<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>yapmalı | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/yapmali/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/yapmali</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 27 Sep 2025 10:25:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>yapmalı | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/yapmali</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Stres ve depresyon kalp krizi riskini artırıyor mu!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/stres-ve-depresyon-kalp-krizi-riskini-artiriyor-mu-579881</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Sep 2025 10:25:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp-Damar Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[yapmalı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=579881</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, 29 Eylül Dünya Kalp Günü kapsamında ruhsal sağlığın kalp-damar sağlığı üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/stres-ve-depresyon-kalp-krizi-riskini-artiriyor-mu-579881">Stres ve depresyon kalp krizi riskini artırıyor mu!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, 29 Eylül Dünya Kalp Günü kapsamında ruhsal sağlığın kalp-damar sağlığı üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Ruh sağlığı ile kalp sağlığı arasında çift yönlü bir ilişki var! </strong></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü raporlarına göre, kalp ve damar hastalıklarının, dünya genelinde en yaygın ölüm ve engellilik nedenleri arasında yer aldığını hatırlatan Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2024 verilerine göre ise, ülkemizde gerçekleşen ölümler arasında yüzde 36 oranı ile kalp ve damar hastalıkları ilk sırada yer alıyor.” dedi.</p>
<p>Kalp-damar hastalıklarına yol açan pek çok farklı etken bulunduğunu ve bu etkenlerin kişiden kişiye değişebildiğini aktaran Aytop, “Fiziksel risk faktörlerine ek olarak, ruh sağlığı ile kalp sağlığı arasındaki ilişkinin de önemli olduğu bilimsel çalışmalarla destekleniyor. Depresyon, anksiyete ve kronik stres gibi psikolojik sorunlar, kalp-damar hastalıklarının ortaya çıkma riskini artırabilir ve mevcut hastalıkların seyrini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca sosyal izolasyon, yetersiz sosyal destek ve yalnızlık gibi etkenler de hem kalp sağlığını hem de tedavi başarısını olumsuz etkileyebilir. Öte yandan, kalp-damar hastalıkları fiziksel sınırlılıklar, sosyal ve iş yaşamında değişiklikler, maddi sıkıntılar ve belirsizlikler gibi etkenler aracılığıyla depresyon ve anksiyete gelişimine zemin hazırlayabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Depresyon, kalp-damar hastalıkları riskini hem doğrudan hem de yaşam tarzı üzerinden artırıyor! </strong></p>
<p>Ruhsal iyilik hâlinin hem kalp-damar hastalıklarından korunmada hem de tedavi sürecine uyum sağlamada olumlu katkılar sağladığının bilindiğini ifade eden Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Kalp sağlığının yerinde olması da ruhsal iyiliği destekler. Bu nedenle, kalp sağlığını değerlendirirken bireyin ruhsal durumunu da dikkate almak, hastalığın önlenmesi ve tedavisinde daha etkili bir yaklaşım sağlar.” dedi.</p>
<p>Depresyon yaşayan kişilerde kalp-damar hastalıklarının daha sık görülmesinin nedenlerine değinen Aytop, şunları söyledi:</p>
<p>“Depresyon, duygu, düşünce ve davranışları olumsuz etkileyen ciddi bir ruh sağlığı sorunudur. Kronik, düşük dereceli iltihaplanmaya yol açarak damar iç yüzeyinde hasara ve damar daralmasına neden olabilir. Depresyon sırasında artan kortizol, adrenalin ve noradrenalin gibi kimyasallar kan basıncını yükseltebilir, kalp ritim bozukluklarına ve bağışıklık sistemi işlevlerinin bozulmasına yol açabilir. Ayrıca trombosit aktivitesini artırarak kalp krizi veya inme riskini yükseltebilir.</p>
<p>Davranışsal olarak depresyon, sağlıksız yaşam tarzı alışkanlıklarının gelişmesine zemin hazırlar; sigara ve alkol kullanımı, sağlıksız beslenme, fiziksel aktivite eksikliği ve ilaç tedavisine uyumsuzluk daha sık görülür. Öte yandan, kalp-damar hastalıkları tanısı alan bireylerde yaşanan değişiklikler depresyon ve anksiyete gelişimi için risk oluşturur.”</p>
<p><strong>Sağlıklı bir ruh hali, sağlıklı bir kalp demek!</strong></p>
<p>Ruhsal açıdan sağlıklı bireylerin, duygularla daha dengeli başa çıkabildiklerini kaydeden Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Bu kişilerin psikolojik dayanıklılıkları güçlüdür, sorunlarla başa çıkma kapasitesine sahiptir ve gerektiğinde destek aramaktan çekinmezler.” dedi.</p>
<p>Sağlıklı bireylerin bedenlerine özen gösterdiğini, sağlıklı beslendiğini, düzenli uyuduğunu ve fiziksel aktiviteyi yaşamlarına dahil ettiğini dile getiren Aytop, “Stres tepkileri uyumludur ve tedavi süreçlerine uyum sağlarlar. Bu bilişsel, duygusal ve davranışsal artılar; kalp ritmi, tansiyon, damar esnekliği ve inflamatuar süreçler üzerinde koruyucu etki yaratır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Psikoterapi ve stres yönetimi kalp sağlığını koruyor!</strong></p>
<p>Psikoterapi ve stres yönetimi tekniklerinin kalp sağlığına etkilerine değinen Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, şu bilgileri paylaştı:</p>
<p>“Psikoterapi, bireyin bilişsel, duygusal ve davranışsal süreçlerini fark etmesine ve daha işlevsel biçimde yapılandırmasına yardımcı olur. Psikolojik dayanıklılık, özyeterlilik, özgüven, özdeğer ve içsel motivasyon güçlenir. Bu süreç, kalp-damar sağlığını destekleyen fizyolojik mekanizmaları dengeler, inflamasyonu azaltır, damar yapısını korur ve kan akışını düzenler. Psikoterapi ayrıca sağlıklı yaşam alışkanlıklarını benimsemeye ve zararlı alışkanlıklardan uzak durmaya yardımcı olur.</p>
<p>Nefes çalışmaları, gevşeme egzersizleri, meditasyon ve farkındalık temelli uygulamalar yani stres yönetimi teknikleri otonom sinir sistemi üzerinde dengeleyici etki oluşturur, kalp atım hızını ve kan basıncını düzenler. Uzun vadede stresin kalp-damar sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini azaltır.”</p>
<p><strong>Kalp ve zihin sağlığının ayrılmaz bir bütün olduğu kabul edilmeli!</strong></p>
<p>Psikolojik sorunların kalp-damar sağlığını olumsuz etkileyebileceğine vurgu yapan Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Bu nedenle, sorunları göz ardı etmemek, sağlıklı başa çıkma yolları geliştirmek ve gerektiğinde ruh sağlığı uzmanlarından destek almak önemlidir.” dedi.</p>
<p>Tedavi sürecinde ilaç kullanımı ve kontrollerin aksatılmaması ve kalp fonksiyonlarının düzenli olarak izlenmesi gerektiğinin altını çizen Aytop, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Sağlıklı beslenme, düzenli uyku, fiziksel aktivite, zararlı alışkanlıklardan uzak durma ve sosyal destek güçlü tutulmalıdır. Kalp ve zihin sağlığını birlikte korumanın en önemli adımı, bunların ayrılmaz bir bütün olduğunu kabul etmek ve fiziksel ile psikolojik sağlığa bütüncül bir yaklaşımla özen göstermektir. Bu, sağlıklı yaşam tarzı, dengeli yaşam ve gerektiğinde profesyonel destek almayı kapsar.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/stres-ve-depresyon-kalp-krizi-riskini-artiriyor-mu-579881">Stres ve depresyon kalp krizi riskini artırıyor mu!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bağırsak Sağlığı İçin Ne Yapmalı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bagirsak-sagligi-icin-ne-yapmali-540218</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 May 2025 16:18:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[yapmalı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=540218</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bağırsak sağlığı tüm vücudu ilgilendiriyor.  Karın ağrısı, şiddetli ishal, dışkıda kan, kilo kaybı ve yorgunluk varsa mutlaka bir uzman doktora başvurun. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bagirsak-sagligi-icin-ne-yapmali-540218">Bağırsak Sağlığı İçin Ne Yapmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Bağırsak sağlığı tüm vücudu ilgilendiriyor.  </b>Karın ağrısı, şiddetli ishal, dışkıda kan, kilo kaybı ve yorgunluk varsa mutlaka bir uzman doktora başvurun.</p>
<p>Bu belirtiler, inflamatuar bağırsak hastalıkları (İBH) olan Crohn hastalığı ve ülseratif kolitin sık görülen belirtileridir. Genç yaşta başlayarak yaşam boyu süren bu kronik hastalıklar, bağırsakların inflamasyonunu içerir. Ancak bilim dünyasında son yıllarda elde edilen bulgular, İBH’nin sadece bağırsakları değil, pelvik bölgeyi de etkilediğini göstermektedir. Memorial Bahçelievler Hastanesi Pelvik Taban Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Özdal Ersoy, Pelvik taban bozukluklarının inflamatuar bağırsak hastalıklarının tedavi sürecinde sıklıkla göz ardı edilen ancak hastaların yaşam kalitesini doğrudan etkileyen bir alan olduğunu belirterek konu ile ilgili bilgi verdi.</p>
<p><b><strong>İBH hastalarında pelvik taban fonksiyonları bozulabiliyor </strong></b></p>
<p>Pelvik taban, leğen kemiği (pelvis) içinde yer alan, mesane, rahim, prostat ve rektum gibi organları destekleyen kas, bağ dokusu ve sinir yapılarından oluşan bir yapıdır. Pelvik taban kasları, idrar ve dışkı kontrolü (kontinans), cinsel fonksiyonlar ve organların yerinde tutulması gibi temel görevleri üstlenmektedir. Bu yapıların normal çalışması, hem motor hem de duysal yollarla düzenlenmektedir. Ancak inflamasyon, cerrahi girişimler ya da kronik zorlanmalar bu sistemi bozabilmektedir. İBH gibi kronik inflamatuar hastalıklarda, pelvik taban fonksiyonu doğrudan veya dolaylı etkilenebilmektedir. İBH hastalarında pelvik taban fonksiyonlarının bozulmasına neden olabilecek çeşitli nedenler bulunmaktadır.</p>
<p><b><strong>1. Kronik İnflamasyon ve Sinir İletimi</strong></b></p>
<p>İBH’de bağırsak duvarında tekrarlayan inflamasyon (iltihaplanma), bağırsak sinir sistemini etkileyebilmektedir. Özellikle kalın bağırsağın son bölümleri olan rektosigmoid bölgedeki inflamasyon, pelvik bölgedeki sinir uçlarını doğrudan etkileyerek sinirlerin doğru çalışmamasına yol açabilir. Bu durum, dışkılama sırasında beyin-bağırsak koordinasyonunun bozulmasına neden olabilir ve hasta ıkınırken makat kaslarına gevşet yerine sıkma emri verebilir. (örneğin anismus).</p>
<p><b>2. <strong>Ağrı ve Pelvik Tabanın Aşırı Kasılması</strong></b></p>
<p>Kronik karın ve rektal ağrı, istemsiz olarak pelvik taban kaslarının aşırı aktivasyonuna (hipertonisite) neden olabilir. Bu durum, “hipertonik -gergin pelvik taban disfonksiyonu” olarak adlandırılır. İBH’de ağrının sürmesiyle birlikte bu kas gruplarında spazm gelişebilir, bu da hem dışkılama güçlüğü hem de ağrılı defekasyon (dışkılama) şikayetlerini artırır.</p>
<p><b>3. <strong>Cerrahi Müdahaleler ve Anatomik Değişiklikler</strong></b></p>
<p>İBH’nin cerrahi tedavisi sırasında yapılan proktokolektomi ve ileal poş-anal anastomoz (IPAA) gibi girişimler, pelvik taban kaslarının bütünlüğünü bozabilir. Özellikle poş operasyonu sonrası gelişebilen poşit, pelvik taban kaslarında refleks kasılmalara, dışkılama sırasında yetersiz gevşemeye yol açabilir.</p>
<p><b>4. <strong>Fistüller ve Abseler</strong></b></p>
<p>Crohn hastalığında sık görülen perianal fistüller ve abseler, ve tedavileri için geçirilen ameliyatlar pelvik taban kaslarının yapısını ve fonksiyonunu bozabilir. Ayrıca bu yapılar iyileştiklerinde çevresinde gelişen skar dokusu da elastikiyet kaybına yol açar. Bunun sonucunda hem inkontinans (gaz ve dışkı kaçırma) hem de pelvik ağrı gelişebilir.</p>
<p><b><strong>Doğru tanı yöntemi ile tedavi mümkün! </strong></b></p>
<p>İBH’lı hastalarda bu pelvik taban sorunları görülebiliyor</p>
<ul>
<li><strong>Zorlanarak dışkılama (aşırı ıkınma, ağrılı ıkınma)</strong></li>
<li><strong>Tuvalet yaptıktan sonra tam boşaltamamışlık hissi</strong></li>
<li><strong>Gaz ya da dışkı kaçırma</strong></li>
<li><strong>Kronik pelvik ağrı</strong></li>
<li><strong>İdrar kaçırma veya sıkışma hissi</strong></li>
</ul>
<p>Bu semptomlar, hastalığın aktif inflamasyonuyla da karıştırılabilir. Oysa hastalığın remisyon döneminde de bu yakınmalar devam ediyorsa, altta yatan neden pelvik taban disfonksiyonu olabilir. Bu ayrım, hastaların yaşam kalitesini artırmak için kritik önemdedir.</p>
<p>Pelvik taban, aşırı yük ve stres gibi faktörlere karşı savunmasız bir bölgedir. İBH ile bağlantılı olarak pelvik taban disfonksiyonlarının ortaya çıkması, hastaların tuvalet alışkanlıklarını ve bağırsak hareketlerini daha da zorlaştırabilmektedir. Bu ilişkiyi anlamak, bağırsak sağlığına bütüncül bir perspektifle yaklaşmayı gerektirir. Bağırsak sorunları olan kişilerde pelvik taban fonksiyonları ciddi şekilde etkilenebilir. İBH hastalarının şikayetlerini azaltmak ve sağlıklı bir yaşam sürmelerini sağlamak için erken tanı koymak önemlidir.</p>
<p><b><strong>Modern tanı töntemleri tedavi başarısında çok önemli</strong></b></p>
<ul>
<li><strong>Anorektal manometri</strong>: Dışkılama sırasında pelvik kasların kasılma/gevşeme paternlerini ölçer.</li>
<li><strong>Defekografi</strong>: Radyolojik yöntemle dışkılama sırasında anormal pelvik hareketleri gösterir.</li>
<li><strong>Endoanal ultrasonografi</strong>: Sfinkter yapılarının bütünlüğünü değerlendirir.</li>
<li><strong>Elektromiyografi (EMG)</strong>: Pelvik taban kaslarının sinirsel iletimini ölçer.</li>
</ul>
<p>Bu testler, inflamasyon dışı pelvik kaynaklı semptomları objektif olarak saptamaya yardımcı olmakatdır.</p>
<p><b><strong>Yaşam Kalitesi İçin Farkındalık Şart</strong></b></p>
<p>İBH’ye eşlik eden pelvik taban disfonksiyonu tedavisinde multidisipliner yaklaşım esastır. Gastroenterolog, pelvik taban fizyoterapisti, kolorektal cerrah ve gerektiğinde klinik psikolog işbirliği çok önemlidir. Tedavi planlaması kişiye özel yapılmaktadır.</p>
<p>1. <strong>Pelvik Taban Fizyoterapisi: </strong>Özelleşmiş ve deneyimli fizyoterapistler tarafından uygulanan pelvik taban egzersizleri, biofeedback ve manuel terapi teknikleri; kas koordinasyonunu artırabilir, ağrıyı azaltabilir. Biofeedback ile hasta, dışkılama sırasında kaslarını nasıl gevşetmesi gerektiğini öğrenir. Bu yöntem özellikle anismus ve pelvik hipertonisite olgularında etkilidir.</p>
<p><strong>2.</strong> <strong>Davranışsal ve Diyet Yaklaşımları: </strong>Kabızlığa neden olan diyet faktörleri düzenlenmeli, su ve lif alımı optimize edilmelidir. Tuvalet alışkanlıklarının eğitimi ve doğru pozisyon önerileri (örneğin dizler gövdeden daha yukarıda olacak şekilde dışkılama) de tedaviye katkı sağlar.</p>
<p><strong>3.</strong> <strong>Medikal ve Cerrahi Girişimler: </strong>Fistül, abse veya yapısal bozukluklarda uygun cerrahi tedaviler uygulanmalıdır. Ancak cerrahinin pelvik sinirleri etkileyebileceği unutulmamalı ve ameliyatlar sonrasında fizyoterapi ile desteklenmelidir.</p>
<p><strong>4.Psikolojik Boyut:</strong> İBH kronik doğası gereği hastalarda anksiyete, depresyon ve beden algısı bozukluğu oluşturabilir. Pelvik taban bozukluklarının buna eklenmesiyle utanma, sosyal izolasyon ve cinsel işlev bozuklukları daha da artabilir. Psikososyal destek ve gerektiğinde psikoterapi sürece entegre edilmelidir. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bagirsak-sagligi-icin-ne-yapmali-540218">Bağırsak Sağlığı İçin Ne Yapmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kurtarma ekipleri 6 ayda bir tatbikat yapmalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kurtarma-ekipleri-6-ayda-bir-tatbikat-yapmali-438977</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Feb 2024 12:09:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ayda]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[ekipleri]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarma]]></category>
		<category><![CDATA[tatbikat]]></category>
		<category><![CDATA[yapmalı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=438977</guid>

					<description><![CDATA[<p>Afet durumlarına etkili müdahale için alınması gereken önlemler neler?</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kurtarma-ekipleri-6-ayda-bir-tatbikat-yapmali-438977">Kurtarma ekipleri 6 ayda bir tatbikat yapmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Afet durumlarına etkili müdahale için alınması gereken önlemler neler? </strong></p>
<p><strong>Kurtarma ekipleri 6 ayda bir tatbikat yapmalı!</strong></p>
<p><strong>Kurtarma çalışmasında çökmüş bir yapıya girerken</strong> <strong>kurtarma görevlilerinin ve acil müdahale ekiplerinin güvenliğini sağlamanın önemine dikkat çeken uzmanlar, risk faktörlerine karşı alınacak önlemlerin, kurtarma operasyonlarının güvenli ve etkili bir şekilde gerçekleştirilmesi açısından kritik bir öneme sahip olduğunu söylüyor. </strong></p>
<p><strong>Afet durumlarına etkili müdahale için bir dizi önlem alınması gerektiğini ifade eden Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “Kurtarma ekipleri ve çalışma grupları, ilçe, il ve ülke genelinde yılda bir hatta 6 ayda bir düzenlenen genel koordinasyon ve uygulama tatbikatlarıyla etkili bir şekilde koordinasyon sağlamalı.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Müge Ensari Özay, yüzyılın felaketi 6 Şubat depremlerini iş sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirdi.</p>
<p><strong>Son yüzyılın en büyük ikinci depremi</strong></p>
<p>Doç. Dr. Müge Ensari Özay, 6 Şubat 2023&#8217;te Kahramanmaraş&#8217;ın Pazarcık ilçesinde meydana gelen 7,7 şiddetindeki depremin, son yüzyılın en büyük ikinci depremi olarak tarihe geçerken, aynı gün yine Kahramanmaraş&#8217;ın Elbistan ilçesinde yaşanan 7.6 büyüklüğündeki deprem ise en büyük üçüncü deprem olarak kaydedildiğini hatırlattı.</p>
<p>AFAD tarafından yapılan açıklamaya göre, deprem bölgesinde yürütülen çalışmalarda toplam 264 bin 389 personel, 12 bin 600 araç ve iş makinesi görev aldığını dile getiren Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “Afet ve Acil Durum Müdahale Yönetmeliği&#8217;nin belirlediği kriz yönetimi evrelerinde, müdahale, ilk yardım ve yeniden inşa aşamaları düzenlenirken, afet yönetiminin birinci evresi olan risk yönetimi, risk değerlendirmesi, zarar azaltma ve hazırlık aşamalarını 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu&#8217;nun ilgili yönetmelikleri çerçevesinde düzenleniyor. Bu iki yasal düzenlemenin bir arada uygulanması, etkili bir afet yönetimi için önem arz ediyor.” dedi.</p>
<p><strong>Kurtarma personelinin sahada karşılaşacağı riskleri en aza indirmek için yapılması gerekenler neler?</strong></p>
<p>Doç. Dr. Müge Ensari Özay, kurtarma personelinin sahada karşılaşacağı riskleri en aza indirmek için uygun yapısal tehlike azaltma türünün ve miktarının belirlenmesi gerektiğini de kaydederek, şunları anlattı:</p>
<p> “Çökmüş bir yapıda öncelikle olay komuta sistemi kurulmalıdır. Olay komutanı olay yerindeki tüm müdahale personeli için sorumluluğu üzerine alır. Ayrıca bir güvenlik görevlisi de seferber edilmelidir.</p>
<p>Müdahale ekiplerinin etkin bir şekilde çalışmalarını sağlamak amacıyla bir dizi önlem alınmalıdır. Bu kapsamda, ekiplerin genel sağlık ve güvenlik durumları düzenli olarak denetlenmeli, uygun güvenlik uygulamaları benimsenerek yaralanmaların önlenmesi sağlanmalıdır. Ayrıca, tüm müdahale ekibi üyelerinin yaralanmaları ve hastalanmaları araştırılmalı ve belgelenmelidir. Giriş izinlerinin hazırlanması ve sürdürülmesi, uygun kişisel koruyucu donanımların kullanımının sağlanması, sanitasyon, hijyen, dekontaminasyon, çalışma-dinlenme döngüleri, acil tıbbi yardım gibi konuları içeren günlük sağlık ve güvenlik planları geliştirilip uygulanmalıdır.”</p>
<p><strong>Belirlenen tehlikeler için risk değerlendirmesi yapılmalı</strong></p>
<p>Vardiya dışı görüşmeler yapılarak gelişmekte olan tehlikelerin değerlendirilmesi, belirlenen tehlikeler için risk değerlendirmesi yapılarak, ekip üyelerine tehlike farkındalığı ve kişisel koruyucu donanım kullanımı konusunda eğitim verilmesi gerektiğini de vurgulayan Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “Ek olarak, yapıların istikrarsızlıkları düzenli olarak değerlendirilmeli.” dedi.</p>
<p><strong>Kurtarma çalışmasında çökmüş bir yapıya girerken dikkat edilecek tehlikeler neler?</strong></p>
<p>Doç. Dr. Müge Ensari Özay, çökmüş bir yapıya girmeye hazırlanırken, kurtarma görevlilerinin ve acil müdahale ekiplerinin güvenliğini sağlamak için bir dizi potansiyel tehlikenin de göz önünde bulundurulması gerektiğini kaydederek, şunları söyledi:</p>
<p>“Bu tehlikeler arasında, bodrum katlarında su şebekesi kırıklarının neden olabileceği su basmaları, kanalizasyon şebekesi kırıklarından kaynaklı mikroplara maruz kalma, açık ve akım geçen elektrik kabloları, uçuşan dumana ve asbest, silika gibi tozlara maruziyet, kan yoluyla bulaşan mikroplara, amonyak, akü asidi, sızan yakıt gibi tehlikeli maddelere maruz kalma, yanıcı ve zehirli bir ortam oluşturan doğal gaz kaçakları, yapının istikrarsızlıkları, yetersiz oksijen, dar alanlar, delikler, inşaat demiri çıkıntıları gibi kayma, takılma ve düşme tehlikeleri, düşen bir nesnenin çarpması, yangın, vinç gibi iş makinelerinin yakınında olma, cam ve moloz gibi keskin nesneler, artçı sarsıntı, titreşim ve patlamalardan kaynaklanan ikincil çökme, tanıdık olmayan çevre, olumsuz hava koşulları, ve ekipmandan kaynaklanan gürültü (jeneratörler/ağır makineler) gibi unsurlar yer almaktadır. Bu risk faktörlerine karşı alınacak önlemler, kurtarma operasyonlarının güvenli ve etkili bir şekilde gerçekleştirilmesi açısından kritik bir öneme sahiptir.”</p>
<p><strong>Kurtarma ekiplerinin koordinasyonu için neler yapılmalı?</strong></p>
<p>Afet durumlarına etkili müdahale için bir dizi önlem alınması gerektiğini ifade eden Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “Kurtarma ekipleri ve çalışma grupları, ilçe, il ve ülke genelinde yılda bir hatta 6 ayda bir düzenlenen genel koordinasyon ve uygulama tatbikatlarıyla etkili bir şekilde koordinasyon sağlamalıdır. Koordinasyon problemleri nedeniyle erken müdahalede yaşanan sıkıntıları gidermek adına kurtarma ekipleri 3 vardiya olarak düzenli dinlenmeli ve filtreli maskeler kullanarak toz kaynaklı meslek hastalıklarını önlemelidir. Kurtarma işlerinde görevli operatörlerin her yıl 1 haftalık eğitimle yenilenen mesleki eğitim sertifikaları, afet müdahale konusunda ek eğitimlere tabi tutulmalıdır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Çocuk kaçırmaları, hırsızlık ve yağma gibi durumlar için önlemler alınmalı</strong></p>
<p>İtfaiye ve AFAD ekiplerinde vefat eden veya meslek hastalığına yakalanan personel ile ailelerine yüksek oranlarda tazminat verilmesi konusuna da değinen Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “Depremzedelere psikolojik destek sağlanmalı ve deprem bölgesinde güvenlik tedbirleri ilk andan itibaren alınmalı; çocuk kaçırmaları, hırsızlık ve yağma gibi durumlar için önlemler alınmalıdır.”</p>
<p><strong>Binalarda kolon ve kiriş kesilmesine izin verilmemeli, bu konuda halk bilinçlendirilmeli</strong></p>
<p>Ayrıca, deprem bölgesinde yıkılan binaların müteahhit ve inşaat mühendislerinin yetkileri ellerinden alınarak tekrar inşaat yapma yetkisi verilmemesi gerektiğini de kaydeden Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “Kaçak veya uygunsuz bina yapımına izin verilmemeli, sıkı denetim mekanizmaları kurularak hükümetin denetimleri dürüst, ahlaklı ve aktif bir şekilde yürütülmelidir. Deniz kumu inşaatlarda kullanılmamalı, inşaat işçilerine deprem öncesi eğitim verilmeli ve arama kurtarma ehliyeti verilmelidir. Binalarda kolon ve kiriş kesilmesine izin verilmemeli, bu konuda halk bilinçlendirilmelidir. Jeneratör üreten fabrikalar ile afet durumlarında hazırlıklı olunabilmesi için anlaşmalar yapılmalı, portatif tuvaletlerin boşaltma problemleri çözülerek uygun yerlere yerleştirilmeli ve salgın hastalıkları önlemek adına sahra tuvaletleri kurulmalıdır. Çadırlar ve prefabrik evler, güvenlik ve hijyen önlemlerine uygun bir şekilde kurulmalı, temiz su tedariki sağlanmalıdır</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kurtarma-ekipleri-6-ayda-bir-tatbikat-yapmali-438977">Kurtarma ekipleri 6 ayda bir tatbikat yapmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>360&#8217;ta Yepyeni Bir Program Başlıyor. &#8220;Ne Yapmalı?&#8221; 2 Ekim Pazartesi&#8217;den İtibaren Hafta İçi Her Gün 360 Ekranlarında</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/360ta-yepyeni-bir-program-basliyor-ne-yapmali-2-ekim-pazartesiden-itibaren-hafta-ici-her-gun-360-ekranlarinda-409927</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Sep 2023 10:10:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başlıyor]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[ekim]]></category>
		<category><![CDATA[ekranlarında]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hafta]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[içi]]></category>
		<category><![CDATA[itibaren]]></category>
		<category><![CDATA[pazartesiden]]></category>
		<category><![CDATA[program]]></category>
		<category><![CDATA[yapmalı]]></category>
		<category><![CDATA[yepyeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=409927</guid>

					<description><![CDATA[<p>360’ta yepyeni bir program başlıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/360ta-yepyeni-bir-program-basliyor-ne-yapmali-2-ekim-pazartesiden-itibaren-hafta-ici-her-gun-360-ekranlarinda-409927">360&#8217;ta Yepyeni Bir Program Başlıyor. &#8220;Ne Yapmalı?&#8221; 2 Ekim Pazartesi&#8217;den İtibaren Hafta İçi Her Gün 360 Ekranlarında</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>360’ta yepyeni bir program başlıyor. <strong>“Ne Yapmalı?”</strong> 2 Ekim Pazartesi’den itibaren hafta içi her gün 360 ekranlarında!</p>
<p> Sunuculuğunu <strong>Psikiyatrist Prof. Dr. Arif Verimli</strong> ve <strong>Elçin Ateş Ersoy’</strong>un üstlendiği program gündeme ve hayata dair her konuyu izleyiciyle buluşturmaya hazırlanıyor.</p>
<p><strong>“Ne Yapmalı?”</strong> isimli programda, her gün farklı ve ilgi çeken sosyal konuların psikolojik etkileri ve merak edilen soruların yanıtları bilimsel veriler doğrultusunda yanıt buluyor.</p>
<p>Yaşama dair A’dan Z’ye her şeyin konuşulacağı <strong>“Ne Yapmalı?” </strong>2 Ekim Pazartesi gününden itibaren hafta içi her gün saat 10.00’da canlı yayınla 360 ekranlarında sizlerle buluşmaya hazırlanıyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/360ta-yepyeni-bir-program-basliyor-ne-yapmali-2-ekim-pazartesiden-itibaren-hafta-ici-her-gun-360-ekranlarinda-409927">360&#8217;ta Yepyeni Bir Program Başlıyor. &#8220;Ne Yapmalı?&#8221; 2 Ekim Pazartesi&#8217;den İtibaren Hafta İçi Her Gün 360 Ekranlarında</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Oyuncuyum diyen tiyatro yapmalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/oyuncuyum-diyen-tiyatro-yapmali-405633</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 16 Sep 2023 14:54:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[diyen]]></category>
		<category><![CDATA[oyuncuyum]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[yapmalı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=405633</guid>

					<description><![CDATA[<p>Fenerbahçe Erkek Voleybol Takımı ile Parolapara arasında isim sponsorluğu için anlaşma imzalandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/oyuncuyum-diyen-tiyatro-yapmali-405633">Oyuncuyum diyen tiyatro yapmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Fenerbahçe Erkek Voleybol Takımı ile Parolapara arasında isim sponsorluğu için anlaşma imzalandı. Ülker Stadyumunda düzenlenen imza töreni sonrası Parolapara Genel Müdürü Fatih Çelik oyuncu İrem Helvacıoğlu ile muhabirlerin sorularını yanıtladı. </span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></div>
<div> </div>
<div><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span> Fatih Çelik &#8220;Fenerbahçe gibi büyük bir kulüp ile Voleybol Erkek Takımı için sponsorluk anlaşması yaptığımızdan dolayı çok heyecanlıyız. Bu birlikteliğin uzun yıllar sürmesini temenni ediyoruz. Her iki taraf içinde hayırlısı olsun. İrem Hanım da beni kırmadı sağolsun, buraya heyecanımızı paylaşmaya geldi. Ona da ayrı teşekkür ederim.&#8221; dedi. </span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></div>
<div> </div>
<div><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span> İrem Helvacıoğlu &#8220;Uzun zamandır zor zamanlar geçiriyoruz, filenin sultanları sayesinde yüzümüz güldü, çok heyecanlandırdılar bizi ve kupayı alarak döndüler. Umarım aynı başarıları erkek voleybolunda da yakalarız.&#8221; diyerek duygularını dile getirdi. </span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></div>
<div> </div>
<div><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Bu sıralar proje okuduğunu söyleyen oyuncu &#8220;Uzun zamandır tiyatro oyununda yer almak istiyordum, bir oyuncunun kendini en iyi gösterdiği yer tiyatrodur, gerçekten ben oyuncuyum diyen birisi tiyatro yapmalı, bana bir türlü fırsat gelmedi ve tiyatro yapamadım ama netleşen bazı şeyler var, yakında duyarsınız diye düşünüyorum.&#8221; dedi. Spora çok fazla vakit ayıramadığını söyleyen oyuncu &#8220;İzlemekten büyük keyif alıyorum ama vakit bulamadığım için fiili anlamda spor yapamıyorum. Başlayacağım yakında.&#8221; dedi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></div>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/oyuncuyum-diyen-tiyatro-yapmali-405633">Oyuncuyum diyen tiyatro yapmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Koronavirüsün alt varyantı BA.2.86&#8217;dan korunmak için neler yapmalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/koronavirusun-alt-varyanti-ba286dan-korunmak-icin-neler-yapmali-402401</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Sep 2023 06:24:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alt]]></category>
		<category><![CDATA[badan]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüsün]]></category>
		<category><![CDATA[korunmak]]></category>
		<category><![CDATA[neler]]></category>
		<category><![CDATA[varyantı]]></category>
		<category><![CDATA[yapmalı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=402401</guid>

					<description><![CDATA[<p>İsrail, Danimarka, Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri’nde tespit edilen koronavirüsün alt varyantı BA.2.86 gündemdeki yerini koruyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/koronavirusun-alt-varyanti-ba286dan-korunmak-icin-neler-yapmali-402401">Koronavirüsün alt varyantı BA.2.86&#8217;dan korunmak için neler yapmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İsrail, Danimarka, Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri’nde tespit edilen koronavirüsün alt varyantı BA.2.86 gündemdeki yerini koruyor. Bilim insanları bu varyant üzerinde çalışmalarına devam ederken, yeni varyantın bulaşıcılığı ve alınması gereken önlemler merak konusu oldu. Bu yeni varyant ile ilgili bilgi veren İstinye Üniversitesi (İSÜ) Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Huri Bulut Dedeakayoğulları, BA.2.86 ile ilgili alınması gereken önlemleri de sıraladı</strong></p>
<p>Yaklaşık dört yıldır hayatımızda olan koronavirüsün yeni varyantı BA.2.86 gündem konusu oldu. ‘Hayatın durduğu’ günler geri mi gelecek endişesi bu alt varyanta karşı merakı da artırdı. İstinye Üniversitesi (İSÜ) Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Huri Bulut Dedeakayoğulları, BA.2.86 ile ilgili merak edilen soruları yanıtladı.</p>
<p> </p>
<p><strong>“Araştırmalar hâlâ devam ediyor”</strong></p>
<p>İSÜ Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Huri Bulut Dedeakayoğulları, son varyantın özellikleri ve mutasyonlarıyla ilgili şu bilgileri verdi:</p>
<p>“COVID-19 varyantı BA.2.86, virüsün aktif kısımlarındaki 35’ten fazla bölgede mutasyon taşımakta olup şu anda İsrail, Danimarka, ABD ve İngiltere&#8217;nin yanı sıra İsviçre, Güney Afrika ve diğer birçok ülkede görülmektedir. Halk sağlığı yetkilileri, bilim insanlarının sosyal medyada ‘Pirola’ adını verdiği COVID alt değişkenini hâlen araştırmaya devam etmektedir. Araştırmacılar ve enfeksiyon hastalıkları uzmanları, çok sayıda mutasyona sahip olmasından dolayı BA.2.86&#8217;nın COVID-19 aşısını veya yakın zamanda ortaya çıkan farklı bir varyanttan kaynaklanan bağışıklığı bypass edebileceğinden şüphe duymaktadırlar.”</p>
<p> </p>
<p><strong>“Bağışıklık sistemi zayıf kişilerde tespit edildiği bildirildi”</strong></p>
<p>Bu varyantın ne kadar bulaşıcı olduğunun henüz bilinmediğini vurgulayan Doç. Dr. Dedeakayoğulları, </p>
<p>“Bazı mutasyonlar, yayılma yeteneğini ve/veya daha ciddi hastalık ve ölüme neden olma yeteneğini etkileyen özellikler de dâhil olmak üzere virüsün önemli özelliklerinde değişikliklere yol açabilir. Bunun yanında şimdiye kadar bildirilen vakaların test ve sıralama eksikliğinden kaynaklı daha fazla olabileceği düşünülmektedir. BA.2.86&#8217;nın ne kadar bulaşıcı olduğu henüz belli olmasa da, insandan insana yayılabilmesinin mümkün göründüğü, diğer yüksek düzeyde mutasyona uğramış alt değişkenlerin çoğunlukla uzun süreli enfeksiyonları olan bağışıklık sistemi zayıf kişilerde tespit edildiği bildirilmiştir.”</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>“COVID-19 için kullanılan testler ve ilaçlar bu varyantta etkili görünüyor”</strong></p>
<p>COVID-19&#8217;u tespit etmek için kullanılan testlerin ve tedavi etmek için kullanılan ilaçların bu varyantta da etkili olduğunu belirten İSÜ Öğretim Üyesi Doç. Dr. Huri Bulut Dedeakayoğulları, sözlerine şöyle devam ediyor:</p>
<p>“Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’nin (Centers for Disease Control and Prevention &#8211; CDC) şu anki verilerine göre, COVID-19&#8217;u tespit etmek için kullanılan mevcut testler ve tedavi etmek için kullanılan ilaçlar bu varyantta etkili görünmektedir. Bilim insanları yakında çıkacak güncellenmiş COVID-19 aşısının etkinliğini değerlendirmektedirler. CDC&#8217;nin mevcut değerlendirmesi, bu güncellenmiş aşının ciddi hastalıkları ve hastaneye yatışları azaltmada etkili olacağı yönünde olup, şu anda bu varyantın daha ciddi hastalıklara neden olduğuna dair somut bir kanıt yoktur. Ek bilimsel veriler geliştirildikçe bu değerlendirme değişebilir.”</p>
<p> </p>
<p><strong>“BA.2.86&#8217;nın oldukça bulaşıcı olup olmayacağı netlik kazanmış değil”</strong></p>
<p>Varyant BA.2.86&#8217;nın ne ölçüde bulaşıcı olup olmayacağı konusundaki endişelerin netlik kazanmadığının altını çizen Doç. Dr. Dedeakayoğulları, şöyle konuştu:</p>
<p>“Şu anda bu versiyonun öncekilere göre daha hızlı yayılıp yayılmadığına veya daha ciddi hastalıklara neden olup olmadığına dair bir kanıt bulunmamakla birlikte, ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri insanları daha önce olduğu gibi Covid-19&#8217;dan korunma yönergelerine uymaya çağırdı. Uzmanlar, birçok mutasyonun BA.2.86&#8217;yı daha önceki varyantlarla karşılaştırıldığında ‘yapısında kökten farklı’ hale getirdiğini belirtmekte ancak BA.2.86&#8217;nın oldukça bulaşıcı olup olmayacağı konusunda endişeler netlik kazanmış değil. BA.2.86&#8217;nın virüsün diğer türleriyle rekabet edip edemeyeceği veya bağışıklık tepkilerinden kaçma konusunda herhangi bir avantaja sahip olup olmayacağı da halen araştırılmaktadır. Diğer COVID-19 varyantlarına benzer şekilde BA.2.86 varyantında da öksürük, boğaz ağrısı, burun akması, hapşırma, tükenmişlik, baş ağrısı, kas ağrıları ve değişen koku duyusu gibi benzer semptomlar görülmektedir. Farklı ülkelerde görülen vakalar benzer semptomlar taşımakta olup virüsün yapısal farklılıkları açısından araştırmalar devam halen devam etmektedir.”</p>
<p> </p>
<p><strong>“Ortamı havalandırın, ellerinizi sık sık yıkayın”</strong></p>
<p>Doç. Dr. Dedeakayoğulları, koronavirüsün alt varyantı BA.2.86’dan korunmak için şu önerileri sıraladı:</p>
<p>“Şu anda bu varyantın ne kadar iyi yayıldığını bilmiyoruz, ancak diğer varyantlarla aynı şekilde yayıldığını biliyoruz. Kendinizi ve başkalarını enfeksiyondan korumak için Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’nin tavsiye ettiği aşağıdaki önlemleri almaya devam etmek varyantın olası yayılma hızını düşürmeye yardımcı olacaktır:</p>
<p> </p>
<p>&#8211;           Tavsiye edildiği şekilde COVID-19 aşılarınızı yaptırın</p>
<p>&#8211;           Hastaysanız evde kalın</p>
<p>&#8211;           Gerekli olması hâlinde, COVID-19 testi yaptırın</p>
<p>&#8211;           Hastalanma riskiniz yüksekse tedavi alın</p>
<p>&#8211;           Maske takmayı tercih ederseniz burnunuza ve ağzınıza tam oturan, yüksek kaliteli bir maske takın</p>
<p>&#8211;           Bulunduğunuz ortamdaki havalandırmayı iyileştirin</p>
<p>&#8211;           Ellerinizi sık sık yıkayın.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/koronavirusun-alt-varyanti-ba286dan-korunmak-icin-neler-yapmali-402401">Koronavirüsün alt varyantı BA.2.86&#8217;dan korunmak için neler yapmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şirketler Neden Katmanlı Güvenliğe Yatırım Yapmalı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sirketler-neden-katmanli-guvenlige-yatirim-yapmali-395143</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Aug 2023 09:10:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[güvenliğe]]></category>
		<category><![CDATA[katmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[neden]]></category>
		<category><![CDATA[şirketler]]></category>
		<category><![CDATA[yapmalı]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=395143</guid>

					<description><![CDATA[<p>Siber saldırılar, şirketlerin başına birçok farklı şekilde gelebiliyor. Geçmişte siber güvenlik, doğru önlemlerin uygulanarak siber suçluların engellenebildiği basit ve kolay bir savunma sistemiydi ancak günümüzde kuruluşların tamamen güvende olmaları için saldırıları önleyen, karşı savunma yapabilen ve tehlikeye girdiklerinde hızlı onarım sağlayan katmanlı güvenlik çözümlerine uyum sağlamaları gerekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sirketler-neden-katmanli-guvenlige-yatirim-yapmali-395143">Şirketler Neden Katmanlı Güvenliğe Yatırım Yapmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Siber saldırılar, şirketlerin başına birçok farklı şekilde gelebiliyor. Geçmişte siber güvenlik, doğru önlemlerin uygulanarak siber suçluların engellenebildiği basit ve kolay bir savunma sistemiydi ancak günümüzde kuruluşların tamamen güvende olmaları için saldırıları önleyen, karşı savunma yapabilen ve tehlikeye girdiklerinde hızlı onarım sağlayan katmanlı güvenlik çözümlerine uyum sağlamaları gerekiyor. Bu sistem siber güvenlik çözümlerinde, birden fazla çözümü entegre bir şekilde kullanarak katmanlar arası iletişim kuran proaktif bir yaklaşım sunuyor. Birçok işletmenin siber saldırılar nedeniyle telafi edilemeyen saldırılara uğradığını ifade eden Bitdefender Antivirüs Türkiye distribütörü Laykon Bilişim’in Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu,</strong> <strong>şirketlerin neden katmanlı güvenliğe yatırım yapmaları gerektiğini paylaşıyor.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Kötü niyetli aktörler, şirket sistemlerinin belirli bir bölümünü tehlikeye atmaya ve potansiyel olarak sisteme girmeye odaklanabiliyor. Bu durum, saldırı yüzeyi olarak da biliniyor. Saldırı yüzeyi ne kadar büyükse, bir şirket o kadar fazla riske maruz kalıyor. Katmanlı güvenlik çözümleri, yalnızca güçlü bir dış koruma değil, tüm sistemle entegre ve proaktif yaklaşımıyla gelişmiş saldırıları savunan güvenilir bir koruma sağlıyor. Bitdefender Antivirüs Türkiye distribütörü Laykon Bilişim’in Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, çalışan temelli spear phishing ve BEC saldırıların evrimleştiğini ifade ederek, “Kimlik avı saldırıları ardından kötü niyetli kişiler, şirketlerdeki kilit kişilerin kimliğine bürünerek diğer çalışanlardan faydalanır. Bu durum gizli verilerin saldırganlara geçmesine neden olarak birçok işletmenin telafi edemeyeceği önemli mali kayıplara neden olabilir.” açıklamasında bulunarak şirketlerin katmanlı güvenliğe yatırım yapmalarının önemini paylaşıyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Şirketlerin Her Zamankinden Daha Fazla Korunmaya İhtiyacı Var</strong></p>
<p> </p>
<p>Şirketlerin dijital hacmi son birkaç yılda çok fazla artış gösteriyor. Bu durum ortalama saldırı yüzeyini artırarak, şirketleri hedef haline getiriyor. Laykon Bilişim Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu’ya göre saldırganların en çok hedef aldığı cihaz ve sistemler şöyle:</p>
<p> </p>
<p>1. Dizüstü bilgisayarlar, sunucular ve ofis cihazları gibi uç noktalar ile şirket ağına bağlanan çalışanlar, cep telefonu gibi uzak ve kişisel cihazlar ile sıradan güvenlik ağında tehdit oluşturabiliyor.</p>
<p> </p>
<p>2. Office 365, Slack, Zoom ve Google Drive gibi araçları içeren bulut tabanlı hizmetlerin yanı sıra bulut kullanımı da artmaya devam ediyor. Daha küçük şirketlerin hizmetleri ve departmanları düzene sokmak için bulut tabanlı hizmetleri ve iş ortaklarını kullanma olasılığı daha yüksek oluyor.</p>
<p> </p>
<p>3. Akıllı ekranlar, buzdolapları, yazıcılar, kameralar gibi Nesnelerin İnterneti (IoT) kullanan cihazlar, internete bağlı olması nedeniyle güvenlik açıkları oluşturuyor.</p>
<p> </p>
<p>4. Şirketi siber saldırganlardan korumak söz konusu olduğunda, çalışanlar en zayıf halka oluyor. Bu durum şirket için her bireyin potansiyel risk teşkil etmesi anlamını taşıyor.</p>
<p> </p>
<p>5. Evden veya hibrit çalışan personellerin, şirket dışındaki bir ağ aracılığıyla veri paylaşımı yapmaları, artırılmış güvenlik önlemleri gerektiriyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Gelişmiş Saldırılar Uç Nokta Güvenliğinden Fazlasını Gerektiriyor</strong></p>
<p> </p>
<p>Saldırganların, kuruluşlara saldırmak ve sistem ağına sızmak için kullanabileceği alanlar nedeniyle, işletmeler gelişmiş saldırıların tehdidi altında kalıyor. “Bu tür saldırılar, genellikle popüler bulut tabanlı uygulamalardaki güvenlik açıklarını veya bir şirketin bulut altyapısını hedef alarak hassas verilere ve varlıklara doğrudan ulaşmayı amaçlıyor.” diyen Laykon Bilişim Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, bir şirketin verilerini riske atan giriş noktalarını hesaba katmak için önleyici kontroller, proaktif eylemler, tespit ve müdahale stratejilerini içeren katmanlı bir güvenlik oluşturmanın önem taşıdığını söylüyor.. </p>
<p> </p>
<p><strong>1. Görünürlük: </strong>İşletmedeki önemli verilerin ve mali birikimlerin çevredeki tüm tehlikelere karşı açık olduğunu bilmek, gelişmiş önlemlerin alınmasına yardımcı oluyor. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>2. Tespit Etme: </strong>Tehlikelere karşı daha geniş bir bakış açısına sahip olmak için Bitdefender EDR (Uç Nokta Algılama ve Yanıt) ve Bitdefender XDR (Genişletilmiş Algılama ve Yanıt) gibi araçlar kullanılabiliyor. Bunlar, sistemde meydana gelen yetkisiz kullanıcıları veya kötü niyetli saldırıları doğru bir şekilde tespit etmek için tüm sistem ağını ve herhangi bir bulut altyapısını kapsayan analitik araçlardır.</p>
<p> </p>
<p><strong>3. Güçlendirme: </strong>Siber saldırılara karşı güçlendirme yapılması, bilinen güvenlik açıklarından yararlanılmasını önlüyor. Güçlendirme aynı zamanda e-posta güvenliği, istenmeyen e-posta filtreleri ve virüsten koruma araçları gibi sistemleri koruyan yama yönetimi, tam disk şifreleme güvenlik denetimlerini ve araçlarını da içeriyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>4. Bulut Güvenliği:</strong> Bulut sistemini içeren Office 365, One Drive ve Google Apps gibi benzer yazılımları korumak için şirketlerin kendi güvenlik önlemlerini uygulaması gerekiyor. Bunlar bulut tabanlı dosyaların, sunucuların ve servislerin güvenliğini sağlamaya yardımcı olabilecek hedefli güvenlik araçlarıdır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>5. Yanıt Verme: </strong>Olası bir saldırıya nasıl karşılık verildiği, saldırıyı önlemek kadar önem taşıyor. Müdahale araçları bir saldırganın ortadan kaldırılmasına veya verebileceği zararın en aza indirilmesine yardımcı olabiliyor. Buna EDR, XDR gibi araçların yanı sıra yönetilen tespit ve müdahale ya da yönetilen güvenlik sağlayıcıları (MDR) sunan iş ortaklarından alınan müdahale hizmetleri de dahil oluyor.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sirketler-neden-katmanli-guvenlige-yatirim-yapmali-395143">Şirketler Neden Katmanlı Güvenliğe Yatırım Yapmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KOBİ&#8217;ler &#8216;siber açıdan sigortalanamaz&#8217; hale geldiklerinde ne yapmalı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kobiler-siber-acidan-sigortalanamaz-hale-geldiklerinde-ne-yapmali-370913</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Apr 2023 09:26:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[geldiklerinde]]></category>
		<category><![CDATA[hale]]></category>
		<category><![CDATA[kobiler]]></category>
		<category><![CDATA[siber]]></category>
		<category><![CDATA[sigortalanamaz]]></category>
		<category><![CDATA[yapmalı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=370913</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hem kişisel hem de profesyonel tüm verilerimizin çevrimiçi olarak depolandığı dijital öncelikli bir dünyada, veri koruması göz ardı edilemeyecek kadar önemli.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kobiler-siber-acidan-sigortalanamaz-hale-geldiklerinde-ne-yapmali-370913">KOBİ&#8217;ler &#8216;siber açıdan sigortalanamaz&#8217; hale geldiklerinde ne yapmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hem kişisel hem de profesyonel tüm verilerimizin çevrimiçi olarak depolandığı dijital öncelikli bir dünyada, veri koruması göz ardı edilemeyecek kadar önemli. Siber sigorta yoluyla işletmelerin veri korumayı önceliklendirmelerini teşvik etme çabalarına rağmen, birçok küçük ve orta ölçekli işletme (KOBİ) hala sigortasız durumda. Maalesef, KOBİ&#8217;lerin hedef alınmadıklarına ve tehditlere karşı güvende olduklarına dair yaygın kanı da tamamen yanlıştır. </p>
<p>Markel tarafından yapılan bir araştırmaya göre, KOBİ katılımcılarının yarısından fazlası 2021&#8217;in sonlarında bir siber güvenlik ihlalinin kurbanı oldu. Hibrit çalışmanın artması ve kurum içi uzmanlığın sınırlı olması, KOBİ&#8217;leri siber saldırılara karşı daha da savunmasız hale getiriyor. Temmuz 2022&#8217;de, Genel Yönetici Acentesi CFC Underwriting tarafından rapor edildiği üzere, &#8216;BazarCall&#8217; adı verilen yeni bir tür fidye yazılımı saldırısı KOBİ&#8217;leri hedef aldı. Bu tür saldırılar ajansın üç aylık bir dönemde portföyünde yer alan kötü amaçlı yazılım vakalarının yüzde 10&#8217;unu oluşturdu. </p>
<p>Veeam Veri Koruma Trendleri Raporu 2023, siber saldırıların 2020, 2021 ve 2022&#8217;de kurumlar için en etkili kesintilere neden olduğunu ve kurumların yüzde 85&#8217;inin son 12 ayda en az bir kez saldırıya uğradığını ortaya koydu. Bu da gelişmiş dijitalleşmeye, artan farkındalığa ve hazırlıklı olmaya rağmen fidye yazılımlarının hala başarılı olduğunu gösteriyor.</p>
<p> </p>
<p>Bu noktada akıllara gelen “KOBİ’leri siber saldırılara karşı savunmasız kılan nedir?” sorusuna yanıt veren <em>Veeam Kurumsal Stratejilerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Dave Russell ve Veeam Ürün Stratejilerinden Sorumlu Kıdemli Direktör Rick Vanover şunları aktardı: </em></p>
<p>Her ölçekten işletme siber saldırılara karşı savunmasız olsa da, KOBİ&#8217;ler yetersiz veri güvenliği önlemleri nedeniyle bilhassa saldırılara açık durumda. KOBİ&#8217;lerin siber koruma için ayırdıkları bütçe çoğu zaman oldukça sınırlı kalıyor. CyberPeace Vakfının hazırladığı bir rapor, KOBİ&#8217;lerde yüksek teknolojili izleme sistemleri olmaması nedeniyle eylemleri tespit edilemeyen siber suçlular için bu şirketlerin sistemlerine girmenin daha cazip hale geldiğini ortaya koydu. Raporda ayrıca önemli verilerin yedeklenmemesi ve yetersiz siber güvenlik politikaları gibi güvenlik açıklarının nasıl siber saldırılara yol açabileceğine de değinildi. </p>
<p>KOBİ&#8217;ler, iş ölçekleri nedeniyle genellikle sektör devleriyle rekabet edebilmek için iş stratejilerini güçlendirmeye daha fazla odaklanıyorlar. Sadece büyük ölçekli kuruluşların daha büyük siber saldırı riski altında olduğuna inandıkları için KOBİ&#8217;ler veri yedekleme ve sigorta gibi uygun siber güvenlik çözümlerine yatırım yapmaktan kaçınabiliyorlar. Sonuç olarak, siber güvenlik planlaması çoğu zaman arka planda kalabiliyor.</p>
<p>KOBİ&#8217;lerin siber sigortaya yatırım yapmamalarının bir diğer önemli nedeni de gerekli güvenlik önlemlerini entegre edecek teknik uzmanların olmaması ve poliçe satın alma maliyetlerinin yükselmesidir. Global Data&#8217;nın 2021 yılında yaptığı bir araştırma, KOBİ&#8217;lerin yaklaşık yüzde 29&#8217;unun maliyetleri düşürmek için siber sigortalarını iptal ettiğini ortaya koydu. </p>
<p>Siber güvenlik bütçelerine önem vermeleri için KOBİ&#8217;ler teşvik ediliyor, çünkü işleri gereği teknolojiye bağımlı oldukça, işletmeleri siber tehditlere karşı daha savunmasız hale geliyor. Deloitte&#8217;un Siber Sigorta Raporu, 2018&#8217;de %36 olan orta ölçekli şirketlerin siber saldırıya uğrama oranının 2019&#8217;da %63 seviyesine çıktığını ortaya koydu. Bütçenin küçük olması nedeniyle sigortalama yapılamıyorsa, siber güvenlik çözümleri satın almak ve verileri yedeklemek gibi başka önlemler almak yardımcı olabilir.</p>
<p><strong>KOBİ’ler için çıkış yolu  </strong></p>
<p>Kuruluşların temel dijital hijyen yöntemlerini uygulamaları hayati önem taşıyor. Bütün işletmeler, işletme yöneticilerine doğrudan ulaşabilen ve güvenlik çalışmalarını yönetme yetkisine sahip özel bir BT güvenlik yöneticisine ihtiyaç duyar. Ayrıca küçük işletmelerin de kurum içi ya da dış kaynaklı olması fark etmeksizin siber güvenlikten sorumlu ve veri korumada uzmanlaşmış kaynakları bünyelerinde bulundurmaları gerekir. Ek olarak, antivirüs yazılımı, güçlü bir güvenlik duvarı gibi diğer önemli siber güvenlik önlemlerinin hayata geçirilmesi ve çalışanların şüpheli bağlantıları tespit ederek fidye yazılım e-postalarına tıklamaktan kaçınmaları konusunda eğitilmesi de bu noktada oldukça önemli.</p>
<p>Son olarak, KOBİ&#8217;lerin dikkate alması gereken önemli bir siber güvenlik öğesi ise tüm sistemlerden izole edilmiş bir veri yedeklemesine sahip olmaktır. Kurumlar tüm veri depolama alanlarında Backup and Data Recovery kullanarak veri sistemlerinin tam olarak korunmasını sağlayabilir. Ek olarak Veeam&#8217;in önerdiği 3-2-1-1-0 yedekleme kuralı da uygulanabilir. Bu kural, önemli verilerin her zaman en az iki farklı medya ortamında, en az biri iş yeri dışında ve biri çevrimdışı olmak üzere en az üç kopyasının bulundurulmasını ve sıfır doğrulanmamış yedeklerin ya da hatalı yedeklerin bulundurulmasını önerir.  </p>
<p>Veeam Veri Koruma Trendleri Raporu 2023 kurumların Modern Veri Koruma çözümlerinde aradıkları en önemli özelliğin &#8220;veri korumanın siber hazırlık stratejisine entegre edilmesi&#8221; olduğunu ortaya çıkarmıştı, bu da yedeklerin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha vurguluyor. </p>
<p>Sistemin güvenliğini değerlendirmek için yapılan düzenli risk değerlendirmeleri ve sızma testleri gibi basit egzersizler bile siber tehlikeleri önlemeye yardımcı olabilir. Dolayısıyla, pahalı siber sigortaları karşılayamayan KOBİ&#8217;ler, kuruluşlarının verilerini korumak için bu uygun maliyetli uygulamaları hayata geçirebilirler. KOBİ&#8217;ler iyi bir dijital hijyen ihtiyacını ne kadar benimserlerse saldırılara karşı o kadar tetikte olabilirler. Dolayısıyla verilerin korunmasının yanı sıra siber politikaların düzenlenmesi de zorunlu hale getirilmelidir. Siber saldırılar gerçektir ve işletmenizin ölçeği ne olursa olsun bunları önlemeye yönelik tedbirler ihmal edilmemelidir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kobiler-siber-acidan-sigortalanamaz-hale-geldiklerinde-ne-yapmali-370913">KOBİ&#8217;ler &#8216;siber açıdan sigortalanamaz&#8217; hale geldiklerinde ne yapmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İsveç ve Finlandiya ev ödevini yapmalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/isvec-ve-finlandiya-ev-odevini-yapmali-345549</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Jan 2023 07:06:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ev]]></category>
		<category><![CDATA[finlandiya]]></category>
		<category><![CDATA[isveç]]></category>
		<category><![CDATA[ödevini]]></category>
		<category><![CDATA[sveç]]></category>
		<category><![CDATA[yapmalı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=345549</guid>

					<description><![CDATA[<p>Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar, Ramstein Hava Üssünde gerçekleştirilen "Ukrayna Savunma Temas Grup Toplantısı"nın ardından değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/isvec-ve-finlandiya-ev-odevini-yapmali-345549">İsveç ve Finlandiya ev ödevini yapmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>NATO, AB üyeleri ile diğer ülkelerden 23 Savunma Bakanı&#8217;nın katılımı ile gerçekleştirilen toplantıda Türkiye’nin görüşlerini, çalışmalarını anlattıklarını, diğer ülkelerin değerlendirmelerini dinlediklerini aktaran Bakan Akar, “Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne, egemenliğine, bağımsızlığına saygılı olduğumuzu, topraklarının ilhakını tanımadığımızı bir kez daha ifade ettik. Daha fazla can kaybı olmadan bu trajediye son verilmesi gerektiğini, barışçıl yol ve yöntemlerle bazı çözümler üretilmesi gerektiğini toplantıda ifade ettik.” diye konuştu.</p>
<p>Ukrayna-Rusya savaşının başından itibaren Montrö’nün uygulandığını, tarafların savaş gemilerine boğazların kapatıldığını vurgulayan Bakan Akar, şunları söyledi:</p>
<p>“Burada bir istikrar varsa, bunun temel nedeni Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin uyguladığı politikadır.  Sayın Cumhurbaşkanımızın liderler düzeyinde yaptığı toplantılarla bir taraftan esirlerin değişimini diğer taraftan Ukrayna limanlarında bekleyen tahılların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasını sağladık. Şu ana kadar 18 milyon ton tahılın Ukrayna limanlarından sevkiyatı gerçekleştirildi. Bunların çok değerli olduğunu, Sayın Cumhurbaşkanımızın Sayın Putin ve Sayın Zelenski ile yaptığı görüşmelerin bu faaliyetlerde kolaylaştırıcı rol oynadığını toplantıda ifade ettik.“</p>
<p>Türkiye’nin çabalarının önemini ve değerini bir kez daha vurgulama fırsatı bulduklarını aktaran Bakan Akar, “Toplantıya katılan Sayın NATO Genel Sekreteri Stoltenberg de yaptıklarımızın NATO çerçevesindeki önemini teyit etti.” ifadesini kullandı.</p>
<p>Türkiye’nin Ukrayna-Rusya savaşında insani anlamda yapılması gereken ne varsa bugüne kadar yaptığını dile getiren Bakan Akar, bu konudaki çalışmalara bundan sonra da devam edeceklerini söyledi.</p>
<p>GÜÇLÜ TÜRKİYE, GÜÇLÜ NATO, GÜÇLÜ İTTİFAK</p>
<p>ABD’den 40 adet F-16 Viper uçağının tedariki ve 79 uçağın modernizasyonuna yönelik talebin Kongreye ulaştığı hatırlatılarak, değerlendirmesi sorulan Bakan Akar, konuyu yakından takip ettiklerini vurguladı.</p>
<p>Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun da mevkidaşıyla görüştüğünü aktaran Bakan Akar, şöyle konuştu:</p>
<p>“Bu bir süreç. Bir anda tamamlanacak bir konu değil. Şu ana kadar sürecin olumlu gittiğini değerlendiriyoruz. Bazı siyasi kişiler hem ABD hem de NATO menfaatlerine aykırı son derece tarafgir girişimlerde bulundu. Koydurdukları sınırlamalar daha sonra yapılan girişimlerle kaldırıldı. Herhangi sınırlamalarla bir projenin gerçekleşmeyeceğini başından beri dile getirdik. Bu tarafgir söylemlere, faaliyetlere karşılık diğer taraftan aklıselim sahibi kişilerin bu konuda rol oynayacağını ve aklıselimin galip geleceğine inanıyoruz. Temennimiz çalışmaların somut ve erken bir zamanda olumlu şekilde sonuçlanması.”</p>
<p>&#8220;Ukrayna Savunma Temas Grup Toplantısı&#8221; kapsamında ABD Savunma Bakanı Llyod Austin ile de ikili bir görüşme gerçekleştirdiklerini belirten Bakan Akar, “Görüşmede bu konu hakkında ABD Savunma Bakanlığının Türkiye’ye yönelik güçlü desteğini bir kez daha gördük.” diye konuştu.</p>
<p>Alınacak uçakların sadece Türkiye’nin değil, NATO’nun, ittifakın da güçlenmesi anlamına geleceğine dikkati çeken Bakan Akar, “Güçlü Türkiye; güçlü Silahlı Kuvvetleri, güçlü NATO, güçlü ittifak demektir. Bunu herkesin anlamasını bekliyoruz.” dedi.</p>
<p>EV ÖDEVLERİNİ YAPMALARINI BEKLİYORUZ</p>
<p>İsveç Savunma Bakanı Pal Jonson ‘un Türkiye’ye gerçekleştirmesi planlanan ziyaretine ilişkin daha önce yaptığı “Süreci değerlendiriyoruz.” açıklaması hatırlatılarak ziyarete ilişkin son durumun sorulması üzerine Bakan Akar, Türkiye’nin NATO’nun açık kapı politikasını daima desteklediğini belirterek sözlerine başladı.</p>
<p>Türkiye, İsveç ve Finlandiya arasında haziran ayında Madrid’de imzalanan üçlü memorandumu hatırlatan Bakan Akar, “Bizim tek isteğimiz bu muhtıradaki taahhütlerin yerine getirilmesi. İsveç ve Finlandiya’nın kendine düşen görevleri, ev ödevlerini yapmalarını bekliyoruz.” açıklamasında bulundu.</p>
<p>İsveç’te terör örgütü PKK/YPG yandaşlarının Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan ve Türkiye aleyhine provokasyonları ile son olarak da İsveç polisinin “Türk Büyükelçiliği önünde Kur’an-ı Kerim yakılacağı” iddia edilen gösteriye izin vermesine yönelik haberleri hatırlatan Bakan Akar, “Bunlara karşı hareketsiz kalmak, tepki göstermemek kabul edilemez. Bunların mutlaka gereğinin yapılması, tedbir alınması gerekirdi.” diye konuştu.</p>
<p>Bu konudaki tepkilerini &#8220;Ukrayna Savunma Temas Grup Toplantısı&#8221; kapsamında bir araya geldiği İsveç Savunma Bakanı Jonson’a ilettiğini aktaran Bakan Akar, “Sayın Cumhurbaşkanımıza, Türkiye’ye yönelik bu alçak, iğrenç eylemler sonunda hiçbir tedbir alınmadığını üzülerek müşahede ettik. Dolayısıyla bu geldiğimiz noktada İsveç Savunma Bakanı Jonson’un Türkiye’ye 27 Ocak’ta yapacağı ziyaretin önemi de anlamı da kalmadı. Bu nedenle ziyareti iptal ettik.” dedi.</p>
<p>RAMSTEİN’DE YOĞUN SAVUNMA VE GÜVENLİK DİPLOMASİSİ</p>
<p>Öte yandan Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar, “Ukrayna Savunma Temas Grup Toplantısı” kapsamında gittiği Ramstein Hava Üssünde çok sayıda ikili görüşme de gerçekleştirdi.</p>
<p>Bakan Akar toplantı öncesi ilk olarak NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ile ayaküstü görüştü. Daha sonra İngiltere Savunma Bakanı Ben Wallace, Polonya Savunma Bakanı Mariusz Blasczczak ve Hollanda Savunma Bakanı Kajsa Ollongren ile bir araya gelen Bakan Akar, İtalya’da Savunma Bakanlığı görevine getirilen Guido Crosetto ile de görüşerek başarı dileklerini iletti.</p>
<p>Almanya’nın yeni Savunma Bakanı Boris Pistorius ile de bir araya gelen Bakan Akar, ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin ile de bir görüşme gerçekleştirdi.</p>
<p>Finlandiya Savunma Bakanı Mikko Savola, Romanya Savunma Bakanı Angel Tilvar ile de görüşen Bakan Akar, Ukrayna Savunma Bakanı Oleksi Reznikov ile de bir araya geldi.</p>
</p></div>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/isvec-ve-finlandiya-ev-odevini-yapmali-345549">İsveç ve Finlandiya ev ödevini yapmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
