<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>yaşta | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/yasta/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/yasta</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 30 Mar 2026 14:32:54 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>yaşta | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/yasta</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Bayraklı&#8217;da sıfır atık bilinci küçük yaşta başlıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bayraklida-sifir-atik-bilinci-kucuk-yasta-basliyor-623909</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Mar 2026 14:32:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atık]]></category>
		<category><![CDATA[başlıyor]]></category>
		<category><![CDATA[bayraklı]]></category>
		<category><![CDATA[bilinci]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[İklim Değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[küçük]]></category>
		<category><![CDATA[sıfır]]></category>
		<category><![CDATA[Sıfır Atık]]></category>
		<category><![CDATA[yaşta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623909</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bayraklı Belediyesi, 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü kapsamında ilkokul öğrencilerine yönelik düzenlediği “İklim Değişikliği ve Sıfır Atık” eğitimleriyle çocuklara çevre bilinci kazandırıyor. Okulda verilen eğitimler de öğrencilere uygulamalı olarak atık yönetimi ve kaynakların verimli kullanımı anlatıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayraklida-sifir-atik-bilinci-kucuk-yasta-basliyor-623909">Bayraklı&#8217;da sıfır atık bilinci küçük yaşta başlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bayraklı Belediyesi, 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü kapsamında ilkokul öğrencilerine yönelik düzenlediği “İklim Değişikliği ve Sıfır Atık” eğitimleriyle çocuklara çevre bilinci kazandırıyor. Okulda verilen eğitimler de öğrencilere uygulamalı olarak atık yönetimi ve kaynakların verimli kullanımı anlatıldı.</p>
<p>Bayraklı Belediyesi, çevre dostu nesiller yetiştirmek amacıyla farkındalık çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü ile TEMA Vakfı iş birliğinde, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün de desteğiyle Manavkuyu Mahallesi’ndeki Ömer Özkan İlkokulu’nda eğitim programı gerçekleştirildi.</p>
<p>UYGULAMALI EĞİTİMLE KALICI ÖĞRENME</p>
<p>Eğitim programında öğrencilere; iklim değişikliğinin nedenleri, doğal kaynakların tasarruflu kullanımı ve geri dönüşümün önemi aktarıldı. Sıfır atık yaklaşımının yalnızca geri dönüşümden ibaret olmadığı vurgulanırken; atıksız yaşam, israfın önlenmesi ve kaynak verimliliği konuları uygulamalı örneklerle anlatıldı.</p>
<p>Öğrenciler, evde ve okulda oluşan ambalaj atıkları başta olmak üzere pil, elektronik atık ve bitkisel yağ gibi çevreye zarar veren atıkların nasıl ayrıştırılması gerektiğini uygulamalı olarak öğrendi.</p>
<p>SÜRDÜRÜLEBİLİR YAŞAM ALIŞKANLIKLARI ANLATILDI</p>
<p>Eğitimlerde, bireysel alışkanlıkların iklim değişikliğiyle mücadeledeki rolüne dikkat çekildi. Tek kullanımlık ürünler yerine yeniden kullanılabilir alternatiflerin tercih edilmesi ve gıda israfının önlenmesi konularında öğrencilere önemli bilgiler verildi.</p>
<p>“DAHA TEMİZ GELECEK İÇİN ÇALIŞIYORUZ”</p>
<p>Bayraklı Belediye Başkanı İrfan Önal, çevre koruma çalışmalarının öncelikli hizmetler arasında yer aldığını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Doğal kaynaklarımızın korunması ve iklim değişikliğiyle mücadele için atık oluşumunun azaltılmasını temel politika olarak benimsiyoruz. Atıkların kaynağında ayrı toplanması ve bu konuda eğitimlerle farkındalık oluşturulması büyük önem taşıyor. Bireysel katkı, toplumsal dönüşümün anahtarıdır. Daha temiz ve yaşanabilir bir gelecek için tüm vatandaşlarımızı sıfır atık bilinciyle hareket etmeye davet ediyorum” dedi.</p>
<p>Öte yandan 2025 yılında Sıfır Atık Belgesi almaya hak kazanan Bayraklı Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü; ilçe genelinde ambalaj, cam, pil, ilaç, elektronik ve tekstil atıklarının düzenli toplanmasını sağlıyor. Geri dönüşüm kumbaralarıyla vatandaşların atıkları ayrıştırması teşvik edilerek çevre kirliliğinin azaltılması ve doğal kaynakların korunmasına katkı sunmaya devam ediyor.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayraklida-sifir-atik-bilinci-kucuk-yasta-basliyor-623909">Bayraklı&#8217;da sıfır atık bilinci küçük yaşta başlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünyada her 5 kız çocuğundan biri evlendiriliyor! Küçük yaşta evlilik, büyük psikolojik sorunları beraberinde getiriyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dunyada-her-5-kiz-cocugundan-biri-evlendiriliyor-kucuk-yasta-evlilik-buyuk-psikolojik-sorunlari-beraberinde-getiriyor-587135</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Oct 2025 21:53:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aileleri]]></category>
		<category><![CDATA[bingöl]]></category>
		<category><![CDATA[biri]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğundan]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dünyada]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[evlendiriliyor]]></category>
		<category><![CDATA[evlilikler]]></category>
		<category><![CDATA[kız]]></category>
		<category><![CDATA[küçük]]></category>
		<category><![CDATA[yaşta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=587135</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Mert Sinan Bingöl, çocuk evliliklerinin nedenleri, sonuçları ve önlenmesine yönelik çözüm önerileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunyada-her-5-kiz-cocugundan-biri-evlendiriliyor-kucuk-yasta-evlilik-buyuk-psikolojik-sorunlari-beraberinde-getiriyor-587135">Dünyada her 5 kız çocuğundan biri evlendiriliyor! Küçük yaşta evlilik, büyük psikolojik sorunları beraberinde getiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Mert Sinan Bingöl, çocuk evliliklerinin nedenleri, sonuçları ve önlenmesine yönelik çözüm önerileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Çocuk evlilikleri, gelişmekte olan ülkelerde yaygın bir sorun!</strong></p>
<p>Çocuk evliliklerinin, çocuklar henüz fiziksel ve psikolojik açılardan evlenme ve çocuk sahibi olma sorumluluklarını taşımaya hazır olmadan gerçekleştirilen evlilikler olduğunu aktaran Dr. Mert Sinan Bingöl, “Gelişmekte olan ülkelerde oldukça yaygın olan çocuk evlilikleri, ülkemizde de önemli bir sorun olarak var olmaya devam ediyor.” dedi.</p>
<p>Yapılan araştırmalara göre, dünyada her 5 kız çocuktan birinin evlendirildiğine dikkat çeken Dr. Bingöl, “UNICEF 2022 verilerine göre, evlendirilen kız çocuklarının sayısı, erkek çocukların sayısından yaklaşık 6-7 kat fazla. UNICEF’in 2021 verilerine göre Türkiye, 18 yaşından önce evlenen çocuk oranlarına bakıldığında dünya genelinde 202 ülke içinde 87’nci sırada yer alıyor. Verilen istatistiklerde, bu konuda önceki yıllara göre az da olsa bir bilinç oluştuğu ancak bunun henüz yeterli düzeyde olmadığı ve bu konudaki sorunların halen devam ettiği görülüyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Erken yaşta evlendirilmiş kız çocukları intihar girişiminde bulunabiliyor!</strong></p>
<p>Çocuk yaşta ve zorla yapılan evliliklerin, üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir konu olduğunu vurgulayan Dr. Mert Sinan Bingöl, “Özellikle töresel uygulamaların sosyo-kültürel hayatı yönlendirdiği bölgelerde, çocuklar aileleri tarafından zorla evlendirilebiliyor. Daha çocukluğunu yaşayamadan evlendirilen ve ebeveynlik sorumluluğu ile yüzleşen çocuklar, psikolojik olarak yıpranıyor.” dedi.</p>
<p>Çocuk yaşta evliliklere genellikle kız çocuklarının maruz kaldığını dile getiren Dr. Bingöl, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Henüz çocuk yaşta iken genellikle kendisinden yaşça büyük bir erkeğin eşi olmaları, ev işleri ile ilgili sorumluluklar alarak akranlarından koparılmaları, eğitim yaşamından alıkonulmaları, cinsel ilişkiye zorlanmaları, çocuk doğurma ve büyütme sürecinin getirdiği zorluklar, bu kız çocuklarının yaşam boyu çeşitli psikolojik problemler yaşamalarına neden oluyor. Erken evliliğin getirdiği tüm bu sorumluluklar, kız çocuklarının benlik saygılarının azalmasına, kendilerini yetersiz, değersiz ve depresif hissetmelerine yol açıyor. Erken yaşta evlendirilmiş kız çocuklarının yüzde 29’unda intihar düşüncelerinin, yüzde 21’inde ise intihar girişiminin olduğu gözlenmiştir.</p>
<p>Evlendirildiği eşinden kaçarak kök ailesine sığınan veya boşanmakta ısrar eden kızlar ise, maalesef ya eşlerinin yanına geri gönderiliyor, ya aileleri tarafından cezalandırılıyor ya da daha da üzücü olan tarafı ‘namus, töre’ cinayeti adı altında hayatları ellerinden alınıyor.” </p>
<p><strong>Pek çok sebep erken yaşta evliliklere neden olabiliyor! </strong></p>
<p>Ailelerin, çocuklarını erken yaşlarda evlendirmelerinin pek çok kültürel, sosyal ve ekonomik sebepleri olduğunun bilindiğini kaydeden Dr. Mert Sinan Bingöl, “Bazı ailelerde kız çocukları ekonomik bir yük olarak görülebiliyor ve aileleri kızlarını evlendirerek başlık parası adı altında ekonomik kazanç sağlamak isteyebiliyor.” dedi. </p>
<p>Çocuk yaştaki kişilerin evliliklerinin bazı dini kaynaklar çerçevesinde meşrulaştırılmaya çalışıldığını da sözlerine ekleyen Dr. Bingöl, “Ayrıca, aile içinde şiddete maruz kalan çocuğun evliliği bir kurtuluş olarak görmesi, tacize veya tecavüze uğrayan çocukların kendi istekleri dışında zoraki evlendirilmesi sıklıkla gözlenen sebepler arasında. Çocuklarını erken yaşta evlendiren ailelerin genellikle eğitim düzeyinin düşük olduğu görülüyor ve ailenin eğitim düzeyi arttıkça kızların erken yaşta evlendirilme olasılığı azalıyor.” açıklamasını yaptı.</p>
<p>Dr. Bingöl, “Çocuk evliliği, çok boyutlu bir sorun ve çözümü için de toplumun tüm kesimlerinin ortak çabası gerekiyor.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunyada-her-5-kiz-cocugundan-biri-evlendiriliyor-kucuk-yasta-evlilik-buyuk-psikolojik-sorunlari-beraberinde-getiriyor-587135">Dünyada her 5 kız çocuğundan biri evlendiriliyor! Küçük yaşta evlilik, büyük psikolojik sorunları beraberinde getiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İleri yaşta sağlıklı beslenmek bilişsel fonksiyonları koruyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ileri-yasta-saglikli-beslenmek-bilissel-fonksiyonlari-koruyor-586582</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 09:33:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[beslenmek]]></category>
		<category><![CDATA[bilişsel]]></category>
		<category><![CDATA[fonksiyonları]]></category>
		<category><![CDATA[koruyor]]></category>
		<category><![CDATA[leri]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşta]]></category>
		<category><![CDATA[yiğit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586582</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, sağlıklı yaşlanma ve ilerleyen yaşlarda sağlığı korumak için beslenme önerileri paylaştı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ileri-yasta-saglikli-beslenmek-bilissel-fonksiyonlari-koruyor-586582">İleri yaşta sağlıklı beslenmek bilişsel fonksiyonları koruyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, sağlıklı yaşlanma ve ilerleyen yaşlarda sağlığı korumak için beslenme önerileri paylaştı.</p>
<p><strong>Fiziksel aktivite ve sağlıklı beslenme, ilerleyen yaşlarda kilit rol oynar!</strong></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün raporlarına göre Avrupa&#8217;da 65 yaş üstü bireylerin sayısının 15 yaş altı bireylerin sayısını geçebileceğinin öngörüldüğünü aktaran Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Bu raporlarda fiziksel aktivite ve sağlıklı beslenmenin kilit bir rol oynadığı belirtiliyor.” dedi. </p>
<p>İlerleyen yaşlarda yetersiz beslenmeye bağlı olarak zayıflık, obezite, kemik kırıkları, bilişsel fonksiyonlarda azalma/demans gibi sağlık problemlerinin daha sık görülebildiğini ifade eden Yiğit, “Bu dönemde, beslenmede dikkat edilmesi gereken bazı noktalar var.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Süt ürünleri, tam tahıllar ve kaliteli protein kaynaklarına beslenmede mutlaka yer verilmeli! </strong></p>
<p>Besinler süt, protein, tahıl, sebze-meyve ve yağ olarak beş gruba ayrıldığında özellikle kalsiyumdan zengin olan süt grubunun kemik kırıklarının önlenmesinde hayati önem taşıdığını vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Bu nedenle ilerleyen yaşlardaki her birey; günlük toplamda 2-3 porsiyon yoğurt, peynir gibi protein, kalsiyum ve fosfor kaynaklarına beslenmelerinde yer açmalı. Yoğurt tüketimi özellikle ilerleyen yaşlarda oluşan uyku bozukluğu sorunlarına da yardımcı olur.” dedi.</p>
<p>İleri yaşlarda belli porsiyonlarda az yağlı kırmızı ve beyaz etlere, Omega 3 kaynağı olan yağlı küçük balıklara, kuru baklagil gibi bitkisel kaynaklı proteinlere yönelmekte fayda olduğunu kaydeden Yiğit, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Ancak kurubaklagillere gaz şikayetlerini arttırması nedeniyle dikkat edilmeli. Kurubaklagilleri pişirmeden önce suda bekletmek, haşlarken kimyon eklemek gaz şikayetlerini azaltabilir. Vücudun kan şekeri dengesini sağlayabilmesi, kabızlık şikayetlerinin yaşanmaması için posa ihtiyacı da unutulmamalı. Bu nedenle tam buğday unundan yapılmış ekmekler, siyez, karabuğday gibi tahıllar günlük beslenmede mutlaka bulunmalı. Unutmayın bu dönemde vücut bilişsel fonksiyonlar için B vitaminlerine de ihtiyaç duyar ve bunların en iyi kaynakları arasında tam tahıllar vardır.”</p>
<p><strong>Gökkuşağı gibi beslenmek, sağlıklı yaşlanma için önemli! </strong></p>
<p>Günlük toplamda 5 porsiyon sebze ve meyve tüketiminin ilerleyen yaşlarda elzem olduğunun altını çizen Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Sebze ve meyveler fitokimyasallardan, beta karotenlerden, A ve C vitaminlerinden oldukça zengindir. Bu nedenle tek öğünde farklı renklerde sebze ve meyvelerin bulunması, yani ‘gökkuşağı gibi beslenmek’ kavramı oldukça uygun.” dedi.</p>
<p>Özellikle ilerleyen yaşlarda kalp damar sağlığının korunması, kronik hastalıkların önlenmesi için kullanılan yağın çeşidi ve miktarına da dikkat edilmesi gerektiğinin altını çizen Yiğit, “Günlük olarak beslenmede zeytinyağı, kavrulmamış fındık, ceviz, badem gibi bitkisel yağlar mutlaka bulundurulmalı. Eğer diş problemleri yaşanıyorsa bu kuruyemişler meyve veya yoğurt ile birlikte, küçük parçalara bölünerek, yumuşatılarak da tüketilebilir.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ileri-yasta-saglikli-beslenmek-bilissel-fonksiyonlari-koruyor-586582">İleri yaşta sağlıklı beslenmek bilişsel fonksiyonları koruyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her 10 hastadan 1&#8217;inde erken yaşta görülüyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/her-10-hastadan-1inde-erken-yasta-goruluyor-579031</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Sep 2025 12:37:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[demans]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[görülüyor]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastadan]]></category>
		<category><![CDATA[inde]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yaşta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=579031</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde çoğumuzun yakındığı ‘unutkanlık’ özellikle ileri yaşın doğal bir sonucu olarak düşünülse de aslında demansın, bir başka deyişle bunamanın ilk sinyallerinden biri olabiliyor!</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-10-hastadan-1inde-erken-yasta-goruluyor-579031">Her 10 hastadan 1&#8217;inde erken yaşta görülüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde çoğumuzun yakındığı ‘unutkanlık’ özellikle ileri yaşın doğal bir sonucu olarak düşünülse de aslında demansın, bir başka deyişle bunamanın ilk sinyallerinden biri olabiliyor! Yaşam süresinin uzamasıyla birlikte demans dünya çapında giderek artan hızla yaygınlaşıyor. Dünyada her yıl yaklaşık 10 milyon kişiye demans tanısı konulduğu ve 2021 yılında bu sayının 57 milyona yükseldiği belirtiliyor. <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Ayla Sifoğlu, </strong>demans sorununda erken tanı ve tedavinin büyük bir önem taşıdığını belirterek, “Demansın kesin bir tedavisi olmasa da hem hastalara hem de bakımını üstlenen kişilere destek olmak için çok şey yapılabilmektedir. Sosyal hayata katılmak, fiziksel ve zihinsel olarak olarak aktif olmak demans hastalarının yaşam kalitelerini yükseltirken, bazı ilaçlar da hastalığın ilerlemesini yavaşlatmaya ve semptomların yönetilmesine yardımcı olabilmektedir. Bu nedenle, demansın ilk belirtilerinden olan unutkanlık günlük hayatın yoğunluğu veya ileri yaşın bir sonucu olarak düşünülmemeli, mutlaka bir hekime başvurulmalıdır” diyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Ayla Sifoğlu demans riskini azaltan 10 önerisini sıraladı, önemli uyarılarda bulundu.</p>
<p><strong>Günlük yaşamı etkileyecek şiddete ulaşıyor! </strong></p>
<p>Demans, günlük yaşamı etkileyecek kadar şiddetli hafıza, dil, sorunları çözme ve diğer düşünme becerilerinin kaybını ifade eden genel bir terim. Zamanla sinir hücrelerini tahrip eden ve beyne zarar veren bir dizi hastalığın neden olabileceği bir sendrom. Genellikle bilişsel işlevlerde, yani düşünceyi işleme yeteneğinde biyolojik yaşlanmanın olağan sonuçlarından beklenenin ötesinde bir bozulmaya yol açıyor. Bilinç etkilenmese de bilişsel işlevlerdeki bozulmaya genellikle ruh hali, duygusal kontrol, davranış veya motivasyon değişiklikleri eşlik ediyor ve bazen de öncesinde görülüyor.</p>
<p><strong>İlk akla gelen Alzheimer olsa da… </strong></p>
<p>Demans denildiğinde ilk akla gelen Alzheimer olsa da aslında pek çok demans türü mevcut. Nöroloji Uzmanı Dr. Ayla Sifoğlu, beyni etkileyen çeşitli hastalıklardan ve yaralanmalardan kaynaklanabilen demansın ek sık görülen tiplerini şöyle özetliyor:</p>
<ul>
<li>Alzheimer: Demansın yüzde 60-70 gibi yüksek bir oranı Alzheimer kaynaklı oluyor.</li>
<li>Vasküler demans:  Beyinde mikroskobik kanama ve kan damarı tıkanıklığı sonucu gelişiyor ve demansın en yaygın 2’inci sebebini oluşturuyor.</li>
<li>Lewy cisimcikli demans: Sinir hücreleri içinde anormal protein birikmesi nedeniyle ortaya çıkıyor.</li>
<li>Frontotemporal demans: Beyin ön lobunun dejenerasyonu sebebiyle görülüyor.</li>
</ul>
<p><strong>Obeziteden hipertansiyona… </strong></p>
<p>İleri yaş demansın en önemli risk faktörü olarak karşımıza çıkıyor.  İlerleyen yaşın yanı sıra genlerdeki mutasyonun da demans için 2’inci en büyük risk faktörünü oluşturduğuna işaret eden Nöroloji Uzmanı Dr. Ayla Sifoğlu, “Örneğin, Alzheimer hastalığı olan her 3 hastadan neredeyse 2’sinde en az bir ApoE4 gen kopyası bulunmaktadır” diyor. Bunların yanı sıra kan basıncı yüksekliği   (hipertansiyon), kan şekeri   yüksekliği (diyabet), aşırı kilo veya obezite, sigara kullanımı, çok fazla alkol tüketimi, fiziksel olarak hareketsiz bir yaşam sürmek, sosyal olarak izole olmak, zihnen aktif olmamak ve depresyon da sık izlenen risk faktörleri arasında yer alıyor. Ayrıca beslenme yetersizlikleri ve hava kirliliği de riski artırıyor.</p>
<p><strong>İşitme kaybı demans riskini artırıyor</strong></p>
<p>İşitme kaybı bile demans için önemli bir risk faktörünü oluşturuyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Ayla Sifoğlu, 40-50<strong> </strong>yaş grubunda gelişen işitme kaybının demans riskini ortalama yüzde 90 oranında artırabildiği uyarısında bulunarak, “İşitme sorunları olan kişilerin sosyal ortamlardan uzaklaşma ve zamanla daha fazla izole olma, depresyona girme olasılığı daha yüksektir. Sosyal izolasyon ve depresyon da demans için risk faktörleridir. İşitme kaybı ayrıca sesleri ve konuşmayı anlamamıza yardımcı olan beyin bölgelerinin seslerin ne olduğunu anlamak için daha fazla çalışmaları gerektiği anlamına gelebilir. Bu ek çaba, hafızamızı ve düşünme yeteneklerimizi etkileyen beyinde değişikliklere yol açabilmektedir” diyor. İşitme kaybının düzeyinin ve ne kadar sürdüğünün demans riskini etkilediğini belirten Dr. Ayla Sifoğlu, “Ancak bu, işitme kaybı olan bir hastada mutlaka demans gelişeceği değil, sadece risklerinin daha yüksek olduğu anlamına gelir. Demans riskine karşı işitme sağlığını korumak için yüksek sesli ortamlardan kaçınılmalı, işitme testi yaptırmalı ve ihtiyaç halinde işitme cihazı kullanılmalıdır” bilgisini veriyor.</p>
<p><strong>Genç yaşta başlayan demansa dikkat! </strong></p>
<p>Demans için bilinen en güçlü risk faktörü ileri yaş olsa da biyolojik yaşlanmanın kaçınılmaz bir sonucu olmuyor. Ayrıca demansın ilk belirtileri her 100 hastadan 9’unda 30 &#8211; 65 yaşları arasında ortaya çıkıyor. Yani, her 10 hastadan yaklaşık 1’inde erken yaşta görülüyor ve bu tablo “genç başlangıçlı demans” olarak adlandırılıyor.  Bu demans türü genellikle stres, anksiyete, depresyon veya menopoz gibi sorunlara bağlandığı için tanısı gecikebiliyor.  Demanslı genç hastalarda ileri yaştaki hastalara nazaran ilk belirtilerden biri olarak hafıza kaybı daha nadir görülüyor. Bu hastalarda ilk sinyaller genellikle dil, görme veya davranış sorunları oluyor. Ayrıca hareket, denge ve koordinasyon problemleri de gelişebiliyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Ayla Sifoğlu, “Bir kişinin neden diğerinden daha erken yaşta demans geliştirdiğini söylemek genellikle zordur. Ancak, genetik yatkınlığın önemli bir rol oynayabildiğini biliyoruz. Öyle ki genç yaşta demans hastası olan yaklaşık her on kişiden 1’inde demansa neden olan gen tespit edilmektedir” diyor. Dr. Ayla Sifoğlu, demansın erken yaşta felç geçirmek, travmatik beyin hasarı, bazı enfeksiyonlar ve aşırı alkol kullanımı gibi genetik olmayan nedenlerle de genç insanlarda gelişebileceğini söylüyor.</p>
<p><strong>Bu belirtilerde zaman kaybetmeyin! </strong></p>
<p>Demansın, özellikle erken evrede en yaygın görülen belirtilerinden biri, yakın zamanda öğrenilen bilgilerin ve yaşanan olayların unutulması oluyor. Eşyaları kaybetme veya yanlış yere koyma, yürürken veya araba kullanırken kaybolma, tanıdık yerlerde bile kafa karışıklığı yaşama, zamanı karıştırma, konuşmaları takip etme veya kelime bulmada zorluk, sorun çözme veya karar vermede güçlük, aynı soruları tekrar tekrar sorma, diğer belirtileri arasında yer alıyor. Hafıza kaybı nedeniyle endişeli, üzgün veya öfkeli hissetme, kişilik değişiklikleri, uygunsuz davranışlarda bulunma, işten veya sosyal aktivitelerden çekilme gibi yaygın ruh hali ve davranış değişiklikleri de izleniyor. Demans ilerledikçe hastalar aile üyelerini veya arkadaşlarını tanımayabiliyor, kişisel bakım konusunda yardıma ihtiyaç duyuyor.</p>
<p><strong>Kesin tedavisi olmasa da ilerlemesi yavaşlatılıyor! </strong></p>
<p>Kesin bir tedavisi olmasa da bazı ilaçlar demansın ilerlemesini yavaşlatmaya ve semptomlarının yönetilmesine destek oluyor. Ayrıca kan basıncını ve kolesterolü kontrol altına alan ilaçlar da vasküler demansa bağlı beyinde ek hasar oluşmasını önleyebiliyor. Fiziksel ve zihinsel olarak aktif kalmak, sosyal hayata katılmak da demans hastalarının yaşam kalitelerini yükseltiyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Ayla Sifoğlu, “Hekimler her hasta için uygun tedaviyi düzenlemekte ve hastayı yaşam boyu takip etmektedir. Tedavide ihtiyaç halinde değişiklikler yapmakta ve hastalık süresince ortaya çıkabilecek sorunlar için gerekli desteği sağlamaktadırlar” bilgisini veriyor.</p>
<p><strong>Demansı önlemek için 10 etkili öneri! </strong></p>
<p>Nöroloji Uzmanı Dr. Ayla Sifoğlu, demansı önlemek için dikkat etmeniz gereken 10 önemli kuralı şöyle özetliyor:</p>
<ul>
<li>Fiziksel olarak aktif olun. Yürüyün, koşun, dans edin, bisiklete binin, bahçede çalışın, ev işleriyle uğraşın.</li>
<li>Zihninizi aktif tutun. Yeni hobiler edinin, yeni bir dil öğrenin, kelime veya sayı oyunları oynayın.</li>
<li>Sosyal olarak aktif kalın. Aileniz, arkadaşlarınız ve çevrenizle sık sık görüşün, sohbet edin.</li>
<li>Beynin kan dolaşımının hasar görmemesi için diyabet ve obeziteye karşı önlem alın. Bu hastalıklarınız varsa kontrol altında olmasını sağlayın.</li>
<li>Kalbinizi koruyun ve tansiyonunuzu kontrol altında tutun.</li>
<li>İşitme duyunuzu koruyun. Yüksek sese maruz kalmayın, işitme sorunu yaşıyorsanız,<strong> </strong>gerekirse işitme cihazı kullanın.</li>
<li>Alkol tüketimini sınırlayın, asla sigarı içmeyin ve içilen ortamlarda bulunmayın.</li>
<li>Depresyon sorunu yaşıyorsanız mutlaka destek alın.</li>
<li>Kaliteli ve düzenli uyumaya özen gösterin. Uyku apnesi veya başka uyku sorunları yaşıyorsanız, tedavi olun.</li>
<li>Beyin sarsıntısına ve travmatik beyin hasarına karşı beyninizi riske atabilecek aktivitelerden uzak durum.</li>
</ul>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-10-hastadan-1inde-erken-yasta-goruluyor-579031">Her 10 hastadan 1&#8217;inde erken yaşta görülüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Teknoloji kullanımı, genç yaşta boyun fıtığı riskini artırıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/teknoloji-kullanimi-genc-yasta-boyun-fitigi-riskini-artiriyor-574717</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Sep 2025 17:48:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[boyun]]></category>
		<category><![CDATA[Boyun Fıtığı]]></category>
		<category><![CDATA[fıtığı]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=574717</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Onur Yaman, boyun fıtığının nedenleri, belirtileri, tedavi yöntemleri ve önleme yolları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/teknoloji-kullanimi-genc-yasta-boyun-fitigi-riskini-artiriyor-574717">Teknoloji kullanımı, genç yaşta boyun fıtığı riskini artırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Onur Yaman, boyun fıtığının nedenleri, belirtileri, tedavi yöntemleri ve önleme yolları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Boyundan kollara uzanan ağrı boyun fıtığı belirtisi olabilir!</strong></p>
<p>Boyun fıtığının iki kemiğin arasındaki kıkırdak topunun yerinden çıkıp kola giden sinirleri bası altına almasıyla ortaya çıktığını aktaran Prof. Dr. Onur Yaman, “Genellikle genç yaş grubundaki kişilerin özellikle bilgisayarı, cep telefonunu çok kullanmalarıyla yaşlı hastalarda da yaşlanmayla birlikte kıkırdak dokusunun eskisi kadar esnek olmamasıyla ortaya çıkan mekanik bir durum.” dedi.</p>
<p>Boyun fıtığı belirtilerinin genellikle boyunda ağrı ile başladığını kaydeden Yaman, “Boyundan başlayan ağrı başa doğru yayılır. Yine fıtığın olduğu yere göre kürek kemiklerinde ve omuzlarda ağrı ortaya çıkabilir. Bazen sinirin üzerindeki basıyla birlikte kollarda ve parmaklarda ağrı, uyuşukluk ve ilerleyen dönemlerde de kuvvetsizlik şikayetleri oluşabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Boyun fıtığı ameliyatı önden ya da arkadan yapılabilir! </strong></p>
<p>Boyun fıtığı ameliyatlarının iki şekilde yapılabildiğini ifade eden Prof. Dr. Onur Yaman, “Ameliyatın ön taraftan ya da arka taraftan yapılmasına karar verilebilir. Bu karar hastanın yaşı, boyun fıtığının sayısı ve yerine göre verilir.” dedi.</p>
<p>Ameliyatın yapılacağı bölgeye göre risklerin değiştiğini de dile getiren Yaman, “Ön taraftan yapıldığında yemek borusu, nefes borusu, konuşma siniri, şah damarı gibi yapılar ön bölgede yer aldığı için bu hayati organların yaralanmalarına bağlı sorunlar görülebilir. Ancak bu tür sorunların görülme oranı oldukça düşük. Arka taraftan yapıldığında ise enfeksiyon, omurilik zarının yaralanması, kola giden sinirlerin hasar görmesi gibi riskler var. Günümüzde kullanılan teknolojilerle de bu riskler oldukça azalmış durumda.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Boyun fıtığını önlemek ve tekrarını engellemek için yaşam tarzında düzenlemeler şart!</strong></p>
<p>Boyun fıtığını tetikleyen sebeplere değinen Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Onur Yaman, “Özellikle boynu öne doğru getirme hareketi, boyun fıtığı oluşma ve tekrarlama riskini arttırır. Dolayısıyla cep telefonuyla uzun süre kullanılacaksa kulaklık kullanılmalı. Bilgisayar başında çok fazla kalınıyorsa ekranı göz hizasına getirilmeli. Boynu öne doğru eğecek hareketlerden mümkün olduğunca uzak durulmalı.” dedi.</p>
<p>Özellikle ön taraftan yapılan boyun fıtığı ameliyatlarından sonra, aynı yerde fıtığın tekrar etme olasılığının düşük olduğunu kaydeden Yaman, “Ancak komşu segment hastalığı denilen, ameliyat edilen yerin bir üst bölgesinin sorun çıkma olasılığı yaklaşık yüzde 20. Dolayısıyla ameliyatlardan sonra hastaların özellikle yaşam tarzlarını düzenlemeleri gerekir. Başlarını çok fazla öne eğmelerine neden olacak pozisyonlardan kaçınmalılar.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Boyun fıtıklarının çoğu cerrahiye gerek kalmadan tedavi edilebiliyor! </strong></p>
<p>Boyun fıtıklarının büyük bir kısmının ameliyatsız tedavi edilebildiğine vurgu yapan Prof. Dr. Onur Yaman, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bu yöntemlerden biri boyunluktur. Fizyoterapi yöntemleriyle sırt ve boyun kaslarını kuvvetlendirerek hastaların şikayetleri geriletilebilir. Bunun dışında ağrıyı ortadan kaldırabilecek enjeksiyonlar da şikayetleri azaltarak fıtığın ilerleyişini durdurabilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/teknoloji-kullanimi-genc-yasta-boyun-fitigi-riskini-artiriyor-574717">Teknoloji kullanımı, genç yaşta boyun fıtığı riskini artırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Çerçioğlu&#8217;yla Aydın&#8217;da Sanat Her Yaşta: Yetişkinler İçin Yaz Resim Kursları Devam Ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-cerciogluyla-aydinda-sanat-her-yasta-yetiskinler-icin-yaz-resim-kurslari-devam-ediyor-559670</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Jul 2025 07:57:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[aydında]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[çerçioğluyla]]></category>
		<category><![CDATA[devam]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kursları]]></category>
		<category><![CDATA[resim]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[yaşta]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<category><![CDATA[yetişkinler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=559670</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin yaz kursları kapsamında yetişkinlere yönelik başlattığı resim kursları, sanatseverleri bir araya getirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-cerciogluyla-aydinda-sanat-her-yasta-yetiskinler-icin-yaz-resim-kurslari-devam-ediyor-559670">Başkan Çerçioğlu&#8217;yla Aydın&#8217;da Sanat Her Yaşta: Yetişkinler İçin Yaz Resim Kursları Devam Ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin yaz kursları kapsamında yetişkinlere yönelik başlattığı resim kursları, sanatseverleri bir araya getirdi. Ücretsiz olarak sunulan eğitimlerde katılımcılar hem temel teknikleri öğreniyor hem de içlerindeki yaratıcı gücü keşfetme imkânı buluyor.<br /> <br />Fırçaların dans ettiği atölye ortamlarında, renklerle düşüncelerini ifade eden kursiyerler; karakalem, akrilik ve yağlı boya gibi farklı alanlarda kendilerini geliştirme fırsatı yakalıyor. Kurslar yalnızca teknik beceri değil, aynı zamanda kişisel huzur, sosyal paylaşım ve üretme mutluluğu da sağlıyor.<br /> <br />Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, her yaştan vatandaşın sanata erişimini önemsediklerini belirterek, <b>“Sanat, hayatın her döneminde insanı zenginleştirir. Yaz kurslarımızla sadece çocuklara değil, yetişkinlere de dokunuyoruz. Resim kurslarımız sayesinde Aydınlı hemşehrilerimizin hayal gücüne ve duygularına alan açıyoruz. Her yaştan vatandaşımız için çalışmalarımız devam edecek”</b> dedi.<br /> <br />Kurslara katılan vatandaşlar ise hem kendilerine zaman ayırabildiklerini hem de sanatsal duygularını ortaya çıkarabildiklerini belirterek, Başkan Çerçioğlu’na teşekkür etti.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-cerciogluyla-aydinda-sanat-her-yasta-yetiskinler-icin-yaz-resim-kurslari-devam-ediyor-559670">Başkan Çerçioğlu&#8217;yla Aydın&#8217;da Sanat Her Yaşta: Yetişkinler İçin Yaz Resim Kursları Devam Ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadınlarda Her Yaşta Omurga Sorunlarına Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kadinlarda-her-yasta-omurga-sorunlarina-dikkat-543680</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Jun 2025 08:17:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlarda]]></category>
		<category><![CDATA[omurga]]></category>
		<category><![CDATA[sorunlarına]]></category>
		<category><![CDATA[yaşta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=543680</guid>

					<description><![CDATA[<p>Omurga, vücudu birbiriyle devamlı iletişim halindeki kaslar sayesinde ayakta tutan bir sistemdir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadinlarda-her-yasta-omurga-sorunlarina-dikkat-543680">Kadınlarda Her Yaşta Omurga Sorunlarına Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Omurga, vücudu birbiriyle devamlı iletişim halindeki kaslar sayesinde ayakta tutan bir sistemdir. Ana yapısını kemik-iskelet, bunlara hareket kabiliyeti veren eklemler ve güç üreten kaslar oluşturur. Çocukluk ve genç erişkinlik dönemi, omurganın sağlıklı ve dayanıklı olması için temellerin atıldığı dönemdir. Eğer kalıtsal bir hastalık yoksa omurga sağlığında beslenme şekli önemlidir. Bu nedenle bu yaş aralığında kalsiyumdan zengin beslenme ve yeterli D vitamin alımı, ileriki yaşlarda omurga sağlığını olumsuz etkileyebilecek rahatsızlıkların görülme sıklığını azaltabilmektedir. Kadınlarda görülen omurga rahatsızlıkları erkeklere oranla daha fazladır. Bu yüzden kadınların genç yaşlarda omurga sağlığına dikkat etmeleri, ileriki yaşlarda ağrısız ve sağlıklı bir omurga için önemlidir. Memorial Antalya Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Uzm. Dr. Ayşe Yener Güçlü, kadınlarda görülen omurga rahatsızlıkları hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı. </p>
<p><strong>Kız çocuklarında omurga daha hızlı büyüyor</strong></p>
<p>Kız çocuklarında erkek çocuklarından farklı olarak 9. ve 10. yaşlardan sonra hormonların etkisiyle kemikler uzamaya, kemik kitlesi artmaya ve kaslar kalınlaşmaya başlar. Bu hızlı büyüme dönemi ortalama 14-15 yaşına kadar devam eder ve bu dönemde eklem ve kemik ağrıları olarak görülebilir. Kimi zaman özellikle geceleri ortaya çıkan sırt ve uzun kemik ağrıları nedeni ile ilaç kullanılması gerekebilir. Bu dönemdeki hızlı boy uzaması duruş ve oturuş bozukluklarına ve bazen kalıcı şekil bozukluklarına neden olabilir. Bu durumun önlenmesinde düzenli yapılan spor koruyucu rol oynar ve omurga sistemini düzenler. </p>
<p>Kimi zaman göğüslerin büyümesi ve utanma duyusu ile beraber öne eğik oturup saklama eğilimi de görülebilir. Psikiyatrik yardım alınması bu durumlarda faydalı olacaktır. Diğer yandan bu tür şikayetlerin altından omurgada skolyoz olabileceği göz önünde bulundurularak, ailenin gözleminde omuz asimetrisi ya da duruş bozukluğu fark edilmesi ya da uzun süreli ve inatçı omurga ağrıların varlığında omurga sisteminin radyolojik olarak görüntülenmesi faydalı olacaktır. Çekilen direk röntgenler kemik yapısı, kalitesi, olası doğumsal veya sonradan kazanılmış anormallikler konusunda bilgi verir. Yirmili yaşlara kadar kemik uzaması devam etse de kızlarda daha erken sonlanacaktır.</p>
<p><strong>Çalışma hayatı ağrıları da beraberinde getiriyor</strong></p>
<p><strong> </strong>Teknolojinin gelişimi ile daha az hareket eden toplumlar haline gelmek bir çok sorunu da berberinde getirmektedir. 20’li yaşlarla birlikte çoğu birey çalışma hayatına atılmakta ve uzun saatler masa başında vakit geçirmektedir. Günün yaklaşık 8 saatini bu şekilde geçiren kadınlarda bir süre sonra hareketsizliğe bağlı boyun ve sırt ağrıları ortaya çıkar. Bunun çözümü, sık kısa mola vermek, masa başı egzersizleri yapmak, haftada en az 3-4 gün ortalama 1 saat civarında yürüyüş yapmak ya da yüzme benzeri sporlar yapmaktır. Burada önemli olan, bu tür aktiviteleri uzun süreli ve istikrarlı olarak devam edilmesi ve hayatın bir parçası haline getirilmesidir. </p>
<p><strong> Kadınlarda 20’li yaşlarda risk artıyor</strong></p>
<p>Kadınların bir kısmı ilk hamileliklerini 20’li yaşlarda yaşayabilir. Özellikle ağırlık artışının en fazla olduğu son 3 ayda, annelerde bel ve sırt ağrıları ön plana çıkar. Bu dönem annenin tüm vücut sınırlarının sonuna kadar zorlandığı metabolizmasının, hormonal ve ruhsal dengesinin tamamen değiştiği, ruhsal ve fiziksel her türlü desteğe ihtiyacı olduğu bir dönemdir. Bu dönemde annenin iç huzuru, çok ağır olmayan ancak tamamen hareketsiz kalmadan yapacağı düzenli fiziksel aktiviteler, doğum sırasında anneyi ve sonrasında çocuğunun sağlığını olumlu etkileyecektir. Bu egzersizler günlük bir saat sakin bir çevrede yürüyüşler, mümkün olursa yüzme veya spor salonunda uygun egzersiz programları şeklinde olabilir. Özellikle çalışma hayatı yoğun olan annelerde emzirme ve bebeğe bakım vermenin de etkisi ile genel yorgunluk, uykusuzluk ve omurga ağrıları yoğun yaşanabilir.</p>
<p><strong>30’lu yaşlarda omurga ağrıları daha belirgin oluyor</strong></p>
<p>30’lu yaşlarla birlikte nispeten durağan hayat, gebelikler ve beslenme alışkanlıkları ile beraber kilo artışı gelişebilir. Bu artışla birlikte eklemler, omurga ve kaslarda zorlanmalar, çabuk yorulmalar kimi zaman belli kas gruplarını içeren kronik ağrılar ortaya çıkar. Kilo artışı ve hareketsiz yaşantı ya da aşırı zorlanmış, yorgun bir vücut, stress; bel ve boyun fıtıklarının ortaya çıkışını tetikler veya sebep olur. Altı aydan uzun süren, aralıklı gelen, bacaklara veya kollara vuran ağrılar, omurgada fıtığın habercisi olabilir. Bunun tespiti muayene ve gereğinde ileri tetkiklerle mümkündür.</p>
<p><strong>40’lı yaşlarda kemik yoğunluğu ölçümlerine başlanmalı</strong></p>
<p>Kırklı yaşlarla birlikte vücuttaki hormonal değişimler, geçirilen hastalıklar, kilo, genetik faktörler gibi pek çok durumun etkisi ile omurgada ve başka eklemlerde dejanaratif süreçler ön plana çıkmaya başlar. Kilo ile sıkıntılar kendini omurgada daralma, fıtık, dizlerde dejeneratif hastalıklar gibi kas-iskelet sistemi hastalıkları olarak kendini göstermeye başlar. Hormonal değişimin başlangıcından itibaren normal şartlarda yıllık kemik yoğunluğu ölçüme ve gereğinde ilaç tedavisi uygulanması ileri yaşlar için koruyucu rol oynayacaktır.</p>
<p><strong>Genç yaşlarda özen gösterilirse, 50 yaş sonrası rahat geçer</strong></p>
<p>50 yaş ve sonrası, bu zamana kadar vücudumuza ne kadar iyi ve bilinçli davrandığımızın karşılığını alacağımız yaşlardır. Kişinin daha önceki yaşantısındaki hayat tarzı, beslenme alışkanlıkları, gebelik sayısı, kilo, varsa sistemik hastalıkları bu dönemde belirleyici olur. Kemik erimesi ve dejeneratif hastalıkları bu dönemde daha da belirginleşir. Hem bedensel hemde zihinsel olarak kendine dinlenecek zaman ayıran, dengeli ve doğal beslenmeye özen gösteren ve ideal kilosunu koruyan, mümkün olduğu kadar bedenen ve zihnen hareketli ve aktif bir hayat sürdüren sigaradan uzak geçirilen bir hayat tarzı, size uzun yıllar hizmet edecek sağlıklı vücudun habercisi olmaktadır.  </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadinlarda-her-yasta-omurga-sorunlarina-dikkat-543680">Kadınlarda Her Yaşta Omurga Sorunlarına Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ağız ve diş sağlığı için kalsiyum her yaşta önemli!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/agiz-ve-dis-sagligi-icin-kalsiyum-her-yasta-onemli-542429</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Jun 2025 09:16:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağız]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kalsiyum]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=542429</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimliği Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, kalsiyumun ağız ve diş sağlığı üzerindeki temel rolü ve eksikliğinin yol açabileceği sorunlar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/agiz-ve-dis-sagligi-icin-kalsiyum-her-yasta-onemli-542429">Ağız ve diş sağlığı için kalsiyum her yaşta önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimliği Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, kalsiyumun ağız ve diş sağlığı üzerindeki temel rolü ve eksikliğinin yol açabileceği sorunlar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Kalsiyum eksikliği diş kaybına yol açabilir</strong></p>
<p>Kalsiyumun, diş sağlığı açısından temel bir mineral olduğunu ve pek çok fonksiyonu bulunduğunu hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Kalsiyum mine ve dentin yapısının ana bileşenidir.<strong> </strong>Diş minesi yaklaşık yüzde 96 oranında inorganik maddelerden oluşur. Bunun büyük kısmı hidroksiapatit kristalleridir. Bu kristallerin temel yapı taşlarından biri de kalsiyumdur.” dedi.</p>
<p>Özellikle çocukluk döneminde dişlerin oluşumu ve gelişimi sırasında sağlıklı mineralizasyon için kalsiyum gerekli olduğunu dile getiren Şen, “Demineralizasyon ve remineralizasyonda rol alır.<strong> </strong>Örneğin asidik gıdalar sonrası ağız içi pH düştüğünde, diş yüzeyinden kalsiyum ve fosfat iyonları çözünür. Tükürükte yeterli düzeyde kalsiyum bulunması, bu iyonların tekrar mineye geçişini ve minenin güçlenmesini sağlar. Yeterli kalsiyum düzeyleri, diş dokularının asitlere karşı dirençli kalmasına katkıda bulunur ve çürük oluşumunu engellemeye yardımcı olur. Dişleri destekleyen alveolar kemik de kalsiyuma bağımlıdır. Uzun vadede yetersizlik, kemik kaybına ve diş kaybına neden olabilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Yetişkinlikte yetersiz kalsiyum alımı ağız ve diş sağlığında sorunlara neden olabiliyor!</strong></p>
<p>Yetişkinlikte yetersiz kalsiyum alımının, osteopeni veya osteoporoz gibi sistemik kemik kayıplarına yol açabileceğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Bu durum, dişleri çevreleyen alveolar kemiği de etkiler ve diş kaybı riskini artırır.” dedi.</p>
<p>Bazı çalışmaların, düşük kalsiyum alımının diş eti hastalıkları riskini artırabileceğini gösterdiğini de kaydeden Şen, “Kalsiyumun, bağ dokuların sağlıklı yapısını korumada dolaylı rol oynar ve mine yüzeyinin korunması için de önemlidir. Kalsiyum eksikliği, mineyi daha geçirgen ve kırılgan hâle getirir. Bu da çürük gelişiminin kolaylaşmasına sebep olur. Periodontal ligament ve kemik dokunun bütünlüğünü bozarak diş eti çekilmesi ve periodontitis gibi durumların şiddetlenmesine neden olabilir. Düşük kalsiyum düzeyleri, oral yaralanmalar sonrası iyileşme sürecini geciktirir ve dokuların mekanik dayanıklılığını azaltır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Doğal kaynaklardan alınan kalsiyum daha iyi emiliyor…</strong></p>
<p>Kalsiyumun doğal yollarla mı yoksa takviyelerle mi alınmasının daha etkili olduğu konusuna değinen Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Doğal kaynaklar daha iyi emilir.” dedi.</p>
<p>Süt, yoğurt, peynir, yeşil yapraklı sebzeler ve badem gibi besinlerde bulunan kalsiyumun, genellikle vücut tarafından daha verimli emildiğini vurgulayan Şen, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Bu besinler aynı zamanda kalsiyumun emilimini destekleyen D vitamini ve magnezyum gibi diğer mikrobesinleri de içerir. Kalsiyum karbonat gibi formlar, mide asiditesine bağlı olarak emilimde değişkenlik gösterebilir. Ayrıca fazla dozlarda alındığında böbrek taşı riski, hiperkalsemi veya diğer mineral dengesizlikleri oluşabilir. Kalsiyum takviyesi diş içeriğine doğrudan değil, tükürük yapısı ve kemik sağlığı yoluyla dolaylı etkiler gösterir. Diş oluşumu tamamlandıktan sonra kalsiyum alımı dişi direkt yolla güçlendirmeyecektir, ancak tüketim esnasında tükürük aracılığıyla remineralizasyon olarak adlandırılan mekanizmayla diş yüzeyine katkı sağlar. Dişlerin oluşum dönemini içeren hamilelik ve erken çocukluk dönemindeki kalsiyum alımının dişi direkt olarak güçlendirme ihtimali oldukça fazladır. Emilim bozukluğu, laktaz eksikliği, vegan beslenme veya yaşlılık gibi durumlarda kalsiyum takviyesi uygun olabilir, ancak bu mutlaka hekim önerisiyle ve gerekçeye dayalı olarak kullanılmalıdır.”</p>
<p><strong>Sadece kalsiyum değil farklı besinler de ağız sağlığı için önemli! </strong></p>
<p>Kalsiyumun yanı sıra diş sağlığı için ana besinler olan proteinler, karbonhidratlar, yağlar, mineraller ve yağda çözünen A, E, D ve K vitaminlerinin ağız sağlığı için son derece önemli olduğunun altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “A vitamini minenin erken gelişiminde rol oynar. Epitel hücrelerinin proliferasyonunu kontrol eder ve eksikliği tüm ektodermal oluşumları etkiler. Kaynakları balık yağı, biber, domates, inek sütü, balkabağı olabilir.” dedi.</p>
<p>D vitamininin dişlerin mineral yoğunluğuna, diş minesinin inşasına, kalsiyumun diş ve kemik dokusuna aktarılmasına ve emilmesine katkıda bulunduğunu dile getiren Şen, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“C vitamini veya askorbik asit, suda çözünen bir vitamindir. Birçok taze meyve ve sebzede bulunur. Diş etleri, periodontal bağ dokusu ve yara iyileşmesi için önemlidir. C vitamini eksikliği, bağ dokusu kusuru olan iskorbüt hastalığına neden olabilir. Fosfor; diş minesinin yapıtaşı hidroksiapatit kristallerinin bir diğer ana bileşenidir. Kalsiyumla birlikte diş ve kemik yapısının sertliğini sağlar. Florür; mine yapısına entegre olarak asidik çözünürlüğü azaltır. Diş çürüğüne karşı direnci artırır. Diş sağlığının sürdürülebilmesi için kalsiyumun yeterli alınması kadar, onunla sinerjik çalışan bu vitamin ve minerallerin de dengeli şekilde alınması gereklidir. Dengeli beslenme, bu mikrobesinlerin birlikte ve etkin kullanılmasını sağlar.</p>
<p>Kalsiyum eksikliği sadece sistemik kemik sağlığını değil, diş dokularının yapısını, çene kemiğini ve periodontal sağlığı da olumsuz etkiler. Bu nedenle, her yaşta yeterli kalsiyum alımı ağız-diş sağlığının sürdürülebilirliği açısından kritiktir.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/agiz-ve-dis-sagligi-icin-kalsiyum-her-yasta-onemli-542429">Ağız ve diş sağlığı için kalsiyum her yaşta önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Genç yaşta hipertansiyon tanısı alanlar ilaçlarını aksatmamalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/genc-yasta-hipertansiyon-tanisi-alanlar-ilaclarini-aksatmamali-536104</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 May 2025 11:14:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aksatmamalı]]></category>
		<category><![CDATA[alanlar]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[hipertansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlarını]]></category>
		<category><![CDATA[tanısı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=536104</guid>

					<description><![CDATA[<p>İleri yaş hastalığı olarak bilinen yüksek tansiyon diğer adıyla hipertansiyon, genç yaşlarda da görülebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genc-yasta-hipertansiyon-tanisi-alanlar-ilaclarini-aksatmamali-536104">Genç yaşta hipertansiyon tanısı alanlar ilaçlarını aksatmamalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>İleri yaş hastalığı olarak bilinen yüksek tansiyon diğer adıyla hipertansiyon, genç yaşlarda da görülebiliyor. Ailesinde hipertansiyon öyküsü bulunan kişilerin erken yaşlardan itibaren farkındalık kazanmasının önemini vurgulayan İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muzaffer Murat Değertekin, genç yaşta ortaya çıkan hipertansiyonda ilaç kullanımından kaçınmanın sakıncalarına işaret etti. Yüksek tansiyonun erken dönemde fark edilmesinin önemini vurgulayan Prof. Dr. Değertekin, “Tansiyonu ne kadar erken tedavi edersek iki fayda ortaya çıkar. Birincisi, hastalığa bağlı problemleri o kadar erken önlemiş oluruz. İkincisi hastalığın tedavisinde kullanılan ilaç sayısı azalır. Bir ilaçla bu hastalığı ömür boyunca takip ve tedavi edebiliriz” diye konuştu</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muzaffer Murat Değertekin, hipertansiyon hastalarının dikkat etmesi gerekenler konusunda tavsiyelerde bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Tansiyon değeri 120-80 olmalıdır</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Tansiyonun “Damarda dolaşan kanın damar duvarına yaptığı kan basıncı” olatak tanımlandığını belirten Prof. Dr. Değertekin, “Bu kan basıncının normal değerin üzerine çıkmasına da hipertansiyon ya da yüksek tansiyon diyoruz. Burada değer 120-80 olmalıdır. Eğer bir kişinin istirahat halinde ölçtüğü tansiyon, 120-80 üzerindeyse ‘Tansiyonu yükselmeye başlamış’ diyoruz. Takip eden birkaç gün içinde devamlı olarak tansiyon 140-90 üzerine çıkıyorsa o zaman hipertansiyon tanısını koyuyoruz” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Hipertansiyonun yüzde 90’ını esansiyel tansiyon oluşturuyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Hipertansiyonun nedenlerine değinen Prof. Dr. Değertekin, “Hipertansiyon erişkin yaşlarda ortaya çıkarsa esansiyel (primer) yani nedeni bilinmeyen tansiyon diyoruz. Genellikle hipertansiyonun yüzde 90’ını oluşturan primer hipertansiyonun nedeni bilinmemektedir. Birçok multi faktöriyel ve hafif genetik problemlerle erişkin yaşta görülmektedir. Diğerleri ise birtakım organ problemlerine bağlı oluşan hipertansiyonlardır. Bunlara da sekonder hipertansiyon deniyor” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Hipertansiyon genç yaşlarda da ortaya çıkabilir</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Hipertansiyonun genellikle ileri yaşlarda görüldüğünü ancak genç yaşlarda da ortaya çıkabildiğini belirten Prof. Dr. Değertekin, “Hipertansiyon genç yaşlarda da ortaya çıkar. O yüzden kişilerin bu konudaki farkındalığının önemi büyük. Bireylerin kan basıncını ölçtürmesi, zaman zaman bunları takip etmesi, özellikle genç yaşta başlayan hipertansiyonu yakalamak açısından önemli. Özellikle ailesinde yüksek tansiyon yani hipertansiyon olan kişilerin genç yaşta bu farkındalığının artırılması, kişinin tansiyon değerlerini takip etmesi, hastalığın erken dönemde fark edilmesini ve hastalığa bağlı probemlerin oluşmasının engellenmesini sağlar. Özellikle ailesinde yüksek tansiyon olan kişilerde 20’li yaşlardan sonra tansiyonun yakından takibi önemli” uyarısında bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Genç hastaların ilaç kullanmaması çok yanlış</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Genç yaşta ortaya çıkan hipertansiyon hastalığında ilaç kullanımından kaçınmanın en büyük hata olduğunu kaydeden Prof. Dr. Değertekin, “Yanlış bir inanış var: Sanki tansiyon yaşlı hastalığı hep ileri yaşta görülür. Genç yaşta tansiyon yüksek olsa bile ilaç kullanılmaktan kaçınılıyor. Bu çok yanlış. Önemli olan tansiyonu doğru zamanda yakalamak. Tansiyonu ne kadar erken tedavi edersek iki fayda ortaya çıkar. Birincisi, hastalığa bağlı problemleri o kadar erken önlemiş oluruz. İkincisi hastalığın tedavisinde kullanılan ilaç sayısı azalır. Bir ilaçla bu hastalığı ömür boyunca takip ve tedavi edebiliriz” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kontrol altında tutulması hastalık riskini azaltıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Hipertansiyonun kontrol altında tutulmasının önemini vurgulayan Prof. Dr. Değertekin, “Hipertansiyon kontrol altında tutulmazsa bütün organları etkiler çünkü o zaman kan basıncı bütün organlarda yükseleceği için özellikle kalp hastalıklarında ciddi problemler olabilir. Kalp krizleri, kalp yetersizlikleri, kalp duvar kalınlıkları ortaya çıkabilir. İkincisi göz, böbrek ve diğer periferik damar hastalıkları dediğimiz birçok hastalığı tetikleyebilir. O nedenle hipertansiyonun kontrolü çok önemlidir” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Hipertansiyon hastaları en çok nelere dikkat etmeli?</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Hipertansiyon hastalarının dikkat etmesi gereken noktalara değinen Prof. Dr. Değertekin, “Hipertansiyon teşhisi konulmuşsa düzenli doktor kontrolünde olunmasında fayda var. Yaşam şekli değişikliği dediğimiz, doğru ve dengeli beslenme ile egzersizin hayatın bir parçası haline getirilmesi, varsa obezitenin kontrol altına alınması önemli. Kalp hastalıkları, diyabet, yüksek kolesterol gibi eşlik eden hastalıkları varsa bu hastalıklarla ilgili tedavilerin de doğru yapılması gerekir. Hipertansiyondan dolayı ilaç kullanmaları gerekiyorsa ilaçlarını düzenli bir şekilde doktor kontrolünde kullanmaları gerekmektedir” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Egzersiz tansiyon ilacına ihtiyacı azaltır</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Hipertansiyonda tuz tüketimine dikkat edilmesinin de önemini hatırlatan Prof. Dr. Değertekin, “Tuz tüketimi derken sadece yemeklere tuz atmak değil de özellikle tuz oranı yüksek olan işlenmiş gıdaları da dikkatli bir şekilde tüketmeleri önerilir. Bunun yanında hipertansif kişilerde egzersiz alışkanlığının oluşması, tansiyonun kontrol altına alınmasında etkili olur ve tansiyon ilacına ihtiyacın azalmasını sağlar. O yüzden bu kişilerin düzenli egzersiz yapması, ideal kilolarına yaklaşacak şekilde beslenme alışkanlıklarını da düzenlemeleri oldukça önemlidir” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Tansiyon ilaçlarının düzenli kullanımında sorun yaşanıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Hipertansiyon hastalarında gözlemlenen en önemli sorunun ilaç kullanımında ortaya çıkan düzensizlikler olduğunu kaydeden Prof. Dr. Değertekin, şunları söyledi:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Hipertansiyon hastalarının birçoğunda ilaç ihtiyacı doğar. Burada doktor kontrolünde hastaya uygun ilacın düzenlenmesi önemli. İlaçlar düzenlendikten sonra da bu ilacın ne kadar düzenli alınırsa tansiyonun o kadar kontrol altına alınacağı bilinmeli. Tansiyonumuzu ne kadar kontrol altında tutabilirsek tedavide de o kadar başarılı olunmuş denilebilir. Hem ülkemizde hem dünyada hipertansiyon hastalarında gözlemlenen en büyük problem, ilaç tedavisindeki aksama. İlaçların düzenli olarak kullanılmasında sorun yaşanyor. Hastalar ilaçlarını 6 ay, bir yıl kullanıyor, sonra ilaçlarını kesmek istiyor ya da kesiyorlar. Bu da tedavinin yarım kalmasına ve hipertansiyonun da olumsuz etkilerinden korunmayı sınırlı hale getiriyor. O yüzden ilaç tedavisi başlanmışsa tedavinin düzenli yapılması önemli. Hasta ve doktor arasında uyum açısından iletişim de önemli.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Bireysel ve toplumsal farkındalık önemli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Hipertansiyonun önlenmesinde bireysel ve toplumsal farkındalığın önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Muzaffer Murat Değertekin, sözlerini şöyle tamamladı:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Türkiye’de yüzde 30-40 oranında kişi, hipertansiyonunun farkında değil. Önemli olan ikinci nokta ise hipertansiyon teşhisi konulduktan sonra ilaç tedavisine başlandığında hasta ‘Nasıl olsa ilaç kullanıyorum’ diye tansiyonunu takip etmiyor. Bu yüzden de yine yüzde 30-40’ının etkin ilaç kullanma problemi var. Hem hastalığın farkındalığı ve tanısında bir problemimiz var hem de tanı konulduktan sonra ilacın düzenli kullanımında bir problem var. Bu iki problemin özellikle aşılması, hipertansyon kontrolü ve hipertansiyona bağlı oluşacak ek hastalıkların kontrolü açısından önemli. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Bilinçlenme çocukluk çağında başlamalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yaşam şekli değişikliği konusunda toplumu motive etmek lazım. En önemlisi hipertansiyonla beraber giden obezite gibi eşlik eden hastalıklar konusunda da erken dönemde ailelerin çocuklarına egzersiz, ideal kilo, doğru beslenme alışkanlıkları, tüketilen gıdaların seçimi gibi konularda yönlendirme yapması, ileride çocukların obezite ve hipertansiyondan korunmasını sağlar. Düzgün gıda tüketimi ve düzenli egzersiz alışkanlığı olanların hipertansiyonla karşılaşma riski düşer ya da bir genetik yatkınlık varsa ortaya çıkması ötelemiş ya da geciktirilmiş olur.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genc-yasta-hipertansiyon-tanisi-alanlar-ilaclarini-aksatmamali-536104">Genç yaşta hipertansiyon tanısı alanlar ilaçlarını aksatmamalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Özveren Uyardı: &#8220;Ani Kalp Ölümü Her Yaşta Vurabilir&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-ozveren-uyardi-ani-kalp-olumu-her-yasta-vurabilir-525443</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 May 2025 07:38:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ani]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[ölümü]]></category>
		<category><![CDATA[özveren]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[uyardı]]></category>
		<category><![CDATA[vurabilir]]></category>
		<category><![CDATA[yaşta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=525443</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özellikle son yıllarda vaka sayısında artış gözlenen, ani kardiyak ölüm, yaygın bilinen adıyla ani kalp ölümü durumunun çoğu zaman hiçbir belirti vermeden gerçekleştiğine işaret eden Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Olcay Özveren, özellikle risk grubundaki kişilerde kalp damar sağlığını ayrıntılı şekilde değerlendirmek için koroner tomografik anjiyografinin önemli bir seçenek olduğuna vurgu yaptı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-ozveren-uyardi-ani-kalp-olumu-her-yasta-vurabilir-525443">Prof. Dr. Özveren Uyardı: &#8220;Ani Kalp Ölümü Her Yaşta Vurabilir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Özellikle son yıllarda vaka sayısında artış gözlenen, ani kardiyak ölüm, yaygın bilinen adıyla ani kalp ölümü durumunun çoğu zaman hiçbir belirti vermeden gerçekleştiğine işaret eden Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Olcay Özveren, özellikle risk grubundaki kişilerde kalp damar sağlığını ayrıntılı şekilde değerlendirmek için koroner tomografik anjiyografinin önemli bir seçenek olduğuna vurgu yaptı. </em></p>
<p>Son yıllardaki artış oranlarıyla birlikte dikkat çeken bu tabloyla ilgili bilgi veren Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri, Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Olcay Özveren, ortaya çıkaran faktörleri, yaş gruplarına göre değişen riskleri ve hayat kurtarabilecek önlemleri anlattı.</p>
<p><strong>HER YAŞTA RİSK VAR</strong></p>
<p>Ani kardiyak ölüm nedenlerinin yaş gruplarına göre farklılık göstermekle birlikte her yaşta risk yaratabildiğini anlatan Prof. Dr. Özveren, “35 yaş altında genellikle doğuştan ritim bozuklukları veya kalp kası hastalıkları, 35 yaş üstünde ise kalp damar tıkanıklığı veya kalp krizi ön plandadır. Dünya genelinde erişkinlerde görülme sıklığı binde 1-2 arasında. Ancak bu oran, sağlıksız yaşam tarzlarının yaygınlaşması ve farkındalığın artmasıyla daha çok dikkat çekmeye başladı” dedi.  </p>
<p><strong>BU BELİRTİLERE DİKKAT: GÖĞÜS AĞRISI VE BAYILMA ALARM VERİYOR</strong></p>
<p>Sayıların artmasının bir yandan farkındalığın yükselmesine, diğer yandan da sağlıksız yaşam tarzlarının yaygınlaşmasıyla ilişkilendirildiğini belirten Prof. Dr. Özveren, özellikle dikkat edilmesi gereken belirtileri şöyle aktardı: “Daha önce hiçbir kalp sorunu yaşamamış bireylerde, egzersiz, efor, merdiven çıkma gibi durumlarla birlikte göğüs ağrısı, baskı hissi, çarpıntı, efor sonrası bayılma gibi belirtiler ortaya çıkıyorsa, bu kişiler vakit kaybetmeden kardiyoloji uzmanına başvurmalı. Özellikle açıklanamayan bayılma atakları, gençlerde ve ailesinde ani kalp ölümü öyküsü olanlarda ciddi bir uyarıdır.”  </p>
<p><strong>RİSK GRUBUNDAKİLER DÜZENLİ KONTROL YAPTIRMALI</strong></p>
<p>Risk altındaki bireylerin düzenli kardiyolojik kontrol yaptırması gerektiğini belirten Prof. Dr. Özveren, “Ailesinde ani kalp ölümü öyküsü olanlar, sigara kullananlar, hipertansiyon veya diyabet hastaları mutlaka yıllık check-up yaptırmalı. EKG, ekokardiyografi veya koroner tomografik anjiyografi gibi tetkikler, olası riskleri önceden tespit edebilir. Özellikle 35 yaş üstü risk grubundaki kişilerde bu kontroller hayat kurtarıcıdır” dedi.  </p>
<p>‘<strong>TOMOGRAFİK ANJİYOGRAFİ İLE 35 YAŞ ÜSTÜ ANİ ÖLÜMLERİ ÖNGÖRMEK MÜMKÜN’</strong></p>
<p>Son yıllarda koroner tomografik anjiyografinin, belirli risk gruplarında kalp damar sağlığının daha ayrıntılı değerlendirilmesinde dünyada da önemli bir seçenek haline geldiğini anlatan Prof. Dr. Özveren, şu ifadeleri kullandı: “Hipertansiyonu, diyabeti olan, sigara içen ya da ailesinde erken yaşta kalp krizi öyküsü bulunan kişilerde; damar tıkanıklığı ya da darlıkları gibi hayati risk oluşturabilecek sorunlar tomografik anjiyografi ile yüksek doğrulukla tespit edilebiliyor. Bu nedenle risk grubundaki kişilere, örneğin 5-10 yılda bir tomografik anjiyo ile değerlendirme yaptırmalarını öneriyoruz. Ancak bu yöntemin herkes için rutin bir tarama aracı olarak görülmemesi, sadece gerekli durumlarda ve hekimin önerisiyle yapılması gerekir.”</p>
<p><strong>RİTİM BOZUKLUĞU OLANLAR ENERJİ İÇECEKLERİNDEN UZAK DURMALI</strong></p>
<p>Enerji içeceklerinin kalp hızını artırabileceği ve bazı bireylerde ritim bozukluklarını tetikleyebileceği uyarısını yapan Prof. Dr. Özveren, sözlerine şöyle devam etti: “Enerji içeceklerinin, ritim problemi olan kişilerde ani kardiyak ölümü tetiklediğine dair kesin veriler bulunmamakla birlikte; kalp hızını artırdığı, çarpıntı ataklarını tetiklediği biliniyor. Bu içecekler yüksek dozda teofilin ve kafein içerdiğinden gerçekten enerjik hissettirebiliyorlar. Ancak ritim bozukluğu olan kişilerin bu içeceklerden uzak durmalarını öneriyoruz. Bir diğer konu da soğuk havalar. Soğuk havaların ani kalp ölümünü tetiklemesi ise şu şekilde gerçekleşiyor; Eğer kişinin koroner kalp hastalığı, geçirilmiş kalp krizi, kalp yetersizliği ya da kontrolsüz hipertansiyonu varsa; soğuk hava bu hastalıkları tetikleyip kötüleştirebilir. Bu nedenle özellikle soğuk havalarda yoğun egzersiz yapılmasını, ya da yemek sonrası egzersiz yapılmasını önermiyoruz.”</p>
<p><strong>ANİ KALP KRİZİ DURUMUNDA İLK MÜDAHALE</strong></p>
<p>Ani kalp krizi sırasında yapılması gerekenlerden bahseden Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Özveren, sözlerini şöyle sonlandırdı: “Kriz anında ilk birkaç dakika kritiktir. Eğer bu tür bir tabloyla karşılaşılırsa, hastanın bilinci yoksa, düz bir zemine yatırılarak solunumu ve nabzı kontrol edilmeli. Nabız yoksa hemen kardiyopulmoner resüsitasyona (CPR) başlanmalı ve 112 Acil Sağlık Hattı aranmalıdır. Bu konuda toplumun temel yaşam desteği eğitimi alması, hayat kurtarır.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-ozveren-uyardi-ani-kalp-olumu-her-yasta-vurabilir-525443">Prof. Dr. Özveren Uyardı: &#8220;Ani Kalp Ölümü Her Yaşta Vurabilir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sabahları yorgun kalkıyorsanız dikkat! Uyku apnesi erken yaşta kalp krizine neden oluyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sabahlari-yorgun-kalkiyorsaniz-dikkat-uyku-apnesi-erken-yasta-kalp-krizine-neden-oluyor-459888</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 May 2024 14:38:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[apnesi]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[kalkıyorsanız]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[krizine]]></category>
		<category><![CDATA[neden]]></category>
		<category><![CDATA[oluyor]]></category>
		<category><![CDATA[sabahları]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yaşta]]></category>
		<category><![CDATA[yorgun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=459888</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uyku apnesi olan kişilerin sabah kalktığında yorgun ve uykusunu almamış hissettiklerini dile getiren uzmanlar, apnelerin en büyük tehlikesinin, hastaların gece oksijensiz kalması olduğunu söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sabahlari-yorgun-kalkiyorsaniz-dikkat-uyku-apnesi-erken-yasta-kalp-krizine-neden-oluyor-459888">Sabahları yorgun kalkıyorsanız dikkat! Uyku apnesi erken yaşta kalp krizine neden oluyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Apnenin, öncelikle şişman, kısa boylu ve kısa boyunlu insanlarda görüldüğünü kaydeden KBB Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Uyku apnesi, erken yaşta kalp krizine sebep olabilecek ciddi bir sağlık sorunu.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, uyku apnesi hakkında bilgi vererek, tedavisi konusunda da değerlendirmede bulundu.</p>
<p><strong>Nefes kesilmesine bağlı beyne uyarı gönderiliyor</strong></p>
<p>Uyku esnasında horlama ve nefesin kesilmesine apne dendiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Apnelerin en büyük tehlikesi, hastaların gece oksijensiz kalması, uykularının bölünmesi ve nefes kesilmesine bağlı beyne uyarı gönderilirken, beyin uyanmaya çalışır. Apneler genellikle 20-30 defa tekrarlanır ve sabah kalktıklarında kişiler yorgun ve uykusunu almamış hissederler. Gece boyunca satürasyonun düşmesi (kanda oksijen), sürekli olarak kalbin hipoksiye girmesine (kalp dokularında oksijen azalması) neden olabilir ve uzun süre devam ederse kalp sorunlarına yol açabilir.” dedi.</p>
<p><strong>Kısa boylu ve kısa boyunlularda görülüyor</strong></p>
<p>Apnenin, öncelikle şişman, kısa boylu ve kısa boyunlu insanlarda görüldüğünü kaydeden Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Tedavi yöntemleri arasında kilo vermek ve spor yaparak karın kaslarını güçlendirmek bulunmaktadır. Ayrıca, alkol tüketenler, alerji ilaçları veya antidepresan kullananlar beyni etkilediği için santral horlamaları yaşayabilirler. Bu kişilere, yatarken 2 yastıkla veya yan yatmaları önerilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Dil büyüklüğü ve çenenin geride olması da apne nedeni</strong></p>
<p>Apnenin nedenleri arasında kilo, dil büyüklüğü, çenenin geride olması, geniz etinin varlığı ve burun etlerinin büyük olması gibi birçok faktör bulunduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Hastalar bu şikayetlerle geldiklerinde, ilk olarak uyku odasında bir gece geçirmeleri önerilir ve bu sayede apne indeksi belirlenir. Tedavide, ilk üç ana yöntem şunlardır: birincisi, kilo vermek; ikincisi, sipak basınçlı oksijen kullanımı; üçüncüsü ise ameliyatla tıkanık olan yerlerin açılmasıdır.” dedi.</p>
<p><strong>Erken yaşta kalp krizine sebep olabiliyor</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, uyku apnesi, erken yaşta kalp krizine sebep olabilecek ciddi bir sağlık sorunu olduğunu ifade ederek, “Bu nedenle, belirtileri olan kişilerin erken teşhis edilmesi ve uygun tedavi yöntemleriyle yönetilmesi önemlidir. Ayrıca, apne riskini azaltmak için yaşam tarzı değişiklikleri yapmak da gereklidir. Bu şekilde, uyku apnesi ile ilişkili komplikasyonların önüne geçilebilir ve kişinin yaşam kalitesi artırılabilir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sabahlari-yorgun-kalkiyorsaniz-dikkat-uyku-apnesi-erken-yasta-kalp-krizine-neden-oluyor-459888">Sabahları yorgun kalkıyorsanız dikkat! Uyku apnesi erken yaşta kalp krizine neden oluyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AgeSA&#8217;nın Her Yaşta Fonu Deprem Bölgesinde Hayatlara Dokunuyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/agesanin-her-yasta-fonu-deprem-bolgesinde-hayatlara-dokunuyor-438740</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Feb 2024 18:11:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[agesanın]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesinde]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[dokunuyor]]></category>
		<category><![CDATA[fonu]]></category>
		<category><![CDATA[hayatlara]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[yaşta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=438740</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sabancı Holding ve Ageas iştiraki olan AgeSA’nın, Sivil Toplum için Destek Vakfı koordinasyonunda kurduğu “Her Yaşta Fonu” ile desteklediği sivil toplum kuruluşları, deprem bölgesine katkı sağlamaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/agesanin-her-yasta-fonu-deprem-bolgesinde-hayatlara-dokunuyor-438740">AgeSA&#8217;nın Her Yaşta Fonu Deprem Bölgesinde Hayatlara Dokunuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sabancı Holding ve Ageas iştiraki olan AgeSA’nın, Sivil Toplum için Destek Vakfı koordinasyonunda kurduğu “Her Yaşta Fonu” ile desteklediği sivil toplum kuruluşları, deprem bölgesine katkı sağlamaya devam ediyor. Meryem Kadın Kooperatifi, Dem Derneği, Türkiye Alzheimer Derneği ile Yüksek Öğrenimde Rehberliği Tanıtma ve Rehber Yetiştirme Vakfı projelerini tamamlamak için deprem bölgesindeki çalışmalarını sürdürüyor. </strong></p>
<p>Bireysel emeklilik ve hayat sigortası sektörünün lider kuruluşlarından AgeSA, Türkiye’nin yaşlanmaya hazırlığına rehber olmak ve toplumun yaşlılık algısının pozitife dönüşmesine katkıda bulunmak amacıyla gerçekleştirdiği “Her Yaşta” projesi çatısı altında hayata geçirdiği Her Yaşta Fonu ile değer yaratmaya devam ediyor. 6 Şubat depreminin ardından depremden etkilenen bölgelerde çalışan sivil toplum kuruluşlarının projelerini destekleme kararı alan AgeSA, Her Yaşta Fonu’nun yeni döneminde 4 STK’ya toplam 799.400 TL hibe desteği sağladı. Her Yaşta Fonu’ndan hibe desteği alan Meryem Kadın Kooperatifi, Dem Derneği, Türkiye Alzheimer Derneği ile Yüksek Öğrenimde Rehberliği Tanıtma ve Rehber Yetiştirme Vakfı projelerini hayata geçirmek için çalışmalara başladı. Projeler yılsonuna kadar devam edecek.</p>
<p> </p>
<p><strong>Dem Derneği 18 günde 134 kişiye ulaştı</strong></p>
<p>“Sesimi Duyan Var Mı?” projesini hayata geçiren Dem Derneği, Gaziantep, Adıyaman ve Kahramanmaraş’taki çadır ve konteyner kentlerde işitme kaybı yaşayan yaşlılar başta olmak üzere işitme cihazı ihtiyacı olan kişilere ulaşmak amacıyla çalışmalarına başladı. Dernek bugüne kadar toplam 23 çadır / konteyner kenti ziyaret ederek başta yaşlılar olmak üzere işitme kaybı yaşayan bireylerin ihtiyaçlarını tespit etti. 18 günde toplamda 134 kişiye ulaştı ve ihtiyaçların temini için çalışmalarına devam ediyor. Proje 2024 Haziran’a kadar devam edecek.</p>
<p> </p>
<p><strong>Kadın Yaşam Merkezi’nde eğitimler devam ediyor</strong></p>
<p>Adana’da faaliyet yürüten, Sınırlı Sorumlu Meryem Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi “Biz de Varız!” projesi kapsamında eğitimsizlik, iş hayatına katılamama ve sosyal hayata dahil olamama sorunlarına çözüm modeli oluşturmak amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. 65 yaş üstü kadınların iyi olma halini bütüncül bir yaklaşımla desteklemek amacıyla çalışmalarına devam eden dernek bugüne kadar, 65 yaş üştü 100 kadına sosyo ekonomik, kültürel ve hukuki kapasitelerini artırmak için destek verdi. Teknoloji eğitimleri ve öz bakım hizmetleri sağladı. Proje 2024 Haziran’a kadar devam edecek. </p>
<p> </p>
<p><strong>Samandağ Devlet Hastanesi’nde Alzheimer taramaları başladı</strong></p>
<p>Türkiye Alzheimer Derneği (TAD), Her Yaşta Fonu kapsamında hayata geçirdiği “Depremzedeleri Unutmuyoruz!” projesi ile kişilerin, Alzheimer hastalığı ve bakımı konusunda bilinçlendirilmesi, eğitilmesi ve bu hastalıktan muzdarip kişi ve ailelerin yaşam kalitesinin artırılması amacıyla çalışmalar yürütüyor. Dernek, deprem bölgesinde çadır kentleri ziyaret edecek olan doktor, diyetisyen ve psikologlardan oluşan gönüllü ekibiyle birlikte bu kentlerde yaşayan yaşlıların sağlık durumları düzenli olarak takip edecek ve riskli bulunan kişileri ilgili sağlık kuruluşlarına yönlendirecek. Dernek, projenin ilk aşamasında Samandağ Devlet Hastanesi’nde taramalara başladı. Proje 2024 Aralık’a kadar devam edecek. </p>
<p> </p>
<p><strong>İlk görüşmeler Samandağ Konteyner Kentte yapıldı</strong></p>
<p> “Afet Sonrası Yaşlılık Çalışmaları” projesini hayata geçiren Yüksek Öğrenimde Rehberliği Tanıtma ve Rehber Yetiştirme Vakfı (Yöret), &#8220;Destek verene destek&#8221; anlayışı ile yaşlılara hizmet götüren, onlarla profesyonel olarak çalışan sağlık, sosyal ve psikolojik destek meslek elemanlarının bilgilendirilmesi için çalışıyor. Yaşlılara hizmet götüren tüm profesyonellerin yaşlılık dönemi ile ilgili algılarının pozitif yönde değişmesi amaçlanan proje kapsamında 18 profesyonelin yüz yüze eğitimlerini gerçekleşti. Yaşlıların psiko-sosyal ihtiyaçları belirlendi. Projede yer alacak saha profesyonellerine Yaşlı Yetişkinler ile iletişim, Yaşlı Yetişkinin ilaç kullanımı, İlaç Reddi Yaşayan Yaşlı Yetişkine Yaklaşım gibi konularda eğitimler verildi.  Depremin yıldönümünde “Afet ve Yaşlı Yetişkin”, “Afetten Etkilenen Yaşlı yetişkinin Nörolojik Süreçleri Nasıl Desteklenmeli”, “Afetten Etkilenen Yaşlı Yetişkinin Psikolojik Dayanıklılığına Destek”, “Afetten Etkilenen Yaşlı Yetişkine Bakım Verme” konularında eğitimler veriliyor. Proje 2024 Kasım’a kadar devam edecek.</p>
<p> </p>
<p><strong>AgeSA Hakkında</strong></p>
<p>AgeSA, Sabancı Holding ile iki yüz yıllık sigortacılık geçmişi olan Belçikalı sigorta şirketi Ageas’ın ortaklığıdır. AgeSA aynı zamanda halka açık bir şirket olup, hisseleri &#8220;AGESA&#8221; koduyla Borsa İstanbul&#8217;da işlem görmektedir. AgeSA, bireylerin tasarruf ve birikim ihtiyaçları için bireysel emeklilik ürünleri sunmaktadır. Aynı zamanda, müşterilerine sunduğu hayat ve kaza sigortası ürünleriyle de yaşamın getirebileceği beklenmedik risklere karşı bireyleri ve ailelerini güvence altına almaktadır.</p>
<p> </p>
<p><strong>Sivil Toplum için Destek Vakfı Hakkında</strong></p>
<p>Sivil Toplum için Destek Vakfı, bağışçıların öncelikleriyle sivil toplumun ihtiyaçlarını buluşturmak amacıyla 2015 yılında kuruldu. Vakıf, Türkiye’nin sosyal sorunlarının çözümü için bağışçılığın geliştirilmesi gerektiğine inanıyor, sivil toplumun yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler üretmesine katkı sağlamak amacıyla çocuk hakları, yaşlı hakları, yoksulluk, toplumsal cinsiyet eşitliği, kültür-sanat, gençlik gibi farklı tematik alanlarda hibe programları ve kapasite güçlendirme çalışmaları yürütüyor. 2016-2023 yılları arasında 3.000’den fazla bireysel ve kurumsal bağışçının katkısıyla sivil toplum kuruluşlarına 336 hibeyle toplam 104.834.629 TL hibe desteği sağladı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/agesanin-her-yasta-fonu-deprem-bolgesinde-hayatlara-dokunuyor-438740">AgeSA&#8217;nın Her Yaşta Fonu Deprem Bölgesinde Hayatlara Dokunuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AgeSA, Her Yaşta Fonu ile 4 STK&#8217;ya Daha Hibe Desteği Veriyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/agesa-her-yasta-fonu-ile-4-stkya-daha-hibe-destegi-veriyor-407480</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Sep 2023 10:54:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[agesa]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[desteği]]></category>
		<category><![CDATA[fonu]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[hibe]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[stkya]]></category>
		<category><![CDATA[veriyor]]></category>
		<category><![CDATA[yaşta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=407480</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de yaşlanma ile ilgili toplumsal sorunu ele alan ilk şirket olan AgeSA, Sivil Toplum için Destek Vakfı koordinasyonuyla hayata geçirdiği Her Yaşta Fonu’nun üçüncü döneminde desteklenecek Sivil Toplum Kuruluşlarını (STK) belirledi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/agesa-her-yasta-fonu-ile-4-stkya-daha-hibe-destegi-veriyor-407480">AgeSA, Her Yaşta Fonu ile 4 STK&#8217;ya Daha Hibe Desteği Veriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye’de yaşlanma ile ilgili toplumsal sorunu ele alan ilk şirket olan AgeSA, Sivil Toplum için Destek Vakfı koordinasyonuyla hayata geçirdiği Her Yaşta Fonu’nun üçüncü döneminde desteklenecek Sivil Toplum Kuruluşlarını (STK) belirledi.  Kahramanmaraş’ta meydana gelen depremler sonrası depremden etkilenen yaşlıların iyi olma halini destekleyen, yaşlılık ve yaşlanma alanlarıyla kadın, sağlık, eğitim gibi bu alanı çevreleyen konularda faaliyet yürüten STK’ların projelerini destekleyen AgeSA, fon kapsamında 4 STK’ya toplam 799.400 TL hibe desteği sağlayacak.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong>Bireysel emeklilik ve hayat sigortası sektörünün lider kuruluşlarından AgeSA, Türkiye’nin yaşlanmaya hazırlığına rehber olmak ve toplumun yaşlılık algısının pozitife dönüşmesine katkıda bulunmak amacıyla gerçekleştirdiği “Her Yaşta” projesi çatısı altında hayata geçirdiği Her Yaşta Fonu’nun üçüncü döneminde destekleyeceği sivil toplum kuruluşlarını belirledi. AgeSA, bu yıl Türkiye Alzheimer Derneği’nin “Depremzedeleri Unutmuyoruz”, Dem Derneği’nin “Sesimi Duyan Var mı?”, Sınırlı Sorumlu Meryem Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi’nin “Biz de Varız” ve Yüksek Öğrenimde Rehberliği Tanıtma ve Rehber Yetiştirme Vakfı’nın (YÖRET) “Afet Sonrası Yaşlılık Çalışmaları” adlı projelerine hibe desteği verecek. AgeSA, Sivil Toplum İçin Destek Vakfı koordinasyonunda, Her Yaşta Fonu’nun 2023 döneminde toplam 4 sivil kuruluşuna 799.400 TL hibe desteği sağlayacak.</p>
<p> </p>
<p>Her Yaşta Fonu’nu yaşlılık ve yaşlanma temasını merkezine alan sivil toplum projelerini teşvik etmek ve desteklemek için hayata geçirdiklerini belirten AgeSA Pazarlama ve Strateji Genel Müdür Yardımcısı Roşan Dilek; “2021 yılından itibaren Her Yaşta Fonu kapsamında toplam, 5 sivil toplum kuruluşuna ve 8 projeye hibe desteği sağladık. Bu yıl yaşadığımız üzücü deprem felaketi nedeniyle Her Yaşta Fonu’nun 2023 döneminde; depremden etkilenen yaşlıların iyi olma halini destekleyen ve bu konularda faaliyet yürüten STK’ların projelerini destekleme karadı aldık. Sivil toplum nezdinde yaşlanma konusunda oldukça sınırlı olan projelerin artırılmasını teşvik etmek amacıyla oluşturduğumuz Her Yaşta Fonu birbirinden değerli başvurular aldı. Seçtiğimiz dört proje deprem bölgesindeki yaşlılarımızın hayatını kolaylaştırmayı ve desteklemeyi hedefliyor. Deprem bölgesindeki yaşlılarımızı odak alan projelerin önümüzdeki dönemde fazlalaşması ve topluma fayda sağlamasını temenni ediyor, bu projelerin gerçekleşmesine destek sağlamaktan dolayı gurur duyuyoruz. Yaş alma pratiklerini odağımıza alarak bu konuda farkındalık yaratacak çalışmalarımızı sürdürerek, projelerin deprem bölgesindeki yaşlılarımıza faydası olmasını diliyoruz” dedi. </p>
<p> </p>
<p>Desteklenen STK’lar ve çalışmaları:</p>
<p> </p>
<p>Türkiye Alzheimer Derneği’nin hayata geçirdiği “Depremzedeleri Unutmuyoruz” projesi ile deprem bölgesinde kurulan çadırkentlerde yaşayan yaşlıların sağlık ve zihinsel durumlarının değerlendirilmesi amaçlanıyor. </p>
<p> </p>
<p>Dem Derneği “Sesimi Duyan Var mı?” projesiyle Gaziantep, Adıyaman ve Kahramanmaraş’taki çadır ve konteyner kentlere ziyaretlerde bulunarak işitme kaybı yaşayan yaşlılar başta olmak üzere işitme cihazı ile ilgili ihtiyacı olan kişilere ulaşmayı hedefliyor. </p>
<p> </p>
<p>Sınırlı Sorumlu Meryem Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi’nin “Biz de Varız” projesiyle Adana’da ikamet eden ve deprem felaketinden zarar görmüş 65 yaş ve üzeri 20 kadının; eğitim hakkına erişememe, istihdama katılamama ve sosyal hayata dahil olamama sorunlarına çözüm olmayı hedefliyor. </p>
<p> </p>
<p>YÖRET’in “Afet Sonrası Yaşlılık Çalışmaları” adlı projesinin hedefinde ise Kahramanmaraş depremlerinden etkilenen 65 yaş üstü bireyler yer alıyor. Projeyle depremlerden etkilenen yaşlıların bio-psiko-sosyal ihtiyaçlarının belirlenmesi; bu ihtiyaçların giderilmesine yönelik hazırlanacak eğitimlerle alanda çalışanların afetlerde yaşlılara yönelik hizmetleri planlamaları ve yürütmeleri; böylece iyilik hallerinin artırılması hedefleniyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>AgeSA Hakkında</strong></p>
<p>AgeSA, Sabancı Holding ile iki yüz yıllık sigortacılık geçmişi olan Belçikalı sigorta şirketi Ageas’ın ortaklığıdır. AgeSA aynı zamanda halka açık bir şirket olup, hisseleri &#8220;AGESA&#8221; koduyla Borsa İstanbul&#8217;da işlem görmektedir. AgeSA, bireylerin tasarruf ve birikim ihtiyaçları için bireysel emeklilik ürünleri sunmaktadır. Aynı zamanda, müşterilerine sunduğu hayat ve kaza sigortası ürünleriyle de yaşamın getirebileceği beklenmedik risklere karşı bireyleri ve ailelerini güvence altına almaktadır.</p>
<p> </p>
<p><strong>Sivil Toplum için Destek Vakfı</strong></p>
<p><strong> </strong>Sivil Toplum için Destek Vakfı, bağışçıların öncelikleriyle sivil toplumun ihtiyaçlarını buluşturmak amacıyla 2015 yılında kuruldu. Vakıf, Türkiye’nin sosyal sorunlarının çözümü için bağışçılığın geliştirilmesi gerektiğine inanıyor, sivil toplumun yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler üretmesine katkı sağlamak amacıyla farklı tematik alanlarda hibe programları ve kapasite güçlendirme çalışmaları yürütüyor. 01 Ocak 2016 &#8211; 01 Haziran 2023 tarihleri arasında 3.000’den fazla bireysel ve kurumsal bağışçının katkısıyla 200&#8217;den fazla sivil toplum kuruluşuna 70.000.000 TL’nin üzerinde hibe desteği sağladı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/agesa-her-yasta-fonu-ile-4-stkya-daha-hibe-destegi-veriyor-407480">AgeSA, Her Yaşta Fonu ile 4 STK&#8217;ya Daha Hibe Desteği Veriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her yaşta şeffaf plak uygulanabiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/her-yasta-seffaf-plak-uygulanabiliyor-390632</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Jul 2023 12:40:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[plak]]></category>
		<category><![CDATA[şeffaf]]></category>
		<category><![CDATA[uygulanabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[yaşta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=390632</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gelişen teknoloji sayesinde şeffaf plak tedavilerinin her yaşta uygulanabildiğini belirten uzmanlar, şeffaf plak tedavilerinin yaklaşık olarak diğer ortodontik tedavilerle aynı sürede tamamlandığını söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-yasta-seffaf-plak-uygulanabiliyor-390632">Her yaşta şeffaf plak uygulanabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gelişen teknoloji sayesinde şeffaf plak tedavilerinin her yaşta uygulanabildiğini belirten uzmanlar, şeffaf plak tedavilerinin yaklaşık olarak diğer ortodontik tedavilerle aynı sürede tamamlandığını söylüyor. Ortodontik tedaviler dışında protetik tedavi yöntemleriyle de dişlerin görüntüsünün değiştirilebileceğini dile getiren Ortodonti Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Maide Deniz Zincirkıran, çok büyük kapanış bozukluklarında önce ortodontik tedavilerin gerekebildiğine dikkat çekiyor. Şeffaf plakların en önemli avantajlarının takılıp çıkartılabilmesi ve görünmez olması olduğunu belirten Zincirkıran, bakımı için de fırça ve macunla düzenli olarak fırçalamak gerektiğini söylüyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Diş Hastanesi Ortodonti Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Maide Deniz Zincirkıran, şeffaf plak tedavisi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Süt dişleri bulunan çocuklara da yetişkinlere de uygulanabiliyor</strong></p>
<p>Gelişen teknolojilerle beraber, şeffaf plaklarla tedavilerin çok geniş bir hasta profilinde kullanılmaya başlandığını belirten Ortodonti Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Maide Deniz Zincirkıran, “Artık her yaşta hastayı şeffaf plaklarla tedavi edebiliyoruz. Hem süt, hem daimi dişleri ağzında bulunan çocuklardan, yaş sınırı olmaksızın tüm erişkin hastalarda şeffaf plakları kullanmak mümkün.” dedi.</p>
<p>Hastanın sahip olduğu kapanış bozukluğunun (maloklüzyon) derecesine ve yaşına göre tedavi sürelerinin değiştiğini ifade eden Zincirkıran, şeffaf plak tedavilerinin yaklaşık olarak diğer ortodontik tedavilerle aynı sürede tamamlandığını söyledi.</p>
<p><strong>Tedavi sürecinde hastanın tel taktığı neredeyse görünmez</strong></p>
<p>Ortodontik tedaviler dışında protetik tedavi yöntemleriyle de dişlerin görüntüsünün değiştirilebileceğini dile getiren Zincirkıran, “Ancak çok büyük maloklüzyonlar mevcutsa, yine bu tedavilerden önce ortodontik tedaviler gerekebiliyor. Şeffaf plakların en büyük farkı takılıp çıkartılabiliyor olması. Hasta yemek yemeden önce tellerini çıkartıp, yemeğini yer, dişlerini fırçalar ve tekrar tellerini takar. Bu durum hasta için büyük bir konfor alanı yaratır. Rahat yemek yeme, sağlıklı bakım ve fırçalama imkanı sağlar. En önemli ikinci özelliği de görünmez olması. Şeffaf plaklarla tedavi sürecinde hastanın tel taktığı neredeyse görünmez ve anlaşılmaz.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Yutkunma ve konuşmayı etkilemez</strong></p>
<p>Düzeltilmek istenen bozukluğun miktarına göre, hastanın ihtiyacı olan şeffaf plak sayısının tedavi başında sistem tarafından belirlendiğini aktaran Ortodonti Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Maide Deniz Zincirkıran, her plağın bir hafta ila 10 gün arasında kullanıldığını söyledi ve sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Toplam tedavi süresi, şeffaf plakların sayısı ile 10 gün çarpımına eşit sürede olur. Şeffaf plaklar konuşmayı etkilemez. Yutkunma ve konuşma sahasının dışında kalır. Bakımı için fırça ve macunla düzenli olarak fırçalamak gerekir. Ayrıca yemek yeme süresince içinde bırakıp temizleme sağlayabileceğimiz özel tabletlerle de temizleme desteklenebilir.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-yasta-seffaf-plak-uygulanabiliyor-390632">Her yaşta şeffaf plak uygulanabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İmplant üstü protezlerle her yaşta diş konforunu yaşama imkânı var</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/implant-ustu-protezlerle-her-yasta-dis-konforunu-yasama-imkani-var-371477</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 May 2023 22:21:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[imknı]]></category>
		<category><![CDATA[implant]]></category>
		<category><![CDATA[konforunu]]></category>
		<category><![CDATA[protezlerle]]></category>
		<category><![CDATA[üstü]]></category>
		<category><![CDATA[var]]></category>
		<category><![CDATA[yaşama]]></category>
		<category><![CDATA[yaşta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=371477</guid>

					<description><![CDATA[<p>İmplant teknolojisinin gelişmesinden önce, imkânlar ne olursa olsun insanların takılıp çıkarılan protezleri kullanmaya mecbur olduğunu belirten uzmanlar, teknolojinin gelişmesiyle farklı protez uygulamalarının yapılabildiğini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/implant-ustu-protezlerle-her-yasta-dis-konforunu-yasama-imkani-var-371477">İmplant üstü protezlerle her yaşta diş konforunu yaşama imkânı var</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İmplant teknolojisinin gelişmesinden önce, imkânlar ne olursa olsun insanların takılıp çıkarılan protezleri kullanmaya mecbur olduğunu belirten uzmanlar, teknolojinin gelişmesiyle farklı protez uygulamalarının yapılabildiğini söylüyor. Üsküdar Diş Hastanesi Protetik Diş Tedavisi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, “Sabit köprü, implant ile yapıldığı takdirde doğal diş gibi çiğneyebilir. İmplant üstü protezlerle ilerleyen yaşlarda da gençlikteki diş kalitesi konforunu yaşama imkânına sahip oluyor.” dedi. Bellaz ayrıca hastaya herhangi bir müdahale edilmeden önce gülüş tasarımı yapıldığını ve hastanın sonucun ne olacağı hakkında bilgi sahibi olabildiğini kaydetti.</strong></p>
<p>Üsküdar Diş Hastanesi Protetik Diş Tedavisi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz diş protezi uygulamalarının detayları hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Teşhis doğru yapılırsa sorun düzeltilebilir</strong></p>
<p>Kaplamalar, çıkarılabilen protezler ve yapılan bütün suni yapıların protez olarak adlandırıldığını aktaran Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, “Diş protezi kullanımında amaç estetik, fonksiyon, konuşma ve dokuların sağlığının korunmasıdır. Bu konuda teşhis doğru yapıldığı takdirde sorun düzeltilebilir. Fakat teşhis yanlış yapıldıysa hatayı düzeltmek mümkün olamayabilir. O nedenle doğru bilgi ve imkânlarla teşhisin doğru konulması çok önemlidir.” diyerek sözlerine başladı.</p>
<p><strong>Hasta, işlemler başlamadan sonuç hakkında bilgi sahibi olabiliyor</strong></p>
<p>Hareketli protezler de dahil, yapılacak protezlerde gülüş tasarımının çok önemli olduğunun altını çizen Bellaz, “Doğduğumuzda 7-12 yaş arasında dişlerimiz çıkar, bu dişler 20 yaşından sonra yavaş yavaş aşınmaya başlar ve gitgide boyları kısalır, formu değişir, kasların ve dudakların yapıları değişir, vücut formu değişir. Dolayısıyla protez yapılacak her dişin, özellikle ağızın bütünü ele alınıyorsa, yüz ile uyumlu olması gerekir. Bu da sadece göz kararı ile yapılmaz. Hastanın fotoğrafları alınır, profesyonel programlar üzerinde değerlendirilir ve protezin hastanın yüzü ile uyumlu olması için yapılacaklar gözden geçirilir. Bu sürece ‘gülüş tasarımı’ denir. Hastaya herhangi bir müdahale edilmeden öncesinde gülüş tasarımı yapılır ve hastanın onayı alınır. Böylelikle hasta, işlemler daha başlamadan sonucun ne olacağı hakkında bilgi sahibi olmuş olur.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Gelişen teknoloji doğal görünümünü kolaylaştırıyor</strong></p>
<p>Porselenin çok eski tarihlerden bu yana kullanılmasına rağmen çok kırılgan olduğunu ve destek yapı gerektirdiğini hatırlatan Bellaz, “Bu yapı siyah renkte bir metal olduğundan dişteki şeffaflığı sağlamak zorlaşır, doğallık elde edilemez. Fakat gelişen teknoloji çeşitli altyapıların gelişimine de katkı sağladı. Artık metal destek yerine metal olmayan malzemeler kullanılmaya başlandı. Bu malzemeler ışık geçirgenliği sağlıyor. Yaprak krom denilen uygulamalar da bunun bir parçası.” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>Dört implantla bir sabit köprü yapılabiliyor</strong></p>
<p>Uzun süreli diş kaybının, çene kemiğinde sorunlara neden olabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, “İmplantı yerleştirebilmek için bir temele ihtiyaç var. Kemik kaybedilmişse, hasta çok uzun yıllar damak protez kullanmışsa veya diş eti problemi yaşamışsa, arka bölgelere implant koymak bazen mümkün olmayabiliyor. Bu gibi durumlarda dört adet implantı özel pozisyonlarda yerleştirip hastaya bir sabit köprü yapılabiliyor. Hatta bu işlem o kadar hızlı yapılıyor ki, sabahtan tedavisine başlanan hasta öğleden sonra geçici dişini takmış olarak evine dönüp, akşam da yemek yiyebilir hale geliyor.” dedi. Bu geçici dişlerin üç ay sonra porselen dişlerle değiştirildiğini söyleyen Bellaz, hastanın hiçbir sıkıntı yaşamadan takıldığı andan itibaren sabit protezini kullanabileceğini belirtti.</p>
<p><strong>Bazen en iyi seçenek hibrit protez olabiliyor</strong></p>
<p>Hekimler için en önemli olan şeyin ağızdaki dokuların korunması olduğunu kaydeden Bellaz, “Hastanın geçmişte yaşadığı diş problemleri ve travmatik çekimler gibi nedenlerle dokularda kayıplar olabiliyor. Damaklar erirken üst çene içeri doğru, alt çene dışarı doğru erir. İmplantlar da yapılırken kemiğin olduğu yere yapılır yani implant doğal dişin olduğu yerden daha içeride olmuş olur. Bu gibi durumlarda sabit köprü yapıldığında estetik olarak başarı ihtimali azalır. Bunun yerine hareketli protez daha uygundur. Fakat hasta, haklı olarak hareketli protez istemeyebilir. Bu durumda hibrit protezler kullanılır. İmplantlar arka taraflara sabit köprü şeklinde yerleştirilir, ön tarafta bir çubuk olur ve çubuğun üzerine takılıp çıkarılabilen bir protez kısmı yapılır. Böylece hasta yemek yerken ve günlük hayatında, sabit implant nasılsa öyle fonksiyon gösterir. Ön taraf ise takılıp çıkarılabilen protez olduğundan dudağı destekleyebilecek şekilde yapılabilir. Tek dezavantajı gece yatarken ön tarafların çıkarılma ihtiyacıdır.” şeklinde açıklama yaptı.</p>
<p><strong>Sabit köprü, doğal diş gibi çiğneyebilir</strong></p>
<p>“İmplant teknolojisinin gelişmesinden önce, imkânlar, sağlık durumu ve maddi durum ne olursa olsun insanlar takılıp çıkarılan protezleri kullanmaya mecburdu.” diyen Bellaz, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“İmplanttan sonra sabit köprü imkânı herkes için mümkün hale geldi. Köprü yapabilmek için iki tane destek gerekir. Eğer bu mümkün değilse hareketli protez uygulanır. Fakat günümüzde diş olmayan yere implantlar yerleştirilerek her durumda sabit köprü yapılabiliyor. Sabit köprü, implant ile yapıldığı takdirde doğal diş gibi çiğneyebilir. Ancak hareketli protez doğal dişin dörtte biri kadar çiğneyebilir. İmplant üstü protezlerle kişi, vefat edinceye kadar gençlikteki diş kalitesi konforunu yaşama imkânına sahip oluyor.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/implant-ustu-protezlerle-her-yasta-dis-konforunu-yasama-imkani-var-371477">İmplant üstü protezlerle her yaşta diş konforunu yaşama imkânı var</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
