<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>vücut | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/vucut/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/vucut</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 02 Mar 2026 08:09:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>vücut | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/vucut</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>MWC 2026&#8217;da yapay zeka, HONOR robotlarıyla vücut buluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mwc-2026da-yapay-zeka-honor-robotlariyla-vucut-buluyor-616828</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2026 08:09:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[2026]]></category>
		<category><![CDATA[Akıllı Telefon]]></category>
		<category><![CDATA[cihaz]]></category>
		<category><![CDATA[ekran]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[honor]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[katlanabilir]]></category>
		<category><![CDATA[kullanıcı]]></category>
		<category><![CDATA[mwc]]></category>
		<category><![CDATA[robot]]></category>
		<category><![CDATA[robotlarıyla]]></category>
		<category><![CDATA[vücut]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616828</guid>

					<description><![CDATA[<p>HONOR, Mobil Dünya Kongresi (MWC) 2026 kapsamında Artırılmış İnsan Zekası vizyonunu öteye taşıyarak yapay zekanın dijital sınırlardan çıkıp fiziksel dünyada vücut bulduğu yeni bir dönemi başlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mwc-2026da-yapay-zeka-honor-robotlariyla-vucut-buluyor-616828">MWC 2026&#8217;da yapay zeka, HONOR robotlarıyla vücut buluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>HONOR, Mobil Dünya Kongresi (MWC) 2026 kapsamında Artırılmış İnsan Zekası vizyonunu öteye taşıyarak yapay zekanın dijital sınırlardan çıkıp fiziksel dünyada vücut bulduğu yeni bir dönemi başlattı. ALPHA PLAN stratejisinin meyvesi olan bu yeni ekosistem; hareket kabiliyeti kazanan cihazlar, ultra ince mühendislik ve insan odaklı zekayı aynı çatı altında buluşturuyor.</p>
<p>HONOR, ALPHA PLAN’i üç bağlantılı temel üzerinden hızlandırdı: Alpha Phone, Alpha Store ve Alpha Lab. HONOR’un insan odaklı yapay zekâya yönelik uzun vadeli taahhüdü üzerine inşa edilen bu yaklaşım doğrultusunda, somutlaşmış zekâya yönelik cesur bir keşif ve geleceğin yapay zekâ cihazlarının hareket ve mekânsal farkındalığı nasıl entegre edebileceğini yeniden tasarlayan yeni bir akıllı telefon türü olarak konumlanan Robot Phone’un ön gösterimini gerçekleştirildi.</p>
<p>Bu fütüristik inovasyonun yanı sıra HONOR, katlanabilir inovasyonunun zirvesini temsil eden Magic V6’yı tanıttı. Magic V6; çığır açan silikon-karbon batarya teknolojisi, gelişmiş ekran mühendisliği ve yapay zekâ destekli üretkenlik özelliklerini, bugüne kadarki en rafine katlanabilir tasarımıyla bir araya getiriyor. Yeni ekosistem cihazları HONOR MagicPad 4 ve MagicBook Pro 14 ile birlikte yapılan bu duyurular, HONOR’un akıllı donanım ve yazılımı gerçek insan ihtiyaçları etrafında entegre etme yol haritasını güçlendiriyor.</p>
<p>“Geçtiğimiz yıl MWC’de, küresel ölçekte lider bir yapay zekâ cihaz ekosistemi şirketine dönüşümümüzü simgeleyen HONOR ALPHA PLAN’i duyurduk” diyen HONOR CEO’su James Li şöyle konuştu: “İnsan odaklı inovasyon yol gösterici ilkemizdir. Yapay zekânın bir sonraki aşamasının, yetkinliği empatiyle birleştirmesi gerektiğine; IQ ile EQ’yu bir araya getirerek kişisel, evrensel ve uç zekâyı Artırılmış İnsan Zekâsı aracılığıyla bütünleştirmesi gerektiğine inanıyoruz. ALPHA PLAN kapsamında Alpha Phone ile yapay zekâ cihazları için yeni bir paradigma keşfediyor, Alpha Store ile yeni bir yapay zekâ cihaz ekosistemi inşa ediyor ve Alpha Lab ile en ileri araştırmaları gerçek dünyadaki kullanıcı deneyimine dönüştürüyoruz. Artırılmış İnsan Zekâsı, bu yolculuğun her aşamasına entegre edildi.”</p>
<p>HONOR Robot Phone’a yakından bakın: Akıllı telefonun yeni bir türü</p>
<p>Robot Phone, yapay zekâ etkileşimini gelişmiş hareket kabiliyeti ve sinematik görüntüleme yetenekleriyle birleştiren yeni bir akıllı telefon konsepti olarak tanıtıldı. Yalnızca ekran ve sesli komutlarla sınırlı kalmayan bu yaklaşım, HONOR’un yapay zekâyı cihazın kamera, sensör ve hareket kabiliyetleriyle daha fiziksel ve dinamik bir kullanıcı deneyimine dönüştürme vizyonunu ortaya koyuyor.</p>
<p>Statik bir akıllı telefonun sunabileceklerinin ötesine geçen Robot Phone, günlük teknoloji deneyimine daha insani ve daha ifade odaklı bir etkileşim katıyor ve perspektifini gerçek zamanlı olarak ayarlayabiliyor. Çok modlu algılama yeteneği sayesinde sesleri tanımlayabiliyor, hareketi takip edebiliyor ve görsel farkındalığını koruyabiliyor; böylece daha doğal, duyusal ve sezgisel bir etkileşim modeli oluşturuyor.</p>
<p>Robot Phone, robot düzeyinde hareket kontrolü sayesinde kullanıcıyı takip eden her açıdan yapay zekâ destekli video görüşmelerini  destekliyor.</p>
<p>Başını sallıyor, ritme göre dans ediyor</p>
<p>Ayrıca, anlamlı baş sallama ve baş hareketleri gibi duygusal beden dili tepkileri verebiliyor; hatta müziğin ritmine göre dans edebiliyor. Böylece akıllı telefon deneyimine eğlenceli ve canlı bir etkileşim boyutu kazandırıyor.</p>
<p>Bir robotu akıllı telefonun içine entegre etmek; alan, dayanıklılık ve ağırlığın mikroskobik ölçekte yeniden düşünülmesini gerektirdi. HONOR, katlanabilir cihazlar için geliştirdiği yüksek performanslı malzemeleri ve güvenilirlik mühendisliği birikimini Robot Phone’un tasarım sürecine uygulayarak, olağanüstü kompaktlık ve dayanıklılık için tasarlanmış, kendi geliştirdiği bir mikro motoru hayata geçirdi.</p>
<p>Motor boyutunun önemli ölçüde küçültülmesi sayesinde HONOR, telefonun içine ultra kompakt bir 4DoF gimbal sistemi entegre etmeyi başardı ve böylece robot düzeyinde somutlaşmış hareket kontrolü için gerekli donanımsal temeli oluşturdu.</p>
<p>Bu mekanik mimari, üç eksenli bir gimbal stabilizasyon sistemini destekleyerek dinamik ortamlarda dahi akıcı ve hassas hareket kabiliyeti sunuyor. Super Steady Video modu, yüksek hareket içeren senaryolarda stabiliteyi artırırken; AI Object Tracking (Yapay Zekâ Destekli Nesne Takibi), Robot Phone’un nesneleri gerçek zamanlı olarak akıllı biçimde takip etmesini sağlar.</p>
<p>AI SpinShot ise yaratıcı kontrolü bir adım ileri taşıyarak, tek elle çekim sırasında dahi akıcı ve sinematik geçişler için akıllı 90° ve 180° dönüş hareketlerini destekliyor. </p>
<p>200MP sensör ve stabilize gimbal kamera sistemi etrafında tasarlanan Robot Phone, kullanıcıların anları yakalamanın ötesine geçerek hayat hikâyelerini kaydetmelerine yardımcı olmak üzere geliştirildi.</p>
<p>Stabilizasyon, akıllı takip ve sinematik kamera hareketleri sayesinde akıllı telefon videoları ile profesyonel görünümlü hikâye anlatımı arasındaki farkı azaltmayı hedefliyor.</p>
<p>Bu yetenekler bir araya geldiğinde, somutlaşmış yapay zekânın yeni yakalama ve etkileşim biçimlerinin önünü nasıl açabileceğini ortaya koyuyor ve Robot Phone’u HONOR’un daha akıllı ve daha uyarlanabilir cihazlara doğru evriminde belirleyici bir adım olarak konumlandırıyor.</p>
<p>HONOR, ALPHA PLAN’i ilerletmeye devam ederken Robot Phone, somutlaşmış zekânın mobil teknolojinin bir sonraki neslini nasıl şekillendirebileceğine dair güçlü bir ön izleme sunuyor.</p>
<p>HONOR Magic V6: Katlanabilir sınıfta yeni bir referans noktası</p>
<p>Robot Phone somutlaşmış zekânın geleceğini keşfederken, Magic V6 amiral gemisi katlanabilir inovasyonun en ileri noktasını temsil ediyor.</p>
<p>HONOR’un katlanabilir tasarımdaki liderliği üzerine inşa edilen Magic V6; dayanıklılık, performans ve akıllı üretkenlik odağında mühendisliği yapılmış bir cihaz sunuyor. Ultra ince 8,75 mm[1] kapalı profilini güçlendirilmiş yapısal bütünlük ve gelişmiş menteşe mimarisiyle birleştiren Magic V6, olağanüstü inceliğini korurken uzun vadeli güvenilirlik için tasarlandı.</p>
<p>Cihaz, suya ve toza dayanıklılık konusunda IP68 ve IP69[2] sertifikalarına sahip ve günlük kullanım koşullarında dayanıklılığını pekiştiriyor. Bu ultra ince katlanabilir tasarımın içine HONOR, yeni nesil silikon-karbon batarya teknolojisini entegre ediyor.</p>
<p>ATL ile gerçekleştirilen iş birliği sayesinde Magic V6, HONOR’un beşinci nesil silikon-karbon malzemesine kavuşarak incelik ile yüksek enerji yoğunluğu arasındaki dengeyi kurma zorluğunu aşmayı başarıyor.</p>
<p>7.000 mAh dönemine yeni bir sıçrama eşiği</p>
<p>Bu inovasyon, HONOR Magic V6’nın sektörde bir ilki gerçekleştirerek %25 silikon içeriğine ulaşmasını sağlıyor ve ultra ince katlanabilir tasarım içinde daha yüksek enerji yoğunluğunu mümkün kılıyor. Sonuç olarak, pazardaki en ince katlanabilir cihazlardan birinde konumlandırılan 6.660 mAh batarya[3], tasarımdan ödün vermeden segmentte dayanıklılık beklentilerini yeniden tanımlıyor.</p>
<p>MWC 2026 kapsamında HONOR, %32 silikon içeriği ve 900+ Wh/L enerji yoğunluğuna sahip, tamamen yeni HONOR silikon-karbon bıçak batarya ile yeni nesil batarya inovasyonunu da sergiledi.</p>
<p>Katlanabilir cihazların 7.000 mAh dönemine geçişini mümkün kılmak üzere tasarlanan bu teknoloji, ultra ince ve ultra yüksek enerji yoğunluklu batarya teknolojisinde yeni bir sıçramaya işaret ediyor.</p>
<p>Magic V6, katlanabilir ekran inovasyonunda da yeni bir referans noktası belirliyor. Dışta 6,52 inç, açıldığında ise 7,95 inç[4] ölçülerindeki çift amiral gemisi LTPO 2.0 ekranları; uyarlanabilir 1–120Hz yenileme hızı ve HDR içerikler için sırasıyla 6.000 nit ve 5.000 nit’e kadar tepe parlaklık sunuyor.</p>
<p>Katlanma izi yüzde 44 azaltıldı</p>
<p>İç ekran, SGS Azaltılmış Kırışıklık sertifikasına sahip ultra ince esnek camla donatılırken, bir önceki nesle kıyasla katlanma izi derinliğinde %44’e varan iyileşme sunuyor. Bu sayede daha düz ve sürükleyici bir görüntü deneyimi sağlanıyor. Silikon nitrür bazlı yansıma önleyici katman, ekran yansımalarını %1,5 seviyesine kadar azaltırken; gelişmiş 4.320Hz PWM dimming[5] ve AI Göz Koruyucu Defokus Teknolojisi uzun süreli kullanımda göz konforunu destekliyor.</p>
<p>Tüm bu yenilikler bir araya geldiğinde Magic V6, günlük kullanımda daha rafine, dayanıklı ve konforlu bir deneyim sunmayı hedefliyor. Geniş açılan ekranıyla yapay zekâ destekli üretkenlik özellikleri; çoklu görev, içerik üretimi ve iletişim süreçlerini optimize ederken, farklı cihazlar arasında hızlı dosya paylaşımı ve kesintisiz etkileşim gibi özellikler kullanıcı esnekliğini artırıyor.</p>
<p>Snapdragon 8 Elite Gen 5[6] platformuyla güçlendirilen ilk katlanabilir telefon olan Magic V6, gelişmiş buhar odası (vapor chamber) soğutma sistemi sayesinde uzun süreli performans ve yüksek verim sunmak üzere tasarlandı. Bu yapı; oyun, çoklu görev ve yoğun kullanım senaryolarında akıcı bir deneyim sağlarken, yapay zekâ çağının ihtiyaçlarına uygun güçlü bir katlanabilir performans ortaya koyuyor.</p>
<p>Amiral gemisi seviyesinde performans: MagicPad 4 ve MagicBook Pro 14</p>
<p>Yapay zekâ destekli ürün portföyünü akıllı telefonların ötesine taşıyan HONOR, MWC 2026 kapsamında ekosistemine yeni tableti MagicPad 4 ve dizüstü modeli MagicBook Pro 14’ü ekledi.</p>
<p>Snapdragon 8 Gen 5 mobil platformuyla güçlendirilen HONOR MagicPad 4, yalnızca 4,8 mm inceliğindeki ultra ince tasarımına rağmen amiral gemisi seviyesinde performans sunuyor. Segment lideri 3K OLED ekranı ve 165Hz yenileme hızıyla öne çıkan cihaz, yapay zekâ destekli çoklu görev araçları sayesinde 12,3 inç ekran üzerinde akıcı bir üretkenlik ve içerik oluşturma deneyimi sağlamak üzere tasarlandı.</p>
<p>Magic V6’da olduğu gibi MagicPad 4; akıllı telefonlar, bilgisayarlar ve farklı işletim sistemleriyle hızlı dosya paylaşımı, ekran yansıtma ve kesintisiz etkileşim gibi özelliklerle öne çıkıyor. Bu sayede kullanıcılar, cihazlar arasında kolayca geçiş yaparak daha esnek ve verimli bir çalışma deneyimi elde edebiliyor.</p>
<p>OpenClaw çalıştıran tablet</p>
<p>Ayrıca, Geliştirici Seçenekleri içindeki yeni Linux Lab altyapısı sayesinde OpenClaw[7] gibi açık yapay zekâ asistanlarının kurulup çalıştırılabildiği esnek bir geliştirme ortamı sunuyor. Bu yaklaşım, yapay zekâ uygulamalarının cihaz üzerinde test edilmesini mümkün kılarak geliştiriciler ve profesyonel kullanıcılar için yeni üretkenlik senaryolarının önünü açmayı hedefliyor.</p>
<p>HONOR MagicBook Pro 14 ise Intel Core Ultra Series 3[8] işlemcilerle güçlendirilmiş performansıyla markanın yapay zekâ destekli dizüstü bilgisayar portföyünü daha da genişletiyor. Uzun süreli iş yükleri, yaratıcı çalışmalar ve günlük verimlilik için tasarlanan cihaz; yüksek renk doğruluğuna sahip 14,6 inç OLED ekranını segment lideri batarya performansı, akıllı güç yönetimi ve ultra hafif tasarımla bir araya getiriyor.</p>
<p>MagicPad 4 ve MagicBook Pro 14 birlikte, HONOR’un yapay zekâyı farklı cihaz kategorilerine entegre etme stratejisini güçlendirirken, akıllı telefonun ötesine geçen bağlantılı ve üretkenlik odaklı bir kullanıcı deneyimi sunuyor.</p>
<p>Geleceğin yapay zekâ destekli robotik deneyimi: HONOR’un insansı robot konsepti</p>
<p>Lansman etkinliğinde HONOR, mobil teknoloji alanındaki uzmanlığını robotik inovasyonlarla birleştiren insansı robot konseptini tanıtarak, bağlantılı cihaz ekosistemini fiziksel dünyaya genişletmeye yönelik stratejik yaklaşımını ortaya koydu.</p>
<p>HONOR’un robotik çözümleri üç temel kullanım senaryosuna odaklanıyor: alışveriş ve hizmet asistanlığı, iş yeri ve operasyonel destek süreçleri ile kullanıcı deneyimini güçlendiren kişisel destek senaryoları. Geleneksel robotik yaklaşımlardan farklı olarak HONOR, akıllı telefonlar ve bağlantılı cihazlar üzerinden geliştirdiği kullanıcı odaklı veri ve deneyim birikimini bu alana taşıyor.</p>
<p>Bu ekosistem yaklaşımı, gelecekte yapay zekâ destekli robotik sistemlerin kullanıcıları daha iyi tanımasını, ihtiyaçları daha doğru analiz etmesini ve ilk etkileşimden itibaren kişiselleştirilmiş destek sunmasını mümkün kılmayı hedefliyor.</p>
<p>Robot Phone, insansı robot, HONOR Magic V6, MagicPad 4 ve MagicBook Pro 14; HONOR’un Artırılmış İnsan Zekâsı yaklaşımını dijital ve fiziksel deneyimler arasında bütüncül bir şekilde konumlandırdığını ortaya koyuyor. Katlanabilir inovasyondan yapay zekâ destekli üretkenlik araçlarına kadar uzanan bu lansman, zekânın donanım ve yazılım genelinde daha derin ve bağlantılı bir entegrasyonla sunulduğunu gösteriyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mwc-2026da-yapay-zeka-honor-robotlariyla-vucut-buluyor-616828">MWC 2026&#8217;da yapay zeka, HONOR robotlarıyla vücut buluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Donma mı, hipotermi mi?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/donma-mi-hipotermi-mi-607734</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 24 Jan 2026 09:42:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[doku]]></category>
		<category><![CDATA[donma]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[etkiler]]></category>
		<category><![CDATA[hipotermi]]></category>
		<category><![CDATA[işi]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk]]></category>
		<category><![CDATA[vücut]]></category>
		<category><![CDATA[Vücut Isısı]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607734</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Deniz Demirci, soğuk hava koşullarına ve hipoterminin zamanında fark edilmediğinde ölümcül sonuçlara yol açabileceğine dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/donma-mi-hipotermi-mi-607734">Donma mı, hipotermi mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Deniz Demirci, soğuk hava koşullarına ve hipoterminin zamanında fark edilmediğinde ölümcül sonuçlara yol açabileceğine dikkat çekti.</p>
<p><strong>Hipotermi nedir?</strong></p>
<p>Hipoterminin vücut sıcaklığının 35 derecenin altına düşmesiyle meydana gelen tehlikeli bir durum olduğunu dile getiren Prof. Dr. Deniz Demirci, “Normal vücut sıcaklığı genellikle 36.5°C ile 37.5°C arasında olup, bu aralık vücudun optimal işlevlerini sürdürebilmesi için gereklidir. Vücut ısısı 35°C’nin altına düştüğünde, vücut normal işlevlerini yerine getiremez ve hayati tehlike söz konusu olabilir. Hipotermi genellikle aşırı soğuk havalarda, suda uzun süre kalma, yeterince giyinmemek, yorgunluk veya açlık gibi durumlarla ilişkilidir. Bunun yanı sıra, alkol ve bazı ilaçlar da vücutta ısının kaybını hızlandırabilir.” dedi.</p>
<p><strong>Vücut sıcaklığı düştükçe, vücutta bir dizi fizyolojik değişiklikler meydana geliyor</strong></p>
<p>Vücut sıcaklığı düştükçe, vücutta bir dizi fizyolojik değişiklikler meydana geldiğini ifade eden Prof. Dr. Deniz Demirci, “Hipoterminin etkileri, vücut sıcaklığının ne kadar düştüğüne ve ne kadar süreyle bu düşük sıcaklığın etkisi altında kalındığına bağlı olarak değişebilir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Prof. Dr. Demirci, vücut sıcaklığı düştükçe birçok hayati sistemin olumsuz etkilendiğini belirterek, dolaşım sistemiyle ilgili olarak şunları kaydetti:</p>
<p>“Vücut ısısının düşmesiyle birlikte, kan damarları daralır (vazokonstriksiyon). Bu, kanın vücut yüzeyinden iç organlara yönlendirilmesine ve böylece hayati organların korunmasına yardımcı olur. Ancak, bu durum ciltte solukluk, soğukluk ve mavi renge (siyanoz) yol açabilir. Uzun süreli hipotermi, kan basıncında düşüşe neden olabilir, bu da organlara yeterli kanın ulaşamamasına yol açar ve organ fonksiyonlarını bozabilir.”</p>
<p><strong>Vücut ısısı düştükçe, beyin işlevleri yavaşlıyor</strong></p>
<p>Sinir sistemi üzerindeki etkilerinin de hayati öneme sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Demirci, “Hipotermi, sinir sistemi üzerinde de etkiler yaratır. Vücut ısısı düştükçe, beyin işlevleri yavaşlar. Başlangıçta titreme, konuşma bozukluğu ve koordinasyon kaybı gibi belirtiler görülür. Sıcaklık daha da düşerse, bilinç kaybı, koma ve sonunda ölüm riski artar. Beyin, vücut ısısının kontrolünü sağlamak için daha fazla enerji harcar ve bu durum, zihinsel işlevlerde bozulmalara yol açabilir. Hipotermi sırasında kaslarda titreme başlar. Titreme, vücutta ısının korunmasını sağlamak için kasların kasılmasından kaynaklanır ve bu, vücudun ısınmasını sağlayan bir tepkidir. Ancak, vücut sıcaklığı iyice düştüğünde, titreme durur ve kaslar zayıflar.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Vücut sıcaklığının düşmesiyle metabolizma yavaşlıyor</strong></p>
<p>Hipoterminin metabolizma üzerindeki etkilerine de dikkat çeken Prof. Dr. Demirci, “Vücut sıcaklığının düşmesiyle metabolizma yavaşlar. Hipotermi, enerji üretimi ve kullanımı üzerinde olumsuz etkilere yol açar. Karaciğer ve böbrek gibi organlar, ısı üretmek için daha fazla çalışmak zorunda kalır, ancak bu süreçler verimsizleşir. Ayrıca, kan şekerinin düşmesi ve diğer metabolik dengesizlikler görülebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Şiddetli hipotermi, solunumda durmaya yol açabiliyor</strong></p>
<p>Solunum sistemi üzerindeki etkilerini de anlatan Prof. Dr. Demirci, “Solunum hızı, vücut ısısının düşmesiyle birlikte azalır ve bu da oksijenin vücutta daha verimli bir şekilde taşınmasını zorlaştırır. Şiddetli hipotermi, solunumda durmaya yol açabilir. Ayrıca, soğuk hava solumak, solunum yollarında kuruluk ve tahrişe neden olabilir.” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Demirci, kardiyovasküler sistem üzerindeki etkileri de vurgu yaparak, “Hipotermi, kalp atışlarını etkileyebilir. Vücut sıcaklığı düştükçe, kalp atış hızı yavaşlar ve düzensizleşebilir. Şiddetli hipotermi durumunda, kalp durması riski ortaya çıkabilir. Kalp atışlarındaki düzensizlikler (aritmi) hayati tehlike oluşturabilir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Soğuk hava koşullarında uygun kıyafetler giyilmeli</strong></p>
<p>Hipotermiden korunmak için soğuk hava koşullarında uygun kıyafetler giyilmesi, aşırı soğuk ortamlarda uzun süre kalmaktan kaçınılması ve vücut ısısının düşmesini engellemek için önlemler alınmasının önemli olduğunu kaydeden Prof. Dr. Deniz Demirci, “Hipotermi tedavisinde, kişinin ısısını yavaşça artırmak gerekir. Bu, sıcak içecekler, ısınma battaniyeleri veya ısınma cihazları kullanılarak yapılabilir. Ancak, tedavi hızlı ve dikkatli bir şekilde yapılmalıdır, çünkü aşırı hızlı ısınma, vücuttaki kan dolaşımını olumsuz etkileyebilir.” dedi.</p>
<p><strong>Donma ve hipotermi arasındaki farklar neler? </strong></p>
<p>Donma ve hipoterminin, her ikisinin de soğukla ilgili tehlikeli sağlık durumlar olduğunu ancak farklı mekanizmalarla vücutta etkiler oluşturduğunu anlatan Prof. Dr. Demirci, “Hipotermi, vücut sıcaklığının 35°C’nin altına düşmesi durumudur. Vücut, soğuk ortamda ısısını kaybeder ve bu durum organ fonksiyonlarını bozarak hayati tehlike yaratabilir. Hipotermide tüm vücut etkilenir. Donma, vücut dokularının (genellikle eller, ayaklar, burun, kulaklar gibi vücut uç bölgeleri) aşırı soğuk nedeniyle donmasıdır. Donma, dondurucu soğukta uzun süre kalma sonucu, özellikle kan damarlarının tıkanmasıyla doku hasarına yol açar. Bu, lokal bir durumdur ve genellikle vücudun uç bölgelerinde görülür.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Donmada dokularda nekroz yaşanabiliyor</strong></p>
<p>Hipotermide, vücut ısısının genel olarak düştüğünü ve bu durum bütün organları etkilediğini ifade eden Prof. Dr. Demirci, “Kalp, solunum ve merkezi sinir sistemi en fazla etkilenen bölgeler arasındadır. Hipotermide kaslar titrer, solunum yavaşlar, kalp hızı düşer, düşünme ve koordinasyon bozulur. Donma, sadece vücudun bazı bölümlerinde meydana gelir. Doku, aşırı soğuk nedeniyle donarak hasar görür. Başlangıçta cilt soluklaşır ve uyuşur, sonra dokular buz gibi sertleşebilir. Ciddi vakalarda, dokular nekroz yaşayabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Hipotermi vücudun tamamını etkiliyor</strong></p>
<p>Hipotermi vücudun tamamını etkilerken, donmanın sadece vücutta soğuğa doğrudan maruz kalan bölgelerin etkilendiğini (özellikle uç kısımlar: parmaklar, ayak parmakları, burun, kulaklar) belirten Prof. Dr. Demirci, “Hipotermi, genellikle hava sıcaklığının çok düşük olduğu, rüzgarlı, nemli ortamda uzun süre kalmak sonucu oluşur. Donma ise doğrudan soğuğa maruz kalan, genellikle rüzgarlı ve nemli ortamlarda, çıplak ciltle soğuğa temasla daha hızlı gelişir.” dedi.</p>
<p><strong>Donma ve hipoterminin belirtileri nasıl ayırt edilir?</strong></p>
<p>Prof. Dr. Deniz Demirci, hipotermi belirtilerini şöyle sıraladı:</p>
<p>“Başlangıçta, titreme, yorgunluk, uyuşma, baş dönmesi, konuşmada bozulma, kas zayıflığı, koordinasyon kaybı olur. Orta düzey hipotermi de titreme durur, bilinç kaybı, hızla düşünme ve karar verme zorluğu, nefes almanın zorlaşması, kalp atışlarının yavaşlaması meydana gelir. İleri düzey hipotermi de ise bilinç kaybı (komaya girme), vücut ısısının 30°C’nin altına düşmesi, kalp durması riski oluşur.”</p>
<p>Donma belirtilerini de sıralayan Prof. Dr. Demirci, şöyle devam etti:</p>
<p>“Başlangıçta, cilt soğur ve beyazlaşır, uyuşukluk ve karıncalanma hissi olur. İleri aşamada ise cilt sertleşir, morarma, buz gibi bir hissiyat, ağrı veya yanma hissi olur. Vücut kısmı hareket ettirilemez hale gelebilir. Şiddetli donmada ise cilt ve doku tamamen donar, şişlik ve kabuklanma oluşur, doku ölümü (nekroz) gelişebilir. Tedavi edilmezse, etkilenen doku kaybolabilir.”</p>
<p><strong>Vücudu yavaşça ısıtmak gerekiyor</strong></p>
<p>Hipotermi tedavisinde vücudu yavaşça ısıtmak gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Demirci, “Öncelikle sıcak, kuru bir ortamda kişiyi ısıtmak, sıcak içecekler vermek, ısınma battaniyeleri kullanmak önemlidir. Ağızdan ısıtma yapılabilir, ancak hızlı ısıtma, vücudun şok yaşamasına yol açabileceğinden dikkatli olunmalıdır. Donma tedavisinde ise donmuş bölgeyi ılık suyla ısıtmak, donmuş dokuyu tekrar soğuğa maruz bırakmamak gerekir. Donmuş bölgeye doğrudan ısı uygulamaktan kaçınılmalıdır. Şiddetli donma durumlarında, etkilenen doku nekrozu gelişebileceği için cerrahi müdahale gerekebilir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/donma-mi-hipotermi-mi-607734">Donma mı, hipotermi mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kış aylarında kilo almak kolaylaşıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-kilo-almak-kolaylasiyor-606025</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Jan 2026 09:05:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[almak]]></category>
		<category><![CDATA[aylarında]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklığı]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Kaşığı]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[kolaylaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[oldukça]]></category>
		<category><![CDATA[vücut]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yeterli]]></category>
		<category><![CDATA[yiğit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606025</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, kış aylarında kilo kontrolü ve bağışıklığı korumak için yapılması gerekenler hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-kilo-almak-kolaylasiyor-606025">Kış aylarında kilo almak kolaylaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, kış aylarında kilo kontrolü ve bağışıklığı korumak için yapılması gerekenler hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Soğuk mevsimde vücut fizyolojik olarak yağ depolamaya daha müsait! </strong></p>
<p>Hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte vücudun ısı dengesini sağlamak için daha fazla enerji alma eğiliminde olduğunu dile getiren Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Soğuk mevsimde vücut fizyolojik olarak yağ depolamaya daha müsait hale gelebiliyor.” dedi.</p>
<p>Vücudun ısısını koruyabilmek için enerjiyi en kolay şekilde elde etmek istediğini aktaran Yiğit, “Karbonhidratlı, yağlı besinlere yönelim ve iştah artışının nedeni bu durumla bağlantılı. Bu yönelimler sonucunda eğer yeterli kontrol sağlanmazsa istenmeyen kilo artışları görülebilir. Vücut yağ oranının erkeklerde yüzde 25’ten kadınlarda yüzde 30’dan fazla olması vücut işlevleri açısından olumsuz kabul edilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>İlk adım yeterli su tüketimi! </strong></p>
<p>Kış aylarında vücut ısısını dengelemek, yağ oranını dengede tutmak ve sağlıklı kalmak için neler yapılabileceğine değinen Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, ilk adımın yeterli su tüketimi olduğunu vurguladı ve şöyle devam etti:</p>
<p>“Vücut ısısını sağlamak için en temel yaşamsal ögemiz olan suyun yeterli miktarda tüketilmesi önemli. Suyu sadece çay, kahve gibi sıcak içeceklerden almak vücut için yeterli değil. Günlük mutlaka 1,5-2 litre su, sade olarak tercih edilmeli. Su içmenin iştah kontrolünü sağlamak için de oldukça önemli fizyolojik etkisi olduğu unutulmamalı. Özellikle büyük şehirlerde yaşayan bireyler kış aylarında fiziksel olarak daha da kısıtlı olur. Günlük en az 30 dk hafif tempolu bir yürüyüş özellikle kış aylarında sizi hastalıklardan koruyacak ve daha az gün ışığı görmeye bağlı olarak ortaya çıkan depresyona meyilli ruh halinize iyi gelecektir. Eğer yürüyüş yapmak için uygun bir alanınız yok ise, evde adım hareketleri tercih edilebilir.”</p>
<p><strong>Kış aylarında kilo kontrolü ve sağlık için yeterli ve dengeli beslenme kuralları geçerli! </strong></p>
<p>Yeterli vitamin ve mineral almak için günlük en az 3 porsiyon meyve tüketilmesi ve tuzsuz çiğ kuruyemişlere beslenmede yer verilmesi gerektiğine dikkat çeken Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit “Ancak bu besinleri akşam yemeği sonrası değil, gün içinde tercih etmek oldukça önemli. Yoğurt, kefir, tarhana, şalgam suyu tüketerek bağırsak sağlığınızı destekleyebilirsiniz.” dedi.</p>
<p>Kilo kontrolü ve bağışıklık için iyi çalışan bir sindirim sisteminin önemine işaret eden Yiğit, “Ayrıca fındık, ceviz badem gibi kuruyemişler, patlamış mısırlar, tuzlu bisküviler gibi yiyecekler tüketilirken kendimizi sınırlamak oldukça zorlaşır. Bu nedenle özellikle bu yiyecekler tüketilecekse, mutlaka küçük tabaklara konulmalıdır ki ne kadar yediğiniz fark edilsin, porsiyon kontrolü sağlansın. Görüldüğü üzere kış aylarında kilo kontrolü ve sağlık için de yeterli ve dengeli beslenme kuralları geçerli. İçeriği net olarak bilinmeyen yağ yakıcı olarak adlandırılan çaylara, kahvelere ihtiyaç yok.” önerisinde bulundu.</p>
<p><strong>Soğuk havalarda bağışıklığı güçlü tutmak daha da önemli! </strong></p>
<p>Hava sıcaklıklarının düşmesinin ayrıca bakteri ve virüs kaynaklı hava yolu ile bulaşan gribal enfeksiyonlara, hastalıklara yakalanma sıklığını artırdığını da hatırlatan Yiğit, bu nedenle bağışıklık sistemini güçlü tutmanın daha da önem kazandığını vurguladı.</p>
<p>Yeterli beslenmenin, beslenirken dengeli olmanın, güçlü bir bağışıklık sistemi için oldukça önemli olduğunun altını çizen Yiğit, şunları söyledi:</p>
<p>“C ve E vitaminleri, çinko, demir bağışıklığı en çok destekleyen vitamin ve mineraller arasındadır. Günlük beslenmenizde işlenmemiş kırmızı et, hindi eti, balık, yeterli sebze ve meyve tüketerek bu besin ögelerini vücudunuza almış olursunuz. Kefir, ev yoğurdu, tarhana, şalgam suyu, boza gibi probiyotik besinler de güçlü bir bağışıklık için elzemdir.”</p>
<p><strong>Vitaminler besinlerden alındığında daha yüksek biyoyararlanım sağlıyor! </strong></p>
<p>Son yıllarda kış aylarında multivitaminlere yönelimin oldukça yüksek düzeyde olduğunu kaydeden Yiğit, “Vitaminler doğal olarak besinlerden alındığında, birbirleriyle olan sinerjik etkileri nedeniyle biyoyararlanımları daha yüksek olur.” dedi.</p>
<p>Eğer düzenli beslenilemiyor; günlük 2-3 porsiyon meyve, en az 2 porsiyon sebze yemeği/yeşillik yenilemiyorsa, bu noktada multivitamin desteklerinin  tercih edilebileceğini aktaran Yiğit, “Ancak bu destekleri alırken bakanlık onayına mutlaka bakılmalı ve içerikleri incelenmeli. Öte yandan şekerli-tuzlu beslenme alışkanlığınız ve hareketsiz bir yaşantınız var ise, sadece multivitamin kullanarak bağışıklığınızı güçlendirmek oldukça zordur. Çünkü düzenli olarak vücuda alınan, şeker/hazır işlenmiş gıdalar vücutta hücresel stresi arttırarak bağışıklığın zayıflamasına sebep olabilir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Şeker ihtiyacını azaltırken bağışıklığınızı destekleyebilirsiniz! </strong></p>
<p>Bağışıklığın güçlendirilmesi için antioksidan zengini bitkisel ürünlere de beslenmede yer açılması gerektiğini belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, kış aylarında hem şeker ihtiyacını azaltacak, hem de bağışıklığı güçlendirecek ‘Altın Süt’ tarifini paylaşarak sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Altın süt için malzemelerimiz şöyle; 1 su bardağı yarım yağlı süt, 1 tatlı kaşığı toz zerdeçal, 1 tatlı kaşığı zencefil, yarım çay kaşığı karabiber, 1 çay kaşığı tarçın, 1 tatlı kaşığı zeytinyağı veya Hindistan cevizi yağı ve isteğe göre karanfil ve bal da kullanabilirsiniz.</p>
<p>1 bardak sütü ısıtmak için cezveye koyun. Ilıklaşmaya başladıktan sonra 1 çay kaşığı toz zerdeçal, kaynadıktan sonra karabiber ve tarçını ilave edin. En son 1 tatlı kaşığı sızma zeytinyağı veya Hindistan cevizi yağı ilave edip, karıştırarak tüketebilirsiniz.</p>
<p>Eğer düzenli olarak kullandığınız bir ilaç varsa, tüketmeden önce doktorunuza ve diyetisyeninize danışmanızda fayda var.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-kilo-almak-kolaylasiyor-606025">Kış aylarında kilo almak kolaylaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vücut soğukta daha fazla kalori yakıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/vucut-sogukta-daha-fazla-kalori-yakiyor-604994</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Jan 2026 14:51:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[fazla]]></category>
		<category><![CDATA[havada]]></category>
		<category><![CDATA[işi]]></category>
		<category><![CDATA[kalori]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[nefes]]></category>
		<category><![CDATA[sistem]]></category>
		<category><![CDATA[soğukta]]></category>
		<category><![CDATA[vücudun]]></category>
		<category><![CDATA[vücut]]></category>
		<category><![CDATA[yakıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=604994</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış aylarında açık havada egzersiz yaparken bazı noktalara dikkat etmek gerekiyor. Bu dönemde yapılan fiziksel aktivitelerin doğru planlanması, sağlığı korumak açısından önem taşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vucut-sogukta-daha-fazla-kalori-yakiyor-604994">Vücut soğukta daha fazla kalori yakıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kış aylarında açık havada egzersiz yaparken bazı noktalara dikkat etmek gerekiyor. Bu dönemde yapılan fiziksel aktivitelerin doğru planlanması, sağlığı korumak açısından önem taşıyor. Doğru yoğunlukta ve düzenli yapılan egzersizin, kış aylarında da vücudun savunma mekanizmasını destekleyebileceğinden bahseden Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Soğuk havada düzenli olarak yapılan orta şiddetli egzersizler, bağışıklık sistemini uyararak vücudun doğal savunmasını güçlendirirken, soğukla baş etme kapasitesini artırıyor ve enfeksiyonlara karşı direncin artmasına katkı sağlıyor” dedi.</strong></p>
<p>İnsan vücudunda ideal sıcaklık 37°C olarak kabul edilir. Bu derece, hücrelerin ve hayati sistemlerin dengeli çalışması için çok önemli. Termoregülasyonun vücudun iç sıcaklığını dengede tutan doğal ısı ayarlama sistemi olduğunu dile getiren Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Soğuk havada bu sistem daha fazla çalışır ve vücut, sıcaklığını 37°C’de sabit tutmak için ekstra enerji harcar. Bu noktada ‘titremesiz termogenez’ adı verilen, vücudun üşümeden ısı üretebilmek için kalori yakmasını sağlayan mekanizma devreye girer. Kahverengi yağ dokusu bu süreçte aktif rol oynar ve artan enerji ihtiyacı metabolizmayı hızlandırarak özellikle egzersiz sırasında yağ yakımını belirgin şekilde yükseltir” dedi.</p>
<p><strong>Soğuk havada egzersiz öncesi ısınma ihmal edilmemeli</strong></p>
<p>Soğuk havada vücudun ısıyı koruyabilmek için kan damarlarını daralttığını belirten Prof. Dr. Koylan, “Bu durum kaslar ve eklemlere giden kan akışını azaltır. Azalan kan dolaşımı, kas ve tendonların esnekliğini kaybetmesine, eklem sıvısının ise daha yoğun hale gelerek sertleşmesine neden olur. Bu fizyolojik değişimler kasların normalden daha fazla kasılıp sertleşmesine yol açtığı için özellikle egzersiz öncesinde yeterli ısınma yapılmadığında gerilme, kas spazmları ve yaralanma riski belirgin şekilde artar” dedi.</p>
<p><strong>Doğru nefes performansı doğrudan etkiliyor</strong></p>
<p>Nefes tekniklerinin vücudun oksijen kullanımını daha verimli hale getirdiğini belirten Koylan, “Karın nefesi olarak da bilinen diyafram nefesi, akciğer kapasitesinin daha etkin kullanılmasını sağlar. Bu sayede vücuda alınan oksijen miktarı artar, hücrelere daha fazla oksijen taşınır ve kalp daha verimli çalışır. Ritmik nefes ve kutusal nefes gibi kontrollü teknikler ise parasempatik sinir sistemini aktive ederek kalp atış hızını yavaşlatır, kan basıncını düşürür ve zihinsel odaklanmayı artırır. Böylece egzersiz yapacak kişi hem fiziksel olarak daha dayanıklı hale gelir hem de zihinsel olarak sakinleşerek performansını artırır” dedi.</p>
<p><strong>Hastayken vücudu dinlemek şart</strong></p>
<p>Hastalık halinde egzersiz kararı verilirken sıkça başvurulan “boyun üstü kuralı”na da dikkat çeken Koylan, “Bu basit yaklaşım, özellikle kış aylarında görülen soğuk algınlığı ve benzeri hastalıklarda egzersizin güvenli olup olmadığını ayırt etmeyi kolaylaştırır. Burun akıntısı, hafif boğaz ağrısı ve hapşırma gibi boynun üstünde kalan şikâyetlerde hafif egzersiz çoğu zaman güvenli kabul edilir. Ancak göğüs tıkanıklığı, derin öksürük, yaygın kas ağrıları ya da ateş gibi belirtiler söz konusuysa egzersizden uzak durmak, vücudun toparlanması ve iyileşme süreci açısından büyük önem taşır” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vucut-sogukta-daha-fazla-kalori-yakiyor-604994">Vücut soğukta daha fazla kalori yakıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ameliyat öncesinde ihmale gelmez 7 önemli kural!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ameliyat-oncesinde-ihmale-gelmez-7-onemli-kural-2-600256</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Dec 2025 09:22:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyatı]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[doğal]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Münür Selçuk Kendir]]></category>
		<category><![CDATA[estetik]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[Meme Estetiği]]></category>
		<category><![CDATA[vücut]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=600256</guid>

					<description><![CDATA[<p>Meme estetiği dünyada ve Türkiye’de  en sık yapılan estetik ameliyatların başında geliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ameliyat-oncesinde-ihmale-gelmez-7-onemli-kural-2-600256">Ameliyat öncesinde ihmale gelmez 7 önemli kural!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Meme estetiği dünyada ve Türkiye’de  en sık yapılan estetik ameliyatların başında geliyor. Uluslararası Estetik Plastik Cerrahi Derneği (ISAPS) verilerine göre; özellikle meme büyütme ve dikleştirme ameliyatlarına olan ilgi son yıllarda belirgin şekilde artmış durumda. Bunun nedeni ise  öncelikle kadınların bedenleriyle ilgili beklenti ve ihtiyaçlarını daha rahat dile getirmeleri, estetik ameliyatlarını sadece görünüm değişikliği değil, kendini iyi hissetmenin de bir yolu olarak görmeleri.  <strong>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Estetik, Rekonstrüktif ve Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Münür Selçuk Kendir, </strong>meme estetiğine olan<strong> </strong>talebin artmasındaki<strong>  </strong>ikinci önemli etkenin ise cerrahi tekniklerdeki gelişmeler olduğuna dikkat çekerek, “Günümüzde kullanılan yeni nesil silikon implantlar, minimal iz bırakma teknikleri ve hızlı iyileşme protokolleri ameliyatı  hem daha güvenli hem de konforlu hale getirdi. Modern tekniklerin getirdikleri güven hissi doğal olarak kadınların daha kolay karar vermelerini sağlamaktadır. Ayrıca, sosyal medya ve dijital platformlar da kadınların bu konuda daha fazla bilgi edinmelerine destek olmaktadır” diyor.</p>
<p><strong>Son derece doğal ve vücutla uyumlu sonuçlar alınıyor!</strong></p>
<p>Günümüzde,  cerrahideki teknik gelişmeler ve kadına özel planlama sayesinde  meme estetiği ameliyatında son derece doğal ve  vücutla uyumlu sonuçlar elde edilebiliyor.  <strong>Dr. Münür Selçuk Kendir,</strong> özellikle kullanılan yeni nesil protezlerin doku, şekil ve kalite olarak doğal meme dokusuna çok yakın özellikler taşıdıklarını belirterek, “Ayrıca, her kadında meme yapısı, göğüs kafesi genişliği ve cilt elastikiyeti analiz edilmekte ve bu sayede vücuda en uygun hacim ile ameliyat tekniği belirlenmektedir. Amacımız, ‘yapılmış’ bir görünüm değil; aksine, kadının kendi vücut oranlarına yakışan, doğal ve estetik bir form elde etmektir. <strong> </strong>Ameliyatın en önemli kazanımı ise fiziksel görünümün yanı sıra özgüveni ve yaşam enerjisini de olumlu yönde etkilemesidir” diye konuşuyor. <strong>Estetik, Rekonstrüktif ve Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Münür Selçuk Kendir, </strong>meme estetiği ameliyatları ile ilgili en çok merak edilen 7  soruyu yanıtladı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! </p>
<p><strong>Meme estetiği ameliyatında yaş sınırı var mıdır?</strong></p>
<p>Meme estetiği ameliyatları için belirli bir “üst yaş sınırı” yoktur; önemli olan kadının genel sağlık durumu ve vücut gelişimini tamamlamış olmasıdır. Meme estetiği ameliyatının genellikle 17 &#8211; 18 yaşından itibaren, yani meme dokusunun gelişimini tamamladıktan sonra  yapılabildiğini anlatan Dr. Münür Selçuk Kendir,   sözlerine şöyle devam ediyor: “Ancak, bazı istisnalar olabilir; örneğin doğuştan belirgin asimetri, tek taraflı gelişim bozukluğu veya aşırı büyük olması nedeniyle oluşan fiziksel rahatsızlıklar gibi durumlarda, psikolojik ve fiziksel sağlığı korumak adına, daha erken yaşlarda cerrahi müdahale gerekebilmektedir. Ameliyat kararı, vücut gelişimi kadar kadının psikolojik olarak hazır oluşu da göz önünde bulundurularak verilmektedir.” </p>
<p><strong>Bu fotoğraftaki gibi yaptırabilir miyim? </strong></p>
<p>Meme estetiği yaptırmak isteyen kadınlar hekimlerine bir fotoğraf gösterip, “Bu şekilde istiyorum” diyebiliyorlar. Ancak, beğenilen görünüm her vücut yapısında aynı sonucu vermeyebiliyor. Meme estetiğinin kesinlikle “tek kalıp” bir operasyon olmadığını vurgulayan Estetik, Rekonstrüktif ve Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Münür Selçuk Kendir, şu değerlendirmede bulunuyor: “Her kadının göğüs kafesi genişliği, cilt kalınlığı, meme dokusu miktarı ve vücut oranları birbirinden farklıdır. Bizim yaklaşımımız, hastalarımızın isteklerini dikkatle dinleyip, bu istekleri vücudun ölçülerine, doku özelliklerine ve doğal dengesine uygun bir biçimde planlamaktır. Amaç, fotoğraftaki görüntüyü birebir kopyalamak değil, vücutta en güzel ve en doğal duracak formu oluşturmaktır.” </p>
<p><strong>Dikleştirme ameliyatı sonrasında göğüslerim yeniden sarkar mı? </strong></p>
<p>Meme dikleştirme ameliyatında amaç sarkmış dokuyu toparlayıp meme başını yeniden ideal konuma taşımak ve memeye daha diri, dik ve estetik bir form kazandırmak. İhtiyaç halinde fazla deri çıkarılabiliyor veya meme aynı anda küçük bir silikon protezle desteklenerek hacim dengesi sağlanabiliyor. Dr. Münür Selçuk Kendir, meme dokusunun yerçekimi, kilo alıp vermeler veya yeni bir emzirme dönemi gibi etkenlerle hafifçe değişebildiğine, ancak tekrar aynı derecede sarkmanın genelde görülmediğine değinerek, “Sarkmayı önlemek için ideal kiloda kalmak, düzenli sütyen kullanımı ve cilt elastikiyetini koruyan yaşam alışkanlıkları çok önem taşımaktadır” diye konuşuyor.  </p>
<p><strong>Slikon protezler emzirmemi veya kanserin erken tanısını önler mi? </strong></p>
<p>Dr. Münür Selçuk Kendir,<strong> </strong> meme dokusu korunarak yapılan meme büyütme ameliyatlarının emzirme fonksiyonunu genellikle etkilemediğini söylüyor. Ayrıca, meme dokusunun arkasına yerleştirildikleri için silikon protezlerin mamografi ve ultrason taramalarında kanserin  erken tanısını önlemediğine de vurgu yapıyor. </p>
<p><strong>Slikon protezlerin bir süre sonra değiştirilmeleri gerekir mi? </strong></p>
<p>Meme büyütme ameliyatında; meme dokusunun veya kasın altına yerleştirilen silikon protezlerle meme hacmi artırılıyor. Seçilen teknik ise kadının cilt dokusunun yapısına ve beklentisine göre belirleniyor. Dr. Münür Selçuk Kendir, günümüzde kullanılan yeni nesil silikon protezlerin son derece güvenli olduklarını ve genellikle ömür boyu dayandıklarını belirterek,   “Slikonların rutin olarak  belirli bir sürede değiştirilmeleri gerekmez. Ancak, çok nadir durumlarda, implantın formu veya çevre dokularla ilişkisi değişirse, ihtiyaç halinde değişim önerilmektedir” diyor. </p>
<p><strong>Meme küçültme ameliyatı sonrasında omuz ve sırt ağrılarım geçer mi? </strong></p>
<p>Meme küçültme ameliyatına hem estetik görünümü düzeltmek hem de büyüklüğü dolayısıyla oluşan boyun, sırt ve omuz ağrısı gibi fiziksel şikâyetleri gidermek amacıyla başvuruluyor. Meme küçültme ameliyatında fazla olan meme dokusu ve deri çıkarılarak meme yeniden şekillendiriliyor ve meme başı ideal konuma taşınıyor. Meme küçültmenin sadece estetik değil, yaşam kalitesini artıran bir ameliyat olduğunu ifade eden Dr. Münür Selçuk Kendir,<strong> </strong>“Ameliyat sonrasında boyun, sırt ve omuz ağrısı ile sürekli terleme nedeniyle oluşan cilt problemleri de ortadan kalkmaktadır” bilgisini veriyor.</p>
<p><strong>Ameliyat öncesinde hangi hazırlıkları yapmalıyım?  <br /> <br /> </strong>Ameliyat öncesinde doğru planlama, dikkatli hazırlık ve bilinçli davranış; hem daha kısa iyileşme süresi hem de daha doğal ve kalıcı sonuçlar anlamına geliyor.<strong> </strong>Dr. Münür Selçuk Kendir, ameliyat öncesinde yapılması gereken hazırlıkları şöyle anlatıyor:</p>
<ul>
<li>Dokuları olumsuz etkileyerek yara iyileşmesini geciktirebilen sigarayı ameliyattan en az 2–3 hafta önce mutlaka bırakmalısınız. </li>
<li>Kan sulandırıcı ilaçlar, E vitamini, yeşil çay veya balık yağı gibi ürünler kanamayı artırabiliyor. Bu tür ilaçlar ve takviyeler kullanıyorsanız, geçici bir süreliğine bırakmanız gerektiği için hekiminizi bilgilendirmeniz çok önemli. </li>
<li>Vücudun iyileşme kapasitesini güçlendirdikleri için sağlıklı beslenmeye, bol su içmeye ve yeterince dinlenmeye özen gösterin. </li>
<li>Kronik hastalık nedeniyle kullandığınız ilaçlar varsa, özel doz ayarlamaları yapılacağı için hekiminizi mutlaka bilgilendirin. </li>
<li>Kanamayı artırabildiği ve anestezi sürecini olumsuz etkileyebildiği için alkol kullanımından kaçının. </li>
<li>Aşırı egzersiz veya ağır fiziksel aktiviteleri bırakın, çünkü yorgun kaslar ameliyat sonrasında toparlanmayı zorlaştırabiliyor. </li>
<li>Fazla kafein tüketimi ödem riskini artırabiliyor; bu nedenle kahve ve enerji içeceklerini sınırlandırın.  </li>
</ul>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ameliyat-oncesinde-ihmale-gelmez-7-onemli-kural-2-600256">Ameliyat öncesinde ihmale gelmez 7 önemli kural!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ameliyat öncesinde ihmale gelmez 7 önemli kural!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ameliyat-oncesinde-ihmale-gelmez-7-onemli-kural-599767</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Dec 2025 11:42:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyatı]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[dik]]></category>
		<category><![CDATA[doğal]]></category>
		<category><![CDATA[estetik]]></category>
		<category><![CDATA[gelmez]]></category>
		<category><![CDATA[ihmale]]></category>
		<category><![CDATA[kural]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[Meme Estetiği]]></category>
		<category><![CDATA[öncesinde]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[vücut]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599767</guid>

					<description><![CDATA[<p>Meme estetiği dünyada ve Türkiye’de  en sık yapılan estetik ameliyatların başında geliyor. Uluslararası Estetik Plastik Cerrahi Derneği (ISAPS) verilerine göre; özellikle meme büyütme ve dikleştirme ameliyatlarına olan ilgi son yıllarda belirgin şekilde artmış durumda.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ameliyat-oncesinde-ihmale-gelmez-7-onemli-kural-599767">Ameliyat öncesinde ihmale gelmez 7 önemli kural!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Meme estetiği dünyada ve Türkiye’de  en sık yapılan estetik ameliyatların başında geliyor. Uluslararası Estetik Plastik Cerrahi Derneği (ISAPS) verilerine göre; özellikle meme büyütme ve dikleştirme ameliyatlarına olan ilgi son yıllarda belirgin şekilde artmış durumda. Bunun nedeni ise  öncelikle kadınların bedenleriyle ilgili beklenti ve ihtiyaçlarını daha rahat dile getirmeleri, estetik ameliyatlarını sadece görünüm değişikliği değil, kendini iyi hissetmenin de bir yolu olarak görmeleri.  <strong>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Estetik, Rekonstrüktif ve Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Münür Selçuk Kendir, </strong>meme estetiğine olan<strong> </strong>talebin artmasındaki<strong>  </strong>ikinci önemli etkenin ise cerrahi tekniklerdeki gelişmeler olduğuna dikkat çekerek, “Günümüzde kullanılan yeni nesil silikon implantlar, minimal iz bırakma teknikleri ve hızlı iyileşme protokolleri ameliyatı  hem daha güvenli hem de konforlu hale getirdi. Modern tekniklerin getirdikleri güven hissi doğal olarak kadınların daha kolay karar vermelerini sağlamaktadır. Ayrıca, sosyal medya ve dijital platformlar da kadınların bu konuda daha fazla bilgi edinmelerine destek olmaktadır” diyor.</p>
<p><strong>Son derece doğal ve vücutla uyumlu sonuçlar alınıyor!</strong></p>
<p>Günümüzde,  cerrahideki teknik gelişmeler ve kadına özel planlama sayesinde  meme estetiği ameliyatında son derece doğal ve  vücutla uyumlu sonuçlar elde edilebiliyor.  <strong>Dr. Münür Selçuk Kendir,</strong> özellikle kullanılan yeni nesil protezlerin doku, şekil ve kalite olarak doğal meme dokusuna çok yakın özellikler taşıdıklarını belirterek, “Ayrıca, her kadında meme yapısı, göğüs kafesi genişliği ve cilt elastikiyeti analiz edilmekte ve bu sayede vücuda en uygun hacim ile ameliyat tekniği belirlenmektedir. Amacımız, ‘yapılmış’ bir görünüm değil; aksine, kadının kendi vücut oranlarına yakışan, doğal ve estetik bir form elde etmektir. <strong> </strong>Ameliyatın en önemli kazanımı ise fiziksel görünümün yanı sıra özgüveni ve yaşam enerjisini de olumlu yönde etkilemesidir” diye konuşuyor. <strong>Estetik, Rekonstrüktif ve Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Münür Selçuk Kendir, </strong>meme estetiği ameliyatları ile ilgili en çok merak edilen 7  soruyu yanıtladı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! <strong> </strong></p>
<p><strong>Meme estetiği ameliyatında yaş sınırı var mıdır?</strong></p>
<p>Meme estetiği ameliyatları için belirli bir “üst yaş sınırı” yoktur; önemli olan kadının genel sağlık durumu ve vücut gelişimini tamamlamış olmasıdır. Meme estetiği ameliyatının genellikle 17 &#8211; 18 yaşından itibaren, yani meme dokusunun gelişimini tamamladıktan sonra  yapılabildiğini anlatan Dr. Münür Selçuk Kendir,   sözlerine şöyle devam ediyor: “Ancak, bazı istisnalar olabilir; örneğin doğuştan belirgin asimetri, tek taraflı gelişim bozukluğu veya aşırı büyük olması nedeniyle oluşan fiziksel rahatsızlıklar gibi durumlarda, psikolojik ve fiziksel sağlığı korumak adına, daha erken yaşlarda cerrahi müdahale gerekebilmektedir. Ameliyat kararı, vücut gelişimi kadar kadının psikolojik olarak hazır oluşu da göz önünde bulundurularak verilmektedir.” </p>
<p><strong>Bu fotoğraftaki gibi yaptırabilir miyim? </strong></p>
<p>Meme estetiği yaptırmak isteyen kadınlar hekimlerine bir fotoğraf gösterip, “Bu şekilde istiyorum” diyebiliyorlar. Ancak, beğenilen görünüm her vücut yapısında aynı sonucu vermeyebiliyor. Meme estetiğinin kesinlikle “tek kalıp” bir operasyon olmadığını vurgulayan Estetik, Rekonstrüktif ve Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Münür Selçuk Kendir, şu değerlendirmede bulunuyor: “Her kadının göğüs kafesi genişliği, cilt kalınlığı, meme dokusu miktarı ve vücut oranları birbirinden farklıdır. Bizim yaklaşımımız, hastalarımızın isteklerini dikkatle dinleyip, bu istekleri vücudun ölçülerine, doku özelliklerine ve doğal dengesine uygun bir biçimde planlamaktır. Amaç, fotoğraftaki görüntüyü birebir kopyalamak değil, vücutta en güzel ve en doğal duracak formu oluşturmaktır.” </p>
<p><strong>Dikleştirme ameliyatı sonrasında göğüslerim yeniden sarkar mı? </strong></p>
<p>Meme dikleştirme ameliyatında amaç sarkmış dokuyu toparlayıp meme başını yeniden ideal konuma taşımak ve memeye daha diri, dik ve estetik bir form kazandırmak. İhtiyaç halinde fazla deri çıkarılabiliyor veya meme aynı anda küçük bir silikon protezle desteklenerek hacim dengesi sağlanabiliyor. Dr. Münür Selçuk Kendir, meme dokusunun yerçekimi, kilo alıp vermeler veya yeni bir emzirme dönemi gibi etkenlerle hafifçe değişebildiğine, ancak tekrar aynı derecede sarkmanın genelde görülmediğine değinerek, “Sarkmayı önlemek için ideal kiloda kalmak, düzenli sütyen kullanımı ve cilt elastikiyetini koruyan yaşam alışkanlıkları çok önem taşımaktadır” diye konuşuyor.  </p>
<p><strong>Slikon protezler emzirmemi veya kanserin erken tanısını önler mi? </strong></p>
<p>Dr. Münür Selçuk Kendir,<strong> </strong> meme dokusu korunarak yapılan meme büyütme ameliyatlarının emzirme fonksiyonunu genellikle etkilemediğini söylüyor. Ayrıca, meme dokusunun arkasına yerleştirildikleri için silikon protezlerin mamografi ve ultrason taramalarında kanserin  erken tanısını önlemediğine de vurgu yapıyor. </p>
<p><strong>Slikon protezlerin bir süre sonra değiştirilmeleri gerekir mi? </strong></p>
<p>Meme büyütme ameliyatında; meme dokusunun veya kasın altına yerleştirilen silikon protezlerle meme hacmi artırılıyor. Seçilen teknik ise kadının cilt dokusunun yapısına ve beklentisine göre belirleniyor. Dr. Münür Selçuk Kendir, günümüzde kullanılan yeni nesil silikon protezlerin son derece güvenli olduklarını ve genellikle ömür boyu dayandıklarını belirterek,   “Slikonların rutin olarak  belirli bir sürede değiştirilmeleri gerekmez. Ancak, çok nadir durumlarda, implantın formu veya çevre dokularla ilişkisi değişirse, ihtiyaç halinde değişim önerilmektedir” diyor. </p>
<p><strong>Meme küçültme ameliyatı sonrasında omuz ve sırt ağrılarım geçer mi? </strong></p>
<p>Meme küçültme ameliyatına hem estetik görünümü düzeltmek hem de büyüklüğü dolayısıyla oluşan boyun, sırt ve omuz ağrısı gibi fiziksel şikâyetleri gidermek amacıyla başvuruluyor. Meme küçültme ameliyatında fazla olan meme dokusu ve deri çıkarılarak meme yeniden şekillendiriliyor ve meme başı ideal konuma taşınıyor. Meme küçültmenin sadece estetik değil, yaşam kalitesini artıran bir ameliyat olduğunu ifade eden Dr. Münür Selçuk Kendir,<strong> </strong>“Ameliyat sonrasında boyun, sırt ve omuz ağrısı ile sürekli terleme nedeniyle oluşan cilt problemleri de ortadan kalkmaktadır” bilgisini veriyor.</p>
<p><strong>Ameliyat öncesinde hangi hazırlıkları yapmalıyım?  <br /> <br /> </strong>Ameliyat öncesinde doğru planlama, dikkatli hazırlık ve bilinçli davranış; hem daha kısa iyileşme süresi hem de daha doğal ve kalıcı sonuçlar anlamına geliyor.<strong> </strong>Dr. Münür Selçuk Kendir, ameliyat öncesinde yapılması gereken hazırlıkları şöyle anlatıyor:</p>
<ul>
<li>Dokuları olumsuz etkileyerek yara iyileşmesini geciktirebilen sigarayı ameliyattan en az 2–3 hafta önce mutlaka bırakmalısınız. </li>
<li>Kan sulandırıcı ilaçlar, E vitamini, yeşil çay veya balık yağı gibi ürünler kanamayı artırabiliyor. Bu tür ilaçlar ve takviyeler kullanıyorsanız, geçici bir süreliğine bırakmanız gerektiği için hekiminizi bilgilendirmeniz çok önemli. </li>
<li>Vücudun iyileşme kapasitesini güçlendirdikleri için sağlıklı beslenmeye, bol su içmeye ve yeterince dinlenmeye özen gösterin. </li>
<li>Kronik hastalık nedeniyle kullandığınız ilaçlar varsa, özel doz ayarlamaları yapılacağı için hekiminizi mutlaka bilgilendirin. </li>
<li>Kanamayı artırabildiği ve anestezi sürecini olumsuz etkileyebildiği için alkol kullanımından kaçının. </li>
<li>Aşırı egzersiz veya ağır fiziksel aktiviteleri bırakın, çünkü yorgun kaslar ameliyat sonrasında toparlanmayı zorlaştırabiliyor. </li>
<li>Fazla kafein tüketimi ödem riskini artırabiliyor; bu nedenle kahve ve enerji içeceklerini sınırlandırın.  </li>
</ul>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ameliyat-oncesinde-ihmale-gelmez-7-onemli-kural-599767">Ameliyat öncesinde ihmale gelmez 7 önemli kural!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Egzersizde kıyafet seçimi nasıl olmalı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/egzersizde-kiyafet-secimi-nasil-olmali-598423</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Dec 2025 08:22:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[egzersizde]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[kıyafet]]></category>
		<category><![CDATA[olmalı]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[seçimi]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[vücut]]></category>
		<category><![CDATA[zemin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=598423</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış mevsimiyle birlikte soğuyan hava, azalan güneş ışığı ve kaygan zeminler spor yaparken bazı riskleri beraberinde getirebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egzersizde-kiyafet-secimi-nasil-olmali-598423">Egzersizde kıyafet seçimi nasıl olmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kış mevsimiyle birlikte soğuyan hava, azalan güneş ışığı ve kaygan zeminler spor yaparken bazı riskleri beraberinde getirebiliyor. Egzersiz sırasında terleyen beden, soğuk ve rüzgarlı havayla karşılaştığında üst solunum yolu enfeksiyonlarına davetiye çıkarabilirken, spor yaralanmalarına da çok sık rastlanıyor. <strong>Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Mirza Zafer Dağtaş</strong> “Her türlü egzersiz vücut ısısını yükseltir. Artan vücut ısısı ile dış ortamın ısısı arasındaki fark açıldıkça, hastalıklara ve spor sakatlıklarına zemin hazırlayabilir. Ancak hem profesyonel sporcular hem de günlük egzersiz yapan bireyler, birkaç temel önlemle bu risklerden büyük ölçüde korunabilir” diyor. Doç. Dr. Dağtaş, kış aylarında egzersiz yaparken dikkat edilmesi gereken kuralları anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Isınmayı uzatın</strong></li>
</ul>
<p>Soğuk havalarda kaslar daha gergin ve sert olur. Bu nedenle kışın yapılan egzersizde ısınma süresini birkaç dakika artırmak, hafif tempolu yürüyüş ve hafif esneme hareketleriyle kasları rahatlatmak yaralanma riskini önemli şekilde azaltır. Isınmayı atlamak, vücudu aniden zorlayarak kas yırtılmalarına ve bağ hasarlarına zemin hazırlayabilir.</p>
<ul>
<li><strong>Kıyafetinizi doğru seçin</strong></li>
</ul>
<p>Kış sporlarında terleme ve üşümenin aynı anda yaşanması yaygın bir durumdur. Bu nedenle tek kalın bir kıyafet yerine, teri dışarı atan, hava geçirgen ve vücut ısısını koruyan katmanlı spor kıyafetleri kullanılmalıdır. Yanlış giyim yalnızca soğuk algınlığına değil, kas sertliğinin artmasına bağlı sakatlanmalara da neden olabilir. Kış aylarında spor yaparken kıyafet seçimi sporu engellemeyecek kadar hafif ve rahat, vücut ısısı ile dış ortam arasında iyi bir bariyer olmalıdır.</p>
<ul>
<li><strong>Spor sonrası üzerinizi hemen değiştirin</strong></li>
</ul>
<p>Özellikle rüzgarlı havalarda ıslak kıyafetle kalmak, terin soğumasına bağlı olarak göğüs ve sırt bölgesinin üşümesine neden olur. Bu nedenle kıyafet seçiminin teknik kumaşlardan yapılması, egzersiz biter bitmez kuru bir üst giyilmesi ve terli şekilde uzun süre dış ortamda kalınmaması büyük önem taşır. </p>
<ul>
<li><strong>Zemin ve hava koşullarını mutlaka kontrol edin</strong></li>
</ul>
<p>Doç. Dr. Dağtaş “İster koşu yapın ister yürüyüş, zeminin buzlanmış veya ıslak olması düşme riskini artırır. Spor öncesi zemini kontrol etmek, rüzgar ve sıcaklık değerlerine bakmak hem güvenlik sağlar hem de egzersizin kalitesini artırır. Özellikle erken sabah ve gece saatlerinde gizli buzlanmalar sık görülür ve beklenmedik düşmelerle sonuçlanabilir” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Soğuk havada egzersiz süresini aşırı uzatmayın</strong></li>
</ul>
<p>Kış aylarında vücudun ısı kaybı daha hızlı olduğundan uzun süre dışarıda egzersiz yapmak kasların aşırı soğumasına ve reflekslerin yavaşlamasına yol açar. Bu durum hem performansı düşürür hem de ani kas spazmlarını tetikler. Egzersiz süresini kademeli artırmak ve ara dinlenmeler vermek güvenli bir yöntemdir.</p>
<ul>
<li><strong>Su içerken bu noktalara dikkat edin</strong></li>
</ul>
<p>Soğuk havalarda terleme az hissedildiği için birçok kişi yeterli su içmez. Oysa vücut, nem oranı düşük kış aylarında da sıvı kaybeder. Vücudun susuz kalması kas performansını azaltır ve kramplara neden olur. Vücut egzersiz öncesi bir küçük bardak su içerek hafifçe nemlendirilmeli, egzersizin ortasında da iki-üç yudum şeklinde, her 15-20 dakikada bir su içilmelidir. Egzersiz bittiğinde de suyu bir anda hızlıca değil, yavaş yavaş içmek daha sağlıklıdır. </p>
<ul>
<li><strong>Egzersiz sonrası soğuma ve esnemeyi atlamayın</strong></li>
</ul>
<p>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Mirza Zafer Dağtaş “Kışın egzersiz yaptıktan sonra hızla sıcak bir ortama girme isteği nedeniyle soğuma egzersizleri çoğu kişi tarafından ihmal edilir. Ancak egzersiz sonrası esneme yapmak kas gerginliğini azaltır, oluşabilecek küçük mikrotravmaları toparlar ve sonraki günlerde ağrı yaşanmasını önler. Bu alışkanlık özellikle kış aylarında daha da önemlidir” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Doğru ayakkabı ve taban desteği kullanın</strong></li>
</ul>
<p>Kaygan zeminlerde kaymayı azaltan taban yapısına sahip ayakkabılar tercih edilmelidir. Spor ayakkabısının taban desteği yeterli değilse diz, kalça ve bel bölgesine binen yük artar. Kış aylarında zeminin kaygan olduğu düşünülürse, doğru ayakkabı seçimi kritik önem taşır.</p>
<p> </p>
<p><strong> </strong></p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egzersizde-kiyafet-secimi-nasil-olmali-598423">Egzersizde kıyafet seçimi nasıl olmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Halsizlik ve Geçmeyen Ağrıların Nedeni Bu Gizli Hastalık Olabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/halsizlik-ve-gecmeyen-agrilarin-nedeni-bu-gizli-hastalik-olabilir-576102</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Sep 2025 12:15:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrıların]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[geçmeyen]]></category>
		<category><![CDATA[gizli]]></category>
		<category><![CDATA[halsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[huylu]]></category>
		<category><![CDATA[kalsiyum]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[nedeni]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[Paratiroid Adenomu]]></category>
		<category><![CDATA[sinsi]]></category>
		<category><![CDATA[teşhis]]></category>
		<category><![CDATA[vücut]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576102</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halsizlik, yorgunluk, geçmeyen sırt ve bel ağrısı… hayat kalitemizi ciddi şekilde bozan bu şikâyetlerin aslında kalp ve böbrekleri sessizce çökerten bir hastalığın habercisi olabileceğine dikkat çeken Endokrin Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Erhan Ayşan, “Paratiroid adenomu, yıllarca fark edilmeyebilen, ancak basit bir kan testiyle bile teşhis edilebilen sinsi bir hastalıktır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/halsizlik-ve-gecmeyen-agrilarin-nedeni-bu-gizli-hastalik-olabilir-576102">Halsizlik ve Geçmeyen Ağrıların Nedeni Bu Gizli Hastalık Olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Halsizlik, yorgunluk, geçmeyen sırt ve bel ağrısı… hayat kalitemizi ciddi şekilde bozan bu şikâyetlerin aslında kalp ve böbrekleri sessizce çökerten bir hastalığın habercisi olabileceğine dikkat çeken Endokrin Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Erhan Ayşan, “<strong>Paratiroid adenomu,</strong> yıllarca fark edilmeyebilen, ancak basit bir kan testiyle bile teşhis edilebilen sinsi bir hastalıktır. Ne yazık ki, teşhis geciktiğinde kalıcı sağlık sorunlarıyla da karşı karşıya kalabiliyoruz.” Dedi. Prof. Ayşan, bu nedenle halsizlik, yorgunluk ve yaygın vücut ağrıları olup bir türlü teşhis konulamayan hastalarda mutlaka kalsiyum değerine bakılması gerektiğine işaret etti. </em></p>
<p>Toplum tarafından da bilinmeyen paratiroid adenomunun, paratiroid bezinden kaynaklanan iyi huylu bir tümör olduğunu söyleyen Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri, Genel Cerrahi ve Endokrin Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Erhan Ayşan, “Biz ‘tümör’ dediğimizde hastalarımız hemen kanseri düşünüyor. Oysa bu bir kanser değildir ancak sinsi ilerleyen ve bu nedenle vücuttaki birçok organda kalıcı hasarlar bırakabilen bir hastalıktır. Şüphe edildiğinde ise basit bir kan testi ile tanı koymak mümkün. Bu hastaların kanında kalsiyum yüksek çıkar. Kandaki yüksek kalsiyum başta kalp ve damarlar olmak üzere vücuttaki birçok sisteme ciddi hasarlar verir. Halsizlik, yorgunluk ve yaygın vücut ağrıları olup bir türlü teşhis konulamayan hastalarda mutlaka kandaki kalsiyum değerine bakılmalı” dedi. Prof. Erhan Ayşan, “gizli hastalık” olarak tanımladığı paratiroid adenomunun sinsi seyreden ciddi bir hastalık olduğunu vurgulayarak hastalık hakkında detaylı bilgiler verdi.</p>
<p><strong>BULGULAR ÇOK SİNSİ SEYREDİYOR</strong></p>
<p>Prof. Ayşan, “Paratiroid bezleri vücudun en küçük organlarıdır ve temel görevleri kalsiyum dengesini sağlamaktır. Bunu da parathormon isimli bir hormonu salgılayarak yaparlar. Paratiroid adenomu ise bu bezlerden kaynaklanan ve kana fazla miktarda parathormon salgılayarak zarar veren iyi huylu bir tümördür. İyi huylu olması önemli çünkü ‘tümör’ kelimesi hastalarda hemen kanser kaygısı yaratıyor. Fazla parathormon salgılanması sonucu kanda kalsiyum yükseliyor. Yüksek kalsiyum damarlarda ve organlarda birikerek çeşitli hasarlar oluşturuyor. Bu hastalık ‘gizli hastalık’ olarak da bilinir. Bunun üç nedeni var: Paratiroid bezlerinin çok küçük olması, belirtilerin sinsi ilerlemesi ve ameliyat sırasında bu küçük bezleri bulmanın zorluğudur.” diye konuştu.</p>
<p><strong>“KÖTÜ HUYLU BİR HASTALIK OLMASA DA TEDAVİ İÇİN AMELİYAT OLMAK GEREKİYOR”</strong></p>
<p>Hastalığın seyrinin sinsi olması nedeniyle teşhis koymanın güç olduğunu ve dolayısıyla tedavinin de geciktiğini söyleyen Prof. Ayşan, “İnsanlar bize genellikle kötü huylu bir hastalıkları olduğu endişesiyle geliyorlar. Ancak bu kesinlikle kötü huylu bir hastalık yani kanser değildir. Burada bizim ilk işimiz hastalarımızı bu konuda rahatlatmak oluyor” diye konuştu. Bu hastalığın tedavisinde ameliyatın mutlaka gerekli olduğunu ise şu cümlelerle anlattı: “Çünkü kandaki kalsiyum yüksekliği çok önemli bir sorun. Dünya Sağlık Örgütü son yıllarda kalsiyumun kandaki üst sınırını 10,5&#8217;dan 10&#8217;a indirdi. Bu çok önemli. Çünkü biz tıpta normal değerlerin revize edilmesi durumuyla çok az karşılaşırız. Bu durum, gelişen teknolojiyle kandaki yüksek kalsiyumun vücuda ne tür zararlar verdiğinin son yıllarda daha iyi anlaşılmasıyla gerçekleşti. Sadece bu olay bile kandaki yüksek kalsiyumun ve buna neden olan paratiroid adenomunun ne kadar önemli bir hastalık olduğunu gösteriyor ve adenomun ameliyatla biran önce vücuttan uzaklaştırılmasının önemini ortaya koyuyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong> ŞİKAYETLER BİRÇOK HASTALIKLA KARIŞTIRILIYOR</strong></p>
<p>Prof. Ayşan, kandaki yüksek kalsiyumun en büyük hasarı kalp ve damar sistemine verdiğini belirterek sözlerine şöyle devam etti: “Kandaki fazla kalsiyum, damar duvarlarına tutunarak katmanlar oluşturuyor ve önce damarı daraltarak sonra da tıkayarak kan geçişini azaltıyor ya da engelliyor. Bu durum kalp damarlarında olursa kalp krizi, beyin damarlarında olursa inme yani felçler, böbrek damarlarında olursa kalıcı böbrek yetmezliği ve buna bağlı ömür boyu diyalize girme gibi sonuçlara neden oluyor. Paratiroid adenomu halsizlik, yorgunluk, sırt ve bel ağrısı gibi çok genel şikayetlere neden olduğu için çoğu zaman farklı hastalıklarla karıştırılabiliyor. Teşhis konulamadığında hastalar gereksiz tetkiklerle vakit kaybediyor. Oysa sadece kandaki kalsiyum düzeyinin 10’un üzerinde olması paratiroid adenomunu düşündürmeli.”</p>
<p><strong>AMELİYAT TEK ÇÖZÜM</strong></p>
<p>Kalsiyum değerinin 10’un üzerinde olmasının tanıda çok kritik olduğunun altını çizen Prof. Ayşan, “Paratiroid adenomu teşhisi konmuşsa mutlaka ameliyat gerekir. Ameliyatla adenom dediğimiz iyi huylu tümörün vücuttan çıkartılması gerekiyor. İlaçla tedavi mümkün değildir. Ameliyat öncesi ultrasonografi ve sintigrafi ile adenomun yeri tespit edilmeye çalışılır. Ancak bu her zaman başarılı olmaz. Yani ameliyat öncesi tetkiklerde her zaman adenomun yerini tespit edemiyoruz ne yazık ki! Böyle hastalarımızda ameliyat süresi uzayabilir, zorluk derecesi artabilir. Nitekim Endokrin Cerrahide meşhur bir söz vardır: Paratiroid ameliyatı ya 30 dakika sürer ya da 3 saat!”</p>
<p><strong>“TEDAVİDEN SONRA HASTA KENDİNİ HEMEN İYİ HİSSEDİYOR”</strong></p>
<p>Başarılı bir ameliyattan sonra hastalarda hızlı bir iyileşme görüldüğünü söyleyen Prof. Ayşan, yüksek kalsiyum kandan hemen çekildiği için hastaların ameliyattan sonra yataktan ilk kalkışlarında bile kendilerini daha iyi hissettiklerini söyledi. Prof. Ayşan, “Yıllardır devam eden halsizlik, yorgunluk, depresif bulgular da hızla düzeliyor ve hasta kendini çok daha dinç ve enerjik hissediyor. Özellikle genç ve orta yaş grubunda iyileşme süreci çok daha hızlı oluyor. İleri yaşta ise kemik döngüsü yavaş olduğu için iyileşme biraz daha uzun sürebiliyor” dedi.</p>
<p><strong>“HALSİZLİĞİ OLANLAR KALSİYUMUNA BAKTIRMALI”</strong></p>
<p>Başarılı bir ameliyattan sonra hastalığa bağlı kalp krizi, inme, böbrek yetmezliği gibi risklerin de ortadan kalktığına işaret eden Prof. Dr. Erhan Ayşan, sözlerini şu uyarılarla sonlandırdı: “Nadir görülen bir hastalık olduğu için meslektaşlarımızın bu hastalığı düşünmesi ve ayırıcı tanıda yer vermesi de zorlaşıyor. Bu nedenle halsizlik, yorgunluk ve yaygın vücut ağrıları olup bir türlü teşhis konulamayan kişilerin sabah aç karna kalsiyum testi yaptırması çok önemli. Aile Sağlığı Merkezilerinde bile yapılabilen bu basit test, hayat kurtarıcı olabilir. Kalsiyum değeri 10’un üzerindeyse mutlaka bir endokrin uzmanına başvurulmalıdır.” </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/halsizlik-ve-gecmeyen-agrilarin-nedeni-bu-gizli-hastalik-olabilir-576102">Halsizlik ve Geçmeyen Ağrıların Nedeni Bu Gizli Hastalık Olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Belirtisiz erken teşhiste tüm vücut MR yöntemi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/belirtisiz-erken-teshiste-tum-vucut-mr-yontemi-550141</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Jul 2025 08:20:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisiz]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[teşhiste]]></category>
		<category><![CDATA[tüm]]></category>
		<category><![CDATA[vücut]]></category>
		<category><![CDATA[yöntemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=550141</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gelişen tıbbi görüntüleme teknolojileri sayesinde zor hastalıkları erken evrede tespit etmek günden güne kolaylaşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/belirtisiz-erken-teshiste-tum-vucut-mr-yontemi-550141">Belirtisiz erken teşhiste tüm vücut MR yöntemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gelişen tıbbi görüntüleme teknolojileri sayesinde zor hastalıkları erken evrede tespit etmek günden güne kolaylaşıyor. Modern tıbbın sunduğu en gelişmiş yöntemlerden tüm vücut MR; vücudun herhangi bir bölgesine odaklanmadan, baştan ayağa detaylı bir görüntüleme sunuyor. Özellikle belirti vermeyen hastalıkların erken tanısı için bu işlemin büyük önem taşıdığının altını çizen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Radyoloji Uzmanı Dr. Oktay Karadeniz, “Belirli bir şikâyeti olmayan ancak kapsamlı sağlık taraması yaptırmak isteyen kişiler için tüm vücut MR tercih edilebilir. Bu yöntem sayesinde karşılaşılacak herhangi bir sorunda tedaviye çok daha erken başlanabilir” dedi.</strong></p>
<p>Tüm vücut MR yüksek çözünürlükte görüntüler sağlayarak vücuttaki birçok organ ve dokuyu detaylı şekilde inceleme imkânı sunuyor. İşlemin, Non-invaziv yani girişime ihtiyaç duymaması ve radyasyon içermemesiyle ön plana çıktığını vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Radyoloji Uzmanı Dr. Oktay Karadeniz, “Genellikle kanser taraması, nörolojik hastalıkların erken teşhisi, kas-iskelet sistemi problemleri ve iltihabi hastalıkların belirlenmesinde büyük kolaylık sağlıyor. Kısalan tanı süresiyle de tedavi başarısı artıyor. Hastanın işlem boyunca hareketsiz kalmasını gerektiren görüntüleme yönteminin süresi 45-60 dakika arasında değişiyor” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Metal protez veya kalp pili çekime engel olabilir</strong></p>
<p>Bu teknolojinin de her tıbbi yöntemde olduğu gibi bazı riskleri ve dikkat edilmesi gereken noktaları olduğunu paylaşan Karadeniz, “Özellikle metal protez, kalp pili gibi cihazlara sahip bireylerde çekim yapılamayabilir veya özel önlemler alınması gerekebilir. Ayrıca, kapalı alan korkusu yani klostrofobi yaşayanlarda işlem esnasında rahatsızlık hissi oluşabilir, doktor gerekli görürse hafif bir sakinleştiriciden yardım alınabilir ya da çekim esnasında hastanın istediği bir videoyu izleyebilmesine olanak tanıyan sistemlere sahip yeni nesil cihazlar da tercih edilebilir. Kontrast madde kullanılması gereken durumlarda ise alerjik reaksiyon riski göz önünde bulundurularak hastadan kan tahlili istenebilir. Bu nedenle tüm vücut MR öncesinde hastanın detaylı bir değerlendirmeden geçmesi büyük önem taşır. Tüm bu hazırlıklar, MR’ın daha konforlu geçmesini sağlarken bir yandan da görüntü kalitesini artırarak tanının doğruluğunu güçlendirir” dedi.</p>
<p><strong>Tüm ana organlar detaylı inceleniyor</strong></p>
<p>İsminden de anlaşılacağı üzere tüm vücut MR yönteminin vücuttaki neredeyse tüm ana organları ve dokuları detaylı bir şekilde taradığını dile getiren Karadeniz, “Görüntüleme tekniğinde; beyin, omurilik, boyun, kalp, karaciğer, safra yolları, pankreas, böbrekler, dalak, mesane, üreme organları ve kas-iskelet sistemi incelenebilir. Ayrıca lenf düğümleri, büyük damarlar ve yumuşak dokular da bu kapsamlı taramaya dahil edilir. Bu sayede hem merkezi sinir sistemi hastalıkları hem de iç organ tümörleri gibi ciddi rahatsızlıklar erken dönemde teşhis edilebilir” dedi.</p>
<p><strong>İşlem günlük hayatı sekteye uğratmıyor</strong></p>
<p>Tüm vücut MR’ın hastanın konforu ön planda tutularak belirli adımlar çerçevesinde gerçekleştirildiğinden bahseden Karadeniz, “İşlem sırasında hasta, MR cihazının içine tamamen uzanır ve tarama boyunca hareketsiz kalır. Görüntüleme, vücudun farklı bölgelerinden alınan kesit görüntülerin bilgisayar ortamında birleştirilmesiyle tamamlanır. Bazı durumlarda, damar yolundan kontrast madde verilerek görüntülerin daha net ve ayrıntılı olması sağlanabilir. İşlem biter bitmez hastalar normal hayatlarına hızlıca dönebilir” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/belirtisiz-erken-teshiste-tum-vucut-mr-yontemi-550141">Belirtisiz erken teşhiste tüm vücut MR yöntemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Isı değişimleri, vücut direncini düşürebiliyor! Vücut ısısının artması protein ve yağ dokularını olumsuz etkiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/isi-degisimleri-vucut-direncini-dusurebiliyor-vucut-isisinin-artmasi-protein-ve-yag-dokularini-olumsuz-etkiliyor-399011</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Aug 2023 14:28:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artması]]></category>
		<category><![CDATA[değişimleri]]></category>
		<category><![CDATA[direncini]]></category>
		<category><![CDATA[dokularını]]></category>
		<category><![CDATA[düşürebiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[etkiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[işi]]></category>
		<category><![CDATA[ısısının]]></category>
		<category><![CDATA[olumsuz]]></category>
		<category><![CDATA[protein]]></category>
		<category><![CDATA[vücut]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=399011</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hava sıcaklıklarının değişken seyretmesinin vücut direncini düşürdüğüne dikkat çeken uzmanlar bu durumun hastalıklara davetiye çıkardığını söylüyor. Ani hava değişikliklerinden etkilenip hasta olmamak için doğru beslenme, yeterli su tüketimi, düzenli uyku ve egzersizin önemine dikkat çeken Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, kapalı ortamların iyi havalandırılması ve uzun süreler klima önünde kalınmaması gerektiğini vurguluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/isi-degisimleri-vucut-direncini-dusurebiliyor-vucut-isisinin-artmasi-protein-ve-yag-dokularini-olumsuz-etkiliyor-399011">Isı değişimleri, vücut direncini düşürebiliyor! Vücut ısısının artması protein ve yağ dokularını olumsuz etkiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hava sıcaklıklarının değişken seyretmesinin vücut direncini düşürdüğüne dikkat çeken uzmanlar bu durumun hastalıklara davetiye çıkardığını söylüyor. Ani hava değişikliklerinden etkilenip hasta olmamak için doğru beslenme, yeterli su tüketimi, düzenli uyku ve egzersizin önemine dikkat çeken Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, kapalı ortamların iyi havalandırılması ve uzun süreler klima önünde kalınmaması gerektiğini vurguluyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, hava değişimlerinin bağışıklık üzerinde nasıl bir etkisi olduğuna dair açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Isı değişimleri, sağlığı tehlikeye atabiliyor</strong></p>
<p>Hava sıcaklıklarının bir gün yüksek bir gün düşük olmasının bu duruma hazırlıksız yakalanan kişilerin sağlığını tehlikeye attığını belirten Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Ani hava değişimleri, insan bünyesinin adaptasyon ve savunma mekanizmasını bozduğundan hastalıklara da davetiye çıkarıyor.” dedi.</p>
<p>Değişen ısıyla birlikte vücut direncinin düşebileceğine dikkat çeken Atamer, mevsim değişikliklerinden etkilenip hasta olmamanın yolunun bilinçli olmaktan geçtiğini vurguladı.</p>
<p><strong>Doğru beslenme, yeterli su tüketimi, düzenli uyku ve egzersiz önemli </strong></p>
<p>Değişken havalarda bağışıklık sistemini güçlendirmek için öncelikle doğru bir beslenme programı benimsenmesi gerektiğinin altını çizen Atamer, “Besin çeşitliliğine önem verilmeli. Beslenmemizde sebze, meyve ve  yeteri kadar protein olmalı. Bol su tüketilmeli. Özellikle sıcak yaz aylarında su tüketimi artırılmalı. Hazır meyve suları, çay, kahve ve asitli içecekler sıvı ihtiyacına cevap vermek için yeterli değildir. Sigara ve alkolden uzak durulmalı. Yaşa ve sağlık durumuna uygun egzersiz yapılmalı. Düzenli ve kaliteli uyku gün boyu zindelik verir. Sabah, öğlen ve akşam saatleri için uygun giyinmeye özen gösterilmeli. Kapalı ortamlar iyi havalandırılmalı. Klima ile serinlemek isterken dikkatli olunmalı. Saatlerce klima önünde kalınmamalı.” uyarılarını yaptı.</p>
<p><strong>Vücut ısısının artması bağışıklık sistemini etkileyebilir</strong></p>
<p>Arı poleni, beta karoten, vitamin kompleksleri ve yeşil çay gibi takviyelerin bağışıklık sistemini güçlendirmek için alınabileceğini dile getiren Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Vücudumuz fonksiyonlarını düzgün yürütebilmek için belirli ısı aralığında çalışmak zorunda. Sıcak havalarda vücut  ısımız artarsa, vücudumuzdaki protein ve yağ dokuları etkilenebilir. Sonuç olarak bu olumsuz etki bağışıklık sistemimize de yansıyabilir.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/isi-degisimleri-vucut-direncini-dusurebiliyor-vucut-isisinin-artmasi-protein-ve-yag-dokularini-olumsuz-etkiliyor-399011">Isı değişimleri, vücut direncini düşürebiliyor! Vücut ısısının artması protein ve yağ dokularını olumsuz etkiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ejderha Kavmi Vücut Bulmuş Hiddet (10.1.7) 5 Eylül&#8217;de Çıkıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ejderha-kavmi-vucut-bulmus-hiddet-1017-5-eylulde-cikiyor-395378</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Aug 2023 15:25:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[bulmuş]]></category>
		<category><![CDATA[çıkıyor]]></category>
		<category><![CDATA[ejderha]]></category>
		<category><![CDATA[eylülde]]></category>
		<category><![CDATA[hiddet]]></category>
		<category><![CDATA[kavmi]]></category>
		<category><![CDATA[vücut]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=395378</guid>

					<description><![CDATA[<p>Azeroth'un savunucuları ve onların ejderha müttefikleri, Zaman Çatlaklarının (10.1.5) sonunda Iridikron'un kaçışının sonuçlarını düşünürken bir yandan da kalan Enkarnelerle gelecek olanlara hazırlanmalılar, özellikle de tehditkâr Fyrakk'a... Çünkü Vücut Bulmuş Hiddet (10.1.7) 5 Eylül'de çıkıyor!</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ejderha-kavmi-vucut-bulmus-hiddet-1017-5-eylulde-cikiyor-395378">Ejderha Kavmi Vücut Bulmuş Hiddet (10.1.7) 5 Eylül&#8217;de Çıkıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Azeroth&#8217;un savunucuları ve onların ejderha müttefikleri, Zaman Çatlaklarının (10.1.5) sonunda Iridikron&#8217;un kaçışının sonuçlarını düşünürken bir yandan da kalan Enkarnelerle gelecek olanlara hazırlanmalılar, özellikle de tehditkâr Fyrakk&#8217;a&#8230; Çünkü Vücut Bulmuş Hiddet (10.1.7) <strong>5 Eylül&#8217;de çıkıyor!</strong> </p>
<p>Vücut Bulmuş Hiddette gelecek yeni ve güncellenen özelliklerden bazıları:</p>
<ul>
<li><strong>DEVAM EDEN HİKÂYE GÖREVLERİ VE 10.2 HİKÂYE TANITIMI</strong>
<ol>
<li>Devam eden hikâyelerin bir sonraki bölümleri çıkacak ve bu yılın ilerleyen dönemlerinde gelecek olan 10.2 güncellemesindeki içeriklere zemin hazırlayacak.</li>
<li>Oyuncular ayrıca Yeniden İşleyen Tyr görev serisinin sonraki bölümlerine de kendilerini hazırlayabilirler.</li>
<li>Son olarak Zaman Çatlakları (10.1.5) etkinlikleri sırasında, kavmin zaman yollarına yaptığı baskınlara çözüm getirmek isteyen Bronz Ejderha Kavmi görevleri oynanabilir olacak!</li>
</ol>
</li>
<li><strong>SONSUZLUĞUN ŞAFAĞI &#8211; HEROIC ZORLUĞU</strong>
<ol>
<li>Sekiz patron içeren ve yalnızca Mythic zorluğuna sahip bu mega zindan, iki adet sıraya koyulabilir Heroic zorluk seviyesindeki zindana bölünecek. </li>
</ol>
</li>
<li><strong>YENİ ÖZELLEŞTİRMELER</strong>
<ol>
<li>Oyuncuların denemesi için birçok yeni özelleştirme sunulacak:
<ul>
<li><strong>Gece Elfi </strong>ve <strong>Forsaken</strong> için <strong>yadigâr zırhı</strong> ve ilgili kilit açma görev serileri.</li>
<li>Nebi Velen&#8217;in yer aldığı özel bir görev serisini alan Draenei oyuncuları için <strong>Man&#8217;ari Eredar </strong>özelleştirmeleri açılabilecek. </li>
</ul>
</li>
<li>Yeni yadigâr zırhının yanı sıra Gece Elfi oyuncuları için ilave yüz ve vücut dövmeleri ve Forsaken oyuncuları için yeni ten renkleri gelecek.<strong> </strong></li>
</ol>
</li>
<li><strong>YENİ GENEL HEDEFLER: </strong>Rüya Dalgaları
<ol>
<li>Var olan çeşitli Ejderha Kavmi bölgeleri, Rüya ile uyumlu hâle gelip bölgedeki tüm nadir eşyaların ve dünya görevlerinin özel bir para birimi düşürmesine sebep olacak. Bu para birimi, bölgedeki güçlendirmeleri etkinleştirmek ve Zaman Yarıklarına benzer Uyanan Rüya istila olaylarını tetiklemek için kullanılabilir. </li>
<li>Rüya ile güçlendirilmiş nadir eşyalar ayrıca hesaba bağlı ekipman jetonları (Forbidden Reach&#8217;teki nadir eşyaların düşürdüğü jetonlara benzer) düşürerek onları ikincil karakterler ya da yeni ve geri dönen oyuncular için harika bir yetişme ekipmanı kaynağı yapıyor.</li>
</ol>
</li>
</ul>
<p>Ve çok daha fazlası oyunda sizi bekleyecek! Test süresi boyunca 10.1.7 için YTB&#8217;ye ilişkin ilave bilgiler ve güncellemeler, Geliştirme Aşaması forumlarımızın yanı sıra World of Warcraft web sitesinde de bulunabilir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ejderha-kavmi-vucut-bulmus-hiddet-1017-5-eylulde-cikiyor-395378">Ejderha Kavmi Vücut Bulmuş Hiddet (10.1.7) 5 Eylül&#8217;de Çıkıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Altay: &#8220;Annelik Fedakârlığın Vücut Bulmuş Halidir&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-annelik-fedakarligin-vucut-bulmus-halidir-375194</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 May 2023 12:00:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[altay]]></category>
		<category><![CDATA[annelik]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[bulmuş]]></category>
		<category><![CDATA[fedakrlığın]]></category>
		<category><![CDATA[halidir]]></category>
		<category><![CDATA[vücut]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=375194</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, 14 Mayıs Anneler Günü vesilesiyle yayımladığı mesajında, başta şehit anneleri olmak üzere tüm annelerin 14 Mayıs Anneler Günü’nü kutlayarak, “Annelik, dünyanın en muteber kavramı; sevginin, şefkatin, iyiliğin, fedakârlığın vücut bulmuş halidir” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-annelik-fedakarligin-vucut-bulmus-halidir-375194">Başkan Altay: &#8220;Annelik Fedakârlığın Vücut Bulmuş Halidir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, 14 Mayıs Anneler Günü vesilesiyle yayımladığı mesajında, başta şehit anneleri olmak üzere tüm annelerin 14 Mayıs Anneler Günü’nü kutlayarak, “Annelik, dünyanın en muteber kavramı; sevginin, şefkatin, iyiliğin, fedakârlığın vücut bulmuş halidir” dedi.</p>
<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, 14 Mayıs Anneler Günü vesilesiyle bir mesaj yayımladı. </p>
<p>Başkan Altay’ın mesajı şöyle:</p>
<p>“Annelik, dünyanın en muteber kavramı; sevginin, şefkatin, iyiliğin, fedakârlığın vücut bulmuş halidir. Bizleri bu günlere getiren, varlıklarıyla her zaman bizlerin en önemli destekçisi olan annelerimiz, övgülerin ve iltifatların en güzellerine layıktır. Toplumun temeli olan aile mefhumunu ayakta tutan, milletimizi güçlü kılan her türlü değerin hayat bulmasında ve yaşatılmasına büyük katkısı olan annelerimiz; bizler için aynı zamanda bir kurtuluş kapısıdır.</p>
<p>Peygamber Efendimizin, ‘Cennet annelerin ayakları altındadır ve anne cennet kapılarının ortasındadır’  Hadis-i Şerif’lerinden de anlaşılacağı üzere yüce dinimizde de annelik kavramı en ulvi mertebelerden biri olarak görülmektedir. Bu vesileyle annelerimizi sadece bugün değil her gün hatırlamalı, mutlu etmeli, attığımız her adımda onların rızalarını almalı ve hayır dualarına talip olmalıyız.</p>
<p>Bu düşüncelerle başta şehit annelerimiz olmak üzere tüm annelerimizin 14 Mayıs Anneler Günü’nü kutluyor, tüm annelerimize sağlık, huzur ve afiyetle geçecek mutlu bir ömür diliyorum.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-annelik-fedakarligin-vucut-bulmus-halidir-375194">Başkan Altay: &#8220;Annelik Fedakârlığın Vücut Bulmuş Halidir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünya Yıldızları Türkiye&#8217;de! Dünyaca ünlü vücut geliştirmeci Türkiye&#8217;ye geldi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dunya-yildizlari-turkiyede-dunyaca-unlu-vucut-gelistirmeci-turkiyeye-geldi-367406</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Apr 2023 16:40:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[dünyaca]]></category>
		<category><![CDATA[geldi]]></category>
		<category><![CDATA[geliştirmeci]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyede]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyeye]]></category>
		<category><![CDATA[ünlü]]></category>
		<category><![CDATA[vücut]]></category>
		<category><![CDATA[yıldızları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=367406</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sporcu gıda takviyeleri piyasasında kısa sürede adından sıklıkla söz ettiren Swiss Nutrition Dünya yıldızlarını Türkiye’ye getiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunya-yildizlari-turkiyede-dunyaca-unlu-vucut-gelistirmeci-turkiyeye-geldi-367406">Dünya Yıldızları Türkiye&#8217;de! Dünyaca ünlü vücut geliştirmeci Türkiye&#8217;ye geldi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sporcu gıda takviyeleri piyasasında kısa sürede adından sıklıkla söz ettiren Swiss Nutrition Dünya yıldızlarını Türkiye’ye getiriyor.</p>
<p>Vücut geliştirme sporunun zirvesi Olympia sahnesinde Men’s Physique kategorisinin en bilinen ve 4 kez şampiyonlukla en çok şampiyon olan ismi Jeremy Buendia, estetik fiziği ile Dünya çapında büyük bir hayran kitlesine sahip Zac Aynsley Swiss Nutrition takımına dahil olarak Türkiye’de hayranlarıyla buluşuyor.</p>
<p>En büyük fitness ve sağlık fuarı FIBO’da Swiss Nutrition takımı ile boy gösteren Jeremy ve Zac fuar sonrası Türkiye’ye geleceklerini duyurması ardından Türkiye’de bulunan hayranları heyecanlı bir bekleyiş içerisine girdiler.</p>
<p>Sayısız galibiyete imza atan Jeremy Buendia, yarışmadığı zamanlarda insanlara vücutlarını ve yaşam tarzlarını dönüştürmelerine yardımcı olacak kişisel eğitim programları da sunuyor.  Sosyal medyada büyük bir takipçi kitlesi olduğu için popüler bir fitness simgesi haline gelen Jeremy&#8217;nin etrafındaki insanlar onun fiziğinden ve motivasyonel sözlerinden ilham alıyor.</p>
<p>Vücut geliştirme ile ilgilenen neredeyse herkes Jeremy Buendia ve Zac Aynsley’i görmenin heyecanı içerisinde hayran buluşması için bekliyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunya-yildizlari-turkiyede-dunyaca-unlu-vucut-gelistirmeci-turkiyeye-geldi-367406">Dünya Yıldızları Türkiye&#8217;de! Dünyaca ünlü vücut geliştirmeci Türkiye&#8217;ye geldi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
