<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>vücudu | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/vucudu/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/vucudu</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Jul 2026 08:00:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>vücudu | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/vucudu</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Aşırı Sıcaklarda Hamilelerin Vücut Isısını Düşüren 9 Öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/asiri-sicaklarda-hamilelerin-vucut-isisini-dusuren-9-oneri-646673</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Jul 2026 08:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[düşüren]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[hamile]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelerin]]></category>
		<category><![CDATA[işi]]></category>
		<category><![CDATA[isısını]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[sıcak]]></category>
		<category><![CDATA[sıcaklarda]]></category>
		<category><![CDATA[vücudu]]></category>
		<category><![CDATA[vücut]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=646673</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaz aylarında hamileler sıcağa karşı daha hassas hale geliyor. Hamileliğin ilk üç ayında (12 hafta) anne adaylarının vücudun aşırı ısınmasına neden olan faktörlerden uzak durması önem taşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asiri-sicaklarda-hamilelerin-vucut-isisini-dusuren-9-oneri-646673">Aşırı Sıcaklarda Hamilelerin Vücut Isısını Düşüren 9 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında hamileler sıcağa karşı daha hassas hale geliyor. Hamileliğin ilk üç ayında (12 hafta) anne adaylarının vücudun aşırı ısınmasına neden olan faktörlerden uzak durması önem taşıyor. Aşırı sıcak, anne rahmindeki bebeğin gelişimini olumsuz etkileyebiliyor. Annenin vücudu soğumaya çalışırken, kan damarları daralıyor ve bu da bebeğe giden kan ve besin miktarını azaltabiliyor. Yaz aylarında alınacak basit önlemlerle anne adaylarının bu dönemi sağlıkla geçirmesi mümkün olabiliyor. Memorial Kayseri Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Mehmet Ak, hamileleri sıcaklardan koruyacak önerilerde bulundu. </p>
<p><strong>Güneş kremi kullanmak riskli değil</strong></p>
<p>Yaz aylarında güneş kremi kullanmak, hamilelik ve emzirme döneminde tavsiye edilir. Güneş kremleri çeşitli bileşenler içerse de, cilt tarafından emilen miktarın minimum düzeyde olduğu bilinmektedir. Yapılan araştırmalarda güneş kremlerinin hamile ve emziren kadınlar için risk oluşturmadığı belirlenmiştir. Eğer cilt hassas veya cilt reaksiyonlarına yatkınsa, bu ciltler için uygun ve hipoalerjenik bir güneş kremi kullanılmalıdır. Uygun güneş kremi için uzmanlardan görüş alınmalıdır. </p>
<p><strong>Hafif egzersizler sabah yapılmalı</strong></p>
<p>Sıcak günlerde gebelerin hafif egzersizler yapması önerilir. Yapılacak egzersiz türü ve günün hangi saatinde yapılacağı uzman tavsiyesine göre belirlenmelidir. Hamile kadınlar için genel öneri, haftanın mümkünse tüm günlerinde, en az 30 dakika hafif yoğunlukta fiziksel aktivite yapmaktır. Sabahın erken saatlerinde hava serinken egzersiz yapmak, aşırı ısınma riskini azaltmakta ve vücudu rahatlatmaktadır. Vücut ısısını artıracak ağır egzersiz programlarından kaçınılmalıdır.</p>
<p>Genel olarak şu egzersizlerin yapılması tavsiye edilebilir;</p>
<ul>
<li>Yüzme veya su aerobiği</li>
<li>Hafif tempolu ürüyüş veya kısa koşular</li>
<li>Bisiklet sürmek</li>
<li>Pilates, yoga, esneme hareketleri veya diğer yer egzersizleri</li>
</ul>
<p><strong>Sıcak çarpmasına dikkat!</strong></p>
<p>Isı bitkinliği, vücut sıvı kaybı nedeniyle susuz kalındığında ortaya çıkar. Aşırı fiziksel aktivite veya sıcak bir ortamda bulunmak da ısı bitkinliğine yol açabilir. Müdahale edilmediğinde sıcak çarpması riski artabilir. Bu durum, ani vücut sıcaklığı yükselmesine, kafa karışıklığına ve potansiyel olarak bilinç kaybına neden olabilir.</p>
<p>Isı bitkinliğini şu belirtilerle ortaya çıkabilir;</p>
<ul>
<li>Aşırı terleme</li>
<li>Susuzluk hissi</li>
<li>Baş ağrısı</li>
<li>Kas ağrıları ve krampları</li>
<li>Bayılma veya baş dönmesi hissi</li>
<li>Hızlı, zayıf nabız</li>
<li>Soluk ve nemli cilt</li>
</ul>
<p><strong>Vücut ısısını düşüren yöntemler</strong></p>
<p>Özellikle yaz aylarında vücudun aşırı ısınmasını engellemek çoğu zaman mümkün olmamaktadır. Ancak, vücut ısısını düşürecek yöntemler etkili olabilir.</p>
<ol>
<li>Doğrudan güneş ışınlarından uzak durun ve kapalı alanlarda ya da gölgede vakit geçirin.</li>
<li>Günün en sıcak saatlerinde dışarıda olmayın.</li>
<li>Yüzünüzü ve vücudunuzu serinletmek için yanınızda spreyli şişeler bulundurun.</li>
<li>Başınızın ve boynunuzun etrafına ıslak bezle uygulama yapın.</li>
<li>Ayaklarınızı çok soğuk olmayan bir su ile günde 2-3 kere yıkayın ya da ayaklarınızı suda bekletin. </li>
<li>Serinlemek için sık sık duş alın.</li>
<li>Hafif ve bol kıyafetler giyin. Nem emici kumaşlar tercih edin.</li>
<li>Kan dolaşımını desteklemek için düzenli olarak su için.</li>
<li>Ekstra koruma için şapka ve güneş gözlüğü tercih edin. UPF korumalı giysiler giymek yararlı olacaktır.</li>
</ol>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asiri-sicaklarda-hamilelerin-vucut-isisini-dusuren-9-oneri-646673">Aşırı Sıcaklarda Hamilelerin Vücut Isısını Düşüren 9 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Haydar Sur&#8217;dan aşırı sıcak uyarısı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-haydar-surdan-asiri-sicak-uyarisi-645813</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Jul 2026 12:43:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[çarpması]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[haydar]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[ortam]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Haydar Sur]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sıcak]]></category>
		<category><![CDATA[sur]]></category>
		<category><![CDATA[vücudu]]></category>
		<category><![CDATA[vücut]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=645813</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur, aşırı sıcak havanın yarattığı tehlikeler ve alınacak önlemleri ele aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-haydar-surdan-asiri-sicak-uyarisi-645813">Prof. Dr. Haydar Sur&#8217;dan aşırı sıcak uyarısı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur, aşırı sıcak havanın yarattığı tehlikeler ve alınacak önlemleri ele aldı.</p>
<p><strong>İnsan vücudu belirli sıcaklık aralığında en verimli şekilde çalışır</strong></p>
<p>İnsan sağlığı açısından hem vücut iç sıcaklığı hem de yaşanılan ortam sıcaklığının belirli sınırlar içinde olduğunda fizyolojik işlevlerin en verimli şekilde çalıştığına işaret eden Prof. Dr. Haydar Sur, “Sağlıklı bir erişkinde normal vücut sıcaklığı genellikle 36,1-37,2 derece arasındadır. Ortalama kabul edilen değer yaklaşık 36,5-37 derece civarındadır. Vücut sıcaklığının 35 derecenin altına düşmesi hipotermi riskini artırırken, 38 derecenin üzeri ateş olarak değerlendirilir. Vücut sıcaklığının 40 dereceyi aşması ise sıcak çarpması ya da ciddi hipertermi açısından yaşamı tehdit edebilecek bir tablo oluşturabilir.” dedi.</p>
<p><strong>İdeal ortam sıcaklığı 20-24 derece arasında olmalı</strong></p>
<p>Yalnızca sıcaklığın değil nem oranının da sağlık açısından büyük önem taşıdığına dikkat çeken Prof. Dr. Sur, “İnsanların kendilerini en rahat hissettikleri ortam sıcaklığı genellikle 20-24 derece arasındadır. Bunun yanında bağıl nem oranının yüzde 40-60 seviyelerinde olması gerekir. Yüksek nem terin buharlaşmasını engelleyerek sıcaklığın daha fazla hissedilmesine neden olurken, çok düşük nem ise ciltte ve solunum yollarında kuruluğa yol açabilir.” diye konuştu. </p>
<p><strong>İnsan biyolojisi açısından en uygun iklim koşulları neler</strong></p>
<p>Prof. Dr. Sur, araştırmaların, insan vücudunun enerji harcamadan ısı dengesini koruyabildiği &#8220;termal konfor bölgesinin&#8221; yaklaşık 22–25 derece sıcaklık ve yüzde 40–60 nem ile hafif hava akımı bulunan ortamlar olduğunu gösterdiğini de kaydetti.</p>
<p><strong>Aşırı sıcaklar vücudun denge mekanizmasını bozuyor</strong></p>
<p>Aşırı sıcakların vücudun ısı düzenleme sistemini zorladığını belirten Prof. Dr. Haydar Sur, “Aşırı sıcaklar, vücudun ısı dengesini sağlayan mekanizmalarını zorlayarak birçok sağlık sorununa yol açabilir. İnsan vücudu terleme yoluyla serinlemeye çalışır; ancak yüksek sıcaklık ve nem oranı arttığında bu mekanizma yeterince etkili olamaz. Ayrıca vücut suyunu tüketerek kurumaya neden olur. Bu hayatı tehdit eden dehidratasyon olarak adlandırılır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Kalp ve böbrek hastaları daha büyük risk altında</strong></p>
<p>Aşırı sıcaklarda en sık görülen sağlık sorunlarına değinen Prof. Dr. Haydar Sur, “Susuz kalma, halsizlik, yorgunluk ve baş dönmesi, kas krampları, baş ağrısı, düşük tansiyon ve bayılma, ısı bitkinliği ve sıcak çarpması en sık karşılaşılan tablolardır. Bunun yanında böbrek fonksiyonlarında bozulma görülebilir ve mevcut kalp-damar hastalıkları ağırlaşabilir. Uzun süre sıcağa maruz kalmak kronik hastalıkların da alevlenmesine neden olabilir.&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>Sıcak çarpması acil müdahale gerektiren bir durum</strong></p>
<p>Sıcak çarpmasının vücudun ısı düzenleme mekanizmasının tamamen yetersiz kalması sonucu geliştiğini belirten Prof. Dr. Sur, şöyle devam etti:</p>
<p>“Sıcak çarpmasında vücut sıcaklığı genellikle 40 derecenin üzerine çıkar. Şiddetli baş ağrısı, yüksek ateş, bilinç bulanıklığı, sersemlik, bulantı, kusma, nabızda hızlanma, nefes alıp vermede artış, sıcak ve kuru cilt ya da aşırı terleme, kasılmalar ve bilinç kaybı görülebilir. Bilinç kaybı, nöbet geçirilmesi, solunum güçlüğü, şok tablosu veya organ yetmezliği bulguları gelişmesi halinde zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.&#8221;</p>
<p><strong>11.00 ile 16.00 saatleri arasında güneşten kaçınılmalı</strong></p>
<p>Özellikle dış ortamda çalışanlar ve spor yapanların daha dikkatli olması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Haydar Sur, “Vatandaşlarımız özellikle 11.00 ile 16.00 saatleri arasında doğrudan güneş altında uzun süre kalmamalıdır. Fiziksel aktiviteler sabah erken veya akşam serin saatlerde yapılmalıdır. Açık renkli, bol ve pamuklu kıyafetler tercih edilmeli, geniş kenarlı şapka ve güneş gözlüğü kullanılmalıdır. Düzenli aralıklarla gölge alanlarda dinlenilmeli ve susamayı beklemeden su tüketilmelidir. Aşırı sıcak günlerde ağır egzersizlerden kaçınılmalı, güneş koruyucu ürünler de ihmal edilmemelidir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Sıcak havalarda günlük 2-3 litre su tüketilmeli</strong></p>
<p>Sıcak havalarda sıvı tüketiminin büyük önem taşıdığına işaret eden Prof. Dr. Haydar Sur, &#8220;Sağlıklı erişkinlerin günde yaklaşık 2-3 litre su tüketmesi önerilir. Yoğun fiziksel aktivite yapanlarda ve dış ortamda çalışanlarda bu miktar daha da artabilir. Susamayı beklemeden su içilmeli, terlemeyle kaybedilen mineraller ayran, kefir veya maden suyu gibi içeceklerle desteklenmelidir.&#8221; dedi.</p>
<p>Şekerli içeceklerden uzak durulması gerektiğini belirten Prof. Dr. Sur, &#8220;Kafeinli ve alkollü içecekler sıvı kaybını artırabileceği için özellikle aşırı sıcak günlerde tercih edilmemelidir. İdrar renginin koyulaşması susuzluğun önemli bir göstergesidir.&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>Risk grupları daha dikkatli olmalı</strong></p>
<p>Yaşlılar, çocuklar, hamileler ve kronik hastalığı bulunan bireylerin sıcak havalardan daha fazla etkilendiğini vurgulayan Prof. Dr. Haydar Sur, &#8220;Bu kişiler günün sıcak saatlerinde dışarı çıkmamalı, düzenli sıvı tüketmeli, ev ortamı serin tutulmalı ve hafif beslenmelidir. Kalp, böbrek, diyabet veya solunum hastalığı bulunan bireyler belirtiler açısından daha dikkatli olmalıdır. Özellikle yaşlı bireylerin sıvı alımı yakınları tarafından takip edilmelidir.&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Klimalar 23-26 derece arasında çalıştırılmalı</strong></p>
<p>Ev ortamında serin kalabilmek için de önerilerde bulunan Por. Dr. Sur, &#8220;Gündüz saatlerinde perdeler kapalı tutulmalı, ev sabah ve akşam serin saatlerde havalandırılmalıdır. Gereksiz elektrikli cihaz kullanımı azaltılmalı, hafif kıyafetler tercih edilmeli ve ılık duş alınabilir.&#8221; dedi.</p>
<p>Klima kullanımında dikkat edilmesi gereken noktalara değinen Prof. Dr. Sur, &#8220;Klimalar 23-26 derece arasında ayarlanmalı, filtreleri düzenli temizlenmeli ve soğuk hava doğrudan kişiye üflenmemelidir. Ani sıcaklık değişimlerinden kaçınılmalıdır. Vantilatörler ise ortam çok sıcak olduğunda tek başına yeterli olmayabilir. Özellikle yaşlı bireylerde uzun süre doğrudan hava akımı oluşturulmamalıdır.&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Sıcak çarpmasında ilk yardım hayat kurtarabilir</strong></p>
<p>Sıcak çarpması yaşayan kişiye uygulanacak ilk yardımın büyük önem taşıdığını belirten Prof. Dr. Haydar Sur, &#8220;Kişi hemen gölge veya serin bir ortama alınmalı, fazla giysileri çıkarılmalı, boyun, koltuk altı ve kasık bölgelerine soğuk uygulama yapılmalıdır. Bilinci açıksa küçük yudumlarla su verilebilir. Soğuk duş veya ıslak havlu uygulaması da yararlı olabilir.&#8221; diye konuştu. </p>
<p>Prof. Dr. Sur, &#8220;Bilinç bulanıklığı, bayılma, konuşma bozukluğu, yüksek ateş, nöbet, şiddetli nefes darlığı, kusmanın sürmesi veya kişinin sıvı alamaması durumunda vakit kaybetmeden acil sağlık hizmetine başvurulmalıdır.&#8221; uyarısında bulundu.</p>
<p> <strong>Toplumun doğru bilgilendirilmesi de en az bireysel önlemler kadar önemli</strong></p>
<p>Aşırı sıcaklarla mücadelede halk sağlığı iletişiminin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Haydar Sur, &#8220;Vatandaşlara meteorolojik sıcaklık uyarıları önceden ulaştırılmalı, SMS ve mobil uygulama bildirimleri etkin kullanılmalıdır. Riskli günlerde vatandaşlar sıcak çarpması konusunda bilgilendirilmelidir. Televizyon, radyo, gazete, haber siteleri ve sosyal medya aracılığıyla düzenli bilgilendirme yapılmalıdır. Sağlık kuruluşlarında bilgilendirici afiş ve broşürlere yer verilmeli, belediyeler de dijital ekranlar, toplu taşıma araçları ve hoparlör anonslarıyla vatandaşları bilgilendirmelidir.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Sur, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>&#8220;Mesajların kısa ve anlaşılır olması gerekir. &#8216;11.00-16.00 saatleri arasında zorunlu olmadıkça dışarı çıkmayın&#8217;, &#8216;Susamayı beklemeden su için&#8217;, &#8216;Yaşlı yakınlarınızı düzenli kontrol edin&#8217;, ‘Baş dönmesi, bilinç bulanıklığı veya yüksek ateş gelişirse sağlık kuruluşuna başvurun’ gibi basit ama etkili uyarılar toplum sağlığının korunmasında önemli rol oynar. Aşırı sıcaklar özellikle risk gruplarında yaşamı tehdit edebilecek sağlık sorunlarını da beraberinde getiriyor. Ancak doğru bilgilendirme ve basit koruyucu önlemlerle toplumun sıcak hava dalgalarına karşı dayanıklılığı artırılabilir.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-haydar-surdan-asiri-sicak-uyarisi-645813">Prof. Dr. Haydar Sur&#8217;dan aşırı sıcak uyarısı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sabah Yorgunluğunuz Kronik Yaşlanma Sinyali Olabilir Mi?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sabah-yorgunlugunuz-kronik-yaslanma-sinyali-olabilir-mi-640210</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 08:16:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[içinde]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kronik]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[sabah]]></category>
		<category><![CDATA[sinyali]]></category>
		<category><![CDATA[sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[sürekli]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[vücudu]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanma]]></category>
		<category><![CDATA[yorgunluğunuz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=640210</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gün içinde sürekli yorgun hissetmek, sabah dinlenmeden uyanmak, zihindeki düşünceleri susturamamak, odaklanmada yaşanan sorunlar ya da gece uykuya dalamamak…</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sabah-yorgunlugunuz-kronik-yaslanma-sinyali-olabilir-mi-640210">Sabah Yorgunluğunuz Kronik Yaşlanma Sinyali Olabilir Mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gün içinde sürekli yorgun hissetmek, sabah dinlenmeden uyanmak, zihindeki düşünceleri susturamamak, odaklanmada yaşanan sorunlar ya da gece uykuya dalamamak… Tüm bunlar artık birçok kişinin ortak şikâyeti. Gün içinde yaşanan yoğun iş temposu ve uzun çalışma saatleri vücudun stres sistemini sürekli aktif tutmasının yanı sıra enerji düşüklüğünden insülin direncine, uyku problemlerinden ruh hali değişimlerine kadar pek çok sorunu da beraberinde getirebiliyor. Stresi yönetmeden sağlığın yönetilemeyeceğini belirten <strong>Acıbadem Life Beslenme ve Diyet Uzmanı Kumsal Kurucu</strong>, “İşte bu noktada son yıllarda hem bilimsel literatürde hem de fonksiyonel tıpta Adaptojen kavramı öne çıkıyor. Adaptojenlerle ilgili çalışmalar özellikle stres ve kortizol üzerinde olumlu etkiler göstermektedir” diyor. </p>
<p><strong>Adaptojenler ne yapıyor? </strong></p>
<p>Modern şehir yaşamı ve plazalarda yükselen iş temposu, uzun çalışma saatleri, trafik, ekran maruziyeti ve sürekli ulaşılabilir olma hali vücudu kesintisiz bir stres döngüsü içinde bırakıyor. Gün boyu devam eden bu yoğun tempo yalnızca ruh halini değil; uyku düzeninden iştaha, enerji seviyesinden hormon dengesine kadar birçok sistemi etkiliyor. Kronik hale gelen stresin zaman içinde yorgunluk, odaklanma güçlüğü, kilo kontrolünde zorlanma, sindirim sorunları ve uyku problemleri gibi pek çok şikâyete zemin hazırladığını belirten <strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Kumsal Kurucu</strong>, “İşte bu noktada son yıllarda hem bilimsel literatürde hem de fonksiyonel tıpta öne çıkan bir kavram var; adaptojenler.<strong> </strong> Adoptojenler ne enerji içeceği gibi “yükseltici” ne de sakinleştirici gibi “bastırıcıdır.” Bitki kaynaklı ajanlar olarak adlandırılan adaptojenlerin asıl görevleri vücudun stres karşısındaki dengesini yeniden kurmaya yardımcı olmak, aşırı çalışan sistemi yavaşlatmak ve yavaş çalışan sistemi desteklemektir” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p><strong>Şehir insanının stres alarmı hep açık!</strong></p>
<p>Modern şehir yaşamında vücudun stres alarm sisteminin hiç kapanmamasının büyük bir sorun olduğunun altını çizen <strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Kumsal Kurucu</strong>, “Sürekli açık kalan bu “alarm hali”, zamanla kortizol dengesinin bozulmasına, uyku kalitesinin düşmesine, insülin direncinin tetiklenmesine ve vücudun sürekli tetikte kalmasına yol açıyor. Adaptojenler ise bu sistemi tamamen kapatmaz; ancak aşırı çalışan stres yanıtını dengelemeye yardımcı olabilir” diyor. </p>
<p><strong>Her adaptojen herkeste aynı etkiyi göstermez</strong></p>
<p>Her adaptojen herkeste aynı etkiyi göstermiyor. Örneğin; ashwagandha daha çok zihni susmayan ve uykuya dalmakta zorlanan kişilerde öne çıkarken, rhodiola sabah yorgun uyanan ve gün içinde tükenmiş hisseden kişilerde tercih edilebiliyor. Ginseng ise enerji, odaklanma ve performans desteği amacıyla kullanılabiliyor. “Herkese aynı takviye” yaklaşımının yanlış olduğunu belirten <strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Kumsal Kurucu</strong>, “Hangi desteğin kim için gerekli olduğuna uzman değerlendirmesiyle karar verilmeli” uyarısında bulunuyor. </p>
<p><strong>Önce alışkanlıklar değiştirilmeli</strong></p>
<p>Yapılan bilimsel çalışmalarda adaptojenlerin özellikle stres yönetimi ve kortizol dengesi üzerinde olumlu etkiler sağlayabileceği gösterilse de tek başına bir çözüm olarak görülmüyor. Düzensiz uyku, yoğun stres, yetersiz beslenme ve gün boyu kafeinle ayakta kalma gibi alışkanlıkların devam ettiği sürece adaptojenlerle sağlanan ilerlemenin sınırlı olacağını ifade eden <strong>Acıbadem Life Beslenme ve Diyet Uzmanı Kumsal Kurucu</strong>, “Bu nedenle adaptojenler bir tedavi yöntemi değil, doğru yaşam sisteminin destekleyici bir parçası olarak değerlendirilmeli. Adaptojenler doğru kişide ve doğru zamanda kullanıldığında stres yönetiminde anlamlı katkı sağlayabilir. Ancak sağlık hiçbir zaman tek bir kapsüle indirgenemez. Stresi yönetmeden sağlığı yönetemezsiniz” diyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sabah-yorgunlugunuz-kronik-yaslanma-sinyali-olabilir-mi-640210">Sabah Yorgunluğunuz Kronik Yaşlanma Sinyali Olabilir Mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kış aylarında kalbin yükü artıyor, risk büyüyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-kalbin-yuku-artiyor-risk-buyuyor-603589</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Jan 2026 08:05:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artıyor]]></category>
		<category><![CDATA[aylarında]]></category>
		<category><![CDATA[büyüyor]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[işi]]></category>
		<category><![CDATA[kalbin]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kardiyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sıcak]]></category>
		<category><![CDATA[Soğuk Hava]]></category>
		<category><![CDATA[vücudu]]></category>
		<category><![CDATA[yükü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=603589</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde kalp ve damar hastalıkları, ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer almaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-kalbin-yuku-artiyor-risk-buyuyor-603589">Kış aylarında kalbin yükü artıyor, risk büyüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde kalp ve damar hastalıkları, ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer almaya devam ediyor. 2022 yılı verilerine göre, dünya çapında 19 milyon 800 bin kişi kardiyovasküler hastalıklar nedeniyle hayatını kaybetti. TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu)  verilerine göre, ülkemizde de 2024 yılında gerçekleşen yaklaşık 490 bin ölümün yüzde 36’sı, yani yaklaşık 176 bin kişi kalp ve damar hastalıkları nedeniyle yaşamını yitirdi. <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Emrah Erdoğan, </strong>özellikle kış aylarında kalp  ve damar hastalıklarına bağlı risklerin belirgin şekilde arttığını vurgulayarak, “Vücudumuz soğuk havada ısısını koruyabilmek için kan damarlarını daraltır.   Büzüşen damarlar kan akışını zorlaştırarak kan basıncının yükselmesine neden olur. Bunun sonucunda kalp, vücuda kan pompalamak için daha fazla çalışmak zorunda kalır. Kalp kası üzerinde oluşan bu ek yük, özellikle yüksek tansiyonu olan hastalarda kontrolsüz tansiyon yükselmelerine, kalp krizine ve inmeye yol açabilir. Ayrıca, soğuk havada kanın akışkanlığının azalması da yine kalp krizi ve inmeyle sonuçlanabilir. Yapılan çalışmalara göre, tüm bu etkenler nedeniyle, soğuk havada kalp krizi riski yaklaşık 3 kat artış göstermektedir” diyor. </p>
<p><strong>Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Emrah Erdoğan,</strong> bu nedenle, özellikle yüksek tansiyon ve  kalp-damar hastalığı olan kişilerin kış aylarında çok daha dikkatli olmaları gerektiğini belirtirken, kalp krizine karşı alınması gereken önlemleri anlattı; önemli uyarılarda bulundu! </p>
<p><strong>Vücudunuzu sıcak tutun</strong></p>
<p>Kış aylarında vücudu sıcak tutmak, kalp sağlığını korumanın en önemli kuralını oluşturuyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Emrah Erdoğan, kalbinizi korumak için soğuk havalarda tek bir kalın kıyafet yerine, kat kat giyinmeye özen göstermeniz gerektiğini ifade ederek, “Çünkü bu şekilde giyinmek, bir çeşit yalıtım görevi gören, fazladan bir hava tabakası oluşturur. Böylece vücut ısısının daha iyi korunmasını sağlar” diyor.  Ayrıca, başınız, elleriniz ve ayaklarınız soğuk havalarda hızla ısı kaybediyor. Dolayısıyla, şapka, eldiven ve atkı kullanarak bu bölgelerinizi korumanız çok önemli. Soğuk ve yağışlı havalarda yanınızda su geçirmez mont ve şemsiye bulundurmayı da alışkanlık edinmenizde fayda var. </p>
<p><strong>Ani sıcaklık değişimlerinden kaçının</strong></p>
<p>Sıcak bir ortamdan soğuk dış ortama ani geçiş yapmak vücudunuzu şok edebiliyor. Dışarıya çıkmadan önce kat kat olacak şekilde kalın giyinmeniz, vücudun soğuk hava koşullarına adaptasyonunu kolaylaştırıyor.   Benzer şekilde, eve döndüğünüzde de vücut sıcaklığının yavaş yavaş normale dönmesi için kendinize zaman tanıyın. Daha hızlı ısınmak için sıcak su, elektrikli ısıtıcı, ısı lambası veya sıcak yastık gibi doğrudan ısı veren kaynaklar kullanmayın. Kıyafetleriniz ıslak ise kuru kıyafetler giyinip, sıcak ortama girmeniz yeterli olacaktır.</p>
<p><strong>Soğuk havada mümkünse dışarıya çıkmayın</strong></p>
<p>Hava ne kadar soğuk olursa, kalp vücudu sıcak tutmak için o kadar çok çalışmak zorunda kalıyor.  Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Emrah Erdoğan,  özellikle sabah erken ve akşam geç saatler olmak üzere, soğukların en yoğun hissedildiği zamanlarda dışarı çıkmaktan kaçınmanız gerektiğini belirterek, “Dışarı çıkmak zorundaysanız, işlerinizi kısa sürede tamamlayıp, sıcak bir ortama dönmeniz, kalp sağlığınız için çok önemlidir” diyor. </p>
<p><strong>Açık havada egzersiz yapmayın</strong></p>
<p>Düzenli egzersiz sağlığınız için önemli olsa da kış aylarında açık havada egzersiz yapmak risk oluşturabiliyor. Bunun yerine, evinizde yoga, esneme hareketleri veya sabit bisiklet gibi hafif aktiviteleri tercih etmenizde fayda var. Kapalı alanda yapacağınız egzersizler ile kalbinizin sert hava koşullarına maruz kalmasını önlemiş olursunuz. </p>
<p><strong>Ellerinizi sık sık yıkayın</strong></p>
<p>Ciddi soğuk algınlığı ve solunum yolu enfeksiyonlarına neden olabilen mikroplar kalbimize zarar verebiliyor. Mikroplardan korunmak için ellerinizi sık sık en az 20 saniye boyunca sabunlu suyla yıkayın,   kapalı ortamlarda mümkün olduğunca bulunmayın ve hasta kişilerle yakın temastan kaçının.</p>
<p><strong>Tansiyonunuzu düzenli ölçün</strong></p>
<p>Kış aylarında soğuk havalar tansiyonun beklenmedik şekilde yükselmesine neden olabiliyor. Dolayısıyla, evde tansiyon aleti bulundurun ve kan basıncınızı düzenli olarak ölçün. Değerlerde önemli değişiklikler fark ederseniz, gecikmeden kardiyoloğunuza başvurun. </p>
<p><strong>Aşılarınızı ihmal etmeyin</strong></p>
<p>Grip ve zatürre enfeksiyonlarında vücutta artan iltihap (inflamasyon), damar duvarlarını olumsuz etkiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Emrah Erdoğan, bu durumun kalp damarlarında plakların yırtılmasına ve kalp krizinin tetiklenmesine<strong> </strong>yol açabildiğini söyleyerek, “Bu nedenle, 65 yaşın üstündeyseniz veya diyabet gibi kronik bir hastalığınız varsa, grip ve pnömokok (zatürre ) aşısı için hekiminize mutlaka danışın” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>Kardiyolojik kontrollerinizi yaptırın </strong></p>
<p>Düzenli kardiyolojik değerlendirmeler, kardiyovasküler hastalıkların erken tanısı ve takibinde kritik bir önem taşıyor. Doç. Dr. Emrah Erdoğan, hiçbir şikayetiniz olmasa bile belirli aralıklarla kardiyoloji uzmanına başvurmanızın yaşamsal önem taşıdığına vurgu yapıyor. </p>
<p><strong>Kalp dostu beslenin</strong></p>
<p>Sağlıklı beslenmek, özellikle kış aylarında kalp sağlığının korunmasında önemli bir rol oynuyor. Öğünlerinize bol miktarda taze meyve, yeşil sebze ve tam tahıl ekleyin. Kolesterolü yükseltebilen kızarmış veya tuzlu atıştırmalıkların tüketimini ise azaltın. Sıcak bir kase sebze çorbası hem rahatlatıcı hem de besleyici olabilir.</p>
<p><strong>Susuz kalmayın</strong></p>
<p>Kış aylarında susama hissi azaldığı için su içmeyi ihmal edebiliyoruz. Ancak, vücudun susuz kalması yaz aylarında olduğu gibi kışın da kalbimizi zorlayabiliyor. Bu nedenle, gün boyunca 2-2.5 litre ılık su ve bitkisel içecekler tüketmeyi alışkanlık edinin. </p>
<p><strong>Kahve ve alkolü sınırlayın </strong></p>
<p>Kışın sıcak bir fincan kahve veya çay içmek keyif verse de aşırı kafein   kan basıncını yükseltebiliyor. Alkol de benzer bir etkiye neden olabiliyor. Dolayısıyla, susuzluğunuzu gidermek ve rahatlamak için sıcak bitki çayları veya yeni hazırlanmış taze çorba gibi sağlıklı alternatifleri tercih etmenizde fayda var. </p>
<p><strong>Derin nefes alın, hobi edinin!</strong></p>
<p>Kış ayları birçoğumuz için stresli bir dönem olabiliyor ve stres kalp sağlığını olumsuz yönde etkiliyor. Bu nedenle, rahatlamayı ve size keyif veren aktivitelere zaman ayırmayı alışkanlık edinin. Derin nefes egzersizleri, meditasyon ve hobi edinmek gibi yöntemler stresi daha iyi yönetmenize katkı sağlayabiliyor. </p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-kutu bilgisi&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</strong></p>
<p><strong>Soğuk hava kalp krizini tetikleyebiliyor! </strong></p>
<p>Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Emrah Erdoğan,<strong> </strong>soğuk hava koşullarının kalpte yol açabileceği sorunları şu şekilde sıralıyor: </p>
<ul>
<li><strong>Kalp krizini tetikleyebiliyor:</strong> Soğuk nedeniyle oluşan stresin kan basıncını, yani tansiyonu yükseltmesi, kalp krizini tetikleyebiliyor.</li>
<li><strong>İnme (felç) riskini artırıyor:</strong> Kış aylarında yükselen tansiyon ve pıhtılaşma eğilimi inme riskini artırıyor.</li>
<li><strong>Angina (göğüs ağrısı) gelişebiliyor:</strong> Atardamar tıkanıklığı olan hastalarda, soğuk havada yapılan fiziksel aktiviteler sırasında   göğüs ağrıları gelişebiliyor.</li>
<li><strong>Kalp yetmezliği kötüleşebiliyor:  </strong>Kalp kasları zayıflamış olan hastalarda soğuk hava, semptomların şiddetlenmesine neden olabiliyor.</li>
</ul>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-kalbin-yuku-artiyor-risk-buyuyor-603589">Kış aylarında kalbin yükü artıyor, risk büyüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aralıklı oruç vücudu bakım moduna sokuyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/aralikli-oruc-vucudu-bakim-moduna-sokuyor-594608</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2025 23:24:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aralıklı]]></category>
		<category><![CDATA[bakım]]></category>
		<category><![CDATA[moduna]]></category>
		<category><![CDATA[oruç]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[sokuyor]]></category>
		<category><![CDATA[süreç]]></category>
		<category><![CDATA[vücudu]]></category>
		<category><![CDATA[vücudun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594608</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son dönemde yaşam tarzı trendleri arasında hızla öne çıkan aralıklı oruç, geniş bir kitle tarafından ilgiyle takip edilirken beraberinde pek çok soru işaretini de getiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/aralikli-oruc-vucudu-bakim-moduna-sokuyor-594608">Aralıklı oruç vücudu bakım moduna sokuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Son dönemde yaşam tarzı trendleri arasında hızla öne çıkan aralıklı oruç, geniş bir kitle tarafından ilgiyle takip edilirken beraberinde pek çok soru işaretini de getiriyor. Bu yöntem, yalnızca popüler bir kilo verme yaklaşımı olmasının ötesinde vücudun enerji kullanım biçimini değiştiren önemli biyolojik süreçleri de harekete geçiriyor. Yaklaşık 12 saatlik açlık sonrası vücudun önce şeker depolarını tükettiğini, ardından yağ yakmaya geçtiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi&#8217;nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Esat Erdem Türemen, “Bu süreçte ‘keton’ adı verilen ve yağ asitlerinin oksidasyonundan oluşan doğal bir yakıt ortaya çıkıyor. Keton cisimcikleri beynin alternatif enerji kaynağı olduğu için birçok kişi bu esnada kendini zihinsel olarak daha berrak hissedebiliyor” açıklamasında bulundu.</strong></p>
<p>Aralıklı orucun tıbbi faydalarına değinen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi&#8217;nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Esat Erdem Türemen, “Açlık süresi uzadıkça insülin duyarlılığı artıyor yani hücreler şekeri daha etkin kullanmaya başlıyor. Bu da glukoz seviyelerinin düşmesine yardımcı oluyor. Ayrıca diyabet riski azalabiliyor, trigliserid ve LDL kolesterol değerlerinde iyileşme görülebiliyor, karaciğer yağlanma riski düşüyor. En dikkat çekici noktalardan biri de hücrelerin kendi kendini temizlediği otofaji sürecini başlatması. Bu süreçte vücut hasarlı proteinleri parçalayıp geri dönüştürüyor. Yani aralıklı oruç, vücudun kriz moduna değil, tam tersine bir bakım moduna geçmesini sağlıyor” dedi.</p>
<p><strong>Hücreler adeta hurdalarından arınıyor</strong></p>
<p>16 saatlik açlık ve 8 saatlik beslenme aralığından oluşan 16/8 modelinin özellikle çalışan bireylerin günlük rutinine en kolay uyum sağlayan aralıklı oruç yöntemi olduğunu belirten Uzm. Dr. Türemen, “Açlık süresi 16 saate yaklaştığında hücreler enerji azalmasını bir uyarı olarak algılıyor ve otofaji adı verilen doğal onarım süreci başlıyor. Otofaji, hücrenin hasarlı proteinleri ve işlevini yitirmiş yapıları parçalayıp geri dönüştürdüğü bir iç temizlik mekanizması. Bu dönemde anabolik sinyaller azalır, vücut büyüme modundan onarım moduna geçer. Hayvan çalışmalarında otofajinin Alzheimer, Parkinson, diyabet ve yaşlanma süreçleri üzerinde olumlu etkiler gösterdiği; insanlarda ise insülin direncinin azalması ve mitokondri fonksiyonlarının iyileşmesiyle ilişkili olduğu ortaya konmuştur” diye konuştu.</p>
<p>Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi&#8217;nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Esat Erdem Türemen, aralıklı oruçla ilgili yanlış bilinen noktaları şöyle sıraladı:</p>
<p><strong>Aralıklı oruç sadece kilo vermek içindir</strong></p>
<p>Aralıklı oruçta esas değişim vücudun açlıkla birlikte enerji kullanımını yenilemesi ve hücrelerin kendini onarmaya başlamasıdır yani etkisi yalnızca kilo kaybıyla sınırlı değildir.</p>
<p><strong>Açlık vücuda zarar verir</strong></p>
<p>Aralıklı oruç yönteminde kişi günlük ihtiyaç duyduğu vitamin ve mineralleri aldığında açlık bir kriz değil, kontrollü bir onarım sürecidir.</p>
<p><strong>Aralıklı oruç herkes için uygundur</strong></p>
<p>Hamileler, kronik hastalığı olanlar ve düzenli ilaç kullananlar aralıklı oruca başlamadan önce mutlaka doktora danışmalıdır.</p>
<p><strong>Aralıklı oruçta sıvı alımı da durdurulur</strong></p>
<p>Aralıklı oruç yalnızca yeme düzenini sınırlar, su tüketimi bu dönemde devam etmesi gereken temel bir ihtiyaçtır. Gün içinde yeterli su içmek vücudun dengede kalmasına yardımcı olur ayrıca şekersiz çay ile kahve de tüketilebilir.</p>
<p><strong>Yeme saatinde sınırsız yemek serbesttir</strong></p>
<p>Bu yaygın bir yanılgı olsa da beslenmenin içeriği ve ölçüsü her zaman önemlidir. Dengesiz veya aşırı kalorili beslenmek aralıklı orucun etkilerini azaltır.</p>
<p><strong>Aralıklı oruç kan şekerini aşırı düşürür</strong></p>
<p>Aralıklı oruç diyetini uygulayan sağlıklı bireylerde kan şekeri kontrollü şekilde düşer. Risk daha çok diyabet hastaları içindir ve onlar için süreç mutlaka doktor kontrolünde ilerlemelidir.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/aralikli-oruc-vucudu-bakim-moduna-sokuyor-594608">Aralıklı oruç vücudu bakım moduna sokuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pilates Vücudu Güç ve Esneklik Veriyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/pilates-vucudu-guc-ve-esneklik-veriyor-398930</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Aug 2023 10:54:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[esneklik]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[pilates]]></category>
		<category><![CDATA[veriyor]]></category>
		<category><![CDATA[vücudu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=398930</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pilates; gücü, esnekliği ve vücut farkındalığını geliştiren ve fiziksel zindelik için kapsamlı bir yaklaşım haline getiren bir antrenman yöntemidir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/pilates-vucudu-guc-ve-esneklik-veriyor-398930">Pilates Vücudu Güç ve Esneklik Veriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Pilates; gücü, esnekliği ve vücut farkındalığını geliştiren ve fiziksel zindelik için kapsamlı bir yaklaşım haline getiren bir antrenman yöntemidir. Pilates, yeni başlayanlardan ileri düzey uygulayıcılara kadar geniş bir grup için faydalı olabilir. Memorial Wellnes Medikal Fitness Bölümü’nden Medikal Fitness Uzmanı Hasan Ercan, pilates hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Pilates kendine ait antrenman kuralları ve yine kendine özel olarak bu yöntem için geliştirilen ekipmanları olan temel anlamda vücudu bir bütün olarak ele alan, duruşun düzelmesine yardımcı olması, kasların sıkılığının artırılması, esnekliğin ve kuvvetlenmenin artması, vücuda kaslar, eklemler, tendonlar, bağlar gibi doku ve organların yaptığı baskıyı azaltıcı, eklem hareket bütünlüğünü sağlayıcı, sağlık ve mental yönden çok sayıda katkı sağlayan antrenman yöntemidir.</p>
<p><strong>Hareketsiz yaşam sağlığı olumsuz etkiliyor</strong></p>
<p>Gelişen teknoloji, eskiçağlarda insan bedeni ile yapılan yorucu yıpratıcı hatta ölümlere sebep olabilecek ağırlıktaki işleri neredeyse oturduğumuz yerden kolaylıkla yapabilecek seviyelere kadar getirmiştir. Bu olumlu katkıların yanında, teknoloji farkına varmadan hayatımızı kısıtlamış beraberinde hareketsizliği getirmiş, hareketsizlik ise günümüz dünyasın da sağlığı bozucu en temel problemlerden olmuştur. Hareketsizlik ile oluşan sorunlardan kurtulmanın çareleri aranırken 2. Dünya savaşında Joseph Pilates adında savaşta görevli bir fizyoterapistin tedavi ettiği yaralı erlerin yüksek bağışıklığa ulaşıp çabuk iyileşmeleri ve o dönem de çok yaygın olan veba salgınından kurtulmaları ile popülerliği ismi gibi pilates olan antrenman yöntemi tanınmış ve bütün dünyada duyulmaya başlamıştır. Faydaları bu yazılanların ötesinde olan pilates, sıkılaşmayı, duruşun düzeltilmesi, eklemlerin ve kasların açılıp esnemesi, nefes alıp vermenin düzenlenmesi ve kuvvetlenme gibi çok sayıda fayda sağlamaktadır.</p>
<p><strong>Pilatesin sağlığa birçok faydası bulunuyor</strong></p>
<p>Diğer spor dallarından farklı olarak sporun uygun yapılmadığı veya fazla yüklenme sonrası oluşabilecek travma ve baskılanmaların görece daha az olduğu, sporun beden üzerinde yarattığı olumsuzluklardan arındırılma oranı yüksek olması seçilebilirliğini kolaylaştıran etmenlerdendir. Bu sayede kurallara sadık kalınması halinde spor yaparken karşılaşılabilecek olası yan etkiler pilatesde daha az görülür. Pilatesin sağlığa olan faydaları bireysel olarak değişebilir. Düzenli olarak çalışma ancak istenilen hedeflemeye ulaşmayı mümkün kılacaktır. Pilatesin nefes, core aktivasyonu, merkezleme, hizalanma, mobilizasyon, stabilizasyon gibi pilates antrenman kurallarına sadık kalınması halinde sıkılaşma, duruşun düzeltilmesi, kas gerginliklerine bağlı ağrıların azaltılması, kasların kuvvetlendirilmesi gibi fayda sağlayıcı etkileri bulunmaktadır.</p>
<p><strong>Minder üzerinde ve aletli olarak yapılabiliyor</strong></p>
<p>Temel olarak Matwork ve aletli pilates olarak 2 çeşit pilates türü vardır. Matwork pilates; yerde minder üzerinde genel de ekipman kullanmadan veya az bir ekipman ile yapılan çalışmaları kapsar.  Aletli pilates; pilates için özel üretilmiş ekipmanlarıkapsar. Bu ekipmanlar sayesinde yapılması zor olan hareketler daha kolay ve etkili şekilde yapılabilmektedir.</p>
<p><strong>Tecrübeli eğitmenler eşliğinde yapılması gerekiyor</strong></p>
<p>Pilates; duruş bozukluğu yaşayan, mesleği gereği az hareket edip kas ağrıları yaşayanlar, genel olarak kas ağrıları, kas gerginlikleri ve güçsüzlükleri yaşayanlar, hareketsiz yaşam tarzı olanlar, fizik tedavi ve sakatlık sonrasında esneme ve güçlenmeye ihtiyaç duyanlar için uygundur. Herhangi bir pilates egzersiz programına başlamadan önce, bir uzmana danışmak ve egzersizleri doğru şekilde öğrenmek için alanında bilgi sahibi tecrübeli eğitmen eşliğinde çalışmak da verimli antrenman programı için önemlidir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/pilates-vucudu-guc-ve-esneklik-veriyor-398930">Pilates Vücudu Güç ve Esneklik Veriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
