<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>yaşlarda | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/yaslarda/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/yaslarda</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 14 Jan 2026 14:51:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>yaşlarda | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/yaslarda</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>20&#8217;li yaşlarda belirginleşiyor, kadınları etkiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/20li-yaslarda-belirginlesiyor-kadinlari-etkiliyor-605000</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Jan 2026 14:51:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[20]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[bacak]]></category>
		<category><![CDATA[belirginleşiyor]]></category>
		<category><![CDATA[etkiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kadınları]]></category>
		<category><![CDATA[kol]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[li]]></category>
		<category><![CDATA[lipödem]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlarda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605000</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son dönemlerde yeterince hareket etmiyor ve daha fazla yemek yiyorsanız, kilo almanız çok olağan. Ancak, beslenme alışkanlığınıza özen göstermenize rağmen kilo alıyorsanız ve yağlar özellikle bacak ile kol bölgelerinde birikiyorsa, dikkat!</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/20li-yaslarda-belirginlesiyor-kadinlari-etkiliyor-605000">20&#8217;li yaşlarda belirginleşiyor, kadınları etkiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son dönemlerde yeterince hareket etmiyor ve daha fazla yemek yiyorsanız, kilo almanız çok olağan. Ancak, beslenme alışkanlığınıza özen göstermenize rağmen kilo alıyorsanız ve yağlar özellikle bacak ile kol bölgelerinde birikiyorsa, dikkat! Bu şikayetinizin nedeni, toplumda “ağrılı selülit” olarak da bilinen ve çoğunlukla kadınları etkileyen lipödem olabilir! Yağ dokusunun patolojik bir şekilde birikmesi ve vücutta anormal dağılım göstermesiyle ortaya çıkan lipödem; özellikle bacaklar, kalçalar ile kollarda ilerleyici ve simetrik genişlemelere neden oluyor. <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Şule Arslan,</strong> cilt altındaki yağ dokusunun sertleşmesi, ağrı, hassasiyet ve kolay morarma gibi belirtilerle kendini gösteren lipödemin sadece estetik bir sorun olmadığına, ciddi yaşam kalitesi kaybının yanı sıra önemli sağlık sorunlarına da yol açabileceğine dikkat çekiyor. Ancak, lipödem konusunda toplumda farkındalığın az olması nedeniyle hastaların vücutta oluşan yağ birikimini “selülit” zannederek hekime geç başvurduklarını belirten <strong>Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Şule Arslan,</strong> “Lipödem erken fark edilip tedavi edilmezse ilerleyerek eklem ağrıları, hareket yetisinin azalması sebebiyle yürüme güçlüğü ve enfeksiyon gibi ciddi sorunlara neden olabilmektedir. Ayrıca, hareketsiz kalınması diyabet, kalp-damar ve obezite gibi bazı hastalıkların kontrolünü de zorlaştırmaktadır.   Dolayısıyla, erken teşhis için özellikle bacak ile kollarda şişlik varsa ve dokunulduğunda bu bölgeler ağrıyorsa veya kolay morarıyorsa, mutlaka hekime başvurulmalıdır” diyor.</p>
<p><strong>Kadınları etkiliyor, 20’li yaşlarda belirginleşiyor</strong></p>
<p>Lipödem genellikle kadınları etkiliyor, erkeklerde ise çok nadir rastlanıyor. Batı ülkelerinde yapılan çalışmalarda, lipödemin kadınlarda görülme sıklığının yüzde 11 ila 18 arasında değiştiği bildiriliyor. Ancak uzmanlara göre, lipödem farkındalığının düşük olması nedeniyle bu oranlar gerçek hasta sayısını yansıtmıyor. Hastalık çoğunlukla ergenlik sonrası dönemde veya  20’li yaşlarda belirginleşmeye başlıyor. Menopoz döneminde lipödem semptomlarının şiddetlenebildiği belirtiliyor.  </p>
<p><strong>Gün sonunda şişlik artıyorsa, dikkat!</strong></p>
<p>Lipödem belirtileri, vücutta anormal yağ birikimi olan bölgelerde görülüyor. Hastalığın en sık rastlanan sinyalleri; vücutta simetrik şişlik, ağrı ve hassasiyet olarak sıralanıyor. Bu ağrılar dokunma, basınç veya hareket sırasında artabiliyor. Bacaklar kolaylıkla morarabiliyor ve akşama doğru lipödemli bölgelerde şişlik artabiliyor.  Prof. Dr. Şule Arslan,<strong> </strong>hastaların ağrıları bazen bacakta yanma hissi şeklinde ifade ettiklerini anlatarak, “Özellikle morarma yakınması olan hastalar ise herhangi bir çarpma hatırlamasalar bile kol ve bacaklarının kolaylıkla morardığını dile getirmektedirler” diyor. Ayaklar ise daha az etkileniyor ve çoğu zaman tutulum göstermiyor; bu durum lipödemiyi diğer ödem türlerinden ayıran önemli bir özellik olarak öne çıkıyor. Prof. Dr. Şule Arslan, bacaklarında şişlik olan hastaların kıyafet alırken alt beden ve üst beden arasında fark olması nedeniyle de sorun yaşayabildiklerini söylüyor. </p>
<p><strong>Kilo artışı şikayetleri ağırlaştırıyor</strong></p>
<p>Genetik yatkınlık, hormonal faktörler (ergenlik, hamilelik, doğum kontrol hapı kullanımı) inflamasyon, hareketsiz yaşam tarzı ve hatalı beslenme gibi etkenler lipödem gelişimde rol oynuyorlar. Aile geçmişinde lipödem olan kadınlarda bu hastalığa daha sık rastlanıyor. Ayrıca, lipödem teşhis edilen hastaların büyük bir bölümünde vücut kitle indeksinin normalin üzerinde olduğu belirtiliyor.  Kilo artışı da ağrı ve hareket güçlüğü gibi yakınmaların kötüleşmesine neden olabiliyor. </p>
<p><strong>Hastalık kontrol altına alınabiliyor! </strong></p>
<p>Günümüzde mevcut olan tedavi seçenekleriyle tam iyileşme sağlanması mümkün olmasa da tedaviye uyumu yüksek hastalarda doğru ve sürdürülebilir bir tedaviyle hastalık kontrol altına alınabiliyor. Bu sayede hastalar yaşam kaliteleri bozulmadan günlük yaşamlarına devam edebiliyor. Tedavide hastalığın ilerlemesinin yavaşlatılması, semptomların gerilemesi ve ikincil komplikasyonların önlenmesi amaçlanıyor. Bu durumda multidisipliner ve bütüncül bir yaklaşımın önem kazandığını belirten Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Şule Arslan,<strong> </strong> “Zira, hastalığın yönetiminde beslenmeden egzersize, stres kontrolünden düzenli takibe kadar pek çok unsur bir arada ele alınmaktadır” diye konuşuyor.</p>
<p><strong>Yaşam tarzı değişikliği çok önemli! </strong></p>
<p>Komplet dekonjestif terapi, yani manuel lenfatik drenaj, kompresyon tedavisi ile cilt bakımı gibi çok bileşenli tedavi yaklaşımı  ve cerrahi girişimler, lipödemin temel tedavi yaklaşımlarını oluşturuyor. Bunların yanı sıra düşük tuzlu-düşük şekerli diyete uyulması, kilo kontrolü, özellikle lenfatik dolaşımı destekleyen egzersizlerin düzenli yapılması, uzun süre ayakta kalma veya seyahat etme durumunda bası giysilerinin kullanımı ve stres yönetimi, etkili tedaviler olarak öne çıkıyor.  Fizik tedavi, hareket kısıtlamalarının azaltılmasında, kasların güçlendirmesinde ve ağrının hafifletilmesinde etkili oluyor. Prof. Dr. Şule Arslan, özellikle komplikasyonların önlenmesinde hastaların düzenli hekim takibinde olmalarının ve yaşam tarzı değişikliğini uzun vadede sürdürebilmelerinin son derece önlemli olduğuna vurgu yapıyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/20li-yaslarda-belirginlesiyor-kadinlari-etkiliyor-605000">20&#8217;li yaşlarda belirginleşiyor, kadınları etkiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Genellikle 40&#8217;lı yaşlarda başlıyor ve yıllarca sürebiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/genellikle-40li-yaslarda-basliyor-ve-yillarca-surebiliyor-597353</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Dec 2025 08:51:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[40]]></category>
		<category><![CDATA[başlıyor]]></category>
		<category><![CDATA[Dalgalanmalar]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[döneminde]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[Genellikle]]></category>
		<category><![CDATA[Hormon]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[li]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sorunlar]]></category>
		<category><![CDATA[sürebiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlarda]]></category>
		<category><![CDATA[yıllarca]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597353</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadınların doğal yaşam döngüsünde biyolojik bir evre olan menopoza geçiş dönemi, diğer bir deyişle perimenopoz, son yıllarda artan farkındalık çalışmalarıyla daha görünür hale geliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genellikle-40li-yaslarda-basliyor-ve-yillarca-surebiliyor-597353">Genellikle 40&#8217;lı yaşlarda başlıyor ve yıllarca sürebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadınların doğal yaşam döngüsünde biyolojik bir evre olan menopoza geçiş dönemi, diğer bir deyişle perimenopoz, son yıllarda artan farkındalık çalışmalarıyla daha görünür hale geliyor. Genellikle 40’lı yaşlarda başlayan bu dönem, kadından kadına değişen belirtilerle kendini gösteriyor ve ortalama 5 ila 8 yıl sürüyor. Perimenopoz döneminde yaşanan hormon seviyelerindeki dalgalanmalar en sık sıcak basmaları, gece terlemeleri, uyku sorunları, eklem ağrıları, duygu durum bozuklukları ve cinsel istekte azalma gibi belirtiler ile kendini gösteriyor.  Yaşanan bu sorunlar kadınların aile, iş ve sosyal ilişkilerinde gerginliğe neden olabilirken, cinsel yaşamlarını da olumsuz etkileyebiliyor.  <strong>Acıbadem International Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı</strong> <strong>Dr. Deniz Genç, </strong>perimenopozun  bu etkileriyle sadece biyolojik değil, aynı zamanda psikolojik ve sosyal bir geçiş süreci olduğuna dikkat çekerek, “Kadınların yaşam kalitelerini artırmaları için  bu dönemde tıbbi ve duygusal destek almaları son derece önemlidir. Ayrıca, sağlıklı beslenme, yeterli uyku ve düzenli fiziksel aktiviteyi içeren bir yaşam tarzı perimenopoz döneminde hormon dalgalanmalarının olumsuz etkilerini azaltırken, enerji seviyesini  dengede tutmaya yardımcı olmaktadır. Bunların yanı sıra ruh hali ve genel yaşam kalitesi üzerinde de olumlu etkiler sağlamaktadır” diyor.  </p>
<p><strong>Akdeniz tipi diyetle beslenin</strong></p>
<p>Perimenopoz döneminde Akdeniz tipi diyetle beslenmeye özen gösterin. Çünkü, doymamış yağ içeriğinin zeytinyağı ve avokado gibi bitkisel yağlardan; karbonhidrat içeriğinin meyve, tam taneli tahıllar ve baklagillerden; protein içeriğinin de balık, kümes hayvanları ve süt ürünlerinden karşılandığı Akdeniz diyeti gibi sağlıklı beslenme programları hormon dalgalanmalarını dengelemeye yardımcı oluyor. Ayrıca, yapılan çalışmalar; keten tohumu, soya fasulyesi, susam, sarımsak, nar, orman meyveleri, brokoli, badem ve ceviz gibi fitoöstrojenden zengin besinlerin sıcak basmaları ve terlemelerin hafiflemesinde, kan basıncının düzenlenmesinde, kemik sağlığının korunmasında ve cinsel işlev   sorunlarının iyileştirilmesinde etkili oldukları gösterilmiş.  </p>
<p><strong>Kahve, şeker ve baharatı sınırlayın</strong></p>
<p>Kafein, alkol, şeker ve baharat içeren gıdalar ile içecekler sıcak basmalarının yanı sıra duygu durum dalgalanmalarını da artırabiliyor. Dolayısıyla, bu tür gıda ve içeceklerin tüketimini sınırlandırmaya özen gösterin.</p>
<p><strong>Sigarayı bırakın ve pasif içicilikten kaçının</strong></p>
<p>Sigara etkilediği mekanizmalarla hipoöstrojenemi tablosuna, yani östrojen düzeylerinin daha hızlı ve belirgin düşmesine yol açarak perimenopozal yakınmaların şiddetini arttırıyor. Ayrıca, cilt yaşlanmasını hızlandırırken kemik ve kardiyovasküler sağlığı da olumsuz etkiliyor. Sigara içiyorsanız bırakmanız ve pasif içicilikten kaçınmanız sağlığınız için büyük bir önem taşıyor.</p>
<p><strong>Düzenli olarak egzersiz yapın</strong></p>
<p>Tempolu yürüyüş ve ağırlık egzersizleri gibi düzenli fiziksel aktiviteler hayat kalitesinin artmasını, ideal vücut ağırlığının korunmasını ve sağlıklı ruh halini destekliyor. Bunların yanı sıra kalp damar sağlığının sürdürülmesine ve osteoporoz riskinin azalmasına destek oluyor. Pelvik taban egzersizleri, özellikle kegel egzersizleri de ürolojik, genital ve cinsel şikayetleri azaltıyor.</p>
<p><strong>Yatak odanız serin ve karanlık olsun</strong></p>
<p>Düzenli uyku rutini oluşturmak hormon dalgalanmalarının etkisini azaltmaya destek oluyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Deniz Genç,  ancak perimenopoz döneminde özellikle gece oluşan sıcak basmalarının ve gece terlemelerinin uyku kalitesini olumsuz yönde etkilediklerini vurgulayarak, “Serin, karanlık ve iyi havalandırılmış bir yatak odası uyku kalitesini artırmaktadır. Ayrıca, melatonin ve magnezyumdan zengin besinler de uyku kalitesini desteklemektedir. Uykusuzluğa neden olabileceği için kafein içeren kahve tüketiminden ise özellikle geç saatlerde kaçınılması gerekmektedir” diyor. </p>
<p><strong>Düzenli sağlık kontrollerinizi yaptırın </strong></p>
<p>Perimenopoz döneminde düzenli sağlık kontrollerinizi yaptırmanız ve sağlığınızı destekleyen medikal tedavilerden faydalanmanız son derece önem taşıyor. “Örneğin, kadın hastalıkları ve doğum uzmanıyla düzenli görüşmek hem hormon düzeylerinin hem de sorunların takibini kolaylaştırmaktadır”   bilgisini veren Dr. Deniz Genç,<strong> </strong> sözlerine şöyle devam ediyor: “Kemik ve kalp sağlığı risklerini azaltmak için D vitamini, kalsiyum, tiroit ve kolesterol gibi değerlerin düzenli kontrolü önemlidir. Vajinal kuruluk, sıcak basması ve uyku sorunları gibi yakınmalarda; hayat tarzı değişiklikleri, hormonal veya hormonal olmayan tedaviler, bitkisel takviyeler ve lazer tedavileriyle büyük rahatlama sağlanılabilmektedir.&#8221;</p>
<p><strong>Stresinizi yönetin ve duygusal destek alın</strong></p>
<p>Perimenopozda stres hormonları daha hassas hale geliyor. Nefes egzersizleri, meditasyon, tai-chi, yoga, pilates ve hobi aktiviteleri gibi yöntemler stresle başa çıkma becerilerini geliştiriyor, duygusal dalgalanmaları azaltıyor ve vücuda esneklik ile güç kazandırıyor.  Gerekirse bir uzmanla (kadın hastalıkları ve doğum uzmanı, psikolog, endokrinoloji uzmanı) görüşmek ve destek almak süreci kolaylaştırıyor. Sosyal destek almanın yanı sıra arkadaşlar, aile veya benzer dönemden geçen kadınlarla konuşmak da duygusal yükü hafifletiyor. </p>
<p><strong>Cilt ve saç bakımınıza özen gösterin</strong></p>
<p>Perimenopoz sürecinde azalan östrojen seviyesi ciltte kuruluk ve kırışıklık gibi sorunların yanı sıra saçlarda incelme ile dökülmeye yol açabiliyor. Besleyici ve nemlendirici ürünler cilt ile saç bakımı için önem taşırken, aşırı ısı ve kimyasal işlemler ise hassas doğal yapıyı daha da yıpratarak kuruluk, elastikiyet kaybı gibi sorunları arttırabiliyor. Cilt ile saç sağlığınızı desteklemek için dengeli ve omega3, B vitaminleri, çinko ile demir açısından zengin beslenmeye özen gösterin. Cildinizin ve saçlarınızın nem dengesini korumak amacıyla her gün yeterli su içmeyi de ihmal etmeyin. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genellikle-40li-yaslarda-basliyor-ve-yillarca-surebiliyor-597353">Genellikle 40&#8217;lı yaşlarda başlıyor ve yıllarca sürebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ergenlikte başlayan sorunlar ileri yaşlarda devam ediyorsa dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ergenlikte-baslayan-sorunlar-ileri-yaslarda-devam-ediyorsa-dikkat-563119</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Aug 2025 08:24:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[başlayan]]></category>
		<category><![CDATA[devam]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[ediyorsa]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlikte]]></category>
		<category><![CDATA[ileri]]></category>
		<category><![CDATA[sorunlar]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlarda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=563119</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Dr. Emine Yağmur Zorbozan, kişilik bozukluklarının tanı kriterleri, tedavi yöntemleri ve türleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ergenlikte-baslayan-sorunlar-ileri-yaslarda-devam-ediyorsa-dikkat-563119">Ergenlikte başlayan sorunlar ileri yaşlarda devam ediyorsa dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Dr. Emine Yağmur Zorbozan, kişilik bozukluklarının tanı kriterleri, tedavi yöntemleri ve türleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Kişilik bozukluğu tanısı için ciddi tanı kriterleri gerekir!</strong></p>
<p>Her bireyin kişiliğinde bir takım zorlayıcı yönler bulunabildiğini aktaran Dr. Emine Yağmur Zorbozan, “Ancak kişiye, kişilik bozukluğu tanısı koyabilmek için çok ciddi birtakım tanı kriterler gerekir.” dedi. </p>
<p>Kişilik bozukluğunun bir ruhsal hastalık olduğunu ve uzun dönem tedavilerle tedavi edilebildiğini dile getiren Zorbozan, “Kişilik bozukluğu tanı kriterleri arasında ergenlik döneminde başlayan, günümüze kadar kalıcı olarak devam eden yeni problemler, süreğen problemler olması gerekiyor. Diğer taraftan da kişinin bilişsel, duygusal, dürtüsel ve kişiler arası ilişkilerinde birtakım kendini tekrarlayan sürekli problemler yaşaması gerekir. Bunlar aynı zamanda kişinin toplumsal, akademik, mesleki ve ailesel işlevselliğini bozar, başka herhangi psikiyatrik rahatsızlıklarla açıklanamaz. O zaman kişilik bozukluğu söz konusu olabilir. Kişilik bozukluğu tanısını psikiyatri uzmanı koyabilir ancak onun dışında hiç kimse bu tanıyı koyamaz.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Ömür boyu psikoterapi gerekebilir!</strong></p>
<p>Kişilik bozukluklarının kombine terapilerle tedavi edildiğine değinen Dr. Emine Yağmur Zorbozan, “Uzun süreli psikoterapiler lazımdır, belki ömür boyu devam eden psikoterapi süreçleri gerekebilir.” dedi.</p>
<p>Aynı zamanda duygulanımın çok bozulduğu, dürtüselliğin arttığı, intihar fikirlerinin geliştiği durumlarda da muhakkak ilaç kullanımından yardım almak gerektiğini vurgulayan Zorbozan, “Gerekiyorsa hastane yatışları yapılabilir. Düşük doz duygu durumunu kontrol eden ilaçlardan başlanabilir. Muhakkak bir psikiyatri uzmanı eşliğinde uzun süreli tedaviler gerekir. Eğer bunlar sağlanırsa, kişiler arası ilişkilerin normale döndüğü, sosyal işlevselliğin korunduğu bir hayat söz konusu olabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kişilik bozuklukları üç kümede inceleniyor…</strong></p>
<p>Kişilik bozukluklarının çeşitleri hakkında da bilgi veren Dr. Emine Yağmur Zorbozan, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Günümüzde kişilik bozukluklarını A küme, B küme ve C küme olarak üç kümede inceliyoruz. A kümesi kişilik bozukluklarında, şizoid kişilik bozukluğu, şizotipal kişilik bozukluğu ve paranoid kişilik bozukluğu bulunur. B kümesi kişilik bozukluklarında ise borderline kişilik bozukluğu, antisosyal kişilik bozukluğu, narsistik kişilik bozukluğu, histrionik kişilik bozukluğu bulunur. C kümesi kişilik bozukluklarında ise obsesif kompulsif kişilik bozukluğu, bağımlı kişilik bozukluğu ve çekingen kişilik bozukluğu bulunur.” </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ergenlikte-baslayan-sorunlar-ileri-yaslarda-devam-ediyorsa-dikkat-563119">Ergenlikte başlayan sorunlar ileri yaşlarda devam ediyorsa dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İleri yaşlarda baba olma otizme neden olabiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ileri-yaslarda-baba-olma-otizme-neden-olabiliyor-448066</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Apr 2024 10:54:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baba]]></category>
		<category><![CDATA[ileri]]></category>
		<category><![CDATA[neden]]></category>
		<category><![CDATA[olabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[olma]]></category>
		<category><![CDATA[otizme]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlarda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=448066</guid>

					<description><![CDATA[<p>Otizmde pek çok genin etkilendiği düşünüldüğünü dile getiren Çocuk ve Egen Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Melek Gözde Luş, “Nasıl biz artık otizmi; Otizm Spektrum Bozukluğu olarak adlandırıyorsak, otizmin nedenlerini saydığımızda da artık genetik faktörleri ilk sıraya almış durumdayız.” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ileri-yaslarda-baba-olma-otizme-neden-olabiliyor-448066">İleri yaşlarda baba olma otizme neden olabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Otizmde pek çok genin etkilendiği düşünüldüğünü dile getiren Çocuk ve Egen Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Melek Gözde Luş, “Nasıl biz artık otizmi; Otizm Spektrum Bozukluğu olarak adlandırıyorsak, otizmin nedenlerini saydığımızda da artık genetik faktörleri ilk sıraya almış durumdayız.” dedi. Otizmin çevresel faktörlerine bakıldığında ise ileri baba yaşının otizmi etkileyen en önemli çevresel faktör olduğunu vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Melek Gözde Luş, “İleri baba yaşı tek başına bir neden olmamakla birlikte, biyolojik özellikleri ortaya çıkarıcı ve arttırıcı bir faktör olarak gözlemleniyor.” diye bilgi verdi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Melek Gözde Luş, 2 Nisan ‘Dünya Otizm Farkındalık Günü’ dolayısıyla otizm spektrum bozukluğunun genetik özellikleri ve genetik yatkınlığı hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Otizm Spektrum Bozukluğunun genetik özellikleri ve genetik yatkınlığı…</strong></p>
<p>Otizm Spektrum Bozukluğunun genetik özellikleri ve genetik yatkınlığına değinen Yrd. Doç. Dr. Melek Gözde Luş, “Otizm Spektrum Bozukluğunun genetik araştırmaları, özellikle son yıllarda oldukça artmıştır. ‘Otizmin belirli bir geni var mı, otizmin genetik özellikleri ne kadar sık ve ne kadar önemli?’. Bu konu üzerinde oldukça yoğun çalışmalar yapılmakta ve hâlâ da devam etmektedir.” dedi. </p>
<p><strong>“Tek yumurta ikizlerinde yüzde 36 ve üzerinde bir genetik geçiş olduğu gözlemlenmiş”</strong></p>
<p>İkizlerle yapılan çalışmalar, aile çalışmaları, kromozom anomalileri üzerinde olan çalışmalar ve moleküler genetik çalışmalarının otizmin genetik özelliklerini tespit etmek üzere pek çok yol kat ettiğini de dile getiren Yrd. Doç. Dr. Melek Gözde Luş, “Tek yumurta ikizlerinde yüzde 36 ve üzerinde bir genetik geçiş olduğu; çift yumurta ikizlerinde ise bunun yüzde 5’lerde görüldüğü gözlemlenmiştir. Bu da bize aslında otizmin genetik olarak nasıl etkilendiği üzerinde bir fikir sahibi olmamıza yol açar.” diye bilgi verdi.</p>
<p><strong>“Otizmli çocukların birinci derecede akrabalarında sosyal özellikleri gözlemlenebiliyor”</strong></p>
<p>Yrd. Doç. Dr. Melek Gözde Luş, otizm ve gen konusunda şunları kaydetti:</p>
<p>“Otizmde pek çok genin etkilendiği düşünülmektedir. Nasıl biz artık otizmi, Otizm Spektrum Bozukluğu olarak adlandırıyorsak, otizmin nedenlerini saydığımızda da artık genetik faktörleri ilk sıraya almış durumdayız. </p>
<p>Otizmli çocukların birinci derecede akrabalarında yüzde 12-20 arasında ‘geniş fenotip’ dediğimiz bütün otizmin özelliklerini taşımayan, fakat sosyal özelliklerini taşıyan, belki zihinsel olarak iyi durumda olan, diğer otizm özelliklerini göstermeyen bireylerin mevcut olduğunu, kardeşlerde de yüzde 3 arasında otizm bulunduğunu, yüzde 3 oranında da geniş fenotip yani geniş özellik dediğimiz sosyal kısıtlılık özelliklerinin devam ettiğinin görülmekte olduğunu gözlemlemekteyiz. Bu da otizmin genetik özelliklerine dair veri olarak önümüzde duruyor.” </p>
<p><strong>Otizm ve akraba evliliği arasındaki ilişki nedir?</strong></p>
<p>Otizm ve akraba evliliği konusunun da merak edildiğini ifade eden Yrd. Doç. Dr. Melek Gözde Luş, şunları anlattı:</p>
<p>“Akraba evliliği genetik geçiş özelliğini artırdığı için önem teşkil ediyor. Çünkü bütün genetik hastalıklarda olduğu gibi otizminde de genetik özellikler akraba evliliklerinde daha sık ortaya çıkıyor. </p>
<p><strong>“İleri yaşlarda baba olma otizmi etkiliyor”</strong></p>
<p>Otizmin çevresel faktörlerine baktığımızda ise ileri baba yaşının otizmi etkileyen en önemli çevresel faktör olduğunu görüyoruz. Araştırmalarda diğer çevresel faktörler incelenmiş ve otizmle bir bağlantısı bulunamamış. İleri baba yaşı tek başına bir neden olmamakla birlikte, biyolojik özellikleri ortaya çıkarıcı ve arttırıcı bir faktör olarak gözlemleniyor. Bunun bir diğer nedeni de artık sosyoekonomik şartlarla baba olma yaşının biraz daha ileri olmasıdır. Ayrıca birçok farklı yardımcı metotlarla da bireylerin çocuk sahibi olabilmeleri ileri baba yaşını artırabiliyor.”</p>
<p><strong>“Türkiye’de otizm yüzde 2-3 arasında görülüyor” </strong></p>
<p>Türkiye’de otizmin yüzde 2-3 arasında görüldüğünü dile getiren Yrd. Doç. Dr. Melek Gözde Luş, “Bütün bu çevresel ve genetik faktörlere baktığımızda hepsinin de aslında ülkemizde, diğer ülkelere oranla neredeyse eşit bir oranda çocuklarımızı etkilemiş olduğunu görüyoruz. Ailelere, çocuğunuzda en ufak bir şüpheyle karşılaştığınızda en yakın bir çocuk ergen psikiyatristine başvurmanızı önemle hatırlatıyoruz.” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ileri-yaslarda-baba-olma-otizme-neden-olabiliyor-448066">İleri yaşlarda baba olma otizme neden olabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Parkinson hastalığı 20&#8217;li yaşlarda da görülebiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/parkinson-hastaligi-20li-yaslarda-da-gorulebiliyor-428388</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Dec 2023 10:40:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[görülebiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[parkinson]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlarda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=428388</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çoğu hastada tek taraflı elde titreme olarak başlayan Parkinson hastalığının genellikle 60 yaştan sonra belirtilerinin görüldüğünü kaydeden uzmanlar, tek taraflı başlayan hastalığın yaklaşık bir buçuk yıl sonra karşı tarafa geçtiğini söylüyor. Parkinson hastalığı kişinin genetiğinde var ise 25-40 yaşlarında da görülebildiğini vurgulayan Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, genetik gen ile geçen Parkinson hastalığı daha erken ortaya çıktığını kaydetti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/parkinson-hastaligi-20li-yaslarda-da-gorulebiliyor-428388">Parkinson hastalığı 20&#8217;li yaşlarda da görülebiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<table>
<tbody>
<tr>
<td><strong>Parkinson hastalığı 20’li yaşlarda da görülebiliyor</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Parkinson erkeklerde daha sık görülüyor</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Kuyu suyu, sigara kullanımı, tarım ilaçları hastalığı tetikleyebiliyor</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Çoğu hastada tek taraflı elde titreme olarak başlayan Parkinson hastalığının genellikle 60 yaştan sonra belirtilerinin görüldüğünü kaydeden uzmanlar, tek taraflı başlayan hastalığın yaklaşık bir buçuk yıl sonra karşı tarafa geçtiğini söylüyor. Parkinson hastalığı kişinin genetiğinde var ise 25-40 yaşlarında da görülebildiğini vurgulayan Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, genetik gen ile geçen Parkinson hastalığı daha erken ortaya çıktığını kaydetti.</strong> <strong>Prof. Dr. Tarlacı, “Lifli gıdalar tüketilmeli, kemikleri sert tutmak için yoğurt yenilmeli. Haftada iki kere bakla yenilmesi de olumlu etki oluşturuyor” dedi.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, Parkinson hastalığı hakkında bilgi vererek, hastaların nasıl beslenmesi gerektiğini anlattı. </p>
<p><strong>Tek taraflı başlayan hastalık yaklaşık bir buçuk yıl sonra karşı tarafa geçiyor</strong></p>
<p>Parkinson hastalığının hareketlerde yavaşlamayla giden nörolojik bir hastalık olduğunu ifade eden Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Göz kırpmada yavaşlama, yutma sıklığında azalma, bağırsak hareketinde yavaşlama, düşünce akışında yavaşlama olarak belirtileri görülebiliyor. Parkinson hastalığı çoğu hastada tek taraflı elde titreme olarak başlıyor. Titreme olan tarafta yürürken olan kol salınımı duruyor. Yürüme esnasında öne doğru kamburluk görülüyor. Parkinson hastalığı yaşla ilgili bir hastalık ve genellikle 60 yaştan sonra belirtileri görülüyor. Tek taraflı başlayan hastalık yaklaşık bir buçuk yıl sonra karşı tarafa geçiyor. Tükürük bezinden örnek alındıktan sonra tanı yüzde 70 oranında konulabiliyor. Parkinson vücudun sistemini etkileyen bir hastalık.” dedi.</p>
<p><strong>Parkinson hastalığı gençlerde görülüyor mü? </strong></p>
<p>Parkinson hastalığı kişinin genetiğinde var ise 25-40 yaşlarında da görülebildiğini vurgulayan Prof. Dr. Sultan Tarlacı, Parkinson hastalığı için her yıl 2-3 tane gen bulunduğunu, şu an sayısı 27’e varan parkin genin olduğunu anlattı. Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Bu genler kişide var ise genetik olarak taşınabilmektedir. Genetik wazqsile geçiş oranı yüzde 10 ile yüzde 15 arasındadır. Genetik ile geçen Parkinson hastalığı daha erken ortaya çıkmaktadır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Parkinson’da kök hücre tedavisi </strong></p>
<p>Kök hücre tedavisinin 1960’dan beri Parkinsonlu hastalarda denendiğini dile getiren Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Kök hücrenin geçici bir etkiye sahip olduğu izlenilmiştir. Günümüz açısından değerlendirince şu anda onaylanmış bir kök hücre tedavisi yoktur.” dedi.</p>
<p><strong>Dopamin ve Parkinson hastalığı ilişkisi </strong></p>
<p>Beynin dopamin ile ilgili olan 3 tane merkezi bulunduğunu ve dopamin 15-30 yaş arasında yüksek olduğunu anlatan Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Dopamin, Parkinson ve benzeri hastalıklar için altın standardında bir ilaçtır. Fakat dışarıdan alınan dopamin doğrudan beyine geçmiyor. Dopaminin Parkinson hastaları üzerinde hareket kısıtını azaltan etkileri var. Hastanın tedaviye yanıtına, yan etkiye hassasiyetine göre ayarlamak gerekiyor.” dedi.</p>
<p>Dopamin hücrelerinin kaybolduktan sonra yenilenmesinin mümkün olmadığını da ifade eden Prof. Dr. Sultan Tarlacı, rezervin de hastalığın yılı arttıkça azaldığını söyledi.</p>
<p><strong>Parkinson hastaları lifli gıdalar, yoğurt ve taze bakla tüketmeli</strong></p>
<p>Parkinson hareketleri yavaşlatan bir hastalık olsa da sistemik bir hastalık olduğunu ifade eden Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Parkinson hastalarının özellikle beslenmelerine dikkat etmeleri gerekiyor. Kabızlık Parkinson hastalarında sıkça görülür çünkü bağırsakları yavaşlatıyor o yüzden lifli gıdalar tüketilmeli, kemikleri de sert tutmak için yoğurt yenilmelidir. Haftada iki kere bakla yenilmesi olumlu etki oluşturur ama ilaç yerine geçmez. Aynı zamanda bisiklet sürmek Parkinson hastalığında önemli yer tutar.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Erkeklerde daha sık görülüyor </strong></p>
<p>Parkinson hastalığına erkeklerde kadınlara göre daha çok rastlandığını da belirten Prof. Dr. Sultan Tarlacı, şunları söyledi:</p>
<p>“Başlangıçta tek elde titreme ile başlar. Tıbbi olarak tremor adlandırıyoruz. Bu titreme dışardan görülerek anlaşılıyor, elde titreme başladıktan bir iki yıl sonra hastanın hareketlerinde yavaşlama, oturup kalkarken yavaşlık, kolları sallamama daha ilerleyen zamanlarda günlük faaliyetlerin de dışarıya bağlılık halini alabiliyor. Yaşlanmayla ilgili bir hastalık. Beynin hareket sisteminde bazı insanlarda belli sebeplerle ortaya çıkan çabuk yaşlanma.</p>
<p>Parkinson hastalığına sebep olan bazı etmenler var, bunlar içerisinde erkek cinsiyeti, kuyu suyu, sigara kullanımı, tarım ilacına fazla maruz kalma hastalığı tetikleyebiliyor. Kahve tüketimi Parkinson riskini azaltıyor. Yaşlılarda ortaya çıkan düşmeler Parkinsonun belirtileridir, denge sorunu yaşarlar.”</p>
<p><strong>Beyin pili etkili sonuç verebiliyor</strong></p>
<p>Parkinson hastalığında erken tanının yaşam kalitesini arttırma açısından önemli olduğunu anlatan Tarlacı, “Maalesef hastalığın sürecini yavaşlatmak için günümüzde bir çözüm bulunmuyor. Ancak Parkinson tedavi edilebilir bir hastalıktır. 1960’larda hiçbir tedavisi olmayan Parkinson hastalığı günümüzde ilaçlarla tedavi edilebiliyor. Değişik tedavi yöntemlerimiz var, hekimler hastanın klinik tablosuna göre tedavi yöntemini belirliyor. Bazı hastaların beynine pil takılması tedavi açısından olumlu etki oluşturuyor.”</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/parkinson-hastaligi-20li-yaslarda-da-gorulebiliyor-428388">Parkinson hastalığı 20&#8217;li yaşlarda da görülebiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
