<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>vitamin | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/vitamin/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/vitamin</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 08 May 2026 21:09:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>vitamin | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/vitamin</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Avokado, domates ve havuçla birlikte tüketilmeli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/avokado-domates-ve-havucla-birlikte-tuketilmeli-632762</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 21:09:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[avokado]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[birlikte]]></category>
		<category><![CDATA[diyet]]></category>
		<category><![CDATA[domates]]></category>
		<category><![CDATA[havuçla]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Yağlar]]></category>
		<category><![CDATA[tüketilmeli]]></category>
		<category><![CDATA[tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[vitamin]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yardımcı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=632762</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günlük beslenmede doğru besinleri bir arada tüketmek, gıdalardan alınan vitamin ve minerallerin verimini artırıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/avokado-domates-ve-havucla-birlikte-tuketilmeli-632762">Avokado, domates ve havuçla birlikte tüketilmeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Günlük beslenmede doğru besinleri bir arada tüketmek, gıdalardan alınan vitamin ve minerallerin verimini artırıyor. Bu noktada, son yıllarda gittikçe daha fazla sofrada yer almaya başlayan avokadonun, zengin besin içeriğiyle öne çıkan seçeneklerden biri olduğunu vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, “Haftada 3-4 kez yarım porsiyon olacak şekilde kahvaltıda ya da öğle ve akşam öğünlerinde, özellikle salatalarla birlikte tercih edilebilen avokado, doğru besinlerle eşleştirildiğinde daha fazla fayda sağlıyor. Tam aksine, yüksek şekerli ve işlenmiş gıdalarla birlikte tüketimi ise bu faydaları azaltabiliyor” dedi.</strong></p>
<p>Avokadonun domates ve havuç gibi sebzelerle birlikte tüketilmesinin, yağda çözünen A, D, E ve K vitaminlerinin emilimini artırmaya yardımcı olacağını açıklayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, “Benzer şekilde ıspanak, roka ve marul gibi yeşil yapraklı sebzelerle birlikte tüketildiğinde bu besinlerde bulunan K vitamini ve antioksidanların vücut tarafından daha etkin kullanılmasını destekler. Ayrıca kinoa, esmer pirinç ve yulaf gibi tam tahıllarla birlikte alındığında, bu gıdalardan gelen lif miktarını destekleyerek sindirime katkı sağlar. Yumurta, tavuk ve balık gibi protein kaynaklarıyla birlikte tercih edildiğinde ise içerdiği sağlıklı yağlar sayesinde daha uzun süre tokluk hissi oluşmasına yardımcı olur” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Günde yarım avokado yeterli</strong></p>
<p>Faydalarının yanı sıra, avokadonun yüksek kalori ve yağ içeriği nedeniyle tüketiminde porsiyon kontrolüne dikkat edilmesi gerektiğine dikkat çeken Eren, “Sağlıklı bireyler için günlük yarım avokado tüketimi genellikle ideal kabul edilir. Bu miktar hem sağlıklı yağlardan faydalanmayı hem de dengeli kalori alımını destekler. Ancak avokado tüketiminin, kişinin yaşam tarzı ve beslenme hedeflerine göre değişmesi gerektiği unutulmamalı. Örneğin kilo vermeyi hedefleyen bireylerin daha küçük porsiyonları tercih etmesi uygun olabilir. Öte yandan aktif bir yaşam tarzına sahip olanlar, avokadonun sağladığı enerji ve sağlıklı yağlardan daha fazla yararlanabilir. Düşük karbonhidratlı veya ketojenik diyetlerde ise avokado, beslenme planında daha sık yer bulabilir” dedi.</p>
<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, avokadonun faydalarını sıraladı:</p>
<ol>
<li>Avokado, tekli doymamış yağ asitleri açısından zengindir. Bu yağlar, kalp sağlığını korur ve kötü kolesterol seviyelerini düşürmeye yardımcı olabilir.</li>
<li>Avokado; potasyum, K vitamini, E vitamini, C vitamini ve B vitamini gibi birçok vitamin ve mineral içerir. Özellikle potasyum, kan basıncını düzenlemeye yardımcı olur.</li>
<li>Avokado, sindirim sağlığını destekleyen ve tokluk hissi sağlayan diyet lifi açısından zengindir. Bu da kilo kontrolüne yardımcı olabilir.</li>
<li>Avokado, göz sağlığı için önemli olan lutein ve zeaksantin gibi antioksidanlar içerir. Bu maddeler, yaşa bağlı makula dejenerasyonu ve katarakt riskini azaltabilir.</li>
<li>Avokadodaki sağlıklı yağlar ve potasyum, kalp sağlığını korumaya yardımcı olur. Ayrıca avokadonun düzenli tüketimi kan basıncını ve kolesterol seviyelerini dengeleyebilir.</li>
<li>Avokado yağı cildi nemlendirir ve saçların parlak, güçlü olmasına katkıda bulunur. İçerdiği E vitamini sayesinde ciltteki hücre yenilenmesini destekler.</li>
<li>Avokado düşük glisemik indekse sahip olduğundan, kan şekerini ani yükselmelerden koruyarak dengede tutar.</li>
<li>İçerdiği antioksidanlar ve sağlıklı yağlar sayesinde, vücutta iltihaplanmayı azaltabilir ve kronik hastalıkların önlenmesine katkıda bulunabilir.</li>
</ol>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/avokado-domates-ve-havucla-birlikte-tuketilmeli-632762">Avokado, domates ve havuçla birlikte tüketilmeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>5 Adımda Doğru Takviye Nasıl Seçilir?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/5-adimda-dogru-takviye-nasil-secilir-622435</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Mar 2026 07:29:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[eksik]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[seçilir]]></category>
		<category><![CDATA[takviye]]></category>
		<category><![CDATA[takviyeler]]></category>
		<category><![CDATA[ürün]]></category>
		<category><![CDATA[vitamin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622435</guid>

					<description><![CDATA[<p>Modern yaşam hızlandı, beslenme düzeni değişti, güneşle temas azaldı, yeni trend takviyeler ise hayatın tam ortasına yerleşti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/5-adimda-dogru-takviye-nasil-secilir-622435">5 Adımda Doğru Takviye Nasıl Seçilir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Modern yaşam hızlandı, beslenme düzeni değişti, güneşle temas azaldı, yeni trend takviyeler ise hayatın tam ortasına yerleşti. Raflar vitamin, mineral ve bitkisel desteklerle dolup taşarken, her gün yeni bir madde gündeme geliyor. Ancak “Her düşük değer takviye gerektirir mi? Popüler desteklerin gerçekten işe yaradığını nasıl anlarız? Etiket ve doz güvenilir mi?” gibi sorular giderek daha fazla önem kazanmaya başladı. <strong>Acıbadem Life Danışmanı Aile Hekimi Prof. Dr. İsmet Tamer vitamin takviyesini seçmenin altın ipuçlarını paylaşıyor.</strong></p>
<p><strong>VİTAMİNE GERÇEKTEN İHTİYACINIZ VAR MI?</strong></p>
<p>Günümüzde pek çok kişi, yaşam temposu ve beslenme düzenindeki değişiklikler nedeniyle eksik kaldığını düşündüğü vitamin ve mineralleri takviyelerle tamamlamaya yöneliyor. Geleneksel beslenme biçimlerinin yerini işlenmiş gıdalara bırakması, taze sebze-meyve tüketiminin azalması mikro besin alımını düşürürken; kapalı ofislerde uzun saatler çalışma, güneş ışığına daha az maruz kalma gibi modern yaşam faktörleri özellikle <strong>D vitamini başta olmak üzere çeşitli eksiklikleri artırıyor.</strong> Öte yandan gelişmiş laboratuvar testleri sayesinde belirti vermeyen eksiklikler daha sık tespit ediliyor, sosyal medya ve pazarlama dili ise “doğal, mucize, hızlı etki” söylemleriyle takviyelere olan ilgiyi körüklüyor. Bu noktada laboratuvar değerlerinin tek başına belirleyici olmadığına dikkat çeken <strong>Prof. Dr. İsmet Tamer</strong>, “Tahlilde değerin düşük çıkması her zaman takviye başlanacağı anlamına gelmez. Eksikliğin derecesi, klinik bulgular ve risk faktörleri birlikte değerlendirilmelidir. Bazı hafif düşüklüklerde yaşam tarzı düzenlemesi yeterliyken, ciddi düzeylerde hedefe yönelik tedavi gerekebilir” diyerek bilinçli yaklaşımın önemini vurguluyor.</p>
<p><strong>HER YENİ BİLEŞEN MUTLAKA ALINMALI MI?</strong></p>
<p>Takviye pazarında her gün yeni bir bileşen gündeme geliyor. Yakın dönemde popülerleşen berberin buna iyi bir örnek. Peki yeni maddeler gerçekten yeterli bilimsel kanıtla mı destekleniyor, yoksa trend etkisiyle mi hızla yaygınlaşıyor? <strong>Prof. Dr. İsmet Tamer</strong>’e göre burada en kritik nokta, “etkinlik ve güvenlik verisinin randomize kontrollü bilimsel çalışmalarla desteklenmesi”. Bazı bileşenler için umut vadeden sonuçlar bulunsa da çalışmaların kapsamı, katılımcı sayısı ve kullanılan dozlar büyük farklılık gösterebiliyor. <strong>Tamer</strong>, “ Bitkilerde doğal olarak bulunan berberin bileşiği üzerine kan şekeri ve lipid profili gibi parametrelerde olumlu sonuçlar bildiren yayınlar mevcut; ancak uzun dönem güvenlik verisi ve standart doz netliğine dair yeterli kanıt henüz sınırlı” diyerek temkinli yaklaşılması gerektiğinin altını çiziyor. <strong>Prof. Dr. İsmet Tamer</strong>, özellikle sosyal medya etkisiyle hızla yayılan takviyeler konusunda uyarıda bulunuyor ve “Bir madde popüler oldu diye hemen kullanmaya başlanmamalı; hele ki tedavi amacıyla ve mevcut ilaçlarla birlikte alınacaksa mutlaka bir hekim görüşü alınmalı” diyor. </p>
<p><strong>VİTAMİN TAKVİYESİNİN İÇİNDE VİTAMİNİ YOKSA?</strong></p>
<p>Vitamin ve bitkisel takviyelerin içerik güvenilirliğinin hem dünyada hem Türkiye’de en çok tartışılan başlıklardan biri olduğunu belirten <strong>Prof. Dr. İsmet Tamer</strong>, “Bağımsız laboratuvarların yaptığı analizlerde zaman zaman ürün etiketinde yazan etken maddenin ya çok düşük oranda bulunduğu ya da hiç bulunmadığı tespit edilebiliyor. Bu durum şaşırtıcı değil. Gıda takviyeleri ilaçlar kadar sıkı onay süreçlerinden geçmediği için kalite kontrol üreticinin beyanına ve uyguladığı standartlara bağlıdır. Bağımsız kuruluşlarca test yapılmadığında etiket ile içerik arasında tutarsızlık görülebilir. Özellikle online satış platformlarındaki her ürün denetimlerden geçmediği için dikkatli olunması gerekiyor” diyor. </p>
<p><strong>DOĞRU TAKVİYE SEÇME REHBERİ </strong></p>
<p>Tüketicilerin takviye seçerken dikkat etmesi gereken noktalar konusunda pratik bir “alışveriş kontrol listesi” hazırlayan <strong>Prof. Dr. İsmet Tamer</strong>, doğru ürün tercihinin sandığımızdan daha kritik olduğunu belirtiyor. Buna göre takviye satın alırken şu adımlar göz önünde bulundurulmalı:</p>
<p><strong>Etiket mutlaka incelenmeli.</strong> Etken maddenin adı ve miktarı şeffaf şekilde yazıyor mu? Her bileşenin dozu belirtilmiş mi? Yan etki, gebelik–emzirme ve çocuk kullanımı uyarıları yer alıyor mu?</p>
<p><strong>Bağımsız test sertifikaları önemli.</strong> USP, NSF, ConsumerLab gibi kuruluşların doğrulama logosu ürünün güvenilirliğini artırır. Üretim yeri, GMP bilgisi ve marka iletişim detayları net olmalı.</p>
<p><strong>İlaç kullanıyorsanız dikkat!</strong> Bitkisel ve doğal takviyeler ilaçlarla etkileşime girebilir. Düzenli ilaç kullananlar mutlaka hekim görüşü almalı.</p>
<p><strong>Amaç net olmalı.</strong> Destek amaçlı mı yoksa belirli bir eksiklik için mi kullanılıyor? Spesifik eksiklik şüphesinde önce test, ardından hedefe yönelik ürün seçimi yapılmalı.</p>
<p><strong>Fiyat tek kriter değildir.</strong> Çok ucuz ürünler kalite şüphesi yaratabilir; en pahalısı da en iyi anlamına gelmez. Bilimsel veri ve sertifika her zaman fiyatın önündedir.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Tamer</strong>, takviyelerin herkes için rutin bir ihtiyaç olmadığını vurgulayarak, “Yeni bir madde popüler oldu diye hemen uzun süreli kullanıma başlanmamalı. Güvenilir kanıta, ürün doğrulamasına ve hekim değerlendirmesine dayanan seçim en sağlıklı yaklaşımdır” diyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/5-adimda-dogru-takviye-nasil-secilir-622435">5 Adımda Doğru Takviye Nasıl Seçilir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Günde 50-100 tel saç kaybı normal</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gunde-50-100-tel-sac-kaybi-normal-617877</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Mar 2026 12:19:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[diker]]></category>
		<category><![CDATA[Dökülme]]></category>
		<category><![CDATA[günde]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[normal]]></category>
		<category><![CDATA[saç]]></category>
		<category><![CDATA[Saç Dökülmesi]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tel]]></category>
		<category><![CDATA[ürünler]]></category>
		<category><![CDATA[vitamin]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617877</guid>

					<description><![CDATA[<p>Duşta ele gelen saçlar, yastıkta kalan teller, aynada fark edilen seyrelmeler… Saç dökülmesi, kadın erkek fark etmeksizin birçok kişiyi etkileyen yaygın bir durum.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gunde-50-100-tel-sac-kaybi-normal-617877">Günde 50-100 tel saç kaybı normal</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Duşta ele gelen saçlar, yastıkta kalan teller, aynada fark edilen seyrelmeler… Saç dökülmesi, kadın erkek fark etmeksizin birçok kişiyi etkileyen yaygın bir durum. Çoğu zaman mevsimsel ve geçici olsa da bazen hormonal değişimlerin, vitamin eksikliklerinin, bağışıklık sistemi hastalıklarının ya da yoğun stresin işareti olabiliyor. Saç kaybının genellikle paniğe yol açtığını belirten Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Dermatoloji Uzmanı Dr. Hicran Ercan Diker, “Saç dökülmesi ilk etapta ciddi bir hastalığı düşündürmez ancak uzun sürüyor, giderek artıyor ve belirgin incelme ya da açılma görülüyorsa bir dermatoloji uzmanına başvurmak önemli” dedi.</strong></p>
<p>Saçın doğal bir büyüme döngüsü var. Tellerin yaklaşık yüzde 85–90’ı 2–6 yıl sürebilen aktif büyüme evresindeyken yüzde 10–15’i dinlenme ve dökülme aşamasındadır. Bu nedenle günde 50-100 tel saç kaybının fizyolojik olarak normal kabul edildiğinin altını çizen Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Dermatoloji Uzmanı Dr. Hicran Ercan Diker, “Mevsim geçişlerinde, özellikle ilkbahar ve sonbaharda dökülme artabilir ancak saç çizgisinde belirgin bir açılma olmaz. Genellikle birkaç ay içinde dökülme kendiliğinden azalır ve yeni saç çıkışı görülür yani saçın kalınlığı ve hacminde ciddi bir değişiklik yaşanmaz. Buna karşılık günlük dökülmenin belirgin şekilde artması, saç ayrımının genişlemesi, tepe ya da şakaklarda gözle görülür seyrelme, saçın incelip hacmini kaybetmesi ve kaş, kirpik ya da vücut kıllarında azalma varsa bir uzmana başvurmak faydalı olur” dedi.</p>
<p><strong>Kadınlarda seyrelme, erkeklerde saç çizgisi gerilemesi</strong></p>
<p>Erkeklerde en sık görülen saç dökülmesi tipinin genetik yatkınlıkla ilişkili olduğunu ve halk arasında erkek tipi dökülme olarak bilindiğini açıklayan Dr. Hicran Ercan Diker, “Bu tip genellikle 20’li ve 30’lu yaşlarda başlar. Saç çizgisi şakaklardan geriye doğru çekilir ya da tepe bölgesinde açılma olur. Çoğu erkekte ailede benzer bir öykü bulunur. Kadınlarda ise dökülme daha çok saçın genelinde seyrelme şeklinde görülür. Ön saç çizgisi çoğu zaman korunur ancak tepe bölgesinde hacim azalması fark edilebilir. Doğum ve emzirme dönemi, menopoz ve diğer hormonal değişimler, yoğun âdet kanamalarına bağlı demir eksikliği ile B12 ve D vitamini eksiklikleri kadınlarda sık karşılaşılan nedenler arasındadır. Uykusuzluk, yoğun stres, hızlı kilo kaybı ve şok diyetler de saç dökülmesini artırabilir” dedi.</p>
<p><strong>Demir, çinko, B12, folik asit ve D vitamini saç sağlığında etkili </strong></p>
<p>Stres, yetersiz beslenme ve bazı kronik hastalıkların, saç köklerinin büyüme sürecini etkileyebileceğinden bahseden Dr. Diker, “Özellikle ani stres, enfeksiyon, ameliyat ya da ağır bir hastalık sonrasında saçlar normalden daha erken dinlenme dönemine geçebilir ve buna bağlı olarak ani ve yaygın dökülme görülebilir. Beslenme eksiklikleri ve emilim sorunları da bu süreci etkiler. Demir, çinko, protein, B12, folik asit ve D vitamini eksiklikleri saçın sağlıklı uzamasını zorlaştırabilir. Diyabet, tiroit hastalıkları ve bağışıklık sistemiyle ilişkili bazı hastalıklar da saçın büyüme döngüsünü bozarak dökülmeye yol açabilir” dedi.</p>
<p><strong>Saç dökülmesinin altında yatan sebepler araştırılır </strong></p>
<p>Özellikle doğum ya da bir enfeksiyon ardından başlayan geçici saç dökülmeleri hastaları çok endişelendirebiliyor. Bu tip dökülmelerin çoğu zaman altı ila dokuz ay içinde kendiliğinden toparladığını vurgulayan Dr. Diker, “Bu süreçte yapılan en büyük hatalardan biri kontrolsüz vitamin ve takviye kullanımı. Çünkü her saç dökülmesi vitamin eksikliğine bağlı değildir ve bilinçsizce kullanılan ürünler tam tersi şekilde zarar verebilir. Tedavide öncelikle altta yatan neden araştırılır, gerçekten bir vitamin ya da mineral eksikliği saptanırsa buna yönelik takviye planlanır, sistemik bir hastalık varsa ilgili branşlarla birlikte yönetilir. Gerekli durumlarda mezoterapi, PRP ya da lazer destekli uygulamalar da değerlendirilebilir. Hangi yöntemin uygun olacağı ise yapılan incelemeler ve muayene bulgularına göre belirlenir” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>Muayenede saç çekme testi yapılıyor </strong></p>
<p>Saç dökülmesi tanısında, hasta öyküsünün ayrıntılı dinlenmesinin çok kıymetli olduğunu dile getiren Dr. Diker, “Dökülmenin ne zaman başladığı, artıp artmadığı, ailede benzer bir durum olup olmadığı ve eşlik eden hastalıklar sorgulanır. Muayenede saç çekme testi yapılarak her çekişte ele gelen saç sayısına bakılır. Gerekli görüldüğünde hemogram, vücudun demir deposunu gösteren Ferritin değeri, B12, folik asit, D vitamini ve tiroit hormonları gibi kan testleri istenir. Saçta yuvarlak açılmalar, kaş ya da kirpik kaybı veya ek bir sorun varsa farklı cilt hastalıkları da değerlendirilir” dedi.</p>
<p><strong>Saç bakım ürünlerinin içeriğine dikkat edilmeli</strong></p>
<p>Saç dökülmesini azaltmak için dengeli beslenmenin ve yeterli protein alımının önemli olduğunu vurgulayan Diker, “Vitamin ve mineral dengesini korumak için gerekli durumlarda diyetisyen desteği alınabilir. Aynı zamanda kozmetik ürün seçiminde de bilinçli davranılmalı. Kuaför ya da kozmetik mağazalarında tavsiye edilen ürünler yerine, dermatologların önerdiği ve belirtilen süre boyunca kullanılan ürünler daha güvenli bir alternatif sunar. İçeriği bilinmeyen ürünler saç derisinde hassasiyete yol açabilir ve dökülmeyi artırabilir” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gunde-50-100-tel-sac-kaybi-normal-617877">Günde 50-100 tel saç kaybı normal</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vitamin, protein ve kreatin takviyeleri böbrekleri yorabiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/vitamin-protein-ve-kreatin-takviyeleri-bobrekleri-yorabiliyor-610807</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Feb 2026 09:03:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[Böbrek Hasarı]]></category>
		<category><![CDATA[böbrekleri]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[hipertansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[kreatin]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[protein]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[takviyeleri]]></category>
		<category><![CDATA[tuz]]></category>
		<category><![CDATA[uçar]]></category>
		<category><![CDATA[vitamin]]></category>
		<category><![CDATA[yorabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610807</guid>

					<description><![CDATA[<p>Böbrek hastalıkları dünya genelinde giderek büyüyen ciddi bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vitamin-protein-ve-kreatin-takviyeleri-bobrekleri-yorabiliyor-610807">Vitamin, protein ve kreatin takviyeleri böbrekleri yorabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Böbrek hastalıkları dünya genelinde giderek büyüyen ciddi bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor. Güncel verilere göre, dünya genelinde <strong>yaklaşık 850 milyon kişi</strong> böbrek hastalığıyla mücadele ediyor. Uzmanlar, bu artışın hatalı alışkanlıklar ve çevresel etkenler sebebiyle önümüzdeki yıllarda daha da hızlanacağı uyarısında bulunuyor. Türkiye’de de tablo endişe verici boyutlara ulaşmış durumda.<strong> </strong>Ülkemizde yaklaşık 7,5 milyon kişi kronik böbrek hastası; bu rakam, her 6-7 erişkinden 1’inde görüldüğü anlamına geliyor. Genellikle belirti vermeden sinsice ilerlemesi nedeniyle çoğu zaman geç tanı konulan kronik böbrek hastalığı geri dönüşü olmayan sorunlara yol açabiliyor; böbrek yetmezliğiyle sonuçlanabiliyor!  Bu özelliğiyle, dünyada <strong>ölüme neden olan hastalıklar arasında her geçen yıl üst sıralara yükseliyor</strong>. <strong>Acıbadem Altunizade Hastanesi</strong> <strong>Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, </strong>bu nedenle böbrek sağlığında düzenli hekim kontrollerinin ve koruyucu önlemlerin yaşamsal önem taşıdığına dikkat  çekerek,  “Sağlıklı beslenmek, yeterli sıvı almak, tuz tüketimini azaltmak, ilaç ve takviye ürünlerini doktor kontrolünde kullanmak, tansiyon ve kan şekeri için hekim takibinde olmak, böbreklerimizin uzun yıllar sağlıklı çalışmasını sağlayabilmektedir. Ayrıca,  erken teşhis için yılda bir kez rutin ultrason taraması yapılması da son derece önemlidir” diyor. <strong>Doç.</strong> <strong>Dr. Zuhal Atan Uçar,</strong> böbreklerimizde hasar oluşturan etkenleri anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! </p>
<p><strong>Diyabet: Böbrek hasarının en yaygın nedeni</strong></p>
<p>Diyabet, dünya genelinde ve ülkemizde böbrek hastalıklarının en sık görülen nedeni olarak karşımıza çıkıyor. Araştırmalara göre, tip 2 diyabet hastalarının yaklaşık yüzde 30-40’ında böbrek hasarı gelişiyor. Çünkü, uzun süre yüksek seyreden kan şekeri, böbreklerin süzme birimi olan damarlarında yapısal hasara yol açarak, diyabetik nefropati gelişmesine sebep oluyor. Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar,<strong>  </strong>böbreklerdeki hasar tedavi edilmediğinde ilerleyerek diyaliz tedavisi ve böbrek nakli ihtiyacına kadar ilerleyebildiğini belirtiyor. </p>
<p><strong>Önlemek için:</strong> Diyabete bağlı böbrek hasarını önlemenin en etkili yolu; kan şekerinin hedef değerlerde tutulması, düzenli idrar ve kan tahlilleri ile hasarın erken dönemde saptanması. <strong> </strong>Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, erken tanı ve doğru tedaviyle böbrek yetmezliği gelişiminin yıllarca geciktirilebildiğine, hatta tamamen önlenebildiğine dikkat çekiyor.</p>
<p><b> <strong>Hipertansiyon: Böbrekleri sessizce yıpratan tehlike</strong>Kontrolsüz hipertansiyonu olan hastalarda <strong>kronik böbrek hastalığı gelişme riski 3–4 kat artıyor. </strong> Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, ancak hipertansiyonun çok yaygın  görülmesine rağmen toplum tarafından genellikle ciddiye alınmadığı uyarısında bulunarak,   “Günümüzde her 3 erişkinden 1’i tansiyon hastasıdır. Hastaların önemli bir kısmı ya tanı almamıştır ya da tedavisini düzenli olarak sürdürmemektedir. Bu durum, hipertansiyonu böbrekler için <strong>en tehlikeli risk faktörlerinden biri</strong> haline getirmektedir. Çünkü, uzun süre yüksek seyreden tansiyon, tüm damarlarda olduğu gibi böbrek damarlarında da hasara yol açmaktadır” diye konuşuyor. Önlemek için: Düzenli kan basıncı takibi, tuz tüketiminin azaltılması ve tedavinin aksatılmaması, hipertansiyonun böbrekler üzerindeki yıkıcı etkilerini büyük ölçüde önleyebiliyor. A<strong>şırı tuz tüketimi: Böbrek hasarını tetikleyen önemli bir etken</strong>Aşırı tuz tüketimi, böbrek sağlığını olumsuz etkileyen <strong>önlenebilir risk faktörlerinin başında geliyor. Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, </strong>Türkiye’de günlük tuz tüketiminin önerilen miktardan 3 kat daha fazla olduğunu hatırlatarak, “Tuz alımının artması, vücutta sıvı dengesinin bozulmasına ve tansiyonun yükselmesine neden olmaktadır. Bu durum, özellikle tansiyon ve böbrek hastalarında ciddi bir risk oluşturmaktadır” uyarısında bulunuyor. Deniz tuzu, kaya tuzu, Himalaya tuzu ya da rafine tuzun tamamının böbrekler üzerinde aynı zararlı etkilere sahip olduğuna işaret eden Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, “Böbrek sağlığı açısından belirleyici olan tuzun çeşidi değil, tüketilen miktarıdır. Bilimsel çalışmalar, tuz tüketiminin azaltılmasının kan basıncını düşürdüğünü ve böbrek fonksiyon kaybının ilerlemesini yavaşlattığını göstermektedir” diyor. Önlemek için: Sağlıklı kişiler, özellikle de risk grubunda olanlar için tuz kısıtlaması, böbrek sağlığının korunmasında kilit bir rol üstleniyor.  Takviye ürünler: Böbrek sağlığı için gizli tehlikeÇok sayıda bilimsel çalışmalar; vitamin, mineral, protein tozları ile kreatin gibi takviye olarak alınan ürünlerin <strong>gereksiz ve kontrolsüz kullanımının</strong> böbrek fonksiyonları üzerinde olumsuz etkiler oluşturabildiğini gösteriyor. Öyle ki takviye ürünleri kullanan kişilerin yaklaşık <strong>yüzde 10-20’sinin</strong> böbrek fonksiyon testlerinde klinik olarak anlamlı değişiklikler saptanmış. Bu ürünlerin, uzun  süreli kullanımında, sağlıklı kişilerde böbrek hasarı oluşturabildiği belirtiliyor. Bilimsel veriler, diyabet, hipertansiyon veya böbrek hastalığı olanlarda ürünlerin böbrek hasarını hızlandırdığını ortaya koyuyor. Önlemek için: Takviye ürünlerin ancak gerçek bir gereksinim varsa ve hekim önerisiyle kullanılmaları önem taşıyor. </b></p>
<p><strong>Obezite: Böbreklere de yük oluyor</strong></p>
<p><b>Dünyada ve ülkemizde adeta salgın boyutuna ulaşan obezitede, böbrek hastalığı 1.5-2 kat daha sık görülüyor. Her 5 kiloluk artış kronik böbrek yetmezliği riskini yüzde  20-30 oranında yükseltiyor.  Bunun nedeni ise obezitenin böbreklere <strong>hem doğrudan aşırı filtre yükü ve yağ birikimi</strong> yoluyla hem de <strong>dolaylı olarak hipertansiyon, insülin direnci ve inflamasyon</strong> üzerinden zarar vermesi. Önlemek için: Sağlıklı beslenmek ve ideal kilo aralığında olmak böbrek sağlığını korumanın temel adımlarını oluşturuyor. Ağrı kesici ilaçlar: Kontrolsüz kullanımı çok riskliÇok yaygın kullanılan ve kolayca ulaşılan ilaçlar olan ağrı kesiciler böbrek dolaşımını sağlayan mekanizmalar üzerine etki ederek hem akut hem de kronik böbrek yetmezliğine neden olabiliyor. Çok kısa süre kullanımı bile son dönem böbrek yetmezliğiyle sonuçlanabiliyor. Kontrolsüz alınması sağlıklı kişiler için bile sakıncalıyken, özellikle böbrek yetmezliği riski yüksek olan hipertansiyon ve diyabet hastalarında  daha büyük tehdit oluşturuyor. Önlemek için: Gerekli olduğu durumlarda, hekim kontrolünde, uygun doz ve sürede kullanılması böbrek hasarını önlüyor.  Sigara: Böbrek damarlarında hasar oluşturuyor</b></p>
<p>Sigara dumanında bulunan nikotin, karbon monoksit ve ağır metaller, tüm damarlarda olduğu gibi, böbrek damarlarında da işlev bozukluğuna yol açabiliyor. Bu maddeler doğrudan böbrek dokusuna ulaşarak hücresel düzeyde de hasara neden olabiliyor. Bunların yanı sıra vücutta iltihabi yanıtı artıran ve oksidatif stresi tetikleyen bir etki oluşturabiliyor. Bilimsel çalışmalar, bu faktörlerin etkisiyle sigara içen kişilerde kronik böbrek hastalığı gelişme riskinin içmeyenlere göre daha yüksek olduğunu gösteriyor. Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, “Özellikle diyabet ve hipertansiyon gibi ek risk faktörleri olan hastalarda sigaranın böbrekler üzerindeki olumsuz etkisi daha belirgin hale gelmektedir ve son dönem böbrek yetmezliği gelişimi hızlanmaktadır” diyor. </p>
<p><strong>Önlemek için:</strong><strong> </strong>Sigaraya hiç başlanmaması, kullanılıyorsa hemen bırakılması böbrek sağlığında büyük önem taşıyor. </p>
<p><b> </b></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vitamin-protein-ve-kreatin-takviyeleri-bobrekleri-yorabiliyor-610807">Vitamin, protein ve kreatin takviyeleri böbrekleri yorabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her 5 kadından 1&#8217;i bu sorunu yaşıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/her-5-kadindan-1i-bu-sorunu-yasiyor-608817</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Jan 2026 07:53:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[kadından]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[ürünleri]]></category>
		<category><![CDATA[vitamin]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608817</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde en sık görülen cilt hastalıklarından biri olan akne, genelde ergenlik dönemi sorunu gibi algılansa da, son yıllarda yetişkinlerde, özellikle kadınlarda belirgin bir artış gösteriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-5-kadindan-1i-bu-sorunu-yasiyor-608817">Her 5 kadından 1&#8217;i bu sorunu yaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde en sık görülen cilt hastalıklarından biri olan akne, genelde ergenlik dönemi sorunu gibi algılansa da, son yıllarda yetişkinlerde, özellikle kadınlarda belirgin bir artış gösteriyor. Öyle ki 25 yaş ve üzerindeki her 5 kadından 1’i akne problemiyle mücadele ediyor. Akne çoğu zaman ‘nasılsa geçer’ düşüncesiyle ihmal edildiği için ağrılı kistlere, ciltte kalıcı iz ve leke oluşumuna yol açabiliyor! <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi </strong><em> </em><strong>Dermatoloji Uzmanı Dr. Vildan Şengöz,</strong> bu nedenle aknelerin mutlaka erken dönemde tedavi edilmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Tedaviye erken başlanması aknenin şiddetlenmesini ve ciltte kalıcı iz ile leke bırakmasını engelleyebiliyor. Ancak, tedaviden başarılı sonuç alınabilmesi için hekimin önerdiği tedavinin aksatılmaması büyük bir önem taşıyor. Geçmiş yıllarda aknenin cilt ile sınırlı olduğu ve sadece bakım ürünleri   veya  cilt üzerine sürülen ilaçlarla iyileşeceği düşünülüyordu. Günümüzde ise aknenin sistemik bir metabolizma sorununun parçası olduğu biliniyor. Bu nedenle, akne tedavisinde bütüncül bir yaklaşımın benimsenmesi gerekiyor” diyor.   Aknenin oluşumunda genetik yatkınlıktan çok hormonal değişimler, inflamasyon ve hatalı yaşam alışkanlıklarının sorumlu olduğunu belirten <strong>Dermatoloji Uzmanı Dr. Vildan Şengöz,</strong> akneye neden olabilen yaşam alışkanlıklarını anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! </p>
<p><strong>Gece bu saatler arasında uyanık kalmak</strong></p>
<p>Gece geç saatlere kadar uyanık kalınması akneye sebep olan etkenler arasında ilk sıralarda yer alıyor. Melatonin hormonu gece 23:00 &#8211; 02:00 saatleri süresince salgılanıyor. Bu zaman diliminde, melatonin hormonu, beyin başta olmak üzere, bağ dokusunun ve cildin yenilenmesini sağlıyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Vildan Şengöz, sağlıklı gece uykusunun cildi içten temizlediğini ve parlaklık sağladığını, hatta en etkili cilt bakım ürünlerinden bile daha faydalı olduğunu belirtiyor. Bu saat aralığında uyanık kalmak ise cildin doğal onarım sürecini önlüyor ve akne oluşumuna zemin hazırlıyor. </p>
<p><strong>Kozmetik ürünlerini bilinçsizce uygulamak</strong></p>
<p>Bilinçsizce satın alınan yıkama ve peeling ürünleri çoğu zaman cilt bariyerine zarar veriyor. Hekim olmayan kişilerin önerisiyle ürün alan, peeling gibi işlemleri sık sık ve hatalı şekilde uygulayan kişilerde en sık görülen sorun cilt pH’ının bozulması oluyor. Peeling işlemi cildin üst tabakasını aldığı için parlak görünüm sağlasa da  cildin koruyucu tabakasını zayıflatıyor. Bariyerini kaybeden cilt ise bakteriyel enfeksiyonlara açık hale geliyor ve bunun sonucunda akne gelişebiliyor. Hekim önerisi olmadan kullanılan doğal ürünler de akne oluşumunun diğer nedenlerinden. Koruyucu bariyerini kaybeden cilt bakteriyel enfeksiyonlara daha açık hale gelince, akne gelişimi kaçınılmaz oluyor. </p>
<p><strong>Siyah noktaları sıkmak</strong></p>
<p>Aknenin ilk evresi genelde komedon, halk arasındaki bilinen adıyla siyah nokta oluyor. Bu lezyonların sıkılması veya koparılması, bakterilerin eklenmesiyle süreci daha da şiddetlendiriyor ve derin izlerle sonuçlanabiliyor. Bu nedenle, sadece komedon sorunu olsa bile dermatoloji uzmanına başvurulması ve hekim önerisiyle uygun cilt bakım ürünlerinin kullanılması büyük önem taşıyor. </p>
<p><strong>Vitamin ve mineral takviyelerini hatalı kullanmak</strong></p>
<p>D vitamini, ferritin, folik asit, çinko ile magnezyum gibi vitamin ve mineraller cilt sağlığı açısından büyük önem taşıyorlar. D vitamini seviyesi 50’nin altına düştüğünde aknenin daha da şiddetlendiği biliniyor. Gerekli zamanlarda A vitamini ve türevleri de tedaviye eklenebiliyor. Dr. Vildan Şengöz, akne tedavisinde bu takviyelerin doğru zamanda ve doğru dozda alındığında iyileşmeyi desteklediklerini ve iz kalma riskini azalttıklarını anlatarak, “Ancak, vitamin ve mineral takviyeleri mutlaka kişiye özel değerlendirilmeli. Çünkü, yanlış veya yüksek dozda alındıklarında akne oluşumuna zemin hazırlayabiliyor” uyarısında bulunuyor.</p>
<p><strong>Fazla kahve içmek</strong></p>
<p>Yetişkinlerde aşırı kahve tüketimi kafeinin diüretik etkisi nedeniyle hücrelerdeki su ve minerallerin vücuttaki atılımını hızlandırıyor. Zaten yağ oranı yüksek olan cildin iyice nemini kaybetmesine ve bunun sonucunda akne oluşumuna sebep olabiliyor.  </p>
<p><strong>İşlenmiş gıdalar ve şekerli besinler tüketmek</strong></p>
<p>Aşırı işlenmiş ve besin değerini yitirmiş paketli gıdalar, şekerli besinler ile trans yağları içeren gıdaların yanı sıra proteinden fakir ve karbonhidrattan zengin beslenme şekli insülin direncini arttırıyor. Ciltte yağ üretimini hızlandıran insülin direnci de akne oluşumuna yol açan ve şiddetini tetikleyen önemli faktörler arasında yer alıyor.</p>
<p><strong>Kızartmalar ve trans yağlara dikkat! </strong></p>
<p>Cilt sağlıklı yağlara ihtiyaç duyuyor. Zeytinyağı, ceviz, keten tohumu ve balık gibi omega-3 içeren gıdaların düzenli tüketilmeleri cilt sağlığını destekliyor. Kızartmalar ve trans yağlar ise inflamasyonu artıran ve hormon dengesini bozan etkileri nedeniyle akne oluşumuna sebep olabiliyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-5-kadindan-1i-bu-sorunu-yasiyor-608817">Her 5 kadından 1&#8217;i bu sorunu yaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaş ilerledikçe bağışıklık da zayıflıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yas-ilerledikce-bagisiklik-da-zayifliyor-604067</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Jan 2026 11:21:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[Bağışıklık Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[bağlı]]></category>
		<category><![CDATA[Fonksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[ilerledikçe]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Aytaç Atamer]]></category>
		<category><![CDATA[vitamin]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=604067</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Gastroenteroloji ve Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, yaşlanma sürecinde bağışıklık sisteminde meydana gelen değişimler ve beslenme ile doğru vitamin kullanımının bu süreci nasıl etkilediği hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yas-ilerledikce-bagisiklik-da-zayifliyor-604067">Yaş ilerledikçe bağışıklık da zayıflıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Gastroenteroloji ve<strong> </strong>Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, yaşlanma sürecinde bağışıklık sisteminde meydana gelen değişimler ve beslenme ile doğru vitamin kullanımının bu süreci nasıl etkilediği hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Yaşlanma, bağışıklık sisteminin zayıflamasına ve hastalık riskinin artmasına neden olur! </strong></p>
<p>İnsan ömrünün uzadığını hatırlatan Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Toplumun yaş ortalaması giderek artıyor. Yaşlanma ile tüm organ sistemlerinde olduğu gibi bağışıklık sisteminde de bir takım değişiklikler oluyor.” dedi.</p>
<p>Bağışıklık sisteminin görevinin bizi enfeksiyonlardan, kanserden ve otoimmün hastalıklardan korumak olduğunu ifade eden Prof. Dr. Atamer, “Bağışıklık sistemi fonksiyonlarındaki yaşlanmaya bağlı azalma ile bu hastalıklar daha sık görülmeye başlar. Yaşlanmanın bir sonucu olarak bağışıklık sistemi belli bir oranda baskılanır. Bazı özelleşmiş bağışıklık hücrelerinin sayısı oransal olarak azalsa da esas sorun bağışıklık sisteminin fonksiyonlarındaki bozulmalar sonucu yanıt vermesi gereken durumlarda yetersiz veya orantısız yanıt vermesidir. Yaşlılarda bağışıklık sisteminin yetmezliği tanısının konulması daha zor olabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Zamanla bedensel fonksiyonların çevresel faktörlere uyum sağlama yeteneğinde azalma görülür!</strong></p>
<p>Bağışıklık sistemimizin tüm yaşantımız boyunca görev yaptığını kaydeden Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Tüm sistemlerde olduğu gibi bağışıklık sistemimizde de değişiklik oluşur.” dedi.</p>
<p>Yaşlanmanın insan yaşamının doğal ve değişmez bir süreci olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Atamer, “Bu süreçte zamana bağlı olarak bedensel fonksiyonların çevresel faktörlere uyum sağlama yeteneğinde azalma görülür. Tüm bu değişiklikler genetik özellikler, yaşam tarzı ve hastalıklar gibi nedenlere bağlı olarak her bireyde farklı bir hızla ortaya çıkabilir. Zamana bağlı ortaya çıkan değişiklikler fonksiyon kaybına neden olur. Organ sistemlerinde genel kontrol mekanizmaları azalır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Beslenme, yaşa bağlı bağışıklık kaybını yavaşlatabilir! </strong></p>
<p>Beslenmenin, yaşa bağlı bağışıklık kaybını yavaşlatabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Özellikle Omega-3, B 12 vitamini, kalsiyum ve demir gibi eksiklikler bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olur.” dedi.</p>
<p>Bu nedenle ileri yaşlarda bağışıklık sistemi için sofrada mutlaka tam tahıllar, karbonhidratlar, yeterli miktarda protein ve yeterli miktarda sebze ve meyve bulunması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Atamer, “Vitamin ve mineral takviyelerinin bağışıklık sistemini güçlendirdiğine dair yapılan çalışmalar vardır. İleri yaşlarda özellikle D vitamini, B 12 vitamini ve kalsiyum eksikliği sık görülebilir, bu nedenle takviye olarak alınması gerekebilir. A, E vitaminleri, folik asit ve C vitamini de yeterli miktarda alınmalı. Bunun dışında yeterli düzeyde spor yapılmalı, dengeli beslenme ihmal edilmemeli, sigara ve alkolden uzak durulmalıdır.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Vitamin kullanımı, hekim kanaatine ve yapılan tetkiklere göre belirlenmeli! </strong></p>
<p>Halk arasında çok vitamin almanın bağışıklığı güçlendirdiği ifadesinin yanlış olduğunun altını çizen Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Çünkü gerektiğinden fazla alınan vitaminlerin bir kısmı vücutta depolanarak vücuda zarar verebilir, fazlası ise idrar ile atılır.” dedi.</p>
<p>Vitamin kullanımının tamamen hekim kanaatine ve yapılan tetkiklere göre belirlenmesi gerektiğini aktaran Prof. Dr. Aytaç Atamer, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Özellikle diyabet, hipertansiyon veya kalp hastalığı olan bireylerde kullanılan ilaçlar nedeniyle beslenmenin buna göre düzenlenmesi gerekir. Kronik hastalıklara bağlı olarak bağışıklık sistemi zayıflayabilir.</p>
<p>Bu nedenle güçlendirici tarzda gıdalar tüketilmeli. İlaç kullanan kişilerde ilaca bağlı olarak besin emilimi ve bağışıklık sistemi etkilenebilir. Örneğin tansiyon ilacı kullananlarda idrar kaybı olduğu için yeterli miktarda sıvı tüketilmesi faydalıdır. Yeterli D vitamini alınması gerekir ve fiziksel hareket çok önemlidir. Yaşlılık döneminde günlük kalori ihtiyacı azalır. Bu kişiler daha az yemek yeme eğilimindedir. Oysa bu dönemde üç ana, üç ara öğün şeklinde beslenilmeli. Protein ve lif içeriği yüksek besinler ile sebze ve meyve yeterli miktarda tüketilmeli. Günlük su tüketimi ise en az iki litre olmalı.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yas-ilerledikce-bagisiklik-da-zayifliyor-604067">Yaş ilerledikçe bağışıklık da zayıflıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dondurucu kış günlerinde sağlıklı yaşam için…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dondurucu-kis-gunlerinde-saglikli-yasam-icin-602632</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Jan 2026 11:50:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[dondurucu]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[günlerinde]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[kolesterol]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[testleri]]></category>
		<category><![CDATA[vitamin]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=602632</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dondurucu soğukların hakim olduğu kış günlerinde, kapalı ve kalabalık ortamlarda geçirilen sürenin artması ve virüslerin çok kolay bulaşması nedeniyle, solunum yolu enfeksiyonları hızla artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dondurucu-kis-gunlerinde-saglikli-yasam-icin-602632">Dondurucu kış günlerinde sağlıklı yaşam için…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dondurucu soğukların hakim olduğu kış günlerinde, kapalı ve kalabalık ortamlarda geçirilen sürenin artması ve virüslerin çok kolay bulaşması nedeniyle, solunum yolu enfeksiyonları hızla artıyor. <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Edvin Murrja</strong> “Kış ayları yalnızca soğuklarla değil; solunum yolu enfeksiyonlarının artması, kronik hastalıkların alevlenmesi, bağışıklığın zayıflaması ve kalp-damar hastalıklarının sıklaşmasıyla da bilinir. Bu nedenle kış aylarında yapılacak kapsamlı bir check-up, pek çok sağlık riskini erkenden fark etmeye ve mevsimsel hastalıklardan korunmaya fayda sağlar. Kış öncesi bazı testlerin yapılması; özellikle 50 yaş üzeri kişiler, kronik hastalığı olanlar, sigara içenler, fazla kilolu bireyler ve sık enfeksiyon geçirenler için kritik önem taşır” diyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Edvin Murrja sağlıklı bir kış için yaptırılması gereken tetkikleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>
<ul>
<li><strong>Temel kan testleri</strong></li>
</ul>
<p>Özellikle kışın sık görülen halsizlik, sık hastalanma vb şikayetlerin nedeninin basit bir kan testiyle ortaya çıktığını belirten Dr. Murrja şöyle konuşuyor: “Tam Kan Sayımı (Hemogram): Anemi, enfeksiyon veya bağışıklık sorunları açısından önemlidir. CRP / Sedimantasyon: Vücutta gizli enfeksiyon ya da inflamasyonu gösterir. Kan Şekeri, insülin direnci, HbA1c: Diyabet eğilimi veya kontrolsüz diyabeti tespit eder. Elektrolitler (Sodyum, Potasyum, Kalsiyum, Magnezyum): Su dengesi ve kalp ritim bozukluğu açısından önemlidir.”</p>
<ul>
<li><strong>Karaciğer ve Böbrek Fonksiyon Testleri</strong></li>
</ul>
<p>Karaciğer ve böbrekler, vücudun filtre sistemi olarak görev yapar. Ancak bu organlardaki sorunlar çoğunlukla sinsice ilerler. Kışın ilaç kullanımının artması, yetersiz su tüketimi ve  beslenme alışkanlıklarındaki değişiklikler bu iki organı zorlayabilir. Yapılacak testlerle, olası sorunların erken dönemde fark edilerek önlem alınabileceğini belirten Dr. Murrja bu testleri şöyle sıralıyor: “ALT, AST: Karaciğer yağlanması veya hasarını gösterir. Üre – Kreatinin: Böbrek fonksiyon bozukluklarını erken yakalamada kritik önem taşır.”</p>
<ul>
<li><strong>Kolesterol Testleri</strong></li>
</ul>
<p>Kış aylarında hareket azalırken, yüksek kalorili ve yağlı besinlere yönelim artabildiğinden,  kolesterol seviyeleri olumsuz etkilenebilir. Kolesterol testleri, kalp ve damar hastalıkları açısından risk taşıyan kişilerin erken dönemde belirlenmesini sağlar. Özellikle fark edilmeyen yüksek kolesterol, ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Dr. Murrja; “LDL (kötü kolesterol), HDL (iyi kolesterol) ve Trigliserid değerleri kalp-damar sağlığının en temel belirteçleridir” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Tiroit Fonksiyonları</strong></li>
</ul>
<p>Üşüme, kilo alma, halsizlik, unutkanlık ve ruh hali değişimleri kışın sık görülür. Bu şikayetlerin nedeninin bazen tiroit bezinin düzensiz çalışması olabildiğini belirten Dr. Murrja şöyle konuşuyor: “Tiroit fonksiyon testleri, metabolizmanın dengede olup olmadığını gösterdiğini ve şikayetlerin kaynağını netleştirmeye yardımcı olur. Kış aylarında özellikle Hashimoto tiroiditi ve hipotroidi belirtileri daha kolay alevlenebilir. TSH ve fT4 düzeylerinin tespiti çok önemlidir.” </p>
<ul>
<li><strong>Vitamin ve Mineral Değerlendirmesi</strong></li>
</ul>
<p>Kışın güneş ışığı azaldığından D vitamini eksikliği sık görülür. D vitamininin yanı sıra B12, demir ve magnezyum gibi değerlerin de eksikliği enfeksiyonlara daha açık hale gelinmesine neden olabilir. Dr. Edvin Murrja vitamin ve mineral değerlerine yönelik testler yaptırılmadan gelişigüzel vitamin ve mineral kullanımının fayda yerine çok ciddi zararlara yol açabileceğini vurgulayarak şöyle diyor: “Vitamin D, B12-Folat, Demir ve Ferritin değerlerine mutlaka bakılmalı, eksiklik varsa doktor önerisiyle takviye kullanılmalıdır.”</p>
<ul>
<li><strong>Akciğer Değerlendirmesi</strong></li>
</ul>
<p>Soğuk hava, grip ve benzeri solunum yolu enfeksiyonları akciğerleri doğrudan etkiler. Sigara içenler veya sık öksüren, nefes darlığı yaşayan, sık enfeksiyon geçirenler için akciğer değerlendirmesi büyük önem taşır. Erken yapılan kontrollerin, olası risklerin büyümeden kontrol altına alınmasında kritik önem taşıdığını belirten Dr. Edvin Murrja “Akciğer Grafisi ve Fiziksel muayene mutlaka yaptırılmalıdır” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Kardiyovasküler Tarama</strong></li>
</ul>
<p>Soğuk hava damarların büzülmesine neden olarak kalbin daha fazla efor sarf etmesine yol açar. Bu durum özellikle kalp-damar hastalığı riski taşıyanlar için önemlidir. Kardiyovasküler taramalar, kalbin yükünü ve damar sağlığını ortaya koyarak olası riskleri önceden gösterir. Dr. Murrja “Kışın hipertansiyon ve kalp krizi riski arttığından, tansiyon takibinin düzenli yapılması, EKG ve gerekli kişilerde EKO hayati önem taşır. Özellikle de göğüs ağrısı, nefes darlığı, çabuk yorulma gibi şikayetler varsa geciktirilmeden yapılmalıdır” diye konuşuyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dondurucu-kis-gunlerinde-saglikli-yasam-icin-602632">Dondurucu kış günlerinde sağlıklı yaşam için…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Günümüzün En Yaygın Hastalığı Depresyon Ama…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gunumuzun-en-yaygin-hastaligi-depresyon-ama-576667</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Sep 2025 14:12:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirtiler]]></category>
		<category><![CDATA[Benzer]]></category>
		<category><![CDATA[bozuklukları]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[günümüzün]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[tanısı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tiroid]]></category>
		<category><![CDATA[vitamin]]></category>
		<category><![CDATA[yaygın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576667</guid>

					<description><![CDATA[<p>Depresyon, günümüzde en yaygın ruh sağlığı sorunlarından biri olarak öne çıkıyor. Depresyona yönelik toplumsal farkındalığın artması bir yandan hastalığın erken tanısında önemli rol oynuyor ancak bir dezavatantajı da beraberinde getiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gunumuzun-en-yaygin-hastaligi-depresyon-ama-576667">Günümüzün En Yaygın Hastalığı Depresyon Ama…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Depresyon, günümüzde en yaygın ruh sağlığı sorunlarından biri olarak öne çıkıyor. Depresyona yönelik toplumsal farkındalığın artması bir yandan hastalığın erken tanısında önemli rol oynuyor ancak bir dezavatantajı da beraberinde getiriyor. Çünkü depresyon, benzer belirtiler gösteren farklı hastalıklarla da karıştırılabilir. Harvard Üniversitesi tarafından yapılan araştırmalara göre her 20 kişiden 1’i yanlış depresyon tanısı alıyor olabilir. Anemi, vitamin eksiklikleri, tiroid bozuklukları ve hormonal dengesizlikler gibi durumların depresyonla karıştırılabildiğini belirten <strong>Acıbadem Life Klinik Psikoloğu Cansu Çelik,</strong> ‘Her mutsuzluk depresyon değildir; hem bedeni hem zihni birlikte değerlendirmek tedavi başarısında kritik rol oynar’ diyor.”</p>
<p><strong>SADECE DEPRESYONDA GÖRÜNMEYEN BELİRTİLERE DİKKAT!</strong></p>
<p>Depresyon, günümüzde en yaygın ruh sağlığı sorunlarından biri olarak öne çıkıyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre dünya çapında yetişkinlerin yaklaşık %5’i depresyondan etkileniyor ve kadınlarda bu oran daha yüksek. Depresyonun uzun süreli üzüntü, ilgi kaybı, enerji düşüklüğü, uyku ve iştah değişimleri, konsantrasyon bozuklukları gibi belirtilerle kendini gösterdiğini belirten <strong>Klinik Psikolog Cansu Çelik</strong>, “Depresyon, çoğu zaman psikoterapi, ilaç tedavisi ve yaşam tarzı değişiklikleriyle kontrol altına alınabiliyor. Ancak depresyonun tanısını zorlaştıran faktörlerde mevcut. O da başka sağlık sorunlarının da benzer semptomlar göstermesi” uyarısında bulunuyor. </p>
<p><strong>DEPRESYON, ANEMİDEN MENOPOZA PEK ÇOK PROBLEMLE KARIŞTIRILABİLİR </strong></p>
<p>Harvard Üniversitesi tarafından yapılan araştırmalara göre depresyon tanısı alan her 20 yetişkinden 1’inin teşhisi yanlış olabilir. Bunun da en önemli etkeni başka hastalıkların depresyon belirtileri ile benzer semptomlar göstermesi. Anemi, vitamin eksiklikleri (B12, folat, D vitamini), tiroid bozuklukları, hormonal dengesizlikler, kan şekeri düzensizlikleri ve menopoz gibi durumların tıpkı depresyonda olduğu gibi yorgunluk, motivasyon kaybı, uyku bozuklukları ve duygu durum değişiklikleriyle kendini gösterebildiğini belirten <strong>Acıbadem Life Klinik Psikolog Cansu Çelik, “</strong>Dünya Sağlık Örgütü (WHO), aneminin dünya çapında özellikle kadınlar ve çocuklarda yaygın olduğunu ve tedavi edilmediğinde ruh hali üzerinde olumsuz etkiler yarattığını vurgular. Benzer şekilde, vitamin B12 ve folat eksiklikleri de yorgunluk, konsantrasyon sorunları, unutkanlık ve motivasyon kaybı gibi depresyonla örtüşen belirtiler yaratır. D vitamini eksikliği, kas zayıflığı, enerji düşüklüğü ve duygu durum değişimleriyle yine depresyonu taklit edebilir. Kronik yorgunluk sendromu ve fibromiyalji gibi kas-iskelet sistemi hastalıkları da hem sürekli ağrı hem de uyku bozuklukları yoluyla depresif bir tablo çizebilir. Tiroid bozuklukları, özellikle hipotiroidi, enerji azalması, kilo artışı, depresif ruh hali ve zihinsel yavaşlama gibi belirtilerle kolayca depresyonla karıştırılabilir. Kan şekeri düzensizlikleri ve diyabet, yorgunluk, kilo değişimi, sinirlilik ve motivasyon kaybıyla benzerlik gösterirken, hormonal dengesizlikler —özellikle doğum sonrası depresyonla karıştırılabilecek postpartum tiroidit gibi durumlar— da ayırıcı tanıyı güçleştirir. Menopoz döneminde östrojen seviyelerinin azalmasıyla ortaya çıkan uyku problemleri, duygusal dalgalanmalar ve odaklanma zorlukları ise yine depresyon tanısını düşündürebilir. Tüm bu sağlık sorunlarının ortak noktası, depresyonu andıran ama altta farklı biyolojik nedenlere dayanan semptomlar üretmeleri ve bu nedenle doğru tanı konulmadan tedaviye başlanmasının riskler taşımasıdır” uyarısında bulunuyor. </p>
<p><strong>DEPRESYONDA DOĞRU TANI İÇİN </strong></p>
<p>Günümüzde basit laboratuvar testleri ile anemi, vitamin eksiklikleri, tiroid bozuklukları ve hormonal dengesizlikler gibi depresyonu taklit eden durumların hızla tespit edilebildiğini belirten <strong>Acıbadem Life Klinik Psikolog Cansu Çelik, “</strong>Depresif belirtiler görüldüğünde kan tahlilleri, vitamin düzeyleri ve tiroid fonksiyon testleri gibi biyolojik kontrollerin yapılması, hem doğru tanı hem de etkili tedavi için kritik önem taşıyor. Unutmayın, her mutsuzluk depresyon değildir; zihni ve bedeni birlikte değerlendirmek, hayatın geri kalanını değiştirecek en değerli adımdır” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gunumuzun-en-yaygin-hastaligi-depresyon-ama-576667">Günümüzün En Yaygın Hastalığı Depresyon Ama…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu hastalıklar sağlığınızı tehdit etmesin!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bu-hastaliklar-sagliginizi-tehdit-etmesin-574152</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Sep 2025 10:30:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[balık]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[etmesin]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığınızı]]></category>
		<category><![CDATA[sonbahar]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[vitamin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=574152</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaz aylarında sıcak havalar hamilelik döneminde hormonların etkisiyle daha yoğun hissedilirken vücuttaki su kaybı da fazla oluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-hastaliklar-sagliginizi-tehdit-etmesin-574152">Bu hastalıklar sağlığınızı tehdit etmesin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında sıcak havalar hamilelik döneminde hormonların etkisiyle daha yoğun hissedilirken vücuttaki su kaybı da fazla oluyor. Dolayısıyla sonbahar mevsimi yaz aylarına göre anne adayları için daha konforlu bir dönem. <strong>Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Seyhan Özleme</strong>, ancak bu avantajlarının yanı sıra sonbahar aylarında enfeksiyon hastalıkları da yaygınlaştığı için anne adaylarının dikkatli olmaları gerektiğini belirterek, “Bu enfeksiyonlar daha çok nezle, grip, larenjit ve bademcik iltihabı gibi üst solunum yolu enfeksiyonları ve gastroenterit, yani bağırsak enfeksiyonlarıdır. Hamilelik döneminde bağışıklığın daha düşük olması nedeniyle enfeksiyonlar anne adaylarında daha ağır seyredebilir ve bu durum uzun sürdüğünde bebekte gelişim geriliğiyle sonuçlanabilir” diyor. <strong>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Seyhan Özleme,</strong> sonbahar mevsimini sağlıklı geçirmeniz için almanız gereken önlemleri anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu. </p>
<p><strong>Maske takın, ellerinizi sık sık yıkayın! </strong></p>
<p>Sonbahar dönemi üst solunum yolu enfeksiyonlarını da beraberinde getiriyor. Dolayısıyla, bu dönemde kalabalık ortamlarda maske takmalı ve yakın temastan kaçınmalısınız. Ayrıca dış ortamdan geldikten sonra veya başka insanlarla temas ve tokalaşmanın ardından ellerinizi en az 20 saniye bol sabunla yıkamanız da enfeksiyonlardan korunmanız için çok önemli. </p>
<p><strong>Grip aşınızı mutlaka yaptırın</strong></p>
<p>Hamilelik sürecinde bağışıklığınız daha düşük olduğu için grip daha ağır seyrediyor, bunun sonucunda pnömoni (zatürre), hastane yatışı gerektiren durumlar ve uzun süren enfeksiyonlarda bebekte gelişim geriliği<strong> </strong>gibi ciddi sorunlar oluşabiliyor. Bu nedenle, gripten korunmak için hamilelik döneminde de grip aşısı öneriliyor. Dr. Seyhan Özleme, “Grip aşısı canlı virüs aşısı değildir ve uzun dönem çalışmalarda anne adaylarında güvenli olduğu ortaya konmuştur. Dolayısıyla, hamileliğin özellikle 3’üncü ayı sonrasında grip aşınızı yaptırabilirsiniz“ diyor. </p>
<p><strong>C vitamininden zengin besinleri daha çok tüketin</strong></p>
<p>Dengeli ve  sağlıklı beslenme, yeterli vitamin alımı da hem sizin bağışıklığınız hem de bebeğinizin sağlıklı gelişimi için büyük bir öneme sahip.    Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Seyhan Özleme, hamilelik döneminde beslenmenizde dikkat etmeniz gereken kuralları şöyle özetliyor: “Öğünleriniz az az, sık sık olmalı; her besin grubunu dengeli olarak içermelidir. Bağışıklığınızı güçlendirmek için özellikle C vitamininden zengin besinlere diyetinizde daha çok yer vermelisiniz. Sonbahar aylarında    C vitamininden en zengin olan besinler; turunçgiller, limon, ıspanak, brokoli, kırmızı lahana, pırasa ve kividir.” </p>
<p><strong>Bu besinlerden uzak durmanız şart! </strong></p>
<p>Sonbahar dönemi sadece üst solunum yolları enfeksiyonları açısından değil, aynı zamanda mide gribi olarak bilinen gastroenterit salgınları açısından da riskli bir dönem. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Seyhan Özleme, “Brusella enfeksiyonları<strong> </strong>riski taşıdıkları için<strong> </strong>pastörize edilmemiş süt ve süt ürünlerinden özellikle kaçınmanız gerektiği uyarısında bulunarak, “Yapılan araştırmalar sonucunda, Brusella enfeksiyonlarının anne karnındaki bebekte doğum kusurlarına neden olabileceği vurgulanmıştır. Ayrıca,  hamileliğin ilk üç ayında iseniz yine bebeğinizde doğum kusurlarına yol açma riski nedeniyle toksoplazma enfeksiyonlarından kaçınmak için çiğ köfte, sushi, salam, sosis gibi çiğ et ürünlerinden de uzak durmalısınız” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Pamuklu ve çok terletmeyen kıyafetler giyin </strong></p>
<p>Günün sıcaklığına göre çok ince veya çok kalın giyinmemek de hamilelik sürecinde dikkat etmeniz gereken bir başka önemli noktayı oluşturuyor.    Hatalı kıyafet seçimi; yani havanın sıcaklığına göre çok ince veya çok kalın giyinmek vücut sıcaklığını olumsuz etkileyecek, enfeksiyonlara davetiye çıkaracaktır. Bu nedenle, sonbahar aylarında<strong> </strong>özellikle pamuklu, çok terletmeyen kıyafetler tercih etmelisiniz. </p>
<p><strong>Haftada bir kez mutlaka balık tüketin </strong></p>
<p>Anne adayının kemik kaybının, immun tolerans ile düşüğün önlenmesinde; bebeğin sağlıklı kemik gelişiminde, yeterli doğum kilosuna erişmesinde ve erken doğumun önlenmesinde D vitamini önemli bir rol oynuyor.  Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Seyhan Özleme,   yaz mevsiminin sona ermesiyle birlikte artan D vitamini açığını kapatmak için doktorunuzun tavsiye ettiği takviyelerin yanı sıra düzenli olarak balık tüketmeniz gerektiğini vurgulayarak,   “Haftada bir, mevsim balıklarını yemek, D vitamini ve omega açısından sizi ve bebeğinizi destekleyecektir. Ancak, büyük ve dipte yaşayan balıkların cıva birikimi fazla olacaktır. Dolayısıyla, balık tercih ederken çok büyük ve dip balıkları olmamasına, taze olmasına özen göstermeniz çok önemlidir” diyor. </p>
<p><strong>Bol bol su içmeyi alışkanlık edinin</strong></p>
<p>Hamilelik döneminde yeterli su içmemek ve bunun sonucunda dehidratasyon gelişmesi düşük ile erken doğum riskini artırabiliyor.  Her gün 1,5-2 litre su tüketimini gün içerisinde dengeli olarak sağlamanız sizi hem zinde tutacak, hem de dehidratasyonu önleyecektir.  </p>
<p><strong>Uyku saatleriniz düzenli olsun</strong></p>
<p>Sonbahar döneminde güçlü bir bağışıklık sistemi için en önemli faktörlerden biri de uyku düzeninin sağlanmasıdır. Dolayısıyla, her gün en az 7 saat uyumayı ihmal etmeyin.<strong> </strong></p>
<p><strong>Her gün 30 – 40 dakika yürüyüş yapın</strong></p>
<p>Hamilelik döneminde hareketinizi kısıtlayan tıbbi bir durumunuz yoksa, özellikle günün çok sıcak veya soğuk olmayan saatlerinde, örneğin akşamüzeri normal tempoda 30 – 40 dakika yürüyüş yapmayı alışkanlık edinin. Düzenli yürüyüş yapmak sırt ve bel ağrılarınızı azaltacak, kilo kontrolünüzü de olumlu yönde etkileyecektir.</p>
<p><strong>Cildinizi nemlendirmeyi unutmayın</strong></p>
<p>Sonbahar döneminde de güneşli havalarda yüzünüzü ve cildinizi korumak için en az 40 faktör, mineralli ve kimyasal içermeyen güneş koruyucunuzu sürmeyi alışkanlık edinin. Zira, hamilelik döneminde cilt kurumaya; buna bağlı kaşıntı ve çatlak oluşumuna yatkın oluyor. Düzenli nemlendirme sağlarsanız bu riski azaltabilirsiniz. Özellikle gün sonunda cildinizi; göğüs altı, kol altı, göbek çevresi ve baldırlar başta olmak üzere hamilelik dönemine uygun yağlarla masaj yaparak nemlendirin.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-hastaliklar-sagliginizi-tehdit-etmesin-574152">Bu hastalıklar sağlığınızı tehdit etmesin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kışın Enfeksiyonlara Doğal Kalkan: Vitamin ve Mineral Deposu Besinler!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kisin-enfeksiyonlara-dogal-kalkan-vitamin-ve-mineral-deposu-besinler-429867</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Dec 2023 07:24:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[besinler]]></category>
		<category><![CDATA[deposu]]></category>
		<category><![CDATA[doğal]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyonlara]]></category>
		<category><![CDATA[kalkan]]></category>
		<category><![CDATA[kışın]]></category>
		<category><![CDATA[mineral]]></category>
		<category><![CDATA[vitamin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=429867</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beslenme, sağlığı hem olumlu hem de olumsuz yönde etkileyen bir olgudur. Doğru beslenme ve yeterli vitamin-mineral desteği almak kış enfeksiyonlarına karşı vücut direncimizi yükseltir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kisin-enfeksiyonlara-dogal-kalkan-vitamin-ve-mineral-deposu-besinler-429867">Kışın Enfeksiyonlara Doğal Kalkan: Vitamin ve Mineral Deposu Besinler!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yetersiz ve kötü beslenme alışkanlığı vücut direncini düşürüyor! </strong></p>
<p>Beslenme, sağlığı hem olumlu hem de olumsuz yönde etkileyen bir olgudur. Doğru beslenme ve yeterli vitamin-mineral desteği almak kış enfeksiyonlarına karşı vücut direncimizi yükseltir. Dolayısıyla kış mevsimini sağlıklı halde geçirebilmek için beslenme düzeninizi gözden geçirmenizde fayda var. Çünkü yeterince enerji, protein, vitamin, mineral ve diğer besin ögelerinin eksikliği veya yetersizliği durumunda vücut sistemlerinin düzenli çalışması ve enfeksiyonlara karşı dirençli olması beklenilemez. Bundan dolayı yetersiz ve kötü beslenme alışkanlığı bulunan bireylerde enfeksiyon hastalıkları daha sık görülmektedir. </p>
<p><strong>Kış aylarında doğru beslenin, hastalıklara karşı güçlenin!</strong></p>
<p>Doğru ve yeterli beslenmenin hastalıklara karşı koruyucu bir etkisi vardır. Yeterince sebze ve meyve tüketen bireyler genellikle vitamin ve minerallerden büyük ölçüde yararlanmış olur. Özellikle antioksidanlardan (A, B grubu, C ve E vitaminleri, selenyum, bakır gibi mineraller ve bazı fenolik bileşikler) zengin beslenmek serbest radikalleri azaltarak bağışıklığı güçlendirmeye ve kış enfeksiyonlarına karşı vücudu korumaya destek olur.</p>
<ul>
<li>Portakal, mandalina, greyfurt, kivi, kuşburnu, kara mürver, limon, domates, kapya biber, yeşilbiber ve yeşil yapraklı sebzeler iyi birer C vitamini kaynağıdır. Bağışıklık sistemini güçlendirerek kış enfeksiyonlarına karşı vücut direncini artırır. Sağlıklı beslenmenin en önemli iki besin grubu sebze ve meyvelerdir. Bu nedenle günlük beslenme rutininizde en az 5 porsiyon taze sebze ve meyveye yer vermeniz gereklidir. </li>
<li>Zeytinyağı, ceviz, badem, fındık, ay çekirdeği, kabak çekirdeği gibi sağlıklı yağlar E vitamini kaynağıdır. Sağlıklı yağlara beslenmenizde yer vermek serbest radikallerin azalmasına ve bağışıklığın güçlenmesine destek olur.</li>
<li>Balık, karaciğer, yumurta ve süt grubu, havuç, kayısı, bal kabağı ve yeşil yapraklı sebzeler ise A vitamininden zengindir. Haftada 2 kez balık tüketmek, antioksidan etki gösteren omega-3 yağ asitleri sayesinde bazı hastalıklara karşı koruyucu rol üstlenir. </li>
<li>Sarımsak ve soğan vitamin, mineral deposu, güçlü bir antioksidan ve anti-inflamatuardır. Kış mevsiminde yemeklerinizde kullanmayı ihmal etmeyin.</li>
<li>Sofralarınızda yer vermeniz gereken iki ürün; yoğurt ve kefir, probiyotik özellikleri sayesinde bağırsak florasını destekleyerek bağışıklık sistemine destek olduğu bilinmektedir.</li>
<li>Enfeksiyonlara neden olan bakteri ve virüslerin çoğalmasını önleyen zencefil, birçok vitamin, mineralden ve lif açısından oldukça zengindir. Özellikle viral ve bakteriyel enfeksiyonlara karşı koruma sağlar. </li>
</ul>
<p>Sonuç olarak mevsimine uygun, çeşitli, yeterli ve dengeli besleniyor olmak mevsimsel enfeksiyonlara karşı zinde kalmamızı sağlayacaktır. </p>
<p>Sağlıklı beslenme rutininize ek olarak zaman zaman bağışıklığınızı desteklemek için tüketebileceğiniz bir içecek tarifine aşağıda ulaşabilirsiniz. </p>
<p><strong>Zencefilli bağışıklık destekleyici içecek;</strong></p>
<p>1 küçük boy taze zencefil kökü-30 gr</p>
<p>1 orta boy mandalina</p>
<p>1 küçük boy kivi</p>
<p>Yarım adet limon</p>
<p>1 çay kaşığı toz zerdeçal</p>
<p>1 çay kaşığı toz karabiber</p>
<p><strong>Hazırlanışı;</strong> </p>
<ul>
<li>Zencefil, mandalina, kivi ve limonun kabukları soyulduktan sonra pürüzsüz bir karışım elde edene kadar blenderize edin. </li>
<li>1 su bardağı su ile seyreltip içerisine toz zerdeçal ve karabiberi ekleyip karıştırın. Ara ara yarım çay bardağı ölçüsünde tüketebilirsiniz. </li>
</ul>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kisin-enfeksiyonlara-dogal-kalkan-vitamin-ve-mineral-deposu-besinler-429867">Kışın Enfeksiyonlara Doğal Kalkan: Vitamin ve Mineral Deposu Besinler!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vitamin ve Antioksidan Zengini Portakalın 10 Faydası</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/vitamin-ve-antioksidan-zengini-portakalin-10-faydasi-429174</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Dec 2023 13:00:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[antioksidan]]></category>
		<category><![CDATA[faydası]]></category>
		<category><![CDATA[portakalın]]></category>
		<category><![CDATA[vitamin]]></category>
		<category><![CDATA[zengini]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=429174</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış mevsiminin vazgeçilmez meyvesi portakal, içeriğinde bulunan yüksek C vitamini oranıyla en faydalı meyveler arasında bulunuyor. Narenciye türü olan ve turunçgiller ailesinden gelen portakal, taze meyve olarak tüketiminin yanı sıra;   taze sıkılmış suyu ve kurutulmuş haliyle de günlük beslenmede önemli bir yer tutuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vitamin-ve-antioksidan-zengini-portakalin-10-faydasi-429174">Vitamin ve Antioksidan Zengini Portakalın 10 Faydası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kış mevsiminin vazgeçilmez meyvesi portakal, içeriğinde bulunan yüksek C vitamini oranıyla en faydalı meyveler arasında bulunuyor. Narenciye türü olan ve turunçgiller ailesinden gelen portakal, taze meyve olarak tüketiminin yanı sıra;   taze sıkılmış suyu ve kurutulmuş haliyle de günlük beslenmede önemli bir yer tutuyor. Bireylerin günde 1-2 adet portakal yemesi C vitaminin alınması için yeterli olurken, bu meyvenin tüketimi kişilerde hücre hasarını önleme, bağışıklık sistemini destekleme ve göz sağlığını koruma gibi yararlar sağlıyor. Asitli bir meyve olan portakalı özellikle gastrit, reflü, ülser gibi şikayeti olan hastaların sınırlı tüketmesi, bir yaş altı bebeklere de verilmemesi gerekiyor.  Memorial Ankara Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Ceyda Nur Kınay, portakalın faydaları ile ilgili bilgi verdi. </p>
<p><strong>C vitamini kaynağı</strong></p>
<p>C vitamini ve antioksidanlardan zengin bir narenciye türü olan portakal en çok ABD, Meksika ve Çin’de üretilirken, Alanya ve Finike portakalı sadece ülkemizde yetiştirilmektedir. Tatlı ve ekşi pek çok farklı çeşidi bulunan portakal, taze meyve olarak tüketilmesinin yanı sıra, taze sıkılmış suyu ve kurutulmuş haliyle de günlük beslenmede önemli bir yer tutmaktadır. Bir orta boy portakal yetişkin bir bireyin günlük C vitamini ihtiyacını karşılamak için yeterli gelirken; A vitamini, folik asit ve diyet lifi kaynağı olan portakalın faydaları şu şekilde sıralanabilir: </p>
<ol>
<li>İçerdiği C vitamini sayesinde hücre hasarını engeller ve kansere neden olan serbest radikaller ile savaşır.</li>
<li>Bağışıklık sistemini destekler ve mikroorganizmalara karşı korur.</li>
<li>Yaşa bağlı makula dejenerasyonunu yavaşlatarak göz sağlığını destekler.</li>
<li>Demir emilimini artırarak anemiyi iyileştirmeye yardımcı olur.</li>
<li>C vitamini stres hormonu olan kortizolü baskılayarak kan basıncının düzenlenmesine destek olur.</li>
<li>Diyabet, kalp ve damar hastalıkları, artrit ve Alzheimer gibi hastalıklarda inflamasyonu azaltmayı sağlar.</li>
<li>İçeriğindeki folik asit özellikle hamilelerde folik asit alımını destekleyerek doğumsal defektleri önlemeye yardımcı olur.</li>
<li>İçeriğindeki sitrat, böbreklerde kalsiyum birikimini önleyerek taş oluşumunun önüne geçebilir.</li>
<li>Portakal yağı bazı bakteri ve mantar türlerinin üremesini durdurmaya destek olup, stres düzeyini azaltarak anksiyete ve depresyonun azaltılmasına yardımcı olur. </li>
<li>Kabuğu ile birlikte kurutulmuş portakal iyi bir diyet lifi kaynağıdır. Bu nedenle bağırsak hareketlerinin düzenlenmesine ve kabızlığın önlenmesine yardımcı olurken; sindirim sistemi sağlığını da destekler. </li>
</ol>
<p><strong>Portakal içeriğindeki asit sindirim sistemi rahatsızlıklarına neden olabilir</strong></p>
<p>Bu kadar çok faydası olan portakalın asitli bir meyve olması bazı kişilerde sıkıntılara yol açabilmektedir. Özellikle gastrit, reflü veya ülser gibi sindirim sistemi rahatsızlığı olan kişilerde mide yanması, şişkinlik veya gaz gibi şikayetlere neden olabilmekte, kumarin grubu kan sulandırıcı ilaç kullanan kişilerin ise günlük portakal tüketimini bir adet ile sınırlandırması gerekmektedir. Ayrıca diyabet veya insülin direnci olan kişilerin daha iyi bir kan şekeri kontrolü sağlayabilmek adına portakalı ara öğünlerinde; yanına kavrulmamış kuruyemiş veya süt, yoğurt gibi bir protein kaynağı ile birlikte tüketmesi ve porsiyon kontrolüne özen göstermesi önerilmektedir.</p>
<p><strong>Yüksek tansiyon ve kolesterolü olanlara portakal suyu önerilmiyor</strong></p>
<p>Yüksek tansiyon tedavisinde kullanılan beta bloker grubuna giren celiprolol içeren ilaçları kullanan kişiler yüksek miktarda portakal suyu tüketiminden kaçınmalıdır. Çünkü yüksek miktarda portakal suyu tüketimi vücutta celiprolol düzeyini arttırabilmektedir. Yine yüksek kolesterolü olan kişilerin kullandığı pravastatin portakal suyu ile etkileşime girebilmektedir. Ayrıca ürtiker gibi alerjik semptomların tedavisinde kullanılan ve etken maddesi fexofenadin olan ilaçlar da portakal suyu ile etkileşim gösterebilmektedir. Portakal suyunun kandaki düzeyini yükselttiği ilaçlardan birisi de parazit tedavisinde kullanılmaktadır. İlaç kullanımı esnasında portakal suyu tüketim miktarına dikkat etmek yarar sağlamaktadır. Bununla birlikte alerji oluşturma sebebiyle bir yaşından önce bebeklere portakal ve portakal suyu verilmemesi önerilmektedir. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vitamin-ve-antioksidan-zengini-portakalin-10-faydasi-429174">Vitamin ve Antioksidan Zengini Portakalın 10 Faydası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye Voleybol Federasyonu ile Solgar Vitamin Sponsorluk Anlaşmasını İmzaladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiye-voleybol-federasyonu-ile-solgar-vitamin-sponsorluk-anlasmasini-imzaladi-410951</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Oct 2023 20:40:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[anlaşmasını]]></category>
		<category><![CDATA[federasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[imzaladı]]></category>
		<category><![CDATA[solgar]]></category>
		<category><![CDATA[sponsorluk]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[vitamin]]></category>
		<category><![CDATA[voleybol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=410951</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin en büyük gıda takviyesi markalarının başında gelen Solgar Vitamin, Türkiye Voleybol Federasyonu ile imzaladığı anlaşmayla voleybol milli takımlar ana sponsoru oldu</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiye-voleybol-federasyonu-ile-solgar-vitamin-sponsorluk-anlasmasini-imzaladi-410951">Türkiye Voleybol Federasyonu ile Solgar Vitamin Sponsorluk Anlaşmasını İmzaladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye’nin en büyük gıda takviyesi markalarının başında gelen Solgar Vitamin, Türkiye Voleybol Federasyonu ile imzaladığı anlaşmayla voleybol milli takımlar ana sponsoru oldu. Solgar Vitamin, 2 yıllık anlaşma kapsamında Filenin Sultanları ve Filenin Efeleri’nin Türkiye ve dünyadaki başarılarını destekleyecek. </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Gıda takviyesi alanında Türkiye’nin lider markalarından biri olan Solgar Vitamin ile Türkiye Voleybol Federasyonu, voleybol milli takımları için yeni bir iş birliğine imza attı. Solgar Vitamin, Türkiye Voleybol Federasyonu ile imzalanan anlaşma kapsamında voleybol milli takımlar ana sponsoru oldu. Sponsorluk anlaşması 2 yıllık bir süreci kapsayacak. Solgar Vitamin ayrıca, Filenin Sultanları ve Filenin Efeleri’nin Türkiye ve dünyadaki başarılarını desteklemeyi sürdürecek. </p>
<p> </p>
<p>Sponsorluk anlaşması için TVF Burhan Felek Vestel Voleybol Salonu’nda bir imza töreni düzenlendi. Törene, Türkiye Voleybol Federasyonu (TVF) Başkanı Mehmet Akif Üstündağ, Solgar Vitamin Türkiye CEO&#8217;su ve Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Ütebay, A Milli Kadın Voleybol Takımı sporcuları Aslı Kalaç ve Kübra Akman ile A Milli Erkek Voleybol Takımı sporcuları Burak Güngör ve Vahit Emre Savaş katıldı. </p>
<p> </p>
<p>Türkiye Voleybol Federasyonu (TVF) Başkanı Mehmet Akif Üstündağ, imza töreninde yaptığı açıklamada, “Türk voleybolu adına yine tarihi bir günde sizlerde bir aradayız. Hepinize hoş geldiniz diyorum. Yeni değer ortağımız Solgar’ı sizlere duyurmaktan dolayı mutluluk duyuyoruz. Yaptığımız anlaşma kapsamında Solgar, 2 yıl boyunca milli takımlar ana sponsoru olacak. Sponsorlarımızın bu yolda bize verdiği desteği her defasında belirtiyorum. Voleybolda gelinen noktada güzel işler yapmada en büyük destekçimizin sponsorlar olduğunun altını çizmek istiyorum. Türk voleybolunun her geçen gün neler yaptığını ve geldiği noktayı görüyoruz. Türk voleybolu hepimizin gururu olmaya devam ediyor. Türk voleybolun elde ettiği bu başarılarda çok büyük emekler var. Başta Solgar Türkiye CEO’su ve Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Ütebay olmak üzere tüm Solgar ailesine teşekkürlerimi sunuyorum” dedi. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>“Genç sporcuların gelişmesi için federasyonumuza destek olmayı hedefliyoruz”</strong></p>
<p>Solgar Vitamin Türkiye CEO&#8217;su ve Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Ütebay, “A Milli Kadın Voleybol Takımı&#8217;mız bu yaz Türk voleybol tarihinin en özel ve güzel başarılarına imza attı. Milletler Ligi ve Avrupa Şampiyonlukları’nın ardından Japonya’da düzenlenen Paris 2024 Olimpiyat Oyunları Elemeleri&#8217;ni başarıyla tamamlayarak, olimpiyatlara katılmayı garantileyen A Milli Kadın Voleybol Takımı&#8217;mızı bir kez daha tebrik ediyorum ve başarılarının devamını diliyorum” dedi. </p>
<p> </p>
<p>Ütebay, sözlerine şöyle devam etti: </p>
<p>“Bu değerli sponsorluk anlaşması için Türkiye Voleybol Federasyonu’muza çok teşekkür ediyorum. Voleybol Milli Takımlarımızın ana sponsoru olmaktan gurur duyuyoruz. Milli takımlarımızın gelecek başarılarında yanlarında olabileceğimiz bu ana sponsorluk anlaşmamızın süresi 2 yıl ama sonrasında da hep birlikte olmaya devam edeceğimize inanıyorum.</p>
<p> </p>
<p>Solgar Vitamin, 76 yıldır dünyada, 26 yıldır da Türkiye’de Gıda Takviyesi alanında köklü yer edinmiş bir marka. Biz Solgar Vitamin olarak marka misyonumuzda Sağlıklı Yaşam İlkelerini benimsedik ve çalışmalarımızı  bu çerçevede ilerletiyoruz. Tabii ki spor da “Sağlıklı Yaşam”ın çok önemli bir parçası ve Solgar Vitamin’in kullanıcılarına seslenmesi için çok doğru bir platform.</p>
<p> </p>
<p>Ama bu sponsorluğun bizim için başka ve daha derin bir anlamı da var. Voleybol Milli takımlarımız, azim, çalışma, birliktelik, iyi yönetim ve gelecek planlamasıyla başarının bir şans olmadığını bize gösterdiler. Özellikle Milli  Kadın Voleybol takımımızın bu seneki bir maraton niteliğindeki başarıları, şampiyonlukları, dünya liderliği göğsümüzü kabarttı ve bütün gençlere örnek oldu. Sadece sportif birer rol model olmadılar, kişilikleriyle de gençlerimize yol gösterdiler. 2 çocuğu olan bir baba olarak hepsine ayrıca teşekkür ederim. Türkiye’de ve dünyada performans gerektiren spor alanlarına yatırımlarımızı sürdürüyoruz. Milli Voleybol Takımlarımızın Vitamin Ana Sponsoru olmaktan dolayı çok mutluyuz.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiye-voleybol-federasyonu-ile-solgar-vitamin-sponsorluk-anlasmasini-imzaladi-410951">Türkiye Voleybol Federasyonu ile Solgar Vitamin Sponsorluk Anlaşmasını İmzaladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vitamin ilişki, bizi daha iyi bir versiyonumuza götürür</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/vitamin-iliski-bizi-daha-iyi-bir-versiyonumuza-goturur-375185</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 May 2023 11:42:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[bizi]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[götürür]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[iyi]]></category>
		<category><![CDATA[versiyonumuza]]></category>
		<category><![CDATA[vitamin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=375185</guid>

					<description><![CDATA[<p>Arkadaşınızın başarısıyla gurur duyuyorsanız “Vitamin İnsansınız”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vitamin-iliski-bizi-daha-iyi-bir-versiyonumuza-goturur-375185">Vitamin ilişki, bizi daha iyi bir versiyonumuza götürür</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Arkadaşınızın başarısıyla gurur duyuyorsanız “Vitamin İnsansınız”</strong></p>
<p><strong>Çevremizdeki insanları seçerken ‘benim ihtiyaçlarımı ne kadar önemsiyor, sınırlarıma, isteklerime ne kadar saygı duyuyor’ diye düşünmek gerektiğini belirten uzmanlar alınan verilen dengesinin daha keyifli ilişkiler yaşamamızı sağlayabileceğini söylüyor. Vitamin ilişkilerin, bizi olduğumuzun daha iyi bir versiyonuna götürdüğünü belirten Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, ilişkilerin kişilerin birbirini değiştirmeden, uygun olmayan, hoşlarına gitmeyen davranışları belirterek, sınırları koruyarak sürdürülmesi gerektiğini vurguluyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais hayatımızdaki vitamin ilişkilerin nasıl olması gerektiğine dair açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Vitamin ilişki, bizi daha iyi bir versiyonumuza götürür </strong></p>
<p>Sağlıklı yani ‘Vitamin ilişki’ denilen ilişkilerde kişilerin karşı tarafın ihtiyaçlarını gözettiklerini belirterek sözlerine başlayan Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, “Bu kişiler isteklerinizi, ihtiyaçlarınızı, duygularınızı önemserler. Bir kaygınız olduğunda bu kaygıyı önemserler. ‘Bunda da üzülecek ne var aman boş ver’ demezler. Sizinle oturup ilgilenirler, dinlerler, iyi hissetmeniz için çabalarlar. Hayatta bir adım atmak istediğinizde bu konuda sizi desteklerler, cesaret verirler. Empati ve dinleme becerileri yüksektir. Açık iletişimdedirler. Kendileri de neden hoşlandığını neden hoşlanmadığını söyler, sizin de söylemenizi bekler. Söylediğinizde de oturup konuşup bir uzlaşmaya varırlar. Vitamin ilişki, bizi olduğumuzun daha iyi bir versiyonuna götüren kişilerle yaşanan ilişkidir.” dedi. </p>
<p><strong>Alınan verilen dengesi daha keyifli ilişkiler yaşamamızı sağlayabilir</strong></p>
<p>Sosyal ilişkinin anlamının aslında sosyal destek olduğunu ifade eden Bhais, “Hayatı daha tatlı, güzel, neşeli, eğlenceli ve keyifli kılmaktır aslında. Hayatın kaotik süreçleri bizleri yıpratıyor. Hayat memnuniyetimiz düşüyor, psikolojik sıkıntılar artmaya başlıyor. Bu yüzden çevremizdeki insanları seçerken ‘benim ihtiyaçlarımı ne kadar önemsiyor, sınırlarıma, isteklerime ne kadar saygı duyuyor, ben bu kişinin isteklerine ne kadar saygı duyuyorum’ diye düşünmek gerekiyor. Hem alınana hem de verilene bakıyor olmak daha ılımlı ve ilişkiler yaşamamızı sağlayabilir.” tavsiyesinde bulundu. </p>
<p><strong>Arkadaşınızın başarısıyla gurur duyuyorsanız, siz vitamin insansınız</strong></p>
<p>“Toksik insanlarda kıskançlık duygularının daha fazla olmasını bekleriz.” diyen Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, “Siz başarı elde ettiğinizde bu kişiler bunu kıskanabilirler, bunu bir meydan okuma, kendisine verilen bir yetersizlik mesajı olarak görebilirler. Ama vitamin insanlar bunlardan gurur duyarlar. Arkadaşınızın başarısıyla gurur duyuyorsanız, onun adına seviniyorsanız, bu sizin iyi bir arkadaş ve vitamin insan olduğunuzu gösteriyor. Bunun için de aslında empati, öz güven gerekiyor. Başkasının başarısının beni tehdit etmediğini düşünmem için kendime güvenmem gerekiyor. Aksi takdirde o başarı beni tehdit ediyordur. ‘Eyvah o yaptı ben yapamadım, eyvah o benden daha iyi’ gibi bir kaygı ortaya çıkacaktır.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Kişiler birbirini değiştirmeye çalışmadan ilişkileri sürdürebilmeli</strong></p>
<p>Bhais, “Kişilerin birbirini değiştirmeden, uygun olmayan, hoşlarına gitmeyen davranışları belirterek, sınırları koruyarak ilişkileri sürdürebilmesi gerektiğini vurguladı ve sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>“Örneğin ben arkadaşımla her buluşmamızda yarım saat bekliyorum. Bu kişinin diğer alanlarda benden alıp verdikleri denkse, bana verdiği güven, değer, şefkat duygusu iyiyse ve tek kötü yanı geç kalmaksa kendimi ona göre ayarlayabilirim.  Bir sonraki buluşmalar için ben de geç çıkarım. Ama eğer ben karşı tarafı değiştirmeye çalışırsam, ‘sen nasıl bunu yaparsın, ben kaç zamandır bekliyorum, hiç mi değer vermiyorsun’ gibi sözler söylersem bu bana zarar verir. Hem sınırlarımı korumuyor, hem karşı tarafın değiştiremeyeceği bir şeyi değiştirmesi için çabalıyor, hem de onu değiştiremediğim için öfkeleniyor olurum.”</p>
<p><strong>Bütün ilişkilerde bireysel sınırlarımızı korumalıyız</strong></p>
<p>İlişkilerde aslında bireysel sınırlarımızı korumamız gerektiğini söyleyen Bhais, “Bireysel sınırları sorgulamayı şu şekilde ifade ediyor  “‘Ben ne istiyorum? Bana ne iyi geliyor? Bu yaptığım şey benim ne kadar ihtiyacım? Bana bir zararı var mı? Bu zararı göze alabilir miyim?’ Bütün ilişkilerde aslında bu başlıklar ve bu değerlendirme kriterleri üzerinden gittiğimizde, anne babayla olan ilişkiler dahil sınırları koruyabildiğimizde, sınır ihlalleri olduğunda ve bunu net bir şekilde ifade edebildiğimizde çok daha huzurlu ilişkiler kuruyoruz.” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>Sınır kavramını bilmeden hayata başlıyoruz</strong></p>
<p>Türk toplumu olarak bireysel sınırlarımızın fazla olmadığını kaydeden Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, “Hatta toplum olarak bireysel sınırlar çizmenin kötü bir davranış olduğunu bile düşünülebiliyoruz” diyerek sözlerini şu ifadelerle tamamladı:</p>
<p>“Biz Türk toplumu olarak genellikle birlikte karar vermeyi seviyoruz.  Böyle olunca o sınırlar kayboluyor. Kişi gelecekte hangi okula gidip hangi mesleği yapmak istiyor, hayatını kiminle birleştirmek istiyor, hangi şehirde yaşamak istiyorsa bunların hepsine kendisinin karar vermesi gerekiyor. Tersi olunca sınır kavramını bilmeden hayata başlıyoruz. İlerleyen yaşlarla birlikte edinilen deneyimler sonrası, kişi olgunlaşmaya geçiyor, sınırları koruyamamanın verdiği zararı görüyor ve kendini biraz daha korumaya çalışıyor.”  </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vitamin-iliski-bizi-daha-iyi-bir-versiyonumuza-goturur-375185">Vitamin ilişki, bizi daha iyi bir versiyonumuza götürür</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bilinçsiz Kullanılan Vitamin Takviyeleri Yarardan Çok Zazar Vermesin!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bilincsiz-kullanilan-vitamin-takviyeleri-yarardan-cok-zazar-vermesin-343931</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Jan 2023 12:36:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilinçsiz]]></category>
		<category><![CDATA[çok]]></category>
		<category><![CDATA[kullanılan]]></category>
		<category><![CDATA[takviyeleri]]></category>
		<category><![CDATA[vermesin]]></category>
		<category><![CDATA[vitamin]]></category>
		<category><![CDATA[yarardan]]></category>
		<category><![CDATA[zazar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=343931</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dış görünümleri albenili şişeler içinde sunulan besin takviyesi, mineral ve vitamin desteği hapları etkileyici geniş bir reklam potansiyeli ile her zaman almalı mıyım, almazsam zararlı mı çıkarım muhasebesini yaptığımız ilaçlardandır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bilincsiz-kullanilan-vitamin-takviyeleri-yarardan-cok-zazar-vermesin-343931">Bilinçsiz Kullanılan Vitamin Takviyeleri Yarardan Çok Zazar Vermesin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dış görünümleri albenili şişeler içinde sunulan  besin takviyesi, mineral ve vitamin desteği hapları etkileyici geniş bir reklam potansiyeli ile her zaman almalı mıyım, almazsam zararlı mı çıkarım muhasebesini yaptığımız ilaçlardandır.  İnternette gezinirken veya eczanenin takviye reyonuna adım attığınızda  sıra sıra birçok takviye ürünü görürsünüz. Çok sayıda tablet, kapsül, toz damla veya  içecek şeklinde sunulan takviye ürünü ile karşılaşırsınız. Bu ilaçlar gerçekten işe yarıyorlar mı? Hepsini aynı kefeye koyarak tek bir cevap vermek mümkün değildir.  Bazıları gereklidir ve son derece faydalıdır. Diğerleri doğru alındığında işe yarar; çoğu da alındığında faydadan çok zarar getirebilir. </p>
<p><strong>Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi Dahiliye bölümünden, Dr. Öğr. Üyesi Şeref Kamil Basmacıoğlu ‘bilinçsiz kullanılan vitamin takviyeleri’ hakkında dikkat edilmesi gerekenleri anlattı.</strong></p>
<p><strong>Sağlıklı beslenmek öncelik olmalı.</strong></p>
<p>Bizlerin üzerine düşen öncelikle sağlıklı bir diyet yapmaktır. Vücudunuzun ihtiyaç duyduğu besinleri aldığından gerçekten emin olmak istiyorsanız, sağlıklı bir diyetle başlayın, meyveler, sebzeler ve kepekli tahıllar dahil olmak üzere bitki bazlı gıdaların yanı sıra orta miktarda yağsız protein ve süt ürünleri ağırlıklı bir diyet anlamına gelir.  Mümkün olduğunda, işlenmiş yiyecekler yerine gerçek yiyecekler yiyin ve şekeri ve doymuş yağları minimumda tutulmalıdır. Bu emilimle ilgili bir probleminiz yoksa besin seçiciliğiniz yoksa ülkemizde mevsiminde yeterli meyve -sebze ile beslenmek, yeterli protein almakla mümkündür. Bu arada hedef yaş ve yaşımıza göre ihtiyacımız olan mikro besinlerin karşılanmasıdır. Yeterince, demir, kalsiyum, D vitamini, B12 vitamini içeren tek yönlü olmayan bir beslenme programı uygulamalıyız.  </p>
<p>Bu vitamin takviyesi almamak anlamına gelmez.  Sağlıklı bir diyetin genel sağlığınız için çok daha önemli ve etkili olduğu anlamına gelir. Sonuçta bunlar vitamin takviyeleri, vitamin ikameleri değil. Amaç sağlıklı bir diyetin yerini almak değil, onu desteklemektir. En popüler takviye seçeneklerinden biri multivitamindir ve birçok kişi onu beslenme için tek adres olarak görür. Sağlıklı bir diyet izlemiyorsanız ve planlamıyorsanız, muhtemelen bir multivitamin takviyesi ile başlamak istersiniz. Zaten dengeli bir diyet yerseniz, multivitamin almanın gerçek sağlık yararlarını görmezsiniz.</p>
<p>Standart multivitaminler, çeşitli vitamin ve minerallerin önerilen günlük alımının (RDI) yüzde 100&#8217;ünü içerir. Bununla birlikte, haplar fiziksel olarak bunu yapmaktan aciz olduğundan, birkaç multivitamin vücudunuzun tüm beslenme ihtiyaçlarını içerir. Çoğu kalsiyum, demir ve magnezyumu dışarıda bırakır. Elbette vücudunuz kalsiyum ve demiri aynı anda ememez, dolayısıyla bu bileşikleri bir arada içeren bir multivitaminden fayda görmezsiniz.</p>
<p> </p>
<p>Ayrıca, kanser riskinizi azaltan antioksidanlar içerdiğini iddia edenler gibi şüpheli sağlık iddialarında bulunan takviyeler anlamına gelen deneysel multivitaminlerle de karşılaşabilirsiniz. Bu eklenen bileşenlerin bazılarının gerçek bir etkisi yokken bazıları fayda sağlayabilir ama bu faydaların hangileri ne kadar kullanıldığında görüldüğü kanıtlanmamıştır, bazıları ise gerçekten zarar veriyor. Örneğin, çoğu önerilen günlük alımın 18 katı olan ve potansiyel olarak zararlı olan 400 IU&#8217;dan fazla E vitamini içerir. Fayda vermek bir tarafa fazla alınan E vitaminin erkeklerde prostat kanserini artırdığı gösterilmiştir. </p>
<p><strong>Bir multivitamin istiyorsanız, sadece standart olanı alın.</strong></p>
<p>Önemli bir konu da  macunlar,  özel ballar, özel karışımlar gibi  her zaman kaçınmanız gereken içinde ne kadar hangi maddeyi içerdiğini bilmediğimiz karışımlardır. Aldığınız bir ürün hangi öğeyi ne kadarını içerdiğini söylemiyorsa onu almayınız.Yaşlandıkça özellikle  65 yaş ve üzerindekilerin çok önemli bir kısmı düzenli olarak bir multivitamin veya başka bir vitamin veya mineral takviyesi alıyor.  Bu önemli bir maliyet oluşturuyor. Beslenme uzmanlarının söylediğine göre bu paranın  meyve, sebze, kepekli tahıllar ve az yağlı süt ürünleri gibi besin değeri yüksek gıdalara harcanması daha iyi olabilir.<strong>Bireysel Vitamin Takviyelerinin Faydaları</strong>Vitaminler ve mineraller vücudunuzu çok çeşitli şekillerde destekler ve bunların çoğu birlikte çalışır. Örneğin E vitamini DNA&#8217;yı onarmaya yardımcı olurken, B12 vitamini onu oluşturmaya yardımcı olur. A vitamini, kalsiyum ve D vitamini gibi kemik sağlığını destekler.Vücudunuz bu besinlerin çoğunu yiyeceklerden alır. Bununla birlikte, B12 gibi bazılarının bulunması daha zordur. Vücudumuzun ihtiyaç duyduğu bazı besinler yalnızca hayvansal ürünlerden geldiğinden, özellikle veganlar ve vejeteryanlar için geçerlidir. İyi bir sağlık sağlamak için, bu yaşam tarzlarını seçen kişilerin takviye alması gerekir.Laboratuar çalışmaları vücudunuzdaki eksiklikleri ortaya çıkarmaya yardımcı olur, bu nedenle sağlık uzmanınızla takviyeler hakkında konuşmanız faydalı olabilir. Ayrıca, vücudunuz bazı mineralleri yalnızca belirli bir şekilde alırsanız emdiği için size en iyi uygulamalar konusunda rehberlik edebilir. Bazıları yağlarla birlikte emilmelidir, diğerleri (kalsiyum ve demir gibi) birbirine karşı koyar ve diğerleri hap veya kapsül formundayken vücudunuz tarafından emilemez.<strong>Vitamin Takviyelerinin Riskleri Var mı?</strong>Sağlıklı bir diyetin yerini hiçbir takviye alamaz. Sağlıklı bir diyetin ne olduğundan emin değilseniz, doktorunuzla konuşun. Sağlık koşullarınıza göre ihtiyacınız varsa  desteklemek için yiyeceklerin bir listesini sağlayacaktır. Ülkemizde Vitamin D eksikliği önemli bir sağlık sorunudur. Yaygın olarak  eksikliği gösterilmesine  rağmen  bilinçsizce alındığında  zehirlenmeye neden olabilir. Omega-3 yağ asitleri ve B12 vitamini gibi ihtiyacınız olan her şeyi diyetinizden alamıyorsanız, bir takviye almanız gerekebilir. Bu konuda yine, doktorunuzla konuşun. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bilincsiz-kullanilan-vitamin-takviyeleri-yarardan-cok-zazar-vermesin-343931">Bilinçsiz Kullanılan Vitamin Takviyeleri Yarardan Çok Zazar Vermesin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
