<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>yağ | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/yag/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/yag</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 26 Mar 2026 09:39:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>yağ | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/yag</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Karaciğer yağlanması siroz ve kanser riskini artırabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/karaciger-yaglanmasi-siroz-ve-kanser-riskini-artirabilir-623034</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2026 09:39:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artırabilir]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[karaciğer]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[siroz]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yağlanması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623034</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günlük hayatta hareketin azalması ve beslenme alışkanlıklarının değişmesi karaciğer sağlığını doğrudan etkileyebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karaciger-yaglanmasi-siroz-ve-kanser-riskini-artirabilir-623034">Karaciğer yağlanması siroz ve kanser riskini artırabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Günlük hayatta hareketin azalması ve beslenme alışkanlıklarının değişmesi karaciğer sağlığını doğrudan etkileyebiliyor. Karaciğer yağlanmasının fazla kilo, insülin direnci, tip 2 diyabet, kolesterol yüksekliği ve hareketsiz yaşam tarzı olan kişilerde daha sık görüldüğünü belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi&#8217;nden Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Sedat Karademir, “Karaciğer hücrelerinin içinde normalden fazla yağ birikmesi anlamına gelen karaciğer yağlanması, bazı kişilerde ilerleyerek iltihaplanma, hücre hasarı ve daha ileri aşamalarda siroz ile karaciğer yetmezliği gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor” açıklamasında bulundu.</strong></p>
<p>Karaciğer yağlanmasının göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayan, özellikle ileri evre yağlanma ve siroz gelişen hastalarda karaciğer kanseri riskinin arttığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi&#8217;nden Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Sedat Karademir, “Son yıllarda, sirozu bulunmayan kişilerde bile yağlanmaya bağlı olarak karaciğer kanseri geliştiğini gözlemliyoruz. Bu sebeple diyabeti olan, hızlı kilo alan ya da karaciğer testleri yüksek seyreden kişilerin daha yakından takip edilmesi kıymetli. Bu kişilerde zamanla iltihaplanma ve doku hasarı gelişme riski yüksek olduğu için kan testleri, ultrasonografi, gerekli durumlarda MR ve bazı hastalarda düzenli kanser taramaları çok önemli” dedi.</p>
<p><strong>Kilo kaybı karaciğer sağlığını destekliyor</strong></p>
<p>Var olan kilonun yüzde 7-10 oranında kaybedilmesi, düzenli yürüyüş yapılması ve Akdeniz tipi beslenmenin karaciğer sağlığını olumlu yönde etkilediğini vurgulayan Karademir, “Bu değişiklikler karaciğer yağlanmasının gerilemesine yardımcı olabileceği gibi kanser riskini de azaltabilir. Günlük hayata entegre edilecek küçük ama sürdürülebilir adımlar bu süreçte önemli bir fark yaratır. Yağlanma tehlikesinin doğru takip ve uygun yaşam tarzı değişiklikleriyle kontrol altına alınabileceği, ihmal edildiğinde ise daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği bilinmeli” uyarısında bulundu.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karaciger-yaglanmasi-siroz-ve-kanser-riskini-artirabilir-623034">Karaciğer yağlanması siroz ve kanser riskini artırabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Özellikle karın bölgesinde hızlı yağlanma varsa, gecikmeyin!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ozellikle-karin-bolgesinde-hizli-yaglanma-varsa-gecikmeyin-622959</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2026 08:23:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesinde]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[gecikmeyin]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı]]></category>
		<category><![CDATA[Hormon]]></category>
		<category><![CDATA[insülin]]></category>
		<category><![CDATA[karın]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[Kilo Artışı]]></category>
		<category><![CDATA[Kortizol]]></category>
		<category><![CDATA[Metabolizma]]></category>
		<category><![CDATA[özellikle]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[varsa]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[Yağlanma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622959</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kilo vermeye çalışırken bazen hiç beklenmedik bir tabloyla karşılaşabiliyoruz.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ozellikle-karin-bolgesinde-hizli-yaglanma-varsa-gecikmeyin-622959">Özellikle karın bölgesinde hızlı yağlanma varsa, gecikmeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kilo vermeye çalışırken bazen hiç beklenmedik bir tabloyla karşılaşabiliyoruz.  Daha az yeriz, daha çok hareket ederiz ama tartı ibresinde bir değişim olmaz. Üstelik, bazen canımızı daha da sıkan bir şey olur; her zamankinden az yediğimiz halde kilo alırız. <strong>Acıbadem Altunizade Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr.</strong> <strong>Adnan Batman, </strong>bu durumun çoğu zaman hatalı beslenme ve yaşam alışkanlıklarımızdan kaynaklandığını belirterek, “Diyet sürecinde kalori hesabı yapmamak, az yenilmesine rağmen kilo alınmasının en yaygın sebeplerinden biridir. Ancak, kilo alınmasının nedeni sadece beslenme hataları değildir. Vücudumuz bazen kronik strese, hareketsizliğe ve uyku bozukluğu gibi etkenlere karşı kendini korumaya alır ve yağ depolamaya yönelir. Bu nedenle az yemek her zaman çözüm olmayabilir” diyor. <strong>Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Adnan Batman,</strong> ancak kilo artışının hormonal veya metabolik hastalıklardan da kaynaklanabildiğini vurgulayarak, “Özellikle kısa sürede ve karın çevresinde belirgin kilo artışı varsa, metabolik veya hormonal sebeplerin araştırılması son derece önemlidir” ifadelerini kullanıyor. <strong>Doç. Dr. Adnan Batman</strong>,  az yemeye rağmen kilo artışına yol açabilen 10 etkeni anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu. </p>
<p><strong>Hatalı diyetler</strong></p>
<p>Az yenilmesine rağmen kilo alımının en önemli sebeplerinden biri, diyet sürecinde kalori hesabı yapılmamasıdır. Bu durum farkında olmadan ihtiyaçtan fazla enerji alınmasına yol açabiliyor. Ayrıca, şok diyetler de kısa sürede hızlı kilo kaybı sağlasalar da metabolizmayı yavaşlatabiliyor ve kas kaybına neden olarak kilo alımını kolaylaştırıyor. </p>
<p><strong>Yetersiz ve kalitesiz uyku</strong></p>
<p>Yetersiz ve kalitesiz uyku, az beslenilmesine rağmen kilo artışının önemli nedenlerinden birini oluşturuyor. Doç. Dr. Adnan Batman, beş saatin altında uyuyan kişilerde obezite riskinin yüzde 50 oranına kadar artabildiğine işaret ederek, şu bilgileri paylaşıyor: “Gece geç uyumak melatonin ve kortizol dengesini bozar. Bu durum insülin duyarlılığını azaltır ve vücudu yağ depolamaya daha yatkın hale getirir. Aynı zamanda kortizolün<strong> </strong>salınımını yükselterek karın çevresinde yağlanmayı artırır.  Dolayısıyla melatonin hormonunun yükseldiği 22:00-23:00 saatleri arasında uyku moduna geçilmesi son derece önemlidir.”</p>
<p><strong>Kronik stres </strong></p>
<p>Kronik stres altında vücut daha fazla kortizol hormonu salgılıyor. Bu hormon uzun süre yüksek düzeyde kaldığında metabolizma hızını düşürüyor. Ayrıca, kan şekerini yükselterek insülin seviyesinin de artmasına neden olabiliyor; bu durum yağ depolanmasını kolaylaştırıyor. Kronik stres altında olan kişiler az yeseler bile yağ depolamaya daha yatkın hale gelebiliyor. Doç. Dr. Adnan Batman,<strong> </strong>  stres hormonu kortizol yüksekliğinin özellikle karın bölgesinde yağ dokusunu artırdığını belirterek, “Karın bölgesi kortizole daha duyarlı olduğu için yağ yakımı burada daha fazla belirginleşmektedir” diyor. </p>
<p><strong>Kas kütlesinde azalma</strong></p>
<p>Kas kaybı 35 yaş sonrasında yavaş ama sürekli bir şekilde ilerliyor. Kas dokusunun metabolik olarak aktif olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Adnan Batman, “Kas kütlesi azaldıkça bazal metabolizma hızı da düşmektedir. Bu durum, aynı miktarda beslenmeye devam edilse bile vücudun daha az enerji harcamasına ve zamanla yağ oranının artmasına neden olabilmektedir” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>Hareketsiz yaşam</strong></p>
<p>Sadece spor yapmak değil, gün içindeki toplam hareket miktarı da enerji harcamasını belirliyor. Masa başında çalışma ve uzun süre oturma gibi alışkanlıklarda günlük enerji harcaması ciddi şekilde azalıyor. Bu durumda kişi az besin tüketse bile harcanan enerji daha düşük olduğu için kilo artışı görülebiliyor. Düzenli günlük hareket, metabolizmanın daha aktif kalmasına yardımcı oluyor ve kilo kontrolünü destekliyor.</p>
<p><strong>Perimenopoz / Menopoz</strong></p>
<p>Perimenopoz ve menopoz dönemlerinde östrojen seviyesinin azalması metabolizmanın yavaşlamasına neden olabiliyor. Dolayısıyla az yenilse bile metabolizma daha yavaş çalıştığı için kilo alınabiliyor. Bu hormon değişimi vücudun yağı özellikle karın bölgesinde depolama eğilimini artırıyor. </p>
<p><strong>Tiroit yetmezliği (Hipotiroidi) </strong></p>
<p>Metabolizmamızı düzenleyen tiroit hormonlarının eksikliğinde bazal enerji harcaması düşüyor ve sıvı tutulumu gelişebiliyor. Genellikle 2–4 kilo civarında kilo artışı yaşanırken beraberinde halsizlik, üşüme ve kabızlık gibi sorunlar da görülebiliyor. </p>
<p><strong>Cushing sendromu </strong></p>
<p>Cushing sendromu, vücudun uzun süre yüksek miktarda kortizol hormonuna maruz kalmasıyla oluşan bir hastalık. Kortizol yüksekliği özellikle karın bölgesi, ense ve yüzde yağ birikimine yol açıyor. Yüz yuvarlaklaşıyor, cilt inceliyor ve morarmalar gelişebiliyor. Doç. Dr. Adnan Batman, hızlı ve bölgesel kilo artışında Cushing sendromunun mutlaka akla gelmesi gerektiğine işaret ediyor. </p>
<p><strong>İnsülin direnci </strong></p>
<p>İnsülin direncinde hücreler kan şekerini dengelemek için daha fazla insülin salgılıyor. İnsülin, glikozu hücrelere taşıma ve fazla enerjiyi yağ olarak depolama sinyali veren bir hormon. Kan şekeri normal olsa bile yüksek insülin nedeniyle vücut yağ depolamaya daha yatkın hale geliyor ve yağ yakımı zorlaşabiliyor. Kilo artışı özellikle karın bölgesinde görülüyor. </p>
<p><strong>Polikistik over sendromu</strong></p>
<p>Polikistik over sendromu olan kadınlarda androjen artışı ile insülin direnci birlikte görülebiliyor.  Bunun sonucunda az yenilmesine rağmen kilo artışı yaşanabiliyor. Ayrıca adet düzensizliği, tüylenme ve akne gibi sorunlar da gelişebiliyor.</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;kutu bilgisi &#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p><strong>Kilo artışına karşı 5 etkili öneri!</strong></p>
<ul>
<li>Gerçek kalori alımınızı objektif olarak belirleyin. </li>
<li>Uyku sürenizi 7–8 saate çıkarın.</li>
<li> Haftada en az 3 gün direnç egzersizi yaparak, kas kütlenizi koruyun.</li>
<li>Tiroit, insülin ve kortizol gibi temel hormon değerlendirmesi yaptırın. </li>
<li> Kilonuzu ve bel çevrenizi düzenli olarak ölçün.</li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ozellikle-karin-bolgesinde-hizli-yaglanma-varsa-gecikmeyin-622959">Özellikle karın bölgesinde hızlı yağlanma varsa, gecikmeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ramazan Bayramında şeker ve tatlı tüketimine dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ramazan-bayraminda-seker-ve-tatli-tuketimine-dikkat-621594</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Mar 2026 07:49:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artması]]></category>
		<category><![CDATA[bayramında]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[haz]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[tatlı]]></category>
		<category><![CDATA[tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[tüketimine]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621594</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan Bayramının olmazsa olmazlarının başında şüphesiz tatlılar geliyor. Bayram ziyaretlerinde ‘yemezsem üzülür, o kadar emek vermiş’ diye geri çevirilemeyen şekerli ikramlıklar…</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazan-bayraminda-seker-ve-tatli-tuketimine-dikkat-621594">Ramazan Bayramında şeker ve tatlı tüketimine dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan Bayramının olmazsa olmazlarının başında şüphesiz tatlılar geliyor. Bayram ziyaretlerinde ‘yemezsem üzülür, o kadar emek vermiş’ diye geri çevirilemeyen şekerli ikramlıklar… Ancak dikkat! ‘Bir taneden zarar gelmez’ diyerek yediğiniz tatlıları ya da günlük yaşamdaki şekerli yiyecekleri tüketmeden önce bir kez daha düşünmek gerekiyor. <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik</strong> “Şeker ve tatlı tüketimi yalnızca diyabeti olan ya da yüksek kilolu kişilerin kaçınması gereken zararlı bir şey gibi düşünülse de yaygın inanışın aksine, tanı almış bir hastalığı olmayanların dahi günlük beslenme rutinlerinde yer almaması gereken bir besindir. Dünya Sağlık Örgütü, günlük enerji gereksiniminizin ortalama yaklaşık 10’unun şekerden alınabileceğini ancak uzun vadeli hedefin yüzde 5 ve altı olduğunu vurgulamaktadır. Örneğin; enerji gereksinimi 2000 kalori olan bir birey, günde maksimum 200 kalorisini basit şekerden alabilir ki bu da ortalama 1 küçük porsiyon tatlıya eşittir” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, şekerli besinlerin neden tüketilmemesi gerektiğini, vücuda çok önemli zararlarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p><strong>Kalp ve damar hastalıklarına yol açar</strong></p>
<p>Aşırı şeker tüketimi nedeniyle karaciğerde trigliserid adı verilen yağ asitleri artarak, damar duvarlarında birikmeye başlar. Zamanla damar yapısı bozulup damar sertliği ve diğer kalp hastalıklarına yol açar. Artan şeker tüketimiyle karın çevresi yağlanması ve bel çevresinin artması kalp hastalıkları açısından önemli diğer risk faktörlerindendir. Bu nedenle şeker ve tatlı tüketimini azaltıp, kalp ve damar sağlığı için yeşil yapraklı sebzeler başta olmak üzere, sebze, meyve, çiğ kuruyemiş vb liften zengin gıdalara beslenmede yer vermek gerekir. </p>
<p><strong>İnsülin direnci ve Tip 2 diyabet riskini artırır</strong></p>
<p>Şeker gibi basit karbonhidratlar yedikten sonra kana çok hızlı karışarak kan şekerini hızla yükseltir. Bu nedenle, vücudun, kan şekeri metabolizmasını düzenleyen hormonlardan biri olan insüline verdiği yanıt bozularak insülin direncinin oluşmasına ve tip-2 diyabet riskinin artmasına yol açar. Özellikle ailede diyabet öyküsü olanlar şeker ve tatlıyı sınırlandırmalıdır. Eğer son zamanlarda fazla şeker tüketiyor, tatlı yeme isteğinizin arttığını düşünüyorsanız mutlaka bir hekim ile görüşüp insülin direnci ve diyabet ile ilgili kontrollerinizi yaptırmalısınız.</p>
<p><strong>Karaciğer yağlanmasına neden olur</strong></p>
<p>Son zamanlarda alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması gençlerde de yaygınlaşıyor.  Bunun öncelikli nedenlerinin başında; basit şeker, hazır paketli ürünler ve tatlılarda kullanılan fruktoz şurubu tüketiminin artması geliyor. Sofra şekeri ve yüksek fruktoz büyük ölçüde karaciğerde işlenir ve fazla tüketildiğinde karaciğer bu enerjiyi yağa dönüştürür. Karaciğer yağlanmasının artması sağlığı olumsuz etkiler. Tüketim sıklığına ve porsiyonlara dikkat etmek, işlenmiş ve etiket bilgisinde fruktoz şurubu içeren gıdalardan uzak durmak gerekir. </p>
<p><strong>Obeziteye zemin hazırlar</strong></p>
<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik “Yüksek şeker içeren besinler; kalorisi yüksek ve karbonhidrat ağırlıklı olup, vücut için gerekli vitamin- minerallerden ise oldukça fakirdir. Genellikle protein ve liften düşük oldukları için sık acıkmanıza, kan şekeri dengesizliği nedeniyle sürekle tatlı tüketme isteğinizin artmasına yol açar. Bu da kişiyi bitmeyen </p>
<p>bir kısır- döngüye sokarak, gün içerisinde alınan toplam kalori miktarının artmasına, kilo artışına ve uzun vadede obeziteye zemin hazırlar” diyor.  </p>
<p><strong>Diş çürüklerini artırır</strong></p>
<p>Şeker tüketimi diş minesinin zarar görmesine, çürüklere ve buna bağlı diş kayıplarına neden olurken ağız sağlığını da olumsuz etkiler. Ağızda pH dengesinin bozulmasıyla birlikte ağız içindeki bakteri çeşitliliği değişir ve ağız kokusu ile ilgili problemler artabilir. Sık aralıklarla şeker tüketmek, gazlı şekerli içecekler içmek ve yetersiz ağız hijyeni olumsuz sonuçları belirginleştirir. Aşırı tatlı tüketiminden uzak durmak, xekerli besin tükettikten sonra ise mutlaka dişleri fırçalamak gerekir. </p>
<p><strong>Bağımlılık yaratır</strong></p>
<p>Yüksek miktarda şeker tüketimi hem metabolik hem de nörobiyolojik süreçleri etkiler. Hızlı emildiği için kan şekerinde ani yükselmelere ve ardından hızlı düşüşlere neden olarak yeniden tatlı, şekerli gıda tüketme isteğine yol açar. Aynı zamanda beynin ödül merkezinde dopamin salınımını artırarak kısa süreli haz duygusu ve buna bağlı daha fazla tüketme isteğine sebep olur. Bu nedenle şeker ve tatlının ödül yerine tüketilmemesi haz duygusu ile örtüşmemesi açısından önemlidir. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazan-bayraminda-seker-ve-tatli-tuketimine-dikkat-621594">Ramazan Bayramında şeker ve tatlı tüketimine dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Keçiören&#8217;de İşletmelere Sıfır Atık ve Bitkisel Yağ Denetimi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/keciorende-isletmelere-sifir-atik-ve-bitkisel-yag-denetimi-619777</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Mar 2026 11:28:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atık]]></category>
		<category><![CDATA[bitkisel]]></category>
		<category><![CDATA[Denetim]]></category>
		<category><![CDATA[denetimi]]></category>
		<category><![CDATA[işletmeler]]></category>
		<category><![CDATA[keçiören]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sıfır]]></category>
		<category><![CDATA[şletmelere]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619777</guid>

					<description><![CDATA[<p>Keçiören Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ile İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü ekipleri, ilçe genelinde çevre kirliliğinin önlenmesi, toplum sağlığının korunması amacıyla kapsamlı denetim ve ölçüm çalışmaları yürüttü.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/keciorende-isletmelere-sifir-atik-ve-bitkisel-yag-denetimi-619777">Keçiören&#8217;de İşletmelere Sıfır Atık ve Bitkisel Yağ Denetimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Keçiören Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ile İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü ekipleri, ilçe genelinde çevre kirliliğinin önlenmesi, toplum sağlığının korunması amacıyla kapsamlı denetim ve ölçüm çalışmaları yürüttü. Çalışmalar kapsamında kafe, restoran, pastane ve toplu yemek üretimi yapan işletmeler ziyaret edilerek bitkisel atık yağ denetimleri ve ölçüm çalışmaları gerçekleştirildi.</p>
<p><b>Yağların kullanım uygunluğu yerinde tespit edildi</b></p>
<p>Denetimlerde işletmelerde kullanılan bitkisel yağların TPM (Total Polar Materials) değerleri ölçülerek yağın kullanım uygunluğu yerinde tespit edildi. Mevzuatta belirtilen sınır değerlerin üzerinde olduğu belirlenen yağların tespiti halinde onların kullanımı durdurularak yönetmelik gereği lisanslı firmalara teslim ediliyor. Bu kapsamda işletmelere Bitkisel Atık Yağların Kontrolü Yönetmeliği gereği uyum ve uygunluk konularında işletme sorumlularına bilgilendirme yapıldı. Ayrıca işletmelerin üretim alanları, tezgâh düzeni, personel hijyeni ve saklama koşulları detaylı şekilde incelenirken, işletmelere gerekli uyarılarda bulunuldu.</p>
<p><b>Önceliğimiz hemşehrilerimizin sağlığı ve güvenli</b></p>
<p><b>Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan</b>, yürütülen denetimlere ilişkin şu açıklamayı yaptı: “Ramazan ayında ilçe genelindeki denetimlerimizi hız kesmeden sürdürüyoruz. Amacımız, hem tüketici sağlığını korumak hem de bitkisel atık yağların çevreye zarar vermesini önlemek; hemşehrilerimizin ise sağlıklı, güvenilir ve standartlara uygun ürünlere ulaşmasını sağlamaktır. Önceliğimiz ceza yazmak değil; hemşehrilerimizin sağlığı ve güvenliğidir. Halk sağlığını korumak, güvenli bir ticaret ortamı oluşturmak ve dürüst esnafımızın haklarını gözetmek için denetim çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/keciorende-isletmelere-sifir-atik-ve-bitkisel-yag-denetimi-619777">Keçiören&#8217;de İşletmelere Sıfır Atık ve Bitkisel Yağ Denetimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşlanmayı Hızlandıran Sessiz Tehdit</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yaslanmayi-hizlandiran-sessiz-tehdit-617700</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Mar 2026 07:32:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Enflamasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Enflamatuvar]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[hızlandıran]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[uzun]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yaşla]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanmayı]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617700</guid>

					<description><![CDATA[<p>Enflamasyon aslında koruyucu bir süreç ama…  </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaslanmayi-hizlandiran-sessiz-tehdit-617700">Yaşlanmayı Hızlandıran Sessiz Tehdit</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Enflamasyon aslında koruyucu bir süreç ama…  </strong></p>
<p>Enflamasyonun bağışıklık sisteminin tehdit algıladığında devreye soktuğu koruyucu ve iyileştirici bir yanıt olduğunu söyleyen <strong>Dr. Halil Ertürk</strong>, “Akut enflamasyon kısa sürer; enfeksiyonla savaşır, yara iyileşmesini başlatır ve işini tamamlayınca sonlanır. Kronik enflamasyon ise enflamatuvar sinyallerin uzun süre hafif yüksek kalmasıdır. Klinik olarak sessiz görünebilir, fakat hücresel düzeyde yıpranmayı artırır, yaşlanmayı hızlandırır” diyor. </p>
<p><strong>Enflamasyon sinyalleri bu değerlerde gizli!</strong></p>
<p>Klinik pratikte enflamasyon sürecinin izlerini kanda takip edebildiklerini belirten <strong>Dr. Halil Ertürk,</strong> “Örneğin hs-CRP (yüksek duyarlılıklı C-reaktif protein) vücuttaki düşük düzeyli enflamasyonu gösteren önemli bir belirteçtir. Ferritin her ne kadar demir depolarını yansıtsa da enflamasyon durumlarında yükselme eğilimindedir. İnsülin direnci göstergeleri, hücrelerin insüline yanıtının azalmasını ortaya koyarak metabolik stres hakkında ipucu verir. Lipid profili (kolesterol ve trigliserid değerleri) ve karaciğer enzimleri ise damar sağlığı ve metabolik yük hakkında bize bilgi sağlar. Gerektiğinde daha ileri tetkiklerle altta yatan neden detaylandırılabilir” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p><strong>Kronik enflamasyon bu 3 yol ile yaşlandırıyor!</strong></p>
<p>Yaş ilerledikçe bağışıklık sisteminin eskisi kadar esnek çalışmayabileceğini belirten <strong>Dr. Halil Ertürk</strong>, “Bazı savunma yanıtları zayıflarken, bazı enflamatuvar sinyaller daha kolay tetiklenebilir ve daha uzun süre yüksek kalabilir. İşte bu tablo, yaşla birlikte görülen düşük düzeyli ve sistemik enflamasyon eğilimini ifade eder. Bilimsel literatürde bu durum “inflammaging” olarak adlandırılır. Terim, “inflamasyon” ve “aging” (yaşlanma) kelimelerinin birleşiminden gelir ve kronik, düşük düzeyli enflamasyonun biyolojik yaşlanma sürecini hızlandırıcı etkisini tanımlar. Bu süreç tek bir mekanizmayla değil, birbiriyle bağlantılı üç temel biyolojik yol üzerinden ilerler” diyerek o 3 mekanizmayı açıklıyor. </p>
<p><strong>Bağışıklık Sisteminde Sürekli Alarm Hâli</strong></p>
<p>Bağışıklık sisteminin düşük düzeyde ama sürekli uyarıldığında hücreler arası iletişimi sağlayan “sitokin” adı verilen sinyallerin dengesinin değişebileceğini belirten Dr. Halil Ertürk, “Onarım ve iyileşme süreçleri yerine “tetikte kalma” durumu baskınlaşabilir. Bu da dokuların uzun vadede daha fazla yıpranmasına neden olabilir” diyor.</p>
<p><strong>Metabolik Dengesizlik ve Visseral Yağ</strong></p>
<p>İnsülin direnci (hücrelerin insüline yeterli yanıt verememesi), kan şekeri dalgalanmaları ve özellikle karın içi yağ dokusu enflamatuvar sinyalleri artırabilir. Metabolik stres ile enflamasyon arasında bir kısır döngü oluşabilir ve bu durum biyolojik yaşlanmayı hızlandırabilir.</p>
<p><strong>Hücresel Enerji Üretiminde Zorlanma</strong></p>
<p>Hücrelerin enerji üretim merkezleri olan mitokondriler zorlandığında oksidatif yük artabilir. Bu durum hücresel onarım kapasitesini ve stresle baş etme mekanizmalarını zayıflatabilir. Uzun vadede hücresel yıpranma artabilir.</p>
<p><strong>Kronik enflamasyon engellenebilir mi? </strong></p>
<p>Kronik enflamasyonun sıfırlanamayacağını belirten <strong>Dr. Halil Ertürk</strong>, “Çünkü enflamasyon iyileşme ve savunma için gereklidir. Daha doğru hedef kronik gereksiz uyarıyı azaltmak ve sistemi yeniden dengeye yaklaştırmaktır. Bunun için öncelikle birkaç temel alanda tutarlı bir şekilde çalışmak gerekir”uyarısında bulunuyor. </p>
<p><strong>Kronik enflamasyona karşı 6 önemli adım</strong></p>
<p><strong>Uyku:</strong> Her gün düzenli 7-8 saat uykunun yanı sıra aynı saatte ve kesintisiz uyumak enflamatuar sinyalleri azaltmakta etkilidir. </p>
<p><strong>Beslenme:</strong> İşlenmiş gıdaların azaltılması ve yeterli lif ile protein tüketimi, yemekten sonra kan şekerinin ani yükselip düşmesini önleyerek enflamatuvar yükü azaltabilir.</p>
<p><strong>Egzersiz:</strong> Kalp-damar dayanıklılığı ve kas kütlesinin birlikte ele alınması gerektiğini belirten Acıbadem Life Longevity’den İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Ertürk, “Düzenli yürüyüşe haftada 2–3 gün kuvvet egzersizi eklemek, metabolizmanın daha dengeli çalışmasına ve vücuttaki enflamatuvar yükün azalmasına yardımcı olabilir” diyor. </p>
<p><strong>Stres yönetimi:</strong> Uzamış stres, uyku ve glukoz üzerinden enflamatuvar yükü besler; kısa, sürdürülebilir pratiklerle stres yükü azaltılmalıdır.</p>
<p><strong>Bel çevresi ve vücut kompozisyonu:</strong> Amaç sadece kilo vermek değil; karın içi yağlanmayı azaltıp kas kütlesini koruyarak daha sağlıklı bir vücut kompozisyonu oluşturmaktır.</p>
<p><strong>Sigara, alkol ve çevresel toksinler: </strong>Birçok hastalık için sigara en net risk faktörlerinden biridir. Alkol ve toksik maruziyetler de enflamatuvar yükü artırır.</p>
<p>Romatizmal hastalıklardan, viral enfeksiyonlara kadar daha birçok nedenin uzun süren düşük düzey enflamasyona neden olabileceği uyarısında bulunan <strong>Dr. Halil Ertürk</strong>, “Bu durumların tedavisi enflamasyonu tamamen ortadan kaldırmayabilir ancak azaltmakta etkili olur. Uyku, egzersiz, beslenme, stres ve bel çevresi gibi temel alanlar düzenlendiğinde, birçok kişide hem yakınmaların hem de laboratuvar görüntüsünün daha iyi bir yere geldiğini görebiliyoruz” diyor. </p>
<p><strong>…Kutu bilgisi…</strong></p>
<p><strong>Kronik enflamasyon hangi hastalıklarda rol oynuyor?</strong></p>
<p><strong>İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Ertürk</strong>, kronik enflamasyonun yalnızca yaşlanma üzerinde etkili olmadığını, pek çok hastalığa da zemin hazırladığını belirtiyor. </p>
<p><strong>Kalp-damar hastalıkları:</strong></p>
<p>Damar duvarında uzun süre devam eden enflamatuvar süreçler, damar sertliği olarak bilinen aterosklerozun gelişimine katkı sağlayabilir. Bu durum kalp krizi ve inme riskini artırabilir.</p>
<p><strong>İnsülin direnci ve diyabet:</strong></p>
<p>Yağ dokusu, karaciğer ve kaslarda artan enflamatuvar sinyaller, hücrelerin insüline verdiği yanıtı bozabilir. Bu da kan şekeri kontrolünün zorlaşmasına ve zamanla diyabet riskinin artmasına neden olabilir.</p>
<p><strong>Alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması (NAFLD):</strong></p>
<p>Karaciğerde yağ birikimi zamanla enflamasyona ve doku sertleşmesine (fibrozis) ilerleyebilir. Özellikle bel çevresi artışı ve karın içi yağlanma bu süreci daha belirgin hale getirebilir.</p>
<p><strong>Nörodejeneratif süreçler:</strong></p>
<p>Metabolik stres ve beyin dokusunda gelişen enflamasyon (nöroenflamasyon), sinir hücrelerinde hasara ve bilişsel işlevlerde azalmaya yol açabilir.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaslanmayi-hizlandiran-sessiz-tehdit-617700">Yaşlanmayı Hızlandıran Sessiz Tehdit</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Menderes Belediyesi&#8217;nden Doğa Dostu Dev Adım</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/menderes-belediyesinden-doga-dostu-dev-adim-615261</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Feb 2026 10:03:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Adım]]></category>
		<category><![CDATA[Atık Yağ]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[dev]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[dostu]]></category>
		<category><![CDATA[kampanya]]></category>
		<category><![CDATA[menderes]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[teslim]]></category>
		<category><![CDATA[toplama]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[zeytin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615261</guid>

					<description><![CDATA[<p>Menderes Belediyesi, başlatmış kampanya ile atık yağları toplayıp zeytin fidanı hediye ederek doğa dostu adımlar attı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menderes-belediyesinden-doga-dostu-dev-adim-615261">Menderes Belediyesi&#8217;nden Doğa Dostu Dev Adım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Menderes Belediyesi, başlatmış kampanya ile atık yağları toplayıp zeytin fidanı hediye ederek doğa dostu adımlar attı.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Menderes Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü, başlatmış olduğu büyük atık yağ toplama kampanyasında “Bitkisel yağını getir, zeytin fidanını götür” sloganı ile toplama faaliyetini gerçekleştirdi. Merkez pazaryerine kurulan stantta belediye ekipleri gelen vatandaşlardan yağları teslim aldı. Teslim alının her 3 litre yağ karşılığında 1 adet zeytin fidanı hediye edildi. Menderes Belediyesi’nin kampanyasına destek vermek isteyen Güzelyalı Rotaract Kulübü de stantta yer aldı. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>Tek seferde 155 KG, toplamda 9411 KG</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Sabahtan gün batımına kadar açık olan toplama standında bir günde toplam 155 kg yağ toplandı. 2025 yılı içerisinde ise toplamda 9411 kilo atık yağ toplanarak doğaya karışması önlendi. Toplanan atık yağlar muhafaza edilip belediyenin anlaşmalı olduğu lisanslı firmaya teslim edilerek geri dönüşüme kazandırılıyor. Atık yağlardan yakıt elde edilerek doğaya karışması önleniyor. Atık yağ kampanyasının süreceği öğrenilirken vatandaşların atık yağları dökmeyerek toplaması talep edildi. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>“Bilinçli vatandaşlarımıza teşekkür ederiz”</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Kampanya hakkında konuşan Menderes Belediye Başkanı İlkay Çiçek, “Uzun süredir bu kampanyamızı devam ettiriyoruz. Kampanya kapsamında yağları teslim alıp zeytin ağacı teslim edeceğimiz standımızı açtık. Kampanya başladığından beri toplamda binlerce kiloluk yağı geri dönüşüme kazandırdık. Doğamızı korumak adına dev adımlar attık. Hem doğamıza atık yağların zarar vermesini önledik hem de dağıttığımız zeytin ağaçları ile doğamıza bir katkı da biz sunduk. Kampanyamıza katılan tüm çevre bilinçli vatandaşlarımıza teşekkür ederiz. Tüm vatandaşlarımızı devam edecek olan atık yağ toplama kampanyamıza katılmaya davet ediyoruz.” dedi.</span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menderes-belediyesinden-doga-dostu-dev-adim-615261">Menderes Belediyesi&#8217;nden Doğa Dostu Dev Adım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Griple mücadelede &#8220;Anne yemekleri&#8221; çok önemli, çünkü…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/griple-mucadelede-anne-yemekleri-cok-onemli-cunku-610300</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Feb 2026 08:43:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[bal]]></category>
		<category><![CDATA[C Vitamini]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[griple]]></category>
		<category><![CDATA[mücadelede]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yemekleri]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610300</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış aylarında çocuklarda grip (influenza virüsü) oldukça sık görülürken, özellikle okul ve kreş ortamlarında hızla yayılıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/griple-mucadelede-anne-yemekleri-cok-onemli-cunku-610300">Griple mücadelede &#8220;Anne yemekleri&#8221; çok önemli, çünkü…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kış aylarında çocuklarda grip (influenza virüsü) oldukça sık görülürken, özellikle okul ve kreş ortamlarında hızla yayılıyor. Dünya genelinde veriler, 10 yaş altındaki çocuklarda influenza virüsünün, solunum hastalıklarına bağlı hastaneye yatışların yaklaşık yüzde <strong>15’ini </strong>oluşturduğunu gösteriyor.  İnfluenza gribinin temel semptomları olan yüksek ateş, halsizlik, kuru öksürük, boğaz ve kas ağrıları özellikle küçük yaştaki çocuklarda daha şiddetli seyrederken, ebeveynlerde ciddi kaygıya yol açabiliyor. <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Çocuk Gastroenterolojisi Uzmanı Prof. Dr. Coşkun Çeltik,  </strong>  griple mücadelede sadece tıbbi tedavinin değil, doğru ve dengeli beslenmenin de kritik bir önem taşıdığına dikkat çekerek,  “Yeterli sıvı alımı ve doğru beslenme,  bağışıklık sisteminin daha iyi çalışmasına, şikayetlerin hafiflemesine ve komplikasyonların azalmasına yardımcı olur. Hastalık döneminde vücudu dinlendirmek için iyi bir uyku,  bol sıvı ve yeterli protein ile bağırsak mikrobiyotasını destekleyen gıdaların alınması  son derece değerlidir” diyor. </p>
<p>Influenza virüsünde en önemli kurallardan birinin çocuğu zorlamadan az ve sık aralıklarla sıvı ağırlıklı beslemek olduğunu belirten <strong>Prof. Dr. Coşkun Çeltik,</strong>  “C vitamini, çinko ve probiyotikler mucizevi sonuçlar yaratmazlar ama vücudun doğru çalışmasına destek olurlar.  C vitamininden zengin gıdaların yanı sıra mikrop öldürücü ve bağışıklığı destekleyici etkileri nedeniyle sarımsak ile soğan içeren yemeklerin tüketilmesi, üzerlerine antiviral özelliği olan karabiber serpilmesi önemlidir. C vitamininden zengin limon da çorbaların ve salataların üzerine sıkılıp kolayca tüketilebildiği için avantaj sağlar” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>C vitamini bağışıklığı destekliyor</strong></p>
<p>Vücuttaki kolajen üretimini artıran ve bağışıklık hücrelerinin işlevlerini destekleyen C vitamini grip tedavisinde önemli bir destek sağlıyor. Çocuk Gastroenterolojisi Uzmanı Prof. Dr. Coşkun Çeltik, “C vitamini grip virüsünü azaltmaz ve bağışıklığı güçlendirmez. Ancak, akut hastalık döneminde şikayetlerin daha hızlı hafiflemelerine yardımcı olabilir” diyor.  Yüksek doz C vitamininin ekstra bir faydası olmadığını; bu nedenle gıdalarla doğal yoldan alınması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Coşkun Çeltik, “Portakal, mandalina, limon, biber, avokado, kivi ile kuşburnu C vitamini açısından zengindir.  Çocuğun mümkünse meyvelerin kendisini tüketmesi önemlidir. Meyve suyu olarak verilecekse günlük iki bardağın geçmemesi daha iyi olur; çünkü aşırı şeker yükü metabolizmayı olumsuz etkiler” bilgisini veriyor.</p>
<p><strong>Çinko enzimlerin çalışması için çok önemli</strong></p>
<p>Çinko, vücudumuzda çok sayıda enzimin yardımcısı olduğu için influenza virüsünün sınırlanmasını sağlıyor, hatta dokuya tutunmasını engelliyor. Bu nedenle, çinko içeren gıdaların tüketilmesi de faydalı oluyor. Hindi, tavuk, kıyma, yoğurt, badem, ceviz, fıstık, kaju, kabak çekirdeği ve nohut çinkodan zengin gıdaları oluşturuyor.  </p>
<p><strong>Omega – 3 yağ asitleri vücuttaki yangıyı azaltıyor</strong></p>
<p>Omega-3 yağ asitleri vücuttaki enflamasyonu, yani aşırı yangıyı azaltırken,  bağışıklık hücrelerini de destekliyor. Dolayısıyla, yüksek omega-3 (EPA/DHA) içeren balıkların hastalık döneminde haftada 1-2 kez tüketilmesinde fayda var. <strong>Somon, sardalye, uskumru ve hamsi</strong> özellikle kış mevsiminde omega-3 oranı yüksek deniz balıkları arasında yer alıyor.  “Balıkların kızartma olarak değil fırında pişirilmesi en ideal seçimdir. Bu sayede kızartmayla ortaya çıkan kötü trans yağlardan da uzak durulmuş olur” bilgisini veren Prof. Dr. Coşkun Çeltik, çok yağlı gıdaların hastalık dönemlerinde bulantıyı tetikleyebileceği için dikkatli olunması gerektiğini anlatıyor. Bitkisel omega-3 kaynaklarından olan ceviz de tercih edilebiliyor. </p>
<p><strong>Probiyotikler bağırsak mikrobiyotası için önemli</strong></p>
<p>Kefir gibi fermente süt ürünleri bağırsak mikrobiyotasını destekleyerek bağışıklık yanıtına dolaylı katkı sağlayabiliyor; ancak inek sütü alerjisi, laktoz intoleransı, irritabl bağırsak hastalığı olan çocuklarda sorun oluşturabiliyor. Ayrıca, fazla probiyotik tüketimi de bazen gaz sorununu artırarak olumsuz etkilere neden olabiliyor. Günde 1-2 öğün, en fazla 200 ml (bir su bardağı) kadar probiyotik kaynağı tüketmek genellikle yeterli geliyor. Laktozu tolere edemeyen çocuklarda doğal yoğurt alternatif olabiliyor. Hastalık döneminde probiyotik etkisi nedeniyle en güzel olanı ise doğal kefir tüketmek. </p>
<p><strong>Protein kaynakları dokuları onarıyor</strong></p>
<p>Protein; bağışıklık hücrelerinin çalışmalarında, antikor üretiminde ve dokuların onarımında son derece önemli bir rol üstleniyor. Tüm enfeksiyon durumlarında fazla enerji tüketimine bağlı olarak bir tür metabolik yıkım süreci gerçekleştiğini belirten Prof. Dr. Coşkun Çeltik<strong>,</strong>  “Bu süreci geri döndürmek için karbonhidratla birlikte protein almak şarttır. Hastalık döneminde yağlı et ve kızartma yemekleri yerine daha hafif ve sulu yiyecekler tercih edilmelidir.  Örneğin, yoğurtlu pirinç pilavı, yumurta, lor peyniri, tavuk ve hindi beyaz eti, tavuk çorbası, kıymalı çorbalar veya deniz balıkları verilebilir. Alınan protein, pirinç, yulaf, patates, muz ve elma gibi besinlerle desteklenmelidir” diyor.  Prof. Dr. Coşkun Çeltik, gaz ve karın ağrısını tetikleyebilecekleri için baklagilleri çok tercih etmediklerine, bu dönemde bal ile pekmezin de iyi enerji verdikleri için avantaj sağladıklarına vurgu yapıyor.    </p>
<p><strong>Sağlıklı yağlar iltihabı hafifletiyor</strong></p>
<p>Sağlıklı yağlar vücuttaki iltihabı azaltarak bağışıklık hücrelerinin çalışmalarına destek oluyor. Sağlıklı yağlar denildiğinde ise aklımıza ilk olarak zeytinyağı geliyor. Çocuk Gastroenterolojisi Uzmanı Prof. Dr. Coşkun Çeltik,<strong> </strong>ancak zeytinyağının kesinlikle gıdaları kızartma amaçlı kullanılmaması gerektiği uyarısında bulunarak, “Çünkü, zeytinyağı çabuk yanar ve bunun sonucunda birçok toksik madde açığa çıkararak hücrelere zarar verebilir. Dolayısıyla, zeytinyağının yemeği ocaktan indirmeye yakın ilave edilmesi önemlidir” diyor. Ayrıca, avokado, ceviz, fındık ve badem yağları da iyi yağlar grubunda yer alıyorlar. Ek olarak, bu gıdaların kendilerinin tüketilmesi lif açısından da katkı sağlıyor ve enerji veriyor.<strong> </strong></p>
<p><strong>Bol bol sıvı alması şart! </strong></p>
<p>Çocuk Gastroenterolojisi Uzmanı Prof. Dr. Coşkun Çeltik, enfeksiyon döneminde çocuğun mutlaka bol sıvı alması gerektiğine de vurgu yaparak, sözlerine şöyle devam ediyor:  “Ateş, hızlı solunum ve terleme nedeniyle sıvı kaybı artar. Bu da halsizlik, baş ağrısı, bulantı ve kusma yapabilir. Ağırlıklı olarak su olmak üzere, belli ölçülerde ayran, elma suyu ve limonata gibi içecekler ile çorbalar sıvı eksikliğini tamamlayabilir. Bulantıyı tetiklememek için sıvıların yavaş, az az ve sık alınması gerekir. Bazen ılık, ballı ve limonlu ıhlamur çayı da solunum sorunlarının azaltılması için iyi bir alternatif olabilir. Ancak sıvı alımı çok azsa ve kusma başladıysa bir sağlık kurumuna başvurulması elzemdir.” </p>
<p><strong>Anne yemekleri çok önemli, çünkü… </strong></p>
<p>İşlenmiş gıdalar, içeriğinde yağ oranı çok yüksek olduğu için hekimler tarafından hurda gıdalar olarak tanımlanıyor. Paketli atıştırmalıklar, <strong>şekerlemeler, gazlı içecekler, meyve oranı düşük olan şekerli içecekler, salam, sosis ve sucuk</strong> gibi ürünler yağ oranı çok yüksek olmalarının yanı sıra birçok katkı ve koruyucu kimyasal maddeleri de içerebiliyor, <strong>gereksiz şeker ile tuz </strong>yükü getiriyorlar. “Tüm bunlar çocuğun midesini rahatsız edebilir ve iştahını daha da bozabilir” uyarısında bulunan Prof. Dr. Coşkun Çeltik,<strong> </strong>“Özellikle yüksek şekerli içecekler ve yiyecekler kısa süreli enerji verseler de ani insülin yükselmesine sebep olup,  kan şekeri dengesizliğine ve beslenmenin bozulmasına yol açabilir. Ayrıca reflü ve kusmaya da neden olabilir. Dolayısıyla, anne yemekleri dediğimiz sulu, temiz ve sevgi yüklü yemekler çocuklar için son derece önemlidir” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/griple-mucadelede-anne-yemekleri-cok-onemli-cunku-610300">Griple mücadelede &#8220;Anne yemekleri&#8221; çok önemli, çünkü…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yanlış diyetler sağlığı tehdit ediyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yanlis-diyetler-sagligi-tehdit-ediyor-609481</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 Jan 2026 07:33:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağırlık]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[diyetler]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[protein]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yanlış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609481</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, son yıllarda popülerliği giderek artan tek tip diyetleri değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yanlis-diyetler-sagligi-tehdit-ediyor-609481">Yanlış diyetler sağlığı tehdit ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, son yıllarda popülerliği giderek artan tek tip diyetleri değerlendirdi.</p>
<p><strong>Sadece meyve veya sıvı ağırlıklı diyetler sağlıklı çözüm sunmuyor</strong></p>
<p>Sadece meyve, detoks veya sıvı ağırlıklı diyetlerin kısa sürede kilo kaybı sağlıyor gibi görünse de vücut için kalıcı ve sağlıklı bir çözüm sunmadığını belirten Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Sadece meyve, detoks veya sıvı ağırlıklı diyetler; vücudun ihtiyaç duyduğu protein, yağ, vitamin ve mineralleri yeterince karşılamaz. Bu diyetler genellikle kısa sürede ağırlık kaybı sağlasa da bu kaybın büyük kısmı yağdan değil; kas dokusu ve sudan olur. Kişi, diyeti bıraktığında ise kaybedilen vücut ağırlığı hızlıca geri alınır. Yani bu yöntemler kalıcı ve sağlıklı bir çözüm sunmaz.” dedi.</p>
<p><strong>“Doğal ve temiz” gibi söylemlerle pazarlanması tehlikeli</strong></p>
<p>Bu tür diyetlerin tehlikeli yönünün, “doğal”, “temiz”, “vücudu arındıran” gibi ifadelerle pazarlanması olduğuna işaret eden Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Özellikle genç ve hızlı sonuç arayan bireyler, bu söylemlere kolayca inanabiliyor. Oysa sağlıklı yaşam; tek bir besin grubuna odaklanmak değil, dengeyi koruyup çeşitliliği sağlamaktır. Yanlış diyetler, sağlıklı yaşam adı altında normalleştirildiğinde, uzun vadede ciddi sağlık sorunlarının önü açılabiliyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Sadece meyveyle beslenmenin metabolik bedeli ağır</strong></p>
<p>Meyvenin sağlıklı bir besin grubu olduğunu ancak tek başına yeterli olmadığını ifade eden Hatunoğlu, “Sadece meyveyle beslenildiğinde aşırı fruktoz alımı olur, kan şekeri dalgalanır. Aynı zamanda B12, demir, çinko ve esansiyel yağ asitleri gibi hayati besin ögeleri yetersiz alınır. Bu durum halsizlik, baş dönmesi, konsantrasyon bozukluğu ve bağışıklık zayıflığına yol açabilir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Karaciğer sağlığı sessizce bozulabiliyor</strong></p>
<p>Protein ve sağlıklı yağ eksikliğinin karaciğer üzerinde ciddi bir yük oluşturduğuna dikkat çeken Hatunoğlu, “Protein ve sağlıklı yağlar, metabolik dengenin korunması için gereklidir. Uzun süre bu besinleri almamak, karaciğerde yağ birikimini artırabilir. Özellikle meyve ağırlıklı beslenmede aşırı fruktoz alımı, karaciğerde yük oluşturur ve zamanla yağlanmaya neden olabilir. Bu durum alkol kullanılmasa bile karaciğer sağlığını olumsuz etkileyebilir. Yanlış ve dengesiz beslenme alkol kullanılmadan da karaciğer hastalıklarına, hatta siroza kadar ilerleyen tablolara neden olabilir. Bu hastalıklar çoğu zaman ‘sessiz’ ilerler; kişi uzun süre belirti hissetmez. Belirtiler ortaya çıktığında ise hastalık genellikle ileri evrededir. Bu yüzden düzenli beslenme ve koruyucu sağlık kontrolleri büyük önem taşır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Bağışıklık sistemi dengeyle güçleniyor</strong></p>
<p>Tek yönlü beslenmenin, bağışıklık sistemini doğrudan zayıflattığını çünkü bağışıklığın güçlü kalabilmesi için karbonhidrat, protein ve yağların dengeli alınması gerektiğini ifade eden Beslenme Uzmanı Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Yetersiz protein alımı, bağışıklık hücrelerinin ve antikorların üretimini azaltırken; sağlıklı yağ eksikliği hücre zarlarının yapısını bozarak bağışıklık hücreleri arasındaki iletişimi olumsuz etkiler. Aşırı veya dengesiz karbonhidrat tüketimi ise kan şekeri dalgalanmalarına yol açarak vücudun savunma yanıtını zayıflatabilir. Bunun yanında tek tip diyetlerde A, C ve D vitaminleri ile çinko, demir ve selenyum gibi bağışıklık için önemli vitamin ve minerallerin eksikliği sık görülür. Bu mikro besin yetersizlikleri, kişinin daha sık hastalanmasına ve hastalık sonrası iyileşme sürecinin uzamasına neden olabilir; bu nedenle bağışıklık sistemi ancak besin çeşitliliği ve dengeyle güçlü kalabilir.” dedi.</p>
<p><strong>Hollywood diyetlerinin bilimsel karşılığı yok</strong></p>
<p>Ünlü isimler üzerinden pazarlanan diyet programlarının büyük bölümünün bilimsel dayanağı olmadığını belirten Hatunoğlu, “Hollywood diyeti, ünlü diyeti gibi isimlerle sunulan programların büyük çoğunluğunun bilimsel bir temeli yoktur. Sağlıklı kilo vermenin olmazsa olmazı; kişiye özel, sürdürülebilir ve dengeli bir beslenme planıdır. Hızlı kilo değil, kalıcı sağlık hedeflenmelidir. Düzenli öğünler, yeterli protein, sağlıklı yağlar, sebze-meyve dengesi ve hareketli bir yaşam temel yaklaşımlardır. Beslenme bir cezalandırma yöntemi değil, vücudu destekleme aracıdır. Sağlıklı yaşam; yasaklarla değil, dengeyle mümkündür. En doğru yol, bilimsel bilgiye dayalı ve bireye uygun beslenme alışkanlıkları kazanmaktır.” diyerek sözlerine son verdi</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yanlis-diyetler-sagligi-tehdit-ediyor-609481">Yanlış diyetler sağlığı tehdit ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her 5 kadından 1&#8217;i bu sorunu yaşıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/her-5-kadindan-1i-bu-sorunu-yasiyor-608817</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Jan 2026 07:53:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akne]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[kadından]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[ürünleri]]></category>
		<category><![CDATA[vitamin]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608817</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde en sık görülen cilt hastalıklarından biri olan akne, genelde ergenlik dönemi sorunu gibi algılansa da, son yıllarda yetişkinlerde, özellikle kadınlarda belirgin bir artış gösteriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-5-kadindan-1i-bu-sorunu-yasiyor-608817">Her 5 kadından 1&#8217;i bu sorunu yaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde en sık görülen cilt hastalıklarından biri olan akne, genelde ergenlik dönemi sorunu gibi algılansa da, son yıllarda yetişkinlerde, özellikle kadınlarda belirgin bir artış gösteriyor. Öyle ki 25 yaş ve üzerindeki her 5 kadından 1’i akne problemiyle mücadele ediyor. Akne çoğu zaman ‘nasılsa geçer’ düşüncesiyle ihmal edildiği için ağrılı kistlere, ciltte kalıcı iz ve leke oluşumuna yol açabiliyor! <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi </strong><em> </em><strong>Dermatoloji Uzmanı Dr. Vildan Şengöz,</strong> bu nedenle aknelerin mutlaka erken dönemde tedavi edilmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Tedaviye erken başlanması aknenin şiddetlenmesini ve ciltte kalıcı iz ile leke bırakmasını engelleyebiliyor. Ancak, tedaviden başarılı sonuç alınabilmesi için hekimin önerdiği tedavinin aksatılmaması büyük bir önem taşıyor. Geçmiş yıllarda aknenin cilt ile sınırlı olduğu ve sadece bakım ürünleri   veya  cilt üzerine sürülen ilaçlarla iyileşeceği düşünülüyordu. Günümüzde ise aknenin sistemik bir metabolizma sorununun parçası olduğu biliniyor. Bu nedenle, akne tedavisinde bütüncül bir yaklaşımın benimsenmesi gerekiyor” diyor.   Aknenin oluşumunda genetik yatkınlıktan çok hormonal değişimler, inflamasyon ve hatalı yaşam alışkanlıklarının sorumlu olduğunu belirten <strong>Dermatoloji Uzmanı Dr. Vildan Şengöz,</strong> akneye neden olabilen yaşam alışkanlıklarını anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! </p>
<p><strong>Gece bu saatler arasında uyanık kalmak</strong></p>
<p>Gece geç saatlere kadar uyanık kalınması akneye sebep olan etkenler arasında ilk sıralarda yer alıyor. Melatonin hormonu gece 23:00 &#8211; 02:00 saatleri süresince salgılanıyor. Bu zaman diliminde, melatonin hormonu, beyin başta olmak üzere, bağ dokusunun ve cildin yenilenmesini sağlıyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Vildan Şengöz, sağlıklı gece uykusunun cildi içten temizlediğini ve parlaklık sağladığını, hatta en etkili cilt bakım ürünlerinden bile daha faydalı olduğunu belirtiyor. Bu saat aralığında uyanık kalmak ise cildin doğal onarım sürecini önlüyor ve akne oluşumuna zemin hazırlıyor. </p>
<p><strong>Kozmetik ürünlerini bilinçsizce uygulamak</strong></p>
<p>Bilinçsizce satın alınan yıkama ve peeling ürünleri çoğu zaman cilt bariyerine zarar veriyor. Hekim olmayan kişilerin önerisiyle ürün alan, peeling gibi işlemleri sık sık ve hatalı şekilde uygulayan kişilerde en sık görülen sorun cilt pH’ının bozulması oluyor. Peeling işlemi cildin üst tabakasını aldığı için parlak görünüm sağlasa da  cildin koruyucu tabakasını zayıflatıyor. Bariyerini kaybeden cilt ise bakteriyel enfeksiyonlara açık hale geliyor ve bunun sonucunda akne gelişebiliyor. Hekim önerisi olmadan kullanılan doğal ürünler de akne oluşumunun diğer nedenlerinden. Koruyucu bariyerini kaybeden cilt bakteriyel enfeksiyonlara daha açık hale gelince, akne gelişimi kaçınılmaz oluyor. </p>
<p><strong>Siyah noktaları sıkmak</strong></p>
<p>Aknenin ilk evresi genelde komedon, halk arasındaki bilinen adıyla siyah nokta oluyor. Bu lezyonların sıkılması veya koparılması, bakterilerin eklenmesiyle süreci daha da şiddetlendiriyor ve derin izlerle sonuçlanabiliyor. Bu nedenle, sadece komedon sorunu olsa bile dermatoloji uzmanına başvurulması ve hekim önerisiyle uygun cilt bakım ürünlerinin kullanılması büyük önem taşıyor. </p>
<p><strong>Vitamin ve mineral takviyelerini hatalı kullanmak</strong></p>
<p>D vitamini, ferritin, folik asit, çinko ile magnezyum gibi vitamin ve mineraller cilt sağlığı açısından büyük önem taşıyorlar. D vitamini seviyesi 50’nin altına düştüğünde aknenin daha da şiddetlendiği biliniyor. Gerekli zamanlarda A vitamini ve türevleri de tedaviye eklenebiliyor. Dr. Vildan Şengöz, akne tedavisinde bu takviyelerin doğru zamanda ve doğru dozda alındığında iyileşmeyi desteklediklerini ve iz kalma riskini azalttıklarını anlatarak, “Ancak, vitamin ve mineral takviyeleri mutlaka kişiye özel değerlendirilmeli. Çünkü, yanlış veya yüksek dozda alındıklarında akne oluşumuna zemin hazırlayabiliyor” uyarısında bulunuyor.</p>
<p><strong>Fazla kahve içmek</strong></p>
<p>Yetişkinlerde aşırı kahve tüketimi kafeinin diüretik etkisi nedeniyle hücrelerdeki su ve minerallerin vücuttaki atılımını hızlandırıyor. Zaten yağ oranı yüksek olan cildin iyice nemini kaybetmesine ve bunun sonucunda akne oluşumuna sebep olabiliyor.  </p>
<p><strong>İşlenmiş gıdalar ve şekerli besinler tüketmek</strong></p>
<p>Aşırı işlenmiş ve besin değerini yitirmiş paketli gıdalar, şekerli besinler ile trans yağları içeren gıdaların yanı sıra proteinden fakir ve karbonhidrattan zengin beslenme şekli insülin direncini arttırıyor. Ciltte yağ üretimini hızlandıran insülin direnci de akne oluşumuna yol açan ve şiddetini tetikleyen önemli faktörler arasında yer alıyor.</p>
<p><strong>Kızartmalar ve trans yağlara dikkat! </strong></p>
<p>Cilt sağlıklı yağlara ihtiyaç duyuyor. Zeytinyağı, ceviz, keten tohumu ve balık gibi omega-3 içeren gıdaların düzenli tüketilmeleri cilt sağlığını destekliyor. Kızartmalar ve trans yağlar ise inflamasyonu artıran ve hormon dengesini bozan etkileri nedeniyle akne oluşumuna sebep olabiliyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-5-kadindan-1i-bu-sorunu-yasiyor-608817">Her 5 kadından 1&#8217;i bu sorunu yaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beslenmede Büyük Değişim: Karbonhidrat Gitti, Protein Geldi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/beslenmede-buyuk-degisim-karbonhidrat-gitti-protein-geldi-608265</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Jan 2026 08:28:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[beslenmede]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[değişim]]></category>
		<category><![CDATA[geldi]]></category>
		<category><![CDATA[gitti]]></category>
		<category><![CDATA[karbonhidrat]]></category>
		<category><![CDATA[kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Murat Baş]]></category>
		<category><![CDATA[protein]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608265</guid>

					<description><![CDATA[<p>ABD Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı ile Tarım Bakanlığı tarafından 7 Ocak 2026 tarihinde açıklanan 2025–2030 Amerikan Beslenme Rehberi, uzun yıllardır uygulanan klasik besin piramidini önemli ölçüde değiştirerek kamuoyunun ve bilim dünyasının gündemine oturdu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beslenmede-buyuk-degisim-karbonhidrat-gitti-protein-geldi-608265">Beslenmede Büyük Değişim: Karbonhidrat Gitti, Protein Geldi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>ABD Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı ile Tarım Bakanlığı tarafından 7 Ocak 2026 tarihinde açıklanan 2025–2030 Amerikan Beslenme Rehberi, uzun yıllardır uygulanan klasik besin piramidini önemli ölçüde değiştirerek kamuoyunun ve bilim dünyasının gündemine oturdu. Karbonhidratların geri plana çekildiği, protein ve yağ tüketiminin daha görünür hale geldiği yeni piramit modeli, obezite ve metabolik hastalıklarla mücadelede farklı bir yaklaşımı temsil ederken, beraberinde pek çok tartışmayı da gündeme getirdi.</strong></em></p>
<p><em><strong>Yeni rehber, şekerli içeceklerin, yüksek sodyum içeren ürünlerin ve ultra-işlenmiş gıdaların sınırlandırılmasını güçlü biçimde vurgularken; protein tüketiminin artırılması, doymuş yağlara yönelik söylemin yumuşatılması ve alkolle ilgili belirsiz ifadeler nedeniyle temkinli yorumlanması gereken bir çerçeve sunuyor. Acıbadem Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Murat Baş, yeni beslenme piramidinin beslenme biliminde yaşanan dönüşümün bir yansıması olduğunu belirterek, “Bu rehber, tek başına bir devrim değil; beslenme alanında süregelen arayışın ve değişen önceliklerin bir sonucu olarak okunmalı” değerlendirmesinde bulunuyor. </strong></em></p>
<p><strong>Protein Vurgusu Güçleniyor, Kaynak Tartışması Sürüyor</strong></p>
<p>Yeni rehber, günlük protein alımını artırmayı ve hayvansal protein kaynaklarını önceki dönemlere kıyasla daha olumlu bir çerçevede sunmayı öneriyor. Prof. Dr. Murat Baş, bu yaklaşımın belirli risk grupları için anlamlı olduğunu ancak genel nüfus için dikkatle ele alınması gerektiğini vurguluyor: “Kas kaybı, yaşlanma ve metabolik sağlık açısından protein alımının önemi giderek artıyor. Ancak burada miktar kadar, proteinin hangi kaynaktan sağlandığı da büyük önem taşıyor. Bitkisel proteinler, deniz ürünleri ve yağsız hayvansal kaynaklar önceliklendirilmeden yapılan artışlar, uzun vadede kalp-damar sağlığı açısından risk oluşturabilir”… Prof. Dr. Murat Baş’a göre “daha fazla protein” mesajı, kişisel sağlık durumu ve yaşam tarzı dikkate alınmadan genelleştirilmemeli.</p>
<p><strong>Doymuş Yağ ve Kolesterol: Sınırlar Korunuyor, Sorular Artıyor</strong></p>
<p>Yeni rehber, doymuş yağlara yönelik dili yumuşatırken günlük enerjinin yüzde 10’undan fazlasının doymuş yağdan gelmemesi önerisini sürdürüyor. Bununla birlikte tam yağlı süt ürünleri ve kırmızı etin daha görünür hale gelmesi, uygulamada nasıl bir denge kurulacağı sorusunu gündeme getiriyor. Bu noktada yanlış algı riskine dikkat çeken Prof. Dr. Murat Baş, “Son yıllarda kolesterol ve yağ konusundaki bilimsel yaklaşımlar değişti. Ancak bu durum, doymuş yağın tamamen zararsız olduğu anlamına gelmiyor. Kalp-damar hastalıkları hâlâ önemli bir halk sağlığı sorunu. Yağın kaynağı, tüketim miktarı, lif alımı ve bireysel yatkınlık birlikte değerlendirilmediğinde, rehber yanlış yorumlanabilir” şeklinde konuşuyor. </p>
<p>Yeni piramitte tahıl grubu alt sıralara çekilirken, özellikle rafine karbonhidratların sınırlandırılması hedefleniyor. Prof. Dr. Murat Baş, bu yaklaşımın temel olarak olumlu olduğunu ancak önemli bir ayrım yapılması gerektiğini belirtiyor: “Rafine edilmiş tahılların azaltılması, kan şekeri kontrolü ve kilo yönetimi açısından yerinde bir adım. Ancak tam tahıllar, lif ve mikro besin öğeleri bakımından önemli bir kaynaktır. Bu besinlerin gereksiz yere kısıtlanması sindirim sistemi sağlığı ve kalp-damar riski açısından sorun yaratabilir. Mesele tahılı tamamen azaltmak değil, doğru tahılı doğru miktarda tüketmektir”…</p>
<p><strong>Ultra-İşlenmiş Gıdalarda Net Mesaj</strong></p>
<p>Rehberin en geniş bilimsel uzlaşı sağlanan yönü, ultra-işlenmiş gıdalara karşı ortaya koyduğu net tutum oldu. Şekerli içeceklerin, aşırı sodyum içeren ürünlerin ve yüksek derecede işlenmiş gıdaların sınırlandırılması, kalp hastalığı, diyabet ve obezite ile mücadelede temel hedefler arasında yer alıyor. Prof. Dr. Murat Baş bu başlığı rehberin en güçlü yönü olarak değerlendirerek, “ABD’nin kendi yarattığı bir beslenme kültürünü yeniden sorgulaması önemli bir kırılma noktası. Ultra-işlenmiş gıdalarla kronik hastalıklar arasındaki ilişki artık açık biçimde ortaya konmuş durumda. Bu konuda verilen mesajlar bilimsel olarak son derece yerinde” ifadelerini kullanıyor. Ancak Prof. Dr. Murat Baş, her işlenmiş gıdanın aynı kategoride değerlendirilmemesi gerektiğini, bazı zenginleştirilmiş ürünlerin dezavantajlı gruplar için koruyucu rol oynayabildiğini de ekliyor. </p>
<p>Yeni rehber, önceki dönemlerde yer alan net tüketim sınırlarını kaldırarak yalnızca “daha az alkol, daha iyi sağlık” ifadesine yer veriyor. Prof. Dr. Murat Baş, bu yaklaşımın halk sağlığı açısından riskli olabileceğine dikkat çekiyor: “Davranış değişikliği için net sınırlar ve açık mesajlar önemlidir. Alkol tüketimi konusunda belirsiz ifadeler, yanlış yorumlara ve rehberin etkisinin azalmasına yol açabilir”…</p>
<p><strong>Genel Değerlendirme: Tek Bir Piramit Yeterli Değil</strong></p>
<p>Prof. Dr. Murat Baş’a göre yeni Amerikan Beslenme Rehberi, beslenme bilimindeki temel tartışmaları yeniden gündeme taşıyor. “Ne kadar protein, hangi protein, ne kadar yağ, ne kadar işlenmişlik fazla?” sorularının hâlâ net yanıtları bulunmadığını vurgulayan Prof. Dr. Murat Baş, “Sağlıklı beslenme, tek bir piramit ya da tek bir modelle tanımlanamaz. Genel beslenme örüntüsü, yaşam tarzı, fiziksel aktivite düzeyi ve bireysel riskler birlikte ele alınmalıdır. Bu rehber, önemli mesajlar içeriyor; ancak her birey için birebir uygulanacak bir reçete olarak görülmemelidir. Sonuç olarak yeni Amerikan Beslenme Rehberi, şeker ve ultra-işlenmiş gıdaların azaltılması konusunda güçlü ve bilimsel açıdan sağlam bir çerçeve sunarken; protein, doymuş yağ ve alkol başlıklarında daha dikkatli ve kişiselleştirilmiş yorumlara ihtiyaç olduğunu gösteriyor. Sağlıklı beslenmenin anahtarı, tek bir piramitte değil; dengeli, çeşitli ve bireye özgü bir beslenme yaklaşımında yatıyor” şeklinde sözlerini tamamlıyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beslenmede-buyuk-degisim-karbonhidrat-gitti-protein-geldi-608265">Beslenmede Büyük Değişim: Karbonhidrat Gitti, Protein Geldi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atölyeden sahaya kesintisiz hizmet</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/atolyeden-sahaya-kesintisiz-hizmet-606564</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Jan 2026 19:18:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[araçların]]></category>
		<category><![CDATA[atölye]]></category>
		<category><![CDATA[atölyeden]]></category>
		<category><![CDATA[bakım]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[kesintisiz]]></category>
		<category><![CDATA[Makine İkmal]]></category>
		<category><![CDATA[sahaya]]></category>
		<category><![CDATA[sistem]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606564</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, zorlu kış şartlarında sahada kullanılan araçların bakım ve onarımını yine sahada gerçekleştiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/atolyeden-sahaya-kesintisiz-hizmet-606564">Atölyeden sahaya kesintisiz hizmet</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, zorlu kış şartlarında sahada kullanılan araçların bakım ve onarımını yine sahada gerçekleştiriyor. Makine İkmal Atölyesi’nde fren arızalarından yağ değişimlerine, lastik tamirinden hava kaçaklarına kadar birçok soruna anında müdahale eden Büyükşehir, dış kaynaklara olan bağımlılığı azaltarak kamu bütçesini etkin bir şekilde koruyor.</p>
<p><b>ELEKTRİK AKSAMINDA TAM YETKİNLİK</b><br />Ulaşım Dairesi Başkanlığı Makine İkmal Müdürlüğü’ne bağlı atölyelerde araçların periyodik bakımları düzenli olarak yapılıyor. Sahada görev yapan ekipler kadar atölye personeli de yoğun bir mesai yürütüyor. Mekanik ve elektrik kaynaklı arızalar, hızlı ve düşük maliyetli çözümlerle giderilerek, araçlar kısa sürede tekrar sahaya kazandırılıyor. Şarj ve marş dinamolarından far ve stop lambalarına kadar tüm elektrik arızaları, Makine İkmal Atölyelerinde onarılıyor. Arazide ve atölyede yapılan bu çalışmalar kapsamında araçların komple elektrik tesisatları elden geçiriliyor. Büyükşehir Belediyesi, bu sayede araçların elektrik bakım ve onarımında dışa bağımlılığı ortadan kaldırarak ciddi bir tasarruf sağlıyor.</p>
<p><b>BAKIMLAR SİSTEMLE TAKİP EDİLİYOR</b><br />Atölyede kurulan dijital sistem sayesinde araçların yağ bakım süreleri düzenli olarak kayıt altına alınıyor. Bakım ekipleri, sistem üzerinden kontrollerini yaparak yağ değişimlerini zamanında gerçekleştiriyor. İş makinelerinin motor yağları 250 saatte bir değiştirilirken; hidrolik yağ, şanzıman yağı ve filtre bakımları da belirlenen periyotlarda titizlikle yapılıyor. Arazide onarılan araçlar, sahadan ayrılmadan görevlerine devam ediyor.</p>
<p><b>FREN SİSTEMLERİNDE YÜKSEK BAŞARI ORANI</b><br />İş makinelerinin fren bakım ve onarımları da Makine İkmal Atölyelerinde gerçekleştiriliyor. Zamanla yıpranan balatalar yenileniyor, kampanalar taşlanıyor ve hava kaçakları gideriliyor. Fren arızalarının yaklaşık yüzde 95’i atölyelerde çözüme kavuşturulurken, dışarıya olan ihtiyaç en aza indiriliyor.</p>
<p><b>LASTİKTE HIZLI MÜDAHALE, UZUN ÖMÜR</b><br />Büyükşehir, filosundaki tüm araçların lastik tamirini de kendi imkânlarıyla yapıyor. Binek araçlarda sökme-takma, tamir ve jant düzeltme işlemleri uygulanırken, büyük araçların lastik değişim ve onarımları da atölyelerde gerçekleştiriliyor. Kullanım süresi dolan lastikler kaplamaya gönderilerek yeniden değerlendiriliyor ve bütçeye katkı sağlanıyor.</p>
<p><b>GÜÇLÜ AMBAR, KESİNTİSİZ ÇALIŞMA</b><br />Makine İkmal Atölyesi’nin malzeme ambarında ihtiyaç duyulan her türlü ekipman düzenli şekilde stoklanıyor. Ambar sorumluları, ustalardan gelen talepler doğrultusunda eksik parçalar için toplu alım planlaması yapıyor. Stoklar azaldığında sistem otomatik uyarı vererek eksiklerin hızlıca tamamlanmasını sağlıyor. Böylece bakım ve onarım süreçlerinde herhangi bir aksama yaşanmıyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/atolyeden-sahaya-kesintisiz-hizmet-606564">Atölyeden sahaya kesintisiz hizmet</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kış aylarında kilo almak kolaylaşıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-kilo-almak-kolaylasiyor-606025</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Jan 2026 09:05:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[almak]]></category>
		<category><![CDATA[aylarında]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklığı]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Kaşığı]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[kolaylaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[oldukça]]></category>
		<category><![CDATA[vücut]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yeterli]]></category>
		<category><![CDATA[yiğit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606025</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, kış aylarında kilo kontrolü ve bağışıklığı korumak için yapılması gerekenler hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-kilo-almak-kolaylasiyor-606025">Kış aylarında kilo almak kolaylaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, kış aylarında kilo kontrolü ve bağışıklığı korumak için yapılması gerekenler hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Soğuk mevsimde vücut fizyolojik olarak yağ depolamaya daha müsait! </strong></p>
<p>Hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte vücudun ısı dengesini sağlamak için daha fazla enerji alma eğiliminde olduğunu dile getiren Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Soğuk mevsimde vücut fizyolojik olarak yağ depolamaya daha müsait hale gelebiliyor.” dedi.</p>
<p>Vücudun ısısını koruyabilmek için enerjiyi en kolay şekilde elde etmek istediğini aktaran Yiğit, “Karbonhidratlı, yağlı besinlere yönelim ve iştah artışının nedeni bu durumla bağlantılı. Bu yönelimler sonucunda eğer yeterli kontrol sağlanmazsa istenmeyen kilo artışları görülebilir. Vücut yağ oranının erkeklerde yüzde 25’ten kadınlarda yüzde 30’dan fazla olması vücut işlevleri açısından olumsuz kabul edilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>İlk adım yeterli su tüketimi! </strong></p>
<p>Kış aylarında vücut ısısını dengelemek, yağ oranını dengede tutmak ve sağlıklı kalmak için neler yapılabileceğine değinen Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, ilk adımın yeterli su tüketimi olduğunu vurguladı ve şöyle devam etti:</p>
<p>“Vücut ısısını sağlamak için en temel yaşamsal ögemiz olan suyun yeterli miktarda tüketilmesi önemli. Suyu sadece çay, kahve gibi sıcak içeceklerden almak vücut için yeterli değil. Günlük mutlaka 1,5-2 litre su, sade olarak tercih edilmeli. Su içmenin iştah kontrolünü sağlamak için de oldukça önemli fizyolojik etkisi olduğu unutulmamalı. Özellikle büyük şehirlerde yaşayan bireyler kış aylarında fiziksel olarak daha da kısıtlı olur. Günlük en az 30 dk hafif tempolu bir yürüyüş özellikle kış aylarında sizi hastalıklardan koruyacak ve daha az gün ışığı görmeye bağlı olarak ortaya çıkan depresyona meyilli ruh halinize iyi gelecektir. Eğer yürüyüş yapmak için uygun bir alanınız yok ise, evde adım hareketleri tercih edilebilir.”</p>
<p><strong>Kış aylarında kilo kontrolü ve sağlık için yeterli ve dengeli beslenme kuralları geçerli! </strong></p>
<p>Yeterli vitamin ve mineral almak için günlük en az 3 porsiyon meyve tüketilmesi ve tuzsuz çiğ kuruyemişlere beslenmede yer verilmesi gerektiğine dikkat çeken Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit “Ancak bu besinleri akşam yemeği sonrası değil, gün içinde tercih etmek oldukça önemli. Yoğurt, kefir, tarhana, şalgam suyu tüketerek bağırsak sağlığınızı destekleyebilirsiniz.” dedi.</p>
<p>Kilo kontrolü ve bağışıklık için iyi çalışan bir sindirim sisteminin önemine işaret eden Yiğit, “Ayrıca fındık, ceviz badem gibi kuruyemişler, patlamış mısırlar, tuzlu bisküviler gibi yiyecekler tüketilirken kendimizi sınırlamak oldukça zorlaşır. Bu nedenle özellikle bu yiyecekler tüketilecekse, mutlaka küçük tabaklara konulmalıdır ki ne kadar yediğiniz fark edilsin, porsiyon kontrolü sağlansın. Görüldüğü üzere kış aylarında kilo kontrolü ve sağlık için de yeterli ve dengeli beslenme kuralları geçerli. İçeriği net olarak bilinmeyen yağ yakıcı olarak adlandırılan çaylara, kahvelere ihtiyaç yok.” önerisinde bulundu.</p>
<p><strong>Soğuk havalarda bağışıklığı güçlü tutmak daha da önemli! </strong></p>
<p>Hava sıcaklıklarının düşmesinin ayrıca bakteri ve virüs kaynaklı hava yolu ile bulaşan gribal enfeksiyonlara, hastalıklara yakalanma sıklığını artırdığını da hatırlatan Yiğit, bu nedenle bağışıklık sistemini güçlü tutmanın daha da önem kazandığını vurguladı.</p>
<p>Yeterli beslenmenin, beslenirken dengeli olmanın, güçlü bir bağışıklık sistemi için oldukça önemli olduğunun altını çizen Yiğit, şunları söyledi:</p>
<p>“C ve E vitaminleri, çinko, demir bağışıklığı en çok destekleyen vitamin ve mineraller arasındadır. Günlük beslenmenizde işlenmemiş kırmızı et, hindi eti, balık, yeterli sebze ve meyve tüketerek bu besin ögelerini vücudunuza almış olursunuz. Kefir, ev yoğurdu, tarhana, şalgam suyu, boza gibi probiyotik besinler de güçlü bir bağışıklık için elzemdir.”</p>
<p><strong>Vitaminler besinlerden alındığında daha yüksek biyoyararlanım sağlıyor! </strong></p>
<p>Son yıllarda kış aylarında multivitaminlere yönelimin oldukça yüksek düzeyde olduğunu kaydeden Yiğit, “Vitaminler doğal olarak besinlerden alındığında, birbirleriyle olan sinerjik etkileri nedeniyle biyoyararlanımları daha yüksek olur.” dedi.</p>
<p>Eğer düzenli beslenilemiyor; günlük 2-3 porsiyon meyve, en az 2 porsiyon sebze yemeği/yeşillik yenilemiyorsa, bu noktada multivitamin desteklerinin  tercih edilebileceğini aktaran Yiğit, “Ancak bu destekleri alırken bakanlık onayına mutlaka bakılmalı ve içerikleri incelenmeli. Öte yandan şekerli-tuzlu beslenme alışkanlığınız ve hareketsiz bir yaşantınız var ise, sadece multivitamin kullanarak bağışıklığınızı güçlendirmek oldukça zordur. Çünkü düzenli olarak vücuda alınan, şeker/hazır işlenmiş gıdalar vücutta hücresel stresi arttırarak bağışıklığın zayıflamasına sebep olabilir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Şeker ihtiyacını azaltırken bağışıklığınızı destekleyebilirsiniz! </strong></p>
<p>Bağışıklığın güçlendirilmesi için antioksidan zengini bitkisel ürünlere de beslenmede yer açılması gerektiğini belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, kış aylarında hem şeker ihtiyacını azaltacak, hem de bağışıklığı güçlendirecek ‘Altın Süt’ tarifini paylaşarak sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Altın süt için malzemelerimiz şöyle; 1 su bardağı yarım yağlı süt, 1 tatlı kaşığı toz zerdeçal, 1 tatlı kaşığı zencefil, yarım çay kaşığı karabiber, 1 çay kaşığı tarçın, 1 tatlı kaşığı zeytinyağı veya Hindistan cevizi yağı ve isteğe göre karanfil ve bal da kullanabilirsiniz.</p>
<p>1 bardak sütü ısıtmak için cezveye koyun. Ilıklaşmaya başladıktan sonra 1 çay kaşığı toz zerdeçal, kaynadıktan sonra karabiber ve tarçını ilave edin. En son 1 tatlı kaşığı sızma zeytinyağı veya Hindistan cevizi yağı ilave edip, karıştırarak tüketebilirsiniz.</p>
<p>Eğer düzenli olarak kullandığınız bir ilaç varsa, tüketmeden önce doktorunuza ve diyetisyeninize danışmanızda fayda var.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-kilo-almak-kolaylasiyor-606025">Kış aylarında kilo almak kolaylaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>20&#8217;li yaşlarda belirginleşiyor, kadınları etkiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/20li-yaslarda-belirginlesiyor-kadinlari-etkiliyor-605000</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Jan 2026 14:51:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[20]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[bacak]]></category>
		<category><![CDATA[belirginleşiyor]]></category>
		<category><![CDATA[etkiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kadınları]]></category>
		<category><![CDATA[kol]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[li]]></category>
		<category><![CDATA[lipödem]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlarda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605000</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son dönemlerde yeterince hareket etmiyor ve daha fazla yemek yiyorsanız, kilo almanız çok olağan. Ancak, beslenme alışkanlığınıza özen göstermenize rağmen kilo alıyorsanız ve yağlar özellikle bacak ile kol bölgelerinde birikiyorsa, dikkat!</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/20li-yaslarda-belirginlesiyor-kadinlari-etkiliyor-605000">20&#8217;li yaşlarda belirginleşiyor, kadınları etkiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son dönemlerde yeterince hareket etmiyor ve daha fazla yemek yiyorsanız, kilo almanız çok olağan. Ancak, beslenme alışkanlığınıza özen göstermenize rağmen kilo alıyorsanız ve yağlar özellikle bacak ile kol bölgelerinde birikiyorsa, dikkat! Bu şikayetinizin nedeni, toplumda “ağrılı selülit” olarak da bilinen ve çoğunlukla kadınları etkileyen lipödem olabilir! Yağ dokusunun patolojik bir şekilde birikmesi ve vücutta anormal dağılım göstermesiyle ortaya çıkan lipödem; özellikle bacaklar, kalçalar ile kollarda ilerleyici ve simetrik genişlemelere neden oluyor. <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Şule Arslan,</strong> cilt altındaki yağ dokusunun sertleşmesi, ağrı, hassasiyet ve kolay morarma gibi belirtilerle kendini gösteren lipödemin sadece estetik bir sorun olmadığına, ciddi yaşam kalitesi kaybının yanı sıra önemli sağlık sorunlarına da yol açabileceğine dikkat çekiyor. Ancak, lipödem konusunda toplumda farkındalığın az olması nedeniyle hastaların vücutta oluşan yağ birikimini “selülit” zannederek hekime geç başvurduklarını belirten <strong>Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Şule Arslan,</strong> “Lipödem erken fark edilip tedavi edilmezse ilerleyerek eklem ağrıları, hareket yetisinin azalması sebebiyle yürüme güçlüğü ve enfeksiyon gibi ciddi sorunlara neden olabilmektedir. Ayrıca, hareketsiz kalınması diyabet, kalp-damar ve obezite gibi bazı hastalıkların kontrolünü de zorlaştırmaktadır.   Dolayısıyla, erken teşhis için özellikle bacak ile kollarda şişlik varsa ve dokunulduğunda bu bölgeler ağrıyorsa veya kolay morarıyorsa, mutlaka hekime başvurulmalıdır” diyor.</p>
<p><strong>Kadınları etkiliyor, 20’li yaşlarda belirginleşiyor</strong></p>
<p>Lipödem genellikle kadınları etkiliyor, erkeklerde ise çok nadir rastlanıyor. Batı ülkelerinde yapılan çalışmalarda, lipödemin kadınlarda görülme sıklığının yüzde 11 ila 18 arasında değiştiği bildiriliyor. Ancak uzmanlara göre, lipödem farkındalığının düşük olması nedeniyle bu oranlar gerçek hasta sayısını yansıtmıyor. Hastalık çoğunlukla ergenlik sonrası dönemde veya  20’li yaşlarda belirginleşmeye başlıyor. Menopoz döneminde lipödem semptomlarının şiddetlenebildiği belirtiliyor.  </p>
<p><strong>Gün sonunda şişlik artıyorsa, dikkat!</strong></p>
<p>Lipödem belirtileri, vücutta anormal yağ birikimi olan bölgelerde görülüyor. Hastalığın en sık rastlanan sinyalleri; vücutta simetrik şişlik, ağrı ve hassasiyet olarak sıralanıyor. Bu ağrılar dokunma, basınç veya hareket sırasında artabiliyor. Bacaklar kolaylıkla morarabiliyor ve akşama doğru lipödemli bölgelerde şişlik artabiliyor.  Prof. Dr. Şule Arslan,<strong> </strong>hastaların ağrıları bazen bacakta yanma hissi şeklinde ifade ettiklerini anlatarak, “Özellikle morarma yakınması olan hastalar ise herhangi bir çarpma hatırlamasalar bile kol ve bacaklarının kolaylıkla morardığını dile getirmektedirler” diyor. Ayaklar ise daha az etkileniyor ve çoğu zaman tutulum göstermiyor; bu durum lipödemiyi diğer ödem türlerinden ayıran önemli bir özellik olarak öne çıkıyor. Prof. Dr. Şule Arslan, bacaklarında şişlik olan hastaların kıyafet alırken alt beden ve üst beden arasında fark olması nedeniyle de sorun yaşayabildiklerini söylüyor. </p>
<p><strong>Kilo artışı şikayetleri ağırlaştırıyor</strong></p>
<p>Genetik yatkınlık, hormonal faktörler (ergenlik, hamilelik, doğum kontrol hapı kullanımı) inflamasyon, hareketsiz yaşam tarzı ve hatalı beslenme gibi etkenler lipödem gelişimde rol oynuyorlar. Aile geçmişinde lipödem olan kadınlarda bu hastalığa daha sık rastlanıyor. Ayrıca, lipödem teşhis edilen hastaların büyük bir bölümünde vücut kitle indeksinin normalin üzerinde olduğu belirtiliyor.  Kilo artışı da ağrı ve hareket güçlüğü gibi yakınmaların kötüleşmesine neden olabiliyor. </p>
<p><strong>Hastalık kontrol altına alınabiliyor! </strong></p>
<p>Günümüzde mevcut olan tedavi seçenekleriyle tam iyileşme sağlanması mümkün olmasa da tedaviye uyumu yüksek hastalarda doğru ve sürdürülebilir bir tedaviyle hastalık kontrol altına alınabiliyor. Bu sayede hastalar yaşam kaliteleri bozulmadan günlük yaşamlarına devam edebiliyor. Tedavide hastalığın ilerlemesinin yavaşlatılması, semptomların gerilemesi ve ikincil komplikasyonların önlenmesi amaçlanıyor. Bu durumda multidisipliner ve bütüncül bir yaklaşımın önem kazandığını belirten Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Şule Arslan,<strong> </strong> “Zira, hastalığın yönetiminde beslenmeden egzersize, stres kontrolünden düzenli takibe kadar pek çok unsur bir arada ele alınmaktadır” diye konuşuyor.</p>
<p><strong>Yaşam tarzı değişikliği çok önemli! </strong></p>
<p>Komplet dekonjestif terapi, yani manuel lenfatik drenaj, kompresyon tedavisi ile cilt bakımı gibi çok bileşenli tedavi yaklaşımı  ve cerrahi girişimler, lipödemin temel tedavi yaklaşımlarını oluşturuyor. Bunların yanı sıra düşük tuzlu-düşük şekerli diyete uyulması, kilo kontrolü, özellikle lenfatik dolaşımı destekleyen egzersizlerin düzenli yapılması, uzun süre ayakta kalma veya seyahat etme durumunda bası giysilerinin kullanımı ve stres yönetimi, etkili tedaviler olarak öne çıkıyor.  Fizik tedavi, hareket kısıtlamalarının azaltılmasında, kasların güçlendirmesinde ve ağrının hafifletilmesinde etkili oluyor. Prof. Dr. Şule Arslan, özellikle komplikasyonların önlenmesinde hastaların düzenli hekim takibinde olmalarının ve yaşam tarzı değişikliğini uzun vadede sürdürebilmelerinin son derece önlemli olduğuna vurgu yapıyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/20li-yaslarda-belirginlesiyor-kadinlari-etkiliyor-605000">20&#8217;li yaşlarda belirginleşiyor, kadınları etkiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beslenmede Paradigma Değişimi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/beslenmede-paradigma-degisimi-604997</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Jan 2026 14:51:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bakır]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[beslenmede]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[değişimi]]></category>
		<category><![CDATA[gıdalar]]></category>
		<category><![CDATA[işlenmiş]]></category>
		<category><![CDATA[paradigma]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=604997</guid>

					<description><![CDATA[<p>ABD Sağlık ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı (HHS) ile Tarım Bakanlığı’nın (USDA) 2025–2030 Beslenme Rehberi için paylaştığı kapsamlı bilimsel rapor, dünyada olduğu kadar Türkiye’de de yankı uyandırdı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beslenmede-paradigma-degisimi-604997">Beslenmede Paradigma Değişimi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ABD Sağlık ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı (HHS) ile Tarım Bakanlığı’nın (USDA) 2025–2030 Beslenme Rehberi için paylaştığı kapsamlı bilimsel rapor, dünyada olduğu kadar Türkiye’de de yankı uyandırdı. Yaklaşık yarım yüzyıldır uygulanan klasik beslenme yaklaşımlarını sorgulayan yeni rehber, beslenmeyi kronik hastalıkların yalnızca önlenmesinde değil, doğrudan iyileştirilmesinde de merkezi bir unsur olarak konumlandırıyor.</p>
<p>Bu köklü değişimi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı<strong> </strong>Doç. Dr. Binnur Okan Bakır değerlendirdi.</p>
<p><strong>“Bu rapor, beslenmeyi ilk kez bu kadar net şekilde sağlığın merkezine koydu”</strong></p>
<p>ABD’de yetişkinlerin yaklaşık yüzde 70’inin fazla kilolu, yüzde 40’tan fazlasının obeziteli birey olduğunu, yetişkin nüfusun yarısından fazlasında diyabet ya da prediyabet görüldüğünü hatırlatan Doç. Dr. Bakır, “Bu veriler, beslenme politikalarının neden değişmesinin kaçınılmaz olduğunu açıkça gösteriyor. Yeni rehber, kronik hastalıkları yalnızca genetik ya da yaşla açıklayan anlayışı bir kenara bırakıyor ve beslenmeyi temel belirleyici olarak tanımlıyor” dedi.</p>
<p>Türkiye’deki tabloya da dikkat çeken Yeditepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Doç. Dr. Binnur Okan Bakır, “Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölgesi verilerine göre Türkiye, fazla kilo ve obezite açısından en üst sırada yer alıyor. Bu durum artık bireysel tercihlerden öte, ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak ele alınmalı” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Karbonhidrat merkezli düşünme alışkanlığı sorgulanıyor”</strong></p>
<p>Yeni rehberin en dikkat çekici yönlerinden birinin makro besin ögelerine yaklaşım olduğunu vurgulayan Bakır, “Uzun yıllar boyunca düşük yağlı, yüksek karbonhidratlı beslenme modelleri önerildi. Ancak bugün gelinen noktada bu yaklaşımın metabolik hastalıkları önlemede yetersiz kaldığını görüyoruz” dedi.</p>
<p>Protein alımının önemine dikkat çeken Yeditepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Doç. Dr. Binnur Okan Bakır şöyle konuştu:</p>
<p>“Yetersiz protein alımı kas kütlesi kaybı, insülin direnci ve metabolik yavaşlama ile ilişkilidir. Çocuklarda ise büyüme ve bilişsel gelişim üzerinde olumsuz etkiler görülebilir. Rehber, bu nedenle yaşa, fizyolojik duruma ve sağlık koşullarına uygun yeterli protein alımını temel bir ilke olarak ortaya koyuyor.”  </p>
<p><strong>“Yağdan kaçmak değil, yağın niteliği önemli”</strong></p>
<p>Yağlara ilişkin yaklaşımın da köklü biçimde değiştiğini belirten Bakır, “Artık mesele toplam yağ miktarından ziyade, yağın hangi kaynaklardan nasıl alındığı ve nasıl bir işlem gördüğü. Sağlıklı kaynaklardan alınan ve az işlenmiş gıdalardan gelen yağlar ile rafine ve yoğun işlenmiş yağların vücut üzerindeki etkileri aynı değil” dedi.</p>
<p>Bu değişimi “yağdan tamamen kaçma döneminin kapanması” olarak tanımlayan Bakır, “Yeni dönem, yağın niteliğini esas alan daha bilimsel bir dönemdir” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p><strong>“Aşırı işlenmiş gıdalar için ilk kez bu kadar net bir uyarı var”</strong></p>
<p>ABD’de alınan enerjinin yaklaşık yüzde 60’ının aşırı işlenmiş gıdalardan geldiğini hatırlatan Bakır, bu gıdaların obezite, tip 2 diyabet ve kalp-damar hastalıklarıyla güçlü ilişkiler gösterdiğini söyledi.</p>
<p>“Federal düzeyde ilk kez bu kadar açık biçimde ‘aşırı işlenmiş, paketli ve hazır gıdalar sınırlandırılmalı’ deniyor. Bu, beslenme politikaları açısından çok önemli bir eşik” diyen Yeditepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Doç. Dr. Binnur Okan Bakır, gerçek gıdaya dönüşün altını çizdi.</p>
<p><strong>“Çocuk beslenmesi geleceğin sağlığını belirliyor”</strong></p>
<p>Yeni rehberde çocuk beslenmesine özel vurgu yapılmasını çok değerli bulduğunu belirten Bakır, “Eklenti şekerler, yapay tatlandırıcılar ve yoğun katkı maddeleri çocukların metabolik dengesi ve bağırsak sağlığı açısından ciddi riskler taşıyor. Okul yemekleri ve çocuk beslenme programları bu nedenle stratejik öneme sahip. Çocukluk çağı obezitesi Dünya Sağlık Örgütü Tarafından da Acil Sağlık Önceliği olarak kabul ediliyor” dedi. </p>
<p>Şekerli içecekler ve meyve sularının sağlıklı alternatifler olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı<strong> </strong>Doç. Dr. Binnur Okan Bakır, “Bu net duruş, aileler için de yol gösterici nitelikte” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Bağırsak mikrobiyomu yeni dönemin anahtar kavramı”</strong></p>
<p>Yeni rehberde bağırsak mikrobiyomunun bağışıklık sistemi, metabolik sağlık ve beyin fonksiyonlarıyla birlikte ele alınmasını “bilimsel bir dönüm noktası” olarak değerlendiren Bakır, “Liften zengin sebzeler, yoğurt ve kefir gibi fermente gıdalar ile geleneksel, az işlenmiş besinler artık sağlıklı beslenme önerilerinin temelini oluşturuyor” dedi.</p>
<p><strong>“Topluma verilen mesaj çok net”</strong></p>
<p>Doç. Dr. Binnur Okan Bakır, rehberin topluma verdiği temel mesajı şu sözlerle özetledi:<br /> “Gerçek gıdayı esas alın. Aşırı işlenmiş ürünler yerine doğala en yakın, az işlenmiş besinleri tercih edin. Yeterli protein alın, yağın niteliğine odaklanın. Bu yaklaşım yalnızca ağırlık kontrolü için değil, uzun vadeli sağlık için de en güçlü araçtır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beslenmede-paradigma-degisimi-604997">Beslenmede Paradigma Değişimi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sosyal yardımlar 2025&#8217;te de hız kesmedi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sosyal-yardimlar-2025te-de-hiz-kesmedi-604538</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Jan 2026 09:51:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[2 Bin]]></category>
		<category><![CDATA[2025]]></category>
		<category><![CDATA[ayçiçek]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[desteği]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[hız]]></category>
		<category><![CDATA[kesmedi]]></category>
		<category><![CDATA[lüleburgaz]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[te]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yardımlar]]></category>
		<category><![CDATA[yılı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=604538</guid>

					<description><![CDATA[<p>Lüleburgaz Belediyesi, Üniversiteli Aile Desteği, ayçiçek yağı ve un desteği, ek gıda ve bebek bezi destekleriyle dayanışma ve paylaşmanın ön planda olduğu bir yılı daha geride bıraktı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sosyal-yardimlar-2025te-de-hiz-kesmedi-604538">Sosyal yardımlar 2025&#8217;te de hız kesmedi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Lüleburgaz Belediyesi, Üniversiteli Aile Desteği, ayçiçek yağı ve un desteği, ek gıda ve bebek bezi destekleriyle dayanışma ve paylaşmanın ön planda olduğu bir yılı daha geride bıraktı. Lüleburgaz Belediyesi’nce 2025 yılında 496 aileye toplam 8 milyon 122 bin TL Üniversiteli Aile Desteği, 2 bin 512 haneye un ve yağ desteği, 933 bebek için 3 bin 344 adet ek gıda 92 bin 494 adet bez desteğinde bulunuldu.<br />&#8211;<br />Lüleburgaz Belediyesi’nin sosyal belediyecilik anlayışıyla hayata geçirdiği destek programları geride bıraktığımız 2025 yılında da devam etti.<br />Üniversiteli Aile Desteği, ayçiçek yağı ve un desteği, ek gıda ve bebek bezi destekleriyle dayanışma ve paylaşmanın ön planda olduğu bir yıl geride kaldı.<br />ÜNİVERSİTELİ AİLE DESTEĞİ<br />Lüleburgaz Belediyesi’nin ‘Başarı sizden destek bizden’ sloganıyla 2021 yılında hayata geçirdiği Üniversiteli Aile Desteği kapsamında 2025 yılının Güz ve Bahar dönemlerinde evlatları çeşitli üniversitelerde öğrenim gören 496 aileye toplam 8 milyon 122 bin TL’lik destekte bulunuldu.<br />AYÇİÇEK VE UN DESTEĞİ<br />Lüleburgaz Belediyesi’nin sosyal belediyecilik ilkesi doğrultusunda gerçekleştirdiği un ve ayçiçek yağı desteği 2025 yılında da devam etti.<br />Belediyeye ait tarımsal arazilerde üretilerek elde edilen ayçiçek yağı ve unlar, ihtiyaç sahibi vatandaşların sofralarına ulaştırılıyor. <br />2025 yılında bu kapsamda 2 bin 512 haneye un ve yağ desteğinde bulunuldu.<br />EK GIDA VE BEZ DESTEĞİ<br />Lüleburgaz Belediyesi’nin &#8220;Önce anne sütü, önce aşı&#8221; şartıyla gerçekleştirdiği ek gıda ve bez desteği kapsamında da 933 bebek için 3 bin 344 adet ek gıda 92 bin 494 adet bez desteğinde bulunuldu.<br />Destekle birlikte bebeklerin sağlıklı bir şekilde gelişimine katkıda bulunulması, aşılarının takibinin yapılması, bebeklerin gıdaya erişimi konusundaki eşitsizliklerin azaltılması ve bebeklerin yeterli, dengeli beslenmesinin yanı sıra hijyenik bir ortamda büyütülmesiyle en az ilk 6 ay anne sütünden faydalanmalarının sağlanması hedefleniyor.<br />Sosyal yardımlar kapsamında 2 yaşına kadar bebeği olan ihtiyaç sahibi ailelere ek gıda ve bez desteği sağlanıyor.<br />Başta bebeklerin aşılarının takibinin yapılması ve diğer şartları karşılamasıyla ihtiyaç sahibi ailelere destekte bulunuluyor.</p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sosyal-yardimlar-2025te-de-hiz-kesmedi-604538">Sosyal yardımlar 2025&#8217;te de hız kesmedi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Malkara Yağını Dökmüyor, Geleceğini Kirletmiyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/malkara-yagini-dokmuyor-gelecegini-kirletmiyor-601818</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Dec 2025 14:21:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Atık Yağ]]></category>
		<category><![CDATA[dökmüyor]]></category>
		<category><![CDATA[geleceğini]]></category>
		<category><![CDATA[kampanya]]></category>
		<category><![CDATA[kirletmiyor]]></category>
		<category><![CDATA[malkara]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yağını]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601818</guid>

					<description><![CDATA[<p>Malkara Belediyesi olarak çevremizi ve geleceğimizi korumak amacıyla başlattığımız “Malkara yağını dökmüyor, geleceğini kirletmiyor” kampanyamız devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/malkara-yagini-dokmuyor-gelecegini-kirletmiyor-601818">Malkara Yağını Dökmüyor, Geleceğini Kirletmiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Malkara Belediyesi olarak çevremizi ve geleceğimizi korumak amacıyla başlattığımız “Malkara yağını dökmüyor, geleceğini kirletmiyor” kampanyamız devam ediyor. Kampanyamız kapsamında 5 litre bitkisel atık yağı biriktiren hemşehrilerimize 1 litre sıvı yağ hediye ediyoruz.<br />Evlerde kullanılan kızartma yağlarının lavabolara dökülmesi; su kaynaklarımızın kirlenmesine, altyapı sistemlerimizin zarar görmesine ve ciddi çevre sorunlarına yol açmaktadır. Bu olumsuzlukların önüne geçmek için İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğümüz aracılığıyla bitkisel atık yağların güvenli bir şekilde toplanmasını sağlıyoruz.<br />Hemşehrilerimiz, biriktirdikleri bitkisel atık yağları Malkara Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü Bitkisel Atık Yağ Toplama Noktasına teslim ederek kampanyamızdan faydalanabilirler. Detaylı bilgi almak isteyen vatandaşlarımız 444 59 42 numaralı telefon hattımızdan bize ulaşabilirler.<br />Belediye Başkanı Nergiz Karaağaçlı Öztürk’ten Çağrı<br />Malkara Belediye Başkanı Nergiz Karaağaçlı Öztürk, kampanya ile ilgili yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:<br />“Bir damla atık yağın dahi litrelerce suyu kirlettiği gerçeğini göz önünde bulundurarak bu kampanyayı hayata geçirdik. Hemşehrilerimizin gösterdiği duyarlılık bizleri son derece mutlu ediyor. Amacımız, çocuklarımıza daha temiz, daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir Malkara bırakmak. Yağlarımızı lavaboya dökmeyelim, geleceğimizi kirletmeyelim. Tüm vatandaşlarımızı kampanyamıza destek olmaya davet ediyorum” diyerek hemşehrilerimizi projeye destek vermeye davet ettiler.<br />Unutmayalım; daha temiz, daha yaşanabilir bir Malkara için el ele verelim.<br />Yağını dökme, suyu kirletme!<br />Geleceğimizi birlikte koruyalım.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/malkara-yagini-dokmuyor-gelecegini-kirletmiyor-601818">Malkara Yağını Dökmüyor, Geleceğini Kirletmiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyetisyen Sümeyra Gözüm ünlüleri zayıflatıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/diyetisyen-sumeyra-gozum-unluleri-zayiflatiyor-601188</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Dec 2025 21:20:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[diyetisyen]]></category>
		<category><![CDATA[gözüm]]></category>
		<category><![CDATA[kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[sümeyra]]></category>
		<category><![CDATA[sürecin]]></category>
		<category><![CDATA[ünlüleri]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflatıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601188</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beslenme ve diyetetik alanında kişiye özel yaklaşımıyla öne çıkan Diyetisyen Sümeyra Gözüm, sağlıklı ve sürdürülebilir yağdan kilo kaybının ancak bireysel ihtiyaçlara göre planlanan beslenme programlarıyla mümkün olduğunu vurguluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyetisyen-sumeyra-gozum-unluleri-zayiflatiyor-601188">Diyetisyen Sümeyra Gözüm ünlüleri zayıflatıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Beslenme ve diyetetik alanında kişiye özel yaklaşımıyla öne çıkan Diyetisyen Sümeyra Gözüm, sağlıklı ve sürdürülebilir yağdan kilo kaybının ancak bireysel ihtiyaçlara göre planlanan beslenme programlarıyla mümkün olduğunu vurguluyor.</p>
<p>Her danışanın metabolik yapısının, yaşam tarzının ve sağlık durumunun farklı olduğuna dikkat çeken Gözüm, yağ yakımının yalnızca kalori kısıtlamasıyla değil; bilimsel veriler ışığında oluşturulan bütüncül bir sistemle sağlanabileceğini belirtiyor.</p>
<p><strong>SÜREÇ KAN TAHLİLİ İLE BAŞLIYOR</strong></p>
<p>Diyetisyen Sümeyra Gözüm’e göre yağdan kilo kaybında ilk ve en kritik adım, detaylı kan tahlili yapılması. Hormon dengesizlikleri, insülin direnci veya vitamin–mineral eksikliklerinin kilo verme sürecini doğrudan etkilediğini belirten Gözüm, özellikle HOMA-IR, tiroid fonksiyonları, hormon profili ve ferritin, B12, D vitamini ile folik asit değerlerinin mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyor.</p>
<p>Tahlil sonuçlarına göre beslenme planının şekillendirilmesi ve gerekli durumlarda doktor kontrolünde takviye desteği alınması, sürecin sağlıklı ilerlemesini sağlıyor.</p>
<p><strong>KAS KÜTLESİ KORUNARAK YAĞ KAYBI HEDEFLENİYOR</strong></p>
<p>Sümeyra Gözüm, etkili bir zayıflama sürecinde asıl hedefin kas kütlesini koruyarak yağdan kilo kaybı sağlamak olduğunu vurguluyor. Bu doğrultuda, kişinin kilosuna uygun şekilde yeterli ve kaliteli protein alımının büyük önem taşıdığını belirten Gözüm, protein yetersizliğinin metabolizmayı yavaşlatarak süreci olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekiyor.</p>
<p>Yumurta, yağsız et ürünleri, balık, süt ve süt ürünleri gibi yüksek biyolojik değere sahip protein kaynakları, kişiye özel planlar doğrultusunda beslenme programlarına dahil ediliyor.</p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/12/diyetisyen-sumeyra-gozum-unluleri-zayiflatiyor-0-lvm7JB8X.jpeg"/><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/12/diyetisyen-sumeyra-gozum-unluleri-zayiflatiyor-1-UffYRs21.jpeg"/></p>
<p><strong>SU TÜKETİMİ, UYKU VE STRES YÖNETİMİ SÜRECİN AYRILMAZ PARÇASI</strong></p>
<p>Yağ yakımını artıran önemli faktörlerden birinin de yeterli su tüketimi olduğunu belirten Gözüm, kilogram başına ortalama 35 ml su tüketiminin metabolizma üzerinde olumlu etkiler yarattığını ifade ediyor.</p>
<p>Bunun yanı sıra, düzenli uyku ve stres yönetiminin hormonal denge açısından büyük önem taşıdığına değinen Gözüm, yetersiz uyku ve yoğun stresin yağ yakım sürecini yavaşlatabileceğini belirtiyor.</p>
<p><strong>BESLENME VE HAREKET BİRLİKTE PLANLANIYOR</strong></p>
<p>Diyetisyen Sümeyra Gözüm, yağdan kilo kaybının yaklaşık yüzde 80–90’ının beslenme düzeni, yüzde 10–20’sinin ise fiziksel aktiviteyle sağlandığını ifade ediyor. Haftada 4–5 gün yapılan tempolu yürüyüş veya kişiye uygun egzersizlerin, doğru beslenme planı ile desteklendiğinde maksimum fayda sağladığını vurguluyor.</p>
<p>Kısa vadeli, sürdürülemez diyetler yerine; bilimsel, kişiye özel ve uzun vadede sağlığı koruyan beslenme modellerini benimsediklerini belirten Gözüm, danışanlarına kalıcı yaşam tarzı değişikliği kazandırmayı hedeflediklerini sözlerine ekliyor.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyetisyen-sumeyra-gozum-unluleri-zayiflatiyor-601188">Diyetisyen Sümeyra Gözüm ünlüleri zayıflatıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yetersiz beslenme sporcuların performansını düşürüyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yetersiz-beslenme-sporcularin-performansini-dusuruyor-597590</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Dec 2025 08:38:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[düşürüyor]]></category>
		<category><![CDATA[hülya]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyaçları]]></category>
		<category><![CDATA[performansını]]></category>
		<category><![CDATA[protein]]></category>
		<category><![CDATA[sporcu]]></category>
		<category><![CDATA[sporcuların]]></category>
		<category><![CDATA[takviye]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yetersiz]]></category>
		<category><![CDATA[yiğit]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597590</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, sporcularda beslenme ve takviye kullanımı konusunda önemli değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yetersiz-beslenme-sporcularin-performansini-dusuruyor-597590">Yetersiz beslenme sporcuların performansını düşürüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, sporcularda beslenme ve takviye kullanımı konusunda önemli değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><strong>Sporcular performans yükseltmek için takviyelere yöneliyor</strong></p>
<p>Sporcuların iyi performans göstermek için yüksek başarı arzusuna sahip olduğunu dile getiren Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Bu nedenle performanslarını en yüksek seviyeye ulaştırmak için müsabakalarda kendilerine yardımcı olabileceğine inandıkları takviyelere yönelirler.” dedi.</p>
<p>Vücudun egzersiz sırasında dinlenme anına göre daha fazla kalori harcayacağını ifade eden Yiğit, “Bu yüzden sporcuların enerji ve besin ögesi ihtiyaçları daha yüksektir. Sporcuların besin ögesi ihtiyaçları, yaş, cinsiyet, yağsız vücut ağırlığı, egzersiz şiddeti ve süresine göre farklılık göstermektedir.” diye konuştu. </p>
<p>Yetersiz beslenmenin en iyi sporcuların bile potansiyellerini ortaya koymalarını engelleyebileceğine dikkat çeken Hülya Yiğit, “Sporcular sadece beslenerek vücut ihtiyaçlarını karşılayamayabilirler. Günde 1500 kaloriden az enerji alan ve yeterli beslenmeyen, vejetaryen ve besin alerjisi olan sporcuların bazı besin desteklerini/takviyeleri beslenmelerine eklemeleri gerekebilir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Protein tozları ve protein takviyeleri</strong></p>
<p>Protein takviyelerinin piyasada pek çok çeşidi bulunduğunu belirten Yiğit, şu uyarılarda bulundu:</p>
<p><strong>“</strong>Kazein, whey proteini ve BCAA gibi farklı türler mevcuttur. Son dönemlerde protein sütler ve protein barlar da sıklıkla tercih ediliyor. Bu noktada whey protein oranı yüksek ve ilave şeker içermeyen ürünler kullanılmalıdır. Günlük protein ihtiyacı dayanıklılık ve direnç sporcularında, kiloları başına 2 g proteine kadar çıkabilmektedir. Ancak profesyonel sporcu olmayan bireylerin kiloları başına 1 gram protein almaları yeterlidir, yani sadece beslenme ile gerekli protein ihtiyaçları karşılanacaktır. Eğer kilo kaybı hedefi var ise; vücuda ihtiyaçtan fazla alınan her proteinin yağa dönüştürüleceği unutulmamalıdır.”</p>
<p><strong>Sporcu içecekleri herkes için gerekmiyor</strong></p>
<p>Sporcu içecekleri konusuna da değinen Hülya Yiğit, “Özellikle bir saatten uzun süren futbol, tenis, bisiklet gibi yoğun egzersiz yapan sporcular için tercih edilebilir. Renkli görüntüleri ile oldukça ilgi çekseler de profesyonel sporcu değilseniz ve kalori kısıtlamanız var ise bu ürünleri kullanmanıza gerek yoktur. Çünkü çoğunun şeker oranı da yüksektir. Günlük düzenli egzersiz yapan bir bireyseniz mineral ve sıvı ihtiyacınızı su içerek ve kalsiyum ve magnezyum içeriği yüksek maden suları ile de karşılayabilirsiniz.  Eğer ödem şikayetiniz var ise; sodyumu düşük olan maden suları da tercih edilebilirsiniz.” dedi.</p>
<p><strong>Vitamin–mineral takviyeleri</strong></p>
<p>Sporcularda vitamin ve mineral ihtiyaçlarının daha yüksek olduğunu belirten Yiğit, “Sporcularda hücrelerin enerji metabolizmasını, hormonal dengesini, dayanıklılığını, kardiyovasküler sağlığını korumaları için yeterli miktarda B grubu vitamin, kalsiyum, demir, potasyum, magnezyum almaları önemlidir. Birçok araştırma; E, C vitaminleri, beta karoten gibi antioksidan takviyesinin kas yorgunluğunu azaltabileceğini belirtmiştir. Ayrıca antrenmandan 90 dakika önce tüketilen kırmızı pancar suyunun; betain, nitrik oksit ve antioksidan içeriğinden zengin olması sebebiyle atletik performansı iyileştirdiğini gösteren çalışmalar da mevcuttur.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Karnitin ve Omega-3 takviyeleri</strong></p>
<p>Karnitin ve Omega-3 takviyesi konusunda da bilgi veren Hülya Yiğit, “Karnitin; yağ asitlerinin enerji kaynağı olarak kullanılmasında gerekli, yağların parçalanmasında görevli aminoasit benzeri bir yapıdır. Vücutta doğal olarak üretilmektedir. Takviye almanın yağ oksidasyonunu arttırıcı etkisi olduğunu gösteren çalışmalar yetersizdir. Omega-3 takviyesinin de performansı iyileştirmede, antrenman sonrası toparlanmada, yaralanmayı önlemede olumlu etkileri vardır. Ayrıca vücutta iltihabın azaltılmasında rol oynar. Vejetaryen sporcuların mutlaka takviye alması gerekir” diye konuştu.</p>
<p><strong>Takviye kullanımı profesyoneller için takip gerektirir</strong></p>
<p>Spor takviyeleri piyasasında kontrolsüz şekilde pek çok ürün bulunduğunu hatırlatan Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Piyasada daha adını sayamadığımız birçok besin takviyesi mevcuttur. Spora yeni başlayan bireyler eğer yeterli ve dengeli besleniyor, vücudunun sıvı ihtiyacını karşılıyor ise ekstra bir takviye kullanmalarına gerek yoktur. Ancak profesyonel sporcular için bu durum geçerli değildir. Bu takviyelerin kullanımı mutlaka multidisipliner bir ekip (doktor, diyetisyen, fizyoterapist vb.)  tarafından belirlenmeli ve takip edilmelidir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yetersiz-beslenme-sporcularin-performansini-dusuruyor-597590">Yetersiz beslenme sporcuların performansını düşürüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Menopozda en çok karın bölgesi yağlanıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/menopozda-en-cok-karin-bolgesi-yaglaniyor-596219</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Dec 2025 08:35:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesi]]></category>
		<category><![CDATA[Hormon]]></category>
		<category><![CDATA[karın]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[menopoz]]></category>
		<category><![CDATA[menopozda]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yağlanıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596219</guid>

					<description><![CDATA[<p>Menopoz dönemi, metabolizmanın yavaşlamasına, hormon dengelerinin değişmesine ve özellikle karın çevresinde yağlanmanın artmasına yol açtığı için, pek çok kadın bu sürecin zorluklarını yoğun şekilde yaşayabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menopozda-en-cok-karin-bolgesi-yaglaniyor-596219">Menopozda en çok karın bölgesi yağlanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Menopoz dönemi, metabolizmanın yavaşlamasına, hormon dengelerinin değişmesine ve özellikle karın çevresinde yağlanmanın artmasına yol açtığı için, pek çok kadın bu sürecin zorluklarını yoğun şekilde yaşayabiliyor. Ancak bazı basit ve doğru önlemlerle, fazla kilolardan ve yağlardan sağlıklı bir şekilde kurtulmak mümkün olabiliyor. <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Bensu Enyüksek</strong> “Menopoz döneminde östrojen hormonunun azalması, vücudun yağı özellikle karın bölgesinde depolamasına neden olur. Eskiden kolay verilen kilolar daha zor gider, aynı miktarda yemek bile kilo artışına neden olabilir. Ancak doğru beslenme stratejileri ve düzenli egzersizle fazla kilolardan kurtulmak mümkündür” diyor. Menopoz döneminde hızlı kilo kaybı beklemenin doğru olmadığını, haftada yarım kilo gibi yavaş ama istikrarlı bir ilerlemenin hem sağlıklı hem de kalıcı sonuçlar sağlayacağını vurgulayan Enyüksek, bu süreçte yağ yakımını ve kilo vermeyi sağlayan yöntemleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Protein ağırlıklı beslenin</strong></li>
</ul>
<p>Menopozda kas kütlesi azaldığı için metabolizma yavaşlar. Yeterli protein almak hem kas kaybını önler hem de tokluk sağlar ve yağ yakımını destekler. Günlük beslenmenizde yumurta, kırmızı et, balık, tavuk, hindi, süt, peynir, yoğurt, ayran, kefir ve baklagillere yer verin. </p>
<ul>
<li><strong>Rafine karbonhidratları azaltın</strong></li>
</ul>
<p>Menopozda hormon değişimiyle birlikte vücut insüline karşı daha duyarsız hale gelir ve kan şekerindeki dalgalanmalar kilo alımını hızlandırır. Şekerli yiyecekler, beyaz ekmek ve hamur işleri kan şekerini hızlı yükseltip düşürdüğü için sık acıkma ve tatlı isteğini artırır, karın yağlanmasını tetikler. Bunun yerine düşük glisemik indeksli tam tahıllar, sebzeler, meyveler ve baklagiller tercih edilmeli, karbonhidratlar her öğünde protein ve sağlıklı yağlarla birlikte tüketilmelidir. </p>
<ul>
<li><strong>Sebzeler ve lifli gıdalar tüketmeye özen gösterin</strong></li>
</ul>
<p>Lifli sebze ve meyveler sindirimi destekler, tokluk sağlar ve kan şekerini dengede tutar. Brokoli, ıspanak, lahana, kabak, enginar, pazı, havuç gibi sebzeler ile elma, armut, yaban mersini gibi meyveler günlük beslenmede yer almalıdır. Tam tahıllar ve kurubaklagiller de hem lif hem de kompleks karbonhidrat kaynağı olarak bu dengeyi güçlendirir. </p>
<ul>
<li><strong>Sağlıklı yağları tabağınızdan eksik etmeyin</strong></li>
</ul>
<p>Menopozda yağları tamamen kesmek büyük bir hatadır. Özellikle omega-3 yağ asitleri hormon üretimi, kalp sağlığı, tokluk hissi ve yağ yakımı için gereklidir. Somon, sardalya, uskumru gibi yağlı balıklar; ceviz, badem, fındık, chia ve keten tohumu ve zeytinyağı ile dönemin en değerli yağ kaynaklarıdır. Salatalara zeytinyağı eklemek, ara öğünlerde birkaç ceviz veya badem tüketmek menopoz beslenmesinin temel unsurlarındandır. </p>
<ul>
<li><strong>Öğün zamanlarına dikkat edin</strong></li>
</ul>
<p>Menopoz döneminde hormon döngüsü değiştiği için, ne yediğimiz kadar ne zaman yediğimizin de önemi artmaktadır. Akşam saatlerinde vücudun insüline duyarlılığı azalır; yani gece geç saatlerde yenilen karbonhidratlar daha kolay yağa dönüşür. Bu nedenle akşam yemeklerini geç saatlere bırakmadan erken yemek ve hafif geçirmek büyük fark yaratır.</p>
<ul>
<li><strong>Bitkisel östrojen içeren gıdalar tüketin</strong></li>
</ul>
<p>Menopozda dalgalanan hormonların etkisini hafifletmek için bitkisel östrojen içeren besinler faydalı olabilir. En güçlü kaynaklar; soya ve soya ürünleridir. Ayrıca nohut, mercimek, keten tohumu ve susam da iyi seçeneklerdir. Günde bir-iki porsiyon kadar tüketmek hormon dengesine katkı sağlar. Ancak meme kanseri öyküsü veya hormona duyarlı hastalığı olan kadınların bu besinleri düzenli tüketmeden önce mutlaka doktoruna danışması gerekir.  </p>
<ul>
<li><strong>Düzenli egzersiz yapın</strong></li>
</ul>
<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Bensu Enyüksek, menopozda kilo vermenin, kısıtlayıcı diyetlerle değil, vücudun yeni dengesine uygun, akıllı bir beslenme sistemi ile mümkün olacağını, düzenli egzersizin de bu süreçte kritik önem taşıdığını vurgulayarak “Haftada en az 150 dakika tempolu yürüyüş, yüzme, bisiklet veya pilates gibi aktiviteler metabolizmayı hızlandırır, kas kütlesini koruyup güçlendirerek bazal metabolizma hızını yükseltir ve menopozdaki yağlanmanın önüne geçmeye yardımcı olur” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menopozda-en-cok-karin-bolgesi-yaglaniyor-596219">Menopozda en çok karın bölgesi yağlanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyabet Hastalarının En Sık Yaptığı 10 Beslenme Hatası</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/diyabet-hastalarinin-en-sik-yaptigi-10-beslenme-hatasi-594270</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Nov 2025 12:48:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[10]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[hastalarının]]></category>
		<category><![CDATA[hatası]]></category>
		<category><![CDATA[kahvaltı]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Şekeri]]></category>
		<category><![CDATA[karbonhidrat]]></category>
		<category><![CDATA[lif]]></category>
		<category><![CDATA[ogün]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yaptığı]]></category>
		<category><![CDATA[yeme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594270</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyabet, yalnızca ilaçla değil, yaşam tarzı değişiklikleriyle de yönetilmesi gereken kronik bir hastalık.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabet-hastalarinin-en-sik-yaptigi-10-beslenme-hatasi-594270">Diyabet Hastalarının En Sık Yaptığı 10 Beslenme Hatası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Diyabet, yalnızca ilaçla değil, yaşam tarzı değişiklikleriyle de yönetilmesi gereken kronik bir hastalık. Ancak yapılan araştırmalar, hastaların önemli bir kısmının beslenmede farkında olmadan hatalar yaptığını gösteriyor. Diyetisyen Harika Özkaya Yurttadur, diyabet yönetiminde beslenmenin kritik bir rol oynadığını belirterek, “Basit görünen yanlış alışkanlıklar bile kan şekeri dengesini bozarak komplikasyon riskini artırabilir” uyarısında bulundu. Dyt. Yurttadur, diyabet hastalarının en sık yaptığı 10 beslenme hatasını ve doğru yaklaşımları anlattı.</em></p>
<p><strong>KAHVALTIYI ATLAMAK</strong></p>
<p>Kahvaltıyı atlamanın diyabet hastaları için kan şekeri kontrolünü olumsuz etkileyen en önemli beslenme hatalarından biri olduğunu belirten Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Harika Özkaya Yurttadur, “Gece boyunca uzun süren açlık süresi kan şekerinin düşmesine neden olurken, sabah saatlerinde vücut enerji ihtiyacını karşılamak için glikojen depolarından kana şeker salınımını artırır ve bu da ani yükselmelere yol açabilir” dedi. Kahvaltı yapılmadığında bu dalgalanmaların daha belirgin hale geldiğini ve gün boyu kan şekeri dengesini sağlamak zorlaştığını anlatan Dyt. Yurttadur, konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Yapılan araştırmalar, kahvaltıyı atlamanın diyabet yönetiminde olumsuz sonuçlar doğurduğunu göstermektedir. Nitekim 317 diyabet hastası üzerinde yapılan bir çalışmada, katılımcıların yaklaşık yüzde 7’sinin kahvaltı yapmadığı belirlenmiştir. Bu grubun, kahvaltı yapanlara kıyasla daha genç olduğu, sigara kullanımının daha yaygın olduğuna ve en önemlisi de HbA1c düzeyleri ile gün içindeki şeker dalgalanmalarının anlamlı biçimde yüksek seyrettiği saptanmıştır.’ Bu sonuçların kahvaltının diyabet kontrolünde vazgeçilmez bir rol oynadığını ve düzenli kahvaltı alışkanlığının kan şekeri dengesini korumada temel bir adım olduğunu gösterdiğini söyleyen Dyt. Yurttadur, önerilerini şöyle sıraladı: “Güne yumurta ve peynir gibi sağlıklı protein kaynakları, avokado, zeytin ve ceviz gibi sağlıklı yağlar ile tam tahıllı ekmek, yulaf, kepekli galeta gibi lifli karbonhidrat kaynaklarını içeren bir kahvaltıyla başlamak, kan şekeri kontrolünü destekleyecektir.”</p>
<p><strong>ŞEKERSİZ ÜRÜNLERE GÜVENMEK</strong></p>
<p>Diyabet hastaları arasında yaygın bir başka yanılgının da şekersiz ibaresi taşıyan her ürünün güvenli olduğu düşüncesi olduğunu belirten Dyt. Yurttadur, “Oysa birçok şekersiz gıda, kan şekerini etkilemeyen tatlandırıcılar içerse de, yüksek oranda karbonhidrat, yağ veya kalori barındırabilir. Bu ürünler, özellikle aşırı tüketildiklerinde kan şekeri dengesini olumsuz yönde etkileyebilir ve kilo artışına zemin hazırlayabilir.”</p>
<p>Ayrıca bazı şekersiz ürünlerde kullanılan yapay tatlandırıcıların, iştah artışına ve tatlı isteğinin sürmesine yol açabileceğine işaret eden Dyt. Yurttadur, “Bu nedenle şekersiz etiketi, bir ürünün diyabet dostu olduğu anlamına gelmez. Diyabet hastalarının ürün etiketlerini dikkatle okumaları, karbonhidrat ve kalori içeriklerini değerlendirmeleri büyük önem taşır. En doğru yaklaşım doğal ve dengeli beslenme planına sadık kalmak, işlenmiş şekersiz gıdaları ise içindekiler kontrolü yaparak ölçülü tüketmek olacaktır.”</p>
<p><strong>LİF TÜKETİMİNİ İHMAL ETMEK</strong></p>
<p>Diyabet hastalarında lif alımının yetersiz olmasının kan şekeri kontrolünü olumsuz etkileyen önemli bir beslenme hatası olduğunun altını çizen Dyt Yurttadur, bu gıdaların sağlığı yararlar konusunda şu bilgileri verdi: “Lifli gıdalar, özellikle çözünür lifler, sindirimi yavaşlatarak glikozun kana daha dengeli bir şekilde geçmesini sağlar ve ani kan şekeri yükselmelerini önler. Ayrıca lif, tokluk hissini artırarak aşırı yemeyi engeller ve kilo kontrolüne yardımcı olur. Ancak birçok diyabet hastası, sebze, meyve, tam tahıllar ve baklagiller gibi lif kaynaklarını yeterince tüketmemektedir. Bu durum, hem kan şekeri dalgalanmalarına hem de bağırsak sağlığının olumsuz etkilenmesine yol açabilir.</p>
<p>Çözünebilir lif yönünden zengin olan bezelye, kuru fasulye, barbunya, yulaf, bazı sebze ve meyveler diyabetlilerde, yemeklerden sonra kan şekerinin daha yavaş yükselmesini sağlar. Posalı besinler, çok çiğneme gerektirdiğinden yemek yeme zamanını uzatırlar, midedeki sindirimi ve mide boşaltma hızını yavaşlatarak tokluk hissini arttırırlar. Böylece tip 2 DM çok sık görülen şişmanlığın tedavisinde lif, ağırlık kaybedilmesinde de yardımcı olmaktadır.”</p>
<p><strong>PORSİYON KONTROLÜNÜ SAĞLAYAMAMAK</strong></p>
<p>En sık yapılan hatalardan biri sağlıklı besin tercihlerine rağmen porsiyon kontrolü yapılmaması olduğunu söyleyen Dyt. Yurttadur, “Ne yazık ki bazı diyabet hastaları, sağlıklı gıdalar tüketseler bile miktarlara dikkat etmedikleri için kan şekeri kontrolünde zorluk yaşayabiliyor. Aşırı yemek, özellikle karbonhidrat ve yağ açısından yoğun öğünler, kan şekerinde ani yükselmelere yol açabilir ve kilo artışına neden olabilir. Bu durum hem diyabet yönetimini hem de genel sağlığı olumsuz etkileyebilir” dedi. </p>
<p><strong>SIVILARDAN ALINA GİZLİ KALORİLER</strong></p>
<p>Dyt. Yurttadur, diyabet hastalarının fark etmeden sıvılardan yüksek miktarda kalori alabildiğini belirterek, sözlerine şöyle devam etti: “Çay, kahve, meyve suyu, gazlı içecekler ve hazır içeceklerdeki eklenen şeker ve krema, günlük kalori alımını hızla artırıyor. Çoğu kişi sıvının etkisi olmaz diye düşünse de bu küçük eklemeler kan şekerinde ani yükselmelere ve uzun vadede kilo artışına yol açabiliyor. Bu nedenle içeceklerin içeriklerini kontrol etmek ve mümkün olduğunca şekersiz, doğal seçenekleri tercih etmek büyük önem taşıyor.”</p>
<p><strong>KARBONHİDRAT KAYNAKLARINI BİLMEMEK</strong></p>
<p>Karbonhidrat kaynaklarını yeterince tanımamanın ve sadece ekmek, makarna veya pilavı karbonhidrat kaynağı olarak görmenin de sık yapılan bir başka yanılgı olduğunu anlatan Dyt. Yurttadur, yoğurt, süt, bazı sebzeler, meyveler ve hatta paketli atıştırmalıkların da kan şekerini yükselten karbonhidrat içerdiğini hatırlattı. Dyt. Yurttadur konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Bir dilim ekmeğin veya bir kâse pirincin karbonhidrat miktarı küçük görünebilir, ama bir öğünde birkaç karbonhidrat kaynağını bir arada tüketmek kan şekerinde ani yükselmelere yol açabilir. Paketli gıdalarda karbonhidrat miktarının farkında olmamak da yaygın bir sorun. Az şekerli veya şekersiz ürünler de yüksek karbonhidrat içerebilir, etiket okumak bu nedenle önemli. Meyve suları, smoothie’ler, sütlü içecekler gibi sıvılar da hızlı emilen karbonhidrat içerir ve bunlar genellikle göz ardı edilir.”</p>
<p>Bu gıdaların miktarı kontrol edilmediğinde, özellikle birden fazla karbonhidrat kaynağı aynı öğünde tüketildiğinde, kan şekerinin hızla yükseldiğine dikkat çeken Dyt. Yurttadur, “Bu nedenle hangi yiyeceklerin karbonhidrat içerdiğini bilmek ve miktarlarını düzenlemek, kan şekeri dalgalanmalarını önlemenin en etkili yollarından biridir” dedi. </p>
<p><strong>YETERSİZ SU TÜKETİMİ</strong></p>
<p>Diyabet hastaları için su tüketiminin çok kritik bir rol oynadığını söyleyen Dyt. Yurttatur, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yeterli su almak, kanda biriken fazla glikozun idrar yoluyla atılmasını kolaylaştırır ve böylece hiperglisemi riskini azaltır. Bu nedenle diyabetlilerin, kan şekerini dengelemeye destek olmak için günlük en az 2,5 litre su içmeye özen göstermesi gerekir.”</p>
<p><strong>GÜN İÇİNDE ÖĞÜN ATLAMA VE SONRASINDA AŞIRI YEME / YANLIŞ ARA ÖĞÜN TERCİHİ</strong></p>
<p>Gün içinde öğün atlamak, diyabet hastalarının sık yaptığı hatalardan biri. Uzun süre aç kalmanın kan şekerinin düşmesine yol açtığını ve bir sonraki öğünde aşırı yemek yeme isteğini tetiklediğine dikkat çeken Dyt. Yurttadur, “Özellikle kahvaltı veya öğle öğününü atlayanlarda bu durum daha belirgin. Bir diğer sorun ise yanlış ara öğün tercihleri. Çikolata, paketli atıştırmalıklar veya şekerli içecekler, kan şekerini hızla yükseltiyor ve kısa süre sonra tekrar açlık hissi yaratıyor. Bu döngü, hem kan şekeri dalgalanmalarına hem de kilo kontrolünün zorlaşmasına neden oluyor. Diyabet yönetiminde, öğünlerin atlanmaması ve ara öğünlerde sağlıklı seçenekler tercih edilmesi, kan şekeri dengesini korumanın ve gün boyunca enerjiyi dengede tutmanın temel yollarından biri diyebiliriz.” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>YAĞ KAYNAKLARININ KALİTESİNE DİKKAT ETMEME</strong></p>
<p>“Diyabet hastalarının beslenmesinde sadece yağ miktarının değil, yağın kalitesinin de büyük önem taşıdığını anlatan Dyt. Yurttadur, “Doymuş ve trans yağlar açısından zengin besinler, hem kan damarlarını olumsuz etkileyerek kalp-damar hastalıkları riskini artırıyor hem de kilo kontrolünü zorlaştırıyor. Oysa zeytinyağı, avokado, fındık ve balık gibi sağlıklı yağ kaynakları, kan şekeri dengesinin korunmasına ve kalp sağlığının desteklenmesine yardımcı oluyor.” Dedi. </p>
<p><strong>PROFESYONEL DESTEK ALMAMAK</strong></p>
<p>“Diyabetli kişiler, beslenme konusunda kendi başlarına karar verdiklerinde yanlış alışkanlıklar geliştirebilir. Hangi besinleri ne miktarda tüketmeleri gerektiğini bilmemek, kan şekeri dalgalanmalarına ve uzun vadede komplikasyon riskine yol açabilir” diyen Dyt. Harika Özkaya Yurttadur, sözlerini şöyle tamamladı: “Uzman bir diyetisyenden alınacak kişiye özel öneriler, hem kan şekeri kontrolünü hem de sağlıklı kilo yönetimini destekler. Profesyonel rehberlik olmadan yapılan denemeler, sık yapılan beslenme hatalarının kalıcı hale gelmesine neden olabilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabet-hastalarinin-en-sik-yaptigi-10-beslenme-hatasi-594270">Diyabet Hastalarının En Sık Yaptığı 10 Beslenme Hatası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Shell Küresel Madeni Yağ Pazarında 19. Kez Zirvede</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/shell-kuresel-madeni-yag-pazarinda-19-kez-zirvede-592743</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Nov 2025 08:37:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[19]]></category>
		<category><![CDATA[kez]]></category>
		<category><![CDATA[küresel]]></category>
		<category><![CDATA[lider]]></category>
		<category><![CDATA[madeni]]></category>
		<category><![CDATA[Madeni Yağ]]></category>
		<category><![CDATA[motor]]></category>
		<category><![CDATA[pazar]]></category>
		<category><![CDATA[pazarında]]></category>
		<category><![CDATA[shell]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592743</guid>

					<description><![CDATA[<p>Madeni yağ üretiminin önemli bir bölümünü Türkiye’de gerçekleştiren Shell, küresel pazar araştırma ve danışmanlık şirketi Kline &#038; Company’nin Global Madeni Yağlar: Pazar Analizi ve Değerlendirme 2025 raporuna göre, üst üste 19. kez dünyanın lider madeni yağ tedarikçisi oldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/shell-kuresel-madeni-yag-pazarinda-19-kez-zirvede-592743">Shell Küresel Madeni Yağ Pazarında 19. Kez Zirvede</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Madeni yağ üretiminin önemli bir bölümünü Türkiye’de gerçekleştiren Shell, küresel pazar araştırma ve danışmanlık şirketi Kline &#038; Company’nin Global Madeni Yağlar: Pazar Analizi ve Değerlendirme 2025 raporuna göre, üst üste 19. kez dünyanın lider madeni yağ tedarikçisi oldu. Shell, binek araç, ticari araç ve endüstriyel yağlar olmak üzere üç ana kategorinin tamamında küresel liderliğini sürdürdü. Rapora göre Shell, %11,6’lık küresel pazar payıyla bir kez daha sektörün zirvesinde yer aldı. Kocaeli Derince’de kurulu olan ve Türkiye’den 80 ülkeye ihracat yapan Akdeniz havzasının en büyük gres ve madeni yağ üretim fabrikası Shell&#038;Turcas Madeni Yağ ve Gres Üretim Tesisi de bu global üretim zincirinin önemli bir parçası.  </p>
<p><strong>“Liderliğimizi teknoloji ve müşteri odağıyla sürdürüyoruz”</strong></p>
<p>Shell Madeni Yağlar Küresel Başkan Yardımcısı Jason Wong, aralıksız süren 19 yıllık liderliğe ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:</p>
<p>“Madeni yağlarda 19 yıldır kesintisiz küresel liderliği sürdürmek, inovasyona, kaliteye ve müşteriye verdiğimiz önemin bir göstergesi.</p>
<p>Amacımız, müşteriye en fazla odaklanan enerji pazarlamacısı ve tedarikçisi olmak. Bu doğrultuda, yüksek verimlilik ve uzun ömür sağlayan premium ürünlere yatırım yapmaya devam ediyoruz. Bu ürünler, pazar liderliğimizin yanı sıra müşteri memnuniyetine ve sürdürülebilir büyümeye de katkı sağlıyor.”</p>
<p><strong>Premium ürünlerle farklılaşan güçlü portföy</strong></p>
<p>Shell’in küresel liderliğinin temelinde, farklı segmentlerdeki yüksek performanslı ürün portföyü yer alıyor.</p>
<p>Shell Helix binek araç motor yağları, Shell Rimula ağır hizmet motor yağları, Shell Tellus hidrolik yağları ve Shell Gadus gresleri, dünya genelinde milyonlarca kullanıcı tarafından tercih ediliyor.</p>
<p>2025 yılında Shell Helix Ultra, motor performansı ve korumasında yeni bir standart belirleyen API SQ sertifikasını alan ilk markalardan biri oldu. Bu başarıyı, API SP onaylı en gelişmiş motosiklet ve scooter motor yağı Shell Advance Ultra’nın lansmanı izledi. Ducati Corse tarafından önerilen tek premium motosiklet yağı olan Shell Advance Ultra, bu alandaki teknoloji liderliğini de pekiştirdi.</p>
<p>Shell, otomotiv sektörünün yanı sıra dijital altyapı ve enerji teknolojilerinde de öncü rolünü güçlendiriyor. 2025 yılında tanıtılan DLC Fluid S3 (Direct Liquid Cooling), yüksek performanslı bilgi işlem ve yapay zekâ uygulamaları için geliştirilen yenilikçi bir çözüm oldu. Shell, aynı yıl içerisinde Intel sertifikası alan ilk daldırma soğutma sıvılarını geliştirerek veri merkezlerinde kullanılabilecek yeni nesil sıvı teknolojilerine de öncülük etti.</p>
<p>Shell’in gelişmiş düşük viskoziteli yağları, yakıt verimliliğini artırırken motor ve ekipman ömrünü uzatıyor, emisyonların azaltılmasına katkı sağlıyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/shell-kuresel-madeni-yag-pazarinda-19-kez-zirvede-592743">Shell Küresel Madeni Yağ Pazarında 19. Kez Zirvede</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Palmiye Yağının Sağlıktaki Rolü Bilimsel Bulgularla Netleşiyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/palmiye-yaginin-sagliktaki-rolu-bilimsel-bulgularla-netlesiyor-589634</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Nov 2025 09:40:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Asidi]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[bulgularla]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[netleşiyor]]></category>
		<category><![CDATA[palmiye]]></category>
		<category><![CDATA[Palmiye Yağı]]></category>
		<category><![CDATA[rolü]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıktaki]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yağının]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=589634</guid>

					<description><![CDATA[<p>Güney Kaliforniya Üniversitesi'nde çalışmalarına devam eden Prof. Dr. Roger Clemens, palmitik asit üzerine yaptığı çalışmasında, bu asidin biyolojik fonksiyonlarını, vücutla uyumluluğunu ve potansiyel ancak temel sağlık katkılarını ele aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/palmiye-yaginin-sagliktaki-rolu-bilimsel-bulgularla-netlesiyor-589634">Palmiye Yağının Sağlıktaki Rolü Bilimsel Bulgularla Netleşiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Güney Kaliforniya Üniversitesi&#8217;nde çalışmalarına devam eden Prof. Dr. Roger Clemens, palmitik asit üzerine yaptığı çalışmasında, bu asidin biyolojik fonksiyonlarını, vücutla uyumluluğunu ve potansiyel ancak temel sağlık katkılarını ele aldı. Dr. Clemens çalışmasında, palmitik asidin insan vücudundaki toplam yağ asitlerinin yaklaşık %20-%30&#8217;unu oluşturduğunu ve enerji üretimi, hücre yapısının korunması, yağda çözünen vitaminlerin emilimi ve tümör inhibitörü olarak işlev gören çeşitli bileşiklerin sentezi gibi temel biyolojik süreçlerde kilit rol oynadığını vurguladı. Dr. Clemens, zeytinyağı, fıstık yağı, ayçiçek yağı, süt ürünleri ve et gibi birçok doğal gıda kaynağında da bulunan palmitik asidin, anne sütündeki baskın yağ asidi olduğunu vurgulamaktadır. Bu gözlemler, palmitik asidin büyüme ve gelişmede doğal bir gereklilik olduğunu göstermektedir. Temel toksikoloji de dahil olmak üzere palmiye yağı güvenliğine ilişkin devam eden değerlendirmeleri, palmiye yağının güvenli olduğunu ve hem bebek beslenmesinde hem de bebek maması bileşiminde faydalı bir bileşen olduğunu göstermektedir.</p>
<p><strong>“Palmiye yağı, insan biyolojisiyle doğal uyum içinde çalışan çok yönlü, bitki bazlı bir gıda bileşenidir”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Roger Clemens, palmiye yağının sağlık üzerindeki etkilerinin sadece içeriğiyle değil, aynı zamanda genel beslenme dengesi ve yaşam tarzıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi: “Palmiye yağı, dengeli bir beslenmenin parçası olarak tüketildiğinde insan sağlığına katkıda bulunabilen güvenli bir yağdır. Sağlığı etkileyen kilit faktör, palmitik asit gibi tek bir yağ asidi değil, yaşam tarzı ve beslenmedeki bütüncül dengedir.” Palmiye yağının beslenmedeki değeri ve güvenliği, Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA) ve ABD Gıda ve İlaç Dairesi (U.S. FDA) tarafından değerlendirilmeye devam etmektedir. EFSA, palmiye yağının gıda katkı maddesi olarak kullanımına ilişkin bir güvenlik endişesi bulunmadığını belirtmektedir. Aynı zamanda FDA, palmiye yağını, gıda ürünlerinde birçok işleve sahip bir gıda bileşeni olarak “genel olarak güvenli kabul edilen” (GRAS) şeklinde sınıflandırmaktadır.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/palmiye-yaginin-sagliktaki-rolu-bilimsel-bulgularla-netlesiyor-589634">Palmiye Yağının Sağlıktaki Rolü Bilimsel Bulgularla Netleşiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İleri yaşta sağlıklı beslenmek bilişsel fonksiyonları koruyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ileri-yasta-saglikli-beslenmek-bilissel-fonksiyonlari-koruyor-586582</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 09:33:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[beslenmek]]></category>
		<category><![CDATA[bilişsel]]></category>
		<category><![CDATA[fonksiyonları]]></category>
		<category><![CDATA[koruyor]]></category>
		<category><![CDATA[leri]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşta]]></category>
		<category><![CDATA[yiğit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586582</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, sağlıklı yaşlanma ve ilerleyen yaşlarda sağlığı korumak için beslenme önerileri paylaştı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ileri-yasta-saglikli-beslenmek-bilissel-fonksiyonlari-koruyor-586582">İleri yaşta sağlıklı beslenmek bilişsel fonksiyonları koruyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, sağlıklı yaşlanma ve ilerleyen yaşlarda sağlığı korumak için beslenme önerileri paylaştı.</p>
<p><strong>Fiziksel aktivite ve sağlıklı beslenme, ilerleyen yaşlarda kilit rol oynar!</strong></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün raporlarına göre Avrupa&#8217;da 65 yaş üstü bireylerin sayısının 15 yaş altı bireylerin sayısını geçebileceğinin öngörüldüğünü aktaran Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Bu raporlarda fiziksel aktivite ve sağlıklı beslenmenin kilit bir rol oynadığı belirtiliyor.” dedi. </p>
<p>İlerleyen yaşlarda yetersiz beslenmeye bağlı olarak zayıflık, obezite, kemik kırıkları, bilişsel fonksiyonlarda azalma/demans gibi sağlık problemlerinin daha sık görülebildiğini ifade eden Yiğit, “Bu dönemde, beslenmede dikkat edilmesi gereken bazı noktalar var.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Süt ürünleri, tam tahıllar ve kaliteli protein kaynaklarına beslenmede mutlaka yer verilmeli! </strong></p>
<p>Besinler süt, protein, tahıl, sebze-meyve ve yağ olarak beş gruba ayrıldığında özellikle kalsiyumdan zengin olan süt grubunun kemik kırıklarının önlenmesinde hayati önem taşıdığını vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Bu nedenle ilerleyen yaşlardaki her birey; günlük toplamda 2-3 porsiyon yoğurt, peynir gibi protein, kalsiyum ve fosfor kaynaklarına beslenmelerinde yer açmalı. Yoğurt tüketimi özellikle ilerleyen yaşlarda oluşan uyku bozukluğu sorunlarına da yardımcı olur.” dedi.</p>
<p>İleri yaşlarda belli porsiyonlarda az yağlı kırmızı ve beyaz etlere, Omega 3 kaynağı olan yağlı küçük balıklara, kuru baklagil gibi bitkisel kaynaklı proteinlere yönelmekte fayda olduğunu kaydeden Yiğit, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Ancak kurubaklagillere gaz şikayetlerini arttırması nedeniyle dikkat edilmeli. Kurubaklagilleri pişirmeden önce suda bekletmek, haşlarken kimyon eklemek gaz şikayetlerini azaltabilir. Vücudun kan şekeri dengesini sağlayabilmesi, kabızlık şikayetlerinin yaşanmaması için posa ihtiyacı da unutulmamalı. Bu nedenle tam buğday unundan yapılmış ekmekler, siyez, karabuğday gibi tahıllar günlük beslenmede mutlaka bulunmalı. Unutmayın bu dönemde vücut bilişsel fonksiyonlar için B vitaminlerine de ihtiyaç duyar ve bunların en iyi kaynakları arasında tam tahıllar vardır.”</p>
<p><strong>Gökkuşağı gibi beslenmek, sağlıklı yaşlanma için önemli! </strong></p>
<p>Günlük toplamda 5 porsiyon sebze ve meyve tüketiminin ilerleyen yaşlarda elzem olduğunun altını çizen Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Sebze ve meyveler fitokimyasallardan, beta karotenlerden, A ve C vitaminlerinden oldukça zengindir. Bu nedenle tek öğünde farklı renklerde sebze ve meyvelerin bulunması, yani ‘gökkuşağı gibi beslenmek’ kavramı oldukça uygun.” dedi.</p>
<p>Özellikle ilerleyen yaşlarda kalp damar sağlığının korunması, kronik hastalıkların önlenmesi için kullanılan yağın çeşidi ve miktarına da dikkat edilmesi gerektiğinin altını çizen Yiğit, “Günlük olarak beslenmede zeytinyağı, kavrulmamış fındık, ceviz, badem gibi bitkisel yağlar mutlaka bulundurulmalı. Eğer diş problemleri yaşanıyorsa bu kuruyemişler meyve veya yoğurt ile birlikte, küçük parçalara bölünerek, yumuşatılarak da tüketilebilir.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ileri-yasta-saglikli-beslenmek-bilissel-fonksiyonlari-koruyor-586582">İleri yaşta sağlıklı beslenmek bilişsel fonksiyonları koruyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kış kapıda bir kap su, bir avuç mama hayat kurtarıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kis-kapida-bir-kap-su-bir-avuc-mama-hayat-kurtariyor-586573</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 09:06:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[avuç]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[hayvanlar]]></category>
		<category><![CDATA[kap]]></category>
		<category><![CDATA[kapıda]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[kulübe]]></category>
		<category><![CDATA[mama]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk]]></category>
		<category><![CDATA[sokak]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yüz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586573</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Burcu Çevreli, soğuk havalar yaklaşırken sokakta yaşayan hayvanlar için yapılması gerekenleri değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kis-kapida-bir-kap-su-bir-avuc-mama-hayat-kurtariyor-586573">Kış kapıda bir kap su, bir avuç mama hayat kurtarıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Burcu Çevreli, soğuk havalar yaklaşırken sokakta yaşayan hayvanlar için yapılması gerekenleri değerlendirdi.</p>
<p><strong>2 yavrudan biri hayatta kalıyor!</strong></p>
<p>Sokakta yaşayan hayvanların sonbahar ve kış aylarında en çok karşılaştıkları zorluklara dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Burcu Çevreli, “Bir kap su, bir avuç mama… Hayat kurtarmak bazen bu kadar basit.  Türkiye’de kış aylarında sokakta yaşayan hayvanların yüzde 30’u hipotermi ve açlığa bağlı sağlık sorunları yaşıyor. Özellikle genç yavruların hayatta kalma oranı yüzde 50’nin altında.” dedi.</p>
<p>Sonbahar ve kış aylarının, sokakta yaşayan hayvanlar için en ağır sınavı getirdiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Burcu Çevreli, “Biz sıcak evlerimize çekilirken onlar kar, yağmur ve dondurucu soğukla mücadele ediyor. Açlık, susuzluk ve barınaksızlık; sokak hayvanlarının yaşam mücadelesinin en acı yüzünü oluşturuyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Mevsimsel çözümler yerine sürdürülebilir politikalar üretilmeli</strong></p>
<p>Kimi belediyelerin kulübeler dağıttığını, mama-su desteği sağladığını hatta geçici barınma merkezleri açtığını hatırlatan Dr. Çevreli, “Ancak sayı yetersiz. Birkaç yüz kulübe, binlerce hayvanın yaşadığı şehirlerde sadece sembolik kalıyor. Mevsimsel çözümler yerine sürdürülebilir politikalar şart.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Güvenli, kuru ve rüzgâr almayan bir nokta seçilmeli! </strong></p>
<p>Sokakta yaşayan hayvanlar için vatandaşların yapabileceklerine işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Burcu Çevreli, “Apartman önüne, site bahçesine ya da evinin uygun köşesine basit bir kulübe yerleştirmek bile hayat kurtarır. Plastik kutular, strafor kasalar veya tahtadan yapılmış barınaklar bu canların en büyük sığınağı olabilir. Tek şart: Güvenli, kuru ve rüzgâr almayan bir nokta seçmek.” dedi.</p>
<p>Sokak kedileri ve köpeklerinin, soğuk kış gecelerinde ve yağmur mevsiminde hayatta kalmak için çeşitli stratejiler geliştirdiklerini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Burcu Çevreli, “Özellikle sokak köpekleri, vücut ısısını paylaşmak için sürüler oluşturabilir ve bir araya toplanabilirler. Kediler de sıcaklık için diğer kedilere yakınlık arayabilir. Sahipsiz hayvanlar genellikle rüzgârdan ve yağmurdan korunmak için çalılıklar, köprü altları veya terk edilmiş binalar gibi doğal barınaklara yönelirler. Ayrıca kuru ve sıcak kalabilecekleri garajlarda, kulübelerde veya verandaların altında da sığınak bulabilirler.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Soğuk havalarda su kaplarına bir damla yağ damlatılabilir…</strong></p>
<p>Soğuk havada su kaynaklarının donabildiğini de dile getiren Dr. Burcu Çevreli, “Mama bulmak ise daha da zorlaşır. Bu yüzden düzenli mama-su desteği şart. Su kaplarını sık sık kontrol etmek, gerekirse içine birkaç damla yağ damlatmak donmayı geciktirir. Hayvanların kavga etmemesi için yiyeceği tek noktaya değil, farklı yerlere bırakmak gerekir. Niyet iyi olsa da yanlış besleme hayati risk taşır. Tuzlu, baharatlı yiyecekler ya da çiğ kemikler hayvanlara zarar verir. Mama kapları hijyenik tutulmalı, artıklar çevreye saçılmamalıdır. Düzenlilik en önemli kriterdir; hayvanın aç kaldığı gün bağışıklığı hızla zayıflar.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Aç kalan hayvanlar hastalanıyor</strong></p>
<p>Kış aylarında kedilerde üst solunum yolu enfeksiyonları, köpeklerde ise eklem iltihapları ve hipoterminin sık görüldüğünü kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Burcu Çevreli, “Aç kalan hayvanlar daha hızlı hastalanır, susuz kalanlarda böbrek sorunları baş gösterir. Soğuk, sadece üşütmez; ölümcül hastalıkların da kapısını aralar. Sokak kedileri ve köpekleri soğuk ve yağmurlu koşullarda hayatta kalmak için içgüdü, davranış ve mevcut kaynakların birleşimine güvenirler. Uyum yetenekleri, hayatta kalmalarında önemli bir rol oynar.” dedi.</p>
<p><strong>Sokak hayvanları kışın hatırlanacak canlılar değil, yaşamın bir parçası</strong></p>
<p>Bu kış için alınması gereken önlemlere işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Burcu Çevreli, “Belediyelerin kulübe dağıtımı artırılmalı, vatandaşların barınak yapması teşvik edilmeli, mama-su istasyonları yaygınlaştırılmalı. Gelecek için ise kapsamlı kısırlaştırma programları, belediye-STK iş birlikleri ve şehir planlamasında sokak hayvanları için kalıcı yaşam alanlarının oluşturulması şart. Sokak hayvanlarını kışın hatırlanacak canlılar değil, yaşamın bir parçası olarak görmek zorundayız.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Düzenli mama, su ve kulübe hayat kurtarıyor</strong></p>
<p>“Kış kapıya dayandı. Bir kedinin gözlerindeki çaresizlik, bir köpeğin titreyen bedeni aslında hepimize şunu söylüyor: Biz sizinle aynı dünyayı paylaşıyoruz.” diyen Dr. Öğr. Üyesi Burcu Çevreli, onların yaşamasının bizlerin küçük ama düzenli adımlarımıza bağlı ve bir kap su, bir avuç mama, bir küçük kulübenin hayat kurtarmanın en yalın hali olduğunu sözlerine ekledi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kis-kapida-bir-kap-su-bir-avuc-mama-hayat-kurtariyor-586573">Kış kapıda bir kap su, bir avuç mama hayat kurtarıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalp hastaları her sonbahar grip aşısı olmalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kalp-hastalari-her-sonbahar-grip-asisi-olmali-585529</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Oct 2025 10:46:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşısı]]></category>
		<category><![CDATA[balık]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hastaları]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kardiyo]]></category>
		<category><![CDATA[mevsim]]></category>
		<category><![CDATA[olmalı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sonbahar]]></category>
		<category><![CDATA[vitamini]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585529</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mevsim geçişleri, özellikle yazdan sonbahara geçiş, kalp sağlığı üzerinde doğrudan etkiler yaratabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-hastalari-her-sonbahar-grip-asisi-olmali-585529">Kalp hastaları her sonbahar grip aşısı olmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Mevsim geçişleri, özellikle yazdan sonbahara geçiş, kalp sağlığı üzerinde doğrudan etkiler yaratabiliyor. Serinleyen hava; damarların daralmasına, kan basıncının yükselmesine ve kolesterol seviyelerinin artmasına yol açabiliyor. Bu dönemde kalbin özel bir korumaya ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Sonbahar sadece doğanın değil, vücudumuzun da değişim dönemi. Havanın soğumasıyla kalbin iş yükü artar. Bu nedenle dengeli beslenme, düzenli egzersiz ve rutin kontrollerin ihmal edilmemesi her zamankinden daha önemli” dedi.</strong></p>
<p>Kalp sağlığını korumak için basit ama etkili adımlar atılabileceğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Serin havada tempolu yürüyüşler yapmak, sofrayı mevsime uygun sebze ve meyvelerle renklendirmek, gribin kalbe bindireceği yükü önleyebilecek grip aşısını olmak ve porsiyon kontrolünü gözetmek çok kıymetli. Sonbaharı bir tehdit değil, sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazanmak için bir fırsat olarak görmeliyiz. Kalbe yapılan her küçük yatırım, uzun vadede sağlıklı ve kaliteli bir yaşam olarak geri döner” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>Türk Kardiyoloji Derneği grip aşısını öneriyor</strong></p>
<p>Soğuk havalarla birlikte grip ve diğer solunum yolu enfeksiyonlarının arttığına dikkat çeken Koylan, “Grip gibi hastalıklar vücutta ciddi bir iltihaplanma oluşturur ve bu durum özellikle mevcut bir kalp rahatsızlığı olan kişilerde kalp krizi veya felç riskini önemli ölçüde tetikler. Bu tehlikeye karşı ise en etkili kalkan aşıdır. Türk Kardiyoloji Derneği’nin de aralarında bulunduğu dünya genelindeki sağlık otoriteleri, kalp hastalarının her sonbahar grip aşısı olmasını şiddetle tavsiye eder. Grip aşısı olmak sadece gripten korunmayı değil, aynı zamanda gribin kalbe yükleyebileceği ağır yükten korunmayı da sağlar” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Haftada en az iki porsiyon balık tüketilmeli </strong></p>
<p>Yazın hafifliğinin ardından gelen sonbaharın doyurucu ve sıcak yemeklerini doğru tercihlerle kalp sağlığı için bir avantaja çevirebiliriz diyen Prof. Dr. Koylan, “Balkabağı ve tatlı patates potasyum ve lif açısından oldukça zengin besinlerdir. Amerikan Kalp Derneği, potasyumun kan basıncını dengelemede sodyumun olumsuz etkilerini azalttığını, lifin ise kötü kolesterol seviyelerini düşürmeye yardımcı olduğunu vurguluyor. Sonbahar aynı zamanda palamut ve lüfer gibi yağlı balıkların en lezzetli olduğu dönemdir. Bu balıkların içerdiği omega-3 yağ asitleri trigliserit seviyelerini düşürür, damar plak oluşumunu yavaşlatır ve kan basıncını düzenleyerek kalp sağlığını destekler. Bu nedenle haftada en az iki porsiyon yağlı balık tüketilmesi önerilir. Ayrıca mevsimin taze meyveleri nar, elma ve armut; antioksidanlar ve flavonoidler açısından zengindir. Özellikle narın damar sağlığını koruyucu etkilerini gösteren çok sayıda bilimsel çalışma mevcut” dedi.</p>
<p><strong>Düzenli fiziksel aktivite çok önemli</strong></p>
<p>Bunaltıcı sıcakların geride kalmasının egzersiz için mükemmel bir fırsat sunduğunu ifade eden Koylan, “Düzenli fiziksel aktivite kalp kasını güçlendirir, kan dolaşımını iyileştirir ve stresi azaltır. Sararmış yaprakların üzerinde, serin ve temiz havada yapılacak 30 dakikalık bir yürüyüş hem ruhu hem de kalbi besler. Bu, kan basıncını ve kolesterolü düzenlemenin en kolay yollarından biridir. Yağmurlu ve soğuk günlerde de internet üzerinden ulaşılabilen yoga, pilates veya düşük etkili kardiyo videoları sayesinde ev konforunda da aktif kalmak mümkün yeter ki istikrarını koruyun” dedi.</p>
<p><strong>D vitamini takviyesi gerekebilir</strong></p>
<p>Güneş ışınlarının azalmasıyla birlikte vücuttaki D vitamini üretiminin de azaldığını belirten Koylan, “Araştırmalar, D vitamini eksikliğinin yüksek tansiyon, kalp yetmezliği ve diğer kardiyovasküler hastalık riskleriyle ilişkili olabileceğini gösteriyor. Bu nedenle öncelikle bir kan tahlili ile D vitamini seviyesini öğrenmek ardından doktor önerisiyle takviye kullanmak kalp sağlığı açısından fark yaratabilir. Bunun yanında somon gibi yağlı balıklar, yumurta sarısı ve D vitamini ile zenginleştirilmiş süt ürünlerini beslenme planınıza ekleyebilirsiniz. Ayrıca güneşli günlerde öğle saatlerinde 15-20 dakika yüzünüzü ve kollarınızı güneşe göstermeyi de ihmal etmeyin” dedi.</p>
<p><strong>Mevsimsel depresyon kalp için tehlikeli</strong></p>
<p>Günlerin kısalması ve havanın kapanmasının bazı insanlarda mevsimsel depresyona yol açabileceğini vurgulayan Koylan, “Mevsimsel duygu durum bozukluğunda ortaya çıkan stres, anksiyete ve depresyon, kortizol gibi stres hormonlarını artırarak kan basıncını yükseltir ve kalp sağlığını olumsuz etkiler. Ruh halinizi yükseltmek için sevdiklerinizle vakit geçirmek, yeni bir hobi edinmek, meditasyon ya da derin nefes egzersizleri yapmak faydalı olabilir. Sabahları perdelerinizi açıp gün ışığından yararlanmak bile biyolojik saatinizi düzenleyerek ruh halinizi iyileştirebilir. Unutmayın, mutlu bir zihin sağlıklı bir kalbin en iyi dostudur” şeklinde konuştu.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-hastalari-her-sonbahar-grip-asisi-olmali-585529">Kalp hastaları her sonbahar grip aşısı olmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Lipödemli Bireylerde Anti-inflamatuar Diyet Yaşam Kalitesini Artırıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/lipodemli-bireylerde-anti-inflamatuar-diyet-yasam-kalitesini-artiriyor-585283</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Oct 2025 11:06:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[anti-inflamatuar]]></category>
		<category><![CDATA[artırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[aza]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[bireylerde]]></category>
		<category><![CDATA[diyet]]></category>
		<category><![CDATA[İnflamasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[kalitesini]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[lipödem]]></category>
		<category><![CDATA[lipödemli]]></category>
		<category><![CDATA[Semptom]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585283</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özellikle kadınları daha fazla etkileyen lipödem obezite ile karıştırılabiliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Harika Özkaya Yurttadur, kilo vermek için diyet yapan ama bacaklarındaki ağrılı şişliklerin azalmadığını fark eden kadınların önemli bir kısmının aslında lipödemle mücadele ettiğini söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/lipodemli-bireylerde-anti-inflamatuar-diyet-yasam-kalitesini-artiriyor-585283">Lipödemli Bireylerde Anti-inflamatuar Diyet Yaşam Kalitesini Artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Özellikle kadınları daha fazla etkileyen lipödem obezite ile karıştırılabiliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Harika Özkaya Yurttadur, kilo vermek için diyet yapan ama bacaklarındaki ağrılı şişliklerin azalmadığını fark eden kadınların önemli bir kısmının aslında lipödemle mücadele ettiğini söyledi. Lipödemin sadece fazla kilo olmadığının altını çizen Dyt. Yurttadur, “Bu hastalıkta beslenme yalnızca kilo kontrolü için değil, iltihap ve ağrıyı azaltmak için de tedavinin merkezinde olmalı” dedi. </em></p>
<p>Lipödem, özellikle alt ekstremitede yani bacaklarda orantısız yağ birikimi ve ağrı ile seyreden, kronik ve ilerleyici bir yağ dokusu hastalığı olarak tanımlanıyor. Kadınlarda erkeklere oranla çok daha sık görülen bu sorunun çoğu zaman obezite veya lenfödemle karıştırıldığına dikkat çeken Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Harika Özkaye Yurttadur, lipödemin klasik kilo alımından farklı olarak diyet ve egzersize dirençli, ağrılı bir yağ birikimiyle kendini gösterdiğini anlattı. </p>
<p>Özellikle kadınlarda yüzde 11 oranında görülen lipödemin toplumda yeterince tanınmadığını ancak bu hastalığın kişinin yalnızca fiziksel görünümü değil, yaşam kalitesini ve psikososyal durumunu da yakından etkilediğine işaret eden Dyt. Yurttadur, “Lipödemin tedavisinde en önemli hedefin iltihabı azaltmak, semptomları hafifletmek ve ilerlemeyi durdurmaktır.” diye konuştu. </p>
<p><strong>“BESLENME TEDAVİSİNİN AMACI SADECE KİLO KAYBI DEĞİLDİR!”</strong></p>
<p>Lipödemin genellikle obeziteyle karıştırıldığı için kilo kontrolünün çoğu zaman tedavinin odak noktasını oluşturduğunu söyleyen Dyt. Yurttadur, “Ancak yapılan çalışmalar, enerji açığı oluşturulmasına rağmen lipödemli bireylerin yüzde 95’inde etkilenen bölgelerde yağ kaybının çok az olduğunu gösteriyor. Bu nedenle lipödemde beslenme tedavisinin amacı sadece kilo kaybı değildir; iltihabı azaltmak, ödemi hafifletmek ve genel refahı artırmaktır.” dedi. </p>
<p><strong>AKDENİZ TARZI BESLENME İLK SIRALARDA YER ALIYOR</strong></p>
<p>Lipödem hastalarında kişiye özel, düşük karbonhidratlı, anti-inflamatuar beslenme modelinin semptomların hafiflemesine yardımcı olabileceğinin altını çizen Dyt. Yurttadur, “Bu tür diyetler, sistemik inflamasyonu azaltarak ağrının azalmasına, ödemin kontrolüne ve yaşam kalitesinin artmasına katkı sağlar.” dedi. Hastalar için en uygun beslenme yaklaşımları konusunda şu bilgileri verdi: “Yüksek antioksidan içeriğiyle bilinen Akdeniz diyeti, lipödemli bireylerde inflamasyonu azaltıcı etkisiyle öne çıkar. Zeytinyağı, balık, taze sebze-meyveler, kuruyemişler ve tam tahıllar, vücutta hücre hasarını azaltır ve dolaşımı destekler.” </p>
<p><strong>DÜŞÜK KARBONHİDRATLI BESLENME YARDIMCI OLUR!</strong></p>
<p>Bunun yanında son yıllarda yapılan araştırmaların ketojenik diyetin lipödemde ağrı ve semptom yönetiminde etkili olabileceğini gösterdiğini anlatan Dyt. Yurttadur, sözlerine şöyle devam etti: “Ketojenik Diyet modeli 1920’li yıllardan bu yana epilepsiyi yönetmek için kullanılan bir tedavi yöntemidir. Karbonhidrat alımını günde 20 gramdan daha aza indirgeyerek uygulanmaktadır. Son yapılan araştırmalarda Ketojenik Diyet’in lipödemde ağırlık ve semptom yönetimini iyileştirebileceği gösterilmektedir.”</p>
<p>“Benzer şekilde düşük karbonhidratlı yani , enerjinin yüzde 45’inden azının karbonhidrattan geldiğinde diyetler de ağrıyı azaltabilir, yaşam kalitesini artırabilir” diyen Dyt. Yurttadur, sözlerine şöyle devam etti: “Özetle diyet yaklaşımında önerilen; anti-inflamatuar ve antioksidatif bileşenlerle sistematik inflamasyonu azaltıcı, ödem azaltıcı ve vücut ağırlığını düşürme hedefi olan çoğunlukla düşük karbonhidratlı fakat dönemsel olarak karbonhidrat alımına izin veren döngüsel bir beslenme programı takip edilmelidir.”</p>
<p><strong>DİYETTE OLMASI VE KAÇINILMASI GEREKEN BESİNLER</strong></p>
<p>Genel olarak beslenme alışkanlığı içinde diyette olması ve olmaması gereken besinler konusunda Dyt. Yurttadur şu bilgileri verdi:  “Sistemik inflamasyonu ve ödemi azaltmak, hücre hasarını önlemek için; Zencefil, zerdeçal, sarımsak, soğan, yeşil çay, matcha, rooibos çayı, renkli sebze ve meyveler özellikle koyu yeşil, mor, turuncu renkli olanlar, yaban mersini, böğürtlen, ahududu gibi antosiyanin içeriği yüksek meyveler, ıspanak, pazı, roka, semizotu gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler diyete eklenebilir. Beyaz un, nişasta, hamur işleri, tatlılar, paketli gıdalar vb. glisemik indeksi düşük karbonhidrat kaynakları tercih edilmelidir. Özellikle rafine karbonhidrat önerilmemektedir; Kinoa, karabuğday, esmer pirinç, tam buğday makarna, yulaf, tatlı patates ve sebze grubu kompleks karbonhidrat kaynağı olarak diyete eklenebilir. Kas kütlesini korumak için sağlıklı protein kaynakları önemlidir. Bunun için serbest gezen tavuk, hindi, kırmızı et (ölçülü ve yağsız), yumurta, özellikle somon, sardalya, uskumru gibi omega-3 zengini olanlar balıklar ve mercimek, nohut, fasulye gibi kurubaklagiller tercih edilmeli. Yağ seçiminde de zeytinyağı, avokado, ceviz, badem, chia ve keten tohumu gibi sağlıklı yağlar kullanılmalı. Kinoa, karabuğday, tam buğday makarna, tatlı patates, sebzeler de beslenmeye eklenmesi gerekir. Bunun yanında günde 2–2.5 litre su içmek,  maydanoz, yeşil çay ve ananas gibi doğal diüretikler kullanmak da hidrasyon açısından önemlidir.”</p>
<p><strong>TAKVİYE ÜRÜNLERDEN DESTEK ALINABİLİR</strong></p>
<p>Lipödemli bireylerde basit şeker, trans yağ, aşırı tuz ve işlenmiş gıdalar inflamasyonu artırarak semptomları kötüleştirebileceğini anlatan Dyt. Yurttadur, “Bazı kişilerde süt ürünleri ve gluten de inflamasyonu tetikleyebilir. Alkol ise lenfatik akışı yavaşlatarak toksin atılımını engellediği için mümkün olduğunca tercih edilmemeli. Bunun yanında kişinin genel durumuna göre hekiminin ya da diyetisyeninin önereceği doğrultuda takviye ürünlerden de yararlanılabilir.”</p>
<p><strong>“BESLENME TEDAVİSİ EGZERSİZLE BİRLİKTE YÜRÜTÜLMELİDİR”</strong></p>
<p>Lipödemin konservatif tedavisinde beslenme, egzersiz ve fizik tedavi birlikte yürütülmesi gerektiğini ve hedefin sadece kilo vermek olmadığının altını çizen Dyt. Harika Özkaya Yurttadur, sözlerini şöyle tamamladı:  “İltihabı azaltmak, dolaşımı desteklemek ve semptomları kontrol altına almak tedavinin asıl amacıdır. Bilimsel temelli, anti-inflamatuar bir beslenme yaklaşımıyla lipödemin ilerlemesi yavaşlatılabilir, hastaların yaşam kalitesi belirgin şekilde artırılabilir. Bunun yanında Manuel lenf drenajı ile ödemin azaltılmasına yardımcı olur ve dolaşımı destekler. Yine lenf akışını düzenlemede kompresyon giysileri de yardımcı olur. Lenf ödem hastalarının ayrıca yürüyüş, yüzme, yoga, plates gibi düşük etkili egzersizleri de hayatlarına sokmaları son derece önemlidir.” </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/lipodemli-bireylerde-anti-inflamatuar-diyet-yasam-kalitesini-artiriyor-585283">Lipödemli Bireylerde Anti-inflamatuar Diyet Yaşam Kalitesini Artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cildiniz kışa hazır mı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cildiniz-kisa-hazir-mi-581475</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Oct 2025 07:39:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[cildi]]></category>
		<category><![CDATA[cildiniz]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[dudak]]></category>
		<category><![CDATA[elmas]]></category>
		<category><![CDATA[hazır]]></category>
		<category><![CDATA[kışa]]></category>
		<category><![CDATA[kuru]]></category>
		<category><![CDATA[Nem]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yüz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=581475</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi, Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Ömer Faruk Elmas, soğuk havaların cilt üzerindeki olumsuz etkileri ve alınması gereken önlemler konusunda önemli uyarılarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cildiniz-kisa-hazir-mi-581475">Cildiniz kışa hazır mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi, Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Ömer Faruk Elmas, soğuk havaların cilt üzerindeki olumsuz etkileri ve alınması gereken önlemler konusunda önemli uyarılarda bulundu.</p>
<p><strong>Soğuk havada cilt, nemini kaybediyor!</strong></p>
<p>Soğuk havanın cildin nemini kaybetmesine yol açtığını dile getiren Prof. Dr. Ömer Faruk Elmas, “Bunun nedeni, havadaki nem oranının düşmesi ve soğuk rüzgârların cildin doğal koruyucu tabakasını zayıflatmasıdır. En çok etkilenen bölgeler ise açıkta kalan yüz, dudaklar ve ellerdir. Bu bölgelerde kuruluk, kızarıklık, çatlama ve hassasiyet sık görülür.” dedi.</p>
<p><strong>Soğukta cilt yüzeyindeki yağ tabakası azalıyor </strong></p>
<p>Soğukta el, yüz ve dudaklarda sık görülen kuruluk ve çatlamaların nedenlerini de değerlendiren Prof. Dr. Ömer Faruk Elmas, “Soğukta cilt yüzeyindeki yağ tabakası azalır, bu da suyun ciltten buharlaşmasını kolaylaştırır. Ayrıca rüzgâr ve düşük sıcaklıklar cildin kan dolaşımını yavaşlatır. Sonuç olarak ciltte kuruma, gerginlik, çatlama ve hatta bazen kanama görülebilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Krem, yaz kış kullanılmalı! </strong></p>
<p>Prof. Dr. Ömer Faruk Elmas, soğuk havalarda cilt bakım rutininde yapılması gereken değişikliklere değinerek, “Temizlik ürünleri nazik ve sabun içermeyen türlerden seçilmelidir. Nemlendirici kullanımı artırılmalı, özellikle banyodan sonra mutlaka uygulanmalıdır. Güneş koruyucu krem yaz kış kullanılmalıdır çünkü kış güneşi de zararlıdır. El ve dudak bakımına özel önem verilmelidir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Cilt tipine uygun nemlendirici seçilmeli</strong></p>
<p>Nemlendirici seçiminde dikkat edilmesi gereken noktaları da aktaran Prof. Dr. Elmas, “Nemlendirici seçerken cilt tipine uygun ürün tercih edilmelidir. Kuru ciltlerde yoğun ve yağ bazlı kremler faydalıdır. Hassas ciltlerde parfümsüz ve hipoalerjenik ürünler tercih edilmelidir. Doğal içerikler (shea yağı, badem yağı) faydalı olsa da dermokozmetik ürünler bilimsel olarak geliştirilmiş formülleri sayesinde genellikle daha etkilidir.” dedi.</p>
<p><strong>Dudakları yalamak kuruluğu artırır </strong></p>
<p>Soğuk havalarda dudak çatlamasını önlemek için uygulanabilecek yöntemlere değinen Prof. Dr. Elmas, “Hindistan cevizi yağı, shea yağı veya zeytinyağı dudaklara sürülebilir. Dudakları yalamaktan kaçınılmalıdır çünkü bu durum kuruluğu artırır. Bol su içmek de dudak sağlığı için önemlidir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Cilt temizliğinde suyun sıcaklığına dikkat edilmesi gerektiğini de vurgulayan Prof. Dr. Elmas, “Çok sıcak su cildin koruyucu yağ tabakasını daha da hızlı yok eder. Bu da kuruluğu artırır ve cildi tahriş eder. Ilık suyla yıkamak cilt sağlığı için en uygun seçenektir.” diye konuştu.</p>
<p>Evde uygulanabilecek doğal bakım önerileri de paylaşan Prof. Dr. Elmas, “Yarım olgun avokado ezmesi 1 tatlı kaşığı zeytinyağı ile karıştırılıp, yüze uygulanır. 20 dakika bekletilip durulanır. Zeytinyağı ve birkaç damla E vitamini yağı karışımı ciltte koruyucu bariyer oluşturur. Bu doğal yöntemler haftada 1-2 kez uygulanabilir.” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cildiniz-kisa-hazir-mi-581475">Cildiniz kışa hazır mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Popüler diyetler kalp-damar hastalıklarına zemin hazırlıyor uyarısı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/populer-diyetler-kalp-damar-hastaliklarina-zemin-hazirliyor-uyarisi-579886</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Sep 2025 12:17:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Diyetle]]></category>
		<category><![CDATA[diyetler]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklarına]]></category>
		<category><![CDATA[hazırlıyor]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kalp-damar]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp-Damar Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[popüler]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[sıra]]></category>
		<category><![CDATA[uyarısı]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[zemin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=579886</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlıksız beslenme, hareketsizlik, yüksek tansiyon, aşırı tuzlu yiyecekler, tütün ve alkol kullanımı, kalp-damar hastalıklarını tetikleyen faktörler arasında yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/populer-diyetler-kalp-damar-hastaliklarina-zemin-hazirliyor-uyarisi-579886">Popüler diyetler kalp-damar hastalıklarına zemin hazırlıyor uyarısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Sağlıksız beslenme, hareketsizlik, yüksek tansiyon, aşırı tuzlu yiyecekler, tütün ve alkol kullanımı, kalp-damar hastalıklarını tetikleyen faktörler arasında yer alıyor. İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, başlıca risk faktörlerinin kontrol altına alınması ile kalp hastalığı ve inmeye bağlı erken ölümlerin en az yüzde 80’inin önlenebileceğini söyledi. Tansiyon ve kan yağlarının yükselmesinin kalp-damar hastalıkları için en önemli risk faktörleri arasında geldiğini belirten Prof. Dr. M. Emel Alphan, günümüzde popüler olan bazı hatalı diyetlerin kalp-damar hastalıklarına zemin hazırladığı uyarısında bulundu. Prof. Dr. Alphan, “Bu diyetler, ketojenik diyetler, glutensiz ve laktozsuz diyetlerdir. Ketojenik diyetlerin özelliği, karbonhidratı tamamen keserek aşırı yağlı ve proteinli besinleri tüketmektir. Aşırı yağlı ve proteinli besinler, kan kolesterolünü yükselttikleri gibi posanın kaynağı olan karbonhidratlı besinlerin kısıtlanması nedeniyle mikrobiyotayı da olumsuz etkiler ve bu da kalp-damar hastalıklarının oluşumuna zemin hazırlar” uyarısında bulundu.</b></p>
<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, 29 Eylül Dünya Kalp Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada sağlıklı ve dengeli beslenmenin kalp sağlığına etkilerini değerlendirdi.</p>
<p><b>Kalp damar hastalıkları, ölüm nedenlerinin ilk sırasında geliyor</b></p>
<p>Kalp damar hastalıklarının dünyada ve ülkemizde ölüm nedenlerinin birinci sırasında yer aldığını belirten Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Kalp hastalıklarının yüksek kan kolesterol düzeyi ile ilişkili olduğu ve kan kolesterol düzeyinin düşürülmesinin kalp hastalıkları görülme riskini azalttığı bilinir. Kan kolesterol düzeyi yükseldikçe, kalp hastalığı oluşma olasılığı da artar. 29 Eylül Dünya Kalp Günü, insanları her yıl tüm dünyada yaklaşık 18 milyon kişinin yaşamını kaybetmesine neden olan kalp hastalıkları ve inmenin, başlıca ölüm nedeni olduğuna ilişkin bilgilendirmek için düzenleniyor” dedi.</p>
<p><b>Ülkemizde ölüm nedenlerinin ilk sırasında dolaşım sistemi hastalıkları var</b></p>
<p>Kalp damar hastalığına bağlı ölüm oranlarına ilişkin bilgileri paylaşan Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Kalp hastalığının en yaygın görüldüğü ülkeler ABD, Orta Avrupa, Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkeleri olsa da kalp-damar hastalığına bağlı gerçekleşen ölümlerin yüzde 75’inin düşük ve orta gelirli ülkelerde olduğu tespit edilmiştir. Orta Asya ve Doğu Avrupa ülkelerinin ise bu hastalığa bağlı ölüm oranlarının en yüksek olduğu ülkeler arasında olduğu bildirilmiştir. Kalp-damar hastalığı nedeniyle en düşük ölüm oranlarına sahip ülkeler ise Güney Kore, Fransa, Japonya, İsrail ve Portekiz’dir. TÜİK verilerine göre; Türkiye’de de dünyada olduğu gibi ölüm nedenlerinin birinci sırasında 2024 yılında yüzde 36,0 ile dolaşım sistemi hastalıkları yer aldı. 2023 yılında bu oran yüzde 33,6 idi” dedi.</p>
<p><b>Erken ölümlerin en az yüzde 80’inin önlenmesi mümkün</b></p>
<p>Kalp hastalığını tetikleyen faktörleri sağlıksız beslenme, hareketsizlik, yüksek tansiyon, aşırı tuzlu yiyecekler, tütün ve alkol kullanımı olarak sıralayan Prof. Dr. M. Emel Alphan, bu risk faktörlerinin kontrol altına alınması ile kalp hastalığı ve inmeye bağlı erken ölümlerin en az yüzde 80’i önlenebilir” dedi.</p>
<p><b>Kalp-damar sağlığını korumada beslenmenin yeri önemli</b></p>
<p>Kalp ve damar sağlığını korumada alınacak önlemlere dikkat çeken Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Sigara ve alkol kullanımı ile hipertansiyon yani yüksek tansiyon ve kan yağlarının yükselmesi, kalp-damar hastalıkları için en önemli risk faktörlerindendir. Hipertansiyon ve kan yağlarının yükselmesini önlemek için beslenme önerilerine göre, birinci kural özellikle doymuş yağdan (tereyağı, iç yağı, kuyruk yağı vb.) ve zeytinyağı bile olsa aşırı yağ tüketiminden kaçınarak kan kolesterol düzeyinin yükselmesini önlemek son derece önemlidir. Aslında kolesterol, dışarıdan diyetle alındığı gibi vücutta da yapılan yağa benzer bir yapısı olan, vücuttaki pek çok hormonun (östrojen, progesteron, testosteron vb.) ön maddesidir ve vücut için gereklidir” dedi.</p>
<p><b>Zeytinyağı tüketiminde ölçüye dikkat edilmeli</b></p>
<p>Aşırı kolesterol ve doymuş yağ alımı ne kadar zararlı ise tamamen yağsız bir beslenmenin de vücut için o kadar zararlı olduğunu söyleyen Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Zayıflamak amacıyla yağsız bir diyet uygulayanlarda hormon dengesizliği nedeniyle kadınlarda adet döngüsü bozulur. O yüzden sağlıklı beslenme için belirli bir yağa ihtiyaç vardır ki bu oranın enerjinin yüzde 20’sinin altına düşürülmemesi gerekir. Yapılan yanlışlardan birisi de zeytinyağının faydalı olduğunu düşünerek bardak bardak zeytinyağı içilmesidir. Unutmayın ki 1 çay bardağı zeytinyağı ile vücuda bir günlük enerji ihtiyacınızın yarısını (yaklaşık 900 kalori) almış olursunuz” uyarısında bulundu.</p>
<p><b>Kalp-damar sağlığını korumada bu önerilere dikkat!</b></p>
<p>Prof. Dr. M. Emel Alphan, kalp-damar hastalığını önlemek ve kolesterolü yükseltmemek için önerilerini şöyle sıraladı:</p>
<p>-Doymuş yağ içeren tereyağı, iç yağı, kuyruk yağı gibi yağları ve trans yağ içeren besinleri tüketmemek. Özellikle zeytinyağını ve diğer bitkisel yağları tercih etmek.</p>
<p>-Kırmızı et, tavuk ve balık tüketiminin günde 1 porsiyonla sınırlandırılması gerekir. Kolesterol sadece kırmızı ette yoktur, balık ve tavuk da benzer miktarlarda kolesterol içerir.</p>
<p>-Hayvansal kaynaklı besinleri azaltırken, bitkisel kaynaklı proteinlerin alımını (kurubaklagiller) arttırmak.  Mümkünse her gün kurubaklagilleri tüketmek.</p>
<p>-Beyin, böbrek, dil, karaciğer, dalak, işkembe gibi organ etlerinden kaçınmak.</p>
<p>-Sucuk, salam, sosis, pastırma gibi şarküteri ürünlerinden kaçınmak.</p>
<p>-Yemek pişirme metodu olarak kızartılmış besinleri (et vb. hamur ve sebze kızartmaları da dahil) tüketmemek, aşırı yağlı yemek tüketiminden kaçınmak.</p>
<p>-Az yağlı süt, yoğurt vb. süt ürünlerini tercih etmek.</p>
<p>-Sebze ve meyve tüketiminin günlük 5-10 porsiyon olması.</p>
<p>-Fındık, fıstık, ceviz ve badem vb. sert kabuklu yemişleri günde 20-25 gramı aşmayacak miktarlarda tüketmek (Çünkü bu besinlerin 100 gramı 650-700 kalori içerir).</p>
<p>-Rafine şeker tüketimini azaltmak, kompleks karbonhidratları ve dolayısıyla posalı besinlerin özellikle tam tahılların (tam buğday ekmeği, çavdarlı ve yulaflı ekmekler) tüketimini arttırmak.</p>
<p><b>Akdeniz, DASH ve vejetaryen diyetler kalp-damar sağlığını korumada etkili</b></p>
<p>Dünyada en sağlıklı beslenme modeli olan Akdeniz ve DASH diyetleri ile vejetaryen ve düşük yağlı diyetlerin hipertansiyon ve kalp-damar hastalığından korumada etkili olduğunu belirten Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Hipertansiyonu olanların da tuzu az tüketmelerinin yanı sıra DASH diyetini uygulaması onların kalp-damar hastası olmasını önleyecektir” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. M. Emel Alphan, şunları söyledi: “Kalp krizi geçirenlerin yüzde 50’sinin kan kolesterollerinin<b> </b>düşük olması, kalp damar hastalığı riskine neden olan başka faktörlerin de olduğunu ortaya koymuştur. Kalp-damar hastalıklarında D vitamininin düşük olması, homosisteinin yüksek olması ve inflamasyonun (iltihabi durumun) rolü hakkındaki bilgilerin artması ve mikrobiyota denilen vücudun ikinci beyini olarak kabul edilen vücudumuzdaki yararlı mikroorganizmaların zararlı mikroorganizmalarla yer değiştirmesi (disbiyozis) sonucu oluşan endotoksemi, ateroskleroz (damar sertliği) varlığını ve aterosklerozun derecesini göstermek için kullanılan belirteçlerdir.</p>
<p><b>Popüler diyetlere dikkat!</b></p>
<p>Zayıflamak amacıyla diyet yapanlar bazen hatalı diyetleri uygulayabiliyor. Bu hatalı diyetler de kalp-damar hastalığına zemin hazırlayabiliyor. Bu diyetler, ketojenik diyetler, glutensiz ve laktozsuz diyetlerdir. Ketojenik diyetlerin özelliği, karbonhidratı tamamen keserek aşırı yağlı ve proteinli besinleri tüketmektir. Aşırı yağlı ve proteinli besinler, kan kolesterolünü yükselttikleri gibi posanın kaynağı olan karbonhidratlı besinlerin kısıtlanması nedeniyle mikrobiyotayı da olumsuz etkiler ve bu da kalp-damar hastalıklarının oluşumuna zemin hazırlar.</p>
<p>Ayrıca aralıklı açlık diyetlerinin kısa vadede kilo kaybı ile glikoz ve insülin duyarlılığı gibi metabolik avantajları olmasına rağmen, 2024 yılında Sebastian SA ve arkadaşları tarafından yayınlanan bir araştırmanın sonuçlarına göre, bu tarz beslenmenin uzun vadede olumsuz etkileri olabileceği öne sürülmüştür. 20 bin kişide yapılan bir çalışmanın sonuçları; yiyeceklerini günde 8 saatten az bir sürede tüketen kişilerde kardiyovasküler hastalıktan ölüm riskinin yüzde 91 daha yüksek olduğu bulunmuştur.”</p>
<p><b>Kalp sağlığını koruyan mucize bir besin yok</b></p>
<p>Kalp hastalığını önleyen mucize bir besin, sebze ya da meyve olmadığını kaydeden Prof. Dr. M. Emel Alphan, sözlerini şöyle tamamladı: “Sağlıklı beslenme bir bütündür.  Bahsedilen diyetlerin içerdiği besinlerin her birisinin vücuda farklı yararları vardır.  O yüzden bütün besin gruplarının yer aldığı sağlıklı beslenme tarzı, kalp-damar hastalıklarından koruyucu olduğu gibi kalp-damar hastalarının da uygulayabileceği bir beslenme tarzı olacaktır. Kalp-damar hastalarında, omega-3 yağ asidi, C, D, E vitaminleri, beta-karoten ve kalsiyum dahil olmak üzere besin desteklerinin kullanımı, akut kardiyovasküler hastalık riskini azaltmada faydalı değildir. Bunun yerine sağlıklı beslenme yoluyla bu besin öğelerinin besinlerden alınması yararlı olacaktır. Çünkü besinlerde vücuda gerekli olan vitamin ve mineraller gibi besin öğelerinin yanı sıra, özellikle sebze ve meyvelerde pek çok hastalıktan koruyucu oldukları kanıtlanmış olan fitonutrientler ile antioksidan ve antiinflamatuar etkileri olan, besin öğesi olmayan bileşenler de bulunur. O yüzden tek başına kalsiyum, magnezyum vb. takviye almak yerine, farklı renklerdeki sebze ve meyveleri her gün tüketerek pek çok besin öğesini ve besin öğesi olmayan bileşenlerini almak mümkün olacaktır.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/populer-diyetler-kalp-damar-hastaliklarina-zemin-hazirliyor-uyarisi-579886">Popüler diyetler kalp-damar hastalıklarına zemin hazırlıyor uyarısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sürdürülebilir Palm Yağı &#8220;Az Alanda Çok Üretim&#8221; Yaklaşımıyla Çevreci Bir Çözüm Sunuyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/surdurulebilir-palm-yagi-az-alanda-cok-uretim-yaklasimiyla-cevreci-bir-cozum-sunuyor-579070</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Sep 2025 12:32:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[alanda]]></category>
		<category><![CDATA[az]]></category>
		<category><![CDATA[palm]]></category>
		<category><![CDATA[Palm Yağı]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yağı]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşımıyla]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=579070</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gezegenimizin geleceğini şekillendiren seçimler, bugün her zamankinden daha belirleyici hale gelmiştir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/surdurulebilir-palm-yagi-az-alanda-cok-uretim-yaklasimiyla-cevreci-bir-cozum-sunuyor-579070">Sürdürülebilir Palm Yağı &#8220;Az Alanda Çok Üretim&#8221; Yaklaşımıyla Çevreci Bir Çözüm Sunuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gezegenimizin geleceğini şekillendiren seçimler, bugün her zamankinden daha belirleyici hale gelmiştir. Palm yağı sıkça ormansızlaşma bağlamında ele alınsa da, hektar başına yüksek verimi, aynı miktarda yağı üretmek için soya, kanola ve hindistan cevizi gibi alternatiflerine kıyasla 4-10 kat daha az arazi gerektirerek doğal ekosistemler üzerindeki baskıyı azaltmaya yardımcı olur. Sorumlu üretimi garanti eden ve Malezya Sürdürülebilir Palm Yağı (MSPO) sertifikasyonu gibi sertifikasyon sistemleriyle birlikte değerlendirildiğinde, sürdürülebilir palm yağı, güçlü bir çevresel ve sosyo-ekonomik çözüm olarak öne çıkmaktadır.</p>
<p><strong>Palm yağı, artan enerji ve gıda talebi karşısında önemli avantajlar sunuyor</strong></p>
<p>Hannah Ritchie’nin Our World in Data verilerine dayanan bulguları, palm yağının hektar başına veriminin rakipsiz olduğunu gösteriyor. Bir hektardan ortalama 2,8 ton palm yağı elde edilirken, zeytinyağı yaklaşık 0,3 ton seviyesinde kalıyor. Yağ talebinin palm dışı yağlarla karşılanması 5–10 kat daha fazla arazi ihtiyacı anlamına geliyor. Bu durum, artan küresel yağ talebi karşısında ormanların korunması için kritik önem taşıyor.</p>
<p>Palm yağının küresel sera gazı emisyonlarındaki payı ise yüzde 1’in altında kalıyor. Sürdürülebilir tarım uygulamalarıyla üretildiğinde palm yağı, diğer bitkisel yağlara kıyasla daha düşük karbon ayak izi bırakıyor. Bu veriler, artan enerji ve gıda talebi karşısında palm yağının çevresel açıdan önemli bir avantaj sunduğunu ortaya koyuyor.</p>
<p>Türkiye özelinde bakıldığında, Malezya’dan ithal edilen palm yağı çok çeşitli sektörlerde işlenerek katma değerli ürünlere dönüştürülüyor ve dünya pazarlarına ihraç ediliyor. Bu yapı, çevresel fayda ile ekonomik kazanımın bir arada ilerleyebileceğini ortaya koyuyor. Sertifikalı sürdürülebilir palm yağına yönelmek, çevresel etkilerin azaltılmasına katkı sağlayan etkili bir yol olarak öne çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/surdurulebilir-palm-yagi-az-alanda-cok-uretim-yaklasimiyla-cevreci-bir-cozum-sunuyor-579070">Sürdürülebilir Palm Yağı &#8220;Az Alanda Çok Üretim&#8221; Yaklaşımıyla Çevreci Bir Çözüm Sunuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Menderes Belediyesi&#8217;nden Atık Yağ Seferberliği</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/menderes-belediyesinden-atik-yag-seferberligi-576911</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Sep 2025 10:40:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atık]]></category>
		<category><![CDATA[Atık Yağ]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[menderes]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[seferberliği]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576911</guid>

					<description><![CDATA[<p>Menderes Belediyesi, atık yağ toplama kampanyasını daha etkin ve daha geniş şekilde yeniden başlatıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menderes-belediyesinden-atik-yag-seferberligi-576911">Menderes Belediyesi&#8217;nden Atık Yağ Seferberliği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Menderes Belediyesi, atık yağ toplama kampanyasını daha etkin ve daha geniş şekilde yeniden başlatıyor.<br />Menderes Belediyesi, geçen senelerde de gerçekleştirdiği atık yağ kampanyasını daha da geniş bir kapsamla daha etkin bir şekilde başlatıyor. Geçtiğimiz yıl okullarda yapılan yarışma ve esnaf işbirlikleri ile atık yağ kampanyasını yürüten Menderes Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü, bu seferki kampanyaya muhtarları da katarak daha geniş bir kitleye ulaşmayı hedefliyor. Atık yağların doğaya karışmasını engellemek adına kampanyanın herkese duyurulması sağlanıyor. Sürekli olarak uygulanmaya devam edecek proje kapsamında muhtarlıklara atık yağ bidonları bırakılacak. Vatandaşlardan toplanan yağlar anlaşmalı firma tarafından toplanarak doğaya karışmadan geri dönüştürülmesi sağlanacak. <br />El ele geleceğimizi kurtaralım<br />Konu hakkında açıklama yapan Menderes Belediye Başkanı İlkay Çiçek, “Doğaya olan sorumluluğumuzu yerine getirmeye devam ediyoruz. Vatandaşlarımızı da bu doğrultuda bilinçlendiriyoruz. Topladığımız atık yağların doğaya karışmasını engelliyor, bunun için sürekli kampanyalar düzenliyoruz. Menderes sakinlerinden atık yağlarını muhtarlıklara bırakmalarını rica ediyoruz. Tüm vatandaşlarımıza sesleniyoruz; el ele geleceğimizi kurtaralım.” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menderes-belediyesinden-atik-yag-seferberligi-576911">Menderes Belediyesi&#8217;nden Atık Yağ Seferberliği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kayısı çekirdeği hem şifa hem zehir olabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kayisi-cekirdegi-hem-sifa-hem-zehir-olabilir-575477</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Sep 2025 16:00:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[asit]]></category>
		<category><![CDATA[bileşik]]></category>
		<category><![CDATA[çekirdeği]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[Kaman]]></category>
		<category><![CDATA[kayısı]]></category>
		<category><![CDATA[Kayısı Çekirdeği]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[sayesinde]]></category>
		<category><![CDATA[şifa]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<category><![CDATA[zehir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=575477</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Tuğba Kaman, geleneksel tıpta ve modern farmakolojide önemli bir yere sahip olan kayısı çekirdeğinin faydaları ve riskleri hakkında değerlendirmede bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kayisi-cekirdegi-hem-sifa-hem-zehir-olabilir-575477">Kayısı çekirdeği hem şifa hem zehir olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Tuğba Kaman, geleneksel tıpta ve modern farmakolojide önemli bir yere sahip olan kayısı çekirdeğinin faydaları ve riskleri hakkında değerlendirmede bulundu.</p>
<p><strong>Antikanser, anti-enflamatuar, antioksidan etkileri var</strong></p>
<p>Kayısı çekirdeğinin tıbbi ve aromatik bitkiler arasındaki yerini tanımlayan Dr. Öğr. Üyesi Tuğba Kaman, &#8220;Semen Armeniacae olarak da tanımlanan kayısı çekirdeği, Rosaceae (Gülgiller) Prunus armeniaca bitkisinin tohumudur, hem geleneksel tıpta hem de modern farmakolojide kullanımı olan, bitkisel yağlar ve fitokimyasallar açısından değerli bir bitkidir. Kozmetik, gıda takviyesi ve farmasötik alanlarda sıkça kullanılan bu çekirdek; uçucu bileşenler, yağ asitleri, fitosteroller ve polifenoller bakımından oldukça zengindir. Elde edilen soğuk pres yağı; cilt bakımından iltihap giderici etkisine kadar çok sayıda alanda kullanılmaktadır. İçeriğindeki etkin bileşenler sayesinde antikanser, anti-enflamatuar, antioksidan, immunmodülatör ve hepatoprotektif etkileri bilimsel çalışmalarla gösterilmiştir.&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Zengin bir biyoaktif bileşik profiline sahip</strong></p>
<p>Kayısı çekirdeğinin, zengin bir biyoaktif bileşik profiline sahip olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Tuğba Kaman, “Sabit yağ oranı oldukça yüksek olup (%27.7–66.7), protein (%14–45), şeker, potasyum, magnezyum, demir gibi mineraller, arjinin, lösin esansiyel aminoasitler ve çeşitli fenolik bileşikler içerir. Oleik asit, linoleik asit ve palmitik asit gibi doymuş ve doymamış yağ asitlerinin yanı sıra özellikle E vitamini (tokoferol) açısından zengindir. Ana toksik maddesi ise siyanojenik glikozit olan Amigdalin (%2–5.5) dir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Acı ve tatlı kayısı çekirdekleri arasındaki temel fark nedir?</strong></p>
<p>Acı ve tatlı kayısı çekirdekleri arasında en temel farkın, amigdalin içerik düzeyi olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Tuğba Kaman, “Acı kayısı çekirdeği yüksek miktarda amigdalin içerir, tadı acı ve keskindir. Tatlı kayısı çekirdeği ise hafif tatlı ya hiç amigdalin içermez ya da çok düşük seviyededir. Tıbbi aromatik açıdan acı çekirdek, amigdalin içeriği sayesinde daha fazla farmakolojik etki gösterdiği için kullanım alanları tıbbi maçlı ve geleneksel tedavilerdir. Ancak bu aynı zamanda toksikolojik risk anlamına da gelir, yüksek zehirlenme riski vardır. Tatlı çekirdekler ise daha çok kozmetik ve gıda amaçlı kullanılır ve zehirlenme riski doza bağlı olarak düşüktür.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Bağışıklık sistemi hücreleri üzerinde uyarıcı etkisi var</strong></p>
<p>Kayısı çekirdeği ve yağının bağışıklık sistemini stimüle edici (immunostimülan) etkilere sahip olduğu, oksidatif stresi azaltarak bağışıklık sisteminin genel direncini artırabildiğinin bildirildiğini anlatan Dr. Öğr. Üyesi Tuğba Kaman, “Çekirdekte bulunan amyidalinin, doğrudan bağışıklık sistemi hücreleri üzerinde uyarıcı etki gösterebildiği, düşük dozda ve kontrollü kullanıldığında anti-enflamatuar ve bağışıklık sistemi üzerinde destekleyici etkilere sahip olabildiği bildirilmiştir.” dedi.</p>
<p><strong>Hücre yaşlanmasını geciktiriyor </strong></p>
<p>Bilimsel araştırmaların, kayısı çekirdeği özütlerinin güçlü antioksidan kapasiteye sahip olduğunu gösterdiğini de dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Tuğba Kaman, “Özellikle içeriğinde yer alan polifenoller ve flavonoidler (salisilik asit, kafeik asit, quercitrin, kaempferol, ferulik asit ve gallik asit gibi) serbest radikallerle reaksiyona girerek hücresel hasarı önlemeye yardımcı olur. Bu bileşikler, hidroksil ve süperoksit radikallerinin yanı sıra hidrojen peroksite karşı da koruyucu etki gösterir. Ayrıca yüksek E vitamini içeriği sayesinde oksidatif stresi azaltarak hücre yaşlanmasını geciktirir ve genel sağlığı destekler.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Sedef hastalığı ve egzamada da faydası var</strong></p>
<p>Cilde topikal olarak uygulandığında yumuşatıcı ve nemlendirici bir bileşen görevi gördüğüne de işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Tuğba Kaman, “Linoleik asit ve oleik asit gibi değerli yağ asitleri sayesinde anti-enflamatuar, cildi aydınlatıcı, cilt nemini artırma ve cilt bariyer fonksiyonunu iyileştirme yeteneği ile bilinir.  E vitaminin antioksidan özelliklerinden dolayı akne, sedef hastalığı, egzama gibi dermatolojik durumlarda faydalı olmasının yanı sıra ayrıca cildin sağlıklı ve nemli kalmasını sağlar.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Koroner kalp hastalıklarının önlenmesinde faydalı </strong></p>
<p>Kayısı çekirdeğinin diyet proteininin yanı sıra yağ ve lifin de önemli bir kaynağı olduğunu söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Tuğba Kaman, şöyle devam etti:</p>
<p>“Geleneksel olarak kabızlık ve parazit tedavisinde kullanıldığı ve anti-ülseratif etkilere sahip olduğu bildirilmiştir. Oleik (Omega-9) ve linoleik asitler (Omega -6) yağ asitleri sayesinde kalp dostudur. Kayısı çekirdeklerinin içeriğinde bulunan fitosteroller ve fenolik bileşiklerin koroner kalp hastalıklarının önlenmesinde faydalı olduğu, LDL ve total kolesterolü düşürürken, HDL’yi arttırdığı ve kalp dokusunu oksidatif hasara karşı koruduğu bildirilmektedir.”</p>
<p><strong>Acı çekirdeklerin çiğ ve yüksek miktarda tüketimi ölümcül olabiliyor</strong></p>
<p>Çekirdekte bulunan amigdalinin β-glukozidaz enzimi ile vücutta hidrolize olarak hidrojen siyanüre (HCN) dönüştüğünün bilindiğini de kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Tuğba Kaman, “HCN, hücresel solunumu engelleyerek hipoksiye yol açar.   Aşırı miktarda tüketilmesi halinde mide bulantısı, kusma, baş dönmesi, uyuşukluk, sinirlilik, eklem ve kaslarda çeşitli ağrılar, bilinç kaybı, koma ve ölümle sonuçlanabilmektedir. Özellikle acı çekirdeklerin çiğ ve yüksek miktarda tüketimi ölümcül olabilir.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Günde en fazla üç küçük kayısı çekirdeği…</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Tuğba Kaman, Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi&#8217;nin (EFSA) belirlediği güvenli tüketim limitlerini paylaşarak sözlerini şöyle noktaladı:</p>
<p>&#8220;EFSA, bir porsiyonda üçten fazla küçük çiğ kayısı çekirdeği ya da bir büyük çekirdeğin yarısından azının tüketilmesinin, güvenli sınırları aşabileceğini bildirmektedir. Buna göre, ortalama bir yetişkinin Akut Referans Doz (ARfD) sınırını aşmadan günde en fazla üç küçük kayısı çekirdeği (yaklaşık 370 mg) tüketmesi mümkündür. Çocuklar içinse bu miktar bir küçük çekirdeğin yarısı kadardır (yaklaşık 60 mg). Sonuç olarak, yetişkinlerde günlük 1 ila 3 küçük çekirdekten fazlası tavsiye edilmemekte, hamileler, emziren kadınlar ve çocuklar için ise kesinlikle önerilmemektedir.&#8221;</p>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kayisi-cekirdegi-hem-sifa-hem-zehir-olabilir-575477">Kayısı çekirdeği hem şifa hem zehir olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sürekli dışarıdan yemek hastalıklara davetiye çıkarıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/surekli-disaridan-yemek-hastaliklara-davetiye-cikariyor-570122</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Aug 2025 12:13:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[dışarıda]]></category>
		<category><![CDATA[doğal]]></category>
		<category><![CDATA[Genellikle]]></category>
		<category><![CDATA[hazır]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tuz]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=570122</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, sürekli dışarıdan yemek yemenin uzun vadeli sağlık üzerindeki etkilerini değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/surekli-disaridan-yemek-hastaliklara-davetiye-cikariyor-570122">Sürekli dışarıdan yemek hastalıklara davetiye çıkarıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, sürekli dışarıdan yemek yemenin uzun vadeli sağlık üzerindeki etkilerini değerlendirdi.</p>
<p><strong>Sürekli dışarıda yemek yemek, sağlığı olumsuz etkiliyor</strong></p>
<p>Dışarıda sürekli yemek yemenin, genellikle yüksek tuz, şeker ve yağ içeriği nedeniyle sağlığı olumsuz etkilediğine işaret eden Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Restoranlar, yemekleri daha lezzetli hale getirmek için bu malzemeleri daha fazla kullanır ve bu durum kalori alımını arttırır. Uzun vadede aşırı tuz ve yağ tüketimi, hipertansiyon, kalp hastalıkları, diyabet ve obezite gibi sağlık sorunlarına yol açabilir. Ayrıca dışarıda hazırlanan yemeklerin içeriğine bağlı olarak besin değerleri daha düşük olabilir. Bu nedenle sürekli dışarıda yemek yemek, vücutta vitamin ve mineral eksikliklerine de sebep olabilmektedir.” dedi.</p>
<p><strong>Sağlıklı besin seçimleri yaparak dışarıdan yemek yemenin zararı yok</strong></p>
<p>Ancak sağlıklı besin seçimleri yaparak dışarıdan yemek yemenin sağlıklı bir beslenmeye olumlu yönde etki edebileceğini de söyleyen Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Doğru restoran seçimi, porsiyon kontrolü, işlenmiş, aşırı tuz ve şeker içeren besinlerden kaçınarak dışarıda da sağlıklı bir beslenme sürdürülebilir. Böylece kişi hem iştah kontrolünü yapacak hem de sosyal açıdan kendisini iyi hissedecektir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Evde hazırlanan yemeklerin sağlık açısından sağladığı avantajlar neler?</strong></p>
<p>Evde hazırlanan yemeklerin, sağlıklı beslenme açısından önemli avantajlar sunduğunu kaydeden Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, şöyle devam etti:</p>
<p>“İlk olarak, tencere yemekleri genellikle taze ve işlenmemiş malzemelerle hazırlanır. Bu durum, yemeklerin besin değerlerini korumasına yardımcı olur. Sebzeler, etler ve tam tahıllar, evde hazırlanan yemeklerin temel bileşenleridir ve bunlar vücuda gerekli vitamin, mineral ve posayı sağlar. Böylece sindirim sistemi düzgün çalışır, bağışıklık sistemi güçlenir ve genel sağlık iyileşir.”</p>
<p><strong>Evde pişen yemeklerde yağ ve tuz kontrolü mümkün</strong></p>
<p>Ayrıca, evde yemek yapmanın en büyük avantajlarından birinin, içeriklerin tamamen kontrol edilebilmesi olduğunu da dile getiren Hatunoğlu, “Mutfakta kullanılan tuz, yağ ve şeker miktarları ayarlanabilir bu da özellikle hipertansiyon, kalp hastalıkları ve diyabet gibi hastalıkların yönetilmesinde önemli bir rol oynar. Örneğin, evde pişirilen yemeklerde yağ miktarını azaltmak, tuz yerine doğal baharatlar kullanmak mümkündür. Bu da yemeklerin daha sağlıklı hale gelmesini sağlar.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Evde yemek yaparak porsiyon kontrolü de sağlanıyor</strong></p>
<p>Evde yemek hazırlamanın, porsiyon kontrolü açısından da büyük fayda sağladığını ifade eden Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Restoranlarda ya da dışarıda yemeklerde porsiyonlar genellikle büyük olur ve yüksek kalori alımına yol açabilir. Oysa evde yemek yaparken porsiyonlar kişisel ihtiyaca göre ayarlanabilir ve dengeli bir beslenme sağlamaya yardımcı olabilir. Ayrıca çoğunlukla evde yemek hazırlamak ekonomik açıdan da daha avantajlıdır.” dedi.</p>
<p><strong>Ev yemekleri daha az katkı maddesi içeriyor</strong></p>
<p>Ev yemeklerini dışarıda hazırlananlardan ayıran en temel farkın tazelik, doğallık ve besin değeri olduğunu kaydeden Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Ev yemekleri, genellikle daha az katkı maddesi içerir ve daha fazla taze sebze, meyve, et ve tam tahıl kullanılır. Bu da yemeklerin besin değerini artırır ve vücuda faydalı olan vitamin ve minerallerin kaybolmamasını sağlar. Dışarıda satılan yemeklerde ise genellikle hazır soslar, konservantlar ve katkı maddeleri kullanılır, bu da yemeklerin besin değerini düşürür ve vücudun ihtiyacı olan doğal gıdalardan uzaklaşılmasına neden olabilir. Ayrıca evde yemekler, porsiyon kontrolüne olanak tanır; bu da aşırı kalori alımını engeller.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Vitamin ve posa açısından da zengin…</strong></p>
<p>Ev yemeklerinin tazeliği, doğal içerikleri ve besin dengesinin, dışarıdaki yemeklerden önemli ölçüde ayrıştığına da işaret eden Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, şunları söyledi:</p>
<p>“Evde yemek hazırlarken kullanılan malzemeler genellikle taze ve mevsimsel olarak seçilir ve yemeğin besin değerlerini korumasını sağlar. Sebzeler, meyveler, tam tahıllar ve doğal protein kaynakları kullanılarak yapılan yemekler, vücudun ihtiyaç duyduğu vitamin, mineral ve posa açısından zengindir. Evde pişirilen yemeklerde katkı maddeleri, koruyucular ve hazır soslar nadiren bulunduğu için yemekler daha temiz ve sağlıklı olur. Dışarıda ise genellikle hazır malzemeler, işlenmiş besinler ve yoğun katkı maddeleri kullanılarak yemekler hızlıca hazırlanır. Bu durum, besin değerlerinin kaybolmasına ve vücuda zararlı bileşenlerin girmesine neden olabilir. Ev yemekleri, doğru pişirme teknikleriyle (örneğin haşlama, buğulama) daha sağlıklı hale getirilebilir ve daha besleyici olabilir.”</p>
<p><strong>Dengeli beslenme için doğru seçimler yapılmalı</strong></p>
<p>Dengeli bir beslenme için dışarıda yemek tüketimini evde tencere yemekleri ile dengelemenin önemine vurgu yapan Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Haftanın 1-2 günü doğru seçimler yaparak ve porsiyon kontrolüne dikkat ederek dışarıdan yemek yemek, sağlıklı bir yaşam tarzı için sorun oluşturmaz. Hatta sürdürülebilir sağlıklı beslenme için olumlu bir etkisi olacaktır. Evde ise dengeli bir beslenme için sebze, protein ve kompleks karbonhidrat içeren yemekler hazırlanmalıdır.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/surekli-disaridan-yemek-hastaliklara-davetiye-cikariyor-570122">Sürekli dışarıdan yemek hastalıklara davetiye çıkarıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Castrol, Madeni Yağ Sektöründe Türkiye’ye ‘Daha Döngüsel’ Programını Getirdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/castrol-madeni-yag-sektorunde-turkiyeye-daha-dongusel-programini-getirdi-555132</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 08:39:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[castrol]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[döngüsel]]></category>
		<category><![CDATA[getirdi]]></category>
		<category><![CDATA[madeni]]></category>
		<category><![CDATA[programını]]></category>
		<category><![CDATA[sektöründe]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyeye]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=555132</guid>

					<description><![CDATA[<p>Madeni yağ sektörünün küresel liderlerinden Castrol, Türkiye'de kullanılmış yağların daha verimli yönetilmesi ve döngüsel ekonomiye entegre edilmesi amacıyla geliştirdiği ‘Castrol Daha Döngüsel’ programını hayata geçirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/castrol-madeni-yag-sektorunde-turkiyeye-daha-dongusel-programini-getirdi-555132">Castrol, Madeni Yağ Sektöründe Türkiye’ye ‘Daha Döngüsel’ Programını Getirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Madeni yağ sektörünün küresel liderlerinden Castrol, Türkiye&#8217;de kullanılmış yağların daha verimli yönetilmesi ve döngüsel ekonomiye entegre edilmesi amacıyla geliştirdiği <strong>‘Castrol Daha Döngüsel’</strong> programını hayata geçirdi. Bu yenilikçi girişim, kullanılmış yağ ekonomisinin dönüşümünü hızlandırmayı hedefliyor. <strong>‘Castrol Daha Döngüsel’</strong> programı; işletmelerden <strong>kullanılmış yağların</strong> toplanması, bu yağların ileri teknolojiyle yeniden baz yağa dönüştürülmesi ve ardından bu baz yağların döngüye yeniden kazandırılarak işletmelere sunulmasını kapsıyor.</p>
<p>Programın teknik altyapısı, ileri düzey yeniden rafinasyon teknolojileriyle öne çıkan <strong>TAYRAŞ</strong> iş birliğiyle desteklenecek.</p>
<p>Türkiye’de her yıl önemli miktarda kullanılmış yağ ortaya çıkmasına rağmen, bunların yalnızca sınırlı bir bölümü doğru şekilde geri kazanılabiliyor. Castrol, bu kullanılmayan potansiyeli harekete geçirerek, kullanılmış yağların değer zincirine yeniden kazandırılmasını kolaylaştıracak bir sistem oluşturmayı hedefliyor.</p>
<p><strong>Daha Döngüsel. Daha Sürdürülebilir. </strong></p>
<p>Castrol’ün hayata geçirdiği bu yeni program; kullanılmış yağların toplanması, yeniden baz yağa dönüştürülmesi ve daha düşük karbon1 ayak izine sahip yeni madeni yağların üretilmesini kapsıyor. Programa katılan işletmeler, gönderdikleri kullanılmış yağ miktarına orantılı olarak bedelsiz Castrol ürünleri alacak. Bu sayede hem çevresel katkı sağlanacak hem de işletmelere ekonomik fayda sunulacak.</p>
<p>Katılımcı işletmeler, kullanılmış yağlarını işlenmek üzere TAYRAŞ tesislerine gönderecek.</p>
<p><strong>“Türkiye’de Daha Döngüsel Bir Yağ Ekonomisi İçin İlk Büyük Adımı Attık”</strong></p>
<p>Castrol Türkiye, Ukrayna ve Orta Asya Genel Müdürü <strong>Nilay Tatlısöz</strong>, sektöre öncülük ederek yeni bir iş modeli ortaya koymalarının önemini belirterek, “Castrol Daha Döngüsel programını Türkiye genelinde hayata geçirmekten gurur duyuyoruz. Türkiye’de bir ilk olan bu program, işletmeler için kullanılmış yağların geri kazanım sürecini kolaylaştırırken, aynı zamanda Castrol ürünlerine erişim imkanı da sunuyor. Programa ilk katılanlar arasında Ford Yetkili Servisleri yer aldı; önümüzdeki dönemde daha geniş kapsama ulaşmasını hedefliyoruz. Programın yaygınlaşmasıyla birlikte, yeniden rafine edilmiş yağ kullanım hacmini artırmayı amaçlıyoruz. Bu program, Türkiye’de döngüsel yağ ekonomisinin oluşumuna katkı sağlayan önemli bir adımı temsil ediyor” dedi.</p>
<p><strong>“Sürdürülebilirlik Hedeflerimizle Uyumlu Güçlü Bir Adım”</strong></p>
<p>Ford Türkiye İş Alanı Lideri <strong>Özgür Yücetürk</strong>, bu iş birliğinin Ford’un sürdürülebilirlik hedefleri açısından güçlü bir adım olduğunu ifade ederek, “Castrol ile yürütülen ‘Daha Döngüsel’ programı, sürdürülebilirlik hedeflerimize uygun yaklaşım sunarken işletmeler için ekonomik katma değer de yaratıyor. Ford Türkiye olarak bu vizyonun bir parçası olmaktan mutluluk duyuyoruz. Yetkili servislerimiz aracılığıyla döngüsel yağ ekonomisine katkı sağlarken, aynı zamanda kaynakların daha verimli kullanımını destekliyoruz. Bu iş birliği, sürdürülebilirlik hedeflerimiz doğrultusunda atılmış somut bir adım olmasının yanı sıra, sektörümüzde daha düşük karbon ayak izine sahip iş modellerinin yaygınlaşmasına da katkı sağlayacak” dedi.</p>
<p><strong>“Kullanılmış Yağların Geri Kazanımı Konusunda Değerli Bir Örnek”</strong></p>
<p>Tayraş Baz Yağ Rafineri A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su <strong>Mehmet Afşin</strong>, Castrol Daha Döngüsel programı hakkında değerlendirmeler yaparak, “Castrol ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, Türkiye’de kullanılmış yağların geri kazanımı konusunda değerli bir örnek teşkil ediyor. Kullanım ömrünü tamamlamış yağların ileri teknolojiler kullanılarak daha düşük karbon ayak izine sahip baz yağlara dönüştürülmesi hem ekonomik değer yaratıyor hem de Türkiye’de daha döngüsel bir yağ ekonomisinin temellerinin atılmasına katkı sağlıyor” diye konuştu.</p>
<p>Bu program, Castrol’ün yüksek standartlarının paralelinde daha verimli ve daha döngüsel bir yaklaşımı sektörle buluşturuyor. Böylece Castrol, iş ortakları için daha fazla değer yaratırken sektör genelinde sürdürülebilirliğe yönelik daha geniş kapsamlı bir dönüşüme de katkı sağlıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/castrol-madeni-yag-sektorunde-turkiyeye-daha-dongusel-programini-getirdi-555132">Castrol, Madeni Yağ Sektöründe Türkiye’ye ‘Daha Döngüsel’ Programını Getirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Shell&#038;Turcas, Madeni Yağ İhracatında Zirvedeki Yerini Korudu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/shellturcas-madeni-yag-ihracatinda-zirvedeki-yerini-korudu-536795</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 May 2025 08:56:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[ihracatında]]></category>
		<category><![CDATA[korudu]]></category>
		<category><![CDATA[madeni]]></category>
		<category><![CDATA[shell038turcas]]></category>
		<category><![CDATA[shellturcas]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yerini]]></category>
		<category><![CDATA[zirvedeki]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=536795</guid>

					<description><![CDATA[<p>Shell&#038;Turcas’ın bu büyük başarısının ardında, Derince’deki Madeni Yağ ve Gres Üretimi Tesisi bulunuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/shellturcas-madeni-yag-ihracatinda-zirvedeki-yerini-korudu-536795">Shell&#038;Turcas, Madeni Yağ İhracatında Zirvedeki Yerini Korudu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Shell&#038;Turcas’ın bu büyük başarısının ardında, Derince’deki Madeni Yağ ve Gres Üretimi Tesisi bulunuyor. 1963 yılından bu yana kesintisiz hizmet veren tesis, ürettiği yüksek kaliteli madeni yağlar ve gres ürünleriyle Türkiye&#8217;den 79 farklı ülkeye ihracat yaparak küresel pazarda güçlü bir oyuncu olmayı sürdürüyor. Shell&#038;Turcas Derince Madeni Yağ ve Gres Üretimi Tesisi, sadece üretim kapasitesiyle değil, aynı zamanda çevre dostu üretim anlayışıyla da dikkat çekiyor. Yenilikçi üretim teknikleri, yüksek kalite standartları ve sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda gerçekleştirilen üretimle, sektördeki liderliğini pekiştiriyor. </p>
<p> </p>
<p>Shell Türkiye Ülke Başkanı ve Shell&#038;Turcas Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Erdem, ödül hakkında yaptığı açıklamada şunları söyledi: “9 yıldır aralıksız olarak kazandığımız ‘Madeni Yağlar İhracatı’ ödülünü almak bizim için büyük bir onur. Shell&#038;Turcas Derince Madeni Yağ ve Gres Üretimi Tesisi, sadece bir üretim merkezi değil, aynı zamanda Türkiye’nin ihracat kapasitesini artırmaya katkı sağlayan önemli bir merkez. Burası aynı zamanda madeni yağ, gres ve akaryakıt operasyonu yapabilen dünyadaki tek tesisimiz. Bu başarı, tüm ekibimizin özverili çalışmaları ve müşterilerimize sunduğumuz yüksek kalite anlayışının bir sonucu. 79 ülkeye gerçekleştirdiğimiz ihracatla, Türkiye sanayisinin büyümesine ve dünya çapında tanınmasına da katkı sağlıyoruz. Bu yüzden bu ödül, sadece Shell&#038;Turcas’ın başarısını değil, aynı zamanda Türkiye’nin sanayi ve ihracat alanındaki küresel başarısını da gözler önüne seriyor.”</p>
<p> </p>
<p><strong>Global İhracat Başarısı, Sürdürülebilirlik ve İnovasyonla Destekleniyor</strong></p>
<p>Son yıllarda yaklaşık 40 milyon dolar yatırımla üretim kapasitesi yaklaşık iki katına çıkarılan Shell&#038;Turcas Derince Madeni Yağ ve Gres Üretimi Tesisi, uyguladığı yenilikçi üretim teknikleri, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik odaklı çözümleri ile dikkat çekiyor. Yüksek kaliteyi sürdürebilmek için sürekli iyileştirme çalışmalarına imza atan Shell&#038;Turcas, enerji verimliliği ve karbon ayak izinin azaltılması konusunda global standartlara uygun çözümler geliştiriyor. 2030 yılına gelindiğinde yüzde 50 karbon nötr olma hedefi bulunan tesis, bu hedefe 2022 yılında ulaştı. Aynı zamanda, elektrik tüketiminin de %25’ini güneş enerjisinden karşılayarak yılda yaklaşık 500 ton karbon salımının önüne geçiyor. Kalan elektrik tüketimini ise uluslararası geçerli yenilenebilir enerji sertifikaları ile tamamen yenilenebilir kaynaklardan sağlıyor.</p>
<p> </p>
<p>Shell&#038;Turcas sadece kendi operasyonlarından kaynaklanan karbon emisyonlarını azaltmıyor, aynı zamanda müşterilerinin karbon ayak izlerini minimize etmelerine ve atıklarını azaltmalarına da yardımcı oluyor. PurePlus adını verdiği teknolojiyle, doğalgazdan %99,5 saflıkta baz yağ üreterek motor ömrünü uzatıyor, yakıt verimliliğini artırıyor. Bu teknoloji sayesinde, bakım maliyetleri azalıyor, emisyonlarda ise düşüş sağlanıyor. </p>
<p>Geliştirdiği yeni teknolojiler ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımlarla Shell&#038;Turcas’ın madeni yağ ürünleri, 79 ülkeye gerçekleştirilen ihracatın başarısını mümkün kılıyor. Madencilikten otomotive, inşaattan taşımacılığa kadar farklı birçok endüstriye önemli katkılar sunan bu ürünler, yalnızca araçların uzun ömürlü çalışmasını sağlamakla kalmayıp, yakıt verimliliğini de artırıyor. Avrupa, Orta Doğu ve Afrika gibi stratejik bölgelere yapılan ihracatlar, hem yerel sanayinin güçlenmesine hem de Shell&#038;Turcas’ın uluslararası ticaretteki prestijinin pekişmesine olanak tanıyor. Shell, üretim tesislerini sadece Türkiye pazarında değil, dünya çapında da rekabet avantajı sağlayacak şekilde konumlandırarak, 18 yıldır devam eden küresel pazar liderliğini[2] sürdürmeyi hedefliyor. </p>
<p><em> </em></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/shellturcas-madeni-yag-ihracatinda-zirvedeki-yerini-korudu-536795">Shell&#038;Turcas, Madeni Yağ İhracatında Zirvedeki Yerini Korudu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akkuyu NGS&#8217;de Yüksek Teknolojili Gaz ve Yağ Laboratuvarı Faaliyete Geçti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/akkuyu-ngsde-yuksek-teknolojili-gaz-ve-yag-laboratuvari-faaliyete-gecti-449405</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Apr 2024 12:54:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[akkuyu]]></category>
		<category><![CDATA[faaliyete]]></category>
		<category><![CDATA[gaz]]></category>
		<category><![CDATA[geçti]]></category>
		<category><![CDATA[laboratuvarı]]></category>
		<category><![CDATA[ngsde]]></category>
		<category><![CDATA[teknolojili]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=449405</guid>

					<description><![CDATA[<p>Laboratuvar, proses gazların ve endüstriyel yağların operasyonel testleri için modern ekipmanlarla donatıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akkuyu-ngsde-yuksek-teknolojili-gaz-ve-yag-laboratuvari-faaliyete-gecti-449405">Akkuyu NGS&#8217;de Yüksek Teknolojili Gaz ve Yağ Laboratuvarı Faaliyete Geçti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><span>Laboratuvar, proses gazların ve endüstriyel yağların operasyonel testleri için modern ekipmanlarla donatıldı. </span></em></p>
<p><span>Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) sahasında bulunan kimya atölyesinde gazların analizini yapmak ve endüstriyel yağların kontrolünü sağlamak üzere tasarlanmış bir gaz ve yağ laboratuvarı faaliyete geçti.</span></p>
<p><span>Laboratuvar, Akkuyu NGS sahasında modern ekipmanlar kullanılarak yapılacak olan hızlı testler için hazır hale getirildi. Geniş bir cihaz yelpazesine sahip olan laboratuvarda, her türden endüstriyel yağın başlıca özellikleri belirlenecek ve uzmanlar tarafından yağların fiziksel-kimyasal ve kromatografik analizleri yapılacak. Türbin jeneratöründe ve nitrojen-oksijen istasyonunda gaz analizlerinin gerçekleştirileceği laboratuvarda ayrıca ortamdaki gazların durumu da takip edilecek. </span></p>
<p><span>Laboratuvarda incelemesi yapılacak yağlardan biri olan transformatör yağı, nükleer santralin elektrikli ekipmanın iletken parçalarının yalıtımını sağlıyor ve ısı giderici bir ortam oluşturuyor. Nükleer santralin işletilmesinde ayrıca türbin, transmisyon ve kompresör yağları ile alev geciktirici sentetik sıvı ve dizel yakıt da kullanılıyor.</span></p>
<p><span>Gaz ve endüstriyel yağların teknik döngülerinin yirmi dört saat boyunca izlenmesi ve NGS uzmanlarının danışmanlığı için en modern ekipmanlarla donatılan laboratuvar ayrıca kompleks araştırmalar yürütmek için yüksek teknoloji ürünü cihazlara sahip.</span></p>
<p><span>Laboratuvarda şimdiden &#8220;Kristall-9000&#8221; gaz kromatografik komplekslerini, açık ve kapalı potada parlama noktası belirleme aparatları, otomatik titratörleri, yoğunluk ölçerleri, X-ışını floresan enerji dağıtıcı spektrometreyi, yağ viskozitesi ölçer sistemi ve taşınabilir gaz analizörlerini test etmek için çalışmalar başladı.</span></p>
<p><span>Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Akkuyu NGS Genel Müdür Birinci Yardımcısı ve NGS Yapı İşleri Direktörü Sergey Butckikh, <em>“Gaz ve endüstriyel yağ laboratuvarındaki cihaz ve ekipmanların devreye alma çalışmaları tamamlandı. En kısa zamanda türbin yağı Akkuyu NGS inşaat sahasına ulaşmaya başlayacaktır. Kimya atölyesi uzmanları, parlama noktası, viskozite, asit oranı, endüstriyel saflık sınıfı ve hava alma süresi gibi çeşitli göstergeleri, yani yağın kalitesini karakterize eden tüm göstergeleri belirleyerek türbin yağının giriş kontrolünü yapmaya hazırdır.</em></span><em> <span>Teknik kabiliyetler, yağlardaki çözünmüş nemin, köpürme eğiliminin ve yağ ortamının yoğunluğunun belirlenmesini sağlayacaktır” </span></em><span>ifadelerini kullandı.<em> </em></span></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akkuyu-ngsde-yuksek-teknolojili-gaz-ve-yag-laboratuvari-faaliyete-gecti-449405">Akkuyu NGS&#8217;de Yüksek Teknolojili Gaz ve Yağ Laboratuvarı Faaliyete Geçti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Canik&#8217;te Bitkisel Atık Yağ Toplayan Öğrencilere Ödül</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/canikte-bitkisel-atik-yag-toplayan-ogrencilere-odul-426790</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Nov 2023 11:24:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atık]]></category>
		<category><![CDATA[bitkisel]]></category>
		<category><![CDATA[canikte]]></category>
		<category><![CDATA[ödül]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencilere]]></category>
		<category><![CDATA[toplayan]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=426790</guid>

					<description><![CDATA[<p>İlçede doğa ve çevre dostu nesiller yetiştiren Canik Belediyesi, düzenlediği yarışmayla en çok bitkisel atık yağ toplayan öğrencilere ödül verecek. Canik Belediyesi ve Canik İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle öğrencilerde doğa, çevre ve sıfır atık bilinci kazandırmak amacıyla ilçede düzenlenen Canik 1 Dönem Okullar Arası Bitkisel Atık Yağ Toplama Yarışması’nda, litre bazında en fazla atık yağ toplayan öğrencilere ödül verilecek.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/canikte-bitkisel-atik-yag-toplayan-ogrencilere-odul-426790">Canik&#8217;te Bitkisel Atık Yağ Toplayan Öğrencilere Ödül</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Canik’te Bitkisel Atık Yağ Toplayan Öğrencilere Ödül</p>
<p>Canik Belediyesi 1.Dönem Okullar Arası Bitkisel Atık Yağ Toplama Yarışması</p>
<p>devam ediyor.</p>
<p>İlçede doğa ve çevre dostu nesiller yetiştiren Canik Belediyesi, düzenlediği yarışmayla en çok</p>
<p>bitkisel atık yağ toplayan öğrencilere ödül verecek. Canik Belediyesi ve Canik İlçe Milli Eğitim</p>
<p>Müdürlüğü iş birliğiyle öğrencilerde doğa, çevre ve sıfır atık bilinci kazandırmak amacıyla</p>
<p>ilçede düzenlenen Canik 1 Dönem Okullar Arası Bitkisel Atık Yağ Toplama Yarışması’nda, litre</p>
<p>bazında en fazla atık yağ toplayan öğrencilere ödül verilecek. Öğrenciler, ödüller arasında cep</p>
<p>telefonu, tablet, bisiklet, lisanslı Samsunspor formasının da yer aldığı Canik 1 Dönem Okullar</p>
<p>Arası Bitkisel Atık Yağ Toplama Yarışması’na eğitimlerini sürdürdüğü okullar üzerinden 22</p>
<p>Ocak 2024 tarihine kadar başvuruda bulunabilecek.</p>
<p>Bitkisel Atık Yağları Topla Ödülleri Kap</p>
<p>Canik Belediyesi ve Canik İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle ilçede düzenlenen Canik 1</p>
<p>Dönem Okullar Arası Bitkisel Atık Yağ Toplama Yarışması’nda en çok bitkisel atık yağ toplayan</p>
<p>ilk 10 öğrenciye, cep telefonu, bisiklet, lisanslı Samsunspor forması, akıllı saat, tablet ve spor</p>
<p>çantası ödülleri verilecek. Canik Belediyesi tarafından yarışma hakkında yapılan açıklamada,</p>
<p>öğrencilerin yarışma ile ilgili detayı bilgilere</p>
<p>www.canik.bel.tr</p>
<p>internet adresinden</p>
<p>ulaşabileceği kaydedilirken, öğrencilerin okul idarelerine kapalı pet şişe içerisinde hazır hale</p>
<p>getirdiği atık yağları teslim ederek yarışmaya katılabileceği bildirildi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/canikte-bitkisel-atik-yag-toplayan-ogrencilere-odul-426790">Canik&#8217;te Bitkisel Atık Yağ Toplayan Öğrencilere Ödül</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kocaeli&#8217;de 2 ton elektronik atık 700 lt bitkisel yağ toplandı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kocaelide-2-ton-elektronik-atik-700-lt-bitkisel-yag-toplandi-419299</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Nov 2023 21:05:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atık]]></category>
		<category><![CDATA[bitkisel]]></category>
		<category><![CDATA[elektronik]]></category>
		<category><![CDATA[kocaelide]]></category>
		<category><![CDATA[ton]]></category>
		<category><![CDATA[toplandı]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=419299</guid>

					<description><![CDATA[<p>Büyükşehir, elektronik ve bitkisel atıkların dönüşümü için yürüttüğü sıfır atık projesine aralıksız devam ediyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kocaelide-2-ton-elektronik-atik-700-lt-bitkisel-yag-toplandi-419299">Kocaeli&#8217;de 2 ton elektronik atık 700 lt bitkisel yağ toplandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Büyükşehir, elektronik ve bitkisel atıkların dönüşümü için yürüttüğü sıfır atık</p>
<p>projesine aralıksız devam ediyor</p>
<p>Kocaeli’de 2 ton elektronik atık</p>
<p>700 lt bitkisel yağ toplandı</p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, gelecek nesillere daha yaşanabilir bir çevre</p>
<p>bırakmak hedefiyle geri dönüşüm yelpazesini genişletiyor. Toplumda çevre</p>
<p>bilincini geliştirmek isteyen Büyükşehir, ilçe belediyeleri ve çevre izin/lisanslı</p>
<p>atık işleme tesisleriyle birlikte Kocaeli’de 300 konut ve üzeri sitelerde</p>
<p>“Elektronik Atık ve Bitkisel Atık Yağ Toplama Kampanyası” başlattı.</p>
<p>KAMPANYAYA TAM DESTEK</p>
<p>Sıfır atık yönetim sisteminin yaygınlaştırılması ve bu konudaki farkındalığın</p>
<p>arttırılması, halkın atıklarını ayırmaya ve ayrı biriktirmeye teşvik edilmesi,</p>
<p>kaynağında ayrı biriktirilen atıkların birbirleriyle karıştırılmadan toplanmasına</p>
<p>yönelik altyapının geliştirilmesi amacıyla yapılan kampanyaya vatandaşlar</p>
<p>yoğun ilgi gösterdi. Etkinlik kapsamında daha çevreci ve sürdürülebilir ürünler</p>
<p>tercih edilmesi, atıkların kaynağında ayrı biriktirilmesi ve atıkların geri</p>
<p>dönüşüme kazandırılarak çevreye ve ekonomiye değer katılması yönünde</p>
<p>vatandaşlara bilgilendirme yapıldı.</p>
<p>300 KONUT VE ÜZERİ SİTELERDE</p>
<p>Etkinlik kapsamında bugüne kadar Başiskele, Derince, Gebze, Karamürsel,</p>
<p>Kartepe ve Körfez İlçelerinde belirlenen 20 ayrı sitede 3 bine yakın vatandaşa</p>
<p>bilgilendirme yapıldı. Bu bağlamda kaynağında ayrı toplanan yaklaşık 2 ton</p>
<p>elektronik atık ve 700 lt bitkisel atık yağ teslim alınarak, geri kazanılmak üzere</p>
<p>atık işleme tesislerine nakledildi. Kocaeli genelindeki 300 konut ve üzeri</p>
<p>sitelerde “Elektronik Atık ve Bitkisel Atık Yağ Toplama Kampanyası” devam</p>
<p>ediyor.</p>
<p>ATMA, ATTIRMA </p>
<p>Atık Elektrikli ve Elektronik Eşyalar (AEEE) denilen cihazların büyük</p>
<p>çoğunluğunu bilgisayarlar, televizyonlar, cep telefonları, faks makineleri,</p>
<p>yazıcılar, CD çalarlar, çamaşır/bulaşık makinesi gibi elektronik eşyalar</p>
<p>oluşturuyor. Elektronik atıkların ısı, ışık ya da darbeye maruz kalmaları halinde</p>
<p>içlerindeki zehirli maddeler bulundukları ortama tehlike saçıyor. Bitkisel atık</p>
<p>yağlar ise özellikle evlerde yapılan kızartma işlemi sonrasında oluşuyor. Bu</p>
<p>yağlar, lavabolara döküldüğü zaman atık su giderlerinde ve kanalizasyon</p>
<p>hatlarında birikerek boru kesitlerinin daralmasına ve tıkanmalara sebep oluyor.</p>
<p>Böylece denize, akarsuya veya göle ulaşan bitkisel atık yağlar, buralarda</p>
<p>yaşayan canlı türlerine zarar verebiliyor.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kocaelide-2-ton-elektronik-atik-700-lt-bitkisel-yag-toplandi-419299">Kocaeli&#8217;de 2 ton elektronik atık 700 lt bitkisel yağ toplandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yağ Bezelerinin 4 Özelliğine Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yag-bezelerinin-4-ozelligine-dikkat-417627</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Oct 2023 12:10:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bezelerinin]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[özelliğine]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=417627</guid>

					<description><![CDATA[<p>Vücudun ense, sırt, kollar ve bacaklar bölgelerinde yumru şeklinde ortaya çıkan yağ bezeleri ilk görüldüğünde çoğu zaman endişeye neden olabiliyor. Lipom adı verilen yağ bezeleri genellikle iyi huylu lezyonlar olmasına rağmen, kontrolsüzce büyümeleri nedeniyle kişi için estetik bir sorun haline gelebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yag-bezelerinin-4-ozelligine-dikkat-417627">Yağ Bezelerinin 4 Özelliğine Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>YAĞ BEZELERİNİN 4 ÖZELLİĞİNE DİKKAT!</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Vücudun ense, sırt, kollar ve bacaklar bölgelerinde yumru şeklinde ortaya çıkan yağ bezeleri ilk görüldüğünde çoğu zaman endişeye neden olabiliyor. Lipom adı verilen yağ bezeleri genellikle iyi huylu lezyonlar olmasına rağmen, kontrolsüzce büyümeleri nedeniyle kişi için estetik bir sorun haline gelebiliyor. Bulunduğu yere göre ağrıya da neden olabilen yağ bezeleri bazen tümörlerle karıştırılabiliyor. Memorial Kayseri Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Doç. Dr. Türkmen Bahadır Arıkan, yağ bezeleri ve tedavi yaklaşımları ile ilgili bilgi verdi. </p>
<p> </p>
<p><strong>Genellikle orta yaşta ortaya çıkıyor</strong></p>
<p> </p>
<p>Lipom, çoğunlukla cilt dokusu altında, kas dokusu üzerinde ortaya çıkan, yavaş büyüyen, yağ hücrelerinden oluşan kitledir. Parmakla üzerine hafifçe basıldığında kolayca hareket eden lipomlar çoğu zaman orta yaştaki insanlarda olmaktadır. Bazı insanların birden fazla lipomu olabilmektedir. İyi huylu yağ dokusu tümörünün en yaygın şekli olan lipomlar, cilt altında &#8216;yağ topu&#8217; gibi göründükleri için yağ bezesi olarak adlandırılır. Lipomlar iyi huylu bir yapıya sahiptir. Nadir olmasına rağmen, liposarkomlar gibi hızlı büyümeleri, hareketli olmamaları ve olası lokal ağrılı olmaları lipomlardan ayrılabilir. Ancak bunlar çok nadir görülmektedir. Vücudun bazı bölgelerinde ortaya çıkan yağ bezeleri insanlarda takıntı haline gelebilmektedir. </p>
<p> </p>
<p><strong>Yağ bezeleri bir kanser türü değildir </strong></p>
<p> </p>
<p>Yağ hücrelerinin anormal bir şekilde kontrolsüzce büyümesiyle subkutiste gelişmekte ve etrafı fibröz bir kapsülle çevrili yağ birikimi ortaya çıkmaktadır. Yağ bezelerinin 1 cm’den 15-20 cm’ye kadar büyüyebilmekte, görsel açıdan zamanla sorun olmaktadır. Yağ bezeleri bir kanser türü değildir ve genellikle vücuda herhangi bir zararı da yoktur. Ancak büyüdükçe artan ağır seviyesi nedeniyle cerrahi ile alınması gerekebilir. Yağ bezesi aldırmanın herhangi bir riski yoktur. Yağ bezelerinin nedeni tam olarak bilinmemektedir. Lipomların oluşmasında genetik faktörlerin etkili olduğu düşünülmektedir. Yağ bezelerinin oluşumunda diyabetin, obezitenin ve dislipideminin yani yüksek lipid seviyesinin (kolesterol veya trigliseritler) ile ilişkileri bulunmuştur.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Yağ bezelerinin oluşmasında risk faktörleri de etkilidir</strong></p>
<ul>
<li>40- 60 yaş arasında olmak. Yağ bezeleri her dönemde ortaya çıksa da, en çok bu yaş grubunda görülmektedir.</li>
<li>Ailesinde yağ bezesi olan bireylerde görülme olasılığı yüksektir. </li>
</ul>
<p> </p>
<p><strong>Yağ bezesi mi tümör mü?</strong></p>
<p> </p>
<p>Yağ bezeleri vücudun herhangi bir yerinde oluşabilmektedir. Genelde kafada, bacakta oluşan yağ bezeleri görünür alanda olduğu için büyüdükçe çok can sıkıcı hale gelebilmektedir. </p>
<p> </p>
<ol>
<li>Yağ bezeleri genellikle boyun, omuzlar, sırt, karın, kollar ve uyluklarda oluşabilmektedir.</li>
<li>Üzerine basıldığında yumuşak, hamur kıvamında olan yağ bezeleri, parmaklarla tutulup vücut üzerinde hareket ettirilebilmektedir. </li>
<li>Bu lezyonlar genellikle 5 cm’den küçük olmaktadır. Ancak zamanla büyümektedir.</li>
<li>Geçirilen travmayla bağlı olarak içinde yağ nekrozu oluşabilmekte ve sertleşerek ağrıya neden olabilmektedir. Büyüyen yağ bezeleri cilt altındaki yakın sinirlere baskı yaptığı için ağrı ortaya çıkmaktadır. </li>
</ol>
<p> </p>
<p><strong>Cerrahi işlemle alınıyor</strong></p>
<p> </p>
<p>Halk arasında ‘yağ bezesi aldırma’ işlemleri asılında bir ameliyattır. Cilt altında yağ topu gibi bir görüntüye sahip lipomlar, yumuşak ve üzerine bastırıldığında hareket eden deri üstü lezyonlarıdır. Genelde semptomları olmayan yağ bezeleri, vücudun hareketle bölgelerinde oluştuğu için can sıkıcı hale gelmektedir. Yunanca’da yağ anlamına gelen ‘lipos’ kelimesinden türeyen lipom için cerrahi gerekmektedir. Lipomlar iyi huylu tümörler olduğu için küçük ve belirti vermiyorsa cerrahi olarak müdahale edilmemesi yönünde karar verilir. Ancak boyutlarındaki artışlar izlenmelidir. Semptomun varlığı ya da estetik bir sorun nedeniyle çıkarılmasına karar verilirse, ameliyat lokal anestezi altında yapılır. Lipomun büyüklüğüne göre yapılacak kesi boyutu değişmektedir. Herhangi bir metabolik bozukluk sonucunda ortaya çıkan yağ bezelerini izin ise önce medikal tedavi seçeneği denenmelidir. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yag-bezelerinin-4-ozelligine-dikkat-417627">Yağ Bezelerinin 4 Özelliğine Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yarı sürede, daha etkili yağ yakımı için!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yari-surede-daha-etkili-yag-yakimi-icin-402579</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Sep 2023 09:24:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[sürede]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yakımı]]></category>
		<category><![CDATA[yarı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=402579</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sonbahar mevsimine girdiğimiz bugünlerde pek çoğumuz yazın aldığımız fazla kilolardan kurtulmanın yollarını arıyoruz.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yari-surede-daha-etkili-yag-yakimi-icin-402579">Yarı sürede, daha etkili yağ yakımı için!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sonbahar mevsimine girdiğimiz bugünlerde pek çoğumuz yazın aldığımız fazla kilolardan kurtulmanın yollarını arıyoruz. Kilo verme ve ideal kiloyu korumada istikrarlı ve tutarlı olmak, beslenmeden egzersize, hareketli yaşamdan düzenli uykuya dek birçok konuda sağlıklı yaşam alışkanlıkları oluşturmak gerekiyor. Öyle ki; araştırmalar yeteri kadar alınamayan uykunun bile kilo verme hızını yavaşlatabileceğini hatta yüksek kalorili yiyeceklere olan isteği artırabileceğini ortaya koyuyor. <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı, Spor Hekimi Prof. Dr. Tolga Aydoğ </strong>kilo verme, yağ yakımı ve bel çevresinin incelmesi için kalori açığının şart olduğunu ve haftada 225-420 dakika egzersiz yapmak gerektiğini belirterek “Kilo kaybı, tükettiğinizden daha fazla kalori yaktığınızda ortaya çıkar. Bu nedenle kilo vermede; dengeli ve düşük kalorili bir diyetin yanısıra hareketli yaşam ve düzenli egzersiz kritik rol oynamaktadır” diyor. Normal bir egzersize göre yarı sürede daha fazla yağ yakımı için son zamanlarda Yüksek Şiddetli Aralıklı Antrenmanın (YŞAA) öne çıktığını belirten Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı, Spor Hekimi Prof. Dr. Tolga Aydoğ fazla kilo ve inatçı yağlara karşı 10 etkili egzersizi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Yürüyüş</strong></p>
<p>Düzenli ve tempolu yürüyüş kilo kaybı için en ideal egzersizlerden biridir. 70 kiloluk bir kişi 6,4 km/saatlik orta hızda 30 dakikalık yürüyüşte yaklaşık 175 kalori harcar. Obez kişilerde haftada üç kez 50-70 dakika yürümenin vücut yağını ve bel çevresini azalttığı ortaya konmuştur. Başlangıçta haftada üç-dört gün 30 dakika yürümeyi hedefleyin, forma girdikçe yürüyüşlerinizin süresini ve sıklığını kademeli olarak artırabilirsiniz. </p>
<p> </p>
<p><strong>Koşu</strong></p>
<p>Tempolu veya yavaş koşu iç organlarımızın etrafını saran yağları azaltarak kalp ve diyabet gibi hastalıklara karşı da fayda sağlar. Fartlek koşusu denen koşu hızının artırılıp, azaltılması bir nevi Yüksek Şiddetli Aralıklı Antrenmana (YŞAA) benzer olup, daha etkin kalori harcamasına olanak sağlayabilir. 70 kg bir kişi 8 km/saat hızla koşarken 30 dakikada yaklaşık 288 kalori yakar. Başlangıçta haftada üç-dört gün düşük şiddette 20-30 dakika uygun olabilir. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Bisiklet</strong></p>
<p>Bisiklet kilo vermeye, insülin duyarlılığını artırmaya, kalp ve kanser gibi hastalık risklerini azaltmaya yardımcı olur. 70 kg bir kişi sabit bir bisiklet üzerinde orta hızda 30 dakikada yaklaşık 252 kalori, yüksek hızda ise 288 kalori yakar. Ayrıca ağırlık taşımayan ve düşük etkili bir egzersiz olduğundan eklemlerinize fazla yük bindirmez. Başlangıçta haftada üç-dört gün hafif şiddette yapıp, ilerleyen dönemde yüksek ve düşük şiddetti karıştırarak yapmaya çalışın.</p>
<p> </p>
<p><strong>Yüksek Şiddetli Aralıklı Antrenman (YŞAA)</strong></p>
<p>Yüksek Şiddetli Aralıklı Antrenman; yapacağınız egzersizi (koşu, yürüme, bisiklet vb) kısa süreli yüksek tempoyla yapıp akabinde kısa süreli dinlenme ve bunu birçok kez tekrarlama ile oluşturulur. Tipik olarak bir YŞAA 10-30 dakika sürer ve normal bir egzersize göre yarı sürede daha fazla kalori yakabilir. Yapılan çalışmalar, YŞAA’nın diğer egzersiz türlerine göre dakikada yüzde 25-30 daha fazla kalori yaktığını, yağ yakımında daha etkili olduğunu göstermiştir. Prof. Dr. Tolga Aydoğ “Egzersize yeni başlayanlar için, egzersiz şiddetini nispeten düşük seçip dinlenmeyi uzun vermek daha iyidir. Örneğin; 30 saniye koşup akabinde 60 saniye yürüyün ve bu seti birden çok kez tekrarlayın” diyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Yüzme</strong></p>
<p>Vücutta neredeyse tüm kas gruplarını aynı anda çalıştırdığı için hızlı kilo verme ve yüksek kalori harcama fırsatı sağlayan yüzme sağlık açısından da son derece yararlıdır. 70 kg bir kişi yarım saatlik yüzmeyle yaklaşık 216 kalori yakar. Yüzme sitiliniz harcanan kaloriyi etkiler. Egzersiz yapmaya yeni başlayanlar için, haftada iki gün, 10-30 dakika arası yüzme ideal olabilir. Zamanla tempo ve süre artırılabilir, el paleti gibi malzemeler ilave edilebilir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Pilates</strong></p>
<p>Pilates kilo vermenin yanı sıra bel ağrısını azaltabilir, duruşu iyileştirir, kuvvetinizi, dengenizi, esnekliğinizi ve genel kondisyon seviyenizi geliştirebilir. Her ne kadar diğer egzersizler kadar kalori yakmasa da birçok kişi bunu eğlenceli bulmakta ve bu da zamanla ona bağlanmayı artırmaktadır. 70 kg bir kişi yarım saatlik başlangıç seviyesinde pilatesle yaklaşık 120, ileri düzeyde bir derste 185 kalori yakar. Egzersize yeni başlayanlar haftada iki-üç gün yapabilir.   </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>İp atlama</strong></p>
<p>İp atlamak kalp ve damarların yanı sıra diz, kalça ve gövde kaslarınızı çalıştırır, denge ve koordinasyonu geliştirir. 70 kg bir kişi yarım saatlik ip atlamada 350 kalori yakar. Egzersiz yapmaya yeni başlayanlar için, haftada iki gün 3-5 dakika ip atlamaya başlamak iyidir. Bu sürede 30-60 saniye ip atlamaya çalışın, akabinde ara verin ve bunu arka arkaya tekrarlayın. Başlangıçta çift ayak, ilerleyen zamanda dönüşümlü olarak tek ayak ip atlama yapabilirsiniz.   </p>
<p> </p>
<p><strong>Kürek </strong></p>
<p>Gövde, sırt, omuz, kol, diz ve kalça kaslarınızı çalıştıran tüm vücudu içine alan çok iyi bir egzersizdir ama temelde bacak kasları daha baskındır. Kilo verme ve kilo kontrolü için ideal bir egzersizdir. 70 kg olan bir kişi yarım saat kürek çekerek 260 kalori yakar. Egzersiz yapmaya yeni başlayanlar için, haftada iki gün 15 dakikalık bir kürek iyidir. Isınmaya ve soğumaya 5’er dakika, gerçek kürek antrenmanına 5 dakika ayırmak iyi olabilir. Bu antrenmanda dakikada 20-22 çekiş yapma hedeflenmelidir. </p>
<p> </p>
<p><strong>Eliptik bisiklet</strong></p>
<p>Eliptik bisiklette bir yandan bacaklar ve gövde, diğer yandan kollarımız ciddi bir şekilde çalışır. Genel olarak; 70 kilo olan bir kişi yarım saatlik eliptik bisiklette 340 kalori yakar. Ayaklar yerle sürekli temasta olduğu için; koşma gibi ayak bileği, diz, kalça ve bel üzerine düşen yüklenme yüksek değildir, dolayısıyla koşuya göre bu eklemler açısından daha güvenlidir. Egzersize yeni başlayanlar için haftada üç-dört gün 20-30 dakika yapmak uygundur.  </p>
<p> </p>
<p><strong>Ağırlık antrenmanı</strong></p>
<p>Ağırlık antrenmanı, kilo vermenin yanı sıra kas kütlesi oluşturup metabolizmayı hızlandırırken vücudun dinlenme sırasında yaktığı enerjiyi artırır. Bu antrenmanda “dambıl”, “kettlebell”, direnç bantları ve kuvvet antrenmanı makineleri kullanılabilir. 70 kg bir kişi, 30 dakikada yaklaşık 108 kalori yakar. Prof. Dr. Tolga Aydoğ “Harcanan enerji daha düşük olsa da araştırmalar; vücudun bu antrenmandan birkaç saat sonra bile kalori yakmaya devam ettiğini göstermiştir. Başlangıçta haftada iki gün idealdir. Eklem sorununuz varsa öncesinde mutlaka doktorunuza danışın” diyor. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yari-surede-daha-etkili-yag-yakimi-icin-402579">Yarı sürede, daha etkili yağ yakımı için!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Isı değişimleri, vücut direncini düşürebiliyor! Vücut ısısının artması protein ve yağ dokularını olumsuz etkiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/isi-degisimleri-vucut-direncini-dusurebiliyor-vucut-isisinin-artmasi-protein-ve-yag-dokularini-olumsuz-etkiliyor-399011</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Aug 2023 14:28:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artması]]></category>
		<category><![CDATA[değişimleri]]></category>
		<category><![CDATA[direncini]]></category>
		<category><![CDATA[dokularını]]></category>
		<category><![CDATA[düşürebiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[etkiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[işi]]></category>
		<category><![CDATA[ısısının]]></category>
		<category><![CDATA[olumsuz]]></category>
		<category><![CDATA[protein]]></category>
		<category><![CDATA[vücut]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=399011</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hava sıcaklıklarının değişken seyretmesinin vücut direncini düşürdüğüne dikkat çeken uzmanlar bu durumun hastalıklara davetiye çıkardığını söylüyor. Ani hava değişikliklerinden etkilenip hasta olmamak için doğru beslenme, yeterli su tüketimi, düzenli uyku ve egzersizin önemine dikkat çeken Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, kapalı ortamların iyi havalandırılması ve uzun süreler klima önünde kalınmaması gerektiğini vurguluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/isi-degisimleri-vucut-direncini-dusurebiliyor-vucut-isisinin-artmasi-protein-ve-yag-dokularini-olumsuz-etkiliyor-399011">Isı değişimleri, vücut direncini düşürebiliyor! Vücut ısısının artması protein ve yağ dokularını olumsuz etkiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hava sıcaklıklarının değişken seyretmesinin vücut direncini düşürdüğüne dikkat çeken uzmanlar bu durumun hastalıklara davetiye çıkardığını söylüyor. Ani hava değişikliklerinden etkilenip hasta olmamak için doğru beslenme, yeterli su tüketimi, düzenli uyku ve egzersizin önemine dikkat çeken Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, kapalı ortamların iyi havalandırılması ve uzun süreler klima önünde kalınmaması gerektiğini vurguluyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, hava değişimlerinin bağışıklık üzerinde nasıl bir etkisi olduğuna dair açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Isı değişimleri, sağlığı tehlikeye atabiliyor</strong></p>
<p>Hava sıcaklıklarının bir gün yüksek bir gün düşük olmasının bu duruma hazırlıksız yakalanan kişilerin sağlığını tehlikeye attığını belirten Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Ani hava değişimleri, insan bünyesinin adaptasyon ve savunma mekanizmasını bozduğundan hastalıklara da davetiye çıkarıyor.” dedi.</p>
<p>Değişen ısıyla birlikte vücut direncinin düşebileceğine dikkat çeken Atamer, mevsim değişikliklerinden etkilenip hasta olmamanın yolunun bilinçli olmaktan geçtiğini vurguladı.</p>
<p><strong>Doğru beslenme, yeterli su tüketimi, düzenli uyku ve egzersiz önemli </strong></p>
<p>Değişken havalarda bağışıklık sistemini güçlendirmek için öncelikle doğru bir beslenme programı benimsenmesi gerektiğinin altını çizen Atamer, “Besin çeşitliliğine önem verilmeli. Beslenmemizde sebze, meyve ve  yeteri kadar protein olmalı. Bol su tüketilmeli. Özellikle sıcak yaz aylarında su tüketimi artırılmalı. Hazır meyve suları, çay, kahve ve asitli içecekler sıvı ihtiyacına cevap vermek için yeterli değildir. Sigara ve alkolden uzak durulmalı. Yaşa ve sağlık durumuna uygun egzersiz yapılmalı. Düzenli ve kaliteli uyku gün boyu zindelik verir. Sabah, öğlen ve akşam saatleri için uygun giyinmeye özen gösterilmeli. Kapalı ortamlar iyi havalandırılmalı. Klima ile serinlemek isterken dikkatli olunmalı. Saatlerce klima önünde kalınmamalı.” uyarılarını yaptı.</p>
<p><strong>Vücut ısısının artması bağışıklık sistemini etkileyebilir</strong></p>
<p>Arı poleni, beta karoten, vitamin kompleksleri ve yeşil çay gibi takviyelerin bağışıklık sistemini güçlendirmek için alınabileceğini dile getiren Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Vücudumuz fonksiyonlarını düzgün yürütebilmek için belirli ısı aralığında çalışmak zorunda. Sıcak havalarda vücut  ısımız artarsa, vücudumuzdaki protein ve yağ dokuları etkilenebilir. Sonuç olarak bu olumsuz etki bağışıklık sistemimize de yansıyabilir.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/isi-degisimleri-vucut-direncini-dusurebiliyor-vucut-isisinin-artmasi-protein-ve-yag-dokularini-olumsuz-etkiliyor-399011">Isı değişimleri, vücut direncini düşürebiliyor! Vücut ısısının artması protein ve yağ dokularını olumsuz etkiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TotalEnergies, dünya devi SANY iş makineleri için Menemen&#8217;de madeni yağ üretimi yapacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/totalenergies-dunya-devi-sany-is-makineleri-icin-menemende-madeni-yag-uretimi-yapacak-380700</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Jun 2023 10:40:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[devi]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[madeni]]></category>
		<category><![CDATA[makineleri]]></category>
		<category><![CDATA[menemende]]></category>
		<category><![CDATA[sany]]></category>
		<category><![CDATA[totalenergies]]></category>
		<category><![CDATA[üretimi]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yapacak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=380700</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de 30 yılı aşkın süredir madeni yağ sektöründe faaliyet gösteren TotalEnergies Turkey Pazarlama, güçlü iş birlikleri ile sektördeki konumunu sağlamlaştırmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/totalenergies-dunya-devi-sany-is-makineleri-icin-menemende-madeni-yag-uretimi-yapacak-380700">TotalEnergies, dünya devi SANY iş makineleri için Menemen&#8217;de madeni yağ üretimi yapacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de 30 yılı aşkın süredir madeni yağ sektöründe faaliyet gösteren TotalEnergies Turkey Pazarlama, güçlü iş birlikleri ile sektördeki konumunu sağlamlaştırmaya devam ediyor. Şirket, 2015 yılından bu yana iş birliği yaptığı Putzmeister Türkiye ile üç yıllık yeni bir sözleşme imzaladı. Yeni sözleşme kapsamında, Putzmeister Makine’nin Türkiye’de satışa sunacağı SANY iş makinelerinin orijinal yağları da TotalEnergies Turkey Pazarlama tarafından İzmir Menemen’de üretilecek.</p>
<p>TotalEnergies Türkiye Genel Müdürü Emre Şanda, Mart 2023 itibarıyla başlayan yeni iş birliğine ilişkin “Putzmeister Türkiye ile iş ortaklığımız büyüyerek devam ediyor. TotalEnergies olarak global arenada uzun yıllardır SANY Orijinal Yağları’nın üretimini yapıyoruz. Putzmeister Türkiye ile yaptığımız yeni anlaşma ile iş birliğimizi Türkiye’ye de taşımış olduk. SANY iş makineleri için SANY Orijinal Yağları’nı İzmir Menemen’deki fabrikamızda üretecek, ülkemizde katma değer yaratacağız. Her ikisi de dünya devi üreticiler olan Putzmeister ve SANY ile daha uzun yıllar iş ortaklığı yapacağımıza inanıyoruz” dedi.</p>
<p>Putzmeister Türkiye Genel Müdürü Ali Rıza Bilgiç de yeni iş birliğinin her iki taraf için hayırlı olmasını diledi. Bilgiç, “Hem ürün kalitesi hem de hizmet standartları açısından birlikte çalışmaktan büyük bir memnuniyet duyduğumuz TotalEnergies ile sekiz yıldır devam eden iş birliğimizi üç yıl daha devam ettirecek olmaktan mutluyuz. Türkiye’de Putzmeister markalı ürünlerimizin yanı sıra SANY Group’un paletli ekskavatör, yol makineleri, telehandler ve maden ekipmanları ürünlerini pazara sunuyoruz. Bundan böyle bu ürünlerde TotalEnergies tarafından üretilen SANY logolu madeni yağlar olacak” diye konuştu.</p>
<p><strong>Türkiye’den dünyaya ihraç ediliyor</strong></p>
<p>Dünyanın en büyük beton pompası üreticisi Almanya merkezli Putzmeister, 2012 yılında dünyanın en büyük iş makineleri üreticilerinden olan SANY Group tarafından satın alınmıştı. Putzmeister Türkiye, 2006 yılından bu yana Tekirdağ Çerkezköy’deki fabrikasında Türkiye ve dünya pazarına üretim yapıyor. TotalEnergies Turkey Pazarlama da 2015 yılından bu yana Putzmeister Türkiye’nin tüm madeni yağ ihtiyacını karşılıyor. İlk dolumu TotalEnergies madeni yağları ile yapılan beton pompası araçları dünyaya sevk ediliyor. Putzmeister Makine’nin Türkiye’de satışa sunacağı SANY logolu orijinal motor yağları, transmisyon yağları ve hidrolik yağlarının üretimi de TotalEnergies tarafından yapılacak. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/totalenergies-dunya-devi-sany-is-makineleri-icin-menemende-madeni-yag-uretimi-yapacak-380700">TotalEnergies, dünya devi SANY iş makineleri için Menemen&#8217;de madeni yağ üretimi yapacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadınlar Gününe Özel Airfryer Ödüllü Atık Yağ Kampanyası Başlıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kadinlar-gunune-ozel-airfryer-odullu-atik-yag-kampanyasi-basliyor-353554</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Mar 2023 11:24:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[airfryer]]></category>
		<category><![CDATA[atık]]></category>
		<category><![CDATA[başlıyor]]></category>
		<category><![CDATA[gününe]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[kampanyası]]></category>
		<category><![CDATA[ödüllü]]></category>
		<category><![CDATA[özel]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=353554</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnegöl Belediyesi, atık yağların uygunsuz şekilde bertaraf edilerek çevre kirliliğine yol açmasını önlemek adına 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü de fırsata çevirerek bir kampanya düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadinlar-gunune-ozel-airfryer-odullu-atik-yag-kampanyasi-basliyor-353554">Kadınlar Gününe Özel Airfryer Ödüllü Atık Yağ Kampanyası Başlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>İnegöl Belediyesi, atık yağların uygunsuz şekilde bertaraf edilerek çevre kirliliğine yol açmasını önlemek adına 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü de fırsata çevirerek bir kampanya düzenledi. “Daha sağlıklı yaşam ve daha temiz çevre için atık yağlarınızı biriktirin” sloganıyla, en çok bitkisel atık yağ getiren 1 kişiye Airfryer hediye edilecek.</b></p>
<p>İnegöl Belediyesi, atıkların kaynağında ayrıştırılması ve geri dönüşüm konusunda hayata geçirdiği farkındalık çalışmaları ile bu alanda önemli kazanımlar elde ediyor. Daha önce atık pil, elektronik atıklar ve tekstil atıkları ile ilgili düzenlenen kampanyalarla vatandaşlarda bilinç oluşturacak adımlar atılırken, bu defa atık yağ için kampanya düzenlendi.</p>
<p><strong>EN FAZLA ATIK YAĞ GETİRENE HEDİYE VERİLECEK</strong></p>
<p>İnegöl Belediyesi’nden yapılan açıklamada, Temizlik İşleri Müdürlüğü ile Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü iş birliğinde “Daha Sağlıklı Yaşam ve Daha Temiz Çevre İçin Atık Yağlarınızı Biriktirin” sloganıyla yeni bir kampanyanın başlayacağı duyuruldu. 06-07 Mart tarihlerinde en fazla bitkisel atık yağ getiren 1 kişiye Airfryer hediye edilecek.</p>
<p><strong>8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜNE ÖZEL KAMPANYA</strong></p>
<p>Bu kampanya aynı zamanda 8 Mart Dünya Kadınlar Gününe özel olarak gerçekleştirilecek. Atık yağlar Merkez Belediye Binasında Basın Yayın Halkla İlişkiler Müdürlüğü tarafından toplanacak. Ancak firmalar kampanyaya katılamayacak. Sadece bireysel katılımlar değerlendirilecek.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadinlar-gunune-ozel-airfryer-odullu-atik-yag-kampanyasi-basliyor-353554">Kadınlar Gününe Özel Airfryer Ödüllü Atık Yağ Kampanyası Başlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
