<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>vuruyor | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/vuruyor/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/vuruyor</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 12 Aug 2025 07:39:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>vuruyor | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/vuruyor</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Aşırı sıcaklar kalbi vuruyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/asiri-sicaklar-kalbi-vuruyor-563046</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Aug 2025 07:39:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[kalbi]]></category>
		<category><![CDATA[sıcaklar]]></category>
		<category><![CDATA[vuruyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=563046</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kavurucu sıcaklar ve yüksek nem nefes aldırmazken, kalp sağlığı açısından ciddi riskler doğuruyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asiri-sicaklar-kalbi-vuruyor-563046">Aşırı sıcaklar kalbi vuruyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kavurucu sıcaklar ve yüksek nem nefes aldırmazken, kalp sağlığı açısından ciddi riskler doğuruyor. Terleme ile birlikte vücudun susuz kalması ve tansiyon dengesizlikleri kalbi zorlarken, yapılan bazı hatalı davranışlar da tehlikeyi artıyor. <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Doğaç Çağlar Gürbüz</strong>, 20 derecenin üzerindeki her 1 derece sıcaklığın, kalp krizi riskini yüzde 2 daha fazla artırdığını belirterek “Aşırı tuzlu, yağlı ve şekerli beslenme alışkanlığı, hareketsizlik, sigara ve stres derken kalp hastalıkları ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer alıyor. Yazın mevsimsel özellikleri ve bazı hatalı davranışlar da günümüzde çocuk yaşlara inen kalp krizine kolaylıkla zemin hazırlıyor. Oysa alınacak bazı basit önlemlerle yazın kalp krizi riskini azaltmak ve kalp sağlığını korumak mümkün” diyor. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Doğaç Çağlar Gürbüz yazın kalp krizi riskini azaltmak için alınabilecek basit ama etkili 7 hayati önlemi ve kaçınılması gereken hataları anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Günde 2,5 litre su için</strong></li>
</ul>
<p>Ülkemizde yaz aylarında kalp krizi görülme sıklığının artmasının önemli nedenlerinden biri, yetersiz su tüketimidir. Sıcak havalarda yetersiz sıvı tüketimi, kanın yoğunlaşmasına yol açarak pıhtı oluşumu ve kalp damar sistemi üzerinde daha fazla yük meydana getirir. Bu nedenle yazın her gün mutlaka 2,5 litre su için. Kafeinli ve alkollü içecekler vücuttan su atımını artırabildiğinden bu içecekleri sınırlayın. </p>
<ul>
<li><strong>Gölgede durun</strong></li>
</ul>
<p>Kardiyoloji Uzmanı Dr. Doğaç Çağlar Gürbüz “Güneşin en yakıcı olduğu saatlerde mümkünse dışarı çıkmayın. Yüksek sıcaklıkta kalp daha fazla çalışmak zorunda kalır, damarlar genişler, vücut sıvı kaybeder, kan yoğunlaşır ve pıhtılaşma riski artar. 20 derecenin üzerindeki her 1 derece sıcaklık artışı, kalp krizi riskini yüzde 2 artırır. Özellikle 65 yaş üstü, kronik hastalığı olanlar, hamileler ve küçük çocuklar çok daha dikkatli olmalıdır. Hafif, pamuklu ve açık renkli giysiler giyilmelidir” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Yoğun aktivitelerden uzak durun</strong></li>
</ul>
<p>Aşırı sıcak havada alışık olunmayan fiziksel hareketlilik, tempolu yürüyüş ve spor kalbi zorlar. Vücudun sıvı dengesi bozulur, su kaybı kalbin daha fazla çalışmasına, dolaşımın zorlanmasına ve kanın yoğunlaşmasına neden olarak kalp krizine zemin hazırlar. Bu nedenle dışarıda mümkün olduğunca gölgede kalmaya, aşırı efordan kaçınmaya ve egzersizi sabah sıcak bastırmadan ya da akşam serinliğinde yapmaya özen gösterin.  </p>
<ul>
<li><strong>Sağlıklı beslenin</strong></li>
</ul>
<p>Kardiyoloji Uzmanı Dr. Doğaç Çağlar Gürbüz “Özellikle aşırı tuzlu, yağlı, kızartılmış yiyecekler, fast-food tarzı besinler, işlenmiş gıdalar, gazlı içecekler ve alkolden uzak durun. Bu tür sağlıksız besinler kalp üzerindeki yükü artırır. Yaz sebzeleri ve meyveleriyle, hafif ve sağlıklı beslenmeye dikkat edin. Enerji içecekleri ve yüksek kafein içeren içecekler de kalp ritmini bozabilir ve özellikle kalp hastalarında ani ölümlere yol açabilir” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>İlaçlarınızı iyi saklayın</strong></li>
</ul>
<p>Dr. Doğaç Çağlar Gürbüz “Bazı tansiyon ilaçlarının etkisi sıcak havada değişebilir, bu da kalp ritmini etkileyebilir. Kalp hastalığı, tansiyon ve diyabet gibi kronik hastalıkları olanların ilaçlarını düzenli almaları, yaz aylarında doktor kontrollerini aksatmamaları ve ilaçlarını serin yerde muhafaza etmeleri, araç içi ya da doğrudan güneş alan yerlerde bırakmamaları önemlidir” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Stresinizi yönetmeyi öğrenin</strong></li>
</ul>
<p>Tatil döneminde özellikle de aşırı sıcaklarda uyku düzeni bozulur, bu da kronik yorgunluk ve stres hormonlarının artmasına neden olarak kalp üzerinde yük oluşturabilir. Bu nedenle stres seviyenizi düşük tutmaya özen gösterin, gerekirse stres yönetimi konusunda uzmana danışın. Uyku kalitenizin artması için uyuduğunuz odanın karanlık ve serin, gürültüsüz olmasına, çok geç yatıp, çok geç kalkmamaya dikkat edin. Dinlenmeye ve rahatlamaya çalışın. </p>
<ul>
<li><strong>Sigaradan uzak durun </strong></li>
</ul>
<p>Kardiyoloji Uzmanı Dr. Doğaç Çağlar Gürbüz “Yapılan sayısız çalışmada; sigara ve tütün ürünlerinin kalbin en büyük düşmanlarından biri olduğu ortaya konulmuştur. Yaz aylarında sosyal ortamlarda sigara, elektronik sigara veya farklı maddelerle tanışma olasılığı artabiliyor. Bu maddeler damarları daraltır, kalp ritmini bozar ve kalp krizi riskini artırır. Bu nedenle sigara, elektronik sigara ve benzeri zararlı maddeleri kullanmayın” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asiri-sicaklar-kalbi-vuruyor-563046">Aşırı sıcaklar kalbi vuruyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Koray GYO, Göktürk&#8217;teki projeleriyle bölgeye damgasını vuruyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/koray-gyo-gokturkteki-projeleriyle-bolgeye-damgasini-vuruyor-552826</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 08:39:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[bölgeye]]></category>
		<category><![CDATA[damgasını]]></category>
		<category><![CDATA[göktürkteki]]></category>
		<category><![CDATA[gyo]]></category>
		<category><![CDATA[koray]]></category>
		<category><![CDATA[projeleriyle]]></category>
		<category><![CDATA[vuruyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=552826</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gayrimenkul sektörünün köklü şirketlerinden Koray GYO, İstanbul’un en çok tercih edilen yaşam alanlarından Göktürk’te geliştirdiği projelerle bölgedeki varlığını güçlendirmeye devam ediyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/koray-gyo-gokturkteki-projeleriyle-bolgeye-damgasini-vuruyor-552826">Koray GYO, Göktürk&#8217;teki projeleriyle bölgeye damgasını vuruyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gayrimenkul sektörünün köklü şirketlerinden Koray GYO, İstanbul’un en çok tercih edilen yaşam alanlarından Göktürk’te geliştirdiği projelerle bölgedeki varlığını güçlendirmeye devam ediyor. Teslim tarihi yaklaşan yeni nesil konut projelerinden tamamlanmış referans işlere kadar uzanan geniş portföyüyle Koray GYO, 70 yıllık deneyimini Göktürk’e yansıtıyor. Koray GYO, yakında başlanacak projeleriyle de, bölgedeki sürdürülebilir varlığını devam ettirecek.</p>
<p>Koray GYO’nun Göktürk’teki yeni kuşak projeleri arasında yer alan <strong>Koray Liberté</strong>, <strong>Koray Liberté</strong><strong> II. Etap,</strong><strong> Koray Upland</strong> ve <strong>İstanbul İstanbul 3. Faz</strong>, mimarisi, sosyal donatıları ve doğayla uyumlu tasarımlarıyla dikkat çekiyor. Yakın dönemde teslim edilmesi planlanan bu projeler, bölgenin artan nitelikli konut ihtiyacına yanıt veriyor. Şirketin güçlü finansal altyapısı ve zamanında teslim konusundaki istikrarlı performansı, projelere olan ilgiyi daha da artırıyor.</p>
<p><strong>Koray Liberte, Temmuz itibariyle teslim edilmeye başlandı</strong></p>
<p>İstanbul’un hızla gelişen ve prestijli bölgelerinden biri olan Göktürk’te yükselen Koray Liberte, doğayla iç içe, modern ve konforlu bir yaşam alanı sunma hedefiyle dikkat çekiyor. Toplamda 22.119 metrekarelik alana yayılan projede, tek blokta 118 konut ve 8 ticari alan yer alıyor. Proje, farklı yaşam tarzlarına hitap edebilmek için 1+1, 2+1 ve 3+1 daire seçenekleri sunarken, özellikle bahçe katlarındaki özel kullanım alanları ve geniş balkonlar yaşam konforunu artırıyor. </p>
<p><strong>90 konuttan oluşan 2. etapta inşaat başladı</strong></p>
<p>Başarılı ilk etabın ardından Koray GYO, Koray Liberte II. Etap ile bölgedeki varlığını sürdürüyor. Toplam 90 konuttan oluşan bu etapta, 79 adet 1+1, 10 adet 2+1 ve 1 adet 3+1 daire bulunuyor. Toplam inşaat alanı yaklaşık 10.000 m², satılabilir alan ise 7.225 m² olarak planlandı. II. Etap, birinci etapla entegre bir yapıda tasarlandığı için, bu etaptaki konut sahipleri de I. Etap’taki sosyal imkanlardan faydalanabilecek. İnşaatına başlanan projenin en geç iki yıl içinde tamamlanması hedefleniyor.</p>
<p><strong>Koray Upland: Şehir ve doğa arasında bir denge sunuyor</strong></p>
<p>Koray GYO’nun Göktürk’te hayata geçirdiği bir diğer önemli proje olan Koray Upland ise doğanın huzurunu şehir yaşamının dinamizmiyle bir araya getiriyor. Göktürk’ün en yüksek noktasında, 20.000 m²’yi aşan bir alanda yer alan proje; az katlı mimarisi ve panoramik manzaralarıyla ayrıcalıklı bir yaşam sunuyor. Belgrad Ormanları’na komşu olan Koray Upland, Göktürk Göleti ve Tabiat Parkı’na ise yalnızca birkaç dakika mesafede. Bu konum sayesinde doğa yürüyüşleri ve açık hava aktiviteleri günlük yaşamın bir parçası haline geliyor. Aynı zamanda Maslak gibi merkezi iş alanlarına olan yakınlığı sayesinde şehir hayatına da kolay erişim sağlanıyor.</p>
<p>Çağdaş bir mimari anlayışla tasarlanan projede 1+1’den 4+1’e kadar farklı tiplerde toplam 187 konut ve 8 ticari ünite yer alıyor. Daire büyüklükleri 110 metrekare ile 436 metrekare arasında değişiyor. Bazı dairelerde özel bahçe ve geniş teras alanları bulunuyor. Bu çeşitlilik, farklı yaşam tarzlarına uygun esnek çözümler sunuyor. Koray Upland, yalnızca bir konut projesi değil; doğayla iç içe, modern şehir yaşamının tüm olanaklarını bir araya getiren bütünsel bir yaşam deneyimi vadediyor.</p>
<p><strong>Yalnızca proje değil, sürdürülebilir bir yaşam kültürü inşa ediyor</strong></p>
<p>Koray GYO’nun Göktürk bölgesinde bugüne dek hayata geçirdiği İstanbul İstanbul, İstanbul Bis ve İstanbul Zen projeleri; modern yaşamı doğayla buluşturan yaklaşımlarıyla bölgenin dönüşümünde öncü rol oynadı. Grup bünyesinde, Koray Yapı tarafından geliştirilen Bianco projesi ise aynı vizyonun devamı olarak, Göktürk’ün yaşam kalitesine değer katan örneklerden biri oldu. Bölgeyle kurulan güçlü bağ, Koray GYO’nun Göktürk’ü stratejik bir merkez olarak konumlandırdığını net biçimde ortaya koyuyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/koray-gyo-gokturkteki-projeleriyle-bolgeye-damgasini-vuruyor-552826">Koray GYO, Göktürk&#8217;teki projeleriyle bölgeye damgasını vuruyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bayramda Şeker Göze Vuruyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bayramda-seker-goze-vuruyor-541826</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Jun 2025 09:30:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bayramda]]></category>
		<category><![CDATA[göze]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[vuruyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=541826</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzmanlar, özellikle tüketiminin arttığı bayram döneminde şekerin gözler üzerinde oluşturabileceği olumsuz etkilere dikkat çekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayramda-seker-goze-vuruyor-541826">Bayramda Şeker Göze Vuruyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, özellikle tüketiminin arttığı bayram döneminde şekerin gözler üzerinde oluşturabileceği olumsuz etkilere dikkat çekiyor. Özellikle diyabet hastalarının, bu dönemde fazla şeker tüketimi yüzünden diyabetik retinopati riski taşıdığının altını çizen Op. Dr. Fevzi Akkan, “Özellikle hali hazırda diyabeti olan kişiler, bayram döneminde şeker tüketimini kontrol altında tutmalılar. Bayram süresince normal seviyelerin üzerinde gerçekleşen şeker tüketimi sebebiyle, gözlerde diyabetik retinopati oluşma riski ciddi olarak artış gösterebilir. Dünyada körlüğe sebep olan bir numaralı rahatsızlık olan diyabetik retinopatiye, özellikle diyabet hastaları ve gizli diyabet şüphesi bulunan kişilerin özellikle dikkat etmesi gerekiyor. Rahatsızlığın oluşmasındaki en temel faktör, kontrol altına alınamayan diyabettir. Kan şekerinin yüksek olması veya yüksek tansiyon, kan akışınızın artmasına sebep olur. Aynı zamanda, yüksek kolesterol ve gebelik dönemleri de diyabetik retinopati oluşması için uygun koşulları sağladığı için bu grupların da düzenli şekilde göz muayenelerini yaptırmalarını tavsiye ediyoruz” dedi.</p>
<p><strong>Diyabet hastaları için göz dibi muayenesi şart!</strong></p>
<p>Hastalığın tanısı için bir göz doktoru tarafından gerçekleştirilecek göz dibi muayenesi yapılması gerektiğini belirten Op. Dr. Akkan, “Özellikle diyabet hastaları ve risk grubunda bulunan kişilerin, yılda en az bir defa detaylı göz muayenelerinin gerçekleştirilmesi gerekiyor. Hastalığın tanısı ne kadar erken yapılırsa, tedavinin etkili olma şansı da o kadar yüksek olur. Teşhisin konulmasının ardından, hızlıca tedaviye başlanarak görme kaybının engellenmesi ve var olan görme seviyelerinin muhafaza edilmesi amaçlanır. Tedavide geç kalınması, 1-2 yıl içerisinde körlüğe varabilecek ciddi sonuçların doğmasına yol açabilir. Tüm bu nedenlerden ötürü, bayram süresince şeker tüketimine dikkat edilmesini ve halihazırda diyabet hastası olanların kontrollerini kesinlikle aksatmamasını tavsiye ediyoruz” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayramda-seker-goze-vuruyor-541826">Bayramda Şeker Göze Vuruyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alzheimer yaşlı hastalığı değil, gençleri de vuruyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/alzheimer-yasli-hastaligi-degil-gencleri-de-vuruyor-416827</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Oct 2023 01:24:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alzheimer]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[gençleri]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[vuruyor]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=416827</guid>

					<description><![CDATA[<p>Genetik araştırmaların genç Alzheimer konusunu gündeme getirdiğini dile getiren Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. A. Oğuz Tanrıdağ, 19 yaşındaki bir insanın Alzheimer hastalığına yakalanmasının hiç de sürpriz olmadığını, sahip olunan genetiğin buna neden olabildiğini söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alzheimer-yasli-hastaligi-degil-gencleri-de-vuruyor-416827">Alzheimer yaşlı hastalığı değil, gençleri de vuruyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Genetik araştırmaların genç Alzheimer konusunu gündeme getirdiğini dile getiren Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. A. Oğuz Tanrıdağ, 19 yaşındaki bir insanın Alzheimer hastalığına yakalanmasının hiç de sürpriz olmadığını, sahip olunan genetiğin buna neden olabildiğini söyledi.</strong></p>
<p><strong>Prof. Dr. Tanrıdağ: “19 yaşındaki bir insanın Alzheimer’a yakalanması büyük bir ihtimalle genetik olarak ailesinden gelen bir risk olduğunu gösterir.”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. A. Oğuz Tanrıdağ, Alzheimer hastalığı hakkında bilgi vererek, hastalığın genç yaşta görülebildiğini, bir yaşlı hastalığı olmadığını söyledi.</p>
<p>Çin&#8217;deki bir hafıza kliniğindeki nörologların, 19 yaşındaki bir genç erkeğe Alzheimer hastalığı teşhisi koyduğunu hatırlatan Prof. Dr. Tanrıdağ, “Burada da önyargı var, bazı bilim insanları şaşırdılar çünkü yeteri kadar konu ile ilgili değiller. Yoksa Alzheimer hastalığı ile ilgili detaylı bir bilgiye sahip olan insanlar her zaman için genç vakaların olduğunu bilmektedir.” dedi.</p>
<p>Alzheimer’ın eskiden beri belli bir yaştan sonra karşılaşılan bir hastalık olarak değerlendirildiğini aslında bunun da hastalığın tarihçesiyle uygun olmadığını çünkü Alzheimer hastalığının 1906 yılında 55 yaşında bir insanda tanımlandığını anlatan Prof. Dr. Tanrıdağ, şöyle devam etti:</p>
<p>“Alzheimer yaşlılık hastalığı olarak tanımlanmamıştır. Alzheimer’ın yaşlılık hastalığı olarak tanımlanması çok sonraki yıllarda ortalama yaşam süresinin artmasıyla, yaşam beklentisinin artmasıyla karşılaşan vakaların artmasıyla oluşmuştur yoksa Alzheimer orijinal olarak tanımlandığı zaman yaşlılık hastalığı olarak tanımlanmamıştır.”</p>
<p><strong>19 yaşındaki bir insanın Alzheimer hastalığına yakalanması sürpriz değil</strong></p>
<p>Alzheimer’ın 40’ lı yaşların altında sık görülmediğine işaret eden Prof. Dr. Tanrıdağ, şunları kaydetti:</p>
<p>“Ama bu görülmüyor anlamına gelmez. Yaş meselesi bazı konulardaki bilgilerin ilerlemesiyle gerçekleşmiştir. Bunlardan bir tanesi genetik araştırmalardır. Genetik araştırmalar ile Alzheimer’ın ailesel formlarının olduğu tanımlanmıştır ve ondan sonra genç Alzheimer konusu gündeme gelmiştir. Buna karşılık çocuk gelişim bozuklukları ile ilgili gelişmeler oldukça, hatta doğumdan sonraki ilk aylarda bile Alzheimer patolojisi söz konusu olabilmektedir, bunun örneği Down Sendromudur. Çünkü Down Sendromu olan çocuklar yaşadıkları takdirde 30-35 yaşları civarında, beyinlerinde Alzheimer patolojisi ortaya çıkmaktadır. 19 yaşındaki bir insanın Alzheimer hastalığına yakalanması hiç de sürpriz değildir. Sahip olduğunuz genetik ve popülasyon çalışmalarıyla mümkündür ve bu 19 yaşındaki bir insanın Alzheimer’a yakalanması büyük bir ihtimalle genetik olarak ailesinden gelen bir risk olduğunu gösterir. Bazı kromozomların aileden kendisine devredildiğini ve dolayısıyla erken yaşlarda ortaya çıktığını göstermektedir. 19 yaşında bir Alzheimer’dan söz ediyorsak Dr. Alzheimer’ın tanımladığı hastalıktan söz ediyoruzdur demektir çünkü Nöropatolojik bulgular hiç değişmemiştir.”</p>
<p><strong>Alzheimer ne kadar erken ortaya çıkıyorsa o kadar hızlı ve agresif ilerleyen bir hastalıktır</strong></p>
<p>Prof. Dr. A. Oğuz Tanrıdağ, kural olarak Alzheimer hastalığı ne kadar erken ortaya çıkıyorsa o kadar hızlı ve agresif ilerleyen bir hastalık olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:</p>
<p>“Hastalığın yavaş ilerlemesi çok ileri yaşlarda görüldüğü zaman söz konusu olmaktadır. Bunun da nedeni genç yaşlardaki Alzheimer vakalarından 3 tane kromozom sorumlu olduğu halde ileriki yaşlardaki Alzheimer’dan tek bir kromozomun sorumlu olmasıdır. Dolaysıyla genetik yük genç vakalarda daha fazladır genetik yük daha fazla olduğu için hastalığın ilerlemesi ve kapsamı diğer vakalardan daha geniş çaplı olmaktadır.”</p>
<p><strong>Alzheimer hastalığının ne genç ne yaşlı insanlar için hiçbir tedavisi yok</strong></p>
<p>Nöroloji uzmanı Prof. Dr. A. Oğuz Tanrıdağ, hastalığın hiçbir tedavisi olmadığını kaydederek, “Alzheimer hastalığının genç ve yaşlı insanlar için en son çıkan ilacının 24 yaşında olduğunu hatırlatmak isterim. Son 24 yıldır yeni bir Alzheimer ilacı ortaya çıkmamıştır. 20 yılda Alzheimer’ın beyindeki protein birikintilerini temizlemek amaçlı aşılar imal edilmiştir bu aşılar da ölümlere yol açması sebebiyle araştırmanın belli bir aşamasında geri çekilmiştir ve şu anda yeni bir ilaç yoktur.” diye anlattı.</p>
<p><strong>Gençlerde genetik etki daha fazla</strong></p>
<p>Hastalıkta yaş gençleştikçe genetik etkinin daha fazla olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Tanrıdağ, şunları ifade etti:</p>
<p>“Son 30 yıl içinde risk faktörlerinden yaşlılık 2. ve 3. sebebe düşmüştür, genetik etki 1. sebebe çıkmıştır. Nereden bakarsanız bakın özellikle orta yaş ve genç yaş hastalarda genetik etki, familyan etki, kromozomların görevini yanlış yapması bir numaralı risk faktörüdür.”</p>
<p>Alzheimer’ın sadece genetik olarak aktarılmadığına işaret eden Prof. Dr. Tanrıdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Bazı insanlarda da genetik mutasyon dediğimiz kişinin genleri ile ilgili ortaya çıkmaktadır, ailesinde olsun veya olmasın. İleri yaşlardaki insanlardaki genetik etki yavaşlıyor ve kromozom19 dediğimiz Apolipoprotein i kromozom aslında Alzheimer kromozomundan daha çok damar kromozomu. Dolaysıyla damar sağlığını bozarak Alzheimer’a daha kolay yol açıyor yani genetik etki her yaşta var gençlerden daha fazla var.”</p>
<p><strong>Erken tanı için beyin check-up’ı önemli</strong></p>
<p>Erken tanının önemine vurgu yapan Prof. Dr. A. Oğuz Tanrıdağ, “Erken tanı için bizim gibi beyin check-up’ın yapıldığı kurumlara ve bilinçli, bilgili doktorlara bir an önce başvurmak öncelikle bir numaralı olarak yapılması gereken etken bu” diye uyardı.</p>
<p>Prof. Dr. Tanrıdağ, Alzheimer’da bilinçsiz yaklaşımlar nedeniyle hastalığın orta ve ileri evrelere geldiğinde tanı imkanı olduğunu dile getirerek, bunun da var olan tedavi şansının kaybedilmesi anlamına geldiğini, erken tanı konan hastalarda beyindeki Asetilkolin çevrimini teşvik eden unutkanlığı biraz yavaşlatan tedavi forumlarının daha etkili olduğunu ifade etti.</p>
<p>İlaç tedavisinin ömür boyu kullanması gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Tanrıdağ, genç yaşlarda patolojik olarak veya genetik olarak Alzheimer tanısı konmuş olanların da ömür boyu yavaşlatıcı tedaviyi uygulaması gerektiğini belirtti.</p>
<p><strong>Kronik depresyon Alzheimer’e zemin hazırlıyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tanrıdağ, depresyonun 3 misli daha fazla riski attırdığını ve kronik depresyonun da  Alzheimer’a zemin hazırlayan çok önemli bir etken olduğunu kaydederek, şöyle devam etti:</p>
<p>“Down Sendromu Nörogelişimsel bir bozukluktur ve kromozom 21 ile ilgili bir bozukluktur iki ayağı yerine üç ayağı olan kromozom 21 aynı zamanda genç, erken başlayan Alzheimer’ın kromozomudur dolaysıyla Down Sendromuyla erken başlangıçtaki Alzheimer’ın kromozomal ortaklığı var.”</p>
<p><strong>Genç yaşta başlayan Alzheimer ile geç yaşta başlayan Alzheimer belirtileri birbirinden farklı</strong></p>
<p>Genç yaşta başlayan Alzheimer ile geç yaşta başlayan Alzheimer belirtileri birbirinden farklı olduğuna da dikkati çeken Prof. Dr. Tanrıdağ, “Genç başlangıçta Alzheimer’ın belirtileri o yaşta kolektif olarak beyin gücü nispeten yaştan dolayı daha çok korunmuş olduğu için genellikle psikiyatrik olarak ortaya çıkar ve gündelik yaşam aktivitelerin yeteri kadar yapılamaması, depresyon gibi etkenler ile ortaya çıkabilir. Ne zaman kolektif zayıflama ve yaşlanma eklenir unutkanlık ön plana çıkmaktadır.” dedi.</p>
<p>Alzheimer başlangıcı olan insanların unuttuğunu unuttuğunu dile getiren Prof. Dr. Tanrıdağ, “Böyle bir şey söz konusu olduğu zaman yeniden hatırlayan insanlarda veya öğrenme kadar doğal bir şekilde unutan beyninde, zihninde yer açma amacıyla dikkatini başka tarafa çevirmiş insanlara da boşu boşuna Alzheimer sorgulaması doğru değildir.” dedi.</p>
<p><strong>Alzheimer öldürücü bir hastalık değil</strong></p>
<p>Alzheimer hastalığının kendi başına öldürücü bir hastalık olmadığını da ifade eden Prof. Dr. Tanrıdağ, “Süründürücü bir hastalıktır, genel anlamda gündelik yaşam aktivitelerini etkileyen, kişinin bağımsızlığını etkileyen bir hastalıktır ama araya bir inme, başka bir beyin hastalığı, kalça kırığı, yaşlılık girerse daha fazla kayıp sayısı artmaktadır.” diye anlattı.</p>
<p><strong>Genç insanlar söz konusu olduğunda nörologlara iş düşüyor</strong></p>
<p>Erken başlangıç Alzheimer hastalığının dikkat eksikliği, depresyon veya psikiyatrik bir rahatsızlık gibi ortaya çıktığını dile getiren Prof. Dr. Tanrıdağ, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Genç yaşlarda Alzheimer’ın düşünülmemesi çok doğaldır psikiyatrisin yapacağı iş daha çok Alzheimer dışında psikiyatrik bir sendrom var mı, yok mu onu sorgulaması gerekir. Asıl nörologlara iş düşmektedir. Genç insanlar geldiği zaman nörologların çoğu ‘sende bir şey yok’, ‘bu yaşta olmaz’ diyerek hastalığı geri çevirmektedirler, bu yanlış daha çok nöroloji tarafında ortaya çıkmaktadır. </p>
<p>Alzheimer hastalığı meselesi değil beyine bağlı zihin hastalıkları ile ilgili farkındalık, bilinç başta tıp mensupları olmak üzere çok derece sınırlıdır azdır ve yanlış yönelimlidir.  40 yıldır kronik depresyon tanısı almış sonra unuttuğunu unutan bir hasta haline dönüşmüş bir kişide Alzheimer mutlak sürede sorgulanmalıdır.”</p>
<p>Prof. Dr. A Oğuz Tanrıdağ, ‘Alzheimer’dan Korkma Geç Kalmaktan Korkma’ adlı kitabına atıfta bulunarak, kitabını tavsiye ederek, “Okusunlar, Alzheimer ile normal yaşlanma arasındaki farkı anlasınlar şüphelendikleri zaman ilgili bir doktora götürsünler hastalarını” dedi</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alzheimer-yasli-hastaligi-degil-gencleri-de-vuruyor-416827">Alzheimer yaşlı hastalığı değil, gençleri de vuruyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
