<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>yaşlanıyoruz | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/yaslaniyoruz/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/yaslaniyoruz</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 02 Jun 2026 09:02:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>yaşlanıyoruz | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/yaslaniyoruz</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Doğum Tarihimizden Bağımsız Yaşlanıyoruz</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dogum-tarihimizden-bagimsiz-yaslaniyoruz-638504</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Jun 2026 09:02:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artık]]></category>
		<category><![CDATA[bağımsız]]></category>
		<category><![CDATA[biyolojik]]></category>
		<category><![CDATA[Biyolojik Yaş]]></category>
		<category><![CDATA[doğum]]></category>
		<category><![CDATA[epigenetik]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tarihimizden]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanıyoruz]]></category>
		<category><![CDATA[yönetimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=638504</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yıllarca yaşımız sorulduğunda doğum tarihimizi söyledik. Yaşlanmayı takvimden kopardığımız birer sayfadan ibaret gördük.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dogum-tarihimizden-bagimsiz-yaslaniyoruz-638504">Doğum Tarihimizden Bağımsız Yaşlanıyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yıllarca yaşımız sorulduğunda doğum tarihimizi söyledik. Yaşlanmayı takvimden kopardığımız birer sayfadan ibaret gördük. Oysa son bilimsel çalışmalar bizi bambaşka bir gerçekle karşı karşıya getiriyor. Bu gerçeğin adı: biyolojik yaş. Son yapılan bilimsel çalışmalara göre artık biyolojik yaşın kronolojik yaşımızdan farklı ilerlediğini belirten <strong>Acıbadem Life İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Sarıyıldız</strong>, “Alışılmış “hastalık kaderdir” anlatısı artık bozuluyor. Yaşam tarzı müdahaleleriyle biyolojik yaşın yavaşlatılabildiği, hatta bazı durumlarda geriye döndürülebildiği gösterilmiş durumda. İnsanlık için nadir görülen bir an bu: Nihayet yaşlanmaya karşı sadece şikâyet etmiyoruz, artık ilerleyen yaşımızla pazarlık yapmaya başlıyoruz” diyor.</p>
<p><strong>BİYOLOJİK VE KRONOLOJİK YAŞ ARASINDAKİ FARKIN BEDELİNİ VÜCUDUNUZ ÖDÜYOR!</strong></p>
<p>Doğduğumuz andan itibaren kronolojik yaşımız artıyor ve bu artışın beraberinde getirdiği hastalık riskleri çoğu zaman “kaçınılmaz kader” olarak kabul ediliyor. Ancak son yıllarda biyolojinin derin katmanlarında sessizce gelişen bir paradigma değişimine işaret eden <strong>Acıbadem Life Danışmanı İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Sarıyıldız</strong>, biyolojik yaşın klasik anlamda doğum tarihine bağlı olan kronolojik yaştan bağımsız çalıştığını belirtiyor. Yani iki insan aynı yaşta olabilir, ama hücresel düzeyde biri diğerinden belirgin şekilde daha “yaşlı” olabilir. </p>
<p>Vücudun biyolojik yaş ile kronolojik yaş arasındaki farkı uzun süre gizleyemediğini ve bunun sağlık üzerinde doğrudan etkileri olabileceğini belirten <strong>Dr. Erkan Sarıyıldız</strong>, “Bugün artık yalnızca doğum tarihine bakarak yaşlanmayı değerlendirmiyoruz. Çünkü hücrelerin yaşlanma hızı kişiden kişiye değişebiliyor. DNA metilasyon temelli epigenetik saatler de tam olarak bu noktada devreye giriyor. Hücrelerimizde genlerin ne zaman aktifleşip ne zaman baskılandığını düzenleyen epigenetik işaretler, yaşam tarzı, stres, uyku düzeni, beslenme ve çevresel faktörlerden etkilenerek zaman içinde değişiyor. Bu değişimlerin birikimi ise biyolojik yaşımız hakkında önemli bilgiler veriyor” diyor.</p>
<p><strong>FARK NE KADAR BÜYÜK, HASTALIK RİSKİ O KADAR YÜKSEK! </strong></p>
<p>Epigenetik saatlerin yalnızca teorik bir ölçüm olmadığını da vurgulayan <strong>Dr. Sarıyıldız</strong>, “Yapılan çalışmalar, biyolojik yaşın kronolojik yaştan hızlı ilerlediği kişilerde özellikle kalp-damar hastalıkları, inme ve bazı kronik hastalık risklerinin daha yüksek olabileceğine işaret ediyor. Bu nedenle biyolojik yaş, yalnızca ‘kaç yaşında göründüğümüzü’ değil; bedenimizin ne kadar yıprandığını, strese karşı ne kadar dayanıklı kaldığını ve sistemlerin ne ölçüde sağlıklı çalıştığını gösteren biyolojik bir rapor kartı gibi düşünülebilir” ifadelerini kullanıyor.</p>
<p><strong>VÜCUDUNUZ SİZİ, SİZDEN DAHA DÜRÜST DEĞERLENDİRİYOR!</strong></p>
<p>Vücudun biyolojik gerçekleri çoğu zaman dış görünüşten daha net ortaya koyduğunu belirten <strong>Dr. Erkan Sarıyıldız</strong>, “Kişi kendini genç hissedebilir ya da sağlıklı görünebilir; ancak hücresel düzeyde yaşlanma farklı bir hızda ilerliyor olabilir. Burada önemli olan nokta şu: Bu süreç tamamen değiştirilemez bir kader değil. Son yıllarda yapılan çalışmalar; beslenme düzeni, fiziksel aktivite, uyku kalitesi ve stres yönetimi gibi yaşam tarzı faktörlerinin biyolojik yaş üzerinde etkili olabileceğini gösteriyor. Bazı araştırmalarda biyolojik yaşın yavaşlayabildiği, hatta belirli ölçüde gerileyebildiğine dair bulgular da bulunuyor. Bu nedenle yaşlanmayı artık yalnızca pasif bir süreç olarak değil, belirli ölçüde yönetilebilen biyolojik bir süreç olarak değerlendiriyoruz” diyor.</p>
<p><strong>EPİGENETİK YAŞI NASIL GERİYE ÇEVİREBİLİRİZ? </strong></p>
<p>Biyolojik yaşın yönetiminde tek bir “mucize çözüm” olmadığını vurgulayan <strong>Acıbadem Life İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Sarıyıldız</strong>, sürecin büyük ölçüde yaşam tarzıyla ilişkili olduğunu belirterek, “Her şey kişinin kendi sağlık sorumluluğunu almasıyla başlıyor. Beslenme düzeni, fiziksel aktivite, uyku kalitesi, stres yönetimi ve çevresel toksinlere maruz kalma gibi faktörler biyolojik yaş üzerinde doğrudan etkili olabiliyor. Özellikle anti-inflamatuar beslenme modeli, düzenli egzersiz ve biyolojik ritimle uyumlu bir yaşam tarzı, epigenetik süreçlerde olumlu değişimlerle ilişkilendiriliyor” diyor.</p>
<p>Ancak bu sürecin herkeste aynı şekilde ilerlemediğine de dikkat çeken <strong>Dr. Sarıyıldız</strong>, “Biyolojik yaşın yavaşlaması ya da gerilemesi kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Genetik altyapı, çocukluk döneminden itibaren maruz kalınan çevresel faktörler ve mevcut hastalık yükü bu süreci doğrudan etkiliyor. Bu nedenle biyolojik yaş yönetimini bir ‘reset tuşu’ gibi değil, bedenin işleyişini daha sağlıklı hale getirmeye yönelik uzun vadeli bir optimizasyon süreci olarak değerlendirmek gerekiyor” ifadelerini kullanıyor.</p>
<p><strong>TIPTA YENİ DÖNEM: HASTALIK ORTAYA ÇIKMADAN ÖNLEMEK</strong></p>
<p>Geleneksel risk değerlendirme modelleri çoğunlukla yaş, kolesterol, tansiyon gibi parametrelere dayanıyor. Epigenetik saat yaklaşımı ise sağlık yönetimine kişiselleştirilmiş bir katman ekliyor. Özellikle önleyici tıbbı birkaç adım daha öteye taşıyarak hastalık ortaya çıkmadan önce riskin saptanması ve müdahale edilmesi açısından yeni bir dönemin kapısını aralıyor” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p>Artık sadece “kaç yaşındasın?” sorusunun yeterli olmadığının ve asıl sorunun “Gerçekte ne kadar yaşlısın?” sorusu olduğunu belirten <strong>Acıbadem Life Danışmanı İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Sarıyıldız</strong>, “Üstelik bugün yaşlılık somut olarak ölçülebilir duruma geldi. Bilimsel araştırmalar sürse de mevcut verilerle dahi yaşlanmanın sadece ilerleyen, tek yönlü ve geri döndürülemez bir süreç olmadığı fikri güçleniyor. Bu gelişme sadece “yaşlanmayı engellemek ya da yaşlılığı geciktirmek” olarak görmekten ziyade tıbbın felsefesini değiştirme potansiyeli taşıyan bir kırılma noktası. Çünkü hastalıkların kaçınılmaz kader olduğu fikri yerini, yönetilebilir ve hatta geri döndürülebilir biyolojik süreçler anlayışına bırakıyor” diyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dogum-tarihimizden-bagimsiz-yaslaniyoruz-638504">Doğum Tarihimizden Bağımsız Yaşlanıyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ekran Kaydırırken Yaşlanıyoruz</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ekran-kaydirirken-yaslaniyoruz-613632</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Feb 2026 07:19:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Dirsek]]></category>
		<category><![CDATA[ekran]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[kaydırırken]]></category>
		<category><![CDATA[kemik]]></category>
		<category><![CDATA[kol]]></category>
		<category><![CDATA[omuz]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[uzun]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanıyoruz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613632</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmek, yalnızca beslenme ve genel sağlık kontrolleriyle sınırlı değil; bedenimizi taşıyan kas, kemik ve eklemler de bu sürecin ayrılmaz bir parçası.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ekran-kaydirirken-yaslaniyoruz-613632">Ekran Kaydırırken Yaşlanıyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmek, yalnızca beslenme ve genel sağlık kontrolleriyle sınırlı değil; bedenimizi taşıyan kas, kemik ve eklemler de bu sürecin ayrılmaz bir parçası. Günümüzde masa başında geçirilen uzun saatler, farkında olmadan vücut duruşumuzu bozuyor. Özellikle kürek kemiklerinin öne açılandırılması, dirsek ve el bileklerinin sürekli bükülü halde tutulması, omuz ve kol kaslarının kısalmasına, sertleşmesine ve kolayca yırtılmasına neden oluyor. Kötü postür ise kola giden damar ve sinirleri sıkıştırarak iyileşme kabiliyetini azaltıyor. <strong>Acıbadem Life Ortopedi ve Travmatoloji, Omuz, Dirsek, El Cerrahisi, Bölümünden Prof. Dr. Arel Gereli, sağlıklı bir ömürde bedenimizin de bizi taşıyabilmesi için olmazsa olmaz önerileri sıralıyor.</strong></p>
<p><strong>“El, Kol ve Omuzlarınızın Ömrünü Uzatabilirsiniz”</strong></p>
<p>Uzun ömürlü olma hali olarak tanımlanan “Longevity planı” son dönemde giderek daha fazla gündeme geliyor. Ancak bu yaklaşım sadece uzun yaşamayı değil, aynı zamanda biyolojik yaşı gençleştirerek enerjik, sağlıklı ve hastalıklardan uzak bir hayat sürmeyi hedefliyor. <strong>Acıbadem Life Ortopedi ve Travmatoloji, Omuz, Dirsek, El Cerrahisi Bölümünden Prof. Dr. Arel Gereli</strong>, “Longevity planı, hastalıkları tedavi etmeye odaklanan geleneksel tıbbın aksine, sağlığı korumayı ve optimize etmeyi amaçlıyor. Her bireyin olduğu kadar her organın da kendine özel bir yaklaşıma ihtiyacı var” diyor.</p>
<p>Longevity yaklaşımı çerçevesinde her organın ayrı ayrı ele alındığını ve el, kol, omuzlarımızın özel öneme sahip olduğunu vurgulayan <strong>Prof. Dr. Gereli,</strong> “Çünkü kürek kemiğinden parmak ucuna kadar kolumuz tek bir ünite halinde çalışıyor. Kol ünitesini oluşturan kemikler, eklemler, kıkırdaklar, kaslar, tendonlar, damar ve sinir yapıları aslında ayrı karakterde dokular ama mükemmel bir organizasyon içinde işlev görüyor. Bu nedenle biyolojik yaş sürecini yavaşlatarak bu üniteyi uzun yıllar sağlıklı tutmak mümkün” diye konuşuyor. <strong>Acıbadem Life Ortopedi ve Travmatoloji, Omuz, Dirsek, El Cerrahisi Bölümünden Prof. Dr. Arel Gereli</strong> 4 basit adımda omuz sağlığını nasıl koruyacağımızı anlatıyor. </p>
<ul>
<li><strong>Ekran kaydırırken, tuşa basarken yaşlanıyoruz</strong></li>
</ul>
<p>El, kol ve omuz sağlığını tehdit eden en önemli faktörlerden biri tekrarlayan hareketler. <strong>Prof. Dr. Arel Gereli,</strong> “Ekran kaydırmak, sürekli tuşa basmak, bez sıkmak ya da arabanın arka koltuğundan çanta almak gibi gün içinde defalarca yaptığımız basit hareketler bile küçük yırtılmalara ve kronik inflamasyona yol açabiliyor” diyor.</p>
<p>Kısa vadede ağrı, yorgunluk ve güçsüzlük hissi oluşturan bu tablo, uyku kalitesini bozarak genel sağlığı da olumsuz etkiliyor. Uzun vadede ise dokularda sertleşme, kireçlenme, kas yırtıkları ve sıkışma sendromları ortaya çıkabiliyor. <strong>Prof. Dr. Gereli,</strong> “Özellikle gereksiz ve uzun süreli cep telefonu kullanımı veya bez sıkma gibi tekrarlayıcı aktivitelerden kaçınmak, el, kol ve omuzlarımızın ömrünü uzatmak için kritik önem taşıyor” diye uyarıyor.</p>
<ul>
<li><strong>Oturma şeklinize dikkat edin</strong></li>
</ul>
<p>Kas-iskelet sağlığında duruşun kritik önemde olduğunu vurgulayan <strong>Prof. Dr. Arel Gereli</strong>, “Şekil fonksiyonu belirler; şekil bozulursa fonksiyon da bozulur” diyor.</p>
<p>Omuz başlarının kulak hizasında, göğsün gergin, dirseklerin hafif bükülü ve el bileklerinin düz olması ideal postürü oluşturuyor. Ancak özellikle bilgisayar başında uzun süre çalışanlarda kürek kemiklerinin öne açılandırılması ve el bileklerinin sürekli bükülü kalması, omuz ve kol kaslarının kısalmasına, sertleşmesine ve kolayca yırtılmasına yol açabiliyor. Kötü postür aynı zamanda kola giden damar ve sinirleri sıkıştırarak iyileşme kabiliyetini de azaltıyor.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Gereli</strong>, “Çalışma ortamımızı dik durmamıza ve omuzlarımızı geride tutmamıza imkân verecek şekilde düzenlemeli, cep telefonu veya tablet karşısında uzun saatler aynı pozisyonda kalmaktan kaçınmalıyız” diye uyarıyor.</p>
<ul>
<li><strong>Spor yapın ama doğru şekilde</strong></li>
</ul>
<p>Düzenli egzersiz, Longevity planının temel taşlarından biri. Dokuların performansını artırıyor, kas kütlesini koruyor ve yaşlanma sürecini yavaşlatıyor. Ancak her bireyin genetik yapısı ve yaşam tarzı farklı olduğundan, egzersiz programlarının kişiye ve yaşa uygun şekilde planlanması gerekiyor.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Arel Gereli</strong>, “El, kol ve omuzlarımızın kullanım ömrünü uzatmak kişiselleştirilmiş egzersiz programları ile mümkün. Ancak ısınmadan yapılan mücadeleci, patlama tarzı sporlar veya aşırı yüklenme, bu bölgelerde ciddi sakatlıklara yol açabiliyor” diyor.</p>
<p>Bu tip sakatlanmaları önlemek için güçlenme ve esneklik arasındaki denge büyük önem taşıyor. Esnemeyen ve hareket kabiliyeti azalmış bir dokunun sadece güçlendirilmesinin yırtılmalara zemin hazırladığını vurgulayan <strong>Prof. Dr. Gereli</strong>, “Egzersiz programlarında kas kütlesi, yaş ve yaşam tarzına uygun güçlendirme ve direnç çalışmalarının yanında mutlaka esneklik, mobilite ve postür egzersizlerine de yer verilmelidir” diye belirtiyor.</p>
<ul>
<li><strong>Kişisel risklerinizi öğrenin</strong></li>
</ul>
<p>Genetik özellikler ve çevresel faktörler, el, kol ve omuz sağlığında önemli rol oynuyor. Bazı doğuştan gelen farklılıklar, bu bölgelerde hastalıkların daha erken ortaya çıkmasına neden olabiliyor.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Arel Gereli</strong>, “Kürek kemiklerindeki aşırı çıkıntılar omuz kası yırtıklarına, normalden kalın bağ yapıları ise sakatlanmalara zemin hazırlayabiliyor. Dirsek çevresindeki fazladan kas yapıları sinir sıkışmasına yol açarken, el eklemlerindeki aşırı esneklik veya kemikler arası darlıklar, başparmak kök ekleminde erken kireçlenmeye neden olabiliyor” diyor.</p>
<p>Elde kavrama gücünün toplam kas kütlesi hakkında ipucu verdiğini belirten <strong>Prof. Dr. Gereli</strong>, detaylı muayene ve uygun görüntüleme yöntemleriyle kişisel risk analizinin yapılmasının önemine dikkat çekiyor. “Ortalama yaşam süresinin uzadığı günümüzde, enerjik ve üretken kalabilmek için şimdiden tedbir almak şart. Sağlıklı yaş alma sürecinde bağımsız kalabilmek için el, kol ve omuzlarımızın gücü hayati önem taşıyor” diye ekliyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ekran-kaydirirken-yaslaniyoruz-613632">Ekran Kaydırırken Yaşlanıyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Şahin, &#8221; Türkiye olarak hızla yaşlanıyoruz&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-sahin-turkiye-olarak-hizla-yaslaniyoruz-358541</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Mar 2023 08:50:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[hızla]]></category>
		<category><![CDATA[olarak]]></category>
		<category><![CDATA[şahin]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanıyoruz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=358541</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege 3. Yaş Üniversitesi bu dönemki eğitimlerinde 60 yaş üstü depremzede bireylere odaklanıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-sahin-turkiye-olarak-hizla-yaslaniyoruz-358541">Doç. Dr. Şahin, &#8221; Türkiye olarak hızla yaşlanıyoruz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege 3. Yaş Üniversitesi bu dönemki eğitimlerinde 60 yaş üstü depremzede bireylere odaklanıyor</p>
<p>Ege Üniversitesinde faaliyetlerini sürdüren “Ege 3. Yaş Üniversitesi” 60 yaş üstü bireylerin daha sağlıklı, üretken ve aktif olmaları için gönüllü öğreticilerin verdiği derslerle eğitimlerine devam ediyor.</p>
<p>Ege 3. Yaş Üniversitesi Proje Yürütücüsü, Tıp Fakültesi Dâhili Tıp Bilimleri Bölümü İç Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Sevnaz Şahin, “Yaşlılara Saygı Haftası” kapsamında projeye dair açıklamalarda bulundu. Doç. Dr. Şahin, “Toplumda yaşlı nüfus çok ciddi oranda artıyor. Türkiye olarak hızla yaşlanıyoruz. Zira yaşlıların sadece sağlık konusunda talepleri bulunmuyor. Eğitim, kültür ve sosyal aktiviteler gibi çeşitli taleplerini göz ardı etmemiz mümkün değil. Bu kapsamda yaşlılarımızı bilgi toplumundan soyutlamamak amacıyla 2016 yılında ‘Ege 3. Yaş Üniversitesi’ isimli sosyal sorumluluk projemizi hayata geçirdik. Buraya gelen öğrencilerimiz bilgi sahibi olmanın yanı sıra, sosyal ağlarını artırıyor. Buna ek olarak, çeşitli vücut hareketleri ve dans figürleri öğrenerek sağlıklı bir yaşam sürebiliyor” dedi.<b>  </b></p>
<p><b>“Projenin katkıları, her kuşağı etkiliyor”</b></p>
<p>Ege 3. Yaş Üniversitesi’nin yaş almış bireyler gibi gençlere de katkı sunduğunu belirten Doç. Dr. Sevnaz Şahin, “Şu anda bine yakın öğrencimiz bulunuyor. Öğrenciler, aldıkları 3 yıllık eğitimin akabinde en az bir sosyal sorumluluk projesinde çalışarak mezun olabiliyor. Bu da onların sivil toplum kuruluşlarında kalıcı olarak çalışmasına yol açıyor. Bugüne kadar 225 öğrencimizi mezun ettik. Mezunlarımızın bugün hala çoğu sivil toplum kuruluşunda aktif olarak çalışıyor. Üniversitemizden mezun olan öğrencilerin kuşaklar arası iletişimde farkındalık kazanması da projenin bir diğer katkısı olarak göze çarpıyor. Yaptığımız projelerle yaşlılar; tecrübelerini ve birikimlerini gençlere aktarıyorlar. Bu da kuşaklar arası iletişimi artırıyor. İletişim kanalı çok yönlü olan yaşlı birey, kendi ailesiyle daha sağlıklı bir ilişki içerisine girebiliyor. Maalesef son yıllarda gerek bireysel gerekse toplumsal sağlığımızı etkileyen pandemi ve depremin neden olduğu afetler yaşadık. Okulumuz hepimizi etkileyen bu olağan dışı durumlarda en çok zararı görme riski olan gruplardan olan yaşlılar için neler yapılabilir noktasına odaklandı. Geçtiğimiz 3 yıl pandemi merkezli eğitimimizi afet merkezli hale dönüştürdük ve afetlerde yaşlıların desteklenmesi temasına göre odaklandık.  Bu sene ‘Yaşlıya Saygı Haftası’nda da afet ve yaşlılar konusunda toplumsal farkındalık oluşturmak istedik” diye konuştu.</p>
<p><b>“Depreme maruz kalan yaşlılarımıza sosyal destek sunuyoruz”</b></p>
<p>Kahramanmaraş merkezli depremler sonrasında öğrencilerin depremzede yaşlılara yönelik sosyal destekte bulunduğunu aktaran Doç. Dr. Şahin  “Pandemi sürecinde hızlı bir şekilde örgütlenerek toplumsal bir direnç oluşturan öğrencilerimiz, bugün de deprem felaketi için aynı tutumu sergiliyor. Hepimiz biliyoruz ki, deprem sonrası yaraların sarılabilmesi için en etkili yöntemlerin başında sosyal destek ağlarımız geliyor. Sosyal destek ağlarımız;  ailemiz ve akrabalarımızdan başlıyor,  dostlarımız, ait olduğumuz sosyal gruplar, sivil toplum örgütleri olarak genişliyor. Bu süreçte 3. Yaş öğrencileri depreme maruz kalan akranlarının sosyal desteklerini artırmak amacıyla dayanışma grupları kurdular. Bizler de bu dayanışmanın en uygun şekilde olması için Sürekli Eğitim Merkezi tarafından sertifikalandırılan 22 saatlik ‘Yaşlılara Afet Sonrası Akran Destek Eğitimi’ planladık ve 200’e yakın 60 yaşın üzerindeki bireye eğitim verdik. Ege 3. Yaş Üniversitesinin çalışmalarında maddi manevi desteklerini esirgemeyen başta Rektörümüz Prof. Dr. Necdet Budak olmak üzere Üniversite ve Tıp Fakültesi üst yönetimlerimize teşekkür ediyorum” dedi</p>
<p><b>“Üniversite sayesinde yeni bir dünyayla tanıştık”</b></p>
<p>Projenin hayatına pek çok yenilik getirdiğini söyleyen Ege 3. Yaş Üniversitesi mezunu, emekli öğretmen Osman Tartılacı, “Okul sayesinde çok güzel insanlarla tanışma fırsatı buldum. Üniversite arkadaşlarının kalıcı olduğundan bahsedilir. Üniversitemizde tanıştığım arkadaşlarım da benim için öyle oldular. Buradaki sinerji beni o kadar etkiledi ki, mezun olmama rağmen hala gönüllü olarak bizim mutfak dediğimiz programın uygulanmasında aktif görev alan ekipte yer alıyorum. Yeni bir dünyayla tanıştığımı söyleyebilirim. Burada insanlar özgüven sahibi oluyor, bilgi ve yeniliğe kapalı tavırlarını bir kenara atarak modern dünyaya entegre olabiliyorlar. Mesela pandemi süreciyle beraber bütün bir dünyanın dijitale dönüşü, bizleri de buna sevk etmişti. Teknolojiyle alakası olmayan çoğu sınıf arkadaşım, bu yeni yaşama kolayca entegre olup dijital bir bilgi birikimine sahip oldular. Üniversitemizin bu anlamda katkısı çok önemli” dedi.</p>
<p>Ege 3. Yaş Üniversitesinde, 60 yaş üstü bireyler; geriatri, arkeoloji, halk sağlığı, mitoloji, palyatif bakım, hastalıkta ve sağlıkta bakım, psikoloji teorik derslerinin yanı sıra psikodrama, tango, halk dansları, örgü, aikido, yoga, metin atölyesi gibi uygulamalı pratik dersleri öğreniyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-sahin-turkiye-olarak-hizla-yaslaniyoruz-358541">Doç. Dr. Şahin, &#8221; Türkiye olarak hızla yaşlanıyoruz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
