<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>yaşlılık | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/yaslilik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/yaslilik</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 03 Apr 2026 10:28:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>yaşlılık | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/yaslilik</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yaşlılık politikaları bakım odaklı olmaktan çıkmalı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yaslilik-politikalari-bakim-odakli-olmaktan-cikmali-624906</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Apr 2026 10:28:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Aidiyet]]></category>
		<category><![CDATA[bağ]]></category>
		<category><![CDATA[bakım]]></category>
		<category><![CDATA[çıkmalı]]></category>
		<category><![CDATA[doğan]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[içinde]]></category>
		<category><![CDATA[mahalle]]></category>
		<category><![CDATA[odaklı]]></category>
		<category><![CDATA[olmaktan]]></category>
		<category><![CDATA[politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlılık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624906</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Sosyal Hizmet Anabilim Dalı bünyesinde hazırlanan yüksek lisans tezi, İstanbul Kadıköy’de yaşayan 65 yaş ve üzeri kadınların “yerinde yaşlanma” deneyimlerini çok boyutlu bir perspektifle ele aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaslilik-politikalari-bakim-odakli-olmaktan-cikmali-624906">Yaşlılık politikaları bakım odaklı olmaktan çıkmalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Sosyal Hizmet Anabilim Dalı bünyesinde hazırlanan yüksek lisans tezi, İstanbul Kadıköy’de yaşayan 65 yaş ve üzeri kadınların “yerinde yaşlanma” deneyimlerini çok boyutlu bir perspektifle ele aldı. Dr. Öğr. Üyesi Yüksel Bekaroğlu Doğan danışmanlığında, Elif Berber Tiryakioğlu tarafından hazırlanan “Yaşlı Kadınların Yerinde Yaşlanma Deneyimleri ve Değişen İhtiyaçları: İstanbul Kadıköy Örneği” başlıklı tez, yaşlılığı yalnızca sağlık ve bakım ekseninde değil; ev, mahalle, aidiyet, güvenlik ve bağımsızlık bağlamında değerlendirdi.</p>
<p><strong>Yaşlılığı yaşamın içinden okumak tezin en güçlü yönü</strong></p>
<p>Çalışmayı akademik ve toplumsal açıdan önemli bulduğunu belirten Tez Danışmanı Dr. Öğr. Üyesi Yüksel Bekaroğlu Doğan, “Çalışma, yaşlılığı yalnızca sağlık sorunları ya da bakım ihtiyacı üzerinden değerlendirmiyor; ev, mahalle, komşuluk ilişkileri, aidiyet duygusu, güvenlik hissi ve bağımsızlık isteği gibi gündelik hayatın temel unsurlarıyla birlikte ele alıyor. Yaşlılık meselesini yaşamın içinden okumak, bu tezin en güçlü yönlerinden biri.” dedi.</p>
<p><strong>Yerinde yaşlanma yalnızca konut tercihi değil</strong></p>
<p>“Yerinde yaşlanma” kavramının önemine dikkat çeken Doğan, “Yerinde yaşlanma, kişinin yaşlandıkça hayatından kopmadan, mümkün olduğunca kendi evinde, kendi mahallesinde ve alışık olduğu sosyal çevre içinde yaşamını sürdürebilmesi anlamına gelir. Bu yaklaşım yalnızca bir konut tercihi değildir; kişinin bağımsızlığını, sosyal ilişkilerini, günlük rutinlerini ve yaşamla kurduğu anlam bağını korumasıyla ilgilidir. Kişi tanıdığı bir çevrede kaldığında kendini daha güvende hisseder, gündelik yaşamını daha rahat organize eder, sosyal temaslarını daha kolay sürdürür ve bu durum psikolojik iyi oluşu destekler. Buna karşılık yaşanılan çevreden kopmak ya da kişinin kendi yaşam düzeni üzerinde söz hakkını kaybetmesi, yalnızlık, kaygı, yabancılaşma ve kırılganlık hissini artırabilir. Bu nedenle yerinde yaşlanma, yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda psikososyal açıdan da koruyucu bir çerçeve sunar.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Yaşlı kadınların görünmeyen deneyimleri görünür kılındı</strong></p>
<p>Araştırmanın özellikle yaşlı kadınlara odaklanmasının önemine değinen Doğan, “Yaşlı kadınların deneyimleri çoğu zaman genel ‘yaşlılık’ başlığı içinde görünmez hale gelebiliyor. Oysa kadınların yaşam boyu karşılaştıkları ekonomik, sosyal ve bakım temelli eşitsizlikler, yaşlılık döneminde daha belirgin hale geliyor. Bu çalışma tam da bu görünmeyen alanı görünür kılıyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Kadıköy, İstanbul’un 39 ilçesi içinde en yüksek yaşlı nüfus oranına sahip ilçe</strong></p>
<p>Kadıköy’ün araştırma sahası olarak seçilmesinin isabetli olduğunu belirten Doğan, “Türkiye’de yaşlı nüfus oranı yüzde 10’u aşmış durumda. Kadıköy’de ise bu oran Türkiye ortalamasının belirgin biçimde üzerinde. TÜİK verilerine göre ilçede yaşayan 65 yaş ve üzeri nüfus 96 bin 252’ye ulaşmış ve bu grubun ilçe nüfusu içindeki oranı yüzde 20,99 olmuştur. Bu oranla Kadıköy, İstanbul’un 39 ilçesi içinde en yüksek yaşlı nüfus oranına sahip ilçedir. Bu veriler Kadıköy’ü yalnızca sayısal olarak dikkat çeken bir yer haline getirmiyor; aynı zamanda yaşlanma deneyimini gündelik hayat, mahalle ilişkileri, bakım, güvenlik, aidiyet ve yaşam kalitesi boyutlarıyla anlamak açısından çok önemli bir sosyal saha haline getiriyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Yaşlılık politikaları bakım odaklı olmaktan çıkmalı</strong></p>
<p>Çalışmanın Türkiye’de yaşlılık politikalarının dönüşüm ihtiyacını ortaya koyduğunu belirten Doğan, “Yaşlılıkta asıl mesele yalnızca hastalıkların yönetimi değil, insanın bütüncül iyilik halinin korunmasıdır. Ruhsal denge, sosyal ilişkiler, güvenlik hissi, aidiyet duygusu ve yaşam üzerinde söz sahibi olabilme de en az fiziksel sağlık kadar önemlidir. Yaşlı bireyi sadece bakım ihtiyacı üzerinden değerlendirmek yeterli değildir. Özellikle yaşlı kadınlar açısından yalnızlık, sosyal izolasyon ve mahalle bağlarının zayıflaması belirleyici hale geliyor.” dedi.</p>
<p><strong>Hizmet modelleri çeşitlenmeli</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Yüksel Bekaroğlu Doğan, huzurevi ve bakım evi hizmetlerinin tek seçenek haline gelmemesi gerektiğini ifade ederek, “Huzurevi ve bakım evi hizmetleri elbette gereklidir; ancak tek alternatif bunlar olmamalıdır. Evde destek hizmetleri, mahalle temelli sosyal hizmet uygulamaları, gündüzlü destek mekanizmaları, psikososyal destek programları ve aileyi güçlendiren ara modeller birlikte planlanmalıdır. Güçlü bir yaşlılık politikası, tek bir çözüm biçimine dayanan değil, farklı yaşam durumlarına uygun seçenekler sunabilen bir yapıyla mümkündür.” diye konuştu.</p>
<p>Kentsel dönüşüm ve değişen aile yapısının yaşlı kadınların yaşam kalitesini doğrudan etkilediğini belirten Doğan, “Kadıköy gibi dönüşümün hızlı yaşandığı bir ilçede yalnızca binalar yenilenmiyor; mahallenin sosyal dokusu da değişiyor. Komşuluk ilişkilerinin seyrelmesi ve tanıdık çevrenin dağılması, yaşlı bireyler açısından aidiyet duygusunu zayıflatabiliyor. Sadece yaşlı bireyin kente uyum sağlamasını beklemek yetmez; kentin de yaşlı bireye uyum sağlayacak biçimde düzenlenmesi gerekir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Yaş dostu şehir herkes için gereklidir</strong></p>
<p>Yaş dostu şehir yaklaşımının önemine değinen Doğan, “Yaş dostu bir şehir; çocuk için de, genç için de, engelli birey için de, bakım veren aileler için de daha yaşanabilir bir şehirdir. Yaya erişimi, güvenli kaldırımlar, dinlenme alanları, ulaşılabilir hizmet noktaları ve kapsayıcı kamusal alanlar toplumun tüm kesimlerinin yaşam kalitesini artırır. Kenti herkes için tasarlamak, yaşlılar için bir ayrıcalık değil; kamusal adaletin gereğidir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Mahalle temelli yerinde yaşlanma destek sistemi kurulmalı</strong></p>
<p>Tezden hareketle en öncelikli sosyal politika önerisini de paylaşan Doğan, “En öncelikli sosyal politika önerim, mahalle temelli ve çok katmanlı bir ‘yerinde yaşlanma destek sistemi’nin kurulması ve kurumsallaştırılmasıdır. Sosyal politika yalnızca bakım hizmeti sunmak değil, kişinin yaşadığı çevrede yaşamını sürdürebilmesini mümkün kılan koşulları güçlendirmek olmalıdır. Belediyecilik hizmetleri ile sosyal hizmet uygulamaları birlikte çalışmalı; ev içi düzenlemelerden psikososyal desteğe, ulaşım kolaylığından sosyal katılım programlarına kadar bütüncül bir yapı oluşturulmalıdır.” diyerek yerel yönetimlere çağrıda bulundu.</p>
<p><strong>Sahadan akademiye…</strong></p>
<p>Tezin yazarı Elif Berber Tiryakioğlu, çalışmasının hem kişisel hem de mesleki deneyimlerinin kesişim noktasında şekillendiğini belirtti. Kadıköy Erenköy Mahallesi’nde uzun yıllardır yaşadığını ve mahalle yaşamı içinde yaşlı kadınların gündelik hayatlarına yakından tanıklık ettiğini ifade eden Tiryakioğlu, sosyoloji mezunu olarak İstanbul Büyükşehir Belediyesinde sosyolog olarak görev yaptığını, özellikle saha çalışmalarında yaşlı bireylerin yaşam koşullarını yakından gözlemlediğini aktardı.</p>
<p>Tiryakioğlu, “Pandemi döneminde yaşlıların ne kadar yalnızlaştığına ve kırılgan hale geldiğine birebir şahit oldum. Mahallemdeki komşularım ve sahada karşılaştığım hikâyeler bana şunu düşündürdü: Yaşlıların sesi yeterince duyulmuyor. Oysa nüfus hızla yaşlanıyor ve bu mesele artık ertelenebilir bir konu değil. Amacım sadece akademik bir çalışma yapmak değil; onların hayatına dokunan, çözüm üretmeye katkı sunan bir perspektif geliştirmekti.” dedi.</p>
<p><strong>Ev bir hafıza mekânı</strong></p>
<p>Saha çalışması sırasında yaşlı kadınların en belirgin talebinin evlerinde ve mahallelerinde kalmak olduğunu vurgulayan Tiryakioğlu, “Birçok kadın için ev sadece dört duvar değildi. Eşini kaybettiği, çocuklarını büyüttüğü, bayramları geçirdiği, komşularıyla çay içtiği bir hafıza mekânıydı. Mahalle ise bilinirlik demekti; tanıdık bir fırın, selam veren bir esnaf, yılların komşusu… Yaş ilerledikçe insan için en kıymetli şeylerden biri güvenli ve tanıdık bir çevre oluyor. ‘Beni ben yapan yerden kopmak istemiyorum.’ derken aslında ‘Hayatımın izleri burada.’ demek istiyorlardı.” diye konuştu.</p>
<p><strong>En baskın tema yalnızlık</strong></p>
<p>Çalışmada en sık dile getirilen konunun yalnızlık olduğunu belirten Tiryakioğlu, “Bu yalnızlık sadece tek başına olmak değil; anlaşılmamak, aranıp sorulmamak ve sosyal hayattan yavaş yavaş çekilmek anlamına geliyordu. Komşuluk bağlarının zayıflaması ve sosyal çevrenin daralması bu süreci hızlandırıyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Sağlık hizmetlerine erişim ve dijital sistemlere uyumun da önemli sorun başlıkları arasında yer aldığını belirten Tiryakioğlu, randevu sistemine erişimde yaşanan zorlukların ve dijitalleşmenin hizmetlere ulaşımı sınırlayabildiğini söyledi.</p>
<p><strong>Yerinde yaşlanmayı güven ve aidiyet belirliyor</strong></p>
<p>Kentsel dönüşüm ve değişen mahalle yapısının yerinde yaşlanma deneyimini doğrudan etkilediğine dikkat çeken Tiryakioğlu, “Kentsel dönüşüm projeleri ve yüksek katlı yaşam alanları arttıkça eski komşuluk ilişkileri seyrelmeye başlıyor. Oysa yaşlı bir kadın için mahalle sadece bir adres değil; aidiyet, güvenlik ve sosyal etkileşim alanı. Bu bağ zayıfladığında yerinde yaşlanmanın en önemli avantajları da kayboluyor. Günlük pratiklerin sürekliliği ve küçük dayanışma ağları daralıyor. Yerinde yaşlanmayı en çok güven ve aidiyet duygusunun azalması zorlaştırıyor.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaslilik-politikalari-bakim-odakli-olmaktan-cikmali-624906">Yaşlılık politikaları bakım odaklı olmaktan çıkmalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlar uyarıyor! 25 ila 44 yaş arası kadınlar depresyona daha yatkın! Yaşlılık döneminde depresyon &#8216;yalancı bunama&#8217;ya neden oluyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-25-ila-44-yas-arasi-kadinlar-depresyona-daha-yatkin-yaslilik-doneminde-depresyon-yalanci-bunamaya-neden-oluyor-456710</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 May 2024 12:22:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[arası]]></category>
		<category><![CDATA[bunamaya]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[depresyona]]></category>
		<category><![CDATA[döneminde]]></category>
		<category><![CDATA[ila]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[neden]]></category>
		<category><![CDATA[oluyor]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[yalancı]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlılık]]></category>
		<category><![CDATA[yatkın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=456710</guid>

					<description><![CDATA[<p>Depresyonun 25 ila 44 yaş arasında daha sık görüldüğü ifade eden uzmanlar, bu yaş aralığındaki kadınlarda, erkeklere göre iki kat daha fazla depresyon vakasının rapor edildiğini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-25-ila-44-yas-arasi-kadinlar-depresyona-daha-yatkin-yaslilik-doneminde-depresyon-yalanci-bunamaya-neden-oluyor-456710">Uzmanlar uyarıyor! 25 ila 44 yaş arası kadınlar depresyona daha yatkın! Yaşlılık döneminde depresyon &#8216;yalancı bunama&#8217;ya neden oluyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Depresyon tedavisinde her 3 danışandan 1’inde, tedaviye yeterli yanıt alınamadığını vurgulayan Psikiyatri Uzmanı ifade eden Doç. Dr. Serdar Nurmedov, “İyileşmeyen depresyon, tedaviye dirençli bir depresyon anlamına gelmiyor. Bu durumda, tedavi planı güçlendirilebiliyor veya değiştirilebiliyor.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Serdar Nurmedov, geçmeyen depresyon konusunu değerlendirerek, tedavi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>25-44 yaş arası kadınlarda erkeklere göre 2 kat fazla görülüyor </strong></p>
<p>Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Serdar Nurmedov, depresyonun belirli yaş aralıklarında daha sık görülme eğiliminde olduğunu kaydederek, “Özellikle 25 ila 44 yaş arasında, diğer yaş gruplarına kıyasla daha sık görüldüğü biliniyor. Bu yaş aralığındaki kadınlarda, erkeklere göre iki kat daha fazla depresyon vakası rapor edilmiştir. Bu farklılık, kadınların kültürel ve sosyal açıdan daha dezavantajlı olmalarından kaynaklanıyor.” dedi. </p>
<p><strong>Çevresel faktörler de depresyon riskini artırabiliyor</strong></p>
<p>Depresyon riski altında olan kişiler ve nedenleri incelendiğinde karmaşık bir tablo ortaya çıktığını dile getiren Doç. Dr. Serdar Nurmedov, “Depresyonun nedenleri genellikle birden fazla faktörün etkileşimiyle ortaya çıkıyor. Genetik yatkınlık, çevresel etmenler ve yaşam olayları, depresyon gelişiminde önemli rol oynuyor. Ailede depresyon öyküsü olan bireylerde, depresyon riski diğerlerine kıyasla daha yüksek oluyor. Ancak, tek bir gen ya da kromozomun depresyonla ilişkili olduğunu kesin olarak belirlemek mümkün değildir. Çevresel faktörler de depresyon riskini artırabiliyor. Çocukluk çağındaki travmatik olaylar, aile içi çatışmalar, iş kaybı, finansal sorunlar gibi stresörler depresyon riskini artırabiliyor. Ayrıca, yoğun iş yükü, iş yerinde mobbing, toplumsal baskı gibi faktörler de depresyonun ortaya çıkma olasılığını artırabiliyor.” diye depresyonun nedenleri hakkında bilgi verdi.   </p>
<p><strong>Depresyonla ilişkili olan serotonin ve noradrenalin de önemli rol oynuyor</strong></p>
<p>Depresyonun nedenleri arasında yaşam olaylarının da önemli bir yer tuttuğunu anlatan Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Serdar Nurmedov, “Yakın birinin kaybı, boşanma, ilişki sorunları, sağlık sorunları gibi yaşam olayları depresyon riskini artırabiliyor. Depresyonla ilişkili olarak bilinen nörotransmitterler serotonin ve noradrenalin, depresyonun nörobiyolojik temelleri üzerinde önemli rol oynar. Bu kimyasalların dengesizliği depresyon semptomlarının ortaya çıkmasına katkıda bulunabiliyor.” dedi.</p>
<p><strong>Depresyon tedavisinde iyileşme süreci…</strong></p>
<p>Depresyonun, serotonin ve noradrenalin gibi nörotransmitterlerin dengesizliği sonucu ortaya çıkan bir durum olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Serdar Nurmedov, “Serotonin azaldığında acı ve ıstırap artarken, serotonin arttığında bu belirtiler azalıyor. Noradrenalin ise odaklanma ve uyanıklıkla ilişkilendiriliyor ve depresyon sürecinde dikkat ve konsantrasyonun azalmasına neden olabiliyor.” diye bilgi verdi.</p>
<p>Depresyonda tedavi planı oluşturulmasına karşın her üç danışandan birinde, tedaviye yeterli yanıt alınamayabildiğini ifade eden Doç. Dr. Serdar Nurmedov, şöyle devam etti:</p>
<p>“Yanıt alamama durumunda, tedavi planının yeniden değerlendirilmesi gerekebiliyor. Bu süreçte, doğru tanının konulduğundan ve doğru tedavi yaklaşımının belirlendiğinden emin olunmalı. İyileşmeyen depresyon, tedaviye dirençli bir depresyon anlamına gelmiyor. Bu durumda, tedavi planı güçlendirilebiliyor veya değiştirilebiliyor. Ayrıca, nöromodülasyon yöntemleri veya hastane yatışı gibi alternatif stratejiler de değerlendirilebiliyor. </p>
<p><strong>Tam bir iyileşme için belirtilerin en az 6 ay boyunca geçmiş olması gerekiyor</strong></p>
<p>İyileşme sürecinde, danışanın belirtilerinin yüzde 50&#8217;sinden fazlasının 4 hafta içinde düzelmesi ‘yanıt almak’ olarak değerlendiriliyor. Yüzde 25 ile yüzde 49 arası düzelme ‘kısmi yanıt’ olarak kabul edilirken, yüzde 25&#8217;in altında düzelme ‘yanıt alamama’ olarak adlandırılıyor. Tam bir iyileşme için belirtilerin en az 6 ay boyunca geçmiş olması gerekiyor.”</p>
<p><strong>İyileşmeyen depresyon durumunda, tedavi planının yeniden gözden geçirilmeli</strong></p>
<p>Doç. Dr. Serdar Nurmedov, tedavi sürecindeki başarıyı değerlendirirken, doğru tanı, uygun tedavi yaklaşımı ve yeterli süre ve dozun sağlanmasının yanı sıra alternatif stratejilerin de göz önünde bulundurulmasının önemli olduğunu dile getirerek, “İyileşmeyen depresyon durumunda, tedavi planının yeniden gözden geçirilmesi ve farklı yaklaşımların değerlendirilmesi gerekmektedir.” dedi.</p>
<p><strong>Gençlik depresyonu farklı, yaşlılık depresyonu farklı</strong></p>
<p>Depresyonun, yaşamın farklı dönemlerinde farklı semptomlarla ortaya çıkabildiğini anlatan Doç. Dr. Serdar Nurmedov, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Gençlik dönemindeki depresyon genellikle gerginlik, sinirlilik, öfke ve artmış psikomotor aktivite gibi semptomlarla kendini gösterebiliyor. Bununla birlikte, yaşlılık dönemindeki depresyon genellikle bilişsel işlevlerde bozukluklar ve hatta bazen ‘yalancı bunama’ olarak adlandırılan psödo-demans semptomlarıyla ilişkilendiriliyor. </p>
<p><strong>Her yaşta depresyonla başa çıkmak mümkün</strong></p>
<p>Ancak, her iki dönemde de depresyonun ortaya çıkmasında hormonların etkisi, büyüme faktörlerinin rolü ve çevresel etmenlerin önemi var. Gençlik döneminde depresyon genellikle ergenlikle ilişkili hormonal değişikliklerle ilişkilendirilirken, yaşlılık döneminde depresyon genellikle yaşlılıkla ilişkili yaşam değişiklikleri ve sosyal izolasyonla ilişkilendiriliyor. Bu nedenle, gençlik ve yaşlılık dönemlerinde depresyonun farklı semptomları ve gelişme şekilleri olabiliyor. Ancak, her iki durumda da depresyonun tedavisi ve yönetimi önemli. Profesyonel destek almak, terapi ve ilaç tedavisi gibi yöntemlerle depresyonla başa çıkmak mümkün.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-25-ila-44-yas-arasi-kadinlar-depresyona-daha-yatkin-yaslilik-doneminde-depresyon-yalanci-bunamaya-neden-oluyor-456710">Uzmanlar uyarıyor! 25 ila 44 yaş arası kadınlar depresyona daha yatkın! Yaşlılık döneminde depresyon &#8216;yalancı bunama&#8217;ya neden oluyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ: &#8220;Süper yaşlılık için aktif ve sosyal bir yaşam lazım&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-oguz-tanridag-super-yaslilik-icin-aktif-ve-sosyal-bir-yasam-lazim-356593</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Mar 2023 10:18:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aktif]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[lazım]]></category>
		<category><![CDATA[oğuz]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[süper]]></category>
		<category><![CDATA[tanrıdağ]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlılık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=356593</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beynin yaşlanmasında genlerin ve çevrenin iki yönlü etkileşimi olduğunu belirten Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, beyin yaşlanmasının önüne geçilebilmesi için son yıllarda öne çıkan süper yaşlanma teorisine dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-oguz-tanridag-super-yaslilik-icin-aktif-ve-sosyal-bir-yasam-lazim-356593">Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ: &#8220;Süper yaşlılık için aktif ve sosyal bir yaşam lazım&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Beynin yaşlanmasında genlerin ve çevrenin iki yönlü etkileşimi olduğunu belirten Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, beyin yaşlanmasının önüne geçilebilmesi için son yıllarda öne çıkan süper yaşlanma teorisine dikkat çekti. Süper yaşlıların 80 yaşın üzerinde oldukları halde bellek testlerinde 50-55 yaş performansı gösteren kişiler olduğunu söyleyen Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, bu kişilerin genellikle aktif yaşam biçimine sahip, sosyal, zaman zaman kendini şımartan, hayata ve olaylara karşı optimist kişiler olduğunu söyledi. Süper yaşlılarda adaptasyon zorluğu yaşanmadığını ifade eden Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, bu kişilerde yeni bilgilerin öğrenilmesinin devam ettiğine dikkat çekti.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Türk Nöroloji Derneği tarafından bu yıl 13-19 Mart 2023 tarihleri arasında kutlanan Beyin Farkındalık Haftası’nın teması “Beyninizi Sevin Hayatınızı Değiştirin!” olarak belirlendi.</p>
<p> </p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, Beyin Farkındalık Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada beyin sağlığı ve sağlıklı beyin yaşlanması konusunda değerlendirmede bulundu.</p>
<p> </p>
<p><strong>Süper yaşlanma teorisi öne çıkıyor</strong></p>
<p> </p>
<p>Beynin yaşlanmasında genlerin ve çevrenin iki yönlü etkileşimi olduğunu belirten Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, beyin yaşlanmasının önüne geçilebilmesi için son yıllarda “süper yaşlanma teorisinin” öne çıktığını söyledi. Süper yaşlıların 80 yaşın üzerinde oldukları halde bellek testlerinde 50-55 yaş performansı gösteren kişiler olduğunu söyleyen Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, “Bu kişiler genellikle aktif yaşam biçimine sahip, sosyal, zaman zaman kendini şımartan, hayata ve olaylara karşı optimist kişilerdir. IQ’ları normal yaş ortalamasının içindedir.  Süper yaşlılık, genetik faktörün daha ağır bastığı, çevresel faktörün de bunu bütünleştirdiği bir grup olarak görünüyor.” dedi.</p>
<p><strong>Erken beyin yaşlanmasında bu belirtilere dikkat!</strong></p>
<p>Erken beyin yaşlanması görülen kişilerde bazı sorunlara rastlandığını ifade eden Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, bunları yeni bilgilerin öğrenilmesinde zorluk, yeni koşullara adaptasyon sıkıntısı, geçmiş olayların uzamış travmatik etkisi, plan-program yapma zorluğu, isim ve sayı unutkanlığı ve öfke kontrol bozukluğu olarak sıraladı. </p>
<p><strong>Yeni bilgilerin öğrenilmesi devam ediyor</strong></p>
<p>Süper yaşlıların ortak özelliklerine dikkat çeken Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, “Süper yaşlılarda pozitif ve optimist kişilik yapısıyla adaptasyon zorluğu yaşanmaz, yeni bilgilerin öğrenilmesi devam eder. 85 yaşında kitap da yazılıyor, proje de yürütülüyor, resim de yapılıyor. Süper yaşlanmada 25-30 yaş öncesinin belleği var . Dolayısıyla plan, program yapmaya devam ederler” dedi.</p>
<p><strong>Yaşlanmayı geciktirmek için bu önerilere kulak verin!</strong></p>
<p>Süper yaşlanma için tavsiyelerini de sıralayan Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, “Daha fazla okuyup yazmak, kendi gizli kalmış yeteneklerinizi geliştirme, örneğin 50 yaşından sonra ebru eğitimi almak, piyano eğitimi almak gibi yeni hobiler öğrenilebilir. Kendi yaş gruplarından farklı gruplarla zaman geçirmek ve yaşının sağladığı güven, statü, olanaklar, cebindeki para gibi değerlerin oluşturduğu ortama konfor alanı deniyor ve bunun dışına çıkabilmek lazım.”diye konuştu.</p>
<p><strong>Kadınlarda risk faktörlerine dikkat!</strong></p>
<p>Kadınların beyin sağlığını erken yaşlanma açısından tehdit eden etkenlere de dikkat çeken Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, beynin nörohormonel, nörokimyasal dengesini değiştiren ve beynin yıpranma faktörlerini harekete geçiren menopoz ve erken yaşlanma belirtisi kabul edilen kronik depresyonun daha fazla görülmesi şeklinde sıraladı. </p>
<p>Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, ayrıca kadınların tüm dünya üzerinde yaşadığı ekonomik, kültürel ve sosyal zorluklarla karşılaştığı problemlerin kadınlarda beyin yaşlanmasını daha fazla tetikleyen ve artıran bir diğer etken olarak görüldüğünü ifade etti. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-oguz-tanridag-super-yaslilik-icin-aktif-ve-sosyal-bir-yasam-lazim-356593">Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ: &#8220;Süper yaşlılık için aktif ve sosyal bir yaşam lazım&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
