları yaygın olmasa da, ailesinde birden fazla kanser, kalp-damar veya nörolojik hastalık bulunan bireyler için genetik testler öneriliyor. Prof. Dr. Eda Tahir Turanlı, geleceğin tıbbının artık önleyici yaklaşıma odaklandığına dikkat çekiyor:</p>
<p>“Git gide önleyici tıp çok daha fazla ön planda olacak. Genetik, moleküler biyoloji, farmakoloji, mühendislik, yapay zeka ve tıp iç içe geçmiş durumda. Yapay organlar, kişiye özel ilaçlar… Hepsi multidisipliner çalışmaların ürünü”…</p>
<p>Bugün özellikle kanserde “akıllı ilaçlar” devrim yarattı. Şu anda yüzlerce akıllı ilaç kullanıldığını belirten Prof. Dr. Eda Tahir Turanlı, “Moleküler biyoloji ve genetik sayesinde, kanser hücrelerinin hangi ilaçlarla yok edilebileceği belirlenip kişiye özel tedavi planlanması yapılabiliyor. Ayrıca, hangi tedaviye ya da ilaca yanıt verip vermeyeceğimiz de genlerimizden anlaşılabiliyor. Bu sayede hastalara hangi ilacın verileceği önceden belirlenebiliyor. Üstelik bu durum sadece kanser ilaçlarıyla sınırlı değil; bazı ağrı kesiciler, antibiyotikler veya psikiyatrik ilaçlar için de benzer genetik belirteçler mevcut” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p><strong>Sağlıklı Yaşlanmak 100 Yaşına Kadar Mümkün</strong></p>
<p>Gelişen teknolojiler ve ilerlemeler sayesinde yaşam süresi giderek uzuyor. Ancak burada asıl önemli olan, uzun değil, sağlıklı bir yaşam sürmek. Prof. Dr. Eda Tahir Turanlı, “Kişi kendi işini yapabiliyor, kimseye muhtaç olmadan yaşamını sürdürebiliyorsa, işte o zaman gerçekten sağlıklı yaşlanmadan söz edebiliriz” diyerek, genetik testlerin yalnızca yaşam süresini değil, yaşam kalitesini artırmada da önemli bir rol oynayabileceğini vurguluyor.</p>
<p>Prof. Dr. Eda Tahir Turanlı, önümüzdeki 10 yıl içinde genetik araştırmaların ve testlerin kullanımının daha da yaygınlaşacağını belirterek şöyle devam ediyor: “Genetik testlerle hastalıklara yatkınlıkların daha erken yaşlarda belirlenmesi mümkün hale geliyor. Bu sayede birçok kronik hastalık, daha ortaya çıkmadan kontrol altına alınabilecek.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/artik-genetik-testlerle-hastaliklara-olan-yatkinliginiz-saptanabiliyor-588075">Artık Genetik Testlerle Hastalıklara Olan Yatkınlığınız Saptanabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlar uyarıyor! 25 ila 44 yaş arası kadınlar depresyona daha yatkın! Yaşlılık döneminde depresyon &#8216;yalancı bunama&#8217;ya neden oluyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-25-ila-44-yas-arasi-kadinlar-depresyona-daha-yatkin-yaslilik-doneminde-depresyon-yalanci-bunamaya-neden-oluyor-456710</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 May 2024 12:22:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[arası]]></category>
		<category><![CDATA[bunamaya]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[depresyona]]></category>
		<category><![CDATA[döneminde]]></category>
		<category><![CDATA[ila]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[neden]]></category>
		<category><![CDATA[oluyor]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[yalancı]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlılık]]></category>
		<category><![CDATA[yatkın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=456710</guid>

					<description><![CDATA[<p>Depresyonun 25 ila 44 yaş arasında daha sık görüldüğü ifade eden uzmanlar, bu yaş aralığındaki kadınlarda, erkeklere göre iki kat daha fazla depresyon vakasının rapor edildiğini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-25-ila-44-yas-arasi-kadinlar-depresyona-daha-yatkin-yaslilik-doneminde-depresyon-yalanci-bunamaya-neden-oluyor-456710">Uzmanlar uyarıyor! 25 ila 44 yaş arası kadınlar depresyona daha yatkın! Yaşlılık döneminde depresyon &#8216;yalancı bunama&#8217;ya neden oluyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Depresyon tedavisinde her 3 danışandan 1’inde, tedaviye yeterli yanıt alınamadığını vurgulayan Psikiyatri Uzmanı ifade eden Doç. Dr. Serdar Nurmedov, “İyileşmeyen depresyon, tedaviye dirençli bir depresyon anlamına gelmiyor. Bu durumda, tedavi planı güçlendirilebiliyor veya değiştirilebiliyor.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Serdar Nurmedov, geçmeyen depresyon konusunu değerlendirerek, tedavi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>25-44 yaş arası kadınlarda erkeklere göre 2 kat fazla görülüyor </strong></p>
<p>Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Serdar Nurmedov, depresyonun belirli yaş aralıklarında daha sık görülme eğiliminde olduğunu kaydederek, “Özellikle 25 ila 44 yaş arasında, diğer yaş gruplarına kıyasla daha sık görüldüğü biliniyor. Bu yaş aralığındaki kadınlarda, erkeklere göre iki kat daha fazla depresyon vakası rapor edilmiştir. Bu farklılık, kadınların kültürel ve sosyal açıdan daha dezavantajlı olmalarından kaynaklanıyor.” dedi. </p>
<p><strong>Çevresel faktörler de depresyon riskini artırabiliyor</strong></p>
<p>Depresyon riski altında olan kişiler ve nedenleri incelendiğinde karmaşık bir tablo ortaya çıktığını dile getiren Doç. Dr. Serdar Nurmedov, “Depresyonun nedenleri genellikle birden fazla faktörün etkileşimiyle ortaya çıkıyor. Genetik yatkınlık, çevresel etmenler ve yaşam olayları, depresyon gelişiminde önemli rol oynuyor. Ailede depresyon öyküsü olan bireylerde, depresyon riski diğerlerine kıyasla daha yüksek oluyor. Ancak, tek bir gen ya da kromozomun depresyonla ilişkili olduğunu kesin olarak belirlemek mümkün değildir. Çevresel faktörler de depresyon riskini artırabiliyor. Çocukluk çağındaki travmatik olaylar, aile içi çatışmalar, iş kaybı, finansal sorunlar gibi stresörler depresyon riskini artırabiliyor. Ayrıca, yoğun iş yükü, iş yerinde mobbing, toplumsal baskı gibi faktörler de depresyonun ortaya çıkma olasılığını artırabiliyor.” diye depresyonun nedenleri hakkında bilgi verdi.   </p>
<p><strong>Depresyonla ilişkili olan serotonin ve noradrenalin de önemli rol oynuyor</strong></p>
<p>Depresyonun nedenleri arasında yaşam olaylarının da önemli bir yer tuttuğunu anlatan Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Serdar Nurmedov, “Yakın birinin kaybı, boşanma, ilişki sorunları, sağlık sorunları gibi yaşam olayları depresyon riskini artırabiliyor. Depresyonla ilişkili olarak bilinen nörotransmitterler serotonin ve noradrenalin, depresyonun nörobiyolojik temelleri üzerinde önemli rol oynar. Bu kimyasalların dengesizliği depresyon semptomlarının ortaya çıkmasına katkıda bulunabiliyor.” dedi.</p>
<p><strong>Depresyon tedavisinde iyileşme süreci…</strong></p>
<p>Depresyonun, serotonin ve noradrenalin gibi nörotransmitterlerin dengesizliği sonucu ortaya çıkan bir durum olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Serdar Nurmedov, “Serotonin azaldığında acı ve ıstırap artarken, serotonin arttığında bu belirtiler azalıyor. Noradrenalin ise odaklanma ve uyanıklıkla ilişkilendiriliyor ve depresyon sürecinde dikkat ve konsantrasyonun azalmasına neden olabiliyor.” diye bilgi verdi.</p>
<p>Depresyonda tedavi planı oluşturulmasına karşın her üç danışandan birinde, tedaviye yeterli yanıt alınamayabildiğini ifade eden Doç. Dr. Serdar Nurmedov, şöyle devam etti:</p>
<p>“Yanıt alamama durumunda, tedavi planının yeniden değerlendirilmesi gerekebiliyor. Bu süreçte, doğru tanının konulduğundan ve doğru tedavi yaklaşımının belirlendiğinden emin olunmalı. İyileşmeyen depresyon, tedaviye dirençli bir depresyon anlamına gelmiyor. Bu durumda, tedavi planı güçlendirilebiliyor veya değiştirilebiliyor. Ayrıca, nöromodülasyon yöntemleri veya hastane yatışı gibi alternatif stratejiler de değerlendirilebiliyor. </p>
<p><strong>Tam bir iyileşme için belirtilerin en az 6 ay boyunca geçmiş olması gerekiyor</strong></p>
<p>İyileşme sürecinde, danışanın belirtilerinin yüzde 50&#8217;sinden fazlasının 4 hafta içinde düzelmesi ‘yanıt almak’ olarak değerlendiriliyor. Yüzde 25 ile yüzde 49 arası düzelme ‘kısmi yanıt’ olarak kabul edilirken, yüzde 25&#8217;in altında düzelme ‘yanıt alamama’ olarak adlandırılıyor. Tam bir iyileşme için belirtilerin en az 6 ay boyunca geçmiş olması gerekiyor.”</p>
<p><strong>İyileşmeyen depresyon durumunda, tedavi planının yeniden gözden geçirilmeli</strong></p>
<p>Doç. Dr. Serdar Nurmedov, tedavi sürecindeki başarıyı değerlendirirken, doğru tanı, uygun tedavi yaklaşımı ve yeterli süre ve dozun sağlanmasının yanı sıra alternatif stratejilerin de göz önünde bulundurulmasının önemli olduğunu dile getirerek, “İyileşmeyen depresyon durumunda, tedavi planının yeniden gözden geçirilmesi ve farklı yaklaşımların değerlendirilmesi gerekmektedir.” dedi.</p>
<p><strong>Gençlik depresyonu farklı, yaşlılık depresyonu farklı</strong></p>
<p>Depresyonun, yaşamın farklı dönemlerinde farklı semptomlarla ortaya çıkabildiğini anlatan Doç. Dr. Serdar Nurmedov, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Gençlik dönemindeki depresyon genellikle gerginlik, sinirlilik, öfke ve artmış psikomotor aktivite gibi semptomlarla kendini gösterebiliyor. Bununla birlikte, yaşlılık dönemindeki depresyon genellikle bilişsel işlevlerde bozukluklar ve hatta bazen ‘yalancı bunama’ olarak adlandırılan psödo-demans semptomlarıyla ilişkilendiriliyor. </p>
<p><strong>Her yaşta depresyonla başa çıkmak mümkün</strong></p>
<p>Ancak, her iki dönemde de depresyonun ortaya çıkmasında hormonların etkisi, büyüme faktörlerinin rolü ve çevresel etmenlerin önemi var. Gençlik döneminde depresyon genellikle ergenlikle ilişkili hormonal değişikliklerle ilişkilendirilirken, yaşlılık döneminde depresyon genellikle yaşlılıkla ilişkili yaşam değişiklikleri ve sosyal izolasyonla ilişkilendiriliyor. Bu nedenle, gençlik ve yaşlılık dönemlerinde depresyonun farklı semptomları ve gelişme şekilleri olabiliyor. Ancak, her iki durumda da depresyonun tedavisi ve yönetimi önemli. Profesyonel destek almak, terapi ve ilaç tedavisi gibi yöntemlerle depresyonla başa çıkmak mümkün.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-25-ila-44-yas-arasi-kadinlar-depresyona-daha-yatkin-yaslilik-doneminde-depresyon-yalanci-bunamaya-neden-oluyor-456710">Uzmanlar uyarıyor! 25 ila 44 yaş arası kadınlar depresyona daha yatkın! Yaşlılık döneminde depresyon &#8216;yalancı bunama&#8217;ya neden oluyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gençler, nikotin bağımlılığı geliştirmeye daha yatkın!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gencler-nikotin-bagimliligi-gelistirmeye-daha-yatkin-450520</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Apr 2024 09:24:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[geliştirmeye]]></category>
		<category><![CDATA[gençler]]></category>
		<category><![CDATA[nikotin]]></category>
		<category><![CDATA[yatkın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=450520</guid>

					<description><![CDATA[<p>Elektronik sigaraların pazarlamasının, gençleri hedef aldığı ve bu cihazların zararsız olduğu veya geleneksel sigaralara kıyasla daha az zararlı olduğu algısının yaratıldığını ifade eden uzmanlar, elektronik sigaraların, farklı tatlar ve kokular sunduğunu bunun da gençlerin ilgisini çekerek kullanımını teşvik edebildiğini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gencler-nikotin-bagimliligi-gelistirmeye-daha-yatkin-450520">Gençler, nikotin bağımlılığı geliştirmeye daha yatkın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Elektronik sigaraların pazarlamasının, gençleri hedef aldığı ve bu cihazların zararsız olduğu veya geleneksel sigaralara kıyasla daha az zararlı olduğu algısının yaratıldığını ifade eden uzmanlar, elektronik sigaraların, farklı tatlar ve kokular sunduğunu bunun da gençlerin ilgisini çekerek kullanımını teşvik edebildiğini söylüyor. </strong></p>
<p><strong>“Gençler, nikotin bağımlılığı geliştirmeye daha yatkın oldukları için bu cihazları kullanmaya başlayabiliyorlar.” diyen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, uzun süreli e-sigara kullanımının</strong> <strong>akciğer sönmesi gibi ileri düzey akciğer hastalıklarını ortaya çıkabileceğini kaydetti.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, ciğerlerin sönmesi ve ölüme bile neden olan elektronik sigaranın neden sağlığa zararlı olduğunu anlattı.</p>
<p><strong>Elektronik sigara kullanımının sağlık üzerindeki potansiyel zararları ne?</strong></p>
<p>Elektronik sigara ya da &#8220;e-sigara&#8221; olarak da adlandırılan cihazların buharlaştırıcı (atomizer) adı verilen bir cihaz aracılığıyla nikotin ve diğer kimyasalları içeren sıvıyı (e-sıvı) ısıtarak buharlaştırdığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, elektronik sigara kullanımının sağlık üzerindeki potansiyel zararları ve neden gençler tarafından tercih edildiği konularında birçok faktör bulunduğunu söyledi.</p>
<p>Sağlık risklerine işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, kimyasal içeriğin genellikle nikotin, propilen glikol, gliserin ve çeşitli tatlandırıcılar gibi kimyasallar içerdiğini, bu kimyasalların bazılarının, solunum yolu hastalıklarına, kalp hastalıklarına ve kansere neden olabilecek potansiyel tehlikeler taşıyabildiğini vurguladı.</p>
<p><strong>Kimyasal maruziyet, sağlığı olumsuz etkileyebiliyor</strong></p>
<p>Nikotin bağımlılığına da dikkati çeken Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Elektronik sigaralar, nikotin içerir ve bu da bağımlılık yapabilir. Gençler, nikotin bağımlılığı geliştirmeye daha yatkın oldukları için bu cihazları kullanmaya başlayabiliyorlar. E-sigaraların buharlaştırdığı kimyasallar, akciğerlerde tahrişe, inflamasyona ve solunum yolu problemlerine neden olabiliyor. E-sigara kullanımıyla ilişkili olan kimyasal maruziyet, sağlığı olumsuz etkileyebiliyor ve bazı durumlarda akciğer hastalıklarına yol açabiliyor.” dedi.</p>
<p><strong>Gençler neden elektronik sigara kullanmayı tercih ediyor?</strong></p>
<p>Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, elektronik sigaraların pazarlamasının, gençleri hedef aldığı ve bu cihazların zararsız olduğu veya geleneksel sigaralara kıyasla daha az zararlı olduğu algısının yaratıldığını kaydederek, “Elektronik sigaralar, farklı tatlar ve kokular sunuyor. Bu özellik, gençlerin ilgisini çekebiliyor ve kullanımını teşvik edebiliyor. Arkadaş gruplarında e-sigara kullanımının yaygınlaşması da gençler arasında popülerlik kazanmasına yol açabiliyor.” diye bilgi verdi.</p>
<p><strong>Uzun süreli elektronik sigara kullanımı ve akciğer sönmesi…</strong></p>
<p>Uzun süreli e-sigara kullanımının, solunum yolu problemlerine, özellikle de kronik obstrüktif akciğer hastalığına (KOAH) yol açabileceğine işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Pnömotoraks, halk arasında bilinen ismiyle akciğer sönmesi, ileri düzey akciğer hastalıklarında ortaya çıkabilir. Nikotin, kalp atış hızını artırabilir ve kan basıncını yükseltebilir, bu da kalp hastalığı riskini artırabilir. Uzun süreli kullanım, nikotin bağımlılığına yol açabilir ve sosyal etkileşimleri olumsuz etkileyebilir.” dedi.</p>
<p>Elektronik sigara kullanımından kaynaklanan sağlık sorunlarının, genellikle tıbbi bir profesyonelin gözetiminde tedavi edildiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Tedavi, nikotin bağımlılığını azaltmaya yönelik farmakolojik ve davranışsal yaklaşımları içerebilir. Solunum yolu problemleri gibi fiziksel sağlık sorunları için, uygun tedavi ve yönetim planları belirlenir.” diye sözlerini tamamladı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gencler-nikotin-bagimliligi-gelistirmeye-daha-yatkin-450520">Gençler, nikotin bağımlılığı geliştirmeye daha yatkın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
