<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>yanlışa | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/yanlisa/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/yanlisa</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 10 Dec 2025 07:36:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>yanlışa | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/yanlisa</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Tüp Bebekte Doğru Bilinen 10 Yanlışa Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tup-bebekte-dogru-bilinen-10-yanlisa-dikkat-597794</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Dec 2025 07:36:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[10]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[bebekte]]></category>
		<category><![CDATA[bilinen]]></category>
		<category><![CDATA[çift]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[Embriyo]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[tüp]]></category>
		<category><![CDATA[Tüp Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Tüp Bebek Tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[yanlışa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597794</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda infertilite yani kısırlık oranlarındaki artış nedeniyle pek çok çift tüp bebek tedavisine başvuruyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tup-bebekte-dogru-bilinen-10-yanlisa-dikkat-597794">Tüp Bebekte Doğru Bilinen 10 Yanlışa Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda infertilite yani kısırlık oranlarındaki artış nedeniyle pek çok çift tüp bebek tedavisine başvuruyor. Ancak üreme sağlığı ve tüp bebekle ilgili yanlış inanışlar, tedavi sürecinde gereksiz kaygı ve bilinçsiz uygulamalara yol açabiliyor. Tüm bunlar bebek sahibi olma şansını azaltabiliyorken, bilinçli yaklaşımlar ve kişiye özel tedaviler başarıyı artırıyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Tüp Bebek Merkezi’nden Op. Dr. Ali Osman Koyuncuoğlu, tüp bebek tedavisi konusunda yanlış bilinenler ve güncel tedavi uygulamaları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>İşte tüp bebek tedavisi ile ilgili 10 yanlış inanış:</strong></p>
<p><strong>1. “Tüp bebek tedavisi mutlaka adetin 2–3. gününde başlar”</strong></p>
<p>Tüp bebek tedavisine kadınlarda mutlaka adet döneminin 2 ya da 3’üncü gününde başlanması yıllardır süregelen bir uygulamaydı. Bu bilgi halen çok yaygındır ve pek çok çift bu takvime göre planlama gerektiğini düşünmektedir. Ancak artık tedavi tek bir zaman dilimine bağlı kalınarak yapılmamaktadır. Günümüz tüp bebek uygulamalarında yumurtalık durumu, hormonal yanıt ve kişiye özel faktörler değerlendirilerek tedavi farklı döngü dönemlerinde başlatılabilmektedir. Random-start IVF<strong> </strong>protokolü de denilen bu uygulama; düşük yumurta rezervi, kanser öyküsü, polikistik over sendromu gibi zamanla yarışın önemli olduğu hastalarda büyük avantaj sağlamaktadır. </p>
<p><strong>2. “Tek embriyo başarı ihtimalini düşürür”</strong></p>
<p>Bebek sahibi olmak isteyen çiftlerde tedavi ile elde edilen embriyo sayısının düşük olması eşleri umutsuzluğa düşürebilmektedir. Ancak “Ne kadar çok embriyo, o kadar yüksek başarı” inanışı artık geçerliliğini yitirmiş durumdadır. Tedavide başarıyı belirleyen en önemli faktör embriyonun genetik sağlığıdır. Günümüzde PGT-A gibi genetik tarama yöntemleri, embriyoların kromozomal yapısını inceleyerek hangi embriyonun sağlıklı olduğunu gösterebilmektedir. Dolayısıyla tek, ama kaliteli bir embriyo; birden fazla düşük kaliteli embriyodan çok daha yüksek başarı sağlayabilmektedir.</p>
<p><strong>3. “Embriyo transferinden sonra kalkmadan yatmak gerekir”</strong></p>
<p>Tüp bebek tedavi sürecinde kadınların embriyo transferi sonrası uzun süre yatak istirahatine alınması yakın bir zamana kadar yaygın bir uygulamaydı. Ancak yıllar içinde yapılan bilimsel çalışmalar, bunun gebelik oranlarını artırmadığını ortaya koydu. Burada öncelikle embriyonun rahme tutunma sürecinin hareket etmekle bozulacak kadar hassas bir mekanizma olmadığının bilinmesi gerekmektedir. Rahim kas yapısı embriyoyu koruyan ve sabitleyen güçlü bir yapıya sahiptir. Uzun süre yatmak ise tam aksine kişiyi strese sokabilir, anksiyeteyi artırabilir, kan dolaşımını yavaşlatabilir, dolayısıyla sürece olumsuz etki edebilmektedir. Günümüzde embriyo transferi sonrası normal günlük rutinlere dönülmesi önerilmektedir. Kişi iş ve sosyal yaşamına devam etmeli, bu süreci sağlıklı ve keyifli bir şekilde geçirmeye dikkat etmelidir. </p>
<p><strong>4. “Yapay zekâ tüp bebekte sadece görüntü işlemek için kullanılır”</strong></p>
<p>Yapay zekâ artık tüp bebek alanında çok daha aktif bir rol oynamaktadır. Embriyo gelişim süreci, zaman atlamalı görüntüleme sistemleriyle saniye saniye kaydedilmektedir. Bu görüntüler yapay zekâ algoritmaları tarafından analiz edilmekte ve embriyonun gelişim modeli, tutunma ihtimali ve genetik normalliği üzerine öngörüde bulunulabilmektedir. Yapay zeka sistemleri, embriyonun hücre bölünme hızından şekil bütünlüğüne kadar birçok veriyi saniyeler içinde değerlendirerek tutunma ihtimali en yüksek embriyoyu belirler. Bu sayede embriyo seçimi sadece gözle değil, veriye dayalı olarak yapılabilmektedir. Bu da başarı şansını artıran çok önemli bir adımdır.</p>
<p><strong>5. “Pıhtılaşma sorunu sadece gebeliğin ileri dönemlerinde önemlidir”</strong></p>
<p>Trombofili yani pıhtılaşma sorunu sadece gebelik ilerledikçe önem kazanan bir durum değildir. Trombofili tüp bebek tedavisinde embriyonun tutunmasını zorlaştırabilir. Rahim içi kan dolaşımı bozulduğunda gebelik şansı azalır. Tekrarlayan düşük, tekrarlayan başarısız deneme<strong> </strong>veya aile öyküsü gibi durumlarda doktorun bu konuyu değerlendirmesi önemlidir. Pratik kan testleriyle bu durum saptanabilir ve uygun tedaviyle kontrol altına alınabilir</p>
<p><strong>6. “İleri yaşta yumurta toplama anne olma şansını azaltır”</strong></p>
<p>Kadın yaşı, yumurta sayısı ve kalitesini etkileyebilmektedir. Ancak günümüzde hormon dozlarının kişiye göre ayarlanabildiği, kişiselleştirilmiş tedavi protokolleri sayesinde ileri yaşta da başarılı sonuçlar alınabilmektedir. Ayrıca bazı kadınlarda 40 yaş sonrası bile biyolojik rezerv beklenenden iyi olabilmektedir. Bilim artık yaş sınırının değil, kişisel değerlendirmenin kıymetli olduğunu göstermektedir. Bu nedenle ileri yaşta da olsa bebek hayali olan çiftlerin mutlaka bu konuda deneyimli uzmanlar tarafından değerlendirilmesi önemlidir.</p>
<p><strong>7. “Dondurulmuş embriyo taze embriyo kadar kaliteli değil”</strong></p>
<p>Tüp bebek tedavisine başvuran pek çok çift embriyoların dondurulmadan hemen transfer edilmesi durumunda daha çabuk bebek sahibi olabileceklerini düşünmektedir. Ancak araştırmalar, dondurulmuş embriyo transferi sonuçlarının taze transfer kadar başarılı olduğunu, hatta bazı durumlarda daha iyi sonuç verdiğini göstermektedir. Modern vitrifikasyon yöntemi sayesinde embriyolar çok hızlı ve zarar görmeden dondurulup saklanabilmekte ve en uygun zamanda sağlıklı bir sonuç için transfer edilmektedir. </p>
<p><strong>8. “Genetik hastalık taşımıyorsam embriyo genetiğine baktırmama gerek yok”</strong></p>
<p>Pek çok kişi genetik embriyolarda genetik taramanın sadece kalıtsal hastalıklar için yapıldığını sanmaktadır. Oysa embriyolardaki kromozomal hataların büyük bölümü anne-babadan geçmemekte; yumurta ve spermin birleşmesi sırasında rastlantısal olarak oluşmaktadır. Bu nedenle belirli durumlarda genetik tarama yapılması, tedavi sürecini daha doğru yönlendirmektedir.</p>
<p><strong>9. “Tüp bebek başarısızlığının tek nedeni strestir”</strong></p>
<p>Tüp bebek tedavi sürecinin seyrinde stres önemli bir faktördür ancak tek başına belirleyici özelliğe sahip değildir. Rahim hazırlığı, embriyo kalitesi, hormonal yanıt ve kişiye özel tedavi planlamasının tüp bebek tedavisinin başarısı ve sağlıklı bir gebelik için çok daha güçlü etkileri bulunmaktadır. Bu süreçte çiftler için stres kontrolü gereklidir fakat “başarı tamamen strese bağlı” anlayışı doğru değildir.</p>
<p><strong>10. Tüp bebek tedavisinde tek amaç çok embriyo elde etmektir?”</strong></p>
<p>Bu düşünce de geçmişte kalmış bir bakış açısının uzantısıdır. Günümüzde tüp bebek tedavisinde hedef çok embriyo üretmek değil; en doğru embriyoyu belirlemektir. Yüksek embriyo sayısı her zaman yüksek başarı anlamına gelmez. Tedavide önemli olan genetik potansiyeli yüksek embriyonun doğru zamanda rahimle buluşmasıdır.</p>
<p>Tüp bebek tedavisinin artık standart kalıplarla ilerleyen bir süreç olmadığının bilinmesi gerekmektedir. Her çift farklıdır ve başarı şansı, doğru değerlendirme, güncel bilgi ve kişiye özel yaklaşımla artırılmakta, modern uygulamalarla çok sayıda çift bebek hayallerine kavuşmaktadır.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tup-bebekte-dogru-bilinen-10-yanlisa-dikkat-597794">Tüp Bebekte Doğru Bilinen 10 Yanlışa Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Skolyoz Tedavisinde Doğru Sanılan 7 Yanlışa Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/skolyoz-tedavisinde-dogru-sanilan-7-yanlisa-dikkat-379523</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Jun 2023 08:40:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[sanılan]]></category>
		<category><![CDATA[skolyoz]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisinde]]></category>
		<category><![CDATA[yanlışa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=379523</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüm dünyada yaygın bir sorun olan, çocukların kendi yaşlarındaki başka çocuklara duygusal ve fiziksel şiddet uygulaması olarak tanımlanan akran zorbalığı, bazen de sağlıkla ilgili sorunlarda kendini gösterebiliyor!</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/skolyoz-tedavisinde-dogru-sanilan-7-yanlisa-dikkat-379523">Skolyoz Tedavisinde Doğru Sanılan 7 Yanlışa Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tüm dünyada yaygın bir sorun olan, çocukların kendi yaşlarındaki başka çocuklara duygusal ve fiziksel şiddet uygulaması olarak tanımlanan akran zorbalığı, bazen de sağlıkla ilgili sorunlarda kendini gösterebiliyor! Çocukların, karşısındaki akranının sağlık sorunundan kah habersiz kah haberdar olup yine de onunla alay etme ya da onu eleştirme ve zor duruma sokmaya yönelik davranışları birçok hastalıkta tedavi imkanını ciddi şekilde olumsuz etkileyebiliyor! O sağlık sorunlarından biri de; Skolyoz! </p>
<p>Günümüzde her 100 çocuktan 3’ünün karşılaştığı, omurganın sağa ya da sola eğrilmesi olarak tanımlanan skolyozda, önemli bir tedavi yöntemi olan korse kullanımına sıcak bakılmamasında akran zorbalığı büyük rol oynuyor! Yapılan araştırmalara göre; düzenli korse kullanımı ameliyat zorunluluğunu yarı yarıya azaltabiliyor ancak gerek korse kullanımındaki sıkıntılar gerekse doğru sanılan bazı yanlış bilgiler tedavi şansını engelleyebiliyor. <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanları Prof. Dr. Ahmet Alanay ve Doç. Dr. Çağlar Yılgör, Haziran-Skolyoz Farkındalık Ayı</strong> kapsamında yaptıkları açıklamada; skolyoz tedavisinde doğru sanılan ve bu nedenle tedavi şansını azaltan 7 yanlış bilgiyi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p><strong>Skolyozda korse tedavisi işe yaramaz: YANLIŞ</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Doğru ve düzenli kullanılan skolyoz korsesi tedavide başarı şansını artırıyor! Korse tedavisinin genel olarak büyüme potansiyeli olan çocuklarda uygulandığını, başarı şansının 20 ile 40 derece arasındaki eğriliklerde daha yüksek olduğunu belirten Doç. Dr. Çağlar Yılgör bu sayede ameliyata gidiş zorunluluğunun yüzde 50 gibi ciddi bir oranda azalabildiğini söylüyor. Doç. Dr. Çağlar Yılgör “Skolyoz tedavisinde en eski yöntemlerden biri olan korse tedavisi tam bir iyileşme sağlamasa da çocuğun ameliyata uygun yaşa gelene kadar zaman kazanmasına yardımcı olur. Daha az sıklıkla da olsa, eğriliklerde iyileşme yönünde azalma da görülebilmektedir. Kişiye özel üretilen ve doktorunuz tarafından kontrol edilen korselerle daha iyi sonuçlara ulaşmak mümkün olmaktadır” diyor. </p>
<p><strong>Füzyon ameliyatı olmadan düzelme mümkün değildir: YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU</strong>: Skolyozun erken teşhis edilmesi ve tedaviye erken başlanması durumunda ameliyat dışı tedavilerle de eğriliklerin kontrol altına alınmasının mümkün olduğunu belirten Prof. Dr. Ahmet Alanay “Örneğin; düzenli korse kullanımıyla birlikte skolyoza özgü fizik tedavi egzersizleri yapılması nihai bir tedavi yöntemi olabilir. Ayrıca doğru hastaya doğru zamanda yapılan bant ile gerdirme tekniği gibi füzyonsuz omurga cerrahisi yöntemleri son yıllarda giderek yaygınlaşıyor. Bu sayede hareket kısıtlılığı olmadan büyüme devam edebiliyor. Büyümesi tamamlanan gençlerde ise füzyon (sabitleme) yöntemiyle hareket tamamen yok edilmeden tedavi mümkün olabiliyor” diyor. </p>
<p><strong>Korseyi fırsat buldukça takmak yeterlidir: YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Başarıyla uygulanan bir korse tedavisinin mükafaatının büyük olacağını belirten Doç. Dr. Çağlar Yılgör, “Bu nedenle korsenin en etkili, en rahat hale getirilmesi ve çocuğun kolay kullanabileceği şekilde hazırlanması önemlidir. Yapılan çalışmalar; başarılı olan korselerin kullanım süreleri incelendiğinde, günlük kullanım saati ortalama 6 saat ve altı olanlarda tedavi başarısının yüzde 40’larda kaldığını ve eğrilik ilerlemesinin hiç korse kullanmayanlarla benzerlik gösterdiğini ortaya koymaktadır. Günlük korse kullanım ortalaması 6 ile 13 saate arasında olduğunda başarı ihtimali yüzde 70’lere yükseliyor. Korsenin günde ortalama 19-21 saat kullanımı durumunda ise başarı ihtimali yüzde 90’lara ve üzerine ulaşıyor” diyor. </p>
<p><strong>Sadece yüzme ya da spor yaparak eğrilik düzelebilir: YANLIŞ! </strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Düzenli spor yapmanın duruş kaslarını güçlendirdiği ve omurga sağlığı için faydalı olduğu biliniyor; fakat korse takmayan ve skolyoza özgü fizik tedavi egzersizleri yapmayan kişilerde yalnızca düzenli spor yapmanın skolyozun tedavisinde etkili olduğuna dair yeterli kanıt bulunmuyor. Buna karşın; özellikle düzenli ve doğru korse kullanımıyla birlikte yapılan skolyoza özgü fizik tedavi egzersizlerinin yanı sıra düzenli olarak spor yapılmasına yönelik bilimsel veriler de bulunduğunu söyleyen Prof. Dr. Ahmet Alanay “Büyüme çağında olan 500’ün üzerinde skolyozlu bireyde yapılan güncel bir çalışma, spor yapmamanın eğrilik ilerleme riskini 1.6 kat, tedavinin başarısızlıkla sonuçlanma riskini ise 1.8 kat artırdığını göstermiştir” diye konuşuyor.   </p>
<p><strong>Herhangi bir korse de olsa olur: YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Skolyoz tedavisinde kullanılacak korsenin mutlaka hekimin kararına göre alınıp uygulanması gerekiyor. Piyasada ‘skolyoz korsesi’ veya ‘düzeltici korse’ diye bilinen birçok korse bulunuyor ancak hekim kontrolü ve önerisi dışında kullanılan korseler kötü sonuçlar doğurabiliyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Çağlar Yılgör korse seçimiyle ilgili kafa karışıklığı yaşanabildiğini belirterek şöyle konuşuyor: “Önemli olan eğriliği en etkin şekilde düzeltebilecek bir korse kullanımıdır. Doktorunuz korse seçiminde eğriliğin şekline ve yerleşme yerine göre karar verecektir. Korsenin tipi önemli olmakla birlikte, çocuk açısından kullanımı rahat olan, görsel olarak elbisenin altından belli olmayan ve çocuğun kolay kabulleneceği bir korse olması da önemlidir.”</p>
<p><strong>“Korse kararını bizim almamız önemli, çocuğa sormaya gerek yok”: YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Korse kullanımının etkili olabilmesi için en önemli kriterin aile, çocuk, doktor, fizyoterapist ve ortotistin (korsecinin) takım çalışması içinde yer alması olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Çağlar Yılgör “Korse kararı ailenin desteği altında çocuğun katılımıyla verilmelidir. Korse kullanımı çocuk açısından zahmetli, zor, sabır ve emek gerektiren bir yöntem olduğundan çocuğa çok iyi anlatılmalı ve korse kullanımının sağlayacağı faydalardan bahsedilmelidir. Doktor korsenin gerekliliğine ve uygunluğuna karar verdiği taktirde, aile ve çocuk korse fikrini benimsemeli ve ortotist de sanatını ortaya koymalıdır. Korse hazırlandıktan sonra ortotist ve aile doktora gitmeli ve skolyoz merkezinde korse, doktor tarafından denetlenmeli, çekilecek grafilerle korsenin bası noktalarının uygunluğu ve bası yastıkçıklarının kalınlığı denetlenmelidir. Korse teslim alındıktan sonra da skolyoza özgü fizyoterapi egzersizleri devam ederken fizyoterapist tedavinin seyrini izleyecek ve gerekli durumlarda korse içi egzersizler verecektir” diye konuşuyor.   </p>
<p><strong>Ameliyat büyümesini engeller: YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Skolyoz teşhisi konulmasından itibaren zaman kaybetmeden tedaviye başlanmasının çok önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ahmet Alanay, aksi taktirde omurga eğriliklerinin ilerleyerek sorunun çok daha karışık bir hal alabileceğini söylüyor. Özellikle son yıllarda ülkemizde de teknoloji ve tıptaki hızlı gelişmeler ve hekimlerin tecrübeleri sayesinde 1-1.5 yaşındaki bebeklerde dahi başarılı ameliyat sayesinde tam düzelme sağlanabildiğini belirten Prof. Dr. Ahmet Alanay “Skolyoz takip ve tedavisinde en sık kullanılan 4 yöntem kontrollü gözlem, skolyoza özgü fizik tedavi egzersizleri, korse ve ameliyat olarak karşımıza çıkmaktadır. Her tedavi her yaşta uygulanabilir. Başarının anahtarı ise aşırı tedavi veya az tedaviden kaçınarak kişiye özgü olarak başlanan, takip verilerine göre her kontrolde düzenlenen ve büyüme boyunca sürdürülen uygun miktarda tedavinin doktor, fizyoterapist ve ortotist işbirliğiyle uygulanmasıdır” diyor. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/skolyoz-tedavisinde-dogru-sanilan-7-yanlisa-dikkat-379523">Skolyoz Tedavisinde Doğru Sanılan 7 Yanlışa Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
