<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>yakıyor | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/yakiyor/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/yakiyor</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 14 Jan 2026 14:51:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>yakıyor | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/yakiyor</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Vücut soğukta daha fazla kalori yakıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/vucut-sogukta-daha-fazla-kalori-yakiyor-604994</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Jan 2026 14:51:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[fazla]]></category>
		<category><![CDATA[havada]]></category>
		<category><![CDATA[işi]]></category>
		<category><![CDATA[kalori]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[nefes]]></category>
		<category><![CDATA[sistem]]></category>
		<category><![CDATA[soğukta]]></category>
		<category><![CDATA[vücudun]]></category>
		<category><![CDATA[vücut]]></category>
		<category><![CDATA[yakıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=604994</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış aylarında açık havada egzersiz yaparken bazı noktalara dikkat etmek gerekiyor. Bu dönemde yapılan fiziksel aktivitelerin doğru planlanması, sağlığı korumak açısından önem taşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vucut-sogukta-daha-fazla-kalori-yakiyor-604994">Vücut soğukta daha fazla kalori yakıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kış aylarında açık havada egzersiz yaparken bazı noktalara dikkat etmek gerekiyor. Bu dönemde yapılan fiziksel aktivitelerin doğru planlanması, sağlığı korumak açısından önem taşıyor. Doğru yoğunlukta ve düzenli yapılan egzersizin, kış aylarında da vücudun savunma mekanizmasını destekleyebileceğinden bahseden Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Soğuk havada düzenli olarak yapılan orta şiddetli egzersizler, bağışıklık sistemini uyararak vücudun doğal savunmasını güçlendirirken, soğukla baş etme kapasitesini artırıyor ve enfeksiyonlara karşı direncin artmasına katkı sağlıyor” dedi.</strong></p>
<p>İnsan vücudunda ideal sıcaklık 37°C olarak kabul edilir. Bu derece, hücrelerin ve hayati sistemlerin dengeli çalışması için çok önemli. Termoregülasyonun vücudun iç sıcaklığını dengede tutan doğal ısı ayarlama sistemi olduğunu dile getiren Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Soğuk havada bu sistem daha fazla çalışır ve vücut, sıcaklığını 37°C’de sabit tutmak için ekstra enerji harcar. Bu noktada ‘titremesiz termogenez’ adı verilen, vücudun üşümeden ısı üretebilmek için kalori yakmasını sağlayan mekanizma devreye girer. Kahverengi yağ dokusu bu süreçte aktif rol oynar ve artan enerji ihtiyacı metabolizmayı hızlandırarak özellikle egzersiz sırasında yağ yakımını belirgin şekilde yükseltir” dedi.</p>
<p><strong>Soğuk havada egzersiz öncesi ısınma ihmal edilmemeli</strong></p>
<p>Soğuk havada vücudun ısıyı koruyabilmek için kan damarlarını daralttığını belirten Prof. Dr. Koylan, “Bu durum kaslar ve eklemlere giden kan akışını azaltır. Azalan kan dolaşımı, kas ve tendonların esnekliğini kaybetmesine, eklem sıvısının ise daha yoğun hale gelerek sertleşmesine neden olur. Bu fizyolojik değişimler kasların normalden daha fazla kasılıp sertleşmesine yol açtığı için özellikle egzersiz öncesinde yeterli ısınma yapılmadığında gerilme, kas spazmları ve yaralanma riski belirgin şekilde artar” dedi.</p>
<p><strong>Doğru nefes performansı doğrudan etkiliyor</strong></p>
<p>Nefes tekniklerinin vücudun oksijen kullanımını daha verimli hale getirdiğini belirten Koylan, “Karın nefesi olarak da bilinen diyafram nefesi, akciğer kapasitesinin daha etkin kullanılmasını sağlar. Bu sayede vücuda alınan oksijen miktarı artar, hücrelere daha fazla oksijen taşınır ve kalp daha verimli çalışır. Ritmik nefes ve kutusal nefes gibi kontrollü teknikler ise parasempatik sinir sistemini aktive ederek kalp atış hızını yavaşlatır, kan basıncını düşürür ve zihinsel odaklanmayı artırır. Böylece egzersiz yapacak kişi hem fiziksel olarak daha dayanıklı hale gelir hem de zihinsel olarak sakinleşerek performansını artırır” dedi.</p>
<p><strong>Hastayken vücudu dinlemek şart</strong></p>
<p>Hastalık halinde egzersiz kararı verilirken sıkça başvurulan “boyun üstü kuralı”na da dikkat çeken Koylan, “Bu basit yaklaşım, özellikle kış aylarında görülen soğuk algınlığı ve benzeri hastalıklarda egzersizin güvenli olup olmadığını ayırt etmeyi kolaylaştırır. Burun akıntısı, hafif boğaz ağrısı ve hapşırma gibi boynun üstünde kalan şikâyetlerde hafif egzersiz çoğu zaman güvenli kabul edilir. Ancak göğüs tıkanıklığı, derin öksürük, yaygın kas ağrıları ya da ateş gibi belirtiler söz konusuysa egzersizden uzak durmak, vücudun toparlanması ve iyileşme süreci açısından büyük önem taşır” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vucut-sogukta-daha-fazla-kalori-yakiyor-604994">Vücut soğukta daha fazla kalori yakıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Afetlere hazırlıkta direnç var ve bu içimi yakıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/afetlere-hazirlikta-direnc-var-ve-bu-icimi-yakiyor-601746</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Dec 2025 12:21:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[afetlere]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[büyükakın]]></category>
		<category><![CDATA[Direnç]]></category>
		<category><![CDATA[dirençli]]></category>
		<category><![CDATA[hazırlıkta]]></category>
		<category><![CDATA[içimi]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[öncesi]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[var]]></category>
		<category><![CDATA[yakıyor]]></category>
		<category><![CDATA[yön]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601746</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Afetlere Dirençli Toplum Şûrası'nın açılışında konuşan Başkan Büyükakın, özellikle kentsel dönüşüm sürecinde yaşanan zorluklara değindi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/afetlere-hazirlikta-direnc-var-ve-bu-icimi-yakiyor-601746">Afetlere hazırlıkta direnç var ve bu içimi yakıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Afetlere Dirençli Toplum Şûrası&#8217;nın açılışında konuşan Başkan Büyükakın, özellikle kentsel dönüşüm sürecinde yaşanan zorluklara değindi. Afetlere hazırlıkta toplumsal bilinç düzeyini artırmak gerektiğini vurgulayan Başkan Büyükakın, &#8220;Bu konuda içim yanıyor&#8221; dedi.</p>
<p><b>AFET YÖNETİMİNE YÖN VERİLECEK</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin öncülüğünde, Kocaeli’nin afet yönetim kapasitesinin güçlendirilmesine yönelik Kocaeli Afetlere Dirençli Toplum Şûrası ve Çalıştayı düzenlendi. Gün boyu süren şûranın açılış töreni Kocaeli Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. Programa Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Cumhurbaşkanlığı Yerel Yönetimler ve Afet Politikaları Kurulu Üyesi Jeoloji Profesörü Dr. Şükrü Ersoy, Garnizon Komutanı Tuğamiral Selçuk Akarı, AK Parti İl Başkanı Dr. Şahin Talus, MHP İl Başkanı Tuncay Batı, AFAD Eğitim ve Farkındalık Daire Başkanı Recep Şalcı, AFAD İl Müdürü Mehmet Emin Koçan, Kocaeli Kent Konseyi Başkanı Kadir Çetin ve gönüllüler katılım sağladı.</p>
<p><b>GERDAN: KOCAELİ AVANTAJLI BİR ŞEHİR</b></p>
<p>Kocaeli Üniversitesi Afet Acil Durum Hazırlık Birimi Koordinatörü Doç. Dr. Serpil Gerdan şûranın açılış konuşmasını yaptı. Kocaeli’nin avantajlı şehirlerden bir tanesi olduğunu vurgulayan Gerdan, düzenli olarak eğitimler düzenlendiğini belirtti. Japon Yüksek Mimar ve Yüksek İnşaat Mühendisi Yoshinori Moriwaki, Japonya ve Türkiye arasındaki deprem farklılıklarını anlattı. Prof. Dr. Şükrü Ersoy da “Geleceğe Geçmişten Daha İyi İnşa Etmek İçin Afetle Başetme Kapasitesinin Arttırılması” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. Ersoy, “Şehirleşme kendi afetlerini de beraber getiriyor. Doğayı suçlamak haksızlık olur” ifadesini kullandı.</p>
<p><b>BÜYÜKAKIN: NE YAPACAĞIMIZI BİLMELİYİZ</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tahir Büyükakın, Kocaeli&#8217;nin en iyi arama kurtarma ekiplerine sahip illerinden biri olduğunu belirterek iki önemli konuya vurgu yaptı. Büyükakın şunları söyledi: “Türkiye&#8217;deki müteahhitler, hem Türkiye&#8217;de hem dünyanın birçok yerinde inanılmaz güvenli binalar yapıyorlar. Demek ki sorun bilmememiz veya yetkinliğimiz değil. Başka bir şey oluyor demek ki. Oysa yapılacaklar belli. Bizi harekete geçirmeye engel olan şey ne ise onun üzerine düşünmeli ve ne yapacağımızı belirlemeliyiz. İşte bu toplantıda aslında bu konunun üstüne de yoğunlaşılmalı. Tak ve kullan, yani işe hızlı ve işe yarar projeler önermenizi istiyorum. Büyükşehir Belediyemizin Anne Süt Projesi bu masalardan çıktı. Bu masalarda bu yapılsın ki, aynı şeyleri bir daha tekrarlamayalım.</p>
<p><b>HATAY ÖRNEĞİNİ ANLATTI</b></p>
<p>Herkes söylüyor, afet öncesi, afet anı ve sonrası var. Bu bütün literatürde böyledir. Biz öncesinde ne yapacağız? Yapmamız gereken şeylerden bir tanesi, şehrin planlarının doğru yapılması. Bu kısmı tamam. Biz bunun dışında kentteki tüm binaların taramasını yaptık. Ve o doğrultuda bir yenileme çalışması başlattık. 7 ilçede 14 bölge belirledik. Asıl sıkıntı burada başlıyor. Ben o evlerdeki insanlarla masaya oturduğumda dirençle karşılaşıyorum. Afetlere hazırlanmada böyle bir direnç var. Yani bu, sadece politik isteksizlikten kaynaklanmıyor. Bu değişime karşı bir direnç var ve burada en kötü şey ne biliyor musunuz? Biz bunu yapmaya kalktığımızda muhalefet de önünüze çıkıyor. Ve siz dönüşüm yapamıyorsunuz. Aynısı, 6 Şubat depremleri öncesinde Hatay Sevgi Parkı’ndaki toplantılarda yaşandı. Vatandaş dönüşüm istememiş, yaptırmamış. O orada insanlar öldü.</p>
<p><b>TOPLUMSAL DİRENÇ İÇİMİ YAKIYOR</b></p>
<p>İnsanlar başka motivasyonlarla hareket ediyor ve direnç göstermeye başlıyor. Bu direnci kırmadan afet öncesini yönetmek imkansız. Buradaki motivasyonu, siyasal direnci anlamadan burayı yönetme şansınız yok. Dolayısıyla ne gerekiyor? Toplumu bu tür direnç noktalarına karşı ayakta tutacak aydınlar lazım. Özellikle de üniversiteler lazım. Kimin popülizm yaptığını kimin doğru söylediğini kamuoyuna anlatmaları önemli. Bu toplantının bir başka amacı ise budur. Bu konuları konuşmam gerekiyor. Çünkü içim yanıyor.</p>
<p><b>AKADEMİSYENLERE ÇAĞRI</b></p>
<p>Kentteki binaları tararken şununla da karşılaştık. Kanunen binaların güvenli olup olmadığını araştırmak zorunda değilim. Ama biz kamusal sorumluluk açısından bakıyoruz. Sizlerden ricam, gerçek ile sahte arasındaki farkı bu topluma anlatın. Yoksa? Bir söz vardır, doğru ayakkabısını giyene kadar yalan dünyayı dolaşır. Ve buna karşı politik olarak direnmek mümkün değil. Buna ancak bilinçli toplumla karşı konabilir ve bunu yapacak olanlar aydınlar, akademideki öğretim üyeleridir. Yani afet öncesi direnci kırma noktasında bir şeyler yapmalıyız.”</p>
<p><b>AFETLERE BÜTÜNCÜL YAKLAŞIM</b></p>
<p>Gün boyu sürecek kapsamında; Kentsel Dirençlilik, Afet Eğitimi ve Toplumsal Farkındalık, Toplum Destekli Kriz Yönetimi, Sağlık Psikososyal Destek, Barınma ve Gıda Güvenliği Lojistik, Afet Teknolojileri Haberleşme ve Yenilikçi Yaklaşımlar, Gönüllülük ve Sivil Toplum Katılımı, Afet Yönetişimi Kurumlar Arası İşbirliği, Endüstriyel Kazaların Çevresel Toplumsal Etkileri ve İklim Değişikliğine Toplumun Uyumu başlıklı 10 masada Kocaeli’nin afet yönetimi kapasitesi bütüncül bir yaklaşım ile güçlendirilecek. TAMP ve İRAP planları uygulamasında toplumun etkinliği arttırılarak kurumlar arası işbirliği geliştirilecek. Afetlere dirençli şehir vizyonunu hayata geçirebilmenin yanında ise afetlere dirençli toplum oluşturmaya yönelik politika ve proje önerileri geliştirilecek.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/afetlere-hazirlikta-direnc-var-ve-bu-icimi-yakiyor-601746">Afetlere hazırlıkta direnç var ve bu içimi yakıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü Tohum Otizm Vakfı &#8220;Otizme Kırmızı Işık Yakıyor!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/2-nisan-dunya-otizm-farkindalik-gunu-tohum-otizm-vakfi-otizme-kirmizi-isik-yakiyor-361179</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Mar 2023 11:24:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[işık]]></category>
		<category><![CDATA[kırmızı]]></category>
		<category><![CDATA[nisan]]></category>
		<category><![CDATA[otizm]]></category>
		<category><![CDATA[otizme]]></category>
		<category><![CDATA[tohum]]></category>
		<category><![CDATA[vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[yakıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=361179</guid>

					<description><![CDATA[<p>2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü’nde, kamuoyunun dikkatini otizme çekmek için başlatılan Mavi Işık Yak Kampanyası’nın 2009 yılından beri Türkiye elçisi olan Tohum Otizm Vakfı geçtiğimiz yıl başlattığı otizm farkındalığında kabul etmeye geçişi simgeleyen kırımızı seçimini sürdürerek,</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/2-nisan-dunya-otizm-farkindalik-gunu-tohum-otizm-vakfi-otizme-kirmizi-isik-yakiyor-361179">2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü Tohum Otizm Vakfı &#8220;Otizme Kırmızı Işık Yakıyor!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü’nde, kamuoyunun dikkatini otizme çekmek için başlatılan Mavi Işık Yak Kampanyası’nın 2009 yılından beri Türkiye elçisi olan Tohum Otizm Vakfı geçtiğimiz yıl başlattığı otizm farkındalığında kabul etmeye geçişi simgeleyen kırımızı seçimini sürdürerek,  bu yıl da ‘’Otizme Kırmızı Işık Yak’’ diyecek. </strong></p>
<p><strong>Bu çağrı ile tüm Türkiye’de ikonik yapılar kırmızı ışıkla aydınlatılacak, insanlar kırmızı giyecek ve sosyal medya hesapları üzerinden #otizmekırmızıışıkyak etiketi ile otizmle ilgili mesajlar verilecek.</strong></p>
<p>Doğuştan gelen ve genellikle yaşamın ilk üç yılında iletişim sorunları ile baş gösteren, gelişimsel bir farklılık olan otizm 1985 yılında her 2.500 çocuktan 1’inde görülürken, son araştırmalara göre bugün doğan her <strong>36</strong> çocuktan <strong>1</strong>’i otizm riski ile dünyaya geliyor.</p>
<p><strong>Otizmi Kabul Etmenin Yolu Otizmli Bireyleri Dinlemek ve Onlardan Öğrenmek</strong></p>
<p>Kurulduğu 2003 yılından bu yana otizmli çocukların özel eğitimle topluma kazandırılabilmesi için çaba gösteren Tohum Otizm Vakfı, Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü’ne özel bir farkındalık kampanyası yürütüyor. Kamuoyunun dikkatini otizme çekmeyi amaçlayan kampanya için binalar kırmızı ışıkla aydınlanıyor, kırmızı giysilerle otizme dikkat çekiliyor ve kampanya destekçileri #otizmekırmızıışıkyak etiketi altında buluşuyor.</p>
<p>Otizmlilerin nitelikli eğitim ortamlarına erişmekte zorluk yaşadığı, iş yerlerinde kabul görmediği, sosyal hayatın dolayısıyla yaşamın bir parçası olma konusunda mücadele etmek durumunda kaldıklarını vurgulayan Tohum Otizm Vakfı, 2 Nisan’da otizmi kabul etmenin bir diğer yolunun otizmli bireyleri dinlemek ve onlardan öğrenmek olduğunun altını çiziyor.</p>
<p><strong>2 Nisan’da Türkiye’nin En Önemli Simgeleri Kırmızı Renge Bürünecek!</strong></p>
<p>Tohum Otizm Vakfı kuruluşunun 20. yıldönümünde de her sene olduğu gibi yine 2 Nisan kampanyası ile otizm farkındalığını geniş kitlelere ulaştırmayı hedefliyor. Tohum Otizm Vakfı&#8217;nın çağrısı ile otizm farkındalığının rengi bu yılda kırmızı oluyor. Tohum Otizm Vakfı’na destek vermek için akşam saatlerinde İstanbul ve Türkiye’nin farklı illerindeki tarihi ve ikonik yapılar kırmızı ışıkla aydınlanacak. Özel sektör binaları da kırmızı ışık ile aydınlanarak otizmlileri desteklemek için onların yanındayız diyecek. </p>
<p>“Otizme Kırmızı Işık Yak” kampanyası için destek çağrısı yapan <strong>Tohum Otizm Vakfı Genel Müdürü Burçak Karakaya</strong>, “Otizmi kabul etmenin bir diğer yolu otizmli bireyleri dinlemek ve onlardan öğrenmektir. Vakfımızın 20. yılında kırmızıyı seçerek evde, okulda, işyerinde ve toplumsal yaşamda otizmli bireylerin söz hakkı almasını ve yaşamlarına ilişkin tercihlerini ifade etmelerini destekliyoruz. Farkındalığın yeterli olmadığını, otizmi ve otizmli bireyleri kabul etmemiz gerektiğini temsil eden kırmızı rengi kullanmayı sürdürüyoruz” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/2-nisan-dunya-otizm-farkindalik-gunu-tohum-otizm-vakfi-otizme-kirmizi-isik-yakiyor-361179">2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü Tohum Otizm Vakfı &#8220;Otizme Kırmızı Işık Yakıyor!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Gülay Ceylaner: &#8220;Nadir Hastalıklar &#8216;Sekiz Milyon&#8217; Kişinin Canını Yakıyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-gulay-ceylaner-nadir-hastaliklar-sekiz-milyon-kisinin-canini-yakiyor-359894</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Mar 2023 08:58:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[canını]]></category>
		<category><![CDATA[ceylaner]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[gülay]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[kişinin]]></category>
		<category><![CDATA[milyon]]></category>
		<category><![CDATA[nadir]]></category>
		<category><![CDATA[sekiz]]></category>
		<category><![CDATA[yakıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=359894</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nadir Hastalık Gönüllüleri Derneği Başkanı Doç Dr. Gülay Ceylaner, Nadir hastalıkların tüm dünyada gözlenen ve birçok ülkede ‘öncelik alanı’ olarak belirlenmiş bir konu olduğunu ifade ederek “Konuyu ‘Nadir hastalık’ ismi ile anlatınca, toplumda 1/2000 gözlenen hastalıklardır dediğimizde sanki çok da önemli olmayan küçük bir grup gibi anlaşılmaktadır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-gulay-ceylaner-nadir-hastaliklar-sekiz-milyon-kisinin-canini-yakiyor-359894">Doç. Dr. Gülay Ceylaner: &#8220;Nadir Hastalıklar &#8216;Sekiz Milyon&#8217; Kişinin Canını Yakıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>2020 yılında kurulan ve nadir hastalıklara tanı koyan tıp doktorları, genetik uzmanlar, biyomühendisler, moleküler biyologlar, eğitimciler ve avukatlardan oluşan bir akademik birlikteliğin adı olan Nadir Hastalık Gönüllüleri Derneği, Nadir Hastalıklar konusunda Türkiye’nin ve tüm Dünya’nın bilimsel ve sosyal politikaların belirlenmesine yönelik projeler geliştirilmesi ve bu konudaki mücadelede farkındalık oluşturulması yönünde herkese görev düştüğünü bildirdi.</strong></p>
<p> </p>
<p><strong>Nadir Hastalık Gönüllüleri Derneği Başkanı Doç Dr. Gülay Ceylaner, </strong>Nadir hastalıkların tüm dünyada gözlenen ve birçok ülkede ‘öncelik alanı’ olarak belirlenmiş bir konu olduğunu ifade ederek “Konuyu ‘Nadir hastalık’ ismi ile anlatınca, toplumda 1/2000 gözlenen hastalıklardır dediğimizde sanki çok da önemli olmayan küçük bir grup gibi anlaşılmaktadır. Aslında tüm nadir ve tanısız hastalıkları işin içine katınca ‘Her 10 kişiden biri’ veya ‘Polikliniğe başvuran her 5 hastadan biri’ veya ‘Türkiye’de 7-8 milyon hasta olduğu düşünülmektedir’ tanımları kullanılınca işin ciddiyeti ortaya çıkmaktadır” dedi. </p>
<p>Nadir hastalıkların tek sebebinin akraba evliliği olmadığını ve akraba evliliği ile hiç ilişkisi olmayan çok sayıda hastalık bulunduğunu belirten <strong>Doç. Dr. Gülay Ceylaner</strong>, şunları söyledi: “Nadir hastalıkların çok büyük bir kısmı genetik kökenlidir. Bu hastalık gruplarında akraba evliliği riski çok artırmaktadır. Ülkemizde akraba evliliği oranı ise çok yüksektir. Bu özenle üzerinde durulması gereken bir konudur. Ülkemizdeki evliliklerin %25’inden fazlasının akraba evliliği olduğu bilinmektedir. ‘Aynı köy/yakın köy’ evlilikleri de katıldığı zaman ki bu evliliklerde de çok yakın gen benzerlikleri olduğu bilinmektedir, risk ciddi oranda artmaktadır. Fakat bu hastalıkların tek sebebi akraba evliliği değildir. Nadir hastalıklar akraba evliliğine bağlı olmadan da ortaya çıkabilir. Bu sebeple evlenecek tüm çiftlerin bu konularda bilinçlendirilmesi bizlerin en önemli görevlerinden biridir. Tıbbın tüm branşlarının en önemli amacı koruyucu hekimliktir. Hastalıklar oluştuktan sonra nasıl tedavi edeceğiz diye düşünmek yerine riskli kişileri önceden belirleyip hastalık olmadan önlemek ilk hedefimiz olmalıdır. “</p>
<p><strong>“Doğum öncesi tanı ve tüp bebek yöntemleri kullanılarak hastalıklar önlenebilir”</strong></p>
<p>Ülkemizde tüm hastalıklar için tanı çalışmalarının yapılabildiğini söyleyen <strong>Doç. Dr. Ceylaner</strong>, şunları ifade etti: “Biz ailelerle gebelik öncesi görüşüp genetik testlerini yaptığımız zaman taşıyıcı oldukları hastalıkları önceden belirleyebiliyoruz. Böylece gebelikte doğum öncesi tanı yapabiliyoruz. Ya da ailenin istemesi durumunda tüp bebekle gebelik planlanması durumunda yapılacak genetik testlerle sağlıklı bebeği seçebilmekteyiz. </p>
<p>Bu hastalıklara tek tek baktığımızda toplumda görülme oranları düşüktür. Ama binlerce nadir hastalık bulunmaktadır. Resme yukardan baktığımızda aslında hiç de nadir olmayan bir tablo karşımıza çıkmaktadır. </p>
<p><strong>Doç. Dr. Ceylaner</strong> ayrıca şunları belirtti: “Televizyonlarda sıkça gördüğünüz SMA (Spinal müsküler atrofi) hastalığı herkesin dikkatini çekti. Çünkü gen tedavisi çıktı. Sivil toplum örgütleri, bakanlıklar, medya bir anda ciddi bir farkındalık yaşandı. Önceden bu hastalığı kimse bilmezken artık insanlar evlerde yaptıkları buluşmalarda SMA’yı konuşmaya başladılar. SMA taşıyıcılığının ülkemizde 1/35 olduğu bilinmektedir. Yani evlenmeden bu hastalığın taşıyıcılığının taranması gerçekten çok önemlidir. Ama bunun yanında bazı kas hastalıkları, bağışıklık sistemi hastalıkları, metabolik hastalıkların da taşıyıcılıkları çok yüksektir. Türkiye de yaklaşık 7-8 milyon nadir hastalıklı birey olduğu düşünülüyor. Yenileri doğuyor, ileri yaşlarda yeni tanı alanlar oluyor. Maalesef bir kısmı tanı bile alamadan kaybediliyor. Bu açıdan bakıldığında bu hastalıkların hiç de nadir olmadığı net bir şekilde görülmektedir. “</p>
<p><strong>Ne zaman nadir hastalık düşünülmektedir?</strong></p>
<p>• Bir hastalık normalden erken başlamışsa,</p>
<p>• Doktor hastalık için “Atipik seyirli” diyorsa,</p>
<p>• Ailede birden fazla aynı hastalığa sahip hasta varsa,</p>
<p>• Tedavi sırasında veya hastalık seyri sırasında “Komplikasyon” dediğimiz beklenmeyen ek bulgular çıkıyorsa,</p>
<p>• Birçok hasta tedaviye cevap verirken hastada “Tedavi başarısızlığı” varsa,</p>
<p>• Wolfram sendromunda olduğu gibi şeker hastalığı ve sağırlık gibi birbirinden bağımsız birden fazla bulgu varsa,</p>
<p>• Altta yatan sebebi bulunamayan bir hastalıksa,</p>
<p>• Tanısız yıllarca dolaşan bir hastaysa veya bir türlü şifa bulmuyorsa,</p>
<p> • Ailede erken yaşta ortaya çıkan veya birden fazla kişide kanser varsa bir nadir hastalığın sebep olabileceği göz ardı edilmemelidir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-gulay-ceylaner-nadir-hastaliklar-sekiz-milyon-kisinin-canini-yakiyor-359894">Doç. Dr. Gülay Ceylaner: &#8220;Nadir Hastalıklar &#8216;Sekiz Milyon&#8217; Kişinin Canını Yakıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
